Büyük Türkçe Sözlük

Sürüm No: 1.0 Açı klama Farabi

(veya ağ nıiçine) bakmak zın * ne söyleyeceğ beklemek. ini * onun sözüne göre davranmak. ... (bir) hâl almak * bir duruma gelmek. ... canlı sı * düş künü. ... damgası vurmak nı * (biri için) kötü bir yargı varmak. ya ... -e kuvvet * herhangi bir ş ağ k verildiğ kullanı eye ı rlı inde lı r. ... fı ekmek yemesi lâzı rı n m * bir duruma eriş için pek çok emek vermesi, çalı mek ş gerekir. ması ... gözüyle bakmak * yerine koymak. ... ile beraber * ile birlikte. ... kim ... kim * yakı rı ş uygunsuzluğ belirtmeye yarar. ş lan eyin tı unu ... olsun, ... olsun, * sözü geçen her ş ey. ... süsü vermek * gerçeğ aykıolarak, kendisinde veya herhangi bir ş üstün bir nitelik veya değ varmıgibi e rı eyde er ş göstermek. ... ziyafeti çekmek * herhangi bir ş en iyi biçimde baş eyi armak, herhangi bir yönüyle doyurmak. ...-a veya ...-e gelince * sı gelince anlamı gelerek bir konu bittikten sonra sözü baş bir konuya geçirmeye yarar. ra na ka * ayrı k gösteren bir düş calı ünceye geçildiğ anlatı ini r. ...-a, ...-ya getirmek * birini bir duruma getirerek istediğgibi davranmak. i ...-den eylemek * yoksun bı rakmak. ...-ı / ...-inde değ nda il * bir ş söylenen niteliğ önem vermeyi anlatı eyin ine r. ...i tutmak * bir işyapacağve göreceğo zamana rastlamak. i ı i ...ikinci plâna düş mek * bir kimsenin veya topluluğ gözünde eski önemini, değ yitirmek. un erini

...ile beraber * -dı / -diğanda. ğ ı i * -dan / -den baş ka. * -dı / -diğhâlde. ğ ı i ...-ması ...-mesi bir olmak yla, * aynı anda, çabucacı birden. k, ...maya veya ...meye görsün (veya gör) * söz konusu fiilin doğ uracağsonuca kesinlik kazandı için kullanı ı rmak lı r. ...nıresmidir... n * bir durumun olacağkesin ve bellidir. ı 19 Mayı s 30 Ağ ustos * Zafer Bayramı . a a * (a:) Ş ma, hatı aş rlama, sevinme, acı üzülme, kı gibi duyguları ma, zma güçlendirir, cümlenin baş veya ı nda sonunda kullanı lı r. a/e * Çekimli fiilin sonuna gelerek anlamı pekiş tirir. -a- / -e-a / -e -a / -e *İ simden fiil türeten ek. * Yönelme durumu eki: dağ eve, yola, öne. Ünlü ile biten isimlerden sonra araya y sesi girer. a, * Seslenme bildirir.

* Fiilden zarf türeten ek: yaza yaza, gide gide, koşkoş düş kalka, güle oynaya. Ünlü ile biten fiillerden a a, e sonra araya y sesi girer: yaş yaş bekleye bekleye, okuya okuya, yürüye yürüye. Bu ek göre, kala, geçe, sapa aya aya, örneklerinde kalı mı r. plaş ş tı a, A

* Türk alfabesinin birinci harfi, ses bilimi bakı ndan kalıünlülerin düz ve geniş mı n olanı gösterir. nı * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde lâ sesini bildirir. * Su. * Yünden, dövülerek yapı kalı ve kaba kumaş lan n . * Bu kumaş yapı ş tan lmıyakasıve uzun üstlük. z * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Eskiden derviş giydiğabadan yapı ş lerin i lmı önü açıhı , k rka. * Abla. * Anne.

ab aba

aba altı değ (sopa) göstermek ndan nek * yumuş görünmekle birlikte yine de gözünü korkutmak. ak aba gibi * (kumaş için) kaba ve kalı n.

aba güreş i * Aba giyilerek ve bele kuş bağ ak lanarak yapı bir tür güreş lan . aba vakti yaba, yaba vakti aba * kiş ihtiyaçları vaktinden önce ve ucuz olduğ zaman karş i, nı u ı lamalır. dı abacı * Aba yapan veya satan kimse. * Abadan giyecek yapan veya satan kimse. * Bedavacı , asalak. abacı kebeci, ara yerde sen neci? * "anlamadın bu iş ne karıyorsun?" anlamı kullanı bir söz. ğ ı e ş ı nda lan abacı lı k * Aba yapma veya satma iş i. * Abadan giyecek yapma veya satma iş i. abadî * Kalı ve açısaman renginde, yarı bir yazı ıı nca k mat kâğ türü. d abajur * Işı yere toplamak, doğ ı bir ğ rudan doğ gözlere vurması önlemek için kullanı lâmba siperi. ruya nı lan * Genellikle üzeri siperli masa lâmbası ayaklı veya lâmba. * Abajur yapan veya satan kimse.

abajurcu

abajurculuk * Abajurcunun iş i veya mesleğ i. abajurlu abaküs * Sayı boncuğ çörkü. u, abalı * Abası olan, aba giymiş olan. * Abajuru olan.

abandı rma * Abandı rmak iş i. abandı rmak * Bir kimsenin bir yere abanması sağ nı lamak. * Bir hayvanı çöktürmek. yere abandone * Dövüş emeyecek duruma gelen (boksör). abandone etmek * dövüş emeyecek duruma getirmek. abandone olmak * dövüş emeyecek duruma gelmek. abanî * Sarı rak dallı ş iş mtı nakı larla lenmiş tür beyaz, ipek kumaş bir . * Bu kumaş yapı ş tan lmı . * Abanmak iş i.

abanma

abanmak

* Eğ ilerek bir ş bir kimsenin üzerine kapanmak. eyin, * Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. * Bir ş veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. eyin * Birine yük olarak onun sı ndan geçinmeye bakmak. rtı * Abanozgillerin ağ sert ve siyah renkli tahtası ı r, .

abanoz

abanoz gibi * çok sert. abanoz kesilmek * sertleş dayanı lı artmak. erek klı ı ğ * kirden matlaş rengini kaybetmek. mak, abanozgiller * İ çeneklilerden, sı ülkelerde yetiş ve kerestesine abanoz denilen bir bitki familyası ki cak en . abanozlaş ma * Abanozlaş durumu alma. mak abanozlaş mak * Ağ ve benzeri maddeler uzun süre suda kalarak kararmak. aç * (insan) uzun süre güneş kalarak kararmak, yanmak. te abartı abartı cı * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok gösterme huyunda olan (kimse), abartmacı , mübalâğ . acı abartılı cı k * Abartı olma durumu, abartmacı mübalâğ lı cı lı k, acı k. abartı lı * Olduğ undan fazla gösterilen, mübalâğ . alı * Abartma, mübalâğ a.

abartı lma * Abartı iş lmak i. abartı lmak * Abartmak iş konu olmak, mübalâğ edilmek. ine a abartız sı abartı ş abartma * Olduğ undan fazla gösterilmeyen, mübalâğ z. ası * Abartmak iş i veya biçimi. * Abartmak işmübalâğ i, a.

abartmacı * Abartı, mübalâğ . cı acı abartmacı lı k * Abartılı mübalâğ lı cı k, acı k. abartmak * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalâğ etmek. a

abartmalı * Abartı şmübalâğ . lmı , alı abartması z * Abartı lmamı abartmadan, mübalâğ z. ş , ası abası z abaş o * Alt, alttaki, aş ı ağ . * Gemiyi baş veya kı halatla karaya bağ tan çtan lama. abat * Bayı r, mamur. ndı * Ş rahat. en, abat etmek * mamur etmek, rahata kavuş turmak, zenginleş tirmek, gönendirmek. abat eylemek * abat etmek. abat olmak * mutlu olmak, rahata kavuş gönenmek. mak, abayı sermek * bir yere teklifsizce yerleş mek. abayı yakmak * gönül vermek, tutulmak, âş olmak. ı k Abaza Abazaca abazan * Kuzeybatı Kafkasya'da yaş bir halk ve bu halka mensup olan kimse. ayan * Abazalar tarafı kullanı dil. ndan lan * Karnı olan (kimse). aç * Uzun süre kadı z kalan (erkek). nsı * Abası olmayan, aba giymemiş olan.

abazan kalmak * uzun süre cinsel iliş bulunmamak, kadı z kalmak. kide nsı abazanlı k * Abazan olma durumu. Abbas yolcu * yola çı kacak kimse. Abbasî * Abbas bin Abdülmuttalib soyundan gelen, Bağ merkez olmak üzere Ön Asya ve Kuzey Afrika'da 750dat 1258 tarihleri arası hüküm süren sülâle. nda abd * Kul. * Köle. * Safevîler devrinde İ ran'da yaş Türk oymakları biri. ayan ndan

Abdal

* Anadolu'da yaş birtakı oymaklara verilen ad. ayan m abdal * Eskiden bazı gezgin derviş verilen ad. lere * Dilenci kı , üstü başperiş kimse. lı klı ı an * Bkz. aptal. abdala malûm olur * bir ş olacağ önceden sezen kimseler için ş yollu söylenir. eyin ı nı aka abdallı k * Abdal olma durumu. abdest * Müslümanları bazı n, ibadetleri yapabilmek için el, ağ burun, yüz, kol, ayak yı ı z, kama ve baş enseye ı el a, slak gezdirme, kulağtemizleme biçiminde yaptı arı ı kları nma. * İ yapma ve kalı bağ ı altma. drar n ı boş rsağ abdest almak * abdest yoluyla arı nmak. * namaz kı için gerekli yı lmak kama kuralları yerine getirmek. nı abdest bozmak * ayak yoluna gitmek. abdest bozulmak * yeniden abdest alma gereğortaya çı i kmak. abdest tazelemek * yeniden abdest almak. abdestbozan *Ş eritgillerden, vücudu yassı , birbirine kenetlenmiş umları boğ bulunan ve bazı metrelerce boyda olan bir sı bağ ı asalağ tenya, ş rsak ı , erit. abdestbozan otu * Gülgillerden, siyah ve yeşboya çı lan bir bitki (Poterium spinosum). il karı abdesthane * Abdest bozacak yer, ayak yolu, tuvalet. abdesti gelmek (veya olmak) * abdest bozmaya ihtiyaç duymak. abdesti kaçmak * abdest bozma ihtiyacı varken yok olmak. abdestinde namazı nda * dindar. abdestinden ş üphesi olmamak * yaptı iş kusuru olmadını ğ te ı ğ kesin olarak bilmek. ı abdestini vermek * azarlamak. abdestli abdestlik * Abdest almıbulunan veya abdesti bozulmamıolan. ş ş * Abdest alı nacak yer. * Abdest alırken giyilen ve kolsuz hı nı rkaya benzeyen bir tür giyecek.

* Abdest almaya yarayan. abdestsiz * Abdest almamıveya abdesti bozulmuş ş olan. abdestsiz yere basmamak * din buyrukları titizlikle uymak. na abdiâciz * Alçak gönüllülük bildirmek üzere "ben" yerine kullanı lı r.

abdülleziz * Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetiş çok yık ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). en llı * Bu bitkinin yemiş yenilen, tatlı yağ ürünü. gibi ve lı abece * Bkz. alfabe.

abece sı rası * Bkz. alfabe sı . rası abecesel * Bkz. alfabetik.

aberasyon * Sapı nç. abes * Akla ve gerçeğ aykı. e rı * Gereksiz, lüzumsuz, yersiz, boş .

abes bulmak * gereksiz, saçma saymak. abes kaçmak * uygunsuz düş mek. abesle uğ mak (veya abesle iş etmek) raş tigal * yersiz, yararsış z eylerle vakit öldürmek. abeslik abı hayat * Abes olma durumu. * Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağ layan bir su, bengi su.

abı hayat içmiş * yaşçok ilerlemiş ı olduğ hâlde genç görünen (kimse). u abı kevser * Cennette bulunduğ inanı Kevser ı ın adı una lan rmağ nı . abı ru * Yüz suyu. * Irz, namus, ş haysiyet. eref, * Anı t.

abide

abideleş me * Anı ma. tlaş

abideleş mek * Anı mak. tlaş abideleş tirme * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş tirmek * Anı tı tlaşrmak. abidemsi abidevî abis abiye * Bayanlarıözel gecelerde giydiğş giysi veya tuvalet. n i ı k abla * Bir kimsenin kendinden büyük olan kıkardeş z i. * Büyük kıkardeş saygı sevgi gösterilen kıveya kadı z gibi ve z n. * Genel ev veya randevu evi iş letmecisi kadı çaça, mama. n, * Yayvan ve dolgun yüz veya yüzü böyle olan (kimse). ablakça ablaklı k ablalı k * Ablak gibi, ablak tarzı nda. * Ablak olma durumu. * Abla olma durumu. * Anıbenzeri. t * Anı ilgili, anı anı benzer, anı tla tsal, ta t gibi. * Okyanusları çok derin yeri ve daha özel olarak, güneşş ın eriş n ığ ını emediğkesim. i

ablak

ablalıetmek k * abla gibi yakıve koruyucu davranı bulunmak. n ş ta ablâtif ablatya abli * Çı durumu. kma * Uzunluğ 150, geniş i 4-10 kulaç olan bir balıağ u liğ k ı . * Yarı serenleri sağ sola veya ortaya çevirmek için bunlarıucuna bağ bulunan donanı m a, n lı m.

abliyi kaçı rmak (veya bı rakmak) *şı aş rmak, soğ kanlı ı yitirmek, ipin ucunu kaçı uk lını ğ rmak. abluka * Bir ülkenin veya bir yerin dıdünya ile olan her türlü bağ sı kuvvet kullanarak kesme, kuş ş lantını atma, ihata.

abluka altı tutmak nda * ablukayı devam ettirmek. abluka etmek * genellikle denizden kuş atmak. * etrafı çevirmek, bulunduğ yerden ayı nı u rmak.

ablukaya almak * Bkz. abluka etmek. ablukayı rmak kaldı * abluka kararı ve uygulaması vazgeçmek. ndan ndan ablukayı yarmak * abluka bölgesini zor kullanarak yarıgeçmek. p abone * Önceden ödemede bulunarak süreli yayı alı olma iş nlara cı i. * Peş para ile bir ş belli bir süre için alı olan kimse. in eye cı * Bir yere gitmeyi alı k hâline getirmek. ş kanlı abone etmek * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı lamak. in eyi sağ abone olmak * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı in eyi önceden üstlenmek. abone yapmak * abone olmayı lamak.. sağ abonelik * Abone veya aboneler için kullanı labilecek kadar olan.

abonman * Bir satı veya kamu kuruluş ile alılar arası yapı anlaş cı u cı nda lan ma. aborda * Bir deniz teknesinin baş bir tekneye, bir iskeleye veya bir rı ma yanı vererek yanaş . ka htı nı ması aborda etmek * (gemi için) yanlaması yanaş na mak. abra * Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye konulan taş , demir, çivi gibi ağ k, dara. ı rlı * Bir değ tokuş üste verilen ş iş ta ey.

abrakadabra * Eski çağ larda bazı hastalı iyi geldiğ inanı büyülü söz. klara ine lan * Sihirbazları sı kullandı büyülü söz. n kça ğ ı abrama abramak abraş * Alaca benekli. * (bitki yaprakları Klorofil azlından dolayı k renkte lekeleri olan. nda) ğ ı açı * Çilli, çopur yüzlü, açırenk gözlü, çapar. k * Deseni ve atkı bozuk halı sı . * Çarpı eğ düzgün olmayan. k, ri, * Ters, kaba, görgüsüz. abril * Nisan, april. abstraksiyonizm * Abramak iş idare. i, * (deniz taş için) Yönetmek, idare etmek. ı tları

* Bkz. soyutçuluk. abstre * Soyut, somut karş , mücerret. ı tı abstre sayı * Bkz. soyut sayı . absürt * Saçma.

absürt tiyatro * Bkz. saçma tiyatro. abu * Ş ma ve korku bildirir. aş abuhava *İ klim.

abuk sabuk * Akla, mantı uymayan, düş ğ a ünmeden söylenen, saçma sapan (söz). abuk sabuk konuş mak * saçma sapan söz söylemek. abuk sabukluk * Ciddiyetsizlik, saçmalı k. abuli abullabut *İ stenç yitimi, irade kaybı . * Hantal, kaba ve anlayı z (kimse). ş sı * Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

abullabutluk * Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu. abur cubur * Sı , tadı rası , yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen ş eyler. * İe yaramayan, boş ş . abus * Asısuratlı k , somurtkan (kimse). * Somurtkan, çatı ası(yüz). k, k * Niteliğbilinmeyen, garip, acayip. i * Aktinyum'un kı saltması . * Merak, kararsı k veya kuş anlatı zlı ku r.

Ac acaba

-acak / -ecek * Fiil çekim eki (gelecek zaman eki). * Fiilden isim ve sı yapma eki. fat Acar * Güneybatı Kafkasya'nıTürkiye sırı yakıbölgesinde yaş bir halk. n nına n ayan acar

* Atı gözü pek, yiğ kabadayı lmaz, kabı sı lgan, it, , yı na ğ maz. * Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. * Yeni. Acara * Bkz. Acar.

acarlaş ma * Acarlaş iş mak i. acarlaş mak * Acar duruma gelmek. acarlı k * Acar olma durumu.

acayibine gitmek * yadı rgamak, tuhafı gitmek. na acayip * Sağ duyuya, göreneğ olağ aykı, ş ı e, ana rıaş lacak, ş maya değ garip, tuhaf, yadı aş er, rganan, yabansı . * Ş ma anlatı aş r.

acayip olmak * yadı rganacak bir duruma girmek. acayipleş me * Acayipleş durumu. mek acayipleş mek * Baş mak, yadı kalaş rganacak bir duruma girmek. acayipleş tirme * Acayipleş tirmek iş i. acayipleş tirmek * Acayip, yadı rganacak bir duruma getirmek. acayiplik * Acayip olma durumu, yabansı gariplik, tuhaflı lı k, k. accelerando * Parçanıçalırken gittikçe hı n nı zlanacağ anlatı ı nı r. acele * Çabuk davranma zorunluluğ ivedi, ivecenlik. u, * Vakit geçirmeden, tez olarak.

acele acele * Çabuk çabuk, hı olarak, büyük bir çabuklukla. zlı acele etmek * çabuk davranmak, ivmek. * telâş etmek, sabı zlanmak. rsı acele işş e eytan karır ş ı * düş ünüp taş ı nmadan, ivedi olarak yapı iş iyi sonuç beklenmemesi gerektiğ anlatı lan ten ini r. aceleci * Tez iş gören, çabuk davranan, telâş, ivecen. lı acelecilik

* Aceleci olma durumu, ivecenlik. aceleleş tirme * Aceleleş tirmek iş i. aceleleş tirmek * Çabuklaşrmak. tı aceleye gelmek * çabuk yapı ğiçin gereken özen gösterilmemiş ldı ı olmak. aceleye getirmek * zaman darlından yararlanarak birini aldatmak veya bir işüstünkörü yapmak. ğ ı i Acem *İ . ranlı * İ özgü. ran'a * İ ülkesi. ran acem * Türk müziğ mi notası yakıbir perde. inde na n

Acem halayı * Güney Anadolu yöresinde oynanan bir halk oyunu. Acem kı gibi lı cı * hem birinden yana, hem ona karşolabilen. ı Acem lâlesi * Taşrangillerden, turuncu ve sarı kı renkte çiçekli, yık ve çok yık türleri olan, tohumla saksı ve tarlada llı llı da üretilebilen bir süs bitkisi, güneş topu. Acem pilâvı * Safran ve zencefil ile yapı İ usulü bir pilâv çeş lan ran idi. acemaş iran * Klâsik Türk müziğ kullanı ş makamları biri. inde lan et ndan acemborusu * Canlı rmı çiçekler açan bir süs bitkisi (Bigonia radicams). kı zı acembuselik * Klâsik Türk müziğ kullanı birleş bir makam. inde lan ik Acemce acemi * Farsça. * Bir iş yabancı olan, eli işalı in sı e ş mamı bir işbeceremeyen. ş , i * İinde, mesleğ ilerlememiş ş inde . * Bir yerin, bir ş yabancı. eyin sı * Saraya yeni alı ş nmıcariyelere verilen ad.

acemi ağ ası * Hareme yeni alı cariyelerin ağ . nan ası acemi çaylak * Tecrübesiz, toy, beceriksiz. acemi er * Askere yeni alı ve eğ dönemini henüz tamamlamamıer. nan itim ş

acemi ocağ ı * Osmanlı ordusuna kapı eri yetiş kulu tirmek için kurulan okul. acemi oğ lanı * Yeniçeri ocağ yetiş ı nda tirilmek üzere tutsaklardan veya devş yoluyla Hristiyanlardan toplanan çocuk. irme acemice * Toyca, beceriksizce. acemileş me * Acemileş durumu. mek acemileş mek * Beceriksizlik göstermek, bocalamak. acemilik * Acemi olma durumu, aceminin çekingenliğve ürkekliğ acemice davranı toyluk. i i, ş ,

acemilik çekmek * henüz alı ş ğbir iş zorluk çekmek, bocalamak. madı ı te acemilik etmek * düş üncesizce hareket etmek, acemice davranmak. acemkürdi * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. inde ik acemleş me * Acemleş durumuna gelmek. mek acemleş mek * Kültür ve medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek almak. mı ran'ı ran nı * Kendini İ gibi hissetmek veya İ gibi davranmak. ranlı ranlı acemleş tirme * Acemleş tirmek iş i. acemleş tirmek * Kültür veya medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek aldı mı ran'ı ran nı rmak, Acem kültürünü yaygı tı nlaşrmak. acente * Bir kuruluş malî veya ticarî iş un lerini kazanç karşğ yürüten ticarethane. ıı lında * Vapur ortaklı veya banka ş ğ ı ubesi. * Bir kurumun veya ş ubelerinin baş bulunan kimse. ı nda * Bir kuruluşbağ olmaksın sözleş a lı zı meye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya iş letmeyi ilgilendiren iş aracı eden, bunları iş lerde lı k o letme adı yapan kimse. na acentelik * Acentenin yaptı iş ğ . ı * Acente kuruluş u. * Acaba. * Acizler, güçsüzler, eli ermezler, düş künler. * Tat alma organı bazı nda maddelerin bı ğyakı durum, tatlı ı raktı ı cı karş . tı * Tadı nitelikte olan. bu * Keskin, hoşgitmeyen, ş a iddetli.

acep aceze acı

* Renk için, koyu. * Ağ, sancı rı . * Dı dan gelen bir etki ile dıorganlarda birdenbire oluş ve o etkilerin kalkması duyulan rahatsı k, ş arı ş an ile zlı ı rap. stı * Kıcı rı, üzücü, incitici, dokunaklı , korkunç. * Ölüm, yangı deprem gibi olaylarıyarattı üzüntü, keder, elem. n, n ğ ı * Acı olarak, acı vererek, acı duyurarak, üzüntü içinde. * Dokunaklı rı, üzücü olarak, üzüntü içinde. , kıcı

acı acı

acı aç ağ

* Sedef otugillerden, sı ülkelerde yetiş kabuğ ve odunu hekimlikte kullanı küçük bir ağ kavasya cak en, u lan aç, (Quassia amara). acı badem * Gülgillerden bir meyve ağ (Amygdalus amara). acı * Bu ağ n acı rak, keskin kokulu meyvesi. acı mtı acı badem kurabiyesi * İ ve ş rmik ekerle yoğ rularak üzerine acı badem konduktan sonra fında piş rı irilen bir çeş kurabiye. it acı bakla * Baklagillerden, acı taneleri suda tatlı tılarak yenilen otsu bir bitki, Yahudi baklası olan laşrı (Lupinus termis). acı bal acı k balı amarus). acı ceviz * Deli bal. * Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaş ayan, 8-10 cm uzunluğ unda bir balı gördek (Rhodeus k,

* Genellikle Kuzey Amerika'da yetiş güzel görünüş bir ceviz türü. en, lü

acı çekmek (veya duymak) * ağ, sı duymak. rı zı * üzülmek, üzüntü içinde kalmak. acı dem çiğ * Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, ş yapraklı açırenk çiçekli, tohumları erit ve k romatizma tedavisinde kullanı zehirli bir çiğ türü, güz çiğ lan dem demi (Colchicum autumnale). acı elma * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı gelmek * dokunaklı rı, üzücü gelmek. , kıcı acı görmüş * kötü günler yaş ş amı . acı yar hı * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı karpuz * Bkz. ebucehil karpuzu. acı kavak * Dağ kavağveya titrek kavak (Populus tremula). ı acı kavun

* Bkz. eş hı . ek yarı acı kök * Loğ otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı toz. usa bir acı kuvvet * Sert, etkili, zorlu kuvvet. acı marul * Birleş ikgillerden, tadı , diş yapraklı acı li , sürgününden çı sütü uyuş kan turucu ve yatı rı olarak kullanı ş cı tı lan iki yık bir bitki (Lactuca virosa). llı acı meyan * Bkz. dikenli meyan. acı ot * Kuzey Anadolu dağ nıormanları yetiş toprak altı bilek kalı ğ kökü bulunan çok yık ların nda en, nda nlında ı llı ve otsu bir bitki (Tamus communis). acı canı rağçalmaz patlı kı ı * kötü durumda olan bir kimseyi yeni kötü durumlar etkilemez. acı z sakı * Çam sakı. zı acı söylemek * olumsuz bir davranı karşgerçeğolduğ gibi söylemek. ş a ı i u acı söz acı su acı tatlı * İ kötü. yi acı vermek * üzüntüye sebep olmak, incitmek. acı an yavş * Tüylü dalak otu. acı yitimi * Sinir bozukluğ çok ilâç alma, donma gibi sebeplerle acı u, duyumunun birazın veya tamamın yok nı nı olması , analjezi. acı yonca * Kıl kantarongillerden, bataklıyerlerde yetiş kötü kokulu ve çok acı yaprakları zı k en, olan hekimlikte kullanı bir bitki (Menyanthes trifoliata). lan acı ca acılma kı * Acılmak iş kı i veya durumu. acılmak kı * Acı kmak iş konu olmak. ine acı klı * Acı racak, acı ndı verecek nitelikte olan, dokunaklı , koygun. * Oldukça acı . * Kiş onuruna dokunan gönlünü inciten söz. inin *İ çindeki minerallerin etkisiyle tadı olan kuyu veya pı suyu. sert nar

* Acı görmüş , kederli. , yaslı acı komedi klı * Eğ lendirici olmayı amaçlamayan, dramatik yönü ağ basan, duygusal bir oyun türü, trajikomik. ı r acı kma acı kmak düş ünür. acı rma ktı * Acı rmak iş ktı i. acı rmak ktı * Açlıduyması sebep olmak. k na * Aç bı rakmak, yeterince doyurmamak. acı lanma * Acı lanmak iş i. * Acı kmak iş i. * Açlıduymak, yemek yeme ihtiyacı k duymak. * Uzun süre bir ş yokluğ çeken kimse, o ş eyin unu eyden ne kadar çok elde etse, yine kendisine yetmeyeceğ ini

acı lanmak * Tadı olmak, acı mak. acı laş * Acıdurumda olmak, üzüntüye kapı lı lmak, üzülmek. acı ma laş * Acı mak iş laş i.

acı mak laş * Tadı bozulmak, acı olmak. * Dokunaklı duruma gelmek. * (konuş Kıcı bir durum almak. ma) rı, sert * Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek. acı tı laşrma * Acı tı laşrmak iş i. acı tı laşrmak * Acı duruma getirmek. bir acı lı * Acı lmıolan. katı ş * Acı olan, kederli. sı * Acı olma durumu. * Dokunaklı kederlilik, yaslı lı k, lı k. * Acıolma durumu. lı * Acı iş mak i. * Baş bir kimsenin veya canlın mutsuzluğ karşduyulan üzüntü, merhamet. ka nı una ı acı mak * Tadı duruma gelmek, acı mak. acı laş * Acı ağlı lı rıolmak. , * Baş nıacına ortak olmak veya durumundan üzüntü duymak. kasın sı

acı lı k

acı k lı lı acı ma

* Baş nıuğ ğveya uğ kasın radı ı rayacağkötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. ı * Bir ş vermeye kı eyi yamamak veya verdiğ elden çı ğ üzülmek. ine, kardına ı acı z ması * Acı katı maz, yürekli, merhametsiz.

acı zca ması * Acı z olarak, acı z bir biçimde, zalimce, zalimane. ması ması acı zlı ması k * Acı olma durumu, merhametsizlik, zulüm. maz acı k mı acı msı * Buğ tarlaları yetiş tohumu zehirli, yabanî bir bitki, belemir. day nda en, * Acı yakı tadı ya n olan, tadı acı az olan, acı rak. mtı * Dokunaklı .

acı rak mtı * Acı . msı acı nacak * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek. acı ölmek ndan * açlı ölmek. ktan * çok acı kmak. acı rma ndı * Acı rmak iş ndı i. acı rmak ndı * Bir kimsenin acı na yol açmak, merhamete getirmek. ması acılacak nı * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek durumda bulunan. acılma nı * Acılmak iş nı i. acılmak nı * Acı nmak iş konu olmak. ine acı nma acı nmak * Acı nmak iş i. * Acı iş konu olmak. mak ine * Baş nıhesabı üzülmek, yazı kasın na klanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, teessüf etmek. * Az acı mtı , acı rak. * Yaban turpu. acıçı sı kmak * olumsuz, kötü sonucu ortaya çı kmak. acıiçine (veya yüreğ çökmek (veya iş sı ine) lemek) * bir ş acını çok duymak. eyin sı pek

acı rak acı rga

* olmadan olacağdüş ı ünerek çok üzülmek. acına dayanamamak sı * bir kimse bir yakınıölümünden büyük üzüntü duymak. nın acını sı almak * acı ı gidermek. lını ğ * sıyı zı dindirmek. * kederini azaltmak. acını rı basmak sı bağna *ş ikâyet etmeden üzüntüye katlanmak. acını sı çekmek * yapı yanlıbir iş kötü sonucunu görmek. lan ş in acını karmak sı çı * (tat için) acı ı yok etmek. lını ğ * uğ ğmaddî veya manevî zararı ı radı ı karş layacak bir iş yapmak. * öç almak, intikam almak. acını sı görmek * bir yakını ölümünü görmek. nın acız sı * Tadı olmayan. acı * Ağ, sı duyulmayan. rı zı * Üzüntü, sıntı kı olmayan, kedersiz. * Acı iş tmak i veya biçimi. * Acı iş tmak i. * Acı vermek. lı k * Ağ ve sı duyması sebep olmak. rı zı na * Acı duygusu olan (kimse). ma * Acı iş mak i veya biçimi. acibe acil * Hiç görülmemişalılmamış ı veya yadı , ş ı ş aş , lacak rganacak ş ey. * İ ivedili. vedi,

acı tı ş acı tma acı tmak

acıcı yı acış yı

acil servis * (hastanelerde) Vakit yitirilmeden bakı lması gereken hastalarıilk tedavilerinin yapı ğyer. n ldı ı acil ş dilemek ifalar * hastanı kı sürede iyileş dileğ bulunmak. n sa mesi inde acilen aciyo * Hemen, hiç zaman yitirmeden, tez elden, gecikmeden, ivedilikle. * Bkz. acyo.

aciz

* Gücü bir iş yetmez olanıdurumu, güçsüzlük. e n * Beceriksizlik. * Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu. * Gücü bir iş yetmez olan, güçsüz. e * Beceriksiz.

âciz

âciz kalmak * çok uğ maya rağ o işyapamamak. raş men i âcizane * Söz söyleyen kimsenin kendi yaptı nı kları abartmamak için kullandı "acizlere yakı biçimde" ğ ı ş acak anlamı bir nezaket sözü. nda âcizleri âcizlik acube acul * Tez canlı tez, ivecen. , içi * Hı , çabuk. zlı acun * Dünya. acur acur * Bkz. ajur. * Alçak gönüllülük göstermek için "ben" zamiri yerine kullanı bir söz. lan * Beceriksizlik, güçsüzlük. * Tuhaf kimse.

* Kabakgillerden, kabuğ çizgili ve tüylü, sarı rak, yeşveya sarı u mtı il , üzeri yeşlekeli, irice bir çeş hı il it yar (Cucumis flexuosus). acurlu acuze acyo * Herhangi bir paranıgerçek değ n eriyle sürüm değ arası veya bir ticaret senedinin üzerinde yazı eri nda lı miktar ile indirimden sonraki tutarı nda doğ fark. arası an * Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alı komisyon. nan * Senetli kredi iş lemlerinde bankaları yaptı tahsilât. n kları acyocu * Borsa veya piyasada tahvil için çeş hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse. itli * Bkz. ajurlu. * Huysuz, çirkin, yaş kadı cadı . lı n, karı

acz içinde olmak * gücü yetmemek, becerememek. acze düş mek * çaresiz kalmak, elinden birş gelmemek. ey aç

* Yemek yeme ihtiyacı veya yemesi gereken, tok karş . olan ı tı * Yiyecek bulamayan, yoksul kimse. * Gözü doymaz, haris. * Çok istekli, çok hevesli. * Karnı doymamıolarak. ş -aç / -eç *İ simden isim ve sı yapma eki: bakr-aç, top-aç, kı vb. fat r-aç * Fiilden sı yapma eki: gül-eç vb. fat * Fiilden isim yapma eki: tı say-aç, sür-eç vb. ka-ç, aç acı na * aç olarak, bir ş yemeden. ey

aç açıkalmak k * yoksulluk içinde, evsiz barksıkalmak. z aç ayı oynamaz * kendisinden iş beklenilen kimseden emeğ karş ğesirgenmemelidir. inin ıı lı aç bı rakmak * yiyecek vermemek veya karnı doyurması engel olmak. nı na aç bîilâç * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı

aç doymam, tok acı kmam sanı r * aç insan elde ettiğ inden çoğ ister, varlı insan ise var olanla yetinir gibi görünür. unu klı aç doyurmak * yoksulları beslemek. aç gezmektense tok ölmek yeğ dir * yoksulluk ölümden de beterdir. aç göz aç gözlü aç gözlü * karş . ı tı aç gözlülük * Aç gözlü olma durumu veya aç gözlüye yakı ş davranı doymazlı tamahkârlı tamah. acak ş , k, k, aç gözlülük * karş . ı tı aç gözlülük etmek * bir ş karşaş istek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlıetmek. eye ıı rı k aç gözünü, açarlar gözünü * "uğ ı uyanıbulunmak gerekir, yoksa umulmadıbir anda büyük zararlarla yüz yüze gelirsin" raş larda k k anlamı kullanı nda lı r. aç kalmak * karnı doyuramamak. nı * yoksulluğ düş a mek. * Gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris. * Mala veya yiyecek içecek ş eylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris, camgöz.

aç karnı na * mide boş henüz birş yiyip içmemiş ken ey ken. aç kurt gibi (yemek, üş mek veya saldı üş rmak) * büyük bir istekle. aç susuz kalmak * yoksulluktan yaş ayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma düş mek. aç tavuk kendini arpa ambarı sanı nda r * insanlar, yokluğ yoksulluğ çektikleri ş için olmayacak hayaller, düş kurar. unu, unu eyler ler açacak * Açmaya yarayan araç. * Anahtar. * Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki, açelya, azelya. * Açmak iş yapan. ini * Oynak kemiklerin arası ndaki açı geniş ları letmeye yarayan kasları genel adı n , büken karş . ı tı * Anahtar. * İtah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif. ş * Bkz. açalya. * Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğ runun oluş turduğ çıntı u kı . * Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çı iki yarı doğ kan m runun oluş turduğ geometrik biçim, u * Görüşbakı yön. , m,

açalya açan

açar

açelya açı zaviye.

açı ölçüm * Açı ölçmede söz konusu olan yöntem ve teknik. açı cı * Açmak iş yapan. ini

açı alı ğ nmak a * görevine son verilmek. açı alma ğ a * bir görevliyi geçici bir süre iş alma. ten açı almak ğ a * görevine son vermek. açı çı ğ karmak a * iş inden çı karmak. açı çı ğ kmak a * belli olmak, anlaş ı lmak. * iş inden çı lmak. karı açı vurmak ğ a * belli etmek, ortaya çı karmak. * gizli bir durumu ortaya çı karmak.

açı çı ğ kmak ı * saklamakla görevli bulunduğ paranıveya malıeksik olduğ anlaş u n n u ı lmak. açını ğ kapatmak ı * eksiğ tamamlamak. ini açı k * Açı şkapalı lmı , olmayan, kapalı ı. karş tı * Engelsiz. * Örtüsüz, çı plak. * Boş . * Görevlisi olmayan, boş , görev), münhal. (iş * Aralı çok. ğ ı * İler durumda olan. ş * Kolay anlaş r, vazı ı lı h. * Gizliliğolmayan, olduğ gibi görünen. i u * Her türlü düş ünceyi hoş görüyle karş ı layabilen, etkisinde kalabilen. * (renk için) Koyu olmayan. * (kitap, resim, film için) Seviş sahnelerini bütün çı ğ anlatan. me plaklıyla ı * Kapalı olmayan (hava, iş yeri). * Belli bir yerin biraz uzağ ı . * Denizin kıdan uzakça olan yeri. yı * Doğ olarak, açı ru kça. * Bir ihtiyacıkarş n ı lanamaması durumu. açıaçı k k * Saklamaksın, gizli yer bı zı rakmaksın, içtenlikle. zı

açıağ k ı l * Koyunlarıve keçilerin barı rı kları açı etrafı duvar veya ölü çitlerle çevrili basit barı n ndıldı üstü k, taş nak. açıağ k ı zlı * Aptal, sersem, ahmak. açıalı k nla * baş ve övünç ile. arı açıartı k rma * Bir malısatında alılar arası fiyat artı yarına dayanan satı n ş ı cı nda rma ş ı ş . açıbilet k * Yolculuklarda dönüş tarihi kararlaşrı tılmamı belirli bir dönem için geçerli, gidiş ş , dönüş bileti.

açıbono k * Para hanesi boş rakı imza edilen bono. bı larak açıbono vermek k * sırsıyetki tanı nı z mak. açıbölge k * Gümrük sırlamaların olmadı bölge, serbest bölge, serbest mı ka. nı nı ğ ı ntı açıcelse k * Açıduruş k ma. açıciro k açıçek k * Üzerine para miktarı lmamı çek. yazı ş , açıdeniz k * Senet veya çek arkası kime ödeneceğbelirtilmeden imzalanma yoluyla yapı ciro. na i lan

* Denizin, kara suların dında kalan bölümü. nı ş ı * Yakıkaralarla çevrili olmayan deniz, engin. n açıdevre k *İ çinden sürekli akı geçmeyecek bir yalı m tkanla kesilmiş elektrik devresi. açıdolaş sistemi k ı m * Genellikle bütün eklem bacaklı ve birçok yumuş larda akçada bulunan atardamar ve kan boş undan luğ oluş açıbir dolaş sistemi. muş k ı m açıduruş k ma * Mahkemede herkesin duruş dinleyebileceğoturum. mayı i açıdüş k me * Yağ güreş pehlivanıkıüstü düş yenilmiş lması lı te n ç erek sayı . açıeksiltme k * Yaptılacak bir iş veya satıalı rı in n nacak bir malıucuza sağ n lanması iş için i yapacak veya malı satacak kiş iler arası fiyat düş nda ürme yarına dayanan iş ş ı lem. açıelli k * Cömert.

açıellilik k * Cömertlik. açıfikirli k * Olayları özellikle yenilikleri iyi anlayı gereğgibi karş ve p i ı layabilen, düş ündüğ olduğ gibi söyleyebilen ünü u (kimse). açıfikirlilik k * Açıfikirli olma durumu. k açıhava k * Bulutsuz hava. * Bahçe, park gibi yapı şolan yer. dı ı açıhava sineması k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı sinema. açıhava tiyatrosu k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı tiyatro. açıhece k * Ünlü ile biten hece.

açıhesap k * Peş para veya bono vermeden yapı alıveriş in lan ş . açıimza k * Üzeri boş rakı bir kâğ n altı dolduracak olana güvenilerek atı imza. bı lan ı dı na, lan açıiş k letme * Maden yatağ örten verimsiz topraklar kaldıldı sonra açıhavada yapı iş ı nı rı ktan k lan letme. açıkahverengi k * Kahverenginin bir veya birkaç ton açı. ğ ı açıkalp ameliyatı k * Kalbin içi açı lmadan önce dolaş sun'î kalp denilen bir aygı devredildikten sonra yapı kalp ameliyatı ı m ta lan . açıkalpli k

* Bkz. açıyürekli. k açıkalplilik k * Bkz. açıyüreklilik. k açıkapamak k * (bütçe) gider fazlası para sağ nı layarak gidermek. açıkapı rakmak k bı * gereğ inde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı rakmak, kesip atmamak. bı açıkapı k politikası * Yabancı malları ülkeye serbestçe sokma politikası bir . açıkapı k siyaseti * Açıkapı k politikası . açıkonuş k mak * gerçeğçekinmeden söylemek. i açıkredi k * Bankalarıgüvendikleri müş n terilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verdikleri borç para. açıliman k * Bütün gemilerin formalite yönünden kolayca girip çı kları ktı liman. * Hava ş artları kolayca etkilenen liman. ndan açımaaş k ı * Görevinden alı birine yasaca tanı belirli bir süre içinde ödenen aylı nan nan, k. açımavi k * Mavinin bir ton açı. ğ ı açımektup k * Zarfı şrı yapı lmamımektup. tı ş * Yazı ğkimseye gönderilmeyip bası yoluyla açı ldı ı n klanan mektup. açıolmak k * (o yerde) kendisi her zaman iyi karş ı lanmak. açıordugâh k * Kı kurulan ordugâh. rda açıoturum k * Güncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konularıveya sorunlarıherkesin izleyebileceğbir biçimde açıolarak n n i k tartıldı toplantı ş ğ ı ı . açıoy k * Verenin adı gösteren ve konuş sorun üzerindeki düş nı ulan üncesini belli edecek yolda verilen oy.

açıöğ k retim * Ders konuları radyo ve televizyon gibi araçlarla yayı mlanan veya posta ile ilgililere ulaşrı öğ tılan retim yöntemi. açıönerme k *İ çerisinde değken bulunan ve bu değkenin alacağdeğ doğ u veya yanlı ğkesinleş önerme. iş iş ı erle ruluğ şı lı en açıpazar k * Gümrük kaydı olmayan, her devletin malı serbestçe satabileceğş veya ülke. nı i ehir açıpembe k * Pembenin bir ton açı. ğ ı

açıpoliçe k * Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak üzere düzenlenen poliçe. açırejim k * Parlâmenter rejim. açısaçı k k * Göreneğ aykı derecede çı veya örtüsüz. e rı plak açısaçıkonuş k k mak * cinsî konularla ilgili sözler söylemek. açısarı k * Sarın bir ton açı. nı ğ ı açısayı k m * Bir seçim sonunda verilen oyları açıolarak sayı , aleni tadat. n k lması açıseçik k * Çok açı çok belirgin. k, açısenet k * Bkz. açıbono. k açısöylemek k * anlaş ı lmamıyönünü bı ş rakmadan anlatmak veya çekinmeden söylemek. açısözlü k * Her ş olduğ gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen. eyi u açısözlülük k * Açısözlü olma durumu. k açış k ehir * Düş saldısı karşsavunma önlemleri alı man rına ı nmamı içinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu ş , durumu önceden ilân edilmiş olan ş ehir. açıtaş k ı t * Üstü örtülmemiş ı taş (araba, otomobil vb.). t açıteş k ekkür * Herhangi birine basıyoluyla edilen teş n ekkür. açıtohumlular k * Tohumları kozalak pulları üzerinde açıolarak bulunan çiçekli bitkilerin ayrı ğiki büyük daldan biri. k ldı ı açıtribün k * Açıhavadaki spor müsabakaları seyircilerin oturduğ ve üstü kapalı k nda u olmayan bölüm. açıtutmak k * bir iş yerinin çalır durumunu sürdürmek. ş ı açıvermek k * gelir, gideri karş ı lamamak. * gizlenmek istenen bir olayı düş , bir ünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açı klamak. açıyara k açıyeş k il * Kapanmamı sürekli iş ş , leyen yara. * Yeş bir ton açı. ilin ğ ı

açıyürekle k * özü sözü bir olarak, hiçbir ş saklamaksın. ey zı açıyürekli k * Düş ündüğ olduğ gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan (kimse), samimî, açıkalpli. ünü u k açıyüreklilik k * Açıyürekli olma durumu, samimiyet, açıkalplilik. k k açızaman k * Tutkalı yüzeye sürüldüğ an ile pres edilip, sılması n ü kı gereken an arası geçen süre. nda açı ı kağ z açı kça * Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris). * Gizli bir yönü kalmaksın, kolay anlaşr bir biçimde. zı ı lı

açı kçası * Doğ rusu, açıolanı k , anlaşr biçimi, gizli kapaklı ı lı olmayan yanı . * Açıolarak. k açı kçı açı kgöz * Uyanıdavranarak çı nı layan, imkânlardan kurnazca yararlanması bilen. k karı sağ nı açı kgözlük * Açı kgözlülük. açı kgözlülük * Açı olanı durumu, açı kgöz n kgöze yakı ş davranı acak ş . açı klama * Açı klamak iş izah. i, * Borsada fiyat dalgalanmaları yararlanarak açı para kazanan (kimse). ndan ktan

açı klama cümlesi * Bir önceki cümleyle bağ kuran yani, demek ki, öyle ki gibi bağ cı baş lantı layılarla layan, söz konusu duygu veya düş ünceyi bütünleyen cümle. açı klama yapmak * herhangi bir konuyu aydı ğ kavuş nlı a turmak amacı konuş veya yazmak. yla mak açı klamak * Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgileri vermek, izah etmek. * Bir sorunla ilgili olarak aydı cı vermek, tavzih etmek. nlatı bilgi * Bir sözün, bir yazın ne anlatmak istediğ belirtmek, yorumlamak. nı ini * Açı söylemek, ifş etmek. kça a * Belirtmek, göstermek, açı vurmak, izhar etmek. ğ a açı klamalı * Birtakı açı m klamalarla anlaş ı , öğ lması renilmesi kolaylaşrı şizahlı tılmı , . açı klanan * Açı klamalar sonunda ortaya çı kması beklenen kavram. açı klanma * Açı klanmak iş i. açı klanmak

* Açı klamak işyapı i lmak, izah edilmek, ifş edilmek. a açı livası klar * İi gücü olmayan, boş kalan kimse. ş ta açı livası klar * iş i gücü olmayan, boş kalan kimse. ta açı livası klar olmak * iş bulamayarak iş ve kazançsıkalmak. siz z açı ma klaş * Açı mak durumu almak. klaş açı mak klaş * Açıduruma gelmek. k * Rengi açı lmak. açı tı klaşrma * Açı tı iş klaşrmak i. açı tı klaşrmak * Açıduruma getirmek. k * Rengini açtı rmak. açı klatma * Açı klatmak iş i. açı klatmak * Açı klaması sağ nı lamak. açı klayan * Açı klamalar sonucunda elde edilen kavram.

açı cı klayı * Bir sorunu gerekli açı ğ kavuş klı a turan. * Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açı klayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı anı ile lacaktı cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adın açı cıd ı r" nı klayısır. açı ş klayı * Açı klamak işveya biçimi. i açı ğ kavuş klı a turmak * (bir konu veya sorunu) aydı nlatmak, kapalı lı kurtarmak, anlaş r duruma getirmek. ktan ı lı açı k klı * Açıolma durumu. k * Uzaklı mesafe. k, * Örtüsüz, çı yer. plak * Boş geniş ve yer. * Bir yerin uzaklara kadar bakı labilecek ve bakanı içinde ferahlıdoğ n k uracak durumda olması . * Gerçeğolduğ gibi yansı durumu. i u tma * Bir söz veya yazı maksadı açıolması da n k özelliğ vuzuh. i, * Dürbün, fotoğ makinesi gibi optik araçlarda ağ çapışı girebildiğdelik. raf ı z , ığ ın i

açı k getirmek (veya kazandı klı rmak) * (bir konu veya sorunu) anlaş r duruma getirmek. ı lı açı kölçer klı * Bir mikroskobun açı ğ ölçmeye yarayan alet. klını ı açı bı kta rakmak

* iş görev vermemek, yersiz yurtsuz bı ve rakmak veya birkaç kiş birlikte sağ iye lanan bir iyilikten birini yararlandı rmamak. açı kalmak (veya olmak) kta * iş görev bulamamak, yersiz yurtsuz kalmak veya birkaç kiş birlikte eriş i bir iyilikten ve inin tiğ yararlanamamak. açı ktan * Bir yerin uzağ ı ndan. * Sı ve aş gözetilmeden, dı dan atayarak. ra ama ş arı * Emek ve para harcamadan.

açı (para) kazanmak ktan * emek ve sermaye olmadan para kazanmak. açı açı ktan ğ a * Belirgin olarak, göz göre göre. açı kazanmak ktan * emek ve sermaye koymadan kazanç sağ lamak. açı para almak ktan * bir iş veya mal için, kararlaşrı ş tılmıücret veya değ dında para almak. er ş ı açı tayin ktan * Derece ve belli bir sı gözetilmeksizin yapı atama. ra lan açı lama açı lı m ölçülür. * Açı lma. * Bir yı zla gök ekvatoru arası ldı ndaki uzaklı kuzeye doğ olanı , güneye doğ olanı eksi iş k; ru artı ru da aretiyle *İ leride, içlerinde en uygununun seçilebilmesi için, güç bir sahnenin çeş açı itli lardan çekiminin yapı . lması

açı saçı lı lmak p * (kadıiçin) çok açısaçıgiyinmeye baş n k k lamak. * (kadıiçin) eskisine göre ölçüsüz davranı n ş bulunmaya ba ş larda lamak. açı lı ş * Açı işveya biçimi. lmak i * Yeni bir yapın, yerin veya yeni bir kuruluş çalı nı un ş maya baş laması at. , küş

açı konuş lı ş ması * Herhangi bir toplantın açı nı lması rası yapı ilk konuş sı nda lan ma. açı töreni lı ş * Bir açıı lıkutlamak için yapı toplantı ş lan , resmiküş at. açı lma * Açı iş lmak i. * Bir film çekiminde karanlı baş p gittikçe aydı kta layı nlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. * Bir grupta, sı n jimnastik alı rmaları dağ k düzene girmesi. raları ş tı için ı nı * Çatlama. * Açmak iş lmak veya açmak iş konu olmak. i yapı ine * (renk için) Koyuluğ yitirmek. unu * Kendine gelmek, biraz iyileş mek, ferahlamak. * (gemi) Gitmek, uzaklaş mak. * Sılması kı , çekinmesi, tutukluğ kalmamak. u * (kuruluş için) İ kez veya yeniden iş baş lar lk e lamak.

açı lmak

* İini gereğ ş inden veya götürebileceğ inden geniş tutmak. * Geniş lemek, bollaş mak. * Delinmek, yı lmak. rtı * (sis, karanlı duman için) Dağ k, ı lmak, yoğ unluğ yitirmek. unu * Gereken güce ulaş mak. * Sı nı rrı, üzüntüsünü, sorunları birine söylemek. nı * (pencere, kapı için) Geçit vermek. , yol * Ayrı ya girmek. ntı * (yüzerken) Kıdan uzaklaş yı mak. açı m * Açma, açı , küş lı at. ş açı mlama * Açı mlamak iş teş ş i, rih, erh. açı mlamak * Bir sorunu veya konuyu ele alıen ince noktaları kadar gözden geçirerek anlatmak, ş etmek, teş p na erh rih etmek. açı mlanma * Açı mlanmak iş i. açı mlanmak * Açı mlamak iş konu olmak. ine açı rma ndı * Açı rmak iş ndı i. açı rmak ndı * Açı nması sağ nı lamak. * Bir cismin yüzeyini açarak bir düzlem üzerine yaymak. açım nı * Açı nmak iş inkiş i, af. * Bir cismin yüzeylerinin açı bir düzlem üzerine yayı . lı p lması * Açı nmak iş i. * Geliş mek. * (tohum, hastalıiçin) İ k çindeki yetenekler uyanarak amacı varmak, geliş na mek, inkiş etmek. af * Açı nsamak işistikş i, af.

açı nma açı nmak

açı nsama

açı nsamak * Bir yerin özelliklerini ortaya çı karmak için araşrma ve inceleme yapmak, istikş etmek. tı af açı ortay * Bir açı bölgeyi, ölçüleri birbirine eş olan iki açı bölgeye ayı doğ sal it sal ran ru. açı düzlemi ortay * İ düzlemli bir açı iki komş ve eş açı bölen düzlem. ki yı u it ya açı ölçer açı sal * Bkz. iletki. * Açı ilgili. ile

açı bölge sal * Açı iç bölgesinin birleş ile iminden oluş düzlem parçası an . açı çap sal * Ay ve Güneş gök cisimlerinin iki doğ arası gibi rusu ndaki açı . açı hı sal z * Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı açı tiren ru nı ğ . ı açı ivme sal * Açı hın birim zamanda değen niceliğ sal zı iş i. açı sapma sal * Belli bir açı düzeyinde gerçekleş sapma. en açı uzaklı sal k * Gök cisimlerinin (yı z veya gezegen) birbirlerinin karş ma düzlemine göre uzaklı. ldı ı laş ğ ı açı yol sal * Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldı yol. ğ ı açı ş * Açmak iş i veya biçimi. * Bir kuruluş çalı u ş maya baş latma.

açıkonuş ş ması * Herhangi bir toplantı baş yı latmak için yapı ilk konuş lan ma. açı t açkı * Bir duvarda açıbı lmıbulunan kapı k rakı ş , pencere, kemerleme benzeri açı k. klı * Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleş parlatma, perdah. tirip * Demircilikte delik büyütmekte kullanı araç. lan * Anahtar ve her türlü açma aracı . * Açkı yapan (kimse), perdahçı . * Anahtarcı . * Açkı lamak iş i.

açkı cı

açkı lama

açkı lamak * Açkı parlatmak. ile açkı lanma * Açkı lanmak iş i. açkı lanmak * Açkı lmak, perdahlanmak. yapı açkı latma * Açkı latmak iş i. açkı latmak * Açkı i yaptı iş rmak, perdahlatmak. açkı lı * Açkı lmı perdahlanmı perdahlı yapı ş , ş , . açkız sı

* Açkı lmamı perdahlanmamı perdahsı yapı ş , ş , z. açlı öldürmek ğ ı * açlıhissini geçiş k tirmek, yatı rmak. ş tı açlı k * Aç olma durumu. * Kık. tlı * Yoksulluk. * Aş istek içinde bulunmak. ı rı

açlıçekmek k * yoksulluk içinde bulunmak. açlıgrevi k * Kendisine veya baş na yapı bir haksı ğprotesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiğtepki. kaları lan zlı ı i açlı gözü (veya gözleri) kararmak (veya dönmek) ktan * çok acı kmak. açlı imanı ktan gevremek * çok acı kmak. açlı nefesi kokmak ktan * yoksulluk içinde bulunmak. açlı ölmek ktan * dayanı derecede acı lmaz kmak, çok acı kmak. açlı ölmeyecek kadar ktan * (yiyecek, içecek için) pek az (yemek, içmek). * gereğ inden az. açma * Açmak iş i. * Orman içinde ağ kesme veya yakma yoluyla tarı elverişbir duruma getirilen arazi. aç ma li * Bir çeş susamsı kalı yağ simit. it z, nca lı * Açma yapan veya satan kimse. açmak * Bir ş kapalı eyi durumdan kurtarmak. * Bir ş kapağ veya örtüsünü kaldı eyin ı nı rmak. * Engeli kaldı rmak. * Sarı şkatlanmı örtülmüş lmı , ş , veya iliklenmiş olan ş eyleri bu durumdan kurtarmak. * Oyarak veya kazarak çukur, delik oluş turmak. * Tı bir ş bu durumdan kurtarmak. kalı eyi, * Çevresini geniş letmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. tı * Yarmak. * Düğ veya dolaş ş ş çözmek. ümü mıbir eyi * Bir kuruluş bir iş u, yerini, bir yeri iş veya ilk defa kullanı duruma getirmek. ler lı r * Bir aygı, bir düzeni vb.lerini çalır duruma getirmek. tı ş ı * Alıverişbaş ş i latmak. * Rengin koyuluğ azaltmak. unu * Yakı ş mak, güzel göstermek. * Ferahlıvermek. k * Bir konu ile ilgili konuş mak. * Savaş almak, fethetmek. la * Avunmak veya danı ş için söylemek. mak * Yapmak, düzenlemek.

açmacı

* Ayı rmak, tahsis etmek. * Sılganlını kı ğ , utangaçlını ı ğ gidermek. ı * Görünür duruma getirmek. * (hava için) Bulutlarıdağ n ı yla gök yüzü aydı lması nlanmak. * Geçit vermek. * İ dökmek. çini açmalı k açmaz * Satranç oyununda ş koruyan taş ahı lardan birinin yerinden oynatı lmaması durumu. *İ çinden zor çılı kı durum. r * (tulûatta) Karş ndakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylını ı sı ğ veren söz. ı açmaz halatı * Gemilerin limana bağ lanması sahilden esecek rüzgârla rı mdan uzaklaş ve htı maması kıya dikine için yı bağ lanan halat. açmaza düş mek * içinden çılması durumda kalmak. kı güç açmaza getirmek (veya düş ürmek) * düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak. açmazlı k * Açmaz olma durumu. * Ağ pek sı olma durumu, ketumiyet. zı kı açtı zı, yumdu gözünü ağ nı * öfkelenerek veya kı zarak ağ sözler söyledi. ı r açtı rma * Açtı rmak iş i. * Kiri çı karmak veya eş iyice temizlemek için kullanı her türlü madde. yayı lan

açtı kutuyu, söyletme kötüyü rma * kötü konuş abilecek birine, bildiklerini açı klama fı verilmemesi gerektiğ öğ rsatı ini ütler. açtı rmak * Açmak iş yaptı ini rmak. ad * Bir kimseyi, bir ş anlatmaya, tanı eyi mlamaya, açı klamaya, bildirmeye yarayan söz, isim: Çocuk, kedi, ağ aç, düş ünce, iyilik, Ahmet, Ertuğ birer addı rul r. * Herkesçe tanı ş nmıveya iş itilmiş olma durumu, ün, nam, ş öhret. * Anı değ önem. lacak er, *İ sim. ad ad almak * Sayma, sayı lma. * kendisine ad verilmek. * ün kazanma.

ad bilimi

* Özel adlar üzerinde duran ve özel adları köken bilgisi, tarihî geliş dil ve kültür sorunları sı me, açından inceleyen bilim dalı . ad cümlesi * Bkz. isim cümlesi.

ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekimi * Bkz. isim çekimi. ad çekme * Ad çekmek iş kur'a. i, ad çekmek * raslantı ve talihe bağ bir ayı yapmak için, her birinde birer ad yazı ş ı ya lı rma lmıkâğ tlardan birini çekmek, kur'a çekmek. ad çekmeye girmek * kur'aya tâbi olmak. * oyunun baş cı oyuncular arası alan seçimi, baş atıveya karş langında, nda lama ş ı ı hakkı öncelik lama için sağ layan iş . ad çektirmek * ad çekmek iş yaptı ini rmak. ad değ imi iş * Bkz. mecazimürsel. ad durumu * Bkz. isim hâli. ad gövdesi * Bkz. isim gövdesi. ad koymak * çağ ı veya anmak için bir canlı bir yere, bir ş ad vermek, adlandı rmak ya, eye rmak, isim koymak, tesmiye etmek. ad kökü * Bkz. isim kökü.

ad takmak * adlandı rmak, ad koymak. ad tamlaması * Bkz. isim tamlaması . ad vermek * ad koymak, adlandı rmak, tesmiye etmek. * bir işkimin yaptını i ğ söylemek. ı ad yapmak * isim yapmak. ada * Her yanı ile çevrilmiş parçası su kara . * Trafiğ açıbir yol üzerinde sola dönüş sağ e k leri layan, sağ tarafta veya yol ortası yer alan kaldım taş nda rı ı yla ayrı ş lmıalan. * Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapı topluluğ lar u. ada balı ğ ı * Bkz. amber balı. ğ ı

ada çayı * Ballı babagillerden, yurdumuzda çok yetiş tüylü ve beyazı rak yaprakları ı bir bitki (Salvia en mtı olan tı rlı oflicinalis). * Bu bitkiden yapı sı içecek. lan cak ada gibi gemi * pek büyük (gemi). ada soğ anı * Zambakgillerden, soğ ndan ilâç olarak yararlanı birtakı maddeler elde edilen çok yık bir bitki anı lan m llı (Urginea maritima). ada tavş anı * Evcil cinsleri de olan tavş yakıbir kemirici memeli (Oryetolagus cuniculus). ana n adabı eret muaş * Terbiyeli, ince davranmak için tutulması gereken yollar, davranıtöresi, davranıbilgisi, topluluk töresi, ş ş görgü. adacı k adacı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşnominalizm. unu , adagio * Yavaş ı , ağ olarak. r * Bu biçimde çalı beste. nan adak * Adamak iş i veya adanı ş nezir. lan ey, adak adamak * bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak. adaklama * Adaklamak durumu. * Küçük ada.

adaklamak * Küçük çocuk yürümeye baş lamak. adaklanma * Adaklanmak iş i veya durumu. adaklanmak * Niş duruma gelmek, niş anlı anlanmak. adaklı * Adağolan, adak adamıolan. ı ş * Niş , yavuklu, sözlü. anlı * Adak olarak ayrı ş lmı(hayvan). * Adak adanan yer. * Adağolmayan, adak adamamıolan. ı ş * Niş olmayan. anlı

adaklı k

adaksı z

adale

* Kas. adaleli * Kaslı , kasları kı miş sı, geliş . adalesiz adalet * Kassı z. * Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğ ruluk, türe. * Bu işuygulayan, yerine getiren devlet kuruluş . i ları * Herkese kendine uygun düş kendi hakkı eni, olanı verme.

adalet dağ ı tmak * kanunlarısaydı hakları n ğ ı sahiplerine vermek, tanı nmak. adalet divanı * Devletler arası ndaki birtakı hukuk anlaş kları bakan ve merkezi La Haye'de bulunan uluslar arası m mazlı na mahkeme. adalet kapı sı * Hak ve hukukun aranması baş için vurulan merci, mahkeme. adalet mahkemesi * Bkz. adliye mahkemesi. adalet örgütü * Adliye teş . kilâtı adalet sarayı * Mahkemelerin bulunduğ büyük yapı u . adalete teslim etmek * sanı, adalet iş ğ ı leriyle uğ an kuruluş götürmek. raş a adalete teslim olmak * sanı adalet iş k, leriyle uğ an kuruluş gidip hakkı gerekli iş raş a nda lemin yapı nı lması istemek. adaletine sınmak ğ ı * (birinden) anlayı hoş ş görü, yakı k beklemek. , nlı adaletli * Adalete uygun düş veya adaletli olan, adil. en

adaletlilik * Adaletli olma durumu. adaletsiz * Adalete aykı düş veya adaleti olmayan. rı en

adaletsizlik * Adalete aykı davranı rı ş . adalı adalî * Ada halkı olan (kimse). ndan * Kas niteliğ olan; kasla ilgili olan, kası inde l. * Kasları geliş , adaleli, kaslı iyi miş . *İ nsan.

adam

* Erkek kiş i. * İ yetiş , değ kimse. yi miş erli * Birinin yanı ve iş bulunan kimse. nda inde * Birinin yararlandı, kullandı kimse. ğ ı ğ ı * Birinin sözünü dinleyen, nazı çeken kimse, kayıcı nı rı. * İ huylu, güvenilir kimse. yi * (belirsizlik zamiri yerine), Herkes, kim olursa olsun. * Görevli kimse. * (isim tamlamaları Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı nda) benimseyen. * Eşkoca. , adam adama (savunma) * futbolda, basketbolda karştakı oyuncusunu kollama, rahat hareket etmesini, sayı ı m yapması engelleme. nı adam akı llı * Bkz. adamakı. llı adam almamak * son derece kalabalıolmak. k adam azmanı * Çok iri yapıkimse. lı adam baş ı na * her kiş her birine. iye, adam beğ enmemek * herkesi değ görmek. ersiz adam boyu * Yaklaş olarak normal bir adam boyunda. ı k * İ boyunca. nsan adam değ ilim * herhangi bir durumun gerçekleş memesi hâlinde, kendisinin insan sayı lamayacağanlamı kullanı ant, ı nda lan göz dağsözü. ı adam etmek * eğ itmek, yetiş tirmek, topluma yararlı duruma getirmek. * bir yeri düzene sokmak veya bir ş işyarar duruma getirmek. eyi e adam evlâdı * İ bir ailenin iyi yetiş çocuğ yi miş u. adam gibi * terbiyeli, akı uslu. llı * adamlı insanlı yaraş yolda. ğ a, ğ a ı r * iyice. adam hesabı koymak na * birine değ vermek, saygı er göstermek. adam içine çı kmak * topluluğ karı a ş mak, değ insanları bulunduğ yerlere gitmek, eşdosta gitmek. erli n u e adam içine karı ş mak * değ bir topluluğ girmek, kendisine değ verilir olmak. erli a er adam kığ (veya yokluğ tlında ı unda) * işyarar kimselerin bulunmadı durumda. e ğ ı adam kullanmak

* iyi çalı rması bilmek. ş tı nı adam olmak * geliş büyümek, şmanlamak. mek, iş * iyi yetiş mek, iyi bir duruma gelmek. adam sarrafı *İ nsanlarıkarakterini çabuk anlayacak duruma gelmiş n kimse, insan sarrafı . adam sen de! (veya yalnıadam) z * bir iş önemsenmediğ anlatmak için söylenir. in ini adam sı na geçmek (veya girmek) rası * daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değ yokken artı kendisine önem ve değ verilmek. eri k er adam yerine koymak * adamdan saymak, varlını ğ kabul etmek. ı adama * Adamak iş i. adama dönmek (veya benzemek) * düzelmek. adamak * Bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak, nezretmek. * Kutsal saydı bir ş uğ ğ ı ey runa kendini feda etmek, ant niteliğ söz vermek. inde * Ayı rmak. adamakı llı * Gereğ inden çok, iyice. adamakla mal tükenmez * büyük vaatlerde bulunanlar için alay yollu söylenir. adamca *İ nsana yaraş biçimde. ı r * İ sayı olarak. nsan sı

adamcağ ı z * Kendisine karşsevgi veya acı duyulan adam. ı ma adamcası na * Adamca. adamcı k * Yerilen, küçümsenen; acı (kimse). nan adamcı l *İ nsandan ürkmeyen, insana alı ş ş olan, insana sokulan, sı mı cakkanlı , munis.

adamcık llı * Adamcı l olma durumu. adamdan saymak * bir kimseye değ olmadı hâlde değ vermek, saygı eri ğ ı er duymak. adamı * (bir iş ustalı yapan. i) kla adamıadı kacağ canı ksı n çı ı na çı n

* Bkz. insanı adı kacağ canı ksı n çı ı na çı n. adamıalacası n içinde, hayvanıalacası ş n dında ı * Bkz. insanı alacası n içinde, hayvanı alacası ş n dında. ı adamıiyisi alıveriş (veya iş ı belli olur n ş te baş nda) * bir kiş iyi bir insan olarak değ iyi erlendirebilmek için alıveriş veya iş ı ahlâk dı davranı ş te baş nda ş ı ş larda bulunmaması gerekir. adamı çatmak na * Bkz. tam adamı çatmak. na adamı düş na mek * (yapı bir işgüzel bir rastlantı lacak ) sonunda anlayanı uzmanı verilmiş na, na olmak. adamı göre na * kiş arası ayrı k gözeterek. iler nda calı * herkesin yeteneğ uygun olarak. ine adamı bulmak nı * Bkz. tam adamı bulmak (veya adamı düş nı na mek). adamkökü * Bkz. adamotu. adamlı k *İ nsana yakı ş durum, tutum ve davranı acak ş . * Yabanlı k.

adamlısende kalsı k n * iyilik bilmese de sen yine iyilik et. * bu işnası i l olsa sana yaptı racaklar, bari kendiliğ inden yap da onurunu koru. adamotu adamsı z * Patlı cangillerden, geniş yapraklı , kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis). * Yardı sı hizmetçisiz. mcız, * Erkeksiz, kocası z.

adamsı k zlı * Adamsıolma durumu. z a'dan z'ye kadar * baş aş ı tan ağ bütünüyle. , Adana kebabı * Kı na bolca acı yması biber katı hazı larak rlanan ş köfte. iş adanma adanmak adap * Adanmak iş i. * Adamak iş konu olmak. ine * Töre. * Yol yordam, yol yöntem.

adap erkân * Yol yöntem.

adaptasyon * Uyarlama. * Bir eseri çevrildiğdilin, konuş i ulduğ toplumun yaş ş inançları uyarlama. u ayına, ı na * Uyma. adapte * Uyarlanmı ş .

adapte etmek * uyarlamak. adapte olmak * uymak. adaptör * Bir âletin çapları birbirinden farklı parçaları birini ötekine geçirebilmek için yararlanı bağ cı olan ndan lan layı. adaş adaşk lı adatepe * Adları olanlardan her biri. aynı * Adaş olma, aynı taş durumu. adı ı ma

* Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aş mdan dolayı ı nı ortaya çı ş kmıtepe. adatma adatmak * Adamak iş yaptı ini rmak. adavet aday * Düş manlı yağ k. k, ı lı * Bir görev, bir iş kendini ileri süren veya baş için kaları tarafı ileri sürülen kimse. ndan * Bir iş yetiş için tirilmekte olan kimse, namzet. * Adatmak iş yaptı ini rmak.

aday adayı * Herhangi bir iş i yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylıaş k aması kazanmak amacı baş nı yla vuran kimse. * Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapı ön seçimlere adaylını lan ğ ı koyan kimse. aday göstermek * bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek: Anayasa. aday olmak * herhangi bir iş alı e nmak veya seçilmek için istekli olmak. adayavrusu * İ veya üç çifte kürekli küçük balı teknesi. ki kçı adaylını ğ koymak ı * bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek. adaylı k * Herhangi bir iş görev için kendini ileri sürme veya baş , bir kaları tarafı ileri sürülme, namzetlik. ndan * Bir görevde yetiş tirilme.

adcı

* Adcı öğ lı retisiyle ilgili olan. k * Bu öğ retiye bağ kimse. lı adcı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerçekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşisimcilik, nominalizm. unu , addan türeme fiil * Bkz. isimden türeme fiil. addedilme * Addedilmek iş i. addedilmek * Sayı lmak. addetme * Addetmek iş i.

addetmek * Saymak. addolunma * Addolunmak iş i veya durumu. addolunmak * Sayı lmak. adedî adem * Adetçe, sayı ca. * Yokluk, hiçlik, ölüm. * Osmanlı sözlerle birleş "-siz, -lik" anlamı kullanı ca erek nda lı r. * Dinî inançlara göre ilk yaratı insan ve ilk peygamber. lan *İ nsan, insanoğ adam. lu, *İ nsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan.

Âdem

Âdem baba *İ nsanlın babası Âdem. ğ ı , Hz. * Hapishanede çevresindeki mahkûmları haraca bağ layan kimse. * Afyonkeş . Âdem elması * Gı çıntı. rtlak kı sı Âdem evlâdı * Bkz. âdemoğ lu. Âdemci * Âdemcilik yanlı olan kimse. sı

Âdemcilik * XX. yüzyı baş simgeciliğ karşbir tepki olarak Rusya'da ortaya çı bir edebiyat akı . lı ı n nda e ı kan mı ademimerkeziyet * Yerinden yönetim. ademimerkeziyetçi * Yerinden yönetimci.

ademimerkeziyetçilik * Yerinden yönetimcilik. ademiyet âdemiyet * Yokluk. *İ nsanlı k. * Doğ dürüst insana yakır durum, adamlı ru ş ı k.

âdemoğ lu * İ denilen yaratı n hepsi. nsan kları âdemotu * Bkz. adamotu. adenit adese * Lenf düğ ümleri iltihabı . * Mercek. * Kovucuk. * Görüş derecesi, inceliğ i. * Sayı . * Herhangi bir sayı olan (ş tane. da ey), * Bir kimsenin yapmaya alı ş ş olduğ ş alı . mı u ey, ş kı * Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre. * Ay baş ı .

adet

âdet

âdet edinmek * bir ş alı k ve huy durumuna getirmek. eyi ş kanlı âdet görmek * (kadı ay başolmak. n) ı âdet olmak * öteden beri yapı olmak. lı r * bir ş gelenek durumuna gelmiş ey olmak. âdet yerini bulsun diye * gerekli görüldüğ için değ yalnıalılmıolduğ için. ü il, z ş ş ı u âdeta * Bayağ basbayağ hemen hemen, sanki. ı , ı , * Bayağyürüyüş ı le. * Sayı mı bakı ndan, sayı ca.

adetçe

adetimürettep * Bkz. tam sayı . adezyon kuvveti * Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arası ndaki çekiş kuvveti. adı (veya ismi) gibi bilmek * çok iyi bilmek.

adı batası (veya adı batası ca) * "yok olasıanlamı bir ilenme. " nda adı batmak * (sevilmeyen bir ş veya kimse için) unutulmak, adı lmaz olmak, artısözü edilmemek. ey anı k adı belirsiz * ünü olmayan, tanı nmayan, kim ve ne olduğ bilinmeyen. u adı okunmamak bile * birine hiç önem verilmemek. adı kmak çı * kötü bir ün kazanmak. * hakkı olmayan bir ün kazanma. adı kmıdokuza, inmez sekize çı ş * birinin bir kere adı ktı sonra onun hakkı çı ktan ndaki yaygıinanç artıkolay kolay düzelemez. n k adı deliye çı kmak * deli olmadı hâlde deli olarak tanı ğ ı nmak. adı duyulmak * tanı nmak, ünlenmek. adı geçmek * anı lmak, söz konusu olmak, ismi geçmek. * adı lmak. yazı adı rı kaldılmak * anı olmak, silinip gitmek. lmaz adı kalmak * bir kimse veya bir ş ortadan çekildikten, öldükten sonra dillerde yalnıadı ey z dolaş mak. adı ş karı mak * (kötü) bir iş birinin ilgisi bulunduğ söylenilmek. le u adı kötüye çı kmak * ünü kötü olarak yayı lmak. adı olmak * gereksiz, yersiz ünü olmak. adı sanı * bir kimsenin kimliğ i. adı üstünde * adı belli olduğ gibi. ndan u adı var * yaş amayan, yalnı hayalde var olan. zca

adı verilmek * ad takı lmak. adı l adı m * Zamir. * Yürümek için yapı ayak atı nıher biri. lan ş n ları

* Bir adı alı yol (bu uzunluk 75 cm sayı mda nan lı r). * Giriş hamle. im, * Bir gösterge ucunun eş olarak ayrı ş lmıyaylardan biri boyunca aldı yol. ğ ı * Ayakta temel duruş bir ayağ türlü yönlerde iki ayak boyu kadar ara ile yer değtirmesi. tan, ı n iş * Teknolojide iki diş arası li ndaki aralı k. adı adı m m * Ağ ağ yavaş ı ı r r, yavaş . adı adı gezmek m m * her yerini dolaş görmek. ı p adı adı izlemek m m * arkası izlemek. ndan * gizlice takip etmek. adı atmak m * yürümek için ayağ öne doğ uzatı basmak. ı nı ru p * bir iş ilk kez giriş e mek. adı atmamak m * gitmemek, uğ ramamak, aramamak. adı baş m ı * Birbirine yakıyerlerde, sısı n k k. adı nı rmamak mı attı * bir yere girmesine engel olmak. adı nı almak mı geri * baş ğbir iş geri dönmek. ladı ı ten adı mlama * Adı mlamak iş i. adı mlamak * Adı ölçmek. mla * Bir yerde ileriye geriye doğ giderek dolaş ru mak. adı nı mları açmak * yürürken hı zlanmak. adı nı mları seyrekleş tirmek * hı yürürken adı nı zlı mları yavaş latmak. adı nı klaşrmak mları sı tı * daha küçük ve çabuk adı atarak hı yurümek, ivmek, acele etmek. mlar zlı adı k mlı * Adı uzunluğ m unda olan. * Bir yerin çok uzak olmadını ğ belirtmek için kullanı ı lı r.

adı msayar * Yürüme sı nda gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğ anlayabilmek amacı ayağ rası unu yla a takı alet, pedometre. lan adı na * o ş veya o kimsenin yerinde olarak, namı onun hesabı eyin na, na.

adı ağ na almamak nı zı * dargı k, kı nlı kı nlıgibi bir sebeple bir kimseden hiç söz etmemek. nlı rgı k, zgı k

adı almak nı * ad takı lmak, ad verilmek. adı anmak (veya anmamak) nı * birinden söz etmek (veya etmemek). adı bağlamak nı ı ş * bir baş ndan adı söylemesini istemek. kası nı adı bozmak nı * andı uymamak, andı aykıdavranmak. na na rı adı kirletmek (veya lekelemek) nı * adın kötüye çı nı kması yol açmak. na adı koymak nı * karşğ veya fiyatı kararlaşrmak. ıı lını nı tı adı taş nı ı mak * birinin adı anı yla lmak, sahip olduğ adısorumluluğ yüklenmiş u n unu olmak. adı vermek nı * birinin adı bildirmek. nı * biri tarafı salıverildiğ söylemek. ndan k ini adı sanı yla yla * bilinen ün ve niteliğ iyle. adî * Sı radan, hiçbir özelliğolmayan. i * Aş ı bayağ alçak. ağ k, lı ı , * Adı uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapı bir tür yürüyüş mda lan .

adî adı m

adî defter * Bir iş letmenin veya ticarethanenin yaptı iş ğ lemlerinin muhasebe kayı nı geçirildiğticarî defter. ı tların i adî kesir * Bayağkesir. ı adî suçlu adil * Basit suçları leyen kimse. iş * Adaletle iş gören, adaletten, haktan ayrı lmayan, hakkı yerine getiren, adaletli. * Hakka uygun, haklı . * Adalete uygun olarak, hakça. * Adîleş durumu. mek

adilâne adîleş me

adîleş mek * Adî bir duruma girmek, bayağ mak. ı laş adîleş tirme * Adîleş tirmek iş i. adîleş tirmek * Adîleş mesine yol açmak.

adîlik adisyon

* Bayağ k, düş ı lı üklük, aş ı ağ k. lı * (lokanta, otel gibi yerlerde) Hesap.

adlandılma rı * Adlandılmak iş rı i. adlandılmak rı * Ad vermek işyapı i lmak. adlandı rma * Adlandı iş rmak i. adlandı rmak * Bir kimseyi veya bir ş kullanarak belli etmek, ad vermek, ad koymak, tesmiye etmek. eyi * Ad koyma, ad vermeyi sağ lamak, tesmiye etmek. adlanma * Adlanmak iş i.

adlanmak * Kendisine ad verilmek. * Kötü ün kazanmak. adlaş ma adlaş mak * Ad durumuna gelmek. adlaşrma tı * Adlaşrmak iş tı i. adlaşrmak tı * Ad durumuna getirmek. adlı * Adı olan. * Ünlü. * Adlaş durumu. mak

adlı yla adı * herkesin bilip tanığbiçimde. dı ı adlı sanlı * Ünlü. adlî * Adaletle ilgili.

adlî makam * Adalet iş lerinin görüldüğ ve sonuca bağ ğkamuya ait yönetim yeri. ü landı ı adlî merci * Adaletle ilgili sorunlarıçözümü için baş n vurulan resmî daireler. adlî polis * Adliye içerisinde güvenliğsağ p adlî iş yardı olan kolluk gücü. i layı lere mcı adlî sicil

* Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadını anlaş ğ n ı ı lması konulmuş için olan kayı t yöntemi. adlî tabip * Adlî tı görevli doktor. pta adlî tatil * Her yı Temmuz ile 5 Eylül tarihleri arası kanunda yazıdurumlarıdında, hiçbir adlî iş l 20 nda, lı n ş ı lemin yapı ğsüre. lmadı ı adlî tı p adlî yı l * Tı n adalete yardı eden kolu; adaletin bu iş uğ an kuruluş bbı m le raş u. * Mahkemelerin bir yı l içindeki çalı süresi. ş ma

adlî zabı ta * Bir suç sonrası ğve suç delillerini adlî yetkililere sunan kolluk kuvveti. sanı ı adliye * Hukuk ve adalet iş lerini gören devlet kuruluş . ları * Hukuk ve âdalet iş lerinin görüldüğ resmî yapı ü . adliye encümeni * Adalet komisyonu. adliye mahkemesi * Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idarî mahkemeler dında kalan ve denetim mahkemesi ş ı olan Yargı ile hüküm mahkemeleri. tay adliye nezareti * Osmanlımparatorluğ İ unda adliye teş nıbağ olduğ en üst makam. kilâtın lı u adliye teş kilâtı * Yargı organları bu organlarıbirbirleriyle olan iliş ve n kilerini, derecelerini, görev ve yetkilerini düzenleyen ve yürüten mekanizmanıbütünü. n adliye vekâleti * Adalet bakanlı. ğ ı adliyeci adrenalin * Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi; hekimlikte damarları daraltma, bronş açma, kanamaları ları kesme gibi amaçlarla kullanı lı r. adres * Bir kimsenin arandında bulunabileceğyer, oturduğ yer. ğ ı i u * Gönderilen ş üzerine, alınıadı ve bulunduğ yeri bildirmek için yazı yazı eyin cın nı u lan . adres bı rakmak (göstermek veya vermek) * arandında bulunabileceğ oturduğ yeri bildirmek. ğ ı i, u adres defteri * Kiş ilerin kendilerine lâzı olan adresleri topladı defter. m kları adres kartı * Adres defteri. adres kitabı * Genellikle belli bir iş veya meslekte olanları iş ev adreslerini toplu olarak gösteren kitap. n ve * Adliye kuruluş meslek görevlisi. unda

adres makinesi * Posta gönderilerinin üzerine kâğ plâstik veya madenden, adres basan alet. ı t, adres rehberi * Adres defteri. adsı z * Adı olmayan, isimsiz. * Türklerde, ailesinden ayrı ğiçin artıonun adı taş ldı ı k nı ı onun adı anı hakkı yitirmiş mak, ile lmak nı olan ve ancak bir yararlıgösterince ad kazanabilen delikanlı k . adsıparmak z * Orta parmak ve serçe parmak arası ndaki parmak, yüzük parmağ ı . aerobik * Hı müzik temposu eş inde yapı vücudun çevikliğ ve hareketliliğ dayanan bir tür jimnastik. zlı liğ lan, ine ine aerobik solunum * Hücrede yalnımoleküler oksijenin kullanı ğbir solunum ş z ldı ı ekli. aerodinamik * Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanıyarattı etkiyi inceleyen bilim. n ğ ı * Aerodinamik bilim alanı ilgili. yla * Fizik biliminin gazlarıhareketini inceleyen dalı n . af * Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı ı bağlama. ş * Mazur görme veya görülme. * (görevden) çı lma. karı

af buyurun! * "affedersiniz" veya "affızı ederim" anlamı bir söz. nı rica nda af çı lmak karı * bir suçun bağlanması Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun çı ı ş için karmak. af dilemek * bağlanması istemek. ı ş nı af kapsamı alı na nmak * af kanununa girmek. afacan * Zeki ve yaramaz (çocuk). afacanlaş ma * Afacanlaş iş mak i. afacanlaş mak * Yaramazlaş yaramaz, ele avuca sı mak, ğ duruma gelmek. maz afacanlı k * Afacan olma durumu, yaramazlı k. afak * Ufuklar, dört bir taraf. afakan afakî * Bkz. hafakan. * Belli bir konu üzerine olmayan (konuş dereden tepeden. ma),

* Nesnel, objektif. afakîlik * Bkz. objektiflik. afal afal afallama * Ş kıbir biçimde. aş n * Afallamak iş i.

afallamak * Ş kı ktan sersemleş aş nlı mek. afallaş ma * Afallaş iş mak i. afallaş mak * Ş kı k içinde kalmak, ş ıp bir ş yapamaz olmak. aş nlı aş rı ey afallaşrma tı * Afallaşrmak iş tı i. afallaşrmak tı * Ş kı k içinde bı aş nlı rakmak, birini ş ıp bir ş yapamaz duruma sokmak. aş rı ey afallatma * Afallatmak iş i. afallatmak * Ş kı ğ düş aş nlı a ürerek sersemleş tirmek. afat afazi aferin * Okş alkı ama, ş lama, beğ enme gibi duyguları belirtmek için söylenir, bravo. * Eskiden öğ rencilere verilen beğ enme ve takdir kâğ . ı dı aferin almak * değ görülüp beğ erli enilmek. aferist afet * Vurguncu, dalavereci, çı nı karı bilen, çı . karcı * Doğ n sebep olduğ yım. anı u kı * Kı ran. * Çok kötü. * Güzelliğile insanıaşna çeviren, aklı baş i ş kı nı ı alan kadı ndan n. * Hastalı n dokularda yaptı bozukluk. kları ğ ı * Afete uğ şafet görmüş ramı , . * Afetler, belâlar, kı ranlar. * Bkz. söz yitimi.

afetzede

affa uğ ramak * bağlanmak, affedilmek. ı ş affedersin veya affedersiniz

* özür dilemek için söylenir. * karşçı ı kmak için söylenir. affedilme * Bağlanma. ı ş affedilmek * Bağlanmak. ı ş affetme affetmek * Bağlama. ı ş * Bağlamak. ı ş * Hoş ile karş görü ı lamak, mazur görmek. * Görev veya iş çı ten karmak.

affetmemek * bağlamamak, hoş ı ş görmemek. affetmiş sin * "hiç de öyle değ yanı il", lı yorsun" anlamı kullanı nda lı r. affettirme * Affettirmek iş i. affettirmek * Bağlanması sağ ı ş nı lamak. affettuoso * Bir parçanıyumuş ve duygulu bir biçimde çalı ı anlatı n ak nacağ nı r. affeyleme * Affeylemek iş i. affeylemek * Affetmek. affı dilemek (veya istemek) nı * bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğ nezaketle bildirmek. ini affıza sınarak nı ğ ı * "bağlayacağ za güvenerek" anlamı bir nezaket sözü. ı ş ı nı nda affolunma * Affolunmak iş i. affolunmak * Bağlanmak, affedilmek. ı ş Afgan * Afganistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. ndan n * Afganistan'a ve Afganistan halkı özgü olan. na Afganlı * Afgan. afi * Gösteriş m, caka. , çalı

afi kesmek (satmak veya yapmak) * birine karşgösteriş ı yapmak, kabadayı etmek. lı k

afif afife afili afis

*İ ffetli. * Namuslu, iffetli, saygı er (kadı değ n). * Gösteriş çalı . li, mlı * Gümüş ğ n küçüğ balını ı ü.

afiş

* Bir ş duyurmak, tanı için hazı eyi tmak rlanan, çoğ resimli duvar ilânı u .

afiş asmak * duvarlara ilân yapı rmak. ş tı afiş yutmak * yalana dolana kanmak. afiş çi * Afiş yapan sanatçı . afiş çilik afiş e * Afiş yapma sanatı . * Açı çı şduyulmuş ğ kmı a , .

afiş etmek e * açı vurmak, belirtmek, duyurmak, dile düş ğ a ürmek, reklâm etmek. afiş olmak e * (bir kimse) bilinmeyen bir yönüyle tanı nmak. afiş leme * Afiş asma iş afiş i, lemek iş i.

afiş lemek * Afiş p duyurmak. ası * Nitelemek, göstermek. afiş kalmak te * (oyun için) ilgi görerek günlerce oynanmak. afiyet * Hasta olmama durumu, sağk, esenlik. lı

afiyet bulmak * iyileş sağğ kazanmak. mek, lını ı afiyet olsun * bir ş yiyip içenlere "yarası anlamı söylenen iyi dilek sözü. ey n" nda afiyet ş olsun eker * "yarası ağ tadı yensin'" anlamı söylenir. n, ı yla z nda afiyet üzere olmak * sağklı lı , rahat yaş amak.

afiyetle afoni aforizm

* ağ tadı keyifle. ı yla, z * Bkz. Ses yitimi. * Özlü söz, özdeyiş .

aforoz

* Hristiyanlı kilise tarafı verilen "cemaatten kovma" cezası kta ndan .

aforoz etmek * kilise birliğ inden çı karmak. * darı biriyle konuş lı p mamak, yakı olmaktan çı nı karmak, ilgiyi kesip uzaklaşrmak, adı duymak bile tı nı istememek. aforozlama * Aforozlamak iş i. aforozlamak * Aforoz etmek, kovmak. aforozlu afra tafra * Çalı m. * Çalı . mlı afralı tafralı * Çalı . mlı Afrika çekirgesi * Değ ik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemiş iş arazilerde rastlanan zararsıbir çekirge z (Locusta migratona). Afrika domuzu * Çift parmaklı lardan, kalıderili, Afrika'da yaş ve yaban domuzuna benzer bir hayvan (Phacochoerus n ayan aethiopicus). Afrika menekş esi * İ çeneklilerden, tüylü yapraklı ki , mor, pembe, beyaz renkli çiçekleri olan, evlerde saksı yetiş da tirilen çok yık bir süs bitkisi (Saintpaulia ionantha). llı Afrikalı * Afrika kökenli olan kimse. * Afrikalı oyuncu. Afrikalı lı k * Afrikalı olma. afsun afsuncu * Büyü, füsun. * Büyücü, üfürükçü. * Aforoz edilmişkovulmuşuzaklaşrı ş , , tılmı .

afsunculuk * Afsuncunun yaptı iş ğ . ı afsunlama

* Afsunlamak iş i. afsunlamak * Büyülemek. afsunlanma * Afsunlanmak iş i. afsunlanmak * Büyülenmek. afsunlu Afş ar * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz aft aftos * Pamukçuk. * Oynaş , metres. * Büyülü, sihirli, füsunkâr.

afur tafur * Çalı m. afur tafura gelmemek * çalı satmadan hoş m lanmamak; böyle bir davranı karştepki göstermek. ş a ı afyon * Olgunlaş mamıhaş kapsüllerine yapı çizintilerden sı sonradan katı an süt; içinde morfin ve ş haş lan zan, laş kodein gibi çok uyuş turucu maddeler bulunan, güçlü bir zehir olmakla birlikte, hekimlikte kullanı değ bir ilâç. lan erli afyon çekmek * keyif için afyon yutmak. afyon ruhu * Yatı rı olarak kullanı afyon tentürü. ş cı tı lan afyonkeş * Keyif için afyon yutan veya çeken (kimse), afyon tiryakisi. afyonkeş lik * Afyon çekmeye düş künlük. afyonlama * Afyonlamak iş i. afyonlamak * Afyon vererek uyuş turmak, uyutmak. * Telkin yoluyla doğ düş ru ünmeyi önleyerek zararlı yola sürüklemek. bir afyonlanma * Afyonlanmak iş i. afyonlanmak * Afyonlamak işyapı i lmak. afyonlu *İ çinde afyon bulunan. * Afyon yutmuş . * Dalgı uyuş , uyuş (kimse). n, muş uk

afyonu baş vurmak ı na * aş davranı ı rı ş larda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptını ğ bilememek. ı afyonunu patlatmak * kendi keyfine dalmıolan birini öfkelendirmek. ş Ag aga * Ağ a. agâh * Bilir, bilgili, haberli, uyanı k. * Gümüş kı 'ün saltması .

agâh olmak * bilgi edinmiş olmak. agami aganta emir. agaragar * Deniz yosunları çı lan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanı bir tür ndan karı lan jelâtin, jeloz. agel * Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağ kları ladı , yünden örülmüş n çember bağ kalı . agitato * Bir parçanıcanlı coş çalı ı anlatı n ve kulu nacağ nı r. * Yı veya lâçka edilmekte olan bir halatı ve zincirin kı bir süre elde tutulup bı lmaması verilen sa n sa rakı için * Güney Amerika'da yaş ayan, mavi ve yeş metalik yansı bir kuş il malı .

aglütinasyon * Kümeleş im. aglütinin agnosi * Tanızlı sı k. agnostik * Bilinemezci. * Bilinemezcilikle ilgili. * Serumda meydana gelen antikor.

agnostisizm * Bilinemezcilik. agnozi * Duyularda herhangi bir bozukluk olmaması rağ sı sisteminin belirli bir yerindeki doku na men nav bozukluğ undan ileri gelen algı kaybı yokluğ veya u. Agop'un kazı bakmak gibi * aptal aptal bakmak. agora * Yunan klâsik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret iş lerini konuş için halkıtoplandı alan, mak n ğ ı halk meydanı .

agorafobi * Bkz. alan korkusu. agraf agrafi * Kanca, kopça. * Bkz. yazma yitimi.

agrandisman * Büyültme. agrandisör * (fotoğ lı Büyülteç. rafçı kta) agreje agreman agu * Süt çocukların neş nı elendikleri zaman çı kları kardı ses. agu bebek * Büyüdüğ hâlde bebekliğ özenen çocuklara alay yollu söylenir. ü e agucuk * Süt çocuğ u. * Süt çocuğ sevmek için söylenir. unu * Agulamak iş i. * Yeni doğ bebeklerin çı ğses. muş kardı ı * (yabancı ülkelerde) Doçent olmak için sı vermiş nav kimse, doçent. * Bir elçinin bir ülkeye atanması önce o ülkeden istenen uygun görme yazı. ndan sı

agulama

agulamak * (bebek) Agu agu diye ses çı karmak. aguş ağ * İ sicim, tel gibi ince ş plik, eylerden kafes biçiminde yapı ş lmıörgü. * Örümcek gibi birtakı hayvanlarısalgı yla oluş m n ları turdukları örgü. * Ülke yüzeyine yaygı tılmıörgü, ş nlaşrı ş ebeke. * Tuzak. * Oyun alanı ortadan ikiye bölen iple yapı ş nı lmıörgü. * Çaprazlama örgü ile yapı ve kale direkleri arkası gerilen örgü, file. lan na ağ * Donun veya pantolonun apıarası gelen yeri, apık. ş na ş lı ağ atmak (veya bı rakmak) * balıavlamak için denize ağ k salmak. ağ benek * Açı koyulu kahverengi ağ klı görünüş ünde olan, arpa yaprakları yerleş oldukça önemli zararlara yol na erek açan asklı mantar. * Bu mantarı ortaya çı ğekin hastalı. n kardı ı ğ ı ağ çekmek * Kucak.

* yakalanan balı toplamak için ağsudan çı kları ı karmak. ağ nesi iğ * Ağ örülmesinde kullanı iğ ı n lan biçiminde tahtadan veya plâstikten yapı ş lmıalet. ağ i ipliğ * Keten, kenevir, naylon gibi maddelerden ağ mı kullanı iplik. yapı nda lan

ağ ğ kayı ı * Balıağ nı ı kayı k ları taş yan k. ağ kepçe ağ kurdu * En çok elma ve erik gibi yemiş açları zarar veren bir kurt. ağ na ağ unu kurş * Balıağ nı k ları suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeğbiçiminde delikli kurş madde. i un ağ mantarlar * İ ve hayvanlarda hastalı yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğ nsan ğ a u. ağ tabaka ağ tonos * Gotik mimaride kullanı ş biçiminde parçalı lmı ağ , tonos. ağ torba * 25 cm geniş inde ve 50 cm uzunluğ liğ unda ağ yapı ş rmı yosunlarısuya dalı dan lmıkı zı n narak avlamada kullanı bir ip ve kayı makara yardı ile suyun yüzeyine çıp inebilen bir torba. lan, ktaki mı kı ağ yatak ağ a * Hamak. * Kık kesimde geniş rlı toprakları olan, sözü geçen, varlı kimse. klı * Halk arası sayı ve sözü geçen erkeklere verilen san. nda lan * Büyük kardeşağ , abey. * Okur yazar olmayan yaşca kiş lı ilerin adları birlikte kullanı san. yla lan * Osmanlımparatorluğ İ unda bazı kuruluş n baş bulunanlara verilen resmî san. ları ı nda * Göz yuvarların iç yüzeyinde görme sinirinin yayı nı lması beliren, ığ duyarlı ı bölüm, retina. ile şa ı , ağ msı * Balı lı kullanı ağ örülerek yapı uzun saplı kçı kta lan, dan lan sepet.

ağ borç eder, uş harç a ak * ağ para sıntıiçinde olup borç etse de, uş hâlden anlamaz ve bol harcamayı a kı sı ak, sürdürür. ağ kapı a sı * Yeniçeri ağ nıdairesi. asın ağ yamağ a ı * Yeniçeri ağ na bağ emir çavuş ası lı u. ağ ababa * Dede, ata. * Sanı a" olan babaya çocuğ "ağ unun sesleniş i. * Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). * Bir kimsenin kendinden yaş büyük olan erkek kardeş ça i. * Kardeş olmayanlar arası da genellikle yaş büyük olanlara bir saygı nda ça sesleniş i olarak kullanı lı r.

ağ abey

ağ abeylik

* Ağ abey olma durumu. ağ abeylik etmek (veya yapmak) * Birini ağ abey gibi korumak, gözetmek. ağ çı keçinin dala bakan oğ ı aca kan lağolur * çocuklar ana ve babaları öğ ndan rendiklerini yapmaya özenirler. ağ çı pabucu yerde kalmaz aca ksa * davranı na engel olacak hiçbir takı sı ş ları ntı yok. ağ dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür aca * insan yapacağiş baş na değ kendine güvenmelidir. ı te kaları il, ağ kurt, insanı yer acı dert * kurt ağ nası acı l içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir. ağ aç * Gövdesi odun veya kereste olmaya elveriş bulunan ve uzun yı yaş li llar ayabilen bitki. * Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dalları yapı ndan lan. * Direk.

ağ arı aç sı * Düzgün kanatlı , kuyruğ unda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda ağ zararlı. aç sı ağ balı aç * Erik, kayı gibi ağ sı açlardan sı zamk. zan ağ biti aç * Yarı kanatlı m lardan, bitkiler üzerinde yaş ayan, sı cı böcek türü (Psylla). çrayı bir

ağ çileğ aç i * Ahududu. ağ ebegümeci aç * Ebegümecigillerden, boyu yüksek bir ot (Fr. lavatere). ağ kaplama aç * Konut duvarları yalı ve güzelleş nı tma tirme amacı ağ veya ağ ürünlerinden yararlanı yapı yla aç aç larak lan kaplama. ağ kavunu aç * Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetiş taç yaprakları en, mavimsi pembe, küçük bir ağ (Citrus aç medica). * Bu ağ n iri bir limon görünüş acı ündeki buruş kabuklu yemiş uk i. ağ kurbağ aç ası * Kurbağ agillerden, boyu 3-5 cm olan, sı yaprak yeş ağ rtı ili, açlara tı rmanan bir kurbağ türü (Hyla arborea). a ağ kurdu aç * Ağ açları kemirerek beslenen birtakı sinek kurtçukları verilen ad. m na ağ küpesi aç * Hatmi. ağ mantarı aç * Ağ biten bazitli mantarlara verilen ad. açta ağ minesi aç * Mine çiçeğ igillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen, kı zı rmı, mor çiçekli bir ağ k (Lantana). aççı ağ mobilya aç

* Oturma, yemek yeme, çalı yatma vb. iş yapı nda kolaylıve rahatlısağ ş ma, lerin lması k k layan, parçaların nı büyük çoğ unluğ masif, lifli, yangalı tabakalı aç malzemeden yapı taş u ve ağ lan, ı nabilir veya sabit olarak kullanı eş lan ya. ağ nemi aç * Ağ bulunan su miktarın, aynı acımutlak kuru ağ ğ oranı açta nı ağ n ı ı rlına . ağ olmak aç * bir yerde ve ayakta çok beklemek. ağ oyma aç * Oyma baskı sanatları düz bir baskı ndan tekniğ i. ağ sakı aç zı * Reçine. ağ sansarı aç * Sansargillerden, sı koyu esmer, karnı rtı daha açı iyi tı k, rmanan, postu değ bir memeli türü (Martes erli martes). ağ yaş eğ aç iken ilir * çocuklar küçük yaş kolay eğ büyük insan kolay kolay eğ ta itilir, itilemez. ağ k aççı * Taflan gibi, dalları dibinden baş layarak çatallanan küçük ağ aç. ağ lı aççı k * Ağ yetiş aç tirme iş i.

ağ açdelen * Yuva yapmak için ağ açları oyan böcek. ağ açkakan * Serçegillerden, ağ kurtları geçinen bir kuş aç ile (Picus). ağ açkesen * Zar kanatlı lardan, kurtçukları çok gül fidanları en üzerinde yaş ayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma). ağ açlama * Ağ açlamak iş i. ağ açlamak * Ağ açlandı rmak. ağ açlandı rı lma * Ağ açlandılmak iş rı i. ağ açlandı rı lmak * Ağ duruma getirilmek. açlı ağ açlandı rma * Ağ açlandı rmak iş i. ağ açlandı rmak * Bir yeri ağ duruma getirmek. açlı ağ açlanma * Ağ açlanmak iş i. ağ açlanmak * Ağ duruma gelmek. açlı

ağ ma açlaş * Ağ mak durumu. açlaş * Bitki ş ekilleri gösteren ve akiklerde olduğ gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan u tabiî desen. ağ mak açlaş * Ağ durumuna gelmek. aç ağ açlı ağ k açlı * Ağ olan. acı * Ağ öbeğ aç i. * Ağ bol olan (yer). acı

ağ klı açlı * Ağ açları olan (yer). bol ağ açsı * Ağ benzeyen, ağ andı aca acı ran. ağ z açsı * Ağ olmayan. acı

ağ alanma * Ağ alanmak iş i. ağ alanmak * Ağ tavrı narak çalı yapmak. a takı m ağ k alı * Ağ olma durumu. a * Kibar ve cömertçe davranı ş . -ağ / -eğ an en * Fiilden sı ve isim yapma eki: yat-ağ gez-eğ ol-ağ dur-ağ piş en vb. fat an, en, an, an, -eğ ağ n alnı anı terlemezse ı n burnu kanamaz rgadı * iş veren iş ile birlikte çalı çisi ş mazsa iş iş var gücüyle sarı çi e lmaz. ağ n eli tutulmaz anı * cömertliğ elinin açı ğ tartılmaz. i, klı, ı ş ı ağ k arı ağ arma * Ağ armak iş i. * Tan atma, ş sökme. afak ağ armak * Ak olmak, ak duruma gelmek, beyazlanmak, solmak. * Aydı nlanmak. ağ artı * Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklı k. * Süt, yoğ peynir, ayran gibi yiyecek ve içecekler. urt, ağ lma artı * Ağ lmak iş artı i. ağ lmak artı * Aklaş ş mırengi solmuş , .

* Temizlenmek, beyazlatı lmak. ağ artma * Ağ artmak iş i. * Kuyumculukta gümüş temizleme iş ü i. ağ artmak * Ak duruma getirmek, beyazlatmak. ağ beneklilik * Arpa bitkisinde görülen mantar hastalı (Pyrenophora). ğ ı ağ cı ağ k cı ağ lı cı k * Ağ balıtutma. ile k ağ da * Kaynatı çok koyu ve yapı bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu ş eriyiğ larak ş kan eker i. * Ağ balıtutarak geçinen kimse. ile k * Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kı n.

ağ yapmak da * vücuttaki fazla tüyleri ağ ile almak, temizlemek. da ağ dacı *Ş eker, tatlı helva yapı nda ağ hazı ve mı da rlayan iş çi. * Ağ ile vücuttaki fazla tüyleri veya kı temizlemeyi meslek edinmiş da lları kimse.

ağ dalanma * Ağ dalanmak iş i. ağ dalanmak * Ağ durumuna gelmek, ağ maya baş da dalaş lamak. * Ağ bulaş da mak. ağ ma dalaş * Ağ mak durumu. dalaş ağ mak dalaş * Ağ durumuna gelmek, ağ da dalanmak. * (sohbet) Tam tadı varı durum almak, koyulaş na lı r mak. ağ tı dalaşrma * Ağ tı iş dalaşrmak i. ağ tı dalaşrmak * Ağ durumuna getirmek. da ağ dalı * Ağ dalanmı ş . * (deyiş için) Bilinmeyen kelimelerle, anlaş ı güç, dolambaçlı lması cümlelerden oluş an. * Karmaş ı k. * Pekmez yapmaktan baş iş yaramayan üzüm. ka e * Ağ rmak iş dı i.

ağ k dalı ağ rma dı

ağ rmak dı

* Ağ na sebep olmak. ması * Aş ı ağinmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ı ağ gelmek. r

ağ ı

* Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarı göre canlı öldürebilen na yı madde, zehir. ağağ ı acı * Zakkum. ağçiçeğ ı i * Zakkum. ağgibi ı * acı veren, çok etkileyen. * çok sert, keskin. ağotu ı * Baldı ran. ağ ı l * Koyun ve keçi sürülerinin gecelediğ çit veya duvarla çevrili yer. i, * Bazı ldı n, özellikle ayıçevresinde görülen geniş aydı k teker, ayla, hale. yı zları n ve nlı * Bazı görüntülerdeki çok ıklı ş cisimleri çevreleyen ıklı ı ş teker. ı * Ağverme, zehirleme. ı ağ ı lamak * Ağvermek, zehirlemek. ı * (bir ş Ağkatmak. eye), ı

ağ ı lama

ağ ı rma landı * Ağ ı rmak iş landı i. ağ ı rmak landı * Ağ duruma getirmek. ı lı ağ ı lanma * Ağ ı lanmak iş i.

ağ ı lanmak * Bilmeden veya farkı olmadan zehirli bir ş yemek veya içmekle zehirlenmek. nda ey ağ ma ı laş * Ağ mak durumu. ı laş

ağ mak ı laş * Ağ duruma gelmek. ı lı ağ oğ doğ ovada otu biter ı lda lak sa * Tanrı yarattınırı nı her ğ n zkı verir. ı ağ ı lı *İ çinde ağbulunan, zehirli. ı ağ böcek ı lı * Kıkanatlı n lardan, baş böcekleri yemesi bakı ndan yararlı böcek. (Carabus). ka mı bir ağ ı llanma * Ağ ı llanmak durumu.

ağ ı llanmak * Toplanı bir arada durmak. p * Çevresinde ağ denen hale oluş ı l mak, halelenmek. ağ ı m ağ ı mlı * Ayağ üstündeki tümsek yer. ı n * Üstü aş tümsek olan (ayak). ı rı

ağ düş ı na ürmek * tuzağ düş ı na ürmek. ağ ı nma * Ağ ı nmak iş i. ağ ı nmak ağ ı r * (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p * Tartı çok çeken, hafif karş . da ı tı * Davranı yavaş ş ları olan. * Değ çok olan, gösteriş eri li. * Çapı , boyutları büyük. * Çetin, güç. * Tehlikeli, korkulu, vahim. * Sınt ı kı veren, bunaltı. cı * Dokunaklı , insanıgücüne giden, kıcı n rı. * Yavaş . * Ağ lı ı , ciddî. rbaş * (koku için) Keskin, boğ ucu. * (yiyecek için) Sindirimi güç. * Yoğ un. * (uyku için) Uyanı lması derin. güç, * Kık, alçak. sı * Güç iş sağ iten, ı r. * Ağ siklet. ı r * Acele etmeden. * Fazlası yla.

ağ ağ ı ı r r

ağ aksak yürümek (veya gitmek) ı r * pek yavaş olarak. ağ almak ı r * bir iş yavaş te davranmak. ağ araç ı r ağ ayak ı r * Ağ vası ı ta. r * Doğ urması n (gebe kadı yakı n).

ağ basmak ı r * ağ ğfazla gelmek. ı ı rlı * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te ağ basmak ı r * gücü, etkisi veya özelliğdaha üstün ve belirgin olmak. i * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te

ağ basmak ı r * bir kimse kâbusa uğ ramak. ağ canlı ı r * Çok yavaş yapan, çevik olmayan. iş * Varlı sıntı ğ kı veren sevimsiz. ı * Tembel. * Gebe (kadı n). ağ canlı ı r lı k * Hareketlerin yavaş olması mbık, tembelce davranıbiçimi. , hı llı ş ağ ceza ı r * Ağ hapis ve beş ldan yukarı hapis cezaları ı r yı olan .

ağ çekmek ı r * tartı ağ gelmek. da ı r ağ durmak ı r * ciddî, ağ lı ı , oturaklı ukkanlı rbaş , soğ hareket etmek. ağ elli ı r * Bkz. eli ağ ı r. ağ ellilik ı r * Eli ağ olma durumu. ı r ağ ezgi ı r * Çok ağ yavaş ı r, yavaşahenkli. ,

ağ gelmek ı r * gücüne gitmek, onuruna dokunmak. * yapı güç gelmek. lması ağ hapis cezası ı r * 2-24 yı l veya ömür boyu hapis cezası . ağ hastalı ı r k * Ölümle sona erebilecek gibi olan hastalı k. ağ hidrojen ı r * Döteryum. ağ iş ı r * Büyük tehlikeler yaratan ve fazla güç isteyen her türlü iş .

ağ iş ı itmek (veya duymak) r * kulakları iş iyi itmemek, kulakları iş az itmek. ağ kaçmak ı r * gücendirici olmak. ağ kayba uğ ı r ramak * maddî ve manevî büyük zarar görmek. ağ kayı ı p r * (savaş , deprem, sel gibi doğ afetlerde) Büyük kayı al p. * Maddî zarar. ağ küre ı r * Yer yuvarlağ n, yoğ ı nı unluğ ve katı ı olan bölümü, barisfer. u lı çok ğ

ağ ol! ı r

* ciddî, ağ lı ukkanlı rlı ı , soğ rbaş , sabı ol!. * acele etme, yavaş ol!.

ağ oturmak ı r * uslu durmak. ağ para cezası ı r * Bazı suçlara göre takdir edilen para cezası . ağ sanayi ı r * Üretim araçları yapan sanayi. ağ satmak ı r * nazlanmak, gönülsüz davranmak. ağ sı ı klet r * Bazı dalları yarı larıağ ğile sırlandılan kategori, baş ık. spor nda ş macı n ı ı nı rı rlı ağ rlı ağ söylemek ı r * acı , dokunaklı , sözler söylemek. ağ söz ı r ağ su ı r * Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaş cıolarak kullanı içinde hidrojen atomları latısı lan, yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluş su (DO). an ağ top ı r * Güçlü, ünlü, tanı ş nmıkimse. ağ uyku ı r * Uyanı lması derin uyku. güç, * Kiş onuruna dokunan, dayanı inin lması söz. güç

ağ vası ı ta r * Motoru, ağ yük veya birden fazla römork taş ı r ı amacı güçlendirilmiş mak yla kamyon ve benzeri araç. ağ vası ehliyeti ı ta r * Ağ vası sürücülerine verilen kullanma belgesi. ı ta r ağ yağ ı r * Kalı yağ n . ağ lı ı rbaş * Davranı ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddî. ş ları ağ lı ı lı rbaş k * Ağ lı ı rbaş olma durumu, vakar, ciddiyet. ağ ı rca ağ ı rdan * Ağ olarak. ı r ağ ı almak rdan * bir işgereken süre içinde bitirmemek. i * bir işgönülsüz, isteksiz yapmak, geciktirmek. i ağ ı rkanlı * Oldukça ağ ı r.

* Hippokrates'in ortaya attı ağ canlı soğ ğ ı ı r lı k, ukluk, kolayca duygulanmayıgibi nitelikleri kendinde toplayan ş kiş tipi. ilik * Bkz. ağ canlı ı r . ağ ı lı rkanlı k * Ağ ı rkanlı olma durumu. ağ ı rlama * Ağ ı rlamak iş ikram, izaz. i, * Gelin veya güvey karş rken çalı kı bir hava. ı lanı nan vrak

ağ ı rlamak * Konuğ saygı a göstererek onun her türlü rahatı, ihtiyacı sağ nı nı lamak, ikram etmek, izaz etmek. ağ ı rlanma * Ağ ı rlanmak iş i. ağ ı rlanmak * Ağ ı rlamak iş konu olmak. ine ağ ma ı rlaş * Ağ mak durumu. ı rlaş

ağ mak ı rlaş * (hava) Sıcı bunaltı bir durum almak, bozulmak. kı ve cı * (hasta için) Tehlikeli duruma gelmek, fenalaş mak. * Yavaş lamak. * (gebe kadıiçin) Doğ n urması yaklaş mak. * Ağ lı ı rbaş olmak. * (yiyecek) Bozulmaya yüz tutmak. * Güçleş zorlaş mek, mak. * (organ için) Görevini yapamaz duruma gelmek. ağ tı ı rma rlaş * Ağ tı iş ı rmak i. rlaş ağ tı ı rmak rlaş * Bir ş ağ ması yol açmak. eyin ı rlaş na ağ ı rlatma * Ağ ı rlatmak iş i.

ağ ı rlatmak * Ağ ı rlamak iş yaptı ini rmak. ağ ğ altıdeğ ı ı rlınca n mek * çok değ olmak. erli ağ ğ (ortaya) koymak ı ı rlını * kimliğ ve kiş ini kabul ettirmek. ini iliğ ağ k ı rlı * Ağ olma durumu. ı r * Değ olma durumu. erli * Ağ lı ı lı rbaş k. * Tehlikeli olma durumu. * Sınt ı bunaltı durum. kı lı , cı * Orduda bir birliğ cephane, yiyecek ve eş yükleri. in ya * Çeyizini düzmek için güveyin geline verdiğpara, kalı i n. * Uyuş ukluk ve gevş durumu. eklik * Uykuda iken gelen ve insana boğ gibi bir duygu veren durum. ulur * Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluş turduğ bileş u ke.

* Takı . * Yük, külfet. * Sorumluluk. * Etki, yetki, baskı , güçlük. * Dikkati ve önemi bir ş üzerinde yoğ tı ey unlaşrmak. * Terazilerde tartma işyapı i lı bir kefeye konulan nesne. rken * Değ erlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağ n üzerinde ve belli oranda, fazladan bir değ anı er tanı nması . ağ k basmak (veya çökmek) ı rlı * gevş ve uyku gelmek. eklik * (uykuda) sıntıduruma girmek. kı lı * Ağ bir hava kaplamak, sessizlik oluş ı r mak. ağ k merkezi ı rlı * Bir cismin bütün noktaları ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluş tek kuvvet na ayrı muş durumundaki bileş kenin uygulama noktası . * Bir iş en önemli bölümü. in ağ k olmak ı rlı * birine yük olmak, kendi masrafı baş na çektirmek, sıntı nı kası kı vermek. ağ klı ı rlı (değ er). ağ ı rsama * Ağ ı rsamak hareketi. ağ ı rsamak * Birine karşsoğ davranarak sıntı ı uk kı verdiğ anlatmak. ini * Bir işyavaş i yapmak, önemsememek, ilgilenmemek. * Bir işağ bulmak, yük saymak, yüksünmek. i ı r ağ ak ı rş * Yün, iplik eğ irilen iğağ tı için alt ucuna geçirilen yarı küre biçiminde, ortası i ı rmak rlaş m delik ağ veya aç kemik parça. * Teker biçiminde yassı nesne, kurs. ağ aklanma ı rş * Ağ aklanmak işveya durumu. ı rş i ağ aklanmak ı rş * Çı banda veya (ergenlik sı nda) memede ağ ak biçiminde bir tümsek oluş rası ı rş mak. ağ ı ş * Ağ işveya biçimi. mak i * (su buharın ve baş gazları Yerden havaya doğ çış yağ karş . nı ka n) ru kı, ı ı ı ş tı * Değ erlendirmelerde, herhangi bir konu veya evreye olağ n üzerinde ve belli bir oranda, fazladan tanı anı nan

ağ ı t

* Ölen bir kimsenin gençliğ güzelliğ iyiliklerini, değ ini, ini, erlerini, arkada bı kların acı nı büyük raktı nı ları veya felâketlerin acıetkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazı yazı u, mersiye. lı lan , sağ * Ağ lama, gelin olan bir kın arkası meziyetlerini sayıdökerek ağ zı ndan p lama. ağ yakmak (veya tutturmak) ı t * ağ söylemek, ağ düzmek. ı t ı t ağ ı tçı ağ lı ı k tçı * Ölüye ağ söylemek için para ile getirilen kimse, sağ ı t ucu. * Ağ nı iş ı n i veya mesleğ tçı i.

ağ ı tlama ağ ı z boş luk.

* Ölmüş anmak için düzenlenen törende okunan övgü. leri * Yüzde, avurtlarla iki çene arası ses çı nda, karmaya, soluk alı vermeye ve besinleri içine almaya yarayan p * Bu boş un dudakları luğ çevrelediğbölümü. i * Kaplarıveya içi boşeylerin açıyanı n ş k . * Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğ yer, munsap. ü * Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açıyanı k . * Birkaç yolun birbirine kavuş u yer, kavş tuğ ak. * Kesici aletlerin keskin yanı . * Bir dilin sırları nı içinde, bölgelere ve sıflara göre değen söyleyiş nı iş özelliğ i. * Birini yanı ltmak, kandı amacı dolambaçlı rmak yla birtakı sözler söyleme özelliğ m i. * Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. * Bazen "kez" anlamı gelir. na * Üslûp, ifade özelliğ i. * (tehlikeli ş için) Pek yakıyer. eyler n

ağ ı z

* Yeni doğ urmuş memelilerin ilk sütü.

ağ açmak ı z * söz söylemek, konuş mak. * azarlamak, paylamak. ağ açmamak ı z * tek bir söz olsun söylememek, susup kalmak. ağ açtı ı rmamak z * çok konuş baş nısöz söylemesine, konuş na engel olmak. arak kaların ması ağ ağ ı ı z za * ağ na kadar, tamamen. zı ağ ağ vermek (veya konuş ı ı z za mak) * iki kişbirbirine pek yakı durarak baş i n kalarıitmeyecek biçimde konuş iş mak. ağ alı ı ş ğ z kanlı ı * Çok söylendiğiçin bir sözü sısıkullanma durumu. i k k ağ aramak (veya yoklamak) ı z * öğ renmek istenilen ş söyletecek yolda dil kullanmak. eyi ağ birliğ ı z i * Bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş söz birliğ ma, i. ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynıekilde konuş arak ş mak, söz birliğetmek. i ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş mak, söz birliğetmek. i ağ burun birbirine karı ı z ş mak * dayak yeme sonunda yüzü, yara bere içinde kalmak. * yüzde aş öfke, üzüntü, yorgunluk gibi durumlarıizleri görünmek. ı rı n ağ dalaş ı z ı * Ağ kavgası ı atı bağş dil dalaş ı z , karş klı ş lı ma, rı ma, ı . ağ değikliğ ı iş i z

* Yemeğ çeş in idinde değiklik. iş ağ değtirmek ı iş z * önce söylediğ baş türlü anlatmak. ini ka ağ dil vermemek ı z * hiç konuş mamak, susmak. ağ dolusu ı z * Ağ n alabileceğkadar. zı i * (küfür için) Birbiri ardı birçok. nca, ağ kâhyası ı z * Birinin söyleyeceğsözlere karı kimse. i ş an ağ kalabalı ı z ğ ı * Birbirini tutmayan gereksiz sözler. ağ kalabalına getirmek ı z ğ ı * birini gereksiz sözler söylemek yolu ile ş ı aş rtmak. * söz söyleme becerisine sahip olma. ağ kavafı ı z * Karş ndakini kandı için gerekli gereksiz çok söz söyleyen. ı sı rmak ağ kavgası ı z * Karş klı ı ı ağ sözler söyleyerek yapı çekiş atı dil kavgası lı r lan me, ş ma, . ağ kokusu ı z * Bir kimsenin çekilmez davranı , istekleri, sözleri. ş ları ağ kullanmak ı z * duruma, ortama göre söz söylemek, sözünü amacı göre değtirmek. na iş ağ niş ı anı z * Yalnısözle yapı niş z lan anlanma. ağ satmak ı z * yüksekten atarak kendini övmek. ağ ş ı akası z * Sözle yapı ş lan aka. ağ tadı ı z * (ailede veya toplumda) Dirlik düzenlik, iyi geçinme veya rahatlı k. ağ tadı ı yla z * huzurla, rahatlıiçinde, içine sine sine, lezzetini duyarak. k ağ tamburası ı z çalmak * sözle avutmaya, oyalamaya çalı ş mak. ağ tatsı ğ ı z zlı ı * Bir topluluk içindeki geçimsizlik, huzursuzluk. ağ tı ı kamak z * konuş imkânı ma vermemek. ağ tüfeğ ı z i * Mermileri ş iddetle üflenerek fı lan bir çeş tüfek taslağ rlatı it ı . ağ tütünü ı z

* Keyif için ağ çiğ ı zda nenen bir tür tütün. ağ ünlüsü ı z * Geniz yoluna kaymadan çı ünlü, ağ l ünlü. kan ı zsı ağ yapmak ı z * birini kandı yanı amacı duyguları, düş rma, ltma yla nı üncelerini olduğ undan baş türlü gösterecek biçimde ka konuş mak. ağ yaymak ı z * açıve dürüst konuş k maktan kaçı nmak. ağ yer, yüz utanı ı z r * armağ alan, armağ verenin isteğ yerine getirmeye çalır. an anı ini ş ı ağ yoklamak ı z * Bkz. ağ aramak. ı z ağ dağ ı zda ı lmak * (genellikle hamur iş i için) iyi piş ve lezzetli olmak. miş ağ sakıgibi çiğ ı zda z nemek * bir söz veya düş ünceyi sısıtekrarlayıdurmak. k k p ağ ı zdan * Yazıolmayarak, sözle, sözlü, ş lı ifahî.

ağ ı ağ zdan ı za * Herkes birbirine söyleyerek. ağ ı ağ dolaş (veya geçmek) zdan za mak * herkes birbirine söylemek. ağ ı burun yakı kardeş karıyakı zdan n, ten n n * "insanıkendi yararı ş n her eyden önemlidir" anlamı kullanı nda lı r. ağ ı dolma zdan * (top veya tüfek için) Namlusu ağ ndan doldurulan. zı ağ ı kapmak zdan * baş ndan dinlemek yolu ile yarı yamalak birtakı bilgiler edinmek. kaları m m ağ ı zlama * Ağ ı zlamak iş i. ağ ı zlamak * Bir işkolaylamak. i * Bir parçayı yuvası geçirmek için önce yuvanıağ nı na n zı ayarlamak. * Bir boğ n veya bir limanıağ nı azı n zı ortalamak. ağ ı sakıolmak zlara z * herkesin diline düş mek. ağ ma ı zlaş * Ağ mak işveya durumu. ı zlaş i ağ mak ı zlaş * İ kan damarı ki , birbiri içine açı lmak. ağ ı zlı * Ağ herhangi bir biçimde olan. zı

ağ k ı zlı

* Bir ucuna sigara takı öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. lan, * Nefesli çalgı ağ gelen yer. larda za * Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapı kapak. lan * Kuyu bileziğ i. * Su tesisatı su alıvermeye yarayan vanalı nda p uç. * Hayvanıırması zararlı ş yemesine engel olmak için ağ na takı tel, deri gibi kafes. n sı na, bir ey zı lan * (dokumacı Çözgünün açı kapandı ve içinde mekiğ geçtiğyer. lı kta) lı p ğ ı in i * Telefon ve benzeri cihazlarda ağ yaklaşrı bölüm. za tılan * Bir ş baş ğyer. eyin ladı ı * Huni.

ağ kçı ı zlı * Ağ k yapan veya satan kimse. ı zlı ağ ı zotu ağ l ı zsı * Ağ ilgili. ı zla ağ l ünlü ı zsı * Bkz. ağ ünlüsü. ı z ağ z ı zsı * Ağ olmayan. zı * Yumuş huylu, sessiz. ak * Topları lemek için falyaya konulan ve barutun patlaması sebep olan madde. ateş na

ağ ağ ladı layacak * ağ lamak üzere olan. ağ lama ağ lamak * Üzüntü, acı , sevinç, piş manlı aldanma vb.nin etkisiyle göz yaşdökmek. k ı * Ağ budandında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak. aç ğ ı * Sı zlanmak, yakı nmak. * Bir duruma karşüzüntü duymak. ı ağ lamak para etmez * üzülmenin yararı olmaz. ağ lamaklı * Ağ gibi olan, üzüntülü. lar ağ lamaklı olmak * ağ layacak duruma gelmek. ağ lamalı * Ağ gibi olan, ağ lar layacak gibi. * Acı duygusu uyandı ma racak hâlde, sı zlamalı . ağ lamayan çocuğ meme vermezler a * hakkı araması bilmeyen kimsenin iş nı nı i görülmez. ağ lamsı ağ lanma * Ağ layacak gibi, ağ lamalı . * Ağ lanmak iş i. * Ağ lamak iş i.

ağ lanmak * Ağ lamak işyapı i lmak. ağ lantı * Hafif hafif ağ lama.

ağ gözden, sahte sözden kendini sakı lar n * "kendini acı ranlardan kork" anlamı kullanı ndı nda lı r. ağ ma laş ağ mak laş * Ağ mak iş laş i. * Birlikte ağ lamak. * Sı zlanmak.

ağ ağ lata lata * Sürekli ağ latarak, devamlı eziyet ederek, üzerek. ağ latı ağ cı latı * Ağ lamaya yol açan. ağ ş latı ağ latma ağ latmak * Ağ latmak işveya biçimi. i * Ağ latmak iş i. * Ağ laması yol açmak. na * Trajedi.

ağ ağ laya laya * Ağ layarak. ağ layanımalı n gülene hayretmez * birinden haksıolarak alı malı onu alana yararı z nan n olmaz. ağ cı layı ağ ş layı ağ lı * Ağbulunan. ı ağ ma * Ağ iş mak i. * Akan yı z, ş ldı ahap. * Sarkmak, aş ı inmek, eğ ağ ya ilmek, meyletmek. * Yükselmek, yukarı kmak. çı * Koyun ve keçi baş alı vergi, sayı vergisi. ı nan na m * Ağ namak iş i. * Ölünün ardı ağ ndan lamak için para ile tutulan kimse, ağ , yasçı ı tçı . * Ağ lamak işveya biçimi. i

ağ mak

ağ nam ağ nama

ağ namak

* (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p

ağ namcı * Ağ vergisi toplayan kimse. nam ağ raz ağ rı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve ş iddetli acı . ağ kesici rı * Acı, sıyı yı zı dindirici (ilâç). ağ kesimi rı * Ağ duyusunun kendiliğ rı inden veya tedavi sonucu yok olması , analjezi. ağ sı rı zı * Rahatsı k veren acı zlı , sancı . ağkesen rı * Ağ duyusunu ortadan kaldı dindiren (ilâç vb.), analjezik. rı ran, ağlarda göz ağsı kiş öz ağsı rı rı, her inin rı * herkesi en çok ilgilendiren ş kendi derdidir. ey ağlı rı ağma rı * Ağyan, ağ sı rı rı olan. * Ağmak iş rı i. * Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaşrdı ağma asalakları ileri gelen hastalı tı ğ rı ı ndan k. * Kötü niyet ve düş manlı klar.

ağma asalakları rı * Omurgalı lardan alyuvar asalağolarak yaş türlü biçimlerdeki sporlular topluluğ ı ayan u. ağmak rı * (vücudun bir yeri) Ağlı rıolmak. ağna gitmek rı * onuruna dokunmak veya gücüne gitmek. ağsı rı tutmak * (gebe kadıiçin) doğ sancı baş n um ları lamak. * (hasta bir organ) ağmaya baş rı lamak. ağsı rız * Ağsı rı olmayan. * Ağ vermeden. rı * Dertsiz, tasası z.

ağsıbaş kaş bağ rız ı na bastı lamak * kendine gereksiz yere iş karmak. çı ağtma rı ağtmak rı * Ağtmak iş rı i. * Ağması yol açmak. rı na

ağ sı ağ u

* Ağ görünüş ünde olan, ağ örülmüş gibi olan. * Ağ ı .

ağ ulamak * Ağ ulamak. ağ ustos * Yı 31 gün süren sekizinci ayı lı n .

ağ ustos böceğ i * Eş kanatlı lardan, erkeğyazıkarnın altı i n nı ndaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çı karan bir böcek, orak böceğ(Cicada plebeja). i ağ ustos böcekleri * Genç sürgünlerden öz su emerek tarı ve orman bitkilerine zarar veren birçok türün bulunduğ eş m u kanatlı familyası lar . ağ yar * Baş , yabancı eller. kaları lar,

ağ alı za nmaz (veya ağ alı za nmayacak) * söylenmesi ayı çirkin (söz, küfür). p, ağ almamak za * anmamak, sözünü etmemek. ağ düş za mek * dedikodu konusu olmak. ağ koyacak bir ş za ey * yiyecek bir ş ey. ağ tat, boğ feryat za aza * (yiyecek için) miktarı az olan. çok ağ açı zı k * Ş kı alı bön. aş n, k, * Hayranlı büyülenmiş kla, olarak. ağ açı(veya ağ bir karıaçı kalmak zı k zı ş k) * çok ş ı aş rmak, ş akalmak. aş ağ açıayran delisi (veya budalası zı k ) * yeni gördüğ her ş ş kı kla bakan, ş ı ü eye aşnlı aş ran. * saf, bön. ağ bir zı * Söz birliğetmiş i .

ağ bozuk zı * Sövmeyi alı ş k edinmiş kanlı olan, küfürbaz. ağ burnu yerinde zı * oldukça güzel, yakıklı ş . ı ağ çiriş zı çanağ dönmek ı na * ağ kuruyup acı mak. zı laş ağ dili bağ zı lanmak

* herhangi bir sebeple konuş amaz olmak. ağ dili kurumak zı * herhangi bir sebeple tükürük az olmak. ağ dili tutulmak zı * beklenmedik bir durum karş nda heyecanlanmak, hayranlıduymak. ı sı k ağ dolu dolu konuş zı mak * heyecanlı söylemek. söz ağ gevş zı ek * Sısaklamaz, sıtutmaz. r r ağ havada zı * çevresindekilerden habersiz, alı ş kı k, aş n. ağ kalabalı zı k * Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz çok konuş boş az. an, boğ ağ kara zı * Kara haber vermekten hoş lanan, ş ağ . om ı zlı * Bir yerde konuş ulanı yapı duyup görmesi istenilmeyen (kimse). veya lanı

ağ kenetli zı * Sıtutan, sısaklayan (kimse). r r ağ kilitli zı * Dudakları beyaz (at). * Sısaklayan. r ağ kulakları varmak zı na * çok sevinmek. ağ kulakları zı nda * çok sevinçli, mutlu. ağ kurumak zı * bir konuyu çok söylemek sebebiyle, ondan bı kmak. * içecek ihtiyacı duymak. ağ kurusun zı * felâket dileğ bulunanlara karşkullanı bir ilenme. inde ı lan ağ lâf (veya lâkı ) yapmak zı rdı * kolay konuş yeteneğolmak. ma i * inandıcı söyleme yeteneğolmak. rı söz i ağ oynamak zı * bir ş yemek. eyler * konuş mak. ağ pek zı ağ pis zı * Sıvermeyen, ketum. r * Sövmeyi huy edinmiş olan.

ağ sı zı kı * Bkz. ağ pek. zı ağ sulanmak zı

* imrenmek. ağ süt kokmak zı * çok genç ve toy olmak. ağ teneke kaplı zı (olmak) * çok sı veya çok acıeyleri kolaylı içebilen veya yiyebilenler için ş yollu söylenir. cak ş kla aka ağ torba değ ki büzesin zı il * herkesin dedikodu yapmasın önüne geçilemeyeceğ anlatı nı ini r. ağ var, dili yok zı * pek sessiz, kendi hâlinde. * konuş mayan, derdini anlatamayan. ağ varmamak zı * söylemeye, açı klamaya gönlü elvermemek. ağ yanmak zı *oş eyden büyük zarar görmek. ağ na (veya diline) kira istemek zı * söylemesi beklenen ş söylemekte nazlı eyi davranmak. ağ na (veya diline) sağk zı lı * bir sözü yerinde söyleyen kiş söylenir. ilere ağ na (veya önüne) bir kemik atmak zı * birini küçük bir çı göstererek susturmak. kar ağ na abdestle almak zı * o kiş anarken çok saygıdavranmak. iyi lı ağ na almak zı * söylemek. ağ na almamak zı * adı ağ na almamak. nı zı ağ na almamak zı * söz konusu etmemek, anmamak, söylememek. ağ na atmak zı * yemek için ağ koymak. za ağ na bakakalmak zı * sözlerine hayran olmak. ağ na baktı zı rmak * kendini zevk ile dinletmek. ağ na bir parmak bal çalmak zı * birini tatlı sözlerle veya çeş hediyelerle bir süre için kandı itli rmak, oyalamak. ağ na bir ş (veya bir çöp) koymamak zı ey * hiçbir ş yememek. ey ağ na bir zeytin verir, altı (veya ardı tulum tutar. zı na na) * yaptı küçük iyiliklere karşk büyük çı bekler. ğ ı ı lı kar ağ na burnuna bulaşrmak zı tı * bir işbeceremeyip berbat etmek, bozmak. i

ağ na düş zı mek * çok yaygıolarak bilinip konuş n ulmak. ağ na etmek zı * haddini bildirmek. ağ na geldiğgibi zı i * önünü sonunu düş ünmeden. ağ na geleni söylemek zı * nezaket dına çı ş karak ağ ve kıcı ı ı r rı sözler söylemek. * çok ve düş üncesizce konuş mak. ağ na gem vurmak zı * susturmak, söyletmemek. ağ na kadar zı * boş kalmayacak biçimde. yeri ağ na kilit takmak (veya vurmak) zı * susturmak. ağ na koymamak zı * yememek veya içmemek. ağ na lâyı zı k * bir yiyeceğ tadı in anlatı lı "sen de yesen, beğ rken enirsin" anlamı söylenir. ile ağ na sakıolmak zı z * dedikodusuna konu olmak. ağ na sürmemek zı * bir ş eyden hiç yememek. ağ na taş ş zı almı * söze karı p susanlar için kullanı ş mayı lı r. ağ na tı zı kamak * susturmak, fazla konuş na engel olmak. ması ağ na tükürmek zı * birini küçültmek üzere küfür olarak kullanı uygunsuz sözler sarf etmek. lan * birine benzemek. ağ na verilmesini beklemek (veya istemek) zı * çalı p, iş ş mayı lerinin baş kaları tarafı yapı nı ndan lması beklemek. ağ na vur, lokması al zı nı * yumuş huylu kimseye her istenileni kolaylı yaptı ak kla rabilme anlamı bir atasözüdür. nda ağ na yakı zı ş mamak * söylemesi ayı kaçmak, uygun düş p memek, yakık almamak. ş ı ağ nda bakla ı zı slanmamak * hiç sı r saklamamak. ağ nda bı zı rakmak * Bkz. lâf ağ nda kalmak. zı ağ nda büyümek zı * sevmediğ inden veya içi almadından yutamamak. ğ ı

ağ nda gevelemek zı * açı söylememek. kça ağ nda yaş zı kalmamak * bir düş üncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak. ağ ndan zı * birisinden dinleyerek. * adı na.

ağ ndan baklayı karmak zı çı * Bkz. baklayı zı çı ağ ndan karmak. ağ ndan bal akmak zı * çok tatlı konuş mak. ağ ndan çı (veya çı sözü) kulağduymamak (iş zı kanı kan ı itmemek) * sözlerini tartmadan söylemek. ağ ndan çı zı kmak * bir sözü istemeden, farkı varmadan söylemek, söylemiş na bulunmak. ağ ndan çıçı zı t kmamak * hiçbir ş söylememek. ey ağ ndan dirhemle çı zı kmak * çok az konuş mak. ağ ndan dökülmek zı * açı söylemekten çekindiğş konuş ndan belli olmak. kça i ey, ması ağ ndan düş zı memek (veya düş ürmemek) * her zaman sözünü etmek. ağ ndan girip burnundan çı zı kmak * türlü yollara baş vurarak birini bir ş razı eye etmek, kandı rmak. ağ ndan hayıçı zı r kmazsa bari ş söyleme er * "lehte konuş muyorsun, bari aleyhte de konuş anlamı kullanı ma" nda lı r. ağ ndan kaçı zı rmak * istemediğhâlde boş i bulunup söyleyivermek. ağ ndan kapmak zı * birinin bildiğş i eyleri, ustalı konuş klı malarla ona sezdirmeden öğ renmek. * birinin konuş nı ması keserek kendi söze ba ş lamak. ağ ndan lâkı (veya lâf) almak (veya çekmek) zı rdı * karş ndakini konuş ı sı turarak birtakı gizli ş m eyleri öğ renmek. ağ ndan lokması almak zı nı * birinin hakkı ş ondan almak. olan eyi ağ ndan yel alsı zı n * ağ nı zı hayra aç. ağ nı zı (veya çenesini) tutmak * boş azlıetmemek. boğ k * kötü söz söylememe. * bir konuda arzu edilmeyen düş üncelerin açı çı ğ kması bir ş a nı ekilde önlemek.

ağ nı zı açacağ gözünü aç ı na * dikkatsiz kiş uyarmak için "dikkatli ol uyanıol!" anlamı kullanı ileri k nda lı r. ağ nı p gözünü yummak zı açı * öfke ile, sonunu düş ünmeden ağ na gelen bütün ağ sözleri söylemek. zı ı r ağ nı zı açmak * konuş maya baş lamak. * ağ sözler söylemeye baş ı r lamak. * alıalıbakmak. k k ağ nı zı açmamak * hiçbir söz söylememek, ses çı karmamak. ağ nı zı aramak (veya yoklamak) * Bkz. ağ aramak. ı z ağ nı çak açmamak zı bı * üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak. ağ nı zı bozmak * kaba sözler söylemek, küfretmek. ağ nı zı burnunu çarş amba çanağ (veya pazarı çevirmek ı na na) * kıp parçalamak, dövmek. rı ağ nı zı burnunu dağ ı tmak * birinin yüzüne ş iddetle tokat, yumruk indirmek. ağ nı zı dilini bağ lamak * birini konuş amaz duruma getirmek. ağ nı zı havaya (veya poyraza) açmak * umduğ elde edememek. unu ağ nı zı hayra aç! * kötü ihtimaller söz konusu edildiğ gerçekleş inde memesi dileğile söylenir. i ağ nı zı hayra açmak * Bkz. ağ nı zı hayra aç!. ağ nı zı kapamak * kendisine çı sağ kar layarak bir kimseyi susturmak. ağ nı zı kapamak (veya kilitlemek) * susmak, bir ş söylemek istememek. ey ağ nı zı kiraya vermek * kendini de ilgilendiren bir konuda düş üncesini söylememek. ağ nı zı koklamak * niyetini ve durumunu öğ renmek. ağ nı zı kullanmak (veya satmak) * birinin söylediklerini kendi düş üncesi gibi göstermeye çalı ş mak. ağ nı zı mühürlemek * konuş mamak, susmak. ağ nı zı öpeyim (veya seveyim) * sevindirici bir söz söyleyene "ne güzel söyledin" anlamı kullanı nda lı r.

ağ nı kı zı sı (veya pek) tutmak * sı r vermemek. ağ nıkamak zı tı * sözünü kesmek susturmak. ağ nı zı toplamak * söylemekte olduğ kötü söz veya küfürleri kesmek. u ağ nı zı yoklamak * birinin bir ş hakkı bildiğ kendisine sezdirmeden söyletmeye çalı ey nda ini ş mak. ağ nı içi yangı yerine dönmek zın n * ağ nıtadı zın bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. ağ nı içine baktı zın rmak * sözlerini seve seve ve dikkatli dinletmek. ağ nı içine girmek zın * çok yanaş mak, iyice sokulmak. * hayranlı büyük bir zevkle seyredip dinlemek. kla, ağ nı kaş ı bı lokması zın ı (kalı veya ğ ) olmamak * bir ş bir kimsenin uğ abileceğkonulardan olmamak. ey raş i * bir ş bir kimsenin sözünü edemeyeceğkadar değ olmak. ey, i erli ağ nı kokusunu çekmek zın * bir kimsenin çekilmez davranı na katlanmak. ş ları ağ nı mührü ile zın * oruçlu olarak. ağ nı payı (veya ölçüsünü) vermek zın nı * verilen karş kla bir kimseyi söylediğ veya yaptına piş etmek. ı lı ine ğ ı man ağ nı perhizi yok zın * ağ na geleni söyler. zı ağ nı suyu akmak zın * çok beğ istemek, imrenmek. enip ağ nıtadı zın bozulmak (veya kaçmak) * bir kimsenin kurulu düzeni dirliğbozulmak. i ağ nı tadı almak zın nı * o ş acı eyin tecrübesini geçirmiş bulunmak. ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı kaçı zın nı rmak * bir kimsenin kurulu düzenini bozmak; neş esini, keyfini bozmak. ağ yla kuş zı tutsa... * ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalıgösterse. k ah

* Sesin tonuna göre piş manlı öfke, özlem, beğ k, enme, sevgi gibi duygular anlatı r. * (a:h) Ağ, acı rı duyulduğ unda söylenir. * (â:h) İ lenme, beddua. ah alan onmaz * "kötülük ettiğiçin beddua alan iflâh olmaz" anlamı kullanı i nda lı r. ah almak * birinin ilenmesini üstüne çekmek.

ah çekmek * derin bir keder veya özlemle içten gelerek ah demek. ah etmek * acı içini çekmek. ile * ilenmek.

ah vah etmek * piş manlını ğ , üzüntüsünü dile getirmek. ı ah yerde kalmaz * "kötülük cezasıkalmaz" anlamı kullanı z nda lı r. aha ahacı k * Dikkati çok yakıbir noktaya çekmek için kullanı n lı r. ahali * Araları aynı nda yerde bulunmaktan baş hiçbir ortak nitelik düş ka ünülmeksizin bir ülkede, ş ehirde veya semtte oturanları tamamı n . * Bir yerde toplanan kalabalı halk. k, ahar * Hattatlarıkâğ cilâlamak için kullandı niş ve yumurta akı yapı özel bir karım. n ı t kları asta ndan lan ş ı aharlama * Aharlamak iş i. * İte burada. ş

aharlamak * Ahar sürmek. aharlı ahbap * Kendisiyle yakı iliş kurulup sevilen, sayı kimse. n ki lan * Seslenme sözü olarak da kullanı lı r. ahbap çavuş lar * her vakit birlikte görülen ve birbirine çok bağ olan arkadaş için söylenir. lı lar ahbap çı kmak * önceden tanı ş ş olmak. mı ahbap kusuruna bakan ahbapsıkalı z r * "dostlarıufak tefek kusurları bakmamak gerekir" anlamı kullanı n na nda lı r. ahbap olmak * arkadaş olmak, dostluk kurmak, yakı k kurmak. nlı * Aharı olan, üzerine ahar sürülmüş olan.

ahbapça

* Dostça, içten, teklifsizce.

ahbaplı dökmek ğ a * yerli yersiz yakı k göstermek. nlı ahbaplı k * Ahbap olma durumu, ünsiyet. ahbaplıetmek k * arkadaşk etmek, arkadaş konuş lı ça mak. ahcar ahçı * Taş lar. * Aş. çı

ahçı ı baş * Aşbaş çı ı . ahçı lı k * Aşlı çı k.

ahde vefa (etmek) * (devletler hukukunda) devletlerin, katı kları ldı milletler arası antlaş malara uyma zorunluluğ unda oldukları nı belirten kural. * sözünde durma. ahdetme * Ahdetmek iş i.

ahdetmek * Bir ş yapmak için kendi kendine söz vermek. eyi * Yemin etmek. ahdî Ahdiatik * Antlaş maya göre olan, antlaş gereğolan. ma i * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan önceki kutsal kitaplar.

Ahdicedit * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan sonraki kutsal kitaplar. ahengi bozulmak * dirliğ düzeni bozulmak. i, ahenk * Uyum. * Uyuş anlaş ma, ma. * Çalgıeğ lı lence.

ahenk almak * uyumlu hâle gelmek. ahenk kaidesi * Bkz. ünlü uyumu. ahenk kurmak * uyuş sağ ma lamak, anla ş sağ ma lamak.

düzensizlik. ahenk tahtası * Telli çalgı lardan üzerine teller gerilmiş bulunan kapak tahtası . değ verilecek bir ş değ er ey il. ğ ı ahı tutmak * birinin ilenmeleri gerçekleş mek. ğ ı ahı ş m m ahı * Beğ enilecek. birliğsağ i lamak. . ı ı r r. ahenksizlik * Uyumsuzluk. ahenkleş tirme * Ahenkleş tirmek iş i. * Eğ lencesiz. ağ r. ahenkli * Uyumlu. düzensiz. ahenksiz * Uyumsuz. aheste beste * Yavaş yavaşağ ağ . ahenk yapmak * çalgıeğ lı lence düzenlemek. * Eğ lenceli. uyumu sağ lamak. ahenkleş tirmek * Ahenk sağ lamak. ahfat * Torunlar. soy. * Yavaş ı . ahenk vermek * düzeni. ahı kmak çı * yaptı ilenme etkisini göstermek. ahenktar aheste * Ahenkli. ı ı r r. düzenli. ahenklilik * Ahenkli olma durumu. uyumluluk. Ahfeş keçisi gibi baş sallamak 'in ı nı * söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak. ahı yerde kalmamak * yaptı ilenme er geç etkisini göstermek. aheste aheste * Yavaş yavaşağ ağ usul usul. .ahenk sağ lamak * düzene sokmak.

