P. 1
Türkçe Sözlük

Türkçe Sözlük

|Views: 34|Likes:
Yayınlayan: Ender Özdemir

More info:

Published by: Ender Özdemir on Dec 29, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

12/29/2012

pdf

text

original

Büyük Türkçe Sözlük

Sürüm No: 1.0 Açı klama Farabi

(veya ağ nıiçine) bakmak zın * ne söyleyeceğ beklemek. ini * onun sözüne göre davranmak. ... (bir) hâl almak * bir duruma gelmek. ... canlı sı * düş künü. ... damgası vurmak nı * (biri için) kötü bir yargı varmak. ya ... -e kuvvet * herhangi bir ş ağ k verildiğ kullanı eye ı rlı inde lı r. ... fı ekmek yemesi lâzı rı n m * bir duruma eriş için pek çok emek vermesi, çalı mek ş gerekir. ması ... gözüyle bakmak * yerine koymak. ... ile beraber * ile birlikte. ... kim ... kim * yakı rı ş uygunsuzluğ belirtmeye yarar. ş lan eyin tı unu ... olsun, ... olsun, * sözü geçen her ş ey. ... süsü vermek * gerçeğ aykıolarak, kendisinde veya herhangi bir ş üstün bir nitelik veya değ varmıgibi e rı eyde er ş göstermek. ... ziyafeti çekmek * herhangi bir ş en iyi biçimde baş eyi armak, herhangi bir yönüyle doyurmak. ...-a veya ...-e gelince * sı gelince anlamı gelerek bir konu bittikten sonra sözü baş bir konuya geçirmeye yarar. ra na ka * ayrı k gösteren bir düş calı ünceye geçildiğ anlatı ini r. ...-a, ...-ya getirmek * birini bir duruma getirerek istediğgibi davranmak. i ...-den eylemek * yoksun bı rakmak. ...-ı / ...-inde değ nda il * bir ş söylenen niteliğ önem vermeyi anlatı eyin ine r. ...i tutmak * bir işyapacağve göreceğo zamana rastlamak. i ı i ...ikinci plâna düş mek * bir kimsenin veya topluluğ gözünde eski önemini, değ yitirmek. un erini

...ile beraber * -dı / -diğanda. ğ ı i * -dan / -den baş ka. * -dı / -diğhâlde. ğ ı i ...-ması ...-mesi bir olmak yla, * aynı anda, çabucacı birden. k, ...maya veya ...meye görsün (veya gör) * söz konusu fiilin doğ uracağsonuca kesinlik kazandı için kullanı ı rmak lı r. ...nıresmidir... n * bir durumun olacağkesin ve bellidir. ı 19 Mayı s 30 Ağ ustos * Zafer Bayramı . a a * (a:) Ş ma, hatı aş rlama, sevinme, acı üzülme, kı gibi duyguları ma, zma güçlendirir, cümlenin baş veya ı nda sonunda kullanı lı r. a/e * Çekimli fiilin sonuna gelerek anlamı pekiş tirir. -a- / -e-a / -e -a / -e *İ simden fiil türeten ek. * Yönelme durumu eki: dağ eve, yola, öne. Ünlü ile biten isimlerden sonra araya y sesi girer. a, * Seslenme bildirir.

* Fiilden zarf türeten ek: yaza yaza, gide gide, koşkoş düş kalka, güle oynaya. Ünlü ile biten fiillerden a a, e sonra araya y sesi girer: yaş yaş bekleye bekleye, okuya okuya, yürüye yürüye. Bu ek göre, kala, geçe, sapa aya aya, örneklerinde kalı mı r. plaş ş tı a, A

* Türk alfabesinin birinci harfi, ses bilimi bakı ndan kalıünlülerin düz ve geniş mı n olanı gösterir. nı * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde lâ sesini bildirir. * Su. * Yünden, dövülerek yapı kalı ve kaba kumaş lan n . * Bu kumaş yapı ş tan lmıyakasıve uzun üstlük. z * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Eskiden derviş giydiğabadan yapı ş lerin i lmı önü açıhı , k rka. * Abla. * Anne.

ab aba

aba altı değ (sopa) göstermek ndan nek * yumuş görünmekle birlikte yine de gözünü korkutmak. ak aba gibi * (kumaş için) kaba ve kalı n.

aba güreş i * Aba giyilerek ve bele kuş bağ ak lanarak yapı bir tür güreş lan . aba vakti yaba, yaba vakti aba * kiş ihtiyaçları vaktinden önce ve ucuz olduğ zaman karş i, nı u ı lamalır. dı abacı * Aba yapan veya satan kimse. * Abadan giyecek yapan veya satan kimse. * Bedavacı , asalak. abacı kebeci, ara yerde sen neci? * "anlamadın bu iş ne karıyorsun?" anlamı kullanı bir söz. ğ ı e ş ı nda lan abacı lı k * Aba yapma veya satma iş i. * Abadan giyecek yapma veya satma iş i. abadî * Kalı ve açısaman renginde, yarı bir yazı ıı nca k mat kâğ türü. d abajur * Işı yere toplamak, doğ ı bir ğ rudan doğ gözlere vurması önlemek için kullanı lâmba siperi. ruya nı lan * Genellikle üzeri siperli masa lâmbası ayaklı veya lâmba. * Abajur yapan veya satan kimse.

abajurcu

abajurculuk * Abajurcunun iş i veya mesleğ i. abajurlu abaküs * Sayı boncuğ çörkü. u, abalı * Abası olan, aba giymiş olan. * Abajuru olan.

abandı rma * Abandı rmak iş i. abandı rmak * Bir kimsenin bir yere abanması sağ nı lamak. * Bir hayvanı çöktürmek. yere abandone * Dövüş emeyecek duruma gelen (boksör). abandone etmek * dövüş emeyecek duruma getirmek. abandone olmak * dövüş emeyecek duruma gelmek. abanî * Sarı rak dallı ş iş mtı nakı larla lenmiş tür beyaz, ipek kumaş bir . * Bu kumaş yapı ş tan lmı . * Abanmak iş i.

abanma

abanmak

* Eğ ilerek bir ş bir kimsenin üzerine kapanmak. eyin, * Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. * Bir ş veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. eyin * Birine yük olarak onun sı ndan geçinmeye bakmak. rtı * Abanozgillerin ağ sert ve siyah renkli tahtası ı r, .

abanoz

abanoz gibi * çok sert. abanoz kesilmek * sertleş dayanı lı artmak. erek klı ı ğ * kirden matlaş rengini kaybetmek. mak, abanozgiller * İ çeneklilerden, sı ülkelerde yetiş ve kerestesine abanoz denilen bir bitki familyası ki cak en . abanozlaş ma * Abanozlaş durumu alma. mak abanozlaş mak * Ağ ve benzeri maddeler uzun süre suda kalarak kararmak. aç * (insan) uzun süre güneş kalarak kararmak, yanmak. te abartı abartı cı * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok gösterme huyunda olan (kimse), abartmacı , mübalâğ . acı abartılı cı k * Abartı olma durumu, abartmacı mübalâğ lı cı lı k, acı k. abartı lı * Olduğ undan fazla gösterilen, mübalâğ . alı * Abartma, mübalâğ a.

abartı lma * Abartı iş lmak i. abartı lmak * Abartmak iş konu olmak, mübalâğ edilmek. ine a abartız sı abartı ş abartma * Olduğ undan fazla gösterilmeyen, mübalâğ z. ası * Abartmak iş i veya biçimi. * Abartmak işmübalâğ i, a.

abartmacı * Abartı, mübalâğ . cı acı abartmacı lı k * Abartılı mübalâğ lı cı k, acı k. abartmak * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalâğ etmek. a

abartmalı * Abartı şmübalâğ . lmı , alı abartması z * Abartı lmamı abartmadan, mübalâğ z. ş , ası abası z abaş o * Alt, alttaki, aş ı ağ . * Gemiyi baş veya kı halatla karaya bağ tan çtan lama. abat * Bayı r, mamur. ndı * Ş rahat. en, abat etmek * mamur etmek, rahata kavuş turmak, zenginleş tirmek, gönendirmek. abat eylemek * abat etmek. abat olmak * mutlu olmak, rahata kavuş gönenmek. mak, abayı sermek * bir yere teklifsizce yerleş mek. abayı yakmak * gönül vermek, tutulmak, âş olmak. ı k Abaza Abazaca abazan * Kuzeybatı Kafkasya'da yaş bir halk ve bu halka mensup olan kimse. ayan * Abazalar tarafı kullanı dil. ndan lan * Karnı olan (kimse). aç * Uzun süre kadı z kalan (erkek). nsı * Abası olmayan, aba giymemiş olan.

abazan kalmak * uzun süre cinsel iliş bulunmamak, kadı z kalmak. kide nsı abazanlı k * Abazan olma durumu. Abbas yolcu * yola çı kacak kimse. Abbasî * Abbas bin Abdülmuttalib soyundan gelen, Bağ merkez olmak üzere Ön Asya ve Kuzey Afrika'da 750dat 1258 tarihleri arası hüküm süren sülâle. nda abd * Kul. * Köle. * Safevîler devrinde İ ran'da yaş Türk oymakları biri. ayan ndan

Abdal

* Anadolu'da yaş birtakı oymaklara verilen ad. ayan m abdal * Eskiden bazı gezgin derviş verilen ad. lere * Dilenci kı , üstü başperiş kimse. lı klı ı an * Bkz. aptal. abdala malûm olur * bir ş olacağ önceden sezen kimseler için ş yollu söylenir. eyin ı nı aka abdallı k * Abdal olma durumu. abdest * Müslümanları bazı n, ibadetleri yapabilmek için el, ağ burun, yüz, kol, ayak yı ı z, kama ve baş enseye ı el a, slak gezdirme, kulağtemizleme biçiminde yaptı arı ı kları nma. * İ yapma ve kalı bağ ı altma. drar n ı boş rsağ abdest almak * abdest yoluyla arı nmak. * namaz kı için gerekli yı lmak kama kuralları yerine getirmek. nı abdest bozmak * ayak yoluna gitmek. abdest bozulmak * yeniden abdest alma gereğortaya çı i kmak. abdest tazelemek * yeniden abdest almak. abdestbozan *Ş eritgillerden, vücudu yassı , birbirine kenetlenmiş umları boğ bulunan ve bazı metrelerce boyda olan bir sı bağ ı asalağ tenya, ş rsak ı , erit. abdestbozan otu * Gülgillerden, siyah ve yeşboya çı lan bir bitki (Poterium spinosum). il karı abdesthane * Abdest bozacak yer, ayak yolu, tuvalet. abdesti gelmek (veya olmak) * abdest bozmaya ihtiyaç duymak. abdesti kaçmak * abdest bozma ihtiyacı varken yok olmak. abdestinde namazı nda * dindar. abdestinden ş üphesi olmamak * yaptı iş kusuru olmadını ğ te ı ğ kesin olarak bilmek. ı abdestini vermek * azarlamak. abdestli abdestlik * Abdest almıbulunan veya abdesti bozulmamıolan. ş ş * Abdest alı nacak yer. * Abdest alırken giyilen ve kolsuz hı nı rkaya benzeyen bir tür giyecek.

* Abdest almaya yarayan. abdestsiz * Abdest almamıveya abdesti bozulmuş ş olan. abdestsiz yere basmamak * din buyrukları titizlikle uymak. na abdiâciz * Alçak gönüllülük bildirmek üzere "ben" yerine kullanı lı r.

abdülleziz * Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetiş çok yık ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). en llı * Bu bitkinin yemiş yenilen, tatlı yağ ürünü. gibi ve lı abece * Bkz. alfabe.

abece sı rası * Bkz. alfabe sı . rası abecesel * Bkz. alfabetik.

aberasyon * Sapı nç. abes * Akla ve gerçeğ aykı. e rı * Gereksiz, lüzumsuz, yersiz, boş .

abes bulmak * gereksiz, saçma saymak. abes kaçmak * uygunsuz düş mek. abesle uğ mak (veya abesle iş etmek) raş tigal * yersiz, yararsış z eylerle vakit öldürmek. abeslik abı hayat * Abes olma durumu. * Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağ layan bir su, bengi su.

abı hayat içmiş * yaşçok ilerlemiş ı olduğ hâlde genç görünen (kimse). u abı kevser * Cennette bulunduğ inanı Kevser ı ın adı una lan rmağ nı . abı ru * Yüz suyu. * Irz, namus, ş haysiyet. eref, * Anı t.

abide

abideleş me * Anı ma. tlaş

abideleş mek * Anı mak. tlaş abideleş tirme * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş tirmek * Anı tı tlaşrmak. abidemsi abidevî abis abiye * Bayanlarıözel gecelerde giydiğş giysi veya tuvalet. n i ı k abla * Bir kimsenin kendinden büyük olan kıkardeş z i. * Büyük kıkardeş saygı sevgi gösterilen kıveya kadı z gibi ve z n. * Genel ev veya randevu evi iş letmecisi kadı çaça, mama. n, * Yayvan ve dolgun yüz veya yüzü böyle olan (kimse). ablakça ablaklı k ablalı k * Ablak gibi, ablak tarzı nda. * Ablak olma durumu. * Abla olma durumu. * Anıbenzeri. t * Anı ilgili, anı anı benzer, anı tla tsal, ta t gibi. * Okyanusları çok derin yeri ve daha özel olarak, güneşş ın eriş n ığ ını emediğkesim. i

ablak

ablalıetmek k * abla gibi yakıve koruyucu davranı bulunmak. n ş ta ablâtif ablatya abli * Çı durumu. kma * Uzunluğ 150, geniş i 4-10 kulaç olan bir balıağ u liğ k ı . * Yarı serenleri sağ sola veya ortaya çevirmek için bunlarıucuna bağ bulunan donanı m a, n lı m.

abliyi kaçı rmak (veya bı rakmak) *şı aş rmak, soğ kanlı ı yitirmek, ipin ucunu kaçı uk lını ğ rmak. abluka * Bir ülkenin veya bir yerin dıdünya ile olan her türlü bağ sı kuvvet kullanarak kesme, kuş ş lantını atma, ihata.

abluka altı tutmak nda * ablukayı devam ettirmek. abluka etmek * genellikle denizden kuş atmak. * etrafı çevirmek, bulunduğ yerden ayı nı u rmak.

ablukaya almak * Bkz. abluka etmek. ablukayı rmak kaldı * abluka kararı ve uygulaması vazgeçmek. ndan ndan ablukayı yarmak * abluka bölgesini zor kullanarak yarıgeçmek. p abone * Önceden ödemede bulunarak süreli yayı alı olma iş nlara cı i. * Peş para ile bir ş belli bir süre için alı olan kimse. in eye cı * Bir yere gitmeyi alı k hâline getirmek. ş kanlı abone etmek * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı lamak. in eyi sağ abone olmak * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı in eyi önceden üstlenmek. abone yapmak * abone olmayı lamak.. sağ abonelik * Abone veya aboneler için kullanı labilecek kadar olan.

abonman * Bir satı veya kamu kuruluş ile alılar arası yapı anlaş cı u cı nda lan ma. aborda * Bir deniz teknesinin baş bir tekneye, bir iskeleye veya bir rı ma yanı vererek yanaş . ka htı nı ması aborda etmek * (gemi için) yanlaması yanaş na mak. abra * Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye konulan taş , demir, çivi gibi ağ k, dara. ı rlı * Bir değ tokuş üste verilen ş iş ta ey.

abrakadabra * Eski çağ larda bazı hastalı iyi geldiğ inanı büyülü söz. klara ine lan * Sihirbazları sı kullandı büyülü söz. n kça ğ ı abrama abramak abraş * Alaca benekli. * (bitki yaprakları Klorofil azlından dolayı k renkte lekeleri olan. nda) ğ ı açı * Çilli, çopur yüzlü, açırenk gözlü, çapar. k * Deseni ve atkı bozuk halı sı . * Çarpı eğ düzgün olmayan. k, ri, * Ters, kaba, görgüsüz. abril * Nisan, april. abstraksiyonizm * Abramak iş idare. i, * (deniz taş için) Yönetmek, idare etmek. ı tları

* Bkz. soyutçuluk. abstre * Soyut, somut karş , mücerret. ı tı abstre sayı * Bkz. soyut sayı . absürt * Saçma.

absürt tiyatro * Bkz. saçma tiyatro. abu * Ş ma ve korku bildirir. aş abuhava *İ klim.

abuk sabuk * Akla, mantı uymayan, düş ğ a ünmeden söylenen, saçma sapan (söz). abuk sabuk konuş mak * saçma sapan söz söylemek. abuk sabukluk * Ciddiyetsizlik, saçmalı k. abuli abullabut *İ stenç yitimi, irade kaybı . * Hantal, kaba ve anlayı z (kimse). ş sı * Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

abullabutluk * Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu. abur cubur * Sı , tadı rası , yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen ş eyler. * İe yaramayan, boş ş . abus * Asısuratlı k , somurtkan (kimse). * Somurtkan, çatı ası(yüz). k, k * Niteliğbilinmeyen, garip, acayip. i * Aktinyum'un kı saltması . * Merak, kararsı k veya kuş anlatı zlı ku r.

Ac acaba

-acak / -ecek * Fiil çekim eki (gelecek zaman eki). * Fiilden isim ve sı yapma eki. fat Acar * Güneybatı Kafkasya'nıTürkiye sırı yakıbölgesinde yaş bir halk. n nına n ayan acar

* Atı gözü pek, yiğ kabadayı lmaz, kabı sı lgan, it, , yı na ğ maz. * Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. * Yeni. Acara * Bkz. Acar.

acarlaş ma * Acarlaş iş mak i. acarlaş mak * Acar duruma gelmek. acarlı k * Acar olma durumu.

acayibine gitmek * yadı rgamak, tuhafı gitmek. na acayip * Sağ duyuya, göreneğ olağ aykı, ş ı e, ana rıaş lacak, ş maya değ garip, tuhaf, yadı aş er, rganan, yabansı . * Ş ma anlatı aş r.

acayip olmak * yadı rganacak bir duruma girmek. acayipleş me * Acayipleş durumu. mek acayipleş mek * Baş mak, yadı kalaş rganacak bir duruma girmek. acayipleş tirme * Acayipleş tirmek iş i. acayipleş tirmek * Acayip, yadı rganacak bir duruma getirmek. acayiplik * Acayip olma durumu, yabansı gariplik, tuhaflı lı k, k. accelerando * Parçanıçalırken gittikçe hı n nı zlanacağ anlatı ı nı r. acele * Çabuk davranma zorunluluğ ivedi, ivecenlik. u, * Vakit geçirmeden, tez olarak.

acele acele * Çabuk çabuk, hı olarak, büyük bir çabuklukla. zlı acele etmek * çabuk davranmak, ivmek. * telâş etmek, sabı zlanmak. rsı acele işş e eytan karır ş ı * düş ünüp taş ı nmadan, ivedi olarak yapı iş iyi sonuç beklenmemesi gerektiğ anlatı lan ten ini r. aceleci * Tez iş gören, çabuk davranan, telâş, ivecen. lı acelecilik

* Aceleci olma durumu, ivecenlik. aceleleş tirme * Aceleleş tirmek iş i. aceleleş tirmek * Çabuklaşrmak. tı aceleye gelmek * çabuk yapı ğiçin gereken özen gösterilmemiş ldı ı olmak. aceleye getirmek * zaman darlından yararlanarak birini aldatmak veya bir işüstünkörü yapmak. ğ ı i Acem *İ . ranlı * İ özgü. ran'a * İ ülkesi. ran acem * Türk müziğ mi notası yakıbir perde. inde na n

Acem halayı * Güney Anadolu yöresinde oynanan bir halk oyunu. Acem kı gibi lı cı * hem birinden yana, hem ona karşolabilen. ı Acem lâlesi * Taşrangillerden, turuncu ve sarı kı renkte çiçekli, yık ve çok yık türleri olan, tohumla saksı ve tarlada llı llı da üretilebilen bir süs bitkisi, güneş topu. Acem pilâvı * Safran ve zencefil ile yapı İ usulü bir pilâv çeş lan ran idi. acemaş iran * Klâsik Türk müziğ kullanı ş makamları biri. inde lan et ndan acemborusu * Canlı rmı çiçekler açan bir süs bitkisi (Bigonia radicams). kı zı acembuselik * Klâsik Türk müziğ kullanı birleş bir makam. inde lan ik Acemce acemi * Farsça. * Bir iş yabancı olan, eli işalı in sı e ş mamı bir işbeceremeyen. ş , i * İinde, mesleğ ilerlememiş ş inde . * Bir yerin, bir ş yabancı. eyin sı * Saraya yeni alı ş nmıcariyelere verilen ad.

acemi ağ ası * Hareme yeni alı cariyelerin ağ . nan ası acemi çaylak * Tecrübesiz, toy, beceriksiz. acemi er * Askere yeni alı ve eğ dönemini henüz tamamlamamıer. nan itim ş

acemi ocağ ı * Osmanlı ordusuna kapı eri yetiş kulu tirmek için kurulan okul. acemi oğ lanı * Yeniçeri ocağ yetiş ı nda tirilmek üzere tutsaklardan veya devş yoluyla Hristiyanlardan toplanan çocuk. irme acemice * Toyca, beceriksizce. acemileş me * Acemileş durumu. mek acemileş mek * Beceriksizlik göstermek, bocalamak. acemilik * Acemi olma durumu, aceminin çekingenliğve ürkekliğ acemice davranı toyluk. i i, ş ,

acemilik çekmek * henüz alı ş ğbir iş zorluk çekmek, bocalamak. madı ı te acemilik etmek * düş üncesizce hareket etmek, acemice davranmak. acemkürdi * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. inde ik acemleş me * Acemleş durumuna gelmek. mek acemleş mek * Kültür ve medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek almak. mı ran'ı ran nı * Kendini İ gibi hissetmek veya İ gibi davranmak. ranlı ranlı acemleş tirme * Acemleş tirmek iş i. acemleş tirmek * Kültür veya medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek aldı mı ran'ı ran nı rmak, Acem kültürünü yaygı tı nlaşrmak. acente * Bir kuruluş malî veya ticarî iş un lerini kazanç karşğ yürüten ticarethane. ıı lında * Vapur ortaklı veya banka ş ğ ı ubesi. * Bir kurumun veya ş ubelerinin baş bulunan kimse. ı nda * Bir kuruluşbağ olmaksın sözleş a lı zı meye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya iş letmeyi ilgilendiren iş aracı eden, bunları iş lerde lı k o letme adı yapan kimse. na acentelik * Acentenin yaptı iş ğ . ı * Acente kuruluş u. * Acaba. * Acizler, güçsüzler, eli ermezler, düş künler. * Tat alma organı bazı nda maddelerin bı ğyakı durum, tatlı ı raktı ı cı karş . tı * Tadı nitelikte olan. bu * Keskin, hoşgitmeyen, ş a iddetli.

acep aceze acı

* Renk için, koyu. * Ağ, sancı rı . * Dı dan gelen bir etki ile dıorganlarda birdenbire oluş ve o etkilerin kalkması duyulan rahatsı k, ş arı ş an ile zlı ı rap. stı * Kıcı rı, üzücü, incitici, dokunaklı , korkunç. * Ölüm, yangı deprem gibi olaylarıyarattı üzüntü, keder, elem. n, n ğ ı * Acı olarak, acı vererek, acı duyurarak, üzüntü içinde. * Dokunaklı rı, üzücü olarak, üzüntü içinde. , kıcı

acı acı

acı aç ağ

* Sedef otugillerden, sı ülkelerde yetiş kabuğ ve odunu hekimlikte kullanı küçük bir ağ kavasya cak en, u lan aç, (Quassia amara). acı badem * Gülgillerden bir meyve ağ (Amygdalus amara). acı * Bu ağ n acı rak, keskin kokulu meyvesi. acı mtı acı badem kurabiyesi * İ ve ş rmik ekerle yoğ rularak üzerine acı badem konduktan sonra fında piş rı irilen bir çeş kurabiye. it acı bakla * Baklagillerden, acı taneleri suda tatlı tılarak yenilen otsu bir bitki, Yahudi baklası olan laşrı (Lupinus termis). acı bal acı k balı amarus). acı ceviz * Deli bal. * Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaş ayan, 8-10 cm uzunluğ unda bir balı gördek (Rhodeus k,

* Genellikle Kuzey Amerika'da yetiş güzel görünüş bir ceviz türü. en, lü

acı çekmek (veya duymak) * ağ, sı duymak. rı zı * üzülmek, üzüntü içinde kalmak. acı dem çiğ * Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, ş yapraklı açırenk çiçekli, tohumları erit ve k romatizma tedavisinde kullanı zehirli bir çiğ türü, güz çiğ lan dem demi (Colchicum autumnale). acı elma * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı gelmek * dokunaklı rı, üzücü gelmek. , kıcı acı görmüş * kötü günler yaş ş amı . acı yar hı * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı karpuz * Bkz. ebucehil karpuzu. acı kavak * Dağ kavağveya titrek kavak (Populus tremula). ı acı kavun

* Bkz. eş hı . ek yarı acı kök * Loğ otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı toz. usa bir acı kuvvet * Sert, etkili, zorlu kuvvet. acı marul * Birleş ikgillerden, tadı , diş yapraklı acı li , sürgününden çı sütü uyuş kan turucu ve yatı rı olarak kullanı ş cı tı lan iki yık bir bitki (Lactuca virosa). llı acı meyan * Bkz. dikenli meyan. acı ot * Kuzey Anadolu dağ nıormanları yetiş toprak altı bilek kalı ğ kökü bulunan çok yık ların nda en, nda nlında ı llı ve otsu bir bitki (Tamus communis). acı canı rağçalmaz patlı kı ı * kötü durumda olan bir kimseyi yeni kötü durumlar etkilemez. acı z sakı * Çam sakı. zı acı söylemek * olumsuz bir davranı karşgerçeğolduğ gibi söylemek. ş a ı i u acı söz acı su acı tatlı * İ kötü. yi acı vermek * üzüntüye sebep olmak, incitmek. acı an yavş * Tüylü dalak otu. acı yitimi * Sinir bozukluğ çok ilâç alma, donma gibi sebeplerle acı u, duyumunun birazın veya tamamın yok nı nı olması , analjezi. acı yonca * Kıl kantarongillerden, bataklıyerlerde yetiş kötü kokulu ve çok acı yaprakları zı k en, olan hekimlikte kullanı bir bitki (Menyanthes trifoliata). lan acı ca acılma kı * Acılmak iş kı i veya durumu. acılmak kı * Acı kmak iş konu olmak. ine acı klı * Acı racak, acı ndı verecek nitelikte olan, dokunaklı , koygun. * Oldukça acı . * Kiş onuruna dokunan gönlünü inciten söz. inin *İ çindeki minerallerin etkisiyle tadı olan kuyu veya pı suyu. sert nar

* Acı görmüş , kederli. , yaslı acı komedi klı * Eğ lendirici olmayı amaçlamayan, dramatik yönü ağ basan, duygusal bir oyun türü, trajikomik. ı r acı kma acı kmak düş ünür. acı rma ktı * Acı rmak iş ktı i. acı rmak ktı * Açlıduyması sebep olmak. k na * Aç bı rakmak, yeterince doyurmamak. acı lanma * Acı lanmak iş i. * Acı kmak iş i. * Açlıduymak, yemek yeme ihtiyacı k duymak. * Uzun süre bir ş yokluğ çeken kimse, o ş eyin unu eyden ne kadar çok elde etse, yine kendisine yetmeyeceğ ini

acı lanmak * Tadı olmak, acı mak. acı laş * Acıdurumda olmak, üzüntüye kapı lı lmak, üzülmek. acı ma laş * Acı mak iş laş i.

acı mak laş * Tadı bozulmak, acı olmak. * Dokunaklı duruma gelmek. * (konuş Kıcı bir durum almak. ma) rı, sert * Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek. acı tı laşrma * Acı tı laşrmak iş i. acı tı laşrmak * Acı duruma getirmek. bir acı lı * Acı lmıolan. katı ş * Acı olan, kederli. sı * Acı olma durumu. * Dokunaklı kederlilik, yaslı lı k, lı k. * Acıolma durumu. lı * Acı iş mak i. * Baş bir kimsenin veya canlın mutsuzluğ karşduyulan üzüntü, merhamet. ka nı una ı acı mak * Tadı duruma gelmek, acı mak. acı laş * Acı ağlı lı rıolmak. , * Baş nıacına ortak olmak veya durumundan üzüntü duymak. kasın sı

acı lı k

acı k lı lı acı ma

* Baş nıuğ ğveya uğ kasın radı ı rayacağkötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. ı * Bir ş vermeye kı eyi yamamak veya verdiğ elden çı ğ üzülmek. ine, kardına ı acı z ması * Acı katı maz, yürekli, merhametsiz.

acı zca ması * Acı z olarak, acı z bir biçimde, zalimce, zalimane. ması ması acı zlı ması k * Acı olma durumu, merhametsizlik, zulüm. maz acı k mı acı msı * Buğ tarlaları yetiş tohumu zehirli, yabanî bir bitki, belemir. day nda en, * Acı yakı tadı ya n olan, tadı acı az olan, acı rak. mtı * Dokunaklı .

acı rak mtı * Acı . msı acı nacak * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek. acı ölmek ndan * açlı ölmek. ktan * çok acı kmak. acı rma ndı * Acı rmak iş ndı i. acı rmak ndı * Bir kimsenin acı na yol açmak, merhamete getirmek. ması acılacak nı * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek durumda bulunan. acılma nı * Acılmak iş nı i. acılmak nı * Acı nmak iş konu olmak. ine acı nma acı nmak * Acı nmak iş i. * Acı iş konu olmak. mak ine * Baş nıhesabı üzülmek, yazı kasın na klanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, teessüf etmek. * Az acı mtı , acı rak. * Yaban turpu. acıçı sı kmak * olumsuz, kötü sonucu ortaya çı kmak. acıiçine (veya yüreğ çökmek (veya iş sı ine) lemek) * bir ş acını çok duymak. eyin sı pek

acı rak acı rga

* olmadan olacağdüş ı ünerek çok üzülmek. acına dayanamamak sı * bir kimse bir yakınıölümünden büyük üzüntü duymak. nın acını sı almak * acı ı gidermek. lını ğ * sıyı zı dindirmek. * kederini azaltmak. acını rı basmak sı bağna *ş ikâyet etmeden üzüntüye katlanmak. acını sı çekmek * yapı yanlıbir iş kötü sonucunu görmek. lan ş in acını karmak sı çı * (tat için) acı ı yok etmek. lını ğ * uğ ğmaddî veya manevî zararı ı radı ı karş layacak bir iş yapmak. * öç almak, intikam almak. acını sı görmek * bir yakını ölümünü görmek. nın acız sı * Tadı olmayan. acı * Ağ, sı duyulmayan. rı zı * Üzüntü, sıntı kı olmayan, kedersiz. * Acı iş tmak i veya biçimi. * Acı iş tmak i. * Acı vermek. lı k * Ağ ve sı duyması sebep olmak. rı zı na * Acı duygusu olan (kimse). ma * Acı iş mak i veya biçimi. acibe acil * Hiç görülmemişalılmamış ı veya yadı , ş ı ş aş , lacak rganacak ş ey. * İ ivedili. vedi,

acı tı ş acı tma acı tmak

acıcı yı acış yı

acil servis * (hastanelerde) Vakit yitirilmeden bakı lması gereken hastalarıilk tedavilerinin yapı ğyer. n ldı ı acil ş dilemek ifalar * hastanı kı sürede iyileş dileğ bulunmak. n sa mesi inde acilen aciyo * Hemen, hiç zaman yitirmeden, tez elden, gecikmeden, ivedilikle. * Bkz. acyo.

aciz

* Gücü bir iş yetmez olanıdurumu, güçsüzlük. e n * Beceriksizlik. * Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu. * Gücü bir iş yetmez olan, güçsüz. e * Beceriksiz.

âciz

âciz kalmak * çok uğ maya rağ o işyapamamak. raş men i âcizane * Söz söyleyen kimsenin kendi yaptı nı kları abartmamak için kullandı "acizlere yakı biçimde" ğ ı ş acak anlamı bir nezaket sözü. nda âcizleri âcizlik acube acul * Tez canlı tez, ivecen. , içi * Hı , çabuk. zlı acun * Dünya. acur acur * Bkz. ajur. * Alçak gönüllülük göstermek için "ben" zamiri yerine kullanı bir söz. lan * Beceriksizlik, güçsüzlük. * Tuhaf kimse.

* Kabakgillerden, kabuğ çizgili ve tüylü, sarı rak, yeşveya sarı u mtı il , üzeri yeşlekeli, irice bir çeş hı il it yar (Cucumis flexuosus). acurlu acuze acyo * Herhangi bir paranıgerçek değ n eriyle sürüm değ arası veya bir ticaret senedinin üzerinde yazı eri nda lı miktar ile indirimden sonraki tutarı nda doğ fark. arası an * Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alı komisyon. nan * Senetli kredi iş lemlerinde bankaları yaptı tahsilât. n kları acyocu * Borsa veya piyasada tahvil için çeş hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse. itli * Bkz. ajurlu. * Huysuz, çirkin, yaş kadı cadı . lı n, karı

acz içinde olmak * gücü yetmemek, becerememek. acze düş mek * çaresiz kalmak, elinden birş gelmemek. ey aç

* Yemek yeme ihtiyacı veya yemesi gereken, tok karş . olan ı tı * Yiyecek bulamayan, yoksul kimse. * Gözü doymaz, haris. * Çok istekli, çok hevesli. * Karnı doymamıolarak. ş -aç / -eç *İ simden isim ve sı yapma eki: bakr-aç, top-aç, kı vb. fat r-aç * Fiilden sı yapma eki: gül-eç vb. fat * Fiilden isim yapma eki: tı say-aç, sür-eç vb. ka-ç, aç acı na * aç olarak, bir ş yemeden. ey

aç açıkalmak k * yoksulluk içinde, evsiz barksıkalmak. z aç ayı oynamaz * kendisinden iş beklenilen kimseden emeğ karş ğesirgenmemelidir. inin ıı lı aç bı rakmak * yiyecek vermemek veya karnı doyurması engel olmak. nı na aç bîilâç * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı

aç doymam, tok acı kmam sanı r * aç insan elde ettiğ inden çoğ ister, varlı insan ise var olanla yetinir gibi görünür. unu klı aç doyurmak * yoksulları beslemek. aç gezmektense tok ölmek yeğ dir * yoksulluk ölümden de beterdir. aç göz aç gözlü aç gözlü * karş . ı tı aç gözlülük * Aç gözlü olma durumu veya aç gözlüye yakı ş davranı doymazlı tamahkârlı tamah. acak ş , k, k, aç gözlülük * karş . ı tı aç gözlülük etmek * bir ş karşaş istek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlıetmek. eye ıı rı k aç gözünü, açarlar gözünü * "uğ ı uyanıbulunmak gerekir, yoksa umulmadıbir anda büyük zararlarla yüz yüze gelirsin" raş larda k k anlamı kullanı nda lı r. aç kalmak * karnı doyuramamak. nı * yoksulluğ düş a mek. * Gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris. * Mala veya yiyecek içecek ş eylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris, camgöz.

aç karnı na * mide boş henüz birş yiyip içmemiş ken ey ken. aç kurt gibi (yemek, üş mek veya saldı üş rmak) * büyük bir istekle. aç susuz kalmak * yoksulluktan yaş ayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma düş mek. aç tavuk kendini arpa ambarı sanı nda r * insanlar, yokluğ yoksulluğ çektikleri ş için olmayacak hayaller, düş kurar. unu, unu eyler ler açacak * Açmaya yarayan araç. * Anahtar. * Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki, açelya, azelya. * Açmak iş yapan. ini * Oynak kemiklerin arası ndaki açı geniş ları letmeye yarayan kasları genel adı n , büken karş . ı tı * Anahtar. * İtah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif. ş * Bkz. açalya. * Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğ runun oluş turduğ çıntı u kı . * Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çı iki yarı doğ kan m runun oluş turduğ geometrik biçim, u * Görüşbakı yön. , m,

açalya açan

açar

açelya açı zaviye.

açı ölçüm * Açı ölçmede söz konusu olan yöntem ve teknik. açı cı * Açmak iş yapan. ini

açı alı ğ nmak a * görevine son verilmek. açı alma ğ a * bir görevliyi geçici bir süre iş alma. ten açı almak ğ a * görevine son vermek. açı çı ğ karmak a * iş inden çı karmak. açı çı ğ kmak a * belli olmak, anlaş ı lmak. * iş inden çı lmak. karı açı vurmak ğ a * belli etmek, ortaya çı karmak. * gizli bir durumu ortaya çı karmak.

açı çı ğ kmak ı * saklamakla görevli bulunduğ paranıveya malıeksik olduğ anlaş u n n u ı lmak. açını ğ kapatmak ı * eksiğ tamamlamak. ini açı k * Açı şkapalı lmı , olmayan, kapalı ı. karş tı * Engelsiz. * Örtüsüz, çı plak. * Boş . * Görevlisi olmayan, boş , görev), münhal. (iş * Aralı çok. ğ ı * İler durumda olan. ş * Kolay anlaş r, vazı ı lı h. * Gizliliğolmayan, olduğ gibi görünen. i u * Her türlü düş ünceyi hoş görüyle karş ı layabilen, etkisinde kalabilen. * (renk için) Koyu olmayan. * (kitap, resim, film için) Seviş sahnelerini bütün çı ğ anlatan. me plaklıyla ı * Kapalı olmayan (hava, iş yeri). * Belli bir yerin biraz uzağ ı . * Denizin kıdan uzakça olan yeri. yı * Doğ olarak, açı ru kça. * Bir ihtiyacıkarş n ı lanamaması durumu. açıaçı k k * Saklamaksın, gizli yer bı zı rakmaksın, içtenlikle. zı

açıağ k ı l * Koyunlarıve keçilerin barı rı kları açı etrafı duvar veya ölü çitlerle çevrili basit barı n ndıldı üstü k, taş nak. açıağ k ı zlı * Aptal, sersem, ahmak. açıalı k nla * baş ve övünç ile. arı açıartı k rma * Bir malısatında alılar arası fiyat artı yarına dayanan satı n ş ı cı nda rma ş ı ş . açıbilet k * Yolculuklarda dönüş tarihi kararlaşrı tılmamı belirli bir dönem için geçerli, gidiş ş , dönüş bileti.

açıbono k * Para hanesi boş rakı imza edilen bono. bı larak açıbono vermek k * sırsıyetki tanı nı z mak. açıbölge k * Gümrük sırlamaların olmadı bölge, serbest bölge, serbest mı ka. nı nı ğ ı ntı açıcelse k * Açıduruş k ma. açıciro k açıçek k * Üzerine para miktarı lmamı çek. yazı ş , açıdeniz k * Senet veya çek arkası kime ödeneceğbelirtilmeden imzalanma yoluyla yapı ciro. na i lan

* Denizin, kara suların dında kalan bölümü. nı ş ı * Yakıkaralarla çevrili olmayan deniz, engin. n açıdevre k *İ çinden sürekli akı geçmeyecek bir yalı m tkanla kesilmiş elektrik devresi. açıdolaş sistemi k ı m * Genellikle bütün eklem bacaklı ve birçok yumuş larda akçada bulunan atardamar ve kan boş undan luğ oluş açıbir dolaş sistemi. muş k ı m açıduruş k ma * Mahkemede herkesin duruş dinleyebileceğoturum. mayı i açıdüş k me * Yağ güreş pehlivanıkıüstü düş yenilmiş lması lı te n ç erek sayı . açıeksiltme k * Yaptılacak bir iş veya satıalı rı in n nacak bir malıucuza sağ n lanması iş için i yapacak veya malı satacak kiş iler arası fiyat düş nda ürme yarına dayanan iş ş ı lem. açıelli k * Cömert.

açıellilik k * Cömertlik. açıfikirli k * Olayları özellikle yenilikleri iyi anlayı gereğgibi karş ve p i ı layabilen, düş ündüğ olduğ gibi söyleyebilen ünü u (kimse). açıfikirlilik k * Açıfikirli olma durumu. k açıhava k * Bulutsuz hava. * Bahçe, park gibi yapı şolan yer. dı ı açıhava sineması k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı sinema. açıhava tiyatrosu k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı tiyatro. açıhece k * Ünlü ile biten hece.

açıhesap k * Peş para veya bono vermeden yapı alıveriş in lan ş . açıimza k * Üzeri boş rakı bir kâğ n altı dolduracak olana güvenilerek atı imza. bı lan ı dı na, lan açıiş k letme * Maden yatağ örten verimsiz topraklar kaldıldı sonra açıhavada yapı iş ı nı rı ktan k lan letme. açıkahverengi k * Kahverenginin bir veya birkaç ton açı. ğ ı açıkalp ameliyatı k * Kalbin içi açı lmadan önce dolaş sun'î kalp denilen bir aygı devredildikten sonra yapı kalp ameliyatı ı m ta lan . açıkalpli k

* Bkz. açıyürekli. k açıkalplilik k * Bkz. açıyüreklilik. k açıkapamak k * (bütçe) gider fazlası para sağ nı layarak gidermek. açıkapı rakmak k bı * gereğ inde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı rakmak, kesip atmamak. bı açıkapı k politikası * Yabancı malları ülkeye serbestçe sokma politikası bir . açıkapı k siyaseti * Açıkapı k politikası . açıkonuş k mak * gerçeğçekinmeden söylemek. i açıkredi k * Bankalarıgüvendikleri müş n terilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verdikleri borç para. açıliman k * Bütün gemilerin formalite yönünden kolayca girip çı kları ktı liman. * Hava ş artları kolayca etkilenen liman. ndan açımaaş k ı * Görevinden alı birine yasaca tanı belirli bir süre içinde ödenen aylı nan nan, k. açımavi k * Mavinin bir ton açı. ğ ı açımektup k * Zarfı şrı yapı lmamımektup. tı ş * Yazı ğkimseye gönderilmeyip bası yoluyla açı ldı ı n klanan mektup. açıolmak k * (o yerde) kendisi her zaman iyi karş ı lanmak. açıordugâh k * Kı kurulan ordugâh. rda açıoturum k * Güncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konularıveya sorunlarıherkesin izleyebileceğbir biçimde açıolarak n n i k tartıldı toplantı ş ğ ı ı . açıoy k * Verenin adı gösteren ve konuş sorun üzerindeki düş nı ulan üncesini belli edecek yolda verilen oy.

açıöğ k retim * Ders konuları radyo ve televizyon gibi araçlarla yayı mlanan veya posta ile ilgililere ulaşrı öğ tılan retim yöntemi. açıönerme k *İ çerisinde değken bulunan ve bu değkenin alacağdeğ doğ u veya yanlı ğkesinleş önerme. iş iş ı erle ruluğ şı lı en açıpazar k * Gümrük kaydı olmayan, her devletin malı serbestçe satabileceğş veya ülke. nı i ehir açıpembe k * Pembenin bir ton açı. ğ ı

açıpoliçe k * Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak üzere düzenlenen poliçe. açırejim k * Parlâmenter rejim. açısaçı k k * Göreneğ aykı derecede çı veya örtüsüz. e rı plak açısaçıkonuş k k mak * cinsî konularla ilgili sözler söylemek. açısarı k * Sarın bir ton açı. nı ğ ı açısayı k m * Bir seçim sonunda verilen oyları açıolarak sayı , aleni tadat. n k lması açıseçik k * Çok açı çok belirgin. k, açısenet k * Bkz. açıbono. k açısöylemek k * anlaş ı lmamıyönünü bı ş rakmadan anlatmak veya çekinmeden söylemek. açısözlü k * Her ş olduğ gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen. eyi u açısözlülük k * Açısözlü olma durumu. k açış k ehir * Düş saldısı karşsavunma önlemleri alı man rına ı nmamı içinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu ş , durumu önceden ilân edilmiş olan ş ehir. açıtaş k ı t * Üstü örtülmemiş ı taş (araba, otomobil vb.). t açıteş k ekkür * Herhangi birine basıyoluyla edilen teş n ekkür. açıtohumlular k * Tohumları kozalak pulları üzerinde açıolarak bulunan çiçekli bitkilerin ayrı ğiki büyük daldan biri. k ldı ı açıtribün k * Açıhavadaki spor müsabakaları seyircilerin oturduğ ve üstü kapalı k nda u olmayan bölüm. açıtutmak k * bir iş yerinin çalır durumunu sürdürmek. ş ı açıvermek k * gelir, gideri karş ı lamamak. * gizlenmek istenen bir olayı düş , bir ünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açı klamak. açıyara k açıyeş k il * Kapanmamı sürekli iş ş , leyen yara. * Yeş bir ton açı. ilin ğ ı

açıyürekle k * özü sözü bir olarak, hiçbir ş saklamaksın. ey zı açıyürekli k * Düş ündüğ olduğ gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan (kimse), samimî, açıkalpli. ünü u k açıyüreklilik k * Açıyürekli olma durumu, samimiyet, açıkalplilik. k k açızaman k * Tutkalı yüzeye sürüldüğ an ile pres edilip, sılması n ü kı gereken an arası geçen süre. nda açı ı kağ z açı kça * Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris). * Gizli bir yönü kalmaksın, kolay anlaşr bir biçimde. zı ı lı

açı kçası * Doğ rusu, açıolanı k , anlaşr biçimi, gizli kapaklı ı lı olmayan yanı . * Açıolarak. k açı kçı açı kgöz * Uyanıdavranarak çı nı layan, imkânlardan kurnazca yararlanması bilen. k karı sağ nı açı kgözlük * Açı kgözlülük. açı kgözlülük * Açı olanı durumu, açı kgöz n kgöze yakı ş davranı acak ş . açı klama * Açı klamak iş izah. i, * Borsada fiyat dalgalanmaları yararlanarak açı para kazanan (kimse). ndan ktan

açı klama cümlesi * Bir önceki cümleyle bağ kuran yani, demek ki, öyle ki gibi bağ cı baş lantı layılarla layan, söz konusu duygu veya düş ünceyi bütünleyen cümle. açı klama yapmak * herhangi bir konuyu aydı ğ kavuş nlı a turmak amacı konuş veya yazmak. yla mak açı klamak * Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgileri vermek, izah etmek. * Bir sorunla ilgili olarak aydı cı vermek, tavzih etmek. nlatı bilgi * Bir sözün, bir yazın ne anlatmak istediğ belirtmek, yorumlamak. nı ini * Açı söylemek, ifş etmek. kça a * Belirtmek, göstermek, açı vurmak, izhar etmek. ğ a açı klamalı * Birtakı açı m klamalarla anlaş ı , öğ lması renilmesi kolaylaşrı şizahlı tılmı , . açı klanan * Açı klamalar sonunda ortaya çı kması beklenen kavram. açı klanma * Açı klanmak iş i. açı klanmak

* Açı klamak işyapı i lmak, izah edilmek, ifş edilmek. a açı livası klar * İi gücü olmayan, boş kalan kimse. ş ta açı livası klar * iş i gücü olmayan, boş kalan kimse. ta açı livası klar olmak * iş bulamayarak iş ve kazançsıkalmak. siz z açı ma klaş * Açı mak durumu almak. klaş açı mak klaş * Açıduruma gelmek. k * Rengi açı lmak. açı tı klaşrma * Açı tı iş klaşrmak i. açı tı klaşrmak * Açıduruma getirmek. k * Rengini açtı rmak. açı klatma * Açı klatmak iş i. açı klatmak * Açı klaması sağ nı lamak. açı klayan * Açı klamalar sonucunda elde edilen kavram.

açı cı klayı * Bir sorunu gerekli açı ğ kavuş klı a turan. * Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açı klayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı anı ile lacaktı cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adın açı cıd ı r" nı klayısır. açı ş klayı * Açı klamak işveya biçimi. i açı ğ kavuş klı a turmak * (bir konu veya sorunu) aydı nlatmak, kapalı lı kurtarmak, anlaş r duruma getirmek. ktan ı lı açı k klı * Açıolma durumu. k * Uzaklı mesafe. k, * Örtüsüz, çı yer. plak * Boş geniş ve yer. * Bir yerin uzaklara kadar bakı labilecek ve bakanı içinde ferahlıdoğ n k uracak durumda olması . * Gerçeğolduğ gibi yansı durumu. i u tma * Bir söz veya yazı maksadı açıolması da n k özelliğ vuzuh. i, * Dürbün, fotoğ makinesi gibi optik araçlarda ağ çapışı girebildiğdelik. raf ı z , ığ ın i

açı k getirmek (veya kazandı klı rmak) * (bir konu veya sorunu) anlaş r duruma getirmek. ı lı açı kölçer klı * Bir mikroskobun açı ğ ölçmeye yarayan alet. klını ı açı bı kta rakmak

* iş görev vermemek, yersiz yurtsuz bı ve rakmak veya birkaç kiş birlikte sağ iye lanan bir iyilikten birini yararlandı rmamak. açı kalmak (veya olmak) kta * iş görev bulamamak, yersiz yurtsuz kalmak veya birkaç kiş birlikte eriş i bir iyilikten ve inin tiğ yararlanamamak. açı ktan * Bir yerin uzağ ı ndan. * Sı ve aş gözetilmeden, dı dan atayarak. ra ama ş arı * Emek ve para harcamadan.

açı (para) kazanmak ktan * emek ve sermaye olmadan para kazanmak. açı açı ktan ğ a * Belirgin olarak, göz göre göre. açı kazanmak ktan * emek ve sermaye koymadan kazanç sağ lamak. açı para almak ktan * bir iş veya mal için, kararlaşrı ş tılmıücret veya değ dında para almak. er ş ı açı tayin ktan * Derece ve belli bir sı gözetilmeksizin yapı atama. ra lan açı lama açı lı m ölçülür. * Açı lma. * Bir yı zla gök ekvatoru arası ldı ndaki uzaklı kuzeye doğ olanı , güneye doğ olanı eksi iş k; ru artı ru da aretiyle *İ leride, içlerinde en uygununun seçilebilmesi için, güç bir sahnenin çeş açı itli lardan çekiminin yapı . lması

açı saçı lı lmak p * (kadıiçin) çok açısaçıgiyinmeye baş n k k lamak. * (kadıiçin) eskisine göre ölçüsüz davranı n ş bulunmaya ba ş larda lamak. açı lı ş * Açı işveya biçimi. lmak i * Yeni bir yapın, yerin veya yeni bir kuruluş çalı nı un ş maya baş laması at. , küş

açı konuş lı ş ması * Herhangi bir toplantın açı nı lması rası yapı ilk konuş sı nda lan ma. açı töreni lı ş * Bir açıı lıkutlamak için yapı toplantı ş lan , resmiküş at. açı lma * Açı iş lmak i. * Bir film çekiminde karanlı baş p gittikçe aydı kta layı nlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. * Bir grupta, sı n jimnastik alı rmaları dağ k düzene girmesi. raları ş tı için ı nı * Çatlama. * Açmak iş lmak veya açmak iş konu olmak. i yapı ine * (renk için) Koyuluğ yitirmek. unu * Kendine gelmek, biraz iyileş mek, ferahlamak. * (gemi) Gitmek, uzaklaş mak. * Sılması kı , çekinmesi, tutukluğ kalmamak. u * (kuruluş için) İ kez veya yeniden iş baş lar lk e lamak.

açı lmak

* İini gereğ ş inden veya götürebileceğ inden geniş tutmak. * Geniş lemek, bollaş mak. * Delinmek, yı lmak. rtı * (sis, karanlı duman için) Dağ k, ı lmak, yoğ unluğ yitirmek. unu * Gereken güce ulaş mak. * Sı nı rrı, üzüntüsünü, sorunları birine söylemek. nı * (pencere, kapı için) Geçit vermek. , yol * Ayrı ya girmek. ntı * (yüzerken) Kıdan uzaklaş yı mak. açı m * Açma, açı , küş lı at. ş açı mlama * Açı mlamak iş teş ş i, rih, erh. açı mlamak * Bir sorunu veya konuyu ele alıen ince noktaları kadar gözden geçirerek anlatmak, ş etmek, teş p na erh rih etmek. açı mlanma * Açı mlanmak iş i. açı mlanmak * Açı mlamak iş konu olmak. ine açı rma ndı * Açı rmak iş ndı i. açı rmak ndı * Açı nması sağ nı lamak. * Bir cismin yüzeyini açarak bir düzlem üzerine yaymak. açım nı * Açı nmak iş inkiş i, af. * Bir cismin yüzeylerinin açı bir düzlem üzerine yayı . lı p lması * Açı nmak iş i. * Geliş mek. * (tohum, hastalıiçin) İ k çindeki yetenekler uyanarak amacı varmak, geliş na mek, inkiş etmek. af * Açı nsamak işistikş i, af.

açı nma açı nmak

açı nsama

açı nsamak * Bir yerin özelliklerini ortaya çı karmak için araşrma ve inceleme yapmak, istikş etmek. tı af açı ortay * Bir açı bölgeyi, ölçüleri birbirine eş olan iki açı bölgeye ayı doğ sal it sal ran ru. açı düzlemi ortay * İ düzlemli bir açı iki komş ve eş açı bölen düzlem. ki yı u it ya açı ölçer açı sal * Bkz. iletki. * Açı ilgili. ile

açı bölge sal * Açı iç bölgesinin birleş ile iminden oluş düzlem parçası an . açı çap sal * Ay ve Güneş gök cisimlerinin iki doğ arası gibi rusu ndaki açı . açı hı sal z * Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı açı tiren ru nı ğ . ı açı ivme sal * Açı hın birim zamanda değen niceliğ sal zı iş i. açı sapma sal * Belli bir açı düzeyinde gerçekleş sapma. en açı uzaklı sal k * Gök cisimlerinin (yı z veya gezegen) birbirlerinin karş ma düzlemine göre uzaklı. ldı ı laş ğ ı açı yol sal * Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldı yol. ğ ı açı ş * Açmak iş i veya biçimi. * Bir kuruluş çalı u ş maya baş latma.

açıkonuş ş ması * Herhangi bir toplantı baş yı latmak için yapı ilk konuş lan ma. açı t açkı * Bir duvarda açıbı lmıbulunan kapı k rakı ş , pencere, kemerleme benzeri açı k. klı * Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleş parlatma, perdah. tirip * Demircilikte delik büyütmekte kullanı araç. lan * Anahtar ve her türlü açma aracı . * Açkı yapan (kimse), perdahçı . * Anahtarcı . * Açkı lamak iş i.

açkı cı

açkı lama

açkı lamak * Açkı parlatmak. ile açkı lanma * Açkı lanmak iş i. açkı lanmak * Açkı lmak, perdahlanmak. yapı açkı latma * Açkı latmak iş i. açkı latmak * Açkı i yaptı iş rmak, perdahlatmak. açkı lı * Açkı lmı perdahlanmı perdahlı yapı ş , ş , . açkız sı

* Açkı lmamı perdahlanmamı perdahsı yapı ş , ş , z. açlı öldürmek ğ ı * açlıhissini geçiş k tirmek, yatı rmak. ş tı açlı k * Aç olma durumu. * Kık. tlı * Yoksulluk. * Aş istek içinde bulunmak. ı rı

açlıçekmek k * yoksulluk içinde bulunmak. açlıgrevi k * Kendisine veya baş na yapı bir haksı ğprotesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiğtepki. kaları lan zlı ı i açlı gözü (veya gözleri) kararmak (veya dönmek) ktan * çok acı kmak. açlı imanı ktan gevremek * çok acı kmak. açlı nefesi kokmak ktan * yoksulluk içinde bulunmak. açlı ölmek ktan * dayanı derecede acı lmaz kmak, çok acı kmak. açlı ölmeyecek kadar ktan * (yiyecek, içecek için) pek az (yemek, içmek). * gereğ inden az. açma * Açmak iş i. * Orman içinde ağ kesme veya yakma yoluyla tarı elverişbir duruma getirilen arazi. aç ma li * Bir çeş susamsı kalı yağ simit. it z, nca lı * Açma yapan veya satan kimse. açmak * Bir ş kapalı eyi durumdan kurtarmak. * Bir ş kapağ veya örtüsünü kaldı eyin ı nı rmak. * Engeli kaldı rmak. * Sarı şkatlanmı örtülmüş lmı , ş , veya iliklenmiş olan ş eyleri bu durumdan kurtarmak. * Oyarak veya kazarak çukur, delik oluş turmak. * Tı bir ş bu durumdan kurtarmak. kalı eyi, * Çevresini geniş letmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. tı * Yarmak. * Düğ veya dolaş ş ş çözmek. ümü mıbir eyi * Bir kuruluş bir iş u, yerini, bir yeri iş veya ilk defa kullanı duruma getirmek. ler lı r * Bir aygı, bir düzeni vb.lerini çalır duruma getirmek. tı ş ı * Alıverişbaş ş i latmak. * Rengin koyuluğ azaltmak. unu * Yakı ş mak, güzel göstermek. * Ferahlıvermek. k * Bir konu ile ilgili konuş mak. * Savaş almak, fethetmek. la * Avunmak veya danı ş için söylemek. mak * Yapmak, düzenlemek.

açmacı

* Ayı rmak, tahsis etmek. * Sılganlını kı ğ , utangaçlını ı ğ gidermek. ı * Görünür duruma getirmek. * (hava için) Bulutlarıdağ n ı yla gök yüzü aydı lması nlanmak. * Geçit vermek. * İ dökmek. çini açmalı k açmaz * Satranç oyununda ş koruyan taş ahı lardan birinin yerinden oynatı lmaması durumu. *İ çinden zor çılı kı durum. r * (tulûatta) Karş ndakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylını ı sı ğ veren söz. ı açmaz halatı * Gemilerin limana bağ lanması sahilden esecek rüzgârla rı mdan uzaklaş ve htı maması kıya dikine için yı bağ lanan halat. açmaza düş mek * içinden çılması durumda kalmak. kı güç açmaza getirmek (veya düş ürmek) * düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak. açmazlı k * Açmaz olma durumu. * Ağ pek sı olma durumu, ketumiyet. zı kı açtı zı, yumdu gözünü ağ nı * öfkelenerek veya kı zarak ağ sözler söyledi. ı r açtı rma * Açtı rmak iş i. * Kiri çı karmak veya eş iyice temizlemek için kullanı her türlü madde. yayı lan

açtı kutuyu, söyletme kötüyü rma * kötü konuş abilecek birine, bildiklerini açı klama fı verilmemesi gerektiğ öğ rsatı ini ütler. açtı rmak * Açmak iş yaptı ini rmak. ad * Bir kimseyi, bir ş anlatmaya, tanı eyi mlamaya, açı klamaya, bildirmeye yarayan söz, isim: Çocuk, kedi, ağ aç, düş ünce, iyilik, Ahmet, Ertuğ birer addı rul r. * Herkesçe tanı ş nmıveya iş itilmiş olma durumu, ün, nam, ş öhret. * Anı değ önem. lacak er, *İ sim. ad ad almak * Sayma, sayı lma. * kendisine ad verilmek. * ün kazanma.

ad bilimi

* Özel adlar üzerinde duran ve özel adları köken bilgisi, tarihî geliş dil ve kültür sorunları sı me, açından inceleyen bilim dalı . ad cümlesi * Bkz. isim cümlesi.

ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekimi * Bkz. isim çekimi. ad çekme * Ad çekmek iş kur'a. i, ad çekmek * raslantı ve talihe bağ bir ayı yapmak için, her birinde birer ad yazı ş ı ya lı rma lmıkâğ tlardan birini çekmek, kur'a çekmek. ad çekmeye girmek * kur'aya tâbi olmak. * oyunun baş cı oyuncular arası alan seçimi, baş atıveya karş langında, nda lama ş ı ı hakkı öncelik lama için sağ layan iş . ad çektirmek * ad çekmek iş yaptı ini rmak. ad değ imi iş * Bkz. mecazimürsel. ad durumu * Bkz. isim hâli. ad gövdesi * Bkz. isim gövdesi. ad koymak * çağ ı veya anmak için bir canlı bir yere, bir ş ad vermek, adlandı rmak ya, eye rmak, isim koymak, tesmiye etmek. ad kökü * Bkz. isim kökü.

ad takmak * adlandı rmak, ad koymak. ad tamlaması * Bkz. isim tamlaması . ad vermek * ad koymak, adlandı rmak, tesmiye etmek. * bir işkimin yaptını i ğ söylemek. ı ad yapmak * isim yapmak. ada * Her yanı ile çevrilmiş parçası su kara . * Trafiğ açıbir yol üzerinde sola dönüş sağ e k leri layan, sağ tarafta veya yol ortası yer alan kaldım taş nda rı ı yla ayrı ş lmıalan. * Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapı topluluğ lar u. ada balı ğ ı * Bkz. amber balı. ğ ı

ada çayı * Ballı babagillerden, yurdumuzda çok yetiş tüylü ve beyazı rak yaprakları ı bir bitki (Salvia en mtı olan tı rlı oflicinalis). * Bu bitkiden yapı sı içecek. lan cak ada gibi gemi * pek büyük (gemi). ada soğ anı * Zambakgillerden, soğ ndan ilâç olarak yararlanı birtakı maddeler elde edilen çok yık bir bitki anı lan m llı (Urginea maritima). ada tavş anı * Evcil cinsleri de olan tavş yakıbir kemirici memeli (Oryetolagus cuniculus). ana n adabı eret muaş * Terbiyeli, ince davranmak için tutulması gereken yollar, davranıtöresi, davranıbilgisi, topluluk töresi, ş ş görgü. adacı k adacı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşnominalizm. unu , adagio * Yavaş ı , ağ olarak. r * Bu biçimde çalı beste. nan adak * Adamak iş i veya adanı ş nezir. lan ey, adak adamak * bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak. adaklama * Adaklamak durumu. * Küçük ada.

adaklamak * Küçük çocuk yürümeye baş lamak. adaklanma * Adaklanmak iş i veya durumu. adaklanmak * Niş duruma gelmek, niş anlı anlanmak. adaklı * Adağolan, adak adamıolan. ı ş * Niş , yavuklu, sözlü. anlı * Adak olarak ayrı ş lmı(hayvan). * Adak adanan yer. * Adağolmayan, adak adamamıolan. ı ş * Niş olmayan. anlı

adaklı k

adaksı z

adale

* Kas. adaleli * Kaslı , kasları kı miş sı, geliş . adalesiz adalet * Kassı z. * Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğ ruluk, türe. * Bu işuygulayan, yerine getiren devlet kuruluş . i ları * Herkese kendine uygun düş kendi hakkı eni, olanı verme.

adalet dağ ı tmak * kanunlarısaydı hakları n ğ ı sahiplerine vermek, tanı nmak. adalet divanı * Devletler arası ndaki birtakı hukuk anlaş kları bakan ve merkezi La Haye'de bulunan uluslar arası m mazlı na mahkeme. adalet kapı sı * Hak ve hukukun aranması baş için vurulan merci, mahkeme. adalet mahkemesi * Bkz. adliye mahkemesi. adalet örgütü * Adliye teş . kilâtı adalet sarayı * Mahkemelerin bulunduğ büyük yapı u . adalete teslim etmek * sanı, adalet iş ğ ı leriyle uğ an kuruluş götürmek. raş a adalete teslim olmak * sanı adalet iş k, leriyle uğ an kuruluş gidip hakkı gerekli iş raş a nda lemin yapı nı lması istemek. adaletine sınmak ğ ı * (birinden) anlayı hoş ş görü, yakı k beklemek. , nlı adaletli * Adalete uygun düş veya adaletli olan, adil. en

adaletlilik * Adaletli olma durumu. adaletsiz * Adalete aykı düş veya adaleti olmayan. rı en

adaletsizlik * Adalete aykı davranı rı ş . adalı adalî * Ada halkı olan (kimse). ndan * Kas niteliğ olan; kasla ilgili olan, kası inde l. * Kasları geliş , adaleli, kaslı iyi miş . *İ nsan.

adam

* Erkek kiş i. * İ yetiş , değ kimse. yi miş erli * Birinin yanı ve iş bulunan kimse. nda inde * Birinin yararlandı, kullandı kimse. ğ ı ğ ı * Birinin sözünü dinleyen, nazı çeken kimse, kayıcı nı rı. * İ huylu, güvenilir kimse. yi * (belirsizlik zamiri yerine), Herkes, kim olursa olsun. * Görevli kimse. * (isim tamlamaları Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı nda) benimseyen. * Eşkoca. , adam adama (savunma) * futbolda, basketbolda karştakı oyuncusunu kollama, rahat hareket etmesini, sayı ı m yapması engelleme. nı adam akı llı * Bkz. adamakı. llı adam almamak * son derece kalabalıolmak. k adam azmanı * Çok iri yapıkimse. lı adam baş ı na * her kiş her birine. iye, adam beğ enmemek * herkesi değ görmek. ersiz adam boyu * Yaklaş olarak normal bir adam boyunda. ı k * İ boyunca. nsan adam değ ilim * herhangi bir durumun gerçekleş memesi hâlinde, kendisinin insan sayı lamayacağanlamı kullanı ant, ı nda lan göz dağsözü. ı adam etmek * eğ itmek, yetiş tirmek, topluma yararlı duruma getirmek. * bir yeri düzene sokmak veya bir ş işyarar duruma getirmek. eyi e adam evlâdı * İ bir ailenin iyi yetiş çocuğ yi miş u. adam gibi * terbiyeli, akı uslu. llı * adamlı insanlı yaraş yolda. ğ a, ğ a ı r * iyice. adam hesabı koymak na * birine değ vermek, saygı er göstermek. adam içine çı kmak * topluluğ karı a ş mak, değ insanları bulunduğ yerlere gitmek, eşdosta gitmek. erli n u e adam içine karı ş mak * değ bir topluluğ girmek, kendisine değ verilir olmak. erli a er adam kığ (veya yokluğ tlında ı unda) * işyarar kimselerin bulunmadı durumda. e ğ ı adam kullanmak

* iyi çalı rması bilmek. ş tı nı adam olmak * geliş büyümek, şmanlamak. mek, iş * iyi yetiş mek, iyi bir duruma gelmek. adam sarrafı *İ nsanlarıkarakterini çabuk anlayacak duruma gelmiş n kimse, insan sarrafı . adam sen de! (veya yalnıadam) z * bir iş önemsenmediğ anlatmak için söylenir. in ini adam sı na geçmek (veya girmek) rası * daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değ yokken artı kendisine önem ve değ verilmek. eri k er adam yerine koymak * adamdan saymak, varlını ğ kabul etmek. ı adama * Adamak iş i. adama dönmek (veya benzemek) * düzelmek. adamak * Bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak, nezretmek. * Kutsal saydı bir ş uğ ğ ı ey runa kendini feda etmek, ant niteliğ söz vermek. inde * Ayı rmak. adamakı llı * Gereğ inden çok, iyice. adamakla mal tükenmez * büyük vaatlerde bulunanlar için alay yollu söylenir. adamca *İ nsana yaraş biçimde. ı r * İ sayı olarak. nsan sı

adamcağ ı z * Kendisine karşsevgi veya acı duyulan adam. ı ma adamcası na * Adamca. adamcı k * Yerilen, küçümsenen; acı (kimse). nan adamcı l *İ nsandan ürkmeyen, insana alı ş ş olan, insana sokulan, sı mı cakkanlı , munis.

adamcık llı * Adamcı l olma durumu. adamdan saymak * bir kimseye değ olmadı hâlde değ vermek, saygı eri ğ ı er duymak. adamı * (bir iş ustalı yapan. i) kla adamıadı kacağ canı ksı n çı ı na çı n

* Bkz. insanı adı kacağ canı ksı n çı ı na çı n. adamıalacası n içinde, hayvanıalacası ş n dında ı * Bkz. insanı alacası n içinde, hayvanı alacası ş n dında. ı adamıiyisi alıveriş (veya iş ı belli olur n ş te baş nda) * bir kiş iyi bir insan olarak değ iyi erlendirebilmek için alıveriş veya iş ı ahlâk dı davranı ş te baş nda ş ı ş larda bulunmaması gerekir. adamı çatmak na * Bkz. tam adamı çatmak. na adamı düş na mek * (yapı bir işgüzel bir rastlantı lacak ) sonunda anlayanı uzmanı verilmiş na, na olmak. adamı göre na * kiş arası ayrı k gözeterek. iler nda calı * herkesin yeteneğ uygun olarak. ine adamı bulmak nı * Bkz. tam adamı bulmak (veya adamı düş nı na mek). adamkökü * Bkz. adamotu. adamlı k *İ nsana yakı ş durum, tutum ve davranı acak ş . * Yabanlı k.

adamlısende kalsı k n * iyilik bilmese de sen yine iyilik et. * bu işnası i l olsa sana yaptı racaklar, bari kendiliğ inden yap da onurunu koru. adamotu adamsı z * Patlı cangillerden, geniş yapraklı , kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis). * Yardı sı hizmetçisiz. mcız, * Erkeksiz, kocası z.

adamsı k zlı * Adamsıolma durumu. z a'dan z'ye kadar * baş aş ı tan ağ bütünüyle. , Adana kebabı * Kı na bolca acı yması biber katı hazı larak rlanan ş köfte. iş adanma adanmak adap * Adanmak iş i. * Adamak iş konu olmak. ine * Töre. * Yol yordam, yol yöntem.

adap erkân * Yol yöntem.

adaptasyon * Uyarlama. * Bir eseri çevrildiğdilin, konuş i ulduğ toplumun yaş ş inançları uyarlama. u ayına, ı na * Uyma. adapte * Uyarlanmı ş .

adapte etmek * uyarlamak. adapte olmak * uymak. adaptör * Bir âletin çapları birbirinden farklı parçaları birini ötekine geçirebilmek için yararlanı bağ cı olan ndan lan layı. adaş adaşk lı adatepe * Adları olanlardan her biri. aynı * Adaş olma, aynı taş durumu. adı ı ma

* Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aş mdan dolayı ı nı ortaya çı ş kmıtepe. adatma adatmak * Adamak iş yaptı ini rmak. adavet aday * Düş manlı yağ k. k, ı lı * Bir görev, bir iş kendini ileri süren veya baş için kaları tarafı ileri sürülen kimse. ndan * Bir iş yetiş için tirilmekte olan kimse, namzet. * Adatmak iş yaptı ini rmak.

aday adayı * Herhangi bir iş i yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylıaş k aması kazanmak amacı baş nı yla vuran kimse. * Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapı ön seçimlere adaylını lan ğ ı koyan kimse. aday göstermek * bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek: Anayasa. aday olmak * herhangi bir iş alı e nmak veya seçilmek için istekli olmak. adayavrusu * İ veya üç çifte kürekli küçük balı teknesi. ki kçı adaylını ğ koymak ı * bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek. adaylı k * Herhangi bir iş görev için kendini ileri sürme veya baş , bir kaları tarafı ileri sürülme, namzetlik. ndan * Bir görevde yetiş tirilme.

adcı

* Adcı öğ lı retisiyle ilgili olan. k * Bu öğ retiye bağ kimse. lı adcı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerçekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşisimcilik, nominalizm. unu , addan türeme fiil * Bkz. isimden türeme fiil. addedilme * Addedilmek iş i. addedilmek * Sayı lmak. addetme * Addetmek iş i.

addetmek * Saymak. addolunma * Addolunmak iş i veya durumu. addolunmak * Sayı lmak. adedî adem * Adetçe, sayı ca. * Yokluk, hiçlik, ölüm. * Osmanlı sözlerle birleş "-siz, -lik" anlamı kullanı ca erek nda lı r. * Dinî inançlara göre ilk yaratı insan ve ilk peygamber. lan *İ nsan, insanoğ adam. lu, *İ nsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan.

Âdem

Âdem baba *İ nsanlın babası Âdem. ğ ı , Hz. * Hapishanede çevresindeki mahkûmları haraca bağ layan kimse. * Afyonkeş . Âdem elması * Gı çıntı. rtlak kı sı Âdem evlâdı * Bkz. âdemoğ lu. Âdemci * Âdemcilik yanlı olan kimse. sı

Âdemcilik * XX. yüzyı baş simgeciliğ karşbir tepki olarak Rusya'da ortaya çı bir edebiyat akı . lı ı n nda e ı kan mı ademimerkeziyet * Yerinden yönetim. ademimerkeziyetçi * Yerinden yönetimci.

ademimerkeziyetçilik * Yerinden yönetimcilik. ademiyet âdemiyet * Yokluk. *İ nsanlı k. * Doğ dürüst insana yakır durum, adamlı ru ş ı k.

âdemoğ lu * İ denilen yaratı n hepsi. nsan kları âdemotu * Bkz. adamotu. adenit adese * Lenf düğ ümleri iltihabı . * Mercek. * Kovucuk. * Görüş derecesi, inceliğ i. * Sayı . * Herhangi bir sayı olan (ş tane. da ey), * Bir kimsenin yapmaya alı ş ş olduğ ş alı . mı u ey, ş kı * Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre. * Ay baş ı .

adet

âdet

âdet edinmek * bir ş alı k ve huy durumuna getirmek. eyi ş kanlı âdet görmek * (kadı ay başolmak. n) ı âdet olmak * öteden beri yapı olmak. lı r * bir ş gelenek durumuna gelmiş ey olmak. âdet yerini bulsun diye * gerekli görüldüğ için değ yalnıalılmıolduğ için. ü il, z ş ş ı u âdeta * Bayağ basbayağ hemen hemen, sanki. ı , ı , * Bayağyürüyüş ı le. * Sayı mı bakı ndan, sayı ca.

adetçe

adetimürettep * Bkz. tam sayı . adezyon kuvveti * Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arası ndaki çekiş kuvveti. adı (veya ismi) gibi bilmek * çok iyi bilmek.

adı batası (veya adı batası ca) * "yok olasıanlamı bir ilenme. " nda adı batmak * (sevilmeyen bir ş veya kimse için) unutulmak, adı lmaz olmak, artısözü edilmemek. ey anı k adı belirsiz * ünü olmayan, tanı nmayan, kim ve ne olduğ bilinmeyen. u adı okunmamak bile * birine hiç önem verilmemek. adı kmak çı * kötü bir ün kazanmak. * hakkı olmayan bir ün kazanma. adı kmıdokuza, inmez sekize çı ş * birinin bir kere adı ktı sonra onun hakkı çı ktan ndaki yaygıinanç artıkolay kolay düzelemez. n k adı deliye çı kmak * deli olmadı hâlde deli olarak tanı ğ ı nmak. adı duyulmak * tanı nmak, ünlenmek. adı geçmek * anı lmak, söz konusu olmak, ismi geçmek. * adı lmak. yazı adı rı kaldılmak * anı olmak, silinip gitmek. lmaz adı kalmak * bir kimse veya bir ş ortadan çekildikten, öldükten sonra dillerde yalnıadı ey z dolaş mak. adı ş karı mak * (kötü) bir iş birinin ilgisi bulunduğ söylenilmek. le u adı kötüye çı kmak * ünü kötü olarak yayı lmak. adı olmak * gereksiz, yersiz ünü olmak. adı sanı * bir kimsenin kimliğ i. adı üstünde * adı belli olduğ gibi. ndan u adı var * yaş amayan, yalnı hayalde var olan. zca

adı verilmek * ad takı lmak. adı l adı m * Zamir. * Yürümek için yapı ayak atı nıher biri. lan ş n ları

* Bir adı alı yol (bu uzunluk 75 cm sayı mda nan lı r). * Giriş hamle. im, * Bir gösterge ucunun eş olarak ayrı ş lmıyaylardan biri boyunca aldı yol. ğ ı * Ayakta temel duruş bir ayağ türlü yönlerde iki ayak boyu kadar ara ile yer değtirmesi. tan, ı n iş * Teknolojide iki diş arası li ndaki aralı k. adı adı m m * Ağ ağ yavaş ı ı r r, yavaş . adı adı gezmek m m * her yerini dolaş görmek. ı p adı adı izlemek m m * arkası izlemek. ndan * gizlice takip etmek. adı atmak m * yürümek için ayağ öne doğ uzatı basmak. ı nı ru p * bir iş ilk kez giriş e mek. adı atmamak m * gitmemek, uğ ramamak, aramamak. adı baş m ı * Birbirine yakıyerlerde, sısı n k k. adı nı rmamak mı attı * bir yere girmesine engel olmak. adı nı almak mı geri * baş ğbir iş geri dönmek. ladı ı ten adı mlama * Adı mlamak iş i. adı mlamak * Adı ölçmek. mla * Bir yerde ileriye geriye doğ giderek dolaş ru mak. adı nı mları açmak * yürürken hı zlanmak. adı nı mları seyrekleş tirmek * hı yürürken adı nı zlı mları yavaş latmak. adı nı klaşrmak mları sı tı * daha küçük ve çabuk adı atarak hı yurümek, ivmek, acele etmek. mlar zlı adı k mlı * Adı uzunluğ m unda olan. * Bir yerin çok uzak olmadını ğ belirtmek için kullanı ı lı r.

adı msayar * Yürüme sı nda gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğ anlayabilmek amacı ayağ rası unu yla a takı alet, pedometre. lan adı na * o ş veya o kimsenin yerinde olarak, namı onun hesabı eyin na, na.

adı ağ na almamak nı zı * dargı k, kı nlı kı nlıgibi bir sebeple bir kimseden hiç söz etmemek. nlı rgı k, zgı k

adı almak nı * ad takı lmak, ad verilmek. adı anmak (veya anmamak) nı * birinden söz etmek (veya etmemek). adı bağlamak nı ı ş * bir baş ndan adı söylemesini istemek. kası nı adı bozmak nı * andı uymamak, andı aykıdavranmak. na na rı adı kirletmek (veya lekelemek) nı * adın kötüye çı nı kması yol açmak. na adı koymak nı * karşğ veya fiyatı kararlaşrmak. ıı lını nı tı adı taş nı ı mak * birinin adı anı yla lmak, sahip olduğ adısorumluluğ yüklenmiş u n unu olmak. adı vermek nı * birinin adı bildirmek. nı * biri tarafı salıverildiğ söylemek. ndan k ini adı sanı yla yla * bilinen ün ve niteliğ iyle. adî * Sı radan, hiçbir özelliğolmayan. i * Aş ı bayağ alçak. ağ k, lı ı , * Adı uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapı bir tür yürüyüş mda lan .

adî adı m

adî defter * Bir iş letmenin veya ticarethanenin yaptı iş ğ lemlerinin muhasebe kayı nı geçirildiğticarî defter. ı tların i adî kesir * Bayağkesir. ı adî suçlu adil * Basit suçları leyen kimse. iş * Adaletle iş gören, adaletten, haktan ayrı lmayan, hakkı yerine getiren, adaletli. * Hakka uygun, haklı . * Adalete uygun olarak, hakça. * Adîleş durumu. mek

adilâne adîleş me

adîleş mek * Adî bir duruma girmek, bayağ mak. ı laş adîleş tirme * Adîleş tirmek iş i. adîleş tirmek * Adîleş mesine yol açmak.

adîlik adisyon

* Bayağ k, düş ı lı üklük, aş ı ağ k. lı * (lokanta, otel gibi yerlerde) Hesap.

adlandılma rı * Adlandılmak iş rı i. adlandılmak rı * Ad vermek işyapı i lmak. adlandı rma * Adlandı iş rmak i. adlandı rmak * Bir kimseyi veya bir ş kullanarak belli etmek, ad vermek, ad koymak, tesmiye etmek. eyi * Ad koyma, ad vermeyi sağ lamak, tesmiye etmek. adlanma * Adlanmak iş i.

adlanmak * Kendisine ad verilmek. * Kötü ün kazanmak. adlaş ma adlaş mak * Ad durumuna gelmek. adlaşrma tı * Adlaşrmak iş tı i. adlaşrmak tı * Ad durumuna getirmek. adlı * Adı olan. * Ünlü. * Adlaş durumu. mak

adlı yla adı * herkesin bilip tanığbiçimde. dı ı adlı sanlı * Ünlü. adlî * Adaletle ilgili.

adlî makam * Adalet iş lerinin görüldüğ ve sonuca bağ ğkamuya ait yönetim yeri. ü landı ı adlî merci * Adaletle ilgili sorunlarıçözümü için baş n vurulan resmî daireler. adlî polis * Adliye içerisinde güvenliğsağ p adlî iş yardı olan kolluk gücü. i layı lere mcı adlî sicil

* Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadını anlaş ğ n ı ı lması konulmuş için olan kayı t yöntemi. adlî tabip * Adlî tı görevli doktor. pta adlî tatil * Her yı Temmuz ile 5 Eylül tarihleri arası kanunda yazıdurumlarıdında, hiçbir adlî iş l 20 nda, lı n ş ı lemin yapı ğsüre. lmadı ı adlî tı p adlî yı l * Tı n adalete yardı eden kolu; adaletin bu iş uğ an kuruluş bbı m le raş u. * Mahkemelerin bir yı l içindeki çalı süresi. ş ma

adlî zabı ta * Bir suç sonrası ğve suç delillerini adlî yetkililere sunan kolluk kuvveti. sanı ı adliye * Hukuk ve adalet iş lerini gören devlet kuruluş . ları * Hukuk ve âdalet iş lerinin görüldüğ resmî yapı ü . adliye encümeni * Adalet komisyonu. adliye mahkemesi * Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idarî mahkemeler dında kalan ve denetim mahkemesi ş ı olan Yargı ile hüküm mahkemeleri. tay adliye nezareti * Osmanlımparatorluğ İ unda adliye teş nıbağ olduğ en üst makam. kilâtın lı u adliye teş kilâtı * Yargı organları bu organlarıbirbirleriyle olan iliş ve n kilerini, derecelerini, görev ve yetkilerini düzenleyen ve yürüten mekanizmanıbütünü. n adliye vekâleti * Adalet bakanlı. ğ ı adliyeci adrenalin * Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi; hekimlikte damarları daraltma, bronş açma, kanamaları ları kesme gibi amaçlarla kullanı lı r. adres * Bir kimsenin arandında bulunabileceğyer, oturduğ yer. ğ ı i u * Gönderilen ş üzerine, alınıadı ve bulunduğ yeri bildirmek için yazı yazı eyin cın nı u lan . adres bı rakmak (göstermek veya vermek) * arandında bulunabileceğ oturduğ yeri bildirmek. ğ ı i, u adres defteri * Kiş ilerin kendilerine lâzı olan adresleri topladı defter. m kları adres kartı * Adres defteri. adres kitabı * Genellikle belli bir iş veya meslekte olanları iş ev adreslerini toplu olarak gösteren kitap. n ve * Adliye kuruluş meslek görevlisi. unda

adres makinesi * Posta gönderilerinin üzerine kâğ plâstik veya madenden, adres basan alet. ı t, adres rehberi * Adres defteri. adsı z * Adı olmayan, isimsiz. * Türklerde, ailesinden ayrı ğiçin artıonun adı taş ldı ı k nı ı onun adı anı hakkı yitirmiş mak, ile lmak nı olan ve ancak bir yararlıgösterince ad kazanabilen delikanlı k . adsıparmak z * Orta parmak ve serçe parmak arası ndaki parmak, yüzük parmağ ı . aerobik * Hı müzik temposu eş inde yapı vücudun çevikliğ ve hareketliliğ dayanan bir tür jimnastik. zlı liğ lan, ine ine aerobik solunum * Hücrede yalnımoleküler oksijenin kullanı ğbir solunum ş z ldı ı ekli. aerodinamik * Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanıyarattı etkiyi inceleyen bilim. n ğ ı * Aerodinamik bilim alanı ilgili. yla * Fizik biliminin gazlarıhareketini inceleyen dalı n . af * Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı ı bağlama. ş * Mazur görme veya görülme. * (görevden) çı lma. karı

af buyurun! * "affedersiniz" veya "affızı ederim" anlamı bir söz. nı rica nda af çı lmak karı * bir suçun bağlanması Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun çı ı ş için karmak. af dilemek * bağlanması istemek. ı ş nı af kapsamı alı na nmak * af kanununa girmek. afacan * Zeki ve yaramaz (çocuk). afacanlaş ma * Afacanlaş iş mak i. afacanlaş mak * Yaramazlaş yaramaz, ele avuca sı mak, ğ duruma gelmek. maz afacanlı k * Afacan olma durumu, yaramazlı k. afak * Ufuklar, dört bir taraf. afakan afakî * Bkz. hafakan. * Belli bir konu üzerine olmayan (konuş dereden tepeden. ma),

* Nesnel, objektif. afakîlik * Bkz. objektiflik. afal afal afallama * Ş kıbir biçimde. aş n * Afallamak iş i.

afallamak * Ş kı ktan sersemleş aş nlı mek. afallaş ma * Afallaş iş mak i. afallaş mak * Ş kı k içinde kalmak, ş ıp bir ş yapamaz olmak. aş nlı aş rı ey afallaşrma tı * Afallaşrmak iş tı i. afallaşrmak tı * Ş kı k içinde bı aş nlı rakmak, birini ş ıp bir ş yapamaz duruma sokmak. aş rı ey afallatma * Afallatmak iş i. afallatmak * Ş kı ğ düş aş nlı a ürerek sersemleş tirmek. afat afazi aferin * Okş alkı ama, ş lama, beğ enme gibi duyguları belirtmek için söylenir, bravo. * Eskiden öğ rencilere verilen beğ enme ve takdir kâğ . ı dı aferin almak * değ görülüp beğ erli enilmek. aferist afet * Vurguncu, dalavereci, çı nı karı bilen, çı . karcı * Doğ n sebep olduğ yım. anı u kı * Kı ran. * Çok kötü. * Güzelliğile insanıaşna çeviren, aklı baş i ş kı nı ı alan kadı ndan n. * Hastalı n dokularda yaptı bozukluk. kları ğ ı * Afete uğ şafet görmüş ramı , . * Afetler, belâlar, kı ranlar. * Bkz. söz yitimi.

afetzede

affa uğ ramak * bağlanmak, affedilmek. ı ş affedersin veya affedersiniz

* özür dilemek için söylenir. * karşçı ı kmak için söylenir. affedilme * Bağlanma. ı ş affedilmek * Bağlanmak. ı ş affetme affetmek * Bağlama. ı ş * Bağlamak. ı ş * Hoş ile karş görü ı lamak, mazur görmek. * Görev veya iş çı ten karmak.

affetmemek * bağlamamak, hoş ı ş görmemek. affetmiş sin * "hiç de öyle değ yanı il", lı yorsun" anlamı kullanı nda lı r. affettirme * Affettirmek iş i. affettirmek * Bağlanması sağ ı ş nı lamak. affettuoso * Bir parçanıyumuş ve duygulu bir biçimde çalı ı anlatı n ak nacağ nı r. affeyleme * Affeylemek iş i. affeylemek * Affetmek. affı dilemek (veya istemek) nı * bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğ nezaketle bildirmek. ini affıza sınarak nı ğ ı * "bağlayacağ za güvenerek" anlamı bir nezaket sözü. ı ş ı nı nda affolunma * Affolunmak iş i. affolunmak * Bağlanmak, affedilmek. ı ş Afgan * Afganistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. ndan n * Afganistan'a ve Afganistan halkı özgü olan. na Afganlı * Afgan. afi * Gösteriş m, caka. , çalı

afi kesmek (satmak veya yapmak) * birine karşgösteriş ı yapmak, kabadayı etmek. lı k

afif afife afili afis

*İ ffetli. * Namuslu, iffetli, saygı er (kadı değ n). * Gösteriş çalı . li, mlı * Gümüş ğ n küçüğ balını ı ü.

afiş

* Bir ş duyurmak, tanı için hazı eyi tmak rlanan, çoğ resimli duvar ilânı u .

afiş asmak * duvarlara ilân yapı rmak. ş tı afiş yutmak * yalana dolana kanmak. afiş çi * Afiş yapan sanatçı . afiş çilik afiş e * Afiş yapma sanatı . * Açı çı şduyulmuş ğ kmı a , .

afiş etmek e * açı vurmak, belirtmek, duyurmak, dile düş ğ a ürmek, reklâm etmek. afiş olmak e * (bir kimse) bilinmeyen bir yönüyle tanı nmak. afiş leme * Afiş asma iş afiş i, lemek iş i.

afiş lemek * Afiş p duyurmak. ası * Nitelemek, göstermek. afiş kalmak te * (oyun için) ilgi görerek günlerce oynanmak. afiyet * Hasta olmama durumu, sağk, esenlik. lı

afiyet bulmak * iyileş sağğ kazanmak. mek, lını ı afiyet olsun * bir ş yiyip içenlere "yarası anlamı söylenen iyi dilek sözü. ey n" nda afiyet ş olsun eker * "yarası ağ tadı yensin'" anlamı söylenir. n, ı yla z nda afiyet üzere olmak * sağklı lı , rahat yaş amak.

afiyetle afoni aforizm

* ağ tadı keyifle. ı yla, z * Bkz. Ses yitimi. * Özlü söz, özdeyiş .

aforoz

* Hristiyanlı kilise tarafı verilen "cemaatten kovma" cezası kta ndan .

aforoz etmek * kilise birliğ inden çı karmak. * darı biriyle konuş lı p mamak, yakı olmaktan çı nı karmak, ilgiyi kesip uzaklaşrmak, adı duymak bile tı nı istememek. aforozlama * Aforozlamak iş i. aforozlamak * Aforoz etmek, kovmak. aforozlu afra tafra * Çalı m. * Çalı . mlı afralı tafralı * Çalı . mlı Afrika çekirgesi * Değ ik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemiş iş arazilerde rastlanan zararsıbir çekirge z (Locusta migratona). Afrika domuzu * Çift parmaklı lardan, kalıderili, Afrika'da yaş ve yaban domuzuna benzer bir hayvan (Phacochoerus n ayan aethiopicus). Afrika menekş esi * İ çeneklilerden, tüylü yapraklı ki , mor, pembe, beyaz renkli çiçekleri olan, evlerde saksı yetiş da tirilen çok yık bir süs bitkisi (Saintpaulia ionantha). llı Afrikalı * Afrika kökenli olan kimse. * Afrikalı oyuncu. Afrikalı lı k * Afrikalı olma. afsun afsuncu * Büyü, füsun. * Büyücü, üfürükçü. * Aforoz edilmişkovulmuşuzaklaşrı ş , , tılmı .

afsunculuk * Afsuncunun yaptı iş ğ . ı afsunlama

* Afsunlamak iş i. afsunlamak * Büyülemek. afsunlanma * Afsunlanmak iş i. afsunlanmak * Büyülenmek. afsunlu Afş ar * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz aft aftos * Pamukçuk. * Oynaş , metres. * Büyülü, sihirli, füsunkâr.

afur tafur * Çalı m. afur tafura gelmemek * çalı satmadan hoş m lanmamak; böyle bir davranı karştepki göstermek. ş a ı afyon * Olgunlaş mamıhaş kapsüllerine yapı çizintilerden sı sonradan katı an süt; içinde morfin ve ş haş lan zan, laş kodein gibi çok uyuş turucu maddeler bulunan, güçlü bir zehir olmakla birlikte, hekimlikte kullanı değ bir ilâç. lan erli afyon çekmek * keyif için afyon yutmak. afyon ruhu * Yatı rı olarak kullanı afyon tentürü. ş cı tı lan afyonkeş * Keyif için afyon yutan veya çeken (kimse), afyon tiryakisi. afyonkeş lik * Afyon çekmeye düş künlük. afyonlama * Afyonlamak iş i. afyonlamak * Afyon vererek uyuş turmak, uyutmak. * Telkin yoluyla doğ düş ru ünmeyi önleyerek zararlı yola sürüklemek. bir afyonlanma * Afyonlanmak iş i. afyonlanmak * Afyonlamak işyapı i lmak. afyonlu *İ çinde afyon bulunan. * Afyon yutmuş . * Dalgı uyuş , uyuş (kimse). n, muş uk

afyonu baş vurmak ı na * aş davranı ı rı ş larda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptını ğ bilememek. ı afyonunu patlatmak * kendi keyfine dalmıolan birini öfkelendirmek. ş Ag aga * Ağ a. agâh * Bilir, bilgili, haberli, uyanı k. * Gümüş kı 'ün saltması .

agâh olmak * bilgi edinmiş olmak. agami aganta emir. agaragar * Deniz yosunları çı lan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanı bir tür ndan karı lan jelâtin, jeloz. agel * Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağ kları ladı , yünden örülmüş n çember bağ kalı . agitato * Bir parçanıcanlı coş çalı ı anlatı n ve kulu nacağ nı r. * Yı veya lâçka edilmekte olan bir halatı ve zincirin kı bir süre elde tutulup bı lmaması verilen sa n sa rakı için * Güney Amerika'da yaş ayan, mavi ve yeş metalik yansı bir kuş il malı .

aglütinasyon * Kümeleş im. aglütinin agnosi * Tanızlı sı k. agnostik * Bilinemezci. * Bilinemezcilikle ilgili. * Serumda meydana gelen antikor.

agnostisizm * Bilinemezcilik. agnozi * Duyularda herhangi bir bozukluk olmaması rağ sı sisteminin belirli bir yerindeki doku na men nav bozukluğ undan ileri gelen algı kaybı yokluğ veya u. Agop'un kazı bakmak gibi * aptal aptal bakmak. agora * Yunan klâsik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret iş lerini konuş için halkıtoplandı alan, mak n ğ ı halk meydanı .

agorafobi * Bkz. alan korkusu. agraf agrafi * Kanca, kopça. * Bkz. yazma yitimi.

agrandisman * Büyültme. agrandisör * (fotoğ lı Büyülteç. rafçı kta) agreje agreman agu * Süt çocukların neş nı elendikleri zaman çı kları kardı ses. agu bebek * Büyüdüğ hâlde bebekliğ özenen çocuklara alay yollu söylenir. ü e agucuk * Süt çocuğ u. * Süt çocuğ sevmek için söylenir. unu * Agulamak iş i. * Yeni doğ bebeklerin çı ğses. muş kardı ı * (yabancı ülkelerde) Doçent olmak için sı vermiş nav kimse, doçent. * Bir elçinin bir ülkeye atanması önce o ülkeden istenen uygun görme yazı. ndan sı

agulama

agulamak * (bebek) Agu agu diye ses çı karmak. aguş ağ * İ sicim, tel gibi ince ş plik, eylerden kafes biçiminde yapı ş lmıörgü. * Örümcek gibi birtakı hayvanlarısalgı yla oluş m n ları turdukları örgü. * Ülke yüzeyine yaygı tılmıörgü, ş nlaşrı ş ebeke. * Tuzak. * Oyun alanı ortadan ikiye bölen iple yapı ş nı lmıörgü. * Çaprazlama örgü ile yapı ve kale direkleri arkası gerilen örgü, file. lan na ağ * Donun veya pantolonun apıarası gelen yeri, apık. ş na ş lı ağ atmak (veya bı rakmak) * balıavlamak için denize ağ k salmak. ağ benek * Açı koyulu kahverengi ağ klı görünüş ünde olan, arpa yaprakları yerleş oldukça önemli zararlara yol na erek açan asklı mantar. * Bu mantarı ortaya çı ğekin hastalı. n kardı ı ğ ı ağ çekmek * Kucak.

* yakalanan balı toplamak için ağsudan çı kları ı karmak. ağ nesi iğ * Ağ örülmesinde kullanı iğ ı n lan biçiminde tahtadan veya plâstikten yapı ş lmıalet. ağ i ipliğ * Keten, kenevir, naylon gibi maddelerden ağ mı kullanı iplik. yapı nda lan

ağ ğ kayı ı * Balıağ nı ı kayı k ları taş yan k. ağ kepçe ağ kurdu * En çok elma ve erik gibi yemiş açları zarar veren bir kurt. ağ na ağ unu kurş * Balıağ nı k ları suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeğbiçiminde delikli kurş madde. i un ağ mantarlar * İ ve hayvanlarda hastalı yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğ nsan ğ a u. ağ tabaka ağ tonos * Gotik mimaride kullanı ş biçiminde parçalı lmı ağ , tonos. ağ torba * 25 cm geniş inde ve 50 cm uzunluğ liğ unda ağ yapı ş rmı yosunlarısuya dalı dan lmıkı zı n narak avlamada kullanı bir ip ve kayı makara yardı ile suyun yüzeyine çıp inebilen bir torba. lan, ktaki mı kı ağ yatak ağ a * Hamak. * Kık kesimde geniş rlı toprakları olan, sözü geçen, varlı kimse. klı * Halk arası sayı ve sözü geçen erkeklere verilen san. nda lan * Büyük kardeşağ , abey. * Okur yazar olmayan yaşca kiş lı ilerin adları birlikte kullanı san. yla lan * Osmanlımparatorluğ İ unda bazı kuruluş n baş bulunanlara verilen resmî san. ları ı nda * Göz yuvarların iç yüzeyinde görme sinirinin yayı nı lması beliren, ığ duyarlı ı bölüm, retina. ile şa ı , ağ msı * Balı lı kullanı ağ örülerek yapı uzun saplı kçı kta lan, dan lan sepet.

ağ borç eder, uş harç a ak * ağ para sıntıiçinde olup borç etse de, uş hâlden anlamaz ve bol harcamayı a kı sı ak, sürdürür. ağ kapı a sı * Yeniçeri ağ nıdairesi. asın ağ yamağ a ı * Yeniçeri ağ na bağ emir çavuş ası lı u. ağ ababa * Dede, ata. * Sanı a" olan babaya çocuğ "ağ unun sesleniş i. * Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). * Bir kimsenin kendinden yaş büyük olan erkek kardeş ça i. * Kardeş olmayanlar arası da genellikle yaş büyük olanlara bir saygı nda ça sesleniş i olarak kullanı lı r.

ağ abey

ağ abeylik

* Ağ abey olma durumu. ağ abeylik etmek (veya yapmak) * Birini ağ abey gibi korumak, gözetmek. ağ çı keçinin dala bakan oğ ı aca kan lağolur * çocuklar ana ve babaları öğ ndan rendiklerini yapmaya özenirler. ağ çı pabucu yerde kalmaz aca ksa * davranı na engel olacak hiçbir takı sı ş ları ntı yok. ağ dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür aca * insan yapacağiş baş na değ kendine güvenmelidir. ı te kaları il, ağ kurt, insanı yer acı dert * kurt ağ nası acı l içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir. ağ aç * Gövdesi odun veya kereste olmaya elveriş bulunan ve uzun yı yaş li llar ayabilen bitki. * Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dalları yapı ndan lan. * Direk.

ağ arı aç sı * Düzgün kanatlı , kuyruğ unda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda ağ zararlı. aç sı ağ balı aç * Erik, kayı gibi ağ sı açlardan sı zamk. zan ağ biti aç * Yarı kanatlı m lardan, bitkiler üzerinde yaş ayan, sı cı böcek türü (Psylla). çrayı bir

ağ çileğ aç i * Ahududu. ağ ebegümeci aç * Ebegümecigillerden, boyu yüksek bir ot (Fr. lavatere). ağ kaplama aç * Konut duvarları yalı ve güzelleş nı tma tirme amacı ağ veya ağ ürünlerinden yararlanı yapı yla aç aç larak lan kaplama. ağ kavunu aç * Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetiş taç yaprakları en, mavimsi pembe, küçük bir ağ (Citrus aç medica). * Bu ağ n iri bir limon görünüş acı ündeki buruş kabuklu yemiş uk i. ağ kurbağ aç ası * Kurbağ agillerden, boyu 3-5 cm olan, sı yaprak yeş ağ rtı ili, açlara tı rmanan bir kurbağ türü (Hyla arborea). a ağ kurdu aç * Ağ açları kemirerek beslenen birtakı sinek kurtçukları verilen ad. m na ağ küpesi aç * Hatmi. ağ mantarı aç * Ağ biten bazitli mantarlara verilen ad. açta ağ minesi aç * Mine çiçeğ igillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen, kı zı rmı, mor çiçekli bir ağ k (Lantana). aççı ağ mobilya aç

* Oturma, yemek yeme, çalı yatma vb. iş yapı nda kolaylıve rahatlısağ ş ma, lerin lması k k layan, parçaların nı büyük çoğ unluğ masif, lifli, yangalı tabakalı aç malzemeden yapı taş u ve ağ lan, ı nabilir veya sabit olarak kullanı eş lan ya. ağ nemi aç * Ağ bulunan su miktarın, aynı acımutlak kuru ağ ğ oranı açta nı ağ n ı ı rlına . ağ olmak aç * bir yerde ve ayakta çok beklemek. ağ oyma aç * Oyma baskı sanatları düz bir baskı ndan tekniğ i. ağ sakı aç zı * Reçine. ağ sansarı aç * Sansargillerden, sı koyu esmer, karnı rtı daha açı iyi tı k, rmanan, postu değ bir memeli türü (Martes erli martes). ağ yaş eğ aç iken ilir * çocuklar küçük yaş kolay eğ büyük insan kolay kolay eğ ta itilir, itilemez. ağ k aççı * Taflan gibi, dalları dibinden baş layarak çatallanan küçük ağ aç. ağ lı aççı k * Ağ yetiş aç tirme iş i.

ağ açdelen * Yuva yapmak için ağ açları oyan böcek. ağ açkakan * Serçegillerden, ağ kurtları geçinen bir kuş aç ile (Picus). ağ açkesen * Zar kanatlı lardan, kurtçukları çok gül fidanları en üzerinde yaş ayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma). ağ açlama * Ağ açlamak iş i. ağ açlamak * Ağ açlandı rmak. ağ açlandı rı lma * Ağ açlandılmak iş rı i. ağ açlandı rı lmak * Ağ duruma getirilmek. açlı ağ açlandı rma * Ağ açlandı rmak iş i. ağ açlandı rmak * Bir yeri ağ duruma getirmek. açlı ağ açlanma * Ağ açlanmak iş i. ağ açlanmak * Ağ duruma gelmek. açlı

ağ ma açlaş * Ağ mak durumu. açlaş * Bitki ş ekilleri gösteren ve akiklerde olduğ gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan u tabiî desen. ağ mak açlaş * Ağ durumuna gelmek. aç ağ açlı ağ k açlı * Ağ olan. acı * Ağ öbeğ aç i. * Ağ bol olan (yer). acı

ağ klı açlı * Ağ açları olan (yer). bol ağ açsı * Ağ benzeyen, ağ andı aca acı ran. ağ z açsı * Ağ olmayan. acı

ağ alanma * Ağ alanmak iş i. ağ alanmak * Ağ tavrı narak çalı yapmak. a takı m ağ k alı * Ağ olma durumu. a * Kibar ve cömertçe davranı ş . -ağ / -eğ an en * Fiilden sı ve isim yapma eki: yat-ağ gez-eğ ol-ağ dur-ağ piş en vb. fat an, en, an, an, -eğ ağ n alnı anı terlemezse ı n burnu kanamaz rgadı * iş veren iş ile birlikte çalı çisi ş mazsa iş iş var gücüyle sarı çi e lmaz. ağ n eli tutulmaz anı * cömertliğ elinin açı ğ tartılmaz. i, klı, ı ş ı ağ k arı ağ arma * Ağ armak iş i. * Tan atma, ş sökme. afak ağ armak * Ak olmak, ak duruma gelmek, beyazlanmak, solmak. * Aydı nlanmak. ağ artı * Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklı k. * Süt, yoğ peynir, ayran gibi yiyecek ve içecekler. urt, ağ lma artı * Ağ lmak iş artı i. ağ lmak artı * Aklaş ş mırengi solmuş , .

* Temizlenmek, beyazlatı lmak. ağ artma * Ağ artmak iş i. * Kuyumculukta gümüş temizleme iş ü i. ağ artmak * Ak duruma getirmek, beyazlatmak. ağ beneklilik * Arpa bitkisinde görülen mantar hastalı (Pyrenophora). ğ ı ağ cı ağ k cı ağ lı cı k * Ağ balıtutma. ile k ağ da * Kaynatı çok koyu ve yapı bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu ş eriyiğ larak ş kan eker i. * Ağ balıtutarak geçinen kimse. ile k * Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kı n.

ağ yapmak da * vücuttaki fazla tüyleri ağ ile almak, temizlemek. da ağ dacı *Ş eker, tatlı helva yapı nda ağ hazı ve mı da rlayan iş çi. * Ağ ile vücuttaki fazla tüyleri veya kı temizlemeyi meslek edinmiş da lları kimse.

ağ dalanma * Ağ dalanmak iş i. ağ dalanmak * Ağ durumuna gelmek, ağ maya baş da dalaş lamak. * Ağ bulaş da mak. ağ ma dalaş * Ağ mak durumu. dalaş ağ mak dalaş * Ağ durumuna gelmek, ağ da dalanmak. * (sohbet) Tam tadı varı durum almak, koyulaş na lı r mak. ağ tı dalaşrma * Ağ tı iş dalaşrmak i. ağ tı dalaşrmak * Ağ durumuna getirmek. da ağ dalı * Ağ dalanmı ş . * (deyiş için) Bilinmeyen kelimelerle, anlaş ı güç, dolambaçlı lması cümlelerden oluş an. * Karmaş ı k. * Pekmez yapmaktan baş iş yaramayan üzüm. ka e * Ağ rmak iş dı i.

ağ k dalı ağ rma dı

ağ rmak dı

* Ağ na sebep olmak. ması * Aş ı ağinmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ı ağ gelmek. r

ağ ı

* Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarı göre canlı öldürebilen na yı madde, zehir. ağağ ı acı * Zakkum. ağçiçeğ ı i * Zakkum. ağgibi ı * acı veren, çok etkileyen. * çok sert, keskin. ağotu ı * Baldı ran. ağ ı l * Koyun ve keçi sürülerinin gecelediğ çit veya duvarla çevrili yer. i, * Bazı ldı n, özellikle ayıçevresinde görülen geniş aydı k teker, ayla, hale. yı zları n ve nlı * Bazı görüntülerdeki çok ıklı ş cisimleri çevreleyen ıklı ı ş teker. ı * Ağverme, zehirleme. ı ağ ı lamak * Ağvermek, zehirlemek. ı * (bir ş Ağkatmak. eye), ı

ağ ı lama

ağ ı rma landı * Ağ ı rmak iş landı i. ağ ı rmak landı * Ağ duruma getirmek. ı lı ağ ı lanma * Ağ ı lanmak iş i.

ağ ı lanmak * Bilmeden veya farkı olmadan zehirli bir ş yemek veya içmekle zehirlenmek. nda ey ağ ma ı laş * Ağ mak durumu. ı laş

ağ mak ı laş * Ağ duruma gelmek. ı lı ağ oğ doğ ovada otu biter ı lda lak sa * Tanrı yarattınırı nı her ğ n zkı verir. ı ağ ı lı *İ çinde ağbulunan, zehirli. ı ağ böcek ı lı * Kıkanatlı n lardan, baş böcekleri yemesi bakı ndan yararlı böcek. (Carabus). ka mı bir ağ ı llanma * Ağ ı llanmak durumu.

ağ ı llanmak * Toplanı bir arada durmak. p * Çevresinde ağ denen hale oluş ı l mak, halelenmek. ağ ı m ağ ı mlı * Ayağ üstündeki tümsek yer. ı n * Üstü aş tümsek olan (ayak). ı rı

ağ düş ı na ürmek * tuzağ düş ı na ürmek. ağ ı nma * Ağ ı nmak iş i. ağ ı nmak ağ ı r * (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p * Tartı çok çeken, hafif karş . da ı tı * Davranı yavaş ş ları olan. * Değ çok olan, gösteriş eri li. * Çapı , boyutları büyük. * Çetin, güç. * Tehlikeli, korkulu, vahim. * Sınt ı kı veren, bunaltı. cı * Dokunaklı , insanıgücüne giden, kıcı n rı. * Yavaş . * Ağ lı ı , ciddî. rbaş * (koku için) Keskin, boğ ucu. * (yiyecek için) Sindirimi güç. * Yoğ un. * (uyku için) Uyanı lması derin. güç, * Kık, alçak. sı * Güç iş sağ iten, ı r. * Ağ siklet. ı r * Acele etmeden. * Fazlası yla.

ağ ağ ı ı r r

ağ aksak yürümek (veya gitmek) ı r * pek yavaş olarak. ağ almak ı r * bir iş yavaş te davranmak. ağ araç ı r ağ ayak ı r * Ağ vası ı ta. r * Doğ urması n (gebe kadı yakı n).

ağ basmak ı r * ağ ğfazla gelmek. ı ı rlı * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te ağ basmak ı r * gücü, etkisi veya özelliğdaha üstün ve belirgin olmak. i * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te

ağ basmak ı r * bir kimse kâbusa uğ ramak. ağ canlı ı r * Çok yavaş yapan, çevik olmayan. iş * Varlı sıntı ğ kı veren sevimsiz. ı * Tembel. * Gebe (kadı n). ağ canlı ı r lı k * Hareketlerin yavaş olması mbık, tembelce davranıbiçimi. , hı llı ş ağ ceza ı r * Ağ hapis ve beş ldan yukarı hapis cezaları ı r yı olan .

ağ çekmek ı r * tartı ağ gelmek. da ı r ağ durmak ı r * ciddî, ağ lı ı , oturaklı ukkanlı rbaş , soğ hareket etmek. ağ elli ı r * Bkz. eli ağ ı r. ağ ellilik ı r * Eli ağ olma durumu. ı r ağ ezgi ı r * Çok ağ yavaş ı r, yavaşahenkli. ,

ağ gelmek ı r * gücüne gitmek, onuruna dokunmak. * yapı güç gelmek. lması ağ hapis cezası ı r * 2-24 yı l veya ömür boyu hapis cezası . ağ hastalı ı r k * Ölümle sona erebilecek gibi olan hastalı k. ağ hidrojen ı r * Döteryum. ağ iş ı r * Büyük tehlikeler yaratan ve fazla güç isteyen her türlü iş .

ağ iş ı itmek (veya duymak) r * kulakları iş iyi itmemek, kulakları iş az itmek. ağ kaçmak ı r * gücendirici olmak. ağ kayba uğ ı r ramak * maddî ve manevî büyük zarar görmek. ağ kayı ı p r * (savaş , deprem, sel gibi doğ afetlerde) Büyük kayı al p. * Maddî zarar. ağ küre ı r * Yer yuvarlağ n, yoğ ı nı unluğ ve katı ı olan bölümü, barisfer. u lı çok ğ

ağ ol! ı r

* ciddî, ağ lı ukkanlı rlı ı , soğ rbaş , sabı ol!. * acele etme, yavaş ol!.

ağ oturmak ı r * uslu durmak. ağ para cezası ı r * Bazı suçlara göre takdir edilen para cezası . ağ sanayi ı r * Üretim araçları yapan sanayi. ağ satmak ı r * nazlanmak, gönülsüz davranmak. ağ sı ı klet r * Bazı dalları yarı larıağ ğile sırlandılan kategori, baş ık. spor nda ş macı n ı ı nı rı rlı ağ rlı ağ söylemek ı r * acı , dokunaklı , sözler söylemek. ağ söz ı r ağ su ı r * Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaş cıolarak kullanı içinde hidrojen atomları latısı lan, yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluş su (DO). an ağ top ı r * Güçlü, ünlü, tanı ş nmıkimse. ağ uyku ı r * Uyanı lması derin uyku. güç, * Kiş onuruna dokunan, dayanı inin lması söz. güç

ağ vası ı ta r * Motoru, ağ yük veya birden fazla römork taş ı r ı amacı güçlendirilmiş mak yla kamyon ve benzeri araç. ağ vası ehliyeti ı ta r * Ağ vası sürücülerine verilen kullanma belgesi. ı ta r ağ yağ ı r * Kalı yağ n . ağ lı ı rbaş * Davranı ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddî. ş ları ağ lı ı lı rbaş k * Ağ lı ı rbaş olma durumu, vakar, ciddiyet. ağ ı rca ağ ı rdan * Ağ olarak. ı r ağ ı almak rdan * bir işgereken süre içinde bitirmemek. i * bir işgönülsüz, isteksiz yapmak, geciktirmek. i ağ ı rkanlı * Oldukça ağ ı r.

* Hippokrates'in ortaya attı ağ canlı soğ ğ ı ı r lı k, ukluk, kolayca duygulanmayıgibi nitelikleri kendinde toplayan ş kiş tipi. ilik * Bkz. ağ canlı ı r . ağ ı lı rkanlı k * Ağ ı rkanlı olma durumu. ağ ı rlama * Ağ ı rlamak iş ikram, izaz. i, * Gelin veya güvey karş rken çalı kı bir hava. ı lanı nan vrak

ağ ı rlamak * Konuğ saygı a göstererek onun her türlü rahatı, ihtiyacı sağ nı nı lamak, ikram etmek, izaz etmek. ağ ı rlanma * Ağ ı rlanmak iş i. ağ ı rlanmak * Ağ ı rlamak iş konu olmak. ine ağ ma ı rlaş * Ağ mak durumu. ı rlaş

ağ mak ı rlaş * (hava) Sıcı bunaltı bir durum almak, bozulmak. kı ve cı * (hasta için) Tehlikeli duruma gelmek, fenalaş mak. * Yavaş lamak. * (gebe kadıiçin) Doğ n urması yaklaş mak. * Ağ lı ı rbaş olmak. * (yiyecek) Bozulmaya yüz tutmak. * Güçleş zorlaş mek, mak. * (organ için) Görevini yapamaz duruma gelmek. ağ tı ı rma rlaş * Ağ tı iş ı rmak i. rlaş ağ tı ı rmak rlaş * Bir ş ağ ması yol açmak. eyin ı rlaş na ağ ı rlatma * Ağ ı rlatmak iş i.

ağ ı rlatmak * Ağ ı rlamak iş yaptı ini rmak. ağ ğ altıdeğ ı ı rlınca n mek * çok değ olmak. erli ağ ğ (ortaya) koymak ı ı rlını * kimliğ ve kiş ini kabul ettirmek. ini iliğ ağ k ı rlı * Ağ olma durumu. ı r * Değ olma durumu. erli * Ağ lı ı lı rbaş k. * Tehlikeli olma durumu. * Sınt ı bunaltı durum. kı lı , cı * Orduda bir birliğ cephane, yiyecek ve eş yükleri. in ya * Çeyizini düzmek için güveyin geline verdiğpara, kalı i n. * Uyuş ukluk ve gevş durumu. eklik * Uykuda iken gelen ve insana boğ gibi bir duygu veren durum. ulur * Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluş turduğ bileş u ke.

* Takı . * Yük, külfet. * Sorumluluk. * Etki, yetki, baskı , güçlük. * Dikkati ve önemi bir ş üzerinde yoğ tı ey unlaşrmak. * Terazilerde tartma işyapı i lı bir kefeye konulan nesne. rken * Değ erlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağ n üzerinde ve belli oranda, fazladan bir değ anı er tanı nması . ağ k basmak (veya çökmek) ı rlı * gevş ve uyku gelmek. eklik * (uykuda) sıntıduruma girmek. kı lı * Ağ bir hava kaplamak, sessizlik oluş ı r mak. ağ k merkezi ı rlı * Bir cismin bütün noktaları ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluş tek kuvvet na ayrı muş durumundaki bileş kenin uygulama noktası . * Bir iş en önemli bölümü. in ağ k olmak ı rlı * birine yük olmak, kendi masrafı baş na çektirmek, sıntı nı kası kı vermek. ağ klı ı rlı (değ er). ağ ı rsama * Ağ ı rsamak hareketi. ağ ı rsamak * Birine karşsoğ davranarak sıntı ı uk kı verdiğ anlatmak. ini * Bir işyavaş i yapmak, önemsememek, ilgilenmemek. * Bir işağ bulmak, yük saymak, yüksünmek. i ı r ağ ak ı rş * Yün, iplik eğ irilen iğağ tı için alt ucuna geçirilen yarı küre biçiminde, ortası i ı rmak rlaş m delik ağ veya aç kemik parça. * Teker biçiminde yassı nesne, kurs. ağ aklanma ı rş * Ağ aklanmak işveya durumu. ı rş i ağ aklanmak ı rş * Çı banda veya (ergenlik sı nda) memede ağ ak biçiminde bir tümsek oluş rası ı rş mak. ağ ı ş * Ağ işveya biçimi. mak i * (su buharın ve baş gazları Yerden havaya doğ çış yağ karş . nı ka n) ru kı, ı ı ı ş tı * Değ erlendirmelerde, herhangi bir konu veya evreye olağ n üzerinde ve belli bir oranda, fazladan tanı anı nan

ağ ı t

* Ölen bir kimsenin gençliğ güzelliğ iyiliklerini, değ ini, ini, erlerini, arkada bı kların acı nı büyük raktı nı ları veya felâketlerin acıetkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazı yazı u, mersiye. lı lan , sağ * Ağ lama, gelin olan bir kın arkası meziyetlerini sayıdökerek ağ zı ndan p lama. ağ yakmak (veya tutturmak) ı t * ağ söylemek, ağ düzmek. ı t ı t ağ ı tçı ağ lı ı k tçı * Ölüye ağ söylemek için para ile getirilen kimse, sağ ı t ucu. * Ağ nı iş ı n i veya mesleğ tçı i.

ağ ı tlama ağ ı z boş luk.

* Ölmüş anmak için düzenlenen törende okunan övgü. leri * Yüzde, avurtlarla iki çene arası ses çı nda, karmaya, soluk alı vermeye ve besinleri içine almaya yarayan p * Bu boş un dudakları luğ çevrelediğbölümü. i * Kaplarıveya içi boşeylerin açıyanı n ş k . * Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğ yer, munsap. ü * Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açıyanı k . * Birkaç yolun birbirine kavuş u yer, kavş tuğ ak. * Kesici aletlerin keskin yanı . * Bir dilin sırları nı içinde, bölgelere ve sıflara göre değen söyleyiş nı iş özelliğ i. * Birini yanı ltmak, kandı amacı dolambaçlı rmak yla birtakı sözler söyleme özelliğ m i. * Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. * Bazen "kez" anlamı gelir. na * Üslûp, ifade özelliğ i. * (tehlikeli ş için) Pek yakıyer. eyler n

ağ ı z

* Yeni doğ urmuş memelilerin ilk sütü.

ağ açmak ı z * söz söylemek, konuş mak. * azarlamak, paylamak. ağ açmamak ı z * tek bir söz olsun söylememek, susup kalmak. ağ açtı ı rmamak z * çok konuş baş nısöz söylemesine, konuş na engel olmak. arak kaların ması ağ ağ ı ı z za * ağ na kadar, tamamen. zı ağ ağ vermek (veya konuş ı ı z za mak) * iki kişbirbirine pek yakı durarak baş i n kalarıitmeyecek biçimde konuş iş mak. ağ alı ı ş ğ z kanlı ı * Çok söylendiğiçin bir sözü sısıkullanma durumu. i k k ağ aramak (veya yoklamak) ı z * öğ renmek istenilen ş söyletecek yolda dil kullanmak. eyi ağ birliğ ı z i * Bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş söz birliğ ma, i. ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynıekilde konuş arak ş mak, söz birliğetmek. i ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş mak, söz birliğetmek. i ağ burun birbirine karı ı z ş mak * dayak yeme sonunda yüzü, yara bere içinde kalmak. * yüzde aş öfke, üzüntü, yorgunluk gibi durumlarıizleri görünmek. ı rı n ağ dalaş ı z ı * Ağ kavgası ı atı bağş dil dalaş ı z , karş klı ş lı ma, rı ma, ı . ağ değikliğ ı iş i z

* Yemeğ çeş in idinde değiklik. iş ağ değtirmek ı iş z * önce söylediğ baş türlü anlatmak. ini ka ağ dil vermemek ı z * hiç konuş mamak, susmak. ağ dolusu ı z * Ağ n alabileceğkadar. zı i * (küfür için) Birbiri ardı birçok. nca, ağ kâhyası ı z * Birinin söyleyeceğsözlere karı kimse. i ş an ağ kalabalı ı z ğ ı * Birbirini tutmayan gereksiz sözler. ağ kalabalına getirmek ı z ğ ı * birini gereksiz sözler söylemek yolu ile ş ı aş rtmak. * söz söyleme becerisine sahip olma. ağ kavafı ı z * Karş ndakini kandı için gerekli gereksiz çok söz söyleyen. ı sı rmak ağ kavgası ı z * Karş klı ı ı ağ sözler söyleyerek yapı çekiş atı dil kavgası lı r lan me, ş ma, . ağ kokusu ı z * Bir kimsenin çekilmez davranı , istekleri, sözleri. ş ları ağ kullanmak ı z * duruma, ortama göre söz söylemek, sözünü amacı göre değtirmek. na iş ağ niş ı anı z * Yalnısözle yapı niş z lan anlanma. ağ satmak ı z * yüksekten atarak kendini övmek. ağ ş ı akası z * Sözle yapı ş lan aka. ağ tadı ı z * (ailede veya toplumda) Dirlik düzenlik, iyi geçinme veya rahatlı k. ağ tadı ı yla z * huzurla, rahatlıiçinde, içine sine sine, lezzetini duyarak. k ağ tamburası ı z çalmak * sözle avutmaya, oyalamaya çalı ş mak. ağ tatsı ğ ı z zlı ı * Bir topluluk içindeki geçimsizlik, huzursuzluk. ağ tı ı kamak z * konuş imkânı ma vermemek. ağ tüfeğ ı z i * Mermileri ş iddetle üflenerek fı lan bir çeş tüfek taslağ rlatı it ı . ağ tütünü ı z

* Keyif için ağ çiğ ı zda nenen bir tür tütün. ağ ünlüsü ı z * Geniz yoluna kaymadan çı ünlü, ağ l ünlü. kan ı zsı ağ yapmak ı z * birini kandı yanı amacı duyguları, düş rma, ltma yla nı üncelerini olduğ undan baş türlü gösterecek biçimde ka konuş mak. ağ yaymak ı z * açıve dürüst konuş k maktan kaçı nmak. ağ yer, yüz utanı ı z r * armağ alan, armağ verenin isteğ yerine getirmeye çalır. an anı ini ş ı ağ yoklamak ı z * Bkz. ağ aramak. ı z ağ dağ ı zda ı lmak * (genellikle hamur iş i için) iyi piş ve lezzetli olmak. miş ağ sakıgibi çiğ ı zda z nemek * bir söz veya düş ünceyi sısıtekrarlayıdurmak. k k p ağ ı zdan * Yazıolmayarak, sözle, sözlü, ş lı ifahî.

ağ ı ağ zdan ı za * Herkes birbirine söyleyerek. ağ ı ağ dolaş (veya geçmek) zdan za mak * herkes birbirine söylemek. ağ ı burun yakı kardeş karıyakı zdan n, ten n n * "insanıkendi yararı ş n her eyden önemlidir" anlamı kullanı nda lı r. ağ ı dolma zdan * (top veya tüfek için) Namlusu ağ ndan doldurulan. zı ağ ı kapmak zdan * baş ndan dinlemek yolu ile yarı yamalak birtakı bilgiler edinmek. kaları m m ağ ı zlama * Ağ ı zlamak iş i. ağ ı zlamak * Bir işkolaylamak. i * Bir parçayı yuvası geçirmek için önce yuvanıağ nı na n zı ayarlamak. * Bir boğ n veya bir limanıağ nı azı n zı ortalamak. ağ ı sakıolmak zlara z * herkesin diline düş mek. ağ ma ı zlaş * Ağ mak işveya durumu. ı zlaş i ağ mak ı zlaş * İ kan damarı ki , birbiri içine açı lmak. ağ ı zlı * Ağ herhangi bir biçimde olan. zı

ağ k ı zlı

* Bir ucuna sigara takı öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. lan, * Nefesli çalgı ağ gelen yer. larda za * Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapı kapak. lan * Kuyu bileziğ i. * Su tesisatı su alıvermeye yarayan vanalı nda p uç. * Hayvanıırması zararlı ş yemesine engel olmak için ağ na takı tel, deri gibi kafes. n sı na, bir ey zı lan * (dokumacı Çözgünün açı kapandı ve içinde mekiğ geçtiğyer. lı kta) lı p ğ ı in i * Telefon ve benzeri cihazlarda ağ yaklaşrı bölüm. za tılan * Bir ş baş ğyer. eyin ladı ı * Huni.

ağ kçı ı zlı * Ağ k yapan veya satan kimse. ı zlı ağ ı zotu ağ l ı zsı * Ağ ilgili. ı zla ağ l ünlü ı zsı * Bkz. ağ ünlüsü. ı z ağ z ı zsı * Ağ olmayan. zı * Yumuş huylu, sessiz. ak * Topları lemek için falyaya konulan ve barutun patlaması sebep olan madde. ateş na

ağ ağ ladı layacak * ağ lamak üzere olan. ağ lama ağ lamak * Üzüntü, acı , sevinç, piş manlı aldanma vb.nin etkisiyle göz yaşdökmek. k ı * Ağ budandında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak. aç ğ ı * Sı zlanmak, yakı nmak. * Bir duruma karşüzüntü duymak. ı ağ lamak para etmez * üzülmenin yararı olmaz. ağ lamaklı * Ağ gibi olan, üzüntülü. lar ağ lamaklı olmak * ağ layacak duruma gelmek. ağ lamalı * Ağ gibi olan, ağ lar layacak gibi. * Acı duygusu uyandı ma racak hâlde, sı zlamalı . ağ lamayan çocuğ meme vermezler a * hakkı araması bilmeyen kimsenin iş nı nı i görülmez. ağ lamsı ağ lanma * Ağ layacak gibi, ağ lamalı . * Ağ lanmak iş i. * Ağ lamak iş i.

ağ lanmak * Ağ lamak işyapı i lmak. ağ lantı * Hafif hafif ağ lama.

ağ gözden, sahte sözden kendini sakı lar n * "kendini acı ranlardan kork" anlamı kullanı ndı nda lı r. ağ ma laş ağ mak laş * Ağ mak iş laş i. * Birlikte ağ lamak. * Sı zlanmak.

ağ ağ lata lata * Sürekli ağ latarak, devamlı eziyet ederek, üzerek. ağ latı ağ cı latı * Ağ lamaya yol açan. ağ ş latı ağ latma ağ latmak * Ağ latmak işveya biçimi. i * Ağ latmak iş i. * Ağ laması yol açmak. na * Trajedi.

ağ ağ laya laya * Ağ layarak. ağ layanımalı n gülene hayretmez * birinden haksıolarak alı malı onu alana yararı z nan n olmaz. ağ cı layı ağ ş layı ağ lı * Ağbulunan. ı ağ ma * Ağ iş mak i. * Akan yı z, ş ldı ahap. * Sarkmak, aş ı inmek, eğ ağ ya ilmek, meyletmek. * Yükselmek, yukarı kmak. çı * Koyun ve keçi baş alı vergi, sayı vergisi. ı nan na m * Ağ namak iş i. * Ölünün ardı ağ ndan lamak için para ile tutulan kimse, ağ , yasçı ı tçı . * Ağ lamak işveya biçimi. i

ağ mak

ağ nam ağ nama

ağ namak

* (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p

ağ namcı * Ağ vergisi toplayan kimse. nam ağ raz ağ rı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve ş iddetli acı . ağ kesici rı * Acı, sıyı yı zı dindirici (ilâç). ağ kesimi rı * Ağ duyusunun kendiliğ rı inden veya tedavi sonucu yok olması , analjezi. ağ sı rı zı * Rahatsı k veren acı zlı , sancı . ağkesen rı * Ağ duyusunu ortadan kaldı dindiren (ilâç vb.), analjezik. rı ran, ağlarda göz ağsı kiş öz ağsı rı rı, her inin rı * herkesi en çok ilgilendiren ş kendi derdidir. ey ağlı rı ağma rı * Ağyan, ağ sı rı rı olan. * Ağmak iş rı i. * Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaşrdı ağma asalakları ileri gelen hastalı tı ğ rı ı ndan k. * Kötü niyet ve düş manlı klar.

ağma asalakları rı * Omurgalı lardan alyuvar asalağolarak yaş türlü biçimlerdeki sporlular topluluğ ı ayan u. ağmak rı * (vücudun bir yeri) Ağlı rıolmak. ağna gitmek rı * onuruna dokunmak veya gücüne gitmek. ağsı rı tutmak * (gebe kadıiçin) doğ sancı baş n um ları lamak. * (hasta bir organ) ağmaya baş rı lamak. ağsı rız * Ağsı rı olmayan. * Ağ vermeden. rı * Dertsiz, tasası z.

ağsıbaş kaş bağ rız ı na bastı lamak * kendine gereksiz yere iş karmak. çı ağtma rı ağtmak rı * Ağtmak iş rı i. * Ağması yol açmak. rı na

ağ sı ağ u

* Ağ görünüş ünde olan, ağ örülmüş gibi olan. * Ağ ı .

ağ ulamak * Ağ ulamak. ağ ustos * Yı 31 gün süren sekizinci ayı lı n .

ağ ustos böceğ i * Eş kanatlı lardan, erkeğyazıkarnın altı i n nı ndaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çı karan bir böcek, orak böceğ(Cicada plebeja). i ağ ustos böcekleri * Genç sürgünlerden öz su emerek tarı ve orman bitkilerine zarar veren birçok türün bulunduğ eş m u kanatlı familyası lar . ağ yar * Baş , yabancı eller. kaları lar,

ağ alı za nmaz (veya ağ alı za nmayacak) * söylenmesi ayı çirkin (söz, küfür). p, ağ almamak za * anmamak, sözünü etmemek. ağ düş za mek * dedikodu konusu olmak. ağ koyacak bir ş za ey * yiyecek bir ş ey. ağ tat, boğ feryat za aza * (yiyecek için) miktarı az olan. çok ağ açı zı k * Ş kı alı bön. aş n, k, * Hayranlı büyülenmiş kla, olarak. ağ açı(veya ağ bir karıaçı kalmak zı k zı ş k) * çok ş ı aş rmak, ş akalmak. aş ağ açıayran delisi (veya budalası zı k ) * yeni gördüğ her ş ş kı kla bakan, ş ı ü eye aşnlı aş ran. * saf, bön. ağ bir zı * Söz birliğetmiş i .

ağ bozuk zı * Sövmeyi alı ş k edinmiş kanlı olan, küfürbaz. ağ burnu yerinde zı * oldukça güzel, yakıklı ş . ı ağ çiriş zı çanağ dönmek ı na * ağ kuruyup acı mak. zı laş ağ dili bağ zı lanmak

* herhangi bir sebeple konuş amaz olmak. ağ dili kurumak zı * herhangi bir sebeple tükürük az olmak. ağ dili tutulmak zı * beklenmedik bir durum karş nda heyecanlanmak, hayranlıduymak. ı sı k ağ dolu dolu konuş zı mak * heyecanlı söylemek. söz ağ gevş zı ek * Sısaklamaz, sıtutmaz. r r ağ havada zı * çevresindekilerden habersiz, alı ş kı k, aş n. ağ kalabalı zı k * Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz çok konuş boş az. an, boğ ağ kara zı * Kara haber vermekten hoş lanan, ş ağ . om ı zlı * Bir yerde konuş ulanı yapı duyup görmesi istenilmeyen (kimse). veya lanı

ağ kenetli zı * Sıtutan, sısaklayan (kimse). r r ağ kilitli zı * Dudakları beyaz (at). * Sısaklayan. r ağ kulakları varmak zı na * çok sevinmek. ağ kulakları zı nda * çok sevinçli, mutlu. ağ kurumak zı * bir konuyu çok söylemek sebebiyle, ondan bı kmak. * içecek ihtiyacı duymak. ağ kurusun zı * felâket dileğ bulunanlara karşkullanı bir ilenme. inde ı lan ağ lâf (veya lâkı ) yapmak zı rdı * kolay konuş yeteneğolmak. ma i * inandıcı söyleme yeteneğolmak. rı söz i ağ oynamak zı * bir ş yemek. eyler * konuş mak. ağ pek zı ağ pis zı * Sıvermeyen, ketum. r * Sövmeyi huy edinmiş olan.

ağ sı zı kı * Bkz. ağ pek. zı ağ sulanmak zı

* imrenmek. ağ süt kokmak zı * çok genç ve toy olmak. ağ teneke kaplı zı (olmak) * çok sı veya çok acıeyleri kolaylı içebilen veya yiyebilenler için ş yollu söylenir. cak ş kla aka ağ torba değ ki büzesin zı il * herkesin dedikodu yapmasın önüne geçilemeyeceğ anlatı nı ini r. ağ var, dili yok zı * pek sessiz, kendi hâlinde. * konuş mayan, derdini anlatamayan. ağ varmamak zı * söylemeye, açı klamaya gönlü elvermemek. ağ yanmak zı *oş eyden büyük zarar görmek. ağ na (veya diline) kira istemek zı * söylemesi beklenen ş söylemekte nazlı eyi davranmak. ağ na (veya diline) sağk zı lı * bir sözü yerinde söyleyen kiş söylenir. ilere ağ na (veya önüne) bir kemik atmak zı * birini küçük bir çı göstererek susturmak. kar ağ na abdestle almak zı * o kiş anarken çok saygıdavranmak. iyi lı ağ na almak zı * söylemek. ağ na almamak zı * adı ağ na almamak. nı zı ağ na almamak zı * söz konusu etmemek, anmamak, söylememek. ağ na atmak zı * yemek için ağ koymak. za ağ na bakakalmak zı * sözlerine hayran olmak. ağ na baktı zı rmak * kendini zevk ile dinletmek. ağ na bir parmak bal çalmak zı * birini tatlı sözlerle veya çeş hediyelerle bir süre için kandı itli rmak, oyalamak. ağ na bir ş (veya bir çöp) koymamak zı ey * hiçbir ş yememek. ey ağ na bir zeytin verir, altı (veya ardı tulum tutar. zı na na) * yaptı küçük iyiliklere karşk büyük çı bekler. ğ ı ı lı kar ağ na burnuna bulaşrmak zı tı * bir işbeceremeyip berbat etmek, bozmak. i

ağ na düş zı mek * çok yaygıolarak bilinip konuş n ulmak. ağ na etmek zı * haddini bildirmek. ağ na geldiğgibi zı i * önünü sonunu düş ünmeden. ağ na geleni söylemek zı * nezaket dına çı ş karak ağ ve kıcı ı ı r rı sözler söylemek. * çok ve düş üncesizce konuş mak. ağ na gem vurmak zı * susturmak, söyletmemek. ağ na kadar zı * boş kalmayacak biçimde. yeri ağ na kilit takmak (veya vurmak) zı * susturmak. ağ na koymamak zı * yememek veya içmemek. ağ na lâyı zı k * bir yiyeceğ tadı in anlatı lı "sen de yesen, beğ rken enirsin" anlamı söylenir. ile ağ na sakıolmak zı z * dedikodusuna konu olmak. ağ na sürmemek zı * bir ş eyden hiç yememek. ağ na taş ş zı almı * söze karı p susanlar için kullanı ş mayı lı r. ağ na tı zı kamak * susturmak, fazla konuş na engel olmak. ması ağ na tükürmek zı * birini küçültmek üzere küfür olarak kullanı uygunsuz sözler sarf etmek. lan * birine benzemek. ağ na verilmesini beklemek (veya istemek) zı * çalı p, iş ş mayı lerinin baş kaları tarafı yapı nı ndan lması beklemek. ağ na vur, lokması al zı nı * yumuş huylu kimseye her istenileni kolaylı yaptı ak kla rabilme anlamı bir atasözüdür. nda ağ na yakı zı ş mamak * söylemesi ayı kaçmak, uygun düş p memek, yakık almamak. ş ı ağ nda bakla ı zı slanmamak * hiç sı r saklamamak. ağ nda bı zı rakmak * Bkz. lâf ağ nda kalmak. zı ağ nda büyümek zı * sevmediğ inden veya içi almadından yutamamak. ğ ı

ağ nda gevelemek zı * açı söylememek. kça ağ nda yaş zı kalmamak * bir düş üncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak. ağ ndan zı * birisinden dinleyerek. * adı na.

ağ ndan baklayı karmak zı çı * Bkz. baklayı zı çı ağ ndan karmak. ağ ndan bal akmak zı * çok tatlı konuş mak. ağ ndan çı (veya çı sözü) kulağduymamak (iş zı kanı kan ı itmemek) * sözlerini tartmadan söylemek. ağ ndan çı zı kmak * bir sözü istemeden, farkı varmadan söylemek, söylemiş na bulunmak. ağ ndan çıçı zı t kmamak * hiçbir ş söylememek. ey ağ ndan dirhemle çı zı kmak * çok az konuş mak. ağ ndan dökülmek zı * açı söylemekten çekindiğş konuş ndan belli olmak. kça i ey, ması ağ ndan düş zı memek (veya düş ürmemek) * her zaman sözünü etmek. ağ ndan girip burnundan çı zı kmak * türlü yollara baş vurarak birini bir ş razı eye etmek, kandı rmak. ağ ndan hayıçı zı r kmazsa bari ş söyleme er * "lehte konuş muyorsun, bari aleyhte de konuş anlamı kullanı ma" nda lı r. ağ ndan kaçı zı rmak * istemediğhâlde boş i bulunup söyleyivermek. ağ ndan kapmak zı * birinin bildiğş i eyleri, ustalı konuş klı malarla ona sezdirmeden öğ renmek. * birinin konuş nı ması keserek kendi söze ba ş lamak. ağ ndan lâkı (veya lâf) almak (veya çekmek) zı rdı * karş ndakini konuş ı sı turarak birtakı gizli ş m eyleri öğ renmek. ağ ndan lokması almak zı nı * birinin hakkı ş ondan almak. olan eyi ağ ndan yel alsı zı n * ağ nı zı hayra aç. ağ nı zı (veya çenesini) tutmak * boş azlıetmemek. boğ k * kötü söz söylememe. * bir konuda arzu edilmeyen düş üncelerin açı çı ğ kması bir ş a nı ekilde önlemek.

ağ nı zı açacağ gözünü aç ı na * dikkatsiz kiş uyarmak için "dikkatli ol uyanıol!" anlamı kullanı ileri k nda lı r. ağ nı p gözünü yummak zı açı * öfke ile, sonunu düş ünmeden ağ na gelen bütün ağ sözleri söylemek. zı ı r ağ nı zı açmak * konuş maya baş lamak. * ağ sözler söylemeye baş ı r lamak. * alıalıbakmak. k k ağ nı zı açmamak * hiçbir söz söylememek, ses çı karmamak. ağ nı zı aramak (veya yoklamak) * Bkz. ağ aramak. ı z ağ nı çak açmamak zı bı * üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak. ağ nı zı bozmak * kaba sözler söylemek, küfretmek. ağ nı zı burnunu çarş amba çanağ (veya pazarı çevirmek ı na na) * kıp parçalamak, dövmek. rı ağ nı zı burnunu dağ ı tmak * birinin yüzüne ş iddetle tokat, yumruk indirmek. ağ nı zı dilini bağ lamak * birini konuş amaz duruma getirmek. ağ nı zı havaya (veya poyraza) açmak * umduğ elde edememek. unu ağ nı zı hayra aç! * kötü ihtimaller söz konusu edildiğ gerçekleş inde memesi dileğile söylenir. i ağ nı zı hayra açmak * Bkz. ağ nı zı hayra aç!. ağ nı zı kapamak * kendisine çı sağ kar layarak bir kimseyi susturmak. ağ nı zı kapamak (veya kilitlemek) * susmak, bir ş söylemek istememek. ey ağ nı zı kiraya vermek * kendini de ilgilendiren bir konuda düş üncesini söylememek. ağ nı zı koklamak * niyetini ve durumunu öğ renmek. ağ nı zı kullanmak (veya satmak) * birinin söylediklerini kendi düş üncesi gibi göstermeye çalı ş mak. ağ nı zı mühürlemek * konuş mamak, susmak. ağ nı zı öpeyim (veya seveyim) * sevindirici bir söz söyleyene "ne güzel söyledin" anlamı kullanı nda lı r.

ağ nı kı zı sı (veya pek) tutmak * sı r vermemek. ağ nıkamak zı tı * sözünü kesmek susturmak. ağ nı zı toplamak * söylemekte olduğ kötü söz veya küfürleri kesmek. u ağ nı zı yoklamak * birinin bir ş hakkı bildiğ kendisine sezdirmeden söyletmeye çalı ey nda ini ş mak. ağ nı içi yangı yerine dönmek zın n * ağ nıtadı zın bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. ağ nı içine baktı zın rmak * sözlerini seve seve ve dikkatli dinletmek. ağ nı içine girmek zın * çok yanaş mak, iyice sokulmak. * hayranlı büyük bir zevkle seyredip dinlemek. kla, ağ nı kaş ı bı lokması zın ı (kalı veya ğ ) olmamak * bir ş bir kimsenin uğ abileceğkonulardan olmamak. ey raş i * bir ş bir kimsenin sözünü edemeyeceğkadar değ olmak. ey, i erli ağ nı kokusunu çekmek zın * bir kimsenin çekilmez davranı na katlanmak. ş ları ağ nı mührü ile zın * oruçlu olarak. ağ nı payı (veya ölçüsünü) vermek zın nı * verilen karş kla bir kimseyi söylediğ veya yaptına piş etmek. ı lı ine ğ ı man ağ nı perhizi yok zın * ağ na geleni söyler. zı ağ nı suyu akmak zın * çok beğ istemek, imrenmek. enip ağ nıtadı zın bozulmak (veya kaçmak) * bir kimsenin kurulu düzeni dirliğbozulmak. i ağ nı tadı almak zın nı * o ş acı eyin tecrübesini geçirmiş bulunmak. ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı kaçı zın nı rmak * bir kimsenin kurulu düzenini bozmak; neş esini, keyfini bozmak. ağ yla kuş zı tutsa... * ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalıgösterse. k ah

* Sesin tonuna göre piş manlı öfke, özlem, beğ k, enme, sevgi gibi duygular anlatı r. * (a:h) Ağ, acı rı duyulduğ unda söylenir. * (â:h) İ lenme, beddua. ah alan onmaz * "kötülük ettiğiçin beddua alan iflâh olmaz" anlamı kullanı i nda lı r. ah almak * birinin ilenmesini üstüne çekmek.

ah çekmek * derin bir keder veya özlemle içten gelerek ah demek. ah etmek * acı içini çekmek. ile * ilenmek.

ah vah etmek * piş manlını ğ , üzüntüsünü dile getirmek. ı ah yerde kalmaz * "kötülük cezasıkalmaz" anlamı kullanı z nda lı r. aha ahacı k * Dikkati çok yakıbir noktaya çekmek için kullanı n lı r. ahali * Araları aynı nda yerde bulunmaktan baş hiçbir ortak nitelik düş ka ünülmeksizin bir ülkede, ş ehirde veya semtte oturanları tamamı n . * Bir yerde toplanan kalabalı halk. k, ahar * Hattatlarıkâğ cilâlamak için kullandı niş ve yumurta akı yapı özel bir karım. n ı t kları asta ndan lan ş ı aharlama * Aharlamak iş i. * İte burada. ş

aharlamak * Ahar sürmek. aharlı ahbap * Kendisiyle yakı iliş kurulup sevilen, sayı kimse. n ki lan * Seslenme sözü olarak da kullanı lı r. ahbap çavuş lar * her vakit birlikte görülen ve birbirine çok bağ olan arkadaş için söylenir. lı lar ahbap çı kmak * önceden tanı ş ş olmak. mı ahbap kusuruna bakan ahbapsıkalı z r * "dostlarıufak tefek kusurları bakmamak gerekir" anlamı kullanı n na nda lı r. ahbap olmak * arkadaş olmak, dostluk kurmak, yakı k kurmak. nlı * Aharı olan, üzerine ahar sürülmüş olan.

ahbapça

* Dostça, içten, teklifsizce.

ahbaplı dökmek ğ a * yerli yersiz yakı k göstermek. nlı ahbaplı k * Ahbap olma durumu, ünsiyet. ahbaplıetmek k * arkadaşk etmek, arkadaş konuş lı ça mak. ahcar ahçı * Taş lar. * Aş. çı

ahçı ı baş * Aşbaş çı ı . ahçı lı k * Aşlı çı k.

ahde vefa (etmek) * (devletler hukukunda) devletlerin, katı kları ldı milletler arası antlaş malara uyma zorunluluğ unda oldukları nı belirten kural. * sözünde durma. ahdetme * Ahdetmek iş i.

ahdetmek * Bir ş yapmak için kendi kendine söz vermek. eyi * Yemin etmek. ahdî Ahdiatik * Antlaş maya göre olan, antlaş gereğolan. ma i * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan önceki kutsal kitaplar.

