Büyük Türkçe Sözlük

Sürüm No: 1.0 Açı klama Farabi

(veya ağ nıiçine) bakmak zın * ne söyleyeceğ beklemek. ini * onun sözüne göre davranmak. ... (bir) hâl almak * bir duruma gelmek. ... canlı sı * düş künü. ... damgası vurmak nı * (biri için) kötü bir yargı varmak. ya ... -e kuvvet * herhangi bir ş ağ k verildiğ kullanı eye ı rlı inde lı r. ... fı ekmek yemesi lâzı rı n m * bir duruma eriş için pek çok emek vermesi, çalı mek ş gerekir. ması ... gözüyle bakmak * yerine koymak. ... ile beraber * ile birlikte. ... kim ... kim * yakı rı ş uygunsuzluğ belirtmeye yarar. ş lan eyin tı unu ... olsun, ... olsun, * sözü geçen her ş ey. ... süsü vermek * gerçeğ aykıolarak, kendisinde veya herhangi bir ş üstün bir nitelik veya değ varmıgibi e rı eyde er ş göstermek. ... ziyafeti çekmek * herhangi bir ş en iyi biçimde baş eyi armak, herhangi bir yönüyle doyurmak. ...-a veya ...-e gelince * sı gelince anlamı gelerek bir konu bittikten sonra sözü baş bir konuya geçirmeye yarar. ra na ka * ayrı k gösteren bir düş calı ünceye geçildiğ anlatı ini r. ...-a, ...-ya getirmek * birini bir duruma getirerek istediğgibi davranmak. i ...-den eylemek * yoksun bı rakmak. ...-ı / ...-inde değ nda il * bir ş söylenen niteliğ önem vermeyi anlatı eyin ine r. ...i tutmak * bir işyapacağve göreceğo zamana rastlamak. i ı i ...ikinci plâna düş mek * bir kimsenin veya topluluğ gözünde eski önemini, değ yitirmek. un erini

...ile beraber * -dı / -diğanda. ğ ı i * -dan / -den baş ka. * -dı / -diğhâlde. ğ ı i ...-ması ...-mesi bir olmak yla, * aynı anda, çabucacı birden. k, ...maya veya ...meye görsün (veya gör) * söz konusu fiilin doğ uracağsonuca kesinlik kazandı için kullanı ı rmak lı r. ...nıresmidir... n * bir durumun olacağkesin ve bellidir. ı 19 Mayı s 30 Ağ ustos * Zafer Bayramı . a a * (a:) Ş ma, hatı aş rlama, sevinme, acı üzülme, kı gibi duyguları ma, zma güçlendirir, cümlenin baş veya ı nda sonunda kullanı lı r. a/e * Çekimli fiilin sonuna gelerek anlamı pekiş tirir. -a- / -e-a / -e -a / -e *İ simden fiil türeten ek. * Yönelme durumu eki: dağ eve, yola, öne. Ünlü ile biten isimlerden sonra araya y sesi girer. a, * Seslenme bildirir.

* Fiilden zarf türeten ek: yaza yaza, gide gide, koşkoş düş kalka, güle oynaya. Ünlü ile biten fiillerden a a, e sonra araya y sesi girer: yaş yaş bekleye bekleye, okuya okuya, yürüye yürüye. Bu ek göre, kala, geçe, sapa aya aya, örneklerinde kalı mı r. plaş ş tı a, A

* Türk alfabesinin birinci harfi, ses bilimi bakı ndan kalıünlülerin düz ve geniş mı n olanı gösterir. nı * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde lâ sesini bildirir. * Su. * Yünden, dövülerek yapı kalı ve kaba kumaş lan n . * Bu kumaş yapı ş tan lmıyakasıve uzun üstlük. z * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Eskiden derviş giydiğabadan yapı ş lerin i lmı önü açıhı , k rka. * Abla. * Anne.

ab aba

aba altı değ (sopa) göstermek ndan nek * yumuş görünmekle birlikte yine de gözünü korkutmak. ak aba gibi * (kumaş için) kaba ve kalı n.

aba güreş i * Aba giyilerek ve bele kuş bağ ak lanarak yapı bir tür güreş lan . aba vakti yaba, yaba vakti aba * kiş ihtiyaçları vaktinden önce ve ucuz olduğ zaman karş i, nı u ı lamalır. dı abacı * Aba yapan veya satan kimse. * Abadan giyecek yapan veya satan kimse. * Bedavacı , asalak. abacı kebeci, ara yerde sen neci? * "anlamadın bu iş ne karıyorsun?" anlamı kullanı bir söz. ğ ı e ş ı nda lan abacı lı k * Aba yapma veya satma iş i. * Abadan giyecek yapma veya satma iş i. abadî * Kalı ve açısaman renginde, yarı bir yazı ıı nca k mat kâğ türü. d abajur * Işı yere toplamak, doğ ı bir ğ rudan doğ gözlere vurması önlemek için kullanı lâmba siperi. ruya nı lan * Genellikle üzeri siperli masa lâmbası ayaklı veya lâmba. * Abajur yapan veya satan kimse.

abajurcu

abajurculuk * Abajurcunun iş i veya mesleğ i. abajurlu abaküs * Sayı boncuğ çörkü. u, abalı * Abası olan, aba giymiş olan. * Abajuru olan.

abandı rma * Abandı rmak iş i. abandı rmak * Bir kimsenin bir yere abanması sağ nı lamak. * Bir hayvanı çöktürmek. yere abandone * Dövüş emeyecek duruma gelen (boksör). abandone etmek * dövüş emeyecek duruma getirmek. abandone olmak * dövüş emeyecek duruma gelmek. abanî * Sarı rak dallı ş iş mtı nakı larla lenmiş tür beyaz, ipek kumaş bir . * Bu kumaş yapı ş tan lmı . * Abanmak iş i.

abanma

abanmak

* Eğ ilerek bir ş bir kimsenin üzerine kapanmak. eyin, * Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. * Bir ş veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. eyin * Birine yük olarak onun sı ndan geçinmeye bakmak. rtı * Abanozgillerin ağ sert ve siyah renkli tahtası ı r, .

abanoz

abanoz gibi * çok sert. abanoz kesilmek * sertleş dayanı lı artmak. erek klı ı ğ * kirden matlaş rengini kaybetmek. mak, abanozgiller * İ çeneklilerden, sı ülkelerde yetiş ve kerestesine abanoz denilen bir bitki familyası ki cak en . abanozlaş ma * Abanozlaş durumu alma. mak abanozlaş mak * Ağ ve benzeri maddeler uzun süre suda kalarak kararmak. aç * (insan) uzun süre güneş kalarak kararmak, yanmak. te abartı abartı cı * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok gösterme huyunda olan (kimse), abartmacı , mübalâğ . acı abartılı cı k * Abartı olma durumu, abartmacı mübalâğ lı cı lı k, acı k. abartı lı * Olduğ undan fazla gösterilen, mübalâğ . alı * Abartma, mübalâğ a.

abartı lma * Abartı iş lmak i. abartı lmak * Abartmak iş konu olmak, mübalâğ edilmek. ine a abartız sı abartı ş abartma * Olduğ undan fazla gösterilmeyen, mübalâğ z. ası * Abartmak iş i veya biçimi. * Abartmak işmübalâğ i, a.

abartmacı * Abartı, mübalâğ . cı acı abartmacı lı k * Abartılı mübalâğ lı cı k, acı k. abartmak * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalâğ etmek. a

abartmalı * Abartı şmübalâğ . lmı , alı abartması z * Abartı lmamı abartmadan, mübalâğ z. ş , ası abası z abaş o * Alt, alttaki, aş ı ağ . * Gemiyi baş veya kı halatla karaya bağ tan çtan lama. abat * Bayı r, mamur. ndı * Ş rahat. en, abat etmek * mamur etmek, rahata kavuş turmak, zenginleş tirmek, gönendirmek. abat eylemek * abat etmek. abat olmak * mutlu olmak, rahata kavuş gönenmek. mak, abayı sermek * bir yere teklifsizce yerleş mek. abayı yakmak * gönül vermek, tutulmak, âş olmak. ı k Abaza Abazaca abazan * Kuzeybatı Kafkasya'da yaş bir halk ve bu halka mensup olan kimse. ayan * Abazalar tarafı kullanı dil. ndan lan * Karnı olan (kimse). aç * Uzun süre kadı z kalan (erkek). nsı * Abası olmayan, aba giymemiş olan.

abazan kalmak * uzun süre cinsel iliş bulunmamak, kadı z kalmak. kide nsı abazanlı k * Abazan olma durumu. Abbas yolcu * yola çı kacak kimse. Abbasî * Abbas bin Abdülmuttalib soyundan gelen, Bağ merkez olmak üzere Ön Asya ve Kuzey Afrika'da 750dat 1258 tarihleri arası hüküm süren sülâle. nda abd * Kul. * Köle. * Safevîler devrinde İ ran'da yaş Türk oymakları biri. ayan ndan

Abdal

* Anadolu'da yaş birtakı oymaklara verilen ad. ayan m abdal * Eskiden bazı gezgin derviş verilen ad. lere * Dilenci kı , üstü başperiş kimse. lı klı ı an * Bkz. aptal. abdala malûm olur * bir ş olacağ önceden sezen kimseler için ş yollu söylenir. eyin ı nı aka abdallı k * Abdal olma durumu. abdest * Müslümanları bazı n, ibadetleri yapabilmek için el, ağ burun, yüz, kol, ayak yı ı z, kama ve baş enseye ı el a, slak gezdirme, kulağtemizleme biçiminde yaptı arı ı kları nma. * İ yapma ve kalı bağ ı altma. drar n ı boş rsağ abdest almak * abdest yoluyla arı nmak. * namaz kı için gerekli yı lmak kama kuralları yerine getirmek. nı abdest bozmak * ayak yoluna gitmek. abdest bozulmak * yeniden abdest alma gereğortaya çı i kmak. abdest tazelemek * yeniden abdest almak. abdestbozan *Ş eritgillerden, vücudu yassı , birbirine kenetlenmiş umları boğ bulunan ve bazı metrelerce boyda olan bir sı bağ ı asalağ tenya, ş rsak ı , erit. abdestbozan otu * Gülgillerden, siyah ve yeşboya çı lan bir bitki (Poterium spinosum). il karı abdesthane * Abdest bozacak yer, ayak yolu, tuvalet. abdesti gelmek (veya olmak) * abdest bozmaya ihtiyaç duymak. abdesti kaçmak * abdest bozma ihtiyacı varken yok olmak. abdestinde namazı nda * dindar. abdestinden ş üphesi olmamak * yaptı iş kusuru olmadını ğ te ı ğ kesin olarak bilmek. ı abdestini vermek * azarlamak. abdestli abdestlik * Abdest almıbulunan veya abdesti bozulmamıolan. ş ş * Abdest alı nacak yer. * Abdest alırken giyilen ve kolsuz hı nı rkaya benzeyen bir tür giyecek.

* Abdest almaya yarayan. abdestsiz * Abdest almamıveya abdesti bozulmuş ş olan. abdestsiz yere basmamak * din buyrukları titizlikle uymak. na abdiâciz * Alçak gönüllülük bildirmek üzere "ben" yerine kullanı lı r.

abdülleziz * Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetiş çok yık ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). en llı * Bu bitkinin yemiş yenilen, tatlı yağ ürünü. gibi ve lı abece * Bkz. alfabe.

abece sı rası * Bkz. alfabe sı . rası abecesel * Bkz. alfabetik.

aberasyon * Sapı nç. abes * Akla ve gerçeğ aykı. e rı * Gereksiz, lüzumsuz, yersiz, boş .

abes bulmak * gereksiz, saçma saymak. abes kaçmak * uygunsuz düş mek. abesle uğ mak (veya abesle iş etmek) raş tigal * yersiz, yararsış z eylerle vakit öldürmek. abeslik abı hayat * Abes olma durumu. * Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağ layan bir su, bengi su.

abı hayat içmiş * yaşçok ilerlemiş ı olduğ hâlde genç görünen (kimse). u abı kevser * Cennette bulunduğ inanı Kevser ı ın adı una lan rmağ nı . abı ru * Yüz suyu. * Irz, namus, ş haysiyet. eref, * Anı t.

abide

abideleş me * Anı ma. tlaş

abideleş mek * Anı mak. tlaş abideleş tirme * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş tirmek * Anı tı tlaşrmak. abidemsi abidevî abis abiye * Bayanlarıözel gecelerde giydiğş giysi veya tuvalet. n i ı k abla * Bir kimsenin kendinden büyük olan kıkardeş z i. * Büyük kıkardeş saygı sevgi gösterilen kıveya kadı z gibi ve z n. * Genel ev veya randevu evi iş letmecisi kadı çaça, mama. n, * Yayvan ve dolgun yüz veya yüzü böyle olan (kimse). ablakça ablaklı k ablalı k * Ablak gibi, ablak tarzı nda. * Ablak olma durumu. * Abla olma durumu. * Anıbenzeri. t * Anı ilgili, anı anı benzer, anı tla tsal, ta t gibi. * Okyanusları çok derin yeri ve daha özel olarak, güneşş ın eriş n ığ ını emediğkesim. i

ablak

ablalıetmek k * abla gibi yakıve koruyucu davranı bulunmak. n ş ta ablâtif ablatya abli * Çı durumu. kma * Uzunluğ 150, geniş i 4-10 kulaç olan bir balıağ u liğ k ı . * Yarı serenleri sağ sola veya ortaya çevirmek için bunlarıucuna bağ bulunan donanı m a, n lı m.

abliyi kaçı rmak (veya bı rakmak) *şı aş rmak, soğ kanlı ı yitirmek, ipin ucunu kaçı uk lını ğ rmak. abluka * Bir ülkenin veya bir yerin dıdünya ile olan her türlü bağ sı kuvvet kullanarak kesme, kuş ş lantını atma, ihata.

abluka altı tutmak nda * ablukayı devam ettirmek. abluka etmek * genellikle denizden kuş atmak. * etrafı çevirmek, bulunduğ yerden ayı nı u rmak.

ablukaya almak * Bkz. abluka etmek. ablukayı rmak kaldı * abluka kararı ve uygulaması vazgeçmek. ndan ndan ablukayı yarmak * abluka bölgesini zor kullanarak yarıgeçmek. p abone * Önceden ödemede bulunarak süreli yayı alı olma iş nlara cı i. * Peş para ile bir ş belli bir süre için alı olan kimse. in eye cı * Bir yere gitmeyi alı k hâline getirmek. ş kanlı abone etmek * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı lamak. in eyi sağ abone olmak * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı in eyi önceden üstlenmek. abone yapmak * abone olmayı lamak.. sağ abonelik * Abone veya aboneler için kullanı labilecek kadar olan.

abonman * Bir satı veya kamu kuruluş ile alılar arası yapı anlaş cı u cı nda lan ma. aborda * Bir deniz teknesinin baş bir tekneye, bir iskeleye veya bir rı ma yanı vererek yanaş . ka htı nı ması aborda etmek * (gemi için) yanlaması yanaş na mak. abra * Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye konulan taş , demir, çivi gibi ağ k, dara. ı rlı * Bir değ tokuş üste verilen ş iş ta ey.

abrakadabra * Eski çağ larda bazı hastalı iyi geldiğ inanı büyülü söz. klara ine lan * Sihirbazları sı kullandı büyülü söz. n kça ğ ı abrama abramak abraş * Alaca benekli. * (bitki yaprakları Klorofil azlından dolayı k renkte lekeleri olan. nda) ğ ı açı * Çilli, çopur yüzlü, açırenk gözlü, çapar. k * Deseni ve atkı bozuk halı sı . * Çarpı eğ düzgün olmayan. k, ri, * Ters, kaba, görgüsüz. abril * Nisan, april. abstraksiyonizm * Abramak iş idare. i, * (deniz taş için) Yönetmek, idare etmek. ı tları

* Bkz. soyutçuluk. abstre * Soyut, somut karş , mücerret. ı tı abstre sayı * Bkz. soyut sayı . absürt * Saçma.

absürt tiyatro * Bkz. saçma tiyatro. abu * Ş ma ve korku bildirir. aş abuhava *İ klim.

abuk sabuk * Akla, mantı uymayan, düş ğ a ünmeden söylenen, saçma sapan (söz). abuk sabuk konuş mak * saçma sapan söz söylemek. abuk sabukluk * Ciddiyetsizlik, saçmalı k. abuli abullabut *İ stenç yitimi, irade kaybı . * Hantal, kaba ve anlayı z (kimse). ş sı * Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

abullabutluk * Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu. abur cubur * Sı , tadı rası , yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen ş eyler. * İe yaramayan, boş ş . abus * Asısuratlı k , somurtkan (kimse). * Somurtkan, çatı ası(yüz). k, k * Niteliğbilinmeyen, garip, acayip. i * Aktinyum'un kı saltması . * Merak, kararsı k veya kuş anlatı zlı ku r.

Ac acaba

-acak / -ecek * Fiil çekim eki (gelecek zaman eki). * Fiilden isim ve sı yapma eki. fat Acar * Güneybatı Kafkasya'nıTürkiye sırı yakıbölgesinde yaş bir halk. n nına n ayan acar

* Atı gözü pek, yiğ kabadayı lmaz, kabı sı lgan, it, , yı na ğ maz. * Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. * Yeni. Acara * Bkz. Acar.

acarlaş ma * Acarlaş iş mak i. acarlaş mak * Acar duruma gelmek. acarlı k * Acar olma durumu.

acayibine gitmek * yadı rgamak, tuhafı gitmek. na acayip * Sağ duyuya, göreneğ olağ aykı, ş ı e, ana rıaş lacak, ş maya değ garip, tuhaf, yadı aş er, rganan, yabansı . * Ş ma anlatı aş r.

acayip olmak * yadı rganacak bir duruma girmek. acayipleş me * Acayipleş durumu. mek acayipleş mek * Baş mak, yadı kalaş rganacak bir duruma girmek. acayipleş tirme * Acayipleş tirmek iş i. acayipleş tirmek * Acayip, yadı rganacak bir duruma getirmek. acayiplik * Acayip olma durumu, yabansı gariplik, tuhaflı lı k, k. accelerando * Parçanıçalırken gittikçe hı n nı zlanacağ anlatı ı nı r. acele * Çabuk davranma zorunluluğ ivedi, ivecenlik. u, * Vakit geçirmeden, tez olarak.

acele acele * Çabuk çabuk, hı olarak, büyük bir çabuklukla. zlı acele etmek * çabuk davranmak, ivmek. * telâş etmek, sabı zlanmak. rsı acele işş e eytan karır ş ı * düş ünüp taş ı nmadan, ivedi olarak yapı iş iyi sonuç beklenmemesi gerektiğ anlatı lan ten ini r. aceleci * Tez iş gören, çabuk davranan, telâş, ivecen. lı acelecilik

* Aceleci olma durumu, ivecenlik. aceleleş tirme * Aceleleş tirmek iş i. aceleleş tirmek * Çabuklaşrmak. tı aceleye gelmek * çabuk yapı ğiçin gereken özen gösterilmemiş ldı ı olmak. aceleye getirmek * zaman darlından yararlanarak birini aldatmak veya bir işüstünkörü yapmak. ğ ı i Acem *İ . ranlı * İ özgü. ran'a * İ ülkesi. ran acem * Türk müziğ mi notası yakıbir perde. inde na n

Acem halayı * Güney Anadolu yöresinde oynanan bir halk oyunu. Acem kı gibi lı cı * hem birinden yana, hem ona karşolabilen. ı Acem lâlesi * Taşrangillerden, turuncu ve sarı kı renkte çiçekli, yık ve çok yık türleri olan, tohumla saksı ve tarlada llı llı da üretilebilen bir süs bitkisi, güneş topu. Acem pilâvı * Safran ve zencefil ile yapı İ usulü bir pilâv çeş lan ran idi. acemaş iran * Klâsik Türk müziğ kullanı ş makamları biri. inde lan et ndan acemborusu * Canlı rmı çiçekler açan bir süs bitkisi (Bigonia radicams). kı zı acembuselik * Klâsik Türk müziğ kullanı birleş bir makam. inde lan ik Acemce acemi * Farsça. * Bir iş yabancı olan, eli işalı in sı e ş mamı bir işbeceremeyen. ş , i * İinde, mesleğ ilerlememiş ş inde . * Bir yerin, bir ş yabancı. eyin sı * Saraya yeni alı ş nmıcariyelere verilen ad.

acemi ağ ası * Hareme yeni alı cariyelerin ağ . nan ası acemi çaylak * Tecrübesiz, toy, beceriksiz. acemi er * Askere yeni alı ve eğ dönemini henüz tamamlamamıer. nan itim ş

acemi ocağ ı * Osmanlı ordusuna kapı eri yetiş kulu tirmek için kurulan okul. acemi oğ lanı * Yeniçeri ocağ yetiş ı nda tirilmek üzere tutsaklardan veya devş yoluyla Hristiyanlardan toplanan çocuk. irme acemice * Toyca, beceriksizce. acemileş me * Acemileş durumu. mek acemileş mek * Beceriksizlik göstermek, bocalamak. acemilik * Acemi olma durumu, aceminin çekingenliğve ürkekliğ acemice davranı toyluk. i i, ş ,

acemilik çekmek * henüz alı ş ğbir iş zorluk çekmek, bocalamak. madı ı te acemilik etmek * düş üncesizce hareket etmek, acemice davranmak. acemkürdi * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. inde ik acemleş me * Acemleş durumuna gelmek. mek acemleş mek * Kültür ve medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek almak. mı ran'ı ran nı * Kendini İ gibi hissetmek veya İ gibi davranmak. ranlı ranlı acemleş tirme * Acemleş tirmek iş i. acemleş tirmek * Kültür veya medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek aldı mı ran'ı ran nı rmak, Acem kültürünü yaygı tı nlaşrmak. acente * Bir kuruluş malî veya ticarî iş un lerini kazanç karşğ yürüten ticarethane. ıı lında * Vapur ortaklı veya banka ş ğ ı ubesi. * Bir kurumun veya ş ubelerinin baş bulunan kimse. ı nda * Bir kuruluşbağ olmaksın sözleş a lı zı meye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya iş letmeyi ilgilendiren iş aracı eden, bunları iş lerde lı k o letme adı yapan kimse. na acentelik * Acentenin yaptı iş ğ . ı * Acente kuruluş u. * Acaba. * Acizler, güçsüzler, eli ermezler, düş künler. * Tat alma organı bazı nda maddelerin bı ğyakı durum, tatlı ı raktı ı cı karş . tı * Tadı nitelikte olan. bu * Keskin, hoşgitmeyen, ş a iddetli.

acep aceze acı

* Renk için, koyu. * Ağ, sancı rı . * Dı dan gelen bir etki ile dıorganlarda birdenbire oluş ve o etkilerin kalkması duyulan rahatsı k, ş arı ş an ile zlı ı rap. stı * Kıcı rı, üzücü, incitici, dokunaklı , korkunç. * Ölüm, yangı deprem gibi olaylarıyarattı üzüntü, keder, elem. n, n ğ ı * Acı olarak, acı vererek, acı duyurarak, üzüntü içinde. * Dokunaklı rı, üzücü olarak, üzüntü içinde. , kıcı

acı acı

acı aç ağ

* Sedef otugillerden, sı ülkelerde yetiş kabuğ ve odunu hekimlikte kullanı küçük bir ağ kavasya cak en, u lan aç, (Quassia amara). acı badem * Gülgillerden bir meyve ağ (Amygdalus amara). acı * Bu ağ n acı rak, keskin kokulu meyvesi. acı mtı acı badem kurabiyesi * İ ve ş rmik ekerle yoğ rularak üzerine acı badem konduktan sonra fında piş rı irilen bir çeş kurabiye. it acı bakla * Baklagillerden, acı taneleri suda tatlı tılarak yenilen otsu bir bitki, Yahudi baklası olan laşrı (Lupinus termis). acı bal acı k balı amarus). acı ceviz * Deli bal. * Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaş ayan, 8-10 cm uzunluğ unda bir balı gördek (Rhodeus k,

* Genellikle Kuzey Amerika'da yetiş güzel görünüş bir ceviz türü. en, lü

acı çekmek (veya duymak) * ağ, sı duymak. rı zı * üzülmek, üzüntü içinde kalmak. acı dem çiğ * Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, ş yapraklı açırenk çiçekli, tohumları erit ve k romatizma tedavisinde kullanı zehirli bir çiğ türü, güz çiğ lan dem demi (Colchicum autumnale). acı elma * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı gelmek * dokunaklı rı, üzücü gelmek. , kıcı acı görmüş * kötü günler yaş ş amı . acı yar hı * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı karpuz * Bkz. ebucehil karpuzu. acı kavak * Dağ kavağveya titrek kavak (Populus tremula). ı acı kavun

* Bkz. eş hı . ek yarı acı kök * Loğ otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı toz. usa bir acı kuvvet * Sert, etkili, zorlu kuvvet. acı marul * Birleş ikgillerden, tadı , diş yapraklı acı li , sürgününden çı sütü uyuş kan turucu ve yatı rı olarak kullanı ş cı tı lan iki yık bir bitki (Lactuca virosa). llı acı meyan * Bkz. dikenli meyan. acı ot * Kuzey Anadolu dağ nıormanları yetiş toprak altı bilek kalı ğ kökü bulunan çok yık ların nda en, nda nlında ı llı ve otsu bir bitki (Tamus communis). acı canı rağçalmaz patlı kı ı * kötü durumda olan bir kimseyi yeni kötü durumlar etkilemez. acı z sakı * Çam sakı. zı acı söylemek * olumsuz bir davranı karşgerçeğolduğ gibi söylemek. ş a ı i u acı söz acı su acı tatlı * İ kötü. yi acı vermek * üzüntüye sebep olmak, incitmek. acı an yavş * Tüylü dalak otu. acı yitimi * Sinir bozukluğ çok ilâç alma, donma gibi sebeplerle acı u, duyumunun birazın veya tamamın yok nı nı olması , analjezi. acı yonca * Kıl kantarongillerden, bataklıyerlerde yetiş kötü kokulu ve çok acı yaprakları zı k en, olan hekimlikte kullanı bir bitki (Menyanthes trifoliata). lan acı ca acılma kı * Acılmak iş kı i veya durumu. acılmak kı * Acı kmak iş konu olmak. ine acı klı * Acı racak, acı ndı verecek nitelikte olan, dokunaklı , koygun. * Oldukça acı . * Kiş onuruna dokunan gönlünü inciten söz. inin *İ çindeki minerallerin etkisiyle tadı olan kuyu veya pı suyu. sert nar

* Acı görmüş , kederli. , yaslı acı komedi klı * Eğ lendirici olmayı amaçlamayan, dramatik yönü ağ basan, duygusal bir oyun türü, trajikomik. ı r acı kma acı kmak düş ünür. acı rma ktı * Acı rmak iş ktı i. acı rmak ktı * Açlıduyması sebep olmak. k na * Aç bı rakmak, yeterince doyurmamak. acı lanma * Acı lanmak iş i. * Acı kmak iş i. * Açlıduymak, yemek yeme ihtiyacı k duymak. * Uzun süre bir ş yokluğ çeken kimse, o ş eyin unu eyden ne kadar çok elde etse, yine kendisine yetmeyeceğ ini

acı lanmak * Tadı olmak, acı mak. acı laş * Acıdurumda olmak, üzüntüye kapı lı lmak, üzülmek. acı ma laş * Acı mak iş laş i.

acı mak laş * Tadı bozulmak, acı olmak. * Dokunaklı duruma gelmek. * (konuş Kıcı bir durum almak. ma) rı, sert * Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek. acı tı laşrma * Acı tı laşrmak iş i. acı tı laşrmak * Acı duruma getirmek. bir acı lı * Acı lmıolan. katı ş * Acı olan, kederli. sı * Acı olma durumu. * Dokunaklı kederlilik, yaslı lı k, lı k. * Acıolma durumu. lı * Acı iş mak i. * Baş bir kimsenin veya canlın mutsuzluğ karşduyulan üzüntü, merhamet. ka nı una ı acı mak * Tadı duruma gelmek, acı mak. acı laş * Acı ağlı lı rıolmak. , * Baş nıacına ortak olmak veya durumundan üzüntü duymak. kasın sı

acı lı k

acı k lı lı acı ma

* Baş nıuğ ğveya uğ kasın radı ı rayacağkötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. ı * Bir ş vermeye kı eyi yamamak veya verdiğ elden çı ğ üzülmek. ine, kardına ı acı z ması * Acı katı maz, yürekli, merhametsiz.

acı zca ması * Acı z olarak, acı z bir biçimde, zalimce, zalimane. ması ması acı zlı ması k * Acı olma durumu, merhametsizlik, zulüm. maz acı k mı acı msı * Buğ tarlaları yetiş tohumu zehirli, yabanî bir bitki, belemir. day nda en, * Acı yakı tadı ya n olan, tadı acı az olan, acı rak. mtı * Dokunaklı .

acı rak mtı * Acı . msı acı nacak * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek. acı ölmek ndan * açlı ölmek. ktan * çok acı kmak. acı rma ndı * Acı rmak iş ndı i. acı rmak ndı * Bir kimsenin acı na yol açmak, merhamete getirmek. ması acılacak nı * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek durumda bulunan. acılma nı * Acılmak iş nı i. acılmak nı * Acı nmak iş konu olmak. ine acı nma acı nmak * Acı nmak iş i. * Acı iş konu olmak. mak ine * Baş nıhesabı üzülmek, yazı kasın na klanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, teessüf etmek. * Az acı mtı , acı rak. * Yaban turpu. acıçı sı kmak * olumsuz, kötü sonucu ortaya çı kmak. acıiçine (veya yüreğ çökmek (veya iş sı ine) lemek) * bir ş acını çok duymak. eyin sı pek

acı rak acı rga

* olmadan olacağdüş ı ünerek çok üzülmek. acına dayanamamak sı * bir kimse bir yakınıölümünden büyük üzüntü duymak. nın acını sı almak * acı ı gidermek. lını ğ * sıyı zı dindirmek. * kederini azaltmak. acını rı basmak sı bağna *ş ikâyet etmeden üzüntüye katlanmak. acını sı çekmek * yapı yanlıbir iş kötü sonucunu görmek. lan ş in acını karmak sı çı * (tat için) acı ı yok etmek. lını ğ * uğ ğmaddî veya manevî zararı ı radı ı karş layacak bir iş yapmak. * öç almak, intikam almak. acını sı görmek * bir yakını ölümünü görmek. nın acız sı * Tadı olmayan. acı * Ağ, sı duyulmayan. rı zı * Üzüntü, sıntı kı olmayan, kedersiz. * Acı iş tmak i veya biçimi. * Acı iş tmak i. * Acı vermek. lı k * Ağ ve sı duyması sebep olmak. rı zı na * Acı duygusu olan (kimse). ma * Acı iş mak i veya biçimi. acibe acil * Hiç görülmemişalılmamış ı veya yadı , ş ı ş aş , lacak rganacak ş ey. * İ ivedili. vedi,

acı tı ş acı tma acı tmak

acıcı yı acış yı

acil servis * (hastanelerde) Vakit yitirilmeden bakı lması gereken hastalarıilk tedavilerinin yapı ğyer. n ldı ı acil ş dilemek ifalar * hastanı kı sürede iyileş dileğ bulunmak. n sa mesi inde acilen aciyo * Hemen, hiç zaman yitirmeden, tez elden, gecikmeden, ivedilikle. * Bkz. acyo.

aciz

* Gücü bir iş yetmez olanıdurumu, güçsüzlük. e n * Beceriksizlik. * Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu. * Gücü bir iş yetmez olan, güçsüz. e * Beceriksiz.

âciz

âciz kalmak * çok uğ maya rağ o işyapamamak. raş men i âcizane * Söz söyleyen kimsenin kendi yaptı nı kları abartmamak için kullandı "acizlere yakı biçimde" ğ ı ş acak anlamı bir nezaket sözü. nda âcizleri âcizlik acube acul * Tez canlı tez, ivecen. , içi * Hı , çabuk. zlı acun * Dünya. acur acur * Bkz. ajur. * Alçak gönüllülük göstermek için "ben" zamiri yerine kullanı bir söz. lan * Beceriksizlik, güçsüzlük. * Tuhaf kimse.

* Kabakgillerden, kabuğ çizgili ve tüylü, sarı rak, yeşveya sarı u mtı il , üzeri yeşlekeli, irice bir çeş hı il it yar (Cucumis flexuosus). acurlu acuze acyo * Herhangi bir paranıgerçek değ n eriyle sürüm değ arası veya bir ticaret senedinin üzerinde yazı eri nda lı miktar ile indirimden sonraki tutarı nda doğ fark. arası an * Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alı komisyon. nan * Senetli kredi iş lemlerinde bankaları yaptı tahsilât. n kları acyocu * Borsa veya piyasada tahvil için çeş hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse. itli * Bkz. ajurlu. * Huysuz, çirkin, yaş kadı cadı . lı n, karı

acz içinde olmak * gücü yetmemek, becerememek. acze düş mek * çaresiz kalmak, elinden birş gelmemek. ey aç

* Yemek yeme ihtiyacı veya yemesi gereken, tok karş . olan ı tı * Yiyecek bulamayan, yoksul kimse. * Gözü doymaz, haris. * Çok istekli, çok hevesli. * Karnı doymamıolarak. ş -aç / -eç *İ simden isim ve sı yapma eki: bakr-aç, top-aç, kı vb. fat r-aç * Fiilden sı yapma eki: gül-eç vb. fat * Fiilden isim yapma eki: tı say-aç, sür-eç vb. ka-ç, aç acı na * aç olarak, bir ş yemeden. ey

aç açıkalmak k * yoksulluk içinde, evsiz barksıkalmak. z aç ayı oynamaz * kendisinden iş beklenilen kimseden emeğ karş ğesirgenmemelidir. inin ıı lı aç bı rakmak * yiyecek vermemek veya karnı doyurması engel olmak. nı na aç bîilâç * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı

aç doymam, tok acı kmam sanı r * aç insan elde ettiğ inden çoğ ister, varlı insan ise var olanla yetinir gibi görünür. unu klı aç doyurmak * yoksulları beslemek. aç gezmektense tok ölmek yeğ dir * yoksulluk ölümden de beterdir. aç göz aç gözlü aç gözlü * karş . ı tı aç gözlülük * Aç gözlü olma durumu veya aç gözlüye yakı ş davranı doymazlı tamahkârlı tamah. acak ş , k, k, aç gözlülük * karş . ı tı aç gözlülük etmek * bir ş karşaş istek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlıetmek. eye ıı rı k aç gözünü, açarlar gözünü * "uğ ı uyanıbulunmak gerekir, yoksa umulmadıbir anda büyük zararlarla yüz yüze gelirsin" raş larda k k anlamı kullanı nda lı r. aç kalmak * karnı doyuramamak. nı * yoksulluğ düş a mek. * Gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris. * Mala veya yiyecek içecek ş eylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris, camgöz.

aç karnı na * mide boş henüz birş yiyip içmemiş ken ey ken. aç kurt gibi (yemek, üş mek veya saldı üş rmak) * büyük bir istekle. aç susuz kalmak * yoksulluktan yaş ayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma düş mek. aç tavuk kendini arpa ambarı sanı nda r * insanlar, yokluğ yoksulluğ çektikleri ş için olmayacak hayaller, düş kurar. unu, unu eyler ler açacak * Açmaya yarayan araç. * Anahtar. * Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki, açelya, azelya. * Açmak iş yapan. ini * Oynak kemiklerin arası ndaki açı geniş ları letmeye yarayan kasları genel adı n , büken karş . ı tı * Anahtar. * İtah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif. ş * Bkz. açalya. * Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğ runun oluş turduğ çıntı u kı . * Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çı iki yarı doğ kan m runun oluş turduğ geometrik biçim, u * Görüşbakı yön. , m,

açalya açan

açar

açelya açı zaviye.

açı ölçüm * Açı ölçmede söz konusu olan yöntem ve teknik. açı cı * Açmak iş yapan. ini

açı alı ğ nmak a * görevine son verilmek. açı alma ğ a * bir görevliyi geçici bir süre iş alma. ten açı almak ğ a * görevine son vermek. açı çı ğ karmak a * iş inden çı karmak. açı çı ğ kmak a * belli olmak, anlaş ı lmak. * iş inden çı lmak. karı açı vurmak ğ a * belli etmek, ortaya çı karmak. * gizli bir durumu ortaya çı karmak.

açı çı ğ kmak ı * saklamakla görevli bulunduğ paranıveya malıeksik olduğ anlaş u n n u ı lmak. açını ğ kapatmak ı * eksiğ tamamlamak. ini açı k * Açı şkapalı lmı , olmayan, kapalı ı. karş tı * Engelsiz. * Örtüsüz, çı plak. * Boş . * Görevlisi olmayan, boş , görev), münhal. (iş * Aralı çok. ğ ı * İler durumda olan. ş * Kolay anlaş r, vazı ı lı h. * Gizliliğolmayan, olduğ gibi görünen. i u * Her türlü düş ünceyi hoş görüyle karş ı layabilen, etkisinde kalabilen. * (renk için) Koyu olmayan. * (kitap, resim, film için) Seviş sahnelerini bütün çı ğ anlatan. me plaklıyla ı * Kapalı olmayan (hava, iş yeri). * Belli bir yerin biraz uzağ ı . * Denizin kıdan uzakça olan yeri. yı * Doğ olarak, açı ru kça. * Bir ihtiyacıkarş n ı lanamaması durumu. açıaçı k k * Saklamaksın, gizli yer bı zı rakmaksın, içtenlikle. zı

açıağ k ı l * Koyunlarıve keçilerin barı rı kları açı etrafı duvar veya ölü çitlerle çevrili basit barı n ndıldı üstü k, taş nak. açıağ k ı zlı * Aptal, sersem, ahmak. açıalı k nla * baş ve övünç ile. arı açıartı k rma * Bir malısatında alılar arası fiyat artı yarına dayanan satı n ş ı cı nda rma ş ı ş . açıbilet k * Yolculuklarda dönüş tarihi kararlaşrı tılmamı belirli bir dönem için geçerli, gidiş ş , dönüş bileti.

açıbono k * Para hanesi boş rakı imza edilen bono. bı larak açıbono vermek k * sırsıyetki tanı nı z mak. açıbölge k * Gümrük sırlamaların olmadı bölge, serbest bölge, serbest mı ka. nı nı ğ ı ntı açıcelse k * Açıduruş k ma. açıciro k açıçek k * Üzerine para miktarı lmamı çek. yazı ş , açıdeniz k * Senet veya çek arkası kime ödeneceğbelirtilmeden imzalanma yoluyla yapı ciro. na i lan

* Denizin, kara suların dında kalan bölümü. nı ş ı * Yakıkaralarla çevrili olmayan deniz, engin. n açıdevre k *İ çinden sürekli akı geçmeyecek bir yalı m tkanla kesilmiş elektrik devresi. açıdolaş sistemi k ı m * Genellikle bütün eklem bacaklı ve birçok yumuş larda akçada bulunan atardamar ve kan boş undan luğ oluş açıbir dolaş sistemi. muş k ı m açıduruş k ma * Mahkemede herkesin duruş dinleyebileceğoturum. mayı i açıdüş k me * Yağ güreş pehlivanıkıüstü düş yenilmiş lması lı te n ç erek sayı . açıeksiltme k * Yaptılacak bir iş veya satıalı rı in n nacak bir malıucuza sağ n lanması iş için i yapacak veya malı satacak kiş iler arası fiyat düş nda ürme yarına dayanan iş ş ı lem. açıelli k * Cömert.

açıellilik k * Cömertlik. açıfikirli k * Olayları özellikle yenilikleri iyi anlayı gereğgibi karş ve p i ı layabilen, düş ündüğ olduğ gibi söyleyebilen ünü u (kimse). açıfikirlilik k * Açıfikirli olma durumu. k açıhava k * Bulutsuz hava. * Bahçe, park gibi yapı şolan yer. dı ı açıhava sineması k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı sinema. açıhava tiyatrosu k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı tiyatro. açıhece k * Ünlü ile biten hece.

açıhesap k * Peş para veya bono vermeden yapı alıveriş in lan ş . açıimza k * Üzeri boş rakı bir kâğ n altı dolduracak olana güvenilerek atı imza. bı lan ı dı na, lan açıiş k letme * Maden yatağ örten verimsiz topraklar kaldıldı sonra açıhavada yapı iş ı nı rı ktan k lan letme. açıkahverengi k * Kahverenginin bir veya birkaç ton açı. ğ ı açıkalp ameliyatı k * Kalbin içi açı lmadan önce dolaş sun'î kalp denilen bir aygı devredildikten sonra yapı kalp ameliyatı ı m ta lan . açıkalpli k

* Bkz. açıyürekli. k açıkalplilik k * Bkz. açıyüreklilik. k açıkapamak k * (bütçe) gider fazlası para sağ nı layarak gidermek. açıkapı rakmak k bı * gereğ inde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı rakmak, kesip atmamak. bı açıkapı k politikası * Yabancı malları ülkeye serbestçe sokma politikası bir . açıkapı k siyaseti * Açıkapı k politikası . açıkonuş k mak * gerçeğçekinmeden söylemek. i açıkredi k * Bankalarıgüvendikleri müş n terilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verdikleri borç para. açıliman k * Bütün gemilerin formalite yönünden kolayca girip çı kları ktı liman. * Hava ş artları kolayca etkilenen liman. ndan açımaaş k ı * Görevinden alı birine yasaca tanı belirli bir süre içinde ödenen aylı nan nan, k. açımavi k * Mavinin bir ton açı. ğ ı açımektup k * Zarfı şrı yapı lmamımektup. tı ş * Yazı ğkimseye gönderilmeyip bası yoluyla açı ldı ı n klanan mektup. açıolmak k * (o yerde) kendisi her zaman iyi karş ı lanmak. açıordugâh k * Kı kurulan ordugâh. rda açıoturum k * Güncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konularıveya sorunlarıherkesin izleyebileceğbir biçimde açıolarak n n i k tartıldı toplantı ş ğ ı ı . açıoy k * Verenin adı gösteren ve konuş sorun üzerindeki düş nı ulan üncesini belli edecek yolda verilen oy.

açıöğ k retim * Ders konuları radyo ve televizyon gibi araçlarla yayı mlanan veya posta ile ilgililere ulaşrı öğ tılan retim yöntemi. açıönerme k *İ çerisinde değken bulunan ve bu değkenin alacağdeğ doğ u veya yanlı ğkesinleş önerme. iş iş ı erle ruluğ şı lı en açıpazar k * Gümrük kaydı olmayan, her devletin malı serbestçe satabileceğş veya ülke. nı i ehir açıpembe k * Pembenin bir ton açı. ğ ı

açıpoliçe k * Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak üzere düzenlenen poliçe. açırejim k * Parlâmenter rejim. açısaçı k k * Göreneğ aykı derecede çı veya örtüsüz. e rı plak açısaçıkonuş k k mak * cinsî konularla ilgili sözler söylemek. açısarı k * Sarın bir ton açı. nı ğ ı açısayı k m * Bir seçim sonunda verilen oyları açıolarak sayı , aleni tadat. n k lması açıseçik k * Çok açı çok belirgin. k, açısenet k * Bkz. açıbono. k açısöylemek k * anlaş ı lmamıyönünü bı ş rakmadan anlatmak veya çekinmeden söylemek. açısözlü k * Her ş olduğ gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen. eyi u açısözlülük k * Açısözlü olma durumu. k açış k ehir * Düş saldısı karşsavunma önlemleri alı man rına ı nmamı içinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu ş , durumu önceden ilân edilmiş olan ş ehir. açıtaş k ı t * Üstü örtülmemiş ı taş (araba, otomobil vb.). t açıteş k ekkür * Herhangi birine basıyoluyla edilen teş n ekkür. açıtohumlular k * Tohumları kozalak pulları üzerinde açıolarak bulunan çiçekli bitkilerin ayrı ğiki büyük daldan biri. k ldı ı açıtribün k * Açıhavadaki spor müsabakaları seyircilerin oturduğ ve üstü kapalı k nda u olmayan bölüm. açıtutmak k * bir iş yerinin çalır durumunu sürdürmek. ş ı açıvermek k * gelir, gideri karş ı lamamak. * gizlenmek istenen bir olayı düş , bir ünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açı klamak. açıyara k açıyeş k il * Kapanmamı sürekli iş ş , leyen yara. * Yeş bir ton açı. ilin ğ ı

açıyürekle k * özü sözü bir olarak, hiçbir ş saklamaksın. ey zı açıyürekli k * Düş ündüğ olduğ gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan (kimse), samimî, açıkalpli. ünü u k açıyüreklilik k * Açıyürekli olma durumu, samimiyet, açıkalplilik. k k açızaman k * Tutkalı yüzeye sürüldüğ an ile pres edilip, sılması n ü kı gereken an arası geçen süre. nda açı ı kağ z açı kça * Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris). * Gizli bir yönü kalmaksın, kolay anlaşr bir biçimde. zı ı lı

açı kçası * Doğ rusu, açıolanı k , anlaşr biçimi, gizli kapaklı ı lı olmayan yanı . * Açıolarak. k açı kçı açı kgöz * Uyanıdavranarak çı nı layan, imkânlardan kurnazca yararlanması bilen. k karı sağ nı açı kgözlük * Açı kgözlülük. açı kgözlülük * Açı olanı durumu, açı kgöz n kgöze yakı ş davranı acak ş . açı klama * Açı klamak iş izah. i, * Borsada fiyat dalgalanmaları yararlanarak açı para kazanan (kimse). ndan ktan

açı klama cümlesi * Bir önceki cümleyle bağ kuran yani, demek ki, öyle ki gibi bağ cı baş lantı layılarla layan, söz konusu duygu veya düş ünceyi bütünleyen cümle. açı klama yapmak * herhangi bir konuyu aydı ğ kavuş nlı a turmak amacı konuş veya yazmak. yla mak açı klamak * Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgileri vermek, izah etmek. * Bir sorunla ilgili olarak aydı cı vermek, tavzih etmek. nlatı bilgi * Bir sözün, bir yazın ne anlatmak istediğ belirtmek, yorumlamak. nı ini * Açı söylemek, ifş etmek. kça a * Belirtmek, göstermek, açı vurmak, izhar etmek. ğ a açı klamalı * Birtakı açı m klamalarla anlaş ı , öğ lması renilmesi kolaylaşrı şizahlı tılmı , . açı klanan * Açı klamalar sonunda ortaya çı kması beklenen kavram. açı klanma * Açı klanmak iş i. açı klanmak

* Açı klamak işyapı i lmak, izah edilmek, ifş edilmek. a açı livası klar * İi gücü olmayan, boş kalan kimse. ş ta açı livası klar * iş i gücü olmayan, boş kalan kimse. ta açı livası klar olmak * iş bulamayarak iş ve kazançsıkalmak. siz z açı ma klaş * Açı mak durumu almak. klaş açı mak klaş * Açıduruma gelmek. k * Rengi açı lmak. açı tı klaşrma * Açı tı iş klaşrmak i. açı tı klaşrmak * Açıduruma getirmek. k * Rengini açtı rmak. açı klatma * Açı klatmak iş i. açı klatmak * Açı klaması sağ nı lamak. açı klayan * Açı klamalar sonucunda elde edilen kavram.

açı cı klayı * Bir sorunu gerekli açı ğ kavuş klı a turan. * Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açı klayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı anı ile lacaktı cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adın açı cıd ı r" nı klayısır. açı ş klayı * Açı klamak işveya biçimi. i açı ğ kavuş klı a turmak * (bir konu veya sorunu) aydı nlatmak, kapalı lı kurtarmak, anlaş r duruma getirmek. ktan ı lı açı k klı * Açıolma durumu. k * Uzaklı mesafe. k, * Örtüsüz, çı yer. plak * Boş geniş ve yer. * Bir yerin uzaklara kadar bakı labilecek ve bakanı içinde ferahlıdoğ n k uracak durumda olması . * Gerçeğolduğ gibi yansı durumu. i u tma * Bir söz veya yazı maksadı açıolması da n k özelliğ vuzuh. i, * Dürbün, fotoğ makinesi gibi optik araçlarda ağ çapışı girebildiğdelik. raf ı z , ığ ın i

açı k getirmek (veya kazandı klı rmak) * (bir konu veya sorunu) anlaş r duruma getirmek. ı lı açı kölçer klı * Bir mikroskobun açı ğ ölçmeye yarayan alet. klını ı açı bı kta rakmak

* iş görev vermemek, yersiz yurtsuz bı ve rakmak veya birkaç kiş birlikte sağ iye lanan bir iyilikten birini yararlandı rmamak. açı kalmak (veya olmak) kta * iş görev bulamamak, yersiz yurtsuz kalmak veya birkaç kiş birlikte eriş i bir iyilikten ve inin tiğ yararlanamamak. açı ktan * Bir yerin uzağ ı ndan. * Sı ve aş gözetilmeden, dı dan atayarak. ra ama ş arı * Emek ve para harcamadan.

açı (para) kazanmak ktan * emek ve sermaye olmadan para kazanmak. açı açı ktan ğ a * Belirgin olarak, göz göre göre. açı kazanmak ktan * emek ve sermaye koymadan kazanç sağ lamak. açı para almak ktan * bir iş veya mal için, kararlaşrı ş tılmıücret veya değ dında para almak. er ş ı açı tayin ktan * Derece ve belli bir sı gözetilmeksizin yapı atama. ra lan açı lama açı lı m ölçülür. * Açı lma. * Bir yı zla gök ekvatoru arası ldı ndaki uzaklı kuzeye doğ olanı , güneye doğ olanı eksi iş k; ru artı ru da aretiyle *İ leride, içlerinde en uygununun seçilebilmesi için, güç bir sahnenin çeş açı itli lardan çekiminin yapı . lması

açı saçı lı lmak p * (kadıiçin) çok açısaçıgiyinmeye baş n k k lamak. * (kadıiçin) eskisine göre ölçüsüz davranı n ş bulunmaya ba ş larda lamak. açı lı ş * Açı işveya biçimi. lmak i * Yeni bir yapın, yerin veya yeni bir kuruluş çalı nı un ş maya baş laması at. , küş

açı konuş lı ş ması * Herhangi bir toplantın açı nı lması rası yapı ilk konuş sı nda lan ma. açı töreni lı ş * Bir açıı lıkutlamak için yapı toplantı ş lan , resmiküş at. açı lma * Açı iş lmak i. * Bir film çekiminde karanlı baş p gittikçe aydı kta layı nlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. * Bir grupta, sı n jimnastik alı rmaları dağ k düzene girmesi. raları ş tı için ı nı * Çatlama. * Açmak iş lmak veya açmak iş konu olmak. i yapı ine * (renk için) Koyuluğ yitirmek. unu * Kendine gelmek, biraz iyileş mek, ferahlamak. * (gemi) Gitmek, uzaklaş mak. * Sılması kı , çekinmesi, tutukluğ kalmamak. u * (kuruluş için) İ kez veya yeniden iş baş lar lk e lamak.

açı lmak

* İini gereğ ş inden veya götürebileceğ inden geniş tutmak. * Geniş lemek, bollaş mak. * Delinmek, yı lmak. rtı * (sis, karanlı duman için) Dağ k, ı lmak, yoğ unluğ yitirmek. unu * Gereken güce ulaş mak. * Sı nı rrı, üzüntüsünü, sorunları birine söylemek. nı * (pencere, kapı için) Geçit vermek. , yol * Ayrı ya girmek. ntı * (yüzerken) Kıdan uzaklaş yı mak. açı m * Açma, açı , küş lı at. ş açı mlama * Açı mlamak iş teş ş i, rih, erh. açı mlamak * Bir sorunu veya konuyu ele alıen ince noktaları kadar gözden geçirerek anlatmak, ş etmek, teş p na erh rih etmek. açı mlanma * Açı mlanmak iş i. açı mlanmak * Açı mlamak iş konu olmak. ine açı rma ndı * Açı rmak iş ndı i. açı rmak ndı * Açı nması sağ nı lamak. * Bir cismin yüzeyini açarak bir düzlem üzerine yaymak. açım nı * Açı nmak iş inkiş i, af. * Bir cismin yüzeylerinin açı bir düzlem üzerine yayı . lı p lması * Açı nmak iş i. * Geliş mek. * (tohum, hastalıiçin) İ k çindeki yetenekler uyanarak amacı varmak, geliş na mek, inkiş etmek. af * Açı nsamak işistikş i, af.

açı nma açı nmak

açı nsama

açı nsamak * Bir yerin özelliklerini ortaya çı karmak için araşrma ve inceleme yapmak, istikş etmek. tı af açı ortay * Bir açı bölgeyi, ölçüleri birbirine eş olan iki açı bölgeye ayı doğ sal it sal ran ru. açı düzlemi ortay * İ düzlemli bir açı iki komş ve eş açı bölen düzlem. ki yı u it ya açı ölçer açı sal * Bkz. iletki. * Açı ilgili. ile

açı bölge sal * Açı iç bölgesinin birleş ile iminden oluş düzlem parçası an . açı çap sal * Ay ve Güneş gök cisimlerinin iki doğ arası gibi rusu ndaki açı . açı hı sal z * Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı açı tiren ru nı ğ . ı açı ivme sal * Açı hın birim zamanda değen niceliğ sal zı iş i. açı sapma sal * Belli bir açı düzeyinde gerçekleş sapma. en açı uzaklı sal k * Gök cisimlerinin (yı z veya gezegen) birbirlerinin karş ma düzlemine göre uzaklı. ldı ı laş ğ ı açı yol sal * Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldı yol. ğ ı açı ş * Açmak iş i veya biçimi. * Bir kuruluş çalı u ş maya baş latma.

açıkonuş ş ması * Herhangi bir toplantı baş yı latmak için yapı ilk konuş lan ma. açı t açkı * Bir duvarda açıbı lmıbulunan kapı k rakı ş , pencere, kemerleme benzeri açı k. klı * Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleş parlatma, perdah. tirip * Demircilikte delik büyütmekte kullanı araç. lan * Anahtar ve her türlü açma aracı . * Açkı yapan (kimse), perdahçı . * Anahtarcı . * Açkı lamak iş i.

açkı cı

açkı lama

açkı lamak * Açkı parlatmak. ile açkı lanma * Açkı lanmak iş i. açkı lanmak * Açkı lmak, perdahlanmak. yapı açkı latma * Açkı latmak iş i. açkı latmak * Açkı i yaptı iş rmak, perdahlatmak. açkı lı * Açkı lmı perdahlanmı perdahlı yapı ş , ş , . açkız sı

* Açkı lmamı perdahlanmamı perdahsı yapı ş , ş , z. açlı öldürmek ğ ı * açlıhissini geçiş k tirmek, yatı rmak. ş tı açlı k * Aç olma durumu. * Kık. tlı * Yoksulluk. * Aş istek içinde bulunmak. ı rı

açlıçekmek k * yoksulluk içinde bulunmak. açlıgrevi k * Kendisine veya baş na yapı bir haksı ğprotesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiğtepki. kaları lan zlı ı i açlı gözü (veya gözleri) kararmak (veya dönmek) ktan * çok acı kmak. açlı imanı ktan gevremek * çok acı kmak. açlı nefesi kokmak ktan * yoksulluk içinde bulunmak. açlı ölmek ktan * dayanı derecede acı lmaz kmak, çok acı kmak. açlı ölmeyecek kadar ktan * (yiyecek, içecek için) pek az (yemek, içmek). * gereğ inden az. açma * Açmak iş i. * Orman içinde ağ kesme veya yakma yoluyla tarı elverişbir duruma getirilen arazi. aç ma li * Bir çeş susamsı kalı yağ simit. it z, nca lı * Açma yapan veya satan kimse. açmak * Bir ş kapalı eyi durumdan kurtarmak. * Bir ş kapağ veya örtüsünü kaldı eyin ı nı rmak. * Engeli kaldı rmak. * Sarı şkatlanmı örtülmüş lmı , ş , veya iliklenmiş olan ş eyleri bu durumdan kurtarmak. * Oyarak veya kazarak çukur, delik oluş turmak. * Tı bir ş bu durumdan kurtarmak. kalı eyi, * Çevresini geniş letmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. tı * Yarmak. * Düğ veya dolaş ş ş çözmek. ümü mıbir eyi * Bir kuruluş bir iş u, yerini, bir yeri iş veya ilk defa kullanı duruma getirmek. ler lı r * Bir aygı, bir düzeni vb.lerini çalır duruma getirmek. tı ş ı * Alıverişbaş ş i latmak. * Rengin koyuluğ azaltmak. unu * Yakı ş mak, güzel göstermek. * Ferahlıvermek. k * Bir konu ile ilgili konuş mak. * Savaş almak, fethetmek. la * Avunmak veya danı ş için söylemek. mak * Yapmak, düzenlemek.

açmacı

* Ayı rmak, tahsis etmek. * Sılganlını kı ğ , utangaçlını ı ğ gidermek. ı * Görünür duruma getirmek. * (hava için) Bulutlarıdağ n ı yla gök yüzü aydı lması nlanmak. * Geçit vermek. * İ dökmek. çini açmalı k açmaz * Satranç oyununda ş koruyan taş ahı lardan birinin yerinden oynatı lmaması durumu. *İ çinden zor çılı kı durum. r * (tulûatta) Karş ndakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylını ı sı ğ veren söz. ı açmaz halatı * Gemilerin limana bağ lanması sahilden esecek rüzgârla rı mdan uzaklaş ve htı maması kıya dikine için yı bağ lanan halat. açmaza düş mek * içinden çılması durumda kalmak. kı güç açmaza getirmek (veya düş ürmek) * düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak. açmazlı k * Açmaz olma durumu. * Ağ pek sı olma durumu, ketumiyet. zı kı açtı zı, yumdu gözünü ağ nı * öfkelenerek veya kı zarak ağ sözler söyledi. ı r açtı rma * Açtı rmak iş i. * Kiri çı karmak veya eş iyice temizlemek için kullanı her türlü madde. yayı lan

açtı kutuyu, söyletme kötüyü rma * kötü konuş abilecek birine, bildiklerini açı klama fı verilmemesi gerektiğ öğ rsatı ini ütler. açtı rmak * Açmak iş yaptı ini rmak. ad * Bir kimseyi, bir ş anlatmaya, tanı eyi mlamaya, açı klamaya, bildirmeye yarayan söz, isim: Çocuk, kedi, ağ aç, düş ünce, iyilik, Ahmet, Ertuğ birer addı rul r. * Herkesçe tanı ş nmıveya iş itilmiş olma durumu, ün, nam, ş öhret. * Anı değ önem. lacak er, *İ sim. ad ad almak * Sayma, sayı lma. * kendisine ad verilmek. * ün kazanma.

ad bilimi

* Özel adlar üzerinde duran ve özel adları köken bilgisi, tarihî geliş dil ve kültür sorunları sı me, açından inceleyen bilim dalı . ad cümlesi * Bkz. isim cümlesi.

ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekimi * Bkz. isim çekimi. ad çekme * Ad çekmek iş kur'a. i, ad çekmek * raslantı ve talihe bağ bir ayı yapmak için, her birinde birer ad yazı ş ı ya lı rma lmıkâğ tlardan birini çekmek, kur'a çekmek. ad çekmeye girmek * kur'aya tâbi olmak. * oyunun baş cı oyuncular arası alan seçimi, baş atıveya karş langında, nda lama ş ı ı hakkı öncelik lama için sağ layan iş . ad çektirmek * ad çekmek iş yaptı ini rmak. ad değ imi iş * Bkz. mecazimürsel. ad durumu * Bkz. isim hâli. ad gövdesi * Bkz. isim gövdesi. ad koymak * çağ ı veya anmak için bir canlı bir yere, bir ş ad vermek, adlandı rmak ya, eye rmak, isim koymak, tesmiye etmek. ad kökü * Bkz. isim kökü.

ad takmak * adlandı rmak, ad koymak. ad tamlaması * Bkz. isim tamlaması . ad vermek * ad koymak, adlandı rmak, tesmiye etmek. * bir işkimin yaptını i ğ söylemek. ı ad yapmak * isim yapmak. ada * Her yanı ile çevrilmiş parçası su kara . * Trafiğ açıbir yol üzerinde sola dönüş sağ e k leri layan, sağ tarafta veya yol ortası yer alan kaldım taş nda rı ı yla ayrı ş lmıalan. * Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapı topluluğ lar u. ada balı ğ ı * Bkz. amber balı. ğ ı

ada çayı * Ballı babagillerden, yurdumuzda çok yetiş tüylü ve beyazı rak yaprakları ı bir bitki (Salvia en mtı olan tı rlı oflicinalis). * Bu bitkiden yapı sı içecek. lan cak ada gibi gemi * pek büyük (gemi). ada soğ anı * Zambakgillerden, soğ ndan ilâç olarak yararlanı birtakı maddeler elde edilen çok yık bir bitki anı lan m llı (Urginea maritima). ada tavş anı * Evcil cinsleri de olan tavş yakıbir kemirici memeli (Oryetolagus cuniculus). ana n adabı eret muaş * Terbiyeli, ince davranmak için tutulması gereken yollar, davranıtöresi, davranıbilgisi, topluluk töresi, ş ş görgü. adacı k adacı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşnominalizm. unu , adagio * Yavaş ı , ağ olarak. r * Bu biçimde çalı beste. nan adak * Adamak iş i veya adanı ş nezir. lan ey, adak adamak * bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak. adaklama * Adaklamak durumu. * Küçük ada.

adaklamak * Küçük çocuk yürümeye baş lamak. adaklanma * Adaklanmak iş i veya durumu. adaklanmak * Niş duruma gelmek, niş anlı anlanmak. adaklı * Adağolan, adak adamıolan. ı ş * Niş , yavuklu, sözlü. anlı * Adak olarak ayrı ş lmı(hayvan). * Adak adanan yer. * Adağolmayan, adak adamamıolan. ı ş * Niş olmayan. anlı

adaklı k

adaksı z

adale

* Kas. adaleli * Kaslı , kasları kı miş sı, geliş . adalesiz adalet * Kassı z. * Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğ ruluk, türe. * Bu işuygulayan, yerine getiren devlet kuruluş . i ları * Herkese kendine uygun düş kendi hakkı eni, olanı verme.

adalet dağ ı tmak * kanunlarısaydı hakları n ğ ı sahiplerine vermek, tanı nmak. adalet divanı * Devletler arası ndaki birtakı hukuk anlaş kları bakan ve merkezi La Haye'de bulunan uluslar arası m mazlı na mahkeme. adalet kapı sı * Hak ve hukukun aranması baş için vurulan merci, mahkeme. adalet mahkemesi * Bkz. adliye mahkemesi. adalet örgütü * Adliye teş . kilâtı adalet sarayı * Mahkemelerin bulunduğ büyük yapı u . adalete teslim etmek * sanı, adalet iş ğ ı leriyle uğ an kuruluş götürmek. raş a adalete teslim olmak * sanı adalet iş k, leriyle uğ an kuruluş gidip hakkı gerekli iş raş a nda lemin yapı nı lması istemek. adaletine sınmak ğ ı * (birinden) anlayı hoş ş görü, yakı k beklemek. , nlı adaletli * Adalete uygun düş veya adaletli olan, adil. en

adaletlilik * Adaletli olma durumu. adaletsiz * Adalete aykı düş veya adaleti olmayan. rı en

adaletsizlik * Adalete aykı davranı rı ş . adalı adalî * Ada halkı olan (kimse). ndan * Kas niteliğ olan; kasla ilgili olan, kası inde l. * Kasları geliş , adaleli, kaslı iyi miş . *İ nsan.

adam

* Erkek kiş i. * İ yetiş , değ kimse. yi miş erli * Birinin yanı ve iş bulunan kimse. nda inde * Birinin yararlandı, kullandı kimse. ğ ı ğ ı * Birinin sözünü dinleyen, nazı çeken kimse, kayıcı nı rı. * İ huylu, güvenilir kimse. yi * (belirsizlik zamiri yerine), Herkes, kim olursa olsun. * Görevli kimse. * (isim tamlamaları Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı nda) benimseyen. * Eşkoca. , adam adama (savunma) * futbolda, basketbolda karştakı oyuncusunu kollama, rahat hareket etmesini, sayı ı m yapması engelleme. nı adam akı llı * Bkz. adamakı. llı adam almamak * son derece kalabalıolmak. k adam azmanı * Çok iri yapıkimse. lı adam baş ı na * her kiş her birine. iye, adam beğ enmemek * herkesi değ görmek. ersiz adam boyu * Yaklaş olarak normal bir adam boyunda. ı k * İ boyunca. nsan adam değ ilim * herhangi bir durumun gerçekleş memesi hâlinde, kendisinin insan sayı lamayacağanlamı kullanı ant, ı nda lan göz dağsözü. ı adam etmek * eğ itmek, yetiş tirmek, topluma yararlı duruma getirmek. * bir yeri düzene sokmak veya bir ş işyarar duruma getirmek. eyi e adam evlâdı * İ bir ailenin iyi yetiş çocuğ yi miş u. adam gibi * terbiyeli, akı uslu. llı * adamlı insanlı yaraş yolda. ğ a, ğ a ı r * iyice. adam hesabı koymak na * birine değ vermek, saygı er göstermek. adam içine çı kmak * topluluğ karı a ş mak, değ insanları bulunduğ yerlere gitmek, eşdosta gitmek. erli n u e adam içine karı ş mak * değ bir topluluğ girmek, kendisine değ verilir olmak. erli a er adam kığ (veya yokluğ tlında ı unda) * işyarar kimselerin bulunmadı durumda. e ğ ı adam kullanmak

* iyi çalı rması bilmek. ş tı nı adam olmak * geliş büyümek, şmanlamak. mek, iş * iyi yetiş mek, iyi bir duruma gelmek. adam sarrafı *İ nsanlarıkarakterini çabuk anlayacak duruma gelmiş n kimse, insan sarrafı . adam sen de! (veya yalnıadam) z * bir iş önemsenmediğ anlatmak için söylenir. in ini adam sı na geçmek (veya girmek) rası * daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değ yokken artı kendisine önem ve değ verilmek. eri k er adam yerine koymak * adamdan saymak, varlını ğ kabul etmek. ı adama * Adamak iş i. adama dönmek (veya benzemek) * düzelmek. adamak * Bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak, nezretmek. * Kutsal saydı bir ş uğ ğ ı ey runa kendini feda etmek, ant niteliğ söz vermek. inde * Ayı rmak. adamakı llı * Gereğ inden çok, iyice. adamakla mal tükenmez * büyük vaatlerde bulunanlar için alay yollu söylenir. adamca *İ nsana yaraş biçimde. ı r * İ sayı olarak. nsan sı

adamcağ ı z * Kendisine karşsevgi veya acı duyulan adam. ı ma adamcası na * Adamca. adamcı k * Yerilen, küçümsenen; acı (kimse). nan adamcı l *İ nsandan ürkmeyen, insana alı ş ş olan, insana sokulan, sı mı cakkanlı , munis.

adamcık llı * Adamcı l olma durumu. adamdan saymak * bir kimseye değ olmadı hâlde değ vermek, saygı eri ğ ı er duymak. adamı * (bir iş ustalı yapan. i) kla adamıadı kacağ canı ksı n çı ı na çı n

* Bkz. insanı adı kacağ canı ksı n çı ı na çı n. adamıalacası n içinde, hayvanıalacası ş n dında ı * Bkz. insanı alacası n içinde, hayvanı alacası ş n dında. ı adamıiyisi alıveriş (veya iş ı belli olur n ş te baş nda) * bir kiş iyi bir insan olarak değ iyi erlendirebilmek için alıveriş veya iş ı ahlâk dı davranı ş te baş nda ş ı ş larda bulunmaması gerekir. adamı çatmak na * Bkz. tam adamı çatmak. na adamı düş na mek * (yapı bir işgüzel bir rastlantı lacak ) sonunda anlayanı uzmanı verilmiş na, na olmak. adamı göre na * kiş arası ayrı k gözeterek. iler nda calı * herkesin yeteneğ uygun olarak. ine adamı bulmak nı * Bkz. tam adamı bulmak (veya adamı düş nı na mek). adamkökü * Bkz. adamotu. adamlı k *İ nsana yakı ş durum, tutum ve davranı acak ş . * Yabanlı k.

adamlısende kalsı k n * iyilik bilmese de sen yine iyilik et. * bu işnası i l olsa sana yaptı racaklar, bari kendiliğ inden yap da onurunu koru. adamotu adamsı z * Patlı cangillerden, geniş yapraklı , kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis). * Yardı sı hizmetçisiz. mcız, * Erkeksiz, kocası z.

adamsı k zlı * Adamsıolma durumu. z a'dan z'ye kadar * baş aş ı tan ağ bütünüyle. , Adana kebabı * Kı na bolca acı yması biber katı hazı larak rlanan ş köfte. iş adanma adanmak adap * Adanmak iş i. * Adamak iş konu olmak. ine * Töre. * Yol yordam, yol yöntem.

adap erkân * Yol yöntem.

adaptasyon * Uyarlama. * Bir eseri çevrildiğdilin, konuş i ulduğ toplumun yaş ş inançları uyarlama. u ayına, ı na * Uyma. adapte * Uyarlanmı ş .

adapte etmek * uyarlamak. adapte olmak * uymak. adaptör * Bir âletin çapları birbirinden farklı parçaları birini ötekine geçirebilmek için yararlanı bağ cı olan ndan lan layı. adaş adaşk lı adatepe * Adları olanlardan her biri. aynı * Adaş olma, aynı taş durumu. adı ı ma

* Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aş mdan dolayı ı nı ortaya çı ş kmıtepe. adatma adatmak * Adamak iş yaptı ini rmak. adavet aday * Düş manlı yağ k. k, ı lı * Bir görev, bir iş kendini ileri süren veya baş için kaları tarafı ileri sürülen kimse. ndan * Bir iş yetiş için tirilmekte olan kimse, namzet. * Adatmak iş yaptı ini rmak.

aday adayı * Herhangi bir iş i yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylıaş k aması kazanmak amacı baş nı yla vuran kimse. * Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapı ön seçimlere adaylını lan ğ ı koyan kimse. aday göstermek * bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek: Anayasa. aday olmak * herhangi bir iş alı e nmak veya seçilmek için istekli olmak. adayavrusu * İ veya üç çifte kürekli küçük balı teknesi. ki kçı adaylını ğ koymak ı * bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek. adaylı k * Herhangi bir iş görev için kendini ileri sürme veya baş , bir kaları tarafı ileri sürülme, namzetlik. ndan * Bir görevde yetiş tirilme.

adcı

* Adcı öğ lı retisiyle ilgili olan. k * Bu öğ retiye bağ kimse. lı adcı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerçekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşisimcilik, nominalizm. unu , addan türeme fiil * Bkz. isimden türeme fiil. addedilme * Addedilmek iş i. addedilmek * Sayı lmak. addetme * Addetmek iş i.

addetmek * Saymak. addolunma * Addolunmak iş i veya durumu. addolunmak * Sayı lmak. adedî adem * Adetçe, sayı ca. * Yokluk, hiçlik, ölüm. * Osmanlı sözlerle birleş "-siz, -lik" anlamı kullanı ca erek nda lı r. * Dinî inançlara göre ilk yaratı insan ve ilk peygamber. lan *İ nsan, insanoğ adam. lu, *İ nsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan.

Âdem

Âdem baba *İ nsanlın babası Âdem. ğ ı , Hz. * Hapishanede çevresindeki mahkûmları haraca bağ layan kimse. * Afyonkeş . Âdem elması * Gı çıntı. rtlak kı sı Âdem evlâdı * Bkz. âdemoğ lu. Âdemci * Âdemcilik yanlı olan kimse. sı

Âdemcilik * XX. yüzyı baş simgeciliğ karşbir tepki olarak Rusya'da ortaya çı bir edebiyat akı . lı ı n nda e ı kan mı ademimerkeziyet * Yerinden yönetim. ademimerkeziyetçi * Yerinden yönetimci.

ademimerkeziyetçilik * Yerinden yönetimcilik. ademiyet âdemiyet * Yokluk. *İ nsanlı k. * Doğ dürüst insana yakır durum, adamlı ru ş ı k.

âdemoğ lu * İ denilen yaratı n hepsi. nsan kları âdemotu * Bkz. adamotu. adenit adese * Lenf düğ ümleri iltihabı . * Mercek. * Kovucuk. * Görüş derecesi, inceliğ i. * Sayı . * Herhangi bir sayı olan (ş tane. da ey), * Bir kimsenin yapmaya alı ş ş olduğ ş alı . mı u ey, ş kı * Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre. * Ay baş ı .

adet

âdet

âdet edinmek * bir ş alı k ve huy durumuna getirmek. eyi ş kanlı âdet görmek * (kadı ay başolmak. n) ı âdet olmak * öteden beri yapı olmak. lı r * bir ş gelenek durumuna gelmiş ey olmak. âdet yerini bulsun diye * gerekli görüldüğ için değ yalnıalılmıolduğ için. ü il, z ş ş ı u âdeta * Bayağ basbayağ hemen hemen, sanki. ı , ı , * Bayağyürüyüş ı le. * Sayı mı bakı ndan, sayı ca.

adetçe

adetimürettep * Bkz. tam sayı . adezyon kuvveti * Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arası ndaki çekiş kuvveti. adı (veya ismi) gibi bilmek * çok iyi bilmek.

adı batası (veya adı batası ca) * "yok olasıanlamı bir ilenme. " nda adı batmak * (sevilmeyen bir ş veya kimse için) unutulmak, adı lmaz olmak, artısözü edilmemek. ey anı k adı belirsiz * ünü olmayan, tanı nmayan, kim ve ne olduğ bilinmeyen. u adı okunmamak bile * birine hiç önem verilmemek. adı kmak çı * kötü bir ün kazanmak. * hakkı olmayan bir ün kazanma. adı kmıdokuza, inmez sekize çı ş * birinin bir kere adı ktı sonra onun hakkı çı ktan ndaki yaygıinanç artıkolay kolay düzelemez. n k adı deliye çı kmak * deli olmadı hâlde deli olarak tanı ğ ı nmak. adı duyulmak * tanı nmak, ünlenmek. adı geçmek * anı lmak, söz konusu olmak, ismi geçmek. * adı lmak. yazı adı rı kaldılmak * anı olmak, silinip gitmek. lmaz adı kalmak * bir kimse veya bir ş ortadan çekildikten, öldükten sonra dillerde yalnıadı ey z dolaş mak. adı ş karı mak * (kötü) bir iş birinin ilgisi bulunduğ söylenilmek. le u adı kötüye çı kmak * ünü kötü olarak yayı lmak. adı olmak * gereksiz, yersiz ünü olmak. adı sanı * bir kimsenin kimliğ i. adı üstünde * adı belli olduğ gibi. ndan u adı var * yaş amayan, yalnı hayalde var olan. zca

adı verilmek * ad takı lmak. adı l adı m * Zamir. * Yürümek için yapı ayak atı nıher biri. lan ş n ları

* Bir adı alı yol (bu uzunluk 75 cm sayı mda nan lı r). * Giriş hamle. im, * Bir gösterge ucunun eş olarak ayrı ş lmıyaylardan biri boyunca aldı yol. ğ ı * Ayakta temel duruş bir ayağ türlü yönlerde iki ayak boyu kadar ara ile yer değtirmesi. tan, ı n iş * Teknolojide iki diş arası li ndaki aralı k. adı adı m m * Ağ ağ yavaş ı ı r r, yavaş . adı adı gezmek m m * her yerini dolaş görmek. ı p adı adı izlemek m m * arkası izlemek. ndan * gizlice takip etmek. adı atmak m * yürümek için ayağ öne doğ uzatı basmak. ı nı ru p * bir iş ilk kez giriş e mek. adı atmamak m * gitmemek, uğ ramamak, aramamak. adı baş m ı * Birbirine yakıyerlerde, sısı n k k. adı nı rmamak mı attı * bir yere girmesine engel olmak. adı nı almak mı geri * baş ğbir iş geri dönmek. ladı ı ten adı mlama * Adı mlamak iş i. adı mlamak * Adı ölçmek. mla * Bir yerde ileriye geriye doğ giderek dolaş ru mak. adı nı mları açmak * yürürken hı zlanmak. adı nı mları seyrekleş tirmek * hı yürürken adı nı zlı mları yavaş latmak. adı nı klaşrmak mları sı tı * daha küçük ve çabuk adı atarak hı yurümek, ivmek, acele etmek. mlar zlı adı k mlı * Adı uzunluğ m unda olan. * Bir yerin çok uzak olmadını ğ belirtmek için kullanı ı lı r.

adı msayar * Yürüme sı nda gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğ anlayabilmek amacı ayağ rası unu yla a takı alet, pedometre. lan adı na * o ş veya o kimsenin yerinde olarak, namı onun hesabı eyin na, na.

adı ağ na almamak nı zı * dargı k, kı nlı kı nlıgibi bir sebeple bir kimseden hiç söz etmemek. nlı rgı k, zgı k

adı almak nı * ad takı lmak, ad verilmek. adı anmak (veya anmamak) nı * birinden söz etmek (veya etmemek). adı bağlamak nı ı ş * bir baş ndan adı söylemesini istemek. kası nı adı bozmak nı * andı uymamak, andı aykıdavranmak. na na rı adı kirletmek (veya lekelemek) nı * adın kötüye çı nı kması yol açmak. na adı koymak nı * karşğ veya fiyatı kararlaşrmak. ıı lını nı tı adı taş nı ı mak * birinin adı anı yla lmak, sahip olduğ adısorumluluğ yüklenmiş u n unu olmak. adı vermek nı * birinin adı bildirmek. nı * biri tarafı salıverildiğ söylemek. ndan k ini adı sanı yla yla * bilinen ün ve niteliğ iyle. adî * Sı radan, hiçbir özelliğolmayan. i * Aş ı bayağ alçak. ağ k, lı ı , * Adı uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapı bir tür yürüyüş mda lan .

adî adı m

adî defter * Bir iş letmenin veya ticarethanenin yaptı iş ğ lemlerinin muhasebe kayı nı geçirildiğticarî defter. ı tların i adî kesir * Bayağkesir. ı adî suçlu adil * Basit suçları leyen kimse. iş * Adaletle iş gören, adaletten, haktan ayrı lmayan, hakkı yerine getiren, adaletli. * Hakka uygun, haklı . * Adalete uygun olarak, hakça. * Adîleş durumu. mek

adilâne adîleş me

adîleş mek * Adî bir duruma girmek, bayağ mak. ı laş adîleş tirme * Adîleş tirmek iş i. adîleş tirmek * Adîleş mesine yol açmak.

adîlik adisyon

* Bayağ k, düş ı lı üklük, aş ı ağ k. lı * (lokanta, otel gibi yerlerde) Hesap.

adlandılma rı * Adlandılmak iş rı i. adlandılmak rı * Ad vermek işyapı i lmak. adlandı rma * Adlandı iş rmak i. adlandı rmak * Bir kimseyi veya bir ş kullanarak belli etmek, ad vermek, ad koymak, tesmiye etmek. eyi * Ad koyma, ad vermeyi sağ lamak, tesmiye etmek. adlanma * Adlanmak iş i.

adlanmak * Kendisine ad verilmek. * Kötü ün kazanmak. adlaş ma adlaş mak * Ad durumuna gelmek. adlaşrma tı * Adlaşrmak iş tı i. adlaşrmak tı * Ad durumuna getirmek. adlı * Adı olan. * Ünlü. * Adlaş durumu. mak

adlı yla adı * herkesin bilip tanığbiçimde. dı ı adlı sanlı * Ünlü. adlî * Adaletle ilgili.

adlî makam * Adalet iş lerinin görüldüğ ve sonuca bağ ğkamuya ait yönetim yeri. ü landı ı adlî merci * Adaletle ilgili sorunlarıçözümü için baş n vurulan resmî daireler. adlî polis * Adliye içerisinde güvenliğsağ p adlî iş yardı olan kolluk gücü. i layı lere mcı adlî sicil

* Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadını anlaş ğ n ı ı lması konulmuş için olan kayı t yöntemi. adlî tabip * Adlî tı görevli doktor. pta adlî tatil * Her yı Temmuz ile 5 Eylül tarihleri arası kanunda yazıdurumlarıdında, hiçbir adlî iş l 20 nda, lı n ş ı lemin yapı ğsüre. lmadı ı adlî tı p adlî yı l * Tı n adalete yardı eden kolu; adaletin bu iş uğ an kuruluş bbı m le raş u. * Mahkemelerin bir yı l içindeki çalı süresi. ş ma

adlî zabı ta * Bir suç sonrası ğve suç delillerini adlî yetkililere sunan kolluk kuvveti. sanı ı adliye * Hukuk ve adalet iş lerini gören devlet kuruluş . ları * Hukuk ve âdalet iş lerinin görüldüğ resmî yapı ü . adliye encümeni * Adalet komisyonu. adliye mahkemesi * Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idarî mahkemeler dında kalan ve denetim mahkemesi ş ı olan Yargı ile hüküm mahkemeleri. tay adliye nezareti * Osmanlımparatorluğ İ unda adliye teş nıbağ olduğ en üst makam. kilâtın lı u adliye teş kilâtı * Yargı organları bu organlarıbirbirleriyle olan iliş ve n kilerini, derecelerini, görev ve yetkilerini düzenleyen ve yürüten mekanizmanıbütünü. n adliye vekâleti * Adalet bakanlı. ğ ı adliyeci adrenalin * Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi; hekimlikte damarları daraltma, bronş açma, kanamaları ları kesme gibi amaçlarla kullanı lı r. adres * Bir kimsenin arandında bulunabileceğyer, oturduğ yer. ğ ı i u * Gönderilen ş üzerine, alınıadı ve bulunduğ yeri bildirmek için yazı yazı eyin cın nı u lan . adres bı rakmak (göstermek veya vermek) * arandında bulunabileceğ oturduğ yeri bildirmek. ğ ı i, u adres defteri * Kiş ilerin kendilerine lâzı olan adresleri topladı defter. m kları adres kartı * Adres defteri. adres kitabı * Genellikle belli bir iş veya meslekte olanları iş ev adreslerini toplu olarak gösteren kitap. n ve * Adliye kuruluş meslek görevlisi. unda

adres makinesi * Posta gönderilerinin üzerine kâğ plâstik veya madenden, adres basan alet. ı t, adres rehberi * Adres defteri. adsı z * Adı olmayan, isimsiz. * Türklerde, ailesinden ayrı ğiçin artıonun adı taş ldı ı k nı ı onun adı anı hakkı yitirmiş mak, ile lmak nı olan ve ancak bir yararlıgösterince ad kazanabilen delikanlı k . adsıparmak z * Orta parmak ve serçe parmak arası ndaki parmak, yüzük parmağ ı . aerobik * Hı müzik temposu eş inde yapı vücudun çevikliğ ve hareketliliğ dayanan bir tür jimnastik. zlı liğ lan, ine ine aerobik solunum * Hücrede yalnımoleküler oksijenin kullanı ğbir solunum ş z ldı ı ekli. aerodinamik * Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanıyarattı etkiyi inceleyen bilim. n ğ ı * Aerodinamik bilim alanı ilgili. yla * Fizik biliminin gazlarıhareketini inceleyen dalı n . af * Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı ı bağlama. ş * Mazur görme veya görülme. * (görevden) çı lma. karı

af buyurun! * "affedersiniz" veya "affızı ederim" anlamı bir söz. nı rica nda af çı lmak karı * bir suçun bağlanması Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun çı ı ş için karmak. af dilemek * bağlanması istemek. ı ş nı af kapsamı alı na nmak * af kanununa girmek. afacan * Zeki ve yaramaz (çocuk). afacanlaş ma * Afacanlaş iş mak i. afacanlaş mak * Yaramazlaş yaramaz, ele avuca sı mak, ğ duruma gelmek. maz afacanlı k * Afacan olma durumu, yaramazlı k. afak * Ufuklar, dört bir taraf. afakan afakî * Bkz. hafakan. * Belli bir konu üzerine olmayan (konuş dereden tepeden. ma),

* Nesnel, objektif. afakîlik * Bkz. objektiflik. afal afal afallama * Ş kıbir biçimde. aş n * Afallamak iş i.

afallamak * Ş kı ktan sersemleş aş nlı mek. afallaş ma * Afallaş iş mak i. afallaş mak * Ş kı k içinde kalmak, ş ıp bir ş yapamaz olmak. aş nlı aş rı ey afallaşrma tı * Afallaşrmak iş tı i. afallaşrmak tı * Ş kı k içinde bı aş nlı rakmak, birini ş ıp bir ş yapamaz duruma sokmak. aş rı ey afallatma * Afallatmak iş i. afallatmak * Ş kı ğ düş aş nlı a ürerek sersemleş tirmek. afat afazi aferin * Okş alkı ama, ş lama, beğ enme gibi duyguları belirtmek için söylenir, bravo. * Eskiden öğ rencilere verilen beğ enme ve takdir kâğ . ı dı aferin almak * değ görülüp beğ erli enilmek. aferist afet * Vurguncu, dalavereci, çı nı karı bilen, çı . karcı * Doğ n sebep olduğ yım. anı u kı * Kı ran. * Çok kötü. * Güzelliğile insanıaşna çeviren, aklı baş i ş kı nı ı alan kadı ndan n. * Hastalı n dokularda yaptı bozukluk. kları ğ ı * Afete uğ şafet görmüş ramı , . * Afetler, belâlar, kı ranlar. * Bkz. söz yitimi.

afetzede

affa uğ ramak * bağlanmak, affedilmek. ı ş affedersin veya affedersiniz

* özür dilemek için söylenir. * karşçı ı kmak için söylenir. affedilme * Bağlanma. ı ş affedilmek * Bağlanmak. ı ş affetme affetmek * Bağlama. ı ş * Bağlamak. ı ş * Hoş ile karş görü ı lamak, mazur görmek. * Görev veya iş çı ten karmak.

affetmemek * bağlamamak, hoş ı ş görmemek. affetmiş sin * "hiç de öyle değ yanı il", lı yorsun" anlamı kullanı nda lı r. affettirme * Affettirmek iş i. affettirmek * Bağlanması sağ ı ş nı lamak. affettuoso * Bir parçanıyumuş ve duygulu bir biçimde çalı ı anlatı n ak nacağ nı r. affeyleme * Affeylemek iş i. affeylemek * Affetmek. affı dilemek (veya istemek) nı * bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğ nezaketle bildirmek. ini affıza sınarak nı ğ ı * "bağlayacağ za güvenerek" anlamı bir nezaket sözü. ı ş ı nı nda affolunma * Affolunmak iş i. affolunmak * Bağlanmak, affedilmek. ı ş Afgan * Afganistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. ndan n * Afganistan'a ve Afganistan halkı özgü olan. na Afganlı * Afgan. afi * Gösteriş m, caka. , çalı

afi kesmek (satmak veya yapmak) * birine karşgösteriş ı yapmak, kabadayı etmek. lı k

afif afife afili afis

*İ ffetli. * Namuslu, iffetli, saygı er (kadı değ n). * Gösteriş çalı . li, mlı * Gümüş ğ n küçüğ balını ı ü.

afiş

* Bir ş duyurmak, tanı için hazı eyi tmak rlanan, çoğ resimli duvar ilânı u .

afiş asmak * duvarlara ilân yapı rmak. ş tı afiş yutmak * yalana dolana kanmak. afiş çi * Afiş yapan sanatçı . afiş çilik afiş e * Afiş yapma sanatı . * Açı çı şduyulmuş ğ kmı a , .

afiş etmek e * açı vurmak, belirtmek, duyurmak, dile düş ğ a ürmek, reklâm etmek. afiş olmak e * (bir kimse) bilinmeyen bir yönüyle tanı nmak. afiş leme * Afiş asma iş afiş i, lemek iş i.

afiş lemek * Afiş p duyurmak. ası * Nitelemek, göstermek. afiş kalmak te * (oyun için) ilgi görerek günlerce oynanmak. afiyet * Hasta olmama durumu, sağk, esenlik. lı

afiyet bulmak * iyileş sağğ kazanmak. mek, lını ı afiyet olsun * bir ş yiyip içenlere "yarası anlamı söylenen iyi dilek sözü. ey n" nda afiyet ş olsun eker * "yarası ağ tadı yensin'" anlamı söylenir. n, ı yla z nda afiyet üzere olmak * sağklı lı , rahat yaş amak.

afiyetle afoni aforizm

* ağ tadı keyifle. ı yla, z * Bkz. Ses yitimi. * Özlü söz, özdeyiş .

aforoz

* Hristiyanlı kilise tarafı verilen "cemaatten kovma" cezası kta ndan .

aforoz etmek * kilise birliğ inden çı karmak. * darı biriyle konuş lı p mamak, yakı olmaktan çı nı karmak, ilgiyi kesip uzaklaşrmak, adı duymak bile tı nı istememek. aforozlama * Aforozlamak iş i. aforozlamak * Aforoz etmek, kovmak. aforozlu afra tafra * Çalı m. * Çalı . mlı afralı tafralı * Çalı . mlı Afrika çekirgesi * Değ ik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemiş iş arazilerde rastlanan zararsıbir çekirge z (Locusta migratona). Afrika domuzu * Çift parmaklı lardan, kalıderili, Afrika'da yaş ve yaban domuzuna benzer bir hayvan (Phacochoerus n ayan aethiopicus). Afrika menekş esi * İ çeneklilerden, tüylü yapraklı ki , mor, pembe, beyaz renkli çiçekleri olan, evlerde saksı yetiş da tirilen çok yık bir süs bitkisi (Saintpaulia ionantha). llı Afrikalı * Afrika kökenli olan kimse. * Afrikalı oyuncu. Afrikalı lı k * Afrikalı olma. afsun afsuncu * Büyü, füsun. * Büyücü, üfürükçü. * Aforoz edilmişkovulmuşuzaklaşrı ş , , tılmı .

afsunculuk * Afsuncunun yaptı iş ğ . ı afsunlama

* Afsunlamak iş i. afsunlamak * Büyülemek. afsunlanma * Afsunlanmak iş i. afsunlanmak * Büyülenmek. afsunlu Afş ar * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz aft aftos * Pamukçuk. * Oynaş , metres. * Büyülü, sihirli, füsunkâr.

afur tafur * Çalı m. afur tafura gelmemek * çalı satmadan hoş m lanmamak; böyle bir davranı karştepki göstermek. ş a ı afyon * Olgunlaş mamıhaş kapsüllerine yapı çizintilerden sı sonradan katı an süt; içinde morfin ve ş haş lan zan, laş kodein gibi çok uyuş turucu maddeler bulunan, güçlü bir zehir olmakla birlikte, hekimlikte kullanı değ bir ilâç. lan erli afyon çekmek * keyif için afyon yutmak. afyon ruhu * Yatı rı olarak kullanı afyon tentürü. ş cı tı lan afyonkeş * Keyif için afyon yutan veya çeken (kimse), afyon tiryakisi. afyonkeş lik * Afyon çekmeye düş künlük. afyonlama * Afyonlamak iş i. afyonlamak * Afyon vererek uyuş turmak, uyutmak. * Telkin yoluyla doğ düş ru ünmeyi önleyerek zararlı yola sürüklemek. bir afyonlanma * Afyonlanmak iş i. afyonlanmak * Afyonlamak işyapı i lmak. afyonlu *İ çinde afyon bulunan. * Afyon yutmuş . * Dalgı uyuş , uyuş (kimse). n, muş uk

afyonu baş vurmak ı na * aş davranı ı rı ş larda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptını ğ bilememek. ı afyonunu patlatmak * kendi keyfine dalmıolan birini öfkelendirmek. ş Ag aga * Ağ a. agâh * Bilir, bilgili, haberli, uyanı k. * Gümüş kı 'ün saltması .

agâh olmak * bilgi edinmiş olmak. agami aganta emir. agaragar * Deniz yosunları çı lan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanı bir tür ndan karı lan jelâtin, jeloz. agel * Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağ kları ladı , yünden örülmüş n çember bağ kalı . agitato * Bir parçanıcanlı coş çalı ı anlatı n ve kulu nacağ nı r. * Yı veya lâçka edilmekte olan bir halatı ve zincirin kı bir süre elde tutulup bı lmaması verilen sa n sa rakı için * Güney Amerika'da yaş ayan, mavi ve yeş metalik yansı bir kuş il malı .

aglütinasyon * Kümeleş im. aglütinin agnosi * Tanızlı sı k. agnostik * Bilinemezci. * Bilinemezcilikle ilgili. * Serumda meydana gelen antikor.

agnostisizm * Bilinemezcilik. agnozi * Duyularda herhangi bir bozukluk olmaması rağ sı sisteminin belirli bir yerindeki doku na men nav bozukluğ undan ileri gelen algı kaybı yokluğ veya u. Agop'un kazı bakmak gibi * aptal aptal bakmak. agora * Yunan klâsik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret iş lerini konuş için halkıtoplandı alan, mak n ğ ı halk meydanı .

agorafobi * Bkz. alan korkusu. agraf agrafi * Kanca, kopça. * Bkz. yazma yitimi.

agrandisman * Büyültme. agrandisör * (fotoğ lı Büyülteç. rafçı kta) agreje agreman agu * Süt çocukların neş nı elendikleri zaman çı kları kardı ses. agu bebek * Büyüdüğ hâlde bebekliğ özenen çocuklara alay yollu söylenir. ü e agucuk * Süt çocuğ u. * Süt çocuğ sevmek için söylenir. unu * Agulamak iş i. * Yeni doğ bebeklerin çı ğses. muş kardı ı * (yabancı ülkelerde) Doçent olmak için sı vermiş nav kimse, doçent. * Bir elçinin bir ülkeye atanması önce o ülkeden istenen uygun görme yazı. ndan sı

agulama

agulamak * (bebek) Agu agu diye ses çı karmak. aguş ağ * İ sicim, tel gibi ince ş plik, eylerden kafes biçiminde yapı ş lmıörgü. * Örümcek gibi birtakı hayvanlarısalgı yla oluş m n ları turdukları örgü. * Ülke yüzeyine yaygı tılmıörgü, ş nlaşrı ş ebeke. * Tuzak. * Oyun alanı ortadan ikiye bölen iple yapı ş nı lmıörgü. * Çaprazlama örgü ile yapı ve kale direkleri arkası gerilen örgü, file. lan na ağ * Donun veya pantolonun apıarası gelen yeri, apık. ş na ş lı ağ atmak (veya bı rakmak) * balıavlamak için denize ağ k salmak. ağ benek * Açı koyulu kahverengi ağ klı görünüş ünde olan, arpa yaprakları yerleş oldukça önemli zararlara yol na erek açan asklı mantar. * Bu mantarı ortaya çı ğekin hastalı. n kardı ı ğ ı ağ çekmek * Kucak.

* yakalanan balı toplamak için ağsudan çı kları ı karmak. ağ nesi iğ * Ağ örülmesinde kullanı iğ ı n lan biçiminde tahtadan veya plâstikten yapı ş lmıalet. ağ i ipliğ * Keten, kenevir, naylon gibi maddelerden ağ mı kullanı iplik. yapı nda lan

ağ ğ kayı ı * Balıağ nı ı kayı k ları taş yan k. ağ kepçe ağ kurdu * En çok elma ve erik gibi yemiş açları zarar veren bir kurt. ağ na ağ unu kurş * Balıağ nı k ları suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeğbiçiminde delikli kurş madde. i un ağ mantarlar * İ ve hayvanlarda hastalı yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğ nsan ğ a u. ağ tabaka ağ tonos * Gotik mimaride kullanı ş biçiminde parçalı lmı ağ , tonos. ağ torba * 25 cm geniş inde ve 50 cm uzunluğ liğ unda ağ yapı ş rmı yosunlarısuya dalı dan lmıkı zı n narak avlamada kullanı bir ip ve kayı makara yardı ile suyun yüzeyine çıp inebilen bir torba. lan, ktaki mı kı ağ yatak ağ a * Hamak. * Kık kesimde geniş rlı toprakları olan, sözü geçen, varlı kimse. klı * Halk arası sayı ve sözü geçen erkeklere verilen san. nda lan * Büyük kardeşağ , abey. * Okur yazar olmayan yaşca kiş lı ilerin adları birlikte kullanı san. yla lan * Osmanlımparatorluğ İ unda bazı kuruluş n baş bulunanlara verilen resmî san. ları ı nda * Göz yuvarların iç yüzeyinde görme sinirinin yayı nı lması beliren, ığ duyarlı ı bölüm, retina. ile şa ı , ağ msı * Balı lı kullanı ağ örülerek yapı uzun saplı kçı kta lan, dan lan sepet.

ağ borç eder, uş harç a ak * ağ para sıntıiçinde olup borç etse de, uş hâlden anlamaz ve bol harcamayı a kı sı ak, sürdürür. ağ kapı a sı * Yeniçeri ağ nıdairesi. asın ağ yamağ a ı * Yeniçeri ağ na bağ emir çavuş ası lı u. ağ ababa * Dede, ata. * Sanı a" olan babaya çocuğ "ağ unun sesleniş i. * Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). * Bir kimsenin kendinden yaş büyük olan erkek kardeş ça i. * Kardeş olmayanlar arası da genellikle yaş büyük olanlara bir saygı nda ça sesleniş i olarak kullanı lı r.

ağ abey

ağ abeylik

* Ağ abey olma durumu. ağ abeylik etmek (veya yapmak) * Birini ağ abey gibi korumak, gözetmek. ağ çı keçinin dala bakan oğ ı aca kan lağolur * çocuklar ana ve babaları öğ ndan rendiklerini yapmaya özenirler. ağ çı pabucu yerde kalmaz aca ksa * davranı na engel olacak hiçbir takı sı ş ları ntı yok. ağ dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür aca * insan yapacağiş baş na değ kendine güvenmelidir. ı te kaları il, ağ kurt, insanı yer acı dert * kurt ağ nası acı l içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir. ağ aç * Gövdesi odun veya kereste olmaya elveriş bulunan ve uzun yı yaş li llar ayabilen bitki. * Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dalları yapı ndan lan. * Direk.

ağ arı aç sı * Düzgün kanatlı , kuyruğ unda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda ağ zararlı. aç sı ağ balı aç * Erik, kayı gibi ağ sı açlardan sı zamk. zan ağ biti aç * Yarı kanatlı m lardan, bitkiler üzerinde yaş ayan, sı cı böcek türü (Psylla). çrayı bir

ağ çileğ aç i * Ahududu. ağ ebegümeci aç * Ebegümecigillerden, boyu yüksek bir ot (Fr. lavatere). ağ kaplama aç * Konut duvarları yalı ve güzelleş nı tma tirme amacı ağ veya ağ ürünlerinden yararlanı yapı yla aç aç larak lan kaplama. ağ kavunu aç * Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetiş taç yaprakları en, mavimsi pembe, küçük bir ağ (Citrus aç medica). * Bu ağ n iri bir limon görünüş acı ündeki buruş kabuklu yemiş uk i. ağ kurbağ aç ası * Kurbağ agillerden, boyu 3-5 cm olan, sı yaprak yeş ağ rtı ili, açlara tı rmanan bir kurbağ türü (Hyla arborea). a ağ kurdu aç * Ağ açları kemirerek beslenen birtakı sinek kurtçukları verilen ad. m na ağ küpesi aç * Hatmi. ağ mantarı aç * Ağ biten bazitli mantarlara verilen ad. açta ağ minesi aç * Mine çiçeğ igillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen, kı zı rmı, mor çiçekli bir ağ k (Lantana). aççı ağ mobilya aç

* Oturma, yemek yeme, çalı yatma vb. iş yapı nda kolaylıve rahatlısağ ş ma, lerin lması k k layan, parçaların nı büyük çoğ unluğ masif, lifli, yangalı tabakalı aç malzemeden yapı taş u ve ağ lan, ı nabilir veya sabit olarak kullanı eş lan ya. ağ nemi aç * Ağ bulunan su miktarın, aynı acımutlak kuru ağ ğ oranı açta nı ağ n ı ı rlına . ağ olmak aç * bir yerde ve ayakta çok beklemek. ağ oyma aç * Oyma baskı sanatları düz bir baskı ndan tekniğ i. ağ sakı aç zı * Reçine. ağ sansarı aç * Sansargillerden, sı koyu esmer, karnı rtı daha açı iyi tı k, rmanan, postu değ bir memeli türü (Martes erli martes). ağ yaş eğ aç iken ilir * çocuklar küçük yaş kolay eğ büyük insan kolay kolay eğ ta itilir, itilemez. ağ k aççı * Taflan gibi, dalları dibinden baş layarak çatallanan küçük ağ aç. ağ lı aççı k * Ağ yetiş aç tirme iş i.

ağ açdelen * Yuva yapmak için ağ açları oyan böcek. ağ açkakan * Serçegillerden, ağ kurtları geçinen bir kuş aç ile (Picus). ağ açkesen * Zar kanatlı lardan, kurtçukları çok gül fidanları en üzerinde yaş ayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma). ağ açlama * Ağ açlamak iş i. ağ açlamak * Ağ açlandı rmak. ağ açlandı rı lma * Ağ açlandılmak iş rı i. ağ açlandı rı lmak * Ağ duruma getirilmek. açlı ağ açlandı rma * Ağ açlandı rmak iş i. ağ açlandı rmak * Bir yeri ağ duruma getirmek. açlı ağ açlanma * Ağ açlanmak iş i. ağ açlanmak * Ağ duruma gelmek. açlı

ağ ma açlaş * Ağ mak durumu. açlaş * Bitki ş ekilleri gösteren ve akiklerde olduğ gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan u tabiî desen. ağ mak açlaş * Ağ durumuna gelmek. aç ağ açlı ağ k açlı * Ağ olan. acı * Ağ öbeğ aç i. * Ağ bol olan (yer). acı

ağ klı açlı * Ağ açları olan (yer). bol ağ açsı * Ağ benzeyen, ağ andı aca acı ran. ağ z açsı * Ağ olmayan. acı

ağ alanma * Ağ alanmak iş i. ağ alanmak * Ağ tavrı narak çalı yapmak. a takı m ağ k alı * Ağ olma durumu. a * Kibar ve cömertçe davranı ş . -ağ / -eğ an en * Fiilden sı ve isim yapma eki: yat-ağ gez-eğ ol-ağ dur-ağ piş en vb. fat an, en, an, an, -eğ ağ n alnı anı terlemezse ı n burnu kanamaz rgadı * iş veren iş ile birlikte çalı çisi ş mazsa iş iş var gücüyle sarı çi e lmaz. ağ n eli tutulmaz anı * cömertliğ elinin açı ğ tartılmaz. i, klı, ı ş ı ağ k arı ağ arma * Ağ armak iş i. * Tan atma, ş sökme. afak ağ armak * Ak olmak, ak duruma gelmek, beyazlanmak, solmak. * Aydı nlanmak. ağ artı * Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklı k. * Süt, yoğ peynir, ayran gibi yiyecek ve içecekler. urt, ağ lma artı * Ağ lmak iş artı i. ağ lmak artı * Aklaş ş mırengi solmuş , .

* Temizlenmek, beyazlatı lmak. ağ artma * Ağ artmak iş i. * Kuyumculukta gümüş temizleme iş ü i. ağ artmak * Ak duruma getirmek, beyazlatmak. ağ beneklilik * Arpa bitkisinde görülen mantar hastalı (Pyrenophora). ğ ı ağ cı ağ k cı ağ lı cı k * Ağ balıtutma. ile k ağ da * Kaynatı çok koyu ve yapı bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu ş eriyiğ larak ş kan eker i. * Ağ balıtutarak geçinen kimse. ile k * Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kı n.

ağ yapmak da * vücuttaki fazla tüyleri ağ ile almak, temizlemek. da ağ dacı *Ş eker, tatlı helva yapı nda ağ hazı ve mı da rlayan iş çi. * Ağ ile vücuttaki fazla tüyleri veya kı temizlemeyi meslek edinmiş da lları kimse.

ağ dalanma * Ağ dalanmak iş i. ağ dalanmak * Ağ durumuna gelmek, ağ maya baş da dalaş lamak. * Ağ bulaş da mak. ağ ma dalaş * Ağ mak durumu. dalaş ağ mak dalaş * Ağ durumuna gelmek, ağ da dalanmak. * (sohbet) Tam tadı varı durum almak, koyulaş na lı r mak. ağ tı dalaşrma * Ağ tı iş dalaşrmak i. ağ tı dalaşrmak * Ağ durumuna getirmek. da ağ dalı * Ağ dalanmı ş . * (deyiş için) Bilinmeyen kelimelerle, anlaş ı güç, dolambaçlı lması cümlelerden oluş an. * Karmaş ı k. * Pekmez yapmaktan baş iş yaramayan üzüm. ka e * Ağ rmak iş dı i.

ağ k dalı ağ rma dı

ağ rmak dı

* Ağ na sebep olmak. ması * Aş ı ağinmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ı ağ gelmek. r

ağ ı

* Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarı göre canlı öldürebilen na yı madde, zehir. ağağ ı acı * Zakkum. ağçiçeğ ı i * Zakkum. ağgibi ı * acı veren, çok etkileyen. * çok sert, keskin. ağotu ı * Baldı ran. ağ ı l * Koyun ve keçi sürülerinin gecelediğ çit veya duvarla çevrili yer. i, * Bazı ldı n, özellikle ayıçevresinde görülen geniş aydı k teker, ayla, hale. yı zları n ve nlı * Bazı görüntülerdeki çok ıklı ş cisimleri çevreleyen ıklı ı ş teker. ı * Ağverme, zehirleme. ı ağ ı lamak * Ağvermek, zehirlemek. ı * (bir ş Ağkatmak. eye), ı

ağ ı lama

ağ ı rma landı * Ağ ı rmak iş landı i. ağ ı rmak landı * Ağ duruma getirmek. ı lı ağ ı lanma * Ağ ı lanmak iş i.

ağ ı lanmak * Bilmeden veya farkı olmadan zehirli bir ş yemek veya içmekle zehirlenmek. nda ey ağ ma ı laş * Ağ mak durumu. ı laş

ağ mak ı laş * Ağ duruma gelmek. ı lı ağ oğ doğ ovada otu biter ı lda lak sa * Tanrı yarattınırı nı her ğ n zkı verir. ı ağ ı lı *İ çinde ağbulunan, zehirli. ı ağ böcek ı lı * Kıkanatlı n lardan, baş böcekleri yemesi bakı ndan yararlı böcek. (Carabus). ka mı bir ağ ı llanma * Ağ ı llanmak durumu.

ağ ı llanmak * Toplanı bir arada durmak. p * Çevresinde ağ denen hale oluş ı l mak, halelenmek. ağ ı m ağ ı mlı * Ayağ üstündeki tümsek yer. ı n * Üstü aş tümsek olan (ayak). ı rı

ağ düş ı na ürmek * tuzağ düş ı na ürmek. ağ ı nma * Ağ ı nmak iş i. ağ ı nmak ağ ı r * (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p * Tartı çok çeken, hafif karş . da ı tı * Davranı yavaş ş ları olan. * Değ çok olan, gösteriş eri li. * Çapı , boyutları büyük. * Çetin, güç. * Tehlikeli, korkulu, vahim. * Sınt ı kı veren, bunaltı. cı * Dokunaklı , insanıgücüne giden, kıcı n rı. * Yavaş . * Ağ lı ı , ciddî. rbaş * (koku için) Keskin, boğ ucu. * (yiyecek için) Sindirimi güç. * Yoğ un. * (uyku için) Uyanı lması derin. güç, * Kık, alçak. sı * Güç iş sağ iten, ı r. * Ağ siklet. ı r * Acele etmeden. * Fazlası yla.

ağ ağ ı ı r r

ağ aksak yürümek (veya gitmek) ı r * pek yavaş olarak. ağ almak ı r * bir iş yavaş te davranmak. ağ araç ı r ağ ayak ı r * Ağ vası ı ta. r * Doğ urması n (gebe kadı yakı n).

ağ basmak ı r * ağ ğfazla gelmek. ı ı rlı * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te ağ basmak ı r * gücü, etkisi veya özelliğdaha üstün ve belirgin olmak. i * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te

ağ basmak ı r * bir kimse kâbusa uğ ramak. ağ canlı ı r * Çok yavaş yapan, çevik olmayan. iş * Varlı sıntı ğ kı veren sevimsiz. ı * Tembel. * Gebe (kadı n). ağ canlı ı r lı k * Hareketlerin yavaş olması mbık, tembelce davranıbiçimi. , hı llı ş ağ ceza ı r * Ağ hapis ve beş ldan yukarı hapis cezaları ı r yı olan .

ağ çekmek ı r * tartı ağ gelmek. da ı r ağ durmak ı r * ciddî, ağ lı ı , oturaklı ukkanlı rbaş , soğ hareket etmek. ağ elli ı r * Bkz. eli ağ ı r. ağ ellilik ı r * Eli ağ olma durumu. ı r ağ ezgi ı r * Çok ağ yavaş ı r, yavaşahenkli. ,

ağ gelmek ı r * gücüne gitmek, onuruna dokunmak. * yapı güç gelmek. lması ağ hapis cezası ı r * 2-24 yı l veya ömür boyu hapis cezası . ağ hastalı ı r k * Ölümle sona erebilecek gibi olan hastalı k. ağ hidrojen ı r * Döteryum. ağ iş ı r * Büyük tehlikeler yaratan ve fazla güç isteyen her türlü iş .

ağ iş ı itmek (veya duymak) r * kulakları iş iyi itmemek, kulakları iş az itmek. ağ kaçmak ı r * gücendirici olmak. ağ kayba uğ ı r ramak * maddî ve manevî büyük zarar görmek. ağ kayı ı p r * (savaş , deprem, sel gibi doğ afetlerde) Büyük kayı al p. * Maddî zarar. ağ küre ı r * Yer yuvarlağ n, yoğ ı nı unluğ ve katı ı olan bölümü, barisfer. u lı çok ğ

ağ ol! ı r

* ciddî, ağ lı ukkanlı rlı ı , soğ rbaş , sabı ol!. * acele etme, yavaş ol!.

ağ oturmak ı r * uslu durmak. ağ para cezası ı r * Bazı suçlara göre takdir edilen para cezası . ağ sanayi ı r * Üretim araçları yapan sanayi. ağ satmak ı r * nazlanmak, gönülsüz davranmak. ağ sı ı klet r * Bazı dalları yarı larıağ ğile sırlandılan kategori, baş ık. spor nda ş macı n ı ı nı rı rlı ağ rlı ağ söylemek ı r * acı , dokunaklı , sözler söylemek. ağ söz ı r ağ su ı r * Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaş cıolarak kullanı içinde hidrojen atomları latısı lan, yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluş su (DO). an ağ top ı r * Güçlü, ünlü, tanı ş nmıkimse. ağ uyku ı r * Uyanı lması derin uyku. güç, * Kiş onuruna dokunan, dayanı inin lması söz. güç

ağ vası ı ta r * Motoru, ağ yük veya birden fazla römork taş ı r ı amacı güçlendirilmiş mak yla kamyon ve benzeri araç. ağ vası ehliyeti ı ta r * Ağ vası sürücülerine verilen kullanma belgesi. ı ta r ağ yağ ı r * Kalı yağ n . ağ lı ı rbaş * Davranı ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddî. ş ları ağ lı ı lı rbaş k * Ağ lı ı rbaş olma durumu, vakar, ciddiyet. ağ ı rca ağ ı rdan * Ağ olarak. ı r ağ ı almak rdan * bir işgereken süre içinde bitirmemek. i * bir işgönülsüz, isteksiz yapmak, geciktirmek. i ağ ı rkanlı * Oldukça ağ ı r.

* Hippokrates'in ortaya attı ağ canlı soğ ğ ı ı r lı k, ukluk, kolayca duygulanmayıgibi nitelikleri kendinde toplayan ş kiş tipi. ilik * Bkz. ağ canlı ı r . ağ ı lı rkanlı k * Ağ ı rkanlı olma durumu. ağ ı rlama * Ağ ı rlamak iş ikram, izaz. i, * Gelin veya güvey karş rken çalı kı bir hava. ı lanı nan vrak

ağ ı rlamak * Konuğ saygı a göstererek onun her türlü rahatı, ihtiyacı sağ nı nı lamak, ikram etmek, izaz etmek. ağ ı rlanma * Ağ ı rlanmak iş i. ağ ı rlanmak * Ağ ı rlamak iş konu olmak. ine ağ ma ı rlaş * Ağ mak durumu. ı rlaş

ağ mak ı rlaş * (hava) Sıcı bunaltı bir durum almak, bozulmak. kı ve cı * (hasta için) Tehlikeli duruma gelmek, fenalaş mak. * Yavaş lamak. * (gebe kadıiçin) Doğ n urması yaklaş mak. * Ağ lı ı rbaş olmak. * (yiyecek) Bozulmaya yüz tutmak. * Güçleş zorlaş mek, mak. * (organ için) Görevini yapamaz duruma gelmek. ağ tı ı rma rlaş * Ağ tı iş ı rmak i. rlaş ağ tı ı rmak rlaş * Bir ş ağ ması yol açmak. eyin ı rlaş na ağ ı rlatma * Ağ ı rlatmak iş i.

ağ ı rlatmak * Ağ ı rlamak iş yaptı ini rmak. ağ ğ altıdeğ ı ı rlınca n mek * çok değ olmak. erli ağ ğ (ortaya) koymak ı ı rlını * kimliğ ve kiş ini kabul ettirmek. ini iliğ ağ k ı rlı * Ağ olma durumu. ı r * Değ olma durumu. erli * Ağ lı ı lı rbaş k. * Tehlikeli olma durumu. * Sınt ı bunaltı durum. kı lı , cı * Orduda bir birliğ cephane, yiyecek ve eş yükleri. in ya * Çeyizini düzmek için güveyin geline verdiğpara, kalı i n. * Uyuş ukluk ve gevş durumu. eklik * Uykuda iken gelen ve insana boğ gibi bir duygu veren durum. ulur * Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluş turduğ bileş u ke.

* Takı . * Yük, külfet. * Sorumluluk. * Etki, yetki, baskı , güçlük. * Dikkati ve önemi bir ş üzerinde yoğ tı ey unlaşrmak. * Terazilerde tartma işyapı i lı bir kefeye konulan nesne. rken * Değ erlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağ n üzerinde ve belli oranda, fazladan bir değ anı er tanı nması . ağ k basmak (veya çökmek) ı rlı * gevş ve uyku gelmek. eklik * (uykuda) sıntıduruma girmek. kı lı * Ağ bir hava kaplamak, sessizlik oluş ı r mak. ağ k merkezi ı rlı * Bir cismin bütün noktaları ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluş tek kuvvet na ayrı muş durumundaki bileş kenin uygulama noktası . * Bir iş en önemli bölümü. in ağ k olmak ı rlı * birine yük olmak, kendi masrafı baş na çektirmek, sıntı nı kası kı vermek. ağ klı ı rlı (değ er). ağ ı rsama * Ağ ı rsamak hareketi. ağ ı rsamak * Birine karşsoğ davranarak sıntı ı uk kı verdiğ anlatmak. ini * Bir işyavaş i yapmak, önemsememek, ilgilenmemek. * Bir işağ bulmak, yük saymak, yüksünmek. i ı r ağ ak ı rş * Yün, iplik eğ irilen iğağ tı için alt ucuna geçirilen yarı küre biçiminde, ortası i ı rmak rlaş m delik ağ veya aç kemik parça. * Teker biçiminde yassı nesne, kurs. ağ aklanma ı rş * Ağ aklanmak işveya durumu. ı rş i ağ aklanmak ı rş * Çı banda veya (ergenlik sı nda) memede ağ ak biçiminde bir tümsek oluş rası ı rş mak. ağ ı ş * Ağ işveya biçimi. mak i * (su buharın ve baş gazları Yerden havaya doğ çış yağ karş . nı ka n) ru kı, ı ı ı ş tı * Değ erlendirmelerde, herhangi bir konu veya evreye olağ n üzerinde ve belli bir oranda, fazladan tanı anı nan

ağ ı t

* Ölen bir kimsenin gençliğ güzelliğ iyiliklerini, değ ini, ini, erlerini, arkada bı kların acı nı büyük raktı nı ları veya felâketlerin acıetkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazı yazı u, mersiye. lı lan , sağ * Ağ lama, gelin olan bir kın arkası meziyetlerini sayıdökerek ağ zı ndan p lama. ağ yakmak (veya tutturmak) ı t * ağ söylemek, ağ düzmek. ı t ı t ağ ı tçı ağ lı ı k tçı * Ölüye ağ söylemek için para ile getirilen kimse, sağ ı t ucu. * Ağ nı iş ı n i veya mesleğ tçı i.

ağ ı tlama ağ ı z boş luk.

* Ölmüş anmak için düzenlenen törende okunan övgü. leri * Yüzde, avurtlarla iki çene arası ses çı nda, karmaya, soluk alı vermeye ve besinleri içine almaya yarayan p * Bu boş un dudakları luğ çevrelediğbölümü. i * Kaplarıveya içi boşeylerin açıyanı n ş k . * Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğ yer, munsap. ü * Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açıyanı k . * Birkaç yolun birbirine kavuş u yer, kavş tuğ ak. * Kesici aletlerin keskin yanı . * Bir dilin sırları nı içinde, bölgelere ve sıflara göre değen söyleyiş nı iş özelliğ i. * Birini yanı ltmak, kandı amacı dolambaçlı rmak yla birtakı sözler söyleme özelliğ m i. * Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. * Bazen "kez" anlamı gelir. na * Üslûp, ifade özelliğ i. * (tehlikeli ş için) Pek yakıyer. eyler n

ağ ı z

* Yeni doğ urmuş memelilerin ilk sütü.

ağ açmak ı z * söz söylemek, konuş mak. * azarlamak, paylamak. ağ açmamak ı z * tek bir söz olsun söylememek, susup kalmak. ağ açtı ı rmamak z * çok konuş baş nısöz söylemesine, konuş na engel olmak. arak kaların ması ağ ağ ı ı z za * ağ na kadar, tamamen. zı ağ ağ vermek (veya konuş ı ı z za mak) * iki kişbirbirine pek yakı durarak baş i n kalarıitmeyecek biçimde konuş iş mak. ağ alı ı ş ğ z kanlı ı * Çok söylendiğiçin bir sözü sısıkullanma durumu. i k k ağ aramak (veya yoklamak) ı z * öğ renmek istenilen ş söyletecek yolda dil kullanmak. eyi ağ birliğ ı z i * Bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş söz birliğ ma, i. ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynıekilde konuş arak ş mak, söz birliğetmek. i ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş mak, söz birliğetmek. i ağ burun birbirine karı ı z ş mak * dayak yeme sonunda yüzü, yara bere içinde kalmak. * yüzde aş öfke, üzüntü, yorgunluk gibi durumlarıizleri görünmek. ı rı n ağ dalaş ı z ı * Ağ kavgası ı atı bağş dil dalaş ı z , karş klı ş lı ma, rı ma, ı . ağ değikliğ ı iş i z

* Yemeğ çeş in idinde değiklik. iş ağ değtirmek ı iş z * önce söylediğ baş türlü anlatmak. ini ka ağ dil vermemek ı z * hiç konuş mamak, susmak. ağ dolusu ı z * Ağ n alabileceğkadar. zı i * (küfür için) Birbiri ardı birçok. nca, ağ kâhyası ı z * Birinin söyleyeceğsözlere karı kimse. i ş an ağ kalabalı ı z ğ ı * Birbirini tutmayan gereksiz sözler. ağ kalabalına getirmek ı z ğ ı * birini gereksiz sözler söylemek yolu ile ş ı aş rtmak. * söz söyleme becerisine sahip olma. ağ kavafı ı z * Karş ndakini kandı için gerekli gereksiz çok söz söyleyen. ı sı rmak ağ kavgası ı z * Karş klı ı ı ağ sözler söyleyerek yapı çekiş atı dil kavgası lı r lan me, ş ma, . ağ kokusu ı z * Bir kimsenin çekilmez davranı , istekleri, sözleri. ş ları ağ kullanmak ı z * duruma, ortama göre söz söylemek, sözünü amacı göre değtirmek. na iş ağ niş ı anı z * Yalnısözle yapı niş z lan anlanma. ağ satmak ı z * yüksekten atarak kendini övmek. ağ ş ı akası z * Sözle yapı ş lan aka. ağ tadı ı z * (ailede veya toplumda) Dirlik düzenlik, iyi geçinme veya rahatlı k. ağ tadı ı yla z * huzurla, rahatlıiçinde, içine sine sine, lezzetini duyarak. k ağ tamburası ı z çalmak * sözle avutmaya, oyalamaya çalı ş mak. ağ tatsı ğ ı z zlı ı * Bir topluluk içindeki geçimsizlik, huzursuzluk. ağ tı ı kamak z * konuş imkânı ma vermemek. ağ tüfeğ ı z i * Mermileri ş iddetle üflenerek fı lan bir çeş tüfek taslağ rlatı it ı . ağ tütünü ı z

* Keyif için ağ çiğ ı zda nenen bir tür tütün. ağ ünlüsü ı z * Geniz yoluna kaymadan çı ünlü, ağ l ünlü. kan ı zsı ağ yapmak ı z * birini kandı yanı amacı duyguları, düş rma, ltma yla nı üncelerini olduğ undan baş türlü gösterecek biçimde ka konuş mak. ağ yaymak ı z * açıve dürüst konuş k maktan kaçı nmak. ağ yer, yüz utanı ı z r * armağ alan, armağ verenin isteğ yerine getirmeye çalır. an anı ini ş ı ağ yoklamak ı z * Bkz. ağ aramak. ı z ağ dağ ı zda ı lmak * (genellikle hamur iş i için) iyi piş ve lezzetli olmak. miş ağ sakıgibi çiğ ı zda z nemek * bir söz veya düş ünceyi sısıtekrarlayıdurmak. k k p ağ ı zdan * Yazıolmayarak, sözle, sözlü, ş lı ifahî.

ağ ı ağ zdan ı za * Herkes birbirine söyleyerek. ağ ı ağ dolaş (veya geçmek) zdan za mak * herkes birbirine söylemek. ağ ı burun yakı kardeş karıyakı zdan n, ten n n * "insanıkendi yararı ş n her eyden önemlidir" anlamı kullanı nda lı r. ağ ı dolma zdan * (top veya tüfek için) Namlusu ağ ndan doldurulan. zı ağ ı kapmak zdan * baş ndan dinlemek yolu ile yarı yamalak birtakı bilgiler edinmek. kaları m m ağ ı zlama * Ağ ı zlamak iş i. ağ ı zlamak * Bir işkolaylamak. i * Bir parçayı yuvası geçirmek için önce yuvanıağ nı na n zı ayarlamak. * Bir boğ n veya bir limanıağ nı azı n zı ortalamak. ağ ı sakıolmak zlara z * herkesin diline düş mek. ağ ma ı zlaş * Ağ mak işveya durumu. ı zlaş i ağ mak ı zlaş * İ kan damarı ki , birbiri içine açı lmak. ağ ı zlı * Ağ herhangi bir biçimde olan. zı

ağ k ı zlı

* Bir ucuna sigara takı öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. lan, * Nefesli çalgı ağ gelen yer. larda za * Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapı kapak. lan * Kuyu bileziğ i. * Su tesisatı su alıvermeye yarayan vanalı nda p uç. * Hayvanıırması zararlı ş yemesine engel olmak için ağ na takı tel, deri gibi kafes. n sı na, bir ey zı lan * (dokumacı Çözgünün açı kapandı ve içinde mekiğ geçtiğyer. lı kta) lı p ğ ı in i * Telefon ve benzeri cihazlarda ağ yaklaşrı bölüm. za tılan * Bir ş baş ğyer. eyin ladı ı * Huni.

ağ kçı ı zlı * Ağ k yapan veya satan kimse. ı zlı ağ ı zotu ağ l ı zsı * Ağ ilgili. ı zla ağ l ünlü ı zsı * Bkz. ağ ünlüsü. ı z ağ z ı zsı * Ağ olmayan. zı * Yumuş huylu, sessiz. ak * Topları lemek için falyaya konulan ve barutun patlaması sebep olan madde. ateş na

ağ ağ ladı layacak * ağ lamak üzere olan. ağ lama ağ lamak * Üzüntü, acı , sevinç, piş manlı aldanma vb.nin etkisiyle göz yaşdökmek. k ı * Ağ budandında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak. aç ğ ı * Sı zlanmak, yakı nmak. * Bir duruma karşüzüntü duymak. ı ağ lamak para etmez * üzülmenin yararı olmaz. ağ lamaklı * Ağ gibi olan, üzüntülü. lar ağ lamaklı olmak * ağ layacak duruma gelmek. ağ lamalı * Ağ gibi olan, ağ lar layacak gibi. * Acı duygusu uyandı ma racak hâlde, sı zlamalı . ağ lamayan çocuğ meme vermezler a * hakkı araması bilmeyen kimsenin iş nı nı i görülmez. ağ lamsı ağ lanma * Ağ layacak gibi, ağ lamalı . * Ağ lanmak iş i. * Ağ lamak iş i.

ağ lanmak * Ağ lamak işyapı i lmak. ağ lantı * Hafif hafif ağ lama.

ağ gözden, sahte sözden kendini sakı lar n * "kendini acı ranlardan kork" anlamı kullanı ndı nda lı r. ağ ma laş ağ mak laş * Ağ mak iş laş i. * Birlikte ağ lamak. * Sı zlanmak.

ağ ağ lata lata * Sürekli ağ latarak, devamlı eziyet ederek, üzerek. ağ latı ağ cı latı * Ağ lamaya yol açan. ağ ş latı ağ latma ağ latmak * Ağ latmak işveya biçimi. i * Ağ latmak iş i. * Ağ laması yol açmak. na * Trajedi.

ağ ağ laya laya * Ağ layarak. ağ layanımalı n gülene hayretmez * birinden haksıolarak alı malı onu alana yararı z nan n olmaz. ağ cı layı ağ ş layı ağ lı * Ağbulunan. ı ağ ma * Ağ iş mak i. * Akan yı z, ş ldı ahap. * Sarkmak, aş ı inmek, eğ ağ ya ilmek, meyletmek. * Yükselmek, yukarı kmak. çı * Koyun ve keçi baş alı vergi, sayı vergisi. ı nan na m * Ağ namak iş i. * Ölünün ardı ağ ndan lamak için para ile tutulan kimse, ağ , yasçı ı tçı . * Ağ lamak işveya biçimi. i

ağ mak

ağ nam ağ nama

ağ namak

* (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p

ağ namcı * Ağ vergisi toplayan kimse. nam ağ raz ağ rı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve ş iddetli acı . ağ kesici rı * Acı, sıyı yı zı dindirici (ilâç). ağ kesimi rı * Ağ duyusunun kendiliğ rı inden veya tedavi sonucu yok olması , analjezi. ağ sı rı zı * Rahatsı k veren acı zlı , sancı . ağkesen rı * Ağ duyusunu ortadan kaldı dindiren (ilâç vb.), analjezik. rı ran, ağlarda göz ağsı kiş öz ağsı rı rı, her inin rı * herkesi en çok ilgilendiren ş kendi derdidir. ey ağlı rı ağma rı * Ağyan, ağ sı rı rı olan. * Ağmak iş rı i. * Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaşrdı ağma asalakları ileri gelen hastalı tı ğ rı ı ndan k. * Kötü niyet ve düş manlı klar.

ağma asalakları rı * Omurgalı lardan alyuvar asalağolarak yaş türlü biçimlerdeki sporlular topluluğ ı ayan u. ağmak rı * (vücudun bir yeri) Ağlı rıolmak. ağna gitmek rı * onuruna dokunmak veya gücüne gitmek. ağsı rı tutmak * (gebe kadıiçin) doğ sancı baş n um ları lamak. * (hasta bir organ) ağmaya baş rı lamak. ağsı rız * Ağsı rı olmayan. * Ağ vermeden. rı * Dertsiz, tasası z.

ağsıbaş kaş bağ rız ı na bastı lamak * kendine gereksiz yere iş karmak. çı ağtma rı ağtmak rı * Ağtmak iş rı i. * Ağması yol açmak. rı na

ağ sı ağ u

* Ağ görünüş ünde olan, ağ örülmüş gibi olan. * Ağ ı .

ağ ulamak * Ağ ulamak. ağ ustos * Yı 31 gün süren sekizinci ayı lı n .

ağ ustos böceğ i * Eş kanatlı lardan, erkeğyazıkarnın altı i n nı ndaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çı karan bir böcek, orak böceğ(Cicada plebeja). i ağ ustos böcekleri * Genç sürgünlerden öz su emerek tarı ve orman bitkilerine zarar veren birçok türün bulunduğ eş m u kanatlı familyası lar . ağ yar * Baş , yabancı eller. kaları lar,

ağ alı za nmaz (veya ağ alı za nmayacak) * söylenmesi ayı çirkin (söz, küfür). p, ağ almamak za * anmamak, sözünü etmemek. ağ düş za mek * dedikodu konusu olmak. ağ koyacak bir ş za ey * yiyecek bir ş ey. ağ tat, boğ feryat za aza * (yiyecek için) miktarı az olan. çok ağ açı zı k * Ş kı alı bön. aş n, k, * Hayranlı büyülenmiş kla, olarak. ağ açı(veya ağ bir karıaçı kalmak zı k zı ş k) * çok ş ı aş rmak, ş akalmak. aş ağ açıayran delisi (veya budalası zı k ) * yeni gördüğ her ş ş kı kla bakan, ş ı ü eye aşnlı aş ran. * saf, bön. ağ bir zı * Söz birliğetmiş i .

ağ bozuk zı * Sövmeyi alı ş k edinmiş kanlı olan, küfürbaz. ağ burnu yerinde zı * oldukça güzel, yakıklı ş . ı ağ çiriş zı çanağ dönmek ı na * ağ kuruyup acı mak. zı laş ağ dili bağ zı lanmak

* herhangi bir sebeple konuş amaz olmak. ağ dili kurumak zı * herhangi bir sebeple tükürük az olmak. ağ dili tutulmak zı * beklenmedik bir durum karş nda heyecanlanmak, hayranlıduymak. ı sı k ağ dolu dolu konuş zı mak * heyecanlı söylemek. söz ağ gevş zı ek * Sısaklamaz, sıtutmaz. r r ağ havada zı * çevresindekilerden habersiz, alı ş kı k, aş n. ağ kalabalı zı k * Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz çok konuş boş az. an, boğ ağ kara zı * Kara haber vermekten hoş lanan, ş ağ . om ı zlı * Bir yerde konuş ulanı yapı duyup görmesi istenilmeyen (kimse). veya lanı

ağ kenetli zı * Sıtutan, sısaklayan (kimse). r r ağ kilitli zı * Dudakları beyaz (at). * Sısaklayan. r ağ kulakları varmak zı na * çok sevinmek. ağ kulakları zı nda * çok sevinçli, mutlu. ağ kurumak zı * bir konuyu çok söylemek sebebiyle, ondan bı kmak. * içecek ihtiyacı duymak. ağ kurusun zı * felâket dileğ bulunanlara karşkullanı bir ilenme. inde ı lan ağ lâf (veya lâkı ) yapmak zı rdı * kolay konuş yeteneğolmak. ma i * inandıcı söyleme yeteneğolmak. rı söz i ağ oynamak zı * bir ş yemek. eyler * konuş mak. ağ pek zı ağ pis zı * Sıvermeyen, ketum. r * Sövmeyi huy edinmiş olan.

ağ sı zı kı * Bkz. ağ pek. zı ağ sulanmak zı

* imrenmek. ağ süt kokmak zı * çok genç ve toy olmak. ağ teneke kaplı zı (olmak) * çok sı veya çok acıeyleri kolaylı içebilen veya yiyebilenler için ş yollu söylenir. cak ş kla aka ağ torba değ ki büzesin zı il * herkesin dedikodu yapmasın önüne geçilemeyeceğ anlatı nı ini r. ağ var, dili yok zı * pek sessiz, kendi hâlinde. * konuş mayan, derdini anlatamayan. ağ varmamak zı * söylemeye, açı klamaya gönlü elvermemek. ağ yanmak zı *oş eyden büyük zarar görmek. ağ na (veya diline) kira istemek zı * söylemesi beklenen ş söylemekte nazlı eyi davranmak. ağ na (veya diline) sağk zı lı * bir sözü yerinde söyleyen kiş söylenir. ilere ağ na (veya önüne) bir kemik atmak zı * birini küçük bir çı göstererek susturmak. kar ağ na abdestle almak zı * o kiş anarken çok saygıdavranmak. iyi lı ağ na almak zı * söylemek. ağ na almamak zı * adı ağ na almamak. nı zı ağ na almamak zı * söz konusu etmemek, anmamak, söylememek. ağ na atmak zı * yemek için ağ koymak. za ağ na bakakalmak zı * sözlerine hayran olmak. ağ na baktı zı rmak * kendini zevk ile dinletmek. ağ na bir parmak bal çalmak zı * birini tatlı sözlerle veya çeş hediyelerle bir süre için kandı itli rmak, oyalamak. ağ na bir ş (veya bir çöp) koymamak zı ey * hiçbir ş yememek. ey ağ na bir zeytin verir, altı (veya ardı tulum tutar. zı na na) * yaptı küçük iyiliklere karşk büyük çı bekler. ğ ı ı lı kar ağ na burnuna bulaşrmak zı tı * bir işbeceremeyip berbat etmek, bozmak. i

ağ na düş zı mek * çok yaygıolarak bilinip konuş n ulmak. ağ na etmek zı * haddini bildirmek. ağ na geldiğgibi zı i * önünü sonunu düş ünmeden. ağ na geleni söylemek zı * nezaket dına çı ş karak ağ ve kıcı ı ı r rı sözler söylemek. * çok ve düş üncesizce konuş mak. ağ na gem vurmak zı * susturmak, söyletmemek. ağ na kadar zı * boş kalmayacak biçimde. yeri ağ na kilit takmak (veya vurmak) zı * susturmak. ağ na koymamak zı * yememek veya içmemek. ağ na lâyı zı k * bir yiyeceğ tadı in anlatı lı "sen de yesen, beğ rken enirsin" anlamı söylenir. ile ağ na sakıolmak zı z * dedikodusuna konu olmak. ağ na sürmemek zı * bir ş eyden hiç yememek. ağ na taş ş zı almı * söze karı p susanlar için kullanı ş mayı lı r. ağ na tı zı kamak * susturmak, fazla konuş na engel olmak. ması ağ na tükürmek zı * birini küçültmek üzere küfür olarak kullanı uygunsuz sözler sarf etmek. lan * birine benzemek. ağ na verilmesini beklemek (veya istemek) zı * çalı p, iş ş mayı lerinin baş kaları tarafı yapı nı ndan lması beklemek. ağ na vur, lokması al zı nı * yumuş huylu kimseye her istenileni kolaylı yaptı ak kla rabilme anlamı bir atasözüdür. nda ağ na yakı zı ş mamak * söylemesi ayı kaçmak, uygun düş p memek, yakık almamak. ş ı ağ nda bakla ı zı slanmamak * hiç sı r saklamamak. ağ nda bı zı rakmak * Bkz. lâf ağ nda kalmak. zı ağ nda büyümek zı * sevmediğ inden veya içi almadından yutamamak. ğ ı

ağ nda gevelemek zı * açı söylememek. kça ağ nda yaş zı kalmamak * bir düş üncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak. ağ ndan zı * birisinden dinleyerek. * adı na.

ağ ndan baklayı karmak zı çı * Bkz. baklayı zı çı ağ ndan karmak. ağ ndan bal akmak zı * çok tatlı konuş mak. ağ ndan çı (veya çı sözü) kulağduymamak (iş zı kanı kan ı itmemek) * sözlerini tartmadan söylemek. ağ ndan çı zı kmak * bir sözü istemeden, farkı varmadan söylemek, söylemiş na bulunmak. ağ ndan çıçı zı t kmamak * hiçbir ş söylememek. ey ağ ndan dirhemle çı zı kmak * çok az konuş mak. ağ ndan dökülmek zı * açı söylemekten çekindiğş konuş ndan belli olmak. kça i ey, ması ağ ndan düş zı memek (veya düş ürmemek) * her zaman sözünü etmek. ağ ndan girip burnundan çı zı kmak * türlü yollara baş vurarak birini bir ş razı eye etmek, kandı rmak. ağ ndan hayıçı zı r kmazsa bari ş söyleme er * "lehte konuş muyorsun, bari aleyhte de konuş anlamı kullanı ma" nda lı r. ağ ndan kaçı zı rmak * istemediğhâlde boş i bulunup söyleyivermek. ağ ndan kapmak zı * birinin bildiğş i eyleri, ustalı konuş klı malarla ona sezdirmeden öğ renmek. * birinin konuş nı ması keserek kendi söze ba ş lamak. ağ ndan lâkı (veya lâf) almak (veya çekmek) zı rdı * karş ndakini konuş ı sı turarak birtakı gizli ş m eyleri öğ renmek. ağ ndan lokması almak zı nı * birinin hakkı ş ondan almak. olan eyi ağ ndan yel alsı zı n * ağ nı zı hayra aç. ağ nı zı (veya çenesini) tutmak * boş azlıetmemek. boğ k * kötü söz söylememe. * bir konuda arzu edilmeyen düş üncelerin açı çı ğ kması bir ş a nı ekilde önlemek.

ağ nı zı açacağ gözünü aç ı na * dikkatsiz kiş uyarmak için "dikkatli ol uyanıol!" anlamı kullanı ileri k nda lı r. ağ nı p gözünü yummak zı açı * öfke ile, sonunu düş ünmeden ağ na gelen bütün ağ sözleri söylemek. zı ı r ağ nı zı açmak * konuş maya baş lamak. * ağ sözler söylemeye baş ı r lamak. * alıalıbakmak. k k ağ nı zı açmamak * hiçbir söz söylememek, ses çı karmamak. ağ nı zı aramak (veya yoklamak) * Bkz. ağ aramak. ı z ağ nı çak açmamak zı bı * üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak. ağ nı zı bozmak * kaba sözler söylemek, küfretmek. ağ nı zı burnunu çarş amba çanağ (veya pazarı çevirmek ı na na) * kıp parçalamak, dövmek. rı ağ nı zı burnunu dağ ı tmak * birinin yüzüne ş iddetle tokat, yumruk indirmek. ağ nı zı dilini bağ lamak * birini konuş amaz duruma getirmek. ağ nı zı havaya (veya poyraza) açmak * umduğ elde edememek. unu ağ nı zı hayra aç! * kötü ihtimaller söz konusu edildiğ gerçekleş inde memesi dileğile söylenir. i ağ nı zı hayra açmak * Bkz. ağ nı zı hayra aç!. ağ nı zı kapamak * kendisine çı sağ kar layarak bir kimseyi susturmak. ağ nı zı kapamak (veya kilitlemek) * susmak, bir ş söylemek istememek. ey ağ nı zı kiraya vermek * kendini de ilgilendiren bir konuda düş üncesini söylememek. ağ nı zı koklamak * niyetini ve durumunu öğ renmek. ağ nı zı kullanmak (veya satmak) * birinin söylediklerini kendi düş üncesi gibi göstermeye çalı ş mak. ağ nı zı mühürlemek * konuş mamak, susmak. ağ nı zı öpeyim (veya seveyim) * sevindirici bir söz söyleyene "ne güzel söyledin" anlamı kullanı nda lı r.

ağ nı kı zı sı (veya pek) tutmak * sı r vermemek. ağ nıkamak zı tı * sözünü kesmek susturmak. ağ nı zı toplamak * söylemekte olduğ kötü söz veya küfürleri kesmek. u ağ nı zı yoklamak * birinin bir ş hakkı bildiğ kendisine sezdirmeden söyletmeye çalı ey nda ini ş mak. ağ nı içi yangı yerine dönmek zın n * ağ nıtadı zın bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. ağ nı içine baktı zın rmak * sözlerini seve seve ve dikkatli dinletmek. ağ nı içine girmek zın * çok yanaş mak, iyice sokulmak. * hayranlı büyük bir zevkle seyredip dinlemek. kla, ağ nı kaş ı bı lokması zın ı (kalı veya ğ ) olmamak * bir ş bir kimsenin uğ abileceğkonulardan olmamak. ey raş i * bir ş bir kimsenin sözünü edemeyeceğkadar değ olmak. ey, i erli ağ nı kokusunu çekmek zın * bir kimsenin çekilmez davranı na katlanmak. ş ları ağ nı mührü ile zın * oruçlu olarak. ağ nı payı (veya ölçüsünü) vermek zın nı * verilen karş kla bir kimseyi söylediğ veya yaptına piş etmek. ı lı ine ğ ı man ağ nı perhizi yok zın * ağ na geleni söyler. zı ağ nı suyu akmak zın * çok beğ istemek, imrenmek. enip ağ nıtadı zın bozulmak (veya kaçmak) * bir kimsenin kurulu düzeni dirliğbozulmak. i ağ nı tadı almak zın nı * o ş acı eyin tecrübesini geçirmiş bulunmak. ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı kaçı zın nı rmak * bir kimsenin kurulu düzenini bozmak; neş esini, keyfini bozmak. ağ yla kuş zı tutsa... * ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalıgösterse. k ah

* Sesin tonuna göre piş manlı öfke, özlem, beğ k, enme, sevgi gibi duygular anlatı r. * (a:h) Ağ, acı rı duyulduğ unda söylenir. * (â:h) İ lenme, beddua. ah alan onmaz * "kötülük ettiğiçin beddua alan iflâh olmaz" anlamı kullanı i nda lı r. ah almak * birinin ilenmesini üstüne çekmek.

ah çekmek * derin bir keder veya özlemle içten gelerek ah demek. ah etmek * acı içini çekmek. ile * ilenmek.

ah vah etmek * piş manlını ğ , üzüntüsünü dile getirmek. ı ah yerde kalmaz * "kötülük cezasıkalmaz" anlamı kullanı z nda lı r. aha ahacı k * Dikkati çok yakıbir noktaya çekmek için kullanı n lı r. ahali * Araları aynı nda yerde bulunmaktan baş hiçbir ortak nitelik düş ka ünülmeksizin bir ülkede, ş ehirde veya semtte oturanları tamamı n . * Bir yerde toplanan kalabalı halk. k, ahar * Hattatlarıkâğ cilâlamak için kullandı niş ve yumurta akı yapı özel bir karım. n ı t kları asta ndan lan ş ı aharlama * Aharlamak iş i. * İte burada. ş

aharlamak * Ahar sürmek. aharlı ahbap * Kendisiyle yakı iliş kurulup sevilen, sayı kimse. n ki lan * Seslenme sözü olarak da kullanı lı r. ahbap çavuş lar * her vakit birlikte görülen ve birbirine çok bağ olan arkadaş için söylenir. lı lar ahbap çı kmak * önceden tanı ş ş olmak. mı ahbap kusuruna bakan ahbapsıkalı z r * "dostlarıufak tefek kusurları bakmamak gerekir" anlamı kullanı n na nda lı r. ahbap olmak * arkadaş olmak, dostluk kurmak, yakı k kurmak. nlı * Aharı olan, üzerine ahar sürülmüş olan.

ahbapça

* Dostça, içten, teklifsizce.

ahbaplı dökmek ğ a * yerli yersiz yakı k göstermek. nlı ahbaplı k * Ahbap olma durumu, ünsiyet. ahbaplıetmek k * arkadaşk etmek, arkadaş konuş lı ça mak. ahcar ahçı * Taş lar. * Aş. çı

ahçı ı baş * Aşbaş çı ı . ahçı lı k * Aşlı çı k.

ahde vefa (etmek) * (devletler hukukunda) devletlerin, katı kları ldı milletler arası antlaş malara uyma zorunluluğ unda oldukları nı belirten kural. * sözünde durma. ahdetme * Ahdetmek iş i.

ahdetmek * Bir ş yapmak için kendi kendine söz vermek. eyi * Yemin etmek. ahdî Ahdiatik * Antlaş maya göre olan, antlaş gereğolan. ma i * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan önceki kutsal kitaplar.

Ahdicedit * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan sonraki kutsal kitaplar. ahengi bozulmak * dirliğ düzeni bozulmak. i, ahenk * Uyum. * Uyuş anlaş ma, ma. * Çalgıeğ lı lence.

ahenk almak * uyumlu hâle gelmek. ahenk kaidesi * Bkz. ünlü uyumu. ahenk kurmak * uyuş sağ ma lamak, anla ş sağ ma lamak.

ahenk yapmak * çalgıeğ lı lence düzenlemek. ı ı r r. aheste aheste * Yavaş yavaşağ ağ usul usul. ahenkleş tirmek * Ahenk sağ lamak. ağ r. ahenkli * Uyumlu. uyumluluk. ı ı r r. * Eğ lenceli. ahenk vermek * düzeni. ahenk tahtası * Telli çalgı lardan üzerine teller gerilmiş bulunan kapak tahtası . * Eğ lencesiz. uyumu sağ lamak. Ahfeş keçisi gibi baş sallamak 'in ı nı * söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak. . düzensiz. ahenksizlik * Uyumsuzluk. ahfat * Torunlar. ahı yerde kalmamak * yaptı ilenme er geç etkisini göstermek. ahı kmak çı * yaptı ilenme etkisini göstermek. düzensizlik. birliğsağ i lamak. ğ ı ahı tutmak * birinin ilenmeleri gerçekleş mek. aheste beste * Yavaş yavaşağ ağ . * Yavaş ı . ahenktar aheste * Ahenkli. ahenkleş tirme * Ahenkleş tirmek iş i. soy. ğ ı ahı ş m m ahı * Beğ enilecek. değ verilecek bir ş değ er ey il. . ahenklilik * Ahenkli olma durumu. düzenli.ahenk sağ lamak * düzene sokmak. ahenksiz * Uyumsuz.

nsan lları ahir vakit ahir zaman * Son zaman. son günlerde. zaman. msı ı nı ahı rlama * Ahı rlamak i ş i. dağ k. * Devir. * Kökü eski Türk töresinde olan ve Anadolu'da yüksek bir geliş gösteren esnaf. çiftçi gibi bütün çalı kolları içine alan ocak. una lan ahiren ahiret ahiretlik ahit * Kendi kendine söz vererek bir işüzerine alma. i * Antlaş ma. ahı r. ahret. Dünya Savaşsonları ı nda Sovyetler Birliğ değik bölgelerine sürülen Türkler. Muhammed. . k * Son. * (halk inanına göre) Dünyanıson günleri. ahı çekmek ra * bir sürüyü ahı kapamak. yakı nlarda. ahı çevirmek ra * bir yeri pis. son olarak. ahı r * Evcil büyük baş hayvanları barı ğkapalı hayvan damı n ndı ı yer. ndan ahi Ahilik * Cömert. kı ş ı n yametin kopmak üzere bulunduğ günler veya yı u llar. harap duruma getirmek. inin iş Ahi * Ahilik ocağ ı olan kimse. sonunda. sonraki. bir hayvanı ra bağ ra ahı lamak.ahı ş m bir ş değ m ahı ey il * beğ enilecek. değ verilecek bir ş değ er ey il. eli açı k. en sonra. * Sonra. * Bkz. bakı z. * Son zamanlarda. zanaatçı im . * İ ömrünün son yı . cömertlik. Ahı Türkleri ska * Gürcistan'ı Türkiye sırları yakıbölgelerinde yaş ş n nı na n amıolan. ahı rlamak * (hayvan) Ahı uzun süre kalı hamlaş rda p mak. ant. ahir zaman peygamberi * Müslümanlarca son peygamber olduğ inanı Hz. ahretlik. ancak 2. . * Bkz. ş ma nı ahilik ahir * Eli açıolma durumu.

ahlâk dı ş ı * Töre dı. kuş aklar. törelere dayanan bir davranıyasası tiren.ahitleş me * Ahitleş iş mek i. eslâf karş . rı ahlâk yasası * Ahlâk iş lerini belirleyen. antlaş anlaş ma ma. * Ahlâk konuları inceleyen filozof veya bu konularla uğ an kimse. * Kabul etme. ahize * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren âlet. rdı. ş ı ahlâk dıcı ş lı ık * Ahlâk bilimine aykıdavranma. * Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranıkuralları tespit eden ve inceleyen ş nı * İ nitelikler. * Birinin yerine geçenler. halefler. lar. * Antlaş belgesi. ahlâk değ ş ı erlerine bağlı lı kla. ı tı * Bir toplum içinde kiş ilerin benimsedikleri. ı ş ı u kendine konu edinen bilim. güzel huylar. uymak zorunda bulundukları davranıbiçimleri ve kuralları ş . m lara ahkâm kesmek * çekinmeden kesin yargı bulunmak. sı ahlâk zabı tası * Büyük ş halkın sosyal ve sağk durumunu koruyan. ahitleş mek * Antlaş mak. ş düzeni için çalı teş ehir nı lı ehir ş an kilât. ahitname ahiz * Alma. yi ahlâk bilimi * Yarar. reseptör. . ahlâf ahlâk bilim. kötü gibi sorunları inceleyen. iyi. kendine uyulması ahlâk açından gerekli olan genel ve geçer kural. alı. nı raş * Her ş ahlâk açından değ eyi sı erlendiren kimse. neyin uğ ş geliş runda savaş ı lmaya değ neyin hayata anlam kazandı ğ hangi davranın iyi ve hangisinin kötü olduğ gibi sorunları er. ma. mı alı ka cı ahkâm * Yargı hükümler. ahkâm çı karmak * kendi düş üncelerine dayanarak birtakı yargı varmak. ahlâkça ahlâkçı * Ahlâk anlayına göre. ahkâm yürütmek * (bir sözden) kendi anlayına göre sonuçlar çı ş ı karmak. etik. bilir bilmez konuş larda mak.

ah çeker gibi ses çı ç karmak. reti. yasaları uyum içinde olma. zca ahlama ahlamak ahlat * Ahlamak iş i. kendi kendine yetiş üzerine armut aş en. na * Dürüst davranmayan. ah etmek. ahlâkî vazife * Kanunun zorlaması olmaksın. ile ahlâksı z * Ahlâk kuralları uymayan. kötü huylu. moralizm. terbiyesiz. * İ çekmek. ögeler. z * Ahlâk kuralları uymama. * Bir karım içindeki parçalar. armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaşktan sonra yenilebilen yemiş acı tı i. abdala söz vermeye gelmez a * ahmağ gereğ a inden çok ilgi gösterirseniz sizi sı sıuğ tır. ahlât ahlâtı erbaa * Bedende bulunduğ var sayı dört öge. * Kaba adam. ş ı * Beden yapınıtemelini oluş sın turan ögeler. doğ bilindiğiçin yapı zı ru i lması gereken iş ler. ahlâklı lı k * Bir insanıveya bir insan grubunun iyi ve kötü açından davranıbiçimi ve ahlâkî düş ü. n sı ş ünüş * Ahlâk kuralları . * Ahlâk bilimi. ahmağ yüz. ahlâken ahlâkı yat ahlâkî * Ahlâka uygun. k k raşrı ahmak . z ahlâksı k zlı * Ahlâksıolma durumu. ı lanan ağ yaban armudu (Pirus piraster). ahlâksı davranı na zca ş . bir il. ahlâklı * Ahlâk kuralları bağ. ahlâkla ilgili. ahlâksı k etmek zlı * ahlâksı davranmak. * Gülgillerden. aç. na lı * Ahlâka uygunlukla. u lan ahlatı(veya armudun) iyisini (dağ ayı yer n da) lar * kendilerine yakı ş mayan güzel bir ş eline geçirenler için kullanı eyi lı r. ahlâksı zca * Ahlâksıbiçimde veya tarzda. bunlara uygun davranan (kimse). yol iz bilmez kimse.ahlâkçı lı k * Ahlâkı araç değ bir amaç sayan öğ törecilik. * Bu ağ n.