. ancak 2. son günlerde. una lan ahiren ahiret ahiretlik ahit * Kendi kendine söz vererek bir işüzerine alma. * Bkz. bakı z. zanaatçı im . kı ş ı n yametin kopmak üzere bulunduğ günler veya yı u llar. bir hayvanı ra bağ ra ahı lamak. sonunda. ahı r * Evcil büyük baş hayvanları barı ğkapalı hayvan damı n ndı ı yer. ahı r. ahı rlamak * (hayvan) Ahı uzun süre kalı hamlaş rda p mak. Muhammed. yakı nlarda. ahir zaman peygamberi * Müslümanlarca son peygamber olduğ inanı Hz. . harap duruma getirmek. Ahı Türkleri ska * Gürcistan'ı Türkiye sırları yakıbölgelerinde yaş ş n nı na n amıolan. çiftçi gibi bütün çalı kolları içine alan ocak. cömertlik. sonraki. * (halk inanına göre) Dünyanıson günleri. msı ı nı ahı rlama * Ahı rlamak i ş i. inin iş Ahi * Ahilik ocağ ı olan kimse. dağ k. * Kökü eski Türk töresinde olan ve Anadolu'da yüksek bir geliş gösteren esnaf. * Sonra. ahı çekmek ra * bir sürüyü ahı kapamak. Dünya Savaşsonları ı nda Sovyetler Birliğ değik bölgelerine sürülen Türkler. * Bkz. k * Son. zaman.ahı ş m bir ş değ m ahı ey il * beğ enilecek. ahret. ant. değ verilecek bir ş değ er ey il. nsan lları ahir vakit ahir zaman * Son zaman. ndan ahi Ahilik * Cömert. ahı çevirmek ra * bir yeri pis. * İ ömrünün son yı . son olarak. * Son zamanlarda. eli açı k. * Devir. ş ma nı ahilik ahir * Eli açıolma durumu. en sonra. ahretlik. i * Antlaş ma.

ahkâm yürütmek * (bir sözden) kendi anlayına göre sonuçlar çı ş ı karmak. ı ş ı u kendine konu edinen bilim. * Birinin yerine geçenler. sı ahlâk zabı tası * Büyük ş halkın sosyal ve sağk durumunu koruyan.ahitleş me * Ahitleş iş mek i. * Antlaş belgesi. ş ı ahlâk dıcı ş lı ık * Ahlâk bilimine aykıdavranma. kuş aklar. ahlâkça ahlâkçı * Ahlâk anlayına göre. ahlâk dı ş ı * Töre dı. nı raş * Her ş ahlâk açından değ eyi sı erlendiren kimse. * Kabul etme. güzel huylar. antlaş anlaş ma ma. ı tı * Bir toplum içinde kiş ilerin benimsedikleri. . iyi. halefler. etik. kötü gibi sorunları inceleyen. alı. mı alı ka cı ahkâm * Yargı hükümler. uymak zorunda bulundukları davranıbiçimleri ve kuralları ş . m lara ahkâm kesmek * çekinmeden kesin yargı bulunmak. ahitname ahiz * Alma. lar. ahkâm çı karmak * kendi düş üncelerine dayanarak birtakı yargı varmak. kendine uyulması ahlâk açından gerekli olan genel ve geçer kural. rı ahlâk yasası * Ahlâk iş lerini belirleyen. rdı. ahlâf ahlâk bilim. törelere dayanan bir davranıyasası tiren. reseptör. * Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranıkuralları tespit eden ve inceleyen ş nı * İ nitelikler. neyin uğ ş geliş runda savaş ı lmaya değ neyin hayata anlam kazandı ğ hangi davranın iyi ve hangisinin kötü olduğ gibi sorunları er. ma. * Ahlâk konuları inceleyen filozof veya bu konularla uğ an kimse. bilir bilmez konuş larda mak. ş düzeni için çalı teş ehir nı lı ehir ş an kilât. yi ahlâk bilimi * Yarar. ahize * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren âlet. eslâf karş . ahlâk değ ş ı erlerine bağlı lı kla. ahitleş mek * Antlaş mak.

bunlara uygun davranan (kimse). ahlâksı k etmek zlı * ahlâksı davranmak. yasaları uyum içinde olma. u lan ahlatı(veya armudun) iyisini (dağ ayı yer n da) lar * kendilerine yakı ş mayan güzel bir ş eline geçirenler için kullanı eyi lı r. ahmağ yüz. zca ahlama ahlamak ahlat * Ahlamak iş i. ahlâksı zca * Ahlâksıbiçimde veya tarzda. z * Ahlâk kuralları uymama. armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaşktan sonra yenilebilen yemiş acı tı i. aç. reti. * Bir karım içindeki parçalar.ahlâkçı lı k * Ahlâkı araç değ bir amaç sayan öğ törecilik. ahlâklı * Ahlâk kuralları bağ. ı lanan ağ yaban armudu (Pirus piraster). ahlâken ahlâkı yat ahlâkî * Ahlâka uygun. ahlâkla ilgili. * Ahlâk bilimi. * Gülgillerden. bir il. kötü huylu. na lı * Ahlâka uygunlukla. moralizm. ögeler. terbiyesiz. ahlâklı lı k * Bir insanıveya bir insan grubunun iyi ve kötü açından davranıbiçimi ve ahlâkî düş ü. ahlâksı davranı na zca ş . * İ çekmek. n sı ş ünüş * Ahlâk kuralları . abdala söz vermeye gelmez a * ahmağ gereğ a inden çok ilgi gösterirseniz sizi sı sıuğ tır. * Kaba adam. ahlâkî vazife * Kanunun zorlaması olmaksın. kendi kendine yetiş üzerine armut aş en. ah etmek. yol iz bilmez kimse. * Bu ağ n. ahlât ahlâtı erbaa * Bedende bulunduğ var sayı dört öge. ah çeker gibi ses çı ç karmak. doğ bilindiğiçin yapı zı ru i lması gereken iş ler. z ahlâksı k zlı * Ahlâksıolma durumu. na * Dürüst davranmayan. k k raşrı ahmak . ile ahlâksı z * Ahlâk kuralları uymayan. ş ı * Beden yapınıtemelini oluş sın turan ögeler.

bön. sağ ve dilsiz. a ş ı ahmakı slatan * Yavaş yavaş ince ince yağ yağ çisenti. budalalı anlayı zlı akı zlı az miş k. ahş a . ve an mur. aptal. * Ahret kardeş i olan kadı nlardan her biri. ahreti (veya öbür dünyayı ) boylamak * ölmek. sı ahraz ahret dünya. mak ahmaklaş mak * Ahmak duruma gelmek. ahret yolculuğ u * Ölüm. öbür ş a n ı 'ya i ahret adamı * Dünya iş lerinden el çekip sürekli ibadetle uğ an kimse. * (ahmak'ça) Ahmağ yakır nitelikte. * Bir an için ş alayıbocalamak. aptalca. ş k. ahrette on parmağyakası olmak ı nda * kendisine karşsorumlu olan kimseden ahrette davacı ı olmak. ş ahmakça * Biraz ahmak.* Aklı gereğgibi kullanamayan. nı i ahmak yerine koymak * bir kimseye aptalmı anlamazmıgibi davranmak. insanı öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağve Tanrı hesap vereceğyer. raş ahret kardeş i *İ nanç ve ibadette birbirinden ayrı lmayan ve bu iliş ahrette de sürdüreceklerini düş kiyi ünen kadı nlara verilen ad. aş p ahmaklaşrma tı * Ahmaklaşrmak iş tı i. ı r * Dinî inanı göre. ahmaklaşrmak tı * Ahmaklaş na sebep olmak. r iş ahretlik * Besleme kı z. aptallaşrmak. ahret suali * Gereksiz ve usandıcı rı soru. ması tı ahmaklı k * Zekâsı geliş olma durumu. ahretini yapmak (veya zenginleş tirmek) * hayı leri yaparak sevap kazanmak. aptallaş mak. ahmaklaş ma * Ahmaklaş durumu. lsı k. budala. * Dilsiz. ş .

vaziyetler. rnaş k. ş . * çok güzel. aidat * Ödenti. karı ı na . kabul etmek. ahzetmek * Almak. kı zı rmı renkli. ince. koca ve çocuklardan oluş topluluk. çekici. er eyler. sı nları * Eşkarı . aidiyet aile * Evlilik ve kan bağ dayanan. bir ğ ı * Genellikle burun zarı üzerinde çı bir çeş ur. ahu * Ceylan. ahtapot * Kafadan bacaklı lardan. kan it ahtapot gibi * sı ı yapı kimse. . m m. aç i. çekici. ahzükabz * Kendine mal etme. ahu parçası * Çok güzel. yayı yla e.* İ n veya hayvanıgöğ ve karnı nsanı n sü içindeki organlar. ahududu * Gülgillerden. * Araları kandaşk veya hımlıbulunan kimselerin tümü. . tahtadan yapı ş lmı . ş kan * sömürmek amacı birçok iş konuya el atan. bağ ı ciğ gibi ş rsak. zarif kadı n. ahzetme * Ahzetmek iş i. nda lı sı k * Birlikte oturan hım ve yakı n tümü. ahzüita * Alıverişalı satı aksata. * Güzel. koca. iliş kinlik. sulu ve kokulu yemiş ağ çileğ i. * Kesenek. lan. hâller. * Karı . ahu gibi ahu gözlü * Güzel gözleri olan. ahval * Durumlar. * Olaylar. an * Aynı soydan gelen kimseler zinciri. * Bu bitkinin duta benzeyen. çocuklar. dokunaçlı mürekkep balı türü (Octopus). ahş ap * Ağ açtan. dikenli bir bitki (Rubus idaeus). * Davranı ş lar. polip. * Ait olma durumu. kardeş arası ler ndaki iliş kilerin oluş turduğ toplum u içindeki en küçük birlik. karaca.

birine düş mek. aile gazinosu * Sadece evlilerin girebildiğve birlikte eğ i lendikleri yer. * Ailece. -e düş kin. yla lan ş ması aile dostu * Ailece tanılan ve evlerine gidilip gelinen ahbap. görü.* Aynı üzerinde anlaş ve birlikte çalı kimselerin bütünü. yakı ş ı n. kla i. gaye an ş an * Temel niteliğbir olan dil. u. aile bahçesi * Ailelerin rahatlı gidebileceğ genellikle içkisiz yer. doğ kontrolu. tiğ tirdiğ aile plânlaması * Ailede çocuk edinmeyi sırlama. sın ailesiz ailevî ait ait olmak * ilgilendirmek. aile meclisi * Aile makamın görevini yerine getiren kan veya soy hımları en az üç kiş oluş heyet. ünü ı yan aile saadeti * Genellikle karı . geliş i ev. ik. için. aile hayatı * Aile bireylerinin bütün iş lerini düzenli olarak ev içinde yapma durumu. anlaş sevgi ve hoş ma. iliş iliş ilgili. * Aile ile ilgili. birinin olmak. * Bütün aile birlikte. aile bütçesi * Kı bir süre içinde bir iş sa çinin veya iş ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen değmeleri belirlemek çi iş amacı yapı istatistik çalı . aile adı * Soyadı . . hayvan veya bitki topluluğ i u. en. nı sı ndan iden an aile ocağ ı * Ailenin kurduğ yerleş i. *İ lgilendiren. koca bazen de büyükler ve çocuklar arası ndaki uyum. ailece ailecek ailelik * Aile sayınıbütünü. nı um aile reisi * Kanunlara göre aile yükümlülüğ taş kimse. ajan * Ailesi olmayan. aile hukuku * Aileyi oluş turan kiş ilerin karş klı ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı ı hak lı .

* Sınt ız. -ak / -ek -ak / -ek -ak / -ek * Arap sözcüğ "zenci" anlamı da geldiğ ü na inden ası l Araplarısöz konusu olduğ anlatı istenirken n u lmak kullanı lı r. * Bu iş kolların çalı ğbüro. kara ve siyah karş . * Ajanıgörevi. ak don kara don geçitte belli olur * Gözün saydam tabakası bir yara veya çı sonucunda oluş . -ak. ak basmak * Göze beyaz leke inerek görme yetisini yitirmek. ajanda ajanlı k * Ajan olma durumu. ç-ak. temsilci. ak demir * Dövme demir. gözenek. * Bazıeylerde beyaz bölüm. ak basma * Ak su. layan iş kolu. bı tara-k. perde. nı ş ı tı ajitasyon ajur * Delikli örgü. süt gibi ş eylerin rengi. küre-k vb. n ajans * Haber toplama ve yayma iş uğ an kuruluş iyle raş . ş *İ simden isim türeten ek (küçültme eki): baş ben-ek vb. katarakt. ele-k. andaç. görmeyi derece derece azaltan beyaz nda ban muş . * Ruhsal gerginliğ dı vurması in ş a . bir ortaklın veya bir devletin bazı lerini gören kimse. casus. un için ş an * Bir kimsenin. kı sı * Beyaz leke. * Unutulmaması gerekli notları için yazmaya yarayan takvimli defter. iş ğ ı iş görevlisi.* Bir devlet veya kuruluş gizli amaçları çalı kimse. ı tı * Bu renkte olan. * Bir ticarî kuruluş tanı onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağ u tan. * Fiilden alet isimleri türeten ek: or-ak. beyaz. yat-ak vb. * Fiilden yer isimleri türeten ek: dur-ak. ak ağ a ak Arap * Saraylarda hizmet gören hadı ağ nıbeyaz ı olanı m aların rktan . ak benek benek. gözenekli. * Kar. ajurlu ak * Ajuru olan veya her yanı biçiminde iş ajur lenmiş bulunan. * Temiz namuslu. rahat.

lodos. ı lan laş ak sakaldan yok sakala gelmek * çok yaş p iyice kuvvetten düş lanı mek. süblime. kları lan lan * Çoban yı zı ldı. ak kan yangı sı * Adenit. ayıise pratı ak kan * Lenf. va imi ak yazı lı * Bahtlı anslı . istavrit. . uskumru gibi balı n beyaz etinden yapı ve oltada kullanı yem. *İ zmarit. parlak. * saçı sakalı armı ağ ş .* Bkz. abey. kara gün karartı artı r * mutlu bir yaş ş iyi dinç kı mutsuz bir yaş ş yı r. çok zehirli. ak yel ak yem ak yı z ldı aka * Büyük kardeşağ . beyaz bir toz. temiz. karnabahar gibi bitkilerin kök dındaki bütün bölgelerine yerleş ş ı ebilen. ak gözlü * Gözlerinin rengi pek açıolan ve nazarın hemen değ ine inanı (kimse). akabe * Güneyden esen rüzgâr. ak koyunun kara kuzusu da olur * iyi bir aileden kötü bir çocuk da çı kabilir. ak pak * tertemiz. omuriliğ dıtabakası an in ş . turp. k nı diğ lan ak gün ağ r. ak pak ak pas * Lâhana. * Bembeyaz. u nav ı lı ak madde * Demet durumundaki sinir liflerinden oluş beynin iç. ş algam. sülümen.ş . ak köpek kara köpek geçit baş belli olur ı nda * kimin ne olduğ deney veya sı sonunda anlaşr. ayıkiş lar. akı karası geçitte belli olur. sonuç belli olduğ zaman anlarsı u n. özellikle semiz otugillerde karş ı yosunumsu mantar (Albugo candida). ak düş mek * (saç ve sakal) tek tük ağ armaya baş lamak. ak sülümen * Cı ile klorun birleş olan. ak mı mı kara önüne düş görürsün ünce *ş imdiden boş düş una ünme.

i. ark. ardı ndan. akademi * Bilginler. * Maundan yapı ş lmı . akademici * Kurallara bağ resim ve heykel çalı lı ş yapan kişveya sanatçı ması i . * Çı modelden yapı ş plak lmıinsan resmi. bir lem kları ş arı tmak için kullanı boru. akı * Bataklı akaç yoluyla kurutmak. küçük akarsu.* Tehlikeli. hemen ardı ndan. kerestesinden yararlanı beyaz kabuklu bir türü (Betula alba). * (su için) İ yeri. ı . * Yer altı suları toplayan tesisat. sanatçı kurulu. oluk veya baş araç. akağ aç * Gürgengillerin. akacak kan damarda durmaz * herhangi bir zarar karş nda bunun kaçılmaz olduğ anlatarak avundurmak için söylenir. imi. * Akarsu yatağ yatak. akaçlatmak * Akaçlama iş yaptı ini rmak. ı sı nı unu akaç * Bir yerde birikip kalan sıları iş sonunda geriye kalan artı . * Bilimsel niteliğolan. akabinde * Arkası ndan. * Yer altı oluğ su u. akaçlama * Akaçlamak iştefcir. lan ka * Kanal. gereksiz nesneleri dı ya akı vı . i akak . lan akait akaju * Bir dinin öğ renilmesi gereken inançların ve tapı kuralların tümü veya bunları nı nma nı toplayan kitap. * Irmak. mecra. çay. drenaj. vinti * Eğ inişfazla olan yer. su yolu. lar * Yüksek okul. dere. sarp ve zor geçit. * Maun. nı akaçlamak * Bir yerde birikmiş suları tmak. kları akaçlatma * Akaçlatmak iş i. i akademisyen * Akademi üyesi. akademicilik * Resim veya heykel çalı nda kurallara bağlı ş ması lı k. hemen arkadan. yazarlar. akademik * Akademi ile ilgili.

* Kiraya verilerek gelir getiren ev. güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağ aç (Liquidambar orientalis). mı akarsu * Yeryüzünde ve yer altı belirli bir yatak içinde. yaban lı cı asması . sık. vı akaryakıistasyonu t * Benzin. yurdumuzda yetiş bir süs ve gölge ağ . salkı ağ (Robinia pseudoacacia). ban. arızlı akamete uğ ramak * baş sı sonuçsuz kalmak. yapı bükülgen ve misk gibi kokulu ndan karı ş kan. * Özellikle amber balınıbağ ğ n ı ı rsakları çı lan. akan sular durmak * itiraza. sokucu veya emici knaz lı . gaz. kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanları girince ateş lı na külçesi durumuna dönüş küçük gök cismi. zamk. * Küçük akarsu. beyaz çiçek veren. Meryem ana asması (Clematis vitalba). * Kesintisi olmayan. akar * Kiraya verilerek gelir getiren ev. acınkine benzeyen. bahçelerde süs çiçeğolarak yetiş i tirilen sarı bir bitki. * Kaplı ca. ı z ları cı sı örümceğ imsiler takı . arız. eğ boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. en acı m acı . boya gibi maddelerinden cak itleri en yararlanı bir ağ (Acacia). ahap. * Baş sı k. akaret akarlar * Tı yapı gövdeleri halkası baş göğ birleş ağ yapı ırı.akala akamber * Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir pamuk türü. meteor. gibi akar amber * Asya ve Amerika'da yetiş odunu ceviz ağ nı en. * Sürekli iş leyen çı fistül. kül renginde. güzel kokulu reçine. tarla. akarca * Kemik veremi. akasya * Baklagillerden. dükkân. ağ ş en ma. motorin gibi yakı n satı ğyer. olan bir taş . ları üsle ik. dükkân gibi mülk. ksı akaryakı t * Benzin. akamet * Kırlı verimsizlik. lan aç * Baklagillerden. tları ldı ı akasma * Düğ çiçeğ ün igillerden. z. aralı z. sı iklimlerde birçok çeş yetiş ve tanen. gaz yağ mazot gibi sı durumunda olan yakacak. bağ mülk. ı . söyleyeceğsöze yer kalmamak. i akan yı z ldı * Güneş sistemine bağ. sonuçsuzluk. nda im * Tek sı elmastan veya inciden gerdanlı ra k. * Sı üİ cak kelerde yetiş bir ağ en açtan (Hymenea) elde edilen katı .

akciğ zarı er * Göğ boş unun içini ve bu boş un içinde bulunan akciğ dını üs luğ luğ erin ş kaplayan ince zar. ile lan k * Akya balı. nda . bronş çuklarıson bölümü. ı akciğ erliler * Karı bacaklı ndan yumuş akçalarıtek ciğ soluk alan bir takı . akbabagiller * Gündüz yı cı alt takı nı kanatları rtıları mın. akburçak akciğ er organ. kı ve ince gagalı ş lı yı ı k sa . iyi uçan büyük kuş içine alan bir ve ları familyası . sarı ve sulu bir tür armut. beyaz kabuklu. nce . iri ve yı cı kuş rtı bir (Vultur monachus). burçağ yakıbir bitki cinsi (Lathyrus sativus). başve boynu çı olan. u akciğ peteğ er i * Akciğ erlerde solunumda gaz alıveriş sağ ş ini layan.akbaba * Akbabagillerden. akbaş * Yazı kutup bölgelerinde yaş n ayan. bataklı ı ve göl kıları yaş k. dağk yerlerde yaş ı plak lı ayan. beyazca. yumurtası tarama yapı bir balı(Leuciscus). siyah bacaklı yabanî bir tür kuşdeniz kazı . rmak yı nda ayan. n ktı ı akciğ kesecikleri er * Akciğ lopçuğ er unun parçaları . geniş büyük olan. ğ ı akbalı l kçı * Leyleksilerden. n erle mı akça akça * Oldukça beyaz. akça armudu * İ kabuklu. erin. (Bemicla). oldukça büyük. * Sazangillerden. ak renkli bir kuş (Egretta türü alba). akbuğ day * Kurak iklime dayanı . eti kı klı lçı . plevra. sağ sollu iki parçalı üs nı lı * Baklagillerden. n akciğ lopçuğ er u * Birçok akciğ keseciğ birleş oluş er inin erek turduğ parça. * Göğ kafesinin büyük bir bölümünü dolduran ve solunum organın temeli olan. a n akciğ göbeğ er i * Akciğ iç yan yüzünün hemen arkası bronşsinir ve damarlarıgirip çı ğyer. hava borucukların sonunu oluş nı turan kesecik. * Bkz. leş beslenen. akbakla akbalı k * Kuru fasulye. kın ı kılara göçen. çok yüksekten uçarak le keskin gözleriyle çok uzakları görebilen. ekmeklik buğ klı day. akçe. etli akça pakça . * İ htiyar.

* Beyaz tenli. akdetmek . * Rengini atmı ağ ş ş armıiçinde ak renk bulunan. lı akçe * Küçük gümüş para. . Akdeniz humması * Malta humması . rengini atmak veya atmıgibi olmak. parayla ilgili. yaprakların uzun. akdedilmek * Akdetmek işyapı i lmak. n akçöpleme * Zambakgillerden. akça yel * Güneydoğ udan esen yel. bir yık veya daha uzun yaş llı ayabilen otsu bir bitki türü (Panicum miliaceum). akçık llı * Akçı l olanıdurumu. akçı llanmak * Akçı l duruma gelmek. akçaağ açgiller * İ çeneklilerden. akçakavak * Akkavak. akçı l akçı llanma * Akçı llanmak iş i. akdarı * Buğ daygillerden. keşleme. * Her tür madenî para. Akdeniz mavisi * Parlak ve canlı görünümde mavi rengin bir türü. iş akçaağ aç * Akçaağ açgillerden süs ağ olarak da dikilen tahtası acı hafif ve sağ bir ağ isfendan (Acer). akçalı * Paraya bağ. çiçeklerinin güzelliğdolayıyla bahçe çiçekleri arası i sı na giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album). güzel (kadı n). akdetme * Akdetmek iş i. malî. ş akçı ma llaş * Akçı mak işveya durumu. . akdedilme * Akdedilmek durumu. geniş nı olması . llaş i akçı mak llaş * Akçı l duruma gelmiş olmak. lam aç. örneğakçaağ olan bir bitki familyası ki i aç .

yazı anlatı n akı olma özelliğ selâset. eninde sonunda. anlamca açı(anlatı selis. akılıölçeğ cı k i * Bir sınıbelli sı ktaki akılını vın caklı cı ı ölçmekte kullanı alet. lan akı seyelân. * Hafı bellek. akı l. k m). kanı . l. za. akı ünsüz cı * Ciğ erlerden gelen havanı ağ boş undaki yarı n. ğ lan akı l * Düş ünme. an akdut akemi akgünlük akhardal * Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanı hardal türlerinden biri (Sinapis alba).* (mukavele. . hekimlikte ve boyacı kullanı bir bitki cinsi. muahede. nda. gel çengele takı l akı l * bir sorunun nası l çözümleneceğ düş ini ünememe durumu. üt. i lan * Beyaz renkte olan dut. akdoğ an * Kartalgillerden bir doğ türü. * Herhangi bir kuvvet alanı belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiğvar sayı güç çizgileri. kara gözlü. sonuç. akı karası geçitte belli olur * bir iddiadaki doğ un ancak deney veya sı sonunda belli olacağ anlatmak için söylenir. * Öğ salıverilen yol. ı bağ lı taş yan akdiken * Hünnapgillerden. us. ruluğ nav ı nı akı bet * (bir iş veya durum için) Son. bir yla an ğy). tı * Tütsü olarak yakı bir tür ağ sakı. ve mı cı i. akılı cı k * Akı olma durumu. . lan aç zı akı betine uğ ramak * birinin içinde bulunduğ kötü duruma düş u mek. k * Düş ünce. akı cı * Akma özelliğolan. ittifak gibi karş klı lanma anlamı ı Arapça sözlerle) Yapmak. i * Kolay söylenebilen. anlama ve kavrama gücü. aksungur. * Sonunda. güvem eriğ geyik dikeni (Rhamnus lı kta lan i. okunabilen. cathartica). * İ elemanlı ki mermer yapı rısı ş cı. akı karası ak kara * beyaz tenli. cı * Söz. ı luğ z kapalı engele çarpması oluş bol sesli ünsüz (r. kara saçlı .

l öğ * Herkese akı retmeye meraklı l öğ kimse. l dı ı sı . akı l erdirmek * anlamak. ru il. insanıaş rtı şı rtmak. na na akı l almak * danı ş mak. ş lı ı k. ajanda. görüş almak. sı nı rrı çözmek. akı i l diş * Yirmi yaş raları altlı sı nda üstlü ve sağ sollu. akı l erdirememek (veya ermemek) * ne olduğ anlayamamak. * Us dı. ayrı lacak dı akı i değ l iş il * akla uygun değ doğ değ il. akı ş l danı mak * bir konuda birinin görüş sormak. akı l havsala almamak * akla mantı sı ğ ğ a mamak. not defteri. akı l hocası * Birine yol gösterip akı reten kimse. irrasyonel. akı l etmek * herhangi bir önlem veya çareyi zamanı düş nda ünmek. . akı l hastahanesi * Akı l hastaların yatıldı hastahane. akla uygun gelmemek. ldı ı ra akı ş l dı ı * Akla. akı l durdurmak * bir ş çok ş ı cı ey aş nitelikte olmak. herhangi birinin aklı gelebilir. lı kan diş diş akı l doktoru * Psikiyatrist. muhtı defteri. akı yol (veya tarik) birdir l için * iyi düş ünülünce ayrı kimselerce varı sonuç hep aynır. ş ı akı ş lı l dıcı ık * Akı şdavranma yanlı görüşus dıcı irrasyonalizm. akı l almamak * inanı gibi olmamak. en içeride çı azı i.akı ldan üstündür l akı * bir kimsenin aklı gelmeyen bir çare. inanı lacak lmaz. e. deli. gayriaklî. gerçeğ uygun olmayan. nı rı ğ ı akı l hastası * Ruh hastası . lacak akı l almaz * inanı gibi olmayan. yirmi yaş i. sı nı unu rrı çözememek. vaktinde hatı rlamak. ünü akı l defteri * Hatı p yapı rlanı lması gereken ş eylerin yazı ğküçük defter.

akı retmek. . akı çı ldan karmak * düş ünmemek. akı kalmak lda * akı yer etmek. rasyonalizm. llı akı l yormak * hatı rlamaya çalı ş zihnini zorlamak. zca ldan çı labileceğ savunan öğ rasyonalizm. akı l yürütmek * herhangi bir konuda fikir vermek. zeki kimse. akı l terelelli * pek deliş kendisinden ciddî bir düş men. akla aykı veya akı şhiçbir ş tanı lan ya rı l dı ı eyi mama davranı ve ş ı tutumu. * Akla ve akı l yolu ile varı yargı inanma. doğ un ölçütünü duyularda değ düş ruluğ il. akı r ermemek l sı * bir iş niteliğ gizli yönlerini anlayamamak. umudunu kesmek. unutmak. akliye. akı l kethüdası * Herkese akı retme merakı olan kimse. n l var. bazı llı lı nda küçükler büyüklerden daha akı olabilir. * Bilginin evrensellik ve zorunluluğ unun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değ yalnı akı il. akliye. kartı ini reti. rasyonalist. ş akı yakıvar (veya akı izan var) l var. llı akı retmek l öğ * nası l davranacağ göstermek. ünce. akı lcı * Akı lı ilgili. akı ı nı l vermek. in ini. akı flı l zayığ ı * Deliliğ kadar varmayan akı e l bozukluğ u. l öğ nda akı l kumkuması * Çok bilmiş kimse. davranıbeklenmeyen (kimse). mak. akı çı ldan kmak * unutulmak.akı olmamak l kârı * akı bir kiş yapacağiş llı inin ı olmamak. usçu. * kafa yormaya gerek yok. usçuluk. yol göstermek. lda akı tutmak lda * unutmamak. akı l kutusu * Çok akı. lcı kla * Akı lı yana olan kimse. lcı ktan akı lı lcı k * Akla dayanan. akı l vermek * bir konuda yol göstermek. ünmede ve tümden gelimli çı karmalarda bulan öğ retilerin genel adı . l öğ akı ta değ baş r l yaş il. unutulmamak. rasyonalizm. tadı * akı olma ile yaş olma arası ilgi yoktur.

uyanı k. akı llı * Gerçeğiyi gören ve ona göre davranan. ru. aptal. llı akı köprü arayı llı ncaya dek deli suyu geçer * atak kiş i tehlikeyi göze alarak iş giriş ve çabuk sonuç alı e ir r. enmiş ) * "insan kendi aklı baş nı nı kasınkinden üstün görür" anlamı kullanı nda lı r. akı çı ldan kmamak * unutamamak. . i * Karş ndakinin düş ı sı üncesizliğ belirtmek için söylenilen uyarma sözü. ey düş akı rma llandı * Akı rmak işdurumu. n. arı akı geçinmek llı * kendini çok akı sanmak. * Akı olma durumu. akı düş llı ününceye kadar deli çocuğ (veya oğ unu lunu) everir * kendini akı sananlar çok kez akız diye tanı llı lsı nanlardan daha az baş gösterir. ru * Akla yakı doğ makul. aklı baş getirmek. llı k akıca llı * Akla yakı doğ olarak. n. akı olmak llı * gerçeklere uygun davranmak. nı ı na akı llanma * Akı llanmak iş i. llandı i.akı çı ldan kmak * unutmak. akı lsal * Düş ünceyi ve gerçeğsomut değ i erlerle birbirine bağ layan hakikati içine alan ş ey. llı klı akılı llı k akılıetmek llı k * yerinde ve uygun davranmak. akı llanmak * Karş ı olaylarısonuçları yararlanarak davranmak. lı nı ş llar . ı lan laş n ndan * Uslanmak. akı geçirmek ldan * bir ş yapmayı ünmek. yaramazlıetmeyerek. dengeli. ini * (alay yollu) Düş üncesiz. akı rmak llandı * Aklı kullanması sağ nı nı lamak. akı durgunluk vermek llara * çok ş ı bir sey olmak. aş lacak akı pazara çı ş herkes yine kendi akı almı(veya akı gelin olmuşherkes kendininkini beğ lları karmı lar. tasarlamak. akı uslu llı * Akı olarak.

anlayıkı i li ş t. ncı akı n akı lı ncı k . man n çı * Görevi karştarafa top sürmek ve sayı ı yapmak olan ön sı radaki oyuncu. akı lsallaşrmak tı * Bir ş akı duruma getirmek. eyi lsa akı z lsı * Aklı . hücum. düş hayatı ortaya çı yeni bir görüş ünce nda kan . hareket. * Futbolda sayı yapmak amacı karştakı kalesine doğ genellikle topluca giriş saldı.akı lsallaşrma tı * Akı tı lsallaşrmak durumu. gerçeğgörüp ona göre davranmaya elveriş olmayan. eyler akı ölçümü m * Bir akarsuyun veya kanalısu yolunda bir saniyede akan su hacmini ölçme. baskı yapmak. cereyan. üş mek. siyasette. akı mtoplar * Akü. yöntem. * Akı olma durumu. * Debi. yı rma. su gibi akı maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akı. akı n * Kalabalıbir ş arkası k eyin kesilmeyen bir geliş durumunda olması . k akıetmek n * toplu olarak gitmek. * Düş toprakları tedirgin etme. akı mölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan araç. * Bilinç dı olayları mantıve akla dayalı ş ı n k olarak açı klanması . ı akı z baş cezası ayak çeker (veya akı z iti veya köpeğyol kocatı lsı ı n nı lsı i r) * düş üncesizlik veya tedbirsizlik yüzünden. yer değ tirmesi. lsı * Akızca yapı iş lsı lan veya davranı ş . forvet. i akıakı n n * Arkası kesilmeyen kalabalıöbekler durumunda. üş * düş ülkesine saldı man rmak. ş kan ş ı iş * Sanatta. gereksiz yere gidip gelme zahmetine katlanı lı r. n akı mcı * Belli bir akı bağ kiş ma lı i. * Hava. akı derken bokum demek m * sözünü yolunca söyleyememek. amperölçer. akümülâtör. akı zlıetmek lsı k * düş üncesiz ve yersiz davranmak. yla ı m ru ilen rı * Kazak-Kı z Türklerinin saz ş rgı airlerine verdiğad. düzensiz ş söylemek. çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapı baskı man na ldı lan n. n akı ncı * Düş ülkesine akıyapan savaş. cereyan tarz. akı m * Akmak iş i. akı zlı lsı k * Akız olma durumu.

akı lıetmek ncı k * düş ülkesinde karşgüçleri yı rmak. akı cereyan. akı ş * Akmak işveya biçimi. * Eğ eğ meyil. iklik. man ı ldı akı rı ndık * Reçine. sürüp gitme. akı ya kürek çekmek ntı * olmayacak bir iş runda boş çabalamak. an akı bilimi ntı * Deniz akı ları inceleme konusu edinen bilim dalı ntı nı . akı ş kanlaş ma * Akı duruma gelme. akma. ş kan i . ş kan akı ş kanlaş mak * Akı duruma gelmek. im. i * Geçip gitme. * Hastalısebebiyle vücudun bir yerinden sulu madde akması k . seyyal. uzun bir balıtürü. akı ş kan * Kendilerine özgü bir biçimleri olmayı içinde bulundukları n biçimini alan ve yın oluş p kabı ğ ı turmayan (sı vı veya gaz). akı lı ntı * Akı sı ntı olan. * Akı n. akı ile birlikte sürüklenmek. ğ ı ndan ayan k akı ntı * Akmak iş i. n ru iş m. ş kan i akı ş kanlaşrılı tıcı k * Akı duruma getirme özelliğolma. uğ una akıgitmek p * (zaman için) çabuk geçmek. eğ meyilli. olayı * Sı yapı rılarıağ yüzeylerine gereğ vı ş cı n aç tı inden çok sürülmesi ile oluş durum. * Çam türü ağ açlarda bulunan reçinenin eriyerek akması . * Vücudunda göze çarpacak bir çarpı k bulunan kimseler için kullanı klı lı r. * Havanıveya suyun herhangi bir yöne doğ yer değtirmesi. akı ölçer ntı * Bir akarsuyun ve kanalıakı hını düzeyini ölçmeye yarayan alet. çam sakı. ik. ş kan akı ş kanlaşrı tıcı * Akı duruma getirme özelliğolan. zı akı nkayası * Kaya balıgiller familyası derin ve uzaklarda yaş ince. n ntı zı ve akı ya kapı ntı lmak * bir akı nıetki alanı girmek. ntın na ntı * etki altı kalarak bir topluluğ davranına katı nda un ş ı lmak. akı çağ ntı anozu * Akı ya kapı ş ntı lmıyengeç. tedirgin etmek.

akı ş kanlaşrmak tı * Akı duruma getirmek. parlak ve değ bir taş erli . yarı ı . * Enli bilezik. ş kan akı k ş kanlı * Akı olma durumu. olan akide akide *Ş ekerin kaynatı ağ durumuna getirilmesi yolu ile yapı ş larak da lmırenkli ve kokulu. nı akil * Akı. ağ güç eriyen ş ı zda eker. durağ mazlı ı iş an. akidesi bozuk *İ nancı f olan (kimse). eyler lan. na akı tmalı * Alnı akı nda tması (hayvan). yağyumurta. akil baliğ * Döl verebilecek duruma gelmiş olan. ş kan akı ş ma * Kulağ hoş a gelen veya kolayca söylenen seslerin özelliğ i. dökmek. akması yol açmak. akı ş malı * Akı özelliğolan. din inancı eye lanı . akı tmak * Akması sağ nı lamak. * Akı ş kanları niteliğ düzeltmek için yoğ n ini unlaş akı içinde parçacı n asısı sağ an mı kları ltını layan yöntem. llı * Bir ş inanarak bağ şinanç. akil baliğ olmak . saydam. kalseduan kuvarsın bir türüdür. akı ş k mazlı * Akı veya durağ maddenin durumu. akide ş ekeri * Bkz. n nları na ru * Un. eker rularak cık bir duruma getirilen hamurun kı n saç vı zgı üzerinde piş irilmesiyle yapı bir çeş tatlı lan it . . ş maz an akı tma * Akı iş tmak i. n. ş veya pekmezle yoğ . akik * Yüzük taş mühür gibi ş yapmakta kullanı türlü renklerde. zayı akideyi bozmak * doğ bilinen bir inanıveya gidiş ayrı ru ş ten lmak. * Hayvanları özellikle atlarıalı nda bulunan ve burunları doğ uzanan beyaz leke. erin. daha çok akide ş ekeri yerine kullanı lı r. ş ma i akı ş maz * Dıetkenlerin tesiriyle akı ş ş ğdeğmeyen. akide.akı ş kanlaşrma tı * Akı ş kanlaşrmak iş tı i. süt.

akkarı ncalar * Ağ parçaları geliş . * rüş ispat etme yaş gelmiş tünü ı na olmak. yansı yankı ı k nı tı cı ma. llı akis uyandı rmak * bir konunun üzerinde düş ünülmesine. * Akıca. evirtim. me. ilgi veya tepki yaratmak. akkaraman * Vücudu beyaz. akkirpani * Ak. ş ı ı lı Orta Anadolu ve Doğ Anadolu'nun batı u kesimlerinde yaygı olarak yetiş n tirlen yerli bir tür koyun. döl veremeyen. . * Akkor olma durumu. kara damarlı kelebek sayı kalı bir (Aporia crataegi). fakat kirli. kulak ve ayaklarda siyah lekeler bulunabilen. * Nikâh. parlak bir yüzeyde görünmesi. ile en lem. akis * Iş veya ses dalgaların yansı bir yüzeye çarparak geri dönmesi. iri ak kanatları n. ı z iyi miş lısıcı u. ağ burun. akkarı nca * Düz kanatlı lardan. Hollanda kavağ(Populus alba). su ğ ı akkelebek * Hemen bütün meyve ağ nda tomurcuk düş açları manı lan. bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi. akim kalmak * sonuca ulaş amamak. baş sağ arı layamamak. baş sı arız. akilâne akim * Kır. . iri baş.* döl verebilecek eriş duruma gelmiş kin olmak. akçakavak. âkit * Bir işkarşklı i ı olarak kararlaşrıüstlerine alan taraflardan her biri. sı veya ı cak lı ülkelerde yaş man ayan. akkor akkorluk * Iş saçacak beyazlı varı ı k ğ a ncaya değ ıtı ş in sı lmıolan. yaprakların altı nı beyaz olan bir kavak türü. termit (Termes). verimsiz. ı * Sazangillerden bir cins tatlı balı (Alburnus). tartılması yol açmak. . lı tıp me akit vaadi * Ön sözleş me. kaba karık yapağ . sı * Sonuçsuz. * Bir ş baş bir ş üzerinde yarattı etki. göz etrafı ı z. * Bir cismin. sözleş veya mukavele yapan. ş ı na akit * Hukukî sonuç doğ urmak amacı iki veya daha çok kimsenin veya kuruluş karş klı birbirine uygun ile un ı ve lı irade beyanları gerçekleş iş sözleş mukavele. akkavak akkefal * Söğ ütgillerden. eyin ka ey ğ ı * Evirme. ırı böcekler topluluğ termitler. kontrat.

düş ünülemez. llı akla zarar (veya ziyan) * çok ş ı aş lacak. akla yatkı n * uygun. aklama belgesi * Alacak verecek kalmadını ğ gösteren belge. akla karayı seçmek * (bir işbaş ncaya değ çok sıntı i arı in) kı çekmek. ibraname. aklama * Aklamak iş ibra. aklan aklanma aklanmak * Ak olmak. ibra etmek. erli * Suları bir denize veya göle gönderen bölge. n i. it-ekle. i. n i akla sı ğ (veya sı mak ğ mamak) * inanı gibi olmamak. akla fenalıvermek k * çok ş ı aş rmak. ı aklamak * Suçsuz veya borçsuz olduğ yargına vararak birini temize çı u sı karmak.. akla hayale gelmez * inanı lmaz. yı cı kuş rtı bir . * Baş lı arıgösterilmek. sı nı ndan * Aklanmak iş i. akıca. akla gelmeyen başgelir a * insan ummadı. zı ldı vanadan çı kmak. nı * Bir dağ rasın yamaçları her biri.akkuş akkuyruk * Atmaca. maile. ı laş akla sı gibi ğ ar * aklı kabul edebileceğbiçimde. tebriye etmek. güçlüklerle karş mak. ş kı ğ uğ aş nlı ratacak (ş a ey). ı laş akla gelmez * hatı rlanamaz. akla gelmedik * düş ünülemeyen. makul. lacak akla yakı n * aklı benimseyebileceğ aklıkabul edebileceğ n i. temizlenmek. nı rmak na lan -akla / -ekle * Bazı fiillerin sı k çatı nı klı ları türeten ek: tart-akla. değ olarak nitelendirilmek. . düş ğ ı ünmediğş i eylerle daima karş abilir. makul.vb. * Tadı artı için çay harmanı katı beyaz bir çay türü. çı racak gibi olmak.

aklı durmak * düş ünemez bir duruma gelmek. * Akı bulunan. akı ince. eyin ine * uygun bulmamak. ru aklı ı olmamak baş nda * iyi düş ünebilir durumda olmamak. aklaşrmak tı * Aklaş nı lamak. aklı ı baş nda * sürekli akı davranan. beyazlaşrmak. ş ı aş rmak. aklaşrma tı * Aklaşrmak iş tı i. aklı yerde olmak bir * düş ünülmesi gerekenden baş bir ş düş ka ey ünmek. aklı bokuna karı ş mak * korkudan ş ıp ne yapacağ bilememek. ş n ları şı lını ru * ayı lmak. aklı ı bir karıyukarı baş ndan ş (veya yukarı da) * düş ünmeden aklı geleni yapan. ağ armak. beraat etmek. aklevrek aklı * Tatlı levreğ su i. çok korkmak. aklaş mak * Ak duruma gelmek. . kendine gelmek. sorun üzerinde toplayamamak. ak renkli. aş rı ı nı aklı kmak çı * titizlikle üzerinde durmak. kavrayamamak. aklı ı gelmek baş na * davranı nıyanlı ğ sezerek doğ yolu bulmak.* Bir dava sonunda temiz ve iliş çı iksiz kmak. kusursuz. aklı almamak * anlayamamak. ması sağ tı aklen * Akı l icabı l gereğ . aklaş ma * Aklaş iş mak i. aklı ı dağ lmak * düş ünceyi belli bir konu. * bir ş olabileceğ inanmamak. llı * doğ dürüst. çok korku geçirmek. temize çı kmak. beyazlaş mak. na aklı ı gitmek baş ndan * çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağ ş ı ı aş nı rmak. aklı ka yerde olmak baş * baş ş düş ka eyler ünmek.

ilerisini görememek. beyazlı siyahlı . aklı kalmak * beğ enilen bir ş düş eyi ünmekten kendini alamamak. nları vı aklı k aklı gelen baş geldi ma ı ma * olması korktuğ ş oldu. tatmin olmak. * Kendisini en akı sanan.aklı ermek * anlayabilmek. düş üne göre. aklı karalı * Akı karası ve olan. korkmak. aklı evvel * Akı geçinen. aklı yatmak * anlamaya baş lamak. eyin ine aklı kesmemek * sonucu tahmin edememek. umduğ göre. olacağ inanmak. nca. aklı sonradan gelmek * verdiğkararıyanlıolduğ anlayıvazgeçmek. llı * Ak olma durumu. aklı oynatmak. ğ ı ünüş una aklı ra sı * Aklı nca. bayı lmak. düzgün. ü unlaş aklı gitmek *şı aş rmak. aklı ş karı mak * ne yapacağ bilememek. ş ı ı nı aş rmak. sağ duyu sahibi olmayan. * akı olgunlaş lca mak. ı na aklı vanadan çı zı kmak * delirmek. bocalamak. eyle raş aklı ayar tam * aklı yerinde. llı aklı bir ş olmak fikri eyde * bütün düş ündüğ bir konuda yoğ mak. i n ş unu p aklı lmak takı * zihni bir ş uğ mak. ndan um ey . * çok beğ enmek. aklı ra sı * aklı sandına göre. nı aklı evvel * Densiz. münasebetsiz. aklı kesmek * bir ş olabileceğ inanmak. * Kadı n makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sı.

çok istemek. tı aklı koymak na * bir kimse birine. ğ beğ ı aklı tükürmek na * birinin düş üncesini beğ enmemek. * kafası bir düş doğ nda ünce mak. * olabileceğ inanmamak. eyi düş aklı getirmek na * hatı rlatmak. aklı esmek na * daha önce düş ünmemiş olduğ ş birden yapmaya karar vermek. ine aklı ş ayı (veya ş arı na aş m aş m) * adı geçen kimsenin akı zca bir davranı bulunduğ anlatı lsı ş ta unu r. na . aklı geleni yapmak na * her istediğ düş ini ünmeden yapmak istemek. davranmak. p aklı turp sı m na kayı * birinin düş üncesini ve yaptını enmemek. ey * kararlaşrmak. u eyi aklı geleni söylemek na * rastgele konuş mak.aklı mda! söz. aklı takmak (veya aklı takmak) na nı * sürekli olarak bir ş düş eyi ünmek. ey aklı sı rmak na ğ dı * bir ş olabileceğ inanmak. tasarlamak. aklı sı na ğ mamak * anlayamamak. aklı uymak na * birinin uygun olmayan görüş göre iş üne yapmak. bir düş ünceye saplanı kalmak. * lâdes oyununa katı lanlardan biri ötekine bir ş verirken karş ey ı dakinin "unutmadı anlamı söylediğ m" nda i aklı birş gelmek na ey *ş üphelenmek. aklı yelken etmek na * düş üncesizce davranmak veya aklı geleni hemen yapmak. * düş ünmek. anı msamak. * bir ş yapmayı ünmek. aklı eyin ine almak. aklı düş na mek * hatı rlamak. kavrayamamak. aklı vurmak na * birden düş ünüvermek. aklı gelmek na * hatı rlamak. aklı koymak na * bir ş yapmaya kesin olarak karar vermek. bir ş telkin etmek. kı namak.

aklı tutmak ndan * bir ş düş ey ünmek. aklı çı ndan karmamak * devamlı rlamak. bellemek. aklı olsun! nda * unutma!. tasarlamak. aklı zoru olmak ndan * arada bir durum ve ş artlarıgerektirdiğgibi davranmamak. yersiz iş yapmak. hiç unutmamak. n i aklı (bir ş bozmak nı eyle) * bir ş üzerine düş hep onunla uğ ıdurmak. aklı tutmak nda * öğ renmek. ldı * akı şiş yapmak. hatı aklı çı ndan kmak * unutmak. devş nı ı na irmek) * akı zca davranı lsı ş larda bulunmaktan kendini kurtarmak. * gereksiz. çok ş ı aş rtmak. * ayartmak. * unutmamak. baş çı tan karmak. l dı ler ı aklı peynir ekmekle yemek nı * ş kı ve akızca iş yapmak. aklı kaçı nı rmak * delirmek. kararı caydı ndan rmak. aklı geçirmek ndan * bir ş yapmayı ünmek. aklı ra.aklı nca * (küçümseme yollu) Düş üncesine göre. ey düş aklı geçmek ndan * düş ünmek. aklı oynatmak nı * çı rmak. aklı baş yere vermek nı ka * konuş konudan baş bir ş düş olmak. sı aklı kalmak nda * unutmamak. ey erek raş p aklı baş almak (veya toplamak. aklı baş nı ı almak ndan * düş ünemeyecek bir duruma getirmek. ı rı aklı çelmek nı * niyetinden. aş nca lsı ler . ulan ka ey ünür aklı çalmak nı * ilgisini aş derecede çekmek. * hatı rlamak.

çam sakı. * Sürüp gitmek. * (zaman için) Çabuk geçmek. n ünce aklı selim aklî akliyat * Akı l yolu ile kazanı bilgiler. akmantar akmasa da damlar * çok değ bile. * Akı l hastalı uzmanı kları . * Çabucak savuş ortadan kaybolmak. akma sırı nı * Malzemenin belirli bir gerilme uygulanması sırlı kalı deformasyona uğ yla nı ve cı raması belirlenen veya toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti. * Karı ş mak. mek. lla akliyeci akma hançer * Ortası oluklu hançer. ka ru * (bu gibi maddeler) Aş ı yere düş ağ ya.aklı ş ı nıaş rmak * yerinde olmayan bir iş yapmak. * Akı ilgili. mak. * (boya için) Birbirine karı ş mak. yersiz düş ünmek. . * Sağ duyu. keçi mantarı (Agaricus campestris). az çok bir gelir veya kazanç sağ ilse lar. aklın terazisi bozulmak nı * akıca olmayan davranı llı ş bulunacak bir duruma düş larda mek. rasyonalizm. akı rı zı ndık. * Reçine. katı lmak. akmak * (sı maddeler veya çok ince taneli katı vı maddeler için) Bir yerden baş bir yere doğ gitmek. lan akliye * Akı l hastalı ile ilgili hekimlik kolu. * (sı bir madde için) Bir yerden çı vı kmak. kları * Akı l hastalı ile ilgili hastahane bölümü. kları * Akı lı usçuluk. akma * Akmak iş i. aklı bin yaş nla a * akla yakıgörülmeyen bir düş ileri sürene söylenir. * (bir kap veya bir yer) İ çindeki veya üstündeki sıyı zdı vı sı rmak. * (kumaş için) Yı p iplikleri erimeye baş pranı lamak. * Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar. akla dayanan. aklı takmak nı * sürekli olarak aklı ş uğ mak. * Art arda ve toplu olarak gitmek. bir eyle raş aklın köş nı esinden geçmemek * hiçbir zaman düş ünmemek. lcı k.

ses veren araçları ayarlamak. metal dilcikleri titretme yolu ile çalı körüklü. yı ru * Armoniyi sağ layan seslerin birleş mesi. akordeon. akortlatma * Akortlatmak iş i. düzenlemek. akordu bozuk * Birbirini tutmayan. ları akort yapmak * çalgı n tellerini. akortlu * Akordu olan. akompanyatör * Bir parça çalı ğzaman ses veya bir âletle ona katı kimse. an karı lan akortlama * Akortlamak iş i. akortlanma * Akortlanmak iş i. elde taş lara nan ı nabilir bir çalgı . akort * Bir çalgı doğ ses vermesi için ayarlama. akordeoncu. akortsuz . gölet. akordiyon * Bkz. * Boğ otundan çı lan ve hekimlikte kullanı zehirli bir madde. lmıkı akordeoncu * Akordeon çalan kimse. akortlatmak * Akortlamak iş yaptı ini rmak. uyumsuz. ndı ı lan lik akonitin akont * Bir borca karş k. akortlanmak * Akortlanmak işyapı i lmak.akmaz * Durgun su. ları nı akortçu * Piyano ve org gibi müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse. eş eden. * Kumaş larda makine ile yapı ş rma. akort edilmiş . akortsuz. akort etmek * çalgı n seslerini ayarlamak. akordiyoncu * Bkz. lan smî akordeon * Üstündeki düğ melere veya tuş basarak. hesabı ı lı daha sonra görülmek üzere yapı kı ödeme.

ı tlı akreditif * Belirli bir nicelikteki para için. * Biri. bir bankanı yükümlülüğ altı üçüncü bir kişyararı bir baş n ü nda. akrep gibi * her fı rsatta sözleriyle baş nı kaları incitme veya onlara kötülük etme durumunda olan. akort edilmemiş . sı ve nemli yerlerde yaş cak ayan. i na ka bankada veya aracında açtılan kredi. Zodyak. hım. yaş boydaşöğ ça ı t. * Birbirini tutmayan. akrobatlı k * Cambazlı k. nlı akrabalı k * Akraba olma durumu. . * Cambaz. sı rı * Kredi mektubu. akromatik . ı * Radyoda gerçek ayar frekansı doğ değ arası ile ru eri ndaki sapma. ür. arası akrep * Akreplerden.* Akordu olmayan. akortsuzlaşrmak tı * Radyoda bir ayar frekansı sapma meydana getirmek. akraba * Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağ olan kimseler. kı k ve kalkıkuyruğ vrı k unda zehirli bir iğ olan böcek nesi (Scorpio). akran akranlı k * Akran olma durumu. nda akortsuzluk * Ses düzensizliğveya ayarsı ğ i zlı. k. diğ erinin sonucu olan ş eyler. örneğakrep olan takı . * Yaş denk. akraba çı kmak * önceden tanı ş madan veya bilmeden konuş akraba oldukları anlamak. ana akraba olmak * evlilik yoluyla yakı k kurmak. akrepler akrobasi akrobat * Örümceğ imsilerin. i mı * Cambazlı akrobatlı k. * Saatin iki ibresinden küçüğ ü. yaş k. Akrep * Zodyak üzerinde Terazi ile Yay burçları nda yer alan burç. lı sı * Oluş yönünden aynı ma kaynağ dayanan ş a eyler. arak nı akraba diller * Aynı dilden gelen diller. uyumsuz.

renk körlüğ ü. * (bir işGereğgibi yürümemek. akropol * Eski Yunan ş ehirlerinde. ru aksata aksaklı k aksam aksama aksamak . akromatopsi * Bkz. * Kımlar. kelime vurgusu. ş oluş turan bölüm. sı * Aksamak iş i. * Aksayan. * İ gitmeyen. hafifçe topallayan. aksakal * Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. * Hafif topallamak.* Beyaz ığçözümlemeden geçiren. * Vurgu. burun gibi vücudun sivri kımları me sı ndaki kemiklerin kalı ması nlaş . aks aksak * Dingil. * Türk müziğ oldukça kı bir usul. grup vurgusu. * Ermişevliya. iyi iş yi lemeyen. geri kalmak. şı ı * Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm). en önemli yapı n ve tapı ları nakları bulunduğ iç kale. çene. büyümesi veya uzaması . inde vrak * Eski Yunan ve Lâtin ş ölçüsünde. ) i aksan * Bir ülkenin insanları veya bir çevreye özgü söyleyiş na özelliğ i. aksanı bozuk * Bir dildeki kelimeleri doğ söyleyemeyen. akromatin * Hücre çekirdeğiçindeki ince iplikçiklerden yapı şkromatin ile boyanmamıolan kromozomları i lmı . muvaş tevş ş ah. ih. * Aksak olma durumu. akromegali * Genel geliş bittikten sonra el. . iir sa aksak eş yüksek dağ çılmaz ekle a kı * eksik araçlarla sağklı yapı lı iş lmaz. akromatik iğ iplik * Mitozun ilk evresi sonunda bütün hücrelerde beliren ve hücre boyaları pek boyanamayan iğ yla biçimindeki oluş um. n u akrostiş * Her dizenin ilk harfi yukarı aş ı doğ okununca ortaya bir söz çı dan ağ ya ru kacak biçimde düzenlenmiş manzume. sondan bir önceki hecesi kı olacak yerde uzun olan dize. renksemez.

duyurmak. aksettirme * Aksettirme iş i. * Haberi. durumu. * Bir aletin. tı aksık rı * Herhangi bir sebeple burun zarın gıklanması nı cı sonucu solunum kasların birdenbire kası yla ağ ve nı lması ı z burundan hı . mücevher gibi eş ya. na i i * Aksamak iş i veya biçimi. * Evirmek. k aksedir * Kaplaması mobilyacı kullanı açıkahve rengi öz odunlu olan bir ağ (Thuya occidentalist).* "alma ve verme" Alıveriş ş . gürültülü soluk boş zlı alması . ancak kendine özgü ayrı yararı bir bulunan alet. bir makinenin iş levine katı lmayan. ş apka. i ğ ı çeş eş itli ya. * Kadıgiyiminde giysiyi bütünleyen ayakkabı n . yankı p lanmak. akselerograf *İ vmeyazar. yankı vermek. nı aksetme aksetmek * Aksetmek iş i. duyulmak. aksettirmek * (sesi) Yankı lamak. * Ulaş yayı mak. ş ı * (bir ık veya bir ş Düz ve parlak bir yüzeye çarpıorada aynen görünmek. * (ses) Bir yere çarpıgeri dönmek. hazı * Aksesuar kullanması seven. aksı hapş olayı rma. bir işgereğgibi yürütmemek. çanta. rma. ı hapş k. * (ık) Bir yere vurmak. aksesuar nesne. kriz. eldiven. yaymak. ı rı . yansı ş ı ekil) p lanmak. lmak. araç veya * Konunun gerektirdiğölçüde kullanı bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereğkullandı i lan. kemer. aksesuarcı * Aksesuarı rlayan kimse. * Aksaması yol açmak. akselerometre *İ vmeölçer. tersine çevirmek. ulaşrmak. aksatma aksatmak aksayı ş akse * Hastalınöbeti. * Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazı altı larak imzalanan açı klama. lı kta lan. aksatı ş * Aksatmak iş i veya biçimi. * (ığ Yansı şı ı) tmak. akseptans * Yabancı ülkelerde okuyacak öğ renciler için gönderilen kabul belgesi. k aç * Aksatmak iş i.

aksi takdirde * yoksa. aksı rmak * Burun zarların gıklanması solunum kasların birdenbire kası nı cı ile nı lması üzerine. aksilenme * Aksilenmek iş i. huysuzlanmak. ı z zlı gürültülü soluk boş altmak. * İ . huysuzluk etmek. aksileş me * Aksileş iş mek i. münasebetsiz" anlamı kullanı ler i nda lı r. sısıaksı hapş klı rı a .aksıklı rı * Aksığ tutulmuşaksığolan. ters ve kı n olarak. hastalı . nda aksiliğüstünde i . aksilenmek * Aksileş mek. rı ı k k ran. rı aksıklıksıklı rı tı rı * Yaş. ters davranmak. hı n. rma. ı t. zgı * istenmediğhâlde. lı klı aksış rı aksı rma * Aksı rmak iş i. zıkarş olumsuz. aksı rtma * Aksı rtmak iş i. i aksi aksi aksi gibi aksi hâlde * yoksa. natçı rçı * Olumsuz bir biçimde. * Uygun olmayan. * Aksı aksı biçimi. aksi hâlde. hapş rması ı rtmak. ı . aksi tesadüf * "ş zlı bak" anlamı kullanı anssı ğ a nda lı r. ağ ve burundan hı . inadı direnmek. aksi ş eytan * iş yolunda gitmediğzaman "ne kadar ilgisiz. menfi. öyle olmazsa. hapş ı rmak. aksileş mek * Huysuzlanmak. inatçı etmek. aksilik olarak. t. lı k aksiliğtutmak i * güçlük çı karmak. huysuz. rma aksı rtmak * Birinin aksı na sebep olmak. aksi * Ters.

* Ada soğ . ters davranmak. kabukları eczacı kullanı bir söğ türü (Salix alba). reaksiyon. * İ etkinliğ veya iradesinin açı çı nsan inin ğ kması a .* olumsuz davranı. geliş nı tiren lı im. iş . pay senedi. * Bir iş yolunda gitmemesi durumu. anı * Tersine. bir düş üncenin ortaya çı kması . huysuzluk etmek. hikâye. akş am * Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri. katarakt. am lı nan akş ahı sabah çayı am ra ra * hayatta yiyip içip yatmaktan baş kaygıolmayanlar için söylenir. uygunsuzluk. * Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. aksöğ üt aksu aksungur * Söğ ütgillerden. * Sermayenin belirli bir bölümü. ak basma. sinir hücrelerinin uzantı ndan en belirli ve nı ları uzun olanı . lı k aksine aksiseda aksiyom * Kendiliğ inden apaçıolan ve böyle olduğ için öteki önermelerin ön dayanağolan temel önerme. * Yankı . aksülâmel * Tepki. lı kta lan üt * Gözdeki billûr cismin saydamlını ğ yitirerek ağ ı arması ileri gelen körlük. ka sı akş akş am am . k u ı mütearife. perde. uyuş maya yanaş mamak. elveriş in sizlik. aksilik çı kmak * engel ortaya çı kmak. belit. aksiyon * Bir kuvvetin. ş lı aksilik * Terslik. ndan * Akdoğ an. bu hareketten ortaya çı geliş kan im. * Oyunun teması geliş başca olay. lı k. * Hisse senedi. maddî bir etkenin. * Gece. * Akş vakti kı namaz. aksilik etmek * güçlük çı karmak. aksoğ an akson * Sinir uyarmaları sinir hücresinden ileriye uzatmaya yarayan. inatçı huysuzluk. inatçı etmek. * Hareket. aksona * Vurgun hastalına karşuygulanan emniyet durakları ğ ı ı .

sa akş amcı * Akş amları içme alı ğ olan kimse. simit. akş kadar ama * bütün gün. pek yakı kı bir zaman içinde. akş am amleyin. nı un am akş lı amcı k * Akş olma durumu. esen Akş Yı zı am ldı * Venüs. güneş battı sı in ğ ralar. Çulpan. kı. ı akş gazetesi am * Baskı öğ sı leden sonra. ) akş sabaha ama * Neredeyse. amcı yla . içki ş kanlında ı * Çalı ş akş rastlayan. ş akş piyasası am * Akş üzerleri belli bir yerde yapı gezinti. akş kalmak ama * (işgecikmek. amı u u akş azadı am * Ders çış ders paydosu. akş namazı am *İ kindi ile yatsı namazı nda kı namaz.* Akş n olduğ ş dar zamanda. akş simidi am *İ kindi üzeri çı lan sı susamlı karı cak. iş portalarda akş doğ tezgâhta kalmımallarıucuz fiyatla satı ı ama ru ş n lı. * Yaşlıdönemi. ara vermeden. lı k akş karanlı am ğ ı * Alaca karanlı k. bitmemek. arası lı nan akş pazarı am * Pazarlarda. özellikle akş doğ yapı gazete. ama ru lan akş güneş am i * Etkisi azalmıgün ığ ş şı ı. ı akş ezanı am * Günün dördüncü namaz vaktini bildiren ezan. akş doğ ama ru * Gündüzün akş yakıbir zamanı ama n nda. akş yeli am * Akş amları serin rüzgâr. nda. am lan akş saati am * Akş vakti. amcı akş lıetmek amcı k * akş lar içki içmek amacı bir araya gelmek. ması ama * Çalı ş maları daha yoğ olarak akş saatlerinde yapan.

am * Her akş am. olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenir. akş amüstü * Güneş battı sı in ğ ralarda. akş n iş sabaha (veya yarı bı amı ini na) rakma * bu gün yapı lması gereken bir işertesi güne bı i rakmak sakı dı ncalır. am ı rken. am akş k amlı * Akş özgü olan. akş amlar (veya akş ş am erifler) hayrolsun! * akş vakti kullanı esenleme sözü. ama am akş k sabahlı amlı k * Nerede ise. akş vakti. sabaha savur * kazandını ğ günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanı ı lı r. am akş sabahlı amlı * Her akş ve her sabah. akş için. akş amdan sonra merhaba (veya sabahlar hayrolsun) * iş ten geçtikten. akş yapı am am lan. amı akş amleyin * Akş saatlerinde. akş amlatmak * Akş yaptı amı rmak. akş buldurmak veya ettirmek. akş amdan kavur. akş doğ am ama ru. akş amlamak * Bütün günü bir yerde veya bir iş geçirerek akş eriş akş bulmak. akş doğ akş yaklaş ı ama ru. amı * (ay) Dolun ay durumundan sonra geç doğ mak. akş amlatma * Akş amlatmak iş i. amı * Akş bir yerde geçirmek. günü bitirmek. akş amları * Akş vakti. akş amlama * Akş amlamak durumu.akş amdan * akş olmak üzere iken. akş amdan akş ama * Her akş üst üste. . akş olduğ am am unda. am akş amdan kalmı(veya kalma) ş * geceki sarhoş un mahmurluğ taş luğ unu ı yan. akş amsefası * Gecesefası . akş amki * Akş olan. te ama mek. iyi akş am lan amlar!. iş i. kaçılmaz sonuç pek yakı nı n. iş akş bulmak (veya akş etmek) amı amı * akş amlamak.

virman. kâğ tütün vb. ı ttan * bütçede bir bölümden baş bir bölüme ödenek geçirmek. ı * Aktarı yaptı iş n ğ . ı ttan ka ı ta * Sürülmemiş tarlayı veya ikinci kez sürme. ine aktarı m * Aktarma işnakil. albino. ntı * Bir oyuncunun topu kendi takı ndan bir baş oyuncuya göndermesi. bazen de derisinde doğ tan boya maddesi bulunmadı için her yanı olan lları uş ğ ı ak (hayvan veya insan) çapar. * Dam kiremitlerini aktarıkıkları p rı yenileyen kimse. ilk * Alı . ini aktarmacı lı k * Aktarma işaktarma iş uğ ma. ka aktarma etmek * aktarmak. ne. i. iyle raş aktarmak * Bir yerden. bir kaptan baş bir yere veya kaba geçirmek. mı ka * Arı bir kovandan ötekine geçirme. aktarı ş aktariye aktarlı k aktarma * Aktarmak iş i. akş k ı nlı aktar * Akş olma durumu. ka aktarı cı aktarı lma * Aktarı iş lmak i. i * Aktarı sattı ş n ğ eyler. iktibas. * Anadolu'da iğ iplik. zarf. ı n * Baharat. aktarma yapmak * bir taş ötekine geçmek.akş amüzeri * Bkz. ı . baharat. akş ı n * Kı nda ve gözlerinde. ları * Bir hesaptan baş bir hesaba para havale etme. satan kimse veya dükkân. i. ı t. ka * Aktarmak işveya biçimi. n için ı n * Görüntüyü bir bölgeden baş bir bölgeye ileten araç. ev ilâçları . * Voleybolda öbür oyuncularıvurması topu. gereçleri satan kimse veya dükkân. * Bir taş baş bir taş geçme. aktarı lmak * Aktarmak iş konu olmak. akş amüstü. ağ üzerine yükselten oyuncu. ka aktarmacı * Aktarma iş yapan kimse.

küryum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı . tercüme etmek. dan * Bir dilden baş bir dile çevirmek. çanı * Etkin. aktifleş me * Aktif duruma gelme. çalı ş kan. protaktinyum. canlı . etkili olmak. plûtonyum. e * Bir kitabı . aktifleş tirmek * Aktifleş mesini sağ lamak. * Bir ticarethanenin. aktifleş tirme * Aktifleş tirmek iş i. aktinoloji aktif fiil . eyin iş * Bir kitaptan veya bir yazı bir bölümü almak. toryum. tulyum. etken. ı tlar ka ı ta aktartma * Aktartmak işyaptı i rmak. iktibas etmek. nı * Etken. aktavş an aktif * Bir cins iri çöl sı (Jaculus). * Etkili. ilk *İ letmek. aktif taş ı ma * Bir maddenin hücre zarı enerji harcanarak hücre içine veya dına taş ndan ş ı ı nması . aktifleş mek * Canlı hareketli. aktif metot * Öğ rencilerin. uyarlamak. aktif rol oynamak * etkili olmak.* Bir ş yolunu. ortaklın para ile değ ğ ı erlendirilebilen mal ve hakların tümü. aktinit * Aktinyum. kiş çalı isel ş maları ve iş nı yapma yeteneklerini geliş tirmeyi sağ layan bilimsel yöntem. aktif duruma getirmek. daha çok Kur'an'ı ı sonuna kadar okumak. ı tlar ka ı ta aktarması z * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektirmeyen. amerikyum. * Bir tekniğ göre biçimlendirmek. baş ndan aktarmalı * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektiren. * Etken fiil. aktiflik * Etkinlik. hareketli. nı * Sürülmemiş tarlayı ve ikinci kez sürmek. ka * Çatı kiremitlerini gözden geçirerek kık ve bozuk olanların yerlerine sağ rı nı lamları koymak. yönünü değtirmek. aktif duruma gelmek. aktartmak * Aktarmak işyaptı i rtmak. bildirmek.

aktörlük * Aktörün görevi. aktris aktüalite aktüalitesini kaybetmek * güncelliğ yitirmek. * Azgı kı n (hayvan). kendini baş türlü gösterme. ı ı rlı saltması Ac. iddetli. * Kuvveden fiile geçmiş olan hâl (Aristo felsefesi). * Olduğ undan baş türlü görünen kimse. * Etkincilik. aktinyumlu * Özünde aktinyum bulunduran. n * Güncellik. ini aktüalizm * Geçmiş jeolojik olaylarıbugünkülere bakarak açı n klanabileceğ ileri süren öğ edimselcilik. ses dağ mı bir ı lı ı . veya * Etkinlik. * Kapalı yerde seslerin dağ m biçimi. . ı * Olduğ undan baş türlü görünme. * Akümülâtörün kı lmıadı saltı ş . aktüel * Güncel. acil (hastalı k). aktivite aktivizm aktör * Erkek oyuncu. aktinyum * Atom numarası atom ağ ğ 227 olan. * Günün olayı konusu. aktörün yaptı iş ğ . radyoaktif bir element. n. * Edimsel. yankı m. zgı * Fizik biliminin konusu ses olan kolu. istenildiğ bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz. inde akı mtoplar.* Güneşş nıhem insan hem de bütün canlı üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı ınların ı lar . lı lanı akut *İ lerlemişş . ini reti.Kı 89. ka ka * Kadıoyuncu. yankı bilimi. akuzatif akü * Yükleme durumu. ş imdiki. akur akustik akümülâtör * Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden. ka aktöre * Ahlâk.

ğ zı ı * Yüze sürülen pembe düzgün. elde eyler -al. süs bitkisi olarak yetiş tirilen. * Sulu boya resim. hile. kıla çalan. al al * Aldatma. sağ lam. * (at donu için) Dorunun açı. doğ öz-el vb./ -el*İ simden fiil türeten ek.aküpunktür * Vücudun belirli noktaları genellikle altıiğ batı yapı Çin'de yayı ş na n ne rarak lan lmıolan tedavi. su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiğcam su kabı veya nı i . * Kanırengi. vı nda akzambak * Zambakgillerden. -al / -el *İ simden sı türeten ek: gen-el. * Süs balı beslemeciliğ ğ ı i. ufak pullu. gövel (< gök-el). * Bir tür sı ve köstekli bı rmalı çak. tuzak. allı k. lökosit. kıl. ğ ı al bayrak (veya sancak) . düzen. al (veya alı n) * iş te. * Kavimler. al (veya kanlı ) gömlek gizlenemez * gizli tutulması olmayan ş için söylenir. * Bu renkte olan. k. al basmak * loğ albastı usa hastalına tutulmak. çiçeğdiş yüz şlerinin tedavisinde kullanı bir bitki i ve iş lan (Lilium candidum). akvaryumcu * Akvaryum iş uğ an kimse. akvam akvarel akvaryum * Tatlı tuzlu su hayvanların. Al * Alüminyum'un kı saltması . fat -al. k akyuvar * Kan ve lenf gibi vücut sıları bulunan çekirdekli. 10-15 bazen de 50-60 kg gelen bir balı akbalı(Lichia amia). akya balı ğ ı * Uskumrugillerden. kı zı n zı rmı. iyle raş akvaryumculuk * Akvaryumcunun mesleğ i. yuvarlak hücre. güz-el (<gözel). akva * Kuvvetli.

nda ğ ı an . .vb. al gülüm ver gülüm * iki sevgilinin birbirine sevgi gösterisinde bulunmaları . alaca. ı * İ pek iyi. vur ötekine (veya birine) * hiçbiri işyaramaz. lan ıı lını al kan * Doymuş alifatik hidrokarbonları genel adı n . ş olmak. * Yazı güneş n bulut arkası kaldında oluş gölgeli durum. * İ piş yi memişsuluca (yemek). kov-ala. al sana bir daha * yeni bir aksilik olunca bezginlik bildirmek için "iş anlamı söylenir. kak-ala-. kiyi ala * Karık renkli. in * Alabalın kı lmıadı ğ saltı ş . al benden de o kadar * ben de aynı durumdayı veya ben de aynı üncedeyim. çekiş çekiş e e. yi./ -ele* Fiilden sı k (tekerrür) çatıtüreten ek: çalk-ala-. it-ele-. al kanlara boyanmak * yaralanmak. e al elmaya taş çok olur atan * değ kimselere sataş çok olur. çok renkli.* Türk bayrağ ı . rı arak ala alaya kalkmak * bağş gürültü etmeye kalkmak. klı sı aş ala ala * Toplu olarak yapı iş lan lerde bağş söylenen ala ala hey! ünleminde geçer. m düş al birini. te" nda al takke ver külâh * uzun bir çekiş meden sonra. elâ (göz). rı arak ala gün ala sulu * Yeni olgunlaş maya baş ş lamı(meyve). hepsi bir ayarda. ehit al karı sı * Loğ usalara musallat olarak onları duğ sanı görüntü. k * Kekliğ boynundaki siyah halka. beklenilmeyen ş eylerin de olabileceğ anlatı ini r. silk-ele-. ş ı * Açıkestane renginde olan. vurularak ölmek. ş -ala-. * araları ndaki senli benli iliş sürdürerek. parajin. âlâ -ala. erli an al giymedim ki alı m nayı * "bu iş hiçbir ilgim olmadı için söylenen sözleri kendi üzerime almadı anlamı kullanı le ğ ı m" nda lı r. * bir kimseye yapı hizmetin hemen karşğ bekleme durumu. boğ u lan al kiraz üstüne kar yağ ş mı * düş ünülmeyen.

alabalı k * Ala balı kgillerden. z. . borda karş . soğ ve duru sularda yaş uk ayan. * Bir serenin yatay durumdan düş duruma getirilmesi. ş * İ piş yice memiş (yemek). ey * Selâmlamak için filika küreklerinin yukarı kaldılması ya rı . kemikli balı n bir familyası kları . deniz araçları devrilip ters dönmek.ala tav * Az tavlı yaş kuru olan (toprak). sonuna kadar çevirmek. alabora olmak * tekne. 250 gr dan 2 kg a kadar gelen bir tatlı balı (Trutta faris). dönek. . uz alabacak * Ayağsekili (at). zı alabora * Geminin devrilecek kadar yan yatması . yarı yarı ala tavlı * Bitkinin çimlenmesi için yeterli tavı bulmamı(toprak). eti turuncu ve lezzetli. ş algama benzeyen bir bitki. * Olanca hı ile. gereğ ı rı inden çok. llı alabaş * Turpgillerden. ru. ı tı alabanda ateş * Geminin bir yanı bulunan toplarla birden ateş nda edilmesi komutu. uğ ursuz (kimse). a alabanda iskele * Dümeni sol yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. alabildiğ ine * Sırsı uçsuz bucaksı nı z. alabanda vermek * azarlamak. * iş alt üst olmak. ru alabanda sancak * Dümeni sağ yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. ler alabros * Fı gibi dik kesilmiş rça (erkek saçı ). ı * Ara bozucu. paylamak. * Balı toplamak için dalyan ağ n yukarı alı ğ ı ı nı ya nması . Ala Yuntlu * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. * Aş derecede. alabandayı yemek * adamakı azarlanmak. sandal vb. haş lamak. su ğ ı alabalı kgiller * Omurgalı hayvanlardan. alabanda * Deniz teknelerinin iç yanları . alabanda etmek * dümeni sağ veya sola.

ı alacaklı kmak çı * alacağvereceğ ı inden çok olmak. ğ ı alacağolsun! ı * "günün birinde ondan öcümü alım" anlamı göz korkutma sözü. alaca aş alaca bulaca * Çok karık renkli. verirken de güçlük çı rken k karan kimse. * Para verilerek alı nacak ş ey. sazlı u ş ı klarda yaş bir kuş ayan türü (Ardeola ralloides). alacağ tutmak ı na * bir ş vereceğ veya borca karş k saymak. açta an * Keklik. alacağ ş ı ahin. rı nda alacağ olsun da ala kargada olsun ı m * alacaklı olmak iyi bir ş eydir. kül rengi. vereceğ karga (veya kuzgun) na ine * alı kolaylıgösteren. ki * Birkaç renkli iplikten yapı ş lmıdokuma. akla kara karık. alacabalı l kçı * Balı lgiller familyası kçı ndan. alacaklı olmak * birinden alacağbir ş bulunmak. mal veya baş ş matlûp. ı ey . bı rcıgibi kuş avlamak için kullanı iki renkli bez. ş ndan ı an * İ veya daha çok renkli. uzunluğ 50 cm. ş iliş alacakarga * Saksağ an. ş ka ey. ldı n ları lan * Meyvelere. alacağolmak ı * birinden alı nacak parası olmak. * vakit darlından bir öneriyi kibarca geri çevirmek. daha çok üzüme düş ben.alaca * Birkaç rengin karımı oluş renk. ı ı tı * Birinden alacağolan kimse. eyi e ı lı alacak * Bir hesap gereğ daha alı ince nmamıolan para. alaca karanlı k * Güneş madan önce veya battı hemen sonraki aydı k. alacaklı * Birinden alacağolan. yarı doğ ktan nlı karanlı k. en * Kötü huy. * Aş ure. alacak verecek * alıveriş kisi. * Ağ ilk olgunlaş meyve. borçlu karş . ş ı alaca düş mek * (meyve) olgunlaş maya baş lamak.

na ı tı * Avrupa uygarlını ğ benimsemişAvrupa eğ ı . alaturka karş . alacamenekş e * Hercaî menekş e. alacalı bulacalı * Çok karık ve çiğ ş ı renkli. alafranga alafranga müzik * Batı nda ve ölçülerinde yapı ş tarzı lmımüzik. zı n * Üzeri dal ve hası örtülmüş rla kulübe. ndan * Herhangi bir heyecan dolayıyla benzi kı p bozarmak. * Frenklerin töre. alaçam alaçı k * Rengi kıla yakıbir çam türü (Picea excelsa). benek benek boyamak. miş * Alafranga saat.alacalama * Alacalamak iş i. sı zarı alacalı * Alaca. alafranga saat * Günü 24 saat sayarak. alacalamak * Renk renk. alafrangacı lı k . alaca bulaca. günün baş ş gece yarı 01 olarak kabul eden saat sistemi. * Keçeden yapı çadı lan r. alacalanma * Alacalanmak iş i. çardak. alacasansar * Benekli sansar türü. alafrangacı * Alafranga hayatı benimsemiş olan. layını ı sı alafranga tuvalet * Batı nda kapaklı tarzı . itimiyle yetiş (kimse). üzerine oturulabilen klozetli tuvalet. Frenklerle ilgili. rengârenk. * Eriyen karlar arası yer yer toprak görünmek. âdet ve hayatı uygun. alacalandı rma * Alacalandı rmak iş i. renkten renge girmek. alacalı k * Alacalı olma durumu. * Renkli ve renksiz kı n bütün vücutta düzenli ş lları ekilde dağ ı lmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleş mesiyle meydana gelen bir at donu. alacalandı rmak * Alaca duruma getirmek. alacalanmak * Alaca bir duruma gelmek.

* Oğ saçı lan biçiminde kesilmiş (kadısaçı n ). alâgarson * Kı kesilmiş sa saç. alâkadar * İ ilgili bulunulan. alâkadar etmek * ilgilendirmek. alâka çekmek (toplamak veya uyandı rmak) * ilgi çekmek. alageyik * Geyikgillerden. çök-elek vb. ması alafrangalı k * Alafranga olma durumu. alafrangalaşrmak tı * Alafrangalaş na sebep olmak. Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaş bir cins geyik. ilgi çeken. alâkabahş *İ lgilendirici.* Alafrangacı olma durumu. as-alak. sın (Dama dama). alâkalandı rma * Alâkalandı iş rmak i. ilginç. alafrangalaşrma tı * Alafrangalaşrmak iş tı i. alâkalanma * Alâkalanmak iş i. alafrangalaş mak * Alafranga olmak. ayan ğ ı alâimisema * Gök kuş ı ağ . alâkadar olmak * ilgilenmek. alâka duymak * ilgi duymak. alafranga davranmak. lgili. alafranga olma. * Gönül bağ ı . alafrangalaş ma * Alafranga usulleri benimseme. erkeklerinin boynuzları doğ kürek biçiminde geniş uca ru leyen. -alak / -elek * Fiilden sı türeten ek: yat-alak. fat alâka *İ lgi. alâkalandı rmak *İ lgilendirmek. . postu benekli.

iş iz. rlanı alan * Düz. ipş alâminüt yemek * Kolayca hazı p tüketilebilen yemek. ayrı kisi lmak. ı tı * Yemek listesinden yemek seçerek. k yer. alâmetifarika * Bazı ticaret eş üzerine konulan. çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir ş bulunduğ çevreye uydurmak. ilgisi olmayan. * Alalamak iş kamuflâj. zevk almak. nlı * Bir ş çekici gelmek. saha. o eş üreten veya satanı tan resim. nda. alâkayı (veya alâkası) kesmek nı * ilgiyi. * Kargagillerden. * Gönül bağ lamak. irilik bakı ndan ş ı durumda olan ş mı aş lacak ey. an. ş ak. tabldot karş . * Yemek listesinden seçilen. iri gövdeli. tüyleri alacalı kuş bir türü. ayıcı rı özellik. yası yayı tanı aret. i. harf gibi özel iş marka. fiyatları ayrı ayrı hesaplanan (yemek). alâminüt * Çarçabuk. düzlük. alâkok alalama alalamak etmek. * Beneklerle. * Orman içinde düz ve ağ z yer. * Saksağ an. * Ayıcı rı nitelik. açsı .alâkalanmak *İ lgilenmek. * Büyüklük. alâkart alâkası z alâkası k zlı *İ lgisizlik. ey alâkalı alakarga *İ lgili. u geniş i 7 ile 25 kulaç olan büyük ağ liğ . maskelemek. yı ğ ı ndan lan. ötücü. alâmetifarikalı * Alâmetifarikası olan. alâmet * Belirti. alamana * Rafadan. ilgisini kesmek. kayran. niş aret. açıve geniş meydan. anı hemen. kestane kargası (Garrulus glandarius). iliş kalmamak. yakı k duymak. *İ lgisiz. alamana ağ ı * Kılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayı tarafı kullanı uzunluğ 200 ile 250. kamufle eyi u * Balıavlamakta veya yük taş k ı makta kullanı büyük kayı lan k.

karı ş istememek. dağ ı tmak. uzaklaş mak. * Açıdeniz. * Bir alı merceğ net bir görüntü sağ cı inin layabildiğderinlik ve geniş in bütünü. duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı alan. alarga durmak * uzak durmak. alargada durmak * uzakta durmak. *İ çinde birtakı kuvvet çizgilerinin yayı ş m lmıbulunduğ var sayı uzay parçası u lan . darmadağ k. ş ı ı nı alan talan etmek * allak bullak etmek. atmak. veya vı ş ı alaş ı mlama * Alaş ı mlamak iş i. park. * Eski Roma'da açıhava gösterisi yapı geniş k lan yer. ma alan talan olmak * her biri bir yana dağ ı lmak. k * Uzaktan. alan topu * Tenis. alarga * Açı geç. P. alârma geçmek * beliren tehlikeye karşdirenebilecek. ş ma * Yüz ölçümü. mak alarga etmek * açıdenize çı k kmak. saha. bazı ki durumlarda metallerle. agorafobi. sokak gibi yerlerde duydukları kiş ürkeklik hastalı. yetkilerini elinden alıyerinden uzaklaşrmak. ı laş n n ldı ı alan hı zı * Hareket eden bir cismi. alârm * Bir tehlike olduğ unda bunu herkesin haber alması verilen iş için aret. . alargadan seyretmek * Uzaktan bakmak. n.* Bir konu veya çalı çevresi. ı alaş ı ağetmek * birini. yağ etmek. * geri çekilmek. p tı * kapı yere vurmak. dayanabilecek duruma gelmek. alt üst etmek. alaş ı m * İ veya daha çok metalden. C. yaklaş ktan ma. engin. p alaş ı yukarı ağvur * çekişçekiş (pazarlı e e k). ilgisiz davranmak. allak bullak. engine açı lmak. ğ ı alan talan * Karmakarık. kovmak. Te gibi elementlerden oluş metal an görünümünde katı sı karım. açı ktan. tiren ru nı ğ ı alan korkusu * Bazı ilerin alan. i liğ * Yarı ş maları karş maları ve oyunlarıyapı ğyer.

alavere * Bir ş elden ele geçmesi. andavallı . alaturkalaş ma * Alaturkalaş durumu. mak alaturkalaş mak * Alaturka olmak. töre ve hayatı uygun. eyin * Bir ş elden ele vererek aktarma. * Türk müziğ inden yana olan. * Düzensiz. yalanla dolanla iş görmek. eyi * Vapurlarda bu biçimde taş işiçin bordalarda kurulan basamaklı ı i ma iskele. alavereci . ı m alaten alaturka * Cüzamlı .alaş ı mlamak * Çözen metale. * Bu tür müziğseslendiren veya çalan. * Kargaş k. düzenli bir iş yapmak. abraş . alaturka saat * Güneş batında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanmısaat. alaturkalaşrma tı * Alaturkalaşrmak iş tı i. ezanî saat. alaş elementlerini eriterek katmak. yöntemsiz. in ş ı ş alaturka tuvalet * Tuvalet ihtiyacı gidermek amacı çömelme usulüne göre yapı tuvalet. söyleyen. alaturka müzik * Türk müziğ i. alavandalı * Bkz. i alaturkacı lı k * Alaturkacı olma durumu. alafranga karş . alı alavere dalavere yapmak (veya çevirmek) * hileli. alaturka eser veren kimse. alaturkalaşrmak tı * Alaturkalaş nı lamak. görenek. nı yla lan alaturkacı * Alaturka bilen. * Eski Türk gelenek. alavere tulumbası * Emme basma tulumbası . ması sağ alaturkalı k * Alaturka olma durumu. na ı tı * Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse). * Alaturka saat.

küçümseyen. onu küçümseme. söz. * Çok miktarda. alaya bozmak * alay niteliğvermek. kusurlu. * Alay eden. küçümseyerek eğ lenen. it alaycı * Alay etme huyu olan. * Bütünü. işş konusu yapmak. lacak alay malay * hep birden. hepsi. alaya almak * alay etmek. bir ş eğ ş eyle lenme. alay * Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. i aka âlâyı ile vâlâ * bütün gösteriş i ile.* Piyasada fiyatı ünce yükselir umuduyla mal alan ve fiyat yükselince malı düş satan toptancı . alay geçmek * alay etmek. * Çok kalabalı k. göz tı alâyiş li . pek çok. alay alay alay * Kalabalıolarak. eğ lenmek. birlikte. arı taya alaybozan * Bir çeş fitilli tüfek. * Genel olarak üç tabur (süvarilerde dört veya beş bölük) ve bunlara bağ birliklerden oluş asker lı an topluluğ u. alaycı lı k alayı olmak nda * iş i önem vermeyerek yapmak. alay gibi gelmek * inanı gibi olmamak. * Alay etmeyi huy edinmiş olma durumu. k alay beyi * Albay rütbesinde jandarma alay komutanı . spekülâtör. alay etmek * bir kimsenin. * Ses tonu. yönlerini küçümseyerek eğ eyin. i alaya çı kmak * askerî bir okulda baş gösteremeyerek kı gönderilmek. müstehzi. fazla sayı da. lence konusu yapmak. gülünç. davranıgibi yollarla biriyle. . eksik vb. bir ş bir durumun. alâyiş * Gösteriş kamaşrma. vurguncu.

ı tı * Gösteriş görkemli. alazlanma * Alazlanmak iş i. * Fı na kuş rtı ugillerden. ğ ı albeni vermek * çekiciliğ artı ini rmak. kan l. m. n albeni * Alı çekicilik. albatr albatros exulans). ine * İ derisi için. cazibe. 1 m uzunluğ unda. * Vücutta kıllıveya kıl lekeler belirmesi durumu. usa humması . * Doğ sı nda temizliğ dikkat edilmemesi yüzünden loğ um rası e usanıtutulduğ ateş hastalı loğ n u li k. miralay. yakmak. albasma. debdebeli. alaz alaz alaz alaza alazlama * Alazlamak iş i. miş * Gerekli okul eğ itimini görmeden kendini yetiş tirmiş olan (kimse). zık zı alazlamak * Bir ş yüzünü alevden geçirmek. * Dökülen tohumlarla ertesi yı l kendiliğ inden çı tahısoğ vb. an * Alay edici. mektepli karş . ve . üstünde kıllıveya kıl lekeler belirmek. li. yalaz. alaylı alaysı * Alaya benzer. alaylı * Erlikten yetiş subay. küçümseyici. ı . acı vermek. Atlantik Okyanusu'nda yaş iri bir kuş (Diomedea ayan türü * Rütbesi yarbay ile tuğ general arası bulunan ve ası nda l görevi alay komutanlı olan üstsubay. alazlanmak * Alazlamak iş konu olmak. nsan zık zı albasma albastı * Albastı . * Alev alev. ciddî olmayan. aleve tutmak. * Alev. albay albaylı k * Albay rütbesi veya albayıgörevi. * Kaymak taş su mermeri.* Gösteriş li. hoş güzel göstermek. eyin * Sı zlatmak. ilgi toplamak. müstehzi.

alçacı k * Çok alçak. rezil hain. kı sı alçak kavuş um * Kavuş umda gezegenin güneş yer arası bulunması le nda . ğ ı ı tı * Aş ı ağ yüksek olmayan (yer). suda eriyen.albenili * Alı . albüminli *İ çinde albümin bulunan. nda aret alçak gerilim * Düş voltajlı ük elektrik hattı . oksijen. alçak * Yerden uzaklı az olan. çekici. alçak kabartma * Heykel sanatı yüzeyden çıntı az olan kabartma. azot. * Herhangi bir konu ile ilgili kı açı sa klamalar verilerek resimler bası ş lmıolan kitap. mlı albenisi olmak * çekiciliğbulunmak. tekerçalar. i albinos albüm * Resim. beyaza yakırenkte. n ş kan albümin iş eme * Birçok hastalı klarda. nda. alçacıdağ ben yarattı demek k ları m * çok kurumlu olmak. yüksek karş . ak tutma. nı ğ ı albümin * Bitkilerin. en ahlâksı davranı zca ş bulunan. * Akş ı n. larda ağ k. * Bile bile en kötü. mütevazı . hidrojen ve kükürt n vı nda imi olan. kötü havaya iş olan hava durumu. hayvanları doku ve sıları bulunan. fotoğ pul gibi ş raf. durumlarda) Aş ı ağolanları kendisiyle eş tutan veya kendi değ olduğ it erini undan aş ı ağ gösteren (kimse). alçak ses * Hafif ses. lı alçak bası nç * Barometrede 760 mm altı bulunan. yapı madde. . birleş karbon. cazibeli. para vb. * (boy için) Kı sa. n alçak yaylak . * Kalı ses. alçak gönüllülük * Alçak gönüllü olma durumu. kendini çok beğ enmek. * Bir sanatçın eserlerinin bir bölümünün yer aldı kaset. namert. eyleri dizip saklamaya yarayan bir tür defter. uzunçalar. eri alçak gönüllü * (makam. aş ı soysuz. * Değ ve gücü az olan elektrik potansiyeli. özellikle böbrek hastalı nda idrarda albümin bulunması kları durumu.

zillet. tı alçaklaşrmak tı * Alçaklaş na sebep olmak. * Alçakça davranı ş ş enaat. nda n i * Düş künlük. ı laş alçaklaşrma tı * Alçaklaşrmak durumu. alçaltı ş * Alçaltmak işveya biçimi. ı laş alçaklaş mak * Bayağ mak. mezellet. erini alçarak alçı * Az alçak. normal tahı l ziraatı lan alanları bitişinde genellikle deniz seviyesinden yapı n iğ 900-1200 metre yükseklikteki yaylak. * Toprağ çöküp oturması ı n . yüksekten aş ı ru inmek. aş ı kimselere yaraş na. ağ k lı ı rcası alçaklaş ma * Bayağ mak durumu. hor görme. taş nı irilip alçı p kalı * Bir ş üzerine alçı eyin dökülerek alı kalı nan p. bayağ ma. i. alçakça * Oldukça alçak. ağ laş ı laş * Alçalmak iş inme. alçı ı taş . cezir. * Kabarma alçalma olayı sularıindiğdönem. zül. . * Alçı ın piş toz durumuna getirilmesinden elde edilen madde.* Devamlı oturma bölgesinde. * Alçak. alçaltmak * Alçak duruma getirmek. i alçaltma * Alçaltmak iş i. ması alçaklı k * Alçak olma durumu. ağdoğ * (insan için) Değ azalmak. alçalmak * Alçak duruma gelmek. * Değ azaltmak. alçalı ş alçalma alçaltı alçaltı cı * Küçük düş ürücü. eri * Küçük düş ürme. * Aş ı ma.

soğ sebebiyle donmak. rı i i için ya rı ş ile aldanç aldangı ç aldanı ş * Aldanmak işveya biçimi. * Bir hileye. karı tı alçı lanma * Alçı lanmak iş i. bir yalana kanmak. i aldanma * Aldanmak iş i. lan * Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur. alçı lama alçı lamak alçı latmak * Alçı kapattı ile rmak. sı vatmak. oyalanmak. yanıcı i ltı. jips. tuzak. lan itli dan lmıkalı alçı almak (veya koymak) ya * kılan bir kemiğgereğgibi kaynaması alçı batılmısargı sarmak. * Alçı sı ile vamak. * (bitkiler için) Havanıbirden ınması zamansıaçan çiçek. * Alçı sarı ş ile lmıolan.* Toprak içinde katman olarak bulunan ve piş toz durumuna getirilerek alçı irilip yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat. n sı yla z uk aldatı cı aldatı lma * Aldatı iş lmak i. ı * Avunmak. an * Alçı lamak iş i. ine alçı latma * Alçı latmak iş i. aldanmak * Görünüşkapı yanlıbir yargı varmak. * Düş rı ğ uğ kıklına ramak. alçı lanmak * Alçı lamak iş konu olmak. . yanı e larak ş ya lmak. kanma. * Alçı şrmak. kandıcı rı. alçı pan * Tavan süslemelerinde kullanı ve çeş desenleri olan alçı yapı ş p. alçı cı * Alçı ı çı taş karan kimse. alçı lı *İ çinde alçı bulunan. aldatı lmak * Aldatma niteliğolan. * Çabuk ve kolay aldatı kimse. nı * Tavan ve duvarlarıalçı kaplanması çalı iş n ile nda ş çi.

* Bir ş görünürdeki durumu. verdiğzararı ı ladı ı i karş lamamak. soru veya ş biçimlerinde kullanı er ile art lı r). kayı z. ş . * Ayartmak. aldı rmamak. ilgisiz kalmak. ilgilenmemek. ilgi göstermemek. eye tsı aldı rmazlı k * Aldı rmaz olma durumu. zlı tsı k. ine aldatı ş * Aldatma işveya biçimi. aldı rtmak * Aldı rmak iş baş na yaptı ini kası rmak. ilgisizliğ inden. * Sı rmak. umursamamak. aldışz rı sı * Aldı rmaz. vı * (halk edebiyatı söylemeye baş . veya ine * Oyalamak. ihanet etmek. baş çı tan karmak. iğ etmek. * Vücuttan herhangi bir parçayı organı lısebebiyle operasyonla çı veya sağk kartmak. yalan söylemek. * Önem vermek. cı aldatmak * Beklenmedik bir davranı yanı ş la ltmak. kayı zlı lâkaydî. * Getirtmek. değ vermek (bu fiil. . * Birine verilen sözü tutmamak. ğ dı aldı rmaz * Bir ş önem vermeyen.* Aldatmak iş konu olmak. umursamayan. i aldış rıetmemek * önem vermemek. * Karş ndakinin dikkatsizliğ ı sı inden. fal * (karı koca) Eş sadakatsizlik etmek. aldı rma aldı rmak * Almak iş yaptı ini rmak. kötü yola sürüklemek. o ş niteliğbakı ndan yanlıbir kanı eyin eyin i mı ş vermek. * Elindekini baş na kaptı kası rmak. bu anlamı ancak olumsuz. lâkayt. aldatmaca * Aldatmaya dayanan davranı aldatı oyun. umursamayan. tasası k. i aldatma * Aldatmak iş i. aldı rtma * Aldı rtmak iş i. * Aldı rmak iş i. gereğgibi uyanıolmayından yararlanarak onun i k ş ı zararı kazanç sağ na lamak. aldış rı * Aldı rmak işveya biçimi. aldehit aldı * Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sı. nda) ladı aldı abdest ürküttüğ kurbağ değ ğ ı ü aya memek * sağ ğyarar. avutmak.

ivedilikle. tuhaf. olağ an. bir yaş veya bir davranın daha iyi kavranması sağ antı ş ı nı lamak için göz önünde canlandıp rı dile getirme. ş * Duygu. âlem * Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluş turduğ bütün. alelâcele alelâde * Çok acele ederek. özellikle. * Herkes. çevre. . * Durum ve ş artlar.alegori * Bir görüntü. alem olmak * sembol olmak. bambaş ka. kubbe. kaları * Ortam. * Hesaba sayarak. raş nı * Hayvan veya bitkilerin bütünü. baş . alemci . en çok. kurala uygun bir biçimde. alelâcayip * Acayip üstü çok acayip. * Bayağ sı ı radan. * Okuma yitimi. * Her zaman görülen. alelusul alem * Bayrak. düş ünce. evren. alelâdelik alelhesap alelhusus alelumum * Genel olarak. * Kendine özgü birçok niteliğbulunan ş veya farklı i ey davranıiçinde bulunan kimse. * Alelâde olma durumu. düş gücü. alelı tlak * Genel olarak. âlem yapmak * sazlı sözlü eğ lenmek. * Eğ lence. ince. u * Dünya. garip. madenden yapı ş yı z veya lâle lmıay ldı biçiminde süs. * Aynı konu ile ilgili kimseler veya bu kimselerin uğ ların bütünü. * Hele. genellikle. alegorik aleksi * Alegori ile ilgili. cihan. * (yöntem gereğ yöntem üzere) Yol yordam gereğ i. * Minare. sancak direğgibi yüksek ş i eylerin tepesinde bulunan. çarçabuk.

alesta durmak * tetikte beklemek. aleniyet * Açıolma durumu. uygun olur mu?. ş . toz. ı alenî * Açı ortada. alemdar * Bayrağveya sancağtaş bayraktar. âlemi var mı ? * yakık alı . ilâçlara. * Önder.* Camilerin kubbelerine. minarelerine alem yapan veya takan kimse. lan. açı k. alenîleş me * Alenîleş iş mek i veya durumu. açı ktan ğ a. na * eğ lenceye. üniversel. r. zevkusefaya kapı lmak. alesta * Harekete hazı tetikte. zı il âlemş ümul * Dünya ölçüsünde. alesta beklemek * hazı r durumda beklemek. koku gibi nesnelere karşhastalıderecesinde gösterdikleri canlı n m ı k aş tepki. meydanda. * Açı açı herkesin gözü önünde. alesta tutmak * hemen kullanı labilecek durumda bulundurmak. kça. alerjisi bulunan. sancaktar. k klı alerji * Bazı ları birtakı yiyeceklere. alenîleş mek * Herkesçe bilinir duruma gelmek. ı rı * Bir kimseye veya bir ş karşolumsuz yönde duyulan aş duyarlı eye ı ı rı k. elin ağ torba değ ki büzesin. alerjik * Alerji ile ilgili olan. alet . alessabah * Sabah erkenden. ş r mı ı âlemin ağ torba değ ki büzesin zı il * Bkz. evrensel. * Herhangi bir maddeye veya kimseye karşolumsuz duyguları ı olan. herkesin içinde yapı k. herkesin içinde. ı ı ı yan. âleme dalmak * çevre ile ilgisini kesip iç dünyası kapanmak. alenen alengirli * Gösteriş yakıklı li. gizlemeden.

m larak lan alev * Yanan maddelerin veya gazlarıtürlü biçimlerde uzanan ıklı yalı yalaz. * coş heyecanlanmak. alev saçağsarmak ı * bir olay. alevlendirmek . önüne geçilemez. * Vücut ısı sı herhangi bir sebeple artmıve bu sebeple kı ş ş zarmıolarak. sı alev alev alevlendirme * Alevlendirmek iş i. lan alet etmek * bir iş birini uygun olmayan bir biçimde kullanmak. ı m. uygulamaya yarayan özel araç. yanmaya baş lamak. lan alev makinesi * Düş üzerine alevli sılar püskürten taş man vı ı nabilir alet. * Aş ateş k i. n ş dili. ıl ş ıı alev kı zı rmısı * Alev rengi. kılcı . vası olmak. alev lâmbası * Gaz veya benzinle çalı ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurş boru iş ş an. flâma. kar ıı lı te lı k ta aletli * Aleti olan veya aletle yapı lan. öfkelenmek. * Mı uçları takı küçük bayrak. * Ateşsı k. * Bir makineyi oluş turan ve iş lemesine yardı eden parçalardan her biri. . e lı * Halife Ali yanlı olma durumu. tehlikeli bir duruma gelmek. lanmak. aletli jimnastik * Birtakı aletler kullanı yapı jimnastik. * Bir sanatı yapmaya. telâş mak. maş a. m * Hoş görülmeyen bir işyardı veya aracı e mcı olmayı kabul eden kimse. ateş bacayı sarmak. alaz. alev almak * tutuş mak. heyecana gelmek. alev bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * ateş bacayı sarmak. te alet olmak * bilerek bir çı karş ğveya bilmeyerek kötü bir iş aracı etmek. alet edevat * Bu el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için kullanı araçlar. zrak na lan * Alevli olarak. alev gibi parlamak * canlış ıl olmak. aygı t.* Bir el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için özel olarak yapı ş lmınesne. Alevî Alevîlik * Alevîliğ bağ (kimse). un lerinde kullanı bir araç. caklı vı m.

onun için iyi olmamak. * Kuzey Afrika'da ve İ spanya'da yetiş ve kâğ ip. aleyh aleyhe dönmek * karşdurum almak. halı mı kullanı bir bitki. w. nda ı lı alfa alfa * Yunan alfabesinin birinci harfi. . hararetli. q harfleri gibi. ı ı aleyhinde (veya aleyhine) söylemek (veya bulunmak) * çekiş tirmek. t. . * Zorlu. * Karş karş zı ı ı t. alevlenme * Alevlenmek iş i. selâmet üzerinize olsun" anlamı karş k. öfkeli veya heyecanlı durum almak. karş lı ı ı k. alfabe dı ş ı * Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf. tutuş turmak. yermek. ı aleykümselâm * Arapça selâmünaleyküm selâmlama sözüne verilen "esenlik. tçı aleyhte olmak * karşdurum almak. * Etkisini. belirli bir sı göre dizilmiş raya belli sayı harflerin bütününe verilen ad. karş . alevli * Alevi olan. kları ş ı alfabe * Bir dilin seslerini gösteren. da * Bir dilin harflerini tanı okuma öğ tarak renmeyi sağ layan kitap. en ı t. Türk alfabesinde bulunmayan x. ı ş aleyhine dönmek * destek vermekten vazgeçip karşduruma geçmek. ı ı tçı aleyhtarlı k * Bir iş harekete veya düş e. bir * Parlamak. yapı nda lan alfa ınları ş ı * Radyoaktif maddelerin yaydı üç ından biri. * Bir iş baş cı in langı. alevlenmek * Alev çı karmaya baş lamak. ş iddetini artı rmak. . ünceye karşolma. alevlenmiş .* Alevlenmesini sağ lamak. ı aleyhine olmak * bir işbirinin zararı olmak. karşduruma geçmek. çoğ altmak. *Ş iddetli. aleyhinde olmak * birine karşolumsuz duygu ve davranıiçinde bulunmak. na aleyhtar * Karşolan.

i algı lanmak * Algı lamak iş konu olmak. * Su yosunu. . * Vergi. * Rüş vet. ş nı ı lması *İ çinde bakıçinko. o ş bilincine varma.alfabe sı rası * Harflerin alfabedeki belirli düzene göre diziliş i. idrak ettirmek. rası alfaterapi alfenit alg algarina * Ağ bir ş denizden çı ı r eyi karmak veya denize indirmek iş kullanı büyük vinçli deniz teknesi. algı algı * Bir ş dikkati yönelterek. algı latmak * Algı lamak iş birine yaptı ini rmak. alacak. nikel bulunan ve çatal bı takı yapmakta kullanı gümüş bir alaş r. haş nı algı lama algı lamak * Algı lamak işidrak etme. * Alfa ınların tedavide kullanı na verilen ad. * Eş ilkesini sağ itlik lamak için uyulan düzen. ı n na * Haş sütünü toplamakta kullanı kaş haş lan ı k. idrak edilmek. algı lanma * Algı lanmak işveya durumu. algı cı layı * Algı yetkisi olan. inde lan * Bazı gemilerin baş veya kıtarafı eğ olarak uzatı ş ç ndan ik lmıbulunan makaralı sa ve kalıdikme. n na na raya alfabetik sı ralama * Bkz. alfabe sı . * Bir olayı bir nesnenin varlını veya ğ duyum yolu ile yalıbir biçimde bilinç alanı almak. çak mı lan lü ı m. algı n . alfabetik katalog * Eserleri yazarları soy adları veya adları göre sı sokan katalog. i. ine algı latma * Algı latmak iş i veya durumu. idrak etmek. alfabetik * Alfabe sı na göre dizilmiş rası . idrak. kı n algı * Kazanç. eye eyin algı çağ bı ı * Haş kozası çizmeye yarayan alet.

kı rlarda yetiş yabanî bir ağ (Crataegus). kameraman. alı kı ı girmek cı lına ğ * müş gibi davranmak. kamera.* Cı zayıhastalı . algoritma * IX. teri alı çı cı kmak * müş bulunmak. gid-eli. algler * Su yosunları .. alı hareketlerini gerçekleş cı doğ ruya ş tı cı tiren. tutkun. -alı -eli / * ". vurgun. müş n teri. sersem. lı z. görme-y-eli vb. * Azrail. budala. kanlı alı cı * Satıalmak isteyen kimse. teri * istemek.-den beri" anlamı zarf-fiil eki: al-alı nda .. alı verici cı * Bağladını alan. alı bulmak cı * müş bulmak. en aç * Bu ağ n mayhoş acı yemiş i. yüzyı baş yaş ş lı ı n nda amıolan Türk matematikçilerinden Musaoğ Harezmli Mehmed'e Arapları lu n unvan olarak verdiğElharezmî adı batı yapı bir terim. talip olmak. ı ğ geri ş ı alı yönetmeni cı * Alıyı rudan doğ çalı ran ve yöneten. kameraman. ebleh. alı gözüyle bakmak cı * inceden inceye gözden geçirmek. Orta Çağ ondalısayı i ndan da lan da k sistemine göre yapı ve lan son zamanlarda belirli herhangi bir kurala bağ bulunan her türlü hesap iş lı lemine verilen ad. alı moru mor al. ş tı alı ç * Gülgillerden. * Görüntüleri alan cihaz. teri alı kuş cı * Atmaca. Harezmli yolu. * sağklı lı . mı alı ka * Ahize. ey * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. f. klı * Birine gönül vermiş . * Kendisine bir ş gönderilen kimse. almaç. canlı . görüntülerin filme alı nması sağ nı layan kimse. * Eskimiş giyecek. * Televizyon alısı doğ cını rudan çalı ran kimse. alıalı k k . * telâş veya yorgunluktan yüzü kı rmı kesilmiş pkı zı (olarak). alı k * Akız. lsı alı k * Hayvan çulu.

menedilmek. k alı k klı * Alıolma durumu veya alı bir iş k kça . alı konulma * Alı konulmak iş i. cazibe. alı ma klaş alı mak klaş * Alıduruma gelmek. ine alı koyma * Alı koymak iş i. alı çalı m m * Gösteriş . * Kurum. la-y-alı bekle-y-elim vb. baş stek i m. * Birini. ş kış kı aş n aş n. ş . alı satı ofisi m m * Alı satı bürosu. alı satı bürosu m m * Alıveriş lerinin yapı ğveya düzenlendiğş yer. u i ten * Ayıp saklamak. alısalı k k * Aptal. ş kış kı aş n aş n. alı satı m m * Satıalma ve satma iş alıveriş n i.* Aptalca. gönlü çeken durum. ş iş ldı ı i ube. alı koymak * Bir süre için bir yerde tutmak. alıalıbakmak k k * aptalca. kişeki: al-alı gid-elim. bir ş karş nda aptallaş ş ı k ey ı sı ı aş p rmak. alı tı klaşrma * Alı tı klaşrmak iş i. * Mani olmak. m m alı mcı * Baş nıhesabı alacak toplayan veya kabul eden kimse. çalı gurur. m. * Alı mak iş klaş i. alı konulmak * Alı koymak iş konu olmak. alı m * Almak iş i. ş kı mak. yapmakta olduğ veya yapmak istediğiş geri tutmak. aptallaş aş nlaş mak. m. -alı / -elim m * İ kipinin çokluk 1. alı tı klaşrmak * Alıduruma getirmek. engel olmak. * Aptalca. * Gözü. kasın na . tatil edilmek. rı * Mahrum etmek. çekici hareket.

alıteri n * Emek. cazibeli. mlı * Alı olmayan. baca. alıdamarı n çatlamak * Bkz. kaş saçlar arası larla ndaki bölümü. ka eyin ndını ı * Yerine gitmesini sağ lamak için gönderenin ek bir ücret ödeyerek postaya alı karş ğ verilen ndı ı ı lında (mektup. talih. larda alı nma * Alı nmak iş i. arak. mı * Kurumlu. çekici. çabuk gücenen. alı ndı alı lı ndı * Para veya baş bir ş teslim alı ğ gösteren belge. alı nmak . galeri. alı nganlı k * Alı olma durumu. alıteri dökmek n * çok emek vermek. paket vb. * Bir ocakta her türlü ayak. alnı .alı mlı * Alı olan. alı lı mlı k alı z msı * Alı olma durumu. ş * Karş ı . ön yüz. msı alı n * Yüzün. nları nları kları n ten yası * Yapı cephe süsü. mlı alı çalı mlı mlı * Gösteriş güzel. gururlu. * (bazıeylerde) Ön. kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. cazibesiz. mukadderat. alıyazı n sı * Yazgı . çalı . ar damarı çatlamı ş . çalı ş emek vererek kazanmak. ngan alı k nlı * Kadı n alı na taktı altıveya gümüş süs eş . kader. zahmetli bir iş görmek. kı ı rı rı lan.). mı alı zlı msı k * Alı z olma durumu. makbuz. alıçatı n sı * İ kaş arası n ortası ki ı n . alıteri ile kazanmak n * hak ederek. li. alı ngan * Aş duygulu.

alıyürümek p * az zamanda çok ilerlemek. alıfiyatı ş * Bir mal için alı karşğödenen para ve üretim gereçleri fiyatı m ıı lı . çoğ almak. aktarmak. aktarma. alık rlı alı ş * Duygusal uyarı alabilme yeteneğ idrak kabiliyeti. mları i. mı alık olmak ş ı . * Almak iş i veya biçimi. * İ ki. m m i ı ya alıveriş ş i kesmek * biriyle ilgisi kalmamak. alı r almaz * hemen. alıverişçı ş e kmak * alı satı işiçin çarş gitmek. derhal. alık ş ı * Herhangi bir duruma alı ş ş olan. alı lama ntı * Alı lamak iş ntı i. i yapı * Bir sözün. ya ka n sı ntı alısatmaz görünmek p * ilgisiz görünmek veya davranmak. iktibas. * Baş bir dilden alı ş ka nmıkelime. alı yapmak. liş alıveriş ş yapmak * alı satı iş gerçekleş m m ini tirmek.* Almak iş lmak. adapte olunmak. alıverememek p * anlaş amamak. * Uyarlanmak. ş ı ı unu rı * Elde edilmek. alıveriş ş * Alı satı iş m m i. iktibas etmek. çekememek. münasebet. kılmak veya öfkelenmek. alı ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından alı ş ya ka n sı nmıparça. alı lamak ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından cümle veya cümleler almak. geçinememek. bir davranın kendisine karşolduğ sanarak incinmek. alıvereceğolmamak p i * bir kimseyle hiçbir ilgisi olmamak. alıvermek p * yürek çarpı sı ntı geçirmek. artmak. alısattı olmamak p ğ ı * hiç ilgisi bulunmamak. yayı lmak.

* Yapı lmaya alılmıdavranı ş ş ı ş . itiyat edinmek. ı ı alı ş kı alı n ş kı * Bir ş veya bir ş yapmaya alı ş eye ey ş olan. alı ş kan * Alı n. ş kı ş kanlı alı ş ma alı ş mak * Bir iştekrarlayarak kolaylı yapabilmek. ünsiyet. az rastlanan. alı ş ş kudurmuş beterdir mı tan * alılan bir ş ş ı eyden kolayca vazgeçilmez. ş ı alılma ş ı alılmak ş ı * Alılmak iş ş ı i. intibak etmek. ınmak. hep biçimde gerçekleş sonucu beliren. * Evcilleş mek. * Bir ş alı ş eye ş duruma gelinmek. mı * Yakı k. alı k edinmek ş kanlı * bir ş sürekli yapar olmak. mutat. ehlîleş mek. * Bağ lanmak. eyi alı ktan kopamamak ş kanlı * belli bir huydan vazgeçememek. uygun gelmek. * Sürekli ister olmak. lı k alı nlı ş k kı * Alı n olma durumu. huy hâline getirmek. alıklı bı ş ğ rakamamak. mak. alı k. huy. sı * Etkisini yitirmek. i kla * Yadı rgamaz duruma gelmek. ş mesi artlanmı ş davranı ş . nlı lı * İ ve dıetkilerle davranı n tekrarlanması aynı ç ş ş ları . mı alılmamı ş ı ş * Nadir.* alı k durumuna gelmek. arkadaşk. ş kanlı alıklı ş k ı * Alık olma durumu. ş kı alı ğ olmak ş kanlında ı * iyice alık bulunmak. . * Uyar duruma gelmek. mı alı n olmak ş kı * iyice alı ş hiç yabancı çekmemek. ş ı alı k ş kanlı * Bir ş alı ş eye ş olma durumu. * Tutuş mak. * Alı ş iş mak i. yanmaya baş lamak. alılmı ş ş ı * Her zamanki. itiyat. bilinmeyen.

Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * (bir kimse) birinden aldını ğ ötekine. egzersiz.alı rma ş tı * Alı rmak iş ş tı i. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * birinden aldını ğ öbürüne. bilici. Ali Cengiz oyunu * "kurnazca ve haince düzen" anlamı kullanı nda lı r. alı rmak ş tı * Alı na yol açmak. * Onurlu. bilgiyi kazanmak için yapı tekrar. bir baş ndan aldını ona vererek iş yürütmek. k * Hastalı . ğ ı * Açızincirli (organik madde). âlicenaplı k * Âlicenap olma durumu. yoğ yma lan it * Bilgin. Ali kı baş ran kesen * çok zorba. alifatik alil alim * Bilen. Ali * Kişadı i olarak aş ı deyimlerde geçer. ağ daki âli * Yüce. ş an. lan * Vücudun biyolojik yönden geliş imini sağ layan çalı idman. âlicenap * Cömert. ş ması * Uyar duruma getirmek. ı kası ğ da ı ini . âlim alimallah âlimane âlimlik * Bilginlik. * Âlime yakı âlimin yaptı gibi. ı ğ ı kası ini Ali'nin külâhı Veli'ye. yüksek. Ali kı baş ran kesen * zorba. klı Ali'nin külâhı Veli'ye. * Bir beceriyi. sakat. ş ma. sarı patlı msaklı urt ve kı ile yapı bir çeş yemek. ş erefli. temrin. söylenen bir sözün doğ una inandı için kullanı na ruluğ rmak lı r. * Allah "Allah bilir" anlamı gelen bu söz. alinazik * Közlenmiş can. ötekinden aldın bir baş na vererek iş yürütmek.

alkalimetre * Bkz. en iyi. ran alkalölçer * Alkalilerin saflıderecesini belirtmeye yarayan cihaz. rubidyum. * Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı maddelerde.aliterasyon * Ş ve nesirde uyum sağ iir lamak için söz baş nda ve ortaları aynı ları nda ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması . midye. m * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. alkı m * Gök kuş ı ağ . dağ ı tı ı tma. tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanı ağ kı lan. sezyum elementlerinin sağ ğmetaller. alkalimetre. yetiş i zaman teslim edilmek üzere. alkı ş * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. uz * En güzel. antiasit. ı smı z demirden bir ağ . ğ anlatmak için el çı ı rpma. önceden pey verilerek yapı (satı tiğ lan ş ). alkalölçer. potasyum. alivre satı ş * Vadeli satı ş . . * Dağ m. asitlerin kı zı . alivre * Ürün daha tarladayken. mükemmel. alkıağ ş ası * Padiş alkı ahı ş lamakla görevli kimse. aliyyülâlâ alizarin * Kök boyası kı zı. rpı alkıtoplamak ş . kalevî. alkıkopmak ş * birdenbire güçlü bir biçimde el çı lmak. kök rmısı alize Alka Evli alkali * Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yı l süresince düzenli esen birtakı rüzgârlar. Bu rmıya çevirmiş olduğ bitkisel mavi rengi eski durumuna döndürme özelliğvardı u i r. alkali metaller * Oksitlenmelerini sodyum. alkaloit * Özellikleri ile alkalileri andı organik madde. alkıalmak ş * çok beğ enilmek. k alkarna *İ stiridye. ladı ı alkalik * Alkali ile ilgili olan veya içinde alkali bulunan. alkı ş lama. lityum.

Yaradan. * taraftar olmak belli bir görüş yana olmak. yüze gülücü. vı nı Allah * Kâinatta var olan her ş yaratısı eyin cı. renksiz sı. * Bira. k kün * Alkolden yapı ş lmıveya içinde alkol bulunan. aş kı sı * Türk askerinin hücum narası . uçucu. yağ . Mevlâ. ğ anlatmak için el çı ı rpmak. takdir etmek. * Beğ enmek. ten alkı ş çı * Alkı ş layan (kimse). * Ş akçı akş . yüksek sesle "yaş "var ol" gibi sözler ile birini alkı a". kokulu.* çok alkı ş lanmak. * Her türlü alkollü içki. alkı ş lanma * Alkı ş lanmak iş i. bazı nda * En büyük. * Allah adı isim tamlamaları tamlanan kelimeyi güçlendirir. Tanrı . ş gibi sılarıveya pancar. Allah (bin bir) bereket versin . ı rı kün alkolizm alkollü * Alkollü içkilere hastalıderecesinde düş olma durumu. Rab. etil alkol. lması cı vı etanol. koruyucusu olduğ ve tek olduğ inanı yüce ve üstün varlı una una lan k. alkı lı ş k çı alkı ş lama alkı ş lamak * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. alkolölçer * Sılardaki alkol oranı ölçmeye yarayan cihaz. en usta. *İ çkili. ispirto. dalkavuk. ine alkil alkol * Alkol kökü. ş çı * Alkı ş lamak iş i. patates niş nış arap vı n astasın ekere dönüş türülmesi sonucu ortaya çı glikoz kan çözeltilerin mayalaş ş mıözlerinin damı tı yla elde edilen. alkolik * Alkollü içkilere aş derecede düş olan (kimse). Allah Allah! * ş ma veya can sıntı anlatan bir ünlem. yanı. ş lamak. alkıtutmak ş * el çı rparak veya topluca. C2H5OH. alkıtufanı ş kopmak * sürekli ve coş alkıbaş kun ş lamak. cı * Alkı olma durumu. alkı ş lanmak * Alkı ş lamak iş konu olmak.

lanı nda Allah büyüktür * günün birinde hakkı alacağ kendine yapı ş nı ı na. belâdan korusun. ey ı sı k Allah acını sı unutturması n * Tanrı acı unutturacak daha büyük bir acı bu yı göstermesin. Allah bahtı güldürsün ndan * (evlenecek kıiçin) mutluluk dileğ belirtir. esirgesin. aş Allah bağ lası ı n ş * (çocuğ sevdiğ Tanrı unu. Allah cezası vermesin (veya Allah cezası versin) nı nı * yarıaka. z ini Allah bana.* bir kazanç karş nda durumundan hoş olmayı ı sı nut belirtir. ş ş ma . Allah beterinden saklası (veya esirgesin) n * Tanrı daha kötü duruma düş ürmesin. rken Allah (veya Allahı m) * bir ş karş nda hayranlıveya yakarma bildirir. Allah (seni) inandı n rsı * inanı lması kolay olmayan bir ş anlatı pek ey lı yemin yerine söylenir. ş ma. Allah aratması n * yakılacak bir durumda "Tanrı nı daha kötüsünü göstermesin" anlamı kullanı nda lı r. usanç bildirir. Allah akı l fikir versin (veya Allah akı versin) llar * akı zca bir davranı bulunanlar için kullanı lsı ş ta lı r. yarıaş yollu. bazen de gerçek öfke ile söylenen ilenme sözü. Allah bir dediğ inden baş sözüne inanı ka lmaz * birinin çok yalancı olduğ anlatmak için söylenir. imdi rsam Allah belâsı versin nı * ilenme sözü. Allah artı n rsı * (gerçek veya alay anlamı Tanrı nda) daha çoğ versin. unu Allah bir yastı kocatsı kta n * yeni evlenenlere "bir arada yaş n" anlamı söylenen bir iyi dilek sözü. * bana öyle geliyor ki. ini) kazadan. lmıolan haksı kları düzeleceğ inanmak gerektiğ zlı n ine ini anlatı r. ben de sana * ş sana borcumu ödeyecek param yok. kazanı öderim. Allah canı alsı nı n * ilenme sözü. Allah bir * yemin yerine kullanı lı r. unu Allah aş na kı * birlikte söylendiğsözün anlamı göre ant vermek veya yalvarmak için "Allah'ı seversen" anlamı i na nı nda. Allah bilir * belli değ il.

sağğ ı i Allah eksik etmesin * Tanrı yokluğ göstermesin. unu * birinin yaptı bir hizmet anı ğ ı lı onun için teş rken ekkür yollu söylenir. Allah derim * pek bozuk bir iş sorulan "ne dersin?" sorusuna karş"söyleyecek baş söz bulamı için ı ka yorum" anlamı nda kullanı lı r. kendisine iyiliğdokunan biri için kullandı bir iyi dilek sözü. çok Allah hayı etsin rlı * genellikle bir olay baş cı "Tanrı urlu etsin" anlamı söylenir. i ğ ı Allah için * gerçekten. Allah eksikliğ göstermesin ini * pek gerekli olan bir ş kusuru anlatı eyin lı böyle de olsa onun varlına ş rken. doğ rusu. ini Allah hoş olsun nut * bir kimsenin. langında uğ nda Allah herkesin gönlüne göre versin * Tanrı herkesin dileğ yerine getirsin. Allah emeklerini eline vermesin * Tanrı emeklerini boşçı a karması n. çocuğ yetim veya öksüz bı u rakması anlamı bir iyi dilek sözü. Allah Halil İ brahim bereketi versin * Tanrı versin. Allah esirgesin (veya saklası n) * Tanrı korusun! Tanrı kötü durumla karş tı n!. Allah gecinden versin * "çok yaş n"' anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. lan ün ünü Allah ecir sabı r versin * baş lı dileğolarak söylenir. ayası nda lan Allah göstermesin * Tanrı kötü bir durumla karş maktan korusun. n" nda Allah düş ma vermesin manı * anlatı bir kötülüğ büyüklüğ belirtmek için söylenir. ğ ükredildiğ anlatı ı ini r. Allah dirlik düzenlik versin * Tanrı huzuru versin. bereket versin. ı laş Allah hakkı için * ant içmek veya ant vermek için kullanı lı r.Allah dağ göre kar verir ı na * Tanrı herkese dayanabileceğölçüde sıntı i kı verir. . ı rması laş Allah etmesin * olması istenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan söz edilirken söylenir. aile Allah dokuzda verdiğ sekizde almaz ini * alıyazı ne ise o olur. n sı Allah dört gözden ayı n rması * "Tanrı .

en yakı na bile muhtaç etmesin. Tanrı güvenmeli. kötü duruma düş ürmesin!. nı u lı nca ma inde Allah kazadan belâdan saklası n * Tanrı n insanı 'nı türlü kötülüklerden koruması iyle söylenen bir iyi dilek sözü. ı lı Allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin * Tanrı kimseyi kimseye. * onaylanmayan bir durumda alay yollu kullanı lı r. Allah rahatlıversin k * genellikle yatmaya gidilirken söylenen bir iyi dilek sözü. * karşk beklemeksizin. ya iyi olsun. Allah ömürler versin * saygı gösterilen bir kimseye selâm veya teş ekkür olarak söylenir. ı r Allah iyiliğ (veya lâyınıversin ini ğ ) ı * hoşgitmeyen bir davranıkarş nda hoş ile söylenir. Allah müstahakı versin nı * (gerçek veya alay anlamı çış anlatan bir söz. nları . nı nda Allah kavuş tursun * birinin yakı. nda) kı ma Allah ne verdiyse * yemek olarak evde ne varsa. ı r aka Allah mübarek etsin * kutlu olsun. 'ya Allah kı ederse smet * Tanrı verirse. dileğ Allah kerim * Tanrı büyüktür. a ş ı sı görü Allah kabul etsin * sevap sayı bir iş ldında söylenir. Allah kuru iftiradan saklası n * bir suçlama karş nda bunun sı iftira olduğ anlatmak için söylenir. bulunduğ yerden ayrı kalanlara kavuş dileğ bulunmak için söylenen söz.Allah iki iyilikten birisini versin * (ağ hasta için) ya ölsün kurtulsun. Allah övmüş yaratmı de ş * çok güzel olanlar için söylenir. rla Allah rı için zası * dilencilerin para isterken söyledikleri yalvarma sözü. ı sı rf unu Allah manda ş ğversin ifalı ı * çok veya ağ yemek yiyenler için ş yollu söylenir. izin Allah korusun (veya saklası n) * Tanrı tehlikeye. * ne olursun. Allah rahmet eylesin * ölüleri hayı anmak için söylenir. lan yapı ğ ı Allah kahretsin * "Tanrı cezası versin" anlamı bir ilenme sözü.

lı ş Allah vermesin * bir ş olmaması ini anlatı eyin dileğ r. Allah vere de * iyi dilek anlatı r. Allah versin * iyi bir ş ele geçirenlere memnunluk bildirmek için. Tanrı ktı ru tanı r. Allah yapı sı *İ nsanlar tarafı değ de tabiatta olduğ gibi. n dileğ Allah tekrarı erdirsin na * tekrar bu günleri görün. Allah senden razı olsun * yapı bir iyilik karş nda "Tanrı lan ı sı seninle birlik olsun. ş Allah tamamı eriş na tirsin * herhangi bir iş veya olayı iyi sonuçlanması iyle söylenir. kta Allah sonunu hayı r etsin * bir iş sonucu için kaygı in duyulduğ unda söylenen bir iyi dilek sözü. Allah son gürlüğ versin ü * Tanrı lı sıntı .Allah selâmet versin * yola çı kanlara "Tanrı kazadan belâdan korusun" anlamı söylenen bir uğ nda urlama sözü. Allah yazdı bozsun ise . Allah var (veya Allah'ı var) * doğ rusunu söylemek gerekirse. yaradı tan olan yetenek veya özellik. çok hı yası rpalamak. * "keyfin bilir. kul taksimi karş . Allah vergisi * Tanrı vergisi. itlik lan tı ı tı Allah taksimi * Eş gözetilmeden yapı paylaşrma kul taksimi karş . Allah taksimi * eş gözetilmeden yapı paylaşrma. ey lma aka * dilenciyi savmak için söylenir. bazen de takı ve ş için söylenir. iyiliğ senden esirgemesin" anlamı teş ini nda ekkür olarak kullanı lı r. Allah utandı n rması * bir iş giriş e enlere söylenen baş dileğ arı i. itlik lan tı ı tı Allah taksiratı affetsin nı * (ölüler için) Tanrı kusurları bağ lası nı ı n. yaşlı kı göstermesin. gidersen git" anlamı kullanı nda lı r. * uzaktaki tanıklar anı dı lı kullanı rken lı r. * yolda güçlük içinde bulunanlara iyi dilek sözü olarak kullanı lı r. ndan il u Allah yarattı dememek * kı ya dövmek. Allah seni (veya sizi) inandı n rsı * doğ söylüyorum. * birinden pek yana olmayan bir söz söyleneceğzaman onun adı önce getirilen giriş i ndan sözü.

ş irret. nda Allah'a emanet olun * ayrı n kalana söylediğbir esenleme sözü. Allah yürü ya kulum demiş * az zamanda çok para kazananlar veya iş çok ilerleyenler için söylenir. Allah'ıevi n * cami. Allah'ıgazabı n * çok sıntı kı veren ş ey. inde Allah ziyade etsin * (kahve ve yemekten sonra) "Tanrı rsı anlamı kullanı bir iyi dilek sözü.* gerçekleş istenmeyen bir olay veya durum için kullanı mesi lı r. Allah'a bir can borcu var * Allah'a vereceğcanı baş hiç kimseye bir borcu yok. Allah'ıbelâsı n * varlı üzüntü veren. saf. yerine göre ant verme. Allah'ı insanı bir yer çok. mescit. lanı i Allah'a yalvar * kendi kusuru yüzünden güç bir duruma düş yakı kimseye "ben sana yardı edemem. ssı Allah'ı m! *ş iddetli bir duygulanma anlatan ünlem. Allah'ı(veya Tanrı n) günü n 'nı * (bı nlıduygusu ile) hemen hemen her gün. ş ma veya usanç gibi aş duygular da anlatı r. Allah'ıcezası n * pek yaramaz. az * pek ı z ve kuytu bir yer. i ndan ka Allah'a emanet * "Tanrı esirgesin" anlamı birini överken söylenir. "bereket versin" gibi durumdan memnun olunduğ anlatı unu r. * insan gönlü. Allah'ıemri n * kader. nda Allah'ı (veya Allah'ı) seversen nı * "Allah aşna" gibi. lanı i Allaha ı smarladı k * Ayrı n kalan veya kalanlara söylediğbir iyi dilek sözü. kkı k Allah'ıadamı n * garip. yalvarma için kullanı kı lmakla birlikte. benden bir ş üp nan m ey umma" anlamı söylenir. ğ ı Allah'ıbinası yı n nı kmak * kendini veya baş nı kası öldürmek. zavallı (kimse). . artı n" nda lan Allah'a (bin) ş ükür * "hamdolsun".

Tanrı n varlına inanmayan. Allah'ıiş bak n ine * (bir iş bir olayı beklenmedik. n) aş lacak nda lı r. nda Allahüâlem * Tanrı daha iyisini bilir anlamı kullanı nda lı r. allak bullak olmak * çok karık duruma gelmek. yazı r!". allama * Allamak iş i. Tanrız. altı ş ı üstüne gelmek. Allah'tan * iyi ki. ru allak bullak * Alt üst. karı l. allahsı k zlı * Tanrızlı sı k. düzeni bozmak. cı * Kendisine güvenilmesi doğ olmayan (kimse). karmakarık. insafsı vicdansı ması z. karmakarık olmak. sebebi anlaş ı lmayan veya ş ı ş için kullanı aş eyler lan lı r. Allah'ıkulu n * insan. düzeni bozulmak. dilek ve yalvarma amacı kullanı yla lı r. utan. * yaradı tan. . zihnini) düş nı ünemez duruma getirmek. lı ş * Kendisinden hiçbir iş yararlıumulmayan saf ve zararsı(kimse). z. aşna ş mak. ş ı aş rmak. kiş i. ş ı allak bullak etmek * karmakarık bir duruma getirmek. 'nı ğ ı sı * Acı z. te k z Allah'tan kork! * "yapma. ş ı * (akızihin) ş kı dönmek. ş ı bir durum alması kullanı in. Allah'ı seversen nı * istek. allahlı k allahsı z * Tanrı tanı 'yı mayan.Allah'ıhikmeti n * beklenmeyen. Allahütealâ * Yüce Tanrı Allah. ulu allak * Sözünde durmaz. ması Allah'tan umut kesilmez * daha çok ağ hastalar için söylenilen "iyileş ı r ebilir" anlamı bir iyi dilek sözü. aldatı. . dönek. cı z. ğ ı ün nı versin. ş ı * (aklı. insafsı acı z. ktı Allah'tan korkmaz * can yakı. Allah'ı bulsun ndan * ben kendisine bir ş yapmayacağ yaptı kötülüğ cezası Tanrı ey ı m. kimse.

allı allı pullu allı k * Üzerinde al renk bulunan.allamak allâme * "Süslemek. * Bir ş elle veya baş bir araçla tutarak bulunduğ yerden ayı eyi ka u rmak. eyi allâmelik * Allâme olma durumu. na * Derin ve çok bilgisi olan. * Satıalmak. fethetmek. * Alı . * İ sı çine ğ mak. ntı * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. iktibas. u eyi allanma allanmak * Süslenmek. * Allanmak iş i. * Allaş iş mak i veya durumu. * Kadı n süs için yanakları sürdükleri al boya. ahize. * Bir parçanıallegrodan biraz daha ağ çalı n ı nacağ anlatı r ı nı r. allem * Bir işistediğduruma getirmek için "her türlü kurnazca çareye baş i i vurmak" anlamı allem etmek kallem yla etmek deyiminde geçer. nları na * Almak iş i. neş zlı nacağ nı r. alma almaç almak . * Yanı bulundurmak. alı. n * Ele geçirmek. reseptör. * Al olma durumu. nda * Birlikte götürmek. * Göz alı renkler ve ş cı eylerle süslenmiş . çok bilgili. allaş ma allaş mak allegretto allegro * Bir parçanıcanlı eli ve hı çalı ı anlatı n . allâmelik taslamak * bilgisiz olduğ hâlde her ş bilir görünmek. mı alı ka cı * Bir ş veya kimseyi bulunduğ yerden ayı eyi u rmak. * Al duruma gelmek. kaldı rmak. allâme kesilmek * her ş bilir görünmek. donatmak" anlamı gelen allamak pullamak deyiminde geçer.

iş * . * Alman halkı Almanya'ya özgü olan ş na. n ğ ı * Bu dile özgü olan. * Kı saltmak. sarmak. * (süre için) Değtirmek. * Örtmek. kadıiçin) . sı .. * (erkek. (mesafe) katetmek. or. yı lı n ka. tehlikeli bir ş uğ eye ramak. * (içeri) Götürmek. Alman * Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse. l dönümü gibi belli günleri ve birtakı astronomi. * Bürümek. iş * Temizlemek. * Kazanmak. tı * İ sı çeri zmak. * Yolmak. içine çekmek. eksiltmek. en Alman usulü * Bir topluluk için yapı harcamada giderlerin herkese eş olarak bölüş lan it türülmesi yöntemi. ten * Kazanç sağ lamak. Almancı * Almanya yanlıolan (kimse). * (yol için) Gitmek. ü rı ı m. iş çekmek. n * Sürükleyip götürmek. koymak. almamazlı k * Kabul etmeme durumu. * (ölüm sebebiyle) Ayrı lmak. ay gibi bölümlerinden baş bayram. kullanmak. * Görevden. elde etmek. işbaş e latmak... * (duşbanyo için) Yapmak. bakıve nikelden yapı gümüş andır bir alaş mayş r lan. Alman papatyası * Orta Avrupa'da yetiş bir papatya türü (Anfhemis mobilis). Avusturya ile İ sviçre'nin bir bölümünde kullanı lan * Almanlarıkullandı dil. * Zararlı . hafta. * Yutmak. * Bir yeri savaş ele geçirmek. ile evlenmek. koparmak. * Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çı karmak. kanmak. m meteoroloji. yı . istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim. ey. * Gidermek. * Göreve. * Baş lamak.* Kabul etmek. * Davranıveya makam değ tirmek. çekmek. * (motor) Çalı ş için gerekli olan elektrik veya yakı yararlanı ması ttan r duruma gelmek. Alman gümüş ü * Çinko. iletilmek.. * Çalmak. ş iş * (içecek veya sigara için) İ çmek. * Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan. Almanca dil. almanak * Yı gün. gibi anlamak. * Soldurmak. Almanya. yok etmek. kaplamak. * Kendine ulaşrmak. * Yerini değtirmek. la * (tat veya koku için) Duymak.

almaş yapraklar ı k * Sapı iki yanı karş klı il de aralı olarak bir sağ bir solda bitmiş n nda ı değ lı klı da. na alnı yazı ş nda lmıolmak * bir olayı kiş baş gelmesini Allah'ıbuyurmuş n. takdir etmek. alnı karı nı ş lamak * küçümseyerek meydan okumak.* Almanya'da çalı Türk iş ş an çisi. almaş lı alnaç * Almaş niteliğolan. ması lan . mütenavip. almaş k ı klı * Dönüş ümlü ve düzenli sı ralanma. * Birinin doğ olması ru ötekinin yanlı ğ gerektiren iki önermenin oluş şı lını turduğ sistem. bı alnı kara sürmek na * bir kimsenin haksıyere kötü tanı z nması yol açmak. u almaş ı k * İ veya daha çok ş sı ki eyin ralanmaları değiklik olan. kötü talihi. yapraklar. Almanlaş mak * Alman yaş ş nı ayıtarzı benimsemek. tertemiz. alo * Telefon konuş nda kullanı seslenme sözü. ön alnı k yüzü ak açı * çekinecek hiçbir durumu veya ayı olmayan. nda iş * Almaş olarak iş lı leyen. baş göstermiş arı olarak. eyin . alnın akı nı ile * ayı planacak bir duruma düş meden. inin ı na n olduğ inanmak. keş iş ş ması ikleme. gibi Almanlaş ma * Almanlaş iş mak i veya durumu. ş erefiyle. alternatif. münavebe. Almanlaşrmak tı * Almanlara özgü yaş ş ayıtarzı kazandı rmak. i * Bir ş ön tarafı yüzü. Almanlaşrma tı * Almanlaşrmak iş tı i. alnın kara yazı nı sı * kötü kaderi. Almancı lı k * Almancı davranma. almaş * İ veya daha çok ş sı ile değ tirilerek kullanı ki eyin ra iş lması kendiliğ veya inden değerek çalı . una alnı öpmek ndan * beğ enmek.

ı * Dağ . k. nda alt alta üst üste * birbirleriyle itiş kalkır durumda. * Yiğ kahraman. üst ı tı * Bir nesnenin tabanı .. alt cins * Bir cins içinden ayrı ikinci derecede bir cins.alogami alotropi alp * Bir çiçek tepeciğ baş bir çiçek tozu ile tozlanması inin ka . * (birkaç ş eyden) Yere yakıolan. * Bir ş yere bakan yanı karş . cı * Dağ lı cı k. Alp eren * Derviş . na alanı * Alş ile uğ an kimse. fiziksel bakı mdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu. altı biçiminde kullanı ğ "bir ş etkisinde" anlamı verir.. n * Alt kelimesi ". ları nda en alpaka * Çifte parmaklı takı nıdevegiller sıfı lar mın nından. ir ş ı alt bölüm * Yazı bölümlerin ayrı ğparçalardan her biri. eyin . b) nı * (kaynatma veya piş irmede) Yanan ocak. * Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karımı ş . it. fosfor gibi maddelerin. * Karbon. alt alta * Birbirinin altı olarak. memeli bir hayvan (Lama glama pacos). Alp yı zı ldı * Dağ n çok yüksek yamaçları yetiş bir çiçek (Paradisia liliastrum). alpaks alpinist alpinizm alplı k * Alp olma durumu. simyacı imi raş . * Bu hayvanıyünü veya bu yünden dokunan kumaş n . * Bir ş yere yakıbölümü. eyin n * Birkaç ş içinden bize göre uzak olanı eyin . uzun tüylü. . ocak alevi. * Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü. Güney Amerika'da yaş ayan. lan . ayrı larda ldı ı m. alş imi alş imist alt * Elementleri altı çevirmek isteyen bir iş . simya. * Mücahit. yiğ kahramanlı itlik. nda" ldında ı eyin nı * Alt bir isimle tamlama kelime oluş turduğ unda a) önceki ismin kavramı etki veya yer anlamı na katar: Ayak altı (sıflamalarda) ikinci derecede olan.

nda * Bazı gövde ve yaprakları üst derilerinin altı bulunan. alt damak * Damaklardan altta olanı . rtı yere alt familya * Bir familyanıiçinden ayrı ikinci derecede bir familya. * yenilmek. alt hava yuvarı * Dünyamı kuş atmosferin 10 km kalı ğ olan alt katmanı zı atan nlında ı . yenmek. içmek.alt çene * İ ve hayvanlarda yiyecekleri çiğ nsan nemeye yarayan. nı n ndan * Belli bir konuyu ele almak amacı bir kurul içinden birkaç kişseçilerek oluş yla i turulan kurul. ş lerin alt güverte * Gemilerde güvertelerden altta bulunanı . alt ı rk * Aynı içinde yetiş ı rk tirme amacı ve çevreye bağ kalı na lı narak değme uğ lmıve bu yolla ı içinde iş ratı ş rk özellikle fizyolojik nitelikleri bakı ndan kalı sapma gösteren hayvan topluluğ mı tsal u. * Böceklerin ağ sisteminde bulunan alt parça. alt deri * Üst derinin altı bulunan ikinci tabaka. ndan * Alt çene üzerinde sı ralanmıdiş biri. alt diş alt dudak * Dudaklardan altta bulunanı . n nda u kalı mıözel hipoderm. alt kat alt kurul alt olmak alt sıf nı * Bir sıf içinden ayrı ikinci derecedeki sıf. çoğ kez hücre zarları nlaş ş doku. alt karş ı t * Konusu ile yüklemi aynı olan. * Bir yapın veya aracıkatları altta bulunan bölümü. ı z alt etmek * üstünlük sağ lamak. biri tikel olumlu. nı lan nı alt ş ube * Bir ş içinde kurulan ikinci derecedeki ş ube ube. karşkarş konmuş önermeden ı ı ya iki her biri: Bazı insanlar bilgindirler" ile "Bazı insanlar bilgin değ ildirler" gibi. . oynayabilen çene. hipoderm. sı nı getirmek. öbürü tikel olumsuz. alt tabaka * Tabakalardan altta bulunan. alt çene oynamak * yemek. n lan alt geçit * Trafik akı nı mı kesmemek için bir yolun altı geçirilen yol.

su. üst yapı ı karş . üzülmek. yılmak. ol. alt üst etmek * alt yüzünü üst yüzüne getirmek. Moğ Mançu-Tunguz. ı . alt yazı lamak * Alt yazı hazı ları rlamak ve gerçekleş tirmek. i lan * Altayistik ile uğ an kimse. kanalizasyon. * değ olup olacağ eri. için n * Toplumun ekonomik yapını turan ve insan bilincinden bağ z olarak biçimlenen üretim sı oluş ı msı iliş kilerinin hepsi. rahatsı k vermek. raş Altayist Altayistik . yı kmak. elektrik gibi tesisatlarıhepsi. tedirgin olmak. kı * rahatsı zlanmak. alt yazı cı layı * Alt yazı lamak iş yapan (kimse). ş ı * zarar vermek. alt tür alt üst * Bir tür içinde ayrı ikinci derecedeki tür. ş ı * heyecanlanmak. görüntü). düzenini bozmak. sonra çevrilerek öbür yüzü kı larak piş zartı irilen börek. ş ı ı nı alt üst böreğ i * Önce bir yüzü. * Türk. * çok karık duruma getirmek. alt yanı kmaz sokak çı * sonu gelmeyen. sı Altayca * Altay Türkçesi. * Yabancı dildeki bir filmin konuş maları çeviri olarak görüntünün altı veren yazı nı nda . alt tarafı (veya yanı ) * geriye kalanı . lan * Çok karık ve dağ k. zlı alt üst olmak * çok karık duruma gelmek.alt takı m * Bir takı içinde kurulan ikinci derecedeki takı m m. tı alt yazı * Gazete. * huzursuz etmek. sonuç alı namayan iş için söylenir. dergi gibi yayı nlarda çı resim ve fotoğ kan rafları klayan yazı açı . * iş daha sonrası in . ler alt yapı * Bir yapı gerekli olan yol. alt yazı lama * Alt yazı iş lmak i. Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediğvarsayı ana dil. ini alt yazı lı * Alt yazı bulunan (film.

ğ ı altı lı * Altı parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. domino gibi oyunlarda üzerinde altıareti bulunan kâğ veya pul. ndan ndan kaldı altı olmak yaş * işbirtakı oyunlar karı e m ş böyle bir iş giriş mak. eyler Altı Kardeş * Kuzey kutup yönünde. nda mı an m altı lı k * Altı bir arada. * Dalgalı m). biri tikel olumlu. biri tikel olumsuz iki önerme arası ndaki bağ durumu. üstü şhane iş * (giyim için) altı . altı sı taneden oluş . ka * Almaş ı k. 'nı ı sı m ldı altı ş karıbeberuhi * kı boylu olanlar için alay yollu söylenir. * Bu unvanı ı kimse. altı yol * Altı yolun birleş i yer. altı k * Konusu ile yüklemi aynı olan. taş yan * Beş sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. muş tane . kültür ve tarihleriyle ol. uğ an bilim dalı raş . altı gen * Altı kenarlı çokgen. Japon ve Korelilerin dil. tane *İ skambil. eyden altı bulunan. seçenek. altı altı üstü kalay alay * içi dıgibi özenilmiş ş ı olmayan ş için söylenir. iş ı t * Divan edebiyatı her bendi altı sradan oluş nazı biçimi. Büyük Ayı n karş nda bulunan takı yı z. (akı alternatör * Dalgalı elektrik akı veren üreteç. alternatif * Seçilebilecek bir baş yol. Moğ Mançu-Tunguz. üstüne uymaz. altı alabilen. Vl. mütedahil: "Kimi insanlar fanidir" önermesi "Bütün insanlar fanidir" lantı önermesinin altı olur. edebiyat. tiğ altı yemek dan * hastahanelerde hiç perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek. biri tümel olumlu. altı okka etmek * birini kolları ve bacakları tutup yukarı rarak sallamak veya götürmek. yöntem. iş altı kaval. sa altı kaval üstü şhane iş * Bkz. müseddes. altı kaval üstü şhane. biri tümel olumsuz. mı altes * Prens ve prenseslere verilen ş unvanı eref . ten nı ve yı * Beş bir artı ten k. e mekte sakı ncalar bulunduğ anlaş u ı lmak.* Altay grubuna giren Türk. 6.

altısuyu n . ipeka (Cephaelis ipeca cuanha). altıbilezik n * Altı yapı ş ndan lmıkola takı ve pek çok türü olan süs eş . element. r altıkökü n * Güney Amerika'da yetiş kusturucu niteliğolan bir kök. altıkaplama n * Herhangi bir metal altı suyuna batılarak ince bir altıtabaka ile sarı altı benzetilmek. en. lan yası * Para getiren sanat veya meslek. üstün nitelikte olan. altısaat n *İ zlenme oranın en çok olduğ vakit. ş ları nan iliğ altıadı bakıetmek n nı r * kötü iş yaparak temiz ve parlak ününü karartmak. çok altıbeş n ik * Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kiş öteki elleriyle karşklı inin. 10640 C de eriyen. n çok altıleğ kan kusmak n ene * varlıiçinde hastalıveya sıntı k k kı çekerek yaş amak. nı u altısarı n sı * Altı rengini andı n ran. değ i erli. ler altıanahtar her kapı açar n yı * para olunca her güçlük yenilebilir. * Altı yapı ş ndan lmısikke. n rı n larak na altıkeseğ n i * Yerden temiz külçe durumunda çı altı kan n. yüksek değ paslanmaz erli. altıadı oldu. parası olan kimse. * Niteliğiyi olan.altı n * Atom sayı 79. sarı na . altıkesmek n * çok para kazanıolmak. altıeli bı kesmez n çak * varlı veya değ kiş klı erli ilerin elini kimse bükemez. altıgibi n * altı benzeyen. atom ağ ğ196. ı olarak birbirlerinin bileklerini lı tutmaları . kı saltması Au.9 olan. prime time. * Altı yapı ş ndan lmı . altıçağ n * En parlak ve mutlu çağ . kıadı oldu n pul z dul * uygunsuz davranı yüzünden temiz tanı kiş i lekelendi. altıbabası n * Çok zengin. parası olan. kolay iş sı ı ı rlı lenen. i altıküpü n * Altı para biriktiren.

n lan ş ı altıtopu n * güzel ve tombul olan kucak çocukları bir benzetme sözü olarak kullanı için lı r. * kendini savunamamak. ak altı etmek (veya kaçı na rmak) * yatağ veya donuna abdest etmek. özellikle plâtin sı sı muş ve altıgibi metalleri çözmekte kullanı bir karım. altı kalkmak ndan * bir güçlüğ yenmek. toprak olur (veya altı yapı elinde bakı n na ş sa r kesilir) * giriş i iş tiğ lerde büyük talihsizliklere uğ rayan kimsenin durumunu anlatı r. altı duygu. üstesinden gelememek. * turist. mur u. altıyürekli olmak n * çok iyi niyetli olmak. . ilen te a ı laş altı çapanoğ çı ndan lu kmak * bir iş baş dert olacak bir durumla. üzerine dikkati çekmek. altı his ncı * Bkz. altıyı n l * Eş birlikte ulaşkları evlilik yı lerin tı 50. yumuş huylu görünmek. lı . lı altı Çapanoğ çı ndan lu kmak * giriş iş baş dert olacak bir durumla karş mak. bir sorunla karş mak. altıyağ n murcun * Bir tür kuşyağ kuş . nca * Altı sın sı sı . parayı üncesizce harcayıtüketmek. gördüğ iyilik veya kötülüğ karşksıbı ıı lını ü ü ı z rakmamak. vurgulamak. sı beş sayını ra fatı rada inciden sonra gelen. en. düş p altı kalkamamak ndan * bir işbaş i aramamak. kalı kabuklu güzel bir kavun türü. becerememek. parası olan. baş ü armak. gelirli kimse. altı çizmek nı * (bir sözün) önemini belirtmek. altıyumurtlayan tavuk n * mesleğ sanatı i. . altıtutsa. ncı altı kalmak nda * ezilmek. altı duygu ncı * Ön sezi.* Bir kım konsantre nitrik asit ile üç veya dört kım konsantre hidroklorik asitten oluş . te a ı laş altı girip üstünden çı ndan kmak * malı . altı kalmamak nda * karşğ vermek. ı na altı nbaş altı ncı * Daha çok Ege bölgesinde yetiş yuvarlak.

altlı üstlü * Altı üstü birlikte. nlaş i altı mak nlaş * Altı durumu veya görünümü almak. n altı noluk * İlemeli kadış . ş ı * bir ş bulmak için aramadıyer bı ey k rakmamak. cak en acı * Bu ağ n kanarya sarırenginde. ı na altı üstüne getirmek nı * söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düş ürmek. kımemesi. sı bölgelerde yetiş bir meyve ağ . karmakarık etmek. ve * Alt ve üst katta olmak üzere. uzun. nan eye. ri ğ ı * Ayrı renkte altı olan kumaş yolu . altı ma nlaş * Altı mak işveya durumu. tadı msı acı sı acı meyvesi. greyfrut. nda ş ar ı * İ bir tür palamut balı. * Hayvanlarıaltı yayı ot veya saman. her birine altı seferinde altı bir arada olan. ki olan altı ntop altı parmak * Ellerinde veya ayakları altı parmağolan (kimse). tan lan altı patlar altı ş ar altı z * Bir doğ umda dünyaya gelen altı (kardeş ). * Tabak veya bardak altı . dikenli ve kürecikler hâlinde sapları bir kaktüs türü (Trollius ranunculoides).altı ı nı slatmak * yatağ veya donuna küçük abdestini etmek. z * İ çeneklilerden. revolver. greyfrut (Citrus decumana). * Altlamak iş i. . * Özel diye alı bir ş genel bir kavramıaltı yer vermek. altı ntop * Turunçgillerden. n nda * Altı fiş alan toplu tabanca. birlikte. ş n alvarı * Altı sı veya kı n rma laptanla iş lenmiş çizgili ipek kumaş bu cins kumaş n üstünde bulunan sı ve ları rma iş lemeli yollar. * Sarı n üstüne sarı sı ş kları lan rma erit. * Bu kumaş yapı gelin giysisi. altimetre altlama altlamak altlı * Altı olan. n na lan * Arabaya koş atları yolları ulan n kirletmemesi için kuyruğ unun altı yerleş na tirilen torba. her sı altlı k . tane ek * Altı sın üleş sayını tirme biçimi. * Yükseklikölçer.

alto altta kalanıcanı ksı n çı n * "herkes baş n çaresine baksı gücü yetmeyen ne olursa olsun" anlamı kullanı ı nı n. * Altı renginde olan. an ı ak. alümina * Bkz. alttan (veya aş ı almak ağ dan) * sert konuş birine karşyumuş olumlu davranmak. sı elli dokuzuncudan sonra gelen. nda lı r. beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3). fakir. altta kalmak * herhangi bir çatı ş mada. nda ş ı altmıncı ş ı * Altmısı nısı bildiren biçimi. ş ı nda * Kemanla viyolonsel arası büyük keman. cilveli (kadı n). * Alüfte olma durumu. alümin. alttan alta * gizlice. alttan güreş mek * gizli gizli yenme yolları kollamak. LX. ş sayı lan it altmıaltı bağ ş ya lamak * temelli olmayan bir çözümle durumu kurtarmıgörünmek. altta yok üstte yok * yoksul. çekiş mede yenilmek. ş fatın ra rada altmı k ş lı *İ çinde altmıtane bulunan. altmıaltı ş * Altmıaltı almakla kazanı bir çeş iskambil oyunu. nı altunî alüfte alüftelik alümin * Suda çözünmeyen. ş * Altmıyaş olan veya görünen. n *İ ffetsiz. nı ve yı * Altı on.altmı ş * Elli dokuzdan sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. ş altmıdörtlük ş * Bir notanıaltmıdörtte biri değ n ş erinde olan nota. viyola. alüminyum . ş . altmı ş ar * Altmısı nıüleş ş fatın tirme biçimi. * Kontralto. elli dokuzdan bir artı kere k. el altı ndan. her birine altmı her defası altmı bir arada olan. oynak. 60. 20500 C de eriyen.