Ahdicedit * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan sonraki kutsal kitaplar. ahengi bozulmak * dirliğ düzeni bozulmak. i, ahenk * Uyum. * Uyuş anlaş ma, ma. * Çalgıeğ lı lence.

ahenk almak * uyumlu hâle gelmek. ahenk kaidesi * Bkz. ünlü uyumu. ahenk kurmak * uyuş sağ ma lamak, anla ş sağ ma lamak.

düzensiz.ahenk sağ lamak * düzene sokmak. ahenkleş tirmek * Ahenk sağ lamak. ahı yerde kalmamak * yaptı ilenme er geç etkisini göstermek. düzensizlik. * Eğ lencesiz. ahenksizlik * Uyumsuzluk. ağ r. ahenkli * Uyumlu. ahenktar aheste * Ahenkli. ğ ı ahı ş m m ahı * Beğ enilecek. değ verilecek bir ş değ er ey il. aheste beste * Yavaş yavaşağ ağ . aheste aheste * Yavaş yavaşağ ağ usul usul. birliğsağ i lamak. ahenk tahtası * Telli çalgı lardan üzerine teller gerilmiş bulunan kapak tahtası . düzenli. . . ahenklilik * Ahenkli olma durumu. uyumluluk. * Eğ lenceli. ğ ı ahı tutmak * birinin ilenmeleri gerçekleş mek. * Yavaş ı . ahı kmak çı * yaptı ilenme etkisini göstermek. ı ı r r. soy. ahenksiz * Uyumsuz. ahenk vermek * düzeni. ahenkleş tirme * Ahenkleş tirmek iş i. ahenk yapmak * çalgıeğ lı lence düzenlemek. ahfat * Torunlar. ı ı r r. Ahfeş keçisi gibi baş sallamak 'in ı nı * söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak. uyumu sağ lamak.

ancak 2. bir hayvanı ra bağ ra ahı lamak. ant. ahı çevirmek ra * bir yeri pis. en sonra. dağ k.ahı ş m bir ş değ m ahı ey il * beğ enilecek. ahı r. ndan ahi Ahilik * Cömert. son olarak. ahı çekmek ra * bir sürüyü ahı kapamak. ahı rlamak * (hayvan) Ahı uzun süre kalı hamlaş rda p mak. una lan ahiren ahiret ahiretlik ahit * Kendi kendine söz vererek bir işüzerine alma. ş ma nı ahilik ahir * Eli açıolma durumu. * Sonra. * (halk inanına göre) Dünyanıson günleri. ahir zaman peygamberi * Müslümanlarca son peygamber olduğ inanı Hz. son günlerde. eli açı k. ahı r * Evcil büyük baş hayvanları barı ğkapalı hayvan damı n ndı ı yer. yakı nlarda. . ahretlik. harap duruma getirmek. Muhammed. i * Antlaş ma. . cömertlik. k * Son. değ verilecek bir ş değ er ey il. bakı z. msı ı nı ahı rlama * Ahı rlamak i ş i. zanaatçı im . nsan lları ahir vakit ahir zaman * Son zaman. kı ş ı n yametin kopmak üzere bulunduğ günler veya yı u llar. * Devir. zaman. Dünya Savaşsonları ı nda Sovyetler Birliğ değik bölgelerine sürülen Türkler. * İ ömrünün son yı . * Kökü eski Türk töresinde olan ve Anadolu'da yüksek bir geliş gösteren esnaf. inin iş Ahi * Ahilik ocağ ı olan kimse. * Son zamanlarda. Ahı Türkleri ska * Gürcistan'ı Türkiye sırları yakıbölgelerinde yaş ş n nı na n amıolan. ahret. sonraki. * Bkz. * Bkz. sonunda. çiftçi gibi bütün çalı kolları içine alan ocak.

nı raş * Her ş ahlâk açından değ eyi sı erlendiren kimse. ahlâk değ ş ı erlerine bağlı lı kla. kötü gibi sorunları inceleyen. ahkâm çı karmak * kendi düş üncelerine dayanarak birtakı yargı varmak. etik. * Antlaş belgesi. * Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranıkuralları tespit eden ve inceleyen ş nı * İ nitelikler. ahlâk dı ş ı * Töre dı. ş ı ahlâk dıcı ş lı ık * Ahlâk bilimine aykıdavranma. * Kabul etme. neyin uğ ş geliş runda savaş ı lmaya değ neyin hayata anlam kazandı ğ hangi davranın iyi ve hangisinin kötü olduğ gibi sorunları er. reseptör. iyi. yi ahlâk bilimi * Yarar. . ahitleş mek * Antlaş mak. ı ş ı u kendine konu edinen bilim. sı ahlâk zabı tası * Büyük ş halkın sosyal ve sağk durumunu koruyan. ahitname ahiz * Alma. m lara ahkâm kesmek * çekinmeden kesin yargı bulunmak. mı alı ka cı ahkâm * Yargı hükümler. kendine uyulması ahlâk açından gerekli olan genel ve geçer kural. güzel huylar. lar. alı. rdı. antlaş anlaş ma ma. ş düzeni için çalı teş ehir nı lı ehir ş an kilât. ahlâf ahlâk bilim. ma. kuş aklar.ahitleş me * Ahitleş iş mek i. ahize * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren âlet. törelere dayanan bir davranıyasası tiren. rı ahlâk yasası * Ahlâk iş lerini belirleyen. bilir bilmez konuş larda mak. * Birinin yerine geçenler. ahlâkça ahlâkçı * Ahlâk anlayına göre. halefler. uymak zorunda bulundukları davranıbiçimleri ve kuralları ş . eslâf karş . ı tı * Bir toplum içinde kiş ilerin benimsedikleri. ahkâm yürütmek * (bir sözden) kendi anlayına göre sonuçlar çı ş ı karmak. * Ahlâk konuları inceleyen filozof veya bu konularla uğ an kimse.

yol iz bilmez kimse. bunlara uygun davranan (kimse). moralizm. abdala söz vermeye gelmez a * ahmağ gereğ a inden çok ilgi gösterirseniz sizi sı sıuğ tır. na * Dürüst davranmayan. * Ahlâk bilimi. kötü huylu. ı lanan ağ yaban armudu (Pirus piraster). reti. zca ahlama ahlamak ahlat * Ahlamak iş i. doğ bilindiğiçin yapı zı ru i lması gereken iş ler. z ahlâksı k zlı * Ahlâksıolma durumu. terbiyesiz. * Bir karım içindeki parçalar. kendi kendine yetiş üzerine armut aş en. ahlâkî vazife * Kanunun zorlaması olmaksın. armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaşktan sonra yenilebilen yemiş acı tı i. ahlâksı k etmek zlı * ahlâksı davranmak. na lı * Ahlâka uygunlukla. ahlâkla ilgili. ahlâklı lı k * Bir insanıveya bir insan grubunun iyi ve kötü açından davranıbiçimi ve ahlâkî düş ü. ah etmek. ögeler. ahlâklı * Ahlâk kuralları bağ. z * Ahlâk kuralları uymama. * İ çekmek. * Bu ağ n. yasaları uyum içinde olma. aç. ahlât ahlâtı erbaa * Bedende bulunduğ var sayı dört öge. ile ahlâksı z * Ahlâk kuralları uymayan. k k raşrı ahmak . ahmağ yüz. ş ı * Beden yapınıtemelini oluş sın turan ögeler.ahlâkçı lı k * Ahlâkı araç değ bir amaç sayan öğ törecilik. bir il. * Kaba adam. ahlâksı davranı na zca ş . u lan ahlatı(veya armudun) iyisini (dağ ayı yer n da) lar * kendilerine yakı ş mayan güzel bir ş eline geçirenler için kullanı eyi lı r. ahlâksı zca * Ahlâksıbiçimde veya tarzda. ahlâken ahlâkı yat ahlâkî * Ahlâka uygun. * Gülgillerden. ah çeker gibi ses çı ç karmak. n sı ş ünüş * Ahlâk kuralları .

aptallaşrmak. lsı k. a ş ı ahmakı slatan * Yavaş yavaş ince ince yağ yağ çisenti. * (ahmak'ça) Ahmağ yakır nitelikte. aptal. budalalı anlayı zlı akı zlı az miş k. ması tı ahmaklı k * Zekâsı geliş olma durumu.* Aklı gereğgibi kullanamayan. ı r * Dinî inanı göre. ahrette on parmağyakası olmak ı nda * kendisine karşsorumlu olan kimseden ahrette davacı ı olmak. ahmaklaşrmak tı * Ahmaklaş na sebep olmak. ş . * Dilsiz. ve an mur. insanı öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağve Tanrı hesap vereceğyer. nı i ahmak yerine koymak * bir kimseye aptalmı anlamazmıgibi davranmak. öbür ş a n ı 'ya i ahret adamı * Dünya iş lerinden el çekip sürekli ibadetle uğ an kimse. mak ahmaklaş mak * Ahmak duruma gelmek. * Ahret kardeş i olan kadı nlardan her biri. ahretini yapmak (veya zenginleş tirmek) * hayı leri yaparak sevap kazanmak. ahmaklaş ma * Ahmaklaş durumu. ahret yolculuğ u * Ölüm. ahret suali * Gereksiz ve usandıcı rı soru. ahreti (veya öbür dünyayı ) boylamak * ölmek. raş ahret kardeş i *İ nanç ve ibadette birbirinden ayrı lmayan ve bu iliş ahrette de sürdüreceklerini düş kiyi ünen kadı nlara verilen ad. aptallaş mak. aptalca. r iş ahretlik * Besleme kı z. ahş a . sı ahraz ahret dünya. budala. * Bir an için ş alayıbocalamak. aş p ahmaklaşrma tı * Ahmaklaşrmak iş tı i. ş ahmakça * Biraz ahmak. bön. ş k. sağ ve dilsiz.

çekici. aidiyet aile * Evlilik ve kan bağ dayanan. ince. karaca. * Araları kandaşk veya hımlıbulunan kimselerin tümü. bir ğ ı * Genellikle burun zarı üzerinde çı bir çeş ur. dokunaçlı mürekkep balı türü (Octopus). zarif kadı n. kardeş arası ler ndaki iliş kilerin oluş turduğ toplum u içindeki en küçük birlik.* İ n veya hayvanıgöğ ve karnı nsanı n sü içindeki organlar. ahu gibi ahu gözlü * Güzel gözleri olan. * Bu bitkinin duta benzeyen. ş . ş kan * sömürmek amacı birçok iş konuya el atan. kabul etmek. polip. ahzetme * Ahzetmek iş i. ahududu * Gülgillerden. nda lı sı k * Birlikte oturan hım ve yakı n tümü. koca. koca ve çocuklardan oluş topluluk. . iliş kinlik. ahzükabz * Kendine mal etme. ahval * Durumlar. yayı yla e. * çok güzel. sı nları * Eşkarı . an * Aynı soydan gelen kimseler zinciri. aç i. ahu parçası * Çok güzel. çekici. * Güzel. çocuklar. aidat * Ödenti. bağ ı ciğ gibi ş rsak. rnaş k. ahtapot * Kafadan bacaklı lardan. . * Ait olma durumu. ahzetmek * Almak. lan. * Olaylar. er eyler. dikenli bir bitki (Rubus idaeus). tahtadan yapı ş lmı . kı zı rmı renkli. vaziyetler. ahu * Ceylan. ahzüita * Alıverişalı satı aksata. ahş ap * Ağ açtan. hâller. sulu ve kokulu yemiş ağ çileğ i. m m. * Davranı ş lar. kan it ahtapot gibi * sı ı yapı kimse. * Karı . karı ı na . * Kesenek.

ailece ailecek ailelik * Aile sayınıbütünü. aile hukuku * Aileyi oluş turan kiş ilerin karş klı ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı ı hak lı . ünü ı yan aile saadeti * Genellikle karı . * Aile ile ilgili. aile adı * Soyadı . nı sı ndan iden an aile ocağ ı * Ailenin kurduğ yerleş i. birine düş mek. * Bütün aile birlikte. sın ailesiz ailevî ait ait olmak * ilgilendirmek. *İ lgilendiren. aile bütçesi * Kı bir süre içinde bir iş sa çinin veya iş ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen değmeleri belirlemek çi iş amacı yapı istatistik çalı . aile hayatı * Aile bireylerinin bütün iş lerini düzenli olarak ev içinde yapma durumu. gaye an ş an * Temel niteliğbir olan dil. . aile meclisi * Aile makamın görevini yerine getiren kan veya soy hımları en az üç kiş oluş heyet. tiğ tirdiğ aile plânlaması * Ailede çocuk edinmeyi sırlama. doğ kontrolu. aile gazinosu * Sadece evlilerin girebildiğve birlikte eğ i lendikleri yer. u. ik. birinin olmak. görü. koca bazen de büyükler ve çocuklar arası ndaki uyum. yakı ş ı n. hayvan veya bitki topluluğ i u. yla lan ş ması aile dostu * Ailece tanılan ve evlerine gidilip gelinen ahbap. aile bahçesi * Ailelerin rahatlı gidebileceğ genellikle içkisiz yer. iliş iliş ilgili. ajan * Ailesi olmayan. için. kla i. nı um aile reisi * Kanunlara göre aile yükümlülüğ taş kimse. geliş i ev. anlaş sevgi ve hoş ma. * Ailece. -e düş kin.* Aynı üzerinde anlaş ve birlikte çalı kimselerin bütünü. en.

gözenekli. -ak / -ek -ak / -ek -ak / -ek * Arap sözcüğ "zenci" anlamı da geldiğ ü na inden ası l Araplarısöz konusu olduğ anlatı istenirken n u lmak kullanı lı r. küre-k vb. kara ve siyah karş . * Bazıeylerde beyaz bölüm. süt gibi ş eylerin rengi. ajurlu ak * Ajuru olan veya her yanı biçiminde iş ajur lenmiş bulunan. temsilci. * Ajanıgörevi. * Sınt ız. un için ş an * Bir kimsenin. * Fiilden yer isimleri türeten ek: dur-ak. * Ruhsal gerginliğ dı vurması in ş a . görmeyi derece derece azaltan beyaz nda ban muş . beyaz. bı tara-k. iş ğ ı iş görevlisi. rahat. * Unutulmaması gerekli notları için yazmaya yarayan takvimli defter. ş *İ simden isim türeten ek (küçültme eki): baş ben-ek vb. perde. ele-k. n ajans * Haber toplama ve yayma iş uğ an kuruluş iyle raş . ak basma * Ak su.* Bir devlet veya kuruluş gizli amaçları çalı kimse. katarakt. * Bir ticarî kuruluş tanı onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağ u tan. * Temiz namuslu. ak basmak * Göze beyaz leke inerek görme yetisini yitirmek. * Kar. andaç. -ak. ak don kara don geçitte belli olur * Gözün saydam tabakası bir yara veya çı sonucunda oluş . yat-ak vb. ç-ak. ak ağ a ak Arap * Saraylarda hizmet gören hadı ağ nıbeyaz ı olanı m aların rktan . * Fiilden alet isimleri türeten ek: or-ak. ı tı * Bu renkte olan. * Bu iş kolların çalı ğbüro. layan iş kolu. gözenek. casus. kı sı * Beyaz leke. ak benek benek. nı ş ı tı ajitasyon ajur * Delikli örgü. ak demir * Dövme demir. bir ortaklın veya bir devletin bazı lerini gören kimse. ajanda ajanlı k * Ajan olma durumu.

* saçı sakalı armı ağ ş . ak pak ak pas * Lâhana. ak mı mı kara önüne düş görürsün ünce *ş imdiden boş düş una ünme. beyaz bir toz. * Bembeyaz. k nı diğ lan ak gün ağ r. ayıkiş lar. uskumru gibi balı n beyaz etinden yapı ve oltada kullanı yem. omuriliğ dıtabakası an in ş . ayıise pratı ak kan * Lenf. abey. ak köpek kara köpek geçit baş belli olur ı nda * kimin ne olduğ deney veya sı sonunda anlaşr. ak sülümen * Cı ile klorun birleş olan. karnabahar gibi bitkilerin kök dındaki bütün bölgelerine yerleş ş ı ebilen.ş . ş algam. akı karası geçitte belli olur. istavrit. turp. sonuç belli olduğ zaman anlarsı u n. çok zehirli. va imi ak yazı lı * Bahtlı anslı . temiz. akabe * Güneyden esen rüzgâr. . ak koyunun kara kuzusu da olur * iyi bir aileden kötü bir çocuk da çı kabilir. kara gün karartı artı r * mutlu bir yaş ş iyi dinç kı mutsuz bir yaş ş yı r. ak kan yangı sı * Adenit. kları lan lan * Çoban yı zı ldı.* Bkz. ak düş mek * (saç ve sakal) tek tük ağ armaya baş lamak. *İ zmarit. lodos. süblime. özellikle semiz otugillerde karş ı yosunumsu mantar (Albugo candida). ak gözlü * Gözlerinin rengi pek açıolan ve nazarın hemen değ ine inanı (kimse). parlak. ı lan laş ak sakaldan yok sakala gelmek * çok yaş p iyice kuvvetten düş lanı mek. sülümen. u nav ı lı ak madde * Demet durumundaki sinir liflerinden oluş beynin iç. ak pak * tertemiz. ak yel ak yem ak yı z ldı aka * Büyük kardeşağ .

bir lem kları ş arı tmak için kullanı boru. lan ka * Kanal. ardı ndan. çay. gereksiz nesneleri dı ya akı vı . nı akaçlamak * Bir yerde birikmiş suları tmak. kerestesinden yararlanı beyaz kabuklu bir türü (Betula alba). hemen arkadan. * Çı modelden yapı ş plak lmıinsan resmi.* Tehlikeli. * Yer altı oluğ su u. lar * Yüksek okul. * Yer altı suları toplayan tesisat. akabinde * Arkası ndan. * Maundan yapı ş lmı . akaçlama * Akaçlamak iştefcir. kları akaçlatma * Akaçlatmak iş i. hemen ardı ndan. vinti * Eğ inişfazla olan yer. * Akarsu yatağ yatak. sarp ve zor geçit. * Maun. ark. oluk veya baş araç. drenaj. i akademisyen * Akademi üyesi. akacak kan damarda durmaz * herhangi bir zarar karş nda bunun kaçılmaz olduğ anlatarak avundurmak için söylenir. akademik * Akademi ile ilgili. dere. akı * Bataklı akaç yoluyla kurutmak. akademici * Kurallara bağ resim ve heykel çalı lı ş yapan kişveya sanatçı ması i . * Irmak. sanatçı kurulu. ı sı nı unu akaç * Bir yerde birikip kalan sıları iş sonunda geriye kalan artı . akağ aç * Gürgengillerin. akademi * Bilginler. su yolu. küçük akarsu. i. yazarlar. mecra. * (su için) İ yeri. * Bilimsel niteliğolan. ı . i akak . imi. akaçlatmak * Akaçlama iş yaptı ini rmak. akademicilik * Resim veya heykel çalı nda kurallara bağlı ş ması lı k. lan akait akaju * Bir dinin öğ renilmesi gereken inançların ve tapı kuralların tümü veya bunları nı nma nı toplayan kitap.

* Özellikle amber balınıbağ ğ n ı ı rsakları çı lan. Meryem ana asması (Clematis vitalba). akasya * Baklagillerden. tarla. sokucu veya emici knaz lı . gaz yağ mazot gibi sı durumunda olan yakacak. * Sı üİ cak kelerde yetiş bir ağ en açtan (Hymenea) elde edilen katı . kül renginde. gibi akar amber * Asya ve Amerika'da yetiş odunu ceviz ağ nı en. aralı z. i akan yı z ldı * Güneş sistemine bağ. olan bir taş . tları ldı ı akasma * Düğ çiçeğ ün igillerden. kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanları girince ateş lı na külçesi durumuna dönüş küçük gök cismi. ı z ları cı sı örümceğ imsiler takı . * Küçük akarsu. salkı ağ (Robinia pseudoacacia). acınkine benzeyen. lan aç * Baklagillerden. sı iklimlerde birçok çeş yetiş ve tanen. güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağ aç (Liquidambar orientalis). sonuçsuzluk. ı . arız. güzel kokulu reçine. * Kaplı ca. dükkân gibi mülk. ağ ş en ma. * Kiraya verilerek gelir getiren ev. meteor. yaban lı cı asması . motorin gibi yakı n satı ğyer. ları üsle ik. sık. ban. arızlı akamete uğ ramak * baş sı sonuçsuz kalmak. beyaz çiçek veren. bahçelerde süs çiçeğolarak yetiş i tirilen sarı bir bitki. zamk. dükkân. en acı m acı . * Kesintisi olmayan. mı akarsu * Yeryüzünde ve yer altı belirli bir yatak içinde. akan sular durmak * itiraza. akaret akarlar * Tı yapı gövdeleri halkası baş göğ birleş ağ yapı ırı. ksı akaryakı t * Benzin. yurdumuzda yetiş bir süs ve gölge ağ . akar * Kiraya verilerek gelir getiren ev. bağ mülk. gaz. yapı bükülgen ve misk gibi kokulu ndan karı ş kan. * Sürekli iş leyen çı fistül. söyleyeceğsöze yer kalmamak. boya gibi maddelerinden cak itleri en yararlanı bir ağ (Acacia).akala akamber * Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir pamuk türü. akamet * Kırlı verimsizlik. vı akaryakıistasyonu t * Benzin. nda im * Tek sı elmastan veya inciden gerdanlı ra k. akarca * Kemik veremi. eğ boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. z. * Baş sı k. ahap.

kı ve ince gagalı ş lı yı ı k sa . eti kı klı lçı . nce . a n akciğ göbeğ er i * Akciğ iç yan yüzünün hemen arkası bronşsinir ve damarlarıgirip çı ğyer. nda . kın ı kılara göçen. ı akciğ erliler * Karı bacaklı ndan yumuş akçalarıtek ciğ soluk alan bir takı . erin. rmak yı nda ayan. bronş çuklarıson bölümü. akçe. hava borucukların sonunu oluş nı turan kesecik. akbakla akbalı k * Kuru fasulye. * Sazangillerden. ile lan k * Akya balı. akciğ zarı er * Göğ boş unun içini ve bu boş un içinde bulunan akciğ dını üs luğ luğ erin ş kaplayan ince zar. akbaş * Yazı kutup bölgelerinde yaş n ayan. bataklı ı ve göl kıları yaş k. yumurtası tarama yapı bir balı(Leuciscus). ğ ı akbalı l kçı * Leyleksilerden. akbabagiller * Gündüz yı cı alt takı nı kanatları rtıları mın. akbuğ day * Kurak iklime dayanı . beyazca.akbaba * Akbabagillerden. leş beslenen. (Bemicla). beyaz kabuklu. plevra. * Göğ kafesinin büyük bir bölümünü dolduran ve solunum organın temeli olan. etli akça pakça . ekmeklik buğ klı day. n ktı ı akciğ kesecikleri er * Akciğ lopçuğ er unun parçaları . u akciğ peteğ er i * Akciğ erlerde solunumda gaz alıveriş sağ ş ini layan. akça armudu * İ kabuklu. iri ve yı cı kuş rtı bir (Vultur monachus). geniş büyük olan. burçağ yakıbir bitki cinsi (Lathyrus sativus). n erle mı akça akça * Oldukça beyaz. dağk yerlerde yaş ı plak lı ayan. iyi uçan büyük kuş içine alan bir ve ları familyası . çok yüksekten uçarak le keskin gözleriyle çok uzakları görebilen. * İ htiyar. başve boynu çı olan. akburçak akciğ er organ. * Bkz. ak renkli bir kuş (Egretta türü alba). siyah bacaklı yabanî bir tür kuşdeniz kazı . sarı ve sulu bir tür armut. n akciğ lopçuğ er u * Birçok akciğ keseciğ birleş oluş er inin erek turduğ parça. sağ sollu iki parçalı üs nı lı * Baklagillerden. oldukça büyük.

akçalı * Paraya bağ. . lı akçe * Küçük gümüş para. Akdeniz mavisi * Parlak ve canlı görünümde mavi rengin bir türü. akdetmek . * Her tür madenî para. geniş nı olması . n akçöpleme * Zambakgillerden. Akdeniz humması * Malta humması . güzel (kadı n). akçı l akçı llanma * Akçı llanmak iş i. akdarı * Buğ daygillerden. iş akçaağ aç * Akçaağ açgillerden süs ağ olarak da dikilen tahtası acı hafif ve sağ bir ağ isfendan (Acer). malî. rengini atmak veya atmıgibi olmak. çiçeklerinin güzelliğdolayıyla bahçe çiçekleri arası i sı na giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album). bir yık veya daha uzun yaş llı ayabilen otsu bir bitki türü (Panicum miliaceum). lam aç. örneğakçaağ olan bir bitki familyası ki i aç .* Beyaz tenli. parayla ilgili. akçaağ açgiller * İ çeneklilerden. akça yel * Güneydoğ udan esen yel. . yaprakların uzun. akdedilme * Akdedilmek durumu. * Rengini atmı ağ ş ş armıiçinde ak renk bulunan. llaş i akçı mak llaş * Akçı l duruma gelmiş olmak. ş akçı ma llaş * Akçı mak işveya durumu. keşleme. akdedilmek * Akdetmek işyapı i lmak. akçık llı * Akçı l olanıdurumu. akçakavak * Akkavak. akçı llanmak * Akçı l duruma gelmek. akdetme * Akdetmek iş i.

nda. ve mı cı i. tı * Tütsü olarak yakı bir tür ağ sakı. cı * Söz. okunabilen. kara gözlü. * Hafı bellek. aksungur. ittifak gibi karş klı lanma anlamı ı Arapça sözlerle) Yapmak. * Sonunda. akdoğ an * Kartalgillerden bir doğ türü. akı karası ak kara * beyaz tenli. * Öğ salıverilen yol. yazı anlatı n akı olma özelliğ selâset. za. kanı . akı ünsüz cı * Ciğ erlerden gelen havanı ağ boş undaki yarı n.* (mukavele. lan aç zı akı betine uğ ramak * birinin içinde bulunduğ kötü duruma düş u mek. akılı cı k * Akı olma durumu. eninde sonunda. kara saçlı . bir yla an ğy). akılıölçeğ cı k i * Bir sınıbelli sı ktaki akılını vın caklı cı ı ölçmekte kullanı alet. us. l. üt. akı cı * Akma özelliğolan. lan akı seyelân. cathartica). güvem eriğ geyik dikeni (Rhamnus lı kta lan i. akı l. k m). gel çengele takı l akı l * bir sorunun nası l çözümleneceğ düş ini ünememe durumu. ı bağ lı taş yan akdiken * Hünnapgillerden. i * Kolay söylenebilen. . ı luğ z kapalı engele çarpması oluş bol sesli ünsüz (r. k * Düş ünce. anlama ve kavrama gücü. anlamca açı(anlatı selis. hekimlikte ve boyacı kullanı bir bitki cinsi. ruluğ nav ı nı akı bet * (bir iş veya durum için) Son. . * Herhangi bir kuvvet alanı belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiğvar sayı güç çizgileri. sonuç. muahede. akı karası geçitte belli olur * bir iddiadaki doğ un ancak deney veya sı sonunda belli olacağ anlatmak için söylenir. ğ lan akı l * Düş ünme. i lan * Beyaz renkte olan dut. * İ elemanlı ki mermer yapı rısı ş cı. an akdut akemi akgünlük akhardal * Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanı hardal türlerinden biri (Sinapis alba).

akı ş l danı mak * bir konuda birinin görüş sormak. lı kan diş diş akı l doktoru * Psikiyatrist.akı ldan üstündür l akı * bir kimsenin aklı gelmeyen bir çare. ru il. vaktinde hatı rlamak. l dı ı sı . ş lı ı k. akı l almamak * inanı gibi olmamak. not defteri. akı l erdirmek * anlamak. akı l erdirememek (veya ermemek) * ne olduğ anlayamamak. irrasyonel. herhangi birinin aklı gelebilir. görüş almak. ünü akı l defteri * Hatı p yapı rlanı lması gereken ş eylerin yazı ğküçük defter. e. l öğ * Herkese akı retmeye meraklı l öğ kimse. deli. akı yol (veya tarik) birdir l için * iyi düş ünülünce ayrı kimselerce varı sonuç hep aynır. ş ı akı ş lı l dıcı ık * Akı şdavranma yanlı görüşus dıcı irrasyonalizm. sı nı rrı çözmek. na na akı l almak * danı ş mak. akı l hastahanesi * Akı l hastaların yatıldı hastahane. ayrı lacak dı akı i değ l iş il * akla uygun değ doğ değ il. inanı lacak lmaz. ldı ı ra akı ş l dı ı * Akla. akı i l diş * Yirmi yaş raları altlı sı nda üstlü ve sağ sollu. akla uygun gelmemek. lacak akı l almaz * inanı gibi olmayan. muhtı defteri. insanıaş rtı şı rtmak. akı l durdurmak * bir ş çok ş ı cı ey aş nitelikte olmak. nı rı ğ ı akı l hastası * Ruh hastası . yirmi yaş i. * Us dı. gerçeğ uygun olmayan. akı l hocası * Birine yol gösterip akı reten kimse. en içeride çı azı i. ajanda. sı nı unu rrı çözememek. gayriaklî. akı l etmek * herhangi bir önlem veya çareyi zamanı düş nda ünmek. . akı l havsala almamak * akla mantı sı ğ ğ a mamak.

tadı * akı olma ile yaş olma arası ilgi yoktur. rasyonalizm. ünce. bazı llı lı nda küçükler büyüklerden daha akı olabilir. n l var. yol göstermek. rasyonalizm. llı akı retmek l öğ * nası l davranacağ göstermek. unutmak. doğ un ölçütünü duyularda değ düş ruluğ il. akı r ermemek l sı * bir iş niteliğ gizli yönlerini anlayamamak. l öğ nda akı l kumkuması * Çok bilmiş kimse. * Akla ve akı l yolu ile varı yargı inanma. lcı ktan akı lı lcı k * Akla dayanan. * Bilginin evrensellik ve zorunluluğ unun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değ yalnı akı il. kartı ini reti. ş akı yakıvar (veya akı izan var) l var. lda akı tutmak lda * unutmamak. l öğ akı ta değ baş r l yaş il. akliye. davranıbeklenmeyen (kimse). * kafa yormaya gerek yok. usçu. usçuluk. akı l kethüdası * Herkese akı retme merakı olan kimse. akı l kutusu * Çok akı. akla aykı veya akı şhiçbir ş tanı lan ya rı l dı ı eyi mama davranı ve ş ı tutumu. ünmede ve tümden gelimli çı karmalarda bulan öğ retilerin genel adı . lcı kla * Akı lı yana olan kimse. akı retmek.akı olmamak l kârı * akı bir kiş yapacağiş llı inin ı olmamak. akı kalmak lda * akı yer etmek. akı l vermek * bir konuda yol göstermek. zca ldan çı labileceğ savunan öğ rasyonalizm. akı ı nı l vermek. llı akı l yormak * hatı rlamaya çalı ş zihnini zorlamak. rasyonalist. . unutulmamak. mak. akliye. in ini. akı l yürütmek * herhangi bir konuda fikir vermek. akı l terelelli * pek deliş kendisinden ciddî bir düş men. akı çı ldan kmak * unutulmak. akı çı ldan karmak * düş ünmemek. akı lcı * Akı lı ilgili. akı flı l zayığ ı * Deliliğ kadar varmayan akı e l bozukluğ u. zeki kimse. umudunu kesmek.

lı nı ş llar . akı lsal * Düş ünceyi ve gerçeğsomut değ i erlerle birbirine bağ layan hakikati içine alan ş ey. akı llanmak * Karş ı olaylarısonuçları yararlanarak davranmak. ru * Akla yakı doğ makul. n. i * Karş ndakinin düş ı sı üncesizliğ belirtmek için söylenilen uyarma sözü. aş lacak akı pazara çı ş herkes yine kendi akı almı(veya akı gelin olmuşherkes kendininkini beğ lları karmı lar. akı çı ldan kmamak * unutamamak. akı düş llı ününceye kadar deli çocuğ (veya oğ unu lunu) everir * kendini akı sananlar çok kez akız diye tanı llı lsı nanlardan daha az baş gösterir. akı durgunluk vermek llara * çok ş ı bir sey olmak. llandı i. uyanı k. enmiş ) * "insan kendi aklı baş nı nı kasınkinden üstün görür" anlamı kullanı nda lı r. arı akı geçinmek llı * kendini çok akı sanmak. akı geçirmek ldan * bir ş yapmayı ünmek. akı olmak llı * gerçeklere uygun davranmak. ru. * Akı olma durumu. yaramazlıetmeyerek. akı llı * Gerçeğiyi gören ve ona göre davranan. aklı baş getirmek.akı çı ldan kmak * unutmak. llı k akıca llı * Akla yakı doğ olarak. akı uslu llı * Akı olarak. ı lan laş n ndan * Uslanmak. n. ini * (alay yollu) Düş üncesiz. llı akı köprü arayı llı ncaya dek deli suyu geçer * atak kiş i tehlikeyi göze alarak iş giriş ve çabuk sonuç alı e ir r. aptal. llı klı akılı llı k akılıetmek llı k * yerinde ve uygun davranmak. . nı ı na akı llanma * Akı llanmak iş i. tasarlamak. akı rmak llandı * Aklı kullanması sağ nı nı lamak. dengeli. ey düş akı rma llandı * Akı rmak işdurumu.

n akı mcı * Belli bir akı bağ kiş ma lı i. i akıakı n n * Arkası kesilmeyen kalabalıöbekler durumunda. akı zlı lsı k * Akız olma durumu. çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapı baskı man na ldı lan n. üş mek. lsı * Akızca yapı iş lsı lan veya davranı ş . cereyan tarz. akı n * Kalabalıbir ş arkası k eyin kesilmeyen bir geliş durumunda olması . ş kan ş ı iş * Sanatta. baskı yapmak. akı zlıetmek lsı k * düş üncesiz ve yersiz davranmak. düş hayatı ortaya çı yeni bir görüş ünce nda kan . su gibi akı maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akı. ncı akı n akı lı ncı k . akı lsallaşrmak tı * Bir ş akı duruma getirmek. n akı ncı * Düş ülkesine akıyapan savaş. forvet. cereyan. eyi lsa akı z lsı * Aklı . gereksiz yere gidip gelme zahmetine katlanı lı r. akı m * Akmak iş i. * Hava. gerçeğgörüp ona göre davranmaya elveriş olmayan. * Düş toprakları tedirgin etme. amperölçer. akı derken bokum demek m * sözünü yolunca söyleyememek. yla ı m ru ilen rı * Kazak-Kı z Türklerinin saz ş rgı airlerine verdiğad.akı lsallaşrma tı * Akı tı lsallaşrmak durumu. ı akı z baş cezası ayak çeker (veya akı z iti veya köpeğyol kocatı lsı ı n nı lsı i r) * düş üncesizlik veya tedbirsizlik yüzünden. hücum. * Bilinç dı olayları mantıve akla dayalı ş ı n k olarak açı klanması . eyler akı ölçümü m * Bir akarsuyun veya kanalısu yolunda bir saniyede akan su hacmini ölçme. düzensiz ş söylemek. akümülâtör. * Debi. yöntem. siyasette. hareket. akı mölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan araç. k akıetmek n * toplu olarak gitmek. * Akı olma durumu. akı mtoplar * Akü. man n çı * Görevi karştarafa top sürmek ve sayı ı yapmak olan ön sı radaki oyuncu. * Futbolda sayı yapmak amacı karştakı kalesine doğ genellikle topluca giriş saldı. anlayıkı i li ş t. üş * düş ülkesine saldı man rmak. yı rma. yer değ tirmesi.

ntın na ntı * etki altı kalarak bir topluluğ davranına katı nda un ş ı lmak. ş kan akı ş kanlaş mak * Akı duruma gelmek. ş kan i . tedirgin etmek. akı ş kan * Kendilerine özgü bir biçimleri olmayı içinde bulundukları n biçimini alan ve yın oluş p kabı ğ ı turmayan (sı vı veya gaz). ş kan akı ş kanlaşrı tıcı * Akı duruma getirme özelliğolan. ik. * Havanıveya suyun herhangi bir yöne doğ yer değtirmesi. seyyal. ğ ı ndan ayan k akı ntı * Akmak iş i. çam sakı. akma. akı ş kanlaş ma * Akı duruma gelme. akı lı ntı * Akı sı ntı olan. akı ya kürek çekmek ntı * olmayacak bir iş runda boş çabalamak. olayı * Sı yapı rılarıağ yüzeylerine gereğ vı ş cı n aç tı inden çok sürülmesi ile oluş durum. man ı ldı akı rı ndık * Reçine. sürüp gitme. * Akı n. akı ş * Akmak işveya biçimi. akı cereyan. eğ meyilli. akı çağ ntı anozu * Akı ya kapı ş ntı lmıyengeç. i * Geçip gitme. an akı bilimi ntı * Deniz akı ları inceleme konusu edinen bilim dalı ntı nı . ş kan i akı ş kanlaşrılı tıcı k * Akı duruma getirme özelliğolma. im.akı lıetmek ncı k * düş ülkesinde karşgüçleri yı rmak. * Vücudunda göze çarpacak bir çarpı k bulunan kimseler için kullanı klı lı r. n ru iş m. n ntı zı ve akı ya kapı ntı lmak * bir akı nıetki alanı girmek. * Hastalısebebiyle vücudun bir yerinden sulu madde akması k . uzun bir balıtürü. uğ una akıgitmek p * (zaman için) çabuk geçmek. akı ile birlikte sürüklenmek. * Eğ eğ meyil. akı ölçer ntı * Bir akarsuyun ve kanalıakı hını düzeyini ölçmeye yarayan alet. iklik. zı akı nkayası * Kaya balıgiller familyası derin ve uzaklarda yaş ince. * Çam türü ağ açlarda bulunan reçinenin eriyerek akması .

n. ağ güç eriyen ş ı zda eker. süt. yağyumurta. akidesi bozuk *İ nancı f olan (kimse). akil baliğ olmak . * Enli bilezik. kalseduan kuvarsın bir türüdür. eyler lan. akı tmak * Akması sağ nı lamak. akide. akil baliğ * Döl verebilecek duruma gelmiş olan.akı ş kanlaşrma tı * Akı ş kanlaşrmak iş tı i. n nları na ru * Un. ş maz an akı tma * Akı iş tmak i. saydam. erin. dökmek. llı * Bir ş inanarak bağ şinanç. nı akil * Akı. akı ş malı * Akı özelliğolan. . akı ş kanlaşrmak tı * Akı duruma getirmek. * Akı ş kanları niteliğ düzeltmek için yoğ n ini unlaş akı içinde parçacı n asısı sağ an mı kları ltını layan yöntem. akması yol açmak. akı ş k mazlı * Akı veya durağ maddenin durumu. ş kan akı ş ma * Kulağ hoş a gelen veya kolayca söylenen seslerin özelliğ i. din inancı eye lanı . zayı akideyi bozmak * doğ bilinen bir inanıveya gidiş ayrı ru ş ten lmak. daha çok akide ş ekeri yerine kullanı lı r. parlak ve değ bir taş erli . ş veya pekmezle yoğ . akik * Yüzük taş mühür gibi ş yapmakta kullanı türlü renklerde. * Hayvanları özellikle atlarıalı nda bulunan ve burunları doğ uzanan beyaz leke. olan akide akide *Ş ekerin kaynatı ağ durumuna getirilmesi yolu ile yapı ş larak da lmırenkli ve kokulu. eker rularak cık bir duruma getirilen hamurun kı n saç vı zgı üzerinde piş irilmesiyle yapı bir çeş tatlı lan it . na akı tmalı * Alnı akı nda tması (hayvan). akide ş ekeri * Bkz. durağ mazlı ı iş an. ş kan akı k ş kanlı * Akı olma durumu. ş ma i akı ş maz * Dıetkenlerin tesiriyle akı ş ş ğdeğmeyen. yarı ı .

* Akkor olma durumu. llı akis uyandı rmak * bir konunun üzerinde düş ünülmesine. fakat kirli. sı veya ı cak lı ülkelerde yaş man ayan. akkor akkorluk * Iş saçacak beyazlı varı ı k ğ a ncaya değ ıtı ş in sı lmıolan. sı * Sonuçsuz. lı tıp me akit vaadi * Ön sözleş me. tartılması yol açmak. evirtim. ırı böcekler topluluğ termitler. . sözleş veya mukavele yapan. * Bir cismin. bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi. ş ı na akit * Hukukî sonuç doğ urmak amacı iki veya daha çok kimsenin veya kuruluş karş klı birbirine uygun ile un ı ve lı irade beyanları gerçekleş iş sözleş mukavele. akis * Iş veya ses dalgaların yansı bir yüzeye çarparak geri dönmesi. . akkaraman * Vücudu beyaz. akilâne akim * Kır.* döl verebilecek eriş duruma gelmiş kin olmak. yaprakların altı nı beyaz olan bir kavak türü. . ı * Sazangillerden bir cins tatlı balı (Alburnus). * rüş ispat etme yaş gelmiş tünü ı na olmak. akkavak akkefal * Söğ ütgillerden. ağ burun. su ğ ı akkelebek * Hemen bütün meyve ağ nda tomurcuk düş açları manı lan. akkarı ncalar * Ağ parçaları geliş . iri ak kanatları n. akçakavak. baş sı arız. verimsiz. akim kalmak * sonuca ulaş amamak. kaba karık yapağ . kara damarlı kelebek sayı kalı bir (Aporia crataegi). kulak ve ayaklarda siyah lekeler bulunabilen. * Akıca. yansı yankı ı k nı tı cı ma. âkit * Bir işkarşklı i ı olarak kararlaşrıüstlerine alan taraflardan her biri. Hollanda kavağ(Populus alba). ı z iyi miş lısıcı u. * Bir ş baş bir ş üzerinde yarattı etki. akkirpani * Ak. termit (Termes). eyin ka ey ğ ı * Evirme. parlak bir yüzeyde görünmesi. ilgi veya tepki yaratmak. iri baş. göz etrafı ı z. akkarı nca * Düz kanatlı lardan. ile en lem. ş ı ı lı Orta Anadolu ve Doğ Anadolu'nun batı u kesimlerinde yaygı olarak yetiş n tirlen yerli bir tür koyun. döl veremeyen. * Nikâh. baş sağ arı layamamak. kontrat. me.

çı racak gibi olmak. ı laş akla gelmez * hatı rlanamaz. tebriye etmek. llı akla zarar (veya ziyan) * çok ş ı aş lacak. yı cı kuş rtı bir .vb. * Baş lı arıgösterilmek. makul. aklama belgesi * Alacak verecek kalmadını ğ gösteren belge. maile. ibraname. zı ldı vanadan çı kmak. . akla fenalıvermek k * çok ş ı aş rmak. akla yatkı n * uygun. güçlüklerle karş mak. akla gelmeyen başgelir a * insan ummadı. değ olarak nitelendirilmek. ı laş akla sı gibi ğ ar * aklı kabul edebileceğbiçimde. ş kı ğ uğ aş nlı ratacak (ş a ey). aklan aklanma aklanmak * Ak olmak. akla hayale gelmez * inanı lmaz. it-ekle. aklama * Aklamak iş ibra. makul. n i. akıca. düş ünülemez. düş ğ ı ünmediğş i eylerle daima karş abilir.akkuş akkuyruk * Atmaca. nı * Bir dağ rasın yamaçları her biri. ibra etmek. * Tadı artı için çay harmanı katı beyaz bir çay türü.. ı aklamak * Suçsuz veya borçsuz olduğ yargına vararak birini temize çı u sı karmak. akla gelmedik * düş ünülemeyen. lacak akla yakı n * aklı benimseyebileceğ aklıkabul edebileceğ n i. akla karayı seçmek * (bir işbaş ncaya değ çok sıntı i arı in) kı çekmek. erli * Suları bir denize veya göle gönderen bölge. i. n i akla sı ğ (veya sı mak ğ mamak) * inanı gibi olmamak. temizlenmek. nı rmak na lan -akla / -ekle * Bazı fiillerin sı k çatı nı klı ları türeten ek: tart-akla. sı nı ndan * Aklanmak iş i.

akı ince. kusursuz. ması sağ tı aklen * Akı l icabı l gereğ . aklı ka yerde olmak baş * baş ş düş ka eyler ünmek. kavrayamamak. * bir ş olabileceğ inanmamak. aklı ı gelmek baş na * davranı nıyanlı ğ sezerek doğ yolu bulmak. aklaş ma * Aklaş iş mak i. * Akı bulunan. aklı ı bir karıyukarı baş ndan ş (veya yukarı da) * düş ünmeden aklı geleni yapan. aklaşrma tı * Aklaşrmak iş tı i. çok korkmak. . aş rı ı nı aklı kmak çı * titizlikle üzerinde durmak. aklı almamak * anlayamamak. beyazlaşrmak. aklı ı baş nda * sürekli akı davranan. llı * doğ dürüst.* Bir dava sonunda temiz ve iliş çı iksiz kmak. beyazlaş mak. aklı ı dağ lmak * düş ünceyi belli bir konu. ak renkli. aklı bokuna karı ş mak * korkudan ş ıp ne yapacağ bilememek. kendine gelmek. aklevrek aklı * Tatlı levreğ su i. eyin ine * uygun bulmamak. aklı durmak * düş ünemez bir duruma gelmek. ru aklı ı olmamak baş nda * iyi düş ünebilir durumda olmamak. aklaşrmak tı * Aklaş nı lamak. aklaş mak * Ak duruma gelmek. temize çı kmak. ş n ları şı lını ru * ayı lmak. ağ armak. beraat etmek. sorun üzerinde toplayamamak. ş ı aş rmak. çok korku geçirmek. na aklı ı gitmek baş ndan * çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağ ş ı ı aş nı rmak. aklı yerde olmak bir * düş ünülmesi gerekenden baş bir ş düş ka ey ünmek.

llı * Ak olma durumu. * Kadı n makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sı. beyazlı siyahlı . aklı ra sı * aklı sandına göre. düş üne göre. bayı lmak. llı aklı bir ş olmak fikri eyde * bütün düş ündüğ bir konuda yoğ mak. bocalamak. eyle raş aklı ayar tam * aklı yerinde. korkmak. ğ ı ünüş una aklı ra sı * Aklı nca. ü unlaş aklı gitmek *şı aş rmak. nları vı aklı k aklı gelen baş geldi ma ı ma * olması korktuğ ş oldu. münasebetsiz. umduğ göre. düzgün.aklı ermek * anlayabilmek. sağ duyu sahibi olmayan. * akı olgunlaş lca mak. eyin ine aklı kesmemek * sonucu tahmin edememek. aklı yatmak * anlamaya baş lamak. aklı ş karı mak * ne yapacağ bilememek. olacağ inanmak. * çok beğ enmek. * Kendisini en akı sanan. nı aklı evvel * Densiz. nca. aklı kalmak * beğ enilen bir ş düş eyi ünmekten kendini alamamak. i n ş unu p aklı lmak takı * zihni bir ş uğ mak. aklı evvel * Akı geçinen. tatmin olmak. ndan um ey . aklı karalı * Akı karası ve olan. aklı oynatmak. ı na aklı vanadan çı zı kmak * delirmek. ilerisini görememek. ş ı ı nı aş rmak. aklı sonradan gelmek * verdiğkararıyanlıolduğ anlayıvazgeçmek. aklı kesmek * bir ş olabileceğ inanmak.

bir ş telkin etmek. tasarlamak. na . eyi düş aklı getirmek na * hatı rlatmak. p aklı turp sı m na kayı * birinin düş üncesini ve yaptını enmemek. bir düş ünceye saplanı kalmak. kı namak. u eyi aklı geleni söylemek na * rastgele konuş mak. kavrayamamak.aklı mda! söz. aklı düş na mek * hatı rlamak. ğ beğ ı aklı tükürmek na * birinin düş üncesini beğ enmemek. aklı uymak na * birinin uygun olmayan görüş göre iş üne yapmak. aklı eyin ine almak. ey * kararlaşrmak. aklı takmak (veya aklı takmak) na nı * sürekli olarak bir ş düş eyi ünmek. aklı esmek na * daha önce düş ünmemiş olduğ ş birden yapmaya karar vermek. * olabileceğ inanmamak. aklı sı na ğ mamak * anlayamamak. ey aklı sı rmak na ğ dı * bir ş olabileceğ inanmak. anı msamak. * düş ünmek. * bir ş yapmayı ünmek. aklı vurmak na * birden düş ünüvermek. çok istemek. ine aklı ş ayı (veya ş arı na aş m aş m) * adı geçen kimsenin akı zca bir davranı bulunduğ anlatı lsı ş ta unu r. aklı geleni yapmak na * her istediğ düş ini ünmeden yapmak istemek. aklı yelken etmek na * düş üncesizce davranmak veya aklı geleni hemen yapmak. * lâdes oyununa katı lanlardan biri ötekine bir ş verirken karş ey ı dakinin "unutmadı anlamı söylediğ m" nda i aklı birş gelmek na ey *ş üphelenmek. * kafası bir düş doğ nda ünce mak. aklı gelmek na * hatı rlamak. aklı koymak na * bir ş yapmaya kesin olarak karar vermek. davranmak. tı aklı koymak na * bir kimse birine.

hiç unutmamak. aş nca lsı ler . sı aklı kalmak nda * unutmamak. * ayartmak. baş çı tan karmak. * hatı rlamak. aklı çı ndan karmamak * devamlı rlamak. aklı baş nı ı almak ndan * düş ünemeyecek bir duruma getirmek. aklı baş yere vermek nı ka * konuş konudan baş bir ş düş olmak. devş nı ı na irmek) * akı zca davranı lsı ş larda bulunmaktan kendini kurtarmak. * gereksiz. ldı * akı şiş yapmak. çok ş ı aş rtmak. aklı kaçı nı rmak * delirmek. * unutmamak. kararı caydı ndan rmak. tasarlamak. ulan ka ey ünür aklı çalmak nı * ilgisini aş derecede çekmek.aklı nca * (küçümseme yollu) Düş üncesine göre. aklı oynatmak nı * çı rmak. n i aklı (bir ş bozmak nı eyle) * bir ş üzerine düş hep onunla uğ ıdurmak. aklı tutmak nda * öğ renmek. ı rı aklı çelmek nı * niyetinden. hatı aklı çı ndan kmak * unutmak. aklı geçirmek ndan * bir ş yapmayı ünmek. aklı zoru olmak ndan * arada bir durum ve ş artlarıgerektirdiğgibi davranmamak. ey erek raş p aklı baş almak (veya toplamak. ey düş aklı geçmek ndan * düş ünmek. aklı ra. l dı ler ı aklı peynir ekmekle yemek nı * ş kı ve akızca iş yapmak. aklı tutmak ndan * bir ş düş ey ünmek. bellemek. aklı olsun! nda * unutma!. yersiz iş yapmak.

rasyonalizm. akmantar akmasa da damlar * çok değ bile. * Akı ilgili. az çok bir gelir veya kazanç sağ ilse lar. aklı bin yaş nla a * akla yakıgörülmeyen bir düş ileri sürene söylenir. akma sırı nı * Malzemenin belirli bir gerilme uygulanması sırlı kalı deformasyona uğ yla nı ve cı raması belirlenen veya toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti. . * Akı l hastalı uzmanı kları . akı rı zı ndık. * (bir kap veya bir yer) İ çindeki veya üstündeki sıyı zdı vı sı rmak. lan akliye * Akı l hastalı ile ilgili hekimlik kolu. * Art arda ve toplu olarak gitmek. * Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar. akma * Akmak iş i. * Çabucak savuş ortadan kaybolmak. * (kumaş için) Yı p iplikleri erimeye baş pranı lamak. * Karı ş mak. bir eyle raş aklın köş nı esinden geçmemek * hiçbir zaman düş ünmemek. lcı k. aklın terazisi bozulmak nı * akıca olmayan davranı llı ş bulunacak bir duruma düş larda mek. çam sakı.aklı ş ı nıaş rmak * yerinde olmayan bir iş yapmak. aklı takmak nı * sürekli olarak aklı ş uğ mak. mak. mek. katı lmak. * (boya için) Birbirine karı ş mak. kları * Akı lı usçuluk. kları * Akı l hastalı ile ilgili hastahane bölümü. yersiz düş ünmek. akmak * (sı maddeler veya çok ince taneli katı vı maddeler için) Bir yerden baş bir yere doğ gitmek. * Sürüp gitmek. akla dayanan. * (zaman için) Çabuk geçmek. lla akliyeci akma hançer * Ortası oluklu hançer. * (sı bir madde için) Bir yerden çı vı kmak. * Sağ duyu. ka ru * (bu gibi maddeler) Aş ı yere düş ağ ya. n ünce aklı selim aklî akliyat * Akı l yolu ile kazanı bilgiler. keçi mantarı (Agaricus campestris). * Reçine.

akortlatma * Akortlatmak iş i. gölet. akort etmek * çalgı n seslerini ayarlamak. akompanyatör * Bir parça çalı ğzaman ses veya bir âletle ona katı kimse. uyumsuz. eş eden. akortsuz. düzenlemek. akortsuz . an karı lan akortlama * Akortlamak iş i. akort edilmiş . lmıkı akordeoncu * Akordeon çalan kimse. akortlatmak * Akortlamak iş yaptı ini rmak. elde taş lara nan ı nabilir bir çalgı . ları akort yapmak * çalgı n tellerini. akordiyoncu * Bkz. akordiyon * Bkz. metal dilcikleri titretme yolu ile çalı körüklü. akort * Bir çalgı doğ ses vermesi için ayarlama. akortlanma * Akortlanmak iş i. akortlanmak * Akortlanmak işyapı i lmak. akordu bozuk * Birbirini tutmayan. * Boğ otundan çı lan ve hekimlikte kullanı zehirli bir madde.akmaz * Durgun su. ları nı akortçu * Piyano ve org gibi müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse. * Kumaş larda makine ile yapı ş rma. akordeoncu. ndı ı lan lik akonitin akont * Bir borca karş k. akortlu * Akordu olan. ses veren araçları ayarlamak. akordeon. lan smî akordeon * Üstündeki düğ melere veya tuş basarak. hesabı ı lı daha sonra görülmek üzere yapı kı ödeme. yı ru * Armoniyi sağ layan seslerin birleş mesi.

kı k ve kalkıkuyruğ vrı k unda zehirli bir iğ olan böcek nesi (Scorpio). * Biri. akortsuzlaşrmak tı * Radyoda bir ayar frekansı sapma meydana getirmek. akrepler akrobasi akrobat * Örümceğ imsilerin. ı * Radyoda gerçek ayar frekansı doğ değ arası ile ru eri ndaki sapma. k. * Saatin iki ibresinden küçüğ ü. akromatik . örneğakrep olan takı . akraba çı kmak * önceden tanı ş madan veya bilmeden konuş akraba oldukları anlamak. hım. bir bankanı yükümlülüğ altı üçüncü bir kişyararı bir baş n ü nda. akort edilmemiş . diğ erinin sonucu olan ş eyler. yaş k. akrobatlı k * Cambazlı k. sı ve nemli yerlerde yaş cak ayan. uyumsuz. ana akraba olmak * evlilik yoluyla yakı k kurmak. akran akranlı k * Akran olma durumu. arası akrep * Akreplerden. i mı * Cambazlı akrobatlı k. Akrep * Zodyak üzerinde Terazi ile Yay burçları nda yer alan burç. nlı akrabalı k * Akraba olma durumu. akrep gibi * her fı rsatta sözleriyle baş nı kaları incitme veya onlara kötülük etme durumunda olan. ı tlı akreditif * Belirli bir nicelikteki para için. * Birbirini tutmayan. Zodyak. . sı rı * Kredi mektubu. akraba * Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağ olan kimseler. yaş boydaşöğ ça ı t.* Akordu olmayan. arak nı akraba diller * Aynı dilden gelen diller. ür. i na ka bankada veya aracında açtılan kredi. * Cambaz. nda akortsuzluk * Ses düzensizliğveya ayarsı ğ i zlı. lı sı * Oluş yönünden aynı ma kaynağ dayanan ş a eyler. * Yaş denk.

iyi iş yi lemeyen. * Ermişevliya. * Vurgu. şı ı * Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm). en önemli yapı n ve tapı ları nakları bulunduğ iç kale. * Türk müziğ oldukça kı bir usul. akropol * Eski Yunan ş ehirlerinde. sondan bir önceki hecesi kı olacak yerde uzun olan dize. aksanı bozuk * Bir dildeki kelimeleri doğ söyleyemeyen. grup vurgusu. akromatik iğ iplik * Mitozun ilk evresi sonunda bütün hücrelerde beliren ve hücre boyaları pek boyanamayan iğ yla biçimindeki oluş um. aks aksak * Dingil. * Kımlar. . hafifçe topallayan. akromatin * Hücre çekirdeğiçindeki ince iplikçiklerden yapı şkromatin ile boyanmamıolan kromozomları i lmı . * Aksak olma durumu. inde vrak * Eski Yunan ve Lâtin ş ölçüsünde. ru aksata aksaklı k aksam aksama aksamak . büyümesi veya uzaması . muvaş tevş ş ah. * (bir işGereğgibi yürümemek. akromatopsi * Bkz. * Hafif topallamak. ih. geri kalmak. çene. n u akrostiş * Her dizenin ilk harfi yukarı aş ı doğ okununca ortaya bir söz çı dan ağ ya ru kacak biçimde düzenlenmiş manzume. aksakal * Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. renk körlüğ ü. sı * Aksamak iş i. ) i aksan * Bir ülkenin insanları veya bir çevreye özgü söyleyiş na özelliğ i. ş oluş turan bölüm. iir sa aksak eş yüksek dağ çılmaz ekle a kı * eksik araçlarla sağklı yapı lı iş lmaz. * İ gitmeyen. * Aksayan. kelime vurgusu. burun gibi vücudun sivri kımları me sı ndaki kemiklerin kalı ması nlaş . akromegali * Genel geliş bittikten sonra el. renksemez.* Beyaz ığçözümlemeden geçiren.

* (ığ Yansı şı ı) tmak. * (ses) Bir yere çarpıgeri dönmek. araç veya * Konunun gerektirdiğölçüde kullanı bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereğkullandı i lan. hazı * Aksesuar kullanması seven. duyurmak. ş ı * (bir ık veya bir ş Düz ve parlak bir yüzeye çarpıorada aynen görünmek. rma. yansı ş ı ekil) p lanmak. bir makinenin iş levine katı lmayan. na i i * Aksamak iş i veya biçimi. * Aksaması yol açmak. mücevher gibi eş ya. yaymak. durumu. ı rı . k aç * Aksatmak iş i. * Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazı altı larak imzalanan açı klama. * Kadıgiyiminde giysiyi bütünleyen ayakkabı n . akselerometre *İ vmeölçer. akseptans * Yabancı ülkelerde okuyacak öğ renciler için gönderilen kabul belgesi. aksettirmek * (sesi) Yankı lamak. aksatma aksatmak aksayı ş akse * Hastalınöbeti. lı kta lan. ş apka. tı aksık rı * Herhangi bir sebeple burun zarın gıklanması nı cı sonucu solunum kasların birdenbire kası yla ağ ve nı lması ı z burundan hı . tersine çevirmek. ulaşrmak. aksı hapş olayı rma. i ğ ı çeş eş itli ya.* "alma ve verme" Alıveriş ş . * (ık) Bir yere vurmak. yankı vermek. aksatı ş * Aksatmak iş i veya biçimi. gürültülü soluk boş zlı alması . akselerograf *İ vmeyazar. k aksedir * Kaplaması mobilyacı kullanı açıkahve rengi öz odunlu olan bir ağ (Thuya occidentalist). ı hapş k. * Evirmek. nı aksetme aksetmek * Aksetmek iş i. çanta. duyulmak. kemer. aksesuar nesne. yankı p lanmak. ancak kendine özgü ayrı yararı bir bulunan alet. lmak. bir işgereğgibi yürütmemek. kriz. * Haberi. eldiven. aksesuarcı * Aksesuarı rlayan kimse. * Bir aletin. * Ulaş yayı mak. aksettirme * Aksettirme iş i.

aksi hâlde. ters davranmak. t. nda aksiliğüstünde i . rı ı k k ran. inadı direnmek. zgı * istenmediğhâlde. hapş ı rmak. * İ . aksileş me * Aksileş iş mek i. huysuzluk etmek. lı klı aksış rı aksı rma * Aksı rmak iş i. münasebetsiz" anlamı kullanı ler i nda lı r. aksı rmak * Burun zarların gıklanması solunum kasların birdenbire kası nı cı ile nı lması üzerine. aksilenme * Aksilenmek iş i. aksi * Ters. natçı rçı * Olumsuz bir biçimde. aksı rtma * Aksı rtmak iş i. ters ve kı n olarak. ağ ve burundan hı . ı . ı t. aksi tesadüf * "ş zlı bak" anlamı kullanı anssı ğ a nda lı r. rma aksı rtmak * Birinin aksı na sebep olmak. öyle olmazsa.aksıklı rı * Aksığ tutulmuşaksığolan. * Aksı aksı biçimi. rı aksıklıksıklı rı tı rı * Yaş. hastalı . * Uygun olmayan. hapş rması ı rtmak. aksi takdirde * yoksa. lı k aksiliğtutmak i * güçlük çı karmak. sısıaksı hapş klı rı a . aksilik olarak. inatçı etmek. huysuzlanmak. hı n. aksilenmek * Aksileş mek. zıkarş olumsuz. ı z zlı gürültülü soluk boş altmak. i aksi aksi aksi gibi aksi hâlde * yoksa. rma. aksi ş eytan * iş yolunda gitmediğzaman "ne kadar ilgisiz. menfi. huysuz. aksileş mek * Huysuzlanmak.

lı kta lan üt * Gözdeki billûr cismin saydamlını ğ yitirerek ağ ı arması ileri gelen körlük. lı k aksine aksiseda aksiyom * Kendiliğ inden apaçıolan ve böyle olduğ için öteki önermelerin ön dayanağolan temel önerme. hikâye. maddî bir etkenin. * İ etkinliğ veya iradesinin açı çı nsan inin ğ kması a . am lı nan akş ahı sabah çayı am ra ra * hayatta yiyip içip yatmaktan baş kaygıolmayanlar için söylenir. uyuş maya yanaş mamak. uygunsuzluk. huysuzluk etmek. * Yankı . ş lı aksilik * Terslik. aksona * Vurgun hastalına karşuygulanan emniyet durakları ğ ı ı .* olumsuz davranı. * Bir iş yolunda gitmemesi durumu. k u ı mütearife. ndan * Akdoğ an. * Hareket. ka sı akş akş am am . katarakt. * Hisse senedi. geliş nı tiren lı im. inatçı huysuzluk. anı * Tersine. * Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. aksülâmel * Tepki. kabukları eczacı kullanı bir söğ türü (Salix alba). * Sermayenin belirli bir bölümü. akş am * Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri. aksoğ an akson * Sinir uyarmaları sinir hücresinden ileriye uzatmaya yarayan. aksiyon * Bir kuvvetin. iş . ters davranmak. aksilik etmek * güçlük çı karmak. bir düş üncenin ortaya çı kması . * Ada soğ . aksöğ üt aksu aksungur * Söğ ütgillerden. reaksiyon. elveriş in sizlik. * Oyunun teması geliş başca olay. * Gece. lı k. belit. aksilik çı kmak * engel ortaya çı kmak. perde. * Akş vakti kı namaz. sinir hücrelerinin uzantı ndan en belirli ve nı ları uzun olanı . pay senedi. ak basma. inatçı etmek. bu hareketten ortaya çı geliş kan im.

) akş sabaha ama * Neredeyse. içki ş kanlında ı * Çalı ş akş rastlayan. ı akş ezanı am * Günün dördüncü namaz vaktini bildiren ezan. ı akş gazetesi am * Baskı öğ sı leden sonra. kı. Çulpan. akş namazı am *İ kindi ile yatsı namazı nda kı namaz. arası lı nan akş pazarı am * Pazarlarda. nda. amcı akş lıetmek amcı k * akş lar içki içmek amacı bir araya gelmek. bitmemek. amcı yla . nı un am akş lı amcı k * Akş olma durumu. akş kalmak ama * (işgecikmek. akş am amleyin. esen Akş Yı zı am ldı * Venüs. am lan akş saati am * Akş vakti. güneş battı sı in ğ ralar. * Yaşlıdönemi. akş kadar ama * bütün gün. ara vermeden. pek yakı kı bir zaman içinde. ş akş piyasası am * Akş üzerleri belli bir yerde yapı gezinti. akş simidi am *İ kindi üzeri çı lan sı susamlı karı cak. ması ama * Çalı ş maları daha yoğ olarak akş saatlerinde yapan. akş yeli am * Akş amları serin rüzgâr. iş portalarda akş doğ tezgâhta kalmımallarıucuz fiyatla satı ı ama ru ş n lı.* Akş n olduğ ş dar zamanda. lı k akş karanlı am ğ ı * Alaca karanlı k. simit. sa akş amcı * Akş amları içme alı ğ olan kimse. akş doğ ama ru * Gündüzün akş yakıbir zamanı ama n nda. özellikle akş doğ yapı gazete. ama ru lan akş güneş am i * Etkisi azalmıgün ığ ş şı ı. amı u u akş azadı am * Ders çış ders paydosu.

sabaha savur * kazandını ğ günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanı ı lı r. akş amlamak * Bütün günü bir yerde veya bir iş geçirerek akş eriş akş bulmak. akş amki * Akş olan. am akş amdan kalmı(veya kalma) ş * geceki sarhoş un mahmurluğ taş luğ unu ı yan. akş amüstü * Güneş battı sı in ğ ralarda. amı * (ay) Dolun ay durumundan sonra geç doğ mak. iş akş bulmak (veya akş etmek) amı amı * akş amlamak. olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenir. akş amsefası * Gecesefası . akş olduğ am am unda.akş amdan * akş olmak üzere iken. amı akş amleyin * Akş saatlerinde. am akş k amlı * Akş özgü olan. akş amlar (veya akş ş am erifler) hayrolsun! * akş vakti kullanı esenleme sözü. akş amdan akş ama * Her akş üst üste. akş doğ am ama ru. . akş amlama * Akş amlamak durumu. iş i. am akş sabahlı amlı * Her akş ve her sabah. akş buldurmak veya ettirmek. am ı rken. akş yapı am am lan. akş amları * Akş vakti. am * Her akş am. ama am akş k sabahlı amlı k * Nerede ise. akş için. te ama mek. akş amlatmak * Akş yaptı amı rmak. akş amdan sonra merhaba (veya sabahlar hayrolsun) * iş ten geçtikten. akş doğ akş yaklaş ı ama ru. akş vakti. amı * Akş bir yerde geçirmek. akş amdan kavur. akş n iş sabaha (veya yarı bı amı ini na) rakma * bu gün yapı lması gereken bir işertesi güne bı i rakmak sakı dı ncalır. iyi akş am lan amlar!. akş amlatma * Akş amlatmak iş i. kaçılmaz sonuç pek yakı nı n. günü bitirmek.

i. virman. i. bir kaptan baş bir yere veya kaba geçirmek. satan kimse veya dükkân. ı n * Baharat. iktibas. ı ttan ka ı ta * Sürülmemiş tarlayı veya ikinci kez sürme. i * Aktarı sattı ş n ğ eyler. gereçleri satan kimse veya dükkân. akş ı n * Kı nda ve gözlerinde. * Anadolu'da iğ iplik.akş amüzeri * Bkz. akş amüstü. ilk * Alı . akş k ı nlı aktar * Akş olma durumu. aktarı ş aktariye aktarlı k aktarma * Aktarmak iş i. * Bir taş baş bir taş geçme. ka aktarmacı * Aktarma iş yapan kimse. bazen de derisinde doğ tan boya maddesi bulunmadı için her yanı olan lları uş ğ ı ak (hayvan veya insan) çapar. ı . ka aktarma etmek * aktarmak. ka * Aktarmak işveya biçimi. aktarma yapmak * bir taş ötekine geçmek. ları * Bir hesaptan baş bir hesaba para havale etme. zarf. iyle raş aktarmak * Bir yerden. * Voleybolda öbür oyuncularıvurması topu. ka aktarı cı aktarı lma * Aktarı iş lmak i. ine aktarı m * Aktarma işnakil. baharat. ini aktarmacı lı k * Aktarma işaktarma iş uğ ma. * Dam kiremitlerini aktarıkıkları p rı yenileyen kimse. ntı * Bir oyuncunun topu kendi takı ndan bir baş oyuncuya göndermesi. aktarı lmak * Aktarmak iş konu olmak. mı ka * Arı bir kovandan ötekine geçirme. kâğ tütün vb. ı t. ı * Aktarı yaptı iş n ğ . n için ı n * Görüntüyü bir bölgeden baş bir bölgeye ileten araç. ağ üzerine yükselten oyuncu. ı ttan * bütçede bir bölümden baş bir bölüme ödenek geçirmek. ne. albino. ev ilâçları .

aktif taş ı ma * Bir maddenin hücre zarı enerji harcanarak hücre içine veya dına taş ndan ş ı ı nması . * Bir ticarethanenin. küryum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı . aktavş an aktif * Bir cins iri çöl sı (Jaculus). amerikyum. canlı . bildirmek. ı tlar ka ı ta aktartma * Aktartmak işyaptı i rmak. tercüme etmek. plûtonyum. dan * Bir dilden baş bir dile çevirmek. toryum. yönünü değtirmek. aktif duruma getirmek. ı tlar ka ı ta aktarması z * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektirmeyen. * Etkili. hareketli. etken. aktifleş mek * Canlı hareketli. tulyum. kiş çalı isel ş maları ve iş nı yapma yeteneklerini geliş tirmeyi sağ layan bilimsel yöntem. eyin iş * Bir kitaptan veya bir yazı bir bölümü almak. daha çok Kur'an'ı ı sonuna kadar okumak. çalı ş kan. e * Bir kitabı . çanı * Etkin.* Bir ş yolunu. aktif rol oynamak * etkili olmak. aktinoloji aktif fiil . aktifleş tirme * Aktifleş tirmek iş i. aktinit * Aktinyum. aktartmak * Aktarmak işyaptı i rtmak. aktiflik * Etkinlik. nı * Sürülmemiş tarlayı ve ikinci kez sürmek. ortaklın para ile değ ğ ı erlendirilebilen mal ve hakların tümü. ka * Çatı kiremitlerini gözden geçirerek kık ve bozuk olanların yerlerine sağ rı nı lamları koymak. aktif metot * Öğ rencilerin. ilk *İ letmek. aktifleş me * Aktif duruma gelme. aktif duruma gelmek. * Etken fiil. aktifleş tirmek * Aktifleş mesini sağ lamak. * Bir tekniğ göre biçimlendirmek. uyarlamak. nı * Etken. iktibas etmek. protaktinyum. etkili olmak. baş ndan aktarmalı * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektiren.

kendini baş türlü gösterme. ı * Olduğ undan baş türlü görünme. ı ı rlı saltması Ac. * Kapalı yerde seslerin dağ m biçimi. inde akı mtoplar.Kı 89. radyoaktif bir element. akur akustik akümülâtör * Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden. * Günün olayı konusu. ini reti. istenildiğ bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz. aktörün yaptı iş ğ . ş imdiki. n * Güncellik. akuzatif akü * Yükleme durumu.* Güneşş nıhem insan hem de bütün canlı üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı ınların ı lar . aktris aktüalite aktüalitesini kaybetmek * güncelliğ yitirmek. ka aktöre * Ahlâk. ini aktüalizm * Geçmiş jeolojik olaylarıbugünkülere bakarak açı n klanabileceğ ileri süren öğ edimselcilik. * Akümülâtörün kı lmıadı saltı ş . n. lı lanı akut *İ lerlemişş . aktivite aktivizm aktör * Erkek oyuncu. zgı * Fizik biliminin konusu ses olan kolu. aktörlük * Aktörün görevi. * Etkincilik. * Edimsel. iddetli. * Olduğ undan baş türlü görünen kimse. aktinyum * Atom numarası atom ağ ğ 227 olan. aktüel * Güncel. veya * Etkinlik. * Kuvveden fiile geçmiş olan hâl (Aristo felsefesi). . ses dağ mı bir ı lı ı . yankı bilimi. acil (hastalı k). aktinyumlu * Özünde aktinyum bulunduran. yankı m. * Azgı kı n (hayvan). ka ka * Kadıoyuncu.

Al * Alüminyum'un kı saltması . -al / -el *İ simden sı türeten ek: gen-el. akya balı ğ ı * Uskumrugillerden. akvam akvarel akvaryum * Tatlı tuzlu su hayvanların. ğ ı al bayrak (veya sancak) . kıl. akva * Kuvvetli. al (veya kanlı ) gömlek gizlenemez * gizli tutulması olmayan ş için söylenir. çiçeğdiş yüz şlerinin tedavisinde kullanı bir bitki i ve iş lan (Lilium candidum). k. ğ zı ı * Yüze sürülen pembe düzgün. iyle raş akvaryumculuk * Akvaryumcunun mesleğ i. tuzak. * Bir tür sı ve köstekli bı rmalı çak. doğ öz-el vb. * Kanırengi. lökosit. al (veya alı n) * iş te. * Süs balı beslemeciliğ ğ ı i. al al * Aldatma. düzen. * Kavimler. 10-15 bazen de 50-60 kg gelen bir balı akbalı(Lichia amia). su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiğcam su kabı veya nı i . k akyuvar * Kan ve lenf gibi vücut sıları bulunan çekirdekli. sağ lam. * Bu renkte olan. kı zı n zı rmı.aküpunktür * Vücudun belirli noktaları genellikle altıiğ batı yapı Çin'de yayı ş na n ne rarak lan lmıolan tedavi. fat -al. elde eyler -al. ufak pullu. kıla çalan. yuvarlak hücre. süs bitkisi olarak yetiş tirilen. güz-el (<gözel). gövel (< gök-el). hile. * (at donu için) Dorunun açı. vı nda akzambak * Zambakgillerden. * Sulu boya resim. allı k. al basmak * loğ albastı usa hastalına tutulmak. akvaryumcu * Akvaryum iş uğ an kimse./ -el*İ simden fiil türeten ek.

çekiş çekiş e e. ş -ala-. klı sı aş ala ala * Toplu olarak yapı iş lan lerde bağş söylenen ala ala hey! ünleminde geçer.* Türk bayrağ ı . te" nda al takke ver külâh * uzun bir çekiş meden sonra. ş ı * Açıkestane renginde olan. elâ (göz). * Yazı güneş n bulut arkası kaldında oluş gölgeli durum. * araları ndaki senli benli iliş sürdürerek./ -ele* Fiilden sı k (tekerrür) çatıtüreten ek: çalk-ala-. in * Alabalın kı lmıadı ğ saltı ş . vur ötekine (veya birine) * hiçbiri işyaramaz.vb. lan ıı lını al kan * Doymuş alifatik hidrokarbonları genel adı n . al kanlara boyanmak * yaralanmak. al benden de o kadar * ben de aynı durumdayı veya ben de aynı üncedeyim. . nda ğ ı an . vurularak ölmek. rı arak ala gün ala sulu * Yeni olgunlaş maya baş ş lamı(meyve). k * Kekliğ boynundaki siyah halka. yi. ehit al karı sı * Loğ usalara musallat olarak onları duğ sanı görüntü. erli an al giymedim ki alı m nayı * "bu iş hiçbir ilgim olmadı için söylenen sözleri kendi üzerime almadı anlamı kullanı le ğ ı m" nda lı r. rı arak ala alaya kalkmak * bağş gürültü etmeye kalkmak. al sana bir daha * yeni bir aksilik olunca bezginlik bildirmek için "iş anlamı söylenir. it-ele-. m düş al birini. kak-ala-. âlâ -ala. ş olmak. kov-ala. kiyi ala * Karık renkli. parajin. silk-ele-. boğ u lan al kiraz üstüne kar yağ ş mı * düş ünülmeyen. hepsi bir ayarda. alaca. e al elmaya taş çok olur atan * değ kimselere sataş çok olur. beklenilmeyen ş eylerin de olabileceğ anlatı ini r. al gülüm ver gülüm * iki sevgilinin birbirine sevgi gösterisinde bulunmaları . ı * İ pek iyi. * bir kimseye yapı hizmetin hemen karşğ bekleme durumu. çok renkli. * İ piş yi memişsuluca (yemek).

deniz araçları devrilip ters dönmek. ş * İ piş yice memiş (yemek). alabandayı yemek * adamakı azarlanmak. sonuna kadar çevirmek. alabora olmak * tekne. z. kemikli balı n bir familyası kları . ru alabanda sancak * Dümeni sağ yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. soğ ve duru sularda yaş uk ayan. ru. eti turuncu ve lezzetli. ş algama benzeyen bir bitki. alabanda vermek * azarlamak. 250 gr dan 2 kg a kadar gelen bir tatlı balı (Trutta faris). * iş alt üst olmak. alabanda etmek * dümeni sağ veya sola. haş lamak. * Bir serenin yatay durumdan düş duruma getirilmesi. . alabildiğ ine * Sırsı uçsuz bucaksı nı z. uğ ursuz (kimse). * Olanca hı ile. borda karş . * Balı toplamak için dalyan ağ n yukarı alı ğ ı ı nı ya nması . ı tı alabanda ateş * Geminin bir yanı bulunan toplarla birden ateş nda edilmesi komutu. . ey * Selâmlamak için filika küreklerinin yukarı kaldılması ya rı . sandal vb. alabalı k * Ala balı kgillerden. su ğ ı alabalı kgiller * Omurgalı hayvanlardan. llı alabaş * Turpgillerden. Ala Yuntlu * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. alabanda * Deniz teknelerinin iç yanları . paylamak. uz alabacak * Ayağsekili (at). gereğ ı rı inden çok. dönek. * Aş derecede. a alabanda iskele * Dümeni sol yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. yarı yarı ala tavlı * Bitkinin çimlenmesi için yeterli tavı bulmamı(toprak).ala tav * Az tavlı yaş kuru olan (toprak). ler alabros * Fı gibi dik kesilmiş rça (erkek saçı ). ı * Ara bozucu. zı alabora * Geminin devrilecek kadar yan yatması .

ı ı tı * Birinden alacağolan kimse. en * Kötü huy. akla kara karık. * Para verilerek alı nacak ş ey. sazlı u ş ı klarda yaş bir kuş ayan türü (Ardeola ralloides). ş iliş alacakarga * Saksağ an. alaca aş alaca bulaca * Çok karık renkli. alacaklı * Birinden alacağolan. alacağ ş ı ahin. alacaklı olmak * birinden alacağbir ş bulunmak. ğ ı alacağolsun! ı * "günün birinde ondan öcümü alım" anlamı göz korkutma sözü. rı nda alacağ olsun da ala kargada olsun ı m * alacaklı olmak iyi bir ş eydir. alacabalı l kçı * Balı lgiller familyası kçı ndan. ş ndan ı an * İ veya daha çok renkli. bı rcıgibi kuş avlamak için kullanı iki renkli bez. uzunluğ 50 cm. vereceğ karga (veya kuzgun) na ine * alı kolaylıgösteren. ı ey . eyi e ı lı alacak * Bir hesap gereğ daha alı ince nmamıolan para. alacağolmak ı * birinden alı nacak parası olmak.alaca * Birkaç rengin karımı oluş renk. borçlu karş . ki * Birkaç renkli iplikten yapı ş lmıdokuma. alacak verecek * alıveriş kisi. ş ka ey. kül rengi. verirken de güçlük çı rken k karan kimse. daha çok üzüme düş ben. alacağ tutmak ı na * bir ş vereceğ veya borca karş k saymak. ı alacaklı kmak çı * alacağvereceğ ı inden çok olmak. * vakit darlından bir öneriyi kibarca geri çevirmek. * Aş ure. açta an * Keklik. mal veya baş ş matlûp. ş ı alaca düş mek * (meyve) olgunlaş maya baş lamak. * Ağ ilk olgunlaş meyve. yarı doğ ktan nlı karanlı k. alaca karanlı k * Güneş madan önce veya battı hemen sonraki aydı k. ldı n ları lan * Meyvelere.

günün baş ş gece yarı 01 olarak kabul eden saat sistemi. alafrangacı lı k . çardak. sı zarı alacalı * Alaca. renkten renge girmek. alacalandı rmak * Alaca duruma getirmek. üzerine oturulabilen klozetli tuvalet. alacalı bulacalı * Çok karık ve çiğ ş ı renkli. alafranga alafranga müzik * Batı nda ve ölçülerinde yapı ş tarzı lmımüzik.alacalama * Alacalamak iş i. alacalanmak * Alaca bir duruma gelmek. alacalandı rma * Alacalandı rmak iş i. * Keçeden yapı çadı lan r. alacalanma * Alacalanmak iş i. âdet ve hayatı uygun. alafranga saat * Günü 24 saat sayarak. alaturka karş . itimiyle yetiş (kimse). alaca bulaca. alacasansar * Benekli sansar türü. alafrangacı * Alafranga hayatı benimsemiş olan. na ı tı * Avrupa uygarlını ğ benimsemişAvrupa eğ ı . rengârenk. ndan * Herhangi bir heyecan dolayıyla benzi kı p bozarmak. alacalamak * Renk renk. alacamenekş e * Hercaî menekş e. layını ı sı alafranga tuvalet * Batı nda kapaklı tarzı . alacalı k * Alacalı olma durumu. benek benek boyamak. zı n * Üzeri dal ve hası örtülmüş rla kulübe. alaçam alaçı k * Rengi kıla yakıbir çam türü (Picea excelsa). Frenklerle ilgili. * Eriyen karlar arası yer yer toprak görünmek. * Renkli ve renksiz kı n bütün vücutta düzenli ş lları ekilde dağ ı lmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleş mesiyle meydana gelen bir at donu. miş * Alafranga saat. * Frenklerin töre.

alafranga olma.* Alafrangacı olma durumu. ilginç. alâkalandı rmak *İ lgilendirmek. postu benekli. alâkadar olmak * ilgilenmek. alafrangalaş ma * Alafranga usulleri benimseme. alâkalanma * Alâkalanmak iş i. as-alak. ayan ğ ı alâimisema * Gök kuş ı ağ . alâkadar etmek * ilgilendirmek. sın (Dama dama). alageyik * Geyikgillerden. alafrangalaşrmak tı * Alafrangalaş na sebep olmak. alafrangalaşrma tı * Alafrangalaşrmak iş tı i. ilgi çeken. Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaş bir cins geyik. alafranga davranmak. alafrangalaş mak * Alafranga olmak. lgili. * Oğ saçı lan biçiminde kesilmiş (kadısaçı n ). fat alâka *İ lgi. erkeklerinin boynuzları doğ kürek biçiminde geniş uca ru leyen. ması alafrangalı k * Alafranga olma durumu. alâka çekmek (toplamak veya uyandı rmak) * ilgi çekmek. alâgarson * Kı kesilmiş sa saç. . çök-elek vb. * Gönül bağ ı . alâka duymak * ilgi duymak. alâkadar * İ ilgili bulunulan. alâkalandı rma * Alâkalandı iş rmak i. alâkabahş *İ lgilendirici. -alak / -elek * Fiilden sı türeten ek: yat-alak.

kamufle eyi u * Balıavlamakta veya yük taş k ı makta kullanı büyük kayı lan k. * Yemek listesinden seçilen. ilgisini kesmek. ilgisi olmayan. ş ak. alâkok alalama alalamak etmek. iş iz. ayrı kisi lmak. zevk almak. * Alalamak iş kamuflâj. iliş kalmamak. alâkayı (veya alâkası) kesmek nı * ilgiyi. u geniş i 7 ile 25 kulaç olan büyük ağ liğ . düzlük. saha. * Ayıcı rı nitelik. yakı k duymak. tabldot karş . alâmetifarikalı * Alâmetifarikası olan. o eş üreten veya satanı tan resim. nda.alâkalanmak *İ lgilenmek. iri gövdeli. alâmet * Belirti. niş aret. alâminüt * Çarçabuk. alâmetifarika * Bazı ticaret eş üzerine konulan. maskelemek. *İ lgisiz. * Saksağ an. * Gönül bağ lamak. * Orman içinde düz ve ağ z yer. ötücü. açıve geniş meydan. ey alâkalı alakarga *İ lgili. ayıcı rı özellik. anı hemen. ipş alâminüt yemek * Kolayca hazı p tüketilebilen yemek. yası yayı tanı aret. k yer. ı tı * Yemek listesinden yemek seçerek. çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir ş bulunduğ çevreye uydurmak. an. * Beneklerle. alamana * Rafadan. * Büyüklük. nlı * Bir ş çekici gelmek. alâkart alâkası z alâkası k zlı *İ lgisizlik. harf gibi özel iş marka. rlanı alan * Düz. fiyatları ayrı ayrı hesaplanan (yemek). yı ğ ı ndan lan. i. * Kargagillerden. açsı . alamana ağ ı * Kılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayı tarafı kullanı uzunluğ 200 ile 250. irilik bakı ndan ş ı durumda olan ş mı aş lacak ey. kestane kargası (Garrulus glandarius). tüyleri alacalı kuş bir türü. kayran.

mak alarga etmek * açıdenize çı k kmak. * Eski Roma'da açıhava gösterisi yapı geniş k lan yer. . ı alaş ı ağetmek * birini. ma alan talan olmak * her biri bir yana dağ ı lmak. alârm * Bir tehlike olduğ unda bunu herkesin haber alması verilen iş için aret. atmak. p tı * kapı yere vurmak. alaş ı m * İ veya daha çok metalden. bazı ki durumlarda metallerle. karı ş istememek. veya vı ş ı alaş ı mlama * Alaş ı mlamak iş i. park. yetkilerini elinden alıyerinden uzaklaşrmak. açı ktan. yaklaş ktan ma. alan topu * Tenis. ı laş n n ldı ı alan hı zı * Hareket eden bir cismi. alargadan seyretmek * Uzaktan bakmak. n. P. engine açı lmak. C. alarga * Açı geç. * geri çekilmek. ilgisiz davranmak. darmadağ k. tiren ru nı ğ ı alan korkusu * Bazı ilerin alan. *İ çinde birtakı kuvvet çizgilerinin yayı ş m lmıbulunduğ var sayı uzay parçası u lan . alarga durmak * uzak durmak. p alaş ı yukarı ağvur * çekişçekiş (pazarlı e e k). sokak gibi yerlerde duydukları kiş ürkeklik hastalı. uzaklaş mak. k * Uzaktan. engin. ğ ı alan talan * Karmakarık. duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı alan. i liğ * Yarı ş maları karş maları ve oyunlarıyapı ğyer. alt üst etmek. * Bir alı merceğ net bir görüntü sağ cı inin layabildiğderinlik ve geniş in bütünü. alargada durmak * uzakta durmak.* Bir konu veya çalı çevresi. kovmak. dayanabilecek duruma gelmek. yağ etmek. ş ma * Yüz ölçümü. agorafobi. saha. dağ ı tmak. Te gibi elementlerden oluş metal an görünümünde katı sı karım. ş ı ı nı alan talan etmek * allak bullak etmek. * Açıdeniz. alârma geçmek * beliren tehlikeye karşdirenebilecek. allak bullak.

alavereci . eyi * Vapurlarda bu biçimde taş işiçin bordalarda kurulan basamaklı ı i ma iskele. * Düzensiz. * Bu tür müziğseslendiren veya çalan. düzenli bir iş yapmak. görenek. töre ve hayatı uygun. alaturkalaş ma * Alaturkalaş durumu. andavallı . alaturkalaşrma tı * Alaturkalaşrmak iş tı i. * Türk müziğ inden yana olan. * Kargaş k. alavere * Bir ş elden ele geçmesi. alı alavere dalavere yapmak (veya çevirmek) * hileli. ezanî saat. alavandalı * Bkz. abraş . söyleyen. yöntemsiz. alaturka eser veren kimse. alafranga karş . ı m alaten alaturka * Cüzamlı . i alaturkacı lı k * Alaturkacı olma durumu. ması sağ alaturkalı k * Alaturka olma durumu. * Alaturka saat. in ş ı ş alaturka tuvalet * Tuvalet ihtiyacı gidermek amacı çömelme usulüne göre yapı tuvalet. mak alaturkalaş mak * Alaturka olmak. alaturka saat * Güneş batında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanmısaat.alaş ı mlamak * Çözen metale. yalanla dolanla iş görmek. alaturkalaşrmak tı * Alaturkalaş nı lamak. eyin * Bir ş elden ele vererek aktarma. alaturka müzik * Türk müziğ i. na ı tı * Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse). * Eski Türk gelenek. alavere tulumbası * Emme basma tulumbası . nı yla lan alaturkacı * Alaturka bilen. alaş elementlerini eriterek katmak.

alay etmek * bir kimsenin. davranıgibi yollarla biriyle. . işş konusu yapmak. * Genel olarak üç tabur (süvarilerde dört veya beş bölük) ve bunlara bağ birliklerden oluş asker lı an topluluğ u. söz. i aka âlâyı ile vâlâ * bütün gösteriş i ile. * Alay eden. alay gibi gelmek * inanı gibi olmamak. * Bütünü. arı taya alaybozan * Bir çeş fitilli tüfek.* Piyasada fiyatı ünce yükselir umuduyla mal alan ve fiyat yükselince malı düş satan toptancı . eksik vb. bir ş bir durumun. bir ş eğ ş eyle lenme. küçümseyerek eğ lenen. lacak alay malay * hep birden. gülünç. yönlerini küçümseyerek eğ eyin. alay geçmek * alay etmek. alaya almak * alay etmek. * Çok miktarda. * Ses tonu. * Çok kalabalı k. birlikte. lence konusu yapmak. alaya bozmak * alay niteliğvermek. kusurlu. küçümseyen. pek çok. it alaycı * Alay etme huyu olan. i alaya çı kmak * askerî bir okulda baş gösteremeyerek kı gönderilmek. onu küçümseme. fazla sayı da. alâyiş * Gösteriş kamaşrma. göz tı alâyiş li . vurguncu. k alay beyi * Albay rütbesinde jandarma alay komutanı . eğ lenmek. hepsi. alaycı lı k alayı olmak nda * iş i önem vermeyerek yapmak. alay alay alay * Kalabalıolarak. spekülâtör. * Alay etmeyi huy edinmiş olma durumu. alay * Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. müstehzi.

alazlanma * Alazlanmak iş i. ı . küçümseyici. üstünde kıllıveya kıl lekeler belirmek. * Vücutta kıllıveya kıl lekeler belirmesi durumu. mektepli karş . alazlanmak * Alazlamak iş konu olmak. hoş güzel göstermek. m. debdebeli. kan l. ciddî olmayan. * Alev.* Gösteriş li. albasma. usa humması . * Alev alev. albatr albatros exulans). alaylı * Erlikten yetiş subay. yalaz. eyin * Sı zlatmak. zık zı alazlamak * Bir ş yüzünü alevden geçirmek. yakmak. * Doğ sı nda temizliğ dikkat edilmemesi yüzünden loğ um rası e usanıtutulduğ ateş hastalı loğ n u li k. alaz alaz alaz alaza alazlama * Alazlamak iş i. müstehzi. cazibe. an * Alay edici. 1 m uzunluğ unda. acı vermek. * Fı na kuş rtı ugillerden. * Dökülen tohumlarla ertesi yı l kendiliğ inden çı tahısoğ vb. alaylı alaysı * Alaya benzer. ı tı * Gösteriş görkemli. li. miş * Gerekli okul eğ itimini görmeden kendini yetiş tirmiş olan (kimse). ine * İ derisi için. ilgi toplamak. nsan zık zı albasma albastı * Albastı . Atlantik Okyanusu'nda yaş iri bir kuş (Diomedea ayan türü * Rütbesi yarbay ile tuğ general arası bulunan ve ası nda l görevi alay komutanlı olan üstsubay. ğ ı albeni vermek * çekiciliğ artı ini rmak. * Kaymak taş su mermeri. n albeni * Alı çekicilik. aleve tutmak. miralay. ve . albay albaylı k * Albay rütbesi veya albayıgörevi.

tekerçalar. oksijen. * Bile bile en kötü. mütevazı . kötü havaya iş olan hava durumu. alçacı k * Çok alçak. mlı albenisi olmak * çekiciliğbulunmak. * Akş ı n. uzunçalar. kı sı alçak kavuş um * Kavuş umda gezegenin güneş yer arası bulunması le nda . yüksek karş . lı alçak bası nç * Barometrede 760 mm altı bulunan. beyaza yakırenkte. fotoğ pul gibi ş raf. * Değ ve gücü az olan elektrik potansiyeli. * Kalı ses. özellikle böbrek hastalı nda idrarda albümin bulunması kları durumu. alçak ses * Hafif ses. nı ğ ı albümin * Bitkilerin. birleş karbon. nda aret alçak gerilim * Düş voltajlı ük elektrik hattı . en ahlâksı davranı zca ş bulunan. hidrojen ve kükürt n vı nda imi olan. azot. rezil hain. ak tutma. alçak kabartma * Heykel sanatı yüzeyden çıntı az olan kabartma. namert. ğ ı ı tı * Aş ı ağ yüksek olmayan (yer). n ş kan albümin iş eme * Birçok hastalı klarda.albenili * Alı . . durumlarda) Aş ı ağolanları kendisiyle eş tutan veya kendi değ olduğ it erini undan aş ı ağ gösteren (kimse). * (boy için) Kı sa. kendini çok beğ enmek. alçak gönüllülük * Alçak gönüllü olma durumu. alçak * Yerden uzaklı az olan. yapı madde. aş ı soysuz. albüminli *İ çinde albümin bulunan. cazibeli. hayvanları doku ve sıları bulunan. çekici. larda ağ k. suda eriyen. eyleri dizip saklamaya yarayan bir tür defter. nda. alçacıdağ ben yarattı demek k ları m * çok kurumlu olmak. eri alçak gönüllü * (makam. * Herhangi bir konu ile ilgili kı açı sa klamalar verilerek resimler bası ş lmıolan kitap. * Bir sanatçın eserlerinin bir bölümünün yer aldı kaset. para vb. n alçak yaylak . i albinos albüm * Resim.

alçaltı ş * Alçaltmak işveya biçimi.* Devamlı oturma bölgesinde. * Toprağ çöküp oturması ı n . zillet. yüksekten aş ı ru inmek. * Aş ı ma. erini alçarak alçı * Az alçak. * Değ azaltmak. ağ k lı ı rcası alçaklaş ma * Bayağ mak durumu. ı laş alçaklaşrma tı * Alçaklaşrmak durumu. mezellet. eri * Küçük düş ürme. i. * Alçı ın piş toz durumuna getirilmesinden elde edilen madde. alçakça * Oldukça alçak. zül. aş ı kimselere yaraş na. ağ laş ı laş * Alçalmak iş inme. ı laş alçaklaş mak * Bayağ mak. alçalmak * Alçak duruma gelmek. nda n i * Düş künlük. hor görme. taş nı irilip alçı p kalı * Bir ş üzerine alçı eyin dökülerek alı kalı nan p. . ağdoğ * (insan için) Değ azalmak. * Alçak. ması alçaklı k * Alçak olma durumu. alçalı ş alçalma alçaltı alçaltı cı * Küçük düş ürücü. cezir. * Alçakça davranı ş ş enaat. bayağ ma. tı alçaklaşrmak tı * Alçaklaş na sebep olmak. alçı ı taş . normal tahı l ziraatı lan alanları bitişinde genellikle deniz seviyesinden yapı n iğ 900-1200 metre yükseklikteki yaylak. * Kabarma alçalma olayı sularıindiğdönem. alçaltmak * Alçak duruma getirmek. i alçaltma * Alçaltmak iş i.

oyalanmak. * Bir hileye. * (bitkiler için) Havanıbirden ınması zamansıaçan çiçek. rı i i için ya rı ş ile aldanç aldangı ç aldanı ş * Aldanmak işveya biçimi. lan * Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur. yanı e larak ş ya lmak. jips. lan itli dan lmıkalı alçı almak (veya koymak) ya * kılan bir kemiğgereğgibi kaynaması alçı batılmısargı sarmak. * Alçı şrmak. nı * Tavan ve duvarlarıalçı kaplanması çalı iş n ile nda ş çi. soğ sebebiyle donmak. bir yalana kanmak. tuzak. yanıcı i ltı. ine alçı latma * Alçı latmak iş i. karı tı alçı lanma * Alçı lanmak iş i.* Toprak içinde katman olarak bulunan ve piş toz durumuna getirilerek alçı irilip yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat. * Düş rı ğ uğ kıklına ramak. aldanmak * Görünüşkapı yanlıbir yargı varmak. an * Alçı lamak iş i. kandıcı rı. alçı lama alçı lamak alçı latmak * Alçı kapattı ile rmak. i aldanma * Aldanmak iş i. sı vatmak. n sı yla z uk aldatı cı aldatı lma * Aldatı iş lmak i. * Çabuk ve kolay aldatı kimse. * Alçı sarı ş ile lmıolan. alçı lı *İ çinde alçı bulunan. . alçı lanmak * Alçı lamak iş konu olmak. ı * Avunmak. alçı pan * Tavan süslemelerinde kullanı ve çeş desenleri olan alçı yapı ş p. alçı cı * Alçı ı çı taş karan kimse. * Alçı sı ile vamak. kanma. aldatı lmak * Aldatma niteliğolan.

umursamamak. i aldış rıetmemek * önem vermemek. ğ dı aldı rmaz * Bir ş önem vermeyen. kötü yola sürüklemek. gereğgibi uyanıolmayından yararlanarak onun i k ş ı zararı kazanç sağ na lamak. bu anlamı ancak olumsuz. * Getirtmek. kayı z. aldışz rı sı * Aldı rmaz. yalan söylemek. nda) ladı aldı abdest ürküttüğ kurbağ değ ğ ı ü aya memek * sağ ğyarar. fal * (karı koca) Eş sadakatsizlik etmek. * Aldı rmak iş i. veya ine * Oyalamak. iğ etmek. ine aldatı ş * Aldatma işveya biçimi. i aldatma * Aldatmak iş i. o ş niteliğbakı ndan yanlıbir kanı eyin eyin i mı ş vermek. ilgisizliğ inden. ş . * Elindekini baş na kaptı kası rmak. * Karş ndakinin dikkatsizliğ ı sı inden. aldı rtma * Aldı rtmak iş i. baş çı tan karmak. umursamayan. aldış rı * Aldı rmak işveya biçimi. kayı zlı lâkaydî. tasası k. . * Önem vermek. aldı rma aldı rmak * Almak iş yaptı ini rmak. * Vücuttan herhangi bir parçayı organı lısebebiyle operasyonla çı veya sağk kartmak. eye tsı aldı rmazlı k * Aldı rmaz olma durumu. * Ayartmak. soru veya ş biçimlerinde kullanı er ile art lı r). aldatmaca * Aldatmaya dayanan davranı aldatı oyun. ilgi göstermemek. * Birine verilen sözü tutmamak. ilgisiz kalmak. aldehit aldı * Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sı. umursamayan. vı * (halk edebiyatı söylemeye baş . cı aldatmak * Beklenmedik bir davranı yanı ş la ltmak. zlı tsı k. aldı rmamak. verdiğzararı ı ladı ı i karş lamamak. ilgilenmemek. * Sı rmak. değ vermek (bu fiil. * Bir ş görünürdeki durumu. avutmak. lâkayt.* Aldatmak iş konu olmak. aldı rtmak * Aldı rmak iş baş na yaptı ini kası rmak. ihanet etmek.

* Herkes. alelâcayip * Acayip üstü çok acayip. alelâcele alelâde * Çok acele ederek. alegorik aleksi * Alegori ile ilgili. * Durum ve ş artlar. çarçabuk. * Hele. alemci . alelâdelik alelhesap alelhusus alelumum * Genel olarak. * Aynı konu ile ilgili kimseler veya bu kimselerin uğ ların bütünü. * Bayağ sı ı radan. tuhaf. bir yaş veya bir davranın daha iyi kavranması sağ antı ş ı nı lamak için göz önünde canlandıp rı dile getirme. alelusul alem * Bayrak. âlem * Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluş turduğ bütün. alelı tlak * Genel olarak. bambaş ka. özellikle. kurala uygun bir biçimde. kaları * Ortam. * Minare. sancak direğgibi yüksek ş i eylerin tepesinde bulunan. madenden yapı ş yı z veya lâle lmıay ldı biçiminde süs. ş * Duygu. * Okuma yitimi. olağ an. kubbe. * Kendine özgü birçok niteliğbulunan ş veya farklı i ey davranıiçinde bulunan kimse. çevre. * Her zaman görülen. alem olmak * sembol olmak. u * Dünya. âlem yapmak * sazlı sözlü eğ lenmek. * (yöntem gereğ yöntem üzere) Yol yordam gereğ i. * Alelâde olma durumu. düş ünce. düş gücü. baş . ince. ivedilikle. evren. * Hesaba sayarak. * Eğ lence. . garip. raş nı * Hayvan veya bitkilerin bütünü.alegori * Bir görüntü. en çok. cihan. genellikle.

lan. alesta tutmak * hemen kullanı labilecek durumda bulundurmak. * Önder. alesta durmak * tetikte beklemek. meydanda. r. * Herhangi bir maddeye veya kimseye karşolumsuz duyguları ı olan. ı ı ı yan. ş r mı ı âlemin ağ torba değ ki büzesin zı il * Bkz. ş . alenîleş me * Alenîleş iş mek i veya durumu. * Açı açı herkesin gözü önünde.* Camilerin kubbelerine. alerjisi bulunan. ilâçlara. kça. alesta * Harekete hazı tetikte. ı rı * Bir kimseye veya bir ş karşolumsuz yönde duyulan aş duyarlı eye ı ı rı k. elin ağ torba değ ki büzesin. toz. âlemi var mı ? * yakık alı . üniversel. aleniyet * Açıolma durumu. minarelerine alem yapan veya takan kimse. alenen alengirli * Gösteriş yakıklı li. herkesin içinde. ı alenî * Açı ortada. k klı alerji * Bazı ları birtakı yiyeceklere. herkesin içinde yapı k. alesta beklemek * hazı r durumda beklemek. alet . alerjik * Alerji ile ilgili olan. uygun olur mu?. açı ktan ğ a. evrensel. zevkusefaya kapı lmak. zı il âlemş ümul * Dünya ölçüsünde. gizlemeden. alemdar * Bayrağveya sancağtaş bayraktar. açı k. alessabah * Sabah erkenden. sancaktar. na * eğ lenceye. koku gibi nesnelere karşhastalıderecesinde gösterdikleri canlı n m ı k aş tepki. alenîleş mek * Herkesçe bilinir duruma gelmek. âleme dalmak * çevre ile ilgisini kesip iç dünyası kapanmak.

aygı t. zrak na lan * Alevli olarak. vası olmak. m * Hoş görülmeyen bir işyardı veya aracı e mcı olmayı kabul eden kimse. alev saçağsarmak ı * bir olay. ı m. e lı * Halife Ali yanlı olma durumu. . * Bir sanatı yapmaya. caklı vı m. * Aş ateş k i. lan alet etmek * bir iş birini uygun olmayan bir biçimde kullanmak. alet edevat * Bu el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için kullanı araçlar. * Ateşsı k. te alet olmak * bilerek bir çı karş ğveya bilmeyerek kötü bir iş aracı etmek. kılcı . alev bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * ateş bacayı sarmak. maş a. lanmak. yanmaya baş lamak. * Bir makineyi oluş turan ve iş lemesine yardı eden parçalardan her biri. * Vücut ısı sı herhangi bir sebeple artmıve bu sebeple kı ş ş zarmıolarak. n ş dili. sı alev alev alevlendirme * Alevlendirmek iş i. * Mı uçları takı küçük bayrak. lan alev makinesi * Düş üzerine alevli sılar püskürten taş man vı ı nabilir alet. uygulamaya yarayan özel araç. öfkelenmek. heyecana gelmek. önüne geçilemez. telâş mak. ıl ş ıı alev kı zı rmısı * Alev rengi. aletli jimnastik * Birtakı aletler kullanı yapı jimnastik. un lerinde kullanı bir araç. m larak lan alev * Yanan maddelerin veya gazlarıtürlü biçimlerde uzanan ıklı yalı yalaz. * coş heyecanlanmak. tehlikeli bir duruma gelmek. alev gibi parlamak * canlış ıl olmak. alev almak * tutuş mak. kar ıı lı te lı k ta aletli * Aleti olan veya aletle yapı lan. alaz.* Bir el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için özel olarak yapı ş lmınesne. ateş bacayı sarmak. flâma. alevlendirmek . Alevî Alevîlik * Alevîliğ bağ (kimse). alev lâmbası * Gaz veya benzinle çalı ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurş boru iş ş an.

nda ı lı alfa alfa * Yunan alfabesinin birinci harfi. yermek. selâmet üzerinize olsun" anlamı karş k. alevlenmek * Alev çı karmaya baş lamak. bir * Parlamak. çoğ altmak. tçı aleyhte olmak * karşdurum almak. kları ş ı alfabe * Bir dilin seslerini gösteren. w.* Alevlenmesini sağ lamak. halı mı kullanı bir bitki. ş iddetini artı rmak. karşduruma geçmek. yapı nda lan alfa ınları ş ı * Radyoaktif maddelerin yaydı üç ından biri. öfkeli veya heyecanlı durum almak. ı aleyhine olmak * bir işbirinin zararı olmak. aleyhinde olmak * birine karşolumsuz duygu ve davranıiçinde bulunmak. tutuş turmak. *Ş iddetli. * Karş karş zı ı ı t. * Kuzey Afrika'da ve İ spanya'da yetiş ve kâğ ip. Türk alfabesinde bulunmayan x. . karş lı ı ı k. ı aleykümselâm * Arapça selâmünaleyküm selâmlama sözüne verilen "esenlik. * Etkisini. alfabe dı ş ı * Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf. * Zorlu. alevli * Alevi olan. q harfleri gibi. aleyh aleyhe dönmek * karşdurum almak. . belirli bir sı göre dizilmiş raya belli sayı harflerin bütününe verilen ad. hararetli. na aleyhtar * Karşolan. alevlenme * Alevlenmek iş i. ı ı tçı aleyhtarlı k * Bir iş harekete veya düş e. t. onun için iyi olmamak. * Bir iş baş cı in langı. karş . ı ı aleyhinde (veya aleyhine) söylemek (veya bulunmak) * çekiş tirmek. . alevlenmiş . en ı t. da * Bir dilin harflerini tanı okuma öğ tarak renmeyi sağ layan kitap. ı ş aleyhine dönmek * destek vermekten vazgeçip karşduruma geçmek. ünceye karşolma.

ine algı latma * Algı latmak iş i veya durumu. * Bir olayı bir nesnenin varlını veya ğ duyum yolu ile yalıbir biçimde bilinç alanı almak. çak mı lan lü ı m. algı lanma * Algı lanmak işveya durumu. * Su yosunu. inde lan * Bazı gemilerin baş veya kıtarafı eğ olarak uzatı ş ç ndan ik lmıbulunan makaralı sa ve kalıdikme. * Alfa ınların tedavide kullanı na verilen ad. idrak etmek. idrak ettirmek. eye eyin algı çağ bı ı * Haş kozası çizmeye yarayan alet. * Vergi. nikel bulunan ve çatal bı takı yapmakta kullanı gümüş bir alaş r. i. * Eş ilkesini sağ itlik lamak için uyulan düzen. i algı lanmak * Algı lamak iş konu olmak. ş nı ı lması *İ çinde bakıçinko. n na na raya alfabetik sı ralama * Bkz. alfabe sı . alfabetik katalog * Eserleri yazarları soy adları veya adları göre sı sokan katalog. alacak. * Rüş vet. alfabetik * Alfabe sı na göre dizilmiş rası . kı n algı * Kazanç. algı n . algı algı * Bir ş dikkati yönelterek. algı cı layı * Algı yetkisi olan. o ş bilincine varma. idrak. . idrak edilmek. rası alfaterapi alfenit alg algarina * Ağ bir ş denizden çı ı r eyi karmak veya denize indirmek iş kullanı büyük vinçli deniz teknesi. ı n na * Haş sütünü toplamakta kullanı kaş haş lan ı k. algı latmak * Algı lamak iş birine yaptı ini rmak.alfabe sı rası * Harflerin alfabedeki belirli düzene göre diziliş i. haş nı algı lama algı lamak * Algı lamak işidrak etme.

alıalı k k . ey * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. lı z. kamera. alı gözüyle bakmak cı * inceden inceye gözden geçirmek. ı ğ geri ş ı alı yönetmeni cı * Alıyı rudan doğ çalı ran ve yöneten. alı verici cı * Bağladını alan. ş tı alı ç * Gülgillerden. alı bulmak cı * müş bulmak. * telâş veya yorgunluktan yüzü kı rmı kesilmiş pkı zı (olarak). talip olmak. * sağklı lı . klı * Birine gönül vermiş . kameraman.. alı kı ı girmek cı lına ğ * müş gibi davranmak. alı moru mor al. müş n teri. * Kendisine bir ş gönderilen kimse. sersem. yüzyı baş yaş ş lı ı n nda amıolan Türk matematikçilerinden Musaoğ Harezmli Mehmed'e Arapları lu n unvan olarak verdiğElharezmî adı batı yapı bir terim. f. Harezmli yolu.. * Görüntüleri alan cihaz. algoritma * IX. * Eskimiş giyecek. gid-eli. tutkun.* Cı zayıhastalı .-den beri" anlamı zarf-fiil eki: al-alı nda . kanlı alı cı * Satıalmak isteyen kimse. mı alı ka * Ahize. algler * Su yosunları . alı hareketlerini gerçekleş cı doğ ruya ş tı cı tiren. * Televizyon alısı doğ cını rudan çalı ran kimse. teri alı kuş cı * Atmaca. Orta Çağ ondalısayı i ndan da lan da k sistemine göre yapı ve lan son zamanlarda belirli herhangi bir kurala bağ bulunan her türlü hesap iş lı lemine verilen ad. görme-y-eli vb. alı k * Akız. teri alı çı cı kmak * müş bulunmak. ebleh. teri * istemek. en aç * Bu ağ n mayhoş acı yemiş i. vurgun. lsı alı k * Hayvan çulu. canlı . almaç. kameraman. budala. -alı -eli / * ". görüntülerin filme alı nması sağ nı layan kimse. kı rlarda yetiş yabanî bir ağ (Crataegus). * Azrail.

* Mani olmak.* Aptalca. la-y-alı bekle-y-elim vb. * Aptalca. * Gözü. menedilmek. u i ten * Ayıp saklamak. alı konulma * Alı konulmak iş i. kasın na . bir ş karş nda aptallaş ş ı k ey ı sı ı aş p rmak. alı m * Almak iş i. alı konulmak * Alı koymak iş konu olmak. gönlü çeken durum. alı satı bürosu m m * Alıveriş lerinin yapı ğveya düzenlendiğş yer. m. alı satı ofisi m m * Alı satı bürosu. alıalıbakmak k k * aptalca. engel olmak. kişeki: al-alı gid-elim. yapmakta olduğ veya yapmak istediğiş geri tutmak. -alı / -elim m * İ kipinin çokluk 1. cazibe. alı koymak * Bir süre için bir yerde tutmak. * Birini. rı * Mahrum etmek. m m alı mcı * Baş nıhesabı alacak toplayan veya kabul eden kimse. alı tı klaşrmak * Alıduruma getirmek. k alı k klı * Alıolma durumu veya alı bir iş k kça . çalı gurur. m. baş stek i m. alı satı m m * Satıalma ve satma iş alıveriş n i. ine alı koyma * Alı koymak iş i. ş kış kı aş n aş n. alı ma klaş alı mak klaş * Alıduruma gelmek. tatil edilmek. ş iş ldı ı i ube. çekici hareket. ş kış kı aş n aş n. aptallaş aş nlaş mak. * Kurum. ş . alı çalı m m * Gösteriş . alı tı klaşrma * Alı tı klaşrmak iş i. ş kı mak. * Alı mak iş klaş i. alısalı k k * Aptal.

kader. ar damarı çatlamı ş . * Bir ocakta her türlü ayak. ş * Karş ı . alnı . çekici. alıyazı n sı * Yazgı . çabuk gücenen. alı lı mlı k alı z msı * Alı olma durumu. alıteri dökmek n * çok emek vermek. cazibesiz. çalı . ngan alı k nlı * Kadı n alı na taktı altıveya gümüş süs eş . galeri. çalı ş emek vererek kazanmak. mı * Kurumlu. paket vb.). * (bazıeylerde) Ön. kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. gururlu. kaş saçlar arası larla ndaki bölümü. alıçatı n sı * İ kaş arası n ortası ki ı n . cazibeli. alı ngan * Aş duygulu. alıteri ile kazanmak n * hak ederek. alı nmak . li. alıdamarı n çatlamak * Bkz. ön yüz. mı alı zlı msı k * Alı z olma durumu. kı ı rı rı lan. ka eyin ndını ı * Yerine gitmesini sağ lamak için gönderenin ek bir ücret ödeyerek postaya alı karş ğ verilen ndı ı ı lında (mektup. mukadderat. mlı * Alı olmayan. arak. msı alı n * Yüzün. alıteri n * Emek. talih. larda alı nma * Alı nmak iş i. baca. mlı alı çalı mlı mlı * Gösteriş güzel. makbuz. zahmetli bir iş görmek. nları nları kları n ten yası * Yapı cephe süsü. alı nganlı k * Alı olma durumu. alı ndı alı lı ndı * Para veya baş bir ş teslim alı ğ gösteren belge.alı mlı * Alı olan.

mları i. aktarmak. çoğ almak. * Almak iş i veya biçimi. çekememek. alıyürümek p * az zamanda çok ilerlemek. derhal. alıverememek p * anlaş amamak. i yapı * Bir sözün. alıvermek p * yürek çarpı sı ntı geçirmek. alı r almaz * hemen. alıveriş ş * Alı satı iş m m i. ş ı ı unu rı * Elde edilmek. alı yapmak. alıverişçı ş e kmak * alı satı işiçin çarş gitmek. aktarma. alıvereceğolmamak p i * bir kimseyle hiçbir ilgisi olmamak. alık ş ı * Herhangi bir duruma alı ş ş olan. alık rlı alı ş * Duygusal uyarı alabilme yeteneğ idrak kabiliyeti. * Baş bir dilden alı ş ka nmıkelime. adapte olunmak. alıfiyatı ş * Bir mal için alı karşğödenen para ve üretim gereçleri fiyatı m ıı lı . alı lama ntı * Alı lamak iş ntı i. artmak. ya ka n sı ntı alısatmaz görünmek p * ilgisiz görünmek veya davranmak. geçinememek. münasebet. * İ ki. alı lamak ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından cümle veya cümleler almak. iktibas. * Uyarlanmak. alı ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından alı ş ya ka n sı nmıparça. m m i ı ya alıveriş ş i kesmek * biriyle ilgisi kalmamak.* Almak iş lmak. yayı lmak. liş alıveriş ş yapmak * alı satı iş gerçekleş m m ini tirmek. kılmak veya öfkelenmek. alısattı olmamak p ğ ı * hiç ilgisi bulunmamak. bir davranın kendisine karşolduğ sanarak incinmek. iktibas etmek. mı alık olmak ş ı .

* Yapı lmaya alılmıdavranı ş ş ı ş . ş mesi artlanmı ş davranı ş . ş kanlı alıklı ş k ı * Alık olma durumu. alılmı ş ş ı * Her zamanki. ünsiyet. eyi alı ktan kopamamak ş kanlı * belli bir huydan vazgeçememek. mı alı n olmak ş kı * iyice alı ş hiç yabancı çekmemek. ınmak. ş ı alılma ş ı alılmak ş ı * Alılmak iş ş ı i. yanmaya baş lamak. alı k. huy hâline getirmek. * Alı ş iş mak i. alı ş kan * Alı n. lı k alı nlı ş k kı * Alı n olma durumu. ı ı alı ş kı alı n ş kı * Bir ş veya bir ş yapmaya alı ş eye ey ş olan. az rastlanan. nlı lı * İ ve dıetkilerle davranı n tekrarlanması aynı ç ş ş ları . itiyat edinmek. bilinmeyen. . * Tutuş mak. ş kı ş kanlı alı ş ma alı ş mak * Bir iştekrarlayarak kolaylı yapabilmek. sı * Etkisini yitirmek. * Evcilleş mek. alı ş ş kudurmuş beterdir mı tan * alılan bir ş ş ı eyden kolayca vazgeçilmez. alı k edinmek ş kanlı * bir ş sürekli yapar olmak. * Uyar duruma gelmek. alıklı bı ş ğ rakamamak. intibak etmek. * Bağ lanmak. ehlîleş mek. arkadaşk. ş ı alı k ş kanlı * Bir ş alı ş eye ş olma durumu. itiyat. i kla * Yadı rgamaz duruma gelmek. * Bir ş alı ş eye ş duruma gelinmek.* alı k durumuna gelmek. * Sürekli ister olmak. huy. mutat. ş kı alı ğ olmak ş kanlında ı * iyice alık bulunmak. hep biçimde gerçekleş sonucu beliren. mı * Yakı k. uygun gelmek. mak. mı alılmamı ş ı ş * Nadir.

Ali kı baş ran kesen * zorba. bir baş ndan aldını ona vererek iş yürütmek. yoğ yma lan it * Bilgin. âlicenaplı k * Âlicenap olma durumu. bilici. bilgiyi kazanmak için yapı tekrar. yüksek. sarı patlı msaklı urt ve kı ile yapı bir çeş yemek. alinazik * Közlenmiş can. egzersiz. Ali Cengiz oyunu * "kurnazca ve haince düzen" anlamı kullanı nda lı r. ş erefli. ötekinden aldın bir baş na vererek iş yürütmek. âlicenap * Cömert. söylenen bir sözün doğ una inandı için kullanı na ruluğ rmak lı r. ı kası ğ da ı ini . alifatik alil alim * Bilen. alı rmak ş tı * Alı na yol açmak. ş ma. ağ daki âli * Yüce. * Onurlu.alı rma ş tı * Alı rmak iş ş tı i. * Bir beceriyi. ş an. k * Hastalı . âlim alimallah âlimane âlimlik * Bilginlik. lan * Vücudun biyolojik yönden geliş imini sağ layan çalı idman. klı Ali'nin külâhı Veli'ye. ş ması * Uyar duruma getirmek. sakat. ğ ı * Açızincirli (organik madde). ı ğ ı kası ini Ali'nin külâhı Veli'ye. Ali * Kişadı i olarak aş ı deyimlerde geçer. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * (bir kimse) birinden aldını ğ ötekine. * Allah "Allah bilir" anlamı gelen bu söz. temrin. * Âlime yakı âlimin yaptı gibi. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * birinden aldını ğ öbürüne. Ali kı baş ran kesen * çok zorba.

* Dağ m. lityum. m * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. yetiş i zaman teslim edilmek üzere. alivre * Ürün daha tarladayken. ğ anlatmak için el çı ı rpma. ran alkalölçer * Alkalilerin saflıderecesini belirtmeye yarayan cihaz. alivre satı ş * Vadeli satı ş . Bu rmıya çevirmiş olduğ bitkisel mavi rengi eski durumuna döndürme özelliğvardı u i r. alkaloit * Özellikleri ile alkalileri andı organik madde. kalevî. . önceden pey verilerek yapı (satı tiğ lan ş ). mükemmel. uz * En güzel. rubidyum. en iyi. alkı ş lama. alkıalmak ş * çok beğ enilmek. antiasit. asitlerin kı zı . dağ ı tı ı tma. ı smı z demirden bir ağ . alkıkopmak ş * birdenbire güçlü bir biçimde el çı lmak. potasyum. alkıağ ş ası * Padiş alkı ahı ş lamakla görevli kimse. alkalimetre * Bkz. aliyyülâlâ alizarin * Kök boyası kı zı. sezyum elementlerinin sağ ğmetaller. kök rmısı alize Alka Evli alkali * Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yı l süresince düzenli esen birtakı rüzgârlar. rpı alkıtoplamak ş . alkı m * Gök kuş ı ağ .aliterasyon * Ş ve nesirde uyum sağ iir lamak için söz baş nda ve ortaları aynı ları nda ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması . tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanı ağ kı lan. alkalimetre. ladı ı alkalik * Alkali ile ilgili olan veya içinde alkali bulunan. midye. * Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı maddelerde. alkı ş * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. alkalölçer. k alkarna *İ stiridye. alkali metaller * Oksitlenmelerini sodyum.

cı * Alkı olma durumu. bazı nda * En büyük. alkı lı ş k çı alkı ş lama alkı ş lamak * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. lması cı vı etanol. ş çı * Alkı ş lamak iş i. alkı ş lanmak * Alkı ş lamak iş konu olmak. etil alkol. koruyucusu olduğ ve tek olduğ inanı yüce ve üstün varlı una una lan k. alkıtufanı ş kopmak * sürekli ve coş alkıbaş kun ş lamak. ispirto. Allah Allah! * ş ma veya can sıntı anlatan bir ünlem. * Allah adı isim tamlamaları tamlanan kelimeyi güçlendirir. Mevlâ. aş kı sı * Türk askerinin hücum narası . * Beğ enmek. ı rı kün alkolizm alkollü * Alkollü içkilere hastalıderecesinde düş olma durumu. alkolölçer * Sılardaki alkol oranı ölçmeye yarayan cihaz. Rab. ine alkil alkol * Alkol kökü. alkolik * Alkollü içkilere aş derecede düş olan (kimse). * taraftar olmak belli bir görüş yana olmak. *İ çkili. dalkavuk.* çok alkı ş lanmak. Yaradan. Tanrı . C2H5OH. vı nı Allah * Kâinatta var olan her ş yaratısı eyin cı. ğ anlatmak için el çı ı rpmak. * Bira. alkı ş lanma * Alkı ş lanmak iş i. kokulu. yağ . alkıtutmak ş * el çı rparak veya topluca. patates niş nış arap vı n astasın ekere dönüş türülmesi sonucu ortaya çı glikoz kan çözeltilerin mayalaş ş mıözlerinin damı tı yla elde edilen. en usta. ten alkı ş çı * Alkı ş layan (kimse). k kün * Alkolden yapı ş lmıveya içinde alkol bulunan. Allah (bin bir) bereket versin . yüze gülücü. uçucu. * Her türlü alkollü içki. renksiz sı. yanı. ş gibi sılarıveya pancar. takdir etmek. yüksek sesle "yaş "var ol" gibi sözler ile birini alkı a". * Ş akçı akş . ş lamak.

esirgesin. Allah bir dediğ inden baş sözüne inanı ka lmaz * birinin çok yalancı olduğ anlatmak için söylenir. * bana öyle geliyor ki. Allah aratması n * yakılacak bir durumda "Tanrı nı daha kötüsünü göstermesin" anlamı kullanı nda lı r. yarıaş yollu. ini) kazadan. unu Allah aş na kı * birlikte söylendiğsözün anlamı göre ant vermek veya yalvarmak için "Allah'ı seversen" anlamı i na nı nda. imdi rsam Allah belâsı versin nı * ilenme sözü. ey ı sı k Allah acını sı unutturması n * Tanrı acı unutturacak daha büyük bir acı bu yı göstermesin. lanı nda Allah büyüktür * günün birinde hakkı alacağ kendine yapı ş nı ı na. Allah artı n rsı * (gerçek veya alay anlamı Tanrı nda) daha çoğ versin. Allah canı alsı nı n * ilenme sözü. usanç bildirir. ben de sana * ş sana borcumu ödeyecek param yok. Allah beterinden saklası (veya esirgesin) n * Tanrı daha kötü duruma düş ürmesin. lmıolan haksı kları düzeleceğ inanmak gerektiğ zlı n ine ini anlatı r. aş Allah bağ lası ı n ş * (çocuğ sevdiğ Tanrı unu. bazen de gerçek öfke ile söylenen ilenme sözü. rken Allah (veya Allahı m) * bir ş karş nda hayranlıveya yakarma bildirir. Allah (seni) inandı n rsı * inanı lması kolay olmayan bir ş anlatı pek ey lı yemin yerine söylenir. unu Allah bir yastı kocatsı kta n * yeni evlenenlere "bir arada yaş n" anlamı söylenen bir iyi dilek sözü. z ini Allah bana. Allah bahtı güldürsün ndan * (evlenecek kıiçin) mutluluk dileğ belirtir. ş ma.* bir kazanç karş nda durumundan hoş olmayı ı sı nut belirtir. Allah cezası vermesin (veya Allah cezası versin) nı nı * yarıaka. Allah bilir * belli değ il. kazanı öderim. Allah akı l fikir versin (veya Allah akı versin) llar * akı zca bir davranı bulunanlar için kullanı lsı ş ta lı r. ş ş ma . belâdan korusun. Allah bir * yemin yerine kullanı lı r.

aile Allah dokuzda verdiğ sekizde almaz ini * alıyazı ne ise o olur. ğ ükredildiğ anlatı ı ini r. ı rması laş Allah etmesin * olması istenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan söz edilirken söylenir.Allah dağ göre kar verir ı na * Tanrı herkese dayanabileceğölçüde sıntı i kı verir. Allah Halil İ brahim bereketi versin * Tanrı versin. sağğ ı i Allah eksik etmesin * Tanrı yokluğ göstermesin. Allah emeklerini eline vermesin * Tanrı emeklerini boşçı a karması n. kendisine iyiliğdokunan biri için kullandı bir iyi dilek sözü. ini Allah hoş olsun nut * bir kimsenin. Allah gecinden versin * "çok yaş n"' anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. bereket versin. i ğ ı Allah için * gerçekten. Allah eksikliğ göstermesin ini * pek gerekli olan bir ş kusuru anlatı eyin lı böyle de olsa onun varlına ş rken. Allah esirgesin (veya saklası n) * Tanrı korusun! Tanrı kötü durumla karş tı n!. . çok Allah hayı etsin rlı * genellikle bir olay baş cı "Tanrı urlu etsin" anlamı söylenir. Allah dirlik düzenlik versin * Tanrı huzuru versin. doğ rusu. n" nda Allah düş ma vermesin manı * anlatı bir kötülüğ büyüklüğ belirtmek için söylenir. lan ün ünü Allah ecir sabı r versin * baş lı dileğolarak söylenir. ayası nda lan Allah göstermesin * Tanrı kötü bir durumla karş maktan korusun. langında uğ nda Allah herkesin gönlüne göre versin * Tanrı herkesin dileğ yerine getirsin. ı laş Allah hakkı için * ant içmek veya ant vermek için kullanı lı r. çocuğ yetim veya öksüz bı u rakması anlamı bir iyi dilek sözü. unu * birinin yaptı bir hizmet anı ğ ı lı onun için teş rken ekkür yollu söylenir. n sı Allah dört gözden ayı n rması * "Tanrı . Allah derim * pek bozuk bir iş sorulan "ne dersin?" sorusuna karş"söyleyecek baş söz bulamı için ı ka yorum" anlamı nda kullanı lı r.

izin Allah korusun (veya saklası n) * Tanrı tehlikeye. Allah kuru iftiradan saklası n * bir suçlama karş nda bunun sı iftira olduğ anlatmak için söylenir. a ş ı sı görü Allah kabul etsin * sevap sayı bir iş ldında söylenir. lan yapı ğ ı Allah kahretsin * "Tanrı cezası versin" anlamı bir ilenme sözü. nı u lı nca ma inde Allah kazadan belâdan saklası n * Tanrı n insanı 'nı türlü kötülüklerden koruması iyle söylenen bir iyi dilek sözü. Allah övmüş yaratmı de ş * çok güzel olanlar için söylenir. ı sı rf unu Allah manda ş ğversin ifalı ı * çok veya ağ yemek yiyenler için ş yollu söylenir. ya iyi olsun. nları . nı nda Allah kavuş tursun * birinin yakı. nda) kı ma Allah ne verdiyse * yemek olarak evde ne varsa.Allah iki iyilikten birisini versin * (ağ hasta için) ya ölsün kurtulsun. Allah rahatlıversin k * genellikle yatmaya gidilirken söylenen bir iyi dilek sözü. kötü duruma düş ürmesin!. ı lı Allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin * Tanrı kimseyi kimseye. 'ya Allah kı ederse smet * Tanrı verirse. ı r aka Allah mübarek etsin * kutlu olsun. Allah ömürler versin * saygı gösterilen bir kimseye selâm veya teş ekkür olarak söylenir. Allah rahmet eylesin * ölüleri hayı anmak için söylenir. * karşk beklemeksizin. en yakı na bile muhtaç etmesin. Tanrı güvenmeli. * onaylanmayan bir durumda alay yollu kullanı lı r. dileğ Allah kerim * Tanrı büyüktür. ı r Allah iyiliğ (veya lâyınıversin ini ğ ) ı * hoşgitmeyen bir davranıkarş nda hoş ile söylenir. Allah müstahakı versin nı * (gerçek veya alay anlamı çış anlatan bir söz. * ne olursun. rla Allah rı için zası * dilencilerin para isterken söyledikleri yalvarma sözü. bulunduğ yerden ayrı kalanlara kavuş dileğ bulunmak için söylenen söz.

gidersen git" anlamı kullanı nda lı r. * yolda güçlük içinde bulunanlara iyi dilek sözü olarak kullanı lı r. * birinden pek yana olmayan bir söz söyleneceğzaman onun adı önce getirilen giriş i ndan sözü. bazen de takı ve ş için söylenir. Tanrı ktı ru tanı r. çok hı yası rpalamak. * "keyfin bilir. Allah versin * iyi bir ş ele geçirenlere memnunluk bildirmek için. Allah vere de * iyi dilek anlatı r. ndan il u Allah yarattı dememek * kı ya dövmek. ş Allah tamamı eriş na tirsin * herhangi bir iş veya olayı iyi sonuçlanması iyle söylenir. ey lma aka * dilenciyi savmak için söylenir. kta Allah sonunu hayı r etsin * bir iş sonucu için kaygı in duyulduğ unda söylenen bir iyi dilek sözü. iyiliğ senden esirgemesin" anlamı teş ini nda ekkür olarak kullanı lı r. Allah vergisi * Tanrı vergisi. yaradı tan olan yetenek veya özellik. Allah utandı n rması * bir iş giriş e enlere söylenen baş dileğ arı i.Allah selâmet versin * yola çı kanlara "Tanrı kazadan belâdan korusun" anlamı söylenen bir uğ nda urlama sözü. Allah son gürlüğ versin ü * Tanrı lı sıntı . Allah yapı sı *İ nsanlar tarafı değ de tabiatta olduğ gibi. Allah var (veya Allah'ı var) * doğ rusunu söylemek gerekirse. lı ş Allah vermesin * bir ş olmaması ini anlatı eyin dileğ r. Allah yazdı bozsun ise . kul taksimi karş . itlik lan tı ı tı Allah taksiratı affetsin nı * (ölüler için) Tanrı kusurları bağ lası nı ı n. Allah seni (veya sizi) inandı n rsı * doğ söylüyorum. itlik lan tı ı tı Allah taksimi * Eş gözetilmeden yapı paylaşrma kul taksimi karş . * uzaktaki tanıklar anı dı lı kullanı rken lı r. Allah taksimi * eş gözetilmeden yapı paylaşrma. yaşlı kı göstermesin. Allah senden razı olsun * yapı bir iyilik karş nda "Tanrı lan ı sı seninle birlik olsun. n dileğ Allah tekrarı erdirsin na * tekrar bu günleri görün.

nda Allah'ı (veya Allah'ı) seversen nı * "Allah aşna" gibi. Allah'ıbelâsı n * varlı üzüntü veren. ssı Allah'ı m! *ş iddetli bir duygulanma anlatan ünlem. kkı k Allah'ıadamı n * garip. yerine göre ant verme. lanı i Allaha ı smarladı k * Ayrı n kalan veya kalanlara söylediğbir iyi dilek sözü. Allah'ı(veya Tanrı n) günü n 'nı * (bı nlıduygusu ile) hemen hemen her gün. artı n" nda lan Allah'a (bin) ş ükür * "hamdolsun". zavallı (kimse). "bereket versin" gibi durumdan memnun olunduğ anlatı unu r. Allah'a bir can borcu var * Allah'a vereceğcanı baş hiç kimseye bir borcu yok.* gerçekleş istenmeyen bir olay veya durum için kullanı mesi lı r. ğ ı Allah'ıbinası yı n nı kmak * kendini veya baş nı kası öldürmek. Allah'ı insanı bir yer çok. saf. Allah'ıevi n * cami. lanı i Allah'a yalvar * kendi kusuru yüzünden güç bir duruma düş yakı kimseye "ben sana yardı edemem. az * pek ı z ve kuytu bir yer. mescit. benden bir ş üp nan m ey umma" anlamı söylenir. i ndan ka Allah'a emanet * "Tanrı esirgesin" anlamı birini överken söylenir. Allah'ıgazabı n * çok sıntı kı veren ş ey. ş ma veya usanç gibi aş duygular da anlatı r. * insan gönlü. Allah'ıemri n * kader. . nda Allah'a emanet olun * ayrı n kalana söylediğbir esenleme sözü. Allah'ıcezası n * pek yaramaz. inde Allah ziyade etsin * (kahve ve yemekten sonra) "Tanrı rsı anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. yalvarma için kullanı kı lmakla birlikte. Allah yürü ya kulum demiş * az zamanda çok para kazananlar veya iş çok ilerleyenler için söylenir. ş irret.

karı l. utan. kiş i. karmakarık olmak. kimse. Allah'ıiş bak n ine * (bir iş bir olayı beklenmedik. aldatı. yazı r!". Tanrız. . . düzeni bozulmak. Allah'tan * iyi ki. karmakarık. ktı Allah'tan korkmaz * can yakı. n) aş lacak nda lı r. allak bullak olmak * çok karık duruma gelmek. ulu allak * Sözünde durmaz. altı ş ı üstüne gelmek. te k z Allah'tan kork! * "yapma. ş ı * (aklı. Allah'ı seversen nı * istek. 'nı ğ ı sı * Acı z. ş ı allak bullak etmek * karmakarık bir duruma getirmek. ru allak bullak * Alt üst. lı ş * Kendisinden hiçbir iş yararlıumulmayan saf ve zararsı(kimse). allahlı k allahsı z * Tanrı tanı 'yı mayan. dönek. ması Allah'tan umut kesilmez * daha çok ağ hastalar için söylenilen "iyileş ı r ebilir" anlamı bir iyi dilek sözü. allama * Allamak iş i. ş ı aş rmak. * yaradı tan. Allah'ı bulsun ndan * ben kendisine bir ş yapmayacağ yaptı kötülüğ cezası Tanrı ey ı m. cı z. düzeni bozmak. z. ş ı * (akızihin) ş kı dönmek. ğ ı ün nı versin. insafsı acı z.Allah'ıhikmeti n * beklenmeyen. ş ı bir durum alması kullanı in. aşna ş mak. allahsı k zlı * Tanrızlı sı k. dilek ve yalvarma amacı kullanı yla lı r. zihnini) düş nı ünemez duruma getirmek. Tanrı n varlına inanmayan. sebebi anlaş ı lmayan veya ş ı ş için kullanı aş eyler lan lı r. Allah'ıkulu n * insan. cı * Kendisine güvenilmesi doğ olmayan (kimse). nda Allahüâlem * Tanrı daha iyisini bilir anlamı kullanı nda lı r. insafsı vicdansı ması z. Allahütealâ * Yüce Tanrı Allah.

alı. ahize. * Allanmak iş i. mı alı ka cı * Bir ş veya kimseyi bulunduğ yerden ayı eyi u rmak. eyi allâmelik * Allâme olma durumu. * Bir parçanıallegrodan biraz daha ağ çalı n ı nacağ anlatı r ı nı r. * İ sı çine ğ mak. * Alı . allem * Bir işistediğduruma getirmek için "her türlü kurnazca çareye baş i i vurmak" anlamı allem etmek kallem yla etmek deyiminde geçer. fethetmek. * Al duruma gelmek. * Kadı n süs için yanakları sürdükleri al boya. donatmak" anlamı gelen allamak pullamak deyiminde geçer. allaş ma allaş mak allegretto allegro * Bir parçanıcanlı eli ve hı çalı ı anlatı n . * Allaş iş mak i veya durumu. çok bilgili. * Al olma durumu. * Göz alı renkler ve ş cı eylerle süslenmiş . allâmelik taslamak * bilgisiz olduğ hâlde her ş bilir görünmek.allamak allâme * "Süslemek. allâme kesilmek * her ş bilir görünmek. neş zlı nacağ nı r. iktibas. * Satıalmak. na * Derin ve çok bilgisi olan. nda * Birlikte götürmek. n * Ele geçirmek. nları na * Almak iş i. kaldı rmak. alma almaç almak . * Bir ş elle veya baş bir araçla tutarak bulunduğ yerden ayı eyi ka u rmak. allı allı pullu allı k * Üzerinde al renk bulunan. * Yanı bulundurmak. reseptör. u eyi allanma allanmak * Süslenmek. ntı * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz.

* Kabul etmek. iletilmek. * Zararlı . bakıve nikelden yapı gümüş andır bir alaş mayş r lan. * Yutmak. hafta. Almanca dil. ü rı ı m. tı * İ sı çeri zmak. iş * . kaplamak. * Örtmek. * Davranıveya makam değ tirmek. işbaş e latmak. ey. l dönümü gibi belli günleri ve birtakı astronomi. * Baş lamak. Alman papatyası * Orta Avrupa'da yetiş bir papatya türü (Anfhemis mobilis). * Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan. çekmek. * (yol için) Gitmek. almanak * Yı gün. * (motor) Çalı ş için gerekli olan elektrik veya yakı yararlanı ması ttan r duruma gelmek. içine çekmek. * Bir yeri savaş ele geçirmek. yı lı n ka. Almancı * Almanya yanlıolan (kimse). en Alman usulü * Bir topluluk için yapı harcamada giderlerin herkese eş olarak bölüş lan it türülmesi yöntemi. * (ölüm sebebiyle) Ayrı lmak. * Bürümek. almamazlı k * Kabul etmeme durumu. kadıiçin) . * Yerini değtirmek. sarmak. * Alman halkı Almanya'ya özgü olan ş na. koymak. * (duşbanyo için) Yapmak. * Görevden. * Soldurmak. Almanya. gibi anlamak.. sı . or. koparmak. * (süre için) Değtirmek. ay gibi bölümlerinden baş bayram. Avusturya ile İ sviçre'nin bir bölümünde kullanı lan * Almanlarıkullandı dil. * Gidermek. * Çalmak. n ğ ı * Bu dile özgü olan. kullanmak. elde etmek. Alman * Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse. ten * Kazanç sağ lamak. yok etmek. kanmak. * Kazanmak. * (içeri) Götürmek. ile evlenmek. * Kı saltmak. Alman gümüş ü * Çinko. (mesafe) katetmek. * Göreve. la * (tat veya koku için) Duymak... iş * Temizlemek. tehlikeli bir ş uğ eye ramak. * (erkek.. n * Sürükleyip götürmek. m meteoroloji. * Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çı karmak. * Kendine ulaşrmak. istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim. * Yolmak. yı . ş iş * (içecek veya sigara için) İ çmek. iş çekmek. eksiltmek.

gibi Almanlaş ma * Almanlaş iş mak i veya durumu.* Almanya'da çalı Türk iş ş an çisi. ön alnı k yüzü ak açı * çekinecek hiçbir durumu veya ayı olmayan. takdir etmek. alo * Telefon konuş nda kullanı seslenme sözü. bı alnı kara sürmek na * bir kimsenin haksıyere kötü tanı z nması yol açmak. almaş k ı klı * Dönüş ümlü ve düzenli sı ralanma. keş iş ş ması ikleme. Almancı lı k * Almancı davranma. almaş yapraklar ı k * Sapı iki yanı karş klı il de aralı olarak bir sağ bir solda bitmiş n nda ı değ lı klı da. kötü talihi. mütenavip. alnın kara yazı nı sı * kötü kaderi. yapraklar. i * Bir ş ön tarafı yüzü. una alnı öpmek ndan * beğ enmek. münavebe. almaş lı alnaç * Almaş niteliğolan. Almanlaş mak * Alman yaş ş nı ayıtarzı benimsemek. Almanlaşrmak tı * Almanlara özgü yaş ş ayıtarzı kazandı rmak. u almaş ı k * İ veya daha çok ş sı ki eyin ralanmaları değiklik olan. almaş * İ veya daha çok ş sı ile değ tirilerek kullanı ki eyin ra iş lması kendiliğ veya inden değerek çalı . * Birinin doğ olması ru ötekinin yanlı ğ gerektiren iki önermenin oluş şı lını turduğ sistem. eyin . na alnı yazı ş nda lmıolmak * bir olayı kiş baş gelmesini Allah'ıbuyurmuş n. alnın akı nı ile * ayı planacak bir duruma düş meden. Almanlaşrma tı * Almanlaşrmak iş tı i. nda iş * Almaş olarak iş lı leyen. ş erefiyle. alternatif. ması lan . baş göstermiş arı olarak. tertemiz. alnı karı nı ş lamak * küçümseyerek meydan okumak. inin ı na n olduğ inanmak.

altı biçiminde kullanı ğ "bir ş etkisinde" anlamı verir.. ocak alevi.alogami alotropi alp * Bir çiçek tepeciğ baş bir çiçek tozu ile tozlanması inin ka . lan . Alp yı zı ldı * Dağ n çok yüksek yamaçları yetiş bir çiçek (Paradisia liliastrum). ir ş ı alt bölüm * Yazı bölümlerin ayrı ğparçalardan her biri. b) nı * (kaynatma veya piş irmede) Yanan ocak. * Yiğ kahraman. * Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karımı ş . * Karbon. fosfor gibi maddelerin. simyacı imi raş . simya. alt cins * Bir cins içinden ayrı ikinci derecede bir cins. fiziksel bakı mdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu. uzun tüylü. nda" ldında ı eyin nı * Alt bir isimle tamlama kelime oluş turduğ unda a) önceki ismin kavramı etki veya yer anlamı na katar: Ayak altı (sıflamalarda) ikinci derecede olan. eyin . Alp eren * Derviş . * (birkaç ş eyden) Yere yakıolan. ları nda en alpaka * Çifte parmaklı takı nıdevegiller sıfı lar mın nından.. k. eyin n * Birkaç ş içinden bize göre uzak olanı eyin . * Bir ş yere bakan yanı karş . nda alt alta üst üste * birbirleriyle itiş kalkır durumda. n * Alt kelimesi ". memeli bir hayvan (Lama glama pacos). cı * Dağ lı cı k. Güney Amerika'da yaş ayan. * Bir ş yere yakıbölümü. ı * Dağ . alş imi alş imist alt * Elementleri altı çevirmek isteyen bir iş . alt alta * Birbirinin altı olarak. na alanı * Alş ile uğ an kimse. * Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü. üst ı tı * Bir nesnenin tabanı . . it. yiğ kahramanlı itlik. ayrı larda ldı ı m. alpaks alpinist alpinizm alplı k * Alp olma durumu. * Bu hayvanıyünü veya bu yünden dokunan kumaş n . * Mücahit.

alt karş ı t * Konusu ile yüklemi aynı olan. ı z alt etmek * üstünlük sağ lamak. sı nı getirmek. hipoderm. rtı yere alt familya * Bir familyanıiçinden ayrı ikinci derecede bir familya. . alt damak * Damaklardan altta olanı . * yenilmek. alt hava yuvarı * Dünyamı kuş atmosferin 10 km kalı ğ olan alt katmanı zı atan nlında ı . alt diş alt dudak * Dudaklardan altta bulunanı . oynayabilen çene.alt çene * İ ve hayvanlarda yiyecekleri çiğ nsan nemeye yarayan. * Bir yapın veya aracıkatları altta bulunan bölümü. içmek. * Böceklerin ağ sisteminde bulunan alt parça. ndan * Alt çene üzerinde sı ralanmıdiş biri. alt tabaka * Tabakalardan altta bulunan. alt çene oynamak * yemek. ş lerin alt güverte * Gemilerde güvertelerden altta bulunanı . nda * Bazı gövde ve yaprakları üst derilerinin altı bulunan. nı lan nı alt ş ube * Bir ş içinde kurulan ikinci derecedeki ş ube ube. karşkarş konmuş önermeden ı ı ya iki her biri: Bazı insanlar bilgindirler" ile "Bazı insanlar bilgin değ ildirler" gibi. alt deri * Üst derinin altı bulunan ikinci tabaka. öbürü tikel olumsuz. n lan alt geçit * Trafik akı nı mı kesmemek için bir yolun altı geçirilen yol. alt ı rk * Aynı içinde yetiş ı rk tirme amacı ve çevreye bağ kalı na lı narak değme uğ lmıve bu yolla ı içinde iş ratı ş rk özellikle fizyolojik nitelikleri bakı ndan kalı sapma gösteren hayvan topluluğ mı tsal u. çoğ kez hücre zarları nlaş ş doku. alt kat alt kurul alt olmak alt sıf nı * Bir sıf içinden ayrı ikinci derecedeki sıf. nı n ndan * Belli bir konuyu ele almak amacı bir kurul içinden birkaç kişseçilerek oluş yla i turulan kurul. n nda u kalı mıözel hipoderm. yenmek. biri tikel olumlu.

i lan * Altayistik ile uğ an kimse. ini alt yazı lı * Alt yazı bulunan (film. dergi gibi yayı nlarda çı resim ve fotoğ kan rafları klayan yazı açı . yılmak. için n * Toplumun ekonomik yapını turan ve insan bilincinden bağ z olarak biçimlenen üretim sı oluş ı msı iliş kilerinin hepsi. * çok karık duruma getirmek. lan * Çok karık ve dağ k. alt tür alt üst * Bir tür içinde ayrı ikinci derecedeki tür. elektrik gibi tesisatlarıhepsi. * değ olup olacağ eri. ler alt yapı * Bir yapı gerekli olan yol. * iş daha sonrası in . raş Altayist Altayistik .alt takı m * Bir takı içinde kurulan ikinci derecedeki takı m m. ş ı * zarar vermek. alt yazı lama * Alt yazı iş lmak i. tı alt yazı * Gazete. alt üst etmek * alt yüzünü üst yüzüne getirmek. kanalizasyon. sonuç alı namayan iş için söylenir. ş ı ı nı alt üst böreğ i * Önce bir yüzü. ı . Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediğvarsayı ana dil. su. alt yanı kmaz sokak çı * sonu gelmeyen. alt yazı lamak * Alt yazı hazı ları rlamak ve gerçekleş tirmek. zlı alt üst olmak * çok karık duruma gelmek. kı * rahatsı zlanmak. yı kmak. rahatsı k vermek. * Yabancı dildeki bir filmin konuş maları çeviri olarak görüntünün altı veren yazı nı nda . Moğ Mançu-Tunguz. alt tarafı (veya yanı ) * geriye kalanı . ol. tedirgin olmak. ş ı * heyecanlanmak. üzülmek. sonra çevrilerek öbür yüzü kı larak piş zartı irilen börek. * Türk. üst yapı ı karş . sı Altayca * Altay Türkçesi. alt yazı cı layı * Alt yazı lamak iş yapan (kimse). görüntü). * huzursuz etmek. düzenini bozmak.

seçenek. tiğ altı yemek dan * hastahanelerde hiç perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek. biri tikel olumsuz iki önerme arası ndaki bağ durumu. * Bu unvanı ı kimse. altı gen * Altı kenarlı çokgen. ten nı ve yı * Beş bir artı ten k. e mekte sakı ncalar bulunduğ anlaş u ı lmak. altı okka etmek * birini kolları ve bacakları tutup yukarı rarak sallamak veya götürmek. mı altes * Prens ve prenseslere verilen ş unvanı eref .* Altay grubuna giren Türk. iş ı t * Divan edebiyatı her bendi altı sradan oluş nazı biçimi. tane *İ skambil. domino gibi oyunlarda üzerinde altıareti bulunan kâğ veya pul. * Dalgalı m). 6. altı sı taneden oluş . alternatif * Seçilebilecek bir baş yol. altı kaval üstü şhane. Moğ Mançu-Tunguz. edebiyat. kültür ve tarihleriyle ol. uğ an bilim dalı raş . eyler Altı Kardeş * Kuzey kutup yönünde. Büyük Ayı n karş nda bulunan takı yı z. altı alabilen. Vl. taş yan * Beş sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. biri tümel olumlu. Japon ve Korelilerin dil. müseddes. altı altı üstü kalay alay * içi dıgibi özenilmiş ş ı olmayan ş için söylenir. ka * Almaş ı k. 'nı ı sı m ldı altı ş karıbeberuhi * kı boylu olanlar için alay yollu söylenir. nda mı an m altı lı k * Altı bir arada. mütedahil: "Kimi insanlar fanidir" önermesi "Bütün insanlar fanidir" lantı önermesinin altı olur. muş tane . (akı alternatör * Dalgalı elektrik akı veren üreteç. altı yol * Altı yolun birleş i yer. biri tümel olumsuz. altı k * Konusu ile yüklemi aynı olan. ğ ı altı lı * Altı parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. ndan ndan kaldı altı olmak yaş * işbirtakı oyunlar karı e m ş böyle bir iş giriş mak. sa altı kaval üstü şhane iş * Bkz. eyden altı bulunan. iş altı kaval. yöntem. üstüne uymaz. üstü şhane iş * (giyim için) altı . biri tikel olumlu.