* (ahmak'ça) Ahmağ yakır nitelikte. budalalı anlayı zlı akı zlı az miş k. ş k.* Aklı gereğgibi kullanamayan. ahretini yapmak (veya zenginleş tirmek) * hayı leri yaparak sevap kazanmak. aptalca. ş ahmakça * Biraz ahmak. * Dilsiz. aptallaşrmak. budala. aptallaş mak. aptal. * Ahret kardeş i olan kadı nlardan her biri. ahreti (veya öbür dünyayı ) boylamak * ölmek. ahret suali * Gereksiz ve usandıcı rı soru. mak ahmaklaş mak * Ahmak duruma gelmek. lsı k. sı ahraz ahret dünya. bön. ı r * Dinî inanı göre. ması tı ahmaklı k * Zekâsı geliş olma durumu. ahş a . ahmaklaşrmak tı * Ahmaklaş na sebep olmak. öbür ş a n ı 'ya i ahret adamı * Dünya iş lerinden el çekip sürekli ibadetle uğ an kimse. sağ ve dilsiz. ahret yolculuğ u * Ölüm. aş p ahmaklaşrma tı * Ahmaklaşrmak iş tı i. ahmaklaş ma * Ahmaklaş durumu. insanı öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağve Tanrı hesap vereceğyer. ş . ve an mur. raş ahret kardeş i *İ nanç ve ibadette birbirinden ayrı lmayan ve bu iliş ahrette de sürdüreceklerini düş kiyi ünen kadı nlara verilen ad. r iş ahretlik * Besleme kı z. a ş ı ahmakı slatan * Yavaş yavaş ince ince yağ yağ çisenti. nı i ahmak yerine koymak * bir kimseye aptalmı anlamazmıgibi davranmak. ahrette on parmağyakası olmak ı nda * kendisine karşsorumlu olan kimseden ahrette davacı ı olmak. * Bir an için ş alayıbocalamak.

vaziyetler. bağ ı ciğ gibi ş rsak. rnaş k. çocuklar. aç i. * Araları kandaşk veya hımlıbulunan kimselerin tümü. polip. çekici. ahtapot * Kafadan bacaklı lardan. ahval * Durumlar. ince. an * Aynı soydan gelen kimseler zinciri. nda lı sı k * Birlikte oturan hım ve yakı n tümü. ahzetme * Ahzetmek iş i. hâller. zarif kadı n. * Güzel. ahzüita * Alıverişalı satı aksata. ahududu * Gülgillerden. koca. kan it ahtapot gibi * sı ı yapı kimse. * Ait olma durumu. dikenli bir bitki (Rubus idaeus). ahu gibi ahu gözlü * Güzel gözleri olan. ahzetmek * Almak. m m. ş kan * sömürmek amacı birçok iş konuya el atan. bir ğ ı * Genellikle burun zarı üzerinde çı bir çeş ur. koca ve çocuklardan oluş topluluk. * Bu bitkinin duta benzeyen. çekici. * Kesenek. aidiyet aile * Evlilik ve kan bağ dayanan. ahu * Ceylan. ahzükabz * Kendine mal etme. . * çok güzel. karı ı na . karaca. iliş kinlik. * Olaylar. ahş ap * Ağ açtan. tahtadan yapı ş lmı . dokunaçlı mürekkep balı türü (Octopus). er eyler. yayı yla e. * Karı . kı zı rmı renkli. aidat * Ödenti. sı nları * Eşkarı .* İ n veya hayvanıgöğ ve karnı nsanı n sü içindeki organlar. ş . kabul etmek. ahu parçası * Çok güzel. . lan. kardeş arası ler ndaki iliş kilerin oluş turduğ toplum u içindeki en küçük birlik. sulu ve kokulu yemiş ağ çileğ i. * Davranı ş lar.

geliş i ev. ünü ı yan aile saadeti * Genellikle karı . -e düş kin. ik. kla i. sın ailesiz ailevî ait ait olmak * ilgilendirmek. yakı ş ı n. birine düş mek. koca bazen de büyükler ve çocuklar arası ndaki uyum. için. ajan * Ailesi olmayan. gaye an ş an * Temel niteliğbir olan dil. iliş iliş ilgili. aile meclisi * Aile makamın görevini yerine getiren kan veya soy hımları en az üç kiş oluş heyet. * Aile ile ilgili. aile hukuku * Aileyi oluş turan kiş ilerin karş klı ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı ı hak lı . aile hayatı * Aile bireylerinin bütün iş lerini düzenli olarak ev içinde yapma durumu. u.* Aynı üzerinde anlaş ve birlikte çalı kimselerin bütünü. yla lan ş ması aile dostu * Ailece tanılan ve evlerine gidilip gelinen ahbap. aile bahçesi * Ailelerin rahatlı gidebileceğ genellikle içkisiz yer. * Ailece. * Bütün aile birlikte. ailece ailecek ailelik * Aile sayınıbütünü. nı sı ndan iden an aile ocağ ı * Ailenin kurduğ yerleş i. . aile bütçesi * Kı bir süre içinde bir iş sa çinin veya iş ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen değmeleri belirlemek çi iş amacı yapı istatistik çalı . birinin olmak. tiğ tirdiğ aile plânlaması * Ailede çocuk edinmeyi sırlama. en. doğ kontrolu. nı um aile reisi * Kanunlara göre aile yükümlülüğ taş kimse. aile gazinosu * Sadece evlilerin girebildiğve birlikte eğ i lendikleri yer. görü. aile adı * Soyadı . anlaş sevgi ve hoş ma. hayvan veya bitki topluluğ i u. *İ lgilendiren.

ajurlu ak * Ajuru olan veya her yanı biçiminde iş ajur lenmiş bulunan. bı tara-k. * Bir ticarî kuruluş tanı onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağ u tan. ak basma * Ak su. yat-ak vb. ak basmak * Göze beyaz leke inerek görme yetisini yitirmek. gözenekli. * Fiilden yer isimleri türeten ek: dur-ak. bir ortaklın veya bir devletin bazı lerini gören kimse. * Bu iş kolların çalı ğbüro. andaç. süt gibi ş eylerin rengi. ak demir * Dövme demir. beyaz. ak ağ a ak Arap * Saraylarda hizmet gören hadı ağ nıbeyaz ı olanı m aların rktan . görmeyi derece derece azaltan beyaz nda ban muş . kı sı * Beyaz leke. ele-k. ş *İ simden isim türeten ek (küçültme eki): baş ben-ek vb.* Bir devlet veya kuruluş gizli amaçları çalı kimse. ç-ak. katarakt. küre-k vb. temsilci. gözenek. -ak / -ek -ak / -ek -ak / -ek * Arap sözcüğ "zenci" anlamı da geldiğ ü na inden ası l Araplarısöz konusu olduğ anlatı istenirken n u lmak kullanı lı r. n ajans * Haber toplama ve yayma iş uğ an kuruluş iyle raş . ak benek benek. un için ş an * Bir kimsenin. casus. kara ve siyah karş . perde. * Kar. ı tı * Bu renkte olan. * Ajanıgörevi. * Temiz namuslu. ajanda ajanlı k * Ajan olma durumu. * Ruhsal gerginliğ dı vurması in ş a . -ak. * Fiilden alet isimleri türeten ek: or-ak. iş ğ ı iş görevlisi. nı ş ı tı ajitasyon ajur * Delikli örgü. rahat. ak don kara don geçitte belli olur * Gözün saydam tabakası bir yara veya çı sonucunda oluş . * Bazıeylerde beyaz bölüm. layan iş kolu. * Sınt ız. * Unutulmaması gerekli notları için yazmaya yarayan takvimli defter.

ak pak * tertemiz. ak kan yangı sı * Adenit. abey. ak köpek kara köpek geçit baş belli olur ı nda * kimin ne olduğ deney veya sı sonunda anlaşr. uskumru gibi balı n beyaz etinden yapı ve oltada kullanı yem. * saçı sakalı armı ağ ş . istavrit. akı karası geçitte belli olur. ş algam.* Bkz. ayıise pratı ak kan * Lenf. turp. u nav ı lı ak madde * Demet durumundaki sinir liflerinden oluş beynin iç. ı lan laş ak sakaldan yok sakala gelmek * çok yaş p iyice kuvvetten düş lanı mek. süblime. . sülümen. lodos. ak koyunun kara kuzusu da olur * iyi bir aileden kötü bir çocuk da çı kabilir. ak yel ak yem ak yı z ldı aka * Büyük kardeşağ . akabe * Güneyden esen rüzgâr. sonuç belli olduğ zaman anlarsı u n. özellikle semiz otugillerde karş ı yosunumsu mantar (Albugo candida). ak mı mı kara önüne düş görürsün ünce *ş imdiden boş düş una ünme. temiz. ak pak ak pas * Lâhana. beyaz bir toz. va imi ak yazı lı * Bahtlı anslı . kara gün karartı artı r * mutlu bir yaş ş iyi dinç kı mutsuz bir yaş ş yı r. k nı diğ lan ak gün ağ r. *İ zmarit.ş . ayıkiş lar. ak düş mek * (saç ve sakal) tek tük ağ armaya baş lamak. omuriliğ dıtabakası an in ş . karnabahar gibi bitkilerin kök dındaki bütün bölgelerine yerleş ş ı ebilen. parlak. * Bembeyaz. ak gözlü * Gözlerinin rengi pek açıolan ve nazarın hemen değ ine inanı (kimse). kları lan lan * Çoban yı zı ldı. çok zehirli. ak sülümen * Cı ile klorun birleş olan.

akı * Bataklı akaç yoluyla kurutmak. lar * Yüksek okul. vinti * Eğ inişfazla olan yer. akaçlatmak * Akaçlama iş yaptı ini rmak. dere. * Bilimsel niteliğolan. akademi * Bilginler. akaçlama * Akaçlamak iştefcir. i. akabinde * Arkası ndan. * Yer altı suları toplayan tesisat. lan akait akaju * Bir dinin öğ renilmesi gereken inançların ve tapı kuralların tümü veya bunları nı nma nı toplayan kitap. * Çı modelden yapı ş plak lmıinsan resmi. ark.* Tehlikeli. kerestesinden yararlanı beyaz kabuklu bir türü (Betula alba). yazarlar. küçük akarsu. ı . bir lem kları ş arı tmak için kullanı boru. akağ aç * Gürgengillerin. ardı ndan. drenaj. su yolu. * (su için) İ yeri. i akademisyen * Akademi üyesi. akademici * Kurallara bağ resim ve heykel çalı lı ş yapan kişveya sanatçı ması i . * Maun. * Yer altı oluğ su u. akademicilik * Resim veya heykel çalı nda kurallara bağlı ş ması lı k. kları akaçlatma * Akaçlatmak iş i. akademik * Akademi ile ilgili. lan ka * Kanal. sanatçı kurulu. * Maundan yapı ş lmı . mecra. çay. hemen ardı ndan. nı akaçlamak * Bir yerde birikmiş suları tmak. hemen arkadan. i akak . ı sı nı unu akaç * Bir yerde birikip kalan sıları iş sonunda geriye kalan artı . * Irmak. oluk veya baş araç. akacak kan damarda durmaz * herhangi bir zarar karş nda bunun kaçılmaz olduğ anlatarak avundurmak için söylenir. sarp ve zor geçit. * Akarsu yatağ yatak. imi. gereksiz nesneleri dı ya akı vı .

yaban lı cı asması . acınkine benzeyen. dükkân gibi mülk. ban.akala akamber * Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir pamuk türü. akamet * Kırlı verimsizlik. * Kesintisi olmayan. * Sı üİ cak kelerde yetiş bir ağ en açtan (Hymenea) elde edilen katı . akasya * Baklagillerden. ağ ş en ma. kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanları girince ateş lı na külçesi durumuna dönüş küçük gök cismi. eğ boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. akan sular durmak * itiraza. yurdumuzda yetiş bir süs ve gölge ağ . akar * Kiraya verilerek gelir getiren ev. sı iklimlerde birçok çeş yetiş ve tanen. ı z ları cı sı örümceğ imsiler takı . tarla. sokucu veya emici knaz lı . ahap. söyleyeceğsöze yer kalmamak. sonuçsuzluk. gaz. zamk. dükkân. beyaz çiçek veren. yapı bükülgen ve misk gibi kokulu ndan karı ş kan. * Küçük akarsu. mı akarsu * Yeryüzünde ve yer altı belirli bir yatak içinde. * Özellikle amber balınıbağ ğ n ı ı rsakları çı lan. en acı m acı . motorin gibi yakı n satı ğyer. kül renginde. arız. güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağ aç (Liquidambar orientalis). lan aç * Baklagillerden. olan bir taş . salkı ağ (Robinia pseudoacacia). * Kaplı ca. Meryem ana asması (Clematis vitalba). bağ mülk. boya gibi maddelerinden cak itleri en yararlanı bir ağ (Acacia). aralı z. tları ldı ı akasma * Düğ çiçeğ ün igillerden. * Baş sı k. gibi akar amber * Asya ve Amerika'da yetiş odunu ceviz ağ nı en. bahçelerde süs çiçeğolarak yetiş i tirilen sarı bir bitki. meteor. güzel kokulu reçine. akaret akarlar * Tı yapı gövdeleri halkası baş göğ birleş ağ yapı ırı. nda im * Tek sı elmastan veya inciden gerdanlı ra k. akarca * Kemik veremi. sık. ları üsle ik. gaz yağ mazot gibi sı durumunda olan yakacak. arızlı akamete uğ ramak * baş sı sonuçsuz kalmak. vı akaryakıistasyonu t * Benzin. * Kiraya verilerek gelir getiren ev. i akan yı z ldı * Güneş sistemine bağ. z. ı . ksı akaryakı t * Benzin. * Sürekli iş leyen çı fistül.

n akciğ lopçuğ er u * Birçok akciğ keseciğ birleş oluş er inin erek turduğ parça. iri ve yı cı kuş rtı bir (Vultur monachus). ekmeklik buğ klı day. ak renkli bir kuş (Egretta türü alba). * İ htiyar. bataklı ı ve göl kıları yaş k. akbaş * Yazı kutup bölgelerinde yaş n ayan. * Göğ kafesinin büyük bir bölümünü dolduran ve solunum organın temeli olan. akçe. akbakla akbalı k * Kuru fasulye. u akciğ peteğ er i * Akciğ erlerde solunumda gaz alıveriş sağ ş ini layan. başve boynu çı olan. * Sazangillerden. akbabagiller * Gündüz yı cı alt takı nı kanatları rtıları mın. etli akça pakça .akbaba * Akbabagillerden. geniş büyük olan. bronş çuklarıson bölümü. rmak yı nda ayan. beyaz kabuklu. * Bkz. nda . akça armudu * İ kabuklu. iyi uçan büyük kuş içine alan bir ve ları familyası . akciğ zarı er * Göğ boş unun içini ve bu boş un içinde bulunan akciğ dını üs luğ luğ erin ş kaplayan ince zar. ile lan k * Akya balı. sağ sollu iki parçalı üs nı lı * Baklagillerden. erin. nce . leş beslenen. akburçak akciğ er organ. a n akciğ göbeğ er i * Akciğ iç yan yüzünün hemen arkası bronşsinir ve damarlarıgirip çı ğyer. kı ve ince gagalı ş lı yı ı k sa . çok yüksekten uçarak le keskin gözleriyle çok uzakları görebilen. ı akciğ erliler * Karı bacaklı ndan yumuş akçalarıtek ciğ soluk alan bir takı . dağk yerlerde yaş ı plak lı ayan. eti kı klı lçı . akbuğ day * Kurak iklime dayanı . ğ ı akbalı l kçı * Leyleksilerden. n ktı ı akciğ kesecikleri er * Akciğ lopçuğ er unun parçaları . kın ı kılara göçen. siyah bacaklı yabanî bir tür kuşdeniz kazı . hava borucukların sonunu oluş nı turan kesecik. oldukça büyük. burçağ yakıbir bitki cinsi (Lathyrus sativus). n erle mı akça akça * Oldukça beyaz. (Bemicla). yumurtası tarama yapı bir balı(Leuciscus). beyazca. plevra. sarı ve sulu bir tür armut.

ş akçı ma llaş * Akçı mak işveya durumu. akdarı * Buğ daygillerden. n akçöpleme * Zambakgillerden. akçakavak * Akkavak. çiçeklerinin güzelliğdolayıyla bahçe çiçekleri arası i sı na giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album). geniş nı olması . lam aç. akdedilme * Akdedilmek durumu.* Beyaz tenli. bir yık veya daha uzun yaş llı ayabilen otsu bir bitki türü (Panicum miliaceum). güzel (kadı n). * Rengini atmı ağ ş ş armıiçinde ak renk bulunan. akdetmek . akçı l akçı llanma * Akçı llanmak iş i. akçalı * Paraya bağ. akçık llı * Akçı l olanıdurumu. parayla ilgili. akdedilmek * Akdetmek işyapı i lmak. Akdeniz mavisi * Parlak ve canlı görünümde mavi rengin bir türü. rengini atmak veya atmıgibi olmak. . yaprakların uzun. . malî. akdetme * Akdetmek iş i. Akdeniz humması * Malta humması . akçı llanmak * Akçı l duruma gelmek. llaş i akçı mak llaş * Akçı l duruma gelmiş olmak. akçaağ açgiller * İ çeneklilerden. * Her tür madenî para. iş akçaağ aç * Akçaağ açgillerden süs ağ olarak da dikilen tahtası acı hafif ve sağ bir ağ isfendan (Acer). örneğakçaağ olan bir bitki familyası ki i aç . akça yel * Güneydoğ udan esen yel. keşleme. lı akçe * Küçük gümüş para.

akı l. üt. aksungur. sonuç. ğ lan akı l * Düş ünme. akılı cı k * Akı olma durumu. tı * Tütsü olarak yakı bir tür ağ sakı. akı ünsüz cı * Ciğ erlerden gelen havanı ağ boş undaki yarı n. . anlamca açı(anlatı selis. lan aç zı akı betine uğ ramak * birinin içinde bulunduğ kötü duruma düş u mek. i * Kolay söylenebilen. yazı anlatı n akı olma özelliğ selâset. lan akı seyelân. i lan * Beyaz renkte olan dut. an akdut akemi akgünlük akhardal * Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanı hardal türlerinden biri (Sinapis alba). * Hafı bellek. akı karası ak kara * beyaz tenli. * Herhangi bir kuvvet alanı belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiğvar sayı güç çizgileri. kara gözlü. akı karası geçitte belli olur * bir iddiadaki doğ un ancak deney veya sı sonunda belli olacağ anlatmak için söylenir.* (mukavele. bir yla an ğy). ı bağ lı taş yan akdiken * Hünnapgillerden. cı * Söz. ruluğ nav ı nı akı bet * (bir iş veya durum için) Son. cathartica). kanı . * İ elemanlı ki mermer yapı rısı ş cı. hekimlikte ve boyacı kullanı bir bitki cinsi. k * Düş ünce. k m). ı luğ z kapalı engele çarpması oluş bol sesli ünsüz (r. gel çengele takı l akı l * bir sorunun nası l çözümleneceğ düş ini ünememe durumu. * Öğ salıverilen yol. . akılıölçeğ cı k i * Bir sınıbelli sı ktaki akılını vın caklı cı ı ölçmekte kullanı alet. nda. ittifak gibi karş klı lanma anlamı ı Arapça sözlerle) Yapmak. anlama ve kavrama gücü. za. kara saçlı . okunabilen. l. akdoğ an * Kartalgillerden bir doğ türü. eninde sonunda. * Sonunda. ve mı cı i. muahede. us. akı cı * Akma özelliğolan. güvem eriğ geyik dikeni (Rhamnus lı kta lan i.

e. akı l havsala almamak * akla mantı sı ğ ğ a mamak. ayrı lacak dı akı i değ l iş il * akla uygun değ doğ değ il. sı nı rrı çözmek. akı l etmek * herhangi bir önlem veya çareyi zamanı düş nda ünmek. na na akı l almak * danı ş mak. ş lı ı k. muhtı defteri. akı ş l danı mak * bir konuda birinin görüş sormak. lacak akı l almaz * inanı gibi olmayan. akı l erdirmek * anlamak. ajanda. herhangi birinin aklı gelebilir. akı yol (veya tarik) birdir l için * iyi düş ünülünce ayrı kimselerce varı sonuç hep aynır.akı ldan üstündür l akı * bir kimsenin aklı gelmeyen bir çare. ünü akı l defteri * Hatı p yapı rlanı lması gereken ş eylerin yazı ğküçük defter. akı i l diş * Yirmi yaş raları altlı sı nda üstlü ve sağ sollu. l öğ * Herkese akı retmeye meraklı l öğ kimse. . ru il. not defteri. * Us dı. insanıaş rtı şı rtmak. deli. akla uygun gelmemek. ldı ı ra akı ş l dı ı * Akla. sı nı unu rrı çözememek. en içeride çı azı i. gerçeğ uygun olmayan. akı l almamak * inanı gibi olmamak. l dı ı sı . irrasyonel. akı l hastahanesi * Akı l hastaların yatıldı hastahane. akı l durdurmak * bir ş çok ş ı cı ey aş nitelikte olmak. gayriaklî. vaktinde hatı rlamak. lı kan diş diş akı l doktoru * Psikiyatrist. görüş almak. nı rı ğ ı akı l hastası * Ruh hastası . yirmi yaş i. ş ı akı ş lı l dıcı ık * Akı şdavranma yanlı görüşus dıcı irrasyonalizm. akı l hocası * Birine yol gösterip akı reten kimse. inanı lacak lmaz. akı l erdirememek (veya ermemek) * ne olduğ anlayamamak.

zca ldan çı labileceğ savunan öğ rasyonalizm. akı l terelelli * pek deliş kendisinden ciddî bir düş men. akı l vermek * bir konuda yol göstermek. llı akı l yormak * hatı rlamaya çalı ş zihnini zorlamak. akı lcı * Akı lı ilgili. akı çı ldan kmak * unutulmak. unutulmamak. ünce. unutmak. lda akı tutmak lda * unutmamak. tadı * akı olma ile yaş olma arası ilgi yoktur. rasyonalist. davranıbeklenmeyen (kimse). akı l kethüdası * Herkese akı retme merakı olan kimse. bazı llı lı nda küçükler büyüklerden daha akı olabilir. kartı ini reti. mak. . lcı ktan akı lı lcı k * Akla dayanan. akı l kutusu * Çok akı. rasyonalizm. usçuluk. akı retmek. akı ı nı l vermek. akla aykı veya akı şhiçbir ş tanı lan ya rı l dı ı eyi mama davranı ve ş ı tutumu. akliye. yol göstermek.akı olmamak l kârı * akı bir kiş yapacağiş llı inin ı olmamak. umudunu kesmek. lcı kla * Akı lı yana olan kimse. in ini. akı çı ldan karmak * düş ünmemek. akı l yürütmek * herhangi bir konuda fikir vermek. * Bilginin evrensellik ve zorunluluğ unun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değ yalnı akı il. l öğ akı ta değ baş r l yaş il. ş akı yakıvar (veya akı izan var) l var. usçu. * kafa yormaya gerek yok. l öğ nda akı l kumkuması * Çok bilmiş kimse. * Akla ve akı l yolu ile varı yargı inanma. rasyonalizm. akliye. llı akı retmek l öğ * nası l davranacağ göstermek. n l var. doğ un ölçütünü duyularda değ düş ruluğ il. akı kalmak lda * akı yer etmek. zeki kimse. akı r ermemek l sı * bir iş niteliğ gizli yönlerini anlayamamak. ünmede ve tümden gelimli çı karmalarda bulan öğ retilerin genel adı . akı flı l zayığ ı * Deliliğ kadar varmayan akı e l bozukluğ u.

ru. aklı baş getirmek. i * Karş ndakinin düş ı sı üncesizliğ belirtmek için söylenilen uyarma sözü. yaramazlıetmeyerek. n. akı durgunluk vermek llara * çok ş ı bir sey olmak. aş lacak akı pazara çı ş herkes yine kendi akı almı(veya akı gelin olmuşherkes kendininkini beğ lları karmı lar. nı ı na akı llanma * Akı llanmak iş i. akı uslu llı * Akı olarak. ı lan laş n ndan * Uslanmak. akı llı * Gerçeğiyi gören ve ona göre davranan. akı llanmak * Karş ı olaylarısonuçları yararlanarak davranmak. akı çı ldan kmamak * unutamamak. llandı i. tasarlamak. dengeli. ey düş akı rma llandı * Akı rmak işdurumu. akı lsal * Düş ünceyi ve gerçeğsomut değ i erlerle birbirine bağ layan hakikati içine alan ş ey. llı akı köprü arayı llı ncaya dek deli suyu geçer * atak kiş i tehlikeyi göze alarak iş giriş ve çabuk sonuç alı e ir r. uyanı k. ru * Akla yakı doğ makul. akı rmak llandı * Aklı kullanması sağ nı nı lamak. aptal.akı çı ldan kmak * unutmak. llı k akıca llı * Akla yakı doğ olarak. enmiş ) * "insan kendi aklı baş nı nı kasınkinden üstün görür" anlamı kullanı nda lı r. ini * (alay yollu) Düş üncesiz. n. akı olmak llı * gerçeklere uygun davranmak. llı klı akılı llı k akılıetmek llı k * yerinde ve uygun davranmak. akı geçirmek ldan * bir ş yapmayı ünmek. lı nı ş llar . * Akı olma durumu. arı akı geçinmek llı * kendini çok akı sanmak. akı düş llı ününceye kadar deli çocuğ (veya oğ unu lunu) everir * kendini akı sananlar çok kez akız diye tanı llı lsı nanlardan daha az baş gösterir. .

akümülâtör. * Hava. hareket. akı m * Akmak iş i. ncı akı n akı lı ncı k . ı akı z baş cezası ayak çeker (veya akı z iti veya köpeğyol kocatı lsı ı n nı lsı i r) * düş üncesizlik veya tedbirsizlik yüzünden. gerçeğgörüp ona göre davranmaya elveriş olmayan. çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapı baskı man na ldı lan n. eyi lsa akı z lsı * Aklı . düş hayatı ortaya çı yeni bir görüş ünce nda kan . yöntem. forvet. akı mölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan araç. su gibi akı maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akı. * Bilinç dı olayları mantıve akla dayalı ş ı n k olarak açı klanması . hücum. man n çı * Görevi karştarafa top sürmek ve sayı ı yapmak olan ön sı radaki oyuncu. n akı mcı * Belli bir akı bağ kiş ma lı i. baskı yapmak. cereyan. akı lsallaşrmak tı * Bir ş akı duruma getirmek. k akıetmek n * toplu olarak gitmek. amperölçer. akı zlıetmek lsı k * düş üncesiz ve yersiz davranmak. n akı ncı * Düş ülkesine akıyapan savaş. üş mek. düzensiz ş söylemek. eyler akı ölçümü m * Bir akarsuyun veya kanalısu yolunda bir saniyede akan su hacmini ölçme. * Düş toprakları tedirgin etme. üş * düş ülkesine saldı man rmak. yer değ tirmesi. ş kan ş ı iş * Sanatta. gereksiz yere gidip gelme zahmetine katlanı lı r. cereyan tarz. yla ı m ru ilen rı * Kazak-Kı z Türklerinin saz ş rgı airlerine verdiğad. i akıakı n n * Arkası kesilmeyen kalabalıöbekler durumunda. * Futbolda sayı yapmak amacı karştakı kalesine doğ genellikle topluca giriş saldı.akı lsallaşrma tı * Akı tı lsallaşrmak durumu. anlayıkı i li ş t. lsı * Akızca yapı iş lsı lan veya davranı ş . * Akı olma durumu. akı zlı lsı k * Akız olma durumu. * Debi. akı mtoplar * Akü. akı n * Kalabalıbir ş arkası k eyin kesilmeyen bir geliş durumunda olması . akı derken bokum demek m * sözünü yolunca söyleyememek. siyasette. yı rma.

akı ile birlikte sürüklenmek. n ntı zı ve akı ya kapı ntı lmak * bir akı nıetki alanı girmek. ş kan akı ş kanlaş mak * Akı duruma gelmek. olayı * Sı yapı rılarıağ yüzeylerine gereğ vı ş cı n aç tı inden çok sürülmesi ile oluş durum. akı ş * Akmak işveya biçimi. man ı ldı akı rı ndık * Reçine. * Eğ eğ meyil. akma. zı akı nkayası * Kaya balıgiller familyası derin ve uzaklarda yaş ince. * Havanıveya suyun herhangi bir yöne doğ yer değtirmesi. akı çağ ntı anozu * Akı ya kapı ş ntı lmıyengeç. n ru iş m. ş kan i . ğ ı ndan ayan k akı ntı * Akmak iş i. im. akı ölçer ntı * Bir akarsuyun ve kanalıakı hını düzeyini ölçmeye yarayan alet. * Akı n. ntın na ntı * etki altı kalarak bir topluluğ davranına katı nda un ş ı lmak. tedirgin etmek. ş kan akı ş kanlaşrı tıcı * Akı duruma getirme özelliğolan. çam sakı. akı lı ntı * Akı sı ntı olan. uğ una akıgitmek p * (zaman için) çabuk geçmek. uzun bir balıtürü. seyyal. eğ meyilli. * Çam türü ağ açlarda bulunan reçinenin eriyerek akması . akı ş kanlaş ma * Akı duruma gelme. iklik. sürüp gitme. ş kan i akı ş kanlaşrılı tıcı k * Akı duruma getirme özelliğolma. akı ş kan * Kendilerine özgü bir biçimleri olmayı içinde bulundukları n biçimini alan ve yın oluş p kabı ğ ı turmayan (sı vı veya gaz). ik. * Vücudunda göze çarpacak bir çarpı k bulunan kimseler için kullanı klı lı r.akı lıetmek ncı k * düş ülkesinde karşgüçleri yı rmak. i * Geçip gitme. akı cereyan. akı ya kürek çekmek ntı * olmayacak bir iş runda boş çabalamak. an akı bilimi ntı * Deniz akı ları inceleme konusu edinen bilim dalı ntı nı . * Hastalısebebiyle vücudun bir yerinden sulu madde akması k .

erin. dökmek. nı akil * Akı. ş kan akı ş ma * Kulağ hoş a gelen veya kolayca söylenen seslerin özelliğ i. eyler lan. ş veya pekmezle yoğ . akide. durağ mazlı ı iş an. ş ma i akı ş maz * Dıetkenlerin tesiriyle akı ş ş ğdeğmeyen. süt. na akı tmalı * Alnı akı nda tması (hayvan). . ş kan akı k ş kanlı * Akı olma durumu. llı * Bir ş inanarak bağ şinanç. akil baliğ olmak . * Enli bilezik. eker rularak cık bir duruma getirilen hamurun kı n saç vı zgı üzerinde piş irilmesiyle yapı bir çeş tatlı lan it . * Akı ş kanları niteliğ düzeltmek için yoğ n ini unlaş akı içinde parçacı n asısı sağ an mı kları ltını layan yöntem. yağyumurta. akik * Yüzük taş mühür gibi ş yapmakta kullanı türlü renklerde. ş maz an akı tma * Akı iş tmak i. n. kalseduan kuvarsın bir türüdür. akide ş ekeri * Bkz. akidesi bozuk *İ nancı f olan (kimse). saydam. akı ş k mazlı * Akı veya durağ maddenin durumu. ağ güç eriyen ş ı zda eker. zayı akideyi bozmak * doğ bilinen bir inanıveya gidiş ayrı ru ş ten lmak. yarı ı . akı tmak * Akması sağ nı lamak. daha çok akide ş ekeri yerine kullanı lı r. parlak ve değ bir taş erli . akı ş malı * Akı özelliğolan. n nları na ru * Un. olan akide akide *Ş ekerin kaynatı ağ durumuna getirilmesi yolu ile yapı ş larak da lmırenkli ve kokulu. akil baliğ * Döl verebilecek duruma gelmiş olan. akması yol açmak. akı ş kanlaşrmak tı * Akı duruma getirmek. * Hayvanları özellikle atlarıalı nda bulunan ve burunları doğ uzanan beyaz leke. din inancı eye lanı .akı ş kanlaşrma tı * Akı ş kanlaşrmak iş tı i.

sı * Sonuçsuz. . su ğ ı akkelebek * Hemen bütün meyve ağ nda tomurcuk düş açları manı lan. baş sağ arı layamamak. baş sı arız. tartılması yol açmak. . ağ burun. Hollanda kavağ(Populus alba). . akkaraman * Vücudu beyaz. akkarı nca * Düz kanatlı lardan. akis * Iş veya ses dalgaların yansı bir yüzeye çarparak geri dönmesi. akilâne akim * Kır. döl veremeyen. yaprakların altı nı beyaz olan bir kavak türü. akim kalmak * sonuca ulaş amamak. ı z iyi miş lısıcı u. * Akkor olma durumu. akkarı ncalar * Ağ parçaları geliş . * rüş ispat etme yaş gelmiş tünü ı na olmak. termit (Termes). * Bir ş baş bir ş üzerinde yarattı etki. verimsiz. sı veya ı cak lı ülkelerde yaş man ayan. kontrat. ırı böcekler topluluğ termitler. âkit * Bir işkarşklı i ı olarak kararlaşrıüstlerine alan taraflardan her biri. kara damarlı kelebek sayı kalı bir (Aporia crataegi). ş ı na akit * Hukukî sonuç doğ urmak amacı iki veya daha çok kimsenin veya kuruluş karş klı birbirine uygun ile un ı ve lı irade beyanları gerçekleş iş sözleş mukavele. parlak bir yüzeyde görünmesi. fakat kirli. iri ak kanatları n. yansı yankı ı k nı tı cı ma.* döl verebilecek eriş duruma gelmiş kin olmak. me. evirtim. * Nikâh. göz etrafı ı z. ş ı ı lı Orta Anadolu ve Doğ Anadolu'nun batı u kesimlerinde yaygı olarak yetiş n tirlen yerli bir tür koyun. ile en lem. bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi. iri baş. sözleş veya mukavele yapan. * Bir cismin. ilgi veya tepki yaratmak. kulak ve ayaklarda siyah lekeler bulunabilen. akçakavak. lı tıp me akit vaadi * Ön sözleş me. ı * Sazangillerden bir cins tatlı balı (Alburnus). akkor akkorluk * Iş saçacak beyazlı varı ı k ğ a ncaya değ ıtı ş in sı lmıolan. llı akis uyandı rmak * bir konunun üzerinde düş ünülmesine. akkavak akkefal * Söğ ütgillerden. * Akıca. akkirpani * Ak. eyin ka ey ğ ı * Evirme. kaba karık yapağ .

zı ldı vanadan çı kmak. makul. akıca. llı akla zarar (veya ziyan) * çok ş ı aş lacak. çı racak gibi olmak. n i. ı aklamak * Suçsuz veya borçsuz olduğ yargına vararak birini temize çı u sı karmak. akla gelmeyen başgelir a * insan ummadı. n i akla sı ğ (veya sı mak ğ mamak) * inanı gibi olmamak. ibra etmek. yı cı kuş rtı bir . erli * Suları bir denize veya göle gönderen bölge. i.vb. tebriye etmek. düş ünülemez. aklama * Aklamak iş ibra.. ı laş akla sı gibi ğ ar * aklı kabul edebileceğbiçimde. sı nı ndan * Aklanmak iş i. güçlüklerle karş mak. aklan aklanma aklanmak * Ak olmak. ibraname. aklama belgesi * Alacak verecek kalmadını ğ gösteren belge. ı laş akla gelmez * hatı rlanamaz. akla hayale gelmez * inanı lmaz. nı * Bir dağ rasın yamaçları her biri. . ş kı ğ uğ aş nlı ratacak (ş a ey). maile. lacak akla yakı n * aklı benimseyebileceğ aklıkabul edebileceğ n i.akkuş akkuyruk * Atmaca. akla karayı seçmek * (bir işbaş ncaya değ çok sıntı i arı in) kı çekmek. nı rmak na lan -akla / -ekle * Bazı fiillerin sı k çatı nı klı ları türeten ek: tart-akla. değ olarak nitelendirilmek. * Baş lı arıgösterilmek. düş ğ ı ünmediğş i eylerle daima karş abilir. akla gelmedik * düş ünülemeyen. makul. temizlenmek. it-ekle. * Tadı artı için çay harmanı katı beyaz bir çay türü. akla yatkı n * uygun. akla fenalıvermek k * çok ş ı aş rmak.

kendine gelmek. * bir ş olabileceğ inanmamak. aklevrek aklı * Tatlı levreğ su i. kavrayamamak. * Akı bulunan. ması sağ tı aklen * Akı l icabı l gereğ . aklı yerde olmak bir * düş ünülmesi gerekenden baş bir ş düş ka ey ünmek. çok korku geçirmek. aklaşrma tı * Aklaşrmak iş tı i. ş n ları şı lını ru * ayı lmak. . beyazlaşrmak. ş ı aş rmak. beyazlaş mak. temize çı kmak. sorun üzerinde toplayamamak. aklı ı bir karıyukarı baş ndan ş (veya yukarı da) * düş ünmeden aklı geleni yapan. ak renkli. kusursuz. na aklı ı gitmek baş ndan * çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağ ş ı ı aş nı rmak. aklı ı dağ lmak * düş ünceyi belli bir konu. çok korkmak. aklı durmak * düş ünemez bir duruma gelmek. aklı bokuna karı ş mak * korkudan ş ıp ne yapacağ bilememek. aklı almamak * anlayamamak. aklaş mak * Ak duruma gelmek. aklaşrmak tı * Aklaş nı lamak. aklı ka yerde olmak baş * baş ş düş ka eyler ünmek. aklı ı baş nda * sürekli akı davranan. beraat etmek. ru aklı ı olmamak baş nda * iyi düş ünebilir durumda olmamak.* Bir dava sonunda temiz ve iliş çı iksiz kmak. llı * doğ dürüst. aklaş ma * Aklaş iş mak i. akı ince. aklı ı gelmek baş na * davranı nıyanlı ğ sezerek doğ yolu bulmak. eyin ine * uygun bulmamak. ağ armak. aş rı ı nı aklı kmak çı * titizlikle üzerinde durmak.

llı * Ak olma durumu. aklı kesmek * bir ş olabileceğ inanmak. bayı lmak. ı na aklı vanadan çı zı kmak * delirmek. umduğ göre. sağ duyu sahibi olmayan. * çok beğ enmek. düzgün. aklı evvel * Akı geçinen. olacağ inanmak. nları vı aklı k aklı gelen baş geldi ma ı ma * olması korktuğ ş oldu. bocalamak. ş ı ı nı aş rmak. aklı oynatmak. aklı ra sı * aklı sandına göre. llı aklı bir ş olmak fikri eyde * bütün düş ündüğ bir konuda yoğ mak. beyazlı siyahlı . aklı kalmak * beğ enilen bir ş düş eyi ünmekten kendini alamamak.aklı ermek * anlayabilmek. * Kendisini en akı sanan. ğ ı ünüş una aklı ra sı * Aklı nca. i n ş unu p aklı lmak takı * zihni bir ş uğ mak. aklı yatmak * anlamaya baş lamak. * Kadı n makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sı. münasebetsiz. düş üne göre. eyin ine aklı kesmemek * sonucu tahmin edememek. ndan um ey . aklı ş karı mak * ne yapacağ bilememek. aklı sonradan gelmek * verdiğkararıyanlıolduğ anlayıvazgeçmek. * akı olgunlaş lca mak. nı aklı evvel * Densiz. aklı karalı * Akı karası ve olan. ü unlaş aklı gitmek *şı aş rmak. nca. ilerisini görememek. korkmak. eyle raş aklı ayar tam * aklı yerinde. tatmin olmak.

aklı gelmek na * hatı rlamak. aklı sı na ğ mamak * anlayamamak. aklı vurmak na * birden düş ünüvermek. aklı geleni yapmak na * her istediğ düş ini ünmeden yapmak istemek. anı msamak. aklı koymak na * bir ş yapmaya kesin olarak karar vermek. bir ş telkin etmek. aklı eyin ine almak. kı namak. kavrayamamak. aklı esmek na * daha önce düş ünmemiş olduğ ş birden yapmaya karar vermek. * bir ş yapmayı ünmek. bir düş ünceye saplanı kalmak. ine aklı ş ayı (veya ş arı na aş m aş m) * adı geçen kimsenin akı zca bir davranı bulunduğ anlatı lsı ş ta unu r. * kafası bir düş doğ nda ünce mak. aklı uymak na * birinin uygun olmayan görüş göre iş üne yapmak. ey aklı sı rmak na ğ dı * bir ş olabileceğ inanmak. ey * kararlaşrmak. çok istemek. aklı düş na mek * hatı rlamak. davranmak. tasarlamak. eyi düş aklı getirmek na * hatı rlatmak. * lâdes oyununa katı lanlardan biri ötekine bir ş verirken karş ey ı dakinin "unutmadı anlamı söylediğ m" nda i aklı birş gelmek na ey *ş üphelenmek.aklı mda! söz. na . * düş ünmek. aklı yelken etmek na * düş üncesizce davranmak veya aklı geleni hemen yapmak. * olabileceğ inanmamak. p aklı turp sı m na kayı * birinin düş üncesini ve yaptını enmemek. ğ beğ ı aklı tükürmek na * birinin düş üncesini beğ enmemek. aklı takmak (veya aklı takmak) na nı * sürekli olarak bir ş düş eyi ünmek. u eyi aklı geleni söylemek na * rastgele konuş mak. tı aklı koymak na * bir kimse birine.

aklı tutmak nda * öğ renmek. hiç unutmamak. aklı baş nı ı almak ndan * düş ünemeyecek bir duruma getirmek. aklı tutmak ndan * bir ş düş ey ünmek. devş nı ı na irmek) * akı zca davranı lsı ş larda bulunmaktan kendini kurtarmak. yersiz iş yapmak. aklı oynatmak nı * çı rmak. ulan ka ey ünür aklı çalmak nı * ilgisini aş derecede çekmek. * unutmamak. aş nca lsı ler . tasarlamak.aklı nca * (küçümseme yollu) Düş üncesine göre. aklı baş yere vermek nı ka * konuş konudan baş bir ş düş olmak. ldı * akı şiş yapmak. aklı geçirmek ndan * bir ş yapmayı ünmek. ey düş aklı geçmek ndan * düş ünmek. sı aklı kalmak nda * unutmamak. ı rı aklı çelmek nı * niyetinden. aklı ra. * hatı rlamak. aklı zoru olmak ndan * arada bir durum ve ş artlarıgerektirdiğgibi davranmamak. l dı ler ı aklı peynir ekmekle yemek nı * ş kı ve akızca iş yapmak. * gereksiz. aklı çı ndan karmamak * devamlı rlamak. hatı aklı çı ndan kmak * unutmak. n i aklı (bir ş bozmak nı eyle) * bir ş üzerine düş hep onunla uğ ıdurmak. aklı olsun! nda * unutma!. ey erek raş p aklı baş almak (veya toplamak. bellemek. aklı kaçı nı rmak * delirmek. çok ş ı aş rtmak. * ayartmak. baş çı tan karmak. kararı caydı ndan rmak.

ka ru * (bu gibi maddeler) Aş ı yere düş ağ ya. aklı bin yaş nla a * akla yakıgörülmeyen bir düş ileri sürene söylenir. * Çabucak savuş ortadan kaybolmak. az çok bir gelir veya kazanç sağ ilse lar. keçi mantarı (Agaricus campestris). akma sırı nı * Malzemenin belirli bir gerilme uygulanması sırlı kalı deformasyona uğ yla nı ve cı raması belirlenen veya toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti. * Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar. n ünce aklı selim aklî akliyat * Akı l yolu ile kazanı bilgiler. katı lmak. lan akliye * Akı l hastalı ile ilgili hekimlik kolu. aklı takmak nı * sürekli olarak aklı ş uğ mak. yersiz düş ünmek. * Sürüp gitmek. * Sağ duyu. çam sakı. akmantar akmasa da damlar * çok değ bile. * Karı ş mak. * Akı ilgili. mek. kları * Akı l hastalı ile ilgili hastahane bölümü. . bir eyle raş aklın köş nı esinden geçmemek * hiçbir zaman düş ünmemek. mak. lla akliyeci akma hançer * Ortası oluklu hançer. aklın terazisi bozulmak nı * akıca olmayan davranı llı ş bulunacak bir duruma düş larda mek. * (bir kap veya bir yer) İ çindeki veya üstündeki sıyı zdı vı sı rmak. akı rı zı ndık. lcı k. * Akı l hastalı uzmanı kları . akla dayanan. * Reçine. * (boya için) Birbirine karı ş mak. * Art arda ve toplu olarak gitmek. * (sı bir madde için) Bir yerden çı vı kmak. kları * Akı lı usçuluk. * (kumaş için) Yı p iplikleri erimeye baş pranı lamak. akma * Akmak iş i. rasyonalizm.aklı ş ı nıaş rmak * yerinde olmayan bir iş yapmak. * (zaman için) Çabuk geçmek. akmak * (sı maddeler veya çok ince taneli katı vı maddeler için) Bir yerden baş bir yere doğ gitmek.

akortlanma * Akortlanmak iş i. ses veren araçları ayarlamak. akortlatma * Akortlatmak iş i. * Boğ otundan çı lan ve hekimlikte kullanı zehirli bir madde. ları akort yapmak * çalgı n tellerini. akordiyon * Bkz. akordiyoncu * Bkz. uyumsuz. akort etmek * çalgı n seslerini ayarlamak. ları nı akortçu * Piyano ve org gibi müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse. akortsuz . akort edilmiş . düzenlemek. akordu bozuk * Birbirini tutmayan. an karı lan akortlama * Akortlamak iş i. akordeon. * Kumaş larda makine ile yapı ş rma. akortlatmak * Akortlamak iş yaptı ini rmak. akortsuz. akortlanmak * Akortlanmak işyapı i lmak.akmaz * Durgun su. lan smî akordeon * Üstündeki düğ melere veya tuş basarak. elde taş lara nan ı nabilir bir çalgı . yı ru * Armoniyi sağ layan seslerin birleş mesi. hesabı ı lı daha sonra görülmek üzere yapı kı ödeme. ndı ı lan lik akonitin akont * Bir borca karş k. akort * Bir çalgı doğ ses vermesi için ayarlama. gölet. akordeoncu. akortlu * Akordu olan. akompanyatör * Bir parça çalı ğzaman ses veya bir âletle ona katı kimse. lmıkı akordeoncu * Akordeon çalan kimse. eş eden. metal dilcikleri titretme yolu ile çalı körüklü.

akort edilmemiş . i mı * Cambazlı akrobatlı k. akran akranlı k * Akran olma durumu. kı k ve kalkıkuyruğ vrı k unda zehirli bir iğ olan böcek nesi (Scorpio). örneğakrep olan takı . ana akraba olmak * evlilik yoluyla yakı k kurmak. uyumsuz.* Akordu olmayan. bir bankanı yükümlülüğ altı üçüncü bir kişyararı bir baş n ü nda. * Biri. ı * Radyoda gerçek ayar frekansı doğ değ arası ile ru eri ndaki sapma. yaş boydaşöğ ça ı t. akrobatlı k * Cambazlı k. * Birbirini tutmayan. sı rı * Kredi mektubu. akrep gibi * her fı rsatta sözleriyle baş nı kaları incitme veya onlara kötülük etme durumunda olan. * Cambaz. i na ka bankada veya aracında açtılan kredi. nlı akrabalı k * Akraba olma durumu. akraba çı kmak * önceden tanı ş madan veya bilmeden konuş akraba oldukları anlamak. lı sı * Oluş yönünden aynı ma kaynağ dayanan ş a eyler. ı tlı akreditif * Belirli bir nicelikteki para için. akraba * Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağ olan kimseler. yaş k. arası akrep * Akreplerden. akromatik . akrepler akrobasi akrobat * Örümceğ imsilerin. Zodyak. hım. * Yaş denk. * Saatin iki ibresinden küçüğ ü. nda akortsuzluk * Ses düzensizliğveya ayarsı ğ i zlı. diğ erinin sonucu olan ş eyler. k. Akrep * Zodyak üzerinde Terazi ile Yay burçları nda yer alan burç. sı ve nemli yerlerde yaş cak ayan. ür. akortsuzlaşrmak tı * Radyoda bir ayar frekansı sapma meydana getirmek. . arak nı akraba diller * Aynı dilden gelen diller.

burun gibi vücudun sivri kımları me sı ndaki kemiklerin kalı ması nlaş . inde vrak * Eski Yunan ve Lâtin ş ölçüsünde. ih. renk körlüğ ü. * İ gitmeyen. . * (bir işGereğgibi yürümemek. sondan bir önceki hecesi kı olacak yerde uzun olan dize. akromatik iğ iplik * Mitozun ilk evresi sonunda bütün hücrelerde beliren ve hücre boyaları pek boyanamayan iğ yla biçimindeki oluş um. grup vurgusu. iir sa aksak eş yüksek dağ çılmaz ekle a kı * eksik araçlarla sağklı yapı lı iş lmaz. * Aksayan. aksanı bozuk * Bir dildeki kelimeleri doğ söyleyemeyen. akropol * Eski Yunan ş ehirlerinde. * Ermişevliya. ) i aksan * Bir ülkenin insanları veya bir çevreye özgü söyleyiş na özelliğ i. aksakal * Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. n u akrostiş * Her dizenin ilk harfi yukarı aş ı doğ okununca ortaya bir söz çı dan ağ ya ru kacak biçimde düzenlenmiş manzume. hafifçe topallayan. renksemez. kelime vurgusu. * Aksak olma durumu. şı ı * Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm). sı * Aksamak iş i. çene. büyümesi veya uzaması . ru aksata aksaklı k aksam aksama aksamak . * Türk müziğ oldukça kı bir usul. akromatopsi * Bkz. geri kalmak. muvaş tevş ş ah. aks aksak * Dingil. * Kımlar. akromatin * Hücre çekirdeğiçindeki ince iplikçiklerden yapı şkromatin ile boyanmamıolan kromozomları i lmı . en önemli yapı n ve tapı ları nakları bulunduğ iç kale.* Beyaz ığçözümlemeden geçiren. iyi iş yi lemeyen. * Vurgu. ş oluş turan bölüm. akromegali * Genel geliş bittikten sonra el. * Hafif topallamak.

ş apka. i ğ ı çeş eş itli ya. yankı p lanmak. araç veya * Konunun gerektirdiğölçüde kullanı bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereğkullandı i lan. ı hapş k. * Ulaş yayı mak. akselerograf *İ vmeyazar. na i i * Aksamak iş i veya biçimi. gürültülü soluk boş zlı alması . ulaşrmak. * Aksaması yol açmak. kemer. tersine çevirmek. aksesuarcı * Aksesuarı rlayan kimse. akselerometre *İ vmeölçer. mücevher gibi eş ya. bir makinenin iş levine katı lmayan. k aksedir * Kaplaması mobilyacı kullanı açıkahve rengi öz odunlu olan bir ağ (Thuya occidentalist). * Bir aletin. lmak. duyurmak. ancak kendine özgü ayrı yararı bir bulunan alet. aksatma aksatmak aksayı ş akse * Hastalınöbeti. lı kta lan. durumu. * (ığ Yansı şı ı) tmak. aksettirme * Aksettirme iş i. aksettirmek * (sesi) Yankı lamak. * Evirmek. ı rı . ş ı * (bir ık veya bir ş Düz ve parlak bir yüzeye çarpıorada aynen görünmek. bir işgereğgibi yürütmemek. aksatı ş * Aksatmak iş i veya biçimi. tı aksık rı * Herhangi bir sebeple burun zarın gıklanması nı cı sonucu solunum kasların birdenbire kası yla ağ ve nı lması ı z burundan hı . aksı hapş olayı rma. kriz. yaymak. * Haberi. nı aksetme aksetmek * Aksetmek iş i. * (ık) Bir yere vurmak. duyulmak. hazı * Aksesuar kullanması seven. aksesuar nesne. çanta. yankı vermek. rma. eldiven. * (ses) Bir yere çarpıgeri dönmek. akseptans * Yabancı ülkelerde okuyacak öğ renciler için gönderilen kabul belgesi. yansı ş ı ekil) p lanmak. * Kadıgiyiminde giysiyi bütünleyen ayakkabı n . * Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazı altı larak imzalanan açı klama. k aç * Aksatmak iş i.* "alma ve verme" Alıveriş ş .

ters ve kı n olarak. huysuzluk etmek. hapş rması ı rtmak. nda aksiliğüstünde i . huysuz. menfi. ı . aksi tesadüf * "ş zlı bak" anlamı kullanı anssı ğ a nda lı r. rma aksı rtmak * Birinin aksı na sebep olmak. aksi hâlde. ters davranmak. lı k aksiliğtutmak i * güçlük çı karmak. ağ ve burundan hı . aksi ş eytan * iş yolunda gitmediğzaman "ne kadar ilgisiz. natçı rçı * Olumsuz bir biçimde. inadı direnmek. t. hı n.aksıklı rı * Aksığ tutulmuşaksığolan. öyle olmazsa. ı z zlı gürültülü soluk boş altmak. rı aksıklıksıklı rı tı rı * Yaş. aksileş me * Aksileş iş mek i. münasebetsiz" anlamı kullanı ler i nda lı r. ı t. rma. aksı rtma * Aksı rtmak iş i. lı klı aksış rı aksı rma * Aksı rmak iş i. aksilenme * Aksilenmek iş i. hapş ı rmak. hastalı . zıkarş olumsuz. aksilik olarak. * İ . * Uygun olmayan. huysuzlanmak. * Aksı aksı biçimi. aksi * Ters. inatçı etmek. rı ı k k ran. aksileş mek * Huysuzlanmak. aksi takdirde * yoksa. zgı * istenmediğhâlde. sısıaksı hapş klı rı a . aksilenmek * Aksileş mek. i aksi aksi aksi gibi aksi hâlde * yoksa. aksı rmak * Burun zarların gıklanması solunum kasların birdenbire kası nı cı ile nı lması üzerine.

aksoğ an akson * Sinir uyarmaları sinir hücresinden ileriye uzatmaya yarayan. * Yankı . * Ada soğ . anı * Tersine. ak basma. kabukları eczacı kullanı bir söğ türü (Salix alba). inatçı etmek. perde. ka sı akş akş am am . k u ı mütearife. uygunsuzluk. geliş nı tiren lı im. aksiyon * Bir kuvvetin. katarakt. sinir hücrelerinin uzantı ndan en belirli ve nı ları uzun olanı . aksilik etmek * güçlük çı karmak. huysuzluk etmek. reaksiyon. * Bir iş yolunda gitmemesi durumu. maddî bir etkenin. akş am * Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri. lı k aksine aksiseda aksiyom * Kendiliğ inden apaçıolan ve böyle olduğ için öteki önermelerin ön dayanağolan temel önerme. elveriş in sizlik. lı kta lan üt * Gözdeki billûr cismin saydamlını ğ yitirerek ağ ı arması ileri gelen körlük.* olumsuz davranı. hikâye. pay senedi. * Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. bu hareketten ortaya çı geliş kan im. * Oyunun teması geliş başca olay. uyuş maya yanaş mamak. * Gece. * İ etkinliğ veya iradesinin açı çı nsan inin ğ kması a . iş . belit. aksöğ üt aksu aksungur * Söğ ütgillerden. aksilik çı kmak * engel ortaya çı kmak. ndan * Akdoğ an. am lı nan akş ahı sabah çayı am ra ra * hayatta yiyip içip yatmaktan baş kaygıolmayanlar için söylenir. aksülâmel * Tepki. bir düş üncenin ortaya çı kması . ş lı aksilik * Terslik. * Akş vakti kı namaz. * Hareket. * Sermayenin belirli bir bölümü. ters davranmak. aksona * Vurgun hastalına karşuygulanan emniyet durakları ğ ı ı . inatçı huysuzluk. lı k. * Hisse senedi.

akş kalmak ama * (işgecikmek. akş yeli am * Akş amları serin rüzgâr. ) akş sabaha ama * Neredeyse. bitmemek. sa akş amcı * Akş amları içme alı ğ olan kimse. akş simidi am *İ kindi üzeri çı lan sı susamlı karı cak. akş doğ ama ru * Gündüzün akş yakıbir zamanı ama n nda. amcı akş lıetmek amcı k * akş lar içki içmek amacı bir araya gelmek. akş kadar ama * bütün gün. iş portalarda akş doğ tezgâhta kalmımallarıucuz fiyatla satı ı ama ru ş n lı. ama ru lan akş güneş am i * Etkisi azalmıgün ığ ş şı ı.* Akş n olduğ ş dar zamanda. kı. * Yaşlıdönemi. pek yakı kı bir zaman içinde. simit. nı un am akş lı amcı k * Akş olma durumu. akş am amleyin. nda. akş namazı am *İ kindi ile yatsı namazı nda kı namaz. ı akş gazetesi am * Baskı öğ sı leden sonra. ı akş ezanı am * Günün dördüncü namaz vaktini bildiren ezan. özellikle akş doğ yapı gazete. içki ş kanlında ı * Çalı ş akş rastlayan. Çulpan. güneş battı sı in ğ ralar. esen Akş Yı zı am ldı * Venüs. amı u u akş azadı am * Ders çış ders paydosu. amcı yla . am lan akş saati am * Akş vakti. lı k akş karanlı am ğ ı * Alaca karanlı k. ması ama * Çalı ş maları daha yoğ olarak akş saatlerinde yapan. ara vermeden. arası lı nan akş pazarı am * Pazarlarda. ş akş piyasası am * Akş üzerleri belli bir yerde yapı gezinti.

iş i. akş amları * Akş vakti. . am akş amdan kalmı(veya kalma) ş * geceki sarhoş un mahmurluğ taş luğ unu ı yan. akş doğ akş yaklaş ı ama ru. akş amlatmak * Akş yaptı amı rmak. akş doğ am ama ru. akş amki * Akş olan. olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenir. kaçılmaz sonuç pek yakı nı n. akş yapı am am lan. akş n iş sabaha (veya yarı bı amı ini na) rakma * bu gün yapı lması gereken bir işertesi güne bı i rakmak sakı dı ncalır. am akş k amlı * Akş özgü olan. akş vakti. am * Her akş am. akş için. ama am akş k sabahlı amlı k * Nerede ise.akş amdan * akş olmak üzere iken. iş akş bulmak (veya akş etmek) amı amı * akş amlamak. günü bitirmek. akş olduğ am am unda. sabaha savur * kazandını ğ günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanı ı lı r. akş amdan kavur. akş amdan sonra merhaba (veya sabahlar hayrolsun) * iş ten geçtikten. akş amsefası * Gecesefası . amı akş amleyin * Akş saatlerinde. te ama mek. akş amüstü * Güneş battı sı in ğ ralarda. akş amlamak * Bütün günü bir yerde veya bir iş geçirerek akş eriş akş bulmak. akş amdan akş ama * Her akş üst üste. akş amlar (veya akş ş am erifler) hayrolsun! * akş vakti kullanı esenleme sözü. am ı rken. am akş sabahlı amlı * Her akş ve her sabah. amı * Akş bir yerde geçirmek. akş amlama * Akş amlamak durumu. iyi akş am lan amlar!. amı * (ay) Dolun ay durumundan sonra geç doğ mak. akş buldurmak veya ettirmek. akş amlatma * Akş amlatmak iş i.

gereçleri satan kimse veya dükkân. mı ka * Arı bir kovandan ötekine geçirme. aktarma yapmak * bir taş ötekine geçmek. akş ı n * Kı nda ve gözlerinde. i * Aktarı sattı ş n ğ eyler. ı ttan * bütçede bir bölümden baş bir bölüme ödenek geçirmek. bazen de derisinde doğ tan boya maddesi bulunmadı için her yanı olan lları uş ğ ı ak (hayvan veya insan) çapar. ka aktarma etmek * aktarmak. ine aktarı m * Aktarma işnakil. ı * Aktarı yaptı iş n ğ . n için ı n * Görüntüyü bir bölgeden baş bir bölgeye ileten araç. * Anadolu'da iğ iplik. ı . iktibas. ne. albino. * Bir taş baş bir taş geçme. virman. ka aktarmacı * Aktarma iş yapan kimse. ağ üzerine yükselten oyuncu.akş amüzeri * Bkz. ı ttan ka ı ta * Sürülmemiş tarlayı veya ikinci kez sürme. ka aktarı cı aktarı lma * Aktarı iş lmak i. bir kaptan baş bir yere veya kaba geçirmek. ilk * Alı . ı t. ka * Aktarmak işveya biçimi. ı n * Baharat. akş amüstü. ini aktarmacı lı k * Aktarma işaktarma iş uğ ma. aktarı ş aktariye aktarlı k aktarma * Aktarmak iş i. baharat. * Dam kiremitlerini aktarıkıkları p rı yenileyen kimse. ları * Bir hesaptan baş bir hesaba para havale etme. * Voleybolda öbür oyuncularıvurması topu. akş k ı nlı aktar * Akş olma durumu. aktarı lmak * Aktarmak iş konu olmak. ntı * Bir oyuncunun topu kendi takı ndan bir baş oyuncuya göndermesi. i. zarf. iyle raş aktarmak * Bir yerden. ev ilâçları . kâğ tütün vb. satan kimse veya dükkân. i.

aktifleş tirme * Aktifleş tirmek iş i. aktartmak * Aktarmak işyaptı i rtmak. aktif metot * Öğ rencilerin. aktinoloji aktif fiil . aktif rol oynamak * etkili olmak. tulyum. aktavş an aktif * Bir cins iri çöl sı (Jaculus). ka * Çatı kiremitlerini gözden geçirerek kık ve bozuk olanların yerlerine sağ rı nı lamları koymak. daha çok Kur'an'ı ı sonuna kadar okumak. aktiflik * Etkinlik. plûtonyum. amerikyum. * Bir tekniğ göre biçimlendirmek. aktifleş mek * Canlı hareketli. eyin iş * Bir kitaptan veya bir yazı bir bölümü almak. hareketli. uyarlamak. iktibas etmek. aktifleş me * Aktif duruma gelme. dan * Bir dilden baş bir dile çevirmek. çalı ş kan. e * Bir kitabı . bildirmek. toryum. aktifleş tirmek * Aktifleş mesini sağ lamak. nı * Etken. tercüme etmek. ortaklın para ile değ ğ ı erlendirilebilen mal ve hakların tümü. * Etkili. kiş çalı isel ş maları ve iş nı yapma yeteneklerini geliş tirmeyi sağ layan bilimsel yöntem. yönünü değtirmek. aktinit * Aktinyum. etken. canlı . çanı * Etkin. aktif duruma gelmek. ilk *İ letmek. * Etken fiil. ı tlar ka ı ta aktartma * Aktartmak işyaptı i rmak. etkili olmak. ı tlar ka ı ta aktarması z * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektirmeyen. protaktinyum. baş ndan aktarmalı * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektiren. aktif taş ı ma * Bir maddenin hücre zarı enerji harcanarak hücre içine veya dına taş ndan ş ı ı nması . küryum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı . * Bir ticarethanenin. nı * Sürülmemiş tarlayı ve ikinci kez sürmek.* Bir ş yolunu. aktif duruma getirmek.

iddetli. yankı bilimi. n * Güncellik. aktinyumlu * Özünde aktinyum bulunduran. veya * Etkinlik. lı lanı akut *İ lerlemişş . aktinyum * Atom numarası atom ağ ğ 227 olan. n. akur akustik akümülâtör * Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden. ini aktüalizm * Geçmiş jeolojik olaylarıbugünkülere bakarak açı n klanabileceğ ileri süren öğ edimselcilik. * Etkincilik. istenildiğ bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz. aktörlük * Aktörün görevi. * Azgı kı n (hayvan).* Güneşş nıhem insan hem de bütün canlı üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı ınların ı lar . ş imdiki. * Akümülâtörün kı lmıadı saltı ş . ses dağ mı bir ı lı ı . ini reti. ka aktöre * Ahlâk. kendini baş türlü gösterme. * Kapalı yerde seslerin dağ m biçimi. yankı m. * Edimsel. inde akı mtoplar. acil (hastalı k). aktüel * Güncel. aktörün yaptı iş ğ . aktris aktüalite aktüalitesini kaybetmek * güncelliğ yitirmek. * Kuvveden fiile geçmiş olan hâl (Aristo felsefesi). zgı * Fizik biliminin konusu ses olan kolu. * Olduğ undan baş türlü görünen kimse. ı * Olduğ undan baş türlü görünme.Kı 89. akuzatif akü * Yükleme durumu. radyoaktif bir element. aktivite aktivizm aktör * Erkek oyuncu. * Günün olayı konusu. . ka ka * Kadıoyuncu. ı ı rlı saltması Ac.

ğ ı al bayrak (veya sancak) . kı zı n zı rmı. lökosit. al basmak * loğ albastı usa hastalına tutulmak. fat -al.aküpunktür * Vücudun belirli noktaları genellikle altıiğ batı yapı Çin'de yayı ş na n ne rarak lan lmıolan tedavi. * Süs balı beslemeciliğ ğ ı i. 10-15 bazen de 50-60 kg gelen bir balı akbalı(Lichia amia). gövel (< gök-el). akvam akvarel akvaryum * Tatlı tuzlu su hayvanların. Al * Alüminyum'un kı saltması . -al / -el *İ simden sı türeten ek: gen-el. düzen. ufak pullu. tuzak. al al * Aldatma./ -el*İ simden fiil türeten ek. süs bitkisi olarak yetiş tirilen. vı nda akzambak * Zambakgillerden. akvaryumcu * Akvaryum iş uğ an kimse. çiçeğdiş yüz şlerinin tedavisinde kullanı bir bitki i ve iş lan (Lilium candidum). ğ zı ı * Yüze sürülen pembe düzgün. * Bu renkte olan. hile. * Bir tür sı ve köstekli bı rmalı çak. * Kanırengi. k. iyle raş akvaryumculuk * Akvaryumcunun mesleğ i. su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiğcam su kabı veya nı i . al (veya alı n) * iş te. sağ lam. kıl. yuvarlak hücre. akva * Kuvvetli. kıla çalan. * (at donu için) Dorunun açı. k akyuvar * Kan ve lenf gibi vücut sıları bulunan çekirdekli. allı k. al (veya kanlı ) gömlek gizlenemez * gizli tutulması olmayan ş için söylenir. elde eyler -al. * Kavimler. doğ öz-el vb. * Sulu boya resim. güz-el (<gözel). akya balı ğ ı * Uskumrugillerden.

âlâ -ala. klı sı aş ala ala * Toplu olarak yapı iş lan lerde bağş söylenen ala ala hey! ünleminde geçer. * bir kimseye yapı hizmetin hemen karşğ bekleme durumu. parajin. al benden de o kadar * ben de aynı durumdayı veya ben de aynı üncedeyim. ş -ala-. vurularak ölmek. al gülüm ver gülüm * iki sevgilinin birbirine sevgi gösterisinde bulunmaları . alaca. al kanlara boyanmak * yaralanmak. in * Alabalın kı lmıadı ğ saltı ş . * İ piş yi memişsuluca (yemek). beklenilmeyen ş eylerin de olabileceğ anlatı ini r. al sana bir daha * yeni bir aksilik olunca bezginlik bildirmek için "iş anlamı söylenir. çekiş çekiş e e. hepsi bir ayarda. erli an al giymedim ki alı m nayı * "bu iş hiçbir ilgim olmadı için söylenen sözleri kendi üzerime almadı anlamı kullanı le ğ ı m" nda lı r. m düş al birini. it-ele-.* Türk bayrağ ı . ehit al karı sı * Loğ usalara musallat olarak onları duğ sanı görüntü.vb. lan ıı lını al kan * Doymuş alifatik hidrokarbonları genel adı n . boğ u lan al kiraz üstüne kar yağ ş mı * düş ünülmeyen. * araları ndaki senli benli iliş sürdürerek. . e al elmaya taş çok olur atan * değ kimselere sataş çok olur. nda ğ ı an . kak-ala-. ş olmak. te" nda al takke ver külâh * uzun bir çekiş meden sonra. yi. rı arak ala gün ala sulu * Yeni olgunlaş maya baş ş lamı(meyve). kiyi ala * Karık renkli./ -ele* Fiilden sı k (tekerrür) çatıtüreten ek: çalk-ala-. vur ötekine (veya birine) * hiçbiri işyaramaz. ş ı * Açıkestane renginde olan. ı * İ pek iyi. kov-ala. k * Kekliğ boynundaki siyah halka. rı arak ala alaya kalkmak * bağş gürültü etmeye kalkmak. * Yazı güneş n bulut arkası kaldında oluş gölgeli durum. elâ (göz). çok renkli. silk-ele-.

* Olanca hı ile. alabildiğ ine * Sırsı uçsuz bucaksı nı z. . alabanda * Deniz teknelerinin iç yanları . ı tı alabanda ateş * Geminin bir yanı bulunan toplarla birden ateş nda edilmesi komutu. haş lamak. * Aş derecede. alabanda etmek * dümeni sağ veya sola. a alabanda iskele * Dümeni sol yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. ı * Ara bozucu. uğ ursuz (kimse). kemikli balı n bir familyası kları . ru. 250 gr dan 2 kg a kadar gelen bir tatlı balı (Trutta faris). sonuna kadar çevirmek. * Bir serenin yatay durumdan düş duruma getirilmesi. uz alabacak * Ayağsekili (at). llı alabaş * Turpgillerden. ru alabanda sancak * Dümeni sağ yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. sandal vb. dönek. zı alabora * Geminin devrilecek kadar yan yatması . deniz araçları devrilip ters dönmek. alabalı k * Ala balı kgillerden. eti turuncu ve lezzetli. alabora olmak * tekne. ey * Selâmlamak için filika küreklerinin yukarı kaldılması ya rı . ş algama benzeyen bir bitki. * Balı toplamak için dalyan ağ n yukarı alı ğ ı ı nı ya nması . soğ ve duru sularda yaş uk ayan. gereğ ı rı inden çok. borda karş . . * iş alt üst olmak. Ala Yuntlu * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. ş * İ piş yice memiş (yemek). yarı yarı ala tavlı * Bitkinin çimlenmesi için yeterli tavı bulmamı(toprak).ala tav * Az tavlı yaş kuru olan (toprak). su ğ ı alabalı kgiller * Omurgalı hayvanlardan. paylamak. alabandayı yemek * adamakı azarlanmak. z. ler alabros * Fı gibi dik kesilmiş rça (erkek saçı ). alabanda vermek * azarlamak.

ı alacaklı kmak çı * alacağvereceğ ı inden çok olmak. alaca karanlı k * Güneş madan önce veya battı hemen sonraki aydı k. ı ı tı * Birinden alacağolan kimse. bı rcıgibi kuş avlamak için kullanı iki renkli bez. * vakit darlından bir öneriyi kibarca geri çevirmek. yarı doğ ktan nlı karanlı k. mal veya baş ş matlûp. alacaklı olmak * birinden alacağbir ş bulunmak. alacağ ş ı ahin. borçlu karş . alacağ tutmak ı na * bir ş vereceğ veya borca karş k saymak. açta an * Keklik. uzunluğ 50 cm. ş ı alaca düş mek * (meyve) olgunlaş maya baş lamak. verirken de güçlük çı rken k karan kimse. * Ağ ilk olgunlaş meyve. ki * Birkaç renkli iplikten yapı ş lmıdokuma. ldı n ları lan * Meyvelere. en * Kötü huy. ı ey . alacaklı * Birinden alacağolan. alaca aş alaca bulaca * Çok karık renkli. daha çok üzüme düş ben. eyi e ı lı alacak * Bir hesap gereğ daha alı ince nmamıolan para. * Aş ure. akla kara karık. ş ka ey. ğ ı alacağolsun! ı * "günün birinde ondan öcümü alım" anlamı göz korkutma sözü. sazlı u ş ı klarda yaş bir kuş ayan türü (Ardeola ralloides). * Para verilerek alı nacak ş ey. kül rengi. ş ndan ı an * İ veya daha çok renkli. alacağolmak ı * birinden alı nacak parası olmak. vereceğ karga (veya kuzgun) na ine * alı kolaylıgösteren.alaca * Birkaç rengin karımı oluş renk. alacak verecek * alıveriş kisi. ş iliş alacakarga * Saksağ an. alacabalı l kçı * Balı lgiller familyası kçı ndan. rı nda alacağ olsun da ala kargada olsun ı m * alacaklı olmak iyi bir ş eydir.

layını ı sı alafranga tuvalet * Batı nda kapaklı tarzı . üzerine oturulabilen klozetli tuvalet. alafranga saat * Günü 24 saat sayarak. günün baş ş gece yarı 01 olarak kabul eden saat sistemi.alacalama * Alacalamak iş i. alafranga alafranga müzik * Batı nda ve ölçülerinde yapı ş tarzı lmımüzik. alacalanmak * Alaca bir duruma gelmek. alacalı bulacalı * Çok karık ve çiğ ş ı renkli. alafrangacı * Alafranga hayatı benimsemiş olan. itimiyle yetiş (kimse). çardak. miş * Alafranga saat. alacalandı rmak * Alaca duruma getirmek. benek benek boyamak. alacalanma * Alacalanmak iş i. alaca bulaca. * Eriyen karlar arası yer yer toprak görünmek. alafrangacı lı k . * Renkli ve renksiz kı n bütün vücutta düzenli ş lları ekilde dağ ı lmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleş mesiyle meydana gelen bir at donu. sı zarı alacalı * Alaca. alaturka karş . alacalandı rma * Alacalandı rmak iş i. ndan * Herhangi bir heyecan dolayıyla benzi kı p bozarmak. zı n * Üzeri dal ve hası örtülmüş rla kulübe. âdet ve hayatı uygun. * Frenklerin töre. alacalı k * Alacalı olma durumu. * Keçeden yapı çadı lan r. rengârenk. Frenklerle ilgili. alaçam alaçı k * Rengi kıla yakıbir çam türü (Picea excelsa). renkten renge girmek. alacamenekş e * Hercaî menekş e. alacalamak * Renk renk. na ı tı * Avrupa uygarlını ğ benimsemişAvrupa eğ ı . alacasansar * Benekli sansar türü.

ilginç. alâkabahş *İ lgilendirici. alafrangalaşrma tı * Alafrangalaşrmak iş tı i. . alâka duymak * ilgi duymak. as-alak. alâkalandı rmak *İ lgilendirmek. fat alâka *İ lgi. ayan ğ ı alâimisema * Gök kuş ı ağ . alâkalanma * Alâkalanmak iş i. alâkadar olmak * ilgilenmek. erkeklerinin boynuzları doğ kürek biçiminde geniş uca ru leyen. alâka çekmek (toplamak veya uyandı rmak) * ilgi çekmek. ması alafrangalı k * Alafranga olma durumu. alageyik * Geyikgillerden. alâkadar * İ ilgili bulunulan. sın (Dama dama). alafrangalaşrmak tı * Alafrangalaş na sebep olmak. postu benekli. alafranga olma. Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaş bir cins geyik. çök-elek vb. alafrangalaş ma * Alafranga usulleri benimseme. alafrangalaş mak * Alafranga olmak. alâkadar etmek * ilgilendirmek. alâgarson * Kı kesilmiş sa saç. alafranga davranmak. alâkalandı rma * Alâkalandı iş rmak i. ilgi çeken. * Oğ saçı lan biçiminde kesilmiş (kadısaçı n ).* Alafrangacı olma durumu. lgili. -alak / -elek * Fiilden sı türeten ek: yat-alak. * Gönül bağ ı .

u geniş i 7 ile 25 kulaç olan büyük ağ liğ . alâkok alalama alalamak etmek. alâmet * Belirti. tüyleri alacalı kuş bir türü. açsı . yası yayı tanı aret. i. nlı * Bir ş çekici gelmek. * Alalamak iş kamuflâj. * Büyüklük. yakı k duymak. ey alâkalı alakarga *İ lgili. harf gibi özel iş marka. niş aret. kamufle eyi u * Balıavlamakta veya yük taş k ı makta kullanı büyük kayı lan k. ı tı * Yemek listesinden yemek seçerek. * Kargagillerden. kestane kargası (Garrulus glandarius). ş ak. * Beneklerle. * Gönül bağ lamak. rlanı alan * Düz. düzlük. nda. iliş kalmamak. yı ğ ı ndan lan. ötücü. k yer. iş iz. kayran.alâkalanmak *İ lgilenmek. anı hemen. tabldot karş . alâkart alâkası z alâkası k zlı *İ lgisizlik. alâminüt * Çarçabuk. alamana * Rafadan. maskelemek. ilgisini kesmek. alâkayı (veya alâkası) kesmek nı * ilgiyi. saha. * Saksağ an. ilgisi olmayan. ayıcı rı özellik. açıve geniş meydan. ipş alâminüt yemek * Kolayca hazı p tüketilebilen yemek. iri gövdeli. alâmetifarika * Bazı ticaret eş üzerine konulan. alamana ağ ı * Kılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayı tarafı kullanı uzunluğ 200 ile 250. alâmetifarikalı * Alâmetifarikası olan. * Yemek listesinden seçilen. ayrı kisi lmak. çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir ş bulunduğ çevreye uydurmak. o eş üreten veya satanı tan resim. fiyatları ayrı ayrı hesaplanan (yemek). irilik bakı ndan ş ı durumda olan ş mı aş lacak ey. * Ayıcı rı nitelik. an. *İ lgisiz. zevk almak. * Orman içinde düz ve ağ z yer.

engine açı lmak. alt üst etmek. k * Uzaktan. alârma geçmek * beliren tehlikeye karşdirenebilecek. engin. mak alarga etmek * açıdenize çı k kmak. atmak. P. allak bullak. yağ etmek. alarga * Açı geç. ı laş n n ldı ı alan hı zı * Hareket eden bir cismi. ma alan talan olmak * her biri bir yana dağ ı lmak. ilgisiz davranmak. dayanabilecek duruma gelmek. * Bir alı merceğ net bir görüntü sağ cı inin layabildiğderinlik ve geniş in bütünü. n. * geri çekilmek. ş ma * Yüz ölçümü. yetkilerini elinden alıyerinden uzaklaşrmak. C. *İ çinde birtakı kuvvet çizgilerinin yayı ş m lmıbulunduğ var sayı uzay parçası u lan . uzaklaş mak.* Bir konu veya çalı çevresi. alarga durmak * uzak durmak. . açı ktan. darmadağ k. ş ı ı nı alan talan etmek * allak bullak etmek. alârm * Bir tehlike olduğ unda bunu herkesin haber alması verilen iş için aret. park. alan topu * Tenis. saha. tiren ru nı ğ ı alan korkusu * Bazı ilerin alan. alaş ı m * İ veya daha çok metalden. * Eski Roma'da açıhava gösterisi yapı geniş k lan yer. * Açıdeniz. veya vı ş ı alaş ı mlama * Alaş ı mlamak iş i. alargada durmak * uzakta durmak. p alaş ı yukarı ağvur * çekişçekiş (pazarlı e e k). Te gibi elementlerden oluş metal an görünümünde katı sı karım. alargadan seyretmek * Uzaktan bakmak. dağ ı tmak. sokak gibi yerlerde duydukları kiş ürkeklik hastalı. p tı * kapı yere vurmak. agorafobi. i liğ * Yarı ş maları karş maları ve oyunlarıyapı ğyer. kovmak. ğ ı alan talan * Karmakarık. bazı ki durumlarda metallerle. duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı alan. karı ş istememek. yaklaş ktan ma. ı alaş ı ağetmek * birini.

söyleyen. * Bu tür müziğseslendiren veya çalan. alavere * Bir ş elden ele geçmesi. nı yla lan alaturkacı * Alaturka bilen. abraş . alaturka eser veren kimse. alavereci . mak alaturkalaş mak * Alaturka olmak. ması sağ alaturkalı k * Alaturka olma durumu. eyi * Vapurlarda bu biçimde taş işiçin bordalarda kurulan basamaklı ı i ma iskele. ı m alaten alaturka * Cüzamlı . eyin * Bir ş elden ele vererek aktarma. ezanî saat. * Alaturka saat. alaturka saat * Güneş batında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanmısaat. yöntemsiz. in ş ı ş alaturka tuvalet * Tuvalet ihtiyacı gidermek amacı çömelme usulüne göre yapı tuvalet. alaturkalaş ma * Alaturkalaş durumu.alaş ı mlamak * Çözen metale. * Düzensiz. görenek. töre ve hayatı uygun. na ı tı * Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse). * Kargaş k. * Türk müziğ inden yana olan. alaş elementlerini eriterek katmak. * Eski Türk gelenek. i alaturkacı lı k * Alaturkacı olma durumu. andavallı . yalanla dolanla iş görmek. alaturkalaşrma tı * Alaturkalaşrmak iş tı i. alavandalı * Bkz. alı alavere dalavere yapmak (veya çevirmek) * hileli. alaturkalaşrmak tı * Alaturkalaş nı lamak. alafranga karş . alaturka müzik * Türk müziğ i. düzenli bir iş yapmak. alavere tulumbası * Emme basma tulumbası .

eğ lenmek. işş konusu yapmak. yönlerini küçümseyerek eğ eyin. alaya bozmak * alay niteliğvermek. * Genel olarak üç tabur (süvarilerde dört veya beş bölük) ve bunlara bağ birliklerden oluş asker lı an topluluğ u. fazla sayı da. bir ş bir durumun. vurguncu. alay geçmek * alay etmek. davranıgibi yollarla biriyle. alâyiş * Gösteriş kamaşrma. i alaya çı kmak * askerî bir okulda baş gösteremeyerek kı gönderilmek. * Çok kalabalı k. k alay beyi * Albay rütbesinde jandarma alay komutanı . alay alay alay * Kalabalıolarak.* Piyasada fiyatı ünce yükselir umuduyla mal alan ve fiyat yükselince malı düş satan toptancı . * Alay eden. bir ş eğ ş eyle lenme. hepsi. pek çok. arı taya alaybozan * Bir çeş fitilli tüfek. alay gibi gelmek * inanı gibi olmamak. i aka âlâyı ile vâlâ * bütün gösteriş i ile. * Çok miktarda. it alaycı * Alay etme huyu olan. göz tı alâyiş li . * Bütünü. alaycı lı k alayı olmak nda * iş i önem vermeyerek yapmak. onu küçümseme. birlikte. eksik vb. alay etmek * bir kimsenin. kusurlu. müstehzi. * Ses tonu. gülünç. spekülâtör. küçümseyerek eğ lenen. * Alay etmeyi huy edinmiş olma durumu. küçümseyen. söz. lence konusu yapmak. alay * Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. alaya almak * alay etmek. lacak alay malay * hep birden. .

alazlanma * Alazlanmak iş i. albasma. acı vermek. müstehzi. 1 m uzunluğ unda. nsan zık zı albasma albastı * Albastı . ı tı * Gösteriş görkemli. yakmak. n albeni * Alı çekicilik. mektepli karş . * Fı na kuş rtı ugillerden. küçümseyici. * Dökülen tohumlarla ertesi yı l kendiliğ inden çı tahısoğ vb. * Alev. Atlantik Okyanusu'nda yaş iri bir kuş (Diomedea ayan türü * Rütbesi yarbay ile tuğ general arası bulunan ve ası nda l görevi alay komutanlı olan üstsubay. cazibe. üstünde kıllıveya kıl lekeler belirmek. ine * İ derisi için. alaylı * Erlikten yetiş subay. alazlanmak * Alazlamak iş konu olmak. miralay. ve . * Kaymak taş su mermeri. usa humması . hoş güzel göstermek. m. eyin * Sı zlatmak. ciddî olmayan. kan l. albay albaylı k * Albay rütbesi veya albayıgörevi. * Alev alev. ğ ı albeni vermek * çekiciliğ artı ini rmak. * Vücutta kıllıveya kıl lekeler belirmesi durumu. yalaz.* Gösteriş li. li. alaylı alaysı * Alaya benzer. debdebeli. miş * Gerekli okul eğ itimini görmeden kendini yetiş tirmiş olan (kimse). an * Alay edici. albatr albatros exulans). ilgi toplamak. ı . alaz alaz alaz alaza alazlama * Alazlamak iş i. * Doğ sı nda temizliğ dikkat edilmemesi yüzünden loğ um rası e usanıtutulduğ ateş hastalı loğ n u li k. zık zı alazlamak * Bir ş yüzünü alevden geçirmek. aleve tutmak.

n alçak yaylak . durumlarda) Aş ı ağolanları kendisiyle eş tutan veya kendi değ olduğ it erini undan aş ı ağ gösteren (kimse). ğ ı ı tı * Aş ı ağ yüksek olmayan (yer). nı ğ ı albümin * Bitkilerin. * Herhangi bir konu ile ilgili kı açı sa klamalar verilerek resimler bası ş lmıolan kitap.albenili * Alı . özellikle böbrek hastalı nda idrarda albümin bulunması kları durumu. nda. alçacı k * Çok alçak. . uzunçalar. alçak kabartma * Heykel sanatı yüzeyden çıntı az olan kabartma. hayvanları doku ve sıları bulunan. * Bir sanatçın eserlerinin bir bölümünün yer aldı kaset. lı alçak bası nç * Barometrede 760 mm altı bulunan. eyleri dizip saklamaya yarayan bir tür defter. çekici. fotoğ pul gibi ş raf. * Değ ve gücü az olan elektrik potansiyeli. kötü havaya iş olan hava durumu. oksijen. * Bile bile en kötü. cazibeli. * Kalı ses. hidrojen ve kükürt n vı nda imi olan. nda aret alçak gerilim * Düş voltajlı ük elektrik hattı . kı sı alçak kavuş um * Kavuş umda gezegenin güneş yer arası bulunması le nda . mütevazı . kendini çok beğ enmek. namert. para vb. albüminli *İ çinde albümin bulunan. alçak gönüllülük * Alçak gönüllü olma durumu. aş ı soysuz. mlı albenisi olmak * çekiciliğbulunmak. yüksek karş . rezil hain. * Akş ı n. alçacıdağ ben yarattı demek k ları m * çok kurumlu olmak. alçak * Yerden uzaklı az olan. tekerçalar. yapı madde. azot. * (boy için) Kı sa. alçak ses * Hafif ses. ak tutma. en ahlâksı davranı zca ş bulunan. beyaza yakırenkte. suda eriyen. n ş kan albümin iş eme * Birçok hastalı klarda. birleş karbon. i albinos albüm * Resim. eri alçak gönüllü * (makam. larda ağ k.

ağ k lı ı rcası alçaklaş ma * Bayağ mak durumu. alçaltmak * Alçak duruma getirmek. alçakça * Oldukça alçak. ı laş alçaklaşrma tı * Alçaklaşrmak durumu. alçaltı ş * Alçaltmak işveya biçimi. * Alçak. * Alçı ın piş toz durumuna getirilmesinden elde edilen madde. mezellet. * Kabarma alçalma olayı sularıindiğdönem. normal tahı l ziraatı lan alanları bitişinde genellikle deniz seviyesinden yapı n iğ 900-1200 metre yükseklikteki yaylak. . i alçaltma * Alçaltmak iş i. ağdoğ * (insan için) Değ azalmak. taş nı irilip alçı p kalı * Bir ş üzerine alçı eyin dökülerek alı kalı nan p. tı alçaklaşrmak tı * Alçaklaş na sebep olmak. ı laş alçaklaş mak * Bayağ mak. yüksekten aş ı ru inmek. * Değ azaltmak. * Toprağ çöküp oturması ı n . erini alçarak alçı * Az alçak. cezir. hor görme. ması alçaklı k * Alçak olma durumu. zül. i. eri * Küçük düş ürme.* Devamlı oturma bölgesinde. * Alçakça davranı ş ş enaat. ağ laş ı laş * Alçalmak iş inme. nda n i * Düş künlük. alçı ı taş . aş ı kimselere yaraş na. * Aş ı ma. alçalmak * Alçak duruma gelmek. alçalı ş alçalma alçaltı alçaltı cı * Küçük düş ürücü. bayağ ma. zillet.

n sı yla z uk aldatı cı aldatı lma * Aldatı iş lmak i. alçı lı *İ çinde alçı bulunan. bir yalana kanmak. alçı cı * Alçı ı çı taş karan kimse. * Alçı sarı ş ile lmıolan. soğ sebebiyle donmak.* Toprak içinde katman olarak bulunan ve piş toz durumuna getirilerek alçı irilip yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat. yanıcı i ltı. * Alçı şrmak. kanma. * (bitkiler için) Havanıbirden ınması zamansıaçan çiçek. i aldanma * Aldanmak iş i. ine alçı latma * Alçı latmak iş i. aldatı lmak * Aldatma niteliğolan. karı tı alçı lanma * Alçı lanmak iş i. * Bir hileye. nı * Tavan ve duvarlarıalçı kaplanması çalı iş n ile nda ş çi. alçı lama alçı lamak alçı latmak * Alçı kapattı ile rmak. an * Alçı lamak iş i. lan itli dan lmıkalı alçı almak (veya koymak) ya * kılan bir kemiğgereğgibi kaynaması alçı batılmısargı sarmak. jips. * Düş rı ğ uğ kıklına ramak. alçı lanmak * Alçı lamak iş konu olmak. lan * Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur. yanı e larak ş ya lmak. oyalanmak. . kandıcı rı. rı i i için ya rı ş ile aldanç aldangı ç aldanı ş * Aldanmak işveya biçimi. * Alçı sı ile vamak. ı * Avunmak. alçı pan * Tavan süslemelerinde kullanı ve çeş desenleri olan alçı yapı ş p. aldanmak * Görünüşkapı yanlıbir yargı varmak. tuzak. * Çabuk ve kolay aldatı kimse. sı vatmak.

umursamayan. gereğgibi uyanıolmayından yararlanarak onun i k ş ı zararı kazanç sağ na lamak. o ş niteliğbakı ndan yanlıbir kanı eyin eyin i mı ş vermek. kötü yola sürüklemek. vı * (halk edebiyatı söylemeye baş . ine aldatı ş * Aldatma işveya biçimi. ilgilenmemek. * Vücuttan herhangi bir parçayı organı lısebebiyle operasyonla çı veya sağk kartmak. aldışz rı sı * Aldı rmaz. * Elindekini baş na kaptı kası rmak. * Getirtmek. avutmak. iğ etmek. * Birine verilen sözü tutmamak. eye tsı aldı rmazlı k * Aldı rmaz olma durumu. * Karş ndakinin dikkatsizliğ ı sı inden. umursamamak. aldı rtmak * Aldı rmak iş baş na yaptı ini kası rmak. bu anlamı ancak olumsuz. umursamayan. veya ine * Oyalamak. ğ dı aldı rmaz * Bir ş önem vermeyen. aldı rtma * Aldı rtmak iş i. cı aldatmak * Beklenmedik bir davranı yanı ş la ltmak. fal * (karı koca) Eş sadakatsizlik etmek. zlı tsı k. lâkayt. kayı zlı lâkaydî. aldı rma aldı rmak * Almak iş yaptı ini rmak. * Bir ş görünürdeki durumu. i aldış rıetmemek * önem vermemek. * Aldı rmak iş i. ilgisiz kalmak. baş çı tan karmak. i aldatma * Aldatmak iş i. yalan söylemek. * Sı rmak. aldehit aldı * Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sı. ş . aldatmaca * Aldatmaya dayanan davranı aldatı oyun. kayı z.* Aldatmak iş konu olmak. ihanet etmek. soru veya ş biçimlerinde kullanı er ile art lı r). . * Ayartmak. ilgisizliğ inden. * Önem vermek. tasası k. aldı rmamak. ilgi göstermemek. verdiğzararı ı ladı ı i karş lamamak. nda) ladı aldı abdest ürküttüğ kurbağ değ ğ ı ü aya memek * sağ ğyarar. değ vermek (bu fiil. aldış rı * Aldı rmak işveya biçimi.

alemci . alem olmak * sembol olmak. alelusul alem * Bayrak. kaları * Ortam. madenden yapı ş yı z veya lâle lmıay ldı biçiminde süs. tuhaf. * Alelâde olma durumu. kubbe. raş nı * Hayvan veya bitkilerin bütünü. düş ünce. * Bayağ sı ı radan. alelâcele alelâde * Çok acele ederek. genellikle. . âlem * Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluş turduğ bütün. alelâdelik alelhesap alelhusus alelumum * Genel olarak. alegorik aleksi * Alegori ile ilgili. olağ an. ş * Duygu. ivedilikle. * (yöntem gereğ yöntem üzere) Yol yordam gereğ i. * Herkes. * Eğ lence. çarçabuk. baş . özellikle. * Okuma yitimi. ince. alelı tlak * Genel olarak. düş gücü. * Kendine özgü birçok niteliğbulunan ş veya farklı i ey davranıiçinde bulunan kimse.alegori * Bir görüntü. * Aynı konu ile ilgili kimseler veya bu kimselerin uğ ların bütünü. sancak direğgibi yüksek ş i eylerin tepesinde bulunan. * Hele. u * Dünya. alelâcayip * Acayip üstü çok acayip. * Hesaba sayarak. kurala uygun bir biçimde. çevre. bambaş ka. en çok. * Minare. âlem yapmak * sazlı sözlü eğ lenmek. * Her zaman görülen. evren. * Durum ve ş artlar. bir yaş veya bir davranın daha iyi kavranması sağ antı ş ı nı lamak için göz önünde canlandıp rı dile getirme. garip. cihan.

açı k. üniversel. alenen alengirli * Gösteriş yakıklı li. meydanda. elin ağ torba değ ki büzesin. gizlemeden. zı il âlemş ümul * Dünya ölçüsünde. minarelerine alem yapan veya takan kimse. zevkusefaya kapı lmak. ş . açı ktan ğ a. alerjik * Alerji ile ilgili olan. r. herkesin içinde. herkesin içinde yapı k. koku gibi nesnelere karşhastalıderecesinde gösterdikleri canlı n m ı k aş tepki. toz. * Önder. alesta durmak * tetikte beklemek. ilâçlara. alesta tutmak * hemen kullanı labilecek durumda bulundurmak. alesta beklemek * hazı r durumda beklemek. lan. alessabah * Sabah erkenden. evrensel. ı alenî * Açı ortada. alemdar * Bayrağveya sancağtaş bayraktar. alesta * Harekete hazı tetikte. * Herhangi bir maddeye veya kimseye karşolumsuz duyguları ı olan. uygun olur mu?. k klı alerji * Bazı ları birtakı yiyeceklere. âlemi var mı ? * yakık alı . âleme dalmak * çevre ile ilgisini kesip iç dünyası kapanmak. na * eğ lenceye.* Camilerin kubbelerine. sancaktar. aleniyet * Açıolma durumu. ı ı ı yan. alet . alenîleş me * Alenîleş iş mek i veya durumu. alenîleş mek * Herkesçe bilinir duruma gelmek. ş r mı ı âlemin ağ torba değ ki büzesin zı il * Bkz. ı rı * Bir kimseye veya bir ş karşolumsuz yönde duyulan aş duyarlı eye ı ı rı k. alerjisi bulunan. kça. * Açı açı herkesin gözü önünde.

* Ateşsı k. kılcı . maş a. ıl ş ıı alev kı zı rmısı * Alev rengi. zrak na lan * Alevli olarak. * Aş ateş k i. * Bir sanatı yapmaya. tehlikeli bir duruma gelmek. lanmak. aletli jimnastik * Birtakı aletler kullanı yapı jimnastik. alaz. vası olmak.* Bir el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için özel olarak yapı ş lmınesne. * Mı uçları takı küçük bayrak. flâma. yanmaya baş lamak. lan alet etmek * bir iş birini uygun olmayan bir biçimde kullanmak. alevlendirmek . ı m. heyecana gelmek. uygulamaya yarayan özel araç. m larak lan alev * Yanan maddelerin veya gazlarıtürlü biçimlerde uzanan ıklı yalı yalaz. aygı t. caklı vı m. kar ıı lı te lı k ta aletli * Aleti olan veya aletle yapı lan. sı alev alev alevlendirme * Alevlendirmek iş i. telâş mak. alet edevat * Bu el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için kullanı araçlar. alev gibi parlamak * canlış ıl olmak. alev lâmbası * Gaz veya benzinle çalı ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurş boru iş ş an. n ş dili. alev saçağsarmak ı * bir olay. * coş heyecanlanmak. te alet olmak * bilerek bir çı karş ğveya bilmeyerek kötü bir iş aracı etmek. alev almak * tutuş mak. ateş bacayı sarmak. alev bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * ateş bacayı sarmak. * Vücut ısı sı herhangi bir sebeple artmıve bu sebeple kı ş ş zarmıolarak. Alevî Alevîlik * Alevîliğ bağ (kimse). . m * Hoş görülmeyen bir işyardı veya aracı e mcı olmayı kabul eden kimse. un lerinde kullanı bir araç. * Bir makineyi oluş turan ve iş lemesine yardı eden parçalardan her biri. e lı * Halife Ali yanlı olma durumu. öfkelenmek. önüne geçilemez. lan alev makinesi * Düş üzerine alevli sılar püskürten taş man vı ı nabilir alet.

karş lı ı ı k. na aleyhtar * Karşolan. alevlenme * Alevlenmek iş i. halı mı kullanı bir bitki. *Ş iddetli. onun için iyi olmamak. ı ı aleyhinde (veya aleyhine) söylemek (veya bulunmak) * çekiş tirmek. * Bir iş baş cı in langı. hararetli.* Alevlenmesini sağ lamak. bir * Parlamak. da * Bir dilin harflerini tanı okuma öğ tarak renmeyi sağ layan kitap. t. ı aleyhine olmak * bir işbirinin zararı olmak. belirli bir sı göre dizilmiş raya belli sayı harflerin bütününe verilen ad. . . ünceye karşolma. tçı aleyhte olmak * karşdurum almak. tutuş turmak. selâmet üzerinize olsun" anlamı karş k. * Karş karş zı ı ı t. yermek. en ı t. çoğ altmak. alevli * Alevi olan. . yapı nda lan alfa ınları ş ı * Radyoaktif maddelerin yaydı üç ından biri. * Kuzey Afrika'da ve İ spanya'da yetiş ve kâğ ip. * Etkisini. alevlenmiş . * Zorlu. ş iddetini artı rmak. q harfleri gibi. alevlenmek * Alev çı karmaya baş lamak. karş . aleyhinde olmak * birine karşolumsuz duygu ve davranıiçinde bulunmak. Türk alfabesinde bulunmayan x. kları ş ı alfabe * Bir dilin seslerini gösteren. ı ı tçı aleyhtarlı k * Bir iş harekete veya düş e. ı aleykümselâm * Arapça selâmünaleyküm selâmlama sözüne verilen "esenlik. nda ı lı alfa alfa * Yunan alfabesinin birinci harfi. alfabe dı ş ı * Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf. karşduruma geçmek. ı ş aleyhine dönmek * destek vermekten vazgeçip karşduruma geçmek. aleyh aleyhe dönmek * karşdurum almak. öfkeli veya heyecanlı durum almak. w.

ine algı latma * Algı latmak iş i veya durumu. * Su yosunu. rası alfaterapi alfenit alg algarina * Ağ bir ş denizden çı ı r eyi karmak veya denize indirmek iş kullanı büyük vinçli deniz teknesi.alfabe sı rası * Harflerin alfabedeki belirli düzene göre diziliş i. i. alacak. n na na raya alfabetik sı ralama * Bkz. * Alfa ınların tedavide kullanı na verilen ad. ş nı ı lması *İ çinde bakıçinko. idrak etmek. * Bir olayı bir nesnenin varlını veya ğ duyum yolu ile yalıbir biçimde bilinç alanı almak. haş nı algı lama algı lamak * Algı lamak işidrak etme. alfabetik * Alfabe sı na göre dizilmiş rası . idrak ettirmek. algı algı * Bir ş dikkati yönelterek. * Vergi. i algı lanmak * Algı lamak iş konu olmak. ı n na * Haş sütünü toplamakta kullanı kaş haş lan ı k. o ş bilincine varma. inde lan * Bazı gemilerin baş veya kıtarafı eğ olarak uzatı ş ç ndan ik lmıbulunan makaralı sa ve kalıdikme. * Eş ilkesini sağ itlik lamak için uyulan düzen. çak mı lan lü ı m. idrak. alfabe sı . algı n . * Rüş vet. algı latmak * Algı lamak iş birine yaptı ini rmak. idrak edilmek. . kı n algı * Kazanç. nikel bulunan ve çatal bı takı yapmakta kullanı gümüş bir alaş r. alfabetik katalog * Eserleri yazarları soy adları veya adları göre sı sokan katalog. eye eyin algı çağ bı ı * Haş kozası çizmeye yarayan alet. algı cı layı * Algı yetkisi olan. algı lanma * Algı lanmak işveya durumu.

kameraman. gid-eli. algoritma * IX. * Kendisine bir ş gönderilen kimse. teri alı çı cı kmak * müş bulunmak. Harezmli yolu.. tutkun. alıalı k k . sersem. lsı alı k * Hayvan çulu. ebleh. alı kı ı girmek cı lına ğ * müş gibi davranmak. talip olmak. en aç * Bu ağ n mayhoş acı yemiş i. müş n teri. ı ğ geri ş ı alı yönetmeni cı * Alıyı rudan doğ çalı ran ve yöneten. f. alı moru mor al.* Cı zayıhastalı . alı bulmak cı * müş bulmak.. lı z. kameraman. kamera. algler * Su yosunları . * telâş veya yorgunluktan yüzü kı rmı kesilmiş pkı zı (olarak). * Eskimiş giyecek. Orta Çağ ondalısayı i ndan da lan da k sistemine göre yapı ve lan son zamanlarda belirli herhangi bir kurala bağ bulunan her türlü hesap iş lı lemine verilen ad. canlı . ş tı alı ç * Gülgillerden. alı gözüyle bakmak cı * inceden inceye gözden geçirmek. görme-y-eli vb. ey * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. görüntülerin filme alı nması sağ nı layan kimse. kanlı alı cı * Satıalmak isteyen kimse. budala. kı rlarda yetiş yabanî bir ağ (Crataegus). * Televizyon alısı doğ cını rudan çalı ran kimse.-den beri" anlamı zarf-fiil eki: al-alı nda . -alı -eli / * ". * Görüntüleri alan cihaz. alı k * Akız. mı alı ka * Ahize. yüzyı baş yaş ş lı ı n nda amıolan Türk matematikçilerinden Musaoğ Harezmli Mehmed'e Arapları lu n unvan olarak verdiğElharezmî adı batı yapı bir terim. alı verici cı * Bağladını alan. vurgun. alı hareketlerini gerçekleş cı doğ ruya ş tı cı tiren. almaç. * sağklı lı . teri * istemek. teri alı kuş cı * Atmaca. klı * Birine gönül vermiş . * Azrail.

tatil edilmek.* Aptalca. alı tı klaşrmak * Alıduruma getirmek. gönlü çeken durum. ş kış kı aş n aş n. la-y-alı bekle-y-elim vb. alı satı ofisi m m * Alı satı bürosu. menedilmek. * Kurum. kişeki: al-alı gid-elim. * Mani olmak. baş stek i m. kasın na . ş kış kı aş n aş n. * Birini. alı ma klaş alı mak klaş * Alıduruma gelmek. alı satı bürosu m m * Alıveriş lerinin yapı ğveya düzenlendiğş yer. alı konulmak * Alı koymak iş konu olmak. çalı gurur. alı koymak * Bir süre için bir yerde tutmak. alıalıbakmak k k * aptalca. ş iş ldı ı i ube. aptallaş aş nlaş mak. -alı / -elim m * İ kipinin çokluk 1. ş kı mak. m m alı mcı * Baş nıhesabı alacak toplayan veya kabul eden kimse. alısalı k k * Aptal. alı satı m m * Satıalma ve satma iş alıveriş n i. rı * Mahrum etmek. alı konulma * Alı konulmak iş i. * Aptalca. bir ş karş nda aptallaş ş ı k ey ı sı ı aş p rmak. alı m * Almak iş i. ine alı koyma * Alı koymak iş i. m. yapmakta olduğ veya yapmak istediğiş geri tutmak. * Alı mak iş klaş i. k alı k klı * Alıolma durumu veya alı bir iş k kça . çekici hareket. * Gözü. engel olmak. alı tı klaşrma * Alı tı klaşrmak iş i. ş . m. cazibe. alı çalı m m * Gösteriş . u i ten * Ayıp saklamak.

alı nganlı k * Alı olma durumu. ngan alı k nlı * Kadı n alı na taktı altıveya gümüş süs eş . mı * Kurumlu. mukadderat. * Bir ocakta her türlü ayak. kader. cazibesiz. mlı alı çalı mlı mlı * Gösteriş güzel. alıyazı n sı * Yazgı . alnı . ar damarı çatlamı ş . ka eyin ndını ı * Yerine gitmesini sağ lamak için gönderenin ek bir ücret ödeyerek postaya alı karş ğ verilen ndı ı ı lında (mektup. talih.alı mlı * Alı olan. msı alı n * Yüzün. mı alı zlı msı k * Alı z olma durumu. alıteri ile kazanmak n * hak ederek. nları nları kları n ten yası * Yapı cephe süsü. makbuz. çalı ş emek vererek kazanmak. larda alı nma * Alı nmak iş i. baca. alı lı mlı k alı z msı * Alı olma durumu. gururlu. alıçatı n sı * İ kaş arası n ortası ki ı n . zahmetli bir iş görmek. alıteri dökmek n * çok emek vermek. alı ngan * Aş duygulu. ş * Karş ı . arak. li. kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi.). alıdamarı n çatlamak * Bkz. * (bazıeylerde) Ön. ön yüz. galeri. alı nmak . mlı * Alı olmayan. alı ndı alı lı ndı * Para veya baş bir ş teslim alı ğ gösteren belge. kı ı rı rı lan. çabuk gücenen. alıteri n * Emek. kaş saçlar arası larla ndaki bölümü. çekici. çalı . cazibeli. paket vb.

* Almak iş i veya biçimi. alık rlı alı ş * Duygusal uyarı alabilme yeteneğ idrak kabiliyeti. alıyürümek p * az zamanda çok ilerlemek. * Uyarlanmak. artmak. alı ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından alı ş ya ka n sı nmıparça. bir davranın kendisine karşolduğ sanarak incinmek. alı r almaz * hemen. alı yapmak. * İ ki. liş alıveriş ş yapmak * alı satı iş gerçekleş m m ini tirmek. geçinememek. m m i ı ya alıveriş ş i kesmek * biriyle ilgisi kalmamak. alı lamak ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından cümle veya cümleler almak. münasebet. adapte olunmak. aktarmak. iktibas. ş ı ı unu rı * Elde edilmek. iktibas etmek. ya ka n sı ntı alısatmaz görünmek p * ilgisiz görünmek veya davranmak. alıverişçı ş e kmak * alı satı işiçin çarş gitmek. alıfiyatı ş * Bir mal için alı karşğödenen para ve üretim gereçleri fiyatı m ıı lı . aktarma. i yapı * Bir sözün. alı lama ntı * Alı lamak iş ntı i. mları i. mı alık olmak ş ı . * Baş bir dilden alı ş ka nmıkelime. alıvermek p * yürek çarpı sı ntı geçirmek. alıvereceğolmamak p i * bir kimseyle hiçbir ilgisi olmamak. yayı lmak. derhal.* Almak iş lmak. alık ş ı * Herhangi bir duruma alı ş ş olan. alısattı olmamak p ğ ı * hiç ilgisi bulunmamak. alıverememek p * anlaş amamak. çekememek. alıveriş ş * Alı satı iş m m i. çoğ almak. kılmak veya öfkelenmek.

uygun gelmek. mak. alıklı bı ş ğ rakamamak. intibak etmek. ehlîleş mek. hep biçimde gerçekleş sonucu beliren. alılmı ş ş ı * Her zamanki. ş ı alı k ş kanlı * Bir ş alı ş eye ş olma durumu. ş kı alı ğ olmak ş kanlında ı * iyice alık bulunmak. ınmak. i kla * Yadı rgamaz duruma gelmek. mutat. ünsiyet. alı k. * Bir ş alı ş eye ş duruma gelinmek. ş kanlı alıklı ş k ı * Alık olma durumu. * Bağ lanmak. arkadaşk.* alı k durumuna gelmek. bilinmeyen. itiyat edinmek. * Yapı lmaya alılmıdavranı ş ş ı ş . lı k alı nlı ş k kı * Alı n olma durumu. itiyat. * Evcilleş mek. eyi alı ktan kopamamak ş kanlı * belli bir huydan vazgeçememek. * Sürekli ister olmak. mı alılmamı ş ı ş * Nadir. ş ı alılma ş ı alılmak ş ı * Alılmak iş ş ı i. sı * Etkisini yitirmek. ı ı alı ş kı alı n ş kı * Bir ş veya bir ş yapmaya alı ş eye ey ş olan. huy hâline getirmek. az rastlanan. mı * Yakı k. alı ş ş kudurmuş beterdir mı tan * alılan bir ş ş ı eyden kolayca vazgeçilmez. ş mesi artlanmı ş davranı ş . * Alı ş iş mak i. alı k edinmek ş kanlı * bir ş sürekli yapar olmak. mı alı n olmak ş kı * iyice alı ş hiç yabancı çekmemek. huy. alı ş kan * Alı n. nlı lı * İ ve dıetkilerle davranı n tekrarlanması aynı ç ş ş ları . ş kı ş kanlı alı ş ma alı ş mak * Bir iştekrarlayarak kolaylı yapabilmek. * Uyar duruma gelmek. yanmaya baş lamak. * Tutuş mak. .

egzersiz. ş ması * Uyar duruma getirmek. * Bir beceriyi. * Onurlu. söylenen bir sözün doğ una inandı için kullanı na ruluğ rmak lı r. sarı patlı msaklı urt ve kı ile yapı bir çeş yemek. ş erefli. ş an. temrin. âlicenap * Cömert.alı rma ş tı * Alı rmak iş ş tı i. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * (bir kimse) birinden aldını ğ ötekine. bir baş ndan aldını ona vererek iş yürütmek. ş ma. alifatik alil alim * Bilen. ötekinden aldın bir baş na vererek iş yürütmek. Ali * Kişadı i olarak aş ı deyimlerde geçer. k * Hastalı . * Allah "Allah bilir" anlamı gelen bu söz. klı Ali'nin külâhı Veli'ye. Ali kı baş ran kesen * çok zorba. alı rmak ş tı * Alı na yol açmak. Ali kı baş ran kesen * zorba. âlicenaplı k * Âlicenap olma durumu. âlim alimallah âlimane âlimlik * Bilginlik. * Âlime yakı âlimin yaptı gibi. ı kası ğ da ı ini . Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * birinden aldını ğ öbürüne. yüksek. ı ğ ı kası ini Ali'nin külâhı Veli'ye. alinazik * Közlenmiş can. ağ daki âli * Yüce. sakat. bilici. lan * Vücudun biyolojik yönden geliş imini sağ layan çalı idman. bilgiyi kazanmak için yapı tekrar. ğ ı * Açızincirli (organik madde). yoğ yma lan it * Bilgin. Ali Cengiz oyunu * "kurnazca ve haince düzen" anlamı kullanı nda lı r.

alkalölçer. rpı alkıtoplamak ş . Bu rmıya çevirmiş olduğ bitkisel mavi rengi eski durumuna döndürme özelliğvardı u i r. asitlerin kı zı . alkaloit * Özellikleri ile alkalileri andı organik madde. midye. kalevî. alkali metaller * Oksitlenmelerini sodyum. kök rmısı alize Alka Evli alkali * Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yı l süresince düzenli esen birtakı rüzgârlar. alivre * Ürün daha tarladayken. alkıağ ş ası * Padiş alkı ahı ş lamakla görevli kimse. lityum. aliyyülâlâ alizarin * Kök boyası kı zı. en iyi.aliterasyon * Ş ve nesirde uyum sağ iir lamak için söz baş nda ve ortaları aynı ları nda ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması . yetiş i zaman teslim edilmek üzere. alkıkopmak ş * birdenbire güçlü bir biçimde el çı lmak. ğ anlatmak için el çı ı rpma. m * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. k alkarna *İ stiridye. sezyum elementlerinin sağ ğmetaller. ladı ı alkalik * Alkali ile ilgili olan veya içinde alkali bulunan. rubidyum. ran alkalölçer * Alkalilerin saflıderecesini belirtmeye yarayan cihaz. uz * En güzel. alkalimetre * Bkz. dağ ı tı ı tma. . önceden pey verilerek yapı (satı tiğ lan ş ). * Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı maddelerde. * Dağ m. alkı ş * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. alkı ş lama. mükemmel. potasyum. tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanı ağ kı lan. alkıalmak ş * çok beğ enilmek. alkı m * Gök kuş ı ağ . ı smı z demirden bir ağ . alkalimetre. antiasit. alivre satı ş * Vadeli satı ş .

Rab. patates niş nış arap vı n astasın ekere dönüş türülmesi sonucu ortaya çı glikoz kan çözeltilerin mayalaş ş mıözlerinin damı tı yla elde edilen. * Bira. * Her türlü alkollü içki. kokulu. ğ anlatmak için el çı ı rpmak. k kün * Alkolden yapı ş lmıveya içinde alkol bulunan. yüze gülücü.* çok alkı ş lanmak. alkolik * Alkollü içkilere aş derecede düş olan (kimse). ispirto. * Allah adı isim tamlamaları tamlanan kelimeyi güçlendirir. * Beğ enmek. * taraftar olmak belli bir görüş yana olmak. Tanrı . Yaradan. ş gibi sılarıveya pancar. ine alkil alkol * Alkol kökü. alkı ş lanmak * Alkı ş lamak iş konu olmak. ş lamak. Mevlâ. * Ş akçı akş . bazı nda * En büyük. Allah Allah! * ş ma veya can sıntı anlatan bir ünlem. alkı lı ş k çı alkı ş lama alkı ş lamak * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. *İ çkili. C2H5OH. ı rı kün alkolizm alkollü * Alkollü içkilere hastalıderecesinde düş olma durumu. alkıtutmak ş * el çı rparak veya topluca. cı * Alkı olma durumu. ten alkı ş çı * Alkı ş layan (kimse). alkı ş lanma * Alkı ş lanmak iş i. koruyucusu olduğ ve tek olduğ inanı yüce ve üstün varlı una una lan k. renksiz sı. yanı. takdir etmek. uçucu. etil alkol. aş kı sı * Türk askerinin hücum narası . dalkavuk. alkıtufanı ş kopmak * sürekli ve coş alkıbaş kun ş lamak. lması cı vı etanol. Allah (bin bir) bereket versin . vı nı Allah * Kâinatta var olan her ş yaratısı eyin cı. yağ . en usta. alkolölçer * Sılardaki alkol oranı ölçmeye yarayan cihaz. ş çı * Alkı ş lamak iş i. yüksek sesle "yaş "var ol" gibi sözler ile birini alkı a".

Allah akı l fikir versin (veya Allah akı versin) llar * akı zca bir davranı bulunanlar için kullanı lsı ş ta lı r. Allah bahtı güldürsün ndan * (evlenecek kıiçin) mutluluk dileğ belirtir. lmıolan haksı kları düzeleceğ inanmak gerektiğ zlı n ine ini anlatı r. bazen de gerçek öfke ile söylenen ilenme sözü. Allah artı n rsı * (gerçek veya alay anlamı Tanrı nda) daha çoğ versin. aş Allah bağ lası ı n ş * (çocuğ sevdiğ Tanrı unu. esirgesin. unu Allah bir yastı kocatsı kta n * yeni evlenenlere "bir arada yaş n" anlamı söylenen bir iyi dilek sözü. usanç bildirir. kazanı öderim. imdi rsam Allah belâsı versin nı * ilenme sözü. ey ı sı k Allah acını sı unutturması n * Tanrı acı unutturacak daha büyük bir acı bu yı göstermesin. ş ş ma . Allah bir * yemin yerine kullanı lı r. Allah bir dediğ inden baş sözüne inanı ka lmaz * birinin çok yalancı olduğ anlatmak için söylenir. ben de sana * ş sana borcumu ödeyecek param yok. rken Allah (veya Allahı m) * bir ş karş nda hayranlıveya yakarma bildirir. yarıaş yollu. Allah cezası vermesin (veya Allah cezası versin) nı nı * yarıaka. lanı nda Allah büyüktür * günün birinde hakkı alacağ kendine yapı ş nı ı na. unu Allah aş na kı * birlikte söylendiğsözün anlamı göre ant vermek veya yalvarmak için "Allah'ı seversen" anlamı i na nı nda. Allah bilir * belli değ il. Allah beterinden saklası (veya esirgesin) n * Tanrı daha kötü duruma düş ürmesin. ş ma. Allah aratması n * yakılacak bir durumda "Tanrı nı daha kötüsünü göstermesin" anlamı kullanı nda lı r. Allah canı alsı nı n * ilenme sözü. belâdan korusun.* bir kazanç karş nda durumundan hoş olmayı ı sı nut belirtir. Allah (seni) inandı n rsı * inanı lması kolay olmayan bir ş anlatı pek ey lı yemin yerine söylenir. * bana öyle geliyor ki. ini) kazadan. z ini Allah bana.

Allah dağ göre kar verir ı na * Tanrı herkese dayanabileceğölçüde sıntı i kı verir. bereket versin. ğ ükredildiğ anlatı ı ini r. kendisine iyiliğdokunan biri için kullandı bir iyi dilek sözü. n" nda Allah düş ma vermesin manı * anlatı bir kötülüğ büyüklüğ belirtmek için söylenir. çocuğ yetim veya öksüz bı u rakması anlamı bir iyi dilek sözü. lan ün ünü Allah ecir sabı r versin * baş lı dileğolarak söylenir. doğ rusu. Allah Halil İ brahim bereketi versin * Tanrı versin. n sı Allah dört gözden ayı n rması * "Tanrı . Allah gecinden versin * "çok yaş n"' anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. ı rması laş Allah etmesin * olması istenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan söz edilirken söylenir. Allah derim * pek bozuk bir iş sorulan "ne dersin?" sorusuna karş"söyleyecek baş söz bulamı için ı ka yorum" anlamı nda kullanı lı r. ini Allah hoş olsun nut * bir kimsenin. ı laş Allah hakkı için * ant içmek veya ant vermek için kullanı lı r. langında uğ nda Allah herkesin gönlüne göre versin * Tanrı herkesin dileğ yerine getirsin. Allah dirlik düzenlik versin * Tanrı huzuru versin. çok Allah hayı etsin rlı * genellikle bir olay baş cı "Tanrı urlu etsin" anlamı söylenir. . i ğ ı Allah için * gerçekten. sağğ ı i Allah eksik etmesin * Tanrı yokluğ göstermesin. aile Allah dokuzda verdiğ sekizde almaz ini * alıyazı ne ise o olur. Allah emeklerini eline vermesin * Tanrı emeklerini boşçı a karması n. unu * birinin yaptı bir hizmet anı ğ ı lı onun için teş rken ekkür yollu söylenir. ayası nda lan Allah göstermesin * Tanrı kötü bir durumla karş maktan korusun. Allah esirgesin (veya saklası n) * Tanrı korusun! Tanrı kötü durumla karş tı n!. Allah eksikliğ göstermesin ini * pek gerekli olan bir ş kusuru anlatı eyin lı böyle de olsa onun varlına ş rken.

dileğ Allah kerim * Tanrı büyüktür. izin Allah korusun (veya saklası n) * Tanrı tehlikeye. ı lı Allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin * Tanrı kimseyi kimseye. en yakı na bile muhtaç etmesin. ya iyi olsun. nları . a ş ı sı görü Allah kabul etsin * sevap sayı bir iş ldında söylenir. ı r aka Allah mübarek etsin * kutlu olsun. ı sı rf unu Allah manda ş ğversin ifalı ı * çok veya ağ yemek yiyenler için ş yollu söylenir. nı u lı nca ma inde Allah kazadan belâdan saklası n * Tanrı n insanı 'nı türlü kötülüklerden koruması iyle söylenen bir iyi dilek sözü. Allah rahatlıversin k * genellikle yatmaya gidilirken söylenen bir iyi dilek sözü. bulunduğ yerden ayrı kalanlara kavuş dileğ bulunmak için söylenen söz.Allah iki iyilikten birisini versin * (ağ hasta için) ya ölsün kurtulsun. Allah rahmet eylesin * ölüleri hayı anmak için söylenir. * karşk beklemeksizin. rla Allah rı için zası * dilencilerin para isterken söyledikleri yalvarma sözü. lan yapı ğ ı Allah kahretsin * "Tanrı cezası versin" anlamı bir ilenme sözü. Tanrı güvenmeli. nı nda Allah kavuş tursun * birinin yakı. Allah övmüş yaratmı de ş * çok güzel olanlar için söylenir. ı r Allah iyiliğ (veya lâyınıversin ini ğ ) ı * hoşgitmeyen bir davranıkarş nda hoş ile söylenir. 'ya Allah kı ederse smet * Tanrı verirse. Allah kuru iftiradan saklası n * bir suçlama karş nda bunun sı iftira olduğ anlatmak için söylenir. Allah ömürler versin * saygı gösterilen bir kimseye selâm veya teş ekkür olarak söylenir. kötü duruma düş ürmesin!. nda) kı ma Allah ne verdiyse * yemek olarak evde ne varsa. * ne olursun. Allah müstahakı versin nı * (gerçek veya alay anlamı çış anlatan bir söz. * onaylanmayan bir durumda alay yollu kullanı lı r.

Allah yazdı bozsun ise . n dileğ Allah tekrarı erdirsin na * tekrar bu günleri görün. * "keyfin bilir. iyiliğ senden esirgemesin" anlamı teş ini nda ekkür olarak kullanı lı r. Allah taksimi * eş gözetilmeden yapı paylaşrma. Allah vere de * iyi dilek anlatı r. Allah utandı n rması * bir iş giriş e enlere söylenen baş dileğ arı i. ey lma aka * dilenciyi savmak için söylenir. Allah senden razı olsun * yapı bir iyilik karş nda "Tanrı lan ı sı seninle birlik olsun. * yolda güçlük içinde bulunanlara iyi dilek sözü olarak kullanı lı r. ndan il u Allah yarattı dememek * kı ya dövmek. kta Allah sonunu hayı r etsin * bir iş sonucu için kaygı in duyulduğ unda söylenen bir iyi dilek sözü. Allah versin * iyi bir ş ele geçirenlere memnunluk bildirmek için. yaradı tan olan yetenek veya özellik. * birinden pek yana olmayan bir söz söyleneceğzaman onun adı önce getirilen giriş i ndan sözü. lı ş Allah vermesin * bir ş olmaması ini anlatı eyin dileğ r. Allah seni (veya sizi) inandı n rsı * doğ söylüyorum. itlik lan tı ı tı Allah taksiratı affetsin nı * (ölüler için) Tanrı kusurları bağ lası nı ı n. yaşlı kı göstermesin. Tanrı ktı ru tanı r. Allah son gürlüğ versin ü * Tanrı lı sıntı .Allah selâmet versin * yola çı kanlara "Tanrı kazadan belâdan korusun" anlamı söylenen bir uğ nda urlama sözü. gidersen git" anlamı kullanı nda lı r. itlik lan tı ı tı Allah taksimi * Eş gözetilmeden yapı paylaşrma kul taksimi karş . Allah yapı sı *İ nsanlar tarafı değ de tabiatta olduğ gibi. kul taksimi karş . Allah var (veya Allah'ı var) * doğ rusunu söylemek gerekirse. * uzaktaki tanıklar anı dı lı kullanı rken lı r. ş Allah tamamı eriş na tirsin * herhangi bir iş veya olayı iyi sonuçlanması iyle söylenir. Allah vergisi * Tanrı vergisi. bazen de takı ve ş için söylenir. çok hı yası rpalamak.

lanı i Allaha ı smarladı k * Ayrı n kalan veya kalanlara söylediğbir iyi dilek sözü. nda Allah'a emanet olun * ayrı n kalana söylediğbir esenleme sözü. mescit. i ndan ka Allah'a emanet * "Tanrı esirgesin" anlamı birini överken söylenir. kkı k Allah'ıadamı n * garip. inde Allah ziyade etsin * (kahve ve yemekten sonra) "Tanrı rsı anlamı kullanı bir iyi dilek sözü.* gerçekleş istenmeyen bir olay veya durum için kullanı mesi lı r. Allah'ıbelâsı n * varlı üzüntü veren. Allah'a bir can borcu var * Allah'a vereceğcanı baş hiç kimseye bir borcu yok. Allah'ıevi n * cami. lanı i Allah'a yalvar * kendi kusuru yüzünden güç bir duruma düş yakı kimseye "ben sana yardı edemem. Allah'ı insanı bir yer çok. ssı Allah'ı m! *ş iddetli bir duygulanma anlatan ünlem. Allah'ıgazabı n * çok sıntı kı veren ş ey. ş ma veya usanç gibi aş duygular da anlatı r. ş irret. Allah yürü ya kulum demiş * az zamanda çok para kazananlar veya iş çok ilerleyenler için söylenir. Allah'ı(veya Tanrı n) günü n 'nı * (bı nlıduygusu ile) hemen hemen her gün. nda Allah'ı (veya Allah'ı) seversen nı * "Allah aşna" gibi. * insan gönlü. Allah'ıemri n * kader. zavallı (kimse). artı n" nda lan Allah'a (bin) ş ükür * "hamdolsun". "bereket versin" gibi durumdan memnun olunduğ anlatı unu r. yalvarma için kullanı kı lmakla birlikte. saf. az * pek ı z ve kuytu bir yer. . Allah'ıcezası n * pek yaramaz. benden bir ş üp nan m ey umma" anlamı söylenir. yerine göre ant verme. ğ ı Allah'ıbinası yı n nı kmak * kendini veya baş nı kası öldürmek.

* yaradı tan. kimse. cı z. . z. düzeni bozulmak. Allah'tan * iyi ki. allahlı k allahsı z * Tanrı tanı 'yı mayan. lı ş * Kendisinden hiçbir iş yararlıumulmayan saf ve zararsı(kimse). ş ı bir durum alması kullanı in. aldatı. Allahütealâ * Yüce Tanrı Allah. allahsı k zlı * Tanrızlı sı k. altı ş ı üstüne gelmek. aşna ş mak. ş ı * (akızihin) ş kı dönmek. Allah'ı bulsun ndan * ben kendisine bir ş yapmayacağ yaptı kötülüğ cezası Tanrı ey ı m. ması Allah'tan umut kesilmez * daha çok ağ hastalar için söylenilen "iyileş ı r ebilir" anlamı bir iyi dilek sözü. dönek. sebebi anlaş ı lmayan veya ş ı ş için kullanı aş eyler lan lı r. ğ ı ün nı versin. ş ı * (aklı. yazı r!". insafsı vicdansı ması z. Allah'ı seversen nı * istek. n) aş lacak nda lı r. karmakarık. cı * Kendisine güvenilmesi doğ olmayan (kimse). karmakarık olmak. nda Allahüâlem * Tanrı daha iyisini bilir anlamı kullanı nda lı r. insafsı acı z. ş ı allak bullak etmek * karmakarık bir duruma getirmek. ulu allak * Sözünde durmaz. utan. zihnini) düş nı ünemez duruma getirmek. Tanrız. allama * Allamak iş i. Allah'ıkulu n * insan. dilek ve yalvarma amacı kullanı yla lı r. karı l. 'nı ğ ı sı * Acı z. . te k z Allah'tan kork! * "yapma. düzeni bozmak. kiş i. ktı Allah'tan korkmaz * can yakı.Allah'ıhikmeti n * beklenmeyen. ş ı aş rmak. ru allak bullak * Alt üst. Allah'ıiş bak n ine * (bir iş bir olayı beklenmedik. allak bullak olmak * çok karık duruma gelmek. Tanrı n varlına inanmayan.

fethetmek. * Al olma durumu. nda * Birlikte götürmek. neş zlı nacağ nı r. allaş ma allaş mak allegretto allegro * Bir parçanıcanlı eli ve hı çalı ı anlatı n . reseptör. * Al duruma gelmek. alma almaç almak . * Allaş iş mak i veya durumu. donatmak" anlamı gelen allamak pullamak deyiminde geçer. * Allanmak iş i. * Bir parçanıallegrodan biraz daha ağ çalı n ı nacağ anlatı r ı nı r. çok bilgili. iktibas. * Alı . * Bir ş elle veya baş bir araçla tutarak bulunduğ yerden ayı eyi ka u rmak. allı allı pullu allı k * Üzerinde al renk bulunan. kaldı rmak. alı. u eyi allanma allanmak * Süslenmek. na * Derin ve çok bilgisi olan. * Kadı n süs için yanakları sürdükleri al boya. ntı * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. allâme kesilmek * her ş bilir görünmek. nları na * Almak iş i. * Göz alı renkler ve ş cı eylerle süslenmiş .allamak allâme * "Süslemek. ahize. eyi allâmelik * Allâme olma durumu. * İ sı çine ğ mak. * Satıalmak. n * Ele geçirmek. * Yanı bulundurmak. mı alı ka cı * Bir ş veya kimseyi bulunduğ yerden ayı eyi u rmak. allem * Bir işistediğduruma getirmek için "her türlü kurnazca çareye baş i i vurmak" anlamı allem etmek kallem yla etmek deyiminde geçer. allâmelik taslamak * bilgisiz olduğ hâlde her ş bilir görünmek.

* (motor) Çalı ş için gerekli olan elektrik veya yakı yararlanı ması ttan r duruma gelmek. * Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çı karmak. iş * Temizlemek. bakıve nikelden yapı gümüş andır bir alaş mayş r lan. sı . yı lı n ka. * Yerini değtirmek. Almancı * Almanya yanlıolan (kimse). iletilmek. içine çekmek. kanmak.* Kabul etmek. Almanca dil. * (ölüm sebebiyle) Ayrı lmak. Avusturya ile İ sviçre'nin bir bölümünde kullanı lan * Almanlarıkullandı dil. ile evlenmek. * Göreve. * Görevden. m meteoroloji. * (süre için) Değtirmek. gibi anlamak. * Yutmak. yok etmek. kadıiçin) . * Kı saltmak. koparmak. l dönümü gibi belli günleri ve birtakı astronomi. * Yolmak. Alman papatyası * Orta Avrupa'da yetiş bir papatya türü (Anfhemis mobilis). sarmak. * Alman halkı Almanya'ya özgü olan ş na. elde etmek. tı * İ sı çeri zmak. Alman * Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse. ş iş * (içecek veya sigara için) İ çmek. çekmek.. la * (tat veya koku için) Duymak. * (duşbanyo için) Yapmak. işbaş e latmak. kaplamak. almamazlı k * Kabul etmeme durumu. hafta. * (içeri) Götürmek. iş * . tehlikeli bir ş uğ eye ramak. * Kendine ulaşrmak. * Gidermek. * (yol için) Gitmek. * (erkek. * Örtmek. ey.. * Davranıveya makam değ tirmek. Alman gümüş ü * Çinko. ten * Kazanç sağ lamak.. en Alman usulü * Bir topluluk için yapı harcamada giderlerin herkese eş olarak bölüş lan it türülmesi yöntemi. ay gibi bölümlerinden baş bayram. (mesafe) katetmek. ü rı ı m. * Zararlı . kullanmak. * Çalmak. * Soldurmak. n * Sürükleyip götürmek. * Baş lamak. yı . koymak. * Bir yeri savaş ele geçirmek. n ğ ı * Bu dile özgü olan. Almanya.. iş çekmek. eksiltmek. or. * Bürümek. * Kazanmak. istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim. almanak * Yı gün. * Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan.

almaş * İ veya daha çok ş sı ile değ tirilerek kullanı ki eyin ra iş lması kendiliğ veya inden değerek çalı . na alnı yazı ş nda lmıolmak * bir olayı kiş baş gelmesini Allah'ıbuyurmuş n. münavebe. almaş yapraklar ı k * Sapı iki yanı karş klı il de aralı olarak bir sağ bir solda bitmiş n nda ı değ lı klı da. nda iş * Almaş olarak iş lı leyen. una alnı öpmek ndan * beğ enmek. ş erefiyle. Almanlaş mak * Alman yaş ş nı ayıtarzı benimsemek. ön alnı k yüzü ak açı * çekinecek hiçbir durumu veya ayı olmayan. gibi Almanlaş ma * Almanlaş iş mak i veya durumu. ması lan . baş göstermiş arı olarak. inin ı na n olduğ inanmak. almaş lı alnaç * Almaş niteliğolan. Almanlaşrma tı * Almanlaşrmak iş tı i. yapraklar. * Birinin doğ olması ru ötekinin yanlı ğ gerektiren iki önermenin oluş şı lını turduğ sistem. alnın kara yazı nı sı * kötü kaderi. mütenavip. bı alnı kara sürmek na * bir kimsenin haksıyere kötü tanı z nması yol açmak. almaş k ı klı * Dönüş ümlü ve düzenli sı ralanma. takdir etmek. eyin . Almancı lı k * Almancı davranma. i * Bir ş ön tarafı yüzü.* Almanya'da çalı Türk iş ş an çisi. keş iş ş ması ikleme. Almanlaşrmak tı * Almanlara özgü yaş ş ayıtarzı kazandı rmak. alnı karı nı ş lamak * küçümseyerek meydan okumak. alo * Telefon konuş nda kullanı seslenme sözü. alternatif. tertemiz. alnın akı nı ile * ayı planacak bir duruma düş meden. u almaş ı k * İ veya daha çok ş sı ki eyin ralanmaları değiklik olan. kötü talihi.

ları nda en alpaka * Çifte parmaklı takı nıdevegiller sıfı lar mın nından. nda" ldında ı eyin nı * Alt bir isimle tamlama kelime oluş turduğ unda a) önceki ismin kavramı etki veya yer anlamı na katar: Ayak altı (sıflamalarda) ikinci derecede olan. * Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü. Alp eren * Derviş . * Karbon. lan . simyacı imi raş . alt alta * Birbirinin altı olarak. Güney Amerika'da yaş ayan. cı * Dağ lı cı k. n * Alt kelimesi ". * (birkaç ş eyden) Yere yakıolan. uzun tüylü. b) nı * (kaynatma veya piş irmede) Yanan ocak. eyin n * Birkaç ş içinden bize göre uzak olanı eyin . ayrı larda ldı ı m. * Bu hayvanıyünü veya bu yünden dokunan kumaş n . ocak alevi. * Bir ş yere bakan yanı karş . . nda alt alta üst üste * birbirleriyle itiş kalkır durumda. * Bir ş yere yakıbölümü.alogami alotropi alp * Bir çiçek tepeciğ baş bir çiçek tozu ile tozlanması inin ka . Alp yı zı ldı * Dağ n çok yüksek yamaçları yetiş bir çiçek (Paradisia liliastrum). * Mücahit. eyin . simya. alş imi alş imist alt * Elementleri altı çevirmek isteyen bir iş . ı * Dağ .. fosfor gibi maddelerin. üst ı tı * Bir nesnenin tabanı . alpaks alpinist alpinizm alplı k * Alp olma durumu. memeli bir hayvan (Lama glama pacos). yiğ kahramanlı itlik. * Yiğ kahraman. fiziksel bakı mdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu. alt cins * Bir cins içinden ayrı ikinci derecede bir cins. * Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karımı ş .. na alanı * Alş ile uğ an kimse. altı biçiminde kullanı ğ "bir ş etkisinde" anlamı verir. it. k. ir ş ı alt bölüm * Yazı bölümlerin ayrı ğparçalardan her biri.

alt deri * Üst derinin altı bulunan ikinci tabaka. alt karş ı t * Konusu ile yüklemi aynı olan. yenmek. n lan alt geçit * Trafik akı nı mı kesmemek için bir yolun altı geçirilen yol. nda * Bazı gövde ve yaprakları üst derilerinin altı bulunan. n nda u kalı mıözel hipoderm. sı nı getirmek. . ş lerin alt güverte * Gemilerde güvertelerden altta bulunanı . nı lan nı alt ş ube * Bir ş içinde kurulan ikinci derecedeki ş ube ube. çoğ kez hücre zarları nlaş ş doku. içmek.alt çene * İ ve hayvanlarda yiyecekleri çiğ nsan nemeye yarayan. oynayabilen çene. alt kat alt kurul alt olmak alt sıf nı * Bir sıf içinden ayrı ikinci derecedeki sıf. biri tikel olumlu. karşkarş konmuş önermeden ı ı ya iki her biri: Bazı insanlar bilgindirler" ile "Bazı insanlar bilgin değ ildirler" gibi. alt damak * Damaklardan altta olanı . alt hava yuvarı * Dünyamı kuş atmosferin 10 km kalı ğ olan alt katmanı zı atan nlında ı . alt diş alt dudak * Dudaklardan altta bulunanı . * Böceklerin ağ sisteminde bulunan alt parça. alt çene oynamak * yemek. nı n ndan * Belli bir konuyu ele almak amacı bir kurul içinden birkaç kişseçilerek oluş yla i turulan kurul. alt ı rk * Aynı içinde yetiş ı rk tirme amacı ve çevreye bağ kalı na lı narak değme uğ lmıve bu yolla ı içinde iş ratı ş rk özellikle fizyolojik nitelikleri bakı ndan kalı sapma gösteren hayvan topluluğ mı tsal u. ı z alt etmek * üstünlük sağ lamak. hipoderm. ndan * Alt çene üzerinde sı ralanmıdiş biri. * Bir yapın veya aracıkatları altta bulunan bölümü. * yenilmek. öbürü tikel olumsuz. alt tabaka * Tabakalardan altta bulunan. rtı yere alt familya * Bir familyanıiçinden ayrı ikinci derecede bir familya.

tı alt yazı * Gazete. üzülmek. i lan * Altayistik ile uğ an kimse. alt tarafı (veya yanı ) * geriye kalanı . ş ı ı nı alt üst böreğ i * Önce bir yüzü. * değ olup olacağ eri. * huzursuz etmek. rahatsı k vermek. alt üst etmek * alt yüzünü üst yüzüne getirmek. alt yazı cı layı * Alt yazı lamak iş yapan (kimse). alt yanı kmaz sokak çı * sonu gelmeyen. Moğ Mançu-Tunguz. * Türk. ler alt yapı * Bir yapı gerekli olan yol. dergi gibi yayı nlarda çı resim ve fotoğ kan rafları klayan yazı açı . tedirgin olmak. sı Altayca * Altay Türkçesi. üst yapı ı karş . zlı alt üst olmak * çok karık duruma gelmek. elektrik gibi tesisatlarıhepsi. yılmak. alt yazı lama * Alt yazı iş lmak i. Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediğvarsayı ana dil. kanalizasyon. ol. kı * rahatsı zlanmak. için n * Toplumun ekonomik yapını turan ve insan bilincinden bağ z olarak biçimlenen üretim sı oluş ı msı iliş kilerinin hepsi. alt tür alt üst * Bir tür içinde ayrı ikinci derecedeki tür. * çok karık duruma getirmek. ı . ini alt yazı lı * Alt yazı bulunan (film. * iş daha sonrası in . görüntü).alt takı m * Bir takı içinde kurulan ikinci derecedeki takı m m. ş ı * zarar vermek. sonuç alı namayan iş için söylenir. * Yabancı dildeki bir filmin konuş maları çeviri olarak görüntünün altı veren yazı nı nda . alt yazı lamak * Alt yazı hazı ları rlamak ve gerçekleş tirmek. düzenini bozmak. ş ı * heyecanlanmak. sonra çevrilerek öbür yüzü kı larak piş zartı irilen börek. raş Altayist Altayistik . su. yı kmak. lan * Çok karık ve dağ k.

altı sı taneden oluş . biri tikel olumlu. muş tane . sa altı kaval üstü şhane iş * Bkz. yöntem. 'nı ı sı m ldı altı ş karıbeberuhi * kı boylu olanlar için alay yollu söylenir. iş altı kaval. üstüne uymaz. uğ an bilim dalı raş . biri tümel olumsuz. 6. Büyük Ayı n karş nda bulunan takı yı z. ndan ndan kaldı altı olmak yaş * işbirtakı oyunlar karı e m ş böyle bir iş giriş mak. tane *İ skambil. ten nı ve yı * Beş bir artı ten k. seçenek. * Dalgalı m). kültür ve tarihleriyle ol. altı gen * Altı kenarlı çokgen. ka * Almaş ı k. altı altı üstü kalay alay * içi dıgibi özenilmiş ş ı olmayan ş için söylenir. iş ı t * Divan edebiyatı her bendi altı sradan oluş nazı biçimi.* Altay grubuna giren Türk. tiğ altı yemek dan * hastahanelerde hiç perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek. edebiyat. * Bu unvanı ı kimse. mütedahil: "Kimi insanlar fanidir" önermesi "Bütün insanlar fanidir" lantı önermesinin altı olur. Japon ve Korelilerin dil. altı kaval üstü şhane. altı okka etmek * birini kolları ve bacakları tutup yukarı rarak sallamak veya götürmek. mı altes * Prens ve prenseslere verilen ş unvanı eref . domino gibi oyunlarda üzerinde altıareti bulunan kâğ veya pul. Moğ Mançu-Tunguz. nda mı an m altı lı k * Altı bir arada. alternatif * Seçilebilecek bir baş yol. eyler Altı Kardeş * Kuzey kutup yönünde. biri tikel olumsuz iki önerme arası ndaki bağ durumu. Vl. biri tümel olumlu. altı yol * Altı yolun birleş i yer. müseddes. altı alabilen. üstü şhane iş * (giyim için) altı . e mekte sakı ncalar bulunduğ anlaş u ı lmak. (akı alternatör * Dalgalı elektrik akı veren üreteç. taş yan * Beş sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. ğ ı altı lı * Altı parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. altı k * Konusu ile yüklemi aynı olan. eyden altı bulunan.

* Altı yapı ş ndan lmısikke. altısuyu n . n çok altıleğ kan kusmak n ene * varlıiçinde hastalıveya sıntı k k kı çekerek yaş amak. kıadı oldu n pul z dul * uygunsuz davranı yüzünden temiz tanı kiş i lekelendi. prime time. altıkesmek n * çok para kazanıolmak. altıadı oldu. nı u altısarı n sı * Altı rengini andı n ran. altıbilezik n * Altı yapı ş ndan lmıkola takı ve pek çok türü olan süs eş . değ i erli.altı n * Atom sayı 79. * Altı yapı ş ndan lmı . * Niteliğiyi olan. çok altıbeş n ik * Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kiş öteki elleriyle karşklı inin. altısaat n *İ zlenme oranın en çok olduğ vakit.9 olan. altıkaplama n * Herhangi bir metal altı suyuna batılarak ince bir altıtabaka ile sarı altı benzetilmek. parası olan kimse. atom ağ ğ196. altıçağ n * En parlak ve mutlu çağ . ler altıanahtar her kapı açar n yı * para olunca her güçlük yenilebilir. kolay iş sı ı ı rlı lenen. üstün nitelikte olan. ipeka (Cephaelis ipeca cuanha). sarı na . ı olarak birbirlerinin bileklerini lı tutmaları . i altıküpü n * Altı para biriktiren. element. ş ları nan iliğ altıadı bakıetmek n nı r * kötü iş yaparak temiz ve parlak ününü karartmak. altıgibi n * altı benzeyen. altıbabası n * Çok zengin. en. yüksek değ paslanmaz erli. lan yası * Para getiren sanat veya meslek. n rı n larak na altıkeseğ n i * Yerden temiz külçe durumunda çı altı kan n. kı saltması Au. parası olan. r altıkökü n * Güney Amerika'da yetiş kusturucu niteliğolan bir kök. altıeli bı kesmez n çak * varlı veya değ kiş klı erli ilerin elini kimse bükemez. 10640 C de eriyen.

yumuş huylu görünmek. lı . * turist. altı duygu. gördüğ iyilik veya kötülüğ karşksıbı ıı lını ü ü ı z rakmamak. mur u. altıyürekli olmak n * çok iyi niyetli olmak. lı altı Çapanoğ çı ndan lu kmak * giriş iş baş dert olacak bir durumla karş mak. becerememek. altıyumurtlayan tavuk n * mesleğ sanatı i. düş p altı kalkamamak ndan * bir işbaş i aramamak. altıtutsa. nca * Altı sın sı sı . en. altıyağ n murcun * Bir tür kuşyağ kuş . özellikle plâtin sı sı muş ve altıgibi metalleri çözmekte kullanı bir karım. kalı kabuklu güzel bir kavun türü. ak altı etmek (veya kaçı na rmak) * yatağ veya donuna abdest etmek. üstesinden gelememek. altı duygu ncı * Ön sezi. altı his ncı * Bkz. * kendini savunamamak. . üzerine dikkati çekmek. vurgulamak. . te a ı laş altı girip üstünden çı ndan kmak * malı . gelirli kimse. parayı üncesizce harcayıtüketmek. toprak olur (veya altı yapı elinde bakı n na ş sa r kesilir) * giriş i iş tiğ lerde büyük talihsizliklere uğ rayan kimsenin durumunu anlatı r. ilen te a ı laş altı çapanoğ çı ndan lu kmak * bir iş baş dert olacak bir durumla. baş ü armak. parası olan. ı na altı nbaş altı ncı * Daha çok Ege bölgesinde yetiş yuvarlak. ncı altı kalmak nda * ezilmek. n lan ş ı altıtopu n * güzel ve tombul olan kucak çocukları bir benzetme sözü olarak kullanı için lı r. altı kalkmak ndan * bir güçlüğ yenmek. sı beş sayını ra fatı rada inciden sonra gelen. altı çizmek nı * (bir sözün) önemini belirtmek. altı kalmamak nda * karşğ vermek.* Bir kım konsantre nitrik asit ile üç veya dört kım konsantre hidroklorik asitten oluş . altıyı n l * Eş birlikte ulaşkları evlilik yı lerin tı 50. bir sorunla karş mak.