çekirdeksiz. Kı saltması Al. hedeflenen amacıdında. alvere tulumbası * Emme basma tulumba. kör. gümüş 13. * ş ı niteliğolan. ama ne * ne hoş . yuvarlak.98 olan. dön-em vb. amma. * Uyarma veya ş bir ifade niteliğ olan bir cümleyi. küçük hücre. * Alüminyumdan yapı ş lmı . 6600 C de eriyen hafif bir ğ ı element. * Gaye. * Kana al rengini veren. * Para babası . alüminyum taş ı * Boksit. * Niş yüzüğ an ü. -am / -em * Fiilden isim türeten ek: tut-am. * Eriş ilmek istenilen sonuç. baş bir cümleye bağ artlı inde ka lamaya yarar. ş ı n ş ı amaç edinmek * bir amaca ulaş isteğ bulunmak. ma inde . eritrosit. ama * Çeliş ve tutarsıiki cümleyi birbirine bağ kili z lamaya yarar. am * Diş organı ilik . beyaz. alyans alyon alyuvar Am * Amerikyum'un kı saltması . * Hedef.* Atom numarası atom ağ ğ26. alveol * Akarsularıtaş p yı kları k. kil gibi çok ince taneli ş n ı ğ yı dı balçı eylerin kum ve çakı karı yla oluş yın. âmâ amabile amaç amaç dı ş ı * Gaye dı. alüvyon lı ğ . ferç. * Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağ lar. ı ı rlı parlaklında. aş lacak i * Bir parçanısevimli ve cana yakı çalı ı anlatı n n nacağ nı r. * Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilir. * Bir yargı veya bir buyruğ pekiş yı u tirmek için de kullanı lı r. lla ş ması an ğ ı * Torba biçiminde küçük boş veya geniş luk lemiş sı kım. * Görmez. maksat.

gayesiz. z amade -amak amal âmâlı k * Âmâ olma durumu. gayeli. amaçlanmak * Amaçlamak iş konu olmak. * Çok beğ enmeyi anlatı Aman ne güzel ş Bu anlamda kullanı ğ buna da edatı getirilebilir. iş ş lemler. amaçsı k zlı * Amaçsıolma durumu. tutamak. * Rica anlatı r. * (bir iş Yapmaya hazı i) r. . * Bir suçun bağlanmasın istenildiğ anlatı ı ş nı ini r. lem aman * Yardı istendiğ anlatı m ini r. beğ aş enme veya beğ enmeme. istihdaf. * İler. korku gibi duyguları belirtmek için kullanı lı r. * Fiilden isim türeten ek: bas-amak. istihdaf etmek. i. zor durumda bı rakmak. mayı amaçlanma * Amaçlanmak iş i. * Dikkat uyandı için kullanı rmak lı r. aman dedirtmek (veya amana getirmek) * karşkoyan birini boyun eğ zorunda bı ı mek rakmak. amaçlama * Amaçlamak işhedef alma. aman Allah (Allahı m) * ş ma. amalierbaa * Matematikte dört iş terimine verilen ad. r: ey! ldında ı da * Ş ma anlatı aş r. * Bir amaca yönelik. * Usanç ve öfke anlatı r. aman bulmak * kurtulmak. amaçlı lı k * Amaçlı olma durumu.amaç gütmek * bir amacı gerçekleş tirmeye çalı ş mak. ine amaçlı * Amacı olan. amaçsı z * Amacı olmayan. amaçlamak * Bir amaca ulaş istemek. kaç-amak vb.

amatör * Bir işpara kazanmak için değ yalnızevki için yapan kimse. hevesli. amazon * (eski çağ n Amazonları benzetilerek) Erkek gibi. lanabilir. sandı eyi) klamak. m aman dilemek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ canın bağ lanması dilemek. ambalâj * Eş sarmaya yarayan mukavva. amana gelmek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ ı sı mek. yayı ı t. . aması maması yok! * hiçbir özrün geçerli olamayacağ anlatı ı nı r. * ele geçirilmeyen veya kaçan bir ş üzülmek boş çünkü her zaman benzeri sağ eye tur. aması var * herkesin bilmediğsakı veya kusurları i ncası var. nı ı ş aman vermemek * rahat bı rakmamak. amanı n * Korkma ve ş ma sözü. cana kıcı yı. ambalâj yapmak * (bir ş bu gibi maddelerle paketlemek. böyle bir iş n yapayı deme. öldürmemek. plâstik madde gibi malzeme. ması * Hoş görüsüz olarak. hiç acı mayan.aman derim! * sakıha. acı z olarak. amansıhastalı z k * Kanser. * Ata binen kadı n. ambalâjcı * Ambalâj yapan kimse. savaş ları na safları yer alan kadı nda n. unu amansı z * Aman vermez. kâğ tahta. i il. Amasya'nıbardağ biri olmazsa biri daha n ı . aş amanname * İ devletlerinde düş slâm mana güvenlik içinde olduğ bildirmek üzere verilen belge. mayı aman zaman * Karş ndakini yumuş ı sı atmak için söylenen sözleri anlatı r. amansı zca * Öldürücü bir durumda. z ı tı amatörlük * Amatör olma durumu. profesyonel karş . * acı p öldürmek. ı sı ip nı ı ş nı aman vermek * canı bağlamak. göz açtı rmamak.

* Eş taş iş yapan kurum veya ortaklı ya ı leri ma k. bölge. lan çoğ * Genellikle tahı çok üretildiğyer. * Kum. ambar * Genellikle tahı l saklanan yer. kül renginde bir madde. amber ağ acı * Baklagillerden bir cins mimoza (Geum urbonum). * Otomobili fazla gaz vermekten çalı hâle sokmak. rma yla rı ambargoyu kaldı rmak * ambargo ile ilgili yasaklamayı rmak. ambarcı lı k * Ambarcın gördüğ iş nı ü . ambale etmek * Birini düş ünemez duruma getirmek. ambarlamak * Ambar işyapmak. kaldı ambarlama * Ambar durumuna gelmek.ambalâjcı lı k * Ambalâjcı olma durumu veya iş i. * bir malıserbest sürümünü engellemek. * Bir malıserbest sürümünü engellemek için konulan yasak. ekonomik. eş n ğ ı * Geminin yük koymaya ayrı ş lmıyeri. * siyasî. ambarda kurutma * Kapalı yerde. çakı yapı l gibi malzemesini ölçmekte kullanı ve her yanı unlukla 75 cm olan küp ölçek. çok yormak. ş maz ambale olmak * Çok yorulup iş göremez. i amber * Amber balından ç ı lan güzel kokulu. ambar memuru. düş ünemez duruma gelmek. müsadere etmek. ambalâjlamak * Ambalâj yapmak. sosyal alanlarda caydı amacı yaptım uygulamak. * Yiyecek ve bazı yanısaklandı yer. n ambargo koymak * gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak. gemilerin kendi limanları ayrı nı ndan lması yasaklama buyruğ u. n * bir mala el koymak. güçlü bir vantilâtör kullanı sağ bir larak lanan hava akı ile yeş ve sulu yemlerin kurutulması mı il . lı n i ambarcı * Ambara bakan görevli. ambalâjlama * Ambalâjlamak iş i. ambargo * Bir devletin. amber balı ğ ı . ğ ı karı * Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı .

ş amele taburu * Genellikle yol yapı iş m lerinde görevli amelelerden oluş birlik. * Atardamarda kanıpı laş veya yağ n htı ması parçacı nıoluş sonucunda meydana gelen tı kların ması kanma. ı li. tatbikî. ishal. amber çiçeğ i * Amber ağ nıtoparlak. iş ş mı çe. çalı amberbu amblem amboli * Hindistan'da. kestirme. ambülâns * Hasta arabası . * Elveriş kolay. tatbikî. eyin. * İe dayanan. İ ran'da yetiş piş güzel bir koku veren. amberbaris * Sarı . ince * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş belirtke. * İbakı ndan. iş ş üstünde. iri ve uzun taneli bir tür pirinç. fiil. pratik. rtı bir k. ş ameliyat . n k ya. ğ ı macrocephalus). ı amcazade * Amcanı oğ veya kı. amca * Babanıerkek kardeş n i. li. an amelelik amelî * Amele olma durumu. altısarı renginde güzel kokulu çiçeğ n sı i. en. amelimanda * İyapamaz durumda olan. ötürük.* Balinagillerden. * Yaş erkeklere saygı kullanı seslenme. nlı amcamla dayı hepsinden aldı payı m. edim. amele * İçi. emekçi. boyu 25 m'ye kadar çı başbüyük. amcalı k amcalıetmek k * birine amca gibi yakı k göstermek. diş çok yı cı balı ada balı (Catodon kan. nı kları * Sürgün. m m * yakı ndan beklediğilgi ve yardı görmeyen bir kimsenin artıyeni bir dilekte bulunmaya niyetli nları i mı k olmadını ğ anlatmak için söylenir. * Bir kimsenin dinin buyrukları yerine getirmek için yaptı . cankurtaran (arabasıcankurtaran. n lu zı amel * Yapı iş lan . ). uygun. lı için lan * Amca olma durumu. fı k büyüklüğ acın ndı ünde. * Hareketle ilgili olan. yalnıdüş alanı kalmayıişdönüş uygulamalı z ünce nda p e en .

Amerika armudu * Defnegillerden. en aç * Bu ağ n armuda benzer yemiş acı i. Amerikan bar . amenna *İ nandıanlamı "öyledir". Amerika'da yetiş bir a ğ bilader ağ (Anacardium occidentale). armuda benzer yemiş acı i. ik ndan Amerikalı ma laş * Amerikalı mak işveya durumu. Amerika tavş anı * Kemiricilerden. acı * Bu ağ n badem biçiminde çekirdekli. cak acı Amerika elması * Antep fı ğ stıgillerden. ameliye * Yapı iş lem. ş ler. ameliyat geçirmek * ameliyat edilmiş olmak. hasta üzerinde kesme ve dikme yoluyla yaptı müdahale. küçük bir memeli kürk hayvanı çok (Eriomys chincilla). Amerikan bezi biçiminde de kullanı lı r. Amentü * Kur'an surelerinden birinin adı . rlanı esaslara uygun olarak iş letilmesi. Amerika üzümü *Ş ekerci boyası . ğ ı * ç. laş i Amerikalı mak laş * Amerikalı n yaş ş nı ları ayıtarzı benimsemek. operasyon. n i ameliyatlı * Ameliyat edilmiş . * Tabiî kaynakları iş n letilmesi. r. kaput bezi. Amerika ile ilgili olan. Amerika'da yetiş bir ağ (Persea gratissima). amerikan * Pamuktan düz dokuma. lan . ı en aç. arka ayakları uzun.* Operatörün. ik ndan * Amerika'ya özgü. iş amenajman * Devlete ve kiş ait ormanları önceden hazı p kabul edilmiş ilere n. İ faaliyetler. Amerikan * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. lan mlı ameliyathane * Hastaları ameliyat edildiğyer. ameliyat masası * Üzerinde ameliyat yapı özel donanı masa. Amerika bademi * Aselbent ve zamk gibi maddeler veren bir sı iklim ağ (Styrax americana). "doğ "diyecek yok" gibi tasdik etme anlatı k ile ru". Amerikalı * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse.

raş Amerikanvarî * Amerikalı yakı biçimde. * Çoğ unlukla spor yarı ş maları seyircileri coş nda turan kimse. amfor. yla lan amfibol * Piroksenlere yakısiyah. Amerikanist * Amerikan tarihi ve kültürü ile uğ an bilimci. k * Toprak parçası . ı lan amfibi harekât * Kara ve deniz araçları yapı manevra. esmer. yeşrenkli bir silikat grubu. saltması Am.* Lokanta. * Metal olmayan elementler. ı t). otel veya evlerde içki için ayrı ş e. Amerikan salatası * Rus salatası . raları arkaya doğ basamaklı ru olarak yükselen salon. amfiteatr * Dinleyicilerin oturduğ sı u. karnı ki geniş testi. Kı 95. n il amfibyumlar * Kurbağ ve semenderleri içine alan iki yaş ş omurgalı sıfı a ayı lı lar nı. ndan iş . * Amigonun yaptı iş ğ . * Yunan ve Roma'da açıhava tiyatrosu. amfizem amfor * İ kulplu. * Süs taşolarak kullanı mor renkte bir tür kuvars. ı * Vücut organları bir bölümünün hava ile şmesi. saltı ş ı amfibi * İ yaş ş. Amerikanca * Amerika Birliş Devletlerinde kullanı İ ik lan ngilizce. dibi sivri. ametal ametist amfi * Amfiteatr kelimesinin kı lmı. amfora amigo amigoluk * Bkz. amerikan. lmıköş Amerikan bezi * Bkz. ki ayı lı * Hem karada hem de suda hareket eden (taş yüzergezer. amerikyum * Atom numarası yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element. Amerikalı ya ş an gibi. dar boyunlu.

ordudaki general rütbesine eş rütbedeki subay. amit amitoz amiyane * Amonyağ hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluş birleş ı n an iklerin sıf adı nı . * Kibarca olmayan. amip * Amipler takı ndan. etken. * Amip. üst. ş an * Amire yakır biçimde. * Amir olma durumu. emreden. amire yakı biçimde. * Amiralin makamı . * Niş astayı parçalayarak ş ekere çeviren bir enzim. aminoasit * Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taş proteinlerin temel taşolan organik bileş ı yan. amir gibi. halk deyiş zı iyle. bayağ ı . ı ik. * Amiplerin yol açtı. n lar nına mı amirane amirce amiriita amirlik amiyane tabiriyle * halk ağ ile. âmin * "Allah kabul etsin" anlamı dualarıarası ve sonunda kullanı nda. etmen.amil amilâz amin * Yapan. faktör. * Bir hücreli hayvanları kök bacaklı sıfı giren bir takı . tek değ hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluş ürünlerin genel adı erli an . n nda lı r. * Bir iş emir verme yetkisi olan kimse. it amirallik * Amiral olma durumu. ş ı * Bkz. akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğ alma. * Sı radan. . * Amonyaktaki hidrojen yerine. vücudunun biçim değtirmesiyle oluş geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek mı iş an yer değtiren. te amiral * Deniz kuvvetlerinde. ita amiri. amipler amipli *İ çinde amip bulunan. ğ ı amir * Buyuran. * Amir gibi. sebep. tatlı tuzlu sularda yaş bir hücreli canlı iş ve ayan (Amoibe).

azotlu gübrelerin en çok kullanı dı lanır. amonyak * Azot ve hidrojen birleş olan. amme menfaati * Kamu yararı . amme efkârı * Kamuoyu.amma * Bkz. ş lı ı k. Ama. bununla beraber. çağ vı nak. amnezi amnios * Hafı kaybı za . im amonyum karbonat * Hamur kabartmada maya olarak kullanı karbonik asidin amonyum tuzu. n amme davası * Kamu davası . amme hukuku * Kamu hukuku. imi *İ çinde bu gazıeritilmiş n bulunduğ su. ammada yaptıha! n * söylenen bir söze pek inanı ğ ve ş ı ğ anlatı lmadını aş ı ı ldını r. kamu. amoralizm * Ahlâk dıcı töre dıcı ş lı ı k. keskin kokulu bir gaz (NH3). u ş adı amonyaklama * Amonyaklamak iş i. bellek yitimi. amnios suyu * Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sı. amonyum sülfat * Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum nötr sülfat. amme * Halkıbütünü. * Yanı getirildiğkelimenin anlamı aş lıkatarak ş ma veya hayranlıanlatı na i na ı k rı aş k r. nı r kaymağ lan ş adı ı . * Döl kesesi. . amme idaresi * Kamu yönetimi. nı r ruhu. amma velâkin * Ancak. amonyaklamak * Bazı yemlerin amonyak veya bir amonyum bileşi ile karı rmak veya doyurmak. iğ ş tı amonyum * Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleş kökü (NH4). amor * Bir çeş kumaş it .

ampirizm * Deneycilik. il zca ampirist * Deneyci. * Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma. cihaz. sı durumda ilâç bulunan küçük veya büyük cam tüp. amortisör * Motorlu araçlarda sarsı . yayları gereksiz hareketlerini gidermeye ntı gibi n yarayan düzen. yükselteç. amudufı karî . mölçer. elektrik akı ile akkor durumuna gelerek ık verebilen bir iletkeni bulunan.amorf amorti * Biçimsiz. * Bu düzeni kuran öge. * Piyangoda ödenen para kadar ödenen karşk. ampir ampirik * Bir kurama değ de yalnı deneye. sallantı hareketleri en aza indiren. amplifikatör * Alçak veya yüksek frekanslı mlarıgerilimini. amperölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan aygıakı t. gözleme dayanan. amuda kalkmak * iki eli üstüne dayanarak bacakları havada dikey tutmak. * Napoleon döneminde Fransa'da ve Avrupa'da yayı ş lmıolan yapı . Kı saltması A. dikine. üslûbu. ampul şe. mobilya. nı amudî * Dikey. ampermetre * Amperölçer. u vı ampütasyon * Bir organı kesip çı karma. iş *İ çinde. yumuş atmalı k. ı lı amorti etmek * bir giriş imde yatılan parayı rı zamanla yeniden kazanmak. ş akı n iddetini veya gücünü artı rmaya yarayan araç. amper * Elektrik akı nda ş mı iddet birimi. amper saat * Bir amper ş iddetinde akı geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı m . amortisman * Taş ı nmaz mallarıaş n ı nmaları karşk olarak. yık kârdan ayrı belirli pay. havası altı ş mı ş ı boş lmıcam *İ çinde çoğ kez zerk edilecek. dik. giyim vb. * Birden ödenerek faizinin iş lemesine son verilen tahvil. na ı lı llı lan * Faizin iş lemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi.

amut * Dikme. küfretmek. z-an. u ana baba bir * aynı ve babadan olan (kardeş ana ler). ana bir. baba ayrı * anaları babaları olan (kardeş bir.* Omurga kemiğ bel kemiğ i. * Alacağ veya borcun. tehlikeli zaman. * İ tarla arası ki ndaki sır. * Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sı olarak geldiğ fat inde. lan. dik durumda. ana baba eline bakmak * ana ve babanıverdiğpara ile geçinmek. belirli bir kural altı nda hareket ederek bir yüzey oluş turmaya yaradını ğ anlatı ı r. faizin dında olan bölümü. o çizginin. * Yaş kadı saygıbir seslenme sözü olarak kullanı lı nlara lı lı r. ayrı ler). lâhza. * Fiilden sı türeten ek. * Sınt ıkalabalı telâş. i * Dince aziz tanı bazı nlara verilen saygı nan kadı unvanı . asıesas. -an / -en -an / -en ana *İ simden isim türeten ek: oğ ul-an > oğ kı kök-en vb. bir tür ak asbest. yer veya durum. lı ana baba yavrusu * nazlı büyütülmüş çocuk. e muş * Zamanıbölünemeyecek kadar kı bir parçası n sa . nı * Çocuğ olan kadı anne. ana baba * Ana ile babanı oluş n turduğ birlik. ana arı * Arı beyi. ı n ş ı * Temel. fat * Kolayca bükülen ve ateş dayanan liflerden oluş . i. . ana avrat düz (veya dümdüz) gitmek * sövmek. u n. * Yavrusu olan dişhayvan. kı lı k. amyant an an an * Zihin. ana bilim dalı * Üniversite veya fakültelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlıdalları k . l. n i ana baba günü * Çok kalabalı k. * Velinimet.

* Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri. nı n ş ana düş ünce * Temel fikir. k nı ana deniz * Kı birbirinden ayı engin deniz. taları ran ana deniz bilimi * Oş inografi. ekleme direklerde dipteki temel parça. umman. ana dil * Baş diller veya lehçeler türetmiş ka olan dil. büyük ş landı ı ehir. ana fikir * Belirli bir konuda bir yazın temeli olan düş nı ünce. ana kapı * Bir yapın süslü. i * Gemilerde. un. ana gibi yâr olmaz. aççı larda kan sı oluş ana defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. dört bir yönünü çevreleyen kalıdıduvar. defterikebir. evindekilerden ve soyca bağ olduğ topluluktan öğ lı u rendiğdil. büyük defter. . iyi n. ana kına taht kurar. Bağ gibi diyar olmaz dad * insanlar içinde bize ana kadar candan bağ dost yoktur. nı sı ana kara ana kent * Yeryüzündeki beş büyük kara parçası her biri. * Dönen koninin yan yüzünü oluş turan dik üçgenin hipotenüsüne verilen ad. lı ana kadı n * Bir ailede veya bir toplulukta en çok sayı kadı lan n. ana duvar * Bir yapın. kı ndan ta.ana cadde *Ş ehirde ara sokaklarıaçı ğgeniş n ldı ı yol. metropol. ana dili ana direk * İ n çocukken anası nsanı ndan. baht kuramamı ş ) * kocası olmayan bir kadı kendi ne kadar zengin olursa olsun. büyük ön kapı. okyanus. ması ana doğ rusu * Dönen silindirin yan yüzünü oluş turan dikdörtgenin bir kenarı . ana çizgi ana dal * Ağ ağ k veya çalı gövdeden ilk çı ve bitkinin çatını turan dal. aç. büyük ş ehir. kıbahtı zı z kocadan arar (veya ana kına taht kurmuş zı . * Belli bir kurala göre yürütülerek bir biçimin oluş na yarayan çizgi. ana kitap * Bir bilim alanı yazı ş nda lmıtemel kitap. mutlu olamaz. metropol. * Bir ülkenin veya bir bölgenin çevresindeki yerleş yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden egemen im olan ve genellikle ülkenin baş ülkelerle olan her türlü iliş ka kilerinin sağ ğen önemli kenti.

ana kök * Tohumun çimlenmesinden sonra kökçüğ toprağ dalarak geliş sonucu oluş ilk kök. büyütülmüş çocuk veya genç. nı ana sözleş me * Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleş me. holding. n ş ı ca ana ortaklı k * Birçok ortaklın pay senetlerini elinde bulundurarak onları ğ ı denetimi altı tutan sermaye yatı nda rı m ortaklı. anaokulu. n * Arı beyi. ün a mesi an ana kraliçe * Kralı annesi. ana ş ehir * Ana kent. ı tı baş cı tesis edilen sayaç sistemi. ana mektebi * Bkz. ana saat saat. ana kucağ ı * Ananı sevgi ve sevecenlikle dolu çevresi. * Sınt ı güç iş alı kı ya. ana kubbe * Camilerde ayaklar veya ana duvar üzerindeki kasnağ oturtulmuş a kubbe. n ana kuyu * bir ocakta ana çış havalandı kıve rmada kullanı kuyu. saatler içinde en doğ giden ve öbür saatlerin ayarlanması kullanı ru nda lan * Belirli bir yerleş birimine veya bir ş verilen toplam gazıölçülmesi amacı ana dağ m boru hattı im ehre n yla. langına ana sıfı nı * Genellikle beş ı bitirmiş yaş nı çocukları ilkokul öğ renimine hazı rlayan sıf. * Bir gözlem evi veya kurumda. ana motif * Bir sanat eserinde sısıtekrarlanarak ona özellik kazandı motif. k k ran ana muhalefet *İ ktidarı dında sayı en üstün olan parti. lan ana kuzusu * Pek küçük kucak çocuğ u. ğ ı ana rahmine düş mek * döl yatağ cenin oluş ı nda mak. laytmotif. ğ ı altan . nı ana sav ana sayaç * İ sürülerek savunulan düş leri üncelerin en belli baş olanı lı . ana sanlı * Soyadı ana yönünden alan. lere ş mamı nazlı ş . ana toplardamar * Kirli kanı kalbin sağ kulakçına boş iki büyük toplardamardan her biri.

. ü * geleneksel. * doğ tan olan. ri. lk ana yüreğ i * Annelik duygusu. n ldı ı * Cadde. ana yol * Küçük yolları kendisine açı ğbüyük yol. anaca anacı k * Küçük anne. deneyli. mı ana yarı sı * Teyze. ana sevecenliğ i. ana yön ana yurt anaçlaş ma * Anaçlaş iş mak i. anabolizma * Özümleme. ana vatan. lı bir anadan doğ ma * çılçı rı plak. anadan (yeni) doğ a dönmek (veya anadan yeni doğ gibi olmak) muş muş * dertsiz. doğ ve batı u yönlerinden her biri. * Sevimli. * İ kart. * Kurnaz. na kün anaç * Yavru yetiş tirecek duruma gelmiş olan hayvan veya yemiş verecek durumdaki ağ aç. tasası sağklı duruma gelmek. * İ yurt edinilen yer. z.ana vatan * Ana yurt. anacı l * Anası düş (çocuk). bilgili. önemli bölüm. sempatik anne. ı na * Ana olarak. ü ana yapı * Bir yapı bütünü içinde yükseklik ve biçim bakı ndan göze çarpan. anaçlı k * Anaç olma durumu. baş buyruk. uş anadan görme * annesinde gördüğ gibi. anaçlaş mak * Anaç duruma gelmek. eyin tigi. * Kuzey. güney. * Bir ş ilk kez yetiş göründüğ yer.

açar. kurgu. girdap. anafora kaptı rmak * emeksiz. anaforlamak * Yolsuz veya emeksiz olarak kazanç elde etmek. * Akı lı ntı cereyanlı . açkı p lan . . . iş anahtar * Bir kilidi açı kapamak için kullanı araç. inde anaforculuk * Anaforcu olma durumu. *İ stenilen yere veya aygı isteğ göre elektrik akı nıgeçmesini sağ ta. maderş matriarkal. lan komütatör. eyin ini lan * Ş yazmak ve çözmek için kararlaşrı ş ifre tılmıolan yol. ş ı * Yolsuz veya emeksiz elde edilen ş ey. * Ananı egemen olduğ aile hayatı n u . anaerkil * Anaerki temeline dayanan. sinirli. uzun saplı dirgen. yetiş ebilen. anafor * Bir engelle karş an su veya hava akı sın dönerek ve çukurlaş yaptı çevrinti. eğ çevri. tası ı na Anadolulu * Anadolu halkı olan (kimse). yaba. * Bir ş zembereğ kurmak için kullanı araç. anaerki * Soyda temel olarak anayı ve ailede çocukları klânı mal eden ilkel bir toplum düzeni. * Karmakarık. güç durum. e mın lamak için kullanı düzen. araç. u rim.Anadolu * Ön Asya'nı bir parçası n olarak Türkiye'nin Asya kı nda bulunan toprağ verilen ad. anafordan * yolsuz veya emeksiz olarak. * Notalarımüzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunması sağ n nı lamak için portenin baş konulan iş ı na aret. alan ana na maderş ahîlik. ters akı ları ı laş ntını arak ğ ı ntı n oluş turduğ dönme. ı z lı kasın na anaforcu * Yolsuz veya emeksiz kazanç peş olan (kimse). ahî. anaforlama * Anaforlamak iş i. karş ksıolarak baş nıyararlanması imkân vermek. anaforlu anagram * Bir kelimedeki harflerin yerini değ tirerek elde edilen kelime. ndan anadut * Ekin veya ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan. * Somunları vidaları veya çevirerek sışrı gevş kı p tı etmek için kullanı çelik saplı lan araç. burgaç. anaerobik * Oksijensiz yerde yaş ayabilen. anaerkillik * Kadın üstünlüğ dayalı nı üne toplumsal örgütlenme düzeni.

ı . lan n i lı anahtar taş ı * (yapılı Kemerlerin en üstündeki taşkilit taş cı kta) . anahtar ağ ğ ı ı zlı * Mobilya kapakların ve çekmecelerin yüzlerine açı anahtar deliklerinin üzerine çivilenen paslanmaz nı lan çelik veya dökümden yapı ş lmıortası anahtara uygun. a analaşrma tı * Analaşrmak iş tı i. satan veya onaran kimse. ı anahtarı beline takmak * evde yönetimi ele almak. eskimiş ı . -anak / -enek * Fiil köklerinden isim türeten ek. anahtarlı k * Anahtarları kaybolması önlemek. rsı k anahtarcı lı k * Anahtarcın yaptı iş nı ğ .* Konserve kutuların kapağ keserek açmaya yarayan alet. . kolayca kullanı nı lamak için takı ğmaden. analı kuzu kı kuzu nalı * Bkz. a . ndan ka anahtar vermek * (tulûat tiyatrosunda) komiğ nükte yapma kolaylı vermek. anahtar bitkiler * Mera üzerinde çok bulunan ve bunlarıdoğ bir ş n ru ekilde otlatı lmaları tüm meranıdoğ bir ş ile n ru ekilde otlanmıolacağkabul edilen bitki türleri. analı * Anası olan. anakonda * Boğ agillerden tropikal Güney Amerika'da yaş ayan. delikli metal ve plâstik gereç. araç. * Çağ uymama. açacak. deri ve n nı lması sağ ldı ı benzerinden yapı halka veya kı lan lı f. * Kapı . e ğ ı anahtarcı * Anahtar yapan. ş ı anahtar kelime * Bir kompozisyonda kullanı temanıifade edildiğbaşca kelimelerden biri. nı ı nı * Vesile. analı . anakronik * Çağgeçmişçağ uymaz. anahtar uydurmak * bir kilidi açmak için kendi anahtarı baş bir anahtar kullanmak. avı sararak ve sı nı karak öldüren yı (Eunectes lan murinus). analaşrmak tı * Annedeki özellikleri kazandı rmak. kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hı zlıyapan kimse. anakronizm * Tarihe aykılı rı k. vası ta.

* Ana yerini tutan veya ana kadar yakı k gösteren kadı nlı n. su. k nlı analızlı kı * Salça. analojik * Analoji ile ilgili. * Sermaye. * Örnekseme. kapital. rı ma. * Üvey ana. analı k * Ana olanı durumu. * Andışandış rı . üzüntü gibi duygular anlatı r. * Analiz yapan cihaz. analiz yapan kimse. beğ aş enme. analizci * Analizle uğ an veya analiz yapan kimse. kı kuzu nalı * annesi sağ olan çocuklarımutluluğ anlatı n unu r. rı anam avradı olsun m * birini kesin olarak inandı rmak için söylenen çok kaba bir ant. me. * Ağyı rı dindirme. acı . aygı t veya organ. analist * Tahlil. * Çözümleme. tahlil etmek. analıetmek k * analıgörevini yapmak veya ana gibi yakı k göstermek. analiz etmek * Çözümlemek.analı kuzu. * Anaca davranı ş . benzeş meye dayanan. çözümleyici. * Bkz. tahlil. büyük küçük herkese karşkullanı teklifsiz bir seslenmek. anam babam * teklifsiz bir seslenme. ağkesen. anamal . analitik analiz * Çözümlemeli. n * Ana duygusu. raş analizör analjezi analjezik analoji * Benzeş benzeş im. anam! * Kadıerkek. n ı lan * Sese verilen tona göre ş ma. acı duyumunu yok etme. tuz. bulgur ve kı ymanı yoğ n rularak küçük köfteler hâline getirilmesi ve bu malzemenin et suyu ve nohut ile piş irilmesiyle hazı rlanan yemek. acı yitimi.

a.sermaye. e ananet an'anevi * Erkekte cinsel güçsüzlük. * Ananeye bağ olan. * Kargaş baş luk. geleneksel. inde anarş ik . nı * Anamalcı düzenini benimsemiş lı k . anan yahş baban yahş i. anapara anarş i * İletilen paranıfaiz katı ş n lmamıbütünü. lı an'anecilik * Gelenekçilik. ananasgiller * Bir çeneklilerden. an'anesiz * Geleneğ sahip bulunmayan. n anamal birikimi * Anamalcın elde ettiğartıdeğ bir bölümünü kendi kullanı büyük bölümünü anamalı nı i k erin rken na ekleyerek onu büyütmesi. kapitalizm. cak en aç * Bu ağ n tadı acı . ı boş * Anarş i niteliğ olan. başzlı sı k. ananıörekesi n * saçma bir söze karşverilen karşk. e ananıak sütü gibi (helâl olsun) n * anamı sütü bana nası n l helâl ise. ananas * Ananasgillerden. ş * Siyasî ve idarî kurumlardaki çözülme sonucu olarak devlet denetiminin kalmaması durumu. * Geleneğ dayanan. kokusu çok beğ enilen meyvesi. sı ülkelerde yetiş bir ağ (Ananas sativus). yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir mallarıbütünü. sı ülkelerde yetiş ve örneğananas olan bitki familyası cak en i . anamalcı lı k * Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni. i * birini. puluçluk. anamalcı * Üretim araçları özel mülkiyetinde bulunduran. an'ane an'aneci * Gelenek. bir iş razı e etmek için gereğ inden çok överek yumuş atmak amacı güdüldüğ baş na anlatı ünü kası rken kullanı lı r. bu da sana öyle helâl olsun. ı ı lı anaokulu * Öğ renim çağ henüz gelmemiş ile altı arası ı na iki yaş ndaki çocukları düzenine hazı okul rlayan eğ itim kuruluş u. anamal sahibi. sermayedar. gelenekçi. * Bir ticaret iş kurulması inin . kapitalist.

çok sıntı kı çektirmek. mı na anası (veya sarı turp msak). anası yerinde * bir gencin anası kadar yaş (kadı lı n). çok üzmek. i ile * Anarş yanlıolan kimse. üş engeç. bakı ndan anası benzeyen. anası emdiğsütü burnundan getirmek ndan i anası ağ nı latmak * bir kimseye çok eziyet etmek. na * bir kın karakterini öğ zı renmek isteyenler. anasın hâlini göz önüne alı nı rlarsa aldanmamıolurlar. anarş izm * Tarihî ş artlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldılması çalı öğ rı na ş an reti. izm sı anarş me istleş * Anarş mek iş istleş i veya durumu. anası bak. babasıalgam (veya soğ ş an) * ne olduğ belirsiz kimselerin çocuğ u u. anarş mek istleş * Anarş özelliğtaş ist i ı mak. anası doğ una piş etmek ndan duğ man * çok eziyet etmek. ü . anası lı kı klı * görüşdavranı huy vb. bezdirmek. anası danası * soyu sopu. anarş istlik * Anarş olma durumu. bütün aile. . bitkin duruma gelmek.anarş ist * Anarş ilgili olan. ası l olarak. bir anası avradı sövmek na na * birinin anası ve karını nı sı amaçlayarak çirkin söz söylemek. anası l * Kökten. * canı bezmiş ndan . kını kenarı bak. anası lamak ağ * çok sıntı kı çekmek. esaslı biçimde. anartri * Dil tutukluğ u. anası emdiğsüt burnundan (fitil fitil) gelmek ndan i * bir işyaparken çok sıntı i kı çekmek. ş . bezini al na zı al. eziyet çekmek. iş ist i. ş anası doğ una piş ndan duğ man * çok tembel. anası bellemek nı * bir kimseye en büyük kötülüğ yapmak.

bunun için gam yeme (yemem)!. çok açıgöz. anayasal . * Anası olmayan. sı sı * Bir ş oluş eyin umunda göze çarpan özel yapı . * Beden yapı. nsan * Unsurlar. hinoğ k luhin. rma. r. yasama. anasın gözü nı * çok kurnaz. anasın ipini satmı(veya pazara çı ş nı ş karmı ) * ipsiz. kokulu tohumu hamur iş lerinde ve rakı mı kullanı yurdumuzda ekimi yapı nda lan. aldı umursama. teş esasiye kanunu. hayvan ve bitkilerin yapını organların birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim. yargı güçlerinin nası lama l kullanı ı gösteren. anasın kı nı zı * anasın huyları nı kendisinde de görülen kı z. anayasa okutan (kimse). ögeler. anası sat! (veya satayı nı m) * önem verme. z anatomist * Anatomiyle uğ an bilimci. ları nı kilâtı anayasacı * Anayasayı savunan. kanunuesasî. anası r anası z anası k zlı anason * Maydanozgillerden. dalavereci. yapı bitki (Pimpinella anisum). kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse). katavaş ya. yürütme. anatomik * Anatomi ile ilgili. * Anasıolma durumu. lacağ nı yurttaş n kamu hakları bildiren temel yasa. * Anayasa konusunda yetkili olan. anasın körpe kuzusu nı * pek küçük kucak çocuğ u. anayasa * Bir devletin yönetim biçimini belirten. * İ vücudunun anatomisi ile ilgili. gövde yapı. teş sı ve nı rih.anası eş kovalası nı ek n! * sözü edilen kimse veya iş bı nlı dikkate almama ve umursamama anlatı için kkı k. anayasadan yana olan. lan anatomi *İ nsan. anasın nikâhı istemek nı nı * bir ş değ eye erinden çok para istemek. anatomici * Anatomi uzmanı . raş anavaş ya * Göçücü balı n Akdeniz'den Karadeniz'e çı kları kması . * Anatomi dersi veren öğ retim üyesi.

"daha çok". andemi andemik andezit andı k * Sı rtlan.* Anayasa ile ilgili. birbirinden ayrı lmamaları gerektiğ anlatı ini r. ançüez andaç andante andantino * Andante'den daha canlı . her an. andış rı * Andı rmak işveya biçimi. * Anı . k k * Plâjiyoklâzlı yanardağ bir kültesi. ancak * "Yalnı sadece" gibi sırlama anlatı z. daha hı . bazen de çaça. bön. ı * "Lâkin". rat. andış rı mak * (bir ş Baş bir ş andı ey) ka eyi rmak. kı andavallı * Bön ve görgüsüz. * Belli bir bölgede sısıgörülen. "ama". analoji. temsil. . andış rı ma * Andış iş analoji. sardalye veya tirsi balı ndan yapı tuzlu ve yağ ezme. benzerlik durumu. i * İ ş arası bazı ki ey nda noktalardaki uygunluk. anca beraber. bir ş daha çoğ eyin unun. kları lan lı * Ajanda. *İ ltibas. beceriksiz. kanca beraber * bir iş iki veya daha çok kimsenin. aptal. * "Olsa olsa". * Yarı yavaşadagio ile andantino arası . anca * Ancak. . ilerisinin olmadını ğ gösterir. gittikçe. * (çoğ durumunda) Anı hatı ul lar. * En erken. anbean * Dakikadan dakikaya. andı rma * Andı rmak iş i. "en çok". rı mak i. * Belli bir bölgede sısıgörülen hastalı k k k. "yalnı gibi bir düş z" ünceye karş ikinci bir düş ı t ünceyi anlatı r. "güçlükle" gibi. o iş te kötü de gitse. nı r. * Genellikle hamsi. yadigâr. beceriksiz (kimse). zlı andaval * Ahmak. saş n.

angaje olmak . anesteziyoloji * Duyum yitimi bilimi.andı rmak * Anmak iş yaptı ini rmak. fı sa mı kra. andropoz * Erkeklerde yaş dönümü. * Uyuş turucu bir ilâçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuları yok olması n . en andıotu z * Birleş ikgillerden. lan * Kansı k. angaje * Sözle veya yazıolarak bağ lı lanan. çiçekli. endoskopi. duyum yitimi. andoskopi * Bkz. acı kokulu bir ot (İ ve nula). anevrizma * Bir atardamarı bir noktası oluş ur biçimindeki gevş şkinliğ n nda an eme iş i. rı tı andı z * Yaprakları dikenli olan bir çeş ardı it ç. anekdot * Kı veya özlü anlatı olan güldürücü hikâye. taahhüt etmek. anemon aneroit anestezi * Dağ lâlesi. acı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun kökü. * Cı yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı va barometre. anemometre * Yelölçer. anestezist * Anestezi uzmanı . zlı * Kansı z. nemli yerlerde yetiş sarı en. * Servi ağ . anele anemi anemik * Gemilerde türlü iş lerde kullanı bir tür demir halka. endoskop. * Benzer yanları bulunmak. çağşrmak. angaje etmek * birini söz veya yazı bağ ile lamak. andoskop * Bkz.

u Anglofil *İ ngiliz yanlı. anı şmeş lmı . * Usandıcı ktıcı rı. u . evcilleş tirilebilen bir yaban kuş (Casarca ferruginea). hur. zorla yapı iş lan . Anglikan *İ ngiliz kilisesine bağ olan (kimse). ayan angström * Metrenin on milyarda biri değ erine eş olan ık dalgaları ölçme birimi. taahhüdü olan. taahhüt. angajmansı z * Bağ sı lantı. Kı it ş ı nı saltması A. angajmansı k zlı * Angajmanı olmama durumu. bı rı. Anglikanizm *İ ngiliz kilisesinin tuttuğ inanç yolu. * Ördekgillerden. üstlenme.* sözle veya yazıolarak bir ş bağ lı eye lanmak. ğ ı * Savaş durumundaki bir devletin. angudî angut * Angut kuş unun renginde. angı ç angı n * Ünlü. Angolalı * Angola'da yaş (kimse). lı * Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabaların iki tarafı takı parmaklı nı na lan k. angarya * Bir kimseye veya bir topluluğ zorla. angarya çekmek * bir işisteksizce. kendi suları ndaki yabancı devletin ticaret gemilerine el koyarak bir bunlardan yararlanması . hatıiçin yapmaya mecbur olmak. * Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptı zorunlu ücretsiz hizmeti. sı Anglosakson * V. tüyleri kiremit renginde. ve VI. * Olağ anüstü durumlarda veya sıyönetimde devletin vatandaş ait ta ş el koyması kı lara ı tlara . i r angaryacı * Baş na ücretsiz iş kası yaptı kimse. *İ ngilizlere has olan. taahhüdü olmayan. yüzyı Büyük Britanya'yı geçiren Cermen ı ndan oymaklara verilen ad. ran angaryaya koş mak * birini zorunlu olmadı hâlde bir iş çalı ğ ı te ş maya zorlamak. lantı angajmanlı * Bağ sı lantı. bağ . lda ele rkı * Ana dili İ ngilizce olan kimse. angajman * Yüklenme. ücret vermeden yaptılan iş a rı .

anha minha * Aş ı ağyukarı . anı mak laş * Anı niteliğkazanmak. anı k anı klama anı klamak * Hazı rlamak. * Hatı ra. anı msatma * Hatı rlatma. hatı ine rlamak. * Yaş ş anmıolayları anlatı ğyazı n ldı ı türü. i anı lma anı lmak * Anı iş lmak i. anı mak klaş * Hazıolma durumu. anı msanmak * Hatı rlanmak. . * Anmak iş konu olmak.* Ahmak. r anı k klı anı ma laş * Anı mak işanı laş i. taş yla al. anı msatmak * Hatı rlatmak. * Hazık. anı msanma * Hatı rlanma. anış rı * Anı iş rma i veya biçimi. anı ma klaş * Anı mak iş klaş i. * Hazı r. * Anı klamak iş i. anhidrit anı * Genellikle kaya tuzu ve alçı ı birlikte bulunan doğ susuz kalsiyum sülfat. hatı ra. anı msamak * Hatı rlamak. kaba saba. rlı anı msama * Hatı rlama. durumuna girme.

anı t * Önemli bir olayı büyük bir kiş gelecek kuş veya inin aklarca tarih boyunca anı lması yapı göze için lan. abide. * Eş in anırken çı ğses. anı eri kazanmak. * (küçük a ile) Tarih değ olan kiş eri ilerin mezarı olarak yapı anı erindeki yapı lan t değ . tlaşrı anı tılmak tlaşrı * Anı tı tlaşrmak durumuna getirmek. çarpacak büyüklükte. anı ma tlaş * Anı mak iş tlaş i. tsal Anı tkabir * Atatürk'ün mezarı . anı benzeyen. anı rmak ş tı * Bir ş açı söylemeyip üstü kapalı eyi kça anlatmak. ü iyle anı tsı * Anı benzer. ima etmek ihsas etmek. eğ rı kardı ı * Anı rtmak iş i. görkemli. telmih. t t değ * Saygı sevgi ile anı duruma gelmek. anı mezar. abideleş t tirmek. anı tsal * Anıniteliğ olan. anı tı tlaşrma * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş ve lı r mek. ü. anı tı tlaşrmak * Anıdurumuna getirmek. bir rı tı . anı mak tlaş * Anıdurumuna gelmek.anı rma anı rmak anı rtı anı rtma * Anı iş rmak i. abidevî. eri anımezar t * Görkemli. rması sağ * Anı rmak iş ş tı i. t inde ta * Büyüklüğ görünüş ve güzelliğ görenleri etkileyen. ta anı z . anı rtmak anı rma ş tı * Anı nı lamak. anı tılma tlaşrı * Anı tılmak durumu. * Bir yazı veya ş bilinen bir olayı atasözünü anlatma veya çağşrma sanatı da iirde . dolaylı anlatmak. sembol niteliğ yapı inde . * (eş Bağ ek) ı rmak. * Önemi ve değ çok olan eser.

boğ yutak iltihabı az nı iş ak. birdenbire. zı * Bir anda gerçekleş tirilen hücum. * Benzenden türeyen bir amin. anîden anif anilin * Ansın. * Hemencecik. apansı z. ı m nı * Bir parçanıcanlı nacağ anlatı n çalı ı nı r. anıbiçmek z * anı ve tarla kenarı zı ndaki otları biçmek. * Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla. m lerinde. * Canlılı cı k. bir anda. animato animizm anjin anjiyo * Anjiyografinin kı saltması . animasyon * Canlandı rma.* Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. kaba. * Boğ mukozasın şmesi. farenjit. zı ı anı k zlı anî * Anı sökülmemiş zı tarla. fotoğ lı bası iş rafçı kta. * Bir anda oluveren. anjiyoloji * Dolaş organları inceleyen anatomi bölümü. anıbozmak z * anı alt üst etmek için toprağyüzden sürmek. * Bir andaki hı z. birden. . birdenbire. zı * Sert. boya sanayiinde kullanı organik boya lan cevheri. * Ansın. hunnak. . anî akı n anî hı z anîde anilin boyalar * Taş kömürü eterinden elde edilen. anjiyo olmak * anjiyografi çektirmek veya yaptı rmak. anjiyografi * Damar içine x ınları geçirmeyen bir madde ş nga edildikten sonra damarları filminin alı ş nı ı ı rı n nması .

sormaca. sözlerin bir araya gelmesi. anket * Soruş turma. bir davranıveya olgudan anlaş ş bunlarıhatı ğdüş veya nesne. anketör ankiloz * Oynar eklemlerde oynaklın kalmaması eklemin iş ğ ı yla lemez duruma gelmesi. lan n rlattı ı ünce mana. fehva.Anka * Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuşZümrüdüanka. anlam çı karmak * bir cümlede veya bir metinden yeni ve değ ik bir anlam yakalamak veya bulup çı iş karmak. eklem kaynaş . tirilmiş (tesisat). * Bir önermenin. anlam bilimi * Dili anlam açından inceleyen bilim dalı sı . bir düş nı üncenin veya eserin anlatmak istediğş i ey. anlam bayağ ması ı laş * Anlam kötüleş mesi. Ankara keçisi * Uzun. kırcıve ipek gibi yumuş kı olan ve Ankara yöresinde yetiş vı k ak lları tirilen evcil keçi türü. anketçilik * Soruş turmacı lı k. ankesörlü telefon * Kutulu telefon. en rkı ankastre * Bir oyuğ yuvaya yerleş a. ması anladı arap olayı msa m * hiçbir ş anlamadı ey m. semantik. araşrma yapmak. * Anket yapan uzman. . anket yapmak * bir konuda soruş turma. anlak anlaklı anlam * Bir kelimeden. . * Zeki. tiftik keçisi. anlam aykılı rı ı ğ * Karş anlamlı ı t kelimelerin. * Zekâ. anlam bilimsel * Anlam bilimi ile ilgili. bir sözden. tı anketçi * Soruş turmacı . semantik. ş ı ey. bir tasarın. Ankara kedisi * Uzun tüylü ve Ankara yöresinde yetiş kedi ı .

* Bir ş üzerinde bilgisi bulunmak. müteradif. * Doğ ve yerinde bulmak. anlamlandı rma . ş anlamazlı gelmek ktan * bir ş anladı hâlde anlamamı farkı varmamıgibi davranmak. inde ka * Sorup öğ renmek. aret ini sonuç niteliğ baş bir bilgi edinmek. yanlıdeğ ya ş erlendirmek. ey * (olumsuz veya soru biçiminde) İ görmek. yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek eyin unu. ya anlama * Anlamak iş vukuf. anlam kayması * Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamları kayarak kalı maları ndan plaş . dileğ yerine getirilmesini istemek. isteklerini. sinonim. anlam geniş lemesi * Dar bir anlamda kullanı bazı lan kelimelerdeki anlamıilgili kavramlara yayı . * Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğ görme. anlam vermek * kendince bir yargı varmak. i. anlam kötüleş mesi * Anlamı ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kötü veya kötüye doğ giden bir anlam kazanması iyi ru . kayması bayağ ması veya ı laş . isimden türeme fiil. n lması anlam iyileş mesi * Kötü ve olumsuz bir anlamı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanması olan . söyleyenin aklı geçmeyen bir ndan anlam vermek. bu kavramlar içinden tek bir anlam bildirmesi durumu. eyi ş . anlamı gelmek (veya manaya gelmek) na * (bir anlam) bildirmek. eyi ğ ı ş . ru * Birinin duyguları. anlamamazlı k * Anlamazlı k. müradif. anlamazlı k * Bir ş anlamamı kavrayamamıgibi davranmak. yorumlamak. bir söze. anlamdaşk lı * Eş anlamlı lı k. geniş lemesi. düş nı üncelerini sezebilmek. na ş anlamdaş * Eş anlamlı . ilgilenmemek. inin anlamamak * hoş lanmamak. anlam değ mesi iş * Anlamı daralması n . genel bir olan anlamdan özel bir anlama geçiş . unu anlamak * Bir ş ne demek olduğ neye iş ettiğ kavramak. anlam daralması * Geniş kavramları bir kelimenin. yilik * Sahip olmayı istemek. * Bkz. yararlanmak.* yersiz ve gereksiz bir yargı varmak.

anlamsal * Anlamla ilgili. önemli bir ş anlatmayan. anlaş ı lmaz * Anlaş ı lması olan. manalı . anlam kazandı rmak. ı ldı anlaş ı lma * Anlaş ı iş lmak i. semantik. anlamsı z * Anlamı olmayan. anlaş ı lmak * Anlamak iş konu olmak. karık. zlaş anlamsı mak zlaş * Anlamsıduruma gelmek. anlamlı lı k * Anlamlı olma durumu. anlamsı tı zlaşrmak * Anlamsıduruma getirmek. anlamlandı rmak * Anlamı açı nı klamak. gerçeğöğ in i renildi. galiba. z anlamsı k zlı * Anlamsıolma durumu. . ı ı ldına anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * iş iç yüzü. anlamlı * Anlamı olan. belli olmak. manidar. mak i. ma.* Anlamlandı iş rmak i. kimselerden biri. anlamlı anlamlı * Anlamlı olarak. anlaş ı k * Araları anlaş bulunan taraflardan. manası ey z. nda ma anlaş ı lan * anlaş ğ göre. anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * Bkz. anlam vermek. ortaya çı ine kmak. manası k. anlamsı ma zlaş * Anlamsı mak durumu. z zlı anlarsıya! n * açı klanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanı lı r. anlaş ma * Anlaş işuyuş itilâf. düş ey ündürücü. bir anlam verilemeyen. bir ş demek isteyen. muğ güç ş ı lâk. z anlamsı tı zlaşrma * Anlamsı tı zlaşrmak durumu. anlaş Vehbi'nin kerrakesi.

anlaş maya varmak * bir konuda birisiyle anlaş mak. ifade. mda k ünce ine an anlatı mcı * Yalnı hikâye etmeye ağ k veren (eser). bir konuyu söz veya yazı bildirme. anlatı * Hikâye etme. anlaş k mazlı * İ veya daha çok tarafıkarş an düş ve amaçları nda ayrı uyuş k. tahkiyeye ağ k veren (yazar). stilistik. uyuş mayı mayı mayı lamak. ki n ı laş ünce arası lı k. ine anlatı m * Anlatmak iş i. fı gibi ş kra eyleri anlatan kimse. ile anlatı bilimi m * Üslûp yöntemlerini inceleyen edebî araşrma. ekonomik. duygu. ekspresyonizm.* Devletler arası siyasî. bir düş ünceyi. anlatı mlı * Düş ve duyguyu güçlü ve canlı biçimde anlatan. zca ı rlı * Eserlerinde hikâye etmeye. alanlarda yapı uzlaş ve bu uzlaş n tespit edildiğ lan ma manı i belge. anlaş malı * Anlaş maya dayanan. anlatı cı anlatı lma * Hikâye. ünce bir . övmek. mazlı anlaşrma tı * Anlaşrmak iş tı i. kültürel vb. antant. uyuş itilâf. ihtilâf. anlatı lmak * Anlatmak iş konu olmak. * Bir duyguyu. uzlaş . tahkiye. mazlı anlaş k çı mazlı kmak * bir konuda uyuş k söz konusu olmak. sağ anlata anlata bitirememek * bir ş eyden çok söz etmek. * Anlatı iş lmak i. tı anlatı tonu m * Anlatı mantıve düş özelliğ göre oluş ton. ma anlaş mak * Düş ünce. inceleme. anlaşrmak tı * Anlaş . ma. amaç bakı ndan birleş mı mek. ı rlı anlatı lı mcı k * Bkz. anlaş yapmak ma * anlaş belgesi düzenleyip imzalamak.

kalı kafalı ş t ı z. ı zlı n lı k. anlayı ş * Anlamak işveya biçimi. zihniyet. ş lı anlayı z ş sı * Anlayı kıolan. anlayı zlı ş k sı * Anlayıkığ kafası k. k. bilgi vermek. ferasetli. * Bir konu üzerinde açı klamada bulunmak. yargı müdrike. izah etmek. bir hatı lan . gösteriş ünlü. anlı lı kçı k * Duyu ve irade karş nda anlın üstünlüğ ileri süren doktrin. telâkki. hâlden anlama. li. ş sı n . izan. i. * Anlatmak iş i. anlayılı şk lı * Anlayı olma durumu. * Hoş görme. bir an içinde olan. i * Anlama yeteneğ feraset. zekâ. usa vurma. zihniye. anlayı ş lı * Anlayı olan. ş lı ş sı zdı anlayıdinlemek p * (bir olayla ilgili olarak) iyice anlamak. anlayıgöstermek ş * istenilen veya söylenilen bir ş hoş eyi görüyle karş ı lamak. ihtifal. izansı ferasetsiz.anlatı ş anlatma anlatmak * Anlatmak iş i veya biçimi. *İ nandı rmak. anlamayana davul zurna az * anlayı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler. ı sı ğ ı ünü anma * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etme. gabi. zihniyet. eyi * Ölmüş insanı rlamak için yapı tören. oysa anlayı z kimselere ne söylense yararsı r. belirtmek. * Kı süren. izanlı ş ı . nakletmek. açı klama yaptı rmak. anlattı rmak * Bir konu üzerinde bilgisini ölçmek. anlama gücü. anlayana sivri sinek saz. vurdumduymaz. z. anlattı rma * Anlattı rmak iş i. lama. entelektüalizm. sa * Duyu ve iradeden ayrı olarak düş ünülen bilme melekesi. anlı k entelekt. takrir. zeki. kafası kavrayı z. ş tlı. zlı * Hoş görüsüzlük. gabavet. * Hoş görülü. * Ayıcı nitelik olmak bakı ndan görüş rı bir mı . anlıanlı ş * Güzel. * Söylemek. kalı kafalı vurdumduymazlı izansı k. * Hoş görüsüz.

* Anı için verilen ş hatı yadigâr. bir haberi halka bildirmek. ve ı n u ile sırlı nı ortaklı anonim ortaklı k. zikretmek. yla anonsör anorak * Başklı geçirmeyen spor ceket. düzgün olmayan. lı . anormal * Genel olan örneğ alılmı ve kurala aykıolan. anons * Duyuru. * Sı mikrobunu aş tma ı bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis). zı * Bir armağ gönlünü almak. anonim ş irket. sanı * Yaratısın adı cını bilinmeyen (eser). hatı rlamak. rı k. anonim * Adı bilinmeyen. ş ş ı a rı * Bkz. lmak ey. * Çocuğ dünyaya getiren kadı unu n. annelik * Anne olma niteliğveya durumu. i annelik etmek * annelik görevini yapmak veya anne gibi ilgi ve yakı k göstermek. e. sunucu. anonim ş irket * En az beş inin kurduğ sermayesi hisselere bölünmüş her ortağ sorumluluğ sermayedeki hissesi kiş u. n) anneanne * Annenin annesi. anons etmek * sözle veya yazı bir durumu. nlı anofel anomali * Sapaklı aykılı k. su anorganik *İ norganik. anmalı k anne anne olmak * (kadı çocuk sahibi olmak. ra. * Bir sözü ağ na almak. duyurma. anla * Adlandı rmak. iyi hatı lan anmak * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etmek veya onu düş eyi ünmek. k. bergüzar. . layan anonim ortaklı k * Sermayesi paylara bölünmüş olan ve her ortağ sorumluluğ sermayedeki payı sırlı ı n u yla nı bulunan ortaklı k. gayritabiî.anma töreni * Bir kiş veya bir olayı rlamak için yapı tören.

* Bkz. ant içmek (veya etmek) * bir ş yapmaya veya yapmamaya ant ile söz vermek. 'yı iyi. ş sı lsı * Birdenbire.* Dengesi bozuk. eyi k doğ * Kendi kendine söz verme. sanat dalları tek veya bir arada belli bir yönteme göre inceleyen eser. ğ ı * Bkz. özel adları içine alan sözlük türü. eyi için * Beynin irinsiz iltihaplı hastalı. yemin etmek. eyi ant kardeş i * Bkz. * Bir elektrolitte elektrik akı nıgelip bağ ğve içeri girdiğuç. ant verdirmek * bir ş yapması bir kimseye ant içirmek. ansiklopedik * Ansiklopedi ile ilgili. anı msama. anot ansefal * Kafatası içindeki beyin ve yardı organlarıhepsi. deli. artı mın landı ı i uç. anîden. bilgilik. ansiklopedik sözlük * Alfabetik sı göre kelimelerin karş kları geniş biçimde veren. mcı n ansefalit ansı ma ansı mak ansı z * Anlayı z. yemin. habersiz. ı * Değ ik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getirme veya toplama iş iş i. * Her konuda biraz bilgi sahibi olan. raya ı nı lı bir da ant * Tanrı veya kutsal bilinen bir kiş bir ş tanıgöstererek bir olayı rulama. anormalleş me * Anormalleş iş mek i. anormalleş mek * Anormal duruma gelmek. ansiklopedi * Bütün bilim. ra rada. nı ansiklopedici * Ansiklopedi hazı rlayan veya satan (kimse). ansiklopedicilik * Ansiklopedicinin yaptı iş ğ . anı msamak. kan kardeş i. anî olarak. . akı z. anormallik * Anormal olma durumu. ansın zı * Hiç hatı gelmedik bir sı birdenbire.

iskeleti kemikleş . anten * Boş yayı elektromanyetik dalgaları lukta lan toplayarak bu dalgaları transmisyon hatları n içerisinde yayı nı layan cihaz. kı nı ı ı sı eye antagonizma * Tezat. itilâf. ş am fı ğda denilen bir ağ (Pistacia vera). yurdumuzda Gazi Antep ve Siirt bölgelerinde yetiş yanlıolarak Ş ı en. yağ yemiş acı lı i. iplikleri çı lmıve kafes ş karı ş eklini almıkumaş ş üzerine aynı iplikle renk verevine sarı yapı bir çeş el iş larak lan it lemesi. i stı acı ı Antep iş i * Gazi Antep yöresine özgü. rasın smı anten yükselteci * Anten ile alı arası yer alarak elektromanyetik dalgalarıgenliğ yükselten cihaz. stı ı aç * Bu ağ n. nı antarktik kara * Güney kutuptaki kara bölgesi. nı anterosel * İ bağ nce ı fığ rsak tı. sı yüzgeçleri uzamıkemikli balıtürü. antenli balı k * Göğ yüzgeçleri saplı üs . antant kalmak * anlaş mak. cı nda n ini antenli * Anteni olan. antet . miş rt ş k Antep baklavası * Antep yöresinde yapı özel bir tatlı lan türü.ant vermek * "Allah aşna. * Olta ş amandı nı alt ve üst kı nda bulunan ince uçlar. güney kutup yakında olan. uzlaş mak. anterit * İ bağ nce ı iltihabı rsak . lması sağ * Duyarga. antarktik * Güney kutupla ilgili. ma. Antep fı ğ stıgiller ı * Ayrı yapraklı taç lardan. ince ve sert kabuklu. ma. antant * Anlaş uyuş mutabakat. ı anterostomi * Bağ düğ ı rsak ümlenmesinin kesilip alı nması . Antep fı ğ stı ı * Antep fı ğ stıgillerin örnek bitkisi. anterograf * Bağ kası ı rsak lmaları ölçmeye yarayan alet. "çocukların başiçin" gibi sözlerle karş ndakini bir ş zorlamak. tipik örneğAntep fı ğağ olan bir familya.

antiemperyalist * Emperyalizme karşolan. antiasit * Alkalik. birçok mikroba karşkullanı nda ı lan. * Bu çağ özgü olan. panzehir. ana. antikacı . nı antihijyenik * Sağk kuralları aykı olma. e rı * Mendil. streptomisin gibi maddelerin ortak adı . ı t lmıad lı antetli * Başklı lı .* Kâğ veya zarf üstüne bası ş ve adres. antibiyotik tedavisi * Bir veya birçok antibiyotiğ durdurucu veya öldürücü etkisinden faydalanı yapı tedavi. penisilin. özellikle küf mantarları bulunan veya sentezle elde edilen. virüs. örtü. başk. lı na rı antijen *İ çerisine girdiğorganizma aracı ı antikor oluş i lıyla ğ umunu sağ layan bakteri. olağ geleneğ aykı. rı antidot * Bkz. sı antik * İ Çağ uygarlı lk daki klarla. özellikle eski Yunan ve Roma uygarlı ile ilgili olan. üçü bir arada tire ile sarı yapı diş süs. kalevî. sı diş ajur. ı antiemperyalizm * Emperyalizme karştutum. antibiyotik * Bitkilerde. antika mobilya * En az yüz sene evvel imal edilmiş olan. tuhaf. davranıveya öğ ı ş reti. parazit gibi protein yapında madde. antifriz * Bir sıya katı ğ o sınıdonma derecesini düş vı ldında ı vın ürerek donması önleyen madde. antialerjik * Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanı ilâçlarıözelliğ lan n i. * Antik. antetsiz * Başksı lı z. ana hatlarda herhangi bir değiklik yapı iş lmamıve belli bir ekole ş göre isimlendirilen mobilya. yatak çarş gibi bezlerin kenarları paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanları afı na n ikisi. larak lan diş çan i. * Genele. in larak lan antidemokratik * Demokrasiye aykıolan. kları antik çağ * Eski Yunan ve Roma uygarlı nıgeliş yayı ğçağ kların ip ldı ı . a antika * Eski çağ lardan kalma eser veya tarihî değ olan eski eş eri ya. acayip.

antipropaganda * Karşpropaganda. * Bu hayvanıderisinden yapı ş n lmı . antikomünizm * Komünizm aleyhtarlı. sı ülkelerde yaş cak ayan.76 olan. antikatot yaprak. * Hastalıetkenlerini zararsıduruma getirmek için vücudun çı ğmadde. ya antikacı lı k * Antika eş veya eserlerle uğ ma iş ya raş i. ı antikası bilmek nı * en iyisini bilmek. soğ ukluk. zlı an.* Antika eş veya eser satan veya toplayan kimse. ı antikapitalizm * Kapitalizme karşolma. kanı kaynamamak. antimon * Atom numarası atom ağ ğ121. ş kı * Sevimsizlik. rak saltması Sb. * Karş duygu. çok hı koş boynuzlu bir hayvan (Anthilopus). ı ı rlı nda lenemeyen. katot ınları alan elektronik lâmbadaki genellikle metal ncı lmıbir alma ş nı ı antipatik antipatik bulmak * sevimsiz bulmak. antikapitalist * Kapitalist rejime karşolan kimse. ğ ı antikor antilop * Antiloplardan. lk . çoğ unlukla bası harfleri alaş nda kullanı mavimtı beyaz renkte bir element. k z kardı ı * Bası azaltı ş elektrik boş tüpünde. haddede veya çekiç altı iş 51. antiloplar * Geviş getiren memeli hayvanları bir familyası n . antikalı k * Antika olma durumu. antinomi antipati * Çatı . * Tuhaflı k. antikite * Tarihte İ Çağantik devir. ı antisemit . uk. antikomünist * Komünizme karş ı . ı t * Antipati uyandı sevimsiz. soğ ran. 6300 C de eriyen. Kı m ı mı lan.

e lı antisemitizm * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması nı isteyenlerin görüş veya tutumu. antrenman * Bir spor dalı yapı alı rma veya hazı k çalı . nmıseçme parçalardan oluş kitap. antiseptik * Antisepsi yapmak için kullanı veya antisepsi özelliğolan (madde). yazarları bestecilerin eserlerinden alı ş n. muahede. antrenmansı z * Antrenmanı olmayan. ğ ı antisemitist * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması isteyen nı görüş bağ olan (kimse). ahitleş ma mek. nda lan ş tı rlı ş ması antrenman yapmak * spor amacı çalı yla ş mak. çine z kardı ı antlaş ma * İ veya daha çok devletin saldı ki rmazlı savaş ittifak gibi konularda üstlenmelerini belirttikleri belge ve k. . ş tı antrenmanlı *İ dmanlı . havanı sarmal biçimli hareketi için kullanı nçlı n lı r. antitez * Karşsav. * Bir yapı girip geçilen yer. antlaş mak * Antlaş yapmak. güldeste. methal. seçki. büyük bir ı vererek yanan bir tür taş sı kömürü. idmansı z. * Güçlükle tutuş koku. alı rma yapmak. ı antitoksik * Antitoksin. da * Baş ç yemeğ langı i. idman. antitoksin * İ giren toksinleri zararsıhâle getirmek için vücudun çı ğmadde. ta belgede belirtilen durum. duman çı an. ü antisepsi * Mikropları ilâçla öldürme yolları . antlı antoloji *Ş airlerin. an antrakt antrasit antre * Ara. karmadan. egzersiz.* Yahudilik aleyhtarlı. * Ant içmiş veya ant içirilmiş . pakt. lan i antisiklon * Yüksek bası atmosfer kütlesi.

deniz lâlelerinin sapları oluş nda nı turan kalsiyum karbonat birleş fosil. toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim. antrepoculuk * Antrepocunun yaptı iş ğ . antropoloji * İ n kökenini. insan bilimsel. antropoitler * Bkz. antropolojik * İ bilimiyle ilgili. bütün öbür yaratı n insan için yaratı ş n kları lmıoldukları söyleyen dinî nitelikli nı öğ insaniçincilik. tiren ş tı i. anut * İ . yrı ş * Triyas devri katmanları bulunan. ı antrkot antrok * Sırıiki kürek arası ve pirzolalıyerinden çı lan kemiğ ğn ı ndan k kartı inden sı lmıet dilimi.antrenör * Bir spor dalı sporcuyu eğ yetiş ve çalı ran kiş çalı rı. antroposantrizm *İ nsanı tabiatımerkezi sayan. nsan antropomorfizm * İ biçimcilik. insansı . antropozoik * İ n belirmesi ve yayı nı nsanı lması niteleyen antropozoik devir teriminde geçer. nda. biyolojik özelliklerini. yanı u. antropozoik devir * Antropozoik. antrepo * Gümrüklere gelmiş ticarî eş n konulduğ korunduğ yer. ş cı tı k. antropolog * İ bilimi uzmanı nsan . leten * Antrepoya bakan kimse. ardiye. ayak direyici. nda iten. natçı . insan nsanı bilimi. insansı lar. derisi dikenlilerden. ş cı tı antrenörlük * Antrenörün işveya mesleğ çalı rılı i i. reti. imli antropoit * Bkz. nsan antroponim * Kişadları inceleyen bilim dalı i nı . rası ken. antrparantez * Söz arası sı gelmiş istitrat. u antrepocu * Antrepo iş kimse. evrimini.

* Kalbin sol karı ğ ncından çı ve vücuda kı zı dağ büyük atardamar. acı lan * Rakı . itli aparkat aparma * Boksta bükük kolla aş ı yukarı doğ atı yumruk. * Kör bağ ı ince bir parmak gibi olan son bölümü. anüs yüzgeci * Balı klarda anüs bölgesinde tek olarak bulunan yüzgeç. ı kan rmı kan ı tan * Çok acı . cihaz. k. apala apalak apandis apandisit * Apandisin iltihaplanması . * Sı ülkelerde yetiş bodur bir ağ (Sarcocolla). eksin. yaka paça. * Çok açı çok belirgin. zı * Abla. k * Bir ş hiçbir kuş yer bı eyin. apansı z * Hiç beklenmedik bir sı pek ansın. apar topar * Telâş acele ile. aort apacı apaçı k apaçı k klı * Apaçıolma durumu. kuya rakmaksın aydı k. zı nlı k apak * Çok ak. ağ dan ya ru lan * Aparmak iş i. ı n rsağ apansın zı * Birdenbire. ve aparey * Çeş parçalardan meydana gelen alet. rada. ı r zlı ı * Sindirim kanalın doğ bağ nı ru ı denilen son bölümündeki çış i. anyon anzarot * Negatif elektrikle yüklü iyon. . makat. * (bebekler ve küçük çocuklar için) Tombul. ş rsak kıdeliğ erç. iri. çok anî olarak.anüri anüs * İ nı drarı yapamama ş eklinde ağ bir böbrek rahatsı ğbelirtisi. gürbüz. açıbir biçimde görünmesi. cak en aç * Bu ağ n yara tedavisinde kullanı reçinesi.

ş kı aş n. al apaz apazlama apık ş ı . * Doğ kemik dokusunda bulunan. içinde flüor veya klor olan doğ kalsiyum fosfat. açar. bambaş ka. ada. alıgötürmek. n apayrı apaz * Büsbütün ayrı . çalmak. * İtahı ş açmak için yemekten önce içilen içki. nlı apaydı k nlı * Apaydıolma durumu. nda na ile * Böyle esen bir rüzgârla. apel aperitif apı ş * Butlarıiç tarafı bacak arası n . apıarası ş * İ bacağ arası kalan yer. * Bacakları aça yürüme. alıkaçmak. p apart otel * Müş terilerin kendi yeme ve içme ihtiyacı karş nı ı layabilmek için gerekli malzemeler ile donatı ş ı z lmıbağ msı apartman veya villâ tipinde inşedilmiş a ancak otel gibi iş letilen konaklama tesisi. * Külhan beyi. p * Gizlice almak. apaş apatit apaydı n * Çok aydı k. hayta. iki . apazlamak * Avuçlamak. * Yelken rüzgârla dolup şmek. * Bir avuç dolusu. kabadayı . * Avuç. ki ı n nda apı ş ak * Bacakları açarak yürüyen. apartman * Birkaç katlı her katı bir veya birkaç daire bulunan yapı ve nda . * Apazlamak iş i. * Anonim ortaklı klarda sermaye artımı yapı ödeme çağsı rı için lan rı. ayrıbacaklı nı k . * Çok az. * Pupa ile orsa arası geminin omurgası 450 açı esen (rüzgâr).aparmak * Almak. iş * (gemi) Apazlama rüzgârla gitmek. aça * Yorgun. güçsüz.

r. apotr . * Apı rmak iş ş tı i. na lan apoletleri sökülmek * bir suç sebebiyle rütbesi indirilmek veya askerlikten atı lmak. ayı * Ne yapacağ kestirememek. sonsal. süslü. apokaliptik * Anlaş ı lmaz. ş ı k. . ş ı ı nı aş rmak. apokrif * Doğ ruluğ güvenilmez söz veya yazı una . kan apoş i * Çember biçiminde. duvar lâmbası . aport * Avıveya kendisine gösterilen ş üzerine atı getirmesi için köpeğ verilen buyruk. * Hazı tetik. apolet * Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformalarıomuzları takı iş n na lan aretli parça. * Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalması sağ nı lamak. apı rma ş tı apı rmak ş tı * Hayvanı yorarak yürüyecek gücünü bı çok rakmamak. apiko * Geminin. nı rarak * Oturmak. nı lan * Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazı klarla belirtme. * Apı ş iş mak i. * Duvar ş amdanı . apı k ş lı apı ş ma apı ş mak * Ağ . omuzluk. * Bir kumaş üzerine baş bir kumaş ka parçası veya bir danteli dikme yolu ile uygulayarak yapı süs. n eyin lı p e aposteriori * Deney sonucu ortaya çı (bilgi). telden yapı torbaya benzer. aplik aplikasyon * Uygulama. büyük gözlü ağ lma. * Giysilerin omuzları süs olarak takı parça. * Derli toplu. aplike * Düz veya desenli bir kumaş kesilmiş tan motiflerin bir baş kumaş iş ka a lenmiş durumu. unu ş na lgı lgı apıp kalmak ş ı *şı aş rmak. karanlı(söz veya yazı k ). kapalı .* Kuyruğ apıarası alarak yı n yı n giden (hayvan). bacakları rarak çömelmek. zinciri toplayı demirini kaldı p rmaya hazı r bulunması . * Hayvan yorgunluktan bacakları birbirinden ayı çöküvermek.

çı rin ban. koordinat. yla apse * İ birikimi. apse yapmak.* Yardı . * Dokumacı boyacı cilâ olarak kullanı madde. apsent apsis * Pelinle kokulandılmısert bir içki. zekâ yoksunu. apse yapmak * bir doku içinde iltihap oluş mak. aptal aptal aptal * Aptal gibi. rı ş * Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanı baş ç noktası olan uzaklınıcebirsel değ n. aptalca. apreli apresiz april apriori * Hiçbir denemeye dayanmayan ve akı l yordamı bulunup ortaya konan. * Zekâsı geliş pek memiş . lev * Kumaş veya derinin cilâlanması . * Apresi olan. aval aval. k. önsel. * Apresi yapı lmamı perdahlanmamıveya cilâlanmamı ş . ş ş . . abril. mcı appassionato * Bir parçanıcoş n kunca çalı ı anlatı nacağ nı r. azarlama. alı ahmak. havari. perdahlanması . iş yitimi. * Küçümseme belirten seslenme. apreci apreleme aprelemek * Kumaş veya deriyi cilâlamak. lı kta lan * Apre yapan kimse. aptal olmak * aptal durumda bulunmak. perdahlamak. apraksi apre * Bkz. * Aprelemek iş i. * Bir noktanıuzaydaki yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı n . * Nisan ayı . koruyucu. apseleş me * Apseleş durumu. lı kta. langı na ğ n ı eri. mek apseleş mek * Yara irin bağ lamak.

apteslik aptessiz apukurya apul apul * Tombul çocuklarıbacakları açarak salı salı yürüyüş n nı na na lerini anlatı r. ahmakça. aptal duruma getirmek. abdestli. aptal gibi. ı r aptalcası na * Aptala yakır biçimde. Ar * Bkz. abdest. * (apta'lca) Aptala yaraş nitelikte. bilmez sanmak (sanı lmak). anlamaz gibi görünmek. kivi. aptallıetmek k * aptalca davranmak veya aptalca iş görmek. abdestbozan otu. ahmaklaşrmak. tı i aptallaşrmak tı * Aptallaş na sebep olmak. ahmaklaş klaş mak. aptal gibi. aptallaş mak * Zekâsı iş nı letemez olmak. aptesli * Bkz. * Bkz. aptesbozan otu * Bkz. * Bkz. abdestsiz. * Et kesimi yortusu. abdestlik. .aptal yerine koymak (veya koyulmak) * anlamaz. eyi aptallı k * Aptal olma durumu veya aptalca iş . aptallaşrma tı * Aptallaşrmak işveya durumu. aptalca * Biraz aptal. aptesbozan * Bkz. apteriks aptes * Bkz. ş ı aptallaş ma * Aptallaş iş mak i veya durumu. alı mak. ması tı aptallı vurmak ğ a * bir ş bilmez. abdestbozan. abdesthane. apteshane * Bkz.

utanmaz. ara açmak * dostluğ bozmak. n ı * Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi./ -er*İ simden geçişfiil türeten ek: baş li -ar-mak. ar ve hayâ perdesi yı lmak rtı * utanmamak. lı * birinin sılmayı yana bı kı bir rakarak yalnıçı na baktı anlatı z karı ğ ı lı söylenir./ -er*İ simden geçiş fiil türeten ek. çı "menfaat" vb. ğ a ara başk lı * Esas bölümün alt başkları anlatmak için kullanı lı nı lı r. gid-er-mek vb. iki olayı ki birbirinden ayı zaman. bat-ar. anlaş u mazlı yol açmak. * Kiş ilerin veya topluluklarıbirbirine karşolan durumu veya ilgisi. rken ara * İ ş birbirinden ayı uzaklı açı k. suv-ar-mak vb./ -er* Fiilden ettirgen çatı türeten ek: çı k-ar-mak. ar belâsı * namus ve onuru için baş söz eder korkusu. r: kar -ar. siz -ar. bir filmde dinlenme süresi. açar "anahtar". ölç-er vb. ki eyi ran k. çı yat-ar. yapı ş lmıisimler de vardıkeser. kı ar etmek * utanmak. sı radakilerin birbirlerinden yanlaması olan uzaklı . haftayı m. klı k. utanç duymamak. * (basketbol ve voleybol için) Takı n oyun sı nda aldı birer dakikalıdinlenme ve talimat alma mları rası kları k süresi. na kları * Aralı k. * Bir oyunda. ar yıdeğ kâr yı lı il. an ş ı ara bozucu . * Futbol oyununun kı beş dakikalıiki devresi arası oyunculara verilen on beş rk er k nda dakikalıdinlenme k süresi. -ar. kalk-ar. fası ran la. kası ar damarı çatlamı ş * utanç duyulacak ş eyleri hiç sılmadan yapan. geç-er. ara bono * Arada ödenen olağ dı bono. aralı boş mesafe. utanç duyma. mola. Bu ekle k-ar. antrakt. ar * Utanma. luk. ar * Tarı alanları yüz metre kare değ m için erinde yüzey ölçü birimi./ -er* Belirli fiillere gelen geniş zaman eki: aç-ar.* Argon'un kı saltması . * İ olguyu. ar namus tertemiz * utanması olmayan. yüzsüzlük etmek. * Toplu jimnastik dizilmelerinde. biç-er. -ar.

münafı k. katı cisimlerin birbirlerine rastladı ve kesiş kları tikleri yer. n na deniz. tı tıcı ara buluculuk * Uzlaşrılı tıcı k. ara deniz * Okyanuslardan dar ve az derin boğ azlarla ayrı karalarıarası sokulmuş lan. ara konakçı * Asalağ geliş evreleri sı nda beslenip barı ğkonakçı ı n. fesat. ş ı lan ara sı cak * Soğ ve sı yemek servisi arası ikram edilen hafif sı yiyecekler. ara kararı * Bir davanıbakı nı n lması kolaylaşrmak için yargı önce. k. köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde. ara bozuculuk * Ara bozucu olma durumu. ara bulmak * anlaş amayanları tı uzlaşrmak. tı dan inde ara kazanç * Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç. uzlaşrı. ara seçim * Genel seçimler dında yapı ara dönem seçimleri. ara kesit * Çizgilerin. uk cak nda cak ara sı navı * Üniversite ve yüksek okullarda yarı l içinde yapı sı yı lan nav. klı ara bulma * Anlaş k durumunda bulunan kimseleri uzlaşrma iş mazlı tı i. ara bulucu * Uzlaşran kimse. fitçilik. münafı müfsit. me rası ndı ı lardan her biri. türkü. mcı ara cümle * Birleş veya yalıcümlelerde anlamı ik n biraz daha açı klamak için araya giren iki virgül veya iki kı çizgi sa içinde verilen cümle. yüzeylerin. güftenin iki kı arası baş sonuna da gelebilen. ara buluculuk etmek * ara bulmada yardı olmak. . k k lan ara nağ mesi * Bkz. arada önlem niteliğ verilen karar. nan * Sısısöylenen söz veya açı sorun. ı na. sözsüz çalı parça. ara kapı * İ yapı oda arası kolayca geçmek için açı kapı ki veya nda. ara mal * Üretimde gerekli malı etmek için kullanı yarı lenmiş elde lan iş mal. ara nağ me. fesatçı . lan .* Ara bozan (kimse). fitçi. arkı tası na. ara nağ me * Ş .

lan ara söz * Doğ rudan doğ konuş veya yazı konuyu ilgilendirmeyen dolaylı istitrat. ara tümce * Bkz. birçok arabalarla. * Araba yapma veya satma iş i. nda. ruya ulan lan söz. nda araba * Tekerlekli. eri araba falakası * Çift atlı arabalarda. motorlu veya motorsuz her türlü kara taş . ara vermek * yeniden baş lamak için. ı yan arabalı k * Araba konulan yer. okun dibinde ve iki yanı bulunan uçları koş kayı bağ nda na um ş ları lanan ağ bölüm. durmak. bir işbir süre bı i rakmak. araba araba * Arabalar dolusu. araba mezarlı ğ ı * Kullanı hâle gelmiş lmaz veya eski arabalarıbı ldı yer. ara sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki yol. araba devrilince yol gösteren çok olur * iş ten geçtikten sonra verilen öğ iş üdün değ yoktur.ara sı ra * Seyrek olarak. n rakı ğ ı araba vapuru * Arabalı vapur. vapur. arabacı lı k * Araba sürme iş i. arabalı * Arabası olan. zaman zaman. arabalı vapur * Arabaya taş vapur. araba vapuru. garaj. * Araba vapuru. ara yerde ara yön * Dört ana yönden ikisi arası olan yönlerden her biri. ara cümle. * Araba yapan veya satan kimse. ı tı * Araba ile taş ş ı veya taş nmı ı nacak miktar. * Araba dolduracak miktar. . arabacı * Arabayı süren kimse. * arası arada. aç araba kullanmak * araba sürmek.

Araplara özgü olan. k. klı aracı * Uzlaşran. hekimlikte kullanı bir lan ağ k (Daphne gnidium). ik arabası düze çı nı karmak * karş tı güçlükleri yenip iş kolay yürür hâle getirmek. tı arabozan * İ kiş arası ki inin ndaki dostluğ veya geçimi bozan (kimse). * Giriş bezeme.araban * Klâsik Türk müziğ bir makam. aççı Arabistik * Arap dili ve kültürü araşrmaları tı . ik arabeskçi * Arabesk müzik sanatçı. ayına ı arabanıtekerine taş n koymak * güçlük çı karmak. anlaş sağ tı ma layan kimse. inde arabanıön tekerleğnereden geçerse art tekerleğde oradan geçer n i i * çocuklar. fesatçı u . arabankürdî * Klâsik Türk müziğ az kullanı ş inde lmıbirleş bir makam. münafı müzevir. . arabeskleş mek * Arabesk özelliğkazanmak veya arabesk durumuna gelmek. * Üretici ile tüketici arası alı satı konusunda bağ kuran ve bundan kazanç sağ nda m m lantı layan kimse. Asya ve Afrika'nısı bölgelerinde yetiş kabukları n cak en. nda Arabist Arabistan defnesi * Dulaptal otugillerden. i. * Arapça. arabizasyon * Araplaşrma. mutavassı t. * Arap dili ve edebiyatı uğ an kimse. büyüklerin yaş ş uyarlar. arabozanlı k * İ kiş arası ki inin ndaki dostluk veya geçimi bozma işmünafı k. müzevirlik. i Arabî * Araplarla ilgili. uzlaş sağ ma lamak için görevlendirmek. sı arabeskleş me * Arabesk durumuna gelme. yla raş * Piş ve dondurulmuş miş hamur yanı yenen tavuklu veya hindili çorba. aracı koymak * bir kimseyi. ı ğ laş ı ini arabaş ı arabesk * Arap üslûbunda olan (ş ey).

bağ kurarak. hacı n. eyi lan ey. araçsı k zlı * Araçsıolma durumu. nda * Mekke'nin doğ usunda. * Bir sonuca ulaş için kullanı ş mak lan ey. lantı tası aracı lı k * Aracın gördüğ iştavassut. unu ü. ta. kuramları mantıve ahlâk biçimlerinin yalnı hayatıdeğik ş n. araççı lı k * Düş ünme biçimlerinin. ta. iğ aradan çı karmak * birçok iş birini yapı bitirivermek. yoluyla. z arada bir * seyrek olarak. bilâvası ruya lan tası ta. araçlı jimnastik * Bkz. * Taş ı t. tavassut etmek.aracı ı lıyla ğ * Aracı olarak. ları nı kları . nı Araf Arafat * Cennet ile cehennem arası bir yer. ş ı aradan * o zamandan bu zamana dek. vası nı ü . ten p aradan kaldı rmak * iş yapma imkânı yok etmek. doğ rudan doğ yapı veya olan. * Bir ş ulaş bir ş elde etmek için yararlanı kimse veya ş eye mak. kurban bayramın arife günü toplandı tepe. aletli jimnastik. gücünden yararlanı nesne. arada kaynamak * karık bir durumda gereken ilgiyi görmemek. vası . arada kalmak * iki tarafı tı üzere araya girme dolayıyla güç duruma düş uzlaşrmak sı mek. vası yla. in m araç * Bir iş yapmakta veya sonuçlandı rmakta. vası z. bilvası lan talı ta. arada çı karmak * baş iş arası bir işde yapı ka ler nda i vermek. k zca n iş artları uyma na araçları olduğ savunan dünya görüş enstrümantalizm. araçsı z * Araç kullanı lmadan. araçlı * Araçla yapı veya olan. aradan çekilmek * iliş ini kesmek. lan * Kiş veya nesneler arası bağ sağ iler nda lantı layan ş vası ey. aracı etmek lı k * bir iş çözümünde araya girerek yardı etmek.

mıbir aralanma aralanmak * Biraz açı lmak. benzer nitelikler çok az olmak. aralıolmak. araları su sı ndan zmamak * birbirleriyle çok yakı sı fı arkadaşk kurmak. araklamak * Çalmak. * Aralı duruma getirmek. aş ı rmak. aralama aralamak * Aralamak iş i. araklama * Araklamak işçalma. araları dağ kadar fark olmak nda lar * araları her yönden büyük ayrı bulunmak. yeş mavimsi gri renkte billûrlaş ş tür kalsiyum karbonat. lerin lmıince * Bir tür küçük zurna. uzaklaş yanı ayrı mak. hı z. rsı * Hı zlı rsı k. seyrekleş nı tirmek. ı rma.Arafatta soyulmuş ya dönmek hacı * her ş kaybedip çılçı kalmak. il. * Beyaz. aş i. kiyi . nda lı klar araları kara kedi geçmek (veya araları kara kedi girmek) ndan na * iki dost birbirine gücenmek. * Aralanmak iş i. * Bitkilerin fazla dal ve çubukları kesmek. yarı açmak. çalan. k * Gitmek. kıkı lı araları açmak nı * iki kişarası i ndaki dostluğ iliş bozmak. u. * Seyrelmek. -arak / -erek * Fiillerden zarf yapan ek. araları iyi * dostlukları düzenli. * İ taneli bezelye. araka arakçı arakçı lı k arakı ye * Derviş giydikleri. tiftikten yapı ş külâh. n. iki dostun arası soğ na ukluk girmek. seyrekleş klı tirmek. ndan lmak. çaresiz kalmak. ri * Araklayan. * Pirinç ve ş kamından elde edilen bir tür rakı eker ş ı . eyini rı plak aragonit arak * Ter. * İ ş arası açı k oluş ki ey nda klı turmak.

eyler . bale. lı n . araları açı k bulunan. klı * Borsada hisse senetlerinin alı satı emirlerinin verildiğsüre. * Birbirine bitiş olan. aralıvermek k * yeniden baş lamak için bir işkı süre ile bı i sa rakmak. aralatmak * Aralıduruma getirtmek. aralıvermeden. arama emri * Yapı araşrma iş için yetkili organdan alı buyruk. i. espaslı rlar nda klı ı . harfler veya satı arası açı ğolan. * Yı 31 gün süren son ayı kânun. ik nda klı * Dizgide kelimeler. elverişdurum. * Yarı k. fı li rsat. koridor.araları bozmak nı * iki kişarası i ndaki iliş bozmak. * Uygun. k aralı kta * Öbür ş arası eyler nda. * Evin iki bölümü veya iki oda arası ndaki dar geçit. araları açı k bulunmayan. m m i aralıetmek k * aralamak. arama * Aramak iştaharri. * Toplu beden eğ itiminde art arda dizilenleri ayı açı k. aralı k * İ ş arası ki ey ndaki açı k. iyi tı ş tı aralatma * Aralatmak iş i. * (bası lı Harfler veya satı arası mcı kta) rlar ndaki açı k. * harfler arası veya satı arası boş bı nda rlar nda luk rakmak. * Bir sesi bir baş sesten. tam kapanmamı açı ş . aralı klı * Birbirine bitiş olmayan. ran klı * Portenin paralel çizgileri arası ndaki boş luk. espas. * Kesik kesik. ik nda klı * Sürekli. ilk * Ayakyolu. geçenek. barı rmak. lacak tı lemi nan arama kararı * Arama yapı labilmesi için hâkim tarafı verilmiş ndan karar. monolog gibi eğ nda lan lendirici oyun. klı * Sı vakit. aralıoyunu k * Tiyatroda iki perde arası yapı koro. kiyi araları bulmak nı * birbirleriyle anlaş amayan iki kiş uzlaşrmak. mesafe. arama tarama * Polisin kuş gördüğ kimseler üzerinde bı silâh. iş gibi yerlerde. üzerinde ve ğ ı yeri eş nda yapı araşrma iş yası lan tı lemi. ra. kalı veya inceye doğ ayı uzaklı ka na ru ran k. yarı açmak. esrar gibi yasak ş araması kulu ü çak. * Saklanan sanın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin ev. aralı z ksı . biraz açtı k rmak.

lan * Orta Doğ ile Kuzey Afrika'nıbüyük bir bölümünde yaş halk ve bu halkı soyundan olan (kimse). * Araşrmak. çok aramak. aramakla bulunmaz * çok değ ancak rastlantı ele geçer. arantı Arap . * Bkz. hatısormaya gitmek. ine * Söz konusu olmak. * Koyu esmer veya kara. ile Aramca Aramîce aranı lma * Aranı iş lmak i veya durumu. eyin unu * Önem verip istemek. aranmak * Aramak iş konu olmak. * Samî dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milâttan önceki dönemlerde kullanı ş lmıbulunan ölü bir dil. * (küçük a ile) Zenci. erli. fellâh. arama yapmak * birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş taharri etmek. aranje aranjman aranjör aranma * Aranmak iş i. ine *İ steklisi bulunmak. tı * Ziyarete. * Bu söz "düzenlemek" anlamı "aranje etmek" biçiminde kullanı nda lı r. mak. i * Kendi üstünü aramak veya ortalı kendi kendine bir ş aramak. kötü davranı ş larda bulunarak cezayı gerektirmek.* Denizdeki mayı toplama veya yok etme iş nları lemi. kta eyler * Ş koş art ulmak. r * Bir ş yokluğ duyarak geri gelmesini istemek. özlemek. u n ayan n * Arap halkı özgü olan ş na ey. * Olumsuz. * Bir yöntem bulmaya çalı ş mak. yoklamak. Aramîce. * Ş koş art ulmak. * Eksikliğduyulmak. aranı lmak * Aramak iş konu olmak. * Düzenleyici. aramak * Birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş mak. * Aranı çözüm. aramak taramak (veya arayı taramak) p * dikkatle aramak. * Düzenleme.

Arap gibi olmak * simsiyah olmak. Araplı benimsemek. mak Araplaş mak * Arap olmak. ler ş ı Arap tavş anı * Kemirgen memelilerden bir hayvan (Daculus daculus). Araplaşrmak tı * Arap kimliğ kazandı ini rmak.arap * Negatif fotoğ raf. ak. k il olan kça ağdoğ . ş ı Arapsaçı * Küçük. yuvarlak ve çok sıyeş yaprakları uzadı aş ı ru sarkan bir tür süs bitkisi. arap saçı gibi * karmakarık. ğ ı Araplaşrma tı * Araplaşrmak iş tı i. kararmak. Arapçalaşrma tı * Arapçalaşrmak iş tı i. ğ z ı ları Arap sabunu * Potasla yapı yumuş esmer bir sabun. Araplı k * Arap olma durumu. Araplaş ma * Araplaş durumu. Arap zamkı * Akasyadan elde edilen bir zamk. Arap rakamları * Bugün kullandımısayı gösteren rakamlar. * Arap dili özelliğkazandı i rmak. Arap olayı m * (ş yollu) söylenen bir ş doğ una inandı aka eyin ruluğ rmak için kullanı lı r. Arapça * Samî dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanı dil. ş ı arap saçı dönmek na * iş çok karıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek. Arapsaçı * Çözümlenemeyecek kadar karık durum. lan. zamkı arabî. Arap uyandı (veya Arabıgözü açı ) n ldı * geçen bir olaydan ders alı ğ anlatı ndını ı r. lan * Bu dile özgü olan. Arapçalaşrmak tı * Arapçaya çevirmek.

araları gerginlik. ara vermeden. iş n u araşrı tıcı * Araşran.ararot * Sı iklimlerde yetiş maranta adlı ş ve baş bitkilerin kökünden çı lan. * Çarş ı veya alıveriş larda ş bölgelerinde aynıi yapan esnafı bir arada bulunduğ bölüm. gözden. araşrma filmi tı * Herhangi bir bilimsel araşrmada alınısalt bir kayıaracı tı cın t olarak kullanı yla elde edilen film. ı araşrı tı * Araşrma. araşrman. arası umak soğ * aradan zaman geçerek önemini yitirmek. birbirine darı lı sarsı lı ları lmak. kı ş ı yamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer. ararot kamı ş ı * Maranta. sı ı cağ cağsı ı na. müstemirren. arkası kesilmeden. arası geçmeden * vakit geçmeden. araşrılı tıcı k * Araşrınıyaptı iş tıcın ğ . * Bilim ve sanatla ilgili olarak yapı yöntemli çalı lan ş ma. mütecessis. lması araşrma görevlisi tı . araşrmacı tı tı tı (kimse). araşrma tı * Araşrmak iş taharri. arası z arasta araş it * Yer fı ğ stı. Arasat * Müslüman inanına göre. inceleyen. * Meraklı . tı i. tı * Sürekli olarak. nda arası olmamak * geçinememek. arası (veya araları karı na na) ş mak * büyüyüp yetiş mek. arası (veya iyi) olmamak hoş *oş eyden hoş lanmamak. vira. geçirilmek. arkadaşk bağ kopmak. geçimsizlik olmak. arası (veya araları lmak (açıolmak veya bozulmak) ) açı k * arkadaşkları lmak. ı araşrı tılma * Araşrı iş tılmak i. araşrı tılmak * Araşrma yapı tı lmak. çocuk maması cak en kamı tan ka karı yapmaya yarayan un.

araya gitmek * harcanmak. * bir iş lı ona engel olacak baş bir ş çı yapı rken ka ey kmak. * Aramak iş bir baş na yaptı ini kası rmak.* Yüksek öğ retim kurumları yapı araşrma. araşrman. sormak. eskisinin yerini doldurabilmek. * Arzu ettirmek. araşrman tı * Araşrı. eski yakı k. ş ğ ı a araya koymak * bir iş sözü geçer bir kimsenin aracı ı baş te lına ğ vurmak. araya soğ ukluk girmek * dostluk bağgevş ı emek. araya girmek * iki kiş arası inin ndaki bir işkarı e ş mak. unu araya almak * bir çevreye kabul etmek. nda tı tı araşrmacı tı lı k * Araşrmacı tı olma durumu. nlı arayı yapmak * araları lmıiki kiş barı rmak. dostluk kalmamak. asistan. araşrmak tı * Birini veya bir ş bulmak için bir yeri gözden geçirmek. tıcı aratı ş aratma aratmak * Aratmak iş i veya biçimi. z e arayı açmak * aradaki uzaklıartmak. * iki kiş uzlaşrmaya çalı iyi tı ş mak. arayı cı * Bir ş aramayı edinen kimse. yokluğ duyurmamak. k arayı utmak soğ * zaman geçmek. soruş turmak. istetmek. aratmamak * yenisi. eyi * Bir gerçeğortaya çı i karmak için aramalarda bulunmak. araya vermek * yararsıbir işharcamak. araşrmacı tı * Bilim ve sanat alanları araşrma yapan kimse. * Aratmak iş i. karıklı kurban olmak. * Bilimde ve sanatta yöntemli çalı ş malar yapmak. açı ş iyi ş tı * arası lmıkimse ile barı açı ş ş mak. inceleme ve deneylerde yardı olan ve yetkili organlarca nda lan tı mcı verilen görevleri yapan öğ retim yardı sı mcı. kaybolmak. eyi iş .

* Arama iş görevlendirilmiş iyle kimse. çevreye uymak. eğ arayıda bulamamak p * beklenmedik iyi bir durumla karş mak. arazi açma * fundalı koruluk. nda ı arayı ş araz * Aramak iş i veya biçimi. arayı fiş i cı eğ * Bir tür donanma fiş i. sazlıyerleri temizleyerek tarı elveriş duruma getirme. yerey. . k ma li araziye uymak * ortama. * Hastalıbelirtileri. k. yer. * İ çürümeye yüz tutmuş aç. tahvil. lan * Ardı l. *İ stenilen yı zı ldı teleskop içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağ. i. arda * İaret olarak yere dikilen çubuk. patı . ş * Maden üzerine kazı yapmak ve çı kta çevrilen ş ma krı eyleri yontmak için kullanı çelik kalem. * Belirtiler. arbalet arbede * Gürültülü kavga. * Türk müziğ bir birleş makam. inde ik arazi * Yer yüzü parçası . semptom. tetikli yay. arayısormak p * biri hakkı haber sormak veya birinin ziyaretine giderek ona karşilgi göstermek. görünmemeye çalı ş mak. toprak. görüş lı alanı geniş olan küçük teleskop. * Kundaklı . inde ik arazbar arazbarbuselik * Türk müziğ bir birleş makam. çten ağ ardak ardaklanma * Ardaklanma iş durumu. yabancı gibi değ kâğ daha kârlı para erli ı tları görülen baş kâğ ka ı değtirme iş tlarla iş i. rtı arbitraj * Hisse senedi. k *İ linek. ı laş arayısoranı p bulunmamak (veya olmamak) * kimsesi olmamak. arboretum * Botanik bahçesinde ağ ve benzeri bitkilerin dikimine ayrı ş aç lmıbölüm.

karı lan ardı l görüntü * Bir duyunun kaybolması sonra geriye kalan görüntü. ardıotu ç * Ardıağ nıküçük bitkisi. Avrupa ve Asya ormanları yaş nda ayan. i la . takı lmak. ndan ardı lma ardı lmak * Ardı iş lma i. öncel karş . arkası ndan. arkası ra. sı sı ardı yüz köpek havlamayan kurt. ardı arası kesilmemek * aralı z olarak gelmek. ardı l * Birinin ardı gelip onun yerine geçen kimse. * Birisinin sı na ası rtı lmak. * Musallat olmak. yuvarlak kara yemiş ilâç olarak kullanı nı ş ı leri lan bir ağ k (Juniperus). * Servigillerden. güzel kokulu yaprakları kın da dökmeyen. ardıra sı ardı ç * Peş inden. ardı kadar açı na k * (kapı . pencere için) sonuna kadar açı k. kurt sayı nda lmaz * önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanları çok olduğ anlatı n unu r. sı ardı (veya arkası düş na na) mek * arkası gitmek. ardı (veya arkası ndan ndan) atlı kovalamak * bir işgereksiz bir telâş yapanlar için söylenir. ç acın ardırakı ç sı * Cin. karnı kuyruğ kara bir kuş rtı ak. u türü (Turdus pilaris). aççı ardıkuş ç u * Kara tavukgillerden. çatmak. tükenmek. hemen ardı ndan. ardı ra. ara vermeden. ardı ra. ası lmak. halef. aralı z. ardı nca * Hemen arkası ndan. * Sataş mak. peş bı ndan ini rakmamak. ksı ardı kesilmek * arkası gelmemek. ndan ı tı * Bir çı mda varı sonuç. sı kahverengi. ardıardı n n * Geri geri.ardaklanmak * (ağ açlarda) Mantarlarısebep olduğ çürümeye uğ n u ramak. ksı ardı na ardı * Birbirlerini kovalayarak.

depo. iki. a i. büyük boynuzları yaban koyunu (Ovis ammon).ardı sapan taşyetiş ndan ı mez * bir kimsenin çok hı gittiğ anlatmak için kullanı zlı ini lı r. * Kayağ taşkayrak. * Ardiyeye bakan kimse. ndan ardık olgular ş ı * Bir hastalı sonra görülebilen fakat hastalın kesin sonucu olmayan olgular. önlemek. ardıklı ş k ı * Ardık olma durumu. argali * Boynuzlugillerden. olan . atkı nda lan . arena * Amfiteatrıortası boğ güreş yarı oyun gibi türlü gösteriler yapı alan. * Böyle bir yerde saklanı eş için ödenen ücret. ş ı ardiye * Genellikle ticaret eş nı yası saklamaya yarar yer. Kuzeydoğ Asya'da yaş u ayan. arefe günü * Bkz. ardı almak (veya getirmek) nı * bitirmek. n nda. * Bkz. an . arife günü. vı argaç * Dokuma tezgâhları enine atı iplik. tamamlamak. mütevali. peş bı ini rakmamak. ardı bı nı rakmamak * Bkz. durdurmak. son vermek. ardı kesmek nı * arkası gelmemek. ardık ş ı * Birbiri ardı gelen. argaçlamak * Dokumada argaç atmak. lan ya * Ardiye iş leten kimse. lan * Siyasî çekiş melerin geçtiğyer. antrepo. ndan ardık görüntü ş ı * Bir duyunun kaybolması sonra da devam eden görüntü. üç gibi birbiri ardı gelen sayı ndan lar. arife. i ardiyeci arduaz arefe areometre * Sıölçer. argaçlama * Argaçlamak iş i. ktan ğ ı ardık sayı ş ı lar * Bir. ş .

saf. halis. mak i argolaş mak * Karş klı konuş ı argo lı mak. rengi. Kı saltması Ar. salyangoz kabuğ biçiminde kabuğ olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan u u (Argonauta argo). münezzeh. aç argı k nlı argı t argo * Kullanı ortak dilden ayrı lan olarak aynı meslek veya topluluktaki insanları kullandı özel dil veya söz n ğ ı dağ ğ arcı. f. arı sokmak gibi * iğ nelemek. argüman arı * Bir çış kıkümesinin değkenine verilen ad. külhan beylerinin kullandı söz veya deyim. * Zar kanatlı lardan. söz arı kil . ş nmı katıksı . boğ . derbent. ı * Günahsı z. n na lanan ağ parça. arı arı alacak çiçeğbilir bal i * iş bilen kimse nereye baş ini vuracağ bilir. havada %1 oranı bulunan. kanatsı kılca renkli küçük sinek (Braula caeca). zı arı ı dalağ * Bal peteğ i. ı * Serserilerin. zayıbitkin.9 olan. bal ve bal mumu yapan. * Beceriksiz. ğ ı argolaş ma * Argolaş özelliğgösterme. z. argon * Atom numarası atom ağ ğ39. ı nı arı beyi * Her kovanda bir tane bulunan ana arı . iğ nesiyle sokan böcek (Apis mellifica). * Keklik tutmakta kullanı tahtadan kapanları yan tarafları bağ lan. * Söz argo durumuna gelmek. arı gibi * çok çalı ş kan. * Yabancıeylerden arı ş ş z. kokusu ve tadı 18. ı ı rlı nda olmayan bir element. arı biti * Kör. * Argıolma durumu. iş * Temiz.argı n * Yorgun. boğ dağ azı az. n * Geçit. argonot * Kafadan bacaklı lardan. acı söylemek.

arı mak klaş * Arı(II) olmak. k arı klatma * Arı klatmak durumu. arı k * Eti. arıçekmek k * tı kanan. sı ı zayı lı z. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. lan it Arı Kovanı * Yengeç takı yı zı m ldı yöresinde bir yı z kümesi. açıyerlerde yaş bir kuş k ayan (Merops apiaster). yetiş * Bal almak için arı tirme iş yetiş i. arı klatmak * Su yolu yapan kimse. ska. k arı ma klaş * Arı mak iş klaş i. yağerimiş f. arı ugiller kuş * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfı giren bir familya. açlı . Kuzey Afrika. Orta Asya'da az ağ klı il. * Genç iş arın baş çi nı ı ndaki bezlerden salgı ğazotu çok madde. karşğödenmeyen emek. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı arı kçı arı klama * Arı klamak iş i.* Porselen yapmakta kullanı bir çeş ak ve gevrek kil. sı sarı kuş rtı . arıemek k * İçinin. * Fide veya fidan dikilen yer. karnı mavimsi yeş Güney Avrupa. arı sütü arı cı arılı cı k arı k * Ark. . lar nına arı sili * Tertemiz. bozulan arkları temizleyip açmak. ldı arı kovanı * Arı n içinde bal yaptı çeş maddelerden yapı ş ları kları itli lmıyuva. arı klamak * Arı(II) duruma gelmek. cı kuru. arı kovanı iş gibi lemek * (bir yerin) gireni çı çok olmak. kanı arı u kuş * Arı ugillerden. ladı ı * Bal almak için arı tiren kimse. kaolin.

tirme. * Bir ş herhangi bir ayıveya kusur bulunmadını eyde p ğ bildirmek. arı laş duruma gelme. flı skalı arı lama arı lamak arı lanma * Arı lamak iş tenzih. arı rmak ndı * Arı nması sağ nı lamak. arı rma ndı * Arı rmak iş ndı i. özellikle karı ve arka ayakları llarla örtülü nları kı zar kanatlı familyası lar . arı lı k * Temizlik.* Arı(II) duruma getirmek. kovanlı n u k. saflaş mak. iyi ş kı arış nı arı nma * Arı nmak işveya biçimi. arı lı k arı nmak . * Ruhun tutkulardan temizlenmesi. özleş mek. arı ma laş * Arı mak durumu. * Sanat yoluyla duygularıarı n nması . ı * Arı lanmak durumu. vücutları . özleş me. sı k. zlı * Kovanları konulduğ yer. arın yuvası kazı(veya çöp) dürtmek nı na k * tehlikeli kiş kı rtmak. tenzih etmek. ş zlı ı * Günahsı k. k arı k klı * Zayık. özleş tirmek. laş arı lar * Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaş ayan. arı ma. i. i * Temizlenme. arı dokunmak na * utanç duymak. arı mak laş * Arı duruma gelmek. arı tı laşrma * Arı tı işözleş laşrmak i. * Katıksı k. arı tı laşrmak * Arı duruma getirmek. laş arı lanmak * Arı mak.

. * Katıksıduruma getirmek. arı z arıolmak z * bulaş sürekli görünür durumda olmak. iş lemez duruma gelmek. arı zalanma * Arı zalanmak iş i. * Arı iş tma i. * Bulaş ş mı musallat olmuş . arı tı cı * Arı özelliğolan. * Çözgü. arı ş arı ş arı ş * Araba oku. alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanısoluna n m n konulan diyez. arı zalanmak * Arı aksaklıgöstermek. tmak i arı tma * Arı iş tmak i. * (petrol. k . * sonradan ortaya çı kmak. duruma gelmek. rafineri. ş z ı * Sonradan ortaya çı kan. tma i * Deterjan. hidrokarbon kondanstların tabiî gazdan ayrı ğbirim. iğ nı ldı ı arı tmak * Temizlemek. tma i. * Katıksı arı ş z. * Bir notanısesini yarı ton yükseltmek. bemol ve bekâr iş aretlerinin ortak adı . * Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. arı yapmak za * Bozulmak. tı ı ldı arı tı ş * Arı işveya biçimi. mak. arı za * Engebe. karbondioksit ve al ndan yla n su buharo gibi hidrokarbon bileşi olmayan gazlarla. arı ünitesi tma * Doğ gaz üretim kuyuları toplama hatları gelen gazı içerisindeki hidrojen sülfür. za.* Temizlenmek. vb. * Aksama. tasfiyehane. petrol gibi maddelerin arı ğyer. aksaklı k. yağ için) Arı iş rafinaj. arı lı tı k cı arı tı m arı evi tı m *Ş eker. ı * Rahatlamak. tasfiye etmek.

ş acak * Yiyeceğortaklaşsağ i a lanan (toplantı ). m * Engebesiz. ran * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğş . olayıbir önceki günü veya ona yakıgünler. arı z zası arı zî * Sonradan olan. * Huzurlu. aristokrat . nını u * Soylular sıfı nı. toplumsal ve siyasî gücün soylular sıfın elinde bulunduğ tarihî yönetim biçimi. * Aksamayan. aristokrasi * Ekonomik. ş tan * Geçici. arifane * Arif olana yakı yolda. eğ reti. bozulmuş . * Yarı yamalak. m ı lı r * Aristotelesçi. dı gelen. bozulmadan iş leyen. * Özgür. * Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İ grubuna verilen ad. ön gün. * Çı plak. rahat. hür. en * Bu halkla ilgili. *İ ran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleş halk veya bu halktan olan kimse. iş lemeyen.arı zalı * Engebeli. arife * Belirli bir günün. biçimde. n n arife günü * Dinî bayramlardan önceki gün. arioso Aristocu * Dramatik ve lirik bakı mdan yüksek bir anlatı gücü olan ağ başhava. bu halka özgü. düz. arya. ş lı ş lı arif olan anlası(veya anlar) n * herkesin anlayacağkadar açısöylenmeyen bir sözün gerçek anlamı ı k nıkavrayanlar için söylenir. * (Araç vb. mutlu. arifane ile * ortaklaş a. idare edecek biçimde. için) Aksayan. liğ i arkı Ari arî Ari dil aria arif * Çok anlayı ve sezgili (kimse). varı . Aristoculuk * Aristotelesçilik.

dizinin terim sayına bölünmesiyle elde edilen sayı ları nı sı . * Kalp atı ndaki düzensizlik ve eş ş ları itsizlik. aritmi aritmik ariya ariyet * Eğ ödünç. sı * Soylu. * Büyük bira bardağ ı . * Ritimli olmayan. n lemler olan kolu. ödünç olarak. lar.5. kla aristokratlı k * Aristokrat olma durumu.7. her yönü ile.. ariyeten * Eğ olarak.* Aristokrasi yanlı. ndan * Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu. * Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe. aritmetik dizi * Ardık terimleri arası ş ı ndaki ayrı değ meyen dizi: 1. * Belli bir taş r malıkullanı nı geri verilmek ş yla bedelsiz olarak bir kimseye bı lması ı nı n lmasın artı rakı . düzensiz. sı Aristotelesçilik * Yunan filozofları Aristoteles'in felsefesi. aritmetiksel * Aritmetik ile ilgili. aritmetik * Matematiğ konusu sayı bunlarıözellikleri ve iş in. Aristotelesçi * Aristotelesçilik yanlı olan kimse. Arjantinli * Arjantin halkı olan. * Bu bilimle ilgili. lan aritmetik orta * Bir diziyi oluş turan sayı n toplamın.3. reti ariz amik ariza arjantin * Enine boyuna. aristokratik * Aristokratlı ilgili.9. dizisi aritmetik bir dizi olup ortak çarpan m iş denilen değmez oranı sayıdı iş 2 sır. ndan ark . ağalma.. gezimcilik. * Sancağ yelkeni veya sereni direkten aş ı ı . reti. aritmetik iş lem * Aritmetik yoluyla yapı çözüm.

rtı ğ ı * (insan için) Vücut. rüzgâr almayan kuytu yer. eyin rt * Geri kalan bölüm. tmak ı lan k k. sı nda n rı ğ ı . piston. arka arkaya * Hemen birbirinin arkası ndan. ş mak. eyin * Ağ ı l. arka sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki sokak. kanal. iltimasçı . beden. arı hark. gibi arka arka * Geriye doğ ru. arka plânda * Geride. arka arkaya vermek * birbirini korumak için birleş destek olmak. arka ayak * Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan biri. dayamak. dayanı mek. * Arkada olan. arka * Bir ş temel tutulan yüzünün tam ters yanı eyin . lan arka teker * Araçlarıarka düzeninde yer alan tekerlek. n arka vermek * desteklemek. yabancı davranmak. arka kapı çı dan kmak * okuldan baş sı kla ayrı arızlı lmak. sı rmak nan arka olmak * maddî. * Geçmişgeride kalmızaman. . cetvel. * Art. rı cı arka çı kmak * bir kimseyi baş kaları karşkorumak. arka müziğ i * Bir oyunda hareket ve sözlerin yanı ra etkiyi artı için hafifçe çalı müzik. kayı na ı rmak. arkada bulunan. arka bulmak * bir koruyucu. kayı bulmak. ş arka (veya sı çevirmek rt) * eski ilgiyi göstermez olmak. kayıcı rı. * Bir ş sı durumunda olan yüzeyi.*İ çinden su akı için toprağkazarak yapı açıoluk. * Önemsiz. art arda. * Otururken sı n dayandı yer. peş . * Koruyucu. manevî yönden destek olmak. arka yüz arkaç * Bir ş arkada kalan yüzü. * Dağ rtları davarlarıyatıldı düz.

arkadan söylemek * kendisi bulunmadı bir yerde kimseyi çekiş ğ ı tirmek. içtenlikle. lı arkadaşk etmek lı * bir iş birlikte bulunmak. arkadan vurmak * bir kimse kendisine güvenen ve inanan birine gizlice kötülük etmek. (söz * Güzel sanatlarda klâsik çağ öncesinden kalan. belli etmeden. lik arkaik * Arkaizmle ilgili. arkadaşk lı * Arkadaş olma durumu. erce n nda arkadan arkaya * Gizli gizli. müzaheret etmek. arkadaş * Bir iş birlikte bulunanlardan her biri. na * Bir kimseye güven vererek yardı etmek. huyu ve düş te ünceleri birbirine uymak. * zaman bakı ndan geçmiş bı mı te rakmak. dedikodusunu yapmak. m. arkaizm arkalama arkalamak * Arkası almak. ünsiyet. a ş ı ş . lı a er ları kün arkadaş il. geride kalmak. te * Birbirlerine karşsevgi ve anlayıgösteren kimselerden her biri. inde raktı ı nları arkada kalmak * geriden gelmek. hempa. lar arkadaş olmak * bir kimseyle dostluk kurmak. refik. bir yapın özelliğ ldı dan ı dan nı i. destek olmak. arka taş değ ı * zarar veren arkadaş için söylenir. * (ölen kimseye göre) dünyada bı rakmak. i. kullanı ulan lan mdan düş olan eski söz ve deyim. arkadaş ça * Arkadaş olarak. arkada bı rakmak * bir ş eyden epey uzaklaş ş mıbulunmak. dostça. gizlice. refakat etmek. arkada kalanlar (veya arkadakiler) * bir kimsenin öldüğ ünde veya bir yere gittiğ geride bı ğyakı . ileri gidememek. eş etmek. * Arkalamak işyardı müzaheret. içten olmak. birlikte gitmek. arkadaş na çok düş olan kimse. geride kalmak. müş * Kullanı ğçağ daha eski bir çağ kalma bir biçimin. * bir süre beraber bulunmak. ı ş arkadaş sı canlı * arkadaşğ değ veren. el altı ndan.arkada bı rakmak * birinden daha ileri gitmek. arkadaşyakır davranı omuzdaşk. eskimiş veya eser). yâren. korumak. yüklenmek. * Konuş ve yazı dilde. m . * değ ileride olanlarıarkası kalmak.

ı arkalı klı * Arkalı. ı kullandı arka yastı. ğ rt ı arkası (veya sı ) yere gelmemek rtı * sarsı lmamak. güçlü olmak. ğ rt ı arkalı z ksı * Arkalı. rt * Sı nda yük taş hamalları yük taş rtı ı yan n. arkası gelmek * devamlı olmak. arkası pek * Güçlü birine veya sağ bir ş güvenen. ndan . arkası ra sı * Ardı ndan. bitirilmek. dayanağolan. arkası bakmadan gitmek na * arkada kalanlarla hiç ilgilenmeden bir yerden ayrı lmak. taş rtı ı mak. * desteğ sağ ini lamak. sı dayayacak yeri olmayan. kalı bir tür kı hı nca sa rka. arkası olmamak * kayı racak kimsesi olmamak. yerinden düş ürülememek. bir yerde durdurulmak. semer. arkası almak na * sı na yüklemek. sı dayayacak yeri olan. koruyucusu. lam eye arkası ra sı * arkası ndan. ı * Soğ a karşgereğgibi giyinmemiş uğ ı i olma durumu. arkalı rken kları ğ ı k. * (birini) gözden ayı rmayarak arkası gitmek. peş inden. * Sı dayamaya yarar yer. sürekli olmak. arkası nmak alı * sona erdirilmek. arkası düş (veya takı na mek lmak) * bir işsona erdirmek için sı çalı i kı ş mak. * Koruyanı . destek olunmak. m arkalı arkalı ç * Arkalı k. arkası kesilmek * tükenmek. arkalanmak * Kendisine yardı edilmek. son bulmak.arkalanma * Arkalanmak iş i. arkalı k * Ev içinde giyilen kolsuz. arkası yufka * Sevilen bir yemeğ arkası baş bir yemeğ bulunmadını in ndan ka in ğ anlatmak için söylenir.

arkası z * Arkalı olmayan. dayanağolmayan. ı arkaüstü * Arkası gelecek biçimde. koruyucusu. iltifat etmek. i arkası dayamak nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. sözünden caymakta sakı görmeyenler için kullanı iş nca lı r. arkası dolaş (veya gezmek) nda mak * bir işyaptı için ilgili veya yetkili bir kimsenin uğ ğyerlere giderek görüş fı aramak. geriden gelmek. arkası almak nı * bir iştamamlamak. li arkeen arkegon * Kambriyumlardan önce oluş en eski yer katı an . arkası sürüklemek ndan * arkası gelmesini sağ ndan lamak. ğ ı * Koruyanı olmayan.arkası (veya sı nda) yumurta küfesi yok ya! nda rtı * eski düş üncesini değtirmekte. övmek. baş zamana veya iş sonuna bı ka in rakmak. * İ ana madde. yaptı me rsatı * birine çok ilgi duymak. arke arkebüz * XV. lk . arkası (bir ş vermek nı eye) * dönmek. arkası (birine) vermek nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. sonraya kalmak. görüş fı aramak. yüzyı Fransa'da kullanı lda lmaya baş lanan. una arkası getirememek nı * baş ğbir iş ladı ı i sürdürüp sona erdirememek. taş ı nabilir ateş silâh. i rmak radı ı me rsatı arkası ndan * birinin orada hazı r bulunmaması durumunda. ertelemek. arkası koş ndan mak * iş rmak için birinin arzusunu kollamak. arkaya kalmak * geride kalmak. arkası sı nı vamak * okş amak. yere arkaya bı rakmak (veya koymak) * sonraya. una arkası (veya peş bı nı ini) rakmak * vazgeçmek.

ekil. kı arlı * Namuslu. arlı ndan. nda açı ilik * Kazı bilimci. sılmaz. armada armador * Donanma. nda armağ an . * Geminin direk. seren. arkeolojik * Arkeoloji ile ilgili. kuzey kutup yakında olan. harf veya ş ongun. arkeoloji uzmanı bilgini. * (olumsuz olarak veya olumsuz anlamlı cümlelerde kullanı Utanmak. mur yla arma uçurmak (veya arma budatmak) * armayı rüzgâra kaptı rmak. ş ta arma * Bir devletin. yağ ve kardan korumak amacı bir süre için sökmek. bir hanedanıveya bir ş n ehrin sembolü olarak kabul edilmiş resim. kazı mı bilimi. sılgan. lı r) * Köy evlerinde kapı n arkası konulan kalıkuş ları na n ak. halat ve yelken takı . ı arktik arlanma arlanmak arlanmaz * Utanmaz. seren. huysuz huyundan vazgeçmez arı * herkes kendi karakterine göre davranı bulunur. veya * Tarih öncesi ve eski çağ lardan kalma eserleri tarih ve sanat bakı ndan inceleyen bilim. kum taştüründen bir tortul kayaç. yerli arma soymak * hareketli olan armayı . su nda. yelken ve ip gibi donanı nı mı düzenleyen usta. utangaç. arkı t arkoz * Birleş iminde feldspat bulunan. ip. nı * Arlanmak iş i. * Geminin yürümesine hizmet eden direk.organı . mı arma donatmak * armayı yerine koymak. armadura * Gemide direklere takıhalatları lamak için küpeş lı bağ tenin iç tarafı bulunan delikli ve çubuklu levha. limanda kı ş lamak. arkeopteriks * Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili. kı * Kuzey kutupla ilgili. arkeolog arkeoloji * Eğ otları bazı yosunları bütün kara yosunları ve bazı k tohumlularda görülen diş relti nda.

* Armut biçiminde olan. çiçekleri beyaz. ak. armoniler * Frekansı sesin frekansı tam katı sesler. * Bir bilim adamın emek verdiğdalda onu anmak için hazı nı i rlanan bilimsel eser. Ahlatı iyisini (dağ ayı yer. mı toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arası na yerleş tirilen demir parçası . armudî armudiye * Armut biçiminde nazarlı olarak takı altı k lan n. sulu. ı z sı zı * Akordeon. sı * Bir mı sı iki kutbu arası kuvvet akı nı knatın nda. yumuş ufak çekirdekli meyvesi. * Ödül. * Armonika. armatörlük * Armatör olma durumu. * Gemi iş letme işgemi iş i. * Fazla bön. * Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. armudun iyisini (dağ ayı yer da) lar * Bkz. an armonik * Armoni ile ilgili olan. armonika * Yan yana sı ralanmıdeliklerden her biri üflenince. hediye etmek. ı ş armağ etmek an * birine bir ş armağ olarak vermek. n da) lar armut * Gülgillerden. ey. aç * Bu ağ n rengi sarı yeş kadar değebilen tatlı acı dan ile iş . * Ticaret gemisi sahibi. mıka. armut gibi . armoni orkestrası * Yalnıüflemeli çalgı z lardan oluş orkestra.* Birini sevindirmek. ihsan. * Bağ. en. ana ndan olan armonize * Tamamlayı sesler eklenmiş cı (müzik parçası ). armoni * Türlü sesler arası sağ nda lanan uyum. yurdumuzun her yerinde yetiş bir ağ (Pirus communis). . letmeciliğ i. eyi an armalı armatör * Arması bulunan. ayrı ş notada sesler çı karan küçük ağ çalgı. armatür * Bir aletin ana bölümünü oluş turan kım. armonyum * Taş ı nabilir küçük org. mutlu etmek için verilen ş hediye.

aromatik * Öküz gözü. tı Arnavutlaşrmak tı * Arnavut kimliğ kazandı ini rmak. ayan * Bu halka özgü olan (ş ey). Arnavut bacası * Çatı penceresi. Arnavut kaldımı rı * Yollarda irili ufaklı larla geliş taş igüzel yapı kaldım. lan rı Arnavutça * Hint-Avrupa dilleri ailesine giren. kı zı Arnavut ciğ eri * Ciğ tavası er . Arnavutlaş mak * Arnavut dilini ve kültürünü benimsemek. dı ı armutun sapı üzümün (veya kirazı çöpü var demek var.* çok anlayı z. sır gözü. Arnavut biberi * Acı rmı biber. armut top * Boksörün çalı ş maları kullandı içi havalı şderi. . hiçbir ş beğ eye eyi enmemek. armut piş zı düş ağ ma ! * bir iş hiç emek harcamaksın onun kendiliğ e zı inden olması bekleyenlerin durumunu anlatı nı r. mastı ğ ı çiçeğ i. armut kurusu * Daha sonraki mevsimlerde yenmek üzere kurutulmuş armut. armut biçiminde olan bir süs kabağ ı . armuz Arnavut * Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtaların yan yana gelmeleri sonucu araları oluş nı nda turdukları çizgi. * Arnavutluk ve çevresinde yaş bir halk. nı arnika aroma * Bitki özlerinden veya yağ ndan elde edilen hoş ları koku. n) * her ş kusur bulmak. armut biçiminde top. Arnavutlarıkullandı dil. Arnavutluk * Arnavut olma durumu. bön. * Arnavut halkın bütünü. ş sı armut kabağ ı * Ürünü. n ğ ı Arnavutlaş ma * Arnavutlaş mak. nda ğ ı . Arnavutlaşrma tı * Arnavutlaşrmak durumu.

darı ktı çı * ters sonuç veren iş için söylenir. arpacı kumrusu gibi düş ünmek * ne yapacağ bilmeyerek derin derin düş ı nı ünmek. harp (II). * Arpa konulan yer. araba gibi bir taş aracı doldurma ve boş ı t na. ğ ı arpalı k * Arpa ekilen yer. tabanca gibi ateş silâhlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve niş alı gezle birlikte li an rken göz ile hedef arası aynı üzerine getirilen küçük çıntı nda çizgi kı . aromalı . arpa boyu kadar gitmek (veya yol almak) * pek az ilerlemek. arpa ş ehriye * Arpa biçiminde dökülmüşehriye. ler arpa güvesi * Tahı dadanan bir güve türü. arpacı k * Göz kapağ n kenarı çı küçük çı it dirseğ ı nı nda kan ban. yurdumuzda mı lan. bir su deposu eklenmesiyle oluş turulan. maklı * Karş ksıyarar sağ lan yer veya kimse. arpacı lı k arpağ an arpalama * Atlarıayakları görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalı n nda k. * Yabanî arpa. * Tüfek. ş arpacı * Arpa alan ve satan kimse. arpa tarlası . * Bu bitkinin taneleri. * Arpa biçiminde ş ehriye. * Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalı. arpa * Buğ daygillerden. yiyecek gibi ş veya para. ı z lı lanı * Arpa yetiş tirme veya alı satma iş p i. taneleri ekmek ve bira yapı nda kullanı hayvanlara yem olarak verilen. arozöz * Kamyon. * Müftü ve kazasker gibi din görevlilerine aylıyerine verilen giyecek. k eyler * Baş k. arpa ektim. * Hayvanıdiş bulunan ve hayvan yaş kça silindiğiçin yaş belli eden bir niş n inde landı i ı nı an. altma düzeni olan. arpacısoğ k anı * Tohumdan yetiş tirilen ve tohumluk olarak kullanı küçük soğ lan an. çok yetiş tirilen bir bitki (Hordeum vulgare).* Hoş kokulu. arp * Bkz. llara arpa suyu * Bira. i. . sulamaya yarar araç.

atmosfer bası altı 4500 C de u ncı nda süblimleş maden filizlerinde çok yaygı bulunan. arpçı arpej arsa arsenik * Atom numarası atom ağ ğ74. ş klı * Arp çalan kimse. zlı arsı ma zlaş * Arsı mak iş zlaş i. ı ı rlı unluğ 5. sı ı k. arsı zlanmak * Arsı k etmek. arsıarsı z z * Utanmaz bir biçimde. z arsı k zlı * Arsıolanıdurumu veya arsı yakı z n za ş davranı yı ı k.7 olan. arslanlı . sı arak. * Bir akort oluş turan seslerin birbiri arkası çalı ndan nması . Kı en. kı arslan * Aslan. . zı k. acak ş lıklı rnaş . arpası gelmek çok * coş azmak. k arpalıyapmak k * bir kaynaktan sürekli olarak çı sağ kar lamak. arsı k etmek zlı * utanmadan. aç gözlü davranmak. yoğ 33. yıarak. z za ş an arsı zlanma * Arsı zlanmak iş i. yıı yüzsüz (kimse). arsı z * Utanması kı olmayan. * Kolayca üreyebilen (bitki). keser * haksı ğveya kötülüğ esas yapanıyerine bu konuda adı plâna çı kiş anlamı kullanı zlı ı ü n ön kan iler nda lı r. kudurmak. yüzsüzce davranmak. mak. n çan rnı saltması As.arpalıetmek k * arpalıyapmak. sılması lık. ş * Aç gözlü davranan (kimse). metal görünümünde basit element. arsı ulusal * Uluslar arası . sılmadan. sı otu. arsı mak zlaş * Arsıduruma gelmek. arsı yakı biçimde. arslanıadı kmı çakallar baş n çı ş . lı ş rnaş arsı zca * Arsıgibi. * Üzerine yapı lmak için ayrı ş yapı lmıyer.91.

arş kadar. geri. arş * İ dinî inanına göre göğ en yüksek katı slâm ş ı ün . ı n ı n * Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan. * Arş idükün karıveya kı. sı zı * Avusturya hanedanı prenses. * Yaklaş olarak 68 cm ye eş olan uzunluk ölçüsü. eyin art arda * Birbirinin arkası ndan. ru ş arş etip arş ı âlâ arş ı n * İ örnek. adı mak. arş ı nlamak * Arş ölçmek. yukarı mı ya doğ uzanmıdemir yay. * Tren.* Osmanlı devletinde kullanı arslan baskıgümüş lan lı sikke. lk * Dokuzuncu kat gök. ivde art * Arka. arş arş e * Askerlikte "yürü" komutu. art avurt . arş saklamak. ı arş iv arş ivci arş ivleme * Arş ivlemek iş i. arş ivcilik * Arş ivcinin yaptı iş ğ veya görevi. nda * Belgelik. * Keman yayı . arş ivlemek * Arş kaldı ive rmak. * Belgelik görevlisi veya uzmanı . ı k it arş ı nlama * Arş ı nlamak iş i. tramvay gibi elektrikle iş leyen taş ı tlarda telden elektrik akı almaya yarayan. ı nla * Amaçsı geniş mlarla dolaş z. arş k ı nlı arş idük arş es idüş * Arş ölçüsünde. * Bir ş öbür yüzü. troleybüs.

p. * Gözde iris ile billûr cismin arası ndaki boş luk. diyakronik. art zamanlı * Evrim açından ele alı süre içinde birbirini izleyen. ş ı k * Çoğ fazlalaş artı . nda l düş art elden * birini oyalayı ondan gizli olarak. hinterland. bereketli. ta. bazen de n rtı mı ı itli n nda sı zarak oluş turduğ ünsüz: k. art eteğ namaz kı inde l * çok temiz huylu kimseler için söylenir. yında art damak * Damağ arka bölümü. fazla bulunmak. mlı artağ k anlı * Alılandan veya beklenilenden artıürün verme durumu. ş ı k artakalma * Artakalmak iş i veya durumu.* Avurdun arka bölümü. alan. a ndan an ndan art bölge * Deniz kısı bulunan bir yerin gerisindeki bölge. sı nan art zamanlı bilimi dil * Dil olayları değik zaman ve evrim açından ele alan dil bilimi. artçı lı k * Artçın görevi. artağ an * Alılandan veya beklenilenden artıverimi olan. artçı * Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğ güvenliğ sağ in ini lamak için arkadan gelmek üzere bı lan rakı kı dümdar. art niyet art oda art teker * İ gücü sağ tici layarak bisikleti yürüten teker. bereket. artakalmak * Artmak. hareket). art düş ünce * Bir düş üncenin arkası gizli tutulan ası ünce. iş sı nı i. geriye kalmak. . ğ u . * Geçmiş sanat veya edebiyat çırı sürdüren (sanatçı bir ğ nı ı . nı * Art düş ünce. g. an. art avurt ünsüzü * Dil ucunun art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses. nı iş sı art zamanlı lı k * Değ ik zaman ve evrim açından incelenen dil olayların özelliğ diyakroni. ı n art damak ünsüzü * Ciğ erlerden gelen havanı dil sı yardı yla art damağ çeş noktaları bazen patlayarak.

ş ğ ı k er ğ ı ıı lı artıgün k * Artıyı k llarda ş ayı eklenen. *İ çildikten. ldı * Kalan veya artan bölüm. pozitif. daha fazla. * Trafiğyoğ olan ana yol. * Bir ş harcandı sonra onun artan bölümü. artağ ş an. . * Artı klamak iş i. artı çoğ ş alma. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. i un * Atardamar bozukluğ u. fı iş ). artı klamak * Yemekte artıbı k rakmak. gün. * Sırdan büyük. önünde artıareti bulunan (sayı eksi karş . sonra. * Bundan böyle. iş ş gücünün karşğolarak. yenildikten veya kullanı ktan sonra geriye kalan. zait. sıya batı p akı n geçmesini ağ vı rı lı mı layan. karşğ ödemeksizin ıı lını sahip olduğ ek değ u er. * Katyon. sırdan büyük sayı areti fı . artı mlı artı n artılma rı * Piş ştiğiçin miktarı ince iş i artmıgibi görünen. daha. * Toprağburgu ile delinerek açı ve suyu yükseğ fı ran kuyu. artı uç artı k * Elektrikli çözümlemede. dört yı bir gelen 29. ey ktan * Daha çok. * Artılmak iş rı i. artıemek k * İçinin. pozitif sayı . artıdeğ k er * İçinin. lda l. ödenen değ üzerinde ürettiğve iş ıı lı erin i verenin. . anot. artı * Toplama iş leminde + iş aretinin adı . yeter. ı tı artı sayı * Kendisinden önce + iş bulunan. metal uçlardan artı yüklü olanı . ı lan e ş kı arterit artezyen artezyen kuyusu * Artezyen. ubat na lda artıyı k l artı klama * Dört yı bir gelen 366 günlük yıseneikebire. artı m * Artma.arter * Atardamar. karşğödenmeyen emek.

artma * Artmak iş i. ince ktan * Değ yükselmek. artı ş artist gibi artistçe artistik artistlik artrit artroz arttı rma arttı rmak .artılmak rı * Artı rmak iş konu olmak. * Bir malı ka alıları verdiğfiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek. sanatkâr. çoğ lmak. artı rma * Artı rmak iş i. * Artı rmak işyapı i lmak. * Gereğ harcandı sonra bir miktar geri kalmak. * Yükseltmek. tezyit edilmek. eyi rma i. artist * Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse. sanatlı n i e . çoğ altmak. artma. tasarruf etmek. artmak artmak * Büyük heybe. p * Herhangi bir davranı ileri gitmek. artı rmak * Artması sağ nı lamak. * Müzayedede artı rma. alı . * Alılar arası cı ndaki yarı ş maya dayanan ve en yüksek fiyatı sürene malıverilmesiyle biten yöntem. * Güzel sanatlarıgerektirdiğniteliğ uygun. iltihapsı süreğ eklem hastalı. * Genellikle ş bozucu. artist gibi. mlı * Artiste benzer biçimde. * Eklem romatizması . ş ta * Artmak iş i veya biçimi. sanatçı . artı çoğ ş m. baş cı n i * Tutumlu davranıbiriktirmek. güzel ve alı (kimse). en ğ ı * Arttı rmak iş i. * boylu poslu. ine altı artım rı * Bir ş idareli harcayarak onun bir bölümünü artı iştasarruf. * Eskisinden daha çok çoğ almak. * Artist olma durumu. * Artistin görevi. ekil z. n müzayede. * Eğ lence yerlerinde gösteri yapan kimse. fazlalaş eri mak.

liğ i. arz ve talep * Üreticinin piyasaya mal çı karması tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları ve . * En. eye ı arzu etmek * yürekten istemek. * Yer bilimi. unu . * Enine olan. * Heves. jeoloji. arzu duymak * birine veya bir ş karşistek duymak. tüğ arz talep kanunu * Belirli bir piyasada sunu ve talep dengesini düzenli tutma sistemi. arz etmek * sunmak. arzuhâl * Dilekçe. arz derecesi * Bkz. istida. yüzyı Arius adlı papazıkurduğ ve Hristiyan inanını tersine olarak İ n tanrı ı inkâr lda bir n u ş n ı sa'nı lını ğ eden mezhep. ü Aryanizm * IV. ile arz odası * Mevkii olan insanları halkla görüş ü oda. arz arz arzuhâl gibi (veya kadar) * bir mektubun çok uzun olduğ anlatmak için söylenir. bildirme.aruz * Hecelerin uzunluk ve kı k. sunu ve istem. geniş lik. nazı arya * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğ genellikle kendi içinde bütünlüğ olan parça. enlem dairesi. * Yer. stek. arz * Sunma. * saygı bildirmek. yeryüzü. arz dairesi * Bkz. kapalı veya açı k değ salı lı k klı erlerine göre türlü ses kalı ndan oluş Divan pları an Edebiyatı m ölçüsü. enlem. n. * (büyük bir makama) Anlatma. arzanî arziyat arzu * İ dilek.

asabîleş mek * Kı zmak. * Sinirle ilgili. n kları asabî * Sinirli. arzusu kalmak * isteğyerine gelmemek. * Eskiden ihtiyarları baston yerine kullandı uzun sopa. sinirsel. i As * Arsenik'in kı saltması . mektup vb. asabîleş me * Asabîleş iş mek i. ü it * Ara yön. ı tları * Bir iş baş gelen (kimse veya ş te ta ey). sinirlilik belirtileri göstermek. arzulama * Arzulamak iş i. arzulamak * İ duymak. törenlerde taş kları nı ı dı bir tür ağ veya metalden değ aç nek. din adamların güç sembolü olarak. kları * Sinir hastalı ile ilgili hastahane bölümü. allerin. * Sinir hastalı ile ilgili hekimlik kolu. asas kat as yön asabiyeci . *İ skambil kâğ nda birli. yazan kimse. hevesini alamamak. * Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğ eş parçalardan her biri.arzuhâlci * Para ile dilekçe. özlemek. as as * Kakı m. * Ast sı nıkı lmı. asa * Bazı ülkelerde. stek arzulu *İ stekli. hükümdarları mareş n. asabîlik asabiye * Asabî olma durumu. arzuhâlcilik * Arzuhâl yazma iş i. eklendiğkelimenin daha aş ı fatın saltı ş ı i ağderecelisini anlatan yeni kelimeler türetmeye yarar. istemek. öfkelenmek. hevesli. kları * Sinir hastalı uzmanı kları . sinirlenmek.

kripton. parazitoloji. ı tı * Kendi adı hareket ederek. * Bir görevde temelli olarak. yaş ş . ekti. * Yapı eserler. asansör boş u luğ * Binalarda asansörün iş lemesi için bı lan boş rakı luk. na asaleten asaleten atama * Sürekli görev yapmak üzere bir göreve atama. konakçı iliş ı yla kisini ve yaptı hastalı ğ ı klarla bu hastalı karşgiriş klara ı ilecek savaşkonu alan bilim dalı ı . * Bir canlın içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak. lı inde asal gazlar * Atomların dıelektron halkaları nı ş tamamı veya geçici olarak elektrona doymuş yla olan gazlar (helyum. esasî. asabî yapıolma. ası l olarak. *İ nsanları yükleri bir yapın bir katı ötekine veya yüksek yerlere çı p indiren elektrikle iş veya nı ndan karı ler * Kurul. lar. * Baş nısı ndan geçinen (kimse). asal sayı (lar) * Bölenlerinin kümesi iki elemanlı elemanlardan biri 1. . asansörcü * Asansörün bakı ve onarı nı m mı yapan kimse. * Bir görevi yüklenmiş olan. soy gazlar. tufeyli. asamble asansör araç. n * Soyluluk. temel niteliğ olan. ş ması sağ asap asar * Sinirler. asalaklaş ma * Asalaklaş durumu. mak asalaklaş mak * Asalak duruma gelmek. asillik. asalak parazit. kaların rtı asalak bilimi * Asalaklarıyapını ayını n sı. öbürü sayın kendisi olan doğ sayı olan nı al (lar). vekâleten karş . ksenon). onun zararı yaş baş canlı nı na ayan ka . * Otel ve hastahane gibi büyük kuruluş larda asansörün düzenli çalı nı layan kimse.asabiyet asal * Sinirlilik. lı * Başca. vekillik karş . asalaklı k asalet * Asalak olanıdurumu. neon. ı tı * Yazı veya sözde bayağsöz ve deyim bulunmaması da ı durumu. o görevin sahibi olan kimse. argon.

asbaş kan *İ kinci baş kan. * Ana maddesi katran olan ve yollarıkaplanması kullanı karım. * Sirkeyle ilgili. kolayca alev alıeter kokusunda bir sı. güvenlik. asetik asit * Sirkeye tadı ve özelliklerinden birçoğ veren asit. lar. lan r. msak ş ı * Birçok organik maddeyi eritmekte kullanı uçucu. asbest yünü * Asbestin iş lenerek yün biçimine sokulmuş u. sirkeyle aynı özellikleri taş ı yan. ı nı rı ndan asenkron asepsi aseptik asesbaş ı * Yeniçeri ocağ ı ndaki askerî görevinin yanı ra. senkron.asarı atika asayiş * Eski yapı eski eserler. * Bu reçinenin elde edildiğağ (Styrax officinalis). baş ve bitme anları ka olan (olaylar). sarı kokulu. ı tı n * İ kullanmadan. baş sı asetat asetatlı asetik * Asetik asidin tuzu veya esteri. n nda lan ş ı . asayiş berkemal * Güvenliğ yerinde olduğ anlatı in unu r. ases * Gece bekçisi. güçlü ve beyaz bir ık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. * Osmanlımparatorluğ İ unda yeniçeri ocağ n kaldılması önceki güvenlik görevlisi. yalnııyardı ile aygı pansuman gereçleri gibi ş lâç z sı mı t ve eyleri mikropsuzlaşrma iş tı i. yadıkurun. eş lama baş zaman karş . i aç * Eş zamanlı olmayan. * Birleş imine asetat karı rı ş ş lmı tı . vı * Siyah renkte ş ekilsiz bir cins bitüm. kılmadan bükülebilen ve ateş niteliğdeğ meyen bir mineral. asbest * Tremolitin bozulması oluş lifli. * Her türlü mikroptan arı ş nmı . ortanı n çorbacı ına verilen ad. saydam. nı unu asetilen aseton asfalt * Renksiz. acın çizilerek elde edilen bir reçine. aselbent * Hekimlikte ve koku yapı nda kullanı aselbent ağ nı kabukları mı lan. u. taş ndan an rı te i iş pamuğ kaya lifi. düzenlilik. baş sı ş ehrin düzenini korumakla da yükümlü olan 28. * Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu.

* Ası lı . nda * Asmak iş i. ana. * Minimum. fat ası olmak (veya ası kalmak) da da * bir iş son verilmeyip öylece bı lmıolmak veya kalmak. asısuratlı k * Hoş nutsuzluğ kı nlını unu. eyin ı tı * Kök. nı ğ ı ası lar l sayı . nesep. * Soy. ması an n al asfaltlama * Asfaltlamak iş i. asfaltlanmak * Asfalt dökülmek. * Bir ş temelini oluş eyin turan. ortak payda. zgı ğ yüzüne sert bir anlam vererek belirten" öfkeli görünüş yüzü olan. asgarı terek müş * Herkes tarafı kabul edilen nokta. ük. asfaltlamak * Asfaltla kaplamak. ashap * Sahipler. esas. asfaltla kaplanmak. * Gerçek. lan ulan asgarî * En az. kaynak. asgarî ücret * İçilere bir çalı günü karş ğolarak ödenen ve iş ş ş ma ıı lı çinin gı konut giyim. ı lü ası l * Bir ş kendisi. * Gerçeklik. sahabeler. * Aranı nitelikleri en çok kendinde toplamıolan. uyuş konu. lan ş * (a'sıBaşca. e rakı ş ası k * Somurtkan. örnek. en aş ı azı ağ en ndan. üzerinde anlaş ndan maya varı husus. kopya karş . asfaltlanma * Asfaltlanmak iş i. lı ı m ihtiyaçları günün fiyatları nı üzerinden en az düzeyde karş ı lamaya yetecek ücret. en düş . gerçek olarak. asfaltit * Petrolün ayrı ş ile oluş ve çoklukta tortul kayaçlarıgözeneklerinde bulunan doğ bitüm. l) lı ta ası l nüsha * Bir yazma eserin veya belgenin kopyaların dayandı özgün biçimi. * Hz. köken. ası -ası -esi / * Fiilden sı yapan ek. Muhammed'in meclislerinde ve konuş maları bulunanlar. sağk. hakikat. baş gelen. ulaş ve kültür gibi da.* Asfaltlanmı ş .