9 olan. * Niteliğiyi olan. element. nı u altısarı n sı * Altı rengini andı n ran. altıçağ n * En parlak ve mutlu çağ . parası olan kimse. altısuyu n . sarı na . ı olarak birbirlerinin bileklerini lı tutmaları . kı saltması Au. 10640 C de eriyen. prime time. kıadı oldu n pul z dul * uygunsuz davranı yüzünden temiz tanı kiş i lekelendi. yüksek değ paslanmaz erli. n çok altıleğ kan kusmak n ene * varlıiçinde hastalıveya sıntı k k kı çekerek yaş amak. n rı n larak na altıkeseğ n i * Yerden temiz külçe durumunda çı altı kan n. altıadı oldu. altıkesmek n * çok para kazanıolmak. en. atom ağ ğ196. kolay iş sı ı ı rlı lenen. değ i erli. * Altı yapı ş ndan lmısikke. altıkaplama n * Herhangi bir metal altı suyuna batılarak ince bir altıtabaka ile sarı altı benzetilmek. çok altıbeş n ik * Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kiş öteki elleriyle karşklı inin. altıbilezik n * Altı yapı ş ndan lmıkola takı ve pek çok türü olan süs eş . i altıküpü n * Altı para biriktiren.altı n * Atom sayı 79. altısaat n *İ zlenme oranın en çok olduğ vakit. ipeka (Cephaelis ipeca cuanha). lan yası * Para getiren sanat veya meslek. parası olan. altıbabası n * Çok zengin. üstün nitelikte olan. * Altı yapı ş ndan lmı . r altıkökü n * Güney Amerika'da yetiş kusturucu niteliğolan bir kök. ler altıanahtar her kapı açar n yı * para olunca her güçlük yenilebilir. ş ları nan iliğ altıadı bakıetmek n nı r * kötü iş yaparak temiz ve parlak ününü karartmak. altıgibi n * altı benzeyen. altıeli bı kesmez n çak * varlı veya değ kiş klı erli ilerin elini kimse bükemez.

ı na altı nbaş altı ncı * Daha çok Ege bölgesinde yetiş yuvarlak. altıyı n l * Eş birlikte ulaşkları evlilik yı lerin tı 50. n lan ş ı altıtopu n * güzel ve tombul olan kucak çocukları bir benzetme sözü olarak kullanı için lı r. ncı altı kalmak nda * ezilmek. kalı kabuklu güzel bir kavun türü. altı kalkmak ndan * bir güçlüğ yenmek. düş p altı kalkamamak ndan * bir işbaş i aramamak. bir sorunla karş mak. en. altı duygu. ilen te a ı laş altı çapanoğ çı ndan lu kmak * bir iş baş dert olacak bir durumla. özellikle plâtin sı sı muş ve altıgibi metalleri çözmekte kullanı bir karım. lı altı Çapanoğ çı ndan lu kmak * giriş iş baş dert olacak bir durumla karş mak. yumuş huylu görünmek. . becerememek. parayı üncesizce harcayıtüketmek. üzerine dikkati çekmek. vurgulamak. gelirli kimse. mur u. lı . * turist. altıtutsa. altıyağ n murcun * Bir tür kuşyağ kuş . baş ü armak. te a ı laş altı girip üstünden çı ndan kmak * malı . nca * Altı sın sı sı . altı his ncı * Bkz. altı duygu ncı * Ön sezi. toprak olur (veya altı yapı elinde bakı n na ş sa r kesilir) * giriş i iş tiğ lerde büyük talihsizliklere uğ rayan kimsenin durumunu anlatı r. sı beş sayını ra fatı rada inciden sonra gelen.* Bir kım konsantre nitrik asit ile üç veya dört kım konsantre hidroklorik asitten oluş . ak altı etmek (veya kaçı na rmak) * yatağ veya donuna abdest etmek. altıyumurtlayan tavuk n * mesleğ sanatı i. altıyürekli olmak n * çok iyi niyetli olmak. parası olan. altı çizmek nı * (bir sözün) önemini belirtmek. * kendini savunamamak. üstesinden gelememek. altı kalmamak nda * karşğ vermek. . gördüğ iyilik veya kötülüğ karşksıbı ıı lını ü ü ı z rakmamak.

revolver. ş ı * bir ş bulmak için aramadıyer bı ey k rakmamak. sı bölgelerde yetiş bir meyve ağ . * Hayvanlarıaltı yayı ot veya saman. ş n alvarı * Altı sı veya kı n rma laptanla iş lenmiş çizgili ipek kumaş bu cins kumaş n üstünde bulunan sı ve ları rma iş lemeli yollar. greyfrut (Citrus decumana). her sı altlı k . ı na altı üstüne getirmek nı * söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düş ürmek. altimetre altlama altlamak altlı * Altı olan. n na lan * Arabaya koş atları yolları ulan n kirletmemesi için kuyruğ unun altı yerleş na tirilen torba. tane ek * Altı sın üleş sayını tirme biçimi. tan lan altı patlar altı ş ar altı z * Bir doğ umda dünyaya gelen altı (kardeş ). n nda * Altı fiş alan toplu tabanca. cak en acı * Bu ağ n kanarya sarırenginde. * Yükseklikölçer. her birine altı seferinde altı bir arada olan. nda ş ar ı * İ bir tür palamut balı. nan eye. . altı ntop * Turunçgillerden. ri ğ ı * Ayrı renkte altı olan kumaş yolu . * Altlamak iş i. ve * Alt ve üst katta olmak üzere. altlı üstlü * Altı üstü birlikte. ki olan altı ntop altı parmak * Ellerinde veya ayakları altı parmağolan (kimse). * Özel diye alı bir ş genel bir kavramıaltı yer vermek. greyfrut. n altı noluk * İlemeli kadış .altı ı nı slatmak * yatağ veya donuna küçük abdestini etmek. dikenli ve kürecikler hâlinde sapları bir kaktüs türü (Trollius ranunculoides). * Bu kumaş yapı gelin giysisi. kımemesi. tadı msı acı sı acı meyvesi. * Tabak veya bardak altı . z * İ çeneklilerden. altı ma nlaş * Altı mak işveya durumu. birlikte. karmakarık etmek. uzun. nlaş i altı mak nlaş * Altı durumu veya görünümü almak. * Sarı n üstüne sarı sı ş kları lan rma erit.

* Kontralto. alttan (veya aş ı almak ağ dan) * sert konuş birine karşyumuş olumlu davranmak. nda lı r. nı ve yı * Altı on. oynak. 60. ş fatın ra rada altmı k ş lı *İ çinde altmıtane bulunan. alttan alta * gizlice. sı elli dokuzuncudan sonra gelen. her birine altmı her defası altmı bir arada olan. an ı ak. ş * Altmıyaş olan veya görünen. alümina * Bkz. ş . viyola. 20500 C de eriyen. nı altunî alüfte alüftelik alümin * Suda çözünmeyen. fakir. alttan güreş mek * gizli gizli yenme yolları kollamak. el altı ndan. ş ı nda * Kemanla viyolonsel arası büyük keman. altmıaltı ş * Altmıaltı almakla kazanı bir çeş iskambil oyunu. beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3). altmı ş ar * Altmısı nıüleş ş fatın tirme biçimi. alüminyum . alto altta kalanıcanı ksı n çı n * "herkes baş n çaresine baksı gücü yetmeyen ne olursa olsun" anlamı kullanı ı nı n. n *İ ffetsiz.altmı ş * Elli dokuzdan sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. altta yok üstte yok * yoksul. * Altı renginde olan. alümin. LX. nda ş ı altmıncı ş ı * Altmısı nısı bildiren biçimi. * Alüfte olma durumu. elli dokuzdan bir artı kere k. cilveli (kadı n). altta kalmak * herhangi bir çatı ş mada. çekiş mede yenilmek. ş altmıdörtlük ş * Bir notanıaltmıdörtte biri değ n ş erinde olan nota. ş sayı lan it altmıaltı bağ ş ya lamak * temelli olmayan bir çözümle durumu kurtarmıgörünmek.

* Gaye. * Para babası .* Atom numarası atom ağ ğ26. hedeflenen amacıdında. beyaz. -am / -em * Fiilden isim türeten ek: tut-am. * Hedef. * Görmez. küçük hücre. Kı saltması Al. ı ı rlı parlaklında. alvere tulumbası * Emme basma tulumba. kil gibi çok ince taneli ş n ı ğ yı dı balçı eylerin kum ve çakı karı yla oluş yın. alüvyon lı ğ . * Bir yargı veya bir buyruğ pekiş yı u tirmek için de kullanı lı r. gümüş 13. yuvarlak. baş bir cümleye bağ artlı inde ka lamaya yarar. * Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilir. aş lacak i * Bir parçanısevimli ve cana yakı çalı ı anlatı n n nacağ nı r. * ş ı niteliğolan. ş ı n ş ı amaç edinmek * bir amaca ulaş isteğ bulunmak. çekirdeksiz. alüminyum taş ı * Boksit. amma. dön-em vb. âmâ amabile amaç amaç dı ş ı * Gaye dı. ferç. * Uyarma veya ş bir ifade niteliğ olan bir cümleyi. ama * Çeliş ve tutarsıiki cümleyi birbirine bağ kili z lamaya yarar. alveol * Akarsularıtaş p yı kları k. * Kana al rengini veren. * Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağ lar.98 olan. eritrosit. lla ş ması an ğ ı * Torba biçiminde küçük boş veya geniş luk lemiş sı kım. 6600 C de eriyen hafif bir ğ ı element. maksat. * Alüminyumdan yapı ş lmı . am * Diş organı ilik . * Eriş ilmek istenilen sonuç. ama ne * ne hoş . kör. * Niş yüzüğ an ü. alyans alyon alyuvar Am * Amerikyum'un kı saltması . ma inde .

mayı amaçlanma * Amaçlanmak iş i. * Fiilden isim türeten ek: bas-amak. i. korku gibi duyguları belirtmek için kullanı lı r.amaç gütmek * bir amacı gerçekleş tirmeye çalı ş mak. . r: ey! ldında ı da * Ş ma anlatı aş r. amaçlı lı k * Amaçlı olma durumu. gayeli. istihdaf. amaçlamak * Bir amaca ulaş istemek. * Bir suçun bağlanmasın istenildiğ anlatı ı ş nı ini r. istihdaf etmek. ine amaçlı * Amacı olan. tutamak. zor durumda bı rakmak. amaçlanmak * Amaçlamak iş konu olmak. * Çok beğ enmeyi anlatı Aman ne güzel ş Bu anlamda kullanı ğ buna da edatı getirilebilir. * (bir iş Yapmaya hazı i) r. aman Allah (Allahı m) * ş ma. lem aman * Yardı istendiğ anlatı m ini r. amalierbaa * Matematikte dört iş terimine verilen ad. amaçsı z * Amacı olmayan. * Usanç ve öfke anlatı r. z amade -amak amal âmâlı k * Âmâ olma durumu. amaçsı k zlı * Amaçsıolma durumu. iş ş lemler. * Rica anlatı r. aman bulmak * kurtulmak. aman dedirtmek (veya amana getirmek) * karşkoyan birini boyun eğ zorunda bı ı mek rakmak. kaç-amak vb. * Bir amaca yönelik. * İler. gayesiz. * Dikkat uyandı için kullanı rmak lı r. beğ aş enme veya beğ enmeme. amaçlama * Amaçlamak işhedef alma.

hevesli. ması * Hoş görüsüz olarak. aş amanname * İ devletlerinde düş slâm mana güvenlik içinde olduğ bildirmek üzere verilen belge. ı sı ip nı ı ş nı aman vermek * canı bağlamak. unu amansı z * Aman vermez. aması maması yok! * hiçbir özrün geçerli olamayacağ anlatı ı nı r. nı ı ş aman vermemek * rahat bı rakmamak. hiç acı mayan. lanabilir. savaş ları na safları yer alan kadı nda n. Amasya'nıbardağ biri olmazsa biri daha n ı . . amatör * Bir işpara kazanmak için değ yalnızevki için yapan kimse. ambalâjcı * Ambalâj yapan kimse. m aman dilemek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ canın bağ lanması dilemek.aman derim! * sakıha. amansı zca * Öldürücü bir durumda. i il. yayı ı t. profesyonel karş . acı z olarak. amanı n * Korkma ve ş ma sözü. amana gelmek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ ı sı mek. ambalâj * Eş sarmaya yarayan mukavva. amazon * (eski çağ n Amazonları benzetilerek) Erkek gibi. böyle bir iş n yapayı deme. z ı tı amatörlük * Amatör olma durumu. öldürmemek. sandı eyi) klamak. kâğ tahta. mayı aman zaman * Karş ndakini yumuş ı sı atmak için söylenen sözleri anlatı r. cana kıcı yı. * acı p öldürmek. * Ata binen kadı n. ambalâj yapmak * (bir ş bu gibi maddelerle paketlemek. aması var * herkesin bilmediğsakı veya kusurları i ncası var. plâstik madde gibi malzeme. göz açtı rmamak. amansıhastalı z k * Kanser. * ele geçirilmeyen veya kaçan bir ş üzülmek boş çünkü her zaman benzeri sağ eye tur.

ambar * Genellikle tahı l saklanan yer. ambarlamak * Ambar işyapmak. * bir malıserbest sürümünü engellemek. ambale etmek * Birini düş ünemez duruma getirmek. ambargo * Bir devletin. çok yormak. i amber * Amber balından ç ı lan güzel kokulu. gemilerin kendi limanları ayrı nı ndan lması yasaklama buyruğ u. ğ ı karı * Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı . çakı yapı l gibi malzemesini ölçmekte kullanı ve her yanı unlukla 75 cm olan küp ölçek. ambarda kurutma * Kapalı yerde. ambarcı lı k * Ambarcın gördüğ iş nı ü . rma yla rı ambargoyu kaldı rmak * ambargo ile ilgili yasaklamayı rmak. sosyal alanlarda caydı amacı yaptım uygulamak. ambalâjlama * Ambalâjlamak iş i. lan çoğ * Genellikle tahı çok üretildiğyer. * Eş taş iş yapan kurum veya ortaklı ya ı leri ma k. kaldı ambarlama * Ambar durumuna gelmek. lı n i ambarcı * Ambara bakan görevli. * Bir malıserbest sürümünü engellemek için konulan yasak. ambalâjlamak * Ambalâj yapmak.ambalâjcı lı k * Ambalâjcı olma durumu veya iş i. eş n ğ ı * Geminin yük koymaya ayrı ş lmıyeri. kül renginde bir madde. * siyasî. ambar memuru. müsadere etmek. * Yiyecek ve bazı yanısaklandı yer. güçlü bir vantilâtör kullanı sağ bir larak lanan hava akı ile yeş ve sulu yemlerin kurutulması mı il . amber balı ğ ı . * Otomobili fazla gaz vermekten çalı hâle sokmak. amber ağ acı * Baklagillerden bir cins mimoza (Geum urbonum). bölge. n ambargo koymak * gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak. n * bir mala el koymak. ş maz ambale olmak * Çok yorulup iş göremez. ekonomik. * Kum. düş ünemez duruma gelmek.

amber çiçeğ i * Amber ağ nıtoparlak. * Bir kimsenin dinin buyrukları yerine getirmek için yaptı . fı k büyüklüğ acın ndı ünde. * İbakı ndan. edim. İ ran'da yetiş piş güzel bir koku veren. en. amele * İçi. iri ve uzun taneli bir tür pirinç. amelimanda * İyapamaz durumda olan. uygun. pratik.* Balinagillerden. li. ı amcazade * Amcanı oğ veya kı. çalı amberbu amblem amboli * Hindistan'da. iş ş üstünde. lı için lan * Amca olma durumu. ğ ı macrocephalus). iş ş mı çe. rtı bir k. kestirme. * Elveriş kolay. ambülâns * Hasta arabası . nı kları * Sürgün. m m * yakı ndan beklediğilgi ve yardı görmeyen bir kimsenin artıyeni bir dilekte bulunmaya niyetli nları i mı k olmadını ğ anlatmak için söylenir. n k ya. an amelelik amelî * Amele olma durumu. diş çok yı cı balı ada balı (Catodon kan. ince * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş belirtke. altısarı renginde güzel kokulu çiçeğ n sı i. amca * Babanıerkek kardeş n i. yalnıdüş alanı kalmayıişdönüş uygulamalı z ünce nda p e en . ishal. tatbikî. ötürük. * Yaş erkeklere saygı kullanı seslenme. ş ameliyat . eyin. nlı amcamla dayı hepsinden aldı payı m. amcalı k amcalıetmek k * birine amca gibi yakı k göstermek. n lu zı amel * Yapı iş lan . cankurtaran (arabasıcankurtaran. * Hareketle ilgili olan. ). amberbaris * Sarı . * İe dayanan. boyu 25 m'ye kadar çı başbüyük. ş amele taburu * Genellikle yol yapı iş m lerinde görevli amelelerden oluş birlik. fiil. emekçi. * Atardamarda kanıpı laş veya yağ n htı ması parçacı nıoluş sonucunda meydana gelen tı kların ması kanma. ı li. tatbikî.

Amerika'da yetiş bir ağ (Persea gratissima). n i ameliyatlı * Ameliyat edilmiş . Amerikan bar . ğ ı * ç. arka ayakları uzun. Amerika üzümü *Ş ekerci boyası . Amerika'da yetiş bir a ğ bilader ağ (Anacardium occidentale). en aç * Bu ağ n armuda benzer yemiş acı i. operasyon. Amerika ile ilgili olan. Amerikalı * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse.* Operatörün. amenna *İ nandıanlamı "öyledir". acı * Bu ağ n badem biçiminde çekirdekli. Amerika bademi * Aselbent ve zamk gibi maddeler veren bir sı iklim ağ (Styrax americana). hasta üzerinde kesme ve dikme yoluyla yaptı müdahale. ameliyat geçirmek * ameliyat edilmiş olmak. Amerika tavş anı * Kemiricilerden. Amerikan * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. cak acı Amerika elması * Antep fı ğ stıgillerden. ameliyat masası * Üzerinde ameliyat yapı özel donanı masa. lan mlı ameliyathane * Hastaları ameliyat edildiğyer. ş ler. ı en aç. Amerika armudu * Defnegillerden. Amentü * Kur'an surelerinden birinin adı . ameliye * Yapı iş lem. küçük bir memeli kürk hayvanı çok (Eriomys chincilla). ik ndan Amerikalı ma laş * Amerikalı mak işveya durumu. "doğ "diyecek yok" gibi tasdik etme anlatı k ile ru". r. İ faaliyetler. amerikan * Pamuktan düz dokuma. laş i Amerikalı mak laş * Amerikalı n yaş ş nı ları ayıtarzı benimsemek. * Tabiî kaynakları iş n letilmesi. ik ndan * Amerika'ya özgü. rlanı esaslara uygun olarak iş letilmesi. kaput bezi. armuda benzer yemiş acı i. iş amenajman * Devlete ve kiş ait ormanları önceden hazı p kabul edilmiş ilere n. lan . Amerikan bezi biçiminde de kullanı lı r.

Kı 95. lmıköş Amerikan bezi * Bkz. * Çoğ unlukla spor yarı ş maları seyircileri coş nda turan kimse. ı * Vücut organları bir bölümünün hava ile şmesi. karnı ki geniş testi. saltı ş ı amfibi * İ yaş ş.* Lokanta. raş Amerikanvarî * Amerikalı yakı biçimde. amfiteatr * Dinleyicilerin oturduğ sı u. amfor. Amerikalı ya ş an gibi. dar boyunlu. amerikan. k * Toprak parçası . amerikyum * Atom numarası yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element. otel veya evlerde içki için ayrı ş e. * Metal olmayan elementler. * Yunan ve Roma'da açıhava tiyatrosu. Amerikan salatası * Rus salatası . saltması Am. raları arkaya doğ basamaklı ru olarak yükselen salon. * Amigonun yaptı iş ğ . yeşrenkli bir silikat grubu. ki ayı lı * Hem karada hem de suda hareket eden (taş yüzergezer. ametal ametist amfi * Amfiteatr kelimesinin kı lmı. amfizem amfor * İ kulplu. ı t). ı lan amfibi harekât * Kara ve deniz araçları yapı manevra. ndan iş . esmer. yla lan amfibol * Piroksenlere yakısiyah. Amerikanca * Amerika Birliş Devletlerinde kullanı İ ik lan ngilizce. dibi sivri. Amerikanist * Amerikan tarihi ve kültürü ile uğ an bilimci. n il amfibyumlar * Kurbağ ve semenderleri içine alan iki yaş ş omurgalı sıfı a ayı lı lar nı. amfora amigo amigoluk * Bkz. * Süs taşolarak kullanı mor renkte bir tür kuvars.

âmin * "Allah kabul etsin" anlamı dualarıarası ve sonunda kullanı nda. tatlı tuzlu sularda yaş bir hücreli canlı iş ve ayan (Amoibe). bayağ ı . * Bir hücreli hayvanları kök bacaklı sıfı giren bir takı . emreden. ita amiri. te amiral * Deniz kuvvetlerinde. akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğ alma. * Amip. vücudunun biçim değtirmesiyle oluş geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek mı iş an yer değtiren. it amirallik * Amiral olma durumu. * Sı radan. amipler amipli *İ çinde amip bulunan. amip * Amipler takı ndan. ş an * Amire yakır biçimde. * Niş astayı parçalayarak ş ekere çeviren bir enzim. ordudaki general rütbesine eş rütbedeki subay. ı ik. üst. amire yakı biçimde. halk deyiş zı iyle. n lar nına mı amirane amirce amiriita amirlik amiyane tabiriyle * halk ağ ile. * Amiralin makamı . faktör.amil amilâz amin * Yapan. * Amir gibi. ş ı * Bkz. etmen. ğ ı amir * Buyuran. aminoasit * Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taş proteinlerin temel taşolan organik bileş ı yan. . * Amonyaktaki hidrojen yerine. * Amiplerin yol açtı. etken. * Bir iş emir verme yetkisi olan kimse. n nda lı r. sebep. amir gibi. * Kibarca olmayan. * Amir olma durumu. amit amitoz amiyane * Amonyağ hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluş birleş ı n an iklerin sıf adı nı . tek değ hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluş ürünlerin genel adı erli an .

amma * Bkz. amme * Halkıbütünü. kamu. bununla beraber. amonyum sülfat * Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum nötr sülfat. imi *İ çinde bu gazıeritilmiş n bulunduğ su. çağ vı nak. im amonyum karbonat * Hamur kabartmada maya olarak kullanı karbonik asidin amonyum tuzu. * Yanı getirildiğkelimenin anlamı aş lıkatarak ş ma veya hayranlıanlatı na i na ı k rı aş k r. n amme davası * Kamu davası . amoralizm * Ahlâk dıcı töre dıcı ş lı ı k. ammada yaptıha! n * söylenen bir söze pek inanı ğ ve ş ı ğ anlatı lmadını aş ı ı ldını r. amma velâkin * Ancak. Ama. * Döl kesesi. amme menfaati * Kamu yararı . bellek yitimi. nı r ruhu. iğ ş tı amonyum * Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleş kökü (NH4). amnios suyu * Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sı. amonyaklamak * Bazı yemlerin amonyak veya bir amonyum bileşi ile karı rmak veya doyurmak. ş lı ı k. amnezi amnios * Hafı kaybı za . u ş adı amonyaklama * Amonyaklamak iş i. amme efkârı * Kamuoyu. azotlu gübrelerin en çok kullanı dı lanır. amme idaresi * Kamu yönetimi. amme hukuku * Kamu hukuku. keskin kokulu bir gaz (NH3). nı r kaymağ lan ş adı ı . . amor * Bir çeş kumaş it . amonyak * Azot ve hidrojen birleş olan.

u vı ampütasyon * Bir organı kesip çı karma. * Bu düzeni kuran öge. mölçer. * Piyangoda ödenen para kadar ödenen karşk. cihaz. il zca ampirist * Deneyci. yık kârdan ayrı belirli pay. ı lı amorti etmek * bir giriş imde yatılan parayı rı zamanla yeniden kazanmak. ampir ampirik * Bir kurama değ de yalnı deneye. amuda kalkmak * iki eli üstüne dayanarak bacakları havada dikey tutmak. gözleme dayanan. ampermetre * Amperölçer. iş *İ çinde. Kı saltması A. * Birden ödenerek faizinin iş lemesine son verilen tahvil.amorf amorti * Biçimsiz. dik. nı amudî * Dikey. amperölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan aygıakı t. amper saat * Bir amper ş iddetinde akı geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı m . havası altı ş mı ş ı boş lmıcam *İ çinde çoğ kez zerk edilecek. ampul şe. ş akı n iddetini veya gücünü artı rmaya yarayan araç. * Napoleon döneminde Fransa'da ve Avrupa'da yayı ş lmıolan yapı . amper * Elektrik akı nda ş mı iddet birimi. amortisman * Taş ı nmaz mallarıaş n ı nmaları karşk olarak. elektrik akı ile akkor durumuna gelerek ık verebilen bir iletkeni bulunan. na ı lı llı lan * Faizin iş lemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi. yayları gereksiz hareketlerini gidermeye ntı gibi n yarayan düzen. sı durumda ilâç bulunan küçük veya büyük cam tüp. yumuş atmalı k. sallantı hareketleri en aza indiren. giyim vb. üslûbu. * Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma. amortisör * Motorlu araçlarda sarsı . mobilya. ampirizm * Deneycilik. dikine. amplifikatör * Alçak veya yüksek frekanslı mlarıgerilimini. amudufı karî . yükselteç.

lâhza. l. ana arı * Arı beyi. u ana baba bir * aynı ve babadan olan (kardeş ana ler). küfretmek. ana bilim dalı * Üniversite veya fakültelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlıdalları k . * Velinimet. * Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sı olarak geldiğ fat inde. asıesas. lan. tehlikeli zaman. * Fiilden sı türeten ek. nı * Çocuğ olan kadı anne.* Omurga kemiğ bel kemiğ i. o çizginin. * Sınt ıkalabalı telâş. . ana baba * Ana ile babanı oluş n turduğ birlik. e muş * Zamanıbölünemeyecek kadar kı bir parçası n sa . * Alacağ veya borcun. n i ana baba günü * Çok kalabalı k. belirli bir kural altı nda hareket ederek bir yüzey oluş turmaya yaradını ğ anlatı ı r. ana baba eline bakmak * ana ve babanıverdiğpara ile geçinmek. fat * Kolayca bükülen ve ateş dayanan liflerden oluş . amyant an an an * Zihin. yer veya durum. * İ tarla arası ki ndaki sır. * Yavrusu olan dişhayvan. i. * Yaş kadı saygıbir seslenme sözü olarak kullanı lı nlara lı lı r. kı lı k. lı ana baba yavrusu * nazlı büyütülmüş çocuk. baba ayrı * anaları babaları olan (kardeş bir. ana avrat düz (veya dümdüz) gitmek * sövmek. amut * Dikme. ı n ş ı * Temel. z-an. -an / -en -an / -en ana *İ simden isim türeten ek: oğ ul-an > oğ kı kök-en vb. u n. ana bir. i * Dince aziz tanı bazı nlara verilen saygı nan kadı unvanı . bir tür ak asbest. ayrı ler). faizin dında olan bölümü. dik durumda.

lı ana kadı n * Bir ailede veya bir toplulukta en çok sayı kadı lan n. Bağ gibi diyar olmaz dad * insanlar içinde bize ana kadar candan bağ dost yoktur. nı n ş ana düş ünce * Temel fikir. taları ran ana deniz bilimi * Oş inografi. metropol. k nı ana deniz * Kı birbirinden ayı engin deniz. ması ana doğ rusu * Dönen silindirin yan yüzünü oluş turan dikdörtgenin bir kenarı . ana dil * Baş diller veya lehçeler türetmiş ka olan dil. baht kuramamı ş ) * kocası olmayan bir kadı kendi ne kadar zengin olursa olsun. büyük ş landı ı ehir. metropol. iyi n. * Belli bir kurala göre yürütülerek bir biçimin oluş na yarayan çizgi. büyük ön kapı. ana çizgi ana dal * Ağ ağ k veya çalı gövdeden ilk çı ve bitkinin çatını turan dal. nı sı ana kara ana kent * Yeryüzündeki beş büyük kara parçası her biri. aççı larda kan sı oluş ana defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. ana kına taht kurar. ana gibi yâr olmaz. kıbahtı zı z kocadan arar (veya ana kına taht kurmuş zı . defterikebir. büyük ş ehir. mutlu olamaz. ana fikir * Belirli bir konuda bir yazın temeli olan düş nı ünce. ana kitap * Bir bilim alanı yazı ş nda lmıtemel kitap. aç.ana cadde *Ş ehirde ara sokaklarıaçı ğgeniş n ldı ı yol. * Bir ülkenin veya bir bölgenin çevresindeki yerleş yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden egemen im olan ve genellikle ülkenin baş ülkelerle olan her türlü iliş ka kilerinin sağ ğen önemli kenti. ana duvar * Bir yapın. * Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri. * Dönen koninin yan yüzünü oluş turan dik üçgenin hipotenüsüne verilen ad. kı ndan ta. un. ana dili ana direk * İ n çocukken anası nsanı ndan. . dört bir yönünü çevreleyen kalıdıduvar. umman. okyanus. evindekilerden ve soyca bağ olduğ topluluktan öğ lı u rendiğdil. i * Gemilerde. ana kapı * Bir yapın süslü. ekleme direklerde dipteki temel parça. büyük defter.

anaokulu. ğ ı altan . laytmotif. nı ana sözleş me * Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleş me. ana ş ehir * Ana kent. ğ ı ana rahmine düş mek * döl yatağ cenin oluş ı nda mak. ün a mesi an ana kraliçe * Kralı annesi.ana kök * Tohumun çimlenmesinden sonra kökçüğ toprağ dalarak geliş sonucu oluş ilk kök. k k ran ana muhalefet *İ ktidarı dında sayı en üstün olan parti. n * Arı beyi. ana saat saat. ı tı baş cı tesis edilen sayaç sistemi. ana kubbe * Camilerde ayaklar veya ana duvar üzerindeki kasnağ oturtulmuş a kubbe. n ş ı ca ana ortaklı k * Birçok ortaklın pay senetlerini elinde bulundurarak onları ğ ı denetimi altı tutan sermaye yatı nda rı m ortaklı. holding. langına ana sıfı nı * Genellikle beş ı bitirmiş yaş nı çocukları ilkokul öğ renimine hazı rlayan sıf. nı ana sav ana sayaç * İ sürülerek savunulan düş leri üncelerin en belli baş olanı lı . lan ana kuzusu * Pek küçük kucak çocuğ u. saatler içinde en doğ giden ve öbür saatlerin ayarlanması kullanı ru nda lan * Belirli bir yerleş birimine veya bir ş verilen toplam gazıölçülmesi amacı ana dağ m boru hattı im ehre n yla. n ana kuyu * bir ocakta ana çış havalandı kıve rmada kullanı kuyu. büyütülmüş çocuk veya genç. ana kucağ ı * Ananı sevgi ve sevecenlikle dolu çevresi. * Sınt ı güç iş alı kı ya. ana mektebi * Bkz. lere ş mamı nazlı ş . ana toplardamar * Kirli kanı kalbin sağ kulakçına boş iki büyük toplardamardan her biri. ana sanlı * Soyadı ana yönünden alan. * Bir gözlem evi veya kurumda. ana motif * Bir sanat eserinde sısıtekrarlanarak ona özellik kazandı motif.

doğ ve batı u yönlerinden her biri. n ldı ı * Cadde. * Bir ş ilk kez yetiş göründüğ yer. * İ yurt edinilen yer. ana vatan. ri. ana sevecenliğ i. anadan (yeni) doğ a dönmek (veya anadan yeni doğ gibi olmak) muş muş * dertsiz. ana yön ana yurt anaçlaş ma * Anaçlaş iş mak i. bilgili. tasası sağklı duruma gelmek. mı ana yarı sı * Teyze. ü * geleneksel. * doğ tan olan. ana yol * Küçük yolları kendisine açı ğbüyük yol. * İ kart. z. * Sevimli. anaca anacı k * Küçük anne. * Kurnaz. anaçlı k * Anaç olma durumu. uş anadan görme * annesinde gördüğ gibi. * Kuzey. güney. . baş buyruk. ü ana yapı * Bir yapı bütünü içinde yükseklik ve biçim bakı ndan göze çarpan. lk ana yüreğ i * Annelik duygusu. na kün anaç * Yavru yetiş tirecek duruma gelmiş olan hayvan veya yemiş verecek durumdaki ağ aç. önemli bölüm. anabolizma * Özümleme. anaçlaş mak * Anaç duruma gelmek.ana vatan * Ana yurt. eyin tigi. ı na * Ana olarak. deneyli. sempatik anne. lı bir anadan doğ ma * çılçı rı plak. anacı l * Anası düş (çocuk).

anaerkillik * Kadın üstünlüğ dayalı nı üne toplumsal örgütlenme düzeni. araç. ndan anadut * Ekin veya ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan. * Bir ş zembereğ kurmak için kullanı araç. ı z lı kasın na anaforcu * Yolsuz veya emeksiz kazanç peş olan (kimse). girdap. açkı p lan . e mın lamak için kullanı düzen. * Karmakarık. ahî. eğ çevri. *İ stenilen yere veya aygı isteğ göre elektrik akı nıgeçmesini sağ ta. uzun saplı dirgen. inde anaforculuk * Anaforcu olma durumu. maderş matriarkal. açar. * Akı lı ntı cereyanlı . * Ananı egemen olduğ aile hayatı n u . yaba. anaforlu anagram * Bir kelimedeki harflerin yerini değ tirerek elde edilen kelime. anafor * Bir engelle karş an su veya hava akı sın dönerek ve çukurlaş yaptı çevrinti. anaforlamak * Yolsuz veya emeksiz olarak kazanç elde etmek. tası ı na Anadolulu * Anadolu halkı olan (kimse). karş ksıolarak baş nıyararlanması imkân vermek. u rim. . ters akı ları ı laş ntını arak ğ ı ntı n oluş turduğ dönme. güç durum. anaerki * Soyda temel olarak anayı ve ailede çocukları klânı mal eden ilkel bir toplum düzeni. * Notalarımüzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunması sağ n nı lamak için portenin baş konulan iş ı na aret. anaforlama * Anaforlamak iş i. anaerkil * Anaerki temeline dayanan. eyin ini lan * Ş yazmak ve çözmek için kararlaşrı ş ifre tılmıolan yol.Anadolu * Ön Asya'nı bir parçası n olarak Türkiye'nin Asya kı nda bulunan toprağ verilen ad. iş anahtar * Bir kilidi açı kapamak için kullanı araç. kurgu. anafora kaptı rmak * emeksiz. . burgaç. anaerobik * Oksijensiz yerde yaş ayabilen. anafordan * yolsuz veya emeksiz olarak. ş ı * Yolsuz veya emeksiz elde edilen ş ey. * Somunları vidaları veya çevirerek sışrı gevş kı p tı etmek için kullanı çelik saplı lan araç. alan ana na maderş ahîlik. lan komütatör. yetiş ebilen. sinirli.

analı * Anası olan. anakonda * Boğ agillerden tropikal Güney Amerika'da yaş ayan. ı . -anak / -enek * Fiil köklerinden isim türeten ek. analaşrmak tı * Annedeki özellikleri kazandı rmak. delikli metal ve plâstik gereç. ş ı anahtar kelime * Bir kompozisyonda kullanı temanıifade edildiğbaşca kelimelerden biri. lan n i lı anahtar taş ı * (yapılı Kemerlerin en üstündeki taşkilit taş cı kta) . araç. e ğ ı anahtarcı * Anahtar yapan.* Konserve kutuların kapağ keserek açmaya yarayan alet. kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hı zlıyapan kimse. analı . anahtarlı k * Anahtarları kaybolması önlemek. analı kuzu kı kuzu nalı * Bkz. anahtar ağ ğ ı ı zlı * Mobilya kapakların ve çekmecelerin yüzlerine açı anahtar deliklerinin üzerine çivilenen paslanmaz nı lan çelik veya dökümden yapı ş lmıortası anahtara uygun. * Çağ uymama. . rsı k anahtarcı lı k * Anahtarcın yaptı iş nı ğ . vası ta. açacak. a . anahtar uydurmak * bir kilidi açmak için kendi anahtarı baş bir anahtar kullanmak. anakronizm * Tarihe aykılı rı k. ndan ka anahtar vermek * (tulûat tiyatrosunda) komiğ nükte yapma kolaylı vermek. nı ı nı * Vesile. kolayca kullanı nı lamak için takı ğmaden. anahtar bitkiler * Mera üzerinde çok bulunan ve bunlarıdoğ bir ş n ru ekilde otlatı lmaları tüm meranıdoğ bir ş ile n ru ekilde otlanmıolacağkabul edilen bitki türleri. satan veya onaran kimse. a analaşrma tı * Analaşrmak iş tı i. deri ve n nı lması sağ ldı ı benzerinden yapı halka veya kı lan lı f. anakronik * Çağgeçmişçağ uymaz. * Kapı . avı sararak ve sı nı karak öldüren yı (Eunectes lan murinus). ı anahtarı beline takmak * evde yönetimi ele almak. eskimiş ı .

aygı t veya organ. ağkesen. tahlil. n * Ana duygusu. analı k * Ana olanı durumu. kı kuzu nalı * annesi sağ olan çocuklarımutluluğ anlatı n unu r. üzüntü gibi duygular anlatı r. su. analıetmek k * analıgörevini yapmak veya ana gibi yakı k göstermek. analiz etmek * Çözümlemek. * Örnekseme. rı ma. anam! * Kadıerkek. benzeş meye dayanan. raş analizör analjezi analjezik analoji * Benzeş benzeş im. n ı lan * Sese verilen tona göre ş ma. anamal . k nlı analızlı kı * Salça. * Ana yerini tutan veya ana kadar yakı k gösteren kadı nlı n. kapital. büyük küçük herkese karşkullanı teklifsiz bir seslenmek. acı . analitik analiz * Çözümlemeli. * Andışandış rı . beğ aş enme. * Sermaye. analist * Tahlil. bulgur ve kı ymanı yoğ n rularak küçük köfteler hâline getirilmesi ve bu malzemenin et suyu ve nohut ile piş irilmesiyle hazı rlanan yemek. tuz. * Bkz. acı duyumunu yok etme. tahlil etmek. * Ağyı rı dindirme. * Analiz yapan cihaz. çözümleyici. analizci * Analizle uğ an veya analiz yapan kimse. rı anam avradı olsun m * birini kesin olarak inandı rmak için söylenen çok kaba bir ant. acı yitimi. * Anaca davranı ş . me. analiz yapan kimse. * Üvey ana. analojik * Analoji ile ilgili.analı kuzu. anam babam * teklifsiz bir seslenme. * Çözümleme.

an'ane an'aneci * Gelenek. * Kargaş baş luk. n anamal birikimi * Anamalcın elde ettiğartıdeğ bir bölümünü kendi kullanı büyük bölümünü anamalı nı i k erin rken na ekleyerek onu büyütmesi. gelenekçi. ş * Siyasî ve idarî kurumlardaki çözülme sonucu olarak devlet denetiminin kalmaması durumu. e ananıak sütü gibi (helâl olsun) n * anamı sütü bana nası n l helâl ise. bu da sana öyle helâl olsun. * Bir ticaret iş kurulması inin . anamalcı * Üretim araçları özel mülkiyetinde bulunduran. an'anesiz * Geleneğ sahip bulunmayan. ı ı lı anaokulu * Öğ renim çağ henüz gelmemiş ile altı arası ı na iki yaş ndaki çocukları düzenine hazı okul rlayan eğ itim kuruluş u. kapitalizm. e ananet an'anevi * Erkekte cinsel güçsüzlük. a. anapara anarş i * İletilen paranıfaiz katı ş n lmamıbütünü. anan yahş baban yahş i. bir iş razı e etmek için gereğ inden çok överek yumuş atmak amacı güdüldüğ baş na anlatı ünü kası rken kullanı lı r. anamal sahibi. kapitalist. ananasgiller * Bir çeneklilerden. inde anarş ik . yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir mallarıbütünü. başzlı sı k. kokusu çok beğ enilen meyvesi. puluçluk. cak en aç * Bu ağ n tadı acı . sı ülkelerde yetiş ve örneğananas olan bitki familyası cak en i . i * birini. ı boş * Anarş i niteliğ olan. geleneksel. ananıörekesi n * saçma bir söze karşverilen karşk. * Ananeye bağ olan. lı an'anecilik * Gelenekçilik. anamalcı lı k * Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni.sermaye. * Geleneğ dayanan. sermayedar. ananas * Ananasgillerden. nı * Anamalcı düzenini benimsemiş lı k . sı ülkelerde yetiş bir ağ (Ananas sativus).

bir anası avradı sövmek na na * birinin anası ve karını nı sı amaçlayarak çirkin söz söylemek. ş anası doğ una piş ndan duğ man * çok tembel. bütün aile. üş engeç. bakı ndan anası benzeyen. ü . ş . na * bir kın karakterini öğ zı renmek isteyenler. anarş mek istleş * Anarş özelliğtaş ist i ı mak. çok sıntı kı çektirmek. anartri * Dil tutukluğ u. izm sı anarş me istleş * Anarş mek iş istleş i veya durumu. bitkin duruma gelmek. anasın hâlini göz önüne alı nı rlarsa aldanmamıolurlar. kını kenarı bak. bezdirmek. anası l * Kökten. anası danası * soyu sopu. eziyet çekmek. anası lı kı klı * görüşdavranı huy vb. . çok üzmek. anası lamak ağ * çok sıntı kı çekmek.anarş ist * Anarş ilgili olan. bezini al na zı al. iş ist i. anası yerinde * bir gencin anası kadar yaş (kadı lı n). anarş izm * Tarihî ş artlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldılması çalı öğ rı na ş an reti. anası doğ una piş etmek ndan duğ man * çok eziyet etmek. anarş istlik * Anarş olma durumu. ası l olarak. babasıalgam (veya soğ ş an) * ne olduğ belirsiz kimselerin çocuğ u u. esaslı biçimde. anası bellemek nı * bir kimseye en büyük kötülüğ yapmak. anası bak. anası emdiğsüt burnundan (fitil fitil) gelmek ndan i * bir işyaparken çok sıntı i kı çekmek. i ile * Anarş yanlıolan kimse. * canı bezmiş ndan . anası emdiğsütü burnundan getirmek ndan i anası ağ nı latmak * bir kimseye çok eziyet etmek. mı na anası (veya sarı turp msak).

bunun için gam yeme (yemem)!. rma. çok açıgöz. * Anatomi dersi veren öğ retim üyesi. katavaş ya. aldı umursama. anatomici * Anatomi uzmanı . anayasa * Bir devletin yönetim biçimini belirten. yasama. anası r anası z anası k zlı anason * Maydanozgillerden. kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse). lacağ nı yurttaş n kamu hakları bildiren temel yasa. kanunuesasî. ögeler. anayasadan yana olan. gövde yapı. anayasa okutan (kimse). anasın gözü nı * çok kurnaz. kokulu tohumu hamur iş lerinde ve rakı mı kullanı yurdumuzda ekimi yapı nda lan. lan anatomi *İ nsan. anasın nikâhı istemek nı nı * bir ş değ eye erinden çok para istemek. teş sı ve nı rih. hayvan ve bitkilerin yapını organların birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim. nsan * Unsurlar.anası eş kovalası nı ek n! * sözü edilen kimse veya iş bı nlı dikkate almama ve umursamama anlatı için kkı k. teş esasiye kanunu. * Beden yapı. anası sat! (veya satayı nı m) * önem verme. anasın kı nı zı * anasın huyları nı kendisinde de görülen kı z. * Anası olmayan. * Anasıolma durumu. z anatomist * Anatomiyle uğ an bilimci. dalavereci. anayasal . yürütme. anasın körpe kuzusu nı * pek küçük kucak çocuğ u. hinoğ k luhin. anatomik * Anatomi ile ilgili. r. * Anayasa konusunda yetkili olan. * İ vücudunun anatomisi ile ilgili. anasın ipini satmı(veya pazara çı ş nı ş karmı ) * ipsiz. yargı güçlerinin nası lama l kullanı ı gösteren. raş anavaş ya * Göçücü balı n Akdeniz'den Karadeniz'e çı kları kması . ları nı kilâtı anayasacı * Anayasayı savunan. yapı bitki (Pimpinella anisum). sı sı * Bir ş oluş eyin umunda göze çarpan özel yapı .

temsil. yadigâr. anca beraber. kı andavallı * Bön ve görgüsüz. nı r. beceriksiz. andış rı ma * Andış iş analoji. ancak * "Yalnı sadece" gibi sırlama anlatı z. ilerisinin olmadını ğ gösterir. andı rma * Andı rmak iş i. anca * Ancak. ançüez andaç andante andantino * Andante'den daha canlı . "yalnı gibi bir düş z" ünceye karş ikinci bir düş ı t ünceyi anlatı r. "daha çok". gittikçe.* Anayasa ile ilgili. bazen de çaça. sardalye veya tirsi balı ndan yapı tuzlu ve yağ ezme. kları lan lı * Ajanda. "güçlükle" gibi. * Belli bir bölgede sısıgörülen hastalı k k k. *İ ltibas. o iş te kötü de gitse. rat. * Genellikle hamsi. andemi andemik andezit andı k * Sı rtlan. . analoji. anbean * Dakikadan dakikaya. andış rı mak * (bir ş Baş bir ş andı ey) ka eyi rmak. * "Olsa olsa". rı mak i. daha hı . beceriksiz (kimse). * Anı . * Belli bir bölgede sısıgörülen. andış rı * Andı rmak işveya biçimi. birbirinden ayrı lmamaları gerektiğ anlatı ini r. ı * "Lâkin". kanca beraber * bir iş iki veya daha çok kimsenin. k k * Plâjiyoklâzlı yanardağ bir kültesi. "en çok". * En erken. "ama". bir ş daha çoğ eyin unun. i * İ ş arası bazı ki ey nda noktalardaki uygunluk. . her an. zlı andaval * Ahmak. aptal. bön. * Yarı yavaşadagio ile andantino arası . benzerlik durumu. * (çoğ durumunda) Anı hatı ul lar. saş n.

angaje olmak . fı sa mı kra.andı rmak * Anmak iş yaptı ini rmak. endoskopi. anestezist * Anestezi uzmanı . angaje * Sözle veya yazıolarak bağ lı lanan. çiçekli. anemon aneroit anestezi * Dağ lâlesi. endoskop. acı kokulu bir ot (İ ve nula). anevrizma * Bir atardamarı bir noktası oluş ur biçimindeki gevş şkinliğ n nda an eme iş i. andoskopi * Bkz. duyum yitimi. rı tı andı z * Yaprakları dikenli olan bir çeş ardı it ç. * Servi ağ . anele anemi anemik * Gemilerde türlü iş lerde kullanı bir tür demir halka. acı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun kökü. lan * Kansı k. nemli yerlerde yetiş sarı en. en andıotu z * Birleş ikgillerden. andoskop * Bkz. anekdot * Kı veya özlü anlatı olan güldürücü hikâye. anesteziyoloji * Duyum yitimi bilimi. zlı * Kansı z. andropoz * Erkeklerde yaş dönümü. * Cı yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı va barometre. taahhüt etmek. angaje etmek * birini söz veya yazı bağ ile lamak. anemometre * Yelölçer. * Benzer yanları bulunmak. * Uyuş turucu bir ilâçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuları yok olması n . çağşrmak.

kendi suları ndaki yabancı devletin ticaret gemilerine el koyarak bir bunlardan yararlanması . i r angaryacı * Baş na ücretsiz iş kası yaptı kimse. angudî angut * Angut kuş unun renginde. lda ele rkı * Ana dili İ ngilizce olan kimse. angı ç angı n * Ünlü. angajmansı z * Bağ sı lantı. * Usandıcı ktıcı rı. * Olağ anüstü durumlarda veya sıyönetimde devletin vatandaş ait ta ş el koyması kı lara ı tlara . lantı angajmanlı * Bağ sı lantı. evcilleş tirilebilen bir yaban kuş (Casarca ferruginea).* sözle veya yazıolarak bir ş bağ lı eye lanmak. hatıiçin yapmaya mecbur olmak. taahhüdü olan. ran angaryaya koş mak * birini zorunlu olmadı hâlde bir iş çalı ğ ı te ş maya zorlamak. tüyleri kiremit renginde. hur. * Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptı zorunlu ücretsiz hizmeti. u Anglofil *İ ngiliz yanlı. *İ ngilizlere has olan. zorla yapı iş lan . Anglikan *İ ngiliz kilisesine bağ olan (kimse). * Ördekgillerden. angarya çekmek * bir işisteksizce. ve VI. sı Anglosakson * V. lı * Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabaların iki tarafı takı parmaklı nı na lan k. anı şmeş lmı . üstlenme. Kı it ş ı nı saltması A. ğ ı * Savaş durumundaki bir devletin. angajman * Yüklenme. bağ . ayan angström * Metrenin on milyarda biri değ erine eş olan ık dalgaları ölçme birimi. ücret vermeden yaptılan iş a rı . angajmansı k zlı * Angajmanı olmama durumu. Anglikanizm *İ ngiliz kilisesinin tuttuğ inanç yolu. taahhüt. angarya * Bir kimseye veya bir topluluğ zorla. u . taahhüdü olmayan. bı rı. yüzyı Büyük Britanya'yı geçiren Cermen ı ndan oymaklara verilen ad. Angolalı * Angola'da yaş (kimse).

* Hazık. hatı ine rlamak. anı msanmak * Hatı rlanmak. kaba saba. anı msatmak * Hatı rlatmak. anı mak laş * Anı niteliğkazanmak. rlı anı msama * Hatı rlama. anı msatma * Hatı rlatma. anı mak klaş * Hazıolma durumu. * Hatı ra. anış rı * Anı iş rma i veya biçimi.* Ahmak. r anı k klı anı ma laş * Anı mak işanı laş i. i anı lma anı lmak * Anı iş lmak i. * Hazı r. * Anı klamak iş i. anha minha * Aş ı ağyukarı . durumuna girme. anı msamak * Hatı rlamak. taş yla al. * Yaş ş anmıolayları anlatı ğyazı n ldı ı türü. . anı msanma * Hatı rlanma. anı k anı klama anı klamak * Hazı rlamak. hatı ra. anı ma klaş * Anı mak iş klaş i. anhidrit anı * Genellikle kaya tuzu ve alçı ı birlikte bulunan doğ susuz kalsiyum sülfat. * Anmak iş konu olmak.

t t değ * Saygı sevgi ile anı duruma gelmek. bir rı tı . abide. çarpacak büyüklükte. anı eri kazanmak. anı t * Önemli bir olayı büyük bir kiş gelecek kuş veya inin aklarca tarih boyunca anı lması yapı göze için lan. anı mezar. tlaşrı anı tılmak tlaşrı * Anı tı tlaşrmak durumuna getirmek. anı ma tlaş * Anı mak iş tlaş i. abideleş ve lı r mek. ta anı z . * (eş Bağ ek) ı rmak. anı rmak ş tı * Bir ş açı söylemeyip üstü kapalı eyi kça anlatmak. ima etmek ihsas etmek. anı tı tlaşrmak * Anıdurumuna getirmek. anı benzeyen. anı mak tlaş * Anıdurumuna gelmek. * Eş in anırken çı ğses. anı tsal * Anıniteliğ olan. anı rtmak anı rma ş tı * Anı nı lamak. * Bir yazı veya ş bilinen bir olayı atasözünü anlatma veya çağşrma sanatı da iirde . abideleş t tirmek. * Önemi ve değ çok olan eser. * (küçük a ile) Tarih değ olan kiş eri ilerin mezarı olarak yapı anı erindeki yapı lan t değ . ü. ü iyle anı tsı * Anı benzer. görkemli.anı rma anı rmak anı rtı anı rtma * Anı iş rmak i. tsal Anı tkabir * Atatürk'ün mezarı . eri anımezar t * Görkemli. dolaylı anlatmak. t inde ta * Büyüklüğ görünüş ve güzelliğ görenleri etkileyen. anı tılma tlaşrı * Anı tılmak durumu. abidevî. eğ rı kardı ı * Anı rtmak iş i. rması sağ * Anı rmak iş ş tı i. sembol niteliğ yapı inde . anı tı tlaşrma * Anı tı tlaşrmak iş i. telmih.

anjiyo olmak * anjiyografi çektirmek veya yaptı rmak. bir anda. . * Boğ mukozasın şmesi. * Ansın. * Bir andaki hı z. animato animizm anjin anjiyo * Anjiyografinin kı saltması . anıbiçmek z * anı ve tarla kenarı zı ndaki otları biçmek. anjiyografi * Damar içine x ınları geçirmeyen bir madde ş nga edildikten sonra damarları filminin alı ş nı ı ı rı n nması . * Hemencecik. boya sanayiinde kullanı organik boya lan cevheri. boğ yutak iltihabı az nı iş ak. anî akı n anî hı z anîde anilin boyalar * Taş kömürü eterinden elde edilen. apansı z. zı * Bir anda gerçekleş tirilen hücum. farenjit. zı * Sert. * Canlılı cı k. animasyon * Canlandı rma. . ı m nı * Bir parçanıcanlı nacağ anlatı n çalı ı nı r.* Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. * Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla. zı ı anı k zlı anî * Anı sökülmemiş zı tarla. * Benzenden türeyen bir amin. * Bir anda oluveren. birdenbire. fotoğ lı bası iş rafçı kta. hunnak. anıbozmak z * anı alt üst etmek için toprağyüzden sürmek. m lerinde. anîden anif anilin * Ansın. anjiyoloji * Dolaş organları inceleyen anatomi bölümü. birden. kaba. birdenbire.

tirilmiş (tesisat). fehva. anketçilik * Soruş turmacı lı k. en rkı ankastre * Bir oyuğ yuvaya yerleş a. Ankara keçisi * Uzun. sormaca. bir düş nı üncenin veya eserin anlatmak istediğş i ey. * Zeki. anket * Soruş turma.Anka * Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuşZümrüdüanka. kırcıve ipek gibi yumuş kı olan ve Ankara yöresinde yetiş vı k ak lları tirilen evcil keçi türü. ş ı ey. * Zekâ. semantik. semantik. bir tasarın. ması anladı arap olayı msa m * hiçbir ş anlamadı ey m. . anlam bilimi * Dili anlam açından inceleyen bilim dalı sı . tı anketçi * Soruş turmacı . . * Bir önermenin. anlam bayağ ması ı laş * Anlam kötüleş mesi. anlam aykılı rı ı ğ * Karş anlamlı ı t kelimelerin. bir sözden. anlak anlaklı anlam * Bir kelimeden. anlam çı karmak * bir cümlede veya bir metinden yeni ve değ ik bir anlam yakalamak veya bulup çı iş karmak. lan n rlattı ı ünce mana. ankesörlü telefon * Kutulu telefon. anketör ankiloz * Oynar eklemlerde oynaklın kalmaması eklemin iş ğ ı yla lemez duruma gelmesi. eklem kaynaş . bir davranıveya olgudan anlaş ş bunlarıhatı ğdüş veya nesne. anlam bilimsel * Anlam bilimi ile ilgili. Ankara kedisi * Uzun tüylü ve Ankara yöresinde yetiş kedi ı . anket yapmak * bir konuda soruş turma. tiftik keçisi. araşrma yapmak. * Anket yapan uzman. sözlerin bir araya gelmesi.

na ş anlamdaş * Eş anlamlı . yanlıdeğ ya ş erlendirmek. anlamdaşk lı * Eş anlamlı lı k. eyi ğ ı ş . dileğ yerine getirilmesini istemek. müteradif. yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek eyin unu. düş nı üncelerini sezebilmek. * Bir ş üzerinde bilgisi bulunmak. isteklerini. yilik * Sahip olmayı istemek. geniş lemesi. yararlanmak. kayması bayağ ması veya ı laş .* yersiz ve gereksiz bir yargı varmak. ilgilenmemek. anlam değ mesi iş * Anlamı daralması n . inde ka * Sorup öğ renmek. söyleyenin aklı geçmeyen bir ndan anlam vermek. anlam kayması * Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamları kayarak kalı maları ndan plaş . ey * (olumsuz veya soru biçiminde) İ görmek. * Doğ ve yerinde bulmak. genel bir olan anlamdan özel bir anlama geçiş . ya anlama * Anlamak iş vukuf. bir söze. anlamamazlı k * Anlamazlı k. anlam kötüleş mesi * Anlamı ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kötü veya kötüye doğ giden bir anlam kazanması iyi ru . eyi ş . anlam daralması * Geniş kavramları bir kelimenin. n lması anlam iyileş mesi * Kötü ve olumsuz bir anlamı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanması olan . i. anlamı gelmek (veya manaya gelmek) na * (bir anlam) bildirmek. sinonim. yorumlamak. anlam geniş lemesi * Dar bir anlamda kullanı bazı lan kelimelerdeki anlamıilgili kavramlara yayı . aret ini sonuç niteliğ baş bir bilgi edinmek. inin anlamamak * hoş lanmamak. unu anlamak * Bir ş ne demek olduğ neye iş ettiğ kavramak. anlam vermek * kendince bir yargı varmak. isimden türeme fiil. bu kavramlar içinden tek bir anlam bildirmesi durumu. * Bkz. anlamazlı k * Bir ş anlamamı kavrayamamıgibi davranmak. ru * Birinin duyguları. * Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğ görme. anlamlandı rma . müradif. ş anlamazlı gelmek ktan * bir ş anladı hâlde anlamamı farkı varmamıgibi davranmak.

manası k. bir anlam verilemeyen. . karık. anlaş ma * Anlaş işuyuş itilâf. anlamsı tı zlaşrmak * Anlamsıduruma getirmek. z anlamsı tı zlaşrma * Anlamsı tı zlaşrmak durumu. anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * Bkz.* Anlamlandı iş rmak i. anlam kazandı rmak. anlaş ı lmak * Anlamak iş konu olmak. semantik. z zlı anlarsıya! n * açı klanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanı lı r. anlam vermek. z anlamsı k zlı * Anlamsıolma durumu. zlaş anlamsı mak zlaş * Anlamsıduruma gelmek. anlamlı lı k * Anlamlı olma durumu. galiba. ma. anlamlı * Anlamı olan. anlamsal * Anlamla ilgili. manalı . anlamlı anlamlı * Anlamlı olarak. bir ş demek isteyen. anlamsı z * Anlamı olmayan. muğ güç ş ı lâk. anlamsı ma zlaş * Anlamsı mak durumu. gerçeğöğ in i renildi. belli olmak. manidar. anlaş ı lmaz * Anlaş ı lması olan. nda ma anlaş ı lan * anlaş ğ göre. manası ey z. mak i. düş ey ündürücü. önemli bir ş anlatmayan. ı ı ldına anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * iş iç yüzü. anlamlandı rmak * Anlamı açı nı klamak. anlaş Vehbi'nin kerrakesi. ortaya çı ine kmak. kimselerden biri. ı ldı anlaş ı lma * Anlaş ı iş lmak i. anlaş ı k * Araları anlaş bulunan taraflardan.

anlaşrmak tı * Anlaş . tahkiyeye ağ k veren (yazar). anlaş yapmak ma * anlaş belgesi düzenleyip imzalamak. ki n ı laş ünce arası lı k. ile anlatı bilimi m * Üslûp yöntemlerini inceleyen edebî araşrma. stilistik. sağ anlata anlata bitirememek * bir ş eyden çok söz etmek. ifade. tahkiye. zca ı rlı * Eserlerinde hikâye etmeye. anlatı mlı * Düş ve duyguyu güçlü ve canlı biçimde anlatan. uzlaş . övmek. uyuş mayı mayı mayı lamak. mda k ünce ine an anlatı mcı * Yalnı hikâye etmeye ağ k veren (eser). uyuş itilâf. bir düş ünceyi. ünce bir . ihtilâf. anlaş maya varmak * bir konuda birisiyle anlaş mak. ma anlaş mak * Düş ünce. ı rlı anlatı lı mcı k * Bkz. anlaş k mazlı * İ veya daha çok tarafıkarş an düş ve amaçları nda ayrı uyuş k. anlatı lmak * Anlatmak iş konu olmak. * Anlatı iş lmak i. amaç bakı ndan birleş mı mek. anlatı * Hikâye etme. * Bir duyguyu. bir konuyu söz veya yazı bildirme. ma. duygu. antant. anlatı cı anlatı lma * Hikâye. tı anlatı tonu m * Anlatı mantıve düş özelliğ göre oluş ton. ine anlatı m * Anlatmak iş i. mazlı anlaşrma tı * Anlaşrmak iş tı i. kültürel vb. ekonomik. anlaş malı * Anlaş maya dayanan. ekspresyonizm. inceleme. alanlarda yapı uzlaş ve bu uzlaş n tespit edildiğ lan ma manı i belge.* Devletler arası siyasî. fı gibi ş kra eyleri anlatan kimse. mazlı anlaş k çı mazlı kmak * bir konuda uyuş k söz konusu olmak.

* Kı süren. hâlden anlama. anlattı rma * Anlattı rmak iş i. * Hoş görme. anlayı zlı ş k sı * Anlayıkığ kafası k. * Hoş görüsüz. ihtifal. li. zekâ. izah etmek. kalı kafalı vurdumduymazlı izansı k. anlayıgöstermek ş * istenilen veya söylenilen bir ş hoş eyi görüyle karş ı lamak. bir hatı lan . anlayılı şk lı * Anlayı olma durumu. ş lı anlayı z ş sı * Anlayı kıolan. oysa anlayı z kimselere ne söylense yararsı r. * Bir konu üzerinde açı klamada bulunmak. *İ nandı rmak. anlattı rmak * Bir konu üzerinde bilgisini ölçmek. entelektüalizm. yargı müdrike. zihniyet. usa vurma. izan. zihniye. anlayı ş lı * Anlayı olan. kafası kavrayı z. anlı k entelekt. anlıanlı ş * Güzel.anlatı ş anlatma anlatmak * Anlatmak iş i veya biçimi. zihniyet. açı klama yaptı rmak. ş lı ş sı zdı anlayıdinlemek p * (bir olayla ilgili olarak) iyice anlamak. anlayı ş * Anlamak işveya biçimi. eyi * Ölmüş insanı rlamak için yapı tören. izanlı ş ı . gabavet. nakletmek. anlı lı kçı k * Duyu ve irade karş nda anlın üstünlüğ ileri süren doktrin. ı sı ğ ı ünü anma * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etme. bir an içinde olan. i * Anlama yeteneğ feraset. * Ayıcı nitelik olmak bakı ndan görüş rı bir mı . zeki. * Hoş görülü. anlamayana davul zurna az * anlayı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler. sa * Duyu ve iradeden ayrı olarak düş ünülen bilme melekesi. izansı ferasetsiz. anlayana sivri sinek saz. ş tlı. gabi. * Anlatmak iş i. takrir. gösteriş ünlü. * Söylemek. k. i. telâkki. kalı kafalı ş t ı z. belirtmek. vurdumduymaz. zlı * Hoş görüsüzlük. anlama gücü. ı zlı n lı k. ş sı n . lama. bilgi vermek. z. ferasetli.

zikretmek. gayritabiî. anla * Adlandı rmak. iyi hatı lan anmak * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etmek veya onu düş eyi ünmek. n) anneanne * Annenin annesi. yla anonsör anorak * Başklı geçirmeyen spor ceket. duyurma. k. * Çocuğ dünyaya getiren kadı unu n. anmalı k anne anne olmak * (kadı çocuk sahibi olmak. nlı anofel anomali * Sapaklı aykılı k. sanı * Yaratısın adı cını bilinmeyen (eser). * Bir sözü ağ na almak. düzgün olmayan. e. annelik * Anne olma niteliğveya durumu. lı . anormal * Genel olan örneğ alılmı ve kurala aykıolan. ve ı n u ile sırlı nı ortaklı anonim ortaklı k. bergüzar. su anorganik *İ norganik. bir haberi halka bildirmek. anons * Duyuru. layan anonim ortaklı k * Sermayesi paylara bölünmüş olan ve her ortağ sorumluluğ sermayedeki payı sırlı ı n u yla nı bulunan ortaklı k. zı * Bir armağ gönlünü almak. anons etmek * sözle veya yazı bir durumu. * Sı mikrobunu aş tma ı bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis). . lmak ey. hatı rlamak.anma töreni * Bir kiş veya bir olayı rlamak için yapı tören. sunucu. ra. * Anı için verilen ş hatı yadigâr. rı k. anonim * Adı bilinmeyen. i annelik etmek * annelik görevini yapmak veya anne gibi ilgi ve yakı k göstermek. anonim ş irket * En az beş inin kurduğ sermayesi hisselere bölünmüş her ortağ sorumluluğ sermayedeki hissesi kiş u. anonim ş irket. ş ş ı a rı * Bkz.

özel adları içine alan sözlük türü. ansiklopedicilik * Ansiklopedicinin yaptı iş ğ . nı ansiklopedici * Ansiklopedi hazı rlayan veya satan (kimse). * Bkz. ant içmek (veya etmek) * bir ş yapmaya veya yapmamaya ant ile söz vermek. eyi için * Beynin irinsiz iltihaplı hastalı. anı msama. yemin. . ansiklopedik * Ansiklopedi ile ilgili. * Bir elektrolitte elektrik akı nıgelip bağ ğve içeri girdiğuç. akı z. ş sı lsı * Birdenbire. anı msamak. anormalleş me * Anormalleş iş mek i. ı * Değ ik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getirme veya toplama iş iş i. anormallik * Anormal olma durumu. anot ansefal * Kafatası içindeki beyin ve yardı organlarıhepsi. raya ı nı lı bir da ant * Tanrı veya kutsal bilinen bir kiş bir ş tanıgöstererek bir olayı rulama. mcı n ansefalit ansı ma ansı mak ansı z * Anlayı z. habersiz. ra rada. ant verdirmek * bir ş yapması bir kimseye ant içirmek. * Her konuda biraz bilgi sahibi olan. kan kardeş i. anormalleş mek * Anormal duruma gelmek. eyi ant kardeş i * Bkz. 'yı iyi. sanat dalları tek veya bir arada belli bir yönteme göre inceleyen eser. ansiklopedik sözlük * Alfabetik sı göre kelimelerin karş kları geniş biçimde veren. ansın zı * Hiç hatı gelmedik bir sı birdenbire. ğ ı * Bkz. bilgilik.* Dengesi bozuk. deli. yemin etmek. ansiklopedi * Bütün bilim. artı mın landı ı i uç. anî olarak. eyi k doğ * Kendi kendine söz verme. anîden.

anterit * İ bağ nce ı iltihabı rsak . kı nı ı ı sı eye antagonizma * Tezat. sı yüzgeçleri uzamıkemikli balıtürü. Antep fı ğ stı ı * Antep fı ğ stıgillerin örnek bitkisi. ma. i stı acı ı Antep iş i * Gazi Antep yöresine özgü. antet . * Olta ş amandı nı alt ve üst kı nda bulunan ince uçlar. rasın smı anten yükselteci * Anten ile alı arası yer alarak elektromanyetik dalgalarıgenliğ yükselten cihaz. güney kutup yakında olan. nı anterosel * İ bağ nce ı fığ rsak tı. yağ yemiş acı lı i. nı antarktik kara * Güney kutuptaki kara bölgesi. iplikleri çı lmıve kafes ş karı ş eklini almıkumaş ş üzerine aynı iplikle renk verevine sarı yapı bir çeş el iş larak lan it lemesi. antant kalmak * anlaş mak. miş rt ş k Antep baklavası * Antep yöresinde yapı özel bir tatlı lan türü. "çocukların başiçin" gibi sözlerle karş ndakini bir ş zorlamak. tipik örneğAntep fı ğağ olan bir familya. antarktik * Güney kutupla ilgili. ma. ı anterostomi * Bağ düğ ı rsak ümlenmesinin kesilip alı nması . ince ve sert kabuklu. antant * Anlaş uyuş mutabakat. anten * Boş yayı elektromanyetik dalgaları lukta lan toplayarak bu dalgaları transmisyon hatları n içerisinde yayı nı layan cihaz.ant vermek * "Allah aşna. ş am fı ğda denilen bir ağ (Pistacia vera). yurdumuzda Gazi Antep ve Siirt bölgelerinde yetiş yanlıolarak Ş ı en. lması sağ * Duyarga. Antep fı ğ stıgiller ı * Ayrı yapraklı taç lardan. antenli balı k * Göğ yüzgeçleri saplı üs . stı ı aç * Bu ağ n. itilâf. cı nda n ini antenli * Anteni olan. iskeleti kemikleş . anterograf * Bağ kası ı rsak lmaları ölçmeye yarayan alet. uzlaş mak.

e rı * Mendil. kalevî. antifriz * Bir sıya katı ğ o sınıdonma derecesini düş vı ldında ı vın ürerek donması önleyen madde. örtü. panzehir. in larak lan antidemokratik * Demokrasiye aykıolan. virüs. antiemperyalist * Emperyalizme karşolan. * Antik. antialerjik * Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanı ilâçlarıözelliğ lan n i. antika mobilya * En az yüz sene evvel imal edilmiş olan. * Genele. antibiyotik tedavisi * Bir veya birçok antibiyotiğ durdurucu veya öldürücü etkisinden faydalanı yapı tedavi. olağ geleneğ aykı. antiasit * Alkalik. başk. antikacı . antetsiz * Başksı lı z. larak lan diş çan i. ana hatlarda herhangi bir değiklik yapı iş lmamıve belli bir ekole ş göre isimlendirilen mobilya. özellikle eski Yunan ve Roma uygarlı ile ilgili olan. üçü bir arada tire ile sarı yapı diş süs. rı antidot * Bkz. parazit gibi protein yapında madde. penisilin. * Bu çağ özgü olan. yatak çarş gibi bezlerin kenarları paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanları afı na n ikisi. davranıveya öğ ı ş reti. streptomisin gibi maddelerin ortak adı . özellikle küf mantarları bulunan veya sentezle elde edilen. sı antik * İ Çağ uygarlı lk daki klarla. sı diş ajur. birçok mikroba karşkullanı nda ı lan. acayip. a antika * Eski çağ lardan kalma eser veya tarihî değ olan eski eş eri ya. nı antihijyenik * Sağk kuralları aykı olma. kları antik çağ * Eski Yunan ve Roma uygarlı nıgeliş yayı ğçağ kların ip ldı ı . ı t lmıad lı antetli * Başklı lı . tuhaf. antibiyotik * Bitkilerde. lı na rı antijen *İ çerisine girdiğorganizma aracı ı antikor oluş i lıyla ğ umunu sağ layan bakteri. ı antiemperyalizm * Emperyalizme karştutum.* Kâğ veya zarf üstüne bası ş ve adres. ana.

Kı m ı mı lan. 6300 C de eriyen. sı ülkelerde yaş cak ayan. ı t * Antipati uyandı sevimsiz. soğ ran. * Karş duygu. antikomünist * Komünizme karş ı . ı antisemit . zlı an. antikatot yaprak. antikite * Tarihte İ Çağantik devir. * Tuhaflı k. kanı kaynamamak. soğ ukluk. k z kardı ı * Bası azaltı ş elektrik boş tüpünde.* Antika eş veya eser satan veya toplayan kimse. ı ı rlı nda lenemeyen. antiloplar * Geviş getiren memeli hayvanları bir familyası n . antinomi antipati * Çatı .76 olan. rak saltması Sb. lk . uk. * Hastalıetkenlerini zararsıduruma getirmek için vücudun çı ğmadde. antimon * Atom numarası atom ağ ğ121. ş kı * Sevimsizlik. çoğ unlukla bası harfleri alaş nda kullanı mavimtı beyaz renkte bir element. çok hı koş boynuzlu bir hayvan (Anthilopus). * Bu hayvanıderisinden yapı ş n lmı . ya antikacı lı k * Antika eş veya eserlerle uğ ma iş ya raş i. antikomünizm * Komünizm aleyhtarlı. haddede veya çekiç altı iş 51. ğ ı antikor antilop * Antiloplardan. ı antikapitalizm * Kapitalizme karşolma. katot ınları alan elektronik lâmbadaki genellikle metal ncı lmıbir alma ş nı ı antipatik antipatik bulmak * sevimsiz bulmak. antipropaganda * Karşpropaganda. antikapitalist * Kapitalist rejime karşolan kimse. ı antikası bilmek nı * en iyisini bilmek. antikalı k * Antika olma durumu.

antlı antoloji *Ş airlerin. antrenmansı z * Antrenmanı olmayan. ta belgede belirtilen durum. lan i antisiklon * Yüksek bası atmosfer kütlesi. idmansı z. havanı sarmal biçimli hareketi için kullanı nçlı n lı r. nmıseçme parçalardan oluş kitap. büyük bir ı vererek yanan bir tür taş sı kömürü. duman çı an. ü antisepsi * Mikropları ilâçla öldürme yolları . muahede. egzersiz. e lı antisemitizm * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması nı isteyenlerin görüş veya tutumu. . * Bir yapı girip geçilen yer. ğ ı antisemitist * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması isteyen nı görüş bağ olan (kimse). da * Baş ç yemeğ langı i. pakt. güldeste. ahitleş ma mek. yazarları bestecilerin eserlerinden alı ş n. antlaş mak * Antlaş yapmak. seçki. an antrakt antrasit antre * Ara.* Yahudilik aleyhtarlı. alı rma yapmak. antitez * Karşsav. antitoksin * İ giren toksinleri zararsıhâle getirmek için vücudun çı ğmadde. idman. çine z kardı ı antlaş ma * İ veya daha çok devletin saldı ki rmazlı savaş ittifak gibi konularda üstlenmelerini belirttikleri belge ve k. antrenman * Bir spor dalı yapı alı rma veya hazı k çalı . * Ant içmiş veya ant içirilmiş . * Güçlükle tutuş koku. methal. karmadan. ş tı antrenmanlı *İ dmanlı . antiseptik * Antisepsi yapmak için kullanı veya antisepsi özelliğolan (madde). nda lan ş tı rlı ş ması antrenman yapmak * spor amacı çalı yla ş mak. ı antitoksik * Antitoksin.

antrparantez * Söz arası sı gelmiş istitrat. rası ken. antroposantrizm *İ nsanı tabiatımerkezi sayan. nsan antroponim * Kişadları inceleyen bilim dalı i nı . natçı . anut * İ . antropozoik devir * Antropozoik. deniz lâlelerinin sapları oluş nda nı turan kalsiyum karbonat birleş fosil. insansı . nda iten. tiren ş tı i. antrepoculuk * Antrepocunun yaptı iş ğ . imli antropoit * Bkz. yanı u. antropoitler * Bkz. yrı ş * Triyas devri katmanları bulunan. antropolojik * İ bilimiyle ilgili. insan nsanı bilimi. ş cı tı antrenörlük * Antrenörün işveya mesleğ çalı rılı i i. antrepo * Gümrüklere gelmiş ticarî eş n konulduğ korunduğ yer.antrenör * Bir spor dalı sporcuyu eğ yetiş ve çalı ran kiş çalı rı. insansı lar. antropoloji * İ n kökenini. nsan antropomorfizm * İ biçimcilik. antropozoik * İ n belirmesi ve yayı nı nsanı lması niteleyen antropozoik devir teriminde geçer. ş cı tı k. toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim. leten * Antrepoya bakan kimse. derisi dikenlilerden. ardiye. nda. insan bilimsel. bütün öbür yaratı n insan için yaratı ş n kları lmıoldukları söyleyen dinî nitelikli nı öğ insaniçincilik. antropolog * İ bilimi uzmanı nsan . ayak direyici. ı antrkot antrok * Sırıiki kürek arası ve pirzolalıyerinden çı lan kemiğ ğn ı ndan k kartı inden sı lmıet dilimi. evrimini. u antrepocu * Antrepo iş kimse. reti. biyolojik özelliklerini.

ı r zlı ı * Sindirim kanalın doğ bağ nı ru ı denilen son bölümündeki çış i. açıbir biçimde görünmesi. ı kan rmı kan ı tan * Çok acı . apansı z * Hiç beklenmedik bir sı pek ansın. * Sı ülkelerde yetiş bodur bir ağ (Sarcocolla). anyon anzarot * Negatif elektrikle yüklü iyon. cihaz. k. . çok anî olarak. ı n rsağ apansın zı * Birdenbire. * Kalbin sol karı ğ ncından çı ve vücuda kı zı dağ büyük atardamar. yaka paça. iri. ve aparey * Çeş parçalardan meydana gelen alet. ş rsak kıdeliğ erç. rada. kuya rakmaksın aydı k. zı nlı k apak * Çok ak.anüri anüs * İ nı drarı yapamama ş eklinde ağ bir böbrek rahatsı ğbelirtisi. * Çok açı çok belirgin. * Kör bağ ı ince bir parmak gibi olan son bölümü. aort apacı apaçı k apaçı k klı * Apaçıolma durumu. * (bebekler ve küçük çocuklar için) Tombul. eksin. apala apalak apandis apandisit * Apandisin iltihaplanması . itli aparkat aparma * Boksta bükük kolla aş ı yukarı doğ atı yumruk. apar topar * Telâş acele ile. acı lan * Rakı . k * Bir ş hiçbir kuş yer bı eyin. makat. ağ dan ya ru lan * Aparmak iş i. anüs yüzgeci * Balı klarda anüs bölgesinde tek olarak bulunan yüzgeç. zı * Abla. gürbüz. cak en aç * Bu ağ n yara tedavisinde kullanı reçinesi.

* Yelken rüzgârla dolup şmek. aça * Yorgun. * Bir avuç dolusu. alıkaçmak. güçsüz. kabadayı . alıgötürmek. ş kı aş n. al apaz apazlama apık ş ı . p apart otel * Müş terilerin kendi yeme ve içme ihtiyacı karş nı ı layabilmek için gerekli malzemeler ile donatı ş ı z lmıbağ msı apartman veya villâ tipinde inşedilmiş a ancak otel gibi iş letilen konaklama tesisi. * Doğ kemik dokusunda bulunan. apel aperitif apı ş * Butlarıiç tarafı bacak arası n . açar. nda na ile * Böyle esen bir rüzgârla. içinde flüor veya klor olan doğ kalsiyum fosfat. * Külhan beyi. iki . ki ı n nda apı ş ak * Bacakları açarak yürüyen. * Apazlamak iş i. p * Gizlice almak. ada. * Avuç. bambaş ka. apazlamak * Avuçlamak. ayrıbacaklı nı k . apaş apatit apaydı n * Çok aydı k. iş * (gemi) Apazlama rüzgârla gitmek. n apayrı apaz * Büsbütün ayrı . apıarası ş * İ bacağ arası kalan yer. nlı apaydı k nlı * Apaydıolma durumu. çalmak. hayta. * Bacakları aça yürüme. * Çok az. * İtahı ş açmak için yemekten önce içilen içki. * Pupa ile orsa arası geminin omurgası 450 açı esen (rüzgâr). * Anonim ortaklı klarda sermaye artımı yapı ödeme çağsı rı için lan rı. apartman * Birkaç katlı her katı bir veya birkaç daire bulunan yapı ve nda .aparmak * Almak.

aplik aplikasyon * Uygulama. * Apı rmak iş ş tı i. * Giysilerin omuzları süs olarak takı parça. r. sonsal. * Hazı tetik. omuzluk. zinciri toplayı demirini kaldı p rmaya hazı r bulunması . * Apı ş iş mak i. süslü. apı k ş lı apı ş ma apı ş mak * Ağ . * Duvar ş amdanı . na lan apoletleri sökülmek * bir suç sebebiyle rütbesi indirilmek veya askerlikten atı lmak. ayı * Ne yapacağ kestirememek. * Derli toplu. * Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalması sağ nı lamak. duvar lâmbası . apotr . unu ş na lgı lgı apıp kalmak ş ı *şı aş rmak. karanlı(söz veya yazı k ). telden yapı torbaya benzer. büyük gözlü ağ lma. ş ı k. * Bir kumaş üzerine baş bir kumaş ka parçası veya bir danteli dikme yolu ile uygulayarak yapı süs.* Kuyruğ apıarası alarak yı n yı n giden (hayvan). * Hayvan yorgunluktan bacakları birbirinden ayı çöküvermek. apiko * Geminin. apı rma ş tı apı rmak ş tı * Hayvanı yorarak yürüyecek gücünü bı çok rakmamak. . aplike * Düz veya desenli bir kumaş kesilmiş tan motiflerin bir baş kumaş iş ka a lenmiş durumu. aport * Avıveya kendisine gösterilen ş üzerine atı getirmesi için köpeğ verilen buyruk. apokaliptik * Anlaş ı lmaz. nı rarak * Oturmak. nı lan * Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazı klarla belirtme. bacakları rarak çömelmek. kan apoş i * Çember biçiminde. apokrif * Doğ ruluğ güvenilmez söz veya yazı una . apolet * Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformalarıomuzları takı iş n na lan aretli parça. ş ı ı nı aş rmak. n eyin lı p e aposteriori * Deney sonucu ortaya çı (bilgi). kapalı .

lı kta. havari. alı ahmak. k. * Zekâsı geliş pek memiş . zekâ yoksunu. aptal olmak * aptal durumda bulunmak. * Nisan ayı . apsent apsis * Pelinle kokulandılmısert bir içki. perdahlamak. koruyucu. * Apresi olan. çı rin ban. ş ş . aptalca. lev * Kumaş veya derinin cilâlanması . apseleş me * Apseleş durumu. koordinat. azarlama. * Dokumacı boyacı cilâ olarak kullanı madde. rı ş * Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanı baş ç noktası olan uzaklınıcebirsel değ n. abril. langı na ğ n ı eri. * Küçümseme belirten seslenme. apse yapmak. perdahlanması . lı kta lan * Apre yapan kimse. mek apseleş mek * Yara irin bağ lamak. . iş yitimi. * Bir noktanıuzaydaki yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı n . apse yapmak * bir doku içinde iltihap oluş mak. apreci apreleme aprelemek * Kumaş veya deriyi cilâlamak. aval aval. apreli apresiz april apriori * Hiçbir denemeye dayanmayan ve akı l yordamı bulunup ortaya konan. apraksi apre * Bkz. mcı appassionato * Bir parçanıcoş n kunca çalı ı anlatı nacağ nı r.* Yardı . * Aprelemek iş i. önsel. yla apse * İ birikimi. * Apresi yapı lmamı perdahlanmamıveya cilâlanmamı ş . aptal aptal aptal * Aptal gibi.

ahmakça. aptallıetmek k * aptalca davranmak veya aptalca iş görmek. aptesli * Bkz. kivi. * (apta'lca) Aptala yaraş nitelikte. ş ı aptallaş ma * Aptallaş iş mak i veya durumu. ı r aptalcası na * Aptala yakır biçimde. eyi aptallı k * Aptal olma durumu veya aptalca iş . ahmaklaşrmak. tı i aptallaşrmak tı * Aptallaş na sebep olmak. abdesthane. abdestli. aptal gibi. * Et kesimi yortusu. abdestbozan otu. ahmaklaş klaş mak. abdest. alı mak. abdestbozan. aptal gibi. anlamaz gibi görünmek. abdestsiz. aptesbozan * Bkz. aptesbozan otu * Bkz. Ar * Bkz. apteriks aptes * Bkz. apteshane * Bkz.aptal yerine koymak (veya koyulmak) * anlamaz. bilmez sanmak (sanı lmak). aptalca * Biraz aptal. aptallaşrma tı * Aptallaşrmak işveya durumu. * Bkz. . ması tı aptallı vurmak ğ a * bir ş bilmez. aptal duruma getirmek. * Bkz. abdestlik. apteslik aptessiz apukurya apul apul * Tombul çocuklarıbacakları açarak salı salı yürüyüş n nı na na lerini anlatı r. aptallaş mak * Zekâsı iş nı letemez olmak.

r: kar -ar. ki eyi ran k. kası ar damarı çatlamı ş * utanç duyulacak ş eyleri hiç sılmadan yapan. ar yıdeğ kâr yı lı il. haftayı m./ -er* Fiilden ettirgen çatı türeten ek: çı k-ar-mak. siz -ar. ğ a ara başk lı * Esas bölümün alt başkları anlatmak için kullanı lı nı lı r. * Toplu jimnastik dizilmelerinde. * Bir oyunda. ölç-er vb. * Futbol oyununun kı beş dakikalıiki devresi arası oyunculara verilen on beş rk er k nda dakikalıdinlenme k süresi. ar * Tarı alanları yüz metre kare değ m için erinde yüzey ölçü birimi. çı "menfaat" vb. sı radakilerin birbirlerinden yanlaması olan uzaklı . suv-ar-mak vb. fası ran la. Bu ekle k-ar. yüzsüzlük etmek. biç-er. ar namus tertemiz * utanması olmayan. ar * Utanma. * (basketbol ve voleybol için) Takı n oyun sı nda aldı birer dakikalıdinlenme ve talimat alma mları rası kları k süresi. yapı ş lmıisimler de vardıkeser. iki olayı ki birbirinden ayı zaman. lı * birinin sılmayı yana bı kı bir rakarak yalnıçı na baktı anlatı z karı ğ ı lı söylenir. ara açmak * dostluğ bozmak. -ar. -ar. ara bono * Arada ödenen olağ dı bono./ -er*İ simden geçişfiil türeten ek: baş li -ar-mak. gid-er-mek vb. utanç duymamak. bir filmde dinlenme süresi. bat-ar./ -er* Belirli fiillere gelen geniş zaman eki: aç-ar./ -er*İ simden geçiş fiil türeten ek. ar belâsı * namus ve onuru için baş söz eder korkusu. kı ar etmek * utanmak.* Argon'un kı saltması . n ı * Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi. utanç duyma. çı yat-ar. açar "anahtar". an ş ı ara bozucu . na kları * Aralı k. geç-er. antrakt. ar ve hayâ perdesi yı lmak rtı * utanmamak. * İ olguyu. anlaş u mazlı yol açmak. * Kiş ilerin veya topluluklarıbirbirine karşolan durumu veya ilgisi. rken ara * İ ş birbirinden ayı uzaklı açı k. kalk-ar. aralı boş mesafe. utanmaz. mola. luk. klı k.

köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde. sözsüz çalı parça. ara nağ me. klı ara bulma * Anlaş k durumunda bulunan kimseleri uzlaşrma iş mazlı tı i. arkı tası na. uzlaşrı.* Ara bozan (kimse). nan * Sısısöylenen söz veya açı sorun. ara mal * Üretimde gerekli malı etmek için kullanı yarı lenmiş elde lan iş mal. fesatçı . ı na. tı dan inde ara kazanç * Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç. ara kesit * Çizgilerin. mcı ara cümle * Birleş veya yalıcümlelerde anlamı ik n biraz daha açı klamak için araya giren iki virgül veya iki kı çizgi sa içinde verilen cümle. katı cisimlerin birbirlerine rastladı ve kesiş kları tikleri yer. arada önlem niteliğ verilen karar. n na deniz. türkü. lan . münafı müfsit. tı tıcı ara buluculuk * Uzlaşrılı tıcı k. münafı k. ara kapı * İ yapı oda arası kolayca geçmek için açı kapı ki veya nda. fitçilik. ş ı lan ara sı cak * Soğ ve sı yemek servisi arası ikram edilen hafif sı yiyecekler. k k lan ara nağ mesi * Bkz. ara deniz * Okyanuslardan dar ve az derin boğ azlarla ayrı karalarıarası sokulmuş lan. k. ara nağ me * Ş . ara seçim * Genel seçimler dında yapı ara dönem seçimleri. me rası ndı ı lardan her biri. ara bulucu * Uzlaşran kimse. güftenin iki kı arası baş sonuna da gelebilen. ara kararı * Bir davanıbakı nı n lması kolaylaşrmak için yargı önce. ara buluculuk etmek * ara bulmada yardı olmak. ara konakçı * Asalağ geliş evreleri sı nda beslenip barı ğkonakçı ı n. ara bozuculuk * Ara bozucu olma durumu. fitçi. uk cak nda cak ara sı navı * Üniversite ve yüksek okullarda yarı l içinde yapı sı yı lan nav. yüzeylerin. fesat. . ara bulmak * anlaş amayanları tı uzlaşrmak.

araba araba * Arabalar dolusu. arabacı lı k * Araba sürme iş i. ruya ulan lan söz. * Araba yapan veya satan kimse. * Araba vapuru. vapur. arabalı vapur * Arabaya taş vapur. araba vapuru. birçok arabalarla. eri araba falakası * Çift atlı arabalarda. aç araba kullanmak * araba sürmek. . nda araba * Tekerlekli. ara yerde ara yön * Dört ana yönden ikisi arası olan yönlerden her biri. ara tümce * Bkz. lan ara söz * Doğ rudan doğ konuş veya yazı konuyu ilgilendirmeyen dolaylı istitrat. ara sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki yol. ı tı * Araba ile taş ş ı veya taş nmı ı nacak miktar. durmak.ara sı ra * Seyrek olarak. ara vermek * yeniden baş lamak için. bir işbir süre bı i rakmak. nda. araba mezarlı ğ ı * Kullanı hâle gelmiş lmaz veya eski arabalarıbı ldı yer. okun dibinde ve iki yanı bulunan uçları koş kayı bağ nda na um ş ları lanan ağ bölüm. n rakı ğ ı araba vapuru * Arabalı vapur. * arası arada. ara cümle. * Araba dolduracak miktar. garaj. arabalı * Arabası olan. araba devrilince yol gösteren çok olur * iş ten geçtikten sonra verilen öğ iş üdün değ yoktur. ı yan arabalı k * Araba konulan yer. arabacı * Arabayı süren kimse. * Araba yapma veya satma iş i. motorlu veya motorsuz her türlü kara taş . zaman zaman.

k. aççı Arabistik * Arap dili ve kültürü araşrmaları tı . arabozanlı k * İ kiş arası ki inin ndaki dostluk veya geçimi bozma işmünafı k. * Üretici ile tüketici arası alı satı konusunda bağ kuran ve bundan kazanç sağ nda m m lantı layan kimse. arabizasyon * Araplaşrma. Araplara özgü olan. münafı müzevir. ik arabeskçi * Arabesk müzik sanatçı. inde arabanıön tekerleğnereden geçerse art tekerleğde oradan geçer n i i * çocuklar. yla raş * Piş ve dondurulmuş miş hamur yanı yenen tavuklu veya hindili çorba. * Giriş bezeme. ik arabası düze çı nı karmak * karş tı güçlükleri yenip iş kolay yürür hâle getirmek. nda Arabist Arabistan defnesi * Dulaptal otugillerden. * Arap dili ve edebiyatı uğ an kimse. i Arabî * Araplarla ilgili. büyüklerin yaş ş uyarlar. hekimlikte kullanı bir lan ağ k (Daphne gnidium). uzlaş sağ ma lamak için görevlendirmek. arabankürdî * Klâsik Türk müziğ az kullanı ş inde lmıbirleş bir makam. * Arapça. müzevirlik. klı aracı * Uzlaşran. tı arabozan * İ kiş arası ki inin ndaki dostluğ veya geçimi bozan (kimse). . aracı koymak * bir kimseyi. mutavassı t. ayına ı arabanıtekerine taş n koymak * güçlük çı karmak. fesatçı u . anlaş sağ tı ma layan kimse. i. sı arabeskleş me * Arabesk durumuna gelme. arabeskleş mek * Arabesk özelliğkazanmak veya arabesk durumuna gelmek. ı ğ laş ı ini arabaş ı arabesk * Arap üslûbunda olan (ş ey). Asya ve Afrika'nısı bölgelerinde yetiş kabukları n cak en.araban * Klâsik Türk müziğ bir makam.

ş ı aradan * o zamandan bu zamana dek. araçlı * Araçla yapı veya olan. * Taş ı t. unu ü. eyi lan ey. ta. araçlı jimnastik * Bkz. bilvası lan talı ta. tavassut etmek. arada kaynamak * karık bir durumda gereken ilgiyi görmemek. * Bir sonuca ulaş için kullanı ş mak lan ey. nda * Mekke'nin doğ usunda. vası yla. in m araç * Bir iş yapmakta veya sonuçlandı rmakta. ları nı kları . bilâvası ruya lan tası ta. vası nı ü . ten p aradan kaldı rmak * iş yapma imkânı yok etmek. araçsı z * Araç kullanı lmadan. iğ aradan çı karmak * birçok iş birini yapı bitirivermek. kurban bayramın arife günü toplandı tepe. arada kalmak * iki tarafı tı üzere araya girme dolayıyla güç duruma düş uzlaşrmak sı mek. araççı lı k * Düş ünme biçimlerinin. hacı n. araçsı k zlı * Araçsıolma durumu. gücünden yararlanı nesne. z arada bir * seyrek olarak. vası . aletli jimnastik. arada çı karmak * baş iş arası bir işde yapı ka ler nda i vermek. aracı etmek lı k * bir iş çözümünde araya girerek yardı etmek. doğ rudan doğ yapı veya olan. lan * Kiş veya nesneler arası bağ sağ iler nda lantı layan ş vası ey. yoluyla. k zca n iş artları uyma na araçları olduğ savunan dünya görüş enstrümantalizm.aracı ı lıyla ğ * Aracı olarak. lantı tası aracı lı k * Aracın gördüğ iştavassut. aradan çekilmek * iliş ini kesmek. nı Araf Arafat * Cennet ile cehennem arası bir yer. * Bir ş ulaş bir ş elde etmek için yararlanı kimse veya ş eye mak. ta. bağ kurarak. kuramları mantıve ahlâk biçimlerinin yalnı hayatıdeğik ş n. vası z.

çalan. -arak / -erek * Fiillerden zarf yapan ek. kıkı lı araları açmak nı * iki kişarası i ndaki dostluğ iliş bozmak. lerin lmıince * Bir tür küçük zurna. nda lı klar araları kara kedi geçmek (veya araları kara kedi girmek) ndan na * iki dost birbirine gücenmek. seyrekleş nı tirmek. * Aralı duruma getirmek. mıbir aralanma aralanmak * Biraz açı lmak. aş i. ndan lmak. * Beyaz. * İ taneli bezelye. il. araklama * Araklamak işçalma. eyini rı plak aragonit arak * Ter. * Pirinç ve ş kamından elde edilen bir tür rakı eker ş ı . rsı * Hı zlı rsı k. araka arakçı arakçı lı k arakı ye * Derviş giydikleri. iki dostun arası soğ na ukluk girmek. uzaklaş yanı ayrı mak. * İ ş arası açı k oluş ki ey nda klı turmak. araklamak * Çalmak. aralıolmak. seyrekleş klı tirmek. yeş mavimsi gri renkte billûrlaş ş tür kalsiyum karbonat. n. ı rma. çaresiz kalmak. u. aralama aralamak * Aralamak iş i. araları dağ kadar fark olmak nda lar * araları her yönden büyük ayrı bulunmak. hı z. kiyi . benzer nitelikler çok az olmak. araları su sı ndan zmamak * birbirleriyle çok yakı sı fı arkadaşk kurmak. yarı açmak. ri * Araklayan. * Bitkilerin fazla dal ve çubukları kesmek. * Aralanmak iş i. tiftikten yapı ş külâh. aş ı rmak. * Seyrelmek. k * Gitmek.Arafatta soyulmuş ya dönmek hacı * her ş kaybedip çılçı kalmak. araları iyi * dostlukları düzenli.

iyi tı ş tı aralatma * Aralatmak iş i. * Uygun. k aralı kta * Öbür ş arası eyler nda. bale. * harfler arası veya satı arası boş bı nda rlar nda luk rakmak. ran klı * Portenin paralel çizgileri arası ndaki boş luk. arama tarama * Polisin kuş gördüğ kimseler üzerinde bı silâh. ilk * Ayakyolu.araları bozmak nı * iki kişarası i ndaki iliş bozmak. * Saklanan sanın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin ev. ra. koridor. klı * Sı vakit. * (bası lı Harfler veya satı arası mcı kta) rlar ndaki açı k. fı li rsat. lacak tı lemi nan arama kararı * Arama yapı labilmesi için hâkim tarafı verilmiş ndan karar. * Yarı k. * Toplu beden eğ itiminde art arda dizilenleri ayı açı k. harfler veya satı arası açı ğolan. iş gibi yerlerde. espas. * Evin iki bölümü veya iki oda arası ndaki dar geçit. elverişdurum. aralatmak * Aralıduruma getirtmek. * Yı 31 gün süren son ayı kânun. m m i aralıetmek k * aralamak. aralıvermeden. aralıoyunu k * Tiyatroda iki perde arası yapı koro. aralı z ksı . arama * Aramak iştaharri. lı n . mesafe. i. * Bir sesi bir baş sesten. barı rmak. arama emri * Yapı araşrma iş için yetkili organdan alı buyruk. ik nda klı * Sürekli. ik nda klı * Dizgide kelimeler. espaslı rlar nda klı ı . kalı veya inceye doğ ayı uzaklı ka na ru ran k. * Kesik kesik. aralı k * İ ş arası ki ey ndaki açı k. aralıvermek k * yeniden baş lamak için bir işkı süre ile bı i sa rakmak. üzerinde ve ğ ı yeri eş nda yapı araşrma iş yası lan tı lemi. araları açı k bulunmayan. klı * Borsada hisse senetlerinin alı satı emirlerinin verildiğsüre. esrar gibi yasak ş araması kulu ü çak. eyler . monolog gibi eğ nda lan lendirici oyun. kiyi araları bulmak nı * birbirleriyle anlaş amayan iki kiş uzlaşrmak. tam kapanmamı açı ş . yarı açmak. biraz açtı k rmak. araları açı k bulunan. geçenek. aralı klı * Birbirine bitiş olmayan. * Birbirine bitiş olan.

* (küçük a ile) Zenci. r * Bir ş yokluğ duyarak geri gelmesini istemek. çok aramak. * Aranı çözüm. hatısormaya gitmek. özlemek. tı * Ziyarete. * Düzenleme. * Ş koş art ulmak. * Olumsuz. fellâh. yoklamak. aramak taramak (veya arayı taramak) p * dikkatle aramak. mak. * Bir yöntem bulmaya çalı ş mak. * Bkz. aramak * Birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş mak. i * Kendi üstünü aramak veya ortalı kendi kendine bir ş aramak.* Denizdeki mayı toplama veya yok etme iş nları lemi. u n ayan n * Arap halkı özgü olan ş na ey. * Araşrmak. arantı Arap . * Düzenleyici. lan * Orta Doğ ile Kuzey Afrika'nıbüyük bir bölümünde yaş halk ve bu halkı soyundan olan (kimse). ine *İ steklisi bulunmak. erli. eyin unu * Önem verip istemek. ine * Söz konusu olmak. * Bu söz "düzenlemek" anlamı "aranje etmek" biçiminde kullanı nda lı r. arama yapmak * birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş taharri etmek. aranje aranjman aranjör aranma * Aranmak iş i. kötü davranı ş larda bulunarak cezayı gerektirmek. * Koyu esmer veya kara. kta eyler * Ş koş art ulmak. * Samî dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milâttan önceki dönemlerde kullanı ş lmıbulunan ölü bir dil. ile Aramca Aramîce aranı lma * Aranı iş lmak i veya durumu. aranmak * Aramak iş konu olmak. * Eksikliğduyulmak. Aramîce. aranı lmak * Aramak iş konu olmak. aramakla bulunmaz * çok değ ancak rastlantı ele geçer.

zamkı arabî. lan. Arapçalaşrmak tı * Arapçaya çevirmek. Arapçalaşrma tı * Arapçalaşrmak iş tı i. Arap olayı m * (ş yollu) söylenen bir ş doğ una inandı aka eyin ruluğ rmak için kullanı lı r. Araplı k * Arap olma durumu.arap * Negatif fotoğ raf. ş ı arap saçı dönmek na * iş çok karıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek. ğ z ı ları Arap sabunu * Potasla yapı yumuş esmer bir sabun. yuvarlak ve çok sıyeş yaprakları uzadı aş ı ru sarkan bir tür süs bitkisi. * Arap dili özelliğkazandı i rmak. arap saçı gibi * karmakarık. Arap zamkı * Akasyadan elde edilen bir zamk. Arap rakamları * Bugün kullandımısayı gösteren rakamlar. k il olan kça ağdoğ . Araplı benimsemek. Arap gibi olmak * simsiyah olmak. ler ş ı Arap tavş anı * Kemirgen memelilerden bir hayvan (Daculus daculus). lan * Bu dile özgü olan. ğ ı Araplaşrma tı * Araplaşrmak iş tı i. ş ı Arapsaçı * Küçük. Araplaş ma * Araplaş durumu. Arap uyandı (veya Arabıgözü açı ) n ldı * geçen bir olaydan ders alı ğ anlatı ndını ı r. Arapça * Samî dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanı dil. ak. Arapsaçı * Çözümlenemeyecek kadar karık durum. Araplaşrmak tı * Arap kimliğ kazandı ini rmak. mak Araplaş mak * Arap olmak. kararmak.

mütecessis. arası geçmeden * vakit geçmeden. müstemirren. arası (veya iyi) olmamak hoş *oş eyden hoş lanmamak. araşrı tılmak * Araşrma yapı tı lmak. Arasat * Müslüman inanına göre. inceleyen. ararot kamı ş ı * Maranta. arası z arasta araş it * Yer fı ğ stı. arası (veya araları karı na na) ş mak * büyüyüp yetiş mek. tı i.ararot * Sı iklimlerde yetiş maranta adlı ş ve baş bitkilerin kökünden çı lan. * Bilim ve sanatla ilgili olarak yapı yöntemli çalı lan ş ma. birbirine darı lı sarsı lı ları lmak. geçirilmek. vira. nda arası olmamak * geçinememek. çocuk maması cak en kamı tan ka karı yapmaya yarayan un. geçimsizlik olmak. arası umak soğ * aradan zaman geçerek önemini yitirmek. * Meraklı . iş n u araşrı tıcı * Araşran. ı araşrı tılma * Araşrı iş tılmak i. kı ş ı yamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer. lması araşrma görevlisi tı . araşrma filmi tı * Herhangi bir bilimsel araşrmada alınısalt bir kayıaracı tı cın t olarak kullanı yla elde edilen film. araşrman. araları gerginlik. tı * Sürekli olarak. ı araşrı tı * Araşrma. arkadaşk bağ kopmak. arası (veya araları lmak (açıolmak veya bozulmak) ) açı k * arkadaşkları lmak. arkası kesilmeden. * Çarş ı veya alıveriş larda ş bölgelerinde aynıi yapan esnafı bir arada bulunduğ bölüm. araşrılı tıcı k * Araşrınıyaptı iş tıcın ğ . sı ı cağ cağsı ı na. araşrmacı tı tı tı (kimse). araşrma tı * Araşrmak iş taharri. ara vermeden. gözden.

asistan. * Aratmak iş i. tıcı aratı ş aratma aratmak * Aratmak iş i veya biçimi. yokluğ duyurmamak. araşrman tı * Araşrı. açı ş iyi ş tı * arası lmıkimse ile barı açı ş ş mak. karıklı kurban olmak. z e arayı açmak * aradaki uzaklıartmak. eyi * Bir gerçeğortaya çı i karmak için aramalarda bulunmak. * Arzu ettirmek. ş ğ ı a araya koymak * bir iş sözü geçer bir kimsenin aracı ı baş te lına ğ vurmak. araşrman. eskisinin yerini doldurabilmek. unu araya almak * bir çevreye kabul etmek. araya girmek * iki kiş arası inin ndaki bir işkarı e ş mak. kaybolmak. eyi iş . * iki kiş uzlaşrmaya çalı iyi tı ş mak. * Bilimde ve sanatta yöntemli çalı ş malar yapmak. istetmek. eski yakı k. araşrmacı tı * Bilim ve sanat alanları araşrma yapan kimse. k arayı utmak soğ * zaman geçmek. araya vermek * yararsıbir işharcamak. sormak. arayı cı * Bir ş aramayı edinen kimse.* Yüksek öğ retim kurumları yapı araşrma. araya soğ ukluk girmek * dostluk bağgevş ı emek. araya gitmek * harcanmak. dostluk kalmamak. * bir iş lı ona engel olacak baş bir ş çı yapı rken ka ey kmak. aratmamak * yenisi. inceleme ve deneylerde yardı olan ve yetkili organlarca nda lan tı mcı verilen görevleri yapan öğ retim yardı sı mcı. nlı arayı yapmak * araları lmıiki kiş barı rmak. soruş turmak. * Aramak iş bir baş na yaptı ini kası rmak. nda tı tı araşrmacı tı lı k * Araşrmacı tı olma durumu. araşrmak tı * Birini veya bir ş bulmak için bir yeri gözden geçirmek.

. sazlıyerleri temizleyerek tarı elveriş duruma getirme. arayısormak p * biri hakkı haber sormak veya birinin ziyaretine giderek ona karşilgi göstermek. görünmemeye çalı ş mak. arbalet arbede * Gürültülü kavga. ı laş arayısoranı p bulunmamak (veya olmamak) * kimsesi olmamak. patı . * Belirtiler. çten ağ ardak ardaklanma * Ardaklanma iş durumu. eğ arayıda bulamamak p * beklenmedik iyi bir durumla karş mak. arda * İaret olarak yere dikilen çubuk. arboretum * Botanik bahçesinde ağ ve benzeri bitkilerin dikimine ayrı ş aç lmıbölüm. k. arazi açma * fundalı koruluk.* Arama iş görevlendirilmiş iyle kimse. i. yerey. k *İ linek. inde ik arazbar arazbarbuselik * Türk müziğ bir birleş makam. * İ çürümeye yüz tutmuş aç. nda ı arayı ş araz * Aramak iş i veya biçimi. tahvil. lan * Ardı l. inde ik arazi * Yer yüzü parçası . semptom. *İ stenilen yı zı ldı teleskop içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağ. * Türk müziğ bir birleş makam. arayı fiş i cı eğ * Bir tür donanma fiş i. görüş lı alanı geniş olan küçük teleskop. yabancı gibi değ kâğ daha kârlı para erli ı tları görülen baş kâğ ka ı değtirme iş tlarla iş i. tetikli yay. yer. k ma li araziye uymak * ortama. çevreye uymak. ş * Maden üzerine kazı yapmak ve çı kta çevrilen ş ma krı eyleri yontmak için kullanı çelik kalem. rtı arbitraj * Hisse senedi. * Hastalıbelirtileri. toprak. * Kundaklı .

arkası ndan. pencere için) sonuna kadar açı k. tükenmek.ardaklanmak * (ağ açlarda) Mantarlarısebep olduğ çürümeye uğ n u ramak. * Birisinin sı na ası rtı lmak. yuvarlak kara yemiş ilâç olarak kullanı nı ş ı leri lan bir ağ k (Juniperus). güzel kokulu yaprakları kın da dökmeyen. halef. ardıardı n n * Geri geri. öncel karş . ardı ra. ardı l * Birinin ardı gelip onun yerine geçen kimse. * Sataş mak. ardıotu ç * Ardıağ nıküçük bitkisi. sı kahverengi. ardı arası kesilmemek * aralı z olarak gelmek. sı ardı (veya arkası düş na na) mek * arkası gitmek. ardıra sı ardı ç * Peş inden. i la . sı sı ardı yüz köpek havlamayan kurt. ardı ra. Avrupa ve Asya ormanları yaş nda ayan. takı lmak. arkası ra. ası lmak. ksı ardı kesilmek * arkası gelmemek. ardı nca * Hemen arkası ndan. karnı kuyruğ kara bir kuş rtı ak. ksı ardı na ardı * Birbirlerini kovalayarak. ndan ardı lma ardı lmak * Ardı iş lma i. * Musallat olmak. aralı z. * Servigillerden. ardı (veya arkası ndan ndan) atlı kovalamak * bir işgereksiz bir telâş yapanlar için söylenir. u türü (Turdus pilaris). ç acın ardırakı ç sı * Cin. peş bı ndan ini rakmamak. ardı kadar açı na k * (kapı . kurt sayı nda lmaz * önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanları çok olduğ anlatı n unu r. hemen ardı ndan. karı lan ardı l görüntü * Bir duyunun kaybolması sonra geriye kalan görüntü. aççı ardıkuş ç u * Kara tavukgillerden. çatmak. ndan ı tı * Bir çı mda varı sonuç. ara vermeden.

i ardiyeci arduaz arefe areometre * Sıölçer. ardıklı ş k ı * Ardık olma durumu. lan * Siyasî çekiş melerin geçtiğyer. peş bı ini rakmamak. önlemek. ardı bı nı rakmamak * Bkz. büyük boynuzları yaban koyunu (Ovis ammon). depo. mütevali. arefe günü * Bkz. iki. ndan ardık görüntü ş ı * Bir duyunun kaybolması sonra da devam eden görüntü. * Böyle bir yerde saklanı eş için ödenen ücret. a i. * Ardiyeye bakan kimse. tamamlamak. arife günü. argali * Boynuzlugillerden. lan ya * Ardiye iş leten kimse. atkı nda lan . arife. son vermek. argaçlama * Argaçlamak iş i. ş ı ardiye * Genellikle ticaret eş nı yası saklamaya yarar yer. argaçlamak * Dokumada argaç atmak. * Bkz. antrepo. ardık ş ı * Birbiri ardı gelen. an . durdurmak. ardı almak (veya getirmek) nı * bitirmek. n nda.ardı sapan taşyetiş ndan ı mez * bir kimsenin çok hı gittiğ anlatmak için kullanı zlı ini lı r. ndan ardık olgular ş ı * Bir hastalı sonra görülebilen fakat hastalın kesin sonucu olmayan olgular. ş . arena * Amfiteatrıortası boğ güreş yarı oyun gibi türlü gösteriler yapı alan. üç gibi birbiri ardı gelen sayı ndan lar. olan . * Kayağ taşkayrak. ktan ğ ı ardık sayı ş ı lar * Bir. ardı kesmek nı * arkası gelmemek. Kuzeydoğ Asya'da yaş u ayan. vı argaç * Dokuma tezgâhları enine atı iplik.

* Beceriksiz. argonot * Kafadan bacaklı lardan. bal ve bal mumu yapan. ı * Serserilerin. kanatsı kılca renkli küçük sinek (Braula caeca). zı arı ı dalağ * Bal peteğ i. kokusu ve tadı 18. * Yabancıeylerden arı ş ş z. havada %1 oranı bulunan.argı n * Yorgun. * Zar kanatlı lardan. boğ dağ azı az. * Söz argo durumuna gelmek. arı sokmak gibi * iğ nelemek. mak i argolaş mak * Karş klı konuş ı argo lı mak. saf. ı nı arı beyi * Her kovanda bir tane bulunan ana arı . derbent. iğ nesiyle sokan böcek (Apis mellifica).9 olan. rengi. arı arı alacak çiçeğbilir bal i * iş bilen kimse nereye baş ini vuracağ bilir. acı söylemek. arı biti * Kör. ğ ı argolaş ma * Argolaş özelliğgösterme. * Argıolma durumu. külhan beylerinin kullandı söz veya deyim. arı gibi * çok çalı ş kan. n na lanan ağ parça. n * Geçit. söz arı kil . aç argı k nlı argı t argo * Kullanı ortak dilden ayrı lan olarak aynı meslek veya topluluktaki insanları kullandı özel dil veya söz n ğ ı dağ ğ arcı. salyangoz kabuğ biçiminde kabuğ olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan u u (Argonauta argo). ı ı rlı nda olmayan bir element. * Keklik tutmakta kullanı tahtadan kapanları yan tarafları bağ lan. ş nmı katıksı . Kı saltması Ar. iş * Temiz. halis. zayıbitkin. münezzeh. argüman arı * Bir çış kıkümesinin değkenine verilen ad. ı * Günahsı z. boğ . z. f. argon * Atom numarası atom ağ ğ39.

bozulan arkları temizleyip açmak. sı sarı kuş rtı . açıyerlerde yaş bir kuş k ayan (Merops apiaster). k arı klatma * Arı klatmak durumu. * Fide veya fidan dikilen yer. açlı .* Porselen yapmakta kullanı bir çeş ak ve gevrek kil. arı k * Eti. ska. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı arı kçı arı klama * Arı klamak iş i. karşğödenmeyen emek. cı kuru. Orta Asya'da az ağ klı il. karnı mavimsi yeş Güney Avrupa. ldı arı kovanı * Arı n içinde bal yaptı çeş maddelerden yapı ş ları kları itli lmıyuva. ladı ı * Bal almak için arı tiren kimse. arıçekmek k * tı kanan. lan it Arı Kovanı * Yengeç takı yı zı m ldı yöresinde bir yı z kümesi. arı kovanı iş gibi lemek * (bir yerin) gireni çı çok olmak. arı klamak * Arı(II) duruma gelmek. lar nına arı sili * Tertemiz. kanı arı u kuş * Arı ugillerden. kaolin. yağerimiş f. yetiş * Bal almak için arı tirme iş yetiş i. * Genç iş arın baş çi nı ı ndaki bezlerden salgı ğazotu çok madde. Kuzey Afrika. arı klatmak * Su yolu yapan kimse. . arıemek k * İçinin. arı mak klaş * Arı(II) olmak. arı ugiller kuş * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfı giren bir familya. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. k arı ma klaş * Arı mak iş klaş i. arı sütü arı cı arılı cı k arı k * Ark. sı ı zayı lı z.

özleş me. arı lı k arı nmak . saflaş mak. arı dokunmak na * utanç duymak. iyi ş kı arış nı arı nma * Arı nmak işveya biçimi. arı tı laşrmak * Arı duruma getirmek. i. * Ruhun tutkulardan temizlenmesi. özleş tirmek. i * Temizlenme. * Katıksı k. laş arı lanmak * Arı mak. vücutları . ş zlı ı * Günahsı k. arın yuvası kazı(veya çöp) dürtmek nı na k * tehlikeli kiş kı rtmak. tirme. arı mak laş * Arı duruma gelmek. arı laş duruma gelme. kovanlı n u k. tenzih etmek. özleş mek. arı lı k * Temizlik. * Bir ş herhangi bir ayıveya kusur bulunmadını eyde p ğ bildirmek. özellikle karı ve arka ayakları llarla örtülü nları kı zar kanatlı familyası lar . zlı * Kovanları konulduğ yer. arı ma. arı rma ndı * Arı rmak iş ndı i. arı ma laş * Arı mak durumu. * Sanat yoluyla duygularıarı n nması . flı skalı arı lama arı lamak arı lanma * Arı lamak iş tenzih. arı rmak ndı * Arı nması sağ nı lamak. ı * Arı lanmak durumu. laş arı lar * Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaş ayan. sı k. k arı k klı * Zayık.* Arı(II) duruma getirmek. arı tı laşrma * Arı tı işözleş laşrmak i.

aksaklı k. duruma gelmek. arı ş arı ş arı ş * Araba oku. * Aksama. tmak i arı tma * Arı iş tmak i. za. arı yapmak za * Bozulmak. * Katıksı arı ş z. . karbondioksit ve al ndan yla n su buharo gibi hidrokarbon bileşi olmayan gazlarla. * Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. arı zalanmak * Arı aksaklıgöstermek. bemol ve bekâr iş aretlerinin ortak adı . vb. ş z ı * Sonradan ortaya çı kan. * Çözgü. petrol gibi maddelerin arı ğyer. tı ı ldı arı tı ş * Arı işveya biçimi. hidrokarbon kondanstların tabiî gazdan ayrı ğbirim. * Bir notanısesini yarı ton yükseltmek. arı za * Engebe.* Temizlenmek. * Bulaş ş mı musallat olmuş . * sonradan ortaya çı kmak. k . mak. ı * Rahatlamak. * Katıksıduruma getirmek. arı tı cı * Arı özelliğolan. arı ünitesi tma * Doğ gaz üretim kuyuları toplama hatları gelen gazı içerisindeki hidrojen sülfür. * (petrol. iğ nı ldı ı arı tmak * Temizlemek. arı zalanma * Arı zalanmak iş i. rafineri. alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanısoluna n m n konulan diyez. tma i * Deterjan. tasfiyehane. tasfiye etmek. arı z arıolmak z * bulaş sürekli görünür durumda olmak. tma i. arı lı tı k cı arı tı m arı evi tı m *Ş eker. iş lemez duruma gelmek. yağ için) Arı iş rafinaj. * Arı iş tma i.

dı gelen. ş tan * Geçici. ş lı ş lı arif olan anlası(veya anlar) n * herkesin anlayacağkadar açısöylenmeyen bir sözün gerçek anlamı ı k nıkavrayanlar için söylenir. düz. * Özgür. biçimde. ş acak * Yiyeceğortaklaşsağ i a lanan (toplantı ). ön gün. idare edecek biçimde. *İ ran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleş halk veya bu halktan olan kimse. olayıbir önceki günü veya ona yakıgünler. * Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İ grubuna verilen ad. arı z zası arı zî * Sonradan olan. arioso Aristocu * Dramatik ve lirik bakı mdan yüksek bir anlatı gücü olan ağ başhava. * Huzurlu. * Aksamayan. varı . bozulmuş . iş lemeyen. mutlu. arifane * Arif olana yakı yolda. aristokrasi * Ekonomik. rahat. bozulmadan iş leyen. Aristoculuk * Aristotelesçilik. en * Bu halkla ilgili. * Yarı yamalak. liğ i arkı Ari arî Ari dil aria arif * Çok anlayı ve sezgili (kimse). bu halka özgü. için) Aksayan. eğ reti. * Çı plak. m ı lı r * Aristotelesçi. nını u * Soylular sıfı nı. hür. arya. n n arife günü * Dinî bayramlardan önceki gün. arife * Belirli bir günün. * (Araç vb. m * Engebesiz. aristokrat . ran * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğş . arifane ile * ortaklaş a. toplumsal ve siyasî gücün soylular sıfın elinde bulunduğ tarihî yönetim biçimi.arı zalı * Engebeli.

Aristotelesçi * Aristotelesçilik yanlı olan kimse. * Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe. * Ritimli olmayan. * Bu bilimle ilgili.5. sı Aristotelesçilik * Yunan filozofları Aristoteles'in felsefesi. * Kalp atı ndaki düzensizlik ve eş ş ları itsizlik. lar.7. aritmetiksel * Aritmetik ile ilgili. sı * Soylu. ndan ark . aritmi aritmik ariya ariyet * Eğ ödünç.. düzensiz.9. gezimcilik. ödünç olarak. * Belli bir taş r malıkullanı nı geri verilmek ş yla bedelsiz olarak bir kimseye bı lması ı nı n lmasın artı rakı . her yönü ile. lan aritmetik orta * Bir diziyi oluş turan sayı n toplamın. n lemler olan kolu.3. aristokratik * Aristokratlı ilgili.* Aristokrasi yanlı. aritmetik dizi * Ardık terimleri arası ş ı ndaki ayrı değ meyen dizi: 1. dizinin terim sayına bölünmesiyle elde edilen sayı ları nı sı . Arjantinli * Arjantin halkı olan. dizisi aritmetik bir dizi olup ortak çarpan m iş denilen değmez oranı sayıdı iş 2 sır. reti ariz amik ariza arjantin * Enine boyuna. ariyeten * Eğ olarak. reti. kla aristokratlı k * Aristokrat olma durumu. * Büyük bira bardağ ı .. ndan * Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu. aritmetik iş lem * Aritmetik yoluyla yapı çözüm. aritmetik * Matematiğ konusu sayı bunlarıözellikleri ve iş in. ağalma. * Sancağ yelkeni veya sereni direkten aş ı ı .

* Geçmişgeride kalmızaman. arka bulmak * bir koruyucu. cetvel. kayı na ı rmak. ş mak. . * Otururken sı n dayandı yer. arka arkaya * Hemen birbirinin arkası ndan. manevî yönden destek olmak. dayamak. eyin rt * Geri kalan bölüm. arka sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki sokak. * Dağ rtları davarlarıyatıldı düz. arkada bulunan. lan arka teker * Araçlarıarka düzeninde yer alan tekerlek. arka arkaya vermek * birbirini korumak için birleş destek olmak. rüzgâr almayan kuytu yer. n arka vermek * desteklemek. sı nda n rı ğ ı . sı rmak nan arka olmak * maddî. * Önemsiz. eyin * Ağ ı l. piston. arka yüz arkaç * Bir ş arkada kalan yüzü. arka plânda * Geride. * Bir ş sı durumunda olan yüzeyi.*İ çinden su akı için toprağkazarak yapı açıoluk. kanal. gibi arka arka * Geriye doğ ru. ş arka (veya sı çevirmek rt) * eski ilgiyi göstermez olmak. rı cı arka çı kmak * bir kimseyi baş kaları karşkorumak. iltimasçı . art arda. dayanı mek. * Koruyucu. kayıcı rı. arka kapı çı dan kmak * okuldan baş sı kla ayrı arızlı lmak. arka müziğ i * Bir oyunda hareket ve sözlerin yanı ra etkiyi artı için hafifçe çalı müzik. rtı ğ ı * (insan için) Vücut. * Art. yabancı davranmak. * Arkada olan. arka ayak * Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan biri. kayı bulmak. arı hark. tmak ı lan k k. arka * Bir ş temel tutulan yüzünün tam ters yanı eyin . beden. peş .

arkadaş * Bir iş birlikte bulunanlardan her biri. el altı ndan. i. içtenlikle. müş * Kullanı ğçağ daha eski bir çağ kalma bir biçimin. eskimiş veya eser). arkada kalanlar (veya arkadakiler) * bir kimsenin öldüğ ünde veya bir yere gittiğ geride bı ğyakı . birlikte gitmek. hempa. m . yüklenmek. a ş ı ş . yâren. geride kalmak. refakat etmek. içten olmak. arkadaş na çok düş olan kimse. arkadan söylemek * kendisi bulunmadı bir yerde kimseyi çekiş ğ ı tirmek. ı ş arkadaş sı canlı * arkadaşğ değ veren. dostça. lı a er ları kün arkadaş il. belli etmeden. kullanı ulan lan mdan düş olan eski söz ve deyim. destek olmak. lik arkaik * Arkaizmle ilgili. arka taş değ ı * zarar veren arkadaş için söylenir. korumak. * değ ileride olanlarıarkası kalmak. arkadaşyakır davranı omuzdaşk. dedikodusunu yapmak. huyu ve düş te ünceleri birbirine uymak. inde raktı ı nları arkada kalmak * geriden gelmek. ileri gidememek. * Konuş ve yazı dilde. * Arkalamak işyardı müzaheret. erce n nda arkadan arkaya * Gizli gizli. * bir süre beraber bulunmak. lar arkadaş olmak * bir kimseyle dostluk kurmak. lı arkadaşk etmek lı * bir iş birlikte bulunmak. müzaheret etmek. arkadan vurmak * bir kimse kendisine güvenen ve inanan birine gizlice kötülük etmek. * (ölen kimseye göre) dünyada bı rakmak. eş etmek. arkadaş ça * Arkadaş olarak. geride kalmak. te * Birbirlerine karşsevgi ve anlayıgösteren kimselerden her biri. arkada bı rakmak * bir ş eyden epey uzaklaş ş mıbulunmak. arkadaşk lı * Arkadaş olma durumu. na * Bir kimseye güven vererek yardı etmek. gizlice.arkada bı rakmak * birinden daha ileri gitmek. refik. * zaman bakı ndan geçmiş bı mı te rakmak. arkaizm arkalama arkalamak * Arkası almak. ünsiyet. bir yapın özelliğ ldı dan ı dan nı i. (söz * Güzel sanatlarda klâsik çağ öncesinden kalan. m.

arkası ra sı * Ardı ndan. arkalı k * Ev içinde giyilen kolsuz. arkası yufka * Sevilen bir yemeğ arkası baş bir yemeğ bulunmadını in ndan ka in ğ anlatmak için söylenir. arkası almak na * sı na yüklemek. * Koruyanı . kalı bir tür kı hı nca sa rka. ğ rt ı arkası (veya sı ) yere gelmemek rtı * sarsı lmamak. sı dayayacak yeri olmayan. güçlü olmak. taş rtı ı mak. semer. arkası olmamak * kayı racak kimsesi olmamak. ğ rt ı arkalı z ksı * Arkalı. destek olunmak. lam eye arkası ra sı * arkası ndan. * (birini) gözden ayı rmayarak arkası gitmek. bitirilmek. sı dayayacak yeri olan. sürekli olmak. peş inden. arkası kesilmek * tükenmek. arkası gelmek * devamlı olmak. ı kullandı arka yastı. arkası nmak alı * sona erdirilmek. koruyucusu. arkası düş (veya takı na mek lmak) * bir işsona erdirmek için sı çalı i kı ş mak. ndan . dayanağolan. * desteğ sağ ini lamak. rt * Sı nda yük taş hamalları yük taş rtı ı yan n. arkalı rken kları ğ ı k. * Sı dayamaya yarar yer. yerinden düş ürülememek. arkası bakmadan gitmek na * arkada kalanlarla hiç ilgilenmeden bir yerden ayrı lmak. ı * Soğ a karşgereğgibi giyinmemiş uğ ı i olma durumu. ı arkalı klı * Arkalı. m arkalı arkalı ç * Arkalı k. bir yerde durdurulmak. arkalanmak * Kendisine yardı edilmek. son bulmak. arkası pek * Güçlü birine veya sağ bir ş güvenen.arkalanma * Arkalanmak iş i.

i arkası dayamak nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. yüzyı Fransa'da kullanı lda lmaya baş lanan. arkası koş ndan mak * iş rmak için birinin arzusunu kollamak. arkası sürüklemek ndan * arkası gelmesini sağ ndan lamak. lk . ı arkaüstü * Arkası gelecek biçimde. arkası (bir ş vermek nı eye) * dönmek. * İ ana madde. dayanağolmayan. arkaya kalmak * geride kalmak. sözünden caymakta sakı görmeyenler için kullanı iş nca lı r. yere arkaya bı rakmak (veya koymak) * sonraya. övmek. koruyucusu. una arkası getirememek nı * baş ğbir iş ladı ı i sürdürüp sona erdirememek. görüş fı aramak. ğ ı * Koruyanı olmayan. sonraya kalmak. arkası (birine) vermek nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. arkası sı nı vamak * okş amak. arkası almak nı * bir iştamamlamak. yaptı me rsatı * birine çok ilgi duymak. baş zamana veya iş sonuna bı ka in rakmak. li arkeen arkegon * Kambriyumlardan önce oluş en eski yer katı an . taş ı nabilir ateş silâh. iltifat etmek. ertelemek. geriden gelmek.arkası (veya sı nda) yumurta küfesi yok ya! nda rtı * eski düş üncesini değtirmekte. arkası dolaş (veya gezmek) nda mak * bir işyaptı için ilgili veya yetkili bir kimsenin uğ ğyerlere giderek görüş fı aramak. arke arkebüz * XV. i rmak radı ı me rsatı arkası ndan * birinin orada hazı r bulunmaması durumunda. arkası z * Arkalı olmayan. una arkası (veya peş bı nı ini) rakmak * vazgeçmek.

ip. armada armador * Donanma. arkeoloji uzmanı bilgini. veya * Tarih öncesi ve eski çağ lardan kalma eserleri tarih ve sanat bakı ndan inceleyen bilim. ı arktik arlanma arlanmak arlanmaz * Utanmaz. yerli arma soymak * hareketli olan armayı . arkeolojik * Arkeoloji ile ilgili. arkeopteriks * Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili. nı * Arlanmak iş i. arkeolog arkeoloji * Eğ otları bazı yosunları bütün kara yosunları ve bazı k tohumlularda görülen diş relti nda. kuzey kutup yakında olan. armadura * Gemide direklere takıhalatları lamak için küpeş lı bağ tenin iç tarafı bulunan delikli ve çubuklu levha. * (olumsuz olarak veya olumsuz anlamlı cümlelerde kullanı Utanmak. kazı mı bilimi. mur yla arma uçurmak (veya arma budatmak) * armayı rüzgâra kaptı rmak. seren. arkı t arkoz * Birleş iminde feldspat bulunan. mı arma donatmak * armayı yerine koymak. kı * Kuzey kutupla ilgili. arlı ndan. bir hanedanıveya bir ş n ehrin sembolü olarak kabul edilmiş resim. sılgan. su nda. seren. nda armağ an . * Geminin yürümesine hizmet eden direk. lı r) * Köy evlerinde kapı n arkası konulan kalıkuş ları na n ak. ekil. halat ve yelken takı . nda açı ilik * Kazı bilimci.organı . kı arlı * Namuslu. kum taştüründen bir tortul kayaç. limanda kı ş lamak. yelken ve ip gibi donanı nı mı düzenleyen usta. sılmaz. ş ta arma * Bir devletin. harf veya ş ongun. * Geminin direk. huysuz huyundan vazgeçmez arı * herkes kendi karakterine göre davranı bulunur. utangaç. yağ ve kardan korumak amacı bir süre için sökmek.

armoni orkestrası * Yalnıüflemeli çalgı z lardan oluş orkestra. * Bağ. armudî armudiye * Armut biçiminde nazarlı olarak takı altı k lan n. ı z sı zı * Akordeon. . armut gibi . yurdumuzun her yerinde yetiş bir ağ (Pirus communis). ayrı ş notada sesler çı karan küçük ağ çalgı. aç * Bu ağ n rengi sarı yeş kadar değebilen tatlı acı dan ile iş .* Birini sevindirmek. armonyum * Taş ı nabilir küçük org. armoniler * Frekansı sesin frekansı tam katı sesler. armatörlük * Armatör olma durumu. ak. * Bir bilim adamın emek verdiğdalda onu anmak için hazı nı i rlanan bilimsel eser. n da) lar armut * Gülgillerden. ana ndan olan armonize * Tamamlayı sesler eklenmiş cı (müzik parçası ). * Gemi iş letme işgemi iş i. * Ticaret gemisi sahibi. eyi an armalı armatör * Arması bulunan. sı * Bir mı sı iki kutbu arası kuvvet akı nı knatın nda. Ahlatı iyisini (dağ ayı yer. yumuş ufak çekirdekli meyvesi. çiçekleri beyaz. mıka. ihsan. armoni * Türlü sesler arası sağ nda lanan uyum. ı ş armağ etmek an * birine bir ş armağ olarak vermek. * Armonika. en. * Fazla bön. armatür * Bir aletin ana bölümünü oluş turan kım. mı toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arası na yerleş tirilen demir parçası . mutlu etmek için verilen ş hediye. * Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. ey. sulu. armudun iyisini (dağ ayı yer da) lar * Bkz. hediye etmek. an armonik * Armoni ile ilgili olan. * Armut biçiminde olan. letmeciliğ i. armonika * Yan yana sı ralanmıdeliklerden her biri üflenince. * Ödül.

bön. armut kurusu * Daha sonraki mevsimlerde yenmek üzere kurutulmuş armut. armut biçiminde olan bir süs kabağ ı . armuz Arnavut * Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtaların yan yana gelmeleri sonucu araları oluş nı nda turdukları çizgi. * Arnavut halkın bütünü. Arnavut bacası * Çatı penceresi. hiçbir ş beğ eye eyi enmemek. * Arnavutluk ve çevresinde yaş bir halk. Arnavutlarıkullandı dil. aromatik * Öküz gözü. ayan * Bu halka özgü olan (ş ey). Arnavut biberi * Acı rmı biber. Arnavutluk * Arnavut olma durumu. kı zı Arnavut ciğ eri * Ciğ tavası er . armut piş zı düş ağ ma ! * bir iş hiç emek harcamaksın onun kendiliğ e zı inden olması bekleyenlerin durumunu anlatı nı r. Arnavut kaldımı rı * Yollarda irili ufaklı larla geliş taş igüzel yapı kaldım. Arnavutlaş mak * Arnavut dilini ve kültürünü benimsemek.* çok anlayı z. lan rı Arnavutça * Hint-Avrupa dilleri ailesine giren. mastı ğ ı çiçeğ i. armut top * Boksörün çalı ş maları kullandı içi havalı şderi. Arnavutlaşrma tı * Arnavutlaşrmak durumu. sır gözü. nı arnika aroma * Bitki özlerinden veya yağ ndan elde edilen hoş ları koku. armut biçiminde top. tı Arnavutlaşrmak tı * Arnavut kimliğ kazandı ini rmak. dı ı armutun sapı üzümün (veya kirazı çöpü var demek var. . n ğ ı Arnavutlaş ma * Arnavutlaş mak. nda ğ ı . ş sı armut kabağ ı * Ürünü. n) * her ş kusur bulmak.

bir su deposu eklenmesiyle oluş turulan. aromalı . arpacı kumrusu gibi düş ünmek * ne yapacağ bilmeyerek derin derin düş ı nı ünmek. harp (II). taneleri ekmek ve bira yapı nda kullanı hayvanlara yem olarak verilen. ğ ı arpalı k * Arpa ekilen yer. * Bu bitkinin taneleri. arpacısoğ k anı * Tohumdan yetiş tirilen ve tohumluk olarak kullanı küçük soğ lan an. yurdumuzda mı lan. * Hayvanıdiş bulunan ve hayvan yaş kça silindiğiçin yaş belli eden bir niş n inde landı i ı nı an. sulamaya yarar araç. çok yetiş tirilen bir bitki (Hordeum vulgare). yiyecek gibi ş veya para. ı z lı lanı * Arpa yetiş tirme veya alı satma iş p i. arpacı k * Göz kapağ n kenarı çı küçük çı it dirseğ ı nı nda kan ban. ş arpacı * Arpa alan ve satan kimse. arpa ektim. * Arpa biçiminde ş ehriye. arpa boyu kadar gitmek (veya yol almak) * pek az ilerlemek. araba gibi bir taş aracı doldurma ve boş ı t na. darı ktı çı * ters sonuç veren iş için söylenir. arpa * Buğ daygillerden. i. altma düzeni olan. arpa tarlası . . llara arpa suyu * Bira. maklı * Karş ksıyarar sağ lan yer veya kimse. * Yabanî arpa. arpacı lı k arpağ an arpalama * Atlarıayakları görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalı n nda k. * Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalı. ler arpa güvesi * Tahı dadanan bir güve türü.* Hoş kokulu. arpa ş ehriye * Arpa biçiminde dökülmüşehriye. tabanca gibi ateş silâhlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve niş alı gezle birlikte li an rken göz ile hedef arası aynı üzerine getirilen küçük çıntı nda çizgi kı . * Tüfek. * Müftü ve kazasker gibi din görevlilerine aylıyerine verilen giyecek. * Arpa konulan yer. arozöz * Kamyon. k eyler * Baş k. arp * Bkz.

arsı z * Utanması kı olmayan. yıı yüzsüz (kimse). n çan rnı saltması As. arpçı arpej arsa arsenik * Atom numarası atom ağ ğ74. * Bir akort oluş turan seslerin birbiri arkası çalı ndan nması . zlı arsı ma zlaş * Arsı mak iş zlaş i. aç gözlü davranmak. sılmadan. z arsı k zlı * Arsıolanıdurumu veya arsı yakı z n za ş davranı yı ı k. * Kolayca üreyebilen (bitki). arpası gelmek çok * coş azmak. sı arak. lı ş rnaş arsı zca * Arsıgibi. ş * Aç gözlü davranan (kimse). metal görünümünde basit element. yıarak. ı ı rlı unluğ 5. ş klı * Arp çalan kimse. atmosfer bası altı 4500 C de u ncı nda süblimleş maden filizlerinde çok yaygı bulunan. sı ı k. z za ş an arsı zlanma * Arsı zlanmak iş i. arslanıadı kmı çakallar baş n çı ş . mak. sılması lık.arpalıetmek k * arpalıyapmak. sı otu. arsı yakı biçimde. arsı mak zlaş * Arsıduruma gelmek. arsıarsı z z * Utanmaz bir biçimde. * Üzerine yapı lmak için ayrı ş yapı lmıyer. keser * haksı ğveya kötülüğ esas yapanıyerine bu konuda adı plâna çı kiş anlamı kullanı zlı ı ü n ön kan iler nda lı r. . arsı zlanmak * Arsı k etmek. acak ş lıklı rnaş . yüzsüzce davranmak. kudurmak. zı k. Kı en. yoğ 33. arsı ulusal * Uluslar arası . arsı k etmek zlı * utanmadan.91. k arpalıyapmak k * bir kaynaktan sürekli olarak çı sağ kar lamak. kı arslan * Aslan. arslanlı .7 olan.

arş k ı nlı arş idük arş es idüş * Arş ölçüsünde. adı mak. arş ı nlamak * Arş ölçmek. ivde art * Arka.* Osmanlı devletinde kullanı arslan baskıgümüş lan lı sikke. nda * Belgelik. ı k it arş ı nlama * Arş ı nlamak iş i. * Tren. art avurt . troleybüs. * Arş idükün karıveya kı. arş ivcilik * Arş ivcinin yaptı iş ğ veya görevi. * Belgelik görevlisi veya uzmanı . ru ş arş etip arş ı âlâ arş ı n * İ örnek. eyin art arda * Birbirinin arkası ndan. arş kadar. ı arş iv arş ivci arş ivleme * Arş ivlemek iş i. * Keman yayı . * Yaklaş olarak 68 cm ye eş olan uzunluk ölçüsü. tramvay gibi elektrikle iş leyen taş ı tlarda telden elektrik akı almaya yarayan. arş saklamak. arş * İ dinî inanına göre göğ en yüksek katı slâm ş ı ün . geri. ı nla * Amaçsı geniş mlarla dolaş z. * Bir ş öbür yüzü. ı n ı n * Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan. sı zı * Avusturya hanedanı prenses. arş arş e * Askerlikte "yürü" komutu. lk * Dokuzuncu kat gök. yukarı mı ya doğ uzanmıdemir yay. arş ivlemek * Arş kaldı ive rmak.

a ndan an ndan art bölge * Deniz kısı bulunan bir yerin gerisindeki bölge. nı * Art düş ünce. bazen de n rtı mı ı itli n nda sı zarak oluş turduğ ünsüz: k. art düş ünce * Bir düş üncenin arkası gizli tutulan ası ünce. yında art damak * Damağ arka bölümü. art niyet art oda art teker * İ gücü sağ tici layarak bisikleti yürüten teker. artakalmak * Artmak. geriye kalmak. fazla bulunmak. mlı artağ k anlı * Alılandan veya beklenilenden artıürün verme durumu. * Gözde iris ile billûr cismin arası ndaki boş luk. hinterland. bereket.* Avurdun arka bölümü. art zamanlı * Evrim açından ele alı süre içinde birbirini izleyen. art eteğ namaz kı inde l * çok temiz huylu kimseler için söylenir. p. artağ an * Alılandan veya beklenilenden artıverimi olan. an. ş ı k * Çoğ fazlalaş artı . sı nan art zamanlı bilimi dil * Dil olayları değik zaman ve evrim açından ele alan dil bilimi. alan. nda l düş art elden * birini oyalayı ondan gizli olarak. hareket). ğ u . diyakronik. art avurt ünsüzü * Dil ucunun art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses. ı n art damak ünsüzü * Ciğ erlerden gelen havanı dil sı yardı yla art damağ çeş noktaları bazen patlayarak. ta. . * Geçmiş sanat veya edebiyat çırı sürdüren (sanatçı bir ğ nı ı . g. iş sı nı i. nı iş sı art zamanlı lı k * Değ ik zaman ve evrim açından incelenen dil olayların özelliğ diyakroni. artçı lı k * Artçın görevi. ş ı k artakalma * Artakalmak iş i veya durumu. artçı * Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğ güvenliğ sağ in ini lamak için arkadan gelmek üzere bı lan rakı kı dümdar. bereketli.

artı m * Artma. artağ ş an. yeter. ödenen değ üzerinde ürettiğve iş ıı lı erin i verenin. artı klamak * Yemekte artıbı k rakmak. * Trafiğyoğ olan ana yol. anot. ı lan e ş kı arterit artezyen artezyen kuyusu * Artezyen. * Katyon. iş ş gücünün karşğolarak. fı iş ). pozitif. * Sırdan büyük. artıemek k * İçinin. pozitif sayı . yenildikten veya kullanı ktan sonra geriye kalan. . gün. karşğ ödemeksizin ıı lını sahip olduğ ek değ u er. daha. * Artı klamak iş i. * Bir ş harcandı sonra onun artan bölümü. metal uçlardan artı yüklü olanı .arter * Atardamar. i un * Atardamar bozukluğ u. artı çoğ ş alma. karşğödenmeyen emek. önünde artıareti bulunan (sayı eksi karş . * Toprağburgu ile delinerek açı ve suyu yükseğ fı ran kuyu. artı uç artı k * Elektrikli çözümlemede. artı mlı artı n artılma rı * Piş ştiğiçin miktarı ince iş i artmıgibi görünen. sonra. ı tı artı sayı * Kendisinden önce + iş bulunan. * Artılmak iş rı i. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı artıgün k * Artıyı k llarda ş ayı eklenen. zait. sırdan büyük sayı areti fı . . sıya batı p akı n geçmesini ağ vı rı lı mı layan. artı * Toplama iş leminde + iş aretinin adı . dört yı bir gelen 29. ey ktan * Daha çok. daha fazla. *İ çildikten. lda l. ldı * Kalan veya artan bölüm. ubat na lda artıyı k l artı klama * Dört yı bir gelen 366 günlük yıseneikebire. artıdeğ k er * İçinin. * Bundan böyle. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı.

güzel ve alı (kimse). * Artistin görevi. çoğ altmak. * Artı rmak işyapı i lmak. * Müzayedede artı rma. artist * Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse. * Alılar arası cı ndaki yarı ş maya dayanan ve en yüksek fiyatı sürene malıverilmesiyle biten yöntem. fazlalaş eri mak. tasarruf etmek. artma. sanatlı n i e . artı rmak * Artması sağ nı lamak. * Artist olma durumu. artist gibi. sanatkâr. artmak artmak * Büyük heybe. * Bir malı ka alıları verdiğfiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek. artı çoğ ş m. * Genellikle ş bozucu. baş cı n i * Tutumlu davranıbiriktirmek. sanatçı . ine altı artım rı * Bir ş idareli harcayarak onun bir bölümünü artı iştasarruf. iltihapsı süreğ eklem hastalı. çoğ lmak. mlı * Artiste benzer biçimde. artı rma * Artı rmak iş i. * Gereğ harcandı sonra bir miktar geri kalmak. p * Herhangi bir davranı ileri gitmek. * Eskisinden daha çok çoğ almak. ince ktan * Değ yükselmek. * Güzel sanatlarıgerektirdiğniteliğ uygun. ş ta * Artmak iş i veya biçimi. * Eklem romatizması . artı ş artist gibi artistçe artistik artistlik artrit artroz arttı rma arttı rmak . alı . artma * Artmak iş i. * Yükseltmek. n müzayede. en ğ ı * Arttı rmak iş i. * Eğ lence yerlerinde gösteri yapan kimse.artılmak rı * Artı rmak iş konu olmak. tezyit edilmek. * boylu poslu. eyi rma i. ekil z.

ü Aryanizm * IV. arz derecesi * Bkz.aruz * Hecelerin uzunluk ve kı k. stek. istida. * (büyük bir makama) Anlatma. enlem dairesi. * saygı bildirmek. yeryüzü. eye ı arzu etmek * yürekten istemek. arzu duymak * birine veya bir ş karşistek duymak. ile arz odası * Mevkii olan insanları halkla görüş ü oda. arz dairesi * Bkz. arz ve talep * Üreticinin piyasaya mal çı karması tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları ve . n. * Yer. bildirme. arz * Sunma. arz etmek * sunmak. * Yer bilimi. geniş lik. arzanî arziyat arzu * İ dilek. * Enine olan. * Heves. arzuhâl * Dilekçe. kapalı veya açı k değ salı lı k klı erlerine göre türlü ses kalı ndan oluş Divan pları an Edebiyatı m ölçüsü. liğ i. tüğ arz talep kanunu * Belirli bir piyasada sunu ve talep dengesini düzenli tutma sistemi. sunu ve istem. jeoloji. * En. nazı arya * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğ genellikle kendi içinde bütünlüğ olan parça. arz arz arzuhâl gibi (veya kadar) * bir mektubun çok uzun olduğ anlatmak için söylenir. yüzyı Arius adlı papazıkurduğ ve Hristiyan inanını tersine olarak İ n tanrı ı inkâr lda bir n u ş n ı sa'nı lını ğ eden mezhep. enlem. unu .

* Sinir hastalı ile ilgili hekimlik kolu. öfkelenmek. * Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğ eş parçalardan her biri. asabîleş me * Asabîleş iş mek i. kları * Sinir hastalı ile ilgili hastahane bölümü. eklendiğkelimenin daha aş ı fatın saltı ş ı i ağderecelisini anlatan yeni kelimeler türetmeye yarar. asabîlik asabiye * Asabî olma durumu. asas kat as yön asabiyeci . arzulama * Arzulamak iş i. sinirlilik belirtileri göstermek. özlemek. sinirlenmek. * Sinirle ilgili. allerin. istemek. * Ast sı nıkı lmı. i As * Arsenik'in kı saltması . din adamların güç sembolü olarak. * Eskiden ihtiyarları baston yerine kullandı uzun sopa. arzulamak * İ duymak. n kları asabî * Sinirli. asabîleş mek * Kı zmak. yazan kimse. *İ skambil kâğ nda birli. ü it * Ara yön. kları * Sinir hastalı uzmanı kları .arzuhâlci * Para ile dilekçe. arzuhâlcilik * Arzuhâl yazma iş i. hükümdarları mareş n. sinirsel. ı tları * Bir iş baş gelen (kimse veya ş te ta ey). mektup vb. hevesini alamamak. törenlerde taş kları nı ı dı bir tür ağ veya metalden değ aç nek. hevesli. stek arzulu *İ stekli. arzusu kalmak * isteğyerine gelmemek. as as * Kakı m. asa * Bazı ülkelerde.

