Büyük Türkçe Sözlük

Sürüm No: 1.0 Açı klama Farabi

(veya ağ nıiçine) bakmak zın * ne söyleyeceğ beklemek. ini * onun sözüne göre davranmak. ... (bir) hâl almak * bir duruma gelmek. ... canlı sı * düş künü. ... damgası vurmak nı * (biri için) kötü bir yargı varmak. ya ... -e kuvvet * herhangi bir ş ağ k verildiğ kullanı eye ı rlı inde lı r. ... fı ekmek yemesi lâzı rı n m * bir duruma eriş için pek çok emek vermesi, çalı mek ş gerekir. ması ... gözüyle bakmak * yerine koymak. ... ile beraber * ile birlikte. ... kim ... kim * yakı rı ş uygunsuzluğ belirtmeye yarar. ş lan eyin tı unu ... olsun, ... olsun, * sözü geçen her ş ey. ... süsü vermek * gerçeğ aykıolarak, kendisinde veya herhangi bir ş üstün bir nitelik veya değ varmıgibi e rı eyde er ş göstermek. ... ziyafeti çekmek * herhangi bir ş en iyi biçimde baş eyi armak, herhangi bir yönüyle doyurmak. ...-a veya ...-e gelince * sı gelince anlamı gelerek bir konu bittikten sonra sözü baş bir konuya geçirmeye yarar. ra na ka * ayrı k gösteren bir düş calı ünceye geçildiğ anlatı ini r. ...-a, ...-ya getirmek * birini bir duruma getirerek istediğgibi davranmak. i ...-den eylemek * yoksun bı rakmak. ...-ı / ...-inde değ nda il * bir ş söylenen niteliğ önem vermeyi anlatı eyin ine r. ...i tutmak * bir işyapacağve göreceğo zamana rastlamak. i ı i ...ikinci plâna düş mek * bir kimsenin veya topluluğ gözünde eski önemini, değ yitirmek. un erini

...ile beraber * -dı / -diğanda. ğ ı i * -dan / -den baş ka. * -dı / -diğhâlde. ğ ı i ...-ması ...-mesi bir olmak yla, * aynı anda, çabucacı birden. k, ...maya veya ...meye görsün (veya gör) * söz konusu fiilin doğ uracağsonuca kesinlik kazandı için kullanı ı rmak lı r. ...nıresmidir... n * bir durumun olacağkesin ve bellidir. ı 19 Mayı s 30 Ağ ustos * Zafer Bayramı . a a * (a:) Ş ma, hatı aş rlama, sevinme, acı üzülme, kı gibi duyguları ma, zma güçlendirir, cümlenin baş veya ı nda sonunda kullanı lı r. a/e * Çekimli fiilin sonuna gelerek anlamı pekiş tirir. -a- / -e-a / -e -a / -e *İ simden fiil türeten ek. * Yönelme durumu eki: dağ eve, yola, öne. Ünlü ile biten isimlerden sonra araya y sesi girer. a, * Seslenme bildirir.

* Fiilden zarf türeten ek: yaza yaza, gide gide, koşkoş düş kalka, güle oynaya. Ünlü ile biten fiillerden a a, e sonra araya y sesi girer: yaş yaş bekleye bekleye, okuya okuya, yürüye yürüye. Bu ek göre, kala, geçe, sapa aya aya, örneklerinde kalı mı r. plaş ş tı a, A

* Türk alfabesinin birinci harfi, ses bilimi bakı ndan kalıünlülerin düz ve geniş mı n olanı gösterir. nı * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde lâ sesini bildirir. * Su. * Yünden, dövülerek yapı kalı ve kaba kumaş lan n . * Bu kumaş yapı ş tan lmıyakasıve uzun üstlük. z * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Eskiden derviş giydiğabadan yapı ş lerin i lmı önü açıhı , k rka. * Abla. * Anne.

ab aba

aba altı değ (sopa) göstermek ndan nek * yumuş görünmekle birlikte yine de gözünü korkutmak. ak aba gibi * (kumaş için) kaba ve kalı n.

aba güreş i * Aba giyilerek ve bele kuş bağ ak lanarak yapı bir tür güreş lan . aba vakti yaba, yaba vakti aba * kiş ihtiyaçları vaktinden önce ve ucuz olduğ zaman karş i, nı u ı lamalır. dı abacı * Aba yapan veya satan kimse. * Abadan giyecek yapan veya satan kimse. * Bedavacı , asalak. abacı kebeci, ara yerde sen neci? * "anlamadın bu iş ne karıyorsun?" anlamı kullanı bir söz. ğ ı e ş ı nda lan abacı lı k * Aba yapma veya satma iş i. * Abadan giyecek yapma veya satma iş i. abadî * Kalı ve açısaman renginde, yarı bir yazı ıı nca k mat kâğ türü. d abajur * Işı yere toplamak, doğ ı bir ğ rudan doğ gözlere vurması önlemek için kullanı lâmba siperi. ruya nı lan * Genellikle üzeri siperli masa lâmbası ayaklı veya lâmba. * Abajur yapan veya satan kimse.

abajurcu

abajurculuk * Abajurcunun iş i veya mesleğ i. abajurlu abaküs * Sayı boncuğ çörkü. u, abalı * Abası olan, aba giymiş olan. * Abajuru olan.

abandı rma * Abandı rmak iş i. abandı rmak * Bir kimsenin bir yere abanması sağ nı lamak. * Bir hayvanı çöktürmek. yere abandone * Dövüş emeyecek duruma gelen (boksör). abandone etmek * dövüş emeyecek duruma getirmek. abandone olmak * dövüş emeyecek duruma gelmek. abanî * Sarı rak dallı ş iş mtı nakı larla lenmiş tür beyaz, ipek kumaş bir . * Bu kumaş yapı ş tan lmı . * Abanmak iş i.

abanma

abanmak

* Eğ ilerek bir ş bir kimsenin üzerine kapanmak. eyin, * Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. * Bir ş veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. eyin * Birine yük olarak onun sı ndan geçinmeye bakmak. rtı * Abanozgillerin ağ sert ve siyah renkli tahtası ı r, .

abanoz

abanoz gibi * çok sert. abanoz kesilmek * sertleş dayanı lı artmak. erek klı ı ğ * kirden matlaş rengini kaybetmek. mak, abanozgiller * İ çeneklilerden, sı ülkelerde yetiş ve kerestesine abanoz denilen bir bitki familyası ki cak en . abanozlaş ma * Abanozlaş durumu alma. mak abanozlaş mak * Ağ ve benzeri maddeler uzun süre suda kalarak kararmak. aç * (insan) uzun süre güneş kalarak kararmak, yanmak. te abartı abartı cı * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok gösterme huyunda olan (kimse), abartmacı , mübalâğ . acı abartılı cı k * Abartı olma durumu, abartmacı mübalâğ lı cı lı k, acı k. abartı lı * Olduğ undan fazla gösterilen, mübalâğ . alı * Abartma, mübalâğ a.

abartı lma * Abartı iş lmak i. abartı lmak * Abartmak iş konu olmak, mübalâğ edilmek. ine a abartız sı abartı ş abartma * Olduğ undan fazla gösterilmeyen, mübalâğ z. ası * Abartmak iş i veya biçimi. * Abartmak işmübalâğ i, a.

abartmacı * Abartı, mübalâğ . cı acı abartmacı lı k * Abartılı mübalâğ lı cı k, acı k. abartmak * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalâğ etmek. a

abartmalı * Abartı şmübalâğ . lmı , alı abartması z * Abartı lmamı abartmadan, mübalâğ z. ş , ası abası z abaş o * Alt, alttaki, aş ı ağ . * Gemiyi baş veya kı halatla karaya bağ tan çtan lama. abat * Bayı r, mamur. ndı * Ş rahat. en, abat etmek * mamur etmek, rahata kavuş turmak, zenginleş tirmek, gönendirmek. abat eylemek * abat etmek. abat olmak * mutlu olmak, rahata kavuş gönenmek. mak, abayı sermek * bir yere teklifsizce yerleş mek. abayı yakmak * gönül vermek, tutulmak, âş olmak. ı k Abaza Abazaca abazan * Kuzeybatı Kafkasya'da yaş bir halk ve bu halka mensup olan kimse. ayan * Abazalar tarafı kullanı dil. ndan lan * Karnı olan (kimse). aç * Uzun süre kadı z kalan (erkek). nsı * Abası olmayan, aba giymemiş olan.

abazan kalmak * uzun süre cinsel iliş bulunmamak, kadı z kalmak. kide nsı abazanlı k * Abazan olma durumu. Abbas yolcu * yola çı kacak kimse. Abbasî * Abbas bin Abdülmuttalib soyundan gelen, Bağ merkez olmak üzere Ön Asya ve Kuzey Afrika'da 750dat 1258 tarihleri arası hüküm süren sülâle. nda abd * Kul. * Köle. * Safevîler devrinde İ ran'da yaş Türk oymakları biri. ayan ndan

Abdal

* Anadolu'da yaş birtakı oymaklara verilen ad. ayan m abdal * Eskiden bazı gezgin derviş verilen ad. lere * Dilenci kı , üstü başperiş kimse. lı klı ı an * Bkz. aptal. abdala malûm olur * bir ş olacağ önceden sezen kimseler için ş yollu söylenir. eyin ı nı aka abdallı k * Abdal olma durumu. abdest * Müslümanları bazı n, ibadetleri yapabilmek için el, ağ burun, yüz, kol, ayak yı ı z, kama ve baş enseye ı el a, slak gezdirme, kulağtemizleme biçiminde yaptı arı ı kları nma. * İ yapma ve kalı bağ ı altma. drar n ı boş rsağ abdest almak * abdest yoluyla arı nmak. * namaz kı için gerekli yı lmak kama kuralları yerine getirmek. nı abdest bozmak * ayak yoluna gitmek. abdest bozulmak * yeniden abdest alma gereğortaya çı i kmak. abdest tazelemek * yeniden abdest almak. abdestbozan *Ş eritgillerden, vücudu yassı , birbirine kenetlenmiş umları boğ bulunan ve bazı metrelerce boyda olan bir sı bağ ı asalağ tenya, ş rsak ı , erit. abdestbozan otu * Gülgillerden, siyah ve yeşboya çı lan bir bitki (Poterium spinosum). il karı abdesthane * Abdest bozacak yer, ayak yolu, tuvalet. abdesti gelmek (veya olmak) * abdest bozmaya ihtiyaç duymak. abdesti kaçmak * abdest bozma ihtiyacı varken yok olmak. abdestinde namazı nda * dindar. abdestinden ş üphesi olmamak * yaptı iş kusuru olmadını ğ te ı ğ kesin olarak bilmek. ı abdestini vermek * azarlamak. abdestli abdestlik * Abdest almıbulunan veya abdesti bozulmamıolan. ş ş * Abdest alı nacak yer. * Abdest alırken giyilen ve kolsuz hı nı rkaya benzeyen bir tür giyecek.

* Abdest almaya yarayan. abdestsiz * Abdest almamıveya abdesti bozulmuş ş olan. abdestsiz yere basmamak * din buyrukları titizlikle uymak. na abdiâciz * Alçak gönüllülük bildirmek üzere "ben" yerine kullanı lı r.

abdülleziz * Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetiş çok yık ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). en llı * Bu bitkinin yemiş yenilen, tatlı yağ ürünü. gibi ve lı abece * Bkz. alfabe.

abece sı rası * Bkz. alfabe sı . rası abecesel * Bkz. alfabetik.

aberasyon * Sapı nç. abes * Akla ve gerçeğ aykı. e rı * Gereksiz, lüzumsuz, yersiz, boş .

abes bulmak * gereksiz, saçma saymak. abes kaçmak * uygunsuz düş mek. abesle uğ mak (veya abesle iş etmek) raş tigal * yersiz, yararsış z eylerle vakit öldürmek. abeslik abı hayat * Abes olma durumu. * Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağ layan bir su, bengi su.

abı hayat içmiş * yaşçok ilerlemiş ı olduğ hâlde genç görünen (kimse). u abı kevser * Cennette bulunduğ inanı Kevser ı ın adı una lan rmağ nı . abı ru * Yüz suyu. * Irz, namus, ş haysiyet. eref, * Anı t.

abide

abideleş me * Anı ma. tlaş

abideleş mek * Anı mak. tlaş abideleş tirme * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş tirmek * Anı tı tlaşrmak. abidemsi abidevî abis abiye * Bayanlarıözel gecelerde giydiğş giysi veya tuvalet. n i ı k abla * Bir kimsenin kendinden büyük olan kıkardeş z i. * Büyük kıkardeş saygı sevgi gösterilen kıveya kadı z gibi ve z n. * Genel ev veya randevu evi iş letmecisi kadı çaça, mama. n, * Yayvan ve dolgun yüz veya yüzü böyle olan (kimse). ablakça ablaklı k ablalı k * Ablak gibi, ablak tarzı nda. * Ablak olma durumu. * Abla olma durumu. * Anıbenzeri. t * Anı ilgili, anı anı benzer, anı tla tsal, ta t gibi. * Okyanusları çok derin yeri ve daha özel olarak, güneşş ın eriş n ığ ını emediğkesim. i

ablak

ablalıetmek k * abla gibi yakıve koruyucu davranı bulunmak. n ş ta ablâtif ablatya abli * Çı durumu. kma * Uzunluğ 150, geniş i 4-10 kulaç olan bir balıağ u liğ k ı . * Yarı serenleri sağ sola veya ortaya çevirmek için bunlarıucuna bağ bulunan donanı m a, n lı m.

abliyi kaçı rmak (veya bı rakmak) *şı aş rmak, soğ kanlı ı yitirmek, ipin ucunu kaçı uk lını ğ rmak. abluka * Bir ülkenin veya bir yerin dıdünya ile olan her türlü bağ sı kuvvet kullanarak kesme, kuş ş lantını atma, ihata.

abluka altı tutmak nda * ablukayı devam ettirmek. abluka etmek * genellikle denizden kuş atmak. * etrafı çevirmek, bulunduğ yerden ayı nı u rmak.

ablukaya almak * Bkz. abluka etmek. ablukayı rmak kaldı * abluka kararı ve uygulaması vazgeçmek. ndan ndan ablukayı yarmak * abluka bölgesini zor kullanarak yarıgeçmek. p abone * Önceden ödemede bulunarak süreli yayı alı olma iş nlara cı i. * Peş para ile bir ş belli bir süre için alı olan kimse. in eye cı * Bir yere gitmeyi alı k hâline getirmek. ş kanlı abone etmek * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı lamak. in eyi sağ abone olmak * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı in eyi önceden üstlenmek. abone yapmak * abone olmayı lamak.. sağ abonelik * Abone veya aboneler için kullanı labilecek kadar olan.

abonman * Bir satı veya kamu kuruluş ile alılar arası yapı anlaş cı u cı nda lan ma. aborda * Bir deniz teknesinin baş bir tekneye, bir iskeleye veya bir rı ma yanı vererek yanaş . ka htı nı ması aborda etmek * (gemi için) yanlaması yanaş na mak. abra * Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye konulan taş , demir, çivi gibi ağ k, dara. ı rlı * Bir değ tokuş üste verilen ş iş ta ey.

abrakadabra * Eski çağ larda bazı hastalı iyi geldiğ inanı büyülü söz. klara ine lan * Sihirbazları sı kullandı büyülü söz. n kça ğ ı abrama abramak abraş * Alaca benekli. * (bitki yaprakları Klorofil azlından dolayı k renkte lekeleri olan. nda) ğ ı açı * Çilli, çopur yüzlü, açırenk gözlü, çapar. k * Deseni ve atkı bozuk halı sı . * Çarpı eğ düzgün olmayan. k, ri, * Ters, kaba, görgüsüz. abril * Nisan, april. abstraksiyonizm * Abramak iş idare. i, * (deniz taş için) Yönetmek, idare etmek. ı tları

* Bkz. soyutçuluk. abstre * Soyut, somut karş , mücerret. ı tı abstre sayı * Bkz. soyut sayı . absürt * Saçma.

absürt tiyatro * Bkz. saçma tiyatro. abu * Ş ma ve korku bildirir. aş abuhava *İ klim.

abuk sabuk * Akla, mantı uymayan, düş ğ a ünmeden söylenen, saçma sapan (söz). abuk sabuk konuş mak * saçma sapan söz söylemek. abuk sabukluk * Ciddiyetsizlik, saçmalı k. abuli abullabut *İ stenç yitimi, irade kaybı . * Hantal, kaba ve anlayı z (kimse). ş sı * Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

abullabutluk * Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu. abur cubur * Sı , tadı rası , yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen ş eyler. * İe yaramayan, boş ş . abus * Asısuratlı k , somurtkan (kimse). * Somurtkan, çatı ası(yüz). k, k * Niteliğbilinmeyen, garip, acayip. i * Aktinyum'un kı saltması . * Merak, kararsı k veya kuş anlatı zlı ku r.

Ac acaba

-acak / -ecek * Fiil çekim eki (gelecek zaman eki). * Fiilden isim ve sı yapma eki. fat Acar * Güneybatı Kafkasya'nıTürkiye sırı yakıbölgesinde yaş bir halk. n nına n ayan acar

* Atı gözü pek, yiğ kabadayı lmaz, kabı sı lgan, it, , yı na ğ maz. * Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. * Yeni. Acara * Bkz. Acar.

acarlaş ma * Acarlaş iş mak i. acarlaş mak * Acar duruma gelmek. acarlı k * Acar olma durumu.

acayibine gitmek * yadı rgamak, tuhafı gitmek. na acayip * Sağ duyuya, göreneğ olağ aykı, ş ı e, ana rıaş lacak, ş maya değ garip, tuhaf, yadı aş er, rganan, yabansı . * Ş ma anlatı aş r.

acayip olmak * yadı rganacak bir duruma girmek. acayipleş me * Acayipleş durumu. mek acayipleş mek * Baş mak, yadı kalaş rganacak bir duruma girmek. acayipleş tirme * Acayipleş tirmek iş i. acayipleş tirmek * Acayip, yadı rganacak bir duruma getirmek. acayiplik * Acayip olma durumu, yabansı gariplik, tuhaflı lı k, k. accelerando * Parçanıçalırken gittikçe hı n nı zlanacağ anlatı ı nı r. acele * Çabuk davranma zorunluluğ ivedi, ivecenlik. u, * Vakit geçirmeden, tez olarak.

acele acele * Çabuk çabuk, hı olarak, büyük bir çabuklukla. zlı acele etmek * çabuk davranmak, ivmek. * telâş etmek, sabı zlanmak. rsı acele işş e eytan karır ş ı * düş ünüp taş ı nmadan, ivedi olarak yapı iş iyi sonuç beklenmemesi gerektiğ anlatı lan ten ini r. aceleci * Tez iş gören, çabuk davranan, telâş, ivecen. lı acelecilik

* Aceleci olma durumu, ivecenlik. aceleleş tirme * Aceleleş tirmek iş i. aceleleş tirmek * Çabuklaşrmak. tı aceleye gelmek * çabuk yapı ğiçin gereken özen gösterilmemiş ldı ı olmak. aceleye getirmek * zaman darlından yararlanarak birini aldatmak veya bir işüstünkörü yapmak. ğ ı i Acem *İ . ranlı * İ özgü. ran'a * İ ülkesi. ran acem * Türk müziğ mi notası yakıbir perde. inde na n

Acem halayı * Güney Anadolu yöresinde oynanan bir halk oyunu. Acem kı gibi lı cı * hem birinden yana, hem ona karşolabilen. ı Acem lâlesi * Taşrangillerden, turuncu ve sarı kı renkte çiçekli, yık ve çok yık türleri olan, tohumla saksı ve tarlada llı llı da üretilebilen bir süs bitkisi, güneş topu. Acem pilâvı * Safran ve zencefil ile yapı İ usulü bir pilâv çeş lan ran idi. acemaş iran * Klâsik Türk müziğ kullanı ş makamları biri. inde lan et ndan acemborusu * Canlı rmı çiçekler açan bir süs bitkisi (Bigonia radicams). kı zı acembuselik * Klâsik Türk müziğ kullanı birleş bir makam. inde lan ik Acemce acemi * Farsça. * Bir iş yabancı olan, eli işalı in sı e ş mamı bir işbeceremeyen. ş , i * İinde, mesleğ ilerlememiş ş inde . * Bir yerin, bir ş yabancı. eyin sı * Saraya yeni alı ş nmıcariyelere verilen ad.

acemi ağ ası * Hareme yeni alı cariyelerin ağ . nan ası acemi çaylak * Tecrübesiz, toy, beceriksiz. acemi er * Askere yeni alı ve eğ dönemini henüz tamamlamamıer. nan itim ş

acemi ocağ ı * Osmanlı ordusuna kapı eri yetiş kulu tirmek için kurulan okul. acemi oğ lanı * Yeniçeri ocağ yetiş ı nda tirilmek üzere tutsaklardan veya devş yoluyla Hristiyanlardan toplanan çocuk. irme acemice * Toyca, beceriksizce. acemileş me * Acemileş durumu. mek acemileş mek * Beceriksizlik göstermek, bocalamak. acemilik * Acemi olma durumu, aceminin çekingenliğve ürkekliğ acemice davranı toyluk. i i, ş ,

acemilik çekmek * henüz alı ş ğbir iş zorluk çekmek, bocalamak. madı ı te acemilik etmek * düş üncesizce hareket etmek, acemice davranmak. acemkürdi * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. inde ik acemleş me * Acemleş durumuna gelmek. mek acemleş mek * Kültür ve medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek almak. mı ran'ı ran nı * Kendini İ gibi hissetmek veya İ gibi davranmak. ranlı ranlı acemleş tirme * Acemleş tirmek iş i. acemleş tirmek * Kültür veya medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek aldı mı ran'ı ran nı rmak, Acem kültürünü yaygı tı nlaşrmak. acente * Bir kuruluş malî veya ticarî iş un lerini kazanç karşğ yürüten ticarethane. ıı lında * Vapur ortaklı veya banka ş ğ ı ubesi. * Bir kurumun veya ş ubelerinin baş bulunan kimse. ı nda * Bir kuruluşbağ olmaksın sözleş a lı zı meye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya iş letmeyi ilgilendiren iş aracı eden, bunları iş lerde lı k o letme adı yapan kimse. na acentelik * Acentenin yaptı iş ğ . ı * Acente kuruluş u. * Acaba. * Acizler, güçsüzler, eli ermezler, düş künler. * Tat alma organı bazı nda maddelerin bı ğyakı durum, tatlı ı raktı ı cı karş . tı * Tadı nitelikte olan. bu * Keskin, hoşgitmeyen, ş a iddetli.

acep aceze acı

* Renk için, koyu. * Ağ, sancı rı . * Dı dan gelen bir etki ile dıorganlarda birdenbire oluş ve o etkilerin kalkması duyulan rahatsı k, ş arı ş an ile zlı ı rap. stı * Kıcı rı, üzücü, incitici, dokunaklı , korkunç. * Ölüm, yangı deprem gibi olaylarıyarattı üzüntü, keder, elem. n, n ğ ı * Acı olarak, acı vererek, acı duyurarak, üzüntü içinde. * Dokunaklı rı, üzücü olarak, üzüntü içinde. , kıcı

acı acı

acı aç ağ

* Sedef otugillerden, sı ülkelerde yetiş kabuğ ve odunu hekimlikte kullanı küçük bir ağ kavasya cak en, u lan aç, (Quassia amara). acı badem * Gülgillerden bir meyve ağ (Amygdalus amara). acı * Bu ağ n acı rak, keskin kokulu meyvesi. acı mtı acı badem kurabiyesi * İ ve ş rmik ekerle yoğ rularak üzerine acı badem konduktan sonra fında piş rı irilen bir çeş kurabiye. it acı bakla * Baklagillerden, acı taneleri suda tatlı tılarak yenilen otsu bir bitki, Yahudi baklası olan laşrı (Lupinus termis). acı bal acı k balı amarus). acı ceviz * Deli bal. * Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaş ayan, 8-10 cm uzunluğ unda bir balı gördek (Rhodeus k,

* Genellikle Kuzey Amerika'da yetiş güzel görünüş bir ceviz türü. en, lü

acı çekmek (veya duymak) * ağ, sı duymak. rı zı * üzülmek, üzüntü içinde kalmak. acı dem çiğ * Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, ş yapraklı açırenk çiçekli, tohumları erit ve k romatizma tedavisinde kullanı zehirli bir çiğ türü, güz çiğ lan dem demi (Colchicum autumnale). acı elma * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı gelmek * dokunaklı rı, üzücü gelmek. , kıcı acı görmüş * kötü günler yaş ş amı . acı yar hı * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı karpuz * Bkz. ebucehil karpuzu. acı kavak * Dağ kavağveya titrek kavak (Populus tremula). ı acı kavun

* Bkz. eş hı . ek yarı acı kök * Loğ otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı toz. usa bir acı kuvvet * Sert, etkili, zorlu kuvvet. acı marul * Birleş ikgillerden, tadı , diş yapraklı acı li , sürgününden çı sütü uyuş kan turucu ve yatı rı olarak kullanı ş cı tı lan iki yık bir bitki (Lactuca virosa). llı acı meyan * Bkz. dikenli meyan. acı ot * Kuzey Anadolu dağ nıormanları yetiş toprak altı bilek kalı ğ kökü bulunan çok yık ların nda en, nda nlında ı llı ve otsu bir bitki (Tamus communis). acı canı rağçalmaz patlı kı ı * kötü durumda olan bir kimseyi yeni kötü durumlar etkilemez. acı z sakı * Çam sakı. zı acı söylemek * olumsuz bir davranı karşgerçeğolduğ gibi söylemek. ş a ı i u acı söz acı su acı tatlı * İ kötü. yi acı vermek * üzüntüye sebep olmak, incitmek. acı an yavş * Tüylü dalak otu. acı yitimi * Sinir bozukluğ çok ilâç alma, donma gibi sebeplerle acı u, duyumunun birazın veya tamamın yok nı nı olması , analjezi. acı yonca * Kıl kantarongillerden, bataklıyerlerde yetiş kötü kokulu ve çok acı yaprakları zı k en, olan hekimlikte kullanı bir bitki (Menyanthes trifoliata). lan acı ca acılma kı * Acılmak iş kı i veya durumu. acılmak kı * Acı kmak iş konu olmak. ine acı klı * Acı racak, acı ndı verecek nitelikte olan, dokunaklı , koygun. * Oldukça acı . * Kiş onuruna dokunan gönlünü inciten söz. inin *İ çindeki minerallerin etkisiyle tadı olan kuyu veya pı suyu. sert nar

* Acı görmüş , kederli. , yaslı acı komedi klı * Eğ lendirici olmayı amaçlamayan, dramatik yönü ağ basan, duygusal bir oyun türü, trajikomik. ı r acı kma acı kmak düş ünür. acı rma ktı * Acı rmak iş ktı i. acı rmak ktı * Açlıduyması sebep olmak. k na * Aç bı rakmak, yeterince doyurmamak. acı lanma * Acı lanmak iş i. * Acı kmak iş i. * Açlıduymak, yemek yeme ihtiyacı k duymak. * Uzun süre bir ş yokluğ çeken kimse, o ş eyin unu eyden ne kadar çok elde etse, yine kendisine yetmeyeceğ ini

acı lanmak * Tadı olmak, acı mak. acı laş * Acıdurumda olmak, üzüntüye kapı lı lmak, üzülmek. acı ma laş * Acı mak iş laş i.

acı mak laş * Tadı bozulmak, acı olmak. * Dokunaklı duruma gelmek. * (konuş Kıcı bir durum almak. ma) rı, sert * Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek. acı tı laşrma * Acı tı laşrmak iş i. acı tı laşrmak * Acı duruma getirmek. bir acı lı * Acı lmıolan. katı ş * Acı olan, kederli. sı * Acı olma durumu. * Dokunaklı kederlilik, yaslı lı k, lı k. * Acıolma durumu. lı * Acı iş mak i. * Baş bir kimsenin veya canlın mutsuzluğ karşduyulan üzüntü, merhamet. ka nı una ı acı mak * Tadı duruma gelmek, acı mak. acı laş * Acı ağlı lı rıolmak. , * Baş nıacına ortak olmak veya durumundan üzüntü duymak. kasın sı

acı lı k

acı k lı lı acı ma

* Baş nıuğ ğveya uğ kasın radı ı rayacağkötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. ı * Bir ş vermeye kı eyi yamamak veya verdiğ elden çı ğ üzülmek. ine, kardına ı acı z ması * Acı katı maz, yürekli, merhametsiz.

acı zca ması * Acı z olarak, acı z bir biçimde, zalimce, zalimane. ması ması acı zlı ması k * Acı olma durumu, merhametsizlik, zulüm. maz acı k mı acı msı * Buğ tarlaları yetiş tohumu zehirli, yabanî bir bitki, belemir. day nda en, * Acı yakı tadı ya n olan, tadı acı az olan, acı rak. mtı * Dokunaklı .

acı rak mtı * Acı . msı acı nacak * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek. acı ölmek ndan * açlı ölmek. ktan * çok acı kmak. acı rma ndı * Acı rmak iş ndı i. acı rmak ndı * Bir kimsenin acı na yol açmak, merhamete getirmek. ması acılacak nı * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek durumda bulunan. acılma nı * Acılmak iş nı i. acılmak nı * Acı nmak iş konu olmak. ine acı nma acı nmak * Acı nmak iş i. * Acı iş konu olmak. mak ine * Baş nıhesabı üzülmek, yazı kasın na klanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, teessüf etmek. * Az acı mtı , acı rak. * Yaban turpu. acıçı sı kmak * olumsuz, kötü sonucu ortaya çı kmak. acıiçine (veya yüreğ çökmek (veya iş sı ine) lemek) * bir ş acını çok duymak. eyin sı pek

acı rak acı rga

* olmadan olacağdüş ı ünerek çok üzülmek. acına dayanamamak sı * bir kimse bir yakınıölümünden büyük üzüntü duymak. nın acını sı almak * acı ı gidermek. lını ğ * sıyı zı dindirmek. * kederini azaltmak. acını rı basmak sı bağna *ş ikâyet etmeden üzüntüye katlanmak. acını sı çekmek * yapı yanlıbir iş kötü sonucunu görmek. lan ş in acını karmak sı çı * (tat için) acı ı yok etmek. lını ğ * uğ ğmaddî veya manevî zararı ı radı ı karş layacak bir iş yapmak. * öç almak, intikam almak. acını sı görmek * bir yakını ölümünü görmek. nın acız sı * Tadı olmayan. acı * Ağ, sı duyulmayan. rı zı * Üzüntü, sıntı kı olmayan, kedersiz. * Acı iş tmak i veya biçimi. * Acı iş tmak i. * Acı vermek. lı k * Ağ ve sı duyması sebep olmak. rı zı na * Acı duygusu olan (kimse). ma * Acı iş mak i veya biçimi. acibe acil * Hiç görülmemişalılmamış ı veya yadı , ş ı ş aş , lacak rganacak ş ey. * İ ivedili. vedi,

acı tı ş acı tma acı tmak

acıcı yı acış yı

acil servis * (hastanelerde) Vakit yitirilmeden bakı lması gereken hastalarıilk tedavilerinin yapı ğyer. n ldı ı acil ş dilemek ifalar * hastanı kı sürede iyileş dileğ bulunmak. n sa mesi inde acilen aciyo * Hemen, hiç zaman yitirmeden, tez elden, gecikmeden, ivedilikle. * Bkz. acyo.

aciz

* Gücü bir iş yetmez olanıdurumu, güçsüzlük. e n * Beceriksizlik. * Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu. * Gücü bir iş yetmez olan, güçsüz. e * Beceriksiz.

âciz

âciz kalmak * çok uğ maya rağ o işyapamamak. raş men i âcizane * Söz söyleyen kimsenin kendi yaptı nı kları abartmamak için kullandı "acizlere yakı biçimde" ğ ı ş acak anlamı bir nezaket sözü. nda âcizleri âcizlik acube acul * Tez canlı tez, ivecen. , içi * Hı , çabuk. zlı acun * Dünya. acur acur * Bkz. ajur. * Alçak gönüllülük göstermek için "ben" zamiri yerine kullanı bir söz. lan * Beceriksizlik, güçsüzlük. * Tuhaf kimse.

* Kabakgillerden, kabuğ çizgili ve tüylü, sarı rak, yeşveya sarı u mtı il , üzeri yeşlekeli, irice bir çeş hı il it yar (Cucumis flexuosus). acurlu acuze acyo * Herhangi bir paranıgerçek değ n eriyle sürüm değ arası veya bir ticaret senedinin üzerinde yazı eri nda lı miktar ile indirimden sonraki tutarı nda doğ fark. arası an * Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alı komisyon. nan * Senetli kredi iş lemlerinde bankaları yaptı tahsilât. n kları acyocu * Borsa veya piyasada tahvil için çeş hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse. itli * Bkz. ajurlu. * Huysuz, çirkin, yaş kadı cadı . lı n, karı

acz içinde olmak * gücü yetmemek, becerememek. acze düş mek * çaresiz kalmak, elinden birş gelmemek. ey aç

* Yemek yeme ihtiyacı veya yemesi gereken, tok karş . olan ı tı * Yiyecek bulamayan, yoksul kimse. * Gözü doymaz, haris. * Çok istekli, çok hevesli. * Karnı doymamıolarak. ş -aç / -eç *İ simden isim ve sı yapma eki: bakr-aç, top-aç, kı vb. fat r-aç * Fiilden sı yapma eki: gül-eç vb. fat * Fiilden isim yapma eki: tı say-aç, sür-eç vb. ka-ç, aç acı na * aç olarak, bir ş yemeden. ey

aç açıkalmak k * yoksulluk içinde, evsiz barksıkalmak. z aç ayı oynamaz * kendisinden iş beklenilen kimseden emeğ karş ğesirgenmemelidir. inin ıı lı aç bı rakmak * yiyecek vermemek veya karnı doyurması engel olmak. nı na aç bîilâç * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı

aç doymam, tok acı kmam sanı r * aç insan elde ettiğ inden çoğ ister, varlı insan ise var olanla yetinir gibi görünür. unu klı aç doyurmak * yoksulları beslemek. aç gezmektense tok ölmek yeğ dir * yoksulluk ölümden de beterdir. aç göz aç gözlü aç gözlü * karş . ı tı aç gözlülük * Aç gözlü olma durumu veya aç gözlüye yakı ş davranı doymazlı tamahkârlı tamah. acak ş , k, k, aç gözlülük * karş . ı tı aç gözlülük etmek * bir ş karşaş istek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlıetmek. eye ıı rı k aç gözünü, açarlar gözünü * "uğ ı uyanıbulunmak gerekir, yoksa umulmadıbir anda büyük zararlarla yüz yüze gelirsin" raş larda k k anlamı kullanı nda lı r. aç kalmak * karnı doyuramamak. nı * yoksulluğ düş a mek. * Gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris. * Mala veya yiyecek içecek ş eylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris, camgöz.

aç karnı na * mide boş henüz birş yiyip içmemiş ken ey ken. aç kurt gibi (yemek, üş mek veya saldı üş rmak) * büyük bir istekle. aç susuz kalmak * yoksulluktan yaş ayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma düş mek. aç tavuk kendini arpa ambarı sanı nda r * insanlar, yokluğ yoksulluğ çektikleri ş için olmayacak hayaller, düş kurar. unu, unu eyler ler açacak * Açmaya yarayan araç. * Anahtar. * Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki, açelya, azelya. * Açmak iş yapan. ini * Oynak kemiklerin arası ndaki açı geniş ları letmeye yarayan kasları genel adı n , büken karş . ı tı * Anahtar. * İtah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif. ş * Bkz. açalya. * Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğ runun oluş turduğ çıntı u kı . * Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çı iki yarı doğ kan m runun oluş turduğ geometrik biçim, u * Görüşbakı yön. , m,

açalya açan

açar

açelya açı zaviye.

açı ölçüm * Açı ölçmede söz konusu olan yöntem ve teknik. açı cı * Açmak iş yapan. ini

açı alı ğ nmak a * görevine son verilmek. açı alma ğ a * bir görevliyi geçici bir süre iş alma. ten açı almak ğ a * görevine son vermek. açı çı ğ karmak a * iş inden çı karmak. açı çı ğ kmak a * belli olmak, anlaş ı lmak. * iş inden çı lmak. karı açı vurmak ğ a * belli etmek, ortaya çı karmak. * gizli bir durumu ortaya çı karmak.

açı çı ğ kmak ı * saklamakla görevli bulunduğ paranıveya malıeksik olduğ anlaş u n n u ı lmak. açını ğ kapatmak ı * eksiğ tamamlamak. ini açı k * Açı şkapalı lmı , olmayan, kapalı ı. karş tı * Engelsiz. * Örtüsüz, çı plak. * Boş . * Görevlisi olmayan, boş , görev), münhal. (iş * Aralı çok. ğ ı * İler durumda olan. ş * Kolay anlaş r, vazı ı lı h. * Gizliliğolmayan, olduğ gibi görünen. i u * Her türlü düş ünceyi hoş görüyle karş ı layabilen, etkisinde kalabilen. * (renk için) Koyu olmayan. * (kitap, resim, film için) Seviş sahnelerini bütün çı ğ anlatan. me plaklıyla ı * Kapalı olmayan (hava, iş yeri). * Belli bir yerin biraz uzağ ı . * Denizin kıdan uzakça olan yeri. yı * Doğ olarak, açı ru kça. * Bir ihtiyacıkarş n ı lanamaması durumu. açıaçı k k * Saklamaksın, gizli yer bı zı rakmaksın, içtenlikle. zı

açıağ k ı l * Koyunlarıve keçilerin barı rı kları açı etrafı duvar veya ölü çitlerle çevrili basit barı n ndıldı üstü k, taş nak. açıağ k ı zlı * Aptal, sersem, ahmak. açıalı k nla * baş ve övünç ile. arı açıartı k rma * Bir malısatında alılar arası fiyat artı yarına dayanan satı n ş ı cı nda rma ş ı ş . açıbilet k * Yolculuklarda dönüş tarihi kararlaşrı tılmamı belirli bir dönem için geçerli, gidiş ş , dönüş bileti.

açıbono k * Para hanesi boş rakı imza edilen bono. bı larak açıbono vermek k * sırsıyetki tanı nı z mak. açıbölge k * Gümrük sırlamaların olmadı bölge, serbest bölge, serbest mı ka. nı nı ğ ı ntı açıcelse k * Açıduruş k ma. açıciro k açıçek k * Üzerine para miktarı lmamı çek. yazı ş , açıdeniz k * Senet veya çek arkası kime ödeneceğbelirtilmeden imzalanma yoluyla yapı ciro. na i lan

* Denizin, kara suların dında kalan bölümü. nı ş ı * Yakıkaralarla çevrili olmayan deniz, engin. n açıdevre k *İ çinden sürekli akı geçmeyecek bir yalı m tkanla kesilmiş elektrik devresi. açıdolaş sistemi k ı m * Genellikle bütün eklem bacaklı ve birçok yumuş larda akçada bulunan atardamar ve kan boş undan luğ oluş açıbir dolaş sistemi. muş k ı m açıduruş k ma * Mahkemede herkesin duruş dinleyebileceğoturum. mayı i açıdüş k me * Yağ güreş pehlivanıkıüstü düş yenilmiş lması lı te n ç erek sayı . açıeksiltme k * Yaptılacak bir iş veya satıalı rı in n nacak bir malıucuza sağ n lanması iş için i yapacak veya malı satacak kiş iler arası fiyat düş nda ürme yarına dayanan iş ş ı lem. açıelli k * Cömert.

açıellilik k * Cömertlik. açıfikirli k * Olayları özellikle yenilikleri iyi anlayı gereğgibi karş ve p i ı layabilen, düş ündüğ olduğ gibi söyleyebilen ünü u (kimse). açıfikirlilik k * Açıfikirli olma durumu. k açıhava k * Bulutsuz hava. * Bahçe, park gibi yapı şolan yer. dı ı açıhava sineması k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı sinema. açıhava tiyatrosu k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı tiyatro. açıhece k * Ünlü ile biten hece.

açıhesap k * Peş para veya bono vermeden yapı alıveriş in lan ş . açıimza k * Üzeri boş rakı bir kâğ n altı dolduracak olana güvenilerek atı imza. bı lan ı dı na, lan açıiş k letme * Maden yatağ örten verimsiz topraklar kaldıldı sonra açıhavada yapı iş ı nı rı ktan k lan letme. açıkahverengi k * Kahverenginin bir veya birkaç ton açı. ğ ı açıkalp ameliyatı k * Kalbin içi açı lmadan önce dolaş sun'î kalp denilen bir aygı devredildikten sonra yapı kalp ameliyatı ı m ta lan . açıkalpli k

* Bkz. açıyürekli. k açıkalplilik k * Bkz. açıyüreklilik. k açıkapamak k * (bütçe) gider fazlası para sağ nı layarak gidermek. açıkapı rakmak k bı * gereğ inde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı rakmak, kesip atmamak. bı açıkapı k politikası * Yabancı malları ülkeye serbestçe sokma politikası bir . açıkapı k siyaseti * Açıkapı k politikası . açıkonuş k mak * gerçeğçekinmeden söylemek. i açıkredi k * Bankalarıgüvendikleri müş n terilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verdikleri borç para. açıliman k * Bütün gemilerin formalite yönünden kolayca girip çı kları ktı liman. * Hava ş artları kolayca etkilenen liman. ndan açımaaş k ı * Görevinden alı birine yasaca tanı belirli bir süre içinde ödenen aylı nan nan, k. açımavi k * Mavinin bir ton açı. ğ ı açımektup k * Zarfı şrı yapı lmamımektup. tı ş * Yazı ğkimseye gönderilmeyip bası yoluyla açı ldı ı n klanan mektup. açıolmak k * (o yerde) kendisi her zaman iyi karş ı lanmak. açıordugâh k * Kı kurulan ordugâh. rda açıoturum k * Güncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konularıveya sorunlarıherkesin izleyebileceğbir biçimde açıolarak n n i k tartıldı toplantı ş ğ ı ı . açıoy k * Verenin adı gösteren ve konuş sorun üzerindeki düş nı ulan üncesini belli edecek yolda verilen oy.

açıöğ k retim * Ders konuları radyo ve televizyon gibi araçlarla yayı mlanan veya posta ile ilgililere ulaşrı öğ tılan retim yöntemi. açıönerme k *İ çerisinde değken bulunan ve bu değkenin alacağdeğ doğ u veya yanlı ğkesinleş önerme. iş iş ı erle ruluğ şı lı en açıpazar k * Gümrük kaydı olmayan, her devletin malı serbestçe satabileceğş veya ülke. nı i ehir açıpembe k * Pembenin bir ton açı. ğ ı

açıpoliçe k * Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak üzere düzenlenen poliçe. açırejim k * Parlâmenter rejim. açısaçı k k * Göreneğ aykı derecede çı veya örtüsüz. e rı plak açısaçıkonuş k k mak * cinsî konularla ilgili sözler söylemek. açısarı k * Sarın bir ton açı. nı ğ ı açısayı k m * Bir seçim sonunda verilen oyları açıolarak sayı , aleni tadat. n k lması açıseçik k * Çok açı çok belirgin. k, açısenet k * Bkz. açıbono. k açısöylemek k * anlaş ı lmamıyönünü bı ş rakmadan anlatmak veya çekinmeden söylemek. açısözlü k * Her ş olduğ gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen. eyi u açısözlülük k * Açısözlü olma durumu. k açış k ehir * Düş saldısı karşsavunma önlemleri alı man rına ı nmamı içinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu ş , durumu önceden ilân edilmiş olan ş ehir. açıtaş k ı t * Üstü örtülmemiş ı taş (araba, otomobil vb.). t açıteş k ekkür * Herhangi birine basıyoluyla edilen teş n ekkür. açıtohumlular k * Tohumları kozalak pulları üzerinde açıolarak bulunan çiçekli bitkilerin ayrı ğiki büyük daldan biri. k ldı ı açıtribün k * Açıhavadaki spor müsabakaları seyircilerin oturduğ ve üstü kapalı k nda u olmayan bölüm. açıtutmak k * bir iş yerinin çalır durumunu sürdürmek. ş ı açıvermek k * gelir, gideri karş ı lamamak. * gizlenmek istenen bir olayı düş , bir ünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açı klamak. açıyara k açıyeş k il * Kapanmamı sürekli iş ş , leyen yara. * Yeş bir ton açı. ilin ğ ı

açıyürekle k * özü sözü bir olarak, hiçbir ş saklamaksın. ey zı açıyürekli k * Düş ündüğ olduğ gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan (kimse), samimî, açıkalpli. ünü u k açıyüreklilik k * Açıyürekli olma durumu, samimiyet, açıkalplilik. k k açızaman k * Tutkalı yüzeye sürüldüğ an ile pres edilip, sılması n ü kı gereken an arası geçen süre. nda açı ı kağ z açı kça * Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris). * Gizli bir yönü kalmaksın, kolay anlaşr bir biçimde. zı ı lı

açı kçası * Doğ rusu, açıolanı k , anlaşr biçimi, gizli kapaklı ı lı olmayan yanı . * Açıolarak. k açı kçı açı kgöz * Uyanıdavranarak çı nı layan, imkânlardan kurnazca yararlanması bilen. k karı sağ nı açı kgözlük * Açı kgözlülük. açı kgözlülük * Açı olanı durumu, açı kgöz n kgöze yakı ş davranı acak ş . açı klama * Açı klamak iş izah. i, * Borsada fiyat dalgalanmaları yararlanarak açı para kazanan (kimse). ndan ktan

açı klama cümlesi * Bir önceki cümleyle bağ kuran yani, demek ki, öyle ki gibi bağ cı baş lantı layılarla layan, söz konusu duygu veya düş ünceyi bütünleyen cümle. açı klama yapmak * herhangi bir konuyu aydı ğ kavuş nlı a turmak amacı konuş veya yazmak. yla mak açı klamak * Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgileri vermek, izah etmek. * Bir sorunla ilgili olarak aydı cı vermek, tavzih etmek. nlatı bilgi * Bir sözün, bir yazın ne anlatmak istediğ belirtmek, yorumlamak. nı ini * Açı söylemek, ifş etmek. kça a * Belirtmek, göstermek, açı vurmak, izhar etmek. ğ a açı klamalı * Birtakı açı m klamalarla anlaş ı , öğ lması renilmesi kolaylaşrı şizahlı tılmı , . açı klanan * Açı klamalar sonunda ortaya çı kması beklenen kavram. açı klanma * Açı klanmak iş i. açı klanmak

* Açı klamak işyapı i lmak, izah edilmek, ifş edilmek. a açı livası klar * İi gücü olmayan, boş kalan kimse. ş ta açı livası klar * iş i gücü olmayan, boş kalan kimse. ta açı livası klar olmak * iş bulamayarak iş ve kazançsıkalmak. siz z açı ma klaş * Açı mak durumu almak. klaş açı mak klaş * Açıduruma gelmek. k * Rengi açı lmak. açı tı klaşrma * Açı tı iş klaşrmak i. açı tı klaşrmak * Açıduruma getirmek. k * Rengini açtı rmak. açı klatma * Açı klatmak iş i. açı klatmak * Açı klaması sağ nı lamak. açı klayan * Açı klamalar sonucunda elde edilen kavram.

açı cı klayı * Bir sorunu gerekli açı ğ kavuş klı a turan. * Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açı klayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı anı ile lacaktı cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adın açı cıd ı r" nı klayısır. açı ş klayı * Açı klamak işveya biçimi. i açı ğ kavuş klı a turmak * (bir konu veya sorunu) aydı nlatmak, kapalı lı kurtarmak, anlaş r duruma getirmek. ktan ı lı açı k klı * Açıolma durumu. k * Uzaklı mesafe. k, * Örtüsüz, çı yer. plak * Boş geniş ve yer. * Bir yerin uzaklara kadar bakı labilecek ve bakanı içinde ferahlıdoğ n k uracak durumda olması . * Gerçeğolduğ gibi yansı durumu. i u tma * Bir söz veya yazı maksadı açıolması da n k özelliğ vuzuh. i, * Dürbün, fotoğ makinesi gibi optik araçlarda ağ çapışı girebildiğdelik. raf ı z , ığ ın i

açı k getirmek (veya kazandı klı rmak) * (bir konu veya sorunu) anlaş r duruma getirmek. ı lı açı kölçer klı * Bir mikroskobun açı ğ ölçmeye yarayan alet. klını ı açı bı kta rakmak

* iş görev vermemek, yersiz yurtsuz bı ve rakmak veya birkaç kiş birlikte sağ iye lanan bir iyilikten birini yararlandı rmamak. açı kalmak (veya olmak) kta * iş görev bulamamak, yersiz yurtsuz kalmak veya birkaç kiş birlikte eriş i bir iyilikten ve inin tiğ yararlanamamak. açı ktan * Bir yerin uzağ ı ndan. * Sı ve aş gözetilmeden, dı dan atayarak. ra ama ş arı * Emek ve para harcamadan.

açı (para) kazanmak ktan * emek ve sermaye olmadan para kazanmak. açı açı ktan ğ a * Belirgin olarak, göz göre göre. açı kazanmak ktan * emek ve sermaye koymadan kazanç sağ lamak. açı para almak ktan * bir iş veya mal için, kararlaşrı ş tılmıücret veya değ dında para almak. er ş ı açı tayin ktan * Derece ve belli bir sı gözetilmeksizin yapı atama. ra lan açı lama açı lı m ölçülür. * Açı lma. * Bir yı zla gök ekvatoru arası ldı ndaki uzaklı kuzeye doğ olanı , güneye doğ olanı eksi iş k; ru artı ru da aretiyle *İ leride, içlerinde en uygununun seçilebilmesi için, güç bir sahnenin çeş açı itli lardan çekiminin yapı . lması

açı saçı lı lmak p * (kadıiçin) çok açısaçıgiyinmeye baş n k k lamak. * (kadıiçin) eskisine göre ölçüsüz davranı n ş bulunmaya ba ş larda lamak. açı lı ş * Açı işveya biçimi. lmak i * Yeni bir yapın, yerin veya yeni bir kuruluş çalı nı un ş maya baş laması at. , küş

açı konuş lı ş ması * Herhangi bir toplantın açı nı lması rası yapı ilk konuş sı nda lan ma. açı töreni lı ş * Bir açıı lıkutlamak için yapı toplantı ş lan , resmiküş at. açı lma * Açı iş lmak i. * Bir film çekiminde karanlı baş p gittikçe aydı kta layı nlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. * Bir grupta, sı n jimnastik alı rmaları dağ k düzene girmesi. raları ş tı için ı nı * Çatlama. * Açmak iş lmak veya açmak iş konu olmak. i yapı ine * (renk için) Koyuluğ yitirmek. unu * Kendine gelmek, biraz iyileş mek, ferahlamak. * (gemi) Gitmek, uzaklaş mak. * Sılması kı , çekinmesi, tutukluğ kalmamak. u * (kuruluş için) İ kez veya yeniden iş baş lar lk e lamak.

açı lmak

* İini gereğ ş inden veya götürebileceğ inden geniş tutmak. * Geniş lemek, bollaş mak. * Delinmek, yı lmak. rtı * (sis, karanlı duman için) Dağ k, ı lmak, yoğ unluğ yitirmek. unu * Gereken güce ulaş mak. * Sı nı rrı, üzüntüsünü, sorunları birine söylemek. nı * (pencere, kapı için) Geçit vermek. , yol * Ayrı ya girmek. ntı * (yüzerken) Kıdan uzaklaş yı mak. açı m * Açma, açı , küş lı at. ş açı mlama * Açı mlamak iş teş ş i, rih, erh. açı mlamak * Bir sorunu veya konuyu ele alıen ince noktaları kadar gözden geçirerek anlatmak, ş etmek, teş p na erh rih etmek. açı mlanma * Açı mlanmak iş i. açı mlanmak * Açı mlamak iş konu olmak. ine açı rma ndı * Açı rmak iş ndı i. açı rmak ndı * Açı nması sağ nı lamak. * Bir cismin yüzeyini açarak bir düzlem üzerine yaymak. açım nı * Açı nmak iş inkiş i, af. * Bir cismin yüzeylerinin açı bir düzlem üzerine yayı . lı p lması * Açı nmak iş i. * Geliş mek. * (tohum, hastalıiçin) İ k çindeki yetenekler uyanarak amacı varmak, geliş na mek, inkiş etmek. af * Açı nsamak işistikş i, af.

açı nma açı nmak

açı nsama

açı nsamak * Bir yerin özelliklerini ortaya çı karmak için araşrma ve inceleme yapmak, istikş etmek. tı af açı ortay * Bir açı bölgeyi, ölçüleri birbirine eş olan iki açı bölgeye ayı doğ sal it sal ran ru. açı düzlemi ortay * İ düzlemli bir açı iki komş ve eş açı bölen düzlem. ki yı u it ya açı ölçer açı sal * Bkz. iletki. * Açı ilgili. ile

açı bölge sal * Açı iç bölgesinin birleş ile iminden oluş düzlem parçası an . açı çap sal * Ay ve Güneş gök cisimlerinin iki doğ arası gibi rusu ndaki açı . açı hı sal z * Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı açı tiren ru nı ğ . ı açı ivme sal * Açı hın birim zamanda değen niceliğ sal zı iş i. açı sapma sal * Belli bir açı düzeyinde gerçekleş sapma. en açı uzaklı sal k * Gök cisimlerinin (yı z veya gezegen) birbirlerinin karş ma düzlemine göre uzaklı. ldı ı laş ğ ı açı yol sal * Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldı yol. ğ ı açı ş * Açmak iş i veya biçimi. * Bir kuruluş çalı u ş maya baş latma.

açıkonuş ş ması * Herhangi bir toplantı baş yı latmak için yapı ilk konuş lan ma. açı t açkı * Bir duvarda açıbı lmıbulunan kapı k rakı ş , pencere, kemerleme benzeri açı k. klı * Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleş parlatma, perdah. tirip * Demircilikte delik büyütmekte kullanı araç. lan * Anahtar ve her türlü açma aracı . * Açkı yapan (kimse), perdahçı . * Anahtarcı . * Açkı lamak iş i.

açkı cı

açkı lama

açkı lamak * Açkı parlatmak. ile açkı lanma * Açkı lanmak iş i. açkı lanmak * Açkı lmak, perdahlanmak. yapı açkı latma * Açkı latmak iş i. açkı latmak * Açkı i yaptı iş rmak, perdahlatmak. açkı lı * Açkı lmı perdahlanmı perdahlı yapı ş , ş , . açkız sı

* Açkı lmamı perdahlanmamı perdahsı yapı ş , ş , z. açlı öldürmek ğ ı * açlıhissini geçiş k tirmek, yatı rmak. ş tı açlı k * Aç olma durumu. * Kık. tlı * Yoksulluk. * Aş istek içinde bulunmak. ı rı

açlıçekmek k * yoksulluk içinde bulunmak. açlıgrevi k * Kendisine veya baş na yapı bir haksı ğprotesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiğtepki. kaları lan zlı ı i açlı gözü (veya gözleri) kararmak (veya dönmek) ktan * çok acı kmak. açlı imanı ktan gevremek * çok acı kmak. açlı nefesi kokmak ktan * yoksulluk içinde bulunmak. açlı ölmek ktan * dayanı derecede acı lmaz kmak, çok acı kmak. açlı ölmeyecek kadar ktan * (yiyecek, içecek için) pek az (yemek, içmek). * gereğ inden az. açma * Açmak iş i. * Orman içinde ağ kesme veya yakma yoluyla tarı elverişbir duruma getirilen arazi. aç ma li * Bir çeş susamsı kalı yağ simit. it z, nca lı * Açma yapan veya satan kimse. açmak * Bir ş kapalı eyi durumdan kurtarmak. * Bir ş kapağ veya örtüsünü kaldı eyin ı nı rmak. * Engeli kaldı rmak. * Sarı şkatlanmı örtülmüş lmı , ş , veya iliklenmiş olan ş eyleri bu durumdan kurtarmak. * Oyarak veya kazarak çukur, delik oluş turmak. * Tı bir ş bu durumdan kurtarmak. kalı eyi, * Çevresini geniş letmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. tı * Yarmak. * Düğ veya dolaş ş ş çözmek. ümü mıbir eyi * Bir kuruluş bir iş u, yerini, bir yeri iş veya ilk defa kullanı duruma getirmek. ler lı r * Bir aygı, bir düzeni vb.lerini çalır duruma getirmek. tı ş ı * Alıverişbaş ş i latmak. * Rengin koyuluğ azaltmak. unu * Yakı ş mak, güzel göstermek. * Ferahlıvermek. k * Bir konu ile ilgili konuş mak. * Savaş almak, fethetmek. la * Avunmak veya danı ş için söylemek. mak * Yapmak, düzenlemek.

açmacı

* Ayı rmak, tahsis etmek. * Sılganlını kı ğ , utangaçlını ı ğ gidermek. ı * Görünür duruma getirmek. * (hava için) Bulutlarıdağ n ı yla gök yüzü aydı lması nlanmak. * Geçit vermek. * İ dökmek. çini açmalı k açmaz * Satranç oyununda ş koruyan taş ahı lardan birinin yerinden oynatı lmaması durumu. *İ çinden zor çılı kı durum. r * (tulûatta) Karş ndakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylını ı sı ğ veren söz. ı açmaz halatı * Gemilerin limana bağ lanması sahilden esecek rüzgârla rı mdan uzaklaş ve htı maması kıya dikine için yı bağ lanan halat. açmaza düş mek * içinden çılması durumda kalmak. kı güç açmaza getirmek (veya düş ürmek) * düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak. açmazlı k * Açmaz olma durumu. * Ağ pek sı olma durumu, ketumiyet. zı kı açtı zı, yumdu gözünü ağ nı * öfkelenerek veya kı zarak ağ sözler söyledi. ı r açtı rma * Açtı rmak iş i. * Kiri çı karmak veya eş iyice temizlemek için kullanı her türlü madde. yayı lan

açtı kutuyu, söyletme kötüyü rma * kötü konuş abilecek birine, bildiklerini açı klama fı verilmemesi gerektiğ öğ rsatı ini ütler. açtı rmak * Açmak iş yaptı ini rmak. ad * Bir kimseyi, bir ş anlatmaya, tanı eyi mlamaya, açı klamaya, bildirmeye yarayan söz, isim: Çocuk, kedi, ağ aç, düş ünce, iyilik, Ahmet, Ertuğ birer addı rul r. * Herkesçe tanı ş nmıveya iş itilmiş olma durumu, ün, nam, ş öhret. * Anı değ önem. lacak er, *İ sim. ad ad almak * Sayma, sayı lma. * kendisine ad verilmek. * ün kazanma.

ad bilimi

* Özel adlar üzerinde duran ve özel adları köken bilgisi, tarihî geliş dil ve kültür sorunları sı me, açından inceleyen bilim dalı . ad cümlesi * Bkz. isim cümlesi.

ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekimi * Bkz. isim çekimi. ad çekme * Ad çekmek iş kur'a. i, ad çekmek * raslantı ve talihe bağ bir ayı yapmak için, her birinde birer ad yazı ş ı ya lı rma lmıkâğ tlardan birini çekmek, kur'a çekmek. ad çekmeye girmek * kur'aya tâbi olmak. * oyunun baş cı oyuncular arası alan seçimi, baş atıveya karş langında, nda lama ş ı ı hakkı öncelik lama için sağ layan iş . ad çektirmek * ad çekmek iş yaptı ini rmak. ad değ imi iş * Bkz. mecazimürsel. ad durumu * Bkz. isim hâli. ad gövdesi * Bkz. isim gövdesi. ad koymak * çağ ı veya anmak için bir canlı bir yere, bir ş ad vermek, adlandı rmak ya, eye rmak, isim koymak, tesmiye etmek. ad kökü * Bkz. isim kökü.

ad takmak * adlandı rmak, ad koymak. ad tamlaması * Bkz. isim tamlaması . ad vermek * ad koymak, adlandı rmak, tesmiye etmek. * bir işkimin yaptını i ğ söylemek. ı ad yapmak * isim yapmak. ada * Her yanı ile çevrilmiş parçası su kara . * Trafiğ açıbir yol üzerinde sola dönüş sağ e k leri layan, sağ tarafta veya yol ortası yer alan kaldım taş nda rı ı yla ayrı ş lmıalan. * Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapı topluluğ lar u. ada balı ğ ı * Bkz. amber balı. ğ ı

ada çayı * Ballı babagillerden, yurdumuzda çok yetiş tüylü ve beyazı rak yaprakları ı bir bitki (Salvia en mtı olan tı rlı oflicinalis). * Bu bitkiden yapı sı içecek. lan cak ada gibi gemi * pek büyük (gemi). ada soğ anı * Zambakgillerden, soğ ndan ilâç olarak yararlanı birtakı maddeler elde edilen çok yık bir bitki anı lan m llı (Urginea maritima). ada tavş anı * Evcil cinsleri de olan tavş yakıbir kemirici memeli (Oryetolagus cuniculus). ana n adabı eret muaş * Terbiyeli, ince davranmak için tutulması gereken yollar, davranıtöresi, davranıbilgisi, topluluk töresi, ş ş görgü. adacı k adacı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşnominalizm. unu , adagio * Yavaş ı , ağ olarak. r * Bu biçimde çalı beste. nan adak * Adamak iş i veya adanı ş nezir. lan ey, adak adamak * bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak. adaklama * Adaklamak durumu. * Küçük ada.

adaklamak * Küçük çocuk yürümeye baş lamak. adaklanma * Adaklanmak iş i veya durumu. adaklanmak * Niş duruma gelmek, niş anlı anlanmak. adaklı * Adağolan, adak adamıolan. ı ş * Niş , yavuklu, sözlü. anlı * Adak olarak ayrı ş lmı(hayvan). * Adak adanan yer. * Adağolmayan, adak adamamıolan. ı ş * Niş olmayan. anlı

adaklı k

adaksı z

adale

* Kas. adaleli * Kaslı , kasları kı miş sı, geliş . adalesiz adalet * Kassı z. * Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğ ruluk, türe. * Bu işuygulayan, yerine getiren devlet kuruluş . i ları * Herkese kendine uygun düş kendi hakkı eni, olanı verme.

adalet dağ ı tmak * kanunlarısaydı hakları n ğ ı sahiplerine vermek, tanı nmak. adalet divanı * Devletler arası ndaki birtakı hukuk anlaş kları bakan ve merkezi La Haye'de bulunan uluslar arası m mazlı na mahkeme. adalet kapı sı * Hak ve hukukun aranması baş için vurulan merci, mahkeme. adalet mahkemesi * Bkz. adliye mahkemesi. adalet örgütü * Adliye teş . kilâtı adalet sarayı * Mahkemelerin bulunduğ büyük yapı u . adalete teslim etmek * sanı, adalet iş ğ ı leriyle uğ an kuruluş götürmek. raş a adalete teslim olmak * sanı adalet iş k, leriyle uğ an kuruluş gidip hakkı gerekli iş raş a nda lemin yapı nı lması istemek. adaletine sınmak ğ ı * (birinden) anlayı hoş ş görü, yakı k beklemek. , nlı adaletli * Adalete uygun düş veya adaletli olan, adil. en

adaletlilik * Adaletli olma durumu. adaletsiz * Adalete aykı düş veya adaleti olmayan. rı en

adaletsizlik * Adalete aykı davranı rı ş . adalı adalî * Ada halkı olan (kimse). ndan * Kas niteliğ olan; kasla ilgili olan, kası inde l. * Kasları geliş , adaleli, kaslı iyi miş . *İ nsan.

adam

* Erkek kiş i. * İ yetiş , değ kimse. yi miş erli * Birinin yanı ve iş bulunan kimse. nda inde * Birinin yararlandı, kullandı kimse. ğ ı ğ ı * Birinin sözünü dinleyen, nazı çeken kimse, kayıcı nı rı. * İ huylu, güvenilir kimse. yi * (belirsizlik zamiri yerine), Herkes, kim olursa olsun. * Görevli kimse. * (isim tamlamaları Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı nda) benimseyen. * Eşkoca. , adam adama (savunma) * futbolda, basketbolda karştakı oyuncusunu kollama, rahat hareket etmesini, sayı ı m yapması engelleme. nı adam akı llı * Bkz. adamakı. llı adam almamak * son derece kalabalıolmak. k adam azmanı * Çok iri yapıkimse. lı adam baş ı na * her kiş her birine. iye, adam beğ enmemek * herkesi değ görmek. ersiz adam boyu * Yaklaş olarak normal bir adam boyunda. ı k * İ boyunca. nsan adam değ ilim * herhangi bir durumun gerçekleş memesi hâlinde, kendisinin insan sayı lamayacağanlamı kullanı ant, ı nda lan göz dağsözü. ı adam etmek * eğ itmek, yetiş tirmek, topluma yararlı duruma getirmek. * bir yeri düzene sokmak veya bir ş işyarar duruma getirmek. eyi e adam evlâdı * İ bir ailenin iyi yetiş çocuğ yi miş u. adam gibi * terbiyeli, akı uslu. llı * adamlı insanlı yaraş yolda. ğ a, ğ a ı r * iyice. adam hesabı koymak na * birine değ vermek, saygı er göstermek. adam içine çı kmak * topluluğ karı a ş mak, değ insanları bulunduğ yerlere gitmek, eşdosta gitmek. erli n u e adam içine karı ş mak * değ bir topluluğ girmek, kendisine değ verilir olmak. erli a er adam kığ (veya yokluğ tlında ı unda) * işyarar kimselerin bulunmadı durumda. e ğ ı adam kullanmak

* iyi çalı rması bilmek. ş tı nı adam olmak * geliş büyümek, şmanlamak. mek, iş * iyi yetiş mek, iyi bir duruma gelmek. adam sarrafı *İ nsanlarıkarakterini çabuk anlayacak duruma gelmiş n kimse, insan sarrafı . adam sen de! (veya yalnıadam) z * bir iş önemsenmediğ anlatmak için söylenir. in ini adam sı na geçmek (veya girmek) rası * daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değ yokken artı kendisine önem ve değ verilmek. eri k er adam yerine koymak * adamdan saymak, varlını ğ kabul etmek. ı adama * Adamak iş i. adama dönmek (veya benzemek) * düzelmek. adamak * Bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak, nezretmek. * Kutsal saydı bir ş uğ ğ ı ey runa kendini feda etmek, ant niteliğ söz vermek. inde * Ayı rmak. adamakı llı * Gereğ inden çok, iyice. adamakla mal tükenmez * büyük vaatlerde bulunanlar için alay yollu söylenir. adamca *İ nsana yaraş biçimde. ı r * İ sayı olarak. nsan sı

adamcağ ı z * Kendisine karşsevgi veya acı duyulan adam. ı ma adamcası na * Adamca. adamcı k * Yerilen, küçümsenen; acı (kimse). nan adamcı l *İ nsandan ürkmeyen, insana alı ş ş olan, insana sokulan, sı mı cakkanlı , munis.

adamcık llı * Adamcı l olma durumu. adamdan saymak * bir kimseye değ olmadı hâlde değ vermek, saygı eri ğ ı er duymak. adamı * (bir iş ustalı yapan. i) kla adamıadı kacağ canı ksı n çı ı na çı n

* Bkz. insanı adı kacağ canı ksı n çı ı na çı n. adamıalacası n içinde, hayvanıalacası ş n dında ı * Bkz. insanı alacası n içinde, hayvanı alacası ş n dında. ı adamıiyisi alıveriş (veya iş ı belli olur n ş te baş nda) * bir kiş iyi bir insan olarak değ iyi erlendirebilmek için alıveriş veya iş ı ahlâk dı davranı ş te baş nda ş ı ş larda bulunmaması gerekir. adamı çatmak na * Bkz. tam adamı çatmak. na adamı düş na mek * (yapı bir işgüzel bir rastlantı lacak ) sonunda anlayanı uzmanı verilmiş na, na olmak. adamı göre na * kiş arası ayrı k gözeterek. iler nda calı * herkesin yeteneğ uygun olarak. ine adamı bulmak nı * Bkz. tam adamı bulmak (veya adamı düş nı na mek). adamkökü * Bkz. adamotu. adamlı k *İ nsana yakı ş durum, tutum ve davranı acak ş . * Yabanlı k.

adamlısende kalsı k n * iyilik bilmese de sen yine iyilik et. * bu işnası i l olsa sana yaptı racaklar, bari kendiliğ inden yap da onurunu koru. adamotu adamsı z * Patlı cangillerden, geniş yapraklı , kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis). * Yardı sı hizmetçisiz. mcız, * Erkeksiz, kocası z.

adamsı k zlı * Adamsıolma durumu. z a'dan z'ye kadar * baş aş ı tan ağ bütünüyle. , Adana kebabı * Kı na bolca acı yması biber katı hazı larak rlanan ş köfte. iş adanma adanmak adap * Adanmak iş i. * Adamak iş konu olmak. ine * Töre. * Yol yordam, yol yöntem.

adap erkân * Yol yöntem.

adaptasyon * Uyarlama. * Bir eseri çevrildiğdilin, konuş i ulduğ toplumun yaş ş inançları uyarlama. u ayına, ı na * Uyma. adapte * Uyarlanmı ş .

adapte etmek * uyarlamak. adapte olmak * uymak. adaptör * Bir âletin çapları birbirinden farklı parçaları birini ötekine geçirebilmek için yararlanı bağ cı olan ndan lan layı. adaş adaşk lı adatepe * Adları olanlardan her biri. aynı * Adaş olma, aynı taş durumu. adı ı ma

* Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aş mdan dolayı ı nı ortaya çı ş kmıtepe. adatma adatmak * Adamak iş yaptı ini rmak. adavet aday * Düş manlı yağ k. k, ı lı * Bir görev, bir iş kendini ileri süren veya baş için kaları tarafı ileri sürülen kimse. ndan * Bir iş yetiş için tirilmekte olan kimse, namzet. * Adatmak iş yaptı ini rmak.

aday adayı * Herhangi bir iş i yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylıaş k aması kazanmak amacı baş nı yla vuran kimse. * Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapı ön seçimlere adaylını lan ğ ı koyan kimse. aday göstermek * bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek: Anayasa. aday olmak * herhangi bir iş alı e nmak veya seçilmek için istekli olmak. adayavrusu * İ veya üç çifte kürekli küçük balı teknesi. ki kçı adaylını ğ koymak ı * bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek. adaylı k * Herhangi bir iş görev için kendini ileri sürme veya baş , bir kaları tarafı ileri sürülme, namzetlik. ndan * Bir görevde yetiş tirilme.

adcı

* Adcı öğ lı retisiyle ilgili olan. k * Bu öğ retiye bağ kimse. lı adcı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerçekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşisimcilik, nominalizm. unu , addan türeme fiil * Bkz. isimden türeme fiil. addedilme * Addedilmek iş i. addedilmek * Sayı lmak. addetme * Addetmek iş i.

addetmek * Saymak. addolunma * Addolunmak iş i veya durumu. addolunmak * Sayı lmak. adedî adem * Adetçe, sayı ca. * Yokluk, hiçlik, ölüm. * Osmanlı sözlerle birleş "-siz, -lik" anlamı kullanı ca erek nda lı r. * Dinî inançlara göre ilk yaratı insan ve ilk peygamber. lan *İ nsan, insanoğ adam. lu, *İ nsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan.

Âdem

Âdem baba *İ nsanlın babası Âdem. ğ ı , Hz. * Hapishanede çevresindeki mahkûmları haraca bağ layan kimse. * Afyonkeş . Âdem elması * Gı çıntı. rtlak kı sı Âdem evlâdı * Bkz. âdemoğ lu. Âdemci * Âdemcilik yanlı olan kimse. sı

Âdemcilik * XX. yüzyı baş simgeciliğ karşbir tepki olarak Rusya'da ortaya çı bir edebiyat akı . lı ı n nda e ı kan mı ademimerkeziyet * Yerinden yönetim. ademimerkeziyetçi * Yerinden yönetimci.

ademimerkeziyetçilik * Yerinden yönetimcilik. ademiyet âdemiyet * Yokluk. *İ nsanlı k. * Doğ dürüst insana yakır durum, adamlı ru ş ı k.

âdemoğ lu * İ denilen yaratı n hepsi. nsan kları âdemotu * Bkz. adamotu. adenit adese * Lenf düğ ümleri iltihabı . * Mercek. * Kovucuk. * Görüş derecesi, inceliğ i. * Sayı . * Herhangi bir sayı olan (ş tane. da ey), * Bir kimsenin yapmaya alı ş ş olduğ ş alı . mı u ey, ş kı * Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre. * Ay baş ı .

adet

âdet

âdet edinmek * bir ş alı k ve huy durumuna getirmek. eyi ş kanlı âdet görmek * (kadı ay başolmak. n) ı âdet olmak * öteden beri yapı olmak. lı r * bir ş gelenek durumuna gelmiş ey olmak. âdet yerini bulsun diye * gerekli görüldüğ için değ yalnıalılmıolduğ için. ü il, z ş ş ı u âdeta * Bayağ basbayağ hemen hemen, sanki. ı , ı , * Bayağyürüyüş ı le. * Sayı mı bakı ndan, sayı ca.

adetçe

adetimürettep * Bkz. tam sayı . adezyon kuvveti * Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arası ndaki çekiş kuvveti. adı (veya ismi) gibi bilmek * çok iyi bilmek.

adı batası (veya adı batası ca) * "yok olasıanlamı bir ilenme. " nda adı batmak * (sevilmeyen bir ş veya kimse için) unutulmak, adı lmaz olmak, artısözü edilmemek. ey anı k adı belirsiz * ünü olmayan, tanı nmayan, kim ve ne olduğ bilinmeyen. u adı okunmamak bile * birine hiç önem verilmemek. adı kmak çı * kötü bir ün kazanmak. * hakkı olmayan bir ün kazanma. adı kmıdokuza, inmez sekize çı ş * birinin bir kere adı ktı sonra onun hakkı çı ktan ndaki yaygıinanç artıkolay kolay düzelemez. n k adı deliye çı kmak * deli olmadı hâlde deli olarak tanı ğ ı nmak. adı duyulmak * tanı nmak, ünlenmek. adı geçmek * anı lmak, söz konusu olmak, ismi geçmek. * adı lmak. yazı adı rı kaldılmak * anı olmak, silinip gitmek. lmaz adı kalmak * bir kimse veya bir ş ortadan çekildikten, öldükten sonra dillerde yalnıadı ey z dolaş mak. adı ş karı mak * (kötü) bir iş birinin ilgisi bulunduğ söylenilmek. le u adı kötüye çı kmak * ünü kötü olarak yayı lmak. adı olmak * gereksiz, yersiz ünü olmak. adı sanı * bir kimsenin kimliğ i. adı üstünde * adı belli olduğ gibi. ndan u adı var * yaş amayan, yalnı hayalde var olan. zca

adı verilmek * ad takı lmak. adı l adı m * Zamir. * Yürümek için yapı ayak atı nıher biri. lan ş n ları

* Bir adı alı yol (bu uzunluk 75 cm sayı mda nan lı r). * Giriş hamle. im, * Bir gösterge ucunun eş olarak ayrı ş lmıyaylardan biri boyunca aldı yol. ğ ı * Ayakta temel duruş bir ayağ türlü yönlerde iki ayak boyu kadar ara ile yer değtirmesi. tan, ı n iş * Teknolojide iki diş arası li ndaki aralı k. adı adı m m * Ağ ağ yavaş ı ı r r, yavaş . adı adı gezmek m m * her yerini dolaş görmek. ı p adı adı izlemek m m * arkası izlemek. ndan * gizlice takip etmek. adı atmak m * yürümek için ayağ öne doğ uzatı basmak. ı nı ru p * bir iş ilk kez giriş e mek. adı atmamak m * gitmemek, uğ ramamak, aramamak. adı baş m ı * Birbirine yakıyerlerde, sısı n k k. adı nı rmamak mı attı * bir yere girmesine engel olmak. adı nı almak mı geri * baş ğbir iş geri dönmek. ladı ı ten adı mlama * Adı mlamak iş i. adı mlamak * Adı ölçmek. mla * Bir yerde ileriye geriye doğ giderek dolaş ru mak. adı nı mları açmak * yürürken hı zlanmak. adı nı mları seyrekleş tirmek * hı yürürken adı nı zlı mları yavaş latmak. adı nı klaşrmak mları sı tı * daha küçük ve çabuk adı atarak hı yurümek, ivmek, acele etmek. mlar zlı adı k mlı * Adı uzunluğ m unda olan. * Bir yerin çok uzak olmadını ğ belirtmek için kullanı ı lı r.

adı msayar * Yürüme sı nda gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğ anlayabilmek amacı ayağ rası unu yla a takı alet, pedometre. lan adı na * o ş veya o kimsenin yerinde olarak, namı onun hesabı eyin na, na.

adı ağ na almamak nı zı * dargı k, kı nlı kı nlıgibi bir sebeple bir kimseden hiç söz etmemek. nlı rgı k, zgı k

adı almak nı * ad takı lmak, ad verilmek. adı anmak (veya anmamak) nı * birinden söz etmek (veya etmemek). adı bağlamak nı ı ş * bir baş ndan adı söylemesini istemek. kası nı adı bozmak nı * andı uymamak, andı aykıdavranmak. na na rı adı kirletmek (veya lekelemek) nı * adın kötüye çı nı kması yol açmak. na adı koymak nı * karşğ veya fiyatı kararlaşrmak. ıı lını nı tı adı taş nı ı mak * birinin adı anı yla lmak, sahip olduğ adısorumluluğ yüklenmiş u n unu olmak. adı vermek nı * birinin adı bildirmek. nı * biri tarafı salıverildiğ söylemek. ndan k ini adı sanı yla yla * bilinen ün ve niteliğ iyle. adî * Sı radan, hiçbir özelliğolmayan. i * Aş ı bayağ alçak. ağ k, lı ı , * Adı uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapı bir tür yürüyüş mda lan .

adî adı m

adî defter * Bir iş letmenin veya ticarethanenin yaptı iş ğ lemlerinin muhasebe kayı nı geçirildiğticarî defter. ı tların i adî kesir * Bayağkesir. ı adî suçlu adil * Basit suçları leyen kimse. iş * Adaletle iş gören, adaletten, haktan ayrı lmayan, hakkı yerine getiren, adaletli. * Hakka uygun, haklı . * Adalete uygun olarak, hakça. * Adîleş durumu. mek

adilâne adîleş me

adîleş mek * Adî bir duruma girmek, bayağ mak. ı laş adîleş tirme * Adîleş tirmek iş i. adîleş tirmek * Adîleş mesine yol açmak.

adîlik adisyon

* Bayağ k, düş ı lı üklük, aş ı ağ k. lı * (lokanta, otel gibi yerlerde) Hesap.

adlandılma rı * Adlandılmak iş rı i. adlandılmak rı * Ad vermek işyapı i lmak. adlandı rma * Adlandı iş rmak i. adlandı rmak * Bir kimseyi veya bir ş kullanarak belli etmek, ad vermek, ad koymak, tesmiye etmek. eyi * Ad koyma, ad vermeyi sağ lamak, tesmiye etmek. adlanma * Adlanmak iş i.

adlanmak * Kendisine ad verilmek. * Kötü ün kazanmak. adlaş ma adlaş mak * Ad durumuna gelmek. adlaşrma tı * Adlaşrmak iş tı i. adlaşrmak tı * Ad durumuna getirmek. adlı * Adı olan. * Ünlü. * Adlaş durumu. mak

adlı yla adı * herkesin bilip tanığbiçimde. dı ı adlı sanlı * Ünlü. adlî * Adaletle ilgili.

adlî makam * Adalet iş lerinin görüldüğ ve sonuca bağ ğkamuya ait yönetim yeri. ü landı ı adlî merci * Adaletle ilgili sorunlarıçözümü için baş n vurulan resmî daireler. adlî polis * Adliye içerisinde güvenliğsağ p adlî iş yardı olan kolluk gücü. i layı lere mcı adlî sicil

* Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadını anlaş ğ n ı ı lması konulmuş için olan kayı t yöntemi. adlî tabip * Adlî tı görevli doktor. pta adlî tatil * Her yı Temmuz ile 5 Eylül tarihleri arası kanunda yazıdurumlarıdında, hiçbir adlî iş l 20 nda, lı n ş ı lemin yapı ğsüre. lmadı ı adlî tı p adlî yı l * Tı n adalete yardı eden kolu; adaletin bu iş uğ an kuruluş bbı m le raş u. * Mahkemelerin bir yı l içindeki çalı süresi. ş ma

adlî zabı ta * Bir suç sonrası ğve suç delillerini adlî yetkililere sunan kolluk kuvveti. sanı ı adliye * Hukuk ve adalet iş lerini gören devlet kuruluş . ları * Hukuk ve âdalet iş lerinin görüldüğ resmî yapı ü . adliye encümeni * Adalet komisyonu. adliye mahkemesi * Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idarî mahkemeler dında kalan ve denetim mahkemesi ş ı olan Yargı ile hüküm mahkemeleri. tay adliye nezareti * Osmanlımparatorluğ İ unda adliye teş nıbağ olduğ en üst makam. kilâtın lı u adliye teş kilâtı * Yargı organları bu organlarıbirbirleriyle olan iliş ve n kilerini, derecelerini, görev ve yetkilerini düzenleyen ve yürüten mekanizmanıbütünü. n adliye vekâleti * Adalet bakanlı. ğ ı adliyeci adrenalin * Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi; hekimlikte damarları daraltma, bronş açma, kanamaları ları kesme gibi amaçlarla kullanı lı r. adres * Bir kimsenin arandında bulunabileceğyer, oturduğ yer. ğ ı i u * Gönderilen ş üzerine, alınıadı ve bulunduğ yeri bildirmek için yazı yazı eyin cın nı u lan . adres bı rakmak (göstermek veya vermek) * arandında bulunabileceğ oturduğ yeri bildirmek. ğ ı i, u adres defteri * Kiş ilerin kendilerine lâzı olan adresleri topladı defter. m kları adres kartı * Adres defteri. adres kitabı * Genellikle belli bir iş veya meslekte olanları iş ev adreslerini toplu olarak gösteren kitap. n ve * Adliye kuruluş meslek görevlisi. unda

adres makinesi * Posta gönderilerinin üzerine kâğ plâstik veya madenden, adres basan alet. ı t, adres rehberi * Adres defteri. adsı z * Adı olmayan, isimsiz. * Türklerde, ailesinden ayrı ğiçin artıonun adı taş ldı ı k nı ı onun adı anı hakkı yitirmiş mak, ile lmak nı olan ve ancak bir yararlıgösterince ad kazanabilen delikanlı k . adsıparmak z * Orta parmak ve serçe parmak arası ndaki parmak, yüzük parmağ ı . aerobik * Hı müzik temposu eş inde yapı vücudun çevikliğ ve hareketliliğ dayanan bir tür jimnastik. zlı liğ lan, ine ine aerobik solunum * Hücrede yalnımoleküler oksijenin kullanı ğbir solunum ş z ldı ı ekli. aerodinamik * Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanıyarattı etkiyi inceleyen bilim. n ğ ı * Aerodinamik bilim alanı ilgili. yla * Fizik biliminin gazlarıhareketini inceleyen dalı n . af * Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı ı bağlama. ş * Mazur görme veya görülme. * (görevden) çı lma. karı

af buyurun! * "affedersiniz" veya "affızı ederim" anlamı bir söz. nı rica nda af çı lmak karı * bir suçun bağlanması Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun çı ı ş için karmak. af dilemek * bağlanması istemek. ı ş nı af kapsamı alı na nmak * af kanununa girmek. afacan * Zeki ve yaramaz (çocuk). afacanlaş ma * Afacanlaş iş mak i. afacanlaş mak * Yaramazlaş yaramaz, ele avuca sı mak, ğ duruma gelmek. maz afacanlı k * Afacan olma durumu, yaramazlı k. afak * Ufuklar, dört bir taraf. afakan afakî * Bkz. hafakan. * Belli bir konu üzerine olmayan (konuş dereden tepeden. ma),

* Nesnel, objektif. afakîlik * Bkz. objektiflik. afal afal afallama * Ş kıbir biçimde. aş n * Afallamak iş i.

afallamak * Ş kı ktan sersemleş aş nlı mek. afallaş ma * Afallaş iş mak i. afallaş mak * Ş kı k içinde kalmak, ş ıp bir ş yapamaz olmak. aş nlı aş rı ey afallaşrma tı * Afallaşrmak iş tı i. afallaşrmak tı * Ş kı k içinde bı aş nlı rakmak, birini ş ıp bir ş yapamaz duruma sokmak. aş rı ey afallatma * Afallatmak iş i. afallatmak * Ş kı ğ düş aş nlı a ürerek sersemleş tirmek. afat afazi aferin * Okş alkı ama, ş lama, beğ enme gibi duyguları belirtmek için söylenir, bravo. * Eskiden öğ rencilere verilen beğ enme ve takdir kâğ . ı dı aferin almak * değ görülüp beğ erli enilmek. aferist afet * Vurguncu, dalavereci, çı nı karı bilen, çı . karcı * Doğ n sebep olduğ yım. anı u kı * Kı ran. * Çok kötü. * Güzelliğile insanıaşna çeviren, aklı baş i ş kı nı ı alan kadı ndan n. * Hastalı n dokularda yaptı bozukluk. kları ğ ı * Afete uğ şafet görmüş ramı , . * Afetler, belâlar, kı ranlar. * Bkz. söz yitimi.

afetzede

affa uğ ramak * bağlanmak, affedilmek. ı ş affedersin veya affedersiniz

* özür dilemek için söylenir. * karşçı ı kmak için söylenir. affedilme * Bağlanma. ı ş affedilmek * Bağlanmak. ı ş affetme affetmek * Bağlama. ı ş * Bağlamak. ı ş * Hoş ile karş görü ı lamak, mazur görmek. * Görev veya iş çı ten karmak.

affetmemek * bağlamamak, hoş ı ş görmemek. affetmiş sin * "hiç de öyle değ yanı il", lı yorsun" anlamı kullanı nda lı r. affettirme * Affettirmek iş i. affettirmek * Bağlanması sağ ı ş nı lamak. affettuoso * Bir parçanıyumuş ve duygulu bir biçimde çalı ı anlatı n ak nacağ nı r. affeyleme * Affeylemek iş i. affeylemek * Affetmek. affı dilemek (veya istemek) nı * bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğ nezaketle bildirmek. ini affıza sınarak nı ğ ı * "bağlayacağ za güvenerek" anlamı bir nezaket sözü. ı ş ı nı nda affolunma * Affolunmak iş i. affolunmak * Bağlanmak, affedilmek. ı ş Afgan * Afganistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. ndan n * Afganistan'a ve Afganistan halkı özgü olan. na Afganlı * Afgan. afi * Gösteriş m, caka. , çalı

afi kesmek (satmak veya yapmak) * birine karşgösteriş ı yapmak, kabadayı etmek. lı k

afif afife afili afis

*İ ffetli. * Namuslu, iffetli, saygı er (kadı değ n). * Gösteriş çalı . li, mlı * Gümüş ğ n küçüğ balını ı ü.

afiş

* Bir ş duyurmak, tanı için hazı eyi tmak rlanan, çoğ resimli duvar ilânı u .

afiş asmak * duvarlara ilân yapı rmak. ş tı afiş yutmak * yalana dolana kanmak. afiş çi * Afiş yapan sanatçı . afiş çilik afiş e * Afiş yapma sanatı . * Açı çı şduyulmuş ğ kmı a , .

afiş etmek e * açı vurmak, belirtmek, duyurmak, dile düş ğ a ürmek, reklâm etmek. afiş olmak e * (bir kimse) bilinmeyen bir yönüyle tanı nmak. afiş leme * Afiş asma iş afiş i, lemek iş i.

afiş lemek * Afiş p duyurmak. ası * Nitelemek, göstermek. afiş kalmak te * (oyun için) ilgi görerek günlerce oynanmak. afiyet * Hasta olmama durumu, sağk, esenlik. lı

afiyet bulmak * iyileş sağğ kazanmak. mek, lını ı afiyet olsun * bir ş yiyip içenlere "yarası anlamı söylenen iyi dilek sözü. ey n" nda afiyet ş olsun eker * "yarası ağ tadı yensin'" anlamı söylenir. n, ı yla z nda afiyet üzere olmak * sağklı lı , rahat yaş amak.

afiyetle afoni aforizm

* ağ tadı keyifle. ı yla, z * Bkz. Ses yitimi. * Özlü söz, özdeyiş .

aforoz

* Hristiyanlı kilise tarafı verilen "cemaatten kovma" cezası kta ndan .

aforoz etmek * kilise birliğ inden çı karmak. * darı biriyle konuş lı p mamak, yakı olmaktan çı nı karmak, ilgiyi kesip uzaklaşrmak, adı duymak bile tı nı istememek. aforozlama * Aforozlamak iş i. aforozlamak * Aforoz etmek, kovmak. aforozlu afra tafra * Çalı m. * Çalı . mlı afralı tafralı * Çalı . mlı Afrika çekirgesi * Değ ik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemiş iş arazilerde rastlanan zararsıbir çekirge z (Locusta migratona). Afrika domuzu * Çift parmaklı lardan, kalıderili, Afrika'da yaş ve yaban domuzuna benzer bir hayvan (Phacochoerus n ayan aethiopicus). Afrika menekş esi * İ çeneklilerden, tüylü yapraklı ki , mor, pembe, beyaz renkli çiçekleri olan, evlerde saksı yetiş da tirilen çok yık bir süs bitkisi (Saintpaulia ionantha). llı Afrikalı * Afrika kökenli olan kimse. * Afrikalı oyuncu. Afrikalı lı k * Afrikalı olma. afsun afsuncu * Büyü, füsun. * Büyücü, üfürükçü. * Aforoz edilmişkovulmuşuzaklaşrı ş , , tılmı .

afsunculuk * Afsuncunun yaptı iş ğ . ı afsunlama

* Afsunlamak iş i. afsunlamak * Büyülemek. afsunlanma * Afsunlanmak iş i. afsunlanmak * Büyülenmek. afsunlu Afş ar * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz aft aftos * Pamukçuk. * Oynaş , metres. * Büyülü, sihirli, füsunkâr.

afur tafur * Çalı m. afur tafura gelmemek * çalı satmadan hoş m lanmamak; böyle bir davranı karştepki göstermek. ş a ı afyon * Olgunlaş mamıhaş kapsüllerine yapı çizintilerden sı sonradan katı an süt; içinde morfin ve ş haş lan zan, laş kodein gibi çok uyuş turucu maddeler bulunan, güçlü bir zehir olmakla birlikte, hekimlikte kullanı değ bir ilâç. lan erli afyon çekmek * keyif için afyon yutmak. afyon ruhu * Yatı rı olarak kullanı afyon tentürü. ş cı tı lan afyonkeş * Keyif için afyon yutan veya çeken (kimse), afyon tiryakisi. afyonkeş lik * Afyon çekmeye düş künlük. afyonlama * Afyonlamak iş i. afyonlamak * Afyon vererek uyuş turmak, uyutmak. * Telkin yoluyla doğ düş ru ünmeyi önleyerek zararlı yola sürüklemek. bir afyonlanma * Afyonlanmak iş i. afyonlanmak * Afyonlamak işyapı i lmak. afyonlu *İ çinde afyon bulunan. * Afyon yutmuş . * Dalgı uyuş , uyuş (kimse). n, muş uk

afyonu baş vurmak ı na * aş davranı ı rı ş larda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptını ğ bilememek. ı afyonunu patlatmak * kendi keyfine dalmıolan birini öfkelendirmek. ş Ag aga * Ağ a. agâh * Bilir, bilgili, haberli, uyanı k. * Gümüş kı 'ün saltması .

agâh olmak * bilgi edinmiş olmak. agami aganta emir. agaragar * Deniz yosunları çı lan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanı bir tür ndan karı lan jelâtin, jeloz. agel * Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağ kları ladı , yünden örülmüş n çember bağ kalı . agitato * Bir parçanıcanlı coş çalı ı anlatı n ve kulu nacağ nı r. * Yı veya lâçka edilmekte olan bir halatı ve zincirin kı bir süre elde tutulup bı lmaması verilen sa n sa rakı için * Güney Amerika'da yaş ayan, mavi ve yeş metalik yansı bir kuş il malı .

aglütinasyon * Kümeleş im. aglütinin agnosi * Tanızlı sı k. agnostik * Bilinemezci. * Bilinemezcilikle ilgili. * Serumda meydana gelen antikor.

agnostisizm * Bilinemezcilik. agnozi * Duyularda herhangi bir bozukluk olmaması rağ sı sisteminin belirli bir yerindeki doku na men nav bozukluğ undan ileri gelen algı kaybı yokluğ veya u. Agop'un kazı bakmak gibi * aptal aptal bakmak. agora * Yunan klâsik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret iş lerini konuş için halkıtoplandı alan, mak n ğ ı halk meydanı .

agorafobi * Bkz. alan korkusu. agraf agrafi * Kanca, kopça. * Bkz. yazma yitimi.

agrandisman * Büyültme. agrandisör * (fotoğ lı Büyülteç. rafçı kta) agreje agreman agu * Süt çocukların neş nı elendikleri zaman çı kları kardı ses. agu bebek * Büyüdüğ hâlde bebekliğ özenen çocuklara alay yollu söylenir. ü e agucuk * Süt çocuğ u. * Süt çocuğ sevmek için söylenir. unu * Agulamak iş i. * Yeni doğ bebeklerin çı ğses. muş kardı ı * (yabancı ülkelerde) Doçent olmak için sı vermiş nav kimse, doçent. * Bir elçinin bir ülkeye atanması önce o ülkeden istenen uygun görme yazı. ndan sı

agulama

agulamak * (bebek) Agu agu diye ses çı karmak. aguş ağ * İ sicim, tel gibi ince ş plik, eylerden kafes biçiminde yapı ş lmıörgü. * Örümcek gibi birtakı hayvanlarısalgı yla oluş m n ları turdukları örgü. * Ülke yüzeyine yaygı tılmıörgü, ş nlaşrı ş ebeke. * Tuzak. * Oyun alanı ortadan ikiye bölen iple yapı ş nı lmıörgü. * Çaprazlama örgü ile yapı ve kale direkleri arkası gerilen örgü, file. lan na ağ * Donun veya pantolonun apıarası gelen yeri, apık. ş na ş lı ağ atmak (veya bı rakmak) * balıavlamak için denize ağ k salmak. ağ benek * Açı koyulu kahverengi ağ klı görünüş ünde olan, arpa yaprakları yerleş oldukça önemli zararlara yol na erek açan asklı mantar. * Bu mantarı ortaya çı ğekin hastalı. n kardı ı ğ ı ağ çekmek * Kucak.

* yakalanan balı toplamak için ağsudan çı kları ı karmak. ağ nesi iğ * Ağ örülmesinde kullanı iğ ı n lan biçiminde tahtadan veya plâstikten yapı ş lmıalet. ağ i ipliğ * Keten, kenevir, naylon gibi maddelerden ağ mı kullanı iplik. yapı nda lan

ağ ğ kayı ı * Balıağ nı ı kayı k ları taş yan k. ağ kepçe ağ kurdu * En çok elma ve erik gibi yemiş açları zarar veren bir kurt. ağ na ağ unu kurş * Balıağ nı k ları suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeğbiçiminde delikli kurş madde. i un ağ mantarlar * İ ve hayvanlarda hastalı yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğ nsan ğ a u. ağ tabaka ağ tonos * Gotik mimaride kullanı ş biçiminde parçalı lmı ağ , tonos. ağ torba * 25 cm geniş inde ve 50 cm uzunluğ liğ unda ağ yapı ş rmı yosunlarısuya dalı dan lmıkı zı n narak avlamada kullanı bir ip ve kayı makara yardı ile suyun yüzeyine çıp inebilen bir torba. lan, ktaki mı kı ağ yatak ağ a * Hamak. * Kık kesimde geniş rlı toprakları olan, sözü geçen, varlı kimse. klı * Halk arası sayı ve sözü geçen erkeklere verilen san. nda lan * Büyük kardeşağ , abey. * Okur yazar olmayan yaşca kiş lı ilerin adları birlikte kullanı san. yla lan * Osmanlımparatorluğ İ unda bazı kuruluş n baş bulunanlara verilen resmî san. ları ı nda * Göz yuvarların iç yüzeyinde görme sinirinin yayı nı lması beliren, ığ duyarlı ı bölüm, retina. ile şa ı , ağ msı * Balı lı kullanı ağ örülerek yapı uzun saplı kçı kta lan, dan lan sepet.

ağ borç eder, uş harç a ak * ağ para sıntıiçinde olup borç etse de, uş hâlden anlamaz ve bol harcamayı a kı sı ak, sürdürür. ağ kapı a sı * Yeniçeri ağ nıdairesi. asın ağ yamağ a ı * Yeniçeri ağ na bağ emir çavuş ası lı u. ağ ababa * Dede, ata. * Sanı a" olan babaya çocuğ "ağ unun sesleniş i. * Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). * Bir kimsenin kendinden yaş büyük olan erkek kardeş ça i. * Kardeş olmayanlar arası da genellikle yaş büyük olanlara bir saygı nda ça sesleniş i olarak kullanı lı r.

ağ abey

ağ abeylik

* Ağ abey olma durumu. ağ abeylik etmek (veya yapmak) * Birini ağ abey gibi korumak, gözetmek. ağ çı keçinin dala bakan oğ ı aca kan lağolur * çocuklar ana ve babaları öğ ndan rendiklerini yapmaya özenirler. ağ çı pabucu yerde kalmaz aca ksa * davranı na engel olacak hiçbir takı sı ş ları ntı yok. ağ dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür aca * insan yapacağiş baş na değ kendine güvenmelidir. ı te kaları il, ağ kurt, insanı yer acı dert * kurt ağ nası acı l içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir. ağ aç * Gövdesi odun veya kereste olmaya elveriş bulunan ve uzun yı yaş li llar ayabilen bitki. * Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dalları yapı ndan lan. * Direk.

ağ arı aç sı * Düzgün kanatlı , kuyruğ unda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda ağ zararlı. aç sı ağ balı aç * Erik, kayı gibi ağ sı açlardan sı zamk. zan ağ biti aç * Yarı kanatlı m lardan, bitkiler üzerinde yaş ayan, sı cı böcek türü (Psylla). çrayı bir

ağ çileğ aç i * Ahududu. ağ ebegümeci aç * Ebegümecigillerden, boyu yüksek bir ot (Fr. lavatere). ağ kaplama aç * Konut duvarları yalı ve güzelleş nı tma tirme amacı ağ veya ağ ürünlerinden yararlanı yapı yla aç aç larak lan kaplama. ağ kavunu aç * Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetiş taç yaprakları en, mavimsi pembe, küçük bir ağ (Citrus aç medica). * Bu ağ n iri bir limon görünüş acı ündeki buruş kabuklu yemiş uk i. ağ kurbağ aç ası * Kurbağ agillerden, boyu 3-5 cm olan, sı yaprak yeş ağ rtı ili, açlara tı rmanan bir kurbağ türü (Hyla arborea). a ağ kurdu aç * Ağ açları kemirerek beslenen birtakı sinek kurtçukları verilen ad. m na ağ küpesi aç * Hatmi. ağ mantarı aç * Ağ biten bazitli mantarlara verilen ad. açta ağ minesi aç * Mine çiçeğ igillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen, kı zı rmı, mor çiçekli bir ağ k (Lantana). aççı ağ mobilya aç

* Oturma, yemek yeme, çalı yatma vb. iş yapı nda kolaylıve rahatlısağ ş ma, lerin lması k k layan, parçaların nı büyük çoğ unluğ masif, lifli, yangalı tabakalı aç malzemeden yapı taş u ve ağ lan, ı nabilir veya sabit olarak kullanı eş lan ya. ağ nemi aç * Ağ bulunan su miktarın, aynı acımutlak kuru ağ ğ oranı açta nı ağ n ı ı rlına . ağ olmak aç * bir yerde ve ayakta çok beklemek. ağ oyma aç * Oyma baskı sanatları düz bir baskı ndan tekniğ i. ağ sakı aç zı * Reçine. ağ sansarı aç * Sansargillerden, sı koyu esmer, karnı rtı daha açı iyi tı k, rmanan, postu değ bir memeli türü (Martes erli martes). ağ yaş eğ aç iken ilir * çocuklar küçük yaş kolay eğ büyük insan kolay kolay eğ ta itilir, itilemez. ağ k aççı * Taflan gibi, dalları dibinden baş layarak çatallanan küçük ağ aç. ağ lı aççı k * Ağ yetiş aç tirme iş i.

ağ açdelen * Yuva yapmak için ağ açları oyan böcek. ağ açkakan * Serçegillerden, ağ kurtları geçinen bir kuş aç ile (Picus). ağ açkesen * Zar kanatlı lardan, kurtçukları çok gül fidanları en üzerinde yaş ayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma). ağ açlama * Ağ açlamak iş i. ağ açlamak * Ağ açlandı rmak. ağ açlandı rı lma * Ağ açlandılmak iş rı i. ağ açlandı rı lmak * Ağ duruma getirilmek. açlı ağ açlandı rma * Ağ açlandı rmak iş i. ağ açlandı rmak * Bir yeri ağ duruma getirmek. açlı ağ açlanma * Ağ açlanmak iş i. ağ açlanmak * Ağ duruma gelmek. açlı

ağ ma açlaş * Ağ mak durumu. açlaş * Bitki ş ekilleri gösteren ve akiklerde olduğ gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan u tabiî desen. ağ mak açlaş * Ağ durumuna gelmek. aç ağ açlı ağ k açlı * Ağ olan. acı * Ağ öbeğ aç i. * Ağ bol olan (yer). acı

ağ klı açlı * Ağ açları olan (yer). bol ağ açsı * Ağ benzeyen, ağ andı aca acı ran. ağ z açsı * Ağ olmayan. acı

ağ alanma * Ağ alanmak iş i. ağ alanmak * Ağ tavrı narak çalı yapmak. a takı m ağ k alı * Ağ olma durumu. a * Kibar ve cömertçe davranı ş . -ağ / -eğ an en * Fiilden sı ve isim yapma eki: yat-ağ gez-eğ ol-ağ dur-ağ piş en vb. fat an, en, an, an, -eğ ağ n alnı anı terlemezse ı n burnu kanamaz rgadı * iş veren iş ile birlikte çalı çisi ş mazsa iş iş var gücüyle sarı çi e lmaz. ağ n eli tutulmaz anı * cömertliğ elinin açı ğ tartılmaz. i, klı, ı ş ı ağ k arı ağ arma * Ağ armak iş i. * Tan atma, ş sökme. afak ağ armak * Ak olmak, ak duruma gelmek, beyazlanmak, solmak. * Aydı nlanmak. ağ artı * Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklı k. * Süt, yoğ peynir, ayran gibi yiyecek ve içecekler. urt, ağ lma artı * Ağ lmak iş artı i. ağ lmak artı * Aklaş ş mırengi solmuş , .

* Temizlenmek, beyazlatı lmak. ağ artma * Ağ artmak iş i. * Kuyumculukta gümüş temizleme iş ü i. ağ artmak * Ak duruma getirmek, beyazlatmak. ağ beneklilik * Arpa bitkisinde görülen mantar hastalı (Pyrenophora). ğ ı ağ cı ağ k cı ağ lı cı k * Ağ balıtutma. ile k ağ da * Kaynatı çok koyu ve yapı bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu ş eriyiğ larak ş kan eker i. * Ağ balıtutarak geçinen kimse. ile k * Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kı n.

ağ yapmak da * vücuttaki fazla tüyleri ağ ile almak, temizlemek. da ağ dacı *Ş eker, tatlı helva yapı nda ağ hazı ve mı da rlayan iş çi. * Ağ ile vücuttaki fazla tüyleri veya kı temizlemeyi meslek edinmiş da lları kimse.

ağ dalanma * Ağ dalanmak iş i. ağ dalanmak * Ağ durumuna gelmek, ağ maya baş da dalaş lamak. * Ağ bulaş da mak. ağ ma dalaş * Ağ mak durumu. dalaş ağ mak dalaş * Ağ durumuna gelmek, ağ da dalanmak. * (sohbet) Tam tadı varı durum almak, koyulaş na lı r mak. ağ tı dalaşrma * Ağ tı iş dalaşrmak i. ağ tı dalaşrmak * Ağ durumuna getirmek. da ağ dalı * Ağ dalanmı ş . * (deyiş için) Bilinmeyen kelimelerle, anlaş ı güç, dolambaçlı lması cümlelerden oluş an. * Karmaş ı k. * Pekmez yapmaktan baş iş yaramayan üzüm. ka e * Ağ rmak iş dı i.

ağ k dalı ağ rma dı

ağ rmak dı

* Ağ na sebep olmak. ması * Aş ı ağinmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ı ağ gelmek. r

ağ ı

* Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarı göre canlı öldürebilen na yı madde, zehir. ağağ ı acı * Zakkum. ağçiçeğ ı i * Zakkum. ağgibi ı * acı veren, çok etkileyen. * çok sert, keskin. ağotu ı * Baldı ran. ağ ı l * Koyun ve keçi sürülerinin gecelediğ çit veya duvarla çevrili yer. i, * Bazı ldı n, özellikle ayıçevresinde görülen geniş aydı k teker, ayla, hale. yı zları n ve nlı * Bazı görüntülerdeki çok ıklı ş cisimleri çevreleyen ıklı ı ş teker. ı * Ağverme, zehirleme. ı ağ ı lamak * Ağvermek, zehirlemek. ı * (bir ş Ağkatmak. eye), ı

ağ ı lama

ağ ı rma landı * Ağ ı rmak iş landı i. ağ ı rmak landı * Ağ duruma getirmek. ı lı ağ ı lanma * Ağ ı lanmak iş i.

ağ ı lanmak * Bilmeden veya farkı olmadan zehirli bir ş yemek veya içmekle zehirlenmek. nda ey ağ ma ı laş * Ağ mak durumu. ı laş

ağ mak ı laş * Ağ duruma gelmek. ı lı ağ oğ doğ ovada otu biter ı lda lak sa * Tanrı yarattınırı nı her ğ n zkı verir. ı ağ ı lı *İ çinde ağbulunan, zehirli. ı ağ böcek ı lı * Kıkanatlı n lardan, baş böcekleri yemesi bakı ndan yararlı böcek. (Carabus). ka mı bir ağ ı llanma * Ağ ı llanmak durumu.

ağ ı llanmak * Toplanı bir arada durmak. p * Çevresinde ağ denen hale oluş ı l mak, halelenmek. ağ ı m ağ ı mlı * Ayağ üstündeki tümsek yer. ı n * Üstü aş tümsek olan (ayak). ı rı

ağ düş ı na ürmek * tuzağ düş ı na ürmek. ağ ı nma * Ağ ı nmak iş i. ağ ı nmak ağ ı r * (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p * Tartı çok çeken, hafif karş . da ı tı * Davranı yavaş ş ları olan. * Değ çok olan, gösteriş eri li. * Çapı , boyutları büyük. * Çetin, güç. * Tehlikeli, korkulu, vahim. * Sınt ı kı veren, bunaltı. cı * Dokunaklı , insanıgücüne giden, kıcı n rı. * Yavaş . * Ağ lı ı , ciddî. rbaş * (koku için) Keskin, boğ ucu. * (yiyecek için) Sindirimi güç. * Yoğ un. * (uyku için) Uyanı lması derin. güç, * Kık, alçak. sı * Güç iş sağ iten, ı r. * Ağ siklet. ı r * Acele etmeden. * Fazlası yla.

ağ ağ ı ı r r

ağ aksak yürümek (veya gitmek) ı r * pek yavaş olarak. ağ almak ı r * bir iş yavaş te davranmak. ağ araç ı r ağ ayak ı r * Ağ vası ı ta. r * Doğ urması n (gebe kadı yakı n).

ağ basmak ı r * ağ ğfazla gelmek. ı ı rlı * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te ağ basmak ı r * gücü, etkisi veya özelliğdaha üstün ve belirgin olmak. i * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te

ağ basmak ı r * bir kimse kâbusa uğ ramak. ağ canlı ı r * Çok yavaş yapan, çevik olmayan. iş * Varlı sıntı ğ kı veren sevimsiz. ı * Tembel. * Gebe (kadı n). ağ canlı ı r lı k * Hareketlerin yavaş olması mbık, tembelce davranıbiçimi. , hı llı ş ağ ceza ı r * Ağ hapis ve beş ldan yukarı hapis cezaları ı r yı olan .

ağ çekmek ı r * tartı ağ gelmek. da ı r ağ durmak ı r * ciddî, ağ lı ı , oturaklı ukkanlı rbaş , soğ hareket etmek. ağ elli ı r * Bkz. eli ağ ı r. ağ ellilik ı r * Eli ağ olma durumu. ı r ağ ezgi ı r * Çok ağ yavaş ı r, yavaşahenkli. ,

ağ gelmek ı r * gücüne gitmek, onuruna dokunmak. * yapı güç gelmek. lması ağ hapis cezası ı r * 2-24 yı l veya ömür boyu hapis cezası . ağ hastalı ı r k * Ölümle sona erebilecek gibi olan hastalı k. ağ hidrojen ı r * Döteryum. ağ iş ı r * Büyük tehlikeler yaratan ve fazla güç isteyen her türlü iş .

ağ iş ı itmek (veya duymak) r * kulakları iş iyi itmemek, kulakları iş az itmek. ağ kaçmak ı r * gücendirici olmak. ağ kayba uğ ı r ramak * maddî ve manevî büyük zarar görmek. ağ kayı ı p r * (savaş , deprem, sel gibi doğ afetlerde) Büyük kayı al p. * Maddî zarar. ağ küre ı r * Yer yuvarlağ n, yoğ ı nı unluğ ve katı ı olan bölümü, barisfer. u lı çok ğ

ağ ol! ı r

* ciddî, ağ lı ukkanlı rlı ı , soğ rbaş , sabı ol!. * acele etme, yavaş ol!.

ağ oturmak ı r * uslu durmak. ağ para cezası ı r * Bazı suçlara göre takdir edilen para cezası . ağ sanayi ı r * Üretim araçları yapan sanayi. ağ satmak ı r * nazlanmak, gönülsüz davranmak. ağ sı ı klet r * Bazı dalları yarı larıağ ğile sırlandılan kategori, baş ık. spor nda ş macı n ı ı nı rı rlı ağ rlı ağ söylemek ı r * acı , dokunaklı , sözler söylemek. ağ söz ı r ağ su ı r * Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaş cıolarak kullanı içinde hidrojen atomları latısı lan, yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluş su (DO). an ağ top ı r * Güçlü, ünlü, tanı ş nmıkimse. ağ uyku ı r * Uyanı lması derin uyku. güç, * Kiş onuruna dokunan, dayanı inin lması söz. güç

ağ vası ı ta r * Motoru, ağ yük veya birden fazla römork taş ı r ı amacı güçlendirilmiş mak yla kamyon ve benzeri araç. ağ vası ehliyeti ı ta r * Ağ vası sürücülerine verilen kullanma belgesi. ı ta r ağ yağ ı r * Kalı yağ n . ağ lı ı rbaş * Davranı ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddî. ş ları ağ lı ı lı rbaş k * Ağ lı ı rbaş olma durumu, vakar, ciddiyet. ağ ı rca ağ ı rdan * Ağ olarak. ı r ağ ı almak rdan * bir işgereken süre içinde bitirmemek. i * bir işgönülsüz, isteksiz yapmak, geciktirmek. i ağ ı rkanlı * Oldukça ağ ı r.

* Hippokrates'in ortaya attı ağ canlı soğ ğ ı ı r lı k, ukluk, kolayca duygulanmayıgibi nitelikleri kendinde toplayan ş kiş tipi. ilik * Bkz. ağ canlı ı r . ağ ı lı rkanlı k * Ağ ı rkanlı olma durumu. ağ ı rlama * Ağ ı rlamak iş ikram, izaz. i, * Gelin veya güvey karş rken çalı kı bir hava. ı lanı nan vrak

ağ ı rlamak * Konuğ saygı a göstererek onun her türlü rahatı, ihtiyacı sağ nı nı lamak, ikram etmek, izaz etmek. ağ ı rlanma * Ağ ı rlanmak iş i. ağ ı rlanmak * Ağ ı rlamak iş konu olmak. ine ağ ma ı rlaş * Ağ mak durumu. ı rlaş

ağ mak ı rlaş * (hava) Sıcı bunaltı bir durum almak, bozulmak. kı ve cı * (hasta için) Tehlikeli duruma gelmek, fenalaş mak. * Yavaş lamak. * (gebe kadıiçin) Doğ n urması yaklaş mak. * Ağ lı ı rbaş olmak. * (yiyecek) Bozulmaya yüz tutmak. * Güçleş zorlaş mek, mak. * (organ için) Görevini yapamaz duruma gelmek. ağ tı ı rma rlaş * Ağ tı iş ı rmak i. rlaş ağ tı ı rmak rlaş * Bir ş ağ ması yol açmak. eyin ı rlaş na ağ ı rlatma * Ağ ı rlatmak iş i.

ağ ı rlatmak * Ağ ı rlamak iş yaptı ini rmak. ağ ğ altıdeğ ı ı rlınca n mek * çok değ olmak. erli ağ ğ (ortaya) koymak ı ı rlını * kimliğ ve kiş ini kabul ettirmek. ini iliğ ağ k ı rlı * Ağ olma durumu. ı r * Değ olma durumu. erli * Ağ lı ı lı rbaş k. * Tehlikeli olma durumu. * Sınt ı bunaltı durum. kı lı , cı * Orduda bir birliğ cephane, yiyecek ve eş yükleri. in ya * Çeyizini düzmek için güveyin geline verdiğpara, kalı i n. * Uyuş ukluk ve gevş durumu. eklik * Uykuda iken gelen ve insana boğ gibi bir duygu veren durum. ulur * Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluş turduğ bileş u ke.

* Takı . * Yük, külfet. * Sorumluluk. * Etki, yetki, baskı , güçlük. * Dikkati ve önemi bir ş üzerinde yoğ tı ey unlaşrmak. * Terazilerde tartma işyapı i lı bir kefeye konulan nesne. rken * Değ erlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağ n üzerinde ve belli oranda, fazladan bir değ anı er tanı nması . ağ k basmak (veya çökmek) ı rlı * gevş ve uyku gelmek. eklik * (uykuda) sıntıduruma girmek. kı lı * Ağ bir hava kaplamak, sessizlik oluş ı r mak. ağ k merkezi ı rlı * Bir cismin bütün noktaları ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluş tek kuvvet na ayrı muş durumundaki bileş kenin uygulama noktası . * Bir iş en önemli bölümü. in ağ k olmak ı rlı * birine yük olmak, kendi masrafı baş na çektirmek, sıntı nı kası kı vermek. ağ klı ı rlı (değ er). ağ ı rsama * Ağ ı rsamak hareketi. ağ ı rsamak * Birine karşsoğ davranarak sıntı ı uk kı verdiğ anlatmak. ini * Bir işyavaş i yapmak, önemsememek, ilgilenmemek. * Bir işağ bulmak, yük saymak, yüksünmek. i ı r ağ ak ı rş * Yün, iplik eğ irilen iğağ tı için alt ucuna geçirilen yarı küre biçiminde, ortası i ı rmak rlaş m delik ağ veya aç kemik parça. * Teker biçiminde yassı nesne, kurs. ağ aklanma ı rş * Ağ aklanmak işveya durumu. ı rş i ağ aklanmak ı rş * Çı banda veya (ergenlik sı nda) memede ağ ak biçiminde bir tümsek oluş rası ı rş mak. ağ ı ş * Ağ işveya biçimi. mak i * (su buharın ve baş gazları Yerden havaya doğ çış yağ karş . nı ka n) ru kı, ı ı ı ş tı * Değ erlendirmelerde, herhangi bir konu veya evreye olağ n üzerinde ve belli bir oranda, fazladan tanı anı nan

ağ ı t

* Ölen bir kimsenin gençliğ güzelliğ iyiliklerini, değ ini, ini, erlerini, arkada bı kların acı nı büyük raktı nı ları veya felâketlerin acıetkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazı yazı u, mersiye. lı lan , sağ * Ağ lama, gelin olan bir kın arkası meziyetlerini sayıdökerek ağ zı ndan p lama. ağ yakmak (veya tutturmak) ı t * ağ söylemek, ağ düzmek. ı t ı t ağ ı tçı ağ lı ı k tçı * Ölüye ağ söylemek için para ile getirilen kimse, sağ ı t ucu. * Ağ nı iş ı n i veya mesleğ tçı i.

ağ ı tlama ağ ı z boş luk.