* Özel diye alı bir ş genel bir kavramıaltı yer vermek. * Sarı n üstüne sarı sı ş kları lan rma erit. n nda * Altı fiş alan toplu tabanca. ş n alvarı * Altı sı veya kı n rma laptanla iş lenmiş çizgili ipek kumaş bu cins kumaş n üstünde bulunan sı ve ları rma iş lemeli yollar. her birine altı seferinde altı bir arada olan. kımemesi. tadı msı acı sı acı meyvesi. ş ı * bir ş bulmak için aramadıyer bı ey k rakmamak.altı ı nı slatmak * yatağ veya donuna küçük abdestini etmek. * Tabak veya bardak altı . ri ğ ı * Ayrı renkte altı olan kumaş yolu . karmakarık etmek. * Yükseklikölçer. ve * Alt ve üst katta olmak üzere. nda ş ar ı * İ bir tür palamut balı. revolver. her sı altlı k . tan lan altı patlar altı ş ar altı z * Bir doğ umda dünyaya gelen altı (kardeş ). tane ek * Altı sın üleş sayını tirme biçimi. uzun. nan eye. dikenli ve kürecikler hâlinde sapları bir kaktüs türü (Trollius ranunculoides). * Hayvanlarıaltı yayı ot veya saman. altı ma nlaş * Altı mak işveya durumu. greyfrut. z * İ çeneklilerden. altlı üstlü * Altı üstü birlikte. altı ntop * Turunçgillerden. nlaş i altı mak nlaş * Altı durumu veya görünümü almak. greyfrut (Citrus decumana). sı bölgelerde yetiş bir meyve ağ . birlikte. altimetre altlama altlamak altlı * Altı olan. n altı noluk * İlemeli kadış . cak en acı * Bu ağ n kanarya sarırenginde. ı na altı üstüne getirmek nı * söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düş ürmek. n na lan * Arabaya koş atları yolları ulan n kirletmemesi için kuyruğ unun altı yerleş na tirilen torba. * Bu kumaş yapı gelin giysisi. . * Altlamak iş i. ki olan altı ntop altı parmak * Ellerinde veya ayakları altı parmağolan (kimse).

beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3). cilveli (kadı n). ş * Altmıyaş olan veya görünen. alttan güreş mek * gizli gizli yenme yolları kollamak. n *İ ffetsiz. alüminyum . * Alüfte olma durumu. oynak. nda ş ı altmıncı ş ı * Altmısı nısı bildiren biçimi. her birine altmı her defası altmı bir arada olan. alttan (veya aş ı almak ağ dan) * sert konuş birine karşyumuş olumlu davranmak. alümina * Bkz. çekiş mede yenilmek. * Altı renginde olan. altta yok üstte yok * yoksul. nı ve yı * Altı on. an ı ak. ş altmıdörtlük ş * Bir notanıaltmıdörtte biri değ n ş erinde olan nota. el altı ndan. 60. altmıaltı ş * Altmıaltı almakla kazanı bir çeş iskambil oyunu.altmı ş * Elli dokuzdan sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. altta kalmak * herhangi bir çatı ş mada. ş ı nda * Kemanla viyolonsel arası büyük keman. LX. elli dokuzdan bir artı kere k. sı elli dokuzuncudan sonra gelen. fakir. nda lı r. alttan alta * gizlice. ş sayı lan it altmıaltı bağ ş ya lamak * temelli olmayan bir çözümle durumu kurtarmıgörünmek. ş . altmı ş ar * Altmısı nıüleş ş fatın tirme biçimi. 20500 C de eriyen. alto altta kalanıcanı ksı n çı n * "herkes baş n çaresine baksı gücü yetmeyen ne olursa olsun" anlamı kullanı ı nı n. viyola. * Kontralto. alümin. nı altunî alüfte alüftelik alümin * Suda çözünmeyen. ş fatın ra rada altmı k ş lı *İ çinde altmıtane bulunan.

6600 C de eriyen hafif bir ğ ı element. * Uyarma veya ş bir ifade niteliğ olan bir cümleyi. gümüş 13. * Niş yüzüğ an ü. beyaz. küçük hücre. amma. maksat. aş lacak i * Bir parçanısevimli ve cana yakı çalı ı anlatı n n nacağ nı r. baş bir cümleye bağ artlı inde ka lamaya yarar.98 olan. kil gibi çok ince taneli ş n ı ğ yı dı balçı eylerin kum ve çakı karı yla oluş yın. * Eriş ilmek istenilen sonuç. ı ı rlı parlaklında. ferç. eritrosit. alveol * Akarsularıtaş p yı kları k. * Hedef. * Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağ lar. yuvarlak. * Kana al rengini veren. alüminyum taş ı * Boksit. * Gaye. ama * Çeliş ve tutarsıiki cümleyi birbirine bağ kili z lamaya yarar. * ş ı niteliğolan. âmâ amabile amaç amaç dı ş ı * Gaye dı. ş ı n ş ı amaç edinmek * bir amaca ulaş isteğ bulunmak. alüvyon lı ğ . * Para babası . lla ş ması an ğ ı * Torba biçiminde küçük boş veya geniş luk lemiş sı kım. çekirdeksiz. dön-em vb. alyans alyon alyuvar Am * Amerikyum'un kı saltması . Kı saltması Al. * Bir yargı veya bir buyruğ pekiş yı u tirmek için de kullanı lı r.* Atom numarası atom ağ ğ26. kör. -am / -em * Fiilden isim türeten ek: tut-am. am * Diş organı ilik . alvere tulumbası * Emme basma tulumba. * Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilir. ama ne * ne hoş . * Alüminyumdan yapı ş lmı . * Görmez. hedeflenen amacıdında. ma inde .

istihdaf etmek. amalierbaa * Matematikte dört iş terimine verilen ad. zor durumda bı rakmak. aman Allah (Allahı m) * ş ma.amaç gütmek * bir amacı gerçekleş tirmeye çalı ş mak. beğ aş enme veya beğ enmeme. iş ş lemler. * Bir amaca yönelik. * Rica anlatı r. lem aman * Yardı istendiğ anlatı m ini r. ine amaçlı * Amacı olan. aman dedirtmek (veya amana getirmek) * karşkoyan birini boyun eğ zorunda bı ı mek rakmak. amaçsı k zlı * Amaçsıolma durumu. * Fiilden isim türeten ek: bas-amak. kaç-amak vb. mayı amaçlanma * Amaçlanmak iş i. amaçsı z * Amacı olmayan. * İler. * (bir iş Yapmaya hazı i) r. tutamak. gayeli. aman bulmak * kurtulmak. gayesiz. * Dikkat uyandı için kullanı rmak lı r. i. amaçlamak * Bir amaca ulaş istemek. amaçlama * Amaçlamak işhedef alma. r: ey! ldında ı da * Ş ma anlatı aş r. amaçlı lı k * Amaçlı olma durumu. korku gibi duyguları belirtmek için kullanı lı r. * Usanç ve öfke anlatı r. istihdaf. amaçlanmak * Amaçlamak iş konu olmak. * Çok beğ enmeyi anlatı Aman ne güzel ş Bu anlamda kullanı ğ buna da edatı getirilebilir. . z amade -amak amal âmâlı k * Âmâ olma durumu. * Bir suçun bağlanmasın istenildiğ anlatı ı ş nı ini r.

acı z olarak.aman derim! * sakıha. aması maması yok! * hiçbir özrün geçerli olamayacağ anlatı ı nı r. ambalâj yapmak * (bir ş bu gibi maddelerle paketlemek. mayı aman zaman * Karş ndakini yumuş ı sı atmak için söylenen sözleri anlatı r. * Ata binen kadı n. ambalâjcı * Ambalâj yapan kimse. hevesli. * acı p öldürmek. hiç acı mayan. göz açtı rmamak. z ı tı amatörlük * Amatör olma durumu. ambalâj * Eş sarmaya yarayan mukavva. ı sı ip nı ı ş nı aman vermek * canı bağlamak. amansı zca * Öldürücü bir durumda. profesyonel karş . unu amansı z * Aman vermez. * ele geçirilmeyen veya kaçan bir ş üzülmek boş çünkü her zaman benzeri sağ eye tur. amazon * (eski çağ n Amazonları benzetilerek) Erkek gibi. yayı ı t. böyle bir iş n yapayı deme. sandı eyi) klamak. lanabilir. savaş ları na safları yer alan kadı nda n. Amasya'nıbardağ biri olmazsa biri daha n ı . kâğ tahta. amana gelmek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ ı sı mek. plâstik madde gibi malzeme. m aman dilemek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ canın bağ lanması dilemek. amatör * Bir işpara kazanmak için değ yalnızevki için yapan kimse. amanı n * Korkma ve ş ma sözü. ması * Hoş görüsüz olarak. öldürmemek. aması var * herkesin bilmediğsakı veya kusurları i ncası var. nı ı ş aman vermemek * rahat bı rakmamak. amansıhastalı z k * Kanser. . cana kıcı yı. aş amanname * İ devletlerinde düş slâm mana güvenlik içinde olduğ bildirmek üzere verilen belge. i il.

ambar memuru. * siyasî. lı n i ambarcı * Ambara bakan görevli. bölge. * Yiyecek ve bazı yanısaklandı yer. kül renginde bir madde. * Eş taş iş yapan kurum veya ortaklı ya ı leri ma k. * bir malıserbest sürümünü engellemek. amber ağ acı * Baklagillerden bir cins mimoza (Geum urbonum). ğ ı karı * Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı . rma yla rı ambargoyu kaldı rmak * ambargo ile ilgili yasaklamayı rmak. müsadere etmek. ekonomik. * Kum. ambarda kurutma * Kapalı yerde. i amber * Amber balından ç ı lan güzel kokulu. n * bir mala el koymak. sosyal alanlarda caydı amacı yaptım uygulamak. n ambargo koymak * gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak. kaldı ambarlama * Ambar durumuna gelmek. çok yormak. ambalâjlamak * Ambalâj yapmak. çakı yapı l gibi malzemesini ölçmekte kullanı ve her yanı unlukla 75 cm olan küp ölçek. ambar * Genellikle tahı l saklanan yer. amber balı ğ ı . eş n ğ ı * Geminin yük koymaya ayrı ş lmıyeri. ambalâjlama * Ambalâjlamak iş i. güçlü bir vantilâtör kullanı sağ bir larak lanan hava akı ile yeş ve sulu yemlerin kurutulması mı il . gemilerin kendi limanları ayrı nı ndan lması yasaklama buyruğ u. ş maz ambale olmak * Çok yorulup iş göremez. ambarcı lı k * Ambarcın gördüğ iş nı ü . ambale etmek * Birini düş ünemez duruma getirmek. * Otomobili fazla gaz vermekten çalı hâle sokmak. düş ünemez duruma gelmek. ambarlamak * Ambar işyapmak. ambargo * Bir devletin. lan çoğ * Genellikle tahı çok üretildiğyer. * Bir malıserbest sürümünü engellemek için konulan yasak.ambalâjcı lı k * Ambalâjcı olma durumu veya iş i.

ş ameliyat . emekçi. * Yaş erkeklere saygı kullanı seslenme. amele * İçi. yalnıdüş alanı kalmayıişdönüş uygulamalı z ünce nda p e en . * Bir kimsenin dinin buyrukları yerine getirmek için yaptı . en. an amelelik amelî * Amele olma durumu. ğ ı macrocephalus). lı için lan * Amca olma durumu. * Hareketle ilgili olan. fı k büyüklüğ acın ndı ünde. li. ambülâns * Hasta arabası . kestirme. ). iş ş üstünde. nlı amcamla dayı hepsinden aldı payı m. nı kları * Sürgün. ishal. tatbikî. amber çiçeğ i * Amber ağ nıtoparlak. * İe dayanan. rtı bir k. n lu zı amel * Yapı iş lan . cankurtaran (arabasıcankurtaran. edim. eyin. diş çok yı cı balı ada balı (Catodon kan. tatbikî. ı li. ötürük. amberbaris * Sarı . * Atardamarda kanıpı laş veya yağ n htı ması parçacı nıoluş sonucunda meydana gelen tı kların ması kanma. * İbakı ndan. n k ya. iş ş mı çe. altısarı renginde güzel kokulu çiçeğ n sı i. pratik. ince * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş belirtke. ı amcazade * Amcanı oğ veya kı. İ ran'da yetiş piş güzel bir koku veren. * Elveriş kolay. amca * Babanıerkek kardeş n i. çalı amberbu amblem amboli * Hindistan'da. iri ve uzun taneli bir tür pirinç. amcalı k amcalıetmek k * birine amca gibi yakı k göstermek.* Balinagillerden. m m * yakı ndan beklediğilgi ve yardı görmeyen bir kimsenin artıyeni bir dilekte bulunmaya niyetli nları i mı k olmadını ğ anlatmak için söylenir. ş amele taburu * Genellikle yol yapı iş m lerinde görevli amelelerden oluş birlik. uygun. amelimanda * İyapamaz durumda olan. fiil. boyu 25 m'ye kadar çı başbüyük.

amenna *İ nandıanlamı "öyledir". operasyon. rlanı esaslara uygun olarak iş letilmesi. Amerika tavş anı * Kemiricilerden. * Tabiî kaynakları iş n letilmesi. armuda benzer yemiş acı i. kaput bezi. Amerika üzümü *Ş ekerci boyası . ameliyat masası * Üzerinde ameliyat yapı özel donanı masa. İ faaliyetler. Amerika ile ilgili olan. en aç * Bu ağ n armuda benzer yemiş acı i. Amerika armudu * Defnegillerden. cak acı Amerika elması * Antep fı ğ stıgillerden. Amerikan * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse.* Operatörün. ş ler. ik ndan Amerikalı ma laş * Amerikalı mak işveya durumu. amerikan * Pamuktan düz dokuma. ameliyat geçirmek * ameliyat edilmiş olmak. Amerikalı * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. laş i Amerikalı mak laş * Amerikalı n yaş ş nı ları ayıtarzı benimsemek. arka ayakları uzun. ameliye * Yapı iş lem. lan mlı ameliyathane * Hastaları ameliyat edildiğyer. acı * Bu ağ n badem biçiminde çekirdekli. ik ndan * Amerika'ya özgü. küçük bir memeli kürk hayvanı çok (Eriomys chincilla). Amerikan bezi biçiminde de kullanı lı r. Amerika bademi * Aselbent ve zamk gibi maddeler veren bir sı iklim ağ (Styrax americana). ı en aç. ğ ı * ç. Amerikan bar . Amerika'da yetiş bir a ğ bilader ağ (Anacardium occidentale). lan . n i ameliyatlı * Ameliyat edilmiş . "doğ "diyecek yok" gibi tasdik etme anlatı k ile ru". iş amenajman * Devlete ve kiş ait ormanları önceden hazı p kabul edilmiş ilere n. Amerika'da yetiş bir ağ (Persea gratissima). Amentü * Kur'an surelerinden birinin adı . r. hasta üzerinde kesme ve dikme yoluyla yaptı müdahale.

raş Amerikanvarî * Amerikalı yakı biçimde. Amerikalı ya ş an gibi. saltı ş ı amfibi * İ yaş ş. otel veya evlerde içki için ayrı ş e. ı * Vücut organları bir bölümünün hava ile şmesi. * Amigonun yaptı iş ğ . Kı 95. yla lan amfibol * Piroksenlere yakısiyah. ı t). saltması Am. Amerikanca * Amerika Birliş Devletlerinde kullanı İ ik lan ngilizce. lmıköş Amerikan bezi * Bkz. ki ayı lı * Hem karada hem de suda hareket eden (taş yüzergezer. * Metal olmayan elementler. esmer. Amerikan salatası * Rus salatası . amerikan. ametal ametist amfi * Amfiteatr kelimesinin kı lmı. amfora amigo amigoluk * Bkz. amerikyum * Atom numarası yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element. raları arkaya doğ basamaklı ru olarak yükselen salon.* Lokanta. dibi sivri. amfor. karnı ki geniş testi. Amerikanist * Amerikan tarihi ve kültürü ile uğ an bilimci. k * Toprak parçası . * Süs taşolarak kullanı mor renkte bir tür kuvars. dar boyunlu. yeşrenkli bir silikat grubu. * Yunan ve Roma'da açıhava tiyatrosu. amfizem amfor * İ kulplu. amfiteatr * Dinleyicilerin oturduğ sı u. n il amfibyumlar * Kurbağ ve semenderleri içine alan iki yaş ş omurgalı sıfı a ayı lı lar nı. ndan iş . ı lan amfibi harekât * Kara ve deniz araçları yapı manevra. * Çoğ unlukla spor yarı ş maları seyircileri coş nda turan kimse.

* Amir gibi. faktör. it amirallik * Amiral olma durumu. bayağ ı . âmin * "Allah kabul etsin" anlamı dualarıarası ve sonunda kullanı nda. tek değ hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluş ürünlerin genel adı erli an . . vücudunun biçim değtirmesiyle oluş geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek mı iş an yer değtiren. amit amitoz amiyane * Amonyağ hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluş birleş ı n an iklerin sıf adı nı . halk deyiş zı iyle. n nda lı r. ş an * Amire yakır biçimde. etken. * Amip. * Amir olma durumu. n lar nına mı amirane amirce amiriita amirlik amiyane tabiriyle * halk ağ ile. amipler amipli *İ çinde amip bulunan. * Bir iş emir verme yetkisi olan kimse. * Bir hücreli hayvanları kök bacaklı sıfı giren bir takı . * Kibarca olmayan. etmen. üst. ı ik. tatlı tuzlu sularda yaş bir hücreli canlı iş ve ayan (Amoibe).amil amilâz amin * Yapan. ordudaki general rütbesine eş rütbedeki subay. amire yakı biçimde. aminoasit * Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taş proteinlerin temel taşolan organik bileş ı yan. emreden. amip * Amipler takı ndan. sebep. te amiral * Deniz kuvvetlerinde. * Amiplerin yol açtı. amir gibi. ğ ı amir * Buyuran. * Amiralin makamı . * Niş astayı parçalayarak ş ekere çeviren bir enzim. ita amiri. * Sı radan. * Amonyaktaki hidrojen yerine. akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğ alma. ş ı * Bkz.

amme menfaati * Kamu yararı . amme efkârı * Kamuoyu. imi *İ çinde bu gazıeritilmiş n bulunduğ su. Ama. çağ vı nak. ammada yaptıha! n * söylenen bir söze pek inanı ğ ve ş ı ğ anlatı lmadını aş ı ı ldını r. amnezi amnios * Hafı kaybı za . amme idaresi * Kamu yönetimi. amma velâkin * Ancak. kamu. amonyaklamak * Bazı yemlerin amonyak veya bir amonyum bileşi ile karı rmak veya doyurmak. amoralizm * Ahlâk dıcı töre dıcı ş lı ı k.amma * Bkz. keskin kokulu bir gaz (NH3). * Yanı getirildiğkelimenin anlamı aş lıkatarak ş ma veya hayranlıanlatı na i na ı k rı aş k r. amor * Bir çeş kumaş it . amonyak * Azot ve hidrojen birleş olan. azotlu gübrelerin en çok kullanı dı lanır. amme * Halkıbütünü. iğ ş tı amonyum * Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleş kökü (NH4). u ş adı amonyaklama * Amonyaklamak iş i. nı r ruhu. amnios suyu * Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sı. * Döl kesesi. bununla beraber. . nı r kaymağ lan ş adı ı . ş lı ı k. n amme davası * Kamu davası . amonyum sülfat * Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum nötr sülfat. amme hukuku * Kamu hukuku. bellek yitimi. im amonyum karbonat * Hamur kabartmada maya olarak kullanı karbonik asidin amonyum tuzu.

giyim vb. amplifikatör * Alçak veya yüksek frekanslı mlarıgerilimini. na ı lı llı lan * Faizin iş lemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi. yayları gereksiz hareketlerini gidermeye ntı gibi n yarayan düzen. havası altı ş mı ş ı boş lmıcam *İ çinde çoğ kez zerk edilecek. ampirizm * Deneycilik. cihaz. * Napoleon döneminde Fransa'da ve Avrupa'da yayı ş lmıolan yapı . amortisman * Taş ı nmaz mallarıaş n ı nmaları karşk olarak. gözleme dayanan. * Birden ödenerek faizinin iş lemesine son verilen tahvil. ampermetre * Amperölçer. ş akı n iddetini veya gücünü artı rmaya yarayan araç. nı amudî * Dikey. dik. iş *İ çinde. yumuş atmalı k. * Bu düzeni kuran öge. sı durumda ilâç bulunan küçük veya büyük cam tüp. * Piyangoda ödenen para kadar ödenen karşk. ampul şe. üslûbu. amper * Elektrik akı nda ş mı iddet birimi. sallantı hareketleri en aza indiren. * Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma. amuda kalkmak * iki eli üstüne dayanarak bacakları havada dikey tutmak. yükselteç. u vı ampütasyon * Bir organı kesip çı karma. il zca ampirist * Deneyci. mobilya. dikine. amortisör * Motorlu araçlarda sarsı . amper saat * Bir amper ş iddetinde akı geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı m . yık kârdan ayrı belirli pay. ampir ampirik * Bir kurama değ de yalnı deneye. amudufı karî . elektrik akı ile akkor durumuna gelerek ık verebilen bir iletkeni bulunan. Kı saltması A. amperölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan aygıakı t.amorf amorti * Biçimsiz. ı lı amorti etmek * bir giriş imde yatılan parayı rı zamanla yeniden kazanmak. mölçer.

bir tür ak asbest. küfretmek. * İ tarla arası ki ndaki sır. lan. ana baba * Ana ile babanı oluş n turduğ birlik. belirli bir kural altı nda hareket ederek bir yüzey oluş turmaya yaradını ğ anlatı ı r. nı * Çocuğ olan kadı anne. ana baba eline bakmak * ana ve babanıverdiğpara ile geçinmek. fat * Kolayca bükülen ve ateş dayanan liflerden oluş . * Yaş kadı saygıbir seslenme sözü olarak kullanı lı nlara lı lı r. z-an. i * Dince aziz tanı bazı nlara verilen saygı nan kadı unvanı . asıesas. ı n ş ı * Temel. * Velinimet. ana bir. * Alacağ veya borcun.* Omurga kemiğ bel kemiğ i. lâhza. amyant an an an * Zihin. ana avrat düz (veya dümdüz) gitmek * sövmek. o çizginin. faizin dında olan bölümü. . e muş * Zamanıbölünemeyecek kadar kı bir parçası n sa . ana arı * Arı beyi. tehlikeli zaman. n i ana baba günü * Çok kalabalı k. yer veya durum. * Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sı olarak geldiğ fat inde. i. * Fiilden sı türeten ek. amut * Dikme. l. u ana baba bir * aynı ve babadan olan (kardeş ana ler). u n. * Sınt ıkalabalı telâş. * Yavrusu olan dişhayvan. kı lı k. ayrı ler). lı ana baba yavrusu * nazlı büyütülmüş çocuk. ana bilim dalı * Üniversite veya fakültelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlıdalları k . -an / -en -an / -en ana *İ simden isim türeten ek: oğ ul-an > oğ kı kök-en vb. dik durumda. baba ayrı * anaları babaları olan (kardeş bir.

* Bir ülkenin veya bir bölgenin çevresindeki yerleş yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden egemen im olan ve genellikle ülkenin baş ülkelerle olan her türlü iliş ka kilerinin sağ ğen önemli kenti. Bağ gibi diyar olmaz dad * insanlar içinde bize ana kadar candan bağ dost yoktur. ması ana doğ rusu * Dönen silindirin yan yüzünü oluş turan dikdörtgenin bir kenarı . ana duvar * Bir yapın. kıbahtı zı z kocadan arar (veya ana kına taht kurmuş zı . büyük defter. defterikebir. ana çizgi ana dal * Ağ ağ k veya çalı gövdeden ilk çı ve bitkinin çatını turan dal. k nı ana deniz * Kı birbirinden ayı engin deniz. ana gibi yâr olmaz. büyük ş landı ı ehir. aç. ana fikir * Belirli bir konuda bir yazın temeli olan düş nı ünce. baht kuramamı ş ) * kocası olmayan bir kadı kendi ne kadar zengin olursa olsun. lı ana kadı n * Bir ailede veya bir toplulukta en çok sayı kadı lan n. ana dili ana direk * İ n çocukken anası nsanı ndan. i * Gemilerde. * Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri. büyük ş ehir.ana cadde *Ş ehirde ara sokaklarıaçı ğgeniş n ldı ı yol. mutlu olamaz. * Belli bir kurala göre yürütülerek bir biçimin oluş na yarayan çizgi. iyi n. * Dönen koninin yan yüzünü oluş turan dik üçgenin hipotenüsüne verilen ad. dört bir yönünü çevreleyen kalıdıduvar. ekleme direklerde dipteki temel parça. ana kapı * Bir yapın süslü. aççı larda kan sı oluş ana defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. evindekilerden ve soyca bağ olduğ topluluktan öğ lı u rendiğdil. . nı sı ana kara ana kent * Yeryüzündeki beş büyük kara parçası her biri. ana dil * Baş diller veya lehçeler türetmiş ka olan dil. ana kına taht kurar. okyanus. un. ana kitap * Bir bilim alanı yazı ş nda lmıtemel kitap. umman. metropol. nı n ş ana düş ünce * Temel fikir. metropol. büyük ön kapı. taları ran ana deniz bilimi * Oş inografi. kı ndan ta.

k k ran ana muhalefet *İ ktidarı dında sayı en üstün olan parti. lan ana kuzusu * Pek küçük kucak çocuğ u. n ş ı ca ana ortaklı k * Birçok ortaklın pay senetlerini elinde bulundurarak onları ğ ı denetimi altı tutan sermaye yatı nda rı m ortaklı. ı tı baş cı tesis edilen sayaç sistemi. ana kubbe * Camilerde ayaklar veya ana duvar üzerindeki kasnağ oturtulmuş a kubbe. saatler içinde en doğ giden ve öbür saatlerin ayarlanması kullanı ru nda lan * Belirli bir yerleş birimine veya bir ş verilen toplam gazıölçülmesi amacı ana dağ m boru hattı im ehre n yla. ün a mesi an ana kraliçe * Kralı annesi.ana kök * Tohumun çimlenmesinden sonra kökçüğ toprağ dalarak geliş sonucu oluş ilk kök. lere ş mamı nazlı ş . langına ana sıfı nı * Genellikle beş ı bitirmiş yaş nı çocukları ilkokul öğ renimine hazı rlayan sıf. laytmotif. ana motif * Bir sanat eserinde sısıtekrarlanarak ona özellik kazandı motif. n ana kuyu * bir ocakta ana çış havalandı kıve rmada kullanı kuyu. büyütülmüş çocuk veya genç. * Sınt ı güç iş alı kı ya. ğ ı ana rahmine düş mek * döl yatağ cenin oluş ı nda mak. ana kucağ ı * Ananı sevgi ve sevecenlikle dolu çevresi. ana sanlı * Soyadı ana yönünden alan. ana toplardamar * Kirli kanı kalbin sağ kulakçına boş iki büyük toplardamardan her biri. nı ana sav ana sayaç * İ sürülerek savunulan düş leri üncelerin en belli baş olanı lı . anaokulu. * Bir gözlem evi veya kurumda. holding. ana mektebi * Bkz. ana ş ehir * Ana kent. ğ ı altan . ana saat saat. n * Arı beyi. nı ana sözleş me * Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleş me.

* doğ tan olan. . doğ ve batı u yönlerinden her biri. * İ yurt edinilen yer. eyin tigi. z. baş buyruk. * Sevimli. uş anadan görme * annesinde gördüğ gibi. ü ana yapı * Bir yapı bütünü içinde yükseklik ve biçim bakı ndan göze çarpan. lı bir anadan doğ ma * çılçı rı plak. anabolizma * Özümleme.ana vatan * Ana yurt. anaçlaş mak * Anaç duruma gelmek. anacı l * Anası düş (çocuk). önemli bölüm. n ldı ı * Cadde. sempatik anne. * İ kart. * Kuzey. mı ana yarı sı * Teyze. ri. anaca anacı k * Küçük anne. tasası sağklı duruma gelmek. ı na * Ana olarak. anaçlı k * Anaç olma durumu. güney. anadan (yeni) doğ a dönmek (veya anadan yeni doğ gibi olmak) muş muş * dertsiz. ana yön ana yurt anaçlaş ma * Anaçlaş iş mak i. deneyli. * Bir ş ilk kez yetiş göründüğ yer. ana sevecenliğ i. * Kurnaz. ana yol * Küçük yolları kendisine açı ğbüyük yol. ana vatan. lk ana yüreğ i * Annelik duygusu. na kün anaç * Yavru yetiş tirecek duruma gelmiş olan hayvan veya yemiş verecek durumdaki ağ aç. bilgili. ü * geleneksel.

uzun saplı dirgen. * Bir ş zembereğ kurmak için kullanı araç. *İ stenilen yere veya aygı isteğ göre elektrik akı nıgeçmesini sağ ta. anaerkillik * Kadın üstünlüğ dayalı nı üne toplumsal örgütlenme düzeni. * Somunları vidaları veya çevirerek sışrı gevş kı p tı etmek için kullanı çelik saplı lan araç. . ahî. anafordan * yolsuz veya emeksiz olarak. anaerobik * Oksijensiz yerde yaş ayabilen. ters akı ları ı laş ntını arak ğ ı ntı n oluş turduğ dönme. açar. güç durum. yaba.Anadolu * Ön Asya'nı bir parçası n olarak Türkiye'nin Asya kı nda bulunan toprağ verilen ad. maderş matriarkal. inde anaforculuk * Anaforcu olma durumu. * Karmakarık. * Akı lı ntı cereyanlı . anafora kaptı rmak * emeksiz. burgaç. tası ı na Anadolulu * Anadolu halkı olan (kimse). karş ksıolarak baş nıyararlanması imkân vermek. girdap. . * Notalarımüzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunması sağ n nı lamak için portenin baş konulan iş ı na aret. ı z lı kasın na anaforcu * Yolsuz veya emeksiz kazanç peş olan (kimse). anaforlu anagram * Bir kelimedeki harflerin yerini değ tirerek elde edilen kelime. anafor * Bir engelle karş an su veya hava akı sın dönerek ve çukurlaş yaptı çevrinti. kurgu. anaerki * Soyda temel olarak anayı ve ailede çocukları klânı mal eden ilkel bir toplum düzeni. araç. ndan anadut * Ekin veya ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan. alan ana na maderş ahîlik. iş anahtar * Bir kilidi açı kapamak için kullanı araç. eğ çevri. lan komütatör. sinirli. e mın lamak için kullanı düzen. * Ananı egemen olduğ aile hayatı n u . ş ı * Yolsuz veya emeksiz elde edilen ş ey. yetiş ebilen. anaforlama * Anaforlamak iş i. u rim. anaforlamak * Yolsuz veya emeksiz olarak kazanç elde etmek. eyin ini lan * Ş yazmak ve çözmek için kararlaşrı ş ifre tılmıolan yol. anaerkil * Anaerki temeline dayanan. açkı p lan .

ş ı anahtar kelime * Bir kompozisyonda kullanı temanıifade edildiğbaşca kelimelerden biri. analı * Anası olan. . e ğ ı anahtarcı * Anahtar yapan. delikli metal ve plâstik gereç. anahtarlı k * Anahtarları kaybolması önlemek. satan veya onaran kimse. ı . * Çağ uymama. * Kapı . ndan ka anahtar vermek * (tulûat tiyatrosunda) komiğ nükte yapma kolaylı vermek. anahtar ağ ğ ı ı zlı * Mobilya kapakların ve çekmecelerin yüzlerine açı anahtar deliklerinin üzerine çivilenen paslanmaz nı lan çelik veya dökümden yapı ş lmıortası anahtara uygun. -anak / -enek * Fiil köklerinden isim türeten ek. analı . deri ve n nı lması sağ ldı ı benzerinden yapı halka veya kı lan lı f. analaşrmak tı * Annedeki özellikleri kazandı rmak. a . araç. nı ı nı * Vesile.* Konserve kutuların kapağ keserek açmaya yarayan alet. analı kuzu kı kuzu nalı * Bkz. anakonda * Boğ agillerden tropikal Güney Amerika'da yaş ayan. açacak. rsı k anahtarcı lı k * Anahtarcın yaptı iş nı ğ . kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hı zlıyapan kimse. a analaşrma tı * Analaşrmak iş tı i. anahtar bitkiler * Mera üzerinde çok bulunan ve bunlarıdoğ bir ş n ru ekilde otlatı lmaları tüm meranıdoğ bir ş ile n ru ekilde otlanmıolacağkabul edilen bitki türleri. anakronizm * Tarihe aykılı rı k. vası ta. eskimiş ı . lan n i lı anahtar taş ı * (yapılı Kemerlerin en üstündeki taşkilit taş cı kta) . anahtar uydurmak * bir kilidi açmak için kendi anahtarı baş bir anahtar kullanmak. kolayca kullanı nı lamak için takı ğmaden. ı anahtarı beline takmak * evde yönetimi ele almak. avı sararak ve sı nı karak öldüren yı (Eunectes lan murinus). anakronik * Çağgeçmişçağ uymaz.

tahlil etmek. analizci * Analizle uğ an veya analiz yapan kimse. * Analiz yapan cihaz. acı yitimi. analıetmek k * analıgörevini yapmak veya ana gibi yakı k göstermek. su. tahlil. k nlı analızlı kı * Salça. analist * Tahlil. analitik analiz * Çözümlemeli. üzüntü gibi duygular anlatı r. büyük küçük herkese karşkullanı teklifsiz bir seslenmek. raş analizör analjezi analjezik analoji * Benzeş benzeş im. * Bkz. n * Ana duygusu. * Sermaye.analı kuzu. anam babam * teklifsiz bir seslenme. çözümleyici. analiz etmek * Çözümlemek. n ı lan * Sese verilen tona göre ş ma. * Ağyı rı dindirme. anamal . ağkesen. * Örnekseme. rı ma. acı duyumunu yok etme. * Anaca davranı ş . benzeş meye dayanan. analı k * Ana olanı durumu. me. analojik * Analoji ile ilgili. * Üvey ana. kapital. rı anam avradı olsun m * birini kesin olarak inandı rmak için söylenen çok kaba bir ant. tuz. kı kuzu nalı * annesi sağ olan çocuklarımutluluğ anlatı n unu r. beğ aş enme. bulgur ve kı ymanı yoğ n rularak küçük köfteler hâline getirilmesi ve bu malzemenin et suyu ve nohut ile piş irilmesiyle hazı rlanan yemek. anam! * Kadıerkek. analiz yapan kimse. acı . * Çözümleme. * Andışandış rı . aygı t veya organ. * Ana yerini tutan veya ana kadar yakı k gösteren kadı nlı n.

* Geleneğ dayanan. lı an'anecilik * Gelenekçilik. yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir mallarıbütünü. n anamal birikimi * Anamalcın elde ettiğartıdeğ bir bölümünü kendi kullanı büyük bölümünü anamalı nı i k erin rken na ekleyerek onu büyütmesi. anamalcı lı k * Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni. * Kargaş baş luk. nı * Anamalcı düzenini benimsemiş lı k . inde anarş ik . anapara anarş i * İletilen paranıfaiz katı ş n lmamıbütünü. an'ane an'aneci * Gelenek. sı ülkelerde yetiş bir ağ (Ananas sativus). i * birini. anamalcı * Üretim araçları özel mülkiyetinde bulunduran. ananasgiller * Bir çeneklilerden. * Ananeye bağ olan. ı boş * Anarş i niteliğ olan. gelenekçi. a. anamal sahibi. geleneksel. e ananıak sütü gibi (helâl olsun) n * anamı sütü bana nası n l helâl ise. sermayedar. kokusu çok beğ enilen meyvesi. başzlı sı k. cak en aç * Bu ağ n tadı acı . anan yahş baban yahş i. bir iş razı e etmek için gereğ inden çok överek yumuş atmak amacı güdüldüğ baş na anlatı ünü kası rken kullanı lı r. ananıörekesi n * saçma bir söze karşverilen karşk. ş * Siyasî ve idarî kurumlardaki çözülme sonucu olarak devlet denetiminin kalmaması durumu. sı ülkelerde yetiş ve örneğananas olan bitki familyası cak en i . ananas * Ananasgillerden. an'anesiz * Geleneğ sahip bulunmayan. kapitalist. e ananet an'anevi * Erkekte cinsel güçsüzlük. puluçluk. ı ı lı anaokulu * Öğ renim çağ henüz gelmemiş ile altı arası ı na iki yaş ndaki çocukları düzenine hazı okul rlayan eğ itim kuruluş u. bu da sana öyle helâl olsun.sermaye. * Bir ticaret iş kurulması inin . kapitalizm.

bir anası avradı sövmek na na * birinin anası ve karını nı sı amaçlayarak çirkin söz söylemek. çok üzmek. anasın hâlini göz önüne alı nı rlarsa aldanmamıolurlar. anartri * Dil tutukluğ u. babasıalgam (veya soğ ş an) * ne olduğ belirsiz kimselerin çocuğ u u. ası l olarak. kını kenarı bak. anası yerinde * bir gencin anası kadar yaş (kadı lı n). ş . anarş istlik * Anarş olma durumu. i ile * Anarş yanlıolan kimse. anası bellemek nı * bir kimseye en büyük kötülüğ yapmak. bezini al na zı al. anası emdiğsüt burnundan (fitil fitil) gelmek ndan i * bir işyaparken çok sıntı i kı çekmek. bakı ndan anası benzeyen. üş engeç. . anarş izm * Tarihî ş artlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldılması çalı öğ rı na ş an reti. * canı bezmiş ndan . esaslı biçimde. eziyet çekmek. ş anası doğ una piş ndan duğ man * çok tembel. anası l * Kökten. anası lamak ağ * çok sıntı kı çekmek. anası doğ una piş etmek ndan duğ man * çok eziyet etmek. anası emdiğsütü burnundan getirmek ndan i anası ağ nı latmak * bir kimseye çok eziyet etmek. çok sıntı kı çektirmek. iş ist i. bütün aile. bezdirmek. na * bir kın karakterini öğ zı renmek isteyenler. ü . anarş mek istleş * Anarş özelliğtaş ist i ı mak.anarş ist * Anarş ilgili olan. anası lı kı klı * görüşdavranı huy vb. anası danası * soyu sopu. anası bak. izm sı anarş me istleş * Anarş mek iş istleş i veya durumu. bitkin duruma gelmek. mı na anası (veya sarı turp msak).

* Anatomi dersi veren öğ retim üyesi. nsan * Unsurlar. ları nı kilâtı anayasacı * Anayasayı savunan. sı sı * Bir ş oluş eyin umunda göze çarpan özel yapı . anayasadan yana olan. ögeler. anasın körpe kuzusu nı * pek küçük kucak çocuğ u. anası r anası z anası k zlı anason * Maydanozgillerden. anası sat! (veya satayı nı m) * önem verme. anasın ipini satmı(veya pazara çı ş nı ş karmı ) * ipsiz. kanunuesasî. rma. hinoğ k luhin. anayasa * Bir devletin yönetim biçimini belirten.anası eş kovalası nı ek n! * sözü edilen kimse veya iş bı nlı dikkate almama ve umursamama anlatı için kkı k. kokulu tohumu hamur iş lerinde ve rakı mı kullanı yurdumuzda ekimi yapı nda lan. * Anayasa konusunda yetkili olan. teş sı ve nı rih. yasama. raş anavaş ya * Göçücü balı n Akdeniz'den Karadeniz'e çı kları kması . z anatomist * Anatomiyle uğ an bilimci. teş esasiye kanunu. anayasal . * İ vücudunun anatomisi ile ilgili. bunun için gam yeme (yemem)!. çok açıgöz. anatomici * Anatomi uzmanı . anasın gözü nı * çok kurnaz. lacağ nı yurttaş n kamu hakları bildiren temel yasa. yürütme. gövde yapı. anayasa okutan (kimse). anasın nikâhı istemek nı nı * bir ş değ eye erinden çok para istemek. * Anası olmayan. anatomik * Anatomi ile ilgili. * Beden yapı. hayvan ve bitkilerin yapını organların birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim. kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse). aldı umursama. yapı bitki (Pimpinella anisum). katavaş ya. lan anatomi *İ nsan. * Anasıolma durumu. yargı güçlerinin nası lama l kullanı ı gösteren. r. anasın kı nı zı * anasın huyları nı kendisinde de görülen kı z. dalavereci.

kı andavallı * Bön ve görgüsüz. i * İ ş arası bazı ki ey nda noktalardaki uygunluk. daha hı . bir ş daha çoğ eyin unun. o iş te kötü de gitse. "daha çok". analoji. kları lan lı * Ajanda. ançüez andaç andante andantino * Andante'den daha canlı . sardalye veya tirsi balı ndan yapı tuzlu ve yağ ezme. * Belli bir bölgede sısıgörülen hastalı k k k. k k * Plâjiyoklâzlı yanardağ bir kültesi. * Anı . beceriksiz (kimse). *İ ltibas. anca beraber. . "güçlükle" gibi. kanca beraber * bir iş iki veya daha çok kimsenin. * Belli bir bölgede sısıgörülen. aptal. andı rma * Andı rmak iş i. anca * Ancak. . "en çok". bön. * "Olsa olsa". * Yarı yavaşadagio ile andantino arası . andemi andemik andezit andı k * Sı rtlan. beceriksiz. andış rı ma * Andış iş analoji. ilerisinin olmadını ğ gösterir. anbean * Dakikadan dakikaya. "ama". birbirinden ayrı lmamaları gerektiğ anlatı ini r. zlı andaval * Ahmak. gittikçe.* Anayasa ile ilgili. yadigâr. benzerlik durumu. rat. rı mak i. saş n. * (çoğ durumunda) Anı hatı ul lar. her an. * En erken. andış rı mak * (bir ş Baş bir ş andı ey) ka eyi rmak. temsil. nı r. andış rı * Andı rmak işveya biçimi. * Genellikle hamsi. ancak * "Yalnı sadece" gibi sırlama anlatı z. "yalnı gibi bir düş z" ünceye karş ikinci bir düş ı t ünceyi anlatı r. ı * "Lâkin". bazen de çaça.

taahhüt etmek. * Servi ağ . çağşrmak. angaje olmak . en andıotu z * Birleş ikgillerden. lan * Kansı k. nemli yerlerde yetiş sarı en. endoskop. endoskopi. * Cı yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı va barometre. anele anemi anemik * Gemilerde türlü iş lerde kullanı bir tür demir halka. andoskopi * Bkz. angaje * Sözle veya yazıolarak bağ lı lanan. çiçekli. angaje etmek * birini söz veya yazı bağ ile lamak. * Uyuş turucu bir ilâçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuları yok olması n . anemometre * Yelölçer. anesteziyoloji * Duyum yitimi bilimi. rı tı andı z * Yaprakları dikenli olan bir çeş ardı it ç. zlı * Kansı z. fı sa mı kra. acı kokulu bir ot (İ ve nula). anevrizma * Bir atardamarı bir noktası oluş ur biçimindeki gevş şkinliğ n nda an eme iş i. andoskop * Bkz.andı rmak * Anmak iş yaptı ini rmak. * Benzer yanları bulunmak. andropoz * Erkeklerde yaş dönümü. acı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun kökü. duyum yitimi. anekdot * Kı veya özlü anlatı olan güldürücü hikâye. anestezist * Anestezi uzmanı . anemon aneroit anestezi * Dağ lâlesi.

u . kendi suları ndaki yabancı devletin ticaret gemilerine el koyarak bir bunlardan yararlanması . lda ele rkı * Ana dili İ ngilizce olan kimse. u Anglofil *İ ngiliz yanlı. angarya * Bir kimseye veya bir topluluğ zorla. yüzyı Büyük Britanya'yı geçiren Cermen ı ndan oymaklara verilen ad. *İ ngilizlere has olan. ğ ı * Savaş durumundaki bir devletin. tüyleri kiremit renginde. * Usandıcı ktıcı rı. angajman * Yüklenme. sı Anglosakson * V. taahhüdü olan. angajmansı z * Bağ sı lantı. Kı it ş ı nı saltması A. i r angaryacı * Baş na ücretsiz iş kası yaptı kimse. anı şmeş lmı . * Ördekgillerden. angı ç angı n * Ünlü. bı rı.* sözle veya yazıolarak bir ş bağ lı eye lanmak. bağ . hatıiçin yapmaya mecbur olmak. ücret vermeden yaptılan iş a rı . ayan angström * Metrenin on milyarda biri değ erine eş olan ık dalgaları ölçme birimi. angudî angut * Angut kuş unun renginde. Angolalı * Angola'da yaş (kimse). lı * Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabaların iki tarafı takı parmaklı nı na lan k. üstlenme. hur. ve VI. ran angaryaya koş mak * birini zorunlu olmadı hâlde bir iş çalı ğ ı te ş maya zorlamak. * Olağ anüstü durumlarda veya sıyönetimde devletin vatandaş ait ta ş el koyması kı lara ı tlara . angarya çekmek * bir işisteksizce. Anglikanizm *İ ngiliz kilisesinin tuttuğ inanç yolu. lantı angajmanlı * Bağ sı lantı. taahhüt. zorla yapı iş lan . Anglikan *İ ngiliz kilisesine bağ olan (kimse). evcilleş tirilebilen bir yaban kuş (Casarca ferruginea). taahhüdü olmayan. angajmansı k zlı * Angajmanı olmama durumu. * Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptı zorunlu ücretsiz hizmeti.

kaba saba. i anı lma anı lmak * Anı iş lmak i. * Anmak iş konu olmak. * Hazık. * Anı klamak iş i. anı ma klaş * Anı mak iş klaş i. hatı ra. anı msamak * Hatı rlamak. anı msatma * Hatı rlatma. . * Hatı ra. anış rı * Anı iş rma i veya biçimi. anhidrit anı * Genellikle kaya tuzu ve alçı ı birlikte bulunan doğ susuz kalsiyum sülfat. anha minha * Aş ı ağyukarı . rlı anı msama * Hatı rlama. anı msatmak * Hatı rlatmak. * Yaş ş anmıolayları anlatı ğyazı n ldı ı türü. anı msanmak * Hatı rlanmak. hatı ine rlamak. * Hazı r. anı msanma * Hatı rlanma. anı mak klaş * Hazıolma durumu. durumuna girme. r anı k klı anı ma laş * Anı mak işanı laş i. anı k anı klama anı klamak * Hazı rlamak. taş yla al.* Ahmak. anı mak laş * Anı niteliğkazanmak.

eğ rı kardı ı * Anı rtmak iş i. * Önemi ve değ çok olan eser. abidevî. ta anı z . ü. görkemli. anı rtmak anı rma ş tı * Anı nı lamak. * Bir yazı veya ş bilinen bir olayı atasözünü anlatma veya çağşrma sanatı da iirde . dolaylı anlatmak. rması sağ * Anı rmak iş ş tı i. anı benzeyen. telmih. abide. bir rı tı . abideleş t tirmek. anı eri kazanmak. anı tsal * Anıniteliğ olan. anı tı tlaşrmak * Anıdurumuna getirmek. * (eş Bağ ek) ı rmak. anı t * Önemli bir olayı büyük bir kiş gelecek kuş veya inin aklarca tarih boyunca anı lması yapı göze için lan. ima etmek ihsas etmek. anı mak tlaş * Anıdurumuna gelmek. çarpacak büyüklükte. abideleş ve lı r mek. t inde ta * Büyüklüğ görünüş ve güzelliğ görenleri etkileyen. * (küçük a ile) Tarih değ olan kiş eri ilerin mezarı olarak yapı anı erindeki yapı lan t değ . tsal Anı tkabir * Atatürk'ün mezarı . anı tılma tlaşrı * Anı tılmak durumu. tlaşrı anı tılmak tlaşrı * Anı tı tlaşrmak durumuna getirmek. anı rmak ş tı * Bir ş açı söylemeyip üstü kapalı eyi kça anlatmak. anı mezar. sembol niteliğ yapı inde . * Eş in anırken çı ğses. anı ma tlaş * Anı mak iş tlaş i. ü iyle anı tsı * Anı benzer. eri anımezar t * Görkemli.anı rma anı rmak anı rtı anı rtma * Anı iş rmak i. t t değ * Saygı sevgi ile anı duruma gelmek. anı tı tlaşrma * Anı tı tlaşrmak iş i.

apansı z. animasyon * Canlandı rma. m lerinde. anjiyografi * Damar içine x ınları geçirmeyen bir madde ş nga edildikten sonra damarları filminin alı ş nı ı ı rı n nması . fotoğ lı bası iş rafçı kta. boya sanayiinde kullanı organik boya lan cevheri. zı ı anı k zlı anî * Anı sökülmemiş zı tarla. birden. zı * Bir anda gerçekleş tirilen hücum. * Ansın. boğ yutak iltihabı az nı iş ak. bir anda. anî akı n anî hı z anîde anilin boyalar * Taş kömürü eterinden elde edilen. * Bir andaki hı z. animato animizm anjin anjiyo * Anjiyografinin kı saltması . kaba. anjiyo olmak * anjiyografi çektirmek veya yaptı rmak. * Benzenden türeyen bir amin. anıbozmak z * anı alt üst etmek için toprağyüzden sürmek. birdenbire. * Canlılı cı k. * Hemencecik. birdenbire. hunnak. farenjit. zı * Sert. anıbiçmek z * anı ve tarla kenarı zı ndaki otları biçmek. . anjiyoloji * Dolaş organları inceleyen anatomi bölümü. anîden anif anilin * Ansın. * Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla. ı m nı * Bir parçanıcanlı nacağ anlatı n çalı ı nı r. * Bir anda oluveren. .* Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. * Boğ mukozasın şmesi.

eklem kaynaş . anlam bayağ ması ı laş * Anlam kötüleş mesi. anlam çı karmak * bir cümlede veya bir metinden yeni ve değ ik bir anlam yakalamak veya bulup çı iş karmak. fehva. * Zeki. bir tasarın. anlak anlaklı anlam * Bir kelimeden. en rkı ankastre * Bir oyuğ yuvaya yerleş a. sormaca. anlam bilimsel * Anlam bilimi ile ilgili. tirilmiş (tesisat). semantik. anlam aykılı rı ı ğ * Karş anlamlı ı t kelimelerin. Ankara keçisi * Uzun. anketçilik * Soruş turmacı lı k. * Anket yapan uzman. * Zekâ. ş ı ey. tiftik keçisi. anketör ankiloz * Oynar eklemlerde oynaklın kalmaması eklemin iş ğ ı yla lemez duruma gelmesi. Ankara kedisi * Uzun tüylü ve Ankara yöresinde yetiş kedi ı . sözlerin bir araya gelmesi. lan n rlattı ı ünce mana. bir düş nı üncenin veya eserin anlatmak istediğş i ey. bir davranıveya olgudan anlaş ş bunlarıhatı ğdüş veya nesne. tı anketçi * Soruş turmacı . bir sözden. kırcıve ipek gibi yumuş kı olan ve Ankara yöresinde yetiş vı k ak lları tirilen evcil keçi türü.Anka * Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuşZümrüdüanka. anket yapmak * bir konuda soruş turma. anlam bilimi * Dili anlam açından inceleyen bilim dalı sı . ankesörlü telefon * Kutulu telefon. * Bir önermenin. araşrma yapmak. . . ması anladı arap olayı msa m * hiçbir ş anlamadı ey m. anket * Soruş turma. semantik.

* Doğ ve yerinde bulmak. anlam değ mesi iş * Anlamı daralması n . anlam kayması * Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamları kayarak kalı maları ndan plaş . anlam kötüleş mesi * Anlamı ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kötü veya kötüye doğ giden bir anlam kazanması iyi ru . isimden türeme fiil. ş anlamazlı gelmek ktan * bir ş anladı hâlde anlamamı farkı varmamıgibi davranmak. anlamamazlı k * Anlamazlı k. i. yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek eyin unu. kayması bayağ ması veya ı laş . yanlıdeğ ya ş erlendirmek. müteradif. anlamazlı k * Bir ş anlamamı kavrayamamıgibi davranmak. yorumlamak. yararlanmak. isteklerini. bu kavramlar içinden tek bir anlam bildirmesi durumu. genel bir olan anlamdan özel bir anlama geçiş . aret ini sonuç niteliğ baş bir bilgi edinmek. müradif. eyi ğ ı ş . inde ka * Sorup öğ renmek. n lması anlam iyileş mesi * Kötü ve olumsuz bir anlamı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanması olan . inin anlamamak * hoş lanmamak. söyleyenin aklı geçmeyen bir ndan anlam vermek. * Bir ş üzerinde bilgisi bulunmak. anlam geniş lemesi * Dar bir anlamda kullanı bazı lan kelimelerdeki anlamıilgili kavramlara yayı . eyi ş . * Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğ görme. anlam daralması * Geniş kavramları bir kelimenin. anlamdaşk lı * Eş anlamlı lı k. unu anlamak * Bir ş ne demek olduğ neye iş ettiğ kavramak. düş nı üncelerini sezebilmek. bir söze. ru * Birinin duyguları. yilik * Sahip olmayı istemek. anlamı gelmek (veya manaya gelmek) na * (bir anlam) bildirmek. na ş anlamdaş * Eş anlamlı . anlamlandı rma . dileğ yerine getirilmesini istemek. ya anlama * Anlamak iş vukuf. anlam vermek * kendince bir yargı varmak. ey * (olumsuz veya soru biçiminde) İ görmek. ilgilenmemek. geniş lemesi. * Bkz. sinonim.* yersiz ve gereksiz bir yargı varmak.

ı ldı anlaş ı lma * Anlaş ı iş lmak i. anlamlı * Anlamı olan. ma. belli olmak. anlaş Vehbi'nin kerrakesi. kimselerden biri. manalı . gerçeğöğ in i renildi. önemli bir ş anlatmayan. anlamsı z * Anlamı olmayan. zlaş anlamsı mak zlaş * Anlamsıduruma gelmek. ı ı ldına anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * iş iç yüzü.* Anlamlandı iş rmak i. düş ey ündürücü. z anlamsı k zlı * Anlamsıolma durumu. nda ma anlaş ı lan * anlaş ğ göre. muğ güç ş ı lâk. anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * Bkz. anlamlı anlamlı * Anlamlı olarak. anlaş ı lmaz * Anlaş ı lması olan. manası k. anlamsal * Anlamla ilgili. ortaya çı ine kmak. z anlamsı tı zlaşrma * Anlamsı tı zlaşrmak durumu. bir anlam verilemeyen. anlam vermek. anlamlı lı k * Anlamlı olma durumu. anlamlandı rmak * Anlamı açı nı klamak. anlaş ı k * Araları anlaş bulunan taraflardan. anlaş ı lmak * Anlamak iş konu olmak. manidar. semantik. anlamsı tı zlaşrmak * Anlamsıduruma getirmek. karık. . bir ş demek isteyen. galiba. mak i. anlamsı ma zlaş * Anlamsı mak durumu. manası ey z. anlam kazandı rmak. anlaş ma * Anlaş işuyuş itilâf. z zlı anlarsıya! n * açı klanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanı lı r.

kültürel vb. stilistik. inceleme. tahkiye. ma. * Bir duyguyu. bir konuyu söz veya yazı bildirme. duygu. * Anlatı iş lmak i. fı gibi ş kra eyleri anlatan kimse. övmek. alanlarda yapı uzlaş ve bu uzlaş n tespit edildiğ lan ma manı i belge. uyuş mayı mayı mayı lamak. anlaş k mazlı * İ veya daha çok tarafıkarş an düş ve amaçları nda ayrı uyuş k. ifade. bir düş ünceyi. ekspresyonizm. ki n ı laş ünce arası lı k. ma anlaş mak * Düş ünce. anlatı lmak * Anlatmak iş konu olmak. ekonomik. ihtilâf. mda k ünce ine an anlatı mcı * Yalnı hikâye etmeye ağ k veren (eser). mazlı anlaşrma tı * Anlaşrmak iş tı i. tı anlatı tonu m * Anlatı mantıve düş özelliğ göre oluş ton. anlaşrmak tı * Anlaş . anlatı cı anlatı lma * Hikâye. mazlı anlaş k çı mazlı kmak * bir konuda uyuş k söz konusu olmak. sağ anlata anlata bitirememek * bir ş eyden çok söz etmek. ünce bir . ine anlatı m * Anlatmak iş i. anlaş malı * Anlaş maya dayanan. ı rlı anlatı lı mcı k * Bkz. zca ı rlı * Eserlerinde hikâye etmeye. antant. anlaş yapmak ma * anlaş belgesi düzenleyip imzalamak. anlatı * Hikâye etme. uyuş itilâf. anlaş maya varmak * bir konuda birisiyle anlaş mak.* Devletler arası siyasî. tahkiyeye ağ k veren (yazar). uzlaş . amaç bakı ndan birleş mı mek. ile anlatı bilimi m * Üslûp yöntemlerini inceleyen edebî araşrma. anlatı mlı * Düş ve duyguyu güçlü ve canlı biçimde anlatan.

takrir. * Anlatmak iş i. anlamayana davul zurna az * anlayı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler. k. anlı k entelekt. yargı müdrike.anlatı ş anlatma anlatmak * Anlatmak iş i veya biçimi. zihniyet. * Kı süren. gabi. i. * Hoş görülü. anlama gücü. belirtmek. anlayı ş * Anlamak işveya biçimi. z. kalı kafalı ş t ı z. * Ayıcı nitelik olmak bakı ndan görüş rı bir mı . ş sı n . bilgi vermek. ı zlı n lı k. usa vurma. anlayı ş lı * Anlayı olan. anlı lı kçı k * Duyu ve irade karş nda anlın üstünlüğ ileri süren doktrin. vurdumduymaz. kafası kavrayı z. ihtifal. oysa anlayı z kimselere ne söylense yararsı r. anlattı rma * Anlattı rmak iş i. anlıanlı ş * Güzel. zeki. izanlı ş ı . izan. zlı * Hoş görüsüzlük. anlayıgöstermek ş * istenilen veya söylenilen bir ş hoş eyi görüyle karş ı lamak. lama. * Bir konu üzerinde açı klamada bulunmak. ş tlı. * Hoş görüsüz. zihniyet. zekâ. anlayı zlı ş k sı * Anlayıkığ kafası k. nakletmek. ş lı ş sı zdı anlayıdinlemek p * (bir olayla ilgili olarak) iyice anlamak. kalı kafalı vurdumduymazlı izansı k. * Söylemek. anlayana sivri sinek saz. li. ferasetli. sa * Duyu ve iradeden ayrı olarak düş ünülen bilme melekesi. eyi * Ölmüş insanı rlamak için yapı tören. izah etmek. bir hatı lan . zihniye. entelektüalizm. açı klama yaptı rmak. anlayılı şk lı * Anlayı olma durumu. gabavet. *İ nandı rmak. ş lı anlayı z ş sı * Anlayı kıolan. anlattı rmak * Bir konu üzerinde bilgisini ölçmek. telâkki. izansı ferasetsiz. i * Anlama yeteneğ feraset. ı sı ğ ı ünü anma * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etme. hâlden anlama. bir an içinde olan. * Hoş görme. gösteriş ünlü.

annelik * Anne olma niteliğveya durumu. anormal * Genel olan örneğ alılmı ve kurala aykıolan. gayritabiî. anons etmek * sözle veya yazı bir durumu. zı * Bir armağ gönlünü almak. lı . k. bergüzar. ra. i annelik etmek * annelik görevini yapmak veya anne gibi ilgi ve yakı k göstermek. . e. ve ı n u ile sırlı nı ortaklı anonim ortaklı k. anons * Duyuru. n) anneanne * Annenin annesi. layan anonim ortaklı k * Sermayesi paylara bölünmüş olan ve her ortağ sorumluluğ sermayedeki payı sırlı ı n u yla nı bulunan ortaklı k. anmalı k anne anne olmak * (kadı çocuk sahibi olmak. anla * Adlandı rmak. su anorganik *İ norganik. düzgün olmayan. iyi hatı lan anmak * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etmek veya onu düş eyi ünmek. lmak ey. anonim ş irket * En az beş inin kurduğ sermayesi hisselere bölünmüş her ortağ sorumluluğ sermayedeki hissesi kiş u. anonim ş irket. * Çocuğ dünyaya getiren kadı unu n. rı k. nlı anofel anomali * Sapaklı aykılı k. yla anonsör anorak * Başklı geçirmeyen spor ceket. duyurma. * Anı için verilen ş hatı yadigâr. sunucu. zikretmek. sanı * Yaratısın adı cını bilinmeyen (eser).anma töreni * Bir kiş veya bir olayı rlamak için yapı tören. * Bir sözü ağ na almak. * Sı mikrobunu aş tma ı bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis). bir haberi halka bildirmek. ş ş ı a rı * Bkz. hatı rlamak. anonim * Adı bilinmeyen.

anormalleş me * Anormalleş iş mek i. anı msamak. anormalleş mek * Anormal duruma gelmek. ş sı lsı * Birdenbire. nı ansiklopedici * Ansiklopedi hazı rlayan veya satan (kimse). 'yı iyi. ansiklopedicilik * Ansiklopedicinin yaptı iş ğ . eyi ant kardeş i * Bkz. . anot ansefal * Kafatası içindeki beyin ve yardı organlarıhepsi. ant verdirmek * bir ş yapması bir kimseye ant içirmek. ant içmek (veya etmek) * bir ş yapmaya veya yapmamaya ant ile söz vermek.* Dengesi bozuk. yemin etmek. eyi için * Beynin irinsiz iltihaplı hastalı. raya ı nı lı bir da ant * Tanrı veya kutsal bilinen bir kiş bir ş tanıgöstererek bir olayı rulama. anı msama. deli. bilgilik. anîden. habersiz. * Bkz. eyi k doğ * Kendi kendine söz verme. ra rada. * Her konuda biraz bilgi sahibi olan. ğ ı * Bkz. * Bir elektrolitte elektrik akı nıgelip bağ ğve içeri girdiğuç. ansiklopedik * Ansiklopedi ile ilgili. ı * Değ ik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getirme veya toplama iş iş i. sanat dalları tek veya bir arada belli bir yönteme göre inceleyen eser. ansın zı * Hiç hatı gelmedik bir sı birdenbire. kan kardeş i. anormallik * Anormal olma durumu. ansiklopedi * Bütün bilim. akı z. özel adları içine alan sözlük türü. mcı n ansefalit ansı ma ansı mak ansı z * Anlayı z. anî olarak. yemin. artı mın landı ı i uç. ansiklopedik sözlük * Alfabetik sı göre kelimelerin karş kları geniş biçimde veren.

i stı acı ı Antep iş i * Gazi Antep yöresine özgü. ma. anten * Boş yayı elektromanyetik dalgaları lukta lan toplayarak bu dalgaları transmisyon hatları n içerisinde yayı nı layan cihaz. iskeleti kemikleş .ant vermek * "Allah aşna. ş am fı ğda denilen bir ağ (Pistacia vera). sı yüzgeçleri uzamıkemikli balıtürü. antenli balı k * Göğ yüzgeçleri saplı üs . tipik örneğAntep fı ğağ olan bir familya. "çocukların başiçin" gibi sözlerle karş ndakini bir ş zorlamak. antant kalmak * anlaş mak. cı nda n ini antenli * Anteni olan. güney kutup yakında olan. iplikleri çı lmıve kafes ş karı ş eklini almıkumaş ş üzerine aynı iplikle renk verevine sarı yapı bir çeş el iş larak lan it lemesi. yurdumuzda Gazi Antep ve Siirt bölgelerinde yetiş yanlıolarak Ş ı en. rasın smı anten yükselteci * Anten ile alı arası yer alarak elektromanyetik dalgalarıgenliğ yükselten cihaz. stı ı aç * Bu ağ n. anterograf * Bağ kası ı rsak lmaları ölçmeye yarayan alet. * Olta ş amandı nı alt ve üst kı nda bulunan ince uçlar. antant * Anlaş uyuş mutabakat. lması sağ * Duyarga. miş rt ş k Antep baklavası * Antep yöresinde yapı özel bir tatlı lan türü. kı nı ı ı sı eye antagonizma * Tezat. anterit * İ bağ nce ı iltihabı rsak . itilâf. ince ve sert kabuklu. antarktik * Güney kutupla ilgili. yağ yemiş acı lı i. uzlaş mak. nı anterosel * İ bağ nce ı fığ rsak tı. antet . nı antarktik kara * Güney kutuptaki kara bölgesi. Antep fı ğ stıgiller ı * Ayrı yapraklı taç lardan. ma. Antep fı ğ stı ı * Antep fı ğ stıgillerin örnek bitkisi. ı anterostomi * Bağ düğ ı rsak ümlenmesinin kesilip alı nması .

kları antik çağ * Eski Yunan ve Roma uygarlı nıgeliş yayı ğçağ kların ip ldı ı . nı antihijyenik * Sağk kuralları aykı olma. ı t lmıad lı antetli * Başklı lı . acayip. * Bu çağ özgü olan. antetsiz * Başksı lı z. rı antidot * Bkz. lı na rı antijen *İ çerisine girdiğorganizma aracı ı antikor oluş i lıyla ğ umunu sağ layan bakteri. tuhaf. sı diş ajur. antiemperyalist * Emperyalizme karşolan. panzehir. antikacı . ı antiemperyalizm * Emperyalizme karştutum. in larak lan antidemokratik * Demokrasiye aykıolan. antika mobilya * En az yüz sene evvel imal edilmiş olan. penisilin. larak lan diş çan i. ana. kalevî. antifriz * Bir sıya katı ğ o sınıdonma derecesini düş vı ldında ı vın ürerek donması önleyen madde. streptomisin gibi maddelerin ortak adı . a antika * Eski çağ lardan kalma eser veya tarihî değ olan eski eş eri ya. antiasit * Alkalik. parazit gibi protein yapında madde. başk. davranıveya öğ ı ş reti. sı antik * İ Çağ uygarlı lk daki klarla. ana hatlarda herhangi bir değiklik yapı iş lmamıve belli bir ekole ş göre isimlendirilen mobilya. özellikle eski Yunan ve Roma uygarlı ile ilgili olan. yatak çarş gibi bezlerin kenarları paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanları afı na n ikisi. antibiyotik tedavisi * Bir veya birçok antibiyotiğ durdurucu veya öldürücü etkisinden faydalanı yapı tedavi. olağ geleneğ aykı. * Antik. antialerjik * Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanı ilâçlarıözelliğ lan n i. virüs. birçok mikroba karşkullanı nda ı lan.* Kâğ veya zarf üstüne bası ş ve adres. e rı * Mendil. * Genele. özellikle küf mantarları bulunan veya sentezle elde edilen. antibiyotik * Bitkilerde. üçü bir arada tire ile sarı yapı diş süs. örtü.

haddede veya çekiç altı iş 51. antikomünist * Komünizme karş ı . antimon * Atom numarası atom ağ ğ121. antikalı k * Antika olma durumu. ı antikapitalizm * Kapitalizme karşolma. soğ ukluk. * Karş duygu. rak saltması Sb. ş kı * Sevimsizlik. çoğ unlukla bası harfleri alaş nda kullanı mavimtı beyaz renkte bir element.76 olan. * Hastalıetkenlerini zararsıduruma getirmek için vücudun çı ğmadde. çok hı koş boynuzlu bir hayvan (Anthilopus). ı ı rlı nda lenemeyen. antikapitalist * Kapitalist rejime karşolan kimse. antinomi antipati * Çatı . ı antikası bilmek nı * en iyisini bilmek. soğ ran. Kı m ı mı lan. katot ınları alan elektronik lâmbadaki genellikle metal ncı lmıbir alma ş nı ı antipatik antipatik bulmak * sevimsiz bulmak. antikatot yaprak. ya antikacı lı k * Antika eş veya eserlerle uğ ma iş ya raş i. kanı kaynamamak. sı ülkelerde yaş cak ayan. zlı an. 6300 C de eriyen. k z kardı ı * Bası azaltı ş elektrik boş tüpünde. lk . antiloplar * Geviş getiren memeli hayvanları bir familyası n . * Bu hayvanıderisinden yapı ş n lmı . antipropaganda * Karşpropaganda. ı antisemit .* Antika eş veya eser satan veya toplayan kimse. antikomünizm * Komünizm aleyhtarlı. uk. ı t * Antipati uyandı sevimsiz. antikite * Tarihte İ Çağantik devir. ğ ı antikor antilop * Antiloplardan. * Tuhaflı k.

idmansı z. antitoksin * İ giren toksinleri zararsıhâle getirmek için vücudun çı ğmadde. ta belgede belirtilen durum. güldeste. antrenmansı z * Antrenmanı olmayan. methal. yazarları bestecilerin eserlerinden alı ş n. ı antitoksik * Antitoksin. nmıseçme parçalardan oluş kitap. lan i antisiklon * Yüksek bası atmosfer kütlesi. pakt. * Güçlükle tutuş koku. antlı antoloji *Ş airlerin. ü antisepsi * Mikropları ilâçla öldürme yolları . ğ ı antisemitist * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması isteyen nı görüş bağ olan (kimse). seçki. alı rma yapmak. ahitleş ma mek. da * Baş ç yemeğ langı i. e lı antisemitizm * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması nı isteyenlerin görüş veya tutumu. büyük bir ı vererek yanan bir tür taş sı kömürü. . çine z kardı ı antlaş ma * İ veya daha çok devletin saldı ki rmazlı savaş ittifak gibi konularda üstlenmelerini belirttikleri belge ve k. nda lan ş tı rlı ş ması antrenman yapmak * spor amacı çalı yla ş mak. duman çı an. idman. ş tı antrenmanlı *İ dmanlı . karmadan. antitez * Karşsav. muahede. * Bir yapı girip geçilen yer. antrenman * Bir spor dalı yapı alı rma veya hazı k çalı . egzersiz. havanı sarmal biçimli hareketi için kullanı nçlı n lı r. antlaş mak * Antlaş yapmak. an antrakt antrasit antre * Ara. antiseptik * Antisepsi yapmak için kullanı veya antisepsi özelliğolan (madde). * Ant içmiş veya ant içirilmiş .* Yahudilik aleyhtarlı.

antropolojik * İ bilimiyle ilgili. antroposantrizm *İ nsanı tabiatımerkezi sayan. anut * İ . bütün öbür yaratı n insan için yaratı ş n kları lmıoldukları söyleyen dinî nitelikli nı öğ insaniçincilik. tiren ş tı i.antrenör * Bir spor dalı sporcuyu eğ yetiş ve çalı ran kiş çalı rı. toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim. nda. insansı . ayak direyici. natçı . u antrepocu * Antrepo iş kimse. ardiye. yanı u. ş cı tı antrenörlük * Antrenörün işveya mesleğ çalı rılı i i. ı antrkot antrok * Sırıiki kürek arası ve pirzolalıyerinden çı lan kemiğ ğn ı ndan k kartı inden sı lmıet dilimi. antropozoik * İ n belirmesi ve yayı nı nsanı lması niteleyen antropozoik devir teriminde geçer. evrimini. antropoitler * Bkz. nsan antropomorfizm * İ biçimcilik. antrparantez * Söz arası sı gelmiş istitrat. nsan antroponim * Kişadları inceleyen bilim dalı i nı . reti. insan bilimsel. antrepo * Gümrüklere gelmiş ticarî eş n konulduğ korunduğ yer. insansı lar. imli antropoit * Bkz. yrı ş * Triyas devri katmanları bulunan. ş cı tı k. antropolog * İ bilimi uzmanı nsan . antropozoik devir * Antropozoik. deniz lâlelerinin sapları oluş nda nı turan kalsiyum karbonat birleş fosil. derisi dikenlilerden. antropoloji * İ n kökenini. biyolojik özelliklerini. rası ken. nda iten. insan nsanı bilimi. antrepoculuk * Antrepocunun yaptı iş ğ . leten * Antrepoya bakan kimse.

kuya rakmaksın aydı k. ı r zlı ı * Sindirim kanalın doğ bağ nı ru ı denilen son bölümündeki çış i. gürbüz. iri. * Kalbin sol karı ğ ncından çı ve vücuda kı zı dağ büyük atardamar. ı n rsağ apansın zı * Birdenbire. * Kör bağ ı ince bir parmak gibi olan son bölümü. zı nlı k apak * Çok ak. ı kan rmı kan ı tan * Çok acı . anüs yüzgeci * Balı klarda anüs bölgesinde tek olarak bulunan yüzgeç. k. .anüri anüs * İ nı drarı yapamama ş eklinde ağ bir böbrek rahatsı ğbelirtisi. ağ dan ya ru lan * Aparmak iş i. acı lan * Rakı . * Çok açı çok belirgin. apar topar * Telâş acele ile. anyon anzarot * Negatif elektrikle yüklü iyon. açıbir biçimde görünmesi. itli aparkat aparma * Boksta bükük kolla aş ı yukarı doğ atı yumruk. eksin. k * Bir ş hiçbir kuş yer bı eyin. ş rsak kıdeliğ erç. zı * Abla. cak en aç * Bu ağ n yara tedavisinde kullanı reçinesi. * Sı ülkelerde yetiş bodur bir ağ (Sarcocolla). rada. cihaz. apala apalak apandis apandisit * Apandisin iltihaplanması . makat. * (bebekler ve küçük çocuklar için) Tombul. yaka paça. apansı z * Hiç beklenmedik bir sı pek ansın. ve aparey * Çeş parçalardan meydana gelen alet. aort apacı apaçı k apaçı k klı * Apaçıolma durumu. çok anî olarak.

iş * (gemi) Apazlama rüzgârla gitmek. apazlamak * Avuçlamak. açar. * Avuç. al apaz apazlama apık ş ı . * Bacakları aça yürüme. * Çok az. hayta. ş kı aş n.aparmak * Almak. * Bir avuç dolusu. * İtahı ş açmak için yemekten önce içilen içki. aça * Yorgun. n apayrı apaz * Büsbütün ayrı . alıkaçmak. p * Gizlice almak. iki . apıarası ş * İ bacağ arası kalan yer. kabadayı . * Yelken rüzgârla dolup şmek. ki ı n nda apı ş ak * Bacakları açarak yürüyen. alıgötürmek. ayrıbacaklı nı k . apaş apatit apaydı n * Çok aydı k. * Külhan beyi. ada. * Doğ kemik dokusunda bulunan. nlı apaydı k nlı * Apaydıolma durumu. nda na ile * Böyle esen bir rüzgârla. bambaş ka. içinde flüor veya klor olan doğ kalsiyum fosfat. apel aperitif apı ş * Butlarıiç tarafı bacak arası n . * Pupa ile orsa arası geminin omurgası 450 açı esen (rüzgâr). güçsüz. * Apazlamak iş i. * Anonim ortaklı klarda sermaye artımı yapı ödeme çağsı rı için lan rı. p apart otel * Müş terilerin kendi yeme ve içme ihtiyacı karş nı ı layabilmek için gerekli malzemeler ile donatı ş ı z lmıbağ msı apartman veya villâ tipinde inşedilmiş a ancak otel gibi iş letilen konaklama tesisi. çalmak. apartman * Birkaç katlı her katı bir veya birkaç daire bulunan yapı ve nda .

n eyin lı p e aposteriori * Deney sonucu ortaya çı (bilgi). * Derli toplu. karanlı(söz veya yazı k ). duvar lâmbası . * Apı rmak iş ş tı i. * Duvar ş amdanı . ş ı ı nı aş rmak. kan apoş i * Çember biçiminde. * Bir kumaş üzerine baş bir kumaş ka parçası veya bir danteli dikme yolu ile uygulayarak yapı süs. bacakları rarak çömelmek. * Hazı tetik. . sonsal. omuzluk. nı lan * Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazı klarla belirtme. süslü. nı rarak * Oturmak. büyük gözlü ağ lma. ş ı k. telden yapı torbaya benzer.* Kuyruğ apıarası alarak yı n yı n giden (hayvan). aplike * Düz veya desenli bir kumaş kesilmiş tan motiflerin bir baş kumaş iş ka a lenmiş durumu. * Apı ş iş mak i. aplik aplikasyon * Uygulama. apiko * Geminin. apotr . aport * Avıveya kendisine gösterilen ş üzerine atı getirmesi için köpeğ verilen buyruk. * Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalması sağ nı lamak. apokrif * Doğ ruluğ güvenilmez söz veya yazı una . kapalı . apokaliptik * Anlaş ı lmaz. ayı * Ne yapacağ kestirememek. apı rma ş tı apı rmak ş tı * Hayvanı yorarak yürüyecek gücünü bı çok rakmamak. * Giysilerin omuzları süs olarak takı parça. unu ş na lgı lgı apıp kalmak ş ı *şı aş rmak. * Hayvan yorgunluktan bacakları birbirinden ayı çöküvermek. zinciri toplayı demirini kaldı p rmaya hazı r bulunması . apolet * Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformalarıomuzları takı iş n na lan aretli parça. apı k ş lı apı ş ma apı ş mak * Ağ . r. na lan apoletleri sökülmek * bir suç sebebiyle rütbesi indirilmek veya askerlikten atı lmak.

mcı appassionato * Bir parçanıcoş n kunca çalı ı anlatı nacağ nı r. aptal aptal aptal * Aptal gibi. k. önsel. * Aprelemek iş i. * Zekâsı geliş pek memiş . aptal olmak * aptal durumda bulunmak. iş yitimi. lı kta lan * Apre yapan kimse. perdahlanması .* Yardı . alı ahmak. lı kta. rı ş * Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanı baş ç noktası olan uzaklınıcebirsel değ n. * Küçümseme belirten seslenme. apse yapmak * bir doku içinde iltihap oluş mak. apse yapmak. ş ş . koruyucu. havari. langı na ğ n ı eri. abril. zekâ yoksunu. mek apseleş mek * Yara irin bağ lamak. aptalca. koordinat. * Bir noktanıuzaydaki yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı n . azarlama. * Dokumacı boyacı cilâ olarak kullanı madde. . * Apresi olan. apreli apresiz april apriori * Hiçbir denemeye dayanmayan ve akı l yordamı bulunup ortaya konan. perdahlamak. aval aval. yla apse * İ birikimi. çı rin ban. apraksi apre * Bkz. * Apresi yapı lmamı perdahlanmamıveya cilâlanmamı ş . lev * Kumaş veya derinin cilâlanması . apreci apreleme aprelemek * Kumaş veya deriyi cilâlamak. * Nisan ayı . apseleş me * Apseleş durumu. apsent apsis * Pelinle kokulandılmısert bir içki.

apteshane * Bkz. ahmakça. apteriks aptes * Bkz. aptesbozan otu * Bkz. abdestlik. aptalca * Biraz aptal. abdestbozan otu. aptal gibi. ahmaklaş klaş mak. ahmaklaşrmak. abdesthane. Ar * Bkz. aptesli * Bkz. * Bkz. bilmez sanmak (sanı lmak). ı r aptalcası na * Aptala yakır biçimde. abdest. aptallıetmek k * aptalca davranmak veya aptalca iş görmek. ması tı aptallı vurmak ğ a * bir ş bilmez. aptal duruma getirmek. abdestbozan. aptallaş mak * Zekâsı iş nı letemez olmak. abdestli. . aptal gibi. * Et kesimi yortusu. aptesbozan * Bkz. alı mak.aptal yerine koymak (veya koyulmak) * anlamaz. anlamaz gibi görünmek. ş ı aptallaş ma * Aptallaş iş mak i veya durumu. abdestsiz. kivi. apteslik aptessiz apukurya apul apul * Tombul çocuklarıbacakları açarak salı salı yürüyüş n nı na na lerini anlatı r. eyi aptallı k * Aptal olma durumu veya aptalca iş . aptallaşrma tı * Aptallaşrmak işveya durumu. * (apta'lca) Aptala yaraş nitelikte. * Bkz. tı i aptallaşrmak tı * Aptallaş na sebep olmak.

kası ar damarı çatlamı ş * utanç duyulacak ş eyleri hiç sılmadan yapan. bir filmde dinlenme süresi. ar ve hayâ perdesi yı lmak rtı * utanmamak. ar namus tertemiz * utanması olmayan. biç-er. r: kar -ar. n ı * Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi. mola. kalk-ar. suv-ar-mak vb./ -er* Fiilden ettirgen çatı türeten ek: çı k-ar-mak. ara bono * Arada ödenen olağ dı bono. Bu ekle k-ar. anlaş u mazlı yol açmak. kı ar etmek * utanmak. ar * Tarı alanları yüz metre kare değ m için erinde yüzey ölçü birimi. ar belâsı * namus ve onuru için baş söz eder korkusu. antrakt. * Bir oyunda. utanç duyma. iki olayı ki birbirinden ayı zaman. yapı ş lmıisimler de vardıkeser. fası ran la. * Kiş ilerin veya topluluklarıbirbirine karşolan durumu veya ilgisi. luk. ara açmak * dostluğ bozmak. ğ a ara başk lı * Esas bölümün alt başkları anlatmak için kullanı lı nı lı r. * İ olguyu. sı radakilerin birbirlerinden yanlaması olan uzaklı . klı k. gid-er-mek vb. * Futbol oyununun kı beş dakikalıiki devresi arası oyunculara verilen on beş rk er k nda dakikalıdinlenme k süresi. aralı boş mesafe. yüzsüzlük etmek. geç-er. utanmaz./ -er* Belirli fiillere gelen geniş zaman eki: aç-ar. na kları * Aralı k. utanç duymamak. ar yıdeğ kâr yı lı il. an ş ı ara bozucu . -ar. çı yat-ar. açar "anahtar". siz -ar. * Toplu jimnastik dizilmelerinde. çı "menfaat" vb./ -er*İ simden geçiş fiil türeten ek. bat-ar./ -er*İ simden geçişfiil türeten ek: baş li -ar-mak. * (basketbol ve voleybol için) Takı n oyun sı nda aldı birer dakikalıdinlenme ve talimat alma mları rası kları k süresi.* Argon'un kı saltması . lı * birinin sılmayı yana bı kı bir rakarak yalnıçı na baktı anlatı z karı ğ ı lı söylenir. rken ara * İ ş birbirinden ayı uzaklı açı k. ölç-er vb. haftayı m. -ar. ar * Utanma. ki eyi ran k.

n na deniz. . k k lan ara nağ mesi * Bkz. ara bulucu * Uzlaşran kimse. nan * Sısısöylenen söz veya açı sorun. ara kesit * Çizgilerin. sözsüz çalı parça. ara kapı * İ yapı oda arası kolayca geçmek için açı kapı ki veya nda. arada önlem niteliğ verilen karar. köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde. güftenin iki kı arası baş sonuna da gelebilen. mcı ara cümle * Birleş veya yalıcümlelerde anlamı ik n biraz daha açı klamak için araya giren iki virgül veya iki kı çizgi sa içinde verilen cümle. ara bulmak * anlaş amayanları tı uzlaşrmak. ara nağ me * Ş . ara bozuculuk * Ara bozucu olma durumu. lan . me rası ndı ı lardan her biri. fesatçı . fesat. ara buluculuk etmek * ara bulmada yardı olmak. uzlaşrı. katı cisimlerin birbirlerine rastladı ve kesiş kları tikleri yer. tı dan inde ara kazanç * Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç. tı tıcı ara buluculuk * Uzlaşrılı tıcı k. klı ara bulma * Anlaş k durumunda bulunan kimseleri uzlaşrma iş mazlı tı i. ara seçim * Genel seçimler dında yapı ara dönem seçimleri. ı na. fitçilik. k.* Ara bozan (kimse). türkü. ara nağ me. uk cak nda cak ara sı navı * Üniversite ve yüksek okullarda yarı l içinde yapı sı yı lan nav. yüzeylerin. arkı tası na. münafı k. ara deniz * Okyanuslardan dar ve az derin boğ azlarla ayrı karalarıarası sokulmuş lan. ara konakçı * Asalağ geliş evreleri sı nda beslenip barı ğkonakçı ı n. münafı müfsit. ara kararı * Bir davanıbakı nı n lması kolaylaşrmak için yargı önce. fitçi. ş ı lan ara sı cak * Soğ ve sı yemek servisi arası ikram edilen hafif sı yiyecekler. ara mal * Üretimde gerekli malı etmek için kullanı yarı lenmiş elde lan iş mal.

motorlu veya motorsuz her türlü kara taş . birçok arabalarla. arabalı vapur * Arabaya taş vapur. arabacı * Arabayı süren kimse. araba vapuru. ara cümle. * Araba yapma veya satma iş i. aç araba kullanmak * araba sürmek. durmak. araba mezarlı ğ ı * Kullanı hâle gelmiş lmaz veya eski arabalarıbı ldı yer. ara vermek * yeniden baş lamak için. zaman zaman. vapur. arabacı lı k * Araba sürme iş i. ı yan arabalı k * Araba konulan yer. bir işbir süre bı i rakmak. lan ara söz * Doğ rudan doğ konuş veya yazı konuyu ilgilendirmeyen dolaylı istitrat. araba araba * Arabalar dolusu. arabalı * Arabası olan. . eri araba falakası * Çift atlı arabalarda. garaj. ruya ulan lan söz. * Araba dolduracak miktar. ara sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki yol. * arası arada.ara sı ra * Seyrek olarak. nda. * Araba yapan veya satan kimse. nda araba * Tekerlekli. n rakı ğ ı araba vapuru * Arabalı vapur. okun dibinde ve iki yanı bulunan uçları koş kayı bağ nda na um ş ları lanan ağ bölüm. araba devrilince yol gösteren çok olur * iş ten geçtikten sonra verilen öğ iş üdün değ yoktur. ı tı * Araba ile taş ş ı veya taş nmı ı nacak miktar. ara tümce * Bkz. ara yerde ara yön * Dört ana yönden ikisi arası olan yönlerden her biri. * Araba vapuru.

ayına ı arabanıtekerine taş n koymak * güçlük çı karmak. uzlaş sağ ma lamak için görevlendirmek. klı aracı * Uzlaşran. anlaş sağ tı ma layan kimse. büyüklerin yaş ş uyarlar. i. * Giriş bezeme. ik arabası düze çı nı karmak * karş tı güçlükleri yenip iş kolay yürür hâle getirmek. nda Arabist Arabistan defnesi * Dulaptal otugillerden. aççı Arabistik * Arap dili ve kültürü araşrmaları tı . inde arabanıön tekerleğnereden geçerse art tekerleğde oradan geçer n i i * çocuklar. arabizasyon * Araplaşrma. sı arabeskleş me * Arabesk durumuna gelme. i Arabî * Araplarla ilgili. aracı koymak * bir kimseyi. yla raş * Piş ve dondurulmuş miş hamur yanı yenen tavuklu veya hindili çorba. arabozanlı k * İ kiş arası ki inin ndaki dostluk veya geçimi bozma işmünafı k. fesatçı u . tı arabozan * İ kiş arası ki inin ndaki dostluğ veya geçimi bozan (kimse). . * Üretici ile tüketici arası alı satı konusunda bağ kuran ve bundan kazanç sağ nda m m lantı layan kimse. hekimlikte kullanı bir lan ağ k (Daphne gnidium). müzevirlik. arabankürdî * Klâsik Türk müziğ az kullanı ş inde lmıbirleş bir makam. Asya ve Afrika'nısı bölgelerinde yetiş kabukları n cak en. mutavassı t.araban * Klâsik Türk müziğ bir makam. * Arap dili ve edebiyatı uğ an kimse. münafı müzevir. k. * Arapça. ik arabeskçi * Arabesk müzik sanatçı. Araplara özgü olan. arabeskleş mek * Arabesk özelliğkazanmak veya arabesk durumuna gelmek. ı ğ laş ı ini arabaş ı arabesk * Arap üslûbunda olan (ş ey).

nda * Mekke'nin doğ usunda. yoluyla. ları nı kları . * Taş ı t. bilâvası ruya lan tası ta. k zca n iş artları uyma na araçları olduğ savunan dünya görüş enstrümantalizm. ta. araçsı k zlı * Araçsıolma durumu. eyi lan ey. aletli jimnastik. z arada bir * seyrek olarak. arada çı karmak * baş iş arası bir işde yapı ka ler nda i vermek. unu ü. araçlı jimnastik * Bkz. lantı tası aracı lı k * Aracın gördüğ iştavassut. ş ı aradan * o zamandan bu zamana dek. in m araç * Bir iş yapmakta veya sonuçlandı rmakta. aracı etmek lı k * bir iş çözümünde araya girerek yardı etmek. nı Araf Arafat * Cennet ile cehennem arası bir yer. tavassut etmek. bilvası lan talı ta. bağ kurarak. kuramları mantıve ahlâk biçimlerinin yalnı hayatıdeğik ş n. vası z. aradan çekilmek * iliş ini kesmek. doğ rudan doğ yapı veya olan. iğ aradan çı karmak * birçok iş birini yapı bitirivermek. vası nı ü . ta. lan * Kiş veya nesneler arası bağ sağ iler nda lantı layan ş vası ey. arada kalmak * iki tarafı tı üzere araya girme dolayıyla güç duruma düş uzlaşrmak sı mek. arada kaynamak * karık bir durumda gereken ilgiyi görmemek. araççı lı k * Düş ünme biçimlerinin. * Bir sonuca ulaş için kullanı ş mak lan ey. hacı n. gücünden yararlanı nesne. vası yla. kurban bayramın arife günü toplandı tepe. * Bir ş ulaş bir ş elde etmek için yararlanı kimse veya ş eye mak. araçsı z * Araç kullanı lmadan. ten p aradan kaldı rmak * iş yapma imkânı yok etmek.aracı ı lıyla ğ * Aracı olarak. araçlı * Araçla yapı veya olan. vası .

* Bitkilerin fazla dal ve çubukları kesmek. yeş mavimsi gri renkte billûrlaş ş tür kalsiyum karbonat. rsı * Hı zlı rsı k. seyrekleş nı tirmek. hı z. araka arakçı arakçı lı k arakı ye * Derviş giydikleri. tiftikten yapı ş külâh. * Pirinç ve ş kamından elde edilen bir tür rakı eker ş ı . n. iki dostun arası soğ na ukluk girmek. il. aş ı rmak. u. * Beyaz. ri * Araklayan. aş i. araklama * Araklamak işçalma. kıkı lı araları açmak nı * iki kişarası i ndaki dostluğ iliş bozmak. çalan. ı rma. uzaklaş yanı ayrı mak. * Seyrelmek. -arak / -erek * Fiillerden zarf yapan ek. lerin lmıince * Bir tür küçük zurna. araları iyi * dostlukları düzenli. yarı açmak. * Aralı duruma getirmek. eyini rı plak aragonit arak * Ter. ndan lmak. nda lı klar araları kara kedi geçmek (veya araları kara kedi girmek) ndan na * iki dost birbirine gücenmek. * Aralanmak iş i. araları dağ kadar fark olmak nda lar * araları her yönden büyük ayrı bulunmak. k * Gitmek. araklamak * Çalmak. benzer nitelikler çok az olmak. aralama aralamak * Aralamak iş i. * İ taneli bezelye. seyrekleş klı tirmek. mıbir aralanma aralanmak * Biraz açı lmak. araları su sı ndan zmamak * birbirleriyle çok yakı sı fı arkadaşk kurmak. * İ ş arası açı k oluş ki ey nda klı turmak. kiyi . aralıolmak. çaresiz kalmak.Arafatta soyulmuş ya dönmek hacı * her ş kaybedip çılçı kalmak.

* Bir sesi bir baş sesten. fı li rsat. kiyi araları bulmak nı * birbirleriyle anlaş amayan iki kiş uzlaşrmak. espas. esrar gibi yasak ş araması kulu ü çak. aralıoyunu k * Tiyatroda iki perde arası yapı koro. barı rmak. * Saklanan sanın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin ev. lacak tı lemi nan arama kararı * Arama yapı labilmesi için hâkim tarafı verilmiş ndan karar. * Uygun. * Evin iki bölümü veya iki oda arası ndaki dar geçit. bale. iş gibi yerlerde. ra. aralıvermek k * yeniden baş lamak için bir işkı süre ile bı i sa rakmak. araları açı k bulunmayan. mesafe. * (bası lı Harfler veya satı arası mcı kta) rlar ndaki açı k. arama emri * Yapı araşrma iş için yetkili organdan alı buyruk. ik nda klı * Dizgide kelimeler. ik nda klı * Sürekli. yarı açmak. kalı veya inceye doğ ayı uzaklı ka na ru ran k. * Yarı k. klı * Borsada hisse senetlerinin alı satı emirlerinin verildiğsüre. aralatmak * Aralıduruma getirtmek. monolog gibi eğ nda lan lendirici oyun. harfler veya satı arası açı ğolan. aralı z ksı . tam kapanmamı açı ş . koridor. elverişdurum. * harfler arası veya satı arası boş bı nda rlar nda luk rakmak. lı n . aralıvermeden. biraz açtı k rmak. ran klı * Portenin paralel çizgileri arası ndaki boş luk. * Kesik kesik. ilk * Ayakyolu. iyi tı ş tı aralatma * Aralatmak iş i. * Birbirine bitiş olan. k aralı kta * Öbür ş arası eyler nda.araları bozmak nı * iki kişarası i ndaki iliş bozmak. arama * Aramak iştaharri. aralı k * İ ş arası ki ey ndaki açı k. araları açı k bulunan. espaslı rlar nda klı ı . * Yı 31 gün süren son ayı kânun. * Toplu beden eğ itiminde art arda dizilenleri ayı açı k. eyler . arama tarama * Polisin kuş gördüğ kimseler üzerinde bı silâh. m m i aralıetmek k * aralamak. i. geçenek. klı * Sı vakit. aralı klı * Birbirine bitiş olmayan. üzerinde ve ğ ı yeri eş nda yapı araşrma iş yası lan tı lemi.

aramak * Birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş mak. yoklamak. ile Aramca Aramîce aranı lma * Aranı iş lmak i veya durumu. lan * Orta Doğ ile Kuzey Afrika'nıbüyük bir bölümünde yaş halk ve bu halkı soyundan olan (kimse).* Denizdeki mayı toplama veya yok etme iş nları lemi. u n ayan n * Arap halkı özgü olan ş na ey. r * Bir ş yokluğ duyarak geri gelmesini istemek. ine * Söz konusu olmak. ine *İ steklisi bulunmak. hatısormaya gitmek. kötü davranı ş larda bulunarak cezayı gerektirmek. fellâh. * Düzenleyici. Aramîce. * Bu söz "düzenlemek" anlamı "aranje etmek" biçiminde kullanı nda lı r. * Olumsuz. * Bkz. aramak taramak (veya arayı taramak) p * dikkatle aramak. aramakla bulunmaz * çok değ ancak rastlantı ele geçer. çok aramak. * Aranı çözüm. * Düzenleme. * Koyu esmer veya kara. * Samî dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milâttan önceki dönemlerde kullanı ş lmıbulunan ölü bir dil. * Ş koş art ulmak. aranı lmak * Aramak iş konu olmak. aranmak * Aramak iş konu olmak. * Bir yöntem bulmaya çalı ş mak. tı * Ziyarete. * Eksikliğduyulmak. kta eyler * Ş koş art ulmak. mak. eyin unu * Önem verip istemek. özlemek. aranje aranjman aranjör aranma * Aranmak iş i. * Araşrmak. arantı Arap . i * Kendi üstünü aramak veya ortalı kendi kendine bir ş aramak. * (küçük a ile) Zenci. erli. arama yapmak * birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş taharri etmek.

Araplaşrmak tı * Arap kimliğ kazandı ini rmak. mak Araplaş mak * Arap olmak. zamkı arabî. lan * Bu dile özgü olan. Arap zamkı * Akasyadan elde edilen bir zamk. Arap uyandı (veya Arabıgözü açı ) n ldı * geçen bir olaydan ders alı ğ anlatı ndını ı r. Araplı benimsemek. * Arap dili özelliğkazandı i rmak.arap * Negatif fotoğ raf. Arapsaçı * Çözümlenemeyecek kadar karık durum. ğ z ı ları Arap sabunu * Potasla yapı yumuş esmer bir sabun. k il olan kça ağdoğ . Araplı k * Arap olma durumu. ğ ı Araplaşrma tı * Araplaşrmak iş tı i. Arapçalaşrma tı * Arapçalaşrmak iş tı i. Arapçalaşrmak tı * Arapçaya çevirmek. kararmak. arap saçı gibi * karmakarık. yuvarlak ve çok sıyeş yaprakları uzadı aş ı ru sarkan bir tür süs bitkisi. ak. Araplaş ma * Araplaş durumu. Arapça * Samî dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanı dil. ş ı arap saçı dönmek na * iş çok karıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek. lan. ş ı Arapsaçı * Küçük. Arap olayı m * (ş yollu) söylenen bir ş doğ una inandı aka eyin ruluğ rmak için kullanı lı r. Arap gibi olmak * simsiyah olmak. Arap rakamları * Bugün kullandımısayı gösteren rakamlar. ler ş ı Arap tavş anı * Kemirgen memelilerden bir hayvan (Daculus daculus).

inceleyen. nda arası olmamak * geçinememek. mütecessis. ı araşrı tı * Araşrma. birbirine darı lı sarsı lı ları lmak. sı ı cağ cağsı ı na. iş n u araşrı tıcı * Araşran. arası umak soğ * aradan zaman geçerek önemini yitirmek. arası (veya iyi) olmamak hoş *oş eyden hoş lanmamak. Arasat * Müslüman inanına göre. arası (veya araları karı na na) ş mak * büyüyüp yetiş mek. arkası kesilmeden. araşrmacı tı tı tı (kimse). arası (veya araları lmak (açıolmak veya bozulmak) ) açı k * arkadaşkları lmak. lması araşrma görevlisi tı .ararot * Sı iklimlerde yetiş maranta adlı ş ve baş bitkilerin kökünden çı lan. araşrılı tıcı k * Araşrınıyaptı iş tıcın ğ . müstemirren. araşrı tılmak * Araşrma yapı tı lmak. vira. araşrma tı * Araşrmak iş taharri. arası z arasta araş it * Yer fı ğ stı. arası geçmeden * vakit geçmeden. kı ş ı yamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer. geçimsizlik olmak. tı i. * Meraklı . ara vermeden. araşrman. araşrma filmi tı * Herhangi bir bilimsel araşrmada alınısalt bir kayıaracı tı cın t olarak kullanı yla elde edilen film. * Çarş ı veya alıveriş larda ş bölgelerinde aynıi yapan esnafı bir arada bulunduğ bölüm. * Bilim ve sanatla ilgili olarak yapı yöntemli çalı lan ş ma. geçirilmek. ı araşrı tılma * Araşrı iş tılmak i. gözden. tı * Sürekli olarak. çocuk maması cak en kamı tan ka karı yapmaya yarayan un. ararot kamı ş ı * Maranta. arkadaşk bağ kopmak. araları gerginlik.

yokluğ duyurmamak. araşrmak tı * Birini veya bir ş bulmak için bir yeri gözden geçirmek. * Aramak iş bir baş na yaptı ini kası rmak. * Aratmak iş i. nlı arayı yapmak * araları lmıiki kiş barı rmak. açı ş iyi ş tı * arası lmıkimse ile barı açı ş ş mak. tıcı aratı ş aratma aratmak * Aratmak iş i veya biçimi. soruş turmak. * iki kiş uzlaşrmaya çalı iyi tı ş mak. karıklı kurban olmak. eyi iş . asistan. araya girmek * iki kiş arası inin ndaki bir işkarı e ş mak. eski yakı k. araşrmacı tı * Bilim ve sanat alanları araşrma yapan kimse. araşrman tı * Araşrı. unu araya almak * bir çevreye kabul etmek. * Bilimde ve sanatta yöntemli çalı ş malar yapmak. araya vermek * yararsıbir işharcamak. aratmamak * yenisi. eskisinin yerini doldurabilmek. nda tı tı araşrmacı tı lı k * Araşrmacı tı olma durumu. araya soğ ukluk girmek * dostluk bağgevş ı emek. istetmek. sormak. arayı cı * Bir ş aramayı edinen kimse. kaybolmak. ş ğ ı a araya koymak * bir iş sözü geçer bir kimsenin aracı ı baş te lına ğ vurmak. araya gitmek * harcanmak. z e arayı açmak * aradaki uzaklıartmak. araşrman. * Arzu ettirmek. dostluk kalmamak. inceleme ve deneylerde yardı olan ve yetkili organlarca nda lan tı mcı verilen görevleri yapan öğ retim yardı sı mcı. * bir iş lı ona engel olacak baş bir ş çı yapı rken ka ey kmak.* Yüksek öğ retim kurumları yapı araşrma. eyi * Bir gerçeğortaya çı i karmak için aramalarda bulunmak. k arayı utmak soğ * zaman geçmek.

arayısormak p * biri hakkı haber sormak veya birinin ziyaretine giderek ona karşilgi göstermek. görünmemeye çalı ş mak. arayı fiş i cı eğ * Bir tür donanma fiş i. * Belirtiler. inde ik arazbar arazbarbuselik * Türk müziğ bir birleş makam. arbalet arbede * Gürültülü kavga. arda * İaret olarak yere dikilen çubuk.* Arama iş görevlendirilmiş iyle kimse. *İ stenilen yı zı ldı teleskop içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağ. çevreye uymak. çten ağ ardak ardaklanma * Ardaklanma iş durumu. rtı arbitraj * Hisse senedi. tahvil. arazi açma * fundalı koruluk. eğ arayıda bulamamak p * beklenmedik iyi bir durumla karş mak. yabancı gibi değ kâğ daha kârlı para erli ı tları görülen baş kâğ ka ı değtirme iş tlarla iş i. görüş lı alanı geniş olan küçük teleskop. ş * Maden üzerine kazı yapmak ve çı kta çevrilen ş ma krı eyleri yontmak için kullanı çelik kalem. sazlıyerleri temizleyerek tarı elveriş duruma getirme. nda ı arayı ş araz * Aramak iş i veya biçimi. * Türk müziğ bir birleş makam. patı . k. tetikli yay. k ma li araziye uymak * ortama. i. * Hastalıbelirtileri. k *İ linek. lan * Ardı l. toprak. * Kundaklı . . ı laş arayısoranı p bulunmamak (veya olmamak) * kimsesi olmamak. yerey. arboretum * Botanik bahçesinde ağ ve benzeri bitkilerin dikimine ayrı ş aç lmıbölüm. inde ik arazi * Yer yüzü parçası . semptom. * İ çürümeye yüz tutmuş aç. yer.

ardı kadar açı na k * (kapı . ardı l * Birinin ardı gelip onun yerine geçen kimse. tükenmek. çatmak. ksı ardı kesilmek * arkası gelmemek. * Birisinin sı na ası rtı lmak. ksı ardı na ardı * Birbirlerini kovalayarak. karnı kuyruğ kara bir kuş rtı ak. pencere için) sonuna kadar açı k. sı ardı (veya arkası düş na na) mek * arkası gitmek. arkası ndan. ardıardı n n * Geri geri. takı lmak. arkası ra. halef. yuvarlak kara yemiş ilâç olarak kullanı nı ş ı leri lan bir ağ k (Juniperus). i la . u türü (Turdus pilaris). ardıotu ç * Ardıağ nıküçük bitkisi. sı sı ardı yüz köpek havlamayan kurt. ardı (veya arkası ndan ndan) atlı kovalamak * bir işgereksiz bir telâş yapanlar için söylenir. öncel karş . kurt sayı nda lmaz * önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanları çok olduğ anlatı n unu r. Avrupa ve Asya ormanları yaş nda ayan. ardıra sı ardı ç * Peş inden. ara vermeden. ardı ra. * Servigillerden. ardı nca * Hemen arkası ndan. sı kahverengi. aralı z. ardı arası kesilmemek * aralı z olarak gelmek. peş bı ndan ini rakmamak. ası lmak. * Sataş mak. ndan ı tı * Bir çı mda varı sonuç.ardaklanmak * (ağ açlarda) Mantarlarısebep olduğ çürümeye uğ n u ramak. güzel kokulu yaprakları kın da dökmeyen. aççı ardıkuş ç u * Kara tavukgillerden. * Musallat olmak. karı lan ardı l görüntü * Bir duyunun kaybolması sonra geriye kalan görüntü. ardı ra. hemen ardı ndan. ç acın ardırakı ç sı * Cin. ndan ardı lma ardı lmak * Ardı iş lma i.

ardık ş ı * Birbiri ardı gelen. * Böyle bir yerde saklanı eş için ödenen ücret. ndan ardık olgular ş ı * Bir hastalı sonra görülebilen fakat hastalın kesin sonucu olmayan olgular. ndan ardık görüntü ş ı * Bir duyunun kaybolması sonra da devam eden görüntü. antrepo. önlemek. lan * Siyasî çekiş melerin geçtiğyer. peş bı ini rakmamak. ardı bı nı rakmamak * Bkz. mütevali. i ardiyeci arduaz arefe areometre * Sıölçer. son vermek. tamamlamak. büyük boynuzları yaban koyunu (Ovis ammon). ktan ğ ı ardık sayı ş ı lar * Bir. iki. argaçlamak * Dokumada argaç atmak. a i. Kuzeydoğ Asya'da yaş u ayan. arife günü. arefe günü * Bkz. arife. üç gibi birbiri ardı gelen sayı ndan lar. ardı kesmek nı * arkası gelmemek. ardıklı ş k ı * Ardık olma durumu.ardı sapan taşyetiş ndan ı mez * bir kimsenin çok hı gittiğ anlatmak için kullanı zlı ini lı r. * Kayağ taşkayrak. argali * Boynuzlugillerden. arena * Amfiteatrıortası boğ güreş yarı oyun gibi türlü gösteriler yapı alan. * Bkz. vı argaç * Dokuma tezgâhları enine atı iplik. atkı nda lan . depo. lan ya * Ardiye iş leten kimse. an . * Ardiyeye bakan kimse. ş ı ardiye * Genellikle ticaret eş nı yası saklamaya yarar yer. durdurmak. argaçlama * Argaçlamak iş i. n nda. ardı almak (veya getirmek) nı * bitirmek. ş . olan .

saf. boğ dağ azı az. ı nı arı beyi * Her kovanda bir tane bulunan ana arı . münezzeh. ı ı rlı nda olmayan bir element. * Beceriksiz. n * Geçit. * Argıolma durumu. acı söylemek. halis. arı biti * Kör. külhan beylerinin kullandı söz veya deyim. n na lanan ağ parça. boğ . mak i argolaş mak * Karş klı konuş ı argo lı mak. argonot * Kafadan bacaklı lardan. salyangoz kabuğ biçiminde kabuğ olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan u u (Argonauta argo). ı * Günahsı z. bal ve bal mumu yapan. ğ ı argolaş ma * Argolaş özelliğgösterme. iş * Temiz. rengi. derbent. f. söz arı kil . aç argı k nlı argı t argo * Kullanı ortak dilden ayrı lan olarak aynı meslek veya topluluktaki insanları kullandı özel dil veya söz n ğ ı dağ ğ arcı. * Keklik tutmakta kullanı tahtadan kapanları yan tarafları bağ lan. arı gibi * çok çalı ş kan. arı sokmak gibi * iğ nelemek. kokusu ve tadı 18. argon * Atom numarası atom ağ ğ39. * Söz argo durumuna gelmek.argı n * Yorgun. ş nmı katıksı .9 olan. zı arı ı dalağ * Bal peteğ i. argüman arı * Bir çış kıkümesinin değkenine verilen ad. iğ nesiyle sokan böcek (Apis mellifica). * Yabancıeylerden arı ş ş z. arı arı alacak çiçeğbilir bal i * iş bilen kimse nereye baş ini vuracağ bilir. * Zar kanatlı lardan. z. kanatsı kılca renkli küçük sinek (Braula caeca). ı * Serserilerin. havada %1 oranı bulunan. zayıbitkin. Kı saltması Ar.

ş ğ ı k er ğ ı ıı lı arı kçı arı klama * Arı klamak iş i. cı kuru. yağerimiş f. Kuzey Afrika. arıçekmek k * tı kanan. yetiş * Bal almak için arı tirme iş yetiş i. karnı mavimsi yeş Güney Avrupa. arı klamak * Arı(II) duruma gelmek. k arı ma klaş * Arı mak iş klaş i.* Porselen yapmakta kullanı bir çeş ak ve gevrek kil. kanı arı u kuş * Arı ugillerden. ska. arıemek k * İçinin. arı sütü arı cı arılı cı k arı k * Ark. bozulan arkları temizleyip açmak. ldı arı kovanı * Arı n içinde bal yaptı çeş maddelerden yapı ş ları kları itli lmıyuva. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. sı sarı kuş rtı . k arı klatma * Arı klatmak durumu. arı klatmak * Su yolu yapan kimse. arı ugiller kuş * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfı giren bir familya. . arı mak klaş * Arı(II) olmak. sı ı zayı lı z. * Genç iş arın baş çi nı ı ndaki bezlerden salgı ğazotu çok madde. lan it Arı Kovanı * Yengeç takı yı zı m ldı yöresinde bir yı z kümesi. açıyerlerde yaş bir kuş k ayan (Merops apiaster). * Fide veya fidan dikilen yer. lar nına arı sili * Tertemiz. kaolin. Orta Asya'da az ağ klı il. açlı . arı kovanı iş gibi lemek * (bir yerin) gireni çı çok olmak. arı k * Eti. ladı ı * Bal almak için arı tiren kimse. karşğödenmeyen emek.

özellikle karı ve arka ayakları llarla örtülü nları kı zar kanatlı familyası lar . tenzih etmek. arı lı k * Temizlik. i * Temizlenme. tirme. kovanlı n u k. arı tı laşrmak * Arı duruma getirmek. arı laş duruma gelme. flı skalı arı lama arı lamak arı lanma * Arı lamak iş tenzih. arı ma laş * Arı mak durumu. i. arı dokunmak na * utanç duymak. arı tı laşrma * Arı tı işözleş laşrmak i. vücutları . arı ma. * Katıksı k. * Bir ş herhangi bir ayıveya kusur bulunmadını eyde p ğ bildirmek. * Ruhun tutkulardan temizlenmesi. * Sanat yoluyla duygularıarı n nması . sı k. iyi ş kı arış nı arı nma * Arı nmak işveya biçimi. arı mak laş * Arı duruma gelmek. k arı k klı * Zayık. ı * Arı lanmak durumu. arın yuvası kazı(veya çöp) dürtmek nı na k * tehlikeli kiş kı rtmak. ş zlı ı * Günahsı k. özleş me. saflaş mak. arı rma ndı * Arı rmak iş ndı i. özleş mek. laş arı lar * Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaş ayan.* Arı(II) duruma getirmek. özleş tirmek. zlı * Kovanları konulduğ yer. laş arı lanmak * Arı mak. arı rmak ndı * Arı nması sağ nı lamak. arı lı k arı nmak .

k . iş lemez duruma gelmek. * Aksama. * Bulaş ş mı musallat olmuş . karbondioksit ve al ndan yla n su buharo gibi hidrokarbon bileşi olmayan gazlarla. * sonradan ortaya çı kmak. arı yapmak za * Bozulmak. tasfiye etmek. petrol gibi maddelerin arı ğyer. arı zalanma * Arı zalanmak iş i. * Arı iş tma i. za. tma i. tı ı ldı arı tı ş * Arı işveya biçimi. arı ünitesi tma * Doğ gaz üretim kuyuları toplama hatları gelen gazı içerisindeki hidrojen sülfür.* Temizlenmek. arı tı cı * Arı özelliğolan. . duruma gelmek. arı zalanmak * Arı aksaklıgöstermek. vb. arı z arıolmak z * bulaş sürekli görünür durumda olmak. yağ için) Arı iş rafinaj. ş z ı * Sonradan ortaya çı kan. tasfiyehane. iğ nı ldı ı arı tmak * Temizlemek. * Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. tmak i arı tma * Arı iş tmak i. arı za * Engebe. bemol ve bekâr iş aretlerinin ortak adı . mak. * Katıksı arı ş z. * Çözgü. * (petrol. arı ş arı ş arı ş * Araba oku. rafineri. aksaklı k. alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanısoluna n m n konulan diyez. hidrokarbon kondanstların tabiî gazdan ayrı ğbirim. tma i * Deterjan. arı lı tı k cı arı tı m arı evi tı m *Ş eker. ı * Rahatlamak. * Bir notanısesini yarı ton yükseltmek. * Katıksıduruma getirmek.

* Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İ grubuna verilen ad. ş acak * Yiyeceğortaklaşsağ i a lanan (toplantı ). olayıbir önceki günü veya ona yakıgünler. bozulmuş . dı gelen. nını u * Soylular sıfı nı. iş lemeyen. *İ ran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleş halk veya bu halktan olan kimse. bozulmadan iş leyen. rahat. bu halka özgü. aristokrasi * Ekonomik. ran * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğş . varı . * Aksamayan. ön gün. * Özgür. arifane ile * ortaklaş a. m * Engebesiz. biçimde. arife * Belirli bir günün. mutlu. için) Aksayan. idare edecek biçimde. arı z zası arı zî * Sonradan olan. * Huzurlu. eğ reti. * Çı plak. n n arife günü * Dinî bayramlardan önceki gün. en * Bu halkla ilgili. Aristoculuk * Aristotelesçilik. * (Araç vb. toplumsal ve siyasî gücün soylular sıfın elinde bulunduğ tarihî yönetim biçimi.arı zalı * Engebeli. arya. arioso Aristocu * Dramatik ve lirik bakı mdan yüksek bir anlatı gücü olan ağ başhava. aristokrat . ş lı ş lı arif olan anlası(veya anlar) n * herkesin anlayacağkadar açısöylenmeyen bir sözün gerçek anlamı ı k nıkavrayanlar için söylenir. arifane * Arif olana yakı yolda. hür. liğ i arkı Ari arî Ari dil aria arif * Çok anlayı ve sezgili (kimse). düz. ş tan * Geçici. m ı lı r * Aristotelesçi. * Yarı yamalak.

sı Aristotelesçilik * Yunan filozofları Aristoteles'in felsefesi. lan aritmetik orta * Bir diziyi oluş turan sayı n toplamın.5. * Bu bilimle ilgili.* Aristokrasi yanlı. reti. * Büyük bira bardağ ı . n lemler olan kolu. * Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe. ağalma. * Ritimli olmayan.. Arjantinli * Arjantin halkı olan. * Belli bir taş r malıkullanı nı geri verilmek ş yla bedelsiz olarak bir kimseye bı lması ı nı n lmasın artı rakı . düzensiz.. aritmi aritmik ariya ariyet * Eğ ödünç. ödünç olarak. aritmetik * Matematiğ konusu sayı bunlarıözellikleri ve iş in. kla aristokratlı k * Aristokrat olma durumu.9. ndan * Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu. sı * Soylu. dizisi aritmetik bir dizi olup ortak çarpan m iş denilen değmez oranı sayıdı iş 2 sır. her yönü ile. gezimcilik. aritmetik dizi * Ardık terimleri arası ş ı ndaki ayrı değ meyen dizi: 1. * Kalp atı ndaki düzensizlik ve eş ş ları itsizlik. ndan ark . * Sancağ yelkeni veya sereni direkten aş ı ı . aritmetik iş lem * Aritmetik yoluyla yapı çözüm. aritmetiksel * Aritmetik ile ilgili. lar.7.3. aristokratik * Aristokratlı ilgili. ariyeten * Eğ olarak. reti ariz amik ariza arjantin * Enine boyuna. dizinin terim sayına bölünmesiyle elde edilen sayı ları nı sı . Aristotelesçi * Aristotelesçilik yanlı olan kimse.

arı hark. arka arkaya vermek * birbirini korumak için birleş destek olmak. arka ayak * Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan biri. gibi arka arka * Geriye doğ ru. lan arka teker * Araçlarıarka düzeninde yer alan tekerlek. kayı bulmak. * Koruyucu. * Önemsiz. arkada bulunan. kanal. piston. * Bir ş sı durumunda olan yüzeyi. arka plânda * Geride. arka kapı çı dan kmak * okuldan baş sı kla ayrı arızlı lmak. arka sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki sokak. kayı na ı rmak. n arka vermek * desteklemek. kayıcı rı. eyin rt * Geri kalan bölüm.*İ çinden su akı için toprağkazarak yapı açıoluk. manevî yönden destek olmak. tmak ı lan k k. ş arka (veya sı çevirmek rt) * eski ilgiyi göstermez olmak. arka * Bir ş temel tutulan yüzünün tam ters yanı eyin . rı cı arka çı kmak * bir kimseyi baş kaları karşkorumak. * Geçmişgeride kalmızaman. * Otururken sı n dayandı yer. eyin * Ağ ı l. dayamak. rtı ğ ı * (insan için) Vücut. art arda. yabancı davranmak. sı nda n rı ğ ı . dayanı mek. arka bulmak * bir koruyucu. * Arkada olan. rüzgâr almayan kuytu yer. arka arkaya * Hemen birbirinin arkası ndan. arka müziğ i * Bir oyunda hareket ve sözlerin yanı ra etkiyi artı için hafifçe çalı müzik. cetvel. sı rmak nan arka olmak * maddî. iltimasçı . . beden. peş . ş mak. arka yüz arkaç * Bir ş arkada kalan yüzü. * Art. * Dağ rtları davarlarıyatıldı düz.

* bir süre beraber bulunmak. m . hempa. içtenlikle. lı a er ları kün arkadaş il. a ş ı ş . yâren. i. dostça. destek olmak. kullanı ulan lan mdan düş olan eski söz ve deyim. arkadan vurmak * bir kimse kendisine güvenen ve inanan birine gizlice kötülük etmek. erce n nda arkadan arkaya * Gizli gizli. birlikte gitmek. * Konuş ve yazı dilde. * zaman bakı ndan geçmiş bı mı te rakmak. lı arkadaşk etmek lı * bir iş birlikte bulunmak.arkada bı rakmak * birinden daha ileri gitmek. arkadaş na çok düş olan kimse. bir yapın özelliğ ldı dan ı dan nı i. arkaizm arkalama arkalamak * Arkası almak. refakat etmek. * (ölen kimseye göre) dünyada bı rakmak. inde raktı ı nları arkada kalmak * geriden gelmek. arkadaşyakır davranı omuzdaşk. gizlice. (söz * Güzel sanatlarda klâsik çağ öncesinden kalan. geride kalmak. eskimiş veya eser). te * Birbirlerine karşsevgi ve anlayıgösteren kimselerden her biri. lik arkaik * Arkaizmle ilgili. lar arkadaş olmak * bir kimseyle dostluk kurmak. * değ ileride olanlarıarkası kalmak. ileri gidememek. el altı ndan. belli etmeden. eş etmek. arka taş değ ı * zarar veren arkadaş için söylenir. müş * Kullanı ğçağ daha eski bir çağ kalma bir biçimin. refik. arkadaş ça * Arkadaş olarak. korumak. müzaheret etmek. arkadaşk lı * Arkadaş olma durumu. arkadaş * Bir iş birlikte bulunanlardan her biri. geride kalmak. huyu ve düş te ünceleri birbirine uymak. arkadan söylemek * kendisi bulunmadı bir yerde kimseyi çekiş ğ ı tirmek. arkada bı rakmak * bir ş eyden epey uzaklaş ş mıbulunmak. ı ş arkadaş sı canlı * arkadaşğ değ veren. na * Bir kimseye güven vererek yardı etmek. ünsiyet. arkada kalanlar (veya arkadakiler) * bir kimsenin öldüğ ünde veya bir yere gittiğ geride bı ğyakı . içten olmak. yüklenmek. m. * Arkalamak işyardı müzaheret. dedikodusunu yapmak.

arkası bakmadan gitmek na * arkada kalanlarla hiç ilgilenmeden bir yerden ayrı lmak. * Sı dayamaya yarar yer. * Koruyanı . ğ rt ı arkalı z ksı * Arkalı. arkası gelmek * devamlı olmak. kalı bir tür kı hı nca sa rka. ndan . rt * Sı nda yük taş hamalları yük taş rtı ı yan n. dayanağolan. arkası kesilmek * tükenmek. arkası yufka * Sevilen bir yemeğ arkası baş bir yemeğ bulunmadını in ndan ka in ğ anlatmak için söylenir. ğ rt ı arkası (veya sı ) yere gelmemek rtı * sarsı lmamak. taş rtı ı mak. güçlü olmak. * (birini) gözden ayı rmayarak arkası gitmek. arkalı rken kları ğ ı k. semer. arkası nmak alı * sona erdirilmek. ı kullandı arka yastı. yerinden düş ürülememek. arkası ra sı * Ardı ndan. sürekli olmak. sı dayayacak yeri olan.arkalanma * Arkalanmak iş i. arkalanmak * Kendisine yardı edilmek. m arkalı arkalı ç * Arkalı k. arkası almak na * sı na yüklemek. arkası düş (veya takı na mek lmak) * bir işsona erdirmek için sı çalı i kı ş mak. bitirilmek. koruyucusu. arkası pek * Güçlü birine veya sağ bir ş güvenen. arkası olmamak * kayı racak kimsesi olmamak. lam eye arkası ra sı * arkası ndan. * desteğ sağ ini lamak. ı arkalı klı * Arkalı. destek olunmak. arkalı k * Ev içinde giyilen kolsuz. ı * Soğ a karşgereğgibi giyinmemiş uğ ı i olma durumu. son bulmak. sı dayayacak yeri olmayan. peş inden. bir yerde durdurulmak.

una arkası getirememek nı * baş ğbir iş ladı ı i sürdürüp sona erdirememek. lk . * İ ana madde. geriden gelmek. iltifat etmek. una arkası (veya peş bı nı ini) rakmak * vazgeçmek. görüş fı aramak. ı arkaüstü * Arkası gelecek biçimde. arkası z * Arkalı olmayan. baş zamana veya iş sonuna bı ka in rakmak. yaptı me rsatı * birine çok ilgi duymak. yere arkaya bı rakmak (veya koymak) * sonraya. arkası (birine) vermek nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. arkası dolaş (veya gezmek) nda mak * bir işyaptı için ilgili veya yetkili bir kimsenin uğ ğyerlere giderek görüş fı aramak. ğ ı * Koruyanı olmayan. dayanağolmayan. arkası (bir ş vermek nı eye) * dönmek. arkası sürüklemek ndan * arkası gelmesini sağ ndan lamak. sözünden caymakta sakı görmeyenler için kullanı iş nca lı r. li arkeen arkegon * Kambriyumlardan önce oluş en eski yer katı an . arke arkebüz * XV. ertelemek. arkaya kalmak * geride kalmak. i arkası dayamak nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. taş ı nabilir ateş silâh. sonraya kalmak. arkası koş ndan mak * iş rmak için birinin arzusunu kollamak. i rmak radı ı me rsatı arkası ndan * birinin orada hazı r bulunmaması durumunda. arkası almak nı * bir iştamamlamak. arkası sı nı vamak * okş amak.arkası (veya sı nda) yumurta küfesi yok ya! nda rtı * eski düş üncesini değtirmekte. yüzyı Fransa'da kullanı lda lmaya baş lanan. övmek. koruyucusu.

ı arktik arlanma arlanmak arlanmaz * Utanmaz. kazı mı bilimi. nı * Arlanmak iş i. mur yla arma uçurmak (veya arma budatmak) * armayı rüzgâra kaptı rmak. limanda kı ş lamak. veya * Tarih öncesi ve eski çağ lardan kalma eserleri tarih ve sanat bakı ndan inceleyen bilim. armadura * Gemide direklere takıhalatları lamak için küpeş lı bağ tenin iç tarafı bulunan delikli ve çubuklu levha. * Geminin yürümesine hizmet eden direk. bir hanedanıveya bir ş n ehrin sembolü olarak kabul edilmiş resim.organı . arkeolojik * Arkeoloji ile ilgili. arkeolog arkeoloji * Eğ otları bazı yosunları bütün kara yosunları ve bazı k tohumlularda görülen diş relti nda. kuzey kutup yakında olan. sılmaz. seren. ip. lı r) * Köy evlerinde kapı n arkası konulan kalıkuş ları na n ak. kum taştüründen bir tortul kayaç. yerli arma soymak * hareketli olan armayı . seren. harf veya ş ongun. nda açı ilik * Kazı bilimci. nda armağ an . arkı t arkoz * Birleş iminde feldspat bulunan. mı arma donatmak * armayı yerine koymak. * Geminin direk. yağ ve kardan korumak amacı bir süre için sökmek. kı * Kuzey kutupla ilgili. halat ve yelken takı . ekil. arlı ndan. yelken ve ip gibi donanı nı mı düzenleyen usta. arkeopteriks * Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili. su nda. kı arlı * Namuslu. armada armador * Donanma. * (olumsuz olarak veya olumsuz anlamlı cümlelerde kullanı Utanmak. utangaç. huysuz huyundan vazgeçmez arı * herkes kendi karakterine göre davranı bulunur. ş ta arma * Bir devletin. arkeoloji uzmanı bilgini. sılgan.

ey. * Ticaret gemisi sahibi. . letmeciliğ i. * Fazla bön. ı z sı zı * Akordeon. hediye etmek. armudî armudiye * Armut biçiminde nazarlı olarak takı altı k lan n. çiçekleri beyaz. armonyum * Taş ı nabilir küçük org. armatür * Bir aletin ana bölümünü oluş turan kım. * Ödül. n da) lar armut * Gülgillerden. sı * Bir mı sı iki kutbu arası kuvvet akı nı knatın nda. ana ndan olan armonize * Tamamlayı sesler eklenmiş cı (müzik parçası ). * Bağ. ak. mıka. armonika * Yan yana sı ralanmıdeliklerden her biri üflenince. armut gibi . yurdumuzun her yerinde yetiş bir ağ (Pirus communis). mutlu etmek için verilen ş hediye. sulu. yumuş ufak çekirdekli meyvesi. ı ş armağ etmek an * birine bir ş armağ olarak vermek. Ahlatı iyisini (dağ ayı yer. armoni * Türlü sesler arası sağ nda lanan uyum. * Armonika. armoniler * Frekansı sesin frekansı tam katı sesler. * Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. en. mı toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arası na yerleş tirilen demir parçası . * Armut biçiminde olan. eyi an armalı armatör * Arması bulunan. * Bir bilim adamın emek verdiğdalda onu anmak için hazı nı i rlanan bilimsel eser. an armonik * Armoni ile ilgili olan. ayrı ş notada sesler çı karan küçük ağ çalgı. * Gemi iş letme işgemi iş i.* Birini sevindirmek. armoni orkestrası * Yalnıüflemeli çalgı z lardan oluş orkestra. armudun iyisini (dağ ayı yer da) lar * Bkz. armatörlük * Armatör olma durumu. ihsan. aç * Bu ağ n rengi sarı yeş kadar değebilen tatlı acı dan ile iş .

bön. ş sı armut kabağ ı * Ürünü. Arnavutluk * Arnavut olma durumu. n) * her ş kusur bulmak. . aromatik * Öküz gözü. armut biçiminde olan bir süs kabağ ı . Arnavut bacası * Çatı penceresi. Arnavutlaş mak * Arnavut dilini ve kültürünü benimsemek. nda ğ ı . kı zı Arnavut ciğ eri * Ciğ tavası er . ayan * Bu halka özgü olan (ş ey). armuz Arnavut * Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtaların yan yana gelmeleri sonucu araları oluş nı nda turdukları çizgi. hiçbir ş beğ eye eyi enmemek. armut piş zı düş ağ ma ! * bir iş hiç emek harcamaksın onun kendiliğ e zı inden olması bekleyenlerin durumunu anlatı nı r. Arnavut biberi * Acı rmı biber. n ğ ı Arnavutlaş ma * Arnavutlaş mak. tı Arnavutlaşrmak tı * Arnavut kimliğ kazandı ini rmak. sır gözü. * Arnavutluk ve çevresinde yaş bir halk. * Arnavut halkın bütünü. Arnavutlaşrma tı * Arnavutlaşrmak durumu.* çok anlayı z. nı arnika aroma * Bitki özlerinden veya yağ ndan elde edilen hoş ları koku. Arnavut kaldımı rı * Yollarda irili ufaklı larla geliş taş igüzel yapı kaldım. armut top * Boksörün çalı ş maları kullandı içi havalı şderi. Arnavutlarıkullandı dil. dı ı armutun sapı üzümün (veya kirazı çöpü var demek var. mastı ğ ı çiçeğ i. lan rı Arnavutça * Hint-Avrupa dilleri ailesine giren. armut biçiminde top. armut kurusu * Daha sonraki mevsimlerde yenmek üzere kurutulmuş armut.

* Bu bitkinin taneleri. arpacı k * Göz kapağ n kenarı çı küçük çı it dirseğ ı nı nda kan ban. ş arpacı * Arpa alan ve satan kimse. arpa ş ehriye * Arpa biçiminde dökülmüşehriye. darı ktı çı * ters sonuç veren iş için söylenir. arozöz * Kamyon. ler arpa güvesi * Tahı dadanan bir güve türü. arp * Bkz. ğ ı arpalı k * Arpa ekilen yer. arpacısoğ k anı * Tohumdan yetiş tirilen ve tohumluk olarak kullanı küçük soğ lan an. ı z lı lanı * Arpa yetiş tirme veya alı satma iş p i. llara arpa suyu * Bira. çok yetiş tirilen bir bitki (Hordeum vulgare). * Arpa konulan yer. sulamaya yarar araç. i. arpa boyu kadar gitmek (veya yol almak) * pek az ilerlemek. * Yabanî arpa. arpa * Buğ daygillerden. k eyler * Baş k. arpacı kumrusu gibi düş ünmek * ne yapacağ bilmeyerek derin derin düş ı nı ünmek.* Hoş kokulu. aromalı . araba gibi bir taş aracı doldurma ve boş ı t na. . maklı * Karş ksıyarar sağ lan yer veya kimse. altma düzeni olan. taneleri ekmek ve bira yapı nda kullanı hayvanlara yem olarak verilen. arpa ektim. * Müftü ve kazasker gibi din görevlilerine aylıyerine verilen giyecek. yiyecek gibi ş veya para. arpa tarlası . harp (II). arpacı lı k arpağ an arpalama * Atlarıayakları görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalı n nda k. tabanca gibi ateş silâhlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve niş alı gezle birlikte li an rken göz ile hedef arası aynı üzerine getirilen küçük çıntı nda çizgi kı . yurdumuzda mı lan. * Arpa biçiminde ş ehriye. * Hayvanıdiş bulunan ve hayvan yaş kça silindiğiçin yaş belli eden bir niş n inde landı i ı nı an. * Tüfek. bir su deposu eklenmesiyle oluş turulan. * Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalı.

yüzsüzce davranmak. atmosfer bası altı 4500 C de u ncı nda süblimleş maden filizlerinde çok yaygı bulunan. k arpalıyapmak k * bir kaynaktan sürekli olarak çı sağ kar lamak. ş klı * Arp çalan kimse. z arsı k zlı * Arsıolanıdurumu veya arsı yakı z n za ş davranı yı ı k. metal görünümünde basit element. . yıı yüzsüz (kimse). acak ş lıklı rnaş . ı ı rlı unluğ 5. yoğ 33. ş * Aç gözlü davranan (kimse). sılması lık. Kı en. mak. z za ş an arsı zlanma * Arsı zlanmak iş i. arsıarsı z z * Utanmaz bir biçimde. keser * haksı ğveya kötülüğ esas yapanıyerine bu konuda adı plâna çı kiş anlamı kullanı zlı ı ü n ön kan iler nda lı r. kudurmak. arsı mak zlaş * Arsıduruma gelmek. sı ı k. arsı k etmek zlı * utanmadan.7 olan. lı ş rnaş arsı zca * Arsıgibi. arslanıadı kmı çakallar baş n çı ş . zı k. arslanlı . arpçı arpej arsa arsenik * Atom numarası atom ağ ğ74. kı arslan * Aslan. * Kolayca üreyebilen (bitki). arsı yakı biçimde. * Bir akort oluş turan seslerin birbiri arkası çalı ndan nması . aç gözlü davranmak. arsı ulusal * Uluslar arası .arpalıetmek k * arpalıyapmak. sı otu. sı arak. sılmadan. yıarak. arpası gelmek çok * coş azmak. zlı arsı ma zlaş * Arsı mak iş zlaş i. arsı z * Utanması kı olmayan. * Üzerine yapı lmak için ayrı ş yapı lmıyer. arsı zlanmak * Arsı k etmek.91. n çan rnı saltması As.

* Keman yayı . art avurt . ı nla * Amaçsı geniş mlarla dolaş z. yukarı mı ya doğ uzanmıdemir yay. tramvay gibi elektrikle iş leyen taş ı tlarda telden elektrik akı almaya yarayan. arş kadar. troleybüs. arş ivlemek * Arş kaldı ive rmak. * Belgelik görevlisi veya uzmanı .* Osmanlı devletinde kullanı arslan baskıgümüş lan lı sikke. arş saklamak. arş k ı nlı arş idük arş es idüş * Arş ölçüsünde. ivde art * Arka. eyin art arda * Birbirinin arkası ndan. sı zı * Avusturya hanedanı prenses. arş ivcilik * Arş ivcinin yaptı iş ğ veya görevi. * Bir ş öbür yüzü. lk * Dokuzuncu kat gök. adı mak. geri. nda * Belgelik. arş * İ dinî inanına göre göğ en yüksek katı slâm ş ı ün . ru ş arş etip arş ı âlâ arş ı n * İ örnek. ı k it arş ı nlama * Arş ı nlamak iş i. arş arş e * Askerlikte "yürü" komutu. ı n ı n * Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan. * Tren. arş ı nlamak * Arş ölçmek. * Arş idükün karıveya kı. * Yaklaş olarak 68 cm ye eş olan uzunluk ölçüsü. ı arş iv arş ivci arş ivleme * Arş ivlemek iş i.

geriye kalmak. a ndan an ndan art bölge * Deniz kısı bulunan bir yerin gerisindeki bölge. hinterland. nı iş sı art zamanlı lı k * Değ ik zaman ve evrim açından incelenen dil olayların özelliğ diyakroni. * Gözde iris ile billûr cismin arası ndaki boş luk. artçı lı k * Artçın görevi. ş ı k * Çoğ fazlalaş artı . diyakronik. nda l düş art elden * birini oyalayı ondan gizli olarak. an. bazen de n rtı mı ı itli n nda sı zarak oluş turduğ ünsüz: k. ta. iş sı nı i. yında art damak * Damağ arka bölümü. ş ı k artakalma * Artakalmak iş i veya durumu. .* Avurdun arka bölümü. p. hareket). art eteğ namaz kı inde l * çok temiz huylu kimseler için söylenir. fazla bulunmak. ı n art damak ünsüzü * Ciğ erlerden gelen havanı dil sı yardı yla art damağ çeş noktaları bazen patlayarak. art niyet art oda art teker * İ gücü sağ tici layarak bisikleti yürüten teker. artakalmak * Artmak. g. bereketli. nı * Art düş ünce. alan. art avurt ünsüzü * Dil ucunun art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses. art zamanlı * Evrim açından ele alı süre içinde birbirini izleyen. art düş ünce * Bir düş üncenin arkası gizli tutulan ası ünce. sı nan art zamanlı bilimi dil * Dil olayları değik zaman ve evrim açından ele alan dil bilimi. mlı artağ k anlı * Alılandan veya beklenilenden artıürün verme durumu. bereket. artağ an * Alılandan veya beklenilenden artıverimi olan. artçı * Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğ güvenliğ sağ in ini lamak için arkadan gelmek üzere bı lan rakı kı dümdar. * Geçmiş sanat veya edebiyat çırı sürdüren (sanatçı bir ğ nı ı . ğ u .

ey ktan * Daha çok. yeter. karşğödenmeyen emek. önünde artıareti bulunan (sayı eksi karş . * Artı klamak iş i. metal uçlardan artı yüklü olanı . fı iş ). ı lan e ş kı arterit artezyen artezyen kuyusu * Artezyen. * Bir ş harcandı sonra onun artan bölümü. ldı * Kalan veya artan bölüm. daha fazla. daha. * Bundan böyle. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. yenildikten veya kullanı ktan sonra geriye kalan. ubat na lda artıyı k l artı klama * Dört yı bir gelen 366 günlük yıseneikebire. artı çoğ ş alma. artıemek k * İçinin. pozitif sayı . sıya batı p akı n geçmesini ağ vı rı lı mı layan. artı mlı artı n artılma rı * Piş ştiğiçin miktarı ince iş i artmıgibi görünen. iş ş gücünün karşğolarak. gün.arter * Atardamar. artağ ş an. * Trafiğyoğ olan ana yol. artı m * Artma. sırdan büyük sayı areti fı . ı tı artı sayı * Kendisinden önce + iş bulunan. * Katyon. artı klamak * Yemekte artıbı k rakmak. dört yı bir gelen 29. *İ çildikten. artı uç artı k * Elektrikli çözümlemede. i un * Atardamar bozukluğ u. * Sırdan büyük. karşğ ödemeksizin ıı lını sahip olduğ ek değ u er. pozitif. ödenen değ üzerinde ürettiğve iş ıı lı erin i verenin. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı artıgün k * Artıyı k llarda ş ayı eklenen. artıdeğ k er * İçinin. . sonra. * Artılmak iş rı i. anot. * Toprağburgu ile delinerek açı ve suyu yükseğ fı ran kuyu. lda l. zait. . artı * Toplama iş leminde + iş aretinin adı .

fazlalaş eri mak. ekil z. artmak artmak * Büyük heybe. * Bir malı ka alıları verdiğfiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek. artı rmak * Artması sağ nı lamak. baş cı n i * Tutumlu davranıbiriktirmek. tezyit edilmek. * boylu poslu. çoğ lmak. ince ktan * Değ yükselmek. tasarruf etmek. güzel ve alı (kimse). * Yükseltmek. * Eklem romatizması . * Eğ lence yerlerinde gösteri yapan kimse. * Güzel sanatlarıgerektirdiğniteliğ uygun. mlı * Artiste benzer biçimde. artı çoğ ş m. sanatçı . * Alılar arası cı ndaki yarı ş maya dayanan ve en yüksek fiyatı sürene malıverilmesiyle biten yöntem. artma. alı . en ğ ı * Arttı rmak iş i. artist * Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse. * Eskisinden daha çok çoğ almak. * Müzayedede artı rma. sanatkâr. çoğ altmak. artma * Artmak iş i. * Artı rmak işyapı i lmak. artı ş artist gibi artistçe artistik artistlik artrit artroz arttı rma arttı rmak . p * Herhangi bir davranı ileri gitmek. artı rma * Artı rmak iş i. artist gibi. * Artistin görevi. * Gereğ harcandı sonra bir miktar geri kalmak. iltihapsı süreğ eklem hastalı.artılmak rı * Artı rmak iş konu olmak. eyi rma i. n müzayede. ş ta * Artmak iş i veya biçimi. * Genellikle ş bozucu. sanatlı n i e . ine altı artım rı * Bir ş idareli harcayarak onun bir bölümünü artı iştasarruf. * Artist olma durumu.

ile arz odası * Mevkii olan insanları halkla görüş ü oda. arz arz arzuhâl gibi (veya kadar) * bir mektubun çok uzun olduğ anlatmak için söylenir. enlem dairesi. enlem. jeoloji. arzuhâl * Dilekçe. arz derecesi * Bkz. eye ı arzu etmek * yürekten istemek. stek. arzu duymak * birine veya bir ş karşistek duymak. arz dairesi * Bkz. * Yer. kapalı veya açı k değ salı lı k klı erlerine göre türlü ses kalı ndan oluş Divan pları an Edebiyatı m ölçüsü.aruz * Hecelerin uzunluk ve kı k. yeryüzü. tüğ arz talep kanunu * Belirli bir piyasada sunu ve talep dengesini düzenli tutma sistemi. istida. ü Aryanizm * IV. nazı arya * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğ genellikle kendi içinde bütünlüğ olan parça. arz * Sunma. * Heves. sunu ve istem. * Enine olan. liğ i. arz etmek * sunmak. yüzyı Arius adlı papazıkurduğ ve Hristiyan inanını tersine olarak İ n tanrı ı inkâr lda bir n u ş n ı sa'nı lını ğ eden mezhep. * (büyük bir makama) Anlatma. * saygı bildirmek. arzanî arziyat arzu * İ dilek. * En. geniş lik. n. * Yer bilimi. unu . arz ve talep * Üreticinin piyasaya mal çı karması tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları ve . bildirme.

kları * Sinir hastalı uzmanı kları . arzusu kalmak * isteğyerine gelmemek. arzuhâlcilik * Arzuhâl yazma iş i. mektup vb. hevesli. arzulamak * İ duymak. eklendiğkelimenin daha aş ı fatın saltı ş ı i ağderecelisini anlatan yeni kelimeler türetmeye yarar. *İ skambil kâğ nda birli. * Sinirle ilgili. n kları asabî * Sinirli. sinirsel. istemek. sinirlenmek. din adamların güç sembolü olarak. asabîleş me * Asabîleş iş mek i. asas kat as yön asabiyeci . * Eskiden ihtiyarları baston yerine kullandı uzun sopa. yazan kimse. arzulama * Arzulamak iş i. öfkelenmek. asabîleş mek * Kı zmak. kları * Sinir hastalı ile ilgili hastahane bölümü.arzuhâlci * Para ile dilekçe. hükümdarları mareş n. özlemek. as as * Kakı m. * Ast sı nıkı lmı. sinirlilik belirtileri göstermek. asabîlik asabiye * Asabî olma durumu. * Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğ eş parçalardan her biri. asa * Bazı ülkelerde. hevesini alamamak. stek arzulu *İ stekli. allerin. * Sinir hastalı ile ilgili hekimlik kolu. törenlerde taş kları nı ı dı bir tür ağ veya metalden değ aç nek. ü it * Ara yön. i As * Arsenik'in kı saltması . ı tları * Bir iş baş gelen (kimse veya ş te ta ey).

asillik. o görevin sahibi olan kimse. esasî. vekâleten karş . n * Soyluluk. ksenon). . ı tı * Yazı veya sözde bayağsöz ve deyim bulunmaması da ı durumu. ş ması sağ asap asar * Sinirler. ı tı * Kendi adı hareket ederek. vekillik karş . kripton. ası l olarak. * Bir canlın içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak. lar. na asaleten asaleten atama * Sürekli görev yapmak üzere bir göreve atama. *İ nsanları yükleri bir yapın bir katı ötekine veya yüksek yerlere çı p indiren elektrikle iş veya nı ndan karı ler * Kurul. asansörcü * Asansörün bakı ve onarı nı m mı yapan kimse. mak asalaklaş mak * Asalak duruma gelmek. öbürü sayın kendisi olan doğ sayı olan nı al (lar). asal sayı (lar) * Bölenlerinin kümesi iki elemanlı elemanlardan biri 1. asalak parazit. * Bir görevde temelli olarak. * Bir görevi yüklenmiş olan.asabiyet asal * Sinirlilik. ekti. * Yapı eserler. soy gazlar. tufeyli. argon. temel niteliğ olan. asansör boş u luğ * Binalarda asansörün iş lemesi için bı lan boş rakı luk. asamble asansör araç. kaların rtı asalak bilimi * Asalaklarıyapını ayını n sı. onun zararı yaş baş canlı nı na ayan ka . asabî yapıolma. yaş ş . asalaklı k asalet * Asalak olanıdurumu. neon. konakçı iliş ı yla kisini ve yaptı hastalı ğ ı klarla bu hastalı karşgiriş klara ı ilecek savaşkonu alan bilim dalı ı . lı * Başca. lı inde asal gazlar * Atomların dıelektron halkaları nı ş tamamı veya geçici olarak elektrona doymuş yla olan gazlar (helyum. * Otel ve hastahane gibi büyük kuruluş larda asansörün düzenli çalı nı layan kimse. parazitoloji. asalaklaş ma * Asalaklaş durumu. * Baş nısı ndan geçinen (kimse).

aselbent * Hekimlikte ve koku yapı nda kullanı aselbent ağ nı kabukları mı lan. asbaş kan *İ kinci baş kan. asbest yünü * Asbestin iş lenerek yün biçimine sokulmuş u. ortanı n çorbacı ına verilen ad. taş ndan an rı te i iş pamuğ kaya lifi. * Osmanlımparatorluğ İ unda yeniçeri ocağ n kaldılması önceki güvenlik görevlisi. acın çizilerek elde edilen bir reçine. sirkeyle aynı özellikleri taş ı yan. kolayca alev alıeter kokusunda bir sı. * Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu. baş sı ş ehrin düzenini korumakla da yükümlü olan 28. ases * Gece bekçisi. düzenlilik. * Her türlü mikroptan arı ş nmı . eş lama baş zaman karş . senkron. saydam. ı nı rı ndan asenkron asepsi aseptik asesbaş ı * Yeniçeri ocağ ı ndaki askerî görevinin yanı ra. ı tı n * İ kullanmadan. yadıkurun.asarı atika asayiş * Eski yapı eski eserler. * Birleş imine asetat karı rı ş ş lmı tı . sarı kokulu. lan r. asayiş berkemal * Güvenliğ yerinde olduğ anlatı in unu r. güvenlik. u. asetik asit * Sirkeye tadı ve özelliklerinden birçoğ veren asit. msak ş ı * Birçok organik maddeyi eritmekte kullanı uçucu. yalnııyardı ile aygı pansuman gereçleri gibi ş lâç z sı mı t ve eyleri mikropsuzlaşrma iş tı i. i aç * Eş zamanlı olmayan. * Sirkeyle ilgili. lar. baş ve bitme anları ka olan (olaylar). baş sı asetat asetatlı asetik * Asetik asidin tuzu veya esteri. kılmadan bükülebilen ve ateş niteliğdeğ meyen bir mineral. * Bu reçinenin elde edildiğağ (Styrax officinalis). güçlü ve beyaz bir ık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. vı * Siyah renkte ş ekilsiz bir cins bitüm. asbest * Tremolitin bozulması oluş lifli. nı unu asetilen aseton asfalt * Renksiz. n nda lan ş ı . * Ana maddesi katran olan ve yollarıkaplanması kullanı karım.

en aş ı azı ağ en ndan. * Hz. asfaltlamak * Asfaltla kaplamak. nı ğ ı ası lar l sayı . lan ulan asgarî * En az. ashap * Sahipler. nesep. kaynak. * Soy. * Gerçek. * Ası lı . * Minimum. lan ş * (a'sıBaşca.* Asfaltlanmı ş . e rakı ş ası k * Somurtkan. fat ası olmak (veya ası kalmak) da da * bir iş son verilmeyip öylece bı lmıolmak veya kalmak. ük. uyuş konu. asfaltlanmak * Asfalt dökülmek. köken. zgı ğ yüzüne sert bir anlam vererek belirten" öfkeli görünüş yüzü olan. ması an n al asfaltlama * Asfaltlamak iş i. en düş . kopya karş . hakikat. asısuratlı k * Hoş nutsuzluğ kı nlını unu. asfaltla kaplanmak. sağk. ı lü ası l * Bir ş kendisi. üzerinde anlaş ndan maya varı husus. nda * Asmak iş i. ortak payda. Muhammed'in meclislerinde ve konuş maları bulunanlar. asgarî ücret * İçilere bir çalı günü karş ğolarak ödenen ve iş ş ş ma ıı lı çinin gı konut giyim. * Bir ş temelini oluş eyin turan. eyin ı tı * Kök. * Aranı nitelikleri en çok kendinde toplamıolan. * Gerçeklik. l) lı ta ası l nüsha * Bir yazma eserin veya belgenin kopyaların dayandı özgün biçimi. ası -ası -esi / * Fiilden sı yapan ek. ana. örnek. asgarı terek müş * Herkes tarafı kabul edilen nokta. baş gelen. asfaltit * Petrolün ayrı ş ile oluş ve çoklukta tortul kayaçlarıgözeneklerinde bulunan doğ bitüm. ulaş ve kültür gibi da. lı ı m ihtiyaçları günün fiyatları nı üzerinden en az düzeyde karş ı lamaya yetecek ücret. gerçek olarak. sahabeler. esas. asfaltlanma * Asfaltlanmak iş i.

zla * Boynuna ip geçirip sallandılarak öldürülmek. sı mak. ası lanma * Ası lanmak işintifa. ı etmek. ası olmak ntı * tebelleş olmak. * Asmak işyapı veya asmak iş konu olmak. ey ı sı srar * Hı eline almak. lmıbir karı ası z lsı ası ltı * Doğ olmayan. ası l vurgu * Kelimenin aslı ndaki vurgu. intifa etmek. i lmak ine * Bir yere tutunup sarkmak. * Sı an. ası m ası takı m m * Kadı n takı kları eş . kların vı ş * Böyle bir sı karımı vı ş . idam edilmek. ası llı ası lma ası lmak * Bir kökene dayanan. . sonuna kadar mücadele etmek. rı * Karşcinsin ilgisini çekmek için çarpı davranı ı cı ş larda bulunmak. ası lı ası lı ş * Ası iş lmak i veya biçimi. ası lanmak * Bir ş eyden yarar sağ lamak. rnaş asıkesmek p * (genellikle iş ı bulunan bir kimse için) yasayı neyerek sert davranmak. tehir. temelsiz. ı * Asma iş i. * Ası iş lmak i. * Çözünemeyen madde parçacı nıdibe çökmeden bir sı ortamda kalmıdurumu. i. * Birini tedirgin edecek kadar üzerine düş me. süspansiyon. ru z. ası ş lmı adam * Salepgillerden. tavik. süspansiyon. dayanaksı köksüz (haber). nları ndı süs yası ası ntı * Bir işhemen yapmayı bekleterek geri bı i p rakma. tebelleş rnaş olan kimse. çiçekleri ası ş insana benzeyen ve köklerinden salep çı lan bir bitki.* Sı veya üleş ra tirme eki almamıyalı sayı ş n lar. * Israrla üzerine gitmek. * Tutup çekmek. baş nda çiğ ası r * Yüzyı l. * Ası ş lmıolan. * Bir ş isterken karş ndakini tedirgin edecek derecede ileri gitmek üstelemek. kökenli.