* Sı veya üleş ra tirme eki almamıyalı sayı ş n lar. ası l vurgu * Kelimenin aslı ndaki vurgu. ası m ası takı m m * Kadı n takı kları eş . tebelleş rnaş olan kimse. lmıbir karı ası z lsı ası ltı * Doğ olmayan. * Bir ş isterken karş ndakini tedirgin edecek derecede ileri gitmek üstelemek. ası ş lmı adam * Salepgillerden. ı * Asma iş i. * Tutup çekmek. sı mak. * Israrla üzerine gitmek. süspansiyon. tavik. ey ı sı srar * Hı eline almak. ası lanma * Ası lanmak işintifa. * Birini tedirgin edecek kadar üzerine düş me. ru z. kların vı ş * Böyle bir sı karımı vı ş . rnaş asıkesmek p * (genellikle iş ı bulunan bir kimse için) yasayı neyerek sert davranmak. i. baş nda çiğ ası r * Yüzyı l. * Sı an. ası olmak ntı * tebelleş olmak. ası lanmak * Bir ş eyden yarar sağ lamak. . dayanaksı köksüz (haber). çiçekleri ası ş insana benzeyen ve köklerinden salep çı lan bir bitki. * Ası iş lmak i. intifa etmek. nları ndı süs yası ası ntı * Bir işhemen yapmayı bekleterek geri bı i p rakma. ı etmek. * Ası ş lmıolan. kökenli. ası lı ası lı ş * Ası iş lmak i veya biçimi. ası llı ası lma ası lmak * Bir kökene dayanan. * Asmak işyapı veya asmak iş konu olmak. sonuna kadar mücadele etmek. rı * Karşcinsin ilgisini çekmek için çarpı davranı ı cı ş larda bulunmak. zla * Boynuna ip geçirip sallandılarak öldürülmek. idam edilmek. * Çözünemeyen madde parçacı nıdibe çökmeden bir sı ortamda kalmıdurumu. süspansiyon. i lmak ine * Bir yere tutunup sarkmak. tehir. temelsiz.

kendine uydurma. ş zlı ı * Simetrik olmayan. lsa tı ı riyi ru. * Yüksek duygu ile yapı lan. asık rlı asi * Yüzyık. soyluluk. et ve bamya ile yapı bir Arap yemeğ lan i. ı tı asileş me * Asileş iş mek i. ı kaldı asilik * Asi olma durumu. sonuş maz. isyankârlı k. asileş mek * Karşgelmek. * Benzeş me. asilzade asilzadelik * Soyluluk. baş ı kaldı rmak. isyan eden. asillik * Asil olma durumu. . özümleme. dik baş. asalet. llı * Baş ran. bakımsı k. baş rmak. asimile asimptot * Bir eğ giderek yaklaş ama sonuna kadar uzatı bile yaklaşğhâlde eğ kesmeyen doğ riye an. kaldı * Hayı z. asimetri asimetrik * Simetrisi olmayan. asil * Soylu. asilik etmek * karşgelmek. "kendine uydurmak" anlamı "asimile etmek" biçiminde kullanı nda lı r.* Çağ . isyan etme. aside asidimetre * Asitölçer. * Bu söz "benzeş mek". * Soylu olma durumu. isyan etmek. * Bir görevde temelli olan. * Soylu. rsı lı * Un. vekil karş . bakımsı ş z. kendine benzetme. ası rlarca * Yüzlerce yı l. ı asimilâsyon * Benzer hâle getirme.

sı askercilik * Askere yakır biçimde.asistan * Yardı . z * Topluluk düzenine saygı olan. asit alkol asit borik * Bkz. lı * kılara ve en çok düş kıları asker indirme. asklı . tı n asit * Turnusolün mavi rengini kı zı çevirmek özelliğ olan ve birleş rmıya inde imindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluş turan hidrojenli birleş hamı ik. * Bir asidin özelliğ konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz. tersane gibi hizmet yerlerine verilen ad. asidimetre. ndan lan asker ocağ ı * Askerlik ödevinin yapı ğkı ordugâh. ale * Askerlik görevi veya ödevi. tı asistanlı k * Asistan. sı * Yurdun korunması yolunda iyi dövüş mesini baş aran. asit fenik asitölçer ask askarit * Bağ solucanı ı rsak . * Ordunun yalnıer rütbesinde olan bölümü. tahkimli bölge. ldı ş ı la. asker kaçağ ı * Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağ ı ayrı veya oraya gitmekten kaçan kimse. asker olmak * askerlik ödevine baş lamak. asker çı karmak * (bir devlet) belli kanunlara bağ olarak asker toplamak. * Bkz. disiplinli. araşrma görevlisi olma durumu asistanıgörevi. ini. asker * Erden mareş kadar orduda görevli bulunan herkes. borik asit. * Bkz. fenol. yı man yı na asker gibi * disiplinli. düzgün. ş ı . asker tayı nı * Erlere verilen azı k. gemi. askerce askerci * Asker yanlı. mcı * Araşrma görevlisi. * Aynı zamanda asit ve alkol grupları içeren birleş nı iklere verilen ad. z.

itim askere çağlmak rı * askerlik ödevini yapmak için ş ubece istenmek. * Bir tür çocuk oyunu. askeriye * Askerlik. askerlik etmek * askerlik yapmak. (bir ş askerlik niteliğkazandı eye) i rmak. rmak yla rı askerî ataş e * Bir ulusun yabancı ülkelerdeki elçiliklerinde görevli askerî uzman. kili i askerîleş tirme * Askerîleş tirmek iş i. askerlik dairesi * Yurttaş askere alma iş ları leriyle görevli olan askerlik ş ubelerinin bağ bulundukları lı bölge dairesi. disiplini.* Askerci olma durumu. askerî ambargo * Bir ülkeyi cezalandı amacı askerî alanda yaptım uygulama. askerlik * Asker olma durumu. askere alı nmak * askerlik ödevini yapmak için er eğ merkezine gönderilmek. askerî * Askerlikle ilgili. askerlik hizmeti * Orduda belirli bir sürede yapı yurt ödevi. askerîleş mek * Bir yer askerlikle iliş duruma gelmek. askere özgü. askerîleş tirmek * Asker yönetimine geçirmek. kanunları nda yürütmekle görevli sıf ve bu sıftan olan asker. askerîleş me * Askerîleş iş mek i. i n tan askerî rüş tiye * Askerî ortaokul. askere gitmek * askerlik ödevini yapmak için orduya katı lmak. askerlik niteliğkazanmak. nı nı askerî kaput * Askerlerin giydiğkalı kumaş üstlük. lan askerlik yapmak * kanunlara göre yurttaş n yükümlü oldukları ları ordu ödevinde bulunmak. . askerlik yoklaması * Askerlik ş ubelerine kayı kimselerin belirli zamanlarda yapı durum yoklaması tlı lan . askerlik ödevi ordu hizmeti. askerî inzibat * Askerî birlikler arası düzeni.

rı n larak u * Çay. Yengeç ile Baş burçları nda yer alan burcun adı ak arası . * Ası saklanacak sebze. uzunluğ 160 cm. kahve taş ı yarar kahveci tepsisi. asklı * Sporları denen torbalar içinde oluş (mantar). * Hastahanelerde kık kol veya bacakları ası tutturulduğ araç. savsaklamak. Afrika'da yaş ayan. ey * Pantolon veya giysilerin düş mesini önlemek için omuzdan aş lan bağ ı rı . askı bı da rakmak * sonuca vardı rmamak. it * Asklı mantarları sporuna verilen ad. ) sı askı lı askı lı k * Avcı n sı na taktı askı mı ları rtları kları takı . arslan.askı * Üzerine herhangi bir ş asmaya yarar nesne. u u çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü. erkekleri yeleli. * Saz ş airleri arası yapı deyiş ş üstün gelene verilmek için duvara ası kumaş nda lan yarında ı lan . * Zodyak üzerinde. fener. nları ğ n ı * Düğ ünlerde geline yakı tarafı takı hediye. ilânların ilgili daire duvarı belli bir zaman süresince asıdurması nı nda lı . * Gürbüz ve yiğ adam. nları ndan lan * İ böceğ kozası sarması yanı konulan çalı rpı pek inin nı için na çı . yı cı rtı. . ı lan * Kadı n kullandı altıdizisi veya zincirli mücevherat. * Artı eksiltme gibi resmî iş rma. * bir işzamanı yapmayıbelirsiz bir zamana bı i nda p rakmak. askı çı ya kmak * ipek böceğkoza sarmak üzere dallara çı i kmak. ı z * Askı olan. ask an askospor asla Aslan aslan * Kedigillerden. askı kalmak da * (bir işbir engel dolayıyla sonuca varamamak. sı askı almak ya * altı alıdesteğkalmayan yapı dikmelerle boş tutarak yılmaktan kurtarmak. ev sahibi tarafı usta için veya düğ arabaları düğ sahibi lan ları sı ndan ün na ün tarafı arabacı armağ olarak ası kumaş ndan için an lan . askı çı ya karmak (veya çı lmak) karı * evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayı nı bulunduğ yerde askı tların u yoluyla ilân etmek. lmıdizi * Yeni yapı yapı n çatına. tabanca gibi ödül. maya * Saklanmak için tavana ası ş veya hevenk. kuyruğ 70 cm ve ucu püsküllü. lı p * Vestiyer. kaların rtı * Karşcinsi rahatsıeden kimse. * Gelinin oturacağyerin üstüne ası süsler. hiçbir biçimde. n * Hiçbir zaman. Zodyak. boş p i yı lukta kı * oturmuş veya batmıbir gemiyi yüzdürmek için baş teknelere asarak kaldı ş ka rmak. meyve. askı ntı * Baş nısı ndan geçinen.

aslankuyruğ u * Ballı babagillerden. ası z olmak. gerçek ş ekli. kokusuz çiçekleri olan bir bitki. raca aslanca * Aslana yakır yolda. mı aslı astarı * iç yüzü. türlü renkte. aslen * Kök veya soy bakı ndan. aslankulağ ı * Bir sap üzerinde dizili sarı kı zı veya rmı çiçekli otsu bir bitki. aslan payı * Hak edilenden daha çok alı pay. i. lar lan aslanı ağ nda n zı * elde edilmesi çok güç. aslanağ zı * Sı otugillerden. aslı astarı * Esası ruluğ geçerliliğ . güçlü ve yakıklı ş . aslı astarı (veya aslı ) olmamak aslı * yalan. delikanlı için kullanı bir seslenme sözü. *Ş irpençe. lsı . ı * sağğyerinde. uygun bir durumda olması u iliğ gerekir. yer pı lan rasası (Leonurus). yiğ ş ı itçe. aslan yürekli * Çok yiğ hiçbir ş it. güzel. aslan gibi.aslan ağ zı * Havuz kenarları konulan ve ağ ndan su akan aslan biçiminde süs taş na zı ı . aslanpençesi * Gülgillerden. aslan yatağ ı belli olur ndan * bir kimsenin oturduğ yerin durumu. aslangiller * Kedi cinsinden olan bütün et oburları içine alan hayvan familyası . sarı . eyden korkmayan. lı ı aslan kesilmek * aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek. aslan gibi * boylu boslu. itlik. onun kiş ini belli eder. doğ u. nan aslan sütü * Rakı . beyaz çiçekli bir yabanî bitki (Alchemilla). aslanı m! * gençler. aslanlı k * Yiğ cesaretlilik. eskiden hekimlikte terletici olarak kullanı bir bitki.

asma merdiven * Yukarı ucundan bir yere ası kullanı ip merdiven. aslî nüsha * Bir yazın çoğ lması örneklik eden ilk nüsha. asma biti * Eş kanatlı lardan. k . msı asma kabağ ı * Kabakgillerden sürüngen veya sarı mevsimlik bir kabak türü (Lageneria vulgaris). * Asmak iş i. larak lan asma yaprağ ı . asmalara zarar veren. asma asma bahçe * Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapı ş lmıbahçe. lgan.aslı kmak çı * gerçek olduğ anlaş u ı lmak. uydurma. altı kat. aslı yok faslı * yalan. . asma köprü * İ baş ki ı ndaki ayaklardan baş dayanağolmayan. sebze olarak kullanı ürünü. dalları çardak üzerine yayı bitkilere genel olarak verilen ad. aslî maaş * Devlet dairelerinde çalı memurlara verilen aylın. aslî düş ünce * Ana fikir. sarı renkte bir böcek. asma kilit * Kilitlenecek ş üstündeki halkalara geçirilip kapatı biçimde yapı ş eyin lacak lmıkilit. çoğ ka ı unlukla uzun ve yüksek köprü. * Asmagillerden. aslî * Temel olarak alı esas olan. gerçek olduğ ortaya çı u kmak. * Soyu sopu. nı na il lar. filoksera (Phylloxera vestatrix). esas. * Ası şası lmı lı . lan * Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). yükselmeye temel olan her aş ş an ğ ı aması . asma bığ yı ı * Asma dalların çevresine tutunması yarayan yeşuzantı sülük. aslı nesli aslı k * Kır olan (kadıveya diş sı n i hayvan). nı altı na asliye asma * Temel. * Bu türün ince uzun. lan asma kat * Yapı genellikle tabanla birinci kat arası yapı basıtavanlı boş larda na lan. nan.

* Asma için ayrı ş veya toprak. birbirini tutar renk ve yapı olan. rı düş lan imtı aspur * Yalancı safran. cüruf ve beton karımı yapı kiriş miş ş ndan ı lan . ş arı * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. asrîleş mek * Çağ llaş cı mak. idam etmek. gerçekmiş gösteren haber. * Asması olan. * Modern. putrel nervürler arası konulan delikli tuğ na la. asorti asortik asosyal * Sosyal olmayan. çağ l. * Havadaki duman. belli baş türü asma olan bitki familyası ki lı . * Üzerine takı nmak. gerçek olmayan. toz vb. genellikle saksı yetiş da tirilen. da asrı saadet * Hz. daş ma. ekş rak ilâç. * Bir kimseyi boğ ndan ip geçirip sarkı öldürmek. kuş anmak. birbirini tutar renk ve yapı olan.* Zeytinyağ ve etli dolma yapmakta kullanı körpe asma yaprağ lı lan ı . azı tarak * Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek veya görevi olan bir iş i özürsüz yapmamak. asmagiller * İ çeneklilerden. çağ laş daş mak. asrîlik * Çağ llı cık. Muhammed'in yaş ğzaman. doğ ruya kan aspiratör aspirin * Ağ kesici ve ateş ürücü olarak kullanı beyaz renkli. cı . aynı m aksanı veren ünlünün ondan sonra veya önce gelen ünsüzü hiç dikkate almadan tekrarlama ş eklinde uyak. adı ı asrî asrîleş me * Çağ llaş çağ laş cı ma. asmak * Bir ş aş ı sarkacak biçimde bir yere iliş sarkı eyi ağ ya tirip tmak. her dizenin sonunda gelen. gibi aspidistra * Zambakgillerden. da * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. yaprakları rudan doğ topraktan çı bir süs bitkisi. lmıyer asmolen asonans * Piş toprak. asparagas * Uydurma. emmeç. yabancı maddeleri emerek dı atan cihaz. asmalı asmalı k * Yarı kafiye.

elde edilen sonucun değ aş masraflı in ntı na lan erini mak.assai assolist ast * Birlikte kullanı ğterimin anlamı aş lıkazandır: Adagio assai çok yavaşçok ağ ldı ı na ı k rı rı . astarlama * Astarlamak iş i. ı n na * Sı veya boyadan önce vurulan kat. * Giyecek. * Alt. va * Gemicilikte bir ş sağ eyi lamlaşrmak için kullanı bez. nda nmıve . astar sürmek (veya vurmak. tı lan aç astar astar boyası * Boyacı ası lı kta l boyadan önce sürülen. kumaş veya derinin iç tarafı geçirilen ince kat. kiri kapatmak ve sürülecek boyanıdayanı lını rmak için n klı ı artı ğ kullanı boya. * Bir müzik programı daha çok en son olarak sahneye çı alanı tanı ş çok ünlü olan sanatçı nda kan. ağ vb. astarlamak * Astar geçirmek. lan * Üzerine resim yapı bezin veya duvarıyağ boyayı lacak n lı emmesi için. lı kta. astarlı zarf * İ yüzüne ince bir kâğ geçirilmiş ç ı t zarf. astar sürmek. astarlı k astarya * Astar olmaya elveriş(kumaş li vb. astarlatma * Astarlatmak iş i. * Boyacı astar vurmak. olmak. * Birinin buyruğ altı olan görevli. * Bir gemiye yükleme veya boş altma için tanı süre. ı r. madun. perde. çekmek) * astar boyası boyamak. ayakkabı ş gibi eylerde. u nda * (birine göre) Rütbe veya kı demce küçük olan asker. astarlanmı ş . astarlatmak * Astar yaptı veya geçirtmek. astar kaplama * Kontratablalarda kör ağ n biçim değtirmesini önlemek amacı iki yüzüne yapı rı kaplama katı acı iş yla ş lan tı . astarlanmak * Astar geçirilmek.). astarlanma * Astarlanmak iş i. halat. çanta. nan . ile astarı yüzünden pahalı olmak * bir iş ayrı ları harcanı para veya emek. rmak astarlı * Astar geçirilmiş . resim yapı lmadan önce sürülen boya.

ğ astrofizik astrolog astroloji astronom * Astronomi bilgini. asteğ menlik * Asteğ rütbesi veya asteğ men menin görevi. bizmutun alfa ınları bombardı sonucu elde edilen yapay element. astı m astı mlı * Astı olan. astı astı kestiğkestik ğ k. astı rma astı rmak astigmat * Astı iş rmak i.astası m astat * Öncüllerinden biri önceki tası n vargı durumunda olan bir ek tası mı sı m. * Gök fiziğ i. astronomik * Gök bilimiyle ilgili olan. ldı yla raş * Yı z falcı ı ldı lı. astı hastalına tutulmuş mı m ğ ı olan. * Bronş n daralması ileri gelen nefes darlı. * Atom numarası olan. ı i * acı z. gök bilimci. * Net görmeyen. ı rı astronomik fiyat * Çok yüksek fiyat. astronomi * Gök bilimi. 85 ş yla ı manı Kı saltması At. ları ndan ğ ı astigmatizm * Gözün saydam tabakası meridyenlerin eş nda itsizliğyüzünden net görememe durumu. i astragan * Karakul kuzusunun kırcıve parlak postu. astigmatizme tutulmuş (göz). müneccim. * Yı z falı uğ an kimse. asteğ men * Orduda en küçük rütbeli subay. çok sert veya istediğgibi davranan kimseler için kullanı ması i lı r. astatin * Astat. müneccimlik. * Aş çok yüksek. . vı k * Bu posttan yapı ş lmıolan. felekiyat. * Asmak iş yaptı ini rmak.

astsubay kı demli baş çavuş * Astsubaylın altı ve son basamağ ğ ı ncı ı . aş nlı astronot * Uzay adamı . mutluluk. astsubay çavuş * Astsubaylın ilk basamağ ğ ı ı . astsubay üstçavuş * Astsubaylın üçüncü basamağ ğ ı ı .astronomik rakam *İ nsana ş kı k verecek derecede büyük rakam. gökyüzü. n. * Samî dilleri ailesine giren ve Milâttan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanı ş lmıolan ölü bir dil. Asyalı lı k * Asyalı olma durumu. a astsubay baş çavuş * Astsubaylın beş basamağ ğ ı inci ı . astsubaylı k * Astsubay olma durumu veya astsubayıgörevi. astronotluk * Uzay adamı olma durumu veya uzay adamın görevi. mutfak. * Gök. astsubay * Silâhlı Kuvvetler yasası göre astsubay okulları yetiş Silâhlı na nda erek Kuvvetlere katı astsubay çavuş lan tan astsubay kı demli baş çavuşkadar rütbesi olan asker. rahat. n asude * Sessiz. * Huzur içinde olma. asudelik asuman Asurca Asyalı * Asya'da yaş kimse. astsubay kı demli çavuş * Astsubaylın ikinci basamağ ğ ı ı . ayan * Asya'ya özgü olan. sakin. nı astropikal * Tropikal bölgelere yakı fakat daha yüksek bir enlemde olan. aş damı * Bazı bölgelerde yemek piş irilen yer. Asya ile ilgili (olan). . astsubay kı demli üstçavuş * Astsubaylın dördüncü basamağ ğ ı ı . aş * Piş irilerek hazı rlanan yemek.

i ük. mı kaları ı rı ğ laş ı i aş ı ağkalmamak * herhangi bir nitelik bakı ndan ondan geri olmamak. * Daha küçük. * daha aş ı durumu kendine lâyıgörmez. aş ı ağalmak * devirmek. tiksinmek. * Düğ ve benzeri toplantı ün larda. hor görmek. unu r. yerleş bölgesi. . mı aş ı ağkurtarmaz * bundan daha ucuza olmaz. aş ı r yeri (veya yanı ağkalı ) yok * nitelikleri bakı ndan baş yla karş tıldında eksiğolmayan. miktarı . * hamilelikte bazı yiyeceklere karşaş düş ı ı künlük göstermek. aş ı ocağ * Yemek piş yoksullara dağ lan yer. aş ı ağ(falan) yukarı * bir kimsenin adın dilden düş nı ürmediğ onun pek gözde olduğ anlatı ini. niteliğalçalmak. ağbir k aş ı ağmahalle * Yüksek bir yerleş bölgesine göre alçakta kalan yer. gibi ş ı z aş ı mek ağdüş * düzeyi. eri aş yermek * Bkz. i aş ı ağgörmek * küçük görmek. * Bayağ adî. aş ı ağbitkiler * Su yosunları . nma lı r. er * Aş ı yere doğ ağ ya. beğ enmemek. çı * Yoksullara parasıyemek yedirilen veya dağ lan yer. ru. çok arzulamak veya nefret etmek. daha az. irilip ı tı aş ı kepçeye paha olmaz taş nca * sış zamanlarda önemsiz ş kık ı eylerin değ çoktur. verilecek yemekleri hazı rlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanı lan * Tekkelerde yemek piş irilen yer. yı kmak. im im * Genel ev. rı * Para ile yemek yenilen yer. aş. adî.aş erme aş ermek aş evi * Aş ermek durumu. lokanta. eyin * Bir yere göre daha alçak yerde bulunan. aş z ı tı hane. aş ermek. imli * Niteliğdüş kötü. mantarlar ve kara yosunları su dında fazla boy atmayan damarsıbitkiler. değ yönünden daha az. aş ı ağ * Bir ş alt bölümü. yer. * bir hizmette çok kullanı kiş yakı olarak kullanı lan ice. denk olan. * Eğ bir yerin daha alçak olan yeri. ı .

mertebe. n. * Önem veya değ bakı ndan gitgide yükselen bir sı basamaklarıher biri. aş ıyukarı ağ lı lı * Aş ı ve yukarıolan. aş ı mak ağ laş * Aş ı duruma düş ağ k lı mek. aş ı ağ samak * Bir kimseyi veya bir ş aş ı ve değ göstermek. tezyif etmek. rütbe. ı k aş ı ağyukarı (yürümek) * bir baş bir baş (yürümek). eyi ağ k lı ersiz aş ı ağ sı aş ama * Aş ı ağtaraftaki. aş ı duygusu ağ k lı * Kiş gerçeklere uyan veya uymayan sebeplerle. aş ı ağ lanmak * Aş ı ağduruma düş ürülmek. an ak aş ı ağ lama * Aş ı ağ lamak iş i. i ük. hafifsemek. ağ sı sı ağ sı sı aş ı ağ k lı * Aş ı ağolma durumu. hafife almak. adilik. tan a aş ı almak ağ dan * sert konuş bir kimseye yumuş bir dil kullanmak. hor görmek.aş ı ağtükürsem sakalı yukarı m. aş ı ma ağ laş * Aş ı ağduruma düş mezellet. * Niteliğdüş adî. tenzil etmek. yeteneksiz ve güçsüz görme duygusu. alttan almak. benliğ yetersiz ve küçük görmesi. merhale. paye. evre. inin ini aş ı kompleksi ağ k lı * Kendini olduğ undan yetersiz. aş ı ağ lanma * Aş ı ağ lanmak durumu. aş ı ağyukarı * Tama yakı yaklaş olarak. lması ru . aş ı yukarı birlikte. aş ı ağ sama * Aş ı ağ samak iş i. er mı ra n * Varı istenen bir amaca doğ geçilmesi gerekli dönemlerden her biri. me. aş ı ağ lamak * Değ erinden düş göstermek. ük * Küçültücü davranı ş larda bulunmak. aş ı ağ latma * Aş ı ağ latmak iş i. aş ı ağ latmak * Aş ı ağ lamak iş uğ ine ratmak. basamak. tükürsem bığ yım ı * iki karş ve aynı ı t derecede sakı durum karş nda karar verme zorluğ anlatı ncalı ı sı unu r.

aş amalı * Aş aması olan. tomurcuk gibi n nan parçaları kaynaşrma işveya böylece eklenen parça. * Aş evi. * Tarı ürünlerinden alı onda bir nisbetindeki vergiler. hiyerarş ş i. çine ş an na sı zı ş * Koyuca kı zı rmı. * Yemek piş kimse. tı i * Bu eriyiğ uygulanması in . evi. aş erat aş hane . çı ı çı ı nı aşlı çı k * Aş olma durumu veya aşnıgörevi. kademeli. ş * Bir ağ n dalı gövdesi üzerine. aş arî aş çı aş baltası çı * Kemikli et kesmeye yarar küçük balta. aşbaş çı ı * Birkaç aşnıbirlikte çalı ğyerde bulunanlarıbaş çın şı tı n ı . * Mutfak. aşbaşk çı ı lı * Aşbaşolma durumu. çı çın * Yemek piş zanaatı bilgisi. ı aşolmak ı * aşyapı ı lmak. aş lokanta. aynı acı veya familyanıdaha iyi bir türünden alı dal. ahçı iren . göz. * Bir lokanta veya evde yemek piş irmekle görevli kimse. kiremit rengi. o hastalın ş ğ ı mikrobuyla hazı rlanmıeriyik. aşbaş n görevi. ı lı aşboyalı ı * Aşboyası ı renginde boyanmı ş . irme veya * Onluklar. * Aş (kimse veya bitki). aşboyası ı * İ karı demir hidroksit miktarı göre pas sarı. m nan * Ondalı k. aş ı * Organizmada belli birtakı hastalı karşbağı k sağ m klara ı ıklı lamak için vücuda verilen.aş sı ama rası * Önem ve değ bakı ndan gitgide yükselen basamaklar dizisi. * Yemek piş satan kimse. aşkâğ ı ı dı * Aşolanlara verilen resmî belge. kıl veya koyu esmer renk almıgevrek kil. * Otoritenin en geniş ölçüde en üst mertebede olarak değ ik önem sı iş raları nda katı kesin bir biçimde arası ve dağ ğtoplumsal teş ı ı ldı kilâtlanıbiçimi. hiyerarş er mı i. aş ar * Ondalı k. irip * Yemek yenilen dükkân.

ı âş a Bağ sorulmaz ı ğ dad * bir ş çok istekli olan kimsenin. arkadaş bir seslenme. aş ı oturmak ı cuk ğ * iş olumlu bir biçim almak. gibi * Aşyapan kimse. en na e * Dalgı kalender (kimse). aş ı k * Baldı r kemiğile eklemleş bileğ belli baş oynak merkezini oluş i erek in lı turan. âş olmak ı k * sevmek. tutkun (kimse). düş künü. eye ıı rı lı k * Halk içinde yetiş deyiş en. çevresinde olup bitenlerle de ka ran nı i ilgilenmez. vurgun. n. sevgilisinin kusurları görmediğgibi. lerini sazla söyleyen. aş çatı nda. ı ğ ı r âş k ı klı âş sı ı klı âş ı ktaş * Âş olanıdurumu. âş ıgözü kördür ın ğ * kendisini aş kaptı kimse. yarı ş ş mak. tutulmak. ı k n * çok seveni. ı rma. i çok âş ı ı kesilmek ğ * tutku hâline getirmek. aşyapmak. âş ı kane * Âş a yaraş biçimde (olan). ıklı ş yla ı ı aş ı cı aş lı ık cı * Aş nıyaptı iş ı n cı ğ . en ndan . ayak bileğ bulunan küçük inde kemiklerden biri. sözlü ş geleneğ bağ halk ş iir ine lı airi. ı aş atmak ı k * yarıetmek. * Birbirleriyle seviş erkek ve kadı her biri. aş atmak (veya aş oynamak) ı k ı k * aş kemiğ oyun oynamak. * Ahbap. âş ı k * Bir kimseye veya bir ş karşaş sevgi ve bağlıduyan.aştaş ı ı * Taş durumundaki aşboyası ı . * Yapı ları uzun mertek. * Seviş bir çiftten kadı oranla genellikle erkeğ verilen ad. aşvurmak ı * bağı k veya tedavi amacı vücuda aşvermek. o ş elde etmedeki zorlukları saydını eye eyi hiçe ğ anlatı ı r. ı k iyle aş kemiğ ı k i * Aş ı k.

* Aş ı latmak iş i. muaş ı seviş lı aka. * Kendisine aşyapı ş ı lmı(bitki). na * (bir yere) Pek çok gidip gelmek. âş lıetmek ı k ktaş * karşklı mek. ı seviş lı aş ı lama * Aş ı lamak iş i. cağ uk aş ı lanma * Aş ı lanmak iş i. * Aş ı lamak iş yaptı ini rmak. aş m ı nı * Aş ı nmak iş i. aş rma ı ndı * Aş rmak iş ı ndı i. aş ı nma . lmak aş ı lmak aş ı m * Aş iş konu olmak. * Dokunduğ cisimleri eriterek aş u ı nması yol açmak. aşyapmak. etkilemek.âş lı ı k ktaş * Karş klı me. aş rmak ı ndı * Aş ı nmak iş uğ ine ratmak. * Bitkilerin aşyoluyla üretilmesi. * Aş ı nmak iş i. cağ uk * Bu yolla elde edilmiş . lanmıağ * Soğ a sı sı a soğ su katma. mak ine * Erkek hayvanı diş çiftleş n isiyle mesi. aş ı lanmak * Aş ı lamak iş konu olmak. uğ cak. ine aş ı latma aş ı latmak aş ı lı * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı ş lanmıolan (kimse). telkin etmek. * Yeni aş ı ş aç. aş ı lma * Aş ı durumu. lanmı(ağ aş ı lamak * Organizmada bağ ı k yaratmak veya yerleş bir hastalı karşkoyabilmek için hazı ıklı ş miş ğ a ı rlanmıbir aş ş ı yı vücuda vermek. * Erozyon. m ünce baş na * Soğ a sı sı a soğ su katmak. kası k * Birtakı düş veya duyguları kası benimsetmek. ilkah. uğ cak. ı * Aş ı ş aç). ı * Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağ n bir parçası anaç üzerine kaynaşrarak üretmek. acı nı tı * Baş na hastalıgeçirmek.

aş doyma ı rı * Belli sı ktaki bir sı içinde. ötesinde. müfrit. aş ı rı * Alılan veya dayanı ş ı labilen dereceden çok daha fazla. önem veren.* Yer kabuğ oluş unu turan kayaçları baş akarsular olmak üzere türlü dıetmenlerle yı lı yerinden n. * Çıntı silinmek. ı rı aş uç ı rı aş cı ı lı rı k aş lı ık rı aş lma ı rı * Aş lmak iş ı rı i. * Ötede. ta ş pratı p. * Aş olma durumu. çok. erozyon. aş taş ı ı rı rı * Çok aş . k aş erime ı rı * Erime noktası daha aş ı ıderecesine düş ndan ağbir sı mesine rağ birtakı ş men m artlar altı bir sını nda vın katı maması laş durumu. eriyebildiğkadar eriyen bir maddenin. usandı rmak. * Aş ş ı yer. aş duyu ı rı * Herhangi bir duyu organı ve özellikle dokunma duyusuyla sağ yla lanan her tür uyarana karşolağ dıbir ı an ş ı duyarlıgösterme durumu. kı * Bir ş gereğ eye inden çok fazla bağ lanan. * Bir ş gereğ eyin inden çok olanı . itikal. * Gereğ inden fazla. ı rı . aş bellem ı rı * Belleme yetisinin olağ anüstü bir durumda geliş olması miş . fazla miktarda. * Eskimek. rası lı ndı aş ı ntı aş ı r aş ı ramento * Çalma. sı ğ düş caklı vı i caklın ı mesine karş bir sıra ı n nı kadar erimiş olarak kalması durumu. * Beklenenin üstünde aş davranma eğ ı rı ilimi. veya aş ı nmak * Birbirine sürtünerek incelmek. aş besi ı rı * Olağ anüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme. yı pranmak. aş ı rma. aş lmak ı rı * Politika alanı sağ nda veya sol görüş en ateşve yıcı lerin li kı kanadı . düzleş kı ları mek. taş n. nmı * On sayı. sı * Bir dinî tören sı nda veya cemaatle namaz kı ktan sonra Kur'an'dan okunan on ayetlik bölüm. aş gitmek ı rı * ölçüyü kaçı rmak. koparı lmaları eritilmeleri.

aş çatı nda ı k. dost. * Baş nıeserinden parçalar alıkendininmiş göstermek.* Aş ı iş konu olmak. belirginleş mek. aş kayı ı rma ş * Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağ geçirilen kuş biçimindeki kayıçember. aş olmak ikâr * belli olmak. iş * Aş lmı ı ş rı . dı . na * Çalıgötürmek. a ak ş aş ı lı rmacı k * Baş na ait olan bir ş izinsiz alma. rmak ine aş ntı ı rı * Aş lmıolan (ş ı ş rı ey). aş ı rtı aş ı rtma aş ı rtmak * Aş iş ı rma i. * Aş ı rtmak iş i. lacak * Dağ geçidi. k. aş ı rmak * Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden öte yanı geçirmek. ş * Siper. * Aş ı rmak. . aş ı rma * Aş ı iş rmak i. mı kaların ları sralar alıkendininmiş gösterme veya baş nı konuları p gibi kaların nı benimseyip değik biçimde anlatma. kova. belli etmek. intihal. meydanda olan. kasın p gibi aş ı rmasyon * Çalma. * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı lanmamıolan (kimse). kça. aş ı rma. ortaya çı kmak. bakraç. arkadaştanık. * Bildik. saklamadan. kası eyi * Bir yazarıbaş bir yazarıeserinden konu veya biçim alması n ka n . * Baş nıyazı ndan bölümler. * Açı apaçı belli. kuytu yer. p * Tehlike içinde bulunan bir ş acele kaçı eyi rmak. aş z ı sı aş ı t aş ikâr aş etmek ikâr * açı klamak. * Küçük kazan. aş ikâre aş ina * Açı belli ederek. * Yapı ları uzun mertek. * Aş ı iş yaptı rmak ini rmak. ş * Kendisine aşyapı ı lmamı(bitki). * Aş ı yer. k.

ı rı lı k aş k aş etmek k * hı vurmak. * Derviş arası selâm sözü olarak kullanı ler nda lı r. aş k göstermek inalı * ilgilenmek.* Bilinen. . mesken. aş n kı * Belli bir süreyi aş şötesine geçmiş mı . fazla. * Sı gelince kullanı için saklanan yemeklik ş rası lmak eyler. ş k. sevi. aş düş ka mek * âş olmak. bir tutumun çok beğ ş ı enildiğ bildirir. Aş ı lama. tanık olan. zla aş olmayı meş olmaz k nca k * güçlü bir istek olmayı hiçbir ş elde edilemez. coş kunluk göstermek. ı * Tanıklı gösterir davranı ş ğ ı ı ş . ı k aş gelmek ka * bir ş yapmak için büyük bir istek duymak. dını ı aş iret aş iyan * Oymak. * Dövüldükten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan buğ day. seviş kide mek. oturulan yer. ş an aş lama aş lamak * Bkz. * Çok. aşk lı * Aş yapmak için hazı rlanan ve saklanan ş eyler. tanığ belli etmek. aş ma . Aş ı lamak. aş ncı kı lı k * Birey ve evrenseli birleş tirmeye çalı ahlâkî nitelikli Amerikan felsefesi. ı sı nama. ini * Beğ enilmeyecek bir davranı bir tutum karş nda kı ş . * Kuş yuvası . tanı tanıklı ma. aş yapmak k * cinsel iliş bulunmak. * Aş iş mak i. * Aş sevgi ve bağlıduygusu. sitem bildirir. zahire. aş mak * Bkz. coş eyi mak. * Ev. nca ey aş olsun k * "Aferin" sözünden daha güçlü olarak bir davranın. dı aş k inalı * Birbirini bilme. * Benzerlerinden üstün.

* Yüksek. i nı ş ı at binicisine göre kiş ner * insanları baş nda bulunan kiş etkisi altı kalarak. * Aş iş yaptı mak ini rmak. yük çekme veya taş gibi hizmetlerde kullanı memeli hayvan. aş fiş na ne * Gizli dost. aş oz * Ahş gemilerin omurgaların uzunluğ ve iki yanı borda kaplamaların en dar yüzünü ap nı unca nda nı yerleş tirmek için açı keskin. ları inin nda kları anlatı r. sona ermek. aş ayı ure * Muharrem ayı . açısaçıkadı kokot. aş na * Aş ina. atlar anası . ey. binme. * Görünmeden kaçmak. her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş . bitmek. leri ekerle kaynatarak yapı bir tür tatlı lan . onun tutumuna göre davrandı nı n. at baş(beraber) gitmek ı * eş durumda olmak. aş üfte aş üftelik -at at anası * Bkz. kı kuş n lı ananı ç * her ş onu gereğgibi kullanması bilene yakır. * (erkek hayvan) Diş isiyle çiftleş mek. lan eli aşrma tı aşrmak tı aş ure * Buğ nohut gibi taneleri. na * (süre) Geçmek. -at. it at binenin (veya iş bilenin). * Oynak. i nı aş urelik * Aş yapmada kullanı ure lan. * Aşrmak iş tı i. kuru yemiş ş day. sivri köş yuva. . aş günü ure * Aş urenin piş irildiğMuharrem ayın onuncu günü. ı ma lan * Satrançta. üfte At at * Astatin'in kı saltması . * Gizli dostluk. * Aş dağ ure ı tmaya yarayan süslü kap. * Atgillerden. *İ simden isim türeten ek (Arapça çokluk eki): gidiş gelir-at vb. * Aş olma durumu. k k n. uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanı geçmek.

at sineğ i * Atıtüyünün rengi. göz hizası bulunan korumalı n um mı nda k. i i at pazarı eş osurtmuyoruz! nda ek * söyleneni dinlemeyene söylenen bir uyarma sözü. se lan eyler at olur. at hı zı rsı gibi * kı kı lı yafeti ve tutumu güven vermeyen (adam). * bildiğve istediğgibi davranmak. k at izi it izine karı ş mak * iyiyi kötüden ayı ramayacak kadar bir karıklıortaya çı ş k ı kmak. n . plâka gibi göğ takı ş için) pek büyük. * Bu ağ n kestaneye benzeyen yemiş acı i. at gözlüğ ü * Atlarıkoş takı nda. at oynatmak * atla hüner göstermek. at olmaz (bulunmaz) * gerekli ş artlar her zaman bir arada bulunmaz. geniş yapraklı . at çevirmek * geri döndürmek. elmas. at koş turmak * çok genişalabildiğ rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak. at kestanesi * At kestanesigillerden. uların ldı ı at meydanı * At veya at arabaları uların yapı ğyer. 15 ile 30 m yükseklikte. örneğat kestanesi olan bir bitki familyası ki i . . an. * Çevresinde olup bitenleri iyi algı layamama.at cambazı * At alısatan kimse. at donu at gibi * vücudu iri yarı (kadı olan n). at çalı ktan sonra ahın kapını ndı rı sı kapamak * iş ten geçtikten sonra önlem almaya kalkı iş ş mak. çiçekleri kokulu bir ağ (Aesculus aç hippocastanum). p * Sirklerde veya eğ lence yerlerinde. ine at meydanı * at koş nı yapı ğmeydan. meydan olmaz (bulunmaz). değ erlendirememe. sabit fikirlilik. meydan olur (bulunur). at koş turacak kadar * pek geniş . * yarı ş mak. koş nı ldı ı at nalı kadar * (niş madalya. at üstünde hünerlerini gösteren kimse. at kestanesigiller * İ çeneklilerden. veya bulmak.

ahî. kanatları u büyük ve küt. bir at var. pederş ahîlik. * Eskiden Rus Kazaklarıbaş una verilen unvan. e lan. ataerki ataerkil * Ataerki temeline dayanan. iş ş siz lemezlik. ata et. * Tembellik. ama kullanma imkânı yok. atı yapmak. meydan yok * yapacak güç var. ataya çekme. * Dedelerden ve büyük babalardan her biri. iş kalma. n. n lı m ataklı k atalet * Atak olanıdurumu veya atakça iş n . eklem bacaklı sinek türü (Hippobosca equina). atak * Düş üncesizce her işatı cür'etkâr. * Geveze. atabey. * Eski Türk devletlerinde. * Saldı. ata * Baba. kması atadan babadan görmek * gelenek hâlinde eskiden beri bilmek. yapmak. * Soyda temel olarak babayı ve ailede çocukları alan baba soyuna mal eden topluluk düzeni. atamak ataman * Birini bir göreve getirmek. tayin etmek. atak atak yapmak * akıyapmak. ş . hamle. rı rı . k. davranı cür'et. özellikle Selçuklularda ş ehzadelerin eğ veya bağ z olarak bir eyaletin itimi ı msı yönetimi ile görevli vezir. atavizm. n buğ atalı k atama . * Ataya yakır davranı babalı ş ı ş . pederş patriarkal. at. uzunluğ 8 mm kadar olan. * Atamak iş tayin. * İsizlik. sır ve domuzlarıbacak ve ğ ı n kuyruk araları yaş nda ayan. uygulamak. * Atı akı lı m. atacı lı k * Uzaklarda bulunan ve birçok kuş aktan beri görünmeyen birtakı özelliklerin yeni bir kuş birden m akta ortaya çı .* Çift kanatlı lardan. ite ot vermek * bir işters yapmak. saldışhücum. yalancı . i atabek atabey * Bkz. i.

atari atarkanal atasözü * Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş oyun türü. sol karı ğ ncından vücudun diğ bölümlerine kan taş damar. lı kla atavizm atbalı ğ ı atçı atçı lı k * Soy at yetiş tiriciliğ yapı at koş . evrensel ağ klı e ı . birbiri ile uyumlu amaçlar. daş amaçlayan. Türk Devleti'nin bağ zlıve bütünlüğ millî ünce ndan ı k msı ünü. tayin edilmek. i ünü. uygulamalar ve ilkeler bütünü. * Bu ilkeye bağlı lı k. mesel: Ayağ yorganı ı nı na göre uzat. * Ataş görev yaptı yer. ı atardamar * Kalbin sağ ncından akciğ karı ğ ı erlere. atavik * Atacı ilgili. Atsan atı lmaz. atanmak * Bir göreve getirilmek. . geleceğ rlı e yönelik. ataraksiya * Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarı lmayan ruh dinginliğ acı olduğ kadar kı i. bilime ve gerçeğ dayanan. lmaz ataş ataş e * Bir elçiliğ bağ uzman. Kemalist. ı er ı yan ş iryan. sı Atatürkçülük * Atatürk'ün düş ve uygulamaları kaynaklanan. elçilik uzmanı e lı . satsan satı vb. egemenliğ kişözgürlüğ çağ olmayı i.atanma * Bir göreve getirilme. Atatürkçü * Atatürkçülük yanlı olan (kimse). ate * Atacı lı k. tayin edilme. bir * Spermayı idrar yoluna salan iki kanal. ataş elik * Ataş olma durumu veya makamı e . akla. * Su aygı. atanma yapmak * tayin etmek. ya u vanca karşda ilgisizlik. enin ğ ı * Tutacak. rı * Soy at yetiş tiricisi. * Uzun deneme ve gözlemlere dayanı söylenmiş halka mal olmuş darbı larak ve söz. at sergileri gibi çalı inde lan uları ş malar.

ateist ateizm * Tanrı mazlı tanı k. heyecanlanmak. * Kı zı renginde olan. ateş basmak * kı zarmak. hı hı rs. coş acele davranmak. tutuş mak. önüne geçilemez. * (ateş silâh) patlamak. ateş almak * yanmak. alev * Öfke. cı ması sı ş ı * Tutuş olan cisim. li * telâş lanmak. atelye aterina ateş * Bkz. nç. ateş ğ balı ı * Sardalye. acele etmek. kta ş ı i ateş böcekleri * Kıkanatlı n lardan. radı ı ateş bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * bir olay. ateh * Bunama. karanlı ıldama özelliğolan böcek (Lampyris noctiluca). * Gümüş ğ balı. k k ateh getirmek * bunamak. acı . od. ateş almaya mı geldin? * uğ ğyerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak söylenir. tma irme lan * Patlayı silâhlarıatı . cı n lması * Vücut ısı sı. * Tanrı maz. atefleksiyon * Döl yatağ n biçiminin bozulması ı nı . öfkelenmek. * Büyük üzüntü. bunaklı ihtiyarlıyüzünden alıduruma gelme. sılı baş kan yürümek. mak. * Tehlike. kı p ı na ateş böceğ i * Kıkanatlı n lardan. rmı. ı * Yanı cisimlerin tutuş yla beliren ı ve ık. tehlikeli bir durum almak. * Coş kunluk. muş * Isı veya piş için kullanı yer veya araç. i mı ateş kmak çı . tanı ateş açmak * ateşsilâhla mermi atmaya baş li lamak. örneğateş i böceğolan böcekler takı . atölye.* Ateist. k. felâket.

ateş tüğ yeri yakar düş ü * bir acı onu çekenden baş tam anlayamaz veya aynı yı kası ölçüde üzülemez. n lan taş mak lan kayı ateş kesilmek * çok kı n davranı zgı ş larda bulunmak. man lmı içi . ateş cirmi kadar yer yakar olsa * hasmıpek önemsenmediğ anlatı n ini r. ateş hattı * Savaş en ilerideki birliklerin ellerindeki silâhlarla ateş ta açabilecekleri hat. cı ateş gibi * çok sı cak. in ateş olmayan yerden duman çı kmaz * küçük de olsa birtakı belirtilerin önemli olaylara iş olduğ anlatı m aret unu r. li lan ş a ateş rmısı kı zı * Yanan ateş rengi. yangıçı n kmak. çalı ş kan. hareketli. * çok öfkeli olmak. pkı zı ateş yanmak gibi * ateş i yükselmek. * Çok yaramaz (çocuk). öfkeli konuş mak. ateş çiçeğ i * Ballı babagillerden. ateş kesmek * ateşsilâhlarla yapı atı son vermek. ateş ğ kayı ı * Ateş ğavlamak için kullanı ve içinde ate ş lan kayı balı ı lan yakı k. in * Çok canlı . * (sonradan) çok çalı hareketli ve becerikli olmak. li ateş gecesi * Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun.* Bkz. ateş püskürmek. ş kan. * zeki. ateş etmek * ateşsilâhlarla mermi atmak. ateş saçmak . bu ateş üstünden in atlamak ve çevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir önceki gecesi. çalı ve becerikli. ateş rmısı kı zı renginde çiçekler açan bir süs bitkisi (Salvia splendens). ateş pahası * Çok pahalı . meydanlarda ateş yakmak. ateş parçası * Ateş bir bölümü. ş kan * kı rmı. ateş gemisi * Eski çağ larda düş gemilerini yakmak için özel bir biçimde yapı ş yakı maddelerle dolu gemi. ateş püskürmek *ş iddetli. becerikli. * Yangısöndürmede kullanı tulumbayı ı için kullanı büyük ve geniş k.

kun. soba gibi yerlerde kullanı ateşdayanı tuğ lan. ateş in * Ateş coş li. ı sı rı ateş tutmak e * az ıtmak. kundak sokmak. sinirlenmek. ateş çilik * Ateş çinin iş i. ateş lası tuğ * Ocak. ateş dı yağ rmak * ateşsilâhlarla aralı z mermi atmak. i mek a ateş vursa duman vermez e * pek cimri olanlar için söylenir. * bir yeri kasten yakmak. ateşbaş vurmak i ı na * çok öfkelenmek. lokomotif gibi ateş iş le leyen yerlerde ocaklara kömür atı ateş sürekli yanması sağ p in nı layan ateş çi kimse. le * Fabrika. ı r ateş ! ateş baz * ateş etmek için verilen komut. vapur. * Osmanlı ş larda enlikler için donanma fiş eklerini hazı rlayan kimse. ateş vurmak e * bir yemeğpiş üzere ocağ koymak. . * aş telâş ve sıntı düş ı rı a kı ya ürmek. sı * üzerine ateş silâhla mermi atmak. * Ateş hüner gösteren oyuncu. ateşçı i kmak (veya yükselmek) * (hasta için) vücut ısı andan çok artmak. li ksı * çevresindekilere ağ sözler söylemek. ateş dayanı e klı * aş ıdan zarar görmeyen. ateş atmak e * bile bile çok tehlikeli bir işgiriş e mek. sı olağ ateşdüş i mek * (hasta için) ateşgeçmek veya azalmak. çok öfkelenmek. coş mak. * bir ülkeyi savaş sokarak veya kargaşve karıklıyaratarak sıntı yıma uğ a a ş k ı kı ve kı ratmak.* çok kı zmak. e klı la. ateş vermek * tutuş turmak. i ateşuyandı i rmak * sönmek üzere olan ateş i canlandı rmak. li ateş vermek e * ateş içine sokmak.

turucu. tüfek gibi patlayı maddeleri patlatmak. leme i * Patlayı maddeleri ateş cı lemekte kullanı cihaz. ş kı ateş lendirme * Ateş lendirmek iş i. bı ş ma. heveslendirmek. ine * Vücut ısı sı artmak. * Coş mak. ateş içinde ler * (hasta) çok ateş bir durumda. ş ş kı iddetlendirmek. ateş ateş li li * Yoğ ve heyecanlı biçimde. ateş lenme * Ateş lenmek iş i. i * Coş coş kun. yakmak. ateş leyici * Ateş niteliğolan. ateş lendirmek * Coş turmak. * derece ile ateşölçmek. hararetli hararetli. ateş barut bir yerde durmaz le * biri kı biri erkek iki gencin bir yerde yalnıbaş na kalmaların sakı olduğ anlatmak için z. le raş ateş leme * Ateş lemek iş i. ateş almak ini * yüksek vücut ısı düş sını ürmek. lı ı . * Cinsel istekleri güçlü olan.ateş (veya nârı yanmak ine na) * bir kimse yüzünden zarara uğ ramak. z ları nı ncalı unu söylenir. yanmayı yı azaltmak. i * acı. ateş kes * Savaş iki kuvvetin karş klı an ı olarak savaşdurdurması rakı mütareke. coş kulu. ateş lenmek * Ateş lemek iş konu olmak. un bir . * Top. cı * Kı rtmak. ateş oynamak le * pek tehlikeli bir iş uğ mak. kı rtmak. kış zı mak. li ateş letme * Ateş letmek iş i. lan ateş li * Ateşolan. ateş lemek * Tutuş turmak. ateş letmek * Ateş lemek iş yaptı ini rmak. ş iddetlenmek.

çevirme. attını yi an ğ vuran kimse. iş yerlerinde kullanı mdan dolayı kirlenen ve bina dına sevkedilen pis su. üzüntü veren. kı lı atfen atfetme * Atfetmek işisnat. liş * İ bağ. * İ kili bulma. tüfek gibi silâh. ası z eyler * Atı olma durumu. li ateş perest * Ateş tapan. i * Yöneltmek. i. isnat etmek. yükleyerek. atı cı * İ niş alan. * Ateş lan veya konulan yer. * Atı ş lan. sıntıdurum. kayra. tek parmaklı memeliler familyası . e ateş gömlek ten * acı . lı k. eş içine alan.ateş silâh li * Patlayı madde aracı mermi atan top. yakı atgiller atı Üsküdar'ı alan geçti * fı n kaçılıartıyapı bir ş kalmadını rsatı rı p k lacak ey ğ anlatı ı r. yilik. * Yöneltme. atısu k * Evlerde. yüklemek. ı lı * Süt veya yoğ çalkamaya yarar küçük yayı urt k. atfetmek * Bir işveya bir sözü bir kimseye mal etmek. ihsan. * Mal ederek. * Atları ekleri ve zebraları . dayanı lmaz. cı ile ateş lik ateş lilik * Ateş olma durumu. cı * Bazı li silâhlar kullanarak yapı spor. mdan sonra arta kalan ve kâğ veya karton üretiminde ve kâğ ı t ı t hamuru yapı nda tekrar kullanı kâğ veya karton parçaları mı lan ı t . inayet. ateş lan * Yalancı uydurmacı lı k. . lütuf. ş ı atı l . ı ş * Karş k beklemeden gösterilen sevgi. ı * Yalancı lsış uydurup söyleyen. lmı atı . çevirmek. atılı cı k atı f atı fet atı k atı k atıkâğ k ı t * Kâğ iş sürecinden veya kullanı ı leme t.

yla lan lı ş * Durumunu geliş tirme gücü gösteren. * Konuş yazacak söz veya bilgi. eye ru ş ta * Bir iş giriş baş e mek. u. hamle. hallaç. * abartmalı konuş mak. ine * Saldı rmak. lma i. acak. * Silâhı doldurmaya yetecek veya en az bir atı yapabilecek barut miktarı m . hücum etmek. e * Bkz. * Sayı kazanmak amacı yapı atı . ditme iş yapan kimse. hamle. savlet. * Atmak iş i. ş * Etkisiz. k.* Tembel. . * İsiz. * Bir ş doğ birden gitmek. nabıiçin) Vuruş z . * Atmak iş konu olmak. atı yapan. çarpı ş . hücum. iş yaramaz. aylak. atı ş * Atmak işveya biçimi. atı lı mcı atı m atı ölümü arpadan olsun n * çok sevilen bir ş yapı ey lı veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa katlanı ı anlatı rken lacağ nı r. atı sağ kazı bağ nı lam ğ a lamak * eş ini sağ kazı bağ eğ lam ğ a lamak. lı m atı lı ş atı lma atı lmak * Atı işveya biçimi. i * Bir silâhımermisini amaca ulaşrmak için gereken iş bilgi. birden bir davranı bulunmak. zla * Herhangi bir konuda ilerleme çabası . atı mcı * Pamuğ yünü yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma. atı (veya atmak) tutmak p * bir kimse veya bir ş için kötü konuş ey mak. * Atı iş lmak i. * Patlamak. ini atı lı mcı k atı k mlı * Atı nıişhallaçlı mcın i. * Giriş ken. * Atı bir ş gidebildiğuzaklı lan eyin i k. atı lmak i lma. n tı ve * (kalp. hamleci. * Hı ilerleme. atı lgan * Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan. lamak. lgan atı lı m * İ atı atı iş leri lma. atı k lganlı * Atı olma durumu. süreduran.

üst eş ik. atkı iplik atkı lama atkı lamak * Dokuma tezgâhları mekikle atkı nda atmak. uğ ı a. nda lan * Dokumacı mekikle enine atı iplik kumaş en ipliğ lı kta lan ı n i. atı rmalı ş tı k * Atı rmaya yarayan. * (yağ veya kar) Serpiş mur tirmek. n ş ş ı * Saz ş airleri. çeviklik. belli bir ayak üzerine birbirlerini küçük düş ürmek amacı karşklı yla ı deyiş lı söylemek. veya beton destek. * Atı rmak iş ş tı i. * Çabuk hareket edebilen. atı ş mak atı rma ş tı atı rma yeri ş tı * Ayaküstü yemek yenilen yer. * Atkı lamak iş i. * Kendisine dargıolan bir kimseye barıkmıgibi söz söylemek. * Saz ş airlerinin deyiş tartı le ş maları .atıyeri ş atı ş ma * Silâh atma alı rmaları lan yer. * Kapı pencerelerin yapı nda üst tarafa konan ağ taş ve mı aç. ş tı yapı * Atı ş iş mak i. yandan iliklenen ince uzun parça. atik atik atik tetik atiklik * Çabukluk. argaçlamak. * Ağ kavgası ı z etmek. * Dokuma tezgâhları mekikle enine atı iplik. atı rmak ş tı * Acele olarak yemek veya içmek. eski zamanla ilgili. * Eski. baş sı veya boyna alı örtü. atkı * Soğ a karşomuzlara. sı atkuyruğ u . çevik. argaç. kadı ları ı n * Büyük yaba. * Çabuk davranan. rta nan * Bazı n ayakkabı nda ve çocuk patiklerinde ayağ üstünden geçen. poligon. çevik. atkı lı * Atkı olan. ş tı ati * Gelecek.

atlama tahtası * Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanı yer veya kimse. atlanma * Atlanmak iş i. atlandı rmak * Ata bindirmek veya binecek at vermek. * Yüksek bir yerden alçak bir yere. * Yanı lmak. atlanı lma * Atlanı iş lmak i. atlamak * Bir engeli sı çrayarak veya fı rlayarak aş mak. örneğatkuyruğ olan bir bitki familyası relti i u . yazı yazma. . atlangı ç * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlama taş p . ayaküstü gelecek biçimde kendini bı rakmak. ı . * Belirli bir yerden gerilip hıalarak yapı sı z lan çrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aş ı rma. inmek. atla arpayı dövüş türmek (veya dalaşrmak) tı * fesat karı rmak. kök sapı ömürlü olan. zları nı ların na rı raktı saç atkuyruğ ugiller * Eğ otugillerden. ş tı k atladı Genç Osman! geçti * bir iş bittiğ veya tehlikenin atlatı ğ anlatı in ini ldını ı r. * (bası Haberi zamanı verememek veya diğ gazetelerden öğ nda) nda er renmek.70'e ayarlanabilen ve atlamalar için kullanı beden eğ i lan itimi aracı . ç. daha çok nemli yerlerde yetiş ve ilâç olarak kullanı bir en lan bitki (Equisetum arvense). lan atlama taş ı * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlangı p . * Çı kmak. atlama taşyapmak ı * daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak. * Bu biçimde en uzağ atlamak veya en yükseğaş amacı yarılan atletizm dalı a i mak yla ş ı .* Atkuyruğ ugillerden. aldanmak. n atlambaç atlandı rma * Atlandı iş rmak i. atlama beygiri * Yüksekliğ1. * Genç kı n saçları baş nıarkası toplayarak uç bölümünü kaldıp serbest bı kları biçimi. * Çocukları atlama oyunu. sayı sayma gibi iş lerde bazı bölümleri bı p geçmek. * Binmek. atlama * Atlamak iş i. * Okuma. rakı * Sıfı nıokumadan geçmek. atlanı lmak * Atlanmak. ara bozanlıetmek.

atlas kemiğ i * Boyun omurların üstten birincisi. biçimli. * Vücudu geliş . atlet * Atletizmle uğ an kimse. * Savmak. atlatı lmak * Atlatmak iş lmak veya bu iş konu olmak. sıdokunmuş tür ipekli kumaş k bir . parlak kı zı rmı çiçekler açan kaktüs. ş muş atlas çiçeğ i * Uzun ve sarkıyapraklı k . atlaya zı playa * atlayarak. nda atlar tepiş arada eş ir. * (bası Baş ilgililerden önce bir haberin yayı nda) ka mlanması sağ nı lamak. rafyası ekonomi. nı atlatı lma * Atlatı iş lmak i. i yapı e atlatma * Atlatmak iş i. erkeksi kadı n. ekler ezilir * büyüklerin çatı ndan küçükler zarar görür. * istekle. * Bir konuyu açı klamak için hazı rlanmıresim veya levhalardan oluş kitap. atlar nallanı kurbağ ayak uzatmaz rken alar * küçükler büyüklerin yanı hadlerini bilmelidir. miş . bir bölgenin fiziksel ve siyasî coğ n. isteyerek. * Atlamak iş lmak. ş ması atlas atlas * Dünyanı bir ülkenin. raş atlet fanilâsı * Kolsuz erkek fanilâsı . * Savsaklamak.atlanmak atlanmak * Ata binmek veya at edinmek. atlas çiçeğ igiller * Kaktüsgiller. * Yüzü parlak. * Aldatmak. * Kötü bir durumu geçiş tirmek. atlatmak * Atlamak iş yaptı ini rmak. atlet gibi. atletik * Atletleri ilgilendiren. i yapı atlar anası * İ yarı ri . tarih gibi konularda toplu bilgi ile vermek için bir araya getirilmiş rafya haritaları coğ derlemesi.

atlı * Atı olan. * Değ eksiltmek. * Bir yerden baş bir yere taş ka ı mak. * (kurş gülle. süvari. * Binek atı kullanan asker veya asker sıfı nı. eyleri) Hedefe iletmek. * Ata binmiş kimse. * (kalp. lı ç) * (top.den oluş bir bir lara lı an eğ lence aracı . atlı nca karı * İ bir karı türü (Ponera grandis). * (bir kimseyi) Uzaklaşrmak. * Kovmak.atletizm * Beden gücünü. ndayı atmaca * Kartalgillerden. çevikliğ yetenekleri geliş i. * (yapı ş lmıkötü bir işbirine) Yüklemek. ş arı * Patlayı maddelerle havaya uçurup yı cı kmak. dı ya çı ş arı karmak. çarpmak. göndermek. bir kenara koymak. kestirerek söylemek. atma * Atmak iş i. ı rlı rma baş yapı vücut çalı ı na lan ş maları . ri nca atlı kovalarcası na * gereksiz yere acele ederek. tı * Koymak. uçaklar vb. tı *İ stenilmeyen bir ş kendi malı eyi olmaktan çı karmak. tek u. yı lmak veya yapık olduğ yerden ayrı rtı ş ı u lmak. tüfek gibi silâhlar için) Patlatmak. çki * Bilmeden. bir eyi * Çı karmak. atlı spor * At üzerinde yapı bütün sporları genel adı lan n . din kardeş iyiz * söylediklerin hep yalan (veya abartma). farkı z. * (sille. tokat. ağ k kaldı ve atma gibi. * Bir ş yere doğ bı eyi ru rakmak. dı ya vermek. * Yalan veya abartmalı söylemek. kı Vurmak. tı rtı kuş * Sapan. ava alı rı ş labilen küçük bir yı cı (Accipiter nisus). nabıgibi kan dolaş ile ilgili organlar için) Vurmak. * Yazıveya banda alı ş metinden bazı lı nmıbir bölümleri çı karmak. atma Recep. kabartmak. * Bir cismi bir yöne doğ fı ru rlatmak. söz * Çatlamak. erini atmak . * Örtmek. z ı mı * (sıntı kı dolayıyla) Giyilen bir ş çı sı eyi karmak. i * Sözle sataş mak. ilgisini kesip uzaklaşrmak. tirmeye yarayan koş atlama. * Yerleş tirmek. * İ içmek. * (zaman bildiren tümleçlerle) Geri bı rakmak. ok gibi ş un. * Uzatmak. ilgisini kesmek. * Kullanı lması gelenek hâline gelmiş ş kullanmaktan vazgeçmek. atlı nca karı * Yere dikilmiş eksen çerçevesinde döndürülen askı takıoyuncak atlar. * Yay ve tokmakla ditmek.

sahiplenmek. * Birkaç türü birleş çeş kimyasal birleş ince itli ikleri (molekülleri). ndan n ması an atom numarası * Bir atom çekirdeğ içinde bulunan protonları sayı. * Mercanları bir araya toplanması oluş . * Göndermek. atmasyoncu * Uydurmacı . palavra. atmasyon * Uydurma. palavracı (kimse). sperma. artıbölünemez. n ile muş k. bağ ı rmak. an elektron yüklü merkez bölümü. * Etkisi kaybolmak. * Götürmek. halka biçiminde adacı mercan ada. cevvî. meni. atom çekirdeğ i * Atomun çekim kuvvetinin etkisiyle. * Söylemek. ması atom çağ ı * Atom enerjisinin insanlın hizmetine girdiğçağ ğ ı i . inin n sı atom reaktörü * Nükleer parçalanma sonucu oluş enerjiyi kontrol etmekte kullanı düzen. * Haykı rmak. atol atom parçacı k. *İ çinde yaş lan ve etkisinde kalı ortam. ı ı rlı atmosfer bası ncı * Atmosferin yeryüzünde bulunan her cisim üzerine yaptı bası ğ nç. bı rakmak. ı atmosferik * Atmosferle ilgili.* (renk için) Solmak. 76 cm uzunluğ nç lan. gaz . bel. bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. er suyu. atom enerjisi * Atom çekirdeklerinin parçalanması veya hafif atomlarıkaynaş ndan oluş büyük enerji. çevresinde elektronlar dolaş proton ve nötronlardan oluş pozitif an. atmı k atmosfer * Erkeklerin cinsel organı salgı ndan lanan madde. * Hava yuvarı . unda ve tabanıcm 2 olan cı l va sütununun ağ ğ(l kg 33 gr). hava. yollamak. alı ş mak. an lan . atmasyonculuk * Atmasyoncu olma durumu. atom bombası * Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluş temeline dayanan bomba. na in k atom ağ ğ ı ı rlı * Herhangi bir atomun 16 sayı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağ ğ sı ı ı rlı. * Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası yuvarı . bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluş turan * (eski Yunan filozofları göre) Gerçeğ son. anı nan * Bası birimi olarak kullanı 150 C de deniz yüzeyinde.

inin n sı atomal * Atomlarla ilgili olan. * Bir hayvanıbir baş hayvanı n ka yemek için yakalaması . i eyler attan inip eş e binmek eğ * bulunduğ önemli görevden daha aş ı göreve alı u ağbir nmak. * Top oyunları topun karştakı oyuncuların vuruş oyun alanın veya kale çizgisinin arkası nda ı m nı uyla nı na * Karada. aktar. atomik atonal atölye * Zanaatçı n veya resim. atomcu * Atomculuk yanlı (kimse). attar * Bkz. gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama iş i. attı tı kadar olamamak ğ rnak ı * bir kimsenin sözü edilenden daha değ ersiz olduğ anlatmak için kullanı unu lı r. * Yeni bir bestecilik çırı göre. ton ve makam temeline bağ kalmadan oluş ğ na ı lı turulan (beste). sı * Atomla ilgili. bölünmez parçalarıkümelenmesinden oluş unu ileri süren öğ n tuğ reti. satsan satı lmaz * işyaramadı veya sıntı e ğ ı kı verdiğhâlde vazgeçilemeyen ş ve kimseler için söylenir. denizde. eğ cı lendirici. atropin * Güzelavrat otundan çı lıhekimlikte kullanı zehirli bir ilâç. iş ları yla raş n şı tı lik. atomculuk * Evrenin. attı rma * Attı iş rmak i. heykel sanatları uğ anlarıçalı ğyer. karı p lan * Atomla ilgili olan. av * Atmak iş yaptı ini rmak. . atsan atı lmaz. atölye resmi * Bir iş ayrı ları gösteren ve atölyede yapı sı nda kullanı 1/1 ölçüdeki teknik resim. atom sayı sı * Bir atom çekirdeğ içerisinde bulunan protonlarısayı. terileri oyalayı. ilgi çekici gösteri. in ntı nı m rası lan atraksiyon * Gazino gibi yerlerde yapı müş lan.atom santrali * Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika. attı rmak Au aut geçmesi. * Altı n kı n'ı saltması .

avanakça davranı ş . ine kin i aval * Saflı sersemlik derecesine varan (kimse). av yasağ ı * Yı av dönemi dında kalan zamanda konulan yasak. * Avanak gibi. lan -av / -ev * Fiilden isim türeten ek: sı gör-ev. avanaklıetmek k * aptallıetmek. avanak gibi davranmak. le-v. * Halk. bön. aptal aptal. aptal. öd-ev. avanağ uygun düş biçimde. * Halkıaş ı n ağtabakası . kopoy. nda nı avadanlı k * Bir işyapmak. * Tuzağ düş a ürülen. av köpeğ i * Tazı . ödemeden sorumlu olanları ödememesi hâlinde üçüncü bir kiş alacaklı senet n inin lara bedelini ödeyeceğ iliş verdiğgüvence.* Bu yollarla yakalanan hayvan. zağ gibi ava yardı lıetmeye alı rı ş ar mcı k ş lmıköpek. a en avanak avanakça avanaklı k * Avanak olma durumu. k avangart * Öncü. * Kolaylı kandılabilen veya aldatı kla rı labilen. kendisinden yararlanı kimse. bir aracı i onarmak için kullanı alet takı . av avlanmı tav tavlanmı ş . . tı av kuş u * Avlanı kuş lan . ş * olan olmuşiş ten geçmiş k yapacak bir ş yok. av mevsimi * Av dönemi. lı n ş ı ava çı kmak * avlanmak için gitmek. iş türe-v vb. artı ey av dönemi * Av hayvanların avlanması bu amaçla kullanı av araçların kullanı nıserbest olduğ yı nı veya lan nı lmasın u lı n belirli bölümü. avadancı * Eski Osmanlı sarayı bir sıf hademe. ğ ı aval aval avam * Aptal bir biçimde. lan mı aval * Ticarî senetlerde. . na-v. iş .

çilik. avans almak * öndelik almak. Avarca * Avarlarıkullandı dil. ka yı lması * Kıya dayanı sandalıaçı yı larak n lması kürekçilere verilen komut. kâr. . avantaj * Üstünlük sağ layan ş yarar.VI. n ğ ı avare . avans çekmek * öndelik çekmek. yararsı z. avantadan * bedavadan. Avar * Kuzeydoğ Kafkasya'da Dağ u ı Federe Cumhuriyeti'nde yaş halk. kötü.IX. yüzyı arası Moğ llar nda olistan'da VI. avans vermek * öndelik vermek. ladı ı avantacı * Çı . . avaraya almak * o bölümün çalı nı ş ması durdurmak. avanta * Bir kimsenin. ş * Üzerinde döndüğ ve kendisini taş milden bağ z olarak çalı mekanizma. için * İe yaramaz. avantüriyer * Serüvene atı maceracı lan. emek vermeden sağ ğkazanç. avantacı lı k * Çı lı beleş bedavacı karcı k. beleş bedavacı karcı çi. ey. ü ı yan ı msı ş an avara avara avara kasnak iş lemek (veya dönmek) * hiçbir iş yaramadan boş e una. macera. * Bir geminin baş bir gemiden veya kıdan açı . lı k. peş ı na lmak lan inat. avantür * Serüven. . avantajlı * Yarar sağ layan. avantajsı z * Yarar sağ lamayan. yararlı (durum veya ş ey). stan ayan * III. beleş ten. . yüzyı arası Orta Avrupa'da yaş ş llar nda amıhalk. öndelik.avans * Alacağ sayı üzere önceden yapı ödeme.

tan avcı eri * Piyade mangası her ere verilen ad. tanı kimse. baş . ş siz ı boş ı boş avare dolaş mak * iş iş güçsüz. raş . avare olmak * iş güçsüz dolaş siz mak. iş güçsüz. ise * Bir deniz yolculuğ unda geminin veya yükünün gördüğ zarar. aylaklı ş ı boş k. * Engebeler. avcı * Avlanmayı seven veya avı kendine iş edinen kimse.* İsiz. avare etmek * bir kimseyi iş inden alı koymak. ı * Yüksek ses. baş luk. k avarelik avarı z * İsizlik. aylak dolaş siz. mek avareleş mek * Aylaklıetmek. nara. avcı otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. parlak zehirli bir bitki (Adonis). avarya avaz avaz avaz (bağ ı rmak) * var gücüyle bağ ı rmak. aylak. * Avcı özgü olan. * Osmanlı önceleri yalnıolağ larda z anüstü durumlarda. baş luk. * Kazalar. nda avcı hattı * Savaş düş ta mana doğ dağ ru ı ön safta ilerleyen asker topluluğ larak u. lan avcı lı k * Avcı olma durumu veya iş i. siz ı boş mak. ü * Çeş sebeplerle dayanı lını esnekliğ kaybetmiş itli klı ı ve ğ ini yapağve yün. * Bir ş büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çı eyi karan. avcı ı uçağ * Düş uçakları düş man nı ürmek için kullanı uçak. yüzey biçimleri. avcı etmek lı k * avlanma ile uğ mak. sonraları sürekli olarak halktan toplanan vergi. engeller. avareleş me * Avareleş durumu. baş . tümsekler. avazı ktı kadar çı ğ ı * çok yüksek sesle. belâlar. lara * Baş hayvanları ka yakalamakta usta olan (hayvan). kokusuz.

. * Sayı . na * Tavana ası ş lan. avlamak * Bir avı veya ölü olarak ele geçirmek. lâmbalı . * Yardakçı lar. avlanmak * Avı olan yer. çok . çiçekli bir süs ağ (Yucca glosiosa). avdetî avene averaj * Ortalama. av yeri. unu avcunun içi gibi bilmek * (bir yeri. * Voleybolda karşoyuncularıboş raktı ve yetiş ı n bı ğ ı emeyeceğyere topu yavaş indirip sayı i ça alma. avdet etmek * dönmek. * (genellikle Musevîler için) İ dinine dönmüş slâm olan. Amerika'dan dünyanıher yanı yayı ş n na lmıolan. farkı avgı n * Duvarda suyun geçmesi için bı lan delik veya üstü kapalı yolu. rakı su avisto avize * Ödenmesi gereken poliçelere yazı ve "görüldüğ lan ünde" anlamı gelen bir terim. avize biçiminde sarkı iri ve beyaz k. avcuna saymak * peş olarak ödemek. geri gelmek. ve na avdet * Dönüşgeri gelme. avcunun içine almak * bir kimseyi baskı etkisi altı almak. bir ş çok iyi ve ayrı lı eyi) ntıolarak bilmek. avcunun içinde tutmak * ona istediğ yaptı ini racak güçte olmak. kurnazlı kandı kla rmak. diri * Tuzağ düş a ürmek. billûr. amdanlı . in avcunu yalamak * umduğ ele geçirememek. avlanma * Avlanmak iş i.avcu kaş ı nmak * halk inanına göre eline bir yerden para geçeceğanlaş ş ı i ı lmak. cam veya metal süslü aydı nlatma aracı . acı avlak avlama * Avlamak iş i. avize ağ acı * Zambakgillerden.

para istemek. nda * (para için) Bol bol.* Avlamak iş konu olmak. yardı istemek. * Karı . Avrupalı ma laş * Avrupalı mak. Avrupalı benzer. * Amerikan armudu (Persea americana). avrat pazarı * Cariyelerin satı ğpazar. m avuç avuç * Her defası bir avuç. avlatma avlatmak * Avlanmak iş yaptı ini rmak. * Elin yarı yumulmuş durumu. Afş ar. * Avuçlayarak. en n Avrupaî * Avrupalı vergi. ş antı nı Avrupalı lı k * Çağ olma. düş ve davranı batı daş ünce ş ta ölçülerinde bulunma. nları kları avret * Ut yeri. eş * Avlatmak iş yaptı ini rma. Avrupa halkı olan kimse. laş Avrupalı mak laş * Avrupalı n düş ları ünce. nda k. avlu avokado avrat * Bir yapın veya yapı nı grubunun ortası kalan üstü açı duvarla çevrili alan. davranıve yaş ları benimsemek. lara lara lar Avrupalı * Avrupa'da yaş ayan. Avrupa ile ilgili (olan). avuç dolusu . ldı ı * Kadı n öteberi sattı pazar yeri. . Avş ar avuç * Bkz. pek çok. ine * Ava gitmek. * Kadı n. * Elin iç tarafı . Avrupalı gibi. elin ı avuç (veya el) açmak * dilenmek. av için dolaş mak. ndan * Avrupa'ya özgü olan. * Yarı yumulmuş alacağmiktar. ava çı kmak. Avrupa kayı nı * Avrupa'da yetiş bir kayıtürü.

luğ iş avurt ünsüzü . * korkutucu büyük sözler söylemek. acını sı unutturmak. avuçlamak * Avuçla kavramak. avuç içi kadar * pek küçük. avuçla almak. ey. * Oyalanmak. avundurmak * Oyalanması sağ nı lamak. * Avukatı yaptı iş n ğ . teselli. teselli bulmak. müteselli olmak. * Acını sı hafifletmek. boş savunma. avurt şirmek iş * yanağ iç tarafı ı n ndaki boş u su veya havayla doldurup şkin duruma getirmek. avundurma * Avundurmak iş i. * Bir ş uğ arak acını eyle raş sı unutmak. korumayı meslek edinen ve bunun için yasanıgerektirdiğş n i artları ı kimse. i. avuç içi * Elin parmak dipleri ile bilek arası ndaki iç bölümü. avukat * Hak ve yasa iş lerinde isteyenlere yol göstermeyi. ı * Gereksiz.* (para için) Pek çok. yetinmek. teselli etmek. mahkemelerde. devlet dairelerinde baş kaların hakkı nı nı aramayı . avukatlı k * Avukat mesleğ i. dar (yer). avunma avunmak * Avunmak iş teselli. avunç * Acın hafiflemesi veya unutulması nı . taş yan * Gerekmediğhâlde baş nısavunması üstlenen kimse. avuçlama * Avuçlamak iş i. avurt * Yanağ ağ boş u hizası gelen bölümü. i kasın nı avukat tutmak * adlî iş lemleri gereğ yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu görevli kı ince lmak. *İ nsanı avutan ş teselli. * (hayvan) Gebe kalmak. ı ı luğ n z na avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) * beceremeyeceğş i eyleri becerebilecekmiş konuş gibi mak. avuntu avurdu avurduna geçmek * çok zayı flamak. avuntu. sıntı kı lardan uzaklaş mak.

avurtlama * Avurtlamak iş i. m avurtları çökmek (veya avurtları birbirine geçmek) * çok zayı ğyüzünden belli olmak. fat ay ağ ı lı * Ayı aylası n . *İ simden isim türeten ek: kol-ay. açı ey k. avutma avutmak * Avutmak iş teselli. dal. y * Fiilden isim ve sı türeten ek: ol-ay. al kelimelerindeki l ünsüzü gibi. ine Ay * Yer yuvarlağ n uydusu olan gök cismi. yapa-y vb. ı nı * Yı on iki bölümünden her biri. -ay / -ey. teselli eden. dene-y. * (bir kimsenin acını sıntınıYatı rmak. ağ veya aş rma. Avusturyalı * Avusturya kökenli olan (kimse). hale. fladı ı avurtlu * Çalı satan. a a ndan an ndan bal. r. * anlaş ı lmayacak bir ş yok. yüz-ey vb. ay -ay / -ey * Birdenbire duyulan acı rı ş ı ürkme veya sevinç anlatı . kamer. düz-ey. * Avutan. erkeğ kuyruğ lir biçiminde ve çok süslü bir Avustralya kuş (Maenura superba). bel. m Avustralya kara tavuğ u * Serçegillerden. sı veya kı sı) ş tı * Oyalamak. gün-ey. avutucu avutulma avutulmak * Avutmak iş konu olmak. teselli etmek. avurtlamak * Büyülenmek. el. lı n * Art arda gelen iki yeni ay arası geçen süre. nda * Bir ayıherhangi bir gününden ertesi ayıaynı n n gününe kadar geçen veya yaklaş 30 gün olarak kabul ı k edilen süre. i. yüksekten atmak. ay aydı hesap belli n. * Avutulmak iş i. inin u u Avustralyalı * Avustralya kökenli olan (kimse).* Dil ucunun ön damağ veya art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses: Dil. . * Çalı satmak. yüksekten atan. hesap ortada.

nda n ğ ı nlı ay modülü * Gözlem araçları içinde taş ay araşrmaları kullanı ve ay yüzüne yumuş iniş nı ı yan. ğ ı ü k ı na Akdeniz'de yaş bir balıtürü. n aya * Türk bayrağ ı ndaki ayça ve beşş yı zdan oluş simge. mehtap. Ay'ıyer yuvarlağgölgesinde kalması ı nı ile na n ı . kamer takvimi. ay parçası (gibi) * (kadıveya kıiçin) çok güzel. ınlı ldı ı muş . kta kta ay dönümü * Aybaş ı . ay yı z ldı ay yı lı * Ayı on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi için geçen süre (354 gün 8 saat). husuf. ay evi ay gibi * Ayla. n z ay takvimi * Ayı gökyüzündeki görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim. tı için lan ak yapan araç. geceyi açı geçirmek. n i ş ı * Ayı dolunay durumundaki parlak durumu. pervane balı. klar mın mı ay balta * Ağ yarı daire biçiminde olan balta. ay ığ şı ı * Ayı yeryüzüne verdiğık. ayan k ğ ı ğ ı ay balıgiller ğ ı * Kemikli balı takı nı çengel çeneliler alt takı na giren bir familya. ay dedeye misafir olmak * gece açı yatmak.ay balı ğ ı * Ay balıgillerden. görünüş balıbaş benzeyen. zı m ay çekirdeğ i * Ay çiçeğ tohumu. n Ay tutulması * Yer yuvarlağ n Güneş Ay arası girmesiyle. kemer balı (Mola mola). ay parçası . * Bkz. inin * Genellikle vakit geçirmek için içi yenen kuru yemiş idi. 3 m boyunda. ay harmanlanmak * ayıçevresinde ayla oluş n mak. çeş ay dede * (çocuk dilinde) Ay. kuyruk yüzgeci hilâl biçiminde olan. teber. ay örümceğ i * Ay modülü. n ay karanlı ğ ı * Bulutlar arkası kalan ayıyaydı hafif aydı k.

* (hasta) iyi olmak. ayağile (veya kendi ayağile) gelmek ı ı * kendi isteğ gelmek veya emek çekilmeden elde edilmek. iyle ayağuğ ı urlu * geldiğyere uğ getirdiğ inanı (kiş i ur ine lan i). ı ta ayağyürüten başr ı tı * halkıdüzen içinde çalı nı takiler sağ n ş ması baş lar. i baş na ayağalı ı ş (veya alı mak ş mamak) * bir yere sürekli gitmek (veya gitmemek). ayağdüş ı mek * Bkz. yolu düş mek. . ayağ fı a rlamak * hı ayağ kalkmak. ayağ kalkmak a * ayakları üzerinde durmak. ayağüzengide ı * hemen yola çı kmak üzere olan. avuç içi.* Elin parmak dipleriyle bilek arası ndaki iç bölümü. iyileş mek. heyecanlanmak. rcası * bağlanmak için yalvarmak. dikilmek. u lması ğ i ı ayağ bağ ı na vurmak * önüne bir engel çı karmak. ayak tabanı . telâşkapı a lmak. zla a ayağ kaldı a rmak * telâş heyecana düş ve ürmek. ayağ(veya ayakları ı ) suya ermek * bir gerçeğanlayarak aklı ı gelmek. * Yapraklarıdüz ve parlak bölümü. ayağdüze basmak ı * güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek. eyi ayağ bağ ı na olmak * (biri) bulunduğ yerden ayrı na veya yaptı işsürdürmesine engel olmak. ayağ (veya ayakları kapanmak ı na na) * alçalı na yalvarmak. * saygı göstermek için oturma durumundan ayak üzeri durumuna geçmek. ayağyerden kesilmek ı * ayağyere değ olmak. ı ş ayağ (veya bacağ geçirmek ı na ı na) * aceleyle bir ş giymek. ı mez * bir taş binip yaya yürümekten kurtulmak. * telâş lanmak. n ayağ düş a mek * işilgisiz ve yetkisiz kimseler karı e ş mak. ayağ(veya ayakları ı ) dolaş mak * yürürken telâş ayakları tan birbirine takı lmak.

gözetmeksizin birinin yanı gelmesini sağ na lamak. ş ı ayağ bağ ı nı lamak * engel olmak. ayak iş lerini bı kmadan. ğ ı ı na * iş yapmakta olan birine engel olmak. ayağ denk almak ı nı * baş nıkendisine yapması kaların ihtimali bulunan kötülüklere karşuyanıdavranmak. ayağ gelmek ı na * alçak gönüllülük göstererek birinin yanı gelmek. na * emek çekilmeden elde edilmek. soğ su mu dökelim? ı cak na uk * ender gelen bir konuğ yarı a sitem. ilgiyi kesmek. ayağ donu yok. * (birinin) iş yükselmesine engel olmak. na ayağ çelme takmak ı na * biri yürürken ayakları na ayak uzatı düş arası p ürmek.ayağ çabuk ı na * bir yere alılandan daha kı sürede gidip gelen. . na ayağ ip takmak ı na * bir kimseyi çekiş tirmek. ı nı nı vıp ayağ (veya ayakları) öpeyim ı nı nı * yalvarım. gitmeye üş enmek. ş ı sa ayağ çağ ı na ı rmak * yanı gelmesini istemek. ayağ çekmek ı nı * sısıgittiğbir yere artıuğ k k i k ramaz olmak. rı ma sı ı nı * alılan bir yere gitmekten kendini alamamak. ayağ getirmek ı na * sı saygı ra. ayağ sı su mu. ayağ gitmek ı na * alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanı varmak. ayağ kira istemek ı na * gelmeye nazlanmak. yarı sevinçle söylenen söz. inde ayağ dolanmak (veya dolaş ı na mak) * baş na yapmayı kası tasarladı kötülük kendi baş gelmek. rı ayağ alamamak ı nı * ağ veya uyuş dolayıyla ayağ oynatamamak. yorulmadan yapmak. ayağ (veya ayakları) altı almak ı nı nı na * tek bacağ (veya bacakları) kırı üzerine oturmak. yürümesine engel olmak. ayağ düş ı na mek * çok yalvarmak. ayağ üş ı enmemek na * hamarat olmak. ı k * dikkat. fesleğ ister (veya takar) baş ı nda en ı na * yoksulluğ bakmayarak süs ve gösteriş una yapmak ister.

ayağ n altı karpuz kabuğ koymak ı nı na u * bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle iş inden uzaklaşrmak. * baş nı yere artıuğ kası bir k ramaz duruma getirmek. tı ayağ kesmek ı nı * bir yere gitmez olmak. ayağ n tozunu silmeden ı nı * henüz yoldan gelmiş ken. * değ bir kimseyi üstün bir yere geçirmek. ayağ sürümek ı nı * verilen bir işağ i ı almak. ayağ kaydı ı nı rmak * bir yolunu bulup birini iş inden veya görevinden uzaklaşrmak. ayağ n (veya ayakların) altı öpeyim ı nı nı nı * "pek çok yalvarım" anlamı kullanı rı nda lı r. tı ayağ n bağ çözmek ı nı ı nı * karını amak. ş ı ndan kaların * ölmek üzere olmak. henüz dinlenmeden.ayağ denk basmak ı nı * dikkatli ve uyanıdavranmak. ayağ tek almak ı nı * bir iş iyi düş te ünüp dikkatli davranmak. ayağ n altı almak ı nı na * tekme ile dövmek. ersiz ayağ n tozu ile ı nı * yoldan gelir gelmez. ka lanı . sı boş * serbest davranması engelleyen iliş nı kilere son vermek. mak * halk inanına göre bir kimsenin gelmesi. ayağ n pabucu olamamak ı nı * değ ondan çok aş ı erce ağolmak. ayağ vurmak ı nı * ayakkabı ı yara etmek. ayağ n bastı yerde ot bitmez ı nı ğ ı * uğ ğyere bereketsizlik. ayağ nı ayağ yorganı göre uzatmak ı nı na * giderini gelirine uydurmak. k ayağ giymek ı nı * ayakkabını sı giymek. ardı baş nı da gelmesine yol açmak. ayağ n pabucunu baş giymek ı nı ı na * dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. ayağ n (veya ayaklar) altı ı nı nda * (yüksek bir yerden) geniş alanı bir görür durumda. uğ ramamak. ayağ n türabı ı nı olmak * bir kimse baş bir kimseye kul gibi bağ p onun her emrini yerine getirmek. uğ radı ı ursuzluk getirir. rdan * bir yerden uzaklaş üzere bulunmak.

* Büyük bir ı a karı ikinci derecedeki akarsularıher biri. avutmak. ayak bileğ i * Baldı r kemikleriyle tarak kemikleri arası bulunan ve yedi kemikten oluş ayağ arka bölümü. nda an ı n ayak çekmek * kandı rmaya çalı ş mak. rmağ ş an n * Göl ayağ ı . bayağ ı . ün ı rlı * Basamak.4 cm değ erinde İ ngiliz uzunluk ölçüsü birimi. bir davranı sonuna kadar sürdürmek. sı radan. * girmek. ayak atmamak * bir yere hiç gitmemek. uğ ramamak. ayak basmamak * bir yere hiç uğ ramamak. i * Aş ı ağdüzeyde.5 cm uzunluğ m ı n undaki ölçü birimi. * Vücudun belden aş ı ağbölümü. uğ ramak. * ilk kez gitmek. kadem. ünde sa m mları baş nı ayak diremek * bir düş ünceyi. ayak değtirmek iş * talim yürüyüş kı bir adı atmak yolu ile adı nı kalarınkine uydurmak. * Bir doğ runun baş bir doğ ka ruyu veya bir düzlemi kestiğnokta. * Ayakta yapı sohbet. * Birtakı ş m eylerin yerden yüksekçe durması sağ nı layan dayak. sa * Yarı arş veya 30. destek veya bunlardan her biri. ayak basmak * bir yere varmak. ayak ayak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne almak. lan ayak iş i ayak izi * Birtakı getir götür iş m leri. * 30. gelmek. * Yürüyüş ağ k veya çabukluk derecesi. kendi tutumundan ş mamak. fut. ı raktı n ı . bağ e) lanmak. ı nı ayak bağ ı * Bir yere veya bir iş gidilmesine engel olan ş e ey. ayakta toplanan meclis. * Halk edebiyatı uyak. ayak atmak * girmek.ayak * Bacakları bilekten aş ı bulunan ve yere basan bölümü. ulaş mak. nda * Halk edebiyatı koş nda uklarda kı yedekli dizelere verilen ad. n ağ da * Bacak. * (buzdolabı ölçülerinde) İ ngiliz ölçüsü fut'un kübü alı narak hesaplanan değ er. * (bir yere veya mesleğ girmek. ş ı aş ayak divanı * Olağ anüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padiş n katı yla bir konuyu görüş ve karara ahı lması mek bağ lamak için yapı toplantı lan . * Herhangi bir zemin üzerinde ayağ bı ğiz.

ayak kirası * Bir haber veya eş getirene emeğ karşk verilen para. nda ayak yalı n * Yalı ayak. ya ine ı lı ayak makinesi * Ayak yardı ile iş mı letilen makine. ayak tarağ ı * Bkz. u ayak uydurmak * yürüyüş adı atını kalarınkine uydurmak. ayak oyunu * Hile. kandı için dalavere çevirmek. ayak tedavisi * Ayakta oluş bir hastalın veya rahatsı ğ tedavisi. n ayak yapmak * birini aldatmak. rmak ayakaltı * Gelip geçenlerin çok olduğ yer. tarak. ve ş baş nı ı ayak vermek * âş atı ı ş k maları dinleyicilerden biri uyak belirtmek. ı ayak ucu * Yatanıveya yatı bir yerin ayak uzatı yönü. ayak kirası . * Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret. ayak teri * Ayak parmakları ndan çı pis kokulu salgı arası kan . ayak satısı cı * Gezgin satı. yeri. ayak teri. cı ayak sürümek * verilen bir işağ i ı almak. rdan * gönderilen yere isteğile gitmemek. ayak topu * Futbol. ayak tutmak * mani yarı ş maları karş ndakine uyması nda ı sı gereken uyağvermek.ayak keseri * Ayakta durarak ağ yontmaya elverişuzun saplı aç li keser. u ayakaltı almak na * hakir görülmek. gözden çı lmak. i ayak takı mı * Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayıyla toplum içinde aş ı sı ağdurumda olan kiş iler. te m ş baş nı ı * kendi gidiş davranını kasınkine benzetmek. n lan lan * Ayak parmak uçların oluş nı turduğ dar dayanak yüzeyi. an ğ ı zlın ı * Ayakta tedavi. karı .

baş rma.ayakaltı bı nda rakmak * ezilmesine. ayaklamak * Ayakla ölçmek. i. ayakkabı dolabı . ayaklandı rma * Ayaklandı iş rmak i. ayakçak * Merdiven. satı ayakkabılı cı k * Ayakkabınıiş pabuççuluk. ş larla u ayakkabı lı k * Ayakkabı konulan yer. yok olması göz yummak. ayaklandı rmak * Ayaklanmak iş yaptı ini rmak. merdiven basamağ ı . n. n na p rı * Ayak iş lerinde kullanı kimse. ayakçı ayakkabı * Özellikle sokakta ayağkorumak için giyilen ve altı ı kösele. cın i. isyan. lan * Bir iş süresince tutulan hizmetçi. * Ayakkabı lan yer. ayaklama * Ayaklamak iş i. ayağrahatsıetmek. çerçi. cı ayakçı n * Dokuma tezgâhları atkı nda ipliklerini hareket ettirmek için ayakla bası tahta ayaklı lan k. * Ayakkabı yapmaya elverişolan (deri. korumamak. * Dokuma tezgâhı ayaklı. kı ı kaldı yam. ğ ı * Çocukları cambazları ayakları takıyürüdükleri çifte sık. pabuççu. ayaklanma * Ayaklanmak iş i. * Birçok kimsenin cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmesi. . ayakkabı nı ları çevirmek * konuk ayakkabı nı ları gidiş yönüne doğ düzgün biçimde sı ru ralamak. * Gezici satı. toprakbastı nan . lâstik gibi dayanı maddelerden yapı ayak klı lan giyeceğ pabuç. * bazı davranı konuğ gitmeye zorlamak. ayaklanmak * (çocuk için) Yürümeye baş lamak. ayakkabı vurmak * (ayakkabı ) ayağzedelemek. ı ı z ayakkabı cı * Ayakkabı yapan veya satan kimse. ayakbastı * Bir yere dı dan gelen insan ve eş ş arı yadan alı vergi. na ayakaltı dolaş nda mak * bir iş yaramadı hâlde herkesin iş engel olacak biçimde ortalı dolaş e ğ ı ine kta mak. kösele gibi ş li eyler).

ayaklı k * Ayakla iş letilen makinelerde ayağ bastı yer. isyan etmek. değ kimseler ise en geride bı lmak. cin gibi çocuk. * Uyanmak. ı * Bir destekle yere dayanan. ersiz a erli rakı ayakları dolaş mak * yürürken ayakları birbirine takı lmak. p ayaklar altı almak na * önem verilmesi gereken ş eyleri hiçe saymak. * Taban. ayağ sürümek. ayaklı kütüphane * Pek çok konuda bilgisi olan. ayakları değ yere memek * çok sevinmek. ayakları (veya ayağ kara su (veya sular) inmek na ı na) * uzun süre ayakta kalmak veya yürümekten çok yorulmak. * Ayağolmayan. gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek. ayaklı mani * Cinaslı ayaklarla söylenen bir mani türü. ı ayaksı z ayaksı zlar * Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sıfın en ilkel yapıtürlerini içine alan bir takı nı nı lı m. çiğ nemek. sorulan her soruya cevap verebilen kimse. baş * değ kimseler baş geçip.* (hasta için) Yürüyebilir duruma gelmek. a p * (birçok kimse) Cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmek. ayakta . * Ayağ kalkıgitmeye davranmak. pedal. ayaklar baş lar ayak olmak . ayakları nısürümek * güçlükle yürümek. * Ayakçak. . uyanıkalkmak. ayaklı canavar * Çok hareketli. baş ı kaldı rmak. ı ta ayakların (veya ayağ n) ucuna basmak nı ı nı * çok yavaşsessiz. ayakları geri gitmek geri * bir yere gönülsüz. ı n ğ ı * Ayak basacak yer. ı nı ayakları yerden kesmek nı * bir taş binerek yürümekten kurtulmak. yaramaz. ayaklı * Ayağolan. çok ş okumuş öğ ey ve renmiş olan. ayaklı ma koş * Halk ş iirinde müstezat tarzı söylenen deyiş nda . istemeye istemeye gitmek. * Ayakla iş letilen.

çökmemek. ayakta tutmak * o ş sürekliliğ sağ eyin ini lamak. kenef. ayakta uyumak * aş dalgı ş kı veya yorgun olmak. kademhane. * bozulması yılması çökmesine engel olmak. erini ayakta tedavi * hastanı yatağ yatılması n a rı gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapı tedavi. kı sürede. bilinir olmak. ayaktaş ayakucu ayaküstü * Arkadaşyoldaşhempa. eş ayan âyan * Belli. aş n ayaktan * (kesim hayvanları canlı için) olarak. kı na. kı * değ yitirmemek. * bir kuruluş yaş un aması sağ nı lamak. .* Ayağ kalkmıdurumda. k ayan olmak * belli olmak. helâ. ı rı n. abdesthane. festfut. sa * Acele olarak. r ayaküzeri * Ayaküstü. rtı ayar . memiş nsanı kları nı alttı ı hane. ayakta durarak. * Hazıyemek. * Oturmadan. heyecanlı lı . önemini korumak. * Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiğdoğ i rultudaki alt yön. lan ayakta tutmak * oturtmak gerekirken oturtmamak. ayakta kalmak * oturacak yer bulamamak. apaçı açıseçik. * yılmamak. leri * Senato üyeleri. tuvalet. ayan beyan * Besbelli. * İ gelenler. açı k. a ş * Telâş. k. * İ n besin artı yla idrarı boş ğyer. . ayakyolu ayal * Karı . na. . ayandon * 18 Ocak'ta baş layan bir fı na.

vata nıkı tı yla lan. tı i * Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. ayarlı * (saat ve makine için) Ayarlanmı doğ çalı ş ru . gibi lmış k * Bir iş veya bir davranı gereken ölçü. ayarlatmak * Ayar ettirmek. ru ran. n. * Bir aygıbelli bir iş tı yapabilecek duruma getirmek. ayarsı k zlı * Ayarsıolma durumu. * Davranı ölçüsüz. n ğ ı ayarı bozuk * Belli bir ayarı olmayan. ler ayarcı * Esnafıkullandı ölçü aletlerini denetleyen görevli. ayarlatma * Ayarlatmak iş i. ayarlanmak * Ayar edilmek. er ayar etmek * (bir aygın) çalı nı tı ş ması düzeltmek. doğ ruluğ e rulamak. ayarlanma * Ayarlanmak iş i. nda * Kandı rmak. doğ yoldan saptı ayartan. doğ ru. ayartı ayartı cı * Baş çı tan karma. ş ları * (altıve gümüş n için) Belli bir ayarı olmayan. düzenli. . * İleri birbiriyle çatı ş ş mayacak veya zamanı bitirecek biçimde düzenlemek. ayarlı pense * Vida. ayarlamak * Bir ölçünün doğ unu belli bir örneğ göre düzeltmek. bozuk. ayartılı cı k * Ayartını yaptı iş cın ğ . * Ahlâk. ş sağ ması lanmı düzeltilmiş ş . * Altı gümüş madenlerden yapı şeylerin saflıderecesi. ş ta * Değ derecesi. ı . birbirine uygun duruma getirilmek. cı ve musluk aksamı sışrmak amacı kullanı ağ açı ğayarlanabilen özel alet. * (altıve gümüş n için) Belirli bir ayarı olan. karakter veya aklı yerinde olmayan. ayarlama * Ayarlamak iş i. * Baş çı tan karan. düzensizlik.* Bir aygın gereken işyapabilmesi durumu. düzensiz. z * Ölçüsüzlük. ı klı z ı ayarsı z * Ayarı lmamı ayarı yapı ş . düzenli iş duruma getirmek.

* Birini. ayaz kesmek * uzun süre soğ kalıüş ukta p ümek. ayazlamak * (hava) Ayaza çevirmek. sakin havada çı kuru soğ kan uk. rmak ayazlandı rmak * Ayazlanması sağ nı lamak. sağ ayazlandılmırakı rı ş * Halk inanına göre sı tedavisinde kullanı üzere rakın açı balkonda veya dı da bekletilmiş ş ı tma lmak nı larak ş arı hâli. yere ey ayazlandılma rı * Ayazlandılmak durumu. eline bir ş geçmemek. ayartmak * Baş çı tan karmak. * Ayazda kalı üş p ümek. * Boş beklemek. ayaza çekmek * kın kuru soğ artmak.ayartı lma * Ayartı iş lmak i. ukta * boş beklemek. ayartı lmak * Ayartmak iş konu olmak. doğ yoldan saptı ru rmak. ayazlandı rma * Ayazlandı durumu. çalı ğyerden ayıp baş nı yanı çalı ş ı tı rı kasın nda ş maya kandı rmak. eline bir ş geçmemek. ayaz paşkol geziyor a * dı da çok soğ var. yere ey ayazlama * Ayazlamak iş i. rı ayazlandılmak rı * Ayazlanması lanmak. * (hava ve gece için) Soğ uk. ş ı uk ayazda kalmak * soğ kalmak. * Kandı rmak. ayazlanma * Ayazlanmak iş i. ş arı uk ayaz vurmak * (sebze ve meyveler için) donmak. * Duru. ine ayartma * Ayartmak iş i. ayazlanmak ayaz .

ndan aybeay * Aydan aya. karş na konulan eş ık kaynakların sayı ile orantıolarak aydı k görünmesi. yurdumuzda çok yetiş i tirilen bir bitki. tahtaboşbalkon. n * Ayı ilk günü. ı sı it ş ı nı sı lı nlı aydı nlanmak * Aydı k olmak. ayda yı bir lda * çok seyrek olarak. i * Bir yüzeyin. ay dönümü. * Ayı ilk günü. sarı renkli çiçeğçok iri olan. münevver. n aybaşolmak ı * (kadın) ayda bir döl yatağ nı ı kan gelmek. tenevvür etmek. * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinme. gündöndü (Helianthus annuus). aydı nger * Parlak yüzeyli. saydam. âdet görmek. ı * Kültürlü. aydemir aydı n * Iş alan. mimarlı çizim için kullanı özel bir kâğ kta lan ı t. ukta * Ayazda soğ utmak. hilâl. gün çiçeğ günebakan. i. ayazlatma * Ayazlatmak iş i. taraça. * Kolayca anlaş ı kadar açı(söz veya yazı vazı lacak k ). * Yüzü yay biçiminde bir çeş keser. ayazlı k ayazma aybaş ı * Evlerde serinlemek için kullanı önü açıyer. ıkl ı nlı ı k ş . h. it aydı nlanma * Aydı nlanmak iş i. lan k . ayçiçeğ i * Birleş ikgillerden. ileri düş . okumuşgörgülü. ayazlatmak * Soğ bekletmek. * Rumlarıkutsal saydı kaynak veya pı n kları nar. n ğ ı * Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapı ş yı zlı alem. ay ay olarak. nlı * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinmek. * Bu bitkinin yağ karı tohumu. ünceli (kimse). çı lan ayçiçeğyağ i ı * Ay çiçeğ inden çı lan yağ karı . i . lmıay ldı süs. lmıçörek. aydı k. ayçöreğ i * İ tarçı ceviz konularak ay biçiminde yapı ş çine n.* Ayazda bı lı soğ rakı p umak. tenevvür. ayça * Ayı ilk günlerinde aldı yay biçimi.

* Kötülükten uzak.aydı cı nlatı * Aydı k verici. t. * Vücutta belirli bir görevin sağ lanması yarayan organlarıhepsi. temiz. zlı aygı r deposu * Aygı n bakı ğbüyük ahı rları ldı ı r. aydı k nlı * Bir yeri aydı nlatan güç. n ndan lan boş luk. vazı lacak k h. ine aydı nlatma * Aydı nlatmak iş i. aygı r gibi aygı t * Birçok parçadan yapı ş cihaz. * Duyguda ölçüyü kaçı ş rmı . ay-gün takvimi * Güneş görünen hareketlerine göre düzenlenen takvim. bitkin. aygı n * Bitkin. * Bir yapın ortası gelen oda ve öbür bölümlerin ık alması damıortası zemine kadar açı nı na ş ı için. * Sahnelerin ıklandılması i. ş ı rı iş aydı nlatmak * Karanlı giderip görünür duruma getirmek. ık. aygıbaygı n n * Güçsüz. na n * Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluş turulan ve bazı deneylerin yapı na yarayan takı belli lması m. aydı kölçer nlı * Aydı kları nlı ölçmeye yarayan aygılüksmetre. saf. aydı lma nlatı * Aydı lmak iş nlatı i. in ay-gün yı lı * Hem ay evreleri değ imi hem de güneş gökyüzündeki görünen hareketi göz önüne alı iş in narak düzenlenmiş olan takvim yı lı . . ı k * Kolay anlaş ı derecede açıolan. güçlü (kimse). çok yorgun. cihaz. ı k. lmıalet. ğ ı * Bir sorun üzerine bilgi vermek. nlı * Bir sorunla ilgili gerekli bilgileri veren. aydı lmak nlatı * Aydı nlatmak iş konu olmak. ayet * Kur'an surelerini oluş turan cümlelerden her biri. aygı r * Damı k erkek at. ş ı * Iş alan. * Kendinden geçercesine âş vurgun. * iri yarı cüsseli.

kaba ve anlayı z (kimse). tabanları basarak yürüyen. ayı klama * Ayı klamak iş i. iri gövdeli hayvan (Ursus arctos). * Memeli et oburlardan. ler ayı yavrusu ile oynuyor * iri ve yetiş birinin ufak tefek birine. dan. ayı ğ balı ı * Fok. yı za itibarı (veya minnetim) yok ldı m * bir ş en iyisine alı ktan sonra ondan aş ı eyin ş tı ağolanlar beni doyuramaz. anlayı z (kimse). ayı klamak ayılı cı k ayı giller ayı k . * kaba. luğ bir * Anlayı. küçük taneli yemiş veren. * Ayını iş mesleğ cın i. iş * Sert. yurdumuzda boz türü na bulunan. ayı görmeden bayram etme * bir iş gerçekleş meden ona oldu gözüyle bakı sevinilmemelidir. ayı içine alan bir familya. beş mı parmaklı . * Sarhoş u geçmiş biçimde. i. ayı yürüyüş ü * Gergin kol ve bacaklarla dört ayak yürüme. tüylü bir bitki (Arbutus uva ursi). uyanı ş lı k. ş sı * Ayı oynatmayı edinen kimse. ayını bı yüzüne vurmak * birinin kusurunu yüzüne söylemek. ayı an boğ ayı cı * İ yarı ri . kaba ve hoyrat (kimse). ayı gibi * iri yarı . ları * Sarhoş u veya baygı ğgeçmiş luğ nlı ı olan. * Kaba saba. ş sı ayı gördüm. bir çocuğ el ş yapması gücünü onda denemesi karş nda kin a akası veya ı sı ayı plama yollu söylenir. ayı pirincin taş ! kla ı nı * bir iş pek karık ve içinden çılmaz durumda olduğ anlatmak için kullanı in ş ı kı unu lı r.ayı * Memelilerin et obur takı ndan. ayı ı bacağ * Çift yan yelkenlerden birini sağ birini soldan kullanma biçimi. ndan akayı ayı üzümü * Fundagillerden. lı p ayı gülü * İ çenekliler sıfın düğ çiçeğ ki nı nı ün igiller familyası bir ş k türü (Peconia corollina).

baş na i * İ içmiş kimsenin duyduğ baş rı ve sersemlik. . * Bir görevde gereksiz görülenleri iş inden ayı rmak. gereksiz veya istenmeyen taneleri veya maddeleri ayıp çı eyin e rı karmak. ayı klanma * Ayı klanmak iş i. ayı k klı * Ayıolma durumu. stı ayı klanmak * Ayı klamak iş konu olmak. k ayı kmak * Ayı lmak. uyamayanları n yok olmasıı fa. kendine gelmek. kendine gelmek. stek i m. ayı etmek lı k * kaba davranmak. mahmurluk.* Bir ş içinden. Osmanlı alfabesinde yirmi birinci harf. * Yaş varlı ayan klarda ortamış n artları en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması na . uyanmak. * Ayı nı lamak. ayı lma ayı lmak * Ayı iş lmak i. . ş . çki bir u ağsı * Ayı ltmak iş i. lması sağ -ayı / -eyim m * İ kipi tekil 1. ayı n * Arap alfabesinde on sekizinci. ayı bayı lı p lmak * birini kendinden geçercesine sevmek. ayı ltı ayı ltma ayı ltmak ayıon dördü n * Dolunay. baş na ayı ı kulağ * Çuha çiçeğ bir türü (Primula auricula). inin ayı lı k * Kabalı kaba davranı k. oku-y-ayı bekle-y-eyim vb. aklı ı gelmek. temizlemek. ayı klatmak * Ayı klamak iş yaptı ini rmak. luk. m. ine ayı klatma * Ayı klatmak iş i. * Sarhoş baygı k gibi bir durumdan kurtulmak. nlı * Aklı ı gelip gerçeğgörmek. işyaramayan. kişeki: yaz-ayı çiz-eyim. * aş ölçüde sinir bunalı ı rı mları geçirmek.

takbih etmek. ayı p * Toplumun ahlâk kuralları aykıolan. ayı plamak * Kı namak. * Kusur. ayı planma * Ayı planmak iş i. ayıetmek (veya yapmak) p * yakıksı davranmak. ş karş sı ayı çatlatmak nları * bu harfin gösterdiğArapçaya özgü sesi gı i rtlakta boğ umlamaya çalı ş mak. birleş veya ayrıma uğ ime ş ı ratarak niteliklerini belirtmede kullanı madde. * övünmek gibi olmasıama. kusuru olan. i. miyar. ayı ngacı * Tütün kaçakçı. utanı durum veya davranı na rı lacak ş . ı yalı ğ rma i . bı ayı r söylemesi ptı * "bunu söylemek size karşsaygızlıolacak. n ayı raç ayı ran ayıcı rı * Ayı özelliğveya gücü olan. sı ayı lı ngacı k * Tütün kaçakçı ı lı. ayı plama * Ayı plamak iş takbih. ayı planmak * Ayı plamak iş konu olmak. kı da Ahlat üstüne nı rk rkı * bir kimsenin hep aynıeyi veya hikâyeyi anlatması ında söylenir. ayı nga * Kaçak tütün. * Utanç veren. tütün. lan * Işı n ögelerine ayı özelliğolan. ine ayı plı ayı z psı * Ayı. eksiklik. bı * Ayı. ş zca ı ayıyerler p * vücutta örtülü tutulması gereken yerler. rma i ayım rı * Cisimleri. ğ ayın kı türküsü var. kusuru olmayan.ayıon dördü gibi n * yüzü çok güzel (kadıveya kı n z). ama söylemek zorundayı anlamı özür dilemek için ı sı k m" nda kullanı lı r.

ayımlamak rı * Ayım yapmak. eyi rt * Bölmek. temyiz etmek. 1-2 m en. iş ini * Seçmek.* Ayı rmak iş i. tahsis etmek. . beyaz veya menekşrenginde çiçekler açan. uzlaş bozmak. ayı vurmadan postunu satmak yı * henüz ele geçmemiş ş üzerinde hesap yapmak. lan ayı rtmanlı k * Ayı rtmanıgörevi. ayı rmaç ayı rmak * Bir ş benzerlerinden ayı etmeye yarayan durum veya öge. aççı t ayı kaval çalmak ya * anlayı z bir kimseye bir ş anlatmaya çalı ş sı ey ş mak. fark gözetmek. e boyunda bir ağ k. rı ayı rma * Ayı rmak iş i. ayı edilmek rt * Ayı etmek iş konu olmak. * (bir ş veya yeri) Bir ş veya kimse için kullanmayı ey ey belirlemek. ikilik ortaya atmak. mümeyyiz. * Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak. rt ine ayı etmek rt * Birkaç ş birbirinden ayı niteliğanlamak. n ayı t * Mine çiçeğ igillerden. soruları hazı n rlanması notlarıverilmesine kadar bütün değ ndan n erlendirme çalı ş maları na katı görevli. saklamak. mayı mayı * Farklı davranmak. nüans. tefrik etmek. k ayımlama rı * Ayım yapmak iş rı i. eyi ran i ayı rtı ayı rtma ayı rtmak ayı rtman * Sı navlarda. Akdeniz çevresinde yetiş mavi. * Ayı rtmak iş i. * İ veya daha çok kimse arası ki ndaki anlaş . * Bir yeri bir engelle bölmek. tı * Nitelik değ ikliğ anlamak. * Ayı rmak iş yaptı ini rmak. bir ey * Aynı cinsten olan ş arası eyler ndaki ince fark. farika. * Birbirinden uzaklaşrmak. it ş ta ayım yaratmak rı * farklı çı lı karmak. ayım yapmak rı * eş davranı bulunmamak. fark gözetmek. mümeyyizlik. hayı(Vitex agnus-castus).

ters gelmek. rı ayla * Ayı ve bazı ldı n dolayı n yı zları ndaki ık çevresi. ay ağ . * Mevlevî tekkelerinde okunan ağ bestelerin biçimi. yapacak bir iş ta i olmamak. karş ters. ş ey aylak aylak olmak * boş olmak. ru e ı t. iş sizlik. aykılaş rı mak * Aykıduruma gelmek. bir ş yapmayarak. ı nda ş ı * İsiz. düz yoldan ayrı lmak. avarelik. ş ı ı lı * Bazı kutsal kiş ilerin başetrafı gösterilen ık çevresi. ters düş mek. rı aykılı rı k * Aykıolma durumu. mugayeret. ibadet. aykı olmak rı * ters olmak. aykılamak rı * Dikey olarak gelmek. . boş ş gezen. aykılaş rı ma * Aykılaş iş rı mak i. * Gidilen yol üzerinde olmayıgidiş p yönüne ters düş en. î n in ldı. ş ş ı a. ı r * Mevlevî ve Bektaştekkelerinde kadıve erkeğ birlikte katı ğ dinî müzikli sohbet töreni. boş oturmak. aylakçı lı k * Temelli iş sahibi olmama durumu. mugayir. * İsiz.ayin * Dinî tören. * İsizlik. * Bütün noktaları düzlemde bulunmayan. muhalefet. aykı düş rı mek * uygun gelmemek. ş aylaklı k * Aylak olma durumu. avare. aykı katmanlaş rı ma * Katmanları düzenli bir biçimde olmayan katmanlaş ma. kestirmeden gitmek. * Çapraz. zı t olmak. ı * Alılmı doğ diye bellenmiş uygun olmayan. ters. hale. aylakçı * Temelli işolmayan iş i çi. avarelik. aynı ayinicem aykı rı aykı doğ rı rular * Aynı düzlemde bulunmayan doğ rular. aykılama rı * Aykılamak iş rı i.

aylıalmak k * bir aylıçalı karşğ para almak. * gündelikten veya ücretten kadroya geçmek. kla ş an * Baş geliri olmayıyalnıaldı aylı geçinen kimse. i * Çevresinde olup bitenlerin farkı varmayan. na aylı klı ayma aymak aymaz . * Bir ay içinde olan veya bir ay süren. aydan beri var olan. gafil. ayı baş na lmak. sa ip ğ ı acı dikilen. maaş ıı lı . ı ı kla lı * Aymak iş i. aylama aylamak * Beklemek. aklı ı gelmek. aylı * Üzerinde ay biçimi bulunan. aç aylanma * Aylanmak iş i. devam etmek. aylanmak * Bir yerin çevresinde dolanmak. * Ayda bir kez yapı veya çı lan kan. aylandı z * Sedef otugillerden. kötü kokan bir ağ kokar ağ (Ailanthus glandulosa). bir ay için. Avrupa'ya Çin'den getirilmişkı zamanda yetiş boy attı için bir gölge ağ olarak . aylı geçmek ğ a * çalı ş karş ğolarak her ay belirli bir para alı ması ı ı lı nacak bir iş baş e lamak. maaş. boş oturmak. * Gerçeğanlamak. aylı k * Birine. görevi karş ğolarak veya geçimi için her ay ödenen para. ka p z ğ kla ı * Aylıalan (kimse). k lı * Karş ğaylı ödenen. çalı ş mamak. iş güçsüz dolaş siz mak.aylaklıetmek k * boş durmak. k ş ma ıı lında aylıbağ k lamak * emekli olan veya baş sebeplerle çalı ka ş mayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek. * Sürmek. aylı kçı * Aylı çalı kimse. * Kendine gelmek. aylıvermek k * aylıolarak üstlenilen parayı k ödemek. * Ay olarak.. * . aylarca kalmak.. * Ay ığolan. aç. * Aylamak iş i. mehtaplı şı ı . * Ayı dolduran bir süre geçirmek.

lı u n yazı ç ayna gibi aynacı lı k aynalı aynalıtahtası k * Sandalları kıtarafları oturanısı nı n ç nda n rtı dayaması yarayan tahta. yakıklı ş . cilâlı sı cam. aynacı * Ayna yapan veya satan kimse. * Aynası olan. ı aynalı sazan * Üzerinde az sayı büyük pullar bulunan bir tür sazan balı. yumurtamsı rmımsı . * Hoş gitmeyen. ş . ğ ı * Akı ve anaforun birleş i yerde oluş su burgacı ntı tiğ an . z aynaz * Bataklı k. ine ş tı * Aynacın yaptı iş nı ğ veya aynacı ı olma durumu. durum. aynabakar * Büyük. * Küreğ yassı bölümü. ı yansı ğ kları ve rlı * Gemilerde iş aretçi erlerin kullandı dürbün. ran ey. * Hileci. gaflet. . kı zı mavi renkli bir erik türü. anı me lı sı levha. bir tan. ters. aymaza yakı na ş durum. na aynası z * Aynası olmayan. biçimsiz. yolunda. yi * (Karagöz oyununda) Perde. * Doğ ramacı ve yapılı çerçeve içine geçirilen tahta veya taş lı k cı kta levha. mısı ayna taş ı * Yapı t ve çeş gibi yerlere konan yazıveya yazız süslü taş . * dümdüz ve parlak. * Işı tan. varlı n görüntüsünü veren. in uç * (atlarda) Diz kapağ ı . a ş z. da ğ ı aynalı k * Geminin ve bağ bulunduğ limanıadı lan. * İ bir durumda. durgun. yakıksı çirkin. aynası k zlı * Aynasıolma durumu. iş hile karı ran. kötü. ı * Polis. ayna tı ı rnağ * Aynayı duvara tutturmak için kullanı nikel veya kromla kaplanmımetal parçası lan ş . düz veya az yuvarlak kıbölüm. * Parlak yüzlü. * Bir olayı durumu yansı göz önünde canlandı olay. acak ayn ayna * Göz.aymazlı k * Çevresinde olup bitenlerin farkı varamama durumu. güzel. * (deniz için) kı ltız.

bununla birlikte. aynı telden çalmak * aynıeyi söylemek.aynaz aynen aynı * Köy oyunları yöneten kimse. einsteiniyum. pkı. aynı potada erimek * benzer konuları sorunları ve birlikte düş ünmek veya değ erlendirmek. * Taş r veya taş ı nı ı nmaz üzerinde doğ rudan doğ egemenlik yetkisi veren ve herkese karşileri sürülebilen ruya ı * Aynı olma durumu. ayniyat ayniyet * Para olarak değ madde olarak verilen. * Aynı özdeş lı k. nları ğ ı * Yay ayraç. ı nması kolay eş ya. r * Hiçbir değiklik olmadan. aynı lı k aynı sefa aynı yla aynî * Gözle ilgili. aynı zamanda * Hem de. özdeş ayniyet. değ tirmeden. kası il. aynî aynî hak haklar. olduğ gibi. iş u * Kullanı lmaya veya harcamaya elveriş taş li. lik. çiçekleri sarı renkli bir kıbitkisi (Calendula arvensis). aynı mı sonuca varmak. araları ayrı olmayan. aynı u iş yla. * Birleş ikgillerden. iş nda m aynı zı ağ kullanmak * aynıeyi söylemek. * Değ meyen. * Baş değ yine o. ş aynı yolun yolcusu * kötü sonları birbirine eş olan. nı * Olduğ gibi. * Ayı edilemeyecek kadar benzeri özdeş tı sı rt i. ayol ayraç * Daha çok kadı n kullandı bir seslenme sözü. aynı ünceyi ileri sürmek. aynş tayniyum * Bkz. lik. . il. ş düş aynı ya çı kapı kmak * sonuç bakı ndan fark etmemek.

ka * Yalnı tek baş olan. ı na ayrı ayrı * Birbirinden ayrı olan. sersem. ayranlaş ma * Ayranlaş özelliğveya durumu. ayranı kabarmak * öfkelenmek. lan ayran ağ ı zlı * Aptal. z. * aş bir cinsel arzu duymak. na ayrı cinsten * Farklı da olan. ayran delisi * Bön. ayran budalası * Aptal.ayraç açmak * söz veya yazı içine. kı tı ayran * Süt veya yoğ yayı çalkalanarak yağalı ktan sonra kalan sulu bölüm. ayrı m bası * Genellikle bir dergide yayı mlanmıbilimsel bir yazın ayrı broş olarak bası . ı rı ayranı içmeye. * (her biri) Ayrı olarak. safdil. değik. sersem. ayranı budur. budala. yapı ayrı çanak yapraklı lar . iş * Her biri için. coş mak. urt kta ı ndı * Yoğ urdu sulandı rarak yapı içecek. ası l konu ile ilgisi az olan bir bölüm sışrmak. ş nı bir ür mı ayrı çekmek baş * topluluktan ayrı kendi baş iş lı p ı yapmak. ayran gönüllü * Çabuk âş olan. heterojen. mak i ayranlaş mak * Ayran durumuna gelmek. yarı sudur m sı * yapı bir iş yarı yamalak olduğ bildirilmek için kullanı lan in m u lı r. ayrancı lı k * Ayran yapısatma iş p i. ı k ayrancı * Ayran yapan veya satan kimse. ayrı * Yerleri bir olmayan. * Baş baş türlü. atla (veya tahtı yok revanla) gider sı çmaya * yoksulluğ bakmadan gösteriş una yapmaya kalkanları gülünçlüğ anlatmak için kullanı n ünü lı r. ka.

ey nda ayrı yapraklı taç lar * Taç yaprakları birbirine bitiş olmayıyan yana yer almıbulunan bitkiler. . * Ayrı önem verilerek. ayrı gayrı bilmemek (veya ayrı gayrı olmamak) sı sı * birbirinden hiçbir ş esirgemeyecek durumda olmak. istisna. ayrı kaları tutulan. lan ayrı klı ayrı k klı * Ayrı tutulmuşbenzerlerine uymayan. na calı * Kur'a dı. kaları ve ayrı k tanı calı nmak (veya göstermek) * baş ndan ayrı üstün tutmak. ayrı z cası * Ayrı tutulmadan. çarpı k. kural dı olan. kaları ve ayrı klı calı * Ayrı ğolan. ayrı k tanı calı ı calı nmayan.* Çanak yaprakları birbirine bitiş olmayan bitkiler. ayrı tutulma. müstesna. ayrı k tanı imtiyazlı calı ı calı nan. ayrı ca * Ayrı olarak. ayrı calı ayrı k calı * Baş ndan ayrı üstün tutulma durumu. baş kaları benzemeyen. ik p ş ayrı tutmak * farklı davranmak. . * Baş na benzemeyen. . istisnaî. imtiyaz. k * Düzgün ve uygun olmayan. miş ayrı mek düş * birbirinden uzakta kalmak. ayrıotu k * Buğ daygillerden. imtiyazsı z. ayrı ç ayrı k * Yol kavş ı yolun ayrı ğyer. * uyuş mamak. ey ayrı yapmak seçi * birkaç ş arası fark gözetmek. ağ iki . ayrı klı tutma. müstesna. ayrı ksı calı z * Ayrı ğolmayan. ş ı * Ayrıotu. ldı ı * Ayrı ş lmı . kökü hekimlikte idrar söktürücu olarak kullanı yabanî bir bitki (Agropyrum repens). ayrıküme k * Ortak elemanları olmayan küme. istisnası z. * Ayrı tutulan. müstesna. ş ı * Ayrı olma durumu. ayrı . bir * Bundan baş ka.

şı ın * Ayı rmak iş konu olmak. ayrı lı ksı k * Ayrı olma durumu. ilineklerin tözle bağ sı cı karş . bir kimseden. ve ini ayrı lmak ayrı lmazlı k * Özelliklerin. laş i. kalılı k ı tı . ayrı lma * Ayrı iş lmak i. ayrı lanma * Ayrı lanmak durumu. ı yan lantı. ine * Bir yerden.* Bir konik (elips. ya ve ya da ile gösterilen iliş iş ki. * Düş ünce.. k. ayrı yı ksı l * Yerin kendi yörüngesindeki günberi noktası art arda iki geçişarası ndan i ndaki süre farkı . ksı ayrı z ksı * Hiçbir ayrı olmadan veya hiçbirini ayrıtutmaksın. odağ veya merkeze birleş a tiren doğ runun büyük eksen ile yaptı açı ğ . * Birinden uzak düş me. kendilerini taş nesnelerle. * (karı koca için) Evlilik birliğ bozmak. görüş veya duygu arası ndaki uymazlı mubayenet. ayrı lı ş ayrımak lı ş * Birbirinden ayrı lmak. daire. parabol. * Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı n cinsin kaplamı giren kavramlar arası yakı na ndaki bağ . * Bir biçmeden geçen beyaz ığ türlü renklerde görünmesi. ğ ı k zı z. ayrı lanmak * Ayrı duruma gelmek. hiperbol) üzerinde hareket eden bir cismi. nda bir ayrı lı ayrı lı k * Ayrı ş lmıolan. teferrüt etmek. * Ayrı iş lmak i veya biçimi. ı * Önermelerin birbirine bağ lanması leminde ya .. bir ş eyden uzaklaş mak. ayrı mak laş * Benzerleri arası ayrı yeri ve önemi olmak. munfası l. lantı ayrı ksı * Alılagelmiş ve davranı aykıolan. ayrıma lı ş * Ayrımak iş lı ş i veya durumu. * Ayrı olma durumu. istisnası bilâistisna. ayrı ma laş * Ayrı mak iş teferrüt. ayrı duran. eksantrik. * Evlilik birliğ yargıkararı geçici bir süre için kaldılması inin ç ile rı . ş ı töre ş lara rı ayrı ay ksı * Ayı yörüngesindeki en beri noktası art arda iki geçiş n ndan i arası ndaki süre farkı .

kalı * Alt bölüm. çeş çeş muhtelif. ayrı msama * Ayrı msamak iş i veya durumu. tafsilâtlı . mlaş i. fark etmek. farksı z. baş k. . mufassal. ayrı mlama * Senaryonun hazı rlanması geliş nda tirim ile çevrim senaryosu arası yer alan. ayrı lara inmek ntı * bir konuyu en küçük noktası kadar inceleyip araşrmak. bir ş görmek. * Bir veya daha çok sahne içinde geliş tirilip. ş ı ayrım ş ı * Ayrı ş iş mak i. it it. farklı mak. * Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri. teferruatlı . mlı laş ayrı mlı * Ayrı olan. eyi eyi ayrı z msı * Ayrı olmayan. i. farksı k. ayrı msamak * Bir ş anlamak. ayrık ş ı * Ayrı ş ş olan. mı * Ayrı türden. detay. ı ayrı ma mlaş * Ayrı mak iş farklı ma. malarıson biçimini aldı aş n ğ ama. * Bir kimse veya nesnenin bir baş yla karı rı kası ş lmaması sağ tı nı layan ayrı benzer ş lı k. lı ntı yla i. eyleri birbirinden ayı ran özellik. * Bir tiyatro eserinde ana düş ünceye yardı olan kelime. farklı ma. fark. * Cinsleri ve türleri birbirinden ayı ana karakter. detaylı . farklı mlı lı k. olayı tamamlanmıbir parçası veren film bölüğ n ş nı ü. ran * Ayrı noktası lma . teferruat. na tı ayrı lı ntı * Ayrı sı ntı olan. araları ayrı bulunan. farklı mı nda m iş . aynı mlı . ayrıklı ş k ı * Ayrık olma durumu. fark. laş ayrı mak mlaş * Ayrı duruma gelmek. msı zlı ayrı ntı * Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri. laş * Bir iç kayanıkatı ması n laş sürecinde yer ve zamana göre ayrı n ortaya çı mları kması . farklı ma. ayrı zlı msı k * Ayrı z olma durumu.ayrı m * Ayı rmak iş tefrik. cümle veya eş mcı ya. tafsilât. ayrı lı mlı k * Ayrı olma durumu. laş * Hücrelerin veya canlı organizmaları iş n levlerine veya yaş ş ayıtürlerine iliş yapı nitelik kazanması kin sal . değik. senaryonun sahne ve nda ayrı nıbelirlendiğ başca karakterlerin ayrı ları çizildiğ konuş mların i.

i ayva hoş afı * Ayvadan yapı hoş lan af. n * Birbirinden ayrı lmak. tartı ş münakaş etmek. aytı ş ma * Aytı ş iş mak i. aç * Bu ağ n büyük. lçı z. birliğbozmak. aytı ş mak * Atı ş mak. na * Ayrı nı lamak. orta yükseklikte bir ağ (Cydonia vulgaris). * Moleküllerin. türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalıatom veya moleküllere bölünmek. bankiz. gece). n iş i lan * Değ ken huylu. sarı acı renkte. aysfild aysı z * Buzla. sarı tüyler. lan ayva reçeli * Ayva ve ş ekerden yapı kokulu reçel. . n ayrı ş mak ayrı rma ş tı * Ayrı rmak iş ş tı i. çiçekleri iri ve pembe. mayhoşdokusu sertçe. ayva kompostosu * Ayvadan yapı komposto. ufak çekirdekli meyvesi. lan ayva tüyü * Vücuttaki ince. türlü etkenlerle geçici olarak daha yalı atom ve moleküllere bölünmesi. * Gülgillerden. mak. a * Halk ş airleri belli bir ayak çerçevesinde karşklı ş ı atı lı mak. i * Moleküller. * Ay ığolmayan (gökyüzü. kararsı(kimse). tahallül.ayrı ş ma * Ayrı ş iş mak i. tüylü. ayrı rmak ş tı * Bütünün bozulması sebep olmak. yaprakların altı nı tüylü. ayva ayva göbekli * göbeğçukur olan (kimse). lan ayva marmelâdı * Ayva ve ş ekerden yapı ezme. ş ması sağ ayrı t aysar * Ayı etkisiyle huyunun değ tiğsanı (kimse). . ki ayş n ekadı * Kı ksı lezzetli bir tür taze fasulye. şı ı * İ düzlemin ara kesiti. iş z aysberg * Buz dağ ı .

* Bir parça. kün. yayı lmak. dı arı k ayvayı yemek * kötü duruma düş mek. Az az * Azot'un kı lması gaz N kı saltı . ün * Göğ kuzey yarı küresinde bulunan bir takı yı zı en parlak yı zı ün m m ldın ldı.ayvadana ayvalı k ayvan * Yüksekliğ15-70 cm . çok karş . ayyuka çı kmak * (ses için) yükselmek. soluk sarı i k çiçekli. sundurma. sıtüylü. süre bakı ndan eksiklik bildirir. * (dedikodu için) herkesçe duyulmak. * Küçük ölçülerle. ş ş ı ı tı * Nicelik. ayvaz kasap hep bir hesap * ha öyle ha böyle. eş . işbozulmak. ayvazlı k ayyar ayyarlı k ayyaş *İ çkiye düş içkici. biraz. az saymak. nitelik. bekri. azı msamak. az az az buçuk az bulmak * yeterli görmemek. mı * Uzun süreli. az buz olmamak . * Ayvazı görevi. açların u * Teras. güç. ikisi de bir. çok yık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis). umulandan veya gerekenden eksik. * Bir tarafı ş ya açıolan oda. llı * Ayva ağ nı çok bulunduğ yer. i ayvaz * Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalı rı uş ş lan ak. hilekâr. ayyaşk lı ayyuk * Ayyaş olma durumu. ile * Alılmıolandan. erkek. içken. tı * Koca. * Dolandıcı rılı k. yavaş yavaş . n * Dolandıcı rı. Bu saltması de gösterilir. * Göğ en yüksek yeri.

tenakus. gerçekleş mesi. ı az geliş miş * geliş gecikmiş mesi olan. * azı msamak. aza sormuş "nereye?" "çoğ yanı demiş lar: un na" * küçük kazançları bile hep varlı kimselere düş ü inancı belirtir.* (bir ş azı ey) msanacak kadar olmak. * Az denecek bir miktara inmek veya eskisinden az bir duruma gelmek. az daha az değ il! * az kalsı neredeyse. organ. * Etkisini yitirmek. erkin. az gelmek * yetmemek. rslı çı aza * Organlar. hafiflemek. n klı tüğ nı azade * Baş . * birinin herhangi bir karakter bakı ndan göründüğ gibi olmadını mı ü ğ anlatmak için söylenir. az tamah çok ziyan getirir * hı ve pinti insan her zaman zararlı kar. az görmek * umduğ undan eksik bulmak. . erkin. * Üye. azaltma . oldukça. az günün adamı olmamak * çok yaş ş görmüş amıçok . az kaldı (veya az kalsı n) * bir iş olması in . azalma azalmak * Azalmak iş eksilme. ma al nı ince değ erlendiremeyen (ülke). serbest olarak gürültüden azade yaş ı boş amak. * eğ düzeyi düş kalmı üretimi daha çok ilkel tarı dayanan. vücut parçaları . serbestlik. * Azaltmak iş i. ı boş * Baş . doğ kaynakları gereğ itim ük ş . bulunmak. azade azade * bir ş eyden kurtulmuşuzak. azadelik * Azade olma durumu. bitmesi çok yakı olmadını nken ğ anlatı ı r. i. az çok * Bir parça. n. aza çoğ bakmamak a * olanla yetinmek. * Vücut parçası . serbest. daha çok istemek.

m. azar azar azar * Paylama. * Debdebeli. kurumlu. * Çalı kurum. m azametli * Ulu. * Gururlu. azarlamak * Paylamak. azarlanma * Azarlanmak işpaylanma.azaltmak * Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek. * Görkem. . üzmek. çok büyük. az * Küçük ölçülerle. azar iş itmek * azarlanmak. ezinç. tekdir etmek. * Görkemli. lan azamî azap azap çekmek * ahrette ceza görmek. azap * (Müslümanlı Dünyada günah iş kta) lemiş olanlara ahrette verilecek ceza. * Ululuk. * Süreyi uzatarak. * (Anadolu'nun birçok bölgesinde) Çiftlik uş ı ağ . i. çalı satmak. maksimum. paylanmak. en yüksek. azamet azamet satmak * büyüklük taslamak. * Çalı . böbürlenmek. heybet. heybetli. yavaş yavaş az. ine ı laş . * Etkisini yitirmesine sebep olmak. * çok büyük sıntı uğ kı ya ramak. * Debdebe. hafifletmek. kı rmak. tekebbür. azarlanmak * Azarlamak iş konu olmak. i. en çok. * Gurur. * Anadolu beyliklerinde donanmadaki görevlerde kullanı asker. azarlama * Azarlamak işpaylama. mlı * En büyük. * Organik veya ruhî büyük sıntı kı . kötü sözle karş mak. azap vermek * acı çektirmek. büyüklük.

azarlatmak * Azarlamak iş yaptı veya azarlanması yol açmak. yoldan çı ş ş kanlı karmak. * Serbest bı lmıolan. ini rmak na azat * Serbest bı rakma. ş azelya . na * Azgıduruma getirmek. azatlı * Azat edilmiş (cariye veya köle). * Azat edilemez. na azdı rma azdı rmak * Azdı rmak iş i. * Azması sebep olmak. n * Şmartmak. azatlı k * Azat olma durumu. * Açalya. köle). azdılmak rı * Azması yol açmak. ndan Azerî * Azerbaycan Cumhuriye'tinde ve güney Azerbaycan'da (İ ran'da) yaş Türk soylu halk veya bu halktan ayan olan kimse. ı * Kötü davranıveya alı klara sürüklemek. azatsı z azca azdılma rı * Azdılmak iş rı i. serbestlik.azarlatma * Azarlatmak iş i. rakı ş azat etmek * serbest bı rakmak. * (köle ve cariyeler için) özgürlüğ geri vermek. ünü azat eylemek * azat etmek. * Oldukça az. salı vermek. * Okullarda paydos. Azerî halkı ilgili (olan). na ile Azerîce azgı n * Azerbaycan Türkçesi. * Azmıolan. * Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye. Azerbaycanlı * Azerbaycan halkı olan kimse. * Azerî halkı özgü olan.

* Öküz arabaları ön ve arka yastı dingile bağ nda kları layan ağ çivi. * (süre ve miktar için) Az olarak. rı azgı k nlı azı * Köpek diş lerinden sonra içeriye doğ alt ve üst çenenin iki yanı beş tane bulunan ve yiyecekleri ru. u u . azgı mak nlaş * Azgıduruma gelmek. azgı n. harman zamanı önce biçilip savrulan ekin.* (ten için) Çabuk iltihaplanan. azı k klı azı lı azı msama * Azı msamak iş i. korkunç. k * Hemen yemek üzere. * Azıolarak ayrı veya hazı k lan rlanan yiyecekler. çok etkili. * Azgıolma durumu. ğ ı * Yoksulları doyuran. ca azı k hükûmeti nlı * Mecliste çoğ unluğ olmayan bir partinin kurduğ hükûmet. azı i. ı rı azgı ma nlaş * Azgı mak iş nlaş i. besin. nda er öğ ütmeye yarayan diş ortak adı dişöğ lerin . ekalliyet. * Azıkoymaya yarayan kap veya torba. n azık aş kaygız baş cı ı m sı ı m * derdim olması da baş bir ş istemem. anı erli azı i diş * Azı . ı tı * Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakı ndan ayrı ötekilerden sayı az olanlar. * Azı olan. yarası hemen kapanmayan. * Cinsel istekleri aş olan. * (çocuk için) Çok yaramaz. n * Cinsel istekleri aş laş ı mak. aç azı a saymak (veya tutmak) çoğ * verilen küçük bir armağ çok ve değ kabul etmek. n ka ey azı k azı klı * Yiyecek. ütücü diş . az bulmak. biraz. u sı nı azı k nlı karş . biraz. gı da. *Ş iddetli. azık cı * Çok az. çoğ mı ve ca unluk * Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayı az olan topluluk. ekalliyet. ndan * Gözü bir ş eyden yı lmayan. az görmek. azı msamak * Bir ş umulduğ eyin undan az olduğ yargına varmak. daha fazlası istemek.

* Sevgide üstün tutulan. azimet etmek * gitmek. azizlik etmek * muziplik etmek. ı azil * Görevden alma. n * Çırı çı ğ ndan karmak. ş ması azı tma azı tmak * Azgıduruma getirmek. * Ermişeren. * Azı iş tmak i. azı ş ma azı ş mak * Gittikçe kış ş zı mak. kadı * Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamların giydiğfes. * Ermiş n. olarak. yola çı kmak. azimkârane * Kararlı . . * Muziplik. azledilme azize aziziye azizlik .azı kta kalmak nlı * bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler. azı rma ş tı * Azı rmak iş ş tı i. * Kararlı kararlı lı kla. kararlı nda. azı rmak ş tı * Azı na yol açmak. azim azimet * Bir iş engelleri yenme kararı teki . * Gidiş . muazzez. azit aziz * Azothidrik asit HN3 deki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleş iklere verilen ad. karşdüş ı ünceye oy verenlerden daha az olmak. azimli * Kararı tutumunda direnen. iddetlenmek. . * Azı ş iş mak i. nı i * Aziz olma durumu.

için) Kabarmak. i na . ı r) k artı * (hayvanlar için) İ ayrı ki ı rktan doğ mak. tehlikeli duruma gelmek. azmettirme * Azmettirmek iş i. azmanlaş ma * Azmanlaş iş mak i. kocaman duruma gelmek. * (deniz. * Kerestelik tomruk. * Çok geliş . * Küçük su birikintisi. k * Cinsel duyguları artmak.* Azledilmek iş i. azmetmek * Bir iş engelleri yenmeye karar vermiş teki olmak. azledilmek * Görevden alı nmak. * Az olma durumu. rma. * Azı k. çı karmak. * (yara. karı azma * Azmak iş i. ı vb. taş rmak mak. hastalıvb. azmak azmak azman azman kaya * Kaya balınıbir çeş ğ n ı idi. azletme azletmek azlı k * Azletmek iş i. * İ ayrı n karı ndan doğ kı melez. azmanlaş mak * İ mek. * Taşnlı ileri gitmek. ki ı rkı ş ması an. * Bataklı k. kötülüğ artı kı kta ünü rmak. nlı azlolunma * Azlolunmak iş i. azmettirmek * Bir suçu veya herhangi bir işkesinlikle yapması karar verdirmek. görevden almak. miş * Azma. görevinden çı lmak. gölcük. rileş azmetme * Azmetmek iş i. için) Etkili. azlolunmak * Görevinden alı nmak. metis. * Bir görevliyi iş inden ayıp açı bı rı kta rakmak. * (çamaş Artıağ lamaz duruma gelmek.

ı ı ya azvay * Sarı r. iri "yarı"kıcısinirli. azoik *İ çinde fosil bulunmayan (toprak). nda lı zı azol azonal azot * Atom numarası atom ağ ğ14. . bütün borçları kurtulmak. * En eski jeolojik (sistem). azotlu *İ çinde azot bulunan. azotölçer Azrail * Tanrı buyruğ ile insanları canı almakla görevli olduğ inanı melek. * Heterosiklik birleş iklerin önemli bir sıfı verilen ad. nına * Yeryüzünün herhangi bir noktası enleme bağ olmaksın meydana gelen olay. Kı saltması N.azmıkudurmuş beterdir ş tan * "coş ve heyecana kapı ş kun lmıkimseyi zaptetmek zordur" anlamı kullanı nda lı r. aznavur * Gürcüce. u n nı una lan Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak) * nası öleceğ kabul etmek. azotometre * Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygı t. sabı * Azotometre. Azrail'le burun buruna gelmek * ölümle karşkarş gelmek.008 olan. azotlanmı ş * Azotlama iş yapı ş lemi lmı . rengi. tadı 7. havada beş dört oranı bulunan. asıyüzlü. azotlamak * Azotla karı rmak veya birleş ş tı tirmek. azotlama * Azotlamak iş i. aznif * Bir tür domino oyunu. l olsa ini * hiç kimseye borcu kalmamak. kokusu. ndan Azrail'in elinden kurtulmak * ölümden kurtulmak. sert kimse. ı ı rlı te nda olmayan element. " rı" k aznavur gibi * zalimce davranan. * Azotlu besin almayan bitki veya hayvanları dokuları n ndaki serbest azotu tespit etme iş i.

u baba mirası * Babanıyaş ğdönemden kalan değ mal veya dost. çift dudak patlayısı mı cını b. ağ veya beton dikme. adı ı baba evi. n ldı ı lı aç * Kazı çı lan toprağ miktarı hesaplayabilmek için yer yer bı lan toprak dikme. * Tarikatlarıbazında tekke büyüğ n sı ü. cı * Gemi veya iskelede halatıtakı ğyuvarlak baş. toprak. baba koruk (veya erik) yer. kurucu kimse.kara ğ turucu madde ticareti gibi kirli ve gizli iş yapan çetenin baş ler ı . * Bu gibi kimselere verilen unvan. ses bilimi bakı ndan ötümlü. k baba evi * Babadan. * Silâh kaçakçı ı para aklama ve uyuş lı. toprak ya da yurt. olgun adam. baba bucağ baba yurdu. ı . baba değ tı il.B * Bor'un kı saltması . * Ata. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde İ ngilizler b harfiyle "si" yi. m * babalar çocukları büyük fedakârlı katlanı ama çocuklar babaları fedakârlı bulunmazlar. baba ocağ ı * Babadan. n adı ı erli baba nasihati * Bir babanıverdiğöğ n i üt. için klara rlar. Be adı verilen bu harf. baba oğ bir bağ ı ş ul babaya bir salkı üzüm vermemiş luna bağlamıoğ ş . Almanlar ise "si bemol"ü gösterirler. ağ lı yürekli. * Basso kı saltması . baba * Çocuğ dünyaya gelmesinde etken olan erkek. B gösterir. rabzan babası * babalıgörevlerini yapmayan babalar için söylenir. baba baba adam * Yaş. * Koruyucu. dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğ büyüdüğ yaş ğev. . un * Çocuğ olmuş u erkek. * Türk alfabesinin ikinci harfi. iri demir. lı ı . için kta baba olmak * (erkek için) çocuk sahibi olmak. babalıduyguları dolu kimse. yurt. up ü. Ba * Baryum'un kı saltması . bir ülkeye veya bir topluluğ yararlı k ile a olmuş kimse. oğ lunun diş i kamaş ı r * babanıyaptı kötü iş sıntını n ğ ı in kı sı çocuğ çeker. dededen kalma ev. iyi rbaş baba bucağ ı * \343 baba ocağ ı . larda karı ı n nı rakı * Çatı merteğ i. * Yaratı. baba hindi * İ ve iyi beslenmiş ri erkek hindi.

baba yadigârı * Babadan kalan. hoş n. babaanne * (çocuğ göre) Babanıannesi. babaç babaçko * Erkek kümes hayvanların en iri ve yaş olanı nı lı . n Babaî Babaîlik * Babaîlik mezhebinden olan kimse. ru * ataları beri. n babacanlaş ma * Babacanlaş işveya durumu. * XIII. güvenilir (erkek). paternalizm. ndan babafingo * Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanıüstünde bulunan en yüksek bölüm. babacanca * Sevgi ve sevecenlikle. cana yakı k. ru babadan oğ ula * torunlara doğ zincirleme. baba ocağ ı . mak i babacanlaş mak * Babacan duruma gelmek. yüzyı Baba İ lda shak'ıkurduğ mezhep.baba tatlı sı * Bir çeş hamur tatlı. . babası çok düş olan. görülü. n rası taş yan. babadan babaya * dedelere doğ zincirleme. baba yurdu * Baba evi. hoş . babacanlı k * Babacan olma durumu. baba döneminde yapı şbabanıhatı nı ı lmı . a n babaca babacan * Baba gibi. cana yakıolarak. sempatik baba. n u . nı na kün babacı lı k * Devletin türlü sıflar üzerinde babalıederek bu sıflar arası denge kurmaya çalı nı k nı nda ş iş ması lemi. iyi kalpli. nlı babacı k * Küçük baba. ş it sı ambaba. babacı l * Babası çok seven. * Sevimli. * (kadıiçin) Güçlü ve gösteriş iri yarı n li. babaya yakı n. * Cana yakı olgun.

babaköş * Ayaksıolduğ için yı sanı solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis). . babalı babalı k * Zaman zaman sinir nöbeti geçiren. öfkesi her hâliyle belli olmak" anlamı geçer. babalıfı has iş k rı n ler * babasın parası geçinenlere sitem olarak kullanı nı ile lı r. nda babası çekmek na * her yönü ile tamamen babaya benzemek. * Baba olma durumu. ca babaları z mı * bizden. na in ini babamı (veya ustamı adı dıelimden gelen budur n n) Hır. babası rahmet okumak na * hakkı iyilik düş nda ünmemek. bir ş ı sı olsun. yetim. * Üvey baba. * Kayıbaba. nda lan babası tutmak (veya babaları üstünde olmak) * gibi deyimlerde "çok öfkelenmek. bizim kuş aktan öncekiler. babalıetmek k * baba gibi davranmak. z u lan lan. na babası z * Babası ölmüş çocuk. n n * Yaş veya küçümsenen adamlara seslenme olarak kullanı lı lı r." anlamı kullanı bir söz. babam! * teklifsiz bir seslenme sözü. babalanmak * Babaları tutmak. * tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatmaya yarar. babalanma * Babalanmak iş i. * Diklenmek. babalı * Babası olan. kayıpeder. kabadayı davranmak. * gücüm ancak bu kadarı yapmaya yeter. babasın (veya babaların) çiftliğ nı nı i * bir malı kuruluş yalnı kendi çı veya u zca karları araç yapmak. nı babana rahmet * yapı bir iş davranıkarş nda "Allah senden razı lan . kar babasın oğ nı lu * her yönüyle babası benzeyen erkek çocuk. na babasın hayrı nı na * hiçbir çı gözetmeksizin. öfkelenmek.