* Ölmüş anmak için düzenlenen törende okunan övgü. leri * Yüzde, avurtlarla iki çene arası ses çı nda, karmaya, soluk alı vermeye ve besinleri içine almaya yarayan p * Bu boş un dudakları luğ çevrelediğbölümü. i * Kaplarıveya içi boşeylerin açıyanı n ş k . * Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğ yer, munsap. ü * Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açıyanı k . * Birkaç yolun birbirine kavuş u yer, kavş tuğ ak. * Kesici aletlerin keskin yanı . * Bir dilin sırları nı içinde, bölgelere ve sıflara göre değen söyleyiş nı iş özelliğ i. * Birini yanı ltmak, kandı amacı dolambaçlı rmak yla birtakı sözler söyleme özelliğ m i. * Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. * Bazen "kez" anlamı gelir. na * Üslûp, ifade özelliğ i. * (tehlikeli ş için) Pek yakıyer. eyler n

ağ ı z

* Yeni doğ urmuş memelilerin ilk sütü.

ağ açmak ı z * söz söylemek, konuş mak. * azarlamak, paylamak. ağ açmamak ı z * tek bir söz olsun söylememek, susup kalmak. ağ açtı ı rmamak z * çok konuş baş nısöz söylemesine, konuş na engel olmak. arak kaların ması ağ ağ ı ı z za * ağ na kadar, tamamen. zı ağ ağ vermek (veya konuş ı ı z za mak) * iki kişbirbirine pek yakı durarak baş i n kalarıitmeyecek biçimde konuş iş mak. ağ alı ı ş ğ z kanlı ı * Çok söylendiğiçin bir sözü sısıkullanma durumu. i k k ağ aramak (veya yoklamak) ı z * öğ renmek istenilen ş söyletecek yolda dil kullanmak. eyi ağ birliğ ı z i * Bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş söz birliğ ma, i. ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynıekilde konuş arak ş mak, söz birliğetmek. i ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş mak, söz birliğetmek. i ağ burun birbirine karı ı z ş mak * dayak yeme sonunda yüzü, yara bere içinde kalmak. * yüzde aş öfke, üzüntü, yorgunluk gibi durumlarıizleri görünmek. ı rı n ağ dalaş ı z ı * Ağ kavgası ı atı bağş dil dalaş ı z , karş klı ş lı ma, rı ma, ı . ağ değikliğ ı iş i z

* Yemeğ çeş in idinde değiklik. iş ağ değtirmek ı iş z * önce söylediğ baş türlü anlatmak. ini ka ağ dil vermemek ı z * hiç konuş mamak, susmak. ağ dolusu ı z * Ağ n alabileceğkadar. zı i * (küfür için) Birbiri ardı birçok. nca, ağ kâhyası ı z * Birinin söyleyeceğsözlere karı kimse. i ş an ağ kalabalı ı z ğ ı * Birbirini tutmayan gereksiz sözler. ağ kalabalına getirmek ı z ğ ı * birini gereksiz sözler söylemek yolu ile ş ı aş rtmak. * söz söyleme becerisine sahip olma. ağ kavafı ı z * Karş ndakini kandı için gerekli gereksiz çok söz söyleyen. ı sı rmak ağ kavgası ı z * Karş klı ı ı ağ sözler söyleyerek yapı çekiş atı dil kavgası lı r lan me, ş ma, . ağ kokusu ı z * Bir kimsenin çekilmez davranı , istekleri, sözleri. ş ları ağ kullanmak ı z * duruma, ortama göre söz söylemek, sözünü amacı göre değtirmek. na iş ağ niş ı anı z * Yalnısözle yapı niş z lan anlanma. ağ satmak ı z * yüksekten atarak kendini övmek. ağ ş ı akası z * Sözle yapı ş lan aka. ağ tadı ı z * (ailede veya toplumda) Dirlik düzenlik, iyi geçinme veya rahatlı k. ağ tadı ı yla z * huzurla, rahatlıiçinde, içine sine sine, lezzetini duyarak. k ağ tamburası ı z çalmak * sözle avutmaya, oyalamaya çalı ş mak. ağ tatsı ğ ı z zlı ı * Bir topluluk içindeki geçimsizlik, huzursuzluk. ağ tı ı kamak z * konuş imkânı ma vermemek. ağ tüfeğ ı z i * Mermileri ş iddetle üflenerek fı lan bir çeş tüfek taslağ rlatı it ı . ağ tütünü ı z

* Keyif için ağ çiğ ı zda nenen bir tür tütün. ağ ünlüsü ı z * Geniz yoluna kaymadan çı ünlü, ağ l ünlü. kan ı zsı ağ yapmak ı z * birini kandı yanı amacı duyguları, düş rma, ltma yla nı üncelerini olduğ undan baş türlü gösterecek biçimde ka konuş mak. ağ yaymak ı z * açıve dürüst konuş k maktan kaçı nmak. ağ yer, yüz utanı ı z r * armağ alan, armağ verenin isteğ yerine getirmeye çalır. an anı ini ş ı ağ yoklamak ı z * Bkz. ağ aramak. ı z ağ dağ ı zda ı lmak * (genellikle hamur iş i için) iyi piş ve lezzetli olmak. miş ağ sakıgibi çiğ ı zda z nemek * bir söz veya düş ünceyi sısıtekrarlayıdurmak. k k p ağ ı zdan * Yazıolmayarak, sözle, sözlü, ş lı ifahî.

ağ ı ağ zdan ı za * Herkes birbirine söyleyerek. ağ ı ağ dolaş (veya geçmek) zdan za mak * herkes birbirine söylemek. ağ ı burun yakı kardeş karıyakı zdan n, ten n n * "insanıkendi yararı ş n her eyden önemlidir" anlamı kullanı nda lı r. ağ ı dolma zdan * (top veya tüfek için) Namlusu ağ ndan doldurulan. zı ağ ı kapmak zdan * baş ndan dinlemek yolu ile yarı yamalak birtakı bilgiler edinmek. kaları m m ağ ı zlama * Ağ ı zlamak iş i. ağ ı zlamak * Bir işkolaylamak. i * Bir parçayı yuvası geçirmek için önce yuvanıağ nı na n zı ayarlamak. * Bir boğ n veya bir limanıağ nı azı n zı ortalamak. ağ ı sakıolmak zlara z * herkesin diline düş mek. ağ ma ı zlaş * Ağ mak işveya durumu. ı zlaş i ağ mak ı zlaş * İ kan damarı ki , birbiri içine açı lmak. ağ ı zlı * Ağ herhangi bir biçimde olan. zı

ağ k ı zlı

* Bir ucuna sigara takı öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. lan, * Nefesli çalgı ağ gelen yer. larda za * Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapı kapak. lan * Kuyu bileziğ i. * Su tesisatı su alıvermeye yarayan vanalı nda p uç. * Hayvanıırması zararlı ş yemesine engel olmak için ağ na takı tel, deri gibi kafes. n sı na, bir ey zı lan * (dokumacı Çözgünün açı kapandı ve içinde mekiğ geçtiğyer. lı kta) lı p ğ ı in i * Telefon ve benzeri cihazlarda ağ yaklaşrı bölüm. za tılan * Bir ş baş ğyer. eyin ladı ı * Huni.

ağ kçı ı zlı * Ağ k yapan veya satan kimse. ı zlı ağ ı zotu ağ l ı zsı * Ağ ilgili. ı zla ağ l ünlü ı zsı * Bkz. ağ ünlüsü. ı z ağ z ı zsı * Ağ olmayan. zı * Yumuş huylu, sessiz. ak * Topları lemek için falyaya konulan ve barutun patlaması sebep olan madde. ateş na

ağ ağ ladı layacak * ağ lamak üzere olan. ağ lama ağ lamak * Üzüntü, acı , sevinç, piş manlı aldanma vb.nin etkisiyle göz yaşdökmek. k ı * Ağ budandında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak. aç ğ ı * Sı zlanmak, yakı nmak. * Bir duruma karşüzüntü duymak. ı ağ lamak para etmez * üzülmenin yararı olmaz. ağ lamaklı * Ağ gibi olan, üzüntülü. lar ağ lamaklı olmak * ağ layacak duruma gelmek. ağ lamalı * Ağ gibi olan, ağ lar layacak gibi. * Acı duygusu uyandı ma racak hâlde, sı zlamalı . ağ lamayan çocuğ meme vermezler a * hakkı araması bilmeyen kimsenin iş nı nı i görülmez. ağ lamsı ağ lanma * Ağ layacak gibi, ağ lamalı . * Ağ lanmak iş i. * Ağ lamak iş i.

ağ lanmak * Ağ lamak işyapı i lmak. ağ lantı * Hafif hafif ağ lama.

ağ gözden, sahte sözden kendini sakı lar n * "kendini acı ranlardan kork" anlamı kullanı ndı nda lı r. ağ ma laş ağ mak laş * Ağ mak iş laş i. * Birlikte ağ lamak. * Sı zlanmak.

ağ ağ lata lata * Sürekli ağ latarak, devamlı eziyet ederek, üzerek. ağ latı ağ cı latı * Ağ lamaya yol açan. ağ ş latı ağ latma ağ latmak * Ağ latmak işveya biçimi. i * Ağ latmak iş i. * Ağ laması yol açmak. na * Trajedi.

ağ ağ laya laya * Ağ layarak. ağ layanımalı n gülene hayretmez * birinden haksıolarak alı malı onu alana yararı z nan n olmaz. ağ cı layı ağ ş layı ağ lı * Ağbulunan. ı ağ ma * Ağ iş mak i. * Akan yı z, ş ldı ahap. * Sarkmak, aş ı inmek, eğ ağ ya ilmek, meyletmek. * Yükselmek, yukarı kmak. çı * Koyun ve keçi baş alı vergi, sayı vergisi. ı nan na m * Ağ namak iş i. * Ölünün ardı ağ ndan lamak için para ile tutulan kimse, ağ , yasçı ı tçı . * Ağ lamak işveya biçimi. i

ağ mak

ağ nam ağ nama

ağ namak

* (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p

ağ namcı * Ağ vergisi toplayan kimse. nam ağ raz ağ rı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve ş iddetli acı . ağ kesici rı * Acı, sıyı yı zı dindirici (ilâç). ağ kesimi rı * Ağ duyusunun kendiliğ rı inden veya tedavi sonucu yok olması , analjezi. ağ sı rı zı * Rahatsı k veren acı zlı , sancı . ağkesen rı * Ağ duyusunu ortadan kaldı dindiren (ilâç vb.), analjezik. rı ran, ağlarda göz ağsı kiş öz ağsı rı rı, her inin rı * herkesi en çok ilgilendiren ş kendi derdidir. ey ağlı rı ağma rı * Ağyan, ağ sı rı rı olan. * Ağmak iş rı i. * Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaşrdı ağma asalakları ileri gelen hastalı tı ğ rı ı ndan k. * Kötü niyet ve düş manlı klar.

ağma asalakları rı * Omurgalı lardan alyuvar asalağolarak yaş türlü biçimlerdeki sporlular topluluğ ı ayan u. ağmak rı * (vücudun bir yeri) Ağlı rıolmak. ağna gitmek rı * onuruna dokunmak veya gücüne gitmek. ağsı rı tutmak * (gebe kadıiçin) doğ sancı baş n um ları lamak. * (hasta bir organ) ağmaya baş rı lamak. ağsı rız * Ağsı rı olmayan. * Ağ vermeden. rı * Dertsiz, tasası z.

ağsıbaş kaş bağ rız ı na bastı lamak * kendine gereksiz yere iş karmak. çı ağtma rı ağtmak rı * Ağtmak iş rı i. * Ağması yol açmak. rı na

ağ sı ağ u

* Ağ görünüş ünde olan, ağ örülmüş gibi olan. * Ağ ı .

ağ ulamak * Ağ ulamak. ağ ustos * Yı 31 gün süren sekizinci ayı lı n .

ağ ustos böceğ i * Eş kanatlı lardan, erkeğyazıkarnın altı i n nı ndaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çı karan bir böcek, orak böceğ(Cicada plebeja). i ağ ustos böcekleri * Genç sürgünlerden öz su emerek tarı ve orman bitkilerine zarar veren birçok türün bulunduğ eş m u kanatlı familyası lar . ağ yar * Baş , yabancı eller. kaları lar,

ağ alı za nmaz (veya ağ alı za nmayacak) * söylenmesi ayı çirkin (söz, küfür). p, ağ almamak za * anmamak, sözünü etmemek. ağ düş za mek * dedikodu konusu olmak. ağ koyacak bir ş za ey * yiyecek bir ş ey. ağ tat, boğ feryat za aza * (yiyecek için) miktarı az olan. çok ağ açı zı k * Ş kı alı bön. aş n, k, * Hayranlı büyülenmiş kla, olarak. ağ açı(veya ağ bir karıaçı kalmak zı k zı ş k) * çok ş ı aş rmak, ş akalmak. aş ağ açıayran delisi (veya budalası zı k ) * yeni gördüğ her ş ş kı kla bakan, ş ı ü eye aşnlı aş ran. * saf, bön. ağ bir zı * Söz birliğetmiş i .

ağ bozuk zı * Sövmeyi alı ş k edinmiş kanlı olan, küfürbaz. ağ burnu yerinde zı * oldukça güzel, yakıklı ş . ı ağ çiriş zı çanağ dönmek ı na * ağ kuruyup acı mak. zı laş ağ dili bağ zı lanmak

* herhangi bir sebeple konuş amaz olmak. ağ dili kurumak zı * herhangi bir sebeple tükürük az olmak. ağ dili tutulmak zı * beklenmedik bir durum karş nda heyecanlanmak, hayranlıduymak. ı sı k ağ dolu dolu konuş zı mak * heyecanlı söylemek. söz ağ gevş zı ek * Sısaklamaz, sıtutmaz. r r ağ havada zı * çevresindekilerden habersiz, alı ş kı k, aş n. ağ kalabalı zı k * Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz çok konuş boş az. an, boğ ağ kara zı * Kara haber vermekten hoş lanan, ş ağ . om ı zlı * Bir yerde konuş ulanı yapı duyup görmesi istenilmeyen (kimse). veya lanı

ağ kenetli zı * Sıtutan, sısaklayan (kimse). r r ağ kilitli zı * Dudakları beyaz (at). * Sısaklayan. r ağ kulakları varmak zı na * çok sevinmek. ağ kulakları zı nda * çok sevinçli, mutlu. ağ kurumak zı * bir konuyu çok söylemek sebebiyle, ondan bı kmak. * içecek ihtiyacı duymak. ağ kurusun zı * felâket dileğ bulunanlara karşkullanı bir ilenme. inde ı lan ağ lâf (veya lâkı ) yapmak zı rdı * kolay konuş yeteneğolmak. ma i * inandıcı söyleme yeteneğolmak. rı söz i ağ oynamak zı * bir ş yemek. eyler * konuş mak. ağ pek zı ağ pis zı * Sıvermeyen, ketum. r * Sövmeyi huy edinmiş olan.

ağ sı zı kı * Bkz. ağ pek. zı ağ sulanmak zı

* imrenmek. ağ süt kokmak zı * çok genç ve toy olmak. ağ teneke kaplı zı (olmak) * çok sı veya çok acıeyleri kolaylı içebilen veya yiyebilenler için ş yollu söylenir. cak ş kla aka ağ torba değ ki büzesin zı il * herkesin dedikodu yapmasın önüne geçilemeyeceğ anlatı nı ini r. ağ var, dili yok zı * pek sessiz, kendi hâlinde. * konuş mayan, derdini anlatamayan. ağ varmamak zı * söylemeye, açı klamaya gönlü elvermemek. ağ yanmak zı *oş eyden büyük zarar görmek. ağ na (veya diline) kira istemek zı * söylemesi beklenen ş söylemekte nazlı eyi davranmak. ağ na (veya diline) sağk zı lı * bir sözü yerinde söyleyen kiş söylenir. ilere ağ na (veya önüne) bir kemik atmak zı * birini küçük bir çı göstererek susturmak. kar ağ na abdestle almak zı * o kiş anarken çok saygıdavranmak. iyi lı ağ na almak zı * söylemek. ağ na almamak zı * adı ağ na almamak. nı zı ağ na almamak zı * söz konusu etmemek, anmamak, söylememek. ağ na atmak zı * yemek için ağ koymak. za ağ na bakakalmak zı * sözlerine hayran olmak. ağ na baktı zı rmak * kendini zevk ile dinletmek. ağ na bir parmak bal çalmak zı * birini tatlı sözlerle veya çeş hediyelerle bir süre için kandı itli rmak, oyalamak. ağ na bir ş (veya bir çöp) koymamak zı ey * hiçbir ş yememek. ey ağ na bir zeytin verir, altı (veya ardı tulum tutar. zı na na) * yaptı küçük iyiliklere karşk büyük çı bekler. ğ ı ı lı kar ağ na burnuna bulaşrmak zı tı * bir işbeceremeyip berbat etmek, bozmak. i

ağ na düş zı mek * çok yaygıolarak bilinip konuş n ulmak. ağ na etmek zı * haddini bildirmek. ağ na geldiğgibi zı i * önünü sonunu düş ünmeden. ağ na geleni söylemek zı * nezaket dına çı ş karak ağ ve kıcı ı ı r rı sözler söylemek. * çok ve düş üncesizce konuş mak. ağ na gem vurmak zı * susturmak, söyletmemek. ağ na kadar zı * boş kalmayacak biçimde. yeri ağ na kilit takmak (veya vurmak) zı * susturmak. ağ na koymamak zı * yememek veya içmemek. ağ na lâyı zı k * bir yiyeceğ tadı in anlatı lı "sen de yesen, beğ rken enirsin" anlamı söylenir. ile ağ na sakıolmak zı z * dedikodusuna konu olmak. ağ na sürmemek zı * bir ş eyden hiç yememek. ağ na taş ş zı almı * söze karı p susanlar için kullanı ş mayı lı r. ağ na tı zı kamak * susturmak, fazla konuş na engel olmak. ması ağ na tükürmek zı * birini küçültmek üzere küfür olarak kullanı uygunsuz sözler sarf etmek. lan * birine benzemek. ağ na verilmesini beklemek (veya istemek) zı * çalı p, iş ş mayı lerinin baş kaları tarafı yapı nı ndan lması beklemek. ağ na vur, lokması al zı nı * yumuş huylu kimseye her istenileni kolaylı yaptı ak kla rabilme anlamı bir atasözüdür. nda ağ na yakı zı ş mamak * söylemesi ayı kaçmak, uygun düş p memek, yakık almamak. ş ı ağ nda bakla ı zı slanmamak * hiç sı r saklamamak. ağ nda bı zı rakmak * Bkz. lâf ağ nda kalmak. zı ağ nda büyümek zı * sevmediğ inden veya içi almadından yutamamak. ğ ı

ağ nda gevelemek zı * açı söylememek. kça ağ nda yaş zı kalmamak * bir düş üncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak. ağ ndan zı * birisinden dinleyerek. * adı na.

ağ ndan baklayı karmak zı çı * Bkz. baklayı zı çı ağ ndan karmak. ağ ndan bal akmak zı * çok tatlı konuş mak. ağ ndan çı (veya çı sözü) kulağduymamak (iş zı kanı kan ı itmemek) * sözlerini tartmadan söylemek. ağ ndan çı zı kmak * bir sözü istemeden, farkı varmadan söylemek, söylemiş na bulunmak. ağ ndan çıçı zı t kmamak * hiçbir ş söylememek. ey ağ ndan dirhemle çı zı kmak * çok az konuş mak. ağ ndan dökülmek zı * açı söylemekten çekindiğş konuş ndan belli olmak. kça i ey, ması ağ ndan düş zı memek (veya düş ürmemek) * her zaman sözünü etmek. ağ ndan girip burnundan çı zı kmak * türlü yollara baş vurarak birini bir ş razı eye etmek, kandı rmak. ağ ndan hayıçı zı r kmazsa bari ş söyleme er * "lehte konuş muyorsun, bari aleyhte de konuş anlamı kullanı ma" nda lı r. ağ ndan kaçı zı rmak * istemediğhâlde boş i bulunup söyleyivermek. ağ ndan kapmak zı * birinin bildiğş i eyleri, ustalı konuş klı malarla ona sezdirmeden öğ renmek. * birinin konuş nı ması keserek kendi söze ba ş lamak. ağ ndan lâkı (veya lâf) almak (veya çekmek) zı rdı * karş ndakini konuş ı sı turarak birtakı gizli ş m eyleri öğ renmek. ağ ndan lokması almak zı nı * birinin hakkı ş ondan almak. olan eyi ağ ndan yel alsı zı n * ağ nı zı hayra aç. ağ nı zı (veya çenesini) tutmak * boş azlıetmemek. boğ k * kötü söz söylememe. * bir konuda arzu edilmeyen düş üncelerin açı çı ğ kması bir ş a nı ekilde önlemek.

ağ nı zı açacağ gözünü aç ı na * dikkatsiz kiş uyarmak için "dikkatli ol uyanıol!" anlamı kullanı ileri k nda lı r. ağ nı p gözünü yummak zı açı * öfke ile, sonunu düş ünmeden ağ na gelen bütün ağ sözleri söylemek. zı ı r ağ nı zı açmak * konuş maya baş lamak. * ağ sözler söylemeye baş ı r lamak. * alıalıbakmak. k k ağ nı zı açmamak * hiçbir söz söylememek, ses çı karmamak. ağ nı zı aramak (veya yoklamak) * Bkz. ağ aramak. ı z ağ nı çak açmamak zı bı * üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak. ağ nı zı bozmak * kaba sözler söylemek, küfretmek. ağ nı zı burnunu çarş amba çanağ (veya pazarı çevirmek ı na na) * kıp parçalamak, dövmek. rı ağ nı zı burnunu dağ ı tmak * birinin yüzüne ş iddetle tokat, yumruk indirmek. ağ nı zı dilini bağ lamak * birini konuş amaz duruma getirmek. ağ nı zı havaya (veya poyraza) açmak * umduğ elde edememek. unu ağ nı zı hayra aç! * kötü ihtimaller söz konusu edildiğ gerçekleş inde memesi dileğile söylenir. i ağ nı zı hayra açmak * Bkz. ağ nı zı hayra aç!. ağ nı zı kapamak * kendisine çı sağ kar layarak bir kimseyi susturmak. ağ nı zı kapamak (veya kilitlemek) * susmak, bir ş söylemek istememek. ey ağ nı zı kiraya vermek * kendini de ilgilendiren bir konuda düş üncesini söylememek. ağ nı zı koklamak * niyetini ve durumunu öğ renmek. ağ nı zı kullanmak (veya satmak) * birinin söylediklerini kendi düş üncesi gibi göstermeye çalı ş mak. ağ nı zı mühürlemek * konuş mamak, susmak. ağ nı zı öpeyim (veya seveyim) * sevindirici bir söz söyleyene "ne güzel söyledin" anlamı kullanı nda lı r.

ağ nı kı zı sı (veya pek) tutmak * sı r vermemek. ağ nıkamak zı tı * sözünü kesmek susturmak. ağ nı zı toplamak * söylemekte olduğ kötü söz veya küfürleri kesmek. u ağ nı zı yoklamak * birinin bir ş hakkı bildiğ kendisine sezdirmeden söyletmeye çalı ey nda ini ş mak. ağ nı içi yangı yerine dönmek zın n * ağ nıtadı zın bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. ağ nı içine baktı zın rmak * sözlerini seve seve ve dikkatli dinletmek. ağ nı içine girmek zın * çok yanaş mak, iyice sokulmak. * hayranlı büyük bir zevkle seyredip dinlemek. kla, ağ nı kaş ı bı lokması zın ı (kalı veya ğ ) olmamak * bir ş bir kimsenin uğ abileceğkonulardan olmamak. ey raş i * bir ş bir kimsenin sözünü edemeyeceğkadar değ olmak. ey, i erli ağ nı kokusunu çekmek zın * bir kimsenin çekilmez davranı na katlanmak. ş ları ağ nı mührü ile zın * oruçlu olarak. ağ nı payı (veya ölçüsünü) vermek zın nı * verilen karş kla bir kimseyi söylediğ veya yaptına piş etmek. ı lı ine ğ ı man ağ nı perhizi yok zın * ağ na geleni söyler. zı ağ nı suyu akmak zın * çok beğ istemek, imrenmek. enip ağ nıtadı zın bozulmak (veya kaçmak) * bir kimsenin kurulu düzeni dirliğbozulmak. i ağ nı tadı almak zın nı * o ş acı eyin tecrübesini geçirmiş bulunmak. ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı kaçı zın nı rmak * bir kimsenin kurulu düzenini bozmak; neş esini, keyfini bozmak. ağ yla kuş zı tutsa... * ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalıgösterse. k ah

* Sesin tonuna göre piş manlı öfke, özlem, beğ k, enme, sevgi gibi duygular anlatı r. * (a:h) Ağ, acı rı duyulduğ unda söylenir. * (â:h) İ lenme, beddua. ah alan onmaz * "kötülük ettiğiçin beddua alan iflâh olmaz" anlamı kullanı i nda lı r. ah almak * birinin ilenmesini üstüne çekmek.

ah çekmek * derin bir keder veya özlemle içten gelerek ah demek. ah etmek * acı içini çekmek. ile * ilenmek.

ah vah etmek * piş manlını ğ , üzüntüsünü dile getirmek. ı ah yerde kalmaz * "kötülük cezasıkalmaz" anlamı kullanı z nda lı r. aha ahacı k * Dikkati çok yakıbir noktaya çekmek için kullanı n lı r. ahali * Araları aynı nda yerde bulunmaktan baş hiçbir ortak nitelik düş ka ünülmeksizin bir ülkede, ş ehirde veya semtte oturanları tamamı n . * Bir yerde toplanan kalabalı halk. k, ahar * Hattatlarıkâğ cilâlamak için kullandı niş ve yumurta akı yapı özel bir karım. n ı t kları asta ndan lan ş ı aharlama * Aharlamak iş i. * İte burada. ş

aharlamak * Ahar sürmek. aharlı ahbap * Kendisiyle yakı iliş kurulup sevilen, sayı kimse. n ki lan * Seslenme sözü olarak da kullanı lı r. ahbap çavuş lar * her vakit birlikte görülen ve birbirine çok bağ olan arkadaş için söylenir. lı lar ahbap çı kmak * önceden tanı ş ş olmak. mı ahbap kusuruna bakan ahbapsıkalı z r * "dostlarıufak tefek kusurları bakmamak gerekir" anlamı kullanı n na nda lı r. ahbap olmak * arkadaş olmak, dostluk kurmak, yakı k kurmak. nlı * Aharı olan, üzerine ahar sürülmüş olan.

ahbapça

* Dostça, içten, teklifsizce.

ahbaplı dökmek ğ a * yerli yersiz yakı k göstermek. nlı ahbaplı k * Ahbap olma durumu, ünsiyet. ahbaplıetmek k * arkadaşk etmek, arkadaş konuş lı ça mak. ahcar ahçı * Taş lar. * Aş. çı

ahçı ı baş * Aşbaş çı ı . ahçı lı k * Aşlı çı k.

ahde vefa (etmek) * (devletler hukukunda) devletlerin, katı kları ldı milletler arası antlaş malara uyma zorunluluğ unda oldukları nı belirten kural. * sözünde durma. ahdetme * Ahdetmek iş i.

ahdetmek * Bir ş yapmak için kendi kendine söz vermek. eyi * Yemin etmek. ahdî Ahdiatik * Antlaş maya göre olan, antlaş gereğolan. ma i * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan önceki kutsal kitaplar.

Ahdicedit * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan sonraki kutsal kitaplar. ahengi bozulmak * dirliğ düzeni bozulmak. i, ahenk * Uyum. * Uyuş anlaş ma, ma. * Çalgıeğ lı lence.

ahenk almak * uyumlu hâle gelmek. ahenk kaidesi * Bkz. ünlü uyumu. ahenk kurmak * uyuş sağ ma lamak, anla ş sağ ma lamak.

değ verilecek bir ş değ er ey il. ahenkli * Uyumlu. ğ ı ahı ş m m ahı * Beğ enilecek. ahenktar aheste * Ahenkli. . * Eğ lenceli.ahenk sağ lamak * düzene sokmak. ahı kmak çı * yaptı ilenme etkisini göstermek. ı ı r r. * Yavaş ı . ahenk vermek * düzeni. aheste beste * Yavaş yavaşağ ağ . * Eğ lencesiz. soy. ı ı r r. düzenli. Ahfeş keçisi gibi baş sallamak 'in ı nı * söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak. birliğsağ i lamak. ahfat * Torunlar. ahı yerde kalmamak * yaptı ilenme er geç etkisini göstermek. ahenkleş tirmek * Ahenk sağ lamak. ağ r. ahenk tahtası * Telli çalgı lardan üzerine teller gerilmiş bulunan kapak tahtası . ahenkleş tirme * Ahenkleş tirmek iş i. ğ ı ahı tutmak * birinin ilenmeleri gerçekleş mek. uyumluluk. aheste aheste * Yavaş yavaşağ ağ usul usul. düzensizlik. uyumu sağ lamak. düzensiz. ahenksizlik * Uyumsuzluk. ahenklilik * Ahenkli olma durumu. . ahenksiz * Uyumsuz. ahenk yapmak * çalgıeğ lı lence düzenlemek.

ahı rlamak * (hayvan) Ahı uzun süre kalı hamlaş rda p mak. son olarak. çiftçi gibi bütün çalı kolları içine alan ocak. ancak 2. bir hayvanı ra bağ ra ahı lamak. ahret. * (halk inanına göre) Dünyanıson günleri. Ahı Türkleri ska * Gürcistan'ı Türkiye sırları yakıbölgelerinde yaş ş n nı na n amıolan. . eli açı k. ahretlik. * Sonra. . zaman. zanaatçı im . inin iş Ahi * Ahilik ocağ ı olan kimse. * Devir. k * Son. ahı çekmek ra * bir sürüyü ahı kapamak. ndan ahi Ahilik * Cömert. dağ k. * Bkz. Muhammed. ahı r. değ verilecek bir ş değ er ey il. en sonra. i * Antlaş ma. nsan lları ahir vakit ahir zaman * Son zaman. * Kökü eski Türk töresinde olan ve Anadolu'da yüksek bir geliş gösteren esnaf. son günlerde. sonraki. * Son zamanlarda.ahı ş m bir ş değ m ahı ey il * beğ enilecek. ant. Dünya Savaşsonları ı nda Sovyetler Birliğ değik bölgelerine sürülen Türkler. ş ma nı ahilik ahir * Eli açıolma durumu. kı ş ı n yametin kopmak üzere bulunduğ günler veya yı u llar. bakı z. una lan ahiren ahiret ahiretlik ahit * Kendi kendine söz vererek bir işüzerine alma. ahir zaman peygamberi * Müslümanlarca son peygamber olduğ inanı Hz. ahı çevirmek ra * bir yeri pis. * Bkz. * İ ömrünün son yı . sonunda. cömertlik. yakı nlarda. msı ı nı ahı rlama * Ahı rlamak i ş i. harap duruma getirmek. ahı r * Evcil büyük baş hayvanları barı ğkapalı hayvan damı n ndı ı yer.

rdı. ı ş ı u kendine konu edinen bilim. * Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranıkuralları tespit eden ve inceleyen ş nı * İ nitelikler. eslâf karş . m lara ahkâm kesmek * çekinmeden kesin yargı bulunmak. mı alı ka cı ahkâm * Yargı hükümler. ma. yi ahlâk bilimi * Yarar. uymak zorunda bulundukları davranıbiçimleri ve kuralları ş . sı ahlâk zabı tası * Büyük ş halkın sosyal ve sağk durumunu koruyan. bilir bilmez konuş larda mak. kötü gibi sorunları inceleyen. kendine uyulması ahlâk açından gerekli olan genel ve geçer kural. ahitname ahiz * Alma. iyi. neyin uğ ş geliş runda savaş ı lmaya değ neyin hayata anlam kazandı ğ hangi davranın iyi ve hangisinin kötü olduğ gibi sorunları er. ş düzeni için çalı teş ehir nı lı ehir ş an kilât. ı tı * Bir toplum içinde kiş ilerin benimsedikleri. * Antlaş belgesi. ahitleş mek * Antlaş mak. güzel huylar. * Birinin yerine geçenler. rı ahlâk yasası * Ahlâk iş lerini belirleyen. ahkâm yürütmek * (bir sözden) kendi anlayına göre sonuçlar çı ş ı karmak. etik. ahlâf ahlâk bilim. ahlâk değ ş ı erlerine bağlı lı kla. * Kabul etme. ahize * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren âlet. halefler. nı raş * Her ş ahlâk açından değ eyi sı erlendiren kimse. alı. ş ı ahlâk dıcı ş lı ık * Ahlâk bilimine aykıdavranma. reseptör. kuş aklar. lar. antlaş anlaş ma ma.ahitleş me * Ahitleş iş mek i. ahlâk dı ş ı * Töre dı. ahkâm çı karmak * kendi düş üncelerine dayanarak birtakı yargı varmak. ahlâkça ahlâkçı * Ahlâk anlayına göre. * Ahlâk konuları inceleyen filozof veya bu konularla uğ an kimse. törelere dayanan bir davranıyasası tiren. .

ahlâken ahlâkı yat ahlâkî * Ahlâka uygun. armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaşktan sonra yenilebilen yemiş acı tı i. zca ahlama ahlamak ahlat * Ahlamak iş i. doğ bilindiğiçin yapı zı ru i lması gereken iş ler. kendi kendine yetiş üzerine armut aş en. ahlâksı k etmek zlı * ahlâksı davranmak. yasaları uyum içinde olma. na * Dürüst davranmayan. bunlara uygun davranan (kimse). z ahlâksı k zlı * Ahlâksıolma durumu. * İ çekmek. * Bir karım içindeki parçalar. reti. ah etmek. ögeler. * Kaba adam. ahlâkî vazife * Kanunun zorlaması olmaksın. ı lanan ağ yaban armudu (Pirus piraster). ile ahlâksı z * Ahlâk kuralları uymayan. bir il. z * Ahlâk kuralları uymama. * Bu ağ n.ahlâkçı lı k * Ahlâkı araç değ bir amaç sayan öğ törecilik. ahlâklı * Ahlâk kuralları bağ. ahlât ahlâtı erbaa * Bedende bulunduğ var sayı dört öge. terbiyesiz. abdala söz vermeye gelmez a * ahmağ gereğ a inden çok ilgi gösterirseniz sizi sı sıuğ tır. ahlâksı davranı na zca ş . n sı ş ünüş * Ahlâk kuralları . ah çeker gibi ses çı ç karmak. * Gülgillerden. k k raşrı ahmak . yol iz bilmez kimse. na lı * Ahlâka uygunlukla. aç. ahlâkla ilgili. kötü huylu. ş ı * Beden yapınıtemelini oluş sın turan ögeler. u lan ahlatı(veya armudun) iyisini (dağ ayı yer n da) lar * kendilerine yakı ş mayan güzel bir ş eline geçirenler için kullanı eyi lı r. ahlâksı zca * Ahlâksıbiçimde veya tarzda. moralizm. ahmağ yüz. ahlâklı lı k * Bir insanıveya bir insan grubunun iyi ve kötü açından davranıbiçimi ve ahlâkî düş ü. * Ahlâk bilimi.

ahret yolculuğ u * Ölüm. ması tı ahmaklı k * Zekâsı geliş olma durumu. * Dilsiz. ahş a . sağ ve dilsiz.* Aklı gereğgibi kullanamayan. mak ahmaklaş mak * Ahmak duruma gelmek. ahret suali * Gereksiz ve usandıcı rı soru. aş p ahmaklaşrma tı * Ahmaklaşrmak iş tı i. ahrette on parmağyakası olmak ı nda * kendisine karşsorumlu olan kimseden ahrette davacı ı olmak. sı ahraz ahret dünya. r iş ahretlik * Besleme kı z. nı i ahmak yerine koymak * bir kimseye aptalmı anlamazmıgibi davranmak. * (ahmak'ça) Ahmağ yakır nitelikte. budala. budalalı anlayı zlı akı zlı az miş k. ş k. insanı öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağve Tanrı hesap vereceğyer. bön. * Bir an için ş alayıbocalamak. ahreti (veya öbür dünyayı ) boylamak * ölmek. aptallaş mak. * Ahret kardeş i olan kadı nlardan her biri. aptal. ve an mur. öbür ş a n ı 'ya i ahret adamı * Dünya iş lerinden el çekip sürekli ibadetle uğ an kimse. ahretini yapmak (veya zenginleş tirmek) * hayı leri yaparak sevap kazanmak. ş . ı r * Dinî inanı göre. aptallaşrmak. aptalca. ş ahmakça * Biraz ahmak. ahmaklaş ma * Ahmaklaş durumu. a ş ı ahmakı slatan * Yavaş yavaş ince ince yağ yağ çisenti. raş ahret kardeş i *İ nanç ve ibadette birbirinden ayrı lmayan ve bu iliş ahrette de sürdüreceklerini düş kiyi ünen kadı nlara verilen ad. lsı k. ahmaklaşrmak tı * Ahmaklaş na sebep olmak.

kı zı rmı renkli. ahval * Durumlar. ahzükabz * Kendine mal etme. aidiyet aile * Evlilik ve kan bağ dayanan. ahu parçası * Çok güzel. yayı yla e. ş kan * sömürmek amacı birçok iş konuya el atan. ahu * Ceylan. aç i. . bağ ı ciğ gibi ş rsak. ahzüita * Alıverişalı satı aksata. * Davranı ş lar. çocuklar. ince. * çok güzel. çekici. aidat * Ödenti. dokunaçlı mürekkep balı türü (Octopus). tahtadan yapı ş lmı . ahzetmek * Almak. sulu ve kokulu yemiş ağ çileğ i. * Olaylar. dikenli bir bitki (Rubus idaeus). ahtapot * Kafadan bacaklı lardan. * Kesenek. ahududu * Gülgillerden. çekici. karı ı na . koca ve çocuklardan oluş topluluk. rnaş k. iliş kinlik. sı nları * Eşkarı . hâller. * Araları kandaşk veya hımlıbulunan kimselerin tümü. koca. zarif kadı n. an * Aynı soydan gelen kimseler zinciri. ahzetme * Ahzetmek iş i. kan it ahtapot gibi * sı ı yapı kimse. ahu gibi ahu gözlü * Güzel gözleri olan. bir ğ ı * Genellikle burun zarı üzerinde çı bir çeş ur. karaca. * Karı . m m. kardeş arası ler ndaki iliş kilerin oluş turduğ toplum u içindeki en küçük birlik. lan. er eyler. * Ait olma durumu. * Güzel. . ahş ap * Ağ açtan. nda lı sı k * Birlikte oturan hım ve yakı n tümü. vaziyetler. ş . polip. * Bu bitkinin duta benzeyen. kabul etmek.* İ n veya hayvanıgöğ ve karnı nsanı n sü içindeki organlar.

u. aile hukuku * Aileyi oluş turan kiş ilerin karş klı ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı ı hak lı . aile adı * Soyadı .* Aynı üzerinde anlaş ve birlikte çalı kimselerin bütünü. doğ kontrolu. *İ lgilendiren. yla lan ş ması aile dostu * Ailece tanılan ve evlerine gidilip gelinen ahbap. görü. . ailece ailecek ailelik * Aile sayınıbütünü. aile gazinosu * Sadece evlilerin girebildiğve birlikte eğ i lendikleri yer. * Ailece. gaye an ş an * Temel niteliğbir olan dil. ajan * Ailesi olmayan. aile hayatı * Aile bireylerinin bütün iş lerini düzenli olarak ev içinde yapma durumu. * Bütün aile birlikte. birine düş mek. nı um aile reisi * Kanunlara göre aile yükümlülüğ taş kimse. ik. koca bazen de büyükler ve çocuklar arası ndaki uyum. nı sı ndan iden an aile ocağ ı * Ailenin kurduğ yerleş i. anlaş sevgi ve hoş ma. aile bahçesi * Ailelerin rahatlı gidebileceğ genellikle içkisiz yer. iliş iliş ilgili. * Aile ile ilgili. tiğ tirdiğ aile plânlaması * Ailede çocuk edinmeyi sırlama. için. -e düş kin. en. yakı ş ı n. hayvan veya bitki topluluğ i u. birinin olmak. kla i. aile bütçesi * Kı bir süre içinde bir iş sa çinin veya iş ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen değmeleri belirlemek çi iş amacı yapı istatistik çalı . geliş i ev. sın ailesiz ailevî ait ait olmak * ilgilendirmek. ünü ı yan aile saadeti * Genellikle karı . aile meclisi * Aile makamın görevini yerine getiren kan veya soy hımları en az üç kiş oluş heyet.

rahat. ak basma * Ak su. -ak / -ek -ak / -ek -ak / -ek * Arap sözcüğ "zenci" anlamı da geldiğ ü na inden ası l Araplarısöz konusu olduğ anlatı istenirken n u lmak kullanı lı r. * Unutulmaması gerekli notları için yazmaya yarayan takvimli defter. ak ağ a ak Arap * Saraylarda hizmet gören hadı ağ nıbeyaz ı olanı m aların rktan . * Sınt ız. andaç. bı tara-k. un için ş an * Bir kimsenin. ş *İ simden isim türeten ek (küçültme eki): baş ben-ek vb. * Kar. nı ş ı tı ajitasyon ajur * Delikli örgü. * Fiilden alet isimleri türeten ek: or-ak. * Fiilden yer isimleri türeten ek: dur-ak. bir ortaklın veya bir devletin bazı lerini gören kimse. gözenek. beyaz. ç-ak. temsilci. kı sı * Beyaz leke. katarakt. perde. layan iş kolu. ele-k. * Temiz namuslu. iş ğ ı iş görevlisi. * Bazıeylerde beyaz bölüm. kara ve siyah karş . * Bu iş kolların çalı ğbüro. ı tı * Bu renkte olan. ak don kara don geçitte belli olur * Gözün saydam tabakası bir yara veya çı sonucunda oluş . ak basmak * Göze beyaz leke inerek görme yetisini yitirmek. * Ajanıgörevi. süt gibi ş eylerin rengi. görmeyi derece derece azaltan beyaz nda ban muş . ak demir * Dövme demir. * Ruhsal gerginliğ dı vurması in ş a . yat-ak vb. casus. gözenekli. -ak. ajurlu ak * Ajuru olan veya her yanı biçiminde iş ajur lenmiş bulunan.* Bir devlet veya kuruluş gizli amaçları çalı kimse. ak benek benek. * Bir ticarî kuruluş tanı onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağ u tan. küre-k vb. n ajans * Haber toplama ve yayma iş uğ an kuruluş iyle raş . ajanda ajanlı k * Ajan olma durumu.

* saçı sakalı armı ağ ş . ak kan yangı sı * Adenit. temiz. ak koyunun kara kuzusu da olur * iyi bir aileden kötü bir çocuk da çı kabilir. ak pak ak pas * Lâhana. özellikle semiz otugillerde karş ı yosunumsu mantar (Albugo candida). sonuç belli olduğ zaman anlarsı u n. omuriliğ dıtabakası an in ş . ak pak * tertemiz. * Bembeyaz. karnabahar gibi bitkilerin kök dındaki bütün bölgelerine yerleş ş ı ebilen. ak yel ak yem ak yı z ldı aka * Büyük kardeşağ . kları lan lan * Çoban yı zı ldı. çok zehirli. ayıise pratı ak kan * Lenf. ak düş mek * (saç ve sakal) tek tük ağ armaya baş lamak. ayıkiş lar. turp. süblime. uskumru gibi balı n beyaz etinden yapı ve oltada kullanı yem. ak gözlü * Gözlerinin rengi pek açıolan ve nazarın hemen değ ine inanı (kimse). k nı diğ lan ak gün ağ r. beyaz bir toz. va imi ak yazı lı * Bahtlı anslı . ak sülümen * Cı ile klorun birleş olan. kara gün karartı artı r * mutlu bir yaş ş iyi dinç kı mutsuz bir yaş ş yı r. akı karası geçitte belli olur. lodos. ı lan laş ak sakaldan yok sakala gelmek * çok yaş p iyice kuvvetten düş lanı mek. ş algam. . ak köpek kara köpek geçit baş belli olur ı nda * kimin ne olduğ deney veya sı sonunda anlaşr.* Bkz. istavrit. parlak. sülümen. akabe * Güneyden esen rüzgâr. *İ zmarit. abey. u nav ı lı ak madde * Demet durumundaki sinir liflerinden oluş beynin iç. ak mı mı kara önüne düş görürsün ünce *ş imdiden boş düş una ünme.ş .

* Maun. sanatçı kurulu. * Maundan yapı ş lmı . drenaj. * Irmak. ı sı nı unu akaç * Bir yerde birikip kalan sıları iş sonunda geriye kalan artı . ı . * (su için) İ yeri. çay. küçük akarsu. yazarlar. akademici * Kurallara bağ resim ve heykel çalı lı ş yapan kişveya sanatçı ması i . * Çı modelden yapı ş plak lmıinsan resmi. lar * Yüksek okul. su yolu. kerestesinden yararlanı beyaz kabuklu bir türü (Betula alba). akağ aç * Gürgengillerin. ardı ndan. gereksiz nesneleri dı ya akı vı . ark. akacak kan damarda durmaz * herhangi bir zarar karş nda bunun kaçılmaz olduğ anlatarak avundurmak için söylenir. * Akarsu yatağ yatak. nı akaçlamak * Bir yerde birikmiş suları tmak. lan akait akaju * Bir dinin öğ renilmesi gereken inançların ve tapı kuralların tümü veya bunları nı nma nı toplayan kitap. dere. i akademisyen * Akademi üyesi. kları akaçlatma * Akaçlatmak iş i. vinti * Eğ inişfazla olan yer. hemen ardı ndan.* Tehlikeli. oluk veya baş araç. lan ka * Kanal. akı * Bataklı akaç yoluyla kurutmak. * Yer altı oluğ su u. akaçlatmak * Akaçlama iş yaptı ini rmak. akabinde * Arkası ndan. hemen arkadan. i akak . imi. akaçlama * Akaçlamak iştefcir. * Yer altı suları toplayan tesisat. akademi * Bilginler. sarp ve zor geçit. akademicilik * Resim veya heykel çalı nda kurallara bağlı ş ması lı k. * Bilimsel niteliğolan. mecra. akademik * Akademi ile ilgili. bir lem kları ş arı tmak için kullanı boru. i.

z. akasya * Baklagillerden. * Sı üİ cak kelerde yetiş bir ağ en açtan (Hymenea) elde edilen katı . ı . * Baş sı k. meteor. bağ mülk. eğ boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. akan sular durmak * itiraza. arız. bahçelerde süs çiçeğolarak yetiş i tirilen sarı bir bitki. yurdumuzda yetiş bir süs ve gölge ağ . * Kiraya verilerek gelir getiren ev. beyaz çiçek veren. motorin gibi yakı n satı ğyer. salkı ağ (Robinia pseudoacacia). lan aç * Baklagillerden. ban. güzel kokulu reçine. * Kaplı ca. dükkân gibi mülk. ksı akaryakı t * Benzin. vı akaryakıistasyonu t * Benzin. gaz yağ mazot gibi sı durumunda olan yakacak. arızlı akamete uğ ramak * baş sı sonuçsuz kalmak. gaz. ahap. tları ldı ı akasma * Düğ çiçeğ ün igillerden. sokucu veya emici knaz lı . yapı bükülgen ve misk gibi kokulu ndan karı ş kan. * Sürekli iş leyen çı fistül. en acı m acı . * Özellikle amber balınıbağ ğ n ı ı rsakları çı lan. gibi akar amber * Asya ve Amerika'da yetiş odunu ceviz ağ nı en. ları üsle ik. sı iklimlerde birçok çeş yetiş ve tanen. mı akarsu * Yeryüzünde ve yer altı belirli bir yatak içinde. acınkine benzeyen. kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanları girince ateş lı na külçesi durumuna dönüş küçük gök cismi. tarla. sık. aralı z. zamk. boya gibi maddelerinden cak itleri en yararlanı bir ağ (Acacia). söyleyeceğsöze yer kalmamak. nda im * Tek sı elmastan veya inciden gerdanlı ra k. olan bir taş .akala akamber * Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir pamuk türü. akaret akarlar * Tı yapı gövdeleri halkası baş göğ birleş ağ yapı ırı. Meryem ana asması (Clematis vitalba). akar * Kiraya verilerek gelir getiren ev. akarca * Kemik veremi. ağ ş en ma. yaban lı cı asması . güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağ aç (Liquidambar orientalis). dükkân. i akan yı z ldı * Güneş sistemine bağ. sonuçsuzluk. * Kesintisi olmayan. kül renginde. akamet * Kırlı verimsizlik. * Küçük akarsu. ı z ları cı sı örümceğ imsiler takı .

eti kı klı lçı . ak renkli bir kuş (Egretta türü alba). beyazca.akbaba * Akbabagillerden. u akciğ peteğ er i * Akciğ erlerde solunumda gaz alıveriş sağ ş ini layan. ile lan k * Akya balı. akça armudu * İ kabuklu. a n akciğ göbeğ er i * Akciğ iç yan yüzünün hemen arkası bronşsinir ve damarlarıgirip çı ğyer. akburçak akciğ er organ. * İ htiyar. kı ve ince gagalı ş lı yı ı k sa . çok yüksekten uçarak le keskin gözleriyle çok uzakları görebilen. siyah bacaklı yabanî bir tür kuşdeniz kazı . akbabagiller * Gündüz yı cı alt takı nı kanatları rtıları mın. ekmeklik buğ klı day. iyi uçan büyük kuş içine alan bir ve ları familyası . akbaş * Yazı kutup bölgelerinde yaş n ayan. etli akça pakça . dağk yerlerde yaş ı plak lı ayan. beyaz kabuklu. ğ ı akbalı l kçı * Leyleksilerden. bronş çuklarıson bölümü. akçe. bataklı ı ve göl kıları yaş k. (Bemicla). * Bkz. * Göğ kafesinin büyük bir bölümünü dolduran ve solunum organın temeli olan. hava borucukların sonunu oluş nı turan kesecik. geniş büyük olan. iri ve yı cı kuş rtı bir (Vultur monachus). yumurtası tarama yapı bir balı(Leuciscus). akciğ zarı er * Göğ boş unun içini ve bu boş un içinde bulunan akciğ dını üs luğ luğ erin ş kaplayan ince zar. sağ sollu iki parçalı üs nı lı * Baklagillerden. oldukça büyük. akbuğ day * Kurak iklime dayanı . ı akciğ erliler * Karı bacaklı ndan yumuş akçalarıtek ciğ soluk alan bir takı . sarı ve sulu bir tür armut. n ktı ı akciğ kesecikleri er * Akciğ lopçuğ er unun parçaları . kın ı kılara göçen. başve boynu çı olan. akbakla akbalı k * Kuru fasulye. leş beslenen. burçağ yakıbir bitki cinsi (Lathyrus sativus). plevra. n erle mı akça akça * Oldukça beyaz. nce . n akciğ lopçuğ er u * Birçok akciğ keseciğ birleş oluş er inin erek turduğ parça. * Sazangillerden. nda . rmak yı nda ayan. erin.

lam aç. Akdeniz humması * Malta humması .* Beyaz tenli. parayla ilgili. rengini atmak veya atmıgibi olmak. örneğakçaağ olan bir bitki familyası ki i aç . akçalı * Paraya bağ. * Rengini atmı ağ ş ş armıiçinde ak renk bulunan. güzel (kadı n). akçakavak * Akkavak. çiçeklerinin güzelliğdolayıyla bahçe çiçekleri arası i sı na giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album). akçı l akçı llanma * Akçı llanmak iş i. akdetmek . n akçöpleme * Zambakgillerden. malî. akça yel * Güneydoğ udan esen yel. . bir yık veya daha uzun yaş llı ayabilen otsu bir bitki türü (Panicum miliaceum). yaprakların uzun. akçı llanmak * Akçı l duruma gelmek. akdedilmek * Akdetmek işyapı i lmak. . akdetme * Akdetmek iş i. akdedilme * Akdedilmek durumu. Akdeniz mavisi * Parlak ve canlı görünümde mavi rengin bir türü. akçaağ açgiller * İ çeneklilerden. akdarı * Buğ daygillerden. akçık llı * Akçı l olanıdurumu. llaş i akçı mak llaş * Akçı l duruma gelmiş olmak. geniş nı olması . keşleme. * Her tür madenî para. iş akçaağ aç * Akçaağ açgillerden süs ağ olarak da dikilen tahtası acı hafif ve sağ bir ağ isfendan (Acer). ş akçı ma llaş * Akçı mak işveya durumu. lı akçe * Küçük gümüş para.

* Sonunda. sonuç. tı * Tütsü olarak yakı bir tür ağ sakı. an akdut akemi akgünlük akhardal * Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanı hardal türlerinden biri (Sinapis alba). lan akı seyelân. ve mı cı i. kanı . * Hafı bellek. cı * Söz. anlamca açı(anlatı selis. lan aç zı akı betine uğ ramak * birinin içinde bulunduğ kötü duruma düş u mek. za. cathartica). hekimlikte ve boyacı kullanı bir bitki cinsi. . i lan * Beyaz renkte olan dut. akı karası geçitte belli olur * bir iddiadaki doğ un ancak deney veya sı sonunda belli olacağ anlatmak için söylenir. k m). aksungur. muahede. l. ı bağ lı taş yan akdiken * Hünnapgillerden. ittifak gibi karş klı lanma anlamı ı Arapça sözlerle) Yapmak. güvem eriğ geyik dikeni (Rhamnus lı kta lan i. us. ı luğ z kapalı engele çarpması oluş bol sesli ünsüz (r. anlama ve kavrama gücü. nda. ğ lan akı l * Düş ünme. * Herhangi bir kuvvet alanı belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiğvar sayı güç çizgileri. akılıölçeğ cı k i * Bir sınıbelli sı ktaki akılını vın caklı cı ı ölçmekte kullanı alet. gel çengele takı l akı l * bir sorunun nası l çözümleneceğ düş ini ünememe durumu. akılı cı k * Akı olma durumu. . ruluğ nav ı nı akı bet * (bir iş veya durum için) Son.* (mukavele. akı ünsüz cı * Ciğ erlerden gelen havanı ağ boş undaki yarı n. kara gözlü. akı l. yazı anlatı n akı olma özelliğ selâset. bir yla an ğy). akdoğ an * Kartalgillerden bir doğ türü. k * Düş ünce. i * Kolay söylenebilen. okunabilen. eninde sonunda. * Öğ salıverilen yol. akı karası ak kara * beyaz tenli. akı cı * Akma özelliğolan. kara saçlı . * İ elemanlı ki mermer yapı rısı ş cı. üt.

l dı ı sı . na na akı l almak * danı ş mak. akla uygun gelmemek. akı l havsala almamak * akla mantı sı ğ ğ a mamak. nı rı ğ ı akı l hastası * Ruh hastası . herhangi birinin aklı gelebilir. akı l erdirememek (veya ermemek) * ne olduğ anlayamamak. sı nı rrı çözmek. gayriaklî. muhtı defteri. not defteri. ajanda. yirmi yaş i.akı ldan üstündür l akı * bir kimsenin aklı gelmeyen bir çare. akı l hastahanesi * Akı l hastaların yatıldı hastahane. ldı ı ra akı ş l dı ı * Akla. akı i l diş * Yirmi yaş raları altlı sı nda üstlü ve sağ sollu. ru il. akı l etmek * herhangi bir önlem veya çareyi zamanı düş nda ünmek. akı l durdurmak * bir ş çok ş ı cı ey aş nitelikte olmak. e. akı yol (veya tarik) birdir l için * iyi düş ünülünce ayrı kimselerce varı sonuç hep aynır. akı l hocası * Birine yol gösterip akı reten kimse. lacak akı l almaz * inanı gibi olmayan. akı l erdirmek * anlamak. akı ş l danı mak * bir konuda birinin görüş sormak. ayrı lacak dı akı i değ l iş il * akla uygun değ doğ değ il. insanıaş rtı şı rtmak. görüş almak. irrasyonel. lı kan diş diş akı l doktoru * Psikiyatrist. ünü akı l defteri * Hatı p yapı rlanı lması gereken ş eylerin yazı ğküçük defter. * Us dı. ş ı akı ş lı l dıcı ık * Akı şdavranma yanlı görüşus dıcı irrasyonalizm. en içeride çı azı i. ş lı ı k. inanı lacak lmaz. gerçeğ uygun olmayan. vaktinde hatı rlamak. sı nı unu rrı çözememek. akı l almamak * inanı gibi olmamak. l öğ * Herkese akı retmeye meraklı l öğ kimse. . deli.

akı çı ldan kmak * unutulmak. umudunu kesmek. lcı kla * Akı lı yana olan kimse. akı l kethüdası * Herkese akı retme merakı olan kimse.akı olmamak l kârı * akı bir kiş yapacağiş llı inin ı olmamak. usçuluk. akı kalmak lda * akı yer etmek. n l var. zca ldan çı labileceğ savunan öğ rasyonalizm. akı çı ldan karmak * düş ünmemek. akı retmek. unutulmamak. in ini. mak. zeki kimse. ünce. akı ı nı l vermek. kartı ini reti. akla aykı veya akı şhiçbir ş tanı lan ya rı l dı ı eyi mama davranı ve ş ı tutumu. rasyonalist. llı akı l yormak * hatı rlamaya çalı ş zihnini zorlamak. akı r ermemek l sı * bir iş niteliğ gizli yönlerini anlayamamak. . lcı ktan akı lı lcı k * Akla dayanan. akı l yürütmek * herhangi bir konuda fikir vermek. akı l kutusu * Çok akı. doğ un ölçütünü duyularda değ düş ruluğ il. * Akla ve akı l yolu ile varı yargı inanma. unutmak. akı lcı * Akı lı ilgili. tadı * akı olma ile yaş olma arası ilgi yoktur. akı l vermek * bir konuda yol göstermek. ünmede ve tümden gelimli çı karmalarda bulan öğ retilerin genel adı . ş akı yakıvar (veya akı izan var) l var. l öğ akı ta değ baş r l yaş il. davranıbeklenmeyen (kimse). akı flı l zayığ ı * Deliliğ kadar varmayan akı e l bozukluğ u. akliye. yol göstermek. akı l terelelli * pek deliş kendisinden ciddî bir düş men. rasyonalizm. bazı llı lı nda küçükler büyüklerden daha akı olabilir. akliye. * Bilginin evrensellik ve zorunluluğ unun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değ yalnı akı il. rasyonalizm. usçu. llı akı retmek l öğ * nası l davranacağ göstermek. * kafa yormaya gerek yok. l öğ nda akı l kumkuması * Çok bilmiş kimse. lda akı tutmak lda * unutmamak.

akı çı ldan kmak * unutmak. llı klı akılı llı k akılıetmek llı k * yerinde ve uygun davranmak. n. ru * Akla yakı doğ makul. enmiş ) * "insan kendi aklı baş nı nı kasınkinden üstün görür" anlamı kullanı nda lı r. dengeli. llandı i. i * Karş ndakinin düş ı sı üncesizliğ belirtmek için söylenilen uyarma sözü. akı düş llı ününceye kadar deli çocuğ (veya oğ unu lunu) everir * kendini akı sananlar çok kez akız diye tanı llı lsı nanlardan daha az baş gösterir. ey düş akı rma llandı * Akı rmak işdurumu. ini * (alay yollu) Düş üncesiz. akı uslu llı * Akı olarak. uyanı k. akı durgunluk vermek llara * çok ş ı bir sey olmak. akı llanmak * Karş ı olaylarısonuçları yararlanarak davranmak. akı llı * Gerçeğiyi gören ve ona göre davranan. aklı baş getirmek. . akı rmak llandı * Aklı kullanması sağ nı nı lamak. aptal. llı k akıca llı * Akla yakı doğ olarak. yaramazlıetmeyerek. arı akı geçinmek llı * kendini çok akı sanmak. * Akı olma durumu. llı akı köprü arayı llı ncaya dek deli suyu geçer * atak kiş i tehlikeyi göze alarak iş giriş ve çabuk sonuç alı e ir r. ru. akı lsal * Düş ünceyi ve gerçeğsomut değ i erlerle birbirine bağ layan hakikati içine alan ş ey. n. nı ı na akı llanma * Akı llanmak iş i. lı nı ş llar . akı olmak llı * gerçeklere uygun davranmak. aş lacak akı pazara çı ş herkes yine kendi akı almı(veya akı gelin olmuşherkes kendininkini beğ lları karmı lar. akı geçirmek ldan * bir ş yapmayı ünmek. ı lan laş n ndan * Uslanmak. tasarlamak. akı çı ldan kmamak * unutamamak.

eyler akı ölçümü m * Bir akarsuyun veya kanalısu yolunda bir saniyede akan su hacmini ölçme. üş mek. akı lsallaşrmak tı * Bir ş akı duruma getirmek. k akıetmek n * toplu olarak gitmek. ncı akı n akı lı ncı k . baskı yapmak. cereyan tarz. forvet. yer değ tirmesi. n akı ncı * Düş ülkesine akıyapan savaş. siyasette. eyi lsa akı z lsı * Aklı . * Debi. anlayıkı i li ş t. * Bilinç dı olayları mantıve akla dayalı ş ı n k olarak açı klanması . akı mtoplar * Akü. akı m * Akmak iş i. akı n * Kalabalıbir ş arkası k eyin kesilmeyen bir geliş durumunda olması . amperölçer. akı zlıetmek lsı k * düş üncesiz ve yersiz davranmak. lsı * Akızca yapı iş lsı lan veya davranı ş . * Futbolda sayı yapmak amacı karştakı kalesine doğ genellikle topluca giriş saldı. akı derken bokum demek m * sözünü yolunca söyleyememek. i akıakı n n * Arkası kesilmeyen kalabalıöbekler durumunda. hareket. akı zlı lsı k * Akız olma durumu. akı mölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan araç. n akı mcı * Belli bir akı bağ kiş ma lı i. * Düş toprakları tedirgin etme. hücum. gereksiz yere gidip gelme zahmetine katlanı lı r. * Akı olma durumu. man n çı * Görevi karştarafa top sürmek ve sayı ı yapmak olan ön sı radaki oyuncu. düzensiz ş söylemek. ı akı z baş cezası ayak çeker (veya akı z iti veya köpeğyol kocatı lsı ı n nı lsı i r) * düş üncesizlik veya tedbirsizlik yüzünden. yla ı m ru ilen rı * Kazak-Kı z Türklerinin saz ş rgı airlerine verdiğad.akı lsallaşrma tı * Akı tı lsallaşrmak durumu. ş kan ş ı iş * Sanatta. düş hayatı ortaya çı yeni bir görüş ünce nda kan . su gibi akı maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akı. yı rma. üş * düş ülkesine saldı man rmak. gerçeğgörüp ona göre davranmaya elveriş olmayan. * Hava. yöntem. cereyan. akümülâtör. çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapı baskı man na ldı lan n.

olayı * Sı yapı rılarıağ yüzeylerine gereğ vı ş cı n aç tı inden çok sürülmesi ile oluş durum. çam sakı. akı ölçer ntı * Bir akarsuyun ve kanalıakı hını düzeyini ölçmeye yarayan alet. n ru iş m. ş kan i . * Akı n. ğ ı ndan ayan k akı ntı * Akmak iş i. n ntı zı ve akı ya kapı ntı lmak * bir akı nıetki alanı girmek. ş kan akı ş kanlaşrı tıcı * Akı duruma getirme özelliğolan. ik. sürüp gitme. * Havanıveya suyun herhangi bir yöne doğ yer değtirmesi. iklik. tedirgin etmek. zı akı nkayası * Kaya balıgiller familyası derin ve uzaklarda yaş ince. ş kan i akı ş kanlaşrılı tıcı k * Akı duruma getirme özelliğolma. akı ile birlikte sürüklenmek. seyyal. akı çağ ntı anozu * Akı ya kapı ş ntı lmıyengeç. * Eğ eğ meyil.akı lıetmek ncı k * düş ülkesinde karşgüçleri yı rmak. akı ş kanlaş ma * Akı duruma gelme. akma. man ı ldı akı rı ndık * Reçine. akı ş * Akmak işveya biçimi. eğ meyilli. akı lı ntı * Akı sı ntı olan. akı cereyan. * Çam türü ağ açlarda bulunan reçinenin eriyerek akması . ş kan akı ş kanlaş mak * Akı duruma gelmek. uzun bir balıtürü. im. * Vücudunda göze çarpacak bir çarpı k bulunan kimseler için kullanı klı lı r. i * Geçip gitme. uğ una akıgitmek p * (zaman için) çabuk geçmek. ntın na ntı * etki altı kalarak bir topluluğ davranına katı nda un ş ı lmak. akı ya kürek çekmek ntı * olmayacak bir iş runda boş çabalamak. an akı bilimi ntı * Deniz akı ları inceleme konusu edinen bilim dalı ntı nı . akı ş kan * Kendilerine özgü bir biçimleri olmayı içinde bulundukları n biçimini alan ve yın oluş p kabı ğ ı turmayan (sı vı veya gaz). * Hastalısebebiyle vücudun bir yerinden sulu madde akması k .

dökmek. kalseduan kuvarsın bir türüdür.akı ş kanlaşrma tı * Akı ş kanlaşrmak iş tı i. durağ mazlı ı iş an. ş kan akı k ş kanlı * Akı olma durumu. din inancı eye lanı . saydam. yarı ı . akı tmak * Akması sağ nı lamak. llı * Bir ş inanarak bağ şinanç. akı ş malı * Akı özelliğolan. akil baliğ olmak . daha çok akide ş ekeri yerine kullanı lı r. eyler lan. akması yol açmak. zayı akideyi bozmak * doğ bilinen bir inanıveya gidiş ayrı ru ş ten lmak. yağyumurta. akidesi bozuk *İ nancı f olan (kimse). * Enli bilezik. n. akide. süt. * Akı ş kanları niteliğ düzeltmek için yoğ n ini unlaş akı içinde parçacı n asısı sağ an mı kları ltını layan yöntem. ağ güç eriyen ş ı zda eker. n nları na ru * Un. akik * Yüzük taş mühür gibi ş yapmakta kullanı türlü renklerde. parlak ve değ bir taş erli . akı ş kanlaşrmak tı * Akı duruma getirmek. akide ş ekeri * Bkz. ş veya pekmezle yoğ . . nı akil * Akı. olan akide akide *Ş ekerin kaynatı ağ durumuna getirilmesi yolu ile yapı ş larak da lmırenkli ve kokulu. eker rularak cık bir duruma getirilen hamurun kı n saç vı zgı üzerinde piş irilmesiyle yapı bir çeş tatlı lan it . akil baliğ * Döl verebilecek duruma gelmiş olan. akı ş k mazlı * Akı veya durağ maddenin durumu. na akı tmalı * Alnı akı nda tması (hayvan). erin. ş kan akı ş ma * Kulağ hoş a gelen veya kolayca söylenen seslerin özelliğ i. ş maz an akı tma * Akı iş tmak i. ş ma i akı ş maz * Dıetkenlerin tesiriyle akı ş ş ğdeğmeyen. * Hayvanları özellikle atlarıalı nda bulunan ve burunları doğ uzanan beyaz leke.