* Bu söz "benzeş mek". ı asimilâsyon * Benzer hâle getirme. et ve bamya ile yapı bir Arap yemeğ lan i. vekil karş . baş ı kaldı rmak. * Yüksek duygu ile yapı lan. asimile asimptot * Bir eğ giderek yaklaş ama sonuna kadar uzatı bile yaklaşğhâlde eğ kesmeyen doğ riye an. aside asidimetre * Asitölçer. * Soylu olma durumu. dik baş. asilzade asilzadelik * Soyluluk. baş rmak. asil * Soylu. kaldı * Hayı z. bakımsı k. . isyan eden. * Benzeş me. ı tı asileş me * Asileş iş mek i. asilik etmek * karşgelmek. asileş mek * Karşgelmek. rsı lı * Un. bakımsı ş z. kendine uydurma. * Soylu. ası rlarca * Yüzlerce yı l. asimetri asimetrik * Simetrisi olmayan. soyluluk. lsa tı ı riyi ru. isyan etmek. asalet. isyan etme. isyankârlı k. asık rlı asi * Yüzyık. "kendine uydurmak" anlamı "asimile etmek" biçiminde kullanı nda lı r. * Bir görevde temelli olan. ı kaldı asilik * Asi olma durumu. asillik * Asil olma durumu. kendine benzetme. llı * Baş ran. ş zlı ı * Simetrik olmayan.* Çağ . sonuş maz. özümleme.

ş ı . askerce askerci * Asker yanlı. tersane gibi hizmet yerlerine verilen ad. sı * Yurdun korunması yolunda iyi dövüş mesini baş aran. asker tayı nı * Erlere verilen azı k. * Bkz. sı askercilik * Askere yakır biçimde. düzgün. gemi. borik asit. z * Topluluk düzenine saygı olan.asistan * Yardı . tı asistanlı k * Asistan. yı man yı na asker gibi * disiplinli. araşrma görevlisi olma durumu asistanıgörevi. fenol. asker * Erden mareş kadar orduda görevli bulunan herkes. asidimetre. * Aynı zamanda asit ve alkol grupları içeren birleş nı iklere verilen ad. tahkimli bölge. asker çı karmak * (bir devlet) belli kanunlara bağ olarak asker toplamak. * Bkz. ldı ş ı la. asit alkol asit borik * Bkz. mcı * Araşrma görevlisi. asker olmak * askerlik ödevine baş lamak. asker kaçağ ı * Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağ ı ayrı veya oraya gitmekten kaçan kimse. disiplinli. * Ordunun yalnıer rütbesinde olan bölümü. ale * Askerlik görevi veya ödevi. * Bir asidin özelliğ konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz. ndan lan asker ocağ ı * Askerlik ödevinin yapı ğkı ordugâh. lı * kılara ve en çok düş kıları asker indirme. ini. asklı . tı n asit * Turnusolün mavi rengini kı zı çevirmek özelliğ olan ve birleş rmıya inde imindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluş turan hidrojenli birleş hamı ik. z. asit fenik asitölçer ask askarit * Bağ solucanı ı rsak .

(bir ş askerlik niteliğkazandı eye) i rmak. askere alı nmak * askerlik ödevini yapmak için er eğ merkezine gönderilmek. askerîleş tirmek * Asker yönetimine geçirmek. disiplini. lan askerlik yapmak * kanunlara göre yurttaş n yükümlü oldukları ları ordu ödevinde bulunmak. askerî * Askerlikle ilgili. askerlik etmek * askerlik yapmak. askerîleş me * Askerîleş iş mek i. askerî inzibat * Askerî birlikler arası düzeni. itim askere çağlmak rı * askerlik ödevini yapmak için ş ubece istenmek. kanunları nda yürütmekle görevli sıf ve bu sıftan olan asker. askere gitmek * askerlik ödevini yapmak için orduya katı lmak. askerî ambargo * Bir ülkeyi cezalandı amacı askerî alanda yaptım uygulama. askeriye * Askerlik. askerlik dairesi * Yurttaş askere alma iş ları leriyle görevli olan askerlik ş ubelerinin bağ bulundukları lı bölge dairesi. i n tan askerî rüş tiye * Askerî ortaokul.* Askerci olma durumu. askerîleş mek * Bir yer askerlikle iliş duruma gelmek. askerlik * Asker olma durumu. askerlik yoklaması * Askerlik ş ubelerine kayı kimselerin belirli zamanlarda yapı durum yoklaması tlı lan . . askerlik ödevi ordu hizmeti. askerlik niteliğkazanmak. nı nı askerî kaput * Askerlerin giydiğkalı kumaş üstlük. * Bir tür çocuk oyunu. kili i askerîleş tirme * Askerîleş tirmek iş i. askerlik hizmeti * Orduda belirli bir sürede yapı yurt ödevi. askere özgü. rmak yla rı askerî ataş e * Bir ulusun yabancı ülkelerdeki elçiliklerinde görevli askerî uzman.

kaların rtı * Karşcinsi rahatsıeden kimse. . rı n larak u * Çay. erkekleri yeleli. Afrika'da yaş ayan. * bir işzamanı yapmayıbelirsiz bir zamana bı i nda p rakmak. ı z * Askı olan. sı askı almak ya * altı alıdesteğkalmayan yapı dikmelerle boş tutarak yılmaktan kurtarmak. * Saz ş airleri arası yapı deyiş ş üstün gelene verilmek için duvara ası kumaş nda lan yarında ı lan . * Hastahanelerde kık kol veya bacakları ası tutturulduğ araç. nları ndan lan * İ böceğ kozası sarması yanı konulan çalı rpı pek inin nı için na çı . kahve taş ı yarar kahveci tepsisi. * Ası saklanacak sebze. ev sahibi tarafı usta için veya düğ arabaları düğ sahibi lan ları sı ndan ün na ün tarafı arabacı armağ olarak ası kumaş ndan için an lan . maya * Saklanmak için tavana ası ş veya hevenk. * Gürbüz ve yiğ adam. asklı * Sporları denen torbalar içinde oluş (mantar). boş p i yı lukta kı * oturmuş veya batmıbir gemiyi yüzdürmek için baş teknelere asarak kaldı ş ka rmak. tabanca gibi ödül. yı cı rtı. fener. kuyruğ 70 cm ve ucu püsküllü. askı bı da rakmak * sonuca vardı rmamak. * Zodyak üzerinde. it * Asklı mantarları sporuna verilen ad. lı p * Vestiyer. ey * Pantolon veya giysilerin düş mesini önlemek için omuzdan aş lan bağ ı rı . askı çı ya kmak * ipek böceğkoza sarmak üzere dallara çı i kmak. ask an askospor asla Aslan aslan * Kedigillerden. uzunluğ 160 cm. n * Hiçbir zaman. * Artı eksiltme gibi resmî iş rma. askı kalmak da * (bir işbir engel dolayıyla sonuca varamamak. savsaklamak. askı ntı * Baş nısı ndan geçinen. * Gelinin oturacağyerin üstüne ası süsler. nları ğ n ı * Düğ ünlerde geline yakı tarafı takı hediye. arslan. lmıdizi * Yeni yapı yapı n çatına. askı çı ya karmak (veya çı lmak) karı * evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayı nı bulunduğ yerde askı tların u yoluyla ilân etmek. hiçbir biçimde. u u çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü. Yengeç ile Baş burçları nda yer alan burcun adı ak arası . ı lan * Kadı n kullandı altıdizisi veya zincirli mücevherat. ilânların ilgili daire duvarı belli bir zaman süresince asıdurması nı nda lı . Zodyak.askı * Üzerine herhangi bir ş asmaya yarar nesne. meyve. ) sı askı lı askı lı k * Avcı n sı na taktı askı mı ları rtları kları takı .

aslanağ zı * Sı otugillerden. eskiden hekimlikte terletici olarak kullanı bir bitki. raca aslanca * Aslana yakır yolda. lı ı aslan kesilmek * aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek. i. güçlü ve yakıklı ş . yer pı lan rasası (Leonurus). *Ş irpençe. aslanı m! * gençler. aslan gibi. aslı astarı * Esası ruluğ geçerliliğ . yiğ ş ı itçe. aslı astarı (veya aslı ) olmamak aslı * yalan. aslan yürekli * Çok yiğ hiçbir ş it. lar lan aslanı ağ nda n zı * elde edilmesi çok güç. ı * sağğyerinde. uygun bir durumda olması u iliğ gerekir. beyaz çiçekli bir yabanî bitki (Alchemilla).aslan ağ zı * Havuz kenarları konulan ve ağ ndan su akan aslan biçiminde süs taş na zı ı . aslangiller * Kedi cinsinden olan bütün et oburları içine alan hayvan familyası . aslanpençesi * Gülgillerden. kokusuz çiçekleri olan bir bitki. ası z olmak. sarı . aslan gibi * boylu boslu. gerçek ş ekli. onun kiş ini belli eder. aslan yatağ ı belli olur ndan * bir kimsenin oturduğ yerin durumu. aslankulağ ı * Bir sap üzerinde dizili sarı kı zı veya rmı çiçekli otsu bir bitki. aslan payı * Hak edilenden daha çok alı pay. lsı . eyden korkmayan. aslanlı k * Yiğ cesaretlilik. doğ u. delikanlı için kullanı bir seslenme sözü. mı aslı astarı * iç yüzü. nan aslan sütü * Rakı . türlü renkte. itlik. güzel. aslankuyruğ u * Ballı babagillerden. aslen * Kök veya soy bakı ndan.

aslî * Temel olarak alı esas olan. * Soyu sopu. lan * Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). dalları çardak üzerine yayı bitkilere genel olarak verilen ad. k . aslî düş ünce * Ana fikir. aslı nesli aslı k * Kır olan (kadıveya diş sı n i hayvan). lan asma kat * Yapı genellikle tabanla birinci kat arası yapı basıtavanlı boş larda na lan. aslî maaş * Devlet dairelerinde çalı memurlara verilen aylın. asma merdiven * Yukarı ucundan bir yere ası kullanı ip merdiven. yükselmeye temel olan her aş ş an ğ ı aması . larak lan asma yaprağ ı . nı altı na asliye asma * Temel. nan. sarı renkte bir böcek. asma kilit * Kilitlenecek ş üstündeki halkalara geçirilip kapatı biçimde yapı ş eyin lacak lmıkilit. * Ası şası lmı lı . . aslı yok faslı * yalan. asma asma bahçe * Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapı ş lmıbahçe. asmalara zarar veren. esas. * Asmak iş i. gerçek olduğ ortaya çı u kmak.aslı kmak çı * gerçek olduğ anlaş u ı lmak. * Bu türün ince uzun. filoksera (Phylloxera vestatrix). sebze olarak kullanı ürünü. * Asmagillerden. altı kat. asma bığ yı ı * Asma dalların çevresine tutunması yarayan yeşuzantı sülük. uydurma. aslî nüsha * Bir yazın çoğ lması örneklik eden ilk nüsha. lgan. msı asma kabağ ı * Kabakgillerden sürüngen veya sarı mevsimlik bir kabak türü (Lageneria vulgaris). asma biti * Eş kanatlı lardan. çoğ ka ı unlukla uzun ve yüksek köprü. asma köprü * İ baş ki ı ndaki ayaklardan baş dayanağolmayan. nı na il lar.

* Bir kimseyi boğ ndan ip geçirip sarkı öldürmek. * Üzerine takı nmak. ekş rak ilâç. ş arı * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. gibi aspidistra * Zambakgillerden. cüruf ve beton karımı yapı kiriş miş ş ndan ı lan . asrîlik * Çağ llı cık. gerçek olmayan. * Havadaki duman. lmıyer asmolen asonans * Piş toprak. putrel nervürler arası konulan delikli tuğ na la. asmalı asmalı k * Yarı kafiye. cı . * Asması olan. Muhammed'in yaş ğzaman. asparagas * Uydurma. idam etmek.* Zeytinyağ ve etli dolma yapmakta kullanı körpe asma yaprağ lı lan ı . toz vb. azı tarak * Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek veya görevi olan bir iş i özürsüz yapmamak. asmagiller * İ çeneklilerden. adı ı asrî asrîleş me * Çağ llaş çağ laş cı ma. asmak * Bir ş aş ı sarkacak biçimde bir yere iliş sarkı eyi ağ ya tirip tmak. birbirini tutar renk ve yapı olan. da asrı saadet * Hz. çağ laş daş mak. * Asma için ayrı ş veya toprak. asorti asortik asosyal * Sosyal olmayan. doğ ruya kan aspiratör aspirin * Ağ kesici ve ateş ürücü olarak kullanı beyaz renkli. gerçekmiş gösteren haber. emmeç. yaprakları rudan doğ topraktan çı bir süs bitkisi. * Modern. daş ma. genellikle saksı yetiş da tirilen. belli baş türü asma olan bitki familyası ki lı . birbirini tutar renk ve yapı olan. çağ l. aynı m aksanı veren ünlünün ondan sonra veya önce gelen ünsüzü hiç dikkate almadan tekrarlama ş eklinde uyak. her dizenin sonunda gelen. asrîleş mek * Çağ llaş cı mak. yabancı maddeleri emerek dı atan cihaz. da * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. kuş anmak. rı düş lan imtı aspur * Yalancı safran.

perde. astarlı zarf * İ yüzüne ince bir kâğ geçirilmiş ç ı t zarf. lan * Üzerine resim yapı bezin veya duvarıyağ boyayı lacak n lı emmesi için.assai assolist ast * Birlikte kullanı ğterimin anlamı aş lıkazandır: Adagio assai çok yavaşçok ağ ldı ı na ı k rı rı . astar sürmek (veya vurmak. olmak. * Bir müzik programı daha çok en son olarak sahneye çı alanı tanı ş çok ünlü olan sanatçı nda kan. astarlı k astarya * Astar olmaya elveriş(kumaş li vb. astar kaplama * Kontratablalarda kör ağ n biçim değtirmesini önlemek amacı iki yüzüne yapı rı kaplama katı acı iş yla ş lan tı . astar sürmek.). çekmek) * astar boyası boyamak. * Alt. * Boyacı astar vurmak. halat. ağ vb. madun. * Birinin buyruğ altı olan görevli. astarlatma * Astarlatmak iş i. * Bir gemiye yükleme veya boş altma için tanı süre. ayakkabı ş gibi eylerde. resim yapı lmadan önce sürülen boya. ı n na * Sı veya boyadan önce vurulan kat. astarlanmak * Astar geçirilmek. ı r. lı kta. çanta. nda nmıve . nan . * Giyecek. astarlanma * Astarlanmak iş i. u nda * (birine göre) Rütbe veya kı demce küçük olan asker. va * Gemicilikte bir ş sağ eyi lamlaşrmak için kullanı bez. astarlanmı ş . kiri kapatmak ve sürülecek boyanıdayanı lını rmak için n klı ı artı ğ kullanı boya. tı lan aç astar astar boyası * Boyacı ası lı kta l boyadan önce sürülen. kumaş veya derinin iç tarafı geçirilen ince kat. rmak astarlı * Astar geçirilmiş . astarlamak * Astar geçirmek. astarlama * Astarlamak iş i. ile astarı yüzünden pahalı olmak * bir iş ayrı ları harcanı para veya emek. astarlatmak * Astar yaptı veya geçirtmek. elde edilen sonucun değ aş masraflı in ntı na lan erini mak.

ldı yla raş * Yı z falcı ı ldı lı. ı rı astronomik fiyat * Çok yüksek fiyat. * Net görmeyen. astronomi * Gök bilimi. astronomik * Gök bilimiyle ilgili olan. * Asmak iş yaptı ini rmak. astı hastalına tutulmuş mı m ğ ı olan. asteğ menlik * Asteğ rütbesi veya asteğ men menin görevi. bizmutun alfa ınları bombardı sonucu elde edilen yapay element. * Yı z falı uğ an kimse. müneccimlik. ları ndan ğ ı astigmatizm * Gözün saydam tabakası meridyenlerin eş nda itsizliğyüzünden net görememe durumu. asteğ men * Orduda en küçük rütbeli subay. i astragan * Karakul kuzusunun kırcıve parlak postu. * Aş çok yüksek. astigmatizme tutulmuş (göz). astı astı kestiğkestik ğ k. vı k * Bu posttan yapı ş lmıolan. felekiyat. astı rma astı rmak astigmat * Astı iş rmak i. * Atom numarası olan. gök bilimci. 85 ş yla ı manı Kı saltması At. çok sert veya istediğgibi davranan kimseler için kullanı ması i lı r.astası m astat * Öncüllerinden biri önceki tası n vargı durumunda olan bir ek tası mı sı m. müneccim. ğ astrofizik astrolog astroloji astronom * Astronomi bilgini. ı i * acı z. * Bronş n daralması ileri gelen nefes darlı. * Gök fiziğ i. astatin * Astat. astı m astı mlı * Astı olan. .

astsubay kı demli çavuş * Astsubaylın ikinci basamağ ğ ı ı . aş nlı astronot * Uzay adamı . astsubay kı demli baş çavuş * Astsubaylın altı ve son basamağ ğ ı ncı ı . nı astropikal * Tropikal bölgelere yakı fakat daha yüksek bir enlemde olan. mutfak. Asyalı lı k * Asyalı olma durumu. astsubay çavuş * Astsubaylın ilk basamağ ğ ı ı . astsubay üstçavuş * Astsubaylın üçüncü basamağ ğ ı ı . sakin. asudelik asuman Asurca Asyalı * Asya'da yaş kimse. aş * Piş irilerek hazı rlanan yemek. n asude * Sessiz.astronomik rakam *İ nsana ş kı k verecek derecede büyük rakam. astsubay kı demli üstçavuş * Astsubaylın dördüncü basamağ ğ ı ı . aş damı * Bazı bölgelerde yemek piş irilen yer. . mutluluk. gökyüzü. Asya ile ilgili (olan). n. a astsubay baş çavuş * Astsubaylın beş basamağ ğ ı inci ı . ayan * Asya'ya özgü olan. astsubay * Silâhlı Kuvvetler yasası göre astsubay okulları yetiş Silâhlı na nda erek Kuvvetlere katı astsubay çavuş lan tan astsubay kı demli baş çavuşkadar rütbesi olan asker. astronotluk * Uzay adamı olma durumu veya uzay adamın görevi. * Gök. * Samî dilleri ailesine giren ve Milâttan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanı ş lmıolan ölü bir dil. * Huzur içinde olma. rahat. astsubaylı k * Astsubay olma durumu veya astsubayıgörevi.

mı kaları ı rı ğ laş ı i aş ı ağkalmamak * herhangi bir nitelik bakı ndan ondan geri olmamak. aş z ı tı hane. * Eğ bir yerin daha alçak olan yeri. . çok arzulamak veya nefret etmek. irilip ı tı aş ı kepçeye paha olmaz taş nca * sış zamanlarda önemsiz ş kık ı eylerin değ çoktur. rı * Para ile yemek yenilen yer. * daha aş ı durumu kendine lâyıgörmez. mı aş ı ağkurtarmaz * bundan daha ucuza olmaz. çı * Yoksullara parasıyemek yedirilen veya dağ lan yer. niteliğalçalmak. değ yönünden daha az. i ük. i aş ı ağgörmek * küçük görmek. * hamilelikte bazı yiyeceklere karşaş düş ı ı künlük göstermek. denk olan. er * Aş ı yere doğ ağ ya. aş ı ocağ * Yemek piş yoksullara dağ lan yer. eyin * Bir yere göre daha alçak yerde bulunan. * Bayağ adî. daha az. gibi ş ı z aş ı mek ağdüş * düzeyi. aş. aş ı ağalmak * devirmek. imli * Niteliğdüş kötü. ı . mantarlar ve kara yosunları su dında fazla boy atmayan damarsıbitkiler. tiksinmek. * bir hizmette çok kullanı kiş yakı olarak kullanı lan ice. lokanta. nma lı r.aş erme aş ermek aş evi * Aş ermek durumu. yerleş bölgesi. aş ı ağ(falan) yukarı * bir kimsenin adın dilden düş nı ürmediğ onun pek gözde olduğ anlatı ini. yı kmak. eri aş yermek * Bkz. ağbir k aş ı ağmahalle * Yüksek bir yerleş bölgesine göre alçakta kalan yer. aş ermek. * Daha küçük. aş ı ağbitkiler * Su yosunları . ru. im im * Genel ev. * Düğ ve benzeri toplantı ün larda. adî. miktarı . aş ı ağ * Bir ş alt bölümü. aş ı r yeri (veya yanı ağkalı ) yok * nitelikleri bakı ndan baş yla karş tıldında eksiğolmayan. yer. hor görmek. verilecek yemekleri hazı rlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanı lan * Tekkelerde yemek piş irilen yer. beğ enmemek. unu r.

ük * Küçültücü davranı ş larda bulunmak. eyi ağ k lı ersiz aş ı ağ sı aş ama * Aş ı ağtaraftaki. tenzil etmek. mertebe. merhale. lması ru . ağ sı sı ağ sı sı aş ı ağ k lı * Aş ı ağolma durumu. i ük. aş ı ağ samak * Bir kimseyi veya bir ş aş ı ve değ göstermek. aş ı ağyukarı * Tama yakı yaklaş olarak. er mı ra n * Varı istenen bir amaca doğ geçilmesi gerekli dönemlerden her biri. * Önem veya değ bakı ndan gitgide yükselen bir sı basamaklarıher biri. aş ıyukarı ağ lı lı * Aş ı ve yukarıolan. aş ı ağ latma * Aş ı ağ latmak iş i. benliğ yetersiz ve küçük görmesi. an ak aş ı ağ lama * Aş ı ağ lamak iş i. adilik. aş ı mak ağ laş * Aş ı duruma düş ağ k lı mek. yeteneksiz ve güçsüz görme duygusu. aş ı ağ lanmak * Aş ı ağduruma düş ürülmek. tükürsem bığ yım ı * iki karş ve aynı ı t derecede sakı durum karş nda karar verme zorluğ anlatı ncalı ı sı unu r. n. aş ı yukarı birlikte. tan a aş ı almak ağ dan * sert konuş bir kimseye yumuş bir dil kullanmak. tezyif etmek. * Niteliğdüş adî. paye. aş ı ma ağ laş * Aş ı ağduruma düş mezellet.aş ı ağtükürsem sakalı yukarı m. aş ı ağ sama * Aş ı ağ samak iş i. aş ı ağ latmak * Aş ı ağ lamak iş uğ ine ratmak. me. aş ı ağ lamak * Değ erinden düş göstermek. hafife almak. aş ı ağ lanma * Aş ı ağ lanmak durumu. ı k aş ı ağyukarı (yürümek) * bir baş bir baş (yürümek). basamak. alttan almak. rütbe. aş ı duygusu ağ k lı * Kiş gerçeklere uyan veya uymayan sebeplerle. hor görmek. evre. hafifsemek. inin ini aş ı kompleksi ağ k lı * Kendini olduğ undan yetersiz.

irme veya * Onluklar. ı lı aşboyalı ı * Aşboyası ı renginde boyanmı ş . aşbaşk çı ı lı * Aşbaşolma durumu. aş arî aş çı aş baltası çı * Kemikli et kesmeye yarar küçük balta.aş sı ama rası * Önem ve değ bakı ndan gitgide yükselen basamaklar dizisi. kıl veya koyu esmer renk almıgevrek kil. * Aş evi. çı çın * Yemek piş zanaatı bilgisi. o hastalın ş ğ ı mikrobuyla hazı rlanmıeriyik. hiyerarş ş i. * Bir lokanta veya evde yemek piş irmekle görevli kimse. aş ı * Organizmada belli birtakı hastalı karşbağı k sağ m klara ı ıklı lamak için vücuda verilen. aş amalı * Aş aması olan. göz. * Otoritenin en geniş ölçüde en üst mertebede olarak değ ik önem sı iş raları nda katı kesin bir biçimde arası ve dağ ğtoplumsal teş ı ı ldı kilâtlanıbiçimi. * Aş (kimse veya bitki). aşkâğ ı ı dı * Aşolanlara verilen resmî belge. hiyerarş er mı i. ahçı iren . aş ar * Ondalı k. çine ş an na sı zı ş * Koyuca kı zı rmı. tı i * Bu eriyiğ uygulanması in . kiremit rengi. irip * Yemek yenilen dükkân. * Mutfak. aynı acı veya familyanıdaha iyi bir türünden alı dal. ş * Bir ağ n dalı gövdesi üzerine. aşbaş çı ı * Birkaç aşnıbirlikte çalı ğyerde bulunanlarıbaş çın şı tı n ı . kademeli. * Tarı ürünlerinden alı onda bir nisbetindeki vergiler. m nan * Ondalı k. aş lokanta. ı aşolmak ı * aşyapı ı lmak. çı ı çı ı nı aşlı çı k * Aş olma durumu veya aşnıgörevi. aşbaş n görevi. * Yemek piş satan kimse. aş erat aş hane . evi. * Yemek piş kimse. tomurcuk gibi n nan parçaları kaynaşrma işveya böylece eklenen parça. aşboyası ı * İ karı demir hidroksit miktarı göre pas sarı.

o ş elde etmedeki zorlukları saydını eye eyi hiçe ğ anlatı ı r. aş çatı nda. yarı ş ş mak. * Seviş bir çiftten kadı oranla genellikle erkeğ verilen ad. aş ı k * Baldı r kemiğile eklemleş bileğ belli baş oynak merkezini oluş i erek in lı turan. * Birbirleriyle seviş erkek ve kadı her biri. âş olmak ı k * sevmek. vurgun. sevgilisinin kusurları görmediğgibi. ıklı ş yla ı ı aş ı cı aş lı ık cı * Aş nıyaptı iş ı n cı ğ . düş künü. ı k n * çok seveni. tutulmak. âş ı kane * Âş a yaraş biçimde (olan). ı aş atmak ı k * yarıetmek. n. âş ı k * Bir kimseye veya bir ş karşaş sevgi ve bağlıduyan. i çok âş ı ı kesilmek ğ * tutku hâline getirmek. en na e * Dalgı kalender (kimse). ayak bileğ bulunan küçük inde kemiklerden biri. ı k iyle aş kemiğ ı k i * Aş ı k. ı ğ ı r âş k ı klı âş sı ı klı âş ı ktaş * Âş olanıdurumu. lerini sazla söyleyen. * Ahbap. aşvurmak ı * bağı k veya tedavi amacı vücuda aşvermek. çevresinde olup bitenlerle de ka ran nı i ilgilenmez. arkadaş bir seslenme. tutkun (kimse). * Yapı ları uzun mertek.aştaş ı ı * Taş durumundaki aşboyası ı . ı âş a Bağ sorulmaz ı ğ dad * bir ş çok istekli olan kimsenin. ı rma. aş ı oturmak ı cuk ğ * iş olumlu bir biçim almak. en ndan . aşyapmak. gibi * Aşyapan kimse. âş ıgözü kördür ın ğ * kendisini aş kaptı kimse. sözlü ş geleneğ bağ halk ş iir ine lı airi. eye ıı rı lı k * Halk içinde yetiş deyiş en. aş atmak (veya aş oynamak) ı k ı k * aş kemiğ oyun oynamak.

* Bitkilerin aşyoluyla üretilmesi. lmak aş ı lmak aş ı m * Aş iş konu olmak. lanmıağ * Soğ a sı sı a soğ su katma. m ünce baş na * Soğ a sı sı a soğ su katmak. aş rma ı ndı * Aş rmak iş ı ndı i. aşyapmak. * Aş ı latmak iş i. âş lıetmek ı k ktaş * karşklı mek. aş ı lanmak * Aş ı lamak iş konu olmak. * Aş ı lamak iş yaptı ini rmak. mak ine * Erkek hayvanı diş çiftleş n isiyle mesi. na * (bir yere) Pek çok gidip gelmek. * Kendisine aşyapı ş ı lmı(bitki). ilkah. uğ cak. etkilemek. kası k * Birtakı düş veya duyguları kası benimsetmek. * Dokunduğ cisimleri eriterek aş u ı nması yol açmak. ı * Aş ı ş aç). cağ uk * Bu yolla elde edilmiş . * Erozyon. acı nı tı * Baş na hastalıgeçirmek. muaş ı seviş lı aka. lanmı(ağ aş ı lamak * Organizmada bağ ı k yaratmak veya yerleş bir hastalı karşkoyabilmek için hazı ıklı ş miş ğ a ı rlanmıbir aş ş ı yı vücuda vermek. cağ uk aş ı lanma * Aş ı lanmak iş i. aş ı lma * Aş ı durumu. aş m ı nı * Aş ı nmak iş i. ı * Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağ n bir parçası anaç üzerine kaynaşrarak üretmek. ı seviş lı aş ı lama * Aş ı lamak iş i.âş lı ı k ktaş * Karş klı me. aş ı nma . * Yeni aş ı ş aç. uğ cak. aş rmak ı ndı * Aş ı nmak iş uğ ine ratmak. telkin etmek. * Aş ı nmak iş i. ine aş ı latma aş ı latmak aş ı lı * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı ş lanmıolan (kimse).

* Aş olma durumu. itikal. * Ötede. * Beklenenin üstünde aş davranma eğ ı rı ilimi. aş duyu ı rı * Herhangi bir duyu organı ve özellikle dokunma duyusuyla sağ yla lanan her tür uyarana karşolağ dıbir ı an ş ı duyarlıgösterme durumu. düzleş kı ları mek. aş taş ı ı rı rı * Çok aş . aş lmak ı rı * Politika alanı sağ nda veya sol görüş en ateşve yıcı lerin li kı kanadı . aş besi ı rı * Olağ anüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme. * Aş ş ı yer. fazla miktarda. ı rı aş uç ı rı aş cı ı lı rı k aş lı ık rı aş lma ı rı * Aş lmak iş ı rı i. usandı rmak. aş bellem ı rı * Belleme yetisinin olağ anüstü bir durumda geliş olması miş . * Bir ş gereğ eyin inden çok olanı . * Çıntı silinmek. ı rı . sı ğ düş caklı vı i caklın ı mesine karş bir sıra ı n nı kadar erimiş olarak kalması durumu. koparı lmaları eritilmeleri. aş doyma ı rı * Belli sı ktaki bir sı içinde. ta ş pratı p. ötesinde. çok. aş ı rı * Alılan veya dayanı ş ı labilen dereceden çok daha fazla.* Yer kabuğ oluş unu turan kayaçları baş akarsular olmak üzere türlü dıetmenlerle yı lı yerinden n. sı * Bir dinî tören sı nda veya cemaatle namaz kı ktan sonra Kur'an'dan okunan on ayetlik bölüm. taş n. * Gereğ inden fazla. eriyebildiğkadar eriyen bir maddenin. müfrit. erozyon. k aş erime ı rı * Erime noktası daha aş ı ıderecesine düş ndan ağbir sı mesine rağ birtakı ş men m artlar altı bir sını nda vın katı maması laş durumu. rası lı ndı aş ı ntı aş ı r aş ı ramento * Çalma. veya aş ı nmak * Birbirine sürtünerek incelmek. aş gitmek ı rı * ölçüyü kaçı rmak. * Eskimek. kı * Bir ş gereğ eye inden çok fazla bağ lanan. nmı * On sayı. önem veren. yı pranmak. aş ı rma.

* Açı apaçı belli. aş olmak ikâr * belli olmak. * Aş ı rtmak iş i. kça. a ak ş aş ı lı rmacı k * Baş na ait olan bir ş izinsiz alma. * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı lanmamıolan (kimse). kasın p gibi aş ı rmasyon * Çalma. aş ı rmak * Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden öte yanı geçirmek. arkadaştanık. rmak ine aş ntı ı rı * Aş lmıolan (ş ı ş rı ey). p * Tehlike içinde bulunan bir ş acele kaçı eyi rmak. belli etmek. kuytu yer. aş ikâre aş ina * Açı belli ederek. * Baş nıeserinden parçalar alıkendininmiş göstermek. ş * Kendisine aşyapı ı lmamı(bitki). bakraç.* Aş ı iş konu olmak. mı kaların ları sralar alıkendininmiş gösterme veya baş nı konuları p gibi kaların nı benimseyip değik biçimde anlatma. * Küçük kazan. na * Çalıgötürmek. * Baş nıyazı ndan bölümler. iş * Aş lmı ı ş rı . dı . * Aş ı yer. kova. aş z ı sı aş ı t aş ikâr aş etmek ikâr * açı klamak. kası eyi * Bir yazarıbaş bir yazarıeserinden konu veya biçim alması n ka n . * Yapı ları uzun mertek. aş kayı ı rma ş * Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağ geçirilen kuş biçimindeki kayıçember. belirginleş mek. dost. aş ı rtı aş ı rtma aş ı rtmak * Aş iş ı rma i. aş ı rma * Aş ı iş rmak i. aş çatı nda ı k. lacak * Dağ geçidi. ş * Siper. meydanda olan. intihal. ortaya çı kmak. . k. * Bildik. k. saklamadan. * Aş ı iş yaptı rmak ini rmak. aş ı rma. * Aş ı rmak.

fazla. * Aş iş mak i. dı aş k inalı * Birbirini bilme. sitem bildirir. * Dövüldükten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan buğ day. dını ı aş iret aş iyan * Oymak. . tanı tanıklı ma. ini * Beğ enilmeyecek bir davranı bir tutum karş nda kı ş . * Benzerlerinden üstün. aş ma . * Sı gelince kullanı için saklanan yemeklik ş rası lmak eyler. ı rı lı k aş k aş etmek k * hı vurmak. ş k. zla aş olmayı meş olmaz k nca k * güçlü bir istek olmayı hiçbir ş elde edilemez. * Aş sevgi ve bağlıduygusu. oturulan yer. mesken. aş n kı * Belli bir süreyi aş şötesine geçmiş mı . tanık olan. aş ncı kı lı k * Birey ve evrenseli birleş tirmeye çalı ahlâkî nitelikli Amerikan felsefesi. aş mak * Bkz. * Kuş yuvası . aş k göstermek inalı * ilgilenmek. * Ev. * Çok. coş kunluk göstermek. seviş kide mek. aş yapmak k * cinsel iliş bulunmak. nca ey aş olsun k * "Aferin" sözünden daha güçlü olarak bir davranın. bir tutumun çok beğ ş ı enildiğ bildirir. tanığ belli etmek.* Bilinen. coş eyi mak. aşk lı * Aş yapmak için hazı rlanan ve saklanan ş eyler. ı k aş gelmek ka * bir ş yapmak için büyük bir istek duymak. * Derviş arası selâm sözü olarak kullanı ler nda lı r. Aş ı lama. zahire. Aş ı lamak. ş an aş lama aş lamak * Bkz. aş düş ka mek * âş olmak. ı sı nama. ı * Tanıklı gösterir davranı ş ğ ı ı ş . sevi.

k k n. aş oz * Ahş gemilerin omurgaların uzunluğ ve iki yanı borda kaplamaların en dar yüzünü ap nı unca nda nı yerleş tirmek için açı keskin. * Aşrmak iş tı i. ey. ı ma lan * Satrançta. ları inin nda kları anlatı r. * Oynak. aş fiş na ne * Gizli dost. bitmek. her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş . na * (süre) Geçmek. it at binenin (veya iş bilenin). onun tutumuna göre davrandı nı n. sona ermek. uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanı geçmek. binme. açısaçıkadı kokot. * Görünmeden kaçmak. üfte At at * Astatin'in kı saltması . * Aş dağ ure ı tmaya yarayan süslü kap. aş üfte aş üftelik -at at anası * Bkz.* Yüksek. * Gizli dostluk. i nı aş urelik * Aş yapmada kullanı ure lan. aş na * Aş ina. . atlar anası . -at. leri ekerle kaynatarak yapı bir tür tatlı lan . * (erkek hayvan) Diş isiyle çiftleş mek. yük çekme veya taş gibi hizmetlerde kullanı memeli hayvan. sivri köş yuva. * Aş iş yaptı mak ini rmak. aş günü ure * Aş urenin piş irildiğMuharrem ayın onuncu günü. *İ simden isim türeten ek (Arapça çokluk eki): gidiş gelir-at vb. i nı ş ı at binicisine göre kiş ner * insanları baş nda bulunan kiş etkisi altı kalarak. kı kuş n lı ananı ç * her ş onu gereğgibi kullanması bilene yakır. * Aş olma durumu. aş ayı ure * Muharrem ayı . kuru yemiş ş day. * Atgillerden. lan eli aşrma tı aşrmak tı aş ure * Buğ nohut gibi taneleri. at baş(beraber) gitmek ı * eş durumda olmak.

göz hizası bulunan korumalı n um mı nda k. 15 ile 30 m yükseklikte. değ erlendirememe. * Çevresinde olup bitenleri iyi algı layamama. meydan olur (bulunur). at kestanesigiller * İ çeneklilerden. at çalı ktan sonra ahın kapını ndı rı sı kapamak * iş ten geçtikten sonra önlem almaya kalkı iş ş mak. veya bulmak. at üstünde hünerlerini gösteren kimse. örneğat kestanesi olan bir bitki familyası ki i . * bildiğve istediğgibi davranmak. çiçekleri kokulu bir ağ (Aesculus aç hippocastanum). elmas. meydan olmaz (bulunmaz). koş nı ldı ı at nalı kadar * (niş madalya. * Bu ağ n kestaneye benzeyen yemiş acı i. * yarı ş mak. plâka gibi göğ takı ş için) pek büyük. at oynatmak * atla hüner göstermek. at koş turacak kadar * pek geniş .at cambazı * At alısatan kimse. at donu at gibi * vücudu iri yarı (kadı olan n). n . sabit fikirlilik. i i at pazarı eş osurtmuyoruz! nda ek * söyleneni dinlemeyene söylenen bir uyarma sözü. at çevirmek * geri döndürmek. at hı zı rsı gibi * kı kı lı yafeti ve tutumu güven vermeyen (adam). ine at meydanı * at koş nı yapı ğmeydan. p * Sirklerde veya eğ lence yerlerinde. an. . at gözlüğ ü * Atlarıkoş takı nda. se lan eyler at olur. uların ldı ı at meydanı * At veya at arabaları uların yapı ğyer. k at izi it izine karı ş mak * iyiyi kötüden ayı ramayacak kadar bir karıklıortaya çı ş k ı kmak. at koş turmak * çok genişalabildiğ rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak. at kestanesi * At kestanesigillerden. at olmaz (bulunmaz) * gerekli ş artlar her zaman bir arada bulunmaz. at sineğ i * Atıtüyünün rengi. geniş yapraklı .

atacı lı k * Uzaklarda bulunan ve birçok kuş aktan beri görünmeyen birtakı özelliklerin yeni bir kuş birden m akta ortaya çı . ata et.* Çift kanatlı lardan. ite ot vermek * bir işters yapmak. * Eskiden Rus Kazaklarıbaş una verilen unvan. * Dedelerden ve büyük babalardan her biri. saldışhücum. ahî. k. meydan yok * yapacak güç var. pederş patriarkal. iş kalma. tayin etmek. i. * Atamak iş tayin. uygulamak. at. bir at var. n. rı rı . yapmak. * Tembellik. ataya çekme. * Ataya yakır davranı babalı ş ı ş . uzunluğ 8 mm kadar olan. yalancı . * Eski Türk devletlerinde. * Soyda temel olarak babayı ve ailede çocukları alan baba soyuna mal eden topluluk düzeni. * Atı akı lı m. ata * Baba. * İsizlik. iş ş siz lemezlik. n lı m ataklı k atalet * Atak olanıdurumu veya atakça iş n . * Saldı. n buğ atalı k atama . ataerki ataerkil * Ataerki temeline dayanan. özellikle Selçuklularda ş ehzadelerin eğ veya bağ z olarak bir eyaletin itimi ı msı yönetimi ile görevli vezir. ş . atavizm. eklem bacaklı sinek türü (Hippobosca equina). e lan. atak * Düş üncesizce her işatı cür'etkâr. atabey. davranı cür'et. pederş ahîlik. sır ve domuzlarıbacak ve ğ ı n kuyruk araları yaş nda ayan. hamle. atak atak yapmak * akıyapmak. ama kullanma imkânı yok. atı yapmak. * Geveze. atamak ataman * Birini bir göreve getirmek. kması atadan babadan görmek * gelenek hâlinde eskiden beri bilmek. i atabek atabey * Bkz. kanatları u büyük ve küt.

enin ğ ı * Tutacak. satsan satı vb. tayin edilmek. * Bu ilkeye bağlı lı k. ı er ı yan ş iryan. ya u vanca karşda ilgisizlik. lmaz ataş ataş e * Bir elçiliğ bağ uzman. tayin edilme. Atsan atı lmaz. lı kla atavizm atbalı ğ ı atçı atçı lı k * Soy at yetiş tiriciliğ yapı at koş . * Uzun deneme ve gözlemlere dayanı söylenmiş halka mal olmuş darbı larak ve söz. egemenliğ kişözgürlüğ çağ olmayı i. . atari atarkanal atasözü * Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş oyun türü. atanmak * Bir göreve getirilmek. atanma yapmak * tayin etmek. ataraksiya * Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarı lmayan ruh dinginliğ acı olduğ kadar kı i. Türk Devleti'nin bağ zlıve bütünlüğ millî ünce ndan ı k msı ünü. * Ataş görev yaptı yer. at sergileri gibi çalı inde lan uları ş malar. atavik * Atacı ilgili. uygulamalar ve ilkeler bütünü. bir * Spermayı idrar yoluna salan iki kanal. rı * Soy at yetiş tiricisi. mesel: Ayağ yorganı ı nı na göre uzat. ate * Atacı lı k. Kemalist. sol karı ğ ncından vücudun diğ bölümlerine kan taş damar. ataş elik * Ataş olma durumu veya makamı e . elçilik uzmanı e lı . i ünü. bilime ve gerçeğ dayanan. akla. geleceğ rlı e yönelik. * Su aygı. birbiri ile uyumlu amaçlar. Atatürkçü * Atatürkçülük yanlı olan (kimse). daş amaçlayan.atanma * Bir göreve getirilme. ı atardamar * Kalbin sağ ncından akciğ karı ğ ı erlere. sı Atatürkçülük * Atatürk'ün düş ve uygulamaları kaynaklanan. evrensel ağ klı e ı .

tehlikeli bir durum almak. ateş basmak * kı zarmak. k. tutuş mak. alev * Öfke. tma irme lan * Patlayı silâhlarıatı . * Tanrı maz. önüne geçilemez. i mı ateş kmak çı . coş acele davranmak. rmı. nç. * Coş kunluk. * Kı zı renginde olan. sılı baş kan yürümek. k k ateh getirmek * bunamak. * (ateş silâh) patlamak. atefleksiyon * Döl yatağ n biçiminin bozulması ı nı . heyecanlanmak. ateh * Bunama. od. ateş ğ balı ı * Sardalye. acı . acele etmek. hı hı rs. mak. tanı ateş açmak * ateşsilâhla mermi atmaya baş li lamak. karanlı ıldama özelliğolan böcek (Lampyris noctiluca). * Büyük üzüntü. cı ması sı ş ı * Tutuş olan cisim. bunaklı ihtiyarlıyüzünden alıduruma gelme. ateist ateizm * Tanrı mazlı tanı k. atölye. * Tehlike.* Ateist. ateş almak * yanmak. öfkelenmek. cı n lması * Vücut ısı sı. li * telâş lanmak. kta ş ı i ateş böcekleri * Kıkanatlı n lardan. ateş almaya mı geldin? * uğ ğyerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak söylenir. ı * Yanı cisimlerin tutuş yla beliren ı ve ık. radı ı ateş bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * bir olay. atelye aterina ateş * Bkz. örneğateş i böceğolan böcekler takı . muş * Isı veya piş için kullanı yer veya araç. * Gümüş ğ balı. kı p ı na ateş böceğ i * Kıkanatlı n lardan. felâket.

ş kan * kı rmı. bu ateş üstünden in atlamak ve çevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir önceki gecesi. ateş tüğ yeri yakar düş ü * bir acı onu çekenden baş tam anlayamaz veya aynı yı kası ölçüde üzülemez. n lan taş mak lan kayı ateş kesilmek * çok kı n davranı zgı ş larda bulunmak. man lmı içi . ş kan. pkı zı ateş yanmak gibi * ateş i yükselmek. ateş saçmak . li lan ş a ateş rmısı kı zı * Yanan ateş rengi. yangıçı n kmak. ateş kesmek * ateşsilâhlarla yapı atı son vermek. * (sonradan) çok çalı hareketli ve becerikli olmak. ateş etmek * ateşsilâhlarla mermi atmak. * çok öfkeli olmak. ateş hattı * Savaş en ilerideki birliklerin ellerindeki silâhlarla ateş ta açabilecekleri hat. ateş cirmi kadar yer yakar olsa * hasmıpek önemsenmediğ anlatı n ini r. hareketli. in ateş olmayan yerden duman çı kmaz * küçük de olsa birtakı belirtilerin önemli olaylara iş olduğ anlatı m aret unu r. cı ateş gibi * çok sı cak. meydanlarda ateş yakmak. * Çok yaramaz (çocuk). ateş parçası * Ateş bir bölümü. çalı ş kan. ateş rmısı kı zı renginde çiçekler açan bir süs bitkisi (Salvia splendens). becerikli.* Bkz. ateş püskürmek *ş iddetli. in * Çok canlı . ateş gemisi * Eski çağ larda düş gemilerini yakmak için özel bir biçimde yapı ş yakı maddelerle dolu gemi. li ateş gecesi * Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun. çalı ve becerikli. ateş püskürmek. * zeki. ateş pahası * Çok pahalı . ateş çiçeğ i * Ballı babagillerden. ateş ğ kayı ı * Ateş ğavlamak için kullanı ve içinde ate ş lan kayı balı ı lan yakı k. öfkeli konuş mak. * Yangısöndürmede kullanı tulumbayı ı için kullanı büyük ve geniş k.

sı olağ ateşdüş i mek * (hasta için) ateşgeçmek veya azalmak. kun. i mek a ateş vursa duman vermez e * pek cimri olanlar için söylenir. . vapur. * aş telâş ve sıntı düş ı rı a kı ya ürmek. ateşçı i kmak (veya yükselmek) * (hasta için) vücut ısı andan çok artmak. sinirlenmek. kundak sokmak. e klı la. * Osmanlı ş larda enlikler için donanma fiş eklerini hazı rlayan kimse. ateş vurmak e * bir yemeğpiş üzere ocağ koymak. ateş in * Ateş coş li. ateş çilik * Ateş çinin iş i. * Ateş hüner gösteren oyuncu. li ksı * çevresindekilere ağ sözler söylemek. ateşbaş vurmak i ı na * çok öfkelenmek. * bir ülkeyi savaş sokarak veya kargaşve karıklıyaratarak sıntı yıma uğ a a ş k ı kı ve kı ratmak. soba gibi yerlerde kullanı ateşdayanı tuğ lan. lokomotif gibi ateş iş le leyen yerlerde ocaklara kömür atı ateş sürekli yanması sağ p in nı layan ateş çi kimse. i ateşuyandı i rmak * sönmek üzere olan ateş i canlandı rmak. sı * üzerine ateş silâhla mermi atmak. li ateş vermek e * ateş içine sokmak. ateş dı yağ rmak * ateşsilâhlarla aralı z mermi atmak. coş mak. ateş dayanı e klı * aş ıdan zarar görmeyen. ateş lası tuğ * Ocak. le * Fabrika. ateş vermek * tutuş turmak. çok öfkelenmek.* çok kı zmak. * bir yeri kasten yakmak. ı sı rı ateş tutmak e * az ıtmak. ı r ateş ! ateş baz * ateş etmek için verilen komut. ateş atmak e * bile bile çok tehlikeli bir işgiriş e mek.

lı ı . le raş ateş leme * Ateş lemek iş i. li ateş letme * Ateş letmek iş i. hararetli hararetli. ateş almak ini * yüksek vücut ısı düş sını ürmek. * Coş mak.ateş (veya nârı yanmak ine na) * bir kimse yüzünden zarara uğ ramak. lan ateş li * Ateşolan. ateş lemek * Tutuş turmak. * Cinsel istekleri güçlü olan. kı rtmak. ş kı ateş lendirme * Ateş lendirmek iş i. ateş içinde ler * (hasta) çok ateş bir durumda. * Top. un bir . ateş oynamak le * pek tehlikeli bir iş uğ mak. cı * Kı rtmak. i * Coş coş kun. ateş lenmek * Ateş lemek iş konu olmak. ine * Vücut ısı sı artmak. leme i * Patlayı maddeleri ateş cı lemekte kullanı cihaz. i * acı. ateş leyici * Ateş niteliğolan. kış zı mak. heveslendirmek. ateş lenme * Ateş lenmek iş i. yakmak. z ları nı ncalı unu söylenir. ş iddetlenmek. yanmayı yı azaltmak. ateş letmek * Ateş lemek iş yaptı ini rmak. ateş barut bir yerde durmaz le * biri kı biri erkek iki gencin bir yerde yalnıbaş na kalmaların sakı olduğ anlatmak için z. coş kulu. * derece ile ateşölçmek. ateş ateş li li * Yoğ ve heyecanlı biçimde. ş ş kı iddetlendirmek. tüfek gibi patlayı maddeleri patlatmak. ateş kes * Savaş iki kuvvetin karş klı an ı olarak savaşdurdurması rakı mütareke. ateş lendirmek * Coş turmak. turucu. bı ş ma.

atılı cı k atı f atı fet atı k atı k atıkâğ k ı t * Kâğ iş sürecinden veya kullanı ı leme t. * Yöneltme. eş içine alan. sıntıdurum. lı k. tek parmaklı memeliler familyası . * Atı ş lan. kı lı atfen atfetme * Atfetmek işisnat. i * Yöneltmek. çevirme. atısu k * Evlerde. inayet. ateş lan * Yalancı uydurmacı lı k. * İ kili bulma. ş ı atı l . lmı atı . atı cı * İ niş alan. * Mal ederek. cı * Bazı li silâhlar kullanarak yapı spor. ı lı * Süt veya yoğ çalkamaya yarar küçük yayı urt k. mdan sonra arta kalan ve kâğ veya karton üretiminde ve kâğ ı t ı t hamuru yapı nda tekrar kullanı kâğ veya karton parçaları mı lan ı t . ası z eyler * Atı olma durumu. * Atları ekleri ve zebraları . .ateş silâh li * Patlayı madde aracı mermi atan top. ı * Yalancı lsış uydurup söyleyen. tüfek gibi silâh. atfetmek * Bir işveya bir sözü bir kimseye mal etmek. yakı atgiller atı Üsküdar'ı alan geçti * fı n kaçılıartıyapı bir ş kalmadını rsatı rı p k lacak ey ğ anlatı ı r. i. yükleyerek. yüklemek. kayra. ı ş * Karş k beklemeden gösterilen sevgi. liş * İ bağ. dayanı lmaz. iş yerlerinde kullanı mdan dolayı kirlenen ve bina dına sevkedilen pis su. li ateş perest * Ateş tapan. lütuf. yilik. cı ile ateş lik ateş lilik * Ateş olma durumu. e ateş gömlek ten * acı . üzüntü veren. attını yi an ğ vuran kimse. ihsan. isnat etmek. * Ateş lan veya konulan yer. çevirmek.

süreduran. savlet. * Atı iş lmak i. ine * Saldı rmak. acak. nabıiçin) Vuruş z . birden bir davranı bulunmak. * Hı ilerleme. * Atmak iş i. * Konuş yazacak söz veya bilgi. * Sayı kazanmak amacı yapı atı . * Patlamak. atı sağ kazı bağ nı lam ğ a lamak * eş ini sağ kazı bağ eğ lam ğ a lamak. e * Bkz. atı mcı * Pamuğ yünü yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma. * abartmalı konuş mak. yla lan lı ş * Durumunu geliş tirme gücü gösteren. atı lgan * Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan. u. * Atmak iş konu olmak. * İsiz. * Silâhı doldurmaya yetecek veya en az bir atı yapabilecek barut miktarı m . k. atı (veya atmak) tutmak p * bir kimse veya bir ş için kötü konuş ey mak. . atı k lganlı * Atı olma durumu. lı m atı lı ş atı lma atı lmak * Atı işveya biçimi. * Bir ş doğ birden gitmek. ş * Etkisiz. hücum etmek. çarpı ş . ditme iş yapan kimse. atı lı mcı atı m atı ölümü arpadan olsun n * çok sevilen bir ş yapı ey lı veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa katlanı ı anlatı rken lacağ nı r. * Atı bir ş gidebildiğuzaklı lan eyin i k. lma i. lgan atı lı m * İ atı atı iş leri lma. ini atı lı mcı k atı k mlı * Atı nıişhallaçlı mcın i. i * Bir silâhımermisini amaca ulaşrmak için gereken iş bilgi. aylak. eye ru ş ta * Bir iş giriş baş e mek. zla * Herhangi bir konuda ilerleme çabası .* Tembel. lamak. hamleci. hallaç. hamle. iş yaramaz. atı yapan. atı ş * Atmak işveya biçimi. * Giriş ken. atı lmak i lma. hücum. hamle. n tı ve * (kalp.

eski zamanla ilgili. veya beton destek. n ş ş ı * Saz ş airleri. rta nan * Bazı n ayakkabı nda ve çocuk patiklerinde ayağ üstünden geçen. * Kapı pencerelerin yapı nda üst tarafa konan ağ taş ve mı aç. çevik. * (yağ veya kar) Serpiş mur tirmek. nda lan * Dokumacı mekikle enine atı iplik kumaş en ipliğ lı kta lan ı n i. atkı iplik atkı lama atkı lamak * Dokuma tezgâhları mekikle atkı nda atmak. * Dokuma tezgâhları mekikle enine atı iplik. argaçlamak. * Atı rmak iş ş tı i. * Eski. atı rmak ş tı * Acele olarak yemek veya içmek. ş tı ati * Gelecek. argaç. atı rmalı ş tı k * Atı rmaya yarayan. atı ş mak atı rma ş tı atı rma yeri ş tı * Ayaküstü yemek yenilen yer. atkı * Soğ a karşomuzlara. * Çabuk hareket edebilen.atıyeri ş atı ş ma * Silâh atma alı rmaları lan yer. * Ağ kavgası ı z etmek. kadı ları ı n * Büyük yaba. poligon. * Atkı lamak iş i. * Saz ş airlerinin deyiş tartı le ş maları . * Kendisine dargıolan bir kimseye barıkmıgibi söz söylemek. üst eş ik. atkı lı * Atkı olan. yandan iliklenen ince uzun parça. atik atik atik tetik atiklik * Çabukluk. * Çabuk davranan. belli bir ayak üzerine birbirlerini küçük düş ürmek amacı karşklı yla ı deyiş lı söylemek. sı atkuyruğ u . baş sı veya boyna alı örtü. ş tı yapı * Atı ş iş mak i. uğ ı a. çevik. çeviklik.

ş tı k atladı Genç Osman! geçti * bir iş bittiğ veya tehlikenin atlatı ğ anlatı in ini ldını ı r. aldanmak. atlangı ç * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlama taş p . ç. atlamak * Bir engeli sı çrayarak veya fı rlayarak aş mak. n atlambaç atlandı rma * Atlandı iş rmak i. atla arpayı dövüş türmek (veya dalaşrmak) tı * fesat karı rmak. kök sapı ömürlü olan. * Genç kı n saçları baş nıarkası toplayarak uç bölümünü kaldıp serbest bı kları biçimi. atlanı lmak * Atlanmak. * Çı kmak. atlanma * Atlanmak iş i. * Binmek. * Yanı lmak.* Atkuyruğ ugillerden. sayı sayma gibi iş lerde bazı bölümleri bı p geçmek. zları nı ların na rı raktı saç atkuyruğ ugiller * Eğ otugillerden.70'e ayarlanabilen ve atlamalar için kullanı beden eğ i lan itimi aracı . örneğatkuyruğ olan bir bitki familyası relti i u . atlama taşyapmak ı * daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak. daha çok nemli yerlerde yetiş ve ilâç olarak kullanı bir en lan bitki (Equisetum arvense). yazı yazma. * Belirli bir yerden gerilip hıalarak yapı sı z lan çrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aş ı rma. atlama tahtası * Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanı yer veya kimse. inmek. atlama beygiri * Yüksekliğ1. * Çocukları atlama oyunu. ara bozanlıetmek. atlandı rmak * Ata bindirmek veya binecek at vermek. lan atlama taş ı * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlangı p . rakı * Sıfı nıokumadan geçmek. * Bu biçimde en uzağ atlamak veya en yükseğaş amacı yarılan atletizm dalı a i mak yla ş ı . atlanı lma * Atlanı iş lmak i. ı . ayaküstü gelecek biçimde kendini bı rakmak. . atlama * Atlamak iş i. * Yüksek bir yerden alçak bir yere. * (bası Haberi zamanı verememek veya diğ gazetelerden öğ nda) nda er renmek. * Okuma.

ş muş atlas çiçeğ i * Uzun ve sarkıyapraklı k . atlet gibi.atlanmak atlanmak * Ata binmek veya at edinmek. atlatmak * Atlamak iş yaptı ini rmak. * (bası Baş ilgililerden önce bir haberin yayı nda) ka mlanması sağ nı lamak. biçimli. raş atlet fanilâsı * Kolsuz erkek fanilâsı . atletik * Atletleri ilgilendiren. atlas kemiğ i * Boyun omurların üstten birincisi. miş . * Vücudu geliş . * istekle. * Yüzü parlak. tarih gibi konularda toplu bilgi ile vermek için bir araya getirilmiş rafya haritaları coğ derlemesi. sıdokunmuş tür ipekli kumaş k bir . rafyası ekonomi. ş ması atlas atlas * Dünyanı bir ülkenin. atlas çiçeğ igiller * Kaktüsgiller. i yapı e atlatma * Atlatmak iş i. * Aldatmak. atlaya zı playa * atlayarak. isteyerek. * Bir konuyu açı klamak için hazı rlanmıresim veya levhalardan oluş kitap. * Atlamak iş lmak. ekler ezilir * büyüklerin çatı ndan küçükler zarar görür. bir bölgenin fiziksel ve siyasî coğ n. * Savmak. atlet * Atletizmle uğ an kimse. i yapı atlar anası * İ yarı ri . atlatı lmak * Atlatmak iş lmak veya bu iş konu olmak. nı atlatı lma * Atlatı iş lmak i. parlak kı zı rmı çiçekler açan kaktüs. * Savsaklamak. * Kötü bir durumu geçiş tirmek. erkeksi kadı n. atlar nallanı kurbağ ayak uzatmaz rken alar * küçükler büyüklerin yanı hadlerini bilmelidir. nda atlar tepiş arada eş ir.

atlı nca karı * İ bir karı türü (Ponera grandis). yı lmak veya yapık olduğ yerden ayrı rtı ş ı u lmak. * Bir yerden baş bir yere taş ka ı mak. tüfek gibi silâhlar için) Patlatmak. tokat. dı ya vermek. ilgisini kesmek. * (bir kimseyi) Uzaklaşrmak. ağ k kaldı ve atma gibi. atlı * Atı olan. * Bir ş yere doğ bı eyi ru rakmak. tı * Koymak.den oluş bir bir lara lı an eğ lence aracı . ş arı * Patlayı maddelerle havaya uçurup yı cı kmak. * İ içmek. * (kalp. ri nca atlı kovalarcası na * gereksiz yere acele ederek. ı rlı rma baş yapı vücut çalı ı na lan ş maları . çarpmak. ok gibi ş un. * (sille. z ı mı * (sıntı kı dolayıyla) Giyilen bir ş çı sı eyi karmak. atma Recep. süvari. uçaklar vb. kestirerek söylemek. * Kullanı lması gelenek hâline gelmiş ş kullanmaktan vazgeçmek. tek u. tirmeye yarayan koş atlama. * Uzatmak. farkı z. erini atmak . * (kurş gülle. bir eyi * Çı karmak. * Yerleş tirmek. göndermek. * Değ eksiltmek. çevikliğ yetenekleri geliş i. * Binek atı kullanan asker veya asker sıfı nı. * (zaman bildiren tümleçlerle) Geri bı rakmak. ava alı rı ş labilen küçük bir yı cı (Accipiter nisus).atletizm * Beden gücünü. ilgisini kesip uzaklaşrmak. dı ya çı ş arı karmak. atma * Atmak iş i. bir kenara koymak. * Yay ve tokmakla ditmek. din kardeş iyiz * söylediklerin hep yalan (veya abartma). * Kovmak. * Yalan veya abartmalı söylemek. söz * Çatlamak. * Örtmek. kabartmak. eyleri) Hedefe iletmek. çki * Bilmeden. kı Vurmak. * Yazıveya banda alı ş metinden bazı lı nmıbir bölümleri çı karmak. * (yapı ş lmıkötü bir işbirine) Yüklemek. * Ata binmiş kimse. i * Sözle sataş mak. tı rtı kuş * Sapan. nabıgibi kan dolaş ile ilgili organlar için) Vurmak. tı *İ stenilmeyen bir ş kendi malı eyi olmaktan çı karmak. lı ç) * (top. * Bir cismi bir yöne doğ fı ru rlatmak. atlı spor * At üzerinde yapı bütün sporları genel adı lan n . atlı nca karı * Yere dikilmiş eksen çerçevesinde döndürülen askı takıoyuncak atlar. ndayı atmaca * Kartalgillerden.

cevvî. sahiplenmek. na in k atom ağ ğ ı ı rlı * Herhangi bir atomun 16 sayı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağ ğ sı ı ı rlı. atmı k atmosfer * Erkeklerin cinsel organı salgı ndan lanan madde. * Mercanları bir araya toplanması oluş . ması atom çağ ı * Atom enerjisinin insanlın hizmetine girdiğçağ ğ ı i . hava. * Göndermek. palavra. atmasyonculuk * Atmasyoncu olma durumu. inin n sı atom reaktörü * Nükleer parçalanma sonucu oluş enerjiyi kontrol etmekte kullanı düzen. * Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası yuvarı . * Haykı rmak. * Götürmek. ı ı rlı atmosfer bası ncı * Atmosferin yeryüzünde bulunan her cisim üzerine yaptı bası ğ nç. *İ çinde yaş lan ve etkisinde kalı ortam. * Birkaç türü birleş çeş kimyasal birleş ince itli ikleri (molekülleri). atol atom parçacı k. bağ ı rmak. meni. anı nan * Bası birimi olarak kullanı 150 C de deniz yüzeyinde. artıbölünemez. bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluş turan * (eski Yunan filozofları göre) Gerçeğ son. * Etkisi kaybolmak. yollamak. alı ş mak. atom çekirdeğ i * Atomun çekim kuvvetinin etkisiyle. n ile muş k. ndan n ması an atom numarası * Bir atom çekirdeğ içinde bulunan protonları sayı. gaz . atmasyoncu * Uydurmacı . palavracı (kimse). 76 cm uzunluğ nç lan. * Söylemek. çevresinde elektronlar dolaş proton ve nötronlardan oluş pozitif an.* (renk için) Solmak. unda ve tabanıcm 2 olan cı l va sütununun ağ ğ(l kg 33 gr). atmasyon * Uydurma. halka biçiminde adacı mercan ada. atom enerjisi * Atom çekirdeklerinin parçalanması veya hafif atomlarıkaynaş ndan oluş büyük enerji. er suyu. bel. bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. sperma. an elektron yüklü merkez bölümü. ı atmosferik * Atmosferle ilgili. an lan . atom bombası * Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluş temeline dayanan bomba. * Hava yuvarı . bı rakmak.

atomcu * Atomculuk yanlı (kimse). . eğ cı lendirici. ilgi çekici gösteri. iş ları yla raş n şı tı lik. * Bir hayvanıbir baş hayvanı n ka yemek için yakalaması . av * Atmak iş yaptı ini rmak. * Top oyunları topun karştakı oyuncuların vuruş oyun alanın veya kale çizgisinin arkası nda ı m nı uyla nı na * Karada. karı p lan * Atomla ilgili olan. in ntı nı m rası lan atraksiyon * Gazino gibi yerlerde yapı müş lan. atölye resmi * Bir iş ayrı ları gösteren ve atölyede yapı sı nda kullanı 1/1 ölçüdeki teknik resim. sı * Atomla ilgili. * Altı n kı n'ı saltması . denizde. atomculuk * Evrenin. attı rmak Au aut geçmesi. attı tı kadar olamamak ğ rnak ı * bir kimsenin sözü edilenden daha değ ersiz olduğ anlatmak için kullanı unu lı r. atropin * Güzelavrat otundan çı lıhekimlikte kullanı zehirli bir ilâç. terileri oyalayı. heykel sanatları uğ anlarıçalı ğyer. atomik atonal atölye * Zanaatçı n veya resim. aktar. attar * Bkz. attı rma * Attı iş rmak i. atom sayı sı * Bir atom çekirdeğ içerisinde bulunan protonlarısayı. bölünmez parçalarıkümelenmesinden oluş unu ileri süren öğ n tuğ reti. i eyler attan inip eş e binmek eğ * bulunduğ önemli görevden daha aş ı göreve alı u ağbir nmak. satsan satı lmaz * işyaramadı veya sıntı e ğ ı kı verdiğhâlde vazgeçilemeyen ş ve kimseler için söylenir. atsan atı lmaz.atom santrali * Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika. inin n sı atomal * Atomlarla ilgili olan. * Yeni bir bestecilik çırı göre. gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama iş i. ton ve makam temeline bağ kalmadan oluş ğ na ı lı turulan (beste).

öd-ev. artı ey av dönemi * Av hayvanların avlanması bu amaçla kullanı av araçların kullanı nıserbest olduğ yı nı veya lan nı lmasın u lı n belirli bölümü. na-v. ş * olan olmuşiş ten geçmiş k yapacak bir ş yok. le-v. av mevsimi * Av dönemi. iş türe-v vb. iş . lı n ş ı ava çı kmak * avlanmak için gitmek. aptal aptal. zağ gibi ava yardı lıetmeye alı rı ş ar mcı k ş lmıköpek. av köpeğ i * Tazı . nda nı avadanlı k * Bir işyapmak. * Tuzağ düş a ürülen. ine kin i aval * Saflı sersemlik derecesine varan (kimse). av yasağ ı * Yı av dönemi dında kalan zamanda konulan yasak. avadancı * Eski Osmanlı sarayı bir sıf hademe. . kopoy. . avanakça davranı ş . ğ ı aval aval avam * Aptal bir biçimde. bön. * Avanak gibi. av avlanmı tav tavlanmı ş . aptal.* Bu yollarla yakalanan hayvan. * Halkıaş ı n ağtabakası . kendisinden yararlanı kimse. lan -av / -ev * Fiilden isim türeten ek: sı gör-ev. avanak gibi davranmak. k avangart * Öncü. ödemeden sorumlu olanları ödememesi hâlinde üçüncü bir kiş alacaklı senet n inin lara bedelini ödeyeceğ iliş verdiğgüvence. avanağ uygun düş biçimde. avanaklıetmek k * aptallıetmek. * Halk. * Kolaylı kandılabilen veya aldatı kla rı labilen. tı av kuş u * Avlanı kuş lan . lan mı aval * Ticarî senetlerde. bir aracı i onarmak için kullanı alet takı . a en avanak avanakça avanaklı k * Avanak olma durumu.

. avantadan * bedavadan. yararlı (durum veya ş ey). avans almak * öndelik almak. ka yı lması * Kıya dayanı sandalıaçı yı larak n lması kürekçilere verilen komut. avanta * Bir kimsenin. . emek vermeden sağ ğkazanç. ş * Üzerinde döndüğ ve kendisini taş milden bağ z olarak çalı mekanizma. yüzyı arası Moğ llar nda olistan'da VI. çilik. beleş ten. ladı ı avantacı * Çı . öndelik. kâr. yararsı z. avans çekmek * öndelik çekmek. avantür * Serüven. avans vermek * öndelik vermek. lı k. yüzyı arası Orta Avrupa'da yaş ş llar nda amıhalk. Avar * Kuzeydoğ Kafkasya'da Dağ u ı Federe Cumhuriyeti'nde yaş halk. peş ı na lmak lan inat. ey. stan ayan * III. avantüriyer * Serüvene atı maceracı lan. Avarca * Avarlarıkullandı dil. avantacı lı k * Çı lı beleş bedavacı karcı k. . n ğ ı avare . avantajsı z * Yarar sağ lamayan. macera.VI. avantajlı * Yarar sağ layan. kötü.IX. * Bir geminin baş bir gemiden veya kıdan açı . . beleş bedavacı karcı çi. avaraya almak * o bölümün çalı nı ş ması durdurmak. için * İe yaramaz. ü ı yan ı msı ş an avara avara avara kasnak iş lemek (veya dönmek) * hiçbir iş yaramadan boş e una.avans * Alacağ sayı üzere önceden yapı ödeme. avantaj * Üstünlük sağ layan ş yarar.

iş güçsüz. aylaklı ş ı boş k. * Avcı özgü olan. k avarelik avarı z * İsizlik. * Kazalar. engeller. tanı kimse. nda avcı hattı * Savaş düş ta mana doğ dağ ru ı ön safta ilerleyen asker topluluğ larak u. ise * Bir deniz yolculuğ unda geminin veya yükünün gördüğ zarar. baş . lara * Baş hayvanları ka yakalamakta usta olan (hayvan). aylak. avare etmek * bir kimseyi iş inden alı koymak.* İsiz. nara. baş luk. avcı * Avlanmayı seven veya avı kendine iş edinen kimse. siz ı boş mak. avazı ktı kadar çı ğ ı * çok yüksek sesle. ü * Çeş sebeplerle dayanı lını esnekliğ kaybetmiş itli klı ı ve ğ ini yapağve yün. kokusuz. avarya avaz avaz avaz (bağ ı rmak) * var gücüyle bağ ı rmak. * Engebeler. baş luk. * Osmanlı önceleri yalnıolağ larda z anüstü durumlarda. avcı etmek lı k * avlanma ile uğ mak. ı * Yüksek ses. parlak zehirli bir bitki (Adonis). baş . raş . tümsekler. avareleş me * Avareleş durumu. avcı ı uçağ * Düş uçakları düş man nı ürmek için kullanı uçak. belâlar. yüzey biçimleri. lan avcı lı k * Avcı olma durumu veya iş i. sonraları sürekli olarak halktan toplanan vergi. tan avcı eri * Piyade mangası her ere verilen ad. avcı otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. * Bir ş büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çı eyi karan. aylak dolaş siz. ş siz ı boş ı boş avare dolaş mak * iş iş güçsüz. avare olmak * iş güçsüz dolaş siz mak. mek avareleş mek * Aylaklıetmek.

* Sayı . lâmbalı . bir ş çok iyi ve ayrı lı eyi) ntıolarak bilmek. avcunun içine almak * bir kimseyi baskı etkisi altı almak. avlanmak * Avı olan yer. rakı su avisto avize * Ödenmesi gereken poliçelere yazı ve "görüldüğ lan ünde" anlamı gelen bir terim. in avcunu yalamak * umduğ ele geçirememek. avlanma * Avlanmak iş i. av yeri. acı avlak avlama * Avlamak iş i. billûr. na * Tavana ası ş lan. * Voleybolda karşoyuncularıboş raktı ve yetiş ı n bı ğ ı emeyeceğyere topu yavaş indirip sayı i ça alma. amdanlı . * (genellikle Musevîler için) İ dinine dönmüş slâm olan. * Yardakçı lar. kurnazlı kandı kla rmak. çok . Amerika'dan dünyanıher yanı yayı ş n na lmıolan. avdetî avene averaj * Ortalama. avize ağ acı * Zambakgillerden. avdet etmek * dönmek. çiçekli bir süs ağ (Yucca glosiosa). farkı avgı n * Duvarda suyun geçmesi için bı lan delik veya üstü kapalı yolu. diri * Tuzağ düş a ürmek. geri gelmek. avize biçiminde sarkı iri ve beyaz k. avcuna saymak * peş olarak ödemek. cam veya metal süslü aydı nlatma aracı . unu avcunun içi gibi bilmek * (bir yeri. avcunun içinde tutmak * ona istediğ yaptı ini racak güçte olmak. . ve na avdet * Dönüşgeri gelme.avcu kaş ı nmak * halk inanına göre eline bir yerden para geçeceğanlaş ş ı i ı lmak. avlamak * Bir avı veya ölü olarak ele geçirmek.

* Avlamak iş konu olmak. lara lara lar Avrupalı * Avrupa'da yaş ayan. yardı istemek. ndan * Avrupa'ya özgü olan. pek çok. avlu avokado avrat * Bir yapın veya yapı nı grubunun ortası kalan üstü açı duvarla çevrili alan. Avrupalı ma laş * Avrupalı mak. para istemek. m avuç avuç * Her defası bir avuç. nda k. avlatma avlatmak * Avlanmak iş yaptı ini rmak. * Elin yarı yumulmuş durumu. Avrupalı benzer. * Elin iç tarafı . * Amerikan armudu (Persea americana). Avrupa kayı nı * Avrupa'da yetiş bir kayıtürü. Avş ar avuç * Bkz. düş ve davranı batı daş ünce ş ta ölçülerinde bulunma. avuç dolusu . elin ı avuç (veya el) açmak * dilenmek. Avrupa ile ilgili (olan). laş Avrupalı mak laş * Avrupalı n düş ları ünce. * Yarı yumulmuş alacağmiktar. eş * Avlatmak iş yaptı ini rma. Afş ar. avrat pazarı * Cariyelerin satı ğpazar. davranıve yaş ları benimsemek. nları kları avret * Ut yeri. en n Avrupaî * Avrupalı vergi. ş antı nı Avrupalı lı k * Çağ olma. nda * (para için) Bol bol. * Karı . ava çı kmak. Avrupa halkı olan kimse. * Avuçlayarak. ine * Ava gitmek. av için dolaş mak. Avrupalı gibi. * Kadı n. . ldı ı * Kadı n öteberi sattı pazar yeri.

* korkutucu büyük sözler söylemek. teselli bulmak. boş savunma. dar (yer). luğ iş avurt ünsüzü . avuntu. teselli etmek. * Acını sı hafifletmek. devlet dairelerinde baş kaların hakkı nı nı aramayı . korumayı meslek edinen ve bunun için yasanıgerektirdiğş n i artları ı kimse. avuntu avurdu avurduna geçmek * çok zayı flamak. avundurmak * Oyalanması sağ nı lamak. * Oyalanmak. avuç içi * Elin parmak dipleri ile bilek arası ndaki iç bölümü. avunç * Acın hafiflemesi veya unutulması nı . i. taş yan * Gerekmediğhâlde baş nısavunması üstlenen kimse. acını sı unutturmak. avuçlamak * Avuçla kavramak. avurt şirmek iş * yanağ iç tarafı ı n ndaki boş u su veya havayla doldurup şkin duruma getirmek. * Bir ş uğ arak acını eyle raş sı unutmak. avundurma * Avundurmak iş i. i kasın nı avukat tutmak * adlî iş lemleri gereğ yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu görevli kı ince lmak. avuçla almak. mahkemelerde. avukatlı k * Avukat mesleğ i. avuçlama * Avuçlamak iş i. ı ı luğ n z na avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) * beceremeyeceğş i eyleri becerebilecekmiş konuş gibi mak. sıntı kı lardan uzaklaş mak. avuç içi kadar * pek küçük. yetinmek. avukat * Hak ve yasa iş lerinde isteyenlere yol göstermeyi. avunma avunmak * Avunmak iş teselli. ey. *İ nsanı avutan ş teselli. teselli. ı * Gereksiz. * Avukatı yaptı iş n ğ . * (hayvan) Gebe kalmak.* (para için) Pek çok. avurt * Yanağ ağ boş u hizası gelen bölümü. müteselli olmak.

* Avutulmak iş i. y * Fiilden isim ve sı türeten ek: ol-ay. yüksekten atmak. a a ndan an ndan bal. ay -ay / -ey * Birdenbire duyulan acı rı ş ı ürkme veya sevinç anlatı . sı veya kı sı) ş tı * Oyalamak. hale. i. dene-y. inin u u Avustralyalı * Avustralya kökenli olan (kimse). m Avustralya kara tavuğ u * Serçegillerden. fat ay ağ ı lı * Ayı aylası n . * anlaş ı lmayacak bir ş yok. ı nı * Yı on iki bölümünden her biri. * (bir kimsenin acını sıntınıYatı rmak. bel. hesap ortada. fladı ı avurtlu * Çalı satan. teselli eden. yüz-ey vb.* Dil ucunun ön damağ veya art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses: Dil. r. açı ey k. gün-ey. *İ simden isim türeten ek: kol-ay. al kelimelerindeki l ünsüzü gibi. * Çalı satmak. el. avurtlama * Avurtlamak iş i. avutucu avutulma avutulmak * Avutmak iş konu olmak. nda * Bir ayıherhangi bir gününden ertesi ayıaynı n n gününe kadar geçen veya yaklaş 30 gün olarak kabul ı k edilen süre. yapa-y vb. ay aydı hesap belli n. m avurtları çökmek (veya avurtları birbirine geçmek) * çok zayı ğyüzünden belli olmak. ağ veya aş rma. teselli etmek. lı n * Art arda gelen iki yeni ay arası geçen süre. dal. yüksekten atan. * Avutan. avurtlamak * Büyülenmek. düz-ey. erkeğ kuyruğ lir biçiminde ve çok süslü bir Avustralya kuş (Maenura superba). Avusturyalı * Avusturya kökenli olan (kimse). kamer. . avutma avutmak * Avutmak iş teselli. -ay / -ey. ine Ay * Yer yuvarlağ n uydusu olan gök cismi.

mehtap. ğ ı ü k ı na Akdeniz'de yaş bir balıtürü. ay örümceğ i * Ay modülü. ay yı z ldı ay yı lı * Ayı on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi için geçen süre (354 gün 8 saat). Ay'ıyer yuvarlağgölgesinde kalması ı nı ile na n ı . kta kta ay dönümü * Aybaş ı . tı için lan ak yapan araç. n i ş ı * Ayı dolunay durumundaki parlak durumu. ay dedeye misafir olmak * gece açı yatmak. ınlı ldı ı muş . görünüş balıbaş benzeyen.ay balı ğ ı * Ay balıgillerden. n z ay takvimi * Ayı gökyüzündeki görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim. çeş ay dede * (çocuk dilinde) Ay. ay harmanlanmak * ayıçevresinde ayla oluş n mak. * Bkz. nda n ğ ı nlı ay modülü * Gözlem araçları içinde taş ay araşrmaları kullanı ve ay yüzüne yumuş iniş nı ı yan. inin * Genellikle vakit geçirmek için içi yenen kuru yemiş idi. ay evi ay gibi * Ayla. geceyi açı geçirmek. ay parçası . pervane balı. husuf. zı m ay çekirdeğ i * Ay çiçeğ tohumu. ayan k ğ ı ğ ı ay balıgiller ğ ı * Kemikli balı takı nı çengel çeneliler alt takı na giren bir familya. n aya * Türk bayrağ ı ndaki ayça ve beşş yı zdan oluş simge. 3 m boyunda. klar mın mı ay balta * Ağ yarı daire biçiminde olan balta. kamer takvimi. kemer balı (Mola mola). kuyruk yüzgeci hilâl biçiminde olan. ay parçası (gibi) * (kadıveya kıiçin) çok güzel. ay ığ şı ı * Ayı yeryüzüne verdiğık. n Ay tutulması * Yer yuvarlağ n Güneş Ay arası girmesiyle. n ay karanlı ğ ı * Bulutlar arkası kalan ayıyaydı hafif aydı k. teber.

ayağ(veya ayakları ı ) dolaş mak * yürürken telâş ayakları tan birbirine takı lmak. ayağ kalkmak a * ayakları üzerinde durmak. zla a ayağ kaldı a rmak * telâş heyecana düş ve ürmek. ayağyerden kesilmek ı * ayağyere değ olmak. ı ş ayağ (veya bacağ geçirmek ı na ı na) * aceleyle bir ş giymek. u lması ğ i ı ayağ bağ ı na vurmak * önüne bir engel çı karmak. ayağ (veya ayakları kapanmak ı na na) * alçalı na yalvarmak. telâşkapı a lmak. ayağüzengide ı * hemen yola çı kmak üzere olan. * saygı göstermek için oturma durumundan ayak üzeri durumuna geçmek. dikilmek. ayağ fı a rlamak * hı ayağ kalkmak. yolu düş mek. * telâş lanmak. ı ta ayağyürüten başr ı tı * halkıdüzen içinde çalı nı takiler sağ n ş ması baş lar. ayağile (veya kendi ayağile) gelmek ı ı * kendi isteğ gelmek veya emek çekilmeden elde edilmek. eyi ayağ bağ ı na olmak * (biri) bulunduğ yerden ayrı na veya yaptı işsürdürmesine engel olmak. ı mez * bir taş binip yaya yürümekten kurtulmak. avuç içi. heyecanlanmak. n ayağ düş a mek * işilgisiz ve yetkisiz kimseler karı e ş mak. ayağdüze basmak ı * güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek. rcası * bağlanmak için yalvarmak. i baş na ayağalı ı ş (veya alı mak ş mamak) * bir yere sürekli gitmek (veya gitmemek).* Elin parmak dipleriyle bilek arası ndaki iç bölümü. * Yapraklarıdüz ve parlak bölümü. * (hasta) iyi olmak. ayağdüş ı mek * Bkz. . ayak tabanı . iyileş mek. ayağ(veya ayakları ı ) suya ermek * bir gerçeğanlayarak aklı ı gelmek. iyle ayağuğ ı urlu * geldiğyere uğ getirdiğ inanı (kiş i ur ine lan i).

ayağ denk almak ı nı * baş nıkendisine yapması kaların ihtimali bulunan kötülüklere karşuyanıdavranmak. * (birinin) iş yükselmesine engel olmak. ş ı ayağ bağ ı nı lamak * engel olmak. ayağ gitmek ı na * alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanı varmak. ayağ donu yok. na ayağ ip takmak ı na * bir kimseyi çekiş tirmek. na ayağ çelme takmak ı na * biri yürürken ayakları na ayak uzatı düş arası p ürmek. ayağ (veya ayakları) altı almak ı nı nı na * tek bacağ (veya bacakları) kırı üzerine oturmak. rı ma sı ı nı * alılan bir yere gitmekten kendini alamamak. na * emek çekilmeden elde edilmek. gözetmeksizin birinin yanı gelmesini sağ na lamak. ayağ sı su mu. ayağ kira istemek ı na * gelmeye nazlanmak. fesleğ ister (veya takar) baş ı nda en ı na * yoksulluğ bakmayarak süs ve gösteriş una yapmak ister. yorulmadan yapmak. inde ayağ dolanmak (veya dolaş ı na mak) * baş na yapmayı kası tasarladı kötülük kendi baş gelmek. ayağ çekmek ı nı * sısıgittiğbir yere artıuğ k k i k ramaz olmak. gitmeye üş enmek.ayağ çabuk ı na * bir yere alılandan daha kı sürede gidip gelen. yürümesine engel olmak. yarı sevinçle söylenen söz. ayağ getirmek ı na * sı saygı ra. . ş ı sa ayağ çağ ı na ı rmak * yanı gelmesini istemek. ilgiyi kesmek. ayağ üş ı enmemek na * hamarat olmak. ayağ gelmek ı na * alçak gönüllülük göstererek birinin yanı gelmek. ı nı nı vıp ayağ (veya ayakları) öpeyim ı nı nı * yalvarım. ayak iş lerini bı kmadan. ayağ düş ı na mek * çok yalvarmak. rı ayağ alamamak ı nı * ağ veya uyuş dolayıyla ayağ oynatamamak. soğ su mu dökelim? ı cak na uk * ender gelen bir konuğ yarı a sitem. ı k * dikkat. ğ ı ı na * iş yapmakta olan birine engel olmak.

ayağ n (veya ayakların) altı öpeyim ı nı nı nı * "pek çok yalvarım" anlamı kullanı rı nda lı r. ayağ vurmak ı nı * ayakkabı ı yara etmek. ayağ n türabı ı nı olmak * bir kimse baş bir kimseye kul gibi bağ p onun her emrini yerine getirmek. ayağ sürümek ı nı * verilen bir işağ i ı almak. ayağ nı ayağ yorganı göre uzatmak ı nı na * giderini gelirine uydurmak. ayağ n tozunu silmeden ı nı * henüz yoldan gelmiş ken. tı ayağ n bağ çözmek ı nı ı nı * karını amak. ş ı ndan kaların * ölmek üzere olmak. * değ bir kimseyi üstün bir yere geçirmek. ka lanı . ayağ n altı almak ı nı na * tekme ile dövmek. uğ radı ı ursuzluk getirir. ardı baş nı da gelmesine yol açmak. mak * halk inanına göre bir kimsenin gelmesi. ayağ n pabucunu baş giymek ı nı ı na * dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. ayağ n pabucu olamamak ı nı * değ ondan çok aş ı erce ağolmak. k ayağ giymek ı nı * ayakkabını sı giymek. rdan * bir yerden uzaklaş üzere bulunmak. ayağ kaydı ı nı rmak * bir yolunu bulup birini iş inden veya görevinden uzaklaşrmak. sı boş * serbest davranması engelleyen iliş nı kilere son vermek. ayağ tek almak ı nı * bir iş iyi düş te ünüp dikkatli davranmak. tı ayağ kesmek ı nı * bir yere gitmez olmak. * baş nı yere artıuğ kası bir k ramaz duruma getirmek. ersiz ayağ n tozu ile ı nı * yoldan gelir gelmez. uğ ramamak.ayağ denk basmak ı nı * dikkatli ve uyanıdavranmak. ayağ n bastı yerde ot bitmez ı nı ğ ı * uğ ğyere bereketsizlik. ayağ n altı karpuz kabuğ koymak ı nı na u * bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle iş inden uzaklaşrmak. henüz dinlenmeden. ayağ n (veya ayaklar) altı ı nı nda * (yüksek bir yerden) geniş alanı bir görür durumda.

uğ ramak. bağ e) lanmak. n ağ da * Bacak. ulaş mak. * Birtakı ş m eylerin yerden yüksekçe durması sağ nı layan dayak. avutmak. * Yürüyüş ağ k veya çabukluk derecesi. * 30. ı raktı n ı . rmağ ş an n * Göl ayağ ı . * (buzdolabı ölçülerinde) İ ngiliz ölçüsü fut'un kübü alı narak hesaplanan değ er. ayak bileğ i * Baldı r kemikleriyle tarak kemikleri arası bulunan ve yedi kemikten oluş ayağ arka bölümü. ayakta toplanan meclis. * ilk kez gitmek. uğ ramamak. nda an ı n ayak çekmek * kandı rmaya çalı ş mak. fut. ı nı ayak bağ ı * Bir yere veya bir iş gidilmesine engel olan ş e ey. ayak basmamak * bir yere hiç uğ ramamak.4 cm değ erinde İ ngiliz uzunluk ölçüsü birimi. * Halk edebiyatı uyak. * Vücudun belden aş ı ağbölümü. nda * Halk edebiyatı koş nda uklarda kı yedekli dizelere verilen ad. ayak değtirmek iş * talim yürüyüş kı bir adı atmak yolu ile adı nı kalarınkine uydurmak.5 cm uzunluğ m ı n undaki ölçü birimi. * Ayakta yapı sohbet. ünde sa m mları baş nı ayak diremek * bir düş ünceyi. kendi tutumundan ş mamak. bir davranı sonuna kadar sürdürmek. * Bir doğ runun baş bir doğ ka ruyu veya bir düzlemi kestiğnokta. gelmek. bayağ ı . * girmek. * (bir yere veya mesleğ girmek. lan ayak iş i ayak izi * Birtakı getir götür iş m leri. ş ı aş ayak divanı * Olağ anüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padiş n katı yla bir konuyu görüş ve karara ahı lması mek bağ lamak için yapı toplantı lan . ayak ayak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne almak. * Herhangi bir zemin üzerinde ayağ bı ğiz. destek veya bunlardan her biri. ayak atmak * girmek. ayak basmak * bir yere varmak. kadem. * Büyük bir ı a karı ikinci derecedeki akarsularıher biri. sı radan. i * Aş ı ağdüzeyde. sa * Yarı arş veya 30. ayak atmamak * bir yere hiç gitmemek.ayak * Bacakları bilekten aş ı bulunan ve yere basan bölümü. ün ı rlı * Basamak.

ayak tedavisi * Ayakta oluş bir hastalın veya rahatsı ğ tedavisi. ayak topu * Futbol. rmak ayakaltı * Gelip geçenlerin çok olduğ yer. yeri. ve ş baş nı ı ayak vermek * âş atı ı ş k maları dinleyicilerden biri uyak belirtmek. ayak oyunu * Hile. gözden çı lmak. nda ayak yalı n * Yalı ayak. kandı için dalavere çevirmek.ayak keseri * Ayakta durarak ağ yontmaya elverişuzun saplı aç li keser. tarak. te m ş baş nı ı * kendi gidiş davranını kasınkine benzetmek. * Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret. ayak teri. karı . ayak tutmak * mani yarı ş maları karş ndakine uyması nda ı sı gereken uyağvermek. ayak kirası . u ayak uydurmak * yürüyüş adı atını kalarınkine uydurmak. rdan * gönderilen yere isteğile gitmemek. an ğ ı zlın ı * Ayakta tedavi. ayak tarağ ı * Bkz. cı ayak sürümek * verilen bir işağ i ı almak. u ayakaltı almak na * hakir görülmek. ya ine ı lı ayak makinesi * Ayak yardı ile iş mı letilen makine. ayak kirası * Bir haber veya eş getirene emeğ karşk verilen para. i ayak takı mı * Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayıyla toplum içinde aş ı sı ağdurumda olan kiş iler. ayak satısı cı * Gezgin satı. n lan lan * Ayak parmak uçların oluş nı turduğ dar dayanak yüzeyi. n ayak yapmak * birini aldatmak. ı ayak ucu * Yatanıveya yatı bir yerin ayak uzatı yönü. ayak teri * Ayak parmakları ndan çı pis kokulu salgı arası kan .

ayakbastı * Bir yere dı dan gelen insan ve eş ş arı yadan alı vergi. ayakkabı vurmak * (ayakkabı ) ayağzedelemek. ayaklandı rmak * Ayaklanmak iş yaptı ini rmak. cın i. baş rma. isyan. ı ı z ayakkabı cı * Ayakkabı yapan veya satan kimse. lan * Bir iş süresince tutulan hizmetçi. korumamak. n na p rı * Ayak iş lerinde kullanı kimse. ayakkabı dolabı . ş larla u ayakkabı lı k * Ayakkabı konulan yer. ayakçı ayakkabı * Özellikle sokakta ayağkorumak için giyilen ve altı ı kösele. ayakkabı nı ları çevirmek * konuk ayakkabı nı ları gidiş yönüne doğ düzgün biçimde sı ru ralamak. toprakbastı nan . * Dokuma tezgâhı ayaklı. * Ayakkabı lan yer. ayakçak * Merdiven. * Ayakkabı yapmaya elverişolan (deri. . merdiven basamağ ı . pabuççu. ayaklamak * Ayakla ölçmek. ayaklanmak * (çocuk için) Yürümeye baş lamak. ayaklandı rma * Ayaklandı iş rmak i. lâstik gibi dayanı maddelerden yapı ayak klı lan giyeceğ pabuç. kı ı kaldı yam.ayakaltı bı nda rakmak * ezilmesine. na ayakaltı dolaş nda mak * bir iş yaramadı hâlde herkesin iş engel olacak biçimde ortalı dolaş e ğ ı ine kta mak. ğ ı * Çocukları cambazları ayakları takıyürüdükleri çifte sık. ayaklama * Ayaklamak iş i. yok olması göz yummak. satı ayakkabılı cı k * Ayakkabınıiş pabuççuluk. çerçi. * Gezici satı. i. * bazı davranı konuğ gitmeye zorlamak. ayaklanma * Ayaklanmak iş i. cı ayakçı n * Dokuma tezgâhları atkı nda ipliklerini hareket ettirmek için ayakla bası tahta ayaklı lan k. * Birçok kimsenin cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmesi. n. kösele gibi ş li eyler). ayağrahatsıetmek.

* Ayağolmayan. ı ayaksı z ayaksı zlar * Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sıfın en ilkel yapıtürlerini içine alan bir takı nı nı lı m. ayaklı ma koş * Halk ş iirinde müstezat tarzı söylenen deyiş nda . istemeye istemeye gitmek. ayakta . isyan etmek. ayaklı * Ayağolan. * Ayakçak. baş * değ kimseler baş geçip. ayaklar baş lar ayak olmak . baş ı kaldı rmak. ayakları nısürümek * güçlükle yürümek. * Taban. yaramaz. ersiz a erli rakı ayakları dolaş mak * yürürken ayakları birbirine takı lmak. cin gibi çocuk. * Uyanmak. ı * Bir destekle yere dayanan. ı ta ayakların (veya ayağ n) ucuna basmak nı ı nı * çok yavaşsessiz. pedal. değ kimseler ise en geride bı lmak. * Ayağ kalkıgitmeye davranmak. * Ayakla iş letilen. uyanıkalkmak. sorulan her soruya cevap verebilen kimse. ayakları (veya ayağ kara su (veya sular) inmek na ı na) * uzun süre ayakta kalmak veya yürümekten çok yorulmak. a p * (birçok kimse) Cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmek. ayakları geri gitmek geri * bir yere gönülsüz. ayaklı mani * Cinaslı ayaklarla söylenen bir mani türü.* (hasta için) Yürüyebilir duruma gelmek. ayakları değ yere memek * çok sevinmek. p ayaklar altı almak na * önem verilmesi gereken ş eyleri hiçe saymak. ı nı ayakları yerden kesmek nı * bir taş binerek yürümekten kurtulmak. ayaklı canavar * Çok hareketli. çiğ nemek. ayaklı k * Ayakla iş letilen makinelerde ayağ bastı yer. gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek. ayaklı kütüphane * Pek çok konuda bilgisi olan. çok ş okumuş öğ ey ve renmiş olan. . ı n ğ ı * Ayak basacak yer. ayağ sürümek.

r ayaküzeri * Ayaküstü. * yılmamak. * bozulması yılması çökmesine engel olmak. . * İ n besin artı yla idrarı boş ğyer. memiş nsanı kları nı alttı ı hane. ayaktaş ayakucu ayaküstü * Arkadaşyoldaşhempa. k. ayan beyan * Besbelli. ı rı n. na. kenef. açı k. kı na. tuvalet. erini ayakta tedavi * hastanı yatağ yatılması n a rı gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapı tedavi. kademhane. * İ gelenler. k ayan olmak * belli olmak. kı * değ yitirmemek. . ayakta tutmak * o ş sürekliliğ sağ eyin ini lamak. aş n ayaktan * (kesim hayvanları canlı için) olarak. abdesthane. ayandon * 18 Ocak'ta baş layan bir fı na. . a ş * Telâş. * Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiğdoğ i rultudaki alt yön. bilinir olmak. apaçı açıseçik. ayakyolu ayal * Karı . leri * Senato üyeleri. * Oturmadan. kı sürede. * Hazıyemek. heyecanlı lı . sa * Acele olarak. ayakta kalmak * oturacak yer bulamamak. önemini korumak. festfut.* Ayağ kalkmıdurumda. rtı ayar . lan ayakta tutmak * oturtmak gerekirken oturtmamak. ayakta durarak. * bir kuruluş yaş un aması sağ nı lamak. helâ. çökmemek. eş ayan âyan * Belli. ayakta uyumak * aş dalgı ş kı veya yorgun olmak.

birbirine uygun duruma getirilmek. düzensizlik. * İleri birbiriyle çatı ş ş mayacak veya zamanı bitirecek biçimde düzenlemek. cı ve musluk aksamı sışrmak amacı kullanı ağ açı ğayarlanabilen özel alet. doğ ru. n ğ ı ayarı bozuk * Belli bir ayarı olmayan. * Bir aygıbelli bir iş tı yapabilecek duruma getirmek. er ayar etmek * (bir aygın) çalı nı tı ş ması düzeltmek. ş ta * Değ derecesi. ayarlı * (saat ve makine için) Ayarlanmı doğ çalı ş ru . doğ ruluğ e rulamak.* Bir aygın gereken işyapabilmesi durumu. bozuk. düzensiz. ş sağ ması lanmı düzeltilmiş ş . ayarlanmak * Ayar edilmek. ı . ayarlamak * Bir ölçünün doğ unu belli bir örneğ göre düzeltmek. ayarsı k zlı * Ayarsıolma durumu. ayarlanma * Ayarlanmak iş i. karakter veya aklı yerinde olmayan. n. ayarlı pense * Vida. ayarlatmak * Ayar ettirmek. ru ran. doğ yoldan saptı ayartan. nda * Kandı rmak. ayarlatma * Ayarlatmak iş i. vata nıkı tı yla lan. ı klı z ı ayarsı z * Ayarı lmamı ayarı yapı ş . tı i * Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. z * Ölçüsüzlük. ş ları * (altıve gümüş n için) Belli bir ayarı olmayan. ayartı ayartı cı * Baş çı tan karma. * Baş çı tan karan. * Altı gümüş madenlerden yapı şeylerin saflıderecesi. ler ayarcı * Esnafıkullandı ölçü aletlerini denetleyen görevli. . * Davranı ölçüsüz. ayarlama * Ayarlamak iş i. gibi lmış k * Bir iş veya bir davranı gereken ölçü. düzenli. düzenli iş duruma getirmek. ayartılı cı k * Ayartını yaptı iş cın ğ . * (altıve gümüş n için) Belirli bir ayarı olan. * Ahlâk.

sakin havada çı kuru soğ kan uk. * Duru. eline bir ş geçmemek. eline bir ş geçmemek. ş arı uk ayaz vurmak * (sebze ve meyveler için) donmak. rmak ayazlandı rmak * Ayazlanması sağ nı lamak. ayaz paşkol geziyor a * dı da çok soğ var. ayartmak * Baş çı tan karmak. ayartı lmak * Ayartmak iş konu olmak.ayartı lma * Ayartı iş lmak i. * (hava ve gece için) Soğ uk. doğ yoldan saptı ru rmak. yere ey ayazlama * Ayazlamak iş i. ayazlandı rma * Ayazlandı durumu. ine ayartma * Ayartmak iş i. ayazlamak * (hava) Ayaza çevirmek. * Ayazda kalı üş p ümek. ayazlanmak ayaz . * Birini. çalı ğyerden ayıp baş nı yanı çalı ş ı tı rı kasın nda ş maya kandı rmak. ayaz kesmek * uzun süre soğ kalıüş ukta p ümek. yere ey ayazlandılma rı * Ayazlandılmak durumu. ş ı uk ayazda kalmak * soğ kalmak. * Boş beklemek. * Kandı rmak. ukta * boş beklemek. ayaza çekmek * kın kuru soğ artmak. rı ayazlandılmak rı * Ayazlanması lanmak. sağ ayazlandılmırakı rı ş * Halk inanına göre sı tedavisinde kullanı üzere rakın açı balkonda veya dı da bekletilmiş ş ı tma lmak nı larak ş arı hâli. ayazlanma * Ayazlanmak iş i.

nlı * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinmek. ı * Kültürlü. taraça. ayça * Ayı ilk günlerinde aldı yay biçimi. i * Bir yüzeyin. okumuşgörgülü. ayçöreğ i * İ tarçı ceviz konularak ay biçiminde yapı ş çine n. ayda yı bir lda * çok seyrek olarak. aydı k. * Kolayca anlaş ı kadar açı(söz veya yazı vazı lacak k ). sarı renkli çiçeğçok iri olan. tahtaboşbalkon. * Bu bitkinin yağ karı tohumu. çı lan ayçiçeğyağ i ı * Ay çiçeğ inden çı lan yağ karı . * Ayı ilk günü. ukta * Ayazda soğ utmak. aydı nger * Parlak yüzeyli. tenevvür. hilâl. ay dönümü. ıkl ı nlı ı k ş . i. ay ay olarak. gün çiçeğ günebakan. gündöndü (Helianthus annuus). âdet görmek. aydemir aydı n * Iş alan. karş na konulan eş ık kaynakların sayı ile orantıolarak aydı k görünmesi. h. it aydı nlanma * Aydı nlanmak iş i. ünceli (kimse). ileri düş . n * Ayı ilk günü. mimarlı çizim için kullanı özel bir kâğ kta lan ı t. saydam.* Ayazda bı lı soğ rakı p umak. * Rumlarıkutsal saydı kaynak veya pı n kları nar. * Yüzü yay biçiminde bir çeş keser. ı sı it ş ı nı sı lı nlı aydı nlanmak * Aydı k olmak. * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinme. ndan aybeay * Aydan aya. lmıay ldı süs. ayazlı k ayazma aybaş ı * Evlerde serinlemek için kullanı önü açıyer. ayazlatma * Ayazlatmak iş i. yurdumuzda çok yetiş i tirilen bir bitki. tenevvür etmek. n aybaşolmak ı * (kadın) ayda bir döl yatağ nı ı kan gelmek. lan k . lmıçörek. i . münevver. ayçiçeğ i * Birleş ikgillerden. ayazlatmak * Soğ bekletmek. n ğ ı * Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapı ş yı zlı alem.

aygı r gibi aygı t * Birçok parçadan yapı ş cihaz. aydı lmak nlatı * Aydı nlatmak iş konu olmak. zlı aygı r deposu * Aygı n bakı ğbüyük ahı rları ldı ı r. aydı k nlı * Bir yeri aydı nlatan güç. * iri yarı cüsseli. in ay-gün yı lı * Hem ay evreleri değ imi hem de güneş gökyüzündeki görünen hareketi göz önüne alı iş in narak düzenlenmiş olan takvim yı lı . ayet * Kur'an surelerini oluş turan cümlelerden her biri.aydı cı nlatı * Aydı k verici. ş ı * Iş alan. n ndan lan boş luk. aygı n * Bitkin. bitkin. güçlü (kimse). ı k. ık. temiz. * Kendinden geçercesine âş vurgun. * Sahnelerin ıklandılması i. saf. vazı lacak k h. * Duyguda ölçüyü kaçı ş rmı . ğ ı * Bir sorun üzerine bilgi vermek. ı k * Kolay anlaş ı derecede açıolan. * Kötülükten uzak. aygıbaygı n n * Güçsüz. lmıalet. aydı kölçer nlı * Aydı kları nlı ölçmeye yarayan aygılüksmetre. aydı lma nlatı * Aydı lmak iş nlatı i. nlı * Bir sorunla ilgili gerekli bilgileri veren. ay-gün takvimi * Güneş görünen hareketlerine göre düzenlenen takvim. aygı r * Damı k erkek at. * Bir yapın ortası gelen oda ve öbür bölümlerin ık alması damıortası zemine kadar açı nı na ş ı için. * Vücutta belirli bir görevin sağ lanması yarayan organlarıhepsi. çok yorgun. ine aydı nlatma * Aydı nlatmak iş i. t. . na n * Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluş turulan ve bazı deneylerin yapı na yarayan takı belli lması m. ş ı rı iş aydı nlatmak * Karanlı giderip görünür duruma getirmek. cihaz.

ayı içine alan bir familya. ayı gibi * iri yarı . yı za itibarı (veya minnetim) yok ldı m * bir ş en iyisine alı ktan sonra ondan aş ı eyin ş tı ağolanlar beni doyuramaz. * Memeli et oburlardan. tabanları basarak yürüyen. * Sarhoş u geçmiş biçimde. tüylü bir bitki (Arbutus uva ursi). * Kaba saba. yurdumuzda boz türü na bulunan. iş * Sert. ler ayı yavrusu ile oynuyor * iri ve yetiş birinin ufak tefek birine. luğ bir * Anlayı. * Ayını iş mesleğ cın i. ş sı ayı gördüm. ndan akayı ayı üzümü * Fundagillerden. beş mı parmaklı . ayı ğ balı ı * Fok. ayı klama * Ayı klamak iş i. ayı ı bacağ * Çift yan yelkenlerden birini sağ birini soldan kullanma biçimi. * kaba. bir çocuğ el ş yapması gücünü onda denemesi karş nda kin a akası veya ı sı ayı plama yollu söylenir.ayı * Memelilerin et obur takı ndan. küçük taneli yemiş veren. ayı an boğ ayı cı * İ yarı ri . ayı klamak ayılı cı k ayı giller ayı k . ayı görmeden bayram etme * bir iş gerçekleş meden ona oldu gözüyle bakı sevinilmemelidir. ları * Sarhoş u veya baygı ğgeçmiş luğ nlı ı olan. ayını bı yüzüne vurmak * birinin kusurunu yüzüne söylemek. kaba ve anlayı z (kimse). i. dan. ş sı * Ayı oynatmayı edinen kimse. ayı yürüyüş ü * Gergin kol ve bacaklarla dört ayak yürüme. ayı pirincin taş ! kla ı nı * bir iş pek karık ve içinden çılmaz durumda olduğ anlatmak için kullanı in ş ı kı unu lı r. uyanı ş lı k. lı p ayı gülü * İ çenekliler sıfın düğ çiçeğ ki nı nı ün igiller familyası bir ş k türü (Peconia corollina). kaba ve hoyrat (kimse). anlayı z (kimse). iri gövdeli hayvan (Ursus arctos).

kendine gelmek. * Sarhoş baygı k gibi bir durumdan kurtulmak. çki bir u ağsı * Ayı ltmak iş i. ine ayı klatma * Ayı klatmak iş i. kendine gelmek. ayı klanma * Ayı klanmak iş i. ayı n * Arap alfabesinde on sekizinci. kişeki: yaz-ayı çiz-eyim. * aş ölçüde sinir bunalı ı rı mları geçirmek. lması sağ -ayı / -eyim m * İ kipi tekil 1. uyanmak. ayı ltı ayı ltma ayı ltmak ayıon dördü n * Dolunay. ayı etmek lı k * kaba davranmak. nlı * Aklı ı gelip gerçeğgörmek. ayı klatmak * Ayı klamak iş yaptı ini rmak. ayı lma ayı lmak * Ayı iş lmak i. baş na ayı ı kulağ * Çuha çiçeğ bir türü (Primula auricula). * Yaş varlı ayan klarda ortamış n artları en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması na . gereksiz veya istenmeyen taneleri veya maddeleri ayıp çı eyin e rı karmak.* Bir ş içinden. ayı k klı * Ayıolma durumu. ş . inin ayı lı k * Kabalı kaba davranı k. stı ayı klanmak * Ayı klamak iş konu olmak. k ayı kmak * Ayı lmak. m. * Ayı nı lamak. temizlemek. Osmanlı alfabesinde yirmi birinci harf. . stek i m. . işyaramayan. * Bir görevde gereksiz görülenleri iş inden ayı rmak. mahmurluk. aklı ı gelmek. baş na i * İ içmiş kimsenin duyduğ baş rı ve sersemlik. oku-y-ayı bekle-y-eyim vb. luk. ayı bayı lı p lmak * birini kendinden geçercesine sevmek. uyamayanları n yok olmasıı fa.

ama söylemek zorundayı anlamı özür dilemek için ı sı k m" nda kullanı lı r. * Kusur. * övünmek gibi olmasıama. lan * Işı n ögelerine ayı özelliğolan. ş zca ı ayıyerler p * vücutta örtülü tutulması gereken yerler. kusuru olmayan. i. birleş veya ayrıma uğ ime ş ı ratarak niteliklerini belirtmede kullanı madde. miyar. utanı durum veya davranı na rı lacak ş . ayıetmek (veya yapmak) p * yakıksı davranmak. ayı planma * Ayı planmak iş i. * Utanç veren. kusuru olan. takbih etmek. ş karş sı ayı çatlatmak nları * bu harfin gösterdiğArapçaya özgü sesi gı i rtlakta boğ umlamaya çalı ş mak. ayı planmak * Ayı plamak iş konu olmak. ayı p * Toplumun ahlâk kuralları aykıolan. bı * Ayı. rma i ayım rı * Cisimleri. ayı ngacı * Tütün kaçakçı. ayı nga * Kaçak tütün. eksiklik. ayı plamak * Kı namak. kı da Ahlat üstüne nı rk rkı * bir kimsenin hep aynıeyi veya hikâyeyi anlatması ında söylenir. ayı plama * Ayı plamak iş takbih. sı ayı lı ngacı k * Tütün kaçakçı ı lı.ayıon dördü gibi n * yüzü çok güzel (kadıveya kı n z). bı ayı r söylemesi ptı * "bunu söylemek size karşsaygızlıolacak. ğ ayın kı türküsü var. ı yalı ğ rma i . tütün. ine ayı plı ayı z psı * Ayı. n ayı raç ayı ran ayıcı rı * Ayı özelliğveya gücü olan.

eyi ran i ayı rtı ayı rtma ayı rtmak ayı rtman * Sı navlarda. * İ veya daha çok kimse arası ki ndaki anlaş . * Bir yeri bir engelle bölmek. ayı rmaç ayı rmak * Bir ş benzerlerinden ayı etmeye yarayan durum veya öge. rt ine ayı etmek rt * Birkaç ş birbirinden ayı niteliğanlamak. hayı(Vitex agnus-castus). rı ayı rma * Ayı rmak iş i. mayı mayı * Farklı davranmak. saklamak. ikilik ortaya atmak. ayımlamak rı * Ayım yapmak. mümeyyiz. fark gözetmek. * Ayı rtmak iş i. ayı edilmek rt * Ayı etmek iş konu olmak. ayı vurmadan postunu satmak yı * henüz ele geçmemiş ş üzerinde hesap yapmak. tı * Nitelik değ ikliğ anlamak. uzlaş bozmak. nüans. tefrik etmek. Akdeniz çevresinde yetiş mavi. soruları hazı n rlanması notlarıverilmesine kadar bütün değ ndan n erlendirme çalı ş maları na katı görevli.* Ayı rmak iş i. . eyi rt * Bölmek. it ş ta ayım yaratmak rı * farklı çı lı karmak. bir ey * Aynı cinsten olan ş arası eyler ndaki ince fark. mümeyyizlik. n ayı t * Mine çiçeğ igillerden. 1-2 m en. * (bir ş veya yeri) Bir ş veya kimse için kullanmayı ey ey belirlemek. lan ayı rtmanlı k * Ayı rtmanıgörevi. * Birbirinden uzaklaşrmak. e boyunda bir ağ k. beyaz veya menekşrenginde çiçekler açan. * Ayı rmak iş yaptı ini rmak. farika. fark gözetmek. k ayımlama rı * Ayım yapmak iş rı i. aççı t ayı kaval çalmak ya * anlayı z bir kimseye bir ş anlatmaya çalı ş sı ey ş mak. temyiz etmek. ayım yapmak rı * eş davranı bulunmamak. tahsis etmek. * Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak. iş ini * Seçmek.

. aylakçı * Temelli işolmayan iş i çi. rı ayla * Ayı ve bazı ldı n dolayı n yı zları ndaki ık çevresi. yapacak bir iş ta i olmamak. karş ters. mugayeret. rı aykılı rı k * Aykıolma durumu. ı nda ş ı * İsiz. ş ey aylak aylak olmak * boş olmak. bir ş yapmayarak. mugayir. ters düş mek. avarelik. avarelik. aylakçı lı k * Temelli iş sahibi olmama durumu. aynı ayinicem aykı rı aykı doğ rı rular * Aynı düzlemde bulunmayan doğ rular. aykı katmanlaş rı ma * Katmanları düzenli bir biçimde olmayan katmanlaş ma. aykılamak rı * Dikey olarak gelmek. iş sizlik. î n in ldı. ı r * Mevlevî ve Bektaştekkelerinde kadıve erkeğ birlikte katı ğ dinî müzikli sohbet töreni. * İsizlik. hale. avare. ş ş ı a. * Mevlevî tekkelerinde okunan ağ bestelerin biçimi. ş ı ı lı * Bazı kutsal kiş ilerin başetrafı gösterilen ık çevresi. aykılaş rı mak * Aykıduruma gelmek. ş aylaklı k * Aylak olma durumu. * Gidilen yol üzerinde olmayıgidiş p yönüne ters düş en. muhalefet. ters gelmek. ay ağ . ibadet. boş oturmak. düz yoldan ayrı lmak.ayin * Dinî tören. ru e ı t. * Bütün noktaları düzlemde bulunmayan. aykılama rı * Aykılamak iş rı i. * İsiz. kestirmeden gitmek. aykılaş rı ma * Aykılaş iş rı mak i. ters. ı * Alılmı doğ diye bellenmiş uygun olmayan. zı t olmak. boş ş gezen. aykı olmak rı * ters olmak. aykı düş rı mek * uygun gelmemek. * Çapraz.

aylanmak * Bir yerin çevresinde dolanmak.. sa ip ğ ı acı dikilen. * Sürmek. aylı kçı * Aylı çalı kimse. * Ay ığolan. * . aylı * Üzerinde ay biçimi bulunan. aydan beri var olan. görevi karş ğolarak veya geçimi için her ay ödenen para. aç aylanma * Aylanmak iş i. * Gerçeğanlamak. devam etmek.aylaklıetmek k * boş durmak. iş güçsüz dolaş siz mak. * Bir ay içinde olan veya bir ay süren. gafil. çalı ş mamak. aylıvermek k * aylıolarak üstlenilen parayı k ödemek. aylandı z * Sedef otugillerden. ı ı kla lı * Aymak iş i.. k ş ma ıı lında aylıbağ k lamak * emekli olan veya baş sebeplerle çalı ka ş mayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek. * Aylamak iş i. * Ayı dolduran bir süre geçirmek. Avrupa'ya Çin'den getirilmişkı zamanda yetiş boy attı için bir gölge ağ olarak . k lı * Karş ğaylı ödenen. aylarca kalmak. * Kendine gelmek. boş oturmak. mehtaplı şı ı . aklı ı gelmek. aylı k * Birine. bir ay için. kötü kokan bir ağ kokar ağ (Ailanthus glandulosa). ayı baş na lmak. kla ş an * Baş geliri olmayıyalnıaldı aylı geçinen kimse. * gündelikten veya ücretten kadroya geçmek. ka p z ğ kla ı * Aylıalan (kimse). i * Çevresinde olup bitenlerin farkı varmayan. aç. * Ayda bir kez yapı veya çı lan kan. aylama aylamak * Beklemek. aylıalmak k * bir aylıçalı karşğ para almak. na aylı klı ayma aymak aymaz . maaş. * Ay olarak. aylı geçmek ğ a * çalı ş karş ğolarak her ay belirli bir para alı ması ı ı lı nacak bir iş baş e lamak. maaş ıı lı .

yakıksı çirkin. na aynası z * Aynası olmayan. * dümdüz ve parlak. z aynaz * Bataklı k. * (deniz için) kı ltız. ine ş tı * Aynacın yaptı iş nı ğ veya aynacı ı olma durumu. ı aynalı sazan * Üzerinde az sayı büyük pullar bulunan bir tür sazan balı. * Hoş gitmeyen. bir tan. acak ayn ayna * Göz. . kötü. a ş z. düz veya az yuvarlak kıbölüm. aynası k zlı * Aynasıolma durumu. * Parlak yüzlü. aymaza yakı na ş durum. * Aynası olan. yumurtamsı rmımsı . iş hile karı ran. * Bir olayı durumu yansı göz önünde canlandı olay. * Küreğ yassı bölümü. durum. cilâlı sı cam. yakıklı ş . varlı n görüntüsünü veren. ı yansı ğ kları ve rlı * Gemilerde iş aretçi erlerin kullandı dürbün. yolunda. anı me lı sı levha. ı * Polis. * Hileci. ayna tı ı rnağ * Aynayı duvara tutturmak için kullanı nikel veya kromla kaplanmımetal parçası lan ş . * Doğ ramacı ve yapılı çerçeve içine geçirilen tahta veya taş lı k cı kta levha. ters. güzel. ş . ran ey. da ğ ı aynalı k * Geminin ve bağ bulunduğ limanıadı lan. durgun. ğ ı * Akı ve anaforun birleş i yerde oluş su burgacı ntı tiğ an . lı u n yazı ç ayna gibi aynacı lı k aynalı aynalıtahtası k * Sandalları kıtarafları oturanısı nı n ç nda n rtı dayaması yarayan tahta. gaflet. biçimsiz. aynabakar * Büyük. yi * (Karagöz oyununda) Perde. kı zı mavi renkli bir erik türü. aynacı * Ayna yapan veya satan kimse. in uç * (atlarda) Diz kapağ ı . mısı ayna taş ı * Yapı t ve çeş gibi yerlere konan yazıveya yazız süslü taş . * Işı tan. * İ bir durumda.aymazlı k * Çevresinde olup bitenlerin farkı varamama durumu.

* Değ meyen. . araları ayrı olmayan. çiçekleri sarı renkli bir kıbitkisi (Calendula arvensis). * Ayı edilemeyecek kadar benzeri özdeş tı sı rt i. değ tirmeden. aynı ünceyi ileri sürmek. aynı lı k aynı sefa aynı yla aynî * Gözle ilgili. pkı. * Aynı özdeş lı k. ayniyat ayniyet * Para olarak değ madde olarak verilen. aynı mı sonuca varmak. nları ğ ı * Yay ayraç. iş u * Kullanı lmaya veya harcamaya elveriş taş li.aynaz aynen aynı * Köy oyunları yöneten kimse. kası il. ş düş aynı ya çı kapı kmak * sonuç bakı ndan fark etmemek. aynş tayniyum * Bkz. özdeş ayniyet. aynî aynî hak haklar. lik. * Birleş ikgillerden. lik. bununla birlikte. aynı u iş yla. aynı potada erimek * benzer konuları sorunları ve birlikte düş ünmek veya değ erlendirmek. olduğ gibi. * Taş r veya taş ı nı ı nmaz üzerinde doğ rudan doğ egemenlik yetkisi veren ve herkese karşileri sürülebilen ruya ı * Aynı olma durumu. * Baş değ yine o. ayol ayraç * Daha çok kadı n kullandı bir seslenme sözü. r * Hiçbir değiklik olmadan. nı * Olduğ gibi. ı nması kolay eş ya. aynı telden çalmak * aynıeyi söylemek. il. ş aynı yolun yolcusu * kötü sonları birbirine eş olan. iş nda m aynı zı ağ kullanmak * aynıeyi söylemek. aynı zamanda * Hem de. einsteiniyum.

ayrancı lı k * Ayran yapısatma iş p i. ı k ayrancı * Ayran yapan veya satan kimse. ka. ş nı bir ür mı ayrı çekmek baş * topluluktan ayrı kendi baş iş lı p ı yapmak. ası l konu ile ilgisi az olan bir bölüm sışrmak. z.ayraç açmak * söz veya yazı içine. değik. kı tı ayran * Süt veya yoğ yayı çalkalanarak yağalı ktan sonra kalan sulu bölüm. coş mak. safdil. lan ayran ağ ı zlı * Aptal. ı na ayrı ayrı * Birbirinden ayrı olan. * aş bir cinsel arzu duymak. na ayrı cinsten * Farklı da olan. ayran delisi * Bön. mak i ayranlaş mak * Ayran durumuna gelmek. ayranı kabarmak * öfkelenmek. * (her biri) Ayrı olarak. sersem. yapı ayrı çanak yapraklı lar . ayran budalası * Aptal. sersem. atla (veya tahtı yok revanla) gider sı çmaya * yoksulluğ bakmadan gösteriş una yapmaya kalkanları gülünçlüğ anlatmak için kullanı n ünü lı r. ayranı budur. ayrı m bası * Genellikle bir dergide yayı mlanmıbilimsel bir yazın ayrı broş olarak bası . ayranlaş ma * Ayranlaş özelliğveya durumu. yarı sudur m sı * yapı bir iş yarı yamalak olduğ bildirilmek için kullanı lan in m u lı r. ayran gönüllü * Çabuk âş olan. ayrı * Yerleri bir olmayan. ka * Yalnı tek baş olan. urt kta ı ndı * Yoğ urdu sulandı rarak yapı içecek. * Baş baş türlü. ı rı ayranı içmeye. heterojen. budala. iş * Her biri için.

müstesna. lan ayrı klı ayrı k klı * Ayrı tutulmuşbenzerlerine uymayan.* Çanak yaprakları birbirine bitiş olmayan bitkiler. * uyuş mamak. ağ iki . ldı ı * Ayrı ş lmı . imtiyazsı z. k * Düzgün ve uygun olmayan. ey ayrı yapmak seçi * birkaç ş arası fark gözetmek. ik p ş ayrı tutmak * farklı davranmak. kaları ve ayrı k tanı calı nmak (veya göstermek) * baş ndan ayrı üstün tutmak. ayrı ca * Ayrı olarak. ayrı ç ayrı k * Yol kavş ı yolun ayrı ğyer. ayrı tutulma. ayrı k tanı calı ı calı nmayan. ayrı gayrı bilmemek (veya ayrı gayrı olmamak) sı sı * birbirinden hiçbir ş esirgemeyecek durumda olmak. miş ayrı mek düş * birbirinden uzakta kalmak. müstesna. ayrıküme k * Ortak elemanları olmayan küme. * Ayrı tutulan. imtiyaz. ayrı k tanı imtiyazlı calı ı calı nan. . ayrı klı tutma. ayrı calı ayrı k calı * Baş ndan ayrı üstün tutulma durumu. . istisnaî. . bir * Bundan baş ka. na calı * Kur'a dı. istisna. ayrıotu k * Buğ daygillerden. * Ayrı önem verilerek. ayrı z cası * Ayrı tutulmadan. baş kaları benzemeyen. ş ı * Ayrıotu. ayrı ksı calı z * Ayrı ğolmayan. kural dı olan. kökü hekimlikte idrar söktürücu olarak kullanı yabanî bir bitki (Agropyrum repens). kaları ve ayrı klı calı * Ayrı ğolan. çarpı k. ayrı kaları tutulan. ey nda ayrı yapraklı taç lar * Taç yaprakları birbirine bitiş olmayıyan yana yer almıbulunan bitkiler. ayrı . istisnası z. müstesna. * Baş na benzemeyen. ş ı * Ayrı olma durumu.

* Evlilik birliğ yargıkararı geçici bir süre için kaldılması inin ç ile rı . hiperbol) üzerinde hareket eden bir cismi.* Bir konik (elips. ayrı lanmak * Ayrı duruma gelmek. ksı ayrı z ksı * Hiçbir ayrı olmadan veya hiçbirini ayrıtutmaksın. parabol. odağ veya merkeze birleş a tiren doğ runun büyük eksen ile yaptı açı ğ . kendilerini taş nesnelerle. ayrı ma laş * Ayrı mak iş teferrüt. ine * Bir yerden. teferrüt etmek. * Birinden uzak düş me. * Düş ünce. ayrı lanma * Ayrı lanmak durumu. ayrı duran. * Ayrı iş lmak i veya biçimi. * Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı n cinsin kaplamı giren kavramlar arası yakı na ndaki bağ . görüş veya duygu arası ndaki uymazlı mubayenet. ve ini ayrı lmak ayrı lmazlı k * Özelliklerin. ı yan lantı. ayrı mak laş * Benzerleri arası ayrı yeri ve önemi olmak. kalılı k ı tı . ya ve ya da ile gösterilen iliş iş ki. ayrı lı ş ayrımak lı ş * Birbirinden ayrı lmak. k. bir ş eyden uzaklaş mak. ayrı yı ksı l * Yerin kendi yörüngesindeki günberi noktası art arda iki geçişarası ndan i ndaki süre farkı . * Ayrı olma durumu. ayrı lı ksı k * Ayrı olma durumu. * (karı koca için) Evlilik birliğ bozmak. ayrı lma * Ayrı iş lmak i. daire. ilineklerin tözle bağ sı cı karş . lantı ayrı ksı * Alılagelmiş ve davranı aykıolan. bir kimseden.. ayrıma lı ş * Ayrımak iş lı ş i veya durumu. munfası l. * Bir biçmeden geçen beyaz ığ türlü renklerde görünmesi.. nda bir ayrı lı ayrı lı k * Ayrı ş lmıolan. ğ ı k zı z. şı ın * Ayı rmak iş konu olmak. laş i. ş ı töre ş lara rı ayrı ay ksı * Ayı yörüngesindeki en beri noktası art arda iki geçiş n ndan i arası ndaki süre farkı . istisnası bilâistisna. eksantrik. ı * Önermelerin birbirine bağ lanması leminde ya .

farklı mak. malarıson biçimini aldı aş n ğ ama. ayrı lara inmek ntı * bir konuyu en küçük noktası kadar inceleyip araşrmak. ayrı mlama * Senaryonun hazı rlanması geliş nda tirim ile çevrim senaryosu arası yer alan. detaylı . farklı mlı lı k. farklı ma. * Bir kimse veya nesnenin bir baş yla karı rı kası ş lmaması sağ tı nı layan ayrı benzer ş lı k. mlı laş ayrı mlı * Ayrı olan. it it. farksı k. ayrı msama * Ayrı msamak iş i veya durumu. ş ı ayrım ş ı * Ayrı ş iş mak i. mı * Ayrı türden. mlaş i. ı ayrı ma mlaş * Ayrı mak iş farklı ma.ayrı m * Ayı rmak iş tefrik. laş * Hücrelerin veya canlı organizmaları iş n levlerine veya yaş ş ayıtürlerine iliş yapı nitelik kazanması kin sal . aynı mlı . * Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri. araları ayrı bulunan. tafsilâtlı . bir ş görmek. mufassal. ran * Ayrı noktası lma . tafsilât. farklı mı nda m iş . senaryonun sahne ve nda ayrı nıbelirlendiğ başca karakterlerin ayrı ları çizildiğ konuş mların i. laş * Bir iç kayanıkatı ması n laş sürecinde yer ve zamana göre ayrı n ortaya çı mları kması . eyi eyi ayrı z msı * Ayrı olmayan. * Bir veya daha çok sahne içinde geliş tirilip. * Cinsleri ve türleri birbirinden ayı ana karakter. cümle veya eş mcı ya. ayrıklı ş k ı * Ayrık olma durumu. teferruatlı . i. eyleri birbirinden ayı ran özellik. na tı ayrı lı ntı * Ayrı sı ntı olan. fark etmek. ayrık ş ı * Ayrı ş ş olan. ayrı lı mlı k * Ayrı olma durumu. fark. kalı * Alt bölüm. ayrı zlı msı k * Ayrı z olma durumu. lı ntı yla i. ayrı msamak * Bir ş anlamak. msı zlı ayrı ntı * Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri. değik. detay. . * Bir tiyatro eserinde ana düş ünceye yardı olan kelime. farklı ma. çeş çeş muhtelif. olayı tamamlanmıbir parçası veren film bölüğ n ş nı ü. fark. baş k. laş ayrı mak mlaş * Ayrı duruma gelmek. farksı z. teferruat.

ayrı rmak ş tı * Bütünün bozulması sebep olmak. . kararsı(kimse). ayva kompostosu * Ayvadan yapı komposto. çiçekleri iri ve pembe. lçı z. ş ması sağ ayrı t aysar * Ayı etkisiyle huyunun değ tiğsanı (kimse). lan ayva reçeli * Ayva ve ş ekerden yapı kokulu reçel. aysfild aysı z * Buzla. . mayhoşdokusu sertçe. ki ayş n ekadı * Kı ksı lezzetli bir tür taze fasulye. iş z aysberg * Buz dağ ı . na * Ayrı nı lamak. i ayva hoş afı * Ayvadan yapı hoş lan af. lan ayva marmelâdı * Ayva ve ş ekerden yapı ezme. aç * Bu ağ n büyük. orta yükseklikte bir ağ (Cydonia vulgaris). türlü etkenlerle geçici olarak daha yalı atom ve moleküllere bölünmesi. birliğbozmak. * Moleküllerin. n iş i lan * Değ ken huylu. * Gülgillerden. n * Birbirinden ayrı lmak. * Ay ığolmayan (gökyüzü. türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalıatom veya moleküllere bölünmek. sarı acı renkte. lan ayva tüyü * Vücuttaki ince. bankiz. ayva ayva göbekli * göbeğçukur olan (kimse). mak. tartı ş münakaş etmek. a * Halk ş airleri belli bir ayak çerçevesinde karşklı ş ı atı lı mak. yaprakların altı nı tüylü. tahallül. i * Moleküller. şı ı * İ düzlemin ara kesiti. ufak çekirdekli meyvesi. gece). sarı tüyler. tüylü. aytı ş mak * Atı ş mak. aytı ş ma * Aytı ş iş mak i.ayrı ş ma * Ayrı ş iş mak i. n ayrı ş mak ayrı rma ş tı * Ayrı rmak iş ş tı i.

ile * Alılmıolandan. ayvazlı k ayyar ayyarlı k ayyaş *İ çkiye düş içkici. Bu saltması de gösterilir. ün * Göğ kuzey yarı küresinde bulunan bir takı yı zı en parlak yı zı ün m m ldın ldı. * Dolandıcı rılı k. umulandan veya gerekenden eksik. bekri. sundurma. azı msamak. ikisi de bir. yavaş yavaş . i ayvaz * Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalı rı uş ş lan ak. * Küçük ölçülerle. erkek. çok karş . nitelik. * Göğ en yüksek yeri. dı arı k ayvayı yemek * kötü duruma düş mek. işbozulmak. az az az buçuk az bulmak * yeterli görmemek. * Bir tarafı ş ya açıolan oda. az buz olmamak . * (dedikodu için) herkesçe duyulmak. ayyuka çı kmak * (ses için) yükselmek. ayyaşk lı ayyuk * Ayyaş olma durumu. * Bir parça. llı * Ayva ağ nı çok bulunduğ yer. çok yık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis). tı * Koca. eş . mı * Uzun süreli. güç. ş ş ı ı tı * Nicelik. içken. sıtüylü. hilekâr. * Ayvazı görevi. n * Dolandıcı rı. biraz. soluk sarı i k çiçekli. az saymak. Az az * Azot'un kı lması gaz N kı saltı .ayvadana ayvalı k ayvan * Yüksekliğ15-70 cm . ayvaz kasap hep bir hesap * ha öyle ha böyle. kün. açların u * Teras. yayı lmak. süre bakı ndan eksiklik bildirir.

aza sormuş "nereye?" "çoğ yanı demiş lar: un na" * küçük kazançları bile hep varlı kimselere düş ü inancı belirtir. vücut parçaları . n. azalma azalmak * Azalmak iş eksilme. * azı msamak. bitmesi çok yakı olmadını nken ğ anlatı ı r. azadelik * Azade olma durumu. * Üye. doğ kaynakları gereğ itim ük ş . oldukça. erkin. organ. serbest olarak gürültüden azade yaş ı boş amak. ma al nı ince değ erlendiremeyen (ülke).* (bir ş azı ey) msanacak kadar olmak. az çok * Bir parça. * Vücut parçası . * Az denecek bir miktara inmek veya eskisinden az bir duruma gelmek. az günün adamı olmamak * çok yaş ş görmüş amıçok . bulunmak. az görmek * umduğ undan eksik bulmak. i. az daha az değ il! * az kalsı neredeyse. erkin. * eğ düzeyi düş kalmı üretimi daha çok ilkel tarı dayanan. hafiflemek. az gelmek * yetmemek. serbestlik. rslı çı aza * Organlar. az tamah çok ziyan getirir * hı ve pinti insan her zaman zararlı kar. daha çok istemek. gerçekleş mesi. * Azaltmak iş i. ı az geliş miş * geliş gecikmiş mesi olan. ı boş * Baş . * Etkisini yitirmek. aza çoğ bakmamak a * olanla yetinmek. az kaldı (veya az kalsı n) * bir iş olması in . n klı tüğ nı azade * Baş . serbest. tenakus. . azade azade * bir ş eyden kurtulmuşuzak. * birinin herhangi bir karakter bakı ndan göründüğ gibi olmadını mı ü ğ anlatmak için söylenir. azaltma .

m. * Ululuk. azamet azamet satmak * büyüklük taslamak. * Süreyi uzatarak. * Debdebeli. tekebbür. * Görkemli. * Organik veya ruhî büyük sıntı kı . * Etkisini yitirmesine sebep olmak. ezinç. * Çalı . . az * Küçük ölçülerle. paylanmak. hafifletmek. * çok büyük sıntı uğ kı ya ramak. yavaş yavaş az. azarlanmak * Azarlamak iş konu olmak. * Görkem. maksimum. azap * (Müslümanlı Dünyada günah iş kta) lemiş olanlara ahrette verilecek ceza. kurumlu. * Çalı kurum. i. çalı satmak. heybetli. azarlama * Azarlamak işpaylama. * Anadolu beyliklerinde donanmadaki görevlerde kullanı asker. * Gururlu. azarlanma * Azarlanmak işpaylanma. kötü sözle karş mak. böbürlenmek. büyüklük. lan azamî azap azap çekmek * ahrette ceza görmek. mlı * En büyük. ine ı laş . heybet. en çok. azarlamak * Paylamak. tekdir etmek. m azametli * Ulu. kı rmak. * (Anadolu'nun birçok bölgesinde) Çiftlik uş ı ağ . azar iş itmek * azarlanmak. azar azar azar * Paylama. çok büyük. en yüksek. * Gurur. i. üzmek.azaltmak * Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek. azap vermek * acı çektirmek. * Debdebe.

* Serbest bı lmıolan. serbestlik. * (köle ve cariyeler için) özgürlüğ geri vermek. ünü azat eylemek * azat etmek. azarlatmak * Azarlamak iş yaptı veya azarlanması yol açmak. na ile Azerîce azgı n * Azerbaycan Türkçesi. ini rmak na azat * Serbest bı rakma. azatlı k * Azat olma durumu. * Okullarda paydos. azatlı * Azat edilmiş (cariye veya köle). * Oldukça az. * Azması sebep olmak. rakı ş azat etmek * serbest bı rakmak. azdılmak rı * Azması yol açmak. * Azmıolan. n * Şmartmak. Azerbaycanlı * Azerbaycan halkı olan kimse. ı * Kötü davranıveya alı klara sürüklemek. * Azat edilemez. * Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye. ndan Azerî * Azerbaycan Cumhuriye'tinde ve güney Azerbaycan'da (İ ran'da) yaş Türk soylu halk veya bu halktan ayan olan kimse. na azdı rma azdı rmak * Azdı rmak iş i. azatsı z azca azdılma rı * Azdılmak iş rı i. köle). na * Azgıduruma getirmek. salı vermek. * Azerî halkı özgü olan. ş azelya . Azerî halkı ilgili (olan). * Açalya.azarlatma * Azarlatmak iş i. yoldan çı ş ş kanlı karmak.

ı rı azgı ma nlaş * Azgı mak iş nlaş i. ekalliyet. * Azıkoymaya yarayan kap veya torba. ca azı k hükûmeti nlı * Mecliste çoğ unluğ olmayan bir partinin kurduğ hükûmet. ı tı * Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakı ndan ayrı ötekilerden sayı az olanlar. azı i. korkunç. anı erli azı i diş * Azı . * Azı olan. biraz. * (süre ve miktar için) Az olarak. biraz. gı da. n * Cinsel istekleri aş laş ı mak. k * Hemen yemek üzere. u sı nı azı k nlı karş . * Azıolarak ayrı veya hazı k lan rlanan yiyecekler. * Cinsel istekleri aş olan. ğ ı * Yoksulları doyuran. u u . azgı n. az görmek. daha fazlası istemek. ndan * Gözü bir ş eyden yı lmayan. n azık aş kaygız baş cı ı m sı ı m * derdim olması da baş bir ş istemem. nda er öğ ütmeye yarayan diş ortak adı dişöğ lerin . azgı mak nlaş * Azgıduruma gelmek. * Azgıolma durumu. çoğ mı ve ca unluk * Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayı az olan topluluk. aç azı a saymak (veya tutmak) çoğ * verilen küçük bir armağ çok ve değ kabul etmek.* (ten için) Çabuk iltihaplanan. ütücü diş . harman zamanı önce biçilip savrulan ekin. rı azgı k nlı azı * Köpek diş lerinden sonra içeriye doğ alt ve üst çenenin iki yanı beş tane bulunan ve yiyecekleri ru. ekalliyet. az bulmak. * Öküz arabaları ön ve arka yastı dingile bağ nda kları layan ağ çivi. * (çocuk için) Çok yaramaz. çok etkili. besin. *Ş iddetli. azık cı * Çok az. yarası hemen kapanmayan. azı k klı azı lı azı msama * Azı msamak iş i. azı msamak * Bir ş umulduğ eyin undan az olduğ yargına varmak. n ka ey azı k azı klı * Yiyecek.

muazzez. * Kararlı kararlı lı kla. azimli * Kararı tutumunda direnen. yola çı kmak. azizlik etmek * muziplik etmek. azim azimet * Bir iş engelleri yenme kararı teki . * Azı ş iş mak i. azı ş ma azı ş mak * Gittikçe kış ş zı mak. karşdüş ı ünceye oy verenlerden daha az olmak. nı i * Aziz olma durumu. * Sevgide üstün tutulan. n * Çırı çı ğ ndan karmak. olarak. azit aziz * Azothidrik asit HN3 deki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleş iklere verilen ad. . * Ermiş n. azledilme azize aziziye azizlik . azı rmak ş tı * Azı na yol açmak. azı rma ş tı * Azı rmak iş ş tı i. * Gidiş . * Azı iş tmak i. ı azil * Görevden alma. kadı * Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamların giydiğfes. azimkârane * Kararlı . kararlı nda. ş ması azı tma azı tmak * Azgıduruma getirmek. iddetlenmek. azimet etmek * gitmek.azı kta kalmak nlı * bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler. * Ermişeren. * Muziplik. .

azmettirmek * Bir suçu veya herhangi bir işkesinlikle yapması karar verdirmek. kocaman duruma gelmek.* Azledilmek iş i. ı vb. * Azı k. ı r) k artı * (hayvanlar için) İ ayrı ki ı rktan doğ mak. azledilmek * Görevden alı nmak. ki ı rkı ş ması an. miş * Azma. taş rmak mak. * Küçük su birikintisi. nlı azlolunma * Azlolunmak iş i. * Çok geliş . için) Etkili. azmak azmak azman azman kaya * Kaya balınıbir çeş ğ n ı idi. * Kerestelik tomruk. görevden almak. azmanlaş mak * İ mek. tehlikeli duruma gelmek. karı azma * Azmak iş i. için) Kabarmak. azmettirme * Azmettirmek iş i. k * Cinsel duyguları artmak. gölcük. azmanlaş ma * Azmanlaş iş mak i. * Az olma durumu. * (çamaş Artıağ lamaz duruma gelmek. rileş azmetme * Azmetmek iş i. metis. * İ ayrı n karı ndan doğ kı melez. hastalıvb. * (yara. azmetmek * Bir iş engelleri yenmeye karar vermiş teki olmak. * Taşnlı ileri gitmek. * (deniz. azlolunmak * Görevinden alı nmak. i na . rma. * Bir görevliyi iş inden ayıp açı bı rı kta rakmak. * Bataklı k. azletme azletmek azlı k * Azletmek iş i. görevinden çı lmak. kötülüğ artı kı kta ünü rmak. çı karmak.

azmıkudurmuş beterdir ş tan * "coş ve heyecana kapı ş kun lmıkimseyi zaptetmek zordur" anlamı kullanı nda lı r. bütün borçları kurtulmak. u n nı una lan Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak) * nası öleceğ kabul etmek. havada beş dört oranı bulunan. Azrail'le burun buruna gelmek * ölümle karşkarş gelmek. nına * Yeryüzünün herhangi bir noktası enleme bağ olmaksın meydana gelen olay. ı ı rlı te nda olmayan element. aznavur * Gürcüce. azotlama * Azotlamak iş i. * Azotlu besin almayan bitki veya hayvanları dokuları n ndaki serbest azotu tespit etme iş i. * Heterosiklik birleş iklerin önemli bir sıfı verilen ad. rengi. nda lı zı azol azonal azot * Atom numarası atom ağ ğ14. .008 olan. * En eski jeolojik (sistem). azotölçer Azrail * Tanrı buyruğ ile insanları canı almakla görevli olduğ inanı melek. tadı 7. azoik *İ çinde fosil bulunmayan (toprak). azotlamak * Azotla karı rmak veya birleş ş tı tirmek. sert kimse. kokusu. aznif * Bir tür domino oyunu. iri "yarı"kıcısinirli. azotlanmı ş * Azotlama iş yapı ş lemi lmı . azotometre * Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygı t. l olsa ini * hiç kimseye borcu kalmamak. azotlu *İ çinde azot bulunan. ndan Azrail'in elinden kurtulmak * ölümden kurtulmak. ı ı ya azvay * Sarı r. " rı" k aznavur gibi * zalimce davranan. Kı saltması N. sabı * Azotometre. asıyüzlü.

adı ı baba evi. bir ülkeye veya bir topluluğ yararlı k ile a olmuş kimse. baba * Çocuğ dünyaya gelmesinde etken olan erkek.B * Bor'un kı saltması . baba bucağ baba yurdu. n ldı ı lı aç * Kazı çı lan toprağ miktarı hesaplayabilmek için yer yer bı lan toprak dikme. u baba mirası * Babanıyaş ğdönemden kalan değ mal veya dost. un * Çocuğ olmuş u erkek. k baba evi * Babadan. * Basso kı saltması . * Bu gibi kimselere verilen unvan. iri demir. baba baba adam * Yaş. çift dudak patlayısı mı cını b. olgun adam. dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğ büyüdüğ yaş ğev. rabzan babası * babalıgörevlerini yapmayan babalar için söylenir. * Türk alfabesinin ikinci harfi. * Ata. dededen kalma ev. * Tarikatlarıbazında tekke büyüğ n sı ü. ağ lı yürekli.kara ğ turucu madde ticareti gibi kirli ve gizli iş yapan çetenin baş ler ı . larda karı ı n nı rakı * Çatı merteğ i. için kta baba olmak * (erkek için) çocuk sahibi olmak. Almanlar ise "si bemol"ü gösterirler. ı . babalıduyguları dolu kimse. toprak ya da yurt. yurt. kurucu kimse. cı * Gemi veya iskelede halatıtakı ğyuvarlak baş. baba oğ bir bağ ı ş ul babaya bir salkı üzüm vermemiş luna bağlamıoğ ş . baba hindi * İ ve iyi beslenmiş ri erkek hindi. n adı ı erli baba nasihati * Bir babanıverdiğöğ n i üt. toprak. Ba * Baryum'un kı saltması . ses bilimi bakı ndan ötümlü. . lı ı . için klara rlar. Be adı verilen bu harf. oğ lunun diş i kamaş ı r * babanıyaptı kötü iş sıntını n ğ ı in kı sı çocuğ çeker. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde İ ngilizler b harfiyle "si" yi. * Silâh kaçakçı ı para aklama ve uyuş lı. baba değ tı il. up ü. * Koruyucu. baba koruk (veya erik) yer. baba ocağ ı * Babadan. iyi rbaş baba bucağ ı * \343 baba ocağ ı . ağ veya beton dikme. m * babalar çocukları büyük fedakârlı katlanı ama çocuklar babaları fedakârlı bulunmazlar. * Yaratı. B gösterir.

görülü. ru babadan oğ ula * torunlara doğ zincirleme. baba yurdu * Baba evi. n u . sempatik baba. güvenilir (erkek).baba tatlı sı * Bir çeş hamur tatlı. * Cana yakı olgun. babaç babaçko * Erkek kümes hayvanların en iri ve yaş olanı nı lı . baba ocağ ı . ş it sı ambaba. cana yakıolarak. babadan babaya * dedelere doğ zincirleme. a n babaca babacan * Baba gibi. hoş . nı na kün babacı lı k * Devletin türlü sıflar üzerinde babalıederek bu sıflar arası denge kurmaya çalı nı k nı nda ş iş ması lemi. ndan babafingo * Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanıüstünde bulunan en yüksek bölüm. * (kadıiçin) Güçlü ve gösteriş iri yarı n li. nlı babacı k * Küçük baba. hoş n. n babacanlaş ma * Babacanlaş işveya durumu. babaanne * (çocuğ göre) Babanıannesi. n Babaî Babaîlik * Babaîlik mezhebinden olan kimse. iyi kalpli. . * Sevimli. babacı l * Babası çok seven. mak i babacanlaş mak * Babacan duruma gelmek. babacanlı k * Babacan olma durumu. baba döneminde yapı şbabanıhatı nı ı lmı . paternalizm. baba yadigârı * Babadan kalan. babaya yakı n. babacanca * Sevgi ve sevecenlikle. cana yakı k. babası çok düş olan. * XIII. yüzyı Baba İ lda shak'ıkurduğ mezhep. ru * ataları beri. n rası taş yan.