ı tı * Kendi adı hareket ederek. asalak parazit. ası l olarak. * Yapı eserler. mak asalaklaş mak * Asalak duruma gelmek. * Otel ve hastahane gibi büyük kuruluş larda asansörün düzenli çalı nı layan kimse. o görevin sahibi olan kimse. soy gazlar. ş ması sağ asap asar * Sinirler. lı inde asal gazlar * Atomların dıelektron halkaları nı ş tamamı veya geçici olarak elektrona doymuş yla olan gazlar (helyum. kaların rtı asalak bilimi * Asalaklarıyapını ayını n sı. asal sayı (lar) * Bölenlerinin kümesi iki elemanlı elemanlardan biri 1. argon. * Bir canlın içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak. asabî yapıolma. asalaklaş ma * Asalaklaş durumu. * Baş nısı ndan geçinen (kimse). konakçı iliş ı yla kisini ve yaptı hastalı ğ ı klarla bu hastalı karşgiriş klara ı ilecek savaşkonu alan bilim dalı ı . parazitoloji. ksenon). na asaleten asaleten atama * Sürekli görev yapmak üzere bir göreve atama. asillik. n * Soyluluk.asabiyet asal * Sinirlilik. ekti. asalaklı k asalet * Asalak olanıdurumu. . asansör boş u luğ * Binalarda asansörün iş lemesi için bı lan boş rakı luk. kripton. tufeyli. ı tı * Yazı veya sözde bayağsöz ve deyim bulunmaması da ı durumu. temel niteliğ olan. lar. vekillik karş . esasî. * Bir görevde temelli olarak. neon. onun zararı yaş baş canlı nı na ayan ka . asansörcü * Asansörün bakı ve onarı nı m mı yapan kimse. yaş ş . *İ nsanları yükleri bir yapın bir katı ötekine veya yüksek yerlere çı p indiren elektrikle iş veya nı ndan karı ler * Kurul. vekâleten karş . asamble asansör araç. * Bir görevi yüklenmiş olan. lı * Başca. öbürü sayın kendisi olan doğ sayı olan nı al (lar).

nı unu asetilen aseton asfalt * Renksiz. asetik asit * Sirkeye tadı ve özelliklerinden birçoğ veren asit. baş sı asetat asetatlı asetik * Asetik asidin tuzu veya esteri. lan r. n nda lan ş ı . * Osmanlımparatorluğ İ unda yeniçeri ocağ n kaldılması önceki güvenlik görevlisi. baş sı ş ehrin düzenini korumakla da yükümlü olan 28. * Sirkeyle ilgili. i aç * Eş zamanlı olmayan. kılmadan bükülebilen ve ateş niteliğdeğ meyen bir mineral. ı tı n * İ kullanmadan. güçlü ve beyaz bir ık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. ortanı n çorbacı ına verilen ad. saydam. ases * Gece bekçisi. msak ş ı * Birçok organik maddeyi eritmekte kullanı uçucu. asbest yünü * Asbestin iş lenerek yün biçimine sokulmuş u. * Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu. yalnııyardı ile aygı pansuman gereçleri gibi ş lâç z sı mı t ve eyleri mikropsuzlaşrma iş tı i. acın çizilerek elde edilen bir reçine. asayiş berkemal * Güvenliğ yerinde olduğ anlatı in unu r. * Ana maddesi katran olan ve yollarıkaplanması kullanı karım. u. asbest * Tremolitin bozulması oluş lifli. eş lama baş zaman karş . sirkeyle aynı özellikleri taş ı yan. asbaş kan *İ kinci baş kan. ı nı rı ndan asenkron asepsi aseptik asesbaş ı * Yeniçeri ocağ ı ndaki askerî görevinin yanı ra. lar.asarı atika asayiş * Eski yapı eski eserler. aselbent * Hekimlikte ve koku yapı nda kullanı aselbent ağ nı kabukları mı lan. senkron. * Bu reçinenin elde edildiğağ (Styrax officinalis). güvenlik. taş ndan an rı te i iş pamuğ kaya lifi. vı * Siyah renkte ş ekilsiz bir cins bitüm. düzenlilik. baş ve bitme anları ka olan (olaylar). sarı kokulu. yadıkurun. kolayca alev alıeter kokusunda bir sı. * Her türlü mikroptan arı ş nmı . * Birleş imine asetat karı rı ş ş lmı tı .

asgarî ücret * İçilere bir çalı günü karş ğolarak ödenen ve iş ş ş ma ıı lı çinin gı konut giyim.* Asfaltlanmı ş . * Soy. nesep. ulaş ve kültür gibi da. lan ş * (a'sıBaşca. e rakı ş ası k * Somurtkan. sağk. kaynak. * Ası lı . l) lı ta ası l nüsha * Bir yazma eserin veya belgenin kopyaların dayandı özgün biçimi. ı lü ası l * Bir ş kendisi. fat ası olmak (veya ası kalmak) da da * bir iş son verilmeyip öylece bı lmıolmak veya kalmak. * Bir ş temelini oluş eyin turan. hakikat. * Gerçeklik. asısuratlı k * Hoş nutsuzluğ kı nlını unu. asgarı terek müş * Herkes tarafı kabul edilen nokta. * Hz. nda * Asmak iş i. uyuş konu. ana. gerçek olarak. en aş ı azı ağ en ndan. baş gelen. esas. asfaltla kaplanmak. kopya karş . lan ulan asgarî * En az. asfaltlamak * Asfaltla kaplamak. asfaltlanma * Asfaltlanmak iş i. * Gerçek. Muhammed'in meclislerinde ve konuş maları bulunanlar. ortak payda. ası -ası -esi / * Fiilden sı yapan ek. ması an n al asfaltlama * Asfaltlamak iş i. üzerinde anlaş ndan maya varı husus. nı ğ ı ası lar l sayı . eyin ı tı * Kök. zgı ğ yüzüne sert bir anlam vererek belirten" öfkeli görünüş yüzü olan. * Minimum. ashap * Sahipler. köken. sahabeler. asfaltit * Petrolün ayrı ş ile oluş ve çoklukta tortul kayaçlarıgözeneklerinde bulunan doğ bitüm. asfaltlanmak * Asfalt dökülmek. * Aranı nitelikleri en çok kendinde toplamıolan. en düş . örnek. ük. lı ı m ihtiyaçları günün fiyatları nı üzerinden en az düzeyde karş ı lamaya yetecek ücret.

zla * Boynuna ip geçirip sallandılarak öldürülmek. * Çözünemeyen madde parçacı nıdibe çökmeden bir sı ortamda kalmıdurumu. süspansiyon. ası m ası takı m m * Kadı n takı kları eş . * Birini tedirgin edecek kadar üzerine düş me.* Sı veya üleş ra tirme eki almamıyalı sayı ş n lar. * Asmak işyapı veya asmak iş konu olmak. ası lanmak * Bir ş eyden yarar sağ lamak. tebelleş rnaş olan kimse. ası l vurgu * Kelimenin aslı ndaki vurgu. intifa etmek. ey ı sı srar * Hı eline almak. * Bir ş isterken karş ndakini tedirgin edecek derecede ileri gitmek üstelemek. * Tutup çekmek. idam edilmek. * Sı an. kların vı ş * Böyle bir sı karımı vı ş . tehir. nları ndı süs yası ası ntı * Bir işhemen yapmayı bekleterek geri bı i p rakma. * Ası ş lmıolan. süspansiyon. dayanaksı köksüz (haber). ı etmek. rnaş asıkesmek p * (genellikle iş ı bulunan bir kimse için) yasayı neyerek sert davranmak. ı * Asma iş i. tavik. * Ası iş lmak i. çiçekleri ası ş insana benzeyen ve köklerinden salep çı lan bir bitki. ası olmak ntı * tebelleş olmak. lmıbir karı ası z lsı ası ltı * Doğ olmayan. i. ası ş lmı adam * Salepgillerden. sı mak. sonuna kadar mücadele etmek. ası lı ası lı ş * Ası iş lmak i veya biçimi. * Israrla üzerine gitmek. ası llı ası lma ası lmak * Bir kökene dayanan. temelsiz. i lmak ine * Bir yere tutunup sarkmak. baş nda çiğ ası r * Yüzyı l. ru z. rı * Karşcinsin ilgisini çekmek için çarpı davranı ı cı ş larda bulunmak. kökenli. ası lanma * Ası lanmak işintifa. .

* Yüksek duygu ile yapı lan. isyan etmek. * Bu söz "benzeş mek". ı asimilâsyon * Benzer hâle getirme. asimile asimptot * Bir eğ giderek yaklaş ama sonuna kadar uzatı bile yaklaşğhâlde eğ kesmeyen doğ riye an. asalet. ı tı asileş me * Asileş iş mek i. * Soylu. et ve bamya ile yapı bir Arap yemeğ lan i. kendine uydurma.* Çağ . asık rlı asi * Yüzyık. asimetri asimetrik * Simetrisi olmayan. sonuş maz. baş ı kaldı rmak. isyan eden. asileş mek * Karşgelmek. "kendine uydurmak" anlamı "asimile etmek" biçiminde kullanı nda lı r. ı kaldı asilik * Asi olma durumu. llı * Baş ran. rsı lı * Un. * Soylu olma durumu. ş zlı ı * Simetrik olmayan. bakımsı k. özümleme. ası rlarca * Yüzlerce yı l. isyan etme. asillik * Asil olma durumu. asilzade asilzadelik * Soyluluk. * Bir görevde temelli olan. baş rmak. soyluluk. * Benzeş me. kendine benzetme. vekil karş . isyankârlı k. kaldı * Hayı z. aside asidimetre * Asitölçer. asilik etmek * karşgelmek. . asil * Soylu. bakımsı ş z. dik baş. lsa tı ı riyi ru.

asker olmak * askerlik ödevine baş lamak. asidimetre. z * Topluluk düzenine saygı olan. ini. ndan lan asker ocağ ı * Askerlik ödevinin yapı ğkı ordugâh. tı n asit * Turnusolün mavi rengini kı zı çevirmek özelliğ olan ve birleş rmıya inde imindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluş turan hidrojenli birleş hamı ik. yı man yı na asker gibi * disiplinli. düzgün. * Aynı zamanda asit ve alkol grupları içeren birleş nı iklere verilen ad. * Bkz. ldı ş ı la. sı askercilik * Askere yakır biçimde. askerce askerci * Asker yanlı. tı asistanlı k * Asistan. ale * Askerlik görevi veya ödevi. gemi. borik asit. sı * Yurdun korunması yolunda iyi dövüş mesini baş aran. * Bir asidin özelliğ konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz. asker * Erden mareş kadar orduda görevli bulunan herkes.asistan * Yardı . * Bkz. z. ş ı . asklı . asker tayı nı * Erlere verilen azı k. tersane gibi hizmet yerlerine verilen ad. asker kaçağ ı * Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağ ı ayrı veya oraya gitmekten kaçan kimse. asit alkol asit borik * Bkz. araşrma görevlisi olma durumu asistanıgörevi. * Ordunun yalnıer rütbesinde olan bölümü. disiplinli. fenol. lı * kılara ve en çok düş kıları asker indirme. asker çı karmak * (bir devlet) belli kanunlara bağ olarak asker toplamak. mcı * Araşrma görevlisi. asit fenik asitölçer ask askarit * Bağ solucanı ı rsak . tahkimli bölge.

askere alı nmak * askerlik ödevini yapmak için er eğ merkezine gönderilmek. askerî * Askerlikle ilgili. askerlik etmek * askerlik yapmak. askerlik niteliğkazanmak. askeriye * Askerlik. askerî ambargo * Bir ülkeyi cezalandı amacı askerî alanda yaptım uygulama. askerlik yoklaması * Askerlik ş ubelerine kayı kimselerin belirli zamanlarda yapı durum yoklaması tlı lan . kili i askerîleş tirme * Askerîleş tirmek iş i. askerlik * Asker olma durumu. rmak yla rı askerî ataş e * Bir ulusun yabancı ülkelerdeki elçiliklerinde görevli askerî uzman. * Bir tür çocuk oyunu. nı nı askerî kaput * Askerlerin giydiğkalı kumaş üstlük. askerlik ödevi ordu hizmeti. . askerî inzibat * Askerî birlikler arası düzeni. askerîleş mek * Bir yer askerlikle iliş duruma gelmek.* Askerci olma durumu. lan askerlik yapmak * kanunlara göre yurttaş n yükümlü oldukları ları ordu ödevinde bulunmak. kanunları nda yürütmekle görevli sıf ve bu sıftan olan asker. askerlik dairesi * Yurttaş askere alma iş ları leriyle görevli olan askerlik ş ubelerinin bağ bulundukları lı bölge dairesi. askere özgü. askerîleş tirmek * Asker yönetimine geçirmek. askerlik hizmeti * Orduda belirli bir sürede yapı yurt ödevi. itim askere çağlmak rı * askerlik ödevini yapmak için ş ubece istenmek. (bir ş askerlik niteliğkazandı eye) i rmak. askere gitmek * askerlik ödevini yapmak için orduya katı lmak. i n tan askerî rüş tiye * Askerî ortaokul. askerîleş me * Askerîleş iş mek i. disiplini.

erkekleri yeleli. . Afrika'da yaş ayan. tabanca gibi ödül. askı ntı * Baş nısı ndan geçinen. arslan. Zodyak. yı cı rtı. kaların rtı * Karşcinsi rahatsıeden kimse.askı * Üzerine herhangi bir ş asmaya yarar nesne. hiçbir biçimde. n * Hiçbir zaman. kahve taş ı yarar kahveci tepsisi. lı p * Vestiyer. ı lan * Kadı n kullandı altıdizisi veya zincirli mücevherat. askı kalmak da * (bir işbir engel dolayıyla sonuca varamamak. askı çı ya karmak (veya çı lmak) karı * evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayı nı bulunduğ yerde askı tların u yoluyla ilân etmek. * Gelinin oturacağyerin üstüne ası süsler. Yengeç ile Baş burçları nda yer alan burcun adı ak arası . ask an askospor asla Aslan aslan * Kedigillerden. fener. nları ndan lan * İ böceğ kozası sarması yanı konulan çalı rpı pek inin nı için na çı . boş p i yı lukta kı * oturmuş veya batmıbir gemiyi yüzdürmek için baş teknelere asarak kaldı ş ka rmak. meyve. ey * Pantolon veya giysilerin düş mesini önlemek için omuzdan aş lan bağ ı rı . uzunluğ 160 cm. sı askı almak ya * altı alıdesteğkalmayan yapı dikmelerle boş tutarak yılmaktan kurtarmak. ) sı askı lı askı lı k * Avcı n sı na taktı askı mı ları rtları kları takı . u u çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü. nları ğ n ı * Düğ ünlerde geline yakı tarafı takı hediye. lmıdizi * Yeni yapı yapı n çatına. asklı * Sporları denen torbalar içinde oluş (mantar). ilânların ilgili daire duvarı belli bir zaman süresince asıdurması nı nda lı . ev sahibi tarafı usta için veya düğ arabaları düğ sahibi lan ları sı ndan ün na ün tarafı arabacı armağ olarak ası kumaş ndan için an lan . * Ası saklanacak sebze. * Saz ş airleri arası yapı deyiş ş üstün gelene verilmek için duvara ası kumaş nda lan yarında ı lan . askı bı da rakmak * sonuca vardı rmamak. * Gürbüz ve yiğ adam. askı çı ya kmak * ipek böceğkoza sarmak üzere dallara çı i kmak. maya * Saklanmak için tavana ası ş veya hevenk. rı n larak u * Çay. * bir işzamanı yapmayıbelirsiz bir zamana bı i nda p rakmak. * Artı eksiltme gibi resmî iş rma. * Hastahanelerde kık kol veya bacakları ası tutturulduğ araç. savsaklamak. kuyruğ 70 cm ve ucu püsküllü. it * Asklı mantarları sporuna verilen ad. * Zodyak üzerinde. ı z * Askı olan.

lı ı aslan kesilmek * aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek. aslangiller * Kedi cinsinden olan bütün et oburları içine alan hayvan familyası . türlü renkte. güçlü ve yakıklı ş . beyaz çiçekli bir yabanî bitki (Alchemilla). aslan gibi. onun kiş ini belli eder. mı aslı astarı * iç yüzü. lsı . aslan yürekli * Çok yiğ hiçbir ş it. doğ u. aslen * Kök veya soy bakı ndan. raca aslanca * Aslana yakır yolda. aslankulağ ı * Bir sap üzerinde dizili sarı kı zı veya rmı çiçekli otsu bir bitki. aslanağ zı * Sı otugillerden. sarı .aslan ağ zı * Havuz kenarları konulan ve ağ ndan su akan aslan biçiminde süs taş na zı ı . gerçek ş ekli. yiğ ş ı itçe. aslankuyruğ u * Ballı babagillerden. eyden korkmayan. *Ş irpençe. aslanı m! * gençler. delikanlı için kullanı bir seslenme sözü. uygun bir durumda olması u iliğ gerekir. yer pı lan rasası (Leonurus). lar lan aslanı ağ nda n zı * elde edilmesi çok güç. güzel. itlik. ası z olmak. aslı astarı (veya aslı ) olmamak aslı * yalan. nan aslan sütü * Rakı . aslanpençesi * Gülgillerden. aslanlı k * Yiğ cesaretlilik. eskiden hekimlikte terletici olarak kullanı bir bitki. aslan yatağ ı belli olur ndan * bir kimsenin oturduğ yerin durumu. aslan gibi * boylu boslu. ı * sağğyerinde. aslı astarı * Esası ruluğ geçerliliğ . i. kokusuz çiçekleri olan bir bitki. aslan payı * Hak edilenden daha çok alı pay.

aslî düş ünce * Ana fikir. lgan. yükselmeye temel olan her aş ş an ğ ı aması . nı altı na asliye asma * Temel. esas. * Soyu sopu. asma merdiven * Yukarı ucundan bir yere ası kullanı ip merdiven. k . nan. . asma biti * Eş kanatlı lardan. aslî * Temel olarak alı esas olan. lan asma kat * Yapı genellikle tabanla birinci kat arası yapı basıtavanlı boş larda na lan. larak lan asma yaprağ ı .aslı kmak çı * gerçek olduğ anlaş u ı lmak. sebze olarak kullanı ürünü. * Asmak iş i. aslî maaş * Devlet dairelerinde çalı memurlara verilen aylın. aslı yok faslı * yalan. altı kat. msı asma kabağ ı * Kabakgillerden sürüngen veya sarı mevsimlik bir kabak türü (Lageneria vulgaris). aslı nesli aslı k * Kır olan (kadıveya diş sı n i hayvan). lan * Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). * Bu türün ince uzun. dalları çardak üzerine yayı bitkilere genel olarak verilen ad. aslî nüsha * Bir yazın çoğ lması örneklik eden ilk nüsha. asma asma bahçe * Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapı ş lmıbahçe. uydurma. * Asmagillerden. asma bığ yı ı * Asma dalların çevresine tutunması yarayan yeşuzantı sülük. gerçek olduğ ortaya çı u kmak. nı na il lar. sarı renkte bir böcek. asma köprü * İ baş ki ı ndaki ayaklardan baş dayanağolmayan. * Ası şası lmı lı . çoğ ka ı unlukla uzun ve yüksek köprü. asmalara zarar veren. filoksera (Phylloxera vestatrix). asma kilit * Kilitlenecek ş üstündeki halkalara geçirilip kapatı biçimde yapı ş eyin lacak lmıkilit.

ekş rak ilâç. asmalı asmalı k * Yarı kafiye. yabancı maddeleri emerek dı atan cihaz. Muhammed'in yaş ğzaman. gerçek olmayan. da asrı saadet * Hz. birbirini tutar renk ve yapı olan. kuş anmak. idam etmek. azı tarak * Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek veya görevi olan bir iş i özürsüz yapmamak. da * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. aynı m aksanı veren ünlünün ondan sonra veya önce gelen ünsüzü hiç dikkate almadan tekrarlama ş eklinde uyak. * Asması olan. birbirini tutar renk ve yapı olan. putrel nervürler arası konulan delikli tuğ na la. * Modern. * Havadaki duman. daş ma. cı . gibi aspidistra * Zambakgillerden. asparagas * Uydurma. genellikle saksı yetiş da tirilen. ş arı * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. asmagiller * İ çeneklilerden. asmak * Bir ş aş ı sarkacak biçimde bir yere iliş sarkı eyi ağ ya tirip tmak. çağ laş daş mak. her dizenin sonunda gelen. * Bir kimseyi boğ ndan ip geçirip sarkı öldürmek. adı ı asrî asrîleş me * Çağ llaş çağ laş cı ma. asorti asortik asosyal * Sosyal olmayan. lmıyer asmolen asonans * Piş toprak. rı düş lan imtı aspur * Yalancı safran. yaprakları rudan doğ topraktan çı bir süs bitkisi. * Üzerine takı nmak.* Zeytinyağ ve etli dolma yapmakta kullanı körpe asma yaprağ lı lan ı . asrîleş mek * Çağ llaş cı mak. emmeç. belli baş türü asma olan bitki familyası ki lı . gerçekmiş gösteren haber. cüruf ve beton karımı yapı kiriş miş ş ndan ı lan . doğ ruya kan aspiratör aspirin * Ağ kesici ve ateş ürücü olarak kullanı beyaz renkli. çağ l. toz vb. asrîlik * Çağ llı cık. * Asma için ayrı ş veya toprak.

astar kaplama * Kontratablalarda kör ağ n biçim değtirmesini önlemek amacı iki yüzüne yapı rı kaplama katı acı iş yla ş lan tı . resim yapı lmadan önce sürülen boya. nan . astar sürmek. astarlatmak * Astar yaptı veya geçirtmek. çekmek) * astar boyası boyamak. astarlamak * Astar geçirmek. kumaş veya derinin iç tarafı geçirilen ince kat. tı lan aç astar astar boyası * Boyacı ası lı kta l boyadan önce sürülen. astarlı k astarya * Astar olmaya elveriş(kumaş li vb. lan * Üzerine resim yapı bezin veya duvarıyağ boyayı lacak n lı emmesi için. astarlanmı ş . astarlanma * Astarlanmak iş i. * Boyacı astar vurmak. ayakkabı ş gibi eylerde. ağ vb. astar sürmek (veya vurmak. ile astarı yüzünden pahalı olmak * bir iş ayrı ları harcanı para veya emek. halat. perde. * Giyecek. astarlama * Astarlamak iş i. * Bir müzik programı daha çok en son olarak sahneye çı alanı tanı ş çok ünlü olan sanatçı nda kan. * Alt. * Bir gemiye yükleme veya boş altma için tanı süre.). lı kta. kiri kapatmak ve sürülecek boyanıdayanı lını rmak için n klı ı artı ğ kullanı boya. va * Gemicilikte bir ş sağ eyi lamlaşrmak için kullanı bez. rmak astarlı * Astar geçirilmiş . astarlatma * Astarlatmak iş i. astarlanmak * Astar geçirilmek. çanta.assai assolist ast * Birlikte kullanı ğterimin anlamı aş lıkazandır: Adagio assai çok yavaşçok ağ ldı ı na ı k rı rı . ı n na * Sı veya boyadan önce vurulan kat. elde edilen sonucun değ aş masraflı in ntı na lan erini mak. * Birinin buyruğ altı olan görevli. madun. u nda * (birine göre) Rütbe veya kı demce küçük olan asker. nda nmıve . olmak. ı r. astarlı zarf * İ yüzüne ince bir kâğ geçirilmiş ç ı t zarf.

ldı yla raş * Yı z falcı ı ldı lı. * Aş çok yüksek. astatin * Astat. vı k * Bu posttan yapı ş lmıolan. * Atom numarası olan. * Gök fiziğ i. müneccim. astı rma astı rmak astigmat * Astı iş rmak i. gök bilimci. felekiyat. ları ndan ğ ı astigmatizm * Gözün saydam tabakası meridyenlerin eş nda itsizliğyüzünden net görememe durumu. astigmatizme tutulmuş (göz). astı astı kestiğkestik ğ k. ğ astrofizik astrolog astroloji astronom * Astronomi bilgini. * Asmak iş yaptı ini rmak. astronomi * Gök bilimi. asteğ men * Orduda en küçük rütbeli subay. astı hastalına tutulmuş mı m ğ ı olan. * Bronş n daralması ileri gelen nefes darlı. astı m astı mlı * Astı olan. * Yı z falı uğ an kimse. . bizmutun alfa ınları bombardı sonucu elde edilen yapay element. müneccimlik. ı rı astronomik fiyat * Çok yüksek fiyat. ı i * acı z. asteğ menlik * Asteğ rütbesi veya asteğ men menin görevi. * Net görmeyen. i astragan * Karakul kuzusunun kırcıve parlak postu.astası m astat * Öncüllerinden biri önceki tası n vargı durumunda olan bir ek tası mı sı m. çok sert veya istediğgibi davranan kimseler için kullanı ması i lı r. astronomik * Gök bilimiyle ilgili olan. 85 ş yla ı manı Kı saltması At.

astsubay * Silâhlı Kuvvetler yasası göre astsubay okulları yetiş Silâhlı na nda erek Kuvvetlere katı astsubay çavuş lan tan astsubay kı demli baş çavuşkadar rütbesi olan asker. n asude * Sessiz. * Huzur içinde olma. aş nlı astronot * Uzay adamı . astsubay kı demli üstçavuş * Astsubaylın dördüncü basamağ ğ ı ı . aş damı * Bazı bölgelerde yemek piş irilen yer. ayan * Asya'ya özgü olan. astsubay kı demli çavuş * Astsubaylın ikinci basamağ ğ ı ı . astronotluk * Uzay adamı olma durumu veya uzay adamın görevi.astronomik rakam *İ nsana ş kı k verecek derecede büyük rakam. asudelik asuman Asurca Asyalı * Asya'da yaş kimse. n. gökyüzü. nı astropikal * Tropikal bölgelere yakı fakat daha yüksek bir enlemde olan. Asya ile ilgili (olan). mutluluk. astsubaylı k * Astsubay olma durumu veya astsubayıgörevi. astsubay çavuş * Astsubaylın ilk basamağ ğ ı ı . sakin. aş * Piş irilerek hazı rlanan yemek. astsubay üstçavuş * Astsubaylın üçüncü basamağ ğ ı ı . . mutfak. Asyalı lı k * Asyalı olma durumu. rahat. * Gök. * Samî dilleri ailesine giren ve Milâttan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanı ş lmıolan ölü bir dil. astsubay kı demli baş çavuş * Astsubaylın altı ve son basamağ ğ ı ncı ı . a astsubay baş çavuş * Astsubaylın beş basamağ ğ ı inci ı .

nma lı r. i ük.aş erme aş ermek aş evi * Aş ermek durumu. çı * Yoksullara parasıyemek yedirilen veya dağ lan yer. * bir hizmette çok kullanı kiş yakı olarak kullanı lan ice. eri aş yermek * Bkz. ağbir k aş ı ağmahalle * Yüksek bir yerleş bölgesine göre alçakta kalan yer. adî. imli * Niteliğdüş kötü. verilecek yemekleri hazı rlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanı lan * Tekkelerde yemek piş irilen yer. hor görmek. ı . niteliğalçalmak. * Bayağ adî. aş z ı tı hane. daha az. aş ı ağ(falan) yukarı * bir kimsenin adın dilden düş nı ürmediğ onun pek gözde olduğ anlatı ini. rı * Para ile yemek yenilen yer. aş ermek. miktarı . beğ enmemek. aş ı ağbitkiler * Su yosunları . yer. unu r. * Düğ ve benzeri toplantı ün larda. yerleş bölgesi. mı kaları ı rı ğ laş ı i aş ı ağkalmamak * herhangi bir nitelik bakı ndan ondan geri olmamak. im im * Genel ev. . tiksinmek. * daha aş ı durumu kendine lâyıgörmez. çok arzulamak veya nefret etmek. er * Aş ı yere doğ ağ ya. i aş ı ağgörmek * küçük görmek. eyin * Bir yere göre daha alçak yerde bulunan. aş ı ağalmak * devirmek. * hamilelikte bazı yiyeceklere karşaş düş ı ı künlük göstermek. mantarlar ve kara yosunları su dında fazla boy atmayan damarsıbitkiler. yı kmak. irilip ı tı aş ı kepçeye paha olmaz taş nca * sış zamanlarda önemsiz ş kık ı eylerin değ çoktur. denk olan. ru. gibi ş ı z aş ı mek ağdüş * düzeyi. aş ı r yeri (veya yanı ağkalı ) yok * nitelikleri bakı ndan baş yla karş tıldında eksiğolmayan. aş. * Daha küçük. * Eğ bir yerin daha alçak olan yeri. lokanta. aş ı ocağ * Yemek piş yoksullara dağ lan yer. aş ı ağ * Bir ş alt bölümü. mı aş ı ağkurtarmaz * bundan daha ucuza olmaz. değ yönünden daha az.

tezyif etmek. hafifsemek. * Niteliğdüş adî. basamak. tenzil etmek. aş ı ağyukarı * Tama yakı yaklaş olarak. evre. merhale. hor görmek. aş ı ağ lanmak * Aş ı ağduruma düş ürülmek. aş ı ağ samak * Bir kimseyi veya bir ş aş ı ve değ göstermek. ük * Küçültücü davranı ş larda bulunmak. an ak aş ı ağ lama * Aş ı ağ lamak iş i. eyi ağ k lı ersiz aş ı ağ sı aş ama * Aş ı ağtaraftaki. er mı ra n * Varı istenen bir amaca doğ geçilmesi gerekli dönemlerden her biri. aş ı ma ağ laş * Aş ı ağduruma düş mezellet. inin ini aş ı kompleksi ağ k lı * Kendini olduğ undan yetersiz. alttan almak. tan a aş ı almak ağ dan * sert konuş bir kimseye yumuş bir dil kullanmak. aş ı ağ latma * Aş ı ağ latmak iş i. tükürsem bığ yım ı * iki karş ve aynı ı t derecede sakı durum karş nda karar verme zorluğ anlatı ncalı ı sı unu r. hafife almak. benliğ yetersiz ve küçük görmesi. me. lması ru . ı k aş ı ağyukarı (yürümek) * bir baş bir baş (yürümek).aş ı ağtükürsem sakalı yukarı m. ağ sı sı ağ sı sı aş ı ağ k lı * Aş ı ağolma durumu. mertebe. aş ı ağ lamak * Değ erinden düş göstermek. adilik. paye. rütbe. aş ı ağ lanma * Aş ı ağ lanmak durumu. aş ı yukarı birlikte. aş ı mak ağ laş * Aş ı duruma düş ağ k lı mek. yeteneksiz ve güçsüz görme duygusu. aş ıyukarı ağ lı lı * Aş ı ve yukarıolan. aş ı ağ sama * Aş ı ağ samak iş i. n. aş ı ağ latmak * Aş ı ağ lamak iş uğ ine ratmak. i ük. * Önem veya değ bakı ndan gitgide yükselen bir sı basamaklarıher biri. aş ı duygusu ağ k lı * Kiş gerçeklere uyan veya uymayan sebeplerle.

ahçı iren . aşboyası ı * İ karı demir hidroksit miktarı göre pas sarı. tı i * Bu eriyiğ uygulanması in . irme veya * Onluklar. aş arî aş çı aş baltası çı * Kemikli et kesmeye yarar küçük balta. aşbaş çı ı * Birkaç aşnıbirlikte çalı ğyerde bulunanlarıbaş çın şı tı n ı . göz. * Mutfak. m nan * Ondalı k. aşbaş n görevi. ı lı aşboyalı ı * Aşboyası ı renginde boyanmı ş . kıl veya koyu esmer renk almıgevrek kil. aş erat aş hane . * Yemek piş satan kimse. * Tarı ürünlerinden alı onda bir nisbetindeki vergiler. çine ş an na sı zı ş * Koyuca kı zı rmı. aşkâğ ı ı dı * Aşolanlara verilen resmî belge. ı aşolmak ı * aşyapı ı lmak.aş sı ama rası * Önem ve değ bakı ndan gitgide yükselen basamaklar dizisi. evi. tomurcuk gibi n nan parçaları kaynaşrma işveya böylece eklenen parça. aş lokanta. kademeli. * Aş (kimse veya bitki). aynı acı veya familyanıdaha iyi bir türünden alı dal. çı ı çı ı nı aşlı çı k * Aş olma durumu veya aşnıgörevi. o hastalın ş ğ ı mikrobuyla hazı rlanmıeriyik. kiremit rengi. aşbaşk çı ı lı * Aşbaşolma durumu. aş ar * Ondalı k. hiyerarş ş i. ş * Bir ağ n dalı gövdesi üzerine. * Bir lokanta veya evde yemek piş irmekle görevli kimse. * Otoritenin en geniş ölçüde en üst mertebede olarak değ ik önem sı iş raları nda katı kesin bir biçimde arası ve dağ ğtoplumsal teş ı ı ldı kilâtlanıbiçimi. irip * Yemek yenilen dükkân. * Yemek piş kimse. çı çın * Yemek piş zanaatı bilgisi. * Aş evi. hiyerarş er mı i. aş amalı * Aş aması olan. aş ı * Organizmada belli birtakı hastalı karşbağı k sağ m klara ı ıklı lamak için vücuda verilen.

düş künü. en na e * Dalgı kalender (kimse). eye ıı rı lı k * Halk içinde yetiş deyiş en. tutkun (kimse). gibi * Aşyapan kimse. * Seviş bir çiftten kadı oranla genellikle erkeğ verilen ad. * Birbirleriyle seviş erkek ve kadı her biri. âş ı k * Bir kimseye veya bir ş karşaş sevgi ve bağlıduyan. arkadaş bir seslenme. ı rma. i çok âş ı ı kesilmek ğ * tutku hâline getirmek. aş atmak (veya aş oynamak) ı k ı k * aş kemiğ oyun oynamak. aşyapmak. yarı ş ş mak. ı aş atmak ı k * yarıetmek. âş ı kane * Âş a yaraş biçimde (olan). sevgilisinin kusurları görmediğgibi. çevresinde olup bitenlerle de ka ran nı i ilgilenmez. lerini sazla söyleyen. o ş elde etmedeki zorlukları saydını eye eyi hiçe ğ anlatı ı r. ı k n * çok seveni. ı k iyle aş kemiğ ı k i * Aş ı k.aştaş ı ı * Taş durumundaki aşboyası ı . sözlü ş geleneğ bağ halk ş iir ine lı airi. âş olmak ı k * sevmek. vurgun. aş ı k * Baldı r kemiğile eklemleş bileğ belli baş oynak merkezini oluş i erek in lı turan. en ndan . n. aş ı oturmak ı cuk ğ * iş olumlu bir biçim almak. âş ıgözü kördür ın ğ * kendisini aş kaptı kimse. aş çatı nda. ı ğ ı r âş k ı klı âş sı ı klı âş ı ktaş * Âş olanıdurumu. * Yapı ları uzun mertek. * Ahbap. tutulmak. aşvurmak ı * bağı k veya tedavi amacı vücuda aşvermek. ı âş a Bağ sorulmaz ı ğ dad * bir ş çok istekli olan kimsenin. ıklı ş yla ı ı aş ı cı aş lı ık cı * Aş nıyaptı iş ı n cı ğ . ayak bileğ bulunan küçük inde kemiklerden biri.

kası k * Birtakı düş veya duyguları kası benimsetmek. ı seviş lı aş ı lama * Aş ı lamak iş i. lanmı(ağ aş ı lamak * Organizmada bağ ı k yaratmak veya yerleş bir hastalı karşkoyabilmek için hazı ıklı ş miş ğ a ı rlanmıbir aş ş ı yı vücuda vermek. * Erozyon. telkin etmek. * Kendisine aşyapı ş ı lmı(bitki). ilkah. aş rma ı ndı * Aş rmak iş ı ndı i. m ünce baş na * Soğ a sı sı a soğ su katmak. * Aş ı nmak iş i. aş ı lanmak * Aş ı lamak iş konu olmak. ı * Aş ı ş aç). aş ı nma . aş ı lma * Aş ı durumu. lanmıağ * Soğ a sı sı a soğ su katma. * Aş ı latmak iş i. uğ cak. uğ cak. ine aş ı latma aş ı latmak aş ı lı * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı ş lanmıolan (kimse). * Dokunduğ cisimleri eriterek aş u ı nması yol açmak. * Aş ı lamak iş yaptı ini rmak. lmak aş ı lmak aş ı m * Aş iş konu olmak. acı nı tı * Baş na hastalıgeçirmek.âş lı ı k ktaş * Karş klı me. mak ine * Erkek hayvanı diş çiftleş n isiyle mesi. aş rmak ı ndı * Aş ı nmak iş uğ ine ratmak. ı * Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağ n bir parçası anaç üzerine kaynaşrarak üretmek. etkilemek. muaş ı seviş lı aka. aş m ı nı * Aş ı nmak iş i. cağ uk * Bu yolla elde edilmiş . * Bitkilerin aşyoluyla üretilmesi. cağ uk aş ı lanma * Aş ı lanmak iş i. aşyapmak. âş lıetmek ı k ktaş * karşklı mek. * Yeni aş ı ş aç. na * (bir yere) Pek çok gidip gelmek.

düzleş kı ları mek. aş gitmek ı rı * ölçüyü kaçı rmak. sı ğ düş caklı vı i caklın ı mesine karş bir sıra ı n nı kadar erimiş olarak kalması durumu. aş doyma ı rı * Belli sı ktaki bir sı içinde. * Çıntı silinmek. veya aş ı nmak * Birbirine sürtünerek incelmek. aş lmak ı rı * Politika alanı sağ nda veya sol görüş en ateşve yıcı lerin li kı kanadı . aş ı rı * Alılan veya dayanı ş ı labilen dereceden çok daha fazla. koparı lmaları eritilmeleri. ta ş pratı p. ötesinde. aş ı rma.* Yer kabuğ oluş unu turan kayaçları baş akarsular olmak üzere türlü dıetmenlerle yı lı yerinden n. kı * Bir ş gereğ eye inden çok fazla bağ lanan. erozyon. önem veren. * Beklenenin üstünde aş davranma eğ ı rı ilimi. * Ötede. aş bellem ı rı * Belleme yetisinin olağ anüstü bir durumda geliş olması miş . usandı rmak. * Eskimek. fazla miktarda. ı rı . aş taş ı ı rı rı * Çok aş . çok. ı rı aş uç ı rı aş cı ı lı rı k aş lı ık rı aş lma ı rı * Aş lmak iş ı rı i. k aş erime ı rı * Erime noktası daha aş ı ıderecesine düş ndan ağbir sı mesine rağ birtakı ş men m artlar altı bir sını nda vın katı maması laş durumu. itikal. nmı * On sayı. rası lı ndı aş ı ntı aş ı r aş ı ramento * Çalma. yı pranmak. * Aş ş ı yer. aş besi ı rı * Olağ anüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme. * Gereğ inden fazla. * Aş olma durumu. taş n. aş duyu ı rı * Herhangi bir duyu organı ve özellikle dokunma duyusuyla sağ yla lanan her tür uyarana karşolağ dıbir ı an ş ı duyarlıgösterme durumu. müfrit. sı * Bir dinî tören sı nda veya cemaatle namaz kı ktan sonra Kur'an'dan okunan on ayetlik bölüm. eriyebildiğkadar eriyen bir maddenin. * Bir ş gereğ eyin inden çok olanı .

aş ı rmak * Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden öte yanı geçirmek. mı kaların ları sralar alıkendininmiş gösterme veya baş nı konuları p gibi kaların nı benimseyip değik biçimde anlatma. aş ı rma * Aş ı iş rmak i. aş kayı ı rma ş * Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağ geçirilen kuş biçimindeki kayıçember. aş ı rtı aş ı rtma aş ı rtmak * Aş iş ı rma i. saklamadan. ş * Kendisine aşyapı ı lmamı(bitki). * Baş nıyazı ndan bölümler. kasın p gibi aş ı rmasyon * Çalma. kova. * Baş nıeserinden parçalar alıkendininmiş göstermek. k. kça. ortaya çı kmak. rmak ine aş ntı ı rı * Aş lmıolan (ş ı ş rı ey). * Aş ı rmak. k. * Açı apaçı belli. * Küçük kazan.* Aş ı iş konu olmak. aş z ı sı aş ı t aş ikâr aş etmek ikâr * açı klamak. meydanda olan. dost. * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı lanmamıolan (kimse). lacak * Dağ geçidi. ş * Siper. a ak ş aş ı lı rmacı k * Baş na ait olan bir ş izinsiz alma. kası eyi * Bir yazarıbaş bir yazarıeserinden konu veya biçim alması n ka n . aş olmak ikâr * belli olmak. p * Tehlike içinde bulunan bir ş acele kaçı eyi rmak. aş ikâre aş ina * Açı belli ederek. * Aş ı rtmak iş i. arkadaştanık. belli etmek. . dı . * Aş ı iş yaptı rmak ini rmak. aş ı rma. na * Çalıgötürmek. bakraç. kuytu yer. * Aş ı yer. intihal. iş * Aş lmı ı ş rı . * Bildik. belirginleş mek. * Yapı ları uzun mertek. aş çatı nda ı k.

mesken. ş k. aş mak * Bkz. * Derviş arası selâm sözü olarak kullanı ler nda lı r. dını ı aş iret aş iyan * Oymak. oturulan yer.* Bilinen. * Aş iş mak i. coş kunluk göstermek. * Aş sevgi ve bağlıduygusu. aş ma . * Dövüldükten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan buğ day. tanık olan. ı k aş gelmek ka * bir ş yapmak için büyük bir istek duymak. Aş ı lama. * Çok. . dı aş k inalı * Birbirini bilme. aş k göstermek inalı * ilgilenmek. seviş kide mek. aş n kı * Belli bir süreyi aş şötesine geçmiş mı . zla aş olmayı meş olmaz k nca k * güçlü bir istek olmayı hiçbir ş elde edilemez. Aş ı lamak. ini * Beğ enilmeyecek bir davranı bir tutum karş nda kı ş . ş an aş lama aş lamak * Bkz. sitem bildirir. fazla. aş ncı kı lı k * Birey ve evrenseli birleş tirmeye çalı ahlâkî nitelikli Amerikan felsefesi. tanığ belli etmek. ı * Tanıklı gösterir davranı ş ğ ı ı ş . * Sı gelince kullanı için saklanan yemeklik ş rası lmak eyler. ı sı nama. * Benzerlerinden üstün. * Kuş yuvası . zahire. bir tutumun çok beğ ş ı enildiğ bildirir. sevi. nca ey aş olsun k * "Aferin" sözünden daha güçlü olarak bir davranın. ı rı lı k aş k aş etmek k * hı vurmak. aş düş ka mek * âş olmak. * Ev. tanı tanıklı ma. coş eyi mak. aş yapmak k * cinsel iliş bulunmak. aşk lı * Aş yapmak için hazı rlanan ve saklanan ş eyler.

* Oynak. * Atgillerden. it at binenin (veya iş bilenin). * Aşrmak iş tı i. yük çekme veya taş gibi hizmetlerde kullanı memeli hayvan. *İ simden isim türeten ek (Arapça çokluk eki): gidiş gelir-at vb. aş günü ure * Aş urenin piş irildiğMuharrem ayın onuncu günü. her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş . * Aş olma durumu. aş oz * Ahş gemilerin omurgaların uzunluğ ve iki yanı borda kaplamaların en dar yüzünü ap nı unca nda nı yerleş tirmek için açı keskin. . aş ayı ure * Muharrem ayı . * Görünmeden kaçmak. atlar anası . aş üfte aş üftelik -at at anası * Bkz. * (erkek hayvan) Diş isiyle çiftleş mek. i nı aş urelik * Aş yapmada kullanı ure lan. bitmek. ı ma lan * Satrançta. * Aş dağ ure ı tmaya yarayan süslü kap. ları inin nda kları anlatı r. at baş(beraber) gitmek ı * eş durumda olmak. aş na * Aş ina. onun tutumuna göre davrandı nı n. na * (süre) Geçmek. sivri köş yuva. ey.* Yüksek. i nı ş ı at binicisine göre kiş ner * insanları baş nda bulunan kiş etkisi altı kalarak. * Gizli dostluk. kı kuş n lı ananı ç * her ş onu gereğgibi kullanması bilene yakır. binme. kuru yemiş ş day. -at. uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanı geçmek. lan eli aşrma tı aşrmak tı aş ure * Buğ nohut gibi taneleri. k k n. * Aş iş yaptı mak ini rmak. üfte At at * Astatin'in kı saltması . aş fiş na ne * Gizli dost. açısaçıkadı kokot. leri ekerle kaynatarak yapı bir tür tatlı lan . sona ermek.

at üstünde hünerlerini gösteren kimse. at koş turacak kadar * pek geniş . * Bu ağ n kestaneye benzeyen yemiş acı i. at donu at gibi * vücudu iri yarı (kadı olan n). elmas. değ erlendirememe. * bildiğve istediğgibi davranmak. geniş yapraklı . at kestanesi * At kestanesigillerden. koş nı ldı ı at nalı kadar * (niş madalya. 15 ile 30 m yükseklikte.at cambazı * At alısatan kimse. çiçekleri kokulu bir ağ (Aesculus aç hippocastanum). meydan olmaz (bulunmaz). at kestanesigiller * İ çeneklilerden. se lan eyler at olur. i i at pazarı eş osurtmuyoruz! nda ek * söyleneni dinlemeyene söylenen bir uyarma sözü. . veya bulmak. at koş turmak * çok genişalabildiğ rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak. at gözlüğ ü * Atlarıkoş takı nda. * Çevresinde olup bitenleri iyi algı layamama. at çevirmek * geri döndürmek. ine at meydanı * at koş nı yapı ğmeydan. k at izi it izine karı ş mak * iyiyi kötüden ayı ramayacak kadar bir karıklıortaya çı ş k ı kmak. göz hizası bulunan korumalı n um mı nda k. at sineğ i * Atıtüyünün rengi. n . at oynatmak * atla hüner göstermek. plâka gibi göğ takı ş için) pek büyük. at çalı ktan sonra ahın kapını ndı rı sı kapamak * iş ten geçtikten sonra önlem almaya kalkı iş ş mak. at hı zı rsı gibi * kı kı lı yafeti ve tutumu güven vermeyen (adam). örneğat kestanesi olan bir bitki familyası ki i . an. uların ldı ı at meydanı * At veya at arabaları uların yapı ğyer. p * Sirklerde veya eğ lence yerlerinde. * yarı ş mak. sabit fikirlilik. meydan olur (bulunur). at olmaz (bulunmaz) * gerekli ş artlar her zaman bir arada bulunmaz.

bir at var. uzunluğ 8 mm kadar olan. ata et. k. tayin etmek. * Atamak iş tayin. * İsizlik. at. atı yapmak. i atabek atabey * Bkz.* Çift kanatlı lardan. ataya çekme. pederş ahîlik. * Atı akı lı m. i. atabey. meydan yok * yapacak güç var. * Eski Türk devletlerinde. pederş patriarkal. kması atadan babadan görmek * gelenek hâlinde eskiden beri bilmek. atacı lı k * Uzaklarda bulunan ve birçok kuş aktan beri görünmeyen birtakı özelliklerin yeni bir kuş birden m akta ortaya çı . * Saldı. yapmak. davranı cür'et. saldışhücum. rı rı . atak atak yapmak * akıyapmak. eklem bacaklı sinek türü (Hippobosca equina). ş . özellikle Selçuklularda ş ehzadelerin eğ veya bağ z olarak bir eyaletin itimi ı msı yönetimi ile görevli vezir. uygulamak. n. n lı m ataklı k atalet * Atak olanıdurumu veya atakça iş n . atavizm. atamak ataman * Birini bir göreve getirmek. ama kullanma imkânı yok. e lan. iş ş siz lemezlik. n buğ atalı k atama . * Tembellik. sır ve domuzlarıbacak ve ğ ı n kuyruk araları yaş nda ayan. * Geveze. * Ataya yakır davranı babalı ş ı ş . ahî. ataerki ataerkil * Ataerki temeline dayanan. ite ot vermek * bir işters yapmak. * Dedelerden ve büyük babalardan her biri. ata * Baba. kanatları u büyük ve küt. hamle. * Eskiden Rus Kazaklarıbaş una verilen unvan. atak * Düş üncesizce her işatı cür'etkâr. yalancı . * Soyda temel olarak babayı ve ailede çocukları alan baba soyuna mal eden topluluk düzeni. iş kalma.

tayin edilme. satsan satı vb. geleceğ rlı e yönelik. Atatürkçü * Atatürkçülük yanlı olan (kimse). Kemalist. * Bu ilkeye bağlı lı k. atavik * Atacı ilgili. akla. enin ğ ı * Tutacak. bir * Spermayı idrar yoluna salan iki kanal. atanma yapmak * tayin etmek. ataraksiya * Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarı lmayan ruh dinginliğ acı olduğ kadar kı i. tayin edilmek. elçilik uzmanı e lı . * Uzun deneme ve gözlemlere dayanı söylenmiş halka mal olmuş darbı larak ve söz.atanma * Bir göreve getirilme. at sergileri gibi çalı inde lan uları ş malar. daş amaçlayan. mesel: Ayağ yorganı ı nı na göre uzat. * Ataş görev yaptı yer. lmaz ataş ataş e * Bir elçiliğ bağ uzman. i ünü. ate * Atacı lı k. bilime ve gerçeğ dayanan. atanmak * Bir göreve getirilmek. sı Atatürkçülük * Atatürk'ün düş ve uygulamaları kaynaklanan. ya u vanca karşda ilgisizlik. ı atardamar * Kalbin sağ ncından akciğ karı ğ ı erlere. lı kla atavizm atbalı ğ ı atçı atçı lı k * Soy at yetiş tiriciliğ yapı at koş . uygulamalar ve ilkeler bütünü. . sol karı ğ ncından vücudun diğ bölümlerine kan taş damar. evrensel ağ klı e ı . birbiri ile uyumlu amaçlar. atari atarkanal atasözü * Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş oyun türü. Türk Devleti'nin bağ zlıve bütünlüğ millî ünce ndan ı k msı ünü. Atsan atı lmaz. rı * Soy at yetiş tiricisi. ı er ı yan ş iryan. * Su aygı. ataş elik * Ataş olma durumu veya makamı e . egemenliğ kişözgürlüğ çağ olmayı i.

tehlikeli bir durum almak. alev * Öfke. ateist ateizm * Tanrı mazlı tanı k. * Kı zı renginde olan. * Tehlike. * (ateş silâh) patlamak. ateş almaya mı geldin? * uğ ğyerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak söylenir. heyecanlanmak. k.* Ateist. li * telâş lanmak. ateh * Bunama. acele etmek. felâket. örneğateş i böceğolan böcekler takı . öfkelenmek. ateş almak * yanmak. acı . atelye aterina ateş * Bkz. muş * Isı veya piş için kullanı yer veya araç. k k ateh getirmek * bunamak. coş acele davranmak. tma irme lan * Patlayı silâhlarıatı . tutuş mak. ı * Yanı cisimlerin tutuş yla beliren ı ve ık. sılı baş kan yürümek. hı hı rs. bunaklı ihtiyarlıyüzünden alıduruma gelme. od. cı n lması * Vücut ısı sı. karanlı ıldama özelliğolan böcek (Lampyris noctiluca). radı ı ateş bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * bir olay. * Gümüş ğ balı. * Coş kunluk. ateş ğ balı ı * Sardalye. kı p ı na ateş böceğ i * Kıkanatlı n lardan. rmı. cı ması sı ş ı * Tutuş olan cisim. * Büyük üzüntü. atölye. mak. * Tanrı maz. nç. ateş basmak * kı zarmak. kta ş ı i ateş böcekleri * Kıkanatlı n lardan. tanı ateş açmak * ateşsilâhla mermi atmaya baş li lamak. i mı ateş kmak çı . önüne geçilemez. atefleksiyon * Döl yatağ n biçiminin bozulması ı nı .

ateş parçası * Ateş bir bölümü. yangıçı n kmak. * (sonradan) çok çalı hareketli ve becerikli olmak. çalı ş kan. li lan ş a ateş rmısı kı zı * Yanan ateş rengi. ateş pahası * Çok pahalı . li ateş gecesi * Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun. çalı ve becerikli. * zeki. man lmı içi . ateş etmek * ateşsilâhlarla mermi atmak. * çok öfkeli olmak.* Bkz. pkı zı ateş yanmak gibi * ateş i yükselmek. ateş çiçeğ i * Ballı babagillerden. hareketli. ateş hattı * Savaş en ilerideki birliklerin ellerindeki silâhlarla ateş ta açabilecekleri hat. ateş püskürmek *ş iddetli. * Yangısöndürmede kullanı tulumbayı ı için kullanı büyük ve geniş k. ateş saçmak . ateş ğ kayı ı * Ateş ğavlamak için kullanı ve içinde ate ş lan kayı balı ı lan yakı k. ateş püskürmek. öfkeli konuş mak. ateş cirmi kadar yer yakar olsa * hasmıpek önemsenmediğ anlatı n ini r. ateş kesmek * ateşsilâhlarla yapı atı son vermek. ateş tüğ yeri yakar düş ü * bir acı onu çekenden baş tam anlayamaz veya aynı yı kası ölçüde üzülemez. meydanlarda ateş yakmak. in * Çok canlı . ateş rmısı kı zı renginde çiçekler açan bir süs bitkisi (Salvia splendens). ş kan * kı rmı. in ateş olmayan yerden duman çı kmaz * küçük de olsa birtakı belirtilerin önemli olaylara iş olduğ anlatı m aret unu r. bu ateş üstünden in atlamak ve çevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir önceki gecesi. ateş gemisi * Eski çağ larda düş gemilerini yakmak için özel bir biçimde yapı ş yakı maddelerle dolu gemi. n lan taş mak lan kayı ateş kesilmek * çok kı n davranı zgı ş larda bulunmak. * Çok yaramaz (çocuk). ş kan. cı ateş gibi * çok sı cak. becerikli.

ı r ateş ! ateş baz * ateş etmek için verilen komut. lokomotif gibi ateş iş le leyen yerlerde ocaklara kömür atı ateş sürekli yanması sağ p in nı layan ateş çi kimse. sı * üzerine ateş silâhla mermi atmak. * aş telâş ve sıntı düş ı rı a kı ya ürmek. ateş çilik * Ateş çinin iş i. ateş in * Ateş coş li. i ateşuyandı i rmak * sönmek üzere olan ateş i canlandı rmak. ateş vurmak e * bir yemeğpiş üzere ocağ koymak. * bir ülkeyi savaş sokarak veya kargaşve karıklıyaratarak sıntı yıma uğ a a ş k ı kı ve kı ratmak. le * Fabrika. ateş vermek * tutuş turmak. sinirlenmek. soba gibi yerlerde kullanı ateşdayanı tuğ lan. ateşçı i kmak (veya yükselmek) * (hasta için) vücut ısı andan çok artmak. . ateş dayanı e klı * aş ıdan zarar görmeyen. * Ateş hüner gösteren oyuncu. li ateş vermek e * ateş içine sokmak. ateş lası tuğ * Ocak. kun. ateş dı yağ rmak * ateşsilâhlarla aralı z mermi atmak. kundak sokmak. i mek a ateş vursa duman vermez e * pek cimri olanlar için söylenir. ateşbaş vurmak i ı na * çok öfkelenmek. * bir yeri kasten yakmak. vapur. çok öfkelenmek. coş mak.* çok kı zmak. li ksı * çevresindekilere ağ sözler söylemek. sı olağ ateşdüş i mek * (hasta için) ateşgeçmek veya azalmak. ı sı rı ateş tutmak e * az ıtmak. e klı la. * Osmanlı ş larda enlikler için donanma fiş eklerini hazı rlayan kimse. ateş atmak e * bile bile çok tehlikeli bir işgiriş e mek.

bı ş ma. lı ı . kı rtmak. * Coş mak. ateş letmek * Ateş lemek iş yaptı ini rmak. ateş oynamak le * pek tehlikeli bir iş uğ mak. ateş lendirmek * Coş turmak. * derece ile ateşölçmek.ateş (veya nârı yanmak ine na) * bir kimse yüzünden zarara uğ ramak. yakmak. * Top. ateş lemek * Tutuş turmak. yanmayı yı azaltmak. ateş lenme * Ateş lenmek iş i. z ları nı ncalı unu söylenir. i * acı. ş kı ateş lendirme * Ateş lendirmek iş i. ateş lenmek * Ateş lemek iş konu olmak. kış zı mak. ateş ateş li li * Yoğ ve heyecanlı biçimde. ine * Vücut ısı sı artmak. heveslendirmek. li ateş letme * Ateş letmek iş i. cı * Kı rtmak. ateş leyici * Ateş niteliğolan. un bir . ateş içinde ler * (hasta) çok ateş bir durumda. ateş kes * Savaş iki kuvvetin karş klı an ı olarak savaşdurdurması rakı mütareke. ateş barut bir yerde durmaz le * biri kı biri erkek iki gencin bir yerde yalnıbaş na kalmaların sakı olduğ anlatmak için z. turucu. * Cinsel istekleri güçlü olan. le raş ateş leme * Ateş lemek iş i. ateş almak ini * yüksek vücut ısı düş sını ürmek. coş kulu. hararetli hararetli. tüfek gibi patlayı maddeleri patlatmak. leme i * Patlayı maddeleri ateş cı lemekte kullanı cihaz. ş iddetlenmek. ş ş kı iddetlendirmek. lan ateş li * Ateşolan. i * Coş coş kun.

iş yerlerinde kullanı mdan dolayı kirlenen ve bina dına sevkedilen pis su. dayanı lmaz. ş ı atı l . sıntıdurum. yilik. çevirmek. li ateş perest * Ateş tapan. kayra. eş içine alan. ı * Yalancı lsış uydurup söyleyen. yakı atgiller atı Üsküdar'ı alan geçti * fı n kaçılıartıyapı bir ş kalmadını rsatı rı p k lacak ey ğ anlatı ı r. ı ş * Karş k beklemeden gösterilen sevgi. ı lı * Süt veya yoğ çalkamaya yarar küçük yayı urt k. lı k. ihsan. isnat etmek. atfetmek * Bir işveya bir sözü bir kimseye mal etmek. üzüntü veren. cı * Bazı li silâhlar kullanarak yapı spor. . * İ kili bulma. yükleyerek. mdan sonra arta kalan ve kâğ veya karton üretiminde ve kâğ ı t ı t hamuru yapı nda tekrar kullanı kâğ veya karton parçaları mı lan ı t . i * Yöneltmek. tek parmaklı memeliler familyası . * Atları ekleri ve zebraları . * Atı ş lan. i. lmı atı . e ateş gömlek ten * acı . attını yi an ğ vuran kimse. atı cı * İ niş alan. * Yöneltme. çevirme. inayet. * Mal ederek. atılı cı k atı f atı fet atı k atı k atıkâğ k ı t * Kâğ iş sürecinden veya kullanı ı leme t. atısu k * Evlerde. cı ile ateş lik ateş lilik * Ateş olma durumu. kı lı atfen atfetme * Atfetmek işisnat. ası z eyler * Atı olma durumu. liş * İ bağ.ateş silâh li * Patlayı madde aracı mermi atan top. lütuf. tüfek gibi silâh. ateş lan * Yalancı uydurmacı lı k. yüklemek. * Ateş lan veya konulan yer.

ditme iş yapan kimse. k. atı mcı * Pamuğ yünü yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma. atı yapan. * Atı iş lmak i. zla * Herhangi bir konuda ilerleme çabası . atı k lganlı * Atı olma durumu. hamle. atı lmak i lma. * Giriş ken. atı lı mcı atı m atı ölümü arpadan olsun n * çok sevilen bir ş yapı ey lı veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa katlanı ı anlatı rken lacağ nı r. hallaç. i * Bir silâhımermisini amaca ulaşrmak için gereken iş bilgi. * Atmak iş konu olmak. lamak. * Patlamak. savlet. * Sayı kazanmak amacı yapı atı . iş yaramaz. atı ş * Atmak işveya biçimi. e * Bkz. ş * Etkisiz. lı m atı lı ş atı lma atı lmak * Atı işveya biçimi. atı (veya atmak) tutmak p * bir kimse veya bir ş için kötü konuş ey mak. hücum etmek. * Konuş yazacak söz veya bilgi. hamle. n tı ve * (kalp. nabıiçin) Vuruş z . süreduran. ini atı lı mcı k atı k mlı * Atı nıişhallaçlı mcın i.* Tembel. u. aylak. acak. birden bir davranı bulunmak. * abartmalı konuş mak. hücum. hamleci. lgan atı lı m * İ atı atı iş leri lma. * İsiz. * Bir ş doğ birden gitmek. * Silâhı doldurmaya yetecek veya en az bir atı yapabilecek barut miktarı m . ine * Saldı rmak. * Hı ilerleme. * Atmak iş i. yla lan lı ş * Durumunu geliş tirme gücü gösteren. lma i. atı sağ kazı bağ nı lam ğ a lamak * eş ini sağ kazı bağ eğ lam ğ a lamak. eye ru ş ta * Bir iş giriş baş e mek. atı lgan * Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan. * Atı bir ş gidebildiğuzaklı lan eyin i k. çarpı ş . .

atı ş mak atı rma ş tı atı rma yeri ş tı * Ayaküstü yemek yenilen yer. nda lan * Dokumacı mekikle enine atı iplik kumaş en ipliğ lı kta lan ı n i. * Kapı pencerelerin yapı nda üst tarafa konan ağ taş ve mı aç. * Atı rmak iş ş tı i. çevik. * Eski. * Kendisine dargıolan bir kimseye barıkmıgibi söz söylemek. üst eş ik. * Ağ kavgası ı z etmek. ş tı yapı * Atı ş iş mak i. atik atik atik tetik atiklik * Çabukluk. argaçlamak. atkı * Soğ a karşomuzlara. ş tı ati * Gelecek. kadı ları ı n * Büyük yaba. * (yağ veya kar) Serpiş mur tirmek. atkı iplik atkı lama atkı lamak * Dokuma tezgâhları mekikle atkı nda atmak. uğ ı a. atkı lı * Atkı olan. * Atkı lamak iş i. n ş ş ı * Saz ş airleri. rta nan * Bazı n ayakkabı nda ve çocuk patiklerinde ayağ üstünden geçen. belli bir ayak üzerine birbirlerini küçük düş ürmek amacı karşklı yla ı deyiş lı söylemek. sı atkuyruğ u . eski zamanla ilgili. * Dokuma tezgâhları mekikle enine atı iplik.atıyeri ş atı ş ma * Silâh atma alı rmaları lan yer. veya beton destek. çeviklik. çevik. * Çabuk davranan. atı rmalı ş tı k * Atı rmaya yarayan. poligon. * Çabuk hareket edebilen. yandan iliklenen ince uzun parça. * Saz ş airlerinin deyiş tartı le ş maları . argaç. baş sı veya boyna alı örtü. atı rmak ş tı * Acele olarak yemek veya içmek.

lan atlama taş ı * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlangı p . atlangı ç * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlama taş p . atlama * Atlamak iş i. * Okuma. n atlambaç atlandı rma * Atlandı iş rmak i. atlama tahtası * Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanı yer veya kimse. atlanma * Atlanmak iş i. atlama taşyapmak ı * daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak. atlamak * Bir engeli sı çrayarak veya fı rlayarak aş mak. örneğatkuyruğ olan bir bitki familyası relti i u . * Yüksek bir yerden alçak bir yere. atlandı rmak * Ata bindirmek veya binecek at vermek. rakı * Sıfı nıokumadan geçmek. kök sapı ömürlü olan. * Belirli bir yerden gerilip hıalarak yapı sı z lan çrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aş ı rma. ara bozanlıetmek. atlama beygiri * Yüksekliğ1. ş tı k atladı Genç Osman! geçti * bir iş bittiğ veya tehlikenin atlatı ğ anlatı in ini ldını ı r. zları nı ların na rı raktı saç atkuyruğ ugiller * Eğ otugillerden. inmek. sayı sayma gibi iş lerde bazı bölümleri bı p geçmek. ı .* Atkuyruğ ugillerden. * Binmek. daha çok nemli yerlerde yetiş ve ilâç olarak kullanı bir en lan bitki (Equisetum arvense). yazı yazma. atlanı lma * Atlanı iş lmak i. * Bu biçimde en uzağ atlamak veya en yükseğaş amacı yarılan atletizm dalı a i mak yla ş ı .70'e ayarlanabilen ve atlamalar için kullanı beden eğ i lan itimi aracı . * Genç kı n saçları baş nıarkası toplayarak uç bölümünü kaldıp serbest bı kları biçimi. ç. * Çocukları atlama oyunu. atla arpayı dövüş türmek (veya dalaşrmak) tı * fesat karı rmak. ayaküstü gelecek biçimde kendini bı rakmak. * Çı kmak. * (bası Haberi zamanı verememek veya diğ gazetelerden öğ nda) nda er renmek. atlanı lmak * Atlanmak. * Yanı lmak. . aldanmak.

nı atlatı lma * Atlatı iş lmak i. nda atlar tepiş arada eş ir. sıdokunmuş tür ipekli kumaş k bir . ş muş atlas çiçeğ i * Uzun ve sarkıyapraklı k . erkeksi kadı n. * Vücudu geliş . atlatı lmak * Atlatmak iş lmak veya bu iş konu olmak. ekler ezilir * büyüklerin çatı ndan küçükler zarar görür. biçimli. atlatmak * Atlamak iş yaptı ini rmak.atlanmak atlanmak * Ata binmek veya at edinmek. atlet gibi. miş . atletik * Atletleri ilgilendiren. isteyerek. * Kötü bir durumu geçiş tirmek. * istekle. * Atlamak iş lmak. * (bası Baş ilgililerden önce bir haberin yayı nda) ka mlanması sağ nı lamak. i yapı atlar anası * İ yarı ri . atlet * Atletizmle uğ an kimse. atlar nallanı kurbağ ayak uzatmaz rken alar * küçükler büyüklerin yanı hadlerini bilmelidir. * Savsaklamak. * Aldatmak. bir bölgenin fiziksel ve siyasî coğ n. parlak kı zı rmı çiçekler açan kaktüs. * Savmak. * Bir konuyu açı klamak için hazı rlanmıresim veya levhalardan oluş kitap. ş ması atlas atlas * Dünyanı bir ülkenin. atlas çiçeğ igiller * Kaktüsgiller. tarih gibi konularda toplu bilgi ile vermek için bir araya getirilmiş rafya haritaları coğ derlemesi. * Yüzü parlak. atlas kemiğ i * Boyun omurların üstten birincisi. raş atlet fanilâsı * Kolsuz erkek fanilâsı . i yapı e atlatma * Atlatmak iş i. rafyası ekonomi. atlaya zı playa * atlayarak.

* (kurş gülle. * Yazıveya banda alı ş metinden bazı lı nmıbir bölümleri çı karmak. dı ya vermek. * Kovmak. kestirerek söylemek. tüfek gibi silâhlar için) Patlatmak.den oluş bir bir lara lı an eğ lence aracı . atma Recep. lı ç) * (top. ilgisini kesmek. göndermek. eyleri) Hedefe iletmek.atletizm * Beden gücünü. i * Sözle sataş mak. * Ata binmiş kimse. * Bir ş yere doğ bı eyi ru rakmak. erini atmak . tı *İ stenilmeyen bir ş kendi malı eyi olmaktan çı karmak. * Binek atı kullanan asker veya asker sıfı nı. çki * Bilmeden. atma * Atmak iş i. * Uzatmak. atlı nca karı * İ bir karı türü (Ponera grandis). * Yay ve tokmakla ditmek. ok gibi ş un. ri nca atlı kovalarcası na * gereksiz yere acele ederek. z ı mı * (sıntı kı dolayıyla) Giyilen bir ş çı sı eyi karmak. din kardeş iyiz * söylediklerin hep yalan (veya abartma). * (sille. farkı z. dı ya çı ş arı karmak. uçaklar vb. süvari. * (yapı ş lmıkötü bir işbirine) Yüklemek. kabartmak. bir kenara koymak. tı * Koymak. * Kullanı lması gelenek hâline gelmiş ş kullanmaktan vazgeçmek. nabıgibi kan dolaş ile ilgili organlar için) Vurmak. * (zaman bildiren tümleçlerle) Geri bı rakmak. çarpmak. ı rlı rma baş yapı vücut çalı ı na lan ş maları . * Bir cismi bir yöne doğ fı ru rlatmak. yı lmak veya yapık olduğ yerden ayrı rtı ş ı u lmak. tek u. bir eyi * Çı karmak. * Yerleş tirmek. tokat. ava alı rı ş labilen küçük bir yı cı (Accipiter nisus). ş arı * Patlayı maddelerle havaya uçurup yı cı kmak. söz * Çatlamak. ağ k kaldı ve atma gibi. atlı spor * At üzerinde yapı bütün sporları genel adı lan n . atlı nca karı * Yere dikilmiş eksen çerçevesinde döndürülen askı takıoyuncak atlar. * (kalp. * Değ eksiltmek. * Örtmek. * (bir kimseyi) Uzaklaşrmak. kı Vurmak. atlı * Atı olan. ilgisini kesip uzaklaşrmak. * İ içmek. tirmeye yarayan koş atlama. * Yalan veya abartmalı söylemek. tı rtı kuş * Sapan. ndayı atmaca * Kartalgillerden. çevikliğ yetenekleri geliş i. * Bir yerden baş bir yere taş ka ı mak.

* Söylemek. gaz . meni. atmı k atmosfer * Erkeklerin cinsel organı salgı ndan lanan madde. an lan . * Birkaç türü birleş çeş kimyasal birleş ince itli ikleri (molekülleri). atmasyon * Uydurma. cevvî. ı ı rlı atmosfer bası ncı * Atmosferin yeryüzünde bulunan her cisim üzerine yaptı bası ğ nç. ndan n ması an atom numarası * Bir atom çekirdeğ içinde bulunan protonları sayı. atmasyoncu * Uydurmacı . sahiplenmek. n ile muş k. an elektron yüklü merkez bölümü. er suyu. * Götürmek. çevresinde elektronlar dolaş proton ve nötronlardan oluş pozitif an. atmasyonculuk * Atmasyoncu olma durumu. atol atom parçacı k. palavracı (kimse). * Etkisi kaybolmak. alı ş mak. na in k atom ağ ğ ı ı rlı * Herhangi bir atomun 16 sayı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağ ğ sı ı ı rlı. anı nan * Bası birimi olarak kullanı 150 C de deniz yüzeyinde. bel. bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. inin n sı atom reaktörü * Nükleer parçalanma sonucu oluş enerjiyi kontrol etmekte kullanı düzen. * Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası yuvarı . * Haykı rmak. bı rakmak. * Hava yuvarı . 76 cm uzunluğ nç lan. sperma. bağ ı rmak. hava. halka biçiminde adacı mercan ada. atom bombası * Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluş temeline dayanan bomba. ması atom çağ ı * Atom enerjisinin insanlın hizmetine girdiğçağ ğ ı i . *İ çinde yaş lan ve etkisinde kalı ortam. atom çekirdeğ i * Atomun çekim kuvvetinin etkisiyle. * Mercanları bir araya toplanması oluş . bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluş turan * (eski Yunan filozofları göre) Gerçeğ son. palavra. atom enerjisi * Atom çekirdeklerinin parçalanması veya hafif atomlarıkaynaş ndan oluş büyük enerji.* (renk için) Solmak. artıbölünemez. * Göndermek. yollamak. ı atmosferik * Atmosferle ilgili. unda ve tabanıcm 2 olan cı l va sütununun ağ ğ(l kg 33 gr).

i eyler attan inip eş e binmek eğ * bulunduğ önemli görevden daha aş ı göreve alı u ağbir nmak. atropin * Güzelavrat otundan çı lıhekimlikte kullanı zehirli bir ilâç. ilgi çekici gösteri. iş ları yla raş n şı tı lik. attı rma * Attı iş rmak i. ton ve makam temeline bağ kalmadan oluş ğ na ı lı turulan (beste). * Altı n kı n'ı saltması . atomculuk * Evrenin. satsan satı lmaz * işyaramadı veya sıntı e ğ ı kı verdiğhâlde vazgeçilemeyen ş ve kimseler için söylenir. bölünmez parçalarıkümelenmesinden oluş unu ileri süren öğ n tuğ reti. in ntı nı m rası lan atraksiyon * Gazino gibi yerlerde yapı müş lan. eğ cı lendirici. denizde.atom santrali * Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika. atomik atonal atölye * Zanaatçı n veya resim. attar * Bkz. aktar. karı p lan * Atomla ilgili olan. * Bir hayvanıbir baş hayvanı n ka yemek için yakalaması . atom sayı sı * Bir atom çekirdeğ içerisinde bulunan protonlarısayı. av * Atmak iş yaptı ini rmak. inin n sı atomal * Atomlarla ilgili olan. heykel sanatları uğ anlarıçalı ğyer. attı rmak Au aut geçmesi. sı * Atomla ilgili. * Yeni bir bestecilik çırı göre. atölye resmi * Bir iş ayrı ları gösteren ve atölyede yapı sı nda kullanı 1/1 ölçüdeki teknik resim. . atsan atı lmaz. atomcu * Atomculuk yanlı (kimse). attı tı kadar olamamak ğ rnak ı * bir kimsenin sözü edilenden daha değ ersiz olduğ anlatmak için kullanı unu lı r. gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama iş i. terileri oyalayı. * Top oyunları topun karştakı oyuncuların vuruş oyun alanın veya kale çizgisinin arkası nda ı m nı uyla nı na * Karada.

av avlanmı tav tavlanmı ş . na-v. ğ ı aval aval avam * Aptal bir biçimde. av yasağ ı * Yı av dönemi dında kalan zamanda konulan yasak. zağ gibi ava yardı lıetmeye alı rı ş ar mcı k ş lmıköpek. * Halkıaş ı n ağtabakası . kopoy. avanağ uygun düş biçimde. lan -av / -ev * Fiilden isim türeten ek: sı gör-ev. avadancı * Eski Osmanlı sarayı bir sıf hademe. iş türe-v vb. tı av kuş u * Avlanı kuş lan . * Halk. k avangart * Öncü. ş * olan olmuşiş ten geçmiş k yapacak bir ş yok. ödemeden sorumlu olanları ödememesi hâlinde üçüncü bir kiş alacaklı senet n inin lara bedelini ödeyeceğ iliş verdiğgüvence. * Avanak gibi. av mevsimi * Av dönemi. avanak gibi davranmak. ine kin i aval * Saflı sersemlik derecesine varan (kimse). bir aracı i onarmak için kullanı alet takı .* Bu yollarla yakalanan hayvan. av köpeğ i * Tazı . iş . aptal aptal. nda nı avadanlı k * Bir işyapmak. . aptal. lı n ş ı ava çı kmak * avlanmak için gitmek. öd-ev. * Tuzağ düş a ürülen. kendisinden yararlanı kimse. avanaklıetmek k * aptallıetmek. * Kolaylı kandılabilen veya aldatı kla rı labilen. lan mı aval * Ticarî senetlerde. artı ey av dönemi * Av hayvanların avlanması bu amaçla kullanı av araçların kullanı nıserbest olduğ yı nı veya lan nı lmasın u lı n belirli bölümü. le-v. a en avanak avanakça avanaklı k * Avanak olma durumu. . bön. avanakça davranı ş .

ka yı lması * Kıya dayanı sandalıaçı yı larak n lması kürekçilere verilen komut. avaraya almak * o bölümün çalı nı ş ması durdurmak. avantadan * bedavadan. . peş ı na lmak lan inat. ü ı yan ı msı ş an avara avara avara kasnak iş lemek (veya dönmek) * hiçbir iş yaramadan boş e una. beleş ten.VI. Avarca * Avarlarıkullandı dil. ş * Üzerinde döndüğ ve kendisini taş milden bağ z olarak çalı mekanizma. yüzyı arası Moğ llar nda olistan'da VI. lı k. avantacı lı k * Çı lı beleş bedavacı karcı k. ladı ı avantacı * Çı . kâr. Avar * Kuzeydoğ Kafkasya'da Dağ u ı Federe Cumhuriyeti'nde yaş halk. beleş bedavacı karcı çi. kötü. avantüriyer * Serüvene atı maceracı lan. için * İe yaramaz. . avantajsı z * Yarar sağ lamayan. . avans vermek * öndelik vermek. yararsı z.IX. avans almak * öndelik almak. n ğ ı avare . avantajlı * Yarar sağ layan. * Bir geminin baş bir gemiden veya kıdan açı . avantür * Serüven. . yararlı (durum veya ş ey). stan ayan * III.avans * Alacağ sayı üzere önceden yapı ödeme. macera. avanta * Bir kimsenin. avantaj * Üstünlük sağ layan ş yarar. emek vermeden sağ ğkazanç. çilik. öndelik. ey. yüzyı arası Orta Avrupa'da yaş ş llar nda amıhalk. avans çekmek * öndelik çekmek.

baş . ise * Bir deniz yolculuğ unda geminin veya yükünün gördüğ zarar. avare olmak * iş güçsüz dolaş siz mak. aylaklı ş ı boş k. avazı ktı kadar çı ğ ı * çok yüksek sesle. engeller. k avarelik avarı z * İsizlik. avareleş me * Avareleş durumu. avcı etmek lı k * avlanma ile uğ mak. tan avcı eri * Piyade mangası her ere verilen ad. * Kazalar. ş siz ı boş ı boş avare dolaş mak * iş iş güçsüz. tümsekler. siz ı boş mak.* İsiz. ü * Çeş sebeplerle dayanı lını esnekliğ kaybetmiş itli klı ı ve ğ ini yapağve yün. aylak dolaş siz. nda avcı hattı * Savaş düş ta mana doğ dağ ru ı ön safta ilerleyen asker topluluğ larak u. avcı otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. mek avareleş mek * Aylaklıetmek. raş . avcı * Avlanmayı seven veya avı kendine iş edinen kimse. lara * Baş hayvanları ka yakalamakta usta olan (hayvan). baş . lan avcı lı k * Avcı olma durumu veya iş i. yüzey biçimleri. kokusuz. * Bir ş büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çı eyi karan. nara. iş güçsüz. avcı ı uçağ * Düş uçakları düş man nı ürmek için kullanı uçak. belâlar. baş luk. aylak. * Engebeler. tanı kimse. * Osmanlı önceleri yalnıolağ larda z anüstü durumlarda. ı * Yüksek ses. sonraları sürekli olarak halktan toplanan vergi. * Avcı özgü olan. avare etmek * bir kimseyi iş inden alı koymak. baş luk. avarya avaz avaz avaz (bağ ı rmak) * var gücüyle bağ ı rmak. parlak zehirli bir bitki (Adonis).

avlamak * Bir avı veya ölü olarak ele geçirmek. lâmbalı . in avcunu yalamak * umduğ ele geçirememek. amdanlı . avcuna saymak * peş olarak ödemek. * Yardakçı lar. geri gelmek. çiçekli bir süs ağ (Yucca glosiosa). avdet etmek * dönmek. unu avcunun içi gibi bilmek * (bir yeri. * Voleybolda karşoyuncularıboş raktı ve yetiş ı n bı ğ ı emeyeceğyere topu yavaş indirip sayı i ça alma. avdetî avene averaj * Ortalama. av yeri. rakı su avisto avize * Ödenmesi gereken poliçelere yazı ve "görüldüğ lan ünde" anlamı gelen bir terim. na * Tavana ası ş lan. avcunun içine almak * bir kimseyi baskı etkisi altı almak. acı avlak avlama * Avlamak iş i. avcunun içinde tutmak * ona istediğ yaptı ini racak güçte olmak. Amerika'dan dünyanıher yanı yayı ş n na lmıolan. kurnazlı kandı kla rmak. avize ağ acı * Zambakgillerden. cam veya metal süslü aydı nlatma aracı . billûr. ve na avdet * Dönüşgeri gelme. . çok . bir ş çok iyi ve ayrı lı eyi) ntıolarak bilmek. diri * Tuzağ düş a ürmek. avize biçiminde sarkı iri ve beyaz k. avlanma * Avlanmak iş i. farkı avgı n * Duvarda suyun geçmesi için bı lan delik veya üstü kapalı yolu. * (genellikle Musevîler için) İ dinine dönmüş slâm olan. avlanmak * Avı olan yer. * Sayı .avcu kaş ı nmak * halk inanına göre eline bir yerden para geçeceğanlaş ş ı i ı lmak.

ldı ı * Kadı n öteberi sattı pazar yeri. Afş ar. Avrupa halkı olan kimse. avlu avokado avrat * Bir yapın veya yapı nı grubunun ortası kalan üstü açı duvarla çevrili alan. * Elin iç tarafı . ndan * Avrupa'ya özgü olan. m avuç avuç * Her defası bir avuç. para istemek. yardı istemek. ine * Ava gitmek. lara lara lar Avrupalı * Avrupa'da yaş ayan. Avrupa kayı nı * Avrupa'da yetiş bir kayıtürü. ava çı kmak. * Avuçlayarak. Avrupalı gibi. elin ı avuç (veya el) açmak * dilenmek. Avrupa ile ilgili (olan).* Avlamak iş konu olmak. davranıve yaş ları benimsemek. * Yarı yumulmuş alacağmiktar. nda * (para için) Bol bol. ş antı nı Avrupalı lı k * Çağ olma. * Amerikan armudu (Persea americana). laş Avrupalı mak laş * Avrupalı n düş ları ünce. Avş ar avuç * Bkz. av için dolaş mak. * Kadı n. en n Avrupaî * Avrupalı vergi. pek çok. nda k. avlatma avlatmak * Avlanmak iş yaptı ini rmak. * Elin yarı yumulmuş durumu. . Avrupalı ma laş * Avrupalı mak. nları kları avret * Ut yeri. avuç dolusu . eş * Avlatmak iş yaptı ini rma. düş ve davranı batı daş ünce ş ta ölçülerinde bulunma. Avrupalı benzer. avrat pazarı * Cariyelerin satı ğpazar. * Karı .

ey. avuç içi * Elin parmak dipleri ile bilek arası ndaki iç bölümü. teselli bulmak. avuçlamak * Avuçla kavramak. *İ nsanı avutan ş teselli. acını sı unutturmak.* (para için) Pek çok. avukat * Hak ve yasa iş lerinde isteyenlere yol göstermeyi. * (hayvan) Gebe kalmak. avuçlama * Avuçlamak iş i. avuntu avurdu avurduna geçmek * çok zayı flamak. avundurma * Avundurmak iş i. avunma avunmak * Avunmak iş teselli. teselli. ı * Gereksiz. devlet dairelerinde baş kaların hakkı nı nı aramayı . korumayı meslek edinen ve bunun için yasanıgerektirdiğş n i artları ı kimse. luğ iş avurt ünsüzü . * Avukatı yaptı iş n ğ . avukatlı k * Avukat mesleğ i. avurt şirmek iş * yanağ iç tarafı ı n ndaki boş u su veya havayla doldurup şkin duruma getirmek. ı ı luğ n z na avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) * beceremeyeceğş i eyleri becerebilecekmiş konuş gibi mak. * Bir ş uğ arak acını eyle raş sı unutmak. avurt * Yanağ ağ boş u hizası gelen bölümü. * korkutucu büyük sözler söylemek. avuçla almak. dar (yer). i. yetinmek. * Acını sı hafifletmek. taş yan * Gerekmediğhâlde baş nısavunması üstlenen kimse. i kasın nı avukat tutmak * adlî iş lemleri gereğ yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu görevli kı ince lmak. boş savunma. müteselli olmak. sıntı kı lardan uzaklaş mak. avuç içi kadar * pek küçük. teselli etmek. avundurmak * Oyalanması sağ nı lamak. * Oyalanmak. avunç * Acın hafiflemesi veya unutulması nı . mahkemelerde. avuntu.

-ay / -ey. inin u u Avustralyalı * Avustralya kökenli olan (kimse). hale. a a ndan an ndan bal. bel. yapa-y vb.* Dil ucunun ön damağ veya art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses: Dil. i. yüz-ey vb. teselli eden. *İ simden isim türeten ek: kol-ay. * Avutan. avurtlamak * Büyülenmek. düz-ey. erkeğ kuyruğ lir biçiminde ve çok süslü bir Avustralya kuş (Maenura superba). avutucu avutulma avutulmak * Avutmak iş konu olmak. * anlaş ı lmayacak bir ş yok. ı nı * Yı on iki bölümünden her biri. . * Çalı satmak. ine Ay * Yer yuvarlağ n uydusu olan gök cismi. sı veya kı sı) ş tı * Oyalamak. dene-y. m Avustralya kara tavuğ u * Serçegillerden. al kelimelerindeki l ünsüzü gibi. el. Avusturyalı * Avusturya kökenli olan (kimse). ağ veya aş rma. y * Fiilden isim ve sı türeten ek: ol-ay. yüksekten atan. teselli etmek. nda * Bir ayıherhangi bir gününden ertesi ayıaynı n n gününe kadar geçen veya yaklaş 30 gün olarak kabul ı k edilen süre. * (bir kimsenin acını sıntınıYatı rmak. ay aydı hesap belli n. m avurtları çökmek (veya avurtları birbirine geçmek) * çok zayı ğyüzünden belli olmak. r. hesap ortada. dal. avutma avutmak * Avutmak iş teselli. avurtlama * Avurtlamak iş i. gün-ey. fladı ı avurtlu * Çalı satan. kamer. ay -ay / -ey * Birdenbire duyulan acı rı ş ı ürkme veya sevinç anlatı . açı ey k. yüksekten atmak. lı n * Art arda gelen iki yeni ay arası geçen süre. fat ay ağ ı lı * Ayı aylası n . * Avutulmak iş i.

ay dedeye misafir olmak * gece açı yatmak. 3 m boyunda. mehtap. görünüş balıbaş benzeyen. ay parçası (gibi) * (kadıveya kıiçin) çok güzel. geceyi açı geçirmek. husuf. ay harmanlanmak * ayıçevresinde ayla oluş n mak. n z ay takvimi * Ayı gökyüzündeki görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim. * Bkz. ay ığ şı ı * Ayı yeryüzüne verdiğık. Ay'ıyer yuvarlağgölgesinde kalması ı nı ile na n ı . ay yı z ldı ay yı lı * Ayı on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi için geçen süre (354 gün 8 saat). tı için lan ak yapan araç. klar mın mı ay balta * Ağ yarı daire biçiminde olan balta. kamer takvimi. n Ay tutulması * Yer yuvarlağ n Güneş Ay arası girmesiyle. nda n ğ ı nlı ay modülü * Gözlem araçları içinde taş ay araşrmaları kullanı ve ay yüzüne yumuş iniş nı ı yan. n ay karanlı ğ ı * Bulutlar arkası kalan ayıyaydı hafif aydı k. inin * Genellikle vakit geçirmek için içi yenen kuru yemiş idi. kuyruk yüzgeci hilâl biçiminde olan. kta kta ay dönümü * Aybaş ı . kemer balı (Mola mola). ay örümceğ i * Ay modülü. zı m ay çekirdeğ i * Ay çiçeğ tohumu. ınlı ldı ı muş . ayan k ğ ı ğ ı ay balıgiller ğ ı * Kemikli balı takı nı çengel çeneliler alt takı na giren bir familya. n i ş ı * Ayı dolunay durumundaki parlak durumu. ay evi ay gibi * Ayla.ay balı ğ ı * Ay balıgillerden. pervane balı. n aya * Türk bayrağ ı ndaki ayça ve beşş yı zdan oluş simge. çeş ay dede * (çocuk dilinde) Ay. ğ ı ü k ı na Akdeniz'de yaş bir balıtürü. teber. ay parçası .

zla a ayağ kaldı a rmak * telâş heyecana düş ve ürmek. ayağ(veya ayakları ı ) dolaş mak * yürürken telâş ayakları tan birbirine takı lmak. ı ş ayağ (veya bacağ geçirmek ı na ı na) * aceleyle bir ş giymek. n ayağ düş a mek * işilgisiz ve yetkisiz kimseler karı e ş mak. yolu düş mek. ı ta ayağyürüten başr ı tı * halkıdüzen içinde çalı nı takiler sağ n ş ması baş lar. rcası * bağlanmak için yalvarmak. u lması ğ i ı ayağ bağ ı na vurmak * önüne bir engel çı karmak. eyi ayağ bağ ı na olmak * (biri) bulunduğ yerden ayrı na veya yaptı işsürdürmesine engel olmak. ayağdüş ı mek * Bkz. ayağ (veya ayakları kapanmak ı na na) * alçalı na yalvarmak. . iyle ayağuğ ı urlu * geldiğyere uğ getirdiğ inanı (kiş i ur ine lan i). * telâş lanmak. ayağ kalkmak a * ayakları üzerinde durmak. * (hasta) iyi olmak. ayağdüze basmak ı * güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek. ayak tabanı . ı mez * bir taş binip yaya yürümekten kurtulmak. dikilmek. ayağyerden kesilmek ı * ayağyere değ olmak. avuç içi. i baş na ayağalı ı ş (veya alı mak ş mamak) * bir yere sürekli gitmek (veya gitmemek). ayağ(veya ayakları ı ) suya ermek * bir gerçeğanlayarak aklı ı gelmek. ayağüzengide ı * hemen yola çı kmak üzere olan. ayağile (veya kendi ayağile) gelmek ı ı * kendi isteğ gelmek veya emek çekilmeden elde edilmek. ayağ fı a rlamak * hı ayağ kalkmak. telâşkapı a lmak. * saygı göstermek için oturma durumundan ayak üzeri durumuna geçmek. heyecanlanmak.* Elin parmak dipleriyle bilek arası ndaki iç bölümü. * Yapraklarıdüz ve parlak bölümü. iyileş mek.

na ayağ ip takmak ı na * bir kimseyi çekiş tirmek. ayağ (veya ayakları) altı almak ı nı nı na * tek bacağ (veya bacakları) kırı üzerine oturmak. gitmeye üş enmek. yürümesine engel olmak. na ayağ çelme takmak ı na * biri yürürken ayakları na ayak uzatı düş arası p ürmek. fesleğ ister (veya takar) baş ı nda en ı na * yoksulluğ bakmayarak süs ve gösteriş una yapmak ister.ayağ çabuk ı na * bir yere alılandan daha kı sürede gidip gelen. . ş ı ayağ bağ ı nı lamak * engel olmak. soğ su mu dökelim? ı cak na uk * ender gelen bir konuğ yarı a sitem. ayağ düş ı na mek * çok yalvarmak. ayağ getirmek ı na * sı saygı ra. ğ ı ı na * iş yapmakta olan birine engel olmak. * (birinin) iş yükselmesine engel olmak. ı nı nı vıp ayağ (veya ayakları) öpeyim ı nı nı * yalvarım. inde ayağ dolanmak (veya dolaş ı na mak) * baş na yapmayı kası tasarladı kötülük kendi baş gelmek. ayağ denk almak ı nı * baş nıkendisine yapması kaların ihtimali bulunan kötülüklere karşuyanıdavranmak. gözetmeksizin birinin yanı gelmesini sağ na lamak. ayağ üş ı enmemek na * hamarat olmak. ı k * dikkat. rı ayağ alamamak ı nı * ağ veya uyuş dolayıyla ayağ oynatamamak. ilgiyi kesmek. yorulmadan yapmak. rı ma sı ı nı * alılan bir yere gitmekten kendini alamamak. ayağ sı su mu. ayağ gelmek ı na * alçak gönüllülük göstererek birinin yanı gelmek. ayağ gitmek ı na * alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanı varmak. ayağ çekmek ı nı * sısıgittiğbir yere artıuğ k k i k ramaz olmak. ayağ kira istemek ı na * gelmeye nazlanmak. ş ı sa ayağ çağ ı na ı rmak * yanı gelmesini istemek. ayağ donu yok. yarı sevinçle söylenen söz. na * emek çekilmeden elde edilmek. ayak iş lerini bı kmadan.

ayağ kaydı ı nı rmak * bir yolunu bulup birini iş inden veya görevinden uzaklaşrmak. ka lanı . henüz dinlenmeden. ayağ n altı karpuz kabuğ koymak ı nı na u * bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle iş inden uzaklaşrmak. mak * halk inanına göre bir kimsenin gelmesi. ayağ n pabucu olamamak ı nı * değ ondan çok aş ı erce ağolmak. ş ı ndan kaların * ölmek üzere olmak. ayağ nı ayağ yorganı göre uzatmak ı nı na * giderini gelirine uydurmak. rdan * bir yerden uzaklaş üzere bulunmak. tı ayağ kesmek ı nı * bir yere gitmez olmak. ayağ vurmak ı nı * ayakkabı ı yara etmek. sı boş * serbest davranması engelleyen iliş nı kilere son vermek. ayağ n (veya ayaklar) altı ı nı nda * (yüksek bir yerden) geniş alanı bir görür durumda. tı ayağ n bağ çözmek ı nı ı nı * karını amak. ardı baş nı da gelmesine yol açmak. ersiz ayağ n tozu ile ı nı * yoldan gelir gelmez. * değ bir kimseyi üstün bir yere geçirmek. ayağ tek almak ı nı * bir iş iyi düş te ünüp dikkatli davranmak. ayağ n pabucunu baş giymek ı nı ı na * dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. ayağ n (veya ayakların) altı öpeyim ı nı nı nı * "pek çok yalvarım" anlamı kullanı rı nda lı r. uğ ramamak.ayağ denk basmak ı nı * dikkatli ve uyanıdavranmak. * baş nı yere artıuğ kası bir k ramaz duruma getirmek. ayağ sürümek ı nı * verilen bir işağ i ı almak. ayağ n türabı ı nı olmak * bir kimse baş bir kimseye kul gibi bağ p onun her emrini yerine getirmek. ayağ n altı almak ı nı na * tekme ile dövmek. uğ radı ı ursuzluk getirir. ayağ n tozunu silmeden ı nı * henüz yoldan gelmiş ken. ayağ n bastı yerde ot bitmez ı nı ğ ı * uğ ğyere bereketsizlik. k ayağ giymek ı nı * ayakkabını sı giymek.

* (buzdolabı ölçülerinde) İ ngiliz ölçüsü fut'un kübü alı narak hesaplanan değ er. ı raktı n ı . sa * Yarı arş veya 30. * girmek. ünde sa m mları baş nı ayak diremek * bir düş ünceyi. * Halk edebiyatı uyak. nda an ı n ayak çekmek * kandı rmaya çalı ş mak. sı radan. ı nı ayak bağ ı * Bir yere veya bir iş gidilmesine engel olan ş e ey. destek veya bunlardan her biri. bağ e) lanmak. * Herhangi bir zemin üzerinde ayağ bı ğiz. * ilk kez gitmek. * Vücudun belden aş ı ağbölümü. i * Aş ı ağdüzeyde. * (bir yere veya mesleğ girmek. ayak atmak * girmek. fut. rmağ ş an n * Göl ayağ ı . lan ayak iş i ayak izi * Birtakı getir götür iş m leri. ş ı aş ayak divanı * Olağ anüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padiş n katı yla bir konuyu görüş ve karara ahı lması mek bağ lamak için yapı toplantı lan . ayak ayak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne almak. ayakta toplanan meclis. * Birtakı ş m eylerin yerden yüksekçe durması sağ nı layan dayak.4 cm değ erinde İ ngiliz uzunluk ölçüsü birimi. ulaş mak. * Bir doğ runun baş bir doğ ka ruyu veya bir düzlemi kestiğnokta.ayak * Bacakları bilekten aş ı bulunan ve yere basan bölümü. ayak değtirmek iş * talim yürüyüş kı bir adı atmak yolu ile adı nı kalarınkine uydurmak. bir davranı sonuna kadar sürdürmek. * Ayakta yapı sohbet. gelmek. nda * Halk edebiyatı koş nda uklarda kı yedekli dizelere verilen ad. * Büyük bir ı a karı ikinci derecedeki akarsularıher biri. ayak basmak * bir yere varmak.5 cm uzunluğ m ı n undaki ölçü birimi. kadem. n ağ da * Bacak. ayak basmamak * bir yere hiç uğ ramamak. uğ ramak. ayak atmamak * bir yere hiç gitmemek. bayağ ı . ayak bileğ i * Baldı r kemikleriyle tarak kemikleri arası bulunan ve yedi kemikten oluş ayağ arka bölümü. ün ı rlı * Basamak. * 30. kendi tutumundan ş mamak. uğ ramamak. * Yürüyüş ağ k veya çabukluk derecesi. avutmak.

ayak teri. * Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret. ayak kirası * Bir haber veya eş getirene emeğ karşk verilen para. ya ine ı lı ayak makinesi * Ayak yardı ile iş mı letilen makine. ayak topu * Futbol. an ğ ı zlın ı * Ayakta tedavi. ayak tedavisi * Ayakta oluş bir hastalın veya rahatsı ğ tedavisi. yeri. ayak satısı cı * Gezgin satı. u ayak uydurmak * yürüyüş adı atını kalarınkine uydurmak. gözden çı lmak. ı ayak ucu * Yatanıveya yatı bir yerin ayak uzatı yönü. tarak.ayak keseri * Ayakta durarak ağ yontmaya elverişuzun saplı aç li keser. rdan * gönderilen yere isteğile gitmemek. kandı için dalavere çevirmek. te m ş baş nı ı * kendi gidiş davranını kasınkine benzetmek. ayak teri * Ayak parmakları ndan çı pis kokulu salgı arası kan . ayak tutmak * mani yarı ş maları karş ndakine uyması nda ı sı gereken uyağvermek. cı ayak sürümek * verilen bir işağ i ı almak. ayak kirası . u ayakaltı almak na * hakir görülmek. n lan lan * Ayak parmak uçların oluş nı turduğ dar dayanak yüzeyi. i ayak takı mı * Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayıyla toplum içinde aş ı sı ağdurumda olan kiş iler. ve ş baş nı ı ayak vermek * âş atı ı ş k maları dinleyicilerden biri uyak belirtmek. n ayak yapmak * birini aldatmak. rmak ayakaltı * Gelip geçenlerin çok olduğ yer. ayak tarağ ı * Bkz. nda ayak yalı n * Yalı ayak. ayak oyunu * Hile. karı .

ayakkabı vurmak * (ayakkabı ) ayağzedelemek. cın i. satı ayakkabılı cı k * Ayakkabınıiş pabuççuluk. ayaklama * Ayaklamak iş i. * Birçok kimsenin cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmesi. ğ ı * Çocukları cambazları ayakları takıyürüdükleri çifte sık. ayaklanmak * (çocuk için) Yürümeye baş lamak. cı ayakçı n * Dokuma tezgâhları atkı nda ipliklerini hareket ettirmek için ayakla bası tahta ayaklı lan k. kösele gibi ş li eyler). lâstik gibi dayanı maddelerden yapı ayak klı lan giyeceğ pabuç. isyan. toprakbastı nan . * Ayakkabı yapmaya elverişolan (deri. ayakkabı dolabı . ayakkabı nı ları çevirmek * konuk ayakkabı nı ları gidiş yönüne doğ düzgün biçimde sı ru ralamak. korumamak.ayakaltı bı nda rakmak * ezilmesine. i. çerçi. kı ı kaldı yam. merdiven basamağ ı . ayaklanma * Ayaklanmak iş i. pabuççu. yok olması göz yummak. lan * Bir iş süresince tutulan hizmetçi. . ayakçak * Merdiven. ı ı z ayakkabı cı * Ayakkabı yapan veya satan kimse. ayakçı ayakkabı * Özellikle sokakta ayağkorumak için giyilen ve altı ı kösele. ayakbastı * Bir yere dı dan gelen insan ve eş ş arı yadan alı vergi. baş rma. ş larla u ayakkabı lı k * Ayakkabı konulan yer. * bazı davranı konuğ gitmeye zorlamak. ayaklamak * Ayakla ölçmek. ayağrahatsıetmek. ayaklandı rma * Ayaklandı iş rmak i. * Gezici satı. n na p rı * Ayak iş lerinde kullanı kimse. n. * Dokuma tezgâhı ayaklı. ayaklandı rmak * Ayaklanmak iş yaptı ini rmak. * Ayakkabı lan yer. na ayakaltı dolaş nda mak * bir iş yaramadı hâlde herkesin iş engel olacak biçimde ortalı dolaş e ğ ı ine kta mak.

yaramaz. ı n ğ ı * Ayak basacak yer. ı nı ayakları yerden kesmek nı * bir taş binerek yürümekten kurtulmak. * Ayağolmayan. isyan etmek. p ayaklar altı almak na * önem verilmesi gereken ş eyleri hiçe saymak. ayakları değ yere memek * çok sevinmek. çiğ nemek. ayaklı kütüphane * Pek çok konuda bilgisi olan. istemeye istemeye gitmek. ayakta . ayakları geri gitmek geri * bir yere gönülsüz. ı * Bir destekle yere dayanan. ı ta ayakların (veya ayağ n) ucuna basmak nı ı nı * çok yavaşsessiz. * Ayağ kalkıgitmeye davranmak. ayaklı k * Ayakla iş letilen makinelerde ayağ bastı yer. çok ş okumuş öğ ey ve renmiş olan. cin gibi çocuk. değ kimseler ise en geride bı lmak. sorulan her soruya cevap verebilen kimse. * Uyanmak. ayaklı * Ayağolan. baş ı kaldı rmak. uyanıkalkmak. gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek. ı ayaksı z ayaksı zlar * Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sıfın en ilkel yapıtürlerini içine alan bir takı nı nı lı m. . * Ayakçak. ayaklı ma koş * Halk ş iirinde müstezat tarzı söylenen deyiş nda . baş * değ kimseler baş geçip. ayaklı canavar * Çok hareketli. ayakları (veya ayağ kara su (veya sular) inmek na ı na) * uzun süre ayakta kalmak veya yürümekten çok yorulmak. pedal. ayakları nısürümek * güçlükle yürümek.* (hasta için) Yürüyebilir duruma gelmek. ayaklar baş lar ayak olmak . ayağ sürümek. * Ayakla iş letilen. ayaklı mani * Cinaslı ayaklarla söylenen bir mani türü. a p * (birçok kimse) Cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmek. * Taban. ersiz a erli rakı ayakları dolaş mak * yürürken ayakları birbirine takı lmak.

kademhane. açı k. ayakta kalmak * oturacak yer bulamamak. * bozulması yılması çökmesine engel olmak. bilinir olmak. kenef. na. abdesthane. rtı ayar . apaçı açıseçik. * Hazıyemek. . * yılmamak. kı sürede. memiş nsanı kları nı alttı ı hane. a ş * Telâş. . çökmemek. kı * değ yitirmemek. . ayaktaş ayakucu ayaküstü * Arkadaşyoldaşhempa.* Ayağ kalkmıdurumda. r ayaküzeri * Ayaküstü. ayakta tutmak * o ş sürekliliğ sağ eyin ini lamak. eş ayan âyan * Belli. ayakta durarak. önemini korumak. leri * Senato üyeleri. kı na. k. * Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiğdoğ i rultudaki alt yön. festfut. * İ gelenler. aş n ayaktan * (kesim hayvanları canlı için) olarak. erini ayakta tedavi * hastanı yatağ yatılması n a rı gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapı tedavi. * Oturmadan. ayakyolu ayal * Karı . ayandon * 18 Ocak'ta baş layan bir fı na. heyecanlı lı . tuvalet. ayakta uyumak * aş dalgı ş kı veya yorgun olmak. * İ n besin artı yla idrarı boş ğyer. * bir kuruluş yaş un aması sağ nı lamak. sa * Acele olarak. helâ. lan ayakta tutmak * oturtmak gerekirken oturtmamak. ı rı n. k ayan olmak * belli olmak. ayan beyan * Besbelli.

. ru ran. * Altı gümüş madenlerden yapı şeylerin saflıderecesi.* Bir aygın gereken işyapabilmesi durumu. ayarlı pense * Vida. ayarlanma * Ayarlanmak iş i. düzensizlik. ş sağ ması lanmı düzeltilmiş ş . * Davranı ölçüsüz. ı . bozuk. n ğ ı ayarı bozuk * Belli bir ayarı olmayan. doğ yoldan saptı ayartan. ayartılı cı k * Ayartını yaptı iş cın ğ . düzenli. ayarlatmak * Ayar ettirmek. ı klı z ı ayarsı z * Ayarı lmamı ayarı yapı ş . ler ayarcı * Esnafıkullandı ölçü aletlerini denetleyen görevli. z * Ölçüsüzlük. ayarlama * Ayarlamak iş i. ayarlatma * Ayarlatmak iş i. * Ahlâk. ayarlanmak * Ayar edilmek. cı ve musluk aksamı sışrmak amacı kullanı ağ açı ğayarlanabilen özel alet. ş ları * (altıve gümüş n için) Belli bir ayarı olmayan. ayarsı k zlı * Ayarsıolma durumu. n. doğ ru. ş ta * Değ derecesi. * Baş çı tan karan. tı i * Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. ayarlı * (saat ve makine için) Ayarlanmı doğ çalı ş ru . ayartı ayartı cı * Baş çı tan karma. * Bir aygıbelli bir iş tı yapabilecek duruma getirmek. * (altıve gümüş n için) Belirli bir ayarı olan. düzenli iş duruma getirmek. karakter veya aklı yerinde olmayan. vata nıkı tı yla lan. nda * Kandı rmak. ayarlamak * Bir ölçünün doğ unu belli bir örneğ göre düzeltmek. gibi lmış k * Bir iş veya bir davranı gereken ölçü. birbirine uygun duruma getirilmek. * İleri birbiriyle çatı ş ş mayacak veya zamanı bitirecek biçimde düzenlemek. doğ ruluğ e rulamak. er ayar etmek * (bir aygın) çalı nı tı ş ması düzeltmek. düzensiz.

çalı ğyerden ayıp baş nı yanı çalı ş ı tı rı kasın nda ş maya kandı rmak. rmak ayazlandı rmak * Ayazlanması sağ nı lamak. * (hava ve gece için) Soğ uk. * Ayazda kalı üş p ümek. ayaz kesmek * uzun süre soğ kalıüş ukta p ümek. eline bir ş geçmemek. ukta * boş beklemek. rı ayazlandılmak rı * Ayazlanması lanmak. doğ yoldan saptı ru rmak.ayartı lma * Ayartı iş lmak i. sakin havada çı kuru soğ kan uk. yere ey ayazlama * Ayazlamak iş i. eline bir ş geçmemek. ş ı uk ayazda kalmak * soğ kalmak. ayartı lmak * Ayartmak iş konu olmak. * Kandı rmak. * Boş beklemek. * Birini. sağ ayazlandılmırakı rı ş * Halk inanına göre sı tedavisinde kullanı üzere rakın açı balkonda veya dı da bekletilmiş ş ı tma lmak nı larak ş arı hâli. * Duru. ayazlandı rma * Ayazlandı durumu. ayaza çekmek * kın kuru soğ artmak. ayaz paşkol geziyor a * dı da çok soğ var. yere ey ayazlandılma rı * Ayazlandılmak durumu. ayazlamak * (hava) Ayaza çevirmek. ayazlanmak ayaz . ayazlanma * Ayazlanmak iş i. ine ayartma * Ayartmak iş i. ayartmak * Baş çı tan karmak. ş arı uk ayaz vurmak * (sebze ve meyveler için) donmak.

ndan aybeay * Aydan aya. tenevvür etmek. lmıay ldı süs. ı * Kültürlü. n ğ ı * Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapı ş yı zlı alem. ayçöreğ i * İ tarçı ceviz konularak ay biçiminde yapı ş çine n. okumuşgörgülü. ay dönümü. çı lan ayçiçeğyağ i ı * Ay çiçeğ inden çı lan yağ karı . i. i . ay ay olarak. ünceli (kimse). gündöndü (Helianthus annuus). tenevvür. * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinme. ayazlatmak * Soğ bekletmek. yurdumuzda çok yetiş i tirilen bir bitki. saydam. aydı nger * Parlak yüzeyli. * Yüzü yay biçiminde bir çeş keser. ıkl ı nlı ı k ş .* Ayazda bı lı soğ rakı p umak. * Ayı ilk günü. lan k . ayça * Ayı ilk günlerinde aldı yay biçimi. ileri düş . sarı renkli çiçeğçok iri olan. i * Bir yüzeyin. gün çiçeğ günebakan. karş na konulan eş ık kaynakların sayı ile orantıolarak aydı k görünmesi. tahtaboşbalkon. ayçiçeğ i * Birleş ikgillerden. ı sı it ş ı nı sı lı nlı aydı nlanmak * Aydı k olmak. ukta * Ayazda soğ utmak. münevver. hilâl. lmıçörek. n * Ayı ilk günü. aydemir aydı n * Iş alan. aydı k. ayazlatma * Ayazlatmak iş i. ayazlı k ayazma aybaş ı * Evlerde serinlemek için kullanı önü açıyer. * Rumlarıkutsal saydı kaynak veya pı n kları nar. it aydı nlanma * Aydı nlanmak iş i. mimarlı çizim için kullanı özel bir kâğ kta lan ı t. * Kolayca anlaş ı kadar açı(söz veya yazı vazı lacak k ). h. âdet görmek. n aybaşolmak ı * (kadın) ayda bir döl yatağ nı ı kan gelmek. * Bu bitkinin yağ karı tohumu. taraça. ayda yı bir lda * çok seyrek olarak. nlı * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinmek.

* Kendinden geçercesine âş vurgun. saf. ı k. aygı r gibi aygı t * Birçok parçadan yapı ş cihaz. aygı n * Bitkin. çok yorgun. * Bir yapın ortası gelen oda ve öbür bölümlerin ık alması damıortası zemine kadar açı nı na ş ı için. güçlü (kimse). zlı aygı r deposu * Aygı n bakı ğbüyük ahı rları ldı ı r. ğ ı * Bir sorun üzerine bilgi vermek. bitkin. t. aydı lmak nlatı * Aydı nlatmak iş konu olmak. aydı lma nlatı * Aydı lmak iş nlatı i. * Vücutta belirli bir görevin sağ lanması yarayan organlarıhepsi. ş ı rı iş aydı nlatmak * Karanlı giderip görünür duruma getirmek. aydı k nlı * Bir yeri aydı nlatan güç. temiz. aygı r * Damı k erkek at. * Duyguda ölçüyü kaçı ş rmı . ı k * Kolay anlaş ı derecede açıolan. in ay-gün yı lı * Hem ay evreleri değ imi hem de güneş gökyüzündeki görünen hareketi göz önüne alı iş in narak düzenlenmiş olan takvim yı lı . ş ı * Iş alan. vazı lacak k h. . cihaz. * Sahnelerin ıklandılması i. ık. ay-gün takvimi * Güneş görünen hareketlerine göre düzenlenen takvim. aygıbaygı n n * Güçsüz. nlı * Bir sorunla ilgili gerekli bilgileri veren. * iri yarı cüsseli. n ndan lan boş luk. ayet * Kur'an surelerini oluş turan cümlelerden her biri. * Kötülükten uzak.aydı cı nlatı * Aydı k verici. lmıalet. na n * Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluş turulan ve bazı deneylerin yapı na yarayan takı belli lması m. ine aydı nlatma * Aydı nlatmak iş i. aydı kölçer nlı * Aydı kları nlı ölçmeye yarayan aygılüksmetre.

ş sı ayı gördüm. tabanları basarak yürüyen. ayı ğ balı ı * Fok. ayı ı bacağ * Çift yan yelkenlerden birini sağ birini soldan kullanma biçimi. ayı klama * Ayı klamak iş i. iri gövdeli hayvan (Ursus arctos). * Memeli et oburlardan. ayı klamak ayılı cı k ayı giller ayı k . beş mı parmaklı . ları * Sarhoş u veya baygı ğgeçmiş luğ nlı ı olan. ayı yürüyüş ü * Gergin kol ve bacaklarla dört ayak yürüme. i. tüylü bir bitki (Arbutus uva ursi). dan. kaba ve hoyrat (kimse). iş * Sert. * Ayını iş mesleğ cın i. yı za itibarı (veya minnetim) yok ldı m * bir ş en iyisine alı ktan sonra ondan aş ı eyin ş tı ağolanlar beni doyuramaz. ler ayı yavrusu ile oynuyor * iri ve yetiş birinin ufak tefek birine. küçük taneli yemiş veren. kaba ve anlayı z (kimse). lı p ayı gülü * İ çenekliler sıfın düğ çiçeğ ki nı nı ün igiller familyası bir ş k türü (Peconia corollina). * kaba. * Sarhoş u geçmiş biçimde. ayını bı yüzüne vurmak * birinin kusurunu yüzüne söylemek. ş sı * Ayı oynatmayı edinen kimse. ayı pirincin taş ! kla ı nı * bir iş pek karık ve içinden çılmaz durumda olduğ anlatmak için kullanı in ş ı kı unu lı r. yurdumuzda boz türü na bulunan. * Kaba saba. luğ bir * Anlayı. ayı görmeden bayram etme * bir iş gerçekleş meden ona oldu gözüyle bakı sevinilmemelidir. bir çocuğ el ş yapması gücünü onda denemesi karş nda kin a akası veya ı sı ayı plama yollu söylenir. ayı an boğ ayı cı * İ yarı ri . anlayı z (kimse).ayı * Memelilerin et obur takı ndan. ayı içine alan bir familya. ndan akayı ayı üzümü * Fundagillerden. uyanı ş lı k. ayı gibi * iri yarı .

luk. stek i m. . aklı ı gelmek. ayı klatmak * Ayı klamak iş yaptı ini rmak. kendine gelmek. * Sarhoş baygı k gibi bir durumdan kurtulmak. uyanmak. lması sağ -ayı / -eyim m * İ kipi tekil 1. Osmanlı alfabesinde yirmi birinci harf. ayı ltı ayı ltma ayı ltmak ayıon dördü n * Dolunay. ayı bayı lı p lmak * birini kendinden geçercesine sevmek. gereksiz veya istenmeyen taneleri veya maddeleri ayıp çı eyin e rı karmak. inin ayı lı k * Kabalı kaba davranı k. nlı * Aklı ı gelip gerçeğgörmek. . ayı n * Arap alfabesinde on sekizinci. * Ayı nı lamak. ayı lma ayı lmak * Ayı iş lmak i. ayı k klı * Ayıolma durumu. kendine gelmek. baş na i * İ içmiş kimsenin duyduğ baş rı ve sersemlik. işyaramayan. baş na ayı ı kulağ * Çuha çiçeğ bir türü (Primula auricula). ayı etmek lı k * kaba davranmak. oku-y-ayı bekle-y-eyim vb. çki bir u ağsı * Ayı ltmak iş i. ine ayı klatma * Ayı klatmak iş i. ayı klanma * Ayı klanmak iş i. * Bir görevde gereksiz görülenleri iş inden ayı rmak. uyamayanları n yok olmasıı fa. ş .* Bir ş içinden. * Yaş varlı ayan klarda ortamış n artları en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması na . kişeki: yaz-ayı çiz-eyim. mahmurluk. k ayı kmak * Ayı lmak. m. * aş ölçüde sinir bunalı ı rı mları geçirmek. temizlemek. stı ayı klanmak * Ayı klamak iş konu olmak.

ayıetmek (veya yapmak) p * yakıksı davranmak. ş karş sı ayı çatlatmak nları * bu harfin gösterdiğArapçaya özgü sesi gı i rtlakta boğ umlamaya çalı ş mak. ğ ayın kı türküsü var. bı * Ayı. ine ayı plı ayı z psı * Ayı. utanı durum veya davranı na rı lacak ş . ı yalı ğ rma i . rma i ayım rı * Cisimleri. lan * Işı n ögelerine ayı özelliğolan. ayı p * Toplumun ahlâk kuralları aykıolan. ş zca ı ayıyerler p * vücutta örtülü tutulması gereken yerler. ayı plama * Ayı plamak iş takbih. ayı ngacı * Tütün kaçakçı. * Kusur. kusuru olmayan. kı da Ahlat üstüne nı rk rkı * bir kimsenin hep aynıeyi veya hikâyeyi anlatması ında söylenir. n ayı raç ayı ran ayıcı rı * Ayı özelliğveya gücü olan. ama söylemek zorundayı anlamı özür dilemek için ı sı k m" nda kullanı lı r. ayı planma * Ayı planmak iş i. tütün. kusuru olan. takbih etmek. * Utanç veren. i. ayı nga * Kaçak tütün. ayı plamak * Kı namak. miyar. eksiklik. bı ayı r söylemesi ptı * "bunu söylemek size karşsaygızlıolacak. birleş veya ayrıma uğ ime ş ı ratarak niteliklerini belirtmede kullanı madde. * övünmek gibi olmasıama.ayıon dördü gibi n * yüzü çok güzel (kadıveya kı n z). ayı planmak * Ayı plamak iş konu olmak. sı ayı lı ngacı k * Tütün kaçakçı ı lı.

soruları hazı n rlanması notlarıverilmesine kadar bütün değ ndan n erlendirme çalı ş maları na katı görevli. hayı(Vitex agnus-castus). Akdeniz çevresinde yetiş mavi. tı * Nitelik değ ikliğ anlamak. e boyunda bir ağ k. nüans. mümeyyiz. fark gözetmek. ayı rmaç ayı rmak * Bir ş benzerlerinden ayı etmeye yarayan durum veya öge. mayı mayı * Farklı davranmak. . aççı t ayı kaval çalmak ya * anlayı z bir kimseye bir ş anlatmaya çalı ş sı ey ş mak. * (bir ş veya yeri) Bir ş veya kimse için kullanmayı ey ey belirlemek. eyi ran i ayı rtı ayı rtma ayı rtmak ayı rtman * Sı navlarda. ayı vurmadan postunu satmak yı * henüz ele geçmemiş ş üzerinde hesap yapmak. rt ine ayı etmek rt * Birkaç ş birbirinden ayı niteliğanlamak. it ş ta ayım yaratmak rı * farklı çı lı karmak. bir ey * Aynı cinsten olan ş arası eyler ndaki ince fark. iş ini * Seçmek. temyiz etmek. n ayı t * Mine çiçeğ igillerden. tahsis etmek. ikilik ortaya atmak. uzlaş bozmak. tefrik etmek. 1-2 m en. eyi rt * Bölmek. * Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak. ayım yapmak rı * eş davranı bulunmamak. saklamak. fark gözetmek. * Ayı rmak iş yaptı ini rmak. k ayımlama rı * Ayım yapmak iş rı i. mümeyyizlik. farika. * Bir yeri bir engelle bölmek. beyaz veya menekşrenginde çiçekler açan. * İ veya daha çok kimse arası ki ndaki anlaş . * Birbirinden uzaklaşrmak. ayı edilmek rt * Ayı etmek iş konu olmak. * Ayı rtmak iş i. rı ayı rma * Ayı rmak iş i. lan ayı rtmanlı k * Ayı rtmanıgörevi. ayımlamak rı * Ayım yapmak.* Ayı rmak iş i.

mugayeret. aykılaş rı mak * Aykıduruma gelmek. aykı olmak rı * ters olmak. ters. avarelik. * Bütün noktaları düzlemde bulunmayan. boş ş gezen. iş sizlik. ı nda ş ı * İsiz. aylakçı lı k * Temelli iş sahibi olmama durumu. boş oturmak. . rı aykılı rı k * Aykıolma durumu. muhalefet. ru e ı t. yapacak bir iş ta i olmamak. * Çapraz. düz yoldan ayrı lmak. kestirmeden gitmek. ş ey aylak aylak olmak * boş olmak. ters gelmek. ters düş mek. aykılama rı * Aykılamak iş rı i. ı r * Mevlevî ve Bektaştekkelerinde kadıve erkeğ birlikte katı ğ dinî müzikli sohbet töreni. rı ayla * Ayı ve bazı ldı n dolayı n yı zları ndaki ık çevresi. * İsiz. hale. avare. * Gidilen yol üzerinde olmayıgidiş p yönüne ters düş en. aykılaş rı ma * Aykılaş iş rı mak i. * İsizlik. ş ı ı lı * Bazı kutsal kiş ilerin başetrafı gösterilen ık çevresi. aylakçı * Temelli işolmayan iş i çi. mugayir. * Mevlevî tekkelerinde okunan ağ bestelerin biçimi. bir ş yapmayarak. aykı katmanlaş rı ma * Katmanları düzenli bir biçimde olmayan katmanlaş ma. ş aylaklı k * Aylak olma durumu. ibadet.ayin * Dinî tören. ş ş ı a. karş ters. aykı düş rı mek * uygun gelmemek. î n in ldı. avarelik. ay ağ . aynı ayinicem aykı rı aykı doğ rı rular * Aynı düzlemde bulunmayan doğ rular. ı * Alılmı doğ diye bellenmiş uygun olmayan. aykılamak rı * Dikey olarak gelmek. zı t olmak.

aylı geçmek ğ a * çalı ş karş ğolarak her ay belirli bir para alı ması ı ı lı nacak bir iş baş e lamak. aç. bir ay için. maaş. mehtaplı şı ı . aydan beri var olan. * Bir ay içinde olan veya bir ay süren. * Ay olarak. sa ip ğ ı acı dikilen. i * Çevresinde olup bitenlerin farkı varmayan. aylı * Üzerinde ay biçimi bulunan. kötü kokan bir ağ kokar ağ (Ailanthus glandulosa). * Ay ığolan. çalı ş mamak. aylama aylamak * Beklemek. devam etmek. * Aylamak iş i.aylaklıetmek k * boş durmak. aylıvermek k * aylıolarak üstlenilen parayı k ödemek. aklı ı gelmek. kla ş an * Baş geliri olmayıyalnıaldı aylı geçinen kimse. ayı baş na lmak.. aylanmak * Bir yerin çevresinde dolanmak. * . görevi karş ğolarak veya geçimi için her ay ödenen para. * Ayda bir kez yapı veya çı lan kan. ı ı kla lı * Aymak iş i. aylandı z * Sedef otugillerden. k lı * Karş ğaylı ödenen. * Sürmek.. * Gerçeğanlamak. gafil. boş oturmak. * Ayı dolduran bir süre geçirmek. aylı kçı * Aylı çalı kimse. ka p z ğ kla ı * Aylıalan (kimse). maaş ıı lı . k ş ma ıı lında aylıbağ k lamak * emekli olan veya baş sebeplerle çalı ka ş mayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek. Avrupa'ya Çin'den getirilmişkı zamanda yetiş boy attı için bir gölge ağ olarak . aylarca kalmak. na aylı klı ayma aymak aymaz . aylıalmak k * bir aylıçalı karşğ para almak. iş güçsüz dolaş siz mak. aylı k * Birine. * gündelikten veya ücretten kadroya geçmek. aç aylanma * Aylanmak iş i. * Kendine gelmek.

* (deniz için) kı ltız. ine ş tı * Aynacın yaptı iş nı ğ veya aynacı ı olma durumu. * Doğ ramacı ve yapılı çerçeve içine geçirilen tahta veya taş lı k cı kta levha. durum. kı zı mavi renkli bir erik türü. aynası k zlı * Aynasıolma durumu. varlı n görüntüsünü veren. z aynaz * Bataklı k. aynacı * Ayna yapan veya satan kimse. kötü. güzel. gaflet. * Aynası olan. * Hoş gitmeyen. .aymazlı k * Çevresinde olup bitenlerin farkı varamama durumu. cilâlı sı cam. na aynası z * Aynası olmayan. ran ey. yumurtamsı rmımsı . lı u n yazı ç ayna gibi aynacı lı k aynalı aynalıtahtası k * Sandalları kıtarafları oturanısı nı n ç nda n rtı dayaması yarayan tahta. yolunda. ı * Polis. da ğ ı aynalı k * Geminin ve bağ bulunduğ limanıadı lan. düz veya az yuvarlak kıbölüm. anı me lı sı levha. acak ayn ayna * Göz. * dümdüz ve parlak. ı yansı ğ kları ve rlı * Gemilerde iş aretçi erlerin kullandı dürbün. * Hileci. * Parlak yüzlü. a ş z. aymaza yakı na ş durum. * Bir olayı durumu yansı göz önünde canlandı olay. iş hile karı ran. ters. in uç * (atlarda) Diz kapağ ı . * İ bir durumda. yakıklı ş . ayna tı ı rnağ * Aynayı duvara tutturmak için kullanı nikel veya kromla kaplanmımetal parçası lan ş . bir tan. ş . ğ ı * Akı ve anaforun birleş i yerde oluş su burgacı ntı tiğ an . * Küreğ yassı bölümü. durgun. ı aynalı sazan * Üzerinde az sayı büyük pullar bulunan bir tür sazan balı. biçimsiz. * Işı tan. aynabakar * Büyük. yakıksı çirkin. yi * (Karagöz oyununda) Perde. mısı ayna taş ı * Yapı t ve çeş gibi yerlere konan yazıveya yazız süslü taş .

aynı u iş yla. * Baş değ yine o. lik. aynı mı sonuca varmak. * Taş r veya taş ı nı ı nmaz üzerinde doğ rudan doğ egemenlik yetkisi veren ve herkese karşileri sürülebilen ruya ı * Aynı olma durumu. r * Hiçbir değiklik olmadan. aynı potada erimek * benzer konuları sorunları ve birlikte düş ünmek veya değ erlendirmek. çiçekleri sarı renkli bir kıbitkisi (Calendula arvensis). araları ayrı olmayan. aynî aynî hak haklar. pkı. * Birleş ikgillerden. ayol ayraç * Daha çok kadı n kullandı bir seslenme sözü. ı nması kolay eş ya. ş düş aynı ya çı kapı kmak * sonuç bakı ndan fark etmemek. kası il. aynş tayniyum * Bkz. ş aynı yolun yolcusu * kötü sonları birbirine eş olan. il. aynı lı k aynı sefa aynı yla aynî * Gözle ilgili. einsteiniyum. lik. değ tirmeden. * Değ meyen. nı * Olduğ gibi. bununla birlikte. . * Ayı edilemeyecek kadar benzeri özdeş tı sı rt i. aynı ünceyi ileri sürmek.aynaz aynen aynı * Köy oyunları yöneten kimse. iş nda m aynı zı ağ kullanmak * aynıeyi söylemek. aynı zamanda * Hem de. aynı telden çalmak * aynıeyi söylemek. nları ğ ı * Yay ayraç. * Aynı özdeş lı k. ayniyat ayniyet * Para olarak değ madde olarak verilen. özdeş ayniyet. olduğ gibi. iş u * Kullanı lmaya veya harcamaya elveriş taş li.

* (her biri) Ayrı olarak. ayrancı lı k * Ayran yapısatma iş p i. z. urt kta ı ndı * Yoğ urdu sulandı rarak yapı içecek. atla (veya tahtı yok revanla) gider sı çmaya * yoksulluğ bakmadan gösteriş una yapmaya kalkanları gülünçlüğ anlatmak için kullanı n ünü lı r. sersem. ı na ayrı ayrı * Birbirinden ayrı olan. lan ayran ağ ı zlı * Aptal. iş * Her biri için. kı tı ayran * Süt veya yoğ yayı çalkalanarak yağalı ktan sonra kalan sulu bölüm. ası l konu ile ilgisi az olan bir bölüm sışrmak. safdil. coş mak. ş nı bir ür mı ayrı çekmek baş * topluluktan ayrı kendi baş iş lı p ı yapmak. ayranı budur. budala. ayrı m bası * Genellikle bir dergide yayı mlanmıbilimsel bir yazın ayrı broş olarak bası . na ayrı cinsten * Farklı da olan. * Baş baş türlü. sersem. ayrı * Yerleri bir olmayan. heterojen. ayran budalası * Aptal. ayran gönüllü * Çabuk âş olan. ayran delisi * Bön. ı rı ayranı içmeye.ayraç açmak * söz veya yazı içine. değik. ayranlaş ma * Ayranlaş özelliğveya durumu. ka * Yalnı tek baş olan. yapı ayrı çanak yapraklı lar . yarı sudur m sı * yapı bir iş yarı yamalak olduğ bildirilmek için kullanı lan in m u lı r. ka. ı k ayrancı * Ayran yapan veya satan kimse. mak i ayranlaş mak * Ayran durumuna gelmek. * aş bir cinsel arzu duymak. ayranı kabarmak * öfkelenmek.

istisnaî. k * Düzgün ve uygun olmayan. ayrıotu k * Buğ daygillerden. * Ayrı tutulan. na calı * Kur'a dı. ayrı z cası * Ayrı tutulmadan. ayrı ç ayrı k * Yol kavş ı yolun ayrı ğyer. imtiyazsı z. baş kaları benzemeyen. ayrı tutulma. ş ı * Ayrı olma durumu. kaları ve ayrı klı calı * Ayrı ğolan. kökü hekimlikte idrar söktürücu olarak kullanı yabanî bir bitki (Agropyrum repens). ayrı gayrı bilmemek (veya ayrı gayrı olmamak) sı sı * birbirinden hiçbir ş esirgemeyecek durumda olmak. ey nda ayrı yapraklı taç lar * Taç yaprakları birbirine bitiş olmayıyan yana yer almıbulunan bitkiler. kaları ve ayrı k tanı calı nmak (veya göstermek) * baş ndan ayrı üstün tutmak. * Baş na benzemeyen.* Çanak yaprakları birbirine bitiş olmayan bitkiler. imtiyaz. ayrı k tanı calı ı calı nmayan. müstesna. ayrı klı tutma. ş ı * Ayrıotu. ayrı ksı calı z * Ayrı ğolmayan. . ey ayrı yapmak seçi * birkaç ş arası fark gözetmek. ayrıküme k * Ortak elemanları olmayan küme. * Ayrı önem verilerek. ayrı ca * Ayrı olarak. ağ iki . . lan ayrı klı ayrı k klı * Ayrı tutulmuşbenzerlerine uymayan. müstesna. ayrı k tanı imtiyazlı calı ı calı nan. * uyuş mamak. istisnası z. ayrı . ayrı calı ayrı k calı * Baş ndan ayrı üstün tutulma durumu. . bir * Bundan baş ka. ik p ş ayrı tutmak * farklı davranmak. kural dı olan. miş ayrı mek düş * birbirinden uzakta kalmak. istisna. ldı ı * Ayrı ş lmı . müstesna. çarpı k. ayrı kaları tutulan.

hiperbol) üzerinde hareket eden bir cismi. * Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı n cinsin kaplamı giren kavramlar arası yakı na ndaki bağ . görüş veya duygu arası ndaki uymazlı mubayenet. eksantrik. nda bir ayrı lı ayrı lı k * Ayrı ş lmıolan. ve ini ayrı lmak ayrı lmazlı k * Özelliklerin. daire. ya ve ya da ile gösterilen iliş iş ki. ayrı yı ksı l * Yerin kendi yörüngesindeki günberi noktası art arda iki geçişarası ndan i ndaki süre farkı . * Düş ünce. * Ayrı iş lmak i veya biçimi. * Ayrı olma durumu. teferrüt etmek.. k. kalılı k ı tı . parabol. munfası l.. odağ veya merkeze birleş a tiren doğ runun büyük eksen ile yaptı açı ğ . ş ı töre ş lara rı ayrı ay ksı * Ayı yörüngesindeki en beri noktası art arda iki geçiş n ndan i arası ndaki süre farkı . ı yan lantı. ayrı mak laş * Benzerleri arası ayrı yeri ve önemi olmak. laş i. ayrı duran. kendilerini taş nesnelerle. * Bir biçmeden geçen beyaz ığ türlü renklerde görünmesi. bir ş eyden uzaklaş mak. istisnası bilâistisna. ilineklerin tözle bağ sı cı karş . ı * Önermelerin birbirine bağ lanması leminde ya .* Bir konik (elips. ayrı lma * Ayrı iş lmak i. şı ın * Ayı rmak iş konu olmak. ğ ı k zı z. ayrı lı ksı k * Ayrı olma durumu. ayrıma lı ş * Ayrımak iş lı ş i veya durumu. bir kimseden. * (karı koca için) Evlilik birliğ bozmak. ksı ayrı z ksı * Hiçbir ayrı olmadan veya hiçbirini ayrıtutmaksın. * Evlilik birliğ yargıkararı geçici bir süre için kaldılması inin ç ile rı . lantı ayrı ksı * Alılagelmiş ve davranı aykıolan. ayrı lanma * Ayrı lanmak durumu. ine * Bir yerden. * Birinden uzak düş me. ayrı lı ş ayrımak lı ş * Birbirinden ayrı lmak. ayrı ma laş * Ayrı mak iş teferrüt. ayrı lanmak * Ayrı duruma gelmek.

tafsilâtlı . teferruat. laş * Bir iç kayanıkatı ması n laş sürecinde yer ve zamana göre ayrı n ortaya çı mları kması . ayrı lı mlı k * Ayrı olma durumu. ayrık ş ı * Ayrı ş ş olan. fark. ran * Ayrı noktası lma . detaylı . farklı mak. olayı tamamlanmıbir parçası veren film bölüğ n ş nı ü. ayrı mlama * Senaryonun hazı rlanması geliş nda tirim ile çevrim senaryosu arası yer alan. malarıson biçimini aldı aş n ğ ama. * Bir tiyatro eserinde ana düş ünceye yardı olan kelime. senaryonun sahne ve nda ayrı nıbelirlendiğ başca karakterlerin ayrı ları çizildiğ konuş mların i. . * Cinsleri ve türleri birbirinden ayı ana karakter. baş k.ayrı m * Ayı rmak iş tefrik. ayrı lara inmek ntı * bir konuyu en küçük noktası kadar inceleyip araşrmak. fark etmek. ayrı msama * Ayrı msamak iş i veya durumu. mlı laş ayrı mlı * Ayrı olan. * Bir veya daha çok sahne içinde geliş tirilip. ayrı msamak * Bir ş anlamak. eyleri birbirinden ayı ran özellik. fark. farklı ma. ayrı zlı msı k * Ayrı z olma durumu. lı ntı yla i. ş ı ayrım ş ı * Ayrı ş iş mak i. laş ayrı mak mlaş * Ayrı duruma gelmek. i. cümle veya eş mcı ya. it it. * Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri. teferruatlı . eyi eyi ayrı z msı * Ayrı olmayan. na tı ayrı lı ntı * Ayrı sı ntı olan. aynı mlı . değik. farklı mlı lı k. farksı k. araları ayrı bulunan. tafsilât. farklı ma. ayrıklı ş k ı * Ayrık olma durumu. laş * Hücrelerin veya canlı organizmaları iş n levlerine veya yaş ş ayıtürlerine iliş yapı nitelik kazanması kin sal . farksı z. mı * Ayrı türden. farklı mı nda m iş . mlaş i. kalı * Alt bölüm. çeş çeş muhtelif. mufassal. * Bir kimse veya nesnenin bir baş yla karı rı kası ş lmaması sağ tı nı layan ayrı benzer ş lı k. ı ayrı ma mlaş * Ayrı mak iş farklı ma. msı zlı ayrı ntı * Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri. bir ş görmek. detay.

* Moleküllerin. . orta yükseklikte bir ağ (Cydonia vulgaris). türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalıatom veya moleküllere bölünmek. sarı tüyler. * Gülgillerden. mak. ş ması sağ ayrı t aysar * Ayı etkisiyle huyunun değ tiğsanı (kimse). aysfild aysı z * Buzla. ayrı rmak ş tı * Bütünün bozulması sebep olmak. i ayva hoş afı * Ayvadan yapı hoş lan af. aç * Bu ağ n büyük. ki ayş n ekadı * Kı ksı lezzetli bir tür taze fasulye. iş z aysberg * Buz dağ ı . çiçekleri iri ve pembe. tartı ş münakaş etmek. mayhoşdokusu sertçe. lçı z. n iş i lan * Değ ken huylu. birliğbozmak. şı ı * İ düzlemin ara kesiti. lan ayva reçeli * Ayva ve ş ekerden yapı kokulu reçel. lan ayva marmelâdı * Ayva ve ş ekerden yapı ezme. tüylü. sarı acı renkte. ufak çekirdekli meyvesi. kararsı(kimse). . lan ayva tüyü * Vücuttaki ince. i * Moleküller.ayrı ş ma * Ayrı ş iş mak i. yaprakların altı nı tüylü. a * Halk ş airleri belli bir ayak çerçevesinde karşklı ş ı atı lı mak. n ayrı ş mak ayrı rma ş tı * Ayrı rmak iş ş tı i. n * Birbirinden ayrı lmak. türlü etkenlerle geçici olarak daha yalı atom ve moleküllere bölünmesi. aytı ş ma * Aytı ş iş mak i. tahallül. na * Ayrı nı lamak. ayva ayva göbekli * göbeğçukur olan (kimse). aytı ş mak * Atı ş mak. * Ay ığolmayan (gökyüzü. bankiz. gece). ayva kompostosu * Ayvadan yapı komposto.

ayyaşk lı ayyuk * Ayyaş olma durumu.ayvadana ayvalı k ayvan * Yüksekliğ15-70 cm . yayı lmak. * Dolandıcı rılı k. az az az buçuk az bulmak * yeterli görmemek. kün. Az az * Azot'un kı lması gaz N kı saltı . * Bir tarafı ş ya açıolan oda. ün * Göğ kuzey yarı küresinde bulunan bir takı yı zı en parlak yı zı ün m m ldın ldı. yavaş yavaş . Bu saltması de gösterilir. soluk sarı i k çiçekli. tı * Koca. içken. ş ş ı ı tı * Nicelik. çok karş . biraz. mı * Uzun süreli. n * Dolandıcı rı. az buz olmamak . umulandan veya gerekenden eksik. sundurma. erkek. az saymak. * Küçük ölçülerle. süre bakı ndan eksiklik bildirir. ayyuka çı kmak * (ses için) yükselmek. işbozulmak. ayvaz kasap hep bir hesap * ha öyle ha böyle. güç. ile * Alılmıolandan. ayvazlı k ayyar ayyarlı k ayyaş *İ çkiye düş içkici. nitelik. i ayvaz * Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalı rı uş ş lan ak. açların u * Teras. azı msamak. * Göğ en yüksek yeri. * (dedikodu için) herkesçe duyulmak. * Bir parça. hilekâr. eş . dı arı k ayvayı yemek * kötü duruma düş mek. sıtüylü. * Ayvazı görevi. ikisi de bir. bekri. çok yık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis). llı * Ayva ağ nı çok bulunduğ yer.

i. ı boş * Baş . gerçekleş mesi. bulunmak. rslı çı aza * Organlar. doğ kaynakları gereğ itim ük ş . tenakus. az tamah çok ziyan getirir * hı ve pinti insan her zaman zararlı kar. azalma azalmak * Azalmak iş eksilme. * azı msamak. * Az denecek bir miktara inmek veya eskisinden az bir duruma gelmek. aza çoğ bakmamak a * olanla yetinmek. ma al nı ince değ erlendiremeyen (ülke). oldukça. serbestlik. * Vücut parçası . az görmek * umduğ undan eksik bulmak. * Azaltmak iş i. n. n klı tüğ nı azade * Baş . az günün adamı olmamak * çok yaş ş görmüş amıçok . az çok * Bir parça. . aza sormuş "nereye?" "çoğ yanı demiş lar: un na" * küçük kazançları bile hep varlı kimselere düş ü inancı belirtir. erkin. az kaldı (veya az kalsı n) * bir iş olması in . az gelmek * yetmemek.* (bir ş azı ey) msanacak kadar olmak. ı az geliş miş * geliş gecikmiş mesi olan. serbest olarak gürültüden azade yaş ı boş amak. * eğ düzeyi düş kalmı üretimi daha çok ilkel tarı dayanan. * Üye. azaltma . azade azade * bir ş eyden kurtulmuşuzak. az daha az değ il! * az kalsı neredeyse. erkin. daha çok istemek. * Etkisini yitirmek. serbest. organ. azadelik * Azade olma durumu. * birinin herhangi bir karakter bakı ndan göründüğ gibi olmadını mı ü ğ anlatmak için söylenir. vücut parçaları . bitmesi çok yakı olmadını nken ğ anlatı ı r. hafiflemek.

* Görkemli. maksimum. * çok büyük sıntı uğ kı ya ramak. çalı satmak. * Gurur. tekebbür. * Organik veya ruhî büyük sıntı kı . böbürlenmek. * Debdebeli. azar iş itmek * azarlanmak. * (Anadolu'nun birçok bölgesinde) Çiftlik uş ı ağ . kötü sözle karş mak. * Ululuk. m. azarlanma * Azarlanmak işpaylanma. * Debdebe. heybet. * Anadolu beyliklerinde donanmadaki görevlerde kullanı asker. yavaş yavaş az. m azametli * Ulu. en çok. kurumlu. hafifletmek. ine ı laş . azap * (Müslümanlı Dünyada günah iş kta) lemiş olanlara ahrette verilecek ceza. paylanmak. * Gururlu. üzmek. i. azap vermek * acı çektirmek. lan azamî azap azap çekmek * ahrette ceza görmek. ezinç. * Süreyi uzatarak. * Çalı . kı rmak.azaltmak * Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek. azarlamak * Paylamak. tekdir etmek. azar azar azar * Paylama. en yüksek. çok büyük. büyüklük. heybetli. mlı * En büyük. * Görkem. az * Küçük ölçülerle. * Çalı kurum. . azarlama * Azarlamak işpaylama. azamet azamet satmak * büyüklük taslamak. azarlanmak * Azarlamak iş konu olmak. * Etkisini yitirmesine sebep olmak. i.

azatsı z azca azdılma rı * Azdılmak iş rı i. na * Azgıduruma getirmek. Azerî halkı ilgili (olan). * (köle ve cariyeler için) özgürlüğ geri vermek. * Okullarda paydos. köle). serbestlik. salı vermek. * Azerî halkı özgü olan. * Azat edilemez. yoldan çı ş ş kanlı karmak. Azerbaycanlı * Azerbaycan halkı olan kimse. rakı ş azat etmek * serbest bı rakmak. azarlatmak * Azarlamak iş yaptı veya azarlanması yol açmak. na ile Azerîce azgı n * Azerbaycan Türkçesi. * Azması sebep olmak. ünü azat eylemek * azat etmek. n * Şmartmak. azatlı k * Azat olma durumu. azatlı * Azat edilmiş (cariye veya köle). ş azelya . azdılmak rı * Azması yol açmak. ndan Azerî * Azerbaycan Cumhuriye'tinde ve güney Azerbaycan'da (İ ran'da) yaş Türk soylu halk veya bu halktan ayan olan kimse. ı * Kötü davranıveya alı klara sürüklemek.azarlatma * Azarlatmak iş i. na azdı rma azdı rmak * Azdı rmak iş i. ini rmak na azat * Serbest bı rakma. * Oldukça az. * Açalya. * Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye. * Serbest bı lmıolan. * Azmıolan.

n azık aş kaygız baş cı ı m sı ı m * derdim olması da baş bir ş istemem. * Azgıolma durumu. azgı n. gı da. harman zamanı önce biçilip savrulan ekin. korkunç. çok etkili. * Cinsel istekleri aş olan. ı tı * Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakı ndan ayrı ötekilerden sayı az olanlar. * Öküz arabaları ön ve arka yastı dingile bağ nda kları layan ağ çivi. biraz. azı k klı azı lı azı msama * Azı msamak iş i. * Azıolarak ayrı veya hazı k lan rlanan yiyecekler. azgı mak nlaş * Azgıduruma gelmek. ütücü diş . besin. azı i. biraz. u sı nı azı k nlı karş . ca azı k hükûmeti nlı * Mecliste çoğ unluğ olmayan bir partinin kurduğ hükûmet. çoğ mı ve ca unluk * Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayı az olan topluluk. u u . * (süre ve miktar için) Az olarak. n ka ey azı k azı klı * Yiyecek. daha fazlası istemek. * Azı olan. rı azgı k nlı azı * Köpek diş lerinden sonra içeriye doğ alt ve üst çenenin iki yanı beş tane bulunan ve yiyecekleri ru. az bulmak. * (çocuk için) Çok yaramaz. aç azı a saymak (veya tutmak) çoğ * verilen küçük bir armağ çok ve değ kabul etmek. azı msamak * Bir ş umulduğ eyin undan az olduğ yargına varmak. n * Cinsel istekleri aş laş ı mak. ndan * Gözü bir ş eyden yı lmayan. k * Hemen yemek üzere. ekalliyet. *Ş iddetli. ğ ı * Yoksulları doyuran. ekalliyet.* (ten için) Çabuk iltihaplanan. ı rı azgı ma nlaş * Azgı mak iş nlaş i. yarası hemen kapanmayan. azık cı * Çok az. nda er öğ ütmeye yarayan diş ortak adı dişöğ lerin . anı erli azı i diş * Azı . * Azıkoymaya yarayan kap veya torba. az görmek.

azı ş ma azı ş mak * Gittikçe kış ş zı mak. azizlik etmek * muziplik etmek. kadı * Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamların giydiğfes. * Kararlı kararlı lı kla. * Ermiş n. kararlı nda. azimli * Kararı tutumunda direnen. olarak. azı rmak ş tı * Azı na yol açmak. n * Çırı çı ğ ndan karmak. ı azil * Görevden alma. ş ması azı tma azı tmak * Azgıduruma getirmek. azı rma ş tı * Azı rmak iş ş tı i. iddetlenmek. nı i * Aziz olma durumu. azimkârane * Kararlı . muazzez. azit aziz * Azothidrik asit HN3 deki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleş iklere verilen ad. * Gidiş . karşdüş ı ünceye oy verenlerden daha az olmak. . azim azimet * Bir iş engelleri yenme kararı teki . * Azı iş tmak i. yola çı kmak. * Sevgide üstün tutulan.azı kta kalmak nlı * bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler. azimet etmek * gitmek. azledilme azize aziziye azizlik . * Ermişeren. * Azı ş iş mak i. . * Muziplik.

rileş azmetme * Azmetmek iş i. tehlikeli duruma gelmek. azmak azmak azman azman kaya * Kaya balınıbir çeş ğ n ı idi. ki ı rkı ş ması an. ı r) k artı * (hayvanlar için) İ ayrı ki ı rktan doğ mak. görevinden çı lmak. * Kerestelik tomruk. görevden almak. azledilmek * Görevden alı nmak. * Az olma durumu. azlolunmak * Görevinden alı nmak. azmettirmek * Bir suçu veya herhangi bir işkesinlikle yapması karar verdirmek. * Azı k. * (yara. ı vb. * Küçük su birikintisi.* Azledilmek iş i. metis. azmetmek * Bir iş engelleri yenmeye karar vermiş teki olmak. i na . azletme azletmek azlı k * Azletmek iş i. karı azma * Azmak iş i. * Taşnlı ileri gitmek. rma. k * Cinsel duyguları artmak. gölcük. * (çamaş Artıağ lamaz duruma gelmek. kötülüğ artı kı kta ünü rmak. için) Etkili. hastalıvb. azmanlaş mak * İ mek. * Bataklı k. nlı azlolunma * Azlolunmak iş i. * (deniz. * Çok geliş . çı karmak. kocaman duruma gelmek. * İ ayrı n karı ndan doğ kı melez. azmanlaş ma * Azmanlaş iş mak i. miş * Azma. için) Kabarmak. azmettirme * Azmettirmek iş i. * Bir görevliyi iş inden ayıp açı bı rı kta rakmak. taş rmak mak.