sı veya ı cak lı ülkelerde yaş man ayan. sı * Sonuçsuz. parlak bir yüzeyde görünmesi. Hollanda kavağ(Populus alba). ş ı ı lı Orta Anadolu ve Doğ Anadolu'nun batı u kesimlerinde yaygı olarak yetiş n tirlen yerli bir tür koyun. . bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi. akis * Iş veya ses dalgaların yansı bir yüzeye çarparak geri dönmesi. iri baş. fakat kirli. ı * Sazangillerden bir cins tatlı balı (Alburnus). döl veremeyen. * Akkor olma durumu.* döl verebilecek eriş duruma gelmiş kin olmak. termit (Termes). göz etrafı ı z. me. ağ burun. eyin ka ey ğ ı * Evirme. ilgi veya tepki yaratmak. kaba karık yapağ . . kara damarlı kelebek sayı kalı bir (Aporia crataegi). akkaraman * Vücudu beyaz. evirtim. * Bir cismin. yaprakların altı nı beyaz olan bir kavak türü. akkarı nca * Düz kanatlı lardan. ile en lem. tartılması yol açmak. verimsiz. akkarı ncalar * Ağ parçaları geliş . kontrat. lı tıp me akit vaadi * Ön sözleş me. akkavak akkefal * Söğ ütgillerden. * Nikâh. yansı yankı ı k nı tı cı ma. akim kalmak * sonuca ulaş amamak. ş ı na akit * Hukukî sonuç doğ urmak amacı iki veya daha çok kimsenin veya kuruluş karş klı birbirine uygun ile un ı ve lı irade beyanları gerçekleş iş sözleş mukavele. llı akis uyandı rmak * bir konunun üzerinde düş ünülmesine. * Akıca. . baş sağ arı layamamak. âkit * Bir işkarşklı i ı olarak kararlaşrıüstlerine alan taraflardan her biri. ırı böcekler topluluğ termitler. iri ak kanatları n. akkirpani * Ak. * Bir ş baş bir ş üzerinde yarattı etki. akkor akkorluk * Iş saçacak beyazlı varı ı k ğ a ncaya değ ıtı ş in sı lmıolan. akilâne akim * Kır. su ğ ı akkelebek * Hemen bütün meyve ağ nda tomurcuk düş açları manı lan. * rüş ispat etme yaş gelmiş tünü ı na olmak. akçakavak. sözleş veya mukavele yapan. baş sı arız. ı z iyi miş lısıcı u. kulak ve ayaklarda siyah lekeler bulunabilen.

n i.vb. ı laş akla sı gibi ğ ar * aklı kabul edebileceğbiçimde. zı ldı vanadan çı kmak. lacak akla yakı n * aklı benimseyebileceğ aklıkabul edebileceğ n i. maile. akıca. ibraname. erli * Suları bir denize veya göle gönderen bölge. akla gelmeyen başgelir a * insan ummadı.akkuş akkuyruk * Atmaca. temizlenmek. nı rmak na lan -akla / -ekle * Bazı fiillerin sı k çatı nı klı ları türeten ek: tart-akla. akla fenalıvermek k * çok ş ı aş rmak. ı laş akla gelmez * hatı rlanamaz. akla yatkı n * uygun. * Tadı artı için çay harmanı katı beyaz bir çay türü. düş ğ ı ünmediğş i eylerle daima karş abilir.. aklan aklanma aklanmak * Ak olmak. makul. * Baş lı arıgösterilmek. . tebriye etmek. it-ekle. aklama * Aklamak iş ibra. aklama belgesi * Alacak verecek kalmadını ğ gösteren belge. makul. ş kı ğ uğ aş nlı ratacak (ş a ey). sı nı ndan * Aklanmak iş i. düş ünülemez. akla karayı seçmek * (bir işbaş ncaya değ çok sıntı i arı in) kı çekmek. i. çı racak gibi olmak. llı akla zarar (veya ziyan) * çok ş ı aş lacak. yı cı kuş rtı bir . akla hayale gelmez * inanı lmaz. ibra etmek. değ olarak nitelendirilmek. akla gelmedik * düş ünülemeyen. güçlüklerle karş mak. nı * Bir dağ rasın yamaçları her biri. ı aklamak * Suçsuz veya borçsuz olduğ yargına vararak birini temize çı u sı karmak. n i akla sı ğ (veya sı mak ğ mamak) * inanı gibi olmamak.

temize çı kmak. aş rı ı nı aklı kmak çı * titizlikle üzerinde durmak. na aklı ı gitmek baş ndan * çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağ ş ı ı aş nı rmak. aklı ı baş nda * sürekli akı davranan. aklaşrma tı * Aklaşrmak iş tı i. beraat etmek. . * Akı bulunan. kavrayamamak. aklaş mak * Ak duruma gelmek. çok korkmak. sorun üzerinde toplayamamak. aklevrek aklı * Tatlı levreğ su i. aklı ka yerde olmak baş * baş ş düş ka eyler ünmek.* Bir dava sonunda temiz ve iliş çı iksiz kmak. kusursuz. çok korku geçirmek. aklaşrmak tı * Aklaş nı lamak. beyazlaş mak. ş ı aş rmak. aklı ı dağ lmak * düş ünceyi belli bir konu. ması sağ tı aklen * Akı l icabı l gereğ . aklaş ma * Aklaş iş mak i. ağ armak. aklı yerde olmak bir * düş ünülmesi gerekenden baş bir ş düş ka ey ünmek. ru aklı ı olmamak baş nda * iyi düş ünebilir durumda olmamak. akı ince. aklı durmak * düş ünemez bir duruma gelmek. * bir ş olabileceğ inanmamak. eyin ine * uygun bulmamak. ş n ları şı lını ru * ayı lmak. aklı almamak * anlayamamak. aklı ı bir karıyukarı baş ndan ş (veya yukarı da) * düş ünmeden aklı geleni yapan. aklı ı gelmek baş na * davranı nıyanlı ğ sezerek doğ yolu bulmak. kendine gelmek. llı * doğ dürüst. ak renkli. aklı bokuna karı ş mak * korkudan ş ıp ne yapacağ bilememek. beyazlaşrmak.

bayı lmak. ş ı ı nı aş rmak. münasebetsiz. * çok beğ enmek. ı na aklı vanadan çı zı kmak * delirmek. llı aklı bir ş olmak fikri eyde * bütün düş ündüğ bir konuda yoğ mak. sağ duyu sahibi olmayan. aklı evvel * Akı geçinen. * akı olgunlaş lca mak. aklı yatmak * anlamaya baş lamak. aklı oynatmak. i n ş unu p aklı lmak takı * zihni bir ş uğ mak. nca. aklı ş karı mak * ne yapacağ bilememek. bocalamak. * Kadı n makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sı. aklı karalı * Akı karası ve olan. ilerisini görememek. aklı sonradan gelmek * verdiğkararıyanlıolduğ anlayıvazgeçmek.aklı ermek * anlayabilmek. aklı kalmak * beğ enilen bir ş düş eyi ünmekten kendini alamamak. eyin ine aklı kesmemek * sonucu tahmin edememek. tatmin olmak. beyazlı siyahlı . nı aklı evvel * Densiz. nları vı aklı k aklı gelen baş geldi ma ı ma * olması korktuğ ş oldu. * Kendisini en akı sanan. aklı kesmek * bir ş olabileceğ inanmak. umduğ göre. ndan um ey . korkmak. ü unlaş aklı gitmek *şı aş rmak. llı * Ak olma durumu. düş üne göre. düzgün. aklı ra sı * aklı sandına göre. ğ ı ünüş una aklı ra sı * Aklı nca. olacağ inanmak. eyle raş aklı ayar tam * aklı yerinde.

aklı vurmak na * birden düş ünüvermek. aklı sı na ğ mamak * anlayamamak. aklı esmek na * daha önce düş ünmemiş olduğ ş birden yapmaya karar vermek. çok istemek. u eyi aklı geleni söylemek na * rastgele konuş mak. * bir ş yapmayı ünmek. ine aklı ş ayı (veya ş arı na aş m aş m) * adı geçen kimsenin akı zca bir davranı bulunduğ anlatı lsı ş ta unu r. eyi düş aklı getirmek na * hatı rlatmak. * olabileceğ inanmamak. aklı yelken etmek na * düş üncesizce davranmak veya aklı geleni hemen yapmak. ey * kararlaşrmak. p aklı turp sı m na kayı * birinin düş üncesini ve yaptını enmemek. aklı takmak (veya aklı takmak) na nı * sürekli olarak bir ş düş eyi ünmek. * düş ünmek. tasarlamak. aklı düş na mek * hatı rlamak.aklı mda! söz. bir düş ünceye saplanı kalmak. kı namak. aklı geleni yapmak na * her istediğ düş ini ünmeden yapmak istemek. aklı eyin ine almak. na . kavrayamamak. ğ beğ ı aklı tükürmek na * birinin düş üncesini beğ enmemek. bir ş telkin etmek. aklı gelmek na * hatı rlamak. tı aklı koymak na * bir kimse birine. anı msamak. davranmak. * kafası bir düş doğ nda ünce mak. aklı koymak na * bir ş yapmaya kesin olarak karar vermek. aklı uymak na * birinin uygun olmayan görüş göre iş üne yapmak. * lâdes oyununa katı lanlardan biri ötekine bir ş verirken karş ey ı dakinin "unutmadı anlamı söylediğ m" nda i aklı birş gelmek na ey *ş üphelenmek. ey aklı sı rmak na ğ dı * bir ş olabileceğ inanmak.

l dı ler ı aklı peynir ekmekle yemek nı * ş kı ve akızca iş yapmak. yersiz iş yapmak. aklı zoru olmak ndan * arada bir durum ve ş artlarıgerektirdiğgibi davranmamak. aklı baş yere vermek nı ka * konuş konudan baş bir ş düş olmak. aklı tutmak ndan * bir ş düş ey ünmek. baş çı tan karmak. hiç unutmamak. aş nca lsı ler . ulan ka ey ünür aklı çalmak nı * ilgisini aş derecede çekmek. bellemek. devş nı ı na irmek) * akı zca davranı lsı ş larda bulunmaktan kendini kurtarmak. tasarlamak. aklı olsun! nda * unutma!. sı aklı kalmak nda * unutmamak. kararı caydı ndan rmak. n i aklı (bir ş bozmak nı eyle) * bir ş üzerine düş hep onunla uğ ıdurmak. ldı * akı şiş yapmak. ey erek raş p aklı baş almak (veya toplamak. ey düş aklı geçmek ndan * düş ünmek. aklı geçirmek ndan * bir ş yapmayı ünmek. aklı çı ndan karmamak * devamlı rlamak. ı rı aklı çelmek nı * niyetinden. aklı baş nı ı almak ndan * düş ünemeyecek bir duruma getirmek. * ayartmak. * gereksiz. aklı kaçı nı rmak * delirmek.aklı nca * (küçümseme yollu) Düş üncesine göre. aklı tutmak nda * öğ renmek. * hatı rlamak. aklı oynatmak nı * çı rmak. çok ş ı aş rtmak. * unutmamak. hatı aklı çı ndan kmak * unutmak. aklı ra.

n ünce aklı selim aklî akliyat * Akı l yolu ile kazanı bilgiler. * (bir kap veya bir yer) İ çindeki veya üstündeki sıyı zdı vı sı rmak. * Reçine. kları * Akı l hastalı ile ilgili hastahane bölümü. * Art arda ve toplu olarak gitmek. lla akliyeci akma hançer * Ortası oluklu hançer.aklı ş ı nıaş rmak * yerinde olmayan bir iş yapmak. rasyonalizm. akmak * (sı maddeler veya çok ince taneli katı vı maddeler için) Bir yerden baş bir yere doğ gitmek. lan akliye * Akı l hastalı ile ilgili hekimlik kolu. keçi mantarı (Agaricus campestris). akla dayanan. bir eyle raş aklın köş nı esinden geçmemek * hiçbir zaman düş ünmemek. * (sı bir madde için) Bir yerden çı vı kmak. aklı bin yaş nla a * akla yakıgörülmeyen bir düş ileri sürene söylenir. * Akı ilgili. * Çabucak savuş ortadan kaybolmak. lcı k. * (boya için) Birbirine karı ş mak. ka ru * (bu gibi maddeler) Aş ı yere düş ağ ya. mek. kları * Akı lı usçuluk. aklın terazisi bozulmak nı * akıca olmayan davranı llı ş bulunacak bir duruma düş larda mek. * (kumaş için) Yı p iplikleri erimeye baş pranı lamak. yersiz düş ünmek. mak. * (zaman için) Çabuk geçmek. katı lmak. * Karı ş mak. . az çok bir gelir veya kazanç sağ ilse lar. * Sürüp gitmek. çam sakı. aklı takmak nı * sürekli olarak aklı ş uğ mak. * Akı l hastalı uzmanı kları . * Sağ duyu. * Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar. akmantar akmasa da damlar * çok değ bile. akı rı zı ndık. akma sırı nı * Malzemenin belirli bir gerilme uygulanması sırlı kalı deformasyona uğ yla nı ve cı raması belirlenen veya toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti. akma * Akmak iş i.

düzenlemek. akort * Bir çalgı doğ ses vermesi için ayarlama. metal dilcikleri titretme yolu ile çalı körüklü. yı ru * Armoniyi sağ layan seslerin birleş mesi. eş eden. lan smî akordeon * Üstündeki düğ melere veya tuş basarak.akmaz * Durgun su. akortlanma * Akortlanmak iş i. akortlatmak * Akortlamak iş yaptı ini rmak. * Boğ otundan çı lan ve hekimlikte kullanı zehirli bir madde. ları nı akortçu * Piyano ve org gibi müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse. hesabı ı lı daha sonra görülmek üzere yapı kı ödeme. lmıkı akordeoncu * Akordeon çalan kimse. akortsuz. ndı ı lan lik akonitin akont * Bir borca karş k. akortsuz . akompanyatör * Bir parça çalı ğzaman ses veya bir âletle ona katı kimse. akortlanmak * Akortlanmak işyapı i lmak. akordiyon * Bkz. akordeon. * Kumaş larda makine ile yapı ş rma. akordu bozuk * Birbirini tutmayan. akortlatma * Akortlatmak iş i. elde taş lara nan ı nabilir bir çalgı . akort edilmiş . akordiyoncu * Bkz. gölet. uyumsuz. akordeoncu. ları akort yapmak * çalgı n tellerini. akort etmek * çalgı n seslerini ayarlamak. akortlu * Akordu olan. ses veren araçları ayarlamak. an karı lan akortlama * Akortlamak iş i.

ı tlı akreditif * Belirli bir nicelikteki para için. arası akrep * Akreplerden. uyumsuz. akraba çı kmak * önceden tanı ş madan veya bilmeden konuş akraba oldukları anlamak. akortsuzlaşrmak tı * Radyoda bir ayar frekansı sapma meydana getirmek. akran akranlı k * Akran olma durumu. . akrobatlı k * Cambazlı k. akromatik . akrepler akrobasi akrobat * Örümceğ imsilerin. * Yaş denk. örneğakrep olan takı . i mı * Cambazlı akrobatlı k. arak nı akraba diller * Aynı dilden gelen diller. nlı akrabalı k * Akraba olma durumu. yaş k. lı sı * Oluş yönünden aynı ma kaynağ dayanan ş a eyler. diğ erinin sonucu olan ş eyler. * Biri. * Birbirini tutmayan. akrep gibi * her fı rsatta sözleriyle baş nı kaları incitme veya onlara kötülük etme durumunda olan. ana akraba olmak * evlilik yoluyla yakı k kurmak. k. i na ka bankada veya aracında açtılan kredi. bir bankanı yükümlülüğ altı üçüncü bir kişyararı bir baş n ü nda. sı ve nemli yerlerde yaş cak ayan.* Akordu olmayan. Zodyak. akort edilmemiş . * Saatin iki ibresinden küçüğ ü. akraba * Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağ olan kimseler. ı * Radyoda gerçek ayar frekansı doğ değ arası ile ru eri ndaki sapma. sı rı * Kredi mektubu. kı k ve kalkıkuyruğ vrı k unda zehirli bir iğ olan böcek nesi (Scorpio). hım. nda akortsuzluk * Ses düzensizliğveya ayarsı ğ i zlı. yaş boydaşöğ ça ı t. Akrep * Zodyak üzerinde Terazi ile Yay burçları nda yer alan burç. * Cambaz. ür.

. * Ermişevliya. ru aksata aksaklı k aksam aksama aksamak . n u akrostiş * Her dizenin ilk harfi yukarı aş ı doğ okununca ortaya bir söz çı dan ağ ya ru kacak biçimde düzenlenmiş manzume.* Beyaz ığçözümlemeden geçiren. akromatik iğ iplik * Mitozun ilk evresi sonunda bütün hücrelerde beliren ve hücre boyaları pek boyanamayan iğ yla biçimindeki oluş um. şı ı * Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm). büyümesi veya uzaması . aksanı bozuk * Bir dildeki kelimeleri doğ söyleyemeyen. * Aksak olma durumu. * İ gitmeyen. iir sa aksak eş yüksek dağ çılmaz ekle a kı * eksik araçlarla sağklı yapı lı iş lmaz. akromegali * Genel geliş bittikten sonra el. * Aksayan. * Kımlar. ş oluş turan bölüm. akropol * Eski Yunan ş ehirlerinde. renksemez. * Hafif topallamak. inde vrak * Eski Yunan ve Lâtin ş ölçüsünde. ih. çene. muvaş tevş ş ah. iyi iş yi lemeyen. * Vurgu. akromatopsi * Bkz. akromatin * Hücre çekirdeğiçindeki ince iplikçiklerden yapı şkromatin ile boyanmamıolan kromozomları i lmı . * (bir işGereğgibi yürümemek. * Türk müziğ oldukça kı bir usul. grup vurgusu. aksakal * Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. sondan bir önceki hecesi kı olacak yerde uzun olan dize. hafifçe topallayan. ) i aksan * Bir ülkenin insanları veya bir çevreye özgü söyleyiş na özelliğ i. burun gibi vücudun sivri kımları me sı ndaki kemiklerin kalı ması nlaş . renk körlüğ ü. en önemli yapı n ve tapı ları nakları bulunduğ iç kale. kelime vurgusu. aks aksak * Dingil. geri kalmak. sı * Aksamak iş i.

bir işgereğgibi yürütmemek. aksettirme * Aksettirme iş i. ş ı * (bir ık veya bir ş Düz ve parlak bir yüzeye çarpıorada aynen görünmek. duyulmak. ı hapş k. lı kta lan. * Evirmek. hazı * Aksesuar kullanması seven. aksı hapş olayı rma. tersine çevirmek. yaymak. ş apka. aksesuarcı * Aksesuarı rlayan kimse. ulaşrmak. durumu. bir makinenin iş levine katı lmayan. akseptans * Yabancı ülkelerde okuyacak öğ renciler için gönderilen kabul belgesi. * Kadıgiyiminde giysiyi bütünleyen ayakkabı n . yankı p lanmak. ancak kendine özgü ayrı yararı bir bulunan alet. i ğ ı çeş eş itli ya. gürültülü soluk boş zlı alması . * (ığ Yansı şı ı) tmak. aksettirmek * (sesi) Yankı lamak. tı aksık rı * Herhangi bir sebeple burun zarın gıklanması nı cı sonucu solunum kasların birdenbire kası yla ağ ve nı lması ı z burundan hı . nı aksetme aksetmek * Aksetmek iş i. araç veya * Konunun gerektirdiğölçüde kullanı bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereğkullandı i lan. eldiven. * (ses) Bir yere çarpıgeri dönmek. mücevher gibi eş ya. çanta. yankı vermek. k aç * Aksatmak iş i.* "alma ve verme" Alıveriş ş . * Haberi. * (ık) Bir yere vurmak. akselerograf *İ vmeyazar. kriz. duyurmak. * Aksaması yol açmak. * Ulaş yayı mak. na i i * Aksamak iş i veya biçimi. ı rı . lmak. aksesuar nesne. akselerometre *İ vmeölçer. yansı ş ı ekil) p lanmak. k aksedir * Kaplaması mobilyacı kullanı açıkahve rengi öz odunlu olan bir ağ (Thuya occidentalist). aksatma aksatmak aksayı ş akse * Hastalınöbeti. * Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazı altı larak imzalanan açı klama. aksatı ş * Aksatmak iş i veya biçimi. * Bir aletin. rma. kemer.

rı ı k k ran. rma. t. münasebetsiz" anlamı kullanı ler i nda lı r. ters ve kı n olarak. * Aksı aksı biçimi. öyle olmazsa. zıkarş olumsuz. menfi. aksileş mek * Huysuzlanmak. * İ . inadı direnmek. huysuzlanmak. aksı rtma * Aksı rtmak iş i. aksilenmek * Aksileş mek. aksı rmak * Burun zarların gıklanması solunum kasların birdenbire kası nı cı ile nı lması üzerine. aksilenme * Aksilenmek iş i.aksıklı rı * Aksığ tutulmuşaksığolan. rma aksı rtmak * Birinin aksı na sebep olmak. nda aksiliğüstünde i . ı t. * Uygun olmayan. aksi tesadüf * "ş zlı bak" anlamı kullanı anssı ğ a nda lı r. aksi takdirde * yoksa. huysuz. ağ ve burundan hı . inatçı etmek. ters davranmak. natçı rçı * Olumsuz bir biçimde. hastalı . lı k aksiliğtutmak i * güçlük çı karmak. sısıaksı hapş klı rı a . i aksi aksi aksi gibi aksi hâlde * yoksa. aksileş me * Aksileş iş mek i. zgı * istenmediğhâlde. rı aksıklıksıklı rı tı rı * Yaş. aksilik olarak. aksi * Ters. aksi ş eytan * iş yolunda gitmediğzaman "ne kadar ilgisiz. lı klı aksış rı aksı rma * Aksı rmak iş i. ı . huysuzluk etmek. aksi hâlde. ı z zlı gürültülü soluk boş altmak. hapş rması ı rtmak. hapş ı rmak. hı n.

* Hisse senedi. * Hareket. ş lı aksilik * Terslik.* olumsuz davranı. aksöğ üt aksu aksungur * Söğ ütgillerden. * İ etkinliğ veya iradesinin açı çı nsan inin ğ kması a . am lı nan akş ahı sabah çayı am ra ra * hayatta yiyip içip yatmaktan baş kaygıolmayanlar için söylenir. ters davranmak. lı k aksine aksiseda aksiyom * Kendiliğ inden apaçıolan ve böyle olduğ için öteki önermelerin ön dayanağolan temel önerme. iş . kabukları eczacı kullanı bir söğ türü (Salix alba). aksilik etmek * güçlük çı karmak. * Yankı . sinir hücrelerinin uzantı ndan en belirli ve nı ları uzun olanı . * Gece. belit. reaksiyon. huysuzluk etmek. aksülâmel * Tepki. * Ada soğ . katarakt. pay senedi. aksona * Vurgun hastalına karşuygulanan emniyet durakları ğ ı ı . k u ı mütearife. anı * Tersine. ndan * Akdoğ an. uygunsuzluk. * Akş vakti kı namaz. * Sermayenin belirli bir bölümü. bir düş üncenin ortaya çı kması . bu hareketten ortaya çı geliş kan im. lı kta lan üt * Gözdeki billûr cismin saydamlını ğ yitirerek ağ ı arması ileri gelen körlük. elveriş in sizlik. aksoğ an akson * Sinir uyarmaları sinir hücresinden ileriye uzatmaya yarayan. lı k. akş am * Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri. ka sı akş akş am am . hikâye. inatçı etmek. aksiyon * Bir kuvvetin. inatçı huysuzluk. perde. maddî bir etkenin. * Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. ak basma. geliş nı tiren lı im. * Oyunun teması geliş başca olay. uyuş maya yanaş mamak. * Bir iş yolunda gitmemesi durumu. aksilik çı kmak * engel ortaya çı kmak.

nda. ı akş ezanı am * Günün dördüncü namaz vaktini bildiren ezan. ş akş piyasası am * Akş üzerleri belli bir yerde yapı gezinti. akş simidi am *İ kindi üzeri çı lan sı susamlı karı cak. sa akş amcı * Akş amları içme alı ğ olan kimse. Çulpan. ı akş gazetesi am * Baskı öğ sı leden sonra. bitmemek. iş portalarda akş doğ tezgâhta kalmımallarıucuz fiyatla satı ı ama ru ş n lı. * Yaşlıdönemi. arası lı nan akş pazarı am * Pazarlarda. amı u u akş azadı am * Ders çış ders paydosu. am lan akş saati am * Akş vakti. amcı akş lıetmek amcı k * akş lar içki içmek amacı bir araya gelmek. simit. akş doğ ama ru * Gündüzün akş yakıbir zamanı ama n nda. akş kalmak ama * (işgecikmek. içki ş kanlında ı * Çalı ş akş rastlayan. ) akş sabaha ama * Neredeyse. pek yakı kı bir zaman içinde. kı.* Akş n olduğ ş dar zamanda. lı k akş karanlı am ğ ı * Alaca karanlı k. akş namazı am *İ kindi ile yatsı namazı nda kı namaz. akş am amleyin. akş kadar ama * bütün gün. ara vermeden. güneş battı sı in ğ ralar. akş yeli am * Akş amları serin rüzgâr. ması ama * Çalı ş maları daha yoğ olarak akş saatlerinde yapan. özellikle akş doğ yapı gazete. amcı yla . esen Akş Yı zı am ldı * Venüs. ama ru lan akş güneş am i * Etkisi azalmıgün ığ ş şı ı. nı un am akş lı amcı k * Akş olma durumu.

am akş sabahlı amlı * Her akş ve her sabah. amı * (ay) Dolun ay durumundan sonra geç doğ mak. iş i. olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenir. akş amdan kavur. iş akş bulmak (veya akş etmek) amı amı * akş amlamak. akş amdan akş ama * Her akş üst üste. akş amüstü * Güneş battı sı in ğ ralarda. akş amsefası * Gecesefası . akş amlama * Akş amlamak durumu. amı * Akş bir yerde geçirmek.akş amdan * akş olmak üzere iken. am ı rken. akş n iş sabaha (veya yarı bı amı ini na) rakma * bu gün yapı lması gereken bir işertesi güne bı i rakmak sakı dı ncalır. akş amki * Akş olan. kaçılmaz sonuç pek yakı nı n. akş olduğ am am unda. sabaha savur * kazandını ğ günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanı ı lı r. amı akş amleyin * Akş saatlerinde. ama am akş k sabahlı amlı k * Nerede ise. am * Her akş am. te ama mek. akş amları * Akş vakti. akş buldurmak veya ettirmek. günü bitirmek. akş için. akş amlar (veya akş ş am erifler) hayrolsun! * akş vakti kullanı esenleme sözü. . akş doğ am ama ru. am akş amdan kalmı(veya kalma) ş * geceki sarhoş un mahmurluğ taş luğ unu ı yan. am akş k amlı * Akş özgü olan. akş yapı am am lan. akş doğ akş yaklaş ı ama ru. akş amlatmak * Akş yaptı amı rmak. iyi akş am lan amlar!. akş amlatma * Akş amlatmak iş i. akş amlamak * Bütün günü bir yerde veya bir iş geçirerek akş eriş akş bulmak. akş amdan sonra merhaba (veya sabahlar hayrolsun) * iş ten geçtikten. akş vakti.

aktarı lmak * Aktarmak iş konu olmak. kâğ tütün vb. ları * Bir hesaptan baş bir hesaba para havale etme. zarf. ı ttan ka ı ta * Sürülmemiş tarlayı veya ikinci kez sürme. ağ üzerine yükselten oyuncu. ilk * Alı . akş amüstü. * Dam kiremitlerini aktarıkıkları p rı yenileyen kimse. ka aktarmacı * Aktarma iş yapan kimse. ı * Aktarı yaptı iş n ğ . iktibas. ka * Aktarmak işveya biçimi. ı n * Baharat. ini aktarmacı lı k * Aktarma işaktarma iş uğ ma. akş k ı nlı aktar * Akş olma durumu. virman. ı t. ne. gereçleri satan kimse veya dükkân. ka aktarma etmek * aktarmak. * Voleybolda öbür oyuncularıvurması topu. i. ntı * Bir oyuncunun topu kendi takı ndan bir baş oyuncuya göndermesi. ine aktarı m * Aktarma işnakil. iyle raş aktarmak * Bir yerden. ka aktarı cı aktarı lma * Aktarı iş lmak i. bir kaptan baş bir yere veya kaba geçirmek. baharat. mı ka * Arı bir kovandan ötekine geçirme. * Bir taş baş bir taş geçme. bazen de derisinde doğ tan boya maddesi bulunmadı için her yanı olan lları uş ğ ı ak (hayvan veya insan) çapar. * Anadolu'da iğ iplik. akş ı n * Kı nda ve gözlerinde. i. aktarı ş aktariye aktarlı k aktarma * Aktarmak iş i. n için ı n * Görüntüyü bir bölgeden baş bir bölgeye ileten araç. ev ilâçları .akş amüzeri * Bkz. ı . i * Aktarı sattı ş n ğ eyler. ı ttan * bütçede bir bölümden baş bir bölüme ödenek geçirmek. albino. satan kimse veya dükkân. aktarma yapmak * bir taş ötekine geçmek.

aktifleş me * Aktif duruma gelme. aktif duruma getirmek. nı * Sürülmemiş tarlayı ve ikinci kez sürmek.* Bir ş yolunu. canlı . * Bir tekniğ göre biçimlendirmek. toryum. aktif taş ı ma * Bir maddenin hücre zarı enerji harcanarak hücre içine veya dına taş ndan ş ı ı nması . etkili olmak. daha çok Kur'an'ı ı sonuna kadar okumak. aktiflik * Etkinlik. eyin iş * Bir kitaptan veya bir yazı bir bölümü almak. aktifleş tirme * Aktifleş tirmek iş i. ı tlar ka ı ta aktartma * Aktartmak işyaptı i rmak. tulyum. küryum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı . etken. protaktinyum. dan * Bir dilden baş bir dile çevirmek. * Etken fiil. uyarlamak. aktinit * Aktinyum. hareketli. aktif metot * Öğ rencilerin. * Etkili. aktavş an aktif * Bir cins iri çöl sı (Jaculus). aktartmak * Aktarmak işyaptı i rtmak. aktinoloji aktif fiil . nı * Etken. aktif duruma gelmek. tercüme etmek. aktifleş mek * Canlı hareketli. bildirmek. çanı * Etkin. e * Bir kitabı . amerikyum. baş ndan aktarmalı * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektiren. ilk *İ letmek. ka * Çatı kiremitlerini gözden geçirerek kık ve bozuk olanların yerlerine sağ rı nı lamları koymak. iktibas etmek. * Bir ticarethanenin. ı tlar ka ı ta aktarması z * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektirmeyen. plûtonyum. kiş çalı isel ş maları ve iş nı yapma yeteneklerini geliş tirmeyi sağ layan bilimsel yöntem. yönünü değtirmek. ortaklın para ile değ ğ ı erlendirilebilen mal ve hakların tümü. aktifleş tirmek * Aktifleş mesini sağ lamak. çalı ş kan. aktif rol oynamak * etkili olmak.

istenildiğ bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz. aktüel * Güncel. inde akı mtoplar. n. yankı m. iddetli. aktinyumlu * Özünde aktinyum bulunduran. * Akümülâtörün kı lmıadı saltı ş . akuzatif akü * Yükleme durumu. aktörlük * Aktörün görevi. ka aktöre * Ahlâk. * Edimsel. kendini baş türlü gösterme. ı ı rlı saltması Ac. * Olduğ undan baş türlü görünen kimse. aktivite aktivizm aktör * Erkek oyuncu.Kı 89. acil (hastalı k). ini reti. * Etkincilik. ini aktüalizm * Geçmiş jeolojik olaylarıbugünkülere bakarak açı n klanabileceğ ileri süren öğ edimselcilik. * Kapalı yerde seslerin dağ m biçimi. * Günün olayı konusu. n * Güncellik. akur akustik akümülâtör * Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden. . ı * Olduğ undan baş türlü görünme. lı lanı akut *İ lerlemişş . * Azgı kı n (hayvan). yankı bilimi. veya * Etkinlik.* Güneşş nıhem insan hem de bütün canlı üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı ınların ı lar . * Kuvveden fiile geçmiş olan hâl (Aristo felsefesi). zgı * Fizik biliminin konusu ses olan kolu. ş imdiki. radyoaktif bir element. aktinyum * Atom numarası atom ağ ğ 227 olan. aktörün yaptı iş ğ . aktris aktüalite aktüalitesini kaybetmek * güncelliğ yitirmek. ka ka * Kadıoyuncu. ses dağ mı bir ı lı ı .

al basmak * loğ albastı usa hastalına tutulmak. elde eyler -al. * Kavimler. düzen. doğ öz-el vb. k. k akyuvar * Kan ve lenf gibi vücut sıları bulunan çekirdekli. * Bir tür sı ve köstekli bı rmalı çak. ğ zı ı * Yüze sürülen pembe düzgün. güz-el (<gözel). 10-15 bazen de 50-60 kg gelen bir balı akbalı(Lichia amia). lökosit. kı zı n zı rmı. ufak pullu. sağ lam. akva * Kuvvetli. Al * Alüminyum'un kı saltması . hile. al (veya alı n) * iş te. gövel (< gök-el). * Süs balı beslemeciliğ ğ ı i. çiçeğdiş yüz şlerinin tedavisinde kullanı bir bitki i ve iş lan (Lilium candidum). iyle raş akvaryumculuk * Akvaryumcunun mesleğ i. kıla çalan.aküpunktür * Vücudun belirli noktaları genellikle altıiğ batı yapı Çin'de yayı ş na n ne rarak lan lmıolan tedavi. kıl. fat -al. al (veya kanlı ) gömlek gizlenemez * gizli tutulması olmayan ş için söylenir. * Sulu boya resim. süs bitkisi olarak yetiş tirilen. akya balı ğ ı * Uskumrugillerden. akvam akvarel akvaryum * Tatlı tuzlu su hayvanların. al al * Aldatma. * Kanırengi. * (at donu için) Dorunun açı. yuvarlak hücre. akvaryumcu * Akvaryum iş uğ an kimse. * Bu renkte olan. vı nda akzambak * Zambakgillerden./ -el*İ simden fiil türeten ek. tuzak. su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiğcam su kabı veya nı i . allı k. -al / -el *İ simden sı türeten ek: gen-el. ğ ı al bayrak (veya sancak) .

ı * İ pek iyi. lan ıı lını al kan * Doymuş alifatik hidrokarbonları genel adı n . ehit al karı sı * Loğ usalara musallat olarak onları duğ sanı görüntü. erli an al giymedim ki alı m nayı * "bu iş hiçbir ilgim olmadı için söylenen sözleri kendi üzerime almadı anlamı kullanı le ğ ı m" nda lı r. vurularak ölmek. al sana bir daha * yeni bir aksilik olunca bezginlik bildirmek için "iş anlamı söylenir. al kanlara boyanmak * yaralanmak. hepsi bir ayarda. yi. e al elmaya taş çok olur atan * değ kimselere sataş çok olur. rı arak ala gün ala sulu * Yeni olgunlaş maya baş ş lamı(meyve). k * Kekliğ boynundaki siyah halka. çok renkli. al benden de o kadar * ben de aynı durumdayı veya ben de aynı üncedeyim. parajin. vur ötekine (veya birine) * hiçbiri işyaramaz. rı arak ala alaya kalkmak * bağş gürültü etmeye kalkmak. kak-ala-. m düş al birini. ş ı * Açıkestane renginde olan.* Türk bayrağ ı . boğ u lan al kiraz üstüne kar yağ ş mı * düş ünülmeyen./ -ele* Fiilden sı k (tekerrür) çatıtüreten ek: çalk-ala-. ş olmak. kov-ala. it-ele-. âlâ -ala. * bir kimseye yapı hizmetin hemen karşğ bekleme durumu. * Yazı güneş n bulut arkası kaldında oluş gölgeli durum. klı sı aş ala ala * Toplu olarak yapı iş lan lerde bağş söylenen ala ala hey! ünleminde geçer. . te" nda al takke ver külâh * uzun bir çekiş meden sonra. * araları ndaki senli benli iliş sürdürerek. alaca.vb. elâ (göz). silk-ele-. beklenilmeyen ş eylerin de olabileceğ anlatı ini r. ş -ala-. çekiş çekiş e e. in * Alabalın kı lmıadı ğ saltı ş . * İ piş yi memişsuluca (yemek). nda ğ ı an . kiyi ala * Karık renkli. al gülüm ver gülüm * iki sevgilinin birbirine sevgi gösterisinde bulunmaları .

soğ ve duru sularda yaş uk ayan. zı alabora * Geminin devrilecek kadar yan yatması . Ala Yuntlu * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. . deniz araçları devrilip ters dönmek. dönek. * iş alt üst olmak. ru. alabandayı yemek * adamakı azarlanmak. borda karş . kemikli balı n bir familyası kları .ala tav * Az tavlı yaş kuru olan (toprak). paylamak. ler alabros * Fı gibi dik kesilmiş rça (erkek saçı ). yarı yarı ala tavlı * Bitkinin çimlenmesi için yeterli tavı bulmamı(toprak). alabanda vermek * azarlamak. * Aş derecede. alabanda * Deniz teknelerinin iç yanları . * Balı toplamak için dalyan ağ n yukarı alı ğ ı ı nı ya nması . alabildiğ ine * Sırsı uçsuz bucaksı nı z. z. uğ ursuz (kimse). * Bir serenin yatay durumdan düş duruma getirilmesi. . ey * Selâmlamak için filika küreklerinin yukarı kaldılması ya rı . ı tı alabanda ateş * Geminin bir yanı bulunan toplarla birden ateş nda edilmesi komutu. ş * İ piş yice memiş (yemek). 250 gr dan 2 kg a kadar gelen bir tatlı balı (Trutta faris). alabalı k * Ala balı kgillerden. sandal vb. su ğ ı alabalı kgiller * Omurgalı hayvanlardan. ş algama benzeyen bir bitki. haş lamak. ı * Ara bozucu. gereğ ı rı inden çok. uz alabacak * Ayağsekili (at). alabora olmak * tekne. ru alabanda sancak * Dümeni sağ yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. llı alabaş * Turpgillerden. alabanda etmek * dümeni sağ veya sola. sonuna kadar çevirmek. eti turuncu ve lezzetli. * Olanca hı ile. a alabanda iskele * Dümeni sol yana doğ sonuna kadar çevirme komutu.

* Aş ure. akla kara karık. ldı n ları lan * Meyvelere. * Para verilerek alı nacak ş ey. alacak verecek * alıveriş kisi. alacağ tutmak ı na * bir ş vereceğ veya borca karş k saymak. rı nda alacağ olsun da ala kargada olsun ı m * alacaklı olmak iyi bir ş eydir. daha çok üzüme düş ben. alacağ ş ı ahin. alacağolmak ı * birinden alı nacak parası olmak. eyi e ı lı alacak * Bir hesap gereğ daha alı ince nmamıolan para. kül rengi. ı ey . mal veya baş ş matlûp. alaca aş alaca bulaca * Çok karık renkli. sazlı u ş ı klarda yaş bir kuş ayan türü (Ardeola ralloides). en * Kötü huy. ı alacaklı kmak çı * alacağvereceğ ı inden çok olmak. alacaklı olmak * birinden alacağbir ş bulunmak. ş ka ey. açta an * Keklik. ş ndan ı an * İ veya daha çok renkli. uzunluğ 50 cm. bı rcıgibi kuş avlamak için kullanı iki renkli bez. ki * Birkaç renkli iplikten yapı ş lmıdokuma. alacabalı l kçı * Balı lgiller familyası kçı ndan. borçlu karş . verirken de güçlük çı rken k karan kimse. vereceğ karga (veya kuzgun) na ine * alı kolaylıgösteren. alacaklı * Birinden alacağolan. ı ı tı * Birinden alacağolan kimse. yarı doğ ktan nlı karanlı k. ş ı alaca düş mek * (meyve) olgunlaş maya baş lamak.alaca * Birkaç rengin karımı oluş renk. * Ağ ilk olgunlaş meyve. * vakit darlından bir öneriyi kibarca geri çevirmek. ş iliş alacakarga * Saksağ an. alaca karanlı k * Güneş madan önce veya battı hemen sonraki aydı k. ğ ı alacağolsun! ı * "günün birinde ondan öcümü alım" anlamı göz korkutma sözü.

* Keçeden yapı çadı lan r. na ı tı * Avrupa uygarlını ğ benimsemişAvrupa eğ ı . alaturka karş . alafranga saat * Günü 24 saat sayarak. * Eriyen karlar arası yer yer toprak görünmek. âdet ve hayatı uygun. alacasansar * Benekli sansar türü. Frenklerle ilgili. miş * Alafranga saat. layını ı sı alafranga tuvalet * Batı nda kapaklı tarzı . alafrangacı lı k . alaca bulaca. * Frenklerin töre.alacalama * Alacalamak iş i. alafrangacı * Alafranga hayatı benimsemiş olan. sı zarı alacalı * Alaca. üzerine oturulabilen klozetli tuvalet. alacalı bulacalı * Çok karık ve çiğ ş ı renkli. benek benek boyamak. itimiyle yetiş (kimse). alafranga alafranga müzik * Batı nda ve ölçülerinde yapı ş tarzı lmımüzik. rengârenk. zı n * Üzeri dal ve hası örtülmüş rla kulübe. alacalı k * Alacalı olma durumu. alaçam alaçı k * Rengi kıla yakıbir çam türü (Picea excelsa). günün baş ş gece yarı 01 olarak kabul eden saat sistemi. alacalandı rma * Alacalandı rmak iş i. alacalanma * Alacalanmak iş i. çardak. alacamenekş e * Hercaî menekş e. ndan * Herhangi bir heyecan dolayıyla benzi kı p bozarmak. alacalamak * Renk renk. renkten renge girmek. alacalanmak * Alaca bir duruma gelmek. alacalandı rmak * Alaca duruma getirmek. * Renkli ve renksiz kı n bütün vücutta düzenli ş lları ekilde dağ ı lmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleş mesiyle meydana gelen bir at donu.

alafrangalaş ma * Alafranga usulleri benimseme. alafrangalaş mak * Alafranga olmak. alafranga olma. alâkadar * İ ilgili bulunulan. alâkalanma * Alâkalanmak iş i. * Oğ saçı lan biçiminde kesilmiş (kadısaçı n ). postu benekli. as-alak. lgili. sın (Dama dama). alageyik * Geyikgillerden. alâka çekmek (toplamak veya uyandı rmak) * ilgi çekmek. fat alâka *İ lgi. alafranga davranmak. ması alafrangalı k * Alafranga olma durumu.* Alafrangacı olma durumu. alâkadar etmek * ilgilendirmek. -alak / -elek * Fiilden sı türeten ek: yat-alak. Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaş bir cins geyik. erkeklerinin boynuzları doğ kürek biçiminde geniş uca ru leyen. ayan ğ ı alâimisema * Gök kuş ı ağ . alafrangalaşrma tı * Alafrangalaşrmak iş tı i. * Gönül bağ ı . . alâkalandı rmak *İ lgilendirmek. alâgarson * Kı kesilmiş sa saç. alâkabahş *İ lgilendirici. alâkalandı rma * Alâkalandı iş rmak i. ilginç. alâka duymak * ilgi duymak. alâkadar olmak * ilgilenmek. çök-elek vb. ilgi çeken. alafrangalaşrmak tı * Alafrangalaş na sebep olmak.

i. alamana * Rafadan. ey alâkalı alakarga *İ lgili. açsı . ötücü. u geniş i 7 ile 25 kulaç olan büyük ağ liğ . ilgisini kesmek. * Alalamak iş kamuflâj. alâminüt * Çarçabuk. alâkayı (veya alâkası) kesmek nı * ilgiyi. * Ayıcı rı nitelik. alâkok alalama alalamak etmek. kestane kargası (Garrulus glandarius). * Yemek listesinden seçilen. ş ak. ayıcı rı özellik. o eş üreten veya satanı tan resim. * Büyüklük. yı ğ ı ndan lan. *İ lgisiz.alâkalanmak *İ lgilenmek. alamana ağ ı * Kılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayı tarafı kullanı uzunluğ 200 ile 250. alâmetifarika * Bazı ticaret eş üzerine konulan. iş iz. çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir ş bulunduğ çevreye uydurmak. anı hemen. harf gibi özel iş marka. tüyleri alacalı kuş bir türü. * Gönül bağ lamak. k yer. alâmetifarikalı * Alâmetifarikası olan. niş aret. ı tı * Yemek listesinden yemek seçerek. * Saksağ an. alâkart alâkası z alâkası k zlı *İ lgisizlik. * Beneklerle. ilgisi olmayan. ipş alâminüt yemek * Kolayca hazı p tüketilebilen yemek. saha. * Orman içinde düz ve ağ z yer. zevk almak. tabldot karş . nlı * Bir ş çekici gelmek. yakı k duymak. iri gövdeli. * Kargagillerden. düzlük. yası yayı tanı aret. kayran. maskelemek. fiyatları ayrı ayrı hesaplanan (yemek). irilik bakı ndan ş ı durumda olan ş mı aş lacak ey. açıve geniş meydan. alâmet * Belirti. an. ayrı kisi lmak. nda. rlanı alan * Düz. kamufle eyi u * Balıavlamakta veya yük taş k ı makta kullanı büyük kayı lan k. iliş kalmamak.

* Eski Roma'da açıhava gösterisi yapı geniş k lan yer. ma alan talan olmak * her biri bir yana dağ ı lmak. alaş ı m * İ veya daha çok metalden.* Bir konu veya çalı çevresi. park. ş ı ı nı alan talan etmek * allak bullak etmek. bazı ki durumlarda metallerle. alargadan seyretmek * Uzaktan bakmak. darmadağ k. alârma geçmek * beliren tehlikeye karşdirenebilecek. engine açı lmak. yetkilerini elinden alıyerinden uzaklaşrmak. alargada durmak * uzakta durmak. ilgisiz davranmak. saha. * geri çekilmek. kovmak. agorafobi. Te gibi elementlerden oluş metal an görünümünde katı sı karım. atmak. karı ş istememek. p alaş ı yukarı ağvur * çekişçekiş (pazarlı e e k). p tı * kapı yere vurmak. mak alarga etmek * açıdenize çı k kmak. ğ ı alan talan * Karmakarık. i liğ * Yarı ş maları karş maları ve oyunlarıyapı ğyer. ı laş n n ldı ı alan hı zı * Hareket eden bir cismi. alarga * Açı geç. . veya vı ş ı alaş ı mlama * Alaş ı mlamak iş i. n. *İ çinde birtakı kuvvet çizgilerinin yayı ş m lmıbulunduğ var sayı uzay parçası u lan . ı alaş ı ağetmek * birini. alan topu * Tenis. alârm * Bir tehlike olduğ unda bunu herkesin haber alması verilen iş için aret. allak bullak. dağ ı tmak. P. ş ma * Yüz ölçümü. yaklaş ktan ma. engin. * Açıdeniz. duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı alan. alt üst etmek. yağ etmek. açı ktan. * Bir alı merceğ net bir görüntü sağ cı inin layabildiğderinlik ve geniş in bütünü. tiren ru nı ğ ı alan korkusu * Bazı ilerin alan. C. sokak gibi yerlerde duydukları kiş ürkeklik hastalı. dayanabilecek duruma gelmek. k * Uzaktan. uzaklaş mak. alarga durmak * uzak durmak.

alaş elementlerini eriterek katmak. * Alaturka saat. ması sağ alaturkalı k * Alaturka olma durumu. yalanla dolanla iş görmek. alaturka müzik * Türk müziğ i. in ş ı ş alaturka tuvalet * Tuvalet ihtiyacı gidermek amacı çömelme usulüne göre yapı tuvalet.alaş ı mlamak * Çözen metale. * Kargaş k. nı yla lan alaturkacı * Alaturka bilen. * Eski Türk gelenek. töre ve hayatı uygun. ı m alaten alaturka * Cüzamlı . mak alaturkalaş mak * Alaturka olmak. alaturkalaşrmak tı * Alaturkalaş nı lamak. alavandalı * Bkz. alafranga karş . alavere tulumbası * Emme basma tulumbası . yöntemsiz. abraş . andavallı . alaturkalaş ma * Alaturkalaş durumu. alavereci . alaturkalaşrma tı * Alaturkalaşrmak iş tı i. * Bu tür müziğseslendiren veya çalan. i alaturkacı lı k * Alaturkacı olma durumu. alaturka eser veren kimse. düzenli bir iş yapmak. alı alavere dalavere yapmak (veya çevirmek) * hileli. na ı tı * Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse). ezanî saat. alaturka saat * Güneş batında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanmısaat. alavere * Bir ş elden ele geçmesi. söyleyen. * Düzensiz. görenek. eyi * Vapurlarda bu biçimde taş işiçin bordalarda kurulan basamaklı ı i ma iskele. * Türk müziğ inden yana olan. eyin * Bir ş elden ele vererek aktarma.

onu küçümseme. söz. * Alay etmeyi huy edinmiş olma durumu. it alaycı * Alay etme huyu olan. alâyiş * Gösteriş kamaşrma. alay geçmek * alay etmek. küçümseyerek eğ lenen. alay * Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk.* Piyasada fiyatı ünce yükselir umuduyla mal alan ve fiyat yükselince malı düş satan toptancı . alaya bozmak * alay niteliğvermek. * Genel olarak üç tabur (süvarilerde dört veya beş bölük) ve bunlara bağ birliklerden oluş asker lı an topluluğ u. eğ lenmek. lacak alay malay * hep birden. * Çok miktarda. * Ses tonu. * Alay eden. bir ş eğ ş eyle lenme. pek çok. * Çok kalabalı k. küçümseyen. arı taya alaybozan * Bir çeş fitilli tüfek. lence konusu yapmak. müstehzi. kusurlu. birlikte. * Bütünü. i aka âlâyı ile vâlâ * bütün gösteriş i ile. göz tı alâyiş li . i alaya çı kmak * askerî bir okulda baş gösteremeyerek kı gönderilmek. alay gibi gelmek * inanı gibi olmamak. bir ş bir durumun. k alay beyi * Albay rütbesinde jandarma alay komutanı . alay alay alay * Kalabalıolarak. davranıgibi yollarla biriyle. alaycı lı k alayı olmak nda * iş i önem vermeyerek yapmak. . eksik vb. fazla sayı da. gülünç. spekülâtör. vurguncu. hepsi. işş konusu yapmak. alaya almak * alay etmek. yönlerini küçümseyerek eğ eyin. alay etmek * bir kimsenin.

hoş güzel göstermek. yalaz. ve . yakmak. ı tı * Gösteriş görkemli. albatr albatros exulans). an * Alay edici. ilgi toplamak. alaylı alaysı * Alaya benzer. * Fı na kuş rtı ugillerden. Atlantik Okyanusu'nda yaş iri bir kuş (Diomedea ayan türü * Rütbesi yarbay ile tuğ general arası bulunan ve ası nda l görevi alay komutanlı olan üstsubay. * Alev. nsan zık zı albasma albastı * Albastı . ğ ı albeni vermek * çekiciliğ artı ini rmak. ı . * Vücutta kıllıveya kıl lekeler belirmesi durumu. albay albaylı k * Albay rütbesi veya albayıgörevi. ciddî olmayan. cazibe. alaylı * Erlikten yetiş subay. debdebeli. albasma. li.* Gösteriş li. m. aleve tutmak. küçümseyici. mektepli karş . miralay. * Dökülen tohumlarla ertesi yı l kendiliğ inden çı tahısoğ vb. usa humması . * Doğ sı nda temizliğ dikkat edilmemesi yüzünden loğ um rası e usanıtutulduğ ateş hastalı loğ n u li k. miş * Gerekli okul eğ itimini görmeden kendini yetiş tirmiş olan (kimse). üstünde kıllıveya kıl lekeler belirmek. * Alev alev. alazlanmak * Alazlamak iş konu olmak. 1 m uzunluğ unda. zık zı alazlamak * Bir ş yüzünü alevden geçirmek. alazlanma * Alazlanmak iş i. müstehzi. * Kaymak taş su mermeri. n albeni * Alı çekicilik. alaz alaz alaz alaza alazlama * Alazlamak iş i. eyin * Sı zlatmak. ine * İ derisi için. acı vermek. kan l.

* Bir sanatçın eserlerinin bir bölümünün yer aldı kaset. albüminli *İ çinde albümin bulunan. rezil hain. tekerçalar. azot. * Akş ı n. * Bile bile en kötü. beyaza yakırenkte. kı sı alçak kavuş um * Kavuş umda gezegenin güneş yer arası bulunması le nda . alçak * Yerden uzaklı az olan. larda ağ k. uzunçalar. n alçak yaylak . alçacı k * Çok alçak. hayvanları doku ve sıları bulunan. eri alçak gönüllü * (makam. nı ğ ı albümin * Bitkilerin. kendini çok beğ enmek. fotoğ pul gibi ş raf. durumlarda) Aş ı ağolanları kendisiyle eş tutan veya kendi değ olduğ it erini undan aş ı ağ gösteren (kimse). birleş karbon. alçak ses * Hafif ses. * (boy için) Kı sa. eyleri dizip saklamaya yarayan bir tür defter. özellikle böbrek hastalı nda idrarda albümin bulunması kları durumu. ğ ı ı tı * Aş ı ağ yüksek olmayan (yer). aş ı soysuz. mlı albenisi olmak * çekiciliğbulunmak. suda eriyen. nda aret alçak gerilim * Düş voltajlı ük elektrik hattı . yapı madde. * Kalı ses. cazibeli. i albinos albüm * Resim. alçak kabartma * Heykel sanatı yüzeyden çıntı az olan kabartma. alçacıdağ ben yarattı demek k ları m * çok kurumlu olmak. para vb. kötü havaya iş olan hava durumu. nda. mütevazı . yüksek karş . çekici. alçak gönüllülük * Alçak gönüllü olma durumu. ak tutma. oksijen. lı alçak bası nç * Barometrede 760 mm altı bulunan. * Değ ve gücü az olan elektrik potansiyeli. hidrojen ve kükürt n vı nda imi olan.albenili * Alı . . namert. * Herhangi bir konu ile ilgili kı açı sa klamalar verilerek resimler bası ş lmıolan kitap. en ahlâksı davranı zca ş bulunan. n ş kan albümin iş eme * Birçok hastalı klarda.

ağdoğ * (insan için) Değ azalmak. normal tahı l ziraatı lan alanları bitişinde genellikle deniz seviyesinden yapı n iğ 900-1200 metre yükseklikteki yaylak. bayağ ma. alçaltı ş * Alçaltmak işveya biçimi. alçakça * Oldukça alçak. alçı ı taş . * Değ azaltmak. * Toprağ çöküp oturması ı n . i. alçaltmak * Alçak duruma getirmek.* Devamlı oturma bölgesinde. tı alçaklaşrmak tı * Alçaklaş na sebep olmak. zül. aş ı kimselere yaraş na. erini alçarak alçı * Az alçak. alçalmak * Alçak duruma gelmek. . ağ laş ı laş * Alçalmak iş inme. * Alçak. i alçaltma * Alçaltmak iş i. * Kabarma alçalma olayı sularıindiğdönem. taş nı irilip alçı p kalı * Bir ş üzerine alçı eyin dökülerek alı kalı nan p. ması alçaklı k * Alçak olma durumu. zillet. hor görme. yüksekten aş ı ru inmek. nda n i * Düş künlük. ağ k lı ı rcası alçaklaş ma * Bayağ mak durumu. * Aş ı ma. * Alçakça davranı ş ş enaat. mezellet. ı laş alçaklaş mak * Bayağ mak. cezir. eri * Küçük düş ürme. alçalı ş alçalma alçaltı alçaltı cı * Küçük düş ürücü. * Alçı ın piş toz durumuna getirilmesinden elde edilen madde. ı laş alçaklaşrma tı * Alçaklaşrmak durumu.

* Alçı şrmak. yanı e larak ş ya lmak. alçı pan * Tavan süslemelerinde kullanı ve çeş desenleri olan alçı yapı ş p. * Alçı sı ile vamak. . an * Alçı lamak iş i. jips. i aldanma * Aldanmak iş i. yanıcı i ltı. karı tı alçı lanma * Alçı lanmak iş i. alçı lama alçı lamak alçı latmak * Alçı kapattı ile rmak. alçı cı * Alçı ı çı taş karan kimse. n sı yla z uk aldatı cı aldatı lma * Aldatı iş lmak i.* Toprak içinde katman olarak bulunan ve piş toz durumuna getirilerek alçı irilip yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat. bir yalana kanmak. kandıcı rı. alçı lı *İ çinde alçı bulunan. nı * Tavan ve duvarlarıalçı kaplanması çalı iş n ile nda ş çi. sı vatmak. * Alçı sarı ş ile lmıolan. rı i i için ya rı ş ile aldanç aldangı ç aldanı ş * Aldanmak işveya biçimi. ı * Avunmak. * Çabuk ve kolay aldatı kimse. tuzak. oyalanmak. aldatı lmak * Aldatma niteliğolan. alçı lanmak * Alçı lamak iş konu olmak. * (bitkiler için) Havanıbirden ınması zamansıaçan çiçek. lan itli dan lmıkalı alçı almak (veya koymak) ya * kılan bir kemiğgereğgibi kaynaması alçı batılmısargı sarmak. * Düş rı ğ uğ kıklına ramak. aldanmak * Görünüşkapı yanlıbir yargı varmak. * Bir hileye. ine alçı latma * Alçı latmak iş i. lan * Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur. soğ sebebiyle donmak. kanma.

ğ dı aldı rmaz * Bir ş önem vermeyen. aldı rmamak. umursamayan. cı aldatmak * Beklenmedik bir davranı yanı ş la ltmak. aldı rtmak * Aldı rmak iş baş na yaptı ini kası rmak. eye tsı aldı rmazlı k * Aldı rmaz olma durumu. * Elindekini baş na kaptı kası rmak. soru veya ş biçimlerinde kullanı er ile art lı r). veya ine * Oyalamak. i aldatma * Aldatmak iş i. ine aldatı ş * Aldatma işveya biçimi. * Önem vermek. * Bir ş görünürdeki durumu. i aldış rıetmemek * önem vermemek. yalan söylemek. aldı rtma * Aldı rtmak iş i. * Aldı rmak iş i. umursamamak. nda) ladı aldı abdest ürküttüğ kurbağ değ ğ ı ü aya memek * sağ ğyarar.* Aldatmak iş konu olmak. ihanet etmek. * Getirtmek. * Karş ndakinin dikkatsizliğ ı sı inden. umursamayan. o ş niteliğbakı ndan yanlıbir kanı eyin eyin i mı ş vermek. tasası k. fal * (karı koca) Eş sadakatsizlik etmek. aldehit aldı * Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sı. aldatmaca * Aldatmaya dayanan davranı aldatı oyun. lâkayt. baş çı tan karmak. ilgisizliğ inden. avutmak. değ vermek (bu fiil. * Birine verilen sözü tutmamak. aldışz rı sı * Aldı rmaz. iğ etmek. bu anlamı ancak olumsuz. * Vücuttan herhangi bir parçayı organı lısebebiyle operasyonla çı veya sağk kartmak. ilgi göstermemek. aldış rı * Aldı rmak işveya biçimi. verdiğzararı ı ladı ı i karş lamamak. kayı zlı lâkaydî. aldı rma aldı rmak * Almak iş yaptı ini rmak. kötü yola sürüklemek. gereğgibi uyanıolmayından yararlanarak onun i k ş ı zararı kazanç sağ na lamak. vı * (halk edebiyatı söylemeye baş . ş . kayı z. ilgilenmemek. ilgisiz kalmak. . * Sı rmak. * Ayartmak. zlı tsı k.

evren. * Her zaman görülen. alelâdelik alelhesap alelhusus alelumum * Genel olarak. cihan. garip. * Hesaba sayarak. düş gücü. * Kendine özgü birçok niteliğbulunan ş veya farklı i ey davranıiçinde bulunan kimse. kaları * Ortam. bambaş ka. âlem * Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluş turduğ bütün. ş * Duygu. sancak direğgibi yüksek ş i eylerin tepesinde bulunan. * Hele. en çok. âlem yapmak * sazlı sözlü eğ lenmek. bir yaş veya bir davranın daha iyi kavranması sağ antı ş ı nı lamak için göz önünde canlandıp rı dile getirme. * Aynı konu ile ilgili kimseler veya bu kimselerin uğ ların bütünü. tuhaf. madenden yapı ş yı z veya lâle lmıay ldı biçiminde süs. alelusul alem * Bayrak. kurala uygun bir biçimde. u * Dünya. düş ünce. * Minare. olağ an. çarçabuk. raş nı * Hayvan veya bitkilerin bütünü. kubbe. alegorik aleksi * Alegori ile ilgili. * Herkes. alelâcayip * Acayip üstü çok acayip. ivedilikle.alegori * Bir görüntü. * Eğ lence. * Okuma yitimi. çevre. alemci . * Durum ve ş artlar. ince. özellikle. * (yöntem gereğ yöntem üzere) Yol yordam gereğ i. alem olmak * sembol olmak. baş . genellikle. alelâcele alelâde * Çok acele ederek. * Alelâde olma durumu. alelı tlak * Genel olarak. * Bayağ sı ı radan. .

alenîleş me * Alenîleş iş mek i veya durumu. koku gibi nesnelere karşhastalıderecesinde gösterdikleri canlı n m ı k aş tepki. lan. alenîleş mek * Herkesçe bilinir duruma gelmek. aleniyet * Açıolma durumu. alet . açı ktan ğ a. elin ağ torba değ ki büzesin. ş . alesta tutmak * hemen kullanı labilecek durumda bulundurmak. alerjisi bulunan. ı alenî * Açı ortada. * Açı açı herkesin gözü önünde. * Herhangi bir maddeye veya kimseye karşolumsuz duyguları ı olan. herkesin içinde yapı k. zı il âlemş ümul * Dünya ölçüsünde. alessabah * Sabah erkenden. kça. zevkusefaya kapı lmak. alesta * Harekete hazı tetikte. sancaktar. herkesin içinde. meydanda. na * eğ lenceye. ş r mı ı âlemin ağ torba değ ki büzesin zı il * Bkz. alesta durmak * tetikte beklemek. alerjik * Alerji ile ilgili olan. ı ı ı yan. evrensel. minarelerine alem yapan veya takan kimse. âlemi var mı ? * yakık alı . alenen alengirli * Gösteriş yakıklı li. âleme dalmak * çevre ile ilgisini kesip iç dünyası kapanmak. k klı alerji * Bazı ları birtakı yiyeceklere. alesta beklemek * hazı r durumda beklemek.* Camilerin kubbelerine. * Önder. gizlemeden. üniversel. r. ilâçlara. açı k. uygun olur mu?. alemdar * Bayrağveya sancağtaş bayraktar. ı rı * Bir kimseye veya bir ş karşolumsuz yönde duyulan aş duyarlı eye ı ı rı k. toz.