öfkelenmek. nda babası çekmek na * her yönü ile tamamen babaya benzemek. kar babasın oğ nı lu * her yönüyle babası benzeyen erkek çocuk." anlamı kullanı bir söz. z u lan lan. * Diklenmek. babalı babalı k * Zaman zaman sinir nöbeti geçiren. * Baba olma durumu. * gücüm ancak bu kadarı yapmaya yeter. nda lan babası tutmak (veya babaları üstünde olmak) * gibi deyimlerde "çok öfkelenmek. babalıetmek k * baba gibi davranmak. bizim kuş aktan öncekiler. kabadayı davranmak. * Kayıbaba. yetim. babalanma * Babalanmak iş i. . öfkesi her hâliyle belli olmak" anlamı geçer. na in ini babamı (veya ustamı adı dıelimden gelen budur n n) Hır. bir ş ı sı olsun. * Üvey baba. * tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatmaya yarar. ca babaları z mı * bizden. na babasın hayrı nı na * hiçbir çı gözetmeksizin. babalanmak * Babaları tutmak. babasın (veya babaların) çiftliğ nı nı i * bir malı kuruluş yalnı kendi çı veya u zca karları araç yapmak. babalıfı has iş k rı n ler * babasın parası geçinenlere sitem olarak kullanı nı ile lı r.babaköş * Ayaksıolduğ için yı sanı solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis). babalı * Babası olan. na babası z * Babası ölmüş çocuk. nı babana rahmet * yapı bir iş davranıkarş nda "Allah senden razı lan . n n * Yaş veya küçümsenen adamlara seslenme olarak kullanı lı lı r. babası rahmet okumak na * hakkı iyilik düş nda ünmemek. babam! * teklifsiz bir seslenme sözü. kayıpeder.

bacak kadar boyu var. yüzyı İ lda. * Su yolu. Babî Babîlik * XIX. * Oyun kâğ nda. ayak. herkesten farklı ş klar. Babı âli * Osmanlı imparatorluğ döneminde İ u stanbul'da sadaret (Baş bakanlı dahiliye ve hariciye nezaretleri (İ k). huylar edinmiş iş alı kanlı . ı yapı nı i. ktan * Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. i ve babayanilik * Babayani olma durumu. ama değik. oğ vale. babayiğ davranı kabadayı it itçe ş . lâğ maden ocağgibi yer altı ların hava deliğ ı m. * Mert. kabadayı . bacak kalemi . ı tları lan. *İ stanbul'da bu çevredeki bası n. sı baca baş ı * Ocağ üstündeki taş ı n raf. * Bazıeylerin yerden yüksekçe durması sağ ş nı layan dayak. baca tomruğ u * Bacanıdamdan yukarı n bölümü. babayiğ it * Güçlü kuvvetli. lı k. ç iş ve Dıiş bakanlı ) ile Ş leri ş leri kları ûrayı Devlet (Danı dairelerinin bulunduğ yapı ş tay) u . * "Bâb'a ait" Babîlik yanlı. türlü türlü huyu var * daha küçük. * Bir giriş imde kendine güvenebilecek durumda olan.babayani * Gösteriş özentisi olmayan. ran'da Ali Muhammed Bab'ıkurduğ dinî öğ n u reti. bacak * Vücudun kası tabana kadar olan bölümü. destek veya bunlardan her biri. korkusuz adam. baca * Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan maden veya kâgir yol. babı ndan * Bkz. ı nı bacak kadar * ufacı k. bacak bacak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne koyarak oturmak. babı nda. baca kulağ ı * Ocağ iki yanı taş yapı ş ı n nda tan lmıufak raf. babayiğ itlik * Babayiğ olma durumu. * Osmanlı hükûmeti. babı nda * Konusunda.

nı bacaklı yazı * İ ve okunaklı . ri yazı bacaklı k bacaksı z * Bacağolmayan. * Baç alma işveya görevi. baççı baççı lı k bad * Baç alan kimse. sı * Osmanlımparatorluğ İ unda gümrük vergisi. * Felemenk altına verilen ad. bacakları tutmamak * ayakların üzerine basıyürüyemeyecek duruma gelmek. bacanaklı k * Bacanak olma durumu. * Dost. nı p bacaklı * Bacağolan. ı * Bacakları uzun olan. i * Yel. bodur. * Zorla alı para. bacakları kopmak * çok yorulmak. kı sa * Yaş ı büyük iş kalkı çocuklar için söylenir. * Özellikle hokey oyuncuların giydikleri deriden yapı ş nı lmıkoruyucu. bacası tütmez olmak * (aile için) dağ ı veya işbozulmak. * Kıkardeş z . * Bir evde uzun zaman çalı ş lı nlara (daha çok yaş zenci kadı ş yaşkadı mı lı nlara) verilen unvan. arkadaş . kı boylu. abla. uzun boylu. baç .* Kaval kemiğ i. lmak i bacı * Büyük kıkardeş z . bacakkı ran * Nemli bölgelerde yetiş yeş en ilimsi sarı çiçekli bir bitki (Narthecium). haraç. ndan lere ş an bacanak * Karı kardeş ları olan erkeklerden her biri. * Tarikat ş eyhlerinin karı. rüzgâr. bacası tütmek * (aile için) yaş aması sürüp gitmek. ı * Bacakları sa olan. nan -baç * Fiilden isim türeten -maç/-meç ekinin türü.

lan rı ş badana etmek (veya vurmak) * badanalamak. badanacı lı k * Badanacın yaptı iş nı ğ . badem ağ acı . badanası z * Badana edilmemiş . ı badanalama * Badanalamak iş i. harman döküntüsü. yurdumuzun her yerinde yetiş ağ (Amygdalus communis).badana * Duvarları boyamak için kullanı sulandılmıkireç veya boya. badas * Harman kaldıldı sonra yerde kalan toprak. badat bade badehu badeli * Aş badesi içmiş k kimse. en aç * Bu ağ n yaş acı veya kuru yenilen yemiş i. badanacı * Geçimini badana yapmakla kazanan kimse. badanalatma * Badanalatmak iş i. rı ş badanalanma * Badanalanmak iş i. badanalamak * Duvarları boyamak için sulandılmıkireç veya plâstik boya sürmek. badana yapmak. badem * Gülgillerden. badanalatmak * Badanalamak iş yaptı ini rmak. * Badanası bozulmuş . * Ondan sonra. badanalanmak * Badana yapı lmak. ş ekeri çok. *Ş arap. çöp ve samanla karık tahı rı ktan ş ı l taneleri. badeli âş ı k * Düş ünde bir pirin elinden aş badesi içerek saz çalısöyleyen halk ş k p airi. içki. * Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadı n). bir tür yer elması . * Birleş ikgillerden. badanalı * Badana edilmiş olan.

k * Ördek. kösele gibi ş karı eyleri yumuş atmak için kullanı yağ lan . halat sargı. fasulye. ş u badı saba badi * Sabah vakti esen ve ruhu okş ayan. * Badem satan kimse. z lan badem parmak * Baş parmak. badem içi * Bademin dıkabuğ alı ktan sonra kalan içi. badem bık yı * Badem içi biçiminde üst dudağ her iki yanı yer alan bık. badem ş ekeri * İ bir ş tabakası kaplanmıiç badem. içinde tohumlarısı n ralanmıbulunduğ kabuk. * Halatı aş n ı nabilecek yerine sarı bez. k badem gözlü * Badem içi biçiminde iri göz. çok * Badem biçiminde olan. badem gibi * (salatalıiçin) taze ve gevrek. badem biçimindeki organ.* Gülgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan yüksekçe bir bitki. badem yağ ı * Bademden çı lan ve deri. azı nda bademli *İ çinde badem bulunan yiyecek. badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus). gönle ferahlıveren hafif rüzgâr. * Badem ağ açları olan yer. bundan böyle. lan sı . badema bademci * Bundan sonra. badem bahçesi. bademcik * Boğ n iki yanı birer tane bulunan. ı n nda yı badem ezmesi * Ezilmiş bademle yapı ş lan ekerleme. bademlik bademsi baderna badı ç * Bakla. bezelye gibi taze sebzelerde. ş u ndı badem kürk * Tilki postunun yalnıbacak kesiminden yapı kürk. nce eker yla ş badem tı rnak * Badem biçiminde uzunca tı rnak.

* Bağ deste. * Bageti olan. demet. badik * Ördek. sa badikleme * Badiklemek iş i. * Tı lanmı dikdörtgen biçiminde değ taş raş ş . * Düş gramajlı ük küçük boy ekmek. bagetli bağ * Bir ş baş bir ş veya birçok ş topluca birbirine tutturmak için kullanı ip. * Kemikleri birbirine bağ lamaya. sa nek. * İ iliş rabı lgi. genellikle arkada olan bölümleri. badikleş me * Badikleş durumu. iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. baget * İ kı değ nce. palaz. badminton * Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun. * Kı boylu. ı nı bagaj memuru * Toplu taş yerlerinde ve araçları bagaj iş ı m nda lerini yürütmekle görevli kimse. kan * Çöl. . badya bagaj * Ağ geniş zı . ş tel gibi eyi ka eye eyi lan erit. lam. badiklemek * Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek. sicim. * Sargı .badi badi yürümek (veya gitmek. * Yolcu yükü. yayvan. bagaj kilidi * Bagaj kapağ kilitlemeye yarayan alet. n u * Otomobillerin yük konulabilen. erli . koş mak) * ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek). a ilimi badire badiye * Birdenbire ortaya çı tehlikeli durum. büyükçe su kabı . bagaj kapağ ı * Otomobillerde içine yük konulabilen bagajları kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm. ta. düğ ümlenebilir nesne. vapur gibi taş ı tlarda yolcularıyüklerinin konulduğ yer. ki. * Tren. mek badikleş mek * Ördek gibi sağ sol yalpa vurarak yürüme eğ göstermek.

bulunan. ş eytansaçı . güz. bağ fiil bağ a * Fiillerin zarf olarak kullanı ş lan ekilleri. ı sı bağ lı cı k . * Kaplumbağ kabuğ a undan yapı ş lmıveya bu kabuğ andır biçimde olan. yetiş * Bağ layan veya soğ haddehaneden çı metal ş bobinlere bant yapı ran (kimse). in ldı ı bağ budamak * bağ üzüm kütüklerini budamak. bağ k cı bağ klı cı * Bağolan. hücre arası sı maddesi çok ve genel olarak diğ dokuları er birbirine bağ layarak destek görevi yapan doku. yemeye yüzün olsun a * kiş karş k beklediğiş istediğ alabilmek için gereken harcamaları i. zarf fiil: gül-e gül-e. * Ölü doğ kuzunun derisi. dı bağ an * Vakti gelmeden ölü doğ yavru. bağ bahçe * Bahçe gibi taş ı nmaz mal. bağ bak. * Deniz kaplumbağ nıkabuğ asın u. bağ cı * Bağ tirip ürününü satan kimse. * Kaplumbağ a. bağ bozmak * bağ üzümlerini toplamak. * Meyve bahçesi. üzüm olsun. otur-up vb. ulaç. sonbahar.bağ * Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğ toprak parçası u . u rı * Ur. bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici ve en nı alet. daki bağ çubuğ u * Asma fidesi. * Kaplumbağ kabuğ a u. bağ z. bağ doku * Hücre sayı az. uk kan erit ş tı * Bağ iş kullanı ş biçiminde bağ lama inde lan erit . ı n bağ bozumu * Bağ ürünün toplanması da . bağ çağ bı ı * Bağ bahçelerde yetiş meyve fidanları. ı bağ ksı cı z * Bağolmayan. düş an ük. * Bu iş yapı ğmevsim. koş -arak. ı lı i ten ini yapmalır. an bağ an boğ * Küsküt.

bağ ı k daş klı * Bağ ıolma durumu. bağ ı tı daş klaşrmak * Bağ ıduruma getirmek. * Çocuk oyunları arkadaş nda olmak. nı bağ dadî * Ağ direkler üzerine çakı ş talara sı vurularak yapı (duvar veya tavan). homojen. bağ ı daş lmak * Bağ mak iş konu olmak. bağ dalama * Bağ dalamak iş i. kör düğ etmek. homojen duruma gelmek. ı nı na bağ dama * Bağ damak iş i. homojenlik.* Bağ tirme ve ürününü satma iş yetiş i. mütecanis. homojenleş daş k tirmek. çelme atmak. lı k. ı uyluğ altı alarak oturma biçimi. i bağ ı ma daş klaş * Bağ ı mak durumu. * Bağ kurup oturmak. i bağ ı tı daş klaşrma * Bağ ı tı iş daş klaşrmak i. daş klaş bağ ı mak daş klaş * Aynı özelliğgöstermek. *İ çinden çılmayacak bir duruma getirmek. Bağ dad'ı tamir etmek * karnı doyurmak. imtizaç etmek. daş k bağ ı daş lma * Bağ ı iş daş lmak i. daş . daş i. bağ mak daş * Anlaş uzlaş mak. bağ dalamak * Düş ürmek için ayağ birinin ayakları takmak. bağ ı daş k * Her yeri aynı özelliğgösteren. k. uymak. un na bağ kurmak daş * bu biçimde oturmak. mak. bağ ma daş * Bağ mak iş imtizaç. bağ damak * Birkaç ş birbirine geçirerek bağ eyi lamak. daş ine bağ ı daş m * Tutarlı tutarlı insicam. kı üm bağ daş * Sağ ı uyluğ sol ayağsağ ayağsol un. aç lmıçı va lan * Yapı kullanı çı larda lan ta.

z. bağ ı ldak * Beş ikteki çocuğ düş un memesi için beşe sarı bağ iğ lı lanan. geçimsizlik. bağ tı daşrmak * Bağ ması sağ daş nı lamak. bağ tı daşrmacı * Bağ tı lıyanlı kimse. bağ ı l * Görece. sihir. aynı ka zamanda kendine özgü bir kı ldanıda bulunan bir cismin mı ş ı görünürdeki bu kı ldanını niteliğ izafî. izafiyet. * Baş bir cisme uyarak sürüklenen. bağ ı mlamak * Bir ş bağ altı sokmak. bağ değ ı er l * Bir aritmetik sayını önüne + ve .bağ maz daş * Uyuş tutarsı maz. tâbiiyet. eyi ı na m nda bağ ı ma mlaş * Bağ ş iş ı mak i. izafî. bağ ı bağ ı cı * Büyücü. mı ş n ı i. eyin nda bağ ı mlama * Bağ ı mlamak iş i. * Baş çı cı tan karı. * Görece olma durumu. ı er. * Farklı kökenlere sahip değ ik kültür özelliklerini birleş iş tirme veya kaynaşrma iş tı i. bağ nem ı l * Bir metre küp hava içinde bulunan su buharı ı ğ n. aynıartlardaki havanıdoymuş buharın ağ ı rlını ş n su nı ağ ğ oranı ı ı rlına . bağ mazlı daş k * Uyuş k. kumaş yapı ş bağ p tan lmıenli . * Kadı n âdet zamanı bağ kları nları nda ladı bez. * Bir sayın rakamları her birinin bulunduğ basamağ göre aldı değ izafî değ nı ndan u a ğ er. bağ k ı llı bağ ı m .iş sın. aretleri yazı ktan sonraki değ ldı eri. mazlı bağ tıcı daşrı * Bağ ma sağ daş layan. * Bir ş veya bir kimsenin gücü ve etkisi altı bulunma durumu. etkisi altı tutmak. rölâtivite. daşrmacı k sı bağ tı lı daşrmacı k * Pek çok değik öğ iş retiyi birleş tirmeyi amaçlayan felsefî veya dinî öğ reti. mla * Büyü. bağ tı daşrma * Bağ tı iş daşrmak i.

görelik. ı msı bağ zlı ı msı k * Bağ z olma durumu veya niteliğ istiklâl. giriş ları imlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen. veya nitelik. lı bağ z milletvekili ı msı * Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye bağ olmayan milletvekili. * Eş . bağ ı n * İ aatta veya kazı rası toprağ çökmesini önlemek için yerleş nş sı nda ı n tirilen parça veya dayak. mı lı bağ lı ı k mlı * Bağ olma durumu. gücüne veya yardı na bağ olan. özellikle bilginin bağ lı ntı k ı olduğ ileri süren her türlü felsefe öğ ntı unu retisi. a. eye ı mlı bağ ı mlı * Baş bir ş istemine. özgürlüğ özerkliğolmayan. mı lı u olan bağ zlaş ı msı ma * Bağ zlaş iş ı msı mak i. izafî. yüklemleri ayrı cümle. lı ı msı bağ z sı cümle ı msı ralı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olduğ hâlde özneleri. rölâtivite. mutlak olmayan. bağ vurmak ı n * kazı duvarların çökmemesi için bağ nı ı nlarla desteklemek. ı mlı bağ z ı msı * Davranı nı ş . rölâtivizm. bağ zlaşrmak ı msı tı * Bağ z duruma getirmek. hür. göreli. tâbi. * Herhangi bir kuruluş partiye bağ olmayan kimse. görecilik. nispî. bağ zlaş ı msı mak * Bağ z duruma gelmek. bağlı birliktelik gibi durumlarda toplayan görünüş yayı veya mları lı k. bağ cı ı ntı * Bağ cı yanlıolan kimse. izafiye. bağ lı ı ntı * Varlı baş bir ş varlına bağ bulunan. ı llı * İ veya daha çok nitelik arası matematik iş ki nda lemleri yardı ile kurulan bağlıveya eş mı lı k itlik. ka eyin mı lı ü. kavramları tasarı birlik. tümleçleri veya yüklemleri ortak olan cümle. tâbiiyet. ğ ka ı eyin ğ ı lı bağ lı ı lı ntı k . ı msı bağ zlaşrma ı msı tı * Bağ zlaşrmak iş ı msı tı i. özgür. bağ ı ntı * Bir nesneyi baş bir nesne ile uyarlı lan bağ ka kı . göreci. i bağ sı cümle ı ralı mlı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olan ve özneleri. izafet. tutumunu. ı msı i.bağ ı mak mlaş * Bir ş veya bir kimseye tamamen bağ olmak. rölâtivist. müstakil. ı lı ntı k sı bağ cı ı lı ntı k * Bağ lı öğ ı lı retisi. bağ z. rölâtif. bağ k. tümleçleri.

bağ yolu ile baş bir ş bağ bulunma durumu. rölâtivite. rsak kları karı bağ ı kurdu rsak * Omurgalı n ve de özellikle insanlarıbağ ı yaş asalak solucan. bağ ı rdak bağ ı rgan * Bağ p çağ tepkisini hemen ve sert bir ş ı rı ı ran. bağ ı rma bağ ı rmak * Bağ ı iş rmak i. an bağ ı rsak bağ ı askı rsak sı * İ bağ ı nce ı karnı arka bölümüne bağ rsağ n layan ve karızarın bir bölümünden oluş askı n nı an . nda n . bağ ı iltihabı rsak * Sindirim organı oluş iltihabî durum ve buna bağ hastalı nda an lı k. * Sindirim organın mideden anüse kadar olan. * Ciğ bağ er. bağş rı ma. ı gibi vücut boş rsak lukları bulunan organlarıortak adı a. bağ ı kazı sı rsak ntı * Kalı bağ n ı hastalı nda çı lan sümüksü madde. ahş bağ yeleğ ı r i * Eskiden zı altı giyilen. ş a bağ yanmak ı rı * üzüntü çekmek. köseleden yapı ş rh na lmıyelek. bağş rı mak. rmak i * Bağ ı ldak. ş amata. bağ ş ı rı * Bağ ı işveya biçimi. ince bağ ve kalıbağ nı ı rsak n ı rsaktan oluş bölümü. bağ ş ış ı çağ rı rı * Gürültü. * (insan) Yüksek ve gür ses çı karmak. ş bağ p çağ ı rı ı rmak * öfkeyle bağ ı rmak. çok acı duymak. bağ ş ı ma rı * Bkz. bağ ı ingini rsak * Çoğ unlukla sürgün ve karı ağsı beliren bağ n rı ile ı iltihabı rsak . * Gürültüyle. * çok susamıolmak. ekilde dı vuran kimse. bağ ı r * Göğ üs. * (ok yayı dağ ve için) Orta bölüm. ş amata ederek. bağ ş ı mak rı * Bkz. * Kendini belli etmek.* Var olabilmek veya belirlenebilmek için. ı ntı ka eye lı izafiyet. ları n ı nda ayan rsağ . görelilik. * Yüksek sesle azarlamak.

gözdağvermek üzere kullanı na yarı nda ı lı r. ı ş * Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalan. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla kazanı ş ıı al lmıdirenç durumu. * Bağlanan ş hibe. rması * Bir haberi. ı ş ey. lıyla ğ bağ ı ş * Bağlamak iş ı ş i veya biçimi. insanları özellikle çocukları bağ n. * Bağ ı rtmak iş i. bir isteğ birinin aracı ı duyurmak. almak. bağ ı solucanı rsak * Ortalama 25 cm boyunda. teberru. bağ lama ı ş * Bağlamak işaffetme. kusurundan doğ fı ı sı ş ı acak rsatları rmamak. eti sevilen bir cins göçebe ördek (Querquedula). * Bağ yapan kimse. acı kaçı madan değ erlendirmek. bağ lanma ı ş * Bağlanmak işaffedilme. bağ ı rsakları deş nı erim * "canı kı m. * Deyimlerde "Tanrı esirgesin. bağ ı k bilimi ıklı ş * Bağı k olayların ortaya çı ş ıklı ş nı kma artları. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla direnç kazanmıolan. bağ çı ı ş bağ ı ık ş . bağ lamamak ı ş * karş ndakinin yanlından. i. askarit. immünoloji. ı ş i. bağ lamak ı ş * Bir mal veya hakkı ı beklemeden birine vermek. n ı rsakları asalak olarak yaş yuvarlak nda ayan solucan. ıı al ş bağ ı k ıklı ş * Bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalma durumu. ş * Görevden çekmek. karş k lı * Herhangi bir kötü davranıiçin ceza vermekten vazgeçmek. ı rma bağ ı rtkan * Çok bağ p çağ ı rı ı huyunda olan (kimse). geliş nı imini. ayı n" gibi anlamlarda kullanı rması lı r. af. ı ş i. rmak bağ ı rtlak bağ ı rtma * Orta büyüklükte.bağ ı otu rsak * Farekulağ ı . muaf. teberru etmek. bağ ı rtı * Bağ sesi. affetmek. alı nabilecek önlemleri ve yapı labilecek tedaviyi inceleyen tı dalı p . bağ ı rtmak * Bağ ı na yol açmak. muafiyet. öldürürüm" anlamı korkutmak. * Hibe etme.

âkit. sı fatları na bağ alan isim veya sı tamlaması arası laç fat . lacı bağ tamlama laçlı *İ simleri. affa uğ ı ş ine ramak. rabıVe. durumlar. kontekst. aynı ş nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluş öbek. mukavele. demet. ya. me lanmıolan. iliş örgüsü veya bağ sı kiler lantı. veya. bağ latma ı ş * Bağlatmak iş ı ş i. bağ öbeğ laç i * Bağ veya bağ z birbirine bağ laçla laçsı lanmıolan. kontrat. deste. an bağ laçlı * Bağ olan. i bağ ı tlanmak * Bağ ile sonuçlanmak. affolunmak. me. bağ yan cümle laçlı * Birleş cümlelerde ki bağ yla temel cümleye bağ ik lacı lanan yan cümle. bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor). * Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağ layan kelime türü. bağ ğyerde otlamak ladı ı * Bkz. bağ layı ı cı ş * Bağlayan. nda ı t bağ ı tlı * Bağ sözleş ile bağ ı tla. ş bağ kesen bağ laç * Makaslı böcek. bağ latmak ı ş * Bağlamak iş yaptı ı ş ini rmak. bent. . ı ş bağ ı t bağ ı tçı * Sözleş akit. ı t bağ ma ı tlaş * Bağ mak iş ı tlaş i veya durumu. affedilmek. ş ı * Bir ş iirdeki dörtlüklerin her biri. raktım raktı) ı ı ladım ı ladı) ı rda) bağ lam * Cinsleri aynı birbirine yakıolan ş veya n eylerin bir arada bağ lanmı. ya da birer t: bağ r.bağ lanmak ı ş * Bağlamak iş konu olmak. ı t bağ ı tlanma * Bağ ı tlanmak işveya durumu. * Bağ yapanlardan her biri. bağ mak ı tlaş * Araları bağ yapmak. * (herhangi bir olguda) Olaylar. laçtı bağ grubu laç * Bağ öbeğ laç i.

lama bağ lamsal * Bağ ile ilgili. bağ ş lanı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. bağ lanma * Bağ lanmak iş i. * Uyulması zorunlu olmak. lanı ey. nan * Yapı duvarları larda birbirine bağ layan kirişputrel vb. bitirmek. tutmak. onun anlamı. tamamlamak. * (yara için) İ koyup bezle sarmak. lâç * Denk yapmak. ka * Düğ ümlemek. * (bir iş için) Anlaş yapmak. yakı k duyması sağ eye nlı nı lamak. tahsis etmek.* Bir dil birimini çevreleyen. meydana gelmek. bağ lamalı k * Bağ yapmaya yarayan. * Bütün ilgisini bir yerde yoğ tı unlaşrmak. irtibat. lama bağ lamacı lı k * Bağ lamacın işveya mesleğ nı i i. * Üç çift telli olan ve mı zrapla çalı bir saz. lantı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. lı * Beklenen ş elde edilmez olmak. nı erini bağ lama * Bağ lamak iş i. . kontekst. ey * Yalnı belli bir iş uğ mak. istek uyandı eye ı rarak o ş ilgi. ondan önce veya sonra gelen. * (siyasî veya sosyal konularda) Yan tutma. zca le raş . kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kiş i bakı ndan uyan -ıekini almıfiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gülüp geçti (Güldü ve geçti) gibi. * Oluş mak. * Bağ çalan kimse. * Bir iş veya kimse için ayı rmak. lam bağ lamsal anlam * Bir sözün kullanı veya amaçlanan bağ göre anlam kazanması lan lama . bağ lamak * Bağ veya baş bir araçla tutturmak. * Gönlünü kazanmak. birçok durumda söz konusu birimi etkileyen. değ belirleyen birim veya birimler bütünü. bağ lanak bağ m lanı * Bağ lacak ş bağ . * Geçiş i engellemek. paket yapmak. * Baş bir iş uğ amaz durumda olmak. içten bağ olmak. ma * Birinde bir ş karşilgi. mları p ş bağ lamacı * Bağ lama yapan veya satan kimse. bağ lanmak * Bağ lamak iş konu olmak. bağ lama zarf fiili * Ve bağ görevinde kullanı lacı larak. ine * Sevmek. ka le raş * Sona erdirmek.

anlaş sözleş yapmak. nda lantı * Askerî. bağ kurmak lantı * irtibat sağ lamak. irtibat. ittifak etmek. bloksuz ülkeler. laş k bağ ı laş m * Eş leme. me bağ lı lantı * Araları bağ bulunan. rabı . lı ı k mlı bağ ma laş * Bağ mak iş ittifak. ki ma. bağ lantı * İ veya daha çok ş birbiriyle bağ. bağ mak laş * Bir ş yapmak için birbirine antlaş veya sözleş ile bağ ey ma me lanmak. bağ sı k siyaseti lantızlı * Bağ sıülkelerin izlediğsiyaset. bağ ünlüsü lantı * Bkz. * İ ş arası iliş sağ ki ey nda ki layan bağ . * Araları ortak çı bulunan devletler iliş nda kar kisi. bağ sı lantız * Araları bağ bulunmayan. bağ ünsüzü lantı * Bkz. bağ latma . bağ cı layı ünsüz. lı bağ sıülkeler lantız * Bağ sı k siyaseti izleyen ülkeler. terim). müttefik. kı kı lı ı bağ lı mlı bağ ı k laş klı * Bağ ıolma durumu. bağ cı layı ünlü. siyasî yönden hiçbir bloka bağ olmayan (ülke). sebep gibi birbiriyle sı sıya bağ ve karşklı ı olan (nesne. * haberleş sağ me lamak. lantızlı bağ sı k lantızlı * Bağ sıolma durumu. tahsis edilmek. bağ ı laş mlı * Araları karş klı nda ı destek ve bağ lı bulunan. laş i. ş * Sonuç. iliş veya ilgili bulunması ki eyin lı ik . kolona ileten boru. irtibatlı talı nda lantı . lantız bağ sı k politikası lantızlı * Askerî. bloksuz.* Bir ş bir kimseye ayrı ey lmak. siyasî yönden hiçbir bloka girmeme siyaseti. lantız i bağ ı laş k * Araları anlaş veya sözleş sağ nda ma me lanmıolan (kimse veya topluluk). bağ yapmak lantı * iliş kurmak. bağ borusu lantı * Katlardaki pis ve kirli suları toplayan.

tutkun. merbutiyet. un nda * Bir halk inanına göre. nda ı ilgi. bağ cı layı ünlü * Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile baş layan eklerin getirilmesi sı nda ve kök ile eki rası birbirine bağ layan ünlü: al-ı aç-ı -r. m. gec-i-k-mek vb. bağ lı * Bir bağ tutturulmuş ile olan. biri olmadan öteki düş lı ünülemeyen iki ş bu iliş yönünden durumu. sadakat. ki bağlaş lı ı m * İ veya daha fazla değ ken arası ki iş ndaki bağ . üzüm bağ çok olan (yer). bağ kalmak lı * uymak. . * Sadı k. lı * Birine karş sevgi. bağ olmak lı * tâbi bulunmak. * Bir kuruluş yetkisi altı bulunan. bağlaş lı mak * İ ş arası karş klı ı olmak veya bağlıkurmak. * Sırlanmı sırlı nı ş nı. özellik ve olayları görülen karş klı korelâsyon. mesi artı * Bir kimseye. * Uyulması zorunlu. tâbi olmak. bağ latmak * Bağ lamak iş yaptı ini rmak. -l-mak. bağ cı layı ünsüz * Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile baş layan bir ek eklendiğ araya giren y ünsüzü. * Kapatı ş lmıolan. bir hatı saygı aş gibi duygularla bağ raya veya k lanan. bağ cı layı * Bağ niteliğolan. vabeste. ile nlı . büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş ş ı (erkek). bir düş ünceye.-ğ lı i * Bağ bahçesi zengin ve bol olan (yer). ki ey nda ı bağ lı ntı lı k bağlı lı k * Bağ olma durumu. bağlaş lı ı k * Biri ötekine bağ olarak var olan. lama i * Bağ lamaya ve birleş tirmeye yarayan: "Ve" bağ cı edattı layı bir r. kapalı . lı bağlaş lı ma * Bağlaş iş lı mak i.* Bağ latmak iş i. saygı yakı k duyma ve gösterme. eyin. tâbi. ı ntı * Organizmanıdeğik yapı n iş . ı . bağ su lı bağk lı * Ağ hücre zarın emdiğve taş ğsu. bağ kredi lı * Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satıalı n nmasıartı sağ ş ile lanan kredi. ları bağk bahçelik. açta nı i ı ı dı * Bağ yeri. * Gerçekleş bir ş gerektiren. inde koruyucu ünsüz: okul-da-y-ı eski-y-ince vb. ı .

bağ ş rı * Bağ ı işveya biçimi. yetiş tirmek. taassup. dertlenmek. * biriyle ilgilenerek onu koruyup kayı rmak. bağ z sı * Bağbulunmayan. * Gürültüyle. ş . bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş bir düş ve inanıkabul etmeyen. bağ nı rı ezmek * üzülmek. Bağlaş lı ı m. bağ ı çağ rarak ı rarak. ş amata. bağ ş rı ma * Bağş işbirlikte bağ rı mak i. bağ na taş rı basmak * sesini çı karmaksın her türlü acı katlanmak. naz bağ k nazlı * Bağ olma durumu.* Bkz. bağ şrma rı tı * Bağşrmak işveya durumu. bağ şçağş rı a rı a * Büyük gürültü ederek. ş ı a rı lanı kası düş bağ yanı rı k * Çok dert. içine iş lemek. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş nı ünmeme durumu. merhametli. bağ yufka rı * Yufka yürekli. zı ya bağ nı rı delmek * çok dokunmak. bağ kara rı *İ skete kuş unun bir türü (Saxicola torquata). rmak i bağ ş rı rıçağş * Gürültü. bağ naz nazca davranı taassup. sıntı . bağ na basmak rı * kucaklamak. hep birden bağ rması ı rtmak. bağ naz * Bir düş ünceye. bağ nazlaş ma * Bağ nazlaş durumu. ı rma. ş ı a rı lanı ka ünce ş ı mutaassı p. acı kı çekmiş . ş amata ederek. rı tı i bağ şrmak rı tı * Bağ ı na yol açmak. ı . bağ ş rı mak * Birlikte veya karşklı ı ı bağ lı rmak. * Bir düş ünceye. mak bağ nazlaş mak * Bağ duruma gelmek.

i bahane bulmak * bir işyapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek. saman nezlesi. karabiber gibi maddelerin toplu adı n. ka lmıbir * Bir ş gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen sözde sebep. kıve yaz arası ş ndaki mevsim. i. bahar nezlesi * Bkz. baha biçmek * değ belirlemek. s nı bahar dönemi * Yı kı sonra gelen ilk ayları lı ş n tan . İ lda muş ran'dan baş Avrupa ve Amerika'da da yayı ş din. . erini bahadı r * Savaş larda. Bahaî Bahaîlik bahane * Bahaîlik yanlı kimse. ğ ı itlik bahadık rlı * Bahadı r olma özelliğ durumu. bahar * Kuzey yarı küre için. çarpı ş malarda gücü ve yı lmazlıyla üstünlük kazanan veya yiğ gösteren (kimse). zencefil. i bahane etmek * herhangi bir ş sebep olarak ileri sürmek. bahar * Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanı tarçı karanfil. eyi bahaneli * Bahanesi olan.baha * Paha. bahar bayramı * Genellikle mayıayın ilk günlerinde kutlanan bayram. ilkyaz. eyin bahane aramak * bir işyapmamak için sebep aramak. bahanesiz * Bahanesi olmayan. itliğ nda in u baharat * Tarçı karanfil. karabiber gibi lan n. * Gençlik çağ ı . bahar noktası *İ lkbaharda gündüz gece eş i anı güneş gök ekvatoru çizgisi üzerinde bulunduğ nokta. zencefil. sı * XIX. * Bu mevsimde ağ açlarda açan çiçekler ve yapraklar. 21 Martta gündüz gece eş iyle baş m itliğ layarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten. . maddeler. yüzyı Babîlikten doğ olan. ilkbahar.

baharatsı z * Baharatı olmayan. ları bahçemsi * Bahçeye benzeyen. bahçeci * Çiçek. ı rı ş ta bahariye baharlı bahçe * Divan edebiyatı bahar tasviri ile baş nda. bahçeleri olan (yer). m mı raş baharı ı vurmak baş na * (alay yollu) gençliğ verdiğcoş in i kuyla gereksiz veya aş davranı bulunmak. tarçı gibi bahar bulunan. itli yla lan bahçe nanesi * Bahçelerde yetiş tirilen bir nane türü. bahçe domatesi * Tarla ve bahçelerde sun'î gübre kullanmadan. bahçeli * Bahçesi olan. n * Sebze yetiş tirilen yer. baharatlandı rmak * Baharat ile süslemek. *İ çinde karabiber. lezzetlendirmek veya baharat ekmek. baharcı * Baharat alı satı yla uğ an (kimse). baharatlı * Baharatı olan.baharatçı * Baharat satan kimse. bahçelik * Bağ . bahçe gibi düzenlenmiş yer. bostan. . bahçe makası * Çeş ot ve bitkileri düzgün kesmek ve budamak amacı yapı bir makas türü. * Bahçe yapma iş i. baharatçı lı k * Baharat satma iş i. bahçesiz * Bahçesi olmayan. layan kaside. * Çiçek ve ağ yetiş aç tirilen yer. doğ olarak yetiş al tirilen domates türü. bahçe kekiğ i * Bahçelerde özel yöntemlerle yetiş tirilen kekik. karanfil. iyle raş bahçecilik * Bahçecinin iş i. ağ ve sebze yetiş aç tirme iş uğ an kimse.

k k ları u * Denizle ilgili. bahis * Konuş ş konu. * Görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş nda çı ey ma. lı bahisçi * Oyunlarda veya at yarı nda yarın sonuçları tahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse. bahis mevzuu olmak * üzerinde konuş ulmak. bahis tutuş mak * karşklı ı bahse girmek. bahse girmek * görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş yapmak. vanı bahçı k vanlı * Bahçı n yaptı iş vanı ğ . n bahis açmak (veya açı lmak) * belli bir konuda konuş maya baş lamak (baş lmak). ların bahriye çifte tellisi * Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi. * Yalı nı çapkı. bahname bahrî bahrî bahriye * Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluş nıbütünü. mları * Mevlid'in bölümlerinden her biri. nda çı ey ma bahsetme * Bahsetmek iş i. . lanı bahis konusu * Söz konusu. * Söz. bahriyeli * Deniz Kuvvetlerine bağ asker. * Bir kitabıbölümlerinden her biri. ş ları ş ı nı müş terek bahisçi.bahçı van * Geçimini bahçe ürünlerini yetiş satmakla sağ tirip layan kimse. *İ çinde cinsel konularla ilgili açısaçıyazı n. resimlerin bulunduğ eser. * Aruzdaki vezin takı ndan her biri. söz konusu olmak. ı bahir * Deniz. * Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakı yla görevli kimse. lı * Deniz Harp Okulu öğ rencisi. mı bahçı vanlı * Bahçı bulunan. ulan ey.

kader. bahtı k açı * Talihli. ans. bahş (veya beleşatıdiş bakı iş ) n ine lmaz * para verilmeden sağ lanan bir ş ufak tefek kusurları hoş eyin nı görmelidir.bahsetmek * Bir konu üzerinde söz söylemek. bahsi geçmek * bir konu üzerinde konuş ulmuş olmak. nı unu i . bahtı kara * Mutsuz. bahsi kazanmak * ileri sürülen. mak. konuş sözünü etmek. talih yüzüne gülmek. bahtı olmak kara * sürekli olarak talihi yaver gitmemek. ün ru u bahsi tazelemek * konuş mayı konu üzerine getirmek. mutsuz olmak. bahsi kaybetmek * ileri sürülen. istenen sonuca ulaş mamak. talih. baht iş i * Talihe bı lmı talihe bağ iş rakı ş . bahtı k olmak açı * bir konuda ş yaver gitmek. baht * Olacakları kaçılmaz olduğ belirleyen ilâhî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiğhayat tarzı n. ı ş bahş iş * Bir hizmet görene hakkı ayrı ndan olarak verilen para. * (kı için) evlenecek istekli çı zlar kmamak. lı. bahş etmek * Bağlamak. sunmak. . ansı bahtı lmak açı * talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek. savunulan görüş doğ olduğ belli olmak. bahtı küsmek na * talihsizliğ inden yakı nmak. aynı bahş etme * Bahş etmek iş i. savunulan görüş yanlıolduğ ortaya çı ün ş u kmak. bahsi kapamak * bir konu üzerindeki konuş mayı kesmek. bahtı kapanmak * talihsizliğ uğ e ramak. bahtı lı bağ olmak * talihi kapalı olmak. * Ş mutluluk. talihsiz.

mutsuzluk. * ş ma bildirir. bakalit bakalitli * Bakalit bulunduran. nı tirir. hükûmet. aş * Bahtı olan. karı aç. * küçümseme bildirir. bakalit kaplamalı . * ş ma anlatı aş r. z bahusus bak bak! bak! * iş te. mutluluk. talihsiz. bahtiyarlı k * Bahtlı olma durumu. baş bakan tarafı seçilerek ndan cumhurbaş nca onaylandı sonra iş ı getirilen yetkili. vekil. kötü bahtsı k zlı * Bahtsıolma durumu. bakakalmak * Ş kı ğ uğ p ne yapacağ bilmez durumda kalmak. an . bahtlı . * Hele. genellikle milletvekilleri arası ndan. talihli. iyi bakakalma * Bakakalmak iş i veya durumu. tı kı sı bakanlar kurulu * Baş bakan ve bakanlardan oluş kurul. * Formaldehit ile bir fenolün yoğ ması unlaş sonucu elde edilen yapay reçine. mutlu. aş nlı rayı a ı nı bakalı (veya bakayı m m) * içinde yer aldı cümlenin güvensizlik. nazı kanı ktan baş na r. ini * Hükûmet iş lerinden birini yönetmek için. bakanak * Geviş getiren hayvanları ayakların arkası n nı ndaki körelmiş rnak. mutlu. kemik çıntı. odunundan kı zı rmı boya çı lan bir ağ bakkam (Haematoxylon campechianum). uyarma gibi anlamları pekiş ğ ı ku. mutsuz. * Bakmak iş yapan (kimse). üstelik.bahtiyar * Bahtı olan. talihli. kuş merak. bakaç * Dürbün. navı bakam bakan * Baklagillerden. bakalorya * (eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğ reniminden sonra verilen) Olgunluk sı . bahtlı bahtsı z * Bahtı olan. özellikle.

. nı * Fal. * Falcı lı k. ları ları u * Öküz. güneye veya kuzeye karşkonumunu belirleyen. * Bakı iş lmak i. * Ait olduğ yı u l içinde toplanamayı ertesi yı kalan vergiler. iyi bir durumda kalması verilen emek veya emek verme biçimi. eyi n düş zca * Falcı . ine i yapı bakı m * Bir ş iyi geliş eyin mesi. n * Bakanı yönetimi altı n ndaki kuruluş n bütünü veya bu kuruluş n bulunduğ yer. için bakı lma bakı lmak bakı evi m * Bakı ihtiyacı kimselerin bakı kları ndı kuruluş ma olan ldı . bakar mını sız? * seslenme ünlemi. bakılı cı k * Bakmak iş i. bakı cı * Bakmak iş görevlendirilen kimse. vekâlet. * Kademe. lam ü * Çok dikkatsiz (kimse). bakı yurdu m * Yoksul veya kimsesiz yaş ve sakatları barı rı bakı kları lı n ndılı p ldı yurt. barı kları . ğ ı bakar bakar kör * Gözleri sağ göründüğ hâlde göremeyen. * Kalı lar. lı n ınları ı ı bunun sonucu olarak da doğ ş al artları tespit eden durumu. darülâceze.bakanlı k * Bakan olanıdurumu ve görevi. * olur ki. vekillik. iyle * Bir ş satıalmayı ünmeden yalnı bakarak ilgilenen (kimse). * Bakmak iş konu olmak veya bakmak iş lmak. bakara *İ skambil kâğ ile oynanan bir kumar. p la bakı * Özellikle dağk yörelerde bir yamacı güneşş na. ı dı bakarak bakarsı n bakaya * göre. ntı * Askerlik çağ girenlerden son yoklamada bulunarak askere alı ş ı na nmıoldukları hâlde çağldı nda rı kları gelmeyen veya gelip de kı na gitmeden toplandı yerlerden veya yollardan savuş taları kları anlar. larda n ldı ı u bakı yapmak m * araç ve gereçlerin düzenli çalı ş için onarı nı ması mı yapmak. sır. * Kurum ve kuruluş motorlu araçlarıonarı ğve korunduğ yer veya birim. nezaret.

95 olan. * Bakı yapı ş rdan lmıkap. bakı ndı bakı nma * Bak hele. doğ serbest veya birleş olarak u ru ada ik bulunan. unluğ 8. msı rakı bakı ncak * Tüfeklerde hedefin uzaklına. bakı ğ r çalı ı * Bakıtuzları zehirli duruma gelmiş r ile . yönü. bakı r * Atom numarası yoğ 29. * Yeş çalar mavi renk. ş ş ı . bakı r rengi . çevreye göz gezdirmek. mlı bakı z msı * Özen gösterilmemişbakı .bakı mcı * Bakı iş yapan kimse. * Bakı nmak iş i. rı bakı r pası * Bakıüzerinde nemli havalarda oluş bakı r an r hidrokarbonat. bakı ı r alaş mı * %1'in üzerinde çözünmüş elementlerin oluş turduğ bakı ı nı genel adı u r alaş mların . bakı zlı msı k * Bakı z olma. * İ bakı şüzerinde iyi çalılmı yi lmı . terk edilme. yakı ğ göre ayar edilecek biçimde yapı ş kalkar gez. olacak ş mi? gibi ş ma anlatı ey aş r. 10840 C ye doğ eriyen. Kı saltması Cu. -e göre. ile bakı r kaplama * Demir benzeri madenlerin yüzeyinde bakıkatman oluş r turma iş lemi. araşrmak. zı renkli element. * Bakı yapı ş rdan lmı . m ini bakı ndan mı * Bakıveya görüş sı ş açı. niş ğ ı nlına ı lmıiner angâh. değ erlendirme açı. bakı nmak * Bakmak iş lmak. ile bakı r çalmak * (bakı r kaptaki yemek) bakı r tuzları zehirli duruma gelmek. ı ve elektriğiyi ileten. bakı r oksit * Kimyasal formülü CuO veya Cu2O olan bakın oksit biçimi. bakı lı mlı k * Bakı olma durumu. sı bakı mlı bakı k mlı * Filmin kartpostal büyüklüğ ünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağ layan cihaz. kolay dövülür ve iş olduğ sı i lenir undan eski çağ lardan beri türlü iş lerde kullanı kıl lan. lmamı ş . yüzüstü bı lma durumu. i yapı tı * Muayene olmak.

zı n * Bu renkte olan. bakı ı r taş * Malakit. bakı ma rlaş * Bakı mak durumu. asimetri. bakımsı k ş zlı ı * Bakımsıolma durumu. bakıaçı ş sı * Bir olayda. tenazur. bakımlı ş . göz taş r ı . bakımsı ş z ı * Araları bakım bulunmayan (iki ş veya iki yanı nda bakım olmayan (bir ş asimetrik.* Kıla yakı kahverengi. bakımsı ş z. ı bakım ş ı * İ veya daha çok ş arası konum. . ı bakıksı ş z ı * Bkz. rlaş bakı mak rlaş * Bakırengini almak. bakı r tuzu * Bakısülfat. biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğ ki ey nda u. benzer noktaları ı olarak aynı karşklı lı uzaklı bulunan iki benzer kta parçanıbirbirine göre olan durumu. r * Bakmak iş i veya biçimi. simetrik. bakı r sülfat * Göz taş ı . ki * Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak. n bakımlı ş ı * Bakımı ş bulunan. görüş sı açı. konuyu. ş z ı bakı ş ma * Bakı ş iş mak i. (rengi) bakın rengine benzemek. bakıatmak ş * kı bir sürede bakı geçmek. bakı rcı * Bakıiş r leyen veya bakıkap kacak satan kimse. sa p bakık ş ı * Bkz. bakı ş mak * İ veya daha çok kimse birbirine bakmak. * Eksen olarak alı bir doğ nan rudan. r rı bakı rlı bakı ş * Bakıiçeren maddeler. mütenazı ı r. simetri. düş ünceyi belirli bir yönden inceleme. r bakı lı rcı k * Bakıkap yapma veya satma iş r i. nda ş ı ey) arası ş ı ey).

ş ı larla bakkal kâğ ı dı * Kalı ve kaba kâğ n ı t. ş lı bakiye * Artı artan. geride kalan. bakire bakirelik bakirlik * Bakir olma durumu. taneleri badıiçinde bulunan bir bitki (Vicia faba). * Kalı . bakkam bakla * Bkz. z. pranmamı yeni. bakkal bakkal çakkal * Bakkal ve benzeri iş uğ an esnaf için küçümseme sözü. kide ş * El değ memişkullanı . ç * Bu bitkinin yeşürünü veya kuru tanesi. ka * Bu gibi ş eylerin satı ğdükkân. lmamı ş . erdenlik. * Eskimemişyı . yurdumuzun her yerinde yetiş tirilen. z lan z. daimî. * Baklagillerden. bakir * Cinsel iliş bulunmamı(erkek). k. ş . ntı * Yiyecek. bakkala bı rakma! * bir iş"bakalı diyerek savsaklamak isteyenlere söylenir. * (toprak için) İ ş lenmemiş . baki kalmak * sürekli. * artakalan. lerle raş bakkal defteri * Karık. * Bakire olma durumu. il * Bir zinciri oluş turan halka veya parçalardan her biri. içecek ve baş ihtiyaç maddelerini perakende olarak satan kimse. öteki. mlı * bir ş eyden artmak. düzensiz yazı dolu defter. i m!" bakkaliye * Bakkal dükkânı satı ş nda lan eyler. * Büyük bakkal dükkânı . kalan. lik. ldı ı * Cinsel iliş bulunmamıdiş kı kıoğ kı kide ş i. kalı olmak. bakkallı k * Bakkalı iş n i. cı * Bir ş eyden artan (miktar). geri kalan. bakla çiçeğ i * Sarı rak eflâtuna çalan beyaz renkte olan bitki. kalı. mtı . el değ memiş bozulmamık.baki * Sürekli. bakam.

bakla falı * Bakla taneleri ile bakı bir fal türü. bakla oda nohut sofa * Bkz. baklava dilimi * Eş kenar dörtgen biçiminde olan. badı pek çok sebze ve ağ çlı açları alan. baklavacı lı k * Baklava yapma veya satma iş i. baklalı baklalı k * Baklası olan. * Bakla tarlası . baklagiller * Bakla. * Eş kenar dörtgen biçiminde olan nesne. badem gibi ş konulan tatlı larak na stı eyler . fasulye. . keçiboynuzu gibi. * Çok ince yufkadan yapı arası kaymak. fı k. hazı baklava börek * (bir baş ş karş tıldında) çok kolay ve zevkli (iş ka eyle ı rı ğ laş ı ). pire gibi küçük böcekler için) çok iri. nohut oda. iki çenekli ayrı içine taç yapraklı lardan büyük bir bitki familyası . bakliye. baklavacı * Baklava yapan veya satan kimse. ceviz. bakla kı rı * Beyazı almı beyazlamaya yüz tutmuş çoğ ş . lan bakla ı slanmamak * Bkz.* Bu renkte olan. ağ nda bakla ı zı slanmamak. bakla kadar * (bit. * çok tokluk durumunda "baklava börek olsa yemem" biçiminde kullanı lı r. baklan baklava * Anguta benzeyen kı zı rmı renkli bir çeş yaban kazı it (Otis tarda). renk. * At donları koyu ve iri lekeli kı ndan r. baklamsı meyve * Bkz. baklamsı * Bakla biçiminde olan. akasya. baklavalı *İ çinde baklava bulunan. bakla dökmek (veya atmak) * bakla ile fala bakmak. badı ç. baklava açmak * baklava yapmak için gerekli olan ince yufkaları rlamak.

*İ çinde baklava desenleri olan. * Yoklamak. kimyasal etkiyle öldüren (etken). mayalanma veya hastalı yol açan. * Bkz. r bakraç * Çoğ unlukla bakı yapı küçük kova. * Bir işyapmak. andı rmak. na * Baş bir ş ilgilenmeyip elindeki veya önündeki iş uğ ı ka eyle le raş olmak. nda ş an . * dikkat çekmek sözü. ş ı ey * Aramak. ) * (hasta için) Muayene etmek. * (yer için) Yüzü bir yöne doğ olmak. tek hücre canlı vrı alan. n i * Baklagillerden elde edilen ürün. eyin mesi için * Beslemek. bakteriyoloji alanı çalı kimse. * Anlamak. bakterileri içine alan canlı lar. bakteri * Toprakta. baksana! baksanı za! * seslenme için kullanı lı r. * Önem vermek. bakteridi *Ş arbon hücresi gibi hareketsiz bakteri. i i * Yapı labilmesi bir ş bağ bulunmak. rdan lan * Bir bakracıalabildiğmiktar. küresel. * açısöylemekten kaçı ğbir sorunu sonunda açı k ndı ı klamak. bölünerek çoğ klorofilsiz. larda klara kı k biçimde olan. silindirimsi. . baklavalı k * Baklava yapı nda kullanı veya baklava yapmaya elverişolan. incelemek. tedavi etmek. ları bakteriyel * Bakterilerle ilgili. ilgilenmek. farkı varmak. suda. ru * Bir ş geliş veya iyi bir durumda kalması emek vermek. önem vererek üzerinde durmak. denemek. bakterisit * Canlı n vücudunda veya laboratuar deneylerinde bakterileri fiziksel. bakliyat bakliye bakma bakmak * Bakı bir ş üzerine çevirmek. * Renklerde. çürüme. * Bakmak iş i. geçindirmek. eye lı * Gözetmek. mı lan li baklayı zı çı ağndan karmak * sabrı tükenip o zamana kadar söylemediğş i eyleri söylemeye baş lamak. bir işyapmakla görevli olmak. Benzemek. bakterigiller * Bakterilere verilen ad. bakteriyolog * Bakterilerle ilgili. * (bir işBirinden beklenmek. canlı bulunan. baklagiller.

bakteriyoloji * Bakterilerin ve genel olarak mikroplarıbiçimlerini. bal gibi * pek tatlı . llı bal kabağ ı * İ turuncu. aççı bal dök de yala * bir yerin çok temiz olduğ anlatı unu r. beyinsiz kimse. i baktı rma * Baktı iş rmak i. htı an bal alacak çiçeğbilmek (veya bulmak) i * çı sağ kar lanabilecek yeri veya ş bilmek veya bulmak. bal dudaklı . bakteriyoskopi * Bakterilerin mikroskopla incelenmesi iş lemi. bal çiçeğ i * Almaş yapraklı rmı veya kı zı çalar sarı ı k . türü bal bal demekle ağ tatlı ı lanmaz z * sözde kalan dilek ve tasarı n iş ları bitirmede hiçbir etkisi olmaz. kı zı rmıya renkli çiçekli ağ k. ş zan ı sı * Ağ açlarıkabuğ n undan sı zarak pı laş besi suyu. ş ı . baktı alı kça r * güzelliğbirdenbire göze çarpmayan. sı madde. vı * Olgunlaş ş mıincirin. rengi beyazdan esmere kadar değen tatlı iş . n bakteriyolojik * Bakteri bilimi ile ilgili. niteliklerini inceleyen bilim. çok iyi. bal yapan eklem bacaklı (Apis mellifica). koyu. bal baş ı * En temiz bal. bal * Özellikle bal arı nıbitki ve çiçeklerden topladı bal özünden yapı kovanları ların kları p. na bal mumu * Arı n peteklerini yapmak için karıhalkaları ndan salgı kları ları n arası ladı yumuş ve sarı madde. eyi bal arı sı * Zar kanatlı lardan. adamakı. *ş üpheye yer bı rakmadan. ndaki petek gözlerine doldurdukları . çi bir idi * Aptal. bal dudaklı * Tatlı dilli. iri ve tatlı kabak çeş (Cucurbita moschata). ak msı * Bu maddenin sanayide kullanı için yapay olarak hazı lmak rlanmı. baktı rmak * Bakması yol açmak. dına sı tatlı. bal dudak * Bkz. bakması sağ na nı lamak. bal kelebeğ i * Bal kovanları çok zarar veren bir böcek (Galleria mellonella).

bal mumu gibi erimek * çok zayı flamak. balı la benzer. gürbüz (kimse. nektar. malak. bal özü * Bazı çiçeklerin içinde bulunan. bal tutan parmağ yalar ı nı * imkânları geniş iş baş bulunan kimse bu imkânlardan az da olsa yararlanı bir in ı nda r. * Yavru. balaban kuş u * Bataklı klarda yaş ayan. . * Ş man. bal özülük * Çiçeklerde bal özünü çı karan bezlerin bulunduğ organ. için aret bal özlü * Bal özü bulunduran. balak balalayka * Bkz. iş balaban * Atmaca veya doğ gibi yı cı kuş an rtı bir . (Botaurus). bal özü bezi * Bitkilerin yaprak. eti yağ ve ağ iri bir kuş kçı lı ı r. ları u bal rengi * Kahverengine çalan sarı renk. . irileş mek. bal sağ mak * kovandan bal ürünü almak. bala balaban * İ büyük. ri. bal mumu macunu * Mobilyadaki kusurlarıonarı nda kullanı toprak boya ile renklendirilmiş mumu. balabanlaş ma * Balabanlaş durumu. arı n bal yapmak için emdikleri tatlı vı ları sı. n mı lan. * Bu renkte olan. mak balabanlaş mak * Balaban duruma gelmek. * Üç köş üç telli Rus halk sazı eli. bal bal mumu yapı rmak ş tı * unutulmaması iş edip dikkati çekmek. balabanlı k * Balaban olma durumu. çocuk). u bal peteğ i * Arı n içine bal doldurduğ bal mumu levha. çocuk. yumurtalıve erkek organların dibinde bulunan ve bal özü çı k nı karan bez.

devredeki akı sabit tutmak için konulan direnç. * Kabzanı demir siperi. * Arı tirip bal alan veya satan kimse. su geçirmez. yetiş * Arı tirme veya bal alı satma iş yetiş p i. koyu. an ş * Batı belirli danslara eş eden bir tür ş . * Karagöz. yapı çamur. uk cakta sı a klı aş nan * Motorlu araçlarda fren yapmayı layan. lan * Denge. mil. itli ş kan * Güçlük çı kartan. oselerde düzeltilmiş toprak üzerine döş enen taş rı . daha çok killi.balama * Orta oyununda Rum tipi. koyu toprak. pedavra. muvazene. balast direnç * Gerilimin büyük değimlerinde. kıkları * Safra. nı veya balbal balcı balcı lı k balçak * Kabza. nda balast yem * Çok büyük miktarda ham selüloz ihtiva eden ve dolayıyla yoğ yemlerden çok daha düş sindirilebilir sı un ük besin maddeleri ihtiva eden ve hayvanlara tokluk hissi vermek amacı kullanı yem. yağ. iş mı balast gemi * Ambarları yük bulunmayan gemi. lik arkı * Serbest biçimli. balans balans ayarı * Otomobilin sarsı nı lması önlemek için. müzik araçları çalı veya ş olarak okunan eser. tekerlek mili üzerine yerleş sağ tirilmiş m ay biçimindeki alet. balar balast * Çatı i olarak kullanı ve kiremitlerin altı döş ince tahta. yla nan arkı * Soğ ve sı büyük bir sürtünme kat sayına sahip olan suya ve yağ dayanı . n balçı k *İ çinde çeş organik maddeler bulunan. balans pensi * Arabaları tekerleklerindeki dengeli dönmeyi sağ n lamak için cant ile lâstik kenarı sışrı kurş na kı lan tı un parçası . matiz ve külhan beyi tipleri tarafı yabancı ndan ülkelerin tiplerine hitap ederken kullanı söz. da. yavaş ı madde. *İ çindeki kil oranı yüksek. tekerleklere gereğkadar balans pensi denen kurş parçası i un takarak denge sağ lama iş i. lı * Eski Türklerde kiş anı için mezarın veya bazı inin lması nı kurganlarıetrafı dikilen taş n na . yarı balayı * Evlilik hayatın ilk ayı ilk günleri. kiriş lan na enen * Demir yolları traverslerin altı ş nda na. da. romantik. balata . yla lan balat * Orta Çağ üç bentten oluş bir Batıiiri türü.

en . nemli yerlerde yetiş zehirli bitkilerin ortak adı u otu. adı atı çoğ m ş lara. * Erkeğ göre karını kıkardeş e sın z i. karı * Balçı olan. ş eytan tersi otu (Ferula assa-foetida). * Bu tür gösteri yapan sanatçı topluluğ u. baldıkara rı * Nemli yerlerde yetiş birçok eğ otu türünün ortak adı en relti . te n ı nı ı na baldı rsokan * Çift kanatlı n. *Ş eytan otu. yüz suyu dökerek elde edilen kazanç. unlukla sahne düzenine ve müziğ dayalı e gösteri türü. balçı klı baldı r * Bacağ dizden ayak bileğ kadar olan bölümü. klara larak balçıinciri k * Kurutulmuş incir. karabaldı r. sinekgiller familyası ları ndan. kan emen. * Maydanozgillerden. (Conium maculatum). incik. baldı k ranlı * Çok baldı yetiş yer. balerin . ğ ı baldı ran baldı ş ran erbeti * Acı çekerek. ağ * Bu bitkiden çı lan zehir. mı siz. hayvan e k tı sağğyönünden zararlı sinek türü (Stomaxys calcitrans). baldı r kemiğ i * Baldı bulunan iki kemikten ince olanı rda . baldı rpatlatan * Güreş hasmı bir ayağ tutarak diz kapağ kadar büküp üzerine yüklenme oyunu. baldı r bacak * Açısaçıgörülen kadıbacağ k k n ı . ı n ine * Bu bölümün yumuş ve şkin olan arka tarafı ak iş . pilâvlıpirinç. balçıhurması k . hastalıbulaşran. ağolan * Kı kayınıaş ı lı ç ş n ağuzanan parçası ı . ran en baldı rgan * Baldı ran. lı ı bir baldı z baldo * İ ve dolgun taneli. iş serseri.balçıhurması k * Sandı bası kurutulan hurma (veya kuru incir). baldıçı rı plak * Ayak takı ndan. karasineğ çok benzeyen. ri k bale * Belli hafif figürlere. baldı rak * Don ve pantolon gibi giysilerin dizden aş ı bölümü.

balıeti k * Omurgalı lardan.* Bale yapan kıveya kadısanatçı z n . Kova ile Koç burçları nda yer alan burcun adı arası . balıadam k * Deniz dibine inilebilecek donanı su altı çalı mla nda ş iş mayı edinen kimse. balıbilimci k * Balı sıfı inceleyen bilim adamı klar nını . Zodyak. ç. balıkartalı k . * Solunum organların salgı ğ ağ nı ladı. balıbilimi k * Su ürünleri araşrmaları özellikle balı sıfı inceleyen bilim. suda yaş ayan. patetes ve domatesten irilip lçı ayı ş . solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanlarıgenel adı n . dalgı kurbağ adam. bektaş ı taş mühresenk. a balıbaş kokar k tan * bir iş aksaklın baş olanlardan baş ğ anlatı te ğ ı ta ladını ı r. suda yaş hayvanlarıyumuş ve açırenkli eti. biçimli tombul. hazı rlanan bir çorba türü. k balı k balı k * Omurgalı lardan. ayan n ak k balıetinde k * Ne şman. * Zodyak üzerinde. ldı ı balı çı ğ kmak a * balıavlamaya gitmek. ı zdan ş arı lan balgam atmak * yapı lmakta olan bir iş veya bir konu üzerine kuş uyandı ku racak bir söz söylemek. ne zayıolan. tı nda klar nını balıçorbası k * Beyaz etli balı klardan yapı bir tür çorba. lan * Suda piş kı kları klanmı incecik kılmıbalıile soğ yağhavuç. ı dı atı sümüksü madde. balerinlik * Ası l mesleğbalerin olan kimse. balgamlı * Balgamı olan. yı ş k an. iş f balıistifi k * Çok sış olarak bir yere dolmuş kık ı (insanlar). . balhane * Bal süzme ve paketleme iş lemlerinin yapı ğyer. i balet balgam * Bale yapan erkek sanatçı . . balgümeci * Bal peteğ andı bir tür dikiş ini ran büzgüsü. balgam taş ı * Damarlı yarı ve saydam bir tür Kadı taş Hacı köy ı .

balı lgiller kçı * Leyleksiler takı nıbalı llar alt takı na giren bir familya. yavaş k kları kuruyan. k * Yayvan servis tabağ ı . kla k * Uzun bacaklı lardan. balıyağ k ı * İ balıve deniz hayvanların sanayide kullanı yağ ri k nı lan ı . su kıları yaş yı nda ayan. k n lan balıyumurtası k * Balı n daha çok sıyerlere bı kları kları ğ raktı . balıtutkalı k * Balıendüstrisi artı ndan üretilen. rası kları kardı ı balıtabağ k ı * Balıkoymaya yarayan kap. beyaz. üremelerini sağ layan yumurta. balı kçı * Balıtutan veya satan kimse. ğ ı balıunu k * Kurutulmuş ktan özel iş balı lemlerle elde edilen un. kları (Anamirta). ı bal rı rlanan yumurtası . ler balıotu k * Cava ve Malabar'da yetiş zehirli meyvesiyle balı sersemleterek avlamaya yarayan bir bitki en. azlı balı l kçı * Balı beslenen. kçı n ğ kları ı ş a u balısütü k * Yumurtlama sı nda erkek balı n çı ğbeyaz madde. kçı balı düğ kçı ümü * İleme baş cı yapı ve sonra kolayca çözülerek iş tersine de tutturulan düğ ş ş langında lan in üm ekli. balıkavağ çınca k a kı * hiçbir zaman olmayacak iş için söylenir. ticarî merkez. k * Balı lara özgü. balı beslenen. yı cı (Pandion kla rtı kuş haliaetus). su kıları yaş yı nda ayan. balıyiyerek beslenen büyük bir kuş k (Ardea cinerea). boynu ve gagası uzun. fakat bağ gücü yüksek yapı rı. kahverengi çizgili. boğ k. balıyiyen. balı kazağ kçı ı * Balı larısoğ ve nemli havalarda giydiğboğ ve yünlü kalıkazak. mın kçı mı balı lı kçı k . * Morina balınıkaraciğ ğ n ı erinden çı lan ve hekimlikte zayığ karşkullanı iyotlu. balıpazarı k * Balı larıavladı balı n günlük ve taze olarak satı sunulduğ yer. lama ş cı tı balıtutmak k * balı avlamak. havyar. vitaminli yağ karı flı a ı lan .* Kartallardan. kçı n uk i azlı n balı yaka kçı * Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka. balıyemi k * Balıavlamada oltanı ucuna takı genellikle yiyecek türü madde. * Çoğ unlukla mersin balını eritilmiş mumuna batılarak hazı ğ n.

ı nı ünmeden giriş erek. düz ve baş ağbir biçimde. ğ ı balı knefesi * Balinagillerin baş ı çı lan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapı nda kullanı bir yağ ndan karı mı lan . esnek. uzun çubuk. kları ş karı ğ uk a ı balı klama * (suya dalmada. balina * Balinalardan. deniz kıları yaş bir kuş yı nda ayan cinsi. balı klandı rmak * Balıile doldurmak. suya balı klandı rma * Balı klandı rmak iş i. balı khane * Balı n toptan satı çı ldı. balı llar kçı * Çoğ unlukla uzun bacaklı . süslemek. uzun gagalı kçı balı l cinsinden kuş familyası lar . * Balıüretme. balı kgözü objektif * Normal objektiflerden çok daha geniş yı ve görüntüyü dıbükey ayna görüntüsü biçiminde veren açı alan ş objektif türü. balı n kçı * Perde ayaklı lardan. balı rtı ksı * Balıkı ğbiçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş k lçı ı deseni. * Yollarda sularıortada toplanmayarak iki yana akması yapı şkinlik. deniz kı cı rlangı (Sterna hirundo). falyanos (Balaena mistycetus). ağ ğ200 ton olan. k balı klava * Deniz. ğ ı . baliğ olmak * bulmak. * erinlik çağ ermek. a l baliğ olmak. balı klamak * Balı klama tarzı atlamak. kadı u ı ı rlı ı için rga balı. balı kgözü * Ayakkabı n bağ ları geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takı maden. eriş mek. buluğ ı ermiş ı na çağ na olan. soğ hava deposu olan yer. yağve çubukları avlanan memeli hayvan. uzunluğ 20 m. * Balı olmayan. akı ı na mek. uzun ve çatal kuyruklu. bir harekete sonucunun ne olacağ düş e.* Balıtutma. dar. göl ve ı rmaklarda balıyatağolan yer. k aş ı * Bir iş bir duruma. k ı balı klı * Balı olan. n için lan iş balı z ksı baliğ * Döl verme çağ eren. avlama iş k i. ğ ı * Giysilerin dik ve düzgün durması bazı için yerlerine özellikle yakaları konulan sert. atlamada) Balıgibi gergin. erinleş buluğ ermek. uzunca gagalı . kemik gibi ş lan eylerden yapı ş lmı halka. balı yararlanma ve satma iş k ktan i. yassı na .

kutup denizlerinde yaş memeli hayvanlar familyası ayan . dalgalanmak. parlak. KaradağKosova. balkan * Sarp ve ormanlısı dağ k ra lar. Balkanlarla ilgili. Sı rbistan. parı ldamak. * Balina takı ş lmıolan. ltı * Ş ek. tarihi ve kültürü ile uğ an bilim dalı nı raş . Bosna-Hersek. * Kesik kesik ağmak. . * Parlamak. esnek kemiksi bölümlerin adı ş . Balkanlı lı k * Balkanlı olma durumu. Malkar. nı nda ş arı ru kmı . Balkanoloji * Balkan ulusların dili. * Ş ek çakmak. Makedonya. balina yağ ı *İ spermeçet balinasın kafa sinüslerinde bulunan yağ nı . balinalar balinalı balistik * Ateş silâhlarda barut gazın bası ile fı p hedefe varı li nı ncı rlayı ncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Malkarca. Balkar Balkarca balkı * Bkz. imş * Su halkalanmak. balina geçirilmiş olan (giysi). sancı rı . Yunanistan ve Trakya'yı alan bölge. Balkanlar * Hı rvatistan. * Bkz. Bulgaristan. Slovenya. * Ağ. Romanya. * Güzel süslü. Arnavutluk. kla * Örnek hayvanı balina olan. içine Balkanlı * Balkan devletlerinden olan. imş * Bir yapın genellikle üst katları dı ya doğ çı şçevresi duvar veya parmaklı çevrili bölümü. . balkı ma balkı mak balkon . sancı rı mak. * Balkı iş mak i. Balkanolog * Balkanoloji uzmanı . balkı r * Parı.balina çubuğ u * Balinanı ağ na aldı suyu dı ya süzüp içindeki deniz hayvanları tutması yarayan ve üst çenesinin n zı ğ ı ş arı nı na iki yanı tarak diş gibi sı nda leri ralanmı boynuz dokusunda.

lâvanta çiçeğ kekik gibi kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitiş taç yapraklı i. ve sı balo vermek * baloyu hazı rlamak. ballanmak * Bal bulaş bal sürülmek. balköpüğ ü * Açısarı k renk. lmı * Ballıhastalı olan. ballanma * Ballanmak iş i. ballı börekli olmak * çok iyi anlaş mak.* Tiyatro ve sinema gibi büyük salonlarda asma kat. ballı k * Bal konulan kap. ballı börek * Çok lezzetli. küre biçiminde araç. atmosferde uçabilen. ballı *İ çinde bal bulunan. balon * Isı ş tı hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan. * Bağ larda görülen külleme hastalı. beyaz çiçekli ve çok yık otsu bir bitki (Lamiumalbum). ik lardan oluş bir an familya. balkonumsu * Balkona benzer. ballandı rmak *İ mrendirecek biçimde övmek. k ğ ı . llı ballı babagiller * Nane. olgunlaş laş mak. düzenlemek. ballı klı balo * Danslı resmî giyimli gece toplantı. ballı pasta * Bal ile yapı ş lmıveya içine bal konmuş pasta. mak. * Tatlı mak. ballandı ballandı ra ra * Ballandı rarak. tatlanmak. ğ ı * Ballı baba. ballı baba * Ballı babagillerden. ballandı rma * Ballandı rmak iş i. ballı darı *İ ncir.

parfüm ve ilâçlarıyapı nda kullanı reçine. vakitli vakitsiz tedirgin etmek. yol açmak. demir araç. balonculuk * Balon yapmak veya satmak iş i. sonraları zlar ağ na bağ olarak sarayı kı ası lı korumak ve sarayı dıhizmetlerini yapmakla n ş görevli kimse. * Yangısöndürme kuruluş nda balta kullanan er. boynu dar cam kap. parçalamak. belsem. iş balon lâstik * Bisikletlerde kullanı bir lâstik türü. ası ey lmak. . balta vurmak * balta ile kesmek. lan ı . baltacı * Balta yapan veya satan kimse. antiseptik ve besleyici özelliğolan (ilâç. ağ n mı lan balsamlı * Balsam içeren. n an * Bir tür kudret helvası . balta balta değ memiş (girmemiş veya görmemiş ) * içinden hiç ağ kesilmemişsıve gür (orman. n ları * Önceleri sefer sı nda çalı ve ormanlıyerleri temizlemek.* Hava veya gazla doldurulmuşkauçuktan yapı çocuk oyuncağ . koru). * Karnı yuvarlak ve şkin. i balsı ra * Yapraklarıüzerinde oluş bir tür küf. gerekli oyu sağ layamaması dolayıyla seçimin sonuçsuz kalması sı . * Küçük balon. baltabaş * Baş bodoslaması omurga hattı dikey olarak çelik lâmadan yapı ş na lmı(gemi). iş gibi kimselerin eğ çi lenmek için gittikleri içkili. çadı kurup kaldı rası lı k k rları rmak. balotaj baloz balsam * Bir seçimde adaylardan hiçbirinin. yarmak. balonvari * Balona benzer. lan balon uçurmak * ilgililerin ne diyeceklerini ve nası l davranacakları anlamak amacı aslı nı yla olmayan bir haber yaymak. yükleri bindirip indirmekle. yontmak gibi iş kullanı ağ saplı lerde lan aç . k balta olmak * direnerek bir ş istemek. * Gemici. aç . baloncu baloncuk * Balon satan kimse. * Bazı açlardan elde edilen. merhem vb. balon gibi.). danslı yer. * Kesmek. baltacı k * Küçük el baltası . * Odun kıcı rı. musallat olmak.

balyalama * Balyalamak iş i. pot kı nda rmak. * Sısıkesimi yapı orman. k ulan baltrap balya * Çember ve demir tellerle bağ lanmıticaret eş . ş ta baltalayı cı * Baltalama hareketini yapan kimse. balyalamak * Balya yapmak. * Bilinçli ve kası olarak. balyalanma * Balyalanmak iş i. baltalamak * Balta ile kesmek. i. sabote etme. Baltı k * Baltıdenizine kısı ülkeler ve bu ülkelerin halkı k yı olan . baltalayılı cı k * Baltalama iş yapan kimse. * Bir iş bilinçli ve kası olarak bozacak veya yı i. i yapı * Atılı hedef vazifesi gören plâkaları cı kta havaya fı rlatan yaylı alet. bir iş tlı i veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma. na baltalı k baltası kütükten çı kmak * bir engelden. denk yapmak. * Yolları açma ve düzenlemede balta ile donatı ş lmıasker sıfı nı.* Değ irmen taş n ortası bulunan haç biçimindeki alet. k k lan * Bir köyün odun ihtiyacı sağ nı laması izin verilen koruluk veya orman bölgesi. sabote etmek. balyalanmak * Balyalamak iş lmak. baltalama * Baltalamak iş sabotaj. ş yası balya makinesi * Değ ik tarı ürünlerini ip ya da çember ile balyalama veya denkleme iş yapan alet. kı dan baltayı a vurmak taş * farkı olmayarak birine dokunacak sözler söylemek. ini baltalı * Baltası olan. . iş m ini balya yapmak * balyalamak. Baltıdilleri k * Baltıülkelerinde konuş Hint-Avrupa dil grubu. tlı kacak davranı bulunmak. bir sıntı kurtulmak. ı nı nda baltadan kurtulmak * kesilmemek.

man en türü bamya * Ebegümecigillerden bir bitki (Hibiscus esculentus). ı r balyoz gibi * çok ağ ezici (kol veya yumruk).balyemez balyos balyoz * Eskiden kara ve deniz savaş nda kullanı orta çapta. baston gibi birçok cak en. ları lan. k lerde lan. * Sakalı alt dudağ hemen altı n. mobilya. ı n ndaki bölümü. kıkanatlı n böcek (Anisoplia austriaca). kazıçakmak gibi iş kullanı çok iri ve ağ çekiç. sı ülkelerde yetiş boyu 25 m kadar olabilen. ka bambu * Buğ daygillerden. balyozla dövmek. zacağş bambaş ka * Büsbütün baş apayrı iş farklı ka. . uzun menzilli tunçtan top. bamya tarlası * Mezarlı k. ban ağ acı . merdiven. * Osmanlımparatorluğ döneminde Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad. bam teli * Bazı sazlarda kalıses veren tel veya kiriş n . bambul otu * Sı ve ı cak lı bölgelerde yetiş otsu veya çalı bir bitki (Heliotropium). balyozlamak * Balyozla vurmak. eş n yapı nda kullanı bir tür kamıHint kamı. değik. . bam teline basmak (veya dokunmak) * en çok kı ıeyi yapmak veya sözü söylemek. balyozlama * Balyozlamak iş i. balyozlanma * Balyozlanmak işveya durumu. kahverengi. hezaren (Bambusa vulgaris). * Bu bitkinin hem taze. bambul * Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü. bambaş k kalı * Bambaş olma durumu. i balyozlanmak * Balyoz ile dövülmek. ergin evrede baş akları kemiren. ban * Osmanlımparatorluğ döneminde Macaristan ve Hı İ u rvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan. hem kurutularak yenilen ürünü. varyos. İ u * Taş kı ları rmak. yanı mı lan ş . ş ı * Bu kamı yapı ş ş tan lmıolan. ı r.

demesinler * bir iş kesinlikle yapı ı belirtmek için söylenir. aç * Sepetçi söğ sorgun. * Herkesin kullandı. bana bak! * "beni dinle" anlamı teklifsiz bir seslenme ve gözdağsözü. n cak en ban yağ ı * Hint yağ ı . meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağ (Moringa oleifera). ile bandajlatma * Bandajlatmak iş i. kendilerine kötülüğ dokunmayan kiş dokunmak istemezler. bandajlama * Bandajlamak iş i. banda almak * bir sesi. madenî gövdesi olan beş ğ ı veya daha çok teli olan bir müzik banallik banço aleti. ile * Bağsargı . bandajlatmak . ile bandaj * Sargı sarma. mak bançolaş mak * Banço durumuna gelmek. bandajlamak * Sargı sarmak. telek damarlı .. ey rı ş banak banal * Ekmek parçası . Kuzey Afrika ve Avrupa'nısı bölgelerinde yetiş zehirli ve otsu bir bitki (Hyoscyamus). çiçekleri salkı m durumunda. herkesin anladı. lokma. * Banal olma durumu. . . ses cihazı bant üzerine kaydetmek.* Asya'nıtropik bölgelerinde ve Afrika'nı kuzeyinde yetiş yaprakları n n en. ban otu * Asya.. bana * Ben zamirinin yönelme hâli ekli biçimi. * Amerika zencilerinin çaldı gitar biçiminde. nda ı bana da . aldı etmemek. ü iye bana mın dememek sı * hiçbir ş etkili olmamak. bançolaş ma * Bançolaş durumu. in lacağ nı bana dokunmayan (veya beni sokmayan) yı bin yaş n lan ası * birçok kimseler. ğ ı ğ ı * Bayağ sı ı radan. üdü.

mı zı bandocu * Bandoda görevi olan kimse. Bangladeş li * Bangladeş ndan olan kimse. badem ve benzerlerinin. Sümerbank gibi belirtme grupları banka sözünün yerine kullanı nda lı r. rı yla lan * Kurutulacak üzümün güneş serilmeden önce içine batıldı potaslı e rı ğ ı suyun konulduğ kap. bando * Türlü üfleme ve vurgulu çalgı lardan oluş ve daha çok geçit törenlerinde kullanı mıkacı topluluğ an lan zı lar u veya takı . bandı ra * Geminin hangi devlete ait olduğ gösteren bayrak. * Etibank. bangı rdamak * Öfkelenerek yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. kumaşerit. rası bandı rma * Bandı iş rmak i. u bandı rmak * Banmak. mıka. * Yapan. bangıbangıbağ r r ı rmak. bandı ralı * Bandı olan. inin ş bandrollü * Bandrolü bulunan. unu * Yabancı devlet bayrağ ı . * İ dizilmiş pe ceviz. avazı ktı kadar bağ çı ğ ı ı rmak. gürültüyle. * Çabuk kuruması renginin parlak sarı ve olması üzüm salkı nı inciri küllü veya potaslı k suya için mları veya ı lı daldıp çı rı karmak. bangı r bangı lamak r ağ * yüksek sesle. hı karak ağ çrı lamak. i bandrol * Paket veya şelerin ağ na konulan ş veya etiket. niş ile kaynatı ş asta lmıüzüm suyuna veya baş bir tatlı ka ya batılması yapı sucuk. bank . iş ı zları erit * Devletçe verginin kesildiğ gösteren etiket. bandoculuk * Bandocu olma işveya durumu. halkı bani * Kurucu.* Sargı sardı ile rmak. ini * Bayrak direğ tepesine süs olarak konulan uzun. kuran. mıkacı zı . bandaj yaptı rmak. bangı r bangı ı r bağ rmak * yüksek sesle. bangı r bangı r * Yüksek sesle. bangı rdama * Bangı rdamak iş i.

eş saklayan nda erli ya ve daha baş ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş ka . * Bankerin yaptı iş ğ . * Bankacı iş lı leminin yapı ğyer. k raş bankacı lı k * Banka iş lemleri yapma iş i. banknot banko * Devlet bankası ndan piyasaya çı lan kâğ para. * Para. değ belge. banka defteri * Bkz. biriktirmek. k ldı ı banka cüzdanı * Banka hesabı olanlarısahip oldukları n küçük defter. * Faizle para alıveren.iskonto. ndan bankamatik * Bankalarıpara iş n lemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine. banket *Ş ehirler arası yollarıiki tarafı yayalarıyürümesine ve taş n trafiğaksatmadan durabilmesine n nda n ı tları i yarayan çakı l veya toprak yol. . banka gibi * çok zengin (kimse). * Bankacın mesleğ nı i. tarafı karı ı t * İyerlerinde üzerine eş koymaya elveriş iş ş ya li. * Bankacı . lan ifreli bankacı * Bankacı iş lı lemleri ile uğ an veya bankada görevli kimse.bank banka * Çoğ unlukla bahçelerde. banka cüzdanı . kredi. bankaya yatı rmak * bankadaki hesabı para koymak. takibi için gelenle görevli arası konulmuş na tezgâh. parklarda oturulacak sı ra. kasaları para. na banker * Banka sahibi. bankadan çekmek (veya almak) * bankadaki hesabı para almak. banka kartı * Banka iş lemleri için otomatik makinede kullanı özel ş kart. ı bankerlik bankerzede * Banker ile olan iş kilerinde zarara uğ iliş rayan kimse. * Banker olma durumu. banka cüzdanı . altıgibi taş r değ n ı nı erlerin ticaretiyle uğ an kimse. bankiz * Buzla. raş * Çok zengin (kimse). kambiyo iş p lemleri yapan.

bant çözmek * manyetik bir bant üzerine alı ş nmısesleri yazı aktarmak. bantlamak * Bantla iki ş birbirine tutturmak. ensiz. * Banmak iş i. nda * Talih oyunları ortada toplanan paranıhepsine oynandını nda n ğ anlatı ı r. ı ndı bantlama * Bantlamak iş i. ş bağ erit. banko sayı * Sayı loto oyununda. larda i banko geçme * Banko geçmek durumu. . ş merkezinden uzakta veya sırları yakıyerlerde bulunan inde ehir nı na n ş yöresi. u * Talih oyunları oyunu yöneten kimse. nda. banlamak * Horoz ötmek. banma banmak bant * Düz. eyi ş tı bantlayı cı * Bant yapan kimse. ehir banliyö treni *Ş ehirle banliyö arası iş nda leyen tren. loto gibi oyunlarda. * Ses alma cihazları seslerin kaydı kullanı manyetik oksitli plâstik veya selüloz ş nda için lan erit. mparalama makinelerinde kullanı lan aş rma gereci. uzun kâğ veya bezden üretilmişgenellikle zı klı ı t . * Su altı tepeliğ i. deş etmek. çevre. banliyö * Genellikle oturma alanı niteliğ olan. bant yapı rmak. * Bağ ı rmak. * Katı ş sulu veya tuz. garanti olarak çı ı sal kacağtahmin edilen sayı . * Bantlama makinesi. ses bant zı mpara * Çekmeye dayanı . * Yara üzerine yapı rı özel olarak hazı ş lan tı rlanmıilâçlı ş küçük ş erit.* Talih oyunları oyunu yönetenin ortaya koyduğ para. banlama * Banlamak iş i. ya ifre bant doldurmak * bir bandı kaydederek kullanmak. bir atı veya sayın kesin olarak tutturulacağ tahmin edip larda n nı ı nı iş aretlemek. banko at * Yarı ş dereceye gireceğkesin olarak tahmin edilen at. biber gibi toz durumundaki maddelerin içine batıp çı bir eyi rı karmak. dolay. banko geçmek * Yarı ş veya toto. yassı .

lı * Konu. aş abilen bir ağ (Adansonia digitata). cak uk bağ sın u mı banyo almak * banyo yapmak. vı banyo bataryası * Sı ve soğ su ile duş lantını bir arada bulunduğ musluk takı .banttan vermek * genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha önceden alı ş sesi veya görüntüyü nmıbir yayı nlamak. banyolu *İ çinde banyo bölümü olan. * Banyodan henüz çı ş kimsenin durumu. kanı * Banyo küvetinde yı kanma. sı ülkelerde yetiş çok yüksek olmamakla birlikte. başk. üstü havlu benzeri dokuma olan paspas. * Vücudun bir bölümünü veya bütününü. fiziksel veya kimyasal bir etki altı bir süre bulundurma iş nda lemi. banyo dolabı * Banyo için gereken bütün malzemenin içinde bulundurulduğ dolap. husus. li banyo sabunu * Banyo yaparken vücudu yı kamak için kullanı sabun. içinde yı lan bölüm. sı lan sı banyo küveti * Genellikle içine su doldurulup yı kanmaya elveriştekne. banyo yapmak * yı kanmak. gövdesinin çevresi 20 m yi cak en. * Duyarlı yüzeylerin iş lenmesinde belirli bir iş lemin gerektirdiğmaddeyi erimiş i olarak içinde bulunduran sı. kmıbir banyosuz * Banyosu olmayan. hamam. lan banyo takı mı * Banyo odaları ı zemine serilen altı nda slak plâstik. u banyo havlusu * Banyo sonrası kullanı ve özel olarak yapı havlu. baobap * Ebegümecigillerden. * Tedavi amacı hazı ile rlanan ilâçlı su. aç bap * Kapı . banyo * Yapı larda. * Arap gramerinde mastar çeş itlerinden her biri. banyo kazanı * Banyoyu ve suyu ıtmak için yapı özel kazan veya ıtma aleti. lan lan banyo kabini * Duş kabini. bar . * (kitaplarda) Bölüm.

kı çuha. reti .* Anadolu'nun doğ ve kuzey bölgesinde. * Hava bası birimi. baraka barakacı k * Küçük baraka. içkili eğ lence yeri. bar bar bar bar bağ lamak * kir bağ lamak. * Futbol veya hentbolda serbest atı yapacak oyuncunun önünde karştakı oyuncuların yanyana dizilip ş ı ı m nı oluş turdukları duvar. * Apaçıgörünmek. llı * Bir cins tüylü av köpeğ i. * Tahta. * Ayaküstü içki içilen meyhane. baraj mesafesi * Serbest atısı nda. * Bir salonda içki içmek için hazı rlanmıköş ş e. bar ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. ncı * Cam kaplarda oluş pas. baraj * Suyu toplamak. barak * Tüylü. an * Halterde kaldılması rı gereken alet. çinko gibi hafif ş eylerden yapı ş lmı temelsiz eğ yapı . nda bar tutmak * bar oynamak için hazı rlanmak ve oyuna baş lamak. k bar havası * Bar oyunları tek veya toplu olarak söylenen ezgi. paslanmak. ı baraj yapmak (veya kurmak) * (futbol veya hentbolda kaleye yapı vuruş önlemek için) oyuncular kale önünü kapatacak biçimde lan ları sı ralanmak. atınoktası kaleye doğ ve oluş ş rası ş ndan ru turulan baraja kadar belirlenen nizamî ara açı ğ klı. kebe. . ağ ritmli bir halk oyunu. en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuş u ularak oynanan. büğ yla lan et. bar bar * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş öfkeli ve yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. * Herhangi bir alanda baş yı arı tespit etmek için gerekli olan ş art. ortada olmak. gücünden yararlanmak amacı akarsu üzerinde yapı bent. baraj ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. ı r bar * Danslı . duvar yapmak. barajı mak aş * herhangi bir sebeple konulmuş olan ş yerine getirip baş sağ artı arı lamak.

* Taneleri yuvarlak. * Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluş turduğ girintili çıntıdıduvarlarıüst bölümü. * Osmanlı sarayı genel olarak bostancı n. beyaz etli. barbut * Zarla oynanan bir çeş kumar. barbunya ve tekir türleri iyi bilinen bir familya. ucu kı k. ş an * Kaba ve kı bir davranı rı cı ş la. ğ ı *İ htiyar Rum meyhanecilerine seslenmek için kullanı lı r. * Kale duvarları düş nda mana ok atmak için açı ş lmıdelik. barbarlaş mak * Barbar gibi davranmak. . sı lan ş lı barbarlaş ma * Barbarlaş iş mak i. armatöre veya sigorta ortaklına bilerek verdikleri zarar. uzunca başk. baltacı kapılarıgiydikleri. kı zı nda ları ve cı n rmı çuhadan yapı ş lmı . it barcı * Özellikle balkonlarda ı et piş zgara irmekte kullanı ve duvar içerisine gömülmüş lan ocak. barbarlı k * Barbar olma durumu. topluluk. barbaş ı barbata * Bar oyunları sı n sağ ı yer alan ve oyunun düzenini sağ nda ranı baş nda layan kimse. vücutları pullarla kaplı mı iri . rı cı * Kaba saba. nı e lı baratarya barba barbakan barbar * Uygarlaş mamı ş . oval veya yassı rmı benekli. barbekü barbunya * Barbunyagillerden. n. kı zı barbunyagiller * Dikenli yüzgeçliler alt takı na giren. barbarca * Barbara yakı bir biçimde. . kale u kı lı ş n korkuluğ u. ş * Kaba ve kı . barbarizm * Bir sözün fonetik veya morfolojik yapında yapı büyük yanlı k. vrı lı * Bilim doktorların ve kardinallerin giydikleri dört köşkülâh veya başk. * Kaptanı tayfaları gemi sahibine. * Uygarlaş mamıkavim. kemikli bir balı(Mullus barbahı k s). kı zı rmı pullu. n.baran barata * Yağ mur. bir tür fasulye. ilkel.

da lan ı ma * Kalyon türünden küçük savaş gemisi. nı bardak * Su ve benzeri ş eyleri içmek için kullanı genellikle camdan yapı kap. . ı t * Yemek öncesi yenilen bardak altı büyüklüğ ünde bir tür lâhmacun. ı rı ş bardağtaş ı ı rmak * sabrı tüketmek. bardan bardan * Yük taş ı için kullanı çanta veya çuval. taki * Devlet memurların maaş nıderece ve tutarları düzenleyen sistem ve çizelge. ri bir bardakaltı * Bardağ konulduğ yeri kirletmemesi için kullanı genellikle örgü. baş n bir ucu çember parçası nı ğ ı ı nı biçiminde eğ öbür ucu keskin çekiç. lan * Bir bardağ alacağmiktar. kâğ veya plâstik örtü. ı n u lan. bardaktan boş rcası yağ anı na mak * (yağ mur) çok ş iddetli yağ mak. ri. mak lan bardan bardan * Beyaz beyaz. bardak eriğ i * İ ve tatlı tür erik. barçak * Kı kabzasın siperi. * Barcın iş nı i veya mesleğ i. nı ların nı * Çok beyaz. barça * Orta Çağ kullanı kürekli ve yelkenli taş gemisi. * Fıcı çı keseri. lan. yaş bardacı k bardacıeriğ k i * Bardak eriğ i. ı n ı * (bazı bölgelerde) Toprak testi. * Bir tür küçük ve tatlı incir. leten barcı lı k * Barcı olma durumu. bardakçı * Bardak veya çömlek yapan veya satan kimse. lı ç nı barda * Dam ustaların kullandı. bardo barem * Aygı diş ek çiftleş r ile i eş mesinden üretilen her yaş hayvan. bardağtaş damla ı ı ran * sabı r tüketen aş davranıveya durum.* Bar iş kimse.

göç. k * Uyum. * Kafile.baret baret * İçilerin baş na giydikleri. barıgörüş ş olmak * her türlü dargı ğunutarak barı nlı ı ş mak. ş ları lmış * Küçük takke. otağyüksek divan. nı barı barı nak barı rma ndı * Barı rmak iş ndı i. çine . çit. a bir ğ ı * Yerleş mek. papaz takkesi. melce. barı ş çı * Barı seven. iki ayak üzerine tutturulmuş itli li çubuklu jimnastik aracı . metal veya plâstikten yapı şapka. * Çevresiyle uyumlu. * Göç eş . küçük kervan. barı ş ı ş sever. barı nmak * Doğ etkilerinden korunmak için kapalı yere sınmak. ş çı barı l ş çı barı lı ş k çı * Barı olma durumu. * Barı amaçlayan. . * Böyle bir antlaş madan sonra insanlıtarihindeki süreç. barı ş * Barı ş iş mak i. ev eş . sulhperver. kavga etmeme eğ ş çı ilimi. barfiks bargâh bargam barhana * Levreğ benzer bir balı e k. * (soyut kavramlar için) Bir yerde etkili olmak. * İ izinle girilen yer. * Barılacak yer. * Savaş bittiğ bir antlaş ı n inin mayla belirtilmesinden sonraki durum. dirlik içinde yaş amak. barı nma * Barı nmak iş i. * Bir tür süs iğ nesi. barı rmak ndı * Barı nması sağ nı lamak. barıyapmak ş * barıantlaş nı ş ması imzalamak. sulh. * Çeş beden hareketleri yapmaya elverişyükseklikte. ş ı ş ı * Bkz. yaş amak için uygun ş artlar bularak oturmak. sulhçu. yası yası * Bahçe duvarı . geliş ortamı ecek bulmak. barıöngören. barı . sulhsever. karş klı ı anlayıve hoş ile oluş lı ş görü turulan ortam.

barı ş mak * İ taraf. hiç değ o hâlde. baritli yı kama * Kalı ı ıve rektumun radyolojik iş nbağ n rsağ lemde baryum sülfatla doldurulması yı ve kanması . * Sevmek. sevecen. dargıveya düş olmayan. ş ı barı ş ma * Barı ş durumu. barisfer barit baritin * Doğ baryum sülfat (BaSO4). ş çı ş çı barı ş severlik * Barı ş sever olma durumu. bari * Hiç olmazsa. * Bkz. barı rma ş tı * Barı rmak iş ş tı i. barıklı ş k ı * Barık olma durumu. zevk almak. ı r * Baryum oksit (BaO) veya baryum hidroksit Ba(OH)2. sulhçu. barı ş sever * Barı . ilse. al baritli *İ çinde barit bulunduran. hoş kası ş n man görülü. . uzlaş anlaş mak ma. uzlaş mak. barı rmak ş tı * Barı ş maları sağ nı lamak. ağ küre. barikat yapmak * çeş araçlarla bir engel oluş itli turmak. * Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanı yapı engel. sulhperver. larak lan barikat barikat kurmak * engel oluş turmak. barık olmak ş ı * sevecen ve hoş görülü davranmak. barikat yapmak. * Keş ke. araları ki ndaki dargı ğkaldı nlı ı rmak. öyle ise. barikatlamak * Barikat ile çevirmek. ara bulmak. anlaş mak. sulhsever.barık ş ı * Baş ile barıdurumunda bulunan. barikatlama * Barikatlamak iş i. barı l. ma.

i barklanmak * Ev sahibi olmak. * Basso ile alto arası ses veren. * Büyük sandal. içlerinden geldiğgibi söyledikleri ş . * Çizgi im. barklanma * Barklanmak işveya durumu. yükseklikölçer. bark barka barkarol * Venedik gondolcülerinin söz ve müziğönceden yazı i lmadan. pistonlu bir tür ağ çalgı. ev bark. barograf * Bir hava taş nı uçarken izlediğyolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya iş ı n tı i aretlemeye yarayan alet. barok * M. * Bkz. barlam. nı na lan * Herhangi bir yolu kapamak için yapı engel. k . * Kara yolların kenarları yapı korkuluk. * Açı göze çarpan. engel. nda ı z sı * Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğ sağ ini lamak için kullanı açı kapanı lan lı r r engel.S 1600 ile 1750 yı arası lları ndaki klâsik sanatı izleyen resim. * Bkz. mimarlıüslûbu. barmenlik * Bar tezgâhtarlı. i arkı * Ritmi üç zamanlı müzik eseri. barkot barlam barmen * Bar tezgâhtarı .bariton * Tenor ve bas arası ndaki erkek sesi. k. ğ ı baro * Bir ş veya bir bölge avukatların bağ oldukları ehir nı lı meslek kuruluş u. baro baş kanı * Baro genel kurulunca en az on beş llıkı olan avukatlar arası seçilen ve baroyu temsil eden yık demi ndan baro üyesi. belirgin. lan * Engelli at yarı nda üzerinden atlanması ş ları gereken yapay engel. bariyer bariz barizleş me * Barizleş iş mek i. evlenmek. barizleş mek * Bariz duruma gelmek.

nane ve yaban kekiğ ortak adı inin . çeliş kiden çekinmeyen edebiyat akı . düş nda ünceden çok duyuma. aksi (kimse). it ğ ı * Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan. barparalel * Düş direkler üzerine paralel olarak tutturulmuş tahta çubuktan oluş jimnastik aracı ey iki muş . fı. barometre * Bası nçölçer. huysuz. doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu. * pek ekş i veya acı . mı barok müzik * Çalgı arası veya çalgı sesler arası karş klar kuran XVl-XVlll. sert. * Baron olma durumu veya baronun görevi. . * Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeş çarpan balı (Trachinus vipera). barut fısı çı * Barut koymaya. katı li lması n rlatı na cı madde. zgı * her an olay çı kacak yer veya kavgaya yol açacak durum. barut gibi * öfkeli. sinirli ve kinle dolu kimse. etkileyici. biçimlerin serbestçe yaratı ndan duyulan coş önem veren. barut esmeri * Koyu esmer renkte olan (kimse). barut hakkı * Mermiyi istenilen uzaklı atabilmek için gerekli barut gazı ncı sağ ğ a bası nı lamaya yetecek miktarda barut. * Gösterge. barokçu * Barokçuluk yanlı olan kimse. barsak * Bağ ı rsak. baron baronluk * Batı ülkelerinde vikont ile ş övalye arası soyluluk unvanı nda . * Koyu gri renkte olan.* Batı edebiyatları dengeden çok harekete. sı barokçuluk * Barok sanat ve edebiyat görüş ilkelerini benimseyen akı ve m. patlayı. barsam barsama barudî barut * Ateş silâhla bir merminin atı na veya herhangi bir aracı fı lması yarayan. abartmalı lması kuya . baroskop * Havanıiçinde bulunduğ cisimlerin ağ ğüzerine yaptı hafifletici etkiyi gösteren ve havası n u ı ı rlı ğ ı boş labilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı altı . yüzyı arası lar nda larla nda ı tlı llar ndaki müzik reformunu oluş turan müzik. çı barut fısı çı gibi * çok kı n.

doğ en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan. lara lik basak basaklı basaksı z * Merdiveni olmayan. baryum sülfat * Baritin. n sı bas (veya bas git) * çekil. yürü. barut rengi * Koyu giri. barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı . bas * En kalıerkek sesi. barutçuluk * Barut yapma veya alısatma iş p i. lan barutla oynamak * tehlikeli iş uğ mak. katı basit bir element. buna rağ basıindiğkalıve tok tonlara inemeyen sesi olan men n i n sanatçı . basamak * Merdiven. * Atom sayı 56. u ada havada çabuk oksitlenen. bas bas * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. bas bariton * Bası çı n kamadı ince tonlara çı ğ ı kabilen. barutçu * Barut yapan kimse. baryum karbonat * Karbondioksidin.barut kesilmek (veya olmak) * çok öfkelenmek. * En kalısesli orkestra çalgı. lerle raş barutluk baryum * Barut saklanan kap veya yer. * Merdiveni olan. git. defol!. baruthane * Barut yapı veya saklanan yer. gümüş renginde. .78 olan. barut kokusu gelmek * savaş tehlikesi sezilmek. Kı ve saltması Ba. bas tutmak * ince sesli çalgı tek perdeden eş etmek. n * Sesi böyle olan sanatçı . yoğ sı unluğ 3.

basılı cı k bası k * Bası olma durumu veya basınıiş cı cın i. * (cebirde) Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti. resim çı karmak iş tabı i. . tâbi. * Çok yüksek olmayan. her rakamın bulunduğ sı hane. * (aritmetikte) On kuralı göre yazı ş sayın. basamak basamak * Yavaş yavaş (yükselme veya inme). k bası k klı * Basıolma durumu. bası tı klaşrmak * Basıdurumuna getirmek. n basar basarî basarna basbayağ ı * Alılandan. bilinenden hiçbir değ ikliğolmayan. * Kık. ı basar * Göz. * Bası ş lmı yassı mı . lan * Görme ile ilgili. * Bir cismin bir yanı kaldı yükseltme iş nı raçla i.* Bir yere çı karken veya bir yerden inerken bası ve art arda gelen. laş ş . . basamak yapmak * bir durumu daha yükseğ eriş için araç olarak kullanmak. * Bir amaca ulaş için yararlanı kiş durum veya yer. *İ leriyi görme. bası cı * Kitap. basamak basamak olan. * Derece derece. * Dalyanıkapak yeri. mak lan i. ine mek basamaklı * Basamağolan. lama * Merdivenin ayakla bası yüzeyi. ama. k * Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arası ndaki farkı büyük eksene oranı n . aş kerte. algı yetisi. dergi gibi ş eyleri basan kimse. alçak. tasal dan sı na i bası * Resim kliş dökme harf. kalı mı ı da eylere yazı . birbirinden belirli aralı lan klarla yükselen düz yüzeylerden her biri. sı bası tı klaşrma * Bası tı iş klaşrmak i. * Kı uzantı okyanus ortası rtları kadar devam eden ve 4000-5000 m derinliğolan deniz dibi. * Derece. ş ı iş i basen * Omurganıbel ile kalça arası n ndaki bölümü. taş p kullanarak makine yardı ile kâğ ve bez gibi ş esi. na lmıbir nı nı u ra.

n n nı nda n nı sı p . matbuat. * Bası sanatı . tipografya. basıbildirisi n * Bası yayı organları bilgi vermek amacı yetkili kurum veya kiş tarafı hazı n n na yla iler ndan rlanmıyazı ş lı açı klama. tabı iş . bası lı mcı k * Bası evi iş m letme iş kitap basma iş matbaacı i. nı lsı nda lan bası vermek la * prova hâlindeki bir kitabıveya herhangi bir yazın bası uygun olduğ bildirmek. kan nları basıataş n esi * Resmî veya özel kurum ve kuruluş larda. * Bası işveya durumu. dergi gibi belirli zamanlarda çı yayı n bütünü. matbaa. n nı ma unu bası lı * Bası yerleş larak tirilmiş . iş lan bası mcı * Bası evi iş kimse. basıyasağ n ı * Bası yayıorganların bir konu hakkı yayıyapması kıtlayıengelleme. tabaat. matbaacı m leten . bası n * Gazete. lı n ile basıkartı n * Mesleğbasıiş olan kimselerin taş ğkimlik belgesi. m lmı . yabancı temsilciliklerde basıile ilgili konuları n düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse. * Bası i. bası lı ş bası lma bası evi m * Bası i yapı yer. bası dayanı lma mı * Dokusunu basarak ezmeye çalı dıetkilere ağ n gösterdiğdirenç. i n leri ı ı dı basıözgürlüğ n ü * Görüş düş ve ünceleri bası ve yayıyoluyla açı n n klayabilme ve yayabilme hakkı . ş ş an acı i bası lmak bası m * Basmak iş konu olmak veya basmak işyapı ine i lmak. mcı kta. basıtoplantı n sı * Yetkili veya ilgili bir kimsenin. lmak i * Bası iş lmak i. lı k. * Bası evinde bası şmatbu. bası n" anlamları kullanı terim. basıdünyası n * Görsel ve yazıbasıorganları burada görevlilerin tümü. bir konu veya çeş konular üzerinde açı itli klamada bulunmak için gazetecilerle yaptı toplantı ğ ı .bası la * Bası lı provalarda "basız. i.

ı rlı bası ş * Basmak iş i. basıgeçmek p * önde gideni geçmek. ı . görü. barometre. basıgitmek p * birdenbire gitmek.bası nç * Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düş miktarı en . basireti olan. basireti bağ lanmak * iyi düş ünemez. iş lan bası nçölçüm * Hava bası ölçümlerini inceleyen birim. bası rgama * Bası rgamak iş i. ş . için nç lamak veya ayarlamak. n n u n ğ ncı ı * Akı ş kanları bası nı n ncı ölçen araç. * önem vermeyerek uğ ramamak. bası rgamak * Ağ k çökmek veya basmak. sağ klı ş . bası nçlama * Bası nçlamak iş i. ı rlı * Kâbus çökmek. aklı koyduğ ş yapmak üzere bulunduğ yerden uzaklaş çekip gitmek. basil basiret * Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü. basiretli * Gerçeğgörebilen. basiretsiz . ncı bası ölçer * Buharıveya herhangi bir gazıbulunduğ kabı yüzeyine yaptı bası belirleyen alet. gerçeğgöremez bir duruma düş i mek. bası nçlı * Bası yüklenmiş nç olan. sağ i ı görülü. bası nçlamak * Hava taş araçları insan organizması yeterli bası düzeyini sağ ı t nda. bası rganma * Bası rganmak durumu. uzağgörebilen. nç ş lma kı su. seziş . bası rganmak * Üzerine ağ k basmak. * Doğ görüşuzağgörüş ru . bası su nçlı * Bası yüklenerek fı rtı düzeyine getirilmiş tazyikli su. kâbus çökmek. na u eyi u mak. tazyik. anlayı kavrayıdikkat. uyanı k. bası nçölçer * Hava bası nı ncı ölçerek yer yükseltilerini ve hava değimlerini tespit etmek için kullanı alet.

basit cisim * Maddesi tek elementten oluş cisim. şı ldı ın ı basitçe * Basit olarak. olağ i an. karık olmayan.basite irca etmek. ileri ve uzak görüş olmayan. sağ ı görüden yoksun olma. kolay tarafı ndan. n basit kesir * Payı paydası küçük olan kesir. * Her zaman rastlanan. *İ spanya'nıBask bölgesinde kullanı dil. basiretsizlik * Gerçekleri. kök durumundaki kelime.* Gerçekleri görebilmekten uzak. n lan . özelliğolmayan. basket yapmak * basketbolda sayı kazanmak. gösteriş siz. basitleş mek * Basit duruma gelmek. basite indirgemek * basitleş tirmek. * Bilgi ve görgüsü sırlı nı olan. bayağ görgüsüz. ı . basitleş tirme * Basitleş tirmek iş i. * Kolay. ntı tarak basitlik Baskça basket * Basketbolda kazanı sayı lan . muş basit cümle * Tek yargı bildiren cümle. ndan basit renk * Biçmeden geçen beyaz ığ ayrı ğrenklerden her biri. basit * Yapı lması anlaş veya ı kolay olan. yalıkelime. basketbol * Basit olma durumu. * Süssüz. basitleş me * Basitleş iş mek i. basit faiz * Faizleri üzerine eklenmemiş paraya belli bir dönem sonunda verilen faiz. sade bir biçime döndürmek. basitleş tirmek * Gereksiz ayrı lardan arı sade duruma getirmek. sağ lü görüsüz. bayağ lması ş ı ı . ana basit kelime * Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen. ileriyi ve uzağgörememe.

mı baskıbasanı r n ndı . * Bir eserin bası tekrarlanan her bir kezi. sı nda * Bir maddeyi sıp ezen alet. ı tları için ı rlı * Suç iş i veya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girme. baskı lı * Baskı olan. kiş isteğdında bilinçaltı itmesi veya bu itilenlerin bilince çı inin i ş ı na kması nı önleme durumu. ünü sı baskı grubu * Bir iş yapı nda. sı cı baskılı cı k * Baskınıiş cın i. pres. zorluk bakı ndan) Üstün. beklenmedik saldı. nda oluş baskı bı kalı * Kitap kapları süslemeler basmak için kullanı kalı na lan p. basketçi baskı * Basketbol oyuncusu. baskı kalmak da * yağ yağ ktan sonra toprağ üst kı sertleş tohumlar fidelenip toprak üstüne çı mur dı ı n smı erek kmak. tazyik. * Bir eserin bası biçimi veya durumu. kıtlamak. zor kullanmak. kazı resim. baskı resim * Gravür tekniğile yapı resim. sa rı * (sertlik. * Karştakı oyuncusunun hareketini ve sonuç alması engellemek amacı uygulanan yakı savunma ı m nı yla n durumu. lediğ n u lan zı * Kı süreli. basketbolcu. * Hak ve özgürlükleri kıtlayarak zor altı bulundurma durumu. i lan ma baskı yapmak * bir kimseyi bir iş i yapmaya zorlamak. kı * Belirli ruhî etkinlik ve süreçleri. baskı cı * İlenecek kumaş üzerine kalı resim basan kimse. na basketbolcu * Basketbol oyuncusu. lı ş * Bası sı sayı.* Beş kiş iki takı arası topu 3 m yükseklikteki karş klı er ilik m nda ı duran ağ lı geçirilmiş sepetten birine iki sokup sayı kazanmak esası dayanan bir oyun. larak * Giysinin içine kı lıdikilen kenarı vrı p . ş lar plara * Matbaacı baskılerini yapan kimse. baskı nda tutmak altı * özgürlüğ engellemek. sı baskı lı k baskı n * Bir masadaki kâğ n uçmaması üzerlerine konulan özel biçimdeki ağ k. basketbolculuk * Basketbol oynama veya oynatmak iş i. lı kta iş * Kıtlayı. gerçekleş in lması tirilmesinde veya tamamlanması baskı turan güç.

* ansın konuk gelmek. kitap gibi bası hazı ile rlanmıyazış ş lıeyler. * Üzerinde bası yapı ş ile lmırenkli biçimler bulunan pamuklu kumaş . basmahane * Basma yapı iş lan yeri. üzerine kalı desen basan kimse. manı rıyla ı laş * bir yerde suç üstü yakalanmak. baskı ncı * Baskıyapan kimse. kumaş ş gibi eylerin baskı için hazı sı rlanan kalı p. * Gazete.* düş manı avlayısaldı taraf savaşkazanı gafil p ran ı r. ı rma laş ünü baskıvermek n * anî ve habersiz girmek. basmacı lı k * Basma alı satı . zı baskı uğ na ramak * düş n beklenmedik bir saldısı karş mak. tülbent vb. üzerine kalı desen basma iş pla i. * Disiplinsiz. mı * İ kolu sı ile kalkıinebilen. tülbent vb. . saldıda bulunmak. basmacı * Basma yapan veya satan kimse. . tezek. basklârnet * Kalı sesli klârnet. * Bası ş lmı matbu. ortası veya uçları birine az çok yakı değmez bir noktaya ki ra p ndan ndan n iş dayanan kaldı raç. basma kalı bı * Kitap. * beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. i n u lan zı * düş mana ansın saldı zı rmak. üstünlüğ göstermek. rı baskıyapmak n * suç iş lendiğveya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girmek. baskıçı n kmak (veya gelmek) * (karş tı konusu olan kimseyi) geçmek. n baskız sı * Hak ve özgürlükleri kıtlanmamı sı ş . basma * Basmak iş i. ahlâksı z. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. m mı * Pamuklu. baskız büyümek sı * serbest bir eğ itimle yetiş mek. * Pamuklu. ı dı * Gübre. *İ skambil kâğ ile oynanan bir oyun. matbua. n baskül * Çoğ unlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardı yla tartmaya yarayan alet. * Terbiyesiz. * Matbaacı lı k. . pla * Bohça ile köylerde eş satan kadı bohçacı ya n. dergi.

bastı yerde ot bitmez ğ ı * gittiğyere uğ i ursuzluk götürür. bastı bacak * Bacakları sa veya çarpı(kimse). * Bir ş üzerine kuvvet vererek itmek. curuf gibi maddeleri ezmeye ve sışrmaya yarayan alet. aş nlı unu bastı k bastı rak bastık rı * Pestil. gittiğyerin bereketini kurutur. * Sışrarak yerleş kı tı tirmek. * Bir ş üzerinde kalı mühür gibi bir araçla iz yapmak. a * Çevreyi kaplamak. nane ve limon suyu kullanı yapı bir salata türü. tabetmek. * Bir ş etkisinde kalı eziklik. ey p. eyin p ı rlı basmakalı p * Özgünlüğ olmayan. değ iklik göstermeyen. i basmalı k * Üzerine bası ş lacak ey. maydanoz. * Bastı rma. baskı ı rlı . i bastı yeri bilmemek ğ ı * çok sevinmek. * Baskıyapmak. * Bası yaparak sı ve gazları nç vı itmek. çökmek. bürümek. taze soğ yeş an. larak lan bastarda bastı * Kı ile piş yma irilmiş sebze. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. aş lıanlamları yardı fiil olarak kullanı ık rı nda mcı lı r. basmakalı mak plaş * Basmakalıdurumuna gelmek. basso * En kalıerkek sesi. kı tı * Kapı arkadan bastı için kullanı ağ dayak. * Bası i yapmak. * Bir kimse bir yaş girmek. n * En kalısesli orkestra çalgı. ı ı rlını nı eyin * (küçük çocuklar için) Ayakta durabilmek. iş * Örtmek. yı rmak lan aç * Ağ k. baş tarda. . p basmalı * Basma özelliğolan. n sı bastana salatası * Domates. mı l. * ş kı ktan nerede olduğ seçememek. kliş e.basmak * Vücudun ağ ğ verecek biçimde ayak tabanı bir yere veya bir ş üzerine koymak. yük. harcı ü iş âlem. * Yol yapı nda çakıkum. * Bkz. kı k * (çocuk için) Yaramaz. durumunu kontrol edememek. kaplamak. ilbiber. üzüntü ve ağ k duymak. bilineni tekrarlayan. n * Bazı isimlerle birlikte sertlik. eyi.

bastoncu * Baston yapan veya satan kimse. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatı nı rmak. aca lan baston * Yürürken dayanmaya yarayan ağ veya metalden yapı araç. bastonsuz * Bastonu olmayan. ı basur otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. * Zararlı olayı bir önlemek. * Ruh dünyası oluş tepkimelerin bilinç dına yansı .bastılma rı * Bastılmak iş rı i. bastonlu * Bastonu olan. zı na * Birdenbire ve pek çok etkisini göstermek. nemli ormanlarda biten. köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan. nce. * Bastı . * Üstünlüğ göstermek. * (cevap için) Hemen yetiş tirmek. bastika * Bir yelken serenine veya herhangi bir ağ açı delik. bastılmak rı * Bastı iş konu olmak. bastı rmak * Basmak iş yaptı ini rmak. ünü * Bir kumaş kenarı kırı dikmek. bastonculuk * Baston yapma veya satma iş i. rmak ine bastım rı bastı rma * Bastı iş rmak i. * Baskı yapmak. aç lan * Geminin baş tarafı ndaki yatıdireğ (cı k in vadranı dı ya doğ uzanan parçası n) ş arı ru . basur * Kalı bağ ıalt bölümünde ve anüste toplardamarları geniş n ı n rsağ n lemesiyle oluş varis. * Ansın birinin yanı gitmek. üzerine iyice düş mek. nda an ş ı ması baston francala * İ uzun ekmek. an basur memesi * Anüste geniş meme gibi uzamıdamar yını leyip ş ğ . baston gibi (veya baston yutmuş gibi) * dimdik duran veya yürüyen (kimse). hemoroit. ı n nı vıp * Gidermek. sarı çiçek açan küçük bir bitki (Ranunculus ficaria). basurlu .

* En uç. * Bir ş genellikle toparlakça ucu. eyin nı * "Başkelimesi birçok deyimde "öz varlı kendisi" anlamı taş bir zamir niteliğ " k.* Basuru olan. baş ağetmek aş ı * tersine çevirmek. baş adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden önce gelerek üleş ı na" tirme anlamı verir. yüksek nokta veya en ön. baş rı ağtmak * tedirgin etmek. * Bir topluluğ yöneten kimse. baş * Çı ban. basübadelmevt * Ölümden sonra dirilme. nı ı yan indedir. uğ tı raşrmak. rsat baş ağ aş ı * Başaş ı ı ağgelmek üzere. kulak. raşran rsat baş almak * fı bulmak. en önemli. * Arazide en yüksek nokta. * Önem veya yönetim bakı ndan ileride olan.. baş ağgelmek aş ı * tepesi üstü düş mek. eyin ndan * Kasaplıhayvanlarda ve bazı k yiyeceklerde tane. ser. kafa. can sı kkı k kmak. r baş rı ağsı * Baş ağması ta oluş rahatsı k. baş n an zlı * Sürekli sıntı kı yaratan durum veya kimse. u * Baş ç. burun. baş alamamak * çok uğ tı bir konu yüzünden vakit ve fı bulamamak. ı rı . en üstün anlamı birleş kelimeler yapar. * Deniz teknelerinde ön taraf. eyin * Bir ş uçları biri. baş rı olmak ağsı * sıntı kı vermek. bı nlıvermek. basya baş * Sapotgillerden. ağ gibi organları nsan ı z kapsayan. baş ağgitmek aş ı . tohumları sabunculukta kullanı bir yağ ndan lan elde edilen.. iş nan * Bir ş yakı veya çevresi. langı * Temel. Asya'da yetiş bir ağ (Basia). * ". mı nda ik * Güreş pehlivanları ayrı kları derecenin en yükseğ te n ldı beş i. göz. baş ık ağ rlı * Ağ sı ı klet. esas. baş ağdüş aş ı mek * kiş inden kaybederek toplum içindeki durumu sarsı iliğ lmak. hemoroitli. vücudun üst veya önünde bulunan bölüm. * Para değ tirirken verilen veya alı üstelik. sarrafiye. en aç * İ ve hayvanlarda beyin.

baş baş * çocukları"Allaha ı n smarladı anlamı ellerini baş na götürmelerini sağ k" nda ları lamak için söylenir. ı na * baş vermek. baş döndürücü * (çabuklukta) olağ anüstü. baş çekmek * ön ayak olmak. baş a kalmak baş * biriyle veya bir ş yalnı kalmak. ak * birine veya bir ş bağ eye lanmak. intisap etmek. baş bezi * Mendil. beraber yaş amak. leri baş lamak bağ * baş bir örtü örtmek. baş biti * Bkz. baş çanağ ı * Kafa tası . baş çağ bı ı * Ustura. ı ru * birinin arkası hayranlı bakmak. baş a (veya kafa kafaya) vermek baş * iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuş mak.* sürekli zarar görmek veya kötüleş mek. eyle z baş a olmak baş * birlikte bulunmak. baş a baş * Birlikte. sevinçten çok mutlu duruma getirmek. baş a bı baş rakmak * birinin. gururdan. baş belâsı * Sınt ı kı . bir ş veya bir kimseyle yalnıkalması sağ eyle z nı lamak. baş ağgitmek aş ı * iş ters gitmek. ı rı * baygı k verici. sürekli zarar etmek. ndan kla baş döndürmek * baş dan. baş çevirtmek * başarkaya doğ döndürtmek. * dayanı ş mak. nlı baş döndürücü . üzüntü veren. aş . beraberce. bit. aş heyecanlandı arı ı rı rmak. baş bulmak * (alıveriş kazanç bı ş te) rakmak.

baş etmek (veya edememek) * gücü yetmek (yetmemek). baş kazanmak (kazanmamak). eyi baş mek eğ * saygı göstermek için baş erek selâmlamak. baş kesmek * selâm için baş mek. baş mak koş * bir işbaş i armak için çalı ş mak. baş nereye giderse.* Ş kı serseme çevirici. her iş onları te örnek tutarlar. baş etmek göz * evlendirmek. eğ * direnmekten vazgeçip buyruk altı girmek. ayak da oraya gider * küçükler büyüklerin izinde gider. baş olmak önemlidir. eğ baş ç vurmak kı * baş gelen dalgalarla gemi. arı baş gelmek * yenmek. yaş arken sağ iken. p ecek baş edebilmek * bir kimseyi yola getirmeye veya bir ş yapmaya gücü yetmek. zuhur etmek. baş kaldı rma * baş rmak işisyan. kol kılıyen içinde kılı r rı r * aile içindeki. baş kaldı rmak * ayaklanmak. aş na. arkadaş arası lar ndaki uyuş klar yabancı duyurulmamalır. baş dönmesi * Göz kararıdüş gibi olma. istersen soğ başol ol an ı * küçük bir iş de olsa. baş kaldı rmamak * Bkz. gücü yetmek. baş kaldı ı nı rmamak. na yat baş elde iken * ölmeden. vuku bulmak. yönetime karşgelmek. te ta baş olan boş olmaz . kabarmak. baş olmak göz * evlenmek. başve kı üzerinde inip kalkmak. tan ı çı baş rı fes içinde. isyan etmek. ortaya çı kmak. inkı etmek. baş göstermek * belirmek. mazlı lara dı baş komak (koymak) * bir ş uğ ey runa ölümü göze almak. kaldı i. ı * iyice coş mak. baş da.

fı na yüzünden. in ini nda lan baş vermek * (çı olgunlaş ban) mak. çevirmek. nı baş kitabı ucu * Sısıyararlanı ana bilgileri veren. * iş ı baş ndaki kiş iş inin i çoktur. baş üstünde yeri var * büyük bir saygı ilgi ile karş r veya ağ r. baş etmek tacı baş etmek tacı * çok sevmek ve saymak. çok yüksek tutulan (kimse veya ş ey). ve ı lanı ı rlanı baş üstüne * bir dileğ yerine getirileceğ içtenlikle belirtmek için "peki" anlamı kullanı söz. bitkiler) baş bağ day ak lamaya baş lamak. baş örtüsü * Bkz. yapıı rtı lındaki veya yükseliş ş indeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak. * (buğ vb. nları nlı baş sallamak * karş ndakinin her sözünü uygun bulur görünmek. * (gemi. m baş lı rı börk (fes) içinde. rotadan çı kmak. ı sı baş tacı * Çok sevilen. el üstünde tutmak. baş lı sağğ ı * Ölen bir kimsenin yakı na söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. baş oluş ak mak. ı baş ucu * Yatı bir yerin baş lan konulan yönü veya yakı. değ hiç yitirmeyen eser. baş yapmak * (kuaför) saç bakı ve tuvaleti yapmak. erini baş üstünde tutmak * çok iyi ağ ı rlamak. nları nlı baş lı dilemek sağğ ı * ölen bir kimsenin yakı na ilgi ve yakı k anlatan söz söylemek. . k k lan. baş tutamamak * rüzgâr.* bir yerde baş olan kimse taş ğdeğ dolayıyla o yere gelmiş ı ı er dı sı tir. baş örtü. baş tutmak * elebaşolmak. kları dı baş yarma * Vida yapı nda kullanı olan perçinlerin baş na tornavida yerleri açmak iş mı lacak ları i. k) baş yakmak * kötü duruma düş ürmek. kol kılı yarı (kılı r r) rı kürk (yen) içinde r * aile içindeki kiş ilerin anlaş mazlı aile içinde kalmalır. kayı döndürmek.

ş baş aç ağ * Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yı l halkaları çember biçiminde görüntü veren ağ aç. baş yemek (baş yemek) ı nı * birinin ölümüne veya yok olması sebep olmak. ı yan lçı baş . arası . eye baş geçmek a * en üstün yeri almak. * Tarlalarda. it baş baş a gelmek * eş olmak. * en üstün sonucu elde etmek için mücadele vermek. baş vermek a * değ tokuş iş yaparken üste bazıeyler vermek. baş k akçı . baş baş a * Eş durumda. baş çı a kmak * bir ş gücü yetmek. baş baş a * birinden üstün olmadan. baş çı a kmak * güçlükler çı karan biriyle olan iş kendi istediğyolda sonuçlandı ini. * Arpa. buğ yulaf gibi ekinlerin taneleri taş kı klı ı day. baş güreş a mek * yağ güreş en usta pehlivanlar baş lı te. it baş baş a noktası * bir yabancı paranı veya değ kâğ n piyasa değ ile üstünde yazıdeğ aynı n erli ı dı eri lı erin olması durumu. na * birinin güç duruma düş mesine yol açmak. baş gelen çekilir a * çaresiz durumlara düş üldüğ ünde insanıkendini üzüntüye kaptı p bu durumlara katlanmasın olağ n rmayı nı an ve doğ bulunduğ anlatı ru unu r.baş ğ yastı ı * Yatakta baş altı konulan yastı ı na n k. pehlivanlıiçin yarı k ş mak. baş akçı * Tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplayan kimse. baş toplamak ak * tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplamak. denk olmak. buğ yulaf gibi ekinlerde baş oluş day. Baş ak baş ak * Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi burçları nda bulunan burcun adıZodyak. ş baş bağ ak lamak (veya tutmak) * arpa. ak mak. dengeli olarak. bağ larda dökülmüş veya tek tük kalmıolan ürün. i rabilmek. baş gelmek a * (kötü bir duruma) uğ ramak.

ağolan * Arka ucu baş biçimde olan (ok). * Baş göstermeyen. * Baş lamayan. * Baş lmı üstesinden gelinmiş arı ş . n baş aktrislik * Baş aktrisin işveya mesleğ i i. arı baş m arı * Elde edilen bir baş . baş aklı * Baş ı (ekin). baş göstermek (veya kazanmak) arı * baş armak. muvaffakı arı yetli. arı . * Baş lı biçimde. muvaffakı arı yetsiz. tutmak. muvaffakı yet. baş altı * Yağ güreş pehlivanları ayrı ğbeş lı te n ldı ı derecenin ikincisi. muvaffakı arı yetsiz. baş lı arı * Baş gösteren. baş aklama * Baş aklamak iş i. ş baş aklanma * Baş aklanmak durumu. baş aklanmak * Baş bağ ak lamak. baş gösterememek. baş göstererek. * Baş göstermeyerek.* Çiçeklerde baş ı turan çiçek demeti veya topluluğ ağoluş u. baş arı * Baş armak işveya baş lan iş i arı . . arıbir arı baş lma arı * Baş lmak iş arı i. arı baş sı arız baş sıolmak arız * baş sağ arı layamamak. ka baş aktör * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli erkek oyuncu. baş aktris * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli kadıoyuncu. baş aktörlük * Baş aktörün işveya mesleğ i i. * Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğ ları uş . takat sırı i nı. baş aklamak * Tarlalarda. bağ larda kalmıdöküntüleri toplamak. arı * Bir sporcunun yapabileceğen iyi derece. baş lmak arı * Baş ile sona ermek. performans.

ş ı tı baş bayi baş buğ * Bir dağ m iş bütün bayilerin bağ bulunduğ ana bayi. at baş k yasası atlı * Irk karı nda güçlü öz yapın sonraki soylardan üstün geldiğ kanı ş ması nı ini tlayan yasa. arız baş sı k arızlı * Baş sıolma durumu. hâkim. kan baş k atlı * Baş olma durumu. kan. * Çiğ veya piş koyun. ı inde tı lı u * Eski Türklerde başbaş komutan. * Yeniçeri ocağ n çavuş ı nı u. hâkimiyet. baş arma * Baş armak iş i. baş asistanlı k * Baş asistan olma durumu. muvaffak olmak. ı vekil. baş armak * Bir işistenilen biçimde bitirmek. kuzu. * Osmanlımparatorluğ İ unda savaş zamanı ka birliklerden ayrı bir araya getirilerek oluş baş lı p turulan birliğ in veya milis güçlerinin komutanı . muvaffakı arız yetsizlik. efe. bakanlar kurulunun baş kabinenin baş baş kanı ı . nda mı ta baş karakter at * Bir melezde her zaman ortaya çı karakter. dominant. baş çı * İçi baş ş ı . n baş at * Benzerleri arası güç ve önem bakı ndan baş gelen. baş k çı . . miş ğ ı ı * Çiçeklerin erkek organları çiçek tozunu taş torbacı haş nda ı yan k. baş çavuş * Astsubay baş çavuş . baş bakanlı k * Baş bakan olma durumu ve baş bakanıgörevi. baş bakan * Hükûmet baş . . n * Baş bakanı makamı n . baş çavuş luk * Astsubay baş çavuş rütbesi. * Baş bakan ve görevlilerinin çalı ğdaire. i baş asistan * En üst derecedeki asistan. sır başsatan kimse.baş sı ğ uğ arızlı ramak a * baş sıolmak. * Baş asistanıgörevi.

* Baş hekimin makamı . * Yeniçeri bölüklerinin en kı demsiz subayı erlerinin en kı ve demlisi. baş efendi * Devlet dairelerinde kı demli memur. rlamada en üst sorumlu. baş hekim * Bir hastahaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim. sertabip. n ı . baş t. baş kâtip. baş garsonluk * Baş garson olma durumu. baş dümenci * Dümencilerin baş ı . baş hakem * Yarı ş veya oyunu yöneten hakemlerin baş mayı ı . baş garson * Garsonlarıbaş metrdotel. baş ş danı manlı k * Baş ş n işveya görevi. baş tabip. . baş dekorculuk * Baş dekorcunun işveya mesleğ i i. * Baş garsonun işmetrdotellik. i. baş dizgici * Bir bası evindeki dizgicilerin baş baş m ı mürettip. ş yapı aheser. sermürettip. baş fiyat baş gardiyan * Gardiyanlarıbaş n ı . .baş ş danı man * Danı ş manlarıbaş n ı . baş eser * Kendi türünde en mükemmel eser. baş dizgicilik * Dizgicilerin baş ı . danı manı i baş dekorcu * Dekorcuları baş dekor hazı n ı . baş eski * En kı demli kimse. baş gedikli * En yüksek rütbeli astsubay. baş eksper * Eksperlerin baş ı . baş hekimlik * Baş hekimin görevi. * En iyi ürün için tespit edilen fiyat. baş dümeni * Gemi veya teknelerin baş yerleş ı na tirilen ve iyi bir manevra sağ layan dümen.

açı başdimdik ı * Onurlu. nda başbağ ı lı * Serbest olmayan. baş hemş irelik * Baş ire olma durumu. gururlu. ön ayak olmak. zlı sıntı başderde girmek ı * sıntıbir duruma düş kı lı mek. kı lı başbelâya girmek (veya uğ ı ramak) * sıcı kı. kendi yanı tutmak. . başdinç ı * Kaygız ve tasası sı olmayan. hemş baş hostes * Hava yolları hosteslerin en deneyimlisi ve yapı sefer boyunca hizmetten sorumlu kimse. başbağ ı lanmak * biri evlendirilmek. ğ mek. a başdarda kalmak ı * parası ktan dolayıkı da olmak. kı ya başdaralmak ı * (para yönünden) sıntı darlı düş kı ya. başdara düş ı mek * sıntı girmek. başbelâda ı * çözülmesi güç. nda lan başaçı ı k * Örtü veya ş ile başörtülmemiş apka ı . ı rı başçekmek ı * herhangi bir konuda önde gitmek. kı lı başdevletli ı * Talihli.baş hemş ire * Bir klinik veya hastahanede hemş ireleri yönetmekle görevlendirilmiş hemş ire. sıntıbir durumda. veya başçatlamak ı * başçok ağ mak. ı laş başbütün ı * eş i hayatta olan (karı koca). üzücü bir durumla karş mak. * birini yandaş olarak kazanmak. bahtı k. başdertte ı * çözülmesi güç. başağmak ı rı * bir iş dolayı ten sorumlu duruma düş mek. * Evli. sıntıdurumda.

ı sı baştaşdeğ ı a mek * ağ bir durum kendisine ders olmak. zor durumda kalmak. yanı ı nı ndan * sıntı kı yaratan bir durum karş nda bunalmak. başnâra yanmak ı * baş uğ kası runa büyük bir zarara uğ ramak. "annenizin başiçin" gibi sözlerde değ bir kiş ı ı erli i ortaya konarak kullanı ant lan veya yalvarma sözü. ı r baştutmak ı * gürültüden veya üzüntüden başağmak. başyerine gelmek ı . a başhavada ı * sevinçli. çevrede gözü olmayan. * para veya mevki sebebiyle ş ıp ş aş ı rı marmak. kı nlı üzüntüyle. ayağ n altı yerin çekilmesi gibi bir duygu gelmek. bunalmak. başiçin ı * "çocuğ umuzun başiçin". ünce ş ı başyastı düş ı ğ mek a * yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak. ı rı başüstünde yeri olmak ı * her zaman iyi karş ı lanmak. ağ ı rlanmak. ı sı başsıya gelmek ı kı * herhangi bir güçlük karş nda bunalmak. başönünde ı * uslu. başkalabalı ı k * yanı bir işkonuş nda i amayacak kadar çok kimse var. * bir düş veya davranı uygun bulmak. başkazan gibi olmak ı * baş ı çok ağ ve uğ nda rı ultulu bir sersemlik olmak. eş n dönmesi. a p ş başyerde ı * utançla. unu (dağ * Sevdadan veya içkiden sarhoş . başsılmak (veya sış ı kı kı mak) * herhangi bir güçlük karş nda kalmak. başdumanlı ı * Doruğ sis bürümüş ). başyastıyüzü görmemek ı k * yatağ yatıuyumamıolmak. başhoş ı olmamak * bir ş eyden hoş lanmamak. başgöğ ermek (veya değ ı e mek) * beklenmeyen bir mutluluğ ermek. rgı kla. ı sı * görkemli bir ş karş nda ş ı ey ı sı aş rmak.başdönmek ı * insana.

alı ş ı kı baş ı bozukluk * Baş ı bozuk olma durumu. denetimsiz. sı baş belâ almak ı na * bir sorunla karş mak. karı . baş bir hâl gelmek ı na * kötü bir duruma uğ ramak. p baş ı boş * Bir ş veya kimseye bağ olmayan. eye lı * Bağ lanmamı serbest bı lmı ş . ı boş baş ı bozuk * Askerlerin arası katı ş savaş . kendi havası bı veya na rakmak. karık. baş beraber ı mla * memnunlukla. altı ş anı eni baş luk ı boş * Baş olma durumu. nları a bir nlı baş balta kesilmek (veya olmak) ı na * sürekli istemek. * Yönetimsiz. ı nı baş gözüm üstüne ı m * belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatı r. . içinden çılamayan. sı baş bı ı boş rakmak * üstünde hiçbir baskı denetim bulundurmamak. ş . * Düzensiz davranı düzensizlik. başzapt olunmamak ı * binicisini alıgötürmek.* zihin yorgunluğ geçmiş u olmak. ı etmek. * Baş örtmeden. kibirli. kendini beğ enmiş . rakı ş . srar baş belâ açmak ı na * kötü bir olay dolayıyla dert sahibi olmak. görüş olmamak. baş kalmak ı boş * baskı nda bulunmamak. * ölüm ihtimalini bildirmek için kullanı lı r. söz dinler (kimse). * Kargaş . tedirgin etmek. na lmısivil çı * Düzensiz topluluk. baş sağ ı n olsun * yakı ndan birini toprağ vermiş kimseye söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. kötü bir duruma düş ı laş mek. başyukarda ı * onurlu. inat etmek. seve seve. disiplinsizlik. baş ı kabak * Saçı dökülmüş veya dibinden kesilmiş . musallat olmak. baskız. baş belâ olmak (veya kesilmek) ı na * sıntı kı vermek. başyumuş ı ak * Uysal.

ı ı marı baş çorap örmek ı na * birine. zı i baş çalmak ı na * bir ş öfkeyle. baş gelmek ı na * bir görevin baş gelmek. raşrı bir e . ı laş * beklenmedik. baş geçirmek ı na * baş giymek. nda * bir iş yönetimini ele almak. eyi * bir içeceğkabı i yukarı rarak sonuna dek içmek. eyi ı na baş geçmek ı na * görevi altı bulundurmak. i baş dikmek ı na * birini veya bir ş korumak için bir kimseyi görevlendirmek. in * bir işyapmaya baş i lamak. eyi baş çalsı ı na n * birine verilmek istenilen bir ş öfke ve nefretle geri çevrildiğ anlatmak için söylenir. aş bir rtı ı laş baş güneş ı na geçmek * güneş çarpmak. ı na * kötü bir durumla karş mak.baş buyruk ı na * kimseden izin almaksın dilediğgibi davranan. ş ta baş dert etmek (veya açmak) ı na * bir ş üzüntü konusu yapmak. ı r * üstüne kalmak. baş dünyanı belâsı sarmak ı na n nı * büyük felâket getirmek. baş ekş ı na imek * ağ yük olmak. kaldı baş dolamak ı na * musallat etmek. baş iş ı açmak na * uğ tıcı üzücü bir iş çı raşrı ve in kması yol açmak. ş ı cı olay veya durumla karş mak. nefretle geri vermek. eyin ini baş çı ı karmak na *ş ı martmak. ı na * bir ş öfke ile birisinin baş vurmak. haberi olmadan kötü duruma düş ürücü davranı bulunmak. baş çı ı kmak na * birinden yüz bulup ona karşpek ş kça davranmak. eyi baş devlet kuş konmak ı na u * beklemediğbüyük bir nimeti ele geçirmek. na baş iş karmak ı çı na * istenilmeyen veya uğ tıcı iş yol açmak. çok yüz vermek.

zevk.baş iş kmak ı çı na * boşgitmeyen ve beklenmedik bir iş a veya olayla karş mak. lan inde in k ini . ilgi göstermek. kontrolünü yitirmek. er baş taş mek (veya yağ ı na düş mak) * felâkete uğ ramak. eğ lence peş koş inde mak. ı laş baş kakı etmek ı na nç * yapı bir iyiliğsürekli olarak söyleyerek bı rmak. * gerçekleş meyecek ş düş eyler ünerek vakit geçirme. önde geleni. ağ ndan lokması al ı na zı nı * uysal ve sessiz kimseler için kullanı lı r. işkoyulmak. ı rı baş yı ı kmak na * harap etmek. e baş sarmak ı na * birine musallat etmek. baş olmak ı nda * aynıkı lı sıntıdurumda bulunmak. nda baş değ ı nda irmen çevirmek * gürültü ile tedirgin etmek. baş beklemek (veya durmak) ı nda * yanı durup gözetlemek. baş vur. baş paralansı ı nda n * yapı bir iyilik çok söylendiğ o iyiliğ artıistenmediğ belirten bir söz. baş ı nda * (bir ş sı önde olanı eyin) rada . baş oturmak ı na * Bir işyapmaya baş i lamak. baş kavak yeli esmek ı nda * (genç için) sorumluluk duygusundan uzak. zor durumda bı rakmak. baş karalar bağ ı na lamak * çok kederlenmek. i i u ı laş baş kan çı ı na kmak * öfkelenmek. lan i ktı baş kakmak ı na * yapı bir iyiliğyüzüne vurarak birini üzmek. lan i baş kalmak ı na * istemediğhâlde bir işyapmak veya bir kimseye bakmak zorunluğ ile karş mak. baş taç etmek ı na * çok değ vermek. baş vurmak ı na * (içtiğiçki) ne yaptını i ğ bilemez bir duruma düş ı ürmek. hiddete kapı lmak. * (gaz veya sı caktan) başağmak. baş olmak ı nda * yöneticisi olmak.

iş sizlikten. baş ı kesmek ndan * yapı istenmeyen bir işbaş engellemek. . cezalandılmaktan korkmak. lması i * sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlı bir iliş son vermek. ı boş baş boş rakmak ı nı bı * yalnıveya serbest bı z rakmak. baş alıgitmek ı p nı * izin almadan ve gideceğyeri bildirmeden gitmek. baş belâya sokmak ı nı * birini.baş torbası ı nda eksik * eş gibi bir adam. baş luktan kurtarmak. ek baş ı almak ndan * kurtulmak. ğ kiye baş ı büyük iş giriş (veya kalkı ndan lere mek ş mak) * gücünün üstünde olan iş kalkı lere ş mak. baş ı geçmek ndan * daha önce aynı duruma uğ ş ramıolmak. uğ tı için raşrmak. baş beklemek ı nı * gözetlemek. sorumluluğ atmak. lması i tan baş ı korkmak ndan * hayatı kaygı ndan duymak. savuş i mak. baş ı aş n olmak ndan kı * iş çok olmak. rı baş ı savmak ndan * bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaşrmak. baş ağtmamak (veya baş zı rı ı rı nı ı ağtmayayı nı m) * uzun uzun anlatı bir sorunu sonuca bağ lan larken sözün uzadını ğ anlatmak için söylenir. u baş ı aş ı ndan ağkaynar sular dökülmek * üzüntülü veya kötü bir olay karş nda birdenbire büyük bir sıntı ı sı kı duymak. i pek baş ı atmak ndan * yapı güç bir işyapmaktan kendini kurtarmak. * bir iş birini tedirgin etmek. baş ateş yakmak ı nı lere * baş büyük bir dert almak. baş bir yere bağ ı nı lamak * birini bir işyerleş e tirmek. ı na baş bağ ı nı lamak * birini niş anlamak veya evlendirmek. kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek. lı a. tı baş ağtmak ı rı nı * gereksiz sözlerle birini bunaltmak. ı baş alamamak ı nı * bir ş eyden kurtulamamak.

baş çı ı karmak nı * (bitki için) filizlenmeye baş lamak. kık ı baş koltuğ ı nı unun altı almak na * ölümü göze alarak bir işgiriş e mek. baş ezmek ı nı * bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek. baş kaş ı nı ı vakti olmamak (veya baş kaş maya ı nı ı yacak vakti olmamak) * arada en ufak baş bir iş ka yapamayacak kadar sış durumda bulunmak. kellesini uçurmak. .baş çatmak ı nı * baş rını ağsı önlemek için alnı üstünden arkaya doğ eş ve benzeri ş n ru arp eyleri çepeçevre bağ lamak. * kendine hayran bı rakmak. man baş toplamak ı nı * (kadı saçı toplayıbaş bir çeki düzen vermek. baş nâra yakmak ı nı * birini ağ bir zarara uğ ı r ratmak. baş derde sokmak ı nı * sıntıbir duruma girmek veya getirilmek. n) nı p ı na baş uçurmak ı nı * Bkz. sakin kalmak. kı lı baş dik tutmak ı nı * onurunu korumak. baş döndürmek ı nı * mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek. baş duman almak ı nı * sis kaplamak. baş kaldı ı nı rmamak (veya kaldı ramamak) * bir işaralı z sürdürmek. baş sokmak ı nı * barı nacak bir yer bulmak. bir iş i i istenildiğgibi yapmamak. yataktan çı kamamak. i baş istemek ı nı * öldürülmesini istemek. baş kurtarmak ı nı * canı korumak. baş dinlemek ı nı * sessiz. baş taş taş vurmak ı tan a nı * çaresiz kalarak çok piş olmak. nı * geçimini sağ layacak bir duruma gelmek. i ksı * iyileş ememek. baş gözünü yarmak ı nı * bir işkötü yapmak. baş ortaya koymak ı nı * bir iş giriş e irken ölümü göze almak. sis bürümek.

iş . bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak baş . baş n etini yemek ı nı * karş ndakini bezdirinceye. mak baş n gözünün sadakası ı nı * başgelecek bir belâyı a savmak veya önlemek için yapı bağ. ka eyle kı lı baş n dikine gitmek ı nı * kendi düş ve görüş ünce ünün en iyi olduğ inanarak kimsenin öğ una üdünü. baş n çaresine bakmak ı nı * kimseden yardı görmeden kendi iş kendi yapmak. özveri. bı rı ı sı ktıncaya kadar sürekli konuş veya söylemek. özge. ı baş n altı çı ı nı ndan kmak * birinin hilesiyle yapı lmak. baş yakmak ı nı * güç bir duruma sokmak. baş yemek ı nı * yok olması sebep olmak. baş biri ka * diğ bir kimse. * "Ayrı üstelik bir yana" anlamları -dan / -den baş biçiminde kullanı ca nda ka lı r. metamorfizm. ş ş ş ı ı ı ü * Konu edilen. baş kası kaları biçiminde kullanı lı r. m ini baş n derdine düş ı nı mek * baş bir ş ilgilenmeyecek kadar sıntıdurumda bulunmak. değ ik. istihale. kiş baş ı kalaş m * Bir kütlenin fizikçe ve kimyaca değmesi. na baş n altı ı nı nda * yastını altı ğ n nda. e ş ı onu baş olmak ka * farklı olmak. rolü i. an * Birden çok imam bulunan camilerde yönetici durumundaki imam. baş kafiye * Dize baş nda aynı ları kelime olmamak kaydı aynı yla sesleri veren kelimelerden oluş kafiye. değik görünmek. uyarını sı dinlememek. er baş iş mu? ka i yok * Bu iş ne diye karıyor? Bu iş ilgilendirmez. . lan ı ş baş imam baş ka * Bilinenden ayrı iş farklı . * Nitelik yönünden alılmın dında bir üstünlüğ olan. iş baş kaca * Ayrı ca. baş kahraman * Bir eserde baş oynayan kiş baş i.baş vermek ı nı * kendini feda etmek.

diğ ötekisi. baş tı kalaşrmak * Baş bir duruma getirmek. baş k etmek kanlı * bir toplantı topluluğ baş olarak yönetmek. reislik. istihale. değ ik olma durumu. farklı kazanmak. değ iklik. ş ı iş iş baş kâtiplik * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. baş mak kalaş * Baş bir varlı niteliğ dönüş ka ğ a. bozulmak. iş * Kötüleş mek. baş kent * Baş ş ehir. kana m baş k kanlı * Baş olma durumu. er ahı eri.baş ma kalaş * Baş mak iş kalaş i. baş kası baş kâtip * Diğ bir ş s. istihale etmek. isyan. kanı nı u u baş k sistemi kanlı * Devlet yönetiminde tek bir kiş baş ğ hükûmet etme ve devleti yönetme esası bağ siyasî inin kanlında ı na lı sistem. reis. kan * Baş n görevi veya makamı kanı . ka baş rı kaldı * Ayaklanma. baş tı kalaşrma * Baş tı iş kalaşrmak i. . baş kentlik . riyaset. * Embriyon evresinden ergin olana değ bir hayvanı geçirdiğbiçim ve yapı iş in n i değimleri. . veya u. iş lı k * Biçim değtirmek. baş karakter * Oyunun önde gelen aslî karakteri . e mek. herhangi bir kimse. nı in ı nda * Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin baş ı . metamorfoz. aslî tipi. baş vekili kan * Baş n iş görmesi için yerine bı ğveya yetki verdiğkimse. un. değmek. * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. kanı ini raktı ı i baş yardı sı kan mcı * Baş yardı eden sorumlu ve yetkili kimse. kan baş k makamı kanlı * Baş n odasın bulunduğ veya oturduğ yer. * Alılana benzememe. baş k kalı baş kan * Bir topluluğ bir toplantın veya bir derneğ baş bulunan kimse.

lı baş lama * Baş lamak iş i. baş konsolosluk * Baş konsolosun görevi. ayan veya n * Bu halka özgü olan. ş la nda . Baş kurt * Rusya'daki Baş kurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaş Türk halkı bu halkısoyundan olan kimse. kent baş kesit * Ağ n boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yı acı l halkaların çember biçiminde görüntü verdiğyüzey. n inin için lan baş eye kurulmak köş * saygıkiş ayrı yere oturmak. baş konsolos * En yüksek derecedeki konsolos. baş komutan * Savaş bir devletin bütün kara.* Baş olma durumu. n * Baş komutanımakamı n . kurt baş lâhana * Yaprakları kı sı. katedral. n nda langı baş vuruş lama u * Futbolda oyuna ilk baş lamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapı vuruş lan . baş lama! * (hoş olmayan bir söz veya davranı ilgili olarak) "tekrarlama" anlamı emir. olan * Bir eserin veya bir oyunun en önemli kiş baş isi. baş komutanlı k * Baş komutanıgörevi. baş e köş * Bir yerde en saygı kiş veya büyüklerin oturması ayrı yer. baş konakçı * Asalağ en iyi geliş i. bu halkla ilgili. Baş kurtça * Baş Türkçesi. kahraman. yuvarlak baş lâhana (Brassica oleracea). baş meridyeni lama * Boylamlarıhesabı baş ç olarak kabul edilen meridyen. deniz ve hava kuvvetlerine komuta eden en büyük komutan. ta baş kumandan. serdar. baş kumandanlı k * Baş komutanlı k. n ilere lan baş kumandan * Baş komutan. dolayıyla en çok yararlandı ve yaş ı n tiğ sı ğ ı amaktan hoş ğkonakçı landı ı . * Baş konsolosun makamı . nı i baş kilise baş i kiş * Piskoposluk makamı büyük kilise.