. Kı saltması N. l olsa ini * hiç kimseye borcu kalmamak. ı ı ya azvay * Sarı r. u n nı una lan Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak) * nası öleceğ kabul etmek. azoik *İ çinde fosil bulunmayan (toprak). azotlamak * Azotla karı rmak veya birleş ş tı tirmek. azotometre * Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygı t. tadı 7. rengi. iri "yarı"kıcısinirli. nına * Yeryüzünün herhangi bir noktası enleme bağ olmaksın meydana gelen olay. bütün borçları kurtulmak. ndan Azrail'in elinden kurtulmak * ölümden kurtulmak. aznavur * Gürcüce. Azrail'le burun buruna gelmek * ölümle karşkarş gelmek. sabı * Azotometre. azotölçer Azrail * Tanrı buyruğ ile insanları canı almakla görevli olduğ inanı melek. * Heterosiklik birleş iklerin önemli bir sıfı verilen ad. * En eski jeolojik (sistem).azmıkudurmuş beterdir ş tan * "coş ve heyecana kapı ş kun lmıkimseyi zaptetmek zordur" anlamı kullanı nda lı r. azotlanmı ş * Azotlama iş yapı ş lemi lmı . * Azotlu besin almayan bitki veya hayvanları dokuları n ndaki serbest azotu tespit etme iş i. asıyüzlü. azotlu *İ çinde azot bulunan. aznif * Bir tür domino oyunu. ı ı rlı te nda olmayan element. nda lı zı azol azonal azot * Atom numarası atom ağ ğ14. " rı" k aznavur gibi * zalimce davranan.008 olan. havada beş dört oranı bulunan. kokusu. azotlama * Azotlamak iş i. sert kimse.

baba koruk (veya erik) yer. m * babalar çocukları büyük fedakârlı katlanı ama çocuklar babaları fedakârlı bulunmazlar. dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğ büyüdüğ yaş ğev. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde İ ngilizler b harfiyle "si" yi. * Yaratı. cı * Gemi veya iskelede halatıtakı ğyuvarlak baş. olgun adam. ı . Be adı verilen bu harf. * Türk alfabesinin ikinci harfi. * Bu gibi kimselere verilen unvan. için kta baba olmak * (erkek için) çocuk sahibi olmak. Ba * Baryum'un kı saltması . yurt. baba oğ bir bağ ı ş ul babaya bir salkı üzüm vermemiş luna bağlamıoğ ş . * Silâh kaçakçı ı para aklama ve uyuş lı. up ü. n adı ı erli baba nasihati * Bir babanıverdiğöğ n i üt. bir ülkeye veya bir topluluğ yararlı k ile a olmuş kimse. baba ocağ ı * Babadan. . baba bucağ baba yurdu. * Basso kı saltması . çift dudak patlayısı mı cını b. k baba evi * Babadan. un * Çocuğ olmuş u erkek. B gösterir. rabzan babası * babalıgörevlerini yapmayan babalar için söylenir. toprak. dededen kalma ev. ses bilimi bakı ndan ötümlü. baba değ tı il. larda karı ı n nı rakı * Çatı merteğ i. u baba mirası * Babanıyaş ğdönemden kalan değ mal veya dost. n ldı ı lı aç * Kazı çı lan toprağ miktarı hesaplayabilmek için yer yer bı lan toprak dikme. babalıduyguları dolu kimse. toprak ya da yurt. kurucu kimse. * Ata. baba * Çocuğ dünyaya gelmesinde etken olan erkek. * Tarikatlarıbazında tekke büyüğ n sı ü. baba hindi * İ ve iyi beslenmiş ri erkek hindi. Almanlar ise "si bemol"ü gösterirler. ağ lı yürekli.B * Bor'un kı saltması . iri demir. iyi rbaş baba bucağ ı * \343 baba ocağ ı . oğ lunun diş i kamaş ı r * babanıyaptı kötü iş sıntını n ğ ı in kı sı çocuğ çeker. için klara rlar. baba baba adam * Yaş. ağ veya beton dikme. adı ı baba evi.kara ğ turucu madde ticareti gibi kirli ve gizli iş yapan çetenin baş ler ı . * Koruyucu. lı ı .

babası çok düş olan. hoş . paternalizm. babadan babaya * dedelere doğ zincirleme. nı na kün babacı lı k * Devletin türlü sıflar üzerinde babalıederek bu sıflar arası denge kurmaya çalı nı k nı nda ş iş ması lemi. mak i babacanlaş mak * Babacan duruma gelmek. n babacanlaş ma * Babacanlaş işveya durumu. ru * ataları beri. . görülü. iyi kalpli. a n babaca babacan * Baba gibi. babaya yakı n. babaç babaçko * Erkek kümes hayvanların en iri ve yaş olanı nı lı . babaanne * (çocuğ göre) Babanıannesi.baba tatlı sı * Bir çeş hamur tatlı. baba döneminde yapı şbabanıhatı nı ı lmı . baba yadigârı * Babadan kalan. n u . n Babaî Babaîlik * Babaîlik mezhebinden olan kimse. babacanlı k * Babacan olma durumu. * Cana yakı olgun. baba yurdu * Baba evi. ndan babafingo * Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanıüstünde bulunan en yüksek bölüm. yüzyı Baba İ lda shak'ıkurduğ mezhep. ru babadan oğ ula * torunlara doğ zincirleme. * (kadıiçin) Güçlü ve gösteriş iri yarı n li. babacanca * Sevgi ve sevecenlikle. baba ocağ ı . cana yakı k. * Sevimli. n rası taş yan. babacı l * Babası çok seven. güvenilir (erkek). cana yakıolarak. hoş n. nlı babacı k * Küçük baba. * XIII. ş it sı ambaba. sempatik baba.

ca babaları z mı * bizden. öfkesi her hâliyle belli olmak" anlamı geçer. kabadayı davranmak.babaköş * Ayaksıolduğ için yı sanı solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis). * Baba olma durumu. yetim. nda lan babası tutmak (veya babaları üstünde olmak) * gibi deyimlerde "çok öfkelenmek. * tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatmaya yarar. n n * Yaş veya küçümsenen adamlara seslenme olarak kullanı lı lı r. z u lan lan. nı babana rahmet * yapı bir iş davranıkarş nda "Allah senden razı lan . babalanmak * Babaları tutmak. babası rahmet okumak na * hakkı iyilik düş nda ünmemek." anlamı kullanı bir söz. bizim kuş aktan öncekiler. babalı babalı k * Zaman zaman sinir nöbeti geçiren. kar babasın oğ nı lu * her yönüyle babası benzeyen erkek çocuk. * gücüm ancak bu kadarı yapmaya yeter. babalı * Babası olan. babalıetmek k * baba gibi davranmak. kayıpeder. babasın (veya babaların) çiftliğ nı nı i * bir malı kuruluş yalnı kendi çı veya u zca karları araç yapmak. * Kayıbaba. * Diklenmek. * Üvey baba. nda babası çekmek na * her yönü ile tamamen babaya benzemek. babam! * teklifsiz bir seslenme sözü. na babası z * Babası ölmüş çocuk. babalanma * Babalanmak iş i. bir ş ı sı olsun. öfkelenmek. na babasın hayrı nı na * hiçbir çı gözetmeksizin. na in ini babamı (veya ustamı adı dıelimden gelen budur n n) Hır. . babalıfı has iş k rı n ler * babasın parası geçinenlere sitem olarak kullanı nı ile lı r.

ı yapı nı i. huylar edinmiş iş alı kanlı . bacak * Vücudun kası tabana kadar olan bölümü. ı tları lan. bacak kadar boyu var. destek veya bunlardan her biri. türlü türlü huyu var * daha küçük. * Oyun kâğ nda. bacak bacak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne koyarak oturmak. * Mert. sı baca baş ı * Ocağ üstündeki taş ı n raf. korkusuz adam. lâğ maden ocağgibi yer altı ların hava deliğ ı m. Babî Babîlik * XIX. babayiğ itlik * Babayiğ olma durumu. ran'da Ali Muhammed Bab'ıkurduğ dinî öğ n u reti. babayiğ it * Güçlü kuvvetli.babayani * Gösteriş özentisi olmayan. babı ndan * Bkz. ayak. kabadayı . bacak kalemi . baca tomruğ u * Bacanıdamdan yukarı n bölümü. ı nı bacak kadar * ufacı k. babı nda * Konusunda. lı k. baca * Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan maden veya kâgir yol. Babı âli * Osmanlı imparatorluğ döneminde İ u stanbul'da sadaret (Baş bakanlı dahiliye ve hariciye nezaretleri (İ k). * Bazıeylerin yerden yüksekçe durması sağ ş nı layan dayak. oğ vale. * Su yolu. babayiğ davranı kabadayı it itçe ş . baca kulağ ı * Ocağ iki yanı taş yapı ş ı n nda tan lmıufak raf. *İ stanbul'da bu çevredeki bası n. * Osmanlı hükûmeti. ama değik. i ve babayanilik * Babayani olma durumu. yüzyı İ lda. ç iş ve Dıiş bakanlı ) ile Ş leri ş leri kları ûrayı Devlet (Danı dairelerinin bulunduğ yapı ş tay) u . * Bir giriş imde kendine güvenebilecek durumda olan. ktan * Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. babı nda. * "Bâb'a ait" Babîlik yanlı. herkesten farklı ş klar.

bacakkı ran * Nemli bölgelerde yetiş yeş en ilimsi sarı çiçekli bir bitki (Narthecium). * Tarikat ş eyhlerinin karı. kı boylu. nı bacaklı yazı * İ ve okunaklı . bacakları kopmak * çok yorulmak. sı * Osmanlımparatorluğ İ unda gümrük vergisi. * Özellikle hokey oyuncuların giydikleri deriden yapı ş nı lmıkoruyucu. * Bir evde uzun zaman çalı ş lı nlara (daha çok yaş zenci kadı ş yaşkadı mı lı nlara) verilen unvan. * Zorla alı para. arkadaş . kı sa * Yaş ı büyük iş kalkı çocuklar için söylenir. baççı baççı lı k bad * Baç alan kimse. ı * Bacakları sa olan. bacanaklı k * Bacanak olma durumu. * Baç alma işveya görevi.* Kaval kemiğ i. * Kıkardeş z . nı p bacaklı * Bacağolan. * Dost. bacakları tutmamak * ayakların üzerine basıyürüyemeyecek duruma gelmek. bodur. nan -baç * Fiilden isim türeten -maç/-meç ekinin türü. lmak i bacı * Büyük kıkardeş z . ndan lere ş an bacanak * Karı kardeş ları olan erkeklerden her biri. bacası tütmek * (aile için) yaş aması sürüp gitmek. bacası tütmez olmak * (aile için) dağ ı veya işbozulmak. uzun boylu. ı * Bacakları uzun olan. ri yazı bacaklı k bacaksı z * Bacağolmayan. i * Yel. baç . * Felemenk altına verilen ad. rüzgâr. abla. haraç.

badanası z * Badana edilmemiş . badanalamak * Duvarları boyamak için sulandılmıkireç veya plâstik boya sürmek. badas * Harman kaldıldı sonra yerde kalan toprak. * Ondan sonra. çöp ve samanla karık tahı rı ktan ş ı l taneleri. bir tür yer elması . * Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadı n). badanalanmak * Badana yapı lmak. badana yapmak.badana * Duvarları boyamak için kullanı sulandılmıkireç veya boya. badanalı * Badana edilmiş olan. badanalatma * Badanalatmak iş i. * Badanası bozulmuş . * Birleş ikgillerden. *Ş arap. ı badanalama * Badanalamak iş i. içki. badanacı * Geçimini badana yapmakla kazanan kimse. lan rı ş badana etmek (veya vurmak) * badanalamak. badeli âş ı k * Düş ünde bir pirin elinden aş badesi içerek saz çalısöyleyen halk ş k p airi. badat bade badehu badeli * Aş badesi içmiş k kimse. yurdumuzun her yerinde yetiş ağ (Amygdalus communis). rı ş badanalanma * Badanalanmak iş i. badanalatmak * Badanalamak iş yaptı ini rmak. harman döküntüsü. ş ekeri çok. en aç * Bu ağ n yaş acı veya kuru yenilen yemiş i. badem * Gülgillerden. badanacı lı k * Badanacın yaptı iş nı ğ . badem ağ acı .

bademcik * Boğ n iki yanı birer tane bulunan. ı n nda yı badem ezmesi * Ezilmiş bademle yapı ş lan ekerleme. * Badem ağ açları olan yer. badem içi * Bademin dıkabuğ alı ktan sonra kalan içi. içinde tohumlarısı n ralanmıbulunduğ kabuk. ş u badı saba badi * Sabah vakti esen ve ruhu okş ayan. nce eker yla ş badem tı rnak * Badem biçiminde uzunca tı rnak. ş u ndı badem kürk * Tilki postunun yalnıbacak kesiminden yapı kürk. bezelye gibi taze sebzelerde. badem ş ekeri * İ bir ş tabakası kaplanmıiç badem. kösele gibi ş karı eyleri yumuş atmak için kullanı yağ lan . çok * Badem biçiminde olan. k badem gözlü * Badem içi biçiminde iri göz. badem gibi * (salatalıiçin) taze ve gevrek. lan sı . badem yağ ı * Bademden çı lan ve deri. badema bademci * Bundan sonra. z lan badem parmak * Baş parmak.* Gülgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan yüksekçe bir bitki. badem bık yı * Badem içi biçiminde üst dudağ her iki yanı yer alan bık. badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus). bundan böyle. fasulye. gönle ferahlıveren hafif rüzgâr. bademlik bademsi baderna badı ç * Bakla. k * Ördek. badem bahçesi. * Badem satan kimse. * Halatı aş n ı nabilecek yerine sarı bez. badem biçimindeki organ. halat sargı. azı nda bademli *İ çinde badem bulunan yiyecek.

* Yolcu yükü. bagaj kapağ ı * Otomobillerde içine yük konulabilen bagajları kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm. n u * Otomobillerin yük konulabilen. * İ iliş rabı lgi. demet. badik * Ördek. vapur gibi taş ı tlarda yolcularıyüklerinin konulduğ yer. düğ ümlenebilir nesne. * Kemikleri birbirine bağ lamaya. a ilimi badire badiye * Birdenbire ortaya çı tehlikeli durum. badya bagaj * Ağ geniş zı . badikleş me * Badikleş durumu. baget * İ kı değ nce.badi badi yürümek (veya gitmek. * Düş gramajlı ük küçük boy ekmek. kan * Çöl. * Kı boylu. * Tren. * Bağ deste. ki. koş mak) * ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek). erli . bagaj kilidi * Bagaj kapağ kilitlemeye yarayan alet. . ta. ı nı bagaj memuru * Toplu taş yerlerinde ve araçları bagaj iş ı m nda lerini yürütmekle görevli kimse. * Bageti olan. iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. badiklemek * Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek. sa nek. sicim. sa badikleme * Badiklemek iş i. büyükçe su kabı . * Sargı . genellikle arkada olan bölümleri. mek badikleş mek * Ördek gibi sağ sol yalpa vurarak yürüme eğ göstermek. * Tı lanmı dikdörtgen biçiminde değ taş raş ş . palaz. yayvan. bagetli bağ * Bir ş baş bir ş veya birçok ş topluca birbirine tutturmak için kullanı ip. lam. ş tel gibi eyi ka eye eyi lan erit. badminton * Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun.

an bağ an boğ * Küsküt. * Ölü doğ kuzunun derisi. ş eytansaçı . * Bu iş yapı ğmevsim. * Kaplumbağ kabuğ a undan yapı ş lmıveya bu kabuğ andır biçimde olan. bağ z. * Meyve bahçesi. ı n bağ bozumu * Bağ ürünün toplanması da . bağ bozmak * bağ üzümlerini toplamak. bağ doku * Hücre sayı az. daki bağ çubuğ u * Asma fidesi. ı lı i ten ini yapmalır. hücre arası sı maddesi çok ve genel olarak diğ dokuları er birbirine bağ layarak destek görevi yapan doku. in ldı ı bağ budamak * bağ üzüm kütüklerini budamak. u rı * Ur. bağ k cı bağ klı cı * Bağolan. dı bağ an * Vakti gelmeden ölü doğ yavru. bağ bak. ı bağ ksı cı z * Bağolmayan. * Deniz kaplumbağ nıkabuğ asın u. * Kaplumbağ a. düş an ük. yetiş * Bağ layan veya soğ haddehaneden çı metal ş bobinlere bant yapı ran (kimse).bağ * Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğ toprak parçası u . bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici ve en nı alet. bağ çağ bı ı * Bağ bahçelerde yetiş meyve fidanları. zarf fiil: gül-e gül-e. koş -arak. güz. sonbahar. bulunan. otur-up vb. bağ fiil bağ a * Fiillerin zarf olarak kullanı ş lan ekilleri. uk kan erit ş tı * Bağ iş kullanı ş biçiminde bağ lama inde lan erit . yemeye yüzün olsun a * kiş karş k beklediğiş istediğ alabilmek için gereken harcamaları i. ulaç. bağ bahçe * Bahçe gibi taş ı nmaz mal. bağ cı * Bağ tirip ürününü satan kimse. ı sı bağ lı cı k . üzüm olsun. * Kaplumbağ kabuğ a u.

homojenlik. nı bağ dadî * Ağ direkler üzerine çakı ş talara sı vurularak yapı (duvar veya tavan). bağ ı k daş klı * Bağ ıolma durumu. i bağ ı ma daş klaş * Bağ ı mak durumu. imtizaç etmek. kör düğ etmek. un na bağ kurmak daş * bu biçimde oturmak. mak. homojen duruma gelmek. daş ine bağ ı daş m * Tutarlı tutarlı insicam. uymak. bağ ı tı daş klaşrmak * Bağ ıduruma getirmek. daş i. Bağ dad'ı tamir etmek * karnı doyurmak. ı nı na bağ dama * Bağ damak iş i. daş . homojen. bağ dalama * Bağ dalamak iş i. bağ ı daş lmak * Bağ mak iş konu olmak. * Çocuk oyunları arkadaş nda olmak. bağ ma daş * Bağ mak iş imtizaç. lı k. i bağ ı tı daş klaşrma * Bağ ı tı iş daş klaşrmak i. homojenleş daş k tirmek. * Bağ kurup oturmak. çelme atmak.* Bağ tirme ve ürününü satma iş yetiş i. ı uyluğ altı alarak oturma biçimi. kı üm bağ daş * Sağ ı uyluğ sol ayağsağ ayağsol un. bağ dalamak * Düş ürmek için ayağ birinin ayakları takmak. daş k bağ ı daş lma * Bağ ı iş daş lmak i. aç lmıçı va lan * Yapı kullanı çı larda lan ta. *İ çinden çılmayacak bir duruma getirmek. mütecanis. daş klaş bağ ı mak daş klaş * Aynı özelliğgöstermek. bağ ı daş k * Her yeri aynı özelliğgösteren. bağ damak * Birkaç ş birbirine geçirerek bağ eyi lamak. k. bağ mak daş * Anlaş uzlaş mak.

* Kadı n âdet zamanı bağ kları nları nda ladı bez. daşrmacı k sı bağ tı lı daşrmacı k * Pek çok değik öğ iş retiyi birleş tirmeyi amaçlayan felsefî veya dinî öğ reti. bağ tı daşrma * Bağ tı iş daşrmak i. aretleri yazı ktan sonraki değ ldı eri. * Baş çı cı tan karı. * Farklı kökenlere sahip değ ik kültür özelliklerini birleş iş tirme veya kaynaşrma iş tı i.iş sın. geçimsizlik. eyi ı na m nda bağ ı ma mlaş * Bağ ş iş ı mak i. * Baş bir cisme uyarak sürüklenen. aynıartlardaki havanıdoymuş buharın ağ ı rlını ş n su nı ağ ğ oranı ı ı rlına . kumaş yapı ş bağ p tan lmıenli . bağ değ ı er l * Bir aritmetik sayını önüne + ve . mı ş n ı i. bağ nem ı l * Bir metre küp hava içinde bulunan su buharı ı ğ n. * Görece olma durumu. * Bir sayın rakamları her birinin bulunduğ basamağ göre aldı değ izafî değ nı ndan u a ğ er.bağ maz daş * Uyuş tutarsı maz. bağ k ı llı bağ ı m . izafiyet. bağ mazlı daş k * Uyuş k. bağ ı mlamak * Bir ş bağ altı sokmak. bağ tı daşrmacı * Bağ tı lıyanlı kimse. * Bir ş veya bir kimsenin gücü ve etkisi altı bulunma durumu. eyin nda bağ ı mlama * Bağ ı mlamak iş i. z. mazlı bağ tıcı daşrı * Bağ ma sağ daş layan. izafî. bağ tı daşrmak * Bağ ması sağ daş nı lamak. aynı ka zamanda kendine özgü bir kı ldanıda bulunan bir cismin mı ş ı görünürdeki bu kı ldanını niteliğ izafî. mla * Büyü. ı er. bağ ı l * Görece. tâbiiyet. bağ ı bağ ı cı * Büyücü. bağ ı ldak * Beş ikteki çocuğ düş un memesi için beşe sarı bağ iğ lı lanan. rölâtivite. sihir. etkisi altı tutmak.

izafiye. * Herhangi bir kuruluş partiye bağ olmayan kimse. ı msı i. rölâtif. göreci. ı mlı bağ z ı msı * Davranı nı ş . lı bağ z milletvekili ı msı * Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye bağ olmayan milletvekili. göreli. i bağ sı cümle ı ralı mlı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olan ve özneleri. mı lı u olan bağ zlaş ı msı ma * Bağ zlaş iş ı msı mak i. bağ ı ntı * Bir nesneyi baş bir nesne ile uyarlı lan bağ ka kı . bağ vurmak ı n * kazı duvarların çökmemesi için bağ nı ı nlarla desteklemek. bağ ı n * İ aatta veya kazı rası toprağ çökmesini önlemek için yerleş nş sı nda ı n tirilen parça veya dayak. rölâtivizm. izafî. ı msı bağ zlı ı msı k * Bağ z olma durumu veya niteliğ istiklâl. bağ cı ı ntı * Bağ cı yanlıolan kimse. ı msı bağ zlaşrma ı msı tı * Bağ zlaşrmak iş ı msı tı i. bağ z. tâbi. lı ı msı bağ z sı cümle ı msı ralı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olduğ hâlde özneleri. tümleçleri veya yüklemleri ortak olan cümle. özgür. gücüne veya yardı na bağ olan. ı lı ntı k sı bağ cı ı lı ntı k * Bağ lı öğ ı lı retisi. veya nitelik. mutlak olmayan. hür. mı lı bağ lı ı k mlı * Bağ olma durumu. ka eyin mı lı ü. özgürlüğ özerkliğolmayan. tâbiiyet. eye ı mlı bağ ı mlı * Baş bir ş istemine. * Eş . görecilik. tutumunu. ı llı * İ veya daha çok nitelik arası matematik iş ki nda lemleri yardı ile kurulan bağlıveya eş mı lı k itlik. rölâtivist. rölâtivite. müstakil. görelik. nispî. bağ zlaş ı msı mak * Bağ z duruma gelmek. bağ lı ı ntı * Varlı baş bir ş varlına bağ bulunan. tümleçleri. bağ zlaşrmak ı msı tı * Bağ z duruma getirmek.bağ ı mak mlaş * Bir ş veya bir kimseye tamamen bağ olmak. kavramları tasarı birlik. bağ k. yüklemleri ayrı cümle. özellikle bilginin bağ lı ntı k ı olduğ ileri süren her türlü felsefe öğ ntı unu retisi. bağlı birliktelik gibi durumlarda toplayan görünüş yayı veya mları lı k. giriş ları imlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen. izafet. ğ ka ı eyin ğ ı lı bağ lı ı lı ntı k . a.

görelilik. ekilde dı vuran kimse. bağ ı ingini rsak * Çoğ unlukla sürgün ve karı ağsı beliren bağ n rı ile ı iltihabı rsak . * Ciğ bağ er. rölâtivite. ş amata ederek. bağ ı rma bağ ı rmak * Bağ ı iş rmak i. bağ ı kazı sı rsak ntı * Kalı bağ n ı hastalı nda çı lan sümüksü madde. bağ ı rdak bağ ı rgan * Bağ p çağ tepkisini hemen ve sert bir ş ı rı ı ran. bağ ş ı mak rı * Bkz. ş a bağ yanmak ı rı * üzüntü çekmek. bağ ı r * Göğ üs. rsak kları karı bağ ı kurdu rsak * Omurgalı n ve de özellikle insanlarıbağ ı yaş asalak solucan. rmak i * Bağ ı ldak. * Kendini belli etmek. * Gürültüyle. bağ ı iltihabı rsak * Sindirim organı oluş iltihabî durum ve buna bağ hastalı nda an lı k. an bağ ı rsak bağ ı askı rsak sı * İ bağ ı nce ı karnı arka bölümüne bağ rsağ n layan ve karızarın bir bölümünden oluş askı n nı an .* Var olabilmek veya belirlenebilmek için. ş bağ p çağ ı rı ı rmak * öfkeyle bağ ı rmak. ı ntı ka eye lı izafiyet. bağ ş ı rı * Bağ ı işveya biçimi. bağ ş ı ma rı * Bkz. * (ok yayı dağ ve için) Orta bölüm. ı gibi vücut boş rsak lukları bulunan organlarıortak adı a. ları n ı nda ayan rsağ . bağ ş ış ı çağ rı rı * Gürültü. çok acı duymak. * Sindirim organın mideden anüse kadar olan. bağ yolu ile baş bir ş bağ bulunma durumu. * çok susamıolmak. nda n . ince bağ ve kalıbağ nı ı rsak n ı rsaktan oluş bölümü. ahş bağ yeleğ ı r i * Eskiden zı altı giyilen. ş amata. bağş rı ma. bağş rı mak. köseleden yapı ş rh na lmıyelek. * (insan) Yüksek ve gür ses çı karmak. * Yüksek sesle azarlamak.

insanları özellikle çocukları bağ n. ayı n" gibi anlamlarda kullanı rması lı r. * Bağlanan ş hibe. bağ ı rsakları deş nı erim * "canı kı m. ı ş i. lıyla ğ bağ ı ş * Bağlamak iş ı ş i veya biçimi. muafiyet. bağ ı k bilimi ıklı ş * Bağı k olayların ortaya çı ş ıklı ş nı kma artları. ı rma bağ ı rtkan * Çok bağ p çağ ı rı ı huyunda olan (kimse). muaf. alı nabilecek önlemleri ve yapı labilecek tedaviyi inceleyen tı dalı p . bağ lanma ı ş * Bağlanmak işaffedilme. bağ lama ı ş * Bağlamak işaffetme. ı ş ey. immünoloji. askarit. gözdağvermek üzere kullanı na yarı nda ı lı r. rması * Bir haberi. almak. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla direnç kazanmıolan. eti sevilen bir cins göçebe ördek (Querquedula). n ı rsakları asalak olarak yaş yuvarlak nda ayan solucan. öldürürüm" anlamı korkutmak. bir isteğ birinin aracı ı duyurmak. * Hibe etme. bağ ı solucanı rsak * Ortalama 25 cm boyunda. ıı al ş bağ ı k ıklı ş * Bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalma durumu. acı kaçı madan değ erlendirmek. * Deyimlerde "Tanrı esirgesin. * Bağ yapan kimse. bağ ı rtmak * Bağ ı na yol açmak. i. rmak bağ ı rtlak bağ ı rtma * Orta büyüklükte. * Bağ ı rtmak iş i. ş * Görevden çekmek. karş k lı * Herhangi bir kötü davranıiçin ceza vermekten vazgeçmek. geliş nı imini. teberru.bağ ı otu rsak * Farekulağ ı . affetmek. teberru etmek. af. bağ lamak ı ş * Bir mal veya hakkı ı beklemeden birine vermek. ı ş * Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalan. bağ ı rtı * Bağ sesi. ı ş i. bağ lamamak ı ş * karş ndakinin yanlından. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla kazanı ş ıı al lmıdirenç durumu. kusurundan doğ fı ı sı ş ı acak rsatları rmamak. bağ çı ı ş bağ ı ık ş .

bağ yan cümle laçlı * Birleş cümlelerde ki bağ yla temel cümleye bağ ik lacı lanan yan cümle. demet. me. deste. * (herhangi bir olguda) Olaylar. affolunmak. bağ layı ı cı ş * Bağlayan. laçtı bağ grubu laç * Bağ öbeğ laç i. bağ mak ı tlaş * Araları bağ yapmak. iliş örgüsü veya bağ sı kiler lantı. kontrat. mukavele. durumlar. kontekst. âkit.bağ lanmak ı ş * Bağlamak iş konu olmak. ı t bağ ma ı tlaş * Bağ mak iş ı tlaş i veya durumu. nda ı t bağ ı tlı * Bağ sözleş ile bağ ı tla. affedilmek. i bağ ı tlanmak * Bağ ile sonuçlanmak. ş ı * Bir ş iirdeki dörtlüklerin her biri. ya da birer t: bağ r. ı t bağ ı tlanma * Bağ ı tlanmak işveya durumu. bent. aynı ş nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluş öbek. ı ş bağ ı t bağ ı tçı * Sözleş akit. raktım raktı) ı ı ladım ı ladı) ı rda) bağ lam * Cinsleri aynı birbirine yakıolan ş veya n eylerin bir arada bağ lanmı. ya. sı fatları na bağ alan isim veya sı tamlaması arası laç fat . veya. me lanmıolan. affa uğ ı ş ine ramak. bağ öbeğ laç i * Bağ veya bağ z birbirine bağ laçla laçsı lanmıolan. lacı bağ tamlama laçlı *İ simleri. * Bağ yapanlardan her biri. . bağ latma ı ş * Bağlatmak iş ı ş i. bağ latmak ı ş * Bağlamak iş yaptı ı ş ini rmak. rabıVe. * Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağ layan kelime türü. ş bağ kesen bağ laç * Makaslı böcek. an bağ laçlı * Bağ olan. bağ ğyerde otlamak ladı ı * Bkz. bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor).

lâç * Denk yapmak. nan * Yapı duvarları larda birbirine bağ layan kirişputrel vb. paket yapmak. istek uyandı eye ı rarak o ş ilgi. kontekst. bağ lama zarf fiili * Ve bağ görevinde kullanı lacı larak. zca le raş . lanı ey. içten bağ olmak. * Geçiş i engellemek. birçok durumda söz konusu birimi etkileyen. bağ lanmak * Bağ lamak iş konu olmak. bağ lanma * Bağ lanmak iş i. * Bir iş veya kimse için ayı rmak. irtibat. bağ ş lanı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. bağ lamak * Bağ veya baş bir araçla tutturmak. . meydana gelmek. bitirmek. ma * Birinde bir ş karşilgi. bağ lamalı k * Bağ yapmaya yarayan. yakı k duyması sağ eye nlı nı lamak. * Oluş mak. ey * Yalnı belli bir iş uğ mak. * Baş bir iş uğ amaz durumda olmak. bağ lanak bağ m lanı * Bağ lacak ş bağ . onun anlamı. ka le raş * Sona erdirmek. tahsis etmek. ka * Düğ ümlemek. nı erini bağ lama * Bağ lamak iş i. ine * Sevmek.* Bir dil birimini çevreleyen. * Üç çift telli olan ve mı zrapla çalı bir saz. mları p ş bağ lamacı * Bağ lama yapan veya satan kimse. * Bağ çalan kimse. tutmak. lı * Beklenen ş elde edilmez olmak. ondan önce veya sonra gelen. değ belirleyen birim veya birimler bütünü. * Gönlünü kazanmak. * (bir iş için) Anlaş yapmak. kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kiş i bakı ndan uyan -ıekini almıfiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gülüp geçti (Güldü ve geçti) gibi. * (siyasî veya sosyal konularda) Yan tutma. * Uyulması zorunlu olmak. tamamlamak. * Bütün ilgisini bir yerde yoğ tı unlaşrmak. lama bağ lamsal * Bağ ile ilgili. lantı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. lam bağ lamsal anlam * Bir sözün kullanı veya amaçlanan bağ göre anlam kazanması lan lama . lama bağ lamacı lı k * Bağ lamacın işveya mesleğ nı i i. * (yara için) İ koyup bezle sarmak.

bağ kurmak lantı * irtibat sağ lamak. bağ sı lantız * Araları bağ bulunmayan. siyasî yönden hiçbir bloka bağ olmayan (ülke). bağ latma . sebep gibi birbiriyle sı sıya bağ ve karşklı ı olan (nesne. bağ cı layı ünsüz. * İ ş arası iliş sağ ki ey nda ki layan bağ . bağ lantı * İ veya daha çok ş birbiriyle bağ. lantız bağ sı k politikası lantızlı * Askerî. irtibatlı talı nda lantı . lantızlı bağ sı k lantızlı * Bağ sıolma durumu. me bağ lı lantı * Araları bağ bulunan. lı bağ sıülkeler lantız * Bağ sı k siyaseti izleyen ülkeler. bağ mak laş * Bir ş yapmak için birbirine antlaş veya sözleş ile bağ ey ma me lanmak. rabı . anlaş sözleş yapmak. tahsis edilmek. ittifak etmek. bağ yapmak lantı * iliş kurmak. laş i. bağ ünlüsü lantı * Bkz. kolona ileten boru. kı kı lı ı bağ lı mlı bağ ı k laş klı * Bağ ıolma durumu. ş * Sonuç. irtibat. laş k bağ ı laş m * Eş leme. nda lantı * Askerî. * haberleş sağ me lamak. bloksuz ülkeler. lantız i bağ ı laş k * Araları anlaş veya sözleş sağ nda ma me lanmıolan (kimse veya topluluk). bağ borusu lantı * Katlardaki pis ve kirli suları toplayan. müttefik. * Araları ortak çı bulunan devletler iliş nda kar kisi.* Bir ş bir kimseye ayrı ey lmak. bloksuz. lı ı k mlı bağ ma laş * Bağ mak iş ittifak. ki ma. terim). bağ ünsüzü lantı * Bkz. bağ ı laş mlı * Araları karş klı nda ı destek ve bağ lı bulunan. bağ sı k siyaseti lantızlı * Bağ sıülkelerin izlediğsiyaset. iliş veya ilgili bulunması ki eyin lı ik . bağ cı layı ünlü. siyasî yönden hiçbir bloka girmeme siyaseti.

* Sırlanmı sırlı nı ş nı. ı . -l-mak. lı * Birine karş sevgi. biri olmadan öteki düş lı ünülemeyen iki ş bu iliş yönünden durumu. üzüm bağ çok olan (yer). . tâbi. ı ntı * Organizmanıdeğik yapı n iş . bağ lı * Bir bağ tutturulmuş ile olan. bağ cı layı ünsüz * Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile baş layan bir ek eklendiğ araya giren y ünsüzü. * Kapatı ş lmıolan. ları bağk bahçelik.-ğ lı i * Bağ bahçesi zengin ve bol olan (yer). bağlaş lı mak * İ ş arası karş klı ı olmak veya bağlıkurmak. açta nı i ı ı dı * Bağ yeri. bağ olmak lı * tâbi bulunmak. eyin. un nda * Bir halk inanına göre. lama i * Bağ lamaya ve birleş tirmeye yarayan: "Ve" bağ cı edattı layı bir r. gec-i-k-mek vb. * Sadı k. büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş ş ı (erkek). bağ kalmak lı * uymak. özellik ve olayları görülen karş klı korelâsyon. inde koruyucu ünsüz: okul-da-y-ı eski-y-ince vb. lı bağlaş lı ma * Bağlaş iş lı mak i. mesi artı * Bir kimseye. ki bağlaş lı ı m * İ veya daha fazla değ ken arası ki iş ndaki bağ . bağlaş lı ı k * Biri ötekine bağ olarak var olan. vabeste. nda ı ilgi. ki ey nda ı bağ lı ntı lı k bağlı lı k * Bağ olma durumu. sadakat. * Uyulması zorunlu. bağ latmak * Bağ lamak iş yaptı ini rmak. tutkun. merbutiyet. m. bir hatı saygı aş gibi duygularla bağ raya veya k lanan. tâbi olmak. ile nlı . * Gerçekleş bir ş gerektiren. saygı yakı k duyma ve gösterme. bağ cı layı ünlü * Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile baş layan eklerin getirilmesi sı nda ve kök ile eki rası birbirine bağ layan ünlü: al-ı aç-ı -r. kapalı . bağ cı layı * Bağ niteliğolan. bağ su lı bağk lı * Ağ hücre zarın emdiğve taş ğsu.* Bağ latmak iş i. bir düş ünceye. ı . bağ kredi lı * Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satıalı n nmasıartı sağ ş ile lanan kredi. * Bir kuruluş yetkisi altı bulunan.

bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş nı ünmeme durumu. ı rma. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş bir düş ve inanıkabul etmeyen. bağ na basmak rı * kucaklamak. yetiş tirmek. bağ nazlaş ma * Bağ nazlaş durumu. bağ ş rı ma * Bağş işbirlikte bağ rı mak i. hep birden bağ rması ı rtmak. ş ı a rı lanı ka ünce ş ı mutaassı p. bağ ı çağ rarak ı rarak. sıntı . taassup. Bağlaş lı ı m. ş . bağ yufka rı * Yufka yürekli. bağ z sı * Bağbulunmayan. dertlenmek. bağ nı rı ezmek * üzülmek. bağ naz * Bir düş ünceye. bağ şçağş rı a rı a * Büyük gürültü ederek. mak bağ nazlaş mak * Bağ duruma gelmek. rmak i bağ ş rı rıçağş * Gürültü. ş amata. rı tı i bağ şrmak rı tı * Bağ ı na yol açmak. zı ya bağ nı rı delmek * çok dokunmak. ş amata ederek.* Bkz. içine iş lemek. * Gürültüyle. acı kı çekmiş . bağ ş rı mak * Birlikte veya karşklı ı ı bağ lı rmak. naz bağ k nazlı * Bağ olma durumu. * Bir düş ünceye. bağ na taş rı basmak * sesini çı karmaksın her türlü acı katlanmak. bağ şrma rı tı * Bağşrmak işveya durumu. bağ naz nazca davranı taassup. bağ kara rı *İ skete kuş unun bir türü (Saxicola torquata). merhametli. ı . bağ ş rı * Bağ ı işveya biçimi. ş ı a rı lanı kası düş bağ yanı rı k * Çok dert. * biriyle ilgilenerek onu koruyup kayı rmak.

i bahane etmek * herhangi bir ş sebep olarak ileri sürmek. * Gençlik çağ ı . maddeler. bahanesiz * Bahanesi olmayan. eyi bahaneli * Bahanesi olan. yüzyı Babîlikten doğ olan. Bahaî Bahaîlik bahane * Bahaîlik yanlı kimse. eyin bahane aramak * bir işyapmamak için sebep aramak. bahar * Kuzey yarı küre için. ilkbahar. bahar noktası *İ lkbaharda gündüz gece eş i anı güneş gök ekvatoru çizgisi üzerinde bulunduğ nokta. bahar * Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanı tarçı karanfil. 21 Martta gündüz gece eş iyle baş m itliğ layarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten. erini bahadı r * Savaş larda. baha biçmek * değ belirlemek. s nı bahar dönemi * Yı kı sonra gelen ilk ayları lı ş n tan . karabiber gibi lan n. bahar nezlesi * Bkz. İ lda muş ran'dan baş Avrupa ve Amerika'da da yayı ş din.baha * Paha. ilkyaz. kıve yaz arası ş ndaki mevsim. bahar bayramı * Genellikle mayıayın ilk günlerinde kutlanan bayram. itliğ nda in u baharat * Tarçı karanfil. ğ ı itlik bahadık rlı * Bahadı r olma özelliğ durumu. saman nezlesi. zencefil. . zencefil. karabiber gibi maddelerin toplu adı n. * Bu mevsimde ağ açlarda açan çiçekler ve yapraklar. sı * XIX. . i bahane bulmak * bir işyapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek. i. çarpı ş malarda gücü ve yı lmazlıyla üstünlük kazanan veya yiğ gösteren (kimse). ka lmıbir * Bir ş gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen sözde sebep.

bahçeleri olan (yer). ağ ve sebze yetiş aç tirme iş uğ an kimse. m mı raş baharı ı vurmak baş na * (alay yollu) gençliğ verdiğcoş in i kuyla gereksiz veya aş davranı bulunmak. baharatsı z * Baharatı olmayan. bahçelik * Bağ . tarçı gibi bahar bulunan. n * Sebze yetiş tirilen yer. baharcı * Baharat alı satı yla uğ an (kimse). ı rı ş ta bahariye baharlı bahçe * Divan edebiyatı bahar tasviri ile baş nda. bahçeci * Çiçek. bahçe gibi düzenlenmiş yer. ları bahçemsi * Bahçeye benzeyen.baharatçı * Baharat satan kimse. *İ çinde karabiber. doğ olarak yetiş al tirilen domates türü. baharatlandı rmak * Baharat ile süslemek. baharatlı * Baharatı olan. bahçeli * Bahçesi olan. . karanfil. bahçesiz * Bahçesi olmayan. bahçe makası * Çeş ot ve bitkileri düzgün kesmek ve budamak amacı yapı bir makas türü. lezzetlendirmek veya baharat ekmek. iyle raş bahçecilik * Bahçecinin iş i. bahçe kekiğ i * Bahçelerde özel yöntemlerle yetiş tirilen kekik. bostan. * Çiçek ve ağ yetiş aç tirilen yer. bahçe domatesi * Tarla ve bahçelerde sun'î gübre kullanmadan. itli yla lan bahçe nanesi * Bahçelerde yetiş tirilen bir nane türü. baharatçı lı k * Baharat satma iş i. layan kaside. * Bahçe yapma iş i.

ların bahriye çifte tellisi * Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi. ş ları ş ı nı müş terek bahisçi. mları * Mevlid'in bölümlerinden her biri. nda çı ey ma bahsetme * Bahsetmek iş i. mı bahçı vanlı * Bahçı bulunan. * Yalı nı çapkı. n bahis açmak (veya açı lmak) * belli bir konuda konuş maya baş lamak (baş lmak). * Söz. vanı bahçı k vanlı * Bahçı n yaptı iş vanı ğ . bahis tutuş mak * karşklı ı bahse girmek. lı * Deniz Harp Okulu öğ rencisi. söz konusu olmak. *İ çinde cinsel konularla ilgili açısaçıyazı n. bahriyeli * Deniz Kuvvetlerine bağ asker. . * Bir kitabıbölümlerinden her biri. bahse girmek * görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş yapmak.bahçı van * Geçimini bahçe ürünlerini yetiş satmakla sağ tirip layan kimse. k k ları u * Denizle ilgili. * Görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş nda çı ey ma. bahis * Konuş ş konu. bahname bahrî bahrî bahriye * Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluş nıbütünü. resimlerin bulunduğ eser. * Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakı yla görevli kimse. ı bahir * Deniz. ulan ey. lı bahisçi * Oyunlarda veya at yarı nda yarın sonuçları tahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse. lanı bahis konusu * Söz konusu. * Aruzdaki vezin takı ndan her biri. bahis mevzuu olmak * üzerinde konuş ulmak.

savunulan görüş doğ olduğ belli olmak. bahtı k açı * Talihli. nı unu i . bahtı olmak kara * sürekli olarak talihi yaver gitmemek. bahsi kapamak * bir konu üzerindeki konuş mayı kesmek. . bahş etmek * Bağlamak. talih yüzüne gülmek. bahtı lı bağ olmak * talihi kapalı olmak. baht iş i * Talihe bı lmı talihe bağ iş rakı ş . ansı bahtı lmak açı * talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek. ün ru u bahsi tazelemek * konuş mayı konu üzerine getirmek. savunulan görüş yanlıolduğ ortaya çı ün ş u kmak. bahtı kara * Mutsuz. sunmak. lı. bahtı kapanmak * talihsizliğ uğ e ramak. kader. bahsi kazanmak * ileri sürülen. mak. konuş sözünü etmek. ans. * (kı için) evlenecek istekli çı zlar kmamak. talihsiz. bahtı küsmek na * talihsizliğ inden yakı nmak. baht * Olacakları kaçılmaz olduğ belirleyen ilâhî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiğhayat tarzı n. bahtı k olmak açı * bir konuda ş yaver gitmek. bahş (veya beleşatıdiş bakı iş ) n ine lmaz * para verilmeden sağ lanan bir ş ufak tefek kusurları hoş eyin nı görmelidir. * Ş mutluluk. ı ş bahş iş * Bir hizmet görene hakkı ayrı ndan olarak verilen para. bahsi kaybetmek * ileri sürülen. bahsi geçmek * bir konu üzerinde konuş ulmuş olmak. aynı bahş etme * Bahş etmek iş i. mutsuz olmak. talih. istenen sonuca ulaş mamak.bahsetmek * Bir konu üzerinde söz söylemek.

talihsiz. navı bakam bakan * Baklagillerden. * ş ma anlatı aş r. özellikle. uyarma gibi anlamları pekiş ğ ı ku. nazı kanı ktan baş na r. aş nlı rayı a ı nı bakalı (veya bakayı m m) * içinde yer aldı cümlenin güvensizlik. tı kı sı bakanlar kurulu * Baş bakan ve bakanlardan oluş kurul. hükûmet. aş * Bahtı olan. kötü bahtsı k zlı * Bahtsıolma durumu. * küçümseme bildirir. bakalit bakalitli * Bakalit bulunduran. bakaç * Dürbün. mutlu. bahtiyarlı k * Bahtlı olma durumu. * Hele. mutluluk. kemik çıntı. talihli. kuş merak. mutlu. z bahusus bak bak! bak! * iş te. odunundan kı zı rmı boya çı lan bir ağ bakkam (Haematoxylon campechianum). üstelik. bakakalmak * Ş kı ğ uğ p ne yapacağ bilmez durumda kalmak. karı aç. nı tirir.bahtiyar * Bahtı olan. * Formaldehit ile bir fenolün yoğ ması unlaş sonucu elde edilen yapay reçine. bakanak * Geviş getiren hayvanları ayakların arkası n nı ndaki körelmiş rnak. iyi bakakalma * Bakakalmak iş i veya durumu. ini * Hükûmet iş lerinden birini yönetmek için. mutsuz. bakalit kaplamalı . genellikle milletvekilleri arası ndan. * ş ma bildirir. baş bakan tarafı seçilerek ndan cumhurbaş nca onaylandı sonra iş ı getirilen yetkili. talihli. an . bakalorya * (eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğ reniminden sonra verilen) Olgunluk sı . vekil. mutsuzluk. bahtlı bahtsı z * Bahtı olan. bahtlı . * Bakmak iş yapan (kimse).

* Kurum ve kuruluş motorlu araçlarıonarı ğve korunduğ yer veya birim. bakara *İ skambil kâğ ile oynanan bir kumar. sır. lı n ınları ı ı bunun sonucu olarak da doğ ş al artları tespit eden durumu. * Ait olduğ yı u l içinde toplanamayı ertesi yı kalan vergiler. n * Bakanı yönetimi altı n ndaki kuruluş n bütünü veya bu kuruluş n bulunduğ yer. ine i yapı bakı m * Bir ş iyi geliş eyin mesi. larda n ldı ı u bakı yapmak m * araç ve gereçlerin düzenli çalı ş için onarı nı ması mı yapmak. bakılı cı k * Bakmak iş i. * Kademe. ğ ı bakar bakar kör * Gözleri sağ göründüğ hâlde göremeyen. nezaret. lam ü * Çok dikkatsiz (kimse). bakı yurdu m * Yoksul veya kimsesiz yaş ve sakatları barı rı bakı kları lı n ndılı p ldı yurt. için bakı lma bakı lmak bakı evi m * Bakı ihtiyacı kimselerin bakı kları ndı kuruluş ma olan ldı . iyle * Bir ş satıalmayı ünmeden yalnı bakarak ilgilenen (kimse). ı dı bakarak bakarsı n bakaya * göre. barı kları . bakar mını sız? * seslenme ünlemi. ları ları u * Öküz. güneye veya kuzeye karşkonumunu belirleyen. darülâceze. . ntı * Askerlik çağ girenlerden son yoklamada bulunarak askere alı ş ı na nmıoldukları hâlde çağldı nda rı kları gelmeyen veya gelip de kı na gitmeden toplandı yerlerden veya yollardan savuş taları kları anlar. vekillik. vekâlet. * Falcı lı k. eyi n düş zca * Falcı . * Bakı iş lmak i. * olur ki. p la bakı * Özellikle dağk yörelerde bir yamacı güneşş na. bakı cı * Bakmak iş görevlendirilen kimse. * Kalı lar. * Bakmak iş konu olmak veya bakmak iş lmak. nı * Fal.bakanlı k * Bakan olanıdurumu ve görevi. iyi bir durumda kalması verilen emek veya emek verme biçimi.

bakı ğ r çalı ı * Bakıtuzları zehirli duruma gelmiş r ile . Kı saltması Cu. -e göre. niş ğ ı nlına ı lmıiner angâh. ı ve elektriğiyi ileten. değ erlendirme açı. doğ serbest veya birleş olarak u ru ada ik bulunan. bakı nmak * Bakmak iş lmak. araşrmak. zı renkli element. * Yeş çalar mavi renk. sı bakı mlı bakı k mlı * Filmin kartpostal büyüklüğ ünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağ layan cihaz. ş ş ı . terk edilme. yüzüstü bı lma durumu. bakı zlı msı k * Bakı z olma. kolay dövülür ve iş olduğ sı i lenir undan eski çağ lardan beri türlü iş lerde kullanı kıl lan.95 olan. bakı r * Atom numarası yoğ 29. 10840 C ye doğ eriyen. ile bakı r kaplama * Demir benzeri madenlerin yüzeyinde bakıkatman oluş r turma iş lemi. * Bakı nmak iş i. lmamı ş .bakı mcı * Bakı iş yapan kimse. * Bakı yapı ş rdan lmıkap. * Bakı yapı ş rdan lmı . yönü. yakı ğ göre ayar edilecek biçimde yapı ş kalkar gez. mlı bakı z msı * Özen gösterilmemişbakı . bakı lı mlı k * Bakı olma durumu. bakı r oksit * Kimyasal formülü CuO veya Cu2O olan bakın oksit biçimi. olacak ş mi? gibi ş ma anlatı ey aş r. bakı ndı bakı nma * Bak hele. m ini bakı ndan mı * Bakıveya görüş sı ş açı. i yapı tı * Muayene olmak. unluğ 8. çevreye göz gezdirmek. bakı ı r alaş mı * %1'in üzerinde çözünmüş elementlerin oluş turduğ bakı ı nı genel adı u r alaş mların . rı bakı r pası * Bakıüzerinde nemli havalarda oluş bakı r an r hidrokarbonat. msı rakı bakı ncak * Tüfeklerde hedefin uzaklına. bakı r rengi . * İ bakı şüzerinde iyi çalılmı yi lmı . ile bakı r çalmak * (bakı r kaptaki yemek) bakı r tuzları zehirli duruma gelmek.

bakımsı ş z. r rı bakı rlı bakı ş * Bakıiçeren maddeler. bakıaçı ş sı * Bir olayda. bakı r sülfat * Göz taş ı .* Kıla yakı kahverengi. simetrik. bakı rcı * Bakıiş r leyen veya bakıkap kacak satan kimse. sa p bakık ş ı * Bkz. bakıatmak ş * kı bir sürede bakı geçmek. . bakı ma rlaş * Bakı mak durumu. rlaş bakı mak rlaş * Bakırengini almak. asimetri. göz taş r ı . simetri. görüş sı açı. düş ünceyi belirli bir yönden inceleme. bakı ş mak * İ veya daha çok kimse birbirine bakmak. konuyu. bakı r tuzu * Bakısülfat. ı bakım ş ı * İ veya daha çok ş arası konum. n bakımlı ş ı * Bakımı ş bulunan. (rengi) bakın rengine benzemek. ş z ı bakı ş ma * Bakı ş iş mak i. zı n * Bu renkte olan. bakımsı k ş zlı ı * Bakımsıolma durumu. biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğ ki ey nda u. bakımsı ş z ı * Araları bakım bulunmayan (iki ş veya iki yanı nda bakım olmayan (bir ş asimetrik. ki * Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak. bakı ı r taş * Malakit. benzer noktaları ı olarak aynı karşklı lı uzaklı bulunan iki benzer kta parçanıbirbirine göre olan durumu. mütenazı ı r. r bakı lı rcı k * Bakıkap yapma veya satma iş r i. * Eksen olarak alı bir doğ nan rudan. r * Bakmak iş i veya biçimi. nda ş ı ey) arası ş ı ey). ı bakıksı ş z ı * Bkz. bakımlı ş . tenazur.

ş ı larla bakkal kâğ ı dı * Kalı ve kaba kâğ n ı t. bakir * Cinsel iliş bulunmamı(erkek). * Eskimemişyı . erdenlik. kalı. el değ memiş bozulmamık. bakkam bakla * Bkz. taneleri badıiçinde bulunan bir bitki (Vicia faba). k. * Baklagillerden. ş lı bakiye * Artı artan. pranmamı yeni. ntı * Yiyecek. kalı olmak. * Kalı . öteki. bakkal bakkal çakkal * Bakkal ve benzeri iş uğ an esnaf için küçümseme sözü. ç * Bu bitkinin yeşürünü veya kuru tanesi. düzensiz yazı dolu defter. * (toprak için) İ ş lenmemiş . * Bakire olma durumu. ş . ldı ı * Cinsel iliş bulunmamıdiş kı kıoğ kı kide ş i.baki * Sürekli. içecek ve baş ihtiyaç maddelerini perakende olarak satan kimse. geride kalan. bakam. cı * Bir ş eyden artan (miktar). lmamı ş . bakla çiçeğ i * Sarı rak eflâtuna çalan beyaz renkte olan bitki. geri kalan. bakire bakirelik bakirlik * Bakir olma durumu. z. il * Bir zinciri oluş turan halka veya parçalardan her biri. baki kalmak * sürekli. bakkallı k * Bakkalı iş n i. kide ş * El değ memişkullanı . lik. daimî. kalan. lerle raş bakkal defteri * Karık. z lan z. i m!" bakkaliye * Bakkal dükkânı satı ş nda lan eyler. yurdumuzun her yerinde yetiş tirilen. bakkala bı rakma! * bir iş"bakalı diyerek savsaklamak isteyenlere söylenir. ka * Bu gibi ş eylerin satı ğdükkân. mtı . mlı * bir ş eyden artmak. * artakalan. * Büyük bakkal dükkânı .

* çok tokluk durumunda "baklava börek olsa yemem" biçiminde kullanı lı r. lan bakla ı slanmamak * Bkz. ceviz.* Bu renkte olan. badı pek çok sebze ve ağ çlı açları alan. bakla kadar * (bit. fasulye. baklalı baklalı k * Baklası olan. bakla kı rı * Beyazı almı beyazlamaya yüz tutmuş çoğ ş . nohut oda. bakliye. * At donları koyu ve iri lekeli kı ndan r. bakla falı * Bakla taneleri ile bakı bir fal türü. badı ç. keçiboynuzu gibi. bakla dökmek (veya atmak) * bakla ile fala bakmak. ağ nda bakla ı zı slanmamak. fı k. renk. iki çenekli ayrı içine taç yapraklı lardan büyük bir bitki familyası . pire gibi küçük böcekler için) çok iri. baklan baklava * Anguta benzeyen kı zı rmı renkli bir çeş yaban kazı it (Otis tarda). * Çok ince yufkadan yapı arası kaymak. baklava dilimi * Eş kenar dörtgen biçiminde olan. baklagiller * Bakla. baklamsı * Bakla biçiminde olan. . bakla oda nohut sofa * Bkz. baklavacı * Baklava yapan veya satan kimse. baklamsı meyve * Bkz. baklavalı *İ çinde baklava bulunan. * Eş kenar dörtgen biçiminde olan nesne. hazı baklava börek * (bir baş ş karş tıldında) çok kolay ve zevkli (iş ka eyle ı rı ğ laş ı ). akasya. badem gibi ş konulan tatlı larak na stı eyler . baklava açmak * baklava yapmak için gerekli olan ince yufkaları rlamak. baklavacı lı k * Baklava yapma veya satma iş i. * Bakla tarlası .

eyin mesi için * Beslemek. nda ş an . geçindirmek. bakterigiller * Bakterilere verilen ad. bakterileri içine alan canlı lar. bakliyat bakliye bakma bakmak * Bakı bir ş üzerine çevirmek. * Bir işyapmak. * Bakmak iş i. çürüme. tedavi etmek. küresel.*İ çinde baklava desenleri olan. * Renklerde. ru * Bir ş geliş veya iyi bir durumda kalması emek vermek. * (yer için) Yüzü bir yöne doğ olmak. andı rmak. ilgilenmek. baksana! baksanı za! * seslenme için kullanı lı r. ş ı ey * Aramak. . önem vererek üzerinde durmak. rdan lan * Bir bakracıalabildiğmiktar. bakteriyolog * Bakterilerle ilgili. denemek. bakterisit * Canlı n vücudunda veya laboratuar deneylerinde bakterileri fiziksel. i i * Yapı labilmesi bir ş bağ bulunmak. ) * (hasta için) Muayene etmek. larda klara kı k biçimde olan. bakteridi *Ş arbon hücresi gibi hareketsiz bakteri. farkı varmak. bölünerek çoğ klorofilsiz. * Anlamak. baklavalı k * Baklava yapı nda kullanı veya baklava yapmaya elverişolan. r bakraç * Çoğ unlukla bakı yapı küçük kova. baklagiller. * Yoklamak. eye lı * Gözetmek. * Önem vermek. silindirimsi. bir işyapmakla görevli olmak. bakteriyoloji alanı çalı kimse. * dikkat çekmek sözü. tek hücre canlı vrı alan. canlı bulunan. bakteri * Toprakta. na * Baş bir ş ilgilenmeyip elindeki veya önündeki iş uğ ı ka eyle le raş olmak. n i * Baklagillerden elde edilen ürün. suda. incelemek. mı lan li baklayı zı çı ağndan karmak * sabrı tükenip o zamana kadar söylemediğş i eyleri söylemeye baş lamak. ları bakteriyel * Bakterilerle ilgili. mayalanma veya hastalı yol açan. kimyasal etkiyle öldüren (etken). * Bkz. * açısöylemekten kaçı ğbir sorunu sonunda açı k ndı ı klamak. Benzemek. * (bir işBirinden beklenmek.

i baktı rma * Baktı iş rmak i. ak msı * Bu maddenin sanayide kullanı için yapay olarak hazı lmak rlanmı. na bal mumu * Arı n peteklerini yapmak için karıhalkaları ndan salgı kları ları n arası ladı yumuş ve sarı madde. bal dudaklı * Tatlı dilli. bal çiçeğ i * Almaş yapraklı rmı veya kı zı çalar sarı ı k . n bakteriyolojik * Bakteri bilimi ile ilgili. bakması sağ na nı lamak. ş zan ı sı * Ağ açlarıkabuğ n undan sı zarak pı laş besi suyu. baktı rmak * Bakması yol açmak. bal yapan eklem bacaklı (Apis mellifica). bal * Özellikle bal arı nıbitki ve çiçeklerden topladı bal özünden yapı kovanları ların kları p.bakteriyoloji * Bakterilerin ve genel olarak mikroplarıbiçimlerini. sı madde. türü bal bal demekle ağ tatlı ı lanmaz z * sözde kalan dilek ve tasarı n iş ları bitirmede hiçbir etkisi olmaz. htı an bal alacak çiçeğbilmek (veya bulmak) i * çı sağ kar lanabilecek yeri veya ş bilmek veya bulmak. ndaki petek gözlerine doldurdukları . vı * Olgunlaş ş mıincirin. bal gibi * pek tatlı . llı bal kabağ ı * İ turuncu. dına sı tatlı. eyi bal arı sı * Zar kanatlı lardan. rengi beyazdan esmere kadar değen tatlı iş . bal baş ı * En temiz bal. *ş üpheye yer bı rakmadan. koyu. adamakı. çi bir idi * Aptal. beyinsiz kimse. bal dudaklı . bal kelebeğ i * Bal kovanları çok zarar veren bir böcek (Galleria mellonella). ş ı . niteliklerini inceleyen bilim. bal dudak * Bkz. çok iyi. baktı alı kça r * güzelliğbirdenbire göze çarpmayan. kı zı rmıya renkli çiçekli ağ k. aççı bal dök de yala * bir yerin çok temiz olduğ anlatı unu r. bakteriyoskopi * Bakterilerin mikroskopla incelenmesi iş lemi. iri ve tatlı kabak çeş (Cucurbita moschata).

bala balaban * İ büyük. çocuk). bal tutan parmağ yalar ı nı * imkânları geniş iş baş bulunan kimse bu imkânlardan az da olsa yararlanı bir in ı nda r. * Bu renkte olan. bal özü bezi * Bitkilerin yaprak. bal bal mumu yapı rmak ş tı * unutulmaması iş edip dikkati çekmek. nektar. * Yavru. mak balabanlaş mak * Balaban duruma gelmek.bal mumu gibi erimek * çok zayı flamak. balı la benzer. * Üç köş üç telli Rus halk sazı eli. bal özü * Bazı çiçeklerin içinde bulunan. u bal peteğ i * Arı n içine bal doldurduğ bal mumu levha. çocuk. bal özülük * Çiçeklerde bal özünü çı karan bezlerin bulunduğ organ. eti yağ ve ağ iri bir kuş kçı lı ı r. malak. balabanlı k * Balaban olma durumu. balak balalayka * Bkz. arı n bal yapmak için emdikleri tatlı vı ları sı. iş balaban * Atmaca veya doğ gibi yı cı kuş an rtı bir . . yumurtalıve erkek organların dibinde bulunan ve bal özü çı k nı karan bez. (Botaurus). ları u bal rengi * Kahverengine çalan sarı renk. gürbüz (kimse. ri. bal sağ mak * kovandan bal ürünü almak. için aret bal özlü * Bal özü bulunduran. n mı lan. * Ş man. balaban kuş u * Bataklı klarda yaş ayan. . irileş mek. bal mumu macunu * Mobilyadaki kusurlarıonarı nda kullanı toprak boya ile renklendirilmiş mumu. balabanlaş ma * Balabanlaş durumu.

koyu toprak.balama * Orta oyununda Rum tipi. da. mil. * Kabzanı demir siperi. tekerlek mili üzerine yerleş sağ tirilmiş m ay biçimindeki alet. *İ çindeki kil oranı yüksek. oselerde düzeltilmiş toprak üzerine döş enen taş rı . yla lan balat * Orta Çağ üç bentten oluş bir Batıiiri türü. yapı çamur. uk cakta sı a klı aş nan * Motorlu araçlarda fren yapmayı layan. * Karagöz. * Arı tirip bal alan veya satan kimse. balata . su geçirmez. an ş * Batı belirli danslara eş eden bir tür ş . yavaş ı madde. koyu. nda balast yem * Çok büyük miktarda ham selüloz ihtiva eden ve dolayıyla yoğ yemlerden çok daha düş sindirilebilir sı un ük besin maddeleri ihtiva eden ve hayvanlara tokluk hissi vermek amacı kullanı yem. pedavra. balar balast * Çatı i olarak kullanı ve kiremitlerin altı döş ince tahta. müzik araçları çalı veya ş olarak okunan eser. tekerleklere gereğkadar balans pensi denen kurş parçası i un takarak denge sağ lama iş i. nı veya balbal balcı balcı lı k balçak * Kabza. romantik. balast direnç * Gerilimin büyük değimlerinde. balans balans ayarı * Otomobilin sarsı nı lması önlemek için. matiz ve külhan beyi tipleri tarafı yabancı ndan ülkelerin tiplerine hitap ederken kullanı söz. kiriş lan na enen * Demir yolları traverslerin altı ş nda na. n balçı k *İ çinde çeş organik maddeler bulunan. balans pensi * Arabaları tekerleklerindeki dengeli dönmeyi sağ n lamak için cant ile lâstik kenarı sışrı kurş na kı lan tı un parçası . lı * Eski Türklerde kiş anı için mezarın veya bazı inin lması nı kurganlarıetrafı dikilen taş n na . muvazene. yarı balayı * Evlilik hayatın ilk ayı ilk günleri. devredeki akı sabit tutmak için konulan direnç. kıkları * Safra. daha çok killi. da. lik arkı * Serbest biçimli. lan * Denge. itli ş kan * Güçlük çı kartan. yla nan arkı * Soğ ve sı büyük bir sürtünme kat sayına sahip olan suya ve yağ dayanı . yağ. iş mı balast gemi * Ambarları yük bulunmayan gemi. yetiş * Arı tirme veya bal alı satma iş yetiş p i.

unlukla sahne düzenine ve müziğ dayalı e gösteri türü. balçı klı baldı r * Bacağ dizden ayak bileğ kadar olan bölümü. baldı r bacak * Açısaçıgörülen kadıbacağ k k n ı . ri k bale * Belli hafif figürlere. ı n ine * Bu bölümün yumuş ve şkin olan arka tarafı ak iş . balerin . * Bu tür gösteri yapan sanatçı topluluğ u. baldıçı rı plak * Ayak takı ndan. * Maydanozgillerden. ğ ı baldı ran baldı ş ran erbeti * Acı çekerek. baldı rak * Don ve pantolon gibi giysilerin dizden aş ı bölümü. hastalıbulaşran. mı siz. * Erkeğ göre karını kıkardeş e sın z i. karasineğ çok benzeyen. ran en baldı rgan * Baldı ran. (Conium maculatum). baldı k ranlı * Çok baldı yetiş yer. balçıhurması k . yüz suyu dökerek elde edilen kazanç. nemli yerlerde yetiş zehirli bitkilerin ortak adı u otu. iş serseri. pilâvlıpirinç. sinekgiller familyası ları ndan. karabaldı r. adı atı çoğ m ş lara. hayvan e k tı sağğyönünden zararlı sinek türü (Stomaxys calcitrans).balçıhurması k * Sandı bası kurutulan hurma (veya kuru incir). te n ı nı ı na baldı rsokan * Çift kanatlı n. lı ı bir baldı z baldo * İ ve dolgun taneli. ağolan * Kı kayınıaş ı lı ç ş n ağuzanan parçası ı . ağ * Bu bitkiden çı lan zehir. karı * Balçı olan. baldı rpatlatan * Güreş hasmı bir ayağ tutarak diz kapağ kadar büküp üzerine yüklenme oyunu. baldıkara rı * Nemli yerlerde yetiş birçok eğ otu türünün ortak adı en relti . *Ş eytan otu. baldı r kemiğ i * Baldı bulunan iki kemikten ince olanı rda . kan emen. klara larak balçıinciri k * Kurutulmuş incir. en . incik. ş eytan tersi otu (Ferula assa-foetida).

dalgı kurbağ adam. iş f balıistifi k * Çok sış olarak bir yere dolmuş kık ı (insanlar). patetes ve domatesten irilip lçı ayı ş . Kova ile Koç burçları nda yer alan burcun adı arası . biçimli tombul. i balet balgam * Bale yapan erkek sanatçı . balıkartalı k . balhane * Bal süzme ve paketleme iş lemlerinin yapı ğyer. ı zdan ş arı lan balgam atmak * yapı lmakta olan bir iş veya bir konu üzerine kuş uyandı ku racak bir söz söylemek. . balıbilimi k * Su ürünleri araşrmaları özellikle balı sıfı inceleyen bilim. balıadam k * Deniz dibine inilebilecek donanı su altı çalı mla nda ş iş mayı edinen kimse. balerinlik * Ası l mesleğbalerin olan kimse. ldı ı balı çı ğ kmak a * balıavlamaya gitmek. suda yaş ayan. * Zodyak üzerinde.* Bale yapan kıveya kadısanatçı z n . ç. k balı k balı k * Omurgalı lardan. balıeti k * Omurgalı lardan. balgamlı * Balgamı olan. yı ş k an. Zodyak. * Solunum organların salgı ğ ağ nı ladı. lan * Suda piş kı kları klanmı incecik kılmıbalıile soğ yağhavuç. balgümeci * Bal peteğ andı bir tür dikiş ini ran büzgüsü. ne zayıolan. ayan n ak k balıetinde k * Ne şman. tı nda klar nını balıçorbası k * Beyaz etli balı klardan yapı bir tür çorba. hazı rlanan bir çorba türü. solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanlarıgenel adı n . suda yaş hayvanlarıyumuş ve açırenkli eti. . balgam taş ı * Damarlı yarı ve saydam bir tür Kadı taş Hacı köy ı . bektaş ı taş mühresenk. a balıbaş kokar k tan * bir iş aksaklın baş olanlardan baş ğ anlatı te ğ ı ta ladını ı r. ı dı atı sümüksü madde. balıbilimci k * Balı sıfı inceleyen bilim adamı klar nını .

su kıları yaş yı nda ayan. balıyağ k ı * İ balıve deniz hayvanların sanayide kullanı yağ ri k nı lan ı . k * Yayvan servis tabağ ı . balıtutkalı k * Balıendüstrisi artı ndan üretilen. boğ k. kçı n ğ kları ı ş a u balısütü k * Yumurtlama sı nda erkek balı n çı ğbeyaz madde. lama ş cı tı balıtutmak k * balı avlamak. k * Balı lara özgü. balı kazağ kçı ı * Balı larısoğ ve nemli havalarda giydiğboğ ve yünlü kalıkazak. balıyiyen. kahverengi çizgili.* Kartallardan. * Morina balınıkaraciğ ğ n ı erinden çı lan ve hekimlikte zayığ karşkullanı iyotlu. boynu ve gagası uzun. yı cı (Pandion kla rtı kuş haliaetus). kları (Anamirta). ğ ı balıunu k * Kurutulmuş ktan özel iş balı lemlerle elde edilen un. azlı balı l kçı * Balı beslenen. ticarî merkez. su kıları yaş yı nda ayan. balı lgiller kçı * Leyleksiler takı nıbalı llar alt takı na giren bir familya. beyaz. kla k * Uzun bacaklı lardan. vitaminli yağ karı flı a ı lan . kçı n uk i azlı n balı yaka kçı * Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka. mın kçı mı balı lı kçı k . ler balıotu k * Cava ve Malabar'da yetiş zehirli meyvesiyle balı sersemleterek avlamaya yarayan bir bitki en. rası kları kardı ı balıtabağ k ı * Balıkoymaya yarayan kap. balı kçı * Balıtutan veya satan kimse. balıkavağ çınca k a kı * hiçbir zaman olmayacak iş için söylenir. havyar. * Çoğ unlukla mersin balını eritilmiş mumuna batılarak hazı ğ n. balıpazarı k * Balı larıavladı balı n günlük ve taze olarak satı sunulduğ yer. yavaş k kları kuruyan. fakat bağ gücü yüksek yapı rı. üremelerini sağ layan yumurta. balıyemi k * Balıavlamada oltanı ucuna takı genellikle yiyecek türü madde. ı bal rı rlanan yumurtası . balıyiyerek beslenen büyük bir kuş k (Ardea cinerea). kçı balı düğ kçı ümü * İleme baş cı yapı ve sonra kolayca çözülerek iş tersine de tutturulan düğ ş ş langında lan in üm ekli. k n lan balıyumurtası k * Balı n daha çok sıyerlere bı kları kları ğ raktı . balı beslenen.

ı nı ünmeden giriş erek. deniz kıları yaş bir kuş yı nda ayan cinsi. ağ ğ200 ton olan. ğ ı * Giysilerin dik ve düzgün durması bazı için yerlerine özellikle yakaları konulan sert. ğ ı . yassı na . akı ı na mek. uzun çubuk. * Balı olmayan. balı kgözü objektif * Normal objektiflerden çok daha geniş yı ve görüntüyü dıbükey ayna görüntüsü biçiminde veren açı alan ş objektif türü. uzunluğ 20 m. avlama iş k i. buluğ ı ermiş ı na çağ na olan. düz ve baş ağbir biçimde. falyanos (Balaena mistycetus). n için lan iş balı z ksı baliğ * Döl verme çağ eren. balı n kçı * Perde ayaklı lardan. yağve çubukları avlanan memeli hayvan. balı khane * Balı n toptan satı çı ldı. kları ş karı ğ uk a ı balı klama * (suya dalmada. göl ve ı rmaklarda balıyatağolan yer. süslemek. uzun gagalı kçı balı l cinsinden kuş familyası lar . ğ ı balı knefesi * Balinagillerin baş ı çı lan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapı nda kullanı bir yağ ndan karı mı lan . balı yararlanma ve satma iş k ktan i. kemik gibi ş lan eylerden yapı ş lmı halka. a l baliğ olmak. suya balı klandı rma * Balı klandı rmak iş i. * erinlik çağ ermek. k ı balı klı * Balı olan. balı llar kçı * Çoğ unlukla uzun bacaklı . esnek.* Balıtutma. kadı u ı ı rlı ı için rga balı. dar. balı klamak * Balı klama tarzı atlamak. erinleş buluğ ermek. balı rtı ksı * Balıkı ğbiçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş k lçı ı deseni. deniz kı cı rlangı (Sterna hirundo). uzun ve çatal kuyruklu. atlamada) Balıgibi gergin. eriş mek. uzunca gagalı . balı klandı rmak * Balıile doldurmak. * Yollarda sularıortada toplanmayarak iki yana akması yapı şkinlik. balı kgözü * Ayakkabı n bağ ları geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takı maden. bir harekete sonucunun ne olacağ düş e. k aş ı * Bir iş bir duruma. * Balıüretme. soğ hava deposu olan yer. baliğ olmak * bulmak. k balı klava * Deniz. balina * Balinalardan.

Balkanolog * Balkanoloji uzmanı . sancı rı . Bulgaristan. balina geçirilmiş olan (giysi). * Bkz. . Slovenya. * Balina takı ş lmıolan. Malkarca. sancı rı mak. kla * Örnek hayvanı balina olan.balina çubuğ u * Balinanı ağ na aldı suyu dı ya süzüp içindeki deniz hayvanları tutması yarayan ve üst çenesinin n zı ğ ı ş arı nı na iki yanı tarak diş gibi sı nda leri ralanmı boynuz dokusunda. Sı rbistan. * Balkı iş mak i. * Ş ek çakmak. balkı r * Parı. Makedonya. balina yağ ı *İ spermeçet balinasın kafa sinüslerinde bulunan yağ nı . Balkanlarla ilgili. Balkanlı lı k * Balkanlı olma durumu. esnek kemiksi bölümlerin adı ş . balkan * Sarp ve ormanlısı dağ k ra lar. balinalar balinalı balistik * Ateş silâhlarda barut gazın bası ile fı p hedefe varı li nı ncı rlayı ncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. tarihi ve kültürü ile uğ an bilim dalı nı raş . * Parlamak. imş * Bir yapın genellikle üst katları dı ya doğ çı şçevresi duvar veya parmaklı çevrili bölümü. Malkar. * Kesik kesik ağmak. * Güzel süslü. parlak. nı nda ş arı ru kmı . Bosna-Hersek. imş * Su halkalanmak. Arnavutluk. Romanya. ltı * Ş ek. dalgalanmak. Yunanistan ve Trakya'yı alan bölge. içine Balkanlı * Balkan devletlerinden olan. * Ağ. kutup denizlerinde yaş memeli hayvanlar familyası ayan . Balkanoloji * Balkan ulusların dili. . balkı ma balkı mak balkon . KaradağKosova. parı ldamak. Balkanlar * Hı rvatistan. Balkar Balkarca balkı * Bkz.

lâvanta çiçeğ kekik gibi kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitiş taç yapraklı i. ballandı rmak *İ mrendirecek biçimde övmek. balon * Isı ş tı hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan. ik lardan oluş bir an familya.* Tiyatro ve sinema gibi büyük salonlarda asma kat. ballı börekli olmak * çok iyi anlaş mak. tatlanmak. ve sı balo vermek * baloyu hazı rlamak. ballı *İ çinde bal bulunan. ballanma * Ballanmak iş i. atmosferde uçabilen. ballı baba * Ballı babagillerden. ballandı ballandı ra ra * Ballandı rarak. olgunlaş laş mak. ballanmak * Bal bulaş bal sürülmek. balkonumsu * Balkona benzer. ğ ı * Ballı baba. küre biçiminde araç. lmı * Ballıhastalı olan. ballı k * Bal konulan kap. düzenlemek. mak. k ğ ı . ballandı rma * Ballandı rmak iş i. ballı pasta * Bal ile yapı ş lmıveya içine bal konmuş pasta. * Tatlı mak. beyaz çiçekli ve çok yık otsu bir bitki (Lamiumalbum). ballı börek * Çok lezzetli. * Bağ larda görülen külleme hastalı. llı ballı babagiller * Nane. ballı darı *İ ncir. ballı klı balo * Danslı resmî giyimli gece toplantı. balköpüğ ü * Açısarı k renk.

). balotaj baloz balsam * Bir seçimde adaylardan hiçbirinin. balonvari * Balona benzer. * Küçük balon. vakitli vakitsiz tedirgin etmek. balta vurmak * balta ile kesmek.* Hava veya gazla doldurulmuşkauçuktan yapı çocuk oyuncağ . ası ey lmak. * Karnı yuvarlak ve şkin. merhem vb. baltabaş * Baş bodoslaması omurga hattı dikey olarak çelik lâmadan yapı ş na lmı(gemi). . n ları * Önceleri sefer sı nda çalı ve ormanlıyerleri temizlemek. danslı yer. baltacı * Balta yapan veya satan kimse. n an * Bir tür kudret helvası . musallat olmak. yol açmak. çadı kurup kaldı rası lı k k rları rmak. parçalamak. boynu dar cam kap. baloncu baloncuk * Balon satan kimse. parfüm ve ilâçlarıyapı nda kullanı reçine. * Kesmek. yontmak gibi iş kullanı ağ saplı lerde lan aç . balonculuk * Balon yapmak veya satmak iş i. * Bazı açlardan elde edilen. belsem. demir araç. * Yangısöndürme kuruluş nda balta kullanan er. iş balon lâstik * Bisikletlerde kullanı bir lâstik türü. sonraları zlar ağ na bağ olarak sarayı kı ası lı korumak ve sarayı dıhizmetlerini yapmakla n ş görevli kimse. baltacı k * Küçük el baltası . yarmak. * Gemici. * Odun kıcı rı. lan balon uçurmak * ilgililerin ne diyeceklerini ve nası l davranacakları anlamak amacı aslı nı yla olmayan bir haber yaymak. lan ı . balta balta değ memiş (girmemiş veya görmemiş ) * içinden hiç ağ kesilmemişsıve gür (orman. iş gibi kimselerin eğ çi lenmek için gittikleri içkili. koru). balon gibi. yükleri bindirip indirmekle. antiseptik ve besleyici özelliğolan (ilâç. ağ n mı lan balsamlı * Balsam içeren. aç . gerekli oyu sağ layamaması dolayıyla seçimin sonuçsuz kalması sı . i balsı ra * Yapraklarıüzerinde oluş bir tür küf. k balta olmak * direnerek bir ş istemek.

* Yolları açma ve düzenlemede balta ile donatı ş lmıasker sıfı nı. sabote etme. baltalama * Baltalamak iş sabotaj. ş yası balya makinesi * Değ ik tarı ürünlerini ip ya da çember ile balyalama veya denkleme iş yapan alet. balyalanmak * Balyalamak iş lmak. baltalamak * Balta ile kesmek. balyalanma * Balyalanmak iş i. bir iş tlı i veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma. ini baltalı * Baltası olan. Baltı k * Baltıdenizine kısı ülkeler ve bu ülkelerin halkı k yı olan . na baltalı k baltası kütükten çı kmak * bir engelden. ş ta baltalayı cı * Baltalama hareketini yapan kimse. * Bir iş bilinçli ve kası olarak bozacak veya yı i. ı nı nda baltadan kurtulmak * kesilmemek. i. pot kı nda rmak. kı dan baltayı a vurmak taş * farkı olmayarak birine dokunacak sözler söylemek.* Değ irmen taş n ortası bulunan haç biçimindeki alet. i yapı * Atılı hedef vazifesi gören plâkaları cı kta havaya fı rlatan yaylı alet. sabote etmek. balyalama * Balyalamak iş i. iş m ini balya yapmak * balyalamak. denk yapmak. balyalamak * Balya yapmak. * Sısıkesimi yapı orman. k k lan * Bir köyün odun ihtiyacı sağ nı laması izin verilen koruluk veya orman bölgesi. . Baltıdilleri k * Baltıülkelerinde konuş Hint-Avrupa dil grubu. k ulan baltrap balya * Çember ve demir tellerle bağ lanmıticaret eş . bir sıntı kurtulmak. tlı kacak davranı bulunmak. * Bilinçli ve kası olarak. baltalayılı cı k * Baltalama iş yapan kimse.

ları lan. balyozlama * Balyozlamak iş i. bambaş k kalı * Bambaş olma durumu. bambul * Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü. ka bambu * Buğ daygillerden. zacağş bambaş ka * Büsbütün baş apayrı iş farklı ka. . merdiven. ban ağ acı . varyos. kazıçakmak gibi iş kullanı çok iri ve ağ çekiç. ergin evrede baş akları kemiren. bam teline basmak (veya dokunmak) * en çok kı ıeyi yapmak veya sözü söylemek. * Osmanlımparatorluğ döneminde Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad. * Sakalı alt dudağ hemen altı n. değik.balyemez balyos balyoz * Eskiden kara ve deniz savaş nda kullanı orta çapta. ş ı * Bu kamı yapı ş ş tan lmıolan. bam teli * Bazı sazlarda kalıses veren tel veya kiriş n . baston gibi birçok cak en. kıkanatlı n böcek (Anisoplia austriaca). i balyozlanmak * Balyoz ile dövülmek. ı r. hezaren (Bambusa vulgaris). yanı mı lan ş . . ban * Osmanlımparatorluğ döneminde Macaristan ve Hı İ u rvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan. hem kurutularak yenilen ürünü. kahverengi. bamya tarlası * Mezarlı k. sı ülkelerde yetiş boyu 25 m kadar olabilen. man en türü bamya * Ebegümecigillerden bir bitki (Hibiscus esculentus). ı r balyoz gibi * çok ağ ezici (kol veya yumruk). bambul otu * Sı ve ı cak lı bölgelerde yetiş otsu veya çalı bir bitki (Heliotropium). balyozlamak * Balyozla vurmak. eş n yapı nda kullanı bir tür kamıHint kamı. İ u * Taş kı ları rmak. * Bu bitkinin hem taze. uzun menzilli tunçtan top. k lerde lan. balyozla dövmek. ı n ndaki bölümü. mobilya. balyozlanma * Balyozlanmak işveya durumu.

lokma. aç * Sepetçi söğ sorgun. ban otu * Asya. üdü. banda almak * bir sesi. ile bandajlatma * Bandajlatmak iş i. mak bançolaş mak * Banço durumuna gelmek. in lacağ nı bana dokunmayan (veya beni sokmayan) yı bin yaş n lan ası * birçok kimseler. nda ı bana da . . ğ ı ğ ı * Bayağ sı ı radan. ey rı ş banak banal * Ekmek parçası . . bana * Ben zamirinin yönelme hâli ekli biçimi. demesinler * bir iş kesinlikle yapı ı belirtmek için söylenir. bana bak! * "beni dinle" anlamı teklifsiz bir seslenme ve gözdağsözü. * Herkesin kullandı. bandajlama * Bandajlamak iş i. telek damarlı . ü iye bana mın dememek sı * hiçbir ş etkili olmamak. herkesin anladı. kendilerine kötülüğ dokunmayan kiş dokunmak istemezler. * Banal olma durumu. n cak en ban yağ ı * Hint yağ ı . Kuzey Afrika ve Avrupa'nısı bölgelerinde yetiş zehirli ve otsu bir bitki (Hyoscyamus). madenî gövdesi olan beş ğ ı veya daha çok teli olan bir müzik banallik banço aleti. meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağ (Moringa oleifera).. ses cihazı bant üzerine kaydetmek. bançolaş ma * Bançolaş durumu.. aldı etmemek. çiçekleri salkı m durumunda. ile * Bağsargı . ile bandaj * Sargı sarma. bandajlatmak . bandajlamak * Sargı sarmak. * Amerika zencilerinin çaldı gitar biçiminde.* Asya'nıtropik bölgelerinde ve Afrika'nı kuzeyinde yetiş yaprakları n n en.

hı karak ağ çrı lamak. bandı ra * Geminin hangi devlete ait olduğ gösteren bayrak. bank . u bandı rmak * Banmak. rası bandı rma * Bandı iş rmak i. i bandrol * Paket veya şelerin ağ na konulan ş veya etiket. avazı ktı kadar bağ çı ğ ı ı rmak. mıka. * İ dizilmiş pe ceviz. kumaşerit. inin ş bandrollü * Bandrolü bulunan. bangı r bangı r * Yüksek sesle. bangı r bangı ı r bağ rmak * yüksek sesle. unu * Yabancı devlet bayrağ ı .* Sargı sardı ile rmak. ini * Bayrak direğ tepesine süs olarak konulan uzun. bangı rdama * Bangı rdamak iş i. bandı ralı * Bandı olan. kuran. bandoculuk * Bandocu olma işveya durumu. badem ve benzerlerinin. * Etibank. * Yapan. Sümerbank gibi belirtme grupları banka sözünün yerine kullanı nda lı r. mı zı bandocu * Bandoda görevi olan kimse. iş ı zları erit * Devletçe verginin kesildiğ gösteren etiket. bando * Türlü üfleme ve vurgulu çalgı lardan oluş ve daha çok geçit törenlerinde kullanı mıkacı topluluğ an lan zı lar u veya takı . halkı bani * Kurucu. gürültüyle. rı yla lan * Kurutulacak üzümün güneş serilmeden önce içine batıldı potaslı e rı ğ ı suyun konulduğ kap. bangıbangıbağ r r ı rmak. * Çabuk kuruması renginin parlak sarı ve olması üzüm salkı nı inciri küllü veya potaslı k suya için mları veya ı lı daldıp çı rı karmak. mıkacı zı . Bangladeş li * Bangladeş ndan olan kimse. niş ile kaynatı ş asta lmıüzüm suyuna veya baş bir tatlı ka ya batılması yapı sucuk. bangı rdamak * Öfkelenerek yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. bandaj yaptı rmak. bangı r bangı lamak r ağ * yüksek sesle.

* Bankacın mesleğ nı i. eş saklayan nda erli ya ve daha baş ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş ka . altıgibi taş r değ n ı nı erlerin ticaretiyle uğ an kimse. kasaları para. takibi için gelenle görevli arası konulmuş na tezgâh. raş * Çok zengin (kimse). banknot banko * Devlet bankası ndan piyasaya çı lan kâğ para.iskonto. banka kartı * Banka iş lemleri için otomatik makinede kullanı özel ş kart. k ldı ı banka cüzdanı * Banka hesabı olanlarısahip oldukları n küçük defter. * Bankacı . değ belge. banka cüzdanı . bankiz * Buzla. biriktirmek. * Banker olma durumu. bankaya yatı rmak * bankadaki hesabı para koymak. parklarda oturulacak sı ra. lan ifreli bankacı * Bankacı iş lı lemleri ile uğ an veya bankada görevli kimse. tarafı karı ı t * İyerlerinde üzerine eş koymaya elveriş iş ş ya li. k raş bankacı lı k * Banka iş lemleri yapma iş i.bank banka * Çoğ unlukla bahçelerde. * Bankacı iş lı leminin yapı ğyer. kambiyo iş p lemleri yapan. ndan bankamatik * Bankalarıpara iş n lemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine. ı bankerlik bankerzede * Banker ile olan iş kilerinde zarara uğ iliş rayan kimse. * Faizle para alıveren. * Bankerin yaptı iş ğ . banka cüzdanı . banket *Ş ehirler arası yollarıiki tarafı yayalarıyürümesine ve taş n trafiğaksatmadan durabilmesine n nda n ı tları i yarayan çakı l veya toprak yol. . banka defteri * Bkz. bankadan çekmek (veya almak) * bankadaki hesabı para almak. banka gibi * çok zengin (kimse). na banker * Banka sahibi. * Para. kredi.

garanti olarak çı ı sal kacağtahmin edilen sayı . ı ndı bantlama * Bantlamak iş i. bir atı veya sayın kesin olarak tutturulacağ tahmin edip larda n nı ı nı iş aretlemek. * Su altı tepeliğ i. çevre. * Bantlama makinesi. yassı . dolay. banliyö * Genellikle oturma alanı niteliğ olan. banlamak * Horoz ötmek. uzun kâğ veya bezden üretilmişgenellikle zı klı ı t . larda i banko geçme * Banko geçmek durumu. deş etmek. ensiz. mparalama makinelerinde kullanı lan aş rma gereci. bantlamak * Bantla iki ş birbirine tutturmak. . * Ses alma cihazları seslerin kaydı kullanı manyetik oksitli plâstik veya selüloz ş nda için lan erit. bant çözmek * manyetik bir bant üzerine alı ş nmısesleri yazı aktarmak. banlama * Banlamak iş i. ş merkezinden uzakta veya sırları yakıyerlerde bulunan inde ehir nı na n ş yöresi. loto gibi oyunlarda. banko geçmek * Yarı ş veya toto. ses bant zı mpara * Çekmeye dayanı . bant yapı rmak. biber gibi toz durumundaki maddelerin içine batıp çı bir eyi rı karmak. * Banmak iş i. * Yara üzerine yapı rı özel olarak hazı ş lan tı rlanmıilâçlı ş küçük ş erit. * Katı ş sulu veya tuz. * Bağ ı rmak. nda.* Talih oyunları oyunu yönetenin ortaya koyduğ para. nda * Talih oyunları ortada toplanan paranıhepsine oynandını nda n ğ anlatı ı r. ş bağ erit. banko sayı * Sayı loto oyununda. u * Talih oyunları oyunu yöneten kimse. banko at * Yarı ş dereceye gireceğkesin olarak tahmin edilen at. ehir banliyö treni *Ş ehirle banliyö arası iş nda leyen tren. eyi ş tı bantlayı cı * Bant yapan kimse. ya ifre bant doldurmak * bir bandı kaydederek kullanmak. banma banmak bant * Düz.

vı banyo bataryası * Sı ve soğ su ile duş lantını bir arada bulunduğ musluk takı . kanı * Banyo küvetinde yı kanma. banyo kazanı * Banyoyu ve suyu ıtmak için yapı özel kazan veya ıtma aleti. aş abilen bir ağ (Adansonia digitata). * Banyodan henüz çı ş kimsenin durumu. cak uk bağ sın u mı banyo almak * banyo yapmak. lı * Konu. gövdesinin çevresi 20 m yi cak en. içinde yı lan bölüm. hamam.banttan vermek * genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha önceden alı ş sesi veya görüntüyü nmıbir yayı nlamak. fiziksel veya kimyasal bir etki altı bir süre bulundurma iş nda lemi. li banyo sabunu * Banyo yaparken vücudu yı kamak için kullanı sabun. banyolu *İ çinde banyo bölümü olan. * Duyarlı yüzeylerin iş lenmesinde belirli bir iş lemin gerektirdiğmaddeyi erimiş i olarak içinde bulunduran sı. sı ülkelerde yetiş çok yüksek olmamakla birlikte. kmıbir banyosuz * Banyosu olmayan. lan lan banyo kabini * Duş kabini. husus. * (kitaplarda) Bölüm. u banyo havlusu * Banyo sonrası kullanı ve özel olarak yapı havlu. * Arap gramerinde mastar çeş itlerinden her biri. bar . sı lan sı banyo küveti * Genellikle içine su doldurulup yı kanmaya elveriştekne. banyo yapmak * yı kanmak. * Vücudun bir bölümünü veya bütününü. * Tedavi amacı hazı ile rlanan ilâçlı su. başk. banyo * Yapı larda. baobap * Ebegümecigillerden. üstü havlu benzeri dokuma olan paspas. banyo dolabı * Banyo için gereken bütün malzemenin içinde bulundurulduğ dolap. lan banyo takı mı * Banyo odaları ı zemine serilen altı nda slak plâstik. aç bap * Kapı .

baraj ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. baraj mesafesi * Serbest atısı nda. kı çuha. atınoktası kaleye doğ ve oluş ş rası ş ndan ru turulan baraja kadar belirlenen nizamî ara açı ğ klı.* Anadolu'nun doğ ve kuzey bölgesinde. ağ ritmli bir halk oyunu. paslanmak. an * Halterde kaldılması rı gereken alet. bar bar bar bar bağ lamak * kir bağ lamak. * Hava bası birimi. * Apaçıgörünmek. reti . en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuş u ularak oynanan. * Tahta. baraka barakacı k * Küçük baraka. kebe. duvar yapmak. gücünden yararlanmak amacı akarsu üzerinde yapı bent. büğ yla lan et. . ncı * Cam kaplarda oluş pas. barajı mak aş * herhangi bir sebeple konulmuş olan ş yerine getirip baş sağ artı arı lamak. ı r bar * Danslı . * Bir salonda içki içmek için hazı rlanmıköş ş e. bar bar * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş öfkeli ve yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. nda bar tutmak * bar oynamak için hazı rlanmak ve oyuna baş lamak. * Herhangi bir alanda baş yı arı tespit etmek için gerekli olan ş art. barak * Tüylü. * Ayaküstü içki içilen meyhane. * Futbol veya hentbolda serbest atı yapacak oyuncunun önünde karştakı oyuncuların yanyana dizilip ş ı ı m nı oluş turdukları duvar. ortada olmak. k bar havası * Bar oyunları tek veya toplu olarak söylenen ezgi. llı * Bir cins tüylü av köpeğ i. baraj * Suyu toplamak. bar ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. içkili eğ lence yeri. ı baraj yapmak (veya kurmak) * (futbol veya hentbolda kaleye yapı vuruş önlemek için) oyuncular kale önünü kapatacak biçimde lan ları sı ralanmak. çinko gibi hafif ş eylerden yapı ş lmı temelsiz eğ yapı .

barbarlaş mak * Barbar gibi davranmak. kemikli bir balı(Mullus barbahı k s). bir tür fasulye. n. nı e lı baratarya barba barbakan barbar * Uygarlaş mamı ş . beyaz etli.baran barata * Yağ mur. ş an * Kaba ve kı bir davranı rı cı ş la. kale u kı lı ş n korkuluğ u. barbarlı k * Barbar olma durumu. kı zı nda ları ve cı n rmı çuhadan yapı ş lmı . barbekü barbunya * Barbunyagillerden. barbunya ve tekir türleri iyi bilinen bir familya. * Uygarlaş mamıkavim. armatöre veya sigorta ortaklına bilerek verdikleri zarar. oval veya yassı rmı benekli. ilkel. vrı lı * Bilim doktorların ve kardinallerin giydikleri dört köşkülâh veya başk. * Osmanlı sarayı genel olarak bostancı n. barbaş ı barbata * Bar oyunları sı n sağ ı yer alan ve oyunun düzenini sağ nda ranı baş nda layan kimse. vücutları pullarla kaplı mı iri . barbarca * Barbara yakı bir biçimde. rı cı * Kaba saba. * Kaptanı tayfaları gemi sahibine. sı lan ş lı barbarlaş ma * Barbarlaş iş mak i. . barbarizm * Bir sözün fonetik veya morfolojik yapında yapı büyük yanlı k. . ğ ı *İ htiyar Rum meyhanecilerine seslenmek için kullanı lı r. n. topluluk. ucu kı k. barbut * Zarla oynanan bir çeş kumar. uzunca başk. * Taneleri yuvarlak. ş * Kaba ve kı . kı zı barbunyagiller * Dikenli yüzgeçliler alt takı na giren. kı zı rmı pullu. * Kale duvarları düş nda mana ok atmak için açı ş lmıdelik. it barcı * Özellikle balkonlarda ı et piş zgara irmekte kullanı ve duvar içerisine gömülmüş lan ocak. baltacı kapılarıgiydikleri. * Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluş turduğ girintili çıntıdıduvarlarıüst bölümü.

da lan ı ma * Kalyon türünden küçük savaş gemisi. barçak * Kı kabzasın siperi. leten barcı lı k * Barcı olma durumu. bardaktan boş rcası yağ anı na mak * (yağ mur) çok ş iddetli yağ mak. ri. * Fıcı çı keseri. * Barcın iş nı i veya mesleğ i. bardan bardan * Yük taş ı için kullanı çanta veya çuval. * Bir tür küçük ve tatlı incir. taki * Devlet memurların maaş nıderece ve tutarları düzenleyen sistem ve çizelge. ı n u lan.* Bar iş kimse. bardo barem * Aygı diş ek çiftleş r ile i eş mesinden üretilen her yaş hayvan. ri bir bardakaltı * Bardağ konulduğ yeri kirletmemesi için kullanı genellikle örgü. bardak eriğ i * İ ve tatlı tür erik. lan * Bir bardağ alacağmiktar. baş n bir ucu çember parçası nı ğ ı ı nı biçiminde eğ öbür ucu keskin çekiç. ı t * Yemek öncesi yenilen bardak altı büyüklüğ ünde bir tür lâhmacun. ı rı ş bardağtaş ı ı rmak * sabrı tüketmek. mak lan bardan bardan * Beyaz beyaz. yaş bardacı k bardacıeriğ k i * Bardak eriğ i. lan. ı n ı * (bazı bölgelerde) Toprak testi. nı bardak * Su ve benzeri ş eyleri içmek için kullanı genellikle camdan yapı kap. kâğ veya plâstik örtü. bardakçı * Bardak veya çömlek yapan veya satan kimse. barça * Orta Çağ kullanı kürekli ve yelkenli taş gemisi. lı ç nı barda * Dam ustaların kullandı. nı ların nı * Çok beyaz. bardağtaş damla ı ı ran * sabı r tüketen aş davranıveya durum. .

barı rmak ndı * Barı nması sağ nı lamak. otağyüksek divan. * Barı amaçlayan. barfiks bargâh bargam barhana * Levreğ benzer bir balı e k. geliş ortamı ecek bulmak. ş çı barı l ş çı barı lı ş k çı * Barı olma durumu. barı ş ı ş sever. * Göç eş . ş ları lmış * Küçük takke. metal veya plâstikten yapı şapka. * Çevresiyle uyumlu. barıyapmak ş * barıantlaş nı ş ması imzalamak.baret baret * İçilerin baş na giydikleri. * İ izinle girilen yer. barı nmak * Doğ etkilerinden korunmak için kapalı yere sınmak. nı barı barı nak barı rma ndı * Barı rmak iş ndı i. sulhperver. * (soyut kavramlar için) Bir yerde etkili olmak. yası yası * Bahçe duvarı . karş klı ı anlayıve hoş ile oluş lı ş görü turulan ortam. çit. melce. * Böyle bir antlaş madan sonra insanlıtarihindeki süreç. k * Uyum. a bir ğ ı * Yerleş mek. sulhçu. barı nma * Barı nmak iş i. küçük kervan. * Savaş bittiğ bir antlaş ı n inin mayla belirtilmesinden sonraki durum. . * Bir tür süs iğ nesi. barı ş * Barı ş iş mak i. * Kafile. * Barılacak yer. göç. barıgörüş ş olmak * her türlü dargı ğunutarak barı nlı ı ş mak. * Çeş beden hareketleri yapmaya elverişyükseklikte. barı . yaş amak için uygun ş artlar bularak oturmak. barı ş çı * Barı seven. sulh. barıöngören. papaz takkesi. sulhsever. dirlik içinde yaş amak. ş ı ş ı * Bkz. çine . ev eş . iki ayak üzerine tutturulmuş itli li çubuklu jimnastik aracı . kavga etmeme eğ ş çı ilimi.

sulhperver. barikatlama * Barikatlamak iş i. * Sevmek. . dargıveya düş olmayan. * Keş ke. ağ küre. baritli yı kama * Kalı ı ıve rektumun radyolojik iş nbağ n rsağ lemde baryum sülfatla doldurulması yı ve kanması . al baritli *İ çinde barit bulunduran. anlaş mak. sevecen. barı l. zevk almak. barikatlamak * Barikat ile çevirmek. barisfer barit baritin * Doğ baryum sülfat (BaSO4). araları ki ndaki dargı ğkaldı nlı ı rmak. uzlaş mak. öyle ise. hoş kası ş n man görülü. ı r * Baryum oksit (BaO) veya baryum hidroksit Ba(OH)2. bari * Hiç olmazsa. ma. hiç değ o hâlde. barikat yapmak * çeş araçlarla bir engel oluş itli turmak. barı ş mak * İ taraf. ilse. ş çı ş çı barı ş severlik * Barı ş sever olma durumu. barikat yapmak. barık olmak ş ı * sevecen ve hoş görülü davranmak. barı ş sever * Barı . sulhsever. ş ı barı ş ma * Barı ş durumu. uzlaş anlaş mak ma. barı rmak ş tı * Barı ş maları sağ nı lamak.barık ş ı * Baş ile barıdurumunda bulunan. larak lan barikat barikat kurmak * engel oluş turmak. barı rma ş tı * Barı rmak iş ş tı i. * Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanı yapı engel. ara bulmak. sulhçu. * Bkz. barıklı ş k ı * Barık olma durumu.

k. bark barka barkarol * Venedik gondolcülerinin söz ve müziğönceden yazı i lmadan. * Basso ile alto arası ses veren. barizleş mek * Bariz duruma gelmek. belirgin. * Bkz. barmenlik * Bar tezgâhtarlı. barkot barlam barmen * Bar tezgâhtarı . pistonlu bir tür ağ çalgı. nı na lan * Herhangi bir yolu kapamak için yapı engel. lan * Engelli at yarı nda üzerinden atlanması ş ları gereken yapay engel. * Çizgi im.S 1600 ile 1750 yı arası lları ndaki klâsik sanatı izleyen resim. ev bark. barlam. engel. nda ı z sı * Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğ sağ ini lamak için kullanı açı kapanı lan lı r r engel. * Bkz. barok * M. * Kara yolların kenarları yapı korkuluk.bariton * Tenor ve bas arası ndaki erkek sesi. bariyer bariz barizleş me * Barizleş iş mek i. baro baş kanı * Baro genel kurulunca en az on beş llıkı olan avukatlar arası seçilen ve baroyu temsil eden yık demi ndan baro üyesi. i arkı * Ritmi üç zamanlı müzik eseri. * Büyük sandal. mimarlıüslûbu. evlenmek. * Açı göze çarpan. yükseklikölçer. barograf * Bir hava taş nı uçarken izlediğyolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya iş ı n tı i aretlemeye yarayan alet. barklanma * Barklanmak işveya durumu. içlerinden geldiğgibi söyledikleri ş . ğ ı baro * Bir ş veya bir bölge avukatların bağ oldukları ehir nı lı meslek kuruluş u. k . i barklanmak * Ev sahibi olmak.

barparalel * Düş direkler üzerine paralel olarak tutturulmuş tahta çubuktan oluş jimnastik aracı ey iki muş . biçimlerin serbestçe yaratı ndan duyulan coş önem veren. it ğ ı * Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan. doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu. huysuz. * Gösterge. yüzyı arası lar nda larla nda ı tlı llar ndaki müzik reformunu oluş turan müzik. abartmalı lması kuya . aksi (kimse). barsak * Bağ ı rsak. barometre * Bası nçölçer. nane ve yaban kekiğ ortak adı inin . sı barokçuluk * Barok sanat ve edebiyat görüş ilkelerini benimseyen akı ve m. patlayı. . barut esmeri * Koyu esmer renkte olan (kimse). katı li lması n rlatı na cı madde. düş nda ünceden çok duyuma. zgı * her an olay çı kacak yer veya kavgaya yol açacak durum. * Koyu gri renkte olan. barsam barsama barudî barut * Ateş silâhla bir merminin atı na veya herhangi bir aracı fı lması yarayan. barut gibi * öfkeli. baron baronluk * Batı ülkelerinde vikont ile ş övalye arası soyluluk unvanı nda . etkileyici. sinirli ve kinle dolu kimse. çı barut fısı çı gibi * çok kı n. barut fısı çı * Barut koymaya. baroskop * Havanıiçinde bulunduğ cisimlerin ağ ğüzerine yaptı hafifletici etkiyi gösteren ve havası n u ı ı rlı ğ ı boş labilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı altı . fı. * Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeş çarpan balı (Trachinus vipera). * pek ekş i veya acı . barut hakkı * Mermiyi istenilen uzaklı atabilmek için gerekli barut gazı ncı sağ ğ a bası nı lamaya yetecek miktarda barut.* Batı edebiyatları dengeden çok harekete. sert. barokçu * Barokçuluk yanlı olan kimse. çeliş kiden çekinmeyen edebiyat akı . * Baron olma durumu veya baronun görevi. mı barok müzik * Çalgı arası veya çalgı sesler arası karş klar kuran XVl-XVlll.

doğ en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan. lan barutla oynamak * tehlikeli iş uğ mak. * Atom sayı 56. barut kokusu gelmek * savaş tehlikesi sezilmek.barut kesilmek (veya olmak) * çok öfkelenmek. defol!. gümüş renginde. git.78 olan. baruthane * Barut yapı veya saklanan yer. . barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı . basamak * Merdiven. bas tutmak * ince sesli çalgı tek perdeden eş etmek. * En kalısesli orkestra çalgı. lerle raş barutluk baryum * Barut saklanan kap veya yer. barut rengi * Koyu giri. katı basit bir element. bas * En kalıerkek sesi. buna rağ basıindiğkalıve tok tonlara inemeyen sesi olan men n i n sanatçı . Kı ve saltması Ba. bas bas * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. baryum karbonat * Karbondioksidin. yürü. u ada havada çabuk oksitlenen. lara lik basak basaklı basaksı z * Merdiveni olmayan. barutçuluk * Barut yapma veya alısatma iş p i. n * Sesi böyle olan sanatçı . * Merdiveni olan. yoğ sı unluğ 3. n sı bas (veya bas git) * çekil. barutçu * Barut yapan kimse. bas bariton * Bası çı n kamadı ince tonlara çı ğ ı kabilen. baryum sülfat * Baritin.

basılı cı k bası k * Bası olma durumu veya basınıiş cı cın i. basamak basamak * Yavaş yavaş (yükselme veya inme). resim çı karmak iş tabı i. birbirinden belirli aralı lan klarla yükselen düz yüzeylerden her biri. * Kı uzantı okyanus ortası rtları kadar devam eden ve 4000-5000 m derinliğolan deniz dibi. tâbi. her rakamın bulunduğ sı hane. * (cebirde) Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti. * Kık. * Dalyanıkapak yeri. . basamak yapmak * bir durumu daha yükseğ eriş için araç olarak kullanmak. kalı mı ı da eylere yazı . * Bir cismin bir yanı kaldı yükseltme iş nı raçla i. dergi gibi ş eyleri basan kimse.* Bir yere çı karken veya bir yerden inerken bası ve art arda gelen. * Derece derece. sı bası tı klaşrma * Bası tı iş klaşrmak i. lan * Görme ile ilgili. n basar basarî basarna basbayağ ı * Alılandan. * Bası ş lmı yassı mı . laş ş . * (aritmetikte) On kuralı göre yazı ş sayın. bası cı * Kitap. k bası k klı * Basıolma durumu. * Derece. bilinenden hiçbir değ ikliğolmayan. *İ leriyi görme. lama * Merdivenin ayakla bası yüzeyi. algı yetisi. . ş ı iş i basen * Omurganıbel ile kalça arası n ndaki bölümü. aş kerte. * Çok yüksek olmayan. k * Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arası ndaki farkı büyük eksene oranı n . ı basar * Göz. alçak. * Bir amaca ulaş için yararlanı kiş durum veya yer. ine mek basamaklı * Basamağolan. basamak basamak olan. bası tı klaşrmak * Basıdurumuna getirmek. tasal dan sı na i bası * Resim kliş dökme harf. taş p kullanarak makine yardı ile kâğ ve bez gibi ş esi. ama. na lmıbir nı nı u ra. mak lan i.

ş ş an acı i bası lmak bası m * Basmak iş konu olmak veya basmak işyapı ine i lmak. basıtoplantı n sı * Yetkili veya ilgili bir kimsenin. n n nı nda n nı sı p . m lmı . nı lsı nda lan bası vermek la * prova hâlindeki bir kitabıveya herhangi bir yazın bası uygun olduğ bildirmek. tabaat. lı n ile basıkartı n * Mesleğbasıiş olan kimselerin taş ğkimlik belgesi. * Bası i. * Bası sanatı . kan nları basıataş n esi * Resmî veya özel kurum ve kuruluş larda. matbaa. matbaacı m leten .bası la * Bası lı provalarda "basız. * Bası evinde bası şmatbu. tipografya. lmak i * Bası iş lmak i. matbuat. * Bası işveya durumu. bası n * Gazete. bir konu veya çeş konular üzerinde açı itli klamada bulunmak için gazetecilerle yaptı toplantı ğ ı . basıdünyası n * Görsel ve yazıbasıorganları burada görevlilerin tümü. i. basıbildirisi n * Bası yayı organları bilgi vermek amacı yetkili kurum veya kiş tarafı hazı n n na yla iler ndan rlanmıyazı ş lı açı klama. bası lı ş bası lma bası evi m * Bası i yapı yer. bası n" anlamları kullanı terim. mcı kta. yabancı temsilciliklerde basıile ilgili konuları n düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse. basıyasağ n ı * Bası yayıorganların bir konu hakkı yayıyapması kıtlayıengelleme. n nı ma unu bası lı * Bası yerleş larak tirilmiş . bası dayanı lma mı * Dokusunu basarak ezmeye çalı dıetkilere ağ n gösterdiğdirenç. i n leri ı ı dı basıözgürlüğ n ü * Görüş düş ve ünceleri bası ve yayıyoluyla açı n n klayabilme ve yayabilme hakkı . tabı iş . lı k. bası lı mcı k * Bası evi iş m letme iş kitap basma iş matbaacı i. iş lan bası mcı * Bası evi iş kimse. dergi gibi belirli zamanlarda çı yayı n bütünü.

nç ş lma kı su. bası rgamak * Ağ k çökmek veya basmak. iş lan bası nçölçüm * Hava bası ölçümlerini inceleyen birim. görü. aklı koyduğ ş yapmak üzere bulunduğ yerden uzaklaş çekip gitmek. basiretsiz . basireti olan. bası rganma * Bası rganmak durumu. na u eyi u mak. basıgeçmek p * önde gideni geçmek. kâbus çökmek. ı . basıgitmek p * birdenbire gitmek. ı rlı bası ş * Basmak iş i. anlayı kavrayıdikkat. bası nçölçer * Hava bası nı ncı ölçerek yer yükseltilerini ve hava değimlerini tespit etmek için kullanı alet. uyanı k. ı rlı * Kâbus çökmek. ncı bası ölçer * Buharıveya herhangi bir gazıbulunduğ kabı yüzeyine yaptı bası belirleyen alet. bası nçlamak * Hava taş araçları insan organizması yeterli bası düzeyini sağ ı t nda. basiretli * Gerçeğgörebilen. * Doğ görüşuzağgörüş ru . basil basiret * Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü. basireti bağ lanmak * iyi düş ünemez. bası nçlı * Bası yüklenmiş nç olan. * önem vermeyerek uğ ramamak. bası su nçlı * Bası yüklenerek fı rtı düzeyine getirilmiş tazyikli su. bası rganmak * Üzerine ağ k basmak. sağ klı ş . için nç lamak veya ayarlamak. bası rgama * Bası rgamak iş i.bası nç * Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düş miktarı en . seziş . gerçeğgöremez bir duruma düş i mek. tazyik. barometre. bası nçlama * Bası nçlamak iş i. ş . uzağgörebilen. sağ i ı görülü. n n u n ğ ncı ı * Akı ş kanları bası nı n ncı ölçen araç.

* Süssüz. ileri ve uzak görüş olmayan. basket yapmak * basketbolda sayı kazanmak. muş basit cümle * Tek yargı bildiren cümle. ntı tarak basitlik Baskça basket * Basketbolda kazanı sayı lan . sağ ı görüden yoksun olma. ana basit kelime * Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen. sağ lü görüsüz. * Her zaman rastlanan. şı ldı ın ı basitçe * Basit olarak.basite irca etmek. özelliğolmayan. yalıkelime. sade bir biçime döndürmek. basitleş tirme * Basitleş tirmek iş i. basit * Yapı lması anlaş veya ı kolay olan. ı . basitleş tirmek * Gereksiz ayrı lardan arı sade duruma getirmek. basitleş me * Basitleş iş mek i. basit faiz * Faizleri üzerine eklenmemiş paraya belli bir dönem sonunda verilen faiz. n lan . n basit kesir * Payı paydası küçük olan kesir. ileriyi ve uzağgörememe. * Kolay. gösteriş siz. * Bilgi ve görgüsü sırlı nı olan. olağ i an. kök durumundaki kelime. *İ spanya'nıBask bölgesinde kullanı dil. basite indirgemek * basitleş tirmek.* Gerçekleri görebilmekten uzak. basiretsizlik * Gerçekleri. basitleş mek * Basit duruma gelmek. bayağ görgüsüz. karık olmayan. basketbol * Basit olma durumu. ndan basit renk * Biçmeden geçen beyaz ığ ayrı ğrenklerden her biri. basit cisim * Maddesi tek elementten oluş cisim. kolay tarafı ndan. bayağ lması ş ı ı .

lı kta iş * Kıtlayı. ünü sı baskı grubu * Bir iş yapı nda. baskı lı * Baskı olan. * Karştakı oyuncusunun hareketini ve sonuç alması engellemek amacı uygulanan yakı savunma ı m nı yla n durumu. pres. zorluk bakı ndan) Üstün. sı cı baskılı cı k * Baskınıiş cın i. zor kullanmak. baskı kalmak da * yağ yağ ktan sonra toprağ üst kı sertleş tohumlar fidelenip toprak üstüne çı mur dı ı n smı erek kmak. baskı nda tutmak altı * özgürlüğ engellemek. basketbolcu. gerçekleş in lması tirilmesinde veya tamamlanması baskı turan güç. beklenmedik saldı. larak * Giysinin içine kı lıdikilen kenarı vrı p . lı ş * Bası sı sayı. baskı cı * İlenecek kumaş üzerine kalı resim basan kimse. sa rı * (sertlik. basketçi baskı * Basketbol oyuncusu. * Bir eserin bası biçimi veya durumu. * Hak ve özgürlükleri kıtlayarak zor altı bulundurma durumu. ı tları için ı rlı * Suç iş i veya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girme. tazyik. kıtlamak. mı baskıbasanı r n ndı .* Beş kiş iki takı arası topu 3 m yükseklikteki karş klı er ilik m nda ı duran ağ lı geçirilmiş sepetten birine iki sokup sayı kazanmak esası dayanan bir oyun. nda oluş baskı bı kalı * Kitap kapları süslemeler basmak için kullanı kalı na lan p. sı nda * Bir maddeyi sıp ezen alet. sı baskı lı k baskı n * Bir masadaki kâğ n uçmaması üzerlerine konulan özel biçimdeki ağ k. * Bir eserin bası tekrarlanan her bir kezi. kazı resim. na basketbolcu * Basketbol oyuncusu. baskı resim * Gravür tekniğile yapı resim. kiş isteğdında bilinçaltı itmesi veya bu itilenlerin bilince çı inin i ş ı na kması nı önleme durumu. i lan ma baskı yapmak * bir kimseyi bir iş i yapmaya zorlamak. kı * Belirli ruhî etkinlik ve süreçleri. ş lar plara * Matbaacı baskılerini yapan kimse. basketbolculuk * Basketbol oynama veya oynatmak iş i. lediğ n u lan zı * Kı süreli.

kumaş ş gibi eylerin baskı için hazı sı rlanan kalı p. n baskız sı * Hak ve özgürlükleri kıtlanmamı sı ş . m mı * Pamuklu. * Pamuklu. üzerine kalı desen basma iş pla i. kitap gibi bası hazı ile rlanmıyazış ş lıeyler. * beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Matbaacı lı k. basma * Basmak iş i. pla * Bohça ile köylerde eş satan kadı bohçacı ya n. basklârnet * Kalı sesli klârnet. * Terbiyesiz. ahlâksı z. baskı ncı * Baskıyapan kimse. n baskül * Çoğ unlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardı yla tartmaya yarayan alet. basmacı * Basma yapan veya satan kimse. * Disiplinsiz. *İ skambil kâğ ile oynanan bir oyun. * Üzerinde bası yapı ş ile lmırenkli biçimler bulunan pamuklu kumaş . üstünlüğ göstermek. ortası veya uçları birine az çok yakı değmez bir noktaya ki ra p ndan ndan n iş dayanan kaldı raç. * Bası ş lmı matbu. basmahane * Basma yapı iş lan yeri. mı * İ kolu sı ile kalkıinebilen. manı rıyla ı laş * bir yerde suç üstü yakalanmak. . tülbent vb. i n u lan zı * düş mana ansın saldı zı rmak. * Gazete. saldıda bulunmak. tülbent vb.* düş manı avlayısaldı taraf savaşkazanı gafil p ran ı r. . ı rma laş ünü baskıvermek n * anî ve habersiz girmek. üzerine kalı desen basan kimse. ı dı * Gübre. basmacı lı k * Basma alı satı . basma kalı bı * Kitap. matbua. baskız büyümek sı * serbest bir eğ itimle yetiş mek. * ansın konuk gelmek. baskıçı n kmak (veya gelmek) * (karş tı konusu olan kimseyi) geçmek. rı baskıyapmak n * suç iş lendiğveya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girmek. dergi. tezek. zı baskı uğ na ramak * düş n beklenmedik bir saldısı karş mak. .

. p basmalı * Basma özelliğolan. baskı ı rlı . * Bir ş üzerinde kalı mühür gibi bir araçla iz yapmak. nane ve limon suyu kullanı yapı bir salata türü. değ iklik göstermeyen. aş nlı unu bastı k bastı rak bastık rı * Pestil. n * Bazı isimlerle birlikte sertlik. * Yol yapı nda çakıkum. * Bastı rma. bastı bacak * Bacakları sa veya çarpı(kimse). curuf gibi maddeleri ezmeye ve sışrmaya yarayan alet. ey p. i basmalı k * Üzerine bası ş lacak ey. iş * Örtmek. kı tı * Kapı arkadan bastı için kullanı ağ dayak. * Bkz. bastı yerde ot bitmez ğ ı * gittiğyere uğ i ursuzluk götürür. üzüntü ve ağ k duymak. gittiğyerin bereketini kurutur. baş tarda. * Sışrarak yerleş kı tı tirmek. * Baskıyapmak. a * Çevreyi kaplamak. basso * En kalıerkek sesi. * ş kı ktan nerede olduğ seçememek. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. basmakalı mak plaş * Basmakalıdurumuna gelmek. kaplamak. maydanoz. taze soğ yeş an. * Bir ş üzerine kuvvet vererek itmek. çökmek. * Bir kimse bir yaş girmek. bürümek. durumunu kontrol edememek.basmak * Vücudun ağ ğ verecek biçimde ayak tabanı bir yere veya bir ş üzerine koymak. yük. * Bir ş etkisinde kalı eziklik. ilbiber. mı l. i bastı yeri bilmemek ğ ı * çok sevinmek. n sı bastana salatası * Domates. * Bası yaparak sı ve gazları nç vı itmek. larak lan bastarda bastı * Kı ile piş yma irilmiş sebze. * Bası i yapmak. tabetmek. aş lıanlamları yardı fiil olarak kullanı ık rı nda mcı lı r. yı rmak lan aç * Ağ k. eyi. bilineni tekrarlayan. ı ı rlını nı eyin * (küçük çocuklar için) Ayakta durabilmek. harcı ü iş âlem. eyin p ı rlı basmakalı p * Özgünlüğ olmayan. kliş e. n * En kalısesli orkestra çalgı. kı k * (çocuk için) Yaramaz.

nce. bastonsuz * Bastonu olmayan. bastı rmak * Basmak iş yaptı ini rmak. basurlu . bastonculuk * Baston yapma veya satma iş i. nemli ormanlarda biten. bastika * Bir yelken serenine veya herhangi bir ağ açı delik. üzerine iyice düş mek. aca lan baston * Yürürken dayanmaya yarayan ağ veya metalden yapı araç. * Zararlı olayı bir önlemek. an basur memesi * Anüste geniş meme gibi uzamıdamar yını leyip ş ğ . bastoncu * Baston yapan veya satan kimse. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatı nı rmak. ünü * Bir kumaş kenarı kırı dikmek. * Baskı yapmak. aç lan * Geminin baş tarafı ndaki yatıdireğ (cı k in vadranı dı ya doğ uzanan parçası n) ş arı ru . rmak ine bastım rı bastı rma * Bastı iş rmak i. * Ruh dünyası oluş tepkimelerin bilinç dına yansı . hemoroit. nda an ş ı ması baston francala * İ uzun ekmek.bastılma rı * Bastılmak iş rı i. * Bastı . basur * Kalı bağ ıalt bölümünde ve anüste toplardamarları geniş n ı n rsağ n lemesiyle oluş varis. sarı çiçek açan küçük bir bitki (Ranunculus ficaria). ı n nı vıp * Gidermek. köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan. * Ansın birinin yanı gitmek. bastonlu * Bastonu olan. * Üstünlüğ göstermek. zı na * Birdenbire ve pek çok etkisini göstermek. bastılmak rı * Bastı iş konu olmak. * (cevap için) Hemen yetiş tirmek. ı basur otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. baston gibi (veya baston yutmuş gibi) * dimdik duran veya yürüyen (kimse).

r baş rı ağsı * Baş ağması ta oluş rahatsı k. baş ık ağ rlı * Ağ sı ı klet. baş ağgelmek aş ı * tepesi üstü düş mek. kulak. * Bir topluluğ yöneten kimse. hemoroitli. en üstün anlamı birleş kelimeler yapar. basübadelmevt * Ölümden sonra dirilme. esas. baş alamamak * çok uğ tı bir konu yüzünden vakit ve fı bulamamak. göz. kafa. baş adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden önce gelerek üleş ı na" tirme anlamı verir. * Bir ş genellikle toparlakça ucu. bı nlıvermek. baş rı ağtmak * tedirgin etmek. rsat baş ağ aş ı * Başaş ı ı ağgelmek üzere. * Deniz teknelerinde ön taraf.* Basuru olan. * Önem veya yönetim bakı ndan ileride olan. eyin nı * "Başkelimesi birçok deyimde "öz varlı kendisi" anlamı taş bir zamir niteliğ " k. u * Baş ç. en önemli. * Para değ tirirken verilen veya alı üstelik. ı rı . * Arazide en yüksek nokta. baş n an zlı * Sürekli sıntı kı yaratan durum veya kimse. iş nan * Bir ş yakı veya çevresi. eyin * Bir ş uçları biri. baş ağgitmek aş ı . langı * Temel. baş rı olmak ağsı * sıntı kı vermek.. raşran rsat baş almak * fı bulmak. baş * Çı ban. Asya'da yetiş bir ağ (Basia). * En uç. eyin ndan * Kasaplıhayvanlarda ve bazı k yiyeceklerde tane. nı ı yan indedir. basya baş * Sapotgillerden. vücudun üst veya önünde bulunan bölüm. sarrafiye. yüksek nokta veya en ön. tohumları sabunculukta kullanı bir yağ ndan lan elde edilen. baş ağetmek aş ı * tersine çevirmek. * ".. mı nda ik * Güreş pehlivanları ayrı kları derecenin en yükseğ te n ldı beş i. ağ gibi organları nsan ı z kapsayan. baş ağdüş aş ı mek * kiş inden kaybederek toplum içindeki durumu sarsı iliğ lmak. can sı kkı k kmak. en aç * İ ve hayvanlarda beyin. burun. ser. uğ tı raşrmak.

baş döndürücü * (çabuklukta) olağ anüstü. ndan kla baş döndürmek * baş dan. ak * birine veya bir ş bağ eye lanmak. baş a baş * Birlikte. leri baş lamak bağ * baş bir örtü örtmek. ı rı * baygı k verici. baş bezi * Mendil. eyle z baş a olmak baş * birlikte bulunmak. gururdan. baş çevirtmek * başarkaya doğ döndürtmek. baş a bı baş rakmak * birinin. aş . üzüntü veren. intisap etmek. baş çekmek * ön ayak olmak. sürekli zarar etmek. bir ş veya bir kimseyle yalnıkalması sağ eyle z nı lamak. baş ağgitmek aş ı * iş ters gitmek. baş a (veya kafa kafaya) vermek baş * iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuş mak. nlı baş döndürücü . baş baş * çocukları"Allaha ı n smarladı anlamı ellerini baş na götürmelerini sağ k" nda ları lamak için söylenir. ı na * baş vermek. baş belâsı * Sınt ı kı . baş biti * Bkz. baş bulmak * (alıveriş kazanç bı ş te) rakmak. baş a kalmak baş * biriyle veya bir ş yalnı kalmak. baş çanağ ı * Kafa tası . ı ru * birinin arkası hayranlı bakmak. * dayanı ş mak.* sürekli zarar görmek veya kötüleş mek. baş çağ bı ı * Ustura. bit. beraberce. beraber yaş amak. aş heyecanlandı arı ı rı rmak. sevinçten çok mutlu duruma getirmek.

baş kaldı ı nı rmamak. arı baş gelmek * yenmek.* Ş kı serseme çevirici. kol kılıyen içinde kılı r rı r * aile içindeki. tan ı çı baş rı fes içinde. baş kaldı rmamak * Bkz. baş olmak göz * evlenmek. kabarmak. na yat baş elde iken * ölmeden. yönetime karşgelmek. baş nereye giderse. baş kaldı rmak * ayaklanmak. baş olmak önemlidir. istersen soğ başol ol an ı * küçük bir iş de olsa. aş na. arkadaş arası lar ndaki uyuş klar yabancı duyurulmamalır. kaldı i. ayak da oraya gider * küçükler büyüklerin izinde gider. eğ baş ç vurmak kı * baş gelen dalgalarla gemi. eğ * direnmekten vazgeçip buyruk altı girmek. baş etmek (veya edememek) * gücü yetmek (yetmemek). başve kı üzerinde inip kalkmak. baş dönmesi * Göz kararıdüş gibi olma. baş kesmek * selâm için baş mek. gücü yetmek. ortaya çı kmak. baş mak koş * bir işbaş i armak için çalı ş mak. baş kaldı rma * baş rmak işisyan. baş etmek göz * evlendirmek. eyi baş mek eğ * saygı göstermek için baş erek selâmlamak. baş da. te ta baş olan boş olmaz . baş göstermek * belirmek. yaş arken sağ iken. zuhur etmek. ı * iyice coş mak. her iş onları te örnek tutarlar. baş kazanmak (kazanmamak). vuku bulmak. inkı etmek. p ecek baş edebilmek * bir kimseyi yola getirmeye veya bir ş yapmaya gücü yetmek. isyan etmek. mazlı lara dı baş komak (koymak) * bir ş uğ ey runa ölümü göze almak.

baş tutmak * elebaşolmak. baş oluş ak mak. ı baş ucu * Yatı bir yerin baş lan konulan yönü veya yakı. m baş lı rı börk (fes) içinde. çok yüksek tutulan (kimse veya ş ey). kları dı baş yarma * Vida yapı nda kullanı olan perçinlerin baş na tornavida yerleri açmak iş mı lacak ları i. baş tutamamak * rüzgâr. bitkiler) baş bağ day ak lamaya baş lamak. çevirmek. nları nlı baş lı dilemek sağğ ı * ölen bir kimsenin yakı na ilgi ve yakı k anlatan söz söylemek. baş üstünde yeri var * büyük bir saygı ilgi ile karş r veya ağ r. k) baş yakmak * kötü duruma düş ürmek. baş yapmak * (kuaför) saç bakı ve tuvaleti yapmak. nları nlı baş sallamak * karş ndakinin her sözünü uygun bulur görünmek. baş lı sağğ ı * Ölen bir kimsenin yakı na söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. . kol kılı yarı (kılı r r) rı kürk (yen) içinde r * aile içindeki kiş ilerin anlaş mazlı aile içinde kalmalır. * iş ı baş ndaki kiş iş inin i çoktur. kayı döndürmek. in ini nda lan baş vermek * (çı olgunlaş ban) mak. baş örtü. ve ı lanı ı rlanı baş üstüne * bir dileğ yerine getirileceğ içtenlikle belirtmek için "peki" anlamı kullanı söz.* bir yerde baş olan kimse taş ğdeğ dolayıyla o yere gelmiş ı ı er dı sı tir. erini baş üstünde tutmak * çok iyi ağ ı rlamak. baş örtüsü * Bkz. el üstünde tutmak. rotadan çı kmak. * (gemi. * (buğ vb. ı sı baş tacı * Çok sevilen. baş etmek tacı baş etmek tacı * çok sevmek ve saymak. k k lan. fı na yüzünden. değ hiç yitirmeyen eser. yapıı rtı lındaki veya yükseliş ş indeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak. nı baş kitabı ucu * Sısıyararlanı ana bilgileri veren.

baş baş a * Eş durumda. baş yemek (baş yemek) ı nı * birinin ölümüne veya yok olması sebep olmak. baş toplamak ak * tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplamak. denk olmak. baş gelen çekilir a * çaresiz durumlara düş üldüğ ünde insanıkendini üzüntüye kaptı p bu durumlara katlanmasın olağ n rmayı nı an ve doğ bulunduğ anlatı ru unu r. ş baş bağ ak lamak (veya tutmak) * arpa. it baş baş a gelmek * eş olmak. baş gelmek a * (kötü bir duruma) uğ ramak. ı yan lçı baş . na * birinin güç duruma düş mesine yol açmak. it baş baş a noktası * bir yabancı paranı veya değ kâğ n piyasa değ ile üstünde yazıdeğ aynı n erli ı dı eri lı erin olması durumu. Baş ak baş ak * Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi burçları nda bulunan burcun adıZodyak. baş vermek a * değ tokuş iş yaparken üste bazıeyler vermek. baş akçı * Tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplayan kimse. * Tarlalarda. eye baş geçmek a * en üstün yeri almak. baş çı a kmak * güçlükler çı karan biriyle olan iş kendi istediğyolda sonuçlandı ini. * Arpa. baş güreş a mek * yağ güreş en usta pehlivanlar baş lı te. baş k akçı . baş çı a kmak * bir ş gücü yetmek. * en üstün sonucu elde etmek için mücadele vermek. i rabilmek. baş baş a * birinden üstün olmadan. ş baş aç ağ * Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yı l halkaları çember biçiminde görüntü veren ağ aç. arası .baş ğ yastı ı * Yatakta baş altı konulan yastı ı na n k. ak mak. buğ yulaf gibi ekinlerde baş oluş day. dengeli olarak. bağ larda dökülmüş veya tek tük kalmıolan ürün. pehlivanlıiçin yarı k ş mak. buğ yulaf gibi ekinlerin taneleri taş kı klı ı day.

baş aklanmak * Baş bağ ak lamak. baş lı arı * Baş gösteren. arı * Bir sporcunun yapabileceğen iyi derece. baş gösterememek. n baş aktrislik * Baş aktrisin işveya mesleğ i i. baş aklamak * Tarlalarda. * Baş göstermeyen. baş lmak arı * Baş ile sona ermek. * Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğ ları uş . baş aktörlük * Baş aktörün işveya mesleğ i i. . muvaffakı arı yetli. ş baş aklanma * Baş aklanmak durumu. baş aklama * Baş aklamak iş i. baş göstererek. * Baş lı biçimde. tutmak. muvaffakı yet. ka baş aktör * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli erkek oyuncu. baş aklı * Baş ı (ekin). baş göstermek (veya kazanmak) arı * baş armak. baş aktris * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli kadıoyuncu. arı baş sı arız baş sıolmak arız * baş sağ arı layamamak. * Baş lmı üstesinden gelinmiş arı ş . performans. baş altı * Yağ güreş pehlivanları ayrı ğbeş lı te n ldı ı derecenin ikincisi. arıbir arı baş lma arı * Baş lmak iş arı i. baş arı * Baş armak işveya baş lan iş i arı . muvaffakı arı yetsiz. ağolan * Arka ucu baş biçimde olan (ok). * Baş lamayan. bağ larda kalmıdöküntüleri toplamak. takat sırı i nı.* Çiçeklerde baş ı turan çiçek demeti veya topluluğ ağoluş u. arı baş m arı * Elde edilen bir baş . muvaffakı arı yetsiz. arı . * Baş göstermeyerek.

* Osmanlımparatorluğ İ unda savaş zamanı ka birliklerden ayrı bir araya getirilerek oluş baş lı p turulan birliğ in veya milis güçlerinin komutanı . kan. baş bakanlı k * Baş bakan olma durumu ve baş bakanıgörevi. hâkimiyet. kan baş k atlı * Baş olma durumu. baş çı * İçi baş ş ı . * Baş asistanıgörevi. kuzu. muvaffak olmak. ı inde tı lı u * Eski Türklerde başbaş komutan. sır başsatan kimse. * Yeniçeri ocağ n çavuş ı nı u. * Çiğ veya piş koyun. muvaffakı arız yetsizlik. dominant. n baş at * Benzerleri arası güç ve önem bakı ndan baş gelen. ş ı tı baş bayi baş buğ * Bir dağ m iş bütün bayilerin bağ bulunduğ ana bayi. bakanlar kurulunun baş kabinenin baş baş kanı ı . baş k çı . i baş asistan * En üst derecedeki asistan.baş sı ğ uğ arızlı ramak a * baş sıolmak. baş armak * Bir işistenilen biçimde bitirmek. baş çavuş luk * Astsubay baş çavuş rütbesi. baş çavuş * Astsubay baş çavuş . . baş arma * Baş armak iş i. baş bakan * Hükûmet baş . efe. . at baş k yasası atlı * Irk karı nda güçlü öz yapın sonraki soylardan üstün geldiğ kanı ş ması nı ini tlayan yasa. miş ğ ı ı * Çiçeklerin erkek organları çiçek tozunu taş torbacı haş nda ı yan k. ı vekil. hâkim. * Baş bakan ve görevlilerinin çalı ğdaire. n * Baş bakanı makamı n . arız baş sı k arızlı * Baş sıolma durumu. nda mı ta baş karakter at * Bir melezde her zaman ortaya çı karakter. baş asistanlı k * Baş asistan olma durumu.

* Yeniçeri bölüklerinin en kı demsiz subayı erlerinin en kı ve demlisi. . * Baş hekimin makamı . baş efendi * Devlet dairelerinde kı demli memur. baş gedikli * En yüksek rütbeli astsubay. baş dekorculuk * Baş dekorcunun işveya mesleğ i i. baş hekim * Bir hastahaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim. rlamada en üst sorumlu. baş fiyat baş gardiyan * Gardiyanlarıbaş n ı . * Baş garsonun işmetrdotellik. * En iyi ürün için tespit edilen fiyat. danı manı i baş dekorcu * Dekorcuları baş dekor hazı n ı . baş dizgicilik * Dizgicilerin baş ı . baş dümeni * Gemi veya teknelerin baş yerleş ı na tirilen ve iyi bir manevra sağ layan dümen. sermürettip. baş eski * En kı demli kimse. baş t. baş garson * Garsonlarıbaş metrdotel. baş garsonluk * Baş garson olma durumu. . baş dizgici * Bir bası evindeki dizgicilerin baş baş m ı mürettip. sertabip. baş dümenci * Dümencilerin baş ı . baş tabip. ş yapı aheser. i. baş hekimlik * Baş hekimin görevi. baş eksper * Eksperlerin baş ı . n ı . baş hakem * Yarı ş veya oyunu yöneten hakemlerin baş mayı ı . baş ş danı manlı k * Baş ş n işveya görevi. baş kâtip.baş ş danı man * Danı ş manlarıbaş n ı . baş eser * Kendi türünde en mükemmel eser.

zlı sıntı başderde girmek ı * sıntıbir duruma düş kı lı mek. ı rı başçekmek ı * herhangi bir konuda önde gitmek. a başdarda kalmak ı * parası ktan dolayıkı da olmak. ön ayak olmak. başbağ ı lanmak * biri evlendirilmek. gururlu. baş hemş irelik * Baş ire olma durumu. nda lan başaçı ı k * Örtü veya ş ile başörtülmemiş apka ı . ı laş başbütün ı * eş i hayatta olan (karı koca). bahtı k. açı başdimdik ı * Onurlu. sıntıbir durumda. kı lı başbelâya girmek (veya uğ ı ramak) * sıcı kı. nda başbağ ı lı * Serbest olmayan. başbelâda ı * çözülmesi güç. ğ mek. sıntıdurumda. üzücü bir durumla karş mak. veya başçatlamak ı * başçok ağ mak.baş hemş ire * Bir klinik veya hastahanede hemş ireleri yönetmekle görevlendirilmiş hemş ire. başdertte ı * çözülmesi güç. kı lı başdevletli ı * Talihli. hemş baş hostes * Hava yolları hosteslerin en deneyimlisi ve yapı sefer boyunca hizmetten sorumlu kimse. kendi yanı tutmak. * Evli. başdara düş ı mek * sıntı girmek. . kı ya başdaralmak ı * (para yönünden) sıntı darlı düş kı ya. başağmak ı rı * bir iş dolayı ten sorumlu duruma düş mek. başdinç ı * Kaygız ve tasası sı olmayan. * birini yandaş olarak kazanmak.

yanı ı nı ndan * sıntı kı yaratan bir durum karş nda bunalmak. başyerine gelmek ı . ı sı * görkemli bir ş karş nda ş ı ey ı sı aş rmak. a başhavada ı * sevinçli. başgöğ ermek (veya değ ı e mek) * beklenmeyen bir mutluluğ ermek. "annenizin başiçin" gibi sözlerde değ bir kiş ı ı erli i ortaya konarak kullanı ant lan veya yalvarma sözü. rgı kla. * para veya mevki sebebiyle ş ıp ş aş ı rı marmak. ünce ş ı başyastı düş ı ğ mek a * yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak. ı rı başüstünde yeri olmak ı * her zaman iyi karş ı lanmak. kı nlı üzüntüyle. ı r baştutmak ı * gürültüden veya üzüntüden başağmak. başönünde ı * uslu. çevrede gözü olmayan. a p ş başyerde ı * utançla. ı sı başsıya gelmek ı kı * herhangi bir güçlük karş nda bunalmak. ı sı baştaşdeğ ı a mek * ağ bir durum kendisine ders olmak. unu (dağ * Sevdadan veya içkiden sarhoş . başsılmak (veya sış ı kı kı mak) * herhangi bir güçlük karş nda kalmak. başhoş ı olmamak * bir ş eyden hoş lanmamak. başiçin ı * "çocuğ umuzun başiçin".başdönmek ı * insana. zor durumda kalmak. başkalabalı ı k * yanı bir işkonuş nda i amayacak kadar çok kimse var. başkazan gibi olmak ı * baş ı çok ağ ve uğ nda rı ultulu bir sersemlik olmak. başdumanlı ı * Doruğ sis bürümüş ). bunalmak. eş n dönmesi. ayağ n altı yerin çekilmesi gibi bir duygu gelmek. başnâra yanmak ı * baş uğ kası runa büyük bir zarara uğ ramak. ağ ı rlanmak. başyastıyüzü görmemek ı k * yatağ yatıuyumamıolmak. * bir düş veya davranı uygun bulmak.

* zihin yorgunluğ geçmiş u olmak. başzapt olunmamak ı * binicisini alıgötürmek. kibirli. denetimsiz. srar baş belâ açmak ı na * kötü bir olay dolayıyla dert sahibi olmak. musallat olmak. kendi havası bı veya na rakmak. baş ı kabak * Saçı dökülmüş veya dibinden kesilmiş . eye lı * Bağ lanmamı serbest bı lmı ş . baş belâ olmak (veya kesilmek) ı na * sıntı kı vermek. rakı ş . p baş ı boş * Bir ş veya kimseye bağ olmayan. * Yönetimsiz. ı boş baş ı bozuk * Askerlerin arası katı ş savaş . altı ş anı eni baş luk ı boş * Baş olma durumu. kötü bir duruma düş ı laş mek. başyukarda ı * onurlu. * Baş örtmeden. içinden çılamayan. * ölüm ihtimalini bildirmek için kullanı lı r. * Düzensiz davranı düzensizlik. görüş olmamak. baskız. baş bir hâl gelmek ı na * kötü bir duruma uğ ramak. karık. sı baş bı ı boş rakmak * üstünde hiçbir baskı denetim bulundurmamak. ı etmek. karı . na lmısivil çı * Düzensiz topluluk. baş sağ ı n olsun * yakı ndan birini toprağ vermiş kimseye söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. ı nı baş gözüm üstüne ı m * belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatı r. inat etmek. baş kalmak ı boş * baskı nda bulunmamak. ş . alı ş ı kı baş ı bozukluk * Baş ı bozuk olma durumu. disiplinsizlik. sı baş belâ almak ı na * bir sorunla karş mak. kendini beğ enmiş . seve seve. tedirgin etmek. söz dinler (kimse). nları a bir nlı baş balta kesilmek (veya olmak) ı na * sürekli istemek. baş beraber ı mla * memnunlukla. * Kargaş . başyumuş ı ak * Uysal. .

nda * bir iş yönetimini ele almak. baş gelmek ı na * bir görevin baş gelmek. ı laş * beklenmedik. haberi olmadan kötü duruma düş ürücü davranı bulunmak. eyi baş devlet kuş konmak ı na u * beklemediğbüyük bir nimeti ele geçirmek. baş çı ı kmak na * birinden yüz bulup ona karşpek ş kça davranmak. ı na * kötü bir durumla karş mak.baş buyruk ı na * kimseden izin almaksın dilediğgibi davranan. ı ı marı baş çorap örmek ı na * birine. eyi ı na baş geçmek ı na * görevi altı bulundurmak. kaldı baş dolamak ı na * musallat etmek. raşrı bir e . eyi * bir içeceğkabı i yukarı rarak sonuna dek içmek. çok yüz vermek. baş ekş ı na imek * ağ yük olmak. eyin ini baş çı ı karmak na *ş ı martmak. baş dünyanı belâsı sarmak ı na n nı * büyük felâket getirmek. ı r * üstüne kalmak. ş ı cı olay veya durumla karş mak. baş geçirmek ı na * baş giymek. ş ta baş dert etmek (veya açmak) ı na * bir ş üzüntü konusu yapmak. i baş dikmek ı na * birini veya bir ş korumak için bir kimseyi görevlendirmek. aş bir rtı ı laş baş güneş ı na geçmek * güneş çarpmak. eyi baş çalsı ı na n * birine verilmek istenilen bir ş öfke ve nefretle geri çevrildiğ anlatmak için söylenir. zı i baş çalmak ı na * bir ş öfkeyle. nefretle geri vermek. ı na * bir ş öfke ile birisinin baş vurmak. in * bir işyapmaya baş i lamak. baş iş ı açmak na * uğ tıcı üzücü bir iş çı raşrı ve in kması yol açmak. na baş iş karmak ı çı na * istenilmeyen veya uğ tıcı iş yol açmak.

ilgi göstermek. baş olmak ı nda * aynıkı lı sıntıdurumda bulunmak. hiddete kapı lmak. baş paralansı ı nda n * yapı bir iyilik çok söylendiğ o iyiliğ artıistenmediğ belirten bir söz. baş beklemek (veya durmak) ı nda * yanı durup gözetlemek. eğ lence peş koş inde mak. baş olmak ı nda * yöneticisi olmak. zor durumda bı rakmak. nda baş değ ı nda irmen çevirmek * gürültü ile tedirgin etmek. * gerçekleş meyecek ş düş eyler ünerek vakit geçirme. * (gaz veya sı caktan) başağmak. zevk. er baş taş mek (veya yağ ı na düş mak) * felâkete uğ ramak. baş ı nda * (bir ş sı önde olanı eyin) rada . baş vurmak ı na * (içtiğiçki) ne yaptını i ğ bilemez bir duruma düş ı ürmek. e baş sarmak ı na * birine musallat etmek. i i u ı laş baş kan çı ı na kmak * öfkelenmek. baş kavak yeli esmek ı nda * (genç için) sorumluluk duygusundan uzak. baş taç etmek ı na * çok değ vermek. baş oturmak ı na * Bir işyapmaya baş i lamak. lan i baş kalmak ı na * istemediğhâlde bir işyapmak veya bir kimseye bakmak zorunluğ ile karş mak.baş iş kmak ı çı na * boşgitmeyen ve beklenmedik bir iş a veya olayla karş mak. ı rı baş yı ı kmak na * harap etmek. kontrolünü yitirmek. önde geleni. ı laş baş kakı etmek ı na nç * yapı bir iyiliğsürekli olarak söyleyerek bı rmak. ağ ndan lokması al ı na zı nı * uysal ve sessiz kimseler için kullanı lı r. baş karalar bağ ı na lamak * çok kederlenmek. baş vur. işkoyulmak. lan i ktı baş kakmak ı na * yapı bir iyiliğyüzüne vurarak birini üzmek. lan inde in k ini .

baş beklemek ı nı * gözetlemek. ı baş alamamak ı nı * bir ş eyden kurtulamamak. ek baş ı almak ndan * kurtulmak. iş sizlikten. u baş ı aş ı ndan ağkaynar sular dökülmek * üzüntülü veya kötü bir olay karş nda birdenbire büyük bir sıntı ı sı kı duymak. cezalandılmaktan korkmak. * bir iş birini tedirgin etmek.baş torbası ı nda eksik * eş gibi bir adam. baş ı kesmek ndan * yapı istenmeyen bir işbaş engellemek. kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek. baş luktan kurtarmak. baş bir yere bağ ı nı lamak * birini bir işyerleş e tirmek. savuş i mak. lması i tan baş ı korkmak ndan * hayatı kaygı ndan duymak. lı a. baş ateş yakmak ı nı lere * baş büyük bir dert almak. lması i * sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlı bir iliş son vermek. baş ı geçmek ndan * daha önce aynı duruma uğ ş ramıolmak. ğ kiye baş ı büyük iş giriş (veya kalkı ndan lere mek ş mak) * gücünün üstünde olan iş kalkı lere ş mak. uğ tı için raşrmak. . baş ağtmamak (veya baş zı rı ı rı nı ı ağtmayayı nı m) * uzun uzun anlatı bir sorunu sonuca bağ lan larken sözün uzadını ğ anlatmak için söylenir. baş ı aş n olmak ndan kı * iş çok olmak. ı na baş bağ ı nı lamak * birini niş anlamak veya evlendirmek. baş belâya sokmak ı nı * birini. sorumluluğ atmak. tı baş ağtmak ı rı nı * gereksiz sözlerle birini bunaltmak. rı baş ı savmak ndan * bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaşrmak. ı boş baş boş rakmak ı nı bı * yalnıveya serbest bı z rakmak. baş alıgitmek ı p nı * izin almadan ve gideceğyeri bildirmeden gitmek. i pek baş ı atmak ndan * yapı güç bir işyapmaktan kendini kurtarmak.

baş sokmak ı nı * barı nacak bir yer bulmak. baş kaldı ı nı rmamak (veya kaldı ramamak) * bir işaralı z sürdürmek. kı lı baş dik tutmak ı nı * onurunu korumak. baş derde sokmak ı nı * sıntıbir duruma girmek veya getirilmek. i ksı * iyileş ememek. n) nı p ı na baş uçurmak ı nı * Bkz.baş çatmak ı nı * baş rını ağsı önlemek için alnı üstünden arkaya doğ eş ve benzeri ş n ru arp eyleri çepeçevre bağ lamak. man baş toplamak ı nı * (kadı saçı toplayıbaş bir çeki düzen vermek. baş gözünü yarmak ı nı * bir işkötü yapmak. baş ortaya koymak ı nı * bir iş giriş e irken ölümü göze almak. i baş istemek ı nı * öldürülmesini istemek. baş taş taş vurmak ı tan a nı * çaresiz kalarak çok piş olmak. baş kaş ı nı ı vakti olmamak (veya baş kaş maya ı nı ı yacak vakti olmamak) * arada en ufak baş bir iş ka yapamayacak kadar sış durumda bulunmak. yataktan çı kamamak. . sakin kalmak. baş duman almak ı nı * sis kaplamak. bir iş i i istenildiğgibi yapmamak. sis bürümek. nı * geçimini sağ layacak bir duruma gelmek. baş kurtarmak ı nı * canı korumak. * kendine hayran bı rakmak. baş ezmek ı nı * bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek. kık ı baş koltuğ ı nı unun altı almak na * ölümü göze alarak bir işgiriş e mek. baş döndürmek ı nı * mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek. kellesini uçurmak. baş nâra yakmak ı nı * birini ağ bir zarara uğ ı r ratmak. baş dinlemek ı nı * sessiz. baş çı ı karmak nı * (bitki için) filizlenmeye baş lamak.