* Bir el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için özel olarak yapı ş lmınesne. . * Ateşsı k. uygulamaya yarayan özel araç. lanmak. m larak lan alev * Yanan maddelerin veya gazlarıtürlü biçimlerde uzanan ıklı yalı yalaz. zrak na lan * Alevli olarak. ı m. heyecana gelmek. alev lâmbası * Gaz veya benzinle çalı ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurş boru iş ş an. n ş dili. lan alev makinesi * Düş üzerine alevli sılar püskürten taş man vı ı nabilir alet. ıl ş ıı alev kı zı rmısı * Alev rengi. alev almak * tutuş mak. te alet olmak * bilerek bir çı karş ğveya bilmeyerek kötü bir iş aracı etmek. * Bir sanatı yapmaya. * Bir makineyi oluş turan ve iş lemesine yardı eden parçalardan her biri. * Aş ateş k i. flâma. kılcı . alaz. alet edevat * Bu el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için kullanı araçlar. sı alev alev alevlendirme * Alevlendirmek iş i. ateş bacayı sarmak. alev gibi parlamak * canlış ıl olmak. lan alet etmek * bir iş birini uygun olmayan bir biçimde kullanmak. Alevî Alevîlik * Alevîliğ bağ (kimse). m * Hoş görülmeyen bir işyardı veya aracı e mcı olmayı kabul eden kimse. * Mı uçları takı küçük bayrak. aygı t. öfkelenmek. alev bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * ateş bacayı sarmak. telâş mak. alev saçağsarmak ı * bir olay. caklı vı m. vası olmak. e lı * Halife Ali yanlı olma durumu. alevlendirmek . un lerinde kullanı bir araç. aletli jimnastik * Birtakı aletler kullanı yapı jimnastik. tehlikeli bir duruma gelmek. * coş heyecanlanmak. maş a. kar ıı lı te lı k ta aletli * Aleti olan veya aletle yapı lan. yanmaya baş lamak. * Vücut ısı sı herhangi bir sebeple artmıve bu sebeple kı ş ş zarmıolarak. önüne geçilemez.

da * Bir dilin harflerini tanı okuma öğ tarak renmeyi sağ layan kitap. onun için iyi olmamak. tçı aleyhte olmak * karşdurum almak. ı ı tçı aleyhtarlı k * Bir iş harekete veya düş e. ı aleyhine olmak * bir işbirinin zararı olmak. alfabe dı ş ı * Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf. aleyhinde olmak * birine karşolumsuz duygu ve davranıiçinde bulunmak. t. karş . belirli bir sı göre dizilmiş raya belli sayı harflerin bütününe verilen ad. öfkeli veya heyecanlı durum almak. ünceye karşolma. * Kuzey Afrika'da ve İ spanya'da yetiş ve kâğ ip.* Alevlenmesini sağ lamak. yapı nda lan alfa ınları ş ı * Radyoaktif maddelerin yaydı üç ından biri. * Zorlu. q harfleri gibi. halı mı kullanı bir bitki. . * Etkisini. karş lı ı ı k. Türk alfabesinde bulunmayan x. karşduruma geçmek. hararetli. na aleyhtar * Karşolan. alevli * Alevi olan. çoğ altmak. * Karş karş zı ı ı t. alevlenmiş . . bir * Parlamak. tutuş turmak. ı aleykümselâm * Arapça selâmünaleyküm selâmlama sözüne verilen "esenlik. nda ı lı alfa alfa * Yunan alfabesinin birinci harfi. en ı t. ı ı aleyhinde (veya aleyhine) söylemek (veya bulunmak) * çekiş tirmek. * Bir iş baş cı in langı. w. . ş iddetini artı rmak. selâmet üzerinize olsun" anlamı karş k. *Ş iddetli. alevlenmek * Alev çı karmaya baş lamak. kları ş ı alfabe * Bir dilin seslerini gösteren. yermek. ı ş aleyhine dönmek * destek vermekten vazgeçip karşduruma geçmek. alevlenme * Alevlenmek iş i. aleyh aleyhe dönmek * karşdurum almak.

algı lanma * Algı lanmak işveya durumu. * Bir olayı bir nesnenin varlını veya ğ duyum yolu ile yalıbir biçimde bilinç alanı almak. ş nı ı lması *İ çinde bakıçinko. ine algı latma * Algı latmak iş i veya durumu. eye eyin algı çağ bı ı * Haş kozası çizmeye yarayan alet. algı cı layı * Algı yetkisi olan. idrak ettirmek. inde lan * Bazı gemilerin baş veya kıtarafı eğ olarak uzatı ş ç ndan ik lmıbulunan makaralı sa ve kalıdikme. n na na raya alfabetik sı ralama * Bkz. * Eş ilkesini sağ itlik lamak için uyulan düzen. o ş bilincine varma. alfabetik katalog * Eserleri yazarları soy adları veya adları göre sı sokan katalog. algı algı * Bir ş dikkati yönelterek. alfabetik * Alfabe sı na göre dizilmiş rası . algı n .alfabe sı rası * Harflerin alfabedeki belirli düzene göre diziliş i. haş nı algı lama algı lamak * Algı lamak işidrak etme. ı n na * Haş sütünü toplamakta kullanı kaş haş lan ı k. * Alfa ınların tedavide kullanı na verilen ad. alacak. kı n algı * Kazanç. idrak edilmek. idrak. alfabe sı . . nikel bulunan ve çatal bı takı yapmakta kullanı gümüş bir alaş r. i. * Vergi. * Rüş vet. * Su yosunu. i algı lanmak * Algı lamak iş konu olmak. algı latmak * Algı lamak iş birine yaptı ini rmak. çak mı lan lü ı m. idrak etmek. rası alfaterapi alfenit alg algarina * Ağ bir ş denizden çı ı r eyi karmak veya denize indirmek iş kullanı büyük vinçli deniz teknesi.

* Görüntüleri alan cihaz. kamera. klı * Birine gönül vermiş . sersem. ebleh. gid-eli. tutkun. alı moru mor al. kanlı alı cı * Satıalmak isteyen kimse. talip olmak. alı kı ı girmek cı lına ğ * müş gibi davranmak.-den beri" anlamı zarf-fiil eki: al-alı nda .* Cı zayıhastalı . alı gözüyle bakmak cı * inceden inceye gözden geçirmek. * Televizyon alısı doğ cını rudan çalı ran kimse.. * Azrail. mı alı ka * Ahize. görme-y-eli vb. alı verici cı * Bağladını alan. vurgun. görüntülerin filme alı nması sağ nı layan kimse. alıalı k k . * Kendisine bir ş gönderilen kimse. Orta Çağ ondalısayı i ndan da lan da k sistemine göre yapı ve lan son zamanlarda belirli herhangi bir kurala bağ bulunan her türlü hesap iş lı lemine verilen ad. müş n teri. * sağklı lı . yüzyı baş yaş ş lı ı n nda amıolan Türk matematikçilerinden Musaoğ Harezmli Mehmed'e Arapları lu n unvan olarak verdiğElharezmî adı batı yapı bir terim. alı hareketlerini gerçekleş cı doğ ruya ş tı cı tiren. Harezmli yolu. budala. ı ğ geri ş ı alı yönetmeni cı * Alıyı rudan doğ çalı ran ve yöneten. teri alı kuş cı * Atmaca.. kameraman. en aç * Bu ağ n mayhoş acı yemiş i. * Eskimiş giyecek. algler * Su yosunları . teri * istemek. alı k * Akız. algoritma * IX. kı rlarda yetiş yabanî bir ağ (Crataegus). f. ey * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. teri alı çı cı kmak * müş bulunmak. * telâş veya yorgunluktan yüzü kı rmı kesilmiş pkı zı (olarak). -alı -eli / * ". almaç. alı bulmak cı * müş bulmak. canlı . lı z. lsı alı k * Hayvan çulu. ş tı alı ç * Gülgillerden. kameraman.

* Alı mak iş klaş i. alıalıbakmak k k * aptalca. tatil edilmek. alı satı bürosu m m * Alıveriş lerinin yapı ğveya düzenlendiğş yer. ş kış kı aş n aş n. kasın na . gönlü çeken durum. alı konulmak * Alı koymak iş konu olmak. alı tı klaşrmak * Alıduruma getirmek. ş iş ldı ı i ube. alı ma klaş alı mak klaş * Alıduruma gelmek. baş stek i m. alı satı ofisi m m * Alı satı bürosu. alısalı k k * Aptal. kişeki: al-alı gid-elim. alı koymak * Bir süre için bir yerde tutmak. u i ten * Ayıp saklamak. -alı / -elim m * İ kipinin çokluk 1. çekici hareket. alı satı m m * Satıalma ve satma iş alıveriş n i. ine alı koyma * Alı koymak iş i. yapmakta olduğ veya yapmak istediğiş geri tutmak. alı m * Almak iş i. rı * Mahrum etmek. alı tı klaşrma * Alı tı klaşrmak iş i. m. çalı gurur. k alı k klı * Alıolma durumu veya alı bir iş k kça . * Kurum. * Mani olmak. alı çalı m m * Gösteriş . m. cazibe. alı konulma * Alı konulmak iş i. * Birini. aptallaş aş nlaş mak. menedilmek.* Aptalca. ş . * Aptalca. la-y-alı bekle-y-elim vb. ş kı mak. * Gözü. m m alı mcı * Baş nıhesabı alacak toplayan veya kabul eden kimse. ş kış kı aş n aş n. bir ş karş nda aptallaş ş ı k ey ı sı ı aş p rmak. engel olmak.

mlı alı çalı mlı mlı * Gösteriş güzel. cazibesiz. mı alı zlı msı k * Alı z olma durumu. alı lı mlı k alı z msı * Alı olma durumu. ka eyin ndını ı * Yerine gitmesini sağ lamak için gönderenin ek bir ücret ödeyerek postaya alı karş ğ verilen ndı ı ı lında (mektup. li. kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. mı * Kurumlu. alı ndı alı lı ndı * Para veya baş bir ş teslim alı ğ gösteren belge. alıteri dökmek n * çok emek vermek. * (bazıeylerde) Ön. larda alı nma * Alı nmak iş i.). talih. çabuk gücenen. kı ı rı rı lan. ş * Karş ı . zahmetli bir iş görmek. kader. alıdamarı n çatlamak * Bkz. kaş saçlar arası larla ndaki bölümü. * Bir ocakta her türlü ayak. alı nmak . alıçatı n sı * İ kaş arası n ortası ki ı n . mlı * Alı olmayan. çekici. arak. mukadderat.alı mlı * Alı olan. paket vb. makbuz. ar damarı çatlamı ş . çalı ş emek vererek kazanmak. alıyazı n sı * Yazgı . alıteri ile kazanmak n * hak ederek. alnı . baca. çalı . gururlu. alıteri n * Emek. alı nganlı k * Alı olma durumu. msı alı n * Yüzün. alı ngan * Aş duygulu. cazibeli. galeri. ngan alı k nlı * Kadı n alı na taktı altıveya gümüş süs eş . nları nları kları n ten yası * Yapı cephe süsü. ön yüz.

münasebet. çekememek. derhal. alıvereceğolmamak p i * bir kimseyle hiçbir ilgisi olmamak. * Almak iş i veya biçimi. geçinememek. alıyürümek p * az zamanda çok ilerlemek. çoğ almak. alık rlı alı ş * Duygusal uyarı alabilme yeteneğ idrak kabiliyeti. aktarmak. mı alık olmak ş ı . bir davranın kendisine karşolduğ sanarak incinmek. alıverişçı ş e kmak * alı satı işiçin çarş gitmek. * Baş bir dilden alı ş ka nmıkelime. alı lamak ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından cümle veya cümleler almak. alıvermek p * yürek çarpı sı ntı geçirmek. ya ka n sı ntı alısatmaz görünmek p * ilgisiz görünmek veya davranmak. alı lama ntı * Alı lamak iş ntı i. m m i ı ya alıveriş ş i kesmek * biriyle ilgisi kalmamak. adapte olunmak. * Uyarlanmak. alıveriş ş * Alı satı iş m m i. ş ı ı unu rı * Elde edilmek. iktibas etmek. kılmak veya öfkelenmek. alıverememek p * anlaş amamak. liş alıveriş ş yapmak * alı satı iş gerçekleş m m ini tirmek. alıfiyatı ş * Bir mal için alı karşğödenen para ve üretim gereçleri fiyatı m ıı lı . mları i. * İ ki. iktibas. alı yapmak.* Almak iş lmak. alı ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından alı ş ya ka n sı nmıparça. aktarma. i yapı * Bir sözün. alısattı olmamak p ğ ı * hiç ilgisi bulunmamak. yayı lmak. alık ş ı * Herhangi bir duruma alı ş ş olan. artmak. alı r almaz * hemen.

uygun gelmek. eyi alı ktan kopamamak ş kanlı * belli bir huydan vazgeçememek. sı * Etkisini yitirmek. ehlîleş mek. * Uyar duruma gelmek. * Alı ş iş mak i. ı ı alı ş kı alı n ş kı * Bir ş veya bir ş yapmaya alı ş eye ey ş olan. ş kı ş kanlı alı ş ma alı ş mak * Bir iştekrarlayarak kolaylı yapabilmek. alıklı bı ş ğ rakamamak. intibak etmek. i kla * Yadı rgamaz duruma gelmek. itiyat. hep biçimde gerçekleş sonucu beliren. ş ı alı k ş kanlı * Bir ş alı ş eye ş olma durumu. huy hâline getirmek. ş kı alı ğ olmak ş kanlında ı * iyice alık bulunmak. mak. alı k. mutat. ünsiyet. * Bir ş alı ş eye ş duruma gelinmek. huy. . mı alılmamı ş ı ş * Nadir. ş mesi artlanmı ş davranı ş . mı alı n olmak ş kı * iyice alı ş hiç yabancı çekmemek. ş ı alılma ş ı alılmak ş ı * Alılmak iş ş ı i. mı * Yakı k.* alı k durumuna gelmek. * Sürekli ister olmak. bilinmeyen. * Yapı lmaya alılmıdavranı ş ş ı ş . lı k alı nlı ş k kı * Alı n olma durumu. alı ş kan * Alı n. az rastlanan. ş kanlı alıklı ş k ı * Alık olma durumu. * Bağ lanmak. * Evcilleş mek. nlı lı * İ ve dıetkilerle davranı n tekrarlanması aynı ç ş ş ları . alı k edinmek ş kanlı * bir ş sürekli yapar olmak. alı ş ş kudurmuş beterdir mı tan * alılan bir ş ş ı eyden kolayca vazgeçilmez. itiyat edinmek. alılmı ş ş ı * Her zamanki. arkadaşk. ınmak. * Tutuş mak. yanmaya baş lamak.

* Onurlu. ı kası ğ da ı ini . âlicenaplı k * Âlicenap olma durumu. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * birinden aldını ğ öbürüne. yoğ yma lan it * Bilgin. ş an. * Âlime yakı âlimin yaptı gibi. temrin. * Allah "Allah bilir" anlamı gelen bu söz. * Bir beceriyi. yüksek. k * Hastalı . alifatik alil alim * Bilen. bir baş ndan aldını ona vererek iş yürütmek. bilgiyi kazanmak için yapı tekrar. ş erefli.alı rma ş tı * Alı rmak iş ş tı i. ğ ı * Açızincirli (organik madde). Ali kı baş ran kesen * zorba. ı ğ ı kası ini Ali'nin külâhı Veli'ye. bilici. ötekinden aldın bir baş na vererek iş yürütmek. sarı patlı msaklı urt ve kı ile yapı bir çeş yemek. ş ma. alı rmak ş tı * Alı na yol açmak. ağ daki âli * Yüce. âlim alimallah âlimane âlimlik * Bilginlik. egzersiz. lan * Vücudun biyolojik yönden geliş imini sağ layan çalı idman. Ali kı baş ran kesen * çok zorba. sakat. âlicenap * Cömert. söylenen bir sözün doğ una inandı için kullanı na ruluğ rmak lı r. klı Ali'nin külâhı Veli'ye. Ali Cengiz oyunu * "kurnazca ve haince düzen" anlamı kullanı nda lı r. alinazik * Közlenmiş can. Ali * Kişadı i olarak aş ı deyimlerde geçer. ş ması * Uyar duruma getirmek. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * (bir kimse) birinden aldını ğ ötekine.

tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanı ağ kı lan. alkalimetre * Bkz. yetiş i zaman teslim edilmek üzere. dağ ı tı ı tma. lityum. asitlerin kı zı . midye. kök rmısı alize Alka Evli alkali * Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yı l süresince düzenli esen birtakı rüzgârlar. alkalölçer. ı smı z demirden bir ağ . alkalimetre. alkıağ ş ası * Padiş alkı ahı ş lamakla görevli kimse. alkıkopmak ş * birdenbire güçlü bir biçimde el çı lmak. antiasit. mükemmel. m * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. Bu rmıya çevirmiş olduğ bitkisel mavi rengi eski durumuna döndürme özelliğvardı u i r. ğ anlatmak için el çı ı rpma. k alkarna *İ stiridye. kalevî. alkaloit * Özellikleri ile alkalileri andı organik madde. aliyyülâlâ alizarin * Kök boyası kı zı. sezyum elementlerinin sağ ğmetaller. alkali metaller * Oksitlenmelerini sodyum. potasyum. ran alkalölçer * Alkalilerin saflıderecesini belirtmeye yarayan cihaz. * Dağ m. . uz * En güzel. en iyi. * Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı maddelerde. rpı alkıtoplamak ş . alkı ş lama. alkı m * Gök kuş ı ağ . alivre satı ş * Vadeli satı ş . alkıalmak ş * çok beğ enilmek. alkı ş * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. önceden pey verilerek yapı (satı tiğ lan ş ).aliterasyon * Ş ve nesirde uyum sağ iir lamak için söz baş nda ve ortaları aynı ları nda ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması . rubidyum. alivre * Ürün daha tarladayken. ladı ı alkalik * Alkali ile ilgili olan veya içinde alkali bulunan.

Allah Allah! * ş ma veya can sıntı anlatan bir ünlem. ine alkil alkol * Alkol kökü. ş gibi sılarıveya pancar. k kün * Alkolden yapı ş lmıveya içinde alkol bulunan. alkolik * Alkollü içkilere aş derecede düş olan (kimse). kokulu. yağ . cı * Alkı olma durumu. uçucu. Tanrı . * taraftar olmak belli bir görüş yana olmak. alkolölçer * Sılardaki alkol oranı ölçmeye yarayan cihaz. * Bira. Mevlâ. en usta. alkıtufanı ş kopmak * sürekli ve coş alkıbaş kun ş lamak. alkı ş lanmak * Alkı ş lamak iş konu olmak. bazı nda * En büyük. * Beğ enmek. ş çı * Alkı ş lamak iş i. *İ çkili. yüze gülücü. aş kı sı * Türk askerinin hücum narası . C2H5OH. * Ş akçı akş .* çok alkı ş lanmak. * Her türlü alkollü içki. ispirto. alkıtutmak ş * el çı rparak veya topluca. renksiz sı. Rab. ğ anlatmak için el çı ı rpmak. alkı lı ş k çı alkı ş lama alkı ş lamak * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. Allah (bin bir) bereket versin . Yaradan. patates niş nış arap vı n astasın ekere dönüş türülmesi sonucu ortaya çı glikoz kan çözeltilerin mayalaş ş mıözlerinin damı tı yla elde edilen. ten alkı ş çı * Alkı ş layan (kimse). koruyucusu olduğ ve tek olduğ inanı yüce ve üstün varlı una una lan k. dalkavuk. yüksek sesle "yaş "var ol" gibi sözler ile birini alkı a". ş lamak. takdir etmek. vı nı Allah * Kâinatta var olan her ş yaratısı eyin cı. lması cı vı etanol. alkı ş lanma * Alkı ş lanmak iş i. * Allah adı isim tamlamaları tamlanan kelimeyi güçlendirir. ı rı kün alkolizm alkollü * Alkollü içkilere hastalıderecesinde düş olma durumu. yanı. etil alkol.

Allah bahtı güldürsün ndan * (evlenecek kıiçin) mutluluk dileğ belirtir. aş Allah bağ lası ı n ş * (çocuğ sevdiğ Tanrı unu. usanç bildirir. imdi rsam Allah belâsı versin nı * ilenme sözü. unu Allah aş na kı * birlikte söylendiğsözün anlamı göre ant vermek veya yalvarmak için "Allah'ı seversen" anlamı i na nı nda. z ini Allah bana. lanı nda Allah büyüktür * günün birinde hakkı alacağ kendine yapı ş nı ı na. Allah beterinden saklası (veya esirgesin) n * Tanrı daha kötü duruma düş ürmesin. kazanı öderim.* bir kazanç karş nda durumundan hoş olmayı ı sı nut belirtir. bazen de gerçek öfke ile söylenen ilenme sözü. ey ı sı k Allah acını sı unutturması n * Tanrı acı unutturacak daha büyük bir acı bu yı göstermesin. Allah canı alsı nı n * ilenme sözü. unu Allah bir yastı kocatsı kta n * yeni evlenenlere "bir arada yaş n" anlamı söylenen bir iyi dilek sözü. rken Allah (veya Allahı m) * bir ş karş nda hayranlıveya yakarma bildirir. ş ş ma . Allah aratması n * yakılacak bir durumda "Tanrı nı daha kötüsünü göstermesin" anlamı kullanı nda lı r. Allah bilir * belli değ il. Allah cezası vermesin (veya Allah cezası versin) nı nı * yarıaka. lmıolan haksı kları düzeleceğ inanmak gerektiğ zlı n ine ini anlatı r. belâdan korusun. Allah bir * yemin yerine kullanı lı r. yarıaş yollu. ş ma. ben de sana * ş sana borcumu ödeyecek param yok. Allah artı n rsı * (gerçek veya alay anlamı Tanrı nda) daha çoğ versin. Allah akı l fikir versin (veya Allah akı versin) llar * akı zca bir davranı bulunanlar için kullanı lsı ş ta lı r. ini) kazadan. Allah bir dediğ inden baş sözüne inanı ka lmaz * birinin çok yalancı olduğ anlatmak için söylenir. Allah (seni) inandı n rsı * inanı lması kolay olmayan bir ş anlatı pek ey lı yemin yerine söylenir. esirgesin. * bana öyle geliyor ki.

ı laş Allah hakkı için * ant içmek veya ant vermek için kullanı lı r. n sı Allah dört gözden ayı n rması * "Tanrı . lan ün ünü Allah ecir sabı r versin * baş lı dileğolarak söylenir. n" nda Allah düş ma vermesin manı * anlatı bir kötülüğ büyüklüğ belirtmek için söylenir. ğ ükredildiğ anlatı ı ini r. Allah derim * pek bozuk bir iş sorulan "ne dersin?" sorusuna karş"söyleyecek baş söz bulamı için ı ka yorum" anlamı nda kullanı lı r. çok Allah hayı etsin rlı * genellikle bir olay baş cı "Tanrı urlu etsin" anlamı söylenir. Allah esirgesin (veya saklası n) * Tanrı korusun! Tanrı kötü durumla karş tı n!. unu * birinin yaptı bir hizmet anı ğ ı lı onun için teş rken ekkür yollu söylenir. ini Allah hoş olsun nut * bir kimsenin. Allah gecinden versin * "çok yaş n"' anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. ayası nda lan Allah göstermesin * Tanrı kötü bir durumla karş maktan korusun. Allah emeklerini eline vermesin * Tanrı emeklerini boşçı a karması n. Allah dirlik düzenlik versin * Tanrı huzuru versin. çocuğ yetim veya öksüz bı u rakması anlamı bir iyi dilek sözü. i ğ ı Allah için * gerçekten. bereket versin. langında uğ nda Allah herkesin gönlüne göre versin * Tanrı herkesin dileğ yerine getirsin. doğ rusu. sağğ ı i Allah eksik etmesin * Tanrı yokluğ göstermesin. ı rması laş Allah etmesin * olması istenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan söz edilirken söylenir. . aile Allah dokuzda verdiğ sekizde almaz ini * alıyazı ne ise o olur.Allah dağ göre kar verir ı na * Tanrı herkese dayanabileceğölçüde sıntı i kı verir. Allah Halil İ brahim bereketi versin * Tanrı versin. kendisine iyiliğdokunan biri için kullandı bir iyi dilek sözü. Allah eksikliğ göstermesin ini * pek gerekli olan bir ş kusuru anlatı eyin lı böyle de olsa onun varlına ş rken.

* onaylanmayan bir durumda alay yollu kullanı lı r. kötü duruma düş ürmesin!. Allah kuru iftiradan saklası n * bir suçlama karş nda bunun sı iftira olduğ anlatmak için söylenir. ı lı Allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin * Tanrı kimseyi kimseye. Allah rahmet eylesin * ölüleri hayı anmak için söylenir. Allah rahatlıversin k * genellikle yatmaya gidilirken söylenen bir iyi dilek sözü. 'ya Allah kı ederse smet * Tanrı verirse. nları . * ne olursun. nı nda Allah kavuş tursun * birinin yakı.Allah iki iyilikten birisini versin * (ağ hasta için) ya ölsün kurtulsun. ı sı rf unu Allah manda ş ğversin ifalı ı * çok veya ağ yemek yiyenler için ş yollu söylenir. Allah ömürler versin * saygı gösterilen bir kimseye selâm veya teş ekkür olarak söylenir. nda) kı ma Allah ne verdiyse * yemek olarak evde ne varsa. Allah müstahakı versin nı * (gerçek veya alay anlamı çış anlatan bir söz. ı r Allah iyiliğ (veya lâyınıversin ini ğ ) ı * hoşgitmeyen bir davranıkarş nda hoş ile söylenir. nı u lı nca ma inde Allah kazadan belâdan saklası n * Tanrı n insanı 'nı türlü kötülüklerden koruması iyle söylenen bir iyi dilek sözü. izin Allah korusun (veya saklası n) * Tanrı tehlikeye. Tanrı güvenmeli. ı r aka Allah mübarek etsin * kutlu olsun. bulunduğ yerden ayrı kalanlara kavuş dileğ bulunmak için söylenen söz. en yakı na bile muhtaç etmesin. lan yapı ğ ı Allah kahretsin * "Tanrı cezası versin" anlamı bir ilenme sözü. rla Allah rı için zası * dilencilerin para isterken söyledikleri yalvarma sözü. * karşk beklemeksizin. a ş ı sı görü Allah kabul etsin * sevap sayı bir iş ldında söylenir. ya iyi olsun. Allah övmüş yaratmı de ş * çok güzel olanlar için söylenir. dileğ Allah kerim * Tanrı büyüktür.

Allah vergisi * Tanrı vergisi. Tanrı ktı ru tanı r. çok hı yası rpalamak. Allah taksimi * eş gözetilmeden yapı paylaşrma. Allah versin * iyi bir ş ele geçirenlere memnunluk bildirmek için. ş Allah tamamı eriş na tirsin * herhangi bir iş veya olayı iyi sonuçlanması iyle söylenir. kul taksimi karş . lı ş Allah vermesin * bir ş olmaması ini anlatı eyin dileğ r.Allah selâmet versin * yola çı kanlara "Tanrı kazadan belâdan korusun" anlamı söylenen bir uğ nda urlama sözü. bazen de takı ve ş için söylenir. Allah var (veya Allah'ı var) * doğ rusunu söylemek gerekirse. n dileğ Allah tekrarı erdirsin na * tekrar bu günleri görün. itlik lan tı ı tı Allah taksimi * Eş gözetilmeden yapı paylaşrma kul taksimi karş . yaşlı kı göstermesin. ndan il u Allah yarattı dememek * kı ya dövmek. Allah utandı n rması * bir iş giriş e enlere söylenen baş dileğ arı i. gidersen git" anlamı kullanı nda lı r. * birinden pek yana olmayan bir söz söyleneceğzaman onun adı önce getirilen giriş i ndan sözü. Allah son gürlüğ versin ü * Tanrı lı sıntı . Allah seni (veya sizi) inandı n rsı * doğ söylüyorum. Allah senden razı olsun * yapı bir iyilik karş nda "Tanrı lan ı sı seninle birlik olsun. kta Allah sonunu hayı r etsin * bir iş sonucu için kaygı in duyulduğ unda söylenen bir iyi dilek sözü. iyiliğ senden esirgemesin" anlamı teş ini nda ekkür olarak kullanı lı r. Allah yapı sı *İ nsanlar tarafı değ de tabiatta olduğ gibi. * uzaktaki tanıklar anı dı lı kullanı rken lı r. * yolda güçlük içinde bulunanlara iyi dilek sözü olarak kullanı lı r. Allah yazdı bozsun ise . yaradı tan olan yetenek veya özellik. itlik lan tı ı tı Allah taksiratı affetsin nı * (ölüler için) Tanrı kusurları bağ lası nı ı n. ey lma aka * dilenciyi savmak için söylenir. * "keyfin bilir. Allah vere de * iyi dilek anlatı r.

ş irret. lanı i Allah'a yalvar * kendi kusuru yüzünden güç bir duruma düş yakı kimseye "ben sana yardı edemem. Allah'a bir can borcu var * Allah'a vereceğcanı baş hiç kimseye bir borcu yok. Allah yürü ya kulum demiş * az zamanda çok para kazananlar veya iş çok ilerleyenler için söylenir. az * pek ı z ve kuytu bir yer. Allah'ı(veya Tanrı n) günü n 'nı * (bı nlıduygusu ile) hemen hemen her gün. saf. ğ ı Allah'ıbinası yı n nı kmak * kendini veya baş nı kası öldürmek. lanı i Allaha ı smarladı k * Ayrı n kalan veya kalanlara söylediğbir iyi dilek sözü. Allah'ı insanı bir yer çok. ş ma veya usanç gibi aş duygular da anlatı r. nda Allah'ı (veya Allah'ı) seversen nı * "Allah aşna" gibi. "bereket versin" gibi durumdan memnun olunduğ anlatı unu r. nda Allah'a emanet olun * ayrı n kalana söylediğbir esenleme sözü. Allah'ıcezası n * pek yaramaz. i ndan ka Allah'a emanet * "Tanrı esirgesin" anlamı birini överken söylenir. mescit. Allah'ıbelâsı n * varlı üzüntü veren. .* gerçekleş istenmeyen bir olay veya durum için kullanı mesi lı r. ssı Allah'ı m! *ş iddetli bir duygulanma anlatan ünlem. Allah'ıgazabı n * çok sıntı kı veren ş ey. Allah'ıevi n * cami. benden bir ş üp nan m ey umma" anlamı söylenir. inde Allah ziyade etsin * (kahve ve yemekten sonra) "Tanrı rsı anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. Allah'ıemri n * kader. zavallı (kimse). artı n" nda lan Allah'a (bin) ş ükür * "hamdolsun". yalvarma için kullanı kı lmakla birlikte. yerine göre ant verme. kkı k Allah'ıadamı n * garip. * insan gönlü.

insafsı vicdansı ması z. zihnini) düş nı ünemez duruma getirmek. ması Allah'tan umut kesilmez * daha çok ağ hastalar için söylenilen "iyileş ı r ebilir" anlamı bir iyi dilek sözü. Allah'ıkulu n * insan. aşna ş mak. te k z Allah'tan kork! * "yapma. düzeni bozulmak. cı z. karmakarık olmak. yazı r!". utan. . dilek ve yalvarma amacı kullanı yla lı r. sebebi anlaş ı lmayan veya ş ı ş için kullanı aş eyler lan lı r. Allah'ı seversen nı * istek. lı ş * Kendisinden hiçbir iş yararlıumulmayan saf ve zararsı(kimse). 'nı ğ ı sı * Acı z. z. n) aş lacak nda lı r. ş ı bir durum alması kullanı in. Allah'ı bulsun ndan * ben kendisine bir ş yapmayacağ yaptı kötülüğ cezası Tanrı ey ı m. ru allak bullak * Alt üst. allak bullak olmak * çok karık duruma gelmek. altı ş ı üstüne gelmek. kiş i. kimse.Allah'ıhikmeti n * beklenmeyen. aldatı. dönek. ğ ı ün nı versin. karmakarık. Allah'tan * iyi ki. * yaradı tan. Allah'ıiş bak n ine * (bir iş bir olayı beklenmedik. düzeni bozmak. insafsı acı z. cı * Kendisine güvenilmesi doğ olmayan (kimse). ş ı allak bullak etmek * karmakarık bir duruma getirmek. allahlı k allahsı z * Tanrı tanı 'yı mayan. Allahütealâ * Yüce Tanrı Allah. allahsı k zlı * Tanrızlı sı k. ulu allak * Sözünde durmaz. ktı Allah'tan korkmaz * can yakı. ş ı * (akızihin) ş kı dönmek. karı l. nda Allahüâlem * Tanrı daha iyisini bilir anlamı kullanı nda lı r. Tanrız. Tanrı n varlına inanmayan. . ş ı aş rmak. allama * Allamak iş i. ş ı * (aklı.

* Bir ş elle veya baş bir araçla tutarak bulunduğ yerden ayı eyi ka u rmak. * Allaş iş mak i veya durumu. * Allanmak iş i. na * Derin ve çok bilgisi olan. u eyi allanma allanmak * Süslenmek. * Yanı bulundurmak. * Göz alı renkler ve ş cı eylerle süslenmiş . * Satıalmak. * İ sı çine ğ mak. eyi allâmelik * Allâme olma durumu. alma almaç almak . * Kadı n süs için yanakları sürdükleri al boya. kaldı rmak. n * Ele geçirmek. allı allı pullu allı k * Üzerinde al renk bulunan. allaş ma allaş mak allegretto allegro * Bir parçanıcanlı eli ve hı çalı ı anlatı n . nları na * Almak iş i. allâme kesilmek * her ş bilir görünmek. neş zlı nacağ nı r. * Alı . * Al duruma gelmek. reseptör. çok bilgili. mı alı ka cı * Bir ş veya kimseyi bulunduğ yerden ayı eyi u rmak. ahize. nda * Birlikte götürmek. allâmelik taslamak * bilgisiz olduğ hâlde her ş bilir görünmek. alı. * Bir parçanıallegrodan biraz daha ağ çalı n ı nacağ anlatı r ı nı r. iktibas. ntı * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. * Al olma durumu. allem * Bir işistediğduruma getirmek için "her türlü kurnazca çareye baş i i vurmak" anlamı allem etmek kallem yla etmek deyiminde geçer.allamak allâme * "Süslemek. fethetmek. donatmak" anlamı gelen allamak pullamak deyiminde geçer.

Almanya. bakıve nikelden yapı gümüş andır bir alaş mayş r lan. ten * Kazanç sağ lamak. n * Sürükleyip götürmek. iş çekmek. işbaş e latmak. tehlikeli bir ş uğ eye ramak. gibi anlamak. yı lı n ka... * Yolmak. * (motor) Çalı ş için gerekli olan elektrik veya yakı yararlanı ması ttan r duruma gelmek. * Gidermek. tı * İ sı çeri zmak. almanak * Yı gün. almamazlı k * Kabul etmeme durumu. iş * . Almanca dil.* Kabul etmek. ile evlenmek. * Örtmek. * (ölüm sebebiyle) Ayrı lmak. Alman * Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse. eksiltmek. en Alman usulü * Bir topluluk için yapı harcamada giderlerin herkese eş olarak bölüş lan it türülmesi yöntemi. kullanmak. iletilmek.. * Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan. ay gibi bölümlerinden baş bayram. (mesafe) katetmek. la * (tat veya koku için) Duymak. * Soldurmak. kaplamak. koymak. sı . * (süre için) Değtirmek.. Alman papatyası * Orta Avrupa'da yetiş bir papatya türü (Anfhemis mobilis). * Göreve. l dönümü gibi belli günleri ve birtakı astronomi. * Bir yeri savaş ele geçirmek. * Kı saltmak. kadıiçin) . * Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çı karmak. istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim. Alman gümüş ü * Çinko. * Baş lamak. iş * Temizlemek. * Yutmak. * Çalmak. * Yerini değtirmek. koparmak. Almancı * Almanya yanlıolan (kimse). * (erkek. * Görevden. * Kendine ulaşrmak. Avusturya ile İ sviçre'nin bir bölümünde kullanı lan * Almanlarıkullandı dil. n ğ ı * Bu dile özgü olan. * Bürümek. * Davranıveya makam değ tirmek. kanmak. m meteoroloji. içine çekmek. ş iş * (içecek veya sigara için) İ çmek. * (yol için) Gitmek. * (duşbanyo için) Yapmak. * Zararlı . * (içeri) Götürmek. hafta. ey. sarmak. * Kazanmak. çekmek. * Alman halkı Almanya'ya özgü olan ş na. or. yı . yok etmek. ü rı ı m. elde etmek.

inin ı na n olduğ inanmak. gibi Almanlaş ma * Almanlaş iş mak i veya durumu. Almanlaşrma tı * Almanlaşrmak iş tı i. nda iş * Almaş olarak iş lı leyen. mütenavip.* Almanya'da çalı Türk iş ş an çisi. almaş * İ veya daha çok ş sı ile değ tirilerek kullanı ki eyin ra iş lması kendiliğ veya inden değerek çalı . i * Bir ş ön tarafı yüzü. tertemiz. alternatif. Almancı lı k * Almancı davranma. ön alnı k yüzü ak açı * çekinecek hiçbir durumu veya ayı olmayan. * Birinin doğ olması ru ötekinin yanlı ğ gerektiren iki önermenin oluş şı lını turduğ sistem. bı alnı kara sürmek na * bir kimsenin haksıyere kötü tanı z nması yol açmak. alnın kara yazı nı sı * kötü kaderi. u almaş ı k * İ veya daha çok ş sı ki eyin ralanmaları değiklik olan. alnın akı nı ile * ayı planacak bir duruma düş meden. alnı karı nı ş lamak * küçümseyerek meydan okumak. eyin . una alnı öpmek ndan * beğ enmek. almaş yapraklar ı k * Sapı iki yanı karş klı il de aralı olarak bir sağ bir solda bitmiş n nda ı değ lı klı da. keş iş ş ması ikleme. yapraklar. na alnı yazı ş nda lmıolmak * bir olayı kiş baş gelmesini Allah'ıbuyurmuş n. münavebe. alo * Telefon konuş nda kullanı seslenme sözü. baş göstermiş arı olarak. ması lan . Almanlaşrmak tı * Almanlara özgü yaş ş ayıtarzı kazandı rmak. almaş lı alnaç * Almaş niteliğolan. Almanlaş mak * Alman yaş ş nı ayıtarzı benimsemek. takdir etmek. almaş k ı klı * Dönüş ümlü ve düzenli sı ralanma. kötü talihi. ş erefiyle.

alpaks alpinist alpinizm alplı k * Alp olma durumu. altı biçiminde kullanı ğ "bir ş etkisinde" anlamı verir. uzun tüylü. Güney Amerika'da yaş ayan. . * Bir ş yere yakıbölümü. ocak alevi.. na alanı * Alş ile uğ an kimse.alogami alotropi alp * Bir çiçek tepeciğ baş bir çiçek tozu ile tozlanması inin ka . * Bu hayvanıyünü veya bu yünden dokunan kumaş n . üst ı tı * Bir nesnenin tabanı . nda alt alta üst üste * birbirleriyle itiş kalkır durumda. ir ş ı alt bölüm * Yazı bölümlerin ayrı ğparçalardan her biri. alt cins * Bir cins içinden ayrı ikinci derecede bir cins. ı * Dağ . it. Alp eren * Derviş . memeli bir hayvan (Lama glama pacos). eyin n * Birkaç ş içinden bize göre uzak olanı eyin . yiğ kahramanlı itlik. alş imi alş imist alt * Elementleri altı çevirmek isteyen bir iş . b) nı * (kaynatma veya piş irmede) Yanan ocak. simyacı imi raş .. nda" ldında ı eyin nı * Alt bir isimle tamlama kelime oluş turduğ unda a) önceki ismin kavramı etki veya yer anlamı na katar: Ayak altı (sıflamalarda) ikinci derecede olan. alt alta * Birbirinin altı olarak. eyin . * Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü. * Karbon. cı * Dağ lı cı k. fosfor gibi maddelerin. * Bir ş yere bakan yanı karş . n * Alt kelimesi ". k. ları nda en alpaka * Çifte parmaklı takı nıdevegiller sıfı lar mın nından. * (birkaç ş eyden) Yere yakıolan. * Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karımı ş . simya. * Mücahit. ayrı larda ldı ı m. Alp yı zı ldı * Dağ n çok yüksek yamaçları yetiş bir çiçek (Paradisia liliastrum). lan . fiziksel bakı mdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu. * Yiğ kahraman.

karşkarş konmuş önermeden ı ı ya iki her biri: Bazı insanlar bilgindirler" ile "Bazı insanlar bilgin değ ildirler" gibi. ş lerin alt güverte * Gemilerde güvertelerden altta bulunanı . n nda u kalı mıözel hipoderm. * Böceklerin ağ sisteminde bulunan alt parça. nı lan nı alt ş ube * Bir ş içinde kurulan ikinci derecedeki ş ube ube. alt deri * Üst derinin altı bulunan ikinci tabaka. alt karş ı t * Konusu ile yüklemi aynı olan. çoğ kez hücre zarları nlaş ş doku. ı z alt etmek * üstünlük sağ lamak. ndan * Alt çene üzerinde sı ralanmıdiş biri. öbürü tikel olumsuz. yenmek. alt kat alt kurul alt olmak alt sıf nı * Bir sıf içinden ayrı ikinci derecedeki sıf. n lan alt geçit * Trafik akı nı mı kesmemek için bir yolun altı geçirilen yol. . alt çene oynamak * yemek. alt diş alt dudak * Dudaklardan altta bulunanı . alt tabaka * Tabakalardan altta bulunan. * yenilmek. rtı yere alt familya * Bir familyanıiçinden ayrı ikinci derecede bir familya. hipoderm. sı nı getirmek. alt damak * Damaklardan altta olanı . nda * Bazı gövde ve yaprakları üst derilerinin altı bulunan. nı n ndan * Belli bir konuyu ele almak amacı bir kurul içinden birkaç kişseçilerek oluş yla i turulan kurul. * Bir yapın veya aracıkatları altta bulunan bölümü. alt ı rk * Aynı içinde yetiş ı rk tirme amacı ve çevreye bağ kalı na lı narak değme uğ lmıve bu yolla ı içinde iş ratı ş rk özellikle fizyolojik nitelikleri bakı ndan kalı sapma gösteren hayvan topluluğ mı tsal u. biri tikel olumlu.alt çene * İ ve hayvanlarda yiyecekleri çiğ nsan nemeye yarayan. oynayabilen çene. içmek. alt hava yuvarı * Dünyamı kuş atmosferin 10 km kalı ğ olan alt katmanı zı atan nlında ı .

sı Altayca * Altay Türkçesi. alt yazı lama * Alt yazı iş lmak i. ı . için n * Toplumun ekonomik yapını turan ve insan bilincinden bağ z olarak biçimlenen üretim sı oluş ı msı iliş kilerinin hepsi. ş ı * zarar vermek. ol. * değ olup olacağ eri. üzülmek. alt yanı kmaz sokak çı * sonu gelmeyen. * Yabancı dildeki bir filmin konuş maları çeviri olarak görüntünün altı veren yazı nı nda . Moğ Mançu-Tunguz. * iş daha sonrası in . elektrik gibi tesisatlarıhepsi. i lan * Altayistik ile uğ an kimse. yılmak. düzenini bozmak. sonra çevrilerek öbür yüzü kı larak piş zartı irilen börek. alt tarafı (veya yanı ) * geriye kalanı . lan * Çok karık ve dağ k. rahatsı k vermek. raş Altayist Altayistik . tı alt yazı * Gazete. sonuç alı namayan iş için söylenir. alt üst etmek * alt yüzünü üst yüzüne getirmek. * çok karık duruma getirmek. görüntü).alt takı m * Bir takı içinde kurulan ikinci derecedeki takı m m. dergi gibi yayı nlarda çı resim ve fotoğ kan rafları klayan yazı açı . alt yazı lamak * Alt yazı hazı ları rlamak ve gerçekleş tirmek. üst yapı ı karş . su. ş ı * heyecanlanmak. Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediğvarsayı ana dil. ini alt yazı lı * Alt yazı bulunan (film. tedirgin olmak. yı kmak. alt tür alt üst * Bir tür içinde ayrı ikinci derecedeki tür. kı * rahatsı zlanmak. alt yazı cı layı * Alt yazı lamak iş yapan (kimse). * huzursuz etmek. zlı alt üst olmak * çok karık duruma gelmek. ler alt yapı * Bir yapı gerekli olan yol. ş ı ı nı alt üst böreğ i * Önce bir yüzü. kanalizasyon. * Türk.

tiğ altı yemek dan * hastahanelerde hiç perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek. (akı alternatör * Dalgalı elektrik akı veren üreteç. altı k * Konusu ile yüklemi aynı olan. iş altı kaval. mı altes * Prens ve prenseslere verilen ş unvanı eref . Vl. ka * Almaş ı k. altı gen * Altı kenarlı çokgen. * Bu unvanı ı kimse. eyden altı bulunan. * Dalgalı m). muş tane . biri tümel olumlu. ten nı ve yı * Beş bir artı ten k. 6. uğ an bilim dalı raş . e mekte sakı ncalar bulunduğ anlaş u ı lmak. 'nı ı sı m ldı altı ş karıbeberuhi * kı boylu olanlar için alay yollu söylenir. sa altı kaval üstü şhane iş * Bkz. edebiyat. üstü şhane iş * (giyim için) altı . altı sı taneden oluş . biri tikel olumsuz iki önerme arası ndaki bağ durumu. müseddes. seçenek. iş ı t * Divan edebiyatı her bendi altı sradan oluş nazı biçimi. yöntem. mütedahil: "Kimi insanlar fanidir" önermesi "Bütün insanlar fanidir" lantı önermesinin altı olur. altı altı üstü kalay alay * içi dıgibi özenilmiş ş ı olmayan ş için söylenir. altı kaval üstü şhane. tane *İ skambil. ğ ı altı lı * Altı parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. alternatif * Seçilebilecek bir baş yol. eyler Altı Kardeş * Kuzey kutup yönünde. Moğ Mançu-Tunguz. kültür ve tarihleriyle ol. Japon ve Korelilerin dil. üstüne uymaz. nda mı an m altı lı k * Altı bir arada. ndan ndan kaldı altı olmak yaş * işbirtakı oyunlar karı e m ş böyle bir iş giriş mak. biri tikel olumlu. altı alabilen. altı okka etmek * birini kolları ve bacakları tutup yukarı rarak sallamak veya götürmek. domino gibi oyunlarda üzerinde altıareti bulunan kâğ veya pul. taş yan * Beş sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. altı yol * Altı yolun birleş i yer. Büyük Ayı n karş nda bulunan takı yı z.* Altay grubuna giren Türk. biri tümel olumsuz.

kolay iş sı ı ı rlı lenen. atom ağ ğ196. ş ları nan iliğ altıadı bakıetmek n nı r * kötü iş yaparak temiz ve parlak ününü karartmak. * Altı yapı ş ndan lmısikke. en. altıadı oldu. çok altıbeş n ik * Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kiş öteki elleriyle karşklı inin. altısaat n *İ zlenme oranın en çok olduğ vakit. altısuyu n . n rı n larak na altıkeseğ n i * Yerden temiz külçe durumunda çı altı kan n. kıadı oldu n pul z dul * uygunsuz davranı yüzünden temiz tanı kiş i lekelendi.altı n * Atom sayı 79. 10640 C de eriyen. altıbabası n * Çok zengin. lan yası * Para getiren sanat veya meslek. değ i erli. sarı na . nı u altısarı n sı * Altı rengini andı n ran. altıkesmek n * çok para kazanıolmak. altıkaplama n * Herhangi bir metal altı suyuna batılarak ince bir altıtabaka ile sarı altı benzetilmek. r altıkökü n * Güney Amerika'da yetiş kusturucu niteliğolan bir kök. ler altıanahtar her kapı açar n yı * para olunca her güçlük yenilebilir. prime time.9 olan. ipeka (Cephaelis ipeca cuanha). parası olan kimse. ı olarak birbirlerinin bileklerini lı tutmaları . n çok altıleğ kan kusmak n ene * varlıiçinde hastalıveya sıntı k k kı çekerek yaş amak. * Altı yapı ş ndan lmı . altıgibi n * altı benzeyen. üstün nitelikte olan. altıçağ n * En parlak ve mutlu çağ . i altıküpü n * Altı para biriktiren. altıbilezik n * Altı yapı ş ndan lmıkola takı ve pek çok türü olan süs eş . kı saltması Au. parası olan. element. yüksek değ paslanmaz erli. * Niteliğiyi olan. altıeli bı kesmez n çak * varlı veya değ kiş klı erli ilerin elini kimse bükemez.

ncı altı kalmak nda * ezilmek. altıyürekli olmak n * çok iyi niyetli olmak. kalı kabuklu güzel bir kavun türü. bir sorunla karş mak. te a ı laş altı girip üstünden çı ndan kmak * malı . * turist.* Bir kım konsantre nitrik asit ile üç veya dört kım konsantre hidroklorik asitten oluş . . nca * Altı sın sı sı . altı duygu. altı çizmek nı * (bir sözün) önemini belirtmek. n lan ş ı altıtopu n * güzel ve tombul olan kucak çocukları bir benzetme sözü olarak kullanı için lı r. altıyı n l * Eş birlikte ulaşkları evlilik yı lerin tı 50. yumuş huylu görünmek. en. becerememek. sı beş sayını ra fatı rada inciden sonra gelen. altı his ncı * Bkz. altı duygu ncı * Ön sezi. altıtutsa. mur u. üstesinden gelememek. gelirli kimse. . parayı üncesizce harcayıtüketmek. ilen te a ı laş altı çapanoğ çı ndan lu kmak * bir iş baş dert olacak bir durumla. baş ü armak. altıyumurtlayan tavuk n * mesleğ sanatı i. toprak olur (veya altı yapı elinde bakı n na ş sa r kesilir) * giriş i iş tiğ lerde büyük talihsizliklere uğ rayan kimsenin durumunu anlatı r. düş p altı kalkamamak ndan * bir işbaş i aramamak. ak altı etmek (veya kaçı na rmak) * yatağ veya donuna abdest etmek. gördüğ iyilik veya kötülüğ karşksıbı ıı lını ü ü ı z rakmamak. özellikle plâtin sı sı muş ve altıgibi metalleri çözmekte kullanı bir karım. parası olan. * kendini savunamamak. lı . vurgulamak. altıyağ n murcun * Bir tür kuşyağ kuş . altı kalmamak nda * karşğ vermek. üzerine dikkati çekmek. lı altı Çapanoğ çı ndan lu kmak * giriş iş baş dert olacak bir durumla karş mak. ı na altı nbaş altı ncı * Daha çok Ege bölgesinde yetiş yuvarlak. altı kalkmak ndan * bir güçlüğ yenmek.

ı na altı üstüne getirmek nı * söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düş ürmek. uzun. * Özel diye alı bir ş genel bir kavramıaltı yer vermek. sı bölgelerde yetiş bir meyve ağ . tadı msı acı sı acı meyvesi. ş ı * bir ş bulmak için aramadıyer bı ey k rakmamak. * Hayvanlarıaltı yayı ot veya saman. z * İ çeneklilerden. . nan eye. tan lan altı patlar altı ş ar altı z * Bir doğ umda dünyaya gelen altı (kardeş ). her sı altlı k . altimetre altlama altlamak altlı * Altı olan. tane ek * Altı sın üleş sayını tirme biçimi. ri ğ ı * Ayrı renkte altı olan kumaş yolu . * Sarı n üstüne sarı sı ş kları lan rma erit. n altı noluk * İlemeli kadış . * Altlamak iş i. * Tabak veya bardak altı . greyfrut (Citrus decumana). nlaş i altı mak nlaş * Altı durumu veya görünümü almak. birlikte. dikenli ve kürecikler hâlinde sapları bir kaktüs türü (Trollius ranunculoides). her birine altı seferinde altı bir arada olan. * Bu kumaş yapı gelin giysisi. n nda * Altı fiş alan toplu tabanca. cak en acı * Bu ağ n kanarya sarırenginde. revolver. karmakarık etmek. altı ma nlaş * Altı mak işveya durumu. greyfrut. altlı üstlü * Altı üstü birlikte. ve * Alt ve üst katta olmak üzere. ş n alvarı * Altı sı veya kı n rma laptanla iş lenmiş çizgili ipek kumaş bu cins kumaş n üstünde bulunan sı ve ları rma iş lemeli yollar. kımemesi. n na lan * Arabaya koş atları yolları ulan n kirletmemesi için kuyruğ unun altı yerleş na tirilen torba. * Yükseklikölçer. nda ş ar ı * İ bir tür palamut balı. ki olan altı ntop altı parmak * Ellerinde veya ayakları altı parmağolan (kimse).altı ı nı slatmak * yatağ veya donuna küçük abdestini etmek. altı ntop * Turunçgillerden.

sı elli dokuzuncudan sonra gelen. nı altunî alüfte alüftelik alümin * Suda çözünmeyen. çekiş mede yenilmek. alttan güreş mek * gizli gizli yenme yolları kollamak. altta kalmak * herhangi bir çatı ş mada. alttan (veya aş ı almak ağ dan) * sert konuş birine karşyumuş olumlu davranmak. * Alüfte olma durumu. nda ş ı altmıncı ş ı * Altmısı nısı bildiren biçimi. alto altta kalanıcanı ksı n çı n * "herkes baş n çaresine baksı gücü yetmeyen ne olursa olsun" anlamı kullanı ı nı n. altta yok üstte yok * yoksul. ş fatın ra rada altmı k ş lı *İ çinde altmıtane bulunan. ş sayı lan it altmıaltı bağ ş ya lamak * temelli olmayan bir çözümle durumu kurtarmıgörünmek. alttan alta * gizlice. cilveli (kadı n). 20500 C de eriyen. viyola. ş * Altmıyaş olan veya görünen. alümin. nda lı r. el altı ndan. oynak. her birine altmı her defası altmı bir arada olan. ş altmıdörtlük ş * Bir notanıaltmıdörtte biri değ n ş erinde olan nota. beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3). alümina * Bkz. elli dokuzdan bir artı kere k. LX. 60. ş . altmı ş ar * Altmısı nıüleş ş fatın tirme biçimi.altmı ş * Elli dokuzdan sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. ş ı nda * Kemanla viyolonsel arası büyük keman. fakir. * Altı renginde olan. * Kontralto. n *İ ffetsiz. nı ve yı * Altı on. alüminyum . an ı ak. altmıaltı ş * Altmıaltı almakla kazanı bir çeş iskambil oyunu.