* Etkisini gösterme. baş gelen.nin ilk bölümü. bir n ndan baş ç tutmak langı * bir iş bir dönemin. ş a baş ç langı * Bir iş bir dönemin. baş lanmak * Baş lamak iş konu olmak. ortaya çı kmak. in. bir hayatıvb. fı sın. ladı ı baş lma lanı * Baş lmak iş lanı i. ı na. baş latmak * Baş laması yol açmak. baş lanma * Baş lanmak iş i. baş ç noktası langı * Bir iş veya ş baş ğyer. in eyin ladı ı * Sır sayını sayı rusundaki yeri. i yapı baş latma * Baş latmak iş i. * Hoş olmayan bir davranı koyulmak. doğ mak. ması baş cı layı * Bir ş öğ ey renmeye yeni baş layan (kimse).baş lamak * Bir iş giriş harekete geçmek. baş ş layı * Baş lamak iş i veya biçimi. * Görünmek. baş lmak latı * Baş latmak iş lmak. oluş mak. başca lı * En önemli. baş lı * Başolan. n * Ön söz veya girişmukaddime. belirtmek. iş yürür duruma girmek. . oluş baş lma latı * Baş lmak iş latı i. baş ğnokta veya tarih olarak kabul etmek. na * (birinin) Kötü konuş na yol açmak. ta . ı * Olmak. ine * Baş mak. i. e mek. müptedi. baş lmak lanı * Baş lanmak. * Çalır. ı baş baş lı ı na * Baş ş ka eylerden ayrı olarak kendi baş tek baş ı na. doğ * Parametrelenmiş yayıuçları biri. ş ler.

top. öğ baş muallimlik * Baş retmenlik. sermaye. na başkçı lı başklı lı * Başğolan. karı lara baş makçı lı k * Baş makçın iş nı i. na lan * Tekerlek parmakların çakıolduğ kım. kapital. serlevha. çı lan ayakkabı bekçilik eden kimse. ı baş muharrir * Baş yazar. satan kimse. sermuharrir. bir direğ tepeliğ in i. nı lı u sı başk atmak (veya koymak) lı * bir yazı başk olarak ad bulmak. yazı baş makçı * Ayakkabı yapan. başksı lı z * Başğolmayan. bir kitabıbölümlerinin baş konulan ve konuyu kı tanı yazı nı n ı na saca tan . anteti olan. külâh.başk lı * Genellikle başkorumak için giyilen nesne. * Camilerde. evlenirken damat kaynatası para veya mal vermek. lı ı * Antetli. antet. * (camide) Ayakkabı konulan yer. baş misafir * En değ konuk. kıkardeşkıve hasekilerine bağ ahı z . damadıkaynatası ödemesi görenek olan para. * Bir yazın. . * Hayvan koş umunun baş geçirilen bölümü. evlenirken. z lanan ödenek. has. öğ baş mubassı r * Gözetmenlerin başolan kimse. serpuş ı . paş makçı . lı ı baş mabeyinci * Osmanlı sarayı mabeyincilerin baş nda ı . . n na * Tablalarıveya iş n parçaların düzgün kalması sağ nı nı lamak amacı baş ile tarafları takı parça. arpalı k. takke. a * Bir sütunun. baş mak * Ayakkabı mak. giriş bölümünde. * Bazı bölgelerde. paş * Başk yapan veya satan (kimse). baş mal * Anamal. erli baş muallim * Baş retmen. baş maklı k * Padiş n anne. lı baş makale * Baş . ya lı başk vermek lı * bazı bölgelerde.

baş retmenlik öğ * Baş retmen olma durumu. . baş mühendis * En üst düzeydeki mühendis. baş örtülü * Baş baş ile örtmüş ı nı örtü olan (kadı n).baş muharrirlik * Baş yazar olma durumu. müdür. rolü ran baş oyunculuk * Baş oyuncu olma durumu. baş müfettiş lik * Baş müfettiş olma durumu. * Baş müdürün çalı ğdaire. baş mühendislik * Baş mühendisin yaptı iş ğ veya görev. baş oda * Geleneksel Türk evinde özellikle konuklarıağ n ı rlandı büyük ve özenli döş ğ ı enmiş oda. sermürettip. ş ı tı baş müfettiş * En üst düzeydeki müfettiş . baş murakı k plı * Baş murakın yaptı iş bı ğ . öğ baş örtü * Kadı n saçları örtmek için kullandı örtü. ı baş müdür * En üst düzeydeki müdür. na n kanı baş nokta * Baş ç noktası langı . ı baş müsevvit * Yazı müsveddeleri hazı rlayan ve adı müsevvit denen memurlarıbaş . baş oyuncu * Bir filmde veya tiyatro eserinde baş canlandı oyuncu. ı baş mürettip * Baş dizgici. baş mürettiplik * Baş mürettibin yaptı iş ğ . baş müdürlük * Baş müdürle yönetilen kuruluş . baş retmen öğ * (ilkokullarda) Yönetimden sorumlu olan öğ retmen. eş nları nı kları arp. baş murakı p * En üst düzeydeki denetçi.

baş lı savcı k * Baş savcı olma durumu. baş rejisörlük * Baş yönetmenlik. üstün durumda olmak. * Bir filmin veya bir tiyatro eserinin baş isini canlandı iş kiş rma i. * Bir devletin yönetim merkezi olan ş devlet merkezi. baş savcı * En üst düzeydeki savcı . baş piskopos * Katoliklerde piskoposlarıbaşolan din adamı n ı .baş papaz * Bazı kiliselerin papazları öteki papazlara göre bir üstünlük veren unvan. baş rahiplik * Baş rahibin görevi. anarş ve i. baş rahip * Manastı rlarda en kı demli ve yönetimden sorumlu rahip. baş pehlivanlı k * Baş pehlivan olma durumu. kanı * Başveya baş bulunmama durumu. in baş gelmek ta * önde olmak. . n baş pehlivan * Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan. ı kanı * Yasası hükûmeti olmayan topluluk. ı * Yöneticisi. başz sı * Başolmayan. baş piskoposluk * Baş piskoposun görevi ve makamı . başzlı sı k başehir ş baş (veya baş ta ı bulunmak nda) * bir iş yöneticisi olmak. baş rejisör * Baş yönetmen. baş papazlı k * Baş papazıgörevi ve makamı n . baş parmak * El ve ayakta bulunan en kalı parmak. baş olmayan. baş rol * Baş oyuncunun rolü. baş ehir. na. * Baş papazısorumluluğ n unda olan bölge. erksizlik. * Baş nı görevi veya makamı savcın . kent.

uzun taş lerin oluş kiriş turduğ bölüm. her zaman. . * Baş ı sonuna kadar. isyancı . baş kalmı(veya kalma) tan ş * baş tarafı kullanı ş kası ndan lmı . ı sı ı nı baş kara gitmek (veya etmek) tan * sonunu düş ünmeyerek hesapsı batarcası yaş z. bütünüyle. na amak.baş gitmek ta * en ileri durumda bulunmak. baş maz tanı * Asi. baş sona tan * Daima. baş savma tan * üstünkörü. baş aş tan mak * pek çok olmak. bütünü. hepsi bir arada. baş tabiplik * Baş hekimlik. baş taş ta ı mak * çok saygı göstermek. baş mazlı tanı k * Anarş izm. ndan baş savmacı tan lı k * Bir işyapmamak için bahane bulma iş i i. baş baş tan a * Tamamen. doğ yoldan saptı ru rmak. baş taban * Yunan ve Roma mimarlı nda. u baş tabip * Baş hekim. bir kez daha. gemi baş karaya vurup oturmak. sütunlarıüstüne oturan ve iki sütun arası kları n ndaki uzaklın üstünü örten ğ ı büyük. düzen bozucu. baş kara etmek tan * batma tehlikesi karş nda. baş tan * baş ı alarak. ndan baş aş ı tan ağ * Hepsi. ndan baş çı tan karmak * ayartmak. yeniden. özen göstermeden. kötü yola sürüklemek. pek çoğ almak. baş çı tan kmak * ahlâkı bozulmak. baş i ı savma veya atma. baş savmacı tan * Bir işyapmamak veya savsaklamak için bahane bulma. bir uçtan öbür uca kadar.

baş uzaklı ucu ğ ı * Gökyüzünde verilen bir nokta veya yı zıbaş noktası ldın ucu ndan açı uzaklı. müracaat etmesini sağ lamak. Avrupa ve Asya'da yaş ayan. vekil baş vurdurma * Baş vurdurmak iş i veya durumu. müracaat ettirmek. lar mı türünü içine alan geniş familya. nda * Geminin ön bölümünde çapanı bulunduğ yer. n baş ülke baş üstü * Sömürge imparatorlukları sömürgelere egemen olan ülke. semtürreis. baş vekil * Baş bakan. çesitli renklerde olabilen bir kuş (Parus maior). baş uzmanlı k * Baş uzman olma durumu. sal ğ ı baş uzman * En yüksek düzeyde bulunan uzman. baş teknisyenlik * Baş teknisyenin görevi. i baş noktası ucu * Yeryüzündeki bir gözlem noktası geçen düş doğ ndan ey rultusunun gökyüzünü deldiğiki noktadan. baş ucu * Bir yerin düş eyinin gök küreyi kestiğnokta. * Baş uzmanı görevi. türü baş tankaragiller * Omurgalı hayvanları ötücü kuş takı ndan yüz kadar kuş n. müracaat etmek. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanmak. n u baş vekâlet * Baş bakanlı k. baş vurdurmak * Baş işyaptı vuru i rmak. ı . Kuzey Afrika. ufkun i üstünde olanı . tankaragiller familyası ndan. baş teknisyen * En yüksek düzeyde bulunan teknisyen. baş vurmak * Bir iş yapı in lması bir kimsenin aracı ı istemek veya bir iş bir ş için lını ğ te eyden yararlanmak amacı ona el yla atmak. bir baş tarda * Osmanlı donanması yer alan kadı cinsinden bir tür savaş nda rga gemisi. baş vekillik * Baş olma durumu. baş vurma * Baş vurmak iş müracaat.baş tankara * Ötücü kuş takı nı baş lar mın. i.

baş mcı yardı * Bir kurum veya kuruluş görevli amirin yardı ları en üst düzeyde olanı ta mcı ndan . müracaat edilmek. müracaatçı . baş yazarlı k * Baş yazar olma durumu. . baş yazı nı muharrir. baş baş yazman * Bir dairedeki yazmanları baş baş n ı kâtip. baş yukarı * Bir yer altı kuyusunun üst kı na geçmeyi sağ smı layan geçit. baş rejisör. ı ma. baş vurulma * Baş vurulmak durumu.baş vuru * Baş vurmak iş müracaat. n baş yazı * Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı makale. baş baş yaver * Yaverlerin başolan kimse. baş cı yargı * Oyunu yöneten yargılardan. . cı mazlı ü . ı baş yaverlik * Baş yaver olma durumu. kararda yetki üstünlüğ olanı hakem. baş vurucu * Bir iş baş için vuran kimse. baş kâtiplik. baş vurulmak * Baş yapı vuru lmak. bat . anlaş k durumunda. sermuharrir. baş yemek * Geleneksel Türk mutfağ çorbadan sonra gelen en önemli yemek. * Baş yazarıgörevi. baş t yapı *Ş aheser. baş yazar * Bir gazete veya derginin baş ları yazan kimse. * Baş yazmanıgörevi veya makamı n . baş yönetmenlik * Baş yönetmenin iş i veya mesleğ i. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanma. ı nda baş ldı yı z * Çift yı zlarda büyük olan yı z. i. * Baş yaverin görevi veya makamı . bilgiye ulaş referans. baş yazmanlı k * Baş yazman olma durumu. ldı ldı baş yönetmen * Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse.

ğ ı . batakhane * Gidenlerin dolandıldı veya kötü bir durumda bı ldı yer. bataklıbaykuş k u * Baykuş giller familyası ndan. batakçı * Borcunu ödememeyi alı k hâline getirmiş ş kanlı olan (kimse). rı ğ ı rakı ğ ı * İlerin zamanı ve gereğ yapı ğyer. uzun kanatlı . içinden çılmaz iş kı . bataklıketeni k * Papirüs familyası ndan. batak çulluğ u * Çullukgillerden. hem yağ kuş nı mur ları içine alan kuş sıfı lar nı. it bata çı ka * Güçlükle zorlukla.* Kurş boruları ağ nı un n zı açmakta kullanı ş irden yapı ş sivri bir çeş takoz. batağ saplanmak a * içinden çılması bir durumda olmak. hayvan). * Uygunsuz ve kötü. bataklı klarda yaş ayan. bataklı klarda yetiş bir bitki. li yı nda en llı batar * Zatürree. batmı ş . ahlâk dı durum. pamuk otu (Eriophorum). yarar sağ r lamaz. * Kötü durum. ayan batakçı l batakçı lı k * Batakçı olma durumu. bataklıgazı k * Metan. en bataklıkı cı k rlangı * Kı gagalı sa . bataklı kları klarda yaş (bitki. lan. ş nda ince lmadı ı bataklı bataklı k * Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge. bataklı rt klarda yaş bir kuş ayan türü. rengi kahverengiye çalan siyah. uçarken deniz kı cı andı bir tür kuş rlangını ran (Glareda). * Hayıgelmez. * Eline geçen parayı ran. 30 cm uzunluğ unda bir çulluk türü (Gallinago gallinago). kı güç batak * Üzerine bası çöken çamurlaş ş nca mıtoprak. bataklınergisi k * Avrupa ve Kuzey Amerika'da güneşsu kıları yetiş çok yık bir bitki (Caltha palustris). batı * Bataklı seven. ishak kuş (Asio u flammeus). imş lmı ucu . bataklıkuş k ları * Omurgalı hayvanlardan hem tavuksulardan. ş ı bataklıardı k cı * Bataklıve sıbitki örtülü yerlerde yaş küçük ve ötücü kuş k k ayan (Acrocephahus palustris). * Bataklı olan (yer). sı tüyleri pas rengi olan.

garpçı lı k. bataryalı * Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş . davul. lı in ğ ı * Bu yönde olan. ş an bateri baterist batı * Yeryüzündeki başca dört yönden güneş battı yön. batı l itikat.). lı laş i. batı l * Doğ ve haklı ru olmayan. in ğ ı batı bloku * Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkelerinin oluş turduğ blok. garp. * Bulunulan yere göre güneş battı yönde olan bölge. laş . gün indi. batı cı batılı cı k batı k * (gemi için) Batmı ş . * Batı uygarlını ğ benimsemiş ı bulunan (kimse). u Batı Türkçesi * Hazar Denizinin batındaki Türk dünyası XIII. * Batı sı kimse. batarya kutusu * Bataryanı bütün olarak taş n ı nması sağ nı layan sandı k. lar mı * Bateri çalan kimse. * Batı sı yanlı olma durumu. yüzyı beri kullanı ve Oğ sı nda ldan lan uzcaya dayanan Türk dili. * Çürük. bu yönle ilgili.batarya * En küçük topçu birliğ i. batarya ateş i * Bir bataryada bulunan toplarıhep birden ateş n düzenine geçmesi. garbî. * Güneş 22 Martta ve 23 Eylülde battı nokta. batı ma lı laş * Batı mak işgarplı ma. garplı ndan . garpçı yanlı olan . in ğ ı * (siyasî anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika. batı l itikat * Boş inanç. batı lı * Batı ülkeleri veya batı bölgesi halkı olan (kimse). davulcu. * Savaş gemilerinde borda topları bunlarıbulunduğ güverte parçası ve n u . * Birkaç aygın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluş takı tı an m. * Batarya ile çalı (radyo. batı l inanç * Doğ üstü olaylara. gizli ve akı şgüçlere. kehanetlere aş derecede bağ boş a l dı ı ı rı lı inanç. temelsiz. * Orkestrada vurma çalgı takı . telefon vb. garp.

* Su üstü araçları çelik kablo ile bağ na lanmı negatif yüzebilirliğbulunan dalıküresi. * Batmak iş i veya biçimi. n nda unu batık rı * Köftelik bulgur. çalı ş mada. dövülmemiş ceviz içi. batı k lı lı * Batıolma durumu. laş batı tı lı rma laş * Batı tı lı rmak iş garplı tı laş i. garplı ı lı k. lı * Batı uygarlını ğ benimseme. * Mahvetmek. batması sağ vın ak nı lamak. lan. i ş * Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanı araç. batı rma batı rmak * Batı iş rmak i. tirip * Kirletmek. maydanoz. rmak ine * Yok edilmek. batı n * Karı n. nane. * Göbek. ı larak batılma rı * Batı rı iş lmak i. * Sınıveya yumuş bir maddenin içine gömülmesine yol açmak. soğ domates. niye *İ çrek. te * Bir kimseyi çekiş iyice kötülemek.batı mak lı laş * Özellikle Avrupa ülkelerinin düş üncede. garplı mak. ağ r. ı t lan * Bu yöntemle hazı rlanmıkumaş ş . * Bir iş sermayeyi yitirmek. ş . lan batı ş batisfer batiskaf . * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan (giysi). görüş anlayı izledikleri temel ilkeleri benimsemiş ve ş ta olmak. bati batik * Yavaş ı . tahin ve limon suyu kullanı an. kuş ak. laşrma. Batı nî * Batı mezhebinden olan kimse. larak yapı taze asma yaprağveya lahanaya sarı tüketilen bir salata tütü. batılmak rı * Batı iş konu olmak. garplı tı laşrmak. Batı nîye * Görünürdeki olaylarıardı gizli gerçeklerin bulunduğ kabul eden tarikatlara verilen ad. * Kumaşderi veya kâğ süslemede kullanı bir yöntem. batı tı lı rmak laş * Batı ması sağ lı laş nı lamak. .

inkı kı raz. vın * (GüneşAy. * Bir gök cisminin (Ay. çökme. ş ş ı * Harman makinesi. battal edilmek * kullanı lamaz duruma getirilmek. tuzlu çubuk. . batkı k nlı * Borçları ödeyemediğmahkeme kararı tespit ve ilân olunan tüccarıdurumu. * (tedirgin etmemesi gereken ş için) Tedirgin etmek. bozulmak. eyler * Hoş gitmeyen bir duruma uğ a ramak. nı i ile n batma * Batmak iş i. yı z için) Dünyanı dönüş dolayıyla ufkun altı inmek. ldı n ü sı na * İ etmek. . * Daha kötü bir duruma uğ ramak. GüneşYı z vb. . iş yaramaz duruma gelmek.batkı batkı n * Batkı k. * Yılma. iş ı rlı batman batonsale * Tuzlu hamurdan yapı ince uzun çubuk. lan batöz batsat * Ara sı seyrek olarak tek tük. kı i * Miktarı bölgelere ve tartı ş lacak eylere göre değ en eski bir ağ k ölçüsü. e battaniye * Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanı çoğ yünden dokunmuş nca örtü. * Çökmek. yok olma. * Yok olmak. * Alılmıolandan büyük. u kalı battaniyeli * Battaniyesi olan. iflâs. flâs * Kirlenmek. kullanı ş lmaz. iflâs. ra. harman dövme makinesi. * Dokunmak. lan.) ufkun altı inmesi. battal * İe yaramaz. battı k yan gider balı * iş kötü gittiğ göre artıistenildiğgibi davranı ler ine k i labilir. * Yılmak egemenliğsona ermek. müflis. (kimse). battal olmak * kullanı lamaz. nlı * Borçları ödeyemez duruma düş iflâs etmiş nı en. * Saplanmak. incitmek. ldı na batmak * Bir sınıüstünde iken içine gömülmek. battal etmek * kullanı lamaz bir duruma getirmek.

sı radan. oldukça. lı * Kibar olmayan. beraberinde sırdan geçirerek iç piyasada değ nı erlendirmek iş i. bavullu * Bavulu olan. için) yakı ş mamak. ahin avcı a ş ğ tı bavlı * Ava alı rı ş ş lmı(hayvan). bayağ ı * Aş ı pespaye. içine eş konulan büyük çanta. epey. ndan bay bay * Bey yerine kullanı bir unvan. malı olan. davranı giyiniş ş . zengin (kimse). k bayağ ma ı laş * Bayağ mak durumu. ya bavlı ma bavlı mak bavul bavul ticareti * Gümrüksüz ve vergisiz ithaline izin verilen eş yabancı yayı ülkelerden satıalı bavul veya çantalarla yolcu n p. uygunsuz olmak. hiçbir özelliğbulunmayan. lan * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. pekâlâ. banal. bayağkesir ı * Ondalıolmayan kesir. Bavyeralı * Bavyera halkı olan (kimse). çok . * Ş ve köpeğava alı rmak. * Gerçekten. * Her zamanki gibi olan. tı * Avcı n. basit adî. âdeta. i * Hemen hemen. köpeklerini ava alı rmak için kullandı yapay kuş ları ş tı kları vb.batur batyal bav bavcı * Bahadı r. ı laş * Parası . bayağkaçmak ı * (söz. bavulcu * Bavul yapan veya satan kimse. * Ş ve köpek gibi hayvanları lı alı ran kimse. * Çok iyi. * 200 ile 2000 m arası derinliğolan (deniz). ağ k. * Bavlı iş mak i. nda i * Hayvanı lı alı rma iş avcı a ş ğ tı i. çok. amiyane. ahin i ş tı * Yolculukta.

özelliğ yitirmiş söylenmiş ini. bayatlamak * Bayat duruma gelmek. bayağ tı ı rmak laş * Bayağ ması sebep olmak. m lan * Kadıözel adları n yerine kullanı lı r.bayağ mak ı laş * Bayağbir durum almak. Bayat * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. inde ş ak lisi lması lmıeski bayat bayatîaraban * Araban ve bayatî makamları oluş ndan turulan bir birleş makam. * Taze olmayan. çok . nı lisi an ik bayatlama * Bayatlamak durumu. * Bayatlamaya baş ş lamı . * Klâsik Türk müziğ uş dörtlüsüne buselik beş katı yla yapı ş bir makam. bayağbir duruma girmek. bayatlatmak * Tazeyken kullanmayıbayatlaması bekletmek. . tazeliğ yitirmek. * Güncelliğ önemini. ini bayatlatma * Bayatlatmak iş i. . ı ı bayağ tı ı rma laş * Bayağ tı ı rmak iş laş i. . ini . bayan * Hanı yerine kullanı bir unvan. * Gönül vermiş . baygı n * Bayı şkendinden geçmiş lmı . ik bayatîbuselik * Bayatî makamın buselik beş veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluş bir birleş makam. * Eşkarı . bayatsı mak * Bayatlamaya yüz tutmak. p için bayatlı k bayatsı * Bayat olma durumu. * Süzgün. uz bayatı bayatî * Azerî ve Türkmen halk ş iirinde mani türüne verilen ad. ı laş na bayağ k ı lı * Bayağolma durumu veya bayağ davranı ı ı ca ş .

kla baygıdüş n mek * çok yorulmak. kendinden geçmek. cak. uyur gibi olmak. n bayı lmak * Baygı duruma girmek. severek. * Sı açlı susuzluk. bayıcı ltı * Bayı ltan. * Bayı ltacak gibi etkide bulunan. n * (göz için) Süzülmek. istekle. bayı lma * Baygı duruma girme. bayı nı lamak. telâş lanmak. ödemek. baygıbaygıbakmak n n * kendinden geçmiş ş bir ekilde. n * Çok hoş lanmak. bayı ltmak * Bayı nı lamak. * çok heyecanlanmak. baygı ntı * Baygı k. kendinden geçme. vücudun kı ldanamaması mı gibi fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu. çevreye göz gezdirmek. çok isteyerek.*İ nsanı kendinden geçirir gibi olan. lması lması sağ bayı r ndı mamur. lması sağ lması bayı rma lttı * Bayı rmak işveya durumu. hayat ş artların uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalılmıolan. * Yılmı dökülmüş ğ ş ı . kendini kaybetmek. koza yapamama durumu. baygı k nlı * Baygı olma durumu. lttı i bayı rmak lttı * Bayı na yol açmak. . baygı ma nlaş * Baygı mak iş nlaş i. baygı k geçirmek nlı * bayı lmak. bayı na yol açmak. baygı mak nlaş * Baygı duruma gelmek. yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. bayı ltma * Bayı ltmak iş i. n * Duyumlarıdurması dolaş nıve solunum görevlerinin duraklaması n . çok sevmek. bayı bayı la la *İ steyerek. * hayranlı seyretmek. * (yer için) Geliş güzelleş ip mesi. nı ş ş ı . kan ı n mı . * Vermek. k. nlı * İ böceklerinin sindirim organları görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalı bu sebeple pek nda k.

dükkân veya kuruluş . ru. ndı bayı rlaş ndı ma * Bayı rlaş durumu. bayı ağ r aş ı * Tepeden düze doğ ru. rtı gece ların . imar etmek. ndı mak bayı rlaş ndı mak * Bayı r duruma gelmek. ndı bayı rlaşrma ndı tı * Bayı rlaşrmak işimar etme.Bayı r ndı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. * Bir maddeyi sürekli satma iş i. baş na bayı ma rlaş * Bayı mak durumu. ndı i. ümran. bayı r turpu * İ bir turp türü (Cochlearia armoracia). bayı u r kuş * Çalı bülbülü. ri * Kaba. yı cı kuş nıgenel adı ı nda. uz baykuş baykuş gibi * uğ ursuzluk getirdiğ inanı kimseler için söylenir. bayı rlaşrmak ndı tı * Bir yeri bayı r duruma getirmek. in ldı ı * Baş kulak yerinde iki sorgucu bulunan. bayi bayilik * Bazı maddeleri satma izni olan kimse. Bayı ndur bayı r * Küçük yokuş . ndı tı i. ndı bayı rlı ndık * Bayı r olma durumu. ndı * Bayı r duruma getirme işimar. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz bayı rcı ndı * Bayı r duruma getirici. ine lan baykuş giller . rlaş bayı mak rlaş * (yer ve yol için) Dikleş mek. bayı r yukarı * Tepeye doğ yokuş ı yönelerek. * Bu iş yapı ğyer. terbiyesiz erkek.

* Simge. baylan * Nazlıı k (biçimde). ş ı marmak. baypas * Damar aktarma.ş marı baylanlı k * Zenginlik. bayrağyarı indirmek ı ya * millî yas ilân etmek için bayrağdireğ yarına kadar indirmek. özelleş tirilmişgenellikle dik dörtgen biçiminde kumaş . baylanmak * Nazlanmak. * bir ülkü yolunda toplanmaya çağ ı rmak. * Devre dı bı ş rakma.* Büyüklükleri çeş olan kukumav. midede ezinti yapmak. iş ı klı ve. * Şmarı k. daha büyük olan ve çoğ unlukla baş bir renkte ve ka yuvarlakça olan taç yaprağ ı . * Aldatmak. ı e bayrak dikmek * bayraklı sopayı yere saplamak. * Baymak iş i. sembol. kandı rmak. ı baypas ameliyatı * Kalpte tı kanmıbir damarı beslediğbölgeye kan akını rmak için o bölgeye eklemek için yapı ş n i ş artı ı lan damar ameliyatı . baylanma * Baylanmak iş i. belli bir topluluğ veya bir kuruluş simgesi olarak kullanı renk ve biçimle un un lan. mideyi bulandı nlı rmak. * Baklagil çiçeklerinde diğ erlerinden daha üstte bulunan. etki altı bı nda rakmak. naz. bayrak gibi * kendini belli edecek bir biçimde. bayma baymak * (yiyecek) Baygı k vermek. . . * Öncü. ı in sı bayrak * Bir milletin. açı kapatı kol. bayrak merasimi * Bkz. * Gerektiğ indirilip kaldılan. ş * Gemilerde güvertenin en yüksek direğ i. bayrak çekmek (veya asmak) * bayrağbir direğ veya ipe takmak. bayrak töreni. bir bir bayrak direğ i * Bayrak asmak için hazı rlanmıuzun direk. . inde rı lı p lan bayrak açmak * gönüllü asker toplamaya giriş mek. puhu gibi yıcı ları itli rtı kuş içine alan kuş familyası lar .

askerlik. hı nlıetmek. n bayraktarlıetmek k * öncülük etmek. mak i bayraklaş mak * Bayrak değ kazanmak. tem * gösterilen bu ilginin.bayrak töreni * Bayrak karş ndaki saygı ı sı duruş u. muş bayram değ seyran değ eniş beni niye öptü il. bayram çocuğ u * Bayram dolayıyla süslenmişdonatı şsevinçli çocuk. * Bayrak asmaya uygun direk. bayraklı k * Bayrak olmaya uygun kumaş . eri bayraklı * Bayrağolan. * Özel olarak kutlanan gün. bayram * Millî veya dinî bakı mdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler. sı . * Sevinç. diken veya satan kimse. eli bayraklı . * Bayram günü doğ çocuk. bir görüş yayı nda öncü olarak çalı mı ün lması ş mak. bayrağdüş ı ürmeden yaptı koş kları u. bayram alayı * Bayram günlerinde padiş ahlarıcamiye gidiş geliş rası yapı tören. ı ı yan bayraktarlını ğ yapmak ı * bir akı n. * Bayrak yapan. neş e. bayraktarlı k * Bayraktarı görevi. üzerine bayrak çekilmiş ı bulunan (yer). rçı k bayraklaş ma * Bayraklaş işveya durumu. lmı . nlın ı bayram etmek (veya yapmak) . ş evval. bayrakaltı * Ordu hizmeti. il. bayrakları açmak * bağ p çağ ı rı ı rarak. bayrak yarı ş ı * Atletizmde dört sporcudan oluş ekibin araları paylaşkları an nda tı mesafelere baş larken elden ele geçirmek yoluyla bir sopayı . bayrakçı * Bayrak çeken kimse. bayraktar * Bayrağtaş kimse. bu yakı ğ bir sebebi olacak. n ve sı nda lan bayram ayı * (Hicrî takvime göre) Ramazandan sonra gelen ay. * Bkz. yol göstermek.

n ndan lı nan bayram ş ekeri * Özellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen ş veya çikolata. nı bayramlı k * Bayramda kullanı bayrama özgü olan. bayramlıağ k ı z . * Bayramlarda verilen armağ an. bayram havası * Neş sevinçli bir ortam. eli. n ladını ı lan bayram yeri * Bayram günlerinde çocuklar için kurulan açıeğ k lence yeri. n ğ ı bayram haftası mangal tahtası nı anlamak * sözü. nadiren. bayram namazı * Dinî bayramlarıilk gününde sabah namazı sonra kı özel namaz. lan. ndan bayramlaş ma * Bayramlaş iş mak i. bayram koçu gibi * gösteriş ve zevksiz bir biçimde süslenmiş li olan. bayramı kutlamak için yapı kı ziyaret. bayramıkutlandı gün. bayram hediyesi * Bayram günleri karşklı tek yanlı ı veya lı verilen armağ an. * Bayramî tarikatı olma durumu. Bayramî * Hacı Bayram Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. bayramdan bayrama * çok seyrek olarak. nadir olarak. lan sa bayramda seyranda * seyrek olarak. arada sı rada. eker bayram tebriğ i * Bayramı kutlamak için yazı gönderilen kart veya birine yapı ziyaret. bayram günü * Bayrama rastlayan. bayramlaş mak * Birbirinin bayramı kutlamak. lı p lan bayram topu * Dinî bayramlarıbaş ğ duyurmak için atı top. bayramlıad k * Birisi tarafı hakaret yollu kullanı sözün kendisine ait olduğ bildirmek için kullanı ndan lan unu lı r. Bayramîlik * Bayramî tarikatı . bayram ziyareti * Dinî bayram günlerinde.* çok sevinmek. konu ile hiçbir ilgisi olmayacak biçimde ters anlamak.

Bayramüstü. ş . lan baza * Mobilyanıuzunluğ n unca konulan dar ayak. kları baytarlı k baz * Baytarımesleğ n i. bir çeş yanardağ it kültesi. bayramüstü * Bayrama yakı n. * Ara sı arada bir. baytar * Hayvan hastalı hekimi. baysungur * Ş cinsinden. * Temel. * Çok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan. bayrı bayrı lı k * Bayrı olma durumu. esas. mak. esasî. sert. kadim. * Pazarlı alıveriş k. kimi vakit. yı cı kuş ahin rtı bir . * Birtakı kimi. * Huzur ve refah içinde bulunma durumu. bazal bazalt bazar bazen bazı . * Dolap gövdesinin zemine düzgün oturması yarayan çerçeve ş na eklindeki kaide. ra. * Bazı olan (tuz) veya bazıözelliklerini taş (madde). * Bir asitle birleş bir tuz oluş ince turan madde. m. kı dem. ı .* küfür. * Ara sı arada bir. * Çarş pazar. ra. baz losyon * Cildin esnek ve sağklı lı görünmesini sağ lamak ve özellikle yağ ciltlerin parlak görüntüsünü gidermek için lı kullanı bir tür losyon. esas. veteriner. baysal baysallı k * Huzur ve refah içinde olan. kimi vakit. bayramlıağ nı k zı açmak * kaba konuş küfretmek. çok n ı yan * Koyu renkli. * Taban. bayramüzeri * Bkz.

smı m kı sı * Ortadaki yüksek. * Türk alfabesinin ikinci harfinin adı . sı n * Bazlama. bazidiyospor * Bazitli mantarlarısporları verilen ad. n na bazik (tuz). bazı dingil döner bazı teker * karşklı kilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı ar anlamı kullanı ı iliş lı doğ nda lı r. bebe aspirini * Berilyum'un kı saltması . Be be be bebe * Bebek. uç kı nda yarı çembere benzeyen bir çıntı olan Roma mahkemesi. mı baziçe * Oyun. i * Birleş iminde asit ve baz ağ ğoranı ı ı rlı normal tuza göre az. asitlerle birleş tuzları ince ince veren oksitler. yahu. yanlardakiler daha alçak olmak üzere içi. bazitli mantarlar * Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu. su ile birleş baz etkisi gösteren. iki sı sütunla. * Baz niteliğgösteren. * Dikdörtgen biçiminde. bazit * Bazit mantarları üreme organı n . bazilika * Kral sarayı .bazı bazı * Ara sı arada bir. kimisi. * (teklifsiz konuş mada) Ey. * Roketatar. ra. küçük çocuk. hey. * Tatlı bol. bazlamaç bazlaş ma bazuka . biçiminde kilise. kalıgözleme. fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan bazik oksitler * Çoğ oksijen bakı ndan zayı u mı f olan. bazlama * Sacda piş irilmiş yuvarlak pide. bazı (veya bazı) ları sı * birtakı . üç salona ayrı ş ra lmı dikdörtgen . * Bir maddenin baz durumuna gelmesi.

n bebekçe * Bebek gibi. ilâcı olarak yapı ş özel lmıaspirin. k. mı ı mlı u * Bebek gibi davranı ş larda bulunma.den yapı insan biçiminde oyuncak. tahta. bebecik * Küçük veya acı nacak durumda olan bebek. bebeklik * Bebek olma durumu. * Plâstik.* Küçük çocuklara içirilmek üzere. * Vücudun. bücür erkek. bebeğ yakır biçimde. e ş ı bebekleş me * Bebekleş iş mek i. becelleş mek * Cebelleş mek. yapı lması alı rmalara yatkıolması güç ş tı n durumu. * Göz bebeğ i. karşklı değtirmek. Beberuhi * Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı . iş ı yer lı iş becayiş becayiş etmek * değik yerdeki görevliler. bebeklik etmek * bebek gibi davranı ş larda bulunmak. lan * Sevgi sesleniş i olarak kullanı lı r. beceri * Elinden iş gelme durumu. bez vb. budala. * bebeğ yakır biçimde. bebekleş mek * Şmarı davranı ı kça ş larda bulunmak. larda bebek * Meme veya kucak çocuğ u. * Yer değ me. iş ı yer lı iş becelleş me * Becelleş iş mek i. karş klı değtirme. * (küçük b ile) Sevimsiz. i. 0-2 yaş grubunda bulunanları ölümü. * Kiş yatkı k ve öğ inin nlı renime bağ olarak bir iş arma ve bir iş amaca uygun olarak sonuçlandı lı i baş lemi rma yeteneğ maharet. ustalı maharet. e ş ı bebek ölümü * Çeş hastalı itli klardan. n) bebek gibi * çok güzel (kadı n). * Yeni doğ yavrunun yetiş an kinlerin bakı na sürekli olarak bağ olduğ dönem. becerikli . bebek beklemek * (kadı gebe durumda bulunmak. * Yaş yakı ı na ş mayacak davranı ş bulunan kimse.

beceriksiz * Becerisi olmayan. * Bir ş kullanı duruma getirmek. Beç tavuğ u * Tavukgillerden. kirletmek. bedavalaş ma * Bedavalaş durumu. ustalı maharet.* Becerisi olan. ş an bedavacı lı k * Bedavacı olma durumu. rak ünde. bedavadan ucuz * çok ucuz. evcil bir hayvan (Numida meleagris). * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz bedava sirke baldan tatlır dı * masrafsıveya emeksiz elde edilen ş z eylere herkes istek gösterir. usta olmayan. Beçene bedahet * Besbelli. başküçük ve çı tüyü mavimtı kül renginde. * İ acele. becermek * Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak. lüzumlu. kirletmek. k * Bir konuda hazı ksıkonuş rlı z abilme yeteneğ i. bedaheten * Birdenbire. elinden iş gelen. k. tavuk büyüklüğ ı plak. bedavadan * Bedava olarak. bozmak. eyi lmaz * Irzı geçmek. ansın. vedi. bedavacı * Her ş bedavadan sağ eyi lamaya çalı (kimse). küçük bir kuş (Passer). bedava * Karş ksı parası emeksiz. beceriklilik * Becerikli olma durumu. ı z. usta. becet becit * Serçegillerden. maharetli. mak . lı z. mahir. * Gerekli. apaçıolma durumu. üstesinden gelmek. na * Birini öldürmek. beceriksizlik * Beceriksiz olma durumu. düş zı ünmeksizin. becerme * Becermek iş i.

* Kötü yüzlü. kötümser olmak.bedavalaş mak * Bedava duruma gelmek. karamsar. k. ümitsizliğ düş ğ a e ürmek. bahtsı k. bedbaht etmek * üzmek. karamsar olmak. bedbin etmek * üzmek. bedbinleş me * Bedbinleş iş mek i. lânetlenmiş . bahtsı talihsiz. kötümserliğ kapı e lmak. bedbinleş mek * Kötümserleş mek. bedbinleş tirme * Bedbinleş tirmek iş i. bedavadan. * Asısuratlı k . ilenç. bedbaht olmak * üzülmek. z. bedbinleş tirmek * Kötümser. bedayi bedbaht * Estetik yönü ağ basan güzellikler. bedavası na * Bkz. karamsarlı pesimizm. bedbinlik bedçehre * Kötümserlik. ı r * Mutsuz. pesimist. bedbin olmak * ümitsizliğ düş e mek. bedavaya * Çok ucuza. beddua sinmek * ilencin tutması yüzünden. karamsarlı sokmak. *İ lenme. bedbahtlı k * Mutsuzluk. birinin işsürekli ters gitmek. beddua beddua etmek * ilenmek. i bedduası tutmak . intizar etmek. suratsı z. zlı bedbin * Kötümser. karamsar duruma getirmek.

bedduası almak nı * biri tarafı kendisine ilenilmek. eyin ı lı * Eş denk. vücuduyla. fiilen. lı ı yla veya z beden terbiyesi * Spor iş lerinden sorumlu makam. kasın na ile * Uş hizmetçi. erli. mı * Beden eğ öğ itimi retmeni.* ilenci yerine gelmek. bedel ödenilmeyen. kları sa bedelsiz * Bedeli olmayan. için bedel vermek * askerlik yapmamak veya kı süre yapmak için devlete para ödemek. i sa bedelsiz ithalât * Yurt dındaki iş ş ı çilerin veya geçici görevle yurt dına giden kamu görevlilerinin dönüş ş ı lerinde kendi mesleklerinin icrası kiş kullanı için getirdikleri mallar için yapı düzenleme. bedence bedenci bedenen * Bedeniyle. vücut. nsan beden eğ itimi * Vücudu güçlendirmek ve sağğkorumak amacı araçlı araçsıhareketler yapma. varlı n * Vücudun. * Bkz. başkol ve bacak dında kalan bölümü. bedenî * Beden bakı ndan. * Baş nıadı ve onun parası hacca giden kimse. beden cezası * İ vücudu üzerine uygulanan ceza. ş ı * Kale duvarı . * Askerlik yapmamak veya yapı süreyi kı lacak saltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. beden eğ itimi. sa bedelci bedelli * Bedeli olan. ymet. ak. . * Bedelci. it. . * Bir ş yerini tutabilen karşk. veya isel m lan beden * Canlı klarımaddî bölümü. çoban. bedelli askerlik * Askerlik çağ gelmiş ı na gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptı kı süreli vatanî görev. bedel ödenilen. * Bedel verdiğiçin kı süre hizmet gören asker. * Çok değ bedeli belirlenemeyen. gövde. bedel tutmak * kendi yerine askerlik yapması birini para ile tutmak. kı er. ndan bedel * Değ fiyat.

ğ ı mesi lan bedevîlik bedhah bedihî bediî bedirlenme * Bedirlenmek durumu. gözü gönlü okş ayan.* Bedenle ilgili. bedirleş me * Bedirleş durumu. * Güzellik ölçülerine uyan. bedenli * Bedeni olan. bedensel. ayıon dördü. * (büyük b ile) XIII. * Çölde. bediîleş mek * Bediî duruma gelmek. bedensel bedesten bedevî * Bedenle ilgili. * Besbelli. * Parlak ve sağklı lı görünmek. apaçı k. *İ çinde değ eş alıp satı kapalı ı erli ya nı lan çarş . çadı yaş göçebe. bedirlenmek. bediiyat bedik bedir * Dolunay. n bedirik * Temizlenip taranmıve eğ ş rilmeye hazıduruma getirilmiş veya pamuk topağ yumağ r yün ı . * Estetik. bedirlenmek * Dolunay biçimini almak. * (büyük b ile) Bedevîlik tarikatı olan derviş ndan . yüzyı kurulan bir Sünnî tarikatı lda . * Bedevî olma durumu. bednam . bedenî. * Estetik bilimi. beğ enilen. * Kazak Türklerinde bir hastalın iyileş için yapı tören. * Kötülük isteyen. mek bedirleş mek * Ay bedir durumunu almak. bediîleş me * Bediîleş iş mek i. güzel sanatlar. kötü yürekli. ı . rda ayan * Böyle bir hayat sürdüren kimse.

örneğbegonya olan bir bitki familyası ki i . gusto. * Bey. * Beğ enmek iş i. takriz. * Hint prenseslerine verilen unvan. beğ eni * Güzel veya çirkin yargını sı verdiren duygu. zevk. . bedük * Çam sakı. tma sı * Son derece. ı rı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. zı begayet Begdili begonvil begonya * Begonyagillerden. dekoratif yaprakları renkli çiçekleri olan. beğ eniş beğ enme * Beğ enme. n beğ enilir beğ enilme * Beğ enilmek işveya durumu. hünkârbeğ endi. zevk. * Övücü tanı yazı. beğ endirme * Beğ endirmek iş i. a beğ enirlik * Beğ enme durumu. begonyagiller * İ çeneklilerden. hoş gitmek. aş . pek çok çeş bulunan sı ülke bitkisi ve itleri cak (Begonia). kötülüğ ile dillere düş ü en. beğ enilen. begüm beğ beğ ence beğ endi * Bkz. reçine. beğ endirmek * Beğ enilmesini. uz * Akdeniz bölgesinde yaygıbir çiçek. pek çok. i beğ enilmek * İ ve güzel bulunmak. * Güzeli çirkinden ayı yetisi. rma * Beğ enme duygusu veren. yi * Sevilmek.* Kötü ün kazanan. hoş görünmesini sağ lamak. beğ enilir olma durumu.

nasibi. beğ enmemek * İ veya güzel bulmamak. çı behemehal * Her hâlde. kabul etmek. yi * Kuş duymak. * Küçümsemek. * Çış bildirmek için kullanı bir ünlem.beğ enmek * İ veya güzel bulmak. * Onaylamak. bîbehre. zarar. yok. beğ enmezlik * Beğ enmeme. hayvana yakır biçimde olan. hissesi olmayan. * Onaylamamak. ne yapıyapı mutlaka. nasip. iyi veya güzel bulmama. hisse. beğ enmeyen kını zı (veya küçük kınıvermesin zı) * bir durumun beğ enilmemesi karş nda. * Sarı çalan açıkahverengi. beis görmemek * sakı zarar görmemek. ne olursa olsun. behiş t behre behresiz beis * Engel. behey behime behimî behimîlik * Behimî olma durumu. ş ı . beğ lik * Beylik. beis yok bej * zararı önemi yok. beğ ı sı enmeyenin umursanmadını ğ anlatı ı r. * (duygular için) Hayvanca. hor görmek. uymazlı k. * Payı . uçmak. p p. kı ma lan * Dört ayaklı hayvan. yi * Benzerleri arası birini seçip ayı ndan rma. * Pay. nca. beher * Her bir. ya k * Cennet. tasvip etmek. kuş ile karş ku ku ı lamak. * Kötülük. behavyorizm * Davranı lı ş k.

* Bekârlarıyaş ğmüstakil ev. radan gelmiş çilerin kalacağoda. ı * Çulluk. * ölüm veya boş anma dolayıyla eş yitirmek. . masumluk. iş ı bekâra karı aması boş kolaydı r * bilgi ve tecrübesi olmayan bir kimsenin işhafife alması i . gözcü. sağ bek bek beka * Savunucu.* Bu renkte olan. eyi bekçi kalmak * koruyucu. bekârlısultanlı k k * evlenmeden tek baş yaş ı na amanı daha iyi olduğ anlatı n unu r. * Evli olduğ hâlde ailesinden ayrı u . denetleyici olarak beklemek. beka bulmak * ölmezlik erdemine ulaş ölümsüzleş mak. z lan z zlı * Saflı temizlik. mek. sı ini bekâr odası * Bekârları taş n. cı k. * Sanat ve düş üncede özgünlük. k. bek * Sert. . bekas bekçi * Bir ş veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse. katı lam. nı * Kalılı ölmezlik. erdenlik. tazelik. gereğ değ ince erlendirememesi tâbiîdir. bekâret * Kıoğ kıolma durumu. * Doğ k. bekçilik * Bekçinin yaptı iş ğ . yalnıyaş kimse. allı bekârhane * Bekârlarıkalması ayrı ş n için lmıveya düzenlenmiş oda. bekar bekâr * Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota iş areti. önemsememesi. n adı ı bekârlı k * Bekâr olma durumu. * Evlenmemiş kimse. z ayan bekâr kalmak (veya yaş amak) * evlenmemek. * Hava gazı lâmbasın ucu. kı k. evlenmemiş olmak. yenilik.

istemek. ile görüş öncesinde oturulan yer. eyi. in * Süre tanı acele etmemek. muhafaza etmek. bekleme salonu * Doktor. avukat vb. beklemeli * Sıfta kalıderslere devam etmeyen (öğ nı p renci).bekçilik etmek * (bir ş bekleyip korumak. * Bekitmek iş i. zı beklenmek * Beklemek iş konu olmak. * Bir ş bir kimseyi gözetmek. * Ummak. * Vakit öldürme. bekinmek * İ etmek. beklenme * Beklenmek durumu. bekleme odası ı tı lan . me bekleme yeri * Bir kimseyi veya taş beklemek için ayrı bölme. durmak. * Karş ı ı lması laş ihtimali bulunmak. bekitme bekitmek * Kapamak. tı kamak. tı kanmak. beklemek * Bir iş oluncaya. ine beklenmez * Beklenmeyecek durumda olan. biri gelinceye değ bir yerde kalmak. korumak. beklenilme * Beklenilmek iş i veya durumu. bekleme salonu. beklenmedik * Birdenbire. eyi) bekinme * Bekinmek iş i. beklenilmek * Beklenmek. ansın. direnmek. ı sı bekleme * Beklemek iş i. bekle yârin köş esini! * yakı gerçekleş i sanı nda eceğ lmayan umutlar karş nda söylenir. bekleme odası * Bir kimseyi veya bir taş beklemek için gelenlerin oturdukları ı tı yer. nat * Kapanmak. * Aramak. mak. .

ine i yapı bekletme * Bekletmek iş i. ayyaşk. * Bu çalın mayhoşnohut büyüklüğ nı . ı iklimlerde yetiş bir kaktüs (Echinocactus). beklenmeden lan in olduğ anlatan birleş fiil. lı k en Bektaş îlik * Bektaş tarikatı î . bekleş me bekleş mek * Birlikte veya karşklı ı beklemek. ünde. bekletilmek * Bekletmek iş konu olmak veya bekletmek iş lmak. ak veya kara yemiş i. . i bekri bekrilik Bektaş î * Hacı Bektaş Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. Bektaşsı î rrı * Çok gizli tutulan sı r. ayyaş kün. *İ çkiye düş künlük. bektaş îkavuğ u * Büyük ve güzel çiçekler veren. lı bekletilme * Bekletilmek iş i veya durumu. î ndan bel *İ çkiye düş içkici. Bektaşüzümü î * Taşrangillerden bir çalı kı (Ribes grossularia).beklenmezlik * Beklenmeme durumu. lı . Bektaşdedesi î * Bektaştarikatı daha üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taş derviş î nda ı yan . unu ik beklenti * Bir olgunun sonunda gerçekleş beklenen ş mesi ey. bekletmek * Beklemek iş birine yaptı ini rmak. Bektaşbabası î * Bektaştarikatı olan derviş î ndan . beklenmezlik fiili * -acağ ı /-eceğbiçimindeki sı i fat-fiil ekine tutmak fiili getirilerek yapı ve iş istenmeden. * Bireyin belli ş ve durumlarıalacağbiçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki ön görüş art n ı ü. * Bekleş iş mek i veya durumu. * Bektaştarikatı olma durumu. bekleyiş * Beklemek işveya biçimi.

güvenmek. eyin ğ ı bel kı kı ra ra * kıta kıta. temel. * Toprağkazmaya veya kirizma yapmaya yarayan. aret aret bel evlâdı * (bir kimsenin) Öz çocuğ ı . bel bellemek * toprağbelle kazmak. anlamsıbakmayı z anlatan bel bel bakmak deyiminde geçer. salı salı rı rı na na. bel bel * Atmı meni. te) n i . uzun saplı ı . iş vermek. bel ağ sı rı * Bel çevresinde oluş ve duyulan ağ. ayakla bası yeri tahta. k. ucu sivri kürek lacak veya çatal biçiminde bir tarı aracı m .* İaret. esas. bel kemiğ i * Omurga. deri. kumaş veya metalden yapı özel bağ lan . bel * Ses ş iddetiyle ilgili birim. bel kı rmak * gövdeyi. ı bel etmek * iş koymak. mcı ı na bel bel * Durgun. bel fı ı tı ğ * Bel bölgesinde fı tı k. sı n altı rastlayan bölgesi. an rı bel bağ ı * Bel kemeri. sperm. sı nda * Geminin orta bölümü. belden sağ sola bükmek. bel bağ lamak * birisinin kendisine yardı olacağ inanmak. bel gevş i ekliğ * Cinsel gücü yitirme. a bel kündesi * (güreş Ellerin arkadan gelip hasmıgöbeğüzerinde kilitlenmesi yolundaki kündeleme. nsan üsle n nda ş * Bu bölümün. rtı na * Hayvanlarda omuz başile sa ğ arası ı rı . bel kemeri * Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan. * Bir ş varlı ile ilgili en önemli bölümü. * Dağ rtları geçit veren çukur yer. ş bel * İ bedeninde göğ karıarası daralmıbölüm.

* Söz sanatları inceleyen bilgi dalı nı . üzücü. düzgün anlatma sanatı ktan .ş * Yolsuz kadı n zorba dostu. belâ kesilmek * birisine sıntı eziyet vermek. belâgat * İ konuş sözle inandı yeteneğ yi ma. musallat olmak. kı güç. hiçbir yanlıve eksik anlayı yer bı ş ş a rakmayan. yapmacı uzak. nları * -den dolayı . -den sebebiyle. belâgatsiz * Belâgati olmayan. nı nt lı ı cı ğ ı bel soğ ukluğ uğ una ratmak * bir iş veya bir söze gereksiz yere karı onun akını e ş arak ş sektirmek. rma i. belâsı belâsı bulmak nı * hak ettiğcezayı i görmek. * Kavgacı irret. * Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak. nı tiğ belâlı * Yorucu. kı ve belâ okumak * birine beddua etmek. ı bel vermek * (duvar gibi dik ş eyler) dı ya veya (tavan gibi yatay ş ş arı eyler) aş ı doğ kamburlaş ağ ya ru mak. belâ *İ çinden çılması sakı durum. rsat belâ çı karmak * kavga çı karmak. kı ya * Hak edilen ceza. yorum gerektirmeyen. ş a belâ aramak * kavga çı karmak için fı aramak.bel soğ ukluğ u * Üreme organların akı ıve bulaş bir hastalı. retorik. * (istenmedik bir davranı zorlayan) Etki. klı belâlar mübareğ i * istenilmeyen. kaçılan bir durumun gerçekleş i bildirilirken alay yollu söylenir. ı laş belâya uğ ramak . . eyde belâgatli * Belâgati olan. * Bir ş gizli olan derin anlam. * destek olmak. can sıcı kı. belâhat * Alı k. ncalı * Büyük zarar ve sıntı yol açan olay veya kimse. belâya çatmak (girmek veya uğ ramak) * beklenmedik bir belâ ile karş mak.

belediye * İ ilçe. beldeitayyibe * Medine ş ehri. * Mekân.* çok kötü bir durumla karş mak. belediye encümeni * Belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren. ndan belde *Ş ehir. belediye meclisi toplu bulunmadı zaman. beledî *Ş ehirle ilgili. kalıkumaş n . leri . aydı l. belediye çavuş u * Zabı iş ta lerinde üst görevli. yı belediye polisi * Zabı görevlisi. tüzel kiş i olan teş ndan iliğ kilât. bucak gibi yerleş merkezlerinde temizlik. ki arası Belçikalı * Belçika halkı olan (kimse). belediye suçları * Belediye buyrukları ve yasakları aykıdavranı na na rı ş lar. * Bu teş n bulunduğ bina. belediye im yla kanı meclisi. belediye encümeni ve belediye memurları oluş kuruluş ndan an . ta belediye reisi * Belediye baş . kanı belediye sarayı * Belediyeye ait bütün iş yapı ğve büroları bir arada bulunduğ büyük yapı lerin ldı ı n u . su ve esnafı denetimi gibi kamu n hizmetlerine bakan. üyeleri halk tarafı seçilen. iliğ nan belediye nikâhı * Medenî kanuna göre kılan resmî nikâh. im nlatma. yer. belediyeci * Belediye iş görevlisi. * Yerleş ik. belediye teş kilâtı * Nüfusu iki binden fazla olan yerleş yerlerinde hükûmet kararı kurulan. çevre. belce * İ kaş . belediye meclisi * Belediye tüzel kiş ine tanı yetkileri kendinde toplayan organ. özel kanunlarla belediye meclisince verilen görevleri. kilâtı u belediye baş kanı * Belediye teş nı kilâtı yöneten kimse. tetkik eden ve karara bağ ğ ı layan organ. ı laş belâyı n almak satı * göz göre göre belâyı üstüne çekmek. belediye baş . * Bir tür pamuklu.

parasıelde edilen. çi . belediyelik * Belediyeyle ilgili. ı z. belemek * (çocuğ Kundaklamak. belen * Bel. llı i. * Tepe. çocuk bezi. lı z beleş (veya bahş) atıdiş (veya yaş bakı iş n ine ı na) lmaz * bedava gelen ş kusur aranmaz. iğ beleme * Belemek iş i. belenmek * Kundaklanmak. * Belertmek iş i. belenme * Belenmek iş i. bayı r. dik dağ yolu. * Beleş olma durumu. tı belemir * Orta Anadolu'da tarlalarda yetiş çiçekleri mavimsi renkte bir yık bir bitki. u) * Beşe yatıp bağ iğ rı lamak. çok beleş * Karş ksı emeksiz. bulaş mak. yüksek yer. eyde beleş çi beleş çilik * Parasıgeçinmeyi seven. akı görünecek biçimde açmak. belermek belertme * (göz için) Akı belirecek biçimde açı iyice lmak. belerme * Belermek iş i. belediyelik olmak * belediye ile ilgili bir iş i olmak. kantaron (Cephalaria syriaca). * Bulamak. peygamber çiçeğ mavi en. belek * Kundak. * Dağ üzerindeki yüksek geçit. örtülmek. bulaşrmak. * Beşe konulan yatak. lüpçü. bedavacı z . * Bulanmak. belertmek * Gözlerini.belediyecilik * Belediye iş leri.

i ey). * Bir gerçeğ tanı k eden yazı e klı . ki l üst nı ğ ı nı * Belge ve yazı n saklandı yer. belgelik belgesel belgesel film * Hayattan alı herhangi bir olguyu. belgelendirme * Belgelendirmek iş i. arş ları ğ ı iv. okuldan çı lmak. * Emek vermeden. beleş ten beletme * Beletmek iş i. belgelenme * Belgelenmek iş i. film çeken veya bunun üzerinde çalı (kimse). * Belge niteliğtaş film veya televizyon programı i ı yan . ortaya çı ru unu karmak. film vb. raf. i. . * İ yı üste sıfta kaldı için okula devam etme hakkı yitirerek belge alan. karş ksı ı z. para vermeden elde etmek. beletmek belge * Kundaklatmak. lı belge almak * (iki yı l aynını üst üste kalan öğ sıfta renci) okuldan uzaklaşrı tılmak. belgelendirmek * Belge göstererek belirtmek. belirli bir amacı tan film. tası nda layan araç. fotoğ resim. faks. ş an * Belgesel niteliğ indeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen (kimse). belgegeçer * Yazı bilgi ve belgelerin telefon sistemi vası yla bir yerden bir yere iletilmesini anı sağ lı . yansı belgeselci * Belgesel. yöneten sinemacı . belgelemek * Bir olgunun doğ olduğ belge ile göstermek. kendi tabiî çevresi ve akı içinde veya gerçeğ en yakı biçimde nan ş ı e n hazı rlanmıyapay bir yerde iş ş leyen. tevsik etmek. * Belge niteliğbulunan (ş dokümanter. belgeleme * Belgelemek iştevsik. karı belgeli * Belgesi olan. doküman. belgelenmek * Belgelemek iş konu olmak. karı belgeci * Belgesel filmler yapan. ine * İ yı üste aynı nı kalan öğ ki l üst sıfta renci okuldan çı lmak.beleş konmak e * emek. vesika.

* Belgin olma durumu. belgin belginlik belgisiz * Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. fatı belgisiz zamir * Bkz. iş edilemeyen. beli bükülmek * yaşlıyüzünden güçsüz kalmak. beli bükük * Beli bükülmüşgüçsüz. * Bir önermeyi tanı tlamak için gösterilen ve daha önce doğ diye kabul edilen baş önerme. niş eyi ran iar. me rası boş beliğ * Belâgati olan. belik . beli * Senet. gayrimuayyen. bir iş lı k yapamayacak duruma düş mek. belgili * Belgiye dayanan. belgileme * Belgilemek iş i. zavallı . belirsizlik zamiri. belirli olan. hüccet. ş alâmet. sarahat.belgeselcilik * Belgeselcinin yaptı iş ğ . ünüş inanı ayıcı ve ş taki rı özellik. sarih. * Belirli olmayan. * Duyuşdüş . beli çökmek * kamburlaş mak. belgisizlik * Belgisiz olma durumu. belâgatli. ru ka * Evet. ş iar. belirsizlik sı . ı belgi * Bir ş benzerlerinden ayı özellik. belgit burhan. . aret belgisiz sı fat * Bkz. an. belgilemek * Belgi ile göstermek. beli açı lmak * küçük aptesini tutamaz olmak. beli gelmek * cinsel birleş sı nda salgı almak.

belik belik * Örgü örgü. . belirginlik * Belirgin olma durumu. besbelli. belini doğ rultmak (veya doğ rultamamak) * yeniden durumunu düzeltmek.* Saç örgüsü. genellemek karş . özünü oluş turan ögeleri açı klayarak tanı mlamak. içeriğ yapınıveya sırların tam olarak belirlenmesi iş gerektirim. belirleme * Belirlemek iştayin. örgü hâlinde. determinasyon.yaslanmak. tayin etmek. . irkilmek. * Yeni bir kavramı . belini bükmek * çaresizlik içinde bı rakmak. k. belirginleş tirmek * Belirgin duruma getirmek. açı bariz. sarih. belikleme * Beliklemek iş i. eyi belini vermek * dayamak. beliklemek * Saçları örmek. kapsam bakı ndan daraltmak. belinden gelmek * birinin dölü olmak. belinleme * Belinlemek iş i. belirlemek * Belirli duruma getirmek. n nı inin. belini kı rmak * birini bir ş yapamaz duruma getirmek. belirginleş tirme * Belirgin duruma getirme. belirli kı lmak. belirginleş me * Belirgin duruma gelme. i. sın nı nı i. * Bir kavramı anlamın. belirginleş mek * Belirgin duruma gelmek. belinlemek * Birden uyanarak çevresine korku ile ş kış kı bakmak. ayı cı nı mı ı tı belirlenim * Belirli duruma gelme iş i. aş n aş n belirgin * Belirmiş durumda olan. nı * Bir kavramı rı bir öge ekleyerek sırlamak. sırlamak.

tebarüz etmek. n iradesinin nedensellik yasası bağ olmadını na lı ğ savunan görüş ı . indeterminist. belirli * Açıve kesin olarak sırlanmıveya kararlaşrı ş k nı ş tılmıolan. . bir sebebe bağ na lı lanmayan olay ve durumlarıda bulunduğ öne n unu süren görüş . gayrimuayyen.belirlenimci * Belirlenimcilik yanlı olan (kimse). az çok belli olan. tebellür etmek. belirlenmezci * Belirlenmezcilik yanlı olan (kimse). li belirlilik * Belirli olma durumu. determinizm. görülen geçmişBu zaman Türkçede -dı / -tı ekiyle karş r. * Niteliğhakkı tam bir bilgi edinilemeyen.Aldı . indeterminizm. belirme belirmek * Belirmek iş tebellür etme. i. belirli nesne * Belirtme durumu ekini almı geçiş fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu. n ka n nı unu reti. determinist. * (önce belli veya görünür olmayan bir ş için) Ortaya çı ey kmak. belirleş me * Belirleş işveya durumu. sı belirlenmezcilik * Nedensellik yasası bağ olmayan. -miş geçmiş 'li . indeterminizm. gülmüş lamıgibi. belirsiz belirsiz geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğ baş ndan duyarak veya belirsiz i n. (-di) (-ti) ı lanı . gerekirci. belirlenmek * Belirli duruma getirilmek. ini kası olarak bildiren kip. belirli belirsiz * Yarı belirgin durumda. müphem. görülmeyen geçmiş . mek i belirleş mek * Belirgin duruma girmek. ini . meçhul. ağ ş . -di'li geçmiş i n. tezahür etmek. ş . * Bir düş veya durum için. ünce * İ görünür ve anlaşr bir durum almak. sı belirlenimcilik * Her olayıbaş olaylarıgerekli ve kaçılmaz bir sonucu olduğ ileri süren öğ gerekircilik. muayyen. kesin bir biçim almak. biçti. belirlenme * Belirlenmek iş i. Türkçede bu zaman -mı/ -miş ş ekiyle kurulur: Gelmiş . içinde bulunduğ ş ı u artlarla belirlenmediğ insanıözgür ini. uçtu vb. belirli geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunan zamandan önce olup bittiğ kesinlikle bildiren kip. yice ı lı * Belirli olmayan. * İ iradesinin hiçbir ş bağ olmadını nsan arta lı ğ . i nda * Bilinmeyen.

belirteç * Zarf. * Belirtilmiş olan. Tuz Gölü gibi. m. n belirtisiz tamlama * Tamlayanı n durumda olan. birkaç. belirtisiz nesne * Yalı durumdaki nesne. tasrih. belirli kı lı nan. her. belirtme durumu belirtme . ine belirtisiz * Belirtisi olmayan. niş niş lması m ey. * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş amblem. bildirme. fat: . belirtili nesne * Belirtme durumundaki nesne. biri vb.belirsizlik * Belirsiz olma durumu. belirtilmek * Belirtmek iş konu olmak. müphemiyet. belirten belirti belirtik belirtilen * Tamlanan. an. belirtken * Bir özlü sözle birlikte kullanı iş lan aret. * Açı belli. belirsizlik zamiri *İ smin yerini belirsiz. . sarih meful. * Belirli kı görüş lma. sarih. ane. * Gösterge. belirsizlik sı fatı *İ simleri yaklaş kabataslak belirten sı bazı ı k. belirtili tamlama * Tamlayanı (-nin) takı. çiçeğ kokusu gibi. k. kabataslak tutan zamir: bazı. n k ya. an'ı in belirtilme * Belirtilmek iş i. * Tamlayan. tamlananı -in sı üçüncü kişiyelik eki alan ve belirli bir kavram taş tamlama: i ı yan Doğ n kalemi. birtakı filan vb. u. * Belirtilmemiş olan. tamlananı yalı genellikle üçüncü kişiyelik eki alan ve çoğ kez tür kavramı i u veren isim tamlaması : Ankara kedisi. belirtili * Belirtisi olan. birçoğ azıherkes. birkaçı sı . eyin. * Bir olayı veya durumun anlaş n ı na yardı eden ş alâmet.

tebarüz ettirmek. * Olsa olsa. u belkili * Olası muhtemel. yapı iş gerekli olan ara sonuçları lacak için toplayan bölüm. belladonna * Güzelavrat otu. ru i ş lı . tasa. ya. . lmak ğ ı bellek kaybı * Bellek yitimi. öğ . belit * Kendiliğ inden apaçıve bundan dolayı k öteki önermelerin ön dayanağsayı temel önerme. ı lan aksiyom: "Tüm. lı . olabilir ki. keder. -u. * Belitlemek iş i. programı iş değ meyen verileri. bellek karıklı ş ğ ı ı * Kelimelerin doğ anlamı hatı ru nı rlayamamak veya ilk olarak görülen bir ş önce gördüğ sanma eyi ünü duygusuna kapı biçiminde beliren bir ruh hastalı. Evi gördüm. beliye belki * Muhtemel olarak. belleğ yitirmek ini * bellek kaybı uğ na ramak. bunları geçmiş iliş n le kisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü. n n ı belirtme sı fatı * Bir ismi gösterme. olası ihtimalî. hafı dağ k. belki de * ş da olabilir. za. ş durumu. ya .. i hâli. yı belirtme grubu * Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi: Kalıbir kitabısüslü cilt kapağbir belirtme grubudur. * Tümden geliş bir bilime esas olacak belit sistemi. * Felâket. belirtmek * Açı klamak. yükleme i . sayı belirsizlik bakı ndan belirten sı Bu kapı veya mları fat: . Yazı okudum. nı belitlenebilirlik * Belitlenebilen kuram. parçalarıher birinden büyüktür" sözü bir belittir. arcı * Bir bilgisayarda. n belitken belitleme * Belitler sistemi. bellek * Yaş ananları renilen konuları . soru.. Birinci dönem. akı l.* Yüklemi geçişbir fiil olan cümlede fiilin doğ li rudan etkilediğ-i (-ı -ü) ekini almıisim. Kaç öğ renci? Hangi ev? Üç çocuk gibi. * Doğ olabileceğgibi. ihtimal. belli ve kesin olmayan. yanlıda olabilen. mütearife. akuzatif. imci belitlemek * Belgeye dayanarak ortaya koymak. * Belitleme kuramı ortaya koymak.

tı belletme * Belletmek iş i. lda * Sanmak. müzakereci. meş veya kalıkumaş n rtı in n parçası k. yapı a. bellemek * Bel denilen araçla toprağiş ılemek. belli * Bilinmedik bir yanı olmayan. * At ve benzeri hayvanlarısı na vurulan keçe. ikâr. belli etmek * açı klamak. ine belleten belletici * Çalı rı. belletici. muayyen. haş . * Önemli. * Gizli olmayan. * Belirli. bellem belleme belleme bellemek * Öğ renip akı tutmak. öğ retmek. belletmek * Bellemesini sağ lamak. duyulabilen. bellenmek * Bellenmek (II) iş konu olmak. öğ ine renilmek. * Bellemek iş i. çok az belli olan. yarı bellisiz. bellenmek * Bellenmek (I) iş konu olmak. ğ ı * Bellemek yetisi. belli baş lı * Belirli. belli belirsiz * Zorlukla seçilebilen. öğ ş cı retici. * Bilim kurumların çalı nı ş maları ilgili yazı haberlerin yayı ile ve mlandı dergi. muayyen. ortada olan. ğ ı * Belleğ kı bir süre durup iş in sa lememesi. ı lı * sezdirmek. anlaş bedihî. belli olmak . yarı belli. belletmen * Orta öğ retimde etütleri denetleyen kimse.bellek yitimi * Büyük sarsı veya humma yüzünden belleğ bozulması kaybolması ntı in veya biçiminde beliren ruh hastalı. iyice görünür anlaşr duruma getirmek. belli * Beli olan. aş ı lan. zahir. malûm. hissettirmek.

* Bana göre. hodbin. açı klanmak. kendi çı karları herkesinkinden üstün tutan. bence benci * Kendini beğ enen. un ı ı dı * Tekil birinci kiş gösteren zamir. koyu renkli leke veya kabartı u uş . * Belli olmayan. hep kendinden söz eden. ma * Saçta. nlaşrı ş ben * Çoğ doğ tan. bencil * Yalnıkendini düş z ünen. bilinemeyen. sen * özel iliş kilerimiz sürüp gittikçe (senin bana iş düş in er). * Böylece kalı tılmı(ses). sakalda beliren beyazlı k. apaçı rı rı k. kibirli. * En çok üzümde görülen olgunlaş belirtisi.* anlaş ı lmak. a * Kuş yavrusuna taş ğyem. ben hancı yolcu oldukça . düş ündüğ gibi. * Pıl pıl. bedahet. benbencilik * Benbenci olma durumu. ş bellilik bellisiz belsem * Belli olma durumu. marka. ben * Olta veya tuzağ konulan yem. hodpesent. tende bulunan ufak. egoist. ben ş mı ahı (veya ş eyhimi) bu kadar severim * ben bundan daha çok özveride bulunamam. bemol * Bir sesin yarı ton kalı tılacağ gösteren nota iş m nlaşrı ı nı areti. hodkâm. gururlu. ego. balsam. muayyeniyet. ben ben bu iş yokum te * ben bu iş karı e ş mam. üm bencil olmak . apak. bembeyaz * Çok beyaz veya her yanı beyaz. bellik * İaret. megaloman. kendini her konuda üstün gören. * Bkz. iyi * Kiş öbür varlı iyi klardan ayı bilinç. benbenci * Kendini çok öven. nı * Bencillik öğ retisine inanan. ran * Bir kimsenin kiş ini oluş iliğ turan temel öge.

köleler. bende * Kul. ş ta bencilce * Bencile yakır biçimde. bendir benefş e * Alaturka çalgı aleti. rken lan bendezade * Bendenin oğ lu. bencilleş mek * Bencil duruma gelmek. bendeniz cennet kuş u * kendini tanı tı kullanı bir deyim. egoizm. benden günah gitti * Bkz. bencilik * Benci olma durumu. kölelik. * İ n bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş nsanı olduğ buna göre ahlâklı ı da yalnı kendini unu. bencillik * Bencil olma durumu. köleye ait. * Kendi benini ve çı nı karı hayatımutlak ilkesi yapan anlayı n ş . hodpesentlik. al benden de o kadar. ğ eyi ı bendeniz * alçak gönüllülükle ben yerine ve "köleniz'" anlamı kullanı nda lı r. benden söylemesi. lın ğ zca koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğ ileri süren öğ unu reti. bendegî * Kulluk. bencillik etmek * bencil davranmak. * Köle ile ilgili.* bencilce davranı bulunmak. bendehane * Bendenin. benden de al o kadar * Bkz. hodbinlik. egoizm. . benden söylemesi * ben üzerime borç saydım ş söyledim. egoistlik. * Menekş e. bencilleş me * Bencilleş iş mek i. köle. bendegân * Kullar. kendimi suçlu saymam. kölenin evi. ş ı bencileyin * Benim gibi.

ulları benibeş er *İ nsan. benekli köpek balı ğ ı * Kara benekli. ebedîleş tirmek. sonsuz yaş niteliğkazandı ama i rmak. * Sonu olmayan. ölümsüzleş ama i mek. puan. muş beneklenme * Beneklenmek iş i. ğ ı bengi bengi * Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunları biri. parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluş bölüm. küçük boyda bir cins köpek balı (Scylliorhinus canicula). benekli * Ufak lekeleri bulunan. hep kalacak olan. ebedî. bengileş me * Bengileş iş mek i. ölümsüzleş tirmek. bengileme * Bengilemek iş i. fekül. ey * Güneş lekeleri yöresinde görülen. nokta. u ü iyle raş dı beniâdem * Âdemoğ . bengilemek * Bengi kı lmak. abı çene ine lan hayat. ölümsüz. ama kimseye kötülüğ dokunmayan kiş uğ mamalır. ebedîlik. beniçincilik .benek * Herhangi bir ş üzerindeki ufak leke. * Ölmezlik. inin ini ü. beneklenmek * Benek oluş mak. bengileş mek * Sonsuz yaş niteliğkazanmak. mek i benekleş mek * Benek benek durum almak. beni sokmayan yı bin (yıyaş n lan l) ası * zararlı olduğ bilinen. * Sonsuz ve ölçülmez zaman. ebedîleş mek. bengilik * Zamanla ilgisi. ndan bengi su * İ sonsuz hayat verdiğ inanı ve efsanelerde geçen su. beniçinci * Kiş benliğ merkez sayma görüş benmerkezci. insanlar. benekleş me * Benekleş işveya durumu. baş cı sonu olmayan varlı langı ve k.

benildemek * Belinlemek. benimseyiş * Benimsemek işveya durumu. döner döner yine okur lum * "çok çalı na karşk verimli ve yararlı ş ması ı lı olmuyor" anlamı kı nda nama veya eleş belirtmek için tiri kullanı lı r. ine benimsetme * Benimsetmek iş i. i beniz * Yüz rengi. güçlü olduğ inanan. benliğyoğ i urmak * kiş i oluş iliğ turmak. senli benli. ınmak. una benim oğ bina okur. egosantrizm. beniz geçmek * benzi solmak. benlenme * Benlenmek iş i. benze sahip olan.* Dünyada kiş benliğ merkez sayan felsefe görüş benmerkezcilik. * Bkz. benildeme * Benildemek iş i. inin ini ü. benli benli * Teninde ben bulunan. benimsetmek * Birinin benimsemesini sağ lamak. benliğ inden çı kmak . benlenmek * Ben oluş mak. benizli * Benzi bulunan. kma. sahip çı eyi kmak. * Bir ş birine bağ eye. lanmak. benim diyen * kendine güvenen. benimseme * Benimsemek iş sahip çı tesahup. benimsemek * Bir ş kendine mal etmek. i. tesahup etmek. kabullenmek. benimsenmek * Benimsenmek iş konu olmak. sı benimsenme * Benimsenmek iş i.

sı * Bağ lam. * Kendi benliğ geliş inin imini. ş ğ iliğ ı ey. benlik ikileş mesi * Öznenin kiş ini iki veya daha çok bilinç merkezine bölen ve tek kiş çeş kiş iliğ ide itli ilikler durumunda beliren bir ruh hastalı. gibi görünmek. bütün davranı nı ilkesi yapan kiş niteliğ egotizm. sı benlikçilik * Her konuda hep kendini ileri sürme.* kendine benzemez olmak. * Sanını sı uyandı rmak. hep kendinden söz eden (kimse). kitaplarda kendi içinde bütünlük oluş turan bölüm. ilik ğ ı benlikçi * Her konuda hep kendini ileri süren. bent olmak * bağ lanmak. ş n ları inin i. benmari * Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ıtmak veya eritmek yöntemi. benzemeklik * Benzer olma durumu. t. andı rmak. ş ması benlik davası * Her ş kendi düş eyi üncesine uydurmak ve her ş söz sahibi olmak çabası eyde . kiş ini üstün görme. benlik * Bir kimsenin öz varlı. gurur. bent * Bağrabı . tutulmak. * Gazete yazı. ğ ı benlik yitimi * Kiş duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastalı. iliğ iliğ benlik çatı ş ması * Benliğ ön plâna çı in kması baş ile gösteren çatı . ahsiyet. kiş i. sı benmerkezci * Beniçinci. benzemek * İ kişveya nesne arası birbirini andı ki i nda racak kadar ortak nitelikler bulunmak. bent etmek * kendine bağ lamak. kâğ tları ları . benzeme * Benzemek iş i. * Kendi kiş ine önem verme. * Suyu biriktirmek için önüne yapı set. * Kanun maddesi. benmerkezcilik * Beniçincilik. büğ lan et. onu kendisi yapan ş kendilik. hep kendinden söz etme durumu. kibir. benzemez *İ skambil veya okey oyununda farklı ı n veya taş n bir araya gelmesi. * Benlikçilik yanlı olan (kimse).

-ten. çarş amba.benzen benzer * Maden kömürü katranı çı lan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı ndan karı . nda abih. benzeti * Benzetme. ey). -dan eklerindeki ünsüz veya ünlüler gibi. * Nitelik. * Benzerlik gösteren. rnap. araları benzerlik bulunan. müş abehet. müş olmak. odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -çü. benzeş en * Ünlü veya ünsüz benzeş melerinde etki altı kalan ünsüz veya ünlü: Sütçü (süt-çü). karş klı ların eş bulunması nı arası iş ı açı nı it lı durumu. ekmekten (ekmeknda ten). * Benzer olma durumu. benzeş ik * Benzeş özelliğgösteren. . ve mı andı kimse. benzeş me * Benzeş iş mek i. benzeş oranı im *İ ş ki eklin kenarların arası nı ndaki oran. benzeş mek * Birbirine benzemek. görünüş yapı mı bir baş na benzeyen veya ona eş ve bakı ndan kası olan (ş müş mümasil. * Bkz. bih. *İ ş ki eklin kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte. benzeş im. abih. benzeş * Birbirine benzeyen. müş nazir. benzersizlik * Benzersiz olma durumu. * Bir kelimede bir sesin baş bir sesi kendisine benzetme etkisi: yurt-daş yurttaş anba > çarş ka > . benzer. ran benzer ş ekiller * Kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte karşklı ları it olan ş nı arası iş ı açı eş lı ekiller. kehribar > kehlibar gibi. benzeş lik * Benzeş olma durumu. * Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde ası l oyuncunun yerine çı yapı yüz bakı ndan bu oyuncuyu kan. benzeri benzerlik durum. eş siz. * İ üçgende köş ki elerinin eş lenmesine göre karş klı larıeş karşklı ı açı n ve lı ı kenarlarıorantından doğ lı n sı an benzersiz * Benzeri olmayan. aslı kopya edilmişteş ndan . disimilâsyon: Kı nnap > kı attar > aktar. abih benzeş mezlik * Bir kelimede bulunan aynı benzeri seslerden birinin değikliğ uğ veya iş e raması . dublör. o + bir < öbür gibi. me i benzeş im * Bazı ortak yönleri olan iki ş arası ey ndaki benzeş me.

ine benzetiş * Bir ş baş bir ş benzetmek iş eyi ka eye i veya biçimi. . ona benzetilen kimse veya ş için kötü bir ey duygu beslenilmediğ anlatı ini r. renksiz. yüzü sararmak. benzetmek gibi olması n * kötü bir sona uğ ş ramıbirinden veya bir ş eyden söz ederken. benzetici ressam * Büyük sanatçı n üslûbunda çalı ları ş yaptı iş orijinal eser diye satan sahteci ressam. sahteci. orijinaline bakarak yapan ve benzeti olduğ belirten ressam. kendine özgü kokusu tı ile ı ı rlı ı k bulunan bir sı. benzin pompası * Benzinlikte araç depoları benzin koyma ve verilen benzin tutarı gösterme aracı na nı . benzetme * Benzetmek iş i. eyde ka eye * Kötü bir duruma getirmek. * Bir ş baş ş benzeyen yönler bulmak. zı benzi kül gibi olmak * yüzünden kan çekilmek. solmak. bozmak. arak. ğ leri ı benzetilme * Benzetilmek iş i. benzin istasyonu * Araçlarıbenzin. benzetilmek * Benzetmek iş konu olmak. benzinlik. yolculara dinlenme ve alıveriş ş imkânı veren tesis. * Dövmek.65 olan.benzeti ressamı * Büyük sanatçı n yaptı nı ları kları. uçucu. bih. benzin * Petrolün damılması elde edilen. benzeyiş * Bir ş baş bir ş benzemesi durumu. unu benzetici * Benzeterek yapan. benzi uçmak * yüzü sararmak. benzi sararmak * yüzünün rengi solmak. * Bir ş neteliğ anlatmak için. benzetmek * Benzer duruma getirmek. vı * Benzen. kopyacı . o niteliğeksiksiz taş bir ş örnek olarak gösterme iş teş eyin ini i ı yan eyi i. yağ ihtiyaçları karş n gibi nı ı layan. eyin ka eye benzeyiş sizlik * Benzeş memek durumu. benzi atmak (veya uçmak) * ansın yüzünün rengi sararmak. özgül ağ ğyaklaş 0.

bir arada. ş an beraat etmek * aklanmak. benzinde kan kalmamak * kansı k sebebiyle yüzü sararmak. i beraatı zimmet ası r kdı * tersi ispatlanmadı insanları suçsuz sayı kça n lmaları ilkesini anlatı r. lan benzol beraat * Benzin ve tolüen karımı akaryakı ş bir ı t. beraberlik * Birlikte olma durumu. benzinli benzinlik * Benzin satı yer. * Aklanma. yla berabere kalmak * (oyun. temize çı kmak. benzin istasyonu. beraber * Birlikte. borçsuzluk. benzinleme * Benzinlemek işveya durumu. beraatı zimmet * Borcu.benzinci * Benzin satı yer veya benzin satan kimse. yarı takı n aynı yı ş ma) mları sayı alması sonuçlanmak. * Bir nesneyi benzine bulamak. berabere bitmek * (oyun. lan benzincilik * Benzincinin işveya mesleğ i i.). yarı için) takı aynı yı ş ma mlar sayı almak veya denk gelmek. i benzinlemek * Benzin dökerek yakmak. canlanmak. * -e rağ men. * Aynı düzeyde. beraberinde * yanı nda. * Benzinle çalı (motor. makine vb. vereceğolmama durumu. zlı benzine kan gelmek (veya benzi kanlanmak) * sağklı lı duruma gelmek. -e karş ı n. baş baş a gelmek. * Baş a kalma durumu. baş baş a kalmak. baş beraberlik müziğ i . beraberce * Birlikte. beraber olarak.

koro veya oda müziğ olduğ gibi birçok sesin oluş inde u turduğ müzik. Berberî berberlik * Berberin yaptı iş ğ . gecesine rastlayan kandil in lıyla ğ i aban nı gecesi. berbat olmak * kötü duruma gelmek. in ldı ı berber balı ğ ı * Hanigillerden. Berat Gecesi * Hz. oynar başklı koltuk. lan lı özel berber salonu * Büyük berber dükkânı . Berat Gecesi. ı berceste * Sağ ve lâtif. berber bataryası * Berber dükkânları lâvaboya su akması sağ nda nı layan deve boynu biçimindeki musluk takı . * bozmak. periş viran. taranması yapı n ve lması iyle uğ an veya bunu meslek edinen kimse. * Bozuk. patent. ndan n . * Çirkin. * Osmanlımparatorluğ İ unda bir göreve atanan.* Orkestra. ş an berber dükkânı * Berber. berbat etmek (veya eylemek) * kötü duruma getirmek. * bozulmak. berbat * Kötü. eri ı yan * Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. u berat * Bir buluş bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge. aylıbağ k lanan. ı n. msı an. lam * Seçilmişseçme. . berber * Saç ve sakalıkesilmesi. san. niş veya ayrı k verilen kimseler için an calı çı lan padiş buyruğ karı ah u. berber koltuğ u * Berberler için yapı hareketli. Berat Kandili * Bkz. mı berber çı ı rağ * Berber ustasın yanı yetiş nı nda tirilmek üzere çalı çocuk. kirlenmek. beğ enilmeyen. * Darmadağ bakı z. iş raş * Bu iş yapı ğdükkân. * Sanat değ yüksek anlamlar taş dize. kuyruğ unun çatalı uzun olan. Akdeniz'de yaş çok ayan. tan. eti yenilen bir balı(Serranus k anthias). Muhammed'e peygamberliğ Cebrail aracı ı bildirildiğş ayın 15.

msı bere * Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluş çürük. berduş * Baş . iyi bir rastlantı yi olarak. an * Herhangi bir ş görülen çizik. feyz. 9-18 Mart arası görülen kocakarı uğ nda soğ u. i berelenmek * Bereli duruma gelmek.berdelacuz * Halk tahminine göre. i bereketlenmek * Çoğ almak. bereket ki (veya bereket versin ki) * iyi ki. serseri. bereketsiz * Kendinden beklenen yararlı sağ ğ layamayan (ş ı ey). Tanrı ş ki. bereleme * Berelemek iş i. 'ya ükür bereket versin * para alan kimsenin söylediğiyi dilek sözü. neyse ki. feyezan. verimli. bereketli ola! (veya olsun!) * yemek yemekte olanlara veya ürünlerini devş irenlere söylenen iyi dilek sözü. teselli bulması . * Yağ mur. ezik. ve lı bereket * Bolluk. bereketlilik * Bereketli olma durumu. berelemek * Bereli duruma getirmek. bereketsizlik * Bereketsiz olma durumu. ongunluk. bakı z. artmak. sürüp giden. gürlük. . berelenme * Berelenmek işveya durumu. eyde bere * Yuvarlak. ı boş * Pis. yassı sipersiz başk. bozuk. berdevam * Sürmekte olan. * İ ki. i * bir kimsenin bir durumdan hoş nutluğ anlatması unu . bereketli * Bol. bereketlenme * Bereketlenmek işveya durumu.

* Beride olan ş veya kimse. * Beresi olan. acı ndan lan karı bergüzar berhane * Anmak için verilen hatı armağ yadigâr.bereli bereli * Beresi olan. kullanı z ev. ra. oldukça. berenarı * Ş böyle. beriki * Beride olan. canlı ayan. ey beril . a berhayat berhudar * Hayatta olan. * bitirmek. öyle bergamodî * Sarı pembe renginde olan. beriberi * Genellikle Uzak Doğ ülkelerinde B vitamini eksikliğ u inden ileri gelen bir hastalı k. * boşgitmek. yok etmek. biraz. * Bu uzaklı bulunan. an. berhava olmak * patlama yolu ile havaya uçmak. ş sı berhane gibi * gereğ inden çok büyük (ev). . msı bergamot * Turunçgillerden bir ağ (Citrus bergamia). kma in langını beribenzer * Sı radan bayağ alelâde. kabukları reçel yapı ve esans çı lan meyvesi. * Yararsı boş z. berhava etmek * havaya uçurmak. berhava * Havaya verilmişuçurulmuş . kta * Çı durumundaki kelimelerden sonra getirilerek bir iş baş cı gösterir. yaş * Mutlu. ı . az çok. * Büyük. . beri * Konuş n önündeki iki uzaklı kendisine daha yakıolanı anı ktan n . harap. berhudar ol! * "iyi günler göresin" anlamı dilek olarak kullanı nda lı r. aç * Bu ağ n. .

lamlı * Sertlik. tahkim.84. k bermuda bermutat * Alılagelen biçimde. aydı k. çoğ yeş renkli berilyum ve aliminyum silikat. . Kı saltması Be. berlam * İ pullu. güç kazanmak. * Berkimek iş i.* Doğ altı billûrlar durumunda bulunan. saydam. * Sağ lam. berkelyum * Atom numarası atom ağ ğ294 olan. 97. tahkim etmek. berkitme * Sağ lamlaşrma. i berkinmek * Berkimek. ada gen u il berilyum * Atom numarası yoğ 4. tı berkitmek * Sağ lamlaşrmak. sa berraklaş ma * Berraklaş işveya durumu. 29700C de eriyen. tı berklik * Sağ k. katı . unluğ 1. pekiş mek. berkimek * Sağ lamlaş mak. ş ı u berrak * Duru. takviye etmek. sı açıkahverengi. amerikyum veya küryumdan elde edilen yapay element. açı nlı k. atom ağ ğ9. havanıetkisine karşince bir oksit tabakası kaplı n ı yla element. berjer * Arkası kabarıve yüksek oturacak yeri geniş k koltuk. ı ı rlı Kı saltması Bk. pek iyi. berkinme * Berkinmek işveya durumu. Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balıtürü (Merluccius merluccius). mak i berraklaş mak * Berrak duruma gelmek. yanları karnı nce rtı k ve beyaz. durulaş mak. * Dizlere kadar inen dar ve kı pantolon. ortalama 30-40 cm boyunda. takviye. her zaman olduğ gibi. zümrüt gibi bazı larıbirleş u ı ı rlı taş n iminde bulunan. berk * Sert.013 olan. berkemal berkime * Mükemmel. * Pekiş tirilmek. katı lı k. temiz.

ı ı ldına ı lı * Çok kötü. ı lı berraklı k * Berrak olma durumu. * Bertilmek işveya durumu. burkulmuş . yok edilmek. k. bertafsil bertaraf * Açı klamalı . eselemek beselemek. duruluk. bertilme besbedava * Pek ucuz. gidermek. stak. bertme * Bertmek iş i. k. i bertilmek *İ ncinmek. * Deride mor leke. uzun uzadı açıolarak. bertik * Yara. çürümek. bere. karasal. burkulmak.berraklaşrma tı * Berraklaşrmak iş tı i. tı * Açı net ve kolay anlaş r duruma getirmek. k. * Morarmak. * Yiğ yararlı itlik. öyle bertaraf etmek * ortadan kaldı rmak. anlaşyor ki. berraklaşrmak tı * Berrak duruma getirmek. besbeter beselemek * Bkz. besbelli * Açı apaçı çok belli. * Kı dar dil. * Berelenmek yaralanmak. durulaşrmak. berri * Kara ile (toprakla) ilgili. * Anlaş ğ göre. k * Bir yana. bertmek berzah besalet * Bertilmek. çürük. bertaraf olmak * ortadan kalkmak. *İ ncinmiş . ya. lı k. ş dursun. .

beslenmeye elveriş her tür madde. besi dokusu * Besi doku. * Yenilebilir. besi örü * Tohum çimlenirken yeni çı bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayı ş kan lmıbulunan besleyici maddelerin bütünü. besinli besinsiz . nda an * Sır. besi * Yaş atmak ve geliş tirmek için gereken besinleri yedirip içirmek iş i. da. besi hayvanı * Beslenmek amacı yavru iken alı veya besiye çekilen hayvan. ı besihane besili besin * Besi yapı yer.beserek * Tüylü ve damı k erkek deve. yla nan besi merası * Besleme değ oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğ ilâve yemler de verilerek eri olan inde özellikle kesime gönderilecek hayvanlarıfazla canlı ık kazanmaları otlatı kları al veya sun'î verimli n ağ rlı için ldı doğ mera. lan * Semiz. gı z. semirtilmiş . besi suyu besici besicilik * Besicinin yaptı iş ğ . satan kimse. yeterli besin almayan. dalı * Besini olmayan. n * Yumurta akı maddesi. besi dokulu * Besi dokusu olan. azı gı li k. varlını ğ sürdürmek için gerekli ş ı ey. zlı besermek * Bkz. besi dokusuz * Besi dokusu olmayan. * Bir ş istenilen durumda tutmak ve oturtmak için kullanı takoz gibi ş eyi lan eyler. dası besinsizlik * Bitkilerin damarları dolaş besleyici su. davar gibi hayvanları ğ ı besleyerek semirten. gı . esermek besermek. * Besini olan. besi doku * Tohumlarıiçinde embriyonu çevreleyen bölüm. * Yaş amak.

oysun gözünü * nankörlük edenler için söylenir. hizmetçi. * Evlâtlıolarak alı ev iş k nan. ahretlik. * Eklenmek. . * Vücut için gerekli besin maddelerinin alı . * Besleme olarak. katı lmak. * Bir duyguyu gönülde yaş atmak. beslemek * Yiyecek ve içeceğ sağ ini lamak. besiye çekmek * hayvanı semirtmek için çalı rmadan beslemek. * Yetiş tirmek. çevresini veya altı desteklemek. beslenme çantası * Anaokulu ve ilköğ retim okulların öğ nı rencilerinin beslenme saatinde yiyeceklerini içinde bulunduran çanta. i beslenilmek * Beslenmek iş konu olmak. * Beslemek iş i. beslenen beslengi * Sönümsüz. lerinde çalı rı kı ş lan z. desteklemek. mı beslenme bozukluğ u * Bazı organ ve dokularda veya organizmanıbütününde ş veya çalı düzensizliğmeydana getiren. herhangi bir kuruluş veya iktidardaki güçlerin görüş un lerini savunan bası n. k. besleme gibi * giydiğ kendine yakı ramayan (kı ini ş tı z). mları sı besleme bası n * Çı uğ kar runa. * Hizmetçi. ş tı besle kargayı . besleme kı z * Besleme.* Besinsiz olma durumu. evlâtlı besleme. çoğ altmak. m beslemelik * Besleme. tı * Herhangi bir kuruluş onun maddî yardı dolayıyla körü körüne destekleyen. * Maddî yardı yapmak. nı pekiş tirmek. * Semirtmek. n ekil ş ma i bir veya birkaç beslenme görevinin bozulması . doldurmak. u. beslek besleme * Besleme. * Yedirmek. beslenilme * Beslenilmek işveya durumu. ine beslenme * Beslenmek iş i. * Bir ş korumak veya sağ eyi lamca durması sağ nı lamak için. gı zlı dası k.

beste * Bir müzik eserini oluş turan ezgilerin bütünü. besin değ yüksek. inceleyen yetkili. * Beslemek iş konu olmak. besili.beslenme eğ itimcisi * Beslenme eğ itimi ile uğ an uzman. bestekâr. raş beslenme eğ itimi * Besin maddelerinin özellikleri. beste bağ lamak * bestelemek. . * Besteci. besmelesiz * Çocuklar için "piç" anlamı kullanı bir sövgü. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yeme zamanı itim nda . beslenme odası * Anaokulu. iyi beslenmenin sağk yönünden önemi. ucuz ve dengeli beslenmenin lı yolları konuları leyen bilim dalı gibi iş . beslemeye yarayan. itim nda beslenme saati * Anaokulu. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yenilen yer. mugaddi. beslenme uzmanı * Beslenmenin genel özelliklerini kitle çapı ele alan. yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar. eri * Yüz ve boyunda güneş lekelerini azaltıölü hücreleri atan krem türü. nda lan * Besmele çekmeden. i besletmek * Beslemek iş baş na yaptı ini kası rmak. besli besmele * "Acı ve esirgeyen Tanrı n adı anlamı gelen ve bir işbaş yan 'nı ile" na e larken söylenilen Arapça bismillahirrahmanirrahim sözünün kı saltması . kompozitör. insan vücudunun geliş mesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi. besmele çekmek * bismillahirrahmanirrahim sözünü söylemek. besleyici * Besleyen. ine besletme * Besletmek işveya durumu. besteci bestekâr * Beste yapan kimse. p * Bkz. beste yapmak * bir müzik eseri yaratmak. nda beslenmek * Kendini beslemek.

üç aş ı yukarı ağ beş . bestesi yapı ine lmak. bestelenmek * Bestelemek iş konu olmak. inde ik bestesiz bestseller beş * Bestesi olmayan. * Bkz. pencüyek. tokat. sıflı * Biraz. * Beş nı ilkokul. beş milyonluk * Beş milyon liralıbütün kâğ para. beş binlik * Beş liralıbütün kâğ para. birkaç. beş altı beş ağbeş aş ı yukarı * Bkz. görme. bestelenmiş . * Dörtten sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. nı ve yı * Dörtten bir fazla. beş kardeş *Ş amar. iş itme. k ı t . pencüdü. beş iki * Bkz. bestenigâr * Klâsik Türk müziğ en eski birleş makamlardan biri. beş beter * Besbeter. 5. * Beste olma durumu. * Oyunda. bestelemek * Beste yapmak. besteli bestelik * Bestesi olan. . öbürünün dört benekli yüzünün üste gelmesi. atı zarlardan birinin beş lan .besteleme * Bestelemek iş i. V. bestelenme * Bestelemek iş i. koklama. bir parça. tat alma duyuları . bin k ı t beş bir beş dört beş duyu * Dokunma. * Çoksatar.

beşyı bık beş er beş er * İ muş ri mula. eri e beş paralı k * Değ ersiz. yüz k ı t *İ çinde beş tane bulunan. beş para etmez * hiçbir değ yok. a beş parası z * parası yoksul. her nda i beş ş ar er aş * insan her zaman yanı labilir. . beş eriyet . beş erî *İ nsanoğ ile ilgili. kusurları ğ çı açı kmak. beş coğ erî rafya *İ nsanlarıyerleş bulunduğ yöre ile ilgisini ve o yörenin veya yerin türlü olayları inceleyen coğ n ik u nı rafya kolu. beş paralıetmek k * Bkz. *İ nsanoğ insan. beş yüzlük * Beş liralıbütün kâğ para. bir u ler nda itli lı klar beş üç beş vakit * Bkz. k beş paralıolmak k * alçalmak. da. z. müjde. aş ı bayağ ağ k. lu * Bedensel. iş yaramaz. * Beş sın üleş sayını tirme biçimi. lu. yüz beş aret * İ haber. her birine beş defası beşbir arada. * Beş on santim ölçülerinde biçilmiş ve kereste. bedenle ilgili.beş on * Az sayı biraz. pencüse. * Günün belirli beş vaktinde kı namaz. muş erim. lı ı . yi tu. lı nan beş yüzlü * Beş yüzü olan cisim. on paralıetmek. beş parmak bir olmaz * ana ve babaları olduğ hâlde kardeş arası çeş farklı bulunur. beş para almamak * hiç para almamak.

beş ibiryerde * Bkz. * Bir ş doğ geliş i yer. mak. düş için çalı örgüt. ik * Beş olmaya uygun. ik * Beş beş sı er er ralanmı ş . i llı beş erli beş gen beş ibirlik * Kadı n süs için takı kları altılira değ nları ndı . fonksiyonunu yapmak. hümanist. * Beş kenarlı çokgen. beş mezara kadar ikten * bütün hayatı boyunca. ik beş ikörtüsü * İ yana akı sı çatı ki ntı olan . n n beş kertiğ ik i * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanmıkimse. beşini sallamak iğ * çocukluğ undan veya çok eskiden tanı büyümesine hizmet etmek. sı dördüncüden sonra gelen. beş inci * Beş sın sı sı . hümanizm. beş ik * Süt çocukları yatı nı rmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan. insancık. eyin up tiğ * Yüz üstü yatı geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karıüzerinde baş ayak yönünde ş ta. insancı sı l. beş n erinde olan altı n. n ve sallanma. k. beş ikçi beş iklik * Beş yapan veya satan kimse. tahta veya demirden yapı ş lmısallanıbir çeş r it küçük karyola. beş eriyetçilik * Beş eriyetçi olma işveya durumu. beş salı ik ncak * Bayram yerinde kurulan bir tür salı ncak. sayını ra fatı rada beş kol inci * Bir ülkede gizli olarak. ölünceye kadar. ulları beş eriyetçi * Beş eriyet yanlı(kimse). beş ibirlik. * Ambalâjlanacak malıbiçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaları tümü.*İ nsanlı insanoğ . ş beş kertme ik * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanma. beş etmek iklik * beş vazifesini. man ş an beş iz .

beş * Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş . yol kıları ve çayı yı nda rlarda yetiş sürgüne karşkullanı bir bitki. yollu bir çeş kumaş it . ş beş me beş parmak * Derisi dikenlilerden. er lı p beş me * Her çubuğ ayrı beş u ayrı renkte olan. i kez * Bir ş sayını e çı eyin sı beş karmak.* Beş arada doğ (kardeş i bir an ler). * Beş arada olan. * Beş la oynanan bir tür çocuk oyunu. konu ile ilgili aynı nda ölçüde bir çift dizenin bağ lanması oluş yla an manzume. gülümser. "çehre" anlamı ikileme oluş nda turur. * Bkz. beş parmak. beş lik * Beş para. * Tahmis. beş leme * Beş lemek iş i. * Tabaklanmamıham deri. beş izli * Beş tanesi bir arada olan. için lan * Beş müzisyenin çaldı caz orkestrası ğ ı . i bir tane beş simit gibi kurulmak lik * kendine değ vererek bir yere yayı oturmak. *İ skambil. ı lan reptans). beti bereketi gelmek. bet * Kötü. beş kuruş veya beş değ lira erinde olan akçe. beti bereketi kaçmak gibi deyimlerde bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamı ikileme oluş nda turur. beşş yı z biçiminde bir deniz hayvanı pençe (Uraster). beş li * Beş parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. * Halk edebiyatı üçlemeli bir bende. tuhaf. muş * Beş veya beş ses müzik aracı yazı müzik eseri. beş alabilen. ınlı ldı ı . * Çı kçı krı tezgâhın kütüğ nı ü. bet * Beti benzi atmak. domino gibi oyunlarda üzerinde beş areti bulunan kâğ veya pul. beti benzi uçmak. beş lemek * Bir işbeş yapmak. muhammes. çirkin. * Bet bereket kalmamak. eyden beş tane bulunan. beş pençe beş taş beş uş * Güler yüzlü. iş ı t * Divan edebiyatı beş nda dizeli bölümlerden oluş manzume. kurt pençesi (Potentilla en. beş parmak otu * Gülgillerden. taş . kentet. beti benzi sararmak gibi deyimlerde beniz kelimesi ile birlikte. güleç.

solmak veya beti benzi uçmak) * herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak. p bet bet bakmak * kötü kötü bakmak. beter * İ kötü. . inin ü beta * Yunan alfabesinin ikinci harfi -B. hayvan ve doğ ögeleri bulunan (resim veya heykel). beti * Resim ve heykel sanatları varlı n biçimi. figüratif. lı ey. * Bir ş bir kimseyi.bet beniz kalmamak * yüzü sararısolmak. ş bet suratlı * Yüreğ kötülüğ yüzünden belli olan. *İ çinde insan. betim * Betimlemek iş betimleme. tezkere. tasvir. bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı eyi. mektup. yice beter etmek * daha kötü duruma getirmek. . dı beterleş me * Beterleş iş mek i veya durumu. beta ınları ş ı * Radyoaktif cisimlerin yaydı üç ından biri. betelenmek * Karşgelmek. dikleş ı mek. beterleş mek * Beter duruma girmek veya o durumda bulunmak. pusula. çabuk tükenmek. figüratif sanat. hı ran betelemek * Bkz. kafa tutmak. kları ş ı betatron * Elektronları zlandı elektromanyetik bir araç. i. beterin beteri var * çok kötü bir duruma düş kimse. a betili sanat * Doğ n görünen biçimlerini iş anı leyen sanat. beti bereketi kalmamak (veya kaçmak) * azalmak. etelemek betelemek. bir kötülük yapacakmıgibi durmak. korkmak. tlaş betik betili * Yazıolan ş kitap. nda kları beti benzi kireç kesilmek (beti benzi atmak. kı mak. bundan daha kötü durumları da bulunduğ düş en n unu ünerek teselli bulmalır.

klı * güçlü. hayvan ve doğ ögeleri bulunmayan (resim veya heykel). k ile betimlenme * Betimlenmek durumu.betimleme * Betimlemek iş tasvir. beton gibi * çok sağ dayanı . betoniyer * Beton karma makinesi. sı betimsel * Betimle ilgili. demirli beton. kendine yedirememek. kendine özgü belirtilerini tam ve açıbiçimde söz veya yazı anlatmak. lam. betisiz *İ çinde insan. betonarme * Yapı gücü. betimlemeci * Betimlemeye ağ k veren. i. çakı maddelerle karı mı l gibi ş sonucu oluş sert. ı rlı betimlemek * Bir nesnenin. betimleyici * Betimleme yanlı. mak betonlaş mak * Beton duruma gelmek. betimsel dil bilgisi * Bir dilin belirli çağ inceleyen dil bilgisi. tasvir etmek. üroloji. tasvirî dil bilgisi. bevliye * İ yolları drar hastalı . esnekliğartı için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi. dayanıı layı ması an kl . da i rmak betoncu * Yapı beton dökme iş larda leriyle uğ an usta veya iş raş çi. nonfigüratif. kları . betimlemeli dil bilgisi. bağ cı yapay yış ğı ım. betonkarar * Beton karma makinesi. ı nı betine gitmek * gücüne gitmek. betonlaş ma * Betonlaş durumu. beton * Çimentonun su yardı yla kum. tasvirî. betimlenmek * Betimlemek işyapı i lmak. tasvirci. sert. a betisiz sanat * Beti kullanmayan nonfigüratif sanat.

* Beyaz ı olan kimse. * Eşkoca. as. beyaban beyan * Söyleme. ı tları * Boy gibi küçük bir toplumun veya küçük bir devletin baş . * Zengin. ürolog. bunları anlatı nda tutulacak yolları n mı konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı . rktan * (baskı Normal karalı görünen harf çeş da) kta idi. ı tı * Bu renkte olan. * Bir eserde. düş üncelerin. drar kları bevliyecilik * Bevliyecinin işveya mesleğ i i. cı * Mahalle okulları hademe. bey mi yaman. bey armudu * İ kokulu ve tatlı armut türü. plutokrasi. bey mi yaman.bevliyeci * İ yolu hastalı hekimi. kara karş . bildiri. beyanname * Bildirge. bevvap * Kapı. ileri sürmek. fatların na bey (veya paş gibi yaş a) amak * bolluk içinde yaş amak. . bay. bildirme. ri. * Çöl. beyaz adam . el mi yaman. ileri gelen kimse. söylemek. * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. nda bey * Günümüzde erkek adları sonra kullanı saygı ndan lan sözü. kanı * Komutan. * Erkek sı nıhemen arkası eklenir. beyaz * Ak. bir bey erki * Zengin erki. bey kardeş * erkekler için seslenme sözü. el mi yaman * Bkz. beyanat * Demeç. beyan etmek * bildirmek. *İ skambil kâğ nda birli. beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) * demeç vermek. uş erlerini. anlatmak. duyguları hayallerin doğ ve değ n.

Kuzey Amerika. beyaz iş * Beyaz pamuklu veya keten kumaş üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapı sarma iş lar lan . Beyaz Rus * Ekim ihtilâlinde komünist kıl yönetimden kaçan Rusyalı zı kimse. beyazı msı * Beyaza çalan. ndan beyaz sabun * Beyaz renkli bir tür sabun.* Beyaz ı mensup olan kiş rka i. balıvb. k beyaz etmek (veya beyaza çekmek) * yazı temize çekmek. beyaz dizi * Genellikle sevgi konuları basit bir biçimde iş nı leyen romanlardan oluş dizi. bulaş makinesi gibi ev aletlerine toplu olarak verilen ad. Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaş ve teninin rengi açıolan ı ayan k rk. beyazı rak mtı * Beyaza çalar renk. beyaz oy * Onaylayı oy. beyaz baston * Görme özürlülerin yürürken kullandı madenî çubuk. beyaz ş arap * Sadece beyaz üzüm ş ndan yapı ş ı rası lan arap. ı r ı k beyaz et * Tavuk. beyaz kitap * Bir sorunu aydı nlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayı mlanan kitap. etlere verilen genel ad. beyaz peynir * Beyaz renkli bir tür peynir. kları beyaz cam * Televizyon ekranı . an beyaz eş ya * Buzdolabı . cı beyaz perde * Göstericiden çı görüntülerin üzerinde yansığ sinema filminin oynatı ğyüzey. kokain gibi sı olmayan uyuş vı turucu madde. yı beyaz ı rk * Avrupa. . beyaz kömür * Akarsulardan elde edilen elektrik gücü. çamaş makinesi. * Avrupalı . ı ldı ı * Sinema. * Beyaz Rusya halkı olan kimse. beyaz zehir * Eroin. kan dı.

artı beyazlatma * Beyazlatmak işağ i.beyazıadı n . ları nı lar beyazlatı lmak * Beyaz duruma getirilmek. beygirci * Beygir besleyen veya kiraya veren kimse. * Dokunan kumaş n renk tonları açan veya beyazlatan ve kumaş üzerindeki lekeleri gideren (kimse). beyefendi * Saygı belirtmek için erkek adların sonuna getirilen veya bu adlarıyerine kullanı san. beyazlatı cı * Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde. artı beyazsinek * Özellikle pamukları üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kuruması sebep olan bir sinek türü. * (kâğ lı Parlaklın iyileş ı kta) tçı ğ ı tirilmesi için hamur bileş enlerinin renginin az veya çok oranda değtirilmesi iş veya giderilmesi. ağ lmak. beyazlı k * Beyaz olma durumu. * Çocukları babaları kullandı saygı n için ğ ı sözü. * Yük taş araba çeken. beyazlı * Beyazı bulunan. ağ arma. * Ağ . nı n lan beygir * At. ş lı lan beybaba * Yaş erkeklere teklifsizce sesleniş lı biçimi. beygir gücü * Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü. üstüne binilen at. n na beyaztilki * Tilkinin kık tüyünden yapı kürk. beyazlanma * Beyaz duruma gelme. beyazlaş ma * Beyazlaş işveya durumu. ı yan. esmerin tadı * esmerleri övmek için söylenir. beyazlanmak * Beyaz duruma gelmek. mak i beyazlaş mak * Beyaz duruma getirmek. ağ artmak. ağ armak. artma. * Atlama beygiri. beyazlatmak * Beyaz duruma getirmek. beygirli .

* Beygir gücünde. z. lması beyin gücü * Bir ülkede ileri düzeyde iyi yetiş olan meslek ve bilim adamları uzmanlarıfikir gücü. * Muhakeme. i beyhudelik * Beyhude olma durumu. beyin kanaması * Beyni besleyen damarlardan bir veya birkaçı dı kan sı ndan ş arı zması sonucu. k ş beyin cerrahîsi * Hastahanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bölüm. dört boş undan her biri. beyin karı kları ncı *İ çinde beyin-omurilik sısı vı bulunan. beygirlik * Beygire ait. dimağ u . beyhude yere * boş yere. kafa içinin.* Beygiri olan. un beyin üçgeni * Beynin alt tarafı ndaki üç kı mlı vrı yuvarlak çıntı kı . eğ itimi. beyin göçü * İ düzeydeki meslek ve bilim adamları uzmanlarıbir baş geliş ülkede yerleş çalı leri ile n ka miş ip ş amacı mak ile kendi ülkelerinden ayrı . * Bir ş yönetmede önemli görevi olan kimse. beyin yı kamak . düş üncesi yüksek düzeyde olan kimse. usa vurma. ve bilinç merkezlerinin bulunduğ organ. luğ beyin omurilik sısı vı * Örümceksi zarla ince zar arası ndaki boş bulunan beyinle omuriliğçepeçevre saran sı. lukta i vı beyin orağ ı * Beynin iki lopu arası ndaki zar. miş ile n beyin jimnastiğ i * Bkz. * Yararsı anlamsı z. beygirsiz * Beygiri olmayan. beyhude * Boş una. beyin * Kafatasın üst bölümünde beyin zarı örtülü. beslenen bölgenin çalı ş maz duruma gelmesi. eyi * Bilgisi. beyin takı mı * Bir kurum veya kuruluş yönetiminde etkin rol oynayan kimseler. boş boş gereğyokken. beygir için. u una. beyin cerrahı * Beyin konusunda uzmanlıyapmıcerrah. zihin jimnastiğ i. iki yarı yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluş duyum nı ile m an.

beynamaz * Namazsı namaz kı z. dimağ nı nda. çe. etkisi kalmamısöz. beyitli * Beyti bulunan. * Beyne benzeyen. mlı beyinsel beyinsi beyinsiz beylerbeyi * Sancak beylerinin baş ı . * Akız. herkesin bildiğ basmakalı ğ ı i. satı k. mirî. emirlik. pis (kimse). beyincik beyinli * Kafatasın art bölümünde ve beynin altı hareket dengesi merkezi olan organ. ğ ı ş beylikçi * Divanı kaleminin baş ı . enternasyonal. * Beyni olan. yla itli beyin zarı * Beyni üst üste saran zar. emaret. * Bir çeş küçük ve ince asker battaniyesi. düş lsı üncesiz. . beyiye * Bkz. beyin zarları * Beyni üst üste saran üç zar. * Anlam bakı ndan birbirine bağ iki dizeden oluş ş parçası mı lı muşiir . * Beyni olmayan. korteks. * Devletle ilgili. beynelmilel * Milletler arası . * Herkesin kullandı. çok bilinen. * Merkeze tam bağ olmayarak bir beyin yönetimi altı lı ndaki ülke. it beylik fın has çı r rı karı * devlet görevlisi olmanı insana birçok kazançlar sağ ğ ş yollu anlatmak için söylenir. baş yönde düş ve davranı ka ünür r duruma getirmek amacı çeş yollarla etkilemek. içinde beyit olan.* insanı . * Akı. * Rahat yaş ama. beylik * Bey olma durumu. p. * Beyinle ilgili. devlete özgü olan. uluslar arası . kendine özgü düş ve dünya görüş yabancı tı ünce üne laşrmak. devlet malı olan. n ladınıaka ı beylik söz * Herkesin kullandı. beyit * Ev. lmayan. düş llı ünceli. * Hükûmet.

Amerika Birleş Devletlerinde yaygıbir ilik m nda ik n çeş oyun. beynine vurmak * (içki etkisiyle) ne yaptını ğ bilemez duruma gelmek. cı beynelmilelcilik * Milletlerin sosyal sıfları nda uygunluk olması birlikte davranı gerektiğ savunan görüş nı arası ve lması ini . * kötü bir ş sezinlemek. beyni kaynamak * aş sı ı caktan sersemlemek. a beynine girmek * herhangi bir konuda birisini yönlendirmek. beyni atmak * Bkz.beynelmilelci * Bkz. sarsı lmak. delil. beysbol * Dokuzar kiş iki takı arası bir top ve sopayla oynanan. uluslar arası. t. cı k. beyninde ş ekler çakmak imş * çok üzülmek. bunalmak. * Bey oğ lu. huzurunu kaçı zlı rmak. beyyine * Bir olayı doğ n ruluğ ortaya koyabilen yöntem. beytülmal * Devlet hazinesi. ey beyni karı ncalanmak * zihin yorgunluğ undan düş ünemez olmak. ikna etmek. cı k. beyninden vurulmuşdönmek a * beklenmedik bir durum karş nda olağ ı sı anüstü bir üzüntü ve ş kı ğ uğ aş nlı ramak. * zihninde birden bir düş doğ ünce mak. tepesi atmak. baş ndan beyni sulanmak * düzgün düş ünemez olmak. kanı tutamak. ı beynini kemirmek * rahatsı k vermek. beyninde * Arası nda. it beysbolcu * Beysbol oynayan ve oynatan (kimse). beyni bulanmak * sersemlemek. bunamak. beyzade . rı beyni sı çramak * aklı ı gitmek. milletler arasılı uluslar arasılı enternasyonalizm. düş ünemez olmak. unu * Duruş sı nda bir düş ma rası ünceyi gerçekleş tirmek için baş vurulan belge.

nı bez tüyler * Bitkilerde salgı karan tüyler. çaput. kkı k beze * Yara veya çı sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluş şkinlik. beyzî * Yumurta biçiminde. çı bezci * Bez yapan veya alı satan (kimse). * Özenle büyütülmüş . beze beze bezekçi . lan * Pamuktan. lan it bezek * Süs. p bezcilik bezdirici * Bezcinin iş i veya mesleğ i. düz dokuma. * Herhangi bir cins kumaş . bezdirilmek * Bezmesine sebep olmak. söbe. beyzadelik * Soyluluk. nazlı kimse. gudde. * Herhangi bir iş kullanı dokuma. bezdirme * Bezdirmek iş i. bı nlıvermek.* Soylu kimse. bezdirmek * Bı rmak. bezmesine yol açmak. ban an iş * Bez (I). . rarak oluş bez bez bağ lamak * bebeklere altları kirletmesinler diye bez koymak. bez * Pamuk veya keten ipliğ inden yapı dokuma. * Bezden yapı ş lmı . usandı ktı rmak. * Hamur topağ pazı ı . * Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri. * Usanç veren. *İ çinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayı salgı turan organ. oval. ziynet. için lan * Geliş igüzel kumaş parçası . * Yumurta akı pudra ş ve ekeri ile yapı bir çeş kuru pasta. bezdirilme * Bezdirilmek iş i veya durumu.

bezekli. bezemek. süsletmek. * Süs. bezen bezeniş bezenme * Bezek. * Bezelemek iş i. dekoratif. nakkaş . süslü. donatmak. bezeklemek * Süslemek. süslenmiş i . yurdumuzun her yanı yetiş nda tirilen. dekoratör. tı cı bitki (Pisum sativum). bezenmek * Bezemek iş konu olmak. * Bezenme işveya biçimi. bezelemek * Hamur topağyapmak. rmanı bir * Bu bitkinin yuvarlak tanesi. bezeme bezemeci * Bezeme yapan oymacı nakkaş veya . ı bezemek bezemeli * Süslü. süslenmek. * Süsleme. bezetmek * Bezeme yaptı rmak. süsleyen ş ey. i bezelye * Baklagillerden. ı bezeli * Bezeğolan. i * Bezenmek iş i veya durumu.* Duvar ve tavanları boyayıbirtakı resim veya ş p m ekillerle süsleyen kimse. ine * Kendini bezemek. * Süslemek. tezyin. bezeyici * Bezekleme yapan ressam. tezyin etmek. . bezekleme * Bezeklemek iş i. süslenmek. süs. bezemecilik * Bezemecinin yaptı iş ğ . * Gelinleri süsleyen kadı n. bezetme * Bezetmek iş i. bezekli bezeleme * Bezeğolan.

bezirgân * Tüccar. ş te nı * Mesleğ sadece kazanç için kullanan kimse. ini * Yahudilere verilen ad. bezir yağsürmek. tülbent gibi eş ahı ı yaları lamak ve bunları sağ korumakla görevli kimse. bezlemek * Bez veya kumaş örtmek veya kaplamak.bezeyiş bezgi bezgin * Bezeme iş i veya biçimi. bezik * İ üç veya dört kiş ki. . i arası 96 kâğ oynanan bir çeş iskambil kâğ oyunu. * Bkz. * Yaş veya iş ama görme isteğ yitirmiş ini . bez. bezek. bezginleş me * Bezginleş iş mek i. bezirlemek * Bezir yağile yağ ı lamak. ine * Keten tohumu. * Bezmek iş konu olmak. bezirgânlı k * Bezirgâna yakır davranı ş ı ş . * Bir çocuk oyunu. ile . nda ı tla it ı dı bezilme bezilmek bezir * Bezilmek iş i. * Süs. ı bezleme * Bezlemek iş i. * Alıveriş çok kâr amacı güden kimse. bezirleme * Bezirlemek iş i. bezginlik * Bezgin olma durumu. bezginleş mek * Bezgin duruma gelmek. usanç. bezmek durumuna gelinmek. yorgunluk. bezir yağ ı * Keten tohumundan çı lan ve yağ boya yapmak için içine renkli maddeler katı çabuk kurur bir yağ karı lı lan. bezir yağ ı . bezirgânbaş ı * Padiş n kullanacağçuha. bezi herkesin arş na göre vermezler ı nı * genel kurallar kiş ilerin isteklerine göre bozulmaz.

* Çocuğ altı bez koymak. un na u bezm * İ meclisi. * Bezgin duruma gelmek. * bı çaklamak. keskin. bı bı a gelmek çak çağ * bı birbirine saldı çakla racak kadar zorlu kavga etmek. çı * Bezmek iş i. bırgan cı bı çak * Boru biçimindeki maden parçalarıiçini düzleş parlatmakta kullanı alet. bı çekmek çak * üzerindeki bı ı çağbirden ele alarak birine saplamaya hazı rlanmak. lan ı zlı * Jilet. * ameliyat etmek. bıp usanmak. bı atmak çak * bir hedefe bı fı çak rlatmak. bezzazlı k * Kumaş satma işmanifaturacı i. bezi andı ran. bılgan. bı gibi çak * ince. dost toplantı. bı bı yapmak cı cı * yı kanmak. * Bkz. bı altı yatmak çak na * (insan için) ameliyat olmak. bıl cı * Aş kemiğ altı bulunan küçük bir kemik. bı bı cı cı * (çocuk dilinde) Yı kanma. . kı * Bez dokusunda olan. n tirip lan * Bir sap ve çelik bölümden oluş kesici araç. çocuğ belemek. an * Çeş kesme iş itli lerinde kullanı keskin ağ araç.manifaturacı alı . ı k inin nda * Bu kemikle oynanan bir oyun. bezginlik getirmek. * Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yı kama aleti ve yeri. bılgan cı bır bır cı cı * Sürekli ve çok konuş için kullanı ma lı r. çki sı bezme bezmek bezsi bezzaz * Kumaş p satan kimse. lı k.

bı gibi kesmek çak * çok keskin olmak. çak ka bı lı çakçı k * Bı ve benzeri ş çak eyleri yapma veya satma iş i. bı silmek çak * bir işbitirmek. bı kemiğ dayanmak çak e * çekilen sıntı k katlanı kı artı lamayacak bir duruma gelmek. bı çakçı * Bı ve daha baş kesici araçlar yapan veya satan kimse. ine bı çaklatma * Bı çaklatmak iş i. ma. konuş sohbet) birden bitmek. bı k çaklı . bı gibi saplanmak çak * (sancı rı . çakla * Bı yaralamak. bı kını çak nı kesmez * kötüler yararlandı kimselere kötülük etmekten çekinirler. bı yarası çak onulur. çakla bı çaklanma * Bı çaklanmak iş i. * Çok az (fark). ağ) birden ve güçlü olarak gelmek. i bı vurmak çak * bı kesmek. bı yemek çak * bı çaklanmak. * birdenbire ve tamamen ortadan kaldı rmak. çok yakı(aralı n k). çakla * bı çaklamak. bı çaklamak * Bı kesmek. bı saldı çakla rtmak ve yaralatmak. bı çaklı * Bı ı çağolan. bı çaklanmak * Bı çaklamak iş konu olmak.bı gibi kesilmek çak * (söz. bı çaklama * Bı çaklamak iş i. ağ söz gibi gönül kıcı ı r rı davranı n hiçbir zaman unutulmayacağ anlatı ş ları ı nı r. dil yarası onulmaz * hakaret. bı çaklatmak * Bı saldıyı çakla rı tahrik etmek. kları bı sı çak rtı * Bı ıkeskin olmayan ters yanı çağ n . duruvermek.

bılmak kı * Usanı lmak. ndan lan * Motorla çalı bir çeş güçlü testere. bış kı mak * Bı işveya biçimi. . çkı bı n çkı * Külhanbeyi. çak * Bı yapmaya elveriş (maden). çkı aç * Bı yapısatan kimse. kalaslardan daha ince tahtalar kesen. n rnak an bı çkı * Tahta veya ağ biçmekte kullanı karşklı sapı ve iki kiş aç lan. boyları ve kenarları düzgün ve eş olarak nı nı it düzelten iş yeri.* Bı koyacak yer. bı cı çkı * Bı ile ağ ve tahta kesen kimse. çak li bık çı bılgan çı * Azmı yayı ş ş lmı(yara). * Bağ budamaya yarayan diş bı li çak. bış kı bış kı ma * Bış iş kı mak i. bı hane çkı * Bı evi. * Bı n olma durumu. kma i . bıp usanmak kı * çok bezmek. cesur. bı nlaş çkı mak * Kabadayı taslamak. çkı * Kı ve tı sa knaz. bı tozu çkı * Doğ ramacı bı dan çı ve çoklukla yakacak olarak kullanı toz ve talaş lı çkı kta kan lan . kabadayı . çkı p * Sel veya dere yatağ ı . * Korkusuz. yürekli. lı k bı nlı çkı k bık dı bılma kı * Bılmak iş kı i. bı evi çkı * Tomruklardan kalas. ş an it * Saraç bı ı çağ . ı iki lı olan i tarafı kullanı büyük testere. * Hayvanlarıtı kökünde oluş yara. gözü pek. bı nlaş çkı ma * Bı nlaş iş çkı mak i.

bı n kkı * Çok bı şusanmı bezmiş kmı . bı ma lkı * Bı mak işveya durumu. bı rcıeti ldı n * Bı rcıkuş ldı n unun saka ve avcı beğ larca enilen kı zı rmı eti. kkı k bı rma ktı * Bı rmak iş ktı i.* Karş klı ı olarak birbirinden bı lı kmak. ş . alı (kadı sa mlı n). . dolgunca. bı rcıgibi ldı n * kı boylu. erimek. me kı bı ldama ngı . bı nlıvermek. lkı i bı mak lkı * Bozulmak. bı nlıvermek kkı k * bir ş sürekli tekrarlayarak karş ndakini usandı eyi ı sı rmak. bı nlıgelmek kkı k * bı kmak. bı r ldı * Geçen yıbir yı l. bunalmak. usandı kması kkı k rmak. kma bı kma bı kmak * Bı kmak iş i. bı ldak ngı * Kafatası kemikleş meden önce kemiklerin birleş yerlerinde bulunan kırdak bölümü. usanmak. bı rmak ktı * Bı na yol açmak. bı ntı kkı * Bı duygusu. usanmak. bı l bı l ngı ngı * Dolgun ve pelte gibi titrek. boz renkli. bık bık llı llı * Çok tombul. etli butlu. bı rcı ldı n * Tavukgillerden. * Dayanamaz duruma gelmek. sürüp gitmesi yüzünden bir ş eyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek. yumuş amak. bı rı ktıcı * Bı nlıverici. yurdumuzda en çok güzün. * Tekrarlanması . l önce. benekli. eti için avlanan göçebe kuş (Coturnix). bı nlı kkı k * Çok bı ş kmıolma durumu. zedelenmek.

i ka * Unutmak. ine bı m rakı bı ş rakı * Bı rakmak iş i. bı ş rakı ma * Karş klı rakmak iş ateş mütareke.) Kalmak. terk etmek. ş ı ey ş ktan ı * (bulunduğ veya dokunduğ yerde) Oluş u u turmak. * Bı rakmak iş i. ş ma karş klı rakmak. döndürmek. * Bir iş sorumluluğ yükümlülüğ baş na vermek.* Bı ldamak iş ngı i. kta. * Sıf geçirmemek. ı bı lı i. bı rakmak * Elde bulunan bir ş tutmaz olmak. hürriyetine kavuş nı lamak. u iş * Saklamak. * Yanı almamak. korunmak için vermek. * Eski bulunduğ yerini veya durumunu değtirmemek. terk edilmek. görevlendirmek. kiş * Bir alı ktan veya bir iş vazgeçmek. * Bakı lmak. raş k raş * (bık veya sakal) Uzatmak. ş kanlı ten * Uğ maz olmak. ateş yapmak. vı aklı iş k bı Allah'ı seversen rak nı * bir kimse veya nesnenin değ ersizliğ belirtmek için kullanı ini lı r. terk. * Salı verme. hesaba katmasak da. ayrı birinden iş i. * Ayrı lmak. eyi * Koymak. * Bı rakma iş i veya biçimi. nı kası * Yapık olan bir ş yapıklı kurtulmak. * Sarkı tmak. yı * Özgürlük vermek. lı kes bı t rakı bı rakma * Tereke. artı rmak. in unu. bı ldamak ngı * (et ve sı için) Yumuş k veya şmanlısebebiyle oynamak. * Bir işbaş bir zamana ertelemek. artıuğ mamak. * Kötü bir durumda terk etmek. bı ki rak * saymasak. . na nda * Sahiplik hakkı baş na vermek. meydana getirmek. yanı götürmemek. lan . mütareke yapmak. bı ş rakı mak * Savaş çarpı gibi durumları ı bı ma. bı lmak rakı * Bı rakmak iş konu olmak. * (ölen. bı lma rakı * Bı lmak iş rakı i veya durumu. nı * Bir pazarlı belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. kes. ması sağ * Boş amak. ünü kası * Engel olmamak. titremek. nesne vb.

lı ı k na bıklı yı * Bığolan. lı p bık altı gülmek yı ndan * birinin durumuna belli etmemeye çalı gülümsemek. m yla yı nı vı bıklanma yı * Bıklanmak iş yı i. k bıksı yı z * Bığolmayan.bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor) raktım raktı). bığ silmek yını ı * bir işolmuş i bitmiş sayarak onunla uğ maktan vazgeçmek. bı z zbı bı k zdı bır zı * Davula sol elle vurulan ince değ nek. eti sevilen bir balı(Barbus fluviatilis). * Kadı k organın üst yanı cinsel zevk duyumu noktası bölüm. klitoris. bı rakması yol açmak. ı ı ladım ı ladı) ı rda) * uzun süredir hiçbir ilerleme ve değiklik göstermiyor (veya göstermiyorsun). bıklı ı yı duruma gelmek. sı * Asma gibi bitkilerde. * Balı klarda deri uzantı. yı bık burmak (veya bükmek) yı * çalı yapmak amacı bıkları kırmak. sarı tutunmaya yarayan sürgün. na bırak tı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun dıdikenli tohumu. bığ tı etmiş yı ı yınıraş ı olan. bıklı k yı balı * Sazangillerden. bı rmak raktı * Bı rakması sağ nı lamak. iş bı rma raktı * Bı rmak iş raktı i. * Ufak çocuk. bıkları almak yı ele * delikanlı çağ girmek. bıklanmak yı * Bığçı yı kmak. büyüklerinin boyu 2 m yi bulan. bığ tı etmemiş yı ı yınıraş ı olan. nlı nı nda olan . raş bık yı * Üst dudak üzerinde çı kı kan llar. ş arak bık bı yı rakmak * bık uzatmak. bığ balta kesmez olmak yını ı * kimseden korkusu olmamak. en ş ı bığterlemek yı ı * bığyeni yeni çı yı ı kmaya baş lamak.

) çok acı mak. biber gibi yanmak * (deri. * Bir kimsenin egemenliğ tanı ini ma. na lan iş biberlik biberon . * Biber konulan küçük kap. biber gibi * çok acı . bîbaht bîbehre biber * Bahtsı kadersiz. biber katmak. tazeyken sebze olarak yenilen veya kurutulup baharat olarak yararlanı ürünü. * Hoş görüsüz. zca il lmıturş biberiye * Ballı babagillerden. biat etmek * birinin egemenliğ tanı kabul etmek. * Acı . çiçekleri soluk en. pay almamı ş . Akdeniz çevresinde çok yetiş güzel kokulu yaprakları dökmeyen. lan biber atmak * içine biber koymak. z. biberlemek * Biber serpmek. yurdumuzda çok yetiş bir bitki (Capsicum annuum). biberli * İ biber katı ş çine lmı . z. en * Bu bitkinin. * Payı olmayan. * Biber yetiş tirilen yer. biber turş usu * Yalnı uzun yeşbiberden yapı ş u. zalim. biat edilmek * birinin egemenliğtanı i nmak. kötü talihli. nı mavi renkli. * Genellikle süt çocukları süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanı emzikli şe. göz vb. biber salçası * Kı zı rmı biberden yapı ş lmısalça. * Patlı cangillerden.Bi bîaman biat * Bizmut'un kı saltması . llı biberleme * Biberlemek iş i. * Osmanlımparatorluğ İ unda padiş ölünce tahta geçecek oğ ah lunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul ve tasdik edilmesi. amansı gaddar. çok yık bir bitki (Rosmarinus officinalis). ini mak.

bibliyografi * Bibliyografya. bibliyografik * Kaynakla ilgili. sı * Babanıkıkardeş hala. * Acız. * Meme. * Üslûp. cicili bicili. bibi bibliyofil bibliyograf * Bibliyografya uzmanı . lı k. kaynakları bilen uzman. . zavallı (kimse). biblo * Çeş maddelerden yapı heykel. bibliyotek * Kitaplı kütüphane. cici bici. bibliyomani * Hastalıderecesine varan kitap sevgisi. bîçare olmak * çaresiz kalmak. zavallı çaresizlik. zarif (kı z). itli lan yası biblo gibi * ufak tefek. bibliyografya * Kaynaklar. kitap düş k künlüğ ü. bibliyotekçi * Kütüphaneci. bibliyoman * Bibliyomanisi olan (kimse). kaynakça. bîçarelik biçem * Biçare olma durumu. * Kitapsever. * Bkz. n z i. vazo gibi zarif küçük süs eş . bici bicik bicili bîçare * Çaresiz. meme baş ı .bibersiz * İ biber katı çine lmamı ş . k. * Bkz.

biçim birimi * Kelimelere gramer bakı ndan biçim veren. tutum. * Biçmek iş i. eyi biçimine getirmek * sı nı rsatı bulmak. * Herhangi bir ş benzeri. biçim * Dıgörünüşş ş . punduna getirmek. taneleri ayı samanı lam veya balya durumuna getiren makine. * Biçmek iş yapan (kimse). rası. biçimcilik * Biçime sı sıya bağlı kı kı lı k. biçerdöver * Ekin biçen. ran. eyin * Sanat ve edebiyat eserlerinde dıgörünüşform. hem de bağ durumuna getiren makine. ekil. sı * Alılmıkural. * Biçilmek iş i. çoğ ek durumunda olan öge. bağ biçici biçicilik biçilme biçilmek * Biçmek iş konu olmak. * Manzumelerin kuruluş uyak düzenlerine göre olan dıgörünüş ş ve ş ü. biçime sokmak (veya biçim vermek) * bir ş biçimlendirmek. formalist. ş ı ekilci. * Yakık alan ş uygun ş ş ı ekil. içeriğyeterince önemsemeden. ekil. ş ekillenmek. ini * Biçicinin işveya mesleğ i i. fı nı biçimleme * Çeş maddelerin biçimsel imkânları birbirleri arası itli ile ndaki düzen iliş kilerini araşrma iş tı i. davranıveya belli biçimin dına çı ş ş ı ş ş kmayan (kimse). biçime ağ k veren görüş i z ı rlı . belli bir biçime girmek. * Özü. morfem. biçim bilimi * Yapı bilimi. elveriş (iş li ). döven. * Tarz. biçim biçim almak * biçimlenmek. ekil.biçenek * Her yı l belirli bir süre otlatı ktan sonra yeniden geliş bitkilerin biçilerek değ ldı en erlendirildiğtabiî çayı i r. biçimlendirilme . yalnıbiçim üzerinde duran. ine biçilmiş kaftan * bütünü ile uygun. mı u biçimci * Biçimcilik yanlı olan (kimse). ş . biçerbağ lar * Ekini hem biçen. formaliteci. en uygun durumunu yakalamak. morfoloji.

biçki dikiş kursu * Terzilik mesleğ öğ ini retmek amacı verilen kurs. biçki yapmak . i * Dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesme sanatı ı . eye biçimlendirme * Biçimlendirmek işş i. mevzun. biçimle ilgili. biçimi bozulmak. ş eye ekillendirmek. biçimlendirmek * Bir ş belirli bir biçim vermek. biçimlenme * Biçimlenmek iş ş i. ekle eklî. * Kötü. biçimli * Biçimi güzel olan. biçimi bozuk. ş ait. mıbir biçimsizleş me * Biçimsizleş iş mek i. * Çirkinlik. na en. ş zlı ı biçiş biçki * Biçmek işveya biçimi.* Biçimlendirilmek iş i. biçimsellik * Biçime uygun olma durumu. * Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüş türmek. biçimsel biçimselleş tirme * Biçimselleş tirmek iş i. biçimsiz * Kendine özgü bir biçimi olmayan. * Ortamı uygun düş yakık alan. ı * Kendine özgü billûrlaş ş biçimi olmayan (madde). yla biçki dikiş yurdu * Halka açıterzilik mesleğ öğ k ini retme ve uygulama yeri. yakıksı k. ş ey ekillenmek. hoş olmayan. ş ekilsiz. yakıksı ş z. biçimsizleş mek * Biçimsiz duruma gelmek. ekillendirme. ş ı * Biçime dayanan. biçimselleş tirmek * Biçimsel duruma getirmek. amorf. biçimlendirilmek * Bir ş biçim verilmek. biçimlenmek * Bir ş belli bir biçim kazanmak. ş formel. ekillenme. biçimsizlik * Biçimsiz olma durumu.

biçtirmek * Biçmek iş yaptı ini rmak. * Bidon satan kimse. langı bide bidon bidoncu bienal * Yı ı. * Bîgâne olma durumu. fiyat) Koymak. ı * Ekini. otu orakla. yanal ayrıları eş ve paralel doğ it tı da it rulardan oluş çok düzlemli cisim. * Uyanı uyumayan. an ur. nları nı vı kları * Bedenin belden aş ı ağbölümlerini yı kamakta kullanı tuvalet aracı lan . er. metal veya plâstikten. ı biçki yurdu * Biçki ve dikiş okulu. * Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eş iki çokgenden. menş prizma. bîgânelik bigudi . makine ile kesmek. bidayet * Baş lama. * Kadı n saçları kırmak için kullandı . * Dikilecek kumaşbelli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. m iyle * (değ paha. baş ç. * Yabancı . boru biçiminde küçük araç. slâm ndan kan iş lar * Sonradan türeyen ş ey. * Yaylı ateş öldürmek. Muhammed zamanı sonra ortaya çı değik yargı ve ilkeler. biçmek * Belli bir biçim vererek kesmek. * İ sı maddeler konulan. * Yontulmuş taş yapı ı . plâstik veya çinkodan yapı şçoğ çine vı lmı unlukla silindir biçiminde kap. k. tı rpanla.* dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesmek. bîdar bid'at * İ dininde Hz. biçtirme * Biçtirmek iş i. biçkici biçme * Kumaşbelli bir modele göre biçen (kimse). l aş rı lda biftek bîgâne * Izgara veya tavada piş irilen dana eti dilimi. sac. iki yı bir olan. *İ lgisiz. ı * Biçmek iş i. .

bîgünah bîhaber bihakkı n * Suçsuz. günahsı z. bîhuş bîilâç * Ş kı sersem. zlı * Kimsesiz. lan . z. ksı m lmadan. bilâhare * Sonra. tsı artsı sı zı bilâkis bilânço * Tersine olarak. * Habersiz. ki kadı bikir * Kı k. daha sonra. çaresiz. gerçekten. * Giriş herhangi bir iş belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçlarıkarşklı ilen te. aksine. herhangi bir kıtlama olmaksın. lı bilâr * Katranlı ldan yapı ve kalafat iş kı lan lerinde kullanı bir tür macun. tersine. aklı ı olmayan. bilâkaydüş art * Kayı z ve ş z olarak. tam tersine. olarak. * Hakkı hakkı ile. bilgisiz. bîkes bîkeslik bikini * İ parçalı n mayosu. deli. bikarbonat * Hidrojen karbonatlarıgenel adı n . sonraları . nı lan bijuteri * Kuyumcunun yaptı değ takı n tamamı ğ erli ı ları . umutsuz. lâçsı bijon anahtarı * Araba tekerleklerinin somunları sökmek için kullanı alet. bilâistisna *İ stisnası ayrı z. ayrı yapı z. * Değ olmayan maden veya taş erli lardan yapı ş . n ı durumu. lmıtakı yası bîkarar * Kararsı tereddütlü. * Bir kuruluş veya bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taş r ve un ı nı taş ı nmaz varlı ile bunları lamak için kullanı öz ve yabancı kları sağ lan kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge. sonradan. bilâder ağ acı * Amerika elması . aş n. baş nda * İ z. * Bîkes olma durumu. süs eş . erdenlik.

hep . bildirilme * Bildirilmek iş i veya durumu. eskiden beri. i. bağ oldukları lı vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi. bildik * Tanık. bildiğ inden ş mamak (veya kalmamak) aş * hiçbir etkiye aldı etmeyerek doğ bildiğdavranı sürdürmek. haber verilmek. araçsı aracız. bildirim ödencesi * Süresi belli olmayan sürekli iş sözleş melerinin daha önce bildirim yapı lmaksın yürürlükten kaldılması zı rı sebebiyle yükümlü olanlarca karştarafa verilmesi zorunlu olan ödence.. bilârdoculuk * Bilârdo salonunu iş letme veya oynama iş i. . bildiğ yedi mahalle bilmez ini * bir kimsenin çok kurnaz. bildirilmek * Bildirmek iş konu olmak. n ldı ı ı t. bilâvası ta * Vası z.-in hepsi.. tebliğtebligat. ine bildirim * Yazıolarak yapı açı lı lan klama. tebliğ . ihbar tazminatı ı . bildiriş . * Bu açı klamanı yapı ğkâğ ihbarname. rı ş ru i ş ı bildiğ okumak ini * herkes ne derse desin bildiğ istediğgibi davranmak. rudan doğ ruya. i bildiğ yapmak ini * verilen öğ ütleri dinlemeyerek tutumunu sürdürmek. il bir i bilârdocu * Bilârdo oynayan veya oynatan kimse. çok bilmiş olduğ anlatı unu r. fil diştoplarla ve isteka ile oynanan bir oyun. dolaysı doğ tası z. * Bilimsel bir konu üzerine yazı açı lan klama. a i * Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda. beyanname. tebliğ . sı z. kurum veya bir topluluk tarafı herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazı ndan lan yazı . beyanname.bilârdo * Yeş çuha kaplı masa üzerinde. ş tı nı bildim bileli (veya bildik bileli) * öteden beri. bildiri * Resmî bir makam. dı bildik çı kmak * birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanı kları anlamak. bildirge * Bir kimsenin resmî bir kuruluş herhangi bir durumu bildirmek için verdiğçizelge. bilcümle * Bütün. duyurulmak.

belirsiz geçmişş . bile bile lâdes * Kötü bir durumu öyle gerektiğiçin kabullenmiş i görünme. i z bileğ hakkı inin ile * kendi gücü ve kendi çalı ş ile. bilerek aldanmıgörünme. gel-ir. * Bilgiçlik taslayan. kasten. * (giysi eteğiçin) yalnıayaklar görünecek kadar (uzun). letiş me. önceden tasarlayarak. isteyerek. bildirme kipleri * Belli zaman kavramı veren. kolunda altıbileziğolmak. i bildiriş im * İ im. bile bile * Bilerek. bildirmek * Herhangi bir ş haber vermek. bilecenlik * Bilecen olma durumu. gel-ecek gibi.* Bildirmek işveya biçimi. bileğ kadar (veya bileklerine kadar) ine * (çamur. da. haberleş komünikasyon. . eyi * Herhangi bir konuda bilgi vermek. bile * Birlikte. belirli geçmiş . mek i bildiriş mek * Bir duygu veya düş ünceyi iş aretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlaş mak. bildirme cümlesi * Yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cümle. ş bilecen * Her ş bilen. dahi. bildirme * Bildirmek iş beyan. * Üstelik. kar için) ayakları içine gömülecek biçimde. * Aynı zamanda. lan ş bileğ altıbileziğolmak inde n i * Bkz. gelecek zaman kipleri: Gel-di. ukalâ. ifade etmek. n i bileğ güvenmek ine * gücüne veya hünerine güvenmek. lan bileğtaş i ı * Bı çakı çak. düş ünülerek. de. gelmişgel-iyor. * Anlatmak. i. geniş zaman. ması . . her ş eyi eyden anlayan. bildiriş me * Bildiriş işveya durumu. imdiki zaman. bileğ i * Kesici araçları bilemek için kullanı alet. makas gibi kesici araçları bilemekte kullanı ince taneli sarıist.

bileş faiz ik * Süre tarihine dek birikmiş faizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz. * Oyunlarda bileğ incinmesini önlemek için bileğ takı meş sargı in e lan in . en fazla. konsantre olmak. erek muş * Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluş ve bunlardan bağ z fiziksel. kasten.bilek * Elle kolun. keskin duruma getirmek. ik . * Ses ve görüntünün birlikte yer aldı film parçası ğ ı . e lan bileklik bileme * Bilemek iş i. * Bilemek iş konu olmak. ı iki i lı ini bilek kuvveti * Beden kuvveti. kalı n. bilek damarı * Nabı z. ı rı * isteyerek. kol kuvveti. ı n tiğ * Güç. bilek gücü * Kol kuvveti. mürekkep faiz. mürekkep. * Bir bileş oluş ke turan kuvvetlerin her biri. * Güçlendirmek. bilek güreş i * Karş klı kişdirseklerini dayayarak birbirlerinin bileğ bükmek. aş derecede istemek. kimyasal an ı msı nitelikler gösteren (madde). bilemek * Kesici aletleri zı mpara veya bileğtaş keskinleş i ı nda tirmek. bileş kap ik * Birleş kap. bilek saati * Bileğ takı küçük saat. * Bilenmek iş i. kuvvet. basit olmayan. * Hı rslanmak. bilemedin (veya bilemediniz) * en çok. bilenme bilenmek bilerek bileş en bileş ik * Birleş oluş . keskinleş tirmek. ayakla bacağ birleş i bölüm. bilek gibi * (saç veya akarsu için) gür. keskin duruma getirilmek. ine * Bir iş yoğ bir biçimde hazı e un rlanmak. etkisini artı rmak.

tiyatro gibi eğ nan. an bileş ikgiller * Bitiş yapraklı çeneklilerden. ik bileş kesir ik * Payı paydası eş veya payı na it paydası büyük olan kesir. ini * Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eş olan tek kuvvet. . mek i. terekküp etmek. me an * Bileş işveya durumu. * Bileş sonucu oluş cisim. p cı biletçi biletçilik * Bilet satma iş i. it * Bileş iş terekküp. terkip. bilet * Para ile alı konser. ndan bileş önerme ik * En az iki önermeden oluş yeni önerme. muhassala. biletli biletme biletmek * Bileti olan. bazı ik iki cinsleri uçucu yağ veya süt taş bir familya. ulaş araçları binme veya bir talih ı m na oyununa katı imkânı veren belge. * İ veya daha çok vektörün. paralel kenar kuralı uygun olarak geometrik toplamı almak. lence yerlerine girme. çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan. * Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluş unu belirleyen verilerin tamamı tuğ . lma nı bilet kesmek * bileti koparı alıya vermek. * Bilemek iş yaptı ini rmak. geometrik ki na nı toplam.bileş kaplar ik * Birleş kaplar. mek i bileş ke bileş me bileş mek * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turmak. bilet satmak. * Biletmek iş i. bileş tirme * Bileş tirmek iş i. bileş tirmek * Bileş mesini sağ lamak. ı yan bileş im * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turma. * Bilet satan görevli. sinema. bileş tirici * Bileş tirmek iş yöneten kimse.

malûmat. dikdörtgen. manı bilgi * İ aklın erebileceğolgu. malûmat. vukuf. bilezikli * Bileziğolan. lmı . malûmat. bilfiil bilge bilgece bilgelik * Bilge olma durumu ve niteliğ i. genel olarak dökme demirden yapı ş lmı uçları k ve esnek halka. gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. hakim. * (biliş imde) Kurallardan yararlanarak kiş veriye yönelttiğanlam. ı r bilgi edinmek * öğ renmek. soğ utma. hâkimane. vukuf. * Motor pistonları yağ na. * Bilim. cı * Bileyicinin yaptı işzağ lı ğ . i * Bilezik takmıolan. * Bilgili. sayalı ki. nsan nı i * Öğ renme. gerçekten. pirinç veya nikel kaplı demirden yapı şiki ucu delik gereç. * Mobilyaları ayak altları takı kare. kesik koni ve benzeri ş n na lan ekilli. bilgi kuramı * Bilginin temelini. vukuf. silindir. * Bilgeye yaraş (biçimde). e lan * İ borunun ucunu birleş ki tirmeye yarayan halkaya benzer parça. lama. * Bilgi. bilgi almak. malûmat. makinelerle yapı iş lan lemlerin düzenli biçimde yürütülmesi. epistemoloji. bilgi toplamak . özellikle sıntı önleme gibi amaçlarla yerleş zı yı tirilmiş . . bilim alanı uygulanan yöntemleri. araşrma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. bilezik * Bileğ süs için takı halka. söz geliş diyelim ki. iyi ahlâklı . bilgi iş lem * Özellikle bilgisayar vb. ması kan ünce * Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradı temel düş ğ ı ünceler. hikmet. cı ı k. olgun ve örnek (kimse). * Bir durumu öğ renmek. zağ . sempozyum. sır ve güvenilirlik bakı ndan inceleyip araşran nda nı mı tı felsefe dalı . açı * Kelepçe. * (İ Çağ lk felsefesinde) Kendini tanı n bilgisi.biletsiz bileyici bileyicilik * Bileti olmayan. ş bilfarz * Tutalı ki. inin i * İolarak. m m i. iş ş edinerek. bilgi ş öleni * Belli bir konunun tartıldı bilimsel toplantı ş ğ ı ı . * Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse. tı * İ zekâsın çalı nsan nı ş sonucu ortaya çı düş ürünü.