* Mert. kabadayı . yüzyı İ lda. ktan * Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. baca tomruğ u * Bacanıdamdan yukarı n bölümü. * Oyun kâğ nda.babayani * Gösteriş özentisi olmayan. herkesten farklı ş klar. babayiğ davranı kabadayı it itçe ş . baca * Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan maden veya kâgir yol. bacak * Vücudun kası tabana kadar olan bölümü. korkusuz adam. babı nda. ama değik. ayak. ran'da Ali Muhammed Bab'ıkurduğ dinî öğ n u reti. ı yapı nı i. Babî Babîlik * XIX. * "Bâb'a ait" Babîlik yanlı. ı nı bacak kadar * ufacı k. türlü türlü huyu var * daha küçük. bacak kalemi . bacak kadar boyu var. babayiğ it * Güçlü kuvvetli. *İ stanbul'da bu çevredeki bası n. sı baca baş ı * Ocağ üstündeki taş ı n raf. Babı âli * Osmanlı imparatorluğ döneminde İ u stanbul'da sadaret (Baş bakanlı dahiliye ve hariciye nezaretleri (İ k). babı nda * Konusunda. i ve babayanilik * Babayani olma durumu. * Bazıeylerin yerden yüksekçe durması sağ ş nı layan dayak. ç iş ve Dıiş bakanlı ) ile Ş leri ş leri kları ûrayı Devlet (Danı dairelerinin bulunduğ yapı ş tay) u . huylar edinmiş iş alı kanlı . bacak bacak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne koyarak oturmak. * Osmanlı hükûmeti. lı k. babayiğ itlik * Babayiğ olma durumu. ı tları lan. lâğ maden ocağgibi yer altı ların hava deliğ ı m. * Bir giriş imde kendine güvenebilecek durumda olan. destek veya bunlardan her biri. * Su yolu. baca kulağ ı * Ocağ iki yanı taş yapı ş ı n nda tan lmıufak raf. oğ vale. babı ndan * Bkz.

ndan lere ş an bacanak * Karı kardeş ları olan erkeklerden her biri. sı * Osmanlımparatorluğ İ unda gümrük vergisi. bacakkı ran * Nemli bölgelerde yetiş yeş en ilimsi sarı çiçekli bir bitki (Narthecium). haraç. abla. uzun boylu. bacası tütmek * (aile için) yaş aması sürüp gitmek. kı sa * Yaş ı büyük iş kalkı çocuklar için söylenir. * Baç alma işveya görevi. bacası tütmez olmak * (aile için) dağ ı veya işbozulmak. i * Yel. * Felemenk altına verilen ad. ı * Bacakları sa olan. lmak i bacı * Büyük kıkardeş z . * Bir evde uzun zaman çalı ş lı nlara (daha çok yaş zenci kadı ş yaşkadı mı lı nlara) verilen unvan. bodur. * Kıkardeş z . bacakları tutmamak * ayakların üzerine basıyürüyemeyecek duruma gelmek. ı * Bacakları uzun olan. baççı baççı lı k bad * Baç alan kimse. ri yazı bacaklı k bacaksı z * Bacağolmayan. nan -baç * Fiilden isim türeten -maç/-meç ekinin türü. baç . * Tarikat ş eyhlerinin karı. nı p bacaklı * Bacağolan.* Kaval kemiğ i. bacakları kopmak * çok yorulmak. * Zorla alı para. * Dost. arkadaş . kı boylu. * Özellikle hokey oyuncuların giydikleri deriden yapı ş nı lmıkoruyucu. nı bacaklı yazı * İ ve okunaklı . bacanaklı k * Bacanak olma durumu. rüzgâr.

rı ş badanalanma * Badanalanmak iş i. içki. * Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadı n). bir tür yer elması . badanalatma * Badanalatmak iş i. * Badanası bozulmuş . *Ş arap. badem * Gülgillerden. badeli âş ı k * Düş ünde bir pirin elinden aş badesi içerek saz çalısöyleyen halk ş k p airi. badas * Harman kaldıldı sonra yerde kalan toprak. yurdumuzun her yerinde yetiş ağ (Amygdalus communis). badanalanmak * Badana yapı lmak. çöp ve samanla karık tahı rı ktan ş ı l taneleri. badanacı * Geçimini badana yapmakla kazanan kimse. lan rı ş badana etmek (veya vurmak) * badanalamak. badanası z * Badana edilmemiş . * Birleş ikgillerden. badat bade badehu badeli * Aş badesi içmiş k kimse. harman döküntüsü. badanalı * Badana edilmiş olan. badem ağ acı . badanalamak * Duvarları boyamak için sulandılmıkireç veya plâstik boya sürmek.badana * Duvarları boyamak için kullanı sulandılmıkireç veya boya. badana yapmak. ı badanalama * Badanalamak iş i. badanacı lı k * Badanacın yaptı iş nı ğ . badanalatmak * Badanalamak iş yaptı ini rmak. ş ekeri çok. en aç * Bu ağ n yaş acı veya kuru yenilen yemiş i. * Ondan sonra.

kösele gibi ş karı eyleri yumuş atmak için kullanı yağ lan . ş u ndı badem kürk * Tilki postunun yalnıbacak kesiminden yapı kürk. bademcik * Boğ n iki yanı birer tane bulunan. badem gibi * (salatalıiçin) taze ve gevrek. bundan böyle. badem yağ ı * Bademden çı lan ve deri. lan sı . badem ş ekeri * İ bir ş tabakası kaplanmıiç badem. badem biçimindeki organ. * Badem satan kimse. k * Ördek. k badem gözlü * Badem içi biçiminde iri göz. badem bahçesi. badema bademci * Bundan sonra. bademlik bademsi baderna badı ç * Bakla. badem içi * Bademin dıkabuğ alı ktan sonra kalan içi. azı nda bademli *İ çinde badem bulunan yiyecek. içinde tohumlarısı n ralanmıbulunduğ kabuk. badem bık yı * Badem içi biçiminde üst dudağ her iki yanı yer alan bık. fasulye. bezelye gibi taze sebzelerde. gönle ferahlıveren hafif rüzgâr. halat sargı. çok * Badem biçiminde olan.* Gülgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan yüksekçe bir bitki. z lan badem parmak * Baş parmak. badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus). * Halatı aş n ı nabilecek yerine sarı bez. ş u badı saba badi * Sabah vakti esen ve ruhu okş ayan. * Badem ağ açları olan yer. ı n nda yı badem ezmesi * Ezilmiş bademle yapı ş lan ekerleme. nce eker yla ş badem tı rnak * Badem biçiminde uzunca tı rnak.

a ilimi badire badiye * Birdenbire ortaya çı tehlikeli durum. genellikle arkada olan bölümleri. vapur gibi taş ı tlarda yolcularıyüklerinin konulduğ yer. * Düş gramajlı ük küçük boy ekmek. * Yolcu yükü. düğ ümlenebilir nesne. koş mak) * ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek). ta. badikleş me * Badikleş durumu. lam. iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. * Bageti olan. mek badikleş mek * Ördek gibi sağ sol yalpa vurarak yürüme eğ göstermek. büyükçe su kabı . bagaj kilidi * Bagaj kapağ kilitlemeye yarayan alet. erli . sa badikleme * Badiklemek iş i. demet. * İ iliş rabı lgi.badi badi yürümek (veya gitmek. * Bağ deste. ı nı bagaj memuru * Toplu taş yerlerinde ve araçları bagaj iş ı m nda lerini yürütmekle görevli kimse. badiklemek * Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek. bagaj kapağ ı * Otomobillerde içine yük konulabilen bagajları kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm. * Tı lanmı dikdörtgen biçiminde değ taş raş ş . palaz. ki. ş tel gibi eyi ka eye eyi lan erit. kan * Çöl. * Tren. yayvan. badya bagaj * Ağ geniş zı . sicim. . * Kemikleri birbirine bağ lamaya. * Kı boylu. * Sargı . badik * Ördek. n u * Otomobillerin yük konulabilen. baget * İ kı değ nce. badminton * Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun. sa nek. bagetli bağ * Bir ş baş bir ş veya birçok ş topluca birbirine tutturmak için kullanı ip.

yemeye yüzün olsun a * kiş karş k beklediğiş istediğ alabilmek için gereken harcamaları i. in ldı ı bağ budamak * bağ üzüm kütüklerini budamak. otur-up vb. ş eytansaçı . üzüm olsun. * Kaplumbağ kabuğ a undan yapı ş lmıveya bu kabuğ andır biçimde olan. * Meyve bahçesi.bağ * Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğ toprak parçası u . bağ cı * Bağ tirip ürününü satan kimse. bağ k cı bağ klı cı * Bağolan. ı bağ ksı cı z * Bağolmayan. * Kaplumbağ kabuğ a u. bulunan. bağ z. koş -arak. bağ bozmak * bağ üzümlerini toplamak. daki bağ çubuğ u * Asma fidesi. bağ bak. ı sı bağ lı cı k . ı n bağ bozumu * Bağ ürünün toplanması da . yetiş * Bağ layan veya soğ haddehaneden çı metal ş bobinlere bant yapı ran (kimse). bağ çağ bı ı * Bağ bahçelerde yetiş meyve fidanları. ı lı i ten ini yapmalır. bağ doku * Hücre sayı az. zarf fiil: gül-e gül-e. uk kan erit ş tı * Bağ iş kullanı ş biçiminde bağ lama inde lan erit . güz. hücre arası sı maddesi çok ve genel olarak diğ dokuları er birbirine bağ layarak destek görevi yapan doku. * Bu iş yapı ğmevsim. an bağ an boğ * Küsküt. * Kaplumbağ a. dı bağ an * Vakti gelmeden ölü doğ yavru. u rı * Ur. sonbahar. düş an ük. bağ bahçe * Bahçe gibi taş ı nmaz mal. bağ fiil bağ a * Fiillerin zarf olarak kullanı ş lan ekilleri. bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici ve en nı alet. * Deniz kaplumbağ nıkabuğ asın u. ulaç. * Ölü doğ kuzunun derisi.

daş k bağ ı daş lma * Bağ ı iş daş lmak i. bağ ı tı daş klaşrmak * Bağ ıduruma getirmek. homojen. aç lmıçı va lan * Yapı kullanı çı larda lan ta. k. daş ine bağ ı daş m * Tutarlı tutarlı insicam. bağ dalama * Bağ dalamak iş i. homojenlik. kör düğ etmek. ı uyluğ altı alarak oturma biçimi. bağ ı k daş klı * Bağ ıolma durumu. çelme atmak. daş klaş bağ ı mak daş klaş * Aynı özelliğgöstermek. homojen duruma gelmek. homojenleş daş k tirmek. daş i. bağ ı daş lmak * Bağ mak iş konu olmak. * Bağ kurup oturmak. * Çocuk oyunları arkadaş nda olmak. *İ çinden çılmayacak bir duruma getirmek. bağ dalamak * Düş ürmek için ayağ birinin ayakları takmak. uymak. mak. bağ ı daş k * Her yeri aynı özelliğgösteren. bağ damak * Birkaç ş birbirine geçirerek bağ eyi lamak. ı nı na bağ dama * Bağ damak iş i. i bağ ı tı daş klaşrma * Bağ ı tı iş daş klaşrmak i. lı k. mütecanis. Bağ dad'ı tamir etmek * karnı doyurmak. bağ ma daş * Bağ mak iş imtizaç.* Bağ tirme ve ürününü satma iş yetiş i. nı bağ dadî * Ağ direkler üzerine çakı ş talara sı vurularak yapı (duvar veya tavan). bağ mak daş * Anlaş uzlaş mak. un na bağ kurmak daş * bu biçimde oturmak. daş . imtizaç etmek. kı üm bağ daş * Sağ ı uyluğ sol ayağsağ ayağsol un. i bağ ı ma daş klaş * Bağ ı mak durumu.

bağ nem ı l * Bir metre küp hava içinde bulunan su buharı ı ğ n. tâbiiyet. z. bağ ı bağ ı cı * Büyücü. bağ ı l * Görece. * Baş bir cisme uyarak sürüklenen. ı er. aynıartlardaki havanıdoymuş buharın ağ ı rlını ş n su nı ağ ğ oranı ı ı rlına . bağ tı daşrmacı * Bağ tı lıyanlı kimse. eyin nda bağ ı mlama * Bağ ı mlamak iş i. geçimsizlik. bağ değ ı er l * Bir aritmetik sayını önüne + ve . izafî. sihir. aretleri yazı ktan sonraki değ ldı eri. mla * Büyü. rölâtivite. * Farklı kökenlere sahip değ ik kültür özelliklerini birleş iş tirme veya kaynaşrma iş tı i. aynı ka zamanda kendine özgü bir kı ldanıda bulunan bir cismin mı ş ı görünürdeki bu kı ldanını niteliğ izafî. kumaş yapı ş bağ p tan lmıenli . daşrmacı k sı bağ tı lı daşrmacı k * Pek çok değik öğ iş retiyi birleş tirmeyi amaçlayan felsefî veya dinî öğ reti. * Kadı n âdet zamanı bağ kları nları nda ladı bez. etkisi altı tutmak. mı ş n ı i. bağ ı ldak * Beş ikteki çocuğ düş un memesi için beşe sarı bağ iğ lı lanan. * Bir sayın rakamları her birinin bulunduğ basamağ göre aldı değ izafî değ nı ndan u a ğ er. * Görece olma durumu. mazlı bağ tıcı daşrı * Bağ ma sağ daş layan. * Bir ş veya bir kimsenin gücü ve etkisi altı bulunma durumu. eyi ı na m nda bağ ı ma mlaş * Bağ ş iş ı mak i. bağ k ı llı bağ ı m .bağ maz daş * Uyuş tutarsı maz.iş sın. * Baş çı cı tan karı. bağ ı mlamak * Bir ş bağ altı sokmak. bağ tı daşrmak * Bağ ması sağ daş nı lamak. bağ mazlı daş k * Uyuş k. izafiyet. bağ tı daşrma * Bağ tı iş daşrmak i.

rölâtif. lı ı msı bağ z sı cümle ı msı ralı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olduğ hâlde özneleri. mı lı u olan bağ zlaş ı msı ma * Bağ zlaş iş ı msı mak i. bağ zlaşrmak ı msı tı * Bağ z duruma getirmek. göreli. hür. i bağ sı cümle ı ralı mlı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olan ve özneleri. ı lı ntı k sı bağ cı ı lı ntı k * Bağ lı öğ ı lı retisi. rölâtivizm. bağ vurmak ı n * kazı duvarların çökmemesi için bağ nı ı nlarla desteklemek. izafî. bağ ı n * İ aatta veya kazı rası toprağ çökmesini önlemek için yerleş nş sı nda ı n tirilen parça veya dayak. gücüne veya yardı na bağ olan. ı msı i. kavramları tasarı birlik. lı bağ z milletvekili ı msı * Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye bağ olmayan milletvekili. müstakil. bağ lı ı ntı * Varlı baş bir ş varlına bağ bulunan. eye ı mlı bağ ı mlı * Baş bir ş istemine.bağ ı mak mlaş * Bir ş veya bir kimseye tamamen bağ olmak. rölâtivite. izafet. ğ ka ı eyin ğ ı lı bağ lı ı lı ntı k . tümleçleri. tümleçleri veya yüklemleri ortak olan cümle. ı llı * İ veya daha çok nitelik arası matematik iş ki nda lemleri yardı ile kurulan bağlıveya eş mı lı k itlik. * Eş . giriş ları imlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen. yüklemleri ayrı cümle. bağ ı ntı * Bir nesneyi baş bir nesne ile uyarlı lan bağ ka kı . * Herhangi bir kuruluş partiye bağ olmayan kimse. ka eyin mı lı ü. bağ zlaş ı msı mak * Bağ z duruma gelmek. tâbi. tutumunu. ı mlı bağ z ı msı * Davranı nı ş . bağ cı ı ntı * Bağ cı yanlıolan kimse. nispî. ı msı bağ zlı ı msı k * Bağ z olma durumu veya niteliğ istiklâl. mı lı bağ lı ı k mlı * Bağ olma durumu. ı msı bağ zlaşrma ı msı tı * Bağ zlaşrmak iş ı msı tı i. izafiye. mutlak olmayan. özgürlüğ özerkliğolmayan. rölâtivist. tâbiiyet. görelik. bağ k. özgür. bağ z. göreci. bağlı birliktelik gibi durumlarda toplayan görünüş yayı veya mları lı k. veya nitelik. özellikle bilginin bağ lı ntı k ı olduğ ileri süren her türlü felsefe öğ ntı unu retisi. a. görecilik.

* Ciğ bağ er. ş amata ederek. rmak i * Bağ ı ldak. görelilik. * çok susamıolmak. bağ ı rdak bağ ı rgan * Bağ p çağ tepkisini hemen ve sert bir ş ı rı ı ran. bağ ı iltihabı rsak * Sindirim organı oluş iltihabî durum ve buna bağ hastalı nda an lı k.* Var olabilmek veya belirlenebilmek için. bağ ı kazı sı rsak ntı * Kalı bağ n ı hastalı nda çı lan sümüksü madde. bağ ş ı rı * Bağ ı işveya biçimi. ı ntı ka eye lı izafiyet. ı gibi vücut boş rsak lukları bulunan organlarıortak adı a. bağş rı ma. bağ ş ı mak rı * Bkz. an bağ ı rsak bağ ı askı rsak sı * İ bağ ı nce ı karnı arka bölümüne bağ rsağ n layan ve karızarın bir bölümünden oluş askı n nı an . ş amata. nda n . bağ ı ingini rsak * Çoğ unlukla sürgün ve karı ağsı beliren bağ n rı ile ı iltihabı rsak . bağ yolu ile baş bir ş bağ bulunma durumu. * Yüksek sesle azarlamak. * (ok yayı dağ ve için) Orta bölüm. ş bağ p çağ ı rı ı rmak * öfkeyle bağ ı rmak. bağ ı rma bağ ı rmak * Bağ ı iş rmak i. ince bağ ve kalıbağ nı ı rsak n ı rsaktan oluş bölümü. bağ ş ı ma rı * Bkz. rölâtivite. rsak kları karı bağ ı kurdu rsak * Omurgalı n ve de özellikle insanlarıbağ ı yaş asalak solucan. bağ ş ış ı çağ rı rı * Gürültü. ekilde dı vuran kimse. * Sindirim organın mideden anüse kadar olan. bağ ı r * Göğ üs. ları n ı nda ayan rsağ . köseleden yapı ş rh na lmıyelek. * (insan) Yüksek ve gür ses çı karmak. çok acı duymak. * Kendini belli etmek. * Gürültüyle. ş a bağ yanmak ı rı * üzüntü çekmek. ahş bağ yeleğ ı r i * Eskiden zı altı giyilen. bağş rı mak.

geliş nı imini. bağ lanma ı ş * Bağlanmak işaffedilme. askarit. af. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla kazanı ş ıı al lmıdirenç durumu. bağ ı k bilimi ıklı ş * Bağı k olayların ortaya çı ş ıklı ş nı kma artları. * Deyimlerde "Tanrı esirgesin.bağ ı otu rsak * Farekulağ ı . teberru etmek. ı ş i. teberru. rması * Bir haberi. ı ş * Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalan. bağ çı ı ş bağ ı ık ş . acı kaçı madan değ erlendirmek. bağ lamamak ı ş * karş ndakinin yanlından. * Hibe etme. * Bağ yapan kimse. immünoloji. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla direnç kazanmıolan. ş * Görevden çekmek. ı ş i. bağ ı rtmak * Bağ ı na yol açmak. i. ı ş ey. ı rma bağ ı rtkan * Çok bağ p çağ ı rı ı huyunda olan (kimse). affetmek. öldürürüm" anlamı korkutmak. insanları özellikle çocukları bağ n. bağ lama ı ş * Bağlamak işaffetme. muafiyet. * Bağlanan ş hibe. gözdağvermek üzere kullanı na yarı nda ı lı r. bağ lamak ı ş * Bir mal veya hakkı ı beklemeden birine vermek. almak. ayı n" gibi anlamlarda kullanı rması lı r. rmak bağ ı rtlak bağ ı rtma * Orta büyüklükte. eti sevilen bir cins göçebe ördek (Querquedula). karş k lı * Herhangi bir kötü davranıiçin ceza vermekten vazgeçmek. * Bağ ı rtmak iş i. kusurundan doğ fı ı sı ş ı acak rsatları rmamak. bağ ı rsakları deş nı erim * "canı kı m. lıyla ğ bağ ı ş * Bağlamak iş ı ş i veya biçimi. bağ ı rtı * Bağ sesi. ıı al ş bağ ı k ıklı ş * Bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalma durumu. n ı rsakları asalak olarak yaş yuvarlak nda ayan solucan. muaf. bağ ı solucanı rsak * Ortalama 25 cm boyunda. alı nabilecek önlemleri ve yapı labilecek tedaviyi inceleyen tı dalı p . bir isteğ birinin aracı ı duyurmak.

mukavele. * Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağ layan kelime türü. ş bağ kesen bağ laç * Makaslı böcek. bağ layı ı cı ş * Bağlayan. ı t bağ ı tlanma * Bağ ı tlanmak işveya durumu. durumlar. bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor). affolunmak. bağ latmak ı ş * Bağlamak iş yaptı ı ş ini rmak. sı fatları na bağ alan isim veya sı tamlaması arası laç fat . me lanmıolan. kontrat. lacı bağ tamlama laçlı *İ simleri. ya da birer t: bağ r. ı ş bağ ı t bağ ı tçı * Sözleş akit. an bağ laçlı * Bağ olan. bağ ğyerde otlamak ladı ı * Bkz. aynı ş nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluş öbek. bent. * Bağ yapanlardan her biri. laçtı bağ grubu laç * Bağ öbeğ laç i. i bağ ı tlanmak * Bağ ile sonuçlanmak. raktım raktı) ı ı ladım ı ladı) ı rda) bağ lam * Cinsleri aynı birbirine yakıolan ş veya n eylerin bir arada bağ lanmı. âkit. bağ mak ı tlaş * Araları bağ yapmak. bağ yan cümle laçlı * Birleş cümlelerde ki bağ yla temel cümleye bağ ik lacı lanan yan cümle.bağ lanmak ı ş * Bağlamak iş konu olmak. iliş örgüsü veya bağ sı kiler lantı. bağ latma ı ş * Bağlatmak iş ı ş i. . * (herhangi bir olguda) Olaylar. ş ı * Bir ş iirdeki dörtlüklerin her biri. demet. affedilmek. kontekst. affa uğ ı ş ine ramak. ı t bağ ma ı tlaş * Bağ mak iş ı tlaş i veya durumu. veya. bağ öbeğ laç i * Bağ veya bağ z birbirine bağ laçla laçsı lanmıolan. nda ı t bağ ı tlı * Bağ sözleş ile bağ ı tla. deste. ya. me. rabıVe.

irtibat. tahsis etmek. yakı k duyması sağ eye nlı nı lamak. bağ lamalı k * Bağ yapmaya yarayan. istek uyandı eye ı rarak o ş ilgi. onun anlamı. * Gönlünü kazanmak. nı erini bağ lama * Bağ lamak iş i. bağ ş lanı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. lanı ey. tutmak. * Uyulması zorunlu olmak. lama bağ lamsal * Bağ ile ilgili. bağ lanmak * Bağ lamak iş konu olmak. içten bağ olmak. .* Bir dil birimini çevreleyen. nan * Yapı duvarları larda birbirine bağ layan kirişputrel vb. lı * Beklenen ş elde edilmez olmak. bağ lamak * Bağ veya baş bir araçla tutturmak. ey * Yalnı belli bir iş uğ mak. zca le raş . meydana gelmek. lama bağ lamacı lı k * Bağ lamacın işveya mesleğ nı i i. bağ lama zarf fiili * Ve bağ görevinde kullanı lacı larak. ine * Sevmek. ka le raş * Sona erdirmek. * (yara için) İ koyup bezle sarmak. lâç * Denk yapmak. * (bir iş için) Anlaş yapmak. ma * Birinde bir ş karşilgi. ka * Düğ ümlemek. * Bağ çalan kimse. ondan önce veya sonra gelen. kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kiş i bakı ndan uyan -ıekini almıfiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gülüp geçti (Güldü ve geçti) gibi. * Bir iş veya kimse için ayı rmak. * Baş bir iş uğ amaz durumda olmak. lantı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. * Geçiş i engellemek. * Bütün ilgisini bir yerde yoğ tı unlaşrmak. * Oluş mak. değ belirleyen birim veya birimler bütünü. tamamlamak. birçok durumda söz konusu birimi etkileyen. bitirmek. * Üç çift telli olan ve mı zrapla çalı bir saz. bağ lanma * Bağ lanmak iş i. paket yapmak. * (siyasî veya sosyal konularda) Yan tutma. bağ lanak bağ m lanı * Bağ lacak ş bağ . lam bağ lamsal anlam * Bir sözün kullanı veya amaçlanan bağ göre anlam kazanması lan lama . mları p ş bağ lamacı * Bağ lama yapan veya satan kimse. kontekst.

laş k bağ ı laş m * Eş leme. lantız bağ sı k politikası lantızlı * Askerî. bağ cı layı ünsüz. bağ lantı * İ veya daha çok ş birbiriyle bağ. bağ ı laş mlı * Araları karş klı nda ı destek ve bağ lı bulunan. bağ borusu lantı * Katlardaki pis ve kirli suları toplayan. * Araları ortak çı bulunan devletler iliş nda kar kisi. nda lantı * Askerî. me bağ lı lantı * Araları bağ bulunan. irtibatlı talı nda lantı . rabı . ki ma. bağ cı layı ünlü. * haberleş sağ me lamak. bağ kurmak lantı * irtibat sağ lamak. iliş veya ilgili bulunması ki eyin lı ik . ş * Sonuç. bağ latma . bağ yapmak lantı * iliş kurmak. irtibat. sebep gibi birbiriyle sı sıya bağ ve karşklı ı olan (nesne. bağ ünsüzü lantı * Bkz. lantızlı bağ sı k lantızlı * Bağ sıolma durumu. tahsis edilmek. ittifak etmek.* Bir ş bir kimseye ayrı ey lmak. lı ı k mlı bağ ma laş * Bağ mak iş ittifak. müttefik. kı kı lı ı bağ lı mlı bağ ı k laş klı * Bağ ıolma durumu. kolona ileten boru. siyasî yönden hiçbir bloka bağ olmayan (ülke). anlaş sözleş yapmak. bloksuz ülkeler. bağ sı lantız * Araları bağ bulunmayan. bağ sı k siyaseti lantızlı * Bağ sıülkelerin izlediğsiyaset. terim). lı bağ sıülkeler lantız * Bağ sı k siyaseti izleyen ülkeler. siyasî yönden hiçbir bloka girmeme siyaseti. lantız i bağ ı laş k * Araları anlaş veya sözleş sağ nda ma me lanmıolan (kimse veya topluluk). bağ mak laş * Bir ş yapmak için birbirine antlaş veya sözleş ile bağ ey ma me lanmak. laş i. * İ ş arası iliş sağ ki ey nda ki layan bağ . bloksuz. bağ ünlüsü lantı * Bkz.

bağ lı * Bir bağ tutturulmuş ile olan. * Bir kuruluş yetkisi altı bulunan.* Bağ latmak iş i. m. * Uyulması zorunlu. bağ cı layı ünlü * Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile baş layan eklerin getirilmesi sı nda ve kök ile eki rası birbirine bağ layan ünlü: al-ı aç-ı -r. * Kapatı ş lmıolan. açta nı i ı ı dı * Bağ yeri. bağ olmak lı * tâbi bulunmak. . bağlaş lı mak * İ ş arası karş klı ı olmak veya bağlıkurmak. ile nlı . inde koruyucu ünsüz: okul-da-y-ı eski-y-ince vb. bir düş ünceye.-ğ lı i * Bağ bahçesi zengin ve bol olan (yer). bağ latmak * Bağ lamak iş yaptı ini rmak. üzüm bağ çok olan (yer). -l-mak. büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş ş ı (erkek). ı . ki ey nda ı bağ lı ntı lı k bağlı lı k * Bağ olma durumu. * Sadı k. bir hatı saygı aş gibi duygularla bağ raya veya k lanan. lama i * Bağ lamaya ve birleş tirmeye yarayan: "Ve" bağ cı edattı layı bir r. saygı yakı k duyma ve gösterme. gec-i-k-mek vb. lı bağlaş lı ma * Bağlaş iş lı mak i. mesi artı * Bir kimseye. tâbi. biri olmadan öteki düş lı ünülemeyen iki ş bu iliş yönünden durumu. tâbi olmak. özellik ve olayları görülen karş klı korelâsyon. bağ kredi lı * Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satıalı n nmasıartı sağ ş ile lanan kredi. kapalı . ları bağk bahçelik. bağ su lı bağk lı * Ağ hücre zarın emdiğve taş ğsu. * Gerçekleş bir ş gerektiren. ki bağlaş lı ı m * İ veya daha fazla değ ken arası ki iş ndaki bağ . bağ cı layı ünsüz * Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile baş layan bir ek eklendiğ araya giren y ünsüzü. eyin. bağ cı layı * Bağ niteliğolan. tutkun. bağlaş lı ı k * Biri ötekine bağ olarak var olan. sadakat. bağ kalmak lı * uymak. * Sırlanmı sırlı nı ş nı. merbutiyet. vabeste. ı . ı ntı * Organizmanıdeğik yapı n iş . un nda * Bir halk inanına göre. lı * Birine karş sevgi. nda ı ilgi.

* biriyle ilgilenerek onu koruyup kayı rmak. mak bağ nazlaş mak * Bağ duruma gelmek. * Bir düş ünceye. ı rma. bağ kara rı *İ skete kuş unun bir türü (Saxicola torquata). bağ naz * Bir düş ünceye. bağ ş rı * Bağ ı işveya biçimi. acı kı çekmiş . ş amata. rı tı i bağ şrmak rı tı * Bağ ı na yol açmak. merhametli. Bağlaş lı ı m. ş . bağ na basmak rı * kucaklamak. bağ nı rı ezmek * üzülmek. ı . ş amata ederek. bağ ş rı ma * Bağş işbirlikte bağ rı mak i. sıntı . bağ na taş rı basmak * sesini çı karmaksın her türlü acı katlanmak. bağ yufka rı * Yufka yürekli. zı ya bağ nı rı delmek * çok dokunmak. dertlenmek. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş nı ünmeme durumu. * Gürültüyle. bağ nazlaş ma * Bağ nazlaş durumu. hep birden bağ rması ı rtmak. ş ı a rı lanı kası düş bağ yanı rı k * Çok dert. ş ı a rı lanı ka ünce ş ı mutaassı p. bağ ş rı mak * Birlikte veya karşklı ı ı bağ lı rmak. bağ şrma rı tı * Bağşrmak işveya durumu. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş bir düş ve inanıkabul etmeyen. bağ z sı * Bağbulunmayan. içine iş lemek. bağ naz nazca davranı taassup. taassup.* Bkz. yetiş tirmek. bağ şçağş rı a rı a * Büyük gürültü ederek. naz bağ k nazlı * Bağ olma durumu. bağ ı çağ rarak ı rarak. rmak i bağ ş rı rıçağş * Gürültü.

ğ ı itlik bahadık rlı * Bahadı r olma özelliğ durumu. itliğ nda in u baharat * Tarçı karanfil. saman nezlesi. * Bu mevsimde ağ açlarda açan çiçekler ve yapraklar. ka lmıbir * Bir ş gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen sözde sebep. ilkyaz. * Gençlik çağ ı . karabiber gibi lan n. bahanesiz * Bahanesi olmayan. erini bahadı r * Savaş larda. eyin bahane aramak * bir işyapmamak için sebep aramak. i bahane etmek * herhangi bir ş sebep olarak ileri sürmek. . bahar * Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanı tarçı karanfil. s nı bahar dönemi * Yı kı sonra gelen ilk ayları lı ş n tan . zencefil. yüzyı Babîlikten doğ olan. karabiber gibi maddelerin toplu adı n. eyi bahaneli * Bahanesi olan. sı * XIX. baha biçmek * değ belirlemek. 21 Martta gündüz gece eş iyle baş m itliğ layarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten. maddeler. zencefil. i. bahar bayramı * Genellikle mayıayın ilk günlerinde kutlanan bayram. bahar nezlesi * Bkz. kıve yaz arası ş ndaki mevsim. . bahar noktası *İ lkbaharda gündüz gece eş i anı güneş gök ekvatoru çizgisi üzerinde bulunduğ nokta. bahar * Kuzey yarı küre için.baha * Paha. i bahane bulmak * bir işyapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek. ilkbahar. İ lda muş ran'dan baş Avrupa ve Amerika'da da yayı ş din. Bahaî Bahaîlik bahane * Bahaîlik yanlı kimse. çarpı ş malarda gücü ve yı lmazlıyla üstünlük kazanan veya yiğ gösteren (kimse).

n * Sebze yetiş tirilen yer.baharatçı * Baharat satan kimse. layan kaside. doğ olarak yetiş al tirilen domates türü. tarçı gibi bahar bulunan. ağ ve sebze yetiş aç tirme iş uğ an kimse. bahçe gibi düzenlenmiş yer. *İ çinde karabiber. * Çiçek ve ağ yetiş aç tirilen yer. m mı raş baharı ı vurmak baş na * (alay yollu) gençliğ verdiğcoş in i kuyla gereksiz veya aş davranı bulunmak. bahçeci * Çiçek. baharatçı lı k * Baharat satma iş i. baharatlandı rmak * Baharat ile süslemek. karanfil. bahçeli * Bahçesi olan. bahçe domatesi * Tarla ve bahçelerde sun'î gübre kullanmadan. iyle raş bahçecilik * Bahçecinin iş i. bahçe kekiğ i * Bahçelerde özel yöntemlerle yetiş tirilen kekik. bahçe makası * Çeş ot ve bitkileri düzgün kesmek ve budamak amacı yapı bir makas türü. baharatlı * Baharatı olan. ları bahçemsi * Bahçeye benzeyen. * Bahçe yapma iş i. ı rı ş ta bahariye baharlı bahçe * Divan edebiyatı bahar tasviri ile baş nda. baharatsı z * Baharatı olmayan. . bahçesiz * Bahçesi olmayan. bahçelik * Bağ . lezzetlendirmek veya baharat ekmek. bostan. bahçeleri olan (yer). baharcı * Baharat alı satı yla uğ an (kimse). itli yla lan bahçe nanesi * Bahçelerde yetiş tirilen bir nane türü.

lanı bahis konusu * Söz konusu. bahname bahrî bahrî bahriye * Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluş nıbütünü. mları * Mevlid'in bölümlerinden her biri. bahis mevzuu olmak * üzerinde konuş ulmak. . *İ çinde cinsel konularla ilgili açısaçıyazı n. ların bahriye çifte tellisi * Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi. n bahis açmak (veya açı lmak) * belli bir konuda konuş maya baş lamak (baş lmak). bahis tutuş mak * karşklı ı bahse girmek. lı bahisçi * Oyunlarda veya at yarı nda yarın sonuçları tahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse. bahriyeli * Deniz Kuvvetlerine bağ asker. bahis * Konuş ş konu. söz konusu olmak. * Aruzdaki vezin takı ndan her biri. lı * Deniz Harp Okulu öğ rencisi. bahse girmek * görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş yapmak. * Görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş nda çı ey ma. * Bir kitabıbölümlerinden her biri. resimlerin bulunduğ eser. * Yalı nı çapkı. ı bahir * Deniz. ş ları ş ı nı müş terek bahisçi. nda çı ey ma bahsetme * Bahsetmek iş i. vanı bahçı k vanlı * Bahçı n yaptı iş vanı ğ . mı bahçı vanlı * Bahçı bulunan. k k ları u * Denizle ilgili.bahçı van * Geçimini bahçe ürünlerini yetiş satmakla sağ tirip layan kimse. ulan ey. * Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakı yla görevli kimse. * Söz.

talih. baht iş i * Talihe bı lmı talihe bağ iş rakı ş . mak. ansı bahtı lmak açı * talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek. * (kı için) evlenecek istekli çı zlar kmamak. bahş (veya beleşatıdiş bakı iş ) n ine lmaz * para verilmeden sağ lanan bir ş ufak tefek kusurları hoş eyin nı görmelidir. konuş sözünü etmek. aynı bahş etme * Bahş etmek iş i. kader. bahsi kazanmak * ileri sürülen. bahtı kara * Mutsuz. savunulan görüş doğ olduğ belli olmak. mutsuz olmak. . sunmak. bahtı küsmek na * talihsizliğ inden yakı nmak. ans. savunulan görüş yanlıolduğ ortaya çı ün ş u kmak. ı ş bahş iş * Bir hizmet görene hakkı ayrı ndan olarak verilen para. * Ş mutluluk. nı unu i . bahsi kapamak * bir konu üzerindeki konuş mayı kesmek.bahsetmek * Bir konu üzerinde söz söylemek. lı. bahtı lı bağ olmak * talihi kapalı olmak. bahş etmek * Bağlamak. bahsi kaybetmek * ileri sürülen. bahtı k olmak açı * bir konuda ş yaver gitmek. baht * Olacakları kaçılmaz olduğ belirleyen ilâhî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiğhayat tarzı n. talih yüzüne gülmek. bahtı k açı * Talihli. bahsi geçmek * bir konu üzerinde konuş ulmuş olmak. bahtı olmak kara * sürekli olarak talihi yaver gitmemek. talihsiz. bahtı kapanmak * talihsizliğ uğ e ramak. istenen sonuca ulaş mamak. ün ru u bahsi tazelemek * konuş mayı konu üzerine getirmek.

uyarma gibi anlamları pekiş ğ ı ku. kötü bahtsı k zlı * Bahtsıolma durumu. navı bakam bakan * Baklagillerden. tı kı sı bakanlar kurulu * Baş bakan ve bakanlardan oluş kurul. * Bakmak iş yapan (kimse). talihli. nı tirir. bahtiyarlı k * Bahtlı olma durumu. genellikle milletvekilleri arası ndan. * küçümseme bildirir. z bahusus bak bak! bak! * iş te. * Formaldehit ile bir fenolün yoğ ması unlaş sonucu elde edilen yapay reçine. mutlu. * ş ma bildirir. baş bakan tarafı seçilerek ndan cumhurbaş nca onaylandı sonra iş ı getirilen yetkili. bakalit bakalitli * Bakalit bulunduran. talihli. bahtlı bahtsı z * Bahtı olan. bakalorya * (eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğ reniminden sonra verilen) Olgunluk sı . mutsuzluk. * ş ma anlatı aş r.bahtiyar * Bahtı olan. bakalit kaplamalı . üstelik. kemik çıntı. kuş merak. iyi bakakalma * Bakakalmak iş i veya durumu. bakaç * Dürbün. an . bahtlı . mutluluk. talihsiz. * Hele. vekil. karı aç. bakanak * Geviş getiren hayvanları ayakların arkası n nı ndaki körelmiş rnak. ini * Hükûmet iş lerinden birini yönetmek için. aş * Bahtı olan. hükûmet. bakakalmak * Ş kı ğ uğ p ne yapacağ bilmez durumda kalmak. özellikle. nazı kanı ktan baş na r. odunundan kı zı rmı boya çı lan bir ağ bakkam (Haematoxylon campechianum). aş nlı rayı a ı nı bakalı (veya bakayı m m) * içinde yer aldı cümlenin güvensizlik. mutlu. mutsuz.

bakı yurdu m * Yoksul veya kimsesiz yaş ve sakatları barı rı bakı kları lı n ndılı p ldı yurt. bakara *İ skambil kâğ ile oynanan bir kumar. * Kademe. vekâlet. * Falcı lı k. n * Bakanı yönetimi altı n ndaki kuruluş n bütünü veya bu kuruluş n bulunduğ yer. iyle * Bir ş satıalmayı ünmeden yalnı bakarak ilgilenen (kimse). * Bakmak iş konu olmak veya bakmak iş lmak. ine i yapı bakı m * Bir ş iyi geliş eyin mesi. bakı cı * Bakmak iş görevlendirilen kimse. ı dı bakarak bakarsı n bakaya * göre. sır. darülâceze. eyi n düş zca * Falcı . * Kalı lar. vekillik. bakılı cı k * Bakmak iş i. lam ü * Çok dikkatsiz (kimse). . larda n ldı ı u bakı yapmak m * araç ve gereçlerin düzenli çalı ş için onarı nı ması mı yapmak. nezaret. nı * Fal. lı n ınları ı ı bunun sonucu olarak da doğ ş al artları tespit eden durumu. için bakı lma bakı lmak bakı evi m * Bakı ihtiyacı kimselerin bakı kları ndı kuruluş ma olan ldı . bakar mını sız? * seslenme ünlemi. p la bakı * Özellikle dağk yörelerde bir yamacı güneşş na. ntı * Askerlik çağ girenlerden son yoklamada bulunarak askere alı ş ı na nmıoldukları hâlde çağldı nda rı kları gelmeyen veya gelip de kı na gitmeden toplandı yerlerden veya yollardan savuş taları kları anlar. iyi bir durumda kalması verilen emek veya emek verme biçimi.bakanlı k * Bakan olanıdurumu ve görevi. * olur ki. ları ları u * Öküz. * Bakı iş lmak i. ğ ı bakar bakar kör * Gözleri sağ göründüğ hâlde göremeyen. güneye veya kuzeye karşkonumunu belirleyen. barı kları . * Kurum ve kuruluş motorlu araçlarıonarı ğve korunduğ yer veya birim. * Ait olduğ yı u l içinde toplanamayı ertesi yı kalan vergiler.

niş ğ ı nlına ı lmıiner angâh. doğ serbest veya birleş olarak u ru ada ik bulunan. ile bakı r çalmak * (bakı r kaptaki yemek) bakı r tuzları zehirli duruma gelmek. * Bakı yapı ş rdan lmı . * Bakı yapı ş rdan lmıkap.bakı mcı * Bakı iş yapan kimse. bakı ı r alaş mı * %1'in üzerinde çözünmüş elementlerin oluş turduğ bakı ı nı genel adı u r alaş mların . ş ş ı . terk edilme. zı renkli element. bakı ğ r çalı ı * Bakıtuzları zehirli duruma gelmiş r ile . * İ bakı şüzerinde iyi çalılmı yi lmı . çevreye göz gezdirmek. sı bakı mlı bakı k mlı * Filmin kartpostal büyüklüğ ünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağ layan cihaz. bakı lı mlı k * Bakı olma durumu. * Bakı nmak iş i. ı ve elektriğiyi ileten. unluğ 8. * Yeş çalar mavi renk. mlı bakı z msı * Özen gösterilmemişbakı . 10840 C ye doğ eriyen. bakı nmak * Bakmak iş lmak. bakı zlı msı k * Bakı z olma. araşrmak. i yapı tı * Muayene olmak. lmamı ş . olacak ş mi? gibi ş ma anlatı ey aş r.95 olan. bakı r oksit * Kimyasal formülü CuO veya Cu2O olan bakın oksit biçimi. m ini bakı ndan mı * Bakıveya görüş sı ş açı. yüzüstü bı lma durumu. msı rakı bakı ncak * Tüfeklerde hedefin uzaklına. kolay dövülür ve iş olduğ sı i lenir undan eski çağ lardan beri türlü iş lerde kullanı kıl lan. bakı r rengi . Kı saltması Cu. yönü. ile bakı r kaplama * Demir benzeri madenlerin yüzeyinde bakıkatman oluş r turma iş lemi. rı bakı r pası * Bakıüzerinde nemli havalarda oluş bakı r an r hidrokarbonat. değ erlendirme açı. bakı ndı bakı nma * Bak hele. yakı ğ göre ayar edilecek biçimde yapı ş kalkar gez. -e göre. bakı r * Atom numarası yoğ 29.

benzer noktaları ı olarak aynı karşklı lı uzaklı bulunan iki benzer kta parçanıbirbirine göre olan durumu. bakıatmak ş * kı bir sürede bakı geçmek. ş z ı bakı ş ma * Bakı ş iş mak i. zı n * Bu renkte olan.* Kıla yakı kahverengi. bakı r sülfat * Göz taş ı . bakı ı r taş * Malakit. simetrik. düş ünceyi belirli bir yönden inceleme. bakımlı ş . göz taş r ı . tenazur. bakı rcı * Bakıiş r leyen veya bakıkap kacak satan kimse. simetri. bakıaçı ş sı * Bir olayda. bakımsı k ş zlı ı * Bakımsıolma durumu. konuyu. asimetri. (rengi) bakın rengine benzemek. . bakı ma rlaş * Bakı mak durumu. r bakı lı rcı k * Bakıkap yapma veya satma iş r i. bakı ş mak * İ veya daha çok kimse birbirine bakmak. ı bakım ş ı * İ veya daha çok ş arası konum. nda ş ı ey) arası ş ı ey). ı bakıksı ş z ı * Bkz. görüş sı açı. * Eksen olarak alı bir doğ nan rudan. rlaş bakı mak rlaş * Bakırengini almak. mütenazı ı r. bakımsı ş z ı * Araları bakım bulunmayan (iki ş veya iki yanı nda bakım olmayan (bir ş asimetrik. n bakımlı ş ı * Bakımı ş bulunan. ki * Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak. bakı r tuzu * Bakısülfat. r rı bakı rlı bakı ş * Bakıiçeren maddeler. r * Bakmak iş i veya biçimi. bakımsı ş z. biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğ ki ey nda u. sa p bakık ş ı * Bkz.

ldı ı * Cinsel iliş bulunmamıdiş kı kıoğ kı kide ş i. cı * Bir ş eyden artan (miktar). geri kalan. geride kalan. lmamı ş . içecek ve baş ihtiyaç maddelerini perakende olarak satan kimse. öteki. bakir * Cinsel iliş bulunmamı(erkek). erdenlik. z. daimî. * Eskimemişyı . ş . pranmamı yeni. * Büyük bakkal dükkânı . yurdumuzun her yerinde yetiş tirilen. i m!" bakkaliye * Bakkal dükkânı satı ş nda lan eyler. * Baklagillerden. ntı * Yiyecek. bakire bakirelik bakirlik * Bakir olma durumu. bakkala bı rakma! * bir iş"bakalı diyerek savsaklamak isteyenlere söylenir. mtı . kalı. lerle raş bakkal defteri * Karık. ç * Bu bitkinin yeşürünü veya kuru tanesi. z lan z. mlı * bir ş eyden artmak. ş ı larla bakkal kâğ ı dı * Kalı ve kaba kâğ n ı t. il * Bir zinciri oluş turan halka veya parçalardan her biri.baki * Sürekli. el değ memiş bozulmamık. taneleri badıiçinde bulunan bir bitki (Vicia faba). kalan. bakkallı k * Bakkalı iş n i. bakla çiçeğ i * Sarı rak eflâtuna çalan beyaz renkte olan bitki. düzensiz yazı dolu defter. * Bakire olma durumu. * (toprak için) İ ş lenmemiş . baki kalmak * sürekli. * Kalı . ka * Bu gibi ş eylerin satı ğdükkân. bakam. lik. * artakalan. kide ş * El değ memişkullanı . bakkam bakla * Bkz. kalı olmak. bakkal bakkal çakkal * Bakkal ve benzeri iş uğ an esnaf için küçümseme sözü. ş lı bakiye * Artı artan. k.

baklagiller * Bakla. bakla dökmek (veya atmak) * bakla ile fala bakmak. ağ nda bakla ı zı slanmamak. baklan baklava * Anguta benzeyen kı zı rmı renkli bir çeş yaban kazı it (Otis tarda). lan bakla ı slanmamak * Bkz. fı k. akasya. baklava açmak * baklava yapmak için gerekli olan ince yufkaları rlamak. iki çenekli ayrı içine taç yapraklı lardan büyük bir bitki familyası . nohut oda. badem gibi ş konulan tatlı larak na stı eyler . badı ç.* Bu renkte olan. baklavacı * Baklava yapan veya satan kimse. * Çok ince yufkadan yapı arası kaymak. keçiboynuzu gibi. baklavacı lı k * Baklava yapma veya satma iş i. * çok tokluk durumunda "baklava börek olsa yemem" biçiminde kullanı lı r. baklava dilimi * Eş kenar dörtgen biçiminde olan. fasulye. hazı baklava börek * (bir baş ş karş tıldında) çok kolay ve zevkli (iş ka eyle ı rı ğ laş ı ). baklamsı * Bakla biçiminde olan. bakliye. badı pek çok sebze ve ağ çlı açları alan. bakla kadar * (bit. bakla falı * Bakla taneleri ile bakı bir fal türü. baklavalı *İ çinde baklava bulunan. baklalı baklalı k * Baklası olan. ceviz. bakla oda nohut sofa * Bkz. * Bakla tarlası . * Eş kenar dörtgen biçiminde olan nesne. renk. bakla kı rı * Beyazı almı beyazlamaya yüz tutmuş çoğ ş . baklamsı meyve * Bkz. . * At donları koyu ve iri lekeli kı ndan r. pire gibi küçük böcekler için) çok iri.

bir işyapmakla görevli olmak. * Bakmak iş i. r bakraç * Çoğ unlukla bakı yapı küçük kova. andı rmak.*İ çinde baklava desenleri olan. bakteri * Toprakta. bakterigiller * Bakterilere verilen ad. bakterileri içine alan canlı lar. * Anlamak. tedavi etmek. bakteridi *Ş arbon hücresi gibi hareketsiz bakteri. denemek. bakteriyoloji alanı çalı kimse. ) * (hasta için) Muayene etmek. * dikkat çekmek sözü. * Renklerde. ş ı ey * Aramak. . çürüme. baklavalı k * Baklava yapı nda kullanı veya baklava yapmaya elverişolan. bakliyat bakliye bakma bakmak * Bakı bir ş üzerine çevirmek. i i * Yapı labilmesi bir ş bağ bulunmak. farkı varmak. incelemek. kimyasal etkiyle öldüren (etken). ları bakteriyel * Bakterilerle ilgili. suda. bakteriyolog * Bakterilerle ilgili. n i * Baklagillerden elde edilen ürün. canlı bulunan. ru * Bir ş geliş veya iyi bir durumda kalması emek vermek. * (yer için) Yüzü bir yöne doğ olmak. * Bkz. mı lan li baklayı zı çı ağndan karmak * sabrı tükenip o zamana kadar söylemediğş i eyleri söylemeye baş lamak. rdan lan * Bir bakracıalabildiğmiktar. önem vererek üzerinde durmak. * Bir işyapmak. eyin mesi için * Beslemek. baklagiller. * Yoklamak. bölünerek çoğ klorofilsiz. küresel. tek hücre canlı vrı alan. mayalanma veya hastalı yol açan. larda klara kı k biçimde olan. nda ş an . geçindirmek. * (bir işBirinden beklenmek. baksana! baksanı za! * seslenme için kullanı lı r. * Önem vermek. eye lı * Gözetmek. ilgilenmek. bakterisit * Canlı n vücudunda veya laboratuar deneylerinde bakterileri fiziksel. silindirimsi. * açısöylemekten kaçı ğbir sorunu sonunda açı k ndı ı klamak. Benzemek. na * Baş bir ş ilgilenmeyip elindeki veya önündeki iş uğ ı ka eyle le raş olmak.

bal baş ı * En temiz bal. ak msı * Bu maddenin sanayide kullanı için yapay olarak hazı lmak rlanmı. bakteriyoskopi * Bakterilerin mikroskopla incelenmesi iş lemi. kı zı rmıya renkli çiçekli ağ k. bal dudaklı . rengi beyazdan esmere kadar değen tatlı iş . bal gibi * pek tatlı . llı bal kabağ ı * İ turuncu. adamakı. iri ve tatlı kabak çeş (Cucurbita moschata). ş zan ı sı * Ağ açlarıkabuğ n undan sı zarak pı laş besi suyu. türü bal bal demekle ağ tatlı ı lanmaz z * sözde kalan dilek ve tasarı n iş ları bitirmede hiçbir etkisi olmaz. bal dudaklı * Tatlı dilli. ndaki petek gözlerine doldurdukları . niteliklerini inceleyen bilim. beyinsiz kimse. bal çiçeğ i * Almaş yapraklı rmı veya kı zı çalar sarı ı k . ş ı . sı madde. çok iyi. baktı rmak * Bakması yol açmak. baktı alı kça r * güzelliğbirdenbire göze çarpmayan. bal * Özellikle bal arı nıbitki ve çiçeklerden topladı bal özünden yapı kovanları ların kları p. aççı bal dök de yala * bir yerin çok temiz olduğ anlatı unu r. i baktı rma * Baktı iş rmak i. dına sı tatlı. *ş üpheye yer bı rakmadan. koyu. bal dudak * Bkz. bakması sağ na nı lamak. n bakteriyolojik * Bakteri bilimi ile ilgili. htı an bal alacak çiçeğbilmek (veya bulmak) i * çı sağ kar lanabilecek yeri veya ş bilmek veya bulmak.bakteriyoloji * Bakterilerin ve genel olarak mikroplarıbiçimlerini. çi bir idi * Aptal. vı * Olgunlaş ş mıincirin. eyi bal arı sı * Zar kanatlı lardan. bal yapan eklem bacaklı (Apis mellifica). bal kelebeğ i * Bal kovanları çok zarar veren bir böcek (Galleria mellonella). na bal mumu * Arı n peteklerini yapmak için karıhalkaları ndan salgı kları ları n arası ladı yumuş ve sarı madde.

gürbüz (kimse. n mı lan. bal mumu macunu * Mobilyadaki kusurlarıonarı nda kullanı toprak boya ile renklendirilmiş mumu. eti yağ ve ağ iri bir kuş kçı lı ı r.bal mumu gibi erimek * çok zayı flamak. bal bal mumu yapı rmak ş tı * unutulmaması iş edip dikkati çekmek. (Botaurus). nektar. ri. arı n bal yapmak için emdikleri tatlı vı ları sı. bal tutan parmağ yalar ı nı * imkânları geniş iş baş bulunan kimse bu imkânlardan az da olsa yararlanı bir in ı nda r. iş balaban * Atmaca veya doğ gibi yı cı kuş an rtı bir . balı la benzer. bal özülük * Çiçeklerde bal özünü çı karan bezlerin bulunduğ organ. için aret bal özlü * Bal özü bulunduran. balaban kuş u * Bataklı klarda yaş ayan. bal sağ mak * kovandan bal ürünü almak. mak balabanlaş mak * Balaban duruma gelmek. balabanlı k * Balaban olma durumu. irileş mek. malak. balabanlaş ma * Balabanlaş durumu. bala balaban * İ büyük. . balak balalayka * Bkz. çocuk. * Ş man. çocuk). bal özü * Bazı çiçeklerin içinde bulunan. yumurtalıve erkek organların dibinde bulunan ve bal özü çı k nı karan bez. * Yavru. ları u bal rengi * Kahverengine çalan sarı renk. bal özü bezi * Bitkilerin yaprak. * Bu renkte olan. . * Üç köş üç telli Rus halk sazı eli. u bal peteğ i * Arı n içine bal doldurduğ bal mumu levha.

lan * Denge. yapı çamur. romantik. balast direnç * Gerilimin büyük değimlerinde. yavaş ı madde. * Kabzanı demir siperi. muvazene. kiriş lan na enen * Demir yolları traverslerin altı ş nda na. lik arkı * Serbest biçimli. itli ş kan * Güçlük çı kartan. balans balans ayarı * Otomobilin sarsı nı lması önlemek için.balama * Orta oyununda Rum tipi. balar balast * Çatı i olarak kullanı ve kiremitlerin altı döş ince tahta. * Karagöz. lı * Eski Türklerde kiş anı için mezarın veya bazı inin lması nı kurganlarıetrafı dikilen taş n na . kıkları * Safra. tekerlek mili üzerine yerleş sağ tirilmiş m ay biçimindeki alet. daha çok killi. yarı balayı * Evlilik hayatın ilk ayı ilk günleri. uk cakta sı a klı aş nan * Motorlu araçlarda fren yapmayı layan. oselerde düzeltilmiş toprak üzerine döş enen taş rı . balata . su geçirmez. müzik araçları çalı veya ş olarak okunan eser. koyu. * Arı tirip bal alan veya satan kimse. iş mı balast gemi * Ambarları yük bulunmayan gemi. koyu toprak. balans pensi * Arabaları tekerleklerindeki dengeli dönmeyi sağ n lamak için cant ile lâstik kenarı sışrı kurş na kı lan tı un parçası . yetiş * Arı tirme veya bal alı satma iş yetiş p i. nı veya balbal balcı balcı lı k balçak * Kabza. mil. pedavra. n balçı k *İ çinde çeş organik maddeler bulunan. devredeki akı sabit tutmak için konulan direnç. yla nan arkı * Soğ ve sı büyük bir sürtünme kat sayına sahip olan suya ve yağ dayanı . *İ çindeki kil oranı yüksek. an ş * Batı belirli danslara eş eden bir tür ş . yla lan balat * Orta Çağ üç bentten oluş bir Batıiiri türü. da. matiz ve külhan beyi tipleri tarafı yabancı ndan ülkelerin tiplerine hitap ederken kullanı söz. da. nda balast yem * Çok büyük miktarda ham selüloz ihtiva eden ve dolayıyla yoğ yemlerden çok daha düş sindirilebilir sı un ük besin maddeleri ihtiva eden ve hayvanlara tokluk hissi vermek amacı kullanı yem. yağ. tekerleklere gereğkadar balans pensi denen kurş parçası i un takarak denge sağ lama iş i.

balçıhurması k * Sandı bası kurutulan hurma (veya kuru incir). yüz suyu dökerek elde edilen kazanç. balçıhurması k . baldıçı rı plak * Ayak takı ndan. te n ı nı ı na baldı rsokan * Çift kanatlı n. nemli yerlerde yetiş zehirli bitkilerin ortak adı u otu. unlukla sahne düzenine ve müziğ dayalı e gösteri türü. ı n ine * Bu bölümün yumuş ve şkin olan arka tarafı ak iş . baldı k ranlı * Çok baldı yetiş yer. iş serseri. hastalıbulaşran. lı ı bir baldı z baldo * İ ve dolgun taneli. ri k bale * Belli hafif figürlere. baldı rpatlatan * Güreş hasmı bir ayağ tutarak diz kapağ kadar büküp üzerine yüklenme oyunu. *Ş eytan otu. hayvan e k tı sağğyönünden zararlı sinek türü (Stomaxys calcitrans). mı siz. * Bu tür gösteri yapan sanatçı topluluğ u. (Conium maculatum). kan emen. ağ * Bu bitkiden çı lan zehir. baldıkara rı * Nemli yerlerde yetiş birçok eğ otu türünün ortak adı en relti . ran en baldı rgan * Baldı ran. baldı rak * Don ve pantolon gibi giysilerin dizden aş ı bölümü. ağolan * Kı kayınıaş ı lı ç ş n ağuzanan parçası ı . karabaldı r. klara larak balçıinciri k * Kurutulmuş incir. baldı r bacak * Açısaçıgörülen kadıbacağ k k n ı . balçı klı baldı r * Bacağ dizden ayak bileğ kadar olan bölümü. ğ ı baldı ran baldı ş ran erbeti * Acı çekerek. pilâvlıpirinç. ş eytan tersi otu (Ferula assa-foetida). * Erkeğ göre karını kıkardeş e sın z i. incik. en . adı atı çoğ m ş lara. karasineğ çok benzeyen. baldı r kemiğ i * Baldı bulunan iki kemikten ince olanı rda . * Maydanozgillerden. karı * Balçı olan. balerin . sinekgiller familyası ları ndan.

balgamlı * Balgamı olan. ne zayıolan. patetes ve domatesten irilip lçı ayı ş . . balgümeci * Bal peteğ andı bir tür dikiş ini ran büzgüsü. i balet balgam * Bale yapan erkek sanatçı . ı dı atı sümüksü madde. tı nda klar nını balıçorbası k * Beyaz etli balı klardan yapı bir tür çorba. balıeti k * Omurgalı lardan. hazı rlanan bir çorba türü. ayan n ak k balıetinde k * Ne şman. balıkartalı k . bektaş ı taş mühresenk.* Bale yapan kıveya kadısanatçı z n . balerinlik * Ası l mesleğbalerin olan kimse. Zodyak. ı zdan ş arı lan balgam atmak * yapı lmakta olan bir iş veya bir konu üzerine kuş uyandı ku racak bir söz söylemek. ç. balhane * Bal süzme ve paketleme iş lemlerinin yapı ğyer. ldı ı balı çı ğ kmak a * balıavlamaya gitmek. * Solunum organların salgı ğ ağ nı ladı. lan * Suda piş kı kları klanmı incecik kılmıbalıile soğ yağhavuç. yı ş k an. k balı k balı k * Omurgalı lardan. balıadam k * Deniz dibine inilebilecek donanı su altı çalı mla nda ş iş mayı edinen kimse. balgam taş ı * Damarlı yarı ve saydam bir tür Kadı taş Hacı köy ı . balıbilimci k * Balı sıfı inceleyen bilim adamı klar nını . iş f balıistifi k * Çok sış olarak bir yere dolmuş kık ı (insanlar). * Zodyak üzerinde. biçimli tombul. a balıbaş kokar k tan * bir iş aksaklın baş olanlardan baş ğ anlatı te ğ ı ta ladını ı r. . Kova ile Koç burçları nda yer alan burcun adı arası . suda yaş ayan. suda yaş hayvanlarıyumuş ve açırenkli eti. dalgı kurbağ adam. balıbilimi k * Su ürünleri araşrmaları özellikle balı sıfı inceleyen bilim. solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanlarıgenel adı n .

balıpazarı k * Balı larıavladı balı n günlük ve taze olarak satı sunulduğ yer. ı bal rı rlanan yumurtası . ğ ı balıunu k * Kurutulmuş ktan özel iş balı lemlerle elde edilen un. balıtutkalı k * Balıendüstrisi artı ndan üretilen. balı lgiller kçı * Leyleksiler takı nıbalı llar alt takı na giren bir familya. ticarî merkez. yavaş k kları kuruyan. * Çoğ unlukla mersin balını eritilmiş mumuna batılarak hazı ğ n. kçı n ğ kları ı ş a u balısütü k * Yumurtlama sı nda erkek balı n çı ğbeyaz madde. fakat bağ gücü yüksek yapı rı. ler balıotu k * Cava ve Malabar'da yetiş zehirli meyvesiyle balı sersemleterek avlamaya yarayan bir bitki en. mın kçı mı balı lı kçı k . k * Yayvan servis tabağ ı . üremelerini sağ layan yumurta. balıyağ k ı * İ balıve deniz hayvanların sanayide kullanı yağ ri k nı lan ı . rası kları kardı ı balıtabağ k ı * Balıkoymaya yarayan kap. kçı balı düğ kçı ümü * İleme baş cı yapı ve sonra kolayca çözülerek iş tersine de tutturulan düğ ş ş langında lan in üm ekli. * Morina balınıkaraciğ ğ n ı erinden çı lan ve hekimlikte zayığ karşkullanı iyotlu. havyar. boynu ve gagası uzun. kla k * Uzun bacaklı lardan. beyaz. k * Balı lara özgü.* Kartallardan. kçı n uk i azlı n balı yaka kçı * Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka. k n lan balıyumurtası k * Balı n daha çok sıyerlere bı kları kları ğ raktı . vitaminli yağ karı flı a ı lan . kları (Anamirta). balıkavağ çınca k a kı * hiçbir zaman olmayacak iş için söylenir. balı kazağ kçı ı * Balı larısoğ ve nemli havalarda giydiğboğ ve yünlü kalıkazak. kahverengi çizgili. su kıları yaş yı nda ayan. balıyiyerek beslenen büyük bir kuş k (Ardea cinerea). balıyemi k * Balıavlamada oltanı ucuna takı genellikle yiyecek türü madde. yı cı (Pandion kla rtı kuş haliaetus). balıyiyen. su kıları yaş yı nda ayan. balı kçı * Balıtutan veya satan kimse. lama ş cı tı balıtutmak k * balı avlamak. balı beslenen. azlı balı l kçı * Balı beslenen. boğ k.

balina * Balinalardan. uzun çubuk. esnek. erinleş buluğ ermek. * Balı olmayan. suya balı klandı rma * Balı klandı rmak iş i. süslemek. uzunluğ 20 m. balı klamak * Balı klama tarzı atlamak. * Balıüretme. avlama iş k i. a l baliğ olmak. deniz kı cı rlangı (Sterna hirundo). balı khane * Balı n toptan satı çı ldı. yassı na . k aş ı * Bir iş bir duruma. ağ ğ200 ton olan. n için lan iş balı z ksı baliğ * Döl verme çağ eren. akı ı na mek. kları ş karı ğ uk a ı balı klama * (suya dalmada. soğ hava deposu olan yer. deniz kıları yaş bir kuş yı nda ayan cinsi. baliğ olmak * bulmak. uzun ve çatal kuyruklu. eriş mek. k ı balı klı * Balı olan. kadı u ı ı rlı ı için rga balı. ğ ı * Giysilerin dik ve düzgün durması bazı için yerlerine özellikle yakaları konulan sert. bir harekete sonucunun ne olacağ düş e. uzunca gagalı . buluğ ı ermiş ı na çağ na olan. * Yollarda sularıortada toplanmayarak iki yana akması yapı şkinlik. falyanos (Balaena mistycetus). ı nı ünmeden giriş erek. yağve çubukları avlanan memeli hayvan. * erinlik çağ ermek. balı llar kçı * Çoğ unlukla uzun bacaklı . kemik gibi ş lan eylerden yapı ş lmı halka. balı n kçı * Perde ayaklı lardan. dar.* Balıtutma. balı yararlanma ve satma iş k ktan i. balı kgözü * Ayakkabı n bağ ları geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takı maden. düz ve baş ağbir biçimde. balı kgözü objektif * Normal objektiflerden çok daha geniş yı ve görüntüyü dıbükey ayna görüntüsü biçiminde veren açı alan ş objektif türü. balı rtı ksı * Balıkı ğbiçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş k lçı ı deseni. atlamada) Balıgibi gergin. uzun gagalı kçı balı l cinsinden kuş familyası lar . göl ve ı rmaklarda balıyatağolan yer. ğ ı balı knefesi * Balinagillerin baş ı çı lan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapı nda kullanı bir yağ ndan karı mı lan . ğ ı . balı klandı rmak * Balıile doldurmak. k balı klava * Deniz.

Arnavutluk. Malkarca. Sı rbistan. * Balkı iş mak i. balina yağ ı *İ spermeçet balinasın kafa sinüslerinde bulunan yağ nı . . * Kesik kesik ağmak. parlak. Balkanlı lı k * Balkanlı olma durumu. Slovenya. parı ldamak. balina geçirilmiş olan (giysi).balina çubuğ u * Balinanı ağ na aldı suyu dı ya süzüp içindeki deniz hayvanları tutması yarayan ve üst çenesinin n zı ğ ı ş arı nı na iki yanı tarak diş gibi sı nda leri ralanmı boynuz dokusunda. Makedonya. * Güzel süslü. sancı rı . * Parlamak. ltı * Ş ek. Romanya. * Bkz. Balkar Balkarca balkı * Bkz. . nı nda ş arı ru kmı . Balkanlar * Hı rvatistan. balkan * Sarp ve ormanlısı dağ k ra lar. esnek kemiksi bölümlerin adı ş . Malkar. kutup denizlerinde yaş memeli hayvanlar familyası ayan . * Ş ek çakmak. tarihi ve kültürü ile uğ an bilim dalı nı raş . balinalar balinalı balistik * Ateş silâhlarda barut gazın bası ile fı p hedefe varı li nı ncı rlayı ncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Yunanistan ve Trakya'yı alan bölge. kla * Örnek hayvanı balina olan. Balkanlarla ilgili. içine Balkanlı * Balkan devletlerinden olan. KaradağKosova. imş * Bir yapın genellikle üst katları dı ya doğ çı şçevresi duvar veya parmaklı çevrili bölümü. Balkanolog * Balkanoloji uzmanı . sancı rı mak. Balkanoloji * Balkan ulusların dili. * Ağ. balkı r * Parı. dalgalanmak. Bulgaristan. imş * Su halkalanmak. balkı ma balkı mak balkon . Bosna-Hersek. * Balina takı ş lmıolan.

beyaz çiçekli ve çok yık otsu bir bitki (Lamiumalbum). balon * Isı ş tı hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan. ballandı rmak *İ mrendirecek biçimde övmek. ballı k * Bal konulan kap.* Tiyatro ve sinema gibi büyük salonlarda asma kat. ballı baba * Ballı babagillerden. mak. ballı klı balo * Danslı resmî giyimli gece toplantı. ballı pasta * Bal ile yapı ş lmıveya içine bal konmuş pasta. ballı börek * Çok lezzetli. * Tatlı mak. ballanma * Ballanmak iş i. ballandı rma * Ballandı rmak iş i. balköpüğ ü * Açısarı k renk. ğ ı * Ballı baba. ik lardan oluş bir an familya. atmosferde uçabilen. küre biçiminde araç. k ğ ı . ballandı ballandı ra ra * Ballandı rarak. ballı darı *İ ncir. ballı *İ çinde bal bulunan. lmı * Ballıhastalı olan. olgunlaş laş mak. * Bağ larda görülen külleme hastalı. tatlanmak. ballanmak * Bal bulaş bal sürülmek. lâvanta çiçeğ kekik gibi kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitiş taç yapraklı i. llı ballı babagiller * Nane. ve sı balo vermek * baloyu hazı rlamak. düzenlemek. ballı börekli olmak * çok iyi anlaş mak. balkonumsu * Balkona benzer.

* Odun kıcı rı. ağ n mı lan balsamlı * Balsam içeren. iş gibi kimselerin eğ çi lenmek için gittikleri içkili. * Gemici. * Küçük balon. balotaj baloz balsam * Bir seçimde adaylardan hiçbirinin. antiseptik ve besleyici özelliğolan (ilâç. * Kesmek. boynu dar cam kap. * Bazı açlardan elde edilen. koru). baltacı k * Küçük el baltası . * Karnı yuvarlak ve şkin. balon gibi.). çadı kurup kaldı rası lı k k rları rmak. lan ı . baltabaş * Baş bodoslaması omurga hattı dikey olarak çelik lâmadan yapı ş na lmı(gemi). iş balon lâstik * Bisikletlerde kullanı bir lâstik türü. musallat olmak. yükleri bindirip indirmekle. parçalamak. balonculuk * Balon yapmak veya satmak iş i. gerekli oyu sağ layamaması dolayıyla seçimin sonuçsuz kalması sı . n ları * Önceleri sefer sı nda çalı ve ormanlıyerleri temizlemek. demir araç. i balsı ra * Yapraklarıüzerinde oluş bir tür küf. merhem vb. baltacı * Balta yapan veya satan kimse. lan balon uçurmak * ilgililerin ne diyeceklerini ve nası l davranacakları anlamak amacı aslı nı yla olmayan bir haber yaymak. balta vurmak * balta ile kesmek. balta balta değ memiş (girmemiş veya görmemiş ) * içinden hiç ağ kesilmemişsıve gür (orman. . parfüm ve ilâçlarıyapı nda kullanı reçine. belsem.* Hava veya gazla doldurulmuşkauçuktan yapı çocuk oyuncağ . baloncu baloncuk * Balon satan kimse. yontmak gibi iş kullanı ağ saplı lerde lan aç . sonraları zlar ağ na bağ olarak sarayı kı ası lı korumak ve sarayı dıhizmetlerini yapmakla n ş görevli kimse. yarmak. n an * Bir tür kudret helvası . k balta olmak * direnerek bir ş istemek. danslı yer. ası ey lmak. yol açmak. aç . vakitli vakitsiz tedirgin etmek. balonvari * Balona benzer. * Yangısöndürme kuruluş nda balta kullanan er.

* Sısıkesimi yapı orman. ı nı nda baltadan kurtulmak * kesilmemek. i yapı * Atılı hedef vazifesi gören plâkaları cı kta havaya fı rlatan yaylı alet. * Yolları açma ve düzenlemede balta ile donatı ş lmıasker sıfı nı. kı dan baltayı a vurmak taş * farkı olmayarak birine dokunacak sözler söylemek. ini baltalı * Baltası olan. balyalanmak * Balyalamak iş lmak. balyalamak * Balya yapmak.* Değ irmen taş n ortası bulunan haç biçimindeki alet. pot kı nda rmak. k ulan baltrap balya * Çember ve demir tellerle bağ lanmıticaret eş . balyalama * Balyalamak iş i. baltalayılı cı k * Baltalama iş yapan kimse. iş m ini balya yapmak * balyalamak. ş yası balya makinesi * Değ ik tarı ürünlerini ip ya da çember ile balyalama veya denkleme iş yapan alet. * Bir iş bilinçli ve kası olarak bozacak veya yı i. sabote etmek. Baltıdilleri k * Baltıülkelerinde konuş Hint-Avrupa dil grubu. bir iş tlı i veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma. ş ta baltalayı cı * Baltalama hareketini yapan kimse. denk yapmak. bir sıntı kurtulmak. baltalamak * Balta ile kesmek. . balyalanma * Balyalanmak iş i. tlı kacak davranı bulunmak. baltalama * Baltalamak iş sabotaj. na baltalı k baltası kütükten çı kmak * bir engelden. i. * Bilinçli ve kası olarak. k k lan * Bir köyün odun ihtiyacı sağ nı laması izin verilen koruluk veya orman bölgesi. sabote etme. Baltı k * Baltıdenizine kısı ülkeler ve bu ülkelerin halkı k yı olan .

merdiven. mobilya. uzun menzilli tunçtan top. balyozla dövmek. hem kurutularak yenilen ürünü. zacağş bambaş ka * Büsbütün baş apayrı iş farklı ka. * Bu bitkinin hem taze. değik.balyemez balyos balyoz * Eskiden kara ve deniz savaş nda kullanı orta çapta. ban * Osmanlımparatorluğ döneminde Macaristan ve Hı İ u rvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan. sı ülkelerde yetiş boyu 25 m kadar olabilen. ı r balyoz gibi * çok ağ ezici (kol veya yumruk). k lerde lan. baston gibi birçok cak en. man en türü bamya * Ebegümecigillerden bir bitki (Hibiscus esculentus). bambaş k kalı * Bambaş olma durumu. bambul otu * Sı ve ı cak lı bölgelerde yetiş otsu veya çalı bir bitki (Heliotropium). bambul * Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü. kahverengi. ergin evrede baş akları kemiren. ş ı * Bu kamı yapı ş ş tan lmıolan. varyos. balyozlanma * Balyozlanmak işveya durumu. İ u * Taş kı ları rmak. ı r. balyozlamak * Balyozla vurmak. * Sakalı alt dudağ hemen altı n. kıkanatlı n böcek (Anisoplia austriaca). ban ağ acı . bam teli * Bazı sazlarda kalıses veren tel veya kiriş n . * Osmanlımparatorluğ döneminde Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad. ka bambu * Buğ daygillerden. eş n yapı nda kullanı bir tür kamıHint kamı. yanı mı lan ş . balyozlama * Balyozlamak iş i. kazıçakmak gibi iş kullanı çok iri ve ağ çekiç. . . ı n ndaki bölümü. ları lan. bam teline basmak (veya dokunmak) * en çok kı ıeyi yapmak veya sözü söylemek. bamya tarlası * Mezarlı k. i balyozlanmak * Balyoz ile dövülmek. hezaren (Bambusa vulgaris).

in lacağ nı bana dokunmayan (veya beni sokmayan) yı bin yaş n lan ası * birçok kimseler. madenî gövdesi olan beş ğ ı veya daha çok teli olan bir müzik banallik banço aleti. banda almak * bir sesi. ü iye bana mın dememek sı * hiçbir ş etkili olmamak. * Amerika zencilerinin çaldı gitar biçiminde. * Herkesin kullandı. ile bandajlatma * Bandajlatmak iş i. nda ı bana da . çiçekleri salkı m durumunda. meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağ (Moringa oleifera). ses cihazı bant üzerine kaydetmek. bana bak! * "beni dinle" anlamı teklifsiz bir seslenme ve gözdağsözü.* Asya'nıtropik bölgelerinde ve Afrika'nı kuzeyinde yetiş yaprakları n n en. ey rı ş banak banal * Ekmek parçası . n cak en ban yağ ı * Hint yağ ı . mak bançolaş mak * Banço durumuna gelmek. herkesin anladı. lokma. bandajlamak * Sargı sarmak. ğ ı ğ ı * Bayağ sı ı radan. ban otu * Asya.. . bançolaş ma * Bançolaş durumu. üdü. ile bandaj * Sargı sarma. bandajlatmak . bana * Ben zamirinin yönelme hâli ekli biçimi. demesinler * bir iş kesinlikle yapı ı belirtmek için söylenir. Kuzey Afrika ve Avrupa'nısı bölgelerinde yetiş zehirli ve otsu bir bitki (Hyoscyamus). telek damarlı . bandajlama * Bandajlamak iş i. * Banal olma durumu. aç * Sepetçi söğ sorgun. . aldı etmemek. ile * Bağsargı . kendilerine kötülüğ dokunmayan kiş dokunmak istemezler..

hı karak ağ çrı lamak.* Sargı sardı ile rmak. inin ş bandrollü * Bandrolü bulunan. mıka. gürültüyle. kuran. mı zı bandocu * Bandoda görevi olan kimse. rası bandı rma * Bandı iş rmak i. ini * Bayrak direğ tepesine süs olarak konulan uzun. avazı ktı kadar bağ çı ğ ı ı rmak. i bandrol * Paket veya şelerin ağ na konulan ş veya etiket. iş ı zları erit * Devletçe verginin kesildiğ gösteren etiket. niş ile kaynatı ş asta lmıüzüm suyuna veya baş bir tatlı ka ya batılması yapı sucuk. * Etibank. bank . bangı r bangı lamak r ağ * yüksek sesle. * İ dizilmiş pe ceviz. bandaj yaptı rmak. bandoculuk * Bandocu olma işveya durumu. u bandı rmak * Banmak. bangı r bangı ı r bağ rmak * yüksek sesle. mıkacı zı . Sümerbank gibi belirtme grupları banka sözünün yerine kullanı nda lı r. bangı rdama * Bangı rdamak iş i. bangı rdamak * Öfkelenerek yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. * Yapan. kumaşerit. unu * Yabancı devlet bayrağ ı . bandı ra * Geminin hangi devlete ait olduğ gösteren bayrak. * Çabuk kuruması renginin parlak sarı ve olması üzüm salkı nı inciri küllü veya potaslı k suya için mları veya ı lı daldıp çı rı karmak. bangı r bangı r * Yüksek sesle. bandı ralı * Bandı olan. badem ve benzerlerinin. bando * Türlü üfleme ve vurgulu çalgı lardan oluş ve daha çok geçit törenlerinde kullanı mıkacı topluluğ an lan zı lar u veya takı . rı yla lan * Kurutulacak üzümün güneş serilmeden önce içine batıldı potaslı e rı ğ ı suyun konulduğ kap. Bangladeş li * Bangladeş ndan olan kimse. halkı bani * Kurucu. bangıbangıbağ r r ı rmak.

bankadan çekmek (veya almak) * bankadaki hesabı para almak. takibi için gelenle görevli arası konulmuş na tezgâh. banknot banko * Devlet bankası ndan piyasaya çı lan kâğ para. kredi. banka kartı * Banka iş lemleri için otomatik makinede kullanı özel ş kart. altıgibi taş r değ n ı nı erlerin ticaretiyle uğ an kimse. ı bankerlik bankerzede * Banker ile olan iş kilerinde zarara uğ iliş rayan kimse. banket *Ş ehirler arası yollarıiki tarafı yayalarıyürümesine ve taş n trafiğaksatmadan durabilmesine n nda n ı tları i yarayan çakı l veya toprak yol. * Bankerin yaptı iş ğ . kambiyo iş p lemleri yapan. ndan bankamatik * Bankalarıpara iş n lemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine.iskonto. banka defteri * Bkz. değ belge.bank banka * Çoğ unlukla bahçelerde. * Faizle para alıveren. bankaya yatı rmak * bankadaki hesabı para koymak. k raş bankacı lı k * Banka iş lemleri yapma iş i. eş saklayan nda erli ya ve daha baş ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş ka . * Bankacı iş lı leminin yapı ğyer. parklarda oturulacak sı ra. banka cüzdanı . raş * Çok zengin (kimse). bankiz * Buzla. * Banker olma durumu. na banker * Banka sahibi. * Bankacın mesleğ nı i. banka gibi * çok zengin (kimse). kasaları para. banka cüzdanı . * Bankacı . . tarafı karı ı t * İyerlerinde üzerine eş koymaya elveriş iş ş ya li. lan ifreli bankacı * Bankacı iş lı lemleri ile uğ an veya bankada görevli kimse. biriktirmek. * Para. k ldı ı banka cüzdanı * Banka hesabı olanlarısahip oldukları n küçük defter.

nda. * Yara üzerine yapı rı özel olarak hazı ş lan tı rlanmıilâçlı ş küçük ş erit. * Su altı tepeliğ i. nda * Talih oyunları ortada toplanan paranıhepsine oynandını nda n ğ anlatı ı r. bant yapı rmak. garanti olarak çı ı sal kacağtahmin edilen sayı . bir atı veya sayın kesin olarak tutturulacağ tahmin edip larda n nı ı nı iş aretlemek. banliyö * Genellikle oturma alanı niteliğ olan. * Ses alma cihazları seslerin kaydı kullanı manyetik oksitli plâstik veya selüloz ş nda için lan erit. deş etmek. ensiz. ı ndı bantlama * Bantlamak iş i. mparalama makinelerinde kullanı lan aş rma gereci. dolay. . * Bağ ı rmak. banko at * Yarı ş dereceye gireceğkesin olarak tahmin edilen at. * Katı ş sulu veya tuz. eyi ş tı bantlayı cı * Bant yapan kimse. ş merkezinden uzakta veya sırları yakıyerlerde bulunan inde ehir nı na n ş yöresi. uzun kâğ veya bezden üretilmişgenellikle zı klı ı t . ya ifre bant doldurmak * bir bandı kaydederek kullanmak. * Banmak iş i. çevre. banko geçmek * Yarı ş veya toto. larda i banko geçme * Banko geçmek durumu. banma banmak bant * Düz. banko sayı * Sayı loto oyununda. ş bağ erit. banlama * Banlamak iş i. loto gibi oyunlarda. banlamak * Horoz ötmek. ehir banliyö treni *Ş ehirle banliyö arası iş nda leyen tren. * Bantlama makinesi. biber gibi toz durumundaki maddelerin içine batıp çı bir eyi rı karmak. ses bant zı mpara * Çekmeye dayanı . bant çözmek * manyetik bir bant üzerine alı ş nmısesleri yazı aktarmak. yassı . bantlamak * Bantla iki ş birbirine tutturmak.* Talih oyunları oyunu yönetenin ortaya koyduğ para. u * Talih oyunları oyunu yöneten kimse.

hamam. sı ülkelerde yetiş çok yüksek olmamakla birlikte. * Arap gramerinde mastar çeş itlerinden her biri. kmıbir banyosuz * Banyosu olmayan. vı banyo bataryası * Sı ve soğ su ile duş lantını bir arada bulunduğ musluk takı . * Tedavi amacı hazı ile rlanan ilâçlı su. husus. başk. aç bap * Kapı . içinde yı lan bölüm. lan banyo takı mı * Banyo odaları ı zemine serilen altı nda slak plâstik. lan lan banyo kabini * Duş kabini. bar . gövdesinin çevresi 20 m yi cak en. baobap * Ebegümecigillerden. banyolu *İ çinde banyo bölümü olan. * Vücudun bir bölümünü veya bütününü. kanı * Banyo küvetinde yı kanma. li banyo sabunu * Banyo yaparken vücudu yı kamak için kullanı sabun. banyo kazanı * Banyoyu ve suyu ıtmak için yapı özel kazan veya ıtma aleti.banttan vermek * genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha önceden alı ş sesi veya görüntüyü nmıbir yayı nlamak. cak uk bağ sın u mı banyo almak * banyo yapmak. banyo dolabı * Banyo için gereken bütün malzemenin içinde bulundurulduğ dolap. * Banyodan henüz çı ş kimsenin durumu. banyo yapmak * yı kanmak. aş abilen bir ağ (Adansonia digitata). fiziksel veya kimyasal bir etki altı bir süre bulundurma iş nda lemi. u banyo havlusu * Banyo sonrası kullanı ve özel olarak yapı havlu. * (kitaplarda) Bölüm. * Duyarlı yüzeylerin iş lenmesinde belirli bir iş lemin gerektirdiğmaddeyi erimiş i olarak içinde bulunduran sı. üstü havlu benzeri dokuma olan paspas. sı lan sı banyo küveti * Genellikle içine su doldurulup yı kanmaya elveriştekne. lı * Konu. banyo * Yapı larda.

paslanmak. baraj mesafesi * Serbest atısı nda. ı baraj yapmak (veya kurmak) * (futbol veya hentbolda kaleye yapı vuruş önlemek için) oyuncular kale önünü kapatacak biçimde lan ları sı ralanmak. ortada olmak. kı çuha.* Anadolu'nun doğ ve kuzey bölgesinde. baraj ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. nda bar tutmak * bar oynamak için hazı rlanmak ve oyuna baş lamak. kebe. k bar havası * Bar oyunları tek veya toplu olarak söylenen ezgi. baraka barakacı k * Küçük baraka. * Hava bası birimi. baraj * Suyu toplamak. en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuş u ularak oynanan. * Bir salonda içki içmek için hazı rlanmıköş ş e. bar bar bar bar bağ lamak * kir bağ lamak. * Apaçıgörünmek. ı r bar * Danslı . an * Halterde kaldılması rı gereken alet. çinko gibi hafif ş eylerden yapı ş lmı temelsiz eğ yapı . . bar ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. * Ayaküstü içki içilen meyhane. gücünden yararlanmak amacı akarsu üzerinde yapı bent. ağ ritmli bir halk oyunu. reti . ncı * Cam kaplarda oluş pas. * Futbol veya hentbolda serbest atı yapacak oyuncunun önünde karştakı oyuncuların yanyana dizilip ş ı ı m nı oluş turdukları duvar. * Tahta. atınoktası kaleye doğ ve oluş ş rası ş ndan ru turulan baraja kadar belirlenen nizamî ara açı ğ klı. barak * Tüylü. büğ yla lan et. bar bar * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş öfkeli ve yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. barajı mak aş * herhangi bir sebeple konulmuş olan ş yerine getirip baş sağ artı arı lamak. * Herhangi bir alanda baş yı arı tespit etmek için gerekli olan ş art. duvar yapmak. llı * Bir cins tüylü av köpeğ i. içkili eğ lence yeri.

ilkel. oval veya yassı rmı benekli. barbut * Zarla oynanan bir çeş kumar. * Osmanlı sarayı genel olarak bostancı n. . kı zı nda ları ve cı n rmı çuhadan yapı ş lmı . ş an * Kaba ve kı bir davranı rı cı ş la. topluluk. ğ ı *İ htiyar Rum meyhanecilerine seslenmek için kullanı lı r. bir tür fasulye. n. * Uygarlaş mamıkavim. ucu kı k. * Taneleri yuvarlak. . baltacı kapılarıgiydikleri. kı zı barbunyagiller * Dikenli yüzgeçliler alt takı na giren. beyaz etli. * Kaptanı tayfaları gemi sahibine. barbarca * Barbara yakı bir biçimde. barbaş ı barbata * Bar oyunları sı n sağ ı yer alan ve oyunun düzenini sağ nda ranı baş nda layan kimse. uzunca başk.baran barata * Yağ mur. barbarlı k * Barbar olma durumu. * Kale duvarları düş nda mana ok atmak için açı ş lmıdelik. nı e lı baratarya barba barbakan barbar * Uygarlaş mamı ş . rı cı * Kaba saba. kemikli bir balı(Mullus barbahı k s). * Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluş turduğ girintili çıntıdıduvarlarıüst bölümü. vücutları pullarla kaplı mı iri . armatöre veya sigorta ortaklına bilerek verdikleri zarar. barbekü barbunya * Barbunyagillerden. barbarizm * Bir sözün fonetik veya morfolojik yapında yapı büyük yanlı k. sı lan ş lı barbarlaş ma * Barbarlaş iş mak i. kı zı rmı pullu. vrı lı * Bilim doktorların ve kardinallerin giydikleri dört köşkülâh veya başk. it barcı * Özellikle balkonlarda ı et piş zgara irmekte kullanı ve duvar içerisine gömülmüş lan ocak. ş * Kaba ve kı . barbunya ve tekir türleri iyi bilinen bir familya. kale u kı lı ş n korkuluğ u. n. barbarlaş mak * Barbar gibi davranmak.

da lan ı ma * Kalyon türünden küçük savaş gemisi. barçak * Kı kabzasın siperi. ri bir bardakaltı * Bardağ konulduğ yeri kirletmemesi için kullanı genellikle örgü. * Fıcı çı keseri. bardak eriğ i * İ ve tatlı tür erik. * Barcın iş nı i veya mesleğ i. bardo barem * Aygı diş ek çiftleş r ile i eş mesinden üretilen her yaş hayvan. baş n bir ucu çember parçası nı ğ ı ı nı biçiminde eğ öbür ucu keskin çekiç. nı ların nı * Çok beyaz. bardağtaş damla ı ı ran * sabı r tüketen aş davranıveya durum. ı t * Yemek öncesi yenilen bardak altı büyüklüğ ünde bir tür lâhmacun. ı n u lan. lı ç nı barda * Dam ustaların kullandı. ı rı ş bardağtaş ı ı rmak * sabrı tüketmek. ı n ı * (bazı bölgelerde) Toprak testi.* Bar iş kimse. kâğ veya plâstik örtü. bardakçı * Bardak veya çömlek yapan veya satan kimse. lan. yaş bardacı k bardacıeriğ k i * Bardak eriğ i. bardaktan boş rcası yağ anı na mak * (yağ mur) çok ş iddetli yağ mak. ri. . leten barcı lı k * Barcı olma durumu. barça * Orta Çağ kullanı kürekli ve yelkenli taş gemisi. taki * Devlet memurların maaş nıderece ve tutarları düzenleyen sistem ve çizelge. bardan bardan * Yük taş ı için kullanı çanta veya çuval. lan * Bir bardağ alacağmiktar. mak lan bardan bardan * Beyaz beyaz. nı bardak * Su ve benzeri ş eyleri içmek için kullanı genellikle camdan yapı kap. * Bir tür küçük ve tatlı incir.

* (soyut kavramlar için) Bir yerde etkili olmak. * Bir tür süs iğ nesi. metal veya plâstikten yapı şapka. k * Uyum. * Savaş bittiğ bir antlaş ı n inin mayla belirtilmesinden sonraki durum. ş ı ş ı * Bkz. iki ayak üzerine tutturulmuş itli li çubuklu jimnastik aracı . çit. yaş amak için uygun ş artlar bularak oturmak. melce. * Barı amaçlayan. * İ izinle girilen yer. sulh. . kavga etmeme eğ ş çı ilimi. göç. karş klı ı anlayıve hoş ile oluş lı ş görü turulan ortam. * Çeş beden hareketleri yapmaya elverişyükseklikte. sulhçu. ev eş . ş çı barı l ş çı barı lı ş k çı * Barı olma durumu. * Kafile. barı rmak ndı * Barı nması sağ nı lamak. barı ş * Barı ş iş mak i. barıgörüş ş olmak * her türlü dargı ğunutarak barı nlı ı ş mak. barı . * Çevresiyle uyumlu. * Böyle bir antlaş madan sonra insanlıtarihindeki süreç. barı ş ı ş sever. barfiks bargâh bargam barhana * Levreğ benzer bir balı e k. * Göç eş . ş ları lmış * Küçük takke. barı ş çı * Barı seven. barı nmak * Doğ etkilerinden korunmak için kapalı yere sınmak. küçük kervan. * Barılacak yer. barıöngören.baret baret * İçilerin baş na giydikleri. sulhperver. nı barı barı nak barı rma ndı * Barı rmak iş ndı i. geliş ortamı ecek bulmak. otağyüksek divan. çine . a bir ğ ı * Yerleş mek. dirlik içinde yaş amak. barı nma * Barı nmak iş i. sulhsever. yası yası * Bahçe duvarı . papaz takkesi. barıyapmak ş * barıantlaş nı ş ması imzalamak.

* Sevmek. sulhsever. zevk almak. barikat yapmak * çeş araçlarla bir engel oluş itli turmak. barı ş mak * İ taraf. öyle ise. dargıveya düş olmayan. barikatlamak * Barikat ile çevirmek. al baritli *İ çinde barit bulunduran. barı rma ş tı * Barı rmak iş ş tı i. . hiç değ o hâlde. ilse. sevecen. barık olmak ş ı * sevecen ve hoş görülü davranmak. uzlaş mak. * Keş ke. ağ küre. ı r * Baryum oksit (BaO) veya baryum hidroksit Ba(OH)2. * Bkz. barisfer barit baritin * Doğ baryum sülfat (BaSO4). sulhçu. anlaş mak. ma. barı rmak ş tı * Barı ş maları sağ nı lamak. ş ı barı ş ma * Barı ş durumu. uzlaş anlaş mak ma. barı ş sever * Barı . barikat yapmak.barık ş ı * Baş ile barıdurumunda bulunan. barikatlama * Barikatlamak iş i. larak lan barikat barikat kurmak * engel oluş turmak. ara bulmak. barıklı ş k ı * Barık olma durumu. sulhperver. baritli yı kama * Kalı ı ıve rektumun radyolojik iş nbağ n rsağ lemde baryum sülfatla doldurulması yı ve kanması . hoş kası ş n man görülü. barı l. ş çı ş çı barı ş severlik * Barı ş sever olma durumu. araları ki ndaki dargı ğkaldı nlı ı rmak. * Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanı yapı engel. bari * Hiç olmazsa.

lan * Engelli at yarı nda üzerinden atlanması ş ları gereken yapay engel. * Kara yolların kenarları yapı korkuluk.bariton * Tenor ve bas arası ndaki erkek sesi. bark barka barkarol * Venedik gondolcülerinin söz ve müziğönceden yazı i lmadan. k. ev bark. * Bkz. içlerinden geldiğgibi söyledikleri ş . i arkı * Ritmi üç zamanlı müzik eseri. * Basso ile alto arası ses veren. evlenmek. engel. * Çizgi im.S 1600 ile 1750 yı arası lları ndaki klâsik sanatı izleyen resim. * Açı göze çarpan. bariyer bariz barizleş me * Barizleş iş mek i. nda ı z sı * Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğ sağ ini lamak için kullanı açı kapanı lan lı r r engel. barok * M. yükseklikölçer. ğ ı baro * Bir ş veya bir bölge avukatların bağ oldukları ehir nı lı meslek kuruluş u. * Büyük sandal. barklanma * Barklanmak işveya durumu. baro baş kanı * Baro genel kurulunca en az on beş llıkı olan avukatlar arası seçilen ve baroyu temsil eden yık demi ndan baro üyesi. barkot barlam barmen * Bar tezgâhtarı . * Bkz. belirgin. barlam. barmenlik * Bar tezgâhtarlı. nı na lan * Herhangi bir yolu kapamak için yapı engel. barizleş mek * Bariz duruma gelmek. barograf * Bir hava taş nı uçarken izlediğyolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya iş ı n tı i aretlemeye yarayan alet. k . pistonlu bir tür ağ çalgı. mimarlıüslûbu. i barklanmak * Ev sahibi olmak.

.* Batı edebiyatları dengeden çok harekete. etkileyici. mı barok müzik * Çalgı arası veya çalgı sesler arası karş klar kuran XVl-XVlll. zgı * her an olay çı kacak yer veya kavgaya yol açacak durum. biçimlerin serbestçe yaratı ndan duyulan coş önem veren. sert. barsak * Bağ ı rsak. * Gösterge. sı barokçuluk * Barok sanat ve edebiyat görüş ilkelerini benimseyen akı ve m. barparalel * Düş direkler üzerine paralel olarak tutturulmuş tahta çubuktan oluş jimnastik aracı ey iki muş . barut gibi * öfkeli. fı. çı barut fısı çı gibi * çok kı n. sinirli ve kinle dolu kimse. * Koyu gri renkte olan. aksi (kimse). doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu. huysuz. * Baron olma durumu veya baronun görevi. yüzyı arası lar nda larla nda ı tlı llar ndaki müzik reformunu oluş turan müzik. katı li lması n rlatı na cı madde. barut hakkı * Mermiyi istenilen uzaklı atabilmek için gerekli barut gazı ncı sağ ğ a bası nı lamaya yetecek miktarda barut. düş nda ünceden çok duyuma. barokçu * Barokçuluk yanlı olan kimse. baroskop * Havanıiçinde bulunduğ cisimlerin ağ ğüzerine yaptı hafifletici etkiyi gösteren ve havası n u ı ı rlı ğ ı boş labilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı altı . baron baronluk * Batı ülkelerinde vikont ile ş övalye arası soyluluk unvanı nda . çeliş kiden çekinmeyen edebiyat akı . it ğ ı * Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan. nane ve yaban kekiğ ortak adı inin . abartmalı lması kuya . * Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeş çarpan balı (Trachinus vipera). barut fısı çı * Barut koymaya. barometre * Bası nçölçer. barut esmeri * Koyu esmer renkte olan (kimse). patlayı. barsam barsama barudî barut * Ateş silâhla bir merminin atı na veya herhangi bir aracı fı lması yarayan. * pek ekş i veya acı .

bas bas * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. baryum karbonat * Karbondioksidin. bas bariton * Bası çı n kamadı ince tonlara çı ğ ı kabilen. . u ada havada çabuk oksitlenen. barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı . gümüş renginde. n sı bas (veya bas git) * çekil. buna rağ basıindiğkalıve tok tonlara inemeyen sesi olan men n i n sanatçı . barut kokusu gelmek * savaş tehlikesi sezilmek. barutçu * Barut yapan kimse. katı basit bir element. barutçuluk * Barut yapma veya alısatma iş p i. doğ en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan. bas tutmak * ince sesli çalgı tek perdeden eş etmek. lerle raş barutluk baryum * Barut saklanan kap veya yer. git. baryum sülfat * Baritin. lara lik basak basaklı basaksı z * Merdiveni olmayan. baruthane * Barut yapı veya saklanan yer. yürü. basamak * Merdiven. * Atom sayı 56.barut kesilmek (veya olmak) * çok öfkelenmek. barut rengi * Koyu giri. lan barutla oynamak * tehlikeli iş uğ mak. n * Sesi böyle olan sanatçı . * Merdiveni olan. Kı ve saltması Ba. bas * En kalıerkek sesi. * En kalısesli orkestra çalgı. yoğ sı unluğ 3.78 olan. defol!.

algı yetisi. * Dalyanıkapak yeri. * Bir cismin bir yanı kaldı yükseltme iş nı raçla i. aş kerte. n basar basarî basarna basbayağ ı * Alılandan. ı basar * Göz. dergi gibi ş eyleri basan kimse. * (aritmetikte) On kuralı göre yazı ş sayın. . * Çok yüksek olmayan. sı bası tı klaşrma * Bası tı iş klaşrmak i. basamak basamak olan. ş ı iş i basen * Omurganıbel ile kalça arası n ndaki bölümü. birbirinden belirli aralı lan klarla yükselen düz yüzeylerden her biri. ine mek basamaklı * Basamağolan. her rakamın bulunduğ sı hane. *İ leriyi görme. * Bir amaca ulaş için yararlanı kiş durum veya yer. * Kık. lama * Merdivenin ayakla bası yüzeyi. . basılı cı k bası k * Bası olma durumu veya basınıiş cı cın i.* Bir yere çı karken veya bir yerden inerken bası ve art arda gelen. tâbi. taş p kullanarak makine yardı ile kâğ ve bez gibi ş esi. * (cebirde) Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti. * Derece. laş ş . resim çı karmak iş tabı i. k * Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arası ndaki farkı büyük eksene oranı n . ama. bilinenden hiçbir değ ikliğolmayan. * Bası ş lmı yassı mı . bası tı klaşrmak * Basıdurumuna getirmek. na lmıbir nı nı u ra. alçak. lan * Görme ile ilgili. kalı mı ı da eylere yazı . tasal dan sı na i bası * Resim kliş dökme harf. basamak basamak * Yavaş yavaş (yükselme veya inme). mak lan i. basamak yapmak * bir durumu daha yükseğ eriş için araç olarak kullanmak. k bası k klı * Basıolma durumu. * Derece derece. bası cı * Kitap. * Kı uzantı okyanus ortası rtları kadar devam eden ve 4000-5000 m derinliğolan deniz dibi.

basıtoplantı n sı * Yetkili veya ilgili bir kimsenin. n nı ma unu bası lı * Bası yerleş larak tirilmiş . tabaat. lı k. m lmı . bası n * Gazete. i. matbaa.bası la * Bası lı provalarda "basız. basıdünyası n * Görsel ve yazıbasıorganları burada görevlilerin tümü. n n nı nda n nı sı p . dergi gibi belirli zamanlarda çı yayı n bütünü. iş lan bası mcı * Bası evi iş kimse. ş ş an acı i bası lmak bası m * Basmak iş konu olmak veya basmak işyapı ine i lmak. i n leri ı ı dı basıözgürlüğ n ü * Görüş düş ve ünceleri bası ve yayıyoluyla açı n n klayabilme ve yayabilme hakkı . basıbildirisi n * Bası yayı organları bilgi vermek amacı yetkili kurum veya kiş tarafı hazı n n na yla iler ndan rlanmıyazı ş lı açı klama. basıyasağ n ı * Bası yayıorganların bir konu hakkı yayıyapması kıtlayıengelleme. matbaacı m leten . bası lı ş bası lma bası evi m * Bası i yapı yer. * Bası sanatı . bası lı mcı k * Bası evi iş m letme iş kitap basma iş matbaacı i. lı n ile basıkartı n * Mesleğbasıiş olan kimselerin taş ğkimlik belgesi. matbuat. * Bası evinde bası şmatbu. yabancı temsilciliklerde basıile ilgili konuları n düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse. bir konu veya çeş konular üzerinde açı itli klamada bulunmak için gazetecilerle yaptı toplantı ğ ı . kan nları basıataş n esi * Resmî veya özel kurum ve kuruluş larda. * Bası i. mcı kta. * Bası işveya durumu. lmak i * Bası iş lmak i. nı lsı nda lan bası vermek la * prova hâlindeki bir kitabıveya herhangi bir yazın bası uygun olduğ bildirmek. tabı iş . tipografya. bası dayanı lma mı * Dokusunu basarak ezmeye çalı dıetkilere ağ n gösterdiğdirenç. bası n" anlamları kullanı terim.

basireti bağ lanmak * iyi düş ünemez. ı rlı bası ş * Basmak iş i. uyanı k. na u eyi u mak. basireti olan. için nç lamak veya ayarlamak. bası nçlamak * Hava taş araçları insan organizması yeterli bası düzeyini sağ ı t nda. uzağgörebilen. bası su nçlı * Bası yüklenerek fı rtı düzeyine getirilmiş tazyikli su. ı . basiretsiz . anlayı kavrayıdikkat. seziş . basıgeçmek p * önde gideni geçmek. bası nçölçer * Hava bası nı ncı ölçerek yer yükseltilerini ve hava değimlerini tespit etmek için kullanı alet. bası rgama * Bası rgamak iş i. ş . kâbus çökmek. görü. basil basiret * Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü. bası nçlama * Bası nçlamak iş i. ncı bası ölçer * Buharıveya herhangi bir gazıbulunduğ kabı yüzeyine yaptı bası belirleyen alet. bası rganma * Bası rganmak durumu. * önem vermeyerek uğ ramamak. basiretli * Gerçeğgörebilen. n n u n ğ ncı ı * Akı ş kanları bası nı n ncı ölçen araç. bası nçlı * Bası yüklenmiş nç olan. sağ klı ş . nç ş lma kı su. sağ i ı görülü. * Doğ görüşuzağgörüş ru . gerçeğgöremez bir duruma düş i mek.bası nç * Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düş miktarı en . tazyik. bası rganmak * Üzerine ağ k basmak. aklı koyduğ ş yapmak üzere bulunduğ yerden uzaklaş çekip gitmek. iş lan bası nçölçüm * Hava bası ölçümlerini inceleyen birim. barometre. basıgitmek p * birdenbire gitmek. bası rgamak * Ağ k çökmek veya basmak. ı rlı * Kâbus çökmek.

n basit kesir * Payı paydası küçük olan kesir. karık olmayan. * Bilgi ve görgüsü sırlı nı olan. basite indirgemek * basitleş tirmek.basite irca etmek. *İ spanya'nıBask bölgesinde kullanı dil. sağ ı görüden yoksun olma. basketbol * Basit olma durumu. gösteriş siz. ileri ve uzak görüş olmayan. ı . bayağ görgüsüz. basit faiz * Faizleri üzerine eklenmemiş paraya belli bir dönem sonunda verilen faiz. ileriyi ve uzağgörememe. basket yapmak * basketbolda sayı kazanmak. basitleş tirme * Basitleş tirmek iş i. sağ lü görüsüz. * Süssüz. muş basit cümle * Tek yargı bildiren cümle. kolay tarafı ndan. şı ldı ın ı basitçe * Basit olarak. basiretsizlik * Gerçekleri. sade bir biçime döndürmek.* Gerçekleri görebilmekten uzak. basit * Yapı lması anlaş veya ı kolay olan. ndan basit renk * Biçmeden geçen beyaz ığ ayrı ğrenklerden her biri. kök durumundaki kelime. bayağ lması ş ı ı . basit cisim * Maddesi tek elementten oluş cisim. özelliğolmayan. ana basit kelime * Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen. n lan . olağ i an. basitleş me * Basitleş iş mek i. * Kolay. yalıkelime. * Her zaman rastlanan. ntı tarak basitlik Baskça basket * Basketbolda kazanı sayı lan . basitleş tirmek * Gereksiz ayrı lardan arı sade duruma getirmek. basitleş mek * Basit duruma gelmek.

sı baskı lı k baskı n * Bir masadaki kâğ n uçmaması üzerlerine konulan özel biçimdeki ağ k. kı * Belirli ruhî etkinlik ve süreçleri. * Karştakı oyuncusunun hareketini ve sonuç alması engellemek amacı uygulanan yakı savunma ı m nı yla n durumu. baskı nda tutmak altı * özgürlüğ engellemek. na basketbolcu * Basketbol oyuncusu. basketbolcu. sı nda * Bir maddeyi sıp ezen alet. tazyik. baskı resim * Gravür tekniğile yapı resim. baskı cı * İlenecek kumaş üzerine kalı resim basan kimse. nda oluş baskı bı kalı * Kitap kapları süslemeler basmak için kullanı kalı na lan p. zorluk bakı ndan) Üstün. sı cı baskılı cı k * Baskınıiş cın i. kıtlamak. ı tları için ı rlı * Suç iş i veya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girme. baskı kalmak da * yağ yağ ktan sonra toprağ üst kı sertleş tohumlar fidelenip toprak üstüne çı mur dı ı n smı erek kmak. basketbolculuk * Basketbol oynama veya oynatmak iş i. basketçi baskı * Basketbol oyuncusu.* Beş kiş iki takı arası topu 3 m yükseklikteki karş klı er ilik m nda ı duran ağ lı geçirilmiş sepetten birine iki sokup sayı kazanmak esası dayanan bir oyun. zor kullanmak. i lan ma baskı yapmak * bir kimseyi bir iş i yapmaya zorlamak. lı ş * Bası sı sayı. pres. * Bir eserin bası tekrarlanan her bir kezi. * Bir eserin bası biçimi veya durumu. beklenmedik saldı. gerçekleş in lması tirilmesinde veya tamamlanması baskı turan güç. kiş isteğdında bilinçaltı itmesi veya bu itilenlerin bilince çı inin i ş ı na kması nı önleme durumu. lı kta iş * Kıtlayı. mı baskıbasanı r n ndı . sa rı * (sertlik. kazı resim. ş lar plara * Matbaacı baskılerini yapan kimse. larak * Giysinin içine kı lıdikilen kenarı vrı p . baskı lı * Baskı olan. ünü sı baskı grubu * Bir iş yapı nda. lediğ n u lan zı * Kı süreli. * Hak ve özgürlükleri kıtlayarak zor altı bulundurma durumu.

* beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. basmahane * Basma yapı iş lan yeri. * Pamuklu. . basma * Basmak iş i. kitap gibi bası hazı ile rlanmıyazış ş lıeyler. i n u lan zı * düş mana ansın saldı zı rmak. saldıda bulunmak. matbua. üzerine kalı desen basma iş pla i. rı baskıyapmak n * suç iş lendiğveya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girmek. kumaş ş gibi eylerin baskı için hazı sı rlanan kalı p. baskı ncı * Baskıyapan kimse.* düş manı avlayısaldı taraf savaşkazanı gafil p ran ı r. basmacı lı k * Basma alı satı . mı * İ kolu sı ile kalkıinebilen. basmacı * Basma yapan veya satan kimse. * ansın konuk gelmek. zı baskı uğ na ramak * düş n beklenmedik bir saldısı karş mak. . m mı * Pamuklu. * Matbaacı lı k. basklârnet * Kalı sesli klârnet. pla * Bohça ile köylerde eş satan kadı bohçacı ya n. manı rıyla ı laş * bir yerde suç üstü yakalanmak. üstünlüğ göstermek. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. ı rma laş ünü baskıvermek n * anî ve habersiz girmek. baskız büyümek sı * serbest bir eğ itimle yetiş mek. üzerine kalı desen basan kimse. *İ skambil kâğ ile oynanan bir oyun. * Bası ş lmı matbu. n baskül * Çoğ unlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardı yla tartmaya yarayan alet. * Terbiyesiz. . ı dı * Gübre. baskıçı n kmak (veya gelmek) * (karş tı konusu olan kimseyi) geçmek. ortası veya uçları birine az çok yakı değmez bir noktaya ki ra p ndan ndan n iş dayanan kaldı raç. n baskız sı * Hak ve özgürlükleri kıtlanmamı sı ş . basma kalı bı * Kitap. * Gazete. dergi. * Üzerinde bası yapı ş ile lmırenkli biçimler bulunan pamuklu kumaş . ahlâksı z. tülbent vb. tülbent vb. tezek. * Disiplinsiz.

yı rmak lan aç * Ağ k. kı tı * Kapı arkadan bastı için kullanı ağ dayak. bastı yerde ot bitmez ğ ı * gittiğyere uğ i ursuzluk götürür. baskı ı rlı . bilineni tekrarlayan. * Bastı rma. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. * Baskıyapmak. * Bası yaparak sı ve gazları nç vı itmek. ilbiber. eyin p ı rlı basmakalı p * Özgünlüğ olmayan. tabetmek. harcı ü iş âlem. ı ı rlını nı eyin * (küçük çocuklar için) Ayakta durabilmek. aş lıanlamları yardı fiil olarak kullanı ık rı nda mcı lı r. yük. i basmalı k * Üzerine bası ş lacak ey.basmak * Vücudun ağ ğ verecek biçimde ayak tabanı bir yere veya bir ş üzerine koymak. üzüntü ve ağ k duymak. iş * Örtmek. kı k * (çocuk için) Yaramaz. durumunu kontrol edememek. * Bir kimse bir yaş girmek. basso * En kalıerkek sesi. eyi. mı l. * Bir ş üzerine kuvvet vererek itmek. bastı bacak * Bacakları sa veya çarpı(kimse). n * Bazı isimlerle birlikte sertlik. * Bir ş üzerinde kalı mühür gibi bir araçla iz yapmak. aş nlı unu bastı k bastı rak bastık rı * Pestil. n sı bastana salatası * Domates. . gittiğyerin bereketini kurutur. * Yol yapı nda çakıkum. nane ve limon suyu kullanı yapı bir salata türü. maydanoz. * Bası i yapmak. kliş e. curuf gibi maddeleri ezmeye ve sışrmaya yarayan alet. bürümek. * Bir ş etkisinde kalı eziklik. kaplamak. basmakalı mak plaş * Basmakalıdurumuna gelmek. baş tarda. değ iklik göstermeyen. ey p. * ş kı ktan nerede olduğ seçememek. p basmalı * Basma özelliğolan. larak lan bastarda bastı * Kı ile piş yma irilmiş sebze. i bastı yeri bilmemek ğ ı * çok sevinmek. n * En kalısesli orkestra çalgı. a * Çevreyi kaplamak. taze soğ yeş an. * Bkz. * Sışrarak yerleş kı tı tirmek. çökmek.

* Ruh dünyası oluş tepkimelerin bilinç dına yansı . * (cevap için) Hemen yetiş tirmek. üzerine iyice düş mek. baston gibi (veya baston yutmuş gibi) * dimdik duran veya yürüyen (kimse). * Zararlı olayı bir önlemek. bastonlu * Bastonu olan. basur * Kalı bağ ıalt bölümünde ve anüste toplardamarları geniş n ı n rsağ n lemesiyle oluş varis. nemli ormanlarda biten. * Bastı . bastonculuk * Baston yapma veya satma iş i. bastonsuz * Bastonu olmayan. hemoroit. aç lan * Geminin baş tarafı ndaki yatıdireğ (cı k in vadranı dı ya doğ uzanan parçası n) ş arı ru . an basur memesi * Anüste geniş meme gibi uzamıdamar yını leyip ş ğ . ı basur otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. aca lan baston * Yürürken dayanmaya yarayan ağ veya metalden yapı araç. * Ansın birinin yanı gitmek. ı n nı vıp * Gidermek. * Üstünlüğ göstermek. ünü * Bir kumaş kenarı kırı dikmek. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatı nı rmak. * Baskı yapmak. nce. basurlu . rmak ine bastım rı bastı rma * Bastı iş rmak i. bastılmak rı * Bastı iş konu olmak. sarı çiçek açan küçük bir bitki (Ranunculus ficaria). bastoncu * Baston yapan veya satan kimse. zı na * Birdenbire ve pek çok etkisini göstermek.bastılma rı * Bastılmak iş rı i. bastı rmak * Basmak iş yaptı ini rmak. nda an ş ı ması baston francala * İ uzun ekmek. köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan. bastika * Bir yelken serenine veya herhangi bir ağ açı delik.

baş * Çı ban. en üstün anlamı birleş kelimeler yapar. eyin ndan * Kasaplıhayvanlarda ve bazı k yiyeceklerde tane. ser. vücudun üst veya önünde bulunan bölüm. baş ağgelmek aş ı * tepesi üstü düş mek. en önemli.. baş ağetmek aş ı * tersine çevirmek. burun. raşran rsat baş almak * fı bulmak. baş rı ağtmak * tedirgin etmek. rsat baş ağ aş ı * Başaş ı ı ağgelmek üzere. basya baş * Sapotgillerden. hemoroitli. baş ağdüş aş ı mek * kiş inden kaybederek toplum içindeki durumu sarsı iliğ lmak. * Para değ tirirken verilen veya alı üstelik. r baş rı ağsı * Baş ağması ta oluş rahatsı k. sarrafiye. * Arazide en yüksek nokta. * Deniz teknelerinde ön taraf. * En uç. bı nlıvermek. eyin * Bir ş uçları biri. u * Baş ç. göz. * Bir topluluğ yöneten kimse. iş nan * Bir ş yakı veya çevresi. baş ık ağ rlı * Ağ sı ı klet.. baş ağgitmek aş ı . nı ı yan indedir. tohumları sabunculukta kullanı bir yağ ndan lan elde edilen. can sı kkı k kmak. baş adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden önce gelerek üleş ı na" tirme anlamı verir. * ". yüksek nokta veya en ön. eyin nı * "Başkelimesi birçok deyimde "öz varlı kendisi" anlamı taş bir zamir niteliğ " k. baş rı olmak ağsı * sıntı kı vermek. ı rı . esas. * Bir ş genellikle toparlakça ucu. kafa. mı nda ik * Güreş pehlivanları ayrı kları derecenin en yükseğ te n ldı beş i. baş alamamak * çok uğ tı bir konu yüzünden vakit ve fı bulamamak.* Basuru olan. langı * Temel. * Önem veya yönetim bakı ndan ileride olan. kulak. basübadelmevt * Ölümden sonra dirilme. uğ tı raşrmak. Asya'da yetiş bir ağ (Basia). baş n an zlı * Sürekli sıntı kı yaratan durum veya kimse. ağ gibi organları nsan ı z kapsayan. en aç * İ ve hayvanlarda beyin.

baş çanağ ı * Kafa tası . ndan kla baş döndürmek * baş dan. baş bezi * Mendil. sevinçten çok mutlu duruma getirmek. baş belâsı * Sınt ı kı . baş çağ bı ı * Ustura. baş a bı baş rakmak * birinin. beraber yaş amak. beraberce. baş a kalmak baş * biriyle veya bir ş yalnı kalmak. baş a baş * Birlikte. ı na * baş vermek. leri baş lamak bağ * baş bir örtü örtmek. ı ru * birinin arkası hayranlı bakmak. baş çevirtmek * başarkaya doğ döndürtmek. gururdan. baş döndürücü * (çabuklukta) olağ anüstü. * dayanı ş mak. sürekli zarar etmek. baş biti * Bkz. eyle z baş a olmak baş * birlikte bulunmak. baş a (veya kafa kafaya) vermek baş * iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuş mak. üzüntü veren. baş baş * çocukları"Allaha ı n smarladı anlamı ellerini baş na götürmelerini sağ k" nda ları lamak için söylenir. nlı baş döndürücü . baş ağgitmek aş ı * iş ters gitmek. ak * birine veya bir ş bağ eye lanmak. intisap etmek. bit. baş bulmak * (alıveriş kazanç bı ş te) rakmak. bir ş veya bir kimseyle yalnıkalması sağ eyle z nı lamak. baş çekmek * ön ayak olmak. aş heyecanlandı arı ı rı rmak. aş .* sürekli zarar görmek veya kötüleş mek. ı rı * baygı k verici.

inkı etmek. baş kaldı ı nı rmamak. mazlı lara dı baş komak (koymak) * bir ş uğ ey runa ölümü göze almak. p ecek baş edebilmek * bir kimseyi yola getirmeye veya bir ş yapmaya gücü yetmek. baş kaldı rma * baş rmak işisyan. tan ı çı baş rı fes içinde. arı baş gelmek * yenmek. baş kaldı rmak * ayaklanmak. baş olmak önemlidir. ı * iyice coş mak. her iş onları te örnek tutarlar. başve kı üzerinde inip kalkmak. eyi baş mek eğ * saygı göstermek için baş erek selâmlamak. zuhur etmek. baş etmek (veya edememek) * gücü yetmek (yetmemek). te ta baş olan boş olmaz . baş göstermek * belirmek. baş kaldı rmamak * Bkz. arkadaş arası lar ndaki uyuş klar yabancı duyurulmamalır. ortaya çı kmak. baş da. baş mak koş * bir işbaş i armak için çalı ş mak. kol kılıyen içinde kılı r rı r * aile içindeki. aş na. eğ baş ç vurmak kı * baş gelen dalgalarla gemi. vuku bulmak. baş nereye giderse. gücü yetmek. istersen soğ başol ol an ı * küçük bir iş de olsa. baş olmak göz * evlenmek. baş kesmek * selâm için baş mek. ayak da oraya gider * küçükler büyüklerin izinde gider. kaldı i. yönetime karşgelmek. baş dönmesi * Göz kararıdüş gibi olma. baş etmek göz * evlendirmek. isyan etmek. eğ * direnmekten vazgeçip buyruk altı girmek. na yat baş elde iken * ölmeden. yaş arken sağ iken. kabarmak.* Ş kı serseme çevirici. baş kazanmak (kazanmamak).

in ini nda lan baş vermek * (çı olgunlaş ban) mak. . bitkiler) baş bağ day ak lamaya baş lamak.* bir yerde baş olan kimse taş ğdeğ dolayıyla o yere gelmiş ı ı er dı sı tir. fı na yüzünden. rotadan çı kmak. yapıı rtı lındaki veya yükseliş ş indeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak. baş etmek tacı baş etmek tacı * çok sevmek ve saymak. m baş lı rı börk (fes) içinde. el üstünde tutmak. baş tutmak * elebaşolmak. * (gemi. k k lan. ve ı lanı ı rlanı baş üstüne * bir dileğ yerine getirileceğ içtenlikle belirtmek için "peki" anlamı kullanı söz. baş tutamamak * rüzgâr. değ hiç yitirmeyen eser. çevirmek. baş üstünde yeri var * büyük bir saygı ilgi ile karş r veya ağ r. nları nlı baş lı dilemek sağğ ı * ölen bir kimsenin yakı na ilgi ve yakı k anlatan söz söylemek. nları nlı baş sallamak * karş ndakinin her sözünü uygun bulur görünmek. baş örtü. k) baş yakmak * kötü duruma düş ürmek. ı baş ucu * Yatı bir yerin baş lan konulan yönü veya yakı. baş yapmak * (kuaför) saç bakı ve tuvaleti yapmak. çok yüksek tutulan (kimse veya ş ey). ı sı baş tacı * Çok sevilen. kol kılı yarı (kılı r r) rı kürk (yen) içinde r * aile içindeki kiş ilerin anlaş mazlı aile içinde kalmalır. kayı döndürmek. * iş ı baş ndaki kiş iş inin i çoktur. baş oluş ak mak. baş lı sağğ ı * Ölen bir kimsenin yakı na söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. * (buğ vb. baş örtüsü * Bkz. kları dı baş yarma * Vida yapı nda kullanı olan perçinlerin baş na tornavida yerleri açmak iş mı lacak ları i. nı baş kitabı ucu * Sısıyararlanı ana bilgileri veren. erini baş üstünde tutmak * çok iyi ağ ı rlamak.

ı yan lçı baş . i rabilmek. baş çı a kmak * güçlükler çı karan biriyle olan iş kendi istediğyolda sonuçlandı ini. arası . dengeli olarak. ak mak. ş baş aç ağ * Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yı l halkaları çember biçiminde görüntü veren ağ aç. * en üstün sonucu elde etmek için mücadele vermek. baş k akçı . baş toplamak ak * tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplamak. it baş baş a gelmek * eş olmak. baş akçı * Tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplayan kimse. baş yemek (baş yemek) ı nı * birinin ölümüne veya yok olması sebep olmak.baş ğ yastı ı * Yatakta baş altı konulan yastı ı na n k. baş güreş a mek * yağ güreş en usta pehlivanlar baş lı te. baş gelen çekilir a * çaresiz durumlara düş üldüğ ünde insanıkendini üzüntüye kaptı p bu durumlara katlanmasın olağ n rmayı nı an ve doğ bulunduğ anlatı ru unu r. na * birinin güç duruma düş mesine yol açmak. pehlivanlıiçin yarı k ş mak. * Tarlalarda. baş baş a * birinden üstün olmadan. baş gelmek a * (kötü bir duruma) uğ ramak. baş vermek a * değ tokuş iş yaparken üste bazıeyler vermek. bağ larda dökülmüş veya tek tük kalmıolan ürün. denk olmak. Baş ak baş ak * Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi burçları nda bulunan burcun adıZodyak. ş baş bağ ak lamak (veya tutmak) * arpa. eye baş geçmek a * en üstün yeri almak. buğ yulaf gibi ekinlerin taneleri taş kı klı ı day. it baş baş a noktası * bir yabancı paranı veya değ kâğ n piyasa değ ile üstünde yazıdeğ aynı n erli ı dı eri lı erin olması durumu. buğ yulaf gibi ekinlerde baş oluş day. * Arpa. baş çı a kmak * bir ş gücü yetmek. baş baş a * Eş durumda.

bağ larda kalmıdöküntüleri toplamak. arı . ka baş aktör * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli erkek oyuncu. baş aktris * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli kadıoyuncu. baş altı * Yağ güreş pehlivanları ayrı ğbeş lı te n ldı ı derecenin ikincisi. baş aklı * Baş ı (ekin). baş gösterememek.* Çiçeklerde baş ı turan çiçek demeti veya topluluğ ağoluş u. ağolan * Arka ucu baş biçimde olan (ok). * Baş göstermeyerek. baş aklama * Baş aklamak iş i. baş aklamak * Tarlalarda. n baş aktrislik * Baş aktrisin işveya mesleğ i i. * Baş göstermeyen. * Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğ ları uş . * Baş lı biçimde. baş aklanmak * Baş bağ ak lamak. muvaffakı arı yetli. baş göstererek. baş lı arı * Baş gösteren. . arı baş sı arız baş sıolmak arız * baş sağ arı layamamak. baş arı * Baş armak işveya baş lan iş i arı . * Baş lmı üstesinden gelinmiş arı ş . takat sırı i nı. ş baş aklanma * Baş aklanmak durumu. performans. tutmak. baş aktörlük * Baş aktörün işveya mesleğ i i. arı * Bir sporcunun yapabileceğen iyi derece. muvaffakı arı yetsiz. * Baş lamayan. muvaffakı arı yetsiz. baş lmak arı * Baş ile sona ermek. muvaffakı yet. arı baş m arı * Elde edilen bir baş . arıbir arı baş lma arı * Baş lmak iş arı i. baş göstermek (veya kazanmak) arı * baş armak.

baş asistanlı k * Baş asistan olma durumu. n baş at * Benzerleri arası güç ve önem bakı ndan baş gelen. baş çavuş luk * Astsubay baş çavuş rütbesi. ı vekil. bakanlar kurulunun baş kabinenin baş baş kanı ı . nda mı ta baş karakter at * Bir melezde her zaman ortaya çı karakter. . baş armak * Bir işistenilen biçimde bitirmek. hâkim.baş sı ğ uğ arızlı ramak a * baş sıolmak. kuzu. at baş k yasası atlı * Irk karı nda güçlü öz yapın sonraki soylardan üstün geldiğ kanı ş ması nı ini tlayan yasa. ı inde tı lı u * Eski Türklerde başbaş komutan. * Baş bakan ve görevlilerinin çalı ğdaire. muvaffakı arız yetsizlik. n * Baş bakanı makamı n . arız baş sı k arızlı * Baş sıolma durumu. kan. miş ğ ı ı * Çiçeklerin erkek organları çiçek tozunu taş torbacı haş nda ı yan k. baş bakan * Hükûmet baş . baş bakanlı k * Baş bakan olma durumu ve baş bakanıgörevi. hâkimiyet. muvaffak olmak. i baş asistan * En üst derecedeki asistan. * Çiğ veya piş koyun. . ş ı tı baş bayi baş buğ * Bir dağ m iş bütün bayilerin bağ bulunduğ ana bayi. baş k çı . baş çavuş * Astsubay baş çavuş . kan baş k atlı * Baş olma durumu. * Yeniçeri ocağ n çavuş ı nı u. * Baş asistanıgörevi. * Osmanlımparatorluğ İ unda savaş zamanı ka birliklerden ayrı bir araya getirilerek oluş baş lı p turulan birliğ in veya milis güçlerinin komutanı . efe. dominant. baş çı * İçi baş ş ı . sır başsatan kimse. baş arma * Baş armak iş i.

baş eksper * Eksperlerin baş ı . baş kâtip. baş garson * Garsonlarıbaş metrdotel. rlamada en üst sorumlu. * Yeniçeri bölüklerinin en kı demsiz subayı erlerinin en kı ve demlisi. baş eser * Kendi türünde en mükemmel eser. baş fiyat baş gardiyan * Gardiyanlarıbaş n ı . baş hekimlik * Baş hekimin görevi. danı manı i baş dekorcu * Dekorcuları baş dekor hazı n ı . . baş hakem * Yarı ş veya oyunu yöneten hakemlerin baş mayı ı . baş ş danı manlı k * Baş ş n işveya görevi. baş dümenci * Dümencilerin baş ı . ş yapı aheser. n ı . baş tabip. baş gedikli * En yüksek rütbeli astsubay. baş garsonluk * Baş garson olma durumu. baş dümeni * Gemi veya teknelerin baş yerleş ı na tirilen ve iyi bir manevra sağ layan dümen. baş eski * En kı demli kimse. baş hekim * Bir hastahaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim. i. * En iyi ürün için tespit edilen fiyat. * Baş hekimin makamı . baş dekorculuk * Baş dekorcunun işveya mesleğ i i. * Baş garsonun işmetrdotellik. baş t. baş efendi * Devlet dairelerinde kı demli memur. baş dizgici * Bir bası evindeki dizgicilerin baş baş m ı mürettip. . sermürettip. sertabip. baş dizgicilik * Dizgicilerin baş ı .baş ş danı man * Danı ş manlarıbaş n ı .

başbelâda ı * çözülmesi güç. * Evli. sıntıbir durumda. gururlu. ı rı başçekmek ı * herhangi bir konuda önde gitmek. zlı sıntı başderde girmek ı * sıntıbir duruma düş kı lı mek. başağmak ı rı * bir iş dolayı ten sorumlu duruma düş mek. nda lan başaçı ı k * Örtü veya ş ile başörtülmemiş apka ı .baş hemş ire * Bir klinik veya hastahanede hemş ireleri yönetmekle görevlendirilmiş hemş ire. nda başbağ ı lı * Serbest olmayan. başbağ ı lanmak * biri evlendirilmek. açı başdimdik ı * Onurlu. başdertte ı * çözülmesi güç. kı ya başdaralmak ı * (para yönünden) sıntı darlı düş kı ya. başdara düş ı mek * sıntı girmek. kendi yanı tutmak. ön ayak olmak. sıntıdurumda. bahtı k. a başdarda kalmak ı * parası ktan dolayıkı da olmak. ğ mek. . veya başçatlamak ı * başçok ağ mak. üzücü bir durumla karş mak. hemş baş hostes * Hava yolları hosteslerin en deneyimlisi ve yapı sefer boyunca hizmetten sorumlu kimse. baş hemş irelik * Baş ire olma durumu. kı lı başdevletli ı * Talihli. başdinç ı * Kaygız ve tasası sı olmayan. kı lı başbelâya girmek (veya uğ ı ramak) * sıcı kı. * birini yandaş olarak kazanmak. ı laş başbütün ı * eş i hayatta olan (karı koca).

başdumanlı ı * Doruğ sis bürümüş ). başkazan gibi olmak ı * baş ı çok ağ ve uğ nda rı ultulu bir sersemlik olmak. başiçin ı * "çocuğ umuzun başiçin". * bir düş veya davranı uygun bulmak. başkalabalı ı k * yanı bir işkonuş nda i amayacak kadar çok kimse var. "annenizin başiçin" gibi sözlerde değ bir kiş ı ı erli i ortaya konarak kullanı ant lan veya yalvarma sözü. eş n dönmesi. zor durumda kalmak. bunalmak. ı sı baştaşdeğ ı a mek * ağ bir durum kendisine ders olmak. * para veya mevki sebebiyle ş ıp ş aş ı rı marmak. kı nlı üzüntüyle. ayağ n altı yerin çekilmesi gibi bir duygu gelmek. a p ş başyerde ı * utançla. başyerine gelmek ı . unu (dağ * Sevdadan veya içkiden sarhoş . başgöğ ermek (veya değ ı e mek) * beklenmeyen bir mutluluğ ermek. ı sı * görkemli bir ş karş nda ş ı ey ı sı aş rmak. ı sı başsıya gelmek ı kı * herhangi bir güçlük karş nda bunalmak. ünce ş ı başyastı düş ı ğ mek a * yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak. ı rı başüstünde yeri olmak ı * her zaman iyi karş ı lanmak. a başhavada ı * sevinçli. ağ ı rlanmak. başhoş ı olmamak * bir ş eyden hoş lanmamak.başdönmek ı * insana. rgı kla. ı r baştutmak ı * gürültüden veya üzüntüden başağmak. çevrede gözü olmayan. başnâra yanmak ı * baş uğ kası runa büyük bir zarara uğ ramak. yanı ı nı ndan * sıntı kı yaratan bir durum karş nda bunalmak. başsılmak (veya sış ı kı kı mak) * herhangi bir güçlük karş nda kalmak. başyastıyüzü görmemek ı k * yatağ yatıuyumamıolmak. başönünde ı * uslu.

denetimsiz. ş . baş beraber ı mla * memnunlukla. eye lı * Bağ lanmamı serbest bı lmı ş . * Yönetimsiz. içinden çılamayan. seve seve. alı ş ı kı baş ı bozukluk * Baş ı bozuk olma durumu. baş kalmak ı boş * baskı nda bulunmamak. inat etmek. kendi havası bı veya na rakmak. nları a bir nlı baş balta kesilmek (veya olmak) ı na * sürekli istemek. sı baş belâ almak ı na * bir sorunla karş mak. karık. görüş olmamak. söz dinler (kimse). altı ş anı eni baş luk ı boş * Baş olma durumu. p baş ı boş * Bir ş veya kimseye bağ olmayan. baş belâ olmak (veya kesilmek) ı na * sıntı kı vermek. sı baş bı ı boş rakmak * üstünde hiçbir baskı denetim bulundurmamak. baş sağ ı n olsun * yakı ndan birini toprağ vermiş kimseye söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. karı . * Baş örtmeden. * Düzensiz davranı düzensizlik. * ölüm ihtimalini bildirmek için kullanı lı r. baskız. ı nı baş gözüm üstüne ı m * belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatı r. kendini beğ enmiş . musallat olmak. * Kargaş . srar baş belâ açmak ı na * kötü bir olay dolayıyla dert sahibi olmak. kibirli. rakı ş . tedirgin etmek.* zihin yorgunluğ geçmiş u olmak. başyukarda ı * onurlu. ı boş baş ı bozuk * Askerlerin arası katı ş savaş . na lmısivil çı * Düzensiz topluluk. disiplinsizlik. kötü bir duruma düş ı laş mek. ı etmek. başyumuş ı ak * Uysal. . baş ı kabak * Saçı dökülmüş veya dibinden kesilmiş . başzapt olunmamak ı * binicisini alıgötürmek. baş bir hâl gelmek ı na * kötü bir duruma uğ ramak.

nda * bir iş yönetimini ele almak. ı r * üstüne kalmak. eyi ı na baş geçmek ı na * görevi altı bulundurmak. kaldı baş dolamak ı na * musallat etmek. baş ekş ı na imek * ağ yük olmak. ı laş * beklenmedik. nefretle geri vermek. ş ı cı olay veya durumla karş mak. ş ta baş dert etmek (veya açmak) ı na * bir ş üzüntü konusu yapmak. raşrı bir e . baş dünyanı belâsı sarmak ı na n nı * büyük felâket getirmek. eyi baş çalsı ı na n * birine verilmek istenilen bir ş öfke ve nefretle geri çevrildiğ anlatmak için söylenir. ı ı marı baş çorap örmek ı na * birine. ı na * kötü bir durumla karş mak. ı na * bir ş öfke ile birisinin baş vurmak. baş geçirmek ı na * baş giymek. eyi * bir içeceğkabı i yukarı rarak sonuna dek içmek. i baş dikmek ı na * birini veya bir ş korumak için bir kimseyi görevlendirmek. in * bir işyapmaya baş i lamak. eyi baş devlet kuş konmak ı na u * beklemediğbüyük bir nimeti ele geçirmek. haberi olmadan kötü duruma düş ürücü davranı bulunmak. baş iş ı açmak na * uğ tıcı üzücü bir iş çı raşrı ve in kması yol açmak. çok yüz vermek.baş buyruk ı na * kimseden izin almaksın dilediğgibi davranan. na baş iş karmak ı çı na * istenilmeyen veya uğ tıcı iş yol açmak. zı i baş çalmak ı na * bir ş öfkeyle. baş gelmek ı na * bir görevin baş gelmek. baş çı ı kmak na * birinden yüz bulup ona karşpek ş kça davranmak. eyin ini baş çı ı karmak na *ş ı martmak. aş bir rtı ı laş baş güneş ı na geçmek * güneş çarpmak.

baş vurmak ı na * (içtiğiçki) ne yaptını i ğ bilemez bir duruma düş ı ürmek. e baş sarmak ı na * birine musallat etmek.baş iş kmak ı çı na * boşgitmeyen ve beklenmedik bir iş a veya olayla karş mak. baş beklemek (veya durmak) ı nda * yanı durup gözetlemek. baş vur. baş karalar bağ ı na lamak * çok kederlenmek. işkoyulmak. baş oturmak ı na * Bir işyapmaya baş i lamak. lan inde in k ini . * (gaz veya sı caktan) başağmak. baş paralansı ı nda n * yapı bir iyilik çok söylendiğ o iyiliğ artıistenmediğ belirten bir söz. hiddete kapı lmak. önde geleni. zor durumda bı rakmak. baş kavak yeli esmek ı nda * (genç için) sorumluluk duygusundan uzak. ağ ndan lokması al ı na zı nı * uysal ve sessiz kimseler için kullanı lı r. baş taç etmek ı na * çok değ vermek. er baş taş mek (veya yağ ı na düş mak) * felâkete uğ ramak. * gerçekleş meyecek ş düş eyler ünerek vakit geçirme. eğ lence peş koş inde mak. nda baş değ ı nda irmen çevirmek * gürültü ile tedirgin etmek. ilgi göstermek. baş olmak ı nda * yöneticisi olmak. ı rı baş yı ı kmak na * harap etmek. ı laş baş kakı etmek ı na nç * yapı bir iyiliğsürekli olarak söyleyerek bı rmak. i i u ı laş baş kan çı ı na kmak * öfkelenmek. lan i ktı baş kakmak ı na * yapı bir iyiliğyüzüne vurarak birini üzmek. baş olmak ı nda * aynıkı lı sıntıdurumda bulunmak. zevk. kontrolünü yitirmek. baş ı nda * (bir ş sı önde olanı eyin) rada . lan i baş kalmak ı na * istemediğhâlde bir işyapmak veya bir kimseye bakmak zorunluğ ile karş mak.

baş luktan kurtarmak. ek baş ı almak ndan * kurtulmak. baş ağtmamak (veya baş zı rı ı rı nı ı ağtmayayı nı m) * uzun uzun anlatı bir sorunu sonuca bağ lan larken sözün uzadını ğ anlatmak için söylenir. baş ı aş n olmak ndan kı * iş çok olmak. rı baş ı savmak ndan * bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaşrmak. * bir iş birini tedirgin etmek. lması i * sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlı bir iliş son vermek. ı baş alamamak ı nı * bir ş eyden kurtulamamak. baş bir yere bağ ı nı lamak * birini bir işyerleş e tirmek. cezalandılmaktan korkmak. kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek. ı boş baş boş rakmak ı nı bı * yalnıveya serbest bı z rakmak. baş beklemek ı nı * gözetlemek. baş ateş yakmak ı nı lere * baş büyük bir dert almak. baş ı geçmek ndan * daha önce aynı duruma uğ ş ramıolmak. ğ kiye baş ı büyük iş giriş (veya kalkı ndan lere mek ş mak) * gücünün üstünde olan iş kalkı lere ş mak.baş torbası ı nda eksik * eş gibi bir adam. lması i tan baş ı korkmak ndan * hayatı kaygı ndan duymak. sorumluluğ atmak. uğ tı için raşrmak. . i pek baş ı atmak ndan * yapı güç bir işyapmaktan kendini kurtarmak. u baş ı aş ı ndan ağkaynar sular dökülmek * üzüntülü veya kötü bir olay karş nda birdenbire büyük bir sıntı ı sı kı duymak. savuş i mak. baş ı kesmek ndan * yapı istenmeyen bir işbaş engellemek. lı a. baş alıgitmek ı p nı * izin almadan ve gideceğyeri bildirmeden gitmek. ı na baş bağ ı nı lamak * birini niş anlamak veya evlendirmek. tı baş ağtmak ı rı nı * gereksiz sözlerle birini bunaltmak. baş belâya sokmak ı nı * birini. iş sizlikten.

baş ortaya koymak ı nı * bir iş giriş e irken ölümü göze almak. baş derde sokmak ı nı * sıntıbir duruma girmek veya getirilmek. i ksı * iyileş ememek. nı * geçimini sağ layacak bir duruma gelmek. baş nâra yakmak ı nı * birini ağ bir zarara uğ ı r ratmak. baş kaldı ı nı rmamak (veya kaldı ramamak) * bir işaralı z sürdürmek. baş döndürmek ı nı * mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek. kellesini uçurmak. kı lı baş dik tutmak ı nı * onurunu korumak. sakin kalmak. man baş toplamak ı nı * (kadı saçı toplayıbaş bir çeki düzen vermek.baş çatmak ı nı * baş rını ağsı önlemek için alnı üstünden arkaya doğ eş ve benzeri ş n ru arp eyleri çepeçevre bağ lamak. bir iş i i istenildiğgibi yapmamak. i baş istemek ı nı * öldürülmesini istemek. sis bürümek. baş dinlemek ı nı * sessiz. baş ezmek ı nı * bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek. . baş taş taş vurmak ı tan a nı * çaresiz kalarak çok piş olmak. * kendine hayran bı rakmak. yataktan çı kamamak. n) nı p ı na baş uçurmak ı nı * Bkz. kık ı baş koltuğ ı nı unun altı almak na * ölümü göze alarak bir işgiriş e mek. baş duman almak ı nı * sis kaplamak. baş kurtarmak ı nı * canı korumak. baş çı ı karmak nı * (bitki için) filizlenmeye baş lamak. baş sokmak ı nı * barı nacak bir yer bulmak. baş gözünü yarmak ı nı * bir işkötü yapmak. baş kaş ı nı ı vakti olmamak (veya baş kaş maya ı nı ı yacak vakti olmamak) * arada en ufak baş bir iş ka yapamayacak kadar sış durumda bulunmak.

e ş ı onu baş olmak ka * farklı olmak. iş baş kaca * Ayrı ca. iş . ı baş n altı çı ı nı ndan kmak * birinin hilesiyle yapı lmak. değ ik. değik görünmek. na baş n altı ı nı nda * yastını altı ğ n nda. ş ş ş ı ı ı ü * Konu edilen. baş yakmak ı nı * güç bir duruma sokmak. m ini baş n derdine düş ı nı mek * baş bir ş ilgilenmeyecek kadar sıntıdurumda bulunmak. baş kahraman * Bir eserde baş oynayan kiş baş i. baş n etini yemek ı nı * karş ndakini bezdirinceye. metamorfizm. özveri. mak baş n gözünün sadakası ı nı * başgelecek bir belâyı a savmak veya önlemek için yapı bağ. kiş baş ı kalaş m * Bir kütlenin fizikçe ve kimyaca değmesi. * Nitelik yönünden alılmın dında bir üstünlüğ olan. lan ı ş baş imam baş ka * Bilinenden ayrı iş farklı .baş vermek ı nı * kendini feda etmek. rolü i. uyarını sı dinlememek. an * Birden çok imam bulunan camilerde yönetici durumundaki imam. baş biri ka * diğ bir kimse. . baş yemek ı nı * yok olması sebep olmak. baş kafiye * Dize baş nda aynı ları kelime olmamak kaydı aynı yla sesleri veren kelimelerden oluş kafiye. bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak baş . ka eyle kı lı baş n dikine gitmek ı nı * kendi düş ve görüş ünce ünün en iyi olduğ inanarak kimsenin öğ una üdünü. baş kası kaları biçiminde kullanı lı r. * "Ayrı üstelik bir yana" anlamları -dan / -den baş biçiminde kullanı ca nda ka lı r. baş n çaresine bakmak ı nı * kimseden yardı görmeden kendi iş kendi yapmak. özge. bı rı ı sı ktıncaya kadar sürekli konuş veya söylemek. er baş iş mu? ka i yok * Bu iş ne diye karıyor? Bu iş ilgilendirmez. istihale.

baş k kalı baş kan * Bir topluluğ bir toplantın veya bir derneğ baş bulunan kimse. e mek. nı in ı nda * Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin baş ı . metamorfoz. un. kanı ini raktı ı i baş yardı sı kan mcı * Baş yardı eden sorumlu ve yetkili kimse. veya u. baş karakter * Oyunun önde gelen aslî karakteri . baş tı kalaşrmak * Baş bir duruma getirmek. . iş lı k * Biçim değtirmek. baş kent * Baş ş ehir. baş k etmek kanlı * bir toplantı topluluğ baş olarak yönetmek. ka baş rı kaldı * Ayaklanma. baş mak kalaş * Baş bir varlı niteliğ dönüş ka ğ a. kan baş k makamı kanlı * Baş n odasın bulunduğ veya oturduğ yer. istihale. riyaset. * Embriyon evresinden ergin olana değ bir hayvanı geçirdiğbiçim ve yapı iş in n i değimleri. baş kası baş kâtip * Diğ bir ş s. baş kentlik . isyan. kanı nı u u baş k sistemi kanlı * Devlet yönetiminde tek bir kiş baş ğ hükûmet etme ve devleti yönetme esası bağ siyasî inin kanlında ı na lı sistem. kan * Baş n görevi veya makamı kanı . herhangi bir kimse. değ iklik. * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. baş tı kalaşrma * Baş tı iş kalaşrmak i. reis. istihale etmek. aslî tipi. reislik. bozulmak. kana m baş k kanlı * Baş olma durumu. . farklı kazanmak. iş * Kötüleş mek. değmek. er ahı eri.baş ma kalaş * Baş mak iş kalaş i. değ ik olma durumu. * Alılana benzememe. baş vekili kan * Baş n iş görmesi için yerine bı ğveya yetki verdiğkimse. ş ı iş iş baş kâtiplik * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. diğ ötekisi.

baş lama! * (hoş olmayan bir söz veya davranı ilgili olarak) "tekrarlama" anlamı emir. n inin için lan baş eye kurulmak köş * saygıkiş ayrı yere oturmak. dolayıyla en çok yararlandı ve yaş ı n tiğ sı ğ ı amaktan hoş ğkonakçı landı ı . baş e köş * Bir yerde en saygı kiş veya büyüklerin oturması ayrı yer. Baş kurtça * Baş Türkçesi. kahraman. Baş kurt * Rusya'daki Baş kurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaş Türk halkı bu halkısoyundan olan kimse. ş la nda . deniz ve hava kuvvetlerine komuta eden en büyük komutan. bu halkla ilgili. serdar. baş komutan * Savaş bir devletin bütün kara. baş konsolosluk * Baş konsolosun görevi.* Baş olma durumu. n nda langı baş vuruş lama u * Futbolda oyuna ilk baş lamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapı vuruş lan . yuvarlak baş lâhana (Brassica oleracea). nı i baş kilise baş i kiş * Piskoposluk makamı büyük kilise. baş komutanlı k * Baş komutanıgörevi. ta baş kumandan. kent baş kesit * Ağ n boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yı acı l halkaların çember biçiminde görüntü verdiğyüzey. n * Baş komutanımakamı n . lı baş lama * Baş lamak iş i. * Baş konsolosun makamı . kurt baş lâhana * Yaprakları kı sı. baş kumandanlı k * Baş komutanlı k. baş meridyeni lama * Boylamlarıhesabı baş ç olarak kabul edilen meridyen. olan * Bir eserin veya bir oyunun en önemli kiş baş isi. baş konsolos * En yüksek derecedeki konsolos. ayan veya n * Bu halka özgü olan. baş konakçı * Asalağ en iyi geliş i. katedral. n ilere lan baş kumandan * Baş komutan.