* Hedef. alvere tulumbası * Emme basma tulumba. aş lacak i * Bir parçanısevimli ve cana yakı çalı ı anlatı n n nacağ nı r. ı ı rlı parlaklında. eritrosit. kör. * Alüminyumdan yapı ş lmı . am * Diş organı ilik . * Niş yüzüğ an ü. yuvarlak. * Kana al rengini veren. gümüş 13. dön-em vb. * Görmez. ş ı n ş ı amaç edinmek * bir amaca ulaş isteğ bulunmak.98 olan. alüvyon lı ğ .* Atom numarası atom ağ ğ26. lla ş ması an ğ ı * Torba biçiminde küçük boş veya geniş luk lemiş sı kım. * Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağ lar. hedeflenen amacıdında. kil gibi çok ince taneli ş n ı ğ yı dı balçı eylerin kum ve çakı karı yla oluş yın. amma. * ş ı niteliğolan. maksat. ma inde . -am / -em * Fiilden isim türeten ek: tut-am. beyaz. alyans alyon alyuvar Am * Amerikyum'un kı saltması . alveol * Akarsularıtaş p yı kları k. * Bir yargı veya bir buyruğ pekiş yı u tirmek için de kullanı lı r. ama * Çeliş ve tutarsıiki cümleyi birbirine bağ kili z lamaya yarar. * Gaye. * Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilir. * Eriş ilmek istenilen sonuç. alüminyum taş ı * Boksit. baş bir cümleye bağ artlı inde ka lamaya yarar. 6600 C de eriyen hafif bir ğ ı element. * Uyarma veya ş bir ifade niteliğ olan bir cümleyi. Kı saltması Al. âmâ amabile amaç amaç dı ş ı * Gaye dı. ama ne * ne hoş . küçük hücre. ferç. * Para babası . çekirdeksiz.

amaçlamak * Bir amaca ulaş istemek. * Bir amaca yönelik. amaçsı k zlı * Amaçsıolma durumu. amalierbaa * Matematikte dört iş terimine verilen ad. . aman bulmak * kurtulmak. istihdaf. mayı amaçlanma * Amaçlanmak iş i. * Dikkat uyandı için kullanı rmak lı r. amaçlı lı k * Amaçlı olma durumu. lem aman * Yardı istendiğ anlatı m ini r. * Rica anlatı r. z amade -amak amal âmâlı k * Âmâ olma durumu. istihdaf etmek.amaç gütmek * bir amacı gerçekleş tirmeye çalı ş mak. korku gibi duyguları belirtmek için kullanı lı r. aman dedirtmek (veya amana getirmek) * karşkoyan birini boyun eğ zorunda bı ı mek rakmak. gayesiz. amaçlama * Amaçlamak işhedef alma. * Usanç ve öfke anlatı r. i. amaçsı z * Amacı olmayan. beğ aş enme veya beğ enmeme. * Fiilden isim türeten ek: bas-amak. kaç-amak vb. ine amaçlı * Amacı olan. r: ey! ldında ı da * Ş ma anlatı aş r. aman Allah (Allahı m) * ş ma. gayeli. * Bir suçun bağlanmasın istenildiğ anlatı ı ş nı ini r. * (bir iş Yapmaya hazı i) r. amaçlanmak * Amaçlamak iş konu olmak. tutamak. * Çok beğ enmeyi anlatı Aman ne güzel ş Bu anlamda kullanı ğ buna da edatı getirilebilir. zor durumda bı rakmak. iş ş lemler. * İler.

plâstik madde gibi malzeme. amana gelmek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ ı sı mek. aması var * herkesin bilmediğsakı veya kusurları i ncası var. savaş ları na safları yer alan kadı nda n. ambalâjcı * Ambalâj yapan kimse. z ı tı amatörlük * Amatör olma durumu. aması maması yok! * hiçbir özrün geçerli olamayacağ anlatı ı nı r. böyle bir iş n yapayı deme. . profesyonel karş . Amasya'nıbardağ biri olmazsa biri daha n ı . acı z olarak. i il. kâğ tahta. mayı aman zaman * Karş ndakini yumuş ı sı atmak için söylenen sözleri anlatı r. amazon * (eski çağ n Amazonları benzetilerek) Erkek gibi. amansıhastalı z k * Kanser. lanabilir. * acı p öldürmek. göz açtı rmamak. amanı n * Korkma ve ş ma sözü. hevesli. ambalâj yapmak * (bir ş bu gibi maddelerle paketlemek. yayı ı t. hiç acı mayan. amansı zca * Öldürücü bir durumda. unu amansı z * Aman vermez. ı sı ip nı ı ş nı aman vermek * canı bağlamak. ması * Hoş görüsüz olarak. öldürmemek. cana kıcı yı. sandı eyi) klamak. aş amanname * İ devletlerinde düş slâm mana güvenlik içinde olduğ bildirmek üzere verilen belge. amatör * Bir işpara kazanmak için değ yalnızevki için yapan kimse. * Ata binen kadı n. m aman dilemek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ canın bağ lanması dilemek. * ele geçirilmeyen veya kaçan bir ş üzülmek boş çünkü her zaman benzeri sağ eye tur.aman derim! * sakıha. nı ı ş aman vermemek * rahat bı rakmamak. ambalâj * Eş sarmaya yarayan mukavva.

ekonomik. rma yla rı ambargoyu kaldı rmak * ambargo ile ilgili yasaklamayı rmak. ambale etmek * Birini düş ünemez duruma getirmek. * Otomobili fazla gaz vermekten çalı hâle sokmak. çakı yapı l gibi malzemesini ölçmekte kullanı ve her yanı unlukla 75 cm olan küp ölçek. i amber * Amber balından ç ı lan güzel kokulu. düş ünemez duruma gelmek. ambarcı lı k * Ambarcın gördüğ iş nı ü . * Bir malıserbest sürümünü engellemek için konulan yasak. bölge. n * bir mala el koymak. ambarda kurutma * Kapalı yerde. çok yormak. lan çoğ * Genellikle tahı çok üretildiğyer. * Eş taş iş yapan kurum veya ortaklı ya ı leri ma k. ambalâjlama * Ambalâjlamak iş i. * bir malıserbest sürümünü engellemek. ambalâjlamak * Ambalâj yapmak. müsadere etmek. ambar * Genellikle tahı l saklanan yer. amber ağ acı * Baklagillerden bir cins mimoza (Geum urbonum). * siyasî. lı n i ambarcı * Ambara bakan görevli. güçlü bir vantilâtör kullanı sağ bir larak lanan hava akı ile yeş ve sulu yemlerin kurutulması mı il . kül renginde bir madde. ambarlamak * Ambar işyapmak. ambar memuru.ambalâjcı lı k * Ambalâjcı olma durumu veya iş i. amber balı ğ ı . kaldı ambarlama * Ambar durumuna gelmek. ğ ı karı * Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı . * Yiyecek ve bazı yanısaklandı yer. eş n ğ ı * Geminin yük koymaya ayrı ş lmıyeri. gemilerin kendi limanları ayrı nı ndan lması yasaklama buyruğ u. ambargo * Bir devletin. ş maz ambale olmak * Çok yorulup iş göremez. * Kum. n ambargo koymak * gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak. sosyal alanlarda caydı amacı yaptım uygulamak.

cankurtaran (arabasıcankurtaran. amele * İçi. diş çok yı cı balı ada balı (Catodon kan. boyu 25 m'ye kadar çı başbüyük. amelimanda * İyapamaz durumda olan. altısarı renginde güzel kokulu çiçeğ n sı i. ambülâns * Hasta arabası . edim. ı amcazade * Amcanı oğ veya kı. nı kları * Sürgün. İ ran'da yetiş piş güzel bir koku veren. * Bir kimsenin dinin buyrukları yerine getirmek için yaptı . amca * Babanıerkek kardeş n i. emekçi. n lu zı amel * Yapı iş lan . en. iri ve uzun taneli bir tür pirinç. uygun. * İe dayanan. lı için lan * Amca olma durumu. çalı amberbu amblem amboli * Hindistan'da. fiil. amberbaris * Sarı . kestirme. yalnıdüş alanı kalmayıişdönüş uygulamalı z ünce nda p e en . * İbakı ndan. * Yaş erkeklere saygı kullanı seslenme. an amelelik amelî * Amele olma durumu. amcalı k amcalıetmek k * birine amca gibi yakı k göstermek. ishal. * Hareketle ilgili olan.* Balinagillerden. n k ya. * Elveriş kolay. tatbikî. li. * Atardamarda kanıpı laş veya yağ n htı ması parçacı nıoluş sonucunda meydana gelen tı kların ması kanma. fı k büyüklüğ acın ndı ünde. iş ş üstünde. m m * yakı ndan beklediğilgi ve yardı görmeyen bir kimsenin artıyeni bir dilekte bulunmaya niyetli nları i mı k olmadını ğ anlatmak için söylenir. tatbikî. ötürük. ş ameliyat . pratik. ı li. ince * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş belirtke. iş ş mı çe. amber çiçeğ i * Amber ağ nıtoparlak. ğ ı macrocephalus). nlı amcamla dayı hepsinden aldı payı m. eyin. rtı bir k. ). ş amele taburu * Genellikle yol yapı iş m lerinde görevli amelelerden oluş birlik.

iş amenajman * Devlete ve kiş ait ormanları önceden hazı p kabul edilmiş ilere n. Amerika'da yetiş bir a ğ bilader ağ (Anacardium occidentale). Amentü * Kur'an surelerinden birinin adı . ameliyat geçirmek * ameliyat edilmiş olmak. laş i Amerikalı mak laş * Amerikalı n yaş ş nı ları ayıtarzı benimsemek. amenna *İ nandıanlamı "öyledir". Amerikan bezi biçiminde de kullanı lı r. Amerika tavş anı * Kemiricilerden. ş ler. ameliyat masası * Üzerinde ameliyat yapı özel donanı masa. rlanı esaslara uygun olarak iş letilmesi. küçük bir memeli kürk hayvanı çok (Eriomys chincilla). Amerika ile ilgili olan. Amerika üzümü *Ş ekerci boyası . arka ayakları uzun. operasyon. acı * Bu ağ n badem biçiminde çekirdekli. ik ndan Amerikalı ma laş * Amerikalı mak işveya durumu. amerikan * Pamuktan düz dokuma. lan . Amerikan * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. armuda benzer yemiş acı i. ik ndan * Amerika'ya özgü. Amerikalı * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. en aç * Bu ağ n armuda benzer yemiş acı i. cak acı Amerika elması * Antep fı ğ stıgillerden. Amerika bademi * Aselbent ve zamk gibi maddeler veren bir sı iklim ağ (Styrax americana). hasta üzerinde kesme ve dikme yoluyla yaptı müdahale.* Operatörün. r. n i ameliyatlı * Ameliyat edilmiş . "doğ "diyecek yok" gibi tasdik etme anlatı k ile ru". Amerikan bar . kaput bezi. ı en aç. İ faaliyetler. * Tabiî kaynakları iş n letilmesi. Amerika'da yetiş bir ağ (Persea gratissima). ğ ı * ç. lan mlı ameliyathane * Hastaları ameliyat edildiğyer. Amerika armudu * Defnegillerden. ameliye * Yapı iş lem.

n il amfibyumlar * Kurbağ ve semenderleri içine alan iki yaş ş omurgalı sıfı a ayı lı lar nı. ndan iş . Kı 95. saltı ş ı amfibi * İ yaş ş. otel veya evlerde içki için ayrı ş e. lmıköş Amerikan bezi * Bkz. ı t). ı * Vücut organları bir bölümünün hava ile şmesi. dar boyunlu. amfor. ametal ametist amfi * Amfiteatr kelimesinin kı lmı. yla lan amfibol * Piroksenlere yakısiyah. amfora amigo amigoluk * Bkz. Amerikanca * Amerika Birliş Devletlerinde kullanı İ ik lan ngilizce. ki ayı lı * Hem karada hem de suda hareket eden (taş yüzergezer. k * Toprak parçası . amfizem amfor * İ kulplu. amfiteatr * Dinleyicilerin oturduğ sı u. * Süs taşolarak kullanı mor renkte bir tür kuvars. amerikyum * Atom numarası yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element. saltması Am. raş Amerikanvarî * Amerikalı yakı biçimde. amerikan. yeşrenkli bir silikat grubu. * Metal olmayan elementler. * Yunan ve Roma'da açıhava tiyatrosu. esmer. raları arkaya doğ basamaklı ru olarak yükselen salon. Amerikanist * Amerikan tarihi ve kültürü ile uğ an bilimci.* Lokanta. karnı ki geniş testi. * Amigonun yaptı iş ğ . dibi sivri. Amerikan salatası * Rus salatası . Amerikalı ya ş an gibi. ı lan amfibi harekât * Kara ve deniz araçları yapı manevra. * Çoğ unlukla spor yarı ş maları seyircileri coş nda turan kimse.

* Bir iş emir verme yetkisi olan kimse. ordudaki general rütbesine eş rütbedeki subay. faktör. âmin * "Allah kabul etsin" anlamı dualarıarası ve sonunda kullanı nda. halk deyiş zı iyle. etmen. * Sı radan. * Amonyaktaki hidrojen yerine. emreden. * Amiplerin yol açtı. * Niş astayı parçalayarak ş ekere çeviren bir enzim. * Amip. * Amir olma durumu. amire yakı biçimde. te amiral * Deniz kuvvetlerinde. ğ ı amir * Buyuran.amil amilâz amin * Yapan. etken. vücudunun biçim değtirmesiyle oluş geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek mı iş an yer değtiren. ş an * Amire yakır biçimde. ş ı * Bkz. amit amitoz amiyane * Amonyağ hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluş birleş ı n an iklerin sıf adı nı . akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğ alma. amip * Amipler takı ndan. amir gibi. * Amiralin makamı . n lar nına mı amirane amirce amiriita amirlik amiyane tabiriyle * halk ağ ile. . tek değ hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluş ürünlerin genel adı erli an . ı ik. * Kibarca olmayan. n nda lı r. sebep. ita amiri. * Amir gibi. amipler amipli *İ çinde amip bulunan. üst. tatlı tuzlu sularda yaş bir hücreli canlı iş ve ayan (Amoibe). aminoasit * Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taş proteinlerin temel taşolan organik bileş ı yan. * Bir hücreli hayvanları kök bacaklı sıfı giren bir takı . it amirallik * Amiral olma durumu. bayağ ı .

azotlu gübrelerin en çok kullanı dı lanır. bellek yitimi. keskin kokulu bir gaz (NH3). amme * Halkıbütünü. * Döl kesesi. amme menfaati * Kamu yararı . nı r kaymağ lan ş adı ı . amme hukuku * Kamu hukuku. nı r ruhu. amnios suyu * Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sı. iğ ş tı amonyum * Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleş kökü (NH4). ammada yaptıha! n * söylenen bir söze pek inanı ğ ve ş ı ğ anlatı lmadını aş ı ı ldını r. amme efkârı * Kamuoyu. imi *İ çinde bu gazıeritilmiş n bulunduğ su. * Yanı getirildiğkelimenin anlamı aş lıkatarak ş ma veya hayranlıanlatı na i na ı k rı aş k r. amme idaresi * Kamu yönetimi. kamu. bununla beraber. amonyaklamak * Bazı yemlerin amonyak veya bir amonyum bileşi ile karı rmak veya doyurmak. amoralizm * Ahlâk dıcı töre dıcı ş lı ı k. amonyak * Azot ve hidrojen birleş olan. amor * Bir çeş kumaş it . n amme davası * Kamu davası . u ş adı amonyaklama * Amonyaklamak iş i.amma * Bkz. amnezi amnios * Hafı kaybı za . amonyum sülfat * Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum nötr sülfat. im amonyum karbonat * Hamur kabartmada maya olarak kullanı karbonik asidin amonyum tuzu. çağ vı nak. . Ama. ş lı ı k. amma velâkin * Ancak.

amperölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan aygıakı t. amper * Elektrik akı nda ş mı iddet birimi. dik. sallantı hareketleri en aza indiren. u vı ampütasyon * Bir organı kesip çı karma. nı amudî * Dikey. * Piyangoda ödenen para kadar ödenen karşk. giyim vb. Kı saltması A. ampermetre * Amperölçer. ampirizm * Deneycilik. havası altı ş mı ş ı boş lmıcam *İ çinde çoğ kez zerk edilecek. elektrik akı ile akkor durumuna gelerek ık verebilen bir iletkeni bulunan. amortisman * Taş ı nmaz mallarıaş n ı nmaları karşk olarak. cihaz. amudufı karî . yükselteç. yumuş atmalı k. ampir ampirik * Bir kurama değ de yalnı deneye. amortisör * Motorlu araçlarda sarsı . il zca ampirist * Deneyci. gözleme dayanan. ampul şe. yık kârdan ayrı belirli pay. * Bu düzeni kuran öge. iş *İ çinde. ı lı amorti etmek * bir giriş imde yatılan parayı rı zamanla yeniden kazanmak. ş akı n iddetini veya gücünü artı rmaya yarayan araç. yayları gereksiz hareketlerini gidermeye ntı gibi n yarayan düzen. amuda kalkmak * iki eli üstüne dayanarak bacakları havada dikey tutmak. sı durumda ilâç bulunan küçük veya büyük cam tüp. mobilya.amorf amorti * Biçimsiz. * Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma. na ı lı llı lan * Faizin iş lemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi. * Birden ödenerek faizinin iş lemesine son verilen tahvil. dikine. mölçer. üslûbu. * Napoleon döneminde Fransa'da ve Avrupa'da yayı ş lmıolan yapı . amplifikatör * Alçak veya yüksek frekanslı mlarıgerilimini. amper saat * Bir amper ş iddetinde akı geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı m .

* Alacağ veya borcun. lan. yer veya durum. i. l. i * Dince aziz tanı bazı nlara verilen saygı nan kadı unvanı . küfretmek. n i ana baba günü * Çok kalabalı k. fat * Kolayca bükülen ve ateş dayanan liflerden oluş . nı * Çocuğ olan kadı anne. * Sınt ıkalabalı telâş. u ana baba bir * aynı ve babadan olan (kardeş ana ler). ı n ş ı * Temel. dik durumda. ana avrat düz (veya dümdüz) gitmek * sövmek. ayrı ler). lâhza. . * Yavrusu olan dişhayvan. e muş * Zamanıbölünemeyecek kadar kı bir parçası n sa . tehlikeli zaman. ana bir. baba ayrı * anaları babaları olan (kardeş bir. * Fiilden sı türeten ek. faizin dında olan bölümü. -an / -en -an / -en ana *İ simden isim türeten ek: oğ ul-an > oğ kı kök-en vb. ana baba eline bakmak * ana ve babanıverdiğpara ile geçinmek. amut * Dikme. ana bilim dalı * Üniversite veya fakültelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlıdalları k . o çizginin. lı ana baba yavrusu * nazlı büyütülmüş çocuk. amyant an an an * Zihin.* Omurga kemiğ bel kemiğ i. asıesas. z-an. ana arı * Arı beyi. belirli bir kural altı nda hareket ederek bir yüzey oluş turmaya yaradını ğ anlatı ı r. * Velinimet. ana baba * Ana ile babanı oluş n turduğ birlik. * İ tarla arası ki ndaki sır. u n. * Yaş kadı saygıbir seslenme sözü olarak kullanı lı nlara lı lı r. bir tür ak asbest. kı lı k. * Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sı olarak geldiğ fat inde.

aççı larda kan sı oluş ana defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. ekleme direklerde dipteki temel parça. Bağ gibi diyar olmaz dad * insanlar içinde bize ana kadar candan bağ dost yoktur. ana kına taht kurar. lı ana kadı n * Bir ailede veya bir toplulukta en çok sayı kadı lan n. umman. i * Gemilerde. ana dil * Baş diller veya lehçeler türetmiş ka olan dil. nı n ş ana düş ünce * Temel fikir. * Bir ülkenin veya bir bölgenin çevresindeki yerleş yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden egemen im olan ve genellikle ülkenin baş ülkelerle olan her türlü iliş ka kilerinin sağ ğen önemli kenti. aç. iyi n. evindekilerden ve soyca bağ olduğ topluluktan öğ lı u rendiğdil. kı ndan ta. ana dili ana direk * İ n çocukken anası nsanı ndan. ana duvar * Bir yapın. . ana kitap * Bir bilim alanı yazı ş nda lmıtemel kitap. mutlu olamaz. k nı ana deniz * Kı birbirinden ayı engin deniz. defterikebir. ana fikir * Belirli bir konuda bir yazın temeli olan düş nı ünce. un. kıbahtı zı z kocadan arar (veya ana kına taht kurmuş zı . büyük ön kapı. * Dönen koninin yan yüzünü oluş turan dik üçgenin hipotenüsüne verilen ad. taları ran ana deniz bilimi * Oş inografi. * Belli bir kurala göre yürütülerek bir biçimin oluş na yarayan çizgi. ması ana doğ rusu * Dönen silindirin yan yüzünü oluş turan dikdörtgenin bir kenarı . nı sı ana kara ana kent * Yeryüzündeki beş büyük kara parçası her biri. büyük ş ehir. baht kuramamı ş ) * kocası olmayan bir kadı kendi ne kadar zengin olursa olsun. okyanus. büyük defter. büyük ş landı ı ehir. ana kapı * Bir yapın süslü. metropol. ana gibi yâr olmaz. dört bir yönünü çevreleyen kalıdıduvar.ana cadde *Ş ehirde ara sokaklarıaçı ğgeniş n ldı ı yol. metropol. ana çizgi ana dal * Ağ ağ k veya çalı gövdeden ilk çı ve bitkinin çatını turan dal. * Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri.

saatler içinde en doğ giden ve öbür saatlerin ayarlanması kullanı ru nda lan * Belirli bir yerleş birimine veya bir ş verilen toplam gazıölçülmesi amacı ana dağ m boru hattı im ehre n yla. * Bir gözlem evi veya kurumda. ün a mesi an ana kraliçe * Kralı annesi. ana sanlı * Soyadı ana yönünden alan. n ana kuyu * bir ocakta ana çış havalandı kıve rmada kullanı kuyu. ana toplardamar * Kirli kanı kalbin sağ kulakçına boş iki büyük toplardamardan her biri. ğ ı ana rahmine düş mek * döl yatağ cenin oluş ı nda mak. ı tı baş cı tesis edilen sayaç sistemi. laytmotif. lan ana kuzusu * Pek küçük kucak çocuğ u. ğ ı altan . büyütülmüş çocuk veya genç. nı ana sav ana sayaç * İ sürülerek savunulan düş leri üncelerin en belli baş olanı lı . k k ran ana muhalefet *İ ktidarı dında sayı en üstün olan parti. nı ana sözleş me * Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleş me.ana kök * Tohumun çimlenmesinden sonra kökçüğ toprağ dalarak geliş sonucu oluş ilk kök. ana mektebi * Bkz. holding. ana ş ehir * Ana kent. ana saat saat. ana kucağ ı * Ananı sevgi ve sevecenlikle dolu çevresi. anaokulu. lere ş mamı nazlı ş . n * Arı beyi. ana motif * Bir sanat eserinde sısıtekrarlanarak ona özellik kazandı motif. ana kubbe * Camilerde ayaklar veya ana duvar üzerindeki kasnağ oturtulmuş a kubbe. n ş ı ca ana ortaklı k * Birçok ortaklın pay senetlerini elinde bulundurarak onları ğ ı denetimi altı tutan sermaye yatı nda rı m ortaklı. * Sınt ı güç iş alı kı ya. langına ana sıfı nı * Genellikle beş ı bitirmiş yaş nı çocukları ilkokul öğ renimine hazı rlayan sıf.

anaca anacı k * Küçük anne. anadan (yeni) doğ a dönmek (veya anadan yeni doğ gibi olmak) muş muş * dertsiz. ana sevecenliğ i. z. deneyli. mı ana yarı sı * Teyze. * İ kart. güney. * doğ tan olan. ı na * Ana olarak. * Kurnaz. anabolizma * Özümleme. baş buyruk. ü ana yapı * Bir yapı bütünü içinde yükseklik ve biçim bakı ndan göze çarpan. ri. * İ yurt edinilen yer. anaçlı k * Anaç olma durumu. lı bir anadan doğ ma * çılçı rı plak. * Sevimli. önemli bölüm. uş anadan görme * annesinde gördüğ gibi. bilgili. anaçlaş mak * Anaç duruma gelmek. n ldı ı * Cadde. na kün anaç * Yavru yetiş tirecek duruma gelmiş olan hayvan veya yemiş verecek durumdaki ağ aç. lk ana yüreğ i * Annelik duygusu. * Kuzey. anacı l * Anası düş (çocuk). ana yön ana yurt anaçlaş ma * Anaçlaş iş mak i. ana vatan. . * Bir ş ilk kez yetiş göründüğ yer. doğ ve batı u yönlerinden her biri. ana yol * Küçük yolları kendisine açı ğbüyük yol. tasası sağklı duruma gelmek. eyin tigi. sempatik anne. ü * geleneksel.ana vatan * Ana yurt.

anaforlama * Anaforlamak iş i. anafora kaptı rmak * emeksiz. güç durum. anafor * Bir engelle karş an su veya hava akı sın dönerek ve çukurlaş yaptı çevrinti. * Karmakarık. * Akı lı ntı cereyanlı .Anadolu * Ön Asya'nı bir parçası n olarak Türkiye'nin Asya kı nda bulunan toprağ verilen ad. anaerobik * Oksijensiz yerde yaş ayabilen. * Notalarımüzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunması sağ n nı lamak için portenin baş konulan iş ı na aret. e mın lamak için kullanı düzen. ters akı ları ı laş ntını arak ğ ı ntı n oluş turduğ dönme. kurgu. uzun saplı dirgen. ahî. anaforlamak * Yolsuz veya emeksiz olarak kazanç elde etmek. eğ çevri. iş anahtar * Bir kilidi açı kapamak için kullanı araç. . inde anaforculuk * Anaforcu olma durumu. *İ stenilen yere veya aygı isteğ göre elektrik akı nıgeçmesini sağ ta. anaforlu anagram * Bir kelimedeki harflerin yerini değ tirerek elde edilen kelime. anafordan * yolsuz veya emeksiz olarak. girdap. alan ana na maderş ahîlik. araç. * Somunları vidaları veya çevirerek sışrı gevş kı p tı etmek için kullanı çelik saplı lan araç. * Bir ş zembereğ kurmak için kullanı araç. anaerki * Soyda temel olarak anayı ve ailede çocukları klânı mal eden ilkel bir toplum düzeni. . u rim. * Ananı egemen olduğ aile hayatı n u . sinirli. yetiş ebilen. burgaç. eyin ini lan * Ş yazmak ve çözmek için kararlaşrı ş ifre tılmıolan yol. ndan anadut * Ekin veya ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan. maderş matriarkal. anaerkil * Anaerki temeline dayanan. karş ksıolarak baş nıyararlanması imkân vermek. açar. anaerkillik * Kadın üstünlüğ dayalı nı üne toplumsal örgütlenme düzeni. ı z lı kasın na anaforcu * Yolsuz veya emeksiz kazanç peş olan (kimse). yaba. açkı p lan . tası ı na Anadolulu * Anadolu halkı olan (kimse). lan komütatör. ş ı * Yolsuz veya emeksiz elde edilen ş ey.

lan n i lı anahtar taş ı * (yapılı Kemerlerin en üstündeki taşkilit taş cı kta) . kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hı zlıyapan kimse. araç. satan veya onaran kimse. a . anakronizm * Tarihe aykılı rı k. delikli metal ve plâstik gereç. anahtar bitkiler * Mera üzerinde çok bulunan ve bunlarıdoğ bir ş n ru ekilde otlatı lmaları tüm meranıdoğ bir ş ile n ru ekilde otlanmıolacağkabul edilen bitki türleri. a analaşrma tı * Analaşrmak iş tı i. ndan ka anahtar vermek * (tulûat tiyatrosunda) komiğ nükte yapma kolaylı vermek. * Çağ uymama. anakronik * Çağgeçmişçağ uymaz. anahtar uydurmak * bir kilidi açmak için kendi anahtarı baş bir anahtar kullanmak. eskimiş ı . . deri ve n nı lması sağ ldı ı benzerinden yapı halka veya kı lan lı f. nı ı nı * Vesile. anakonda * Boğ agillerden tropikal Güney Amerika'da yaş ayan. vası ta. -anak / -enek * Fiil köklerinden isim türeten ek. anahtar ağ ğ ı ı zlı * Mobilya kapakların ve çekmecelerin yüzlerine açı anahtar deliklerinin üzerine çivilenen paslanmaz nı lan çelik veya dökümden yapı ş lmıortası anahtara uygun. ı . rsı k anahtarcı lı k * Anahtarcın yaptı iş nı ğ . açacak.* Konserve kutuların kapağ keserek açmaya yarayan alet. analı kuzu kı kuzu nalı * Bkz. ş ı anahtar kelime * Bir kompozisyonda kullanı temanıifade edildiğbaşca kelimelerden biri. analı * Anası olan. analaşrmak tı * Annedeki özellikleri kazandı rmak. kolayca kullanı nı lamak için takı ğmaden. e ğ ı anahtarcı * Anahtar yapan. ı anahtarı beline takmak * evde yönetimi ele almak. anahtarlı k * Anahtarları kaybolması önlemek. avı sararak ve sı nı karak öldüren yı (Eunectes lan murinus). * Kapı . analı .

analı k * Ana olanı durumu. raş analizör analjezi analjezik analoji * Benzeş benzeş im. analiz etmek * Çözümlemek. benzeş meye dayanan. anam babam * teklifsiz bir seslenme. * Bkz. ağkesen. me. n ı lan * Sese verilen tona göre ş ma. * Sermaye. analist * Tahlil. * Analiz yapan cihaz. kı kuzu nalı * annesi sağ olan çocuklarımutluluğ anlatı n unu r. büyük küçük herkese karşkullanı teklifsiz bir seslenmek. acı .analı kuzu. * Anaca davranı ş . bulgur ve kı ymanı yoğ n rularak küçük köfteler hâline getirilmesi ve bu malzemenin et suyu ve nohut ile piş irilmesiyle hazı rlanan yemek. tahlil. analiz yapan kimse. anamal . n * Ana duygusu. su. kapital. * Ağyı rı dindirme. analojik * Analoji ile ilgili. * Andışandış rı . analıetmek k * analıgörevini yapmak veya ana gibi yakı k göstermek. rı ma. k nlı analızlı kı * Salça. acı duyumunu yok etme. tuz. * Çözümleme. * Ana yerini tutan veya ana kadar yakı k gösteren kadı nlı n. anam! * Kadıerkek. beğ aş enme. üzüntü gibi duygular anlatı r. analitik analiz * Çözümlemeli. analizci * Analizle uğ an veya analiz yapan kimse. rı anam avradı olsun m * birini kesin olarak inandı rmak için söylenen çok kaba bir ant. çözümleyici. * Üvey ana. * Örnekseme. acı yitimi. aygı t veya organ. tahlil etmek.

* Kargaş baş luk. anan yahş baban yahş i.sermaye. başzlı sı k. * Bir ticaret iş kurulması inin . nı * Anamalcı düzenini benimsemiş lı k . bir iş razı e etmek için gereğ inden çok överek yumuş atmak amacı güdüldüğ baş na anlatı ünü kası rken kullanı lı r. anamal sahibi. yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir mallarıbütünü. puluçluk. e ananet an'anevi * Erkekte cinsel güçsüzlük. a. ı ı lı anaokulu * Öğ renim çağ henüz gelmemiş ile altı arası ı na iki yaş ndaki çocukları düzenine hazı okul rlayan eğ itim kuruluş u. an'anesiz * Geleneğ sahip bulunmayan. cak en aç * Bu ağ n tadı acı . anapara anarş i * İletilen paranıfaiz katı ş n lmamıbütünü. * Ananeye bağ olan. an'ane an'aneci * Gelenek. ı boş * Anarş i niteliğ olan. ş * Siyasî ve idarî kurumlardaki çözülme sonucu olarak devlet denetiminin kalmaması durumu. sermayedar. sı ülkelerde yetiş ve örneğananas olan bitki familyası cak en i . kapitalist. bu da sana öyle helâl olsun. e ananıak sütü gibi (helâl olsun) n * anamı sütü bana nası n l helâl ise. * Geleneğ dayanan. i * birini. n anamal birikimi * Anamalcın elde ettiğartıdeğ bir bölümünü kendi kullanı büyük bölümünü anamalı nı i k erin rken na ekleyerek onu büyütmesi. kokusu çok beğ enilen meyvesi. kapitalizm. ananıörekesi n * saçma bir söze karşverilen karşk. anamalcı * Üretim araçları özel mülkiyetinde bulunduran. anamalcı lı k * Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni. ananas * Ananasgillerden. geleneksel. lı an'anecilik * Gelenekçilik. sı ülkelerde yetiş bir ağ (Ananas sativus). ananasgiller * Bir çeneklilerden. gelenekçi. inde anarş ik .

anası lı kı klı * görüşdavranı huy vb. anasın hâlini göz önüne alı nı rlarsa aldanmamıolurlar. anarş izm * Tarihî ş artlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldılması çalı öğ rı na ş an reti. anası bak. anartri * Dil tutukluğ u. çok üzmek. bitkin duruma gelmek. ş . esaslı biçimde. anası emdiğsüt burnundan (fitil fitil) gelmek ndan i * bir işyaparken çok sıntı i kı çekmek. üş engeç. anası bellemek nı * bir kimseye en büyük kötülüğ yapmak. iş ist i. mı na anası (veya sarı turp msak). na * bir kın karakterini öğ zı renmek isteyenler. anası l * Kökten. anası lamak ağ * çok sıntı kı çekmek. anarş mek istleş * Anarş özelliğtaş ist i ı mak. bakı ndan anası benzeyen. eziyet çekmek. i ile * Anarş yanlıolan kimse. ş anası doğ una piş ndan duğ man * çok tembel. izm sı anarş me istleş * Anarş mek iş istleş i veya durumu. * canı bezmiş ndan . ü .anarş ist * Anarş ilgili olan. anası emdiğsütü burnundan getirmek ndan i anası ağ nı latmak * bir kimseye çok eziyet etmek. bezini al na zı al. kını kenarı bak. anası danası * soyu sopu. bütün aile. . bezdirmek. ası l olarak. anası doğ una piş etmek ndan duğ man * çok eziyet etmek. babasıalgam (veya soğ ş an) * ne olduğ belirsiz kimselerin çocuğ u u. çok sıntı kı çektirmek. bir anası avradı sövmek na na * birinin anası ve karını nı sı amaçlayarak çirkin söz söylemek. anası yerinde * bir gencin anası kadar yaş (kadı lı n). anarş istlik * Anarş olma durumu.

anasın körpe kuzusu nı * pek küçük kucak çocuğ u. anayasadan yana olan. aldı umursama. yürütme. * Anayasa konusunda yetkili olan. anasın kı nı zı * anasın huyları nı kendisinde de görülen kı z.anası eş kovalası nı ek n! * sözü edilen kimse veya iş bı nlı dikkate almama ve umursamama anlatı için kkı k. lacağ nı yurttaş n kamu hakları bildiren temel yasa. anayasal . * Anası olmayan. anasın gözü nı * çok kurnaz. anayasa * Bir devletin yönetim biçimini belirten. çok açıgöz. yasama. bunun için gam yeme (yemem)!. hinoğ k luhin. anası r anası z anası k zlı anason * Maydanozgillerden. * Anasıolma durumu. z anatomist * Anatomiyle uğ an bilimci. teş esasiye kanunu. ögeler. anası sat! (veya satayı nı m) * önem verme. ları nı kilâtı anayasacı * Anayasayı savunan. anayasa okutan (kimse). nsan * Unsurlar. yargı güçlerinin nası lama l kullanı ı gösteren. lan anatomi *İ nsan. dalavereci. anasın ipini satmı(veya pazara çı ş nı ş karmı ) * ipsiz. anatomik * Anatomi ile ilgili. hayvan ve bitkilerin yapını organların birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim. * Anatomi dersi veren öğ retim üyesi. teş sı ve nı rih. kokulu tohumu hamur iş lerinde ve rakı mı kullanı yurdumuzda ekimi yapı nda lan. * Beden yapı. anasın nikâhı istemek nı nı * bir ş değ eye erinden çok para istemek. anatomici * Anatomi uzmanı . rma. raş anavaş ya * Göçücü balı n Akdeniz'den Karadeniz'e çı kları kması . kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse). kanunuesasî. gövde yapı. yapı bitki (Pimpinella anisum). r. * İ vücudunun anatomisi ile ilgili. sı sı * Bir ş oluş eyin umunda göze çarpan özel yapı . katavaş ya.

rat. rı mak i. "en çok". her an. * Belli bir bölgede sısıgörülen. "güçlükle" gibi. analoji. "ama". * Anı . anca * Ancak. * Yarı yavaşadagio ile andantino arası . ilerisinin olmadını ğ gösterir. kı andavallı * Bön ve görgüsüz. * (çoğ durumunda) Anı hatı ul lar. temsil. . kları lan lı * Ajanda. ançüez andaç andante andantino * Andante'den daha canlı . . daha hı . "yalnı gibi bir düş z" ünceye karş ikinci bir düş ı t ünceyi anlatı r. ancak * "Yalnı sadece" gibi sırlama anlatı z. zlı andaval * Ahmak. anbean * Dakikadan dakikaya. birbirinden ayrı lmamaları gerektiğ anlatı ini r. * En erken. i * İ ş arası bazı ki ey nda noktalardaki uygunluk. gittikçe. sardalye veya tirsi balı ndan yapı tuzlu ve yağ ezme. yadigâr. nı r. beceriksiz. anca beraber. benzerlik durumu. * Genellikle hamsi. andış rı * Andı rmak işveya biçimi. * Belli bir bölgede sısıgörülen hastalı k k k. andı rma * Andı rmak iş i. kanca beraber * bir iş iki veya daha çok kimsenin.* Anayasa ile ilgili. andış rı mak * (bir ş Baş bir ş andı ey) ka eyi rmak. bön. beceriksiz (kimse). * "Olsa olsa". andemi andemik andezit andı k * Sı rtlan. andış rı ma * Andış iş analoji. saş n. o iş te kötü de gitse. *İ ltibas. bazen de çaça. ı * "Lâkin". aptal. k k * Plâjiyoklâzlı yanardağ bir kültesi. "daha çok". bir ş daha çoğ eyin unun.

rı tı andı z * Yaprakları dikenli olan bir çeş ardı it ç. taahhüt etmek. angaje olmak . fı sa mı kra. lan * Kansı k. anele anemi anemik * Gemilerde türlü iş lerde kullanı bir tür demir halka. anekdot * Kı veya özlü anlatı olan güldürücü hikâye. nemli yerlerde yetiş sarı en. andropoz * Erkeklerde yaş dönümü. anemometre * Yelölçer. andoskop * Bkz. çağşrmak. * Servi ağ . en andıotu z * Birleş ikgillerden. anesteziyoloji * Duyum yitimi bilimi.andı rmak * Anmak iş yaptı ini rmak. zlı * Kansı z. acı kokulu bir ot (İ ve nula). * Benzer yanları bulunmak. anestezist * Anestezi uzmanı . anemon aneroit anestezi * Dağ lâlesi. angaje * Sözle veya yazıolarak bağ lı lanan. andoskopi * Bkz. endoskop. * Cı yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı va barometre. çiçekli. endoskopi. acı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun kökü. anevrizma * Bir atardamarı bir noktası oluş ur biçimindeki gevş şkinliğ n nda an eme iş i. * Uyuş turucu bir ilâçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuları yok olması n . angaje etmek * birini söz veya yazı bağ ile lamak. duyum yitimi.

taahhüdü olmayan. Anglikanizm *İ ngiliz kilisesinin tuttuğ inanç yolu. taahhüt. angajmansı z * Bağ sı lantı. u Anglofil *İ ngiliz yanlı. angarya çekmek * bir işisteksizce. hur. angajman * Yüklenme. *İ ngilizlere has olan. lı * Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabaların iki tarafı takı parmaklı nı na lan k. Kı it ş ı nı saltması A. ran angaryaya koş mak * birini zorunlu olmadı hâlde bir iş çalı ğ ı te ş maya zorlamak. u . * Ördekgillerden. yüzyı Büyük Britanya'yı geçiren Cermen ı ndan oymaklara verilen ad. * Usandıcı ktıcı rı. anı şmeş lmı . kendi suları ndaki yabancı devletin ticaret gemilerine el koyarak bir bunlardan yararlanması . * Olağ anüstü durumlarda veya sıyönetimde devletin vatandaş ait ta ş el koyması kı lara ı tlara . hatıiçin yapmaya mecbur olmak. sı Anglosakson * V. angudî angut * Angut kuş unun renginde. angarya * Bir kimseye veya bir topluluğ zorla. evcilleş tirilebilen bir yaban kuş (Casarca ferruginea). ayan angström * Metrenin on milyarda biri değ erine eş olan ık dalgaları ölçme birimi. ğ ı * Savaş durumundaki bir devletin. ücret vermeden yaptılan iş a rı . zorla yapı iş lan . bı rı. Angolalı * Angola'da yaş (kimse). * Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptı zorunlu ücretsiz hizmeti. angajmansı k zlı * Angajmanı olmama durumu. bağ . lda ele rkı * Ana dili İ ngilizce olan kimse. tüyleri kiremit renginde. angı ç angı n * Ünlü. ve VI. taahhüdü olan. üstlenme. Anglikan *İ ngiliz kilisesine bağ olan (kimse). lantı angajmanlı * Bağ sı lantı. i r angaryacı * Baş na ücretsiz iş kası yaptı kimse.* sözle veya yazıolarak bir ş bağ lı eye lanmak.

* Anmak iş konu olmak. anı msatmak * Hatı rlatmak. r anı k klı anı ma laş * Anı mak işanı laş i. hatı ine rlamak. taş yla al. rlı anı msama * Hatı rlama.* Ahmak. anı ma klaş * Anı mak iş klaş i. anı msanma * Hatı rlanma. anış rı * Anı iş rma i veya biçimi. i anı lma anı lmak * Anı iş lmak i. * Anı klamak iş i. durumuna girme. anı msatma * Hatı rlatma. kaba saba. * Hatı ra. anha minha * Aş ı ağyukarı . anhidrit anı * Genellikle kaya tuzu ve alçı ı birlikte bulunan doğ susuz kalsiyum sülfat. anı k anı klama anı klamak * Hazı rlamak. . * Hazı r. hatı ra. * Yaş ş anmıolayları anlatı ğyazı n ldı ı türü. anı mak klaş * Hazıolma durumu. * Hazık. anı msamak * Hatı rlamak. anı msanmak * Hatı rlanmak. anı mak laş * Anı niteliğkazanmak.

anı rma anı rmak anı rtı anı rtma * Anı iş rmak i. eri anımezar t * Görkemli. anı t * Önemli bir olayı büyük bir kiş gelecek kuş veya inin aklarca tarih boyunca anı lması yapı göze için lan. anı rmak ş tı * Bir ş açı söylemeyip üstü kapalı eyi kça anlatmak. anı rtmak anı rma ş tı * Anı nı lamak. * (küçük a ile) Tarih değ olan kiş eri ilerin mezarı olarak yapı anı erindeki yapı lan t değ . ü. anı ma tlaş * Anı mak iş tlaş i. anı mezar. sembol niteliğ yapı inde . çarpacak büyüklükte. * Önemi ve değ çok olan eser. bir rı tı . anı tı tlaşrma * Anı tı tlaşrmak iş i. abide. anı eri kazanmak. abideleş ve lı r mek. ü iyle anı tsı * Anı benzer. t inde ta * Büyüklüğ görünüş ve güzelliğ görenleri etkileyen. tlaşrı anı tılmak tlaşrı * Anı tı tlaşrmak durumuna getirmek. anı tılma tlaşrı * Anı tılmak durumu. eğ rı kardı ı * Anı rtmak iş i. rması sağ * Anı rmak iş ş tı i. anı tı tlaşrmak * Anıdurumuna getirmek. abidevî. * (eş Bağ ek) ı rmak. anı mak tlaş * Anıdurumuna gelmek. t t değ * Saygı sevgi ile anı duruma gelmek. abideleş t tirmek. dolaylı anlatmak. * Eş in anırken çı ğses. görkemli. ta anı z . anı benzeyen. telmih. tsal Anı tkabir * Atatürk'ün mezarı . * Bir yazı veya ş bilinen bir olayı atasözünü anlatma veya çağşrma sanatı da iirde . ima etmek ihsas etmek. anı tsal * Anıniteliğ olan.

farenjit. . * Hemencecik. anıbiçmek z * anı ve tarla kenarı zı ndaki otları biçmek. anjiyografi * Damar içine x ınları geçirmeyen bir madde ş nga edildikten sonra damarları filminin alı ş nı ı ı rı n nması .* Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. * Benzenden türeyen bir amin. . zı * Sert. anjiyo olmak * anjiyografi çektirmek veya yaptı rmak. * Ansın. apansı z. * Bir andaki hı z. boğ yutak iltihabı az nı iş ak. hunnak. birden. fotoğ lı bası iş rafçı kta. bir anda. anîden anif anilin * Ansın. birdenbire. zı ı anı k zlı anî * Anı sökülmemiş zı tarla. anî akı n anî hı z anîde anilin boyalar * Taş kömürü eterinden elde edilen. animasyon * Canlandı rma. * Boğ mukozasın şmesi. anıbozmak z * anı alt üst etmek için toprağyüzden sürmek. anjiyoloji * Dolaş organları inceleyen anatomi bölümü. * Canlılı cı k. kaba. zı * Bir anda gerçekleş tirilen hücum. ı m nı * Bir parçanıcanlı nacağ anlatı n çalı ı nı r. animato animizm anjin anjiyo * Anjiyografinin kı saltması . boya sanayiinde kullanı organik boya lan cevheri. birdenbire. * Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla. * Bir anda oluveren. m lerinde.

fehva. anlam aykılı rı ı ğ * Karş anlamlı ı t kelimelerin. tiftik keçisi. . en rkı ankastre * Bir oyuğ yuvaya yerleş a. * Zeki. kırcıve ipek gibi yumuş kı olan ve Ankara yöresinde yetiş vı k ak lları tirilen evcil keçi türü. anlam bilimi * Dili anlam açından inceleyen bilim dalı sı . lan n rlattı ı ünce mana. semantik. tirilmiş (tesisat). . anlak anlaklı anlam * Bir kelimeden.Anka * Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuşZümrüdüanka. anket * Soruş turma. ması anladı arap olayı msa m * hiçbir ş anlamadı ey m. anketör ankiloz * Oynar eklemlerde oynaklın kalmaması eklemin iş ğ ı yla lemez duruma gelmesi. sormaca. bir tasarın. semantik. ş ı ey. araşrma yapmak. * Bir önermenin. anlam bilimsel * Anlam bilimi ile ilgili. anketçilik * Soruş turmacı lı k. anket yapmak * bir konuda soruş turma. anlam çı karmak * bir cümlede veya bir metinden yeni ve değ ik bir anlam yakalamak veya bulup çı iş karmak. Ankara keçisi * Uzun. * Anket yapan uzman. ankesörlü telefon * Kutulu telefon. anlam bayağ ması ı laş * Anlam kötüleş mesi. bir düş nı üncenin veya eserin anlatmak istediğş i ey. Ankara kedisi * Uzun tüylü ve Ankara yöresinde yetiş kedi ı . * Zekâ. tı anketçi * Soruş turmacı . bir sözden. bir davranıveya olgudan anlaş ş bunlarıhatı ğdüş veya nesne. eklem kaynaş . sözlerin bir araya gelmesi.

inin anlamamak * hoş lanmamak. yanlıdeğ ya ş erlendirmek. isimden türeme fiil. anlam daralması * Geniş kavramları bir kelimenin. müradif. eyi ş . yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek eyin unu. * Bkz. düş nı üncelerini sezebilmek. ey * (olumsuz veya soru biçiminde) İ görmek. anlamamazlı k * Anlamazlı k. anlam geniş lemesi * Dar bir anlamda kullanı bazı lan kelimelerdeki anlamıilgili kavramlara yayı . söyleyenin aklı geçmeyen bir ndan anlam vermek. i. dileğ yerine getirilmesini istemek. * Doğ ve yerinde bulmak. yilik * Sahip olmayı istemek. * Bir ş üzerinde bilgisi bulunmak. anlam vermek * kendince bir yargı varmak. yorumlamak. anlamazlı k * Bir ş anlamamı kavrayamamıgibi davranmak. sinonim. aret ini sonuç niteliğ baş bir bilgi edinmek. * Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğ görme. anlamdaşk lı * Eş anlamlı lı k. yararlanmak.* yersiz ve gereksiz bir yargı varmak. müteradif. na ş anlamdaş * Eş anlamlı . geniş lemesi. isteklerini. anlam kayması * Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamları kayarak kalı maları ndan plaş . ş anlamazlı gelmek ktan * bir ş anladı hâlde anlamamı farkı varmamıgibi davranmak. unu anlamak * Bir ş ne demek olduğ neye iş ettiğ kavramak. anlamlandı rma . n lması anlam iyileş mesi * Kötü ve olumsuz bir anlamı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanması olan . eyi ğ ı ş . kayması bayağ ması veya ı laş . ru * Birinin duyguları. genel bir olan anlamdan özel bir anlama geçiş . anlam değ mesi iş * Anlamı daralması n . bir söze. anlamı gelmek (veya manaya gelmek) na * (bir anlam) bildirmek. anlam kötüleş mesi * Anlamı ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kötü veya kötüye doğ giden bir anlam kazanması iyi ru . bu kavramlar içinden tek bir anlam bildirmesi durumu. ya anlama * Anlamak iş vukuf. inde ka * Sorup öğ renmek. ilgilenmemek.

ma. anlamsı tı zlaşrmak * Anlamsıduruma getirmek. muğ güç ş ı lâk. manası k. anlamlı anlamlı * Anlamlı olarak. z zlı anlarsıya! n * açı klanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanı lı r. manalı . anlamlandı rmak * Anlamı açı nı klamak. bir ş demek isteyen. galiba. anlamsal * Anlamla ilgili. bir anlam verilemeyen. anlam kazandı rmak. semantik. anlaş Vehbi'nin kerrakesi. kimselerden biri. ı ı ldına anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * iş iç yüzü. anlaş ı lmaz * Anlaş ı lması olan. nda ma anlaş ı lan * anlaş ğ göre. manidar. gerçeğöğ in i renildi. mak i.* Anlamlandı iş rmak i. . düş ey ündürücü. anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * Bkz. ı ldı anlaş ı lma * Anlaş ı iş lmak i. zlaş anlamsı mak zlaş * Anlamsıduruma gelmek. anlamlı lı k * Anlamlı olma durumu. anlamlı * Anlamı olan. karık. anlaş ma * Anlaş işuyuş itilâf. z anlamsı k zlı * Anlamsıolma durumu. anlaş ı k * Araları anlaş bulunan taraflardan. anlaş ı lmak * Anlamak iş konu olmak. önemli bir ş anlatmayan. anlamsı ma zlaş * Anlamsı mak durumu. manası ey z. anlamsı z * Anlamı olmayan. belli olmak. anlam vermek. z anlamsı tı zlaşrma * Anlamsı tı zlaşrmak durumu. ortaya çı ine kmak.

övmek. uyuş mayı mayı mayı lamak. anlatı mlı * Düş ve duyguyu güçlü ve canlı biçimde anlatan. uyuş itilâf. ekspresyonizm. ile anlatı bilimi m * Üslûp yöntemlerini inceleyen edebî araşrma. anlatı cı anlatı lma * Hikâye. ünce bir . bir düş ünceyi. anlaş maya varmak * bir konuda birisiyle anlaş mak. ki n ı laş ünce arası lı k. amaç bakı ndan birleş mı mek. * Anlatı iş lmak i. * Bir duyguyu. anlaş yapmak ma * anlaş belgesi düzenleyip imzalamak. uzlaş . mazlı anlaş k çı mazlı kmak * bir konuda uyuş k söz konusu olmak. stilistik. anlatı * Hikâye etme. sağ anlata anlata bitirememek * bir ş eyden çok söz etmek. ma. anlaş malı * Anlaş maya dayanan. fı gibi ş kra eyleri anlatan kimse. tı anlatı tonu m * Anlatı mantıve düş özelliğ göre oluş ton. anlaş k mazlı * İ veya daha çok tarafıkarş an düş ve amaçları nda ayrı uyuş k. inceleme. bir konuyu söz veya yazı bildirme. mazlı anlaşrma tı * Anlaşrmak iş tı i. tahkiye. anlaşrmak tı * Anlaş . anlatı lmak * Anlatmak iş konu olmak. ekonomik.* Devletler arası siyasî. ma anlaş mak * Düş ünce. duygu. ifade. antant. tahkiyeye ağ k veren (yazar). alanlarda yapı uzlaş ve bu uzlaş n tespit edildiğ lan ma manı i belge. ine anlatı m * Anlatmak iş i. zca ı rlı * Eserlerinde hikâye etmeye. mda k ünce ine an anlatı mcı * Yalnı hikâye etmeye ağ k veren (eser). kültürel vb. ihtilâf. ı rlı anlatı lı mcı k * Bkz.

telâkki. sa * Duyu ve iradeden ayrı olarak düş ünülen bilme melekesi. gösteriş ünlü. anlayılı şk lı * Anlayı olma durumu. zihniye. k. hâlden anlama. i * Anlama yeteneğ feraset. kafası kavrayı z. * Hoş görülü. açı klama yaptı rmak. gabi. bir hatı lan . anlamayana davul zurna az * anlayı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler. nakletmek. eyi * Ölmüş insanı rlamak için yapı tören. usa vurma. anlıanlı ş * Güzel. anlayı zlı ş k sı * Anlayıkığ kafası k. oysa anlayı z kimselere ne söylense yararsı r. anlayı ş * Anlamak işveya biçimi. z. anlı k entelekt. * Hoş görme. anlattı rmak * Bir konu üzerinde bilgisini ölçmek. izah etmek. kalı kafalı ş t ı z. * Hoş görüsüz. * Anlatmak iş i. ş sı n . anlama gücü. zeki. * Söylemek. zihniyet. zekâ.anlatı ş anlatma anlatmak * Anlatmak iş i veya biçimi. vurdumduymaz. anlayı ş lı * Anlayı olan. lama. anlı lı kçı k * Duyu ve irade karş nda anlın üstünlüğ ileri süren doktrin. kalı kafalı vurdumduymazlı izansı k. izanlı ş ı . anlattı rma * Anlattı rmak iş i. zlı * Hoş görüsüzlük. i. * Kı süren. li. ş lı anlayı z ş sı * Anlayı kıolan. *İ nandı rmak. bilgi vermek. entelektüalizm. gabavet. izan. ihtifal. ı sı ğ ı ünü anma * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etme. * Bir konu üzerinde açı klamada bulunmak. takrir. ş tlı. izansı ferasetsiz. belirtmek. ı zlı n lı k. ş lı ş sı zdı anlayıdinlemek p * (bir olayla ilgili olarak) iyice anlamak. bir an içinde olan. * Ayıcı nitelik olmak bakı ndan görüş rı bir mı . ferasetli. anlayıgöstermek ş * istenilen veya söylenilen bir ş hoş eyi görüyle karş ı lamak. zihniyet. anlayana sivri sinek saz. yargı müdrike.

ra. ş ş ı a rı * Bkz. sanı * Yaratısın adı cını bilinmeyen (eser). e. zı * Bir armağ gönlünü almak. duyurma. su anorganik *İ norganik. anonim ş irket * En az beş inin kurduğ sermayesi hisselere bölünmüş her ortağ sorumluluğ sermayedeki hissesi kiş u.anma töreni * Bir kiş veya bir olayı rlamak için yapı tören. layan anonim ortaklı k * Sermayesi paylara bölünmüş olan ve her ortağ sorumluluğ sermayedeki payı sırlı ı n u yla nı bulunan ortaklı k. * Anı için verilen ş hatı yadigâr. anla * Adlandı rmak. ve ı n u ile sırlı nı ortaklı anonim ortaklı k. lmak ey. anonim * Adı bilinmeyen. rı k. iyi hatı lan anmak * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etmek veya onu düş eyi ünmek. bir haberi halka bildirmek. n) anneanne * Annenin annesi. anmalı k anne anne olmak * (kadı çocuk sahibi olmak. * Çocuğ dünyaya getiren kadı unu n. annelik * Anne olma niteliğveya durumu. . gayritabiî. bergüzar. anonim ş irket. * Bir sözü ağ na almak. anons * Duyuru. zikretmek. anormal * Genel olan örneğ alılmı ve kurala aykıolan. k. nlı anofel anomali * Sapaklı aykılı k. düzgün olmayan. sunucu. yla anonsör anorak * Başklı geçirmeyen spor ceket. hatı rlamak. * Sı mikrobunu aş tma ı bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis). i annelik etmek * annelik görevini yapmak veya anne gibi ilgi ve yakı k göstermek. anons etmek * sözle veya yazı bir durumu. lı .

ant verdirmek * bir ş yapması bir kimseye ant içirmek. raya ı nı lı bir da ant * Tanrı veya kutsal bilinen bir kiş bir ş tanıgöstererek bir olayı rulama. eyi ant kardeş i * Bkz. mcı n ansefalit ansı ma ansı mak ansı z * Anlayı z. ansiklopedik * Ansiklopedi ile ilgili. ğ ı * Bkz. ra rada. ş sı lsı * Birdenbire. ansiklopedicilik * Ansiklopedicinin yaptı iş ğ . * Her konuda biraz bilgi sahibi olan. akı z. anı msamak. artı mın landı ı i uç. * Bkz. ant içmek (veya etmek) * bir ş yapmaya veya yapmamaya ant ile söz vermek. * Bir elektrolitte elektrik akı nıgelip bağ ğve içeri girdiğuç. yemin. 'yı iyi. anormalleş me * Anormalleş iş mek i. sanat dalları tek veya bir arada belli bir yönteme göre inceleyen eser. özel adları içine alan sözlük türü. kan kardeş i. anormallik * Anormal olma durumu. anîden. anormalleş mek * Anormal duruma gelmek. .* Dengesi bozuk. eyi için * Beynin irinsiz iltihaplı hastalı. bilgilik. nı ansiklopedici * Ansiklopedi hazı rlayan veya satan (kimse). yemin etmek. eyi k doğ * Kendi kendine söz verme. ansiklopedi * Bütün bilim. ansın zı * Hiç hatı gelmedik bir sı birdenbire. ı * Değ ik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getirme veya toplama iş iş i. habersiz. anî olarak. ansiklopedik sözlük * Alfabetik sı göre kelimelerin karş kları geniş biçimde veren. anot ansefal * Kafatası içindeki beyin ve yardı organlarıhepsi. deli. anı msama.

ş am fı ğda denilen bir ağ (Pistacia vera). uzlaş mak. antet . güney kutup yakında olan. i stı acı ı Antep iş i * Gazi Antep yöresine özgü. antarktik * Güney kutupla ilgili. * Olta ş amandı nı alt ve üst kı nda bulunan ince uçlar. anten * Boş yayı elektromanyetik dalgaları lukta lan toplayarak bu dalgaları transmisyon hatları n içerisinde yayı nı layan cihaz. ma. lması sağ * Duyarga. "çocukların başiçin" gibi sözlerle karş ndakini bir ş zorlamak. iplikleri çı lmıve kafes ş karı ş eklini almıkumaş ş üzerine aynı iplikle renk verevine sarı yapı bir çeş el iş larak lan it lemesi. anterograf * Bağ kası ı rsak lmaları ölçmeye yarayan alet. tipik örneğAntep fı ğağ olan bir familya. rasın smı anten yükselteci * Anten ile alı arası yer alarak elektromanyetik dalgalarıgenliğ yükselten cihaz. ı anterostomi * Bağ düğ ı rsak ümlenmesinin kesilip alı nması . Antep fı ğ stı ı * Antep fı ğ stıgillerin örnek bitkisi. anterit * İ bağ nce ı iltihabı rsak . stı ı aç * Bu ağ n. ince ve sert kabuklu. ma. yurdumuzda Gazi Antep ve Siirt bölgelerinde yetiş yanlıolarak Ş ı en. cı nda n ini antenli * Anteni olan. itilâf. yağ yemiş acı lı i. antant * Anlaş uyuş mutabakat. Antep fı ğ stıgiller ı * Ayrı yapraklı taç lardan. nı anterosel * İ bağ nce ı fığ rsak tı.ant vermek * "Allah aşna. antant kalmak * anlaş mak. kı nı ı ı sı eye antagonizma * Tezat. sı yüzgeçleri uzamıkemikli balıtürü. antenli balı k * Göğ yüzgeçleri saplı üs . iskeleti kemikleş . nı antarktik kara * Güney kutuptaki kara bölgesi. miş rt ş k Antep baklavası * Antep yöresinde yapı özel bir tatlı lan türü.

a antika * Eski çağ lardan kalma eser veya tarihî değ olan eski eş eri ya. sı antik * İ Çağ uygarlı lk daki klarla. başk. lı na rı antijen *İ çerisine girdiğorganizma aracı ı antikor oluş i lıyla ğ umunu sağ layan bakteri. * Bu çağ özgü olan. özellikle eski Yunan ve Roma uygarlı ile ilgili olan. örtü. * Antik. ı antiemperyalizm * Emperyalizme karştutum. acayip. antetsiz * Başksı lı z. kalevî. birçok mikroba karşkullanı nda ı lan. ı t lmıad lı antetli * Başklı lı . davranıveya öğ ı ş reti. antibiyotik * Bitkilerde. antialerjik * Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanı ilâçlarıözelliğ lan n i. rı antidot * Bkz. larak lan diş çan i. antiemperyalist * Emperyalizme karşolan. nı antihijyenik * Sağk kuralları aykı olma. sı diş ajur. antika mobilya * En az yüz sene evvel imal edilmiş olan. tuhaf. yatak çarş gibi bezlerin kenarları paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanları afı na n ikisi. kları antik çağ * Eski Yunan ve Roma uygarlı nıgeliş yayı ğçağ kların ip ldı ı . antiasit * Alkalik. e rı * Mendil. olağ geleneğ aykı. antikacı . * Genele. ana. üçü bir arada tire ile sarı yapı diş süs. panzehir. streptomisin gibi maddelerin ortak adı . özellikle küf mantarları bulunan veya sentezle elde edilen. parazit gibi protein yapında madde. penisilin. ana hatlarda herhangi bir değiklik yapı iş lmamıve belli bir ekole ş göre isimlendirilen mobilya. in larak lan antidemokratik * Demokrasiye aykıolan.* Kâğ veya zarf üstüne bası ş ve adres. antibiyotik tedavisi * Bir veya birçok antibiyotiğ durdurucu veya öldürücü etkisinden faydalanı yapı tedavi. antifriz * Bir sıya katı ğ o sınıdonma derecesini düş vı ldında ı vın ürerek donması önleyen madde. virüs.

antikatot yaprak. antikomünist * Komünizme karş ı . haddede veya çekiç altı iş 51. ı antikası bilmek nı * en iyisini bilmek. çok hı koş boynuzlu bir hayvan (Anthilopus). katot ınları alan elektronik lâmbadaki genellikle metal ncı lmıbir alma ş nı ı antipatik antipatik bulmak * sevimsiz bulmak. çoğ unlukla bası harfleri alaş nda kullanı mavimtı beyaz renkte bir element. ı ı rlı nda lenemeyen. * Karş duygu. 6300 C de eriyen. * Tuhaflı k. antikapitalist * Kapitalist rejime karşolan kimse. * Bu hayvanıderisinden yapı ş n lmı .* Antika eş veya eser satan veya toplayan kimse. zlı an. ı antikapitalizm * Kapitalizme karşolma. antipropaganda * Karşpropaganda. lk . * Hastalıetkenlerini zararsıduruma getirmek için vücudun çı ğmadde. antinomi antipati * Çatı . soğ ran. soğ ukluk. rak saltması Sb. ğ ı antikor antilop * Antiloplardan. sı ülkelerde yaş cak ayan.76 olan. ı t * Antipati uyandı sevimsiz. antimon * Atom numarası atom ağ ğ121. ı antisemit . Kı m ı mı lan. antikalı k * Antika olma durumu. ş kı * Sevimsizlik. kanı kaynamamak. antikite * Tarihte İ Çağantik devir. ya antikacı lı k * Antika eş veya eserlerle uğ ma iş ya raş i. antikomünizm * Komünizm aleyhtarlı. antiloplar * Geviş getiren memeli hayvanları bir familyası n . k z kardı ı * Bası azaltı ş elektrik boş tüpünde. uk.

* Bir yapı girip geçilen yer. antrenmansı z * Antrenmanı olmayan. antrenman * Bir spor dalı yapı alı rma veya hazı k çalı . seçki. egzersiz. ta belgede belirtilen durum. nda lan ş tı rlı ş ması antrenman yapmak * spor amacı çalı yla ş mak. antlaş mak * Antlaş yapmak. ı antitoksik * Antitoksin. * Güçlükle tutuş koku. muahede. ahitleş ma mek. havanı sarmal biçimli hareketi için kullanı nçlı n lı r. lan i antisiklon * Yüksek bası atmosfer kütlesi. antiseptik * Antisepsi yapmak için kullanı veya antisepsi özelliğolan (madde). * Ant içmiş veya ant içirilmiş . idmansı z. büyük bir ı vererek yanan bir tür taş sı kömürü. methal. pakt. yazarları bestecilerin eserlerinden alı ş n.* Yahudilik aleyhtarlı. antlı antoloji *Ş airlerin. karmadan. alı rma yapmak. güldeste. an antrakt antrasit antre * Ara. e lı antisemitizm * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması nı isteyenlerin görüş veya tutumu. ü antisepsi * Mikropları ilâçla öldürme yolları . duman çı an. da * Baş ç yemeğ langı i. . nmıseçme parçalardan oluş kitap. idman. çine z kardı ı antlaş ma * İ veya daha çok devletin saldı ki rmazlı savaş ittifak gibi konularda üstlenmelerini belirttikleri belge ve k. ş tı antrenmanlı *İ dmanlı . ğ ı antisemitist * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması isteyen nı görüş bağ olan (kimse). antitoksin * İ giren toksinleri zararsıhâle getirmek için vücudun çı ğmadde. antitez * Karşsav.

antropozoik devir * Antropozoik. bütün öbür yaratı n insan için yaratı ş n kları lmıoldukları söyleyen dinî nitelikli nı öğ insaniçincilik. nsan antropomorfizm * İ biçimcilik. antropolojik * İ bilimiyle ilgili. ardiye. antrepoculuk * Antrepocunun yaptı iş ğ . rası ken. ş cı tı k. antropoloji * İ n kökenini. antrepo * Gümrüklere gelmiş ticarî eş n konulduğ korunduğ yer. insan nsanı bilimi. deniz lâlelerinin sapları oluş nda nı turan kalsiyum karbonat birleş fosil. antroposantrizm *İ nsanı tabiatımerkezi sayan. derisi dikenlilerden. yrı ş * Triyas devri katmanları bulunan. natçı . leten * Antrepoya bakan kimse. ayak direyici. nda. yanı u. insansı . tiren ş tı i. antropoitler * Bkz. nda iten. anut * İ . antropozoik * İ n belirmesi ve yayı nı nsanı lması niteleyen antropozoik devir teriminde geçer. biyolojik özelliklerini. nsan antroponim * Kişadları inceleyen bilim dalı i nı . antrparantez * Söz arası sı gelmiş istitrat. ı antrkot antrok * Sırıiki kürek arası ve pirzolalıyerinden çı lan kemiğ ğn ı ndan k kartı inden sı lmıet dilimi. ş cı tı antrenörlük * Antrenörün işveya mesleğ çalı rılı i i. reti. insan bilimsel.antrenör * Bir spor dalı sporcuyu eğ yetiş ve çalı ran kiş çalı rı. insansı lar. antropolog * İ bilimi uzmanı nsan . u antrepocu * Antrepo iş kimse. imli antropoit * Bkz. toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim. evrimini.