ş ı nda. yapı sı mühendisi. bilgici * Sofist. haberli. bilgilenmek * Bilgi sahibi olmak. u bilgiç bilgiç bilgiç * Bilgisi olduğ göstererek. bilgilik * Ansiklopedi. bilgicilik * Antik Yunan felsefesinde eleş akı . safsatacı lı k. bilgin tavrı bilgin gibi. i bilgilendirme * Bilgilendirmek iş i veya durumu.* değik yer ve kaynaklardan sağ iş lanan bilgileri bir araya getirmek. bilgilendirmek * Bir konuda bilgi sahibi olması sağ nı lamak. ğ ı bilgisayarlamak * Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan (kimse). * Bilerek. bilgin geçinmek. . unu bilgiçlik * Bilgiç olma durumu. bilgili * Bilgi sahibi olan. * Bilgisayar programcı. haberdar etmek. bilgin bilgince bilginlik bilgisayar * Çok sayı aritmetiksel veya mantı iş da ksal lemlerden oluş bir işönceden verilmiş programa göre an i. sofizm. elektronik beyin. bilgiçlik satmak (veya taslamak) * bilmediğhâlde bilir görünmek. p ran bilgisayarcı * Bilgisayar alı satı sı m mcı. malûmatlı . * Bilgisiz olduğ hâlde bilgili görünmek isteyen. kompüter. * Bilgili kimse. âlim. bilgili geçinen kimse. bildirerek. * Bilgine yakır. * Bilgin olma durumu. tiri mı * Baş nı ltmak için doğ olmadı bilinerek yapı uslamlama ve çı kası yanı ru ğ ı lan karsama. sı mcıveya bilgisayarcı lı k * Bilgisayar ticareti veya uzmanlı. bilgilenme * Bilgilenmek iş i veya durumu. bir yapısonuçlandı elektronik araç. öğ renmek.

raş bilim dı ş ı * Bilime aykı. * Bilgisiz olma veya bilgi yokluğ durumu. . rmak karı * Bilen. ta. rı bilim kadı nı * Bkz. bilgin. roman vb. z bilimsel * Bilgin. * Belli bir konuyu bilme isteğ inden yola çı belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araşrma kan. bilim kurgu * Çağ bilim verileriyle düş daş gücünden oluş film. temeli olarak yalnıbilim yöntemine önem verme. an bilim kurgusal * Biyoloji ve elektrikle ilgili olan. varsayı nı tı felsefe dalı mları araşran . bilgisayarlaş mak * Bilgisayar düzeniyle donatı lmak. bilgisiz bilgisizlik * Bilgi sahibi olmayan. malûmatsı cahil. bilimci bilimcilik * Bilginin. u bilgiyazar * Elektronik sistemle dizgi yapan alet. bilime uymaz. * Bilgi. bilim adamı . en çok. mahsus. * Tavuk gibi kümes hayvanları çağ nı ı için çı lan ses. ilim. cehalet. biyonik. tı süreci. malûmat. gayriilmî. ilkelerini. bilhassa * Hele. bilerek ve isteyerek. ş an * Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten n yararlanarak yasalar çı karmaya çalı düzenli bilgi. ilimcilik. bilim * Evrenin veya olaylarıbir bölümünü konu olarak seçen. z. baş özellikle. bili bili bili bilici bililtizam * Bile bile.* Bilgisayara geçirmek. âlim. her ş eyden önce. bilim adamı * Bilimsel çalı ş malarla uğ an kimse. bilim kuramı * Bilimlerin koydukları ünsel sorunları düş inceleyen ve tek tek bilimlerin yöntemlerini.

araşrı ve bağ z düş tıcı ı msı ünce. ş bilinçlendirme * Bilinçlendirmek iş i. bilincine varmak * anlamak. bilime dayanan. bilimsizlik * Bilimsiz olma durumu bilimsizce iş . ş ve nlı uur. bilimsiz * Bilime. ilmî. bilinç dı ş ı * Bilinçsizce yapı iş etkinliklerin bütünü gayriş lan ve uur. * Algı bilgilerin zihinde duru ve aydı k olarak izlenme süreci. dilendiğzaman kapsamı ş ı i ndakilerin bilince çağlabildiğzihin bölgesi. bilimselleş tirme * Bilimselleş tirmek iş i. temel görüş . n * Dimağ . * İ ruhunun. * Bir toplumdaki ruhî etkinliklerin veya ruhî durumlarıbütünü. ş rı i uuraltı tahteşuur. bilinç kaybı * Hafı yitimi. uur. bilimselleş tirmek * Bilimin metotları uygun duruma getirmek. bilincini yitirmek * bilincini herhangi bir sebeple yitirmek. Marxçı lı k. na bilimsellik * Bilimsel olma durumu. nanabileceğ savunan felsefe akı . baskı nda tutulan isteklerle bunlara bağ düş nsan altı lı üncelerden oluş ve bilince ulaş an amayan bölümü. za bilinçaltı * Bilinç dı olmakla birlikte. bilimsel toplantı * Uzmanları katı ile gündemi bilimsel konuları oluş n lı mı n turduğ toplantı u . * Kiş aklı geçenlerin birinci kişağ ndan yansılması inin ndan i zı tı . bilinçlendirmek . bilinç akı ş ı * Düş üncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. bilinç * İ n kendisini ve çevresini tanı yeteneğ ş nsanı ma i. bilimsel deneycilik * Her bilginin deneyle veya gözlemle doğ rulanabileceğ sı ini. bilimsel sosyalizim *İ htilâlci sosyalizm. * Temel bilgi. bilim yöntemlerine uygun olmayan gayriilmî. ini mı bilimsel düş ünce * Bilim temeline dayanan özgür eleş tirici.* Bilimle ilgili. kavramak.

eri * Bilinmek iş i. bilinen bilinme * Değ belli olan nicelik. agnostisizm. bilinçle yapı ş lan. ntı una * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ 'nı inin ini ini retiyi benimseyen (kimse). öğ renilmek. bilindik * Bilinen. ş uursuz. ş uursuzluk. bilinemezcilik * Bilginin bağ lı ı olduğ ve bundan dolayı olmadına inanan öğ ntı una salt ğ ı reti. ş uursuz. bilinmezlik * Bilinmez olma durumu. bilinemez * İ aklı bilinemeyen ş nsan yla ey. bilinçlenme * Bilinçlenmek iş i. muğ güç lâk. * Bilinçli olma durumu ş uurluluk. ş k uurluluk. * Belli olmaz. * Bilinci olmayan. bilinmedik * Bilinmeyen. malûm. * Eleş tirmeli bir biçimde. * Nesne. bilinmeyen * Değ belli olmayan. bilinmek * Bilmek iş konu olmak. . kuş meçhul. kendi etkinliğ farkı olan. * Nesne. bilinmedik. bilinçli * Bilinci olan. ş inin nda uurlu. eri bilinmez * Anlamı ve anlaş gizli ı lması olan. agnostik. olay ve edimlere uyanıbulunma durumu. meçhul. bilinçle yapı lmayan. bilinçlilik bilinçsiz bilinçsizlik * Biliçsiz olma durumu. bilindik. anlaş ine ı lmak. bilinemezci * Bilginin bağ lı ı olduğ inanan (kimse). * Kendi etkinliğ eleş ini tirmeli bir biçimde sezmeyen. kulu. bilinçlenmek * Bilinçli duruma gelmek. uurlu. * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ lâedriye. lâedri. bilinmeyen (nicelik). 'nı inin ini ini reti. olay ve iş karşuyanıbulunmama durumu. ş lere ı k uursuzluk.* Bilinçli duruma getirmek. ş uurlanmak.

ehlivukuf. biliş * Canlın. uzman. bir nesne veya olayıvarlına iliş bilgili ve bilinçli duruma gelmesi. bilirkiş i raporu * Bilirkiş hazı ş inin rlamıolduğ rapor. ile erek ik fat bilir bilmez * yarı bilgi ile. u biliş imci biliş me biliş mek * Karş klı ı olarak birbirini tanı muarefesi olmak. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş sistemi. bilistifade * Yararlanarak. im biliş teknolojisi im * Biliş imde kullanı bütün araç ve gereçlerin oluş lan turduğ sistem. ehlihibre. dı biliş kmak çı * tanı önceden tanıolmak. nı n ğ ı kin * Bildik. biliş ağ im ı * Teknik. * Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düş üncesine baş vurulan kimse. sibernitik. vukuf. informatik. kristal. eksper. mak. bilip bilmediğ göz önüne almadan. lı mak. * Biliş alanı uzman kiş im nda i. tanık. * Biliş iş mek i. cahillik. "sayar". bilisizlik * Bilisiz olma durumu. kları * Duru ve temiz kesme cam. cahil. dost. u bilirkiş ilik * Bilirkiş yaptı iş inin ğ . ş biliş im * Teknik. "yapar" anlamları isimlerle birleş birleş sı kurar. ehlivukuf. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş imde kullanı ve özellikle elektronik aletler aracı ı lan lı ile ğ düzenli bir biçimde iş lenmeyi ön gören bilim. * Billûrdan yapı ş lmı . ı bilisiz * Öğ renim görmemiş . ehlihibre. .bilir * "Anlar". 'ya nda * "İ olsun" anlamı kullanı nan nda lı r. m ini bilirkiş i * Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaş ğçözümlemek için kendisine baş mazlı ı vurulan kimse. * Öğ renmek. billâhi * Tanrı ant içerim" anlamı bir ant. billûr * Bazı cisimlerin aldı geometrik biçim.

lmıeş billûrlaş ma * Billûr durumuna gelme. * Genellikle billûrdan yapı ş ya satan dükkân. ey. çok temiz (su).* Koç yumurtası . * Belirgin duruma gelmek. billûrlaşrmak tı * Billûr durumuna getirmek. niteliklerini üstü kapalı eyin nı söyleyerek o ş ne olduğ bulmayı eyin unu dinleyene veya okuyana bı rakan oyun. billûru andı kristaloit. * Bilinmeyen ş muamma. billûrî * Billûra benzer. irisin arkası mercek görevini yapan. * (ses için) pürüzsüz. ı l * Billûra benzeyen. gerdan. kristalleş me. bilmeden * bilmeyerek. kristalleş mek. billûrlaş mak * Billûr durumuna gelmek. koloit karş . * çok beyaz ve pürüzsüz (kol. ı tı * Bilmek iş i. ran. billûrlu *İ çinde billûr bulunan. * Diyalize uğ rayarak çözümlenen madde. muamma. billûr cisim * Gözde. billûrlaşrma tı * Billûrlaşrmak iş tı i. eyi nda . ı nı bilmediğbeş i vakit namaz * her ş pek iyi bilir. billûriye * Billûrdan yapı ş lmıveya billûrla ilgili. anlamı bir söz. pıl pı parlayan (yer). billûr gibi * çok duru. billûrsu bilme bilmece * Bir ş adı anmadan. bilmece çözmek * bilmecenin cevabı bulmak. ündeki saydam cisim. mercimek biçim ve büyüklüğ nda. * Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. ı lı mamak. * Bol ıklı rı rı ş . göğ üs). * Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı ve kimya değmeleriyle geometrik biçim alması fizik iş . nı bilmece gibi konuş mak * açı anlaşr biçimde konuş k. billûr durumunda yoğ unlaş mak. * sonucun ne olacağ kestiremeden. billûr gibi. * Bir ş ne olduğ eyin unun bilincine varma. netlik kazanmak.

cehalet. elinden gelmek. size de. bilmukabele * Karş klı ı olarak. i. * Geniş zamanıolumsuz birinci tekil kiş olarak bilmem biçiminde kullanı duraksama. nı bilmem hangi (veya bilmem kaç. bilmezlikten gelmek * bilmiyor görünmek. bilmezlik. * -a/-e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleş fiiller oluş ik turur. n isi lı nca aş tereddüt anlamı verir. bilgiçlik taslayan. kavramaz. var saymak. bilmezlikten gelmek. bilmezleme * Bilmezlemek iş teçhil. "edemez" anlamları kullanı nda lı r. . * Bir bilim veya sanat dalı yeterli olmak. bilmemek * birlikte kullanı ğfiilin bir türlü gerçekleş ldı ı emediğ anlatı ini r. bilmezlemek * Bir kimseyi. bilmiş * Her ş bilir geçinen. nda * Bir iş yapmaya alı ş ş olmak. bilmezlik * Bilmez olma durumu. lı ı lı * (davranıtöresinde) Ben de. * Bazen "iş gelmek". "uygun bulmak" anlamı da kullanı ine nda lı r. bilgileş bencmarking. farz etmek. irketler arası bilgi satma. kadirbilmez gibi sözlerle "yapamaz". ey bilmezlenme * Bilmezlenmek iş i. teçhil etmek. * önemli veya anlatı gerekli görülmeyen ş için kullanı lması eyler lı r. * Sorumlu tutmak. sizlere de. nasıne) l. * Anlamak. ş bilmünasebe * Sı gelince. mı * Tanı hatı mak. *İ nanmak. bilsat * Kuruluş ş lar.bilmek * Bir ş anlamıveya öğ eyi ş renmiş bulunmak. i eyi ka ş . sı düş rası rası ünce. çok bilmiş . karşk olarak. bir ş bilmez göstermek. rlamak. * Sanmak. eyi * Bkz. bilmezlikten gelme * yazarı bildiğbelli olan bir ş bilmez veya baş türlü bilir görünecek yolda bir anlatısanatı n. bilmezlenmek * Bilmiyor gibi görünmek. ş ma. tecahül etmek. hatı rbilmez. tecahülüarifane. nda im. * Saymak. kim. bilmez * Anlamaz. bilmemezlik * Bilememe durumu.

. maden. kı yaslanmayacak ölçüde. dolaylı ruya . . bilyeli * Bilyesi olan. sürekli olarak düş değ tirmek. * Motorlu taş ı tlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak. M. nı ve yı * Bir isimden önce geldiğ aş lıve çokluk bildirir. -in hepsi. inde ı k rı bin bilsen de bir bilene danı ş * bir insan bir ş ne kadar iyi bilirse bilsin. kamu. toprak. bin bir ayak bir ayak üstüne * herkesin ayakta olduğ kalabalı u k. eyi bin bir * Pek çok. hep. gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir. ğ rudan doğ olmayarak. olacak bir kimse gerekir.. dokuz yüz doksan dokuzdan bir artı k. gönülden. her sıntı gideren.bilumum bilvası ta bilye * Bütün. * (birinin) Aracı ı araçla. çok sayı da. yaprak ve çiçek iş rma lenmiş giysi veya örtü. ünce iş bin kat * Pek çok. * Taş . e kı yı bin dereden su getirmek * birini kandı için birçok sebep ileri sürmek. man * Milyar. çı * her iş baş e. misket. * Bu sayın adı bu sayı gösteren rakam. bilyon bin * On kere yüz. bin dallı * Çoğ unlukla mor kadife üzerine sı ile kabartma dal. bin kalı girmek ba * birbirine benzeyen birçok iş yapmak. aş ı nmayı enerji yitimini önlemek için. bin derde deva * pek çok işyarayan. cam gibi ş eylerden yapı ş lmıküçük yuvarlak. dil dökmek. otomobil gibi taş n tekerleklerinde sürtünmeyi azaltmak amacı içine çelik bilye yerleş ı tları yla tirilmiş bölüm. öğ ütlerden çok daha etkilidir. 1000.. bin nasihatten bir musibet yeğ dir * yaş ş anmıolaylar. bin can ile * çok isteyerek. ve göbeklerdeki yataklara yerleş tirilen. bin piş olmak man * çok piş olmak. doğ lı ile. bilyeli yatak * Bisiklet. küçük yuvarlak. rmak bin iş bir baş çi. çoğ unlukla çelikten.

-diğiçin. * Çatı . hamil. ı ı nı binde bir * çok seyrek olarak. bina * Yapı . . le raş bin türlü bin yaş a! * Birbirinden çok farklı değik. . kendi eliyle yok etmek. bindirimli * Fiyatı rı ş artılmızamlı . bundan ötürü. çok iş * (memnunluk bildirmek için kullanı söz) çok yaş lan a!. dayamak. -den ötürü. * Rütbesi yüzbaşile yarbay arası bulunan ve ası ı nda l görevi tabur komutanlı olan subay. büyük zorlukla. olan eyi) nda z bindirilme * Bindirilmek işveya durumu. i * Dayanarak. bindirilmiş kuvvetler * Motorlu taş ı bindirilmiş tlara asker birlikleri. kurmak. rma. bindirim * Fiyat artı zam. bînamaz binbaş ı * Bkz. yapmak. ğ ı binbaşk ı lı * Binbaşrütbesi veya binbaş n görevi. bindi * Destek. binaenaleyh * Bundan dolayı . a * (bir düş sistemine göre) kurmak. bina etmek * yapmak. bin zahmetle * çok zor. beynamaz. bindiğdalı i kesmek * (kendisine gerekli ve yararlı ş farkı olmadan yararsıduruma getirmek. . bunun için. ünce binaen * -den dolayı . * Arapça fiil çatını sı konu edinen bilim ve kitap. inş etmek. i bindirilmek * Bindirmek işyapı i lmak.bin tarakta bezi olmak * birçok iş uğ mak. bunun üzerine.

binmeye yarayan. binmesini sağ lamak. binek * Binmeye ayrı şey ve daha çok at. oturtmak veya içine yerleş tirmek. kiremit. her birine bin. * Binmek işyapı i lmak. kapak veya kapın arkası doğ nı na rudan vidalanan. ap nı * Çı karma harekâtı katı birliklerin. nda * Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arası kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçaları nı ndan * Binme iş i. dolap gibi ş eylerin. binek taş ı * At veya arabaya binmek için üstüne çılan yüksekçe taş kı .bindirme * Bindirmek iş i. katmak. ahş parçaların durumu. lan * Binilmek iş i. * Bin sayınıüleş sın tirme biçimi. her defası bini bir arada olarak. bini bir paraya * pek çok ve ucuz. * Ata iyi binen kimse. * Ata binme ustalı. çı na lacak karma yerine gitmek için kendilerine ayrı deniz araçları lan na binmeleri. * Birbiri üzerine gelerek eklenen levha. * (taş Baş ı t) tarafı baş bir taş çarpmak veya bir yere vurmak. basit mekanizmalı kilit. binek atı * Sadece binmek. nda bininci * Bin sayınısı sı . ndan ka ı ta * Eklemek. bini çı ta. lan. binin yarı beş (o da bizde yok) sı yüz * çok düş ünceli görünen birine ş yollu "aldı aka rma!" anlamı söylenir. ğ ı * Ata binilerek yapı spor. biner bingi her biri. bindirme kilit * Gövdesi kutu biçiminde olan. sın ra fatı rada binicilik binilme binilmek . sı dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen. * Kapı . gezmek veya binicilik sporu için yetiş tirilen at. lmış * Üzerine binilen. * pek çok yapı pek çok olan. bindirmek * Bir kimseyi bir ş üzerine çı eyin kartmak. kanatları kapanı kalan aralı örtebilmek için bu kanatlarıkenarı çakı nca ğ ı n na lan bini aş mak * çok fazla olmak. binici * Binen.

katı lmak. binek hayvanı Kullanmak. otomobil gibi bir taş yer almak. gözü pek. için) * İistenilmeyen veya beklenilmeyen bir biçim almak. * Fiyat artmak. * Yüksek aş amalı bilginlerin ve yeniçeri subayların giydikleri cübbe. * Sonuç olarak. u * Birçok bin. uçak. korkusuz. binnetice binyı l biokütle * Bin yıiçine alan zaman dilimi. p nı biomikroskop * Kendine özgü bir ık ile kullanı çift göz mercekli mikroskop. ş ı lan bîperva * Çekinmez. nı * Üniversite öğ retim üyelerinin giydikleri cübbe. . k ı t * Yaklaş olarak üç litrelik büyük şe. n biomedikal * Hem biyoloji hem de tı ilgili olan. sakı nmaz. ı tta * (bisiklet motosiklet. * Atlı alayda giyilen giysi. biniş me biniş mek binit binit binlerce binlik * Bin liralıkâğ para. nihayet. fına atı rı lmadan önce. lı * Belirli zamanda sırları nı belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmalarıtoplam kütlesi. * Üstüne binilen hayvan. vapur. binek atı . eyin n kı nı rarak * Bir yere gitmek için tren. mek * İ parçadan biri. i * Atlı alay. pek çok. ş * Bir ş sış yanı ey kı arak ndakinin üstüne çı kmak. içine konulduğ oyuk gözlü tahta. pla biomekanik * Biyoloji. öbürünün üstünde olmak. fizyoloji ve tıkonuları mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme. ki * Kas kiriş birbiri üstüne binmek. leri * Kık bir kemiğ iki parçası rı in birbiri üstüne gelmek. * Binmek iş i. * Biniş durumu.biniş * Binmek işveya biçimi. * Eklenmek. * Hamur durumundaki ekmeklerin. ı k iş * Bin tanesi bir arada olan. binme binmek * Yüksek bir ş veya bir hayvanıüstüne çıp ayakları sallandı oturmak.

toplu olarak. * Ancak. * Sı veya zarf durumunda baş geldiğkelimelere kuvvet. bir an önce * Bir ara. bir * Sayı n ilki. bir ağ ı çıp bin dile yayı zdan kı lı r * ortaya atı bir söz çok çabuk yayı lan lı r. bir fincan kahvenin kı yı rı r... onunla övünülmemelidir. bir (veya sağelinin verdiğ öbür (veya sol) elin duyması ) ini n * yapı bir iyilik gizli tutulmalı lan . ları * Bu sayı gösteren rakam 1.* Çekinmeden. hem. istek veya kesin olmayan anlamlar katar. * Birçok. hep birden. ka mı zı bir .. * Sadece. yalnı z. müş a terek.. * Birleş ik. olabildiğkadar tez. sa * Geçmiş bir zaman. z nda * baş birinin yardı olmaksın. i bir an * Çok kı bir süre için kullanı sa lı r. rk l hatı vardı bir ağ ı zdan * hep birlikte. yanı kimse bulunmadan. kömür gibi bazıeylerin ölçü birimi. bir acı kahvenin kı yı rı r rk l hatıvardı * Bkz. bir (veya tek baş ı na) * yalnıolarak. fat ı na i * (tekrarlanarak) Bir kez. I. ş * Pek çok.. m * tek baş bulunan kimsenin istediğyerde barıp rahat edebileceğ anlatı ı na i nı ini r. bir abam var atarı nerede olsam yatarı m. er. * Eşaynı boyda. ğ ı * Tek. bir araba bir arada . it.. bir * Ortaklaşolan. bir alay bir âlem * Kendine özgü bir niteliğolan. i bir ara * Kı bir süre. birlikte. . * Değ önem bakı ndan birbirinden farksı birbirine eş birbirine benzer. * Toplu bir durumda. te * Odun. pek çok. beraberce. fazla. bir (veya bir de) * hem . mları z. korkmadan. . yı * Bu sayı kadar olan. bir sürü. * Herhangi bir varlı belirsiz olarak gösterir.

bir ayak üstünde bin yalan söylemek (veya bir ayak üstünde kı yalanı belini bükmek) rk n * çok kı sürede pek çok yalan söylemek. ayrı . hepyek. sa bir baba dokuz evlâdı besler. çok yaş ş lanmıolmak. * Bkz. ayrı * Olduğ gibi. i eyi bir avuç * Bir avuç dolduracak kadar. bir bardak suda fı na koparmak rtı * önemsiz. bir baş ı na * Tek baş ı na. küçük bir sorunu büyütmek. tam tamı eksiksiz. buluş mak. bir bakı ma * Baş bir görüş baş bir düş le. bir araya gelmek * bir yerde toplanmak. bir aş ı yukarı ağbir * amaçsıolarak gidip gelmeyi anlatı z r. ş bir ayak önce (evvel) * bir an önce. kı lı bir biçimine getirmek * çözüm yolu bulmak. nı nına bir ben. bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) * çok az. u na. bir araya getirmek * toplamak. ka ünüş bir baltaya sap olmak * belirli bir iş sahibi olmak. bir atı k barutu olmak (veya kalmak) mlı * bir konuda yapabileceğçok az ş bulunmak. ka le. her çocuk babası bakı nı u na lması ötekinden beklediğiçin sıntı kalı i kı da r. dokuz evlât bir babayı beslemez * çok çocuğ olan baba. bir baş (veya uçtan) bir baş (veya uca) tan a * bir yerin bir sırdan öbür sırı kadar. çok az. bir ayağçukurda olmak ı * yaş ayacak çok az zamanı kalmıolmak. bir bir bir bir * Birer birer. bir de Allah bilir * sıntıdurumlarda söylenilen bir deyim. * Az.bir aralı k * Bir ara. .

ünce iş bir damla . güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaş ı lmaz. bir çı da rpı * bir ele alı ele alıalmaz. bir çenekliler * Oğ ulcuğ bir çenekten oluş . bir çokları * çok sayı olan (kimse veya ş da ey). * hiçbir zaman. bir çift sözü olmak * söyleyecek bir ş eyleri bulunmak. bir daha yüzüne bakmamak * darı ilgiyi kesmek. lı p bir dalda durmamak * sısıiş k k veya düş değ tirmek. ş ş larla bir daha * bir kez daha. bir çenetli * Kapsüllü yemiş tek parçalı lerin olanları . * çapkı kimseler için kullanı n lı r.bir boy * Bir kez. bir bu eksikti * sıntıbir durum varken bir yenisinin çı kı lı kması üzerine söylenir. r bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz * küçük. bir çift * Bir takı m. bir çatı nda (olmak veya bulunmak) altı * aynı içinde. ş ta. bir iki. kapalı u muş tohumlulardan bir bitki sıfı nı. çabucak. i baş bir çuval inciri berbat etmek * düzelmekte olan bir durumu yersiz. bir boyda * Boyları it. bir çift söz * Bir iki söz. baş baş tan a. eş bir boydan bir boya * Bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar. bir çöplükte iki horoz ötmez * bir yerde iki kiş olmaz. yapı bir çekirdek geri kalmamak * bütünüyle denk olmak. * Hele. yanlıdavranı bozmak. * Biraz.

n ş ı ı na bir dediğbir dediğ tutmamak i ini * söyledikleri birbirine uymamak. bir deli kuyuya bir taş atar. * umulanı veya beklenilenin dında bir durumu anlatan cümlelerin baş gelir. bir de * ve olana katarak. . ndan bir derece (veya bir dereceye kadar) * biraz. bir defada * ara vermeksizin. bir kereye özgü olarak. le raş bir dirhem et bin ayı örter p * biraz kilo almak bazen insanı güzelleş tirir. * Bir kereye özgü olan. bir dikili ağ olmamak acı * evi veya mülkü olmamak. bir defalı k * Bir kere yapmaya yetecek kadar. fazladan.* Çok az. birazcı k. çı bir dostluk kaldı ! * az bir mal kalı satıları kullandı bir özendirme deyimi. * "ilk önce". nca cı n ğ ı bir dudağyerde bir dudağgökte ı ı * masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin. * (çocuk için) Çok küçük. ini bir defa * Olup bitti anlatan cümlelere katı lı r. ğ ı . "hele" anlamı da kullanı nda lı r. bir dokun bin ah iş (dinle) kaseifağ it furdan * insanları konuş turmak için biraz dertlerini deş yeter. bir dediğiki olmamak i * her istediğyapı i lmak. zahmeti çok olan bir iş uğ mak. mek bir dolu * Birçok. bir dirhem * Çok az. bir deri bir kemik (kalmak) * çok zayı flamak. tutarsıkonuş z mak. bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğ nemek * verimi az. bir dediğ iki etmemek ini * her istediğ hemen yapmak. bir don bir gömlek * yarı plak. kı akı çı rk llı karamazmı ş * bazen bir kimsenin yaptı yersiz bir işbirçok kimse tarafı düzeltilemez.

fı k gibi erkek ve dişorganları çiçeklerde. k bir elin sesi çı kmaz * bir davanıbir kiş n i tarafı savunulması ndan etkili ve yeterli değ ildir. bir eli yağ bir eli balda (olmak) da * varlıve bolluk içinde olmak. sı an bir gözeliler * Yapı tek bir hücreden oluş hayvanlar veya bitkiler. bir elini bı p ötekini öpmek rakı * aş saygı ı rı göstermek. bir gecelik * Bir gece için.bir düziye * Sürekli olarak. bir gece içinde olup biten. bir göz ağ larken öbür göz gülmez * keder veya sıntı kı varken dostlar. ladı ı karla bir elmanıyarı o. bir gömlek aş ı ağ * bir derece daha düş (birinden). akrabalar eğ lenmemelidir. bir el * (ateş silâh için) bir kez atı li m. * bir merkezden. bir geceye ait. bir evcikli * Mır. yarı bu n sı sı * birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanı lı r. sı ndı i ayrı kök bir fende kazıkakmak k * bir bilgi veya bilim dalı saplanmıkalmak. i . nda ş bir fincan (veya bir acı ) kahvenin kı yı rı r rk l hatı vardı * iyilik küçük de olsa unutulmaz. bir elle verdiğ öbür elle almak ini * yapar göründüğ bir iyiliğ sağ ğbir çı ödetmek. bir gözeli * Yapı tek bir hücreden oluş (hayvan veya bitki). * yardı arak iş daha kolay baş lı mlaş ler arı r. ü i. kar * bazı durumlarda yardı sıiş lmayacağ anlatı mcız yapı ı nı r. ancak aynı üzerinde bulunan (bitki). ceviz. bir elden * aynı kimse tarafı ndan. bir el bir eli yı iki el bir yüzü yı kar. tek hücreli. bir göz gülmek * hem gülüp hem ağ lamak. sı an bir gün evvel * olabildiğkadar çabuk. ük bir gömlek fazla eskitmiş olmak * birinden daha yaş ve daha görmüş lı geçirmiş olmak.

bir hamlede * Çabucak. . garip. bezmek. ne e bir iki * Birtakı bazı parça. bir hoş eylemek * hüzünlendirmek. m. i bir hücreli * Bkz. * Aynı . k * huyu değ mek. n bir iğ bir iplik olmak ne * Bkz. bir hâl olmak * bir ş çok tekrarlanması eyin yüzünden bitkin duruma gelmek. hiçbir zaman. bir iş aretine bakmak * bir işyapmak için hazıbeklemek. kı da sürse çekici ve güzeldir. bir hoş u olmak luğ * bir rahatsı ğ bir neş zlı. ı sı bir kafada * aynı üncede. bir hoş olmak *şı aş rmak. bir da. biraz. düş bir kalem * Bir an için. kötü bir durum karş nda söylenir. bir hoş * Tuhaf bir ş ekilde. bir gözeli. duraksamadan.bir günden bir güne * hiç. usanmak. ölmek. ı esizliğolmak. bir içim su (gibi) * (kadıiçin) çok güzel. çok. tek tür. bir atıta. fenalıgelmek. iğ ipliğ dönmek. benzer. lı ş bir hayli * Epey. bir iki demeden (demeye kalmadan) (veya bir iki derken) * duraksamadan. a sa bir güzel * Çok iyi. çok az sayı birkaç kez. i r bir iş oldu tir * istenmeyen. bir günlük beylik beyliktir * hoşgiden bir durum. karş ndakine vakit bı ı sı rakmadan. iyice. . * hüzünlenmek. iş * kazaya uğ ramak.

bir karıbeberuhi ş * çok kı boylu kimse. bir kaş suda boğ ı k mak * bir kimseye çok kı zmak veya çok öfkelenmek. iş bir kararda bir Allah * insan talihinin her an değebileceğ ve bunun olağ karş iş ini an ı lanması öğ nı ütler. eyi iye smet bir kol çengi (olmak) * ş sözler ve davranı çevresine neşsaçanlar için söylenir. bir kapı çı ya kmak * aynı sonuca varmak. bir kazanda kaynamak * anlaş mak. bir kişalı zı i i r * güzel ş herkes ister. bir koyundan iki post çı kmaz * birinden. dı r eder her gece yla rdı * sıntı yalnı k yüzünden iki dost (bile) birbiriyle dalaş anlamsıkonuş kı veya zlı ı r. a a. bir kerecik * Bir defaya mahsus olarak. uyuş bağ mak. * Bir kez. belli durumunu değtirmeden. bir karı ş * Çok kı sa. bir defa. sa bir karı bir koca. yakı nıyanları bulunmadını hiç çocukları n nı nların nda ğ veya ı olmadını ğ anlatı ı r. . ancak bir kiş kı olur. telâş rtı olmak. i rda bir kere * Aslı nda. gücünün yetmediğbir özveriyi beklememek gerekir. bir koş u * Koş koş koş çabucak. bir kalemde * birden ve toptan. z ur. ama o. i bir Köroğ bir Ayvaz lu. * Çok az. bir an için göz ardı etmek. * bir karı kocanıçocukların. daş bir kenarda durmak * gerektiğzaman kullanmak üzere hazı tutmak. bir karar * Aynı durumunu koruyarak. bir kı yamettir gitmek (veya kopmak) * çok fazla gürültü. patı . bir kı bin kişister. en ş larla e bir koltuğ iki karpuz sı a ğ maz * aynı zamanda birden çok iş ilgilenmek baş için sakı dı le arı ncalır. arak.bir kalem geçmek * boş vermek. mak.

bir mum al da derdine yan * baş yla uğ acağ kendi durumunu düş kaları raş ı na ün. azık. bir parça * Biraz. itli bir olmak * bir araya gelmek. iş birliğyapmak. birçok yerlere. belli oranda. birinci. bir bir o yana. bir nice * Bir hayli. biriktirmek. baş gelen. yeknesak. bir numara * Tek. bir kurş atı un mı * kurş unun gidebileceğuzaklı i k. ta bir o kadar * Ne kadar varsa o kadar daha. işyaramaz bir duruma düş e ürmek. çok az. nan * Çok küçük (çocuk). bir kulağ ı girip öbür kulağ ndan ı çı ndan kmak * söylenen söze önem vermemek. bir örnek * Aynı biçimde olan. bir bu yana * rastgele. cı bir parmak * Parmak ucuyla alı miktar veya parmak ucuyla alarak. e eri bir paralıetmek k * çok utanacak.bir köş atmak eye * gerektiğ kullanı için bir yere koymak. bir katı misli. bir papel etmemek * hiç bir iş yaramamak. bir nefeste * (söz ve içecekler için) Ara vermeden. . derviş geçinmeyi anlatı çe r. değ olmamak. bir numaralı * Birinci. bir lokma bir hı rka * hayatta azla yetinmeyi. i bir ölçüde * Biraz. birçok. bir nebze * Çok az. bir parça. çeş yönlere. bir postum var atarı nerede olsa yatarı m. inde lmak bir köş koymak eye * saklamak. m .

bir söyledi pir söyledi * uzatmadan. gereğgibi söyledi.* istediğ yere gider. ardı bir solukta * Çabucak. anlatmak. bir sı n çekirge. çarçabuk. bir ş sanmak ey * (bir kimseyi. durumu. ini bir sürü * Çok sayı pek çok. istediğ biçimde davranım. ifade etmek. kı kesmek gerektiğ söylenir. lca m llı bir tane . lı z bir sı ra * Üst üste. bir ş eyler. bir ş bir yeri) gerçeğ eyi. iş * bayı gibi olmak. değ erlendirmede yanı lmak. bir ş (veya bir ş olmak eyler ey) * huyu. eri bir pula satmak * bir kimseyi bir çı uğ kar runa harcamak. inden. çok kı bir sürede. bir sımlıcanı kı k olmak * çok cı ve güçsüz olmak. sonunda yakalanı n çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düş çekirge) çrarsı çrarsı rsı ersin * birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çı karak yapanı kötü bir duruma düş suçlu cezası ürür. bir ş eyler * daha fazla açı klamamak. sa bir söyle on dinle * az konuş çok dinlemek yaralı up olur. e bir ş ş eyin uyuu vukuundan beterdir * söylenti veya dedikodu olayıgerçekleş n mesinden daha kötüdür. im im rı bir pul etmemek * hiç değ olmamak. tutumu değmek. bir ş benzememek eye * işyarar durumda olmamak. z kalmaz. sa inde bir tahtada * bir defada. hemen. bir tahtası eksik * akı eksik. * belirtmek. bir ş söylemek ey * konuş mak. yarı akı. ardı na. lı r k * ölmek. birden fenalıgelmek. olduğ undan baş türlü düş ka ünerek hayal kıklına uğ rı ğ ı ramak. da. yeni huylar edinmek. yekten. i bir sözünü iki etmemek * birinin her istediğ hemen yerine getirmek. iki sı n çekirge.

vaktiyle. bir yana dünya bir yana * bir varlı çok değ verildiğ anlatmak için kullanı ğ a er ini r. hiçbir yolla. hem. bir tek atmak * bir kadeh içki içmek. it it bir türlü * (tekrarlı kullanı ğ ldında) iş yapı nıda. eyle ı laş . benimsememek. kök alma iş nda z lemleri yapı olan (nicelikleri gösteren lacak terim). llı bir terimli * Araları yalnıçarpma. "eskiden" anlamı söylenen bir tekerleme. yapı ı in lmasın lmamasın da aynı nı derecede kötü olduğ belirtir. bir taş iki kuş la vurmak * bir davranı birden çok yararlı ş la sonuca ulaş mak. bir yana * -den baş sayı ka. kuvvete yükseltme. nda * masal gibi geçip gitmiş k hayal olmuş . bir tutmak (veya bir görmek) * eş saymak. hariç tutulursa. ertelemek. bir tanem * Sevgi sözü. artı .. unu * hiçbir biçimde. bir temiz * Adamakı. bir tuhaflı olmak ğ ı * kendini iyi hissetmemek. bir yakadan baş karmak çı * bir çatı nda dirlik düzenlik içinde yaş altı amak. bir yastı baş ğ a koymak * (karı koca) evli bulunmak. bir vakitler * Geçmiş zamanda.. bir yaş daha girmek ı na *ş imdiye değ görmediğş ı in i aş lacak yeni bir ş karş mak. bir varmıbir yokmuş ş * bir masala baş larken. lmazsa. eskiden. bölme. bir tarafa bı rakmak (veya koymak) * önemsememek. yegâne.* Biricik. bir yastı kocamak kta * (karı koca birlikte) uzun bir ömür sürmek. eş görmek. bir yandan (yanda) * bir taraftan (tarafta). hem . bir torba kemik * çok zayı f.

eskiden. il. erini bir yol * Bir kez. rarak lan bira bardağ ı * Bira içmek için yapı ş bardak. sa * Yeterince değ yeter ölçüde değ il. i rmak bir zaman * Geçmiş zamanda. ş n nan biracı * Bira yapısatan kimse. * "Yahu. bir sürü. p * Çok bira içen (kimse). arpa suyu. * Pek az. bir zamanlar * Zamanı vaktiyle. bir yiyip bin ş ükretmek * kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değ bilmek. biralı k * Bira yapmakta kullanı lan. * Az miktarda. i birahaneci * Birahane iş leten kimse. çok değ il.bir yın ğ ı * birçok. pek çok. ş . nda. çok az. bir yol tutturmak * bir davranı bir tutum biçimi belirlemek. lmıözel bira mayası * Mayalanmıdurumdaki biranıyüzünden alı bir tür mantar. biraz. * Erkek kardeş . dost. eskiden. aynı zamanda da çabuk hazı rlanan bazı cak veya soğ yemeklerin sı uk yenildiğyer. n birahane * Genel olarak sadece bira içilen. bira * Arpa ile ş erbetçi otunu mayalandı yapı bir içki. vaktiyle. birazdan biracı lı k birader birazcı k . * Bira yapma ve satma iş i. * Belirli bir süre. bir yolunu bulmak * bir işsonuçlandı için çare bulmak. * Masonları birbirlerine verdikleri ad. arkadaş anlamı seslenme olarak kullanı " nda lı r. biraz * Kı bir süre için.

sayı belirsiz. dövüş mek. birbirinin gözünü oymak * araları aş geçimsizlik olmak. birbirini yemek * iki veya daha çok kimse birbiriyle uğ mak. bir hayli. raş birbirinin ağ na girmek zı * birbirine çok düş olmak. nda ı rı birci bircilik birçoğ u * Çok sayı olan kimse veya ş da ey. olay çı nı nı karmak. sı birbiri için yaratı ş lmıolmak * birbiriyle çok iyi anlaş mak. birbirine düş mek * araları lmak. * Tekçilik. müteaddit. hepsi bir arada. birbiri üstüne gelmek * arkası arkası ara vermeden. * Ansın. hemencecik. * Tekçi. birbirini tutmaz * birbiriyle ilgisi olmayan. kün birbirinin ağ na tükürmek zı * bir sorunda. * karı ş mak. lı * Biri diğ erinin yanı ra. araları bozmak. zı * Birlikte. monizm. araları anlaş k çı açı nda mazlı kmak. tutarsı z. sı * Bir defada. miş ı z i birbirinin gözünü çı karmak * kı ya dövüş yası mek. birbirine katmak * araları açmak. öteki de onu. birbiri * Karş klı ı olarak biri ötekini. birbirine kötülük etmek. monist. mak. birazı * Bir parça. * (iplik vb. için) dolaş çözülmeyecek duruma gelmek. na. birdenbire . birçok birden * Oldukça çok. beraberce.* Az sonra. bir olayda sözleş gibi. birbirine girmek * kavga etmek. ağ birliğyapmak.

sentez. soy oluş ı karş . * Toplumları turan ve düş oluş ünsel. * Bir türün kapsamı giren somut varlı içine k. öncülden varı sonuca giden düş lan ünme biçimi. bire bin katmak * çok abartmak. terkip. na. iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanlarıher n biri. kendine özgü ayı rı cı özellikleri de bulunan tek can. beklenmedik bir sı zı rada. insanları benzer yanları kendinde taş n nı ı makla birlikte. sı . birdirbir * Oyuncuları birbirinin üstünden atlayarak oynadı bir oyun. bire bir * Verilen ölçüdeki karş k. im . birer * Bir sayınıüleş sın tirme sayıfatı birine bir. birer ikiş er * Tek veya birkaçı birlikte olarak. * İ toplulukları oluş nsan nı turan. bir elemana karş bir eleman alı ki arası ı . * Bu biçimde oluş bütün. bire bin katmak. vermek * (buğ arpa. duygusal. n i im ontogenez. miktar. bireş im * Parçalarıveya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleş n tirilmesi. n kları bire . tı birey üstü * Tek bir bireyi aş an. narak yapı eş lan leme. sentetik. nohut. lan kadar ürün vermek. bireş imli birey * Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlı fert.* Ansın. birey oluş * Yumurtanıdöllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiğgeliş evrelerinin bütünü. ı msı * Bireş yolu ile elde edilen. i birebir gelmek * etkisini hemen ve kesin olarak göstermek. sun'î olarak bileş cisimler oluş ka ik turma. fert. an. bireysel duruma. * Doğ bilgisinde türü oluş a turan tek varlı klardan her biri. nedenden etkiye. her birer birer * Her biri ayrı olarak. an * Element veya baş maddeleri bir araya getirerek. hemencecik. *İ stenildiğgibi. ı lı bire bir eş leme * İ kümenin elemanları nda. * Genellikle fertlerin çevresini aş bireylerin bilincinden bağ z olan.. k. fert. kullanı tohumun belli bir katı day. abartmak. uygun. bire beş katmak * eklemek. fasulye gibi ürünler için) toprak. sentez. * Yalı karmaş olana.. zorunludan olası ilkeden onun uygulanması genel yasadan ndan ı k ya. küllîden cüz'îye. birebir * Etkisi kesin olan.

bireyleş me * Türle ilgili bir örneğ bireyde gerçekleş in mesi. * Bütüne. individüalizm. ikincisi olmayan ve çok sevilen. * Bilinmeyen bir kimse. politikalarıgenel adı n . ferdiyetçi. u biri yer biri bakar. birice biricik * En fazla. mesinden. tek. bireye özgü olan. * Yüklem durumunda olan bir isim takı nı belirtileni olarak kullanı ğ mın ldında. özelliklerin. tek.bireyci * Kişhakları savunan. . bireysellik * Birey olma olgusu. tek olana üstünlük tanı görüş ferdiyetçilik. ı msı iliğ me bireyleş tirme * Bireye özgü kı lma. bireysel olarak göz önüne almak. bireysel bireyselleş tirme * Bireysel duruma getirme. ran * Bireyle ilgili olan. iyi ran biri * Bir tanesi. individüalizm. bireysel olanı n çekilip çı lması karı . * Tamlanan olarak kullanı bazı tamlamaları tamlayanıküçümsendiğ hor görüldüğ anlatı lan isim nda n ini. genele değ de. ş lan n * Bireyi benzerlerinden ayı niteliklerin bütünü. i. ferdiyet. il yan . i nı * Bireycilikten yana olan. * Bağ z kiş e varan geliş süreci. kendine özgü olan ş eylerin. bireylik * Bir kimseyi dıgözlemciler gözünde benzersiz. kı yamet ondan kopar * bir ş eyden yalnıbir veya birkaç kişyararlanı baş na yararlanma imkânı z i r da kaları verilmezse bundan büyük sorunlar çı kar. biri çok olmak * haddini aş karş ndakini usandı arak ı sı rmak. ferdiyetçilik. bireye. bireycilik * Bireylerin yararları toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğ tutum veya nı reti. * Eş benzeri. bireyselleş tirmek * Bir ş ayrı eyi olarak. ferdî. yegâne. tek kı özellikler veya bunlarıtek biçimi. baş kaları ayı ndan rmak. a eyi *İ nsanlarıdoğ toplumsal ve tarihî geliş n al. * Bir kiş benzerlerinden ayı özelliklerin bütünü. bireyleş tirmek * Bireye özgü kı lmak. ünü r. belirtenin hor görüldüğ ı ünü anlatı r. ferdiyet. biri eş biri beş ikte ikte * ufak cocuğ çok olan kimseler için söylenir. * Ancak ortaklaş ve genel olarak var olan ş bireylere uygulama ve yayma.

kları * Bir niceliğölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değmez parça. birimci ekonomi * Birime bağ ekonomi. p ğ ı * Birbirine eklenip çoğ almak. birikme * Toplanı yılma. birileri birim * Bazı kimseler. * Herhangi bir aş ı sürecinde veya taş işyapı nma ı i ma lı alüvyonlu maddelerin bı lması rken rakı . oluş turduğ yapı u içinde. p ğ ı * Birikme iş i veya biçimi. birikme havzası * Kar ve yağ suların biriktiğbölge. * Bir kümenin her elemanı bir çokluğ oluş veya u turan varlı n her biri. ğ ı birikiş birikiş me * Birikiş iş mek i. k * Mal ve paranıtoplanıçoğ n p alma süreci.birikim * Birikme. koleksiyon yapmak. bir yerde toplanıyılma. lı birimler bölüğ ü * Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayı bölüğ lar ü. taki * Dilin. * Bir yerde kendi kendine birikmiş olan ş ey. * Öğ renme. mur nı i birikmek * Toplanı yılmak. birikiş mek * Bir yere toplanmak. i iş * Herhangi bir kuruluş alt bölümlerden her biri. ünite. yarar sağ lama gibi sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek. biriktirim * Biriktirme. * Bir ş parayı eyi. ş * Toplumları kültürel varlı nıgeliş geniş n kların ip lemesi ve uygarlıdüzeyinin yükselmesi süreci. deneyler sonucu elde edilmişeylerin bütünü. p ğ ı * Gözlemler. birikinti birikinti konisi * Dağk bölgelerden veya yamaçlardan sularıgetirdiğkum veya taş lı n i parçaların bir düzlükte oluş nı turduğ u yelpaze biçimindeki yın. ünite. i. vahit. ölçülü kullanarak artı rmak. tasarruf etmek. birincası f . bir araya gelmek. belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğ bağ larla tanı u ı ntı mlanan ayrı nitelikli öge. biriktirme * Biriktirmek iş tasarruf. biriktirmek * Toplayı yı p ğ mak.

yer. meyve dı. onu denetim altı bulundurmak. eyin nda birinin çanı ot tı na kmak (tı kamak veya tı kanmak) * sesini çı karamayacak. az sayı az. rada. arası birinci olmak * baş gelmek. sın ra fatı * Zaman.) Birinci mevki. * Az sayı olan kimse veya ş da ey. lan birinci * Bir sayınısı sı . sıf. orun. birisi * Bilinmeyen bir kimse. birinci zar * Yemiş derisi. ı k llı ı . tevhit. temel. * Tanrı n birliğ dile getirme. i rmak nda * bir ş yanı ve ayakta beklemek. vapur. * Bir etme. birkaç kiş herhangi biri. önde gelmek. da. susturmak. kötülük edemeyecek bir duruma getirmek (getirilmek). lan birinden) buz gibi soğ umak * birinden tiksinmek. rası * (ulaş araçları Mevki. ana. samimî. birisinden biri * içlerinden biri. * (çoğ durumda) Ş ul ampiyonluk için yapı yarı lan ş malar. iden birkaç birkaçı birleme * Çok olmayan. birinin baş dikilmek ı na * birinin yanı uzaklaş ndan mamak. ra mı kaları * Sı önem sı nda en üstün olan kimse. lerin ş ş ı birincil * Sı önemde ilk yeri alan. 'nı ini . birinci gelmek (veya çı kmak) * birçokları nda en iyi olarak seçilmek. uçak vb. ı m nda) nı birinci çağ * Yeryüzünün yaklaş üç yüz milyon yık çağ paleozoik. hekimlikte kullanı bir bitki. birincivası f * Birleş ikgillerden. birincilik * Birinci olma durumu. nda * bir işyaptı için yanı ayakta durmak. ta birinci orun * (tren. rada. dıkabuk. yüz yüze iliş kilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk. birincil grup *İ çten. tek duruma getirme. esas. sı bakı ndan baş ndan önce gelen.* Birleş ikgillerden hekimlikte kullanı bir bitki.

* Döllenmek için erkekle dişhayvanı bir araya gelmesi. miş birler birleş en birleş ik birleş cümle ik * Birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle. bir noktada kesiş (doğ yay). tek duruma getirmek. ) birleş oturum ik * Bir arada yapı oturum. inikat. birleş im * Birleş iş mek i. hasta olmak.). * Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları . en ru. ayakkabı ayak kabıdelikanlı (< ). başehir. kaptı . müttehit. birleş zaman ik * Yalı zamanlı çekimli bir fiilin -di (i-di). birleş değ me eri birleş me . i n * Birleş iş mek i. tedavi etmek gibi. sevecekmiş i (sev-ecek-miş sev-ecek + i-mişsev-er-se (sev-erse < ) < sev-er + ise) gibi. bildirdiğzaman: Sevdiydi (sevdi-y-di <sevdi+i-di). . gecekondu ik plaş ş zı ş kaçtı gibi. ses türemesi.birlemek * Bir etmek. (<deli kanlı kaptı (< kaptı ). kelime türünün değmesi. birleş isim ik * Birleş kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalı mıisim: Aslanağ . birleş kelime ik * Ses düş mesi. kaybolmak. buluş mek i yapı ulmak. birleş ilme * Birleş ilmek işveya durumu. -miş n ve (i-miş -se (i-se) gibi ek fiil eklerinden birini alarak . bir araya gelinmek. üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam iş kayması dolayıyla araları ek girmeyerek kalı mıiki veya daha çok sözden oluş kelime: pazartesi (< pazar sı na plaş ş an ertesi). birleş kaplar ik * Alt tarafları değ ik boyut ve kesitlerde borularla birleş ndan iş tirilmiş sistem. birleş kap ik * Alt tarafı birleş ndan tirilmiş kaplardan her biri. * Bir araya gelmişbirleş olan. kaçtı kaçtı gibi. lan da dan ru nı u * Birbirini kesen. sim mı ı p en hissetmek. birleş fiil ik * İ soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakı ndan kaynaş bütünleş fiil: Reddetmek. lan birleş oy pusulası ik * Seçime katı bütün partilerin adayları ayrı gösteren oy pusulası lan nı ayrı . bakakalmak. hissetmek (< hiss etmek). 'nı ini * Ondalısayı k sistemine göre yazı bir tam sayı sağ sola doğ ilk sayın bulunduğ basamak. * Tanrı n birliğ dile getirmek. zikretmek. i birleş ilmek * Birleş iş lmak.

ı yan ı t * Tek. birlikten kuvvet doğ ar * toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağ lar. . miş * Bağlı benzerlik. görüş olmak. birlikte * Bir arada. biryan pilâvı * Biryan yağile piş ı irilen pilâv. birleş tirme * Birleş tirmek işveya durumu. bir arada olma durumu. iken * Buluş bir araya gelmek. bağ . * Belirsiz olarak çokluğ anlatı(nitelediğisim çokluk biçimde olur). * Uzlaş mayı layan. halüsinasyon. dört dörtlük. kide birleş tirici * Birliğsağ i layan. i n * En büyük değ erdeki nota. beraberce. vahdet. i birleş tirmek * Bir araya getirmek.* Basit bir cismin bir atomu ile birleş ebilecek olan hidrojen atomların en yüksek miktarı nı . lı k. mak. lantı * Belli bir topluluğ yararları korumak için kurulmuş un nı dernek. * Bir taneden oluş . bir tane alabilen. sağ * İ veya daha çok nesnenin birleş ki mesini sağ layan. * Cinsel iliş bulunmak. te * Aynı amaç çevresinde toplanmak. * Uyuş aynı mak. birleş mek * Ayrı tek bir bütün durumuna gelmek. bir olma durumu. muş * Birleş . birli birlik *İ skambil. domino gibi oyunlarda bir iş aretini taş kâğ veya pul. vahdaniyet. bazı u r i . nda ş ı biryan * Tandı susuz piş rda irilen kebap. lan * Konunun bir ana düş çevresinde toplanması ünce . alay gibi bir bütün sayı topluluk. kimi. * Bölünmezliğiçeren yalı bütün. as. * Kaynaş mak. * Askerlikte bölük. vahdet. birsam birtakı m birun * Osmanlı sarayı Harem dairesinin ve Enderun'un dında kalan bölüm. * Yanı beraberinde. nda. tabur. birliktelik * Birlikte olma durumu. * Sanrı . birlik olmak * bir işyapmak için anlaş i mak.

tatlı ekmek türü. gevrek kuru pasta türü. çok küçük. lmıdar bisikletçi * Bisikletle spor yapan kimse. bit kadar bit otu * en küçük. eker lan bismillâh * "Allah'ıadı anlamı bir işbaş n ile" nda. ş veya tuzla yapı ince. bisikletsiz * Bisikleti olmayan. bisiklet yolu * Trafikte bisikletlerin geçmesine ayrı ş yol. küçük lokanta.biryan yağ ı * Tandı susuz piş rda irilerek yapı kebaptan çı yağ lan kan . bisküvi * Un. biryancı * Biryan yapan veya satan kimse. çkili . * Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleş ik. birçok çeş bulunan ve kuzey yarı kürede yetiş bir bitki. e larken söylenen veya ş ı korku gibi duyguları aş rma. insan ve memeli hayvanlarıvücudunda asalak olarak yaş böcek. çifttekercilik. bir bit * Yarı kanatlı alt takı na giren. m lar mı n ayan kehle (Pediculus). in ı t. * Yayıdövmede kullanı araç. itleri m en * Hidrojenli sülfatlara verilen ad. k lan * İ kahve. * Sı racagillerden. lan * Bisiklet satma. bisülfat bisülfür biş ek biş i * Çörek. onarma iş i. belirten söz. süt. çifttekerci. en ufak. bistro bisturi * Neş ter. bismillah demek * bir iş uğ olması i ile baş e urlu dileğ lamak. bisiklet * Tekerleğ ayakla çevrilmesiyle hareket eden iki tekerlekli taş çiftteker. bisikletli * Bisikleti olan. bisikletçilik * Bisikletle yapı spor.

* Bitik olma durumu. bitimsiz bitirilme * Sonu olmayan. ı lan bit yeniğ i * Bir iş gizli kalmıkötü ve aksak yanı kulu bir nokta. * Yapık. ine . bitimli * Sonu olan. * Toprağ bitki yetiş ı n tirme gücü. bîtaraflı k * Yansıolma durumu. * Durumu kötü. mümbit. sürekli olarak. bitirilmek * Bitirmek iş konu olmak. k bitik * Yorgunluk veya hastalı gücü kalmamı ktan ş . namütenahi. nihayet. biteviyelik * Aynı biçimde sürüp gitme durumu. biteviye. nı rı p * Bitirilmek durumu. bitey * Bitki örtüsü. verimli (toprak). bitek bitelge bitevi biteviye * Aynı biçimde.* Bitlere karşkullanı bir madde. * Son. yansı davranı z zca ş . * Bkz. bitiklik bitim * Bitmek iş i. * Bol ve iyi bitki yetiş tiren. münteha. flora. sonlu. yorgun düş mek. bîtaraf * Yansı tarafsı z. yorgun. bîtap düş mek * çok yorulmak. dolaş ş ı ı k. in ş . kuş bîtap * Bitkin. fena. z.ekli. sırlandılı belirlenmeyen. biti kanlanmak * sıntı kı içinde yaş bir kiş ayan i para ve varlıyönünden güçlenmek.

iltisakî. * Bilgili. bitirimci * Barbut kahvesi iş leten. bitirimhane * Kumar oynanan yer. komş u. lan * Yaman. bitkin duruma getirmek. mahvetmek. yormak. ini ik bitirmek * Bitmesini sağ lamak. bitirme * Bitirmek işitmam. a * Barbut oynatı yer. eklerle türetilen dil. barbut oynatan kimse. ik * Bitiş ken. * Yan. i. * Onulmaz duruma getirmek. bitiriş yemi * Et üretimi için beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji değ eri daha yüksek olan karma yem. bitirim yeri * Kumarhane. yardı fiilin iş ettiğzamandan mcıyla lan mcı aret i önce olup bittiğ anlatan birleş fiil. nlaş ş * Yandaki ev. açı kgöz. mezuniyet. sona erme. bitme. sonuçlandı rmak. i bitiş ik * Birbirine dokunacak kadar yakı mıveya yan yana olan. miş bitiş taç yapraklı ik lar * Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitiş olan bitkiler. . yer). ken * Bitiş olma durumu. bitirmiş bitiş çanak yapraklı ik lar * Çanak yaprakları birbirine bitiş bulunan bitkiler.sona erdirmek. yandaki. kumarhane. kahve. * Güçsüz düş ürmek. bitiş dil ken * Kelime kökleri değ meyen. tüketmek. * Bir bilim dalı veya baş bir alanda bilginin doruğ ulaş ş nda ka una mı(kimse). zeki. iş bitiş kenlik * Bitiş olma durumu. ik bitiş iklik bitiş imli bitiş ken * Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değikliğ uğ iş e ramayan (dil). bitirme fiili * Etmiş biçimindeki sı fat-fiille ve olmak yardı sı yapı ve fiilin.bitirim * Çok hoş giden (kimse. kumarhane. çok beğ enilen. tamamlamak. bitiş * Bitmek işveya biçimi.

bitiş me * Bitiş iş ittisal. bitey. aç . en bitki patalojisi * Bitki hastalı nı kları inceleyen bilim dalı . tiren bitkimsi hayvanlar * Mercan. bitiş tirme * Bitiş tirmek iş i. bitki bilimi * Bitkileri inceleyen bilim kolu. bitiş tirmek * Bitiş mesini sağ lamak. botanikçi. sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar. bitki * Bulunduğ yere kökleriyle tutunup geliş döl veren ve hayatı tamamladı sonra kuruyarak varlı u en. bitki örtüsü * Bir bölgede yetiş bitkilerin topu. kı z böceğ ağ biti. bitki coğ rafyası * Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğ rafya bilimi. nebat. yosun. bitki bilimci * Bitki bilimiyle uğ an. bitkileş me * Bitkileş işveya durumu. almıbitkilerin bir araya gelmiş durumu. rı * Bitki yetiş kimse. bitiş mek * Birbirine dokunacak kadar yanaş mak. mek i. bitki bitleri * Bitkiler üzerinde yaş ayan. nı ktan ğ ı sona eren. bitkin . bitkimsi * Bitkiye benzer. bitki bilimi uzmanı raş . bitkiyi andır. bitkici bitkicilik * Bitki yetiş tirme iş i. botanik. çiçek veya fidan biti gibi böceklerin ortak adı rmı i.* Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliğ i. ağ gibi canlı n genel adı aç ları . bitki sütü * Süt görünüş ünde bitki öz suyu. ot. flora. mek i bitkileş mek * Bitki durumuna gelmek. bitki topluluğ u * Benzer doğ olaylara ve yaş koş na uymuşbelirli bir görünüş ş al ama ulları .

bitkisel * Bitki ile ilgili. * Çok yorulmak. Bitlis köftesi * Yağz kı köftelik bulgur. bitler * Kanatlı alt sıfı giren. . larak rlanan ceviz büyüklüğ ünde bir yemek. bitli (veya kurtlu) baklanıda kör alısı n cı olur * işyaramaz da olsa. çıp yetiş eyler kı mek. bitlenmek * Üzerinde bit üremek. * Bitlenmek iş i. * Çok sevmek. bayı lmak. * Kendi bitlerini ayı klamak. güçsüz kalmak. yumurta ve baharat kullanı hazı sı yma. bitkisel kazein * Küspe ve sı yağ kları elde edilen azotlu madde. bitkiden elde edilen. ağ yapı sokup emmeye elveriş memelilerde yaş ve kanla beslenen bir lar nı na ı ları z li. * Sona ermek. nebatî. saç gibi ş için. bitme bitmek * Bitmek iş i. bitki cinsinden olan. çok zayı flamak. * Birinin bitlerini ayı klamak. vı artı ndan bitkisel yağ * Bitkilerden değik yöntemler kullanı elde edilen yağ iş larak . bitkinlik * Bitkin olma durumu. * Cimri. yağnar. * Bitki. çok yorgun. vücut temizliğ bakmayan (kadı ı ine n). beğ enmek. bitmek bitmek tükenmek bilmemek . bitli kokuş * üstü başkirli. bitkisel hayat * Hastalıveya kaza sebebiyle bilinçsiz ve hareketsiz duruma gelen kiş hayatı k inin . her ş isteklisi bulunduğ anlatı e eyin unu r. bitleme bitlemek bitlenme * Bitlemek iş i. ayan böcek takı . tüy. pirinç.* Gücü tükenmiş olan. * Beklenmedik zamanda ortaya çı kmak. * Tükenmek. mı bitli * Üstünde bit bulunan.

ı t ları mı vb. al ile. varlı n i . * Biyesi olmayan. t .* bir türlü sonu gelmemek. antı olan bitpazarı * Eski eş n alıp satı ğpazar. etek çevresine kendi kumaş ı veya baş kumaş geçirilen ince ş ndan ka tan erit. * Makinelerde. * Genel davranı ve hı ş ları rpanî giysileri ile toplum hayatı kopma eğ gösteren ve toplum dında bir ndan ilimi ş ı yaş sı genç. biyaprak biye biyel biyelcik * Küçük biyel. bitmiş i bitnik * pazarlı bir ş son fiyatı kta eyin . biyeli biyesiz * Biye geçirilmiş . karbon ve hidrojen bakı ndan çok zengin tabiî mı yakımaddelerinin genel adı sakı. yer zı * Yol kaplaması kâğ ve çatı n su geçirmez duruma getirilmesinde. sonu gelmeyen. * Doğ olarak. kol. alev ve koyu duman çı kararak yanan. * Yaprakları halka diziliş daha çok akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi. küçük hareketli çubuk. bitüm * Keskin bir koku. * Genellikle giysinin yaka. tabiatı tabiî. uçsuz bucaksı z. li. yoğ u n. bir ucu pistona. biyoelektrik * Canlı klarıürettiğelektrik. yanı nı ldı ı bittabi bitter * Bir çeş acı it bira. biyesi olan. bitmez tükenmez (veya bitip tükenmez) * hiç bitmeyen. kömür tozundan briket yapı nda nda. it ç sı * Acı çikolata. sı . * Bir çeş ardırakı. kullanı tabiî ıda katı unluğ bire yakı koyu kestane renginde madde. bitümleme * Bitümlemek iş i. eksilmemek. *İ çinde bitüm bulunan veya bitümün bütün özelliklerini gösteren. lan. öbür ucu volanı çeviren kaldı geçirilmiş raca bulunan hareketli çubuk. bitümlemek * Belirli bir kalı kta bitüm ile örtmek. biye geçirilmemiş olan. nlı bitümlü bîvefa * Sevgisine bağ olmayan. elbette. vefası lı z.

me. * Hayat hikâyesi. biyokatalizör * Canlı dokuları hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandı veya n ran kolaylaşran madde. dirim bilimi. tercüme-i hâl. biyolog * Biyoloji ile uğ an kimse. . biyoloji n ı nı lı coğ rafyası . gübre gazı cı . biyosfer * Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi. biyopsi biyopsi yapmak * parça almak. * Okulda biyoloji dersini veren öğ retmen. * Fizyolojide geçen fiziksel olaylarıbilimi. * Biyoloji ile ilgili. * Mikroskopta yapını sı incelemek amacı canlı bir doku parçası yla dan alma. biyojeografi * Bitki ve hayvanları yeryüzü üzerindeki dağ mı ve bunun sebeplerini inceleyen bilim. biyolojik fizik.biyoelektronik * Moleküler biyolojinin hücrelerin yapına giren moleküller arası geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen sı nda bölümü. dirimsel. biyoenerji * Biyokütlenin kimyasal dönüş ümüyle elde edilen enerji. dirim bilimsel. biyometeoroloji * Canlı üzerinde hava olayların etkisini inceleyen bilim. ayıevrelerini inceleyen bilim. hâl tercümesi. biyoloji uzmanı raş . biyoloji biyolojici biyolojik * Bitki ve hayvanları doğ geliş üreme gibi yaş ş n ma. lar nı biyonik * Biyoloji ve elektronikle ilgili olan. biyograf biyografi * Hayat hikâyesi yazarı . tı biyokimya * Hücreden en geliş organa kadar canlı miş dokuları inceleyen ve bunları turan maddeleri araşran bilim oluş tı dalı . n biyografik * Biyografi ile ilgili. * Dirim kurgu. biyofizik biyogaz * Ahı r gübresinden elde edilen yanı gaz.

nda ayan ğ ı ip biz attıkemik diye. * Katı ş dikerken iğ geçirecek yeri delmek için kullanı çelikten yapı şsivri uçlu ve ağ saplı bir eyi ne lan. el kaptı diye k ilik * bizim işyaramaz diye vazgeçtiğ e imizi baş kaları erli buldu. * (bazı yazarlar için) Ben zamirinin yerine kullanı lı r. * Bir çeş kara renkli mika. mı bizdenlik * Bizden olma durumu. bize de mi lolo? * iş içinde bir iş in olduğ bilmez miyiz sanı unu yorsunuz?. z zda bir zı biz bize benzeriz * aramı fark yok. onun öyle bir üstün durumu olmadını ndan rı ğ biliriz. ı bîzar * Tedirgin. it * Çoğ birinci kişzamiri. zda ş ları z dı biz kı kiş birbirimizi biliriz rk iyiz. biz araç. tutar ellere baş açar ı nı * bize yabancı duran yakımı dostumuz. ul i * Resmî konuş mada. özünden. kendinden. bizcileyin * Bizim gibi. özelliklerimiz veya tutum ve davranı mıaynır. kendisi. * birbirimizi çok yakı tanız. usandı rmak. ş (Acipenser nudiventris). akrabamıbaş nı z. ince sivri uçlu bir tür çuvaldı z. bizim gelin bizden kaçar. bezmiş . bizar etmek * tedirgin etmek.biyoş imi biyotit biz * Organ dokuları ndaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu. . bizatihi bizce * Kendiliğ inden. biz * Ülkemiz suları yaş bir mersin balı türü. lmı . * Bize göre. bizden * Bizim tarafı zda olan (kimse). yardı eder. tı ğ . bı kmak. bazen teklik birinci kiş i zamiri ben yerine kullanı lı r. usanmı bezginlik getirmiş ş . aç * Maraş inde kalı karton parçaların iğ kı iş n nı neyi rmaması sağ nı lamak ve delik delmek iş leminde kullanı lmak üzere hazı rlanmıtahta saplı ş . z kaları rahatça içtenlikle. na m . bizar olmak * usanmak. aramı yabancı kimse olmaksın. değ biz bize * Yalnıbiz.

* İ olarak kullanı ve ası lâç lan l maddesi bizmut olan karım. kendisi. * Voleybolda. * İ resim veya yazı ı konulan karton kap. blok inş aat * Birbirine bitiş yapı yapı ik lan lar. blokaj * Bloke etmek iş i. bizleme bizlemek bizlengiç bizmut * Atom sayı 83. atom ağ ğ209 olan. n ları kları * Yakıçevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanı n lı r. yoğ sı ı ı rlı unluğ 9. ı r * Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan. * Bizlemek iş i. lan * Bankacı bir varlın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafı kullanı lı kta ğ ı ndan lamaması durumu. durdurmak. blâstulâ blender blok * Yumurta hücresi embriyon olurken morulânı geliş içi boş n erek yuvarlak biçime girmesi durumu. * Ucu çivili değ nekle hayvanı dürtmek. yla * savaş durumundaki bir ülkenin dıülkelerle iliş ş kisini engellemek.bizimki * Bizim olan. * Ucu çivili değ nek. bir bütün oluş turan. üzerine beton dökülmesiyle yapı dolgu. kılı beyaz renkli. morulâ. * Kadı n kocaları nları ndan. ş ı bizon bizzat * Kendi. çine kâğ tları * Birbirine bitiş büyük yapı ik lar. ş ahsen. * Piş irmeden önce malzemeyi kesip karı ran elektrikli alet.8 olan. u zı msı kılgan ve katı element. * kapatmak. önünde iki veya üç kiş elleri ile ı inin oluş turdukları perde. bloke bloke çek * Keş tarafı anlaş ideci ndan mazlın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğ çek türü. Kı rı bir saltması Bi. ş tı * Amerika'da yaş bir cins hörgüçlü yaban öküzü. hareketini durdurma. * Politik çı karları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğ u. file üstünde karşoyuncunun topu sert vururken. * (futbolda kaleci) topu yakalamak. . kocalarıkarı ndan söz ederken kullandı söz. ayan * Kocaman ve ağ kitle.3° C de eriyen. * Hareketine engel olma. * Sivri taş n toprak zemine dikine çakı ları larak. bizimle ilgili olan. 271. ğ ı u bloke etmek * kullanı nı lması önlemek amacı el koymak. * Kullanı lması önlenmişel konulmuş . bloklaş ma .

kı blöf yapmak * karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için aslı ldı ten rmak olmayan söz söylemek veya aldatı cı tavı nmak. bloksuzluk * Bloksuz davranma. r takı blöfçü blûcin * Giysi yapı bir tür mavi. bloklaş mak * Blok durumuna gelmek.* Bloklaş iş mak i. nları na kları lan * Blöf yapan (kimse). bağ sı lantız. bloknot bloksuz * Yaprakları kolayca çı labilecek biçimde yapı ş defteri. kaba pamuklu kumaş lan . knatı kuş ı ka boca . çok iri. tan lan n * Boagillerden. blûz boa * Vücudun üst bölümüne giyilen. bobin kıcı rı * Dağ k iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elveriş biçime getiren makinede çalı (kimse). ı nı li ş an bobinaj * Bir filmi veya mı slı ağbir makaradan baş bir makaraya sarma. * Bu kumaş yapı (giysi). yalnıGüney Amerika'da yaş z ayan. lantızlı blöf *İ skambil oyunları elindeki kâğ nda ı olduğ tları undan baş gösterme davranı. * Fotoğ filmi rulosu. ka ş ı * Karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için söylenen ası z söz veya takılan aldatı ldı ten rmak lsı nı cı tavıkuru sı. raf * (kâğ ve karton için) Tampon silindiri veya mihver boru etrafı sarı ş ıveya kartonun sürekli ı t na lmıkâğ t uzunluğ u. zehirsiz. lan * Kadı n boyunları aldı yı biçiminde dar ve uzun kürk. yı nını lanlar takı nıbir bölümü. bağ sı k. tan lan blûm * Bir tür iskambil oyunu. kartı lmınot * Hiçbir bloka girmemiş olan. mın * Makara. *İ çinden elektrik akı geçebilen yalı ş ile bu telin. makara tiresi gibi sarıbulunduğ silindirden mı tı tel lmı lı u oluş aygı an t. genellikle ince kumaş yapı veya iplikten örülen kadıgiysisi. boyun kürkü. güçlü bir yı (Boa constrictor). r. boalar bobin * Sürüngenler sıfın. boagiller * Avları yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarısı nı p karak boğ ve ezen sarı yı an lgan lanları kapsayan zehirsiz yı lanlar familyası .

* Geminin rüzgâr almayan yanı . bocuk * (Ortodokslarca kutlanan) İ n doğ yortusu. ileri sürmek. na boci * Ağ yük taş ı r ı yarayan. ı * Bir iş tutulması te gereken yolu kestirememek. rüzgâr üstü. dökmek. belirtmek. boduç bodur * Ağ veya topraktan yapı ş aç lmıküçük testi. nı ağ da bodrum gibi * basıtavanlı k . * Enine göre boyu kı ve tı sa knaz. nı ve ç ndan ya aç bodoslama * Bodoslamak iş i. ı nı z bocalatma * Bocalatmak iş i. genellikle güneş görmeyen (oda). bodoslamak * Açı klamak. orsa veya rüzgâr üstü karş . bodrum * Bir yapın yol düzeyinden aş ı kalan bölümü. ı tı boca alabanda * Boca etme komutu. bocalama * Bocalamak iş i. ı nı * (birden çevirip) boş altmak. . krı bodoslama * Gemi omurgasın baş kıtarafı yukarı uzanan ağ veya demir direklerden her biri. ne yapacağ bilememek. bocurgat * Ağ yükleri çekmek için manivelâ ile döndürülen ve döndürüldükçe. poca. bocuk domuzuna dönmek * çok semiz ve besili olmak. bocalamak * (gemi) Rüzgâra karşgidemeyerek sürüklenmek. kararsıolmak. baş taraftan. iki kalıve küçük tekerleğolan el arabası maya n i . sa'nı um * Domuz. bodoslamadan * Ön taraftan. boca etmek * geminin baş bocaya rüzgâr almayan tarafa çevirmek. bodrum katı * Bir yapın zemin katın altı olan ve oturulabilen en alt katı nı nı nda . çekilecek ş bağ bulunduğ ı r eyin lı u urganı kendi üzerine saran çı k. bocalatmak * Bocalaması yol açmak.

* geliş memek. nce * Sağ anak. * Damı k erkek sır. boğ anak boğ asak * Boğ gelmiş aya veya boğ isteyen inek. yla lan boğ ada * Küllü veya sodalı ile çamaş yı su ı kama. boğ asamak * (inek) Boğ istemek veya boğ gelmek. astar. bodur pas * Arpa yaprakları yerleş ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar (Puccinia hordei). boğ güreş a i * Daha çok İ spanya ve Meksika'da. bodur tavuk her gün (veya her dem) piliç * kı boylular oldukları daha genç görünürler. sa ndan bodurlaş ma * Bodurlaş işveya durumu. ğ ı boğ ak boğ k alı boğ otu an * Düğ çiçeğ ün igillerden. a aya boğ ası * İ bez. . * Anjin.bodur kalmak * boyu uzamamak. kurtboğ otu (Acunitum nda an napellus). mak i bodurlaş mak * Bodur duruma gelmek. özel olarak yetiş tirilmiş ayı boğ yenmek amacı yapı gösteri. Koç ile İ kizler burçları nda yer alan burcun adı arası . r * Yı kanmak üzere hazı rlanmıçamaş n üzerine sı kül suyu süzme iş ş ı rı cak i. bora. özellikle kökünde akonitin adı bir zehir bulunan bitki. a boğ asama * (inek) Boğ asamak iş i veya durumu. \343 Zodyak. na en * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. zlı ğ ı * çok güçlü görünen. * Boğ olarak kullanı için ayrı bir yaş a lmak lan ı yukarı ndan erkek sır. Boğ a boğ a boğ gibi a * Zodyak üzerinde. vücudu iyi geliş (delikanlı miş ). bodurluk * Bodur olma durumu.

boğ olmak az * boğ ağmak. ki arası * İ kara arası ki ndaki dar deniz. * Yiyeceğiçeceğsağ i i lanan kimse. keleye çekmek. na. iş üm za n * İ dağ nda dar geçit. boğ kavgası az * Geçim için yapı didinme. tahı boğ düğ azı ümlenmek * üzüntüden boğ tı azıkanmak. . boğ derdi az * geçim için uğ ma. eyler boğ kurumak azı * çok susamak. boğ açmak az * ağ n dibini kazarak toprağkabartmak. iş boğ iş azı lemek * durmadan bir ş yemek. n. boğ ola az * "afiyet olsun. ca z nı boğ açı azı lmak * iş artmak. azı rı * imrenmekten boğ şmek. iaş e. iltihaplanmak. güğ gibi kaplarda ağ yakıdar bölüm. kı ları boğ dokuz boğ az umdur * bir söz iyice düş ünmeden söylenmemelidir. boğ durmaz az * yeme içme ihtiyacın baş ihtiyaçlar gibi geri bı lamayacağ anlatı nı ka rakı ı nı r. a kide boğ az * Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluş turan organlar. lan boğ meselesi az * Geçim derdi. * Ş e.boğ çekmek aya * (inek) boğ ile cinsel iliş bulundurmak. boğ inmek azı * bademcikleri şmek. imik. boğ içinde kavga var az * aş bir biçimde açlını ı rı ğ gidermeye çalı ı ş anlar için söylenir. hazı rlama sıntı . azıiş boğ tokluğ az una * ayrı ücret verilmeden yalnıkarnı doyurarak. raş * yemek piş irme. açları ı boğ boğ (veya gı gı a) gelmek az aza rtlak rtlağ * zorlu kavga etmek. * Yeme içme. * Yedirip içirme yükümü. derbent. yarası bereketli olsun" anlamı yemek yiyenlere söylenir.

sı boğ ndan artı azı rmak * yiyeceğ inden kıp parası artı sı nı rmak. lüzumundan fazla. boğ ndan geçmemek azı * sevdiğbir kimsenin yokluğ veya yoksulluğ dolayıyla bir yiyeceğyalnıbaş yemekten üzüntü i u u sı i z ı na duymak. iş kesilmek. boğ azlamak * Hayvan veya insanı azı keserek öldürmek. nı boğ nı azı sevmek * yiyip içmeye düş olmak. i eyi boğ na düş azı kün * yiyip içmeyi çok seven (kimse). gibi tahı boğ na durmak azı * yediğş yutamamak. boğ nı rtmak azı yı * olanca gücüyle bağ ı rmak. boğ ndan kesmek azı * yiyip içmede çok tutumlu davranmak. ı rı boğ na sarı azı lmak * üstüne yürümek. ine. kan dökerek öldürmek. boğ nı azı doyurmak * karnı doyurmak. sesi çı kmamak. kün boğ nıkmak azı sı * bunaltmak. boğ na dikkat etmek azı * yiyeceğ içeceğ özen göstermek. kaygı sebeplerle) isteksiz yemek. boğ nda düğ azı ümlenmek * söylemek istediğ heyecan veya üzüntü yüzünden diyememek. azı yında lan boğ azlama * Boğ azlamak iş i. sıntı kı vermek. ini boğ nda kalmak azı * ağ ndaki lokmayı zı üzüntü dolayıyla yutamaz duruma gelmek. ine boğ na dizilmek azı * (üzüntü. boğ azkesen * Bir boğ savunmak için deniz kısı yapı hisar. .boğ na bir yumruk tı azı kanmak (veya gelip oturmak) * konuş amaz olmak. boğ ndan * Gaddarca. boğ na indirmek azı * fazla ve geliş igüzel yemek. aş ölçüde. boğ na kadar azı * pek çok.

boğ durtma * Boğ durtmak iş i. boğ macalı * Boğ macaya tutulmuş olan (kimse). boğ azlatma * Boğ azlatmak iş i. boğ maca * Çoğ unlukla çocuklarda nöbet nöbet öksürüklerle görülen bulaş bir hastalı ı cı k. ktan tı yla elde edilen. azı * Çok az yemek yiyen. ş maz . boğ azlatmak * Boğ azlamak iş yaptı ini rmak. * İ dut. * (motorlu taş ı tlarda) Fazla yakımotoru çalı duruma getirmek. boğ durmak * Boğ iş yaptı mak ini rmak. iş . boğ durtmak * Boğ durmak iş birine yaptı ini rmak. iş z. soluk alması engel olarak öldürmek. t. boğ mak azlaş * Birbirini boğ azlamak veya kı ya dövüş yası mek. bastı rmak. boğ durulmak * Boğ durmak iş lmak. yemek isteğçok olan. i yapı boğ ma azlaş * Boğ mak iş azlaş i. ip veya benzeri ile bir ş çepeçevre sı eyi kmak. kuru üzümün mayalandı sonra ilkel araçlarla damı ncir. bir kimseyi bir ş fazlası eriş peş eyin na tirmek veya uğ ratmak. boğ durulma * Boğ durulmak iş i. * Tamamı kaplamak. alkol derecesi düş lması ük bir tür rakı . yı na * El. boğ mak * Bir canlı. i tahlı boğ z azsı * Boğ olmayan. azı * Çok yemek yiyen. boğ azlı * Boğ olan. i yapı boğ ma * Boğ iş mak i. tahsı boğ durma * Boğ durmak iş i.boğ azlanma * Boğ azlanmak iş i. sarmak. * Silik bir duruma getirmek. boğ azlanmak * Boğ azlamak iş konu olmak veya boğ ine azlamak iş lmak. yla * Peş e yapmak.

mak ine * Havası ktan ölmek. boğ maklı * Boğ makları olan. um boğ boğ mak mak * boğ boğ um um. iş * İ damarlarıveya sinirlerin yumak gibi toplandı yer. uk sı sı boğ uklaş ma * Boğ mak iş uklaş i. boğ um * Boğ ulmuşsılmıyer. ş uk boğ ulma * Boğ ulmak iş i. kıklaş uk sı mak. boğ boğ ula ula * Boğ ulacakmıgibi. * Bunaltmak. * Çok sı sıntı cak. * Kılmı(ses). * (renkler için) Uygun düş memek. kık kık. boğ maklı kuş * Toygar kuş unun bir türü. * Geliş mesine engel olmak.* Bir durumu baş bir durum yaratarak örtmeye çalı ka ş mak. kı ş * Parmak veya kamısaz gibi bitkilerin şkince bölümü. um boğ umlanma * Boğ umlanmak iş i. zlı * Bunalmak. boğ ucu * Boğ özelliğolan. . boğ umlamak * Boğ durumuna getirmek. boğ bir biçimde. kı veren. . boğ uk boğ ulmak * Boğ iş konu olmak. ma i * Solunumu güçleş tiren. boğ uklaş mak * (Ses) Boğ duruma gelmek. sı ş boğ boğ uk uk * Boğ bir biçimde. boğ umlama * Boğ ulmak iş i. nce n ğ ı boğ boğ um um * Çok boğ umlu. ş . boğ mak * Boğ yeri.

ı luğ z tuğ itli boğ umlanma noktası * Ağ boş unda seslerin oluş u noktalarıher biri. uş i boğ ulmak uş * Boğ mak işyapı uş i lmak. boğ umlanmak * Boğ oluş boğ boğ olmak. um um * Bir ses çı karmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak. umu * Zor soluk alma. * Sınt ı kı . lan it bohçacı * Bohça içinde dokuma eş gezdirip satan kadı ya n. boğ umlu boğ untu * Boğ olan. ı luğ z tuğ n kak. ı z itli rayarak ses olarak çı . eyi * Güreş rakibin kol ve ayakları üst üste getirerek kı ldayamaz hâlde alttan kavrayıkucaklamak. telâffuz. eyler e . bohçalama * Bohçalamak iş i. bohça böreğ i * Bohça biçiminde sarı bir çeş börek. boğ ulma uş * Boğ ulmak işveya durumu. çı mahreç. * İ ip kakı tiş ş mak. * Bir ş değ eyi erinden çok yükseğ satma iş vurgunculuk. te nı mı p bohçası koltuğ almak nı una . dövüş mek. * Ufak ve seçme tütün dengi. um mak. boğ ma uş boğ mak uş * Birbirinin boğ na sarı azı lmak.* Ciğ erlerden gelen havanı ağ ve burundaki çeş nokta ve bölgelerde engellemeye uğ n. . kması boğ umlanma bölgesi * Ağ boş unda seslerin oluş u çeş bölgelerden her biri. donuk. * Sınt ı kapalı kı lı . * Boğ mak iş uş i. ıı lı boğ unuk * Kık. boğ untuya getirmek * birini bunaltış ı p aş rtmak yolu ile kendisinden. bohçacı lı k * Bohçacın iş nı i. ihtikar. e i. bir iş veya mal karşğolarak çok miktarda para çekmek. bohça * İ çamaş elbise gibi ş koyup sarmaya yarayan dört köş kumaş çine ı r. boğ sı uk. bohçalamak * Bir ş bohça içine koyup sarmak.

tiksinilen. bok böceğ i * Kıkanatlı n lardan. iş son vermek. kara çalmak. a kan ey ntı bok üstün bok * çok kötü. güzel görünür. . bohçası koltuğ vermek nı una * kovmak. ı bok etmek * (bir iş bir ş bozmak. bok yedi baş ı * burnunu her işsokan. ayı ı veya topluluk). * Güç durum. can sı ş ve onun ayrı ve pürüzleri. bok yemek düş mek * birinin bir iş karı e ş maması . bok yemenin Arapçası * yakıksı ğ büyüğ ş zlın ı ı ü.* kendi isteğ ayrı iyle lmak. eyi) bok karı rmak ş tı * bir işbozacak biçimde davranmak. i bok püsür * hoşgitmeyen. çok berbat. ey runa boka nispetle tezek amberdir * çok kötü bir ş yanı ondan daha az kötü olanı eyin nda. bok yoluna gitmek * yararsı gereksiz bir ş uğ yok olmak. z. i. ine bohçası toplamak nı * eş nı yası toplamak. berbat etmek. bok yemek * yakıksıbir iş ş z ı yapmak. bohem * Yarını ünmeden günü gününe tasası derbeder bir yaş şolan edebiyat ve sanat çevresinden (kimse nı düş z. boklama * Boklamak iş i. kötülüğ görülen ş kı ü eylere karşbir sövgü sözü olarak söylenir. her işkarı e e ş an. burnunu sokmaması gerekir. ş kı * (kaba konuş mada) Hor görülen. bohem hayatı * Baş yaş ş ı boş ayı . bok canı olsun na * bılan. bok atmak * (birine) leke sürmek. genellikle otçul memeli hayvanlarıgübrelerinde yaş ve bokla beslenen böcek n ayan (Geotrupes stercorarius). bok * Dı .

zlaş bokun soyu (veya bok soyu) * kılan veya tiksinilen bir ş karşsövgü olarak söylenir.boklamak * (bir yeri veya bir iş Kötü bir duruma getirmek. yararsı z. yumruk oyuncusu. boklanmak * Kötü bir duruma gelmek. boku çı kmak * bir iş veya durum tatsı mak. ş ı t karş tı * Özel bir cam içinde likör. boku bokuna * boş boş yok yere. i) boklanma * Boklanmak durumu. boklaş ma * Boklaş durumu. bol . u una. pislenmek. dar karş . pis. kı ı. * Kötü durum. zı eye ı bokunda boncuk bulmak * birine hak etmediğhâlde çok değ vermek. lan ü. boksör * Boks oynayan kimse. * Pislik. derme çatma. boks boksit boksörlük * Boksörün işveya mesleğ i i. i er bokunu çı karmak * bok etmek. * Korindon. bokuyla kavga etmek * çok sinirli ve geçimsiz olmak. ı tı * (nicelik bakı ndan) Olağ mı andan veya alılandan çok. ş arap. * Belirli kurallara uyularak yapı yumruk dövüş yumruk oyunu. boklu bokluk * Boku olan. boktan * temelsiz. meyve ve maden suyu karı rı hazı ş larak tı rlanan içki. mak boklaş mak * Kötü bir duruma girmek. eye bol * İ girecek ş boyutları daha büyük veya geniş çine eyin ndan olan. her ş öfkelenir olmak.

eli açı zengin gönüllü. bolarmak * Bol duruma gelmek. sa n * Ağ ritmli bir İ ı r spanyol dansı . zenginlik. * Bu dansımüziğ n i. * Oldukça geniş . * Kı ve kolsuz kadıceketi. ndan bollanma * Bol duruma gelme. bol paça * Geniş paçalı . nı p bol kepçe * Servis sı nda yiyeceğbol bol dağ rası i ı tma. mak i bollaş mak * Bol durumda olmak. bol bolamat * Refah. * Bolalmak iş i veya durumu. bolca * Oldukça çok.bol bol * Fazla. ölçüsüz. sıntı düş kı ya meden. büyük miktarda. bollanmak * Bol duruma gelmek. bol bulamaç * Bol bol. nı bolalma bolalmak bolarma bolero boliçe Bolivyalı * Bolivya halkı olan. * Bolarmak iş i veya durumu. bol doğ ramak * (parası) saçı savurmak. * Bollaş mak. saçı apş . bollaş ma * Bollaş işveya durumu. çok. * Yahudi kadı. k. çokça. pek çok. * Cömert. . ş al. geniş lemek. * Dökük. bolluk. bol keseden * bol bol.

* iyi hazı rlanmı çok çalı ş renci). ş . bollaşrmak tı * Bol duruma getirmek. bollatma * Bol duruma getirme. geniş letmek. eyin u * Fazlalı k. çı * Bomba biçiminde. bolluk * Bol olma durumu. komünistlik. bombacı * Bomba kullanan veya yapan kimse. sağ göz alı. yüzyı ları doğ ve Lenin tarafı geliş l baş nda an ndan tirilen komünist hareket. cı li. Bolş eviklik * Rusya'da XX. eyin u * Her ş bol olduğ (yer). sı * Bolş eviklikle ilgili olan. gösteriş lam. bolometre * Iş mölçer. n bomba * Yan yelkenlerin alt yakası gerip açmak için kullanı yatay seren. bombalamak . it * Canlı cansıhedeflere atı içi yakı ve yıcı veya z lan. nı lan bomba gibi * iyi. * bir olay birdenbire ortaya çı karak herkesi ş ı aş rtmak. bombacı lı k * Bombacın işveya mesleğ nı i i. cı kı maddelerle doldurulmuş . li * Büyük fı veya varil. ş (öğ mı bomba gibi patlamak * öfkelenerek. birdenbire ve yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. bombalama * Bombalamak iş i. cı ateş silâh. bom bomba * Bir çeş kumar. türlü büyüklükte patlayı. kalıdemirden kap. bollatmak * Bol duruma getirmek. * Her ş bol olduğ zaman. ı nı Bolş evik * Bolş eviklik yanlıkimse. Bolş evizm * Bolş eviklik.bollaşrma tı * Bollaşrmak iş tı i veya durumu.

klı ı bombesiz * Bombesi olmayan. inde lan bombardon * Bandoda en kalısesi veren. * Patlı cangillerden. nefesli çalgı n .* Belli bir hedefe. bomboş * Büsbütün. * Bombalama. tamamen boş . bonboncu * Bonbon yapan veya satan kimse. bonbon *Ş ş eker erbeti içinde kaynatı üzeri ş lı p ekerle kaplanmımeyve. iş k. iş klı bombe bezi * Ayakkabı sayaların burun bölümlerine içten dikilen bir kumaş nı türü. bombardı man * Topa tutma. ı r bombardı uçağ man ı * Bombalama iş kullanı uçak. ş bonbon ş ekeri * Bkz. * Ş kinlik. bomboz bon otu niger). bombardı etmek man * top ateşveya bomba ile bir yere saldı i rmak. turucu ve zehirli. ine bombalatma * Bombalatmak iş i. bonbon. bombalanma * Bombalanmak iş i. bombalatmak * Bombalamak iş yaptı ini rmak. çok berbat. kabarı k. . bir veya iki yık otsu bir bitki (Hyoscyamus llı * Çok boz. bombeli * Ş kinliğ kabarı ğolan. bombalanmak * Bombalanmak iş konu olmak. hekimlikte kullanı uyuş lan. bombok * Çok kötü. çoğ unlukla havadan. kabarı tümsekli. iş i. pistonlu. bomba atmak. * bir kimseyi ağ sözlerle paylamak. bombe * Ş kin.

boncuklanı ş * Boncuklanmak işveya durumu. tahta. boncuklaş ma * Boncuklaş iş mak i. li boncuksuz * Boncuğ olmayan. ter boncuk biçiminde yuvarlak taneler oluş ı . lan lı * Kasaplıhayvanlarda karnıiçinde. boncuk fasulye * Bir tür iri taneli fasulye. delik. bonfilelik * Bonfile yapmaya elveriş (et). boncuk mavisi * Yeş çalan bir mavi. boncuk * Cam. boncukçu * Boncuk yapan veya satan kimse. boncuk gibi * küçücük (göz). boncukçuluk * Boncukçunun işveya mesleğ i i. mak. plâstik gibi maddelerden yapı ortası . boncukla süslenmiş u . boncukluk * Boncuk olmaya elveriş (nesne). boncuklu * Boncuğ olan. i boncuklanma * Boncuklanmak iş i. bel kemiğ iki yanı aş ı doğ uzanan ve yumuş ğ k n inin ndan ağ ya ru aklı ı dolayıyla beğ sı enilen et bölümü. boncuklaş mak * Boncuk biçimini almak. taşsedef.bonbonculuk * Bonbon yapma veya satma iş i. li . lan. u bone bonfile * Düz veya kı mlı çeş yumuş kumaş maddeden yapı başk. çoğ yuvarlak ve renkli süs tanesi. ile boncuk tutkalı * Boncuk biçiminde glüten tutkalı . boncuklanmak * Gözyaş çiy. u boncuk boncuk * boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda. vrı her it ak vb.

borani * Bor (I). atom ağ ğ10. ş iddetli. sert. yoğ sı ı ı rlı unluğ 2. yi * Eli açı cömert. * İlenmemiştaşk. ini bono kı rmak rdı * bir bonoyu. belirli bir paranı belirli bir kimseye ödeneceğ belirten senet.45 u olan basit element. bono * Belirli bir sürenin sonunda. cömertlik. sert rüzgârlı soğ havalı ve uk . öfkeli.8 olan. * Bu biçimde giyinen kimse. n.bonjur * Günaydı n. ekilmemiş ş . bopluk bopstil * Bop tutarı olma. ine bono vermek * borç alı ğ gösteren vadeli senedi imzalayıteslim etmek. yi klı bonmarş e *İ çinde her türlü giyim. süresi dolmadan. eli açı k. * Uzun siyah ceketle. bor bor * Atom sayı 5. borak boraks boralı boran * Rüzgâr ş ek ve gök gürültüsü ile ortaya çı sağ yağlı olayı imş kan nak ı hava ş . an * İ yürekli. * Yoğ unlaş ş borik asitten türeyen sodyum tuzu. bonkör bonkörlük * İ yüreklilik. oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar. eksiğ paraya çevirmek. Kı saltması B. bora bora gibi * çok sert. ndan mur . ı yla kâğ dı bop * Poker oyununda. tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan. lı (toprak). temiz iş ı. ndını ı p bonservis * Çalı ğyerden ayrı ş ı tı lı görevini iyi yaptını rken ğ belirtmek amacı birine verilen belge. süs eş oyuncak vb. nda * Züppece giyiniş biçimi. çizgili pantolondan oluş erkek giysisi. satı büyük mağ yası lan aza. * Genellikle arkası yağ getiren sert ve geçici yel. mıbir * Yağ murlu. k.

borç bini aş mak * (borç) pek çok olmak. * Pancar. borç gı ı çı rtlağ na kmak * Bkz. borazancı ı baş * Birçok borazancın başolan borazancı nı ı . borcunu bilmek * borcunu zamanı öder olmak. borç etmek * borçlandı rmak. vecibe. borç harç . yumurtalı yoğ ve urtlu ı spanak veya benzeri sebze yemeğ i. ı eyi i. boru. borazancı lı k * Borazancın iş nı i. ey borç altı girmek na * borç para almak. borca girmek * borçlanmak. borç borç almak * daha sonra ödemek üzere birinden para veya bir ş almak. . borca batmak * çok borçlu olmak. nda borcunu bilmek (veya saymak) * bir ş yapmayı ey yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değ erlendirmek. an * Üfleyerek çalı perdesiz çalgı nan. borat borazan * Bor asidi ile bir oksidin birleş mesinden oluş tuz. borç para almak. borç * Ödenmesi gerekli para veya baş bir ş ka ey. * Birine karşbir ş yerine getirme. altı kalkı ndan lamayacak duruma gelmek. borcunu kapatmak (veya borçtan kurtulmak) * borcunu ödeyip bitirmek. lâhana ve et veya krema konularak yapı sebze çorbası lan . * Bu boruyu çalan kimse. borasit * Sert billûr veya yumuş beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı ak .* Pirinçli. gerekliğ yükümlülük. borca batmak. borazancı * Borazan çalan kimse. borca almak * veresiye almak.

borç edilmek. borç yapmak * borç olarak almak. borçlu bulunmak (veya olmak) * borçlu duruma düş mek. ancak hasta edecek kadar üzer. iyi borçluluk * Borçlu olma durumu. borçlanmak * Karş ğ sonra vermek ş yla birinden para veya bir ş almak. borç ödemekle (veya vermekle). ş * Bir yüküm altı bulunan. borçlu çı kmak * görülen hesapta vereceğkalmak. borçlandılma rı * Borçlandılmak işveya durumu. rı i borçlandılmak rı * Borçlanması yol açı na lmak. verecekli. kiş daha çok çalı iyi ş maya zorlar. i. na borçlanı lma * Borçlanı işveya durumu. nı . yol yürümekle tükenir * birden ödenmeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir. i borçlu ölmez. borçluluk dengesi * Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş ş dıborç ve alacakları gösteren durum veya belge. lmak i borçlanı lmak * Borca girilmek. borçlanma * Borçlanmak iş istikraz. borç yiyen kesesinden yer * borçla alıveriş ş yapan. aldı nıparası hemen vermez. borçlu duruma getirmek. benzi sararı r * borç kiş öldürmez. medyun. borç almıolan. borçlandı rmak * Borçlanması yol açmak. borç yiğ kamçıdı idin sır * borç. borç yemek * borçla geçinmek. borçlandı rma * Borçlandı iş rmak i. nda * Bir ş birinin yardı yla elde etmiş eyi mı olan. ama aldı nıkarşğkesesinden çı kların nı kların ıı lı kacaktı r. na borçlu * Borcu olan.* Borçlanarak veya benzeri yollara baş vurarak. ıı lını artı ey * Manevî bir yükümlülük altı girmek.

borikli borina *İ çinde borik asit bulunan. ka bordo * Mora çalan kı zı rmı renk. borçsuz harçsı z * Hiç borç yapmadan.borçsuz * Borcu olmayan. rada kları bordalama * Bordalamak iş i. arap * Bu renkte olan. borda fenerleri * Gemilerde biri (solda) kı zı (sağ yeşolarak iki yanda yakı fenerler. kı . lmıgiyecek. rmı. beyaz. n * Banyo. ş tortusu rengi. asit borik. k. borda bordaya * yan yana. * (genellikle giyim kuş malzemesindeki) Kenar süsü. borçsuzluk * Borçsuz olma durumu. it bornoz * Banyodan çı karken kurulanmak için kullanı önden açı havludan yapı ş lan. na * Bordan türeyen bir asit ve anhidrite verilen ad. borda etmek * yandan yanaş mak. bordalamak * Gemiyle bir baş gemiye borda bordaya gelmek veya kazayla ona çarpmak. borik borik asit Bornova misketi * Bir çeş üzüm. . am * Cilt kapağ ı ndaki kalıçizgiler. * Kuzey Afrika'da Berberîlerin giydikleri başklı lı . geniş sa kollu bir üstlük. bordro * Bir hesabıayrı ları gösteren çizelge. * Dört köşyelkenlerin yan yakaları alt tarafa doğ bağ e na. tuvalet ve mutfak gibi ı zeminlerde duvar döş slak emeleri arası konan motifli bir tür fayans. * Etkisi az. n ntı nı bordür * Kaldımları kenarları bulunan taş rı n nda lar. ru lanan halat. biri da) il lan borda hattı * Donanma gemilerinin bir sı ve paralel olarak gitmek için aldı durum. borda * Geminin veya kayın yanı ğ ı . sedef görünümde bir madde.

boru hattı * Borç (II). tlı nı lan borsa oyunu * Borsada oynanan hava oyunu. nı boru çalmak * borazan öttürmek. erli ı t. borazan. boru bileziğ i * Soba boruların ek yerine geçirilen süslü çember. borsacı lı k * Borsacın işveya mesleğ nı i i. kları borsa acentesi * Müş teriden aldı alıve satıemirlerini borsada yerine getirip karş ğ komisyon alan kimse. uzun ve dar silindir. lan . uçları k. teri nda lı k borsa tahtası * Borsada alı satı fiyatların ilân edildiğpano. an borsa kâğ ı dı * Borsada kayı. borsa simsarı * Müş ile borsa acenteleri arası aracı yapan kimse. boru çiçeğ i * Çan çiçeğ i. borsa değ eri * Borsada arz ve talebe göre oluş fiyat. önem verilmeyecek ş değ ey il. . m m nı i borsacı * Değ kâğ para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse. boru çiçeğ igiller * Çan çiçeğ igiller. * Tatula. küçümsenecek. içi boş ka vı . alıp satı hisse senedi. kları ş ş ıı lında borsa cetveli * Borsada belirlenen fiyatları gösteren günlük bülten. boru değ (veya boru mu bu?) il * azı msanacak.borsa * Bazı tüccarlarıve özellikle sarraflarla değ kâğ ve tahvil alıveriş uğ anları alı satı ve n erli ı t ş iyle raş n m m değim amacı devlet denetimi altı iş iş yla nda yaptı yer. boru ağ ı * Tesisatı turan borularıbütünü. oluş n boru askı sı * Her tür borunun ası nda kullanı lâma demiri veya çelik çemberlerden yapı askı lması lan. borş boru * Bir yerden baş bir yere sı veya gaz aktarmaya yarayan. açı * Nefesle çalı perdesiz madenî çalgı nan .

lan bostan korkuluğ u . bostan kebabı * Patlı ve yeş can illikler ile kuğ inceliğ toprak tencerede piş u inin irilmesiyle yapı kebap. lan boru mengenesi * Kesme. kı landı ı boru yolu * Petrolü. boru kelepçesi * Boruyu duvara tespit etmekte kullanı gereç. borusunu çalmak * çı sağ ğkimsenin davası gütmek. yetkisi olmak. boru gibi uzun su kabağ ı . işyaramaz adam. bostan bekçisi * Bostanı koruyan ve kollayan kimse. nda ş an * Dağ larda yetiş kokulu. en.* Doğ gaz arı ünitesinden alı gazı bir veya daha fazla dağ m merkezlerine veya tüketim al tma nan n. karpuz tarlası . borucu * Boru yapısatan kimse. çok öfkelenerek etrafa saldı zı rmak. süpürge ve yakacak olarak kullanı bir ot türü. diş açma gibi iş lemler için borunun sıca bağ ğalet. boy bos. çı ğyerden baş yere akı boru tesisatı ktı ı ka tan . boruk borulu borusu ötmek * sözü geçmek. p * Boru montajı çalı kimse. * Kavun. * Kavun ve karpuza verilen ortak ad. borusu tutmak (veya üstünde) * (zenciler için) ağ köpürerek kriz geçirmek. e bostan dolabı * Sebze bahçesini sulamak için bir at bağ lanarak diklemesine dönen kovalarla kuyudan su çı karmaya yarayan dolap. * Sebze bahçesi. * Bkz. ı tı merkezlerine doğ gaz taş al ı nması amacı tesis edilen boru ş yla ebekesi. kar ladı ı nı bos boslu bostan * Bkz. bostan bozuntusu * Korkak. boru kabağ ı * Boğ umsuz. boylu boslu. yüreksiz. lan * Borusu olan. borumsu * Boru biçiminde olan. payplayn.

ey * İsiz. ncalı eyi boş kmak çı * umduğ gerçekleş u memek. boş bakmak boş * amaçsı anlamsıve bilinçsizce bakmak. * Görevlisi olmayan (iş . n * söylenmesi sakı olan bir ş söyleyivermek.* Kuş ürkütüp yaklaşrmamak için tarlaya dikilen kukla. iri ve yuvarlak bir patlı türü. can bostancı * Bostan iş leriyle uğ an kimse. üstünde hiç kimse veya hiçbir ş bulunmayan. münhal. böğ ür. ş * Bir iş yaramayan. sonuç vermemek. bostan patlı canı * Az çekirdekli. m * iş bı siz rakmamak. * Verimsiz. bostancı lı k * Bostan iş leriyle uğ ma. ilen . boş kalmak. e * Bilgisiz. boş rakmak bı * bir yerde kimse oturmamak. boş bulunmak * dikkatsiz ve dalgıbulunmak. boş kmamak çı * bir iş az da olsa. raş * Osmanlı tarihinde sarayıkorunması ve ş n na ehrin güvenliğ bakmakla görevli olan erlerden her biri. * Yapı iş lacak i olmayan. . boş ak dik durur baş * bilgisiz olan üstün görünmek için kası lı r. raş * Bostancın görevi. bir kazançla çı ten kmak. li boş *İ çinde. boş rakmamak bı * (para. boş p dolu tutmak (vurmak) atı * umutsuz olarak giriş bir işiyi sonuç vermek. ları tı * Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse. * Anlamsı z. nı bostanlı k * Bostan olmaya elverişyer. boş (veya boş gezmek veya gezinmek ta) * iş güçsüz dolaş siz mak. z boş ür böğ * Bkz. ine bostancı ı ocağ * Bostancı n bağ oldukları ları lı ocak. yiyecek gibi ş eylerle) yardı etmek. z. görev).

le raş * birinin yaptına karş k olarak bir harekette bulunmak. . lâf olsun diye söylenmiş ünce söz. ı dı boş kalmak * kimse oturmamak. boş (veya olsun) ol * erkeğ karını amak için söylediğsöz. boş gözlerle bakmak * anlamsıbakmak. z boş inanç * Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan. ey boş durmak * iş kalmak. boş koymak * yoksun bı rakmak. boş durmamak * her zaman bir iş uğ mak. raşolmamak. lsı boş ı kâğ dı * Eski ş hükümlerine göre. ğ ı ı lı boş mek düş * (kadı ş hükümlerine göre kocası ayrı n) eriat ndan lmak. dar. çalı siz ş mamak. sı i anma kâğ . işyaramayan ş e ekilde konuş ma. in sı boş i boş olmak * evlilik birliğsona ermek. siz an boş gezmekten bedava çalı ş yeğ mak dir * çalı ş insanı mak tembellikten kurtarı r. batı l itikat. boş küme * Hiçbir ögesi olmayan küme. boş kafalı * akı z veya bilgisiz. verimsiz. biçimci inanma.boş dönmek * hiçbir ş elde edemeden geri gelmek. boş gezenin boş kalfası * iş güçsüz dolaş kimse. boş i anmak. * iş kalmak. mahrum etmek. boş lâf * Gereksiz. ayrı isteyen kocanı karına gönderdiğboş eriat lmak n. bilgisine dayanarak anlatmak. boş konuş mamak * gerçekleri söylemek. boş söz * Bir düş anlatmayan. boş oturmak * hiçbir iş uğ ı i. siz boş dipsiz ambar kile * Bkz. dipsiz kile boş ambar.

boş m alı * Boş almak iş deş i. * Boş m. altı boş lma altı * Boş lmak işveya durumu. boş alma * Boş almak iş inhilâl. boş koysan dolmaz. boş zaman * Çalı geçirilen saatler dında kalan süre. ey * Dı ya akmak. * Derdini. sıntını kı sı birine anlatarak ferahlamak. i. altı i boş lmak altı * Boş altmak iş konu olmak. hava boş n boş altma makinesi. gerçekleş memek. olumlu bir sonuca ulaş e amamak. ndan boş altaç boş altı * Bir kabıiçindeki havayı altmaya yarayan araç. para) hiçbir iş yaramamak.boş torba ile at tutulmaz * çı veya karş k gösterilmeden bir kimse bir yere bağ kar ı lı lanmaz. deş olmak. arj. * Elektrik yükünün baş bir iletkene geçiş ka i veya sı düş fı ra mesi. boş yere * Boş una. ine boş m altı . boş gitmek a * (harcanan emek. rölântiye almak. arj * (hayvan) Bağ ı kurtulmak. içinde bir ş kalmamak. kı ı sı ndında ı boş vermek a * boş geçirmek. açı lmak. inhilâl etmek. nı boş çı a kmak * (umut. boş çı a karmak * olumlu bir sonuç alı nması engellemek. dökülmek. ş arak ş ı boş almak a * askı almak. ş arı * Gevş emek. düş gibi ş ünce eyler) sonuç vermemek. boş vermek * aldı rmamak. rahatlama. * Derdini birine açarak ferahlama. boş yerine vurmak * böğ ürlerine vurmak. ya * (motorlu araçlarda) vites kolunu vitesten kurtarmak. boş almak * Boş duruma gelmek. doluya koysan almaz a * içinden çılamayan güç bir durum karş nda kalı ğ söylenir.

andı i boş rmak andı * Boş anması sağ nı lamak. * Derdini dökmek. boş altma havzası * Suları ı a veya göle veren yerlerin bütünü. koş takı ndan veya bağ ı um mı ı kurtulmak. * Dökmek. boş amak * Kanunlara göre iki eş iliş . ifrağ ları ş arı lması . ndan * Birdenbire ve bol bol akmak. tükürük. * (hayvan) Başğ lından. * Gevş etmek. * Kusmak. boş anma davası * Eş lerden birinin evlilik birliğ son verecek kararı etmek için açtı dava. ladını ı i boş anmak * (karı koca) Mahkeme kararı birbirinden ayrı ve ile lmak. * Sı lmak kurtulmak. açmak.* Boş altmak iş i. arı * Dertlerini. sümük gibi n salgı n vücuttan dı atı . boca etmek. nı * Çok ağ lamak. yakı nmaları anlatmak. * (karı kocayı stekleri üzerine kanunlara uyarak ayı ile )İ rmak. boş m organı altı * Vücuttan dı atı ş arı lması gereken maddeleri toplayı boş p altan organ. aile kisini kesmek. yrı boş atma * Boş atmak iş i. * Bir silâhta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. altı ey) zla * (kapalı yerde bulunan insanlar) Birden dı çı bir ş kmak. * Karı ile arası sı ndaki nikâh bağ bozmak. ndaki idrarı ve ter. * (baskı nda gergin duran bir ş Birden ve hı kurtulmak. boş altma * Boş altmak iş i. * Sindirimden sonra bağ ı rsaklarda kalan posanı idrar torbası n. boş ama * Boş amak iş i. * Eş lerden birinin boş anma ilâmı alması evlilik birliğ son bulması yla inin . . * Sistemlerin çalı ş abilmesi için sürekli olarak gereken boş altma iş lemleri. ı nı boş rma andı * Boş rmak işveya durumu. boş atmak * Boş amak iş yaptı ini rmak. ine elde ğ ı boş anma ilâmı * Mahkemenin boş anmayı kesin hükme bağ ğ belirterek verdiğresmî belge. nı rmağ boş altmak * Boş duruma getirmek. boş anma * Boş anmak iş i.

* Boş geçen süre. boğ boş azlıetmek boğ k * gereksiz. kopukluk. siz boş kalmak ta * iş kalmak. çukur. Boş güzeli nak * Sarı . ablak yüzlü güzel. ş * Kesinti. yersiz. nafile. ayan nı ğ ı Boş k naklı * Boş olma durumu. boş rmak attı * Boş iş yaptı atma ini rtmak. sı r saklayamayan. boş tulumbası luk * Bkz. lgi boş luk * Oyuk. Boş naklarla ilgili olan. * Eksiklik. boş lama * Boş lamak iş ihmal. *İ çinde hiçbir cisim bulunmayan uzay. * Yetersizlik. al yanaklı saçlı .boş rma attı * Boş iş yaptı atma ini rtma. . yararsıyere. kapanmamıyer. ndan n * Boş naklara özgü olan. nak boş gezmek ta * iş olmak. Boş nakça * Çoğ unlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yaş Bosna Müslümanların kullandı dil. yoksunluk duygusu. i. ihmal etmek. boş altaç. vakum. boş az boğ * Saklanması gereken ş eyleri söyleyiveren. boş lamak * Bı rakmak. geveze. * İ göstermemek. * Yerli yersiz konuş (kimse). boş z yere. beyhude. boş una * gereksiz. boş una. siz boş boş u una * Gereksiz yere. düş üncesiz konuş mak. boş luklu serpme * Zı mpara üretiminde tanecikler arası %50 boş kalacak biçimde düzenlenen tane yapı rma iş nda luk ş tı lemi. an boş azlı boğ k * Boş az olma durumu. Boş nak * Bosna halkı veya bu halk ısoyundan olan kimse.

* Kumaş ölçü. * Uzaklı k. ı rmak. dinlenme ve gezme amacı halka açı yla k geniş alan. birbirleriyle kan akrabalı bulunduğ inanarak evlenmeyen. * Destan. boy * Ortak bir atadan türediklerine. itli .boş una bot * Boş yere. kabile. bot botanik botanik bahçesi * Otsu veya çalı bitkilerin yetiş türü tirildiğve incelemelerinin yapı ğhalka açıbahçe. deniz kısı yı. * Uzun konçlu. * Yol. boylanmak. k. beyhude. boy boy * Çeş büyüklük ve nitelikte. boy aynası *İ nsanı bütünüyle gösteren büyük ayna. sı mı * Geçerlilik. boylanmak. geliş mek. * Vücudun yapı bakı ndan biçimi. boy bos yerinde * uzun ve biçimli. kapalı ayakkabı . ataerkil anlayı uygulayan geleneksel topluluk. değ er. * Ağ plâstik veya kauçuktan yapı ş aç. slâm u kanı boy almak (veya sürmek) * boyu uzamak. botanikçi boy * Bitki bilimci. nebatat. gereksiz. lmıküçük sandal. ş ı boy abdesti * İ dininin gerekli bulduğ durumlarda ve biçimde yı p abdest alma. gusül. * Bir yüzeyde. z * Küçük gemi. tevekkeli. i ldı ı k botanik parkı * Otsu ve çalı bitkiler ve değik ağ türleri ile düzenlenmiş türü iş aç . boy beyi boy bos * Boyun en saygı ve lider kimliğ sahip kiş n ine isi. * Bitki bilimi. toplumsal ve ğ ı una ekonomik iliş kilerini anaerkil. klân. boy atmak * boyu uzamak. en sayı iki kenar arası lan ndaki uzaklı en karş . nafile. ı tı * Uzunluk. yararsıyere. * Bir ş tabanı en yüksek noktası ndaki uzaklı eyin ile arası k. için * Süre.

boy bos. boy vermek * (su) insan boyunu aş kadar derin olmak. sarı beyaz renkli. boy otu * Baklagillerden. ini * büyümek.50 cm uzunluğ e unda menteş e. uzamak. boya tabakası *Ş ablonlarısulu kenar kapatısı kaplanması n cı ile . kurutulan tohumları veya çemen yapı nda kullanı bir mı lan bitki (Trigonella faenum-graecum). boy vermemek * sıolmak. boyacı . lan iş boya kökü * Bitki köklerinden elde edilen tabiî boya. ş yanı lan * Renk. sürmek) * boyamak. boya fı rçası * Boya sürmek veya resim yapmak için kullanı değik tür ve ölçülerde fı lan iş rça. boya tabancası * Sı boyayı vı püskürtmek için kullanı alet. * Yazmak için kullanı mürekkep.75-3. boy pos * Bkz. lan boya tutmak * (boyanan nesne) iyi boyanı r olmak. boya kullanmak * boyanmak. (su) insan boyunu geçmemek. lan * Aldatı görünüş cı . boya kalemi * Resim yapmak için kullanı değik renkli kalem. acak * suya dalarak boyu ile suyun derinliğ ölçmek. boya kutusu * İ çeş renkli kalemleri ve fı çine itli rçaları koymaya yarayan kutu. boya vurmak (veya çekmek. makyaj yapmak. boy menteş e * Düz yaprak menteşbenzeri 1. çiçekleri mavi. * gösteriş yapmak. ğ boya * Renk vermek.boy göstermek * görünmek. dıetkilerden korumak için eş n üzerine sürülen veya içine katı renkli madde. boy ölçüş mek * yarı ş mak. boya çekmek * boyuna büyümek.

ı boyahane * Boya iş yapı yer. boyalı n bası * Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğ yazı haberden çok yer veren. boyacı lı k * Boya yapma veya satma iş i. leri lan boyalama * Boyalamak iş i. lan boyacı küpü * Bir iş kolayca ve çabucak yapı in lamayacağ anlatmak için boyacı ı nı küpü mü bu? boyacı küpü değ ki il (hemen daldıp çı n) gibi deyimlerde kullanı rı karası lı r. lı meslek edinen kimse. * Rengi boya ile sonradan verilmiş olan. boyalanmak * Boya sürülmek. makyajlı n ş . ş rı ş . boyana * Boyna.* Boya satan kimse. kadı boyacı sandı ğ ı * Ayakkabı boyacı nıboya. ve terinin ayağ basıayakkabını ı nı p sı boyattı. * (kadıiçin) Yüzünü çok boyamıolan. ğ * Boya satı dükkân. boyama kazanı * Örgü yünlerinin veya ipliklerin boyanma iş leminin yapı ğbüyük tekne. boyalanma * Boyalanmak durumu. itici boyamak * Boya sürerek veya boyaya batı renk vermek. rarak * Ağ söz söylemek. * Boyacın yaptı iş nı ğ . * Renkli yazma veya mendil. boyalı * Boya sürülmüşboyanmıveya boyaya batılmı . aş ı ı r ağ lamak. * Boyama iş boyacı ı ini. boyama * Boyamak iş i. kupon veya çekiliş rafa ve lerle armağ dağ bası an ı tan n. boyacı küpüne girmiş gibi * çok boyalı n. * Renkli. omuza ası taş ğ ı larak ı nabilir bir çeş küçük sandı it k. boyalamak * Geliş igüzel boya sürmek. ldı ı boyama kitabı * Küçükleri eğ nitelikte içinde boyanacak resimler bulunan kitap. boyanma . fı cilâ gibi gereçlerini koydukları müş ların rça.

yalnı serbest. Transilvanya'da. boya sürdürülmek. * Boya veya renkli bir ş sürülmek. i boyca boydak * Yükü olmayan yaya. boyanmak * Boyamak işyapı i lmak. boyası z * Boya sürülmemiş . * (kadıiçin) Yüzünü boyamamıolan. Rusya'da soylulara verilen unvan. boyar madde. z. makyajsı n ş z. * Boy bakı ndan. al * Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde. boykot * Bir iş bir davranı yapmama kararı i. .* Boyanmak iş i. boyası k zlı * Boyasıolma durumu. boydaş * Aynı boyda olan. ey boyar boyar * Boyama özelliğolan madde. yüzüne boya sürmek. * Tuna bölgesinde. ş ı alma. mı boydaşk lı * Boydaş olma durumu. * Kendi kendini boyamak. boyatmak * Boyamak iş yaptı ini rmak. i boyar madde * Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren doğ veya yapay renkli madde. i rı boyatma * Boyatmak iş i. boyası atmak * boyası solmak. boyayı cı * Boyama özelliğolan. boya sürdürmek. makyaj yapmak. z boyatı lma * Boyatı iş lma i. * Bekâr. * Akran. * Renksiz. boydan boya * Bir uçtan öbür uca kadar. boyatı lmak * Boyamak işyaptılmak.

boylam * Yeryüzündeki herhangi bir noktanımeridyen dairesiyle baş ç olarak alı Greenwich gözlem evinin n langı nan meridyen dairesi arası ndaki açı eri. boylu boslu. yakıklı ş . kı sa . boylu poslu * Bkz. * Düş mek. boyu uzunluğ i unca. boyler boylu * Kalorifer kazanın sı ğ nı caklından yararlanarak. bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaş için her türlü iliş kesme. sağ * Boyu olan. çı kmak. * Batmak. * Sandalı çtan yürüten kı kürek. * Yükselmek. tul. ş ı almak.* Bir kimse. değ boylama * Boylamak iş i. boyluca boyna * Uzun boylu gibi olan. içindeki suyun ıtı ı sı lması lanan depo. boylanma * Boylanmak iş i. boylanmak * Boyu uzamak. boylaması na * Boyu doğ rultusunda. gösteriş ı li. boylu boslu * Uzun boylu. * Boyu benzerlerinden uzun olan. * Destan söylemek. mak kiyi boykot etmek * bir iş bir davranı yapmama kararı i. boykotçu * Boykot yapan veya boykota katı kimse. anlatmak. boylu boyunca * Boyu uzanabildiğkadar. boykotaj * Boykot etmek iş i. lan boykotçuluk * Boykot yapma iş i. boylanı ş * Boylanmak iş i veya biçimi. boylamak *İ stemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak.

kılmı kimsesiz. kı boynu altı kalsı nda n! * ölsün. lını ğ boynunu kı rmak * çekip gitmek.boyna etmek * sandalı çtan tek kürekle yürütmek. zavallı m . n) ka ki nı boynuz eğ mek * istemeyerek uymak. i boynunu bükmek * acı rı. boynu bükük * Üzgün. ı n boynuz isterken kulaktan olmak . acı rı ş . eyi boynunda kalmak * bir sözü iletmediğveya birine ödenecek parayı i ödemediğiçin üzerinde borç kalmak. boynuz çekmek * boynuz kullanarak kan çekmek. boynu eğ ri * Asmaları yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ n zararlı. * Kurş borudan kol alma iş un leminde kullanı demirden yapı ş lan lmıalet. boynunu uzatmak * her ş her cezaya razı eye. sı boynu eğ ri * herhangi bir sebeple birine karşdirenecek veya söz söyleyecek durumda olmayan. * Bu organdan yapı ş lmı . olmak. ı boynu kı ince olmak ldan * haksıolduğ anlaş ğ verilecek her cezaya razı z u ı ı ldında olmak. boynu armut sapı dönmek na * çok zayı flamak. ndıcı * bir durumu. ı nı boynuz * Bazı hayvanlarıbaş bulunan. hacamat etmek. tı n ı nda rnaksı maddeden. zimmetine geçirmek. boynuz dikmek * (kadı baş erkekle iliş kurarak kocası aldatmak. bir iş i ister istemez kabul etmek. nacak ve yardı bekler durumda. eyi boynuna geçirmek * bir ş kendine mal etmek. gebersin. çaresiz bir durumda kalmak. uzun. karştarafıgücünü kabul etmek. boynunu vurmak * baş keserek öldürmek. boynuna almak * bir ş borç veya ödev olarak üzerine almak. kı k veya çatallı bir vrı korunma organı . * (bitki için) canlı ı yitirmek. boynuna * üstüne.

boynuz yarası rı almak. nda . boynuzlama * Boynuzlamak iş i. sın n nları ine * Troleybüs. sır ve antilopları ğ ı içine alan. * (kadıiçin) Kocası baş bir erkekle aldatmak. * (erkek için) Karı veya bir kadı yakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan. boysuz * Boyu benzerleri arası kı olan. karıveya bir kadıyakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. mı boynuz takmak (veya takı nmak. boynuzlugiller * Keçi. boynuzlaş ma * Boynuzlaş işveya durumu. mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek. * Karınıveya kadıyakı ndan birinin iffetsizliğ göz yuman (erkek). Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan boynuz kulağgeçmek ı * bir konuda daha sonra yetiş enler yetenek bakı ndan eskileri geçmek. boynuzlatmak * Erkek. boyunca. mak i boynuzlaş mak * Boynuz durumuna girmek. boynuz gibi. boynuzlanmak * Boynuzu çı kmak. taktı rmak) * (koca) karı baş bir erkekle iliş kurarak aldatı sı ka ki lmak. boyu (bosu) devrilsin (veya devrilesi) * "ölsün" anlamı ilenç sözü. boynuzlatma * Boynuzlatmak iş i. kurtçuğ meş ağ u e açları yaş bir böcek (Carambyx). * daha iyisini. n nı ka boynuzlanma * Boynuzlanmak iş i veya biçimi. boynuzsuz * Boynuzu olmayan. nda ayan boynuzsu * Boynuza benzer. nda sa boyu * (bir isim tamlaması tamlanan olduğ nda unda) süresince. boynuzlu * Boynuzu olan (hayvan). omurgalı n memeliler sıfı ları nı . boynuzluteke * Kıkanatlı n lardan. * Boynuz batılmak.olmak. koyun. boynuzlamak * (hayvan) Boynuzu ile vurmak. süsmek.

nı boyunca * Boyu veya uzunluğ kadar. te) n ı nı na p boyunduruğ vurmak a * baskı na almak. durmaksın. kravat. kin u boyunduruğ atmak (veya almak) a * (güreş hasmıbaş koltuk altı alıboynuna kol dolamak. boyunca) beraber * kendi boyu kadar.boyu (veya boyuna. * Dağ rtları geçmeye elveriş alçak yer. cı gibi araçları dar olan üst bölümü. boynunu bükmek. boyun kesmek * baş eğ ı mek. ü boyunca çocuğ olmak u * yetiş çocuğ olmak. * (bo'yuna) Ara vermeden. na boyuna * Ene dik olarak. boyun bir karıuzadı ş * gereğolmayan o iş i i yapmakla sanki yükseldin anlamı söylenir. huyu huyuna * karı veya arkadaş arası her bakı koca lar nda mdan uygunluk olması gerekir. zı boyuna bosuna bakmadan * fizik yapını gereğ geliş sın ince memiş olması göz önünde bulundurmadan. ayakta iken başöne bükmek. boyun vermek * buyruk altı girmek. sı nda li boyun bağ ı * Gömlek yakasın altı geçirilip süs olarak bağ nı ndan lanan uzun. uzunlaması tulânî. la nda * Ş e. boyun * Gövdenin baş omuz arası kalan bölgesi. ı sı ı boyun olmak * kefil olmak. nı boyun kı rmak * saygı duyulan bir kimse karş nda. güğ gibi kapları veya vida. altı . enlice kumaş parçası . boyunca. süresince. na. katlanmak. iş üm n vata n * Sorumluluk. nda boyun borcu * Yapı lması gereken ödev. vecibe. u * Sürdüğ zaman kadar. boyun eğ mek * isteyerek veya istemeyerek uymak. boyu bacadan mı tı aş? * daha evlenecek yaş değ ta il. boyu boyuna. boyun bükmek * Bkz.

k sı * Güreş hasmı baş koltuk altı alıboynuna kol dolama oyunu. (toprak). boyutlu boyutsuz boz * Açıtoprak rengi. aç * Zulüm ve zorbalıbaskı. boyutlandı rma * Boyutlandı iş rmak i. ş . içerik. kasın sı nda boyunduruk parası * Bir mahalleden veya köyden baş yere gelin götürülürken. an. boyut katmak * baş veya yeni bir görüş sı ka açı vermek. boyut kazanmak * yeni bir durum. kaynatanı gelinin ayrı ğyerin delikanlı na ka n. lik. * Durum. te n ı nı na p * Kapı pencere gibi açı klarıüzerine konulan ağ taş veya klı n aç. i iş boyunlandı rmak * Kapsam kazandı rmak. buut. esaret. . beklediğyakı ğgörememek. mı * Nitelik. boyunluk * Boyuna sarı ş boyun sargı.boyunduruk * Çift süren veya arabaya koş hayvanları birlikte yürümelerini sağ ulan n lamak için boyunları geçirilen bir na tür ağ çember. boyunlu * Boynu olan. geniş kapsam ve içerik kazandı lik. rmak. . ldı ı ları verdiğbahş. sı boyunun ölçüsünü almak * kendi yetersizliğ beceriksizliğ anlamak. ini. geniş ve lik derinlikten her biri. * Boyutu olamayan. boyunduruk altı girmek na * baş nıbaskı altı kalmak. geniş kapsam kazanmak. ini i nlı ı boyut * Bir cismin herhangi bir yöndeki uzanı . * Doğ ruları yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alı üç doğ n. veya beton kirişlento. geniş kapsam. * Açı lmamı sürülmemiş ş . k * Bu renkte olan. boz madde * Sinir hücrelerinden oluş beyinde dı omurilikte iç tabaka. lik. boz bulanı k * Çok bulanı k. lan ey. boz yel * Boyutu olan. * Mengenenin üst yanı ndaki kemer biçimli bölüm. nan rultudan uzunluk.

bozahane * Boza yapı yer.* Lodos. boza * Arpa. * İlenmemişçalı toprak. bozdurtma * Bozdurtmak işveya durumu. boza gibi * (sılar için) koyu ve bulanı vı k. bozdurmak * Bozmak iş yaptı ini rmak. i bozdurtmak * Bozdurmak. lan bozarı k bozarma * Bozarmıolan. bozbakkal * Karatavukgillerden. bozdurulmak . boza olmak * utanmak. renk değtirmek. boz renkli ardıkuş (Turdus pil ris). rengini atmak. ş * Bozarmak iş i veya durumu. bozarmak * Rengi boz olmak. bozacı lı k * Boza yapma veya satma iş i. day lları itilmesiyle yapı koyuca. bozacı * Boza yapan veya satan kimse. lı k bozdoğ an * Bir doğ türü (Falco aesalon). tatlı mayhoş lan veya içecek. bozdurma * Bozdurmak iş i. bozdurulma * Bozdurulmak iş i veya durumu. ham tarla. bozum olmak. bozdur bozdur harca * çok az olan ş için alay olarak kullanı eyler lı r. ç u bozca * Rengi boza çalan. ş . darı sı buğ gibi tahı n hamurunun ekş . mır. an * Yeniçeriler tarafı kullanı ve atlarıeyerlerinde asıduran altı ndan lan n lı toplu gürz. iş bozayı * Tehlikeli bir cins ayı .

p . hezimet. * Bozgun olanı durumu. step. bozkurt * Birçok Türk destanı yer alan kutsal hayvan. düzen bağ yitirerek asker onurunun gerektirdiğbütün bağ bozması ı nı i ları . ı * Yenilen bir ordunun. * Morali bozulmuş . nda bozlak * Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgelerinde bir türkü ezgisi. * Biçimi ve kullanı ı iş lı değtirilmiş ş . bozgunculuk * Bozguncuya yakır davranı ş ı ş . bozlama bozlamak * (deve) Bağ ı rmak. * Çı k koparmak. yı n. lan. bozkı mak rlaş * Bozkı r durumuna gelmek. bozkı ma rlaş * Bozkı mak iş rlaş i veya durumu.* Bozmak işyaptılmak. n bozkı r * Kurakçı l otsu bitkilerden oluş sı ve ı an. bozguncu * Bozgunluk yaratan (kimse. bozkıtavuğ r u * Bağ ı rtlak. bozgunluk * Bozgun. konusu acı türküler. * Bu durumda bulunan. * Bu ezgiyle söylenen. ı nda en bozgun * Bir toplulukta karş klı ı güvenin bozulması beliren karıklı lı ile ş k. i rı bozgeven * Yurdumuzda Erciyes dağ yetiş bir geven türü (Astragalus microcephalus). güç vb. çökmüş lgı . bozguna uğ ramak (veya vermek) * yenilip periş olmak. cak lı iklimlerde geniş man alanlara yayı ağ z doğ bölge. dağ an ı lmak. bozmacı * Eski ş eyleri alıbozarak parça parça satan kimse. hezimete uğ ramak. ğ lı bozma * Bozmak iş i. ayan bozkıkoyunu r * Asya koyunu (Ovis vignei).). klı * Bozlamak eylemi. açsı al bozkıkedisi r * Genellikle bozkı rlarda yaş yabanî kedi (Otocolobus manul).

yenmek. sıntı zgı kı lı . n * Kı ğ zarar vermek. bozukça bozukluk * Biraz. yi erli ini * Bir ş kı eye zmak. k. * Madenî. ufaklı bozuk. lmıolmak. bağ lamadan biraz büyük ve meydan sazı küçük dokuz telli bir saz. bozuk düzen * Düzensiz. * Dağ ı lmak. nı * Bağ veya bostanıson ürününü toplamak. ufaklı bozuk para. * Bozulmuş olan. k. * Bir kimseyi beklemediğbir davranıkarş nda bı i ş ı sı rakarak veya sözünü yalana çı kararak küçük düş ürmek. huzursuz. * Bir yerin. * Kötü duruma getirmek. zarar vermek. küçük değ para. * Bozuk olma durumu. ekş imek. lûp * Altı paraya çevirmek. * Büyük parayı birimlere ayı ufak rmak. bozrak bozuk * Rengi boza çalan. * Bozguna uğ ratmak. düzeni bozuk olan. ş ı * Türk halk müziğ inde. zlına ı * Aklı yitirecek derecede bir ş düş olmak. içerlemek. dağ ı tmak. bozguna uğ ramak. karık. bozuk para gibi harcamak * değ düş erini ürecek biçimde bir kimseden yararlanmaya kalkı ş mak. gergin. erli * Kötümser. * Sağğ yitirip zayı lını ı flamak. bozuk bozulma bozulmak * Bozmak iş konu olmak. bozuk. ndan bozuk çalmak * canıkı ş sılmı yüzü ası ş .bozmak * Bir ş kendisinden beklenilen iş eyi i yapamayacak duruma getirmek. ine * (yiyecek için) Kokmak. * Kı n. bir ş düzenini karı rmak. yenilemeyecek duruma gelmek. * Geçersiz bir duruma getirmek. bozuk gibi. mağ etmek. * (bir organ) Görevini yapamaz duruma gelmiş . * Bir paranı ufak birimlere ayrı ş n lmıdurumu. . nı eye kün * Biçimini ve kullanıı değtirmek. * Bozulmak iş i. bozördek * Tatlı sularda bulunan bir tür ördek. bozuk para * Ufak birimlere ayrı ş lmıpara. lını iş ş * Bı rakmak. * İ ve değ niteliğ yitirmek. eyin ş tı * Dokunmak. bozdurmak.

bozum olmak * utanmak. mahcup olmak. i bozum * Bozulmak iş utangaçlı mahçupluk. yenilmiş k. i. döküntü. bozuntuya uğ ramak * ş kı ğ kapı aş nlı a lmak. k. açı bozuş uk * Araları lmı bozulmuş açı ş . böbrek taş ı * Böbreklerde oluş taş an . kuyruğ kalıve kı zehirsiz ve zararsıbir yı (Eryx). olan. bir eyin * Kendinde bulunması gereken nitelikleri taş ı mayan kimse veya ş ey. mahcup etmek. lik. hormon niteliğ salgı olan bez (II). lı bozyürük * Üstü hafif benekli. omurganısağ sol yanı bulunan çift organlardan her n ve nda . a gibi bozuş ma * Bozuş iş mak i. karşklı ı bozulma içinde. böbür * Kandaki zararlı maddeleri süzen.bozuluş * Bozulmak işveya biçimi. böbrek üstü bezi * Böbreklerin üstünde bulunan. böbreksi * Böbrek biçiminde olan. ı u n sa. bozum havası * Utangaçlı mahcupluk. inde sı böbrek yağ ı * Kasaplıhayvanları böbreklerinin çevresinde oluş yağ k n an . * Ş kı ğ düş aş nlı a me. başküçük. utanacak duruma düş mek. bozum etmek * utandı rmak. bozuş ukluk * Bozuk durumda. bozuntuya vermemek * bir kimsenin hoş gitmeyen bir durumunda fark etmemiş davranmak. un * Bozulmuş ş kalan bölümleri. idrar salan. bozuş mak * Araları lmak. z lan böbrek biri. bozumca bozuntu * Kurş renginde iri bir kertenkele.

böbürlenmek * çok böbürlenmek. nına ayan mı böcekhane * Böceklik. derisi benekli. * Böcü. böbürlenmek * Övünerek kabarmak. kurulmak. böcekkapan * Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya. n muş hayvan sıfı ere. entomolojist. kurt ve tılıdında kalan küçük hayvancı verilen ad. kibir. nı. böceklenme * Böceklenmek iş i. yaş ş ve ı k cı . kı kı . böbürlenme * Böbürlenmek iş i. böcek kabuğ u * Mor ile yeş arası ve metal parlaklında olan renk. sı ülkelerde yaş cak ayan. rtı ş n ı klara *İ stakoza benzer. yenilen bir deniz hayvanı sa skaçlı . böcekbaş ı * Osmanlımparatorluğ İ unda zabı görevlisi. haş * Kelebek. böcekçiller * Omurgalı hayvanlardan memeliler sıfı giren.* Memelilerden. sarı u renkli. yı cı rtı hayvan (Hyrax syriensis). böcek bilimi * Böceklerin yapını ayını hastalıyapı niteliklerini inceleyen bilim dalı sı. uzunluğ 30-40 cm kadar olan. sindirmeye elveriş olan bitkilerin ortak li adı . göğ karıolarak eklemlerden oluş . il nda ğ ı * Bu renkte olan. böcekle beslenen (hayvan veya bitki). karada yaş hayvanlar takı . . böcek yiyen. çoğ ve baş üs. böcek bilimci * Böcek bilimi uzmanı . ta böcekçil * Böcek yiyen. böceklenmek *İ çinde veya üstünde böcek üremek. * Böbürlenme. entomoloji. böbürtü böce böcek * Eklem bacaklı n. altı ları bacaklı u kanatlı vücutları . böcek gibi * ufak tefek ve esmer (çocuk). * Böbürlenme. böcek çı karmak * ipek böceğyetiş i tirmek.

l) böcü * Kurt. böcekhane. hortlak vb. ların u böğ ürtme * Böğ ürtmek iş i. ayakları ağ ikiş yla ı z parçaları çift olan eklem bacaklı sıfı üçer lar nı.böcekler * Vücutları . diken dutu (Rubus caesus). böğ ürmek * (öküz. böğ ürme * Böğ ürmek iş i. boş ür. ğ a böcül böcül * Gözlerini iki yana oynatarak (bakmak). böğ ürtü . soluk sarı renkli. kanatları er. göğ ve karıolarak üç bölgeye ayrı duyargaları baş üs n lan. * Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet. böğ böğ üre üre * Bağ ı rarak. zehirli bir örümcek türü. böcekli böceklik *İ çinde veya üstünde böcek bulunan. birer. manda. böcelenme * Böcelenmek iş i veya durumu. böceklenmiş . gibi hayalî bir varlı verilen ad. böcelenmek * (tahı Böceklenmek. bahçe çitlerinde. * Böcek. deve) Bağ ı rmak. yol kenarları kendiliğ nda inden yetiş dikenli ve çok yık bir çalı en llı . * İ böceğyetiş pek i tirilen yer. böğ * Eklem bacaklı lardan. * (insan) Anlaş ı bir biçimde yüksek sesle bağ lmaz ı rmak. böğ ürtmek * Böğ ürtmek iş yaptı ini rmak. * Bu bitkinin önce kı zı olgunlaş kararan mayhoş rmı iken ı nca yemiş i. böğ * Yan taraf. p lan böceksiz *İ çinde böcek bulunmayan. böğ ürtlen * Gülgillerden. böğ ürtlenlik * Böğ ürtlen çalı nı çok olduğ yer. böceksavar * Evdeki zararlı böcekleri savıöldürmekte kullanı ve ilâç püskürten sprey. böğ ür * İ ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arası nsan ndaki bölümü.

için ş ma bölgesel bölme * Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan. mı ka. bölmeç bölmek * Ambalâj içinde bulunan malları birbirinden ayı rmaya yarayan koruyucu parça. * Gemilerin içinde. * Büyük bir yeri. i rı bölen * Bir bölme iş leminde bölünen sayın kaç eş parçaya ayrı ğ gösteren sayı nı it ldını ı . u. sı ran * Bölmek iş lemi. * Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayı rmak. in na * Bir niceliğiki veya daha çok eş parçaya ayı i it rmak. * Kalı ağ gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrı tomruk. alt tür kavramları ayı iş nı na rmak i. * Vücut yüzeyinde sırları herhangi bir bölüm. iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğ veya üzerinde yaş nı idarî e. "a bölü b" diye okunur. bölge * Sırları veya ekonomik birliğ toprak. taksim. nı belli bölgeci * Belli bir bölgenin çı karları çalı (kimse). n aç lan bölme iş areti * Bölme iş leminin yapı ı ifade eden bölü "/" iş lacağ nı areti. yangı gibi durumlarda. nahiye. birinci olan (kimse). taksim etmek. su baskı. rma. böke * Kahraman. ş ampiyon. ine ayan insanlarıaynı n soydan gelmiş olmaları göre belirlenen toprak parçası ntı na . * Cins kavramları tür. taksim. "a/b" anlatı . * Ulusal veya uluslar arası yarı bir ş mada ilk dereceyi alan. ş ampiyona. için ş an bölgecilik * Belli bir bölgenin çı karları çalı durumu. * Bölmek iş ayı parçalama. ara kapı kapanı arı n veya hasarı nı n lar nca zanı n yayı nı lması önlemek için kullanı birbirlerinden ayrı ş lan lmıyerler. * Birliğ bozulması yol açmak. oda veya sofa gibi büyük bir yerden ayrı ş lmıdaha küçük yer. parçalamak. * Salon. ş ampiyonluk. * Bölme iş lemini gösteren iş aretin "/" okunuş taksim. böldürmek * Bölmek işyaptılmak. bökelik böldürme * Böldürmek iş i. i. * Böke olma durumu.* Böğ ürme sesi. güçlü kimse. alanı küçük oda veya kımlara ayı ince duvar veya tahta perde. * Bölme ile ayrı ş lmıolan. mı bölmeli bölü . böğ ürüş * Böğ ürmek iş i veya biçimi.

i bölümlenmek * Bölümlemek iş konu olmak. kım. * Bölme iş sonunda elde edilen sayı lemi . ları n an bölümleme * Bölümlemek iş sıflama. mı bölük bölük * Parçalara ayrı şkım kım. it kümelere ayı rmak. turan ve öbür birliklerin temeli sayı birlik. * Çağdevir. un * Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlıdalı eğ sağ k nda itim layan birimlerinden her biri. nı bölümlendirme * Bölümlendirmek iş sıflandı i. ı bölük * Bir bütünden ayrı ş lmıolan parça. lan * On kuralı göre yazı bir tam sayın. bölme amacı olan. i. n sı * Bir kuruluş yönetim birimlerinden her biri. i nda . * Canlı n bölümlenmesinde filumlarıbir araya gelmesiyle oluş birlik. fesatçı u. ini * Bir topluluğ birliğparçalama. bölücü * Bölme iş yapan. bölümleniş * Bölümlenmek işveya biçimi. ş bölükbaş ı * Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli. bölümlendirmek * Bir ş bölümlere ayı eyi rmak. seksiyon. kı smî. kım. sı * Saç örgüsü. tasnif. ğ . . sıflandı nı rmak. nı bölümlemek * Birçok ş arası birbirine eş veya benzer olanları ey nda. i bölümlenme * Bölümlenmek işveya durumu.* Bir bayağkesrin gösteriliş pay ile payda arası konulan yatay çizginin okunuş "a/b" kesri "a bölü ı inde na u. * Bir siyasî partinin birliğ parçalamayı ini . bölünebilme . sağ sola doğ üçer üçer ayrı basamakları her bir üçlü na lan nı dan ru lan ndan takı . parça parça. b" diye okunur. departman. münafı k. bölen. departman. sıflanmak. bölüm * Bir bütünü oluş turan parçalarıher biri. sıflamak. tasnif etmek. * Hizip. bölücülük * Bölücünün yaptı işara bozuculuk. nı rma. ine nı bölümsel * Bölünme ile ilgili. bozmayı amaç edinen kimse. * Takı mlardan oluş üçü veya dördü bir tabur oluş an. bölük pörçük * Bütünlüğ sağ ü lanamamıdurumda. lmı sı sı .

bölüntüler * Bir bütünün ayrı ş lmıolduğ bölümler. z bölünen * Bölme iş lemine uğ lan sayı it bölümlere ayrı ratı . halkalara ayrı ş lmıolan.* Kalansıbölünür olma durumu. * Hücrelerin. n * Zigotun bölünmesinden sonra embriyonda ortaya çı ve az çok birbirine benzeyen parçalarıher biri. bölünmez * Parçalanamaz. bölünmezlik * Bölünmez olma durumu. belli bir büyüklüğ varı eş bölümlere ayrı çoğ e nca it lı alması p . n oluş bölütlü bön * Bölütlere. nı bölüş türme * Bölüş türmek iş i. * Bölünmek iş i. bölüngü bölünme * Fraksiyon. * Fraksiyon. * Budala. bölüş türmek * Bölüş iş yaptı mek ini rmak. . payı almak. bölünmek * Bir bütün. taksimat. saf. halka. u bölünüş * Bölünmek işveya biçimi. parçalara ayrı lmak. * Yarı toplu olarak koş ş ta arken birbirinden ayrı lma. bölüş üm bölüt * Eklem bacaklı n vücudunu oluş ları turan yan yana dizili parçalarıher biri. eş lması gereken miktar veya sayı . ma. bölüntü * Bölünmüş parça. * Bölüş paylaş me. taksim etmek. üleş mek. kan n bölütlenme * Döllenmiş yumurtanı blâstulayı turuncaya dek art arda bölünmesi. i * Bölüş iş mek i. belirli bölümlere. bölüş mek * İ veya daha çok kimse araları herhangi bir ş paylaş ki nda eyi mak. ayrı lamaz. i bölüş bölüş me * Bölmek işveya biçimi.

böreklik börk * Börek yapmaya elveriş olan. safça. bönleş me * Bönleş iş mek i. haş lamak. k. börek için ayrı ş li lmıolan. aptallaş mak.bön bön * Budala ve safca bakarak. börek açmak * börek yapmak için hamurdan ince yufkalar hazı rlamak. k. yma. * Börtülmek iş i. . luk. kı ı n na. börttürme * Börttürme iş i. * Genellikle hayvan postundan yapı başk. aş n aş n bönce * Budala. bön bön bakmak * anlamayarak. budalalı aptallı sersemlik. n * Yağ murdan veya soğ uktan korunmak için giyilen ucu sivri boş külâh. spanak gibi ş konularak piş eyler irilen çeş itli biçimlerde hamur iş i. itli börtük börtülme * Haş lanarak veya ateş biraz kı larak piş olan (ş te zartı miş ey). börekçilik * Börek yapma veya satma iş i. lan lı börkenek * Geviş getiren hayvanları midelerinin ikinci bölümü. i rı börtü böcek * Çeş böcekler. bönlük börek * Bön olma durumu. ş kış kıbakmak. börekçi * Börek yapan veya satan kimse. saf (bir biçimde). börtmek * Az piş irmek. bönleş mek * Bön duruma gelmek. börtme * Börtmek iş i. börttürmek * Börtmek işyaptılmak. * Açı ş lmıhamurun veya yufkanıarası peynir. saflı k.

*İ çinde "ne". böyle gelmiş böyle gider * her zaman böyle olmuş . nda * Bu kasttan olan kimse. ine börülce * Fasulyeye benzer bir bitki ve bunun göbeğkoyu benekli tohumu (Vigna sinensis). sonunda. böylelikle. böylesi böylesine * Aş bir biçimde.börtülmek * Börtmek iş konu olmak. * Bir madde birdenbire gaz durumuna gelerek patlamak. bu biçimde olanı . o cümlede anlatı ş hoş lan eyin karş ı lanmadını ona ş ı ğ anlatı ğ veya ı aş ı ldını r. bu biçimde. "nası gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğ l" inde. * Bu derece. böylemesine * Bu biçimde. böyle baş böyle tı a. bu yolda. . bu biçimde. böyle böyle * Böylelikle. böylelikle * Bu yolda yürüyerek. raş * kiş yaraş iş ilere an lemler uygulanı r. gene de böyle olacak. Brahmanizm * Brahmanlı k. böylece * Tam böyle. * İ yapı bacakları ri lı . bösme bösmek böyle * Bunun gibi. paçalı tavuk ı . ı rı Br brahma Brahman * Brom elementinin kı saltması . lan il * Bösmek iş i. infilâk etmek. i * Bu bitkinin sebze olarak yararlanı yeş ürünü. tüylü. böylecene * Böylece. böylelikle. bir rkı * Hint kastları ilk kast. buna benzer. * Bu yolda. * Sonunda. * Bunun gibisi.