* Hoş olmayan bir davranı koyulmak. * Çalır. na * (birinin) Kötü konuş na yol açmak. . baş ğnokta veya tarih olarak kabul etmek. baş ş layı * Baş lamak iş i veya biçimi.baş lamak * Bir iş giriş harekete geçmek. baş latmak * Baş laması yol açmak. * Görünmek. doğ * Parametrelenmiş yayıuçları biri. i yapı baş latma * Baş latmak iş i. oluş mak. oluş baş lma latı * Baş lmak iş latı i. ş ler. ta . baş lanma * Baş lanmak iş i. ması baş cı layı * Bir ş öğ ey renmeye yeni baş layan (kimse). bir n ndan baş ç tutmak langı * bir iş bir dönemin. baş lmak latı * Baş latmak iş lmak. müptedi. ortaya çı kmak. ş a baş ç langı * Bir iş bir dönemin. fı sın. iş yürür duruma girmek. baş lanmak * Baş lamak iş konu olmak. e mek. ladı ı baş lma lanı * Baş lmak iş lanı i. bir hayatıvb. ine * Baş mak. doğ mak. baş lmak lanı * Baş lanmak. belirtmek.nin ilk bölümü. baş gelen. * Etkisini gösterme. in eyin ladı ı * Sır sayını sayı rusundaki yeri. ı baş baş lı ı na * Baş ş ka eylerden ayrı olarak kendi baş tek baş ı na. i. başca lı * En önemli. baş lı * Başolan. baş ç noktası langı * Bir iş veya ş baş ğyer. ı na. n * Ön söz veya girişmukaddime. ı * Olmak. in.

z lanan ödenek. karı lara baş makçı lı k * Baş makçın iş nı i. kapital. bir direğ tepeliğ in i. * Hayvan koş umunun baş geçirilen bölümü. . . baş mal * Anamal. erli baş muallim * Baş retmen. bir kitabıbölümlerinin baş konulan ve konuyu kı tanı yazı nı n ı na saca tan . paş makçı . na başkçı lı başklı lı * Başğolan. antet. lı ı * Antetli. * Bazı bölgelerde. * (camide) Ayakkabı konulan yer. arpalı k. ı baş muharrir * Baş yazar. başksı lı z * Başğolmayan. sermaye. top. sermuharrir. baş mak * Ayakkabı mak. kıkardeşkıve hasekilerine bağ ahı z . çı lan ayakkabı bekçilik eden kimse. evlenirken damat kaynatası para veya mal vermek. yazı baş makçı * Ayakkabı yapan. baş misafir * En değ konuk. * Bir yazın. paş * Başk yapan veya satan (kimse).başk lı * Genellikle başkorumak için giyilen nesne. nı lı u sı başk atmak (veya koymak) lı * bir yazı başk olarak ad bulmak. na lan * Tekerlek parmakların çakıolduğ kım. ya lı başk vermek lı * bazı bölgelerde. a * Bir sütunun. has. serpuş ı . lı ı baş mabeyinci * Osmanlı sarayı mabeyincilerin baş nda ı . n na * Tablalarıveya iş n parçaların düzgün kalması sağ nı nı lamak amacı baş ile tarafları takı parça. * Camilerde. baş maklı k * Padiş n anne. damadıkaynatası ödemesi görenek olan para. lı baş makale * Baş . evlenirken. öğ baş muallimlik * Baş retmenlik. külâh. serlevha. giriş bölümünde. anteti olan. satan kimse. takke. öğ baş mubassı r * Gözetmenlerin başolan kimse.

. baş mühendislik * Baş mühendisin yaptı iş ğ veya görev. ı baş mürettip * Baş dizgici. na n kanı baş nokta * Baş ç noktası langı . baş murakı k plı * Baş murakın yaptı iş bı ğ . rolü ran baş oyunculuk * Baş oyuncu olma durumu. baş mürettiplik * Baş mürettibin yaptı iş ğ . baş mühendis * En üst düzeydeki mühendis. baş oyuncu * Bir filmde veya tiyatro eserinde baş canlandı oyuncu. eş nları nı kları arp.baş muharrirlik * Baş yazar olma durumu. * Baş müdürün çalı ğdaire. baş oda * Geleneksel Türk evinde özellikle konuklarıağ n ı rlandı büyük ve özenli döş ğ ı enmiş oda. ı baş müdür * En üst düzeydeki müdür. baş retmen öğ * (ilkokullarda) Yönetimden sorumlu olan öğ retmen. sermürettip. baş retmenlik öğ * Baş retmen olma durumu. ı baş müsevvit * Yazı müsveddeleri hazı rlayan ve adı müsevvit denen memurlarıbaş . baş müfettiş lik * Baş müfettiş olma durumu. baş murakı p * En üst düzeydeki denetçi. müdür. öğ baş örtü * Kadı n saçları örtmek için kullandı örtü. baş örtülü * Baş baş ile örtmüş ı nı örtü olan (kadı n). baş müdürlük * Baş müdürle yönetilen kuruluş . ş ı tı baş müfettiş * En üst düzeydeki müfettiş .

başz sı * Başolmayan. üstün durumda olmak. in baş gelmek ta * önde olmak. kanı * Başveya baş bulunmama durumu. kent. baş pehlivanlı k * Baş pehlivan olma durumu. * Baş papazısorumluluğ n unda olan bölge. baş rol * Baş oyuncunun rolü. * Baş nı görevi veya makamı savcın . * Bir devletin yönetim merkezi olan ş devlet merkezi. baş rejisör * Baş yönetmen. n baş pehlivan * Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan. baş papazlı k * Baş papazıgörevi ve makamı n . * Bir filmin veya bir tiyatro eserinin baş isini canlandı iş kiş rma i. baş rejisörlük * Baş yönetmenlik. ı kanı * Yasası hükûmeti olmayan topluluk. baş ehir. ı * Yöneticisi. baş lı savcı k * Baş savcı olma durumu.baş papaz * Bazı kiliselerin papazları öteki papazlara göre bir üstünlük veren unvan. baş olmayan. erksizlik. baş parmak * El ve ayakta bulunan en kalı parmak. . baş rahiplik * Baş rahibin görevi. baş savcı * En üst düzeydeki savcı . na. anarş ve i. baş piskoposluk * Baş piskoposun görevi ve makamı . başzlı sı k başehir ş baş (veya baş ta ı bulunmak nda) * bir iş yöneticisi olmak. baş rahip * Manastı rlarda en kı demli ve yönetimden sorumlu rahip. baş piskopos * Katoliklerde piskoposlarıbaşolan din adamı n ı .

baş taban * Yunan ve Roma mimarlı nda. na amak. ndan baş savmacı tan lı k * Bir işyapmamak için bahane bulma iş i i. uzun taş lerin oluş kiriş turduğ bölüm. baş kara etmek tan * batma tehlikesi karş nda. baş tan * baş ı alarak. baş savmacı tan * Bir işyapmamak veya savsaklamak için bahane bulma. baş kalmı(veya kalma) tan ş * baş tarafı kullanı ş kası ndan lmı . bir uçtan öbür uca kadar. hepsi bir arada. baş i ı savma veya atma. isyancı . düzen bozucu. baş aş tan mak * pek çok olmak. her zaman. özen göstermeden. yeniden. baş savma tan * üstünkörü.baş gitmek ta * en ileri durumda bulunmak. baş çı tan kmak * ahlâkı bozulmak. bütünü. bir kez daha. gemi baş karaya vurup oturmak. baş sona tan * Daima. ndan baş aş ı tan ağ * Hepsi. u baş tabip * Baş hekim. * Baş ı sonuna kadar. doğ yoldan saptı ru rmak. . ndan baş çı tan karmak * ayartmak. sütunlarıüstüne oturan ve iki sütun arası kları n ndaki uzaklın üstünü örten ğ ı büyük. baş maz tanı * Asi. baş baş tan a * Tamamen. pek çoğ almak. bütünüyle. baş tabiplik * Baş hekimlik. ı sı ı nı baş kara gitmek (veya etmek) tan * sonunu düş ünmeyerek hesapsı batarcası yaş z. baş taş ta ı mak * çok saygı göstermek. kötü yola sürüklemek. baş mazlı tanı k * Anarş izm.

bir baş tarda * Osmanlı donanması yer alan kadı cinsinden bir tür savaş nda rga gemisi. * Baş uzmanı görevi. Kuzey Afrika. tankaragiller familyası ndan. müracaat etmek. ı . vekil baş vurdurma * Baş vurdurmak iş i veya durumu. baş vekil * Baş bakan. i baş noktası ucu * Yeryüzündeki bir gözlem noktası geçen düş doğ ndan ey rultusunun gökyüzünü deldiğiki noktadan. baş uzmanlı k * Baş uzman olma durumu. baş teknisyenlik * Baş teknisyenin görevi. nda * Geminin ön bölümünde çapanı bulunduğ yer. baş vurdurmak * Baş işyaptı vuru i rmak. müracaat ettirmek. ufkun i üstünde olanı . semtürreis.baş tankara * Ötücü kuş takı nı baş lar mın. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanmak. baş teknisyen * En yüksek düzeyde bulunan teknisyen. i. baş vurmak * Bir iş yapı in lması bir kimsenin aracı ı istemek veya bir iş bir ş için lını ğ te eyden yararlanmak amacı ona el yla atmak. Avrupa ve Asya'da yaş ayan. sal ğ ı baş uzman * En yüksek düzeyde bulunan uzman. baş vurma * Baş vurmak iş müracaat. müracaat etmesini sağ lamak. baş vekillik * Baş olma durumu. lar mı türünü içine alan geniş familya. çesitli renklerde olabilen bir kuş (Parus maior). n baş ülke baş üstü * Sömürge imparatorlukları sömürgelere egemen olan ülke. türü baş tankaragiller * Omurgalı hayvanları ötücü kuş takı ndan yüz kadar kuş n. baş uzaklı ucu ğ ı * Gökyüzünde verilen bir nokta veya yı zıbaş noktası ldın ucu ndan açı uzaklı. n u baş vekâlet * Baş bakanlı k. baş ucu * Bir yerin düş eyinin gök küreyi kestiğnokta.

baş yemek * Geleneksel Türk mutfağ çorbadan sonra gelen en önemli yemek. müracaat edilmek. baş yönetmenlik * Baş yönetmenin iş i veya mesleğ i. bilgiye ulaş referans. . * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanma. baş yukarı * Bir yer altı kuyusunun üst kı na geçmeyi sağ smı layan geçit. baş yazarlı k * Baş yazar olma durumu. . baş rejisör. * Baş yazmanıgörevi veya makamı n . * Baş yazarıgörevi. ı nda baş ldı yı z * Çift yı zlarda büyük olan yı z. müracaatçı . * Baş yaverin görevi veya makamı . baş baş yazman * Bir dairedeki yazmanları baş baş n ı kâtip. baş t yapı *Ş aheser. baş kâtiplik. ı baş yaverlik * Baş yaver olma durumu. baş yazmanlı k * Baş yazman olma durumu. baş baş yaver * Yaverlerin başolan kimse. baş vurucu * Bir iş baş için vuran kimse. baş yazar * Bir gazete veya derginin baş ları yazan kimse. cı mazlı ü . ı ma. sermuharrir. baş vurulma * Baş vurulmak durumu. baş yazı nı muharrir.baş vuru * Baş vurmak iş müracaat. n baş yazı * Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı makale. baş cı yargı * Oyunu yöneten yargılardan. i. kararda yetki üstünlüğ olanı hakem. baş mcı yardı * Bir kurum veya kuruluş görevli amirin yardı ları en üst düzeyde olanı ta mcı ndan . bat . ldı ldı baş yönetmen * Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse. baş vurulmak * Baş yapı vuru lmak. anlaş k durumunda.

bataklı klarda yetiş bir bitki. bataklıketeni k * Papirüs familyası ndan. * Eline geçen parayı ran. lan. batmı ş . batakçı * Borcunu ödememeyi alı k hâline getirmiş ş kanlı olan (kimse). batakhane * Gidenlerin dolandıldı veya kötü bir durumda bı ldı yer. uçarken deniz kı cı andı bir tür kuş rlangını ran (Glareda). ş nda ince lmadı ı bataklı bataklı k * Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge. ğ ı . imş lmı ucu . * Kötü durum. uzun kanatlı . ishak kuş (Asio u flammeus). yarar sağ r lamaz. rengi kahverengiye çalan siyah. bataklı kları klarda yaş (bitki. bataklınergisi k * Avrupa ve Kuzey Amerika'da güneşsu kıları yetiş çok yık bir bitki (Caltha palustris). li yı nda en llı batar * Zatürree. içinden çılmaz iş kı . batak çulluğ u * Çullukgillerden. en bataklıkı cı k rlangı * Kı gagalı sa . it bata çı ka * Güçlükle zorlukla. 30 cm uzunluğ unda bir çulluk türü (Gallinago gallinago). batı * Bataklı seven. bataklıbaykuş k u * Baykuş giller familyası ndan. sı tüyleri pas rengi olan. * Uygunsuz ve kötü. bataklıgazı k * Metan. batağ saplanmak a * içinden çılması bir durumda olmak. ayan batakçı l batakçı lı k * Batakçı olma durumu. rı ğ ı rakı ğ ı * İlerin zamanı ve gereğ yapı ğyer. bataklı klarda yaş ayan. kı güç batak * Üzerine bası çöken çamurlaş ş nca mıtoprak. ahlâk dı durum. hem yağ kuş nı mur ları içine alan kuş sıfı lar nı.* Kurş boruları ağ nı un n zı açmakta kullanı ş irden yapı ş sivri bir çeş takoz. bataklıkuş k ları * Omurgalı hayvanlardan hem tavuksulardan. bataklı rt klarda yaş bir kuş ayan türü. * Bataklı olan (yer). ş ı bataklıardı k cı * Bataklıve sıbitki örtülü yerlerde yaş küçük ve ötücü kuş k k ayan (Acrocephahus palustris). hayvan). * Hayıgelmez. pamuk otu (Eriophorum).

batı ma lı laş * Batı mak işgarplı ma. * Batı sı kimse. garp. bataryalı * Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş . batı l itikat * Boş inanç. batı l itikat. batı l inanç * Doğ üstü olaylara.batarya * En küçük topçu birliğ i. batı cı batılı cı k batı k * (gemi için) Batmı ş . in ğ ı batı bloku * Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkelerinin oluş turduğ blok. garpçı yanlı olan . * Batarya ile çalı (radyo. u Batı Türkçesi * Hazar Denizinin batındaki Türk dünyası XIII. garp. ş an bateri baterist batı * Yeryüzündeki başca dört yönden güneş battı yön. lar mı * Bateri çalan kimse. garpçı lı k. davul.). laş . gizli ve akı şgüçlere. batı l * Doğ ve haklı ru olmayan. batarya kutusu * Bataryanı bütün olarak taş n ı nması sağ nı layan sandı k. gün indi. in ğ ı * (siyasî anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika. batarya ateş i * Bir bataryada bulunan toplarıhep birden ateş n düzenine geçmesi. garplı ndan . lı laş i. davulcu. * Çürük. telefon vb. temelsiz. * Savaş gemilerinde borda topları bunlarıbulunduğ güverte parçası ve n u . bu yönle ilgili. garbî. kehanetlere aş derecede bağ boş a l dı ı ı rı lı inanç. yüzyı beri kullanı ve Oğ sı nda ldan lan uzcaya dayanan Türk dili. * Bulunulan yere göre güneş battı yönde olan bölge. batı lı * Batı ülkeleri veya batı bölgesi halkı olan (kimse). * Batı uygarlını ğ benimsemiş ı bulunan (kimse). lı in ğ ı * Bu yönde olan. * Batı sı yanlı olma durumu. * Orkestrada vurma çalgı takı . * Birkaç aygın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluş takı tı an m. * Güneş 22 Martta ve 23 Eylülde battı nokta.

batı k lı lı * Batıolma durumu. * Bir iş sermayeyi yitirmek. ı larak batılma rı * Batı rı iş lmak i. tirip * Kirletmek. * Göbek. batılmak rı * Batı iş konu olmak. batı n * Karı n. kuş ak. bati batik * Yavaş ı . . dövülmemiş ceviz içi. tahin ve limon suyu kullanı an. batı rma batı rmak * Batı iş rmak i. garplı ı lı k. Batı nî * Batı mezhebinden olan kimse. larak yapı taze asma yaprağveya lahanaya sarı tüketilen bir salata tütü. garplı tı laşrmak. görüş anlayı izledikleri temel ilkeleri benimsemiş ve ş ta olmak. ş . laş batı tı lı rma laş * Batı tı lı rmak iş garplı tı laş i. soğ domates. Batı nîye * Görünürdeki olaylarıardı gizli gerçeklerin bulunduğ kabul eden tarikatlara verilen ad. lan batı ş batisfer batiskaf . i ş * Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanı araç. ağ r. * Sınıveya yumuş bir maddenin içine gömülmesine yol açmak. batması sağ vın ak nı lamak. te * Bir kimseyi çekiş iyice kötülemek. batı tı lı rmak laş * Batı ması sağ lı laş nı lamak. nane. n nda unu batık rı * Köftelik bulgur. * Batmak iş i veya biçimi. rmak ine * Yok edilmek. niye *İ çrek. lı * Batı uygarlını ğ benimseme.batı mak lı laş * Özellikle Avrupa ülkelerinin düş üncede. ı t lan * Bu yöntemle hazı rlanmıkumaş ş . * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan (giysi). maydanoz. * Su üstü araçları çelik kablo ile bağ na lanmı negatif yüzebilirliğbulunan dalıküresi. * Mahvetmek. laşrma. garplı mak. lan. çalı ş mada. * Kumaşderi veya kâğ süslemede kullanı bir yöntem.

bozulmak. * Bir gök cisminin (Ay. * Yılma. * Dokunmak. nlı * Borçları ödeyemez duruma düş iflâs etmiş nı en. vın * (GüneşAy. batkı k nlı * Borçları ödeyemediğmahkeme kararı tespit ve ilân olunan tüccarıdurumu. u kalı battaniyeli * Battaniyesi olan. ra.) ufkun altı inmesi. lan batöz batsat * Ara sı seyrek olarak tek tük. . ldı n ü sı na * İ etmek. yı z için) Dünyanı dönüş dolayıyla ufkun altı inmek. battı k yan gider balı * iş kötü gittiğ göre artıistenildiğgibi davranı ler ine k i labilir. GüneşYı z vb. * Yılmak egemenliğsona ermek. battal edilmek * kullanı lamaz duruma getirilmek. nı i ile n batma * Batmak iş i. . * Çökmek. kı i * Miktarı bölgelere ve tartı ş lacak eylere göre değ en eski bir ağ k ölçüsü. * Alılmıolandan büyük. eyler * Hoş gitmeyen bir duruma uğ a ramak. * Saplanmak. iflâs. flâs * Kirlenmek. çökme. iflâs. battal etmek * kullanı lamaz bir duruma getirmek. (kimse). * Daha kötü bir duruma uğ ramak. e battaniye * Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanı çoğ yünden dokunmuş nca örtü. . * (tedirgin etmemesi gereken ş için) Tedirgin etmek. * Yok olmak. ş ş ı * Harman makinesi. battal * İe yaramaz. harman dövme makinesi. lan. iş yaramaz duruma gelmek. iş ı rlı batman batonsale * Tuzlu hamurdan yapı ince uzun çubuk. ldı na batmak * Bir sınıüstünde iken içine gömülmek. yok olma. müflis.batkı batkı n * Batkı k. tuzlu çubuk. battal olmak * kullanı lamaz. incitmek. inkı kı raz. kullanı ş lmaz.

ahin i ş tı * Yolculukta. köpeklerini ava alı rmak için kullandı yapay kuş ları ş tı kları vb. çok. içine eş konulan büyük çanta. çok . basit adî. * Bavlı iş mak i. davranı giyiniş ş . ahin avcı a ş ğ tı bavlı * Ava alı rı ş ş lmı(hayvan). * Çok iyi. * Ş ve köpek gibi hayvanları lı alı ran kimse. banal. amiyane. pekâlâ. bavullu * Bavulu olan. bayağkesir ı * Ondalıolmayan kesir. için) yakı ş mamak. * Gerçekten. * Her zamanki gibi olan. ya bavlı ma bavlı mak bavul bavul ticareti * Gümrüksüz ve vergisiz ithaline izin verilen eş yabancı yayı ülkelerden satıalı bavul veya çantalarla yolcu n p. lan * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. uygunsuz olmak. ağ k. oldukça. malı olan. hiçbir özelliğbulunmayan. Bavyeralı * Bavyera halkı olan (kimse). nda i * Hayvanı lı alı rma iş avcı a ş ğ tı i. i * Hemen hemen. bayağ ı * Aş ı pespaye. sı radan. bavulcu * Bavul yapan veya satan kimse. ndan bay bay * Bey yerine kullanı bir unvan. * 200 ile 2000 m arası derinliğolan (deniz). epey. lı * Kibar olmayan.batur batyal bav bavcı * Bahadı r. bayağkaçmak ı * (söz. k bayağ ma ı laş * Bayağ mak durumu. ı laş * Parası . âdeta. * Ş ve köpeğava alı rmak. zengin (kimse). beraberinde sırdan geçirerek iç piyasada değ nı erlendirmek iş i. tı * Avcı n.

ini . .bayağ mak ı laş * Bayağbir durum almak. uz bayatı bayatî * Azerî ve Türkmen halk ş iirinde mani türüne verilen ad. bayağbir duruma girmek. özelliğ yitirmiş söylenmiş ini. * Klâsik Türk müziğ uş dörtlüsüne buselik beş katı yla yapı ş bir makam. ı ı bayağ tı ı rma laş * Bayağ tı ı rmak iş laş i. inde ş ak lisi lması lmıeski bayat bayatîaraban * Araban ve bayatî makamları oluş ndan turulan bir birleş makam. bayatsı mak * Bayatlamaya yüz tutmak. bayan * Hanı yerine kullanı bir unvan. p için bayatlı k bayatsı * Bayat olma durumu. * Gönül vermiş . * Eşkarı . * Süzgün. ik bayatîbuselik * Bayatî makamın buselik beş veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluş bir birleş makam. çok . * Bayatlamaya baş ş lamı . nı lisi an ik bayatlama * Bayatlamak durumu. m lan * Kadıözel adları n yerine kullanı lı r. * Güncelliğ önemini. ı laş na bayağ k ı lı * Bayağolma durumu veya bayağ davranı ı ı ca ş . bayatlatmak * Tazeyken kullanmayıbayatlaması bekletmek. . * Taze olmayan. Bayat * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. . baygı n * Bayı şkendinden geçmiş lmı . bayağ tı ı rmak laş * Bayağ ması sebep olmak. bayatlamak * Bayat duruma gelmek. ini bayatlatma * Bayatlatmak iş i. tazeliğ yitirmek.

baygı k geçirmek nlı * bayı lmak. n bayı lmak * Baygı duruma girmek. bayı ltma * Bayı ltmak iş i. n * Duyumlarıdurması dolaş nıve solunum görevlerinin duraklaması n . kendinden geçme. yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. baygı k nlı * Baygı olma durumu. kan ı n mı . nı ş ş ı . n * Çok hoş lanmak. * (yer için) Geliş güzelleş ip mesi. baygı mak nlaş * Baygı duruma gelmek. çok sevmek. k. baygı ntı * Baygı k.*İ nsanı kendinden geçirir gibi olan. bayı ltmak * Bayı nı lamak. bayıcı ltı * Bayı ltan. lması sağ lması bayı rma lttı * Bayı rmak işveya durumu. kla baygıdüş n mek * çok yorulmak. kendinden geçmek. lttı i bayı rmak lttı * Bayı na yol açmak. çevreye göz gezdirmek. uyur gibi olmak. bayı nı lamak. hayat ş artların uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalılmıolan. istekle. n * (göz için) Süzülmek. * Bayı ltacak gibi etkide bulunan. baygıbaygıbakmak n n * kendinden geçmiş ş bir ekilde. baygı ma nlaş * Baygı mak iş nlaş i. lması lması sağ bayı r ndı mamur. * çok heyecanlanmak. * Sı açlı susuzluk. severek. ödemek. koza yapamama durumu. nlı * İ böceklerinin sindirim organları görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalı bu sebeple pek nda k. çok isteyerek. * Yılmı dökülmüş ğ ş ı . telâş lanmak. vücudun kı ldanamaması mı gibi fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu. bayı bayı la la *İ steyerek. . * hayranlı seyretmek. cak. * Vermek. bayı na yol açmak. bayı lma * Baygı duruma girme. kendini kaybetmek.

ine lan baykuş giller . ndı bayı rlı ndık * Bayı r olma durumu. ndı i. rtı gece ların . bayı ağ r aş ı * Tepeden düze doğ ru. terbiyesiz erkek. ri * Kaba. ndı mak bayı rlaş ndı mak * Bayı r duruma gelmek. imar etmek. bayı rlaşrmak ndı tı * Bir yeri bayı r duruma getirmek. bayi bayilik * Bazı maddeleri satma izni olan kimse. bayı r yukarı * Tepeye doğ yokuş ı yönelerek. * Bu iş yapı ğyer. dükkân veya kuruluş . ndı bayı rlaşrma ndı tı * Bayı rlaşrmak işimar etme. * Bir maddeyi sürekli satma iş i. Bayı ndur bayı r * Küçük yokuş . ndı bayı rlaş ndı ma * Bayı rlaş durumu. rlaş bayı mak rlaş * (yer ve yol için) Dikleş mek.Bayı r ndı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. baş na bayı ma rlaş * Bayı mak durumu. ru. ndı tı i. bayı u r kuş * Çalı bülbülü. uz bayı rcı ndı * Bayı r duruma getirici. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. in ldı ı * Baş kulak yerinde iki sorgucu bulunan. ümran. uz baykuş baykuş gibi * uğ ursuzluk getirdiğ inanı kimseler için söylenir. bayı r turpu * İ bir turp türü (Cochlearia armoracia). yı cı kuş nıgenel adı ı nda. ndı * Bayı r duruma getirme işimar.

* Büyüklükleri çeş olan kukumav. puhu gibi yıcı ları itli rtı kuş içine alan kuş familyası lar . bayrağyarı indirmek ı ya * millî yas ilân etmek için bayrağdireğ yarına kadar indirmek. bayrak merasimi * Bkz. açı kapatı kol. * Öncü. bayrak töreni. bayrak gibi * kendini belli edecek bir biçimde. . naz. bir bir bayrak direğ i * Bayrak asmak için hazı rlanmıuzun direk. . * Baklagil çiçeklerinde diğ erlerinden daha üstte bulunan. * Gerektiğ indirilip kaldılan. mideyi bulandı nlı rmak. ş * Gemilerde güvertenin en yüksek direğ i. baylanmak * Nazlanmak. * Şmarı k. kandı rmak. * Simge. özelleş tirilmişgenellikle dik dörtgen biçiminde kumaş . . belli bir topluluğ veya bir kuruluş simgesi olarak kullanı renk ve biçimle un un lan. baylan * Nazlıı k (biçimde). daha büyük olan ve çoğ unlukla baş bir renkte ve ka yuvarlakça olan taç yaprağ ı . * Baymak iş i. midede ezinti yapmak. ş ı marmak. ı e bayrak dikmek * bayraklı sopayı yere saplamak. ı in sı bayrak * Bir milletin. iş ı klı ve. bayrak çekmek (veya asmak) * bayrağbir direğ veya ipe takmak. * Devre dı bı ş rakma. baylanma * Baylanmak iş i. bayma baymak * (yiyecek) Baygı k vermek. inde rı lı p lan bayrak açmak * gönüllü asker toplamaya giriş mek. * Aldatmak.ş marı baylanlı k * Zenginlik. sembol. etki altı bı nda rakmak. * bir ülkü yolunda toplanmaya çağ ı rmak. ı baypas ameliyatı * Kalpte tı kanmıbir damarı beslediğbölgeye kan akını rmak için o bölgeye eklemek için yapı ş n i ş artı ı lan damar ameliyatı . baypas * Damar aktarma.

bayrakaltı * Ordu hizmeti. bayrakçı * Bayrak çeken kimse. bayram * Millî veya dinî bakı mdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler. muş bayram değ seyran değ eniş beni niye öptü il. * Bayram günü doğ çocuk. * Bkz. askerlik. il. bayraktarlı k * Bayraktarı görevi. nlın ı bayram etmek (veya yapmak) . bir görüş yayı nda öncü olarak çalı mı ün lması ş mak. sı . bayrakları açmak * bağ p çağ ı rı ı rarak. ı ı yan bayraktarlını ğ yapmak ı * bir akı n. * Bayrak asmaya uygun direk. * Sevinç. * Bayrak yapan. eri bayraklı * Bayrağolan. bayram alayı * Bayram günlerinde padiş ahlarıcamiye gidiş geliş rası yapı tören. yol göstermek. n ve sı nda lan bayram ayı * (Hicrî takvime göre) Ramazandan sonra gelen ay. lmı . bayrağdüş ı ürmeden yaptı koş kları u. n bayraktarlıetmek k * öncülük etmek. diken veya satan kimse. bayraktar * Bayrağtaş kimse. üzerine bayrak çekilmiş ı bulunan (yer).bayrak töreni * Bayrak karş ndaki saygı ı sı duruş u. * Özel olarak kutlanan gün. bayraklı k * Bayrak olmaya uygun kumaş . mak i bayraklaş mak * Bayrak değ kazanmak. ş evval. bayrak yarı ş ı * Atletizmde dört sporcudan oluş ekibin araları paylaşkları an nda tı mesafelere baş larken elden ele geçirmek yoluyla bir sopayı . tem * gösterilen bu ilginin. rçı k bayraklaş ma * Bayraklaş işveya durumu. bayram çocuğ u * Bayram dolayıyla süslenmişdonatı şsevinçli çocuk. neş e. eli bayraklı . hı nlıetmek. bu yakı ğ bir sebebi olacak.

n ndan lı nan bayram ş ekeri * Özellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen ş veya çikolata. bayram günü * Bayrama rastlayan. ndan bayramlaş ma * Bayramlaş iş mak i. bayramı kutlamak için yapı kı ziyaret. Bayramîlik * Bayramî tarikatı . bayramıkutlandı gün. lan sa bayramda seyranda * seyrek olarak. * Bayramî tarikatı olma durumu. arada sı rada. konu ile hiçbir ilgisi olmayacak biçimde ters anlamak. nı bayramlı k * Bayramda kullanı bayrama özgü olan. lı p lan bayram topu * Dinî bayramlarıbaş ğ duyurmak için atı top. Bayramî * Hacı Bayram Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. bayramlıad k * Birisi tarafı hakaret yollu kullanı sözün kendisine ait olduğ bildirmek için kullanı ndan lan unu lı r. n ğ ı bayram haftası mangal tahtası nı anlamak * sözü. bayram namazı * Dinî bayramlarıilk gününde sabah namazı sonra kı özel namaz. bayramlaş mak * Birbirinin bayramı kutlamak. eker bayram tebriğ i * Bayramı kutlamak için yazı gönderilen kart veya birine yapı ziyaret. bayram hediyesi * Bayram günleri karşklı tek yanlı ı veya lı verilen armağ an. bayram ziyareti * Dinî bayram günlerinde. bayram koçu gibi * gösteriş ve zevksiz bir biçimde süslenmiş li olan. nadiren. bayramlıağ k ı z .* çok sevinmek. lan. eli. * Bayramlarda verilen armağ an. nadir olarak. n ladını ı lan bayram yeri * Bayram günlerinde çocuklar için kurulan açıeğ k lence yeri. bayram havası * Neş sevinçli bir ortam. bayramdan bayrama * çok seyrek olarak.

ra. baytar * Hayvan hastalı hekimi. esas.* küfür. * Bazı olan (tuz) veya bazıözelliklerini taş (madde). * Bir asitle birleş bir tuz oluş ince turan madde. kimi vakit. * Taban. ra. bayrı bayrı lı k * Bayrı olma durumu. * Temel. * Çok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan. çok n ı yan * Koyu renkli. * Pazarlı alıveriş k. esas. * Çarş pazar. kimi vakit. lan baza * Mobilyanıuzunluğ n unca konulan dar ayak. bayramlıağ nı k zı açmak * kaba konuş küfretmek. * Dolap gövdesinin zemine düzgün oturması yarayan çerçeve ş na eklindeki kaide. * Birtakı kimi. baz losyon * Cildin esnek ve sağklı lı görünmesini sağ lamak ve özellikle yağ ciltlerin parlak görüntüsünü gidermek için lı kullanı bir tür losyon. bayramüstü * Bayrama yakı n. bir çeş yanardağ it kültesi. * Ara sı arada bir. kları baytarlı k baz * Baytarımesleğ n i. mak. m. baysal baysallı k * Huzur ve refah içinde olan. yı cı kuş ahin rtı bir . kı dem. esasî. sert. * Huzur ve refah içinde bulunma durumu. bazal bazalt bazar bazen bazı . * Ara sı arada bir. Bayramüstü. veteriner. ı . bayramüzeri * Bkz. kadim. baysungur * Ş cinsinden. ş .

kalıgözleme. mı baziçe * Oyun. hey. smı m kı sı * Ortadaki yüksek. * Bir maddenin baz durumuna gelmesi. su ile birleş baz etkisi gösteren. bazidiyospor * Bazitli mantarlarısporları verilen ad. bazlamaç bazlaş ma bazuka . bazit * Bazit mantarları üreme organı n . * (teklifsiz konuş mada) Ey. * Türk alfabesinin ikinci harfinin adı . * Dikdörtgen biçiminde. bazitli mantarlar * Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu. * Roketatar. fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan bazik oksitler * Çoğ oksijen bakı ndan zayı u mı f olan. * Tatlı bol. asitlerle birleş tuzları ince ince veren oksitler. bazilika * Kral sarayı . kimisi. uç kı nda yarı çembere benzeyen bir çıntı olan Roma mahkemesi. bebe aspirini * Berilyum'un kı saltması . i * Birleş iminde asit ve baz ağ ğoranı ı ı rlı normal tuza göre az. biçiminde kilise. üç salona ayrı ş ra lmı dikdörtgen . bazı dingil döner bazı teker * karşklı kilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı ar anlamı kullanı ı iliş lı doğ nda lı r. sı n * Bazlama. yanlardakiler daha alçak olmak üzere içi. bazı (veya bazı) ları sı * birtakı . yahu. küçük çocuk.bazı bazı * Ara sı arada bir. ra. iki sı sütunla. n na bazik (tuz). bazlama * Sacda piş irilmiş yuvarlak pide. Be be be bebe * Bebek. * Baz niteliğgösteren.

beceri * Elinden iş gelme durumu. iş ı yer lı iş becayiş becayiş etmek * değik yerdeki görevliler. iş ı yer lı iş becelleş me * Becelleş iş mek i. bebeğ yakır biçimde. e ş ı bebekleş me * Bebekleş iş mek i. tahta. * Vücudun. * Kiş yatkı k ve öğ inin nlı renime bağ olarak bir iş arma ve bir iş amaca uygun olarak sonuçlandı lı i baş lemi rma yeteneğ maharet. lan * Sevgi sesleniş i olarak kullanı lı r. * Yer değ me. bez vb. * Plâstik. 0-2 yaş grubunda bulunanları ölümü. e ş ı bebek ölümü * Çeş hastalı itli klardan. bebecik * Küçük veya acı nacak durumda olan bebek. larda bebek * Meme veya kucak çocuğ u. * bebeğ yakır biçimde. bebek beklemek * (kadı gebe durumda bulunmak. ilâcı olarak yapı ş özel lmıaspirin. * (küçük b ile) Sevimsiz. becerikli . n bebekçe * Bebek gibi. * Yaş yakı ı na ş mayacak davranı ş bulunan kimse. becelleş mek * Cebelleş mek. Beberuhi * Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı . budala. bebekleş mek * Şmarı davranı ı kça ş larda bulunmak. i.* Küçük çocuklara içirilmek üzere. bebeklik * Bebek olma durumu. * Yeni doğ yavrunun yetiş an kinlerin bakı na sürekli olarak bağ olduğ dönem. ustalı maharet. mı ı mlı u * Bebek gibi davranı ş larda bulunma. n) bebek gibi * çok güzel (kadı n). bücür erkek. * Göz bebeğ i. yapı lması alı rmalara yatkıolması güç ş tı n durumu. k.den yapı insan biçiminde oyuncak. karşklı değtirmek. bebeklik etmek * bebek gibi davranı ş larda bulunmak. karş klı değtirme.

becet becit * Serçegillerden. tavuk büyüklüğ ı plak. bedavalaş ma * Bedavalaş durumu. başküçük ve çı tüyü mavimtı kül renginde. bedaheten * Birdenbire. na * Birini öldürmek. k * Bir konuda hazı ksıkonuş rlı z abilme yeteneğ i. beceriklilik * Becerikli olma durumu. usta. lüzumlu. düş zı ünmeksizin. uz bedava sirke baldan tatlır dı * masrafsıveya emeksiz elde edilen ş z eylere herkes istek gösterir. k. evcil bir hayvan (Numida meleagris). * Bir ş kullanı duruma getirmek. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. kirletmek. bedava * Karş ksı parası emeksiz. bedavadan ucuz * çok ucuz. vedi. apaçıolma durumu.* Becerisi olan. becerme * Becermek iş i. * İ acele. Beç tavuğ u * Tavukgillerden. ı z. mak . maharetli. küçük bir kuş (Passer). kirletmek. ansın. bedavacı * Her ş bedavadan sağ eyi lamaya çalı (kimse). ş an bedavacı lı k * Bedavacı olma durumu. beceriksiz * Becerisi olmayan. usta olmayan. bozmak. ustalı maharet. Beçene bedahet * Besbelli. * Gerekli. rak ünde. elinden iş gelen. bedavadan * Bedava olarak. becermek * Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak. lı z. beceriksizlik * Beceriksiz olma durumu. üstesinden gelmek. mahir. eyi lmaz * Irzı geçmek.

bedavaya * Çok ucuza. zlı bedbin * Kötümser. z. beddua beddua etmek * ilenmek. k. bedbahtlı k * Mutsuzluk.bedavalaş mak * Bedava duruma gelmek. bedbin olmak * ümitsizliğ düş e mek. bedbinleş me * Bedbinleş iş mek i. bedbaht olmak * üzülmek. bedbinlik bedçehre * Kötümserlik. suratsı z. lânetlenmiş . i bedduası tutmak . bahtsı k. *İ lenme. * Kötü yüzlü. bahtsı talihsiz. karamsar. bedbinleş mek * Kötümserleş mek. karamsarlı sokmak. bedbinleş tirme * Bedbinleş tirmek iş i. intizar etmek. bedbinleş tirmek * Kötümser. beddua sinmek * ilencin tutması yüzünden. kötümser olmak. ümitsizliğ düş ğ a e ürmek. bedbin etmek * üzmek. ilenç. bedbaht etmek * üzmek. pesimist. karamsar olmak. bedavadan. birinin işsürekli ters gitmek. * Asısuratlı k . bedavası na * Bkz. karamsar duruma getirmek. ı r * Mutsuz. kötümserliğ kapı e lmak. bedayi bedbaht * Estetik yönü ağ basan güzellikler. karamsarlı pesimizm.

fiilen. beden cezası * İ vücudu üzerine uygulanan ceza. bedel ödenilmeyen. kasın na ile * Uş hizmetçi. bedenî * Beden bakı ndan. * Bedelci. * Baş nıadı ve onun parası hacca giden kimse. beden eğ itimi. it. nsan beden eğ itimi * Vücudu güçlendirmek ve sağğkorumak amacı araçlı araçsıhareketler yapma. * Bedel verdiğiçin kı süre hizmet gören asker. bedel tutmak * kendi yerine askerlik yapması birini para ile tutmak. bedence bedenci bedenen * Bedeniyle. * Askerlik yapmamak veya yapı süreyi kı lacak saltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. erli. i sa bedelsiz ithalât * Yurt dındaki iş ş ı çilerin veya geçici görevle yurt dına giden kamu görevlilerinin dönüş ş ı lerinde kendi mesleklerinin icrası kiş kullanı için getirdikleri mallar için yapı düzenleme. mı * Beden eğ öğ itimi retmeni. bedduası almak nı * biri tarafı kendisine ilenilmek. eyin ı lı * Eş denk. varlı n * Vücudun. sa bedelci bedelli * Bedeli olan. bedelli askerlik * Askerlik çağ gelmiş ı na gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptı kı süreli vatanî görev. ymet. vücut. kları sa bedelsiz * Bedeli olmayan. bedel ödenilen. lı ı yla veya z beden terbiyesi * Spor iş lerinden sorumlu makam. kı er. için bedel vermek * askerlik yapmamak veya kı süre yapmak için devlete para ödemek. veya isel m lan beden * Canlı klarımaddî bölümü. çoban. ş ı * Kale duvarı . * Bir ş yerini tutabilen karşk.* ilenci yerine gelmek. . . * Çok değ bedeli belirlenemeyen. başkol ve bacak dında kalan bölümü. vücuduyla. ndan bedel * Değ fiyat. ak. gövde. * Bkz.

* Parlak ve sağklı lı görünmek. * Çölde. * Estetik bilimi. * Kötülük isteyen. bedensel bedesten bedevî * Bedenle ilgili. bedenî. bedirlenmek * Dolunay biçimini almak. bedenli * Bedeni olan. bedirleş me * Bedirleş durumu. yüzyı kurulan bir Sünnî tarikatı lda . apaçı k. güzel sanatlar. *İ çinde değ eş alıp satı kapalı ı erli ya nı lan çarş . * Bedevî olma durumu. mek bedirleş mek * Ay bedir durumunu almak. bedensel. * Besbelli. bedirlenmek. * Estetik. bediîleş me * Bediîleş iş mek i. bediîleş mek * Bediî duruma gelmek. kötü yürekli. ğ ı mesi lan bedevîlik bedhah bedihî bediî bedirlenme * Bedirlenmek durumu. ı . bediiyat bedik bedir * Dolunay. * (büyük b ile) Bedevîlik tarikatı olan derviş ndan . beğ enilen. * (büyük b ile) XIII.* Bedenle ilgili. gözü gönlü okş ayan. * Kazak Türklerinde bir hastalın iyileş için yapı tören. ayıon dördü. rda ayan * Böyle bir hayat sürdüren kimse. n bedirik * Temizlenip taranmıve eğ ş rilmeye hazıduruma getirilmiş veya pamuk topağ yumağ r yün ı . * Güzellik ölçülerine uyan. bednam . çadı yaş göçebe.

. örneğbegonya olan bir bitki familyası ki i . beğ enilir olma durumu. beğ endirmek * Beğ enilmesini. n beğ enilir beğ enilme * Beğ enilmek işveya durumu. * Beğ enmek iş i. hoş gitmek. beğ eni * Güzel veya çirkin yargını sı verdiren duygu. beğ enilen. pek çok. * Hint prenseslerine verilen unvan. ı rı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. beğ eniş beğ enme * Beğ enme. tma sı * Son derece. rma * Beğ enme duygusu veren. kötülüğ ile dillere düş ü en.* Kötü ün kazanan. aş . uz * Akdeniz bölgesinde yaygıbir çiçek. hoş görünmesini sağ lamak. pek çok çeş bulunan sı ülke bitkisi ve itleri cak (Begonia). * Övücü tanı yazı. bedük * Çam sakı. zı begayet Begdili begonvil begonya * Begonyagillerden. i beğ enilmek * İ ve güzel bulunmak. * Bey. begonyagiller * İ çeneklilerden. a beğ enirlik * Beğ enme durumu. dekoratif yaprakları renkli çiçekleri olan. begüm beğ beğ ence beğ endi * Bkz. yi * Sevilmek. hünkârbeğ endi. zevk. reçine. takriz. gusto. * Güzeli çirkinden ayı yetisi. zevk. beğ endirme * Beğ endirmek iş i.

* Payı .beğ enmek * İ veya güzel bulmak. hor görmek. behavyorizm * Davranı lı ş k. behey behime behimî behimîlik * Behimî olma durumu. çı behemehal * Her hâlde. beğ lik * Beylik. ne yapıyapı mutlaka. uçmak. hisse. * (duygular için) Hayvanca. beğ enmezlik * Beğ enmeme. kabul etmek. * Onaylamak. p p. yi * Kuş duymak. kuş ile karş ku ku ı lamak. iyi veya güzel bulmama. nca. bîbehre. * Pay. nasibi. ş ı . hayvana yakır biçimde olan. * Onaylamamak. nasip. yi * Benzerleri arası birini seçip ayı ndan rma. beğ ı sı enmeyenin umursanmadını ğ anlatı ı r. uymazlı k. hissesi olmayan. ne olursa olsun. behiş t behre behresiz beis * Engel. beher * Her bir. * Sarı çalan açıkahverengi. zarar. * Çış bildirmek için kullanı bir ünlem. beğ enmeyen kını zı (veya küçük kınıvermesin zı) * bir durumun beğ enilmemesi karş nda. ya k * Cennet. beğ enmemek * İ veya güzel bulmamak. tasvip etmek. * Kötülük. kı ma lan * Dört ayaklı hayvan. * Küçümsemek. beis görmemek * sakı zarar görmemek. yok. beis yok bej * zararı önemi yok.

* Evlenmemiş kimse. radan gelmiş çilerin kalacağoda. eyi bekçi kalmak * koruyucu. * Hava gazı lâmbasın ucu. * Bekârlarıyaş ğmüstakil ev. yalnıyaş kimse. iş ı bekâra karı aması boş kolaydı r * bilgi ve tecrübesi olmayan bir kimsenin işhafife alması i . bekar bekâr * Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota iş areti. cı k. z lan z zlı * Saflı temizlik. erdenlik. kı k. ı * Çulluk. * ölüm veya boş anma dolayıyla eş yitirmek. katı lam. * Doğ k.* Bu renkte olan. denetleyici olarak beklemek. bekârlısultanlı k k * evlenmeden tek baş yaş ı na amanı daha iyi olduğ anlatı n unu r. tazelik. z ayan bekâr kalmak (veya yaş amak) * evlenmemek. bekçilik * Bekçinin yaptı iş ğ . gözcü. sı ini bekâr odası * Bekârları taş n. bekas bekçi * Bir ş veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse. * Sanat ve düş üncede özgünlük. masumluk. bekâret * Kıoğ kıolma durumu. . mek. bek * Sert. önemsememesi. nı * Kalılı ölmezlik. n adı ı bekârlı k * Bekâr olma durumu. * Evli olduğ hâlde ailesinden ayrı u . sağ bek bek beka * Savunucu. allı bekârhane * Bekârlarıkalması ayrı ş n için lmıveya düzenlenmiş oda. . beka bulmak * ölmezlik erdemine ulaş ölümsüzleş mak. evlenmemiş olmak. k. yenilik. gereğ değ ince erlendirememesi tâbiîdir.

avukat vb. beklenme * Beklenmek durumu. korumak. eyi) bekinme * Bekinmek iş i. * Ummak. * Vakit öldürme. ı sı bekleme * Beklemek iş i. . beklenilme * Beklenilmek iş i veya durumu. bekinmek * İ etmek. beklemek * Bir iş oluncaya. bekleme salonu. muhafaza etmek. ansın. bekle yârin köş esini! * yakı gerçekleş i sanı nda eceğ lmayan umutlar karş nda söylenir. mak. bekleme odası ı tı lan . * Karş ı ı lması laş ihtimali bulunmak. me bekleme yeri * Bir kimseyi veya taş beklemek için ayrı bölme. zı beklenmek * Beklemek iş konu olmak. * Bir ş bir kimseyi gözetmek. * Bekitmek iş i. direnmek. biri gelinceye değ bir yerde kalmak.bekçilik etmek * (bir ş bekleyip korumak. in * Süre tanı acele etmemek. eyi. ine beklenmez * Beklenmeyecek durumda olan. bekleme odası * Bir kimseyi veya bir taş beklemek için gelenlerin oturdukları ı tı yer. istemek. * Aramak. beklenilmek * Beklenmek. beklenmedik * Birdenbire. nat * Kapanmak. bekitme bekitmek * Kapamak. beklemeli * Sıfta kalıderslere devam etmeyen (öğ nı p renci). bekleme salonu * Doktor. ile görüş öncesinde oturulan yer. tı kamak. tı kanmak. durmak.

bektaş îkavuğ u * Büyük ve güzel çiçekler veren. unu ik beklenti * Bir olgunun sonunda gerçekleş beklenen ş mesi ey. . Bektaşdedesi î * Bektaştarikatı daha üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taş derviş î nda ı yan . Bektaşbabası î * Bektaştarikatı olan derviş î ndan . lı . beklenmeden lan in olduğ anlatan birleş fiil. ı iklimlerde yetiş bir kaktüs (Echinocactus). ayyaşk. lı k en Bektaş îlik * Bektaş tarikatı î . bekletilmek * Bekletmek iş konu olmak veya bekletmek iş lmak. * Bireyin belli ş ve durumlarıalacağbiçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki ön görüş art n ı ü. ine i yapı bekletme * Bekletmek iş i.beklenmezlik * Beklenmeme durumu. Bektaşüzümü î * Taşrangillerden bir çalı kı (Ribes grossularia). lı bekletilme * Bekletilmek iş i veya durumu. *İ çkiye düş künlük. i bekri bekrilik Bektaş î * Hacı Bektaş Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. * Bektaştarikatı olma durumu. bekletmek * Beklemek iş birine yaptı ini rmak. bekleş me bekleş mek * Birlikte veya karşklı ı beklemek. bekleyiş * Beklemek işveya biçimi. î ndan bel *İ çkiye düş içkici. * Bu çalın mayhoşnohut büyüklüğ nı . ak veya kara yemiş i. beklenmezlik fiili * -acağ ı /-eceğbiçimindeki sı i fat-fiil ekine tutmak fiili getirilerek yapı ve iş istenmeden. * Bekleş iş mek i veya durumu. ünde. Bektaşsı î rrı * Çok gizli tutulan sı r. ayyaş kün.

a bel kündesi * (güreş Ellerin arkadan gelip hasmıgöbeğüzerinde kilitlenmesi yolundaki kündeleme. bel fı ı tı ğ * Bel bölgesinde fı tı k. * Bir ş varlı ile ilgili en önemli bölümü. sı nda * Geminin orta bölümü. an rı bel bağ ı * Bel kemeri. belden sağ sola bükmek. nsan üsle n nda ş * Bu bölümün.* İaret. eyin ğ ı bel kı kı ra ra * kıta kıta. esas. k. bel * Ses ş iddetiyle ilgili birim. mcı ı na bel bel * Durgun. bel kemeri * Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan. ayakla bası yeri tahta. temel. * Dağ rtları geçit veren çukur yer. ş bel * İ bedeninde göğ karıarası daralmıbölüm. bel ağ sı rı * Bel çevresinde oluş ve duyulan ağ. bel kemiğ i * Omurga. sı n altı rastlayan bölgesi. güvenmek. anlamsıbakmayı z anlatan bel bel bakmak deyiminde geçer. bel bağ lamak * birisinin kendisine yardı olacağ inanmak. rtı na * Hayvanlarda omuz başile sa ğ arası ı rı . uzun saplı ı . deri. te) n i . sperm. iş vermek. kumaş veya metalden yapı özel bağ lan . bel kı rmak * gövdeyi. aret aret bel evlâdı * (bir kimsenin) Öz çocuğ ı . ucu sivri kürek lacak veya çatal biçiminde bir tarı aracı m . ı bel etmek * iş koymak. bel gevş i ekliğ * Cinsel gücü yitirme. bel bellemek * toprağbelle kazmak. salı salı rı rı na na. * Toprağkazmaya veya kirizma yapmaya yarayan. bel bel * Atmı meni.

* Bir ş gizli olan derin anlam. kı ya * Hak edilen ceza. * Söz sanatları inceleyen bilgi dalı nı . nı tiğ belâlı * Yorucu. ş a belâ aramak * kavga çı karmak için fı aramak. belâ *İ çinden çılması sakı durum. * Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak. nları * -den dolayı . kaçılan bir durumun gerçekleş i bildirilirken alay yollu söylenir. nı nt lı ı cı ğ ı bel soğ ukluğ uğ una ratmak * bir iş veya bir söze gereksiz yere karı onun akını e ş arak ş sektirmek. belâgat * İ konuş sözle inandı yeteneğ yi ma. -den sebebiyle. * Kavgacı irret. can sıcı kı. . eyde belâgatli * Belâgati olan. belâ kesilmek * birisine sıntı eziyet vermek. musallat olmak. üzücü.ş * Yolsuz kadı n zorba dostu. retorik. * destek olmak. kı güç.bel soğ ukluğ u * Üreme organların akı ıve bulaş bir hastalı. yapmacı uzak. yorum gerektirmeyen. rsat belâ çı karmak * kavga çı karmak. ncalı * Büyük zarar ve sıntı yol açan olay veya kimse. ı bel vermek * (duvar gibi dik ş eyler) dı ya veya (tavan gibi yatay ş ş arı eyler) aş ı doğ kamburlaş ağ ya ru mak. rma i. belâsı belâsı bulmak nı * hak ettiğcezayı i görmek. belâya çatmak (girmek veya uğ ramak) * beklenmedik bir belâ ile karş mak. düzgün anlatma sanatı ktan . hiçbir yanlıve eksik anlayı yer bı ş ş a rakmayan. belâhat * Alı k. kı ve belâ okumak * birine beddua etmek. belâgatsiz * Belâgati olmayan. ı laş belâya uğ ramak . * (istenmedik bir davranı zorlayan) Etki. klı belâlar mübareğ i * istenilmeyen.

* Bir tür pamuklu. leri . * Bu teş n bulunduğ bina. kanı belediye sarayı * Belediyeye ait bütün iş yapı ğve büroları bir arada bulunduğ büyük yapı lerin ldı ı n u . bucak gibi yerleş merkezlerinde temizlik. üyeleri halk tarafı seçilen. özel kanunlarla belediye meclisince verilen görevleri. im nlatma. belediye baş . çevre. belediye suçları * Belediye buyrukları ve yasakları aykıdavranı na na rı ş lar. belediye çavuş u * Zabı iş ta lerinde üst görevli. ndan belde *Ş ehir. aydı l. belediye meclisi * Belediye tüzel kiş ine tanı yetkileri kendinde toplayan organ. yer. kilâtı u belediye baş kanı * Belediye teş nı kilâtı yöneten kimse. ı laş belâyı n almak satı * göz göre göre belâyı üstüne çekmek. belediye encümeni * Belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren. * Mekân. belediyeci * Belediye iş görevlisi. belediye * İ ilçe. belediye meclisi toplu bulunmadı zaman. yı belediye polisi * Zabı görevlisi. iliğ nan belediye nikâhı * Medenî kanuna göre kılan resmî nikâh. tetkik eden ve karara bağ ğ ı layan organ. belediye encümeni ve belediye memurları oluş kuruluş ndan an . beledî *Ş ehirle ilgili. tüzel kiş i olan teş ndan iliğ kilât. beldeitayyibe * Medine ş ehri.* çok kötü bir durumla karş mak. belediye im yla kanı meclisi. * Yerleş ik. belediye teş kilâtı * Nüfusu iki binden fazla olan yerleş yerlerinde hükûmet kararı kurulan. su ve esnafı denetimi gibi kamu n hizmetlerine bakan. ki arası Belçikalı * Belçika halkı olan (kimse). ta belediye reisi * Belediye baş . belce * İ kaş . kalıkumaş n .

dik dağ yolu. llı i. * Tepe. belediyelik olmak * belediye ile ilgili bir iş i olmak. * Bulanmak. bayı r. çok beleş * Karş ksı emeksiz. belediyelik * Belediyeyle ilgili. * Belertmek iş i. ı z. parasıelde edilen. belenme * Belenmek iş i. bedavacı z . tı belemir * Orta Anadolu'da tarlalarda yetiş çiçekleri mavimsi renkte bir yık bir bitki. kantaron (Cephalaria syriaca). iğ beleme * Belemek iş i. çi . belertmek * Gözlerini. belerme * Belermek iş i. belermek belertme * (göz için) Akı belirecek biçimde açı iyice lmak. * Bulamak. belen * Bel. bulaş mak. peygamber çiçeğ mavi en. eyde beleş çi beleş çilik * Parasıgeçinmeyi seven. * Dağ üzerindeki yüksek geçit. belenmek * Kundaklanmak. akı görünecek biçimde açmak.belediyecilik * Belediye iş leri. belemek * (çocuğ Kundaklamak. * Beşe konulan yatak. u) * Beşe yatıp bağ iğ rı lamak. bulaşrmak. lı z beleş (veya bahş) atıdiş (veya yaş bakı iş n ine ı na) lmaz * bedava gelen ş kusur aranmaz. çocuk bezi. lüpçü. * Beleş olma durumu. belek * Kundak. yüksek yer. örtülmek.

ki l üst nı ğ ı nı * Belge ve yazı n saklandı yer. para vermeden elde etmek. i. ş an * Belgesel niteliğ indeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen (kimse). tevsik etmek. i ey). belgelemek * Bir olgunun doğ olduğ belge ile göstermek. * Belge niteliğbulunan (ş dokümanter. lı belge almak * (iki yı l aynını üst üste kalan öğ sıfta renci) okuldan uzaklaşrı tılmak. * İ yı üste sıfta kaldı için okula devam etme hakkı yitirerek belge alan. faks. belirli bir amacı tan film. * Bir gerçeğ tanı k eden yazı e klı . beleş ten beletme * Beletmek iş i. film çeken veya bunun üzerinde çalı (kimse). belgeleme * Belgelemek iştevsik. kendi tabiî çevresi ve akı içinde veya gerçeğ en yakı biçimde nan ş ı e n hazı rlanmıyapay bir yerde iş ş leyen.beleş konmak e * emek. yöneten sinemacı . karş ksı ı z. belgelendirmek * Belge göstererek belirtmek. vesika. yansı belgeselci * Belgesel. belgelenme * Belgelenmek iş i. beletmek belge * Kundaklatmak. belgelik belgesel belgesel film * Hayattan alı herhangi bir olguyu. belgelendirme * Belgelendirmek iş i. raf. tası nda layan araç. okuldan çı lmak. belgegeçer * Yazı bilgi ve belgelerin telefon sistemi vası yla bir yerden bir yere iletilmesini anı sağ lı . ine * İ yı üste aynı nı kalan öğ ki l üst sıfta renci okuldan çı lmak. film vb. * Emek vermeden. doküman. karı belgeci * Belgesel filmler yapan. fotoğ resim. belgelenmek * Belgelemek iş konu olmak. . ortaya çı ru unu karmak. karı belgeli * Belgesi olan. * Belge niteliğtaş film veya televizyon programı i ı yan . arş ları ğ ı iv.

beli * Senet. belik . * Belgin olma durumu. belgili * Belgiye dayanan. belâgatli. beli açı lmak * küçük aptesini tutamaz olmak. belirsizlik zamiri. niş eyi ran iar. an. belirsizlik sı . belgin belginlik belgisiz * Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. beli bükülmek * yaşlıyüzünden güçsüz kalmak. ş iar. sarahat. * Belirli olmayan. belgisizlik * Belgisiz olma durumu. ünüş inanı ayıcı ve ş taki rı özellik. beli gelmek * cinsel birleş sı nda salgı almak. beli çökmek * kamburlaş mak. ru ka * Evet. * Duyuşdüş . aret belgisiz sı fat * Bkz. gayrimuayyen. iş edilemeyen. . sarih. hüccet.belgeselcilik * Belgeselcinin yaptı iş ğ . belgilemek * Belgi ile göstermek. belgit burhan. me rası boş beliğ * Belâgati olan. fatı belgisiz zamir * Bkz. bir iş lı k yapamayacak duruma düş mek. ş alâmet. belirli olan. ı belgi * Bir ş benzerlerinden ayı özellik. belgileme * Belgilemek iş i. beli bükük * Beli bükülmüşgüçsüz. * Bir önermeyi tanı tlamak için gösterilen ve daha önce doğ diye kabul edilen baş önerme. zavallı .

tayin etmek. belini kı rmak * birini bir ş yapamaz duruma getirmek. kapsam bakı ndan daraltmak. sın nı nı i. sarih. nı * Bir kavramı rı bir öge ekleyerek sırlamak. i. belinleme * Belinlemek iş i. belinlemek * Birden uyanarak çevresine korku ile ş kış kı bakmak. belik belik * Örgü örgü. belinden gelmek * birinin dölü olmak. özünü oluş turan ögeleri açı klayarak tanı mlamak. n nı inin. içeriğ yapınıveya sırların tam olarak belirlenmesi iş gerektirim. belini doğ rultmak (veya doğ rultamamak) * yeniden durumunu düzeltmek. belirginleş tirme * Belirgin duruma getirme. besbelli. belikleme * Beliklemek iş i. sırlamak. * Bir kavramı anlamın. belirginleş mek * Belirgin duruma gelmek. determinasyon. genellemek karş . . açı bariz. * Yeni bir kavramı .yaslanmak. belirginleş tirmek * Belirgin duruma getirmek. . k. belirli kı lmak. irkilmek.* Saç örgüsü. ayı cı nı mı ı tı belirlenim * Belirli duruma gelme iş i. belirlemek * Belirli duruma getirmek. eyi belini vermek * dayamak. belirginleş me * Belirgin duruma gelme. örgü hâlinde. aş n aş n belirgin * Belirmiş durumda olan. belirginlik * Belirgin olma durumu. belirleme * Belirlemek iştayin. belini bükmek * çaresizlik içinde bı rakmak. beliklemek * Saçları örmek.

ağ ş . belirleş me * Belirleş işveya durumu. yice ı lı * Belirli olmayan. belirli geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunan zamandan önce olup bittiğ kesinlikle bildiren kip. li belirlilik * Belirli olma durumu. determinizm. n ka n nı unu reti. belirli nesne * Belirtme durumu ekini almı geçiş fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu. gülmüş lamıgibi.Aldı . görülmeyen geçmiş . müphem. belirlenmezci * Belirlenmezcilik yanlı olan (kimse). kesin bir biçim almak. görülen geçmişBu zaman Türkçede -dı / -tı ekiyle karş r. indeterminist.belirlenimci * Belirlenimcilik yanlı olan (kimse). gayrimuayyen. determinist. * Niteliğhakkı tam bir bilgi edinilemeyen. ş . n iradesinin nedensellik yasası bağ olmadını na lı ğ savunan görüş ı . belirlenme * Belirlenmek iş i. * (önce belli veya görünür olmayan bir ş için) Ortaya çı ey kmak. meçhul. az çok belli olan. -miş geçmiş 'li . tebellür etmek. muayyen. . bir sebebe bağ na lı lanmayan olay ve durumlarıda bulunduğ öne n unu süren görüş . belirli belirsiz * Yarı belirgin durumda. tezahür etmek. mek i belirleş mek * Belirgin duruma girmek. (-di) (-ti) ı lanı . belirli * Açıve kesin olarak sırlanmıveya kararlaşrı ş k nı ş tılmıolan. tebarüz etmek. * Bir düş veya durum için. * İ iradesinin hiçbir ş bağ olmadını nsan arta lı ğ . ini . indeterminizm. ünce * İ görünür ve anlaşr bir durum almak. biçti. -di'li geçmiş i n. sı belirlenmezcilik * Nedensellik yasası bağ olmayan. i. i nda * Bilinmeyen. ini kası olarak bildiren kip. indeterminizm. Türkçede bu zaman -mı/ -miş ş ekiyle kurulur: Gelmiş . uçtu vb. sı belirlenimcilik * Her olayıbaş olaylarıgerekli ve kaçılmaz bir sonucu olduğ ileri süren öğ gerekircilik. belirlenmek * Belirli duruma getirilmek. belirme belirmek * Belirmek iş tebellür etme. gerekirci. içinde bulunduğ ş ı u artlarla belirlenmediğ insanıözgür ini. belirsiz belirsiz geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğ baş ndan duyarak veya belirsiz i n.

* Gösterge. ane. belirtilmek * Belirtmek iş konu olmak. u. * Belirtilmemiş olan. * Açı belli. kabataslak tutan zamir: bazı. n belirtisiz tamlama * Tamlayanı n durumda olan. . belirtili nesne * Belirtme durumundaki nesne. belirsizlik sı fatı *İ simleri yaklaş kabataslak belirten sı bazı ı k. belirtili * Belirtisi olan. belirsizlik zamiri *İ smin yerini belirsiz. sarih. fat: . belirten belirti belirtik belirtilen * Tamlanan. belirtken * Bir özlü sözle birlikte kullanı iş lan aret. bildirme. müphemiyet. birçoğ azıherkes. niş niş lması m ey. birtakı filan vb. an'ı in belirtilme * Belirtilmek iş i. birkaç. belirtme durumu belirtme . tasrih. * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş amblem. * Belirli kı görüş lma. birkaçı sı . biri vb. Tuz Gölü gibi. her. belirteç * Zarf. n k ya. k. m. ine belirtisiz * Belirtisi olmayan. * Belirtilmiş olan. tamlananı yalı genellikle üçüncü kişiyelik eki alan ve çoğ kez tür kavramı i u veren isim tamlaması : Ankara kedisi. çiçeğ kokusu gibi. belirtili tamlama * Tamlayanı (-nin) takı. an. sarih meful. tamlananı -in sı üçüncü kişiyelik eki alan ve belirli bir kavram taş tamlama: i ı yan Doğ n kalemi. eyin. belirtisiz nesne * Yalı durumdaki nesne. belirli kı lı nan. * Bir olayı veya durumun anlaş n ı na yardı eden ş alâmet. * Tamlayan.belirsizlik * Belirsiz olma durumu.

lmak ğ ı bellek kaybı * Bellek yitimi. akı l. nı belitlenebilirlik * Belitlenebilen kuram..* Yüklemi geçişbir fiil olan cümlede fiilin doğ li rudan etkilediğ-i (-ı -ü) ekini almıisim. Birinci dönem. imci belitlemek * Belgeye dayanarak ortaya koymak.. beliye belki * Muhtemel olarak. za. sayı belirsizlik bakı ndan belirten sı Bu kapı veya mları fat: . arcı * Bir bilgisayarda. ya. bellek * Yaş ananları renilen konuları . i hâli. * Belitlemek iş i. ya . yükleme i . yanlıda olabilen. Kaç öğ renci? Hangi ev? Üç çocuk gibi. akuzatif. * Belitleme kuramı ortaya koymak. lı . . belit * Kendiliğ inden apaçıve bundan dolayı k öteki önermelerin ön dayanağsayı temel önerme. tebarüz ettirmek. Yazı okudum. olabilir ki. belli ve kesin olmayan. ru i ş lı . * Felâket. bunları geçmiş iliş n le kisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü. * Tümden geliş bir bilime esas olacak belit sistemi. belirtmek * Açı klamak. soru. olası ihtimalî. -u. yapı iş gerekli olan ara sonuçları lacak için toplayan bölüm. parçalarıher birinden büyüktür" sözü bir belittir. yı belirtme grubu * Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi: Kalıbir kitabısüslü cilt kapağbir belirtme grubudur. bellek karıklı ş ğ ı ı * Kelimelerin doğ anlamı hatı ru nı rlayamamak veya ilk olarak görülen bir ş önce gördüğ sanma eyi ünü duygusuna kapı biçiminde beliren bir ruh hastalı. belleğ yitirmek ini * bellek kaybı uğ na ramak. programı iş değ meyen verileri. u belkili * Olası muhtemel. keder. n n ı belirtme sı fatı * Bir ismi gösterme. ş durumu. * Olsa olsa. öğ . Evi gördüm. * Doğ olabileceğgibi. ihtimal. n belitken belitleme * Belitler sistemi. belladonna * Güzelavrat otu. mütearife. tasa. belki de * ş da olabilir. hafı dağ k. ı lan aksiyom: "Tüm.

tı belletme * Belletmek iş i. bellemek * Bel denilen araçla toprağiş ılemek. bellem belleme belleme bellemek * Öğ renip akı tutmak. belletmen * Orta öğ retimde etütleri denetleyen kimse.bellek yitimi * Büyük sarsı veya humma yüzünden belleğ bozulması kaybolması ntı in veya biçiminde beliren ruh hastalı. ortada olan. zahir. müzakereci. * Belirli. * Gizli olmayan. yarı belli. çok az belli olan. belli baş lı * Belirli. ğ ı * Bellemek yetisi. * At ve benzeri hayvanlarısı na vurulan keçe. belletmek * Bellemesini sağ lamak. * Bellemek iş i. meş veya kalıkumaş n rtı in n parçası k. hissettirmek. bellenmek * Bellenmek (I) iş konu olmak. belli olmak . ı lı * sezdirmek. belletici. öğ retmek. bellenmek * Bellenmek (II) iş konu olmak. anlaş bedihî. öğ ine renilmek. ine belleten belletici * Çalı rı. haş . belli * Bilinmedik bir yanı olmayan. muayyen. ğ ı * Belleğ kı bir süre durup iş in sa lememesi. öğ ş cı retici. malûm. muayyen. duyulabilen. lda * Sanmak. aş ı lan. yarı bellisiz. * Bilim kurumların çalı nı ş maları ilgili yazı haberlerin yayı ile ve mlandı dergi. yapı a. iyice görünür anlaşr duruma getirmek. belli belirsiz * Zorlukla seçilebilen. belli * Beli olan. ikâr. * Önemli. belli etmek * açı klamak.

ben ş mı ahı (veya ş eyhimi) bu kadar severim * ben bundan daha çok özveride bulunamam. apak. nlaşrı ş ben * Çoğ doğ tan. kendi çı karları herkesinkinden üstün tutan. benbencilik * Benbenci olma durumu. megaloman. iyi * Kiş öbür varlı iyi klardan ayı bilinç. ben hancı yolcu oldukça . ş bellilik bellisiz belsem * Belli olma durumu. bencil * Yalnıkendini düş z ünen. muayyeniyet. apaçı rı rı k. balsam. kibirli. ego. hodpesent. düş ündüğ gibi. * Belli olmayan. bence benci * Kendini beğ enen. ben ben bu iş yokum te * ben bu iş karı e ş mam.* anlaş ı lmak. bemol * Bir sesin yarı ton kalı tılacağ gösteren nota iş m nlaşrı ı nı areti. hodbin. * En çok üzümde görülen olgunlaş belirtisi. nı * Bencillik öğ retisine inanan. sakalda beliren beyazlı k. bembeyaz * Çok beyaz veya her yanı beyaz. ben * Olta veya tuzağ konulan yem. gururlu. benbenci * Kendini çok öven. hep kendinden söz eden. sen * özel iliş kilerimiz sürüp gittikçe (senin bana iş düş in er). * Pıl pıl. bellik * İaret. a * Kuş yavrusuna taş ğyem. * Bana göre. tende bulunan ufak. ran * Bir kimsenin kiş ini oluş iliğ turan temel öge. marka. egoist. bedahet. kendini her konuda üstün gören. * Bkz. hodkâm. * Böylece kalı tılmı(ses). açı klanmak. un ı ı dı * Tekil birinci kiş gösteren zamir. bilinemeyen. koyu renkli leke veya kabartı u uş . üm bencil olmak . ma * Saçta.

benden de al o kadar * Bkz. * Menekş e. benden günah gitti * Bkz. bendehane * Bendenin. * Kendi benini ve çı nı karı hayatımutlak ilkesi yapan anlayı n ş . rken lan bendezade * Bendenin oğ lu. . hodpesentlik. egoizm. köleye ait. bencilik * Benci olma durumu.* bencilce davranı bulunmak. bencilleş mek * Bencil duruma gelmek. bendegî * Kulluk. benden söylemesi * ben üzerime borç saydım ş söyledim. lın ğ zca koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğ ileri süren öğ unu reti. * İ n bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş nsanı olduğ buna göre ahlâklı ı da yalnı kendini unu. * Köle ile ilgili. ş ı bencileyin * Benim gibi. hodbinlik. egoistlik. bendegân * Kullar. bende * Kul. kölelik. ş ta bencilce * Bencile yakır biçimde. kendimi suçlu saymam. al benden de o kadar. bencilleş me * Bencilleş iş mek i. kölenin evi. bendeniz cennet kuş u * kendini tanı tı kullanı bir deyim. bendir benefş e * Alaturka çalgı aleti. ğ eyi ı bendeniz * alçak gönüllülükle ben yerine ve "köleniz'" anlamı kullanı nda lı r. bencillik etmek * bencil davranmak. bencillik * Bencil olma durumu. egoizm. köleler. benden söylemesi. köle.

ebedîlik. ölümsüz. ebedîleş mek. beneklenmek * Benek oluş mak. ama kimseye kötülüğ dokunmayan kiş uğ mamalır. ğ ı bengi bengi * Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunları biri. muş beneklenme * Beneklenmek iş i. ölümsüzleş tirmek. parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluş bölüm. hep kalacak olan. ebedîleş tirmek. bengilemek * Bengi kı lmak. fekül. ey * Güneş lekeleri yöresinde görülen. ulları benibeş er *İ nsan. nokta. inin ini ü. benekli * Ufak lekeleri bulunan. bengileş me * Bengileş iş mek i. abı çene ine lan hayat. u ü iyle raş dı beniâdem * Âdemoğ . bengilik * Zamanla ilgisi. mek i benekleş mek * Benek benek durum almak. puan. baş cı sonu olmayan varlı langı ve k. beniçinci * Kiş benliğ merkez sayma görüş benmerkezci. insanlar. bengileş mek * Sonsuz yaş niteliğkazanmak. beni sokmayan yı bin (yıyaş n lan l) ası * zararlı olduğ bilinen. * Sonu olmayan. bengileme * Bengilemek iş i. * Ölmezlik.benek * Herhangi bir ş üzerindeki ufak leke. ndan bengi su * İ sonsuz hayat verdiğ inanı ve efsanelerde geçen su. benekleş me * Benekleş işveya durumu. sonsuz yaş niteliğkazandı ama i rmak. küçük boyda bir cins köpek balı (Scylliorhinus canicula). * Sonsuz ve ölçülmez zaman. benekli köpek balı ğ ı * Kara benekli. beniçincilik . ebedî. ölümsüzleş ama i mek.

* Bkz. benimsemek * Bir ş kendine mal etmek. kma. güçlü olduğ inanan. tesahup etmek. senli benli. döner döner yine okur lum * "çok çalı na karşk verimli ve yararlı ş ması ı lı olmuyor" anlamı kı nda nama veya eleş belirtmek için tiri kullanı lı r. benimsetmek * Birinin benimsemesini sağ lamak. benizli * Benzi bulunan. kabullenmek. benli benli * Teninde ben bulunan. sı benimsenme * Benimsenmek iş i.* Dünyada kiş benliğ merkez sayan felsefe görüş benmerkezcilik. benildemek * Belinlemek. * Bir ş birine bağ eye. benimseme * Benimsemek iş sahip çı tesahup. benlenme * Benlenmek iş i. egosantrizm. sahip çı eyi kmak. benildeme * Benildemek iş i. ınmak. benliğ inden çı kmak . benimseyiş * Benimsemek işveya durumu. inin ini ü. ine benimsetme * Benimsetmek iş i. lanmak. beniz geçmek * benzi solmak. benimsenmek * Benimsenmek iş konu olmak. i beniz * Yüz rengi. benliğyoğ i urmak * kiş i oluş iliğ turmak. benim diyen * kendine güvenen. benlenmek * Ben oluş mak. benze sahip olan. una benim oğ bina okur. i.

kâğ tları ları . ş ması benlik davası * Her ş kendi düş eyi üncesine uydurmak ve her ş söz sahibi olmak çabası eyde . sı * Bağ lam. * Kendi kiş ine önem verme. benzemeklik * Benzer olma durumu. * Suyu biriktirmek için önüne yapı set.* kendine benzemez olmak. kibir. sı benmerkezci * Beniçinci. benlik ikileş mesi * Öznenin kiş ini iki veya daha çok bilinç merkezine bölen ve tek kiş çeş kiş iliğ ide itli ilikler durumunda beliren bir ruh hastalı. benzeme * Benzemek iş i. büğ lan et. tutulmak. hep kendinden söz etme durumu. sı benlikçilik * Her konuda hep kendini ileri sürme. hep kendinden söz eden (kimse). ş n ları inin i. bent etmek * kendine bağ lamak. benzemek * İ kişveya nesne arası birbirini andı ki i nda racak kadar ortak nitelikler bulunmak. benlik * Bir kimsenin öz varlı. ş ğ iliğ ı ey. benmari * Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ıtmak veya eritmek yöntemi. bütün davranı nı ilkesi yapan kiş niteliğ egotizm. andı rmak. t. iliğ iliğ benlik çatı ş ması * Benliğ ön plâna çı in kması baş ile gösteren çatı . * Kanun maddesi. kiş i. benmerkezcilik * Beniçincilik. * Gazete yazı. gurur. * Sanını sı uyandı rmak. kitaplarda kendi içinde bütünlük oluş turan bölüm. bent * Bağrabı . * Benlikçilik yanlı olan (kimse). benzemez *İ skambil veya okey oyununda farklı ı n veya taş n bir araya gelmesi. ahsiyet. bent olmak * bağ lanmak. gibi görünmek. kiş ini üstün görme. ilik ğ ı benlikçi * Her konuda hep kendini ileri süren. * Kendi benliğ geliş inin imini. onu kendisi yapan ş kendilik. ğ ı benlik yitimi * Kiş duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastalı.

disimilâsyon: Kı nnap > kı attar > aktar. * Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde ası l oyuncunun yerine çı yapı yüz bakı ndan bu oyuncuyu kan. * Bir kelimede bir sesin baş bir sesi kendisine benzetme etkisi: yurt-daş yurttaş anba > çarş ka > . odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -çü. . abih. benzeti * Benzetme. aslı kopya edilmişteş ndan . benzersizlik * Benzersiz olma durumu. * Benzerlik gösteren. benzeş * Birbirine benzeyen. * İ üçgende köş ki elerinin eş lenmesine göre karş klı larıeş karşklı ı açı n ve lı ı kenarlarıorantından doğ lı n sı an benzersiz * Benzeri olmayan. rnap. ran benzer ş ekiller * Kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte karşklı ları it olan ş nı arası iş ı açı eş lı ekiller. benzeş me * Benzeş iş mek i. dublör. benzeş lik * Benzeş olma durumu. * Bkz.benzen benzer * Maden kömürü katranı çı lan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı ndan karı . müş olmak. müş nazir. çarş amba. benzeş im. benzer. bih. müş abehet. eş siz. benzeş en * Ünlü veya ünsüz benzeş melerinde etki altı kalan ünsüz veya ünlü: Sütçü (süt-çü). me i benzeş im * Bazı ortak yönleri olan iki ş arası ey ndaki benzeş me. benzeş ik * Benzeş özelliğgösteren. -ten. ey). ekmekten (ekmeknda ten). -dan eklerindeki ünsüz veya ünlüler gibi. * Benzer olma durumu. araları benzerlik bulunan. benzeş oranı im *İ ş ki eklin kenarların arası nı ndaki oran. benzeş mek * Birbirine benzemek. görünüş yapı mı bir baş na benzeyen veya ona eş ve bakı ndan kası olan (ş müş mümasil. o + bir < öbür gibi. karş klı ların eş bulunması nı arası iş ı açı nı it lı durumu. * Nitelik. *İ ş ki eklin kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte. kehribar > kehlibar gibi. ve mı andı kimse. nda abih. benzeri benzerlik durum. abih benzeş mezlik * Bir kelimede bulunan aynı benzeri seslerden birinin değikliğ uğ veya iş e raması .

benzi sararmak * yüzünün rengi solmak. benzin * Petrolün damılması elde edilen. uçucu. benzi atmak (veya uçmak) * ansın yüzünün rengi sararmak. * Bir ş baş ş benzeyen yönler bulmak. arak. özgül ağ ğyaklaş 0. yolculara dinlenme ve alıveriş ş imkânı veren tesis. sahteci. benzetmek gibi olması n * kötü bir sona uğ ş ramıbirinden veya bir ş eyden söz ederken. orijinaline bakarak yapan ve benzeti olduğ belirten ressam. . * Dövmek. benzin pompası * Benzinlikte araç depoları benzin koyma ve verilen benzin tutarı gösterme aracı na nı . benzinlik.65 olan. unu benzetici * Benzeterek yapan. bih. ğ leri ı benzetilme * Benzetilmek iş i. benzetmek * Benzer duruma getirmek. bozmak. vı * Benzen. benzetilmek * Benzetmek iş konu olmak.benzeti ressamı * Büyük sanatçı n yaptı nı ları kları. o niteliğeksiksiz taş bir ş örnek olarak gösterme iş teş eyin ini i ı yan eyi i. zı benzi kül gibi olmak * yüzünden kan çekilmek. benzi uçmak * yüzü sararmak. * Bir ş neteliğ anlatmak için. renksiz. eyde ka eye * Kötü bir duruma getirmek. ona benzetilen kimse veya ş için kötü bir ey duygu beslenilmediğ anlatı ini r. benzetme * Benzetmek iş i. eyin ka eye benzeyiş sizlik * Benzeş memek durumu. kopyacı . yağ ihtiyaçları karş n gibi nı ı layan. kendine özgü kokusu tı ile ı ı rlı ı k bulunan bir sı. solmak. yüzü sararmak. benzin istasyonu * Araçlarıbenzin. ine benzetiş * Bir ş baş bir ş benzetmek iş eyi ka eye i veya biçimi. benzeyiş * Bir ş baş bir ş benzemesi durumu. benzetici ressam * Büyük sanatçı n üslûbunda çalı ları ş yaptı iş orijinal eser diye satan sahteci ressam.

baş baş a gelmek. beraberinde * yanı nda. i beraatı zimmet ası r kdı * tersi ispatlanmadı insanları suçsuz sayı kça n lmaları ilkesini anlatı r.). * Aynı düzeyde. ş an beraat etmek * aklanmak. benzinli benzinlik * Benzin satı yer. beraatı zimmet * Borcu. berabere bitmek * (oyun. beraber * Birlikte. beraber olarak. * Baş a kalma durumu. yla berabere kalmak * (oyun. * Bir nesneyi benzine bulamak. lan benzol beraat * Benzin ve tolüen karımı akaryakı ş bir ı t. borçsuzluk. * -e rağ men. i benzinlemek * Benzin dökerek yakmak. zlı benzine kan gelmek (veya benzi kanlanmak) * sağklı lı duruma gelmek. beraberce * Birlikte. vereceğolmama durumu. benzinde kan kalmamak * kansı k sebebiyle yüzü sararmak. * Benzinle çalı (motor. bir arada. beraberlik * Birlikte olma durumu. * Aklanma. makine vb. lan benzincilik * Benzincinin işveya mesleğ i i. yarı takı n aynı yı ş ma) mları sayı alması sonuçlanmak.benzinci * Benzin satı yer veya benzin satan kimse. canlanmak. baş baş a kalmak. benzinleme * Benzinlemek işveya durumu. -e karş ı n. baş beraberlik müziğ i . benzin istasyonu. yarı için) takı aynı yı ş ma mlar sayı almak veya denk gelmek. temize çı kmak.

gecesine rastlayan kandil in lıyla ğ i aban nı gecesi. tan. ı berceste * Sağ ve lâtif. aylıbağ k lanan. . Akdeniz'de yaş çok ayan. lam * Seçilmişseçme. mı berber çı ı rağ * Berber ustasın yanı yetiş nı nda tirilmek üzere çalı çocuk. * bozulmak. berbat etmek (veya eylemek) * kötü duruma getirmek. patent. Berberî berberlik * Berberin yaptı iş ğ . kirlenmek. eti yenilen bir balı(Serranus k anthias). Berat Gecesi * Hz. lan lı özel berber salonu * Büyük berber dükkânı . * Darmadağ bakı z. msı an. in ldı ı berber balı ğ ı * Hanigillerden. berber koltuğ u * Berberler için yapı hareketli. berbat * Kötü. Berat Kandili * Bkz. koro veya oda müziğ olduğ gibi birçok sesin oluş inde u turduğ müzik. periş viran. * Sanat değ yüksek anlamlar taş dize. berber * Saç ve sakalıkesilmesi. ndan n . berbat olmak * kötü duruma gelmek. u berat * Bir buluş bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge. berber bataryası * Berber dükkânları lâvaboya su akması sağ nda nı layan deve boynu biçimindeki musluk takı . * Bozuk. eri ı yan * Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. Muhammed'e peygamberliğ Cebrail aracı ı bildirildiğş ayın 15. * Çirkin. niş veya ayrı k verilen kimseler için an calı çı lan padiş buyruğ karı ah u. oynar başklı koltuk. beğ enilmeyen. san.* Orkestra. ş an berber dükkânı * Berber. Berat Gecesi. kuyruğ unun çatalı uzun olan. ı n. taranması yapı n ve lması iyle uğ an veya bunu meslek edinen kimse. * bozmak. iş raş * Bu iş yapı ğdükkân. * Osmanlımparatorluğ İ unda bir göreve atanan.

bakı z. Tanrı ş ki. bereketlilik * Bereketli olma durumu. . bereketsizlik * Bereketsiz olma durumu. iyi bir rastlantı yi olarak. teselli bulması . ongunluk. i bereketlenmek * Çoğ almak. yassı sipersiz başk. i berelenmek * Bereli duruma gelmek. bereketli * Bol. bereketsiz * Kendinden beklenen yararlı sağ ğ layamayan (ş ı ey). eyde bere * Yuvarlak. artmak. bereketli ola! (veya olsun!) * yemek yemekte olanlara veya ürünlerini devş irenlere söylenen iyi dilek sözü. bereket ki (veya bereket versin ki) * iyi ki. sürüp giden. an * Herhangi bir ş görülen çizik. feyz. ı boş * Pis. * Yağ mur. verimli. bereleme * Berelemek iş i. i * bir kimsenin bir durumdan hoş nutluğ anlatması unu . serseri. berduş * Baş . gürlük. bereketlenme * Bereketlenmek işveya durumu. berelenme * Berelenmek işveya durumu.berdelacuz * Halk tahminine göre. 9-18 Mart arası görülen kocakarı uğ nda soğ u. neyse ki. berelemek * Bereli duruma getirmek. 'ya ükür bereket versin * para alan kimsenin söylediğiyi dilek sözü. feyezan. berdevam * Sürmekte olan. * İ ki. ve lı bereket * Bolluk. bozuk. msı bere * Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluş çürük. ezik.

canlı ayan.bereli bereli * Beresi olan. ı . msı bergamot * Turunçgillerden bir ağ (Citrus bergamia). berhava olmak * patlama yolu ile havaya uçmak. * Yararsı boş z. beriki * Beride olan. oldukça. * bitirmek. ey beril . yaş * Mutlu. az çok. öyle bergamodî * Sarı pembe renginde olan. aç * Bu ağ n. harap. beriberi * Genellikle Uzak Doğ ülkelerinde B vitamini eksikliğ u inden ileri gelen bir hastalı k. . * Bu uzaklı bulunan. kabukları reçel yapı ve esans çı lan meyvesi. berhava etmek * havaya uçurmak. ş sı berhane gibi * gereğ inden çok büyük (ev). beri * Konuş n önündeki iki uzaklı kendisine daha yakıolanı anı ktan n . * Beride olan ş veya kimse. . acı ndan lan karı bergüzar berhane * Anmak için verilen hatı armağ yadigâr. berhudar ol! * "iyi günler göresin" anlamı dilek olarak kullanı nda lı r. * Beresi olan. kta * Çı durumundaki kelimelerden sonra getirilerek bir iş baş cı gösterir. kma in langını beribenzer * Sı radan bayağ alelâde. yok etmek. ra. berhava * Havaya verilmişuçurulmuş . . berenarı * Ş böyle. an. * boşgitmek. * Büyük. a berhayat berhudar * Hayatta olan. biraz. kullanı z ev.

saydam. berkinme * Berkinmek işveya durumu. mak i berraklaş mak * Berrak duruma gelmek. lamlı * Sertlik. durulaş mak.84. atom ağ ğ9. berkitme * Sağ lamlaşrma. berkimek * Sağ lamlaş mak. ortalama 30-40 cm boyunda. zümrüt gibi bazı larıbirleş u ı ı rlı taş n iminde bulunan. * Dizlere kadar inen dar ve kı pantolon. pekiş mek. tı berkitmek * Sağ lamlaşrmak. güç kazanmak. tahkim. 97. pek iyi. her zaman olduğ gibi. havanıetkisine karşince bir oksit tabakası kaplı n ı yla element. takviye etmek. temiz. çoğ yeş renkli berilyum ve aliminyum silikat. takviye. * Pekiş tirilmek. k bermuda bermutat * Alılagelen biçimde. ada gen u il berilyum * Atom numarası yoğ 4. katı lı k. i berkinmek * Berkimek. sı açıkahverengi. berkemal berkime * Mükemmel. ş ı u berrak * Duru. katı . . amerikyum veya küryumdan elde edilen yapay element.013 olan. unluğ 1. * Berkimek iş i. açı nlı k. sa berraklaş ma * Berraklaş işveya durumu. berlam * İ pullu. berjer * Arkası kabarıve yüksek oturacak yeri geniş k koltuk. Kı saltması Be. aydı k. berkelyum * Atom numarası atom ağ ğ294 olan. Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balıtürü (Merluccius merluccius). tahkim etmek. * Sağ lam. 29700C de eriyen.* Doğ altı billûrlar durumunda bulunan. ı ı rlı Kı saltması Bk. berk * Sert. tı berklik * Sağ k. yanları karnı nce rtı k ve beyaz.

karasal. k * Bir yana. ı ı ldına ı lı * Çok kötü. * Bertilmek işveya durumu. çürümek. eselemek beselemek. çürük. *İ ncinmiş . berri * Kara ile (toprakla) ilgili. * Berelenmek yaralanmak. duruluk. k. gidermek. anlaşyor ki. tı * Açı net ve kolay anlaş r duruma getirmek. bere. stak. ş dursun. bertaraf olmak * ortadan kalkmak. burkulmak. uzun uzadı açıolarak. bertik * Yara. k. bertafsil bertaraf * Açı klamalı . * Kı dar dil. * Anlaş ğ göre. besbelli * Açı apaçı çok belli. * Morarmak. bertilme besbedava * Pek ucuz. öyle bertaraf etmek * ortadan kaldı rmak. lı k. ı lı berraklı k * Berrak olma durumu. i bertilmek *İ ncinmek. ya. burkulmuş . bertmek berzah besalet * Bertilmek. bertme * Bertmek iş i. k.berraklaşrma tı * Berraklaşrmak iş tı i. yok edilmek. berraklaşrmak tı * Berrak duruma getirmek. * Yiğ yararlı itlik. durulaşrmak. besbeter beselemek * Bkz. . * Deride mor leke.

besi * Yaş atmak ve geliş tirmek için gereken besinleri yedirip içirmek iş i. besi hayvanı * Beslenmek amacı yavru iken alı veya besiye çekilen hayvan. besi dokulu * Besi dokusu olan. satan kimse. gı z. gı . * Bir ş istenilen durumda tutmak ve oturtmak için kullanı takoz gibi ş eyi lan eyler. * Besini olan. nda an * Sır. ı besihane besili besin * Besi yapı yer. azı gı li k. dalı * Besini olmayan. * Yaş amak. esermek besermek. besi örü * Tohum çimlenirken yeni çı bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayı ş kan lmıbulunan besleyici maddelerin bütünü. besi dokusuz * Besi dokusu olmayan. lan * Semiz. besinli besinsiz . varlını ğ sürdürmek için gerekli ş ı ey. beslenmeye elveriş her tür madde. besi doku * Tohumlarıiçinde embriyonu çevreleyen bölüm.beserek * Tüylü ve damı k erkek deve. besi suyu besici besicilik * Besicinin yaptı iş ğ . dası besinsizlik * Bitkilerin damarları dolaş besleyici su. besi dokusu * Besi doku. da. yeterli besin almayan. davar gibi hayvanları ğ ı besleyerek semirten. * Yenilebilir. yla nan besi merası * Besleme değ oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğ ilâve yemler de verilerek eri olan inde özellikle kesime gönderilecek hayvanlarıfazla canlı ık kazanmaları otlatı kları al veya sun'î verimli n ağ rlı için ldı doğ mera. semirtilmiş . n * Yumurta akı maddesi. zlı besermek * Bkz.

u. i beslenilmek * Beslenmek iş konu olmak. herhangi bir kuruluş veya iktidardaki güçlerin görüş un lerini savunan bası n. ş tı besle kargayı . ahretlik. * Semirtmek. m beslemelik * Besleme. doldurmak. çoğ altmak. nı pekiş tirmek. mı beslenme bozukluğ u * Bazı organ ve dokularda veya organizmanıbütününde ş veya çalı düzensizliğmeydana getiren. evlâtlı besleme. katı lmak. beslemek * Yiyecek ve içeceğ sağ ini lamak. n ekil ş ma i bir veya birkaç beslenme görevinin bozulması . beslenilme * Beslenilmek işveya durumu. * Hizmetçi.* Besinsiz olma durumu. oysun gözünü * nankörlük edenler için söylenir. mları sı besleme bası n * Çı uğ kar runa. desteklemek. besleme kı z * Besleme. * Beslemek iş i. * Bir duyguyu gönülde yaş atmak. tı * Herhangi bir kuruluş onun maddî yardı dolayıyla körü körüne destekleyen. beslenme çantası * Anaokulu ve ilköğ retim okulların öğ nı rencilerinin beslenme saatinde yiyeceklerini içinde bulunduran çanta. * Maddî yardı yapmak. * Eklenmek. çevresini veya altı desteklemek. * Besleme olarak. ine beslenme * Beslenmek iş i. * Evlâtlıolarak alı ev iş k nan. * Vücut için gerekli besin maddelerinin alı . beslenen beslengi * Sönümsüz. * Bir ş korumak veya sağ eyi lamca durması sağ nı lamak için. * Yedirmek. besiye çekmek * hayvanı semirtmek için çalı rmadan beslemek. beslek besleme * Besleme. k. * Yetiş tirmek. gı zlı dası k. . lerinde çalı rı kı ş lan z. hizmetçi. besleme gibi * giydiğ kendine yakı ramayan (kı ini ş tı z).

beste yapmak * bir müzik eseri yaratmak. besin değ yüksek. eri * Yüz ve boyunda güneş lekelerini azaltıölü hücreleri atan krem türü. inceleyen yetkili. besmele çekmek * bismillahirrahmanirrahim sözünü söylemek. besmelesiz * Çocuklar için "piç" anlamı kullanı bir sövgü. ine besletme * Besletmek işveya durumu. besili. beslenme odası * Anaokulu. nda lan * Besmele çekmeden. beste * Bir müzik eserini oluş turan ezgilerin bütünü. beslenme uzmanı * Beslenmenin genel özelliklerini kitle çapı ele alan. . besli besmele * "Acı ve esirgeyen Tanrı n adı anlamı gelen ve bir işbaş yan 'nı ile" na e larken söylenilen Arapça bismillahirrahmanirrahim sözünün kı saltması . raş beslenme eğ itimi * Besin maddelerinin özellikleri. beslemeye yarayan. * Besteci. kompozitör. itim nda beslenme saati * Anaokulu. ucuz ve dengeli beslenmenin lı yolları konuları leyen bilim dalı gibi iş . i besletmek * Beslemek iş baş na yaptı ini kası rmak. nda beslenmek * Kendini beslemek. yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar. insan vücudunun geliş mesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yeme zamanı itim nda . bestekâr.beslenme eğ itimcisi * Beslenme eğ itimi ile uğ an uzman. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yenilen yer. p * Bkz. mugaddi. besteci bestekâr * Beste yapan kimse. beste bağ lamak * bestelemek. iyi beslenmenin sağk yönünden önemi. besleyici * Besleyen. * Beslemek iş konu olmak.

birkaç. koklama. tat alma duyuları . bestelenme * Bestelemek iş i. bestelenmek * Bestelemek iş konu olmak. * Bkz. bestelenmiş . beş beter * Besbeter. k ı t . sıflı * Biraz. beş binlik * Beş liralıbütün kâğ para. atı zarlardan birinin beş lan . nı ve yı * Dörtten bir fazla. . bestesi yapı ine lmak. öbürünün dört benekli yüzünün üste gelmesi. beş kardeş *Ş amar. pencüdü. * Dörtten sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. pencüyek. * Beste olma durumu. beş altı beş ağbeş aş ı yukarı * Bkz. 5. bestenigâr * Klâsik Türk müziğ en eski birleş makamlardan biri. görme. V. * Oyunda. * Beş nı ilkokul. beş iki * Bkz. * Çoksatar. üç aş ı yukarı ağ beş . beş milyonluk * Beş milyon liralıbütün kâğ para. iş itme. bir parça. bin k ı t beş bir beş dört beş duyu * Dokunma. tokat. inde ik bestesiz bestseller beş * Bestesi olmayan. bestelemek * Beste yapmak. besteli bestelik * Bestesi olan.besteleme * Bestelemek iş i.

iş yaramaz. da. beş yüzlük * Beş liralıbütün kâğ para. lu * Bedensel. beş eriyet . beş erî *İ nsanoğ ile ilgili. kusurları ğ çı açı kmak. z. beşyı bık beş er beş er * İ muş ri mula. lı ı . beş para etmez * hiçbir değ yok. beş para almamak * hiç para almamak. beş coğ erî rafya *İ nsanlarıyerleş bulunduğ yöre ile ilgisini ve o yörenin veya yerin türlü olayları inceleyen coğ n ik u nı rafya kolu. pencüse. yi tu. aş ı bayağ ağ k. a beş parası z * parası yoksul. her birine beş defası beşbir arada. eri e beş paralı k * Değ ersiz. lu. yüz k ı t *İ çinde beş tane bulunan. bedenle ilgili. muş erim. k beş paralıolmak k * alçalmak. lı nan beş yüzlü * Beş yüzü olan cisim. beş parmak bir olmaz * ana ve babaları olduğ hâlde kardeş arası çeş farklı bulunur.beş on * Az sayı biraz. * Günün belirli beş vaktinde kı namaz. * Beş sın üleş sayını tirme biçimi. *İ nsanoğ insan. . her nda i beş ş ar er aş * insan her zaman yanı labilir. beş paralıetmek k * Bkz. müjde. on paralıetmek. * Beş on santim ölçülerinde biçilmiş ve kereste. bir u ler nda itli lı klar beş üç beş vakit * Bkz. yüz beş aret * İ haber.

beş ibirlik. n n beş kertiğ ik i * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanmıkimse. hümanist. beş n erinde olan altı n. beş ikçi beş iklik * Beş yapan veya satan kimse. beş ibiryerde * Bkz. * Beş kenarlı çokgen. mak. hümanizm. eyin up tiğ * Yüz üstü yatı geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karıüzerinde baş ayak yönünde ş ta. beş mezara kadar ikten * bütün hayatı boyunca. beş eriyetçilik * Beş eriyetçi olma işveya durumu. insancı sı l. tahta veya demirden yapı ş lmısallanıbir çeş r it küçük karyola. ölünceye kadar. sı dördüncüden sonra gelen. beş ik * Süt çocukları yatı nı rmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan. ş beş kertme ik * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanma. ik * Beş olmaya uygun. n ve sallanma. fonksiyonunu yapmak. düş için çalı örgüt. man ş an beş iz . k. ik beş ikörtüsü * İ yana akı sı çatı ki ntı olan . * Ambalâjlanacak malıbiçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaları tümü. beş inci * Beş sın sı sı . ulları beş eriyetçi * Beş eriyet yanlı(kimse). beşini sallamak iğ * çocukluğ undan veya çok eskiden tanı büyümesine hizmet etmek. i llı beş erli beş gen beş ibirlik * Kadı n süs için takı kları altılira değ nları ndı . beş etmek iklik * beş vazifesini. * Bir ş doğ geliş i yer.*İ nsanlı insanoğ . beş salı ik ncak * Bayram yerinde kurulan bir tür salı ncak. ik * Beş beş sı er er ralanmı ş . sayını ra fatı rada beş kol inci * Bir ülkede gizli olarak. insancık.

i kez * Bir ş sayını e çı eyin sı beş karmak. ınlı ldı ı . tuhaf. domino gibi oyunlarda üzerinde beş areti bulunan kâğ veya pul. gülümser. * Çı kçı krı tezgâhın kütüğ nı ü. ı lan reptans). beş li * Beş parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. er lı p beş me * Her çubuğ ayrı beş u ayrı renkte olan. yol kıları ve çayı yı nda rlarda yetiş sürgüne karşkullanı bir bitki. i bir tane beş simit gibi kurulmak lik * kendine değ vererek bir yere yayı oturmak. * Beş arada olan. için lan * Beş müzisyenin çaldı caz orkestrası ğ ı . * Tahmis. * Bkz. beti benzi uçmak. çirkin. beş parmak. beş lik * Beş para. * Halk edebiyatı üçlemeli bir bende. * Bet bereket kalmamak. muhammes. beş izli * Beş tanesi bir arada olan. yollu bir çeş kumaş it . beti bereketi kaçmak gibi deyimlerde bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamı ikileme oluş nda turur. beş alabilen. kentet. bet * Beti benzi atmak. güleç. konu ile ilgili aynı nda ölçüde bir çift dizenin bağ lanması oluş yla an manzume. muş * Beş veya beş ses müzik aracı yazı müzik eseri. beş kuruş veya beş değ lira erinde olan akçe. beş * Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş . taş . * Tabaklanmamıham deri. iş ı t * Divan edebiyatı beş nda dizeli bölümlerden oluş manzume. eyden beş tane bulunan.* Beş arada doğ (kardeş i bir an ler). beş lemek * Bir işbeş yapmak. ş beş me beş parmak * Derisi dikenlilerden. beti benzi sararmak gibi deyimlerde beniz kelimesi ile birlikte. beş pençe beş taş beş uş * Güler yüzlü. beş leme * Beş lemek iş i. beşş yı z biçiminde bir deniz hayvanı pençe (Uraster). *İ skambil. beti bereketi gelmek. * Beş la oynanan bir tür çocuk oyunu. "çehre" anlamı ikileme oluş nda turur. beş parmak otu * Gülgillerden. kurt pençesi (Potentilla en. bet * Kötü.

beterleş mek * Beter duruma girmek veya o durumda bulunmak. hayvan ve doğ ögeleri bulunan (resim veya heykel). pusula. beterin beteri var * çok kötü bir duruma düş kimse. betim * Betimlemek iş betimleme. beter * İ kötü. mektup. . solmak veya beti benzi uçmak) * herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak. bundan daha kötü durumları da bulunduğ düş en n unu ünerek teselli bulmalır. etelemek betelemek. dı beterleş me * Beterleş iş mek i veya durumu. tasvir. hı ran betelemek * Bkz. betelenmek * Karşgelmek. lı ey. kı mak. p bet bet bakmak * kötü kötü bakmak. nda kları beti benzi kireç kesilmek (beti benzi atmak. kafa tutmak. yice beter etmek * daha kötü duruma getirmek. a betili sanat * Doğ n görünen biçimlerini iş anı leyen sanat. kları ş ı betatron * Elektronları zlandı elektromanyetik bir araç. . bir kötülük yapacakmıgibi durmak. tezkere. beta ınları ş ı * Radyoaktif cisimlerin yaydı üç ından biri. beti bereketi kalmamak (veya kaçmak) * azalmak. beti * Resim ve heykel sanatları varlı n biçimi. çabuk tükenmek. figüratif. ş bet suratlı * Yüreğ kötülüğ yüzünden belli olan. i.bet beniz kalmamak * yüzü sararısolmak. bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı eyi. *İ çinde insan. dikleş ı mek. tlaş betik betili * Yazıolan ş kitap. * Bir ş bir kimseyi. figüratif sanat. korkmak. inin ü beta * Yunan alfabesinin ikinci harfi -B.

tasvirî. betimlemeci * Betimlemeye ağ k veren. betimlemeli dil bilgisi. i. betoniyer * Beton karma makinesi. sert. betonarme * Yapı gücü. kendine yedirememek. betonlaş ma * Betonlaş durumu. klı * güçlü. çakı maddelerle karı mı l gibi ş sonucu oluş sert. demirli beton. nonfigüratif. da i rmak betoncu * Yapı beton dökme iş larda leriyle uğ an usta veya iş raş çi. esnekliğartı için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi.betimleme * Betimlemek iş tasvir. ı nı betine gitmek * gücüne gitmek. hayvan ve doğ ögeleri bulunmayan (resim veya heykel). kendine özgü belirtilerini tam ve açıbiçimde söz veya yazı anlatmak. betonkarar * Beton karma makinesi. üroloji. beton * Çimentonun su yardı yla kum. betisiz *İ çinde insan. bağ cı yapay yış ğı ım. beton gibi * çok sağ dayanı . tasvir etmek. bevliye * İ yolları drar hastalı . kları . ı rlı betimlemek * Bir nesnenin. betimsel dil bilgisi * Bir dilin belirli çağ inceleyen dil bilgisi. k ile betimlenme * Betimlenmek durumu. sı betimsel * Betimle ilgili. tasvirî dil bilgisi. betimleyici * Betimleme yanlı. tasvirci. dayanıı layı ması an kl . lam. mak betonlaş mak * Beton duruma gelmek. a betisiz sanat * Beti kullanmayan nonfigüratif sanat. betimlenmek * Betimlemek işyapı i lmak.

beyaz adam . el mi yaman * Bkz. bunları anlatı nda tutulacak yolları n mı konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı . * Zengin. * Bir eserde. ürolog. ileri gelen kimse. düş üncelerin. bey mi yaman. bey kardeş * erkekler için seslenme sözü. söylemek.bevliyeci * İ yolu hastalı hekimi. beyanname * Bildirge. bildirme. * Çöl. as. fatların na bey (veya paş gibi yaş a) amak * bolluk içinde yaş amak. beyanat * Demeç. el mi yaman. * Eşkoca. kara karş . ileri sürmek. nda bey * Günümüzde erkek adları sonra kullanı saygı ndan lan sözü. bevvap * Kapı. bey armudu * İ kokulu ve tatlı armut türü. * Beyaz ı olan kimse. duyguları hayallerin doğ ve değ n. * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. plutokrasi. kanı * Komutan. bey mi yaman. ri. *İ skambil kâğ nda birli. * Erkek sı nıhemen arkası eklenir. beyan etmek * bildirmek. beyaban beyan * Söyleme. bir bey erki * Zengin erki. bildiri. drar kları bevliyecilik * Bevliyecinin işveya mesleğ i i. beyaz * Ak. bay. rktan * (baskı Normal karalı görünen harf çeş da) kta idi. . ı tları * Boy gibi küçük bir toplumun veya küçük bir devletin baş . anlatmak. cı * Mahalle okulları hademe. beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) * demeç vermek. ı tı * Bu renkte olan. uş erlerini.

beyaz peynir * Beyaz renkli bir tür peynir. çamaş makinesi. beyaz dizi * Genellikle sevgi konuları basit bir biçimde iş nı leyen romanlardan oluş dizi. ndan beyaz sabun * Beyaz renkli bir tür sabun. beyaz baston * Görme özürlülerin yürürken kullandı madenî çubuk. Beyaz Rus * Ekim ihtilâlinde komünist kıl yönetimden kaçan Rusyalı zı kimse. kan dı. beyaz ş arap * Sadece beyaz üzüm ş ndan yapı ş ı rası lan arap. beyazı msı * Beyaza çalan. yı beyaz ı rk * Avrupa. kokain gibi sı olmayan uyuş vı turucu madde. beyaz iş * Beyaz pamuklu veya keten kumaş üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapı sarma iş lar lan . beyaz kömür * Akarsulardan elde edilen elektrik gücü. bulaş makinesi gibi ev aletlerine toplu olarak verilen ad. beyazı rak mtı * Beyaza çalar renk. . Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaş ve teninin rengi açıolan ı ayan k rk. beyaz zehir * Eroin. k beyaz etmek (veya beyaza çekmek) * yazı temize çekmek. ı r ı k beyaz et * Tavuk. ı ldı ı * Sinema. * Beyaz Rusya halkı olan kimse. beyaz kitap * Bir sorunu aydı nlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayı mlanan kitap. beyaz oy * Onaylayı oy. kları beyaz cam * Televizyon ekranı . * Avrupalı .* Beyaz ı mensup olan kiş rka i. an beyaz eş ya * Buzdolabı . balıvb. Kuzey Amerika. etlere verilen genel ad. cı beyaz perde * Göstericiden çı görüntülerin üzerinde yansığ sinema filminin oynatı ğyüzey.

beyazlatmak * Beyaz duruma getirmek. * Çocukları babaları kullandı saygı n için ğ ı sözü. ağ armak. n na beyaztilki * Tilkinin kık tüyünden yapı kürk. artı beyazsinek * Özellikle pamukları üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kuruması sebep olan bir sinek türü. * Yük taş araba çeken. * Ağ . beyazlanma * Beyaz duruma gelme. artma. üstüne binilen at. ağ artmak. beyazlı k * Beyaz olma durumu. beygirli . beyazlanmak * Beyaz duruma gelmek. * Dokunan kumaş n renk tonları açan veya beyazlatan ve kumaş üzerindeki lekeleri gideren (kimse). esmerin tadı * esmerleri övmek için söylenir. nı n lan beygir * At. beyazlaş ma * Beyazlaş işveya durumu. ş lı lan beybaba * Yaş erkeklere teklifsizce sesleniş lı biçimi. beyefendi * Saygı belirtmek için erkek adların sonuna getirilen veya bu adlarıyerine kullanı san. beyazlı * Beyazı bulunan. ağ arma. beygirci * Beygir besleyen veya kiraya veren kimse. ağ lmak. beygir gücü * Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü. beyazlatı cı * Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde. ı yan. ları nı lar beyazlatı lmak * Beyaz duruma getirilmek. * Atlama beygiri. artı beyazlatma * Beyazlatmak işağ i. * (kâğ lı Parlaklın iyileş ı kta) tçı ğ ı tirilmesi için hamur bileş enlerinin renginin az veya çok oranda değtirilmesi iş veya giderilmesi.beyazıadı n . mak i beyazlaş mak * Beyaz duruma getirmek.

luğ beyin omurilik sısı vı * Örümceksi zarla ince zar arası ndaki boş bulunan beyinle omuriliğçepeçevre saran sı. k ş beyin cerrahîsi * Hastahanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bölüm. zihin jimnastiğ i. eğ itimi. z. beygirlik * Beygire ait. kafa içinin. * Beygir gücünde. beyin takı mı * Bir kurum veya kuruluş yönetiminde etkin rol oynayan kimseler. ve bilinç merkezlerinin bulunduğ organ. * Bir ş yönetmede önemli görevi olan kimse. beyin yı kamak . dört boş undan her biri. eyi * Bilgisi. miş ile n beyin jimnastiğ i * Bkz. beyin kanaması * Beyni besleyen damarlardan bir veya birkaçı dı kan sı ndan ş arı zması sonucu. beyin * Kafatasın üst bölümünde beyin zarı örtülü. i beyhudelik * Beyhude olma durumu. beyhude * Boş una. beygir için. * Muhakeme.* Beygiri olan. usa vurma. * Yararsı anlamsı z. lması beyin gücü * Bir ülkede ileri düzeyde iyi yetiş olan meslek ve bilim adamları uzmanlarıfikir gücü. u una. beyin karı kları ncı *İ çinde beyin-omurilik sısı vı bulunan. düş üncesi yüksek düzeyde olan kimse. iki yarı yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluş duyum nı ile m an. lukta i vı beyin orağ ı * Beynin iki lopu arası ndaki zar. dimağ u . beslenen bölgenin çalı ş maz duruma gelmesi. boş boş gereğyokken. beyhude yere * boş yere. un beyin üçgeni * Beynin alt tarafı ndaki üç kı mlı vrı yuvarlak çıntı kı . beyin göçü * İ düzeydeki meslek ve bilim adamları uzmanlarıbir baş geliş ülkede yerleş çalı leri ile n ka miş ip ş amacı mak ile kendi ülkelerinden ayrı . beyin cerrahı * Beyin konusunda uzmanlıyapmıcerrah. beygirsiz * Beygiri olmayan.

içinde beyit olan. emaret. * Rahat yaş ama. düş llı ünceli. p. herkesin bildiğ basmakalı ğ ı i. devlet malı olan. satı k. lmayan. kendine özgü düş ve dünya görüş yabancı tı ünce üne laşrmak. * Merkeze tam bağ olmayarak bir beyin yönetimi altı lı ndaki ülke. beyin zarları * Beyni üst üste saran üç zar. . uluslar arası . * Akız. beylik * Bey olma durumu. beynelmilel * Milletler arası . yla itli beyin zarı * Beyni üst üste saran zar. it beylik fın has çı r rı karı * devlet görevlisi olmanı insana birçok kazançlar sağ ğ ş yollu anlatmak için söylenir. beyit * Ev. mlı beyinsel beyinsi beyinsiz beylerbeyi * Sancak beylerinin baş ı . beyitli * Beyti bulunan. emirlik. beyincik beyinli * Kafatasın art bölümünde ve beynin altı hareket dengesi merkezi olan organ. korteks. * Devletle ilgili. * Akı.* insanı . baş yönde düş ve davranı ka ünür r duruma getirmek amacı çeş yollarla etkilemek. * Herkesin kullandı. devlete özgü olan. çe. mirî. * Beyne benzeyen. etkisi kalmamısöz. * Anlam bakı ndan birbirine bağ iki dizeden oluş ş parçası mı lı muşiir . * Beyni olan. beyiye * Bkz. * Beyinle ilgili. n ladınıaka ı beylik söz * Herkesin kullandı. pis (kimse). düş lsı üncesiz. * Beyni olmayan. * Bir çeş küçük ve ince asker battaniyesi. dimağ nı nda. enternasyonal. ğ ı ş beylikçi * Divanı kaleminin baş ı . beynamaz * Namazsı namaz kı z. çok bilinen. * Hükûmet.

bunamak. a beynine girmek * herhangi bir konuda birisini yönlendirmek. unu * Duruş sı nda bir düş ma rası ünceyi gerçekleş tirmek için baş vurulan belge. uluslar arası. sarsı lmak. t. beynine vurmak * (içki etkisiyle) ne yaptını ğ bilemez duruma gelmek.beynelmilelci * Bkz. * kötü bir ş sezinlemek. ikna etmek. * zihninde birden bir düş doğ ünce mak. rı beyni sı çramak * aklı ı gitmek. ey beyni karı ncalanmak * zihin yorgunluğ undan düş ünemez olmak. cı beynelmilelcilik * Milletlerin sosyal sıfları nda uygunluk olması birlikte davranı gerektiğ savunan görüş nı arası ve lması ini . beyni kaynamak * aş sı ı caktan sersemlemek. cı k. beyyine * Bir olayı doğ n ruluğ ortaya koyabilen yöntem. bunalmak. it beysbolcu * Beysbol oynayan ve oynatan (kimse). beyzade . kanı tutamak. beysbol * Dokuzar kiş iki takı arası bir top ve sopayla oynanan. huzurunu kaçı zlı rmak. cı k. beytülmal * Devlet hazinesi. delil. tepesi atmak. baş ndan beyni sulanmak * düzgün düş ünemez olmak. düş ünemez olmak. beyninde ş ekler çakmak imş * çok üzülmek. beyni bulanmak * sersemlemek. beyninde * Arası nda. * Bey oğ lu. Amerika Birleş Devletlerinde yaygıbir ilik m nda ik n çeş oyun. milletler arasılı uluslar arasılı enternasyonalizm. beyninden vurulmuşdönmek a * beklenmedik bir durum karş nda olağ ı sı anüstü bir üzüntü ve ş kı ğ uğ aş nlı ramak. beyni atmak * Bkz. ı beynini kemirmek * rahatsı k vermek.

beyzadelik * Soyluluk. nı bez tüyler * Bitkilerde salgı karan tüyler. * Herhangi bir cins kumaş . nazlı kimse. lan it bezek * Süs. bezdirilmek * Bezmesine sebep olmak. * Hamur topağ pazı ı . düz dokuma. *İ çinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayı salgı turan organ. ziynet. usandı ktı rmak. lan * Pamuktan. oval. söbe.* Soylu kimse. bez * Pamuk veya keten ipliğ inden yapı dokuma. bezdirmek * Bı rmak. * Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri. * Usanç veren. p bezcilik bezdirici * Bezcinin iş i veya mesleğ i. rarak oluş bez bez bağ lamak * bebeklere altları kirletmesinler diye bez koymak. bı nlıvermek. gudde. bezmesine yol açmak. ban an iş * Bez (I). * Herhangi bir iş kullanı dokuma. * Bezden yapı ş lmı . çaput. kkı k beze * Yara veya çı sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluş şkinlik. beze beze bezekçi . * Yumurta akı pudra ş ve ekeri ile yapı bir çeş kuru pasta. bezdirilme * Bezdirilmek iş i veya durumu. . * Özenle büyütülmüş . çı bezci * Bez yapan veya alı satan (kimse). beyzî * Yumurta biçiminde. için lan * Geliş igüzel kumaş parçası . bezdirme * Bezdirmek iş i.

tezyin. bezekli. süslü. bezekli bezeleme * Bezeğolan. * Süslemek. tezyin etmek. ı bezemek bezemeli * Süslü. yurdumuzun her yanı yetiş nda tirilen. bezekleme * Bezeklemek iş i. süsletmek. * Bezelemek iş i. . ine * Kendini bezemek. dekoratif. bezetme * Bezetmek iş i. * Bezenme işveya biçimi. * Süsleme. bezeklemek * Süslemek. rmanı bir * Bu bitkinin yuvarlak tanesi. süslenmiş i . bezetmek * Bezeme yaptı rmak. süslenmek. bezen bezeniş bezenme * Bezek. * Süs. süs. bezeyici * Bezekleme yapan ressam. i * Bezenmek iş i veya durumu. ı bezeli * Bezeğolan. i bezelye * Baklagillerden. bezemecilik * Bezemecinin yaptı iş ğ . nakkaş . süsleyen ş ey. bezenmek * Bezemek iş konu olmak.* Duvar ve tavanları boyayıbirtakı resim veya ş p m ekillerle süsleyen kimse. * Gelinleri süsleyen kadı n. donatmak. bezelemek * Hamur topağyapmak. dekoratör. tı cı bitki (Pisum sativum). bezemek. bezeme bezemeci * Bezeme yapan oymacı nakkaş veya . süslenmek.

* Bezmek iş konu olmak.bezeyiş bezgi bezgin * Bezeme iş i veya biçimi. bezirgânbaş ı * Padiş n kullanacağçuha. ı bezleme * Bezlemek iş i. bezirleme * Bezirlemek iş i. ile . bezik * İ üç veya dört kiş ki. bezir yağsürmek. bezlemek * Bez veya kumaş örtmek veya kaplamak. * Bir çocuk oyunu. ini * Yahudilere verilen ad. bezirlemek * Bezir yağile yağ ı lamak. i arası 96 kâğ oynanan bir çeş iskambil kâğ oyunu. bezirgân * Tüccar. bezir yağ ı . bezginleş me * Bezginleş iş mek i. . bez. yorgunluk. bezginlik * Bezgin olma durumu. bezir yağ ı * Keten tohumundan çı lan ve yağ boya yapmak için içine renkli maddeler katı çabuk kurur bir yağ karı lı lan. usanç. tülbent gibi eş ahı ı yaları lamak ve bunları sağ korumakla görevli kimse. * Süs. bezirgânlı k * Bezirgâna yakır davranı ş ı ş . * Alıveriş çok kâr amacı güden kimse. bezek. bezi herkesin arş na göre vermezler ı nı * genel kurallar kiş ilerin isteklerine göre bozulmaz. * Bkz. * Yaş veya iş ama görme isteğ yitirmiş ini . bezmek durumuna gelinmek. bezginleş mek * Bezgin duruma gelmek. ine * Keten tohumu. ş te nı * Mesleğ sadece kazanç için kullanan kimse. nda ı tla it ı dı bezilme bezilmek bezir * Bezilmek iş i.

dost toplantı. bılgan cı bır bır cı cı * Sürekli ve çok konuş için kullanı ma lı r. bılgan. bezi andı ran. bezginlik getirmek.* Çocuğ altı bez koymak. un na u bezm * İ meclisi. bezzazlı k * Kumaş satma işmanifaturacı i. bıp usanmak. lı k. bı altı yatmak çak na * (insan için) ameliyat olmak. n tirip lan * Bir sap ve çelik bölümden oluş kesici araç. çki sı bezme bezmek bezsi bezzaz * Kumaş p satan kimse. bı bı cı cı * (çocuk dilinde) Yı kanma. bıl cı * Aş kemiğ altı bulunan küçük bir kemik. bırgan cı bı çak * Boru biçimindeki maden parçalarıiçini düzleş parlatmakta kullanı alet. bı bı yapmak cı cı * yı kanmak. bı bı a gelmek çak çağ * bı birbirine saldı çakla racak kadar zorlu kavga etmek. lan ı zlı * Jilet. * bı çaklamak. bı atmak çak * bir hedefe bı fı çak rlatmak. * Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yı kama aleti ve yeri. çı * Bezmek iş i. * ameliyat etmek. keskin. kı * Bez dokusunda olan. çocuğ belemek. ı k inin nda * Bu kemikle oynanan bir oyun. * Bkz. bı çekmek çak * üzerindeki bı ı çağbirden ele alarak birine saplamaya hazı rlanmak.manifaturacı alı . . * Bezgin duruma gelmek. bı gibi çak * ince. an * Çeş kesme iş itli lerinde kullanı keskin ağ araç.

bı gibi saplanmak çak * (sancı rı . bı çaklama * Bı çaklamak iş i. ma. bı k çaklı . bı gibi kesmek çak * çok keskin olmak. bı yemek çak * bı çaklanmak. bı çaklamak * Bı kesmek. bı kını çak nı kesmez * kötüler yararlandı kimselere kötülük etmekten çekinirler. konuş sohbet) birden bitmek. ine bı çaklatma * Bı çaklatmak iş i. ağ) birden ve güçlü olarak gelmek. * birdenbire ve tamamen ortadan kaldı rmak. bı yarası çak onulur. bı çaklı * Bı ı çağolan. çakla * bı çaklamak. çakla * Bı yaralamak. çok yakı(aralı n k). i bı vurmak çak * bı kesmek. bı çaklanmak * Bı çaklamak iş konu olmak. bı saldı çakla rtmak ve yaralatmak. çakla bı çaklanma * Bı çaklanmak iş i. ağ söz gibi gönül kıcı ı r rı davranı n hiçbir zaman unutulmayacağ anlatı ş ları ı nı r.bı gibi kesilmek çak * (söz. bı çaklatmak * Bı saldıyı çakla rı tahrik etmek. bı kemiğ dayanmak çak e * çekilen sıntı k katlanı kı artı lamayacak bir duruma gelmek. bı silmek çak * bir işbitirmek. * Çok az (fark). duruvermek. kları bı sı çak rtı * Bı ıkeskin olmayan ters yanı çağ n . bı çakçı * Bı ve daha baş kesici araçlar yapan veya satan kimse. dil yarası onulmaz * hakaret. çak ka bı lı çakçı k * Bı ve benzeri ş çak eyleri yapma veya satma iş i.

* Bağ budamaya yarayan diş bı li çak. n rnak an bı çkı * Tahta veya ağ biçmekte kullanı karşklı sapı ve iki kiş aç lan. bı hane çkı * Bı evi. cesur. . ı iki lı olan i tarafı kullanı büyük testere. bış kı bış kı ma * Bış iş kı mak i. bı evi çkı * Tomruklardan kalas. kma i . çak li bık çı bılgan çı * Azmı yayı ş ş lmı(yara). bı nlaş çkı mak * Kabadayı taslamak. bı tozu çkı * Doğ ramacı bı dan çı ve çoklukla yakacak olarak kullanı toz ve talaş lı çkı kta kan lan . çkı * Kı ve tı sa knaz. bı nlaş çkı ma * Bı nlaş iş çkı mak i. lı k bı nlı çkı k bık dı bılma kı * Bılmak iş kı i.* Bı koyacak yer. * Bı n olma durumu. * Korkusuz. bış kı mak * Bı işveya biçimi. çkı aç * Bı yapısatan kimse. * Hayvanlarıtı kökünde oluş yara. bıp usanmak kı * çok bezmek. bılmak kı * Usanı lmak. gözü pek. ş an it * Saraç bı ı çağ . ndan lan * Motorla çalı bir çeş güçlü testere. yürekli. bı cı çkı * Bı ile ağ ve tahta kesen kimse. kalaslardan daha ince tahtalar kesen. çkı p * Sel veya dere yatağ ı . çak * Bı yapmaya elveriş (maden). boyları ve kenarları düzgün ve eş olarak nı nı it düzelten iş yeri. çkı bı n çkı * Külhanbeyi. kabadayı .

yumuş amak. yurdumuzda en çok güzün. . * Dayanamaz duruma gelmek. bı nlıgelmek kkı k * bı kmak. bı ntı kkı * Bı duygusu. bı r ldı * Geçen yıbir yı l. bı rcıgibi ldı n * kı boylu. bı ma lkı * Bı mak işveya durumu. bı rcıeti ldı n * Bı rcıkuş ldı n unun saka ve avcı beğ larca enilen kı zı rmı eti. usandı kması kkı k rmak. bı ldak ngı * Kafatası kemikleş meden önce kemiklerin birleş yerlerinde bulunan kırdak bölümü. usanmak. bı n kkı * Çok bı şusanmı bezmiş kmı . bunalmak. me kı bı ldama ngı . sürüp gitmesi yüzünden bir ş eyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek. ş . zedelenmek. etli butlu. boz renkli. bı rı ktıcı * Bı nlıverici. bı nlıvermek. kkı k bı rma ktı * Bı rmak iş ktı i. dolgunca. bı rmak ktı * Bı na yol açmak. lkı i bı mak lkı * Bozulmak. alı (kadı sa mlı n). bı rcı ldı n * Tavukgillerden. usanmak. kma bı kma bı kmak * Bı kmak iş i.* Karş klı ı olarak birbirinden bı lı kmak. benekli. bı l bı l ngı ngı * Dolgun ve pelte gibi titrek. bık bık llı llı * Çok tombul. eti için avlanan göçebe kuş (Coturnix). l önce. bı nlı kkı k * Çok bı ş kmıolma durumu. bı nlıvermek kkı k * bir ş sürekli tekrarlayarak karş ndakini usandı eyi ı sı rmak. erimek. * Tekrarlanması .

* Kötü bir durumda terk etmek. bı rakmak * Elde bulunan bir ş tutmaz olmak. ateş yapmak. * (ölen. . bı ldamak ngı * (et ve sı için) Yumuş k veya şmanlısebebiyle oynamak. yanı götürmemek. kta. * Bı rakma iş i veya biçimi. i ka * Unutmak. ı bı lı i. bı ş rakı mak * Savaş çarpı gibi durumları ı bı ma. artı rmak. meydana getirmek. terk etmek.) Kalmak. ine bı m rakı bı ş rakı * Bı rakmak iş i. ş ı ey ş ktan ı * (bulunduğ veya dokunduğ yerde) Oluş u u turmak. terk. yı * Özgürlük vermek. * Ayrı lmak. korunmak için vermek. * Eski bulunduğ yerini veya durumunu değtirmemek. * Sarkı tmak. na nda * Sahiplik hakkı baş na vermek. in unu. * Bı rakmak iş i. * Bir işbaş bir zamana ertelemek. nı kası * Yapık olan bir ş yapıklı kurtulmak. ş ma karş klı rakmak. artıuğ mamak. görevlendirmek. ünü kası * Engel olmamak. mütareke yapmak. döndürmek. * Salı verme. u iş * Saklamak. lan . hürriyetine kavuş nı lamak. bı lma rakı * Bı lmak iş rakı i veya durumu. ş kanlı ten * Uğ maz olmak. ayrı birinden iş i. nı * Bir pazarlı belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. vı aklı iş k bı Allah'ı seversen rak nı * bir kimse veya nesnenin değ ersizliğ belirtmek için kullanı ini lı r. raş k raş * (bık veya sakal) Uzatmak. bı ki rak * saymasak. titremek. * Bir iş sorumluluğ yükümlülüğ baş na vermek. * Sıf geçirmemek. lı kes bı t rakı bı rakma * Tereke. terk edilmek. bı ş rakı ma * Karş klı rakmak iş ateş mütareke. * Yanı almamak. nesne vb.* Bı ldamak iş ngı i. * Bakı lmak. bı lmak rakı * Bı rakmak iş konu olmak. eyi * Koymak. ması sağ * Boş amak. kiş * Bir alı ktan veya bir iş vazgeçmek. hesaba katmasak da. kes.

büyüklerinin boyu 2 m yi bulan. * Kadı k organın üst yanı cinsel zevk duyumu noktası bölüm. bığ balta kesmez olmak yını ı * kimseden korkusu olmamak. k bıksı yı z * Bığolmayan. bıkları almak yı ele * delikanlı çağ girmek. bığ tı etmemiş yı ı yınıraş ı olan.bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor) raktım raktı). * Balı klarda deri uzantı. en ş ı bığterlemek yı ı * bığyeni yeni çı yı ı kmaya baş lamak. klitoris. na bırak tı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun dıdikenli tohumu. bıklanmak yı * Bığçı yı kmak. raş bık yı * Üst dudak üzerinde çı kı kan llar. sarı tutunmaya yarayan sürgün. lı p bık altı gülmek yı ndan * birinin durumuna belli etmemeye çalı gülümsemek. bı z zbı bı k zdı bır zı * Davula sol elle vurulan ince değ nek. sı * Asma gibi bitkilerde. bı rakması yol açmak. bıklı ı yı duruma gelmek. iş bı rma raktı * Bı rmak iş raktı i. ş arak bık bı yı rakmak * bık uzatmak. bığ tı etmiş yı ı yınıraş ı olan. bı rmak raktı * Bı rakması sağ nı lamak. ı ı ladım ı ladı) ı rda) * uzun süredir hiçbir ilerleme ve değiklik göstermiyor (veya göstermiyorsun). * Ufak çocuk. eti sevilen bir balı(Barbus fluviatilis). nlı nı nda olan . bıklı k yı balı * Sazangillerden. lı ı k na bıklı yı * Bığolan. m yla yı nı vı bıklanma yı * Bıklanmak iş yı i. bığ silmek yını ı * bir işolmuş i bitmiş sayarak onunla uğ maktan vazgeçmek. yı bık burmak (veya bükmek) yı * çalı yapmak amacı bıkları kırmak.

biber gibi yanmak * (deri. z. * Bir kimsenin egemenliğ tanı ini ma. yurdumuzda çok yetiş bir bitki (Capsicum annuum). çiçekleri soluk en. biber salçası * Kı zı rmı biberden yapı ş lmısalça. zalim. ini mak. göz vb. en * Bu bitkinin.) çok acı mak. biber gibi * çok acı . amansı gaddar. pay almamı ş . biat etmek * birinin egemenliğ tanı kabul etmek. biat edilmek * birinin egemenliğtanı i nmak. * Patlı cangillerden.Bi bîaman biat * Bizmut'un kı saltması . na lan iş biberlik biberon . z. lan biber atmak * içine biber koymak. * Biber konulan küçük kap. nı mavi renkli. * Payı olmayan. biberlemek * Biber serpmek. biberli * İ biber katı ş çine lmı . * Osmanlımparatorluğ İ unda padiş ölünce tahta geçecek oğ ah lunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul ve tasdik edilmesi. * Genellikle süt çocukları süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanı emzikli şe. kötü talihli. biber turş usu * Yalnı uzun yeşbiberden yapı ş u. * Hoş görüsüz. Akdeniz çevresinde çok yetiş güzel kokulu yaprakları dökmeyen. zca il lmıturş biberiye * Ballı babagillerden. biber katmak. çok yık bir bitki (Rosmarinus officinalis). * Biber yetiş tirilen yer. * Acı . llı biberleme * Biberlemek iş i. bîbaht bîbehre biber * Bahtsı kadersiz. tazeyken sebze olarak yenilen veya kurutulup baharat olarak yararlanı ürünü.

kaynakları bilen uzman. bibliyotekçi * Kütüphaneci. bîçarelik biçem * Biçare olma durumu. cici bici. biblo * Çeş maddelerden yapı heykel. kaynakça. itli lan yası biblo gibi * ufak tefek. bibliyotek * Kitaplı kütüphane. zavallı çaresizlik. * Acız. bibliyografya * Kaynaklar. k. bibliyoman * Bibliyomanisi olan (kimse). lı k. kitap düş k künlüğ ü. zarif (kı z). bibliyografik * Kaynakla ilgili.bibersiz * İ biber katı çine lmamı ş . bîçare olmak * çaresiz kalmak. bibi bibliyofil bibliyograf * Bibliyografya uzmanı . bibliyomani * Hastalıderecesine varan kitap sevgisi. * Meme. * Bkz. bici bicik bicili bîçare * Çaresiz. n z i. meme baş ı . cicili bicili. zavallı (kimse). bibliyografi * Bibliyografya. * Kitapsever. * Bkz. . sı * Babanıkıkardeş hala. * Üslûp. vazo gibi zarif küçük süs eş .

morfem. biçerbağ lar * Ekini hem biçen. içeriğyeterince önemsemeden. morfoloji. * Biçilmek iş i. tutum. * Özü. ekil. eyi biçimine getirmek * sı nı rsatı bulmak.biçenek * Her yı l belirli bir süre otlatı ktan sonra yeniden geliş bitkilerin biçilerek değ ldı en erlendirildiğtabiî çayı i r. elveriş (iş li ). sı * Alılmıkural. * Biçmek iş i. ine biçilmiş kaftan * bütünü ile uygun. formaliteci. eyin * Sanat ve edebiyat eserlerinde dıgörünüşform. * Herhangi bir ş benzeri. formalist. ekil. ş ı ekilci. * Tarz. davranıveya belli biçimin dına çı ş ş ı ş ş kmayan (kimse). biçime sokmak (veya biçim vermek) * bir ş biçimlendirmek. * Manzumelerin kuruluş uyak düzenlerine göre olan dıgörünüş ş ve ş ü. mı u biçimci * Biçimcilik yanlı olan (kimse). biçimlendirilme . yalnıbiçim üzerinde duran. biçerdöver * Ekin biçen. punduna getirmek. belli bir biçime girmek. ini * Biçicinin işveya mesleğ i i. biçim bilimi * Yapı bilimi. rası. biçim * Dıgörünüşş ş . ekil. ran. hem de bağ durumuna getiren makine. en uygun durumunu yakalamak. biçime ağ k veren görüş i z ı rlı . bağ biçici biçicilik biçilme biçilmek * Biçmek iş konu olmak. döven. * Yakık alan ş uygun ş ş ı ekil. biçim birimi * Kelimelere gramer bakı ndan biçim veren. ş ekillenmek. fı nı biçimleme * Çeş maddelerin biçimsel imkânları birbirleri arası itli ile ndaki düzen iliş kilerini araşrma iş tı i. biçim biçim almak * biçimlenmek. biçimcilik * Biçime sı sıya bağlı kı kı lı k. * Biçmek iş yapan (kimse). taneleri ayı samanı lam veya balya durumuna getiren makine. ş . çoğ ek durumunda olan öge.

biçimlendirilmek * Bir ş biçim verilmek. * Ortamı uygun düş yakık alan. yakıksı k. biçimlendirmek * Bir ş belirli bir biçim vermek. biçimli * Biçimi güzel olan. mevzun. biçimsel biçimselleş tirme * Biçimselleş tirmek iş i. biçimsiz * Kendine özgü bir biçimi olmayan.* Biçimlendirilmek iş i. ş ey ekillenmek. biçimsizleş mek * Biçimsiz duruma gelmek. yakıksı ş z. i * Dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesme sanatı ı . biçimsellik * Biçime uygun olma durumu. ş eye ekillendirmek. hoş olmayan. ş ait. yla biçki dikiş yurdu * Halka açıterzilik mesleğ öğ k ini retme ve uygulama yeri. * Çirkinlik. ı * Kendine özgü billûrlaş ş biçimi olmayan (madde). ekillendirme. biçimsizlik * Biçimsiz olma durumu. biçimselleş tirmek * Biçimsel duruma getirmek. biçimle ilgili. ş formel. eye biçimlendirme * Biçimlendirmek işş i. ş ekilsiz. * Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüş türmek. amorf. biçimlenmek * Bir ş belli bir biçim kazanmak. na en. ekle eklî. biçki yapmak . mıbir biçimsizleş me * Biçimsizleş iş mek i. biçki dikiş kursu * Terzilik mesleğ öğ ini retmek amacı verilen kurs. ekillenme. ş zlı ı biçiş biçki * Biçmek işveya biçimi. biçimlenme * Biçimlenmek iş ş i. biçimi bozuk. ş ı * Biçime dayanan. * Kötü. biçimi bozulmak.

ı biçki yurdu * Biçki ve dikiş okulu. *İ lgisiz. baş ç. bîgânelik bigudi . * Yontulmuş taş yapı ı . menş prizma. m iyle * (değ paha. an ur. er. * İ sı maddeler konulan. makine ile kesmek. iki yı bir olan. bîdar bid'at * İ dininde Hz. biçtirmek * Biçmek iş yaptı ini rmak. boru biçiminde küçük araç. . langı bide bidon bidoncu bienal * Yı ı. * Kadı n saçları kırmak için kullandı . * Uyanı uyumayan. plâstik veya çinkodan yapı şçoğ çine vı lmı unlukla silindir biçiminde kap. k. ı * Ekini. bidayet * Baş lama. tı rpanla. * Dikilecek kumaşbelli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. yanal ayrıları eş ve paralel doğ it tı da it rulardan oluş çok düzlemli cisim. ı * Biçmek iş i. slâm ndan kan iş lar * Sonradan türeyen ş ey. * Yabancı . biçkici biçme * Kumaşbelli bir modele göre biçen (kimse). * Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eş iki çokgenden. biçmek * Belli bir biçim vererek kesmek. nları nı vı kları * Bedenin belden aş ı ağbölümlerini yı kamakta kullanı tuvalet aracı lan . * Bidon satan kimse. otu orakla. l aş rı lda biftek bîgâne * Izgara veya tavada piş irilen dana eti dilimi. biçtirme * Biçtirmek iş i. * Bîgâne olma durumu. sac. Muhammed zamanı sonra ortaya çı değik yargı ve ilkeler.* dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesmek. metal veya plâstikten. * Yaylı ateş öldürmek. fiyat) Koymak.

aksine. lan . sonradan. ayrı yapı z. günahsı z. sonraları . bilâder ağ acı * Amerika elması . ki kadı bikir * Kı k. gerçekten. umutsuz. lı bilâr * Katranlı ldan yapı ve kalafat iş kı lan lerinde kullanı bir tür macun. bîhuş bîilâç * Ş kı sersem. bilâistisna *İ stisnası ayrı z. * Giriş herhangi bir iş belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçlarıkarşklı ilen te. tersine. * Habersiz. * Bîkes olma durumu. tam tersine. lmıtakı yası bîkarar * Kararsı tereddütlü. daha sonra. * Bir kuruluş veya bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taş r ve un ı nı taş ı nmaz varlı ile bunları lamak için kullanı öz ve yabancı kları sağ lan kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge.bîgünah bîhaber bihakkı n * Suçsuz. ksı m lmadan. bilgisiz. n ı durumu. zlı * Kimsesiz. deli. erdenlik. * Hakkı hakkı ile. herhangi bir kıtlama olmaksın. z. olarak. süs eş . aş n. tsı artsı sı zı bilâkis bilânço * Tersine olarak. çaresiz. baş nda * İ z. bîkes bîkeslik bikini * İ parçalı n mayosu. nı lan bijuteri * Kuyumcunun yaptı değ takı n tamamı ğ erli ı ları . * Değ olmayan maden veya taş erli lardan yapı ş . bilâhare * Sonra. bikarbonat * Hidrojen karbonatlarıgenel adı n . lâçsı bijon anahtarı * Araba tekerleklerinin somunları sökmek için kullanı alet. aklı ı olmayan. bilâkaydüş art * Kayı z ve ş z olarak.

tebliğtebligat. tebliğ . i bildiğ yapmak ini * verilen öğ ütleri dinlemeyerek tutumunu sürdürmek.. bilcümle * Bütün. * Bilimsel bir konu üzerine yazı açı lan klama. bildik * Tanık. bildirge * Bir kimsenin resmî bir kuruluş herhangi bir durumu bildirmek için verdiğçizelge. beyanname. bildirilmek * Bildirmek iş konu olmak. kurum veya bir topluluk tarafı herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazı ndan lan yazı . il bir i bilârdocu * Bilârdo oynayan veya oynatan kimse. bildirilme * Bildirilmek iş i veya durumu. beyanname. bildiriş . dolaysı doğ tası z. çok bilmiş olduğ anlatı unu r. hep . eskiden beri. rı ş ru i ş ı bildiğ okumak ini * herkes ne derse desin bildiğ istediğgibi davranmak. bildiğ inden ş mamak (veya kalmamak) aş * hiçbir etkiye aldı etmeyerek doğ bildiğdavranı sürdürmek. fil diştoplarla ve isteka ile oynanan bir oyun. rudan doğ ruya. ş tı nı bildim bileli (veya bildik bileli) * öteden beri. tebliğ . dı bildik çı kmak * birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanı kları anlamak. ine bildirim * Yazıolarak yapı açı lı lan klama. bildiğ yedi mahalle bilmez ini * bir kimsenin çok kurnaz. duyurulmak. ihbar tazminatı ı .bilârdo * Yeş çuha kaplı masa üzerinde. bildiri * Resmî bir makam. bildirim ödencesi * Süresi belli olmayan sürekli iş sözleş melerinin daha önce bildirim yapı lmaksın yürürlükten kaldılması zı rı sebebiyle yükümlü olanlarca karştarafa verilmesi zorunlu olan ödence.-in hepsi. . bilârdoculuk * Bilârdo salonunu iş letme veya oynama iş i.. a i * Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda. bağ oldukları lı vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi. bilâvası ta * Vası z. n ldı ı ı t. sı z. i. haber verilmek. araçsı aracız. * Bu açı klamanı yapı ğkâğ ihbarname.

gelmişgel-iyor. makas gibi kesici araçları bilemekte kullanı ince taneli sarıist. önceden tasarlayarak. belirli geçmiş . bile bile * Bilerek. * Bilgiçlik taslayan. kolunda altıbileziğolmak. ş bilecen * Her ş bilen. gel-ecek gibi. * (giysi eteğiçin) yalnıayaklar görünecek kadar (uzun). bildirme * Bildirmek iş beyan. ması . i. kasten. i z bileğ hakkı inin ile * kendi gücü ve kendi çalı ş ile. geniş zaman. bileğ kadar (veya bileklerine kadar) ine * (çamur. letiş me. * Aynı zamanda. düş ünülerek. isteyerek. belirsiz geçmişş . . * Anlatmak. dahi. gelecek zaman kipleri: Gel-di. bildiriş me * Bildiriş işveya durumu. de. ifade etmek. da. lan ş bileğ altıbileziğolmak inde n i * Bkz.* Bildirmek işveya biçimi. haberleş komünikasyon. i bildiriş im * İ im. bildirme cümlesi * Yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cümle. . bilerek aldanmıgörünme. mek i bildiriş mek * Bir duygu veya düş ünceyi iş aretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlaş mak. * Üstelik. gel-ir. imdiki zaman. bile * Birlikte. bildirmek * Herhangi bir ş haber vermek. bile bile lâdes * Kötü bir durumu öyle gerektiğiçin kabullenmiş i görünme. her ş eyi eyden anlayan. n i bileğ güvenmek ine * gücüne veya hünerine güvenmek. bileğ i * Kesici araçları bilemek için kullanı alet. eyi * Herhangi bir konuda bilgi vermek. bildirme kipleri * Belli zaman kavramı veren. ukalâ. lan bileğtaş i ı * Bı çakı çak. kar için) ayakları içine gömülecek biçimde. bilecenlik * Bilecen olma durumu.

etkisini artı rmak. * Bir bileş oluş ke turan kuvvetlerin her biri. ayakla bacağ birleş i bölüm. bilemedin (veya bilemediniz) * en çok. aş derecede istemek. mürekkep. keskin duruma getirilmek. kol kuvveti. ı n tiğ * Güç. * Oyunlarda bileğ incinmesini önlemek için bileğ takı meş sargı in e lan in . basit olmayan. kalı n. ik . konsantre olmak.bilek * Elle kolun. e lan bileklik bileme * Bilemek iş i. * Bilemek iş konu olmak. * Hı rslanmak. ine * Bir iş yoğ bir biçimde hazı e un rlanmak. * Güçlendirmek. kuvvet. * Bilenmek iş i. ı rı * isteyerek. bilek damarı * Nabı z. bilek gibi * (saç veya akarsu için) gür. bileş faiz ik * Süre tarihine dek birikmiş faizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz. bileş kap ik * Birleş kap. kimyasal an ı msı nitelikler gösteren (madde). ı iki i lı ini bilek kuvveti * Beden kuvveti. erek muş * Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluş ve bunlardan bağ z fiziksel. mürekkep faiz. bilek güreş i * Karş klı kişdirseklerini dayayarak birbirlerinin bileğ bükmek. bilek gücü * Kol kuvveti. bilenme bilenmek bilerek bileş en bileş ik * Birleş oluş . * Ses ve görüntünün birlikte yer aldı film parçası ğ ı . keskinleş tirmek. kasten. bilek saati * Bileğ takı küçük saat. bilemek * Kesici aletleri zı mpara veya bileğtaş keskinleş i ı nda tirmek. keskin duruma getirmek. en fazla.

bileş kaplar ik * Birleş kaplar. it * Bileş iş terekküp. biletli biletme biletmek * Bileti olan. terekküp etmek. * Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluş unu belirleyen verilerin tamamı tuğ . an bileş ikgiller * Bitiş yapraklı çeneklilerden. ndan bileş önerme ik * En az iki önermeden oluş yeni önerme. çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan. * Bilet satan görevli. tiyatro gibi eğ nan. bilet satmak. geometrik ki na nı toplam. * Bilemek iş yaptı ini rmak. sinema. lence yerlerine girme. lma nı bilet kesmek * bileti koparı alıya vermek. * İ veya daha çok vektörün. bazı ik iki cinsleri uçucu yağ veya süt taş bir familya. . ulaş araçları binme veya bir talih ı m na oyununa katı imkânı veren belge. p cı biletçi biletçilik * Bilet satma iş i. * Bileş sonucu oluş cisim. bileş tirici * Bileş tirmek iş yöneten kimse. ini * Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eş olan tek kuvvet. bileş tirme * Bileş tirmek iş i. bileş tirmek * Bileş mesini sağ lamak. bilet * Para ile alı konser. me an * Bileş işveya durumu. ı yan bileş im * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turma. muhassala. paralel kenar kuralı uygun olarak geometrik toplamı almak. mek i bileş ke bileş me bileş mek * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turmak. * Biletmek iş i. ik bileş kesir ik * Payı paydası eş veya payı na it paydası büyük olan kesir. terkip. mek i.

genel olarak dökme demirden yapı ş lmı uçları k ve esnek halka. bilezik * Bileğ süs için takı halka. malûmat. * Motor pistonları yağ na. vukuf. makinelerle yapı iş lan lemlerin düzenli biçimde yürütülmesi. * Mobilyaları ayak altları takı kare. * Bilgi. inin i * İolarak. malûmat. iş ş edinerek. gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. malûmat. özellikle sıntı önleme gibi amaçlarla yerleş zı yı tirilmiş . iyi ahlâklı . gerçekten. zağ . dikdörtgen. bilgi toplamak . vukuf. * (biliş imde) Kurallardan yararlanarak kiş veriye yönelttiğanlam. ı r bilgi edinmek * öğ renmek. * Bilgili. bilezikli * Bileziğolan. silindir. lmı . hakim. sempozyum. bilgi iş lem * Özellikle bilgisayar vb. bilgi almak. sır ve güvenilirlik bakı ndan inceleyip araşran nda nı mı tı felsefe dalı . araşrma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. vukuf. soğ utma. malûmat. cı * Bileyicinin yaptı işzağ lı ğ . ması kan ünce * Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradı temel düş ğ ı ünceler. hâkimane. epistemoloji. açı * Kelepçe. olgun ve örnek (kimse). e lan * İ borunun ucunu birleş ki tirmeye yarayan halkaya benzer parça. sayalı ki. tı * İ zekâsın çalı nsan nı ş sonucu ortaya çı düş ürünü. * Bilgeye yaraş (biçimde). bilgi kuramı * Bilginin temelini. pirinç veya nikel kaplı demirden yapı şiki ucu delik gereç. kesik koni ve benzeri ş n na lan ekilli. . söz geliş diyelim ki. bilgi ş öleni * Belli bir konunun tartıldı bilimsel toplantı ş ğ ı ı . * Bilim. * Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse. nsan nı i * Öğ renme. bilfiil bilge bilgece bilgelik * Bilge olma durumu ve niteliğ i. bilim alanı uygulanan yöntemleri. ş bilfarz * Tutalı ki. * (İ Çağ lk felsefesinde) Kendini tanı n bilgisi. hikmet. lama.biletsiz bileyici bileyicilik * Bileti olmayan. m m i. * Bir durumu öğ renmek. manı bilgi * İ aklın erebileceğolgu. cı ı k. i * Bilezik takmıolan.