* Kör bağ ı ince bir parmak gibi olan son bölümü. zı * Abla. k. ş rsak kıdeliğ erç. çok anî olarak. ı n rsağ apansın zı * Birdenbire. itli aparkat aparma * Boksta bükük kolla aş ı yukarı doğ atı yumruk. ı r zlı ı * Sindirim kanalın doğ bağ nı ru ı denilen son bölümündeki çış i. ağ dan ya ru lan * Aparmak iş i. iri. acı lan * Rakı . yaka paça. anüs yüzgeci * Balı klarda anüs bölgesinde tek olarak bulunan yüzgeç.anüri anüs * İ nı drarı yapamama ş eklinde ağ bir böbrek rahatsı ğbelirtisi. . apansı z * Hiç beklenmedik bir sı pek ansın. cihaz. anyon anzarot * Negatif elektrikle yüklü iyon. apar topar * Telâş acele ile. * Kalbin sol karı ğ ncından çı ve vücuda kı zı dağ büyük atardamar. gürbüz. makat. apala apalak apandis apandisit * Apandisin iltihaplanması . cak en aç * Bu ağ n yara tedavisinde kullanı reçinesi. kuya rakmaksın aydı k. * Çok açı çok belirgin. açıbir biçimde görünmesi. k * Bir ş hiçbir kuş yer bı eyin. aort apacı apaçı k apaçı k klı * Apaçıolma durumu. eksin. rada. ı kan rmı kan ı tan * Çok acı . zı nlı k apak * Çok ak. * Sı ülkelerde yetiş bodur bir ağ (Sarcocolla). ve aparey * Çeş parçalardan meydana gelen alet. * (bebekler ve küçük çocuklar için) Tombul.

iş * (gemi) Apazlama rüzgârla gitmek. alıkaçmak. apaş apatit apaydı n * Çok aydı k. nlı apaydı k nlı * Apaydıolma durumu. ş kı aş n. ada. n apayrı apaz * Büsbütün ayrı . apazlamak * Avuçlamak. hayta. kabadayı . ki ı n nda apı ş ak * Bacakları açarak yürüyen. alıgötürmek. * Pupa ile orsa arası geminin omurgası 450 açı esen (rüzgâr). apel aperitif apı ş * Butlarıiç tarafı bacak arası n . * Doğ kemik dokusunda bulunan. al apaz apazlama apık ş ı . apartman * Birkaç katlı her katı bir veya birkaç daire bulunan yapı ve nda . * İtahı ş açmak için yemekten önce içilen içki. p apart otel * Müş terilerin kendi yeme ve içme ihtiyacı karş nı ı layabilmek için gerekli malzemeler ile donatı ş ı z lmıbağ msı apartman veya villâ tipinde inşedilmiş a ancak otel gibi iş letilen konaklama tesisi. güçsüz. * Bir avuç dolusu. apıarası ş * İ bacağ arası kalan yer. nda na ile * Böyle esen bir rüzgârla. * Yelken rüzgârla dolup şmek. * Apazlamak iş i. içinde flüor veya klor olan doğ kalsiyum fosfat. * Külhan beyi.aparmak * Almak. * Avuç. ayrıbacaklı nı k . p * Gizlice almak. iki . * Bacakları aça yürüme. * Çok az. çalmak. açar. * Anonim ortaklı klarda sermaye artımı yapı ödeme çağsı rı için lan rı. aça * Yorgun. bambaş ka.

* Apı rmak iş ş tı i. nı lan * Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazı klarla belirtme. karanlı(söz veya yazı k ). * Hayvan yorgunluktan bacakları birbirinden ayı çöküvermek. aplike * Düz veya desenli bir kumaş kesilmiş tan motiflerin bir baş kumaş iş ka a lenmiş durumu. . kan apoş i * Çember biçiminde. büyük gözlü ağ lma. ş ı k. zinciri toplayı demirini kaldı p rmaya hazı r bulunması . omuzluk. nı rarak * Oturmak.* Kuyruğ apıarası alarak yı n yı n giden (hayvan). kapalı . na lan apoletleri sökülmek * bir suç sebebiyle rütbesi indirilmek veya askerlikten atı lmak. * Derli toplu. r. apotr . aport * Avıveya kendisine gösterilen ş üzerine atı getirmesi için köpeğ verilen buyruk. apokaliptik * Anlaş ı lmaz. bacakları rarak çömelmek. ayı * Ne yapacağ kestirememek. sonsal. * Duvar ş amdanı . unu ş na lgı lgı apıp kalmak ş ı *şı aş rmak. * Hazı tetik. * Bir kumaş üzerine baş bir kumaş ka parçası veya bir danteli dikme yolu ile uygulayarak yapı süs. * Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalması sağ nı lamak. süslü. apı k ş lı apı ş ma apı ş mak * Ağ . duvar lâmbası . apı rma ş tı apı rmak ş tı * Hayvanı yorarak yürüyecek gücünü bı çok rakmamak. ş ı ı nı aş rmak. apokrif * Doğ ruluğ güvenilmez söz veya yazı una . telden yapı torbaya benzer. n eyin lı p e aposteriori * Deney sonucu ortaya çı (bilgi). apolet * Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformalarıomuzları takı iş n na lan aretli parça. apiko * Geminin. * Apı ş iş mak i. aplik aplikasyon * Uygulama. * Giysilerin omuzları süs olarak takı parça.

koordinat. apraksi apre * Bkz. koruyucu. apsent apsis * Pelinle kokulandılmısert bir içki. * Apresi olan. lev * Kumaş veya derinin cilâlanması . apse yapmak * bir doku içinde iltihap oluş mak.* Yardı . ş ş . * Dokumacı boyacı cilâ olarak kullanı madde. iş yitimi. * Aprelemek iş i. perdahlanması . aptalca. * Nisan ayı . aptal olmak * aptal durumda bulunmak. apseleş me * Apseleş durumu. azarlama. alı ahmak. apreli apresiz april apriori * Hiçbir denemeye dayanmayan ve akı l yordamı bulunup ortaya konan. * Küçümseme belirten seslenme. * Zekâsı geliş pek memiş . * Bir noktanıuzaydaki yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı n . apreci apreleme aprelemek * Kumaş veya deriyi cilâlamak. aval aval. havari. önsel. . mek apseleş mek * Yara irin bağ lamak. abril. çı rin ban. mcı appassionato * Bir parçanıcoş n kunca çalı ı anlatı nacağ nı r. yla apse * İ birikimi. lı kta. rı ş * Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanı baş ç noktası olan uzaklınıcebirsel değ n. langı na ğ n ı eri. zekâ yoksunu. perdahlamak. lı kta lan * Apre yapan kimse. k. * Apresi yapı lmamı perdahlanmamıveya cilâlanmamı ş . aptal aptal aptal * Aptal gibi. apse yapmak.

aptesbozan * Bkz. * Et kesimi yortusu. aptallaşrma tı * Aptallaşrmak işveya durumu. abdestsiz. aptesli * Bkz. ahmaklaş klaş mak. aptesbozan otu * Bkz. Ar * Bkz. abdestlik. aptal duruma getirmek. abdestbozan otu. bilmez sanmak (sanı lmak). aptal gibi. eyi aptallı k * Aptal olma durumu veya aptalca iş . * Bkz. abdestli. aptallaş mak * Zekâsı iş nı letemez olmak. apteslik aptessiz apukurya apul apul * Tombul çocuklarıbacakları açarak salı salı yürüyüş n nı na na lerini anlatı r.aptal yerine koymak (veya koyulmak) * anlamaz. * (apta'lca) Aptala yaraş nitelikte. * Bkz. apteriks aptes * Bkz. aptal gibi. ş ı aptallaş ma * Aptallaş iş mak i veya durumu. abdesthane. aptalca * Biraz aptal. kivi. abdest. ahmakça. alı mak. abdestbozan. ahmaklaşrmak. ması tı aptallı vurmak ğ a * bir ş bilmez. aptallıetmek k * aptalca davranmak veya aptalca iş görmek. anlamaz gibi görünmek. apteshane * Bkz. tı i aptallaşrmak tı * Aptallaş na sebep olmak. ı r aptalcası na * Aptala yakır biçimde. .

ar yıdeğ kâr yı lı il. ar belâsı * namus ve onuru için baş söz eder korkusu. biç-er. * İ olguyu. ğ a ara başk lı * Esas bölümün alt başkları anlatmak için kullanı lı nı lı r.* Argon'un kı saltması . * (basketbol ve voleybol için) Takı n oyun sı nda aldı birer dakikalıdinlenme ve talimat alma mları rası kları k süresi./ -er* Belirli fiillere gelen geniş zaman eki: aç-ar. r: kar -ar. Bu ekle k-ar. klı k. haftayı m. kası ar damarı çatlamı ş * utanç duyulacak ş eyleri hiç sılmadan yapan./ -er* Fiilden ettirgen çatı türeten ek: çı k-ar-mak. kalk-ar. iki olayı ki birbirinden ayı zaman./ -er*İ simden geçiş fiil türeten ek. fası ran la. utanmaz. rken ara * İ ş birbirinden ayı uzaklı açı k. çı yat-ar. n ı * Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi. açar "anahtar". * Kiş ilerin veya topluluklarıbirbirine karşolan durumu veya ilgisi. * Bir oyunda. antrakt. ar * Tarı alanları yüz metre kare değ m için erinde yüzey ölçü birimi. luk. * Toplu jimnastik dizilmelerinde. utanç duyma. ar namus tertemiz * utanması olmayan./ -er*İ simden geçişfiil türeten ek: baş li -ar-mak. ki eyi ran k. ar ve hayâ perdesi yı lmak rtı * utanmamak. yapı ş lmıisimler de vardıkeser. anlaş u mazlı yol açmak. kı ar etmek * utanmak. ar * Utanma. geç-er. na kları * Aralı k. -ar. siz -ar. lı * birinin sılmayı yana bı kı bir rakarak yalnıçı na baktı anlatı z karı ğ ı lı söylenir. an ş ı ara bozucu . * Futbol oyununun kı beş dakikalıiki devresi arası oyunculara verilen on beş rk er k nda dakikalıdinlenme k süresi. ara açmak * dostluğ bozmak. suv-ar-mak vb. mola. ara bono * Arada ödenen olağ dı bono. gid-er-mek vb. -ar. yüzsüzlük etmek. ölç-er vb. bat-ar. çı "menfaat" vb. sı radakilerin birbirlerinden yanlaması olan uzaklı . bir filmde dinlenme süresi. aralı boş mesafe. utanç duymamak.

ara kapı * İ yapı oda arası kolayca geçmek için açı kapı ki veya nda. ara kesit * Çizgilerin. ş ı lan ara sı cak * Soğ ve sı yemek servisi arası ikram edilen hafif sı yiyecekler. . fitçi. uzlaşrı. ara bulucu * Uzlaşran kimse. ara buluculuk etmek * ara bulmada yardı olmak. ara seçim * Genel seçimler dında yapı ara dönem seçimleri. ara bulmak * anlaş amayanları tı uzlaşrmak. fesatçı . lan . ara nağ me. ı na. tı dan inde ara kazanç * Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç. ara nağ me * Ş . ara deniz * Okyanuslardan dar ve az derin boğ azlarla ayrı karalarıarası sokulmuş lan.* Ara bozan (kimse). münafı k. arkı tası na. nan * Sısısöylenen söz veya açı sorun. münafı müfsit. uk cak nda cak ara sı navı * Üniversite ve yüksek okullarda yarı l içinde yapı sı yı lan nav. k k lan ara nağ mesi * Bkz. yüzeylerin. sözsüz çalı parça. türkü. arada önlem niteliğ verilen karar. me rası ndı ı lardan her biri. katı cisimlerin birbirlerine rastladı ve kesiş kları tikleri yer. fitçilik. ara mal * Üretimde gerekli malı etmek için kullanı yarı lenmiş elde lan iş mal. k. ara kararı * Bir davanıbakı nı n lması kolaylaşrmak için yargı önce. n na deniz. mcı ara cümle * Birleş veya yalıcümlelerde anlamı ik n biraz daha açı klamak için araya giren iki virgül veya iki kı çizgi sa içinde verilen cümle. ara bozuculuk * Ara bozucu olma durumu. tı tıcı ara buluculuk * Uzlaşrılı tıcı k. klı ara bulma * Anlaş k durumunda bulunan kimseleri uzlaşrma iş mazlı tı i. köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde. fesat. ara konakçı * Asalağ geliş evreleri sı nda beslenip barı ğkonakçı ı n. güftenin iki kı arası baş sonuna da gelebilen.

araba vapuru. ı tı * Araba ile taş ş ı veya taş nmı ı nacak miktar. zaman zaman. * Araba yapma veya satma iş i. birçok arabalarla.ara sı ra * Seyrek olarak. araba araba * Arabalar dolusu. nda araba * Tekerlekli. ruya ulan lan söz. okun dibinde ve iki yanı bulunan uçları koş kayı bağ nda na um ş ları lanan ağ bölüm. * Araba vapuru. araba mezarlı ğ ı * Kullanı hâle gelmiş lmaz veya eski arabalarıbı ldı yer. araba devrilince yol gösteren çok olur * iş ten geçtikten sonra verilen öğ iş üdün değ yoktur. ı yan arabalı k * Araba konulan yer. arabacı * Arabayı süren kimse. . ara cümle. ara tümce * Bkz. arabalı vapur * Arabaya taş vapur. durmak. ara yerde ara yön * Dört ana yönden ikisi arası olan yönlerden her biri. lan ara söz * Doğ rudan doğ konuş veya yazı konuyu ilgilendirmeyen dolaylı istitrat. * Araba dolduracak miktar. aç araba kullanmak * araba sürmek. eri araba falakası * Çift atlı arabalarda. vapur. n rakı ğ ı araba vapuru * Arabalı vapur. * arası arada. garaj. ara vermek * yeniden baş lamak için. bir işbir süre bı i rakmak. motorlu veya motorsuz her türlü kara taş . arabalı * Arabası olan. arabacı lı k * Araba sürme iş i. ara sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki yol. * Araba yapan veya satan kimse. nda.

* Arap dili ve edebiyatı uğ an kimse. * Üretici ile tüketici arası alı satı konusunda bağ kuran ve bundan kazanç sağ nda m m lantı layan kimse. . aracı koymak * bir kimseyi. sı arabeskleş me * Arabesk durumuna gelme.araban * Klâsik Türk müziğ bir makam. ı ğ laş ı ini arabaş ı arabesk * Arap üslûbunda olan (ş ey). i Arabî * Araplarla ilgili. münafı müzevir. klı aracı * Uzlaşran. * Giriş bezeme. k. arabozanlı k * İ kiş arası ki inin ndaki dostluk veya geçimi bozma işmünafı k. mutavassı t. nda Arabist Arabistan defnesi * Dulaptal otugillerden. müzevirlik. fesatçı u . ik arabeskçi * Arabesk müzik sanatçı. * Arapça. arabeskleş mek * Arabesk özelliğkazanmak veya arabesk durumuna gelmek. Araplara özgü olan. Asya ve Afrika'nısı bölgelerinde yetiş kabukları n cak en. yla raş * Piş ve dondurulmuş miş hamur yanı yenen tavuklu veya hindili çorba. hekimlikte kullanı bir lan ağ k (Daphne gnidium). uzlaş sağ ma lamak için görevlendirmek. arabizasyon * Araplaşrma. inde arabanıön tekerleğnereden geçerse art tekerleğde oradan geçer n i i * çocuklar. ik arabası düze çı nı karmak * karş tı güçlükleri yenip iş kolay yürür hâle getirmek. büyüklerin yaş ş uyarlar. tı arabozan * İ kiş arası ki inin ndaki dostluğ veya geçimi bozan (kimse). ayına ı arabanıtekerine taş n koymak * güçlük çı karmak. aççı Arabistik * Arap dili ve kültürü araşrmaları tı . anlaş sağ tı ma layan kimse. i. arabankürdî * Klâsik Türk müziğ az kullanı ş inde lmıbirleş bir makam.

bilâvası ruya lan tası ta. z arada bir * seyrek olarak. bilvası lan talı ta. eyi lan ey. araçlı jimnastik * Bkz. ta. * Bir ş ulaş bir ş elde etmek için yararlanı kimse veya ş eye mak. doğ rudan doğ yapı veya olan. nı Araf Arafat * Cennet ile cehennem arası bir yer. tavassut etmek. * Taş ı t. k zca n iş artları uyma na araçları olduğ savunan dünya görüş enstrümantalizm. ş ı aradan * o zamandan bu zamana dek. nda * Mekke'nin doğ usunda. araçsı k zlı * Araçsıolma durumu. aradan çekilmek * iliş ini kesmek. arada çı karmak * baş iş arası bir işde yapı ka ler nda i vermek.aracı ı lıyla ğ * Aracı olarak. gücünden yararlanı nesne. kurban bayramın arife günü toplandı tepe. bağ kurarak. hacı n. ta. ları nı kları . lantı tası aracı lı k * Aracın gördüğ iştavassut. aletli jimnastik. aracı etmek lı k * bir iş çözümünde araya girerek yardı etmek. vası yla. arada kaynamak * karık bir durumda gereken ilgiyi görmemek. araççı lı k * Düş ünme biçimlerinin. lan * Kiş veya nesneler arası bağ sağ iler nda lantı layan ş vası ey. ten p aradan kaldı rmak * iş yapma imkânı yok etmek. vası . vası nı ü . araçsı z * Araç kullanı lmadan. arada kalmak * iki tarafı tı üzere araya girme dolayıyla güç duruma düş uzlaşrmak sı mek. * Bir sonuca ulaş için kullanı ş mak lan ey. kuramları mantıve ahlâk biçimlerinin yalnı hayatıdeğik ş n. yoluyla. araçlı * Araçla yapı veya olan. in m araç * Bir iş yapmakta veya sonuçlandı rmakta. vası z. unu ü. iğ aradan çı karmak * birçok iş birini yapı bitirivermek.

aş i. seyrekleş nı tirmek. yeş mavimsi gri renkte billûrlaş ş tür kalsiyum karbonat. aralıolmak. kıkı lı araları açmak nı * iki kişarası i ndaki dostluğ iliş bozmak. ndan lmak. benzer nitelikler çok az olmak. çaresiz kalmak. nda lı klar araları kara kedi geçmek (veya araları kara kedi girmek) ndan na * iki dost birbirine gücenmek. uzaklaş yanı ayrı mak. yarı açmak. il. * Pirinç ve ş kamından elde edilen bir tür rakı eker ş ı . çalan. * İ taneli bezelye. ri * Araklayan. araları su sı ndan zmamak * birbirleriyle çok yakı sı fı arkadaşk kurmak. -arak / -erek * Fiillerden zarf yapan ek. * Seyrelmek. aralama aralamak * Aralamak iş i.Arafatta soyulmuş ya dönmek hacı * her ş kaybedip çılçı kalmak. araklamak * Çalmak. lerin lmıince * Bir tür küçük zurna. araları iyi * dostlukları düzenli. * Beyaz. araka arakçı arakçı lı k arakı ye * Derviş giydikleri. hı z. aş ı rmak. seyrekleş klı tirmek. * Aralanmak iş i. araları dağ kadar fark olmak nda lar * araları her yönden büyük ayrı bulunmak. * İ ş arası açı k oluş ki ey nda klı turmak. k * Gitmek. ı rma. araklama * Araklamak işçalma. kiyi . n. eyini rı plak aragonit arak * Ter. * Aralı duruma getirmek. * Bitkilerin fazla dal ve çubukları kesmek. iki dostun arası soğ na ukluk girmek. u. rsı * Hı zlı rsı k. tiftikten yapı ş külâh. mıbir aralanma aralanmak * Biraz açı lmak.

arama tarama * Polisin kuş gördüğ kimseler üzerinde bı silâh. aralıvermek k * yeniden baş lamak için bir işkı süre ile bı i sa rakmak. harfler veya satı arası açı ğolan. i. arama * Aramak iştaharri. kiyi araları bulmak nı * birbirleriyle anlaş amayan iki kiş uzlaşrmak. ik nda klı * Sürekli. k aralı kta * Öbür ş arası eyler nda. aralı z ksı . * Uygun. iş gibi yerlerde. aralı klı * Birbirine bitiş olmayan. lı n . aralıvermeden. kalı veya inceye doğ ayı uzaklı ka na ru ran k. * Toplu beden eğ itiminde art arda dizilenleri ayı açı k. * Saklanan sanın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin ev.araları bozmak nı * iki kişarası i ndaki iliş bozmak. m m i aralıetmek k * aralamak. espaslı rlar nda klı ı . geçenek. ra. * Birbirine bitiş olan. arama emri * Yapı araşrma iş için yetkili organdan alı buyruk. aralı k * İ ş arası ki ey ndaki açı k. koridor. klı * Sı vakit. * Evin iki bölümü veya iki oda arası ndaki dar geçit. biraz açtı k rmak. elverişdurum. barı rmak. aralatmak * Aralıduruma getirtmek. * (bası lı Harfler veya satı arası mcı kta) rlar ndaki açı k. ilk * Ayakyolu. tam kapanmamı açı ş . yarı açmak. * Yarı k. * Bir sesi bir baş sesten. ik nda klı * Dizgide kelimeler. aralıoyunu k * Tiyatroda iki perde arası yapı koro. iyi tı ş tı aralatma * Aralatmak iş i. monolog gibi eğ nda lan lendirici oyun. ran klı * Portenin paralel çizgileri arası ndaki boş luk. fı li rsat. üzerinde ve ğ ı yeri eş nda yapı araşrma iş yası lan tı lemi. bale. klı * Borsada hisse senetlerinin alı satı emirlerinin verildiğsüre. esrar gibi yasak ş araması kulu ü çak. * Kesik kesik. espas. araları açı k bulunmayan. * harfler arası veya satı arası boş bı nda rlar nda luk rakmak. * Yı 31 gün süren son ayı kânun. araları açı k bulunan. mesafe. eyler . lacak tı lemi nan arama kararı * Arama yapı labilmesi için hâkim tarafı verilmiş ndan karar.

* Olumsuz. * Bkz. u n ayan n * Arap halkı özgü olan ş na ey.* Denizdeki mayı toplama veya yok etme iş nları lemi. erli. * (küçük a ile) Zenci. ine *İ steklisi bulunmak. aranje aranjman aranjör aranma * Aranmak iş i. * Düzenleyici. yoklamak. eyin unu * Önem verip istemek. * Düzenleme. hatısormaya gitmek. aramakla bulunmaz * çok değ ancak rastlantı ele geçer. ine * Söz konusu olmak. * Samî dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milâttan önceki dönemlerde kullanı ş lmıbulunan ölü bir dil. çok aramak. r * Bir ş yokluğ duyarak geri gelmesini istemek. tı * Ziyarete. * Koyu esmer veya kara. * Ş koş art ulmak. lan * Orta Doğ ile Kuzey Afrika'nıbüyük bir bölümünde yaş halk ve bu halkı soyundan olan (kimse). arama yapmak * birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş taharri etmek. fellâh. arantı Arap . aramak * Birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş mak. mak. i * Kendi üstünü aramak veya ortalı kendi kendine bir ş aramak. * Bu söz "düzenlemek" anlamı "aranje etmek" biçiminde kullanı nda lı r. * Araşrmak. ile Aramca Aramîce aranı lma * Aranı iş lmak i veya durumu. * Eksikliğduyulmak. * Aranı çözüm. özlemek. Aramîce. kta eyler * Ş koş art ulmak. kötü davranı ş larda bulunarak cezayı gerektirmek. aranı lmak * Aramak iş konu olmak. * Bir yöntem bulmaya çalı ş mak. aramak taramak (veya arayı taramak) p * dikkatle aramak. aranmak * Aramak iş konu olmak.

kararmak. Arapça * Samî dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanı dil. Arap uyandı (veya Arabıgözü açı ) n ldı * geçen bir olaydan ders alı ğ anlatı ndını ı r. ş ı arap saçı dönmek na * iş çok karıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek. Araplı benimsemek. Araplı k * Arap olma durumu. Arap zamkı * Akasyadan elde edilen bir zamk. Arap gibi olmak * simsiyah olmak. arap saçı gibi * karmakarık. ğ z ı ları Arap sabunu * Potasla yapı yumuş esmer bir sabun. Arap olayı m * (ş yollu) söylenen bir ş doğ una inandı aka eyin ruluğ rmak için kullanı lı r. mak Araplaş mak * Arap olmak. ler ş ı Arap tavş anı * Kemirgen memelilerden bir hayvan (Daculus daculus). lan * Bu dile özgü olan. Arapsaçı * Çözümlenemeyecek kadar karık durum. Arap rakamları * Bugün kullandımısayı gösteren rakamlar. zamkı arabî. Araplaşrmak tı * Arap kimliğ kazandı ini rmak. ak. * Arap dili özelliğkazandı i rmak. ğ ı Araplaşrma tı * Araplaşrmak iş tı i. Arapçalaşrmak tı * Arapçaya çevirmek. yuvarlak ve çok sıyeş yaprakları uzadı aş ı ru sarkan bir tür süs bitkisi. Araplaş ma * Araplaş durumu. Arapçalaşrma tı * Arapçalaşrmak iş tı i. lan.arap * Negatif fotoğ raf. k il olan kça ağdoğ . ş ı Arapsaçı * Küçük.

müstemirren. arası geçmeden * vakit geçmeden. gözden. sı ı cağ cağsı ı na. vira. * Meraklı . arası umak soğ * aradan zaman geçerek önemini yitirmek. tı * Sürekli olarak. arası (veya iyi) olmamak hoş *oş eyden hoş lanmamak. araşrı tılmak * Araşrma yapı tı lmak. araşrman. birbirine darı lı sarsı lı ları lmak. iş n u araşrı tıcı * Araşran. geçirilmek.ararot * Sı iklimlerde yetiş maranta adlı ş ve baş bitkilerin kökünden çı lan. ararot kamı ş ı * Maranta. arkası kesilmeden. araşrma tı * Araşrmak iş taharri. araşrma filmi tı * Herhangi bir bilimsel araşrmada alınısalt bir kayıaracı tı cın t olarak kullanı yla elde edilen film. tı i. arkadaşk bağ kopmak. araşrılı tıcı k * Araşrınıyaptı iş tıcın ğ . ara vermeden. çocuk maması cak en kamı tan ka karı yapmaya yarayan un. kı ş ı yamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer. arası (veya araları lmak (açıolmak veya bozulmak) ) açı k * arkadaşkları lmak. nda arası olmamak * geçinememek. geçimsizlik olmak. araları gerginlik. * Bilim ve sanatla ilgili olarak yapı yöntemli çalı lan ş ma. arası (veya araları karı na na) ş mak * büyüyüp yetiş mek. * Çarş ı veya alıveriş larda ş bölgelerinde aynıi yapan esnafı bir arada bulunduğ bölüm. arası z arasta araş it * Yer fı ğ stı. Arasat * Müslüman inanına göre. ı araşrı tılma * Araşrı iş tılmak i. lması araşrma görevlisi tı . ı araşrı tı * Araşrma. inceleyen. araşrmacı tı tı tı (kimse). mütecessis.

soruş turmak. * Arzu ettirmek. araşrmak tı * Birini veya bir ş bulmak için bir yeri gözden geçirmek. açı ş iyi ş tı * arası lmıkimse ile barı açı ş ş mak. araya girmek * iki kiş arası inin ndaki bir işkarı e ş mak. * Bilimde ve sanatta yöntemli çalı ş malar yapmak. yokluğ duyurmamak. unu araya almak * bir çevreye kabul etmek. kaybolmak. eyi iş .* Yüksek öğ retim kurumları yapı araşrma. araşrman. eyi * Bir gerçeğortaya çı i karmak için aramalarda bulunmak. nda tı tı araşrmacı tı lı k * Araşrmacı tı olma durumu. sormak. araya gitmek * harcanmak. * Aramak iş bir baş na yaptı ini kası rmak. ş ğ ı a araya koymak * bir iş sözü geçer bir kimsenin aracı ı baş te lına ğ vurmak. eskisinin yerini doldurabilmek. inceleme ve deneylerde yardı olan ve yetkili organlarca nda lan tı mcı verilen görevleri yapan öğ retim yardı sı mcı. nlı arayı yapmak * araları lmıiki kiş barı rmak. z e arayı açmak * aradaki uzaklıartmak. k arayı utmak soğ * zaman geçmek. arayı cı * Bir ş aramayı edinen kimse. araya soğ ukluk girmek * dostluk bağgevş ı emek. aratmamak * yenisi. istetmek. * iki kiş uzlaşrmaya çalı iyi tı ş mak. eski yakı k. * bir iş lı ona engel olacak baş bir ş çı yapı rken ka ey kmak. araya vermek * yararsıbir işharcamak. tıcı aratı ş aratma aratmak * Aratmak iş i veya biçimi. asistan. dostluk kalmamak. araşrman tı * Araşrı. araşrmacı tı * Bilim ve sanat alanları araşrma yapan kimse. karıklı kurban olmak. * Aratmak iş i.

i. . k *İ linek. eğ arayıda bulamamak p * beklenmedik iyi bir durumla karş mak. ı laş arayısoranı p bulunmamak (veya olmamak) * kimsesi olmamak.* Arama iş görevlendirilmiş iyle kimse. semptom. rtı arbitraj * Hisse senedi. * Türk müziğ bir birleş makam. inde ik arazi * Yer yüzü parçası . * İ çürümeye yüz tutmuş aç. arayı fiş i cı eğ * Bir tür donanma fiş i. patı . arda * İaret olarak yere dikilen çubuk. nda ı arayı ş araz * Aramak iş i veya biçimi. yer. lan * Ardı l. * Kundaklı . * Hastalıbelirtileri. *İ stenilen yı zı ldı teleskop içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağ. görünmemeye çalı ş mak. arazi açma * fundalı koruluk. toprak. arbalet arbede * Gürültülü kavga. inde ik arazbar arazbarbuselik * Türk müziğ bir birleş makam. çten ağ ardak ardaklanma * Ardaklanma iş durumu. * Belirtiler. k. arayısormak p * biri hakkı haber sormak veya birinin ziyaretine giderek ona karşilgi göstermek. yabancı gibi değ kâğ daha kârlı para erli ı tları görülen baş kâğ ka ı değtirme iş tlarla iş i. ş * Maden üzerine kazı yapmak ve çı kta çevrilen ş ma krı eyleri yontmak için kullanı çelik kalem. görüş lı alanı geniş olan küçük teleskop. tahvil. arboretum * Botanik bahçesinde ağ ve benzeri bitkilerin dikimine ayrı ş aç lmıbölüm. yerey. tetikli yay. k ma li araziye uymak * ortama. sazlıyerleri temizleyerek tarı elveriş duruma getirme. çevreye uymak.

yuvarlak kara yemiş ilâç olarak kullanı nı ş ı leri lan bir ağ k (Juniperus). ardıotu ç * Ardıağ nıküçük bitkisi. ardı (veya arkası ndan ndan) atlı kovalamak * bir işgereksiz bir telâş yapanlar için söylenir. sı ardı (veya arkası düş na na) mek * arkası gitmek. arkası ra. takı lmak. peş bı ndan ini rakmamak. aralı z. halef. ardı kadar açı na k * (kapı . karnı kuyruğ kara bir kuş rtı ak. öncel karş . i la . hemen ardı ndan. Avrupa ve Asya ormanları yaş nda ayan. ndan ardı lma ardı lmak * Ardı iş lma i. arkası ndan. ardı arası kesilmemek * aralı z olarak gelmek. * Sataş mak. çatmak. ara vermeden. ksı ardı na ardı * Birbirlerini kovalayarak. ardı ra. karı lan ardı l görüntü * Bir duyunun kaybolması sonra geriye kalan görüntü. pencere için) sonuna kadar açı k. ardıra sı ardı ç * Peş inden. * Musallat olmak. ardı nca * Hemen arkası ndan. * Birisinin sı na ası rtı lmak. * Servigillerden. ndan ı tı * Bir çı mda varı sonuç. güzel kokulu yaprakları kın da dökmeyen. kurt sayı nda lmaz * önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanları çok olduğ anlatı n unu r. ası lmak. ç acın ardırakı ç sı * Cin. tükenmek. ardı ra. ksı ardı kesilmek * arkası gelmemek. u türü (Turdus pilaris).ardaklanmak * (ağ açlarda) Mantarlarısebep olduğ çürümeye uğ n u ramak. sı sı ardı yüz köpek havlamayan kurt. sı kahverengi. ardıardı n n * Geri geri. aççı ardıkuş ç u * Kara tavukgillerden. ardı l * Birinin ardı gelip onun yerine geçen kimse.

ardıklı ş k ı * Ardık olma durumu. Kuzeydoğ Asya'da yaş u ayan. olan .ardı sapan taşyetiş ndan ı mez * bir kimsenin çok hı gittiğ anlatmak için kullanı zlı ini lı r. iki. ardı almak (veya getirmek) nı * bitirmek. ndan ardık görüntü ş ı * Bir duyunun kaybolması sonra da devam eden görüntü. argaçlamak * Dokumada argaç atmak. peş bı ini rakmamak. üç gibi birbiri ardı gelen sayı ndan lar. * Ardiyeye bakan kimse. lan * Siyasî çekiş melerin geçtiğyer. arife. atkı nda lan . n nda. i ardiyeci arduaz arefe areometre * Sıölçer. ş . antrepo. ardı kesmek nı * arkası gelmemek. önlemek. * Bkz. arefe günü * Bkz. arife günü. depo. ş ı ardiye * Genellikle ticaret eş nı yası saklamaya yarar yer. an . * Kayağ taşkayrak. argali * Boynuzlugillerden. ndan ardık olgular ş ı * Bir hastalı sonra görülebilen fakat hastalın kesin sonucu olmayan olgular. vı argaç * Dokuma tezgâhları enine atı iplik. a i. tamamlamak. * Böyle bir yerde saklanı eş için ödenen ücret. mütevali. argaçlama * Argaçlamak iş i. büyük boynuzları yaban koyunu (Ovis ammon). ktan ğ ı ardık sayı ş ı lar * Bir. arena * Amfiteatrıortası boğ güreş yarı oyun gibi türlü gösteriler yapı alan. lan ya * Ardiye iş leten kimse. son vermek. durdurmak. ardık ş ı * Birbiri ardı gelen. ardı bı nı rakmamak * Bkz.

* Söz argo durumuna gelmek. n na lanan ağ parça. z. mak i argolaş mak * Karş klı konuş ı argo lı mak. arı biti * Kör. halis. ı nı arı beyi * Her kovanda bir tane bulunan ana arı . söz arı kil . ğ ı argolaş ma * Argolaş özelliğgösterme.9 olan. iğ nesiyle sokan böcek (Apis mellifica). kanatsı kılca renkli küçük sinek (Braula caeca). arı sokmak gibi * iğ nelemek. * Keklik tutmakta kullanı tahtadan kapanları yan tarafları bağ lan. bal ve bal mumu yapan. argüman arı * Bir çış kıkümesinin değkenine verilen ad. salyangoz kabuğ biçiminde kabuğ olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan u u (Argonauta argo). * Beceriksiz. argon * Atom numarası atom ağ ğ39. derbent. havada %1 oranı bulunan. argonot * Kafadan bacaklı lardan. * Zar kanatlı lardan. kokusu ve tadı 18. ı * Serserilerin. rengi. boğ dağ azı az. iş * Temiz. ş nmı katıksı . zayıbitkin. münezzeh. boğ . * Yabancıeylerden arı ş ş z. acı söylemek. aç argı k nlı argı t argo * Kullanı ortak dilden ayrı lan olarak aynı meslek veya topluluktaki insanları kullandı özel dil veya söz n ğ ı dağ ğ arcı.argı n * Yorgun. arı gibi * çok çalı ş kan. f. saf. n * Geçit. arı arı alacak çiçeğbilir bal i * iş bilen kimse nereye baş ini vuracağ bilir. ı ı rlı nda olmayan bir element. külhan beylerinin kullandı söz veya deyim. Kı saltması Ar. * Argıolma durumu. zı arı ı dalağ * Bal peteğ i. ı * Günahsı z.

bozulan arkları temizleyip açmak. yetiş * Bal almak için arı tirme iş yetiş i. arı kovanı iş gibi lemek * (bir yerin) gireni çı çok olmak. * Fide veya fidan dikilen yer. sı ı zayı lı z. Orta Asya'da az ağ klı il. açlı . ldı arı kovanı * Arı n içinde bal yaptı çeş maddelerden yapı ş ları kları itli lmıyuva. arı klatmak * Su yolu yapan kimse. cı kuru. ladı ı * Bal almak için arı tiren kimse. ska. kanı arı u kuş * Arı ugillerden. lar nına arı sili * Tertemiz. arı ugiller kuş * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfı giren bir familya. açıyerlerde yaş bir kuş k ayan (Merops apiaster).* Porselen yapmakta kullanı bir çeş ak ve gevrek kil. sı sarı kuş rtı . arı k * Eti. arıemek k * İçinin. yağerimiş f. * Genç iş arın baş çi nı ı ndaki bezlerden salgı ğazotu çok madde. Kuzey Afrika. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. arı sütü arı cı arılı cı k arı k * Ark. kaolin. karşğödenmeyen emek. . arıçekmek k * tı kanan. arı klamak * Arı(II) duruma gelmek. arı mak klaş * Arı(II) olmak. k arı klatma * Arı klatmak durumu. karnı mavimsi yeş Güney Avrupa. lan it Arı Kovanı * Yengeç takı yı zı m ldı yöresinde bir yı z kümesi. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı arı kçı arı klama * Arı klamak iş i. k arı ma klaş * Arı mak iş klaş i.

sı k. * Sanat yoluyla duygularıarı n nması .* Arı(II) duruma getirmek. kovanlı n u k. saflaş mak. arı mak laş * Arı duruma gelmek. * Bir ş herhangi bir ayıveya kusur bulunmadını eyde p ğ bildirmek. arı laş duruma gelme. özleş tirmek. özleş mek. * Ruhun tutkulardan temizlenmesi. * Katıksı k. arı tı laşrma * Arı tı işözleş laşrmak i. k arı k klı * Zayık. i. arı rmak ndı * Arı nması sağ nı lamak. tirme. arın yuvası kazı(veya çöp) dürtmek nı na k * tehlikeli kiş kı rtmak. i * Temizlenme. arı lı k arı nmak . flı skalı arı lama arı lamak arı lanma * Arı lamak iş tenzih. iyi ş kı arış nı arı nma * Arı nmak işveya biçimi. arı tı laşrmak * Arı duruma getirmek. arı lı k * Temizlik. ı * Arı lanmak durumu. arı dokunmak na * utanç duymak. vücutları . özleş me. zlı * Kovanları konulduğ yer. tenzih etmek. laş arı lar * Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaş ayan. laş arı lanmak * Arı mak. arı ma. arı ma laş * Arı mak durumu. arı rma ndı * Arı rmak iş ndı i. özellikle karı ve arka ayakları llarla örtülü nları kı zar kanatlı familyası lar . ş zlı ı * Günahsı k.

arı ş arı ş arı ş * Araba oku. vb. ı * Rahatlamak. tmak i arı tma * Arı iş tmak i. aksaklı k. tma i * Deterjan. * Katıksıduruma getirmek. petrol gibi maddelerin arı ğyer. tasfiyehane. * Bir notanısesini yarı ton yükseltmek. duruma gelmek. * Çözgü. rafineri. arı tı cı * Arı özelliğolan. iğ nı ldı ı arı tmak * Temizlemek. bemol ve bekâr iş aretlerinin ortak adı . arı ünitesi tma * Doğ gaz üretim kuyuları toplama hatları gelen gazı içerisindeki hidrojen sülfür. mak. * Aksama. * Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. * Katıksı arı ş z. arı zalanmak * Arı aksaklıgöstermek. * sonradan ortaya çı kmak. karbondioksit ve al ndan yla n su buharo gibi hidrokarbon bileşi olmayan gazlarla. * Arı iş tma i. za. * Bulaş ş mı musallat olmuş . alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanısoluna n m n konulan diyez. ş z ı * Sonradan ortaya çı kan. tasfiye etmek. * (petrol. yağ için) Arı iş rafinaj. arı z arıolmak z * bulaş sürekli görünür durumda olmak. hidrokarbon kondanstların tabiî gazdan ayrı ğbirim. arı yapmak za * Bozulmak. arı zalanma * Arı zalanmak iş i. arı lı tı k cı arı tı m arı evi tı m *Ş eker. iş lemez duruma gelmek. . arı za * Engebe.* Temizlenmek. tı ı ldı arı tı ş * Arı işveya biçimi. tma i. k .

Aristoculuk * Aristotelesçilik. düz. bozulmuş . hür. ş tan * Geçici. ş lı ş lı arif olan anlası(veya anlar) n * herkesin anlayacağkadar açısöylenmeyen bir sözün gerçek anlamı ı k nıkavrayanlar için söylenir. * Yarı yamalak. varı . arifane ile * ortaklaş a. arifane * Arif olana yakı yolda.arı zalı * Engebeli. nını u * Soylular sıfı nı. idare edecek biçimde. iş lemeyen. arı z zası arı zî * Sonradan olan. m ı lı r * Aristotelesçi. * Özgür. mutlu. * Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İ grubuna verilen ad. bu halka özgü. arioso Aristocu * Dramatik ve lirik bakı mdan yüksek bir anlatı gücü olan ağ başhava. * Huzurlu. *İ ran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleş halk veya bu halktan olan kimse. ön gün. ran * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğş . eğ reti. için) Aksayan. m * Engebesiz. n n arife günü * Dinî bayramlardan önceki gün. * Çı plak. arya. olayıbir önceki günü veya ona yakıgünler. en * Bu halkla ilgili. arife * Belirli bir günün. liğ i arkı Ari arî Ari dil aria arif * Çok anlayı ve sezgili (kimse). aristokrat . ş acak * Yiyeceğortaklaşsağ i a lanan (toplantı ). dı gelen. rahat. * Aksamayan. bozulmadan iş leyen. toplumsal ve siyasî gücün soylular sıfın elinde bulunduğ tarihî yönetim biçimi. biçimde. aristokrasi * Ekonomik. * (Araç vb.

gezimcilik. ariyeten * Eğ olarak. dizinin terim sayına bölünmesiyle elde edilen sayı ları nı sı . reti ariz amik ariza arjantin * Enine boyuna. * Bu bilimle ilgili. sı * Soylu. ağalma. aristokratik * Aristokratlı ilgili. Aristotelesçi * Aristotelesçilik yanlı olan kimse. her yönü ile. * Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe.* Aristokrasi yanlı. reti. * Belli bir taş r malıkullanı nı geri verilmek ş yla bedelsiz olarak bir kimseye bı lması ı nı n lmasın artı rakı . lan aritmetik orta * Bir diziyi oluş turan sayı n toplamın. * Sancağ yelkeni veya sereni direkten aş ı ı . aritmi aritmik ariya ariyet * Eğ ödünç.. ndan * Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu. n lemler olan kolu. aritmetiksel * Aritmetik ile ilgili. * Büyük bira bardağ ı .9.7. sı Aristotelesçilik * Yunan filozofları Aristoteles'in felsefesi. kla aristokratlı k * Aristokrat olma durumu. Arjantinli * Arjantin halkı olan. düzensiz. ödünç olarak. aritmetik dizi * Ardık terimleri arası ş ı ndaki ayrı değ meyen dizi: 1. * Ritimli olmayan.. dizisi aritmetik bir dizi olup ortak çarpan m iş denilen değmez oranı sayıdı iş 2 sır. lar.3.5. * Kalp atı ndaki düzensizlik ve eş ş ları itsizlik. ndan ark . aritmetik * Matematiğ konusu sayı bunlarıözellikleri ve iş in. aritmetik iş lem * Aritmetik yoluyla yapı çözüm.

* Koruyucu. kayı bulmak. eyin rt * Geri kalan bölüm.*İ çinden su akı için toprağkazarak yapı açıoluk. arka bulmak * bir koruyucu. arka arkaya vermek * birbirini korumak için birleş destek olmak. * Dağ rtları davarlarıyatıldı düz. lan arka teker * Araçlarıarka düzeninde yer alan tekerlek. dayamak. ş arka (veya sı çevirmek rt) * eski ilgiyi göstermez olmak. arka yüz arkaç * Bir ş arkada kalan yüzü. arkada bulunan. . dayanı mek. piston. beden. * Otururken sı n dayandı yer. eyin * Ağ ı l. sı rmak nan arka olmak * maddî. n arka vermek * desteklemek. arka plânda * Geride. * Bir ş sı durumunda olan yüzeyi. peş . arka * Bir ş temel tutulan yüzünün tam ters yanı eyin . kanal. iltimasçı . arka kapı çı dan kmak * okuldan baş sı kla ayrı arızlı lmak. * Art. art arda. arka sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki sokak. gibi arka arka * Geriye doğ ru. sı nda n rı ğ ı . cetvel. manevî yönden destek olmak. yabancı davranmak. * Önemsiz. * Arkada olan. rüzgâr almayan kuytu yer. arka arkaya * Hemen birbirinin arkası ndan. ş mak. arı hark. arka müziğ i * Bir oyunda hareket ve sözlerin yanı ra etkiyi artı için hafifçe çalı müzik. tmak ı lan k k. arka ayak * Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan biri. * Geçmişgeride kalmızaman. rı cı arka çı kmak * bir kimseyi baş kaları karşkorumak. kayı na ı rmak. rtı ğ ı * (insan için) Vücut. kayıcı rı.

* zaman bakı ndan geçmiş bı mı te rakmak. arkada bı rakmak * bir ş eyden epey uzaklaş ş mıbulunmak. müş * Kullanı ğçağ daha eski bir çağ kalma bir biçimin. arkadaş ça * Arkadaş olarak. a ş ı ş . içten olmak. * bir süre beraber bulunmak. lik arkaik * Arkaizmle ilgili. hempa. gizlice. m . eş etmek. huyu ve düş te ünceleri birbirine uymak. ünsiyet. erce n nda arkadan arkaya * Gizli gizli. geride kalmak. arkadaş * Bir iş birlikte bulunanlardan her biri. inde raktı ı nları arkada kalmak * geriden gelmek. destek olmak. lar arkadaş olmak * bir kimseyle dostluk kurmak. dostça. ı ş arkadaş sı canlı * arkadaşğ değ veren. arkada kalanlar (veya arkadakiler) * bir kimsenin öldüğ ünde veya bir yere gittiğ geride bı ğyakı . arkadan vurmak * bir kimse kendisine güvenen ve inanan birine gizlice kötülük etmek. refakat etmek. te * Birbirlerine karşsevgi ve anlayıgösteren kimselerden her biri. el altı ndan. lı arkadaşk etmek lı * bir iş birlikte bulunmak. na * Bir kimseye güven vererek yardı etmek. arkadan söylemek * kendisi bulunmadı bir yerde kimseyi çekiş ğ ı tirmek. arkadaşyakır davranı omuzdaşk. m. arkadaşk lı * Arkadaş olma durumu.arkada bı rakmak * birinden daha ileri gitmek. yüklenmek. i. bir yapın özelliğ ldı dan ı dan nı i. * Arkalamak işyardı müzaheret. * Konuş ve yazı dilde. arkadaş na çok düş olan kimse. korumak. kullanı ulan lan mdan düş olan eski söz ve deyim. * (ölen kimseye göre) dünyada bı rakmak. (söz * Güzel sanatlarda klâsik çağ öncesinden kalan. arkaizm arkalama arkalamak * Arkası almak. lı a er ları kün arkadaş il. müzaheret etmek. içtenlikle. eskimiş veya eser). * değ ileride olanlarıarkası kalmak. ileri gidememek. belli etmeden. refik. birlikte gitmek. yâren. geride kalmak. dedikodusunu yapmak. arka taş değ ı * zarar veren arkadaş için söylenir.

arkası düş (veya takı na mek lmak) * bir işsona erdirmek için sı çalı i kı ş mak. semer. sı dayayacak yeri olmayan. ndan . bir yerde durdurulmak. kalı bir tür kı hı nca sa rka. ı * Soğ a karşgereğgibi giyinmemiş uğ ı i olma durumu. destek olunmak. arkası almak na * sı na yüklemek. sürekli olmak. arkalı k * Ev içinde giyilen kolsuz. arkası nmak alı * sona erdirilmek. * (birini) gözden ayı rmayarak arkası gitmek. * Koruyanı . ğ rt ı arkalı z ksı * Arkalı. arkası pek * Güçlü birine veya sağ bir ş güvenen. m arkalı arkalı ç * Arkalı k. ı kullandı arka yastı. yerinden düş ürülememek. arkalanmak * Kendisine yardı edilmek. arkası yufka * Sevilen bir yemeğ arkası baş bir yemeğ bulunmadını in ndan ka in ğ anlatmak için söylenir. bitirilmek. * Sı dayamaya yarar yer. arkası gelmek * devamlı olmak. ı arkalı klı * Arkalı. peş inden. son bulmak. koruyucusu. arkalı rken kları ğ ı k. arkası kesilmek * tükenmek. sı dayayacak yeri olan. * desteğ sağ ini lamak.arkalanma * Arkalanmak iş i. arkası bakmadan gitmek na * arkada kalanlarla hiç ilgilenmeden bir yerden ayrı lmak. ğ rt ı arkası (veya sı ) yere gelmemek rtı * sarsı lmamak. taş rtı ı mak. lam eye arkası ra sı * arkası ndan. arkası olmamak * kayı racak kimsesi olmamak. arkası ra sı * Ardı ndan. dayanağolan. rt * Sı nda yük taş hamalları yük taş rtı ı yan n. güçlü olmak.

taş ı nabilir ateş silâh. sonraya kalmak. una arkası (veya peş bı nı ini) rakmak * vazgeçmek. arkası (bir ş vermek nı eye) * dönmek. dayanağolmayan. yaptı me rsatı * birine çok ilgi duymak. yere arkaya bı rakmak (veya koymak) * sonraya. i rmak radı ı me rsatı arkası ndan * birinin orada hazı r bulunmaması durumunda.arkası (veya sı nda) yumurta küfesi yok ya! nda rtı * eski düş üncesini değtirmekte. arkası sı nı vamak * okş amak. ğ ı * Koruyanı olmayan. arkası sürüklemek ndan * arkası gelmesini sağ ndan lamak. * İ ana madde. sözünden caymakta sakı görmeyenler için kullanı iş nca lı r. arkası z * Arkalı olmayan. baş zamana veya iş sonuna bı ka in rakmak. arkası dolaş (veya gezmek) nda mak * bir işyaptı için ilgili veya yetkili bir kimsenin uğ ğyerlere giderek görüş fı aramak. arkası koş ndan mak * iş rmak için birinin arzusunu kollamak. övmek. li arkeen arkegon * Kambriyumlardan önce oluş en eski yer katı an . arkası almak nı * bir iştamamlamak. ertelemek. koruyucusu. i arkası dayamak nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. ı arkaüstü * Arkası gelecek biçimde. görüş fı aramak. arke arkebüz * XV. arkası (birine) vermek nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. una arkası getirememek nı * baş ğbir iş ladı ı i sürdürüp sona erdirememek. lk . arkaya kalmak * geride kalmak. yüzyı Fransa'da kullanı lda lmaya baş lanan. iltifat etmek. geriden gelmek.

nı * Arlanmak iş i. * (olumsuz olarak veya olumsuz anlamlı cümlelerde kullanı Utanmak. bir hanedanıveya bir ş n ehrin sembolü olarak kabul edilmiş resim. mı arma donatmak * armayı yerine koymak. kazı mı bilimi. ş ta arma * Bir devletin. arkeolog arkeoloji * Eğ otları bazı yosunları bütün kara yosunları ve bazı k tohumlularda görülen diş relti nda. ı arktik arlanma arlanmak arlanmaz * Utanmaz. kum taştüründen bir tortul kayaç. nda armağ an . arkeopteriks * Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili. yerli arma soymak * hareketli olan armayı . lı r) * Köy evlerinde kapı n arkası konulan kalıkuş ları na n ak. armada armador * Donanma. kı arlı * Namuslu. mur yla arma uçurmak (veya arma budatmak) * armayı rüzgâra kaptı rmak.organı . seren. su nda. limanda kı ş lamak. harf veya ş ongun. veya * Tarih öncesi ve eski çağ lardan kalma eserleri tarih ve sanat bakı ndan inceleyen bilim. kuzey kutup yakında olan. sılgan. arlı ndan. huysuz huyundan vazgeçmez arı * herkes kendi karakterine göre davranı bulunur. nda açı ilik * Kazı bilimci. seren. arkeolojik * Arkeoloji ile ilgili. armadura * Gemide direklere takıhalatları lamak için küpeş lı bağ tenin iç tarafı bulunan delikli ve çubuklu levha. yelken ve ip gibi donanı nı mı düzenleyen usta. utangaç. kı * Kuzey kutupla ilgili. ekil. arkı t arkoz * Birleş iminde feldspat bulunan. halat ve yelken takı . ip. * Geminin yürümesine hizmet eden direk. sılmaz. * Geminin direk. arkeoloji uzmanı bilgini. yağ ve kardan korumak amacı bir süre için sökmek.

ı ş armağ etmek an * birine bir ş armağ olarak vermek. mutlu etmek için verilen ş hediye. ey. armoniler * Frekansı sesin frekansı tam katı sesler. ak. * Bir bilim adamın emek verdiğdalda onu anmak için hazı nı i rlanan bilimsel eser. armoni orkestrası * Yalnıüflemeli çalgı z lardan oluş orkestra. Ahlatı iyisini (dağ ayı yer. aç * Bu ağ n rengi sarı yeş kadar değebilen tatlı acı dan ile iş . armudun iyisini (dağ ayı yer da) lar * Bkz. * Armut biçiminde olan. * Armonika. armonyum * Taş ı nabilir küçük org. * Bağ.* Birini sevindirmek. mı toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arası na yerleş tirilen demir parçası . yumuş ufak çekirdekli meyvesi. ayrı ş notada sesler çı karan küçük ağ çalgı. yurdumuzun her yerinde yetiş bir ağ (Pirus communis). sulu. * Ticaret gemisi sahibi. * Gemi iş letme işgemi iş i. hediye etmek. n da) lar armut * Gülgillerden. en. armudî armudiye * Armut biçiminde nazarlı olarak takı altı k lan n. armonika * Yan yana sı ralanmıdeliklerden her biri üflenince. armatörlük * Armatör olma durumu. ana ndan olan armonize * Tamamlayı sesler eklenmiş cı (müzik parçası ). . armut gibi . * Ödül. * Fazla bön. letmeciliğ i. eyi an armalı armatör * Arması bulunan. ı z sı zı * Akordeon. an armonik * Armoni ile ilgili olan. armatür * Bir aletin ana bölümünü oluş turan kım. ihsan. çiçekleri beyaz. mıka. * Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. sı * Bir mı sı iki kutbu arası kuvvet akı nı knatın nda. armoni * Türlü sesler arası sağ nda lanan uyum.

ayan * Bu halka özgü olan (ş ey). n) * her ş kusur bulmak. Arnavut kaldımı rı * Yollarda irili ufaklı larla geliş taş igüzel yapı kaldım. Arnavutluk * Arnavut olma durumu. Arnavutlaşrma tı * Arnavutlaşrmak durumu. ş sı armut kabağ ı * Ürünü. * Arnavutluk ve çevresinde yaş bir halk. n ğ ı Arnavutlaş ma * Arnavutlaş mak. Arnavut bacası * Çatı penceresi. * Arnavut halkın bütünü. aromatik * Öküz gözü. armut piş zı düş ağ ma ! * bir iş hiç emek harcamaksın onun kendiliğ e zı inden olması bekleyenlerin durumunu anlatı nı r. sır gözü. dı ı armutun sapı üzümün (veya kirazı çöpü var demek var. armut biçiminde top. armuz Arnavut * Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtaların yan yana gelmeleri sonucu araları oluş nı nda turdukları çizgi. mastı ğ ı çiçeğ i. bön. Arnavutlarıkullandı dil. hiçbir ş beğ eye eyi enmemek. nda ğ ı . armut top * Boksörün çalı ş maları kullandı içi havalı şderi.* çok anlayı z. armut biçiminde olan bir süs kabağ ı . Arnavut biberi * Acı rmı biber. lan rı Arnavutça * Hint-Avrupa dilleri ailesine giren. Arnavutlaş mak * Arnavut dilini ve kültürünü benimsemek. . kı zı Arnavut ciğ eri * Ciğ tavası er . armut kurusu * Daha sonraki mevsimlerde yenmek üzere kurutulmuş armut. nı arnika aroma * Bitki özlerinden veya yağ ndan elde edilen hoş ları koku. tı Arnavutlaşrmak tı * Arnavut kimliğ kazandı ini rmak.

ğ ı arpalı k * Arpa ekilen yer. arpacı lı k arpağ an arpalama * Atlarıayakları görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalı n nda k. aromalı . arpa tarlası . * Arpa konulan yer. arp * Bkz. * Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalı. * Arpa biçiminde ş ehriye. arpa boyu kadar gitmek (veya yol almak) * pek az ilerlemek. araba gibi bir taş aracı doldurma ve boş ı t na. * Yabanî arpa. * Tüfek. yurdumuzda mı lan. i. maklı * Karş ksıyarar sağ lan yer veya kimse. * Hayvanıdiş bulunan ve hayvan yaş kça silindiğiçin yaş belli eden bir niş n inde landı i ı nı an. * Bu bitkinin taneleri. . tabanca gibi ateş silâhlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve niş alı gezle birlikte li an rken göz ile hedef arası aynı üzerine getirilen küçük çıntı nda çizgi kı . çok yetiş tirilen bir bitki (Hordeum vulgare). ı z lı lanı * Arpa yetiş tirme veya alı satma iş p i. yiyecek gibi ş veya para. arpacı kumrusu gibi düş ünmek * ne yapacağ bilmeyerek derin derin düş ı nı ünmek. arpa ş ehriye * Arpa biçiminde dökülmüşehriye. arpa * Buğ daygillerden. * Müftü ve kazasker gibi din görevlilerine aylıyerine verilen giyecek. harp (II). llara arpa suyu * Bira. bir su deposu eklenmesiyle oluş turulan. arpacısoğ k anı * Tohumdan yetiş tirilen ve tohumluk olarak kullanı küçük soğ lan an. arpa ektim. ş arpacı * Arpa alan ve satan kimse. taneleri ekmek ve bira yapı nda kullanı hayvanlara yem olarak verilen. darı ktı çı * ters sonuç veren iş için söylenir. arpacı k * Göz kapağ n kenarı çı küçük çı it dirseğ ı nı nda kan ban. altma düzeni olan. sulamaya yarar araç.* Hoş kokulu. arozöz * Kamyon. ler arpa güvesi * Tahı dadanan bir güve türü. k eyler * Baş k.

arpalıetmek k * arpalıyapmak. n çan rnı saltması As. acak ş lıklı rnaş . zı k. arpçı arpej arsa arsenik * Atom numarası atom ağ ğ74. arsı zlanmak * Arsı k etmek. kı arslan * Aslan. z za ş an arsı zlanma * Arsı zlanmak iş i. * Bir akort oluş turan seslerin birbiri arkası çalı ndan nması . Kı en. arslanıadı kmı çakallar baş n çı ş .7 olan. mak. atmosfer bası altı 4500 C de u ncı nda süblimleş maden filizlerinde çok yaygı bulunan. kudurmak. ş klı * Arp çalan kimse. * Kolayca üreyebilen (bitki). ı ı rlı unluğ 5. sı ı k. ş * Aç gözlü davranan (kimse). arsı k etmek zlı * utanmadan. sı otu. arsı yakı biçimde. zlı arsı ma zlaş * Arsı mak iş zlaş i. sılması lık. yıarak. k arpalıyapmak k * bir kaynaktan sürekli olarak çı sağ kar lamak. metal görünümünde basit element. lı ş rnaş arsı zca * Arsıgibi. arsı z * Utanması kı olmayan. arsı mak zlaş * Arsıduruma gelmek. arsı ulusal * Uluslar arası . arslanlı . sılmadan. * Üzerine yapı lmak için ayrı ş yapı lmıyer. . keser * haksı ğveya kötülüğ esas yapanıyerine bu konuda adı plâna çı kiş anlamı kullanı zlı ı ü n ön kan iler nda lı r. yoğ 33. aç gözlü davranmak. z arsı k zlı * Arsıolanıdurumu veya arsı yakı z n za ş davranı yı ı k. arsıarsı z z * Utanmaz bir biçimde. sı arak. yıı yüzsüz (kimse). yüzsüzce davranmak.91. arpası gelmek çok * coş azmak.