* "Ayrı üstelik bir yana" anlamları -dan / -den baş biçiminde kullanı ca nda ka lı r. lan ı ş baş imam baş ka * Bilinenden ayrı iş farklı . iş baş kaca * Ayrı ca. er baş iş mu? ka i yok * Bu iş ne diye karıyor? Bu iş ilgilendirmez. baş kafiye * Dize baş nda aynı ları kelime olmamak kaydı aynı yla sesleri veren kelimelerden oluş kafiye. ka eyle kı lı baş n dikine gitmek ı nı * kendi düş ve görüş ünce ünün en iyi olduğ inanarak kimsenin öğ una üdünü. bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak baş . an * Birden çok imam bulunan camilerde yönetici durumundaki imam. değ ik. baş n etini yemek ı nı * karş ndakini bezdirinceye. metamorfizm. baş yakmak ı nı * güç bir duruma sokmak. baş biri ka * diğ bir kimse. kiş baş ı kalaş m * Bir kütlenin fizikçe ve kimyaca değmesi.baş vermek ı nı * kendini feda etmek. baş kası kaları biçiminde kullanı lı r. rolü i. ş ş ş ı ı ı ü * Konu edilen. na baş n altı ı nı nda * yastını altı ğ n nda. baş yemek ı nı * yok olması sebep olmak. istihale. mak baş n gözünün sadakası ı nı * başgelecek bir belâyı a savmak veya önlemek için yapı bağ. baş n çaresine bakmak ı nı * kimseden yardı görmeden kendi iş kendi yapmak. . m ini baş n derdine düş ı nı mek * baş bir ş ilgilenmeyecek kadar sıntıdurumda bulunmak. bı rı ı sı ktıncaya kadar sürekli konuş veya söylemek. uyarını sı dinlememek. özge. baş kahraman * Bir eserde baş oynayan kiş baş i. iş . ı baş n altı çı ı nı ndan kmak * birinin hilesiyle yapı lmak. * Nitelik yönünden alılmın dında bir üstünlüğ olan. e ş ı onu baş olmak ka * farklı olmak. özveri. değik görünmek.

kana m baş k kanlı * Baş olma durumu. er ahı eri. değ ik olma durumu. baş vekili kan * Baş n iş görmesi için yerine bı ğveya yetki verdiğkimse. değ iklik. . nı in ı nda * Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin baş ı . . baş karakter * Oyunun önde gelen aslî karakteri . bozulmak. baş kentlik . istihale etmek. un. değmek. metamorfoz. iş * Kötüleş mek. baş k kalı baş kan * Bir topluluğ bir toplantın veya bir derneğ baş bulunan kimse. herhangi bir kimse. baş tı kalaşrmak * Baş bir duruma getirmek.baş ma kalaş * Baş mak iş kalaş i. baş mak kalaş * Baş bir varlı niteliğ dönüş ka ğ a. reislik. farklı kazanmak. baş kent * Baş ş ehir. veya u. istihale. reis. kan baş k makamı kanlı * Baş n odasın bulunduğ veya oturduğ yer. kanı nı u u baş k sistemi kanlı * Devlet yönetiminde tek bir kiş baş ğ hükûmet etme ve devleti yönetme esası bağ siyasî inin kanlında ı na lı sistem. riyaset. * Embriyon evresinden ergin olana değ bir hayvanı geçirdiğbiçim ve yapı iş in n i değimleri. isyan. ka baş rı kaldı * Ayaklanma. iş lı k * Biçim değtirmek. diğ ötekisi. kanı ini raktı ı i baş yardı sı kan mcı * Baş yardı eden sorumlu ve yetkili kimse. ş ı iş iş baş kâtiplik * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. baş tı kalaşrma * Baş tı iş kalaşrmak i. e mek. * Alılana benzememe. aslî tipi. baş kası baş kâtip * Diğ bir ş s. * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. kan * Baş n görevi veya makamı kanı . baş k etmek kanlı * bir toplantı topluluğ baş olarak yönetmek.

serdar.* Baş olma durumu. n * Baş komutanımakamı n . baş komutan * Savaş bir devletin bütün kara. ayan veya n * Bu halka özgü olan. * Baş konsolosun makamı . kurt baş lâhana * Yaprakları kı sı. baş konsolosluk * Baş konsolosun görevi. bu halkla ilgili. dolayıyla en çok yararlandı ve yaş ı n tiğ sı ğ ı amaktan hoş ğkonakçı landı ı . baş komutanlı k * Baş komutanıgörevi. ta baş kumandan. n nda langı baş vuruş lama u * Futbolda oyuna ilk baş lamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapı vuruş lan . olan * Bir eserin veya bir oyunun en önemli kiş baş isi. ş la nda . baş konsolos * En yüksek derecedeki konsolos. baş e köş * Bir yerde en saygı kiş veya büyüklerin oturması ayrı yer. kent baş kesit * Ağ n boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yı acı l halkaların çember biçiminde görüntü verdiğyüzey. baş meridyeni lama * Boylamlarıhesabı baş ç olarak kabul edilen meridyen. baş lama! * (hoş olmayan bir söz veya davranı ilgili olarak) "tekrarlama" anlamı emir. Baş kurt * Rusya'daki Baş kurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaş Türk halkı bu halkısoyundan olan kimse. Baş kurtça * Baş Türkçesi. kahraman. baş kumandanlı k * Baş komutanlı k. baş konakçı * Asalağ en iyi geliş i. n ilere lan baş kumandan * Baş komutan. yuvarlak baş lâhana (Brassica oleracea). katedral. deniz ve hava kuvvetlerine komuta eden en büyük komutan. lı baş lama * Baş lamak iş i. nı i baş kilise baş i kiş * Piskoposluk makamı büyük kilise. n inin için lan baş eye kurulmak köş * saygıkiş ayrı yere oturmak.

baş gelen. baş lanma * Baş lanmak iş i. n * Ön söz veya girişmukaddime. oluş baş lma latı * Baş lmak iş latı i. belirtmek. oluş mak. ta . e mek. * Görünmek. in eyin ladı ı * Sır sayını sayı rusundaki yeri. bir hayatıvb. * Çalır. ş ler. fı sın. ı na. baş latmak * Baş laması yol açmak. başca lı * En önemli. in. doğ * Parametrelenmiş yayıuçları biri. .nin ilk bölümü. iş yürür duruma girmek. ı baş baş lı ı na * Baş ş ka eylerden ayrı olarak kendi baş tek baş ı na. * Hoş olmayan bir davranı koyulmak. baş lmak latı * Baş latmak iş lmak. ladı ı baş lma lanı * Baş lmak iş lanı i. doğ mak. ine * Baş mak.baş lamak * Bir iş giriş harekete geçmek. baş ş layı * Baş lamak iş i veya biçimi. baş ğnokta veya tarih olarak kabul etmek. baş lmak lanı * Baş lanmak. * Etkisini gösterme. baş lı * Başolan. baş lanmak * Baş lamak iş konu olmak. ması baş cı layı * Bir ş öğ ey renmeye yeni baş layan (kimse). i yapı baş latma * Baş latmak iş i. bir n ndan baş ç tutmak langı * bir iş bir dönemin. baş ç noktası langı * Bir iş veya ş baş ğyer. i. na * (birinin) Kötü konuş na yol açmak. müptedi. ş a baş ç langı * Bir iş bir dönemin. ortaya çı kmak. ı * Olmak.

giriş bölümünde. * Bazı bölgelerde. baş maklı k * Padiş n anne. z lanan ödenek. top. baş mal * Anamal. bir direğ tepeliğ in i. sermuharrir. öğ baş muallimlik * Baş retmenlik. paş makçı . * Bir yazın. takke. çı lan ayakkabı bekçilik eden kimse. bir kitabıbölümlerinin baş konulan ve konuyu kı tanı yazı nı n ı na saca tan . has. baş mak * Ayakkabı mak. kapital. ı baş muharrir * Baş yazar. evlenirken. evlenirken damat kaynatası para veya mal vermek. * Hayvan koş umunun baş geçirilen bölümü.başk lı * Genellikle başkorumak için giyilen nesne. lı ı * Antetli. ya lı başk vermek lı * bazı bölgelerde. * (camide) Ayakkabı konulan yer. serpuş ı . na lan * Tekerlek parmakların çakıolduğ kım. yazı baş makçı * Ayakkabı yapan. * Camilerde. baş misafir * En değ konuk. antet. . karı lara baş makçı lı k * Baş makçın iş nı i. a * Bir sütunun. n na * Tablalarıveya iş n parçaların düzgün kalması sağ nı nı lamak amacı baş ile tarafları takı parça. satan kimse. erli baş muallim * Baş retmen. anteti olan. kıkardeşkıve hasekilerine bağ ahı z . serlevha. arpalı k. sermaye. paş * Başk yapan veya satan (kimse). . na başkçı lı başklı lı * Başğolan. öğ baş mubassı r * Gözetmenlerin başolan kimse. nı lı u sı başk atmak (veya koymak) lı * bir yazı başk olarak ad bulmak. damadıkaynatası ödemesi görenek olan para. başksı lı z * Başğolmayan. külâh. lı baş makale * Baş . lı ı baş mabeyinci * Osmanlı sarayı mabeyincilerin baş nda ı .

ş ı tı baş müfettiş * En üst düzeydeki müfettiş . baş müfettiş lik * Baş müfettiş olma durumu. baş retmen öğ * (ilkokullarda) Yönetimden sorumlu olan öğ retmen. rolü ran baş oyunculuk * Baş oyuncu olma durumu. ı baş mürettip * Baş dizgici. ı baş müdür * En üst düzeydeki müdür. baş mühendis * En üst düzeydeki mühendis.baş muharrirlik * Baş yazar olma durumu. . öğ baş örtü * Kadı n saçları örtmek için kullandı örtü. baş oda * Geleneksel Türk evinde özellikle konuklarıağ n ı rlandı büyük ve özenli döş ğ ı enmiş oda. baş örtülü * Baş baş ile örtmüş ı nı örtü olan (kadı n). baş mühendislik * Baş mühendisin yaptı iş ğ veya görev. baş oyuncu * Bir filmde veya tiyatro eserinde baş canlandı oyuncu. eş nları nı kları arp. ı baş müsevvit * Yazı müsveddeleri hazı rlayan ve adı müsevvit denen memurlarıbaş . baş murakı k plı * Baş murakın yaptı iş bı ğ . baş murakı p * En üst düzeydeki denetçi. baş müdürlük * Baş müdürle yönetilen kuruluş . baş retmenlik öğ * Baş retmen olma durumu. sermürettip. müdür. * Baş müdürün çalı ğdaire. na n kanı baş nokta * Baş ç noktası langı . baş mürettiplik * Baş mürettibin yaptı iş ğ .

n baş pehlivan * Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan. na. baş pehlivanlı k * Baş pehlivan olma durumu. ı kanı * Yasası hükûmeti olmayan topluluk. baş rejisörlük * Baş yönetmenlik. baş parmak * El ve ayakta bulunan en kalı parmak. baş lı savcı k * Baş savcı olma durumu. baş savcı * En üst düzeydeki savcı . başz sı * Başolmayan. * Baş papazısorumluluğ n unda olan bölge. kent. üstün durumda olmak. kanı * Başveya baş bulunmama durumu. ı * Yöneticisi. baş piskoposluk * Baş piskoposun görevi ve makamı . * Baş nı görevi veya makamı savcın . in baş gelmek ta * önde olmak. baş papazlı k * Baş papazıgörevi ve makamı n .baş papaz * Bazı kiliselerin papazları öteki papazlara göre bir üstünlük veren unvan. baş rejisör * Baş yönetmen. erksizlik. baş olmayan. baş rahiplik * Baş rahibin görevi. * Bir devletin yönetim merkezi olan ş devlet merkezi. baş piskopos * Katoliklerde piskoposlarıbaşolan din adamı n ı . . baş rol * Baş oyuncunun rolü. baş rahip * Manastı rlarda en kı demli ve yönetimden sorumlu rahip. baş ehir. başzlı sı k başehir ş baş (veya baş ta ı bulunmak nda) * bir iş yöneticisi olmak. anarş ve i. * Bir filmin veya bir tiyatro eserinin baş isini canlandı iş kiş rma i.

uzun taş lerin oluş kiriş turduğ bölüm. baş taban * Yunan ve Roma mimarlı nda. baş aş tan mak * pek çok olmak. * Baş ı sonuna kadar. kötü yola sürüklemek. baş sona tan * Daima. baş tan * baş ı alarak. yeniden. ndan baş aş ı tan ağ * Hepsi. gemi baş karaya vurup oturmak. isyancı . sütunlarıüstüne oturan ve iki sütun arası kları n ndaki uzaklın üstünü örten ğ ı büyük. ndan baş çı tan karmak * ayartmak. baş çı tan kmak * ahlâkı bozulmak. özen göstermeden. doğ yoldan saptı ru rmak. her zaman. hepsi bir arada. baş savmacı tan * Bir işyapmamak veya savsaklamak için bahane bulma. ndan baş savmacı tan lı k * Bir işyapmamak için bahane bulma iş i i. bütünüyle. baş kalmı(veya kalma) tan ş * baş tarafı kullanı ş kası ndan lmı . bir uçtan öbür uca kadar. na amak. pek çoğ almak. u baş tabip * Baş hekim. baş baş tan a * Tamamen. bütünü. baş taş ta ı mak * çok saygı göstermek. . ı sı ı nı baş kara gitmek (veya etmek) tan * sonunu düş ünmeyerek hesapsı batarcası yaş z. baş kara etmek tan * batma tehlikesi karş nda.baş gitmek ta * en ileri durumda bulunmak. baş savma tan * üstünkörü. baş i ı savma veya atma. baş tabiplik * Baş hekimlik. baş mazlı tanı k * Anarş izm. bir kez daha. baş maz tanı * Asi. düzen bozucu.

müracaat etmesini sağ lamak. türü baş tankaragiller * Omurgalı hayvanları ötücü kuş takı ndan yüz kadar kuş n. baş uzmanlı k * Baş uzman olma durumu. n u baş vekâlet * Baş bakanlı k. i. nda * Geminin ön bölümünde çapanı bulunduğ yer. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanmak. müracaat ettirmek. müracaat etmek. lar mı türünü içine alan geniş familya. tankaragiller familyası ndan.baş tankara * Ötücü kuş takı nı baş lar mın. baş ucu * Bir yerin düş eyinin gök küreyi kestiğnokta. bir baş tarda * Osmanlı donanması yer alan kadı cinsinden bir tür savaş nda rga gemisi. baş vekil * Baş bakan. ufkun i üstünde olanı . baş uzaklı ucu ğ ı * Gökyüzünde verilen bir nokta veya yı zıbaş noktası ldın ucu ndan açı uzaklı. baş teknisyen * En yüksek düzeyde bulunan teknisyen. baş teknisyenlik * Baş teknisyenin görevi. baş vurdurmak * Baş işyaptı vuru i rmak. Avrupa ve Asya'da yaş ayan. i baş noktası ucu * Yeryüzündeki bir gözlem noktası geçen düş doğ ndan ey rultusunun gökyüzünü deldiğiki noktadan. n baş ülke baş üstü * Sömürge imparatorlukları sömürgelere egemen olan ülke. çesitli renklerde olabilen bir kuş (Parus maior). vekil baş vurdurma * Baş vurdurmak iş i veya durumu. ı . semtürreis. sal ğ ı baş uzman * En yüksek düzeyde bulunan uzman. baş vurmak * Bir iş yapı in lması bir kimsenin aracı ı istemek veya bir iş bir ş için lını ğ te eyden yararlanmak amacı ona el yla atmak. Kuzey Afrika. * Baş uzmanı görevi. baş vekillik * Baş olma durumu. baş vurma * Baş vurmak iş müracaat.

n baş yazı * Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı makale.baş vuru * Baş vurmak iş müracaat. ı ma. . baş baş yaver * Yaverlerin başolan kimse. baş yazar * Bir gazete veya derginin baş ları yazan kimse. baş vurulmak * Baş yapı vuru lmak. baş kâtiplik. baş yazmanlı k * Baş yazman olma durumu. cı mazlı ü . ı baş yaverlik * Baş yaver olma durumu. * Baş yaverin görevi veya makamı . * Baş yazmanıgörevi veya makamı n . baş yazarlı k * Baş yazar olma durumu. . baş cı yargı * Oyunu yöneten yargılardan. baş baş yazman * Bir dairedeki yazmanları baş baş n ı kâtip. baş t yapı *Ş aheser. baş vurulma * Baş vurulmak durumu. baş mcı yardı * Bir kurum veya kuruluş görevli amirin yardı ları en üst düzeyde olanı ta mcı ndan . bat . baş rejisör. sermuharrir. ldı ldı baş yönetmen * Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse. kararda yetki üstünlüğ olanı hakem. anlaş k durumunda. baş yönetmenlik * Baş yönetmenin iş i veya mesleğ i. baş yemek * Geleneksel Türk mutfağ çorbadan sonra gelen en önemli yemek. müracaat edilmek. bilgiye ulaş referans. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanma. baş yazı nı muharrir. i. baş vurucu * Bir iş baş için vuran kimse. müracaatçı . * Baş yazarıgörevi. ı nda baş ldı yı z * Çift yı zlarda büyük olan yı z. baş yukarı * Bir yer altı kuyusunun üst kı na geçmeyi sağ smı layan geçit.

rengi kahverengiye çalan siyah. hayvan). bataklıketeni k * Papirüs familyası ndan. bataklıkuş k ları * Omurgalı hayvanlardan hem tavuksulardan. batakhane * Gidenlerin dolandıldı veya kötü bir durumda bı ldı yer. rı ğ ı rakı ğ ı * İlerin zamanı ve gereğ yapı ğyer. lan. batağ saplanmak a * içinden çılması bir durumda olmak. pamuk otu (Eriophorum). * Bataklı olan (yer). ayan batakçı l batakçı lı k * Batakçı olma durumu. * Eline geçen parayı ran. li yı nda en llı batar * Zatürree. ş nda ince lmadı ı bataklı bataklı k * Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge. ş ı bataklıardı k cı * Bataklıve sıbitki örtülü yerlerde yaş küçük ve ötücü kuş k k ayan (Acrocephahus palustris). batak çulluğ u * Çullukgillerden. ahlâk dı durum. bataklıgazı k * Metan. * Hayıgelmez. 30 cm uzunluğ unda bir çulluk türü (Gallinago gallinago). hem yağ kuş nı mur ları içine alan kuş sıfı lar nı. bataklı klarda yetiş bir bitki. batmı ş . sı tüyleri pas rengi olan. bataklınergisi k * Avrupa ve Kuzey Amerika'da güneşsu kıları yetiş çok yık bir bitki (Caltha palustris). uçarken deniz kı cı andı bir tür kuş rlangını ran (Glareda). en bataklıkı cı k rlangı * Kı gagalı sa . kı güç batak * Üzerine bası çöken çamurlaş ş nca mıtoprak. bataklı kları klarda yaş (bitki. bataklıbaykuş k u * Baykuş giller familyası ndan. batı * Bataklı seven. batakçı * Borcunu ödememeyi alı k hâline getirmiş ş kanlı olan (kimse). it bata çı ka * Güçlükle zorlukla. içinden çılmaz iş kı . imş lmı ucu .* Kurş boruları ağ nı un n zı açmakta kullanı ş irden yapı ş sivri bir çeş takoz. bataklı rt klarda yaş bir kuş ayan türü. yarar sağ r lamaz. uzun kanatlı . ishak kuş (Asio u flammeus). * Kötü durum. * Uygunsuz ve kötü. ğ ı . bataklı klarda yaş ayan.

telefon vb. batı ma lı laş * Batı mak işgarplı ma. garpçı lı k. batarya kutusu * Bataryanı bütün olarak taş n ı nması sağ nı layan sandı k. bataryalı * Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş . batı l inanç * Doğ üstü olaylara. u Batı Türkçesi * Hazar Denizinin batındaki Türk dünyası XIII. batı l itikat. * Güneş 22 Martta ve 23 Eylülde battı nokta. garp. * Batı sı kimse. kehanetlere aş derecede bağ boş a l dı ı ı rı lı inanç. * Birkaç aygın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluş takı tı an m. gün indi. gizli ve akı şgüçlere. in ğ ı * (siyasî anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika. batı cı batılı cı k batı k * (gemi için) Batmı ş . garp. davulcu. lar mı * Bateri çalan kimse. batı l * Doğ ve haklı ru olmayan. * Bulunulan yere göre güneş battı yönde olan bölge. garpçı yanlı olan . bu yönle ilgili.). laş . batı l itikat * Boş inanç. batarya ateş i * Bir bataryada bulunan toplarıhep birden ateş n düzenine geçmesi. lı in ğ ı * Bu yönde olan. davul. * Batı uygarlını ğ benimsemiş ı bulunan (kimse). garplı ndan . ş an bateri baterist batı * Yeryüzündeki başca dört yönden güneş battı yön. * Batı sı yanlı olma durumu. batı lı * Batı ülkeleri veya batı bölgesi halkı olan (kimse). yüzyı beri kullanı ve Oğ sı nda ldan lan uzcaya dayanan Türk dili. in ğ ı batı bloku * Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkelerinin oluş turduğ blok. * Orkestrada vurma çalgı takı . garbî. * Çürük. lı laş i. * Batarya ile çalı (radyo. * Savaş gemilerinde borda topları bunlarıbulunduğ güverte parçası ve n u . temelsiz.batarya * En küçük topçu birliğ i.

maydanoz. batı k lı lı * Batıolma durumu. batılmak rı * Batı iş konu olmak. Batı nîye * Görünürdeki olaylarıardı gizli gerçeklerin bulunduğ kabul eden tarikatlara verilen ad. çalı ş mada. lan batı ş batisfer batiskaf . ı larak batılma rı * Batı rı iş lmak i. garplı tı laşrmak. . batması sağ vın ak nı lamak. nane. batı rma batı rmak * Batı iş rmak i. garplı ı lı k. i ş * Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanı araç. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan (giysi). larak yapı taze asma yaprağveya lahanaya sarı tüketilen bir salata tütü. * Göbek. görüş anlayı izledikleri temel ilkeleri benimsemiş ve ş ta olmak. soğ domates. * Mahvetmek. * Batmak iş i veya biçimi. * Bir iş sermayeyi yitirmek. bati batik * Yavaş ı . rmak ine * Yok edilmek. * Su üstü araçları çelik kablo ile bağ na lanmı negatif yüzebilirliğbulunan dalıküresi. ş . dövülmemiş ceviz içi. kuş ak. tirip * Kirletmek. ağ r. batı tı lı rmak laş * Batı ması sağ lı laş nı lamak. laş batı tı lı rma laş * Batı tı lı rmak iş garplı tı laş i. lan.batı mak lı laş * Özellikle Avrupa ülkelerinin düş üncede. tahin ve limon suyu kullanı an. ı t lan * Bu yöntemle hazı rlanmıkumaş ş . garplı mak. te * Bir kimseyi çekiş iyice kötülemek. batı n * Karı n. laşrma. n nda unu batık rı * Köftelik bulgur. Batı nî * Batı mezhebinden olan kimse. * Kumaşderi veya kâğ süslemede kullanı bir yöntem. * Sınıveya yumuş bir maddenin içine gömülmesine yol açmak. niye *İ çrek. lı * Batı uygarlını ğ benimseme.

nlı * Borçları ödeyemez duruma düş iflâs etmiş nı en.) ufkun altı inmesi. iflâs. e battaniye * Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanı çoğ yünden dokunmuş nca örtü. u kalı battaniyeli * Battaniyesi olan. (kimse). ş ş ı * Harman makinesi. * Yok olmak. ra. battı k yan gider balı * iş kötü gittiğ göre artıistenildiğgibi davranı ler ine k i labilir. nı i ile n batma * Batmak iş i. battal olmak * kullanı lamaz. . tuzlu çubuk. battal * İe yaramaz. lan batöz batsat * Ara sı seyrek olarak tek tük. inkı kı raz. * Dokunmak. . battal edilmek * kullanı lamaz duruma getirilmek. ldı na batmak * Bir sınıüstünde iken içine gömülmek. * Bir gök cisminin (Ay. bozulmak. flâs * Kirlenmek. eyler * Hoş gitmeyen bir duruma uğ a ramak. çökme. * Alılmıolandan büyük.batkı batkı n * Batkı k. lan. * Daha kötü bir duruma uğ ramak. GüneşYı z vb. yok olma. ldı n ü sı na * İ etmek. * Çökmek. iflâs. iş yaramaz duruma gelmek. batkı k nlı * Borçları ödeyemediğmahkeme kararı tespit ve ilân olunan tüccarıdurumu. vın * (GüneşAy. * Yılma. * Yılmak egemenliğsona ermek. kullanı ş lmaz. * (tedirgin etmemesi gereken ş için) Tedirgin etmek. iş ı rlı batman batonsale * Tuzlu hamurdan yapı ince uzun çubuk. * Saplanmak. kı i * Miktarı bölgelere ve tartı ş lacak eylere göre değ en eski bir ağ k ölçüsü. müflis. yı z için) Dünyanı dönüş dolayıyla ufkun altı inmek. . incitmek. harman dövme makinesi. battal etmek * kullanı lamaz bir duruma getirmek.

ı laş * Parası . uygunsuz olmak. basit adî. ahin avcı a ş ğ tı bavlı * Ava alı rı ş ş lmı(hayvan). oldukça. banal. i * Hemen hemen. * Ş ve köpeğava alı rmak. epey. bayağ ı * Aş ı pespaye. lan * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. * Her zamanki gibi olan. âdeta. sı radan. * Bavlı iş mak i. lı * Kibar olmayan. zengin (kimse). ndan bay bay * Bey yerine kullanı bir unvan. Bavyeralı * Bavyera halkı olan (kimse). davranı giyiniş ş . * 200 ile 2000 m arası derinliğolan (deniz).batur batyal bav bavcı * Bahadı r. bayağkaçmak ı * (söz. çok. k bayağ ma ı laş * Bayağ mak durumu. içine eş konulan büyük çanta. ağ k. köpeklerini ava alı rmak için kullandı yapay kuş ları ş tı kları vb. ya bavlı ma bavlı mak bavul bavul ticareti * Gümrüksüz ve vergisiz ithaline izin verilen eş yabancı yayı ülkelerden satıalı bavul veya çantalarla yolcu n p. amiyane. çok . bayağkesir ı * Ondalıolmayan kesir. malı olan. için) yakı ş mamak. * Gerçekten. * Çok iyi. * Ş ve köpek gibi hayvanları lı alı ran kimse. bavullu * Bavulu olan. pekâlâ. nda i * Hayvanı lı alı rma iş avcı a ş ğ tı i. tı * Avcı n. ahin i ş tı * Yolculukta. hiçbir özelliğbulunmayan. beraberinde sırdan geçirerek iç piyasada değ nı erlendirmek iş i. bavulcu * Bavul yapan veya satan kimse.

çok . ini . ı ı bayağ tı ı rma laş * Bayağ tı ı rmak iş laş i. bayatlamak * Bayat duruma gelmek. ik bayatîbuselik * Bayatî makamın buselik beş veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluş bir birleş makam. tazeliğ yitirmek. * Bayatlamaya baş ş lamı .bayağ mak ı laş * Bayağbir durum almak. Bayat * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. * Süzgün. baygı n * Bayı şkendinden geçmiş lmı . m lan * Kadıözel adları n yerine kullanı lı r. nı lisi an ik bayatlama * Bayatlamak durumu. bayağbir duruma girmek. uz bayatı bayatî * Azerî ve Türkmen halk ş iirinde mani türüne verilen ad. bayağ tı ı rmak laş * Bayağ ması sebep olmak. bayatlatmak * Tazeyken kullanmayıbayatlaması bekletmek. ı laş na bayağ k ı lı * Bayağolma durumu veya bayağ davranı ı ı ca ş . . özelliğ yitirmiş söylenmiş ini. * Güncelliğ önemini. * Gönül vermiş . ini bayatlatma * Bayatlatmak iş i. bayatsı mak * Bayatlamaya yüz tutmak. p için bayatlı k bayatsı * Bayat olma durumu. inde ş ak lisi lması lmıeski bayat bayatîaraban * Araban ve bayatî makamları oluş ndan turulan bir birleş makam. . * Eşkarı . * Klâsik Türk müziğ uş dörtlüsüne buselik beş katı yla yapı ş bir makam. bayan * Hanı yerine kullanı bir unvan. * Taze olmayan. .

uyur gibi olmak. * Sı açlı susuzluk. k. bayı lma * Baygı duruma girme. * çok heyecanlanmak. çok sevmek. baygı ma nlaş * Baygı mak iş nlaş i. nlı * İ böceklerinin sindirim organları görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalı bu sebeple pek nda k. çok isteyerek. lttı i bayı rmak lttı * Bayı na yol açmak. ödemek. * hayranlı seyretmek. bayıcı ltı * Bayı ltan. yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. * (yer için) Geliş güzelleş ip mesi. istekle. baygı ntı * Baygı k. bayı ltma * Bayı ltmak iş i. koza yapamama durumu. baygı k nlı * Baygı olma durumu. n * Duyumlarıdurması dolaş nıve solunum görevlerinin duraklaması n . kendini kaybetmek. kendinden geçme. baygıbaygıbakmak n n * kendinden geçmiş ş bir ekilde. kla baygıdüş n mek * çok yorulmak. vücudun kı ldanamaması mı gibi fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu. * Vermek. kendinden geçmek. baygı k geçirmek nlı * bayı lmak. n bayı lmak * Baygı duruma girmek. bayı ltmak * Bayı nı lamak. * Bayı ltacak gibi etkide bulunan.*İ nsanı kendinden geçirir gibi olan. n * Çok hoş lanmak. n * (göz için) Süzülmek. hayat ş artların uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalılmıolan. telâş lanmak. lması sağ lması bayı rma lttı * Bayı rmak işveya durumu. * Yılmı dökülmüş ğ ş ı . çevreye göz gezdirmek. bayı bayı la la *İ steyerek. cak. nı ş ş ı . baygı mak nlaş * Baygı duruma gelmek. bayı nı lamak. bayı na yol açmak. kan ı n mı . . lması lması sağ bayı r ndı mamur. severek.

bayı u r kuş * Çalı bülbülü. bayi bayilik * Bazı maddeleri satma izni olan kimse. imar etmek. dükkân veya kuruluş . Bayı ndur bayı r * Küçük yokuş . ndı bayı rlı ndık * Bayı r olma durumu. rtı gece ların . uz baykuş baykuş gibi * uğ ursuzluk getirdiğ inanı kimseler için söylenir. bayı rlaşrmak ndı tı * Bir yeri bayı r duruma getirmek. bayı r yukarı * Tepeye doğ yokuş ı yönelerek. yı cı kuş nıgenel adı ı nda. ndı i. uz bayı rcı ndı * Bayı r duruma getirici. baş na bayı ma rlaş * Bayı mak durumu. ndı * Bayı r duruma getirme işimar. * Bir maddeyi sürekli satma iş i. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. terbiyesiz erkek. ri * Kaba. ndı tı i. ndı bayı rlaş ndı ma * Bayı rlaş durumu. ndı mak bayı rlaş ndı mak * Bayı r duruma gelmek. * Bu iş yapı ğyer. ndı bayı rlaşrma ndı tı * Bayı rlaşrmak işimar etme. bayı ağ r aş ı * Tepeden düze doğ ru. rlaş bayı mak rlaş * (yer ve yol için) Dikleş mek. ru. ine lan baykuş giller . ümran. in ldı ı * Baş kulak yerinde iki sorgucu bulunan.Bayı r ndı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. bayı r turpu * İ bir turp türü (Cochlearia armoracia).

ı in sı bayrak * Bir milletin. * Simge. baylan * Nazlıı k (biçimde). bayrak merasimi * Bkz. bayrak çekmek (veya asmak) * bayrağbir direğ veya ipe takmak. * Şmarı k. * Devre dı bı ş rakma. açı kapatı kol. puhu gibi yıcı ları itli rtı kuş içine alan kuş familyası lar . naz. etki altı bı nda rakmak. baypas * Damar aktarma. ş * Gemilerde güvertenin en yüksek direğ i. bayma baymak * (yiyecek) Baygı k vermek. mideyi bulandı nlı rmak. * Baklagil çiçeklerinde diğ erlerinden daha üstte bulunan. * Aldatmak.ş marı baylanlı k * Zenginlik. kandı rmak. * bir ülkü yolunda toplanmaya çağ ı rmak. belli bir topluluğ veya bir kuruluş simgesi olarak kullanı renk ve biçimle un un lan. ı baypas ameliyatı * Kalpte tı kanmıbir damarı beslediğbölgeye kan akını rmak için o bölgeye eklemek için yapı ş n i ş artı ı lan damar ameliyatı . baylanma * Baylanmak iş i. özelleş tirilmişgenellikle dik dörtgen biçiminde kumaş . . daha büyük olan ve çoğ unlukla baş bir renkte ve ka yuvarlakça olan taç yaprağ ı . . midede ezinti yapmak. * Baymak iş i. iş ı klı ve. ı e bayrak dikmek * bayraklı sopayı yere saplamak. bayrak gibi * kendini belli edecek bir biçimde. ş ı marmak. bayrağyarı indirmek ı ya * millî yas ilân etmek için bayrağdireğ yarına kadar indirmek. * Gerektiğ indirilip kaldılan. bayrak töreni. . bir bir bayrak direğ i * Bayrak asmak için hazı rlanmıuzun direk. * Öncü. baylanmak * Nazlanmak. inde rı lı p lan bayrak açmak * gönüllü asker toplamaya giriş mek.* Büyüklükleri çeş olan kukumav. sembol.

muş bayram değ seyran değ eniş beni niye öptü il. sı . * Bkz. üzerine bayrak çekilmiş ı bulunan (yer). bayraktar * Bayrağtaş kimse. ı ı yan bayraktarlını ğ yapmak ı * bir akı n. bayrakları açmak * bağ p çağ ı rı ı rarak. * Bayrak asmaya uygun direk. bayraktarlı k * Bayraktarı görevi. hı nlıetmek.bayrak töreni * Bayrak karş ndaki saygı ı sı duruş u. bayrağdüş ı ürmeden yaptı koş kları u. nlın ı bayram etmek (veya yapmak) . bayram * Millî veya dinî bakı mdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler. tem * gösterilen bu ilginin. * Özel olarak kutlanan gün. ş evval. rçı k bayraklaş ma * Bayraklaş işveya durumu. * Sevinç. n bayraktarlıetmek k * öncülük etmek. bayrak yarı ş ı * Atletizmde dört sporcudan oluş ekibin araları paylaşkları an nda tı mesafelere baş larken elden ele geçirmek yoluyla bir sopayı . bayraklı k * Bayrak olmaya uygun kumaş . askerlik. n ve sı nda lan bayram ayı * (Hicrî takvime göre) Ramazandan sonra gelen ay. yol göstermek. neş e. lmı . eri bayraklı * Bayrağolan. il. diken veya satan kimse. * Bayram günü doğ çocuk. * Bayrak yapan. bir görüş yayı nda öncü olarak çalı mı ün lması ş mak. mak i bayraklaş mak * Bayrak değ kazanmak. bayrakçı * Bayrak çeken kimse. bayrakaltı * Ordu hizmeti. bu yakı ğ bir sebebi olacak. bayram alayı * Bayram günlerinde padiş ahlarıcamiye gidiş geliş rası yapı tören. bayram çocuğ u * Bayram dolayıyla süslenmişdonatı şsevinçli çocuk. eli bayraklı .

* çok sevinmek. bayramıkutlandı gün. Bayramî * Hacı Bayram Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. bayram ziyareti * Dinî bayram günlerinde. nadir olarak. konu ile hiçbir ilgisi olmayacak biçimde ters anlamak. bayram namazı * Dinî bayramlarıilk gününde sabah namazı sonra kı özel namaz. n ndan lı nan bayram ş ekeri * Özellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen ş veya çikolata. bayram havası * Neş sevinçli bir ortam. n ğ ı bayram haftası mangal tahtası nı anlamak * sözü. lan. * Bayramlarda verilen armağ an. bayramlıağ k ı z . arada sı rada. nı bayramlı k * Bayramda kullanı bayrama özgü olan. bayram koçu gibi * gösteriş ve zevksiz bir biçimde süslenmiş li olan. bayramlıad k * Birisi tarafı hakaret yollu kullanı sözün kendisine ait olduğ bildirmek için kullanı ndan lan unu lı r. bayram hediyesi * Bayram günleri karşklı tek yanlı ı veya lı verilen armağ an. lı p lan bayram topu * Dinî bayramlarıbaş ğ duyurmak için atı top. nadiren. eker bayram tebriğ i * Bayramı kutlamak için yazı gönderilen kart veya birine yapı ziyaret. * Bayramî tarikatı olma durumu. Bayramîlik * Bayramî tarikatı . bayramlaş mak * Birbirinin bayramı kutlamak. bayramdan bayrama * çok seyrek olarak. bayram günü * Bayrama rastlayan. n ladını ı lan bayram yeri * Bayram günlerinde çocuklar için kurulan açıeğ k lence yeri. bayramı kutlamak için yapı kı ziyaret. lan sa bayramda seyranda * seyrek olarak. ndan bayramlaş ma * Bayramlaş iş mak i. eli.

bir çeş yanardağ it kültesi. * Ara sı arada bir. çok n ı yan * Koyu renkli. baysal baysallı k * Huzur ve refah içinde olan. bayrı bayrı lı k * Bayrı olma durumu. veteriner. * Huzur ve refah içinde bulunma durumu. Bayramüstü. baytar * Hayvan hastalı hekimi. * Çok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan. bayramlıağ nı k zı açmak * kaba konuş küfretmek. * Çarş pazar. yı cı kuş ahin rtı bir . esas. baz losyon * Cildin esnek ve sağklı lı görünmesini sağ lamak ve özellikle yağ ciltlerin parlak görüntüsünü gidermek için lı kullanı bir tür losyon. ş . ra. esasî. ra. esas. kimi vakit. * Bir asitle birleş bir tuz oluş ince turan madde. kimi vakit. * Dolap gövdesinin zemine düzgün oturması yarayan çerçeve ş na eklindeki kaide. sert. * Birtakı kimi. * Bazı olan (tuz) veya bazıözelliklerini taş (madde). kları baytarlı k baz * Baytarımesleğ n i. * Taban. baysungur * Ş cinsinden. kadim. * Ara sı arada bir. kı dem.* küfür. * Pazarlı alıveriş k. * Temel. bazal bazalt bazar bazen bazı . mak. lan baza * Mobilyanıuzunluğ n unca konulan dar ayak. m. bayramüzeri * Bkz. ı . bayramüstü * Bayrama yakı n.

* Baz niteliğgösteren. bazit * Bazit mantarları üreme organı n . yahu. su ile birleş baz etkisi gösteren. * Roketatar. asitlerle birleş tuzları ince ince veren oksitler. * (teklifsiz konuş mada) Ey. bebe aspirini * Berilyum'un kı saltması . bazidiyospor * Bazitli mantarlarısporları verilen ad.bazı bazı * Ara sı arada bir. bazilika * Kral sarayı . iki sı sütunla. Be be be bebe * Bebek. yanlardakiler daha alçak olmak üzere içi. mı baziçe * Oyun. küçük çocuk. ra. bazitli mantarlar * Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu. bazı (veya bazı) ları sı * birtakı . hey. fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan bazik oksitler * Çoğ oksijen bakı ndan zayı u mı f olan. uç kı nda yarı çembere benzeyen bir çıntı olan Roma mahkemesi. n na bazik (tuz). üç salona ayrı ş ra lmı dikdörtgen . i * Birleş iminde asit ve baz ağ ğoranı ı ı rlı normal tuza göre az. * Türk alfabesinin ikinci harfinin adı . * Tatlı bol. bazlamaç bazlaş ma bazuka . kalıgözleme. smı m kı sı * Ortadaki yüksek. bazı dingil döner bazı teker * karşklı kilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı ar anlamı kullanı ı iliş lı doğ nda lı r. * Dikdörtgen biçiminde. * Bir maddenin baz durumuna gelmesi. sı n * Bazlama. bazlama * Sacda piş irilmiş yuvarlak pide. biçiminde kilise. kimisi.

e ş ı bebekleş me * Bebekleş iş mek i. karş klı değtirme. ilâcı olarak yapı ş özel lmıaspirin. k. * (küçük b ile) Sevimsiz. bebecik * Küçük veya acı nacak durumda olan bebek. iş ı yer lı iş becelleş me * Becelleş iş mek i. bebekleş mek * Şmarı davranı ı kça ş larda bulunmak. beceri * Elinden iş gelme durumu. becelleş mek * Cebelleş mek. * Plâstik. n) bebek gibi * çok güzel (kadı n). * bebeğ yakır biçimde. becerikli . * Yeni doğ yavrunun yetiş an kinlerin bakı na sürekli olarak bağ olduğ dönem. karşklı değtirmek. bebeğ yakır biçimde. * Göz bebeğ i. n bebekçe * Bebek gibi. yapı lması alı rmalara yatkıolması güç ş tı n durumu.den yapı insan biçiminde oyuncak. tahta. * Vücudun. bebeklik * Bebek olma durumu. lan * Sevgi sesleniş i olarak kullanı lı r. bücür erkek. larda bebek * Meme veya kucak çocuğ u.* Küçük çocuklara içirilmek üzere. i. budala. bez vb. bebeklik etmek * bebek gibi davranı ş larda bulunmak. bebek beklemek * (kadı gebe durumda bulunmak. 0-2 yaş grubunda bulunanları ölümü. e ş ı bebek ölümü * Çeş hastalı itli klardan. ustalı maharet. mı ı mlı u * Bebek gibi davranı ş larda bulunma. iş ı yer lı iş becayiş becayiş etmek * değik yerdeki görevliler. * Kiş yatkı k ve öğ inin nlı renime bağ olarak bir iş arma ve bir iş amaca uygun olarak sonuçlandı lı i baş lemi rma yeteneğ maharet. * Yer değ me. * Yaş yakı ı na ş mayacak davranı ş bulunan kimse. Beberuhi * Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı .

ş an bedavacı lı k * Bedavacı olma durumu. * İ acele. k * Bir konuda hazı ksıkonuş rlı z abilme yeteneğ i. lı z. lüzumlu. * Bir ş kullanı duruma getirmek. becet becit * Serçegillerden. düş zı ünmeksizin. beceriksizlik * Beceriksiz olma durumu. apaçıolma durumu. rak ünde. Beçene bedahet * Besbelli. kirletmek. tavuk büyüklüğ ı plak. ustalı maharet. elinden iş gelen. bedavadan * Bedava olarak. bedaheten * Birdenbire. bedavacı * Her ş bedavadan sağ eyi lamaya çalı (kimse).* Becerisi olan. Beç tavuğ u * Tavukgillerden. uz bedava sirke baldan tatlır dı * masrafsıveya emeksiz elde edilen ş z eylere herkes istek gösterir. küçük bir kuş (Passer). na * Birini öldürmek. mahir. k. usta olmayan. bedava * Karş ksı parası emeksiz. mak . becermek * Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak. beceriklilik * Becerikli olma durumu. * Gerekli. evcil bir hayvan (Numida meleagris). bozmak. bedavadan ucuz * çok ucuz. ı z. maharetli. başküçük ve çı tüyü mavimtı kül renginde. üstesinden gelmek. kirletmek. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. ansın. usta. eyi lmaz * Irzı geçmek. beceriksiz * Becerisi olmayan. vedi. becerme * Becermek iş i. bedavalaş ma * Bedavalaş durumu.

ilenç. bedbin etmek * üzmek. bedavadan. karamsar duruma getirmek. karamsar. *İ lenme. karamsarlı sokmak. z. kötümser olmak. * Kötü yüzlü. i bedduası tutmak . bedbinleş tirmek * Kötümser. bahtsı talihsiz. bedbinleş me * Bedbinleş iş mek i.bedavalaş mak * Bedava duruma gelmek. ümitsizliğ düş ğ a e ürmek. karamsarlı pesimizm. birinin işsürekli ters gitmek. bedavaya * Çok ucuza. kötümserliğ kapı e lmak. bedavası na * Bkz. bedbinlik bedçehre * Kötümserlik. intizar etmek. bedbin olmak * ümitsizliğ düş e mek. bedayi bedbaht * Estetik yönü ağ basan güzellikler. bedbinleş tirme * Bedbinleş tirmek iş i. lânetlenmiş . bedbahtlı k * Mutsuzluk. * Asısuratlı k . pesimist. k. bedbaht etmek * üzmek. karamsar olmak. ı r * Mutsuz. beddua sinmek * ilencin tutması yüzünden. beddua beddua etmek * ilenmek. zlı bedbin * Kötümser. bedbinleş mek * Kötümserleş mek. bahtsı k. bedbaht olmak * üzülmek. suratsı z.

* Bkz. için bedel vermek * askerlik yapmamak veya kı süre yapmak için devlete para ödemek. bedel ödenilmeyen. fiilen. gövde. kı er. ndan bedel * Değ fiyat. i sa bedelsiz ithalât * Yurt dındaki iş ş ı çilerin veya geçici görevle yurt dına giden kamu görevlilerinin dönüş ş ı lerinde kendi mesleklerinin icrası kiş kullanı için getirdikleri mallar için yapı düzenleme. çoban. lı ı yla veya z beden terbiyesi * Spor iş lerinden sorumlu makam. beden eğ itimi. * Askerlik yapmamak veya yapı süreyi kı lacak saltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para.* ilenci yerine gelmek. bedenî * Beden bakı ndan. kasın na ile * Uş hizmetçi. bedence bedenci bedenen * Bedeniyle. eyin ı lı * Eş denk. bedel tutmak * kendi yerine askerlik yapması birini para ile tutmak. mı * Beden eğ öğ itimi retmeni. veya isel m lan beden * Canlı klarımaddî bölümü. vücut. kları sa bedelsiz * Bedeli olmayan. varlı n * Vücudun. * Bedelci. erli. beden cezası * İ vücudu üzerine uygulanan ceza. ş ı * Kale duvarı . ak. * Çok değ bedeli belirlenemeyen. bedduası almak nı * biri tarafı kendisine ilenilmek. sa bedelci bedelli * Bedeli olan. nsan beden eğ itimi * Vücudu güçlendirmek ve sağğkorumak amacı araçlı araçsıhareketler yapma. it. bedel ödenilen. * Bedel verdiğiçin kı süre hizmet gören asker. vücuduyla. * Bir ş yerini tutabilen karşk. . ymet. * Baş nıadı ve onun parası hacca giden kimse. başkol ve bacak dında kalan bölümü. . bedelli askerlik * Askerlik çağ gelmiş ı na gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptı kı süreli vatanî görev.

* Bedevî olma durumu. ğ ı mesi lan bedevîlik bedhah bedihî bediî bedirlenme * Bedirlenmek durumu. beğ enilen. * Kötülük isteyen. yüzyı kurulan bir Sünnî tarikatı lda . bedensel. * Güzellik ölçülerine uyan. * Besbelli. bedirlenmek. gözü gönlü okş ayan. * Estetik. n bedirik * Temizlenip taranmıve eğ ş rilmeye hazıduruma getirilmiş veya pamuk topağ yumağ r yün ı . * (büyük b ile) XIII. bedensel bedesten bedevî * Bedenle ilgili. çadı yaş göçebe. * Parlak ve sağklı lı görünmek. ayıon dördü. * Kazak Türklerinde bir hastalın iyileş için yapı tören. rda ayan * Böyle bir hayat sürdüren kimse. bediîleş me * Bediîleş iş mek i. * Estetik bilimi. bediîleş mek * Bediî duruma gelmek. mek bedirleş mek * Ay bedir durumunu almak.* Bedenle ilgili. * (büyük b ile) Bedevîlik tarikatı olan derviş ndan . bedenli * Bedeni olan. apaçı k. * Çölde. ı . bedirlenmek * Dolunay biçimini almak. kötü yürekli. *İ çinde değ eş alıp satı kapalı ı erli ya nı lan çarş . bedenî. bednam . bedirleş me * Bedirleş durumu. bediiyat bedik bedir * Dolunay. güzel sanatlar.

. tma sı * Son derece. beğ enilen. hünkârbeğ endi. beğ endirme * Beğ endirmek iş i. zevk. beğ eniş beğ enme * Beğ enme. gusto. begonyagiller * İ çeneklilerden. kötülüğ ile dillere düş ü en. hoş görünmesini sağ lamak. pek çok. * Beğ enmek iş i. pek çok çeş bulunan sı ülke bitkisi ve itleri cak (Begonia). örneğbegonya olan bir bitki familyası ki i . yi * Sevilmek. beğ enilir olma durumu. aş . beğ endirmek * Beğ enilmesini. reçine.* Kötü ün kazanan. takriz. * Güzeli çirkinden ayı yetisi. * Övücü tanı yazı. rma * Beğ enme duygusu veren. beğ eni * Güzel veya çirkin yargını sı verdiren duygu. * Bey. a beğ enirlik * Beğ enme durumu. dekoratif yaprakları renkli çiçekleri olan. * Hint prenseslerine verilen unvan. begüm beğ beğ ence beğ endi * Bkz. ı rı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. i beğ enilmek * İ ve güzel bulunmak. uz * Akdeniz bölgesinde yaygıbir çiçek. zı begayet Begdili begonvil begonya * Begonyagillerden. hoş gitmek. zevk. bedük * Çam sakı. n beğ enilir beğ enilme * Beğ enilmek işveya durumu.

tasvip etmek. * Çış bildirmek için kullanı bir ünlem. beher * Her bir. yi * Benzerleri arası birini seçip ayı ndan rma. beğ lik * Beylik. * Payı . * Onaylamak. nasip. ş ı . hissesi olmayan. beğ ı sı enmeyenin umursanmadını ğ anlatı ı r. beğ enmeyen kını zı (veya küçük kınıvermesin zı) * bir durumun beğ enilmemesi karş nda. kı ma lan * Dört ayaklı hayvan. behavyorizm * Davranı lı ş k. beğ enmezlik * Beğ enmeme. ya k * Cennet. bîbehre. yok. kuş ile karş ku ku ı lamak. p p. nca. çı behemehal * Her hâlde. nasibi. behey behime behimî behimîlik * Behimî olma durumu. * Sarı çalan açıkahverengi. hisse. beis yok bej * zararı önemi yok.beğ enmek * İ veya güzel bulmak. hor görmek. * (duygular için) Hayvanca. iyi veya güzel bulmama. * Küçümsemek. behiş t behre behresiz beis * Engel. hayvana yakır biçimde olan. ne yapıyapı mutlaka. uymazlı k. beis görmemek * sakı zarar görmemek. * Pay. * Kötülük. * Onaylamamak. beğ enmemek * İ veya güzel bulmamak. yi * Kuş duymak. kabul etmek. zarar. uçmak. ne olursa olsun.

bekçilik * Bekçinin yaptı iş ğ . katı lam. beka bulmak * ölmezlik erdemine ulaş ölümsüzleş mak. iş ı bekâra karı aması boş kolaydı r * bilgi ve tecrübesi olmayan bir kimsenin işhafife alması i . erdenlik. kı k. z ayan bekâr kalmak (veya yaş amak) * evlenmemek. . bekar bekâr * Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota iş areti. tazelik. bekâret * Kıoğ kıolma durumu. yenilik. * Sanat ve düş üncede özgünlük. ı * Çulluk. * Bekârlarıyaş ğmüstakil ev. radan gelmiş çilerin kalacağoda. gereğ değ ince erlendirememesi tâbiîdir. nı * Kalılı ölmezlik. önemsememesi. bekârlısultanlı k k * evlenmeden tek baş yaş ı na amanı daha iyi olduğ anlatı n unu r. masumluk. sı ini bekâr odası * Bekârları taş n. eyi bekçi kalmak * koruyucu. allı bekârhane * Bekârlarıkalması ayrı ş n için lmıveya düzenlenmiş oda. denetleyici olarak beklemek. evlenmemiş olmak. bekas bekçi * Bir ş veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse. bek * Sert. * Evlenmemiş kimse. * Doğ k. * Evli olduğ hâlde ailesinden ayrı u . yalnıyaş kimse. gözcü. . mek. k. z lan z zlı * Saflı temizlik. * Hava gazı lâmbasın ucu.* Bu renkte olan. * ölüm veya boş anma dolayıyla eş yitirmek. sağ bek bek beka * Savunucu. cı k. n adı ı bekârlı k * Bekâr olma durumu.

biri gelinceye değ bir yerde kalmak.bekçilik etmek * (bir ş bekleyip korumak. zı beklenmek * Beklemek iş konu olmak. bekitme bekitmek * Kapamak. beklenmedik * Birdenbire. mak. ine beklenmez * Beklenmeyecek durumda olan. * Ummak. ile görüş öncesinde oturulan yer. istemek. * Aramak. avukat vb. ı sı bekleme * Beklemek iş i. bekleme salonu. bekleme odası * Bir kimseyi veya bir taş beklemek için gelenlerin oturdukları ı tı yer. beklenme * Beklenmek durumu. durmak. direnmek. * Karş ı ı lması laş ihtimali bulunmak. * Bir ş bir kimseyi gözetmek. bekle yârin köş esini! * yakı gerçekleş i sanı nda eceğ lmayan umutlar karş nda söylenir. ansın. * Bekitmek iş i. muhafaza etmek. bekleme salonu * Doktor. tı kanmak. eyi. beklemeli * Sıfta kalıderslere devam etmeyen (öğ nı p renci). bekinmek * İ etmek. . tı kamak. * Vakit öldürme. beklenilmek * Beklenmek. nat * Kapanmak. beklemek * Bir iş oluncaya. beklenilme * Beklenilmek iş i veya durumu. me bekleme yeri * Bir kimseyi veya taş beklemek için ayrı bölme. in * Süre tanı acele etmemek. bekleme odası ı tı lan . eyi) bekinme * Bekinmek iş i. korumak.

ayyaşk. beklenmeden lan in olduğ anlatan birleş fiil. *İ çkiye düş künlük. * Bekleş iş mek i veya durumu. . ine i yapı bekletme * Bekletmek iş i. * Bektaştarikatı olma durumu. beklenmezlik fiili * -acağ ı /-eceğbiçimindeki sı i fat-fiil ekine tutmak fiili getirilerek yapı ve iş istenmeden. ak veya kara yemiş i. î ndan bel *İ çkiye düş içkici. Bektaşüzümü î * Taşrangillerden bir çalı kı (Ribes grossularia). lı . bektaş îkavuğ u * Büyük ve güzel çiçekler veren. bekleş me bekleş mek * Birlikte veya karşklı ı beklemek. * Bireyin belli ş ve durumlarıalacağbiçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki ön görüş art n ı ü. bekleyiş * Beklemek işveya biçimi.beklenmezlik * Beklenmeme durumu. bekletmek * Beklemek iş birine yaptı ini rmak. Bektaşdedesi î * Bektaştarikatı daha üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taş derviş î nda ı yan . i bekri bekrilik Bektaş î * Hacı Bektaş Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. Bektaşsı î rrı * Çok gizli tutulan sı r. ayyaş kün. lı k en Bektaş îlik * Bektaş tarikatı î . * Bu çalın mayhoşnohut büyüklüğ nı . lı bekletilme * Bekletilmek iş i veya durumu. Bektaşbabası î * Bektaştarikatı olan derviş î ndan . ı iklimlerde yetiş bir kaktüs (Echinocactus). bekletilmek * Bekletmek iş konu olmak veya bekletmek iş lmak. unu ik beklenti * Bir olgunun sonunda gerçekleş beklenen ş mesi ey. ünde.

temel. ı bel etmek * iş koymak. sperm. güvenmek. bel kı rmak * gövdeyi. * Dağ rtları geçit veren çukur yer. bel bağ lamak * birisinin kendisine yardı olacağ inanmak. k. nsan üsle n nda ş * Bu bölümün. ş bel * İ bedeninde göğ karıarası daralmıbölüm. bel ağ sı rı * Bel çevresinde oluş ve duyulan ağ. sı n altı rastlayan bölgesi. bel bellemek * toprağbelle kazmak. aret aret bel evlâdı * (bir kimsenin) Öz çocuğ ı . bel kemeri * Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan. bel kemiğ i * Omurga. bel fı ı tı ğ * Bel bölgesinde fı tı k. deri. * Toprağkazmaya veya kirizma yapmaya yarayan. te) n i . eyin ğ ı bel kı kı ra ra * kıta kıta. mcı ı na bel bel * Durgun. bel * Ses ş iddetiyle ilgili birim.* İaret. uzun saplı ı . kumaş veya metalden yapı özel bağ lan . bel gevş i ekliğ * Cinsel gücü yitirme. salı salı rı rı na na. belden sağ sola bükmek. esas. bel bel * Atmı meni. a bel kündesi * (güreş Ellerin arkadan gelip hasmıgöbeğüzerinde kilitlenmesi yolundaki kündeleme. ayakla bası yeri tahta. iş vermek. rtı na * Hayvanlarda omuz başile sa ğ arası ı rı . ucu sivri kürek lacak veya çatal biçiminde bir tarı aracı m . an rı bel bağ ı * Bel kemeri. * Bir ş varlı ile ilgili en önemli bölümü. sı nda * Geminin orta bölümü. anlamsıbakmayı z anlatan bel bel bakmak deyiminde geçer.

üzücü. nı nt lı ı cı ğ ı bel soğ ukluğ uğ una ratmak * bir iş veya bir söze gereksiz yere karı onun akını e ş arak ş sektirmek. kı ve belâ okumak * birine beddua etmek. yapmacı uzak. yorum gerektirmeyen. kı ya * Hak edilen ceza. hiçbir yanlıve eksik anlayı yer bı ş ş a rakmayan. -den sebebiyle. belâya çatmak (girmek veya uğ ramak) * beklenmedik bir belâ ile karş mak. rsat belâ çı karmak * kavga çı karmak. nı tiğ belâlı * Yorucu.bel soğ ukluğ u * Üreme organların akı ıve bulaş bir hastalı.ş * Yolsuz kadı n zorba dostu. ı laş belâya uğ ramak . musallat olmak. belâgatsiz * Belâgati olmayan. belâ kesilmek * birisine sıntı eziyet vermek. * Kavgacı irret. * Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak. * destek olmak. retorik. can sıcı kı. klı belâlar mübareğ i * istenilmeyen. düzgün anlatma sanatı ktan . * Söz sanatları inceleyen bilgi dalı nı . . kı güç. belâgat * İ konuş sözle inandı yeteneğ yi ma. belâ *İ çinden çılması sakı durum. * (istenmedik bir davranı zorlayan) Etki. kaçılan bir durumun gerçekleş i bildirilirken alay yollu söylenir. * Bir ş gizli olan derin anlam. belâsı belâsı bulmak nı * hak ettiğcezayı i görmek. ş a belâ aramak * kavga çı karmak için fı aramak. rma i. nları * -den dolayı . belâhat * Alı k. eyde belâgatli * Belâgati olan. ı bel vermek * (duvar gibi dik ş eyler) dı ya veya (tavan gibi yatay ş ş arı eyler) aş ı doğ kamburlaş ağ ya ru mak. ncalı * Büyük zarar ve sıntı yol açan olay veya kimse.

ndan belde *Ş ehir. belediye meclisi toplu bulunmadı zaman. ı laş belâyı n almak satı * göz göre göre belâyı üstüne çekmek. * Yerleş ik.* çok kötü bir durumla karş mak. iliğ nan belediye nikâhı * Medenî kanuna göre kılan resmî nikâh. özel kanunlarla belediye meclisince verilen görevleri. tetkik eden ve karara bağ ğ ı layan organ. aydı l. belediye encümeni ve belediye memurları oluş kuruluş ndan an . belediye * İ ilçe. yer. belediye baş . ki arası Belçikalı * Belçika halkı olan (kimse). belce * İ kaş . ta belediye reisi * Belediye baş . çevre. tüzel kiş i olan teş ndan iliğ kilât. im nlatma. bucak gibi yerleş merkezlerinde temizlik. kilâtı u belediye baş kanı * Belediye teş nı kilâtı yöneten kimse. belediyeci * Belediye iş görevlisi. * Bir tür pamuklu. belediye çavuş u * Zabı iş ta lerinde üst görevli. belediye encümeni * Belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren. belediye teş kilâtı * Nüfusu iki binden fazla olan yerleş yerlerinde hükûmet kararı kurulan. leri . kalıkumaş n . yı belediye polisi * Zabı görevlisi. * Mekân. * Bu teş n bulunduğ bina. belediye meclisi * Belediye tüzel kiş ine tanı yetkileri kendinde toplayan organ. beledî *Ş ehirle ilgili. belediye im yla kanı meclisi. su ve esnafı denetimi gibi kamu n hizmetlerine bakan. beldeitayyibe * Medine ş ehri. kanı belediye sarayı * Belediyeye ait bütün iş yapı ğve büroları bir arada bulunduğ büyük yapı lerin ldı ı n u . belediye suçları * Belediye buyrukları ve yasakları aykıdavranı na na rı ş lar. üyeleri halk tarafı seçilen.

u) * Beşe yatıp bağ iğ rı lamak. dik dağ yolu. * Belertmek iş i. belenme * Belenmek iş i.belediyecilik * Belediye iş leri. örtülmek. belenmek * Kundaklanmak. belemek * (çocuğ Kundaklamak. iğ beleme * Belemek iş i. bedavacı z . belerme * Belermek iş i. * Beleş olma durumu. eyde beleş çi beleş çilik * Parasıgeçinmeyi seven. ı z. bulaş mak. belediyelik * Belediyeyle ilgili. lüpçü. belediyelik olmak * belediye ile ilgili bir iş i olmak. * Dağ üzerindeki yüksek geçit. * Bulanmak. * Bulamak. çok beleş * Karş ksı emeksiz. belertmek * Gözlerini. kantaron (Cephalaria syriaca). çocuk bezi. çi . akı görünecek biçimde açmak. peygamber çiçeğ mavi en. lı z beleş (veya bahş) atıdiş (veya yaş bakı iş n ine ı na) lmaz * bedava gelen ş kusur aranmaz. belermek belertme * (göz için) Akı belirecek biçimde açı iyice lmak. * Tepe. parasıelde edilen. bulaşrmak. belen * Bel. llı i. bayı r. * Beşe konulan yatak. tı belemir * Orta Anadolu'da tarlalarda yetiş çiçekleri mavimsi renkte bir yık bir bitki. belek * Kundak. yüksek yer.

yöneten sinemacı . belgelenme * Belgelenmek iş i. belgelik belgesel belgesel film * Hayattan alı herhangi bir olguyu. ki l üst nı ğ ı nı * Belge ve yazı n saklandı yer. film çeken veya bunun üzerinde çalı (kimse). * Emek vermeden. karı belgeli * Belgesi olan. karş ksı ı z. tevsik etmek. belgelendirmek * Belge göstererek belirtmek. beletmek belge * Kundaklatmak. film vb. belgelenmek * Belgelemek iş konu olmak. yansı belgeselci * Belgesel. belgegeçer * Yazı bilgi ve belgelerin telefon sistemi vası yla bir yerden bir yere iletilmesini anı sağ lı . para vermeden elde etmek. doküman. karı belgeci * Belgesel filmler yapan. kendi tabiî çevresi ve akı içinde veya gerçeğ en yakı biçimde nan ş ı e n hazı rlanmıyapay bir yerde iş ş leyen. beleş ten beletme * Beletmek iş i. ş an * Belgesel niteliğ indeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen (kimse). okuldan çı lmak. arş ları ğ ı iv. faks. . i ey). lı belge almak * (iki yı l aynını üst üste kalan öğ sıfta renci) okuldan uzaklaşrı tılmak. ine * İ yı üste aynı nı kalan öğ ki l üst sıfta renci okuldan çı lmak. * Bir gerçeğ tanı k eden yazı e klı . * Belge niteliğbulunan (ş dokümanter. belirli bir amacı tan film. belgeleme * Belgelemek iştevsik.beleş konmak e * emek. * İ yı üste sıfta kaldı için okula devam etme hakkı yitirerek belge alan. fotoğ resim. belgelemek * Bir olgunun doğ olduğ belge ile göstermek. vesika. raf. ortaya çı ru unu karmak. * Belge niteliğtaş film veya televizyon programı i ı yan . belgelendirme * Belgelendirmek iş i. i. tası nda layan araç.

niş eyi ran iar. belirsizlik zamiri. belgisizlik * Belgisiz olma durumu. sarahat. beli açı lmak * küçük aptesini tutamaz olmak. belgileme * Belgilemek iş i. fatı belgisiz zamir * Bkz. beli * Senet. beli bükülmek * yaşlıyüzünden güçsüz kalmak. * Duyuşdüş . me rası boş beliğ * Belâgati olan. ünüş inanı ayıcı ve ş taki rı özellik. iş edilemeyen. ru ka * Evet. gayrimuayyen. * Belgin olma durumu. sarih.belgeselcilik * Belgeselcinin yaptı iş ğ . * Belirli olmayan. belgin belginlik belgisiz * Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. belik . . zavallı . ş iar. beli bükük * Beli bükülmüşgüçsüz. belgilemek * Belgi ile göstermek. beli gelmek * cinsel birleş sı nda salgı almak. beli çökmek * kamburlaş mak. belirsizlik sı . bir iş lı k yapamayacak duruma düş mek. belgili * Belgiye dayanan. * Bir önermeyi tanı tlamak için gösterilen ve daha önce doğ diye kabul edilen baş önerme. hüccet. belâgatli. an. ş alâmet. belgit burhan. aret belgisiz sı fat * Bkz. belirli olan. ı belgi * Bir ş benzerlerinden ayı özellik.

içeriğ yapınıveya sırların tam olarak belirlenmesi iş gerektirim. belirginleş tirme * Belirgin duruma getirme. belinden gelmek * birinin dölü olmak. kapsam bakı ndan daraltmak. tayin etmek. belirleme * Belirlemek iştayin. belirginleş me * Belirgin duruma gelme. ayı cı nı mı ı tı belirlenim * Belirli duruma gelme iş i. belinleme * Belinlemek iş i. belikleme * Beliklemek iş i. örgü hâlinde. belinlemek * Birden uyanarak çevresine korku ile ş kış kı bakmak. nı * Bir kavramı rı bir öge ekleyerek sırlamak. özünü oluş turan ögeleri açı klayarak tanı mlamak. belini doğ rultmak (veya doğ rultamamak) * yeniden durumunu düzeltmek. belirginleş mek * Belirgin duruma gelmek.yaslanmak. aş n aş n belirgin * Belirmiş durumda olan. n nı inin. belini bükmek * çaresizlik içinde bı rakmak. belirli kı lmak. irkilmek. besbelli. sın nı nı i. açı bariz. belirginleş tirmek * Belirgin duruma getirmek. belirlemek * Belirli duruma getirmek. * Yeni bir kavramı .* Saç örgüsü. belini kı rmak * birini bir ş yapamaz duruma getirmek. . belirginlik * Belirgin olma durumu. * Bir kavramı anlamın. belik belik * Örgü örgü. k. . beliklemek * Saçları örmek. genellemek karş . sırlamak. i. sarih. eyi belini vermek * dayamak. determinasyon.

gerekirci. belirme belirmek * Belirmek iş tebellür etme. li belirlilik * Belirli olma durumu. i nda * Bilinmeyen. belirlenme * Belirlenmek iş i. belirli * Açıve kesin olarak sırlanmıveya kararlaşrı ş k nı ş tılmıolan. indeterminizm. az çok belli olan. kesin bir biçim almak. ini . meçhul. belirli nesne * Belirtme durumu ekini almı geçiş fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu. ünce * İ görünür ve anlaşr bir durum almak. Türkçede bu zaman -mı/ -miş ş ekiyle kurulur: Gelmiş . indeterminizm. -di'li geçmiş i n. i. muayyen. sı belirlenmezcilik * Nedensellik yasası bağ olmayan. mek i belirleş mek * Belirgin duruma girmek. * İ iradesinin hiçbir ş bağ olmadını nsan arta lı ğ . müphem. n iradesinin nedensellik yasası bağ olmadını na lı ğ savunan görüş ı . uçtu vb. ş . belirli geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunan zamandan önce olup bittiğ kesinlikle bildiren kip. ini kası olarak bildiren kip. içinde bulunduğ ş ı u artlarla belirlenmediğ insanıözgür ini. tebarüz etmek. görülmeyen geçmiş . belirlenmek * Belirli duruma getirilmek. sı belirlenimcilik * Her olayıbaş olaylarıgerekli ve kaçılmaz bir sonucu olduğ ileri süren öğ gerekircilik. n ka n nı unu reti. determinist. belirsiz belirsiz geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğ baş ndan duyarak veya belirsiz i n. . belirleş me * Belirleş işveya durumu. biçti. -miş geçmiş 'li . belirli belirsiz * Yarı belirgin durumda. * (önce belli veya görünür olmayan bir ş için) Ortaya çı ey kmak. indeterminist.Aldı . görülen geçmişBu zaman Türkçede -dı / -tı ekiyle karş r. * Niteliğhakkı tam bir bilgi edinilemeyen. yice ı lı * Belirli olmayan. * Bir düş veya durum için. ağ ş . (-di) (-ti) ı lanı . tebellür etmek. gayrimuayyen. bir sebebe bağ na lı lanmayan olay ve durumlarıda bulunduğ öne n unu süren görüş . tezahür etmek.belirlenimci * Belirlenimcilik yanlı olan (kimse). determinizm. gülmüş lamıgibi. belirlenmezci * Belirlenmezcilik yanlı olan (kimse).

eyin. belirtili tamlama * Tamlayanı (-nin) takı. bildirme. Tuz Gölü gibi. belirtme durumu belirtme . * Açı belli. m. belirtisiz nesne * Yalı durumdaki nesne. birkaç. * Belirtilmemiş olan. ane. müphemiyet. birkaçı sı . k.belirsizlik * Belirsiz olma durumu. belirsizlik sı fatı *İ simleri yaklaş kabataslak belirten sı bazı ı k. an. n belirtisiz tamlama * Tamlayanı n durumda olan. * Gösterge. ine belirtisiz * Belirtisi olmayan. belirtken * Bir özlü sözle birlikte kullanı iş lan aret. sarih meful. * Bir olayı veya durumun anlaş n ı na yardı eden ş alâmet. birtakı filan vb. . her. an'ı in belirtilme * Belirtilmek iş i. * Tamlayan. * Belirtilmiş olan. sarih. kabataslak tutan zamir: bazı. * Belirli kı görüş lma. çiçeğ kokusu gibi. n k ya. tasrih. fat: . niş niş lması m ey. belirli kı lı nan. belirteç * Zarf. tamlananı yalı genellikle üçüncü kişiyelik eki alan ve çoğ kez tür kavramı i u veren isim tamlaması : Ankara kedisi. * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş amblem. belirsizlik zamiri *İ smin yerini belirsiz. biri vb. belirtili * Belirtisi olan. tamlananı -in sı üçüncü kişiyelik eki alan ve belirli bir kavram taş tamlama: i ı yan Doğ n kalemi. belirten belirti belirtik belirtilen * Tamlanan. birçoğ azıherkes. u. belirtili nesne * Belirtme durumundaki nesne. belirtilmek * Belirtmek iş konu olmak.

* Belitleme kuramı ortaya koymak. Birinci dönem. ru i ş lı . bellek * Yaş ananları renilen konuları . * Tümden geliş bir bilime esas olacak belit sistemi. ı lan aksiyom: "Tüm. Kaç öğ renci? Hangi ev? Üç çocuk gibi. belli ve kesin olmayan. olası ihtimalî. bunları geçmiş iliş n le kisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü. * Belitlemek iş i. akuzatif. nı belitlenebilirlik * Belitlenebilen kuram. tasa. lmak ğ ı bellek kaybı * Bellek yitimi. * Felâket. beliye belki * Muhtemel olarak. za. sayı belirsizlik bakı ndan belirten sı Bu kapı veya mları fat: . belirtmek * Açı klamak. bellek karıklı ş ğ ı ı * Kelimelerin doğ anlamı hatı ru nı rlayamamak veya ilk olarak görülen bir ş önce gördüğ sanma eyi ünü duygusuna kapı biçiminde beliren bir ruh hastalı. .* Yüklemi geçişbir fiil olan cümlede fiilin doğ li rudan etkilediğ-i (-ı -ü) ekini almıisim. ya .. keder. ihtimal. yanlıda olabilen. belleğ yitirmek ini * bellek kaybı uğ na ramak. yı belirtme grubu * Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi: Kalıbir kitabısüslü cilt kapağbir belirtme grubudur. belki de * ş da olabilir. mütearife. ya. n n ı belirtme sı fatı * Bir ismi gösterme. olabilir ki. ş durumu. n belitken belitleme * Belitler sistemi. imci belitlemek * Belgeye dayanarak ortaya koymak. parçalarıher birinden büyüktür" sözü bir belittir. tebarüz ettirmek. u belkili * Olası muhtemel. * Olsa olsa. programı iş değ meyen verileri. Evi gördüm. öğ . Yazı okudum. -u. akı l. lı .. hafı dağ k. arcı * Bir bilgisayarda. yükleme i . belladonna * Güzelavrat otu. soru. * Doğ olabileceğgibi. belit * Kendiliğ inden apaçıve bundan dolayı k öteki önermelerin ön dayanağsayı temel önerme. i hâli. yapı iş gerekli olan ara sonuçları lacak için toplayan bölüm.

muayyen. bellenmek * Bellenmek (I) iş konu olmak. hissettirmek. öğ ş cı retici. yapı a. belli * Bilinmedik bir yanı olmayan. * Belirli. belletmen * Orta öğ retimde etütleri denetleyen kimse. müzakereci. ine belleten belletici * Çalı rı. ı lı * sezdirmek. zahir.bellek yitimi * Büyük sarsı veya humma yüzünden belleğ bozulması kaybolması ntı in veya biçiminde beliren ruh hastalı. öğ retmek. belletmek * Bellemesini sağ lamak. belli * Beli olan. muayyen. lda * Sanmak. bellenmek * Bellenmek (II) iş konu olmak. ğ ı * Belleğ kı bir süre durup iş in sa lememesi. duyulabilen. meş veya kalıkumaş n rtı in n parçası k. iyice görünür anlaşr duruma getirmek. anlaş bedihî. ortada olan. çok az belli olan. bellemek * Bel denilen araçla toprağiş ılemek. malûm. belletici. öğ ine renilmek. * Bilim kurumların çalı nı ş maları ilgili yazı haberlerin yayı ile ve mlandı dergi. belli belirsiz * Zorlukla seçilebilen. haş . * Gizli olmayan. yarı bellisiz. * Bellemek iş i. belli olmak . yarı belli. ikâr. belli etmek * açı klamak. aş ı lan. * At ve benzeri hayvanlarısı na vurulan keçe. belli baş lı * Belirli. tı belletme * Belletmek iş i. bellem belleme belleme bellemek * Öğ renip akı tutmak. ğ ı * Bellemek yetisi. * Önemli.

bilinemeyen. benbencilik * Benbenci olma durumu. ma * Saçta. nlaşrı ş ben * Çoğ doğ tan. ben hancı yolcu oldukça . ben ben bu iş yokum te * ben bu iş karı e ş mam. a * Kuş yavrusuna taş ğyem.* anlaş ı lmak. * Pıl pıl. ran * Bir kimsenin kiş ini oluş iliğ turan temel öge. * Bkz. tende bulunan ufak. bencil * Yalnıkendini düş z ünen. bedahet. açı klanmak. balsam. egoist. ego. üm bencil olmak . apaçı rı rı k. kendini her konuda üstün gören. bemol * Bir sesin yarı ton kalı tılacağ gösteren nota iş m nlaşrı ı nı areti. düş ündüğ gibi. megaloman. hodpesent. ben * Olta veya tuzağ konulan yem. koyu renkli leke veya kabartı u uş . bence benci * Kendini beğ enen. kendi çı karları herkesinkinden üstün tutan. marka. benbenci * Kendini çok öven. nı * Bencillik öğ retisine inanan. hep kendinden söz eden. un ı ı dı * Tekil birinci kiş gösteren zamir. * Böylece kalı tılmı(ses). sen * özel iliş kilerimiz sürüp gittikçe (senin bana iş düş in er). hodkâm. bembeyaz * Çok beyaz veya her yanı beyaz. ş bellilik bellisiz belsem * Belli olma durumu. * En çok üzümde görülen olgunlaş belirtisi. iyi * Kiş öbür varlı iyi klardan ayı bilinç. hodbin. bellik * İaret. * Bana göre. muayyeniyet. ben ş mı ahı (veya ş eyhimi) bu kadar severim * ben bundan daha çok özveride bulunamam. apak. kibirli. sakalda beliren beyazlı k. * Belli olmayan. gururlu.

bencilleş me * Bencilleş iş mek i. bendir benefş e * Alaturka çalgı aleti. egoistlik. bendeniz cennet kuş u * kendini tanı tı kullanı bir deyim. ğ eyi ı bendeniz * alçak gönüllülükle ben yerine ve "köleniz'" anlamı kullanı nda lı r. . kendimi suçlu saymam. bencilik * Benci olma durumu. köle. * Menekş e. bencillik etmek * bencil davranmak. rken lan bendezade * Bendenin oğ lu. lın ğ zca koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğ ileri süren öğ unu reti. bendegî * Kulluk. bencillik * Bencil olma durumu. bendehane * Bendenin. benden söylemesi * ben üzerime borç saydım ş söyledim. al benden de o kadar. hodbinlik.* bencilce davranı bulunmak. egoizm. köleler. ş ı bencileyin * Benim gibi. bencilleş mek * Bencil duruma gelmek. bendegân * Kullar. ş ta bencilce * Bencile yakır biçimde. kölenin evi. * Köle ile ilgili. köleye ait. kölelik. * Kendi benini ve çı nı karı hayatımutlak ilkesi yapan anlayı n ş . benden söylemesi. egoizm. hodpesentlik. * İ n bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş nsanı olduğ buna göre ahlâklı ı da yalnı kendini unu. benden günah gitti * Bkz. bende * Kul. benden de al o kadar * Bkz.

ebedîlik. hep kalacak olan. benekli köpek balı ğ ı * Kara benekli. muş beneklenme * Beneklenmek iş i. benekli * Ufak lekeleri bulunan. ğ ı bengi bengi * Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunları biri. benekleş me * Benekleş işveya durumu. beniçinci * Kiş benliğ merkez sayma görüş benmerkezci. bengilik * Zamanla ilgisi. sonsuz yaş niteliğkazandı ama i rmak. ölümsüz. nokta. bengilemek * Bengi kı lmak. bengileş mek * Sonsuz yaş niteliğkazanmak. fekül. parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluş bölüm. beniçincilik . ama kimseye kötülüğ dokunmayan kiş uğ mamalır.benek * Herhangi bir ş üzerindeki ufak leke. ölümsüzleş ama i mek. baş cı sonu olmayan varlı langı ve k. bengileme * Bengilemek iş i. * Sonu olmayan. * Sonsuz ve ölçülmez zaman. bengileş me * Bengileş iş mek i. ölümsüzleş tirmek. beni sokmayan yı bin (yıyaş n lan l) ası * zararlı olduğ bilinen. ey * Güneş lekeleri yöresinde görülen. * Ölmezlik. puan. ebedî. insanlar. inin ini ü. ndan bengi su * İ sonsuz hayat verdiğ inanı ve efsanelerde geçen su. ebedîleş mek. ebedîleş tirmek. u ü iyle raş dı beniâdem * Âdemoğ . beneklenmek * Benek oluş mak. küçük boyda bir cins köpek balı (Scylliorhinus canicula). ulları benibeş er *İ nsan. abı çene ine lan hayat. mek i benekleş mek * Benek benek durum almak.

benildeme * Benildemek iş i. benze sahip olan. kma. benim diyen * kendine güvenen. benli benli * Teninde ben bulunan. kabullenmek. ine benimsetme * Benimsetmek iş i. benimsenmek * Benimsenmek iş konu olmak. ınmak. benlenme * Benlenmek iş i. benimseme * Benimsemek iş sahip çı tesahup.* Dünyada kiş benliğ merkez sayan felsefe görüş benmerkezcilik. benliğ inden çı kmak . egosantrizm. i beniz * Yüz rengi. döner döner yine okur lum * "çok çalı na karşk verimli ve yararlı ş ması ı lı olmuyor" anlamı kı nda nama veya eleş belirtmek için tiri kullanı lı r. beniz geçmek * benzi solmak. lanmak. sahip çı eyi kmak. benimsemek * Bir ş kendine mal etmek. * Bir ş birine bağ eye. benildemek * Belinlemek. benimseyiş * Benimsemek işveya durumu. senli benli. * Bkz. sı benimsenme * Benimsenmek iş i. i. benlenmek * Ben oluş mak. una benim oğ bina okur. güçlü olduğ inanan. tesahup etmek. benizli * Benzi bulunan. benimsetmek * Birinin benimsemesini sağ lamak. inin ini ü. benliğyoğ i urmak * kiş i oluş iliğ turmak.

andı rmak. benzeme * Benzemek iş i. bent etmek * kendine bağ lamak. benlik * Bir kimsenin öz varlı. * Benlikçilik yanlı olan (kimse). bütün davranı nı ilkesi yapan kiş niteliğ egotizm. hep kendinden söz etme durumu. büğ lan et. iliğ iliğ benlik çatı ş ması * Benliğ ön plâna çı in kması baş ile gösteren çatı . tutulmak. ahsiyet. ilik ğ ı benlikçi * Her konuda hep kendini ileri süren.* kendine benzemez olmak. gibi görünmek. benzemez *İ skambil veya okey oyununda farklı ı n veya taş n bir araya gelmesi. kitaplarda kendi içinde bütünlük oluş turan bölüm. sı benlikçilik * Her konuda hep kendini ileri sürme. * Suyu biriktirmek için önüne yapı set. ğ ı benlik yitimi * Kiş duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastalı. * Kendi kiş ine önem verme. benzemek * İ kişveya nesne arası birbirini andı ki i nda racak kadar ortak nitelikler bulunmak. sı * Bağ lam. * Kendi benliğ geliş inin imini. gurur. benlik ikileş mesi * Öznenin kiş ini iki veya daha çok bilinç merkezine bölen ve tek kiş çeş kiş iliğ ide itli ilikler durumunda beliren bir ruh hastalı. bent * Bağrabı . * Gazete yazı. kiş i. kiş ini üstün görme. onu kendisi yapan ş kendilik. * Sanını sı uyandı rmak. benmari * Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ıtmak veya eritmek yöntemi. ş n ları inin i. bent olmak * bağ lanmak. t. kâğ tları ları . benzemeklik * Benzer olma durumu. * Kanun maddesi. benmerkezcilik * Beniçincilik. ş ması benlik davası * Her ş kendi düş eyi üncesine uydurmak ve her ş söz sahibi olmak çabası eyde . ş ğ iliğ ı ey. hep kendinden söz eden (kimse). sı benmerkezci * Beniçinci. kibir.

ve mı andı kimse. ey). * Benzer olma durumu. . disimilâsyon: Kı nnap > kı attar > aktar. araları benzerlik bulunan. benzeş im. * İ üçgende köş ki elerinin eş lenmesine göre karş klı larıeş karşklı ı açı n ve lı ı kenarlarıorantından doğ lı n sı an benzersiz * Benzeri olmayan. -ten. dublör. benzeş ik * Benzeş özelliğgösteren. müş nazir. benzeti * Benzetme. * Nitelik. benzeş en * Ünlü veya ünsüz benzeş melerinde etki altı kalan ünsüz veya ünlü: Sütçü (süt-çü). müş abehet. me i benzeş im * Bazı ortak yönleri olan iki ş arası ey ndaki benzeş me. karş klı ların eş bulunması nı arası iş ı açı nı it lı durumu. ran benzer ş ekiller * Kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte karşklı ları it olan ş nı arası iş ı açı eş lı ekiller. kehribar > kehlibar gibi. ekmekten (ekmeknda ten). rnap. nda abih. bih. benzeş * Birbirine benzeyen. benzeş oranı im *İ ş ki eklin kenarların arası nı ndaki oran. benzersizlik * Benzersiz olma durumu. * Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde ası l oyuncunun yerine çı yapı yüz bakı ndan bu oyuncuyu kan. eş siz. -dan eklerindeki ünsüz veya ünlüler gibi. müş olmak. benzer. benzeri benzerlik durum. *İ ş ki eklin kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte. aslı kopya edilmişteş ndan . benzeş lik * Benzeş olma durumu. benzeş mek * Birbirine benzemek. o + bir < öbür gibi. abih. abih benzeş mezlik * Bir kelimede bulunan aynı benzeri seslerden birinin değikliğ uğ veya iş e raması . * Bkz. * Bir kelimede bir sesin baş bir sesi kendisine benzetme etkisi: yurt-daş yurttaş anba > çarş ka > .benzen benzer * Maden kömürü katranı çı lan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı ndan karı . benzeş me * Benzeş iş mek i. * Benzerlik gösteren. çarş amba. görünüş yapı mı bir baş na benzeyen veya ona eş ve bakı ndan kası olan (ş müş mümasil. odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -çü.

benzin pompası * Benzinlikte araç depoları benzin koyma ve verilen benzin tutarı gösterme aracı na nı . sahteci. benzin istasyonu * Araçlarıbenzin.65 olan. benzetici ressam * Büyük sanatçı n üslûbunda çalı ları ş yaptı iş orijinal eser diye satan sahteci ressam. bozmak. bih. ona benzetilen kimse veya ş için kötü bir ey duygu beslenilmediğ anlatı ini r. benzetmek * Benzer duruma getirmek. kopyacı . renksiz. arak. * Bir ş baş ş benzeyen yönler bulmak. yolculara dinlenme ve alıveriş ş imkânı veren tesis. özgül ağ ğyaklaş 0. benzi atmak (veya uçmak) * ansın yüzünün rengi sararmak. * Bir ş neteliğ anlatmak için. benzetilmek * Benzetmek iş konu olmak. vı * Benzen. yüzü sararmak. benzetme * Benzetmek iş i. yağ ihtiyaçları karş n gibi nı ı layan. ine benzetiş * Bir ş baş bir ş benzetmek iş eyi ka eye i veya biçimi. benzetmek gibi olması n * kötü bir sona uğ ş ramıbirinden veya bir ş eyden söz ederken.benzeti ressamı * Büyük sanatçı n yaptı nı ları kları. unu benzetici * Benzeterek yapan. o niteliğeksiksiz taş bir ş örnek olarak gösterme iş teş eyin ini i ı yan eyi i. . uçucu. eyde ka eye * Kötü bir duruma getirmek. eyin ka eye benzeyiş sizlik * Benzeş memek durumu. benzeyiş * Bir ş baş bir ş benzemesi durumu. * Dövmek. benzi sararmak * yüzünün rengi solmak. orijinaline bakarak yapan ve benzeti olduğ belirten ressam. benzinlik. ğ leri ı benzetilme * Benzetilmek iş i. benzi uçmak * yüzü sararmak. benzin * Petrolün damılması elde edilen. kendine özgü kokusu tı ile ı ı rlı ı k bulunan bir sı. solmak. zı benzi kül gibi olmak * yüzünden kan çekilmek.

beraber olarak. benzinleme * Benzinlemek işveya durumu.). baş baş a kalmak. benzin istasyonu. benzinde kan kalmamak * kansı k sebebiyle yüzü sararmak. vereceğolmama durumu. makine vb.benzinci * Benzin satı yer veya benzin satan kimse. lan benzol beraat * Benzin ve tolüen karımı akaryakı ş bir ı t. baş baş a gelmek. borçsuzluk. * Bir nesneyi benzine bulamak. ş an beraat etmek * aklanmak. berabere bitmek * (oyun. -e karş ı n. zlı benzine kan gelmek (veya benzi kanlanmak) * sağklı lı duruma gelmek. beraatı zimmet * Borcu. benzinli benzinlik * Benzin satı yer. beraberce * Birlikte. i beraatı zimmet ası r kdı * tersi ispatlanmadı insanları suçsuz sayı kça n lmaları ilkesini anlatı r. lan benzincilik * Benzincinin işveya mesleğ i i. * Aklanma. canlanmak. baş beraberlik müziğ i . yla berabere kalmak * (oyun. yarı için) takı aynı yı ş ma mlar sayı almak veya denk gelmek. yarı takı n aynı yı ş ma) mları sayı alması sonuçlanmak. i benzinlemek * Benzin dökerek yakmak. bir arada. * Aynı düzeyde. * Benzinle çalı (motor. * Baş a kalma durumu. temize çı kmak. beraberlik * Birlikte olma durumu. beraberinde * yanı nda. * -e rağ men. beraber * Birlikte.

gecesine rastlayan kandil in lıyla ğ i aban nı gecesi. Berat Gecesi * Hz. ndan n . * bozmak. Berberî berberlik * Berberin yaptı iş ğ . eri ı yan * Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. * Osmanlımparatorluğ İ unda bir göreve atanan. Berat Kandili * Bkz. ı n.* Orkestra. eti yenilen bir balı(Serranus k anthias). berber bataryası * Berber dükkânları lâvaboya su akması sağ nda nı layan deve boynu biçimindeki musluk takı . patent. berbat etmek (veya eylemek) * kötü duruma getirmek. aylıbağ k lanan. * bozulmak. beğ enilmeyen. Berat Gecesi. iş raş * Bu iş yapı ğdükkân. periş viran. Muhammed'e peygamberliğ Cebrail aracı ı bildirildiğş ayın 15. niş veya ayrı k verilen kimseler için an calı çı lan padiş buyruğ karı ah u. berber koltuğ u * Berberler için yapı hareketli. msı an. kirlenmek. u berat * Bir buluş bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge. Akdeniz'de yaş çok ayan. san. lam * Seçilmişseçme. koro veya oda müziğ olduğ gibi birçok sesin oluş inde u turduğ müzik. . ş an berber dükkânı * Berber. tan. berbat olmak * kötü duruma gelmek. in ldı ı berber balı ğ ı * Hanigillerden. ı berceste * Sağ ve lâtif. * Sanat değ yüksek anlamlar taş dize. * Bozuk. mı berber çı ı rağ * Berber ustasın yanı yetiş nı nda tirilmek üzere çalı çocuk. * Çirkin. kuyruğ unun çatalı uzun olan. berber * Saç ve sakalıkesilmesi. berbat * Kötü. oynar başklı koltuk. * Darmadağ bakı z. taranması yapı n ve lması iyle uğ an veya bunu meslek edinen kimse. lan lı özel berber salonu * Büyük berber dükkânı .

ı boş * Pis. bakı z. bereketlilik * Bereketli olma durumu. teselli bulması . bozuk. feyezan. feyz.berdelacuz * Halk tahminine göre. serseri. msı bere * Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluş çürük. 'ya ükür bereket versin * para alan kimsenin söylediğiyi dilek sözü. Tanrı ş ki. gürlük. i * bir kimsenin bir durumdan hoş nutluğ anlatması unu . bereketsiz * Kendinden beklenen yararlı sağ ğ layamayan (ş ı ey). sürüp giden. eyde bere * Yuvarlak. . verimli. an * Herhangi bir ş görülen çizik. ezik. i berelenmek * Bereli duruma gelmek. neyse ki. berelenme * Berelenmek işveya durumu. bereketsizlik * Bereketsiz olma durumu. iyi bir rastlantı yi olarak. ve lı bereket * Bolluk. i bereketlenmek * Çoğ almak. bereketlenme * Bereketlenmek işveya durumu. yassı sipersiz başk. * Yağ mur. * İ ki. berelemek * Bereli duruma getirmek. bereketli ola! (veya olsun!) * yemek yemekte olanlara veya ürünlerini devş irenlere söylenen iyi dilek sözü. 9-18 Mart arası görülen kocakarı uğ nda soğ u. berdevam * Sürmekte olan. bereketli * Bol. berduş * Baş . artmak. bereket ki (veya bereket versin ki) * iyi ki. ongunluk. bereleme * Berelemek iş i.

kta * Çı durumundaki kelimelerden sonra getirilerek bir iş baş cı gösterir. msı bergamot * Turunçgillerden bir ağ (Citrus bergamia). acı ndan lan karı bergüzar berhane * Anmak için verilen hatı armağ yadigâr. berenarı * Ş böyle. biraz. beri * Konuş n önündeki iki uzaklı kendisine daha yakıolanı anı ktan n . * bitirmek. . berhava * Havaya verilmişuçurulmuş . . * Bu uzaklı bulunan.bereli bereli * Beresi olan. harap. oldukça. beriberi * Genellikle Uzak Doğ ülkelerinde B vitamini eksikliğ u inden ileri gelen bir hastalı k. öyle bergamodî * Sarı pembe renginde olan. berhava olmak * patlama yolu ile havaya uçmak. * Büyük. * Beresi olan. . * boşgitmek. kullanı z ev. ey beril . ra. yaş * Mutlu. berhava etmek * havaya uçurmak. aç * Bu ağ n. ş sı berhane gibi * gereğ inden çok büyük (ev). canlı ayan. kabukları reçel yapı ve esans çı lan meyvesi. az çok. ı . yok etmek. beriki * Beride olan. a berhayat berhudar * Hayatta olan. * Beride olan ş veya kimse. berhudar ol! * "iyi günler göresin" anlamı dilek olarak kullanı nda lı r. * Yararsı boş z. an. kma in langını beribenzer * Sı radan bayağ alelâde.

katı lı k. k bermuda bermutat * Alılagelen biçimde. her zaman olduğ gibi. berkelyum * Atom numarası atom ağ ğ294 olan. pekiş mek. mak i berraklaş mak * Berrak duruma gelmek. tahkim. Kı saltması Be. Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balıtürü (Merluccius merluccius). tı berkitmek * Sağ lamlaşrmak. berkinme * Berkinmek işveya durumu. sı açıkahverengi. unluğ 1. berkitme * Sağ lamlaşrma. berkimek * Sağ lamlaş mak. sa berraklaş ma * Berraklaş işveya durumu. ş ı u berrak * Duru. yanları karnı nce rtı k ve beyaz. berkemal berkime * Mükemmel. havanıetkisine karşince bir oksit tabakası kaplı n ı yla element.84. durulaş mak. i berkinmek * Berkimek.* Doğ altı billûrlar durumunda bulunan. pek iyi. açı nlı k. * Dizlere kadar inen dar ve kı pantolon. * Sağ lam. aydı k. saydam. temiz. 29700C de eriyen. * Pekiş tirilmek. ı ı rlı Kı saltması Bk. berlam * İ pullu.013 olan. berk * Sert. ada gen u il berilyum * Atom numarası yoğ 4. tahkim etmek. güç kazanmak. atom ağ ğ9. lamlı * Sertlik. * Berkimek iş i. katı . . zümrüt gibi bazı larıbirleş u ı ı rlı taş n iminde bulunan. takviye etmek. ortalama 30-40 cm boyunda. çoğ yeş renkli berilyum ve aliminyum silikat. tı berklik * Sağ k. takviye. berjer * Arkası kabarıve yüksek oturacak yeri geniş k koltuk. amerikyum veya küryumdan elde edilen yapay element. 97.

karasal. * Morarmak. bertme * Bertmek iş i. eselemek beselemek. k * Bir yana. * Kı dar dil. ı ı ldına ı lı * Çok kötü. bertafsil bertaraf * Açı klamalı . bere. * Deride mor leke. lı k. . berraklaşrmak tı * Berrak duruma getirmek. berri * Kara ile (toprakla) ilgili. öyle bertaraf etmek * ortadan kaldı rmak. bertilme besbedava * Pek ucuz. tı * Açı net ve kolay anlaş r duruma getirmek. bertik * Yara. i bertilmek *İ ncinmek. burkulmuş . bertmek berzah besalet * Bertilmek. * Berelenmek yaralanmak. burkulmak. durulaşrmak. * Yiğ yararlı itlik. k. k. uzun uzadı açıolarak. anlaşyor ki. besbeter beselemek * Bkz. * Bertilmek işveya durumu. k. gidermek. ş dursun. ı lı berraklı k * Berrak olma durumu. çürük. yok edilmek. bertaraf olmak * ortadan kalkmak. besbelli * Açı apaçı çok belli.berraklaşrma tı * Berraklaşrmak iş tı i. * Anlaş ğ göre. *İ ncinmiş . stak. duruluk. çürümek. ya.

n * Yumurta akı maddesi. * Besini olan. besi suyu besici besicilik * Besicinin yaptı iş ğ .beserek * Tüylü ve damı k erkek deve. * Yaş amak. dası besinsizlik * Bitkilerin damarları dolaş besleyici su. besi dokusuz * Besi dokusu olmayan. yeterli besin almayan. gı z. * Bir ş istenilen durumda tutmak ve oturtmak için kullanı takoz gibi ş eyi lan eyler. besi doku * Tohumlarıiçinde embriyonu çevreleyen bölüm. ı besihane besili besin * Besi yapı yer. besi hayvanı * Beslenmek amacı yavru iken alı veya besiye çekilen hayvan. azı gı li k. besinli besinsiz . dalı * Besini olmayan. besi dokusu * Besi doku. besi dokulu * Besi dokusu olan. zlı besermek * Bkz. lan * Semiz. beslenmeye elveriş her tür madde. gı . varlını ğ sürdürmek için gerekli ş ı ey. davar gibi hayvanları ğ ı besleyerek semirten. yla nan besi merası * Besleme değ oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğ ilâve yemler de verilerek eri olan inde özellikle kesime gönderilecek hayvanlarıfazla canlı ık kazanmaları otlatı kları al veya sun'î verimli n ağ rlı için ldı doğ mera. semirtilmiş . satan kimse. * Yenilebilir. nda an * Sır. besi * Yaş atmak ve geliş tirmek için gereken besinleri yedirip içirmek iş i. da. esermek besermek. besi örü * Tohum çimlenirken yeni çı bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayı ş kan lmıbulunan besleyici maddelerin bütünü.

beslenen beslengi * Sönümsüz. * Semirtmek. * Maddî yardı yapmak. n ekil ş ma i bir veya birkaç beslenme görevinin bozulması . i beslenilmek * Beslenmek iş konu olmak. * Bir duyguyu gönülde yaş atmak. herhangi bir kuruluş veya iktidardaki güçlerin görüş un lerini savunan bası n. m beslemelik * Besleme. * Besleme olarak. k. beslenme çantası * Anaokulu ve ilköğ retim okulların öğ nı rencilerinin beslenme saatinde yiyeceklerini içinde bulunduran çanta. u. evlâtlı besleme. katı lmak. ahretlik. lerinde çalı rı kı ş lan z. hizmetçi. beslemek * Yiyecek ve içeceğ sağ ini lamak. beslek besleme * Besleme. * Eklenmek. mı beslenme bozukluğ u * Bazı organ ve dokularda veya organizmanıbütününde ş veya çalı düzensizliğmeydana getiren.* Besinsiz olma durumu. gı zlı dası k. * Evlâtlıolarak alı ev iş k nan. ş tı besle kargayı . beslenilme * Beslenilmek işveya durumu. * Vücut için gerekli besin maddelerinin alı . besiye çekmek * hayvanı semirtmek için çalı rmadan beslemek. besleme kı z * Besleme. * Hizmetçi. doldurmak. tı * Herhangi bir kuruluş onun maddî yardı dolayıyla körü körüne destekleyen. besleme gibi * giydiğ kendine yakı ramayan (kı ini ş tı z). çevresini veya altı desteklemek. * Bir ş korumak veya sağ eyi lamca durması sağ nı lamak için. * Beslemek iş i. * Yedirmek. çoğ altmak. ine beslenme * Beslenmek iş i. nı pekiş tirmek. * Yetiş tirmek. oysun gözünü * nankörlük edenler için söylenir. desteklemek. . mları sı besleme bası n * Çı uğ kar runa.

nda beslenmek * Kendini beslemek. beste bağ lamak * bestelemek. ine besletme * Besletmek işveya durumu. inceleyen yetkili. beslemeye yarayan. bestekâr. yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar. besli besmele * "Acı ve esirgeyen Tanrı n adı anlamı gelen ve bir işbaş yan 'nı ile" na e larken söylenilen Arapça bismillahirrahmanirrahim sözünün kı saltması . insan vücudunun geliş mesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi. besmelesiz * Çocuklar için "piç" anlamı kullanı bir sövgü. kompozitör. iyi beslenmenin sağk yönünden önemi. ucuz ve dengeli beslenmenin lı yolları konuları leyen bilim dalı gibi iş . ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yenilen yer.beslenme eğ itimcisi * Beslenme eğ itimi ile uğ an uzman. . besin değ yüksek. * Besteci. raş beslenme eğ itimi * Besin maddelerinin özellikleri. mugaddi. eri * Yüz ve boyunda güneş lekelerini azaltıölü hücreleri atan krem türü. p * Bkz. beslenme uzmanı * Beslenmenin genel özelliklerini kitle çapı ele alan. besili. beslenme odası * Anaokulu. besmele çekmek * bismillahirrahmanirrahim sözünü söylemek. nda lan * Besmele çekmeden. besleyici * Besleyen. beste * Bir müzik eserini oluş turan ezgilerin bütünü. * Beslemek iş konu olmak. besteci bestekâr * Beste yapan kimse. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yeme zamanı itim nda . i besletmek * Beslemek iş baş na yaptı ini kası rmak. itim nda beslenme saati * Anaokulu. beste yapmak * bir müzik eseri yaratmak.

beş iki * Bkz. pencüdü. bir parça. * Çoksatar. koklama. görme. 5. sıflı * Biraz. . bestenigâr * Klâsik Türk müziğ en eski birleş makamlardan biri. bestelenmek * Bestelemek iş konu olmak.besteleme * Bestelemek iş i. öbürünün dört benekli yüzünün üste gelmesi. beş milyonluk * Beş milyon liralıbütün kâğ para. * Beste olma durumu. bestelenmiş . atı zarlardan birinin beş lan . nı ve yı * Dörtten bir fazla. V. birkaç. tat alma duyuları . beş altı beş ağbeş aş ı yukarı * Bkz. bestelemek * Beste yapmak. tokat. bestelenme * Bestelemek iş i. beş kardeş *Ş amar. iş itme. * Beş nı ilkokul. k ı t . bestesi yapı ine lmak. * Bkz. besteli bestelik * Bestesi olan. * Dörtten sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. bin k ı t beş bir beş dört beş duyu * Dokunma. inde ik bestesiz bestseller beş * Bestesi olmayan. beş binlik * Beş liralıbütün kâğ para. üç aş ı yukarı ağ beş . * Oyunda. beş beter * Besbeter. pencüyek.

beş para almamak * hiç para almamak. beş coğ erî rafya *İ nsanlarıyerleş bulunduğ yöre ile ilgisini ve o yörenin veya yerin türlü olayları inceleyen coğ n ik u nı rafya kolu. bir u ler nda itli lı klar beş üç beş vakit * Bkz. muş erim. pencüse. on paralıetmek. lı nan beş yüzlü * Beş yüzü olan cisim. aş ı bayağ ağ k. kusurları ğ çı açı kmak. a beş parası z * parası yoksul. *İ nsanoğ insan. beş paralıetmek k * Bkz. beş para etmez * hiçbir değ yok. her birine beş defası beşbir arada.beş on * Az sayı biraz. beş erî *İ nsanoğ ile ilgili. müjde. k beş paralıolmak k * alçalmak. iş yaramaz. * Günün belirli beş vaktinde kı namaz. her nda i beş ş ar er aş * insan her zaman yanı labilir. * Beş on santim ölçülerinde biçilmiş ve kereste. . lu. beşyı bık beş er beş er * İ muş ri mula. yüz k ı t *İ çinde beş tane bulunan. lu * Bedensel. beş eriyet . beş parmak bir olmaz * ana ve babaları olduğ hâlde kardeş arası çeş farklı bulunur. beş yüzlük * Beş liralıbütün kâğ para. yi tu. * Beş sın üleş sayını tirme biçimi. z. yüz beş aret * İ haber. bedenle ilgili. lı ı . eri e beş paralı k * Değ ersiz. da.

beş ibiryerde * Bkz. ik * Beş beş sı er er ralanmı ş . insancık. fonksiyonunu yapmak. beş etmek iklik * beş vazifesini. tahta veya demirden yapı ş lmısallanıbir çeş r it küçük karyola. eyin up tiğ * Yüz üstü yatı geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karıüzerinde baş ayak yönünde ş ta. i llı beş erli beş gen beş ibirlik * Kadı n süs için takı kları altılira değ nları ndı . ulları beş eriyetçi * Beş eriyet yanlı(kimse). ik beş ikörtüsü * İ yana akı sı çatı ki ntı olan . man ş an beş iz . beş mezara kadar ikten * bütün hayatı boyunca. sayını ra fatı rada beş kol inci * Bir ülkede gizli olarak. beş ibirlik. * Beş kenarlı çokgen. ş beş kertme ik * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanma. beş n erinde olan altı n. * Ambalâjlanacak malıbiçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaları tümü. beş ikçi beş iklik * Beş yapan veya satan kimse. n n beş kertiğ ik i * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanmıkimse. beşini sallamak iğ * çocukluğ undan veya çok eskiden tanı büyümesine hizmet etmek. mak. sı dördüncüden sonra gelen. beş inci * Beş sın sı sı . n ve sallanma. düş için çalı örgüt. k. beş salı ik ncak * Bayram yerinde kurulan bir tür salı ncak. insancı sı l. beş ik * Süt çocukları yatı nı rmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan. ölünceye kadar. hümanizm. ik * Beş olmaya uygun. * Bir ş doğ geliş i yer. hümanist.*İ nsanlı insanoğ . beş eriyetçilik * Beş eriyetçi olma işveya durumu.

beş lik * Beş para. beti benzi uçmak. beş * Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş . *İ skambil. kentet. muhammes. için lan * Beş müzisyenin çaldı caz orkestrası ğ ı . konu ile ilgili aynı nda ölçüde bir çift dizenin bağ lanması oluş yla an manzume. beşş yı z biçiminde bir deniz hayvanı pençe (Uraster). çirkin. taş . tuhaf. domino gibi oyunlarda üzerinde beş areti bulunan kâğ veya pul. * Tahmis. * Beş arada olan. beş leme * Beş lemek iş i. beş kuruş veya beş değ lira erinde olan akçe. eyden beş tane bulunan. beş li * Beş parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. * Beş la oynanan bir tür çocuk oyunu. güleç. * Tabaklanmamıham deri. bet * Beti benzi atmak. gülümser. ı lan reptans). beti benzi sararmak gibi deyimlerde beniz kelimesi ile birlikte. kurt pençesi (Potentilla en. beş parmak otu * Gülgillerden. ınlı ldı ı . i bir tane beş simit gibi kurulmak lik * kendine değ vererek bir yere yayı oturmak. yol kıları ve çayı yı nda rlarda yetiş sürgüne karşkullanı bir bitki. beş pençe beş taş beş uş * Güler yüzlü. beş izli * Beş tanesi bir arada olan. * Çı kçı krı tezgâhın kütüğ nı ü. i kez * Bir ş sayını e çı eyin sı beş karmak. beti bereketi gelmek. "çehre" anlamı ikileme oluş nda turur. beş alabilen. muş * Beş veya beş ses müzik aracı yazı müzik eseri. ş beş me beş parmak * Derisi dikenlilerden. * Bet bereket kalmamak.* Beş arada doğ (kardeş i bir an ler). beş parmak. * Halk edebiyatı üçlemeli bir bende. er lı p beş me * Her çubuğ ayrı beş u ayrı renkte olan. beti bereketi kaçmak gibi deyimlerde bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamı ikileme oluş nda turur. bet * Kötü. * Bkz. yollu bir çeş kumaş it . beş lemek * Bir işbeş yapmak. iş ı t * Divan edebiyatı beş nda dizeli bölümlerden oluş manzume.

lı ey. betim * Betimlemek iş betimleme. p bet bet bakmak * kötü kötü bakmak. bir kötülük yapacakmıgibi durmak. nda kları beti benzi kireç kesilmek (beti benzi atmak. beter * İ kötü. bundan daha kötü durumları da bulunduğ düş en n unu ünerek teselli bulmalır. tlaş betik betili * Yazıolan ş kitap. betelenmek * Karşgelmek. ş bet suratlı * Yüreğ kötülüğ yüzünden belli olan. yice beter etmek * daha kötü duruma getirmek. kları ş ı betatron * Elektronları zlandı elektromanyetik bir araç. *İ çinde insan. korkmak. beterin beteri var * çok kötü bir duruma düş kimse. beti bereketi kalmamak (veya kaçmak) * azalmak. etelemek betelemek. beta ınları ş ı * Radyoaktif cisimlerin yaydı üç ından biri. i. * Bir ş bir kimseyi. kı mak. solmak veya beti benzi uçmak) * herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak. kafa tutmak. a betili sanat * Doğ n görünen biçimlerini iş anı leyen sanat. tasvir.bet beniz kalmamak * yüzü sararısolmak. çabuk tükenmek. dikleş ı mek. figüratif. mektup. . bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı eyi. dı beterleş me * Beterleş iş mek i veya durumu. beti * Resim ve heykel sanatları varlı n biçimi. beterleş mek * Beter duruma girmek veya o durumda bulunmak. pusula. tezkere. inin ü beta * Yunan alfabesinin ikinci harfi -B. figüratif sanat. hı ran betelemek * Bkz. hayvan ve doğ ögeleri bulunan (resim veya heykel). .

i. dayanıı layı ması an kl . betisiz *İ çinde insan. tasvirci. sert. betoniyer * Beton karma makinesi. beton * Çimentonun su yardı yla kum. betonlaş ma * Betonlaş durumu. ı rlı betimlemek * Bir nesnenin. klı * güçlü. betonkarar * Beton karma makinesi. sı betimsel * Betimle ilgili. da i rmak betoncu * Yapı beton dökme iş larda leriyle uğ an usta veya iş raş çi.betimleme * Betimlemek iş tasvir. tasvir etmek. üroloji. ı nı betine gitmek * gücüne gitmek. betonarme * Yapı gücü. mak betonlaş mak * Beton duruma gelmek. çakı maddelerle karı mı l gibi ş sonucu oluş sert. nonfigüratif. esnekliğartı için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi. k ile betimlenme * Betimlenmek durumu. demirli beton. tasvirî. hayvan ve doğ ögeleri bulunmayan (resim veya heykel). kendine yedirememek. bevliye * İ yolları drar hastalı . betimsel dil bilgisi * Bir dilin belirli çağ inceleyen dil bilgisi. betimlemeli dil bilgisi. betimlemeci * Betimlemeye ağ k veren. kendine özgü belirtilerini tam ve açıbiçimde söz veya yazı anlatmak. betimlenmek * Betimlemek işyapı i lmak. a betisiz sanat * Beti kullanmayan nonfigüratif sanat. betimleyici * Betimleme yanlı. tasvirî dil bilgisi. bağ cı yapay yış ğı ım. beton gibi * çok sağ dayanı . kları . lam.

*İ skambil kâğ nda birli. ileri gelen kimse. kara karş . bunları anlatı nda tutulacak yolları n mı konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı . beyaban beyan * Söyleme.bevliyeci * İ yolu hastalı hekimi. bildirme. * Erkek sı nıhemen arkası eklenir. söylemek. * Zengin. anlatmak. bey kardeş * erkekler için seslenme sözü. bay. duyguları hayallerin doğ ve değ n. as. beyaz adam . bey armudu * İ kokulu ve tatlı armut türü. ı tları * Boy gibi küçük bir toplumun veya küçük bir devletin baş . * Beyaz ı olan kimse. drar kları bevliyecilik * Bevliyecinin işveya mesleğ i i. * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. beyan etmek * bildirmek. beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) * demeç vermek. . bir bey erki * Zengin erki. düş üncelerin. kanı * Komutan. uş erlerini. ı tı * Bu renkte olan. bey mi yaman. bildiri. * Eşkoca. el mi yaman * Bkz. bey mi yaman. plutokrasi. ri. el mi yaman. fatların na bey (veya paş gibi yaş a) amak * bolluk içinde yaş amak. beyaz * Ak. nda bey * Günümüzde erkek adları sonra kullanı saygı ndan lan sözü. rktan * (baskı Normal karalı görünen harf çeş da) kta idi. ileri sürmek. beyanname * Bildirge. cı * Mahalle okulları hademe. beyanat * Demeç. * Bir eserde. ürolog. bevvap * Kapı. * Çöl.

bulaş makinesi gibi ev aletlerine toplu olarak verilen ad. * Avrupalı . beyaz kitap * Bir sorunu aydı nlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayı mlanan kitap. Kuzey Amerika. beyaz oy * Onaylayı oy. beyaz zehir * Eroin. Beyaz Rus * Ekim ihtilâlinde komünist kıl yönetimden kaçan Rusyalı zı kimse. ı ldı ı * Sinema. . beyazı rak mtı * Beyaza çalar renk. etlere verilen genel ad. beyaz peynir * Beyaz renkli bir tür peynir. kları beyaz cam * Televizyon ekranı . beyazı msı * Beyaza çalan. çamaş makinesi. an beyaz eş ya * Buzdolabı . k beyaz etmek (veya beyaza çekmek) * yazı temize çekmek. cı beyaz perde * Göstericiden çı görüntülerin üzerinde yansığ sinema filminin oynatı ğyüzey. beyaz iş * Beyaz pamuklu veya keten kumaş üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapı sarma iş lar lan . beyaz ş arap * Sadece beyaz üzüm ş ndan yapı ş ı rası lan arap. beyaz dizi * Genellikle sevgi konuları basit bir biçimde iş nı leyen romanlardan oluş dizi. balıvb. yı beyaz ı rk * Avrupa. Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaş ve teninin rengi açıolan ı ayan k rk. beyaz kömür * Akarsulardan elde edilen elektrik gücü. ndan beyaz sabun * Beyaz renkli bir tür sabun. ı r ı k beyaz et * Tavuk.* Beyaz ı mensup olan kiş rka i. * Beyaz Rusya halkı olan kimse. kokain gibi sı olmayan uyuş vı turucu madde. beyaz baston * Görme özürlülerin yürürken kullandı madenî çubuk. kan dı.

* Yük taş araba çeken. * Atlama beygiri. beyazlanmak * Beyaz duruma gelmek. beyazlatmak * Beyaz duruma getirmek. ağ arma. ağ lmak. nı n lan beygir * At. beyazlaş ma * Beyazlaş işveya durumu. n na beyaztilki * Tilkinin kık tüyünden yapı kürk. ş lı lan beybaba * Yaş erkeklere teklifsizce sesleniş lı biçimi. üstüne binilen at. beyazlatı cı * Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde. artma. mak i beyazlaş mak * Beyaz duruma getirmek. artı beyazlatma * Beyazlatmak işağ i. ları nı lar beyazlatı lmak * Beyaz duruma getirilmek. ağ artmak. beyefendi * Saygı belirtmek için erkek adların sonuna getirilen veya bu adlarıyerine kullanı san. * Ağ . ı yan. * (kâğ lı Parlaklın iyileş ı kta) tçı ğ ı tirilmesi için hamur bileş enlerinin renginin az veya çok oranda değtirilmesi iş veya giderilmesi. beyazlı * Beyazı bulunan. beyazlı k * Beyaz olma durumu. beygir gücü * Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü. beygirli . beyazlanma * Beyaz duruma gelme. artı beyazsinek * Özellikle pamukları üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kuruması sebep olan bir sinek türü. * Çocukları babaları kullandı saygı n için ğ ı sözü. esmerin tadı * esmerleri övmek için söylenir. * Dokunan kumaş n renk tonları açan veya beyazlatan ve kumaş üzerindeki lekeleri gideren (kimse). ağ armak.beyazıadı n . beygirci * Beygir besleyen veya kiraya veren kimse.

beygirsiz * Beygiri olmayan. beyin göçü * İ düzeydeki meslek ve bilim adamları uzmanlarıbir baş geliş ülkede yerleş çalı leri ile n ka miş ip ş amacı mak ile kendi ülkelerinden ayrı . kafa içinin. miş ile n beyin jimnastiğ i * Bkz. lması beyin gücü * Bir ülkede ileri düzeyde iyi yetiş olan meslek ve bilim adamları uzmanlarıfikir gücü. i beyhudelik * Beyhude olma durumu. eyi * Bilgisi. u una. * Bir ş yönetmede önemli görevi olan kimse. beyin * Kafatasın üst bölümünde beyin zarı örtülü. beyin cerrahı * Beyin konusunda uzmanlıyapmıcerrah. lukta i vı beyin orağ ı * Beynin iki lopu arası ndaki zar. dimağ u . usa vurma. beyin kanaması * Beyni besleyen damarlardan bir veya birkaçı dı kan sı ndan ş arı zması sonucu. eğ itimi. beygir için. boş boş gereğyokken. * Beygir gücünde. beyin yı kamak . un beyin üçgeni * Beynin alt tarafı ndaki üç kı mlı vrı yuvarlak çıntı kı . iki yarı yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluş duyum nı ile m an. zihin jimnastiğ i. luğ beyin omurilik sısı vı * Örümceksi zarla ince zar arası ndaki boş bulunan beyinle omuriliğçepeçevre saran sı. beygirlik * Beygire ait. k ş beyin cerrahîsi * Hastahanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bölüm. beyhude * Boş una. beyhude yere * boş yere. * Yararsı anlamsı z. beslenen bölgenin çalı ş maz duruma gelmesi. * Muhakeme. ve bilinç merkezlerinin bulunduğ organ. düş üncesi yüksek düzeyde olan kimse. beyin takı mı * Bir kurum veya kuruluş yönetiminde etkin rol oynayan kimseler. dört boş undan her biri. beyin karı kları ncı *İ çinde beyin-omurilik sısı vı bulunan.* Beygiri olan. z.

kendine özgü düş ve dünya görüş yabancı tı ünce üne laşrmak. * Beyni olan. pis (kimse). * Beyinle ilgili. çok bilinen. uluslar arası . * Akız. beynamaz * Namazsı namaz kı z. beyitli * Beyti bulunan. * Beyni olmayan. beyincik beyinli * Kafatasın art bölümünde ve beynin altı hareket dengesi merkezi olan organ. beynelmilel * Milletler arası . devlet malı olan. beyit * Ev. emaret. n ladınıaka ı beylik söz * Herkesin kullandı. it beylik fın has çı r rı karı * devlet görevlisi olmanı insana birçok kazançlar sağ ğ ş yollu anlatmak için söylenir.* insanı . düş lsı üncesiz. * Merkeze tam bağ olmayarak bir beyin yönetimi altı lı ndaki ülke. emirlik. * Devletle ilgili. * Rahat yaş ama. ğ ı ş beylikçi * Divanı kaleminin baş ı . * Anlam bakı ndan birbirine bağ iki dizeden oluş ş parçası mı lı muşiir . mirî. baş yönde düş ve davranı ka ünür r duruma getirmek amacı çeş yollarla etkilemek. satı k. beyin zarları * Beyni üst üste saran üç zar. etkisi kalmamısöz. p. herkesin bildiğ basmakalı ğ ı i. mlı beyinsel beyinsi beyinsiz beylerbeyi * Sancak beylerinin baş ı . * Akı. düş llı ünceli. korteks. enternasyonal. * Hükûmet. dimağ nı nda. çe. * Beyne benzeyen. . * Herkesin kullandı. beylik * Bey olma durumu. beyiye * Bkz. yla itli beyin zarı * Beyni üst üste saran zar. lmayan. * Bir çeş küçük ve ince asker battaniyesi. içinde beyit olan. devlete özgü olan.

beytülmal * Devlet hazinesi. beyninde ş ekler çakmak imş * çok üzülmek. beyni bulanmak * sersemlemek. beyni kaynamak * aş sı ı caktan sersemlemek. baş ndan beyni sulanmak * düzgün düş ünemez olmak. ikna etmek. * Bey oğ lu. cı k. beyni atmak * Bkz. huzurunu kaçı zlı rmak. ı beynini kemirmek * rahatsı k vermek. beyninde * Arası nda. kanı tutamak.beynelmilelci * Bkz. Amerika Birleş Devletlerinde yaygıbir ilik m nda ik n çeş oyun. tepesi atmak. * kötü bir ş sezinlemek. * zihninde birden bir düş doğ ünce mak. cı beynelmilelcilik * Milletlerin sosyal sıfları nda uygunluk olması birlikte davranı gerektiğ savunan görüş nı arası ve lması ini . bunalmak. t. bunamak. it beysbolcu * Beysbol oynayan ve oynatan (kimse). cı k. ey beyni karı ncalanmak * zihin yorgunluğ undan düş ünemez olmak. beyyine * Bir olayı doğ n ruluğ ortaya koyabilen yöntem. rı beyni sı çramak * aklı ı gitmek. beynine vurmak * (içki etkisiyle) ne yaptını ğ bilemez duruma gelmek. beyninden vurulmuşdönmek a * beklenmedik bir durum karş nda olağ ı sı anüstü bir üzüntü ve ş kı ğ uğ aş nlı ramak. unu * Duruş sı nda bir düş ma rası ünceyi gerçekleş tirmek için baş vurulan belge. beyzade . uluslar arası. a beynine girmek * herhangi bir konuda birisini yönlendirmek. sarsı lmak. beysbol * Dokuzar kiş iki takı arası bir top ve sopayla oynanan. düş ünemez olmak. milletler arasılı uluslar arasılı enternasyonalizm. delil.

düz dokuma. nazlı kimse. . * Herhangi bir cins kumaş . lan it bezek * Süs. bezdirilme * Bezdirilmek iş i veya durumu. * Yumurta akı pudra ş ve ekeri ile yapı bir çeş kuru pasta. * Hamur topağ pazı ı . * Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri. bezdirme * Bezdirmek iş i. ban an iş * Bez (I). oval. kkı k beze * Yara veya çı sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluş şkinlik. için lan * Geliş igüzel kumaş parçası . usandı ktı rmak. lan * Pamuktan. bezdirilmek * Bezmesine sebep olmak. gudde. beyzî * Yumurta biçiminde. çaput. * Bezden yapı ş lmı . * Herhangi bir iş kullanı dokuma. nı bez tüyler * Bitkilerde salgı karan tüyler. bezdirmek * Bı rmak. söbe. bı nlıvermek. bez * Pamuk veya keten ipliğ inden yapı dokuma. *İ çinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayı salgı turan organ. çı bezci * Bez yapan veya alı satan (kimse). beze beze bezekçi . rarak oluş bez bez bağ lamak * bebeklere altları kirletmesinler diye bez koymak. p bezcilik bezdirici * Bezcinin iş i veya mesleğ i. ziynet. beyzadelik * Soyluluk. * Özenle büyütülmüş . * Usanç veren. bezmesine yol açmak.* Soylu kimse.

bezeyici * Bezekleme yapan ressam. bezeklemek * Süslemek. bezekleme * Bezeklemek iş i. * Süslemek. ı bezeli * Bezeğolan. i bezelye * Baklagillerden. ine * Kendini bezemek. dekoratör. * Bezelemek iş i. süslenmek. süsletmek. * Süs. i * Bezenmek iş i veya durumu. süsleyen ş ey. bezetme * Bezetmek iş i. dekoratif. ı bezemek bezemeli * Süslü. süslenmiş i . bezemecilik * Bezemecinin yaptı iş ğ . süslü. * Bezenme işveya biçimi. bezenmek * Bezemek iş konu olmak. süslenmek. tı cı bitki (Pisum sativum). bezekli. bezekli bezeleme * Bezeğolan. bezen bezeniş bezenme * Bezek. tezyin. bezetmek * Bezeme yaptı rmak. nakkaş . süs. yurdumuzun her yanı yetiş nda tirilen. * Gelinleri süsleyen kadı n. bezemek. * Süsleme. bezelemek * Hamur topağyapmak. tezyin etmek. donatmak. rmanı bir * Bu bitkinin yuvarlak tanesi. bezeme bezemeci * Bezeme yapan oymacı nakkaş veya .* Duvar ve tavanları boyayıbirtakı resim veya ş p m ekillerle süsleyen kimse. .

usanç. bezirlemek * Bezir yağile yağ ı lamak. bezir yağ ı * Keten tohumundan çı lan ve yağ boya yapmak için içine renkli maddeler katı çabuk kurur bir yağ karı lı lan. * Alıveriş çok kâr amacı güden kimse. bezir yağsürmek. bezek. . bezi herkesin arş na göre vermezler ı nı * genel kurallar kiş ilerin isteklerine göre bozulmaz. * Bezmek iş konu olmak. bezlemek * Bez veya kumaş örtmek veya kaplamak. bezmek durumuna gelinmek. nda ı tla it ı dı bezilme bezilmek bezir * Bezilmek iş i. bezginleş mek * Bezgin duruma gelmek. bezginleş me * Bezginleş iş mek i. ş te nı * Mesleğ sadece kazanç için kullanan kimse.bezeyiş bezgi bezgin * Bezeme iş i veya biçimi. bezirleme * Bezirlemek iş i. yorgunluk. bezginlik * Bezgin olma durumu. bezir yağ ı . * Süs. tülbent gibi eş ahı ı yaları lamak ve bunları sağ korumakla görevli kimse. i arası 96 kâğ oynanan bir çeş iskambil kâğ oyunu. bezik * İ üç veya dört kiş ki. * Bkz. * Bir çocuk oyunu. bezirgân * Tüccar. ine * Keten tohumu. bezirgânlı k * Bezirgâna yakır davranı ş ı ş . ini * Yahudilere verilen ad. ile . ı bezleme * Bezlemek iş i. * Yaş veya iş ama görme isteğ yitirmiş ini . bez. bezirgânbaş ı * Padiş n kullanacağçuha.

an * Çeş kesme iş itli lerinde kullanı keskin ağ araç. bı atmak çak * bir hedefe bı fı çak rlatmak. * Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yı kama aleti ve yeri. bı gibi çak * ince. çki sı bezme bezmek bezsi bezzaz * Kumaş p satan kimse. un na u bezm * İ meclisi. bılgan. * bı çaklamak. n tirip lan * Bir sap ve çelik bölümden oluş kesici araç. çocuğ belemek. bırgan cı bı çak * Boru biçimindeki maden parçalarıiçini düzleş parlatmakta kullanı alet. ı k inin nda * Bu kemikle oynanan bir oyun. bı bı a gelmek çak çağ * bı birbirine saldı çakla racak kadar zorlu kavga etmek.manifaturacı alı .* Çocuğ altı bez koymak. bezzazlı k * Kumaş satma işmanifaturacı i. lan ı zlı * Jilet. lı k. dost toplantı. * Bezgin duruma gelmek. bı çekmek çak * üzerindeki bı ı çağbirden ele alarak birine saplamaya hazı rlanmak. kı * Bez dokusunda olan. çı * Bezmek iş i. bı bı yapmak cı cı * yı kanmak. bıl cı * Aş kemiğ altı bulunan küçük bir kemik. bılgan cı bır bır cı cı * Sürekli ve çok konuş için kullanı ma lı r. * Bkz. bezginlik getirmek. . bı altı yatmak çak na * (insan için) ameliyat olmak. * ameliyat etmek. bezi andı ran. keskin. bıp usanmak. bı bı cı cı * (çocuk dilinde) Yı kanma.

konuş sohbet) birden bitmek. ma. bı çaklı * Bı ı çağolan. bı çaklamak * Bı kesmek. bı çakçı * Bı ve daha baş kesici araçlar yapan veya satan kimse. bı gibi saplanmak çak * (sancı rı . duruvermek.bı gibi kesilmek çak * (söz. * birdenbire ve tamamen ortadan kaldı rmak. bı saldı çakla rtmak ve yaralatmak. bı kını çak nı kesmez * kötüler yararlandı kimselere kötülük etmekten çekinirler. bı yemek çak * bı çaklanmak. çakla * bı çaklamak. çak ka bı lı çakçı k * Bı ve benzeri ş çak eyleri yapma veya satma iş i. bı çaklama * Bı çaklamak iş i. ağ söz gibi gönül kıcı ı r rı davranı n hiçbir zaman unutulmayacağ anlatı ş ları ı nı r. ine bı çaklatma * Bı çaklatmak iş i. bı çaklanmak * Bı çaklamak iş konu olmak. bı k çaklı . çakla * Bı yaralamak. bı yarası çak onulur. bı gibi kesmek çak * çok keskin olmak. dil yarası onulmaz * hakaret. çakla bı çaklanma * Bı çaklanmak iş i. i bı vurmak çak * bı kesmek. kları bı sı çak rtı * Bı ıkeskin olmayan ters yanı çağ n . çok yakı(aralı n k). bı çaklatmak * Bı saldıyı çakla rı tahrik etmek. bı silmek çak * bir işbitirmek. ağ) birden ve güçlü olarak gelmek. bı kemiğ dayanmak çak e * çekilen sıntı k katlanı kı artı lamayacak bir duruma gelmek. * Çok az (fark).

ndan lan * Motorla çalı bir çeş güçlü testere.* Bı koyacak yer. bı cı çkı * Bı ile ağ ve tahta kesen kimse. çkı bı n çkı * Külhanbeyi. * Korkusuz. . lı k bı nlı çkı k bık dı bılma kı * Bılmak iş kı i. * Hayvanlarıtı kökünde oluş yara. bı nlaş çkı ma * Bı nlaş iş çkı mak i. bılmak kı * Usanı lmak. çkı p * Sel veya dere yatağ ı . bı nlaş çkı mak * Kabadayı taslamak. * Bağ budamaya yarayan diş bı li çak. çak li bık çı bılgan çı * Azmı yayı ş ş lmı(yara). boyları ve kenarları düzgün ve eş olarak nı nı it düzelten iş yeri. bış kı mak * Bı işveya biçimi. çak * Bı yapmaya elveriş (maden). bış kı bış kı ma * Bış iş kı mak i. * Bı n olma durumu. gözü pek. çkı aç * Bı yapısatan kimse. bı hane çkı * Bı evi. kabadayı . n rnak an bı çkı * Tahta veya ağ biçmekte kullanı karşklı sapı ve iki kiş aç lan. bıp usanmak kı * çok bezmek. bı tozu çkı * Doğ ramacı bı dan çı ve çoklukla yakacak olarak kullanı toz ve talaş lı çkı kta kan lan . ş an it * Saraç bı ı çağ . cesur. kalaslardan daha ince tahtalar kesen. ı iki lı olan i tarafı kullanı büyük testere. yürekli. bı evi çkı * Tomruklardan kalas. çkı * Kı ve tı sa knaz. kma i .

bı rcıeti ldı n * Bı rcıkuş ldı n unun saka ve avcı beğ larca enilen kı zı rmı eti. yumuş amak. bı ldak ngı * Kafatası kemikleş meden önce kemiklerin birleş yerlerinde bulunan kırdak bölümü.* Karş klı ı olarak birbirinden bı lı kmak. zedelenmek. usanmak. bı l bı l ngı ngı * Dolgun ve pelte gibi titrek. bı r ldı * Geçen yıbir yı l. bı rcıgibi ldı n * kı boylu. l önce. bı ma lkı * Bı mak işveya durumu. benekli. . alı (kadı sa mlı n). bı n kkı * Çok bı şusanmı bezmiş kmı . sürüp gitmesi yüzünden bir ş eyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek. bı rı ktıcı * Bı nlıverici. kma bı kma bı kmak * Bı kmak iş i. usandı kması kkı k rmak. me kı bı ldama ngı . bı nlıvermek. boz renkli. * Tekrarlanması . bı ntı kkı * Bı duygusu. erimek. bık bık llı llı * Çok tombul. bunalmak. bı rmak ktı * Bı na yol açmak. * Dayanamaz duruma gelmek. bı nlıgelmek kkı k * bı kmak. bı nlı kkı k * Çok bı ş kmıolma durumu. bı rcı ldı n * Tavukgillerden. dolgunca. bı nlıvermek kkı k * bir ş sürekli tekrarlayarak karş ndakini usandı eyi ı sı rmak. usanmak. kkı k bı rma ktı * Bı rmak iş ktı i. etli butlu. eti için avlanan göçebe kuş (Coturnix). ş . yurdumuzda en çok güzün. lkı i bı mak lkı * Bozulmak.

* Bı ldamak iş ngı i. bı lmak rakı * Bı rakmak iş konu olmak. * Eski bulunduğ yerini veya durumunu değtirmemek. * Bakı lmak. i ka * Unutmak. nı * Bir pazarlı belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. ayrı birinden iş i. lı kes bı t rakı bı rakma * Tereke. meydana getirmek. * Salı verme. * Ayrı lmak. * Bı rakma iş i veya biçimi. * Bı rakmak iş i. terk etmek. na nda * Sahiplik hakkı baş na vermek. hürriyetine kavuş nı lamak. lan . ması sağ * Boş amak. bı lma rakı * Bı lmak iş rakı i veya durumu. döndürmek.) Kalmak. kta. eyi * Koymak. terk. hesaba katmasak da. yı * Özgürlük vermek. raş k raş * (bık veya sakal) Uzatmak. bı ş rakı mak * Savaş çarpı gibi durumları ı bı ma. terk edilmek. titremek. u iş * Saklamak. yanı götürmemek. ateş yapmak. in unu. görevlendirmek. ş ma karş klı rakmak. ş kanlı ten * Uğ maz olmak. kiş * Bir alı ktan veya bir iş vazgeçmek. * Bir iş sorumluluğ yükümlülüğ baş na vermek. * Sıf geçirmemek. bı ki rak * saymasak. korunmak için vermek. * Sarkı tmak. bı ldamak ngı * (et ve sı için) Yumuş k veya şmanlısebebiyle oynamak. artı rmak. ı bı lı i. artıuğ mamak. ş ı ey ş ktan ı * (bulunduğ veya dokunduğ yerde) Oluş u u turmak. nesne vb. nı kası * Yapık olan bir ş yapıklı kurtulmak. ine bı m rakı bı ş rakı * Bı rakmak iş i. vı aklı iş k bı Allah'ı seversen rak nı * bir kimse veya nesnenin değ ersizliğ belirtmek için kullanı ini lı r. * Bir işbaş bir zamana ertelemek. bı ş rakı ma * Karş klı rakmak iş ateş mütareke. * (ölen. * Kötü bir durumda terk etmek. ünü kası * Engel olmamak. . kes. bı rakmak * Elde bulunan bir ş tutmaz olmak. mütareke yapmak. * Yanı almamak.

bığ tı etmiş yı ı yınıraş ı olan. ı ı ladım ı ladı) ı rda) * uzun süredir hiçbir ilerleme ve değiklik göstermiyor (veya göstermiyorsun). lı ı k na bıklı yı * Bığolan. sı * Asma gibi bitkilerde. bığ silmek yını ı * bir işolmuş i bitmiş sayarak onunla uğ maktan vazgeçmek. bı z zbı bı k zdı bır zı * Davula sol elle vurulan ince değ nek. na bırak tı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun dıdikenli tohumu. m yla yı nı vı bıklanma yı * Bıklanmak iş yı i. sarı tutunmaya yarayan sürgün. * Balı klarda deri uzantı.bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor) raktım raktı). eti sevilen bir balı(Barbus fluviatilis). k bıksı yı z * Bığolmayan. * Ufak çocuk. lı p bık altı gülmek yı ndan * birinin durumuna belli etmemeye çalı gülümsemek. iş bı rma raktı * Bı rmak iş raktı i. * Kadı k organın üst yanı cinsel zevk duyumu noktası bölüm. büyüklerinin boyu 2 m yi bulan. bıklı ı yı duruma gelmek. bığ tı etmemiş yı ı yınıraş ı olan. yı bık burmak (veya bükmek) yı * çalı yapmak amacı bıkları kırmak. bığ balta kesmez olmak yını ı * kimseden korkusu olmamak. raş bık yı * Üst dudak üzerinde çı kı kan llar. en ş ı bığterlemek yı ı * bığyeni yeni çı yı ı kmaya baş lamak. klitoris. bıklanmak yı * Bığçı yı kmak. bıkları almak yı ele * delikanlı çağ girmek. bı rmak raktı * Bı rakması sağ nı lamak. nlı nı nda olan . ş arak bık bı yı rakmak * bık uzatmak. bı rakması yol açmak. bıklı k yı balı * Sazangillerden.

biber turş usu * Yalnı uzun yeşbiberden yapı ş u. * Biber konulan küçük kap. biber gibi * çok acı .Bi bîaman biat * Bizmut'un kı saltması . biat etmek * birinin egemenliğ tanı kabul etmek. na lan iş biberlik biberon . * Osmanlımparatorluğ İ unda padiş ölünce tahta geçecek oğ ah lunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul ve tasdik edilmesi. pay almamı ş . * Patlı cangillerden. * Biber yetiş tirilen yer.) çok acı mak. biberlemek * Biber serpmek. çok yık bir bitki (Rosmarinus officinalis). * Payı olmayan. biberli * İ biber katı ş çine lmı . * Acı . zalim. kötü talihli. lan biber atmak * içine biber koymak. tazeyken sebze olarak yenilen veya kurutulup baharat olarak yararlanı ürünü. * Bir kimsenin egemenliğ tanı ini ma. amansı gaddar. çiçekleri soluk en. Akdeniz çevresinde çok yetiş güzel kokulu yaprakları dökmeyen. nı mavi renkli. z. z. göz vb. biat edilmek * birinin egemenliğtanı i nmak. * Hoş görüsüz. en * Bu bitkinin. * Genellikle süt çocukları süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanı emzikli şe. biber salçası * Kı zı rmı biberden yapı ş lmısalça. biber gibi yanmak * (deri. llı biberleme * Biberlemek iş i. bîbaht bîbehre biber * Bahtsı kadersiz. biber katmak. ini mak. yurdumuzda çok yetiş bir bitki (Capsicum annuum). zca il lmıturş biberiye * Ballı babagillerden.

* Bkz. zavallı (kimse). bîçarelik biçem * Biçare olma durumu. * Bkz. zavallı çaresizlik. kaynakları bilen uzman. bibliyomani * Hastalıderecesine varan kitap sevgisi. cici bici. * Acız. kitap düş k künlüğ ü. bibliyoman * Bibliyomanisi olan (kimse). cicili bicili. bîçare olmak * çaresiz kalmak. itli lan yası biblo gibi * ufak tefek. meme baş ı . biblo * Çeş maddelerden yapı heykel. bici bicik bicili bîçare * Çaresiz. * Üslûp. bibliyotek * Kitaplı kütüphane. * Meme. lı k. bibliyografik * Kaynakla ilgili. vazo gibi zarif küçük süs eş . bibliyotekçi * Kütüphaneci. kaynakça.bibersiz * İ biber katı çine lmamı ş . bibliyografya * Kaynaklar. n z i. bibliyografi * Bibliyografya. bibi bibliyofil bibliyograf * Bibliyografya uzmanı . k. zarif (kı z). sı * Babanıkıkardeş hala. . * Kitapsever.

biçerdöver * Ekin biçen. tutum. rası. bağ biçici biçicilik biçilme biçilmek * Biçmek iş konu olmak. ran. ş . biçime sokmak (veya biçim vermek) * bir ş biçimlendirmek. * Özü. ş ı ekilci. biçimlendirilme . hem de bağ durumuna getiren makine. ine biçilmiş kaftan * bütünü ile uygun. mı u biçimci * Biçimcilik yanlı olan (kimse). davranıveya belli biçimin dına çı ş ş ı ş ş kmayan (kimse). ekil. morfem. ekil. en uygun durumunu yakalamak. biçerbağ lar * Ekini hem biçen. biçime ağ k veren görüş i z ı rlı . biçim * Dıgörünüşş ş . eyin * Sanat ve edebiyat eserlerinde dıgörünüşform. * Manzumelerin kuruluş uyak düzenlerine göre olan dıgörünüş ş ve ş ü. * Biçmek iş i. ş ekillenmek. fı nı biçimleme * Çeş maddelerin biçimsel imkânları birbirleri arası itli ile ndaki düzen iliş kilerini araşrma iş tı i. çoğ ek durumunda olan öge. ini * Biçicinin işveya mesleğ i i. eyi biçimine getirmek * sı nı rsatı bulmak. morfoloji. punduna getirmek. döven. elveriş (iş li ). biçimcilik * Biçime sı sıya bağlı kı kı lı k. * Herhangi bir ş benzeri. formaliteci. biçim bilimi * Yapı bilimi. * Biçilmek iş i. * Tarz. biçim birimi * Kelimelere gramer bakı ndan biçim veren.biçenek * Her yı l belirli bir süre otlatı ktan sonra yeniden geliş bitkilerin biçilerek değ ldı en erlendirildiğtabiî çayı i r. biçim biçim almak * biçimlenmek. ekil. sı * Alılmıkural. içeriğyeterince önemsemeden. * Biçmek iş yapan (kimse). formalist. yalnıbiçim üzerinde duran. taneleri ayı samanı lam veya balya durumuna getiren makine. belli bir biçime girmek. * Yakık alan ş uygun ş ş ı ekil.

ş formel. yakıksı k. biçimi bozuk. eye biçimlendirme * Biçimlendirmek işş i. ı * Kendine özgü billûrlaş ş biçimi olmayan (madde). * Ortamı uygun düş yakık alan. na en. amorf. ş ey ekillenmek. hoş olmayan. ekle eklî. yakıksı ş z.* Biçimlendirilmek iş i. biçimli * Biçimi güzel olan. ş zlı ı biçiş biçki * Biçmek işveya biçimi. mevzun. biçimlendirilmek * Bir ş biçim verilmek. biçki dikiş kursu * Terzilik mesleğ öğ ini retmek amacı verilen kurs. biçimselleş tirmek * Biçimsel duruma getirmek. biçimle ilgili. * Kötü. biçimlenme * Biçimlenmek iş ş i. i * Dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesme sanatı ı . biçimsellik * Biçime uygun olma durumu. biçimlendirmek * Bir ş belirli bir biçim vermek. * Çirkinlik. biçimsizleş mek * Biçimsiz duruma gelmek. biçimi bozulmak. yla biçki dikiş yurdu * Halka açıterzilik mesleğ öğ k ini retme ve uygulama yeri. ş ekilsiz. biçki yapmak . * Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüş türmek. ekillendirme. biçimsiz * Kendine özgü bir biçimi olmayan. biçimsizlik * Biçimsiz olma durumu. ş ı * Biçime dayanan. biçimsel biçimselleş tirme * Biçimselleş tirmek iş i. ş ait. ekillenme. biçimlenmek * Bir ş belli bir biçim kazanmak. mıbir biçimsizleş me * Biçimsizleş iş mek i. ş eye ekillendirmek.

ı biçki yurdu * Biçki ve dikiş okulu. * Yaylı ateş öldürmek. *İ lgisiz. bidayet * Baş lama. * Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eş iki çokgenden. * Bidon satan kimse. * Yabancı . langı bide bidon bidoncu bienal * Yı ı. yanal ayrıları eş ve paralel doğ it tı da it rulardan oluş çok düzlemli cisim. m iyle * (değ paha. baş ç. metal veya plâstikten. * Kadı n saçları kırmak için kullandı . an ur. bîdar bid'at * İ dininde Hz. otu orakla. plâstik veya çinkodan yapı şçoğ çine vı lmı unlukla silindir biçiminde kap. ı * Ekini. Muhammed zamanı sonra ortaya çı değik yargı ve ilkeler. ı * Biçmek iş i. fiyat) Koymak.* dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesmek. sac. er. . * İ sı maddeler konulan. * Bîgâne olma durumu. makine ile kesmek. bîgânelik bigudi . boru biçiminde küçük araç. l aş rı lda biftek bîgâne * Izgara veya tavada piş irilen dana eti dilimi. iki yı bir olan. * Yontulmuş taş yapı ı . biçtirme * Biçtirmek iş i. * Dikilecek kumaşbelli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. biçtirmek * Biçmek iş yaptı ini rmak. tı rpanla. k. biçkici biçme * Kumaşbelli bir modele göre biçen (kimse). * Uyanı uyumayan. nları nı vı kları * Bedenin belden aş ı ağbölümlerini yı kamakta kullanı tuvalet aracı lan . menş prizma. slâm ndan kan iş lar * Sonradan türeyen ş ey. biçmek * Belli bir biçim vererek kesmek.

bilâkaydüş art * Kayı z ve ş z olarak. bîkes bîkeslik bikini * İ parçalı n mayosu. * Bir kuruluş veya bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taş r ve un ı nı taş ı nmaz varlı ile bunları lamak için kullanı öz ve yabancı kları sağ lan kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge. ayrı yapı z. bikarbonat * Hidrojen karbonatlarıgenel adı n . ksı m lmadan. sonraları . bilâistisna *İ stisnası ayrı z. sonradan. bilâder ağ acı * Amerika elması . tsı artsı sı zı bilâkis bilânço * Tersine olarak. bilgisiz. aş n. tersine. n ı durumu. nı lan bijuteri * Kuyumcunun yaptı değ takı n tamamı ğ erli ı ları . çaresiz. aklı ı olmayan. gerçekten. süs eş . ki kadı bikir * Kı k. zlı * Kimsesiz. olarak. * Bîkes olma durumu. umutsuz. baş nda * İ z. herhangi bir kıtlama olmaksın. * Değ olmayan maden veya taş erli lardan yapı ş . bilâhare * Sonra. lmıtakı yası bîkarar * Kararsı tereddütlü. deli. * Hakkı hakkı ile. bîhuş bîilâç * Ş kı sersem. lâçsı bijon anahtarı * Araba tekerleklerinin somunları sökmek için kullanı alet. lı bilâr * Katranlı ldan yapı ve kalafat iş kı lan lerinde kullanı bir tür macun. lan . * Giriş herhangi bir iş belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçlarıkarşklı ilen te. daha sonra. günahsı z. tam tersine.bîgünah bîhaber bihakkı n * Suçsuz. z. aksine. * Habersiz. erdenlik.