* Bilgisiz olduğ hâlde bilgili görünmek isteyen. bilgilik * Ansiklopedi. * Bilgisayar programcı. bilgilenmek * Bilgi sahibi olmak. sofizm. bilgici * Sofist. kompüter. p ran bilgisayarcı * Bilgisayar alı satı sı m mcı. haberdar etmek. ş ı nda. . sı mcıveya bilgisayarcı lı k * Bilgisayar ticareti veya uzmanlı. bilgili geçinen kimse. haberli. elektronik beyin. * Bilgili kimse. bilgin bilgince bilginlik bilgisayar * Çok sayı aritmetiksel veya mantı iş da ksal lemlerden oluş bir işönceden verilmiş programa göre an i. bilgin tavrı bilgin gibi. bilgilenme * Bilgilenmek iş i veya durumu. bildirerek. * Bilgine yakır. * Bilgin olma durumu. âlim. malûmatlı .* değik yer ve kaynaklardan sağ iş lanan bilgileri bir araya getirmek. bir yapısonuçlandı elektronik araç. bilgili * Bilgi sahibi olan. yapı sı mühendisi. u bilgiç bilgiç bilgiç * Bilgisi olduğ göstererek. ğ ı bilgisayarlamak * Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan (kimse). i bilgilendirme * Bilgilendirmek iş i veya durumu. bilgiçlik satmak (veya taslamak) * bilmediğhâlde bilir görünmek. bilgin geçinmek. tiri mı * Baş nı ltmak için doğ olmadı bilinerek yapı uslamlama ve çı kası yanı ru ğ ı lan karsama. unu bilgiçlik * Bilgiç olma durumu. bilgilendirmek * Bir konuda bilgi sahibi olması sağ nı lamak. öğ renmek. * Bilerek. safsatacı lı k. bilgicilik * Antik Yunan felsefesinde eleş akı .

bilerek ve isteyerek. rı bilim kadı nı * Bkz. biyonik. deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten n yararlanarak yasalar çı karmaya çalı düzenli bilgi. en çok. baş özellikle. an bilim kurgusal * Biyoloji ve elektrikle ilgili olan. mahsus. * Belli bir konuyu bilme isteğ inden yola çı belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araşrma kan. temeli olarak yalnıbilim yöntemine önem verme. u bilgiyazar * Elektronik sistemle dizgi yapan alet. ilimcilik. bilim kurgu * Çağ bilim verileriyle düş daş gücünden oluş film. gayriilmî. bilim adamı * Bilimsel çalı ş malarla uğ an kimse. rmak karı * Bilen. raş bilim dı ş ı * Bilime aykı. malûmatsı cahil. ş an * Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. tı süreci. bilim kuramı * Bilimlerin koydukları ünsel sorunları düş inceleyen ve tek tek bilimlerin yöntemlerini. varsayı nı tı felsefe dalı mları araşran . cehalet. z.* Bilgisayara geçirmek. bilim * Evrenin veya olaylarıbir bölümünü konu olarak seçen. ilkelerini. malûmat. bilime uymaz. z bilimsel * Bilgin. bilimci bilimcilik * Bilginin. * Bilgi. roman vb. * Bilgisiz olma veya bilgi yokluğ durumu. her ş eyden önce. bilgin. ta. bilgisayarlaş mak * Bilgisayar düzeniyle donatı lmak. bilhassa * Hele. bilgisiz bilgisizlik * Bilgi sahibi olmayan. . âlim. ilim. * Tavuk gibi kümes hayvanları çağ nı ı için çı lan ses. bili bili bili bilici bililtizam * Bile bile. bilim adamı .

bilimsel toplantı * Uzmanları katı ile gündemi bilimsel konuları oluş n lı mı n turduğ toplantı u . ini mı bilimsel düş ünce * Bilim temeline dayanan özgür eleş tirici. Marxçı lı k. bilimsizlik * Bilimsiz olma durumu bilimsizce iş . ş rı i uuraltı tahteşuur. temel görüş . bilinç * İ n kendisini ve çevresini tanı yeteneğ ş nsanı ma i. * Kiş aklı geçenlerin birinci kişağ ndan yansılması inin ndan i zı tı . * Algı bilgilerin zihinde duru ve aydı k olarak izlenme süreci. baskı nda tutulan isteklerle bunlara bağ düş nsan altı lı üncelerden oluş ve bilince ulaş an amayan bölümü. na bilimsellik * Bilimsel olma durumu. * Bir toplumdaki ruhî etkinliklerin veya ruhî durumlarıbütünü. kavramak. * İ ruhunun. bilincini yitirmek * bilincini herhangi bir sebeple yitirmek. bilim yöntemlerine uygun olmayan gayriilmî. bilinç dı ş ı * Bilinçsizce yapı iş etkinliklerin bütünü gayriş lan ve uur. bilincine varmak * anlamak. bilime dayanan. bilimsel sosyalizim *İ htilâlci sosyalizm. ilmî. bilinç akı ş ı * Düş üncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. za bilinçaltı * Bilinç dı olmakla birlikte. bilimselleş tirmek * Bilimin metotları uygun duruma getirmek. nanabileceğ savunan felsefe akı . ş ve nlı uur. dilendiğzaman kapsamı ş ı i ndakilerin bilince çağlabildiğzihin bölgesi. bilinçlendirmek . uur. bilinç kaybı * Hafı yitimi.* Bilimle ilgili. bilimselleş tirme * Bilimselleş tirmek iş i. * Temel bilgi. bilimsiz * Bilime. araşrı ve bağ z düş tıcı ı msı ünce. ş bilinçlendirme * Bilinçlendirmek iş i. bilimsel deneycilik * Her bilginin deneyle veya gözlemle doğ rulanabileceğ sı ini. n * Dimağ .

* Bilinci olmayan. * Eleş tirmeli bir biçimde. anlaş ine ı lmak. bilinçlenmek * Bilinçli duruma gelmek. ş k uurluluk. bilinmedik. bilinçli * Bilinci olan. * Bilinçli olma durumu ş uurluluk. bilinçle yapı lmayan. . uurlu. ş uurlanmak. eri bilinmez * Anlamı ve anlaş gizli ı lması olan. ş lere ı k uursuzluk. bilinemezcilik * Bilginin bağ lı ı olduğ ve bundan dolayı olmadına inanan öğ ntı una salt ğ ı reti. bilinçle yapı ş lan. ş uursuz. kendi etkinliğ farkı olan. agnostisizm. ntı una * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ 'nı inin ini ini retiyi benimseyen (kimse). kuş meçhul. * Belli olmaz. ş uursuz.* Bilinçli duruma getirmek. lâedri. bilinçlilik bilinçsiz bilinçsizlik * Biliçsiz olma durumu. bilindik. bilindik * Bilinen. kulu. bilinemez * İ aklı bilinemeyen ş nsan yla ey. muğ güç lâk. bilinen bilinme * Değ belli olan nicelik. malûm. agnostik. ş uursuzluk. olay ve edimlere uyanıbulunma durumu. * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ lâedriye. bilinmedik * Bilinmeyen. bilinmeyen (nicelik). bilinmezlik * Bilinmez olma durumu. eri * Bilinmek iş i. öğ renilmek. bilinemezci * Bilginin bağ lı ı olduğ inanan (kimse). bilinmek * Bilmek iş konu olmak. meçhul. * Nesne. olay ve iş karşuyanıbulunmama durumu. * Kendi etkinliğ eleş ini tirmeli bir biçimde sezmeyen. bilinçlenme * Bilinçlenmek iş i. ş inin nda uurlu. bilinmeyen * Değ belli olmayan. 'nı inin ini ini reti. * Nesne.

cahillik. bilip bilmediğ göz önüne almadan. . bilirkiş i raporu * Bilirkiş hazı ş inin rlamıolduğ rapor. kristal. 'ya nda * "İ olsun" anlamı kullanı nan nda lı r. dı biliş kmak çı * tanı önceden tanıolmak. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş sistemi. vukuf. dost. * Billûrdan yapı ş lmı . u biliş imci biliş me biliş mek * Karş klı ı olarak birbirini tanı muarefesi olmak. informatik. bilistifade * Yararlanarak. * Biliş alanı uzman kiş im nda i. ehlivukuf. bilisizlik * Bilisiz olma durumu. u bilirkiş ilik * Bilirkiş yaptı iş inin ğ . ş biliş im * Teknik. cahil. kları * Duru ve temiz kesme cam. im biliş teknolojisi im * Biliş imde kullanı bütün araç ve gereçlerin oluş lan turduğ sistem. bir nesne veya olayıvarlına iliş bilgili ve bilinçli duruma gelmesi.bilir * "Anlar". mak. ile erek ik fat bilir bilmez * yarı bilgi ile. ehlihibre. sibernitik. billûr * Bazı cisimlerin aldı geometrik biçim. uzman. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş imde kullanı ve özellikle elektronik aletler aracı ı lan lı ile ğ düzenli bir biçimde iş lenmeyi ön gören bilim. ehlivukuf. eksper. * Öğ renmek. "yapar" anlamları isimlerle birleş birleş sı kurar. nı n ğ ı kin * Bildik. tanık. billâhi * Tanrı ant içerim" anlamı bir ant. biliş ağ im ı * Teknik. * Biliş iş mek i. * Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düş üncesine baş vurulan kimse. m ini bilirkiş i * Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaş ğçözümlemek için kendisine baş mazlı ı vurulan kimse. ehlihibre. lı mak. "sayar". ı bilisiz * Öğ renim görmemiş . biliş * Canlın.

ı nı bilmediğbeş i vakit namaz * her ş pek iyi bilir. nı bilmece gibi konuş mak * açı anlaşr biçimde konuş k. kristalleş me. * çok beyaz ve pürüzsüz (kol. ey. * Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı ve kimya değmeleriyle geometrik biçim alması fizik iş . kristalleş mek. * Diyalize uğ rayarak çözümlenen madde. * Belirgin duruma gelmek. * Bilinmeyen ş muamma. koloit karş . pıl pı parlayan (yer). bilmece çözmek * bilmecenin cevabı bulmak. ündeki saydam cisim. anlamı bir söz. netlik kazanmak. gerdan. bilmeden * bilmeyerek. ı lı mamak. muamma. ı tı * Bilmek iş i. billûr gibi * çok duru. * sonucun ne olacağ kestiremeden. eyi nda . billûr cisim * Gözde. * Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. * Genellikle billûrdan yapı ş ya satan dükkân. billûrî * Billûra benzer. lmıeş billûrlaş ma * Billûr durumuna gelme. * Bol ıklı rı rı ş . göğ üs). billûrlaşrma tı * Billûrlaşrmak iş tı i. billûrsu bilme bilmece * Bir ş adı anmadan. billûrlaşrmak tı * Billûr durumuna getirmek. billûriye * Billûrdan yapı ş lmıveya billûrla ilgili. ran. ı l * Billûra benzeyen.* Koç yumurtası . billûr durumunda yoğ unlaş mak. mercimek biçim ve büyüklüğ nda. billûr gibi. * (ses için) pürüzsüz. billûru andı kristaloit. niteliklerini üstü kapalı eyin nı söyleyerek o ş ne olduğ bulmayı eyin unu dinleyene veya okuyana bı rakan oyun. irisin arkası mercek görevini yapan. çok temiz (su). billûrlu *İ çinde billûr bulunan. * Bir ş ne olduğ eyin unun bilincine varma. billûrlaş mak * Billûr durumuna gelmek.

i eyi ka ş . çok bilmiş . nda * Bir iş yapmaya alı ş ş olmak. bilmezlikten gelmek * bilmiyor görünmek. * Bir bilim veya sanat dalı yeterli olmak. * Bazen "iş gelmek". ş ma. size de. bilmiş * Her ş bilir geçinen. bilmezlikten gelmek. elinden gelmek. * Sorumlu tutmak. tecahül etmek. "uygun bulmak" anlamı da kullanı ine nda lı r. tecahülüarifane. bilmemek * birlikte kullanı ğfiilin bir türlü gerçekleş ldı ı emediğ anlatı ini r. bilmezleme * Bilmezlemek iş teçhil. * önemli veya anlatı gerekli görülmeyen ş için kullanı lması eyler lı r. "edemez" anlamları kullanı nda lı r. bilmezlemek * Bir kimseyi. kadirbilmez gibi sözlerle "yapamaz".bilmek * Bir ş anlamıveya öğ eyi ş renmiş bulunmak. mı * Tanı hatı mak. n isi lı nca aş tereddüt anlamı verir. * Sanmak. ş bilmünasebe * Sı gelince. * Saymak. * Geniş zamanıolumsuz birinci tekil kiş olarak bilmem biçiminde kullanı duraksama. var saymak. bilmezlikten gelme * yazarı bildiğbelli olan bir ş bilmez veya baş türlü bilir görünecek yolda bir anlatısanatı n. bilmezlik * Bilmez olma durumu. bir ş bilmez göstermek. i. nı bilmem hangi (veya bilmem kaç. bilmemezlik * Bilememe durumu. bilgiçlik taslayan. * Anlamak. bilmezlik. * -a/-e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleş fiiller oluş ik turur. nasıne) l. bilmez * Anlamaz. *İ nanmak. sizlere de. cehalet. bilmezlenmek * Bilmiyor gibi görünmek. nda im. ey bilmezlenme * Bilmezlenmek iş i. kavramaz. bilsat * Kuruluş ş lar. karşk olarak. eyi * Bkz. bilgileş bencmarking. teçhil etmek. sı düş rası rası ünce. lı ı lı * (davranıtöresinde) Ben de. rlamak. kim. hatı rbilmez. bilmukabele * Karş klı ı olarak. farz etmek. . irketler arası bilgi satma.

nı ve yı * Bir isimden önce geldiğ aş lıve çokluk bildirir. cam gibi ş eylerden yapı ş lmıküçük yuvarlak. küçük yuvarlak. dokuz yüz doksan dokuzdan bir artı k. bin derde deva * pek çok işyarayan.bilumum bilvası ta bilye * Bütün. aş ı nmayı enerji yitimini önlemek için. -in hepsi. * Taş . olacak bir kimse gerekir. öğ ütlerden çok daha etkilidir. doğ lı ile. ve göbeklerdeki yataklara yerleş tirilen.. hep. 1000. . dolaylı ruya . eyi bin bir * Pek çok. çok sayı da. * Bu sayın adı bu sayı gösteren rakam. maden. toprak. rmak bin iş bir baş çi. bilyeli yatak * Bisiklet. her sıntı gideren. e kı yı bin dereden su getirmek * birini kandı için birçok sebep ileri sürmek. man * Milyar. ünce iş bin kat * Pek çok. bin bir ayak bir ayak üstüne * herkesin ayakta olduğ kalabalı u k. kamu. bilyon bin * On kere yüz. misket. * (birinin) Aracı ı araçla. * Motorlu taş ı tlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak. bin nasihatten bir musibet yeğ dir * yaş ş anmıolaylar. bin piş olmak man * çok piş olmak. otomobil gibi taş n tekerleklerinde sürtünmeyi azaltmak amacı içine çelik bilye yerleş ı tları yla tirilmiş bölüm.. inde ı k rı bin bilsen de bir bilene danı ş * bir insan bir ş ne kadar iyi bilirse bilsin. dil dökmek. gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir. bilyeli * Bilyesi olan. çoğ unlukla çelikten. bin dallı * Çoğ unlukla mor kadife üzerine sı ile kabartma dal. M. ğ rudan doğ olmayarak. gönülden. bin can ile * çok isteyerek. çı * her iş baş e. . yaprak ve çiçek iş rma lenmiş giysi veya örtü. bin kalı girmek ba * birbirine benzeyen birçok iş yapmak. kı yaslanmayacak ölçüde. sürekli olarak düş değ tirmek.

le raş bin türlü bin yaş a! * Birbirinden çok farklı değik. bindirimli * Fiyatı rı ş artılmızamlı . rma. ğ ı binbaşk ı lı * Binbaşrütbesi veya binbaş n görevi. olan eyi) nda z bindirilme * Bindirilmek işveya durumu. . bînamaz binbaş ı * Bkz. bin zahmetle * çok zor. yapmak.bin tarakta bezi olmak * birçok iş uğ mak. bindirilmiş kuvvetler * Motorlu taş ı bindirilmiş tlara asker birlikleri. bunun üzerine. bundan ötürü. kendi eliyle yok etmek. i * Dayanarak. bindi * Destek. i bindirilmek * Bindirmek işyapı i lmak. a * (bir düş sistemine göre) kurmak. * Çatı . bindiğdalı i kesmek * (kendisine gerekli ve yararlı ş farkı olmadan yararsıduruma getirmek. büyük zorlukla. beynamaz. bina etmek * yapmak. ı ı nı binde bir * çok seyrek olarak. bina * Yapı . hamil. bindirim * Fiyat artı zam. kurmak. . dayamak. çok iş * (memnunluk bildirmek için kullanı söz) çok yaş lan a!. * Arapça fiil çatını sı konu edinen bilim ve kitap. ünce binaen * -den dolayı . . -diğiçin. -den ötürü. binaenaleyh * Bundan dolayı . * Rütbesi yüzbaşile yarbay arası bulunan ve ası ı nda l görevi tabur komutanlı olan subay. bunun için. inş etmek.

nda * Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arası kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçaları nı ndan * Binme iş i. her birine bin. * Binmek işyapı i lmak. binek atı * Sadece binmek. nda bininci * Bin sayınısı sı . bini çı ta. oturtmak veya içine yerleş tirmek. lan. ap nı * Çı karma harekâtı katı birliklerin. gezmek veya binicilik sporu için yetiş tirilen at. * Ata binme ustalı. çı na lacak karma yerine gitmek için kendilerine ayrı deniz araçları lan na binmeleri. binici * Binen. basit mekanizmalı kilit. her defası bini bir arada olarak. bini bir paraya * pek çok ve ucuz. sın ra fatı rada binicilik binilme binilmek . ndan ka ı ta * Eklemek. binek taş ı * At veya arabaya binmek için üstüne çılan yüksekçe taş kı . ahş parçaların durumu. * (taş Baş ı t) tarafı baş bir taş çarpmak veya bir yere vurmak. binmesini sağ lamak. kiremit. binmeye yarayan.bindirme * Bindirmek iş i. bindirme kilit * Gövdesi kutu biçiminde olan. lan * Binilmek iş i. sı dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen. ğ ı * Ata binilerek yapı spor. * Bin sayınıüleş sın tirme biçimi. * pek çok yapı pek çok olan. kapak veya kapın arkası doğ nı na rudan vidalanan. lmış * Üzerine binilen. * Birbiri üzerine gelerek eklenen levha. * Kapı . * Ata iyi binen kimse. biner bingi her biri. binek * Binmeye ayrı şey ve daha çok at. katmak. bindirmek * Bir kimseyi bir ş üzerine çı eyin kartmak. dolap gibi ş eylerin. binin yarı beş (o da bizde yok) sı yüz * çok düş ünceli görünen birine ş yollu "aldı aka rma!" anlamı söylenir. kanatları kapanı kalan aralı örtebilmek için bu kanatlarıkenarı çakı nca ğ ı n na lan bini aş mak * çok fazla olmak.

binme binmek * Yüksek bir ş veya bir hayvanıüstüne çıp ayakları sallandı oturmak. katı lmak. fizyoloji ve tıkonuları mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme. sakı nmaz. i * Atlı alay. ş * Bir ş sış yanı ey kı arak ndakinin üstüne çı kmak. otomobil gibi bir taş yer almak. biniş me biniş mek binit binit binlerce binlik * Bin liralıkâğ para. nihayet. için) * İistenilmeyen veya beklenilmeyen bir biçim almak. leri * Kık bir kemiğ iki parçası rı in birbiri üstüne gelmek. korkusuz. nı * Üniversite öğ retim üyelerinin giydikleri cübbe. gözü pek. eyin n kı nı rarak * Bir yere gitmek için tren. n biomedikal * Hem biyoloji hem de tı ilgili olan. içine konulduğ oyuk gözlü tahta. * Hamur durumundaki ekmeklerin. * Sonuç olarak. * Biniş durumu. . binek hayvanı Kullanmak. uçak. vapur. mek * İ parçadan biri. fına atı rı lmadan önce. ı k iş * Bin tanesi bir arada olan. u * Birçok bin. lı * Belirli zamanda sırları nı belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmalarıtoplam kütlesi. * Fiyat artmak. * Binmek iş i. öbürünün üstünde olmak. binnetice binyı l biokütle * Bin yıiçine alan zaman dilimi. binek atı . ki * Kas kiriş birbiri üstüne binmek. ş ı lan bîperva * Çekinmez. ı tta * (bisiklet motosiklet. p nı biomikroskop * Kendine özgü bir ık ile kullanı çift göz mercekli mikroskop. pla biomekanik * Biyoloji. k ı t * Yaklaş olarak üç litrelik büyük şe. pek çok. * Eklenmek.biniş * Binmek işveya biçimi. * Atlı alayda giyilen giysi. * Yüksek aş amalı bilginlerin ve yeniçeri subayların giydikleri cübbe. * Üstüne binilen hayvan.

* Birleş ik. m * tek baş bulunan kimsenin istediğyerde barıp rahat edebileceğ anlatı ı na i nı ini r. bir sürü. i bir ara * Kı bir süre. fat ı na i * (tekrarlanarak) Bir kez. . * Toplu bir durumda. yı * Bu sayı kadar olan. z nda * baş birinin yardı olmaksın.. korkmadan. bir (veya tek baş ı na) * yalnıolarak. * Herhangi bir varlı belirsiz olarak gösterir. * Sadece. bir * Ortaklaşolan. bir alay bir âlem * Kendine özgü bir niteliğolan. ları * Bu sayı gösteren rakam 1. hep birden. te * Odun. istek veya kesin olmayan anlamlar katar. yalnı z. * Değ önem bakı ndan birbirinden farksı birbirine eş birbirine benzer. beraberce. onunla övünülmemelidir. bir acı kahvenin kı yı rı r rk l hatıvardı * Bkz. olabildiğkadar tez. bir (veya bir de) * hem .. toplu olarak. bir araba bir arada . hem. birlikte. . it. bir an önce * Bir ara. rk l hatı vardı bir ağ ı zdan * hep birlikte. * Birçok. * Sı veya zarf durumunda baş geldiğkelimelere kuvvet. ş * Pek çok. ka mı zı bir . fazla. müş a terek. pek çok. kömür gibi bazıeylerin ölçü birimi. I.* Çekinmeden.. mları z. sa * Geçmiş bir zaman. bir abam var atarı nerede olsam yatarı m. bir (veya sağelinin verdiğ öbür (veya sol) elin duyması ) ini n * yapı bir iyilik gizli tutulmalı lan . bir fincan kahvenin kı yı rı r. i bir an * Çok kı bir süre için kullanı sa lı r. ğ ı * Tek. yanı kimse bulunmadan. er.. bir ağ ı çıp bin dile yayı zdan kı lı r * ortaya atı bir söz çok çabuk yayı lan lı r. * Eşaynı boyda. bir * Sayı n ilki. * Ancak...

hepyek. ka le. bir bakı ma * Baş bir görüş baş bir düş le. bir ayak üstünde bin yalan söylemek (veya bir ayak üstünde kı yalanı belini bükmek) rk n * çok kı sürede pek çok yalan söylemek. dokuz evlât bir babayı beslemez * çok çocuğ olan baba. tam tamı eksiksiz. çok yaş ş lanmıolmak. * Az. kı lı bir biçimine getirmek * çözüm yolu bulmak. bir bir bir bir * Birer birer. ayrı * Olduğ gibi. bir araya getirmek * toplamak.bir aralı k * Bir ara. küçük bir sorunu büyütmek. bir aş ı yukarı ağbir * amaçsıolarak gidip gelmeyi anlatı z r. bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) * çok az. ka ünüş bir baltaya sap olmak * belirli bir iş sahibi olmak. ayrı . bir ayağçukurda olmak ı * yaş ayacak çok az zamanı kalmıolmak. her çocuk babası bakı nı u na lması ötekinden beklediğiçin sıntı kalı i kı da r. i eyi bir avuç * Bir avuç dolduracak kadar. . ş bir ayak önce (evvel) * bir an önce. sa bir baba dokuz evlâdı besler. u na. * Bkz. bir baş (veya uçtan) bir baş (veya uca) tan a * bir yerin bir sırdan öbür sırı kadar. bir baş ı na * Tek baş ı na. bir atı k barutu olmak (veya kalmak) mlı * bir konuda yapabileceğçok az ş bulunmak. çok az. nı nına bir ben. buluş mak. bir de Allah bilir * sıntıdurumlarda söylenilen bir deyim. bir bardak suda fı na koparmak rtı * önemsiz. bir araya gelmek * bir yerde toplanmak.

bir bu eksikti * sıntıbir durum varken bir yenisinin çı kı lı kması üzerine söylenir. lı p bir dalda durmamak * sısıiş k k veya düş değ tirmek. çabucak. bir çatı nda (olmak veya bulunmak) altı * aynı içinde. * çapkı kimseler için kullanı n lı r. bir çokları * çok sayı olan (kimse veya ş da ey). bir çenekliler * Oğ ulcuğ bir çenekten oluş . kapalı u muş tohumlulardan bir bitki sıfı nı. * Hele. * hiçbir zaman. eş bir boydan bir boya * Bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar. bir çift * Bir takı m. ş ş larla bir daha * bir kez daha. ş ta. baş baş tan a. güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaş ı lmaz. bir çı da rpı * bir ele alı ele alıalmaz. bir çöplükte iki horoz ötmez * bir yerde iki kiş olmaz. bir boyda * Boyları it.bir boy * Bir kez. bir çenetli * Kapsüllü yemiş tek parçalı lerin olanları . yanlıdavranı bozmak. bir iki. bir çift söz * Bir iki söz. r bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz * küçük. * Biraz. ünce iş bir damla . i baş bir çuval inciri berbat etmek * düzelmekte olan bir durumu yersiz. yapı bir çekirdek geri kalmamak * bütünüyle denk olmak. bir çift sözü olmak * söyleyecek bir ş eyleri bulunmak. bir daha yüzüne bakmamak * darı ilgiyi kesmek.

* (çocuk için) Çok küçük. * umulanı veya beklenilenin dında bir durumu anlatan cümlelerin baş gelir. "hele" anlamı da kullanı nda lı r. ğ ı . bir defada * ara vermeksizin. bir defalı k * Bir kere yapmaya yetecek kadar. bir don bir gömlek * yarı plak. bir deri bir kemik (kalmak) * çok zayı flamak. bir dediğ iki etmemek ini * her istediğ hemen yapmak. bir kereye özgü olarak. zahmeti çok olan bir iş uğ mak. bir de * ve olana katarak. bir dokun bin ah iş (dinle) kaseifağ it furdan * insanları konuş turmak için biraz dertlerini deş yeter. birazcı k. nca cı n ğ ı bir dudağyerde bir dudağgökte ı ı * masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin. bir dediğiki olmamak i * her istediğyapı i lmak. * "ilk önce". ini bir defa * Olup bitti anlatan cümlelere katı lı r. le raş bir dirhem et bin ayı örter p * biraz kilo almak bazen insanı güzelleş tirir. n ş ı ı na bir dediğbir dediğ tutmamak i ini * söyledikleri birbirine uymamak. tutarsıkonuş z mak. çı bir dostluk kaldı ! * az bir mal kalı satıları kullandı bir özendirme deyimi. . bir deli kuyuya bir taş atar. * Bir kereye özgü olan.* Çok az. kı akı çı rk llı karamazmı ş * bazen bir kimsenin yaptı yersiz bir işbirçok kimse tarafı düzeltilemez. ndan bir derece (veya bir dereceye kadar) * biraz. bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğ nemek * verimi az. fazladan. mek bir dolu * Birçok. bir dirhem * Çok az. bir dikili ağ olmamak acı * evi veya mülkü olmamak.

nda ş bir fincan (veya bir acı ) kahvenin kı yı rı r rk l hatı vardı * iyilik küçük de olsa unutulmaz. ü i.bir düziye * Sürekli olarak. kar * bazı durumlarda yardı sıiş lmayacağ anlatı mcız yapı ı nı r. sı an bir gözeliler * Yapı tek bir hücreden oluş hayvanlar veya bitkiler. bir elden * aynı kimse tarafı ndan. bir geceye ait. sı ndı i ayrı kök bir fende kazıkakmak k * bir bilgi veya bilim dalı saplanmıkalmak. bir gece içinde olup biten. bir eli yağ bir eli balda (olmak) da * varlıve bolluk içinde olmak. bir el * (ateş silâh için) bir kez atı li m. ük bir gömlek fazla eskitmiş olmak * birinden daha yaş ve daha görmüş lı geçirmiş olmak. i . fı k gibi erkek ve dişorganları çiçeklerde. ladı ı karla bir elmanıyarı o. ceviz. bir elini bı p ötekini öpmek rakı * aş saygı ı rı göstermek. bir gözeli * Yapı tek bir hücreden oluş (hayvan veya bitki). bir elle verdiğ öbür elle almak ini * yapar göründüğ bir iyiliğ sağ ğbir çı ödetmek. bir evcikli * Mır. tek hücreli. * yardı arak iş daha kolay baş lı mlaş ler arı r. ancak aynı üzerinde bulunan (bitki). akrabalar eğ lenmemelidir. bir gecelik * Bir gece için. yarı bu n sı sı * birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanı lı r. bir el bir eli yı iki el bir yüzü yı kar. * bir merkezden. sı an bir gün evvel * olabildiğkadar çabuk. bir göz gülmek * hem gülüp hem ağ lamak. k bir elin sesi çı kmaz * bir davanıbir kiş n i tarafı savunulması ndan etkili ve yeterli değ ildir. bir gömlek aş ı ağ * bir derece daha düş (birinden). bir göz ağ larken öbür göz gülmez * keder veya sıntı kı varken dostlar.

düş bir kalem * Bir an için. biraz. bezmek. bir hoş u olmak luğ * bir rahatsı ğ bir neş zlı. i r bir iş oldu tir * istenmeyen. bir hoş eylemek * hüzünlendirmek. ölmek. a sa bir güzel * Çok iyi. bir iş aretine bakmak * bir işyapmak için hazıbeklemek. ı esizliğolmak. bir gözeli. bir hamlede * Çabucak. çok az sayı birkaç kez. i bir hücreli * Bkz. . k * huyu değ mek. lı ş bir hayli * Epey. * hüzünlenmek. fenalıgelmek. iyice. kı da sürse çekici ve güzeldir. bir hoş * Tuhaf bir ş ekilde. n bir iğ bir iplik olmak ne * Bkz. iş * kazaya uğ ramak. bir atıta. * Aynı . iğ ipliğ dönmek. bir hâl olmak * bir ş çok tekrarlanması eyin yüzünden bitkin duruma gelmek. karş ndakine vakit bı ı sı rakmadan. hiçbir zaman. . garip. benzer. çok. ı sı bir kafada * aynı üncede. bir hoş olmak *şı aş rmak. tek tür. ne e bir iki * Birtakı bazı parça. m.bir günden bir güne * hiç. bir iki demeden (demeye kalmadan) (veya bir iki derken) * duraksamadan. bir günlük beylik beyliktir * hoşgiden bir durum. kötü bir durum karş nda söylenir. bir içim su (gibi) * (kadıiçin) çok güzel. duraksamadan. usanmak. bir da.

mak. ama o. yakı nıyanları bulunmadını hiç çocukları n nı nların nda ğ veya ı olmadını ğ anlatı ı r. ancak bir kiş kı olur. bir kalemde * birden ve toptan. arak. . bir defa. * Bir kez. belli durumunu değtirmeden. bir koş u * Koş koş koş çabucak. bir koyundan iki post çı kmaz * birinden. bir kı yamettir gitmek (veya kopmak) * çok fazla gürültü. bir kişalı zı i i r * güzel ş herkes ister. uyuş bağ mak. sa bir karı bir koca. telâş rtı olmak. z ur. en ş larla e bir koltuğ iki karpuz sı a ğ maz * aynı zamanda birden çok iş ilgilenmek baş için sakı dı le arı ncalır. daş bir kenarda durmak * gerektiğzaman kullanmak üzere hazı tutmak. bir kerecik * Bir defaya mahsus olarak. bir an için göz ardı etmek. bir karar * Aynı durumunu koruyarak. eyi iye smet bir kol çengi (olmak) * ş sözler ve davranı çevresine neşsaçanlar için söylenir. bir karı ş * Çok kı sa.bir kalem geçmek * boş vermek. bir kı bin kişister. bir kaş suda boğ ı k mak * bir kimseye çok kı zmak veya çok öfkelenmek. patı . bir kapı çı ya kmak * aynı sonuca varmak. * Çok az. a a. gücünün yetmediğbir özveriyi beklememek gerekir. dı r eder her gece yla rdı * sıntı yalnı k yüzünden iki dost (bile) birbiriyle dalaş anlamsıkonuş kı veya zlı ı r. bir karıbeberuhi ş * çok kı boylu kimse. * bir karı kocanıçocukların. bir kazanda kaynamak * anlaş mak. i rda bir kere * Aslı nda. i bir Köroğ bir Ayvaz lu. iş bir kararda bir Allah * insan talihinin her an değebileceğ ve bunun olağ karş iş ini an ı lanması öğ nı ütler.

bir postum var atarı nerede olsa yatarı m. ta bir o kadar * Ne kadar varsa o kadar daha. cı bir parmak * Parmak ucuyla alı miktar veya parmak ucuyla alarak. bir parça * Biraz. biriktirmek. bir parça. değ olmamak. yeknesak. bir bu yana * rastgele. bir kurş atı un mı * kurş unun gidebileceğuzaklı i k. bir örnek * Aynı biçimde olan. çeş yönlere. bir kulağ ı girip öbür kulağ ndan ı çı ndan kmak * söylenen söze önem vermemek. birçok. bir nice * Bir hayli. itli bir olmak * bir araya gelmek. birçok yerlere. e eri bir paralıetmek k * çok utanacak. iş birliğyapmak. birinci. derviş geçinmeyi anlatı çe r. azık. bir numara * Tek. bir katı misli. bir mum al da derdine yan * baş yla uğ acağ kendi durumunu düş kaları raş ı na ün. bir nebze * Çok az. çok az. belli oranda. nan * Çok küçük (çocuk). işyaramaz bir duruma düş e ürmek. i bir ölçüde * Biraz. baş gelen. . bir nefeste * (söz ve içecekler için) Ara vermeden. bir numaralı * Birinci. inde lmak bir köş koymak eye * saklamak. bir lokma bir hı rka * hayatta azla yetinmeyi. bir papel etmemek * hiç bir iş yaramamak. m .bir köş atmak eye * gerektiğ kullanı için bir yere koymak. bir bir o yana.

* belirtmek. olduğ undan baş türlü düş ka ünerek hayal kıklına uğ rı ğ ı ramak. iki sı n çekirge. yeni huylar edinmek. bir ş bir yeri) gerçeğ eyi. bir söyledi pir söyledi * uzatmadan. ini bir sürü * Çok sayı pek çok. gereğgibi söyledi. sa bir söyle on dinle * az konuş çok dinlemek yaralı up olur. ardı na. ardı bir solukta * Çabucak. değ erlendirmede yanı lmak. z kalmaz. eri bir pula satmak * bir kimseyi bir çı uğ kar runa harcamak.* istediğ yere gider. e bir ş ş eyin uyuu vukuundan beterdir * söylenti veya dedikodu olayıgerçekleş n mesinden daha kötüdür. kı kesmek gerektiğ söylenir. i bir sözünü iki etmemek * birinin her istediğ hemen yerine getirmek. yekten. tutumu değmek. bir ş sanmak ey * (bir kimseyi. bir ş (veya bir ş olmak eyler ey) * huyu. çok kı bir sürede. sa inde bir tahtada * bir defada. istediğ biçimde davranım. sonunda yakalanı n çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düş çekirge) çrarsı çrarsı rsı ersin * birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çı karak yapanı kötü bir duruma düş suçlu cezası ürür. birden fenalıgelmek. im im rı bir pul etmemek * hiç değ olmamak. bir tahtası eksik * akı eksik. durumu. anlatmak. da. iş * bayı gibi olmak. bir ş eyler. bir sımlıcanı kı k olmak * çok cı ve güçsüz olmak. lı z bir sı ra * Üst üste. hemen. ifade etmek. inden. çarçabuk. bir sı n çekirge. bir ş eyler * daha fazla açı klamamak. yarı akı. bir ş söylemek ey * konuş mak. lı r k * ölmek. bir ş benzememek eye * işyarar durumda olmamak. lca m llı bir tane .

vaktiyle. bir tutmak (veya bir görmek) * eş saymak. bir yana dünya bir yana * bir varlı çok değ verildiğ anlatmak için kullanı ğ a er ini r. bir tarafa bı rakmak (veya koymak) * önemsememek. it it bir türlü * (tekrarlı kullanı ğ ldında) iş yapı nıda. bölme.. ertelemek. bir torba kemik * çok zayı f. lmazsa. yapı ı in lmasın lmamasın da aynı nı derecede kötü olduğ belirtir. eyle ı laş . bir yana * -den baş sayı ka. bir tuhaflı olmak ğ ı * kendini iyi hissetmemek. bir yastı baş ğ a koymak * (karı koca) evli bulunmak. hiçbir yolla. bir temiz * Adamakı. bir yandan (yanda) * bir taraftan (tarafta). bir yakadan baş karmak çı * bir çatı nda dirlik düzenlik içinde yaş altı amak. bir vakitler * Geçmiş zamanda. unu * hiçbir biçimde. bir taş iki kuş la vurmak * bir davranı birden çok yararlı ş la sonuca ulaş mak. kuvvete yükseltme.* Biricik. bir yastı kocamak kta * (karı koca birlikte) uzun bir ömür sürmek. hem .. yegâne. eskiden. bir tanem * Sevgi sözü. bir yaş daha girmek ı na *ş imdiye değ görmediğş ı in i aş lacak yeni bir ş karş mak. llı bir terimli * Araları yalnıçarpma. hem. "eskiden" anlamı söylenen bir tekerleme. eş görmek. artı . bir tek atmak * bir kadeh içki içmek. nda * masal gibi geçip gitmiş k hayal olmuş . bir varmıbir yokmuş ş * bir masala baş larken. kök alma iş nda z lemleri yapı olan (nicelikleri gösteren lacak terim). hariç tutulursa. benimsememek.

birazdan biracı lı k birader birazcı k . biraz * Kı bir süre için. i rmak bir zaman * Geçmiş zamanda. bira * Arpa ile ş erbetçi otunu mayalandı yapı bir içki. n birahane * Genel olarak sadece bira içilen. eskiden. * Erkek kardeş . arkadaş anlamı seslenme olarak kullanı " nda lı r. bir yiyip bin ş ükretmek * kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değ bilmek. * "Yahu. biraz. bir sürü. * Az miktarda. arpa suyu. vaktiyle. bir zamanlar * Zamanı vaktiyle. eskiden. ş n nan biracı * Bira yapısatan kimse. çok az. * Belirli bir süre. nda. bir yolunu bulmak * bir işsonuçlandı için çare bulmak. dost. bir yol tutturmak * bir davranı bir tutum biçimi belirlemek. lmıözel bira mayası * Mayalanmıdurumdaki biranıyüzünden alı bir tür mantar. pek çok. p * Çok bira içen (kimse). erini bir yol * Bir kez. rarak lan bira bardağ ı * Bira içmek için yapı ş bardak. aynı zamanda da çabuk hazı rlanan bazı cak veya soğ yemeklerin sı uk yenildiğyer. çok değ il. sa * Yeterince değ yeter ölçüde değ il. * Bira yapma ve satma iş i. * Pek az. i birahaneci * Birahane iş leten kimse.bir yın ğ ı * birçok. il. biralı k * Bira yapmakta kullanı lan. ş . * Masonları birbirlerine verdikleri ad.

öteki de onu. birbirine düş mek * araları lmak. birbirini tutmaz * birbiriyle ilgisi olmayan. * Tekçi. dövüş mek. birdenbire . lı * Biri diğ erinin yanı ra. raş birbirinin ağ na girmek zı * birbirine çok düş olmak. hepsi bir arada. birbirine kötülük etmek. müteaddit. birbiri üstüne gelmek * arkası arkası ara vermeden. için) dolaş çözülmeyecek duruma gelmek. * Ansın.* Az sonra. hemencecik. birazı * Bir parça. sayı belirsiz. birçok birden * Oldukça çok. * Tekçilik. birbirine girmek * kavga etmek. kün birbirinin ağ na tükürmek zı * bir sorunda. olay çı nı nı karmak. nda ı rı birci bircilik birçoğ u * Çok sayı olan kimse veya ş da ey. birbiri * Karş klı ı olarak biri ötekini. monizm. birbirinin gözünü oymak * araları aş geçimsizlik olmak. zı * Birlikte. tutarsı z. birbirini yemek * iki veya daha çok kimse birbiriyle uğ mak. ağ birliğyapmak. sı * Bir defada. * (iplik vb. bir olayda sözleş gibi. araları anlaş k çı açı nda mazlı kmak. sı birbiri için yaratı ş lmıolmak * birbiriyle çok iyi anlaş mak. bir hayli. mak. * karı ş mak. na. miş ı z i birbirinin gözünü çı karmak * kı ya dövüş yası mek. beraberce. monist. araları bozmak. birbirine katmak * araları açmak.

*İ stenildiğgibi. miktar. nohut.* Ansın. bire bin katmak * çok abartmak. kullanı tohumun belli bir katı day. insanları benzer yanları kendinde taş n nı ı makla birlikte. bire bir * Verilen ölçüdeki karş k. i birebir gelmek * etkisini hemen ve kesin olarak göstermek. sı . n i im ontogenez. bireysel duruma. bire beş katmak * eklemek. bireş imli birey * Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlı fert. n kları bire . lan kadar ürün vermek. na. küllîden cüz'îye. birer ikiş er * Tek veya birkaçı birlikte olarak. fert. iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanlarıher n biri. k. sentez. * Doğ bilgisinde türü oluş a turan tek varlı klardan her biri. * Bir türün kapsamı giren somut varlı içine k. an. zorunludan olası ilkeden onun uygulanması genel yasadan ndan ı k ya. birebir * Etkisi kesin olan. ı lı bire bir eş leme * İ kümenin elemanları nda. terkip. fasulye gibi ürünler için) toprak. sentez. birdirbir * Oyuncuları birbirinin üstünden atlayarak oynadı bir oyun. bireş im * Parçalarıveya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleş n tirilmesi. soy oluş ı karş . vermek * (buğ arpa. her birer birer * Her biri ayrı olarak. bir elemana karş bir eleman alı ki arası ı . sun'î olarak bileş cisimler oluş ka ik turma. narak yapı eş lan leme. tı birey üstü * Tek bir bireyi aş an. an * Element veya baş maddeleri bir araya getirerek. nedenden etkiye. abartmak. beklenmedik bir sı zı rada. * Yalı karmaş olana.. sentetik.. * İ toplulukları oluş nsan nı turan. im . kendine özgü ayı rı cı özellikleri de bulunan tek can. uygun. * Bu biçimde oluş bütün. ı msı * Bireş yolu ile elde edilen. * Genellikle fertlerin çevresini aş bireylerin bilincinden bağ z olan. bire bin katmak. öncülden varı sonuca giden düş lan ünme biçimi. birer * Bir sayınıüleş sın tirme sayıfatı birine bir. birey oluş * Yumurtanıdöllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiğgeliş evrelerinin bütünü. duygusal. * Toplumları turan ve düş oluş ünsel. fert. hemencecik.

ferdiyetçi. birice biricik * En fazla. yegâne. ı msı iliğ me bireyleş tirme * Bireye özgü kı lma. * Bir kiş benzerlerinden ayı özelliklerin bütünü. ferdiyetçilik. politikalarıgenel adı n . i. bireycilik * Bireylerin yararları toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğ tutum veya nı reti. ünü r. baş kaları ayı ndan rmak. a eyi *İ nsanlarıdoğ toplumsal ve tarihî geliş n al. * Ancak ortaklaş ve genel olarak var olan ş bireylere uygulama ve yayma. tek. * Bilinmeyen bir kimse. bireysel bireyselleş tirme * Bireysel duruma getirme. bireye özgü olan. * Bütüne. bireysel olanı n çekilip çı lması karı . bireyselleş tirmek * Bir ş ayrı eyi olarak. ferdiyet. tek kı özellikler veya bunlarıtek biçimi. genele değ de. ran * Bireyle ilgili olan. i nı * Bireycilikten yana olan. * Eş benzeri. bireylik * Bir kimseyi dıgözlemciler gözünde benzersiz. * Tamlanan olarak kullanı bazı tamlamaları tamlayanıküçümsendiğ hor görüldüğ anlatı lan isim nda n ini. individüalizm. . kı yamet ondan kopar * bir ş eyden yalnıbir veya birkaç kişyararlanı baş na yararlanma imkânı z i r da kaları verilmezse bundan büyük sorunlar çı kar. biri çok olmak * haddini aş karş ndakini usandı arak ı sı rmak. individüalizm. özelliklerin. iyi ran biri * Bir tanesi. ş lan n * Bireyi benzerlerinden ayı niteliklerin bütünü. * Bağ z kiş e varan geliş süreci. biri eş biri beş ikte ikte * ufak cocuğ çok olan kimseler için söylenir. ferdî. bireye. mesinden. bireyleş me * Türle ilgili bir örneğ bireyde gerçekleş in mesi. u biri yer biri bakar. ikincisi olmayan ve çok sevilen. kendine özgü olan ş eylerin. bireysellik * Birey olma olgusu. bireyleş tirmek * Bireye özgü kı lmak. * Yüklem durumunda olan bir isim takı nı belirtileni olarak kullanı ğ mın ldında.bireyci * Kişhakları savunan. ferdiyet. belirtenin hor görüldüğ ı ünü anlatı r. bireysel olarak göz önüne almak. tek olana üstünlük tanı görüş ferdiyetçilik. il yan . tek.

kları * Bir niceliğölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değmez parça. birincası f .birikim * Birikme. p ğ ı * Birikme iş i veya biçimi. mur nı i birikmek * Toplanı yılmak. bir yerde toplanıyılma. bir araya gelmek. i. biriktirmek * Toplayı yı p ğ mak. p ğ ı * Birbirine eklenip çoğ almak. belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğ bağ larla tanı u ı ntı mlanan ayrı nitelikli öge. birikiş mek * Bir yere toplanmak. lı birimler bölüğ ü * Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayı bölüğ lar ü. ünite. taki * Dilin. vahit. i iş * Herhangi bir kuruluş alt bölümlerden her biri. deneyler sonucu elde edilmişeylerin bütünü. birimci ekonomi * Birime bağ ekonomi. k * Mal ve paranıtoplanıçoğ n p alma süreci. ğ ı birikiş birikiş me * Birikiş iş mek i. ölçülü kullanarak artı rmak. ş * Toplumları kültürel varlı nıgeliş geniş n kların ip lemesi ve uygarlıdüzeyinin yükselmesi süreci. koleksiyon yapmak. biriktirme * Biriktirmek iş tasarruf. birikinti birikinti konisi * Dağk bölgelerden veya yamaçlardan sularıgetirdiğkum veya taş lı n i parçaların bir düzlükte oluş nı turduğ u yelpaze biçimindeki yın. biriktirim * Biriktirme. oluş turduğ yapı u içinde. ünite. birikme * Toplanı yılma. * Herhangi bir aş ı sürecinde veya taş işyapı nma ı i ma lı alüvyonlu maddelerin bı lması rken rakı . yarar sağ lama gibi sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek. birikme havzası * Kar ve yağ suların biriktiğbölge. * Bir ş parayı eyi. * Bir kümenin her elemanı bir çokluğ oluş veya u turan varlı n her biri. birileri birim * Bazı kimseler. * Bir yerde kendi kendine birikmiş olan ş ey. * Öğ renme. p ğ ı * Gözlemler. tasarruf etmek.

lan birinci * Bir sayınısı sı . rada. önde gelmek. lan birinden) buz gibi soğ umak * birinden tiksinmek. sıf.) Birinci mevki. ı k llı ı . arası birinci olmak * baş gelmek. birincivası f * Birleş ikgillerden. ana. dıkabuk. rası * (ulaş araçları Mevki. rada. 'nı ini . birinin baş dikilmek ı na * birinin yanı uzaklaş ndan mamak. birkaç kiş herhangi biri. uçak vb. lerin ş ş ı birincil * Sı önemde ilk yeri alan. eyin nda birinin çanı ot tı na kmak (tı kamak veya tı kanmak) * sesini çı karamayacak. az sayı az. birincil grup *İ çten. meyve dı. yer. * Az sayı olan kimse veya ş da ey. ra mı kaları * Sı önem sı nda en üstün olan kimse. birinci zar * Yemiş derisi. * Tanrı n birliğ dile getirme. susturmak. sın ra fatı * Zaman. tek duruma getirme. i rmak nda * bir ş yanı ve ayakta beklemek.* Birleş ikgillerden hekimlikte kullanı bir bitki. yüz yüze iliş kilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk. orun. * Bir etme. birincilik * Birinci olma durumu. iden birkaç birkaçı birleme * Çok olmayan. esas. birinci gelmek (veya çı kmak) * birçokları nda en iyi olarak seçilmek. birisi * Bilinmeyen bir kimse. samimî. * (çoğ durumda) Ş ul ampiyonluk için yapı yarı lan ş malar. sı bakı ndan baş ndan önce gelen. ta birinci orun * (tren. hekimlikte kullanı bir bitki. tevhit. da. onu denetim altı bulundurmak. ı m nda) nı birinci çağ * Yeryüzünün yaklaş üç yüz milyon yık çağ paleozoik. kötülük edemeyecek bir duruma getirmek (getirilmek). vapur. temel. nda * bir işyaptı için yanı ayakta durmak. birisinden biri * içlerinden biri.

i birleş ilmek * Birleş iş lmak. (<deli kanlı kaptı (< kaptı ). birleş kap ik * Alt tarafı birleş ndan tirilmiş kaplardan her biri. ayakkabı ayak kabıdelikanlı (< ). bildirdiğzaman: Sevdiydi (sevdi-y-di <sevdi+i-di). lan birleş oy pusulası ik * Seçime katı bütün partilerin adayları ayrı gösteren oy pusulası lan nı ayrı . bir araya gelinmek. -miş n ve (i-miş -se (i-se) gibi ek fiil eklerinden birini alarak . birleş im * Birleş iş mek i. tek duruma getirmek. birleş ilme * Birleş ilmek işveya durumu. birleş fiil ik * İ soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakı ndan kaynaş bütünleş fiil: Reddetmek.birlemek * Bir etmek. ses türemesi. bir noktada kesiş (doğ yay). 'nı ini * Ondalısayı k sistemine göre yazı bir tam sayı sağ sola doğ ilk sayın bulunduğ basamak.). üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam iş kayması dolayıyla araları ek girmeyerek kalı mıiki veya daha çok sözden oluş kelime: pazartesi (< pazar sı na plaş ş an ertesi). hissetmek (< hiss etmek). en ru. birleş zaman ik * Yalı zamanlı çekimli bir fiilin -di (i-di). kaçtı kaçtı gibi. sim mı ı p en hissetmek. müttehit. ) birleş oturum ik * Bir arada yapı oturum. birleş kelime ik * Ses düş mesi. kaybolmak. zikretmek. birleş değ me eri birleş me . birleş isim ik * Birleş kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalı mıisim: Aslanağ . hasta olmak. * Tanrı n birliğ dile getirmek. sevecekmiş i (sev-ecek-miş sev-ecek + i-mişsev-er-se (sev-erse < ) < sev-er + ise) gibi. * Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları . gecekondu ik plaş ş zı ş kaçtı gibi. buluş mek i yapı ulmak. * Döllenmek için erkekle dişhayvanı bir araya gelmesi. . bakakalmak. miş birler birleş en birleş ik birleş cümle ik * Birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle. kelime türünün değmesi. başehir. inikat. birleş kaplar ik * Alt tarafları değ ik boyut ve kesitlerde borularla birleş ndan iş tirilmiş sistem. tedavi etmek gibi. * Bir araya gelmişbirleş olan. i n * Birleş iş mek i. kaptı . lan da dan ru nı u * Birbirini kesen.

* Uzlaş mayı layan. * Bölünmezliğiçeren yalı bütün. domino gibi oyunlarda bir iş aretini taş kâğ veya pul. * Kaynaş mak. * Sanrı . bir olma durumu. birlikten kuvvet doğ ar * toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağ lar. kide birleş tirici * Birliğsağ i layan. nda. * Yanı beraberinde. birleş mek * Ayrı tek bir bütün durumuna gelmek. dört dörtlük. birsam birtakı m birun * Osmanlı sarayı Harem dairesinin ve Enderun'un dında kalan bölüm. halüsinasyon. miş * Bağlı benzerlik. bir arada olma durumu. as. iken * Buluş bir araya gelmek. lantı * Belli bir topluluğ yararları korumak için kurulmuş un nı dernek. nda ş ı biryan * Tandı susuz piş rda irilen kebap. bağ . i n * En büyük değ erdeki nota. biryan pilâvı * Biryan yağile piş ı irilen pilâv. kimi. görüş olmak. vahdet. alay gibi bir bütün sayı topluluk. muş * Birleş . i birleş tirmek * Bir araya getirmek. lan * Konunun bir ana düş çevresinde toplanması ünce . beraberce. birli birlik *İ skambil. * Uyuş aynı mak. birleş tirme * Birleş tirmek işveya durumu. bazı u r i . tabur. birlikte * Bir arada. te * Aynı amaç çevresinde toplanmak. birliktelik * Birlikte olma durumu. * Belirsiz olarak çokluğ anlatı(nitelediğisim çokluk biçimde olur). . * Askerlikte bölük. * Bir taneden oluş . bir tane alabilen. lı k. * Cinsel iliş bulunmak.* Basit bir cismin bir atomu ile birleş ebilecek olan hidrojen atomların en yüksek miktarı nı . vahdet. vahdaniyet. ı yan ı t * Tek. mak. birlik olmak * bir işyapmak için anlaş i mak. sağ * İ veya daha çok nesnenin birleş ki mesini sağ layan.

tatlı ekmek türü. m lar mı n ayan kehle (Pediculus). bisküvi * Un. çifttekercilik. lmıdar bisikletçi * Bisikletle spor yapan kimse. bisiklet yolu * Trafikte bisikletlerin geçmesine ayrı ş yol. eker lan bismillâh * "Allah'ıadı anlamı bir işbaş n ile" nda. bisikletli * Bisikleti olan. bistro bisturi * Neş ter. k lan * İ kahve. süt. * Sı racagillerden. bismillah demek * bir iş uğ olması i ile baş e urlu dileğ lamak. biryancı * Biryan yapan veya satan kimse. bisiklet * Tekerleğ ayakla çevrilmesiyle hareket eden iki tekerlekli taş çiftteker.biryan yağ ı * Tandı susuz piş rda irilerek yapı kebaptan çı yağ lan kan . insan ve memeli hayvanlarıvücudunda asalak olarak yaş böcek. * Yayıdövmede kullanı araç. bisikletsiz * Bisikleti olmayan. en ufak. bisikletçilik * Bisikletle yapı spor. * Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleş ik. çifttekerci. e larken söylenen veya ş ı korku gibi duyguları aş rma. küçük lokanta. lan * Bisiklet satma. çok küçük. gevrek kuru pasta türü. belirten söz. bisülfat bisülfür biş ek biş i * Çörek. birçok çeş bulunan ve kuzey yarı kürede yetiş bir bitki. çkili . ş veya tuzla yapı ince. in ı t. bit kadar bit otu * en küçük. itleri m en * Hidrojenli sülfatlara verilen ad. bir bit * Yarı kanatlı alt takı na giren. onarma iş i.

fena. münteha. * Bkz. sırlandılı belirlenmeyen. ı lan bit yeniğ i * Bir iş gizli kalmıkötü ve aksak yanı kulu bir nokta. biteviye. bîtaraf * Yansı tarafsı z. * Son. bîtap düş mek * çok yorulmak. * Yapık. bitey * Bitki örtüsü. bitirilmek * Bitirmek iş konu olmak.ekli. nihayet. flora. bitimsiz bitirilme * Sonu olmayan. bîtaraflı k * Yansıolma durumu. yorgun düş mek. * Durumu kötü. * Toprağ bitki yetiş ı n tirme gücü. biteviyelik * Aynı biçimde sürüp gitme durumu. biti kanlanmak * sıntı kı içinde yaş bir kiş ayan i para ve varlıyönünden güçlenmek. namütenahi. bitimli * Sonu olan. z. bitek bitelge bitevi biteviye * Aynı biçimde. dolaş ş ı ı k. bitiklik bitim * Bitmek iş i. mümbit. sürekli olarak. yorgun. sonlu. nı rı p * Bitirilmek durumu. k bitik * Yorgunluk veya hastalı gücü kalmamı ktan ş . * Bitik olma durumu. verimli (toprak). kuş bîtap * Bitkin. in ş . ine .* Bitlere karşkullanı bir madde. * Bol ve iyi bitki yetiş tiren. yansı davranı z zca ş .

* Bir bilim dalı veya baş bir alanda bilginin doruğ ulaş ş nda ka una mı(kimse). * Bilgili. ik * Bitiş ken. yormak. eklerle türetilen dil. kahve. ik bitiş iklik bitiş imli bitiş ken * Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değikliğ uğ iş e ramayan (dil). barbut oynatan kimse. lan * Yaman. * Yan. bitirmiş bitiş çanak yapraklı ik lar * Çanak yaprakları birbirine bitiş bulunan bitkiler. bitiş * Bitmek işveya biçimi. bitme. kumarhane.bitirim * Çok hoş giden (kimse. zeki. bitirimhane * Kumar oynanan yer. bitirim yeri * Kumarhane. . * Güçsüz düş ürmek.sona erdirmek. a * Barbut oynatı yer. bitirme fiili * Etmiş biçimindeki sı fat-fiille ve olmak yardı sı yapı ve fiilin. çok beğ enilen. bitiş dil ken * Kelime kökleri değ meyen. bitkin duruma getirmek. iltisakî. mahvetmek. sona erme. açı kgöz. sonuçlandı rmak. iş bitiş kenlik * Bitiş olma durumu. mezuniyet. yer). tüketmek. bitirimci * Barbut kahvesi iş leten. i bitiş ik * Birbirine dokunacak kadar yakı mıveya yan yana olan. bitirme * Bitirmek işitmam. miş bitiş taç yapraklı ik lar * Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitiş olan bitkiler. kumarhane. yardı fiilin iş ettiğzamandan mcıyla lan mcı aret i önce olup bittiğ anlatan birleş fiil. ini ik bitirmek * Bitmesini sağ lamak. ken * Bitiş olma durumu. yandaki. nlaş ş * Yandaki ev. * Onulmaz duruma getirmek. i. bitiriş yemi * Et üretimi için beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji değ eri daha yüksek olan karma yem. tamamlamak. komş u.

almıbitkilerin bir araya gelmiş durumu. botanikçi.* Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliğ i. bitki * Bulunduğ yere kökleriyle tutunup geliş döl veren ve hayatı tamamladı sonra kuruyarak varlı u en. sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar. aç . en bitki patalojisi * Bitki hastalı nı kları inceleyen bilim dalı . bitkiyi andır. bitki örtüsü * Bir bölgede yetiş bitkilerin topu. nebat. bitkici bitkicilik * Bitki yetiş tirme iş i. bitki bitleri * Bitkiler üzerinde yaş ayan. bitki sütü * Süt görünüş ünde bitki öz suyu. botanik. bitki bilimci * Bitki bilimiyle uğ an. bitiş tirme * Bitiş tirmek iş i. rı * Bitki yetiş kimse. bitkimsi * Bitkiye benzer. nı ktan ğ ı sona eren. bitiş me * Bitiş iş ittisal. kı z böceğ ağ biti. ağ gibi canlı n genel adı aç ları . çiçek veya fidan biti gibi böceklerin ortak adı rmı i. tiren bitkimsi hayvanlar * Mercan. bitki bilimi * Bitkileri inceleyen bilim kolu. bitiş mek * Birbirine dokunacak kadar yanaş mak. bitki bilimi uzmanı raş . bitkin . bitkileş me * Bitkileş işveya durumu. flora. bitey. mek i bitkileş mek * Bitki durumuna gelmek. bitki coğ rafyası * Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğ rafya bilimi. bitki topluluğ u * Benzer doğ olaylara ve yaş koş na uymuşbelirli bir görünüş ş al ama ulları . ot. yosun. bitiş tirmek * Bitiş mesini sağ lamak. mek i.

çok zayı flamak. bitli kokuş * üstü başkirli.* Gücü tükenmiş olan. bitkisel hayat * Hastalıveya kaza sebebiyle bilinçsiz ve hareketsiz duruma gelen kiş hayatı k inin . * Bitki. * Çok sevmek. bitler * Kanatlı alt sıfı giren. bitli (veya kurtlu) baklanıda kör alısı n cı olur * işyaramaz da olsa. ağ yapı sokup emmeye elveriş memelilerde yaş ve kanla beslenen bir lar nı na ı ları z li. yağnar. tüy. çıp yetiş eyler kı mek. * Birinin bitlerini ayı klamak. pirinç. bayı lmak. vücut temizliğ bakmayan (kadı ı ine n). beğ enmek. bitkiden elde edilen. bitki cinsinden olan. saç gibi ş için. * Cimri. nebatî. mı bitli * Üstünde bit bulunan. bitkisel kazein * Küspe ve sı yağ kları elde edilen azotlu madde. * Kendi bitlerini ayı klamak. bitkisel * Bitki ile ilgili. çok yorgun. bitleme bitlemek bitlenme * Bitlemek iş i. bitme bitmek * Bitmek iş i. bitlenmek * Üzerinde bit üremek. * Tükenmek. . güçsüz kalmak. * Bitlenmek iş i. vı artı ndan bitkisel yağ * Bitkilerden değik yöntemler kullanı elde edilen yağ iş larak . larak rlanan ceviz büyüklüğ ünde bir yemek. * Sona ermek. Bitlis köftesi * Yağz kı köftelik bulgur. ayan böcek takı . * Beklenmedik zamanda ortaya çı kmak. her ş isteklisi bulunduğ anlatı e eyin unu r. yumurta ve baharat kullanı hazı sı yma. bitkinlik * Bitkin olma durumu. bitmek bitmek tükenmek bilmemek . * Çok yorulmak.

biyeli biyesiz * Biye geçirilmiş . yanı nı ldı ı bittabi bitter * Bir çeş acı it bira. alev ve koyu duman çı kararak yanan. bitmez tükenmez (veya bitip tükenmez) * hiç bitmeyen. elbette. t . li. * Makinelerde. öbür ucu volanı çeviren kaldı geçirilmiş raca bulunan hareketli çubuk. tabiatı tabiî. bitmiş i bitnik * pazarlı bir ş son fiyatı kta eyin . varlı n i . kömür tozundan briket yapı nda nda. sı . ı t ları mı vb. bitümlemek * Belirli bir kalı kta bitüm ile örtmek. nlı bitümlü bîvefa * Sevgisine bağ olmayan. biyoelektrik * Canlı klarıürettiğelektrik. karbon ve hidrojen bakı ndan çok zengin tabiî mı yakımaddelerinin genel adı sakı.* bir türlü sonu gelmemek. bir ucu pistona. eksilmemek. biyesi olan. yoğ u n. biyaprak biye biyel biyelcik * Küçük biyel. al ile. antı olan bitpazarı * Eski eş n alıp satı ğpazar. * Bir çeş ardırakı. kullanı tabiî ıda katı unluğ bire yakı koyu kestane renginde madde. kol. it ç sı * Acı çikolata. * Yaprakları halka diziliş daha çok akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi. lan. etek çevresine kendi kumaş ı veya baş kumaş geçirilen ince ş ndan ka tan erit. *İ çinde bitüm bulunan veya bitümün bütün özelliklerini gösteren. * Doğ olarak. biye geçirilmemiş olan. küçük hareketli çubuk. vefası lı z. * Biyesi olmayan. bitümleme * Bitümlemek iş i. yer zı * Yol kaplaması kâğ ve çatı n su geçirmez duruma getirilmesinde. uçsuz bucaksı z. sonu gelmeyen. bitüm * Keskin bir koku. * Genel davranı ve hı ş ları rpanî giysileri ile toplum hayatı kopma eğ gösteren ve toplum dında bir ndan ilimi ş ı yaş sı genç. * Genellikle giysinin yaka.

.biyoelektronik * Moleküler biyolojinin hücrelerin yapına giren moleküller arası geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen sı nda bölümü. biyolojik fizik. biyosfer * Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi. * Fizyolojide geçen fiziksel olaylarıbilimi. * Okulda biyoloji dersini veren öğ retmen. gübre gazı cı . biyoenerji * Biyokütlenin kimyasal dönüş ümüyle elde edilen enerji. n biyografik * Biyografi ile ilgili. * Mikroskopta yapını sı incelemek amacı canlı bir doku parçası yla dan alma. tı biyokimya * Hücreden en geliş organa kadar canlı miş dokuları inceleyen ve bunları turan maddeleri araşran bilim oluş tı dalı . dirimsel. me. ayıevrelerini inceleyen bilim. * Dirim kurgu. biyokatalizör * Canlı dokuları hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandı veya n ran kolaylaşran madde. tercüme-i hâl. lar nı biyonik * Biyoloji ve elektronikle ilgili olan. dirim bilimi. biyometeoroloji * Canlı üzerinde hava olayların etkisini inceleyen bilim. biyoloji uzmanı raş . biyoloji n ı nı lı coğ rafyası . * Biyoloji ile ilgili. biyolog * Biyoloji ile uğ an kimse. * Hayat hikâyesi. biyoloji biyolojici biyolojik * Bitki ve hayvanları doğ geliş üreme gibi yaş ş n ma. biyograf biyografi * Hayat hikâyesi yazarı . biyofizik biyogaz * Ahı r gübresinden elde edilen yanı gaz. dirim bilimsel. hâl tercümesi. biyojeografi * Bitki ve hayvanları yeryüzü üzerindeki dağ mı ve bunun sebeplerini inceleyen bilim. biyopsi biyopsi yapmak * parça almak.

yardı eder. na m . bizatihi bizce * Kendiliğ inden. bı kmak. lmı . aramı yabancı kimse olmaksın. * (bazı yazarlar için) Ben zamirinin yerine kullanı lı r. ı bîzar * Tedirgin. tutar ellere baş açar ı nı * bize yabancı duran yakımı dostumuz. ince sivri uçlu bir tür çuvaldı z. * Bize göre. zda ş ları z dı biz kı kiş birbirimizi biliriz rk iyiz. * birbirimizi çok yakı tanız. özelliklerimiz veya tutum ve davranı mıaynır. kendinden. mı bizdenlik * Bizden olma durumu. . biz araç. onun öyle bir üstün durumu olmadını ndan rı ğ biliriz. z zda bir zı biz bize benzeriz * aramı fark yok. özünden. * Katı ş dikerken iğ geçirecek yeri delmek için kullanı çelikten yapı şsivri uçlu ve ağ saplı bir eyi ne lan. el kaptı diye k ilik * bizim işyaramaz diye vazgeçtiğ e imizi baş kaları erli buldu. ul i * Resmî konuş mada. bizar olmak * usanmak.biyoş imi biyotit biz * Organ dokuları ndaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu. nda ayan ğ ı ip biz attıkemik diye. ş (Acipenser nudiventris). değ biz bize * Yalnıbiz. akrabamıbaş nı z. it * Çoğ birinci kişzamiri. bazen teklik birinci kiş i zamiri ben yerine kullanı lı r. biz * Ülkemiz suları yaş bir mersin balı türü. bizim gelin bizden kaçar. tı ğ . z kaları rahatça içtenlikle. kendisi. * Bir çeş kara renkli mika. bizcileyin * Bizim gibi. usandı rmak. bizden * Bizim tarafı zda olan (kimse). bizar etmek * tedirgin etmek. usanmı bezginlik getirmiş ş . bezmiş . aç * Maraş inde kalı karton parçaların iğ kı iş n nı neyi rmaması sağ nı lamak ve delik delmek iş leminde kullanı lmak üzere hazı rlanmıtahta saplı ş . bize de mi lolo? * iş içinde bir iş in olduğ bilmez miyiz sanı unu yorsunuz?.

yoğ sı ı ı rlı unluğ 9. bizleme bizlemek bizlengiç bizmut * Atom sayı 83.8 olan. blok inş aat * Birbirine bitiş yapı yapı ik lan lar. 271. * Hareketine engel olma. * Piş irmeden önce malzemeyi kesip karı ran elektrikli alet. bloke bloke çek * Keş tarafı anlaş ideci ndan mazlın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğ çek türü. u zı msı kılgan ve katı element. * Kullanı lması önlenmişel konulmuş . üzerine beton dökülmesiyle yapı dolgu. ı r * Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan. kendisi. * İ olarak kullanı ve ası lâç lan l maddesi bizmut olan karım. lan * Bankacı bir varlın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafı kullanı lı kta ğ ı ndan lamaması durumu.bizimki * Bizim olan. bizimle ilgili olan. * Kadı n kocaları nları ndan. kocalarıkarı ndan söz ederken kullandı söz. * İ resim veya yazı ı konulan karton kap. kılı beyaz renkli. n ları kları * Yakıçevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanı n lı r. * Bizlemek iş i. . * (futbolda kaleci) topu yakalamak. bloklaş ma . * Ucu çivili değ nekle hayvanı dürtmek. * Sivri taş n toprak zemine dikine çakı ları larak. atom ağ ğ209 olan. * Ucu çivili değ nek. yla * savaş durumundaki bir ülkenin dıülkelerle iliş ş kisini engellemek. ş tı * Amerika'da yaş bir cins hörgüçlü yaban öküzü. çine kâğ tları * Birbirine bitiş büyük yapı ik lar. * Politik çı karları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğ u. hareketini durdurma. ş ahsen. bir bütün oluş turan. önünde iki veya üç kiş elleri ile ı inin oluş turdukları perde. morulâ. Kı rı bir saltması Bi. ğ ı u bloke etmek * kullanı nı lması önlemek amacı el koymak. ş ı bizon bizzat * Kendi. blokaj * Bloke etmek iş i. blâstulâ blender blok * Yumurta hücresi embriyon olurken morulânı geliş içi boş n erek yuvarlak biçime girmesi durumu. * Voleybolda.3° C de eriyen. durdurmak. ayan * Kocaman ve ağ kitle. file üstünde karşoyuncunun topu sert vururken. * kapatmak.

boagiller * Avları yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarısı nı p karak boğ ve ezen sarı yı an lgan lanları kapsayan zehirsiz yı lanlar familyası . knatı kuş ı ka boca . bloknot bloksuz * Yaprakları kolayca çı labilecek biçimde yapı ş defteri. tan lan blûm * Bir tür iskambil oyunu. boyun kürkü. r takı blöfçü blûcin * Giysi yapı bir tür mavi. ı nı li ş an bobinaj * Bir filmi veya mı slı ağbir makaradan baş bir makaraya sarma. * Fotoğ filmi rulosu. lantızlı blöf *İ skambil oyunları elindeki kâğ nda ı olduğ tları undan baş gösterme davranı. raf * (kâğ ve karton için) Tampon silindiri veya mihver boru etrafı sarı ş ıveya kartonun sürekli ı t na lmıkâğ t uzunluğ u. yalnıGüney Amerika'da yaş z ayan. kı blöf yapmak * karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için aslı ldı ten rmak olmayan söz söylemek veya aldatı cı tavı nmak. bağ sı lantız. kaba pamuklu kumaş lan . * Bu kumaş yapı (giysi). güçlü bir yı (Boa constrictor). bağ sı k. makara tiresi gibi sarıbulunduğ silindirden mı tı tel lmı lı u oluş aygı an t.* Bloklaş iş mak i. zehirsiz. kartı lmınot * Hiçbir bloka girmemiş olan. nları na kları lan * Blöf yapan (kimse). çok iri. r. lan * Kadı n boyunları aldı yı biçiminde dar ve uzun kürk. blûz boa * Vücudun üst bölümüne giyilen. bloklaş mak * Blok durumuna gelmek. genellikle ince kumaş yapı veya iplikten örülen kadıgiysisi. ka ş ı * Karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için söylenen ası z söz veya takılan aldatı ldı ten rmak lsı nı cı tavıkuru sı. boalar bobin * Sürüngenler sıfın. tan lan n * Boagillerden. bobin kıcı rı * Dağ k iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elveriş biçime getiren makinede çalı (kimse). yı nını lanlar takı nıbir bölümü. *İ çinden elektrik akı geçebilen yalı ş ile bu telin. mın * Makara. bloksuzluk * Bloksuz davranma.

poca. dökmek. bocalamak * (gemi) Rüzgâra karşgidemeyerek sürüklenmek. orsa veya rüzgâr üstü karş . belirtmek. ı nı z bocalatma * Bocalatmak iş i. rüzgâr üstü. kararsıolmak. ı * Bir iş tutulması te gereken yolu kestirememek. * Enine göre boyu kı ve tı sa knaz. bocalama * Bocalamak iş i. çekilecek ş bağ bulunduğ ı r eyin lı u urganı kendi üzerine saran çı k. krı bodoslama * Gemi omurgasın baş kıtarafı yukarı uzanan ağ veya demir direklerden her biri. nı ağ da bodrum gibi * basıtavanlı k . ne yapacağ bilememek. ı tı boca alabanda * Boca etme komutu. na boci * Ağ yük taş ı r ı yarayan. genellikle güneş görmeyen (oda). boduç bodur * Ağ veya topraktan yapı ş aç lmıküçük testi. bodoslamak * Açı klamak. ı nı * (birden çevirip) boş altmak. bocuk * (Ortodokslarca kutlanan) İ n doğ yortusu. iki kalıve küçük tekerleğolan el arabası maya n i . bocurgat * Ağ yükleri çekmek için manivelâ ile döndürülen ve döndürüldükçe.* Geminin rüzgâr almayan yanı . sa'nı um * Domuz. boca etmek * geminin baş bocaya rüzgâr almayan tarafa çevirmek. baş taraftan. nı ve ç ndan ya aç bodoslama * Bodoslamak iş i. bodrum katı * Bir yapın zemin katın altı olan ve oturulabilen en alt katı nı nı nda . ileri sürmek. bodoslamadan * Ön taraftan. bodrum * Bir yapın yol düzeyinden aş ı kalan bölümü. . bocuk domuzuna dönmek * çok semiz ve besili olmak. bocalatmak * Bocalaması yol açmak.

zlı ğ ı * çok güçlü görünen. nce * Sağ anak. mak i bodurlaş mak * Bodur duruma gelmek. Koç ile İ kizler burçları nda yer alan burcun adı arası . özellikle kökünde akonitin adı bir zehir bulunan bitki. a boğ asama * (inek) Boğ asamak iş i veya durumu. kurtboğ otu (Acunitum nda an napellus). boğ anak boğ asak * Boğ gelmiş aya veya boğ isteyen inek. yla lan boğ ada * Küllü veya sodalı ile çamaş yı su ı kama. özel olarak yetiş tirilmiş ayı boğ yenmek amacı yapı gösteri. boğ asamak * (inek) Boğ istemek veya boğ gelmek. a aya boğ ası * İ bez. sa ndan bodurlaş ma * Bodurlaş işveya durumu. vücudu iyi geliş (delikanlı miş ). * Damı k erkek sır. * Anjin. boğ güreş a i * Daha çok İ spanya ve Meksika'da. bodur tavuk her gün (veya her dem) piliç * kı boylular oldukları daha genç görünürler. \343 Zodyak. Boğ a boğ a boğ gibi a * Zodyak üzerinde. r * Yı kanmak üzere hazı rlanmıçamaş n üzerine sı kül suyu süzme iş ş ı rı cak i. na en * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. bodurluk * Bodur olma durumu. .bodur kalmak * boyu uzamamak. bodur pas * Arpa yaprakları yerleş ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar (Puccinia hordei). * geliş memek. ğ ı boğ ak boğ k alı boğ otu an * Düğ çiçeğ ün igillerden. bora. * Boğ olarak kullanı için ayrı bir yaş a lmak lan ı yukarı ndan erkek sır. astar.

* Ş e. iş üm za n * İ dağ nda dar geçit. boğ olmak az * boğ ağmak. yarası bereketli olsun" anlamı yemek yiyenlere söylenir. lan boğ meselesi az * Geçim derdi. a kide boğ az * Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluş turan organlar. ca z nı boğ açı azı lmak * iş artmak. boğ derdi az * geçim için uğ ma. azı rı * imrenmekten boğ şmek. na. kı ları boğ dokuz boğ az umdur * bir söz iyice düş ünmeden söylenmemelidir. boğ içinde kavga var az * aş bir biçimde açlını ı rı ğ gidermeye çalı ı ş anlar için söylenir. keleye çekmek. azıiş boğ tokluğ az una * ayrı ücret verilmeden yalnıkarnı doyurarak. boğ inmek azı * bademcikleri şmek. boğ durmaz az * yeme içme ihtiyacın baş ihtiyaçlar gibi geri bı lamayacağ anlatı nı ka rakı ı nı r. n. iltihaplanmak. iaş e. * Yeme içme. boğ kavgası az * Geçim için yapı didinme. iş boğ iş azı lemek * durmadan bir ş yemek. boğ ola az * "afiyet olsun. açları ı boğ boğ (veya gı gı a) gelmek az aza rtlak rtlağ * zorlu kavga etmek. * Yedirip içirme yükümü. . hazı rlama sıntı . derbent. raş * yemek piş irme.boğ çekmek aya * (inek) boğ ile cinsel iliş bulundurmak. tahı boğ düğ azı ümlenmek * üzüntüden boğ tı azıkanmak. boğ açmak az * ağ n dibini kazarak toprağkabartmak. ki arası * İ kara arası ki ndaki dar deniz. eyler boğ kurumak azı * çok susamak. güğ gibi kaplarda ağ yakıdar bölüm. * Yiyeceğiçeceğsağ i i lanan kimse. imik.

boğ na dikkat etmek azı * yiyeceğ içeceğ özen göstermek. sı boğ ndan artı azı rmak * yiyeceğ inden kıp parası artı sı nı rmak. boğ ndan kesmek azı * yiyip içmede çok tutumlu davranmak. . boğ ndan geçmemek azı * sevdiğbir kimsenin yokluğ veya yoksulluğ dolayıyla bir yiyeceğyalnıbaş yemekten üzüntü i u u sı i z ı na duymak. boğ nda düğ azı ümlenmek * söylemek istediğ heyecan veya üzüntü yüzünden diyememek. sıntı kı vermek. ini boğ nda kalmak azı * ağ ndaki lokmayı zı üzüntü dolayıyla yutamaz duruma gelmek. iş kesilmek. nı boğ nı azı sevmek * yiyip içmeye düş olmak. sesi çı kmamak. azı yında lan boğ azlama * Boğ azlamak iş i. boğ na kadar azı * pek çok.boğ na bir yumruk tı azı kanmak (veya gelip oturmak) * konuş amaz olmak. boğ nı rtmak azı yı * olanca gücüyle bağ ı rmak. boğ nı azı doyurmak * karnı doyurmak. boğ azkesen * Bir boğ savunmak için deniz kısı yapı hisar. boğ na indirmek azı * fazla ve geliş igüzel yemek. ine. i eyi boğ na düş azı kün * yiyip içmeyi çok seven (kimse). kaygı sebeplerle) isteksiz yemek. ı rı boğ na sarı azı lmak * üstüne yürümek. boğ ndan * Gaddarca. kan dökerek öldürmek. gibi tahı boğ na durmak azı * yediğş yutamamak. lüzumundan fazla. aş ölçüde. boğ azlamak * Hayvan veya insanı azı keserek öldürmek. ine boğ na dizilmek azı * (üzüntü. kün boğ nıkmak azı sı * bunaltmak.

boğ azlanmak * Boğ azlamak iş konu olmak veya boğ ine azlamak iş lmak.boğ azlanma * Boğ azlanmak iş i. boğ mak * Bir canlı. soluk alması engel olarak öldürmek. yla * Peş e yapmak. azı * Çok az yemek yiyen. boğ azlı * Boğ olan. ş maz . * (motorlu taş ı tlarda) Fazla yakımotoru çalı duruma getirmek. t. alkol derecesi düş lması ük bir tür rakı . bastı rmak. boğ mak azlaş * Birbirini boğ azlamak veya kı ya dövüş yası mek. * Silik bir duruma getirmek. boğ azlatmak * Boğ azlamak iş yaptı ini rmak. ktan tı yla elde edilen. iş z. iş . azı * Çok yemek yiyen. * Tamamı kaplamak. i yapı boğ ma * Boğ iş mak i. yemek isteğçok olan. boğ maca * Çoğ unlukla çocuklarda nöbet nöbet öksürüklerle görülen bulaş bir hastalı ı cı k. yı na * El. boğ macalı * Boğ macaya tutulmuş olan (kimse). boğ durtma * Boğ durtmak iş i. boğ durtmak * Boğ durmak iş birine yaptı ini rmak. * İ dut. sarmak. i tahlı boğ z azsı * Boğ olmayan. boğ durulmak * Boğ durmak iş lmak. i yapı boğ ma azlaş * Boğ mak iş azlaş i. boğ durmak * Boğ iş yaptı mak ini rmak. kuru üzümün mayalandı sonra ilkel araçlarla damı ncir. bir kimseyi bir ş fazlası eriş peş eyin na tirmek veya uğ ratmak. boğ azlatma * Boğ azlatmak iş i. boğ durulma * Boğ durulmak iş i. tahsı boğ durma * Boğ durmak iş i. ip veya benzeri ile bir ş çepeçevre sı eyi kmak.

um boğ boğ mak mak * boğ boğ um um. ş . kı veren. boğ uklaş mak * (Ses) Boğ duruma gelmek. * (renkler için) Uygun düş memek. boğ boğ ula ula * Boğ ulacakmıgibi. boğ um * Boğ ulmuşsılmıyer.* Bir durumu baş bir durum yaratarak örtmeye çalı ka ş mak. kı ş * Parmak veya kamısaz gibi bitkilerin şkince bölümü. iş * İ damarlarıveya sinirlerin yumak gibi toplandı yer. nce n ğ ı boğ boğ um um * Çok boğ umlu. . sı ş boğ boğ uk uk * Boğ bir biçimde. uk sı sı boğ uklaş ma * Boğ mak iş uklaş i. * Çok sı sıntı cak. * Geliş mesine engel olmak. * Kılmı(ses). kık kık. zlı * Bunalmak. kıklaş uk sı mak. boğ umlamak * Boğ durumuna getirmek. ş uk boğ ulma * Boğ ulmak iş i. boğ mak * Boğ yeri. * Bunaltmak. ma i * Solunumu güçleş tiren. . boğ uk boğ ulmak * Boğ iş konu olmak. boğ maklı * Boğ makları olan. boğ ucu * Boğ özelliğolan. boğ umlama * Boğ ulmak iş i. boğ maklı kuş * Toygar kuş unun bir türü. mak ine * Havası ktan ölmek. boğ bir biçimde. um boğ umlanma * Boğ umlanmak iş i.

* Sınt ı kapalı kı lı . kması boğ umlanma bölgesi * Ağ boş unda seslerin oluş u çeş bölgelerden her biri. . bohça böreğ i * Bohça biçiminde sarı bir çeş börek. um um * Bir ses çı karmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak.* Ciğ erlerden gelen havanı ağ ve burundaki çeş nokta ve bölgelerde engellemeye uğ n. lan it bohçacı * Bohça içinde dokuma eş gezdirip satan kadı ya n. * Sınt ı kı . ı z itli rayarak ses olarak çı . * Ufak ve seçme tütün dengi. um mak. bir iş veya mal karşğolarak çok miktarda para çekmek. boğ ulma uş * Boğ ulmak işveya durumu. * Bir ş değ eyi erinden çok yükseğ satma iş vurgunculuk. bohçalamak * Bir ş bohça içine koyup sarmak. eyler e . boğ umlanmak * Boğ oluş boğ boğ olmak. donuk. * İ ip kakı tiş ş mak. e i. bohçacı lı k * Bohçacın iş nı i. bohçalama * Bohçalamak iş i. ı luğ z tuğ n kak. ihtikar. ıı lı boğ unuk * Kık. umu * Zor soluk alma. eyi * Güreş rakibin kol ve ayakları üst üste getirerek kı ldayamaz hâlde alttan kavrayıkucaklamak. te nı mı p bohçası koltuğ almak nı una . boğ umlu boğ untu * Boğ olan. boğ ma uş boğ mak uş * Birbirinin boğ na sarı azı lmak. telâffuz. ı luğ z tuğ itli boğ umlanma noktası * Ağ boş unda seslerin oluş u noktalarıher biri. * Boğ mak iş uş i. dövüş mek. boğ untuya getirmek * birini bunaltış ı p aş rtmak yolu ile kendisinden. uş i boğ ulmak uş * Boğ mak işyapı uş i lmak. çı mahreç. bohça * İ çamaş elbise gibi ş koyup sarmaya yarayan dört köş kumaş çine ı r. boğ sı uk.

eyi) bok karı rmak ş tı * bir işbozacak biçimde davranmak. berbat etmek. bok yemek * yakıksıbir iş ş z ı yapmak. kara çalmak. bok yemenin Arapçası * yakıksı ğ büyüğ ş zlın ı ı ü. i bok püsür * hoşgitmeyen. burnunu sokmaması gerekir. ı bok etmek * (bir iş bir ş bozmak. genellikle otçul memeli hayvanlarıgübrelerinde yaş ve bokla beslenen böcek n ayan (Geotrupes stercorarius). ş kı * (kaba konuş mada) Hor görülen. tiksinilen. . a kan ey ntı bok üstün bok * çok kötü. kötülüğ görülen ş kı ü eylere karşbir sövgü sözü olarak söylenir. ey runa boka nispetle tezek amberdir * çok kötü bir ş yanı ondan daha az kötü olanı eyin nda. bok canı olsun na * bılan. iş son vermek. i. can sı ş ve onun ayrı ve pürüzleri. güzel görünür. z.* kendi isteğ ayrı iyle lmak. bok atmak * (birine) leke sürmek. bok * Dı . bohçası koltuğ vermek nı una * kovmak. bohem hayatı * Baş yaş ş ı boş ayı . her işkarı e e ş an. bok böceğ i * Kıkanatlı n lardan. boklama * Boklamak iş i. bohem * Yarını ünmeden günü gününe tasası derbeder bir yaş şolan edebiyat ve sanat çevresinden (kimse nı düş z. * Güç durum. ine bohçası toplamak nı * eş nı yası toplamak. ayı ı veya topluluk). bok yemek düş mek * birinin bir iş karı e ş maması . çok berbat. bok yedi baş ı * burnunu her işsokan. bok yoluna gitmek * yararsı gereksiz bir ş uğ yok olmak.

zı eye ı bokunda boncuk bulmak * birine hak etmediğhâlde çok değ vermek. boktan * temelsiz. boksör * Boks oynayan kimse. ş ı t karş tı * Özel bir cam içinde likör. i er bokunu çı karmak * bok etmek. ı tı * (nicelik bakı ndan) Olağ mı andan veya alılandan çok. pislenmek. yumruk oyuncusu. u una. boklanmak * Kötü bir duruma gelmek. boklaş ma * Boklaş durumu. * Korindon. her ş öfkelenir olmak. bokuyla kavga etmek * çok sinirli ve geçimsiz olmak. lan ü. ş arap. dar karş . mak boklaş mak * Kötü bir duruma girmek. * Belirli kurallara uyularak yapı yumruk dövüş yumruk oyunu. boks boksit boksörlük * Boksörün işveya mesleğ i i.boklamak * (bir yeri veya bir iş Kötü bir duruma getirmek. * Kötü durum. kı ı. boklu bokluk * Boku olan. derme çatma. eye bol * İ girecek ş boyutları daha büyük veya geniş çine eyin ndan olan. yararsı z. zlaş bokun soyu (veya bok soyu) * kılan veya tiksinilen bir ş karşsövgü olarak söylenir. bol . * Pislik. pis. meyve ve maden suyu karı rı hazı ş larak tı rlanan içki. i) boklanma * Boklanmak durumu. boku çı kmak * bir iş veya durum tatsı mak. boku bokuna * boş boş yok yere.

nı p bol kepçe * Servis sı nda yiyeceğbol bol dağ rası i ı tma. bol paça * Geniş paçalı . sıntı düş kı ya meden. ş al. * Kı ve kolsuz kadıceketi. pek çok. eli açı zengin gönüllü. * Yahudi kadı. ölçüsüz. büyük miktarda. çokça. bolarmak * Bol duruma gelmek. bollanmak * Bol duruma gelmek. çok. * Oldukça geniş .bol bol * Fazla. * Dökük. * Bolarmak iş i veya durumu. bolluk. * Cömert. geniş lemek. sa n * Ağ ritmli bir İ ı r spanyol dansı . * Bu dansımüziğ n i. * Bolalmak iş i veya durumu. bol doğ ramak * (parası) saçı savurmak. . saçı apş . * Bollaş mak. nı bolalma bolalmak bolarma bolero boliçe Bolivyalı * Bolivya halkı olan. ndan bollanma * Bol duruma gelme. bollaş ma * Bollaş işveya durumu. bolca * Oldukça çok. zenginlik. bol bulamaç * Bol bol. bol bolamat * Refah. k. mak i bollaş mak * Bol durumda olmak. bol keseden * bol bol.

bollatma * Bol duruma getirme. sı * Bolş eviklikle ilgili olan. cı li. bombacı * Bomba kullanan veya yapan kimse.bollaşrma tı * Bollaşrmak iş tı i veya durumu. Bolş eviklik * Rusya'da XX. li * Büyük fı veya varil. eyin u * Fazlalı k. kalıdemirden kap. ş . komünistlik. n bomba * Yan yelkenlerin alt yakası gerip açmak için kullanı yatay seren. ş (öğ mı bomba gibi patlamak * öfkelenerek. çı * Bomba biçiminde. bombalama * Bombalamak iş i. bombacı lı k * Bombacın işveya mesleğ nı i i. gösteriş lam. cı ateş silâh. * bir olay birdenbire ortaya çı karak herkesi ş ı aş rtmak. bolometre * Iş mölçer. türlü büyüklükte patlayı. sağ göz alı. Bolş evizm * Bolş eviklik. it * Canlı cansıhedeflere atı içi yakı ve yıcı veya z lan. bombalamak . bolluk * Bol olma durumu. bom bomba * Bir çeş kumar. eyin u * Her ş bol olduğ (yer). geniş letmek. nı lan bomba gibi * iyi. bollaşrmak tı * Bol duruma getirmek. cı kı maddelerle doldurulmuş . birdenbire ve yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. * iyi hazı rlanmı çok çalı ş renci). ı nı Bolş evik * Bolş eviklik yanlıkimse. * Her ş bol olduğ zaman. bollatmak * Bol duruma getirmek. yüzyı ları doğ ve Lenin tarafı geliş l baş nda an ndan tirilen komünist hareket.

ş bonbon ş ekeri * Bkz. bomboş * Büsbütün. ine bombalatma * Bombalatmak iş i. * Ş kinlik. inde lan bombardon * Bandoda en kalısesi veren. pistonlu. bombalanmak * Bombalanmak iş konu olmak. klı ı bombesiz * Bombesi olmayan. bonbon *Ş ş eker erbeti içinde kaynatı üzeri ş lı p ekerle kaplanmımeyve. * bir kimseyi ağ sözlerle paylamak. . bombeli * Ş kinliğ kabarı ğolan. bombalanma * Bombalanmak iş i. bonboncu * Bonbon yapan veya satan kimse.* Belli bir hedefe. çok berbat. iş klı bombe bezi * Ayakkabı sayaların burun bölümlerine içten dikilen bir kumaş nı türü. bonbon. turucu ve zehirli. bombe * Ş kin. kabarı k. bir veya iki yık otsu bir bitki (Hyoscyamus llı * Çok boz. * Patlı cangillerden. bomba atmak. bomboz bon otu niger). iş i. iş k. kabarı tümsekli. bombok * Çok kötü. bombalatmak * Bombalamak iş yaptı ini rmak. ı r bombardı uçağ man ı * Bombalama iş kullanı uçak. bombardı etmek man * top ateşveya bomba ile bir yere saldı i rmak. bombardı man * Topa tutma. * Bombalama. çoğ unlukla havadan. hekimlikte kullanı uyuş lan. tamamen boş . nefesli çalgı n .

ter boncuk biçiminde yuvarlak taneler oluş ı . plâstik gibi maddelerden yapı ortası . boncukluk * Boncuk olmaya elveriş (nesne).bonbonculuk * Bonbon yapma veya satma iş i. boncuk mavisi * Yeş çalan bir mavi. u bone bonfile * Düz veya kı mlı çeş yumuş kumaş maddeden yapı başk. bonfilelik * Bonfile yapmaya elveriş (et). boncuklanmak * Gözyaş çiy. boncuklu * Boncuğ olan. li . boncuk * Cam. lan. boncuklaş mak * Boncuk biçimini almak. li boncuksuz * Boncuğ olmayan. boncuklanı ş * Boncuklanmak işveya durumu. boncukla süslenmiş u . boncukçuluk * Boncukçunun işveya mesleğ i i. vrı her it ak vb. delik. boncuklaş ma * Boncuklaş iş mak i. boncukçu * Boncuk yapan veya satan kimse. i boncuklanma * Boncuklanmak iş i. boncuk gibi * küçücük (göz). bel kemiğ iki yanı aş ı doğ uzanan ve yumuş ğ k n inin ndan ağ ya ru aklı ı dolayıyla beğ sı enilen et bölümü. ile boncuk tutkalı * Boncuk biçiminde glüten tutkalı . lan lı * Kasaplıhayvanlarda karnıiçinde. u boncuk boncuk * boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda. çoğ yuvarlak ve renkli süs tanesi. boncuk fasulye * Bir tür iri taneli fasulye. tahta. taşsedef. mak.

oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar. ndını ı p bonservis * Çalı ğyerden ayrı ş ı tı lı görevini iyi yaptını rken ğ belirtmek amacı birine verilen belge. tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan. mıbir * Yağ murlu. nda * Züppece giyiniş biçimi. süs eş oyuncak vb. yi klı bonmarş e *İ çinde her türlü giyim.bonjur * Günaydı n. sert. borani * Bor (I). temiz iş ı. bonkör bonkörlük * İ yüreklilik. bono * Belirli bir sürenin sonunda.45 u olan basit element. belirli bir paranı belirli bir kimseye ödeneceğ belirten senet. ı yla kâğ dı bop * Poker oyununda. Kı saltması B. n. * Uzun siyah ceketle. yi * Eli açı cömert. bopluk bopstil * Bop tutarı olma. ekilmemiş ş . k. ş iddetli. * Bu biçimde giyinen kimse. çizgili pantolondan oluş erkek giysisi. satı büyük mağ yası lan aza. ine bono vermek * borç alı ğ gösteren vadeli senedi imzalayıteslim etmek. öfkeli. eksiğ paraya çevirmek. cömertlik. an * İ yürekli. lı (toprak). * Yoğ unlaş ş borik asitten türeyen sodyum tuzu. borak boraks boralı boran * Rüzgâr ş ek ve gök gürültüsü ile ortaya çı sağ yağlı olayı imş kan nak ı hava ş . yoğ sı ı ı rlı unluğ 2. eli açı k.8 olan. atom ağ ğ10. bor bor * Atom sayı 5. * Genellikle arkası yağ getiren sert ve geçici yel. bora bora gibi * çok sert. * İlenmemiştaşk. süresi dolmadan. ndan mur . ini bono kı rmak rdı * bir bonoyu. sert rüzgârlı soğ havalı ve uk .

lâhana ve et veya krema konularak yapı sebze çorbası lan . an * Üfleyerek çalı perdesiz çalgı nan. borat borazan * Bor asidi ile bir oksidin birleş mesinden oluş tuz. borca girmek * borçlanmak. . borç etmek * borçlandı rmak. borç borç almak * daha sonra ödemek üzere birinden para veya bir ş almak. borca almak * veresiye almak. borç bini aş mak * (borç) pek çok olmak. borca batmak. ı eyi i.* Pirinçli. borca batmak * çok borçlu olmak. borç * Ödenmesi gerekli para veya baş bir ş ka ey. altı kalkı ndan lamayacak duruma gelmek. ey borç altı girmek na * borç para almak. gerekliğ yükümlülük. borasit * Sert billûr veya yumuş beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı ak . nda borcunu bilmek (veya saymak) * bir ş yapmayı ey yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değ erlendirmek. borç harç . yumurtalı yoğ ve urtlu ı spanak veya benzeri sebze yemeğ i. borcunu bilmek * borcunu zamanı öder olmak. * Bu boruyu çalan kimse. borç gı ı çı rtlağ na kmak * Bkz. * Pancar. * Birine karşbir ş yerine getirme. boru. borazancı * Borazan çalan kimse. borcunu kapatmak (veya borçtan kurtulmak) * borcunu ödeyip bitirmek. vecibe. borazancı lı k * Borazancın iş nı i. borç para almak. borazancı ı baş * Birçok borazancın başolan borazancı nı ı .

ş * Bir yüküm altı bulunan. borç yiğ kamçıdı idin sır * borç. borçlandı rma * Borçlandı iş rmak i. i. kiş daha çok çalı iyi ş maya zorlar. borçlandı rmak * Borçlanması yol açmak. borçlanmak * Karş ğ sonra vermek ş yla birinden para veya bir ş almak. borçluluk dengesi * Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş ş dıborç ve alacakları gösteren durum veya belge. ancak hasta edecek kadar üzer. borç almıolan. rı i borçlandılmak rı * Borçlanması yol açı na lmak. nı . borç yiyen kesesinden yer * borçla alıveriş ş yapan. iyi borçluluk * Borçlu olma durumu. benzi sararı r * borç kiş öldürmez.* Borçlanarak veya benzeri yollara baş vurarak. na borçlu * Borcu olan. borç ödemekle (veya vermekle). borçlu bulunmak (veya olmak) * borçlu duruma düş mek. yol yürümekle tükenir * birden ödenmeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir. borç yemek * borçla geçinmek. borçlu çı kmak * görülen hesapta vereceğkalmak. na borçlanı lma * Borçlanı işveya durumu. i borçlu ölmez. borç yapmak * borç olarak almak. borçlanma * Borçlanmak iş istikraz. ama aldı nıkarşğkesesinden çı kların nı kların ıı lı kacaktı r. ıı lını artı ey * Manevî bir yükümlülük altı girmek. verecekli. borçlandılma rı * Borçlandılmak işveya durumu. borçlu duruma getirmek. aldı nıparası hemen vermez. medyun. nda * Bir ş birinin yardı yla elde etmiş eyi mı olan. borç edilmek. lmak i borçlanı lmak * Borca girilmek.

* Kuzey Afrika'da Berberîlerin giydikleri başklı lı .borçsuz * Borcu olmayan. * Etkisi az. beyaz. it bornoz * Banyodan çı karken kurulanmak için kullanı önden açı havludan yapı ş lan. asit borik. borçsuzluk * Borçsuz olma durumu. borda * Geminin veya kayın yanı ğ ı . borçsuz harçsı z * Hiç borç yapmadan. rmı. rada kları bordalama * Bordalamak iş i. borda bordaya * yan yana. borda fenerleri * Gemilerde biri (solda) kı zı (sağ yeşolarak iki yanda yakı fenerler. n ntı nı bordür * Kaldımları kenarları bulunan taş rı n nda lar. borikli borina *İ çinde borik asit bulunan. tuvalet ve mutfak gibi ı zeminlerde duvar döş slak emeleri arası konan motifli bir tür fayans. sedef görünümde bir madde. borda etmek * yandan yanaş mak. biri da) il lan borda hattı * Donanma gemilerinin bir sı ve paralel olarak gitmek için aldı durum. . * (genellikle giyim kuş malzemesindeki) Kenar süsü. am * Cilt kapağ ı ndaki kalıçizgiler. arap * Bu renkte olan. borik borik asit Bornova misketi * Bir çeş üzüm. bordalamak * Gemiyle bir baş gemiye borda bordaya gelmek veya kazayla ona çarpmak. k. n * Banyo. ru lanan halat. ka bordo * Mora çalan kı zı rmı renk. ş tortusu rengi. na * Bordan türeyen bir asit ve anhidrite verilen ad. kı . lmıgiyecek. * Dört köşyelkenlerin yan yakaları alt tarafa doğ bağ e na. bordro * Bir hesabıayrı ları gösteren çizelge. geniş sa kollu bir üstlük.

oluş n boru askı sı * Her tür borunun ası nda kullanı lâma demiri veya çelik çemberlerden yapı askı lması lan. kları borsa acentesi * Müş teriden aldı alıve satıemirlerini borsada yerine getirip karş ğ komisyon alan kimse. küçümsenecek. boru çiçeğ igiller * Çan çiçeğ igiller. boru bileziğ i * Soba boruların ek yerine geçirilen süslü çember. teri nda lı k borsa tahtası * Borsada alı satı fiyatların ilân edildiğpano. lan . erli ı t. * Tatula.borsa * Bazı tüccarlarıve özellikle sarraflarla değ kâğ ve tahvil alıveriş uğ anları alı satı ve n erli ı t ş iyle raş n m m değim amacı devlet denetimi altı iş iş yla nda yaptı yer. borazan. önem verilmeyecek ş değ ey il. an borsa kâğ ı dı * Borsada kayı. boru çiçeğ i * Çan çiçeğ i. uçları k. boru hattı * Borç (II). . içi boş ka vı . borsacı lı k * Borsacın işveya mesleğ nı i i. nı boru çalmak * borazan öttürmek. boru değ (veya boru mu bu?) il * azı msanacak. boru ağ ı * Tesisatı turan borularıbütünü. tlı nı lan borsa oyunu * Borsada oynanan hava oyunu. kları ş ş ıı lında borsa cetveli * Borsada belirlenen fiyatları gösteren günlük bülten. borsa simsarı * Müş ile borsa acenteleri arası aracı yapan kimse. borş boru * Bir yerden baş bir yere sı veya gaz aktarmaya yarayan. borsa değ eri * Borsada arz ve talebe göre oluş fiyat. m m nı i borsacı * Değ kâğ para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse. açı * Nefesle çalı perdesiz madenî çalgı nan . alıp satı hisse senedi. uzun ve dar silindir.

* Bkz. çok öfkelenerek etrafa saldı zı rmak. boruk borulu borusu ötmek * sözü geçmek. nda ş an * Dağ larda yetiş kokulu. * Sebze bahçesi. bostan bekçisi * Bostanı koruyan ve kollayan kimse.* Doğ gaz arı ünitesinden alı gazı bir veya daha fazla dağ m merkezlerine veya tüketim al tma nan n. karpuz tarlası . yetkisi olmak. * Kavun. e bostan dolabı * Sebze bahçesini sulamak için bir at bağ lanarak diklemesine dönen kovalarla kuyudan su çı karmaya yarayan dolap. boylu boslu. borumsu * Boru biçiminde olan. çı ğyerden baş yere akı boru tesisatı ktı ı ka tan . bostan bozuntusu * Korkak. boru kabağ ı * Boğ umsuz. süpürge ve yakacak olarak kullanı bir ot türü. yüreksiz. işyaramaz adam. boy bos. boru gibi uzun su kabağ ı . diş açma gibi iş lemler için borunun sıca bağ ğalet. lan bostan korkuluğ u . en. bostan kebabı * Patlı ve yeş can illikler ile kuğ inceliğ toprak tencerede piş u inin irilmesiyle yapı kebap. boru kelepçesi * Boruyu duvara tespit etmekte kullanı gereç. kı landı ı boru yolu * Petrolü. payplayn. lan boru mengenesi * Kesme. p * Boru montajı çalı kimse. kar ladı ı nı bos boslu bostan * Bkz. * Kavun ve karpuza verilen ortak ad. ı tı merkezlerine doğ gaz taş al ı nması amacı tesis edilen boru ş yla ebekesi. borusu tutmak (veya üstünde) * (zenciler için) ağ köpürerek kriz geçirmek. borusunu çalmak * çı sağ ğkimsenin davası gütmek. lan * Borusu olan. borucu * Boru yapısatan kimse.

boş rakmamak bı * (para. n * söylenmesi sakı olan bir ş söyleyivermek. bir kazançla çı ten kmak. can bostancı * Bostan iş leriyle uğ an kimse. li boş *İ çinde. böğ ür. boş kmamak çı * bir iş az da olsa. boş rakmak bı * bir yerde kimse oturmamak. münhal. görev). e * Bilgisiz. m * iş bı siz rakmamak. * Anlamsı z. z. . ilen .* Kuş ürkütüp yaklaşrmamak için tarlaya dikilen kukla. yiyecek gibi ş eylerle) yardı etmek. * Görevlisi olmayan (iş . boş bulunmak * dikkatsiz ve dalgıbulunmak. * Verimsiz. * Yapı iş lacak i olmayan. boş p dolu tutmak (vurmak) atı * umutsuz olarak giriş bir işiyi sonuç vermek. iri ve yuvarlak bir patlı türü. nı bostanlı k * Bostan olmaya elverişyer. ey * İsiz. ine bostancı ı ocağ * Bostancı n bağ oldukları ları lı ocak. ş * Bir iş yaramayan. z boş ür böğ * Bkz. raş * Osmanlı tarihinde sarayıkorunması ve ş n na ehrin güvenliğ bakmakla görevli olan erlerden her biri. sonuç vermemek. boş kalmak. üstünde hiç kimse veya hiçbir ş bulunmayan. bostancı lı k * Bostan iş leriyle uğ ma. boş ak dik durur baş * bilgisiz olan üstün görünmek için kası lı r. boş (veya boş gezmek veya gezinmek ta) * iş güçsüz dolaş siz mak. ları tı * Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse. bostan patlı canı * Az çekirdekli. raş * Bostancın görevi. boş bakmak boş * amaçsı anlamsıve bilinçsizce bakmak. ncalı eyi boş kmak çı * umduğ gerçekleş u memek.

mahrum etmek. ı dı boş kalmak * kimse oturmamak. boş i anmak. . batı l itikat. biçimci inanma. dipsiz kile boş ambar. * iş kalmak. boş oturmak * hiçbir iş uğ ı i. ğ ı ı lı boş mek düş * (kadı ş hükümlerine göre kocası ayrı n) eriat ndan lmak. siz an boş gezmekten bedava çalı ş yeğ mak dir * çalı ş insanı mak tembellikten kurtarı r. işyaramayan ş e ekilde konuş ma. verimsiz. boş lâf * Gereksiz. boş söz * Bir düş anlatmayan. in sı boş i boş olmak * evlilik birliğsona ermek. ey boş durmak * iş kalmak. siz boş dipsiz ambar kile * Bkz. dar. ayrı isteyen kocanı karına gönderdiğboş eriat lmak n. boş koymak * yoksun bı rakmak. raşolmamak. boş küme * Hiçbir ögesi olmayan küme. lsı boş ı kâğ dı * Eski ş hükümlerine göre. sı i anma kâğ . z boş inanç * Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan. boş gözlerle bakmak * anlamsıbakmak. boş durmamak * her zaman bir iş uğ mak. boş konuş mamak * gerçekleri söylemek. le raş * birinin yaptına karş k olarak bir harekette bulunmak. boş gezenin boş kalfası * iş güçsüz dolaş kimse. çalı siz ş mamak. bilgisine dayanarak anlatmak. boş kafalı * akı z veya bilgisiz. boş (veya olsun) ol * erkeğ karını amak için söylediğsöz. lâf olsun diye söylenmiş ünce söz.boş dönmek * hiçbir ş elde edemeden geri gelmek.

ine boş m altı . i.boş torba ile at tutulmaz * çı veya karş k gösterilmeden bir kimse bir yere bağ kar ı lı lanmaz. ndan boş altaç boş altı * Bir kabıiçindeki havayı altmaya yarayan araç. ş arak ş ı boş almak a * askı almak. açı lmak. * Derdini. * Elektrik yükünün baş bir iletkene geçiş ka i veya sı düş fı ra mesi. boş vermek * aldı rmamak. boş almak * Boş duruma gelmek. boş m alı * Boş almak iş deş i. dökülmek. boş yerine vurmak * böğ ürlerine vurmak. içinde bir ş kalmamak. altı i boş lmak altı * Boş altmak iş konu olmak. * Boş m. doluya koysan almaz a * içinden çılamayan güç bir durum karş nda kalı ğ söylenir. para) hiçbir iş yaramamak. arj. ey * Dı ya akmak. * Derdini birine açarak ferahlama. boş koysan dolmaz. olumlu bir sonuca ulaş e amamak. rahatlama. gerçekleş memek. boş alma * Boş almak iş inhilâl. boş çı a karmak * olumlu bir sonuç alı nması engellemek. sıntını kı sı birine anlatarak ferahlamak. altı boş lma altı * Boş lmak işveya durumu. kı ı sı ndında ı boş vermek a * boş geçirmek. boş zaman * Çalı geçirilen saatler dında kalan süre. inhilâl etmek. hava boş n boş altma makinesi. ya * (motorlu araçlarda) vites kolunu vitesten kurtarmak. rölântiye almak. boş gitmek a * (harcanan emek. arj * (hayvan) Bağ ı kurtulmak. deş olmak. ş arı * Gevş emek. boş yere * Boş una. düş gibi ş ünce eyler) sonuç vermemek. nı boş çı a kmak * (umut.

ladını ı i boş anmak * (karı koca) Mahkeme kararı birbirinden ayrı ve ile lmak. boş atmak * Boş amak iş yaptı ini rmak. * Eş lerden birinin boş anma ilâmı alması evlilik birliğ son bulması yla inin . boş m organı altı * Vücuttan dı atı ş arı lması gereken maddeleri toplayı boş p altan organ. ı nı boş rma andı * Boş rmak işveya durumu. aile kisini kesmek. yakı nmaları anlatmak. yrı boş atma * Boş atmak iş i. açmak. * Gevş etmek.* Boş altmak iş i. * (baskı nda gergin duran bir ş Birden ve hı kurtulmak. ine elde ğ ı boş anma ilâmı * Mahkemenin boş anmayı kesin hükme bağ ğ belirterek verdiğresmî belge. * Dökmek. ndan * Birdenbire ve bol bol akmak. ifrağ ları ş arı lması . * Bir silâhta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. * Kusmak. * Sı lmak kurtulmak. andı i boş rmak andı * Boş anması sağ nı lamak. boş altma havzası * Suları ı a veya göle veren yerlerin bütünü. boş anma davası * Eş lerden birinin evlilik birliğ son verecek kararı etmek için açtı dava. boş ama * Boş amak iş i. * Sindirimden sonra bağ ı rsaklarda kalan posanı idrar torbası n. tükürük. nı * Çok ağ lamak. * Derdini dökmek. * (hayvan) Başğ lından. * Karı ile arası sı ndaki nikâh bağ bozmak. . koş takı ndan veya bağ ı um mı ı kurtulmak. altı ey) zla * (kapalı yerde bulunan insanlar) Birden dı çı bir ş kmak. * Sistemlerin çalı ş abilmesi için sürekli olarak gereken boş altma iş lemleri. sümük gibi n salgı n vücuttan dı atı . arı * Dertlerini. boş amak * Kanunlara göre iki eş iliş . nı rmağ boş altmak * Boş duruma getirmek. * (karı kocayı stekleri üzerine kanunlara uyarak ayı ile )İ rmak. ndaki idrarı ve ter. boş altma * Boş altmak iş i. boca etmek. boş anma * Boş anmak iş i.

lgi boş luk * Oyuk. an boş azlı boğ k * Boş az olma durumu. boş rmak attı * Boş iş yaptı atma ini rtmak. beyhude. siz boş boş u una * Gereksiz yere. * Yetersizlik. siz boş kalmak ta * iş kalmak. nak boş gezmek ta * iş olmak. Boş nakça * Çoğ unlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yaş Bosna Müslümanların kullandı dil.boş rma attı * Boş iş yaptı atma ini rtma. nafile. kopukluk. Boş nak * Bosna halkı veya bu halk ısoyundan olan kimse. * Eksiklik. geveze. boş luklu serpme * Zı mpara üretiminde tanecikler arası %50 boş kalacak biçimde düzenlenen tane yapı rma iş nda luk ş tı lemi. yoksunluk duygusu. vakum. boş tulumbası luk * Bkz. boş lamak * Bı rakmak. düş üncesiz konuş mak. boğ boş azlıetmek boğ k * gereksiz. sı r saklayamayan. boş una. . ş * Kesinti. kapanmamıyer. * İ göstermemek. Boş güzeli nak * Sarı . çukur. ablak yüzlü güzel. boş z yere. * Boş geçen süre. *İ çinde hiçbir cisim bulunmayan uzay. boş una * gereksiz. boş altaç. ndan n * Boş naklara özgü olan. i. Boş naklarla ilgili olan. * Yerli yersiz konuş (kimse). ayan nı ğ ı Boş k naklı * Boş olma durumu. yararsıyere. yersiz. ihmal etmek. boş az boğ * Saklanması gereken ş eyleri söyleyiveren. al yanaklı saçlı . boş lama * Boş lamak iş ihmal.

* Ağ plâstik veya kauçuktan yapı ş aç. z * Küçük gemi. itli . birbirleriyle kan akrabalı bulunduğ inanarak evlenmeyen. ataerkil anlayı uygulayan geleneksel topluluk. boy beyi boy bos * Boyun en saygı ve lider kimliğ sahip kiş n ine isi. gereksiz. gusül. * Uzaklı k. boy * Ortak bir atadan türediklerine. * Yol. toplumsal ve ğ ı una ekonomik iliş kilerini anaerkil. boylanmak. * Uzun konçlu. için * Süre. yararsıyere. k. tevekkeli. klân. * Kumaş ölçü.boş una bot * Boş yere. geliş mek. boy atmak * boyu uzamak. sı mı * Geçerlilik. * Vücudun yapı bakı ndan biçimi. * Bitki bilimi. ı rmak. botanikçi boy * Bitki bilimci. kapalı ayakkabı . deniz kısı yı. bot botanik botanik bahçesi * Otsu veya çalı bitkilerin yetiş türü tirildiğve incelemelerinin yapı ğhalka açıbahçe. nebatat. slâm u kanı boy almak (veya sürmek) * boyu uzamak. boy boy * Çeş büyüklük ve nitelikte. boy bos yerinde * uzun ve biçimli. * Bir yüzeyde. ı tı * Uzunluk. ş ı boy abdesti * İ dininin gerekli bulduğ durumlarda ve biçimde yı p abdest alma. en sayı iki kenar arası lan ndaki uzaklı en karş . değ er. beyhude. dinlenme ve gezme amacı halka açı yla k geniş alan. i ldı ı k botanik parkı * Otsu ve çalı bitkiler ve değik ağ türleri ile düzenlenmiş türü iş aç . nafile. boylanmak. * Bir ş tabanı en yüksek noktası ndaki uzaklı eyin ile arası k. kabile. boy aynası *İ nsanı bütünüyle gösteren büyük ayna. * Destan. lmıküçük sandal.

ini * büyümek. boya kullanmak * boyanmak. * Yazmak için kullanı mürekkep.boy göstermek * görünmek. çiçekleri mavi. sarı beyaz renkli. kurutulan tohumları veya çemen yapı nda kullanı bir mı lan bitki (Trigonella faenum-graecum). boya tabancası * Sı boyayı vı püskürtmek için kullanı alet. lan iş boya kökü * Bitki köklerinden elde edilen tabiî boya. lan boya tutmak * (boyanan nesne) iyi boyanı r olmak. (su) insan boyunu geçmemek. boya vurmak (veya çekmek. boy menteş e * Düz yaprak menteşbenzeri 1. boy vermemek * sıolmak. boya kalemi * Resim yapmak için kullanı değik renkli kalem. boy vermek * (su) insan boyunu aş kadar derin olmak. boya kutusu * İ çeş renkli kalemleri ve fı çine itli rçaları koymaya yarayan kutu. ğ boya * Renk vermek. boya çekmek * boyuna büyümek. acak * suya dalarak boyu ile suyun derinliğ ölçmek. makyaj yapmak. lan * Aldatı görünüş cı .75-3. ş yanı lan * Renk.50 cm uzunluğ e unda menteş e. sürmek) * boyamak. boya fı rçası * Boya sürmek veya resim yapmak için kullanı değik tür ve ölçülerde fı lan iş rça. boy ölçüş mek * yarı ş mak. boy otu * Baklagillerden. dıetkilerden korumak için eş n üzerine sürülen veya içine katı renkli madde. uzamak. * gösteriş yapmak. boyacı . boy pos * Bkz. boya tabakası *Ş ablonlarısulu kenar kapatısı kaplanması n cı ile . boy bos.

ve terinin ayağ basıayakkabını ı nı p sı boyattı. itici boyamak * Boya sürerek veya boyaya batı renk vermek. ldı ı boyama kitabı * Küçükleri eğ nitelikte içinde boyanacak resimler bulunan kitap. boyana * Boyna. ş rı ş . ğ * Boya satı dükkân. * Boyama iş boyacı ı ini. aş ı ı r ağ lamak. fı cilâ gibi gereçlerini koydukları müş ların rça.* Boya satan kimse. lı meslek edinen kimse. boyalı n bası * Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğ yazı haberden çok yer veren. leri lan boyalama * Boyalamak iş i. boyama kazanı * Örgü yünlerinin veya ipliklerin boyanma iş leminin yapı ğbüyük tekne. kadı boyacı sandı ğ ı * Ayakkabı boyacı nıboya. boyalamak * Geliş igüzel boya sürmek. * Renkli. boyalanmak * Boya sürülmek. boyalanma * Boyalanmak durumu. kupon veya çekiliş rafa ve lerle armağ dağ bası an ı tan n. ı boyahane * Boya iş yapı yer. rarak * Ağ söz söylemek. boyalı * Boya sürülmüşboyanmıveya boyaya batılmı . boyacı lı k * Boya yapma veya satma iş i. lan boyacı küpü * Bir iş kolayca ve çabucak yapı in lamayacağ anlatmak için boyacı ı nı küpü mü bu? boyacı küpü değ ki il (hemen daldıp çı n) gibi deyimlerde kullanı rı karası lı r. boyanma . makyajlı n ş . * Renkli yazma veya mendil. * (kadıiçin) Yüzünü çok boyamıolan. boyacı küpüne girmiş gibi * çok boyalı n. omuza ası taş ğ ı larak ı nabilir bir çeş küçük sandı it k. boyama * Boyamak iş i. * Rengi boya ile sonradan verilmiş olan. * Boyacın yaptı iş nı ğ .

boyayı cı * Boyama özelliğolan. boyatı lmak * Boyamak işyaptılmak. makyaj yapmak. boya sürdürülmek. boyası z * Boya sürülmemiş . boykot * Bir iş bir davranı yapmama kararı i. boyatmak * Boyamak iş yaptı ini rmak. * Bekâr. i boyca boydak * Yükü olmayan yaya. * Kendi kendini boyamak. z. i rı boyatma * Boyatmak iş i. mı boydaşk lı * Boydaş olma durumu. boydan boya * Bir uçtan öbür uca kadar. * Boya veya renkli bir ş sürülmek. Rusya'da soylulara verilen unvan. boyanmak * Boyamak işyapı i lmak. * Renksiz. boyası atmak * boyası solmak. ey boyar boyar * Boyama özelliğolan madde. Transilvanya'da. ş ı alma. * Tuna bölgesinde. * Boy bakı ndan. boyası k zlı * Boyasıolma durumu. yüzüne boya sürmek. al * Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde.* Boyanmak iş i. * Akran. i boyar madde * Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren doğ veya yapay renkli madde. boyar madde. yalnı serbest. boydaş * Aynı boyda olan. makyajsı n ş z. boya sürdürmek. . * (kadıiçin) Yüzünü boyamamıolan. z boyatı lma * Boyatı iş lma i.

kı sa . boykotçu * Boykot yapan veya boykota katı kimse. boyluca boyna * Uzun boylu gibi olan. çı kmak. * Destan söylemek. sağ * Boyu olan. mak kiyi boykot etmek * bir iş bir davranı yapmama kararı i. boylaması na * Boyu doğ rultusunda. anlatmak. * Yükselmek. boykotaj * Boykot etmek iş i. ş ı almak. boylam * Yeryüzündeki herhangi bir noktanımeridyen dairesiyle baş ç olarak alı Greenwich gözlem evinin n langı nan meridyen dairesi arası ndaki açı eri. içindeki suyun ıtı ı sı lması lanan depo. yakıklı ş . boylu boyunca * Boyu uzanabildiğkadar. boyu uzunluğ i unca. * Boyu benzerlerinden uzun olan. boylamak *İ stemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak. boylu poslu * Bkz. değ boylama * Boylamak iş i. boyler boylu * Kalorifer kazanın sı ğ nı caklından yararlanarak. boylu boslu. boylanı ş * Boylanmak iş i veya biçimi. gösteriş ı li. tul. boylu boslu * Uzun boylu. boylanmak * Boyu uzamak.* Bir kimse. lan boykotçuluk * Boykot yapma iş i. * Batmak. bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaş için her türlü iliş kesme. * Sandalı çtan yürüten kı kürek. * Düş mek. boylanma * Boylanmak iş i.

zimmetine geçirmek. boynu armut sapı dönmek na * çok zayı flamak. sı boynu eğ ri * herhangi bir sebeple birine karşdirenecek veya söz söyleyecek durumda olmayan. kı k veya çatallı bir vrı korunma organı . zavallı m . boynu bükük * Üzgün. boynuz dikmek * (kadı baş erkekle iliş kurarak kocası aldatmak. n) ka ki nı boynuz eğ mek * istemeyerek uymak. boynuna * üstüne. * Bu organdan yapı ş lmı . boynuz çekmek * boynuz kullanarak kan çekmek. * Kurş borudan kol alma iş un leminde kullanı demirden yapı ş lan lmıalet. nacak ve yardı bekler durumda. karştarafıgücünü kabul etmek. kı boynu altı kalsı nda n! * ölsün. ı n boynuz isterken kulaktan olmak . ndıcı * bir durumu. ı boynu kı ince olmak ldan * haksıolduğ anlaş ğ verilecek her cezaya razı z u ı ı ldında olmak. acı rı ş . lını ğ boynunu kı rmak * çekip gitmek. * (bitki için) canlı ı yitirmek. gebersin. çaresiz bir durumda kalmak. olmak. uzun. hacamat etmek. eyi boynunda kalmak * bir sözü iletmediğveya birine ödenecek parayı i ödemediğiçin üzerinde borç kalmak. boynuna almak * bir ş borç veya ödev olarak üzerine almak. eyi boynuna geçirmek * bir ş kendine mal etmek. boynunu vurmak * baş keserek öldürmek.boyna etmek * sandalı çtan tek kürekle yürütmek. kılmı kimsesiz. ı nı boynuz * Bazı hayvanlarıbaş bulunan. tı n ı nda rnaksı maddeden. i boynunu bükmek * acı rı. boynu eğ ri * Asmaları yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ n zararlı. bir iş i ister istemez kabul etmek. boynunu uzatmak * her ş her cezaya razı eye.

* Boynuz batılmak. boynuzlama * Boynuzlamak iş i. içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan. mak i boynuzlaş mak * Boynuz durumuna girmek. n nı ka boynuzlanma * Boynuzlanmak iş i veya biçimi. karıveya bir kadıyakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. boynuz gibi. * (kadıiçin) Kocası baş bir erkekle aldatmak. * Karınıveya kadıyakı ndan birinin iffetsizliğ göz yuman (erkek). boynuz yarası rı almak. sır ve antilopları ğ ı içine alan. koyun. boynuzlamak * (hayvan) Boynuzu ile vurmak. süsmek. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan boynuz kulağgeçmek ı * bir konuda daha sonra yetiş enler yetenek bakı ndan eskileri geçmek. nda sa boyu * (bir isim tamlaması tamlanan olduğ nda unda) süresince. boynuzlanmak * Boynuzu çı kmak. mı boynuz takmak (veya takı nmak. taktı rmak) * (koca) karı baş bir erkekle iliş kurarak aldatı sı ka ki lmak. nda . boynuzsuz * Boynuzu olmayan. boynuzlatma * Boynuzlatmak iş i. omurgalı n memeliler sıfı ları nı . boynuzluteke * Kıkanatlı n lardan. boynuzlatmak * Erkek. boynuzlu * Boynuzu olan (hayvan). boynuzlugiller * Keçi. sın n nları ine * Troleybüs. nda ayan boynuzsu * Boynuza benzer. * daha iyisini. kurtçuğ meş ağ u e açları yaş bir böcek (Carambyx). boyunca. boyu (bosu) devrilsin (veya devrilesi) * "ölsün" anlamı ilenç sözü. mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek.olmak. * (erkek için) Karı veya bir kadı yakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. boynuzlaş ma * Boynuzlaş işveya durumu. boysuz * Boyu benzerleri arası kı olan.

katlanmak. boyun bir karıuzadı ş * gereğolmayan o iş i i yapmakla sanki yükseldin anlamı söylenir. la nda * Ş e. iş üm n vata n * Sorumluluk. boynunu bükmek. u * Sürdüğ zaman kadar. boyun kesmek * baş eğ ı mek. boyunca. huyu huyuna * karı veya arkadaş arası her bakı koca lar nda mdan uygunluk olması gerekir. kin u boyunduruğ atmak (veya almak) a * (güreş hasmıbaş koltuk altı alıboynuna kol dolamak. süresince. altı . boyun bükmek * Bkz. ayakta iken başöne bükmek. * Dağ rtları geçmeye elveriş alçak yer. na boyuna * Ene dik olarak. sı nda li boyun bağ ı * Gömlek yakasın altı geçirilip süs olarak bağ nı ndan lanan uzun.boyu (veya boyuna. * (bo'yuna) Ara vermeden. kravat. boyu boyuna. na. durmaksın. vecibe. ı sı ı boyun olmak * kefil olmak. zı boyuna bosuna bakmadan * fizik yapını gereğ geliş sın ince memiş olması göz önünde bulundurmadan. boyun eğ mek * isteyerek veya istemeyerek uymak. boyun vermek * buyruk altı girmek. enlice kumaş parçası . ü boyunca çocuğ olmak u * yetiş çocuğ olmak. cı gibi araçları dar olan üst bölümü. nı boyun kı rmak * saygı duyulan bir kimse karş nda. uzunlaması tulânî. boyunca) beraber * kendi boyu kadar. güğ gibi kapları veya vida. te) n ı nı na p boyunduruğ vurmak a * baskı na almak. boyun * Gövdenin baş omuz arası kalan bölgesi. nda boyun borcu * Yapı lması gereken ödev. nı boyunca * Boyu veya uzunluğ kadar. boyu bacadan mı tı aş? * daha evlenecek yaş değ ta il.

ş . buut. . lan ey. geniş kapsam ve içerik kazandı lik. boz yel * Boyutu olan. lik. içerik. kasın sı nda boyunduruk parası * Bir mahalleden veya köyden baş yere gelin götürülürken. boz bulanı k * Çok bulanı k. sı boyunun ölçüsünü almak * kendi yetersizliğ beceriksizliğ anlamak. nan rultudan uzunluk. * Mengenenin üst yanı ndaki kemer biçimli bölüm.boyunduruk * Çift süren veya arabaya koş hayvanları birlikte yürümelerini sağ ulan n lamak için boyunları geçirilen bir na tür ağ çember. an. boyut katmak * baş veya yeni bir görüş sı ka açı vermek. * Doğ ruları yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alı üç doğ n. ldı ı ları verdiğbahş. boyunluk * Boyuna sarı ş boyun sargı. rmak. geniş kapsam. boz madde * Sinir hücrelerinden oluş beyinde dı omurilikte iç tabaka. te n ı nı na p * Kapı pencere gibi açı klarıüzerine konulan ağ taş veya klı n aç. lik. geniş kapsam kazanmak. i iş boyunlandı rmak * Kapsam kazandı rmak. kaynatanı gelinin ayrı ğyerin delikanlı na ka n. k sı * Güreş hasmı baş koltuk altı alıboynuna kol dolama oyunu. * Durum. boyut kazanmak * yeni bir durum. boyutlu boyutsuz boz * Açıtoprak rengi. . (toprak). aç * Zulüm ve zorbalıbaskı. geniş ve lik derinlikten her biri. veya beton kirişlento. boyutlandı rma * Boyutlandı iş rmak i. ini. mı * Nitelik. esaret. beklediğyakı ğgörememek. boyunduruk altı girmek na * baş nıbaskı altı kalmak. * Açı lmamı sürülmemiş ş . boyunlu * Boynu olan. k * Bu renkte olan. * Boyutu olamayan. ini i nlı ı boyut * Bir cismin herhangi bir yöndeki uzanı .

bozarmak * Rengi boz olmak. rengini atmak. ham tarla. tatlı mayhoş lan veya içecek. bozum olmak. boz renkli ardıkuş (Turdus pil ris). renk değtirmek. lı k bozdoğ an * Bir doğ türü (Falco aesalon). boza olmak * utanmak. bozdurulmak . iş bozayı * Tehlikeli bir cins ayı . * İlenmemişçalı toprak. darı sı buğ gibi tahı n hamurunun ekş . bozdurtma * Bozdurtmak işveya durumu. bozahane * Boza yapı yer. an * Yeniçeriler tarafı kullanı ve atlarıeyerlerinde asıduran altı ndan lan n lı toplu gürz. bozbakkal * Karatavukgillerden. bozdur bozdur harca * çok az olan ş için alay olarak kullanı eyler lı r. i bozdurtmak * Bozdurmak. ş . boza * Arpa. bozdurma * Bozdurmak iş i. day lları itilmesiyle yapı koyuca. boza gibi * (sılar için) koyu ve bulanı vı k. lan bozarı k bozarma * Bozarmıolan. bozdurulma * Bozdurulmak iş i veya durumu. bozacı * Boza yapan veya satan kimse. mır.* Lodos. bozacı lı k * Boza yapma veya satma iş i. ş * Bozarmak iş i veya durumu. bozdurmak * Bozmak iş yaptı ini rmak. ç u bozca * Rengi boza çalan.

cak lı iklimlerde geniş man alanlara yayı ağ z doğ bölge. * Çı k koparmak. * Bozgun olanı durumu. çökmüş lgı . hezimete uğ ramak. dağ an ı lmak. ğ lı bozma * Bozmak iş i. bozguncu * Bozgunluk yaratan (kimse.* Bozmak işyaptılmak. açsı al bozkıkedisi r * Genellikle bozkı rlarda yaş yabanî kedi (Otocolobus manul). lan. * Bu ezgiyle söylenen. konusu acı türküler. hezimet. bozguna uğ ramak (veya vermek) * yenilip periş olmak. güç vb. yı n. step. * Bu durumda bulunan. bozgunluk * Bozgun. bozkı ma rlaş * Bozkı mak iş rlaş i veya durumu. bozkı mak rlaş * Bozkı r durumuna gelmek. ayan bozkıkoyunu r * Asya koyunu (Ovis vignei). bozkıtavuğ r u * Bağ ı rtlak. nda bozlak * Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgelerinde bir türkü ezgisi. bozkurt * Birçok Türk destanı yer alan kutsal hayvan. ı * Yenilen bir ordunun. i rı bozgeven * Yurdumuzda Erciyes dağ yetiş bir geven türü (Astragalus microcephalus). bozmacı * Eski ş eyleri alıbozarak parça parça satan kimse. n bozkı r * Kurakçı l otsu bitkilerden oluş sı ve ı an. p . ı nda en bozgun * Bir toplulukta karş klı ı güvenin bozulması beliren karıklı lı ile ş k. * Biçimi ve kullanı ı iş lı değtirilmiş ş . bozgunculuk * Bozguncuya yakır davranı ş ı ş . bozlama bozlamak * (deve) Bağ ı rmak. düzen bağ yitirerek asker onurunun gerektirdiğbütün bağ bozması ı nı i ları . klı * Bozlamak eylemi. * Morali bozulmuş .).

* Dağ ı lmak. eyin ş tı * Dokunmak. n * Kı ğ zarar vermek. dağ ı tmak. erli * Kötümser. yenmek. * Madenî. * Kötü duruma getirmek. bozuk gibi. zlına ı * Aklı yitirecek derecede bir ş düş olmak. * Bozuk olma durumu. k. içerlemek. bozuk para * Ufak birimlere ayrı ş lmıpara. bozuk düzen * Düzensiz. karık. ndan bozuk çalmak * canıkı ş sılmı yüzü ası ş . k. . nı eye kün * Biçimini ve kullanıı değtirmek. nı * Bağ veya bostanıson ürününü toplamak. * Bozguna uğ ratmak. bozrak bozuk * Rengi boza çalan. mağ etmek. yi erli ini * Bir ş kı eye zmak. * Bozulmak iş i. * Bir paranı ufak birimlere ayrı ş n lmıdurumu. düzeni bozuk olan. * Geçersiz bir duruma getirmek. * Büyük parayı birimlere ayı ufak rmak. bozuk para gibi harcamak * değ düş erini ürecek biçimde bir kimseden yararlanmaya kalkı ş mak. küçük değ para. zarar vermek. bozuk. ufaklı bozuk. * (bir organ) Görevini yapamaz duruma gelmiş . bağ lamadan biraz büyük ve meydan sazı küçük dokuz telli bir saz.bozmak * Bir ş kendisinden beklenilen iş eyi i yapamayacak duruma getirmek. ş ı * Türk halk müziğ inde. bozördek * Tatlı sularda bulunan bir tür ördek. yenilemeyecek duruma gelmek. * Bozulmuş olan. lûp * Altı paraya çevirmek. bozuk bozulma bozulmak * Bozmak iş konu olmak. * İ ve değ niteliğ yitirmek. bozdurmak. bir ş düzenini karı rmak. * Bir yerin. lmıolmak. huzursuz. sıntı zgı kı lı . ine * (yiyecek için) Kokmak. bozukça bozukluk * Biraz. * Sağğ yitirip zayı lını ı flamak. ekş imek. * Kı n. ufaklı bozuk para. * Bir kimseyi beklemediğbir davranıkarş nda bı i ş ı sı rakarak veya sözünü yalana çı kararak küçük düş ürmek. gergin. bozguna uğ ramak. lını iş ş * Bı rakmak.

kuyruğ kalıve kı zehirsiz ve zararsıbir yı (Eryx). böbreksi * Böbrek biçiminde olan. lı bozyürük * Üstü hafif benekli. karşklı ı bozulma içinde. k. bozum olmak * utanmak. mahcup etmek. bozuntuya vermemek * bir kimsenin hoş gitmeyen bir durumunda fark etmemiş davranmak.bozuluş * Bozulmak işveya biçimi. i bozum * Bozulmak iş utangaçlı mahçupluk. bir eyin * Kendinde bulunması gereken nitelikleri taş ı mayan kimse veya ş ey. lik. a gibi bozuş ma * Bozuş iş mak i. i. böbür * Kandaki zararlı maddeleri süzen. ı u n sa. açı bozuş uk * Araları lmı bozulmuş açı ş . idrar salan. bozuntuya uğ ramak * ş kı ğ kapı aş nlı a lmak. * Ş kı ğ düş aş nlı a me. bozumca bozuntu * Kurş renginde iri bir kertenkele. bozuş ukluk * Bozuk durumda. hormon niteliğ salgı olan bez (II). inde sı böbrek yağ ı * Kasaplıhayvanları böbreklerinin çevresinde oluş yağ k n an . z lan böbrek biri. bozuş mak * Araları lmak. döküntü. yenilmiş k. böbrek taş ı * Böbreklerde oluş taş an . böbrek üstü bezi * Böbreklerin üstünde bulunan. un * Bozulmuş ş kalan bölümleri. mahcup olmak. omurganısağ sol yanı bulunan çift organlardan her n ve nda . bozum etmek * utandı rmak. utanacak duruma düş mek. başküçük. olan. bozum havası * Utangaçlı mahcupluk.

altı ları bacaklı u kanatlı vücutları . rtı ş n ı klara *İ stakoza benzer. böceklenmek *İ çinde veya üstünde böcek üremek. * Böbürlenme. böcek çı karmak * ipek böceğyetiş i tirmek. göğ karıolarak eklemlerden oluş . sindirmeye elveriş olan bitkilerin ortak li adı . kibir. böbürlenme * Böbürlenmek iş i. böceklenme * Böceklenmek iş i. kurulmak. uzunluğ 30-40 cm kadar olan. yaş ş ve ı k cı . derisi benekli. yenilen bir deniz hayvanı sa skaçlı . böcekçiller * Omurgalı hayvanlardan memeliler sıfı giren. karada yaş hayvanlar takı . . kı kı . ta böcekçil * Böcek yiyen. böbürlenmek * çok böbürlenmek. nı. böcek bilimi * Böceklerin yapını ayını hastalıyapı niteliklerini inceleyen bilim dalı sı. n muş hayvan sıfı ere. * Böcü. böcekle beslenen (hayvan veya bitki). böcek kabuğ u * Mor ile yeş arası ve metal parlaklında olan renk. böcekbaş ı * Osmanlımparatorluğ İ unda zabı görevlisi. nına ayan mı böcekhane * Böceklik. böcek bilimci * Böcek bilimi uzmanı . kurt ve tılıdında kalan küçük hayvancı verilen ad. * Böbürlenme. böcekkapan * Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya. entomoloji. haş * Kelebek. il nda ğ ı * Bu renkte olan. böbürtü böce böcek * Eklem bacaklı n. böcek yiyen. yı cı rtı hayvan (Hyrax syriensis). sarı u renkli. böcek gibi * ufak tefek ve esmer (çocuk). sı ülkelerde yaş cak ayan. çoğ ve baş üs. entomolojist.* Memelilerden. böbürlenmek * Övünerek kabarmak.

l) böcü * Kurt. böcekli böceklik *İ çinde veya üstünde böcek bulunan. yol kenarları kendiliğ nda inden yetiş dikenli ve çok yık bir çalı en llı . zehirli bir örümcek türü. kanatları er. manda. gibi hayalî bir varlı verilen ad. böğ ürtlen * Gülgillerden. boş ür. bahçe çitlerinde. * Böcek. böceksavar * Evdeki zararlı böcekleri savıöldürmekte kullanı ve ilâç püskürten sprey. böcelenmek * (tahı Böceklenmek. böğ * Yan taraf. böceklenmiş . böğ ürme * Böğ ürmek iş i. * İ böceğyetiş pek i tirilen yer. böğ ürmek * (öküz. böğ * Eklem bacaklı lardan. böğ ürtlenlik * Böğ ürtlen çalı nı çok olduğ yer. deve) Bağ ı rmak. ğ a böcül böcül * Gözlerini iki yana oynatarak (bakmak). * Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet. hortlak vb. soluk sarı renkli. böğ böğ üre üre * Bağ ı rarak. böğ ür * İ ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arası nsan ndaki bölümü. böğ ürtü . böcekhane. göğ ve karıolarak üç bölgeye ayrı duyargaları baş üs n lan. birer. p lan böceksiz *İ çinde böcek bulunmayan. böcelenme * Böcelenmek iş i veya durumu. ayakları ağ ikiş yla ı z parçaları çift olan eklem bacaklı sıfı üçer lar nı. * (insan) Anlaş ı bir biçimde yüksek sesle bağ lmaz ı rmak. ların u böğ ürtme * Böğ ürtmek iş i. * Bu bitkinin önce kı zı olgunlaş kararan mayhoş rmı iken ı nca yemiş i. diken dutu (Rubus caesus).böcekler * Vücutları . böğ ürtmek * Böğ ürtmek iş yaptı ini rmak.

rma. * Gemilerin içinde. u. iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğ veya üzerinde yaş nı idarî e. * Bölmek iş ayı parçalama. oda veya sofa gibi büyük bir yerden ayrı ş lmıdaha küçük yer. güçlü kimse. * Cins kavramları tür. "a bölü b" diye okunur. * Salon. mı ka. n aç lan bölme iş areti * Bölme iş leminin yapı ı ifade eden bölü "/" iş lacağ nı areti. i. su baskı. "a/b" anlatı . parçalamak. ine ayan insanlarıaynı n soydan gelmiş olmaları göre belirlenen toprak parçası ntı na . taksim. taksim etmek. böke * Kahraman. nahiye. ara kapı kapanı arı n veya hasarı nı n lar nca zanı n yayı nı lması önlemek için kullanı birbirlerinden ayrı ş lan lmıyerler. birinci olan (kimse). ş ampiyonluk. ş ampiyona. * Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayı rmak. sı ran * Bölmek iş lemi. * Kalı ağ gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrı tomruk. in na * Bir niceliğiki veya daha çok eş parçaya ayı i it rmak. bölge * Sırları veya ekonomik birliğ toprak. * Birliğ bozulması yol açmak. * Bölme iş lemini gösteren iş aretin "/" okunuş taksim. alt tür kavramları ayı iş nı na rmak i. nı belli bölgeci * Belli bir bölgenin çı karları çalı (kimse). mı bölmeli bölü . bölmeç bölmek * Ambalâj içinde bulunan malları birbirinden ayı rmaya yarayan koruyucu parça. böldürmek * Bölmek işyaptılmak.* Böğ ürme sesi. * Vücut yüzeyinde sırları herhangi bir bölüm. alanı küçük oda veya kımlara ayı ince duvar veya tahta perde. böğ ürüş * Böğ ürmek iş i veya biçimi. bökelik böldürme * Böldürmek iş i. * Büyük bir yeri. * Bölme ile ayrı ş lmıolan. ş ampiyon. taksim. * Böke olma durumu. için ş an bölgecilik * Belli bir bölgenin çı karları çalı durumu. i rı bölen * Bir bölme iş leminde bölünen sayın kaç eş parçaya ayrı ğ gösteren sayı nı it ldını ı . için ş ma bölgesel bölme * Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan. yangı gibi durumlarda. * Ulusal veya uluslar arası yarı bir ş mada ilk dereceyi alan.

sıflamak. ine nı bölümsel * Bölünme ile ilgili. kım. * Canlı n bölümlenmesinde filumlarıbir araya gelmesiyle oluş birlik. bölücülük * Bölücünün yaptı işara bozuculuk. * Bölme iş sonunda elde edilen sayı lemi . kım. mı bölük bölük * Parçalara ayrı şkım kım. bölük pörçük * Bütünlüğ sağ ü lanamamıdurumda. nı bölümlendirme * Bölümlendirmek iş sıflandı i. * Hizip. i nda . * Takı mlardan oluş üçü veya dördü bir tabur oluş an. turan ve öbür birliklerin temeli sayı birlik. nı bölümlemek * Birçok ş arası birbirine eş veya benzer olanları ey nda. seksiyon. fesatçı u. ini * Bir topluluğ birliğparçalama. kı smî. n sı * Bir kuruluş yönetim birimlerinden her biri. ları n an bölümleme * Bölümlemek iş sıflama. i bölümlenme * Bölümlenmek işveya durumu. bozmayı amaç edinen kimse. . ş bölükbaş ı * Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli. bölümlendirmek * Bir ş bölümlere ayı eyi rmak. münafı k. sıflanmak. bölen. b" diye okunur. sı * Saç örgüsü. tasnif. un * Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlıdalı eğ sağ k nda itim layan birimlerinden her biri. bölüm * Bir bütünü oluş turan parçalarıher biri. parça parça. it kümelere ayı rmak. i bölümlenmek * Bölümlemek iş konu olmak. * Bir siyasî partinin birliğ parçalamayı ini . ğ . i. bölünebilme . bölümleniş * Bölümlenmek işveya biçimi. tasnif etmek. lmı sı sı .* Bir bayağkesrin gösteriliş pay ile payda arası konulan yatay çizginin okunuş "a/b" kesri "a bölü ı inde na u. nı rma. sıflandı nı rmak. departman. ı bölük * Bir bütünden ayrı ş lmıolan parça. bölücü * Bölme iş yapan. departman. sağ sola doğ üçer üçer ayrı basamakları her bir üçlü na lan nı dan ru lan ndan takı . bölme amacı olan. * Çağdevir. lan * On kuralı göre yazı bir tam sayın.

bölüngü bölünme * Fraksiyon.* Kalansıbölünür olma durumu. n * Zigotun bölünmesinden sonra embriyonda ortaya çı ve az çok birbirine benzeyen parçalarıher biri. * Bölüş paylaş me. bölünmezlik * Bölünmez olma durumu. bölüş mek * İ veya daha çok kimse araları herhangi bir ş paylaş ki nda eyi mak. * Budala. bölüntüler * Bir bütünün ayrı ş lmıolduğ bölümler. halka. z bölünen * Bölme iş lemine uğ lan sayı it bölümlere ayrı ratı . * Fraksiyon. bölüş türmek * Bölüş iş yaptı mek ini rmak. i bölüş bölüş me * Bölmek işveya biçimi. taksim etmek. halkalara ayrı ş lmıolan. üleş mek. . * Bölünmek iş i. ayrı lamaz. nı bölüş türme * Bölüş türmek iş i. eş lması gereken miktar veya sayı . taksimat. payı almak. u bölünüş * Bölünmek işveya biçimi. i * Bölüş iş mek i. bölüş üm bölüt * Eklem bacaklı n vücudunu oluş ları turan yan yana dizili parçalarıher biri. kan n bölütlenme * Döllenmiş yumurtanı blâstulayı turuncaya dek art arda bölünmesi. n oluş bölütlü bön * Bölütlere. bölünmek * Bir bütün. ma. saf. belirli bölümlere. bölünmez * Parçalanamaz. parçalara ayrı lmak. * Yarı toplu olarak koş ş ta arken birbirinden ayrı lma. bölüntü * Bölünmüş parça. belli bir büyüklüğ varı eş bölümlere ayrı çoğ e nca it lı alması p . * Hücrelerin.

börek açmak * börek yapmak için hamurdan ince yufkalar hazı rlamak. budalalı aptallı sersemlik. börttürmek * Börtmek işyaptılmak. * Genellikle hayvan postundan yapı başk. bön bön bakmak * anlamayarak. itli börtük börtülme * Haş lanarak veya ateş biraz kı larak piş olan (ş te zartı miş ey). aptallaş mak. saflı k. * Açı ş lmıhamurun veya yufkanıarası peynir. spanak gibi ş konularak piş eyler irilen çeş itli biçimlerde hamur iş i. bönleş mek * Bön duruma gelmek. saf (bir biçimde). lan lı börkenek * Geviş getiren hayvanları midelerinin ikinci bölümü. safça. haş lamak. . börttürme * Börttürme iş i. börekçilik * Börek yapma veya satma iş i.bön bön * Budala ve safca bakarak. luk. börtmek * Az piş irmek. yma. n * Yağ murdan veya soğ uktan korunmak için giyilen ucu sivri boş külâh. ş kış kıbakmak. aş n aş n bönce * Budala. börekçi * Börek yapan veya satan kimse. bönlük börek * Bön olma durumu. * Börtülmek iş i. bönleş me * Bönleş iş mek i. börek için ayrı ş li lmıolan. böreklik börk * Börek yapmaya elveriş olan. k. k. kı ı n na. börtme * Börtmek iş i. i rı börtü böcek * Çeş böcekler.

buna benzer. sonunda. böylelikle * Bu yolda yürüyerek. . * İ yapı bacakları ri lı . böylece * Tam böyle. "nası gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğ l" inde. böylelikle. böyle gelmiş böyle gider * her zaman böyle olmuş . bu biçimde. Brahmanizm * Brahmanlı k. böyle baş böyle tı a. * Bu derece. * Bu yolda. paçalı tavuk ı . gene de böyle olacak. böyle böyle * Böylelikle. ı rı Br brahma Brahman * Brom elementinin kı saltması . * Bir madde birdenbire gaz durumuna gelerek patlamak. o cümlede anlatı ş hoş lan eyin karş ı lanmadını ona ş ı ğ anlatı ğ veya ı aş ı ldını r. bu yolda. * Sonunda. bösme bösmek böyle * Bunun gibi.börtülmek * Börtmek iş konu olmak. bu biçimde. böylesi böylesine * Aş bir biçimde. böylelikle. raş * kiş yaraş iş ilere an lemler uygulanı r. nda * Bu kasttan olan kimse. i * Bu bitkinin sebze olarak yararlanı yeş ürünü. böylecene * Böylece. lan il * Bösmek iş i. böylemesine * Bu biçimde. bu biçimde olanı . tüylü. infilâk etmek. bir rkı * Hint kastları ilk kast. ine börülce * Fasulyeye benzer bir bitki ve bunun göbeğkoyu benekli tohumu (Vigna sinensis). * Bunun gibisi. *İ çinde "ne".