* Briket yapan veya satan kimse. kemikli kıntı n kaynaş yla oluş kütle. * Baklagillerden bazı açlarıkı zı ağ n rmı boya çı lan odunu. * Doğ çimento ile lâvlı al . Brehmen breş * Bkz. yaş a!. briket * Linyit ve kömür tozundan bası elde edilen yakı nçla t. Brahman. astarlanmıbezden yapı halatlarla bir yere ğ ı ş lan. kol. hey" anlamı kullanı nda lı r. arkada da boylaması yerleş na tirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli. tutturulan asıyatak. hafif * Dört kişarası oynanan bir iskambil oyunu. lı . yaylı araba. coş anlatı aş nlı ku r. * Tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatı na in ini r. kavkı kabuklu. Brahmanizm. seren yelkenli. u braket * Dikiş çı kitapları sı na makine ile bez geçirme. rı ları ması muş * Bir tür yapay mermer. lı branda bezi * Keten ve pamuk ipliğ inden sıve sağ dokunmuş k lam bez. i nda brifing brik brik * Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açı klama. ki ı yan * (bilim için) Dal. kın zak ı lan . * İ direkli. kı kafalı nı sa sa . branş bravo bre * "Ey. birkaç top taş gemi. karı * Üstü kapalı ş kı olarak kullanı tek atlı . tuğ biçimli yapı nçla la malzemesi. * "Be" yerine kullanı lı r. ten kan n rtı brakisefal * Kafatasın ön alt eksenine göre kı olan (kimse). brezil brı çka briç * Önde çok yüksek bir oturma yeri. briketçi . * Ş kı k. * Linyit.Brahmanlı k * Kalım yoluyla geçen bir kast bölünmesine dayalı tı toplumsal bir kuruluş içeren Hint dini. * Aferin. kömür tozu ve katran tortusundan bası elde edilen. * "Vay" gibi ş ma anlatı aş r. yaylı arabası at . branda * Gemilerde tayfa ve erlerin yattı dikdörtgen biçiminde.

an bromür * Bromhidrik asidin tuzu veya eteri. ı ı rlı nda göllerde çok miktarda bulunan. briyantin * Saçı parlatmak ve yatı için kullanı güzel kokulu bir madde. zehirli sı bir element. rmak lan briyantinli * Briyantinle süslenmiş . bronz gibi * tunca benzeyen. briketleme * Briketlemek iş i. bazı 35. briyantin sürünmüş .97 olan kı zı u rmı renkli. sı bronş * Soluk borusunun akciğ erlere giden iki kolundan her biri ve bunlarıdalları n . içeriden tutturulan ince perde. yeşyumrular hâlinde olan. brokkoli brom * Küçük. bromhidrik asit * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş HBr aside verilen ad. yoğ unluğ 2. bronzlaş ma * Bronzlaş iş mak i. * Atom numarası atom ağ ğ79. briketlemek * Briket hâline getirmek.briketçilik * Briketçinin iş i veya mesleğ i. pis kokulu. bromürlü * Yapında bromür bulunan. * Pencerelerin çerçevesine.909 olan. bromhidrik * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş an. bronzlaş mak * Bronz rengini almak. deniz suları az. broş . bronş çuk * Bronş n uç dalları her biri. Kı vı saltması Br. haş il lanarak yemeğhazı i rlanan bir tür sebze. ları ndan bronş it * Bronş bronş ve çukları iltihaplanması n . tunç renginde olan. bronz * Tunç. brizbiz brokar * Sı veya gümüş lemeli bir tür ipekli kumaş rma iş .

bu birkaç gün içinde. beraber. bu cümleden * bunlar arası bunlar gibi. * Diploma. bu kabilden * gibi. brülör brüt * Sı yakıkolayca yanabilecek taneciklere ayı püskürten araç. bu tarzda. çeş idinden.* Kadı n takı kları iğ nları ndı süs nesi. * Birlikte. küçük kitap. bu abdestle daha çok namaz kı r lı nı * bir tutum veya davranın etkisinin sürekli olacağ anlatı ş ı ı nı r. lan ı rlı bu * Yerde. ş ahadetname. * Kabı darası karı ile çı lmadan tartı (ağ k). bu gözle * bu anlayı ş la. . bu haysiyetle * bu bakı mdan. bu türlü. rası bu (veya ş kadar u) * bir sayı sonra gelerek o sayı artımiktarı dan dan k bildirir. ş . bu günlerde * içinde bulunduğ umuz zamanda. Brüksel lâhanası . buna. Bruxelles lâhanası * Bkz. * En yakı bulunan bir varlı veya biraz önce anı bir ş iş yolu ile belirtmek için kullanı (Çekim nda ğ ı lan eyi aret lı r sı nda bunu. nda. bundan. sı brovning bröve * 7. yakmaç. vı tı rarak * Kesintisi yapı lmamı kesintisiz (para).65 mm lik otomatik tabanca. Frenk lâhanası (Brassica oleracea gemmifera). zamanda veya söz zincirinde en yakıolanı n gösterir. broş ür * Sayfa sayı az. bu kabil * bu gibi. Brüksel lâhanası * Ceviz büyüklüğ ünde bir lâhana türü. bu kadar * bu denli. bu arada * Bu süre içinde. bu gidiş le * bu biçimde. biçimlerine girer. Çokluk biçimi bunlar). bunda. risale.

bu sı a kar mı cağ dayanı r? * aş harcamalarla eldeki imkânları tükeneceğ anlatı ı rı n ini r. *İ lçelerin. bu biçimde. bu kez.bu kadar kusur kadı zı da bulunur kında * üzerinde durulmaya değ meyecek kadar küçük bir kusurdur. bunun için. bu arada. her tarafta. köş yer. bucak bucak * Her yerde. n langı budak deliğ i * Tahtalardaki budak yerinin çı lması sonra açı boş karı ndan lan luk. . bu yüzden * bundan dolayı . bucak bucak kaçmak * bir olay. kamufle edilmiş bombadan oluş bubi tuzağteriminde geçer. ve yarı m. çeliş ş ları iyor. kutu. bir durum veya bir kimseyle karş mamaya çalı ı laş ş mak. tek baş kullanı fatları ı na lmaz) .. * Dalı gövde içindeki baş ç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm. bu meyanda * Bkz. * Kesirli. an ı * Kenar. bu meyanda * Bu arada. buat * Elektrik akı devrelerinde birleş mı tirme yapmak veya akı bir veya daha fazla kollara ayı için mı rmak kullanı araç. bu sefer * Bu defa. her yanda. lan bubi bucak * Küçük bir dokunma ile patlayan. acı * Dal. * Ağ n dal olacak sürgünü. buçuk buçuklu budak * (sayı üleş ve tirme sı ndan sonra gelir. e.. bucak bucak aramak * her yerde aramak. bu ne perhiz bu ne lâhana turş usu! * sözleri ve davranı birbirini tutmuyor. bu türlü * böyle. nahiye. budak özü * Taze sürgün. bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri.

dallanmak. . budanma * Budanmak iş i. * Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dalları kesmek. nı dalları kı nı saltmak. budaklanmak * Budak sürmek. ine budatma * Budatmak iş i. azaltmak. te) nı u * Bir ş eksiltmek. * Budalaca yapı iş lan . budala gibi davranmak. budala budala * budala gibi. lsı budama budamak * Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacı ağ asma gibi bitkilerin dalları kesmek. ş ı budalacası na budalalaş ma * Budalalaş iş mak i.budaklanma * Budaklanmak iş i. eyi budanı ş * Budanmak iş i veya biçimi. budalaca * Budalaya yakır (biçimde). budalalı k * Budala olma durumu. yla aç. * Bir ş aş ölçüde düş eye ı rı kün. budanmak * Budamak iş konu olmak. budalalıetmek k * akı zca davranmak. budaklı * Budağolan. budalalaş mak * Budala duruma gelmek. * Budamak iş i. ı budala * Zekâca geri. budatmak * Budamak iş yaptı ini rmak. Buddhist * Buddhizm dininden olan kimse. * Zekâca geri olan kimse. budalaca. nı * (güreş Rakibinin ayakları bir ayak oyunu veya vuruş ile yerden kesmek.

* bugün yaş ayanlardan gelecek kuş aklara. budunsal bugün * Kavmî. budun bilimsel * Etnolojik. *İ çinde bulunduğ umuz gün. *İ çinde bulunduğ umuz çağzaman. bugün yarı n * çok yakı nerede ise. bugün olan. budun betimi * Etnografya. budun bilimci * Budun bilimi uzmanı . bugün bana ise yarı sana n * bugün birinin baş gelen kötü bir durumun. budun betimci * Etnograf. bugünden tezi yok * hemen ş imdi. * bugüne değ in. içinde bulunduğ umuz zamanda. salt varlı koyarak onun insanda arzu biçiminde ileş bir düş ğ ı belirdiğ bundan da ı rabı doğ unu. boy ve soy bakı ndan da birbirine bağ insan topluluğ nda ğ ı mı lı u. * Araları töre.Buddhizm * Tabiatüstü kiş miş tanrı üncesi yerine. ini. stı n duğ stı ini Hindistan ve Çin'de yaygı olan. etnik. millet. bugünden yarı na * az zaman sonra. Buddha'nı ileri sürdüğ mistik dünya görüş ve din. Buddhist. budun kavim. n n ü ü Budist * Bkz. bugüne bugün * "unutma ki". "ş iyi bil ki" anlamı kullanı unu nda lı r. bugünkü * Bugüne özgü. daha sonra baş nıda baş gelebileceğ hatı ı na kasın ı na ini rlatmak için söylenir. dil ve kültür ortaklı bulunan. ı raptan kurtulmak için var olmaktan vazgeçmek gerektiğ ileri süren. . budun bilimi * Etnoloji. bugün yapı lan. kavmiyat. derhal. ş imdiki ş artlarda. bugünkü tavuk yarı kazdan iyidir nki . nda. bugünkü günde *ş imdi. etnolog. ı rkiyat. *İ çinde bulunduğ umuz günde. * Ulus.

iki hörgüçlü deve. ekinlere zararlı böcek. bugünlük yarı k nlı * çok yakı olması nda beklenen ş için söylenir. ayrıve çayı i day. örneğbuğ yulaf. patates. buğ daysı meyve. il. kamı bambu olan. buğ daycı l * Bataklıyerlerde. vücudu yeş başsiyah.* sağ lanmıbir kazancıumulan daha büyük bir kazanca feda edilmemesini öğ ş n ütler. mır. buğ daygiller * Bir çeneklilerden. buğ daysı meyve * Çok ince olan kabuğ zarı ayrı u. ndan lmayacak derecede kaynaş ş mıolan tohum izlenimi veren bir kuru meyve. sı k r otları . buğ daysı tohum * Bkz. day akları an * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. eyler buğ day * Buğ daygillerin örnek bitkisi (Triticum). k buğ sürmesi day * Buğ baş ndan oluş ilkel mantar (Tilletia tritici). * Bu bitkinin baş aktan ayrı ş lmıtanesi. buğ daysı tane * Bkz. buğ unu day * Yabancı maddelerinden temizlenmiş tavlanmıbuğ ve ş dayları tekniğ uygun olarak öğ n ine ütülmesiyle elde edilen bir ürün. ı bir buğ güvesi day * Tahı zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella). buğ baş verince orak pahaya çı day ak kar * ihtiyaç duyulan ş değ kazanı ey er r. bugünlük * Bugün için. * Bu mantarı buğ ve benzeri bitkilerin yaprakları oluş n day nda turduğ hastalı u k. buğ benizli day * Açıesmer. ekin biti (Sitophilus granarius). k buğ biti day * Yarı kanatlı m lardan. pancar tarlaları yaş göçücü bir kuş k nda ayan (Luscinia svecica cyanecula). buğ daysı * Buğ andı dayı ran. buğ rengi day * (ten için) Açıesmer. ş . arpa. pirinç. . çiçekleri baş durumunda büyük bir bitki familyası ak . la buğ pası day * Pas mantarı gillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi). buğ daysı meyve. buğ ra * Erkek deve. çavdar.

u lan buğ ulu * Üzerinde buğ bulunan. buğ mak ulaş * Buğ durumuna gelmek. yaş. * Buğ piş (yemek). vı * Soğ bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğ mısı. n ş lı buğ buğ ulu ulu * Nemli. cak cak. kekik ve baharat kullanı hiç su konmadan hazı larak rlanan bir et yemeğ i. . buğ buğ ul ul * Buğ çı u kararak. buharlaş u mak. uda miş buğ ulamak * Buğ udan geçirmek. arpacısoğ . buğ ulanmak * Üzerinde buğ oluş buğ ile kaplanmak. buğ ulanma * Buğ ulanmak iş i. domates. buğ ulandı rmak * Buğ ulanması yol açmak.buğ u * Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sı. ma. buğ tutmak. dalgı bakı olan (göz). lı buğ ur * Buğ ra. na buğ ş ulanı * Buğ ulanmak iş i veya biçimi. dolu dolu. buğ ulandı rma * Buğ ulandı rmak iş i. k sı lan yanı cak u i buğ evi u buğ kebabı u * Et. sarı k anı msak. uya * Bazı yemekleri buğ ile piş u irmek. tephirhane. buğ u ulanmı ş . caklı ı ş buhar * Isı etkisiyle sılarıve bazı ları dönüş vı n katı n tükleri gaz durumu. * Süzgün. buğ tıcı ulaşrı * Suyu buğ durumuna getirmek için kullanı (araç). u mak. buğ ulama * Buğ ulamak iş i. buğ üstünde usu * sı sı sı ğazalmamıdurumda. u buğ ma ulaş * Buğ mak iş buharlaş ulaş i. uk unlaş ş vı * Hastalıdolayıyla mikroplu sayı eş n sı buğ ile temizlendiğyer.

tiren buharlaşrma tı * Buharlaşrmak iş tı i. buğ mak. n ı ı dı sı lan sı buharlı makine * Buharla çalı makine. tebahhur. buhran geçirmek * bunalı geçirmek. ş an buharlı tma ı sı * Buharıtaş ğıdan yararlanarak yapı ıtma. m. kaybolmak. hayaller içinde kalmak. buharlı gemi * Buhar gücüyle çalı gemi. lan buhar kurutucusu * Buhar içerisindeki su damlacı nı ran ve kuru buhar elde edilmesini sağ kları ayı layan araç. buharlı * Buharı olan. ş an buharlı tren * Buhar gücüyle çalı tren. nlaş buharlaşrı tıcı * Buharlaş iş ma lemini gerçekleş alet. kalorifer dairelerinde buhar akını ı sı ş kesmeye ve dengelemeye yarayan alet. buharlayı cı * Buhar hâline getiren (makine vb. kardı ı ı rları r buhran * Bunalı bunluk.buhar kazanı * Buhar elde etmekte kullanı kazan.). mak i. buharlaşrmak tı * Bir sıyı vı kaynatarak buhar durumuna getirmek. ulaş buharlaş noktası ma * Bir sınıkaynatı sonucunda buhar durumuna geçme derecesi. kriz. ı buharlaş ma * Buharlaş iş buğ ma. buhar makinesi * Buhar bası yla iş ncı leyen makine. buhar olmak * yok olmak. tebahhur etmek. ulaş * Dalgı mak. * Bir sıyı damlacı durumunda damı vı ince klar tmak. buhar valfı * Buharlı nma sisteminde. ş an buharlı ütü * Çı ğbuharla kuru çamaş ütülemeye hazıduruma getiren ütü. vın lma buharlaş mak * Buhar durumuna dönüş mek. * Buhar gücü ile çalı ş an. m .

hareketleri yavaş . bilek. ı ünü iş bukalemun gibi renkten renge girmek * sürekli düş değtirmek. kaya keleri (Chamaeleo iş chamaeleon). lan buhurluk *İ çinde tütsü için kullanı maddeler yakı kap. renk değtirmesiyle ünlü sürüngen türü. bukağ ı lamak * (hayvan için) Ayağ bukağtakmak. bukağ k ı lı * Hayvanlarıayağ bukağtakı yer. * Çı na göre davranını karı ş . a ı bukağ ı lı * Ayağ bukağbulunan. ı nda ı * Bilekleri beyaz olan (hayvan). için n ı na lan bukağvurmak ı * bukağtakmak. 20-30 cm boyunda. demir köstek. buhranlı * Bunalı . buhurdanlı k * Buhur yapmak için kullanı araç. maddeler. * Kaçmaması hayvanları ayağ takı zincir. buji * Patlamalı motorlarda gazı tutuş turmaya yarayan elektrikli araç. ı bukağ ı lama * Bukağ ı lamak iş i. ünce iş bukalemungiller * Sürüngenler sıfın renklerini bulundukları nını yerin rengine uyduran. . lan lan buhurumeryem * Tavş ankulağ siklâmen. * Güzel koku. bukanak buke * Ayak. n ı na ı lacak bukalemun * Bukalemungillerden. bukağ ı * Ağ cezalı n ayakları takı ucuna pranga bağ ı r ları na lı p lanan demir halka.buhrana tutulmak * buhran geçirmek. rayiha. ı . lan aç buhurdan * Buhurluk. mlı buhur * Dinî törenlerde yakı kokulu ağ vb. tütsü. görüş değ tiren kimse. bukalemun türlerini içine alan bir familyası .

lan itli * Karık. bulandıcı rı * Bulantı veren. * Yenge. bir nesneyi baş bir maddeye ka batı rmak. pı nar. amca veya dayı sı karı. cık hamur. * var olanları en değ n ersizini seçmek. vrı olan buklesiz buklet * Kı mları vrı olmayan (saç). bir ş bir kimseyi) bulmak eyi. bukran bul bula bulamaç bulamak * Bir nesnenin her yanı bir ş değ nı eye direrek üstünü onunla kaplamak. nefret uyandı ran. bukleli (saç). bulandılmak rı * Bulandı iş lmak. * Kaynak. oradan buradan toplanmı ş ı ş . bula bula bunu (onu. vı * Bu koyulukta yapı çeş hamur yemekleri. . * Tiksindirici. * Saraçlarıkullandı yün kı ntı. bulada bulak bulama * Büyük piliç. * Bu iplikten dokunmuş (giyecek). * Genellikle üzüm ş nıkaynatı ile yapı koyu pekmez. kı mlı vrı saç. ı n rası lması lan * Sulu.buket bukle * Çiçek demeti. * Küçük lüle durumunda. bulanması sağ na nı lamak. rmak i yapı bulandı rmak * Bulanması yol açmak. vrı vrı bukleli * Kı mları (saç). * Kirletmek. * Bulamak iş i. bukle bukle * Kı m kı m. n ğ ı rpı sı * Yalnıiki geniş z yüzü testere ile düzeltilmiş tahta. * kötü bir raslantı anlatmak için kullanı yı lı r. * Bükülmüş iplik.

anlamsı fersiz. ntı bulaş adam ı k * Yolsuz. klaş i bulanı mak klaş * Bulanıolmak. ler ma ş kanlı ı bulaş bezi ı k * Bulaş ı yı kları kamak için kullanı bez. bulaş hastalı ı cı k * Mikrop yolu ile yayı hastalı lan k. uygunsuz iş yapan. bulanmak * Bulamak iş konu olmak. * Açıseçik görünmeyen. ş ) z. kapalı . her yanı ş kaplanmak. kalı . * Yapı sulu. sataş alı ğolan kimse. z.* İ veya daha çok ş birbirlerinden fark edilmeyecek biçimde karı rmak. ş yası * Bulaş ş mıolan. bulantı vermek * (içini. ş * Bulutlu. ki eyi ş tı bulanı k * Bulanmıolan. k bulanı ma klaş * Bulanı mak işveya durumu. bulaş sri. ğ ve klını ı ı * (iç. * İ etki. midesini) bulandı rmak. ş kan. net olmayan. * Niteliğtam anlaş i ı lmayan. sı * Karı ş mak. bulanı kça * Biraz bulanıolan. bulaş ı cı * Birinden baş na geçen. Donuk. k bulanı ş bulanma * Bulanmak işveya biçimi. k * (bakı için. duru olmayan. k bulanı k klı * Bulanıolma durumu. ine bir eyle * Duruluğ yitirmek. unu * Parlaklını açı ğ yitirmek. bulantı * Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum. çok duru olmayan. k bulanı tı klaşrmak * Bulanıduruma getirmek. lan bulaş deniz ı k . kası an. i * Bulanmak iş i. mide içi) Bulantıolmak. bulaş ı k * Yiyecek veya içecekte kullanı yı lan kanmamımutfak eş veya kap kacak.

ş . bulaş suyu ı k * Bulaş yı ı karken kullanı su. lan. ma. üzerine sürülen bir ş yüzünden kirlenmek. otel gibi yerlerde bulaş yı ş la. ı k bulaş ı lma * Bulaş ı işveya durumu. kan bulaş ma * Bulaş iş mak i. k lan lmı bulaş gemi ı k * Tayfaları veya içindeki yolcular arası bulaş hastalıbulunan gemi. nda nda ı cı k bulaş iş ı k * Yolsuz. n bulaş deterjanı ı k * Bulaş tozu. bulaş makinesi ı k * Bulaş yı ı kamaya yarayan alet. mak ine bulaş kan * Bulaşğyerden kolay temizlenemeyen. uygunsuz. yapı tı ı ş kan. * Sataş kavga etme alı ğolan. lmak i bulaş ı lmak * Bulaş iş konu olmak. ı k bulaş eldiveni ı k * Bulaş yı ı karken kullanı plâstikten yapı şgeçirimsiz eldiven. ı kamaya ayrı özel bölüm. kçı bulaş ı khane * Kı okul. k lan bulaş k ı klı * Bulaş olma durumu. tma i bulaş ı kçı * İi kirli kapları kamak olan kimse. k bulaş makinesi tuzu ı k * Bulaş makinelerinde suyun içinde veya yı ı k kananları üzerinde kireç kalı ları yok eden kimyasal n ntı nı bileş im. sirayet etmek. tuzu bulaş tozu ı k * Bulaş ı yı kları karken kullanı temizleme ve arı özelliğbulunan toz. k lan bulaş suyu gibi ı k * (sulu yiyecek ve içecekler için) kötü hazı rlanmı tadı olmayan. ş yı bulaş lı ı k kçı * Bulaş nıiş ı n i. ey *İ stenilmeyen bir madde bir ş sürülmek. bulaş mak * Bir nesne. eye * (hastalı Geçmek. ş kanlı ı bulaş k kanlı * Bulaş olma durumu.* Mayıtehlikesi olan deniz. kirli iş . k) .

tı karı . ndan bulgu * Var olduğ hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çı u karma iş bu iş sonunda elde edilen ş i ve in ey. bulgari * Dört telli bağ lama. bı ı yıp ran. tı i bulaşrmak tı * Bulaş na yol açmak. Bulgar * Slâvlarıgüney kolundan olan bir halk veya bu halkısoyundan olan kimse. * Araşrma verilerinin çözümlenmesinden çı lan bilimsel sonuç. mak. buldurtma * Buldurtmak iş i. buldozer * Önündeki geniş çakla toprağsırıengebeleri kaldı tekerlekli veya tı llı yol makinesi. bulaşrı tılma * Bulaşrı iş tılmak i veya durumu. bulaşrı tılmak * Bulaşrmak iş konu olmak. buldumcuk olmak * bir ş sonradan ulaş ş eye ı ı nca marmak. buldurtmak * Bulması veya buldurması sağ nı nı lamak. tı Bulgaristanlı * Bulgaristan halkı olan ( kimse). burnu bası alt çenesi üsttekinden uzun.* Çatmak. rtı bir buldukça bunar (veya bulmuş bunuyor) da * bulduğ yetinmiyor da daha çoğ istiyor. buldurmak * Bulmak iş yaptı ini rmak. tı ine bulaşrma tı * Bulaşrmak işveya durumu. iri ve güçlü bir köpek türü (Canis familiaris k. ması bulatmak buldok * Köpekgillerden. netice. uyla unu buldumcuk * Sonradan görme. *İ stemeden veya rastlantı sonucu bir iş karı e ş mak. sataş tedirgin etmek. Bulgaristanla ilgili olan. * Bulaşrmak. Bulgarca * Bulgar dili. n n * Bulgaristan'a özgü olan. molosus hibernicus). buldurma * Buldurmak iş i.

bulgulamak * Yeni olayları bilgileri bulmak. ı larak rlanan bir çorba türü. rencilerin kendilerinin bulması sağ nı layan öğ retim yöntemi. semptom. * Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaş olayı ması . bulguya ait. * Yeni olayları bilgileri bulma yöntemi ve öğ ve retisi. ve bulgur * Kaynatı kurutulduktan ve kabuğ çı ldı sonra kılan buğ lı p u karı ktan rı day. nakıgibi lerle raş aka bulgusal * Bulguyla ilgili. an bulgur bulgur * Bulgur tanesi gibi. ebe bulguru. un. * Bulmak iş i. Bulgurlu'ya gelin mi gidecek? * gereğyokken ivedi ve sürekli olarak dikiş ş iş uğ anlara ş yollu söylenir. bulgur çorbası * Domates. . araz. taze biber. bulgurcu * Bulgur yapan ve satan kimse. i . bulgur. bulgurluk * Bulgur yapmaya elveriş li. bulgurlanma * Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayrı lma. * Sert ve ufak taneler durumunda yağ kar. bulgurcuk * Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük. bulgurlu pilâv * Bulgurla piş irilen pilâv. allak bullak.* Vücuttaki iş levsel bir bozukluğ hastalın belirlenmesine yarayan olgu veya olay. dairesel görünüş parçacı lü klardan her biri. soğ tereyağve salça kullanı hazı an. bulgusal yöntem * Öğ retilmek istenen ş öğ eyi. bulgurculuk * Bulgurcunun işveya mesleğ i i. bullak bulma * Bkz. bulgurlu köfte * İ bulgurla yoğ nce rulmuş köfte. bulgurlama * Bulgurlamak iş i. ğ ı bulgulama * Bulgulamak iş i. bulgurlamak * Bulgur tanaleri gibi küçük parçalara ayı rmak.

temin etmek. siz. radyoaktif mineralleri. icat etmek. suç. * Arayarak veya aramadan. bulûğ ermek a * erinleş mek. keş fetmek. * Bir ş bulan.bulmaca bulmak * Çeş biçimlerde düzenlenen ve düş itli ündürerek. * Sağ lamak. bulundurma * Bulundurmak iş i. ı laş eyi * Kaybedilen bir ş yeniden ele geçirmek. duygu. lk ey * Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaş veya yöntem geliş ma tirme. bulunma * Bulunmak iş i. düş ve hayalde baş ünce kaların etkisinden sı larak. eyi * Varlı bilinmeyen bir ş ortaya çı ğ ı eyi karmak. bazen de rast gelinerek bulunan eski çağ veya tı karı ş lardan kalma eş ya. * Bulunmaz. bulunmak * Bulmak iş konu olmak. ya * Seçmek. i * İ defa yeni bir ş yaratma. eyle. manyetik dalgaları nları bulmaya yarayan araç. bir noktaya eriş ulaş mek. e. * Hatı rlamak. * İ kez yeni bir ş yaratmak. bulundurmak * Var olması. * (kabahat. mak. detektör. kâş if. bulunmaz Hint kumaş ı * çok az bulunduğ ve çok değ olduğ sanı ş u erli u lan ey. bulûğ ı çağ * Ergenlik çağ ı . * Cezaya uğ ramak. * (bir yerde) Olmak. aratarak buldurmayı amaç edinen oyun. nail olmak. nı yrı n leniş . * Konu. kusur için) Yüklemek. lk ey *İ stenilen ş kavuş eye mak. * Eksik etmemek. * Eriş mek. bir buluş eyi yapan kimse. buluş * Bulmak işveya biçimi. bunlarıiş inde yeni bir yol tutma. * Herhangi bir görüş bir yargı varmak. * Sokakta bulunup alı çocuk. ine * Herhangi bir durumda olmak. * Bir yer. erinlik. bir ş elde etmek. yaratmak. baliğ olma. mayı . icat. güç bulunan. uygun saymak. bulucu bulûğ * Erin olma. bir ş bir kimse ile karş mak. buluntu * Kazı araşrmalarla ortaya çı lmıolan. hazı nı r bulunması sağ nı lamak. icat. * Gazları . nan bulup buluş turmak * çaba göstererek sağ lamak. eş benzersiz.

ı lı lan buluş ma * Buluş iş mak i. ş ı * Uzayda ekseni çevresinde yavaş dönen. buluş turma * Buluş turmak iş i. bulutlanma * Bulutlanmak iş i. ş k * (bellek için) Karık. mak i yapı bulut * Atmosferdeki su damlacı ve buz taneciklerinin görülebilir yoğ kları unluk kazanması oluş biçimleri. ngan bulvar . ş . karş mak.buluş hakkı * Bir buluş veya o buluş uygulama alanı kullanma hakkın bir kimseye ait olduğ gösteren belgeye un u nda nı unu karş k kazanı hak. k. endiş e. buluş ulma * Buluş ulmak iş i. ça zgı muş ğ ı * Bulutu bulunmayan. bulutsu bulutsuz buluttan nem kapmak * en küçük bir ş eyden alı nmak. nebülöz. an un ğ ı * Keder. net olmayan. kı n gaz ve tozlardan oluş gök varlı. açı berrak. buluş ulmak * Buluş iş lmak. buluş turmak * Bir araya gelmelerini sağ lamak. bulutlanmak * Bulutlarla kaplanmak. yükseklikleri ve yol açtı hava olayları birbirinden ayrı yınlar. bulutlu * Bulutlarla kaplanmı bulutlanmı ş . bulut gibi * çok sarhoş . buluş mak * Bir araya gelmek. hüzünlenmek. * Kederlenmek. bir * Kavuş mak. çok alı olmak. bir araya getirmek. ı laş * Önceden belirlenmiş yer ve zamanda bir araya gelmek. bulutçuk * Küçük bulut. yla an. * Üzerinde bulut varmıgibi bulanıgörünen. buluş yeri ma * Buluş ulacak yer. kları yla lan ğ ı * Herhangi bir ş eyden oluş yoğ yın.

uzun bez kı uğ ve kları lan. buna * Bu zamirinin yönelme eki almıdurumu. kriz. geniş ehir açlı cadde. lı f. buhran. ı rsağ er. satıdeğ mesi. bunaklı k bunalı m * Doğ bir süreçte birdenbire oluş aykılı bunluk. bunalı düş ma mek * ruhî bakı mdan gerginlik veya sıntı kı içine girmek. bunalı mlı * Gerginlik. birdenbire olan fizyolojik değiklik. bumlamak * Lâstik tı rnakların janta iyi oturmaması dolayı n iç lâstik üzerine basması nı ndan jantı sonucu lâstik patlamak. bumlama * Bumlamak iş i. matuh. muş bumbuz * Çok soğ uk. çalı gücünün azalması ş ma gibi sebeplerle ortaya çı iktisadî durum. bumburuş uk * Çok. yma. a ş ı * Bunak olma durumu. iyilerini seçmeye baş ş önce beğ lamı ken enmeyip bı kları da sonradan. * Tehlikeli sonuç doğ urabilecek gerginlik. lan * Soğ un girmesini önlemek için kapı pencere aralı na takı içi pamuk dolu. i . bunak gibi. sıntı kı veren. biraz bunak. kriz. * Bir hastalı iyileş veya ölümle sonuçlanan. gerginliğolan. bunak bunakça * Bunamıolan (kimse). iyice buruş olan. rsağ * Bu bağ a ciğ kı pirinç veya bulgur doldurularak yapı yemek. kan * Ruhî yönden sonucu tehlikeli olabilecek durum. bun * Sınt ı kı . buhran. * Bunağ benzer. bumbar * Büyükbaş küçükbaş ve hayvanları kalı bağ ı n n ı . al an rı k. ağ vrı rlatı ğ ı açtan yapı bir av aracı lma .* Ş içinde ağ . ateh getirmiş ş olan (kimse). ş buna değ (idi) buna değ di medi (idi) diyerek * birçok ş arası ey ndan. kriz. bunalı geçirmek m * herhangi sebeple oluş bunalı yaş an mı amak. yeniden raktı nı seçip alarak. bumerang * Kı k bir sopaya benzeyen ve fı ldında geri dönen. a * Bunağ yakır (bir biçimde). i bunalı ş * Bunalmak işveya biçimi. kta me iş * Çoğ unluğ iliş satı alma gücünün durması ş erlerinin düş a kin n .

çok. lmı . bunda * Bu zamirinin kalma durumu. genellikle tahtadan yapı şveranda ile çevrili ev. zihnî gibi bağ nıkopması ı n ntı . * Çok sılmak. bunayı ş bunca * Bunamak iş i veya biçimi. * Epey. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. bundan iyisi can sağğ lı ı * bu en iyisidir. durumun gizli bir yönü var. kı bunaltı * Sınt ı sıntı. bunalmak * Soluk alması güçleş mek. gibi ı ntı ateh getirmek. * Bu kadar. bunaltma * Bunaltmak iş i. bunaltmak * Bunalması yol açmak. ateh. bunamak * Frengi. daha iyisi olamaz. bungalov * Hindistan'da tek katlı . iç kı sı bunaltı cı * Boğ sıcı kı veren. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. kanması iç sebeplerden ileri gelen. bunaltı lmak * Bunalması yol açı na lmak. kı . bu denli. kanması iç sebeplerle zihnî bağ kopmak. sıntı bunaltı lma * Bunaltı iş lmak i veya durumu. * Genellikle tahtadan yapı ş katlı lmı tek . na bunama * Frengi. .bunalma * Bunalmak iş i. bunda bir iş var * olayıbir iç yüzü. kma ş bundan böyle * bundan sonra. ucu. ev. kı. buncağ ı z * Bunun gibi. n bundan * Bu zamirinin çı eki almıdurumu. çok tedirgin olmak.

burdan biçimlerinin kullanı ğda görülür. buralı * Bu memleketli. bunlar * Bu zamirinin çoğ eki almıdurumu.bungun * Sınt ı kı lı . bungunlaşrmak tı * Bungun hâle getirmek. küçümsemek. buradan * Buradan. kma nda tüğ ldı ı * Çok yakıve belirli bir yeri gösterir. * Bunalı sıntı m. buracı kta burada buradayı diye bağ m ı rmak * göze çarpacak bir yerde bulunmak. buram buram * (duman. kı . . burağ an buralar * bu yerler. ş bunun * Bu zamirinin tamlayan durumu. * Sınt ı kı lı . * Beğ enmemek. bu yerin halkı ndan. bunun burası * dikkati çekmek için "burasıanlamı kullanı " nda lı r. una bura * (bu ve ara kelimelerinden) Bu yer. bununla birlikte * Buna ek olarak. koku gibi havada yayı ş için) Pek çok. * Güçlü esen rüzgâr. lan eyler burası * Bu yer. bura. * Bunun böyle olduğ bakmayarak. ul ş bunlu bunluk bunmak bunu * Bu zamirinin belirtme eki almıdurumu. azı msamak. n * Bu yerde. * Kalma ve çı durumları orta hecenin düş ü ve burda.

kargacıburgacı k k. burcumak * Güzel koku yaymak. m ldı * Ökse otu. keskin. burgulanmak * Burgulamak iş konu olmak. çelik alet. burgulamak * Burgu ile delmek. yivli. girdap. tirbuş pa on. burgaç burgata burgu * Anafor. ine burgulu * Burgusu olan. burgu ile delinmek. tı ı burdurma * Burdurmak iş i. * Yerin orta ve derin katmanları inebilmeyi sağ na layan delici alet. ır. lan llı * Bu bitkinin mercimeğ benzeyen tanesi. Yengeç. * Baklagillerden. dört köşveya çok köş kale çıntı. lak. ve rı ş burgulama * Burgulamak iş i. ndan e eli kı sı * Zodyak üzerinde yer alan on iki takı yı za verilen ortak ad. Akrep. burdurmak * Burmak iş yaptı ini rmak. yuvarlak. . Yay. burgulanma * Burgulanmak iş i. telleri germeye yarayan mandal. Baş Terazi. pek güzel. burgu makarna * Burgu biçiminde dökülmüş fınlanmımakarna. * Telli sazlarda. tı burcu burcu * (koku için) Güzel güzel. k) it klarla dağ ldı kuş \343 Zodyak. kizler. Aslan.burcu * Güzel koku. n * Tahtada belirli delik açmaya yarayan delgiye takısarma. * Tel ve bitkisel halatlarıpus (2. Balı eş aralı ak. lı * Tı çekmeye yarayan. taneleri hayvan yemi olarak kullanı yık bir yem bitkisi (Vicia ervilia). delik açmak. ucu sivri ve helis biçiminde demir alet. Oğ Kova. burgacı k * Bkz.54 cm) olarak çevresini belirten birim. burç * Kale duvarları daha yüksek. Boğ İ i a. ı ğ ak. e burç burçak burçlar kuş ı ağ * Gök küresinde tutulma çemberinin geçtiğve üzerinde on iki burçun (Koç.

özel imtiyazlardan yararlanan ş ehirli. kent soylu. * Acı vermek. * Üzüntü duymak. burkmak * Burarak çevirmek. . * Bir ş iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek. ş burhan * Kanı t. komikliğ dayanan bir tür. nı burjuva edebiyatı * Orta sıf halk kesimine hitap eden edebiyat. eyi * Burjuva sıfı nı. ş an burjuvalı k * Burjuva olma durumu. ini * Üzücü. ine * Vücuttaki organlardan biri birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek. burjuva *Ş ehirlerde yaş ayan. * Sarıburma tatlınıbir adı ğ ı sın . * Burgulanmamıolan. * Yaş burularak kurutulan ot. burularak yapı şkı lmı lmı vrı ş . nda e burma * Burmak iş i. nı burjuvaca * Burjuva gibi. burkulmak * Burkmak iş konu olmak. * Hadı etme. * Burkma iş yapan. ş burgusuz * Burgusu olmayan. üzmek. burkulma * Burkulmak iş i.* Burgulanmıolan. kent soyluluk. burjuvazi burkma * Burkmak iş i. * Eğ rilmek için bükülmüş yün. burlesk * Sanat alanı ve özellikle edebiyatta rastlanan. * Burulmuş . m diş * Musluk. burkucu burmak . burjuvaya yakı biçimde. iğ etme. * Burularak yapı ş lmıbilezik. * Orta sıftan olan kimse. iken * Kuru incir. * Belgit. * Burkulmak.

burnu büyük * kibirli.* Hadı etmek. burnu kılmak rı * büyüklenemez duruma gelmek. kibirli. burnaz * İ ve uzun burunlu. burnu büyümek * kibirlenmek. uzaklaş ndan mamak. sıntı kı vermek. burnundan kı rmamak l aldı * kendisine hiç söz söyletmemek. burnuna girmek * birine çok sokulmak. burnunu kı rmak * birini güç durumda bı rakarak büyüklenmesini veya direniş yok etmek. m diş * Ağ kekre tat vermek. * Üzmek. burnu havada * kendini çok beğ enmiş (olmak). burnunda (veya gözünde) tütmek * çok özlemek. çok huysuz olmak. burnundan düş bin parça olmak en * çok asısuratlı k olmak. gururundan vazgeçmek. burnundan solumak * çok öfkelenmiş olmak. za * (mide. burnundan yakalamak * birini yönetimi altı almak. burnundan (fitil fitil) gelmek * elde ettiğgüzel ş sonradan gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak. iğ etmek. i ey. kaçamak bulamayacağduruma getirmek. bağ ı Sancı rsak) mak. ini . burnu sürtülmek (veya burnu sürtmek) * sıntı kı çektikten sonra daha önce beğ enmediğbir durumu kabul etmek. büyüklenmek. ri burnu bile kanamamak * tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak. na ı burnunu çekmek * sümüğ çekmek. amacı ulaş unu na amamak. burnundan ayrı lmamak * yanı gitmemek. ünü * umduğ bulamamak. i burnu yere düş almaz se * kendini beğ enmiş . burnu havada (veya kaf dağ ı (olmak) nda) * çok kibirli (olmak).

burnunun dibi * çok yakı. burnunun direğsı i zlamak * (maddî veya manevî) çok acı duymak. * Taşk. bursu olan. iyice yaklaş mak. burnunun dikine (veya doğ rusuna) gitmek * öğ dinlemeyerek kendi bildiğgibi davranmak. burukça * Tadı biraz buruk olan. * Burs almayan. lı lı k buruk buruk * Buruk bir biçimde. burs * Bir öğ rencinin öğ renimini yapması bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artı veya rması belli bir süre devlet için veya özel kuruluş larca. gücenmiş (kimse). k * Bu amaçla vakfedilmiş paranıveya malıgeliri. ödenen aylıpara. buruk * Burulmuş olan. buruntu. üt i burnunun direğkılmak i rı * çok pis bir koku duyarak tedirgin olmak. burnunun yeli harman savurmak * büyüklenmek. t düş burnunun ucunu görmemek * çok sarhoş olmak. buruklaş ma . * Uygun olmayan ş artlar sonucu dönerek büyüyen ağ n kerestesi. nı burnunun dibine sokulmak * çok yaklaş mak. bursu olmayan. * Tadı kekre olan. çalı yer. burnunun ucundan ötesini (veya ilerisini) görmemek * kı ünceli olmak. n n burslu burssuz burtlak buru * Sancı . * çok öfkelenmek. çok üzülmek. * Alı narak küskünlük gösteren. acı * Burs alan. kibirlenmek. burnunu sokmak * gerekmediğhâlde her iş karı i e ş mak.burnunu sı canı kacak ksan çı * çok zayıve güçsüz kimseler için kullanı f lı r.

önem vermemek. * karş nda hissetmek. * Buruğ benzer. ı sı burun bükmek * beğ enmemek. ş * Karanı özellikle yüksek ve dağk kılarda. burun perdesi * Burun boş unu ikiye ayı bölme. * Küskünlük. kekrelik. burukluk * Buruk olma durumu. k burun kırmak vı * önem vermemek. çıntı iki delikli koklama ve solunum organı nla nda kı lı . n. gücenmek. . ş an ı acı i burulmak * Ekseni çevresinde döndürülmek. buruk gibi. buruksu burulma burulma dayanı mı * Elyafı bükerek kı nı rmaya çalı kuvvete karşağ n gösterdiğdirenç. burun * Alı üst dudak arası bulunan. gücenmiş lik. . küçümsemek. burun deliğ i * Burnun iki boş undan her biri. * Sancı ağmak. burun otu * Burna çekilen tütün. a * Burulmak iş i. burum burum * Burulmak fiili ile birlikte "çok fazla burulmak" anlamı kullanı nda lı r. lı yı ş * Kibir. n burun buruna gelmek * beklenmedik bir anda karş mak. birbirlerine çok yaklaş ı laş mak. mak. boş burun buruna * Birbirine çok yakı ve yüz yüze. luğ burun kanadı * Burun deliğ yan tarafı inin ndaki kabarıbölüm.* Buruklaş iş mak i veya durumu. doğ lan. enfiye. * Bazıeylerin ön ve sivri bölümü. buruklaş mak * Buruk durum almak. rı * Alı narak küskünlük göstermek. burun boş lukları * Burun deliklerinden yukarı ru açı mukozayla kaplı luklar. büyüklenme. türlü biçimlerde denize uzanmıbölümü. luğ ran burun şirmek iş * kibirlenmek. beğ enmemek.

ü ş muş buruş ukça * Biraz buruş olan. sancı ı bozukluğ . hoş lanmamak. uk * Ciltte oluş kış muş rık. a. zda) * Tiksinmek.burun yapmak * üstünlük taslamak. kibirli. uk buruş ukluk * Buruş olma durumu. bağ rsak u. ü rık ı * (ağ ı Kekrelik duymak. üzerinde kış ve katlamalar olmak. ndan burunduruk * Hayvanları nallarken ırmaması dudakları kı rmaya yarayan kı yavaş sı için nı stı skaç. aş ı ağ lamak. ı buruş uksuz * Buruş u olmayan. burunlamak * Dı ş lamak. i. buruntu * Buru. * Çıntı olan. * Burunsak. uğ busbulanı k . Burundili * Burindi halkı olan (kimse). buruş mak * Düzgünlüğ bozulmak. burunsak * Hayvan yavrusunun anası süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başk. buruş turma * Buruş turmak iş i. pek düzgün olmayan. uk buruş uk * Gerginliğ düzgünlüğ kalmamıburuş olan. muş buruş ma * Buruş iş mak i. n na burunluk burunsalı k * Burunsak. burunlu * Herhangi bir biçimde burnu olan. . ndan lı * Hayvanlarıburunları geçirilen ip. buruş buruş * Çok buruş . kı sı * Kendini beğ enmişonurlu. buruş turmak * Buruş duruma getirmek.

çok üş ütmek. buton buydurmak * Dondurmak. * Giyim ve süs eş satı dükkân.* Çok bulanı k. buyma buymak * Buymak iş i. * Soğ uktan donarak ölmek. öpüş . butik butikçi butikçilik * Butik iş letme iş i. n. inde buselikaş iran * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. * Geçersizlik. haksı k. ka buyruk . butlan * Batı l olma durumu. inde ik busines klas * İlik orun. buyot buyruğ altı girmek u na * bir kimse baş bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. * Uzunluk. buselik * Klâsik Türk müziğ on üç basit makamdan biri. ş but * Vücudun kalça ile diz arası ndaki bölümü. etli bölümü. yası lan * Butik iş leten kimse. buut * Boyut. ş lı zlı * Çalı rmaya yarayan düğ ş tı me. * Yanlı k. öpme. yası butaforcu * Oyun için gerekli sahne eş nı yası yapan uzman. * Çok üş ümek. * Hayvanları bacakların gövdeye bitiş olan dolgun. buse * Öpücük. * Yatakta ınmak için kullanı sı su torbası sı lan cak . hükümsüzlük. nı ik butafor * Oyun için gerekli sahne eş .

buyrultu * Sadrazam. beylerbeyi gibi yüksek devlet görevlilerince yazı buyruk. buyurmak * Bir ş yapı nı yapı eyin lması veya lmaması kesin olarak söylemek. ş ta cı * Egemenlik. buyurucu * Buyruk. buyruk kulu * Emir kulu. emir veren. * söyleyiniz. buyurganlı k * Buyurgan olma durumu. buyrulmak * Buyurmak işyapı i lmak. buyurun cenaze namazı na! * hiç beklenmedik kötü bir durum karş nda. nı * Söylemek. girmek. geçmek. buz bağ lamak . buyrulma * Buyrulmak iş i. emir. nda buyur buyur etmek * "buyurun" diyerek konuğ saygı içeri almak veya sofraya çağ u ile ı rmak. buz * Donarak katı duruma gelmiş su. buyurgan * Sısıbuyruk veren. emir. buyruk verir gibi konuş k k an. sız?. buyur? * anlamadı sözünüzü tekrarlar mını m. düş üncesini bildirmek.* Belirli bir davranı bulunmaya zorlayı söz. ş yollu üzüntü anlatı ı sı aka r. emrediniz. vezir. gitmek. buz alanı * Buzla. * Buyurun anlamı bir hitap sözü. buyrukçu * Buyuran. buyuru * Buyruk. ferman. demek. * 'Etmek. * Çok soğ bir etki uyandı ş veya kimseleri anlatmak için kullanı uk ran ey lı r. * Gelmek. * Almak. lan *İ rade. buyurma * Buyurmak iş i. eylemek' anlamı yardı fiil olarak kullanı nda mcı lı r. emretmek. emreden (kimse).

ve dik. ı buzağ ı lı * Buzağ olan. arada soğ kan. buz torbası * Tedavi amacı kullanı ve içinde buz parçaları yla lan bulunan plâstik bir torba. * çok üş ümek. buz yalağ ı * Yüksek dağ larda kalı kar ve buzulun birlikte oluş cı turduğ arkası yanları önü açı çember biçimli u. buz kesilmek * buz gibi soğ umak. buz duvarı * Samimî olmamaktan ortaya çı arzu edilmeyen. *şı aş lacak. i * (et için) temiz ve yağ. buz üstüne yazı yazmak * süresi. vı buz dağ ı * Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akı larla yer değtiren büyük buz parçası ntı iş . lı buz kalı bı * Suyun belli biçimlerde donması sağ nı layan özel kap. ı sı buz kesmek * çok üş ümek. . sır ı buzağ ı lama * Buzağ ı lamak iş i. buz durumuna gelmek. etkisi çok az olacak bir iş yapmak. donmak. ı sı buzağ z ı sı * Buzağ olmayan. ğ ı buzağ ma ı laş * Buzağ mak iş ı laş i. * (kötü nitelikler için) kesin bir gerçeğbelirtir. üzülecek bir durum karş nda donakalmak. * bir kimseye etki yapmayan sözler söylemek. buzağ ı lamak * (sır için) Yavrulamak. k.* (sılar için) yüzeyi donmak. buz tutmak * (sı için) üstünde buz oluş vı mak. buzağ ı * Sütten kesilmemiş ğ yavrusu. aysberg. buz gibi * çok soğ uk. buzla kaplanmak. çukurluk. buzağ mak ı laş * Buzağdurumuna gelmek. ı sı buzcu * Buz satan kimse. ukluk yaratan durum.

* Buzu çözen. buzul bilimci * Buzul bilimi uzmanı . uk buzkı ran * Donmuş deniz. kı açmak için yapı ş lmıgemi. nlı buzlaş ma * Buzlaş iş mak i. buzdolabı * Yiyecek ve içecek gibi ş eyleri soğ olarak saklamaya yarayan. buzlanma * Buzlanmak iş i. nan sı buzuki buzul * Kutup bölgelerinde veya dağ ları aş ı doğ ağ ağ yer değtiren büyük kar ve buz kütlesi. defroster. motorla çalı dolap. * Buz içinde tutularak. * Buğ ulanmıgibi olan. utulan kap veya dolap. * Buzdolabın içinde buz yapan bölme. içine buz katı soğ larak utulmuş . .buzculuk buzçözer * Buzcunun iş i veya mesleğ i. dargı k. buzlar çözülmek * buzlar erimeye ve kı rı lmaya baş lamak. aysfild. ş buzlu cam * Saydamlı giderilmiş ğ ı cam. göl veya ı rmaklarda ulaş öteki gemilere kolaylaşrmakta kullanı buzları rarak yol ı mı tı lan. nı * Bağ lamaya benzer. uk ş an buzhane * Buz yapı yer. lan * Soğ hava deposu. saydam olmayan. baş nda ağ ya ru ı ı r r iş cumudiye. buz tutmak. buzla * Deniz suyunun donması kutup bölgelerinde oluş buz alanı yla an . gerginlik ortadan kalkmak. donmayı önleyen alet. buz lamıolan. bankiz. glâsyolojist. bozuk düzen çalı bir Yunan çalgı. buzlu * Buz tutmuş bağ ş . buzluğ an buzluk * Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi. buzlanmak * Buzla kaplanmak. * Televizyon ekranı . * Yiyecek ve içecekleri soğ utarak saklamak için kullanı buzla soğ lan. buzlaş mak * Buz durumuna gelmek. * aradaki soğ ukluk.

* Geçmiş larda ve ş geniş çağ imdi veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı . glâsyoloji.buzul bilimi * Fizikî coğ rafyanıbuzulları yeryüzündeki iş n ve levlerini konu alan bölümü. çine mların u * Toplantı yiyecek ve içeceklerin konulduğ masa. buzul dönemi * Buzullarıyayı ğdördüncü zaman. * Buzulu olmayan. sa bücürleş me * Bücürleş iş mek i. n ı yı ltıveya lar. eylerin satı tüketildiğyer. üzerleri çok kez parılı çizikli taş moren. an buzul taş * Buzullarıtaş p biriktirdikleri. buzul seli * Buzulun erimesiyle oluş sel. buzullaş ma * Buzul durumuna gelme. ı na n ş arı buzul masası * Çevresindeki buzlar erirken. n ldı ı buzul kar * Bir buzulun oluş nda temel olan katı mıkar kümesi. buzullaş mak * Buzul durumuna gelmek. bücürleş mek * Bücür duruma gelmek. pleistosen. altı rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak na üzerinde kalan kütle. u dönemi. larda u * İ yiyecek türü ş çki. bücürlük Büdü büfe * İ sofra takı nıkonduğ dolap. buzul çağ ı * Dördüncü zamanı yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğ n. * Ufak tefek ve kı boylu. * Bkz. . Edi ile Büdü. lı p i büfeci * Büfe iş kimse. bodur (kimse). ması laş ş buzul kaynağ ı * Buzulun eriyerek toprağ altı inen suyunu dı ya veren kaynak. buzullu buzulsuz bücür * Buzulu olan. leten * Bücür olma durumu.

lü. * Oynak kemikleri arası ndaki açı daraltan kasları genel adı ları n . * Su birikintisi. gölcük. büken büklük büklüm * Bükülmüşkı lmış . vrı vrı bükme * Bükmek iş i. lü. büğ elek büğ eme büğ emek büğ et * Büve. uz * Büve. büklüm büklüm * Çok büklümlü. ı tı * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. bükmek . i * Eğ mek. * Dönemeç. büğ rü bühtan * Bkz. açan karş . * Bükülmüş kaytan veya iplik. vı * Sertçe çevirmek. u * Dönemeç. iftira etmek. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. pistonlu müzik araçların adı nı . viraj. kı m kı m. * Suyu önüne bent yaparak toplamak. iftira. lü rdan.büfecilik Bügdüz büğ e * Büfe iş letme iş i. büğ lü * Küçük büğ soprano büğ alto büğ bariton büğ olarak dört türü bulunan. * Büğ emek iş i. bük. bakı perdeli veya lü. * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. vrı şeylerin oluş turduğ kat. eğ büğ ri rü. kırmak. vı * Birkaç tel ipliğburarak sarmak. * Böğ ürtlen. bük * Ovada veya dere kısı çalı diken topluluğ yında ve u. * Kara çalma. * Vücudun bir bölümünü yanı ndaki bölüm üzerine kırma. bühtan etmek * kara çalmak.

bükülü * Bükülmüş olan. kelime köklerinin baş içinde veya sonunda türlü değ ikliklerin ı nda. * Bükülmüş olan. kı m. katlanmak. iir bükünme . vı bükücü * Ağ veya kontraplâkları pla veya elle bükerek ş veren kimse. bükün * Gramer görevleri ve yapı mı bakı ndan. vrı * (iplik. ilmiş olan. büktürme * Büktürmek iş i. * Döndürmek. * Bükülmüşeğ . * Bir ş bükülmüş kat. büktürmek * Bükmek iş yaptı ini rmak. için) Bir defada eğ rilmiş miktarı ip .* Katlamak. bükümü olmayan. aç kalı ekil bükücülük * Bükücünün işveya mesleğ i i. * Eğ ilmek. kırtmak. bükülmek * Bükmek iş konu olmak. insirafî. bakı ndan iş air. büküm * Bükmek iş i. bükünlü dil * Gramer görevleri ve yapı mı kelime köklerini değ tiren dil: Arapça fail. iş olması . eyin yeri. fiil. ş ş gibi. bükünlü * Türetmede ve çekimde kelime kökleri değikliğ uğ iş e rayan (dil). bükülüş * Bükülmek iş i veya biçimi. * Yönelmek. bükük bükülgen * Kolay eğ bükülen. bükülgenlik * Bükülgen olma durumu. bükümlü bükümsüz * Bükülmemiş olan. insiraf. bükümü olan. yün vb. ine * (iplik için) Eğ rilmek. ilip * Bükünlü. bükülme * Bükülmek iş i.

* Bükmek iş i veya biçimi. * Dergi. bükülmek.* Bükünmek iş i. ey bülbül gibi ş mak akı * güzel sesle. büküş bülbül * Karatavukgillerden. bülbülleş mek * Bülbül gibi ötmek veya ş mak. bülbül çanağ ı * Çok ufak (kâse). i. an * Bağ ı rsakta olan ağ. ş ı bülbülün çektiğdili belâsı i * ilerisi düş ünülmeden söylenen söz insanıbaş dert açabilir. sı bülten * Özel veya resmî kurum ve kuruluş veya yetkili kiş lar ilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayı mlanan duyuru. sancı kı rı dan vranmak. büküntü * Bükme sonucu oluş biçim veya iz. rı * Dönemeç. bülbül kesilmek * bir etki veya baskı nda çokça konuş altı mak. neş konuş eyle mak. bülbül gibi konuş turmak (veya söyletmek) * itiraf ettirmek. . * Sesi çok güzel olan kimse. sesinin güzelliğile tanı ş i nmıolan ötücü kuş (Luscinia megarhynchos). bükünmek * Kı lmak. itiraf etmek. bülbül gibi bilmek * çok iyi öğ renmiş olmak. kla mak. viraj. bülbülkonağ ı * Bir tür hamur tatlı. bülbül gibi konuş (veya okumak) mak * kolaylı konuş okumak. ortası çukur ve bu çukur yere piş tikten sonra dövülmüş Antep fı ğkonulan bir tür stı ı hamur tatlı. vrı * Ağdan. sı bülbülleş me * Bülbülleş iş mek i. yine de yurdunu özler. bülbül gibi söylemek * hiçbir ş saklamadan bildiklerini söylemek. akı bülbülü altı kafese koymuş "ah vatanı demiş n lar. n ı na bülbülyuvası * Daire biçiminde. m" * kiş yurdu dında ne kadar zengin olursa olsun.

kuruluş . ş ube. * Bölüm. * Çarş af. dürülmüşkatlanmıolan ş . bürülü bürüm * Bürünmüş . bürudet bürük * Duvak. * İ perde. bürümek * Sarmak. basmak. güçlü etkilemek. bünyece bürgü bürgülü büro * Çalı odası hane. örtmek. * Yazı masası . bünye bakı ndan. * Bürülmüş . bürümcük * Ham ipekten dokunmuş giysi kumaş ı . bürokrat * Devlet dairesinde çalı görevli. ş an * Kı rtasiyeci. bürüme * Bürümek iş i. ş ma . * Kamu yönetimi. sı * Yapı . mı * Baş örtüsü. * Çok.bünye * Vücut yapı. kaplamak. yazı * Danı ve yazı lerinin yürütüldüğ iş ş ma iş ü yeri. istilâ etmek. bürümcek * Koza gibi yumaklanmış şey. ş ey. * Soğ ukluk. bürokratik * Kı rtasiyecilikle ilgili. * Ham ipekten dokunan bir tür iç çamaş kumaş ı rı ı . bürünme . nce * Bürgüsü olan. * Bünye olarak. * Kamu yönetimi ile ilgili. bürokrasi * Kı rtasiyecilik. * Atkı .

ğ ı giderlerini tür ve ayrı ları gösteren çizelge. bütün bütüne * Bütün olarak. soğ domates. k. bütçelemek * Bütçe yapmak veya hazı rlamak. . onaylayan ve bu iş lemlerin yapı na izin veren kanun veya karar. büst * Vücudun. e büryan * Bkz. karımı rı ı irilen bir pilâv türü. bütan * Metal bidonlar içinde az bir bası altı sılaş yakı nç nda vı an. tamamı yla. omuzlarla birlikte göğ üsten yukarı bölümü. bürünmek * Bürümek iş konu olmak. bütünü. ine * Sarı nmak. tamamı temelli. lması bütçe açı ğ ı * Bütçede belirlenen giderlerin gelirlerden çok olması durumu. tam. büten bütün * Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı . biryancı . t olarak yararlanı HC formülündeki lan hidrokarbür gazı . baharat ve yağ ş yla fında piş an. örtünmek. bütçe yı lı * Bir bütçenin uygulanmaya baş ğgünden ertesi yı ladı ı l aynı güne kadar geçen süre. daki k * Ufaklı bozukluk olmayan (para). tamamen. bütçeleme * Bütçelemek iş i. bir kuruluş bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladı gelir ve un. bütüncü ekonomi . büryan pilâvı * Kemiksiz koyun eti.* Bürünmek iş i. büsbütün *İ yiden iyiye. * Heykeltı lı baş göğ bazen de omuzları raşkta ı sü. iyice. tamlı k. pirinç. * Bir görünüşgirmek. yla. * Eksiksiz. * Çok sayı varlıve nesnelerin hepsi. bütün bütün * Büsbütün. * Parçalanmamı ş . büryancı * Bkz. biryan. içine alan sanat ürünü. * Birlik. bütçe * Devletin. ntı yla * Devlet ve öteki kuruluş veya topluluklarıbelirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama n niceliklerini önceden belirleyen.

navı bütünleme sı navı * İ ve orta dereceli okullarla üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğ lk renciler için genellikle yaz tatili veya dönem sonunda açı sı ikmal imtihanı lan nav. bütünlemeye kalmak * bir öğ renci yarı l veya öğ yı retim yısonunda bir veya birden çok dersten bir kez daha sı girmek üzere lı nava baş sı ğ uğ arızlı ramak. bütünleyici * Bütünleme iş yapan. bütünleme * Bütünlemek iş bütün.* Ekonominin bütün alanları kapsayan yapı oluş makro ekonomi. bütüncül * Totaliter. bütünlemeli * Bütünleme sı na girmesi gereken (öğ navı renci). mütemmim. bütünle ilgili. ikmal edilmek. . a bütünlenme * Bütünlenmek işveya durumu. bütünleş me * Bütünleş iş mek i. bütüncüllük * Bütüncül olma durumu. total. * Bütün niteliğ olan. ikmal. bozuk paraları büyük para durumuna getirmek. * Bütünleme sı . bütünlemek * Eksiksiz duruma getirmek. mütemmim. tamamlatmak. tamamlanmak. inde . i bütünlenmek * Bütünlemek iş konu olmak. bütünletme * Bütünletmek iş i. tamamlama. ine bütünler * Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen. bütünletmek * Bütün durumuna getirmek. tamamlamak. nı ve um. * Ufak. bütünler açı * Ölçülerinin toplamı 180° ye çı nı karan açı lardan her biri. bütünleyen * Bütün durumuna getiren. i. ikmale kalmak. tek parça durumuna getirme. bütünleş mek * Bütün duruma gelmek. ini bütünlük bütünsel * Bütün olma durumu.

Büğ et. * Önemli. ı ey nda arak büyük abdest * Dı . sihirbaz. aş * Niceliğçok olan. * Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse. i * Yetiş belli bir yaşgelmiş kin. sinema gibi yerlerde) Yiyecek ve içecek satı küçük büfe. a . e ş ı büyük * (somut nesneler için) Boyutları . * Daha çok sırlara saldı onlarıkanı emen. büyüğ yakı e n. büyüğ ümsü * Büyüğ yakır. ortalamayı an. ı k. füsun. kaka. ş kı büyük abdesti gelmek * göden bağ ı boş ı nı altma gerekliğ duymak. büvelek büvet büvet * (istasyon. büyüklere özgü. vıltı yla tedirginlik yaratan sokucu sinek (Hypoderma ğ ı ran. küçük karş . afsun. benzerlerinden daha fazla olan. ı tı * (soyut kavramlar için) Çok. lmıbir büyü bozulmak * yapı ş büyü etkisiz duruma getirilmek. büyük (söz) söylemek * yapacağbir ş hakkı kesin konuş övünmek. büyük gibi.bütünsellik * Bütün olma durumu. tiyatro. n nı zıları * Büve. lmıbir büyü yapmak * büyü yolu ile etki altı almaya veya aldı na rmaya çalı ş mak. ı büyü bozmak * yapı ş büyüyü etkisiz duruma getirmek. büve bovis). rsağ ini büyük aile . büyücek büyücü * Büyü yapan kimse. * Bkz. bağ ı . büyücülük * Büyücünün yaptı işsihirbazlı ğ . lan büyü * Tabiat kanunları aykısonuçlar elde etmek iddiası olanları baş na rı nda n vurdukları iş ve davranı gizli lem ş lara verilen genel ad. i * Üstün niteliğolan. * Biraz büyük. sihir. * Karşdurulmaz güçlü etki.

büyük balıküçük balı yutar k ğ ı * güçlüler. büyük harf * Özel adlarla cümle baş gibi yerlerde kullanı ve büyük yazı özel biçimli harf. * Büyük elçinin makamı . büyük görmek (bilmek veya tutmak) * kendini veya baş nı kası olduğ undan üstün saymak. nı büyük defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. ları lan lan. yüceltmek.50 C ye çı nç nda caklını ı karmak için gereken ı miktarı sı . büyük kan dolaş ı mı * Kalbin sürekli kası gevş lı p emesiyle kan ve lenfin vücudun büyük bölümünü dolaş . n ulları ndan an büyük amiral * Bazı ülkelerde kara ordusunda mareş denk sayı donanma subayların en yüksek aş ale lan nı aması ndaki amiral. kilokalori. gelinlerinden ve çocukları oluş aile. büyük hanı m * Yaş kadı lı n. majüskül.50 C den 15. ması büyük lâf etmek * Bkz. büyük anne * Annenin veya babanıannesi. ı yan büyük baba * Annenin veya babanıbabası n . büyük söz söylemek. n büyük atardamar * Kalbin kası lması karı klardaki kanı ile ncı bütün vücuda taş ana atardamar. lerin ı nda n ı laş ı büyük boy * Normal ölçülerden daha büyük. . büyük ana * Büyük anne. büyük kalori * 1 atmosfer bası altı 1 kg suyun sı ğ 14. büyük dalga * (radyo yayı için) Uzun dalga. güçsüzleri ezer. nine. dede. un k nı büyük elçi * Üstün aş amalı elçi. büyük elçilik * Büyük elçi olma durumu.* Büyük baba. büyük anne ile bunlarıevli oğ ndan. büyük baş derdi büyük olur ı n * büyük iş baş bulunanları karş acağgüçlükler de çoktur. büyük çember * Bir kürenin merkezinden geçen bir düzlemde ara kesiti olan çember.

büyük ünlü uyumu. n n ince bir ünlü varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı : Çocuklaş denizcilik gibi. büyük oynamak * çok para koyarak kumar oynamak. büyük peder * Büyük baba. ü) sonra ince ünlülerin gelmesi n . büyük sesli uyumu * Kelimede kalıünlülerden (a. kuralı . rebiyülevvel. büyük yemin etmek * bir ş yapmamak konusunda en kutsal ş üzerine ant içmek. küçükle küçük olmak * her yaş durumdaki kiş karşdostça. ramayacağ bir konuda kesin sözler söyleme. Dübbüekber. ş a u büyük mevlit ayı * Ay takviminin üçüncü ayı . ondan sonra gelen bütün hecelerin kalı ünlülerle. ö. büyükçe * Biraz büyük. i. eyi eyler Büyükayı * Kuzey yarı kürede yedi yı zdan oluş takı yı z. tersi bir durumun baş gelmemesi dileğ belirtir. büyük terim * Kapsamı daha geniş olan son uç önermesinin yüklemi görevini taş terim. büyük önerme * Tası n öncüllerinden büyük olanı mı . o. Yedigir. büyük tansiyon * Kan bası nı yüksek olması ncın . n.büyük lokma ye büyük söyleme * baş aramayacağ sonuçlandı ı n. m ldı muş m ldı büyükbaş * Sır. * Oldukça önemli. * büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işgiriş e mek. büyük para * Çok para. arkadaş davranmak. ı yan büyük tövbe ayı * Ay takvimin beş ayı inci . mak. cemaziyülevvel. ve ilere ı ça büyüklenme . büyük ünlü uyumu * Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalıbir ünlü varsa. büyük sözüme tövbe! * bir konuda çok kesin konuş ulduğ unda. ı u) sonra kalı ince ünlülerden (e. ı n büyük mağ aza * Her türlü tüketim maddesinin bol miktarda satı sunulduğ yer. manda gibi hayvanları niteliğ belirtmek için kullanı ğ ı n ini lı r. a ini büyük ş ehir * Ana kent. büyükle büyük. dede. majör.

büyüklük * Büyük olma durumu. p büyüklük taslamak * kendini üstün görmeye çalı ş mak. teshir etmek. unu büyüksü * Büyük gibi. çekici niteliğolan. na * Etkisi altı almak. büyükseme * Büyüksemek iş i. kibir. büyülemek * Büyü ile etki altı almak. e büyükten büyüğ e * mirası önce büyüğ o ölünce kalanlarıen büyüğ geçmesi kuralı n e. büyüleniş * Büyülenmek işveya biçimi. ine büyüleyici * Etkileyen. büyüleyiş . ululuk. ğ ı büyüklük satmak * gururlanıüstünlük taslamak. i büyüleyici özellik * Sürekli büyüleyici ve etkileyici olma. kibirlenmek. büyüklü küçüklü * Büyük küçük hepsi bir arada. ekber evlât hakkı . * Büyüklere yaraş bağ layı davranı ı ı cı r ş ş . gösterme hastalı. büyüklerin ellerinden. büyüklük göstermek * gönül ululuğ göstermek. küçüklerin gözlerinden öpmek * sevgi ve saygı göstermek. büyüksemek * Büyük olduğ kabul etmek. büyülenmek * Büyülemek iş konu olmak. n üne . i büyülenme * Büyülenmek iş i. büyüklenmek * Kendini büyük göstermek.* Kendini büyük gösterme. büyüklük taslamak. megalomani. u büyüklük hastalı ğ ı * Kendini olduğ undan daha büyük ve önemli görme. birini kendine bağ na lamak. büyüleme * Büyülemek iş i. büyümüş benzer. böbürlenmek.

boyutlar artmak. * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlarıartması n n . büyültme * Büyültmek iş i. er büyümüş küçülmüş de * (çocuk için) konuş ve davranı yaş uymayan. yaş ı lanmak. büyütmek * Büyük duruma getirmek. * Sayı artmak. pertavsı tıcı z. * Büyü gücü olan. * Abartmak. eyler ini * Abartmak. a büyütülme * Büyütülmek iş i. i büyülteç * Fotoğ ve resim büyültmeye. * Yaşartmak. * Fotoğ ve resimlere boyut kazandı iş agrandisman. * Önem ve değ kazanmak. . irileş n mek. büyültmek * Bir ş büyük duruma getirmek. bakmak. ca * Geniş lemek. mübalâğ etmek. * Yetiş tirmek. güçlenmek. büyütme * Büyütmek iş i. sihirli. harita gibi ş için) Daha büyük örneğ yapmak.* Büyülemek işveya biçimi. büyüklerinki gibi olan. büyütken doku * Sürgen doku. büyütülmek * Büyütmek iş lmak. * Uzakta duran cisimlere dürbün veya benzeri bir araçla bakı ğ cismi gören açın çı gözle ldında ı nı plak bakı ğzamanki açı oranı ldı ı ya . * Birisi tarafı yetiş ndan tirilmiş kimse. büyülü * Kendisine büyü yapı ş lmı(kimse). raf t. eyi * (resim. raf rma lemi. büyültüp basmaya yarayan aygı agrandisor. büyüme * Büyümek iş i. ması ş ları ı na büyüsel büyüteç * Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaşrı mercek. i yapı büyütürlük * Büyü ile ilgili olan. eskisinden büyük duruma gelmek. * Artmak. * Yetiş mek. ş iddeti artmak. geniş letmek. büyümek * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde. büyütmek.

kı tı vrı eyin nı * Kapatmak. büzdürmek * Büzmek. soğ gibi etkenlerle bir kenara sinmek.* Aş laşrma. büzdürme * Büzdürmek iş i. büzme * Büzmek iş i. cesaret. bir kenara çekilmek.). dedikodu yapı na engel olmak. unu k. büzgen büzgü * Kası vücuttaki herhangi bir deliğaçan veya kapayan çember biçimindeki kasları genel adı larak i n . * Ağ büzülerek kapatı (kese. büzgülü * Büzgüsü olan. zı lan * Buruş turarak. ini büzgülemek * Büzgü ş eklini vermek. * Kalı bağ ısona erdiğyer. büzülerek dikilmiş olan. kafadar. ı tı rı büyütüş * Büyütmek iş i veya biçimi. büzmek büzük büzüktaş * Kafa dengi arkadaş . büzülmek * Büzmek işyapı i lmak. * Büzmek iş birine yaptı ini rmak. n ı n rsağ i * Yüreklilik. vrı büzgüleme * Büzgülemek iş yapmak. bir ş o kimsenin çekiciliğ lan eyin inden kurtulamamak. torba vb. ş kı k. büyüyüş * Büyümek işveya biçimi. i büz * Künk. aş nlı uk . büyüye kapı (veya tutulmak) lmak * yapı büyünün etkisinde kalmak. sışrarak veya kı m yaparak bir ş alanı ve hacmini küçültmek. * Korku. büzgüsüz * Büzgüsü olmayan. büzülme * Büzülmek iş i. * Dikiş kumaş bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğ çekilmesi ile oluş kumaş te ı n in an. lması * Toplanarak büzülmüş . ı n bolluğ azaltan sı küçük kı m. anüs.

mı na -ca na sen-ce vb. -ça / -çe * Vurgusuz zarf eki: Kı sa-ca. topluluk beraberlik anlatan zarflar türetir: Aile-ce.. * Elektrik kapasitesinin kı lması saltı . "bakı ndan" anlamı zarf türetir: Para-ca. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde do sesini gösterir. sert-çe vb. iş cı * Bir tür ot. cadalozlaş ma . baypas. * Fazla olarak. binler-ce vb. köy-ce vb. lı cacı k cacı k * Yoğ ayran içine hı veya marul doğ urt. * Romen rakamları 100 sayını nda sı gösterir. C * Türk alfabesinin üçüncü harfi. u msaklı tah açı yiyecek.büzülüp oturmak (kalmak) * bir kenarda çekingen bir tavı oturmak. . aylar-ca. ev-ce. büzüş . soluk-ça. ). üstelik. -cacı/ -cecik k * Zarf türeten ek (vurgusuz): hemen-cecik. yar ranarak yapı çoğ kez sarı lan. ben-ce. -ça / -çe * Sı fatlardan küçültme sı fatları türeten ek: Sarın-ca. İ ngiliz-ce. ş ı caba * Bir ş ödemeden. "kadar" anlamı zarf türetir: Bun-ca. iyi-ce. kış müş rık. yaş vb. -ca / -ce. ı * Bkz. -çacı k cadaloz * Çok konuş huysuz ve ş (kadı kocakarı an. cabadan * Bedava olarak. Rus-ça. kış rı mak. para vermeden alı ş bedava. -ca / -ce. esmer-ce. rla büzülüş * Büzülmek işveya biçimi. onna k-ça. Ce adı verilen bu harf ses bilimi bakı ndan ötümlü katık diş diş mı ş ı eti ünsüzünü gösterir. dil adları k-ça. na ca vb. açı mert-çe vb. büzüş mek * Büzülerek alan hacmini küçültmek. biz-ce. "tarafı ndan" anlamı zarf türetir: Bakanlı hükümet-çe vb. ey nan ey. sayı eş bildiren zarflar türetir: Yüzyı ca itlik llar-ca. * Karbon'un kı saltması . c. Ca * Kalsiyum'un kı saltması . büzüş ük by-pass C * Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan. karş ksı fazladan. irret n. usul-cacıvb. "-a göre" anlamı zarf türetir: Onlar-ca. türetir: Alman-ca. yavaş k. ı z. günler-ce. i büzüş me * Büzüş iş mek i. Türkçe vb.

cafcaflı Caferî cağ cağ . * Bu mantarıyol açtı bitki hastalı. tı başdağ nı rnakları uzun ve pis kadı için kullanı nlar lı r. * Bitki bakı zlı yabanîleş msı ktan mek. uzaklaş ı p nı mak. ehir caddeyi tutmak * herhangi bir sebeple bir yoldan geçişengellemek. * çok becerikli. dolayıyla meyve verimine engel olan asklı sı mantar (Taphrina cerasi). ya ş ı ş . cadı * Geceleri dolaş insanlara kötülük ettiğ inanı hortlak. * Ağ kalabalı ile bir ş elde eden. cadı etmek lı k * huysuzluk etmek.* Cadalozlaş iş mak i. n ğ ı ğ ı cafcaf * Gösterişş . . iîliğ * Parmaklı korkuluk. cadalozluk * Cadaloz olma durumu. gibi cadı süpürgesi * Emeçleri özellikle dal uçları ndaki kabuk altı sı bir ağ nda kı örerek çekirdekli yemiş açların ağ nı çiçeklenmesine. cav. . cadı lı k * Cadı yakır davranı huysuzluk. kapamak. i * (korkulu bir durumda) baş alıgitmek. gürültülü patı lı ş ı rtı tehlikeli. * Büyük bez veya deri torba. n u cadı ma laş * Cadı mak iş laş i. ihtiyar kadı n. cadı gibi cadı kazanı * dedikodunun. ş ı z ğ ı eyi irret. * saçı ı ık. k. fesadıçok olduğ yer. * Çok güzel göz. cadde * Ş içinde ana yol. atafat. * Karık. arak ine lan * Huysuz. ı atafatlı k. * Gösteriş fazla ş ş li. * Ş in bir kolu ve bu koldan olan kimse. cadı mak laş * (kadı Çirkinleş huysuzlaş n) ip mak. çirkin. cadalozlaş mak * Cadaloz gibi davranmak. cadı davranmak.

. cahil * Öğ renim görmemiş . banyo. toyluk. lan. duşbanyo vb. cahile yakır (biçimde). kabadayı fiyaka. töre veya baş bakı ka mdan iş lenmesinde. cahil kalmak * bilgi edinememek. cakacı lı k . bilgisizlik. yapı iş lması nca lı lenmesine izin p verilen. * Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan. cakacı * Caka yapmayı seven. * Cahilce. m caka yapmak * gösteriş davranmak. ş ı cahillik etmek * bilgisizliğ göstermek. çalı satmak. toyluk. * Hamam. ini * gençlik. * Yol yiyeceğ azı i. ş ı * Cahil gibi. kuzu-cak vb. -cak / -cek. bilgisizlik. -çak / -çek * Küçültme isimleri türeten ek: Yavru-cak. caka * Gösteriş m. toy (delikanlı kı veya z). deneysizlik yüzünden kusur iş leme.cağ * Lavabo. * Dokumacı çözgü makinesinde çözgü ipliğbobinlerinin desen ve renk sı na göre yerleş lı kta. fiyakalı li durumda olmak. k. cahiliyet cahillik * Cahillik. bilgisi olmamak. ş . yasa. * Deneysiz. deneysizlik ve bu yüzden iş lenen kusur. i rası tirildiğ i cağk lı sehpa. ş ı caize *Ş airlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafı kendilerine verilen bahş. cahilâne cahilce cahiliye * Araplarda Müslümanlı önceki çağ ktan . çalı lı k. yerlerde atısuyun akması sağ . ndan iş * Yazı bir sözün olduğ gibi tekrarlandını da u ğ göstermek için alt hizası konulan tı biçimindeki ı na rnak noktalama iş areti. yapı nda sakı olmayan. k nı layan zemindeki delik. genç. uygun. caiz * Din. yerinde sayı yakık olan. caka satmak * gösteriş yapmak. okumamı bilgisiz. * Cahil olma durumu. * Gençlik. cahile yakır (biçimde).

lan * arkası görünen. li. * (göz için) donuk. klı calip Calvinci * Celp eden. cam gibi cam göz cam kanatlı lar * Kurtçukları . hortumları körelmiş kelebekler familyası . cam * Soda veya potas katı ş lmısilisli kumun ateş eritilmesiyle yapı sert. .5-2. Kalvenci. cakalanmak * Caka satmak. ndan lan cam resim * Renkli camları kesilip birbirlerine kurş çubuklarla bağ n un lanması yapı süs veya resim. * Aç gözlü. nda iş sı cam evi * Cam takma iş yapı dükkân. kanatları na camsı . cakalı cakası z calî * Yapmacı . meş ve gürgen ağ n. ile lan cam suyu . * Pencere.5 cm arası değen ince ve başz tel çivi. * Kadeh. * Bkz. sahte. saydam. * Gözü takma olan. kayı kavak. saydam ve çabuk kılı te lan rı cisim.* Cakacı olma durumu veya cakalı davranı ş . cam çivisi * Yaklaş çapları mm. * Cakası olmayan. camcı leri lan . ş effaf. r * Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapı şsı lmı rça. * Çerçevelerde camıyerleş n tirilmesi için açı yiv. Calvincilik * Bkz. boyları ı k 1 1. caka ile yapı gösteriş lan. cakalanma * Caka satma. düzme. ı cam mozaik * Renkli taş parçaları yerine cam parçaları yapı mozaik. çeken. elma. içki. cam macunu * Camı yuvası tutturmak ve yalı k sağ na tkanlı lamak amacı kullanı bezir yağve üstübeç karımı ile lan ı ş . cansı z. Kalvencilik. e açları zarar veren. çekici. tamahkâr. * Cakası olan.

* Göstermelik. cam yünü * Çok ince. * Kurnaz. k. camcı elması * Ucundaki küçük. * Ser (II). cambaz akrobat.sı. * Kurnazlı hilecilik. * At alısatan veya yetiş kimse. vitrin. at. p tiren * Usta. suyu bol. n i i. sergen. bükülebilir cam liflerinin oluş turduğ ıve ses yalımı kullanı madde. * Evin içini pencereden gözetleme. ağ n böceklere ve ateş direncini artı renksiz n acı e ran cam yuvası * Cam evi. cambul cumbul * (yemek için) Çok sulu. camcı lı k * Cam alı satma veya takma iş p i. vı * Potas veya sodanıkuvars ile eritilmesinden elde edilen. * Evin içini pencereden gözetleyen kimse. dönebilen elmas parçası camı ile çizerek kesmeye yarayan araç. bir veya daha çok bölüme ayı cam bölme. * At alısatma veya yetiş p tirme iş i. bisiklet vb. camadan vurmak * fazla rüzgâra karşyelkeni kasmak. * Osmanlı Devletinde atlı ve savaş olan larda padiş n önünde düş ahı mana karşilk saldıya geçen birlik. becerikli kimse. k. ı rı cambazhane * Cambazlarıoyunları gösterdikleri yer. satı ş lı eylerin sergilendiğcamlı k i bölme veya yer. ları sı ş camadanlı * Camadan giymiş olan. camlı ran k. tehlikeli. camcı * Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. ı camadanı etmek fora * bağ koyuverip kılmıyelkeni açmak. u sı tı nda lan camadan * Çapraz düğ meli. ipek veya sı iş rma lemeli bir tür kı yelek. sa * Dört köşyelkenleri boğ yüzeylerini küçültme iş e arak i. camekân . * Hamamlarda soyunulan camlı yer. camcı macunu * Cam ile çerçeve arası ndaki aralı kapatmakta kullanı ve kaba üstübeçle bezir yağ kları lan ı yapı ndan lan hamur. üzerinde dengeye dayanan. * Yerde ve tel. n nı cambazlı k * Cambazıişveya mesleğ akrobatlı akrobasi. * Gözlük. heyecan verici gösterileri yapan kimse. * Bir yeri. hileci.

olan camekânlı kutu * Televizyon. su sırı ğ . camlanma * Camlanmak iş i. camia camit * Topluluk. * Müslümanlarıhep birlikte namaz kı için toplandı yer. camı z cami cami * Toplayan. zümre. * Camlamak iş i. çine cami yılmı ama mihrabı kı ş . ile * Bu renkte olan.camekânlı * Camekanı (yer). camı çerçeveyi indirmek * etrafı rı dökmek. camekânsı z * Camekânı olmayan. * Cansı z. * Deniz kısı yakı yaş yına n ayan. bir araya getiren. camlaş mak * Cama benzer duruma gelmek. * Donmuş . * Manda. camlaş ma * Camlaş iş mak i. her ş parçalayıdağ kıp eyi p ı tmak. boyu bir buçuk metre kadar olan. yerinde * yaş ğhâlde güzelliğbozulmamı(kadı landı ı i ş n). * İ alan. camlanmak * Cam takı lmak. camgöz canis). camgöbeğ i * Yeş çalar mavi renk. kı zı rmı çiçekler açan bir tür kı çiçeğ(Impatiens sultanı na i ). içinde bulunduran. pembe. eti lezzetli bir tür köpek balı (Galeius ğ ı camgüzeli * Evlerde süs olarak yetiş tirilen. . kömüş ı . n lmak kları camlama camlamak * Cam geçirmek. cam takmak.

* Çiçek.camlatma * Camlatmak iş i. en çarpı. takatsizlik göstermek. can bayı lmak * iç geçmek. dirlik. * Bektaş ve Mevlevîlikte tarikat kardeş îlik i. can atmak can baş üstüne * istenilen ş büyük bir memnunlukla yapı ı anlatı eyin lacağ nı r. camlı k * Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. * Yakı k duygusu belirten bir seslenme sözü. . eyin can alı cı * En önemli. * Kiş birey. * Güç. sebze gibi bitkileri dıetkenlerden korumak için yapı ş ş lmıküçük limonluk. * İ n kendi varlı. oda. i. cı * Azrail. can dostu. cama benzer. can alacak nokta (veya yer) * bir ş en önemli yeri. * İ ve hayvanlarda yaş nsan amayı ladına ve ölümle vücuttan ayrı ğ inanı madde dı varlı sağ ğ ı ldına ı lan ş ı k. nsanı ğ ı * Gönül. camekân. sevimli. ama. . can acı sı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan ş iddetli acı . camlı k köş * Saraylarda veya bahçelerde soğ uktan korunmak için camla örtülmüş salon. * Yaş hayat. camlı * Cam takı şcam geçirilmişcamı lmı . nlı * Çok içten. camsı * Cam gibi saydam. laş ş camsı z can * Camı olmayan. camlatmak * Cam taktı rmak. ş irin. özü. kı sı sı can arkadaş ı * Bkz. * Yerin içinden yüze çı erimiş cak maddelerin. sevilen. soğ sı nda billûrlaş p biçimsiz olarak kan sı uma rası mayı katı mıdurumu. olan. can baş sı ı çramak na * çok korkmak. can alıcan vermek p * ölüm sıntı ve acı içinde bunalmak.

sı na * baş nıyiyeceğ içeceğ sağ kasın ini. in can dayanmamak * bir ş karş nda insanıdayanı lı elden gitmek. can cümleden aziz * insanıkendisi herkesten önce gelir. n can çabası * varlını tlama amacı aş gayret. pek içten. bunalma hâli.can beraber * Çok sevgili. kendi baş n kaygına düş ü bir tehlike anı anlatı nı ı nı sı tüğ nı r. can bunaltı sı * Aş üzüntü sebebiyle canısılma. kıkı ). can beslemek * kaygızca yiyip içip rahatı bakmak. candan. ş lı can ciğ olmak er * birbiriyle çok yakıarkadaş n olmak. can damarı * En önemli veya hassas nokta. can çekiş mektense ölmek yeğ dir * bir iş çeş sıntı üzüntülerle karş ı olağ te itli kı ve ı p laş anüstü gayret harcamaktansa o iş vazgeçmek daha ten iyidir. ı rı n kı can cana. can boğ azdan gelir (veya geçer) * insan yiyeceğ önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaş ine amak mümkün değ ildir. can çı kmayı (veya çı nca kmadan) huy çı kmaz * insanı ş kları alı kanlı ndan. için can damarı basmak na * bir iş en önemli yönü üzerinde durmak. i z can ciğ er * Çok yakı sı fı. * birbirini seven iki kişbir arada yalnıolarak. tükenmek. can direğ i . * sona ermek. bir ş yaş eyin aması en önemli araç. pek içten (arkadaş n. huyları vazgeçirmek mümkün değ ndan ildir. ğ kanı ı yla ı rı can çekiş mek * ölmek üzere bulunmak. ey ı sı n klı ı ğ can derdinde olmak * zor bir durumdan kurtulmaya çalı ş mak. can ciğ kuzu sarması er * içli dı. baş a baş * herkesin kendi canın. can derdine düş mek * ölüm korkusuna kapı lmak. can borcunu ödemek * ölmek. ini lamak. bitmek.

can havli ile. hoş görünmek. * En duyarlı yürek. can kuş u * Ruh. can havli. * ölüm korkusundan doğ güçlü bir tepki ile.* Kemanıiçinde. can evinden vurmak * en etkileyici yönünden saldı rmak. nı nda can korkusu * Bkz. n rdaş can kulağile dinlemek ı * büyük bir dikkatle dinlemek. can olmak * sevimli. gücü tükenmek. * Yüreğ altı in ndaki bölge. vurgulanması gereken yer.. can eriğ i can evi * Genellikle yeş ilken yenen sert. can kulağ ı * çok yakıdost. n arası can dostu * Pek içten dost. can kaygına düş sı mek * her ş eyden vazgeçip sadece kendi hayatı koruma veya kurtarma çabası olmak. . öldürmeyi bile düş düş rı k ünen man. can kurban. can korkusu * Ölüm korkusu. can havli * ölüm korkusu. can kurban * Can feda. can düş manı * Aş düş ı manlıgüden kimse.. can gözdesi * Sevgili. davranı karş nda söylenir. güçlenmek. can feda * Çok imrenilen iyi veya güzel ş eyler. alt ve üst kapakları nda dikili duran çubuk. sı . sulu bir tür erik. yer. an can kalmamak * bitkin bir duruma gelmek. ş lar ı sı can gelmek * canlanmak. can noktası * En önemli husus.

nı sı tüğ şı tı can sağğ lı ı * İ n sağ sağklı nsanı ve lı olması . üzücü.can pahası na * canı vererek veya tehlikeye koyarak. ğ ı bunalı m. cana minnet saymak (veya bilmek) * bir lütuf olarak kabul etmek. eziyet etmek. can tahtası * Göğ kemiğ üs i. kkı k can sohbeti *İ çtenlikle konuş çok yakıdostlar bir arada söyleş dertleş an n ip me. can sıcı kı * Üzüntü yaratan.). eyi can yakmak * zulmetmek. acı vermek. cankurtaran yeleğ i. na * bir ş çok istemek. can yoldaş ı * Yalnı ktan kurtulmak için birlikte yaş lan (kimse vb. nı can pazarı * Herkesin kendi canın kaygına düş ü ve kendini kurtarmaya çalı ğbir durum. can sı kmak * bı nlıvermek. * ruha güç vermek. cana kı ymak * öldürmek. can sıntı kı sı * yapı bir iş lacak olmamaktan ve hiçbir ş oyalanma imkânı eyle bulunamadı için duyulan tedirginlik. can yeleğ i * Bkz. can sevecek bir ş ey * hoşgidecek bir ş a ey. cana can katmak * yaş gücünü artı ama rmak. zlı anı cana * Sevgiliye hitap sözü. cana yakı n * Sevimli. cana yakı k nlı . * bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak. * canlanması yol açmak. can vermek * ölmek. * üzmek.

gönülden. yürekten. yı cı rtı hayvan. ilgiyle. cancağ ı z candan * Cancağ m sözünde sevgi ve teklifsizlik. canavara uygun düş biçimde. yaramaz çocuk. en canavarlaş ma * Canavarlaş iş mak i. tarı bitkilerine zarar veren asalak bir bitki familyası ik iki m . candan geçmek * ölmek. * Haş . canavar * Masallarda sözü geçen yabanî. samimî. tiz ses çı karan alet. * Acı ses çı acı karan ve uzaklara kadar tehlike iş vermek için kullanı düdük. canavar gibi olmak. gönül verilmiş olan kadı sevgili. canavar kesilmek * hı nlaş rçı mak. zalim (kimse). * (tasavvufta) Tanrı . *İ çtenlikle. canavar otu * Canavar otugiller familyasın örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalakları biri nı ndan sayı çiçekli bitki (Orobanche ramosa). kötü ruhlu.* Cana yakı olma durumu. * Kurt. candanlı k * Candan olma durumu. ğ ı canavar düdüğ ü * Taş ı tlarda bulunan. domuz gibi cana kı yaban hayvanı yan . candan candan *İ çtenlikli bir biçimde. n. arı * Acı z. . n canan * Gönülden sevilen. candan yürekten * içtenlikle. ürkütücü bir durum almak. . * Korkunç. saldı * çok fazla. cancağ isterse deyiminde ise önemsemezlik anlatı ı zı ı zı r. ması * Köpek balı. canavarca * Canavar gibi. canavarlaş mak * Canavar gibi davranmak. lan canavar otugiller * Bitiş taç yapraklı çeneklilerden. *İ çten. istekle. areti lan canavar gibi * iri yarı rgan. canavarlı k * Canavar gibi davranma.

e rası an nda lan canı kmak çı * Türk müziğ çok az kullanı ş birleş makam. çok heyecanlanmak. * Karıklı kargaş ş k. cangı l cungul * Hayvanlara takı çanları veya baş maden eş n çı ğkaba sesleri anlatı lan n ka yanı kardı ı r. ipekli kumaş . canfes * Üzerinde desen bulunmayan. canhı raş * Yürek paralayan. canı çekmek * bir ş istemek. z canı zı (veya boğ na) gelmek ağna azı * büyük bir tehlike karş nda ölecekmiş bir korkuya kapı ı sı gibi lmak. rs zlı canı cebinde * zayı f ahlâklı kimse. parlak. ı a. için) lı azalı ğ * içi ezilmek. canı mak acı * çarpma. eyi canı kası çı ca! * "büyük zarara veya kötülüğ uğ n. canfes gibi yaprak * (asma ve dut yaprakları ince. * Bu biçimdeki gürültü. periş olsun. canı ölçmek cana * baş na yapı ş kendine yapı gibi düş kası lacak eyi lacak ünmek. rahatsıolmak. canı cehenneme * sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildirir. için) canfeza cangı l * Bkz. acı . ölsün" anlamları kullanı bir ilenme sözü. ı rı canı burnuna (veya burnundan) gelmek * bir ş yaparken çok zorluk çekmek. vurma vb. ince dokunmuş . tok. * aş duygulanmak. istek duymak. tahammül etmemek.candarma * Jandarma. * üzülmek. canı na (veya içine) sı canı ğ mamak * sabıı k göstermek. tüyler ürpertici. ey canı burnunda olmak * çok yorgun ve bezgin olmak. cengel. kulak tı rmalayan. taze ve sinirsiz yaprak. canı çekilmek * (vücudun herhangi bir organı canlı ı r gibi olmak. inde lmıbir ik . arzulamak. sonucu acı duymak. * Bu kumaş yapı ş tan lmı .

* çok yorulmak veya çok zorluk çekmek. canı gönülden (veya canı yürekten) * içtenlikle. canı tatlı * Sınt ı ve acı katlanmak istemeyen. rsı canı yanan eş attan yüğ olur ek rük * zarara veya kötülüğ uğ e rayan kimse acını karmak için aş çaba harcar. canı sevmek gibi * çok güçlü bir sevgiyle bağ lanmak. kı i * keyfi kaçmak. sı çı ı rı canı yanmak * çok acı duymak. ya. ölüm döş inde can çekiş ı r eğ mek. nda p canı gelmek * yeniden canlanmak. canı oynamak ile * tehlikeli iş uğ mak. canı istemek * heves duymak. bir iş zarar görmek. yapacak bir işolmamaktan tedirginlik duymak. * yarı üzülmek. gebersin" anlamı bir ilenme sözü. * büyük sıntı düş kı ya mek. canı gitmek * özen gösterilen. çok isteyerek. canı yerine gelmek. çok sevilen bir ş zarar gelecek diye kaygı eye lanmak. bir te . nda canı gitmek gelip * ayı bayı lı p lmak. canı pek * Acı sıntı karşdayanı . kı ya ı klı canı olsun! sağ * üzülmeye gerek olmadını ı ğ karştarafa bildirmek için kullanı ı lı r. canıkkı sı n * keyfi kaçmı ş . * çok yı pranmak. sabı z. * ölmek. canı ksı çı n! * "ölsün. kı ya ya canı tez * Beklemeye dayanamayan. yarı öfkelenmek. canıkı sılmak * içi sılmak. canı isterse * (olumsuz bir cevap karş nda) "kabul etmezse etmesin!" anlamı kullanı ı sı nda lı r. * ümit ve ümitsizlik arası kalıheyecanlanmak. lerle raş canı uğ mak ile raş * ağ hasta olmak. * acı deneme geçirmek.

batmak. ad canı düş na kün * kendine iyi bakan. canı m! * hoş nutsuzluk anlatı r. canı çı n diyor sanmak m m ksı * birinin en gönül okş cı ayı sözleri bile kendisine dokunmak. canı kı na ymak * acı madan öldürmek. çok değ verilen. ndan canı geçmek. ğ kı yı kaları ı canı yürekten * Bkz. canı ciğ m erim * içten bir sevgi sesleniş i. * ruhu ş olmak. kendini koruyan. * kendini öldürmek. * sevgi seslenişolarak kullanı i lı r. sen bilirsin. kendine bakmadan yaş amak. canı iş na na lemek (veya canı kâr etmek) na * çok etkilemek. bana göre hava hoşanlamı kullanı in " nda lı r. u lını ı canı mu? yok * birinin katlandı sıntı baş na örnek göstermek için söylenir. gücünü kazanmak. ı nca laş u canı okumak na * berbat ve periş etmek. canıisterse! n * "dilediğ gibi olsun. canı dese. ı rı canı minnet na * beklenilmeyen iyi bir durumla karş ı duyulan memnunluğ anlatmak için söylenir. * (ca:nı çok güzel. canı değ na mek * çok hoş lanmak. öldürmek. m) er canı sokakta bulmadı mı m * tehlikeye veya herhangi bir sıntı katlanmaya hiç niyetim yok.canı yerine gelmek * yorgunluğ geçmek. kı ya canı n içi mı *ş efkat veya sevgi sesleniş i. canı acı na mamak * kendini düş ünmeden. an canı rahmet na . canı kasdetmek na * intihara kalkı ş mak. * gücünden fazla iş görerek aş derecede kendini yormak. canı ezan okumak na * bir kimsenin hakkı gelmek. sağğ . canı gönülden. * birini öldürmeye hazı rlanmak.

kı ya canı bağlamak nı ı ş * öldürülmesi gerekirken vazgeçmek. bı kmak. ğ ı canı acı nı tmak * birine acı vermek. canı almak nı * (Tanrı ) öldürmek. canı (bir yere) dar atmak nı * bir tehlikeden güçlükle kurtularak bir yere sınmak. çok sevmek. canı burnundan getirmek nı * çok yormak. eye kün canı yakmak nı . yı prandı rmak. canı çı nı karmak * hı rpalamak. fazla çalı rmak. neş kaçı esini rmak. canı geçmek ndan * ölmek için hazı r olmak. hayranlıveya öfke gibi türlü duygular anlatı k r. canı bezmek (veya bı ndan kmak. canı tükürdüğ na ümün (veya üfürdüğ ümün) * kı nlıve öfke belirtir. lı ı ini canı vermek nı * kendini feda etmek. canı sı nı kmak * keyfini bozmak. nı * sıntı sokmak. canı diş almak (veya takmak) nı ine * her tehlikeyi göze alarak iş giriş e mek. ey * bir ş çok düş olmak. * birini öldürmeyi istemek. ş tı canı cehenneme göndermek (veya yollamak) nı * öldürmek. çok yormak. bezmek. canı tak demek (veya etmek) na * dayanamaz duruma gelmek. canı sokakta bulmak nı * sağğkorumak gerektiğ anlatan bir söz. zgı k canı yandım (veya yandımı na ğ ı ğ n) ı * sevgi. usanmak) * ölümü göze alacak kadar sıntı kı içinde olmak. canı susamak na * ölmek istemek. * canı verdirecek kadar memnun etmek. canı yetmek na * katlanamayacak duruma gelmek. sabrı kalmamak. * hiçbir ş esirgememek.* "Alllah rahmetini esirgemesin" anlamı kullanı nda lı r.

ı sı m . filika. * Havuz veya plâjda yüzme bilmeyenleri uyaran. cankurtaran * Hastahane veya kliniklere hasta veya yaralı ı taş maya özgü araç. taraf. cankurtaran yeleğ i * Yelek biçiminde yapı ş lmıcankurtaran aracı . büyük simit veya yelek biçiminde ı lan yapı ş lmıaraç. çok sevmek. canice. * Cinayet iş lemiş olan kimse. caniye yakır (biçimde). cankurtaran yok mu! * ölüm tehlikesi karş nda yardı isteme sözü. yanan veya batma tehlikesi ile karşkarş kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi. kürekli sandal. cankurtaran ş amandı rası * Denize düş enlerin kolayca belirlenip kurtarı lmaları denize bı lan ve kazaya uğ için rakı rayanlarıbulup n kendilerini göstermeleri için kullanı parlak renkli. ambülâns. çok sıntı zarara sokmak. kı ve canın derdine düş nı mek * canı baş bir ş düş ndan ka ey ünemeyecek kadar sıntı olmak. fosforlu ş lan. cankurtaran gemisi * Karaya oturan. yacı * Cani gibi. nda lmak cankurtaran sandalı * Deniz kazaları veya gemi batmak üzere iken insanları nda kurtarmaya yarayan motorlu. cankurtaran çanı * Tipili veya sisli havalarda sınacak veya yönelecek yeri yolculara. amandı ra. cankurtaran salı * Deniz kazaları kullanı üzere gemilerde bulundurulan sal. * bir kimseyi. kı .* acı verecek biçimde cezalandı rmak. ş ı * Cani olma durumu. caniyane * Cani gibi. tehlikeden koruyan ve onları kurtaran kimse. gemilere belli etmek için kullanı çan ğ ı lan (veya düdük). cani canice canilik canip * Yan. cankurtaran simidi * Suda boğ ulma tehlikesine karşkullanı ve sudan hafif maddelerden. ı ı ya cankurtaran kulübesi * Dağ geçitlerinde tipiden veya soğ uktan korunmak icin sınak olarak yapı ş ğ ı lmıkulübe. cankurtaran düdüğ ü * Cankurtaran çanı . kı da canın içine sokacağgelmek nı ı * çok hoş lanmak.

* Bir canlı resim veya ş filmi için hareketliliğsağ ema i layan tek tek resimleri yapan sanatçı . * Kiş tirme. yaş ayan. henüz ölmemiş . yerlerde yemek sı nda bir veya birkaç müzisyenin çalgı sesleri ile parçaları rası ve seslendirmesi. * Canlı tazelik. var gücüyle. i * Depreş mek. * Heyecanla. * Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sı nda hareket duygusu verebilecek biçimde rası düzenleme ve filme aktarma iş i. canlı * Canı olan. canlanmak * Gücü artmak. canlanması yol açmak. ayı iş k. ntı na sı canlandı rma * Canlandı rmak iş i. lına ğ * Yoğ unluk. hayat dolu. canlı kazandı lı k lı k ran. lokal vb. hareketlilik kazanmak. na * Yaş atmak. u canlandıcı rı * Canlı veren. hareketli. diri duruma gelmek. f. canlı canlı * Diri diri. canlandıcı rılı k * Canlandıcı rı olma durumu. * Yaş p yer değ tirebilen yaratı hayvan. diri. canla baş la * Seve seve her türlü yorgunluğ göze alarak. ş canlı model * Figürlerle süslü veya heykeltı lı yararlanı kadı veya erkek. canlanma * Canlanmak iş i. (birinin) kı ı girmek. * Güçlü. tarak canlandı rmak * Canlanması sağ nı lamak. etkinlik kazandı rmak. * Etkinliğartmak. ileş * Geçmiş olayıgeliş bir n mesini ve sonucunu aynı biçimde yansı sunma. ine canlandım rı * Ortada kalan kalı ları göre bir eserin ana tasarına uygun olarak yeniden çizimi. raşkta lan n canlı müzik * Gazino. etkili. lı k. canlandılmak rı * Canlandı rmak iş konu olmak. canlandılma rı * Canlandılmak iş rı i. .cankurtaranlı k * Cankurtaran olma durumu. * Geçmiş yaş bir olay veya durum yeniden hatı te anan rlanmak. dirilik getirmek. canlı cenaze * Çok zayıbir deri bir kemik kalmıkimse.

sönük. capcanlı . unu canlı resim * Bir hareketi parçaları ayıp bunlarıelle yapı resimlerinin alıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve na rı n lan cı gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniğ i. z * Bir diş canlı in dokusunu yok etmek. hilozoizm. * Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatıilkesi olduğ ileri süren öğ n unu reti. canlı n yayı * (televizyon ve radyo için) Daha önceden herhangi bir gereç üzerine tespit edilmemiş cı tespit edildiğ . * Canlı olmayan (varlı camit. z * Hareketsizlik. cansı mak zlaş * Cansıduruma gelmek. k). cansı z * Canı yitirmişölmüş nı . z z cansıdüş z mek * hastalıveya yorgunluk yüzünden bitkin bir duruma gelmek. * Güçsüz. * Neş elilik. nsan ş ı cansı ma zlaş * Cansı mak iş zlaş i. * Durgun. * İ uyandı lgi rmayan. cansı k zlı * Cansıolma durumu. cansı tı zlaşrmak * Cansıduruma getirmek.canlı özdekçilik * Evrenin temeli olarak düş ünülen maddenin canlı olduğ savunan doktrin. cansıcansı z z * Cansıolarak. cansıgibi. hareketlilik. . cansiparane * Canı verircesine. alıyla i anda yapı yayı lan n. özveriyle. nı ine ş . * Bağ z bir ruhî varlın insanda ve doğ nesnelerinde yerleş olduğ inanan ilkel dinî görüş ı msı ğ ı a ik una . z cansı tı zlaşrma * Cansı tı iş zlaşrmak i. * Çocukta bir düş biçimi olarak bütün cisimlerin canlı ünce olduğ inanma. una canlı lı k * Canlı olma durumu. canlılı cı k * Olup bitenin ruhlar alanın gizli güçlerince yönetildiğ inanan ilkel anlayıanimizm. k cansıhedef z * İ ve hayvan dında kalan hedef. mecalsiz. nı cantiyane * Kantiyane.

ilân etmek. tellâl ile duyurma. car car * Çok ve yüksek sesle. yürürlükte olan. rı * Tehlike durumu. söz söylenen kimseye aş bir saygı ı rı göstermiş olmak için kadı tarafı "ben" zamiri yerine nlar ndan kullanı . lı rdı * aynı maksatla genç kadı nlardan söz edilirken onları anlatan kelimelere bir unvan gibi getirilirdi.* Çok canlı biçimde). carlamak . lan cari para cari ücret cariye * Geçerli olan. gürültülü bir biçimde (konuş ma). na * Fermuar. cari masraf * Belirli bir dönemde yapı harcamalar. * Geveze. ş arjör. geçen. * Akan. cariyelik etmek * cariye gibi hizmet etmek. cariyeniz (veya cariyeleri) * eskiden. arz ve talebe göre belirlenen fiyatı . cari hesap * İ taraf arası sürüp giden alacak verecek iş ki nda lemlerinin tutulan hesabı . imdat. nları na af. haykı rmak. * İgücü piyasası iş ş nda gücünün. ilân. * Olagelen. (bir car * Çağ. car * Bazı yerlerde kadı n kolları örttükleri veya boydan boya örtündükleri çarş zar. alıp satı rı p nı labilen. yürürlükte bulunan para. carcur carcur cari * "Geliş igüzel konuş mak" anlamı gelen carcur etmek deyiminde geçer. yardı m. yaygaracı . carcar carcur * Bkz. cariyelik * Cariye olma durumu. car etmek * nara atmak. carlama * Carlamak iş i. * Yabancı ülkelerden kaçılıözgürlükten yoksun edilen. k. her konuda efendisinin isteklerine bağ bulunan genç kadı halayı lı n.

bir ş la na cart curt * Gerekli gereksiz yerde söylenen. cavlak . rı plak. z. (II) cart * Sert bir ş yı lı çı ses. ı tlı casusluk etmek * casus olarak çalı ş mak. carlı carsı z * Carı olmayan. çaş k. önemsiz. duyurmak. hiç tüyü olmayan. cascavlak kalmak * bütün imkânları elinden alı ş nmıolarak ortada kalmak. casus casusluk * Casus olma durumu. * İ etmek.* Bağ ı konuş rarak mak. cascavlak * (baş için) Çok saçsı çok tüysüz. * Bir devletin veya bir kimsenin sı nı kasın hesabı öğ rları baş nı na renmeyi üstüne alan kimse. cav * Bkz. cartayı çekmek * ölmek. haykı lân rmak. mlı r nana ı carta cartadak cartadan * Cartadak. çağ (II). * Birdenbire ve gürültü ile. * Çılçı örtüsüz. abartısöz. çaş ı t. cart kaba kâğ ı t * yüksekten atana veya çalı bir tavıtakı karşsöylenen hafifseme ünlemi. lı cart curt etmek * göz korkutmak veya övünmek amacı abartıkonuş yla lı mak. ey rtı rken kan * Carı olan. cavlağçekmek ı * ölmek. cavalacoz * Değ ersiz. nara atmak. (II) cart cart ötmek * kendini beğ enmiş davranı ve buyururcası söz söylemek. çok söylemek. derme çatma. * Yellenme.

cayı rdatmak * (nesneler için) Sert. plak * Ölmek. vazgeçirmek. caydılmak rı * Cayması lanmak. cayı rtı *Ş iddetli yanma. ndan caygı n * Vazgeçip iş ardı bı in nı rakan. dönek. çı kalmak. sözünden döndürücü. cavlaklı k * Cavlak olma durumu. etkili olarak. gürültülü ses çı kartmak. vazgeçirilmek. uzun. * Caydı işveya biçimi. plak. kararı döndürülmek. *Ş iddetli. cayı rdama * Cayı rdamak iş i. yı ldını ı ı lı r.* Çı tüysüz. i . cayı rdamak * (nesneler için) Ses çı kararak yanmak veya yılmak. yı lma sesi. plaklı cavlama cavlamak cavlamak * Cavlamak iş i. sağ ndan caydış rı caydı rma * Caydı iş rmak i. * Kavlamak. gürültü. cayı ş * Caymak işveya biçimi. rtı cayı rdatma * Cayı rdatmak iş i. tüyünü dökmek. ı cayı yı rtı basmak (veya cayı koparmak) rtı * birdenbire bağ p çağ ı rı ı rmaya baş lamak. rmak i cayı r r cayı * Bir cismin çabuk ve ş iddetle yandını rtı ğ anlatmak için kullanı ğ . rtı cayı vermek rtı * gürültü ile gözdağvermek. caydıcı rılı k * Caydıcı rı olma durumu. caydı rmak * Cayması sağ nı lamak. caydıcı rı * Kararı ndan. kararı döndürmek. çı k.

i mlı cazibeleş me * Cazibeleş durumu. vazgeçmek. alı . i * Cazcın iş nı i veya mesleğ i. m. mlı k. cazı rdatmak * Cazı rdaması yol açmak. ndan * Baş çta Kuzey Amerika zencilerinin müziğiken sonraları langı i bütün dünyada benimsenen bir müzik türü. na cazı rtı cazibe * Cazı rdama sesi. cazı rdatma * Cazı rdatmak iş i. kararı dönmek. * Fitneci. cazibe kanunu * Yer çekimini belirten kurallar bütünü. * Güreş olan pehlivanları ecek yüksek sesle izleyicilere tanı ve duaları okuyarak onları tan nı alana süren kimse. cazı rdamak * Caz diye ses çı karmak.cayma caymak caz * Caymak iş i. i cazcı cazcı lı k cazgı r * Caz müziğçalan veya besteleyen kimse. * Çekim. cazgık rlı cazı r r cazı * (bir cismin kaynama ve yanması belirtirken) Güçlü ve sesli olarak. * Caz müziğçalan orkestra. mek cazibeleş mek . cazibedar * Çekiciliğolma. * Cazgı r olma durumu. i caz takı mı * Caz müziğçalan orkestranıbütün çalgı . * Alı alı lı çekicilik. * Sözünden. nı cazı rdama * Cazı rdamak iş i. i n ları cazbant * Caz müziğçalan orkestra. albeni.

alı duruma gelmek. mek cazipleş mek * Cazip duruma gelmek. cazibesiz cazip cazipleş me * Cazipleş durumu. cazlı cazsı z * Cazı olan. mlı cazur cazur * Bkz. elveriş lgi ran. n rt üs nı ndan * Kadmiyum'un kı saltması . bebekleri eğ nı lendirmek için çı lan ses.* Çekici. cc Cd CD Ce * Seryum'un kı saltması . albenili. cazipli caziplik * Cazip olma durumu. mlı * Önemli. ı ı rlı * Çekici olmayan. cazı r. ağ ğolan. * Çekici. * Yabancı devlet elçiliklerine ait arabaları plâkaları kullanı kı n nda lan saltma. karı * Kemanısı ve göğ tahtası iki yanı C harfi biçiminde çenten oyuklar. alı duruma getirmek. mlı cazibeli * Çekici. * Cazı olmayan. albenili. msı * İ uyandı çekici. cazipleş tirmek * Cazip duruma getirmek. * Kucak çocukları. r cazı Cb * Kolombiyum'un kı saltması . alı . ce ce * Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı . cazipleş tirme * Cazipleş tirmek durumu. alı . mlı cazibeleş tirmek * Çekici. alı z. li. .

* Silâh. zorba. * Acı z. cebin . münakaş etmek. li cebeli * Osmanlımparatorluğ döneminde. cebi para görmek * parası yokken para kazanmaya baş lamak. züğ parası ürt. tartı ş mak. * Ekilmemiş tarla. çekiş raş mek.-ce -ce * Bkz. -ca / -ce (I). ekime elveriş olmayan yer. savaş ordunun silâh ve mı ta cephanesini ulaşran yaya kapı ocakları bir sıf asker. açıgöz (kadı k n). nda atlı * Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti. savurgan. zorbalı ndan k. ceberut * Tanrı n her ş üstünde olan kudreti. tı kulu ndan nı cebel * Dağ . boş toprak. cebine indirme. * Bkz. merhametsiz. * ("büyük kudret" anlamı kayarak) Merhametsizlik. ce demeye mi geldin? * "Bu kadar az oturmaya mı geldin?" anlamı kullanı nda lı r. 'nı eyin * (tasavvufta) Allah'a varmanıüçüncü basamağ n ı . z. cebeci * Yeniçeri ordusunda silâh yapan. eyi cebellezi etmek * cebine indirmek. a cebellezi * Hakkı olmayan bir ş kendisine mal edip cebine koyma. Tanrı . ması cebi delik * Tutumlu olmayan (kimse). na yanları götürmekle yükümlü bulundukları asker. ldı * Becerikli. cebelleş me * Cebelleş iş mek i. cı * Kudret sahibi. cebelleş mek * Uğ mak. cebbar * Zorlayı. -ca / -ce (II). cebe * Zı rh. onaran ve bakı ile görevli bulunan. savaş rası tı zeamet sahiplerinin dirlikleri oranı göre İ u sı nda mar. cebi delik (kimse) * para tutmayan. zorba. * Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yı z kümesi. * Sahipsiz.

n. cı k. cebire * Kık kemikleri yerinde tutmak için kullanı tahta.* Korkak. ğ ı cebini doldurmak * karş tı elveriş durumlardan yararlanarak bol para kazanmak. cebrî * Zorla yapı zor kullanı yaptılan. bunlara bağ bir büyüklük ölçüsünü çı lı karmak için gerekli iş lemleri gösteren ve birbirine cebirsel iş aretlerle bağ lanan harf ve sayı bütünü. lar cebirsel formül * Cebirsel deyim. cebine indirmek (veya atmak) * (para için) hakkı olmadı hâlde kendine mal etmek. zor kullanarak. zorlayı ş . cebir kullanmak * bir işyaptı için zora baş i rmak vurmak. fatalizm. mukavva veya tenekeden yapı şüzeri bezle rı lan lmı . * Artı eksi gerçek sayı bunlarıyerini tutan harfler yardı yla nicelikler arası genel bağ lar ve larla. cebretmek * Zorlamak. zoraki. kendini tutma. kaplanan levha. cebriye * Yazgılı kadercilik. süyek. larak rı * Zorla. cebirsel ifade * Cebirsel deyim. * Alı yüz. cebirsel deyim * Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde. cebrî yürüyüş * Bir yere kuvvet yetiş tirmek veya düş mandan önce varmak için yapı sı yürüyüş lan kı . koaptör. cebinden çı karmak * ondan çok üstün olmak. lan. zı nda . cebrinefs * Kendini zorlama. cebren cebretme * Cebretmek iş i. ı ğ laş ı li cebir cebir * Zor. ceddine lânet (veya yedi ceddine lânet!) * "soyun sopunla birlikte Tanrı cezanı versin!" anlamı ilenme bildiren söz. n mı nda lantı kuran matematik kolu. cebirsel * Cebirle ilgili.

kı lı cehennem azabı * Cehennemde uğ lacağ inanı ceza. cefa çekmek (veya görmek) * üzüntü. tamu. . cefakeş cefalı * Cefa çeken. kı ya. eziyet. ı r . guş a. cefa etmek * üzmek. eziyet etmek. lak * Yeni. cehennem kütüğ ü * Cehennemde yanmaya yaraş kimse. sıntı * Sınt ı eziyete katlanmıveya katlanan. üzgü. cehdetme * Cehdetmek iş i. cefa * Büyük sıntı kı . * Oğ burcu. bravo" veya "Tanrı senden razı olsun" anlamı kullanı nda lı r. ş lara n * Çok sıntıyer. kı veya rla ı layı ceffelkalem * Hiç düş ünüp taş ı nmadan. bir çı da. rpı cehalet * Bilgisizlik. ş cefaya katlanmak * sıntı üzüntüyü sabı karş p tahammül etmek. bilmezlik. Cedî cedit cedre * Guatr. eziyet. cehennem gibi * çok sı cak.ceddine rahmet! * "aferin. ş ı cehennem * Dinî inanı göre. sıntı kı çekmek. kötülük yapanlarıöldükten sonra ceza görecekleri yer. cehdetmek * Çalıp çabalamak. cefakâr * Cefalı . cehennem hayatı * Büyük sıntı üzüntülerle dolu yaş ş kı ve ayı . cefalı kı ya katlanan. ranı ı na lan * Çok büyük sıntı kı .

cehennemlik * Öldükten sonra yerinin cehennem olacağsanı cehenneme lâyı(kimse). ceht -cek * Bkz. acı z kimse. cehennemin bucağ(veya dibi) ı * çok uzak yer. cı cehennemi boylamak * (sevilmeyen kimse için) ölmek. ması cehenneme kadar yolu var * "defolsun. k * Hamamıocağ külhan. kabuk veya odunundan güzel kı zı elde edilen bir kök (Rhamnus rmı renk infectorius). cehennem gibi. ı lan. * Pamuk. yün. * Aş üzüntü ve sıntı ı rı kı çekilen yer hâlini almak. kollu giysi. * Çaba. cehennem olmak * defolmak. Jaketatay. cehennem taş ı * Gümüş nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen. meli. ipek gibi ş eyleri eğ iplik durumuna getirmeye yarar araç. çabalama. zı cehennemleş me * Cehennemleş durumu. mek cehennemleş mek * Cehenneme dönmek. meyve. * Üzücü. ceket ceketatay * Erkeklerin ve kadı n giydiğ genellikle önden düğ nları i. korkum yoktur" anlamı sövme. * Bkz. ün klış ı cehennem zebanisi * Zalim. cehennemin dibine gitmek * (kılan kimse için) defolup gitmek. istediğyere kadar gitsin. * Modern ekmek fınları ateş bulunduğ en sı bölüm. yakı. . n ı . bilmezlik. i nda cehennemî * Cehennemle ilgili. kalçayı örten.cehennem ol * defol!. iğ irip . havaya dayanı . * Kök boyası gillerden. rı nda in u cak cehil cehre cehri * Bilgisizlik. ıkta bozulmayan beyaz kristal. -cak / -cek.

* Açı aş k. ululuk. coş rçı kun. zalim. zalimlik. Celâlî * İ olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıp devlete isyan eden Bozoklu Derviş lk kı Celâl'in adamları ve ondan yana olanlara. katı ması yürekli. k. Galata. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapan kimse. 'nı fatları cellât * Ölüm cezası çarptılanları na rı öldürmekle görevli olan kimse. * Parlak. keçi. celî yazı * (Arap harfleriyle) Uzaktan okunacak biçimde istif edilmiş sülüs levha yazı. cilâlı . * Büyüklük. celâllice celbe celep * Koyun. kı zmak. İ brahim Paşve Edirne sarayları alıp türlü devlet hizmetleri için aday olarak a na nı yetiş tirilen genç. kolaylı suç iş kla leyen. ğ ı n * Topkapı . na da kı Celâlîlik * Celâlî olma durumu. celâllenmek * Öfkelenmek. n * Katı yüreklilik. celâlli * Sert ve öfkeli (kimse). * Öfke. * Acı z. keçi. celp . ulu. celâlliye benzer. ması cellâtlı k * Cellâdıgörevi. cellât gibi * acı z. kı nlı zgı k. * Tanrı n sı ndan biri. ikâr.celâdet celâl * Yiğ kahramanlı itlik. sonraları türeyen bütün eş yaya verilen ad. celâllenme * Celâllenmek iş i. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapma iş ğ ı n i. * Avcı çantası . celeplik celî * Koyun. iri sı celil * Çok büyük. * Celâlli gibi. * Hı n.

cemaatsizlik * Cemaatsiz olma durumu. z klar. celpname. * Mahkeme tarafı dava edene. cemaatsiz * Cemaati olmayan. a cemaatimüslimin * Müslüman halk. * İ kalabalı. cem'an * Cansı cansıvarlı zlar.* Getirtme. mek i cemaatleş mek * Cemaat hâline gelmek. celseyi açmak * oturumu açmak. ndan klara rı * Askerlik ödevini yapmaya çağ ı rma. celseyi tatil etmek * oturuma ara vermek. cemaat * Bir imama uyup namaz kı kiş lan iler. cemaatleş me * Cemaatleş işveya durumu. çevresindekilerin düş üncesi ne olursa olsun kendi istediğ yapmaya çalır. celp kâğ ı dı * Çağ kâğ . cemaatli * Cemaati olan. nsan ğ ı * Bir dinden veya bir soydan olanlarıtopluluğ n u. cemaat ne kadar çok olsa (veya cami ne kadar büyük olsa) imam gene bildiğ okur ini * bir yetkili kimse. edilene veya tanı gönderilen çağ belgesi. kendi üzerine çekme. çağ belgesi. cemadat cemal * Yüz güzelliğ i. ı dı rı celse * Oturum. * getirmek. rı ı dı rı celpname * Celp kâğ . ini ş ı cemaate uymak * içinde bulunulan bir topluluğ uyarak davranmak. . çağ belgesi. cemaatle namaz kı lmak * imama uyarak namaz kı lmak. celp etmek * kendine çekmek.

(bir ş eyin) tümü. çokluk hâline getirmek. cemaziyülevvel * Ay takviminin beş ayı inci . cemaziyülâhı r * Ay takviminin altı ayı ncı . veya iyi yla . cemilenme * Çoğ ullanma iş i. cemilenmek * Çoğ ullanmak. cemi * Bütün. cemiyet * Dernek. cemaziyülevvelini bilmek * bir kimsenin herkesçe bilinmeyen. bir araya getirmek. n * Gönül alı davranı cı ş . * Düğ ün. * Topluluk. 'nı fatları * (kadıiçin) Güzel. büyük tövbe ayı . toplum. hepsinin tamamı . ul. * Toplama. cembiyesiz * Cembiyesi olmayan. * Tanrı n sı ndan biri. * Toplama. cemil cemile cemilendirme * Çoğ ullandı iş rma i. geçmiş kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek.* Toplayarak. hançer. küçük tövbe ayı . cemilendirmek * Çoğ ullandı rmak. teki cembiye * Bir çeş eğ kama. cemetme * Cemetmek iş i. * (erkek için) Güzel. it ri cembiyeli * Cembiyesi olan. cemetmek * Toplamak. cem'an yekûn * Toplam olarak. toplam olarak. * Çoğ çokluk. hep. (bir ş eyin) hepsi. * Bir olayı kiş kutlama amacı bir araya gelen topluluk. hepsi. * Birbirine uygun veya zı t anlamlı kelimeleri tenasüp veya tezat sanatları yoluyla bir araya getirme.

* Pis. * Yan. ı nı lı nan cenaze töreni * Cenaze namazı mezara kadar yapı dinî tören. * Kefenlenip tabuta konmuşgömülmeye hazı . dağ k olmayan. cenaze alayı * Ölüyü kaldı töreni veya bu törende yer alan veya cenazeyi izleyen topluluk. pazı . cenaze namazı * Cenaze gömülmeden önce musalla taş n üstüne konan tabutun önünde kı namaz. cenah * Kuş kanadı . pres. * Savaş düzenindeki ordunun iki yanı her biri. ş * Cenaze töreni. onur ve büyüklük anlamı kullanı yla lı r. cenbiye * Ağ eğ bir tür Arap bı ı zı ri çağ . rası cenaze merasimi * Cenaze töreni. ezmek gibi iş kullanı mekanizma. sonra suda ve en sonra toprakta oluş u sanı sı k tuğ lan caklı cemre düş mek * sı k yükselişo hafta içindeki günde baş caklı i lamak.cemiyetli cemre yükseliş i. ı nı * Ş ayı birer hafta aralı ubat nda klarla önce havada. ndan * Saygı . rma cenaze duası * Cenaze defnedilirken okunan dua. * Kol. cenabet * Cünüp. hoş lmayan kimse veya ş lanı ey. Tanrı . lerde lan * Manevî baskı . derli toplu. cenaze gibi * benzi sararmı ş . rlanmıinsan ölüsü. taraf. kötü. ndan lan cenazeyi kaldı rmak * ölüyü gömmek üzere götürmek. cendere * Bir ş sı eyi kmak. cenaze levazı matı * Ölünün kefenlenmesi sı nda gerekli olan malzemeler. cenap cenaze cendereleş me . Cenabı hak * Allah. gömmek. * Cemiyet içinde geçen.

öldükten sonra sonsuz bir mutluluğ kavuş ş lara n. çekiş raş me. cennet balıgiller ğ ı * Kemikli balı r takı nı kefallar alt takı na giren bir familya. * Büyük çaba. kanlı çülük. mek. cengel cenin * Otlarla ve sıağ k açlarla örtülü geniş Hindistan ormanları verilen ad. cengâverce * Cengâvere yakır biçimde. zları a acakları yer. ma nı ş müş ceninisakı t * Düş ük. na * Ana rahminde doğ zamanı tamamlayamamıveya vaktinden önce düş çocuk. dövüş çı k. cenk etmek * savaş mücadele etmek. . altı Cenevizli * Ceneviz (bugünkü Cenova ş Cumhuriyeti halkı olan kimse. kan. cenkleş mek * Savaş mak. altı cendereye sokmak * manevî baskı na almak. kla mın mı . * Cenkçi olma durumu. huzur veren yer. mak. uğ . * Atı ş mak. * Çok güzel. kavga. çekiş münakaş etmek. kavgacı çı . kan. çü. a cennet * Dinî inanı göre. cenk * Savaşkavga.* Cendereleş iş mek i. cennet balı ğ ı * Cennet balıgillerden. cenkleş me * Cenkleş iş mek i. ehri) ndan cengâver * Savaş. çı * İ dövüş dövüş savaş vuruş yi en. mavi yeşzemin üzerine bakı ğ ı il r rengi çizgili tropikal balı(Macropodus k viridiauratus). iyilik yapanları günahsı n. cenkçi cenkçilik * Savaş. cendereleş mek * Manevî baskı nda mücadele etmek. uçmak (II). ş ı cengâverlik * Savaşlı savaş k.

mlı cennet kuş u * Cennet kuş ugillerden. tüyleri güzel renkli bir kuş (Paradisea apoda). mlı cennetleş me * Cennetleş durumu. * Cennetin güzellikleriyle donanmak. anı r. cennetmekân * Cennetlik. i cennet taamı * Tadı güzel olan yemek veya yiyecek.cennet biberi * Zencefilgillerden karabiber tadı bir bitki. centilmenlik antlaş ması * Hukukî ve resmî olmayan. ı na lan * (ölmüş kimse için) Yeri cennet olan. güzel bir yer durumuna getirmek. * Güzel. centilmen * İ arkadaşk eden. ancak taraflarıkarş klı n ı güvenlerine dayanan sözlü antlaş lı ma. rahat yaş lıbakı bir yer durumuna gelmek. cennet kuş ugiller * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfın bir familyası lar nını . cennet öküzü * Yüreğtemiz ama budala denecek kadar saf kimse. güneye özgü olan. ş ı centilmenlik * Centilmen olma durumu. * Güney. nda cennet gibi * güzel. alı kadı mlı n. * Centilmene yakır davranı ş ı ş . . cennetlik * Öldükten sonra yerinin cennet olacağ inanı (kimse). bakı . kibar (erkek). mlı cennete dönmek * güzel. yi lı lı . centilmence * Centilmene yakır (bir biçimde). * Henüz pek küçükken ölen bebek. güney. çok cennete çevirmek * temiz. mek cennetleş mek * Cennet durumuna girmek. saygı görgülü. cennetmekân. bakı (yer). * Güneyli. cenubî cenup cenuplu * Güneyle ilgili.

alanın manı kan * Trafiğkolaylaşrmak için yaya kaldımları veya yollarda yapı cep biçimindeki taş yanaş yeri. deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse. * Belli bir düş ünce. . * Ateş silâhlarla atı için hazı li lmak rlanan her türlü patlayı madde.cep * Genellikle bir ş koymaya yarar. cepçi * Yankesici. ı nan cep sözlüğ ü * Cepte taş ı nabilecek ve günlük ihtiyaca hemen cevap verebilecek küçük sözlük. taraf. cep televizyonu * Çok küçük boyutları veya cebe sı olan ğ abilecek küçüklükteki televizyon. için cep harçlını karmak ğ çı ı * günlük masrafı karş nı ı layacak kadar kazanç sahibi olmak. cephe açmak * savaş olmayan bir bölgede. ş an ı nan cep harçlı ğ ı * Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamaları ı karş laması verilen para. kablosuz telefon. cephanelik * Cephanenin saklanması yarar kapalı korunmuş na ve yer. * Belirtisiz isim tamlaması sı tamlayan görevinde "cebe sı yapında. alnaç. cepçilik cephane * Yankesicilik. istek çevresinde sağ lanan beraberlik. cebe girecek biçimde küçük kitap. cep saati * Cepte taş saat. cı cephaneci * Kara. cephe * (yapı larda) Yüz. nı * Savaş nıbir yerinde düş n geriletilmesiyle ortaya çı taktik durum. giysinin belli bir yeri açı içine yerleş ey larak tirilen astardan yapı ş lmıtorba veya giysinin üzerine konulan parça ile yapı ş lmıyer. cep telefonu * Cebe sı ğ abilecek küçüklükte olan. çökertme. savaşhazı a rlanmak ve baş lamak. ğ abilecek boyda" anlamı verir. cep defteri * Cebe sı ğ abilecek büyüklükteki defter. i tı rı nda lan ı t ma * Kablosuz telefon. yön. * Üzerinde savaş sürdüğ bölge. ı n ü * Yan. cep feneri * Pille çalı ve cepte taş küçük fener. cep kitabı * Cepte taş ı nacak. taş ı nabilir. cep takvimi * Cepte taş ı nabilecek küçük boy takvim.

cepheleş mek * Bir düş ünce. yı bilmemek. direnmek. ndan cer * Çekme. cepten aramak * bir kimseyi cep telefonundan aramak. ğ a cephelenme * Cephelenmek iş i. * Kolları rtmaçlı uzun. . cerahat *İ rin. cephelenmek * Cephe oluş turmak. cepheleş me * Cepheleş iş mek i. ceplemek * Kazanmak. rin ş . cepheli cepken cepleme * Yönlü. alanın cepheden cepheye koş mak * durmadan. kendi malı ödemek. sürükleyerek götürme. ı cephe gerisi * Savaş nıgerisinde kalan bölge. * Yara. doğ ı k rudan doğ konuyu ele alarak birine karşçı ruya ı kmak veya mücadeleyi açı ktan açı yapmak. cebine indirmek. cerahatlenmek * (yara) İ toplamak. bir düş ünceye karşolmak. bir sa. z * Ceplemek iş i. cerahatlenme * Cerahatlenmek iş i. harçla iş yı ve lenmiş tür kı yakasıüst giysisi.cephe almak * hası durumu takı m nmak. cer hocası * Taş imamlıyaparak para ve erzak toplayan genç medrese öğ rada k rencisi. lmak cepheden hücuma geçmek * dolaş yollara sapmadan. rin cerahatli * İ toplamı irinli. değik cephelerde savaş iş mak. taraflı . bir istek çevresinde birlik oluş turmak. cepten vermek * kendi kesesinden.

* Bir yöne doğ akma. inanç. * Beceriklilik. ş ı p * bir eğ bir görüş ilim. akı akı . * Akı . mı cereyan etmek * geçmek. ceride * Gazete. aynı eğ görüş paylaş kimselerin oluş ü an turduğ hareket. dilli.cerahatsiz * İ toplamamı irinsiz. * Bir ş geliş olma durumu. * (bir düş ünce. cereyanda kalmak * kapalı yerde. * suyun akı içinde kalısürüklenmek. yapı lmak. kayı t defteri. girginlik. * Aynı ilimde olan. cerbeze * Güzel konuş ma. mlı cerh * Yaralama. kla rı söz * Baş tarafı yapı veya kaza sonucu ortaya çı zararı kası ndan lan kan ödeme. rin ş . cereyana kapı lmak * elektrik akı yla çarpı mı lmak. * Girgin. ceren cereyan * Ceylan. kolaylı ve inandıcı söyleyen. cerh etmek * yaralamak. ru ş ntı . karş klı k pencere veya kapı nda meydana gelen hava akı sı kalı üş bir ı açı lı arası ntında p ütmek. * çürütmek. * Tutanak. veya iddia için) Çürütme. * Kurnazlı hilekârlı k. * Cereme. * Yara. eyin me. olmak. u cereyan çarpmak * elektrik akı na tutulup etkisinde kalmak. * Akı m. cerbezeli cereme ceremesini çekmek * baş nıyol açtı zararı kasın ğ ı ödemek. k. ceriha cerime . hareketi içinde yer almak. cereyanlı * Akı lı ntı . * Süvari kolu.

cesamet cesametli * Kocaman. cerrah * Operatör. ldan yüzyı kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse. cerrahlı k * Cerrah olma durumu veya cerrahımesleğ n i. davranı güç almak. cerre çı kmak * (medreselerde okuyan softalar) para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağ p imamlıveya ı lı k müezzinlik yapmak. sactan kı larak sı vrı yapı ş lmımenteş e. ulan cermen menteş e * Bina kapı ile pencerelere takı ve yaprakları ları lan menteş uzunluğ e unun yarı kadar olan. cerrahî cerrahî müdahale * Ameliyat. lganlı * Büyüklük. cesaret almak (veya bulmak) * herhangi bir durumdan.Cermen * Bugünkü Almanya'yı . * Çekinmezlik. ş tan cesaret etmek * korkulması gereken bir işkorkmadan giriş göze almak. * Savaş araçları donatı ş yla lmıkalabalıordu. k * Dilenci. * Zorla para alan (kimse). lgı ğ ı cesaret göstermek * yürekli davranmak. cesaret pekliğ i. Bohemya ve Polonya'nıbatı n bölümünü kapsayan Cermanya'da M.Ö. Cermence * Cermen dili. iyileş * Cerrahlı ilgili. cerrar * Çekici. yüreklenmek. yiğ yürek ve göz inin u itlik. la Cermen dilleri * Kuzey Avrupa'da konuş ve Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan diller. iri. cesaret gelmek * yı nlı gitmek. yüzyı 9. irilik. e mek. atı k. * Önemsiz yaraları tiren kimse. yüreklilik. kla * Hekimliğ ameliyatla tedavi yapan dalı in. . 3. . * Güç veya tehlikeli bir işgiriş e irken kiş kendinde bulduğ güven. sürükleyici.

ini lganlını ı cesaretlendirilme * Cesaretlendirilmek iş yüreklendirilme. cesaretsizlik * Cesaretsiz olma durumu. korkutmak. ceste ceste * Azar azar. . iri. ceset cesim * Büyük.cesaret vermek * birinin yı nlını lgı ğ gidermek. ini cesaretini toplamak * kendine güven duygusunu. yüreklenmek. yiğ i. yüreklilik. yiğ i. cesaretlendirme * Cesaretlendirmek işyüreklendirme. cesurca * Yürekli. itlendirme. lgı ğ ı cesaretini kı rmak * yürekliliğ gidermek. cesaretli. * Ölü vücut. yürekliliğ ve atı ğ bir araya getirmek. birini yüreklendirmek. ı cesarete gelmek * yı nlı gitmek. cesaretlendirilmek * Yüreklendirilmek. cesaret vermek. yiğ itçesine. itlenme. i. yüreklice. * Çekingen. cesaretlilik * Cesaretli olma durumu. yiğ lgı ğ ı itlenmek. yüreklenmek. ceste * "Azar azar". yiğ itlendirmek. cesaretlendirmek * Yüreklendirmek. "kım kım" anlamı sı sı ndaki ceste ceste ikilemesinde geçer. cesaretlenmek * Yı nlı gitmek. cesaretli * Hiçbir ş eyden korkusu olmayan. yüreksizlik. kocaman. cesur cesurane * Cesaretle. naaş . cesaretsiz * Yüreksiz. yürekli. cesaretlenme * Cesaretlenmek iş yüreklenme. yiğ it.

büyük baba. mücevherci. . ters ve karş ndakinin beklemediğbir karş k vermek. ş an cesurluk * Yüreklilik. cevap kâğ ı dı * Sı navlarda sorulan soruları cevapların bulunduğ kâğ n nı u ı t. ya ı lı t. yakut gibi değ taş mücevher. erli lar. cevahir yumurtlamak * cevher yumurtlamak. tahtadan. cevaplama * Cevaplamak iş i. cevaben * Cevap olarak. * iyi sonuç vermek. soyca. ı lı * ihtiyacı ı karş lamak. * Doğ çizgileri çizmeye yarayan. lganlı cet * Dede. * Atalardan beri. cevaplamak * Bir soruya. dereceli veya derecesiz. yapı rmak) ş tı * kesin. cevap vermek * karşk olarak bildirmek veya söylemek. cevap anahtarı * Sı navlarda sorulan soruları çözülmüş n biçimi. ı lı cevabı dikmek (veya dayamak.* Cesura yakı biçimde. cetbecet cetvel çizgilik. bir isteğ bir söz veya yazı karş k vermek. karşk olarak. yanı e. * Ark. ata. yanı e. p * Bir soruya. cevaplandılma rı * Cevaplandılmak işyanı rı rı i. cevap hakkı * Bir kimsenin ş yla ilgili bası yayıorganları çı haberlere karş k olarak ya düzeltme ya da cevap ahsı n n nda kan ı lı verme hakkı . bir isteğ bir söz veya yazı verilen karşk. ı sı i ı lı cevabî cevahir * Cevap niteliğ olan. inde * Elmas. plâstikten veya madenden yapı ş ru lmıaraç. ya ı lı tlamak. tlandılma. cevahirci cevap * Mücevher alısatan kimse. iyi sonuç alı nmak. gözü pek olma durumu. su kanalı . * Liste. çizelge. * Atı k. cesur gibi.

gezinme. i. ş ş ta . yanı rmak. cevaz vermek * hoş görmek. niş acı lı astalı yemişkoz. ıı lında cevaz * İ müsaade.cevaplandılmak rı * Bir ş cevabı ı ı eyin . erli. eyin * Değ süs taş mücevher. erli ı . lı tsı cevapsıbı z rakmak * karşğ herhangi bir cevap vermemek. * Cevheri olmayan. karşğverilmek. maya. ceviz kı rmak * yanlıtutum veya davranı bulunmak. bir tepki göstermemek. yanı. uygun bulmak. yi * Töz. gevher. i. u rı ktan * Cevheri olan. * Bu ağ n yağ. karş ğ vermek. eyin nı ı ı lını tlandı cevaplı *İ çinde cevap bulunan. gezinti. * Bir ş özü. cevapsı z * Cevabı verilmemişkarşksı yanı z. ma. üzgü. hata yapmak. ceviz içi * Cevizin kabuğ kıldı sonra kalan iç. erli ini cevherli cevhersiz cevir ceviz * Cevizgillerin örnek bitkisi olan. ı z. cevher yumurtlamak * değ sözler söylediğ sanarak saçmalayanlar için alay yollu söylenir. tlandı cevaplandı rmak * Bir ş cevabı. cevelân cevher * Dolaş dolanma. . cevaplandı rma * Cevaplandı rmak iş yanı rma. zin. * İ yetenek. tlı cevaplı telgraf * Cevabın ücreti bir ş sorup cevap almak için telgraf gönderen kimse tarafı önceden ödenmiş nı ey ndan olan telgraf türü. cefa. yanı rı lı tlandılmak. en aç (Juglans regia). gövdesi kalı kerestesi değ yurdumuzda çok yetiş ağ n. * Eziyet. uzun ömürlü. * Ceviz ağ nıkerestesinden yapı ş acın lmı .

cevizgiller * Örneğceviz olan. üne. çok hı koş gözlerinin güzelliğile zlı an. ceviz katı ş lmı . * Cevizden yapı ş lmıveya cevizi andı ran. sıntı veren uygulama. ceza çekmek * hapiste yatmak. ş ları kı . na. ceylân bakı ş lı * Süzgün ve tatlı ş. cevizlik cevretme * Ceviz ağ nıçok olduğ yer. cevval * Davranı çabuk ve kesin olan. hentbol vb. acı * Suç iş leyen bir kimsenin yaş sı özgürlüğ malları onuruna karşdevletin koyduğ sırlama. ş ları cevvaliyet * Çabukluk. ceylâna uygun biçimde. . ceza alanı * (futbol. suçluya) para cezası verdirmek. acın u * Cevretmek iş i. de) Bir oyuncunun bilerek yaptı kural dı davranın penaltı cezalandıldı veya ğ ı ş ı ş ı ile rı ğ ı kalecinin topu elle tutması izin verilen alan. cevretmek * Eziyet etmek. i tanı ince bacaklı nan. ceza atı ş ı * Ceza vuruş u. ı ı rlını kı ve . gazal (Gazella dorcas). hareketlilik. * manevî bakı mdan iş lenen suçun ağ ğ çekip sıntı üzüntü içinde kalmak. * Uygun görülmeyen tepki ve davranı önlemek için üzüntü. na ceza almak * öğ renci cezalandılmak. memeli hayvan. taçsıiki çeneklilerden bir bitki familyası i z . bakı lı ceylân gibi * yapıince ve uyumlu. atmosferik. cevizî cevizli * Cevizi olan. rı * (görevli. zarif. antına. cevvî Cevza ceylân * Çift parmaklı lardan. çöllerde yaş ayan. boynuzlugiller familyası ndan. *İ kizler burcu. sı ceylânca ceza * Ceylân gibi. ı u nı * Atmosfer ile ilgili.

kin. ceza kesmek. cezalandılmak. cezalandılma rı * Cezalandılmak iş rı i. cezalanmak * Cezaya çarpı lmak. ceza yazmak * Bkz. yapı ceza görmek * kendisine ceza verilmek. rı ş cezası bulmak nı * hak ettiğkötü sona uğ i ramak. ceza reisi * Ağ ceza mahkemesi baş . cezaya iliş cezaya dayanan. cezalandılmak rı * Cezaya çarptılmak. rı ceza hukuku * Suç kapsamı içine giren eylemler ile bunlara uygulanacak cezaları inceleyen hukuk dalı . hapishane. * hükmedilen cezayı bitirmek. ceza vermek * cezalandı rmak. cezaî * Ceza ile ilgili. . rı cezalandı rma * Cezalandı iş rmak i. bir oyuncunun oyun alanı yanlıdavranını nda ş ş cezalandı ı rmak için.ceza evi * Hükümlülerin içinde tutuldukları . ı r kanı ceza sahası * Bkz. karştarafı ı n yapmaya hak kazandı serbest vuruş ğ ı . ceza yemek * cezalandı rı lmak. * para cezası ödemek. ğ a cezalanma * Cezalanmak iş i. tecziye edilmek. ceza verilmek. ceza vuruş u * Özellikle futbolda. cezalandı rmak * Bir kimseye veya varlı ceza vermek. cezalı * Cezalandılmı(kimse). mahpushane. ceza kesmek * (görevli) para cezası yazmak. cezası çekmek nı * yaptı bir kusur veya tedbirsizliğ zararı uğ ğ ı in na ramak. ceza alanı .

* Kahve piş irmeye yarayan. * Köklü. cezbeli cezbesiz * Cezbesi olmayan. * Etkileyerek kendine bağ lama. bağ lamak. temelden. cezaya çarptı rmak * cezalandı rmak. Cezayir menekş esi * Zakkumgillerden. * Cezbesi olan.cezası z * Cezaya çarptılmamı cezalandılmamı rı ş . ndan cezire cezp cezrî cezve cezve sürmek * kahveyi piş irmek için cezveyi ateşdoğ itmek. olan Cezayirli cezbe * Bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçme durumu. silindire benzer küçük kap. radikal. kendine özgü mavi. e ru Cf . cezir * Kök. kendinden geçmek. kendini kaybetmek. rı ş . * Kendine çekme. cezbetmek * Kendine çekmek. ş ı ı rı up cezbelenme * Cezbelenmek durumu. * Cezayir halkı olan (kimse). cezbelenmek * Cezbeye tutulmak. kökten. cezbeye tutulmak (veya kapı lmak) * bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçmek. bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen. * (denizde) Ada. eklenerek yapı bir tatlı ndı eker lan türü. açımor renkli çiçekleri ve k ortası çukur taç yaprakları bir bitki (Vinca). cezbetme * Cezbetmek durumu. saplı . ş vb. ş ı ı rı up cezerye * Ezilmiş havuç içine fı k. * Alçalma.

* Bkz.usulca-cıvb. yavru-cuk. kürk-çü vb. * Derin. f ve * (ık için) Güçsüz. çartı r. türkü-cü. * Atıiki omzunun arası n . ğ ı cığçı cı kmak (veya cığ çı ı cını kartmak) ı * çok yorulmak. erini . iş leyen yara. cı mak lı zlaş * Zayı güçsüz düş f ve mek. cık cı * Güzel. ama k. saniye kelimelerinin kı lması oluş uluslar arası birimleri sistemi. * İ organlar. büyük çı ban. yoğ fat -cı k-çı urt-çu. * "Yok olmaz" anlamı kullanı nda lı r. dara-cı bir-i-cik vb. z. * -ca ekli zarflardan pekiş tirme zarfları türetir: Yavaş k. gram. ca-cı k -cı -cil l/ cı lı z *İ simden "seven" anlamı sı türetir: adam-cıinsan-cıbalı l. parası geçim darlı çeken. cı dak * Mı zrak. * Önüne bir ünlü getirilerek sı ve zarf türetir: az-ık. balı . cı da cı ı dağ -cı/ -cik. su-cu. * Süs. l. nahif.* Kaliforniyum'un kı saltması . * Gücünü. çekap. -cı -ci. köfte-ci. * Derisi soyulmuş et. eneze. öpü-cük vb. fat cı k. na fat l. değ yitirmek. ş ı cı ma lı zlaş * Cı mak iş lı zlaş i. -cu / -cü / *İ simden isim ve sı türeten ek: kapı . CGS * Santim. -cuk / -cük k *İ simden küçültme ve okş isimleri türeten ek: baba-cı anne-cik. cıl bı * Çı plak. cı gara cı k * Bkz. ev-cil vb. simit-çi. * Yoksul. sigara. zayı flamak. saltı ndan an fizik charter check up * Bkz. sönük. ç * Mı zrak. hı rpalanmak. k-çı * Çok zayı güçsüz.

lk cı zcı mbı * Dokumacı cı zlamak iş yapan (kimse). mı . cı zlamak mbı * Cı zla yolmak. lk cı k lklı cı mbar * Çı mbar. üm. cı etmek lk * bozmak. * Özellikle dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri temizlemekte kullanı el aracı üm. doğ ve uygun yolundan ayrı ru lmak. cı l ngı * Küçük üzüm salkı . * Sözünün eri olmayan. lı z * Bozularak kokmuş . vı *İ rinlenmiş . tabak gibi sı rçadan veya porselenden yapı ş lan eyler. * Cık. cı çı lk kmak * kusurlu. * Filiz. kadeh. mbı cı k ncı * Bardak. * Cı olma durumu. cı mak lklaş * Cı duruma gelmek. sürgün. cı lkava * Kurdun veya tilkinin ense postundan yapı kürk.cı k lı zlı cı lk * Cı olma durumu. lan cı çı lkı kmak * bozulmak. kolye gibi ş eyler. cı ma lklaş * Cı mak iş lklaş i. cı mbarlama * Cı mbarlamak iş i. lı mbı kta ini cı zlama mbı * Cı zlamak iş mbı i. cı mbarlamak * Dokunmakta olan halın veya bezin kenarı cı nı nı mbarla geriye almak. boş veya bozuk çı kmak. lan . mbı * Dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri cı zla temizlemek. cı z mbı * Kı ince ş l gibi eyleri t