. duyurulmak. bildiğ yedi mahalle bilmez ini * bir kimsenin çok kurnaz. tebliğtebligat. bildirilmek * Bildirmek iş konu olmak. kurum veya bir topluluk tarafı herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazı ndan lan yazı . fil diştoplarla ve isteka ile oynanan bir oyun. çok bilmiş olduğ anlatı unu r. ş tı nı bildim bileli (veya bildik bileli) * öteden beri. araçsı aracız. hep . i bildiğ yapmak ini * verilen öğ ütleri dinlemeyerek tutumunu sürdürmek. n ldı ı ı t. bildiğ inden ş mamak (veya kalmamak) aş * hiçbir etkiye aldı etmeyerek doğ bildiğdavranı sürdürmek. . dı bildik çı kmak * birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanı kları anlamak. a i * Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda.bilârdo * Yeş çuha kaplı masa üzerinde. * Bu açı klamanı yapı ğkâğ ihbarname. beyanname. bildik * Tanık. ine bildirim * Yazıolarak yapı açı lı lan klama. il bir i bilârdocu * Bilârdo oynayan veya oynatan kimse. bildirim ödencesi * Süresi belli olmayan sürekli iş sözleş melerinin daha önce bildirim yapı lmaksın yürürlükten kaldılması zı rı sebebiyle yükümlü olanlarca karştarafa verilmesi zorunlu olan ödence. rı ş ru i ş ı bildiğ okumak ini * herkes ne derse desin bildiğ istediğgibi davranmak. eskiden beri. bilâvası ta * Vası z. beyanname. tebliğ . bildiri * Resmî bir makam. bilcümle * Bütün. tebliğ . ihbar tazminatı ı . bildiriş .-in hepsi. bildirilme * Bildirilmek iş i veya durumu. dolaysı doğ tası z. bilârdoculuk * Bilârdo salonunu iş letme veya oynama iş i. rudan doğ ruya. bildirge * Bir kimsenin resmî bir kuruluş herhangi bir durumu bildirmek için verdiğçizelge. sı z. haber verilmek. i. bağ oldukları lı vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi.. * Bilimsel bir konu üzerine yazı açı lan klama.

isteyerek. * Bilgiçlik taslayan. kasten. belirsiz geçmişş . da. n i bileğ güvenmek ine * gücüne veya hünerine güvenmek. bile bile lâdes * Kötü bir durumu öyle gerektiğiçin kabullenmiş i görünme. makas gibi kesici araçları bilemekte kullanı ince taneli sarıist. lan bileğtaş i ı * Bı çakı çak. ması . ukalâ. letiş me. dahi. her ş eyi eyden anlayan. gel-ecek gibi. bildirme * Bildirmek iş beyan. bileğ kadar (veya bileklerine kadar) ine * (çamur. ifade etmek. de. geniş zaman. * Üstelik. gelecek zaman kipleri: Gel-di. * Aynı zamanda. lan ş bileğ altıbileziğolmak inde n i * Bkz. bile bile * Bilerek. önceden tasarlayarak. belirli geçmiş . bileğ i * Kesici araçları bilemek için kullanı alet. * Anlatmak. kolunda altıbileziğolmak. bildirme kipleri * Belli zaman kavramı veren. bilerek aldanmıgörünme. bildiriş me * Bildiriş işveya durumu. mek i bildiriş mek * Bir duygu veya düş ünceyi iş aretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlaş mak. i z bileğ hakkı inin ile * kendi gücü ve kendi çalı ş ile. eyi * Herhangi bir konuda bilgi vermek. . bildirmek * Herhangi bir ş haber vermek. . i. kar için) ayakları içine gömülecek biçimde. * (giysi eteğiçin) yalnıayaklar görünecek kadar (uzun). bildirme cümlesi * Yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cümle. haberleş komünikasyon. gelmişgel-iyor. ş bilecen * Her ş bilen.* Bildirmek işveya biçimi. imdiki zaman. i bildiriş im * İ im. bile * Birlikte. düş ünülerek. gel-ir. bilecenlik * Bilecen olma durumu.

bilek güreş i * Karş klı kişdirseklerini dayayarak birbirlerinin bileğ bükmek. keskinleş tirmek. * Bir bileş oluş ke turan kuvvetlerin her biri. * Ses ve görüntünün birlikte yer aldı film parçası ğ ı . kasten. * Hı rslanmak. bilek gücü * Kol kuvveti. * Güçlendirmek. en fazla. konsantre olmak. ik . kimyasal an ı msı nitelikler gösteren (madde). kalı n. bileş faiz ik * Süre tarihine dek birikmiş faizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz. keskin duruma getirilmek. ine * Bir iş yoğ bir biçimde hazı e un rlanmak. kuvvet. ı n tiğ * Güç. bileş kap ik * Birleş kap. bilek damarı * Nabı z. kol kuvveti. mürekkep faiz. etkisini artı rmak. * Oyunlarda bileğ incinmesini önlemek için bileğ takı meş sargı in e lan in . bilemedin (veya bilemediniz) * en çok. ı rı * isteyerek. e lan bileklik bileme * Bilemek iş i. keskin duruma getirmek. bilemek * Kesici aletleri zı mpara veya bileğtaş keskinleş i ı nda tirmek. bilek saati * Bileğ takı küçük saat. bilenme bilenmek bilerek bileş en bileş ik * Birleş oluş . bilek gibi * (saç veya akarsu için) gür. ayakla bacağ birleş i bölüm. aş derecede istemek. * Bilenmek iş i. erek muş * Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluş ve bunlardan bağ z fiziksel. ı iki i lı ini bilek kuvveti * Beden kuvveti. mürekkep. basit olmayan.bilek * Elle kolun. * Bilemek iş konu olmak.

lence yerlerine girme. * Biletmek iş i. mek i. ik bileş kesir ik * Payı paydası eş veya payı na it paydası büyük olan kesir. p cı biletçi biletçilik * Bilet satma iş i. bilet satmak. ulaş araçları binme veya bir talih ı m na oyununa katı imkânı veren belge. ini * Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eş olan tek kuvvet. muhassala. terekküp etmek. an bileş ikgiller * Bitiş yapraklı çeneklilerden. tiyatro gibi eğ nan. bileş tirmek * Bileş mesini sağ lamak. * Bileş sonucu oluş cisim. bileş tirme * Bileş tirmek iş i. çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan. * Bilet satan görevli. . ndan bileş önerme ik * En az iki önermeden oluş yeni önerme. sinema. bileş tirici * Bileş tirmek iş yöneten kimse. biletli biletme biletmek * Bileti olan. * İ veya daha çok vektörün. * Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluş unu belirleyen verilerin tamamı tuğ . geometrik ki na nı toplam.bileş kaplar ik * Birleş kaplar. * Bilemek iş yaptı ini rmak. bazı ik iki cinsleri uçucu yağ veya süt taş bir familya. ı yan bileş im * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turma. me an * Bileş işveya durumu. paralel kenar kuralı uygun olarak geometrik toplamı almak. terkip. bilet * Para ile alı konser. it * Bileş iş terekküp. mek i bileş ke bileş me bileş mek * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turmak. lma nı bilet kesmek * bileti koparı alıya vermek.

ş bilfarz * Tutalı ki. malûmat. malûmat. araşrma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. lama. gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. hikmet. . söz geliş diyelim ki. dikdörtgen. açı * Kelepçe. vukuf. iş ş edinerek. * Bilim. * (biliş imde) Kurallardan yararlanarak kiş veriye yönelttiğanlam. * Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse. sır ve güvenilirlik bakı ndan inceleyip araşran nda nı mı tı felsefe dalı . i * Bilezik takmıolan. pirinç veya nikel kaplı demirden yapı şiki ucu delik gereç. ması kan ünce * Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradı temel düş ğ ı ünceler. bilezik * Bileğ süs için takı halka. malûmat. bilgi almak. bilgi ş öleni * Belli bir konunun tartıldı bilimsel toplantı ş ğ ı ı . * Motor pistonları yağ na. zağ . genel olarak dökme demirden yapı ş lmı uçları k ve esnek halka. manı bilgi * İ aklın erebileceğolgu. * Bilgili. vukuf. bilgi toplamak . bilfiil bilge bilgece bilgelik * Bilge olma durumu ve niteliğ i. silindir. epistemoloji. m m i. özellikle sıntı önleme gibi amaçlarla yerleş zı yı tirilmiş . nsan nı i * Öğ renme.biletsiz bileyici bileyicilik * Bileti olmayan. bilgi iş lem * Özellikle bilgisayar vb. * Bilgeye yaraş (biçimde). bilezikli * Bileziğolan. sempozyum. hakim. olgun ve örnek (kimse). iyi ahlâklı . hâkimane. * Mobilyaları ayak altları takı kare. sayalı ki. tı * İ zekâsın çalı nsan nı ş sonucu ortaya çı düş ürünü. makinelerle yapı iş lan lemlerin düzenli biçimde yürütülmesi. inin i * İolarak. * Bilgi. e lan * İ borunun ucunu birleş ki tirmeye yarayan halkaya benzer parça. cı ı k. cı * Bileyicinin yaptı işzağ lı ğ . vukuf. kesik koni ve benzeri ş n na lan ekilli. ı r bilgi edinmek * öğ renmek. soğ utma. lmı . * (İ Çağ lk felsefesinde) Kendini tanı n bilgisi. bilim alanı uygulanan yöntemleri. * Bir durumu öğ renmek. bilgi kuramı * Bilginin temelini. malûmat. gerçekten.

* Bilgisayar programcı. haberdar etmek. * Bilgili kimse. yapı sı mühendisi. haberli.* değik yer ve kaynaklardan sağ iş lanan bilgileri bir araya getirmek. sı mcıveya bilgisayarcı lı k * Bilgisayar ticareti veya uzmanlı. bilgilendirmek * Bir konuda bilgi sahibi olması sağ nı lamak. u bilgiç bilgiç bilgiç * Bilgisi olduğ göstererek. bilgici * Sofist. âlim. malûmatlı . bilgilik * Ansiklopedi. bilgicilik * Antik Yunan felsefesinde eleş akı . bilgin geçinmek. unu bilgiçlik * Bilgiç olma durumu. safsatacı lı k. bilgin tavrı bilgin gibi. tiri mı * Baş nı ltmak için doğ olmadı bilinerek yapı uslamlama ve çı kası yanı ru ğ ı lan karsama. * Bilgine yakır. elektronik beyin. kompüter. bir yapısonuçlandı elektronik araç. i bilgilendirme * Bilgilendirmek iş i veya durumu. bilgin bilgince bilginlik bilgisayar * Çok sayı aritmetiksel veya mantı iş da ksal lemlerden oluş bir işönceden verilmiş programa göre an i. * Bilgisiz olduğ hâlde bilgili görünmek isteyen. öğ renmek. p ran bilgisayarcı * Bilgisayar alı satı sı m mcı. ğ ı bilgisayarlamak * Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan (kimse). * Bilgin olma durumu. bilgili geçinen kimse. bilgilenmek * Bilgi sahibi olmak. bildirerek. bilgili * Bilgi sahibi olan. * Bilerek. bilgilenme * Bilgilenmek iş i veya durumu. . bilgiçlik satmak (veya taslamak) * bilmediğhâlde bilir görünmek. ş ı nda. sofizm.

gayriilmî. bilim kurgu * Çağ bilim verileriyle düş daş gücünden oluş film. tı süreci. bilim * Evrenin veya olaylarıbir bölümünü konu olarak seçen. bilim kuramı * Bilimlerin koydukları ünsel sorunları düş inceleyen ve tek tek bilimlerin yöntemlerini. en çok. deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten n yararlanarak yasalar çı karmaya çalı düzenli bilgi. raş bilim dı ş ı * Bilime aykı. bilgisayarlaş mak * Bilgisayar düzeniyle donatı lmak. ilim. bilerek ve isteyerek. biyonik. rı bilim kadı nı * Bkz. an bilim kurgusal * Biyoloji ve elektrikle ilgili olan.* Bilgisayara geçirmek. u bilgiyazar * Elektronik sistemle dizgi yapan alet. ta. * Tavuk gibi kümes hayvanları çağ nı ı için çı lan ses. z. bilgin. * Bilgisiz olma veya bilgi yokluğ durumu. her ş eyden önce. bilhassa * Hele. varsayı nı tı felsefe dalı mları araşran . * Belli bir konuyu bilme isteğ inden yola çı belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araşrma kan. * Bilgi. bili bili bili bilici bililtizam * Bile bile. malûmat. roman vb. rmak karı * Bilen. z bilimsel * Bilgin. bilim adamı * Bilimsel çalı ş malarla uğ an kimse. bilgisiz bilgisizlik * Bilgi sahibi olmayan. temeli olarak yalnıbilim yöntemine önem verme. âlim. malûmatsı cahil. cehalet. ş an * Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. bilime uymaz. ilkelerini. bilimci bilimcilik * Bilginin. mahsus. . ilimcilik. bilim adamı . baş özellikle.

bilim yöntemlerine uygun olmayan gayriilmî. ilmî. bilinç dı ş ı * Bilinçsizce yapı iş etkinliklerin bütünü gayriş lan ve uur. * İ ruhunun. ş bilinçlendirme * Bilinçlendirmek iş i. bilimsizlik * Bilimsiz olma durumu bilimsizce iş . kavramak. bilincini yitirmek * bilincini herhangi bir sebeple yitirmek. bilime dayanan. za bilinçaltı * Bilinç dı olmakla birlikte. araşrı ve bağ z düş tıcı ı msı ünce. ini mı bilimsel düş ünce * Bilim temeline dayanan özgür eleş tirici. temel görüş . bilincine varmak * anlamak. ş rı i uuraltı tahteşuur. bilimsel sosyalizim *İ htilâlci sosyalizm. bilimsiz * Bilime. bilinç * İ n kendisini ve çevresini tanı yeteneğ ş nsanı ma i. * Kiş aklı geçenlerin birinci kişağ ndan yansılması inin ndan i zı tı . ş ve nlı uur. Marxçı lı k. bilinç kaybı * Hafı yitimi. bilimsel toplantı * Uzmanları katı ile gündemi bilimsel konuları oluş n lı mı n turduğ toplantı u . bilimselleş tirmek * Bilimin metotları uygun duruma getirmek. nanabileceğ savunan felsefe akı . * Algı bilgilerin zihinde duru ve aydı k olarak izlenme süreci. dilendiğzaman kapsamı ş ı i ndakilerin bilince çağlabildiğzihin bölgesi. bilinç akı ş ı * Düş üncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. bilinçlendirmek . baskı nda tutulan isteklerle bunlara bağ düş nsan altı lı üncelerden oluş ve bilince ulaş an amayan bölümü. n * Dimağ . na bilimsellik * Bilimsel olma durumu.* Bilimle ilgili. bilimselleş tirme * Bilimselleş tirmek iş i. uur. * Bir toplumdaki ruhî etkinliklerin veya ruhî durumlarıbütünü. bilimsel deneycilik * Her bilginin deneyle veya gözlemle doğ rulanabileceğ sı ini. * Temel bilgi.

* Bilinçli olma durumu ş uurluluk. bilinmedik. bilinmeyen (nicelik). agnostik. kendi etkinliğ farkı olan. uurlu. olay ve edimlere uyanıbulunma durumu. bilinmeyen * Değ belli olmayan. 'nı inin ini ini reti. lâedri. eri * Bilinmek iş i. ş lere ı k uursuzluk. bilinemez * İ aklı bilinemeyen ş nsan yla ey. bilinmezlik * Bilinmez olma durumu. eri bilinmez * Anlamı ve anlaş gizli ı lması olan. * Belli olmaz. anlaş ine ı lmak. öğ renilmek. ş uursuz. * Nesne. ş uursuzluk. agnostisizm. malûm. bilinçle yapı ş lan. kulu. ntı una * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ 'nı inin ini ini retiyi benimseyen (kimse). bilindik * Bilinen. muğ güç lâk. bilinemezcilik * Bilginin bağ lı ı olduğ ve bundan dolayı olmadına inanan öğ ntı una salt ğ ı reti. bilinmedik * Bilinmeyen. * Eleş tirmeli bir biçimde. bilinen bilinme * Değ belli olan nicelik. bilinemezci * Bilginin bağ lı ı olduğ inanan (kimse). bilindik. olay ve iş karşuyanıbulunmama durumu. * Nesne. kuş meçhul. * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ lâedriye. ş inin nda uurlu.* Bilinçli duruma getirmek. bilinçli * Bilinci olan. * Kendi etkinliğ eleş ini tirmeli bir biçimde sezmeyen. bilinmek * Bilmek iş konu olmak. bilinçlenmek * Bilinçli duruma gelmek. bilinçlenme * Bilinçlenmek iş i. ş uursuz. bilinçlilik bilinçsiz bilinçsizlik * Biliçsiz olma durumu. ş k uurluluk. * Bilinci olmayan. . ş uurlanmak. bilinçle yapı lmayan. meçhul.

* Biliş alanı uzman kiş im nda i. bilip bilmediğ göz önüne almadan. * Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düş üncesine baş vurulan kimse. cahillik. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş sistemi. bir nesne veya olayıvarlına iliş bilgili ve bilinçli duruma gelmesi. im biliş teknolojisi im * Biliş imde kullanı bütün araç ve gereçlerin oluş lan turduğ sistem. vukuf. * Öğ renmek. "yapar" anlamları isimlerle birleş birleş sı kurar. kristal. u bilirkiş ilik * Bilirkiş yaptı iş inin ğ . sibernitik. m ini bilirkiş i * Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaş ğçözümlemek için kendisine baş mazlı ı vurulan kimse. uzman. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş imde kullanı ve özellikle elektronik aletler aracı ı lan lı ile ğ düzenli bir biçimde iş lenmeyi ön gören bilim. nı n ğ ı kin * Bildik. ehlivukuf. ş biliş im * Teknik. kları * Duru ve temiz kesme cam. * Biliş iş mek i. bilisizlik * Bilisiz olma durumu. bilirkiş i raporu * Bilirkiş hazı ş inin rlamıolduğ rapor. eksper. 'ya nda * "İ olsun" anlamı kullanı nan nda lı r. ehlihibre. mak. biliş ağ im ı * Teknik. ile erek ik fat bilir bilmez * yarı bilgi ile. tanık. lı mak. dost. * Billûrdan yapı ş lmı . ı bilisiz * Öğ renim görmemiş . billûr * Bazı cisimlerin aldı geometrik biçim. ehlivukuf. bilistifade * Yararlanarak. cahil. ehlihibre. "sayar". u biliş imci biliş me biliş mek * Karş klı ı olarak birbirini tanı muarefesi olmak. dı biliş kmak çı * tanı önceden tanıolmak. . biliş * Canlın.bilir * "Anlar". informatik. billâhi * Tanrı ant içerim" anlamı bir ant.

billûriye * Billûrdan yapı ş lmıveya billûrla ilgili. nı bilmece gibi konuş mak * açı anlaşr biçimde konuş k. ı l * Billûra benzeyen. billûrlaşrma tı * Billûrlaşrmak iş tı i. * (ses için) pürüzsüz. billûrlaş mak * Billûr durumuna gelmek. * Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı ve kimya değmeleriyle geometrik biçim alması fizik iş . anlamı bir söz. eyi nda . ı lı mamak. * Bilinmeyen ş muamma. ey. * Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. netlik kazanmak. ı nı bilmediğbeş i vakit namaz * her ş pek iyi bilir. kristalleş mek. billûrsu bilme bilmece * Bir ş adı anmadan. * Bol ıklı rı rı ş . billûrî * Billûra benzer. * Genellikle billûrdan yapı ş ya satan dükkân. billûr gibi * çok duru. billûr gibi. kristalleş me. göğ üs).* Koç yumurtası . çok temiz (su). bilmeden * bilmeyerek. niteliklerini üstü kapalı eyin nı söyleyerek o ş ne olduğ bulmayı eyin unu dinleyene veya okuyana bı rakan oyun. billûr cisim * Gözde. billûr durumunda yoğ unlaş mak. irisin arkası mercek görevini yapan. lmıeş billûrlaş ma * Billûr durumuna gelme. muamma. mercimek biçim ve büyüklüğ nda. * Diyalize uğ rayarak çözümlenen madde. ı tı * Bilmek iş i. * Belirgin duruma gelmek. billûru andı kristaloit. billûrlu *İ çinde billûr bulunan. * Bir ş ne olduğ eyin unun bilincine varma. * sonucun ne olacağ kestiremeden. * çok beyaz ve pürüzsüz (kol. gerdan. billûrlaşrmak tı * Billûr durumuna getirmek. ran. ündeki saydam cisim. pıl pı parlayan (yer). bilmece çözmek * bilmecenin cevabı bulmak. koloit karş .

. bilsat * Kuruluş ş lar. n isi lı nca aş tereddüt anlamı verir. tecahülüarifane. "uygun bulmak" anlamı da kullanı ine nda lı r.bilmek * Bir ş anlamıveya öğ eyi ş renmiş bulunmak. * Sanmak. * Bazen "iş gelmek". bilmezlenmek * Bilmiyor gibi görünmek. * Sorumlu tutmak. bilmezlemek * Bir kimseyi. i. sı düş rası rası ünce. rlamak. bilmezlikten gelmek * bilmiyor görünmek. irketler arası bilgi satma. ş bilmünasebe * Sı gelince. size de. *İ nanmak. bilmezlikten gelme * yazarı bildiğbelli olan bir ş bilmez veya baş türlü bilir görünecek yolda bir anlatısanatı n. bilmemezlik * Bilememe durumu. kadirbilmez gibi sözlerle "yapamaz". var saymak. bilmemek * birlikte kullanı ğfiilin bir türlü gerçekleş ldı ı emediğ anlatı ini r. "edemez" anlamları kullanı nda lı r. nasıne) l. * Geniş zamanıolumsuz birinci tekil kiş olarak bilmem biçiminde kullanı duraksama. eyi * Bkz. teçhil etmek. karşk olarak. i eyi ka ş . ş ma. bilgiçlik taslayan. hatı rbilmez. bilmezleme * Bilmezlemek iş teçhil. kim. * Anlamak. bilmukabele * Karş klı ı olarak. ey bilmezlenme * Bilmezlenmek iş i. kavramaz. bilmiş * Her ş bilir geçinen. bilmezlik * Bilmez olma durumu. bilmezlik. bilgileş bencmarking. bilmezlikten gelmek. mı * Tanı hatı mak. bilmez * Anlamaz. lı ı lı * (davranıtöresinde) Ben de. bir ş bilmez göstermek. * -a/-e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleş fiiller oluş ik turur. tecahül etmek. çok bilmiş . sizlere de. nda im. elinden gelmek. nı bilmem hangi (veya bilmem kaç. farz etmek. * Saymak. nda * Bir iş yapmaya alı ş ş olmak. * önemli veya anlatı gerekli görülmeyen ş için kullanı lması eyler lı r. cehalet. * Bir bilim veya sanat dalı yeterli olmak.

bilumum bilvası ta bilye * Bütün. olacak bir kimse gerekir. man * Milyar. misket. maden. M. . küçük yuvarlak. bin nasihatten bir musibet yeğ dir * yaş ş anmıolaylar. bin dallı * Çoğ unlukla mor kadife üzerine sı ile kabartma dal. bin kalı girmek ba * birbirine benzeyen birçok iş yapmak. dolaylı ruya . inde ı k rı bin bilsen de bir bilene danı ş * bir insan bir ş ne kadar iyi bilirse bilsin. cam gibi ş eylerden yapı ş lmıküçük yuvarlak. aş ı nmayı enerji yitimini önlemek için. toprak. ünce iş bin kat * Pek çok. 1000. doğ lı ile. çok sayı da. otomobil gibi taş n tekerleklerinde sürtünmeyi azaltmak amacı içine çelik bilye yerleş ı tları yla tirilmiş bölüm. rmak bin iş bir baş çi. bin can ile * çok isteyerek.. çı * her iş baş e. çoğ unlukla çelikten. * Motorlu taş ı tlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak. bin derde deva * pek çok işyarayan. gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir. bin bir ayak bir ayak üstüne * herkesin ayakta olduğ kalabalı u k. kı yaslanmayacak ölçüde. e kı yı bin dereden su getirmek * birini kandı için birçok sebep ileri sürmek. -in hepsi. eyi bin bir * Pek çok.. öğ ütlerden çok daha etkilidir. her sıntı gideren. sürekli olarak düş değ tirmek. bin piş olmak man * çok piş olmak. nı ve yı * Bir isimden önce geldiğ aş lıve çokluk bildirir. kamu. * Bu sayın adı bu sayı gösteren rakam. hep. ve göbeklerdeki yataklara yerleş tirilen. yaprak ve çiçek iş rma lenmiş giysi veya örtü. dil dökmek. dokuz yüz doksan dokuzdan bir artı k. * Taş . . * (birinin) Aracı ı araçla. gönülden. bilyon bin * On kere yüz. bilyeli yatak * Bisiklet. bilyeli * Bilyesi olan. ğ rudan doğ olmayarak.

kendi eliyle yok etmek. . a * (bir düş sistemine göre) kurmak. bina * Yapı . bindi * Destek. bindiğdalı i kesmek * (kendisine gerekli ve yararlı ş farkı olmadan yararsıduruma getirmek. rma. le raş bin türlü bin yaş a! * Birbirinden çok farklı değik. bin zahmetle * çok zor. hamil. i * Dayanarak. * Rütbesi yüzbaşile yarbay arası bulunan ve ası ı nda l görevi tabur komutanlı olan subay. bunun üzerine. -den ötürü. bindirim * Fiyat artı zam.bin tarakta bezi olmak * birçok iş uğ mak. -diğiçin. kurmak. bunun için. bina etmek * yapmak. . inş etmek. bînamaz binbaş ı * Bkz. bindirimli * Fiyatı rı ş artılmızamlı . olan eyi) nda z bindirilme * Bindirilmek işveya durumu. büyük zorlukla. * Çatı . bindirilmiş kuvvetler * Motorlu taş ı bindirilmiş tlara asker birlikleri. * Arapça fiil çatını sı konu edinen bilim ve kitap. i bindirilmek * Bindirmek işyapı i lmak. ğ ı binbaşk ı lı * Binbaşrütbesi veya binbaş n görevi. ünce binaen * -den dolayı . yapmak. bundan ötürü. beynamaz. dayamak. ı ı nı binde bir * çok seyrek olarak. binaenaleyh * Bundan dolayı . . çok iş * (memnunluk bildirmek için kullanı söz) çok yaş lan a!.

* pek çok yapı pek çok olan. * Ata binme ustalı. ap nı * Çı karma harekâtı katı birliklerin. * Binmek işyapı i lmak. ndan ka ı ta * Eklemek. kapak veya kapın arkası doğ nı na rudan vidalanan. lmış * Üzerine binilen. çı na lacak karma yerine gitmek için kendilerine ayrı deniz araçları lan na binmeleri. binin yarı beş (o da bizde yok) sı yüz * çok düş ünceli görünen birine ş yollu "aldı aka rma!" anlamı söylenir. binek taş ı * At veya arabaya binmek için üstüne çılan yüksekçe taş kı . sı dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen. * Bin sayınıüleş sın tirme biçimi. oturtmak veya içine yerleş tirmek. biner bingi her biri. ğ ı * Ata binilerek yapı spor. nda bininci * Bin sayınısı sı . gezmek veya binicilik sporu için yetiş tirilen at. dolap gibi ş eylerin. nda * Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arası kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçaları nı ndan * Binme iş i. binek * Binmeye ayrı şey ve daha çok at. lan * Binilmek iş i.bindirme * Bindirmek iş i. bini bir paraya * pek çok ve ucuz. * Birbiri üzerine gelerek eklenen levha. binmesini sağ lamak. binici * Binen. her birine bin. binmeye yarayan. binek atı * Sadece binmek. basit mekanizmalı kilit. * (taş Baş ı t) tarafı baş bir taş çarpmak veya bir yere vurmak. * Kapı . bindirmek * Bir kimseyi bir ş üzerine çı eyin kartmak. ahş parçaların durumu. kanatları kapanı kalan aralı örtebilmek için bu kanatlarıkenarı çakı nca ğ ı n na lan bini aş mak * çok fazla olmak. katmak. kiremit. bini çı ta. bindirme kilit * Gövdesi kutu biçiminde olan. lan. sın ra fatı rada binicilik binilme binilmek . * Ata iyi binen kimse. her defası bini bir arada olarak.

fizyoloji ve tıkonuları mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme. içine konulduğ oyuk gözlü tahta. lı * Belirli zamanda sırları nı belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmalarıtoplam kütlesi. * Eklenmek. fına atı rı lmadan önce. otomobil gibi bir taş yer almak. korkusuz. binme binmek * Yüksek bir ş veya bir hayvanıüstüne çıp ayakları sallandı oturmak. * Hamur durumundaki ekmeklerin. ki * Kas kiriş birbiri üstüne binmek. * Yüksek aş amalı bilginlerin ve yeniçeri subayların giydikleri cübbe. u * Birçok bin. n biomedikal * Hem biyoloji hem de tı ilgili olan. * Fiyat artmak. eyin n kı nı rarak * Bir yere gitmek için tren. binnetice binyı l biokütle * Bin yıiçine alan zaman dilimi. ş ı lan bîperva * Çekinmez. mek * İ parçadan biri. ı tta * (bisiklet motosiklet.biniş * Binmek işveya biçimi. * Biniş durumu. binek atı . * Binmek iş i. binek hayvanı Kullanmak. * Sonuç olarak. leri * Kık bir kemiğ iki parçası rı in birbiri üstüne gelmek. nı * Üniversite öğ retim üyelerinin giydikleri cübbe. * Atlı alayda giyilen giysi. vapur. katı lmak. k ı t * Yaklaş olarak üç litrelik büyük şe. nihayet. biniş me biniş mek binit binit binlerce binlik * Bin liralıkâğ para. i * Atlı alay. . ı k iş * Bin tanesi bir arada olan. için) * İistenilmeyen veya beklenilmeyen bir biçim almak. * Üstüne binilen hayvan. ş * Bir ş sış yanı ey kı arak ndakinin üstüne çı kmak. uçak. sakı nmaz. öbürünün üstünde olmak. pek çok. gözü pek. p nı biomikroskop * Kendine özgü bir ık ile kullanı çift göz mercekli mikroskop. pla biomekanik * Biyoloji.

sa * Geçmiş bir zaman.. * Birleş ik. i bir ara * Kı bir süre. rk l hatı vardı bir ağ ı zdan * hep birlikte. m * tek baş bulunan kimsenin istediğyerde barıp rahat edebileceğ anlatı ı na i nı ini r. bir an önce * Bir ara.. toplu olarak. yı * Bu sayı kadar olan. ka mı zı bir . er. te * Odun. * Ancak. kömür gibi bazıeylerin ölçü birimi. . onunla övünülmemelidir. korkmadan. * Herhangi bir varlı belirsiz olarak gösterir. ş * Pek çok. müş a terek.. fat ı na i * (tekrarlanarak) Bir kez. bir fincan kahvenin kı yı rı r. I. hep birden. * Eşaynı boyda. i bir an * Çok kı bir süre için kullanı sa lı r. bir araba bir arada . bir sürü. bir (veya sağelinin verdiğ öbür (veya sol) elin duyması ) ini n * yapı bir iyilik gizli tutulmalı lan . bir acı kahvenin kı yı rı r rk l hatıvardı * Bkz.. istek veya kesin olmayan anlamlar katar. * Toplu bir durumda. bir alay bir âlem * Kendine özgü bir niteliğolan. bir ağ ı çıp bin dile yayı zdan kı lı r * ortaya atı bir söz çok çabuk yayı lan lı r. ları * Bu sayı gösteren rakam 1. hem. bir (veya bir de) * hem . bir abam var atarı nerede olsam yatarı m... * Sı veya zarf durumunda baş geldiğkelimelere kuvvet. bir (veya tek baş ı na) * yalnıolarak. . birlikte. it. yanı kimse bulunmadan. fazla. bir * Sayı n ilki.* Çekinmeden. mları z. beraberce. z nda * baş birinin yardı olmaksın. olabildiğkadar tez. * Değ önem bakı ndan birbirinden farksı birbirine eş birbirine benzer. * Birçok. pek çok. yalnı z. * Sadece. ğ ı * Tek. bir * Ortaklaşolan.

bir bir bir bir * Birer birer. bir baş (veya uçtan) bir baş (veya uca) tan a * bir yerin bir sırdan öbür sırı kadar. u na. tam tamı eksiksiz. hepyek. bir de Allah bilir * sıntıdurumlarda söylenilen bir deyim. çok az. ş bir ayak önce (evvel) * bir an önce. dokuz evlât bir babayı beslemez * çok çocuğ olan baba. bir ayak üstünde bin yalan söylemek (veya bir ayak üstünde kı yalanı belini bükmek) rk n * çok kı sürede pek çok yalan söylemek. bir atı k barutu olmak (veya kalmak) mlı * bir konuda yapabileceğçok az ş bulunmak. bir araya gelmek * bir yerde toplanmak. ayrı * Olduğ gibi. . çok yaş ş lanmıolmak. nı nına bir ben. * Bkz. ka le. sa bir baba dokuz evlâdı besler. ayrı . bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) * çok az. i eyi bir avuç * Bir avuç dolduracak kadar.bir aralı k * Bir ara. bir ayağçukurda olmak ı * yaş ayacak çok az zamanı kalmıolmak. buluş mak. her çocuk babası bakı nı u na lması ötekinden beklediğiçin sıntı kalı i kı da r. bir bardak suda fı na koparmak rtı * önemsiz. kı lı bir biçimine getirmek * çözüm yolu bulmak. bir baş ı na * Tek baş ı na. bir aş ı yukarı ağbir * amaçsıolarak gidip gelmeyi anlatı z r. küçük bir sorunu büyütmek. ka ünüş bir baltaya sap olmak * belirli bir iş sahibi olmak. bir bakı ma * Baş bir görüş baş bir düş le. bir araya getirmek * toplamak. * Az.

bir çı da rpı * bir ele alı ele alıalmaz. bir çatı nda (olmak veya bulunmak) altı * aynı içinde. lı p bir dalda durmamak * sısıiş k k veya düş değ tirmek. bir iki. i baş bir çuval inciri berbat etmek * düzelmekte olan bir durumu yersiz. bir çenekliler * Oğ ulcuğ bir çenekten oluş . ş ş larla bir daha * bir kez daha. kapalı u muş tohumlulardan bir bitki sıfı nı. ş ta. baş baş tan a. ünce iş bir damla . bir çift * Bir takı m. bir çenetli * Kapsüllü yemiş tek parçalı lerin olanları . r bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz * küçük. * hiçbir zaman. eş bir boydan bir boya * Bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar. * çapkı kimseler için kullanı n lı r. * Biraz. güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaş ı lmaz. * Hele. bir daha yüzüne bakmamak * darı ilgiyi kesmek. çabucak. bir çift sözü olmak * söyleyecek bir ş eyleri bulunmak. bir çöplükte iki horoz ötmez * bir yerde iki kiş olmaz.bir boy * Bir kez. yanlıdavranı bozmak. yapı bir çekirdek geri kalmamak * bütünüyle denk olmak. bir boyda * Boyları it. bir çift söz * Bir iki söz. bir bu eksikti * sıntıbir durum varken bir yenisinin çı kı lı kması üzerine söylenir. bir çokları * çok sayı olan (kimse veya ş da ey).

bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğ nemek * verimi az. ğ ı . . bir don bir gömlek * yarı plak. ini bir defa * Olup bitti anlatan cümlelere katı lı r. * "ilk önce". bir deri bir kemik (kalmak) * çok zayı flamak. bir kereye özgü olarak. "hele" anlamı da kullanı nda lı r. çı bir dostluk kaldı ! * az bir mal kalı satıları kullandı bir özendirme deyimi. nca cı n ğ ı bir dudağyerde bir dudağgökte ı ı * masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin. bir dediğ iki etmemek ini * her istediğ hemen yapmak. bir dikili ağ olmamak acı * evi veya mülkü olmamak. tutarsıkonuş z mak. bir dediğiki olmamak i * her istediğyapı i lmak. kı akı çı rk llı karamazmı ş * bazen bir kimsenin yaptı yersiz bir işbirçok kimse tarafı düzeltilemez. * (çocuk için) Çok küçük. bir dokun bin ah iş (dinle) kaseifağ it furdan * insanları konuş turmak için biraz dertlerini deş yeter. birazcı k. bir de * ve olana katarak. mek bir dolu * Birçok. fazladan. zahmeti çok olan bir iş uğ mak. n ş ı ı na bir dediğbir dediğ tutmamak i ini * söyledikleri birbirine uymamak. * umulanı veya beklenilenin dında bir durumu anlatan cümlelerin baş gelir. bir defada * ara vermeksizin. bir dirhem * Çok az. le raş bir dirhem et bin ayı örter p * biraz kilo almak bazen insanı güzelleş tirir. * Bir kereye özgü olan.* Çok az. bir defalı k * Bir kere yapmaya yetecek kadar. bir deli kuyuya bir taş atar. ndan bir derece (veya bir dereceye kadar) * biraz.

tek hücreli. bir el bir eli yı iki el bir yüzü yı kar. yarı bu n sı sı * birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanı lı r. bir gömlek aş ı ağ * bir derece daha düş (birinden). bir evcikli * Mır. ük bir gömlek fazla eskitmiş olmak * birinden daha yaş ve daha görmüş lı geçirmiş olmak. fı k gibi erkek ve dişorganları çiçeklerde. bir gecelik * Bir gece için. ceviz. bir elden * aynı kimse tarafı ndan. bir göz ağ larken öbür göz gülmez * keder veya sıntı kı varken dostlar. * yardı arak iş daha kolay baş lı mlaş ler arı r. k bir elin sesi çı kmaz * bir davanıbir kiş n i tarafı savunulması ndan etkili ve yeterli değ ildir. kar * bazı durumlarda yardı sıiş lmayacağ anlatı mcız yapı ı nı r. bir eli yağ bir eli balda (olmak) da * varlıve bolluk içinde olmak. bir el * (ateş silâh için) bir kez atı li m.bir düziye * Sürekli olarak. sı an bir gün evvel * olabildiğkadar çabuk. sı an bir gözeliler * Yapı tek bir hücreden oluş hayvanlar veya bitkiler. ancak aynı üzerinde bulunan (bitki). bir elini bı p ötekini öpmek rakı * aş saygı ı rı göstermek. ü i. bir gece içinde olup biten. sı ndı i ayrı kök bir fende kazıkakmak k * bir bilgi veya bilim dalı saplanmıkalmak. bir gözeli * Yapı tek bir hücreden oluş (hayvan veya bitki). * bir merkezden. ladı ı karla bir elmanıyarı o. bir geceye ait. i . akrabalar eğ lenmemelidir. bir elle verdiğ öbür elle almak ini * yapar göründüğ bir iyiliğ sağ ğbir çı ödetmek. bir göz gülmek * hem gülüp hem ağ lamak. nda ş bir fincan (veya bir acı ) kahvenin kı yı rı r rk l hatı vardı * iyilik küçük de olsa unutulmaz.

bir günlük beylik beyliktir * hoşgiden bir durum. ne e bir iki * Birtakı bazı parça. bir iki demeden (demeye kalmadan) (veya bir iki derken) * duraksamadan. bir da. bezmek. m. i bir hücreli * Bkz. iğ ipliğ dönmek. iş * kazaya uğ ramak. usanmak. bir hâl olmak * bir ş çok tekrarlanması eyin yüzünden bitkin duruma gelmek. biraz. garip.bir günden bir güne * hiç. bir hoş olmak *şı aş rmak. a sa bir güzel * Çok iyi. bir atıta. duraksamadan. . kötü bir durum karş nda söylenir. çok. . tek tür. kı da sürse çekici ve güzeldir. karş ndakine vakit bı ı sı rakmadan. n bir iğ bir iplik olmak ne * Bkz. çok az sayı birkaç kez. bir gözeli. benzer. hiçbir zaman. lı ş bir hayli * Epey. düş bir kalem * Bir an için. ölmek. bir hoş eylemek * hüzünlendirmek. k * huyu değ mek. ı sı bir kafada * aynı üncede. ı esizliğolmak. bir hoş * Tuhaf bir ş ekilde. iyice. bir hoş u olmak luğ * bir rahatsı ğ bir neş zlı. fenalıgelmek. bir hamlede * Çabucak. i r bir iş oldu tir * istenmeyen. * Aynı . bir iş aretine bakmak * bir işyapmak için hazıbeklemek. bir içim su (gibi) * (kadıiçin) çok güzel. * hüzünlenmek.

* bir karı kocanıçocukların. bir kı bin kişister. * Bir kez. bir kapı çı ya kmak * aynı sonuca varmak. iş bir kararda bir Allah * insan talihinin her an değebileceğ ve bunun olağ karş iş ini an ı lanması öğ nı ütler. mak. telâş rtı olmak. bir karıbeberuhi ş * çok kı boylu kimse. * Çok az. a a. . bir koş u * Koş koş koş çabucak. bir defa. gücünün yetmediğbir özveriyi beklememek gerekir. bir kişalı zı i i r * güzel ş herkes ister. bir an için göz ardı etmek. ama o. arak. i bir Köroğ bir Ayvaz lu. bir kı yamettir gitmek (veya kopmak) * çok fazla gürültü. uyuş bağ mak. bir kalemde * birden ve toptan. bir kaş suda boğ ı k mak * bir kimseye çok kı zmak veya çok öfkelenmek. bir karı ş * Çok kı sa. bir kazanda kaynamak * anlaş mak. bir karar * Aynı durumunu koruyarak. daş bir kenarda durmak * gerektiğzaman kullanmak üzere hazı tutmak. en ş larla e bir koltuğ iki karpuz sı a ğ maz * aynı zamanda birden çok iş ilgilenmek baş için sakı dı le arı ncalır. belli durumunu değtirmeden. bir kerecik * Bir defaya mahsus olarak. yakı nıyanları bulunmadını hiç çocukları n nı nların nda ğ veya ı olmadını ğ anlatı ı r. z ur. sa bir karı bir koca. eyi iye smet bir kol çengi (olmak) * ş sözler ve davranı çevresine neşsaçanlar için söylenir. i rda bir kere * Aslı nda. dı r eder her gece yla rdı * sıntı yalnı k yüzünden iki dost (bile) birbiriyle dalaş anlamsıkonuş kı veya zlı ı r. bir koyundan iki post çı kmaz * birinden.bir kalem geçmek * boş vermek. patı . ancak bir kiş kı olur.

bir parça. bir papel etmemek * hiç bir iş yaramamak. i bir ölçüde * Biraz. değ olmamak. bir bu yana * rastgele. birçok yerlere. belli oranda. bir nefeste * (söz ve içecekler için) Ara vermeden. birinci. itli bir olmak * bir araya gelmek. cı bir parmak * Parmak ucuyla alı miktar veya parmak ucuyla alarak. ta bir o kadar * Ne kadar varsa o kadar daha. bir katı misli. bir numaralı * Birinci. bir bir o yana. bir nebze * Çok az. bir parça * Biraz. azık. inde lmak bir köş koymak eye * saklamak. derviş geçinmeyi anlatı çe r. bir örnek * Aynı biçimde olan. bir numara * Tek. çok az. bir postum var atarı nerede olsa yatarı m. bir mum al da derdine yan * baş yla uğ acağ kendi durumunu düş kaları raş ı na ün. birçok. çeş yönlere. biriktirmek. baş gelen. bir nice * Bir hayli. bir lokma bir hı rka * hayatta azla yetinmeyi. bir kulağ ı girip öbür kulağ ndan ı çı ndan kmak * söylenen söze önem vermemek. işyaramaz bir duruma düş e ürmek. e eri bir paralıetmek k * çok utanacak. yeknesak.bir köş atmak eye * gerektiğ kullanı için bir yere koymak. . iş birliğyapmak. nan * Çok küçük (çocuk). m . bir kurş atı un mı * kurş unun gidebileceğuzaklı i k.

bir ş bir yeri) gerçeğ eyi. da. bir ş sanmak ey * (bir kimseyi. birden fenalıgelmek. lca m llı bir tane . gereğgibi söyledi. bir sımlıcanı kı k olmak * çok cı ve güçsüz olmak. durumu. bir ş söylemek ey * konuş mak. ardı na. istediğ biçimde davranım. bir ş benzememek eye * işyarar durumda olmamak. bir ş eyler * daha fazla açı klamamak. eri bir pula satmak * bir kimseyi bir çı uğ kar runa harcamak. lı r k * ölmek. sa inde bir tahtada * bir defada. sa bir söyle on dinle * az konuş çok dinlemek yaralı up olur. bir söyledi pir söyledi * uzatmadan. hemen. bir ş (veya bir ş olmak eyler ey) * huyu. çarçabuk. anlatmak. yarı akı. * belirtmek. sonunda yakalanı n çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düş çekirge) çrarsı çrarsı rsı ersin * birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çı karak yapanı kötü bir duruma düş suçlu cezası ürür. ifade etmek. ardı bir solukta * Çabucak. yeni huylar edinmek. bir sı n çekirge. iki sı n çekirge. ini bir sürü * Çok sayı pek çok. çok kı bir sürede. tutumu değmek. olduğ undan baş türlü düş ka ünerek hayal kıklına uğ rı ğ ı ramak. lı z bir sı ra * Üst üste. im im rı bir pul etmemek * hiç değ olmamak. z kalmaz.* istediğ yere gider. kı kesmek gerektiğ söylenir. e bir ş ş eyin uyuu vukuundan beterdir * söylenti veya dedikodu olayıgerçekleş n mesinden daha kötüdür. i bir sözünü iki etmemek * birinin her istediğ hemen yerine getirmek. bir tahtası eksik * akı eksik. iş * bayı gibi olmak. bir ş eyler. inden. değ erlendirmede yanı lmak. yekten.

hiçbir yolla. bir tanem * Sevgi sözü. hem. bir yaş daha girmek ı na *ş imdiye değ görmediğş ı in i aş lacak yeni bir ş karş mak. bir yana dünya bir yana * bir varlı çok değ verildiğ anlatmak için kullanı ğ a er ini r.. bölme. bir yandan (yanda) * bir taraftan (tarafta). bir taş iki kuş la vurmak * bir davranı birden çok yararlı ş la sonuca ulaş mak. bir tutmak (veya bir görmek) * eş saymak. unu * hiçbir biçimde. bir torba kemik * çok zayı f. kuvvete yükseltme. llı bir terimli * Araları yalnıçarpma. it it bir türlü * (tekrarlı kullanı ğ ldında) iş yapı nıda.. benimsememek. eş görmek. artı . bir vakitler * Geçmiş zamanda. bir yastı baş ğ a koymak * (karı koca) evli bulunmak. lmazsa. bir yana * -den baş sayı ka. hem .* Biricik. eyle ı laş . bir yastı kocamak kta * (karı koca birlikte) uzun bir ömür sürmek. kök alma iş nda z lemleri yapı olan (nicelikleri gösteren lacak terim). "eskiden" anlamı söylenen bir tekerleme. bir tuhaflı olmak ğ ı * kendini iyi hissetmemek. bir tek atmak * bir kadeh içki içmek. bir yakadan baş karmak çı * bir çatı nda dirlik düzenlik içinde yaş altı amak. hariç tutulursa. ertelemek. yapı ı in lmasın lmamasın da aynı nı derecede kötü olduğ belirtir. yegâne. nda * masal gibi geçip gitmiş k hayal olmuş . bir temiz * Adamakı. eskiden. bir varmıbir yokmuş ş * bir masala baş larken. vaktiyle. bir tarafa bı rakmak (veya koymak) * önemsememek.

arpa suyu. bir zamanlar * Zamanı vaktiyle. i rmak bir zaman * Geçmiş zamanda. sa * Yeterince değ yeter ölçüde değ il. çok değ il. * Masonları birbirlerine verdikleri ad. pek çok. rarak lan bira bardağ ı * Bira içmek için yapı ş bardak. * "Yahu. çok az. birazdan biracı lı k birader birazcı k . bir yiyip bin ş ükretmek * kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değ bilmek. * Bira yapma ve satma iş i. erini bir yol * Bir kez. il. * Belirli bir süre. biralı k * Bira yapmakta kullanı lan. p * Çok bira içen (kimse). * Pek az. arkadaş anlamı seslenme olarak kullanı " nda lı r. biraz * Kı bir süre için. eskiden. nda. * Erkek kardeş . ş . n birahane * Genel olarak sadece bira içilen. dost. lmıözel bira mayası * Mayalanmıdurumdaki biranıyüzünden alı bir tür mantar. ş n nan biracı * Bira yapısatan kimse. i birahaneci * Birahane iş leten kimse. * Az miktarda. vaktiyle. bira * Arpa ile ş erbetçi otunu mayalandı yapı bir içki. bir yol tutturmak * bir davranı bir tutum biçimi belirlemek. bir yolunu bulmak * bir işsonuçlandı için çare bulmak. aynı zamanda da çabuk hazı rlanan bazı cak veya soğ yemeklerin sı uk yenildiğyer. bir sürü. biraz.bir yın ğ ı * birçok. eskiden.

hemencecik. araları anlaş k çı açı nda mazlı kmak. ağ birliğyapmak. sı * Bir defada. zı * Birlikte. kün birbirinin ağ na tükürmek zı * bir sorunda. müteaddit. birbirine kötülük etmek. birçok birden * Oldukça çok. * Tekçilik. sayı belirsiz. hepsi bir arada. raş birbirinin ağ na girmek zı * birbirine çok düş olmak. birbirinin gözünü oymak * araları aş geçimsizlik olmak. öteki de onu. birbirine girmek * kavga etmek. beraberce. birbiri * Karş klı ı olarak biri ötekini. bir hayli. na. * Tekçi. birbirine katmak * araları açmak. olay çı nı nı karmak. birbiri üstüne gelmek * arkası arkası ara vermeden. lı * Biri diğ erinin yanı ra. tutarsı z. mak. birbirini yemek * iki veya daha çok kimse birbiriyle uğ mak. birbirine düş mek * araları lmak. birazı * Bir parça. bir olayda sözleş gibi. * (iplik vb. sı birbiri için yaratı ş lmıolmak * birbiriyle çok iyi anlaş mak. nda ı rı birci bircilik birçoğ u * Çok sayı olan kimse veya ş da ey.* Az sonra. monist. * karı ş mak. dövüş mek. * Ansın. miş ı z i birbirinin gözünü çı karmak * kı ya dövüş yası mek. birbirini tutmaz * birbiriyle ilgisi olmayan. birdenbire . araları bozmak. monizm. için) dolaş çözülmeyecek duruma gelmek.

fasulye gibi ürünler için) toprak. fert. bire beş katmak * eklemek. zorunludan olası ilkeden onun uygulanması genel yasadan ndan ı k ya. k. i birebir gelmek * etkisini hemen ve kesin olarak göstermek. *İ stenildiğgibi. terkip. bire bin katmak * çok abartmak. nedenden etkiye. kullanı tohumun belli bir katı day. birdirbir * Oyuncuları birbirinin üstünden atlayarak oynadı bir oyun. bir elemana karş bir eleman alı ki arası ı . * Bu biçimde oluş bütün. sentez. fert. ı msı * Bireş yolu ile elde edilen. lan kadar ürün vermek.* Ansın. beklenmedik bir sı zı rada. n i im ontogenez. * Genellikle fertlerin çevresini aş bireylerin bilincinden bağ z olan. an * Element veya baş maddeleri bir araya getirerek. öncülden varı sonuca giden düş lan ünme biçimi. bire bin katmak. ı lı bire bir eş leme * İ kümenin elemanları nda. sentetik. abartmak. miktar. tı birey üstü * Tek bir bireyi aş an. n kları bire . bireş im * Parçalarıveya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleş n tirilmesi. na. sı .. hemencecik. narak yapı eş lan leme. bireysel duruma. * Toplumları turan ve düş oluş ünsel. bireş imli birey * Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlı fert. her birer birer * Her biri ayrı olarak. iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanlarıher n biri. vermek * (buğ arpa. an. birebir * Etkisi kesin olan. * Yalı karmaş olana. birey oluş * Yumurtanıdöllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiğgeliş evrelerinin bütünü. * İ toplulukları oluş nsan nı turan. duygusal. nohut. * Bir türün kapsamı giren somut varlı içine k. küllîden cüz'îye. bire bir * Verilen ölçüdeki karş k. birer ikiş er * Tek veya birkaçı birlikte olarak.. im . sun'î olarak bileş cisimler oluş ka ik turma. birer * Bir sayınıüleş sın tirme sayıfatı birine bir. * Doğ bilgisinde türü oluş a turan tek varlı klardan her biri. kendine özgü ayı rı cı özellikleri de bulunan tek can. sentez. uygun. soy oluş ı karş . insanları benzer yanları kendinde taş n nı ı makla birlikte.

yegâne. * Ancak ortaklaş ve genel olarak var olan ş bireylere uygulama ve yayma. individüalizm. bireyselleş tirmek * Bir ş ayrı eyi olarak. * Yüklem durumunda olan bir isim takı nı belirtileni olarak kullanı ğ mın ldında. i. ferdiyet. birice biricik * En fazla. u biri yer biri bakar. ferdî. ı msı iliğ me bireyleş tirme * Bireye özgü kı lma. * Bir kiş benzerlerinden ayı özelliklerin bütünü. baş kaları ayı ndan rmak. politikalarıgenel adı n . ferdiyetçilik. özelliklerin. ferdiyet. * Bilinmeyen bir kimse. ferdiyetçi. bireysellik * Birey olma olgusu. ran * Bireyle ilgili olan. tek olana üstünlük tanı görüş ferdiyetçilik. belirtenin hor görüldüğ ı ünü anlatı r. kendine özgü olan ş eylerin. bireyleş tirmek * Bireye özgü kı lmak. ikincisi olmayan ve çok sevilen. a eyi *İ nsanlarıdoğ toplumsal ve tarihî geliş n al. individüalizm. tek. ş lan n * Bireyi benzerlerinden ayı niteliklerin bütünü. tek. bireye. bireysel bireyselleş tirme * Bireysel duruma getirme. * Tamlanan olarak kullanı bazı tamlamaları tamlayanıküçümsendiğ hor görüldüğ anlatı lan isim nda n ini. bireysel olarak göz önüne almak.bireyci * Kişhakları savunan. mesinden. * Bütüne. il yan . bireye özgü olan. tek kı özellikler veya bunlarıtek biçimi. i nı * Bireycilikten yana olan. bireysel olanı n çekilip çı lması karı . biri eş biri beş ikte ikte * ufak cocuğ çok olan kimseler için söylenir. . bireyleş me * Türle ilgili bir örneğ bireyde gerçekleş in mesi. bireycilik * Bireylerin yararları toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğ tutum veya nı reti. bireylik * Bir kimseyi dıgözlemciler gözünde benzersiz. iyi ran biri * Bir tanesi. biri çok olmak * haddini aş karş ndakini usandı arak ı sı rmak. genele değ de. * Bağ z kiş e varan geliş süreci. kı yamet ondan kopar * bir ş eyden yalnıbir veya birkaç kişyararlanı baş na yararlanma imkânı z i r da kaları verilmezse bundan büyük sorunlar çı kar. * Eş benzeri. ünü r.

p ğ ı * Birbirine eklenip çoğ almak. ünite. birimci ekonomi * Birime bağ ekonomi. ş * Toplumları kültürel varlı nıgeliş geniş n kların ip lemesi ve uygarlıdüzeyinin yükselmesi süreci. k * Mal ve paranıtoplanıçoğ n p alma süreci. lı birimler bölüğ ü * Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayı bölüğ lar ü. kları * Bir niceliğölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değmez parça. deneyler sonucu elde edilmişeylerin bütünü. ğ ı birikiş birikiş me * Birikiş iş mek i.birikim * Birikme. ünite. * Herhangi bir aş ı sürecinde veya taş işyapı nma ı i ma lı alüvyonlu maddelerin bı lması rken rakı . * Bir ş parayı eyi. biriktirim * Biriktirme. * Bir kümenin her elemanı bir çokluğ oluş veya u turan varlı n her biri. ölçülü kullanarak artı rmak. koleksiyon yapmak. taki * Dilin. bir araya gelmek. birileri birim * Bazı kimseler. oluş turduğ yapı u içinde. mur nı i birikmek * Toplanı yılmak. tasarruf etmek. i iş * Herhangi bir kuruluş alt bölümlerden her biri. birikme havzası * Kar ve yağ suların biriktiğbölge. p ğ ı * Birikme iş i veya biçimi. birikiş mek * Bir yere toplanmak. biriktirme * Biriktirmek iş tasarruf. birincası f . i. yarar sağ lama gibi sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek. vahit. * Bir yerde kendi kendine birikmiş olan ş ey. bir yerde toplanıyılma. p ğ ı * Gözlemler. belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğ bağ larla tanı u ı ntı mlanan ayrı nitelikli öge. biriktirmek * Toplayı yı p ğ mak. * Öğ renme. birikinti birikinti konisi * Dağk bölgelerden veya yamaçlardan sularıgetirdiğkum veya taş lı n i parçaların bir düzlükte oluş nı turduğ u yelpaze biçimindeki yın. birikme * Toplanı yılma.

rada. birincivası f * Birleş ikgillerden. kötülük edemeyecek bir duruma getirmek (getirilmek). meyve dı. rası * (ulaş araçları Mevki. lerin ş ş ı birincil * Sı önemde ilk yeri alan. birincilik * Birinci olma durumu. lan birinden) buz gibi soğ umak * birinden tiksinmek. tevhit. 'nı ini . samimî. yer. lan birinci * Bir sayınısı sı . arası birinci olmak * baş gelmek. eyin nda birinin çanı ot tı na kmak (tı kamak veya tı kanmak) * sesini çı karamayacak. hekimlikte kullanı bir bitki. uçak vb. birinin baş dikilmek ı na * birinin yanı uzaklaş ndan mamak. birisinden biri * içlerinden biri. birisi * Bilinmeyen bir kimse. birincil grup *İ çten. sı bakı ndan baş ndan önce gelen. dıkabuk. birinci gelmek (veya çı kmak) * birçokları nda en iyi olarak seçilmek. birkaç kiş herhangi biri. önde gelmek. ta birinci orun * (tren. ana. sın ra fatı * Zaman. yüz yüze iliş kilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk. sıf. * Bir etme.* Birleş ikgillerden hekimlikte kullanı bir bitki. ra mı kaları * Sı önem sı nda en üstün olan kimse. * Tanrı n birliğ dile getirme. iden birkaç birkaçı birleme * Çok olmayan. esas. * (çoğ durumda) Ş ul ampiyonluk için yapı yarı lan ş malar. i rmak nda * bir ş yanı ve ayakta beklemek. ı m nda) nı birinci çağ * Yeryüzünün yaklaş üç yüz milyon yık çağ paleozoik. ı k llı ı . tek duruma getirme. da. susturmak.) Birinci mevki. rada. onu denetim altı bulundurmak. birinci zar * Yemiş derisi. vapur. nda * bir işyaptı için yanı ayakta durmak. * Az sayı olan kimse veya ş da ey. temel. az sayı az. orun.

lan birleş oy pusulası ik * Seçime katı bütün partilerin adayları ayrı gösteren oy pusulası lan nı ayrı . kaçtı kaçtı gibi.birlemek * Bir etmek. inikat. i n * Birleş iş mek i. buluş mek i yapı ulmak. birleş kelime ik * Ses düş mesi. gecekondu ik plaş ş zı ş kaçtı gibi. birleş fiil ik * İ soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakı ndan kaynaş bütünleş fiil: Reddetmek. tedavi etmek gibi. bir noktada kesiş (doğ yay). zikretmek. birleş kap ik * Alt tarafı birleş ndan tirilmiş kaplardan her biri. birleş ilme * Birleş ilmek işveya durumu. birleş zaman ik * Yalı zamanlı çekimli bir fiilin -di (i-di). * Tanrı n birliğ dile getirmek. bir araya gelinmek. * Döllenmek için erkekle dişhayvanı bir araya gelmesi. müttehit. miş birler birleş en birleş ik birleş cümle ik * Birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle. kelime türünün değmesi. birleş isim ik * Birleş kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalı mıisim: Aslanağ . . * Bir araya gelmişbirleş olan. birleş kaplar ik * Alt tarafları değ ik boyut ve kesitlerde borularla birleş ndan iş tirilmiş sistem. sevecekmiş i (sev-ecek-miş sev-ecek + i-mişsev-er-se (sev-erse < ) < sev-er + ise) gibi. başehir. 'nı ini * Ondalısayı k sistemine göre yazı bir tam sayı sağ sola doğ ilk sayın bulunduğ basamak. * Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları . birleş değ me eri birleş me . sim mı ı p en hissetmek. ses türemesi. tek duruma getirmek. ayakkabı ayak kabıdelikanlı (< ). -miş n ve (i-miş -se (i-se) gibi ek fiil eklerinden birini alarak . bildirdiğzaman: Sevdiydi (sevdi-y-di <sevdi+i-di). (<deli kanlı kaptı (< kaptı ).). üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam iş kayması dolayıyla araları ek girmeyerek kalı mıiki veya daha çok sözden oluş kelime: pazartesi (< pazar sı na plaş ş an ertesi). ) birleş oturum ik * Bir arada yapı oturum. i birleş ilmek * Birleş iş lmak. birleş im * Birleş iş mek i. kaptı . kaybolmak. en ru. hasta olmak. hissetmek (< hiss etmek). lan da dan ru nı u * Birbirini kesen. bakakalmak.

i n * En büyük değ erdeki nota. birliktelik * Birlikte olma durumu. . birlikte * Bir arada. as. alay gibi bir bütün sayı topluluk. birli birlik *İ skambil. i birleş tirmek * Bir araya getirmek. tabur. iken * Buluş bir araya gelmek. * Uyuş aynı mak. kimi. muş * Birleş . kide birleş tirici * Birliğsağ i layan. * Uzlaş mayı layan. birlikten kuvvet doğ ar * toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağ lar. bir olma durumu. * Cinsel iliş bulunmak. bir tane alabilen. birlik olmak * bir işyapmak için anlaş i mak. lı k. halüsinasyon. sağ * İ veya daha çok nesnenin birleş ki mesini sağ layan. biryan pilâvı * Biryan yağile piş ı irilen pilâv. birleş tirme * Birleş tirmek işveya durumu. * Belirsiz olarak çokluğ anlatı(nitelediğisim çokluk biçimde olur). birsam birtakı m birun * Osmanlı sarayı Harem dairesinin ve Enderun'un dında kalan bölüm. görüş olmak. bazı u r i . * Yanı beraberinde. miş * Bağlı benzerlik. * Bir taneden oluş . beraberce. bağ . ı yan ı t * Tek. * Askerlikte bölük. mak. vahdet. * Bölünmezliğiçeren yalı bütün.* Basit bir cismin bir atomu ile birleş ebilecek olan hidrojen atomların en yüksek miktarı nı . * Sanrı . vahdaniyet. birleş mek * Ayrı tek bir bütün durumuna gelmek. bir arada olma durumu. nda. nda ş ı biryan * Tandı susuz piş rda irilen kebap. domino gibi oyunlarda bir iş aretini taş kâğ veya pul. lan * Konunun bir ana düş çevresinde toplanması ünce . vahdet. te * Aynı amaç çevresinde toplanmak. * Kaynaş mak. lantı * Belli bir topluluğ yararları korumak için kurulmuş un nı dernek. dört dörtlük.

bit kadar bit otu * en küçük. en ufak. eker lan bismillâh * "Allah'ıadı anlamı bir işbaş n ile" nda. bisiklet * Tekerleğ ayakla çevrilmesiyle hareket eden iki tekerlekli taş çiftteker. biryancı * Biryan yapan veya satan kimse. lmıdar bisikletçi * Bisikletle spor yapan kimse. bistro bisturi * Neş ter. süt. e larken söylenen veya ş ı korku gibi duyguları aş rma. bisikletçilik * Bisikletle yapı spor. çok küçük. tatlı ekmek türü. bismillah demek * bir iş uğ olması i ile baş e urlu dileğ lamak. insan ve memeli hayvanlarıvücudunda asalak olarak yaş böcek. k lan * İ kahve. bisküvi * Un. çifttekercilik. in ı t. ş veya tuzla yapı ince. * Sı racagillerden. belirten söz. onarma iş i. küçük lokanta. bisiklet yolu * Trafikte bisikletlerin geçmesine ayrı ş yol.biryan yağ ı * Tandı susuz piş rda irilerek yapı kebaptan çı yağ lan kan . çifttekerci. çkili . itleri m en * Hidrojenli sülfatlara verilen ad. m lar mı n ayan kehle (Pediculus). bisikletsiz * Bisikleti olmayan. bisülfat bisülfür biş ek biş i * Çörek. gevrek kuru pasta türü. bisikletli * Bisikleti olan. * Yayıdövmede kullanı araç. birçok çeş bulunan ve kuzey yarı kürede yetiş bir bitki. lan * Bisiklet satma. * Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleş ik. bir bit * Yarı kanatlı alt takı na giren.

biti kanlanmak * sıntı kı içinde yaş bir kiş ayan i para ve varlıyönünden güçlenmek. bitimli * Sonu olan. yorgun düş mek. kuş bîtap * Bitkin. namütenahi. yorgun. nihayet. münteha. * Bol ve iyi bitki yetiş tiren. bitiklik bitim * Bitmek iş i. bîtaraf * Yansı tarafsı z. bitey * Bitki örtüsü. * Bitik olma durumu. bîtap düş mek * çok yorulmak. * Toprağ bitki yetiş ı n tirme gücü. mümbit. ine . ı lan bit yeniğ i * Bir iş gizli kalmıkötü ve aksak yanı kulu bir nokta.ekli. fena. dolaş ş ı ı k. z. biteviyelik * Aynı biçimde sürüp gitme durumu. in ş . flora. * Son. bîtaraflı k * Yansıolma durumu. sonlu. bitimsiz bitirilme * Sonu olmayan. verimli (toprak). sürekli olarak. biteviye. * Durumu kötü. * Yapık. bitek bitelge bitevi biteviye * Aynı biçimde.* Bitlere karşkullanı bir madde. sırlandılı belirlenmeyen. * Bkz. yansı davranı z zca ş . k bitik * Yorgunluk veya hastalı gücü kalmamı ktan ş . bitirilmek * Bitirmek iş konu olmak. nı rı p * Bitirilmek durumu.

bitirim yeri * Kumarhane. komş u. nlaş ş * Yandaki ev. bitirme * Bitirmek işitmam. tüketmek. barbut oynatan kimse. kahve. bitirimhane * Kumar oynanan yer. ik bitiş iklik bitiş imli bitiş ken * Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değikliğ uğ iş e ramayan (dil). mahvetmek. yormak. i bitiş ik * Birbirine dokunacak kadar yakı mıveya yan yana olan. ik * Bitiş ken. ini ik bitirmek * Bitmesini sağ lamak. bitirmiş bitiş çanak yapraklı ik lar * Çanak yaprakları birbirine bitiş bulunan bitkiler. eklerle türetilen dil. bitirimci * Barbut kahvesi iş leten.sona erdirmek. kumarhane. kumarhane. mezuniyet. * Güçsüz düş ürmek. bitirme fiili * Etmiş biçimindeki sı fat-fiille ve olmak yardı sı yapı ve fiilin. * Bir bilim dalı veya baş bir alanda bilginin doruğ ulaş ş nda ka una mı(kimse). miş bitiş taç yapraklı ik lar * Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitiş olan bitkiler. bitiş dil ken * Kelime kökleri değ meyen. i. çok beğ enilen. * Yan. yandaki. bitme. iş bitiş kenlik * Bitiş olma durumu. ken * Bitiş olma durumu. bitiriş yemi * Et üretimi için beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji değ eri daha yüksek olan karma yem. bitkin duruma getirmek. sona erme. açı kgöz. yardı fiilin iş ettiğzamandan mcıyla lan mcı aret i önce olup bittiğ anlatan birleş fiil. sonuçlandı rmak. lan * Yaman. * Bilgili. yer). iltisakî. a * Barbut oynatı yer. bitiş * Bitmek işveya biçimi. tamamlamak. * Onulmaz duruma getirmek. . zeki.bitirim * Çok hoş giden (kimse.

ağ gibi canlı n genel adı aç ları . bitkimsi * Bitkiye benzer. botanikçi. sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar. bitiş mek * Birbirine dokunacak kadar yanaş mak. mek i bitkileş mek * Bitki durumuna gelmek. bitki bilimci * Bitki bilimiyle uğ an. bitiş tirmek * Bitiş mesini sağ lamak. bitki topluluğ u * Benzer doğ olaylara ve yaş koş na uymuşbelirli bir görünüş ş al ama ulları . bitkici bitkicilik * Bitki yetiş tirme iş i. yosun. bitiş me * Bitiş iş ittisal. botanik.* Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliğ i. mek i. aç . bitki coğ rafyası * Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğ rafya bilimi. bitkiyi andır. almıbitkilerin bir araya gelmiş durumu. ot. flora. bitki örtüsü * Bir bölgede yetiş bitkilerin topu. bitkileş me * Bitkileş işveya durumu. bitki * Bulunduğ yere kökleriyle tutunup geliş döl veren ve hayatı tamamladı sonra kuruyarak varlı u en. çiçek veya fidan biti gibi böceklerin ortak adı rmı i. bitey. nebat. en bitki patalojisi * Bitki hastalı nı kları inceleyen bilim dalı . bitki bilimi * Bitkileri inceleyen bilim kolu. bitiş tirme * Bitiş tirmek iş i. tiren bitkimsi hayvanlar * Mercan. bitki sütü * Süt görünüş ünde bitki öz suyu. bitki bitleri * Bitkiler üzerinde yaş ayan. rı * Bitki yetiş kimse. kı z böceğ ağ biti. bitkin . nı ktan ğ ı sona eren. bitki bilimi uzmanı raş .

bitler * Kanatlı alt sıfı giren. * Çok yorulmak. çıp yetiş eyler kı mek. bitki cinsinden olan. ağ yapı sokup emmeye elveriş memelilerde yaş ve kanla beslenen bir lar nı na ı ları z li. * Cimri. her ş isteklisi bulunduğ anlatı e eyin unu r. * Beklenmedik zamanda ortaya çı kmak. güçsüz kalmak. çok yorgun. yumurta ve baharat kullanı hazı sı yma. bitleme bitlemek bitlenme * Bitlemek iş i. vı artı ndan bitkisel yağ * Bitkilerden değik yöntemler kullanı elde edilen yağ iş larak . tüy. pirinç. * Sona ermek. bitkisel hayat * Hastalıveya kaza sebebiyle bilinçsiz ve hareketsiz duruma gelen kiş hayatı k inin .* Gücü tükenmiş olan. bayı lmak. vücut temizliğ bakmayan (kadı ı ine n). * Birinin bitlerini ayı klamak. çok zayı flamak. * Tükenmek. mı bitli * Üstünde bit bulunan. nebatî. larak rlanan ceviz büyüklüğ ünde bir yemek. bitkiden elde edilen. bitkisel * Bitki ile ilgili. ayan böcek takı . bitli kokuş * üstü başkirli. . * Bitki. Bitlis köftesi * Yağz kı köftelik bulgur. * Çok sevmek. beğ enmek. * Bitlenmek iş i. bitkisel kazein * Küspe ve sı yağ kları elde edilen azotlu madde. saç gibi ş için. bitmek bitmek tükenmek bilmemek . bitli (veya kurtlu) baklanıda kör alısı n cı olur * işyaramaz da olsa. bitlenmek * Üzerinde bit üremek. bitkinlik * Bitkin olma durumu. * Kendi bitlerini ayı klamak. yağnar. bitme bitmek * Bitmek iş i.

sonu gelmeyen. elbette. kol. etek çevresine kendi kumaş ı veya baş kumaş geçirilen ince ş ndan ka tan erit. * Yaprakları halka diziliş daha çok akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi. yoğ u n. kömür tozundan briket yapı nda nda. bitüm * Keskin bir koku. bitmiş i bitnik * pazarlı bir ş son fiyatı kta eyin . varlı n i .* bir türlü sonu gelmemek. bir ucu pistona. antı olan bitpazarı * Eski eş n alıp satı ğpazar. t . al ile. * Biyesi olmayan. tabiatı tabiî. küçük hareketli çubuk. bitümlemek * Belirli bir kalı kta bitüm ile örtmek. karbon ve hidrojen bakı ndan çok zengin tabiî mı yakımaddelerinin genel adı sakı. sı . bitmez tükenmez (veya bitip tükenmez) * hiç bitmeyen. lan. biyaprak biye biyel biyelcik * Küçük biyel. vefası lı z. * Genel davranı ve hı ş ları rpanî giysileri ile toplum hayatı kopma eğ gösteren ve toplum dında bir ndan ilimi ş ı yaş sı genç. uçsuz bucaksı z. öbür ucu volanı çeviren kaldı geçirilmiş raca bulunan hareketli çubuk. kullanı tabiî ıda katı unluğ bire yakı koyu kestane renginde madde. biyeli biyesiz * Biye geçirilmiş . it ç sı * Acı çikolata. bitümleme * Bitümlemek iş i. eksilmemek. yanı nı ldı ı bittabi bitter * Bir çeş acı it bira. biye geçirilmemiş olan. *İ çinde bitüm bulunan veya bitümün bütün özelliklerini gösteren. * Makinelerde. ı t ları mı vb. * Doğ olarak. alev ve koyu duman çı kararak yanan. yer zı * Yol kaplaması kâğ ve çatı n su geçirmez duruma getirilmesinde. li. * Bir çeş ardırakı. biyoelektrik * Canlı klarıürettiğelektrik. biyesi olan. * Genellikle giysinin yaka. nlı bitümlü bîvefa * Sevgisine bağ olmayan.

biyolojik fizik. * Dirim kurgu. me. * Biyoloji ile ilgili. biyojeografi * Bitki ve hayvanları yeryüzü üzerindeki dağ mı ve bunun sebeplerini inceleyen bilim. biyometeoroloji * Canlı üzerinde hava olayların etkisini inceleyen bilim. lar nı biyonik * Biyoloji ve elektronikle ilgili olan. n biyografik * Biyografi ile ilgili. biyoloji biyolojici biyolojik * Bitki ve hayvanları doğ geliş üreme gibi yaş ş n ma. biyoloji n ı nı lı coğ rafyası . dirimsel. biyopsi biyopsi yapmak * parça almak.biyoelektronik * Moleküler biyolojinin hücrelerin yapına giren moleküller arası geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen sı nda bölümü. tı biyokimya * Hücreden en geliş organa kadar canlı miş dokuları inceleyen ve bunları turan maddeleri araşran bilim oluş tı dalı . ayıevrelerini inceleyen bilim. * Okulda biyoloji dersini veren öğ retmen. * Hayat hikâyesi. gübre gazı cı . tercüme-i hâl. dirim bilimi. biyolog * Biyoloji ile uğ an kimse. * Fizyolojide geçen fiziksel olaylarıbilimi. biyofizik biyogaz * Ahı r gübresinden elde edilen yanı gaz. * Mikroskopta yapını sı incelemek amacı canlı bir doku parçası yla dan alma. dirim bilimsel. biyosfer * Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi. biyograf biyografi * Hayat hikâyesi yazarı . . biyoenerji * Biyokütlenin kimyasal dönüş ümüyle elde edilen enerji. hâl tercümesi. biyokatalizör * Canlı dokuları hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandı veya n ran kolaylaşran madde. biyoloji uzmanı raş .

bize de mi lolo? * iş içinde bir iş in olduğ bilmez miyiz sanı unu yorsunuz?. bı kmak. tutar ellere baş açar ı nı * bize yabancı duran yakımı dostumuz. z kaları rahatça içtenlikle. biz araç. aç * Maraş inde kalı karton parçaların iğ kı iş n nı neyi rmaması sağ nı lamak ve delik delmek iş leminde kullanı lmak üzere hazı rlanmıtahta saplı ş . ı bîzar * Tedirgin. ul i * Resmî konuş mada. kendisi. onun öyle bir üstün durumu olmadını ndan rı ğ biliriz. bezmiş . * birbirimizi çok yakı tanız. z zda bir zı biz bize benzeriz * aramı fark yok. biz * Ülkemiz suları yaş bir mersin balı türü. bazen teklik birinci kiş i zamiri ben yerine kullanı lı r.biyoş imi biyotit biz * Organ dokuları ndaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu. ş (Acipenser nudiventris). bizar etmek * tedirgin etmek. el kaptı diye k ilik * bizim işyaramaz diye vazgeçtiğ e imizi baş kaları erli buldu. ince sivri uçlu bir tür çuvaldı z. kendinden. tı ğ . * Bir çeş kara renkli mika. . yardı eder. * Katı ş dikerken iğ geçirecek yeri delmek için kullanı çelikten yapı şsivri uçlu ve ağ saplı bir eyi ne lan. aramı yabancı kimse olmaksın. bizar olmak * usanmak. bizcileyin * Bizim gibi. usandı rmak. özünden. değ biz bize * Yalnıbiz. usanmı bezginlik getirmiş ş . bizim gelin bizden kaçar. * Bize göre. nda ayan ğ ı ip biz attıkemik diye. it * Çoğ birinci kişzamiri. bizden * Bizim tarafı zda olan (kimse). akrabamıbaş nı z. bizatihi bizce * Kendiliğ inden. mı bizdenlik * Bizden olma durumu. zda ş ları z dı biz kı kiş birbirimizi biliriz rk iyiz. lmı . na m . * (bazı yazarlar için) Ben zamirinin yerine kullanı lı r. özelliklerimiz veya tutum ve davranı mıaynır.

* Politik çı karları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğ u. kılı beyaz renkli. * kapatmak. ş ahsen. * Sivri taş n toprak zemine dikine çakı ları larak. ş tı * Amerika'da yaş bir cins hörgüçlü yaban öküzü. . blok inş aat * Birbirine bitiş yapı yapı ik lan lar. * (futbolda kaleci) topu yakalamak. * Voleybolda. blokaj * Bloke etmek iş i. bir bütün oluş turan. ı r * Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan. durdurmak. bizimle ilgili olan. kendisi. ş ı bizon bizzat * Kendi.3° C de eriyen. blâstulâ blender blok * Yumurta hücresi embriyon olurken morulânı geliş içi boş n erek yuvarlak biçime girmesi durumu. yla * savaş durumundaki bir ülkenin dıülkelerle iliş ş kisini engellemek. çine kâğ tları * Birbirine bitiş büyük yapı ik lar. bloke bloke çek * Keş tarafı anlaş ideci ndan mazlın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğ çek türü. n ları kları * Yakıçevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanı n lı r. bloklaş ma . * Kadı n kocaları nları ndan. * Piş irmeden önce malzemeyi kesip karı ran elektrikli alet. önünde iki veya üç kiş elleri ile ı inin oluş turdukları perde. u zı msı kılgan ve katı element.8 olan. bizleme bizlemek bizlengiç bizmut * Atom sayı 83. * Ucu çivili değ nekle hayvanı dürtmek. * İ resim veya yazı ı konulan karton kap. kocalarıkarı ndan söz ederken kullandı söz. Kı rı bir saltması Bi.bizimki * Bizim olan. hareketini durdurma. * Bizlemek iş i. 271. ayan * Kocaman ve ağ kitle. morulâ. * Hareketine engel olma. file üstünde karşoyuncunun topu sert vururken. ğ ı u bloke etmek * kullanı nı lması önlemek amacı el koymak. lan * Bankacı bir varlın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafı kullanı lı kta ğ ı ndan lamaması durumu. * Kullanı lması önlenmişel konulmuş . atom ağ ğ209 olan. yoğ sı ı ı rlı unluğ 9. * Ucu çivili değ nek. * İ olarak kullanı ve ası lâç lan l maddesi bizmut olan karım. üzerine beton dökülmesiyle yapı dolgu.

kartı lmınot * Hiçbir bloka girmemiş olan. kı blöf yapmak * karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için aslı ldı ten rmak olmayan söz söylemek veya aldatı cı tavı nmak. makara tiresi gibi sarıbulunduğ silindirden mı tı tel lmı lı u oluş aygı an t. boagiller * Avları yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarısı nı p karak boğ ve ezen sarı yı an lgan lanları kapsayan zehirsiz yı lanlar familyası . raf * (kâğ ve karton için) Tampon silindiri veya mihver boru etrafı sarı ş ıveya kartonun sürekli ı t na lmıkâğ t uzunluğ u. ı nı li ş an bobinaj * Bir filmi veya mı slı ağbir makaradan baş bir makaraya sarma. bobin kıcı rı * Dağ k iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elveriş biçime getiren makinede çalı (kimse). yalnıGüney Amerika'da yaş z ayan. tan lan blûm * Bir tür iskambil oyunu. çok iri. kaba pamuklu kumaş lan . bloksuzluk * Bloksuz davranma. mın * Makara. boyun kürkü. * Fotoğ filmi rulosu. genellikle ince kumaş yapı veya iplikten örülen kadıgiysisi. r. güçlü bir yı (Boa constrictor). ka ş ı * Karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için söylenen ası z söz veya takılan aldatı ldı ten rmak lsı nı cı tavıkuru sı. r takı blöfçü blûcin * Giysi yapı bir tür mavi. yı nını lanlar takı nıbir bölümü. zehirsiz. bağ sı k. nları na kları lan * Blöf yapan (kimse). lan * Kadı n boyunları aldı yı biçiminde dar ve uzun kürk. lantızlı blöf *İ skambil oyunları elindeki kâğ nda ı olduğ tları undan baş gösterme davranı. blûz boa * Vücudun üst bölümüne giyilen. boalar bobin * Sürüngenler sıfın. bloklaş mak * Blok durumuna gelmek. bağ sı lantız.* Bloklaş iş mak i. bloknot bloksuz * Yaprakları kolayca çı labilecek biçimde yapı ş defteri. *İ çinden elektrik akı geçebilen yalı ş ile bu telin. tan lan n * Boagillerden. * Bu kumaş yapı (giysi). knatı kuş ı ka boca .

poca. bodoslamadan * Ön taraftan. bocalamak * (gemi) Rüzgâra karşgidemeyerek sürüklenmek. bodrum katı * Bir yapın zemin katın altı olan ve oturulabilen en alt katı nı nı nda . bocurgat * Ağ yükleri çekmek için manivelâ ile döndürülen ve döndürüldükçe.* Geminin rüzgâr almayan yanı . krı bodoslama * Gemi omurgasın baş kıtarafı yukarı uzanan ağ veya demir direklerden her biri. dökmek. bocalatmak * Bocalaması yol açmak. boca etmek * geminin baş bocaya rüzgâr almayan tarafa çevirmek. nı ağ da bodrum gibi * basıtavanlı k . bodrum * Bir yapın yol düzeyinden aş ı kalan bölümü. rüzgâr üstü. * Enine göre boyu kı ve tı sa knaz. ı * Bir iş tutulması te gereken yolu kestirememek. kararsıolmak. ı nı z bocalatma * Bocalatmak iş i. baş taraftan. ı tı boca alabanda * Boca etme komutu. na boci * Ağ yük taş ı r ı yarayan. ileri sürmek. nı ve ç ndan ya aç bodoslama * Bodoslamak iş i. sa'nı um * Domuz. bodoslamak * Açı klamak. . bocalama * Bocalamak iş i. orsa veya rüzgâr üstü karş . çekilecek ş bağ bulunduğ ı r eyin lı u urganı kendi üzerine saran çı k. belirtmek. boduç bodur * Ağ veya topraktan yapı ş aç lmıküçük testi. genellikle güneş görmeyen (oda). ı nı * (birden çevirip) boş altmak. bocuk * (Ortodokslarca kutlanan) İ n doğ yortusu. iki kalıve küçük tekerleğolan el arabası maya n i . bocuk domuzuna dönmek * çok semiz ve besili olmak. ne yapacağ bilememek.

bodurluk * Bodur olma durumu. a boğ asama * (inek) Boğ asamak iş i veya durumu. bodur tavuk her gün (veya her dem) piliç * kı boylular oldukları daha genç görünürler. boğ asamak * (inek) Boğ istemek veya boğ gelmek. a aya boğ ası * İ bez. bodur pas * Arpa yaprakları yerleş ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar (Puccinia hordei). Koç ile İ kizler burçları nda yer alan burcun adı arası . sa ndan bodurlaş ma * Bodurlaş işveya durumu. * Anjin. vücudu iyi geliş (delikanlı miş ). kurtboğ otu (Acunitum nda an napellus). r * Yı kanmak üzere hazı rlanmıçamaş n üzerine sı kül suyu süzme iş ş ı rı cak i. na en * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. * Boğ olarak kullanı için ayrı bir yaş a lmak lan ı yukarı ndan erkek sır. bora. \343 Zodyak. ğ ı boğ ak boğ k alı boğ otu an * Düğ çiçeğ ün igillerden. astar. Boğ a boğ a boğ gibi a * Zodyak üzerinde. mak i bodurlaş mak * Bodur duruma gelmek. özel olarak yetiş tirilmiş ayı boğ yenmek amacı yapı gösteri. * geliş memek. nce * Sağ anak. boğ anak boğ asak * Boğ gelmiş aya veya boğ isteyen inek. boğ güreş a i * Daha çok İ spanya ve Meksika'da. . * Damı k erkek sır.bodur kalmak * boyu uzamamak. zlı ğ ı * çok güçlü görünen. yla lan boğ ada * Küllü veya sodalı ile çamaş yı su ı kama. özellikle kökünde akonitin adı bir zehir bulunan bitki.

yarası bereketli olsun" anlamı yemek yiyenlere söylenir. iaş e. ki arası * İ kara arası ki ndaki dar deniz. boğ derdi az * geçim için uğ ma. na. derbent. boğ içinde kavga var az * aş bir biçimde açlını ı rı ğ gidermeye çalı ı ş anlar için söylenir. hazı rlama sıntı . eyler boğ kurumak azı * çok susamak. raş * yemek piş irme. * Yiyeceğiçeceğsağ i i lanan kimse. iş boğ iş azı lemek * durmadan bir ş yemek. güğ gibi kaplarda ağ yakıdar bölüm. keleye çekmek. boğ inmek azı * bademcikleri şmek. boğ kavgası az * Geçim için yapı didinme. boğ durmaz az * yeme içme ihtiyacın baş ihtiyaçlar gibi geri bı lamayacağ anlatı nı ka rakı ı nı r. boğ açmak az * ağ n dibini kazarak toprağkabartmak. iltihaplanmak. boğ ola az * "afiyet olsun. tahı boğ düğ azı ümlenmek * üzüntüden boğ tı azıkanmak. a kide boğ az * Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluş turan organlar. açları ı boğ boğ (veya gı gı a) gelmek az aza rtlak rtlağ * zorlu kavga etmek. kı ları boğ dokuz boğ az umdur * bir söz iyice düş ünmeden söylenmemelidir. ca z nı boğ açı azı lmak * iş artmak. * Yeme içme. * Ş e. . iş üm za n * İ dağ nda dar geçit. boğ olmak az * boğ ağmak. * Yedirip içirme yükümü. lan boğ meselesi az * Geçim derdi. azıiş boğ tokluğ az una * ayrı ücret verilmeden yalnıkarnı doyurarak. imik. n. azı rı * imrenmekten boğ şmek.boğ çekmek aya * (inek) boğ ile cinsel iliş bulundurmak.

ı rı boğ na sarı azı lmak * üstüne yürümek. boğ azlamak * Hayvan veya insanı azı keserek öldürmek. boğ na dikkat etmek azı * yiyeceğ içeceğ özen göstermek. boğ nda düğ azı ümlenmek * söylemek istediğ heyecan veya üzüntü yüzünden diyememek. i eyi boğ na düş azı kün * yiyip içmeyi çok seven (kimse). boğ nı rtmak azı yı * olanca gücüyle bağ ı rmak. kan dökerek öldürmek. boğ ndan kesmek azı * yiyip içmede çok tutumlu davranmak. sesi çı kmamak. nı boğ nı azı sevmek * yiyip içmeye düş olmak. sı boğ ndan artı azı rmak * yiyeceğ inden kıp parası artı sı nı rmak. kaygı sebeplerle) isteksiz yemek. boğ na indirmek azı * fazla ve geliş igüzel yemek. ine. boğ azkesen * Bir boğ savunmak için deniz kısı yapı hisar. . aş ölçüde.boğ na bir yumruk tı azı kanmak (veya gelip oturmak) * konuş amaz olmak. sıntı kı vermek. ine boğ na dizilmek azı * (üzüntü. gibi tahı boğ na durmak azı * yediğş yutamamak. lüzumundan fazla. ini boğ nda kalmak azı * ağ ndaki lokmayı zı üzüntü dolayıyla yutamaz duruma gelmek. azı yında lan boğ azlama * Boğ azlamak iş i. boğ ndan geçmemek azı * sevdiğbir kimsenin yokluğ veya yoksulluğ dolayıyla bir yiyeceğyalnıbaş yemekten üzüntü i u u sı i z ı na duymak. boğ ndan * Gaddarca. boğ nı azı doyurmak * karnı doyurmak. iş kesilmek. boğ na kadar azı * pek çok. kün boğ nıkmak azı sı * bunaltmak.

* (motorlu taş ı tlarda) Fazla yakımotoru çalı duruma getirmek. iş . bir kimseyi bir ş fazlası eriş peş eyin na tirmek veya uğ ratmak. sarmak. yı na * El. ip veya benzeri ile bir ş çepeçevre sı eyi kmak. yemek isteğçok olan. tahsı boğ durma * Boğ durmak iş i. boğ durtmak * Boğ durmak iş birine yaptı ini rmak. alkol derecesi düş lması ük bir tür rakı . boğ azlanmak * Boğ azlamak iş konu olmak veya boğ ine azlamak iş lmak. soluk alması engel olarak öldürmek. iş z. * Tamamı kaplamak. yla * Peş e yapmak. * Silik bir duruma getirmek. azı * Çok az yemek yiyen. boğ mak * Bir canlı. ş maz . boğ azlatmak * Boğ azlamak iş yaptı ini rmak. * İ dut. i yapı boğ ma * Boğ iş mak i.boğ azlanma * Boğ azlanmak iş i. i tahlı boğ z azsı * Boğ olmayan. boğ macalı * Boğ macaya tutulmuş olan (kimse). boğ durulmak * Boğ durmak iş lmak. bastı rmak. azı * Çok yemek yiyen. t. boğ mak azlaş * Birbirini boğ azlamak veya kı ya dövüş yası mek. ktan tı yla elde edilen. boğ maca * Çoğ unlukla çocuklarda nöbet nöbet öksürüklerle görülen bulaş bir hastalı ı cı k. boğ durtma * Boğ durtmak iş i. i yapı boğ ma azlaş * Boğ mak iş azlaş i. boğ durmak * Boğ iş yaptı mak ini rmak. boğ azlı * Boğ olan. kuru üzümün mayalandı sonra ilkel araçlarla damı ncir. boğ durulma * Boğ durulmak iş i. boğ azlatma * Boğ azlatmak iş i.

ş .* Bir durumu baş bir durum yaratarak örtmeye çalı ka ş mak. . mak ine * Havası ktan ölmek. boğ maklı kuş * Toygar kuş unun bir türü. zlı * Bunalmak. kı veren. ş uk boğ ulma * Boğ ulmak iş i. * (renkler için) Uygun düş memek. * Geliş mesine engel olmak. sı ş boğ boğ uk uk * Boğ bir biçimde. boğ maklı * Boğ makları olan. kık kık. iş * İ damarlarıveya sinirlerin yumak gibi toplandı yer. boğ uk boğ ulmak * Boğ iş konu olmak. nce n ğ ı boğ boğ um um * Çok boğ umlu. kı ş * Parmak veya kamısaz gibi bitkilerin şkince bölümü. boğ mak * Boğ yeri. ma i * Solunumu güçleş tiren. um boğ boğ mak mak * boğ boğ um um. boğ bir biçimde. * Kılmı(ses). boğ uklaş mak * (Ses) Boğ duruma gelmek. um boğ umlanma * Boğ umlanmak iş i. * Çok sı sıntı cak. boğ boğ ula ula * Boğ ulacakmıgibi. boğ umlamak * Boğ durumuna getirmek. * Bunaltmak. boğ um * Boğ ulmuşsılmıyer. boğ umlama * Boğ ulmak iş i. boğ ucu * Boğ özelliğolan. kıklaş uk sı mak. uk sı sı boğ uklaş ma * Boğ mak iş uklaş i. .

uş i boğ ulmak uş * Boğ mak işyapı uş i lmak. ı luğ z tuğ itli boğ umlanma noktası * Ağ boş unda seslerin oluş u noktalarıher biri. boğ ulma uş * Boğ ulmak işveya durumu. * Boğ mak iş uş i. * Bir ş değ eyi erinden çok yükseğ satma iş vurgunculuk. çı mahreç. boğ untuya getirmek * birini bunaltış ı p aş rtmak yolu ile kendisinden. um mak. boğ umlanmak * Boğ oluş boğ boğ olmak. * Sınt ı kapalı kı lı . eyler e . e i. kması boğ umlanma bölgesi * Ağ boş unda seslerin oluş u çeş bölgelerden her biri. ı z itli rayarak ses olarak çı . boğ sı uk. bir iş veya mal karşğolarak çok miktarda para çekmek. umu * Zor soluk alma. * İ ip kakı tiş ş mak. * Sınt ı kı . . bohça * İ çamaş elbise gibi ş koyup sarmaya yarayan dört köş kumaş çine ı r. bohçalamak * Bir ş bohça içine koyup sarmak. lan it bohçacı * Bohça içinde dokuma eş gezdirip satan kadı ya n.* Ciğ erlerden gelen havanı ağ ve burundaki çeş nokta ve bölgelerde engellemeye uğ n. bohça böreğ i * Bohça biçiminde sarı bir çeş börek. te nı mı p bohçası koltuğ almak nı una . * Ufak ve seçme tütün dengi. um um * Bir ses çı karmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak. bohçacı lı k * Bohçacın iş nı i. dövüş mek. boğ ma uş boğ mak uş * Birbirinin boğ na sarı azı lmak. eyi * Güreş rakibin kol ve ayakları üst üste getirerek kı ldayamaz hâlde alttan kavrayıkucaklamak. ıı lı boğ unuk * Kık. bohçalama * Bohçalamak iş i. telâffuz. ihtikar. ı luğ z tuğ n kak. donuk. boğ umlu boğ untu * Boğ olan.

bohem hayatı * Baş yaş ş ı boş ayı . her işkarı e e ş an. bohem * Yarını ünmeden günü gününe tasası derbeder bir yaş şolan edebiyat ve sanat çevresinden (kimse nı düş z. * Güç durum. can sı ş ve onun ayrı ve pürüzleri. burnunu sokmaması gerekir.* kendi isteğ ayrı iyle lmak. kötülüğ görülen ş kı ü eylere karşbir sövgü sözü olarak söylenir. bok yemek düş mek * birinin bir iş karı e ş maması . ı bok etmek * (bir iş bir ş bozmak. ey runa boka nispetle tezek amberdir * çok kötü bir ş yanı ondan daha az kötü olanı eyin nda. çok berbat. bok yedi baş ı * burnunu her işsokan. i. ine bohçası toplamak nı * eş nı yası toplamak. ayı ı veya topluluk). kara çalmak. z. güzel görünür. boklama * Boklamak iş i. bok * Dı . bok yemenin Arapçası * yakıksı ğ büyüğ ş zlın ı ı ü. eyi) bok karı rmak ş tı * bir işbozacak biçimde davranmak. bok yoluna gitmek * yararsı gereksiz bir ş uğ yok olmak. genellikle otçul memeli hayvanlarıgübrelerinde yaş ve bokla beslenen böcek n ayan (Geotrupes stercorarius). a kan ey ntı bok üstün bok * çok kötü. iş son vermek. bok canı olsun na * bılan. i bok püsür * hoşgitmeyen. . bohçası koltuğ vermek nı una * kovmak. berbat etmek. bok yemek * yakıksıbir iş ş z ı yapmak. bok böceğ i * Kıkanatlı n lardan. ş kı * (kaba konuş mada) Hor görülen. tiksinilen. bok atmak * (birine) leke sürmek.

boktan * temelsiz. eye bol * İ girecek ş boyutları daha büyük veya geniş çine eyin ndan olan. bol .boklamak * (bir yeri veya bir iş Kötü bir duruma getirmek. i) boklanma * Boklanmak durumu. boku bokuna * boş boş yok yere. i er bokunu çı karmak * bok etmek. bokuyla kavga etmek * çok sinirli ve geçimsiz olmak. derme çatma. * Belirli kurallara uyularak yapı yumruk dövüş yumruk oyunu. pislenmek. yumruk oyuncusu. boksör * Boks oynayan kimse. pis. boku çı kmak * bir iş veya durum tatsı mak. lan ü. dar karş . * Kötü durum. boklaş ma * Boklaş durumu. zı eye ı bokunda boncuk bulmak * birine hak etmediğhâlde çok değ vermek. ş arap. * Pislik. her ş öfkelenir olmak. boklanmak * Kötü bir duruma gelmek. zlaş bokun soyu (veya bok soyu) * kılan veya tiksinilen bir ş karşsövgü olarak söylenir. ş ı t karş tı * Özel bir cam içinde likör. boklu bokluk * Boku olan. boks boksit boksörlük * Boksörün işveya mesleğ i i. meyve ve maden suyu karı rı hazı ş larak tı rlanan içki. yararsı z. mak boklaş mak * Kötü bir duruma girmek. ı tı * (nicelik bakı ndan) Olağ mı andan veya alılandan çok. u una. kı ı. * Korindon.

pek çok. büyük miktarda. eli açı zengin gönüllü. bol bulamaç * Bol bol. sa n * Ağ ritmli bir İ ı r spanyol dansı . bollaş ma * Bollaş işveya durumu. * Kı ve kolsuz kadıceketi. * Bollaş mak. ölçüsüz. * Bolarmak iş i veya durumu. bolluk. ndan bollanma * Bol duruma gelme. * Bu dansımüziğ n i. * Oldukça geniş . sıntı düş kı ya meden. bol bolamat * Refah. çok. * Dökük. . bol keseden * bol bol. * Bolalmak iş i veya durumu. çokça. nı bolalma bolalmak bolarma bolero boliçe Bolivyalı * Bolivya halkı olan. zenginlik. ş al. nı p bol kepçe * Servis sı nda yiyeceğbol bol dağ rası i ı tma. bolca * Oldukça çok. * Cömert. geniş lemek.bol bol * Fazla. bolarmak * Bol duruma gelmek. saçı apş . bol doğ ramak * (parası) saçı savurmak. bol paça * Geniş paçalı . * Yahudi kadı. k. mak i bollaş mak * Bol durumda olmak. bollanmak * Bol duruma gelmek.

eyin u * Her ş bol olduğ (yer). Bolş eviklik * Rusya'da XX. komünistlik. çı * Bomba biçiminde. Bolş evizm * Bolş eviklik. li * Büyük fı veya varil. geniş letmek. cı ateş silâh. bombalama * Bombalamak iş i. gösteriş lam. cı li. ş . sı * Bolş eviklikle ilgili olan. kalıdemirden kap. bolluk * Bol olma durumu. bollaşrmak tı * Bol duruma getirmek. bolometre * Iş mölçer. birdenbire ve yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. * bir olay birdenbire ortaya çı karak herkesi ş ı aş rtmak. * Her ş bol olduğ zaman. n bomba * Yan yelkenlerin alt yakası gerip açmak için kullanı yatay seren.bollaşrma tı * Bollaşrmak iş tı i veya durumu. nı lan bomba gibi * iyi. bollatmak * Bol duruma getirmek. ı nı Bolş evik * Bolş eviklik yanlıkimse. eyin u * Fazlalı k. bombalamak . * iyi hazı rlanmı çok çalı ş renci). sağ göz alı. türlü büyüklükte patlayı. bombacı lı k * Bombacın işveya mesleğ nı i i. bombacı * Bomba kullanan veya yapan kimse. yüzyı ları doğ ve Lenin tarafı geliş l baş nda an ndan tirilen komünist hareket. it * Canlı cansıhedeflere atı içi yakı ve yıcı veya z lan. bom bomba * Bir çeş kumar. bollatma * Bol duruma getirme. cı kı maddelerle doldurulmuş . ş (öğ mı bomba gibi patlamak * öfkelenerek.

bomboş * Büsbütün. bombalanma * Bombalanmak iş i. iş k. klı ı bombesiz * Bombesi olmayan. tamamen boş . * Bombalama. ine bombalatma * Bombalatmak iş i. inde lan bombardon * Bandoda en kalısesi veren. çoğ unlukla havadan. pistonlu. bomboz bon otu niger). turucu ve zehirli. bombardı etmek man * top ateşveya bomba ile bir yere saldı i rmak. ş bonbon ş ekeri * Bkz. bonbon. hekimlikte kullanı uyuş lan. iş i. bombalanmak * Bombalanmak iş konu olmak. bombardı man * Topa tutma. iş klı bombe bezi * Ayakkabı sayaların burun bölümlerine içten dikilen bir kumaş nı türü. bomba atmak. nefesli çalgı n . kabarı tümsekli. bonbon *Ş ş eker erbeti içinde kaynatı üzeri ş lı p ekerle kaplanmımeyve.* Belli bir hedefe. bombok * Çok kötü. bombeli * Ş kinliğ kabarı ğolan. çok berbat. * Patlı cangillerden. bombalatmak * Bombalamak iş yaptı ini rmak. ı r bombardı uçağ man ı * Bombalama iş kullanı uçak. kabarı k. bombe * Ş kin. . * bir kimseyi ağ sözlerle paylamak. bonboncu * Bonbon yapan veya satan kimse. * Ş kinlik. bir veya iki yık otsu bir bitki (Hyoscyamus llı * Çok boz.

tahta. çoğ yuvarlak ve renkli süs tanesi. boncuklanmak * Gözyaş çiy.bonbonculuk * Bonbon yapma veya satma iş i. boncukçu * Boncuk yapan veya satan kimse. plâstik gibi maddelerden yapı ortası . boncuklu * Boncuğ olan. ter boncuk biçiminde yuvarlak taneler oluş ı . boncuklaş ma * Boncuklaş iş mak i. u bone bonfile * Düz veya kı mlı çeş yumuş kumaş maddeden yapı başk. bonfilelik * Bonfile yapmaya elveriş (et). boncuk fasulye * Bir tür iri taneli fasulye. taşsedef. boncuklaş mak * Boncuk biçimini almak. ile boncuk tutkalı * Boncuk biçiminde glüten tutkalı . lan lı * Kasaplıhayvanlarda karnıiçinde. vrı her it ak vb. boncuklanı ş * Boncuklanmak işveya durumu. li . i boncuklanma * Boncuklanmak iş i. boncukla süslenmiş u . boncuk gibi * küçücük (göz). boncukluk * Boncuk olmaya elveriş (nesne). mak. li boncuksuz * Boncuğ olmayan. delik. boncuk mavisi * Yeş çalan bir mavi. boncuk * Cam. u boncuk boncuk * boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda. lan. boncukçuluk * Boncukçunun işveya mesleğ i i. bel kemiğ iki yanı aş ı doğ uzanan ve yumuş ğ k n inin ndan ağ ya ru aklı ı dolayıyla beğ sı enilen et bölümü.

* Yoğ unlaş ş borik asitten türeyen sodyum tuzu. yoğ sı ı ı rlı unluğ 2. borani * Bor (I). * Uzun siyah ceketle. yi klı bonmarş e *İ çinde her türlü giyim. temiz iş ı. an * İ yürekli. belirli bir paranı belirli bir kimseye ödeneceğ belirten senet. k. eksiğ paraya çevirmek. Kı saltması B. ekilmemiş ş . öfkeli. tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan. bora bora gibi * çok sert. ı yla kâğ dı bop * Poker oyununda. nda * Züppece giyiniş biçimi. * Genellikle arkası yağ getiren sert ve geçici yel. atom ağ ğ10. * Bu biçimde giyinen kimse. çizgili pantolondan oluş erkek giysisi. satı büyük mağ yası lan aza. eli açı k. * İlenmemiştaşk. yi * Eli açı cömert. sert. cömertlik. bor bor * Atom sayı 5. mıbir * Yağ murlu. ndını ı p bonservis * Çalı ğyerden ayrı ş ı tı lı görevini iyi yaptını rken ğ belirtmek amacı birine verilen belge. oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar. bopluk bopstil * Bop tutarı olma.8 olan. sert rüzgârlı soğ havalı ve uk . bonkör bonkörlük * İ yüreklilik. n. bono * Belirli bir sürenin sonunda. süs eş oyuncak vb. ş iddetli. lı (toprak). ine bono vermek * borç alı ğ gösteren vadeli senedi imzalayıteslim etmek. ini bono kı rmak rdı * bir bonoyu. borak boraks boralı boran * Rüzgâr ş ek ve gök gürültüsü ile ortaya çı sağ yağlı olayı imş kan nak ı hava ş .45 u olan basit element.bonjur * Günaydı n. ndan mur . süresi dolmadan.

borca girmek * borçlanmak. borat borazan * Bor asidi ile bir oksidin birleş mesinden oluş tuz. borca almak * veresiye almak. borç harç . borç * Ödenmesi gerekli para veya baş bir ş ka ey. borca batmak * çok borçlu olmak. yumurtalı yoğ ve urtlu ı spanak veya benzeri sebze yemeğ i. * Bu boruyu çalan kimse. * Birine karşbir ş yerine getirme. borca batmak. borazancı * Borazan çalan kimse. . borcunu bilmek * borcunu zamanı öder olmak. borç bini aş mak * (borç) pek çok olmak. ı eyi i.* Pirinçli. borasit * Sert billûr veya yumuş beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı ak . gerekliğ yükümlülük. borç etmek * borçlandı rmak. borcunu kapatmak (veya borçtan kurtulmak) * borcunu ödeyip bitirmek. lâhana ve et veya krema konularak yapı sebze çorbası lan . borç borç almak * daha sonra ödemek üzere birinden para veya bir ş almak. boru. * Pancar. vecibe. borç gı ı çı rtlağ na kmak * Bkz. borç para almak. nda borcunu bilmek (veya saymak) * bir ş yapmayı ey yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değ erlendirmek. ey borç altı girmek na * borç para almak. borazancı lı k * Borazancın iş nı i. altı kalkı ndan lamayacak duruma gelmek. borazancı ı baş * Birçok borazancın başolan borazancı nı ı . an * Üfleyerek çalı perdesiz çalgı nan.

i. borç yemek * borçla geçinmek. borç yiyen kesesinden yer * borçla alıveriş ş yapan. borçluluk dengesi * Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş ş dıborç ve alacakları gösteren durum veya belge. borçlu bulunmak (veya olmak) * borçlu duruma düş mek. ama aldı nıkarşğkesesinden çı kların nı kların ıı lı kacaktı r. rı i borçlandılmak rı * Borçlanması yol açı na lmak. borçlu duruma getirmek. na borçlanı lma * Borçlanı işveya durumu. borçlu çı kmak * görülen hesapta vereceğkalmak. i borçlu ölmez. borç edilmek. yol yürümekle tükenir * birden ödenmeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir. nı . ancak hasta edecek kadar üzer. borç yapmak * borç olarak almak. borç ödemekle (veya vermekle). borçlanma * Borçlanmak iş istikraz. borç almıolan. nda * Bir ş birinin yardı yla elde etmiş eyi mı olan. borçlandılma rı * Borçlandılmak işveya durumu. na borçlu * Borcu olan.* Borçlanarak veya benzeri yollara baş vurarak. borç yiğ kamçıdı idin sır * borç. borçlandı rmak * Borçlanması yol açmak. ş * Bir yüküm altı bulunan. aldı nıparası hemen vermez. medyun. iyi borçluluk * Borçlu olma durumu. borçlandı rma * Borçlandı iş rmak i. verecekli. kiş daha çok çalı iyi ş maya zorlar. borçlanmak * Karş ğ sonra vermek ş yla birinden para veya bir ş almak. benzi sararı r * borç kiş öldürmez. ıı lını artı ey * Manevî bir yükümlülük altı girmek. lmak i borçlanı lmak * Borca girilmek.

beyaz. borda bordaya * yan yana. k. rada kları bordalama * Bordalamak iş i. kı . sedef görünümde bir madde. bordro * Bir hesabıayrı ları gösteren çizelge. n * Banyo. ş tortusu rengi. asit borik. geniş sa kollu bir üstlük. borik borik asit Bornova misketi * Bir çeş üzüm. arap * Bu renkte olan. am * Cilt kapağ ı ndaki kalıçizgiler. ru lanan halat. borikli borina *İ çinde borik asit bulunan. * (genellikle giyim kuş malzemesindeki) Kenar süsü. borda etmek * yandan yanaş mak. * Etkisi az. borda fenerleri * Gemilerde biri (solda) kı zı (sağ yeşolarak iki yanda yakı fenerler. * Dört köşyelkenlerin yan yakaları alt tarafa doğ bağ e na. na * Bordan türeyen bir asit ve anhidrite verilen ad.borçsuz * Borcu olmayan. borda * Geminin veya kayın yanı ğ ı . ka bordo * Mora çalan kı zı rmı renk. borçsuzluk * Borçsuz olma durumu. tuvalet ve mutfak gibi ı zeminlerde duvar döş slak emeleri arası konan motifli bir tür fayans. rmı. lmıgiyecek. it bornoz * Banyodan çı karken kurulanmak için kullanı önden açı havludan yapı ş lan. . * Kuzey Afrika'da Berberîlerin giydikleri başklı lı . borçsuz harçsı z * Hiç borç yapmadan. bordalamak * Gemiyle bir baş gemiye borda bordaya gelmek veya kazayla ona çarpmak. biri da) il lan borda hattı * Donanma gemilerinin bir sı ve paralel olarak gitmek için aldı durum. n ntı nı bordür * Kaldımları kenarları bulunan taş rı n nda lar.

açı * Nefesle çalı perdesiz madenî çalgı nan . m m nı i borsacı * Değ kâğ para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse. boru çiçeğ i * Çan çiçeğ i. borsa değ eri * Borsada arz ve talebe göre oluş fiyat. borazan. boru değ (veya boru mu bu?) il * azı msanacak. uçları k. boru ağ ı * Tesisatı turan borularıbütünü. boru çiçeğ igiller * Çan çiçeğ igiller. an borsa kâğ ı dı * Borsada kayı. alıp satı hisse senedi. kları borsa acentesi * Müş teriden aldı alıve satıemirlerini borsada yerine getirip karş ğ komisyon alan kimse.borsa * Bazı tüccarlarıve özellikle sarraflarla değ kâğ ve tahvil alıveriş uğ anları alı satı ve n erli ı t ş iyle raş n m m değim amacı devlet denetimi altı iş iş yla nda yaptı yer. uzun ve dar silindir. nı boru çalmak * borazan öttürmek. boru hattı * Borç (II). borsacı lı k * Borsacın işveya mesleğ nı i i. küçümsenecek. erli ı t. * Tatula. oluş n boru askı sı * Her tür borunun ası nda kullanı lâma demiri veya çelik çemberlerden yapı askı lması lan. lan . . kları ş ş ıı lında borsa cetveli * Borsada belirlenen fiyatları gösteren günlük bülten. içi boş ka vı . teri nda lı k borsa tahtası * Borsada alı satı fiyatların ilân edildiğpano. önem verilmeyecek ş değ ey il. borsa simsarı * Müş ile borsa acenteleri arası aracı yapan kimse. borş boru * Bir yerden baş bir yere sı veya gaz aktarmaya yarayan. tlı nı lan borsa oyunu * Borsada oynanan hava oyunu. boru bileziğ i * Soba boruların ek yerine geçirilen süslü çember.

boylu boslu. bostan bekçisi * Bostanı koruyan ve kollayan kimse. işyaramaz adam. ı tı merkezlerine doğ gaz taş al ı nması amacı tesis edilen boru ş yla ebekesi. kı landı ı boru yolu * Petrolü. borumsu * Boru biçiminde olan. nda ş an * Dağ larda yetiş kokulu. çok öfkelenerek etrafa saldı zı rmak. lan * Borusu olan. p * Boru montajı çalı kimse. süpürge ve yakacak olarak kullanı bir ot türü. borusu tutmak (veya üstünde) * (zenciler için) ağ köpürerek kriz geçirmek. yetkisi olmak. yüreksiz. karpuz tarlası . en. borucu * Boru yapısatan kimse. boru kelepçesi * Boruyu duvara tespit etmekte kullanı gereç. boy bos. diş açma gibi iş lemler için borunun sıca bağ ğalet. boru kabağ ı * Boğ umsuz. lan bostan korkuluğ u . boruk borulu borusu ötmek * sözü geçmek. bostan kebabı * Patlı ve yeş can illikler ile kuğ inceliğ toprak tencerede piş u inin irilmesiyle yapı kebap. çı ğyerden baş yere akı boru tesisatı ktı ı ka tan . * Kavun ve karpuza verilen ortak ad. * Kavun. bostan bozuntusu * Korkak. lan boru mengenesi * Kesme. * Bkz. payplayn. borusunu çalmak * çı sağ ğkimsenin davası gütmek. * Sebze bahçesi.* Doğ gaz arı ünitesinden alı gazı bir veya daha fazla dağ m merkezlerine veya tüketim al tma nan n. kar ladı ı nı bos boslu bostan * Bkz. boru gibi uzun su kabağ ı . e bostan dolabı * Sebze bahçesini sulamak için bir at bağ lanarak diklemesine dönen kovalarla kuyudan su çı karmaya yarayan dolap.

yiyecek gibi ş eylerle) yardı etmek. ey * İsiz. böğ ür. m * iş bı siz rakmamak. bostan patlı canı * Az çekirdekli. e * Bilgisiz. boş kmamak çı * bir iş az da olsa. ları tı * Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse. z boş ür böğ * Bkz. bostancı lı k * Bostan iş leriyle uğ ma. * Görevlisi olmayan (iş . boş ak dik durur baş * bilgisiz olan üstün görünmek için kası lı r. ilen . raş * Bostancın görevi. . boş rakmak bı * bir yerde kimse oturmamak. bir kazançla çı ten kmak. n * söylenmesi sakı olan bir ş söyleyivermek. can bostancı * Bostan iş leriyle uğ an kimse. ş * Bir iş yaramayan. z. boş p dolu tutmak (vurmak) atı * umutsuz olarak giriş bir işiyi sonuç vermek. raş * Osmanlı tarihinde sarayıkorunması ve ş n na ehrin güvenliğ bakmakla görevli olan erlerden her biri. * Yapı iş lacak i olmayan. iri ve yuvarlak bir patlı türü. * Anlamsı z. nı bostanlı k * Bostan olmaya elverişyer.* Kuş ürkütüp yaklaşrmamak için tarlaya dikilen kukla. boş bakmak boş * amaçsı anlamsıve bilinçsizce bakmak. ncalı eyi boş kmak çı * umduğ gerçekleş u memek. münhal. üstünde hiç kimse veya hiçbir ş bulunmayan. boş (veya boş gezmek veya gezinmek ta) * iş güçsüz dolaş siz mak. ine bostancı ı ocağ * Bostancı n bağ oldukları ları lı ocak. boş rakmamak bı * (para. * Verimsiz. li boş *İ çinde. boş bulunmak * dikkatsiz ve dalgıbulunmak. sonuç vermemek. görev). boş kalmak.

* iş kalmak. ı dı boş kalmak * kimse oturmamak. le raş * birinin yaptına karş k olarak bir harekette bulunmak. siz boş dipsiz ambar kile * Bkz. boş küme * Hiçbir ögesi olmayan küme. z boş inanç * Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan. lsı boş ı kâğ dı * Eski ş hükümlerine göre. ey boş durmak * iş kalmak. ğ ı ı lı boş mek düş * (kadı ş hükümlerine göre kocası ayrı n) eriat ndan lmak. biçimci inanma. mahrum etmek.boş dönmek * hiçbir ş elde edemeden geri gelmek. boş söz * Bir düş anlatmayan. boş gözlerle bakmak * anlamsıbakmak. çalı siz ş mamak. raşolmamak. boş koymak * yoksun bı rakmak. . işyaramayan ş e ekilde konuş ma. batı l itikat. ayrı isteyen kocanı karına gönderdiğboş eriat lmak n. dar. boş konuş mamak * gerçekleri söylemek. sı i anma kâğ . bilgisine dayanarak anlatmak. boş oturmak * hiçbir iş uğ ı i. boş lâf * Gereksiz. boş i anmak. dipsiz kile boş ambar. verimsiz. boş gezenin boş kalfası * iş güçsüz dolaş kimse. boş (veya olsun) ol * erkeğ karını amak için söylediğsöz. boş kafalı * akı z veya bilgisiz. boş durmamak * her zaman bir iş uğ mak. lâf olsun diye söylenmiş ünce söz. siz an boş gezmekten bedava çalı ş yeğ mak dir * çalı ş insanı mak tembellikten kurtarı r. in sı boş i boş olmak * evlilik birliğsona ermek.

gerçekleş memek. boş alma * Boş almak iş inhilâl. * Derdini. ya * (motorlu araçlarda) vites kolunu vitesten kurtarmak. boş almak * Boş duruma gelmek. ndan boş altaç boş altı * Bir kabıiçindeki havayı altmaya yarayan araç. açı lmak. boş koysan dolmaz. boş yere * Boş una. ş arı * Gevş emek. rölântiye almak. altı boş lma altı * Boş lmak işveya durumu. sıntını kı sı birine anlatarak ferahlamak. boş gitmek a * (harcanan emek. arj * (hayvan) Bağ ı kurtulmak. boş m alı * Boş almak iş deş i. ş arak ş ı boş almak a * askı almak. dökülmek. i. * Derdini birine açarak ferahlama. düş gibi ş ünce eyler) sonuç vermemek. ey * Dı ya akmak. içinde bir ş kalmamak. inhilâl etmek. * Boş m. boş zaman * Çalı geçirilen saatler dında kalan süre. kı ı sı ndında ı boş vermek a * boş geçirmek. boş çı a karmak * olumlu bir sonuç alı nması engellemek. nı boş çı a kmak * (umut. olumlu bir sonuca ulaş e amamak. rahatlama. boş vermek * aldı rmamak. para) hiçbir iş yaramamak.boş torba ile at tutulmaz * çı veya karş k gösterilmeden bir kimse bir yere bağ kar ı lı lanmaz. boş yerine vurmak * böğ ürlerine vurmak. * Elektrik yükünün baş bir iletkene geçiş ka i veya sı düş fı ra mesi. hava boş n boş altma makinesi. arj. altı i boş lmak altı * Boş altmak iş konu olmak. deş olmak. ine boş m altı . doluya koysan almaz a * içinden çılamayan güç bir durum karş nda kalı ğ söylenir.

altı ey) zla * (kapalı yerde bulunan insanlar) Birden dı çı bir ş kmak. açmak. yrı boş atma * Boş atmak iş i. tükürük. boş altma havzası * Suları ı a veya göle veren yerlerin bütünü. * Derdini dökmek. * Dökmek. . * Sistemlerin çalı ş abilmesi için sürekli olarak gereken boş altma iş lemleri. andı i boş rmak andı * Boş anması sağ nı lamak. arı * Dertlerini. ndan * Birdenbire ve bol bol akmak. yakı nmaları anlatmak. * Sı lmak kurtulmak. * (hayvan) Başğ lından. boş amak * Kanunlara göre iki eş iliş . boş atmak * Boş amak iş yaptı ini rmak. * Eş lerden birinin boş anma ilâmı alması evlilik birliğ son bulması yla inin .* Boş altmak iş i. boş anma davası * Eş lerden birinin evlilik birliğ son verecek kararı etmek için açtı dava. * Sindirimden sonra bağ ı rsaklarda kalan posanı idrar torbası n. boş m organı altı * Vücuttan dı atı ş arı lması gereken maddeleri toplayı boş p altan organ. * Karı ile arası sı ndaki nikâh bağ bozmak. koş takı ndan veya bağ ı um mı ı kurtulmak. * Kusmak. aile kisini kesmek. boş anma * Boş anmak iş i. ndaki idrarı ve ter. ladını ı i boş anmak * (karı koca) Mahkeme kararı birbirinden ayrı ve ile lmak. boş ama * Boş amak iş i. * (karı kocayı stekleri üzerine kanunlara uyarak ayı ile )İ rmak. nı * Çok ağ lamak. * Gevş etmek. boca etmek. ı nı boş rma andı * Boş rmak işveya durumu. boş altma * Boş altmak iş i. ine elde ğ ı boş anma ilâmı * Mahkemenin boş anmayı kesin hükme bağ ğ belirterek verdiğresmî belge. sümük gibi n salgı n vücuttan dı atı . * Bir silâhta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. ifrağ ları ş arı lması . * (baskı nda gergin duran bir ş Birden ve hı kurtulmak. nı rmağ boş altmak * Boş duruma getirmek.

lgi boş luk * Oyuk. ablak yüzlü güzel. boş lamak * Bı rakmak. * Yetersizlik. ş * Kesinti. nafile. boş una * gereksiz. ayan nı ğ ı Boş k naklı * Boş olma durumu. al yanaklı saçlı . * İ göstermemek. düş üncesiz konuş mak. sı r saklayamayan. kopukluk. siz boş kalmak ta * iş kalmak. boş una. çukur. geveze. kapanmamıyer. *İ çinde hiçbir cisim bulunmayan uzay. ihmal etmek. vakum. Boş nak * Bosna halkı veya bu halk ısoyundan olan kimse. an boş azlı boğ k * Boş az olma durumu. . boğ boş azlıetmek boğ k * gereksiz. Boş naklarla ilgili olan. * Boş geçen süre. Boş güzeli nak * Sarı . siz boş boş u una * Gereksiz yere. yararsıyere. * Yerli yersiz konuş (kimse). yersiz. boş rmak attı * Boş iş yaptı atma ini rtmak. i.boş rma attı * Boş iş yaptı atma ini rtma. * Eksiklik. boş tulumbası luk * Bkz. boş az boğ * Saklanması gereken ş eyleri söyleyiveren. boş z yere. boş altaç. Boş nakça * Çoğ unlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yaş Bosna Müslümanların kullandı dil. nak boş gezmek ta * iş olmak. boş lama * Boş lamak iş ihmal. ndan n * Boş naklara özgü olan. boş luklu serpme * Zı mpara üretiminde tanecikler arası %50 boş kalacak biçimde düzenlenen tane yapı rma iş nda luk ş tı lemi. beyhude. yoksunluk duygusu.

gereksiz. gusül. klân. birbirleriyle kan akrabalı bulunduğ inanarak evlenmeyen. ı rmak. * Ağ plâstik veya kauçuktan yapı ş aç. boy aynası *İ nsanı bütünüyle gösteren büyük ayna. boylanmak.boş una bot * Boş yere. boylanmak. * Destan. * Bitki bilimi. * Vücudun yapı bakı ndan biçimi. * Kumaş ölçü. dinlenme ve gezme amacı halka açı yla k geniş alan. nafile. ataerkil anlayı uygulayan geleneksel topluluk. botanikçi boy * Bitki bilimci. deniz kısı yı. bot botanik botanik bahçesi * Otsu veya çalı bitkilerin yetiş türü tirildiğve incelemelerinin yapı ğhalka açıbahçe. * Yol. ı tı * Uzunluk. boy bos yerinde * uzun ve biçimli. boy boy * Çeş büyüklük ve nitelikte. * Uzaklı k. kabile. * Bir yüzeyde. i ldı ı k botanik parkı * Otsu ve çalı bitkiler ve değik ağ türleri ile düzenlenmiş türü iş aç . * Uzun konçlu. değ er. nebatat. lmıküçük sandal. en sayı iki kenar arası lan ndaki uzaklı en karş . z * Küçük gemi. kapalı ayakkabı . geliş mek. boy atmak * boyu uzamak. yararsıyere. sı mı * Geçerlilik. itli . * Bir ş tabanı en yüksek noktası ndaki uzaklı eyin ile arası k. boy * Ortak bir atadan türediklerine. k. ş ı boy abdesti * İ dininin gerekli bulduğ durumlarda ve biçimde yı p abdest alma. beyhude. tevekkeli. boy beyi boy bos * Boyun en saygı ve lider kimliğ sahip kiş n ine isi. için * Süre. slâm u kanı boy almak (veya sürmek) * boyu uzamak. toplumsal ve ğ ı una ekonomik iliş kilerini anaerkil.

ğ boya * Renk vermek. uzamak. boy vermek * (su) insan boyunu aş kadar derin olmak. lan iş boya kökü * Bitki köklerinden elde edilen tabiî boya. boya vurmak (veya çekmek. boya kalemi * Resim yapmak için kullanı değik renkli kalem. boya tabancası * Sı boyayı vı püskürtmek için kullanı alet. boy pos * Bkz. (su) insan boyunu geçmemek. acak * suya dalarak boyu ile suyun derinliğ ölçmek. boy bos. boy menteş e * Düz yaprak menteşbenzeri 1. lan * Aldatı görünüş cı .boy göstermek * görünmek. çiçekleri mavi. ş yanı lan * Renk. boy otu * Baklagillerden. dıetkilerden korumak için eş n üzerine sürülen veya içine katı renkli madde. kurutulan tohumları veya çemen yapı nda kullanı bir mı lan bitki (Trigonella faenum-graecum). boy vermemek * sıolmak. boya fı rçası * Boya sürmek veya resim yapmak için kullanı değik tür ve ölçülerde fı lan iş rça. * gösteriş yapmak. boya çekmek * boyuna büyümek. boy ölçüş mek * yarı ş mak. ini * büyümek. boya kutusu * İ çeş renkli kalemleri ve fı çine itli rçaları koymaya yarayan kutu. boya kullanmak * boyanmak. sürmek) * boyamak. makyaj yapmak. sarı beyaz renkli. * Yazmak için kullanı mürekkep. boya tabakası *Ş ablonlarısulu kenar kapatısı kaplanması n cı ile .75-3.50 cm uzunluğ e unda menteş e. lan boya tutmak * (boyanan nesne) iyi boyanı r olmak. boyacı .

makyajlı n ş . * Renkli. * Boyacın yaptı iş nı ğ . * Renkli yazma veya mendil. boyana * Boyna. boyalamak * Geliş igüzel boya sürmek. * (kadıiçin) Yüzünü çok boyamıolan. itici boyamak * Boya sürerek veya boyaya batı renk vermek. ğ * Boya satı dükkân. boyanma . * Boyama iş boyacı ı ini. kupon veya çekiliş rafa ve lerle armağ dağ bası an ı tan n. boyalı n bası * Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğ yazı haberden çok yer veren. lı meslek edinen kimse. boyama kazanı * Örgü yünlerinin veya ipliklerin boyanma iş leminin yapı ğbüyük tekne. ş rı ş . ldı ı boyama kitabı * Küçükleri eğ nitelikte içinde boyanacak resimler bulunan kitap. rarak * Ağ söz söylemek. lan boyacı küpü * Bir iş kolayca ve çabucak yapı in lamayacağ anlatmak için boyacı ı nı küpü mü bu? boyacı küpü değ ki il (hemen daldıp çı n) gibi deyimlerde kullanı rı karası lı r. aş ı ı r ağ lamak. boyalı * Boya sürülmüşboyanmıveya boyaya batılmı . fı cilâ gibi gereçlerini koydukları müş ların rça. boyalanma * Boyalanmak durumu. boyalanmak * Boya sürülmek. boyama * Boyamak iş i. kadı boyacı sandı ğ ı * Ayakkabı boyacı nıboya.* Boya satan kimse. boyacı küpüne girmiş gibi * çok boyalı n. ve terinin ayağ basıayakkabını ı nı p sı boyattı. * Rengi boya ile sonradan verilmiş olan. ı boyahane * Boya iş yapı yer. boyacı lı k * Boya yapma veya satma iş i. leri lan boyalama * Boyalamak iş i. omuza ası taş ğ ı larak ı nabilir bir çeş küçük sandı it k.

* Tuna bölgesinde. Rusya'da soylulara verilen unvan. boydaş * Aynı boyda olan. boyatı lmak * Boyamak işyaptılmak. * Boya veya renkli bir ş sürülmek. * Akran. ş ı alma. mı boydaşk lı * Boydaş olma durumu. al * Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde. boyası z * Boya sürülmemiş . * Bekâr. makyaj yapmak. boya sürdürülmek. boyası k zlı * Boyasıolma durumu. z boyatı lma * Boyatı iş lma i. boyayı cı * Boyama özelliğolan. * Kendi kendini boyamak. * (kadıiçin) Yüzünü boyamamıolan. boyatmak * Boyamak iş yaptı ini rmak. i boyca boydak * Yükü olmayan yaya. . boyası atmak * boyası solmak. Transilvanya'da. * Boy bakı ndan. boyar madde. z. yalnı serbest.* Boyanmak iş i. boya sürdürmek. boykot * Bir iş bir davranı yapmama kararı i. yüzüne boya sürmek. * Renksiz. i rı boyatma * Boyatmak iş i. i boyar madde * Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren doğ veya yapay renkli madde. ey boyar boyar * Boyama özelliğolan madde. makyajsı n ş z. boydan boya * Bir uçtan öbür uca kadar. boyanmak * Boyamak işyapı i lmak.

değ boylama * Boylamak iş i. boylu boslu. anlatmak. gösteriş ı li. mak kiyi boykot etmek * bir iş bir davranı yapmama kararı i. boyluca boyna * Uzun boylu gibi olan. çı kmak. boylu boslu * Uzun boylu. boylaması na * Boyu doğ rultusunda. * Batmak. boykotçu * Boykot yapan veya boykota katı kimse. yakıklı ş . boylam * Yeryüzündeki herhangi bir noktanımeridyen dairesiyle baş ç olarak alı Greenwich gözlem evinin n langı nan meridyen dairesi arası ndaki açı eri. boyler boylu * Kalorifer kazanın sı ğ nı caklından yararlanarak. * Sandalı çtan yürüten kı kürek. boylanı ş * Boylanmak iş i veya biçimi. * Düş mek. içindeki suyun ıtı ı sı lması lanan depo. boylu poslu * Bkz. boylu boyunca * Boyu uzanabildiğkadar. tul. boyu uzunluğ i unca.* Bir kimse. sağ * Boyu olan. bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaş için her türlü iliş kesme. * Boyu benzerlerinden uzun olan. * Destan söylemek. boylanma * Boylanmak iş i. boylanmak * Boyu uzamak. * Yükselmek. boykotaj * Boykot etmek iş i. ş ı almak. lan boykotçuluk * Boykot yapma iş i. kı sa . boylamak *İ stemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak.

boynuna almak * bir ş borç veya ödev olarak üzerine almak. karştarafıgücünü kabul etmek. * Bu organdan yapı ş lmı . acı rı ş . * (bitki için) canlı ı yitirmek. tı n ı nda rnaksı maddeden. kı boynu altı kalsı nda n! * ölsün. boynu bükük * Üzgün. boynunu uzatmak * her ş her cezaya razı eye. kı k veya çatallı bir vrı korunma organı . boynunu vurmak * baş keserek öldürmek. eyi boynuna geçirmek * bir ş kendine mal etmek. ı boynu kı ince olmak ldan * haksıolduğ anlaş ğ verilecek her cezaya razı z u ı ı ldında olmak. zimmetine geçirmek. boynuz çekmek * boynuz kullanarak kan çekmek. hacamat etmek. ı nı boynuz * Bazı hayvanlarıbaş bulunan. gebersin. olmak. i boynunu bükmek * acı rı. ndıcı * bir durumu. lını ğ boynunu kı rmak * çekip gitmek. boynuna * üstüne. uzun.boyna etmek * sandalı çtan tek kürekle yürütmek. eyi boynunda kalmak * bir sözü iletmediğveya birine ödenecek parayı i ödemediğiçin üzerinde borç kalmak. kılmı kimsesiz. bir iş i ister istemez kabul etmek. boynu eğ ri * Asmaları yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ n zararlı. sı boynu eğ ri * herhangi bir sebeple birine karşdirenecek veya söz söyleyecek durumda olmayan. çaresiz bir durumda kalmak. n) ka ki nı boynuz eğ mek * istemeyerek uymak. zavallı m . ı n boynuz isterken kulaktan olmak . * Kurş borudan kol alma iş un leminde kullanı demirden yapı ş lan lmıalet. nacak ve yardı bekler durumda. boynuz dikmek * (kadı baş erkekle iliş kurarak kocası aldatmak. boynu armut sapı dönmek na * çok zayı flamak.

boynuzluteke * Kıkanatlı n lardan. kurtçuğ meş ağ u e açları yaş bir böcek (Carambyx). * Boynuz batılmak. nda ayan boynuzsu * Boynuza benzer. * daha iyisini. boynuzlu * Boynuzu olan (hayvan). içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan. * (erkek için) Karı veya bir kadı yakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. boynuzlatma * Boynuzlatmak iş i. n nı ka boynuzlanma * Boynuzlanmak iş i veya biçimi. boynuz gibi.olmak. boynuzlanmak * Boynuzu çı kmak. boynuzlatmak * Erkek. mak i boynuzlaş mak * Boynuz durumuna girmek. boynuz yarası rı almak. boynuzsuz * Boynuzu olmayan. mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek. boynuzlaş ma * Boynuzlaş işveya durumu. mı boynuz takmak (veya takı nmak. boyu (bosu) devrilsin (veya devrilesi) * "ölsün" anlamı ilenç sözü. süsmek. omurgalı n memeliler sıfı ları nı . nda sa boyu * (bir isim tamlaması tamlanan olduğ nda unda) süresince. * Karınıveya kadıyakı ndan birinin iffetsizliğ göz yuman (erkek). boynuzlamak * (hayvan) Boynuzu ile vurmak. boyunca. boynuzlama * Boynuzlamak iş i. * (kadıiçin) Kocası baş bir erkekle aldatmak. boynuzlugiller * Keçi. sın n nları ine * Troleybüs. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan boynuz kulağgeçmek ı * bir konuda daha sonra yetiş enler yetenek bakı ndan eskileri geçmek. karıveya bir kadıyakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. koyun. boysuz * Boyu benzerleri arası kı olan. nda . sır ve antilopları ğ ı içine alan. taktı rmak) * (koca) karı baş bir erkekle iliş kurarak aldatı sı ka ki lmak.

enlice kumaş parçası . boyun * Gövdenin baş omuz arası kalan bölgesi. boyun vermek * buyruk altı girmek. zı boyuna bosuna bakmadan * fizik yapını gereğ geliş sın ince memiş olması göz önünde bulundurmadan. nda boyun borcu * Yapı lması gereken ödev. ayakta iken başöne bükmek. vecibe.boyu (veya boyuna. * Dağ rtları geçmeye elveriş alçak yer. uzunlaması tulânî. güğ gibi kapları veya vida. süresince. * (bo'yuna) Ara vermeden. durmaksın. boyun bir karıuzadı ş * gereğolmayan o iş i i yapmakla sanki yükseldin anlamı söylenir. na. iş üm n vata n * Sorumluluk. boynunu bükmek. te) n ı nı na p boyunduruğ vurmak a * baskı na almak. altı . boyu boyuna. boyun kesmek * baş eğ ı mek. la nda * Ş e. katlanmak. na boyuna * Ene dik olarak. kin u boyunduruğ atmak (veya almak) a * (güreş hasmıbaş koltuk altı alıboynuna kol dolamak. nı boyun kı rmak * saygı duyulan bir kimse karş nda. boyu bacadan mı tı aş? * daha evlenecek yaş değ ta il. sı nda li boyun bağ ı * Gömlek yakasın altı geçirilip süs olarak bağ nı ndan lanan uzun. boyun eğ mek * isteyerek veya istemeyerek uymak. u * Sürdüğ zaman kadar. huyu huyuna * karı veya arkadaş arası her bakı koca lar nda mdan uygunluk olması gerekir. nı boyunca * Boyu veya uzunluğ kadar. ı sı ı boyun olmak * kefil olmak. boyunca. cı gibi araçları dar olan üst bölümü. boyunca) beraber * kendi boyu kadar. kravat. boyun bükmek * Bkz. ü boyunca çocuğ olmak u * yetiş çocuğ olmak.

lik. * Doğ ruları yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alı üç doğ n. i iş boyunlandı rmak * Kapsam kazandı rmak. ini. boz bulanı k * Çok bulanı k. geniş kapsam kazanmak. . ini i nlı ı boyut * Bir cismin herhangi bir yöndeki uzanı .boyunduruk * Çift süren veya arabaya koş hayvanları birlikte yürümelerini sağ ulan n lamak için boyunları geçirilen bir na tür ağ çember. boyut kazanmak * yeni bir durum. * Mengenenin üst yanı ndaki kemer biçimli bölüm. geniş kapsam. * Durum. rmak. (toprak). lik. lan ey. * Boyutu olamayan. k * Bu renkte olan. veya beton kirişlento. boyunluk * Boyuna sarı ş boyun sargı. boz madde * Sinir hücrelerinden oluş beyinde dı omurilikte iç tabaka. . geniş ve lik derinlikten her biri. boyutlandı rma * Boyutlandı iş rmak i. boz yel * Boyutu olan. boyunlu * Boynu olan. içerik. ş . boyunduruk altı girmek na * baş nıbaskı altı kalmak. nan rultudan uzunluk. k sı * Güreş hasmı baş koltuk altı alıboynuna kol dolama oyunu. mı * Nitelik. buut. esaret. aç * Zulüm ve zorbalıbaskı. boyut katmak * baş veya yeni bir görüş sı ka açı vermek. an. ldı ı ları verdiğbahş. kasın sı nda boyunduruk parası * Bir mahalleden veya köyden baş yere gelin götürülürken. beklediğyakı ğgörememek. kaynatanı gelinin ayrı ğyerin delikanlı na ka n. * Açı lmamı sürülmemiş ş . sı boyunun ölçüsünü almak * kendi yetersizliğ beceriksizliğ anlamak. te n ı nı na p * Kapı pencere gibi açı klarıüzerine konulan ağ taş veya klı n aç. boyutlu boyutsuz boz * Açıtoprak rengi. geniş kapsam ve içerik kazandı lik.

bozdurulma * Bozdurulmak iş i veya durumu. bozbakkal * Karatavukgillerden. iş bozayı * Tehlikeli bir cins ayı . mır. bozarmak * Rengi boz olmak. bozdurulmak . boza * Arpa. rengini atmak. lı k bozdoğ an * Bir doğ türü (Falco aesalon). darı sı buğ gibi tahı n hamurunun ekş . bozdurma * Bozdurmak iş i. bozacı * Boza yapan veya satan kimse. ç u bozca * Rengi boza çalan. boz renkli ardıkuş (Turdus pil ris). ş . ham tarla.* Lodos. bozdurtma * Bozdurtmak işveya durumu. renk değtirmek. lan bozarı k bozarma * Bozarmıolan. boza olmak * utanmak. * İlenmemişçalı toprak. tatlı mayhoş lan veya içecek. bozum olmak. bozdur bozdur harca * çok az olan ş için alay olarak kullanı eyler lı r. an * Yeniçeriler tarafı kullanı ve atlarıeyerlerinde asıduran altı ndan lan n lı toplu gürz. ş * Bozarmak iş i veya durumu. i bozdurtmak * Bozdurmak. bozacı lı k * Boza yapma veya satma iş i. day lları itilmesiyle yapı koyuca. boza gibi * (sılar için) koyu ve bulanı vı k. bozahane * Boza yapı yer. bozdurmak * Bozmak iş yaptı ini rmak.

i rı bozgeven * Yurdumuzda Erciyes dağ yetiş bir geven türü (Astragalus microcephalus). nda bozlak * Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgelerinde bir türkü ezgisi. * Morali bozulmuş . ayan bozkıkoyunu r * Asya koyunu (Ovis vignei). hezimet. bozkı ma rlaş * Bozkı mak iş rlaş i veya durumu. bozgunluk * Bozgun. n bozkı r * Kurakçı l otsu bitkilerden oluş sı ve ı an. ı nda en bozgun * Bir toplulukta karş klı ı güvenin bozulması beliren karıklı lı ile ş k. lan. ı * Yenilen bir ordunun. bozkı mak rlaş * Bozkı r durumuna gelmek. bozkıtavuğ r u * Bağ ı rtlak. * Bu durumda bulunan. * Bozgun olanı durumu. ğ lı bozma * Bozmak iş i.* Bozmak işyaptılmak. * Çı k koparmak. açsı al bozkıkedisi r * Genellikle bozkı rlarda yaş yabanî kedi (Otocolobus manul).). klı * Bozlamak eylemi. step. yı n. bozguncu * Bozgunluk yaratan (kimse. bozmacı * Eski ş eyleri alıbozarak parça parça satan kimse. düzen bağ yitirerek asker onurunun gerektirdiğbütün bağ bozması ı nı i ları . bozkurt * Birçok Türk destanı yer alan kutsal hayvan. bozgunculuk * Bozguncuya yakır davranı ş ı ş . * Biçimi ve kullanı ı iş lı değtirilmiş ş . güç vb. hezimete uğ ramak. * Bu ezgiyle söylenen. çökmüş lgı . konusu acı türküler. dağ an ı lmak. cak lı iklimlerde geniş man alanlara yayı ağ z doğ bölge. p . bozlama bozlamak * (deve) Bağ ı rmak. bozguna uğ ramak (veya vermek) * yenilip periş olmak.

bozuk gibi. bozördek * Tatlı sularda bulunan bir tür ördek. bağ lamadan biraz büyük ve meydan sazı küçük dokuz telli bir saz. * Büyük parayı birimlere ayı ufak rmak. bozuk. erli * Kötümser. dağ ı tmak. ş ı * Türk halk müziğ inde. bozuk para * Ufak birimlere ayrı ş lmıpara. bozguna uğ ramak. küçük değ para. ekş imek. mağ etmek. * Bozulmuş olan.bozmak * Bir ş kendisinden beklenilen iş eyi i yapamayacak duruma getirmek. bir ş düzenini karı rmak. k. nı * Bağ veya bostanıson ürününü toplamak. * Sağğ yitirip zayı lını ı flamak. huzursuz. yenmek. * Bozguna uğ ratmak. bozukça bozukluk * Biraz. karık. zarar vermek. nı eye kün * Biçimini ve kullanıı değtirmek. * Kötü duruma getirmek. bozuk bozulma bozulmak * Bozmak iş konu olmak. bozuk düzen * Düzensiz. * Kı n. ufaklı bozuk para. k. zlına ı * Aklı yitirecek derecede bir ş düş olmak. düzeni bozuk olan. * Bir paranı ufak birimlere ayrı ş n lmıdurumu. sıntı zgı kı lı . ndan bozuk çalmak * canıkı ş sılmı yüzü ası ş . * Bozuk olma durumu. ufaklı bozuk. lını iş ş * Bı rakmak. bozrak bozuk * Rengi boza çalan. lûp * Altı paraya çevirmek. * Dağ ı lmak. . * Geçersiz bir duruma getirmek. n * Kı ğ zarar vermek. eyin ş tı * Dokunmak. ine * (yiyecek için) Kokmak. yi erli ini * Bir ş kı eye zmak. * (bir organ) Görevini yapamaz duruma gelmiş . bozdurmak. * Bir kimseyi beklemediğbir davranıkarş nda bı i ş ı sı rakarak veya sözünü yalana çı kararak küçük düş ürmek. içerlemek. bozuk para gibi harcamak * değ düş erini ürecek biçimde bir kimseden yararlanmaya kalkı ş mak. * Bozulmak iş i. gergin. yenilemeyecek duruma gelmek. lmıolmak. * Bir yerin. * İ ve değ niteliğ yitirmek. * Madenî.

bir eyin * Kendinde bulunması gereken nitelikleri taş ı mayan kimse veya ş ey. başküçük. bozum havası * Utangaçlı mahcupluk. bozuntuya vermemek * bir kimsenin hoş gitmeyen bir durumunda fark etmemiş davranmak. bozum etmek * utandı rmak. mahcup etmek. yenilmiş k. z lan böbrek biri. kuyruğ kalıve kı zehirsiz ve zararsıbir yı (Eryx). böbür * Kandaki zararlı maddeleri süzen. a gibi bozuş ma * Bozuş iş mak i. k. ı u n sa. bozuntuya uğ ramak * ş kı ğ kapı aş nlı a lmak. i. omurganısağ sol yanı bulunan çift organlardan her n ve nda . inde sı böbrek yağ ı * Kasaplıhayvanları böbreklerinin çevresinde oluş yağ k n an . un * Bozulmuş ş kalan bölümleri. bozum olmak * utanmak.bozuluş * Bozulmak işveya biçimi. karşklı ı bozulma içinde. bozuş ukluk * Bozuk durumda. açı bozuş uk * Araları lmı bozulmuş açı ş . böbrek üstü bezi * Böbreklerin üstünde bulunan. mahcup olmak. bozuş mak * Araları lmak. utanacak duruma düş mek. olan. böbreksi * Böbrek biçiminde olan. * Ş kı ğ düş aş nlı a me. bozumca bozuntu * Kurş renginde iri bir kertenkele. lı bozyürük * Üstü hafif benekli. lik. idrar salan. döküntü. i bozum * Bozulmak iş utangaçlı mahçupluk. böbrek taş ı * Böbreklerde oluş taş an . hormon niteliğ salgı olan bez (II).

böbürtü böce böcek * Eklem bacaklı n. böceklenmek *İ çinde veya üstünde böcek üremek. * Böbürlenme. yaş ş ve ı k cı . * Böcü. sarı u renkli. nına ayan mı böcekhane * Böceklik. entomolojist. böcek gibi * ufak tefek ve esmer (çocuk). böbürlenme * Böbürlenmek iş i. il nda ğ ı * Bu renkte olan. n muş hayvan sıfı ere. altı ları bacaklı u kanatlı vücutları . böcek yiyen. böcek çı karmak * ipek böceğyetiş i tirmek. böcekbaş ı * Osmanlımparatorluğ İ unda zabı görevlisi. böbürlenmek * Övünerek kabarmak. böcekle beslenen (hayvan veya bitki). haş * Kelebek. ta böcekçil * Böcek yiyen. * Böbürlenme. kurt ve tılıdında kalan küçük hayvancı verilen ad. uzunluğ 30-40 cm kadar olan.* Memelilerden. çoğ ve baş üs. nı. kurulmak. böcekkapan * Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya. böcek bilimi * Böceklerin yapını ayını hastalıyapı niteliklerini inceleyen bilim dalı sı. yı cı rtı hayvan (Hyrax syriensis). böbürlenmek * çok böbürlenmek. böcekçiller * Omurgalı hayvanlardan memeliler sıfı giren. entomoloji. yenilen bir deniz hayvanı sa skaçlı . rtı ş n ı klara *İ stakoza benzer. karada yaş hayvanlar takı . kı kı . sindirmeye elveriş olan bitkilerin ortak li adı . kibir. böceklenme * Böceklenmek iş i. böcek kabuğ u * Mor ile yeş arası ve metal parlaklında olan renk. derisi benekli. . böcek bilimci * Böcek bilimi uzmanı . göğ karıolarak eklemlerden oluş . sı ülkelerde yaş cak ayan.

deve) Bağ ı rmak. ların u böğ ürtme * Böğ ürtmek iş i. böğ ür * İ ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arası nsan ndaki bölümü. böcekli böceklik *İ çinde veya üstünde böcek bulunan. ğ a böcül böcül * Gözlerini iki yana oynatarak (bakmak). böceklenmiş . böğ ürmek * (öküz. yol kenarları kendiliğ nda inden yetiş dikenli ve çok yık bir çalı en llı . boş ür. böcelenmek * (tahı Böceklenmek. böğ ürtlen * Gülgillerden. ayakları ağ ikiş yla ı z parçaları çift olan eklem bacaklı sıfı üçer lar nı. böğ * Eklem bacaklı lardan. * Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet. birer. manda. gibi hayalî bir varlı verilen ad. böcelenme * Böcelenmek iş i veya durumu. böcekhane. l) böcü * Kurt. böğ ürtlenlik * Böğ ürtlen çalı nı çok olduğ yer. böğ ürtü . soluk sarı renkli. * İ böceğyetiş pek i tirilen yer. zehirli bir örümcek türü. göğ ve karıolarak üç bölgeye ayrı duyargaları baş üs n lan. böğ * Yan taraf. bahçe çitlerinde. böğ ürme * Böğ ürmek iş i.böcekler * Vücutları . hortlak vb. böğ böğ üre üre * Bağ ı rarak. böceksavar * Evdeki zararlı böcekleri savıöldürmekte kullanı ve ilâç püskürten sprey. böğ ürtmek * Böğ ürtmek iş yaptı ini rmak. kanatları er. * Bu bitkinin önce kı zı olgunlaş kararan mayhoş rmı iken ı nca yemiş i. * (insan) Anlaş ı bir biçimde yüksek sesle bağ lmaz ı rmak. * Böcek. p lan böceksiz *İ çinde böcek bulunmayan. diken dutu (Rubus caesus).

bökelik böldürme * Böldürmek iş i. alanı küçük oda veya kımlara ayı ince duvar veya tahta perde. ş ampiyona. iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğ veya üzerinde yaş nı idarî e. birinci olan (kimse). taksim. * Bölme ile ayrı ş lmıolan. * Böke olma durumu. alt tür kavramları ayı iş nı na rmak i. i rı bölen * Bir bölme iş leminde bölünen sayın kaç eş parçaya ayrı ğ gösteren sayı nı it ldını ı . parçalamak. * Büyük bir yeri. "a/b" anlatı . taksim etmek. * Birliğ bozulması yol açmak. rma. * Vücut yüzeyinde sırları herhangi bir bölüm.* Böğ ürme sesi. su baskı. in na * Bir niceliğiki veya daha çok eş parçaya ayı i it rmak. n aç lan bölme iş areti * Bölme iş leminin yapı ı ifade eden bölü "/" iş lacağ nı areti. * Ulusal veya uluslar arası yarı bir ş mada ilk dereceyi alan. bölmeç bölmek * Ambalâj içinde bulunan malları birbirinden ayı rmaya yarayan koruyucu parça. böldürmek * Bölmek işyaptılmak. böke * Kahraman. mı bölmeli bölü . ine ayan insanlarıaynı n soydan gelmiş olmaları göre belirlenen toprak parçası ntı na . için ş an bölgecilik * Belli bir bölgenin çı karları çalı durumu. * Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayı rmak. u. güçlü kimse. bölge * Sırları veya ekonomik birliğ toprak. böğ ürüş * Böğ ürmek iş i veya biçimi. ara kapı kapanı arı n veya hasarı nı n lar nca zanı n yayı nı lması önlemek için kullanı birbirlerinden ayrı ş lan lmıyerler. mı ka. * Cins kavramları tür. için ş ma bölgesel bölme * Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan. * Gemilerin içinde. ş ampiyon. i. taksim. "a bölü b" diye okunur. nahiye. sı ran * Bölmek iş lemi. oda veya sofa gibi büyük bir yerden ayrı ş lmıdaha küçük yer. * Kalı ağ gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrı tomruk. * Salon. * Bölmek iş ayı parçalama. nı belli bölgeci * Belli bir bölgenin çı karları çalı (kimse). * Bölme iş lemini gösteren iş aretin "/" okunuş taksim. yangı gibi durumlarda. ş ampiyonluk.