* Briket yapan veya satan kimse. ki ı yan * (bilim için) Dal. tutturulan asıyatak. * Aferin. karı * Üstü kapalı ş kı olarak kullanı tek atlı . kın zak ı lan . coş anlatı aş nlı ku r. hafif * Dört kişarası oynanan bir iskambil oyunu. seren yelkenli. lı . arkada da boylaması yerleş na tirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli. * "Be" yerine kullanı lı r. Brahmanizm. * "Vay" gibi ş ma anlatı aş r. yaylı arabası at . kol. hey" anlamı kullanı nda lı r. * Baklagillerden bazı açlarıkı zı ağ n rmı boya çı lan odunu. yaş a!. Brehmen breş * Bkz. i nda brifing brik brik * Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açı klama. kavkı kabuklu. * Ş kı k. * Linyit. branda * Gemilerde tayfa ve erlerin yattı dikdörtgen biçiminde. * Tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatı na in ini r. ten kan n rtı brakisefal * Kafatasın ön alt eksenine göre kı olan (kimse). briket * Linyit ve kömür tozundan bası elde edilen yakı nçla t.Brahmanlı k * Kalım yoluyla geçen bir kast bölünmesine dayalı tı toplumsal bir kuruluş içeren Hint dini. lı branda bezi * Keten ve pamuk ipliğ inden sıve sağ dokunmuş k lam bez. Brahman. briketçi . * İ direkli. * Doğ çimento ile lâvlı al . brezil brı çka briç * Önde çok yüksek bir oturma yeri. u braket * Dikiş çı kitapları sı na makine ile bez geçirme. kömür tozu ve katran tortusundan bası elde edilen. astarlanmıbezden yapı halatlarla bir yere ğ ı ş lan. yaylı araba. kemikli kıntı n kaynaş yla oluş kütle. tuğ biçimli yapı nçla la malzemesi. kı kafalı nı sa sa . birkaç top taş gemi. rı ları ması muş * Bir tür yapay mermer. branş bravo bre * "Ey.

yoğ unluğ 2. zehirli sı bir element. * Pencerelerin çerçevesine. haş il lanarak yemeğhazı i rlanan bir tür sebze. bromürlü * Yapında bromür bulunan. bazı 35. ları ndan bronş it * Bronş bronş ve çukları iltihaplanması n . bromhidrik asit * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş HBr aside verilen ad. ı ı rlı nda göllerde çok miktarda bulunan. an bromür * Bromhidrik asidin tuzu veya eteri. rmak lan briyantinli * Briyantinle süslenmiş . deniz suları az. brizbiz brokar * Sı veya gümüş lemeli bir tür ipekli kumaş rma iş . içeriden tutturulan ince perde.909 olan. sı bronş * Soluk borusunun akciğ erlere giden iki kolundan her biri ve bunlarıdalları n . briketlemek * Briket hâline getirmek. briketleme * Briketlemek iş i. bronzlaş ma * Bronzlaş iş mak i. bronzlaş mak * Bronz rengini almak. bronz gibi * tunca benzeyen. yeşyumrular hâlinde olan. pis kokulu. broş . Kı vı saltması Br. bronş çuk * Bronş n uç dalları her biri. briyantin * Saçı parlatmak ve yatı için kullanı güzel kokulu bir madde. bronz * Tunç. tunç renginde olan.97 olan kı zı u rmı renkli. * Atom numarası atom ağ ğ79. bromhidrik * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş an. brokkoli brom * Küçük.briketçilik * Briketçinin iş i veya mesleğ i. briyantin sürünmüş .

risale. bu kabil * bu gibi. bu abdestle daha çok namaz kı r lı nı * bir tutum veya davranın etkisinin sürekli olacağ anlatı ş ı ı nı r. Brüksel lâhanası * Ceviz büyüklüğ ünde bir lâhana türü. bu günlerde * içinde bulunduğ umuz zamanda. yakmaç. bu gidiş le * bu biçimde. bu tarzda. * Kabı darası karı ile çı lmadan tartı (ağ k). çeş idinden. bunda. ş ahadetname. Brüksel lâhanası . bu gözle * bu anlayı ş la. bu kabilden * gibi. bu kadar * bu denli.* Kadı n takı kları iğ nları ndı süs nesi. biçimlerine girer. beraber. * Diploma. . nda. Çokluk biçimi bunlar). buna. vı tı rarak * Kesintisi yapı lmamı kesintisiz (para). Frenk lâhanası (Brassica oleracea gemmifera). rası bu (veya ş kadar u) * bir sayı sonra gelerek o sayı artımiktarı dan dan k bildirir. sı brovning bröve * 7. brülör brüt * Sı yakıkolayca yanabilecek taneciklere ayı püskürten araç. ş . bu cümleden * bunlar arası bunlar gibi. bu arada * Bu süre içinde. bundan. Bruxelles lâhanası * Bkz. lan ı rlı bu * Yerde. zamanda veya söz zincirinde en yakıolanı n gösterir. broş ür * Sayfa sayı az. bu birkaç gün içinde. bu türlü. * En yakı bulunan bir varlı veya biraz önce anı bir ş iş yolu ile belirtmek için kullanı (Çekim nda ğ ı lan eyi aret lı r sı nda bunu. küçük kitap.65 mm lik otomatik tabanca. * Birlikte. bu haysiyetle * bu bakı mdan.

her yanda. bucak bucak aramak * her yerde aramak. bu yüzden * bundan dolayı . bir durum veya bir kimseyle karş mamaya çalı ı laş ş mak. bu türlü * böyle. buat * Elektrik akı devrelerinde birleş mı tirme yapmak veya akı bir veya daha fazla kollara ayı için mı rmak kullanı araç.. çeliş ş ları iyor. nahiye. kamufle edilmiş bombadan oluş bubi tuzağteriminde geçer. bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri. * Dalı gövde içindeki baş ç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm. acı * Dal. bu biçimde. an ı * Kenar. bu kez. buçuk buçuklu budak * (sayı üleş ve tirme sı ndan sonra gelir. bu arada.bu kadar kusur kadı zı da bulunur kında * üzerinde durulmaya değ meyecek kadar küçük bir kusurdur. her tarafta. bunun için.. bu sı a kar mı cağ dayanı r? * aş harcamalarla eldeki imkânları tükeneceğ anlatı ı rı n ini r. kutu. n langı budak deliğ i * Tahtalardaki budak yerinin çı lması sonra açı boş karı ndan lan luk. bucak bucak kaçmak * bir olay. . ve yarı m. budak özü * Taze sürgün. lan bubi bucak * Küçük bir dokunma ile patlayan. bu meyanda * Bkz. bucak bucak * Her yerde. * Kesirli. köş yer. bu meyanda * Bu arada. tek baş kullanı fatları ı na lmaz) . *İ lçelerin. * Ağ n dal olacak sürgünü. bu sefer * Bu defa. e. bu ne perhiz bu ne lâhana turş usu! * sözleri ve davranı birbirini tutmuyor.

eyi budanı ş * Budanmak iş i veya biçimi. azaltmak. Buddhist * Buddhizm dininden olan kimse. * Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dalları kesmek. dallanmak. ı budala * Zekâca geri. budalalaş mak * Budala duruma gelmek. budalaca. budatmak * Budamak iş yaptı ini rmak. yla aç. budalalıetmek k * akı zca davranmak.budaklanma * Budaklanmak iş i. budaklanmak * Budak sürmek. budanmak * Budamak iş konu olmak. * Budamak iş i. te) nı u * Bir ş eksiltmek. budaklı * Budağolan. nı dalları kı nı saltmak. budanma * Budanmak iş i. budalalı k * Budala olma durumu. budalaca * Budalaya yakır (biçimde). budala budala * budala gibi. * Budalaca yapı iş lan . ş ı budalacası na budalalaş ma * Budalalaş iş mak i. nı * (güreş Rakibinin ayakları bir ayak oyunu veya vuruş ile yerden kesmek. ine budatma * Budatmak iş i. * Zekâca geri olan kimse. * Bir ş aş ölçüde düş eye ı rı kün. . lsı budama budamak * Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacı ağ asma gibi bitkilerin dalları kesmek. budala gibi davranmak.

kavmiyat. budun bilimsel * Etnolojik. boy ve soy bakı ndan da birbirine bağ insan topluluğ nda ğ ı mı lı u. içinde bulunduğ umuz zamanda. budunsal bugün * Kavmî. stı n duğ stı ini Hindistan ve Çin'de yaygı olan. etnolog. budun betimi * Etnografya. * bugüne değ in. ı raptan kurtulmak için var olmaktan vazgeçmek gerektiğ ileri süren. *İ çinde bulunduğ umuz gün. bugüne bugün * "unutma ki". . ı rkiyat. bugünkü tavuk yarı kazdan iyidir nki . bugün olan. *İ çinde bulunduğ umuz günde. ini. salt varlı koyarak onun insanda arzu biçiminde ileş bir düş ğ ı belirdiğ bundan da ı rabı doğ unu. millet. bugün yarı n * çok yakı nerede ise. * Ulus. daha sonra baş nıda baş gelebileceğ hatı ı na kasın ı na ini rlatmak için söylenir. n n ü ü Budist * Bkz. bugünden tezi yok * hemen ş imdi. nda. * bugün yaş ayanlardan gelecek kuş aklara. "ş iyi bil ki" anlamı kullanı unu nda lı r. etnik. bugünkü * Bugüne özgü. dil ve kültür ortaklı bulunan. budun kavim. budun betimci * Etnograf. budun bilimi * Etnoloji. * Araları töre. derhal. *İ çinde bulunduğ umuz çağzaman. Buddha'nı ileri sürdüğ mistik dünya görüş ve din. budun bilimci * Budun bilimi uzmanı . ş imdiki ş artlarda. bugün yapı lan. bugünden yarı na * az zaman sonra. Buddhist.Buddhizm * Tabiatüstü kiş miş tanrı üncesi yerine. bugün bana ise yarı sana n * bugün birinin baş gelen kötü bir durumun. bugünkü günde *ş imdi.

buğ daysı meyve. buğ daysı * Buğ andı dayı ran. pancar tarlaları yaş göçücü bir kuş k nda ayan (Luscinia svecica cyanecula). buğ daysı tane * Bkz. örneğbuğ yulaf. buğ rengi day * (ten için) Açıesmer. buğ daysı tohum * Bkz. buğ daysı meyve * Çok ince olan kabuğ zarı ayrı u. * Bu bitkinin baş aktan ayrı ş lmıtanesi. mır. buğ benizli day * Açıesmer. la buğ pası day * Pas mantarı gillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi). eyler buğ day * Buğ daygillerin örnek bitkisi (Triticum). ş . ayrıve çayı i day. çavdar. k buğ biti day * Yarı kanatlı m lardan. ekin biti (Sitophilus granarius). ekinlere zararlı böcek. bugünlük yarı k nlı * çok yakı olması nda beklenen ş için söylenir. sı k r otları . day akları an * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. patates. ı bir buğ güvesi day * Tahı zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella). * Bu mantarı buğ ve benzeri bitkilerin yaprakları oluş n day nda turduğ hastalı u k. il. iki hörgüçlü deve.* sağ lanmıbir kazancıumulan daha büyük bir kazanca feda edilmemesini öğ ş n ütler. arpa. ndan lmayacak derecede kaynaş ş mıolan tohum izlenimi veren bir kuru meyve. buğ unu day * Yabancı maddelerinden temizlenmiş tavlanmıbuğ ve ş dayları tekniğ uygun olarak öğ n ine ütülmesiyle elde edilen bir ürün. çiçekleri baş durumunda büyük bir bitki familyası ak . . buğ baş verince orak pahaya çı day ak kar * ihtiyaç duyulan ş değ kazanı ey er r. buğ ra * Erkek deve. kamı bambu olan. pirinç. vücudu yeş başsiyah. buğ daysı meyve. k buğ sürmesi day * Buğ baş ndan oluş ilkel mantar (Tilletia tritici). buğ daygiller * Bir çeneklilerden. buğ daycı l * Bataklıyerlerde. bugünlük * Bugün için.

sarı k anı msak. buğ u ulanmı ş . buğ ulanma * Buğ ulanmak iş i. u buğ ma ulaş * Buğ mak iş buharlaş ulaş i. * Süzgün. caklı ı ş buhar * Isı etkisiyle sılarıve bazı ları dönüş vı n katı n tükleri gaz durumu. arpacısoğ . buğ tutmak. * Buğ piş (yemek). kekik ve baharat kullanı hiç su konmadan hazı larak rlanan bir et yemeğ i. yaş. . buğ ulama * Buğ ulamak iş i. buğ ulandı rma * Buğ ulandı rmak iş i. buğ mak ulaş * Buğ durumuna gelmek. n ş lı buğ buğ ulu ulu * Nemli. buğ ulandı rmak * Buğ ulanması yol açmak. u mak. domates. buğ buğ ul ul * Buğ çı u kararak. uya * Bazı yemekleri buğ ile piş u irmek. lı buğ ur * Buğ ra. buğ tıcı ulaşrı * Suyu buğ durumuna getirmek için kullanı (araç). uda miş buğ ulamak * Buğ udan geçirmek. u lan buğ ulu * Üzerinde buğ bulunan.buğ u * Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sı. buharlaş u mak. uk unlaş ş vı * Hastalıdolayıyla mikroplu sayı eş n sı buğ ile temizlendiğyer. dolu dolu. tephirhane. buğ üstünde usu * sı sı sı ğazalmamıdurumda. buğ ulanmak * Üzerinde buğ oluş buğ ile kaplanmak. ma. na buğ ş ulanı * Buğ ulanmak iş i veya biçimi. k sı lan yanı cak u i buğ evi u buğ kebabı u * Et. dalgı bakı olan (göz). cak cak. vı * Soğ bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğ mısı.

nlaş buharlaşrı tıcı * Buharlaş iş ma lemini gerçekleş alet. kardı ı ı rları r buhran * Bunalı bunluk. buhar olmak * yok olmak. vın lma buharlaş mak * Buhar durumuna dönüş mek. * Bir sıyı damlacı durumunda damı vı ince klar tmak. buharlı gemi * Buhar gücüyle çalı gemi. n ı ı dı sı lan sı buharlı makine * Buharla çalı makine. buğ mak. tebahhur etmek. buharlayı cı * Buhar hâline getiren (makine vb. mak i. hayaller içinde kalmak. ulaş buharlaş noktası ma * Bir sınıkaynatı sonucunda buhar durumuna geçme derecesi. lan buhar kurutucusu * Buhar içerisindeki su damlacı nı ran ve kuru buhar elde edilmesini sağ kları ayı layan araç. ş an buharlı ütü * Çı ğbuharla kuru çamaş ütülemeye hazıduruma getiren ütü. buhar valfı * Buharlı nma sisteminde. tebahhur. ş an buharlı tren * Buhar gücüyle çalı tren. ş an buharlı tma ı sı * Buharıtaş ğıdan yararlanarak yapı ıtma. buharlı * Buharı olan. m . kriz. m. * Buhar gücü ile çalı ş an. tiren buharlaşrma tı * Buharlaşrmak iş tı i. buhar makinesi * Buhar bası yla iş ncı leyen makine. ı buharlaş ma * Buharlaş iş buğ ma. buharlaşrmak tı * Bir sıyı vı kaynatarak buhar durumuna getirmek. kalorifer dairelerinde buhar akını ı sı ş kesmeye ve dengelemeye yarayan alet. buhran geçirmek * bunalı geçirmek. ulaş * Dalgı mak.buhar kazanı * Buhar elde etmekte kullanı kazan.). kaybolmak.

bilek. lan aç buhurdan * Buhurluk. . maddeler.buhrana tutulmak * buhran geçirmek. 20-30 cm boyunda. renk değtirmesiyle ünlü sürüngen türü. görüş değ tiren kimse. bukanak buke * Ayak. buji * Patlamalı motorlarda gazı tutuş turmaya yarayan elektrikli araç. hareketleri yavaş . * Kaçmaması hayvanları ayağ takı zincir. ı nda ı * Bilekleri beyaz olan (hayvan). mlı buhur * Dinî törenlerde yakı kokulu ağ vb. ı . n ı na ı lacak bukalemun * Bukalemungillerden. bukağ k ı lı * Hayvanlarıayağ bukağtakı yer. tütsü. bukalemun türlerini içine alan bir familyası . * Çı na göre davranını karı ş . buhranlı * Bunalı . ı ünü iş bukalemun gibi renkten renge girmek * sürekli düş değtirmek. ı bukağ ı lama * Bukağ ı lamak iş i. buhurdanlı k * Buhur yapmak için kullanı araç. için n ı na lan bukağvurmak ı * bukağtakmak. a ı bukağ ı lı * Ayağ bukağbulunan. demir köstek. lan buhurluk *İ çinde tütsü için kullanı maddeler yakı kap. bukağ ı lamak * (hayvan için) Ayağ bukağtakmak. bukağ ı * Ağ cezalı n ayakları takı ucuna pranga bağ ı r ları na lı p lanan demir halka. * Güzel koku. ünce iş bukalemungiller * Sürüngenler sıfın renklerini bulundukları nını yerin rengine uyduran. kaya keleri (Chamaeleo iş chamaeleon). lan lan buhurumeryem * Tavş ankulağ siklâmen. rayiha.

bulandıcı rı * Bulantı veren. * Bulamak iş i. . bulada bulak bulama * Büyük piliç. * Kirletmek. * Küçük lüle durumunda. bulandılmak rı * Bulandı iş lmak. lan itli * Karık. rmak i yapı bulandı rmak * Bulanması yol açmak. amca veya dayı sı karı.buket bukle * Çiçek demeti. bir ş bir kimseyi) bulmak eyi. * Bu iplikten dokunmuş (giyecek). * Saraçlarıkullandı yün kı ntı. vrı vrı bukleli * Kı mları (saç). vı * Bu koyulukta yapı çeş hamur yemekleri. * kötü bir raslantı anlatmak için kullanı yı lı r. pı nar. bulanması sağ na nı lamak. * Bükülmüş iplik. * Yenge. bukleli (saç). bula bula bunu (onu. n ğ ı rpı sı * Yalnıiki geniş z yüzü testere ile düzeltilmiş tahta. * Genellikle üzüm ş nıkaynatı ile yapı koyu pekmez. * Tiksindirici. * var olanları en değ n ersizini seçmek. ı n rası lması lan * Sulu. bukle bukle * Kı m kı m. * Kaynak. bukran bul bula bulamaç bulamak * Bir nesnenin her yanı bir ş değ nı eye direrek üstünü onunla kaplamak. nefret uyandı ran. kı mlı vrı saç. oradan buradan toplanmı ş ı ş . vrı olan buklesiz buklet * Kı mları vrı olmayan (saç). cık hamur. bir nesneyi baş bir maddeye ka batı rmak.

bulantı * Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum. bulanı kça * Biraz bulanıolan. k bulanı ş bulanma * Bulanmak işveya biçimi. k bulanı tı klaşrmak * Bulanıduruma getirmek. uygunsuz iş yapan. her yanı ş kaplanmak. * İ etki. ki eyi ş tı bulanı k * Bulanmıolan. çok duru olmayan. bulaş sri. ş ) z. ş yası * Bulaş ş mıolan. net olmayan. k * (bakı için. ş * Bulutlu. lan bulaş deniz ı k . ler ma ş kanlı ı bulaş bezi ı k * Bulaş ı yı kları kamak için kullanı bez. bulantı vermek * (içini. midesini) bulandı rmak. z. ğ ve klını ı ı * (iç. * Açıseçik görünmeyen. mide içi) Bulantıolmak. kası an. * Yapı sulu. Donuk. * Niteliğtam anlaş i ı lmayan. kapalı .* İ veya daha çok ş birbirlerinden fark edilmeyecek biçimde karı rmak. ntı bulaş adam ı k * Yolsuz. k bulanı k klı * Bulanıolma durumu. sataş alı ğolan kimse. kalı . bulaş hastalı ı cı k * Mikrop yolu ile yayı hastalı lan k. bulaş ı k * Yiyecek veya içecekte kullanı yı lan kanmamımutfak eş veya kap kacak. bulaş ı cı * Birinden baş na geçen. sı * Karı ş mak. i * Bulanmak iş i. ş kan. ine bir eyle * Duruluğ yitirmek. klaş i bulanı mak klaş * Bulanıolmak. duru olmayan. unu * Parlaklını açı ğ yitirmek. k bulanı ma klaş * Bulanı mak işveya durumu. bulanmak * Bulamak iş konu olmak. anlamsı fersiz.

lan. ı kamaya ayrı özel bölüm. bulaş makinesi ı k * Bulaş yı ı kamaya yarayan alet. üzerine sürülen bir ş yüzünden kirlenmek. otel gibi yerlerde bulaş yı ş la. k lan bulaş suyu gibi ı k * (sulu yiyecek ve içecekler için) kötü hazı rlanmı tadı olmayan. * Sataş kavga etme alı ğolan. uygunsuz. bulaş mak * Bir nesne. ş yı bulaş lı ı k kçı * Bulaş nıiş ı n i. ı k bulaş ı lma * Bulaş ı işveya durumu. ş . eye * (hastalı Geçmek. kçı bulaş ı khane * Kı okul. ey *İ stenilmeyen bir madde bir ş sürülmek. k) . k lan lmı bulaş gemi ı k * Tayfaları veya içindeki yolcular arası bulaş hastalıbulunan gemi. ı k bulaş eldiveni ı k * Bulaş yı ı karken kullanı plâstikten yapı şgeçirimsiz eldiven. kirli iş . nda nda ı cı k bulaş iş ı k * Yolsuz. yapı tı ı ş kan. mak ine bulaş kan * Bulaşğyerden kolay temizlenemeyen.* Mayıtehlikesi olan deniz. kan bulaş ma * Bulaş iş mak i. bulaş suyu ı k * Bulaş yı ı karken kullanı su. sirayet etmek. tuzu bulaş tozu ı k * Bulaş ı yı kları karken kullanı temizleme ve arı özelliğbulunan toz. n bulaş deterjanı ı k * Bulaş tozu. ş kanlı ı bulaş k kanlı * Bulaş olma durumu. k lan bulaş k ı klı * Bulaş olma durumu. lmak i bulaş ı lmak * Bulaş iş konu olmak. ma. tma i bulaş ı kçı * İi kirli kapları kamak olan kimse. k bulaş makinesi tuzu ı k * Bulaş makinelerinde suyun içinde veya yı ı k kananları üzerinde kireç kalı ları yok eden kimyasal n ntı nı bileş im.

tı ine bulaşrma tı * Bulaşrmak işveya durumu. buldurmak * Bulmak iş yaptı ini rmak. bulgari * Dört telli bağ lama. iri ve güçlü bir köpek türü (Canis familiaris k. buldurtmak * Bulması veya buldurması sağ nı nı lamak. ması bulatmak buldok * Köpekgillerden.* Çatmak. sataş tedirgin etmek. *İ stemeden veya rastlantı sonucu bir iş karı e ş mak. buldurtma * Buldurtmak iş i. Bulgar * Slâvlarıgüney kolundan olan bir halk veya bu halkısoyundan olan kimse. netice. bı ı yıp ran. buldurma * Buldurmak iş i. ndan bulgu * Var olduğ hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çı u karma iş bu iş sonunda elde edilen ş i ve in ey. burnu bası alt çenesi üsttekinden uzun. Bulgarca * Bulgar dili. uyla unu buldumcuk * Sonradan görme. * Bulaşrmak. buldumcuk olmak * bir ş sonradan ulaş ş eye ı ı nca marmak. Bulgaristanla ilgili olan. tı karı . buldozer * Önündeki geniş çakla toprağsırıengebeleri kaldı tekerlekli veya tı llı yol makinesi. n n * Bulgaristan'a özgü olan. mak. rtı bir buldukça bunar (veya bulmuş bunuyor) da * bulduğ yetinmiyor da daha çoğ istiyor. bulaşrı tılmak * Bulaşrmak iş konu olmak. tı i bulaşrmak tı * Bulaş na yol açmak. molosus hibernicus). * Araşrma verilerinin çözümlenmesinden çı lan bilimsel sonuç. tı Bulgaristanlı * Bulgaristan halkı olan ( kimse). bulaşrı tılma * Bulaşrı iş tılmak i veya durumu.

bulgurcu * Bulgur yapan ve satan kimse. soğ tereyağve salça kullanı hazı an. ebe bulguru. * Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaş olayı ması . . bulgulamak * Yeni olayları bilgileri bulmak. bulguya ait. bulgurlanma * Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayrı lma. rencilerin kendilerinin bulması sağ nı layan öğ retim yöntemi. bulgurcuk * Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük. bulgurculuk * Bulgurcunun işveya mesleğ i i. un. bulgurlu pilâv * Bulgurla piş irilen pilâv.* Vücuttaki iş levsel bir bozukluğ hastalın belirlenmesine yarayan olgu veya olay. dairesel görünüş parçacı lü klardan her biri. taze biber. an bulgur bulgur * Bulgur tanesi gibi. bulgur çorbası * Domates. bulgur. * Yeni olayları bilgileri bulma yöntemi ve öğ ve retisi. bulgurlama * Bulgurlamak iş i. ı larak rlanan bir çorba türü. bulgurlamak * Bulgur tanaleri gibi küçük parçalara ayı rmak. araz. nakıgibi lerle raş aka bulgusal * Bulguyla ilgili. i . * Bulmak iş i. * Sert ve ufak taneler durumunda yağ kar. Bulgurlu'ya gelin mi gidecek? * gereğyokken ivedi ve sürekli olarak dikiş ş iş uğ anlara ş yollu söylenir. semptom. allak bullak. bulgusal yöntem * Öğ retilmek istenen ş öğ eyi. bullak bulma * Bkz. ve bulgur * Kaynatı kurutulduktan ve kabuğ çı ldı sonra kılan buğ lı p u karı ktan rı day. bulgurluk * Bulgur yapmaya elveriş li. ğ ı bulgulama * Bulgulamak iş i. bulgurlu köfte * İ bulgurla yoğ nce rulmuş köfte.

temin etmek. bir noktaya eriş ulaş mek. radyoaktif mineralleri. * Sağ lamak. bulundurma * Bulundurmak iş i. * Eriş mek. bunlarıiş inde yeni bir yol tutma. bulunmak * Bulmak iş konu olmak. buluş * Bulmak işveya biçimi. icat etmek. ı laş eyi * Kaybedilen bir ş yeniden ele geçirmek. bulunmaz Hint kumaş ı * çok az bulunduğ ve çok değ olduğ sanı ş u erli u lan ey. * (bir yerde) Olmak. * Gazları . aratarak buldurmayı amaç edinen oyun. nail olmak. bir ş bir kimse ile karş mak. bazen de rast gelinerek bulunan eski çağ veya tı karı ş lardan kalma eş ya. bulûğ ı çağ * Ergenlik çağ ı . icat. bir ş elde etmek. bir buluş eyi yapan kimse. suç. mayı . hazı nı r bulunması sağ nı lamak. lk ey * Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaş veya yöntem geliş ma tirme. i * İ defa yeni bir ş yaratma. düş ve hayalde baş ünce kaların etkisinden sı larak. * Bulunmaz. * Konu. lk ey *İ stenilen ş kavuş eye mak. eyle. icat. buluntu * Kazı araşrmalarla ortaya çı lmıolan. * Eksik etmemek. * Hatı rlamak. eş benzersiz. * Arayarak veya aramadan. * Bir yer. baliğ olma. ya * Seçmek. güç bulunan. keş fetmek. * Herhangi bir görüş bir yargı varmak. * Sokakta bulunup alı çocuk. yaratmak. * Bir ş bulan. e. bulûğ ermek a * erinleş mek. bulundurmak * Var olması. eyi * Varlı bilinmeyen bir ş ortaya çı ğ ı eyi karmak. bulunma * Bulunmak iş i. detektör. manyetik dalgaları nları bulmaya yarayan araç. nan bulup buluş turmak * çaba göstererek sağ lamak. bulucu bulûğ * Erin olma. * İ kez yeni bir ş yaratmak. uygun saymak. * (kabahat. duygu. mak. siz. nı yrı n leniş .bulmaca bulmak * Çeş biçimlerde düzenlenen ve düş itli ündürerek. kusur için) Yüklemek. ine * Herhangi bir durumda olmak. * Cezaya uğ ramak. erinlik. kâş if.

buluş turma * Buluş turmak iş i. ş k * (bellek için) Karık. bulutçuk * Küçük bulut. net olmayan. çok alı olmak. açı berrak. buluş yeri ma * Buluş ulacak yer. ş ı * Uzayda ekseni çevresinde yavaş dönen. bulutsu bulutsuz buluttan nem kapmak * en küçük bir ş eyden alı nmak. hüzünlenmek. buluş turmak * Bir araya gelmelerini sağ lamak.buluş hakkı * Bir buluş veya o buluş uygulama alanı kullanma hakkın bir kimseye ait olduğ gösteren belgeye un u nda nı unu karş k kazanı hak. ça zgı muş ğ ı * Bulutu bulunmayan. an un ğ ı * Keder. ngan bulvar . * Kederlenmek. k. bir araya getirmek. kları yla lan ğ ı * Herhangi bir ş eyden oluş yoğ yın. karş mak. kı n gaz ve tozlardan oluş gök varlı. ı lı lan buluş ma * Buluş iş mak i. mak i yapı bulut * Atmosferdeki su damlacı ve buz taneciklerinin görülebilir yoğ kları unluk kazanması oluş biçimleri. buluş mak * Bir araya gelmek. buluş ulma * Buluş ulmak iş i. bulutlu * Bulutlarla kaplanmı bulutlanmı ş . buluş ulmak * Buluş iş lmak. ı laş * Önceden belirlenmiş yer ve zamanda bir araya gelmek. bulutlanma * Bulutlanmak iş i. bir * Kavuş mak. nebülöz. * Üzerinde bulut varmıgibi bulanıgörünen. bulut gibi * çok sarhoş . yükseklikleri ve yol açtı hava olayları birbirinden ayrı yınlar. yla an. bulutlanmak * Bulutlarla kaplanmak. endiş e. ş .

gerginliğolan. a * Bunağ yakır (bir biçimde). bun * Sınt ı kı . ateh getirmiş ş olan (kimse). lan * Soğ un girmesini önlemek için kapı pencere aralı na takı içi pamuk dolu. i bunalı ş * Bunalmak işveya biçimi. kta me iş * Çoğ unluğ iliş satı alma gücünün durması ş erlerinin düş a kin n . bunaklı k bunalı m * Doğ bir süreçte birdenbire oluş aykılı bunluk. kriz. kan * Ruhî yönden sonucu tehlikeli olabilecek durum. ş buna değ (idi) buna değ di medi (idi) diyerek * birçok ş arası ey ndan. rsağ * Bu bağ a ciğ kı pirinç veya bulgur doldurularak yapı yemek. a ş ı * Bunak olma durumu. al an rı k. * Bir hastalı iyileş veya ölümle sonuçlanan. bunalı düş ma mek * ruhî bakı mdan gerginlik veya sıntı kı içine girmek. ağ vrı rlatı ğ ı açtan yapı bir av aracı lma . bunalı mlı * Gerginlik. bumerang * Kı k bir sopaya benzeyen ve fı ldında geri dönen. buna * Bu zamirinin yönelme eki almıdurumu. iyice buruş olan. bumlama * Bumlamak iş i. kriz. yma. buhran. lı f. bunalı geçirmek m * herhangi sebeple oluş bunalı yaş an mı amak. satıdeğ mesi. kriz. matuh. çalı gücünün azalması ş ma gibi sebeplerle ortaya çı iktisadî durum. i . bumbar * Büyükbaş küçükbaş ve hayvanları kalı bağ ı n n ı . biraz bunak. muş bumbuz * Çok soğ uk. ı rsağ er. bunak gibi. iyilerini seçmeye baş ş önce beğ lamı ken enmeyip bı kları da sonradan. * Bunağ benzer. buhran. bumlamak * Lâstik tı rnakların janta iyi oturmaması dolayı n iç lâstik üzerine basması nı ndan jantı sonucu lâstik patlamak. bunak bunakça * Bunamıolan (kimse). bumburuş uk * Çok. * Tehlikeli sonuç doğ urabilecek gerginlik. sıntı kı veren.* Ş içinde ağ . yeniden raktı nı seçip alarak. geniş ehir açlı cadde. birdenbire olan fizyolojik değiklik. uzun bez kı uğ ve kları lan.

ucu. bungalov * Hindistan'da tek katlı . * Çok sılmak. * Bu kadar. bundan iyisi can sağğ lı ı * bu en iyisidir. n bundan * Bu zamirinin çı eki almıdurumu. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. iç kı sı bunaltı cı * Boğ sıcı kı veren. bunaltmak * Bunalması yol açmak. ev. ateh. sıntı bunaltı lma * Bunaltı iş lmak i veya durumu. buncağ ı z * Bunun gibi. na bunama * Frengi. lmı . bu denli. kı bunaltı * Sınt ı sıntı. daha iyisi olamaz. çok tedirgin olmak. kı. genellikle tahtadan yapı şveranda ile çevrili ev. . zihnî gibi bağ nıkopması ı n ntı . durumun gizli bir yönü var. bunaltı lmak * Bunalması yol açı na lmak. bunamak * Frengi. bunda bir iş var * olayıbir iç yüzü. kanması iç sebeplerle zihnî bağ kopmak. gibi ı ntı ateh getirmek. kma ş bundan böyle * bundan sonra. * Genellikle tahtadan yapı ş katlı lmı tek . bunalmak * Soluk alması güçleş mek. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. * Epey. bunayı ş bunca * Bunamak iş i veya biçimi. bunda * Bu zamirinin kalma durumu.bunalma * Bunalmak iş i. çok. kı . kanması iç sebeplerden ileri gelen. bunaltma * Bunaltmak iş i.

bungunlaşrmak tı * Bungun hâle getirmek. burdan biçimlerinin kullanı ğda görülür. n * Bu yerde. ş bunun * Bu zamirinin tamlayan durumu. buralı * Bu memleketli. koku gibi havada yayı ş için) Pek çok. * Bunun böyle olduğ bakmayarak. ul ş bunlu bunluk bunmak bunu * Bu zamirinin belirtme eki almıdurumu. * Kalma ve çı durumları orta hecenin düş ü ve burda. kı . buram buram * (duman. bura. * Beğ enmemek. küçümsemek. buradan * Buradan. bunun burası * dikkati çekmek için "burasıanlamı kullanı " nda lı r. una bura * (bu ve ara kelimelerinden) Bu yer. buracı kta burada buradayı diye bağ m ı rmak * göze çarpacak bir yerde bulunmak. bunlar * Bu zamirinin çoğ eki almıdurumu. * Sınt ı kı lı . bununla birlikte * Buna ek olarak. azı msamak. lan eyler burası * Bu yer. bu yerin halkı ndan. * Bunalı sıntı m. * Güçlü esen rüzgâr. . burağ an buralar * bu yerler.bungun * Sınt ı kı lı . kma nda tüğ ldı ı * Çok yakıve belirli bir yeri gösterir.

burdurmak * Burmak iş yaptı ini rmak. tı burcu burcu * (koku için) Güzel güzel. dört köşveya çok köş kale çıntı. Oğ Kova. pek güzel.54 cm) olarak çevresini belirten birim. ucu sivri ve helis biçiminde demir alet. ır. kizler. n * Tahtada belirli delik açmaya yarayan delgiye takısarma. ve rı ş burgulama * Burgulamak iş i. yivli. lan llı * Bu bitkinin mercimeğ benzeyen tanesi. delik açmak. e burç burçak burçlar kuş ı ağ * Gök küresinde tutulma çemberinin geçtiğve üzerinde on iki burçun (Koç. tirbuş pa on. m ldı * Ökse otu. lı * Tı çekmeye yarayan. tı ı burdurma * Burdurmak iş i. * Telli sazlarda. lak. burç * Kale duvarları daha yüksek. taneleri hayvan yemi olarak kullanı yık bir yem bitkisi (Vicia ervilia). burgulanma * Burgulanmak iş i. yuvarlak. Yay. Boğ İ i a. telleri germeye yarayan mandal. * Yerin orta ve derin katmanları inebilmeyi sağ na layan delici alet. ı ğ ak. burgacı k * Bkz. burgulamak * Burgu ile delmek. burgaç burgata burgu * Anafor. Balı eş aralı ak. Yengeç. . burgu ile delinmek. * Baklagillerden. ine burgulu * Burgusu olan. burgu makarna * Burgu biçiminde dökülmüş fınlanmımakarna. Aslan. burgulanmak * Burgulamak iş konu olmak. girdap. Baş Terazi. * Tel ve bitkisel halatlarıpus (2. burcumak * Güzel koku yaymak. keskin. Akrep. ndan e eli kı sı * Zodyak üzerinde yer alan on iki takı yı za verilen ortak ad. çelik alet. kargacıburgacı k k. k) it klarla dağ ldı kuş \343 Zodyak.burcu * Güzel koku.

burkmak * Burarak çevirmek. komikliğ dayanan bir tür. nı burjuva edebiyatı * Orta sıf halk kesimine hitap eden edebiyat. iken * Kuru incir. * Burularak yapı ş lmıbilezik. . * Hadı etme. eyi * Burjuva sıfı nı. burjuva *Ş ehirlerde yaş ayan. kent soyluluk. iğ etme. * Burkma iş yapan. * Bir ş iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek. * Yaş burularak kurutulan ot. üzmek. burkucu burmak . ş burgusuz * Burgusu olmayan. * Üzüntü duymak. ş an burjuvalı k * Burjuva olma durumu. burjuvaya yakı biçimde. * Orta sıftan olan kimse. * Burgulanmamıolan. * Sarıburma tatlınıbir adı ğ ı sın . özel imtiyazlardan yararlanan ş ehirli. * Burulmuş . burjuvazi burkma * Burkmak iş i. ine * Vücuttaki organlardan biri birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek. * Eğ rilmek için bükülmüş yün. m diş * Musluk.* Burgulanmıolan. burularak yapı şkı lmı lmı vrı ş . * Burkulmak. ini * Üzücü. burkulmak * Burkmak iş konu olmak. burkulma * Burkulmak iş i. * Belgit. ş burhan * Kanı t. nı burjuvaca * Burjuva gibi. kent soylu. * Acı vermek. burlesk * Sanat alanı ve özellikle edebiyatta rastlanan. nda e burma * Burmak iş i.

na ı burnunu çekmek * sümüğ çekmek. m diş * Ağ kekre tat vermek. ini . burnu büyük * kibirli. bağ ı Sancı rsak) mak. iğ etmek. i burnu yere düş almaz se * kendini beğ enmiş . büyüklenmek. * Üzmek. kibirli. amacı ulaş unu na amamak. sıntı kı vermek.* Hadı etmek. burnu havada * kendini çok beğ enmiş (olmak). burnu havada (veya kaf dağ ı (olmak) nda) * çok kibirli (olmak). burnunda (veya gözünde) tütmek * çok özlemek. burnu kılmak rı * büyüklenemez duruma gelmek. burnundan (fitil fitil) gelmek * elde ettiğgüzel ş sonradan gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak. gururundan vazgeçmek. burnundan düş bin parça olmak en * çok asısuratlı k olmak. ri burnu bile kanamamak * tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak. burnundan yakalamak * birini yönetimi altı almak. za * (mide. burnaz * İ ve uzun burunlu. burnuna girmek * birine çok sokulmak. i ey. burnundan solumak * çok öfkelenmiş olmak. ünü * umduğ bulamamak. uzaklaş ndan mamak. burnundan ayrı lmamak * yanı gitmemek. burnu sürtülmek (veya burnu sürtmek) * sıntı kı çektikten sonra daha önce beğ enmediğbir durumu kabul etmek. çok huysuz olmak. burnundan kı rmamak l aldı * kendisine hiç söz söyletmemek. burnunu kı rmak * birini güç durumda bı rakarak büyüklenmesini veya direniş yok etmek. kaçamak bulamayacağduruma getirmek. burnu büyümek * kibirlenmek.

t düş burnunun ucunu görmemek * çok sarhoş olmak. lı lı k buruk buruk * Buruk bir biçimde. burs * Bir öğ rencinin öğ renimini yapması bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artı veya rması belli bir süre devlet için veya özel kuruluş larca. burnunun dikine (veya doğ rusuna) gitmek * öğ dinlemeyerek kendi bildiğgibi davranmak. çok üzülmek. burnunu sokmak * gerekmediğhâlde her iş karı i e ş mak. gücenmiş (kimse). çalı yer. * Tadı kekre olan. burukça * Tadı biraz buruk olan. acı * Burs alan. k * Bu amaçla vakfedilmiş paranıveya malıgeliri. * Burs almayan. * Taşk. üt i burnunun direğkılmak i rı * çok pis bir koku duyarak tedirgin olmak. burnunun ucundan ötesini (veya ilerisini) görmemek * kı ünceli olmak. burnunun yeli harman savurmak * büyüklenmek. n n burslu burssuz burtlak buru * Sancı . buruklaş ma . burnunun dibi * çok yakı. nı burnunun dibine sokulmak * çok yaklaş mak. * çok öfkelenmek.burnunu sı canı kacak ksan çı * çok zayıve güçsüz kimseler için kullanı f lı r. iyice yaklaş mak. buruk * Burulmuş olan. burnunun direğsı i zlamak * (maddî veya manevî) çok acı duymak. kibirlenmek. buruntu. ödenen aylıpara. * Uygun olmayan ş artlar sonucu dönerek büyüyen ağ n kerestesi. bursu olan. * Alı narak küskünlük gösteren. bursu olmayan.

gücenmiş lik. büyüklenme. türlü biçimlerde denize uzanmıbölümü. kekrelik. n burun buruna gelmek * beklenmedik bir anda karş mak. ş an ı acı i burulmak * Ekseni çevresinde döndürülmek. lı yı ş * Kibir. buruk gibi. * Bazıeylerin ön ve sivri bölümü. burun deliğ i * Burnun iki boş undan her biri. luğ burun kanadı * Burun deliğ yan tarafı inin ndaki kabarıbölüm. buruksu burulma burulma dayanı mı * Elyafı bükerek kı nı rmaya çalı kuvvete karşağ n gösterdiğdirenç. . boş burun buruna * Birbirine çok yakı ve yüz yüze. ş * Karanı özellikle yüksek ve dağk kılarda. burun perdesi * Burun boş unu ikiye ayı bölme. luğ ran burun şirmek iş * kibirlenmek. buruklaş mak * Buruk durum almak. * Buruğ benzer. burukluk * Buruk olma durumu. küçümsemek. burun otu * Burna çekilen tütün. burun * Alı üst dudak arası bulunan. burun boş lukları * Burun deliklerinden yukarı ru açı mukozayla kaplı luklar. mak. * Küskünlük. gücenmek. birbirlerine çok yaklaş ı laş mak. n. enfiye. * Sancı ağmak. * karş nda hissetmek. burum burum * Burulmak fiili ile birlikte "çok fazla burulmak" anlamı kullanı nda lı r. önem vermemek. ı sı burun bükmek * beğ enmemek. doğ lan. k burun kırmak vı * önem vermemek.* Buruklaş iş mak i veya durumu. . a * Burulmak iş i. beğ enmemek. rı * Alı narak küskünlük göstermek. çıntı iki delikli koklama ve solunum organı nla nda kı lı .

aş ı ağ lamak. * Burunsak. buruş mak * Düzgünlüğ bozulmak. pek düzgün olmayan. burunsak * Hayvan yavrusunun anası süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başk. ı buruş uksuz * Buruş u olmayan. ndan lı * Hayvanlarıburunları geçirilen ip. muş buruş ma * Buruş iş mak i. uk * Ciltte oluş kış muş rık. sancı ı bozukluğ . üzerinde kış ve katlamalar olmak. buruş turmak * Buruş duruma getirmek. burunlamak * Dı ş lamak. buruntu * Buru. i. buruş turma * Buruş turmak iş i. uk buruş uk * Gerginliğ düzgünlüğ kalmamıburuş olan. kibirli. bağ rsak u. ndan burunduruk * Hayvanları nallarken ırmaması dudakları kı rmaya yarayan kı yavaş sı için nı stı skaç. ü rık ı * (ağ ı Kekrelik duymak. * Çıntı olan. Burundili * Burindi halkı olan (kimse). uk buruş ukluk * Buruş olma durumu. n na burunluk burunsalı k * Burunsak. . buruş buruş * Çok buruş . burunlu * Herhangi bir biçimde burnu olan. kı sı * Kendini beğ enmişonurlu. hoş lanmamak.burun yapmak * üstünlük taslamak. ü ş muş buruş ukça * Biraz buruş olan. a. zda) * Tiksinmek. uğ busbulanı k .

* Hayvanları bacakların gövdeye bitiş olan dolgun. n. yası lan * Butik iş leten kimse. buton buydurmak * Dondurmak. ş but * Vücudun kalça ile diz arası ndaki bölümü. buut * Boyut. öpme. * Uzunluk. * Giyim ve süs eş satı dükkân. çok üş ütmek. * Yanlı k. ka buyruk . inde ik busines klas * İlik orun. buselik * Klâsik Türk müziğ on üç basit makamdan biri. buyma buymak * Buymak iş i. hükümsüzlük. ş lı zlı * Çalı rmaya yarayan düğ ş tı me.* Çok bulanı k. buse * Öpücük. buyot buyruğ altı girmek u na * bir kimse baş bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. nı ik butafor * Oyun için gerekli sahne eş . * Soğ uktan donarak ölmek. inde buselikaş iran * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. öpüş . etli bölümü. butlan * Batı l olma durumu. * Çok üş ümek. * Yatakta ınmak için kullanı sı su torbası sı lan cak . yası butaforcu * Oyun için gerekli sahne eş nı yası yapan uzman. haksı k. * Geçersizlik. butik butikçi butikçilik * Butik iş letme iş i.

* Çok soğ bir etki uyandı ş veya kimseleri anlatmak için kullanı uk ran ey lı r. beylerbeyi gibi yüksek devlet görevlilerince yazı buyruk. buyrulma * Buyrulmak iş i. * 'Etmek. nda buyur buyur etmek * "buyurun" diyerek konuğ saygı içeri almak veya sofraya çağ u ile ı rmak. ş yollu üzüntü anlatı ı sı aka r. buyrulmak * Buyurmak işyapı i lmak. vezir. buyurmak * Bir ş yapı nı yapı eyin lması veya lmaması kesin olarak söylemek. buz * Donarak katı duruma gelmiş su. gitmek. sız?. buyurun cenaze namazı na! * hiç beklenmedik kötü bir durum karş nda. buyurucu * Buyruk. * Gelmek. ferman. emrediniz. buyruk kulu * Emir kulu. demek. buyrultu * Sadrazam. emretmek.* Belirli bir davranı bulunmaya zorlayı söz. buz alanı * Buzla. eylemek' anlamı yardı fiil olarak kullanı nda mcı lı r. buyruk verir gibi konuş k k an. emir veren. girmek. emreden (kimse). buz bağ lamak . emir. * söyleyiniz. buyurgan * Sısıbuyruk veren. buyuru * Buyruk. buyur? * anlamadı sözünüzü tekrarlar mını m. buyurganlı k * Buyurgan olma durumu. emir. * Buyurun anlamı bir hitap sözü. lan *İ rade. nı * Söylemek. buyrukçu * Buyuran. ş ta cı * Egemenlik. * Almak. düş üncesini bildirmek. buyurma * Buyurmak iş i. geçmek.

ı sı buz kesmek * çok üş ümek. ı sı buzağ z ı sı * Buzağ olmayan. ı buzağ ı lı * Buzağ olan. * çok üş ümek. buzağ mak ı laş * Buzağdurumuna gelmek. donmak. buz durumuna gelmek. üzülecek bir durum karş nda donakalmak. vı buz dağ ı * Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akı larla yer değtiren büyük buz parçası ntı iş . arada soğ kan. ukluk yaratan durum. buzağ ı lamak * (sır için) Yavrulamak. i * (et için) temiz ve yağ. buz gibi * çok soğ uk. buzla kaplanmak. buzağ ı * Sütten kesilmemiş ğ yavrusu. ı sı buzcu * Buz satan kimse. * bir kimseye etki yapmayan sözler söylemek. buz tutmak * (sı için) üstünde buz oluş vı mak. sır ı buzağ ı lama * Buzağ ı lamak iş i. * (kötü nitelikler için) kesin bir gerçeğbelirtir. buz yalağ ı * Yüksek dağ larda kalı kar ve buzulun birlikte oluş cı turduğ arkası yanları önü açı çember biçimli u. buz kesilmek * buz gibi soğ umak.* (sılar için) yüzeyi donmak. lı buz kalı bı * Suyun belli biçimlerde donması sağ nı layan özel kap. aysberg. . etkisi çok az olacak bir iş yapmak. buz torbası * Tedavi amacı kullanı ve içinde buz parçaları yla lan bulunan plâstik bir torba. buz üstüne yazı yazmak * süresi. buz duvarı * Samimî olmamaktan ortaya çı arzu edilmeyen. *şı aş lacak. çukurluk. ve dik. k. ğ ı buzağ ma ı laş * Buzağ mak iş ı laş i.

. donmayı önleyen alet. * Buzu çözen. göl veya ı rmaklarda ulaş öteki gemilere kolaylaşrmakta kullanı buzları rarak yol ı mı tı lan. nan sı buzuki buzul * Kutup bölgelerinde veya dağ ları aş ı doğ ağ ağ yer değtiren büyük kar ve buz kütlesi. uk ş an buzhane * Buz yapı yer. buzlanmak * Buzla kaplanmak. * Buğ ulanmıgibi olan. utulan kap veya dolap. * aradaki soğ ukluk. buzul bilimci * Buzul bilimi uzmanı . uk buzkı ran * Donmuş deniz. ş buzlu cam * Saydamlı giderilmiş ğ ı cam. kı açmak için yapı ş lmıgemi. bankiz. baş nda ağ ya ru ı ı r r iş cumudiye. * Yiyecek ve içecekleri soğ utarak saklamak için kullanı buzla soğ lan. nlı buzlaş ma * Buzlaş iş mak i. * Buzdolabın içinde buz yapan bölme. buz tutmak. buzla * Deniz suyunun donması kutup bölgelerinde oluş buz alanı yla an . gerginlik ortadan kalkmak. buzlaş mak * Buz durumuna gelmek. * Televizyon ekranı . motorla çalı dolap. lan * Soğ hava deposu. buzdolabı * Yiyecek ve içecek gibi ş eyleri soğ olarak saklamaya yarayan. saydam olmayan.buzculuk buzçözer * Buzcunun iş i veya mesleğ i. nı * Bağ lamaya benzer. aysfild. buzlu * Buz tutmuş bağ ş . dargı k. glâsyolojist. buzlanma * Buzlanmak iş i. buzlar çözülmek * buzlar erimeye ve kı rı lmaya baş lamak. * Buz içinde tutularak. içine buz katı soğ larak utulmuş . defroster. buz lamıolan. bozuk düzen çalı bir Yunan çalgı. buzluğ an buzluk * Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi.

* Ufak tefek ve kı boylu. glâsyoloji. larda u * İ yiyecek türü ş çki. buzul seli * Buzulun erimesiyle oluş sel. * Buzulu olmayan. * Geçmiş larda ve ş geniş çağ imdi veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı . buzullaş ma * Buzul durumuna gelme. Edi ile Büdü. buzul dönemi * Buzullarıyayı ğdördüncü zaman. çine mların u * Toplantı yiyecek ve içeceklerin konulduğ masa. bücürleş mek * Bücür duruma gelmek. u dönemi. bodur (kimse). buzullu buzulsuz bücür * Buzulu olan. leten * Bücür olma durumu. sa bücürleş me * Bücürleş iş mek i. altı rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak na üzerinde kalan kütle. buzullaş mak * Buzul durumuna gelmek.buzul bilimi * Fizikî coğ rafyanıbuzulları yeryüzündeki iş n ve levlerini konu alan bölümü. bücürlük Büdü büfe * İ sofra takı nıkonduğ dolap. eylerin satı tüketildiğyer. n ı yı ltıveya lar. an buzul taş * Buzullarıtaş p biriktirdikleri. . ı na n ş arı buzul masası * Çevresindeki buzlar erirken. n ldı ı buzul kar * Bir buzulun oluş nda temel olan katı mıkar kümesi. lı p i büfeci * Büfe iş kimse. ması laş ş buzul kaynağ ı * Buzulun eriyerek toprağ altı inen suyunu dı ya veren kaynak. * Bkz. buzul çağ ı * Dördüncü zamanı yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğ n. üzerleri çok kez parılı çizikli taş moren. pleistosen.

ı tı * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. eğ büğ ri rü. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. lü rdan.büfecilik Bügdüz büğ e * Büfe iş letme iş i. kırmak. iftira etmek. büğ elek büğ eme büğ emek büğ et * Büve. bakı perdeli veya lü. açan karş . kı m kı m. büklüm büklüm * Çok büklümlü. pistonlu müzik araçların adı nı . * Dönemeç. * Suyu önüne bent yaparak toplamak. u * Dönemeç. vrı vrı bükme * Bükmek iş i. viraj. * Oynak kemikleri arası ndaki açı daraltan kasları genel adı ları n . büken büklük büklüm * Bükülmüşkı lmış . * Kara çalma. iftira. lü. bük * Ovada veya dere kısı çalı diken topluluğ yında ve u. * Bükülmüş kaytan veya iplik. büğ lü * Küçük büğ soprano büğ alto büğ bariton büğ olarak dört türü bulunan. uz * Büve. vrı şeylerin oluş turduğ kat. * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. * Su birikintisi. bükmek . lü. * Büğ emek iş i. vı * Sertçe çevirmek. * Vücudun bir bölümünü yanı ndaki bölüm üzerine kırma. i * Eğ mek. bük. vı * Birkaç tel ipliğburarak sarmak. gölcük. * Böğ ürtlen. büğ rü bühtan * Bkz. bühtan etmek * kara çalmak.

bükünlü dil * Gramer görevleri ve yapı mı kelime köklerini değ tiren dil: Arapça fail. * Eğ ilmek. kelime köklerinin baş içinde veya sonunda türlü değ ikliklerin ı nda. vrı * (iplik.* Katlamak. bükülü * Bükülmüş olan. * Bir ş bükülmüş kat. bükülgenlik * Bükülgen olma durumu. * Döndürmek. kı m. aç kalı ekil bükücülük * Bükücünün işveya mesleğ i i. büktürme * Büktürmek iş i. kırtmak. bükümlü bükümsüz * Bükülmemiş olan. fiil. iir bükünme . katlanmak. insiraf. ine * (iplik için) Eğ rilmek. ilmiş olan. yün vb. * Bükülmüş olan. iş olması . bükük bükülgen * Kolay eğ bükülen. bükünlü * Türetmede ve çekimde kelime kökleri değikliğ uğ iş e rayan (dil). ş ş gibi. bükülmek * Bükmek iş konu olmak. bakı ndan iş air. eyin yeri. insirafî. bükümü olmayan. ilip * Bükünlü. * Bükülmüşeğ . bükülüş * Bükülmek iş i veya biçimi. bükün * Gramer görevleri ve yapı mı bakı ndan. büktürmek * Bükmek iş yaptı ini rmak. vı bükücü * Ağ veya kontraplâkları pla veya elle bükerek ş veren kimse. * Yönelmek. bükülme * Bükülmek iş i. büküm * Bükmek iş i. için) Bir defada eğ rilmiş miktarı ip . bükümü olan.

büküş bülbül * Karatavukgillerden. m" * kiş yurdu dında ne kadar zengin olursa olsun. bülbül gibi konuş (veya okumak) mak * kolaylı konuş okumak. n ı na bülbülyuvası * Daire biçiminde. neş konuş eyle mak. sı bülten * Özel veya resmî kurum ve kuruluş veya yetkili kiş lar ilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayı mlanan duyuru. bülbül gibi söylemek * hiçbir ş saklamadan bildiklerini söylemek. akı bülbülü altı kafese koymuş "ah vatanı demiş n lar. kla mak. bülbül gibi konuş turmak (veya söyletmek) * itiraf ettirmek. ş ı bülbülün çektiğdili belâsı i * ilerisi düş ünülmeden söylenen söz insanıbaş dert açabilir. vrı * Ağdan. sı bülbülleş me * Bülbülleş iş mek i. i. bülbül gibi bilmek * çok iyi öğ renmiş olmak. sesinin güzelliğile tanı ş i nmıolan ötücü kuş (Luscinia megarhynchos). viraj. * Sesi çok güzel olan kimse. itiraf etmek. an * Bağ ı rsakta olan ağ. ey bülbül gibi ş mak akı * güzel sesle. * Bükmek iş i veya biçimi. * Dergi. ortası çukur ve bu çukur yere piş tikten sonra dövülmüş Antep fı ğkonulan bir tür stı ı hamur tatlı. bükülmek. bükünmek * Kı lmak. yine de yurdunu özler. rı * Dönemeç. bülbül çanağ ı * Çok ufak (kâse).* Bükünmek iş i. bülbülkonağ ı * Bir tür hamur tatlı. sancı kı rı dan vranmak. . bülbül kesilmek * bir etki veya baskı nda çokça konuş altı mak. bülbülleş mek * Bülbül gibi ötmek veya ş mak. büküntü * Bükme sonucu oluş biçim veya iz.

* Bölüm. * Bürülmüş . bürudet bürük * Duvak. bürülü bürüm * Bürünmüş . bürokratik * Kı rtasiyecilikle ilgili. yazı * Danı ve yazı lerinin yürütüldüğ iş ş ma iş ü yeri.bünye * Vücut yapı. ş ma . dürülmüşkatlanmıolan ş . ş an * Kı rtasiyeci. * Atkı . bürokrasi * Kı rtasiyecilik. * Kamu yönetimi ile ilgili. ş ey. kaplamak. nce * Bürgüsü olan. * Çarş af. * İ perde. basmak. bünye bakı ndan. sı * Yapı . * Çok. * Kamu yönetimi. bürümek * Sarmak. bürüme * Bürümek iş i. istilâ etmek. * Soğ ukluk. kuruluş . * Yazı masası . bürümcek * Koza gibi yumaklanmış şey. güçlü etkilemek. ş ube. bürünme . * Bünye olarak. bünyece bürgü bürgülü büro * Çalı odası hane. bürokrat * Devlet dairesinde çalı görevli. örtmek. bürümcük * Ham ipekten dokunmuş giysi kumaş ı . * Ham ipekten dokunan bir tür iç çamaş kumaş ı rı ı . mı * Baş örtüsü.

k. büsbütün *İ yiden iyiye. tamamı temelli. pirinç. ine * Sarı nmak. . e büryan * Bkz. ğ ı giderlerini tür ve ayrı ları gösteren çizelge. bütüncü ekonomi . karımı rı ı irilen bir pilâv türü. bütçe * Devletin. büryancı * Bkz. onaylayan ve bu iş lemlerin yapı na izin veren kanun veya karar. daki k * Ufaklı bozukluk olmayan (para). bütçelemek * Bütçe yapmak veya hazı rlamak. tamlı k. bütün bütün * Büsbütün. büryan pilâvı * Kemiksiz koyun eti. yla. * Bir görünüşgirmek. * Heykeltı lı baş göğ bazen de omuzları raşkta ı sü. * Birlik. büten bütün * Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı . baharat ve yağ ş yla fında piş an. içine alan sanat ürünü. bürünmek * Bürümek iş konu olmak. örtünmek. bütçe yı lı * Bir bütçenin uygulanmaya baş ğgünden ertesi yı ladı ı l aynı güne kadar geçen süre. iyice. tam. ntı yla * Devlet ve öteki kuruluş veya topluluklarıbelirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama n niceliklerini önceden belirleyen. soğ domates. t olarak yararlanı HC formülündeki lan hidrokarbür gazı . * Eksiksiz. bütçeleme * Bütçelemek iş i. tamamı yla. bütan * Metal bidonlar içinde az bir bası altı sılaş yakı nç nda vı an.* Bürünmek iş i. bütün bütüne * Bütün olarak. lması bütçe açı ğ ı * Bütçede belirlenen giderlerin gelirlerden çok olması durumu. * Çok sayı varlıve nesnelerin hepsi. biryan. büst * Vücudun. omuzlarla birlikte göğ üsten yukarı bölümü. biryancı . * Parçalanmamı ş . bütünü. bir kuruluş bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladı gelir ve un. tamamen.

tamamlanmak.* Ekonominin bütün alanları kapsayan yapı oluş makro ekonomi. bütünle ilgili. ini bütünlük bütünsel * Bütün olma durumu. ikmale kalmak. nı ve um. bozuk paraları büyük para durumuna getirmek. mütemmim. bütüncüllük * Bütüncül olma durumu. bütünleş mek * Bütün duruma gelmek. bütünletme * Bütünletmek iş i. bütünleyici * Bütünleme iş yapan. bütünleş me * Bütünleş iş mek i. mütemmim. * Bütün niteliğ olan. navı bütünleme sı navı * İ ve orta dereceli okullarla üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğ lk renciler için genellikle yaz tatili veya dönem sonunda açı sı ikmal imtihanı lan nav. * Ufak. tamamlama. bütünler açı * Ölçülerinin toplamı 180° ye çı nı karan açı lardan her biri. bütünlemeli * Bütünleme sı na girmesi gereken (öğ navı renci). inde . bütünleme * Bütünlemek iş bütün. bütünleyen * Bütün durumuna getiren. tamamlamak. bütünlemeye kalmak * bir öğ renci yarı l veya öğ yı retim yısonunda bir veya birden çok dersten bir kez daha sı girmek üzere lı nava baş sı ğ uğ arızlı ramak. total. tek parça durumuna getirme. . tamamlatmak. bütünlemek * Eksiksiz duruma getirmek. bütüncül * Totaliter. ikmal. * Bütünleme sı . i bütünlenmek * Bütünlemek iş konu olmak. ine bütünler * Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen. a bütünlenme * Bütünlenmek işveya durumu. ikmal edilmek. bütünletmek * Bütün durumuna getirmek. i.

büyücülük * Büyücünün yaptı işsihirbazlı ğ . ı büyü bozmak * yapı ş büyüyü etkisiz duruma getirmek. vıltı yla tedirginlik yaratan sokucu sinek (Hypoderma ğ ı ran. bağ ı .bütünsellik * Bütün olma durumu. büyük (söz) söylemek * yapacağbir ş hakkı kesin konuş övünmek. sinema gibi yerlerde) Yiyecek ve içecek satı küçük büfe. büyüğ ümsü * Büyüğ yakır. * Karşdurulmaz güçlü etki. ı tı * (soyut kavramlar için) Çok. füsun. büyüklere özgü. büyücek büyücü * Büyü yapan kimse. büvelek büvet büvet * (istasyon. e ş ı büyük * (somut nesneler için) Boyutları . * Bkz. i * Üstün niteliğolan. benzerlerinden daha fazla olan. ortalamayı an. lmıbir büyü yapmak * büyü yolu ile etki altı almaya veya aldı na rmaya çalı ş mak. * Önemli. a . aş * Niceliğçok olan. * Daha çok sırlara saldı onlarıkanı emen. * Biraz büyük. * Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse. ı k. kaka. n nı zıları * Büve. büyük gibi. ı ey nda arak büyük abdest * Dı . büyüğ yakı e n. tiyatro. afsun. ş kı büyük abdesti gelmek * göden bağ ı boş ı nı altma gerekliğ duymak. rsağ ini büyük aile . büve bovis). küçük karş . lmıbir büyü bozulmak * yapı ş büyü etkisiz duruma getirilmek. i * Yetiş belli bir yaşgelmiş kin. Büğ et. sihirbaz. lan büyü * Tabiat kanunları aykısonuçlar elde etmek iddiası olanları baş na rı nda n vurdukları iş ve davranı gizli lem ş lara verilen genel ad. sihir.

n büyük atardamar * Kalbin kası lması karı klardaki kanı ile ncı bütün vücuda taş ana atardamar. ları lan lan. büyük görmek (bilmek veya tutmak) * kendini veya baş nı kası olduğ undan üstün saymak. büyük kalori * 1 atmosfer bası altı 1 kg suyun sı ğ 14. büyük anne * Annenin veya babanıannesi. büyük ana * Büyük anne. . güçsüzleri ezer. büyük dalga * (radyo yayı için) Uzun dalga. lerin ı nda n ı laş ı büyük boy * Normal ölçülerden daha büyük. büyük kan dolaş ı mı * Kalbin sürekli kası gevş lı p emesiyle kan ve lenfin vücudun büyük bölümünü dolaş . gelinlerinden ve çocukları oluş aile. kilokalori. n ulları ndan an büyük amiral * Bazı ülkelerde kara ordusunda mareş denk sayı donanma subayların en yüksek aş ale lan nı aması ndaki amiral. dede. büyük elçilik * Büyük elçi olma durumu. ı yan büyük baba * Annenin veya babanıbabası n . nine. un k nı büyük elçi * Üstün aş amalı elçi.* Büyük baba. * Büyük elçinin makamı . büyük söz söylemek. büyük balıküçük balı yutar k ğ ı * güçlüler. büyük çember * Bir kürenin merkezinden geçen bir düzlemde ara kesiti olan çember. yüceltmek. nı büyük defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter.50 C den 15.50 C ye çı nç nda caklını ı karmak için gereken ı miktarı sı . büyük anne ile bunlarıevli oğ ndan. büyük harf * Özel adlarla cümle baş gibi yerlerde kullanı ve büyük yazı özel biçimli harf. majüskül. ması büyük lâf etmek * Bkz. büyük baş derdi büyük olur ı n * büyük iş baş bulunanları karş acağgüçlükler de çoktur. büyük hanı m * Yaş kadı lı n.

büyükçe * Biraz büyük. ı u) sonra kalı ince ünlülerden (e. büyük oynamak * çok para koyarak kumar oynamak. ö. Yedigir. n. büyük para * Çok para. * Oldukça önemli. tersi bir durumun baş gelmemesi dileğ belirtir. majör. büyük yemin etmek * bir ş yapmamak konusunda en kutsal ş üzerine ant içmek. büyükle büyük. büyük sözüme tövbe! * bir konuda çok kesin konuş ulduğ unda. rebiyülevvel. ve ilere ı ça büyüklenme . n n ince bir ünlü varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı : Çocuklaş denizcilik gibi. i. ı yan büyük tövbe ayı * Ay takvimin beş ayı inci . küçükle küçük olmak * her yaş durumdaki kiş karşdostça. mak. büyük önerme * Tası n öncüllerinden büyük olanı mı . dede. ı n büyük mağ aza * Her türlü tüketim maddesinin bol miktarda satı sunulduğ yer.büyük lokma ye büyük söyleme * baş aramayacağ sonuçlandı ı n. ondan sonra gelen bütün hecelerin kalı ünlülerle. ş a u büyük mevlit ayı * Ay takviminin üçüncü ayı . ü) sonra ince ünlülerin gelmesi n . büyük terim * Kapsamı daha geniş olan son uç önermesinin yüklemi görevini taş terim. büyük ünlü uyumu * Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalıbir ünlü varsa. m ldı muş m ldı büyükbaş * Sır. büyük tansiyon * Kan bası nı yüksek olması ncın . o. cemaziyülevvel. kuralı . a ini büyük ş ehir * Ana kent. büyük ünlü uyumu. Dübbüekber. eyi eyler Büyükayı * Kuzey yarı kürede yedi yı zdan oluş takı yı z. büyük peder * Büyük baba. arkadaş davranmak. büyük sesli uyumu * Kelimede kalıünlülerden (a. manda gibi hayvanları niteliğ belirtmek için kullanı ğ ı n ini lı r. ramayacağ bir konuda kesin sözler söyleme. * büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işgiriş e mek.

büyükseme * Büyüksemek iş i. büyüksemek * Büyük olduğ kabul etmek. büyüleniş * Büyülenmek işveya biçimi. kibir. teshir etmek.* Kendini büyük gösterme. ine büyüleyici * Etkileyen. n üne . megalomani. unu büyüksü * Büyük gibi. büyüklenmek * Kendini büyük göstermek. çekici niteliğolan. büyüklük taslamak. büyüklerin ellerinden. ululuk. büyüklük göstermek * gönül ululuğ göstermek. büyülemek * Büyü ile etki altı almak. e büyükten büyüğ e * mirası önce büyüğ o ölünce kalanlarıen büyüğ geçmesi kuralı n e. büyümüş benzer. büyüleyiş . büyülenmek * Büyülemek iş konu olmak. p büyüklük taslamak * kendini üstün görmeye çalı ş mak. ğ ı büyüklük satmak * gururlanıüstünlük taslamak. büyüklük * Büyük olma durumu. birini kendine bağ na lamak. ekber evlât hakkı . i büyüleyici özellik * Sürekli büyüleyici ve etkileyici olma. u büyüklük hastalı ğ ı * Kendini olduğ undan daha büyük ve önemli görme. * Büyüklere yaraş bağ layı davranı ı ı cı r ş ş . gösterme hastalı. büyüklü küçüklü * Büyük küçük hepsi bir arada. küçüklerin gözlerinden öpmek * sevgi ve saygı göstermek. i büyülenme * Büyülenmek iş i. na * Etkisi altı almak. büyüleme * Büyülemek iş i. böbürlenmek. kibirlenmek.

i yapı büyütürlük * Büyü ile ilgili olan. büyütmek * Büyük duruma getirmek. harita gibi ş için) Daha büyük örneğ yapmak. * Fotoğ ve resimlere boyut kazandı iş agrandisman. * Yetiş tirmek. * Büyü gücü olan. . büyütme * Büyütmek iş i. büyüklerinki gibi olan. * Birisi tarafı yetiş ndan tirilmiş kimse. büyümek * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde. ması ş ları ı na büyüsel büyüteç * Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaşrı mercek. büyültmek * Bir ş büyük duruma getirmek. mübalâğ etmek. büyütmek. güçlenmek. pertavsı tıcı z. eyi * (resim. büyültme * Büyültmek iş i. i büyülteç * Fotoğ ve resim büyültmeye. eyler ini * Abartmak. irileş n mek. raf t. boyutlar artmak. ş iddeti artmak. eskisinden büyük duruma gelmek. * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlarıartması n n . * Uzakta duran cisimlere dürbün veya benzeri bir araçla bakı ğ cismi gören açın çı gözle ldında ı nı plak bakı ğzamanki açı oranı ldı ı ya . sihirli. bakmak. büyütülmek * Büyütmek iş lmak. * Abartmak. * Yaşartmak. * Önem ve değ kazanmak. büyütken doku * Sürgen doku. ca * Geniş lemek. * Sayı artmak. yaş ı lanmak. büyültüp basmaya yarayan aygı agrandisor. büyüme * Büyümek iş i. er büyümüş küçülmüş de * (çocuk için) konuş ve davranı yaş uymayan. a büyütülme * Büyütülmek iş i. * Yetiş mek. büyülü * Kendisine büyü yapı ş lmı(kimse).* Büyülemek işveya biçimi. raf rma lemi. geniş letmek. * Artmak.

vrı büzgüleme * Büzgülemek iş yapmak. cesaret. lması * Toplanarak büzülmüş . kafadar. torba vb. n ı n rsağ i * Yüreklilik. büzdürmek * Büzmek. bir ş o kimsenin çekiciliğ lan eyin inden kurtulamamak. ş kı k. büzülerek dikilmiş olan. anüs. bir kenara çekilmek. büyüyüş * Büyümek işveya biçimi. büyüye kapı (veya tutulmak) lmak * yapı büyünün etkisinde kalmak. büzme * Büzmek iş i. büzdürme * Büzdürmek iş i. ini büzgülemek * Büzgü ş eklini vermek.* Aş laşrma. kı tı vrı eyin nı * Kapatmak. büzmek büzük büzüktaş * Kafa dengi arkadaş . zı lan * Buruş turarak. ı n bolluğ azaltan sı küçük kı m. aş nlı uk . * Korku. büzülmek * Büzmek işyapı i lmak. * Ağ büzülerek kapatı (kese. büzgülü * Büzgüsü olan. * Büzmek iş birine yaptı ini rmak. sışrarak veya kı m yaparak bir ş alanı ve hacmini küçültmek. * Kalı bağ ısona erdiğyer. unu k. büzülme * Büzülmek iş i. ı tı rı büyütüş * Büyütmek iş i veya biçimi. büzgen büzgü * Kası vücuttaki herhangi bir deliğaçan veya kapayan çember biçimindeki kasları genel adı larak i n . soğ gibi etkenlerle bir kenara sinmek. i büz * Künk. dedikodu yapı na engel olmak. büzgüsüz * Büzgüsü olmayan. * Dikiş kumaş bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğ çekilmesi ile oluş kumaş te ı n in an.).

-çacı k cadaloz * Çok konuş huysuz ve ş (kadı kocakarı an. * Fazla olarak. yaş vb. yar ranarak yapı çoğ kez sarı lan. dil adları k-ça. ı * Bkz. na ca vb. türetir: Alman-ca. biz-ce. Rus-ça. yavaş k. ı z. büzüş ük by-pass C * Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan. ev-ce. -cacı/ -cecik k * Zarf türeten ek (vurgusuz): hemen-cecik. Ce adı verilen bu harf ses bilimi bakı ndan ötümlü katık diş diş mı ş ı eti ünsüzünü gösterir. kış rı mak. ). "tarafı ndan" anlamı zarf türetir: Bakanlı hükümet-çe vb. iyi-ce. irret n. usul-cacıvb. "bakı ndan" anlamı zarf türetir: Para-ca. binler-ce vb. "-a göre" anlamı zarf türetir: Onlar-ca. rla büzülüş * Büzülmek işveya biçimi. * Karbon'un kı saltması .büzülüp oturmak (kalmak) * bir kenarda çekingen bir tavı oturmak. karş ksı fazladan. köy-ce vb. Türkçe vb. aylar-ca. -ça / -çe * Sı fatlardan küçültme sı fatları türeten ek: Sarın-ca.. günler-ce. ş ı caba * Bir ş ödemeden. büzüş . onna k-ça. lı cacı k cacı k * Yoğ ayran içine hı veya marul doğ urt. sert-çe vb. cabadan * Bedava olarak. u msaklı tah açı yiyecek. Ca * Kalsiyum'un kı saltması . C * Türk alfabesinin üçüncü harfi. "kadar" anlamı zarf türetir: Bun-ca. soluk-ça. iş cı * Bir tür ot. c. topluluk beraberlik anlatan zarflar türetir: Aile-ce. -ca / -ce. üstelik. baypas. para vermeden alı ş bedava. * Elektrik kapasitesinin kı lması saltı . . sayı eş bildiren zarflar türetir: Yüzyı ca itlik llar-ca. ey nan ey. cadalozlaş ma . * Romen rakamları 100 sayını nda sı gösterir. kış müş rık. büzüş mek * Büzülerek alan hacmini küçültmek. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde do sesini gösterir. -ca / -ce. i büzüş me * Büzüş iş mek i. İ ngiliz-ce. esmer-ce. mı na -ca na sen-ce vb. açı mert-çe vb. ben-ce. -ça / -çe * Vurgusuz zarf eki: Kı sa-ca.

cadalozlaş mak * Cadaloz gibi davranmak. cadı gibi cadı kazanı * dedikodunun. . çirkin. dolayıyla meyve verimine engel olan asklı sı mantar (Taphrina cerasi). cadı mak laş * (kadı Çirkinleş huysuzlaş n) ip mak. * saçı ı ık. fesadıçok olduğ yer. * Ağ kalabalı ile bir ş elde eden. cadı * Geceleri dolaş insanlara kötülük ettiğ inanı hortlak. cadı davranmak. ya ş ı ş . cadı etmek lı k * huysuzluk etmek. * Bitki bakı zlı yabanîleş msı ktan mek. * Gösteriş fazla ş ş li. n u cadı ma laş * Cadı mak iş laş i. * Karık. atafat. k. . * Çok güzel göz. n ğ ı ğ ı cafcaf * Gösterişş . cadalozluk * Cadaloz olma durumu. ehir caddeyi tutmak * herhangi bir sebeple bir yoldan geçişengellemek. arak ine lan * Huysuz. tı başdağ nı rnakları uzun ve pis kadı için kullanı nlar lı r. ş ı z ğ ı eyi irret. * Ş in bir kolu ve bu koldan olan kimse. i * (korkulu bir durumda) baş alıgitmek. uzaklaş ı p nı mak.* Cadalozlaş iş mak i. kapamak. * Büyük bez veya deri torba. * çok becerikli. gibi cadı süpürgesi * Emeçleri özellikle dal uçları ndaki kabuk altı sı bir ağ nda kı örerek çekirdekli yemiş açların ağ nı çiçeklenmesine. gürültülü patı lı ş ı rtı tehlikeli. ı atafatlı k. iîliğ * Parmaklı korkuluk. cadde * Ş içinde ana yol. ihtiyar kadı n. cafcaflı Caferî cağ cağ . * Bu mantarıyol açtı bitki hastalı. cav. cadı lı k * Cadı yakır davranı huysuzluk.

* Dokumacı çözgü makinesinde çözgü ipliğbobinlerinin desen ve renk sı na göre yerleş lı kta.cağ * Lavabo. * Yol yiyeceğ azı i. yapı iş lması nca lı lenmesine izin p verilen. toyluk. bilgisizlik. ş . * Cahil olma durumu. i rası tirildiğ i cağk lı sehpa. bilgisi olmamak. uygun. -cak / -cek. yasa. okumamı bilgisiz. caka * Gösteriş m. cahil * Öğ renim görmemiş . töre veya baş bakı ka mdan iş lenmesinde. genç. * Gençlik. * Hamam. lan. ndan iş * Yazı bir sözün olduğ gibi tekrarlandını da u ğ göstermek için alt hizası konulan tı biçimindeki ı na rnak noktalama iş areti. çalı lı k. ş ı caize *Ş airlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafı kendilerine verilen bahş. ş ı * Cahil gibi. m caka yapmak * gösteriş davranmak. cahilâne cahilce cahiliye * Araplarda Müslümanlı önceki çağ ktan . fiyakalı li durumda olmak. bilgisizlik. ş ı cahillik etmek * bilgisizliğ göstermek. duşbanyo vb. toy (delikanlı kı veya z). cahiliyet cahillik * Cahillik. * Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan. cahile yakır (biçimde). k nı layan zemindeki delik. * Cahilce. kabadayı fiyaka. kuzu-cak vb. deneysizlik yüzünden kusur iş leme. cakacı * Caka yapmayı seven. * Deneysiz. toyluk. banyo. cahil kalmak * bilgi edinememek. yerlerde atısuyun akması sağ . çalı satmak. ini * gençlik. cakacı lı k . -çak / -çek * Küçültme isimleri türeten ek: Yavru-cak. k. caka satmak * gösteriş yapmak. yapı nda sakı olmayan. deneysizlik ve bu yüzden iş lenen kusur. yerinde sayı yakık olan. . caiz * Din. cahile yakır (biçimde).

5-2. cansı z. çeken. * Bkz. cakalanmak * Caka satmak. ş effaf. cakalı cakası z calî * Yapmacı .* Cakacı olma durumu veya cakalı davranı ş . cam * Soda veya potas katı ş lmısilisli kumun ateş eritilmesiyle yapı sert. Kalvenci. içki. boyları ı k 1 1. cam çivisi * Yaklaş çapları mm. lan * arkası görünen. sahte. * Cakası olmayan. camcı leri lan . * Gözü takma olan. cakalanma * Caka satma. meş ve gürgen ağ n. kanatları na camsı . * Çerçevelerde camıyerleş n tirilmesi için açı yiv. hortumları körelmiş kelebekler familyası . li. * Cakası olan. r * Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapı şsı lmı rça. saydam ve çabuk kılı te lan rı cisim. elma. nda iş sı cam evi * Cam takma iş yapı dükkân. * Pencere. klı calip Calvinci * Celp eden. tamahkâr. ı cam mozaik * Renkli taş parçaları yerine cam parçaları yapı mozaik. * Aç gözlü. düzme. e açları zarar veren. caka ile yapı gösteriş lan. çekici. Kalvencilik. cam macunu * Camı yuvası tutturmak ve yalı k sağ na tkanlı lamak amacı kullanı bezir yağve üstübeç karımı ile lan ı ş . kayı kavak. * Kadeh. * (göz için) donuk. saydam. Calvincilik * Bkz. . cam gibi cam göz cam kanatlı lar * Kurtçukları . ile lan cam suyu .5 cm arası değen ince ve başz tel çivi. ndan lan cam resim * Renkli camları kesilip birbirlerine kurş çubuklarla bağ n un lanması yapı süs veya resim.

becerikli kimse. ı rı cambazhane * Cambazlarıoyunları gösterdikleri yer. camlı ran k.sı. sa * Dört köşyelkenleri boğ yüzeylerini küçültme iş e arak i. camcı macunu * Cam ile çerçeve arası ndaki aralı kapatmakta kullanı ve kaba üstübeçle bezir yağ kları lan ı yapı ndan lan hamur. * At alısatma veya yetiş p tirme iş i. vı * Potas veya sodanıkuvars ile eritilmesinden elde edilen. * Evin içini pencereden gözetleme. cambul cumbul * (yemek için) Çok sulu. tehlikeli. sergen. ipek veya sı iş rma lemeli bir tür kı yelek. camcı lı k * Cam alı satma veya takma iş p i. bisiklet vb. * Kurnazlı hilecilik. * Bir yeri. suyu bol. n i i. k. cambaz akrobat. camadan vurmak * fazla rüzgâra karşyelkeni kasmak. üzerinde dengeye dayanan. * At alısatan veya yetiş kimse. k. satı ş lı eylerin sergilendiğcamlı k i bölme veya yer. * Osmanlı Devletinde atlı ve savaş olan larda padiş n önünde düş ahı mana karşilk saldıya geçen birlik. * Kurnaz. camekân . ı camadanı etmek fora * bağ koyuverip kılmıyelkeni açmak. hileci. * Göstermelik. p tiren * Usta. bir veya daha çok bölüme ayı cam bölme. heyecan verici gösterileri yapan kimse. ağ n böceklere ve ateş direncini artı renksiz n acı e ran cam yuvası * Cam evi. camcı * Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. u sı tı nda lan camadan * Çapraz düğ meli. camcı elması * Ucundaki küçük. bükülebilir cam liflerinin oluş turduğ ıve ses yalımı kullanı madde. * Yerde ve tel. n nı cambazlı k * Cambazıişveya mesleğ akrobatlı akrobasi. * Evin içini pencereden gözetleyen kimse. * Ser (II). cam yünü * Çok ince. at. * Gözlük. vitrin. dönebilen elmas parçası camı ile çizerek kesmeye yarayan araç. ları sı ş camadanlı * Camadan giymiş olan. * Hamamlarda soyunulan camlı yer.

* Cansı z. yerinde * yaş ğhâlde güzelliğbozulmamı(kadı landı ı i ş n). camlaş mak * Cama benzer duruma gelmek. eti lezzetli bir tür köpek balı (Galeius ğ ı camgüzeli * Evlerde süs olarak yetiş tirilen. ile * Bu renkte olan. camlaş ma * Camlaş iş mak i. * Donmuş . kı zı rmı çiçekler açan bir tür kı çiçeğ(Impatiens sultanı na i ). . camgöbeğ i * Yeş çalar mavi renk. camlanma * Camlanmak iş i. kömüş ı . cam takmak. çine cami yılmı ama mihrabı kı ş . olan camekânlı kutu * Televizyon. bir araya getiren. su sırı ğ . * Deniz kısı yakı yaş yına n ayan. camlanmak * Cam takı lmak. her ş parçalayıdağ kıp eyi p ı tmak. camı z cami cami * Toplayan. camia camit * Topluluk. camgöz canis). içinde bulunduran. * Camlamak iş i. boyu bir buçuk metre kadar olan. * İ alan. * Müslümanlarıhep birlikte namaz kı için toplandı yer. n lmak kları camlama camlamak * Cam geçirmek. pembe. * Manda.camekânlı * Camekanı (yer). camı çerçeveyi indirmek * etrafı rı dökmek. camekânsı z * Camekânı olmayan. zümre.

cı * Azrail. camlı k * Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. . özü. nsanı ğ ı * Gönül. can dostu. oda. ş irin. * Bektaş ve Mevlevîlikte tarikat kardeş îlik i. can alıcan vermek p * ölüm sıntı ve acı içinde bunalmak. * İ ve hayvanlarda yaş nsan amayı ladına ve ölümle vücuttan ayrı ğ inanı madde dı varlı sağ ğ ı ldına ı lan ş ı k. nlı * Çok içten. ama. takatsizlik göstermek. can baş sı ı çramak na * çok korkmak. eyin can alı cı * En önemli. dirlik. can acı sı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan ş iddetli acı . * Güç. * Yakı k duygusu belirten bir seslenme sözü. soğ sı nda billûrlaş p biçimsiz olarak kan sı uma rası mayı katı mıdurumu. can bayı lmak * iç geçmek.camlatma * Camlatmak iş i. camsı * Cam gibi saydam. can alacak nokta (veya yer) * bir ş en önemli yeri. cama benzer. camekân. * Yaş hayat. camlatmak * Cam taktı rmak. sevilen. laş ş camsı z can * Camı olmayan. camlı k köş * Saraylarda veya bahçelerde soğ uktan korunmak için camla örtülmüş salon. sebze gibi bitkileri dıetkenlerden korumak için yapı ş ş lmıküçük limonluk. * Kiş birey. en çarpı. sevimli. olan. * Çiçek. kı sı sı can arkadaş ı * Bkz. . * İ n kendi varlı. can atmak can baş üstüne * istenilen ş büyük bir memnunlukla yapı ı anlatı eyin lacağ nı r. camlı * Cam takı şcam geçirilmişcamı lmı . i. * Yerin içinden yüze çı erimiş cak maddelerin.

can beslemek * kaygızca yiyip içip rahatı bakmak. can borcunu ödemek * ölmek. can derdine düş mek * ölüm korkusuna kapı lmak. ş lı can ciğ olmak er * birbiriyle çok yakıarkadaş n olmak. can damarı * En önemli veya hassas nokta.can beraber * Çok sevgili. candan. baş a baş * herkesin kendi canın. can direğ i . için can damarı basmak na * bir iş en önemli yönü üzerinde durmak. ey ı sı n klı ı ğ can derdinde olmak * zor bir durumdan kurtulmaya çalı ş mak. can boğ azdan gelir (veya geçer) * insan yiyeceğ önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaş ine amak mümkün değ ildir. can çekiş mektense ölmek yeğ dir * bir iş çeş sıntı üzüntülerle karş ı olağ te itli kı ve ı p laş anüstü gayret harcamaktansa o iş vazgeçmek daha ten iyidir. * birbirini seven iki kişbir arada yalnıolarak. can ciğ kuzu sarması er * içli dı. can çı kmayı (veya çı nca kmadan) huy çı kmaz * insanı ş kları alı kanlı ndan. in can dayanmamak * bir ş karş nda insanıdayanı lı elden gitmek. ı rı n kı can cana. * sona ermek. kıkı ). ini lamak. pek içten (arkadaş n. sı na * baş nıyiyeceğ içeceğ sağ kasın ini. ğ kanı ı yla ı rı can çekiş mek * ölmek üzere bulunmak. bunalma hâli. can cümleden aziz * insanıkendisi herkesten önce gelir. pek içten. bitmek. can bunaltı sı * Aş üzüntü sebebiyle canısılma. bir ş yaş eyin aması en önemli araç. kendi baş n kaygına düş ü bir tehlike anı anlatı nı ı nı sı tüğ nı r. i z can ciğ er * Çok yakı sı fı. tükenmek. huyları vazgeçirmek mümkün değ ndan ildir. n can çabası * varlını tlama amacı aş gayret.

ş lar ı sı can gelmek * canlanmak. can olmak * sevimli. an can kalmamak * bitkin bir duruma gelmek. can düş manı * Aş düş ı manlıgüden kimse. yer. davranı karş nda söylenir. can noktası * En önemli husus. . * ölüm korkusundan doğ güçlü bir tepki ile. alt ve üst kapakları nda dikili duran çubuk. nı nda can korkusu * Bkz. gücü tükenmek. can kulağ ı * çok yakıdost. can eriğ i can evi * Genellikle yeş ilken yenen sert.* Kemanıiçinde.. can kuş u * Ruh. can evinden vurmak * en etkileyici yönünden saldı rmak. vurgulanması gereken yer. güçlenmek.. n arası can dostu * Pek içten dost. öldürmeyi bile düş düş rı k ünen man. can gözdesi * Sevgili. can havli. can korkusu * Ölüm korkusu. can feda * Çok imrenilen iyi veya güzel ş eyler. * En duyarlı yürek. sı . hoş görünmek. can kurban. can havli * ölüm korkusu. can kurban * Can feda. can kaygına düş sı mek * her ş eyden vazgeçip sadece kendi hayatı koruma veya kurtarma çabası olmak. can havli ile. sulu bir tür erik. n rdaş can kulağile dinlemek ı * büyük bir dikkatle dinlemek. * Yüreğ altı in ndaki bölge.

). * bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak. can tahtası * Göğ kemiğ üs i. can sıntı kı sı * yapı bir iş lacak olmamaktan ve hiçbir ş oyalanma imkânı eyle bulunamadı için duyulan tedirginlik. * üzmek. * ruha güç vermek. eziyet etmek. cana minnet saymak (veya bilmek) * bir lütuf olarak kabul etmek. cana can katmak * yaş gücünü artı ama rmak. nı sı tüğ şı tı can sağğ lı ı * İ n sağ sağklı nsanı ve lı olması . cana yakı k nlı . kkı k can sohbeti *İ çtenlikle konuş çok yakıdostlar bir arada söyleş dertleş an n ip me. cana kı ymak * öldürmek. eyi can yakmak * zulmetmek. can sıcı kı * Üzüntü yaratan. cankurtaran yeleğ i. cana yakı n * Sevimli. can vermek * ölmek.can pahası na * canı vererek veya tehlikeye koyarak. üzücü. acı vermek. can yeleğ i * Bkz. can sevecek bir ş ey * hoşgidecek bir ş a ey. can sı kmak * bı nlıvermek. can yoldaş ı * Yalnı ktan kurtulmak için birlikte yaş lan (kimse vb. * canlanması yol açmak. zlı anı cana * Sevgiliye hitap sözü. na * bir ş çok istemek. nı can pazarı * Herkesin kendi canın kaygına düş ü ve kendini kurtarmaya çalı ğbir durum. ğ ı bunalı m.

yı cı rtı hayvan. zalim (kimse). ürkütücü bir durum almak. n. domuz gibi cana kı yaban hayvanı yan . gönül verilmiş olan kadı sevgili. canavar kesilmek * hı nlaş rçı mak. en canavarlaş ma * Canavarlaş iş mak i. yürekten. lan canavar otugiller * Bitiş taç yapraklı çeneklilerden. arı * Acı z. * Korkunç. canavar * Masallarda sözü geçen yabanî. canavar otu * Canavar otugiller familyasın örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalakları biri nı ndan sayı çiçekli bitki (Orobanche ramosa). tiz ses çı karan alet. canavarca * Canavar gibi. canavarlaş mak * Canavar gibi davranmak. *İ çtenlikle. ması * Köpek balı. candan yürekten * içtenlikle. istekle. candanlı k * Candan olma durumu. canavara uygun düş biçimde. canavar gibi olmak. samimî. cancağ isterse deyiminde ise önemsemezlik anlatı ı zı ı zı r. tarı bitkilerine zarar veren asalak bir bitki familyası ik iki m . *İ çten. n canan * Gönülden sevilen. canavarlı k * Canavar gibi davranma. kötü ruhlu. . gönülden. candan geçmek * ölmek. ilgiyle. ğ ı canavar düdüğ ü * Taş ı tlarda bulunan. candan candan *İ çtenlikli bir biçimde.* Cana yakı olma durumu. * Haş . . * (tasavvufta) Tanrı . * Acı ses çı acı karan ve uzaklara kadar tehlike iş vermek için kullanı düdük. areti lan canavar gibi * iri yarı rgan. saldı * çok fazla. * Kurt. cancağ ı z candan * Cancağ m sözünde sevgi ve teklifsizlik. yaramaz çocuk.

ipekli kumaş . z canı zı (veya boğ na) gelmek ağna azı * büyük bir tehlike karş nda ölecekmiş bir korkuya kapı ı sı gibi lmak. istek duymak. * Bu biçimdeki gürültü. cengel. ölsün" anlamları kullanı bir ilenme sözü. için) lı azalı ğ * içi ezilmek. parlak. eyi canı kası çı ca! * "büyük zarara veya kötülüğ uğ n. taze ve sinirsiz yaprak. ince dokunmuş . canhı raş * Yürek paralayan. * Bu kumaş yapı ş tan lmı . ı rı canı burnuna (veya burnundan) gelmek * bir ş yaparken çok zorluk çekmek. periş olsun. tahammül etmemek. tok. canfes gibi yaprak * (asma ve dut yaprakları ince. canı mak acı * çarpma. cangı l cungul * Hayvanlara takı çanları veya baş maden eş n çı ğkaba sesleri anlatı lan n ka yanı kardı ı r. e rası an nda lan canı kmak çı * Türk müziğ çok az kullanı ş birleş makam.candarma * Jandarma. canı na (veya içine) sı canı ğ mamak * sabıı k göstermek. rs zlı canı cebinde * zayı f ahlâklı kimse. inde lmıbir ik . ey canı burnunda olmak * çok yorgun ve bezgin olmak. için) canfeza cangı l * Bkz. canı cehenneme * sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildirir. canı çekilmek * (vücudun herhangi bir organı canlı ı r gibi olmak. sonucu acı duymak. canı ölçmek cana * baş na yapı ş kendine yapı gibi düş kası lacak eyi lacak ünmek. acı . canı çekmek * bir ş istemek. rahatsıolmak. vurma vb. çok heyecanlanmak. * üzülmek. tüyler ürpertici. * Karıklı kargaş ş k. * aş duygulanmak. ı a. kulak tı rmalayan. canfes * Üzerinde desen bulunmayan. arzulamak.

kı ya ı klı canı olsun! sağ * üzülmeye gerek olmadını ı ğ karştarafa bildirmek için kullanı ı lı r. canı istemek * heves duymak. * ölmek. canı yerine gelmek. canı ksı çı n! * "ölsün. canı tatlı * Sınt ı ve acı katlanmak istemeyen. bir iş zarar görmek.* çok yorulmak veya çok zorluk çekmek. rsı canı yanan eş attan yüğ olur ek rük * zarara veya kötülüğ uğ e rayan kimse acını karmak için aş çaba harcar. gebersin" anlamı bir ilenme sözü. canı pek * Acı sıntı karşdayanı . bir te . * yarı üzülmek. yapacak bir işolmamaktan tedirginlik duymak. canı isterse * (olumsuz bir cevap karş nda) "kabul etmezse etmesin!" anlamı kullanı ı sı nda lı r. nda canı gitmek gelip * ayı bayı lı p lmak. canı oynamak ile * tehlikeli iş uğ mak. sabı z. ya. canı gitmek * özen gösterilen. ölüm döş inde can çekiş ı r eğ mek. kı i * keyfi kaçmak. canıkı sılmak * içi sılmak. canıkkı sı n * keyfi kaçmı ş . çok isteyerek. lerle raş canı uğ mak ile raş * ağ hasta olmak. çok sevilen bir ş zarar gelecek diye kaygı eye lanmak. * büyük sıntı düş kı ya mek. kı ya ya canı tez * Beklemeye dayanamayan. sı çı ı rı canı yanmak * çok acı duymak. * ümit ve ümitsizlik arası kalıheyecanlanmak. * acı deneme geçirmek. * çok yı pranmak. nda p canı gelmek * yeniden canlanmak. canı sevmek gibi * çok güçlü bir sevgiyle bağ lanmak. yarı öfkelenmek. canı gönülden (veya canı yürekten) * içtenlikle.

çok değ verilen. sağğ . * kendini öldürmek. canı iş na na lemek (veya canı kâr etmek) na * çok etkilemek. * birini öldürmeye hazı rlanmak. ğ kı yı kaları ı canı yürekten * Bkz. an canı rahmet na . canı gönülden. ad canı düş na kün * kendine iyi bakan. kı ya canı n içi mı *ş efkat veya sevgi sesleniş i. u lını ı canı mu? yok * birinin katlandı sıntı baş na örnek göstermek için söylenir. canı ciğ m erim * içten bir sevgi sesleniş i. * sevgi seslenişolarak kullanı i lı r. gücünü kazanmak. kendine bakmadan yaş amak. canı kı na ymak * acı madan öldürmek. batmak. canı dese. canı kasdetmek na * intihara kalkı ş mak. * ruhu ş olmak. canı acı na mamak * kendini düş ünmeden. * gücünden fazla iş görerek aş derecede kendini yormak. m) er canı sokakta bulmadı mı m * tehlikeye veya herhangi bir sıntı katlanmaya hiç niyetim yok. ı rı canı minnet na * beklenilmeyen iyi bir durumla karş ı duyulan memnunluğ anlatmak için söylenir. öldürmek. canı değ na mek * çok hoş lanmak. canıisterse! n * "dilediğ gibi olsun. canı m! * hoş nutsuzluk anlatı r. * (ca:nı çok güzel. bana göre hava hoşanlamı kullanı in " nda lı r. canı çı n diyor sanmak m m ksı * birinin en gönül okş cı ayı sözleri bile kendisine dokunmak. ı nca laş u canı okumak na * berbat ve periş etmek. canı ezan okumak na * bir kimsenin hakkı gelmek.canı yerine gelmek * yorgunluğ geçmek. kendini koruyan. ndan canı geçmek. sen bilirsin.

usanmak) * ölümü göze alacak kadar sıntı kı içinde olmak. çok yormak. zgı k canı yandım (veya yandımı na ğ ı ğ n) ı * sevgi. canı yetmek na * katlanamayacak duruma gelmek. hayranlıveya öfke gibi türlü duygular anlatı k r. nı * sıntı sokmak. bezmek. neş kaçı esini rmak. canı susamak na * ölmek istemek. ğ ı canı acı nı tmak * birine acı vermek. canı (bir yere) dar atmak nı * bir tehlikeden güçlükle kurtularak bir yere sınmak. * canı verdirecek kadar memnun etmek. canı almak nı * (Tanrı ) öldürmek. lı ı ini canı vermek nı * kendini feda etmek. canı sı nı kmak * keyfini bozmak. * hiçbir ş esirgememek. canı bezmek (veya bı ndan kmak. canı diş almak (veya takmak) nı ine * her tehlikeyi göze alarak iş giriş e mek. * birini öldürmeyi istemek.* "Alllah rahmetini esirgemesin" anlamı kullanı nda lı r. fazla çalı rmak. kı ya canı bağlamak nı ı ş * öldürülmesi gerekirken vazgeçmek. canı tükürdüğ na ümün (veya üfürdüğ ümün) * kı nlıve öfke belirtir. ş tı canı cehenneme göndermek (veya yollamak) nı * öldürmek. canı sokakta bulmak nı * sağğkorumak gerektiğ anlatan bir söz. canı tak demek (veya etmek) na * dayanamaz duruma gelmek. yı prandı rmak. canı geçmek ndan * ölmek için hazı r olmak. canı burnundan getirmek nı * çok yormak. canı çı nı karmak * hı rpalamak. eye kün canı yakmak nı . bı kmak. ey * bir ş çok düş olmak. sabrı kalmamak. çok sevmek.

çok sevmek. yanan veya batma tehlikesi ile karşkarş kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi. büyük simit veya yelek biçiminde ı lan yapı ş lmıaraç. canice. ambülâns. filika. nda lmak cankurtaran sandalı * Deniz kazaları veya gemi batmak üzere iken insanları nda kurtarmaya yarayan motorlu. cani canice canilik canip * Yan. tehlikeden koruyan ve onları kurtaran kimse. cankurtaran simidi * Suda boğ ulma tehlikesine karşkullanı ve sudan hafif maddelerden. ı sı m . gemilere belli etmek için kullanı çan ğ ı lan (veya düdük). cankurtaran gemisi * Karaya oturan. kı ve canın derdine düş nı mek * canı baş bir ş düş ndan ka ey ünemeyecek kadar sıntı olmak. * Havuz veya plâjda yüzme bilmeyenleri uyaran.* acı verecek biçimde cezalandı rmak. cankurtaran salı * Deniz kazaları kullanı üzere gemilerde bulundurulan sal. amandı ra. cankurtaran ş amandı rası * Denize düş enlerin kolayca belirlenip kurtarı lmaları denize bı lan ve kazaya uğ için rakı rayanlarıbulup n kendilerini göstermeleri için kullanı parlak renkli. cankurtaran çanı * Tipili veya sisli havalarda sınacak veya yönelecek yeri yolculara. fosforlu ş lan. cankurtaran düdüğ ü * Cankurtaran çanı . kı da canın içine sokacağgelmek nı ı * çok hoş lanmak. * Cinayet iş lemiş olan kimse. kürekli sandal. caniye yakır (biçimde). kı . taraf. çok sıntı zarara sokmak. cankurtaran yok mu! * ölüm tehlikesi karş nda yardı isteme sözü. ı ı ya cankurtaran kulübesi * Dağ geçitlerinde tipiden veya soğ uktan korunmak icin sınak olarak yapı ş ğ ı lmıkulübe. * bir kimseyi. ş ı * Cani olma durumu. cankurtaran yeleğ i * Yelek biçiminde yapı ş lmıcankurtaran aracı . cankurtaran * Hastahane veya kliniklere hasta veya yaralı ı taş maya özgü araç. caniyane * Cani gibi. yacı * Cani gibi.

yaş ayan. diri duruma gelmek. i * Depreş mek. ntı na sı canlandı rma * Canlandı rmak iş i. diri. raşkta lan n canlı müzik * Gazino. canlanmak * Gücü artmak. * Kiş tirme. hareketli. yerlerde yemek sı nda bir veya birkaç müzisyenin çalgı sesleri ile parçaları rası ve seslendirmesi. etkili. canlanması yol açmak. * Güçlü. * Yaş p yer değ tirebilen yaratı hayvan. canlı kazandı lı k lı k ran. var gücüyle. canlı cenaze * Çok zayıbir deri bir kemik kalmıkimse. canlandıcı rılı k * Canlandıcı rı olma durumu. ş canlı model * Figürlerle süslü veya heykeltı lı yararlanı kadı veya erkek. na * Yaş atmak. etkinlik kazandı rmak. ayı iş k. henüz ölmemiş . * Etkinliğartmak. canlandılma rı * Canlandılmak iş rı i. canlı canlı * Diri diri. hareketlilik kazanmak. * Bir canlı resim veya ş filmi için hareketliliğsağ ema i layan tek tek resimleri yapan sanatçı . * Heyecanla. canla baş la * Seve seve her türlü yorgunluğ göze alarak.cankurtaranlı k * Cankurtaran olma durumu. lına ğ * Yoğ unluk. tarak canlandı rmak * Canlanması sağ nı lamak. canlandılmak rı * Canlandı rmak iş konu olmak. (birinin) kı ı girmek. lokal vb. u canlandıcı rı * Canlı veren. canlanma * Canlanmak iş i. lı k. f. hayat dolu. * Geçmiş yaş bir olay veya durum yeniden hatı te anan rlanmak. * Canlı tazelik. ine canlandım rı * Ortada kalan kalı ları göre bir eserin ana tasarına uygun olarak yeniden çizimi. canlı * Canı olan. * Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sı nda hareket duygusu verebilecek biçimde rası düzenleme ve filme aktarma iş i. dirilik getirmek. ileş * Geçmiş olayıgeliş bir n mesini ve sonucunu aynı biçimde yansı sunma. .

. özveriyle. z z cansıdüş z mek * hastalıveya yorgunluk yüzünden bitkin bir duruma gelmek. z * Hareketsizlik. alıyla i anda yapı yayı lan n. * İ uyandı lgi rmayan. cansı tı zlaşrmak * Cansıduruma getirmek. * Çocukta bir düş biçimi olarak bütün cisimlerin canlı ünce olduğ inanma. * Durgun. nı cantiyane * Kantiyane. cansı z * Canı yitirmişölmüş nı . * Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatıilkesi olduğ ileri süren öğ n unu reti. una canlı lı k * Canlı olma durumu. sönük. * Canlı olmayan (varlı camit. cansiparane * Canı verircesine. * Bağ z bir ruhî varlın insanda ve doğ nesnelerinde yerleş olduğ inanan ilkel dinî görüş ı msı ğ ı a ik una . nsan ş ı cansı ma zlaş * Cansı mak iş zlaş i. capcanlı . * Güçsüz. z * Bir diş canlı in dokusunu yok etmek. z cansı tı zlaşrma * Cansı tı iş zlaşrmak i. nı ine ş . cansıcansı z z * Cansıolarak. k). cansı mak zlaş * Cansıduruma gelmek. hilozoizm. * Neş elilik. cansıgibi. hareketlilik. canlılı cı k * Olup bitenin ruhlar alanın gizli güçlerince yönetildiğ inanan ilkel anlayıanimizm. canlı n yayı * (televizyon ve radyo için) Daha önceden herhangi bir gereç üzerine tespit edilmemiş cı tespit edildiğ . unu canlı resim * Bir hareketi parçaları ayıp bunlarıelle yapı resimlerinin alıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve na rı n lan cı gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniğ i. cansı k zlı * Cansıolma durumu.canlı özdekçilik * Evrenin temeli olarak düş ünülen maddenin canlı olduğ savunan doktrin. k cansıhedef z * İ ve hayvan dında kalan hedef. mecalsiz.

ilân. na * Fermuar. gürültülü bir biçimde (konuş ma). car * Bazı yerlerde kadı n kolları örttükleri veya boydan boya örtündükleri çarş zar. imdat. cariyelik etmek * cariye gibi hizmet etmek. carcur carcur cari * "Geliş igüzel konuş mak" anlamı gelen carcur etmek deyiminde geçer. cariyeniz (veya cariyeleri) * eskiden. geçen. carlama * Carlamak iş i. cari masraf * Belirli bir dönemde yapı harcamalar. car car * Çok ve yüksek sesle. tellâl ile duyurma. * Olagelen. carcar carcur * Bkz. lan cari para cari ücret cariye * Geçerli olan. (bir car * Çağ. * İgücü piyasası iş ş nda gücünün. k. ş arjör. rı * Tehlike durumu. cari hesap * İ taraf arası sürüp giden alacak verecek iş ki nda lemlerinin tutulan hesabı . carlamak . lı rdı * aynı maksatla genç kadı nlardan söz edilirken onları anlatan kelimelere bir unvan gibi getirilirdi. yaygaracı . arz ve talebe göre belirlenen fiyatı . * Yabancı ülkelerden kaçılıözgürlükten yoksun edilen. * Geveze.* Çok canlı biçimde). * Akan. cariyelik * Cariye olma durumu. car etmek * nara atmak. yürürlükte olan. ilân etmek. alıp satı rı p nı labilen. haykı rmak. söz söylenen kimseye aş bir saygı ı rı göstermiş olmak için kadı tarafı "ben" zamiri yerine nlar ndan kullanı . yardı m. her konuda efendisinin isteklerine bağ bulunan genç kadı halayı lı n. nları na af. yürürlükte bulunan para.

cascavlak * (baş için) Çok saçsı çok tüysüz. * Yellenme. * Bir devletin veya bir kimsenin sı nı kasın hesabı öğ rları baş nı na renmeyi üstüne alan kimse. nara atmak. derme çatma. z. cavlağçekmek ı * ölmek.* Bağ ı konuş rarak mak. çaş ı t. ı tlı casusluk etmek * casus olarak çalı ş mak. * İ etmek. (II) cart * Sert bir ş yı lı çı ses. çaş k. * Çılçı örtüsüz. lı cart curt etmek * göz korkutmak veya övünmek amacı abartıkonuş yla lı mak. cascavlak kalmak * bütün imkânları elinden alı ş nmıolarak ortada kalmak. hiç tüyü olmayan. önemsiz. cavalacoz * Değ ersiz. cavlak . haykı lân rmak. mlı r nana ı carta cartadak cartadan * Cartadak. (II) cart cart ötmek * kendini beğ enmiş davranı ve buyururcası söz söylemek. casus casusluk * Casus olma durumu. cartayı çekmek * ölmek. çağ (II). rı plak. carlı carsı z * Carı olmayan. duyurmak. bir ş la na cart curt * Gerekli gereksiz yerde söylenen. cart kaba kâğ ı t * yüksekten atana veya çalı bir tavıtakı karşsöylenen hafifseme ünlemi. abartısöz. ey rtı rken kan * Carı olan. çok söylemek. * Birdenbire ve gürültü ile. cav * Bkz.

plak. cavlaklı k * Cavlak olma durumu. vazgeçirilmek. rtı cayı vermek rtı * gürültü ile gözdağvermek. uzun. cayı ş * Caymak işveya biçimi. tüyünü dökmek. çı kalmak. gürültülü ses çı kartmak. cayı rdamak * (nesneler için) Ses çı kararak yanmak veya yılmak. sağ ndan caydış rı caydı rma * Caydı iş rmak i. caydıcı rı * Kararı ndan. dönek. * Kavlamak. kararı döndürülmek. cayı rdatmak * (nesneler için) Sert. plaklı cavlama cavlamak cavlamak * Cavlamak iş i. *Ş iddetli. gürültü. caydılmak rı * Cayması lanmak. vazgeçirmek. yı lma sesi. rmak i cayı r r cayı * Bir cismin çabuk ve ş iddetle yandını rtı ğ anlatmak için kullanı ğ . rtı cayı rdatma * Cayı rdatmak iş i. ndan caygı n * Vazgeçip iş ardı bı in nı rakan. yı ldını ı ı lı r. ı cayı yı rtı basmak (veya cayı koparmak) rtı * birdenbire bağ p çağ ı rı ı rmaya baş lamak. cayı rdama * Cayı rdamak iş i. çı k. cayı rtı *Ş iddetli yanma.* Çı tüysüz. caydı rmak * Cayması sağ nı lamak. kararı döndürmek. sözünden döndürücü. plak * Ölmek. caydıcı rılı k * Caydıcı rı olma durumu. * Caydı işveya biçimi. etkili olarak. i .

* Alı alı lı çekicilik. * Sözünden. cazibedar * Çekiciliğolma. mlı k. i * Cazcın iş nı i veya mesleğ i. kararı dönmek. mek cazibeleş mek .cayma caymak caz * Caymak iş i. cazı rdamak * Caz diye ses çı karmak. i n ları cazbant * Caz müziğçalan orkestra. i mlı cazibeleş me * Cazibeleş durumu. cazibe kanunu * Yer çekimini belirten kurallar bütünü. i caz takı mı * Caz müziğçalan orkestranıbütün çalgı . * Çekim. na cazı rtı cazibe * Cazı rdama sesi. ndan * Baş çta Kuzey Amerika zencilerinin müziğiken sonraları langı i bütün dünyada benimsenen bir müzik türü. cazı rdatma * Cazı rdatmak iş i. * Güreş olan pehlivanları ecek yüksek sesle izleyicilere tanı ve duaları okuyarak onları tan nı alana süren kimse. cazı rdatmak * Cazı rdaması yol açmak. alı . vazgeçmek. * Cazgı r olma durumu. albeni. cazgık rlı cazı r r cazı * (bir cismin kaynama ve yanması belirtirken) Güçlü ve sesli olarak. m. i cazcı cazcı lı k cazgı r * Caz müziğçalan veya besteleyen kimse. nı cazı rdama * Cazı rdamak iş i. * Fitneci. * Caz müziğçalan orkestra.

. alı z. ağ ğolan. * Kucak çocukları. mlı cazur cazur * Bkz. alı .* Çekici. cazlı cazsı z * Cazı olan. alı duruma gelmek. mek cazipleş mek * Cazip duruma gelmek. cazibesiz cazip cazipleş me * Cazipleş durumu. msı * İ uyandı çekici. albenili. cazipleş tirmek * Cazip duruma getirmek. mlı cazibeli * Çekici. alı duruma getirmek. mlı * Önemli. ce ce * Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı . alı . n rt üs nı ndan * Kadmiyum'un kı saltması . bebekleri eğ nı lendirmek için çı lan ses. cazipli caziplik * Cazip olma durumu. elveriş lgi ran. r cazı Cb * Kolombiyum'un kı saltması . cazı r. cazipleş tirme * Cazipleş tirmek durumu. * Yabancı devlet elçiliklerine ait arabaları plâkaları kullanı kı n nda lan saltma. mlı cazibeleş tirmek * Çekici. * Çekici. li. cc Cd CD Ce * Seryum'un kı saltması . * Cazı olmayan. ı ı rlı * Çekici olmayan. karı * Kemanısı ve göğ tahtası iki yanı C harfi biçiminde çenten oyuklar. albenili.

'nı eyin * (tasavvufta) Allah'a varmanıüçüncü basamağ n ı . z. ceberut * Tanrı n her ş üstünde olan kudreti. cebelleş mek * Uğ mak. zorbalı ndan k. na yanları götürmekle yükümlü bulundukları asker. cebi para görmek * parası yokken para kazanmaya baş lamak. onaran ve bakı ile görevli bulunan. ması cebi delik * Tutumlu olmayan (kimse). * Bkz. * Acı z. * Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yı z kümesi. cebine indirme. boş toprak. tı kulu ndan nı cebel * Dağ . cı * Kudret sahibi. nda atlı * Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti. -ca / -ce (I).-ce -ce * Bkz. -ca / -ce (II). li cebeli * Osmanlımparatorluğ döneminde. ekime elveriş olmayan yer. * Silâh. çekiş raş mek. zorba. cebe * Zı rh. * Ekilmemiş tarla. * ("büyük kudret" anlamı kayarak) Merhametsizlik. münakaş etmek. açıgöz (kadı k n). eyi cebellezi etmek * cebine indirmek. züğ parası ürt. tartı ş mak. ldı * Becerikli. ce demeye mi geldin? * "Bu kadar az oturmaya mı geldin?" anlamı kullanı nda lı r. zorba. savaş rası tı zeamet sahiplerinin dirlikleri oranı göre İ u sı nda mar. cebeci * Yeniçeri ordusunda silâh yapan. Tanrı . * Sahipsiz. cebelleş me * Cebelleş iş mek i. savaş ordunun silâh ve mı ta cephanesini ulaşran yaya kapı ocakları bir sıf asker. a cebellezi * Hakkı olmayan bir ş kendisine mal edip cebine koyma. savurgan. cebbar * Zorlayı. cebin . merhametsiz. cebi delik (kimse) * para tutmayan.

* Artı eksi gerçek sayı bunlarıyerini tutan harfler yardı yla nicelikler arası genel bağ lar ve larla. lar cebirsel formül * Cebirsel deyim. zı nda . n. * Alı yüz.* Korkak. fatalizm. koaptör. bunlara bağ bir büyüklük ölçüsünü çı lı karmak için gerekli iş lemleri gösteren ve birbirine cebirsel iş aretlerle bağ lanan harf ve sayı bütünü. cebir kullanmak * bir işyaptı için zora baş i rmak vurmak. cı k. cebrinefs * Kendini zorlama. mukavva veya tenekeden yapı şüzeri bezle rı lan lmı . lan. cebirsel ifade * Cebirsel deyim. cebriye * Yazgılı kadercilik. cebirsel * Cebirle ilgili. ğ ı cebini doldurmak * karş tı elveriş durumlardan yararlanarak bol para kazanmak. ı ğ laş ı li cebir cebir * Zor. süyek. cebirsel deyim * Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde. kaplanan levha. n mı nda lantı kuran matematik kolu. zorlayı ş . cebretmek * Zorlamak. cebrî * Zorla yapı zor kullanı yaptılan. ceddine lânet (veya yedi ceddine lânet!) * "soyun sopunla birlikte Tanrı cezanı versin!" anlamı ilenme bildiren söz. larak rı * Zorla. cebinden çı karmak * ondan çok üstün olmak. cebrî yürüyüş * Bir yere kuvvet yetiş tirmek veya düş mandan önce varmak için yapı sı yürüyüş lan kı . zor kullanarak. cebren cebretme * Cebretmek iş i. zoraki. kendini tutma. cebine indirmek (veya atmak) * (para için) hakkı olmadı hâlde kendine mal etmek. cebire * Kık kemikleri yerinde tutmak için kullanı tahta.

cehennem hayatı * Büyük sıntı üzüntülerle dolu yaş ş kı ve ayı . guş a. cehdetme * Cehdetmek iş i. cefa etmek * üzmek. eziyet. ş ı cehennem * Dinî inanı göre. bir çı da. tamu. cehdetmek * Çalıp çabalamak. ranı ı na lan * Çok büyük sıntı kı . ı r . rpı cehalet * Bilgisizlik. Cedî cedit cedre * Guatr. cehennem gibi * çok sı cak. bilmezlik. kı ya. kı veya rla ı layı ceffelkalem * Hiç düş ünüp taş ı nmadan. cefa çekmek (veya görmek) * üzüntü. üzgü. eziyet. ş lara n * Çok sıntıyer. bravo" veya "Tanrı senden razı olsun" anlamı kullanı nda lı r. lak * Yeni. cefalı kı ya katlanan. sıntı * Sınt ı eziyete katlanmıveya katlanan. eziyet etmek. kı lı cehennem azabı * Cehennemde uğ lacağ inanı ceza. cefa * Büyük sıntı kı . sıntı kı çekmek. cefakeş cefalı * Cefa çeken. . cehennem kütüğ ü * Cehennemde yanmaya yaraş kimse. cefakâr * Cefalı . ş cefaya katlanmak * sıntı üzüntüyü sabı karş p tahammül etmek. kötülük yapanlarıöldükten sonra ceza görecekleri yer.ceddine rahmet! * "aferin. * Oğ burcu.

cehennemlik * Öldükten sonra yerinin cehennem olacağsanı cehenneme lâyı(kimse). cı cehennemi boylamak * (sevilmeyen kimse için) ölmek. k * Hamamıocağ külhan. ceht -cek * Bkz. i nda cehennemî * Cehennemle ilgili. ı lan. meyve. ması cehenneme kadar yolu var * "defolsun. * Pamuk. korkum yoktur" anlamı sövme. Jaketatay. cehennemin dibine gitmek * (kılan kimse için) defolup gitmek. n ı . ün klış ı cehennem zebanisi * Zalim. istediğyere kadar gitsin. kollu giysi. cehennem gibi. bilmezlik. iğ irip . meli. * Üzücü. havaya dayanı . çabalama.cehennem ol * defol!. * Aş üzüntü ve sıntı ı rı kı çekilen yer hâlini almak. ipek gibi ş eyleri eğ iplik durumuna getirmeye yarar araç. acı z kimse. rı nda in u cak cehil cehre cehri * Bilgisizlik. . ceket ceketatay * Erkeklerin ve kadı n giydiğ genellikle önden düğ nları i. * Kök boyası gillerden. yakı. mek cehennemleş mek * Cehenneme dönmek. cehennem olmak * defolmak. * Bkz. cehennem taş ı * Gümüş nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen. * Çaba. ıkta bozulmayan beyaz kristal. -cak / -cek. zı cehennemleş me * Cehennemleş durumu. kabuk veya odunundan güzel kı zı elde edilen bir kök (Rhamnus rmı renk infectorius). cehennemin bucağ(veya dibi) ı * çok uzak yer. yün. kalçayı örten. * Modern ekmek fınları ateş bulunduğ en sı bölüm.

sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapma iş ğ ı n i. cellât gibi * acı z. Galata. zalimlik. ulu. ğ ı n * Topkapı . * Hı n. celp . na da kı Celâlîlik * Celâlî olma durumu. n * Katı yüreklilik. 'nı fatları cellât * Ölüm cezası çarptılanları na rı öldürmekle görevli olan kimse. keçi. cilâlı . sonraları türeyen bütün eş yaya verilen ad. İ brahim Paşve Edirne sarayları alıp türlü devlet hizmetleri için aday olarak a na nı yetiş tirilen genç. celî yazı * (Arap harfleriyle) Uzaktan okunacak biçimde istif edilmiş sülüs levha yazı. celâllice celbe celep * Koyun. ikâr. coş rçı kun. k. katı ması yürekli. kı zmak. celeplik celî * Koyun. celâllenme * Celâllenmek iş i.celâdet celâl * Yiğ kahramanlı itlik. Celâlî * İ olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıp devlete isyan eden Bozoklu Derviş lk kı Celâl'in adamları ve ondan yana olanlara. celâllenmek * Öfkelenmek. * Acı z. * Tanrı n sı ndan biri. * Açı aş k. * Parlak. * Avcı çantası . keçi. kı nlı zgı k. * Celâlli gibi. * Öfke. ması cellâtlı k * Cellâdıgörevi. iri sı celil * Çok büyük. * Büyüklük. zalim. celâlli * Sert ve öfkeli (kimse). sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapan kimse. kolaylı suç iş kla leyen. celâlliye benzer. ululuk.

kendi üzerine çekme. * Mahkeme tarafı dava edene. çağ belgesi. cemaatsizlik * Cemaatsiz olma durumu. cemadat cemal * Yüz güzelliğ i. * getirmek. rı ı dı rı celpname * Celp kâğ . . mek i cemaatleş mek * Cemaat hâline gelmek. celp kâğ ı dı * Çağ kâğ . * İ kalabalı. cemaatsiz * Cemaati olmayan.* Getirtme. celseyi tatil etmek * oturuma ara vermek. çevresindekilerin düş üncesi ne olursa olsun kendi istediğ yapmaya çalır. a cemaatimüslimin * Müslüman halk. edilene veya tanı gönderilen çağ belgesi. cem'an * Cansı cansıvarlı zlar. cemaat * Bir imama uyup namaz kı kiş lan iler. celseyi açmak * oturumu açmak. celp etmek * kendine çekmek. cemaatleş me * Cemaatleş işveya durumu. ini ş ı cemaate uymak * içinde bulunulan bir topluluğ uyarak davranmak. cemaatli * Cemaati olan. cemaatle namaz kı lmak * imama uyarak namaz kı lmak. cemaat ne kadar çok olsa (veya cami ne kadar büyük olsa) imam gene bildiğ okur ini * bir yetkili kimse. ı dı rı celse * Oturum. nsan ğ ı * Bir dinden veya bir soydan olanlarıtopluluğ n u. ndan klara rı * Askerlik ödevini yapmaya çağ ı rma. çağ belgesi. celpname. z klar.

cem'an yekûn * Toplam olarak. toplam olarak. küçük tövbe ayı . cemilenme * Çoğ ullanma iş i. hepsinin tamamı . * Toplama. cemetme * Cemetmek iş i. n * Gönül alı davranı cı ş . cemilenmek * Çoğ ullanmak. cemaziyülâhı r * Ay takviminin altı ayı ncı . (bir ş eyin) tümü.* Toplayarak. it ri cembiyeli * Cembiyesi olan. hançer. geçmiş kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek. * Bir olayı kiş kutlama amacı bir araya gelen topluluk. toplum. * Tanrı n sı ndan biri. cemil cemile cemilendirme * Çoğ ullandı iş rma i. * Birbirine uygun veya zı t anlamlı kelimeleri tenasüp veya tezat sanatları yoluyla bir araya getirme. * (erkek için) Güzel. ul. hep. cemiyet * Dernek. * Topluluk. 'nı fatları * (kadıiçin) Güzel. hepsi. büyük tövbe ayı . cemaziyülevvelini bilmek * bir kimsenin herkesçe bilinmeyen. * Düğ ün. bir araya getirmek. (bir ş eyin) hepsi. cembiyesiz * Cembiyesi olmayan. cemetmek * Toplamak. teki cembiye * Bir çeş eğ kama. cemaziyülevvel * Ay takviminin beş ayı inci . cemilendirmek * Çoğ ullandı rmak. * Toplama. çokluk hâline getirmek. * Çoğ çokluk. cemi * Bütün. veya iyi yla .

cenap cenaze cendereleş me . ndan lan cenazeyi kaldı rmak * ölüyü gömmek üzere götürmek. kötü. ezmek gibi iş kullanı mekanizma. cenaze gibi * benzi sararmı ş . cenaze namazı * Cenaze gömülmeden önce musalla taş n üstüne konan tabutun önünde kı namaz. rma cenaze duası * Cenaze defnedilirken okunan dua. pazı . ı nı * Ş ayı birer hafta aralı ubat nda klarla önce havada. sonra suda ve en sonra toprakta oluş u sanı sı k tuğ lan caklı cemre düş mek * sı k yükselişo hafta içindeki günde baş caklı i lamak. * Cemiyet içinde geçen. cenabet * Cünüp. cenaze alayı * Ölüyü kaldı töreni veya bu törende yer alan veya cenazeyi izleyen topluluk. dağ k olmayan. cenah * Kuş kanadı . * Pis. * Kol. * Kefenlenip tabuta konmuşgömülmeye hazı . ş * Cenaze töreni. cendere * Bir ş sı eyi kmak. Cenabı hak * Allah. rası cenaze merasimi * Cenaze töreni. derli toplu. taraf. cenaze levazı matı * Ölünün kefenlenmesi sı nda gerekli olan malzemeler. * Yan. lerde lan * Manevî baskı . ı nı lı nan cenaze töreni * Cenaze namazı mezara kadar yapı dinî tören. gömmek. * Savaş düzenindeki ordunun iki yanı her biri. ndan * Saygı . cenbiye * Ağ eğ bir tür Arap bı ı zı ri çağ .cemiyetli cemre yükseliş i. rlanmıinsan ölüsü. pres. Tanrı . onur ve büyüklük anlamı kullanı yla lı r. hoş lmayan kimse veya ş lanı ey.

ehri) ndan cengâver * Savaş. dövüş çı k. cenk * Savaşkavga. cenkleş mek * Savaş mak.* Cendereleş iş mek i. iyilik yapanları günahsı n. çekiş raş me. . * Çok güzel. uçmak (II). kla mın mı . cenkçi cenkçilik * Savaş. cenk etmek * savaş mücadele etmek. çekiş münakaş etmek. a cennet * Dinî inanı göre. öldükten sonra sonsuz bir mutluluğ kavuş ş lara n. zları a acakları yer. ş ı cengâverlik * Savaşlı savaş k. mek. kavga. çü. cengâverce * Cengâvere yakır biçimde. ma nı ş müş ceninisakı t * Düş ük. uğ . kan. na * Ana rahminde doğ zamanı tamamlayamamıveya vaktinden önce düş çocuk. * Atı ş mak. cennet balıgiller ğ ı * Kemikli balı r takı nı kefallar alt takı na giren bir familya. mavi yeşzemin üzerine bakı ğ ı il r rengi çizgili tropikal balı(Macropodus k viridiauratus). kavgacı çı . mak. cennet balı ğ ı * Cennet balıgillerden. cendereleş mek * Manevî baskı nda mücadele etmek. cenkleş me * Cenkleş iş mek i. * Büyük çaba. * Cenkçi olma durumu. cengel cenin * Otlarla ve sıağ k açlarla örtülü geniş Hindistan ormanları verilen ad. kan. kanlı çülük. çı * İ dövüş dövüş savaş vuruş yi en. altı Cenevizli * Ceneviz (bugünkü Cenova ş Cumhuriyeti halkı olan kimse. altı cendereye sokmak * manevî baskı na almak. huzur veren yer.

yi lı lı . * Güney. alı kadı mlı n. kibar (erkek). * Güneyli. centilmence * Centilmene yakır (bir biçimde). mlı cennete dönmek * güzel. cennetmekân. cennetlik * Öldükten sonra yerinin cennet olacağ inanı (kimse). * Güzel. çok cennete çevirmek * temiz. * Cennetin güzellikleriyle donanmak. * Henüz pek küçükken ölen bebek. ı na lan * (ölmüş kimse için) Yeri cennet olan. bakı . mlı cennetleş me * Cennetleş durumu. ş ı centilmenlik * Centilmen olma durumu. centilmenlik antlaş ması * Hukukî ve resmî olmayan. saygı görgülü. ancak taraflarıkarş klı n ı güvenlerine dayanan sözlü antlaş lı ma. nda cennet gibi * güzel. centilmen * İ arkadaşk eden. cenubî cenup cenuplu * Güneyle ilgili. * Centilmene yakır davranı ş ı ş . cennetmekân * Cennetlik. mek cennetleş mek * Cennet durumuna girmek. güney. rahat yaş lıbakı bir yer durumuna gelmek. güneye özgü olan. cennet öküzü * Yüreğtemiz ama budala denecek kadar saf kimse. i cennet taamı * Tadı güzel olan yemek veya yiyecek. anı r.cennet biberi * Zencefilgillerden karabiber tadı bir bitki. . mlı cennet kuş u * Cennet kuş ugillerden. bakı (yer). cennet kuş ugiller * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfın bir familyası lar nını . güzel bir yer durumuna getirmek. tüyleri güzel renkli bir kuş (Paradisea apoda).

alnaç. savaşhazı a rlanmak ve baş lamak. ı n ü * Yan. cep takvimi * Cepte taş ı nabilecek küçük boy takvim. cebe girecek biçimde küçük kitap. cephe * (yapı larda) Yüz. ı nan cep sözlüğ ü * Cepte taş ı nabilecek ve günlük ihtiyaca hemen cevap verebilecek küçük sözlük. kablosuz telefon. cep saati * Cepte taş saat. cı cephaneci * Kara. nı * Savaş nıbir yerinde düş n geriletilmesiyle ortaya çı taktik durum. için cep harçlını karmak ğ çı ı * günlük masrafı karş nı ı layacak kadar kazanç sahibi olmak. cepçilik cephane * Yankesicilik. i tı rı nda lan ı t ma * Kablosuz telefon. cep kitabı * Cepte taş ı nacak. * Belirtisiz isim tamlaması sı tamlayan görevinde "cebe sı yapında. deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse. cep feneri * Pille çalı ve cepte taş küçük fener. * Belli bir düş ünce. taş ı nabilir. cep defteri * Cebe sı ğ abilecek büyüklükteki defter.cep * Genellikle bir ş koymaya yarar. * Ateş silâhlarla atı için hazı li lmak rlanan her türlü patlayı madde. cep telefonu * Cebe sı ğ abilecek küçüklükte olan. . * Üzerinde savaş sürdüğ bölge. cepçi * Yankesici. taraf. ş an ı nan cep harçlı ğ ı * Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamaları ı karş laması verilen para. cep televizyonu * Çok küçük boyutları veya cebe sı olan ğ abilecek küçüklükteki televizyon. alanın manı kan * Trafiğkolaylaşrmak için yaya kaldımları veya yollarda yapı cep biçimindeki taş yanaş yeri. yön. giysinin belli bir yeri açı içine yerleş ey larak tirilen astardan yapı ş lmıtorba veya giysinin üzerine konulan parça ile yapı ş lmıyer. ğ abilecek boyda" anlamı verir. cephe açmak * savaş olmayan bir bölgede. istek çevresinde sağ lanan beraberlik. cephanelik * Cephanenin saklanması yarar kapalı korunmuş na ve yer. çökertme.

ğ a cephelenme * Cephelenmek iş i. cepheleş me * Cepheleş iş mek i. rin cerahatli * İ toplamı irinli. cerahat *İ rin. yı bilmemek. cepten aramak * bir kimseyi cep telefonundan aramak. değik cephelerde savaş iş mak. harçla iş yı ve lenmiş tür kı yakasıüst giysisi. cerahatlenme * Cerahatlenmek iş i. * Yara. alanın cepheden cepheye koş mak * durmadan.cephe almak * hası durumu takı m nmak. bir düş ünceye karşolmak. cer hocası * Taş imamlıyaparak para ve erzak toplayan genç medrese öğ rada k rencisi. lmak cepheden hücuma geçmek * dolaş yollara sapmadan. sürükleyerek götürme. cepten vermek * kendi kesesinden. cerahatlenmek * (yara) İ toplamak. bir istek çevresinde birlik oluş turmak. cebine indirmek. ndan cer * Çekme. rin ş . ceplemek * Kazanmak. taraflı . direnmek. z * Ceplemek iş i. ı cephe gerisi * Savaş nıgerisinde kalan bölge. . doğ ı k rudan doğ konuyu ele alarak birine karşçı ruya ı kmak veya mücadeleyi açı ktan açı yapmak. kendi malı ödemek. cepheleş mek * Bir düş ünce. cephelenmek * Cephe oluş turmak. cepheli cepken cepleme * Yönlü. bir sa. * Kolları rtmaçlı uzun.

* Bir ş geliş olma durumu. * suyun akı içinde kalısürüklenmek. karş klı k pencere veya kapı nda meydana gelen hava akı sı kalı üş bir ı açı lı arası ntında p ütmek. ceriha cerime . * çürütmek. * Kurnazlı hilekârlı k. * Süvari kolu. * Cereme. akı akı . mı cereyan etmek * geçmek. kla rı söz * Baş tarafı yapı veya kaza sonucu ortaya çı zararı kası ndan lan kan ödeme. ş ı p * bir eğ bir görüş ilim.cerahatsiz * İ toplamamı irinsiz. u cereyan çarpmak * elektrik akı na tutulup etkisinde kalmak. * (bir düş ünce. cerbeze * Güzel konuş ma. * Yara. cerh etmek * yaralamak. hareketi içinde yer almak. k. dilli. cerbezeli cereme ceremesini çekmek * baş nıyol açtı zararı kasın ğ ı ödemek. ceride * Gazete. kolaylı ve inandıcı söyleyen. cereyana kapı lmak * elektrik akı yla çarpı mı lmak. * Bir yöne doğ akma. cereyanda kalmak * kapalı yerde. aynı eğ görüş paylaş kimselerin oluş ü an turduğ hareket. * Beceriklilik. * Akı . ceren cereyan * Ceylan. * Girgin. cereyanlı * Akı lı ntı . yapı lmak. * Akı m. eyin me. inanç. rin ş . girginlik. * Tutanak. * Aynı ilimde olan. kayı t defteri. veya iddia için) Çürütme. mlı cerh * Yaralama. ru ş ntı . olmak.

kla * Hekimliğ ameliyatla tedavi yapan dalı in. * Çekinmezlik. cesaret almak (veya bulmak) * herhangi bir durumdan. atı k. sactan kı larak sı vrı yapı ş lmımenteş e. . iyileş * Cerrahlı ilgili.Ö. yüreklilik. cerre çı kmak * (medreselerde okuyan softalar) para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağ p imamlıveya ı lı k müezzinlik yapmak. iri. k * Dilenci. yüzyı 9. . ulan cermen menteş e * Bina kapı ile pencerelere takı ve yaprakları ları lan menteş uzunluğ e unun yarı kadar olan. lganlı * Büyüklük. cesaret pekliğ i. * Güç veya tehlikeli bir işgiriş e irken kiş kendinde bulduğ güven. cerrah * Operatör. cerrahî cerrahî müdahale * Ameliyat. la Cermen dilleri * Kuzey Avrupa'da konuş ve Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan diller. e mek. cesaret gelmek * yı nlı gitmek. yiğ yürek ve göz inin u itlik. lgı ğ ı cesaret göstermek * yürekli davranmak. davranı güç almak. * Savaş araçları donatı ş yla lmıkalabalıordu. sürükleyici. ldan yüzyı kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse. cesamet cesametli * Kocaman. ş tan cesaret etmek * korkulması gereken bir işkorkmadan giriş göze almak.Cermen * Bugünkü Almanya'yı . cerrahlı k * Cerrah olma durumu veya cerrahımesleğ n i. * Zorla para alan (kimse). * Önemsiz yaraları tiren kimse. Bohemya ve Polonya'nıbatı n bölümünü kapsayan Cermanya'da M. Cermence * Cermen dili. irilik. cerrar * Çekici. yüreklenmek. 3.

cesaretli * Hiçbir ş eyden korkusu olmayan. yüreksizlik. ini lganlını ı cesaretlendirilme * Cesaretlendirilmek iş yüreklendirilme. ceste * "Azar azar". * Çekingen. cesaretlendirme * Cesaretlendirmek işyüreklendirme. lgı ğ ı cesaretini kı rmak * yürekliliğ gidermek. cesaretlenme * Cesaretlenmek iş yüreklenme. cesur cesurane * Cesaretle. yiğ itçesine. cesaretlenmek * Yı nlı gitmek. ini cesaretini toplamak * kendine güven duygusunu. yürekliliğ ve atı ğ bir araya getirmek. ceset cesim * Büyük. cesaretli. yüreklenmek. "kım kım" anlamı sı sı ndaki ceste ceste ikilemesinde geçer. birini yüreklendirmek. cesaretlendirmek * Yüreklendirmek. iri. korkutmak. kocaman. yürekli. yiğ it. cesaret vermek. cesaretsiz * Yüreksiz. cesurca * Yürekli. yüreklilik. ceste ceste * Azar azar. yüreklice. cesaretlendirilmek * Yüreklendirilmek. itlenme. yüreklenmek. itlendirme. cesaretlilik * Cesaretli olma durumu. yiğ lgı ğ ı itlenmek. * Ölü vücut. cesaretsizlik * Cesaretsiz olma durumu. i. yiğ i. yiğ i. ı cesarete gelmek * yı nlı gitmek. naaş .cesaret vermek * birinin yı nlını lgı ğ gidermek. yiğ itlendirmek. .

inde * Elmas. * iyi sonuç vermek. karşk olarak. ı lı * ihtiyacı ı karş lamak. cevahir yumurtlamak * cevher yumurtlamak. çizelge. cevahirci cevap * Mücevher alısatan kimse. mücevherci. cevaplama * Cevaplamak iş i. * Liste. cevap anahtarı * Sı navlarda sorulan soruları çözülmüş n biçimi. gözü pek olma durumu. p * Bir soruya. ters ve karş ndakinin beklemediğbir karş k vermek. * Ark. tlandılma. ı sı i ı lı cevabî cevahir * Cevap niteliğ olan. tahtadan. plâstikten veya madenden yapı ş ru lmıaraç. cevap vermek * karşk olarak bildirmek veya söylemek. yanı e. ata. . dereceli veya derecesiz. * Doğ çizgileri çizmeye yarayan.* Cesura yakı biçimde. yakut gibi değ taş mücevher. cevap hakkı * Bir kimsenin ş yla ilgili bası yayıorganları çı haberlere karş k olarak ya düzeltme ya da cevap ahsı n n nda kan ı lı verme hakkı . soyca. bir isteğ bir söz veya yazı karş k vermek. cevaplamak * Bir soruya. erli lar. * Atı k. büyük baba. cetbecet cetvel çizgilik. ya ı lı t. iyi sonuç alı nmak. yapı rmak) ş tı * kesin. yanı e. cevaplandılma rı * Cevaplandılmak işyanı rı rı i. ya ı lı tlamak. lganlı cet * Dede. * Atalardan beri. cevaben * Cevap olarak. ı lı cevabı dikmek (veya dayamak. ş an cesurluk * Yüreklilik. bir isteğ bir söz veya yazı verilen karşk. cesur gibi. su kanalı . cevap kâğ ı dı * Sı navlarda sorulan soruları cevapların bulunduğ kâğ n nı u ı t.

i. ceviz kı rmak * yanlıtutum veya davranı bulunmak. ı z. ıı lında cevaz * İ müsaade. eyin nı ı ı lını tlandı cevaplı *İ çinde cevap bulunan. uygun bulmak. erli. * Cevheri olmayan. üzgü. cevaplandı rma * Cevaplandı rmak iş yanı rma. * Bu ağ n yağ. tlandı cevaplandı rmak * Bir ş cevabı. gevher. * Bir ş özü. yanı. cevapsı z * Cevabı verilmemişkarşksı yanı z. karşğverilmek. gezinti. * İ yetenek. cevelân cevher * Dolaş dolanma. gövdesi kalı kerestesi değ yurdumuzda çok yetiş ağ n. eyin * Değ süs taş mücevher. gezinme. . erli ini cevherli cevhersiz cevir ceviz * Cevizgillerin örnek bitkisi olan. lı tsı cevapsıbı z rakmak * karşğ herhangi bir cevap vermemek. bir tepki göstermemek. maya. en aç (Juglans regia). uzun ömürlü. * Ceviz ağ nıkerestesinden yapı ş acın lmı . * Eziyet.cevaplandılmak rı * Bir ş cevabı ı ı eyin . i. ma. yanı rı lı tlandılmak. cefa. yi * Töz. u rı ktan * Cevheri olan. ceviz içi * Cevizin kabuğ kıldı sonra kalan iç. yanı rmak. tlı cevaplı telgraf * Cevabın ücreti bir ş sorup cevap almak için telgraf gönderen kimse tarafı önceden ödenmiş nı ey ndan olan telgraf türü. niş acı lı astalı yemişkoz. karş ğ vermek. zin. cevher yumurtlamak * değ sözler söylediğ sanarak saçmalayanlar için alay yollu söylenir. ş ş ta . erli ı . hata yapmak. cevaz vermek * hoş görmek.

hentbol vb. üne. na. sı ceylânca ceza * Ceylân gibi. i tanı ince bacaklı nan. ceylân bakı ş lı * Süzgün ve tatlı ş. acı * Suç iş leyen bir kimsenin yaş sı özgürlüğ malları onuruna karşdevletin koyduğ sırlama. rı * (görevli. de) Bir oyuncunun bilerek yaptı kural dı davranın penaltı cezalandıldı veya ğ ı ş ı ş ı ile rı ğ ı kalecinin topu elle tutması izin verilen alan.cevizgiller * Örneğceviz olan. ı ı rlını kı ve . bakı lı ceylân gibi * yapıince ve uyumlu. ceviz katı ş lmı . cevizlik cevretme * Ceviz ağ nıçok olduğ yer. sıntı veren uygulama. atmosferik. . ceza çekmek * hapiste yatmak. na ceza almak * öğ renci cezalandılmak. memeli hayvan. çok hı koş gözlerinin güzelliğile zlı an. cevvî Cevza ceylân * Çift parmaklı lardan. antına. ceza atı ş ı * Ceza vuruş u. çöllerde yaş ayan. zarif. ş ları kı . taçsıiki çeneklilerden bir bitki familyası i z . * Uygun görülmeyen tepki ve davranı önlemek için üzüntü. hareketlilik. ceza alanı * (futbol. *İ kizler burcu. ş ları cevvaliyet * Çabukluk. ı u nı * Atmosfer ile ilgili. ceylâna uygun biçimde. boynuzlugiller familyası ndan. cevizî cevizli * Cevizi olan. * Cevizden yapı ş lmıveya cevizi andı ran. cevval * Davranı çabuk ve kesin olan. acın u * Cevretmek iş i. cevretmek * Eziyet etmek. * manevî bakı mdan iş lenen suçun ağ ğ çekip sıntı üzüntü içinde kalmak. gazal (Gazella dorcas). suçluya) para cezası verdirmek.

mahpushane. cezaî * Ceza ile ilgili. cezası çekmek nı * yaptı bir kusur veya tedbirsizliğ zararı uğ ğ ı in na ramak. cezalanmak * Cezaya çarpı lmak. yapı ceza görmek * kendisine ceza verilmek. ceza verilmek.ceza evi * Hükümlülerin içinde tutuldukları . * hükmedilen cezayı bitirmek. . hapishane. rı ceza hukuku * Suç kapsamı içine giren eylemler ile bunlara uygulanacak cezaları inceleyen hukuk dalı . cezalandılmak rı * Cezaya çarptılmak. rı ş cezası bulmak nı * hak ettiğkötü sona uğ i ramak. ceza vuruş u * Özellikle futbolda. kin. cezalandılmak. tecziye edilmek. ceza alanı . karştarafı ı n yapmaya hak kazandı serbest vuruş ğ ı . ı r kanı ceza sahası * Bkz. ceza reisi * Ağ ceza mahkemesi baş . ceza kesmek. ceza vermek * cezalandı rmak. ğ a cezalanma * Cezalanmak iş i. bir oyuncunun oyun alanı yanlıdavranını nda ş ş cezalandı ı rmak için. cezaya iliş cezaya dayanan. rı cezalandı rma * Cezalandı iş rmak i. * para cezası ödemek. cezalandılma rı * Cezalandılmak iş rı i. cezalı * Cezalandılmı(kimse). ceza yazmak * Bkz. cezalandı rmak * Bir kimseye veya varlı ceza vermek. ceza yemek * cezalandı rı lmak. ceza kesmek * (görevli) para cezası yazmak.

silindire benzer küçük kap. * Etkileyerek kendine bağ lama. açımor renkli çiçekleri ve k ortası çukur taç yaprakları bir bitki (Vinca). ş ı ı rı up cezbelenme * Cezbelenmek durumu. bağ lamak. * Cezbesi olan. ş vb. kendini kaybetmek. kökten. ş ı ı rı up cezerye * Ezilmiş havuç içine fı k. olan Cezayirli cezbe * Bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçme durumu.cezası z * Cezaya çarptılmamı cezalandılmamı rı ş . cezbeye tutulmak (veya kapı lmak) * bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçmek. * (denizde) Ada. cezir * Kök. * Cezayir halkı olan (kimse). temelden. rı ş . * Köklü. Cezayir menekş esi * Zakkumgillerden. saplı . * Kahve piş irmeye yarayan. cezaya çarptı rmak * cezalandı rmak. cezbeli cezbesiz * Cezbesi olmayan. bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen. ndan cezire cezp cezrî cezve cezve sürmek * kahveyi piş irmek için cezveyi ateşdoğ itmek. kendine özgü mavi. cezbetme * Cezbetmek durumu. radikal. kendinden geçmek. cezbetmek * Kendine çekmek. * Alçalma. cezbelenmek * Cezbeye tutulmak. eklenerek yapı bir tatlı ndı eker lan türü. * Kendine çekme. e ru Cf .

f ve * (ık için) Güçsüz. ama k. köfte-ci. eneze. cı mak lı zlaş * Zayı güçsüz düş f ve mek. * Derisi soyulmuş et.usulca-cıvb. * Atıiki omzunun arası n . büyük çı ban. * Derin. cı da cı ı dağ -cı/ -cik. * Gücünü. balı . saniye kelimelerinin kı lması oluş uluslar arası birimleri sistemi. sigara.* Kaliforniyum'un kı saltması . ca-cı k -cı -cil l/ cı lı z *İ simden "seven" anlamı sı türetir: adam-cıinsan-cıbalı l. cık cı * Güzel. öpü-cük vb. saltı ndan an fizik charter check up * Bkz. değ yitirmek. sönük. ev-cil vb. gram. su-cu. ğ ı cığçı cı kmak (veya cığ çı ı cını kartmak) ı * çok yorulmak. * Bkz. iş leyen yara. l. CGS * Santim. * "Yok olmaz" anlamı kullanı nda lı r. na fat l. yavru-cuk. -cuk / -cük k *İ simden küçültme ve okş isimleri türeten ek: baba-cı anne-cik. ç * Mı zrak. -cu / -cü / *İ simden isim ve sı türeten ek: kapı . fat cı k. çartı r. yoğ fat -cı k-çı urt-çu. * Önüne bir ünlü getirilerek sı ve zarf türetir: az-ık. -cı -ci. * -ca ekli zarflardan pekiş tirme zarfları türetir: Yavaş k. nahif. erini . * Yoksul. hı rpalanmak. cı gara cı k * Bkz. k-çı * Çok zayı güçsüz. * İ organlar. zayı flamak. ş ı cı ma lı zlaş * Cı mak iş lı zlaş i. * Süs. z. simit-çi. parası geçim darlı çeken. çekap. cıl bı * Çı plak. cı dak * Mı zrak. türkü-cü. kürk-çü vb. dara-cı bir-i-cik vb.

lk cı zcı mbı * Dokumacı cı zlamak iş yapan (kimse). lan cı çı lkı kmak * bozulmak. lan . lı z * Bozularak kokmuş . kolye gibi ş eyler. kadeh. cı ma lklaş * Cı mak iş lklaş i. cı k boncuk ncı * Yalancı lardan yapı ş taş lmıküpe. cı mbarlama * Cı mbarlamak iş i. * Cık. sürgün. züccaciye. * Filiz.cı k lı zlı cı lk * Cı olma durumu. * Sözünün eri olmayan. doğ ve uygun yolundan ayrı ru lmak. * Özellikle dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri temizlemekte kullanı el aracı üm. cı çı lk kmak * kusurlu. lı mbı kta ini cı zlama mbı * Cı zlamak iş mbı i. çürütmek. cı mak lklaş * Cı duruma gelmek. cı mbarlamak * Dokunmakta olan halın veya bezin kenarı cı nı nı mbarla geriye almak. mbı * Dokumacı