* Takı mlardan oluş üçü veya dördü bir tabur oluş an. kım. nı bölümlemek * Birçok ş arası birbirine eş veya benzer olanları ey nda. bölümleniş * Bölümlenmek işveya biçimi. bölen. it kümelere ayı rmak. * Canlı n bölümlenmesinde filumlarıbir araya gelmesiyle oluş birlik. münafı k. nı bölümlendirme * Bölümlendirmek iş sıflandı i. b" diye okunur. ı bölük * Bir bütünden ayrı ş lmıolan parça. i bölümlenme * Bölümlenmek işveya durumu. sağ sola doğ üçer üçer ayrı basamakları her bir üçlü na lan nı dan ru lan ndan takı . . bölümlendirmek * Bir ş bölümlere ayı eyi rmak. i bölümlenmek * Bölümlemek iş konu olmak. bölücü * Bölme iş yapan. lmı sı sı . turan ve öbür birliklerin temeli sayı birlik. sıflamak. bölücülük * Bölücünün yaptı işara bozuculuk. bölük pörçük * Bütünlüğ sağ ü lanamamıdurumda. * Bir siyasî partinin birliğ parçalamayı ini . bozmayı amaç edinen kimse. * Hizip. kım. sıflandı nı rmak. bölme amacı olan. bölüm * Bir bütünü oluş turan parçalarıher biri. i. ini * Bir topluluğ birliğparçalama. ine nı bölümsel * Bölünme ile ilgili. sı * Saç örgüsü. mı bölük bölük * Parçalara ayrı şkım kım. departman. kı smî. parça parça. lan * On kuralı göre yazı bir tam sayın. seksiyon. un * Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlıdalı eğ sağ k nda itim layan birimlerinden her biri. * Çağdevir. fesatçı u. departman. tasnif.* Bir bayağkesrin gösteriliş pay ile payda arası konulan yatay çizginin okunuş "a/b" kesri "a bölü ı inde na u. i nda . bölünebilme . tasnif etmek. n sı * Bir kuruluş yönetim birimlerinden her biri. * Bölme iş sonunda elde edilen sayı lemi . nı rma. ş bölükbaş ı * Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli. sıflanmak. ları n an bölümleme * Bölümlemek iş sıflama. ğ .

halkalara ayrı ş lmıolan. u bölünüş * Bölünmek işveya biçimi. bölünmek * Bir bütün. bölüş mek * İ veya daha çok kimse araları herhangi bir ş paylaş ki nda eyi mak. bölünmezlik * Bölünmez olma durumu. taksimat. bölüntü * Bölünmüş parça. parçalara ayrı lmak. * Hücrelerin. saf. * Budala. halka. i * Bölüş iş mek i. n oluş bölütlü bön * Bölütlere. * Bölüş paylaş me. taksim etmek. ayrı lamaz. üleş mek. * Fraksiyon. payı almak. kan n bölütlenme * Döllenmiş yumurtanı blâstulayı turuncaya dek art arda bölünmesi. . bölünmez * Parçalanamaz. bölüş türmek * Bölüş iş yaptı mek ini rmak. n * Zigotun bölünmesinden sonra embriyonda ortaya çı ve az çok birbirine benzeyen parçalarıher biri. eş lması gereken miktar veya sayı . bölüntüler * Bir bütünün ayrı ş lmıolduğ bölümler. * Bölünmek iş i. nı bölüş türme * Bölüş türmek iş i. bölüngü bölünme * Fraksiyon. i bölüş bölüş me * Bölmek işveya biçimi. belirli bölümlere. belli bir büyüklüğ varı eş bölümlere ayrı çoğ e nca it lı alması p . ma. * Yarı toplu olarak koş ş ta arken birbirinden ayrı lma. bölüş üm bölüt * Eklem bacaklı n vücudunu oluş ları turan yan yana dizili parçalarıher biri.* Kalansıbölünür olma durumu. z bölünen * Bölme iş lemine uğ lan sayı it bölümlere ayrı ratı .

börekçilik * Börek yapma veya satma iş i. saflı k. spanak gibi ş konularak piş eyler irilen çeş itli biçimlerde hamur iş i. bön bön bakmak * anlamayarak. . bönlük börek * Bön olma durumu. safça. itli börtük börtülme * Haş lanarak veya ateş biraz kı larak piş olan (ş te zartı miş ey). böreklik börk * Börek yapmaya elveriş olan. bönleş mek * Bön duruma gelmek. börek açmak * börek yapmak için hamurdan ince yufkalar hazı rlamak. * Genellikle hayvan postundan yapı başk. ş kış kıbakmak. * Açı ş lmıhamurun veya yufkanıarası peynir. kı ı n na. haş lamak. börttürmek * Börtmek işyaptılmak. i rı börtü böcek * Çeş böcekler. aptallaş mak. aş n aş n bönce * Budala. luk. yma. börek için ayrı ş li lmıolan. bönleş me * Bönleş iş mek i. saf (bir biçimde). lan lı börkenek * Geviş getiren hayvanları midelerinin ikinci bölümü. n * Yağ murdan veya soğ uktan korunmak için giyilen ucu sivri boş külâh. k. börtmek * Az piş irmek.bön bön * Budala ve safca bakarak. börttürme * Börttürme iş i. * Börtülmek iş i. k. börekçi * Börek yapan veya satan kimse. börtme * Börtmek iş i. budalalı aptallı sersemlik.

i * Bu bitkinin sebze olarak yararlanı yeş ürünü. böyle gelmiş böyle gider * her zaman böyle olmuş . infilâk etmek. böylece * Tam böyle. * Bu yolda. böylelikle * Bu yolda yürüyerek. böyle böyle * Böylelikle. böylelikle. sonunda. bir rkı * Hint kastları ilk kast. raş * kiş yaraş iş ilere an lemler uygulanı r. böylemesine * Bu biçimde. * Bir madde birdenbire gaz durumuna gelerek patlamak. bu biçimde olanı . Brahmanizm * Brahmanlı k. bösme bösmek böyle * Bunun gibi.börtülmek * Börtmek iş konu olmak. bu biçimde. nda * Bu kasttan olan kimse. ine börülce * Fasulyeye benzer bir bitki ve bunun göbeğkoyu benekli tohumu (Vigna sinensis). böylesi böylesine * Aş bir biçimde. gene de böyle olacak. * Sonunda. lan il * Bösmek iş i. o cümlede anlatı ş hoş lan eyin karş ı lanmadını ona ş ı ğ anlatı ğ veya ı aş ı ldını r. böylelikle. * Bu derece. buna benzer. böyle baş böyle tı a. bu yolda. "nası gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğ l" inde. * İ yapı bacakları ri lı . *İ çinde "ne". . * Bunun gibisi. paçalı tavuk ı . tüylü. böylecene * Böylece. bu biçimde. ı rı Br brahma Brahman * Brom elementinin kı saltması .

karı * Üstü kapalı ş kı olarak kullanı tek atlı . rı ları ması muş * Bir tür yapay mermer. i nda brifing brik brik * Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açı klama. tuğ biçimli yapı nçla la malzemesi. lı . hey" anlamı kullanı nda lı r. * Aferin. brezil brı çka briç * Önde çok yüksek bir oturma yeri. arkada da boylaması yerleş na tirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli. kı kafalı nı sa sa . branş bravo bre * "Ey. kın zak ı lan . kavkı kabuklu. seren yelkenli. birkaç top taş gemi. coş anlatı aş nlı ku r. * İ direkli. * "Vay" gibi ş ma anlatı aş r. lı branda bezi * Keten ve pamuk ipliğ inden sıve sağ dokunmuş k lam bez. Brehmen breş * Bkz. kömür tozu ve katran tortusundan bası elde edilen. * Linyit. Brahmanizm.Brahmanlı k * Kalım yoluyla geçen bir kast bölünmesine dayalı tı toplumsal bir kuruluş içeren Hint dini. briket * Linyit ve kömür tozundan bası elde edilen yakı nçla t. u braket * Dikiş çı kitapları sı na makine ile bez geçirme. briketçi . ki ı yan * (bilim için) Dal. astarlanmıbezden yapı halatlarla bir yere ğ ı ş lan. branda * Gemilerde tayfa ve erlerin yattı dikdörtgen biçiminde. kol. Brahman. yaş a!. yaylı araba. * "Be" yerine kullanı lı r. kemikli kıntı n kaynaş yla oluş kütle. * Baklagillerden bazı açlarıkı zı ağ n rmı boya çı lan odunu. * Doğ çimento ile lâvlı al . * Ş kı k. tutturulan asıyatak. * Tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatı na in ini r. hafif * Dört kişarası oynanan bir iskambil oyunu. yaylı arabası at . ten kan n rtı brakisefal * Kafatasın ön alt eksenine göre kı olan (kimse). * Briket yapan veya satan kimse.

haş il lanarak yemeğhazı i rlanan bir tür sebze. bronzlaş mak * Bronz rengini almak.909 olan. rmak lan briyantinli * Briyantinle süslenmiş . briyantin * Saçı parlatmak ve yatı için kullanı güzel kokulu bir madde. brokkoli brom * Küçük. bronzlaş ma * Bronzlaş iş mak i. ı ı rlı nda göllerde çok miktarda bulunan. bronz * Tunç. yeşyumrular hâlinde olan. briketleme * Briketlemek iş i. briketlemek * Briket hâline getirmek. bronz gibi * tunca benzeyen. Kı vı saltması Br. tunç renginde olan. briyantin sürünmüş . bronş çuk * Bronş n uç dalları her biri. pis kokulu. bromhidrik asit * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş HBr aside verilen ad. * Atom numarası atom ağ ğ79. bromhidrik * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş an. bazı 35. brizbiz brokar * Sı veya gümüş lemeli bir tür ipekli kumaş rma iş .97 olan kı zı u rmı renkli. * Pencerelerin çerçevesine. an bromür * Bromhidrik asidin tuzu veya eteri. ları ndan bronş it * Bronş bronş ve çukları iltihaplanması n . broş . yoğ unluğ 2. zehirli sı bir element. sı bronş * Soluk borusunun akciğ erlere giden iki kolundan her biri ve bunlarıdalları n . içeriden tutturulan ince perde. deniz suları az. bromürlü * Yapında bromür bulunan.briketçilik * Briketçinin iş i veya mesleğ i.

nda. biçimlerine girer. * Birlikte. zamanda veya söz zincirinde en yakıolanı n gösterir. risale. broş ür * Sayfa sayı az. bunda. bu türlü. bu abdestle daha çok namaz kı r lı nı * bir tutum veya davranın etkisinin sürekli olacağ anlatı ş ı ı nı r. beraber. yakmaç. bu haysiyetle * bu bakı mdan.* Kadı n takı kları iğ nları ndı süs nesi. buna. Bruxelles lâhanası * Bkz. bu kadar * bu denli. Brüksel lâhanası . Brüksel lâhanası * Ceviz büyüklüğ ünde bir lâhana türü. bu arada * Bu süre içinde. bu günlerde * içinde bulunduğ umuz zamanda. * Kabı darası karı ile çı lmadan tartı (ağ k). bu tarzda. sı brovning bröve * 7. * En yakı bulunan bir varlı veya biraz önce anı bir ş iş yolu ile belirtmek için kullanı (Çekim nda ğ ı lan eyi aret lı r sı nda bunu. bu cümleden * bunlar arası bunlar gibi. * Diploma.65 mm lik otomatik tabanca. bu kabil * bu gibi. Çokluk biçimi bunlar). vı tı rarak * Kesintisi yapı lmamı kesintisiz (para). brülör brüt * Sı yakıkolayca yanabilecek taneciklere ayı püskürten araç. bu gözle * bu anlayı ş la. ş . bu birkaç gün içinde. küçük kitap. Frenk lâhanası (Brassica oleracea gemmifera). lan ı rlı bu * Yerde. çeş idinden. bu gidiş le * bu biçimde. rası bu (veya ş kadar u) * bir sayı sonra gelerek o sayı artımiktarı dan dan k bildirir. bundan. . bu kabilden * gibi. ş ahadetname.

bunun için. bucak bucak aramak * her yerde aramak. buçuk buçuklu budak * (sayı üleş ve tirme sı ndan sonra gelir. lan bubi bucak * Küçük bir dokunma ile patlayan. buat * Elektrik akı devrelerinde birleş mı tirme yapmak veya akı bir veya daha fazla kollara ayı için mı rmak kullanı araç. e. bu sefer * Bu defa. n langı budak deliğ i * Tahtalardaki budak yerinin çı lması sonra açı boş karı ndan lan luk. *İ lçelerin. acı * Dal. an ı * Kenar. kamufle edilmiş bombadan oluş bubi tuzağteriminde geçer. ve yarı m. bucak bucak kaçmak * bir olay. tek baş kullanı fatları ı na lmaz) . bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri. * Dalı gövde içindeki baş ç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm. * Ağ n dal olacak sürgünü. kutu. çeliş ş ları iyor..bu kadar kusur kadı zı da bulunur kında * üzerinde durulmaya değ meyecek kadar küçük bir kusurdur. . nahiye. bu türlü * böyle. bu biçimde.. bu kez. bucak bucak * Her yerde. budak özü * Taze sürgün. bu meyanda * Bu arada. her yanda. bu ne perhiz bu ne lâhana turş usu! * sözleri ve davranı birbirini tutmuyor. her tarafta. bu sı a kar mı cağ dayanı r? * aş harcamalarla eldeki imkânları tükeneceğ anlatı ı rı n ini r. bu yüzden * bundan dolayı . bu meyanda * Bkz. bu arada. bir durum veya bir kimseyle karş mamaya çalı ı laş ş mak. köş yer. * Kesirli.

ine budatma * Budatmak iş i. dallanmak. ş ı budalacası na budalalaş ma * Budalalaş iş mak i. lsı budama budamak * Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacı ağ asma gibi bitkilerin dalları kesmek. budalalı k * Budala olma durumu. * Budamak iş i. budalaca * Budalaya yakır (biçimde). budanma * Budanmak iş i. Buddhist * Buddhizm dininden olan kimse. budalalaş mak * Budala duruma gelmek. budaklı * Budağolan. eyi budanı ş * Budanmak iş i veya biçimi. nı * (güreş Rakibinin ayakları bir ayak oyunu veya vuruş ile yerden kesmek. . azaltmak. budalalıetmek k * akı zca davranmak. budatmak * Budamak iş yaptı ini rmak. nı dalları kı nı saltmak. ı budala * Zekâca geri. * Zekâca geri olan kimse. yla aç. budaklanmak * Budak sürmek. * Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dalları kesmek. * Bir ş aş ölçüde düş eye ı rı kün. budala gibi davranmak. * Budalaca yapı iş lan . budalaca. budanmak * Budamak iş konu olmak.budaklanma * Budaklanmak iş i. te) nı u * Bir ş eksiltmek. budala budala * budala gibi.

n n ü ü Budist * Bkz. Buddhist. dil ve kültür ortaklı bulunan. ı raptan kurtulmak için var olmaktan vazgeçmek gerektiğ ileri süren. budun betimi * Etnografya. Buddha'nı ileri sürdüğ mistik dünya görüş ve din. *İ çinde bulunduğ umuz çağzaman. budun betimci * Etnograf. "ş iyi bil ki" anlamı kullanı unu nda lı r. bugünden yarı na * az zaman sonra. salt varlı koyarak onun insanda arzu biçiminde ileş bir düş ğ ı belirdiğ bundan da ı rabı doğ unu. ı rkiyat. ini. budun bilimci * Budun bilimi uzmanı . etnolog. bugün bana ise yarı sana n * bugün birinin baş gelen kötü bir durumun. budun kavim. bugünkü tavuk yarı kazdan iyidir nki . nda. bugünden tezi yok * hemen ş imdi. daha sonra baş nıda baş gelebileceğ hatı ı na kasın ı na ini rlatmak için söylenir. derhal. stı n duğ stı ini Hindistan ve Çin'de yaygı olan. bugün yapı lan. budunsal bugün * Kavmî. bugünkü günde *ş imdi. kavmiyat. . içinde bulunduğ umuz zamanda. bugün olan. bugünkü * Bugüne özgü. bugüne bugün * "unutma ki". budun bilimsel * Etnolojik. ş imdiki ş artlarda. millet. * Ulus. * bugüne değ in. *İ çinde bulunduğ umuz gün. *İ çinde bulunduğ umuz günde. etnik. budun bilimi * Etnoloji.Buddhizm * Tabiatüstü kiş miş tanrı üncesi yerine. boy ve soy bakı ndan da birbirine bağ insan topluluğ nda ğ ı mı lı u. * bugün yaş ayanlardan gelecek kuş aklara. * Araları töre. bugün yarı n * çok yakı nerede ise.

buğ daysı meyve * Çok ince olan kabuğ zarı ayrı u. buğ daygiller * Bir çeneklilerden. buğ ra * Erkek deve. ş . ayrıve çayı i day. eyler buğ day * Buğ daygillerin örnek bitkisi (Triticum). ekinlere zararlı böcek. buğ daysı meyve. iki hörgüçlü deve. buğ baş verince orak pahaya çı day ak kar * ihtiyaç duyulan ş değ kazanı ey er r. buğ daysı meyve. . mır.* sağ lanmıbir kazancıumulan daha büyük bir kazanca feda edilmemesini öğ ş n ütler. patates. buğ daysı tohum * Bkz. il. ı bir buğ güvesi day * Tahı zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella). sı k r otları . k buğ biti day * Yarı kanatlı m lardan. buğ rengi day * (ten için) Açıesmer. la buğ pası day * Pas mantarı gillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi). buğ daycı l * Bataklıyerlerde. buğ unu day * Yabancı maddelerinden temizlenmiş tavlanmıbuğ ve ş dayları tekniğ uygun olarak öğ n ine ütülmesiyle elde edilen bir ürün. * Bu mantarı buğ ve benzeri bitkilerin yaprakları oluş n day nda turduğ hastalı u k. ekin biti (Sitophilus granarius). buğ daysı * Buğ andı dayı ran. pancar tarlaları yaş göçücü bir kuş k nda ayan (Luscinia svecica cyanecula). bugünlük * Bugün için. buğ daysı tane * Bkz. * Bu bitkinin baş aktan ayrı ş lmıtanesi. ndan lmayacak derecede kaynaş ş mıolan tohum izlenimi veren bir kuru meyve. pirinç. arpa. çiçekleri baş durumunda büyük bir bitki familyası ak . çavdar. vücudu yeş başsiyah. örneğbuğ yulaf. k buğ sürmesi day * Buğ baş ndan oluş ilkel mantar (Tilletia tritici). buğ benizli day * Açıesmer. kamı bambu olan. day akları an * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. bugünlük yarı k nlı * çok yakı olması nda beklenen ş için söylenir.

buğ ulandı rmak * Buğ ulanması yol açmak. buharlaş u mak. buğ tutmak. buğ ulanma * Buğ ulanmak iş i. buğ mak ulaş * Buğ durumuna gelmek. buğ ulandı rma * Buğ ulandı rmak iş i. * Süzgün. buğ ulanmak * Üzerinde buğ oluş buğ ile kaplanmak. vı * Soğ bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğ mısı. u mak. na buğ ş ulanı * Buğ ulanmak iş i veya biçimi. ma. tephirhane. cak cak. uya * Bazı yemekleri buğ ile piş u irmek. u buğ ma ulaş * Buğ mak iş buharlaş ulaş i. . kekik ve baharat kullanı hiç su konmadan hazı larak rlanan bir et yemeğ i. * Buğ piş (yemek). domates. dalgı bakı olan (göz). buğ u ulanmı ş . sarı k anı msak. yaş. buğ üstünde usu * sı sı sı ğazalmamıdurumda. buğ buğ ul ul * Buğ çı u kararak. k sı lan yanı cak u i buğ evi u buğ kebabı u * Et. buğ ulama * Buğ ulamak iş i.buğ u * Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sı. buğ tıcı ulaşrı * Suyu buğ durumuna getirmek için kullanı (araç). lı buğ ur * Buğ ra. uda miş buğ ulamak * Buğ udan geçirmek. uk unlaş ş vı * Hastalıdolayıyla mikroplu sayı eş n sı buğ ile temizlendiğyer. n ş lı buğ buğ ulu ulu * Nemli. arpacısoğ . u lan buğ ulu * Üzerinde buğ bulunan. dolu dolu. caklı ı ş buhar * Isı etkisiyle sılarıve bazı ları dönüş vı n katı n tükleri gaz durumu.

buhran geçirmek * bunalı geçirmek. kriz. m. buğ mak. buharlaşrmak tı * Bir sıyı vı kaynatarak buhar durumuna getirmek. buhar makinesi * Buhar bası yla iş ncı leyen makine. buhar olmak * yok olmak. buharlı * Buharı olan. kaybolmak. ş an buharlı tren * Buhar gücüyle çalı tren. nlaş buharlaşrı tıcı * Buharlaş iş ma lemini gerçekleş alet. ş an buharlı tma ı sı * Buharıtaş ğıdan yararlanarak yapı ıtma. tebahhur. ı buharlaş ma * Buharlaş iş buğ ma. buharlı gemi * Buhar gücüyle çalı gemi. * Buhar gücü ile çalı ş an.buhar kazanı * Buhar elde etmekte kullanı kazan. ş an buharlı ütü * Çı ğbuharla kuru çamaş ütülemeye hazıduruma getiren ütü. tiren buharlaşrma tı * Buharlaşrmak iş tı i. buharlayı cı * Buhar hâline getiren (makine vb. n ı ı dı sı lan sı buharlı makine * Buharla çalı makine. kardı ı ı rları r buhran * Bunalı bunluk. hayaller içinde kalmak. tebahhur etmek. mak i. ulaş buharlaş noktası ma * Bir sınıkaynatı sonucunda buhar durumuna geçme derecesi.). m . lan buhar kurutucusu * Buhar içerisindeki su damlacı nı ran ve kuru buhar elde edilmesini sağ kları ayı layan araç. buhar valfı * Buharlı nma sisteminde. kalorifer dairelerinde buhar akını ı sı ş kesmeye ve dengelemeye yarayan alet. ulaş * Dalgı mak. vın lma buharlaş mak * Buhar durumuna dönüş mek. * Bir sıyı damlacı durumunda damı vı ince klar tmak.

* Güzel koku. demir köstek. bukağ k ı lı * Hayvanlarıayağ bukağtakı yer. görüş değ tiren kimse. buji * Patlamalı motorlarda gazı tutuş turmaya yarayan elektrikli araç. a ı bukağ ı lı * Ayağ bukağbulunan. . ı bukağ ı lama * Bukağ ı lamak iş i. * Kaçmaması hayvanları ayağ takı zincir. tütsü. rayiha. maddeler. bukanak buke * Ayak. lan aç buhurdan * Buhurluk. 20-30 cm boyunda. buhranlı * Bunalı . ı . * Çı na göre davranını karı ş . bukağ ı lamak * (hayvan için) Ayağ bukağtakmak. renk değtirmesiyle ünlü sürüngen türü. kaya keleri (Chamaeleo iş chamaeleon). lan buhurluk *İ çinde tütsü için kullanı maddeler yakı kap. bukağ ı * Ağ cezalı n ayakları takı ucuna pranga bağ ı r ları na lı p lanan demir halka. ı ünü iş bukalemun gibi renkten renge girmek * sürekli düş değtirmek.buhrana tutulmak * buhran geçirmek. için n ı na lan bukağvurmak ı * bukağtakmak. buhurdanlı k * Buhur yapmak için kullanı araç. ı nda ı * Bilekleri beyaz olan (hayvan). lan lan buhurumeryem * Tavş ankulağ siklâmen. mlı buhur * Dinî törenlerde yakı kokulu ağ vb. bukalemun türlerini içine alan bir familyası . bilek. n ı na ı lacak bukalemun * Bukalemungillerden. ünce iş bukalemungiller * Sürüngenler sıfın renklerini bulundukları nını yerin rengine uyduran. hareketleri yavaş .

* Kirletmek. pı nar. ı n rası lması lan * Sulu. bir ş bir kimseyi) bulmak eyi. . * Bulamak iş i. bula bula bunu (onu. rmak i yapı bulandı rmak * Bulanması yol açmak. vrı vrı bukleli * Kı mları (saç). * Küçük lüle durumunda. vı * Bu koyulukta yapı çeş hamur yemekleri. amca veya dayı sı karı. * Tiksindirici. lan itli * Karık. cık hamur. * Kaynak. * Bu iplikten dokunmuş (giyecek). bulada bulak bulama * Büyük piliç.buket bukle * Çiçek demeti. * Bükülmüş iplik. bir nesneyi baş bir maddeye ka batı rmak. oradan buradan toplanmı ş ı ş . kı mlı vrı saç. bulandılmak rı * Bulandı iş lmak. * Genellikle üzüm ş nıkaynatı ile yapı koyu pekmez. bukleli (saç). bukran bul bula bulamaç bulamak * Bir nesnenin her yanı bir ş değ nı eye direrek üstünü onunla kaplamak. vrı olan buklesiz buklet * Kı mları vrı olmayan (saç). bukle bukle * Kı m kı m. bulanması sağ na nı lamak. n ğ ı rpı sı * Yalnıiki geniş z yüzü testere ile düzeltilmiş tahta. * Yenge. * kötü bir raslantı anlatmak için kullanı yı lı r. * Saraçlarıkullandı yün kı ntı. bulandıcı rı * Bulantı veren. * var olanları en değ n ersizini seçmek. nefret uyandı ran.

duru olmayan. net olmayan.* İ veya daha çok ş birbirlerinden fark edilmeyecek biçimde karı rmak. ine bir eyle * Duruluğ yitirmek. * Açıseçik görünmeyen. kası an. ğ ve klını ı ı * (iç. * Yapı sulu. anlamsı fersiz. ş yası * Bulaş ş mıolan. * Niteliğtam anlaş i ı lmayan. ler ma ş kanlı ı bulaş bezi ı k * Bulaş ı yı kları kamak için kullanı bez. her yanı ş kaplanmak. ş * Bulutlu. bulaş hastalı ı cı k * Mikrop yolu ile yayı hastalı lan k. ki eyi ş tı bulanı k * Bulanmıolan. bulantı * Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum. klaş i bulanı mak klaş * Bulanıolmak. kalı . z. bulaş ı k * Yiyecek veya içecekte kullanı yı lan kanmamımutfak eş veya kap kacak. bulanı kça * Biraz bulanıolan. ntı bulaş adam ı k * Yolsuz. k bulanı tı klaşrmak * Bulanıduruma getirmek. k bulanı ş bulanma * Bulanmak işveya biçimi. i * Bulanmak iş i. bulanmak * Bulamak iş konu olmak. uygunsuz iş yapan. ş kan. bulantı vermek * (içini. mide içi) Bulantıolmak. sı * Karı ş mak. k * (bakı için. Donuk. ş ) z. lan bulaş deniz ı k . kapalı . unu * Parlaklını açı ğ yitirmek. bulaş sri. sataş alı ğolan kimse. bulaş ı cı * Birinden baş na geçen. k bulanı k klı * Bulanıolma durumu. k bulanı ma klaş * Bulanı mak işveya durumu. çok duru olmayan. midesini) bulandı rmak. * İ etki.

yapı tı ı ş kan. uygunsuz.* Mayıtehlikesi olan deniz. bulaş makinesi ı k * Bulaş yı ı kamaya yarayan alet. kan bulaş ma * Bulaş iş mak i. lmak i bulaş ı lmak * Bulaş iş konu olmak. ş kanlı ı bulaş k kanlı * Bulaş olma durumu. ş . k lan bulaş suyu gibi ı k * (sulu yiyecek ve içecekler için) kötü hazı rlanmı tadı olmayan. üzerine sürülen bir ş yüzünden kirlenmek. lan. n bulaş deterjanı ı k * Bulaş tozu. ı k bulaş eldiveni ı k * Bulaş yı ı karken kullanı plâstikten yapı şgeçirimsiz eldiven. k lan lmı bulaş gemi ı k * Tayfaları veya içindeki yolcular arası bulaş hastalıbulunan gemi. tma i bulaş ı kçı * İi kirli kapları kamak olan kimse. otel gibi yerlerde bulaş yı ş la. ma. kirli iş . ı k bulaş ı lma * Bulaş ı işveya durumu. k lan bulaş k ı klı * Bulaş olma durumu. ı kamaya ayrı özel bölüm. bulaş mak * Bir nesne. ş yı bulaş lı ı k kçı * Bulaş nıiş ı n i. nda nda ı cı k bulaş iş ı k * Yolsuz. * Sataş kavga etme alı ğolan. tuzu bulaş tozu ı k * Bulaş ı yı kları karken kullanı temizleme ve arı özelliğbulunan toz. kçı bulaş ı khane * Kı okul. sirayet etmek. bulaş suyu ı k * Bulaş yı ı karken kullanı su. mak ine bulaş kan * Bulaşğyerden kolay temizlenemeyen. ey *İ stenilmeyen bir madde bir ş sürülmek. k) . k bulaş makinesi tuzu ı k * Bulaş makinelerinde suyun içinde veya yı ı k kananları üzerinde kireç kalı ları yok eden kimyasal n ntı nı bileş im. eye * (hastalı Geçmek.

tı karı . buldurma * Buldurmak iş i. * Bulaşrmak. buldurtmak * Bulması veya buldurması sağ nı nı lamak. mak. iri ve güçlü bir köpek türü (Canis familiaris k. netice. bı ı yıp ran. bulaşrı tılma * Bulaşrı iş tılmak i veya durumu.* Çatmak. buldurtma * Buldurtmak iş i. buldumcuk olmak * bir ş sonradan ulaş ş eye ı ı nca marmak. bulgari * Dört telli bağ lama. Bulgaristanla ilgili olan. Bulgar * Slâvlarıgüney kolundan olan bir halk veya bu halkısoyundan olan kimse. ndan bulgu * Var olduğ hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çı u karma iş bu iş sonunda elde edilen ş i ve in ey. rtı bir buldukça bunar (veya bulmuş bunuyor) da * bulduğ yetinmiyor da daha çoğ istiyor. uyla unu buldumcuk * Sonradan görme. tı Bulgaristanlı * Bulgaristan halkı olan ( kimse). Bulgarca * Bulgar dili. molosus hibernicus). buldozer * Önündeki geniş çakla toprağsırıengebeleri kaldı tekerlekli veya tı llı yol makinesi. burnu bası alt çenesi üsttekinden uzun. buldurmak * Bulmak iş yaptı ini rmak. n n * Bulgaristan'a özgü olan. bulaşrı tılmak * Bulaşrmak iş konu olmak. *İ stemeden veya rastlantı sonucu bir iş karı e ş mak. tı i bulaşrmak tı * Bulaş na yol açmak. sataş tedirgin etmek. ması bulatmak buldok * Köpekgillerden. tı ine bulaşrma tı * Bulaşrmak işveya durumu. * Araşrma verilerinin çözümlenmesinden çı lan bilimsel sonuç.

allak bullak. bulgusal yöntem * Öğ retilmek istenen ş öğ eyi. ve bulgur * Kaynatı kurutulduktan ve kabuğ çı ldı sonra kılan buğ lı p u karı ktan rı day. soğ tereyağve salça kullanı hazı an. bulgurcu * Bulgur yapan ve satan kimse. dairesel görünüş parçacı lü klardan her biri. ı larak rlanan bir çorba türü. i . bulgurlu pilâv * Bulgurla piş irilen pilâv. bulgurculuk * Bulgurcunun işveya mesleğ i i. rencilerin kendilerinin bulması sağ nı layan öğ retim yöntemi. bulgur çorbası * Domates. nakıgibi lerle raş aka bulgusal * Bulguyla ilgili. araz. bulgurcuk * Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük. Bulgurlu'ya gelin mi gidecek? * gereğyokken ivedi ve sürekli olarak dikiş ş iş uğ anlara ş yollu söylenir. bulgurlanma * Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayrı lma. an bulgur bulgur * Bulgur tanesi gibi. * Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaş olayı ması . * Sert ve ufak taneler durumunda yağ kar. taze biber. bulgurlama * Bulgurlamak iş i. ğ ı bulgulama * Bulgulamak iş i. bulgur. semptom. bulguya ait. bulgurlu köfte * İ bulgurla yoğ nce rulmuş köfte. bullak bulma * Bkz. bulgurluk * Bulgur yapmaya elveriş li. un. * Bulmak iş i. ebe bulguru. .* Vücuttaki iş levsel bir bozukluğ hastalın belirlenmesine yarayan olgu veya olay. bulgurlamak * Bulgur tanaleri gibi küçük parçalara ayı rmak. * Yeni olayları bilgileri bulma yöntemi ve öğ ve retisi. bulgulamak * Yeni olayları bilgileri bulmak.

bir ş elde etmek. kusur için) Yüklemek. * (bir yerde) Olmak. yaratmak. bir buluş eyi yapan kimse. erinlik. ı laş eyi * Kaybedilen bir ş yeniden ele geçirmek. * İ kez yeni bir ş yaratmak. eş benzersiz. bulûğ ermek a * erinleş mek. * Bir yer. e. icat etmek. buluş * Bulmak işveya biçimi. buluntu * Kazı araşrmalarla ortaya çı lmıolan. * (kabahat. duygu. manyetik dalgaları nları bulmaya yarayan araç. * Eksik etmemek. * Sağ lamak. mayı . * Sokakta bulunup alı çocuk.bulmaca bulmak * Çeş biçimlerde düzenlenen ve düş itli ündürerek. * Bulunmaz. eyle. * Konu. uygun saymak. suç. eyi * Varlı bilinmeyen bir ş ortaya çı ğ ı eyi karmak. * Eriş mek. nı yrı n leniş . * Hatı rlamak. * Gazları . lk ey * Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaş veya yöntem geliş ma tirme. kâş if. bulucu bulûğ * Erin olma. ya * Seçmek. lk ey *İ stenilen ş kavuş eye mak. düş ve hayalde baş ünce kaların etkisinden sı larak. icat. bir ş bir kimse ile karş mak. aratarak buldurmayı amaç edinen oyun. bulûğ ı çağ * Ergenlik çağ ı . bulunmaz Hint kumaş ı * çok az bulunduğ ve çok değ olduğ sanı ş u erli u lan ey. bazen de rast gelinerek bulunan eski çağ veya tı karı ş lardan kalma eş ya. i * İ defa yeni bir ş yaratma. güç bulunan. keş fetmek. bulunma * Bulunmak iş i. temin etmek. * Cezaya uğ ramak. mak. ine * Herhangi bir durumda olmak. * Herhangi bir görüş bir yargı varmak. * Bir ş bulan. bulundurmak * Var olması. * Arayarak veya aramadan. icat. hazı nı r bulunması sağ nı lamak. nan bulup buluş turmak * çaba göstererek sağ lamak. bir noktaya eriş ulaş mek. bunlarıiş inde yeni bir yol tutma. bulundurma * Bulundurmak iş i. bulunmak * Bulmak iş konu olmak. radyoaktif mineralleri. nail olmak. siz. detektör. baliğ olma.

ş ı * Uzayda ekseni çevresinde yavaş dönen. hüzünlenmek.buluş hakkı * Bir buluş veya o buluş uygulama alanı kullanma hakkın bir kimseye ait olduğ gösteren belgeye un u nda nı unu karş k kazanı hak. ngan bulvar . buluş yeri ma * Buluş ulacak yer. bulutlanmak * Bulutlarla kaplanmak. nebülöz. buluş turmak * Bir araya gelmelerini sağ lamak. ı laş * Önceden belirlenmiş yer ve zamanda bir araya gelmek. bir araya getirmek. çok alı olmak. bir * Kavuş mak. karş mak. açı berrak. yla an. * Kederlenmek. mak i yapı bulut * Atmosferdeki su damlacı ve buz taneciklerinin görülebilir yoğ kları unluk kazanması oluş biçimleri. ş . buluş mak * Bir araya gelmek. * Üzerinde bulut varmıgibi bulanıgörünen. ı lı lan buluş ma * Buluş iş mak i. k. bulutsu bulutsuz buluttan nem kapmak * en küçük bir ş eyden alı nmak. bulutçuk * Küçük bulut. yükseklikleri ve yol açtı hava olayları birbirinden ayrı yınlar. an un ğ ı * Keder. buluş ulmak * Buluş iş lmak. bulutlanma * Bulutlanmak iş i. ça zgı muş ğ ı * Bulutu bulunmayan. bulut gibi * çok sarhoş . endiş e. kı n gaz ve tozlardan oluş gök varlı. buluş ulma * Buluş ulmak iş i. kları yla lan ğ ı * Herhangi bir ş eyden oluş yoğ yın. bulutlu * Bulutlarla kaplanmı bulutlanmı ş . ş k * (bellek için) Karık. net olmayan. buluş turma * Buluş turmak iş i.

* Bunağ benzer. ı rsağ er. bunalı geçirmek m * herhangi sebeple oluş bunalı yaş an mı amak. yeniden raktı nı seçip alarak. bumlama * Bumlamak iş i. çalı gücünün azalması ş ma gibi sebeplerle ortaya çı iktisadî durum. biraz bunak.* Ş içinde ağ . bumburuş uk * Çok. bunalı düş ma mek * ruhî bakı mdan gerginlik veya sıntı kı içine girmek. satıdeğ mesi. matuh. bumbar * Büyükbaş küçükbaş ve hayvanları kalı bağ ı n n ı . ateh getirmiş ş olan (kimse). * Tehlikeli sonuç doğ urabilecek gerginlik. bunak gibi. kriz. bunak bunakça * Bunamıolan (kimse). birdenbire olan fizyolojik değiklik. a * Bunağ yakır (bir biçimde). * Bir hastalı iyileş veya ölümle sonuçlanan. bun * Sınt ı kı . buhran. a ş ı * Bunak olma durumu. kan * Ruhî yönden sonucu tehlikeli olabilecek durum. geniş ehir açlı cadde. iyice buruş olan. iyilerini seçmeye baş ş önce beğ lamı ken enmeyip bı kları da sonradan. lı f. bumlamak * Lâstik tı rnakların janta iyi oturmaması dolayı n iç lâstik üzerine basması nı ndan jantı sonucu lâstik patlamak. buna * Bu zamirinin yönelme eki almıdurumu. lan * Soğ un girmesini önlemek için kapı pencere aralı na takı içi pamuk dolu. i bunalı ş * Bunalmak işveya biçimi. uzun bez kı uğ ve kları lan. i . kta me iş * Çoğ unluğ iliş satı alma gücünün durması ş erlerinin düş a kin n . bunaklı k bunalı m * Doğ bir süreçte birdenbire oluş aykılı bunluk. muş bumbuz * Çok soğ uk. al an rı k. ağ vrı rlatı ğ ı açtan yapı bir av aracı lma . gerginliğolan. buhran. bunalı mlı * Gerginlik. bumerang * Kı k bir sopaya benzeyen ve fı ldında geri dönen. kriz. sıntı kı veren. yma. kriz. ş buna değ (idi) buna değ di medi (idi) diyerek * birçok ş arası ey ndan. rsağ * Bu bağ a ciğ kı pirinç veya bulgur doldurularak yapı yemek.

genellikle tahtadan yapı şveranda ile çevrili ev. . bunamak * Frengi. bunda * Bu zamirinin kalma durumu. kı . daha iyisi olamaz. bunda bir iş var * olayıbir iç yüzü. lmı . bunalmak * Soluk alması güçleş mek. * Bu kadar. ateh. bu denli. * Epey. bunaltma * Bunaltmak iş i. ev. bunaltı lmak * Bunalması yol açı na lmak. na bunama * Frengi. kanması iç sebeplerle zihnî bağ kopmak. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. durumun gizli bir yönü var. * Genellikle tahtadan yapı ş katlı lmı tek . iç kı sı bunaltı cı * Boğ sıcı kı veren. kı. bunayı ş bunca * Bunamak iş i veya biçimi. bundan iyisi can sağğ lı ı * bu en iyisidir. bunaltmak * Bunalması yol açmak. kma ş bundan böyle * bundan sonra. çok. sıntı bunaltı lma * Bunaltı iş lmak i veya durumu. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. n bundan * Bu zamirinin çı eki almıdurumu. * Çok sılmak. bungalov * Hindistan'da tek katlı .bunalma * Bunalmak iş i. kanması iç sebeplerden ileri gelen. kı bunaltı * Sınt ı sıntı. gibi ı ntı ateh getirmek. çok tedirgin olmak. ucu. zihnî gibi bağ nıkopması ı n ntı . buncağ ı z * Bunun gibi.

bungun * Sınt ı kı lı . kma nda tüğ ldı ı * Çok yakıve belirli bir yeri gösterir. buracı kta burada buradayı diye bağ m ı rmak * göze çarpacak bir yerde bulunmak. * Beğ enmemek. burağ an buralar * bu yerler. kı . . bunun burası * dikkati çekmek için "burasıanlamı kullanı " nda lı r. * Sınt ı kı lı . buralı * Bu memleketli. koku gibi havada yayı ş için) Pek çok. bu yerin halkı ndan. küçümsemek. * Güçlü esen rüzgâr. buram buram * (duman. ş bunun * Bu zamirinin tamlayan durumu. bunlar * Bu zamirinin çoğ eki almıdurumu. lan eyler burası * Bu yer. * Bunun böyle olduğ bakmayarak. * Bunalı sıntı m. una bura * (bu ve ara kelimelerinden) Bu yer. n * Bu yerde. ul ş bunlu bunluk bunmak bunu * Bu zamirinin belirtme eki almıdurumu. buradan * Buradan. bura. bungunlaşrmak tı * Bungun hâle getirmek. burdan biçimlerinin kullanı ğda görülür. azı msamak. * Kalma ve çı durumları orta hecenin düş ü ve burda. bununla birlikte * Buna ek olarak.

ndan e eli kı sı * Zodyak üzerinde yer alan on iki takı yı za verilen ortak ad.54 cm) olarak çevresini belirten birim. ine burgulu * Burgusu olan. girdap. burgulamak * Burgu ile delmek. lak. ır. telleri germeye yarayan mandal. taneleri hayvan yemi olarak kullanı yık bir yem bitkisi (Vicia ervilia). ı ğ ak. lan llı * Bu bitkinin mercimeğ benzeyen tanesi. burgaç burgata burgu * Anafor. Aslan. k) it klarla dağ ldı kuş \343 Zodyak. tirbuş pa on.burcu * Güzel koku. delik açmak. burdurmak * Burmak iş yaptı ini rmak. . Balı eş aralı ak. Yay. lı * Tı çekmeye yarayan. Boğ İ i a. * Yerin orta ve derin katmanları inebilmeyi sağ na layan delici alet. n * Tahtada belirli delik açmaya yarayan delgiye takısarma. e burç burçak burçlar kuş ı ağ * Gök küresinde tutulma çemberinin geçtiğve üzerinde on iki burçun (Koç. Akrep. * Telli sazlarda. dört köşveya çok köş kale çıntı. yuvarlak. Yengeç. burgu makarna * Burgu biçiminde dökülmüş fınlanmımakarna. kizler. ucu sivri ve helis biçiminde demir alet. Oğ Kova. burgulanma * Burgulanmak iş i. tı ı burdurma * Burdurmak iş i. tı burcu burcu * (koku için) Güzel güzel. pek güzel. m ldı * Ökse otu. yivli. burcumak * Güzel koku yaymak. burgu ile delinmek. * Baklagillerden. burgulanmak * Burgulamak iş konu olmak. * Tel ve bitkisel halatlarıpus (2. ve rı ş burgulama * Burgulamak iş i. kargacıburgacı k k. çelik alet. keskin. burç * Kale duvarları daha yüksek. Baş Terazi. burgacı k * Bkz.

ş burhan * Kanı t. ine * Vücuttaki organlardan biri birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek. üzmek. nı burjuvaca * Burjuva gibi. burkmak * Burarak çevirmek. * Sarıburma tatlınıbir adı ğ ı sın . burjuvazi burkma * Burkmak iş i. burkulma * Burkulmak iş i. burkucu burmak . nda e burma * Burmak iş i. * Acı vermek. * Burgulanmamıolan. * Üzüntü duymak. . ini * Üzücü. nı burjuva edebiyatı * Orta sıf halk kesimine hitap eden edebiyat. burkulmak * Burkmak iş konu olmak. * Belgit.* Burgulanmıolan. iğ etme. * Burularak yapı ş lmıbilezik. burlesk * Sanat alanı ve özellikle edebiyatta rastlanan. burjuvaya yakı biçimde. burjuva *Ş ehirlerde yaş ayan. eyi * Burjuva sıfı nı. * Yaş burularak kurutulan ot. burularak yapı şkı lmı lmı vrı ş . kent soylu. m diş * Musluk. * Hadı etme. ş burgusuz * Burgusu olmayan. * Burkulmak. kent soyluluk. * Bir ş iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek. komikliğ dayanan bir tür. * Burkma iş yapan. ş an burjuvalı k * Burjuva olma durumu. özel imtiyazlardan yararlanan ş ehirli. * Eğ rilmek için bükülmüş yün. iken * Kuru incir. * Orta sıftan olan kimse. * Burulmuş .

* Hadı etmek. burnuna girmek * birine çok sokulmak. çok huysuz olmak. ini . burnu büyümek * kibirlenmek. bağ ı Sancı rsak) mak. burnundan solumak * çok öfkelenmiş olmak. ünü * umduğ bulamamak. m diş * Ağ kekre tat vermek. burnu büyük * kibirli. ri burnu bile kanamamak * tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak. amacı ulaş unu na amamak. büyüklenmek. za * (mide. gururundan vazgeçmek. burnundan düş bin parça olmak en * çok asısuratlı k olmak. uzaklaş ndan mamak. * Üzmek. burnunu kı rmak * birini güç durumda bı rakarak büyüklenmesini veya direniş yok etmek. burnu kılmak rı * büyüklenemez duruma gelmek. burnu havada (veya kaf dağ ı (olmak) nda) * çok kibirli (olmak). burnu havada * kendini çok beğ enmiş (olmak). sıntı kı vermek. burnu sürtülmek (veya burnu sürtmek) * sıntı kı çektikten sonra daha önce beğ enmediğbir durumu kabul etmek. burnaz * İ ve uzun burunlu. kibirli. burnundan (fitil fitil) gelmek * elde ettiğgüzel ş sonradan gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak. i burnu yere düş almaz se * kendini beğ enmiş . na ı burnunu çekmek * sümüğ çekmek. i ey. burnundan yakalamak * birini yönetimi altı almak. burnundan ayrı lmamak * yanı gitmemek. kaçamak bulamayacağduruma getirmek. burnundan kı rmamak l aldı * kendisine hiç söz söyletmemek. iğ etmek. burnunda (veya gözünde) tütmek * çok özlemek.

t düş burnunun ucunu görmemek * çok sarhoş olmak. buruk * Burulmuş olan. gücenmiş (kimse). n n burslu burssuz burtlak buru * Sancı . bursu olmayan. k * Bu amaçla vakfedilmiş paranıveya malıgeliri. burnunun yeli harman savurmak * büyüklenmek. burnunun dibi * çok yakı. * Uygun olmayan ş artlar sonucu dönerek büyüyen ağ n kerestesi. * Burs almayan. * Alı narak küskünlük gösteren. burs * Bir öğ rencinin öğ renimini yapması bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artı veya rması belli bir süre devlet için veya özel kuruluş larca. çok üzülmek. * çok öfkelenmek. burukça * Tadı biraz buruk olan. * Tadı kekre olan. iyice yaklaş mak. * Taşk. acı * Burs alan. lı lı k buruk buruk * Buruk bir biçimde. buruklaş ma . nı burnunun dibine sokulmak * çok yaklaş mak.burnunu sı canı kacak ksan çı * çok zayıve güçsüz kimseler için kullanı f lı r. bursu olan. burnunun direğsı i zlamak * (maddî veya manevî) çok acı duymak. ödenen aylıpara. kibirlenmek. çalı yer. burnunu sokmak * gerekmediğhâlde her iş karı i e ş mak. buruntu. burnunun dikine (veya doğ rusuna) gitmek * öğ dinlemeyerek kendi bildiğgibi davranmak. üt i burnunun direğkılmak i rı * çok pis bir koku duyarak tedirgin olmak. burnunun ucundan ötesini (veya ilerisini) görmemek * kı ünceli olmak.

burun otu * Burna çekilen tütün. kekrelik. küçümsemek. * Buruğ benzer. * Bazıeylerin ön ve sivri bölümü. gücenmek. a * Burulmak iş i. doğ lan. burukluk * Buruk olma durumu. * Küskünlük. birbirlerine çok yaklaş ı laş mak. önem vermemek. . rı * Alı narak küskünlük göstermek. k burun kırmak vı * önem vermemek. mak. burum burum * Burulmak fiili ile birlikte "çok fazla burulmak" anlamı kullanı nda lı r. burun boş lukları * Burun deliklerinden yukarı ru açı mukozayla kaplı luklar. n. enfiye. . boş burun buruna * Birbirine çok yakı ve yüz yüze. büyüklenme. * Sancı ağmak. burun deliğ i * Burnun iki boş undan her biri. buruklaş mak * Buruk durum almak. ş an ı acı i burulmak * Ekseni çevresinde döndürülmek. ş * Karanı özellikle yüksek ve dağk kılarda. n burun buruna gelmek * beklenmedik bir anda karş mak. lı yı ş * Kibir. buruksu burulma burulma dayanı mı * Elyafı bükerek kı nı rmaya çalı kuvvete karşağ n gösterdiğdirenç. luğ burun kanadı * Burun deliğ yan tarafı inin ndaki kabarıbölüm.* Buruklaş iş mak i veya durumu. beğ enmemek. türlü biçimlerde denize uzanmıbölümü. luğ ran burun şirmek iş * kibirlenmek. burun * Alı üst dudak arası bulunan. buruk gibi. * karş nda hissetmek. burun perdesi * Burun boş unu ikiye ayı bölme. gücenmiş lik. çıntı iki delikli koklama ve solunum organı nla nda kı lı . ı sı burun bükmek * beğ enmemek.

a. üzerinde kış ve katlamalar olmak. buruş turmak * Buruş duruma getirmek. Burundili * Burindi halkı olan (kimse). hoş lanmamak. . muş buruş ma * Buruş iş mak i. sancı ı bozukluğ . aş ı ağ lamak. burunlu * Herhangi bir biçimde burnu olan. i. uk * Ciltte oluş kış muş rık. buruş buruş * Çok buruş . burunsak * Hayvan yavrusunun anası süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başk. kı sı * Kendini beğ enmişonurlu. ü ş muş buruş ukça * Biraz buruş olan. pek düzgün olmayan. kibirli. buruntu * Buru. * Burunsak. uk buruş uk * Gerginliğ düzgünlüğ kalmamıburuş olan. ı buruş uksuz * Buruş u olmayan. n na burunluk burunsalı k * Burunsak. burunlamak * Dı ş lamak. buruş mak * Düzgünlüğ bozulmak. uğ busbulanı k . bağ rsak u. ü rık ı * (ağ ı Kekrelik duymak. buruş turma * Buruş turmak iş i.burun yapmak * üstünlük taslamak. ndan burunduruk * Hayvanları nallarken ırmaması dudakları kı rmaya yarayan kı yavaş sı için nı stı skaç. * Çıntı olan. uk buruş ukluk * Buruş olma durumu. ndan lı * Hayvanlarıburunları geçirilen ip. zda) * Tiksinmek.

* Çok bulanı k. inde ik busines klas * İlik orun. butik butikçi butikçilik * Butik iş letme iş i. * Hayvanları bacakların gövdeye bitiş olan dolgun. ş lı zlı * Çalı rmaya yarayan düğ ş tı me. buton buydurmak * Dondurmak. haksı k. öpme. buyma buymak * Buymak iş i. n. yası lan * Butik iş leten kimse. * Uzunluk. * Çok üş ümek. * Soğ uktan donarak ölmek. inde buselikaş iran * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. buse * Öpücük. etli bölümü. yası butaforcu * Oyun için gerekli sahne eş nı yası yapan uzman. * Yanlı k. buut * Boyut. butlan * Batı l olma durumu. * Geçersizlik. öpüş . * Yatakta ınmak için kullanı sı su torbası sı lan cak . çok üş ütmek. hükümsüzlük. * Giyim ve süs eş satı dükkân. buyot buyruğ altı girmek u na * bir kimse baş bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. nı ik butafor * Oyun için gerekli sahne eş . ka buyruk . buselik * Klâsik Türk müziğ on üç basit makamdan biri. ş but * Vücudun kalça ile diz arası ndaki bölümü.

* Almak. emretmek. buyrulmak * Buyurmak işyapı i lmak. buz bağ lamak . nda buyur buyur etmek * "buyurun" diyerek konuğ saygı içeri almak veya sofraya çağ u ile ı rmak. buyurma * Buyurmak iş i. lan *İ rade. emir. buyrulma * Buyrulmak iş i. eylemek' anlamı yardı fiil olarak kullanı nda mcı lı r. * Gelmek. buz alanı * Buzla. buyrultu * Sadrazam. emreden (kimse). buyruk verir gibi konuş k k an. buyurun cenaze namazı na! * hiç beklenmedik kötü bir durum karş nda. girmek. * Buyurun anlamı bir hitap sözü. gitmek. emrediniz. * 'Etmek. buyrukçu * Buyuran. buz * Donarak katı duruma gelmiş su. emir. buyurganlı k * Buyurgan olma durumu. emir veren. ferman. buyurgan * Sısıbuyruk veren. * Çok soğ bir etki uyandı ş veya kimseleri anlatmak için kullanı uk ran ey lı r. buyurucu * Buyruk. buyurmak * Bir ş yapı nı yapı eyin lması veya lmaması kesin olarak söylemek. düş üncesini bildirmek. vezir. demek. * söyleyiniz. geçmek. nı * Söylemek. sız?. buyur? * anlamadı sözünüzü tekrarlar mını m. beylerbeyi gibi yüksek devlet görevlilerince yazı buyruk.* Belirli bir davranı bulunmaya zorlayı söz. buyruk kulu * Emir kulu. ş yollu üzüntü anlatı ı sı aka r. ş ta cı * Egemenlik. buyuru * Buyruk.

* çok üş ümek. sır ı buzağ ı lama * Buzağ ı lamak iş i. aysberg. ı sı buzağ z ı sı * Buzağ olmayan. vı buz dağ ı * Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akı larla yer değtiren büyük buz parçası ntı iş . ı sı buz kesmek * çok üş ümek. k. lı buz kalı bı * Suyun belli biçimlerde donması sağ nı layan özel kap. buzla kaplanmak. buz tutmak * (sı için) üstünde buz oluş vı mak. buz kesilmek * buz gibi soğ umak. üzülecek bir durum karş nda donakalmak. etkisi çok az olacak bir iş yapmak. arada soğ kan. *şı aş lacak. . ukluk yaratan durum. buz durumuna gelmek. i * (et için) temiz ve yağ. buzağ mak ı laş * Buzağdurumuna gelmek. buz torbası * Tedavi amacı kullanı ve içinde buz parçaları yla lan bulunan plâstik bir torba. buzağ ı * Sütten kesilmemiş ğ yavrusu. * bir kimseye etki yapmayan sözler söylemek. ğ ı buzağ ma ı laş * Buzağ mak iş ı laş i. ı sı buzcu * Buz satan kimse. ve dik. buz gibi * çok soğ uk. buzağ ı lamak * (sır için) Yavrulamak. buz üstüne yazı yazmak * süresi. buz duvarı * Samimî olmamaktan ortaya çı arzu edilmeyen.* (sılar için) yüzeyi donmak. çukurluk. * (kötü nitelikler için) kesin bir gerçeğbelirtir. ı buzağ ı lı * Buzağ olan. donmak. buz yalağ ı * Yüksek dağ larda kalı kar ve buzulun birlikte oluş cı turduğ arkası yanları önü açı çember biçimli u.

glâsyolojist. * Buzdolabın içinde buz yapan bölme. utulan kap veya dolap. donmayı önleyen alet. kı açmak için yapı ş lmıgemi. aysfild. buzla * Deniz suyunun donması kutup bölgelerinde oluş buz alanı yla an . nlı buzlaş ma * Buzlaş iş mak i. uk ş an buzhane * Buz yapı yer. motorla çalı dolap. göl veya ı rmaklarda ulaş öteki gemilere kolaylaşrmakta kullanı buzları rarak yol ı mı tı lan. buzluğ an buzluk * Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi. * Televizyon ekranı . buz tutmak. * Buz içinde tutularak. saydam olmayan. * aradaki soğ ukluk. gerginlik ortadan kalkmak. dargı k. uk buzkı ran * Donmuş deniz. buz lamıolan. bozuk düzen çalı bir Yunan çalgı. buzlar çözülmek * buzlar erimeye ve kı rı lmaya baş lamak. bankiz. ş buzlu cam * Saydamlı giderilmiş ğ ı cam.buzculuk buzçözer * Buzcunun iş i veya mesleğ i. defroster. buzlanma * Buzlanmak iş i. buzlanmak * Buzla kaplanmak. * Buğ ulanmıgibi olan. buzdolabı * Yiyecek ve içecek gibi ş eyleri soğ olarak saklamaya yarayan. . lan * Soğ hava deposu. * Yiyecek ve içecekleri soğ utarak saklamak için kullanı buzla soğ lan. buzlaş mak * Buz durumuna gelmek. buzul bilimci * Buzul bilimi uzmanı . nı * Bağ lamaya benzer. * Buzu çözen. nan sı buzuki buzul * Kutup bölgelerinde veya dağ ları aş ı doğ ağ ağ yer değtiren büyük kar ve buz kütlesi. içine buz katı soğ larak utulmuş . buzlu * Buz tutmuş bağ ş . baş nda ağ ya ru ı ı r r iş cumudiye.

glâsyoloji. * Buzulu olmayan. lı p i büfeci * Büfe iş kimse. u dönemi. n ı yı ltıveya lar. an buzul taş * Buzullarıtaş p biriktirdikleri. * Bkz. eylerin satı tüketildiğyer. bücürlük Büdü büfe * İ sofra takı nıkonduğ dolap. pleistosen. buzul çağ ı * Dördüncü zamanı yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğ n. bücürleş mek * Bücür duruma gelmek. buzullaş ma * Buzul durumuna gelme. çine mların u * Toplantı yiyecek ve içeceklerin konulduğ masa. larda u * İ yiyecek türü ş çki. üzerleri çok kez parılı çizikli taş moren. ması laş ş buzul kaynağ ı * Buzulun eriyerek toprağ altı inen suyunu dı ya veren kaynak. leten * Bücür olma durumu. .buzul bilimi * Fizikî coğ rafyanıbuzulları yeryüzündeki iş n ve levlerini konu alan bölümü. altı rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak na üzerinde kalan kütle. * Geçmiş larda ve ş geniş çağ imdi veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı . bodur (kimse). ı na n ş arı buzul masası * Çevresindeki buzlar erirken. * Ufak tefek ve kı boylu. buzul dönemi * Buzullarıyayı ğdördüncü zaman. Edi ile Büdü. buzullaş mak * Buzul durumuna gelmek. buzullu buzulsuz bücür * Buzulu olan. sa bücürleş me * Bücürleş iş mek i. n ldı ı buzul kar * Bir buzulun oluş nda temel olan katı mıkar kümesi. buzul seli * Buzulun erimesiyle oluş sel.

bakı perdeli veya lü. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. açan karş . kırmak. * Vücudun bir bölümünü yanı ndaki bölüm üzerine kırma. ı tı * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. uz * Büve. büğ elek büğ eme büğ emek büğ et * Büve. i * Eğ mek. bühtan etmek * kara çalmak. * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. * Büğ emek iş i. iftira etmek. bük * Ovada veya dere kısı çalı diken topluluğ yında ve u. * Dönemeç. büğ lü * Küçük büğ soprano büğ alto büğ bariton büğ olarak dört türü bulunan. lü rdan. büğ rü bühtan * Bkz. vı * Birkaç tel ipliğburarak sarmak. eğ büğ ri rü. * Kara çalma. bükmek . büken büklük büklüm * Bükülmüşkı lmış . * Oynak kemikleri arası ndaki açı daraltan kasları genel adı ları n . u * Dönemeç. * Bükülmüş kaytan veya iplik. * Böğ ürtlen. lü. gölcük. vrı vrı bükme * Bükmek iş i. bük. büklüm büklüm * Çok büklümlü. lü. * Suyu önüne bent yaparak toplamak.büfecilik Bügdüz büğ e * Büfe iş letme iş i. vrı şeylerin oluş turduğ kat. pistonlu müzik araçların adı nı . kı m kı m. viraj. iftira. * Su birikintisi. vı * Sertçe çevirmek.

bükünlü * Türetmede ve çekimde kelime kökleri değikliğ uğ iş e rayan (dil). büktürme * Büktürmek iş i. büküm * Bükmek iş i. ine * (iplik için) Eğ rilmek. bükük bükülgen * Kolay eğ bükülen. * Döndürmek. bükülmek * Bükmek iş konu olmak. için) Bir defada eğ rilmiş miktarı ip . yün vb. bakı ndan iş air. fiil. vı bükücü * Ağ veya kontraplâkları pla veya elle bükerek ş veren kimse. kı m. insiraf. ilmiş olan. iş olması . bükünlü dil * Gramer görevleri ve yapı mı kelime köklerini değ tiren dil: Arapça fail. insirafî.* Katlamak. kırtmak. bükün * Gramer görevleri ve yapı mı bakı ndan. * Bükülmüşeğ . bükülüş * Bükülmek iş i veya biçimi. ş ş gibi. iir bükünme . bükülme * Bükülmek iş i. * Bükülmüş olan. aç kalı ekil bükücülük * Bükücünün işveya mesleğ i i. * Bir ş bükülmüş kat. büktürmek * Bükmek iş yaptı ini rmak. kelime köklerinin baş içinde veya sonunda türlü değ ikliklerin ı nda. bükümü olan. bükümü olmayan. eyin yeri. bükülgenlik * Bükülgen olma durumu. ilip * Bükünlü. vrı * (iplik. bükülü * Bükülmüş olan. * Eğ ilmek. bükümlü bükümsüz * Bükülmemiş olan. * Yönelmek. katlanmak.

büküş bülbül * Karatavukgillerden. an * Bağ ı rsakta olan ağ. sesinin güzelliğile tanı ş i nmıolan ötücü kuş (Luscinia megarhynchos).* Bükünmek iş i. bülbül gibi bilmek * çok iyi öğ renmiş olmak. * Bükmek iş i veya biçimi. ey bülbül gibi ş mak akı * güzel sesle. i. akı bülbülü altı kafese koymuş "ah vatanı demiş n lar. bülbül kesilmek * bir etki veya baskı nda çokça konuş altı mak. * Sesi çok güzel olan kimse. n ı na bülbülyuvası * Daire biçiminde. bülbül gibi konuş (veya okumak) mak * kolaylı konuş okumak. kla mak. neş konuş eyle mak. ş ı bülbülün çektiğdili belâsı i * ilerisi düş ünülmeden söylenen söz insanıbaş dert açabilir. viraj. . bükünmek * Kı lmak. yine de yurdunu özler. bülbül gibi söylemek * hiçbir ş saklamadan bildiklerini söylemek. bülbül çanağ ı * Çok ufak (kâse). bülbül gibi konuş turmak (veya söyletmek) * itiraf ettirmek. bülbülkonağ ı * Bir tür hamur tatlı. sı bülten * Özel veya resmî kurum ve kuruluş veya yetkili kiş lar ilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayı mlanan duyuru. m" * kiş yurdu dında ne kadar zengin olursa olsun. rı * Dönemeç. vrı * Ağdan. bükülmek. ortası çukur ve bu çukur yere piş tikten sonra dövülmüş Antep fı ğkonulan bir tür stı ı hamur tatlı. büküntü * Bükme sonucu oluş biçim veya iz. sı bülbülleş me * Bülbülleş iş mek i. * Dergi. bülbülleş mek * Bülbül gibi ötmek veya ş mak. itiraf etmek. sancı kı rı dan vranmak.

güçlü etkilemek. istilâ etmek. bürudet bürük * Duvak. basmak. ş ube. bürokrasi * Kı rtasiyecilik. kaplamak.bünye * Vücut yapı. mı * Baş örtüsü. bünye bakı ndan. bürümek * Sarmak. yazı * Danı ve yazı lerinin yürütüldüğ iş ş ma iş ü yeri. * Ham ipekten dokunan bir tür iç çamaş kumaş ı rı ı . * Soğ ukluk. ş an * Kı rtasiyeci. örtmek. * Kamu yönetimi ile ilgili. bürümcük * Ham ipekten dokunmuş giysi kumaş ı . * İ perde. * Çok. * Kamu yönetimi. bürülü bürüm * Bürünmüş . sı * Yapı . * Bölüm. bürünme . * Bünye olarak. kuruluş . * Yazı masası . bürüme * Bürümek iş i. * Çarş af. nce * Bürgüsü olan. ş ma . bürümcek * Koza gibi yumaklanmış şey. bürokratik * Kı rtasiyecilikle ilgili. bünyece bürgü bürgülü büro * Çalı odası hane. dürülmüşkatlanmıolan ş . * Atkı . bürokrat * Devlet dairesinde çalı görevli. ş ey. * Bürülmüş .

* Heykeltı lı baş göğ bazen de omuzları raşkta ı sü. büten bütün * Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı . * Bir görünüşgirmek. daki k * Ufaklı bozukluk olmayan (para). tamamı temelli. t olarak yararlanı HC formülündeki lan hidrokarbür gazı . yla. * Birlik. onaylayan ve bu iş lemlerin yapı na izin veren kanun veya karar. tamamen. bütan * Metal bidonlar içinde az bir bası altı sılaş yakı nç nda vı an. karımı rı ı irilen bir pilâv türü. biryan. biryancı . ine * Sarı nmak. örtünmek. bir kuruluş bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladı gelir ve un. bütün bütün * Büsbütün. bütçe yı lı * Bir bütçenin uygulanmaya baş ğgünden ertesi yı ladı ı l aynı güne kadar geçen süre. bürünmek * Bürümek iş konu olmak. içine alan sanat ürünü. tamamı yla. * Çok sayı varlıve nesnelerin hepsi. . bütünü. omuzlarla birlikte göğ üsten yukarı bölümü. iyice. baharat ve yağ ş yla fında piş an. e büryan * Bkz.* Bürünmek iş i. * Parçalanmamı ş . soğ domates. büryan pilâvı * Kemiksiz koyun eti. bütüncü ekonomi . bütçeleme * Bütçelemek iş i. ntı yla * Devlet ve öteki kuruluş veya topluluklarıbelirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama n niceliklerini önceden belirleyen. * Eksiksiz. lması bütçe açı ğ ı * Bütçede belirlenen giderlerin gelirlerden çok olması durumu. pirinç. bütçelemek * Bütçe yapmak veya hazı rlamak. ğ ı giderlerini tür ve ayrı ları gösteren çizelge. bütçe * Devletin. büsbütün *İ yiden iyiye. tam. büst * Vücudun. tamlı k. bütün bütüne * Bütün olarak. k. büryancı * Bkz.

. bütünleş me * Bütünleş iş mek i. bütünlemek * Eksiksiz duruma getirmek. bütünleme * Bütünlemek iş bütün. bütüncüllük * Bütüncül olma durumu. ine bütünler * Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen. i. bütünleş mek * Bütün duruma gelmek. bütünlemeli * Bütünleme sı na girmesi gereken (öğ navı renci). tek parça durumuna getirme. inde . bütüncül * Totaliter. ikmal. bütünle ilgili. * Ufak. tamamlamak. navı bütünleme sı navı * İ ve orta dereceli okullarla üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğ lk renciler için genellikle yaz tatili veya dönem sonunda açı sı ikmal imtihanı lan nav. bütünletmek * Bütün durumuna getirmek. mütemmim. bütünlemeye kalmak * bir öğ renci yarı l veya öğ yı retim yısonunda bir veya birden çok dersten bir kez daha sı girmek üzere lı nava baş sı ğ uğ arızlı ramak. bütünleyici * Bütünleme iş yapan. tamamlatmak. bütünler açı * Ölçülerinin toplamı 180° ye çı nı karan açı lardan her biri. total. i bütünlenmek * Bütünlemek iş konu olmak. mütemmim. bütünleyen * Bütün durumuna getiren. * Bütün niteliğ olan. ikmal edilmek. * Bütünleme sı . nı ve um. tamamlama.* Ekonominin bütün alanları kapsayan yapı oluş makro ekonomi. ini bütünlük bütünsel * Bütün olma durumu. bozuk paraları büyük para durumuna getirmek. tamamlanmak. ikmale kalmak. a bütünlenme * Bütünlenmek işveya durumu. bütünletme * Bütünletmek iş i.

büyüğ ümsü * Büyüğ yakır. ı ey nda arak büyük abdest * Dı . lan büyü * Tabiat kanunları aykısonuçlar elde etmek iddiası olanları baş na rı nda n vurdukları iş ve davranı gizli lem ş lara verilen genel ad. büyüklere özgü. büyücek büyücü * Büyü yapan kimse. büvelek büvet büvet * (istasyon. sihirbaz.bütünsellik * Bütün olma durumu. * Daha çok sırlara saldı onlarıkanı emen. büyüğ yakı e n. * Biraz büyük. tiyatro. lmıbir büyü yapmak * büyü yolu ile etki altı almaya veya aldı na rmaya çalı ş mak. sinema gibi yerlerde) Yiyecek ve içecek satı küçük büfe. * Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse. füsun. sihir. n nı zıları * Büve. afsun. * Karşdurulmaz güçlü etki. ı k. lmıbir büyü bozulmak * yapı ş büyü etkisiz duruma getirilmek. büve bovis). ı tı * (soyut kavramlar için) Çok. Büğ et. e ş ı büyük * (somut nesneler için) Boyutları . ı büyü bozmak * yapı ş büyüyü etkisiz duruma getirmek. a . küçük karş . vıltı yla tedirginlik yaratan sokucu sinek (Hypoderma ğ ı ran. * Önemli. bağ ı . büyücülük * Büyücünün yaptı işsihirbazlı ğ . i * Üstün niteliğolan. rsağ ini büyük aile . kaka. ş kı büyük abdesti gelmek * göden bağ ı boş ı nı altma gerekliğ duymak. büyük gibi. aş * Niceliğçok olan. ortalamayı an. * Bkz. büyük (söz) söylemek * yapacağbir ş hakkı kesin konuş övünmek. benzerlerinden daha fazla olan. i * Yetiş belli bir yaşgelmiş kin.

büyük kan dolaş ı mı * Kalbin sürekli kası gevş lı p emesiyle kan ve lenfin vücudun büyük bölümünü dolaş . n ulları ndan an büyük amiral * Bazı ülkelerde kara ordusunda mareş denk sayı donanma subayların en yüksek aş ale lan nı aması ndaki amiral. lerin ı nda n ı laş ı büyük boy * Normal ölçülerden daha büyük. büyük söz söylemek. * Büyük elçinin makamı . . ı yan büyük baba * Annenin veya babanıbabası n . büyük çember * Bir kürenin merkezinden geçen bir düzlemde ara kesiti olan çember. dede. büyük görmek (bilmek veya tutmak) * kendini veya baş nı kası olduğ undan üstün saymak. büyük anne ile bunlarıevli oğ ndan. n büyük atardamar * Kalbin kası lması karı klardaki kanı ile ncı bütün vücuda taş ana atardamar. büyük kalori * 1 atmosfer bası altı 1 kg suyun sı ğ 14. büyük balıküçük balı yutar k ğ ı * güçlüler. ması büyük lâf etmek * Bkz. majüskül. büyük dalga * (radyo yayı için) Uzun dalga. büyük ana * Büyük anne. nine. büyük hanı m * Yaş kadı lı n. kilokalori. büyük anne * Annenin veya babanıannesi. büyük harf * Özel adlarla cümle baş gibi yerlerde kullanı ve büyük yazı özel biçimli harf. ları lan lan. un k nı büyük elçi * Üstün aş amalı elçi. nı büyük defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. gelinlerinden ve çocukları oluş aile.* Büyük baba. güçsüzleri ezer.50 C den 15. büyük baş derdi büyük olur ı n * büyük iş baş bulunanları karş acağgüçlükler de çoktur. yüceltmek.50 C ye çı nç nda caklını ı karmak için gereken ı miktarı sı . büyük elçilik * Büyük elçi olma durumu.

ü) sonra ince ünlülerin gelmesi n . ı n büyük mağ aza * Her türlü tüketim maddesinin bol miktarda satı sunulduğ yer. ı u) sonra kalı ince ünlülerden (e. ı yan büyük tövbe ayı * Ay takvimin beş ayı inci . m ldı muş m ldı büyükbaş * Sır. ondan sonra gelen bütün hecelerin kalı ünlülerle. majör. büyük sesli uyumu * Kelimede kalıünlülerden (a. manda gibi hayvanları niteliğ belirtmek için kullanı ğ ı n ini lı r. büyükle büyük. a ini büyük ş ehir * Ana kent. büyükçe * Biraz büyük. * büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işgiriş e mek. n. rebiyülevvel. dede. eyi eyler Büyükayı * Kuzey yarı kürede yedi yı zdan oluş takı yı z. büyük oynamak * çok para koyarak kumar oynamak. büyük para * Çok para. mak. i. büyük önerme * Tası n öncüllerinden büyük olanı mı . n n ince bir ünlü varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı : Çocuklaş denizcilik gibi. Yedigir. cemaziyülevvel. ş a u büyük mevlit ayı * Ay takviminin üçüncü ayı . * Oldukça önemli. arkadaş davranmak. ö. büyük ünlü uyumu. Dübbüekber.büyük lokma ye büyük söyleme * baş aramayacağ sonuçlandı ı n. ve ilere ı ça büyüklenme . kuralı . o. büyük sözüme tövbe! * bir konuda çok kesin konuş ulduğ unda. tersi bir durumun baş gelmemesi dileğ belirtir. büyük tansiyon * Kan bası nı yüksek olması ncın . büyük peder * Büyük baba. büyük ünlü uyumu * Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalıbir ünlü varsa. küçükle küçük olmak * her yaş durumdaki kiş karşdostça. büyük terim * Kapsamı daha geniş olan son uç önermesinin yüklemi görevini taş terim. büyük yemin etmek * bir ş yapmamak konusunda en kutsal ş üzerine ant içmek. ramayacağ bir konuda kesin sözler söyleme.

ululuk. böbürlenmek. ine büyüleyici * Etkileyen. teshir etmek. büyüleme * Büyülemek iş i. u büyüklük hastalı ğ ı * Kendini olduğ undan daha büyük ve önemli görme. unu büyüksü * Büyük gibi. megalomani. büyüklük göstermek * gönül ululuğ göstermek. çekici niteliğolan. büyülemek * Büyü ile etki altı almak. ğ ı büyüklük satmak * gururlanıüstünlük taslamak. birini kendine bağ na lamak. gösterme hastalı. kibir. büyüklenmek * Kendini büyük göstermek. büyüksemek * Büyük olduğ kabul etmek. * Büyüklere yaraş bağ layı davranı ı ı cı r ş ş . büyükseme * Büyüksemek iş i. küçüklerin gözlerinden öpmek * sevgi ve saygı göstermek. büyüleyiş .* Kendini büyük gösterme. büyüklük taslamak. büyüleniş * Büyülenmek işveya biçimi. ekber evlât hakkı . i büyüleyici özellik * Sürekli büyüleyici ve etkileyici olma. i büyülenme * Büyülenmek iş i. na * Etkisi altı almak. kibirlenmek. büyüklü küçüklü * Büyük küçük hepsi bir arada. n üne . büyüklük * Büyük olma durumu. p büyüklük taslamak * kendini üstün görmeye çalı ş mak. büyülenmek * Büyülemek iş konu olmak. büyüklerin ellerinden. e büyükten büyüğ e * mirası önce büyüğ o ölünce kalanlarıen büyüğ geçmesi kuralı n e. büyümüş benzer.

büyütmek * Büyük duruma getirmek. er büyümüş küçülmüş de * (çocuk için) konuş ve davranı yaş uymayan. büyüme * Büyümek iş i. güçlenmek. * Önem ve değ kazanmak. bakmak. . eyler ini * Abartmak. raf rma lemi. büyültmek * Bir ş büyük duruma getirmek. büyümek * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde. ş iddeti artmak. büyütmek. büyüklerinki gibi olan. * Sayı artmak. eskisinden büyük duruma gelmek. geniş letmek. harita gibi ş için) Daha büyük örneğ yapmak. mübalâğ etmek. * Fotoğ ve resimlere boyut kazandı iş agrandisman. pertavsı tıcı z. büyütken doku * Sürgen doku. büyültme * Büyültmek iş i. büyütülmek * Büyütmek iş lmak.* Büyülemek işveya biçimi. * Yetiş tirmek. büyütme * Büyütmek iş i. eyi * (resim. büyültüp basmaya yarayan aygı agrandisor. ması ş ları ı na büyüsel büyüteç * Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaşrı mercek. * Birisi tarafı yetiş ndan tirilmiş kimse. i büyülteç * Fotoğ ve resim büyültmeye. * Yetiş mek. yaş ı lanmak. * Yaşartmak. raf t. sihirli. * Artmak. * Uzakta duran cisimlere dürbün veya benzeri bir araçla bakı ğ cismi gören açın çı gözle ldında ı nı plak bakı ğzamanki açı oranı ldı ı ya . * Büyü gücü olan. boyutlar artmak. irileş n mek. * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlarıartması n n . büyülü * Kendisine büyü yapı ş lmı(kimse). ca * Geniş lemek. i yapı büyütürlük * Büyü ile ilgili olan. a büyütülme * Büyütülmek iş i. * Abartmak.

torba vb. büzgülü * Büzgüsü olan. büzülerek dikilmiş olan. büzme * Büzmek iş i. büzmek büzük büzüktaş * Kafa dengi arkadaş . büzülme * Büzülmek iş i. cesaret. vrı büzgüleme * Büzgülemek iş yapmak. ı tı rı büyütüş * Büyütmek iş i veya biçimi. ı n bolluğ azaltan sı küçük kı m. sışrarak veya kı m yaparak bir ş alanı ve hacmini küçültmek. lması * Toplanarak büzülmüş . kı tı vrı eyin nı * Kapatmak. * Büzmek iş birine yaptı ini rmak. büzdürme * Büzdürmek iş i. büzgüsüz * Büzgüsü olmayan. büyüye kapı (veya tutulmak) lmak * yapı büyünün etkisinde kalmak. büyüyüş * Büyümek işveya biçimi. * Kalı bağ ısona erdiğyer. * Ağ büzülerek kapatı (kese. anüs.* Aş laşrma. ş kı k. büzgen büzgü * Kası vücuttaki herhangi bir deliğaçan veya kapayan çember biçimindeki kasları genel adı larak i n . bir kenara çekilmek. ini büzgülemek * Büzgü ş eklini vermek. büzdürmek * Büzmek. kafadar. unu k.). bir ş o kimsenin çekiciliğ lan eyin inden kurtulamamak. dedikodu yapı na engel olmak. n ı n rsağ i * Yüreklilik. i büz * Künk. zı lan * Buruş turarak. soğ gibi etkenlerle bir kenara sinmek. * Korku. aş nlı uk . büzülmek * Büzmek işyapı i lmak. * Dikiş kumaş bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğ çekilmesi ile oluş kumaş te ı n in an.

aylar-ca. mı na -ca na sen-ce vb. büzüş ük by-pass C * Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan. Ce adı verilen bu harf ses bilimi bakı ndan ötümlü katık diş diş mı ş ı eti ünsüzünü gösterir. "kadar" anlamı zarf türetir: Bun-ca. yaş vb. onna k-ça. u msaklı tah açı yiyecek. ev-ce. ). iyi-ce. C * Türk alfabesinin üçüncü harfi. . Türkçe vb. soluk-ça.büzülüp oturmak (kalmak) * bir kenarda çekingen bir tavı oturmak. -ca / -ce. dil adları k-ça. ben-ce. "-a göre" anlamı zarf türetir: Onlar-ca. usul-cacıvb. binler-ce vb. lı cacı k cacı k * Yoğ ayran içine hı veya marul doğ urt. yavaş k. * Fazla olarak. * Romen rakamları 100 sayını nda sı gösterir. i büzüş me * Büzüş iş mek i. -cacı/ -cecik k * Zarf türeten ek (vurgusuz): hemen-cecik. irret n. para vermeden alı ş bedava. biz-ce. üstelik. Ca * Kalsiyum'un kı saltması . esmer-ce. -ca / -ce. karş ksı fazladan. iş cı * Bir tür ot. na ca vb. topluluk beraberlik anlatan zarflar türetir: Aile-ce. kış rı mak. baypas. c. "bakı ndan" anlamı zarf türetir: Para-ca. * Karbon'un kı saltması . yar ranarak yapı çoğ kez sarı lan. büzüş mek * Büzülerek alan hacmini küçültmek. -çacı k cadaloz * Çok konuş huysuz ve ş (kadı kocakarı an. kış müş rık. -ça / -çe * Vurgusuz zarf eki: Kı sa-ca. ı z. * Elektrik kapasitesinin kı lması saltı . Rus-ça. sert-çe vb.. ı * Bkz. ş ı caba * Bir ş ödemeden. -ça / -çe * Sı fatlardan küçültme sı fatları türeten ek: Sarın-ca. rla büzülüş * Büzülmek işveya biçimi. İ ngiliz-ce. ey nan ey. günler-ce. cadalozlaş ma . türetir: Alman-ca. "tarafı ndan" anlamı zarf türetir: Bakanlı hükümet-çe vb. sayı eş bildiren zarflar türetir: Yüzyı ca itlik llar-ca. açı mert-çe vb. cabadan * Bedava olarak. büzüş . * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde do sesini gösterir. köy-ce vb.

dolayıyla meyve verimine engel olan asklı sı mantar (Taphrina cerasi). * Gösteriş fazla ş ş li. i * (korkulu bir durumda) baş alıgitmek. * Çok güzel göz. * Ş in bir kolu ve bu koldan olan kimse. * saçı ı ık. cav. * Bu mantarıyol açtı bitki hastalı. ş ı z ğ ı eyi irret. . kapamak. cadı * Geceleri dolaş insanlara kötülük ettiğ inanı hortlak. cadı davranmak. ehir caddeyi tutmak * herhangi bir sebeple bir yoldan geçişengellemek. cadalozluk * Cadaloz olma durumu. iîliğ * Parmaklı korkuluk. cadı lı k * Cadı yakır davranı huysuzluk. çirkin. n u cadı ma laş * Cadı mak iş laş i. cadde * Ş içinde ana yol. arak ine lan * Huysuz. gürültülü patı lı ş ı rtı tehlikeli. fesadıçok olduğ yer. k. atafat. * Bitki bakı zlı yabanîleş msı ktan mek. n ğ ı ğ ı cafcaf * Gösterişş .* Cadalozlaş iş mak i. cadı etmek lı k * huysuzluk etmek. * Karık. cadı gibi cadı kazanı * dedikodunun. ya ş ı ş . cadı mak laş * (kadı Çirkinleş huysuzlaş n) ip mak. * çok becerikli. . ihtiyar kadı n. uzaklaş ı p nı mak. * Büyük bez veya deri torba. cafcaflı Caferî cağ cağ . gibi cadı süpürgesi * Emeçleri özellikle dal uçları ndaki kabuk altı sı bir ağ nda kı örerek çekirdekli yemiş açların ağ nı çiçeklenmesine. ı atafatlı k. * Ağ kalabalı ile bir ş elde eden. tı başdağ nı rnakları uzun ve pis kadı için kullanı nlar lı r. cadalozlaş mak * Cadaloz gibi davranmak.

okumamı bilgisiz. . yapı nda sakı olmayan. bilgisizlik. * Yol yiyeceğ azı i. cahilâne cahilce cahiliye * Araplarda Müslümanlı önceki çağ ktan . ndan iş * Yazı bir sözün olduğ gibi tekrarlandını da u ğ göstermek için alt hizası konulan tı biçimindeki ı na rnak noktalama iş areti. ş ı * Cahil gibi. * Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan. kuzu-cak vb. cahil * Öğ renim görmemiş . fiyakalı li durumda olmak. çalı lı k. çalı satmak. * Deneysiz. duşbanyo vb. * Cahilce. yasa. -çak / -çek * Küçültme isimleri türeten ek: Yavru-cak. i rası tirildiğ i cağk lı sehpa. ş ı cahillik etmek * bilgisizliğ göstermek. ş ı caize *Ş airlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafı kendilerine verilen bahş. yerlerde atısuyun akması sağ . * Hamam. lan. cahiliyet cahillik * Cahillik. kabadayı fiyaka. caka satmak * gösteriş yapmak. toyluk. cahile yakır (biçimde). cakacı lı k . töre veya baş bakı ka mdan iş lenmesinde. k nı layan zemindeki delik. bilgisi olmamak. caka * Gösteriş m. k. * Gençlik. bilgisizlik. deneysizlik ve bu yüzden iş lenen kusur. cakacı * Caka yapmayı seven. ş . caiz * Din. toy (delikanlı kı veya z). yapı iş lması nca lı lenmesine izin p verilen. cahile yakır (biçimde). banyo. m caka yapmak * gösteriş davranmak. uygun. * Cahil olma durumu.cağ * Lavabo. cahil kalmak * bilgi edinememek. -cak / -cek. * Dokumacı çözgü makinesinde çözgü ipliğbobinlerinin desen ve renk sı na göre yerleş lı kta. toyluk. yerinde sayı yakık olan. ini * gençlik. genç. deneysizlik yüzünden kusur iş leme.

Calvincilik * Bkz. * Cakası olmayan. * Kadeh. . cam macunu * Camı yuvası tutturmak ve yalı k sağ na tkanlı lamak amacı kullanı bezir yağve üstübeç karımı ile lan ı ş .* Cakacı olma durumu veya cakalı davranı ş . cakalanma * Caka satma. hortumları körelmiş kelebekler familyası . cam gibi cam göz cam kanatlı lar * Kurtçukları . elma. içki. Kalvenci. Kalvencilik. caka ile yapı gösteriş lan. saydam. ı cam mozaik * Renkli taş parçaları yerine cam parçaları yapı mozaik. cakalı cakası z calî * Yapmacı . lan * arkası görünen. * Çerçevelerde camıyerleş n tirilmesi için açı yiv.5-2. * Gözü takma olan. çeken. cansı z. çekici. saydam ve çabuk kılı te lan rı cisim. kayı kavak. * (göz için) donuk. cam * Soda veya potas katı ş lmısilisli kumun ateş eritilmesiyle yapı sert. klı calip Calvinci * Celp eden. ndan lan cam resim * Renkli camları kesilip birbirlerine kurş çubuklarla bağ n un lanması yapı süs veya resim. düzme. camcı leri lan . ile lan cam suyu . * Bkz. cam çivisi * Yaklaş çapları mm. * Aç gözlü. boyları ı k 1 1. tamahkâr. sahte. r * Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapı şsı lmı rça. kanatları na camsı . ş effaf. e açları zarar veren. nda iş sı cam evi * Cam takma iş yapı dükkân. li. * Cakası olan. meş ve gürgen ağ n. cakalanmak * Caka satmak. * Pencere.5 cm arası değen ince ve başz tel çivi.

camlı ran k. camcı elması * Ucundaki küçük. camcı lı k * Cam alı satma veya takma iş p i. * At alısatma veya yetiş p tirme iş i. n nı cambazlı k * Cambazıişveya mesleğ akrobatlı akrobasi. ı camadanı etmek fora * bağ koyuverip kılmıyelkeni açmak. * Evin içini pencereden gözetleme. dönebilen elmas parçası camı ile çizerek kesmeye yarayan araç. cambul cumbul * (yemek için) Çok sulu. sergen. cam yünü * Çok ince. * Yerde ve tel. ı rı cambazhane * Cambazlarıoyunları gösterdikleri yer. * Göstermelik. p tiren * Usta. vitrin. tehlikeli. hileci. bir veya daha çok bölüme ayı cam bölme. * Kurnaz. * Gözlük. at. * At alısatan veya yetiş kimse. camekân . * Evin içini pencereden gözetleyen kimse. n i i. u sı tı nda lan camadan * Çapraz düğ meli. ağ n böceklere ve ateş direncini artı renksiz n acı e ran cam yuvası * Cam evi. * Osmanlı Devletinde atlı ve savaş olan larda padiş n önünde düş ahı mana karşilk saldıya geçen birlik. cambaz akrobat. bükülebilir cam liflerinin oluş turduğ ıve ses yalımı kullanı madde. bisiklet vb.sı. vı * Potas veya sodanıkuvars ile eritilmesinden elde edilen. * Hamamlarda soyunulan camlı yer. * Kurnazlı hilecilik. camadan vurmak * fazla rüzgâra karşyelkeni kasmak. * Ser (II). k. heyecan verici gösterileri yapan kimse. suyu bol. camcı macunu * Cam ile çerçeve arası ndaki aralı kapatmakta kullanı ve kaba üstübeçle bezir yağ kları lan ı yapı ndan lan hamur. * Bir yeri. satı ş lı eylerin sergilendiğcamlı k i bölme veya yer. ipek veya sı iş rma lemeli bir tür kı yelek. camcı * Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. becerikli kimse. üzerinde dengeye dayanan. sa * Dört köşyelkenleri boğ yüzeylerini küçültme iş e arak i. k. ları sı ş camadanlı * Camadan giymiş olan.

camia camit * Topluluk. camlanmak * Cam takı lmak. * Camlamak iş i. ile * Bu renkte olan. camgöbeğ i * Yeş çalar mavi renk. her ş parçalayıdağ kıp eyi p ı tmak. * Manda. içinde bulunduran. * İ alan. kömüş ı . boyu bir buçuk metre kadar olan. zümre. camgöz canis). * Cansı z. olan camekânlı kutu * Televizyon. bir araya getiren. pembe. * Deniz kısı yakı yaş yına n ayan. su sırı ğ . camı çerçeveyi indirmek * etrafı rı dökmek. cam takmak. camekânsı z * Camekânı olmayan. * Müslümanlarıhep birlikte namaz kı için toplandı yer. .camekânlı * Camekanı (yer). camlanma * Camlanmak iş i. camlaş ma * Camlaş iş mak i. n lmak kları camlama camlamak * Cam geçirmek. * Donmuş . kı zı rmı çiçekler açan bir tür kı çiçeğ(Impatiens sultanı na i ). eti lezzetli bir tür köpek balı (Galeius ğ ı camgüzeli * Evlerde süs olarak yetiş tirilen. çine cami yılmı ama mihrabı kı ş . camlaş mak * Cama benzer duruma gelmek. camı z cami cami * Toplayan. yerinde * yaş ğhâlde güzelliğbozulmamı(kadı landı ı i ş n).

* Yakı k duygusu belirten bir seslenme sözü. can atmak can baş üstüne * istenilen ş büyük bir memnunlukla yapı ı anlatı eyin lacağ nı r. can baş sı ı çramak na * çok korkmak. . ş irin. nsanı ğ ı * Gönül. oda. * Bektaş ve Mevlevîlikte tarikat kardeş îlik i. sevimli. ama. cama benzer. * Yerin içinden yüze çı erimiş cak maddelerin. en çarpı. camlatmak * Cam taktı rmak. nlı * Çok içten. camlı k köş * Saraylarda veya bahçelerde soğ uktan korunmak için camla örtülmüş salon. * Çiçek. * Kiş birey. can acı sı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan ş iddetli acı . takatsizlik göstermek. olan. can alıcan vermek p * ölüm sıntı ve acı içinde bunalmak. * İ ve hayvanlarda yaş nsan amayı ladına ve ölümle vücuttan ayrı ğ inanı madde dı varlı sağ ğ ı ldına ı lan ş ı k. camlı k * Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. kı sı sı can arkadaş ı * Bkz. özü. can dostu. sevilen. * İ n kendi varlı. can bayı lmak * iç geçmek. cı * Azrail. can alacak nokta (veya yer) * bir ş en önemli yeri. soğ sı nda billûrlaş p biçimsiz olarak kan sı uma rası mayı katı mıdurumu.camlatma * Camlatmak iş i. laş ş camsı z can * Camı olmayan. * Güç. eyin can alı cı * En önemli. i. . * Yaş hayat. sebze gibi bitkileri dıetkenlerden korumak için yapı ş ş lmıküçük limonluk. camlı * Cam takı şcam geçirilmişcamı lmı . camekân. dirlik. camsı * Cam gibi saydam.

baş a baş * herkesin kendi canın. can beslemek * kaygızca yiyip içip rahatı bakmak. in can dayanmamak * bir ş karş nda insanıdayanı lı elden gitmek. can ciğ kuzu sarması er * içli dı. için can damarı basmak na * bir iş en önemli yönü üzerinde durmak. * birbirini seven iki kişbir arada yalnıolarak. bir ş yaş eyin aması en önemli araç. ey ı sı n klı ı ğ can derdinde olmak * zor bir durumdan kurtulmaya çalı ş mak. bitmek. can derdine düş mek * ölüm korkusuna kapı lmak. can borcunu ödemek * ölmek. ğ kanı ı yla ı rı can çekiş mek * ölmek üzere bulunmak. can boğ azdan gelir (veya geçer) * insan yiyeceğ önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaş ine amak mümkün değ ildir.can beraber * Çok sevgili. * sona ermek. kıkı ). i z can ciğ er * Çok yakı sı fı. can çekiş mektense ölmek yeğ dir * bir iş çeş sıntı üzüntülerle karş ı olağ te itli kı ve ı p laş anüstü gayret harcamaktansa o iş vazgeçmek daha ten iyidir. ı rı n kı can cana. huyları vazgeçirmek mümkün değ ndan ildir. can cümleden aziz * insanıkendisi herkesten önce gelir. pek içten (arkadaş n. ş lı can ciğ olmak er * birbiriyle çok yakıarkadaş n olmak. can damarı * En önemli veya hassas nokta. can bunaltı sı * Aş üzüntü sebebiyle canısılma. sı na * baş nıyiyeceğ içeceğ sağ kasın ini. candan. pek içten. can direğ i . can çı kmayı (veya çı nca kmadan) huy çı kmaz * insanı ş kları alı kanlı ndan. n can çabası * varlını tlama amacı aş gayret. bunalma hâli. kendi baş n kaygına düş ü bir tehlike anı anlatı nı ı nı sı tüğ nı r. ini lamak. tükenmek.

can korkusu * Ölüm korkusu. sı . gücü tükenmek. ş lar ı sı can gelmek * canlanmak. nı nda can korkusu * Bkz. davranı karş nda söylenir. can havli * ölüm korkusu.* Kemanıiçinde. can eriğ i can evi * Genellikle yeş ilken yenen sert. can noktası * En önemli husus. can gözdesi * Sevgili. öldürmeyi bile düş düş rı k ünen man. * ölüm korkusundan doğ güçlü bir tepki ile. can kurban. * Yüreğ altı in ndaki bölge. can havli. güçlenmek. n rdaş can kulağile dinlemek ı * büyük bir dikkatle dinlemek. can evinden vurmak * en etkileyici yönünden saldı rmak. can kuş u * Ruh.. can kaygına düş sı mek * her ş eyden vazgeçip sadece kendi hayatı koruma veya kurtarma çabası olmak. vurgulanması gereken yer. an can kalmamak * bitkin bir duruma gelmek. sulu bir tür erik.. can havli ile. alt ve üst kapakları nda dikili duran çubuk. can kurban * Can feda. can feda * Çok imrenilen iyi veya güzel ş eyler. can kulağ ı * çok yakıdost. . can olmak * sevimli. * En duyarlı yürek. can düş manı * Aş düş ı manlıgüden kimse. hoş görünmek. n arası can dostu * Pek içten dost. yer.

). can sevecek bir ş ey * hoşgidecek bir ş a ey. eyi can yakmak * zulmetmek. acı vermek. cankurtaran yeleğ i. cana minnet saymak (veya bilmek) * bir lütuf olarak kabul etmek.can pahası na * canı vererek veya tehlikeye koyarak. can sıcı kı * Üzüntü yaratan. cana kı ymak * öldürmek. can vermek * ölmek. cana yakı n * Sevimli. eziyet etmek. nı can pazarı * Herkesin kendi canın kaygına düş ü ve kendini kurtarmaya çalı ğbir durum. cana can katmak * yaş gücünü artı ama rmak. cana yakı k nlı . na * bir ş çok istemek. * bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak. can yeleğ i * Bkz. can tahtası * Göğ kemiğ üs i. nı sı tüğ şı tı can sağğ lı ı * İ n sağ sağklı nsanı ve lı olması . ğ ı bunalı m. üzücü. can yoldaş ı * Yalnı ktan kurtulmak için birlikte yaş lan (kimse vb. can sıntı kı sı * yapı bir iş lacak olmamaktan ve hiçbir ş oyalanma imkânı eyle bulunamadı için duyulan tedirginlik. * ruha güç vermek. zlı anı cana * Sevgiliye hitap sözü. kkı k can sohbeti *İ çtenlikle konuş çok yakıdostlar bir arada söyleş dertleş an n ip me. * canlanması yol açmak. can sı kmak * bı nlıvermek. * üzmek.

tarı bitkilerine zarar veren asalak bir bitki familyası ik iki m . canavar * Masallarda sözü geçen yabanî. ğ ı canavar düdüğ ü * Taş ı tlarda bulunan. arı * Acı z. * Haş . tiz ses çı karan alet. cancağ ı z candan * Cancağ m sözünde sevgi ve teklifsizlik. canavar gibi olmak. yaramaz çocuk.* Cana yakı olma durumu. areti lan canavar gibi * iri yarı rgan. ması * Köpek balı. * (tasavvufta) Tanrı . yürekten. canavar otu * Canavar otugiller familyasın örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalakları biri nı ndan sayı çiçekli bitki (Orobanche ramosa). domuz gibi cana kı yaban hayvanı yan . saldı * çok fazla. candan candan *İ çtenlikli bir biçimde. canavar kesilmek * hı nlaş rçı mak. canavarca * Canavar gibi. *İ çtenlikle. . yı cı rtı hayvan. canavarlaş mak * Canavar gibi davranmak. . canavarlı k * Canavar gibi davranma. istekle. n. *İ çten. canavara uygun düş biçimde. zalim (kimse). * Korkunç. n canan * Gönülden sevilen. candan yürekten * içtenlikle. en canavarlaş ma * Canavarlaş iş mak i. ürkütücü bir durum almak. * Kurt. candan geçmek * ölmek. ilgiyle. samimî. kötü ruhlu. lan canavar otugiller * Bitiş taç yapraklı çeneklilerden. candanlı k * Candan olma durumu. * Acı ses çı acı karan ve uzaklara kadar tehlike iş vermek için kullanı düdük. gönülden. cancağ isterse deyiminde ise önemsemezlik anlatı ı zı ı zı r. gönül verilmiş olan kadı sevgili.

taze ve sinirsiz yaprak. canfes * Üzerinde desen bulunmayan. sonucu acı duymak. çok heyecanlanmak. canı cehenneme * sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildirir. tüyler ürpertici. acı . için) lı azalı ğ * içi ezilmek. vurma vb. canı mak acı * çarpma. için) canfeza cangı l * Bkz. ı a. canı ölçmek cana * baş na yapı ş kendine yapı gibi düş kası lacak eyi lacak ünmek. canfes gibi yaprak * (asma ve dut yaprakları ince. tok. canı çekmek * bir ş istemek. rahatsıolmak. kulak tı rmalayan. periş olsun. * aş duygulanmak. ı rı canı burnuna (veya burnundan) gelmek * bir ş yaparken çok zorluk çekmek. * Bu kumaş yapı ş tan lmı . ey canı burnunda olmak * çok yorgun ve bezgin olmak. cengel. canhı raş * Yürek paralayan. rs zlı canı cebinde * zayı f ahlâklı kimse. canı na (veya içine) sı canı ğ mamak * sabıı k göstermek. istek duymak. * üzülmek. canı çekilmek * (vücudun herhangi bir organı canlı ı r gibi olmak. cangı l cungul * Hayvanlara takı çanları veya baş maden eş n çı ğkaba sesleri anlatı lan n ka yanı kardı ı r. e rası an nda lan canı kmak çı * Türk müziğ çok az kullanı ş birleş makam. arzulamak. parlak.candarma * Jandarma. inde lmıbir ik . * Karıklı kargaş ş k. ince dokunmuş . z canı zı (veya boğ na) gelmek ağna azı * büyük bir tehlike karş nda ölecekmiş bir korkuya kapı ı sı gibi lmak. ölsün" anlamları kullanı bir ilenme sözü. * Bu biçimdeki gürültü. eyi canı kası çı ca! * "büyük zarara veya kötülüğ uğ n. ipekli kumaş . tahammül etmemek.

nda canı gitmek gelip * ayı bayı lı p lmak. * büyük sıntı düş kı ya mek. yapacak bir işolmamaktan tedirginlik duymak. canı isterse * (olumsuz bir cevap karş nda) "kabul etmezse etmesin!" anlamı kullanı ı sı nda lı r. bir te . çok sevilen bir ş zarar gelecek diye kaygı eye lanmak. canı pek * Acı sıntı karşdayanı . sı çı ı rı canı yanmak * çok acı duymak. canı sevmek gibi * çok güçlü bir sevgiyle bağ lanmak. * ümit ve ümitsizlik arası kalıheyecanlanmak. canı yerine gelmek. kı i * keyfi kaçmak. gebersin" anlamı bir ilenme sözü. * acı deneme geçirmek. canı oynamak ile * tehlikeli iş uğ mak. ya. canıkı sılmak * içi sılmak. kı ya ı klı canı olsun! sağ * üzülmeye gerek olmadını ı ğ karştarafa bildirmek için kullanı ı lı r. nda p canı gelmek * yeniden canlanmak. kı ya ya canı tez * Beklemeye dayanamayan. canı istemek * heves duymak. * ölmek.* çok yorulmak veya çok zorluk çekmek. lerle raş canı uğ mak ile raş * ağ hasta olmak. canı tatlı * Sınt ı ve acı katlanmak istemeyen. rsı canı yanan eş attan yüğ olur ek rük * zarara veya kötülüğ uğ e rayan kimse acını karmak için aş çaba harcar. canı gönülden (veya canı yürekten) * içtenlikle. * çok yı pranmak. * yarı üzülmek. ölüm döş inde can çekiş ı r eğ mek. canı ksı çı n! * "ölsün. yarı öfkelenmek. bir iş zarar görmek. canı gitmek * özen gösterilen. canıkkı sı n * keyfi kaçmı ş . çok isteyerek. sabı z.

canı ezan okumak na * bir kimsenin hakkı gelmek. sağğ . * (ca:nı çok güzel. ndan canı geçmek. gücünü kazanmak. ı nca laş u canı okumak na * berbat ve periş etmek. sen bilirsin. * birini öldürmeye hazı rlanmak. canı çı n diyor sanmak m m ksı * birinin en gönül okş cı ayı sözleri bile kendisine dokunmak. * gücünden fazla iş görerek aş derecede kendini yormak. ğ kı yı kaları ı canı yürekten * Bkz. canı değ na mek * çok hoş lanmak. canı kasdetmek na * intihara kalkı ş mak. ad canı düş na kün * kendine iyi bakan. bana göre hava hoşanlamı kullanı in " nda lı r. an canı rahmet na . canıisterse! n * "dilediğ gibi olsun. canı acı na mamak * kendini düş ünmeden. m) er canı sokakta bulmadı mı m * tehlikeye veya herhangi bir sıntı katlanmaya hiç niyetim yok. canı gönülden. kı ya canı n içi mı *ş efkat veya sevgi sesleniş i. u lını ı canı mu? yok * birinin katlandı sıntı baş na örnek göstermek için söylenir. * sevgi seslenişolarak kullanı i lı r. * ruhu ş olmak. öldürmek. kendine bakmadan yaş amak. ı rı canı minnet na * beklenilmeyen iyi bir durumla karş ı duyulan memnunluğ anlatmak için söylenir. canı dese.canı yerine gelmek * yorgunluğ geçmek. batmak. canı ciğ m erim * içten bir sevgi sesleniş i. çok değ verilen. canı m! * hoş nutsuzluk anlatı r. canı iş na na lemek (veya canı kâr etmek) na * çok etkilemek. * kendini öldürmek. canı kı na ymak * acı madan öldürmek. kendini koruyan.

hayranlıveya öfke gibi türlü duygular anlatı k r. canı diş almak (veya takmak) nı ine * her tehlikeyi göze alarak iş giriş e mek. bezmek. canı (bir yere) dar atmak nı * bir tehlikeden güçlükle kurtularak bir yere sınmak. çok sevmek. ey * bir ş çok düş olmak. canı burnundan getirmek nı * çok yormak. fazla çalı rmak. yı prandı rmak. * birini öldürmeyi istemek. ş tı canı cehenneme göndermek (veya yollamak) nı * öldürmek. bı kmak. canı çı nı karmak * hı rpalamak. eye kün canı yakmak nı . canı susamak na * ölmek istemek. çok yormak. kı ya canı bağlamak nı ı ş * öldürülmesi gerekirken vazgeçmek. canı yetmek na * katlanamayacak duruma gelmek. canı bezmek (veya bı ndan kmak. nı * sıntı sokmak. canı almak nı * (Tanrı ) öldürmek. * hiçbir ş esirgememek. neş kaçı esini rmak. canı tak demek (veya etmek) na * dayanamaz duruma gelmek. canı sokakta bulmak nı * sağğkorumak gerektiğ anlatan bir söz. lı ı ini canı vermek nı * kendini feda etmek. zgı k canı yandım (veya yandımı na ğ ı ğ n) ı * sevgi. ğ ı canı acı nı tmak * birine acı vermek.* "Alllah rahmetini esirgemesin" anlamı kullanı nda lı r. canı geçmek ndan * ölmek için hazı r olmak. sabrı kalmamak. * canı verdirecek kadar memnun etmek. canı tükürdüğ na ümün (veya üfürdüğ ümün) * kı nlıve öfke belirtir. usanmak) * ölümü göze alacak kadar sıntı kı içinde olmak. canı sı nı kmak * keyfini bozmak.

* Cinayet iş lemiş olan kimse. amandı ra. canice. cankurtaran yok mu! * ölüm tehlikesi karş nda yardı isteme sözü. ş ı * Cani olma durumu. fosforlu ş lan. kı da canın içine sokacağgelmek nı ı * çok hoş lanmak. yacı * Cani gibi. kı ve canın derdine düş nı mek * canı baş bir ş düş ndan ka ey ünemeyecek kadar sıntı olmak. tehlikeden koruyan ve onları kurtaran kimse. ı ı ya cankurtaran kulübesi * Dağ geçitlerinde tipiden veya soğ uktan korunmak icin sınak olarak yapı ş ğ ı lmıkulübe. ambülâns. * bir kimseyi.* acı verecek biçimde cezalandı rmak. nda lmak cankurtaran sandalı * Deniz kazaları veya gemi batmak üzere iken insanları nda kurtarmaya yarayan motorlu. cankurtaran * Hastahane veya kliniklere hasta veya yaralı ı taş maya özgü araç. cani canice canilik canip * Yan. cankurtaran salı * Deniz kazaları kullanı üzere gemilerde bulundurulan sal. * Havuz veya plâjda yüzme bilmeyenleri uyaran. kı . kürekli sandal. cankurtaran yeleğ i * Yelek biçiminde yapı ş lmıcankurtaran aracı . caniyane * Cani gibi. taraf. gemilere belli etmek için kullanı çan ğ ı lan (veya düdük). caniye yakır (biçimde). yanan veya batma tehlikesi ile karşkarş kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi. cankurtaran ş amandı rası * Denize düş enlerin kolayca belirlenip kurtarı lmaları denize bı lan ve kazaya uğ için rakı rayanlarıbulup n kendilerini göstermeleri için kullanı parlak renkli. ı sı m . cankurtaran düdüğ ü * Cankurtaran çanı . cankurtaran çanı * Tipili veya sisli havalarda sınacak veya yönelecek yeri yolculara. çok sıntı zarara sokmak. çok sevmek. cankurtaran gemisi * Karaya oturan. büyük simit veya yelek biçiminde ı lan yapı ş lmıaraç. cankurtaran simidi * Suda boğ ulma tehlikesine karşkullanı ve sudan hafif maddelerden. filika.

hareketlilik kazanmak. canlandılmak rı * Canlandı rmak iş konu olmak. lokal vb.cankurtaranlı k * Cankurtaran olma durumu. henüz ölmemiş . * Bir canlı resim veya ş filmi için hareketliliğsağ ema i layan tek tek resimleri yapan sanatçı . dirilik getirmek. etkinlik kazandı rmak. canlı * Canı olan. (birinin) kı ı girmek. ileş * Geçmiş olayıgeliş bir n mesini ve sonucunu aynı biçimde yansı sunma. canlanması yol açmak. u canlandıcı rı * Canlı veren. na * Yaş atmak. * Kiş tirme. canlanmak * Gücü artmak. canla baş la * Seve seve her türlü yorgunluğ göze alarak. tarak canlandı rmak * Canlanması sağ nı lamak. diri. var gücüyle. hayat dolu. yaş ayan. * Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sı nda hareket duygusu verebilecek biçimde rası düzenleme ve filme aktarma iş i. canlı kazandı lı k lı k ran. etkili. yerlerde yemek sı nda bir veya birkaç müzisyenin çalgı sesleri ile parçaları rası ve seslendirmesi. canlandılma rı * Canlandılmak iş rı i. canlandıcı rılı k * Canlandıcı rı olma durumu. * Heyecanla. canlı canlı * Diri diri. * Geçmiş yaş bir olay veya durum yeniden hatı te anan rlanmak. ş canlı model * Figürlerle süslü veya heykeltı lı yararlanı kadı veya erkek. * Yaş p yer değ tirebilen yaratı hayvan. ayı iş k. hareketli. canlanma * Canlanmak iş i. canlı cenaze * Çok zayıbir deri bir kemik kalmıkimse. f. . * Güçlü. raşkta lan n canlı müzik * Gazino. ine canlandım rı * Ortada kalan kalı ları göre bir eserin ana tasarına uygun olarak yeniden çizimi. lına ğ * Yoğ unluk. * Etkinliğartmak. diri duruma gelmek. lı k. ntı na sı canlandı rma * Canlandı rmak iş i. * Canlı tazelik. i * Depreş mek.

alıyla i anda yapı yayı lan n. cansı mak zlaş * Cansıduruma gelmek. cansı k zlı * Cansıolma durumu. * Canlı olmayan (varlı camit. . cansı tı zlaşrmak * Cansıduruma getirmek. * Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatıilkesi olduğ ileri süren öğ n unu reti. nı cantiyane * Kantiyane. * Güçsüz. canlı n yayı * (televizyon ve radyo için) Daha önceden herhangi bir gereç üzerine tespit edilmemiş cı tespit edildiğ . özveriyle. * Durgun. hareketlilik. k). * Neş elilik. nsan ş ı cansı ma zlaş * Cansı mak iş zlaş i. * Çocukta bir düş biçimi olarak bütün cisimlerin canlı ünce olduğ inanma. k cansıhedef z * İ ve hayvan dında kalan hedef. z z cansıdüş z mek * hastalıveya yorgunluk yüzünden bitkin bir duruma gelmek. * İ uyandı lgi rmayan. hilozoizm. una canlı lı k * Canlı olma durumu. z cansı tı zlaşrma * Cansı tı iş zlaşrmak i. nı ine ş . cansiparane * Canı verircesine. canlılı cı k * Olup bitenin ruhlar alanın gizli güçlerince yönetildiğ inanan ilkel anlayıanimizm. cansıcansı z z * Cansıolarak. z * Bir diş canlı in dokusunu yok etmek. unu canlı resim * Bir hareketi parçaları ayıp bunlarıelle yapı resimlerinin alıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve na rı n lan cı gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniğ i.canlı özdekçilik * Evrenin temeli olarak düş ünülen maddenin canlı olduğ savunan doktrin. cansıgibi. mecalsiz. cansı z * Canı yitirmişölmüş nı . * Bağ z bir ruhî varlın insanda ve doğ nesnelerinde yerleş olduğ inanan ilkel dinî görüş ı msı ğ ı a ik una . sönük. z * Hareketsizlik. capcanlı .

cariyelik etmek * cariye gibi hizmet etmek. k. yaygaracı . car car * Çok ve yüksek sesle. carlama * Carlamak iş i. cari masraf * Belirli bir dönemde yapı harcamalar. nları na af. her konuda efendisinin isteklerine bağ bulunan genç kadı halayı lı n. alıp satı rı p nı labilen. haykı rmak. * Olagelen. cariyeniz (veya cariyeleri) * eskiden.* Çok canlı biçimde). gürültülü bir biçimde (konuş ma). carcur carcur cari * "Geliş igüzel konuş mak" anlamı gelen carcur etmek deyiminde geçer. * Yabancı ülkelerden kaçılıözgürlükten yoksun edilen. imdat. cariyelik * Cariye olma durumu. geçen. * Geveze. lan cari para cari ücret cariye * Geçerli olan. yürürlükte olan. ş arjör. rı * Tehlike durumu. arz ve talebe göre belirlenen fiyatı . yürürlükte bulunan para. na * Fermuar. tellâl ile duyurma. (bir car * Çağ. car * Bazı yerlerde kadı n kolları örttükleri veya boydan boya örtündükleri çarş zar. cari hesap * İ taraf arası sürüp giden alacak verecek iş ki nda lemlerinin tutulan hesabı . carcar carcur * Bkz. lı rdı * aynı maksatla genç kadı nlardan söz edilirken onları anlatan kelimelere bir unvan gibi getirilirdi. yardı m. car etmek * nara atmak. söz söylenen kimseye aş bir saygı ı rı göstermiş olmak için kadı tarafı "ben" zamiri yerine nlar ndan kullanı . * İgücü piyasası iş ş nda gücünün. * Akan. ilân etmek. ilân. carlamak .

cavlağçekmek ı * ölmek. (II) cart cart ötmek * kendini beğ enmiş davranı ve buyururcası söz söylemek. lı cart curt etmek * göz korkutmak veya övünmek amacı abartıkonuş yla lı mak. cav * Bkz. cavalacoz * Değ ersiz. cart kaba kâğ ı t * yüksekten atana veya çalı bir tavıtakı karşsöylenen hafifseme ünlemi. (II) cart * Sert bir ş yı lı çı ses. nara atmak. * Yellenme. carlı carsı z * Carı olmayan. abartısöz. cavlak . derme çatma. * Bir devletin veya bir kimsenin sı nı kasın hesabı öğ rları baş nı na renmeyi üstüne alan kimse. * Çılçı örtüsüz. çok söylemek. * Birdenbire ve gürültü ile. bir ş la na cart curt * Gerekli gereksiz yerde söylenen. cartayı çekmek * ölmek. çağ (II). * İ etmek. önemsiz. cascavlak * (baş için) Çok saçsı çok tüysüz. ı tlı casusluk etmek * casus olarak çalı ş mak.* Bağ ı konuş rarak mak. mlı r nana ı carta cartadak cartadan * Cartadak. haykı lân rmak. cascavlak kalmak * bütün imkânları elinden alı ş nmıolarak ortada kalmak. ey rtı rken kan * Carı olan. duyurmak. casus casusluk * Casus olma durumu. çaş k. hiç tüyü olmayan. z. rı plak. çaş ı t.

* Caydı işveya biçimi. etkili olarak. gürültülü ses çı kartmak. cayı rdatmak * (nesneler için) Sert. dönek. kararı döndürmek. cayı rdamak * (nesneler için) Ses çı kararak yanmak veya yılmak. i . vazgeçirilmek. rtı cayı rdatma * Cayı rdatmak iş i. ı cayı yı rtı basmak (veya cayı koparmak) rtı * birdenbire bağ p çağ ı rı ı rmaya baş lamak. cayı ş * Caymak işveya biçimi. gürültü. tüyünü dökmek. cayı rdama * Cayı rdamak iş i. ndan caygı n * Vazgeçip iş ardı bı in nı rakan. yı ldını ı ı lı r. caydı rmak * Cayması sağ nı lamak. rmak i cayı r r cayı * Bir cismin çabuk ve ş iddetle yandını rtı ğ anlatmak için kullanı ğ . plak * Ölmek. plak. caydıcı rı * Kararı ndan. caydılmak rı * Cayması lanmak. *Ş iddetli.* Çı tüysüz. yı lma sesi. vazgeçirmek. rtı cayı vermek rtı * gürültü ile gözdağvermek. kararı döndürülmek. cavlaklı k * Cavlak olma durumu. plaklı cavlama cavlamak cavlamak * Cavlamak iş i. * Kavlamak. caydıcı rılı k * Caydıcı rı olma durumu. uzun. cayı rtı *Ş iddetli yanma. çı k. sözünden döndürücü. çı kalmak. sağ ndan caydış rı caydı rma * Caydı iş rmak i.

mlı k. * Sözünden. i * Cazcın iş nı i veya mesleğ i. * Cazgı r olma durumu. * Alı alı lı çekicilik. mek cazibeleş mek .cayma caymak caz * Caymak iş i. i cazcı cazcı lı k cazgı r * Caz müziğçalan veya besteleyen kimse. cazgık rlı cazı r r cazı * (bir cismin kaynama ve yanması belirtirken) Güçlü ve sesli olarak. cazı rdamak * Caz diye ses çı karmak. cazı rdatma * Cazı rdatmak iş i. i mlı cazibeleş me * Cazibeleş durumu. i n ları cazbant * Caz müziğçalan orkestra. * Güreş olan pehlivanları ecek yüksek sesle izleyicilere tanı ve duaları okuyarak onları tan nı alana süren kimse. * Caz müziğçalan orkestra. * Fitneci. alı . na cazı rtı cazibe * Cazı rdama sesi. cazı rdatmak * Cazı rdaması yol açmak. kararı dönmek. cazibedar * Çekiciliğolma. cazibe kanunu * Yer çekimini belirten kurallar bütünü. ndan * Baş çta Kuzey Amerika zencilerinin müziğiken sonraları langı i bütün dünyada benimsenen bir müzik türü. vazgeçmek. albeni. nı cazı rdama * Cazı rdamak iş i. * Çekim. i caz takı mı * Caz müziğçalan orkestranıbütün çalgı . m.

cazipleş tirmek * Cazip duruma getirmek. * Çekici.* Çekici. li. cc Cd CD Ce * Seryum'un kı saltması . alı . cazipleş tirme * Cazipleş tirmek durumu. karı * Kemanısı ve göğ tahtası iki yanı C harfi biçiminde çenten oyuklar. cazibesiz cazip cazipleş me * Cazipleş durumu. n rt üs nı ndan * Kadmiyum'un kı saltması . ce ce * Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı . mlı * Önemli. mek cazipleş mek * Cazip duruma gelmek. cazı r. cazlı cazsı z * Cazı olan. mlı cazibeleş tirmek * Çekici. ağ ğolan. msı * İ uyandı çekici. alı . bebekleri eğ nı lendirmek için çı lan ses. cazipli caziplik * Cazip olma durumu. albenili. mlı cazur cazur * Bkz. * Kucak çocukları. r cazı Cb * Kolombiyum'un kı saltması . alı duruma gelmek. ı ı rlı * Çekici olmayan. alı z. alı duruma getirmek. . albenili. elveriş lgi ran. mlı cazibeli * Çekici. * Cazı olmayan. * Yabancı devlet elçiliklerine ait arabaları plâkaları kullanı kı n nda lan saltma.

* ("büyük kudret" anlamı kayarak) Merhametsizlik. * Sahipsiz. ması cebi delik * Tutumlu olmayan (kimse). cebeci * Yeniçeri ordusunda silâh yapan. 'nı eyin * (tasavvufta) Allah'a varmanıüçüncü basamağ n ı . eyi cebellezi etmek * cebine indirmek. cebelleş mek * Uğ mak. z. cebbar * Zorlayı. cebine indirme. boş toprak. savaş ordunun silâh ve mı ta cephanesini ulaşran yaya kapı ocakları bir sıf asker. savurgan. cebi delik (kimse) * para tutmayan. -ca / -ce (I). zorba. züğ parası ürt. cı * Kudret sahibi. tartı ş mak. Tanrı . na yanları götürmekle yükümlü bulundukları asker. * Acı z. ekime elveriş olmayan yer. * Bkz. zorba. cebin . ldı * Becerikli. onaran ve bakı ile görevli bulunan. li cebeli * Osmanlımparatorluğ döneminde. ce demeye mi geldin? * "Bu kadar az oturmaya mı geldin?" anlamı kullanı nda lı r. ceberut * Tanrı n her ş üstünde olan kudreti. nda atlı * Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti. * Silâh. a cebellezi * Hakkı olmayan bir ş kendisine mal edip cebine koyma. cebe * Zı rh. tı kulu ndan nı cebel * Dağ . zorbalı ndan k. cebelleş me * Cebelleş iş mek i. * Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yı z kümesi. açıgöz (kadı k n). * Ekilmemiş tarla. cebi para görmek * parası yokken para kazanmaya baş lamak. merhametsiz. münakaş etmek. -ca / -ce (II).-ce -ce * Bkz. çekiş raş mek. savaş rası tı zeamet sahiplerinin dirlikleri oranı göre İ u sı nda mar.

cebir kullanmak * bir işyaptı için zora baş i rmak vurmak. mukavva veya tenekeden yapı şüzeri bezle rı lan lmı . n. ı ğ laş ı li cebir cebir * Zor. cebrinefs * Kendini zorlama. cı k. cebriye * Yazgılı kadercilik.* Korkak. bunlara bağ bir büyüklük ölçüsünü çı lı karmak için gerekli iş lemleri gösteren ve birbirine cebirsel iş aretlerle bağ lanan harf ve sayı bütünü. koaptör. * Artı eksi gerçek sayı bunlarıyerini tutan harfler yardı yla nicelikler arası genel bağ lar ve larla. cebretmek * Zorlamak. lan. cebrî * Zorla yapı zor kullanı yaptılan. cebirsel deyim * Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde. n mı nda lantı kuran matematik kolu. cebirsel ifade * Cebirsel deyim. lar cebirsel formül * Cebirsel deyim. cebirsel * Cebirle ilgili. ğ ı cebini doldurmak * karş tı elveriş durumlardan yararlanarak bol para kazanmak. zor kullanarak. larak rı * Zorla. zorlayı ş . cebinden çı karmak * ondan çok üstün olmak. kaplanan levha. süyek. zoraki. ceddine lânet (veya yedi ceddine lânet!) * "soyun sopunla birlikte Tanrı cezanı versin!" anlamı ilenme bildiren söz. cebrî yürüyüş * Bir yere kuvvet yetiş tirmek veya düş mandan önce varmak için yapı sı yürüyüş lan kı . cebren cebretme * Cebretmek iş i. zı nda . cebire * Kık kemikleri yerinde tutmak için kullanı tahta. fatalizm. cebine indirmek (veya atmak) * (para için) hakkı olmadı hâlde kendine mal etmek. kendini tutma. * Alı yüz.

tamu. cefakeş cefalı * Cefa çeken. üzgü. cefa etmek * üzmek. Cedî cedit cedre * Guatr. ranı ı na lan * Çok büyük sıntı kı . ş lara n * Çok sıntıyer. ı r . kı lı cehennem azabı * Cehennemde uğ lacağ inanı ceza. kı ya. cehdetmek * Çalıp çabalamak. rpı cehalet * Bilgisizlik. bir çı da. sıntı * Sınt ı eziyete katlanmıveya katlanan. kötülük yapanlarıöldükten sonra ceza görecekleri yer. ş ı cehennem * Dinî inanı göre. kı veya rla ı layı ceffelkalem * Hiç düş ünüp taş ı nmadan. cehennem hayatı * Büyük sıntı üzüntülerle dolu yaş ş kı ve ayı . ş cefaya katlanmak * sıntı üzüntüyü sabı karş p tahammül etmek. sıntı kı çekmek. cehdetme * Cehdetmek iş i. eziyet. cefa çekmek (veya görmek) * üzüntü. bravo" veya "Tanrı senden razı olsun" anlamı kullanı nda lı r. . eziyet etmek. cefakâr * Cefalı .ceddine rahmet! * "aferin. cehennem gibi * çok sı cak. cehennem kütüğ ü * Cehennemde yanmaya yaraş kimse. * Oğ burcu. eziyet. bilmezlik. cefalı kı ya katlanan. lak * Yeni. cefa * Büyük sıntı kı . guş a.

ı lan. ceht -cek * Bkz. mek cehennemleş mek * Cehenneme dönmek. -cak / -cek. istediğyere kadar gitsin. * Çaba. meyve. yün. n ı . çabalama. * Aş üzüntü ve sıntı ı rı kı çekilen yer hâlini almak. cı cehennemi boylamak * (sevilmeyen kimse için) ölmek. bilmezlik. cehennemin dibine gitmek * (kılan kimse için) defolup gitmek. yakı. k * Hamamıocağ külhan. ması cehenneme kadar yolu var * "defolsun. ipek gibi ş eyleri eğ iplik durumuna getirmeye yarar araç. kollu giysi. cehennem gibi. iğ irip . cehennemin bucağ(veya dibi) ı * çok uzak yer. * Üzücü.cehennem ol * defol!. acı z kimse. zı cehennemleş me * Cehennemleş durumu. . korkum yoktur" anlamı sövme. cehennem taş ı * Gümüş nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen. ıkta bozulmayan beyaz kristal. meli. * Bkz. ün klış ı cehennem zebanisi * Zalim. havaya dayanı . kabuk veya odunundan güzel kı zı elde edilen bir kök (Rhamnus rmı renk infectorius). * Pamuk. cehennem olmak * defolmak. Jaketatay. ceket ceketatay * Erkeklerin ve kadı n giydiğ genellikle önden düğ nları i. * Kök boyası gillerden. * Modern ekmek fınları ateş bulunduğ en sı bölüm. i nda cehennemî * Cehennemle ilgili. kalçayı örten. cehennemlik * Öldükten sonra yerinin cehennem olacağsanı cehenneme lâyı(kimse). rı nda in u cak cehil cehre cehri * Bilgisizlik.

Galata. İ brahim Paşve Edirne sarayları alıp türlü devlet hizmetleri için aday olarak a na nı yetiş tirilen genç. * Hı n. katı ması yürekli. celp . ikâr. keçi. Celâlî * İ olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıp devlete isyan eden Bozoklu Derviş lk kı Celâl'in adamları ve ondan yana olanlara. ululuk.celâdet celâl * Yiğ kahramanlı itlik. kı nlı zgı k. celeplik celî * Koyun. ğ ı n * Topkapı . 'nı fatları cellât * Ölüm cezası çarptılanları na rı öldürmekle görevli olan kimse. zalimlik. * Büyüklük. * Tanrı n sı ndan biri. celâllenmek * Öfkelenmek. zalim. keçi. * Parlak. coş rçı kun. celî yazı * (Arap harfleriyle) Uzaktan okunacak biçimde istif edilmiş sülüs levha yazı. na da kı Celâlîlik * Celâlî olma durumu. n * Katı yüreklilik. celâllenme * Celâllenmek iş i. * Öfke. cilâlı . * Celâlli gibi. * Acı z. k. celâllice celbe celep * Koyun. kı zmak. iri sı celil * Çok büyük. * Avcı çantası . cellât gibi * acı z. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapan kimse. celâlli * Sert ve öfkeli (kimse). * Açı aş k. kolaylı suç iş kla leyen. celâlliye benzer. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapma iş ğ ı n i. ması cellâtlı k * Cellâdıgörevi. ulu. sonraları türeyen bütün eş yaya verilen ad.

celp kâğ ı dı * Çağ kâğ . z klar. cemaatsiz * Cemaati olmayan. cemadat cemal * Yüz güzelliğ i. çağ belgesi. ı dı rı celse * Oturum. cem'an * Cansı cansıvarlı zlar. a cemaatimüslimin * Müslüman halk. rı ı dı rı celpname * Celp kâğ . cemaat ne kadar çok olsa (veya cami ne kadar büyük olsa) imam gene bildiğ okur ini * bir yetkili kimse. nsan ğ ı * Bir dinden veya bir soydan olanlarıtopluluğ n u. celp etmek * kendine çekmek. cemaatli * Cemaati olan. cemaatle namaz kı lmak * imama uyarak namaz kı lmak. * Mahkeme tarafı dava edene. mek i cemaatleş mek * Cemaat hâline gelmek. * getirmek.* Getirtme. celseyi açmak * oturumu açmak. ini ş ı cemaate uymak * içinde bulunulan bir topluluğ uyarak davranmak. edilene veya tanı gönderilen çağ belgesi. * İ kalabalı. ndan klara rı * Askerlik ödevini yapmaya çağ ı rma. cemaatsizlik * Cemaatsiz olma durumu. cemaat * Bir imama uyup namaz kı kiş lan iler. celseyi tatil etmek * oturuma ara vermek. çağ belgesi. celpname. . çevresindekilerin düş üncesi ne olursa olsun kendi istediğ yapmaya çalır. kendi üzerine çekme. cemaatleş me * Cemaatleş işveya durumu.

teki cembiye * Bir çeş eğ kama. cemiyet * Dernek. küçük tövbe ayı . hepsi. hançer. geçmiş kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek. * Bir olayı kiş kutlama amacı bir araya gelen topluluk. veya iyi yla . cemaziyülevvelini bilmek * bir kimsenin herkesçe bilinmeyen. * Tanrı n sı ndan biri. * Çoğ çokluk. n * Gönül alı davranı cı ş . (bir ş eyin) tümü. çokluk hâline getirmek. cemaziyülevvel * Ay takviminin beş ayı inci . cemil cemile cemilendirme * Çoğ ullandı iş rma i.* Toplayarak. * Topluluk. cemi * Bütün. cemetmek * Toplamak. * Toplama. toplum. cemilendirmek * Çoğ ullandı rmak. cembiyesiz * Cembiyesi olmayan. cemilenmek * Çoğ ullanmak. * Düğ ün. hep. cem'an yekûn * Toplam olarak. bir araya getirmek. * Birbirine uygun veya zı t anlamlı kelimeleri tenasüp veya tezat sanatları yoluyla bir araya getirme. toplam olarak. (bir ş eyin) hepsi. hepsinin tamamı . ul. it ri cembiyeli * Cembiyesi olan. 'nı fatları * (kadıiçin) Güzel. cemetme * Cemetmek iş i. büyük tövbe ayı . cemilenme * Çoğ ullanma iş i. cemaziyülâhı r * Ay takviminin altı ayı ncı . * (erkek için) Güzel. * Toplama.

ndan * Saygı . * Pis. rma cenaze duası * Cenaze defnedilirken okunan dua. kötü. cenah * Kuş kanadı . onur ve büyüklük anlamı kullanı yla lı r. taraf. cenap cenaze cendereleş me . sonra suda ve en sonra toprakta oluş u sanı sı k tuğ lan caklı cemre düş mek * sı k yükselişo hafta içindeki günde baş caklı i lamak. hoş lmayan kimse veya ş lanı ey. ezmek gibi iş kullanı mekanizma. rlanmıinsan ölüsü. ı nı * Ş ayı birer hafta aralı ubat nda klarla önce havada. ndan lan cenazeyi kaldı rmak * ölüyü gömmek üzere götürmek. cenaze gibi * benzi sararmı ş . dağ k olmayan. rası cenaze merasimi * Cenaze töreni. cenaze namazı * Cenaze gömülmeden önce musalla taş n üstüne konan tabutun önünde kı namaz. Cenabı hak * Allah. ş * Cenaze töreni.cemiyetli cemre yükseliş i. cenaze levazı matı * Ölünün kefenlenmesi sı nda gerekli olan malzemeler. pazı . * Savaş düzenindeki ordunun iki yanı her biri. cenbiye * Ağ eğ bir tür Arap bı ı zı ri çağ . pres. cendere * Bir ş sı eyi kmak. * Cemiyet içinde geçen. gömmek. lerde lan * Manevî baskı . cenaze alayı * Ölüyü kaldı töreni veya bu törende yer alan veya cenazeyi izleyen topluluk. * Kol. * Yan. * Kefenlenip tabuta konmuşgömülmeye hazı . derli toplu. ı nı lı nan cenaze töreni * Cenaze namazı mezara kadar yapı dinî tören. cenabet * Cünüp. Tanrı .

* Büyük çaba. kavgacı çı . çü. kavga. uçmak (II). na * Ana rahminde doğ zamanı tamamlayamamıveya vaktinden önce düş çocuk. uğ . ş ı cengâverlik * Savaşlı savaş k. cenkleş mek * Savaş mak. cenk * Savaşkavga. dövüş çı k. iyilik yapanları günahsı n. cengâverce * Cengâvere yakır biçimde. kan. ma nı ş müş ceninisakı t * Düş ük. kan. a cennet * Dinî inanı göre. cennet balı ğ ı * Cennet balıgillerden. kanlı çülük. kla mın mı . altı cendereye sokmak * manevî baskı na almak. cengel cenin * Otlarla ve sıağ k açlarla örtülü geniş Hindistan ormanları verilen ad. * Çok güzel.* Cendereleş iş mek i. cenk etmek * savaş mücadele etmek. ehri) ndan cengâver * Savaş. . zları a acakları yer. çekiş münakaş etmek. cendereleş mek * Manevî baskı nda mücadele etmek. öldükten sonra sonsuz bir mutluluğ kavuş ş lara n. çı * İ dövüş dövüş savaş vuruş yi en. altı Cenevizli * Ceneviz (bugünkü Cenova ş Cumhuriyeti halkı olan kimse. cenkçi cenkçilik * Savaş. mavi yeşzemin üzerine bakı ğ ı il r rengi çizgili tropikal balı(Macropodus k viridiauratus). * Cenkçi olma durumu. mak. çekiş raş me. huzur veren yer. * Atı ş mak. cenkleş me * Cenkleş iş mek i. mek. cennet balıgiller ğ ı * Kemikli balı r takı nı kefallar alt takı na giren bir familya.

ş ı centilmenlik * Centilmen olma durumu. cennetmekân * Cennetlik. ancak taraflarıkarş klı n ı güvenlerine dayanan sözlü antlaş lı ma. güneye özgü olan. yi lı lı . * Güneyli. mlı cennet kuş u * Cennet kuş ugillerden. cennet öküzü * Yüreğtemiz ama budala denecek kadar saf kimse. cennetlik * Öldükten sonra yerinin cennet olacağ inanı (kimse). . kibar (erkek). * Henüz pek küçükken ölen bebek. cenubî cenup cenuplu * Güneyle ilgili. * Cennetin güzellikleriyle donanmak. güzel bir yer durumuna getirmek. rahat yaş lıbakı bir yer durumuna gelmek. mek cennetleş mek * Cennet durumuna girmek. ı na lan * (ölmüş kimse için) Yeri cennet olan. cennetmekân. güney.cennet biberi * Zencefilgillerden karabiber tadı bir bitki. centilmenlik antlaş ması * Hukukî ve resmî olmayan. i cennet taamı * Tadı güzel olan yemek veya yiyecek. bakı . mlı cennete dönmek * güzel. saygı görgülü. * Güney. mlı cennetleş me * Cennetleş durumu. * Güzel. centilmen * İ arkadaşk eden. tüyleri güzel renkli bir kuş (Paradisea apoda). * Centilmene yakır davranı ş ı ş . çok cennete çevirmek * temiz. anı r. alı kadı mlı n. bakı (yer). centilmence * Centilmene yakır (bir biçimde). nda cennet gibi * güzel. cennet kuş ugiller * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfın bir familyası lar nını .

alnaç. cep saati * Cepte taş saat. cephe açmak * savaş olmayan bir bölgede. yön. cep feneri * Pille çalı ve cepte taş küçük fener. cebe girecek biçimde küçük kitap. cep telefonu * Cebe sı ğ abilecek küçüklükte olan. için cep harçlını karmak ğ çı ı * günlük masrafı karş nı ı layacak kadar kazanç sahibi olmak. taraf. * Belirtisiz isim tamlaması sı tamlayan görevinde "cebe sı yapında. kablosuz telefon. ğ abilecek boyda" anlamı verir. ı nan cep sözlüğ ü * Cepte taş ı nabilecek ve günlük ihtiyaca hemen cevap verebilecek küçük sözlük. çökertme. * Belli bir düş ünce. ı n ü * Yan. cepçilik cephane * Yankesicilik. giysinin belli bir yeri açı içine yerleş ey larak tirilen astardan yapı ş lmıtorba veya giysinin üzerine konulan parça ile yapı ş lmıyer. i tı rı nda lan ı t ma * Kablosuz telefon.cep * Genellikle bir ş koymaya yarar. cep takvimi * Cepte taş ı nabilecek küçük boy takvim. deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse. alanın manı kan * Trafiğkolaylaşrmak için yaya kaldımları veya yollarda yapı cep biçimindeki taş yanaş yeri. cep defteri * Cebe sı ğ abilecek büyüklükteki defter. . cı cephaneci * Kara. cephanelik * Cephanenin saklanması yarar kapalı korunmuş na ve yer. cep kitabı * Cepte taş ı nacak. savaşhazı a rlanmak ve baş lamak. cepçi * Yankesici. taş ı nabilir. * Üzerinde savaş sürdüğ bölge. cep televizyonu * Çok küçük boyutları veya cebe sı olan ğ abilecek küçüklükteki televizyon. nı * Savaş nıbir yerinde düş n geriletilmesiyle ortaya çı taktik durum. istek çevresinde sağ lanan beraberlik. * Ateş silâhlarla atı için hazı li lmak rlanan her türlü patlayı madde. cephe * (yapı larda) Yüz. ş an ı nan cep harçlı ğ ı * Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamaları ı karş laması verilen para.

cepten vermek * kendi kesesinden. ndan cer * Çekme. cephelenmek * Cephe oluş turmak. . harçla iş yı ve lenmiş tür kı yakasıüst giysisi. cepheleş me * Cepheleş iş mek i. doğ ı k rudan doğ konuyu ele alarak birine karşçı ruya ı kmak veya mücadeleyi açı ktan açı yapmak. kendi malı ödemek. * Kolları rtmaçlı uzun. cepten aramak * bir kimseyi cep telefonundan aramak. cerahatlenme * Cerahatlenmek iş i. rin ş . sürükleyerek götürme. bir sa. rin cerahatli * İ toplamı irinli. lmak cepheden hücuma geçmek * dolaş yollara sapmadan. cebine indirmek. ceplemek * Kazanmak. alanın cepheden cepheye koş mak * durmadan. cepheli cepken cepleme * Yönlü. yı bilmemek. cepheleş mek * Bir düş ünce. z * Ceplemek iş i.cephe almak * hası durumu takı m nmak. * Yara. ğ a cephelenme * Cephelenmek iş i. cer hocası * Taş imamlıyaparak para ve erzak toplayan genç medrese öğ rada k rencisi. cerahat *İ rin. ı cephe gerisi * Savaş nıgerisinde kalan bölge. taraflı . değik cephelerde savaş iş mak. direnmek. cerahatlenmek * (yara) İ toplamak. bir istek çevresinde birlik oluş turmak. bir düş ünceye karşolmak.

* Akı m. ceren cereyan * Ceylan. * (bir düş ünce. * Beceriklilik. cereyana kapı lmak * elektrik akı yla çarpı mı lmak. * suyun akı içinde kalısürüklenmek. * Akı . kayı t defteri. aynı eğ görüş paylaş kimselerin oluş ü an turduğ hareket. karş klı k pencere veya kapı nda meydana gelen hava akı sı kalı üş bir ı açı lı arası ntında p ütmek. ru ş ntı . cerbezeli cereme ceremesini çekmek * baş nıyol açtı zararı kasın ğ ı ödemek. u cereyan çarpmak * elektrik akı na tutulup etkisinde kalmak. akı akı . eyin me. hareketi içinde yer almak. mlı cerh * Yaralama. girginlik. cereyanda kalmak * kapalı yerde. rin ş . ş ı p * bir eğ bir görüş ilim. * çürütmek. * Cereme. dilli. mı cereyan etmek * geçmek. kolaylı ve inandıcı söyleyen. veya iddia için) Çürütme. * Bir yöne doğ akma. * Aynı ilimde olan. olmak. * Tutanak. cereyanlı * Akı lı ntı . ceride * Gazete. * Yara. cerh etmek * yaralamak. k. kla rı söz * Baş tarafı yapı veya kaza sonucu ortaya çı zararı kası ndan lan kan ödeme. cerbeze * Güzel konuş ma. * Kurnazlı hilekârlı k. inanç. ceriha cerime . * Bir ş geliş olma durumu.cerahatsiz * İ toplamamı irinsiz. * Girgin. yapı lmak. * Süvari kolu.

irilik. lganlı * Büyüklük. iyileş * Cerrahlı ilgili. cerrahî cerrahî müdahale * Ameliyat. * Savaş araçları donatı ş yla lmıkalabalıordu. iri. cesaret gelmek * yı nlı gitmek. Cermence * Cermen dili. cerrah * Operatör. * Güç veya tehlikeli bir işgiriş e irken kiş kendinde bulduğ güven. kla * Hekimliğ ameliyatla tedavi yapan dalı in. cerrar * Çekici. * Önemsiz yaraları tiren kimse. la Cermen dilleri * Kuzey Avrupa'da konuş ve Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan diller. cerrahlı k * Cerrah olma durumu veya cerrahımesleğ n i. sürükleyici. . yiğ yürek ve göz inin u itlik. cesaret almak (veya bulmak) * herhangi bir durumdan. lgı ğ ı cesaret göstermek * yürekli davranmak. * Zorla para alan (kimse). Bohemya ve Polonya'nıbatı n bölümünü kapsayan Cermanya'da M. 3. cesaret pekliğ i. * Çekinmezlik. atı k. yüzyı 9. ldan yüzyı kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse. cerre çı kmak * (medreselerde okuyan softalar) para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağ p imamlıveya ı lı k müezzinlik yapmak. davranı güç almak. yüreklenmek. e mek. cesamet cesametli * Kocaman. sactan kı larak sı vrı yapı ş lmımenteş e.Cermen * Bugünkü Almanya'yı . . ulan cermen menteş e * Bina kapı ile pencerelere takı ve yaprakları ları lan menteş uzunluğ e unun yarı kadar olan.Ö. ş tan cesaret etmek * korkulması gereken bir işkorkmadan giriş göze almak. k * Dilenci. yüreklilik.

cesaretlendirmek * Yüreklendirmek. yiğ it. kocaman. * Ölü vücut. yiğ itçesine. yüreklice. yüreklenmek. ceste ceste * Azar azar. cesaretlenmek * Yı nlı gitmek. yiğ i. ini cesaretini toplamak * kendine güven duygusunu. cesaretsiz * Yüreksiz. yürekliliğ ve atı ğ bir araya getirmek.cesaret vermek * birinin yı nlını lgı ğ gidermek. iri. cesaretli * Hiçbir ş eyden korkusu olmayan. ı cesarete gelmek * yı nlı gitmek. "kım kım" anlamı sı sı ndaki ceste ceste ikilemesinde geçer. itlendirme. ceste * "Azar azar". yüreklilik. korkutmak. yiğ itlendirmek. yiğ lgı ğ ı itlenmek. cesur cesurane * Cesaretle. ini lganlını ı cesaretlendirilme * Cesaretlendirilmek iş yüreklendirilme. cesaretlendirilmek * Yüreklendirilmek. yürekli. cesaretli. yüreksizlik. cesurca * Yürekli. naaş . i. ceset cesim * Büyük. cesaretlendirme * Cesaretlendirmek işyüreklendirme. . cesaret vermek. cesaretlilik * Cesaretli olma durumu. cesaretsizlik * Cesaretsiz olma durumu. yiğ i. lgı ğ ı cesaretini kı rmak * yürekliliğ gidermek. itlenme. cesaretlenme * Cesaretlenmek iş yüreklenme. * Çekingen. yüreklenmek. birini yüreklendirmek.

bir isteğ bir söz veya yazı karş k vermek. ı sı i ı lı cevabî cevahir * Cevap niteliğ olan. çizelge. * iyi sonuç vermek. ters ve karş ndakinin beklemediğbir karş k vermek. cevaplamak * Bir soruya. plâstikten veya madenden yapı ş ru lmıaraç. ş an cesurluk * Yüreklilik. yanı e. erli lar. tahtadan. p * Bir soruya. ı lı cevabı dikmek (veya dayamak. ata. y