ı arş iv arş ivci arş ivleme * Arş ivlemek iş i. tramvay gibi elektrikle iş leyen taş ı tlarda telden elektrik akı almaya yarayan. lk * Dokuzuncu kat gök. nda * Belgelik. ı n ı n * Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan. geri. ı k it arş ı nlama * Arş ı nlamak iş i. arş ı nlamak * Arş ölçmek. * Keman yayı . sı zı * Avusturya hanedanı prenses. arş k ı nlı arş idük arş es idüş * Arş ölçüsünde. troleybüs. arş arş e * Askerlikte "yürü" komutu. arş ivlemek * Arş kaldı ive rmak. * Tren. ı nla * Amaçsı geniş mlarla dolaş z. adı mak. arş * İ dinî inanına göre göğ en yüksek katı slâm ş ı ün . ivde art * Arka. * Bir ş öbür yüzü. yukarı mı ya doğ uzanmıdemir yay. art avurt . * Yaklaş olarak 68 cm ye eş olan uzunluk ölçüsü. eyin art arda * Birbirinin arkası ndan. ru ş arş etip arş ı âlâ arş ı n * İ örnek. arş saklamak. arş ivcilik * Arş ivcinin yaptı iş ğ veya görevi. arş kadar. * Belgelik görevlisi veya uzmanı . * Arş idükün karıveya kı.* Osmanlı devletinde kullanı arslan baskıgümüş lan lı sikke.

ş ı k artakalma * Artakalmak iş i veya durumu. art düş ünce * Bir düş üncenin arkası gizli tutulan ası ünce. fazla bulunmak. ş ı k * Çoğ fazlalaş artı . ı n art damak ünsüzü * Ciğ erlerden gelen havanı dil sı yardı yla art damağ çeş noktaları bazen patlayarak. ğ u . art eteğ namaz kı inde l * çok temiz huylu kimseler için söylenir. . hinterland. geriye kalmak. artağ an * Alılandan veya beklenilenden artıverimi olan. art niyet art oda art teker * İ gücü sağ tici layarak bisikleti yürüten teker. mlı artağ k anlı * Alılandan veya beklenilenden artıürün verme durumu. alan. bazen de n rtı mı ı itli n nda sı zarak oluş turduğ ünsüz: k. diyakronik. * Gözde iris ile billûr cismin arası ndaki boş luk. bereket. hareket). artçı * Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğ güvenliğ sağ in ini lamak için arkadan gelmek üzere bı lan rakı kı dümdar. bereketli. artakalmak * Artmak. sı nan art zamanlı bilimi dil * Dil olayları değik zaman ve evrim açından ele alan dil bilimi. * Geçmiş sanat veya edebiyat çırı sürdüren (sanatçı bir ğ nı ı . artçı lı k * Artçın görevi. art zamanlı * Evrim açından ele alı süre içinde birbirini izleyen. nı * Art düş ünce. nı iş sı art zamanlı lı k * Değ ik zaman ve evrim açından incelenen dil olayların özelliğ diyakroni. iş sı nı i. yında art damak * Damağ arka bölümü. p. an. ta. nda l düş art elden * birini oyalayı ondan gizli olarak.* Avurdun arka bölümü. g. art avurt ünsüzü * Dil ucunun art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses. a ndan an ndan art bölge * Deniz kısı bulunan bir yerin gerisindeki bölge.

daha fazla. * Bir ş harcandı sonra onun artan bölümü. lda l. . ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. * Toprağburgu ile delinerek açı ve suyu yükseğ fı ran kuyu. gün. pozitif sayı . artı uç artı k * Elektrikli çözümlemede. artı klamak * Yemekte artıbı k rakmak. artı çoğ ş alma. sırdan büyük sayı areti fı . sıya batı p akı n geçmesini ağ vı rı lı mı layan. *İ çildikten. . ldı * Kalan veya artan bölüm. * Sırdan büyük. anot. yeter. fı iş ). metal uçlardan artı yüklü olanı . * Bundan böyle. yenildikten veya kullanı ktan sonra geriye kalan. artı mlı artı n artılma rı * Piş ştiğiçin miktarı ince iş i artmıgibi görünen. * Trafiğyoğ olan ana yol. ey ktan * Daha çok. ı tı artı sayı * Kendisinden önce + iş bulunan. önünde artıareti bulunan (sayı eksi karş . * Artılmak iş rı i. artıdeğ k er * İçinin. artı m * Artma. artıemek k * İçinin. karşğödenmeyen emek. pozitif. dört yı bir gelen 29. artı * Toplama iş leminde + iş aretinin adı . i un * Atardamar bozukluğ u. iş ş gücünün karşğolarak. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı artıgün k * Artıyı k llarda ş ayı eklenen. * Artı klamak iş i. sonra. artağ ş an. daha. zait.arter * Atardamar. ödenen değ üzerinde ürettiğve iş ıı lı erin i verenin. ı lan e ş kı arterit artezyen artezyen kuyusu * Artezyen. karşğ ödemeksizin ıı lını sahip olduğ ek değ u er. ubat na lda artıyı k l artı klama * Dört yı bir gelen 366 günlük yıseneikebire. * Katyon.

artılmak rı * Artı rmak iş konu olmak. artist gibi. en ğ ı * Arttı rmak iş i. artı rma * Artı rmak iş i. * Artistin görevi. artı çoğ ş m. * boylu poslu. ine altı artım rı * Bir ş idareli harcayarak onun bir bölümünü artı iştasarruf. baş cı n i * Tutumlu davranıbiriktirmek. * Eskisinden daha çok çoğ almak. sanatkâr. * Gereğ harcandı sonra bir miktar geri kalmak. * Bir malı ka alıları verdiğfiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek. * Alılar arası cı ndaki yarı ş maya dayanan ve en yüksek fiyatı sürene malıverilmesiyle biten yöntem. * Yükseltmek. * Güzel sanatlarıgerektirdiğniteliğ uygun. fazlalaş eri mak. ince ktan * Değ yükselmek. artma. eyi rma i. p * Herhangi bir davranı ileri gitmek. artist * Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse. iltihapsı süreğ eklem hastalı. artı ş artist gibi artistçe artistik artistlik artrit artroz arttı rma arttı rmak . mlı * Artiste benzer biçimde. alı . tezyit edilmek. artma * Artmak iş i. * Genellikle ş bozucu. sanatlı n i e . * Artı rmak işyapı i lmak. çoğ lmak. sanatçı . ş ta * Artmak iş i veya biçimi. tasarruf etmek. * Eklem romatizması . artı rmak * Artması sağ nı lamak. * Artist olma durumu. artmak artmak * Büyük heybe. * Müzayedede artı rma. ekil z. * Eğ lence yerlerinde gösteri yapan kimse. çoğ altmak. güzel ve alı (kimse). n müzayede.

arzanî arziyat arzu * İ dilek. liğ i. jeoloji. arz ve talep * Üreticinin piyasaya mal çı karması tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları ve . yeryüzü. arzuhâl * Dilekçe. ile arz odası * Mevkii olan insanları halkla görüş ü oda. sunu ve istem. bildirme. kapalı veya açı k değ salı lı k klı erlerine göre türlü ses kalı ndan oluş Divan pları an Edebiyatı m ölçüsü. geniş lik. arzu duymak * birine veya bir ş karşistek duymak. * saygı bildirmek. eye ı arzu etmek * yürekten istemek. istida. arz dairesi * Bkz. * Enine olan. stek. * En. tüğ arz talep kanunu * Belirli bir piyasada sunu ve talep dengesini düzenli tutma sistemi. * Yer. * Heves. arz arz arzuhâl gibi (veya kadar) * bir mektubun çok uzun olduğ anlatmak için söylenir. arz etmek * sunmak. enlem. * Yer bilimi. * (büyük bir makama) Anlatma. ü Aryanizm * IV. arz * Sunma. yüzyı Arius adlı papazıkurduğ ve Hristiyan inanını tersine olarak İ n tanrı ı inkâr lda bir n u ş n ı sa'nı lını ğ eden mezhep. n. enlem dairesi. nazı arya * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğ genellikle kendi içinde bütünlüğ olan parça. arz derecesi * Bkz.aruz * Hecelerin uzunluk ve kı k. unu .

i As * Arsenik'in kı saltması . arzusu kalmak * isteğyerine gelmemek. arzuhâlcilik * Arzuhâl yazma iş i. n kları asabî * Sinirli. stek arzulu *İ stekli. hükümdarları mareş n. kları * Sinir hastalı uzmanı kları . * Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğ eş parçalardan her biri. din adamların güç sembolü olarak. * Ast sı nıkı lmı. * Sinirle ilgili. allerin. yazan kimse. asabîleş me * Asabîleş iş mek i. arzulama * Arzulamak iş i. as as * Kakı m. istemek. asabîleş mek * Kı zmak. sinirsel. sinirlilik belirtileri göstermek. öfkelenmek.arzuhâlci * Para ile dilekçe. * Eskiden ihtiyarları baston yerine kullandı uzun sopa. arzulamak * İ duymak. sinirlenmek. ü it * Ara yön. hevesini alamamak. kları * Sinir hastalı ile ilgili hastahane bölümü. * Sinir hastalı ile ilgili hekimlik kolu. eklendiğkelimenin daha aş ı fatın saltı ş ı i ağderecelisini anlatan yeni kelimeler türetmeye yarar. törenlerde taş kları nı ı dı bir tür ağ veya metalden değ aç nek. asa * Bazı ülkelerde. hevesli. *İ skambil kâğ nda birli. ı tları * Bir iş baş gelen (kimse veya ş te ta ey). asabîlik asabiye * Asabî olma durumu. özlemek. mektup vb. asas kat as yön asabiyeci .

ekti. ı tı * Kendi adı hareket ederek. * Bir görevi yüklenmiş olan. kripton. o görevin sahibi olan kimse. na asaleten asaleten atama * Sürekli görev yapmak üzere bir göreve atama. argon. asamble asansör araç. . tufeyli. asalaklaş ma * Asalaklaş durumu. asalak parazit. temel niteliğ olan. asansör boş u luğ * Binalarda asansörün iş lemesi için bı lan boş rakı luk. lı inde asal gazlar * Atomların dıelektron halkaları nı ş tamamı veya geçici olarak elektrona doymuş yla olan gazlar (helyum. asabî yapıolma. asansörcü * Asansörün bakı ve onarı nı m mı yapan kimse. parazitoloji. esasî. ı tı * Yazı veya sözde bayağsöz ve deyim bulunmaması da ı durumu. ş ması sağ asap asar * Sinirler. lar. soy gazlar. öbürü sayın kendisi olan doğ sayı olan nı al (lar). * Bir görevde temelli olarak.asabiyet asal * Sinirlilik. ası l olarak. neon. * Baş nısı ndan geçinen (kimse). kaların rtı asalak bilimi * Asalaklarıyapını ayını n sı. * Otel ve hastahane gibi büyük kuruluş larda asansörün düzenli çalı nı layan kimse. ksenon). mak asalaklaş mak * Asalak duruma gelmek. n * Soyluluk. onun zararı yaş baş canlı nı na ayan ka . vekillik karş . vekâleten karş . yaş ş . asillik. lı * Başca. konakçı iliş ı yla kisini ve yaptı hastalı ğ ı klarla bu hastalı karşgiriş klara ı ilecek savaşkonu alan bilim dalı ı . asalaklı k asalet * Asalak olanıdurumu. * Yapı eserler. *İ nsanları yükleri bir yapın bir katı ötekine veya yüksek yerlere çı p indiren elektrikle iş veya nı ndan karı ler * Kurul. asal sayı (lar) * Bölenlerinin kümesi iki elemanlı elemanlardan biri 1. * Bir canlın içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak.

aselbent * Hekimlikte ve koku yapı nda kullanı aselbent ağ nı kabukları mı lan. güvenlik. kolayca alev alıeter kokusunda bir sı. n nda lan ş ı . senkron. * Ana maddesi katran olan ve yollarıkaplanması kullanı karım. asbest yünü * Asbestin iş lenerek yün biçimine sokulmuş u. sirkeyle aynı özellikleri taş ı yan. güçlü ve beyaz bir ık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. i aç * Eş zamanlı olmayan. taş ndan an rı te i iş pamuğ kaya lifi. ı nı rı ndan asenkron asepsi aseptik asesbaş ı * Yeniçeri ocağ ı ndaki askerî görevinin yanı ra. * Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu. saydam. * Sirkeyle ilgili. acın çizilerek elde edilen bir reçine. * Bu reçinenin elde edildiğağ (Styrax officinalis). nı unu asetilen aseton asfalt * Renksiz. * Birleş imine asetat karı rı ş ş lmı tı . yadıkurun. kılmadan bükülebilen ve ateş niteliğdeğ meyen bir mineral. * Her türlü mikroptan arı ş nmı . ortanı n çorbacı ına verilen ad. asbest * Tremolitin bozulması oluş lifli. asbaş kan *İ kinci baş kan. eş lama baş zaman karş . baş sı asetat asetatlı asetik * Asetik asidin tuzu veya esteri. lar. ı tı n * İ kullanmadan. msak ş ı * Birçok organik maddeyi eritmekte kullanı uçucu. asayiş berkemal * Güvenliğ yerinde olduğ anlatı in unu r. ases * Gece bekçisi. u. düzenlilik. asetik asit * Sirkeye tadı ve özelliklerinden birçoğ veren asit. vı * Siyah renkte ş ekilsiz bir cins bitüm. yalnııyardı ile aygı pansuman gereçleri gibi ş lâç z sı mı t ve eyleri mikropsuzlaşrma iş tı i. * Osmanlımparatorluğ İ unda yeniçeri ocağ n kaldılması önceki güvenlik görevlisi. sarı kokulu.asarı atika asayiş * Eski yapı eski eserler. lan r. baş sı ş ehrin düzenini korumakla da yükümlü olan 28. baş ve bitme anları ka olan (olaylar).

asfaltlamak * Asfaltla kaplamak. ortak payda. en düş . kopya karş . ı lü ası l * Bir ş kendisi. * Gerçeklik. nda * Asmak iş i. baş gelen. sağk. Muhammed'in meclislerinde ve konuş maları bulunanlar. fat ası olmak (veya ası kalmak) da da * bir iş son verilmeyip öylece bı lmıolmak veya kalmak. asısuratlı k * Hoş nutsuzluğ kı nlını unu. esas. l) lı ta ası l nüsha * Bir yazma eserin veya belgenin kopyaların dayandı özgün biçimi. en aş ı azı ağ en ndan. zgı ğ yüzüne sert bir anlam vererek belirten" öfkeli görünüş yüzü olan. ük. lan ş * (a'sıBaşca. ası -ası -esi / * Fiilden sı yapan ek. e rakı ş ası k * Somurtkan. ulaş ve kültür gibi da. eyin ı tı * Kök. asfaltla kaplanmak. köken. asgarî ücret * İçilere bir çalı günü karş ğolarak ödenen ve iş ş ş ma ıı lı çinin gı konut giyim. nı ğ ı ası lar l sayı . nesep. * Ası lı . * Soy. uyuş konu. asgarı terek müş * Herkes tarafı kabul edilen nokta. örnek. lı ı m ihtiyaçları günün fiyatları nı üzerinden en az düzeyde karş ı lamaya yetecek ücret. lan ulan asgarî * En az. * Minimum. üzerinde anlaş ndan maya varı husus. gerçek olarak. sahabeler. asfaltlanma * Asfaltlanmak iş i. ashap * Sahipler. * Aranı nitelikleri en çok kendinde toplamıolan. asfaltit * Petrolün ayrı ş ile oluş ve çoklukta tortul kayaçlarıgözeneklerinde bulunan doğ bitüm. hakikat. * Hz. ana. kaynak. * Bir ş temelini oluş eyin turan. asfaltlanmak * Asfalt dökülmek.* Asfaltlanmı ş . ması an n al asfaltlama * Asfaltlamak iş i. * Gerçek.

i. intifa etmek. ı * Asma iş i. baş nda çiğ ası r * Yüzyı l. sı mak. kökenli. * Sı an. süspansiyon. zla * Boynuna ip geçirip sallandılarak öldürülmek. * Ası ş lmıolan. süspansiyon. ası olmak ntı * tebelleş olmak. . ası lı ası lı ş * Ası iş lmak i veya biçimi. dayanaksı köksüz (haber). ası llı ası lma ası lmak * Bir kökene dayanan. tehir. * Çözünemeyen madde parçacı nıdibe çökmeden bir sı ortamda kalmıdurumu. ası l vurgu * Kelimenin aslı ndaki vurgu. ey ı sı srar * Hı eline almak. kların vı ş * Böyle bir sı karımı vı ş . * Tutup çekmek. rnaş asıkesmek p * (genellikle iş ı bulunan bir kimse için) yasayı neyerek sert davranmak. çiçekleri ası ş insana benzeyen ve köklerinden salep çı lan bir bitki. rı * Karşcinsin ilgisini çekmek için çarpı davranı ı cı ş larda bulunmak. ası m ası takı m m * Kadı n takı kları eş . ası lanmak * Bir ş eyden yarar sağ lamak. * Birini tedirgin edecek kadar üzerine düş me. idam edilmek. ru z. * Israrla üzerine gitmek. lmıbir karı ası z lsı ası ltı * Doğ olmayan. * Asmak işyapı veya asmak iş konu olmak. tavik.* Sı veya üleş ra tirme eki almamıyalı sayı ş n lar. i lmak ine * Bir yere tutunup sarkmak. sonuna kadar mücadele etmek. * Bir ş isterken karş ndakini tedirgin edecek derecede ileri gitmek üstelemek. ı etmek. temelsiz. tebelleş rnaş olan kimse. ası lanma * Ası lanmak işintifa. * Ası iş lmak i. nları ndı süs yası ası ntı * Bir işhemen yapmayı bekleterek geri bı i p rakma. ası ş lmı adam * Salepgillerden.

asil * Soylu. isyan eden. sonuş maz. kendine uydurma. isyan etmek. isyan etme. dik baş. * Soylu. asilik etmek * karşgelmek. ası rlarca * Yüzlerce yı l. kendine benzetme. rsı lı * Un. ı asimilâsyon * Benzer hâle getirme. * Soylu olma durumu. asilzade asilzadelik * Soyluluk. * Bir görevde temelli olan. * Yüksek duygu ile yapı lan. * Bu söz "benzeş mek". ı tı asileş me * Asileş iş mek i. "kendine uydurmak" anlamı "asimile etmek" biçiminde kullanı nda lı r. . ı kaldı asilik * Asi olma durumu. aside asidimetre * Asitölçer. baş ı kaldı rmak. asalet. ş zlı ı * Simetrik olmayan. soyluluk. asık rlı asi * Yüzyık. bakımsı ş z. * Benzeş me. asillik * Asil olma durumu. asimile asimptot * Bir eğ giderek yaklaş ama sonuna kadar uzatı bile yaklaşğhâlde eğ kesmeyen doğ riye an. llı * Baş ran. lsa tı ı riyi ru. vekil karş . kaldı * Hayı z. özümleme. asileş mek * Karşgelmek. baş rmak. asimetri asimetrik * Simetrisi olmayan. bakımsı k. et ve bamya ile yapı bir Arap yemeğ lan i.* Çağ . isyankârlı k.

ndan lan asker ocağ ı * Askerlik ödevinin yapı ğkı ordugâh. askerce askerci * Asker yanlı. asit alkol asit borik * Bkz. ldı ş ı la. mcı * Araşrma görevlisi. sı askercilik * Askere yakır biçimde. tı n asit * Turnusolün mavi rengini kı zı çevirmek özelliğ olan ve birleş rmıya inde imindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluş turan hidrojenli birleş hamı ik. asker çı karmak * (bir devlet) belli kanunlara bağ olarak asker toplamak. * Ordunun yalnıer rütbesinde olan bölümü. tı asistanlı k * Asistan. z * Topluluk düzenine saygı olan. tahkimli bölge. * Bkz. sı * Yurdun korunması yolunda iyi dövüş mesini baş aran. asit fenik asitölçer ask askarit * Bağ solucanı ı rsak . * Aynı zamanda asit ve alkol grupları içeren birleş nı iklere verilen ad. asker kaçağ ı * Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağ ı ayrı veya oraya gitmekten kaçan kimse. yı man yı na asker gibi * disiplinli. * Bkz. düzgün. araşrma görevlisi olma durumu asistanıgörevi. asker * Erden mareş kadar orduda görevli bulunan herkes. borik asit. ale * Askerlik görevi veya ödevi. asklı .asistan * Yardı . z. lı * kılara ve en çok düş kıları asker indirme. gemi. asidimetre. ş ı . disiplinli. ini. asker tayı nı * Erlere verilen azı k. * Bir asidin özelliğ konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz. fenol. asker olmak * askerlik ödevine baş lamak. tersane gibi hizmet yerlerine verilen ad.

lan askerlik yapmak * kanunlara göre yurttaş n yükümlü oldukları ları ordu ödevinde bulunmak. askere gitmek * askerlik ödevini yapmak için orduya katı lmak. askerlik ödevi ordu hizmeti. disiplini. . askerlik hizmeti * Orduda belirli bir sürede yapı yurt ödevi. askeriye * Askerlik. askerlik yoklaması * Askerlik ş ubelerine kayı kimselerin belirli zamanlarda yapı durum yoklaması tlı lan . askerlik niteliğkazanmak. kanunları nda yürütmekle görevli sıf ve bu sıftan olan asker. askerlik etmek * askerlik yapmak.* Askerci olma durumu. askerlik * Asker olma durumu. * Bir tür çocuk oyunu. askere özgü. askerî inzibat * Askerî birlikler arası düzeni. itim askere çağlmak rı * askerlik ödevini yapmak için ş ubece istenmek. i n tan askerî rüş tiye * Askerî ortaokul. askerî ambargo * Bir ülkeyi cezalandı amacı askerî alanda yaptım uygulama. kili i askerîleş tirme * Askerîleş tirmek iş i. askerîleş mek * Bir yer askerlikle iliş duruma gelmek. askere alı nmak * askerlik ödevini yapmak için er eğ merkezine gönderilmek. askerîleş tirmek * Asker yönetimine geçirmek. rmak yla rı askerî ataş e * Bir ulusun yabancı ülkelerdeki elçiliklerinde görevli askerî uzman. (bir ş askerlik niteliğkazandı eye) i rmak. nı nı askerî kaput * Askerlerin giydiğkalı kumaş üstlük. askerîleş me * Askerîleş iş mek i. askerî * Askerlikle ilgili. askerlik dairesi * Yurttaş askere alma iş ları leriyle görevli olan askerlik ş ubelerinin bağ bulundukları lı bölge dairesi.

u u çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü. ask an askospor asla Aslan aslan * Kedigillerden. Yengeç ile Baş burçları nda yer alan burcun adı ak arası . hiçbir biçimde. yı cı rtı. tabanca gibi ödül. * Ası saklanacak sebze. ev sahibi tarafı usta için veya düğ arabaları düğ sahibi lan ları sı ndan ün na ün tarafı arabacı armağ olarak ası kumaş ndan için an lan . * Gürbüz ve yiğ adam. sı askı almak ya * altı alıdesteğkalmayan yapı dikmelerle boş tutarak yılmaktan kurtarmak. arslan. ı lan * Kadı n kullandı altıdizisi veya zincirli mücevherat. boş p i yı lukta kı * oturmuş veya batmıbir gemiyi yüzdürmek için baş teknelere asarak kaldı ş ka rmak. nları ndan lan * İ böceğ kozası sarması yanı konulan çalı rpı pek inin nı için na çı . Zodyak. savsaklamak. * bir işzamanı yapmayıbelirsiz bir zamana bı i nda p rakmak. erkekleri yeleli. lmıdizi * Yeni yapı yapı n çatına. ) sı askı lı askı lı k * Avcı n sı na taktı askı mı ları rtları kları takı .askı * Üzerine herhangi bir ş asmaya yarar nesne. ey * Pantolon veya giysilerin düş mesini önlemek için omuzdan aş lan bağ ı rı . askı çı ya kmak * ipek böceğkoza sarmak üzere dallara çı i kmak. askı kalmak da * (bir işbir engel dolayıyla sonuca varamamak. * Zodyak üzerinde. asklı * Sporları denen torbalar içinde oluş (mantar). * Hastahanelerde kık kol veya bacakları ası tutturulduğ araç. askı ntı * Baş nısı ndan geçinen. meyve. n * Hiçbir zaman. * Saz ş airleri arası yapı deyiş ş üstün gelene verilmek için duvara ası kumaş nda lan yarında ı lan . it * Asklı mantarları sporuna verilen ad. nları ğ n ı * Düğ ünlerde geline yakı tarafı takı hediye. . maya * Saklanmak için tavana ası ş veya hevenk. ı z * Askı olan. kahve taş ı yarar kahveci tepsisi. uzunluğ 160 cm. rı n larak u * Çay. * Gelinin oturacağyerin üstüne ası süsler. kuyruğ 70 cm ve ucu püsküllü. * Artı eksiltme gibi resmî iş rma. kaların rtı * Karşcinsi rahatsıeden kimse. askı çı ya karmak (veya çı lmak) karı * evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayı nı bulunduğ yerde askı tların u yoluyla ilân etmek. ilânların ilgili daire duvarı belli bir zaman süresince asıdurması nı nda lı . lı p * Vestiyer. fener. askı bı da rakmak * sonuca vardı rmamak. Afrika'da yaş ayan.

güzel. lı ı aslan kesilmek * aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek. türlü renkte. aslan yürekli * Çok yiğ hiçbir ş it. aslan yatağ ı belli olur ndan * bir kimsenin oturduğ yerin durumu. beyaz çiçekli bir yabanî bitki (Alchemilla). onun kiş ini belli eder.aslan ağ zı * Havuz kenarları konulan ve ağ ndan su akan aslan biçiminde süs taş na zı ı . uygun bir durumda olması u iliğ gerekir. aslı astarı * Esası ruluğ geçerliliğ . sarı . yer pı lan rasası (Leonurus). itlik. lar lan aslanı ağ nda n zı * elde edilmesi çok güç. gerçek ş ekli. güçlü ve yakıklı ş . aslan payı * Hak edilenden daha çok alı pay. aslangiller * Kedi cinsinden olan bütün et oburları içine alan hayvan familyası . aslı astarı (veya aslı ) olmamak aslı * yalan. nan aslan sütü * Rakı . aslankulağ ı * Bir sap üzerinde dizili sarı kı zı veya rmı çiçekli otsu bir bitki. aslan gibi. kokusuz çiçekleri olan bir bitki. aslanlı k * Yiğ cesaretlilik. delikanlı için kullanı bir seslenme sözü. eyden korkmayan. *Ş irpençe. lsı . i. raca aslanca * Aslana yakır yolda. aslanı m! * gençler. aslan gibi * boylu boslu. aslankuyruğ u * Ballı babagillerden. doğ u. aslen * Kök veya soy bakı ndan. ası z olmak. yiğ ş ı itçe. mı aslı astarı * iç yüzü. aslanpençesi * Gülgillerden. eskiden hekimlikte terletici olarak kullanı bir bitki. aslanağ zı * Sı otugillerden. ı * sağğyerinde.

* Ası şası lmı lı . aslî düş ünce * Ana fikir. filoksera (Phylloxera vestatrix). * Bu türün ince uzun. dalları çardak üzerine yayı bitkilere genel olarak verilen ad. asma kilit * Kilitlenecek ş üstündeki halkalara geçirilip kapatı biçimde yapı ş eyin lacak lmıkilit. lan asma kat * Yapı genellikle tabanla birinci kat arası yapı basıtavanlı boş larda na lan. lan * Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). asma köprü * İ baş ki ı ndaki ayaklardan baş dayanağolmayan. altı kat. çoğ ka ı unlukla uzun ve yüksek köprü. msı asma kabağ ı * Kabakgillerden sürüngen veya sarı mevsimlik bir kabak türü (Lageneria vulgaris). * Asmak iş i. sarı renkte bir böcek. asma bığ yı ı * Asma dalların çevresine tutunması yarayan yeşuzantı sülük. asmalara zarar veren. k . nan. asma biti * Eş kanatlı lardan. asma merdiven * Yukarı ucundan bir yere ası kullanı ip merdiven. larak lan asma yaprağ ı . uydurma. lgan. aslî maaş * Devlet dairelerinde çalı memurlara verilen aylın. sebze olarak kullanı ürünü. * Asmagillerden. aslî nüsha * Bir yazın çoğ lması örneklik eden ilk nüsha. asma asma bahçe * Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapı ş lmıbahçe. aslî * Temel olarak alı esas olan. . yükselmeye temel olan her aş ş an ğ ı aması . nı na il lar. esas.aslı kmak çı * gerçek olduğ anlaş u ı lmak. nı altı na asliye asma * Temel. aslı yok faslı * yalan. aslı nesli aslı k * Kır olan (kadıveya diş sı n i hayvan). * Soyu sopu. gerçek olduğ ortaya çı u kmak.

asrîleş mek * Çağ llaş cı mak. daş ma. asmagiller * İ çeneklilerden. Muhammed'in yaş ğzaman. da asrı saadet * Hz. azı tarak * Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek veya görevi olan bir iş i özürsüz yapmamak. asorti asortik asosyal * Sosyal olmayan. asrîlik * Çağ llı cık. adı ı asrî asrîleş me * Çağ llaş çağ laş cı ma. aynı m aksanı veren ünlünün ondan sonra veya önce gelen ünsüzü hiç dikkate almadan tekrarlama ş eklinde uyak. asparagas * Uydurma. lmıyer asmolen asonans * Piş toprak. da * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. asmalı asmalı k * Yarı kafiye. her dizenin sonunda gelen. gibi aspidistra * Zambakgillerden. çağ l. * Havadaki duman. belli baş türü asma olan bitki familyası ki lı . çağ laş daş mak. * Asması olan. kuş anmak. * Üzerine takı nmak. toz vb. * Bir kimseyi boğ ndan ip geçirip sarkı öldürmek. cı . asmak * Bir ş aş ı sarkacak biçimde bir yere iliş sarkı eyi ağ ya tirip tmak. genellikle saksı yetiş da tirilen. ekş rak ilâç. rı düş lan imtı aspur * Yalancı safran. putrel nervürler arası konulan delikli tuğ na la. gerçekmiş gösteren haber. idam etmek. birbirini tutar renk ve yapı olan. cüruf ve beton karımı yapı kiriş miş ş ndan ı lan . emmeç. gerçek olmayan. doğ ruya kan aspiratör aspirin * Ağ kesici ve ateş ürücü olarak kullanı beyaz renkli. ş arı * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. yaprakları rudan doğ topraktan çı bir süs bitkisi. yabancı maddeleri emerek dı atan cihaz. * Asma için ayrı ş veya toprak. birbirini tutar renk ve yapı olan.* Zeytinyağ ve etli dolma yapmakta kullanı körpe asma yaprağ lı lan ı . * Modern.

nda nmıve . ı n na * Sı veya boyadan önce vurulan kat. çekmek) * astar boyası boyamak. ile astarı yüzünden pahalı olmak * bir iş ayrı ları harcanı para veya emek. astarlı k astarya * Astar olmaya elveriş(kumaş li vb. * Boyacı astar vurmak. astarlanmak * Astar geçirilmek. astarlatma * Astarlatmak iş i. * Bir müzik programı daha çok en son olarak sahneye çı alanı tanı ş çok ünlü olan sanatçı nda kan. va * Gemicilikte bir ş sağ eyi lamlaşrmak için kullanı bez. lı kta.assai assolist ast * Birlikte kullanı ğterimin anlamı aş lıkazandır: Adagio assai çok yavaşçok ağ ldı ı na ı k rı rı . perde. rmak astarlı * Astar geçirilmiş . tı lan aç astar astar boyası * Boyacı ası lı kta l boyadan önce sürülen. * Bir gemiye yükleme veya boş altma için tanı süre. * Alt. astarlatmak * Astar yaptı veya geçirtmek. astarlanma * Astarlanmak iş i. ı r. çanta. lan * Üzerine resim yapı bezin veya duvarıyağ boyayı lacak n lı emmesi için. halat. astarlamak * Astar geçirmek.). madun. ayakkabı ş gibi eylerde. resim yapı lmadan önce sürülen boya. astarlama * Astarlamak iş i. kiri kapatmak ve sürülecek boyanıdayanı lını rmak için n klı ı artı ğ kullanı boya. astarlanmı ş . nan . astarlı zarf * İ yüzüne ince bir kâğ geçirilmiş ç ı t zarf. * Giyecek. u nda * (birine göre) Rütbe veya kı demce küçük olan asker. astar sürmek. * Birinin buyruğ altı olan görevli. ağ vb. elde edilen sonucun değ aş masraflı in ntı na lan erini mak. astar sürmek (veya vurmak. olmak. kumaş veya derinin iç tarafı geçirilen ince kat. astar kaplama * Kontratablalarda kör ağ n biçim değtirmesini önlemek amacı iki yüzüne yapı rı kaplama katı acı iş yla ş lan tı .

ldı yla raş * Yı z falcı ı ldı lı. müneccimlik. ı rı astronomik fiyat * Çok yüksek fiyat. çok sert veya istediğgibi davranan kimseler için kullanı ması i lı r. * Yı z falı uğ an kimse. asteğ menlik * Asteğ rütbesi veya asteğ men menin görevi. bizmutun alfa ınları bombardı sonucu elde edilen yapay element. asteğ men * Orduda en küçük rütbeli subay. * Aş çok yüksek. astı rma astı rmak astigmat * Astı iş rmak i.astası m astat * Öncüllerinden biri önceki tası n vargı durumunda olan bir ek tası mı sı m. i astragan * Karakul kuzusunun kırcıve parlak postu. astatin * Astat. ğ astrofizik astrolog astroloji astronom * Astronomi bilgini. müneccim. ı i * acı z. * Bronş n daralması ileri gelen nefes darlı. astronomik * Gök bilimiyle ilgili olan. astı hastalına tutulmuş mı m ğ ı olan. astı astı kestiğkestik ğ k. astı m astı mlı * Astı olan. * Atom numarası olan. gök bilimci. * Asmak iş yaptı ini rmak. * Net görmeyen. 85 ş yla ı manı Kı saltması At. ları ndan ğ ı astigmatizm * Gözün saydam tabakası meridyenlerin eş nda itsizliğyüzünden net görememe durumu. . felekiyat. astronomi * Gök bilimi. * Gök fiziğ i. astigmatizme tutulmuş (göz). vı k * Bu posttan yapı ş lmıolan.

aş damı * Bazı bölgelerde yemek piş irilen yer. astsubay çavuş * Astsubaylın ilk basamağ ğ ı ı . astsubay kı demli çavuş * Astsubaylın ikinci basamağ ğ ı ı . astsubay * Silâhlı Kuvvetler yasası göre astsubay okulları yetiş Silâhlı na nda erek Kuvvetlere katı astsubay çavuş lan tan astsubay kı demli baş çavuşkadar rütbesi olan asker. . Asyalı lı k * Asyalı olma durumu. n. rahat. * Gök. astsubay üstçavuş * Astsubaylın üçüncü basamağ ğ ı ı . asudelik asuman Asurca Asyalı * Asya'da yaş kimse. astronotluk * Uzay adamı olma durumu veya uzay adamın görevi. gökyüzü. nı astropikal * Tropikal bölgelere yakı fakat daha yüksek bir enlemde olan. astsubay kı demli üstçavuş * Astsubaylın dördüncü basamağ ğ ı ı . sakin. n asude * Sessiz.astronomik rakam *İ nsana ş kı k verecek derecede büyük rakam. astsubay kı demli baş çavuş * Astsubaylın altı ve son basamağ ğ ı ncı ı . mutfak. astsubaylı k * Astsubay olma durumu veya astsubayıgörevi. a astsubay baş çavuş * Astsubaylın beş basamağ ğ ı inci ı . * Huzur içinde olma. * Samî dilleri ailesine giren ve Milâttan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanı ş lmıolan ölü bir dil. ayan * Asya'ya özgü olan. Asya ile ilgili (olan). aş nlı astronot * Uzay adamı . mutluluk. aş * Piş irilerek hazı rlanan yemek.

i aş ı ağgörmek * küçük görmek. denk olan. miktarı . * bir hizmette çok kullanı kiş yakı olarak kullanı lan ice. unu r. irilip ı tı aş ı kepçeye paha olmaz taş nca * sış zamanlarda önemsiz ş kık ı eylerin değ çoktur. aş z ı tı hane. yı kmak. im im * Genel ev. * hamilelikte bazı yiyeceklere karşaş düş ı ı künlük göstermek. adî. ru. hor görmek. eyin * Bir yere göre daha alçak yerde bulunan. er * Aş ı yere doğ ağ ya. çı * Yoksullara parasıyemek yedirilen veya dağ lan yer. aş ı ağalmak * devirmek. yer. . ağbir k aş ı ağmahalle * Yüksek bir yerleş bölgesine göre alçakta kalan yer. yerleş bölgesi. çok arzulamak veya nefret etmek. mı aş ı ağkurtarmaz * bundan daha ucuza olmaz. * Daha küçük. daha az. aş ı ağ * Bir ş alt bölümü. verilecek yemekleri hazı rlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanı lan * Tekkelerde yemek piş irilen yer. tiksinmek. * Bayağ adî. aş ı ocağ * Yemek piş yoksullara dağ lan yer. lokanta. ı . gibi ş ı z aş ı mek ağdüş * düzeyi. aş ı r yeri (veya yanı ağkalı ) yok * nitelikleri bakı ndan baş yla karş tıldında eksiğolmayan.aş erme aş ermek aş evi * Aş ermek durumu. mantarlar ve kara yosunları su dında fazla boy atmayan damarsıbitkiler. aş ı ağ(falan) yukarı * bir kimsenin adın dilden düş nı ürmediğ onun pek gözde olduğ anlatı ini. mı kaları ı rı ğ laş ı i aş ı ağkalmamak * herhangi bir nitelik bakı ndan ondan geri olmamak. nma lı r. aş ı ağbitkiler * Su yosunları . değ yönünden daha az. beğ enmemek. * Düğ ve benzeri toplantı ün larda. * Eğ bir yerin daha alçak olan yeri. aş ermek. rı * Para ile yemek yenilen yer. imli * Niteliğdüş kötü. * daha aş ı durumu kendine lâyıgörmez. aş. eri aş yermek * Bkz. i ük. niteliğalçalmak.

evre. aş ı mak ağ laş * Aş ı duruma düş ağ k lı mek. eyi ağ k lı ersiz aş ı ağ sı aş ama * Aş ı ağtaraftaki. rütbe. aş ı ağ sama * Aş ı ağ samak iş i. lması ru . aş ı ağ latmak * Aş ı ağ lamak iş uğ ine ratmak. aş ı yukarı birlikte. aş ı duygusu ağ k lı * Kiş gerçeklere uyan veya uymayan sebeplerle. hafifsemek. ı k aş ı ağyukarı (yürümek) * bir baş bir baş (yürümek). aş ıyukarı ağ lı lı * Aş ı ve yukarıolan. yeteneksiz ve güçsüz görme duygusu. an ak aş ı ağ lama * Aş ı ağ lamak iş i. tenzil etmek.aş ı ağtükürsem sakalı yukarı m. hor görmek. er mı ra n * Varı istenen bir amaca doğ geçilmesi gerekli dönemlerden her biri. basamak. benliğ yetersiz ve küçük görmesi. merhale. mertebe. tan a aş ı almak ağ dan * sert konuş bir kimseye yumuş bir dil kullanmak. i ük. aş ı ağ lanmak * Aş ı ağduruma düş ürülmek. aş ı ağ lamak * Değ erinden düş göstermek. tezyif etmek. aş ı ağyukarı * Tama yakı yaklaş olarak. aş ı ağ samak * Bir kimseyi veya bir ş aş ı ve değ göstermek. n. alttan almak. tükürsem bığ yım ı * iki karş ve aynı ı t derecede sakı durum karş nda karar verme zorluğ anlatı ncalı ı sı unu r. ağ sı sı ağ sı sı aş ı ağ k lı * Aş ı ağolma durumu. * Niteliğdüş adî. me. hafife almak. aş ı ağ lanma * Aş ı ağ lanmak durumu. aş ı ağ latma * Aş ı ağ latmak iş i. inin ini aş ı kompleksi ağ k lı * Kendini olduğ undan yetersiz. ük * Küçültücü davranı ş larda bulunmak. adilik. aş ı ma ağ laş * Aş ı ağduruma düş mezellet. paye. * Önem veya değ bakı ndan gitgide yükselen bir sı basamaklarıher biri.

kademeli. ş * Bir ağ n dalı gövdesi üzerine. kıl veya koyu esmer renk almıgevrek kil. * Mutfak. aş ı * Organizmada belli birtakı hastalı karşbağı k sağ m klara ı ıklı lamak için vücuda verilen. çı çın * Yemek piş zanaatı bilgisi. evi. aşbaş n görevi. o hastalın ş ğ ı mikrobuyla hazı rlanmıeriyik. m nan * Ondalı k. * Aş (kimse veya bitki). aş arî aş çı aş baltası çı * Kemikli et kesmeye yarar küçük balta. hiyerarş er mı i. aşbaşk çı ı lı * Aşbaşolma durumu. hiyerarş ş i.aş sı ama rası * Önem ve değ bakı ndan gitgide yükselen basamaklar dizisi. * Yemek piş kimse. ı lı aşboyalı ı * Aşboyası ı renginde boyanmı ş . göz. aşbaş çı ı * Birkaç aşnıbirlikte çalı ğyerde bulunanlarıbaş çın şı tı n ı . * Tarı ürünlerinden alı onda bir nisbetindeki vergiler. * Aş evi. * Bir lokanta veya evde yemek piş irmekle görevli kimse. tı i * Bu eriyiğ uygulanması in . aynı acı veya familyanıdaha iyi bir türünden alı dal. aşboyası ı * İ karı demir hidroksit miktarı göre pas sarı. irme veya * Onluklar. tomurcuk gibi n nan parçaları kaynaşrma işveya böylece eklenen parça. * Yemek piş satan kimse. aşkâğ ı ı dı * Aşolanlara verilen resmî belge. aş lokanta. aş amalı * Aş aması olan. çine ş an na sı zı ş * Koyuca kı zı rmı. çı ı çı ı nı aşlı çı k * Aş olma durumu veya aşnıgörevi. ı aşolmak ı * aşyapı ı lmak. ahçı iren . aş erat aş hane . kiremit rengi. * Otoritenin en geniş ölçüde en üst mertebede olarak değ ik önem sı iş raları nda katı kesin bir biçimde arası ve dağ ğtoplumsal teş ı ı ldı kilâtlanıbiçimi. irip * Yemek yenilen dükkân. aş ar * Ondalı k.

âş ı kane * Âş a yaraş biçimde (olan). aş ı oturmak ı cuk ğ * iş olumlu bir biçim almak. en na e * Dalgı kalender (kimse). âş ı k * Bir kimseye veya bir ş karşaş sevgi ve bağlıduyan. ı ğ ı r âş k ı klı âş sı ı klı âş ı ktaş * Âş olanıdurumu. o ş elde etmedeki zorlukları saydını eye eyi hiçe ğ anlatı ı r. i çok âş ı ı kesilmek ğ * tutku hâline getirmek. ayak bileğ bulunan küçük inde kemiklerden biri. yarı ş ş mak. * Seviş bir çiftten kadı oranla genellikle erkeğ verilen ad. ı k n * çok seveni. * Ahbap. sevgilisinin kusurları görmediğgibi. ı aş atmak ı k * yarıetmek. ıklı ş yla ı ı aş ı cı aş lı ık cı * Aş nıyaptı iş ı n cı ğ . arkadaş bir seslenme. çevresinde olup bitenlerle de ka ran nı i ilgilenmez. * Birbirleriyle seviş erkek ve kadı her biri. vurgun. en ndan . aş ı k * Baldı r kemiğile eklemleş bileğ belli baş oynak merkezini oluş i erek in lı turan. ı âş a Bağ sorulmaz ı ğ dad * bir ş çok istekli olan kimsenin. tutkun (kimse). gibi * Aşyapan kimse. eye ıı rı lı k * Halk içinde yetiş deyiş en. âş ıgözü kördür ın ğ * kendisini aş kaptı kimse. aşvurmak ı * bağı k veya tedavi amacı vücuda aşvermek. lerini sazla söyleyen. ı rma. aş atmak (veya aş oynamak) ı k ı k * aş kemiğ oyun oynamak. aş çatı nda. sözlü ş geleneğ bağ halk ş iir ine lı airi. tutulmak. ı k iyle aş kemiğ ı k i * Aş ı k. düş künü. n.aştaş ı ı * Taş durumundaki aşboyası ı . âş olmak ı k * sevmek. aşyapmak. * Yapı ları uzun mertek.

etkilemek. aş rma ı ndı * Aş rmak iş ı ndı i. muaş ı seviş lı aka. m ünce baş na * Soğ a sı sı a soğ su katmak. ı * Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağ n bir parçası anaç üzerine kaynaşrarak üretmek. cağ uk aş ı lanma * Aş ı lanmak iş i. uğ cak. aşyapmak. lanmı(ağ aş ı lamak * Organizmada bağ ı k yaratmak veya yerleş bir hastalı karşkoyabilmek için hazı ıklı ş miş ğ a ı rlanmıbir aş ş ı yı vücuda vermek. lanmıağ * Soğ a sı sı a soğ su katma. aş ı lma * Aş ı durumu. lmak aş ı lmak aş ı m * Aş iş konu olmak. ilkah. * Kendisine aşyapı ş ı lmı(bitki). * Aş ı nmak iş i.âş lı ı k ktaş * Karş klı me. * Erozyon. cağ uk * Bu yolla elde edilmiş . uğ cak. ı seviş lı aş ı lama * Aş ı lamak iş i. * Bitkilerin aşyoluyla üretilmesi. * Yeni aş ı ş aç. * Aş ı latmak iş i. ı * Aş ı ş aç). mak ine * Erkek hayvanı diş çiftleş n isiyle mesi. * Aş ı lamak iş yaptı ini rmak. ine aş ı latma aş ı latmak aş ı lı * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı ş lanmıolan (kimse). acı nı tı * Baş na hastalıgeçirmek. kası k * Birtakı düş veya duyguları kası benimsetmek. aş rmak ı ndı * Aş ı nmak iş uğ ine ratmak. aş ı nma . * Dokunduğ cisimleri eriterek aş u ı nması yol açmak. aş ı lanmak * Aş ı lamak iş konu olmak. na * (bir yere) Pek çok gidip gelmek. aş m ı nı * Aş ı nmak iş i. âş lıetmek ı k ktaş * karşklı mek. telkin etmek.

* Aş ş ı yer. koparı lmaları eritilmeleri. aş lmak ı rı * Politika alanı sağ nda veya sol görüş en ateşve yıcı lerin li kı kanadı . * Aş olma durumu. nmı * On sayı. önem veren. aş duyu ı rı * Herhangi bir duyu organı ve özellikle dokunma duyusuyla sağ yla lanan her tür uyarana karşolağ dıbir ı an ş ı duyarlıgösterme durumu. rası lı ndı aş ı ntı aş ı r aş ı ramento * Çalma. taş n. * Eskimek. veya aş ı nmak * Birbirine sürtünerek incelmek. aş ı rma. * Bir ş gereğ eyin inden çok olanı . ötesinde. aş taş ı ı rı rı * Çok aş . kı * Bir ş gereğ eye inden çok fazla bağ lanan. * Çıntı silinmek.* Yer kabuğ oluş unu turan kayaçları baş akarsular olmak üzere türlü dıetmenlerle yı lı yerinden n. sı * Bir dinî tören sı nda veya cemaatle namaz kı ktan sonra Kur'an'dan okunan on ayetlik bölüm. fazla miktarda. aş gitmek ı rı * ölçüyü kaçı rmak. erozyon. itikal. aş doyma ı rı * Belli sı ktaki bir sı içinde. k aş erime ı rı * Erime noktası daha aş ı ıderecesine düş ndan ağbir sı mesine rağ birtakı ş men m artlar altı bir sını nda vın katı maması laş durumu. yı pranmak. * Beklenenin üstünde aş davranma eğ ı rı ilimi. ı rı aş uç ı rı aş cı ı lı rı k aş lı ık rı aş lma ı rı * Aş lmak iş ı rı i. usandı rmak. ı rı . aş besi ı rı * Olağ anüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme. aş ı rı * Alılan veya dayanı ş ı labilen dereceden çok daha fazla. aş bellem ı rı * Belleme yetisinin olağ anüstü bir durumda geliş olması miş . çok. * Gereğ inden fazla. düzleş kı ları mek. sı ğ düş caklı vı i caklın ı mesine karş bir sıra ı n nı kadar erimiş olarak kalması durumu. müfrit. * Ötede. ta ş pratı p. eriyebildiğkadar eriyen bir maddenin.

kova. * Açı apaçı belli. aş olmak ikâr * belli olmak. aş ı rma. * Yapı ları uzun mertek. kasın p gibi aş ı rmasyon * Çalma. meydanda olan. bakraç. aş ı rma * Aş ı iş rmak i. rmak ine aş ntı ı rı * Aş lmıolan (ş ı ş rı ey). . kası eyi * Bir yazarıbaş bir yazarıeserinden konu veya biçim alması n ka n . belirginleş mek. iş * Aş lmı ı ş rı . p * Tehlike içinde bulunan bir ş acele kaçı eyi rmak. saklamadan. * Aş ı rmak. k. * Baş nıyazı ndan bölümler. aş ikâre aş ina * Açı belli ederek. aş z ı sı aş ı t aş ikâr aş etmek ikâr * açı klamak.* Aş ı iş konu olmak. * Aş ı yer. * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı lanmamıolan (kimse). lacak * Dağ geçidi. ş * Siper. aş çatı nda ı k. ortaya çı kmak. dost. * Bildik. * Baş nıeserinden parçalar alıkendininmiş göstermek. aş ı rtı aş ı rtma aş ı rtmak * Aş iş ı rma i. arkadaştanık. k. kuytu yer. na * Çalıgötürmek. intihal. a ak ş aş ı lı rmacı k * Baş na ait olan bir ş izinsiz alma. * Aş ı iş yaptı rmak ini rmak. aş kayı ı rma ş * Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağ geçirilen kuş biçimindeki kayıçember. ş * Kendisine aşyapı ı lmamı(bitki). aş ı rmak * Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden öte yanı geçirmek. kça. * Aş ı rtmak iş i. belli etmek. mı kaların ları sralar alıkendininmiş gösterme veya baş nı konuları p gibi kaların nı benimseyip değik biçimde anlatma. dı . * Küçük kazan.

aş düş ka mek * âş olmak. * Benzerlerinden üstün. * Dövüldükten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan buğ day. aşk lı * Aş yapmak için hazı rlanan ve saklanan ş eyler. coş eyi mak. oturulan yer. aş ma . aş ncı kı lı k * Birey ve evrenseli birleş tirmeye çalı ahlâkî nitelikli Amerikan felsefesi. bir tutumun çok beğ ş ı enildiğ bildirir. * Çok. tanık olan. tanı tanıklı ma. * Sı gelince kullanı için saklanan yemeklik ş rası lmak eyler. . mesken. dı aş k inalı * Birbirini bilme. sitem bildirir. coş kunluk göstermek. aş n kı * Belli bir süreyi aş şötesine geçmiş mı . ı rı lı k aş k aş etmek k * hı vurmak. * Aş iş mak i. ı k aş gelmek ka * bir ş yapmak için büyük bir istek duymak. aş k göstermek inalı * ilgilenmek. ini * Beğ enilmeyecek bir davranı bir tutum karş nda kı ş . ş k. Aş ı lamak. aş mak * Bkz. ı sı nama. zahire. fazla. ş an aş lama aş lamak * Bkz.* Bilinen. tanığ belli etmek. nca ey aş olsun k * "Aferin" sözünden daha güçlü olarak bir davranın. aş yapmak k * cinsel iliş bulunmak. ı * Tanıklı gösterir davranı ş ğ ı ı ş . * Aş sevgi ve bağlıduygusu. dını ı aş iret aş iyan * Oymak. sevi. * Kuş yuvası . * Derviş arası selâm sözü olarak kullanı ler nda lı r. * Ev. seviş kide mek. Aş ı lama. zla aş olmayı meş olmaz k nca k * güçlü bir istek olmayı hiçbir ş elde edilemez.

*İ simden isim türeten ek (Arapça çokluk eki): gidiş gelir-at vb. * Aş iş yaptı mak ini rmak. binme. leri ekerle kaynatarak yapı bir tür tatlı lan . açısaçıkadı kokot. aş ayı ure * Muharrem ayı . onun tutumuna göre davrandı nı n. k k n. aş na * Aş ina. ey. na * (süre) Geçmek. * Gizli dostluk. ları inin nda kları anlatı r. it at binenin (veya iş bilenin). i nı ş ı at binicisine göre kiş ner * insanları baş nda bulunan kiş etkisi altı kalarak. * Görünmeden kaçmak. ı ma lan * Satrançta. -at. kuru yemiş ş day. lan eli aşrma tı aşrmak tı aş ure * Buğ nohut gibi taneleri. sivri köş yuva. bitmek. aş üfte aş üftelik -at at anası * Bkz. . aş oz * Ahş gemilerin omurgaların uzunluğ ve iki yanı borda kaplamaların en dar yüzünü ap nı unca nda nı yerleş tirmek için açı keskin. at baş(beraber) gitmek ı * eş durumda olmak. kı kuş n lı ananı ç * her ş onu gereğgibi kullanması bilene yakır. * Atgillerden. yük çekme veya taş gibi hizmetlerde kullanı memeli hayvan.* Yüksek. * (erkek hayvan) Diş isiyle çiftleş mek. her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş . atlar anası . i nı aş urelik * Aş yapmada kullanı ure lan. aş fiş na ne * Gizli dost. * Aş dağ ure ı tmaya yarayan süslü kap. * Oynak. uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanı geçmek. aş günü ure * Aş urenin piş irildiğMuharrem ayın onuncu günü. * Aş olma durumu. sona ermek. üfte At at * Astatin'in kı saltması . * Aşrmak iş tı i.

at donu at gibi * vücudu iri yarı (kadı olan n). p * Sirklerde veya eğ lence yerlerinde. n . sabit fikirlilik. at kestanesigiller * İ çeneklilerden. değ erlendirememe. ine at meydanı * at koş nı yapı ğmeydan. at sineğ i * Atıtüyünün rengi. * Çevresinde olup bitenleri iyi algı layamama. elmas. at olmaz (bulunmaz) * gerekli ş artlar her zaman bir arada bulunmaz. örneğat kestanesi olan bir bitki familyası ki i . meydan olmaz (bulunmaz). at çalı ktan sonra ahın kapını ndı rı sı kapamak * iş ten geçtikten sonra önlem almaya kalkı iş ş mak. uların ldı ı at meydanı * At veya at arabaları uların yapı ğyer. se lan eyler at olur. koş nı ldı ı at nalı kadar * (niş madalya. at koş turacak kadar * pek geniş . * yarı ş mak. * bildiğve istediğgibi davranmak. an. at koş turmak * çok genişalabildiğ rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak. at hı zı rsı gibi * kı kı lı yafeti ve tutumu güven vermeyen (adam). göz hizası bulunan korumalı n um mı nda k. at çevirmek * geri döndürmek. veya bulmak. . çiçekleri kokulu bir ağ (Aesculus aç hippocastanum). k at izi it izine karı ş mak * iyiyi kötüden ayı ramayacak kadar bir karıklıortaya çı ş k ı kmak. at kestanesi * At kestanesigillerden. at gözlüğ ü * Atlarıkoş takı nda. plâka gibi göğ takı ş için) pek büyük.at cambazı * At alısatan kimse. 15 ile 30 m yükseklikte. at oynatmak * atla hüner göstermek. i i at pazarı eş osurtmuyoruz! nda ek * söyleneni dinlemeyene söylenen bir uyarma sözü. geniş yapraklı . meydan olur (bulunur). * Bu ağ n kestaneye benzeyen yemiş acı i. at üstünde hünerlerini gösteren kimse.

* Dedelerden ve büyük babalardan her biri. hamle. pederş patriarkal. pederş ahîlik. n. bir at var. n buğ atalı k atama . sır ve domuzlarıbacak ve ğ ı n kuyruk araları yaş nda ayan. ataerki ataerkil * Ataerki temeline dayanan. * Atı akı lı m. iş kalma. ite ot vermek * bir işters yapmak. * İsizlik. ş . davranı cür'et. rı rı . uygulamak. * Soyda temel olarak babayı ve ailede çocukları alan baba soyuna mal eden topluluk düzeni.* Çift kanatlı lardan. iş ş siz lemezlik. * Tembellik. atavizm. yalancı . saldışhücum. at. tayin etmek. atacı lı k * Uzaklarda bulunan ve birçok kuş aktan beri görünmeyen birtakı özelliklerin yeni bir kuş birden m akta ortaya çı . yapmak. ata * Baba. uzunluğ 8 mm kadar olan. k. ama kullanma imkânı yok. n lı m ataklı k atalet * Atak olanıdurumu veya atakça iş n . atabey. ata et. kması atadan babadan görmek * gelenek hâlinde eskiden beri bilmek. * Geveze. atak * Düş üncesizce her işatı cür'etkâr. atamak ataman * Birini bir göreve getirmek. * Ataya yakır davranı babalı ş ı ş . özellikle Selçuklularda ş ehzadelerin eğ veya bağ z olarak bir eyaletin itimi ı msı yönetimi ile görevli vezir. i. meydan yok * yapacak güç var. eklem bacaklı sinek türü (Hippobosca equina). * Saldı. atak atak yapmak * akıyapmak. atı yapmak. kanatları u büyük ve küt. * Eski Türk devletlerinde. i atabek atabey * Bkz. ataya çekme. ahî. * Atamak iş tayin. * Eskiden Rus Kazaklarıbaş una verilen unvan. e lan.

lmaz ataş ataş e * Bir elçiliğ bağ uzman. ya u vanca karşda ilgisizlik. Atatürkçü * Atatürkçülük yanlı olan (kimse). bilime ve gerçeğ dayanan. mesel: Ayağ yorganı ı nı na göre uzat. akla. satsan satı vb. * Ataş görev yaptı yer. uygulamalar ve ilkeler bütünü. * Su aygı. sol karı ğ ncından vücudun diğ bölümlerine kan taş damar. geleceğ rlı e yönelik. Atsan atı lmaz. ataş elik * Ataş olma durumu veya makamı e . ı atardamar * Kalbin sağ ncından akciğ karı ğ ı erlere. sı Atatürkçülük * Atatürk'ün düş ve uygulamaları kaynaklanan. Türk Devleti'nin bağ zlıve bütünlüğ millî ünce ndan ı k msı ünü. * Uzun deneme ve gözlemlere dayanı söylenmiş halka mal olmuş darbı larak ve söz. . Kemalist. daş amaçlayan. i ünü. at sergileri gibi çalı inde lan uları ş malar. atavik * Atacı ilgili. elçilik uzmanı e lı . ataraksiya * Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarı lmayan ruh dinginliğ acı olduğ kadar kı i. egemenliğ kişözgürlüğ çağ olmayı i. atanmak * Bir göreve getirilmek. ı er ı yan ş iryan. evrensel ağ klı e ı . tayin edilme.atanma * Bir göreve getirilme. bir * Spermayı idrar yoluna salan iki kanal. lı kla atavizm atbalı ğ ı atçı atçı lı k * Soy at yetiş tiriciliğ yapı at koş . tayin edilmek. * Bu ilkeye bağlı lı k. birbiri ile uyumlu amaçlar. ate * Atacı lı k. rı * Soy at yetiş tiricisi. enin ğ ı * Tutacak. atari atarkanal atasözü * Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş oyun türü. atanma yapmak * tayin etmek.

acı . karanlı ıldama özelliğolan böcek (Lampyris noctiluca). cı n lması * Vücut ısı sı. radı ı ateş bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * bir olay. tanı ateş açmak * ateşsilâhla mermi atmaya baş li lamak. kı p ı na ateş böceğ i * Kıkanatlı n lardan. bunaklı ihtiyarlıyüzünden alıduruma gelme. * Büyük üzüntü. alev * Öfke. ateş almaya mı geldin? * uğ ğyerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak söylenir. hı hı rs. i mı ateş kmak çı . atefleksiyon * Döl yatağ n biçiminin bozulması ı nı . önüne geçilemez. coş acele davranmak. ateş almak * yanmak. heyecanlanmak. * Tehlike. k k ateh getirmek * bunamak. od. li * telâş lanmak. * (ateş silâh) patlamak. ateş basmak * kı zarmak. atölye. kta ş ı i ateş böcekleri * Kıkanatlı n lardan. * Gümüş ğ balı. * Kı zı renginde olan. mak. tehlikeli bir durum almak. nç. sılı baş kan yürümek. tma irme lan * Patlayı silâhlarıatı . felâket. cı ması sı ş ı * Tutuş olan cisim. ateh * Bunama. muş * Isı veya piş için kullanı yer veya araç. ı * Yanı cisimlerin tutuş yla beliren ı ve ık. örneğateş i böceğolan böcekler takı . ateş ğ balı ı * Sardalye. atelye aterina ateş * Bkz. acele etmek. ateist ateizm * Tanrı mazlı tanı k. öfkelenmek. * Coş kunluk. tutuş mak. k. * Tanrı maz.* Ateist. rmı.

* Çok yaramaz (çocuk). meydanlarda ateş yakmak. * zeki. ateş pahası * Çok pahalı . n lan taş mak lan kayı ateş kesilmek * çok kı n davranı zgı ş larda bulunmak. cı ateş gibi * çok sı cak. hareketli. * Yangısöndürmede kullanı tulumbayı ı için kullanı büyük ve geniş k. ateş etmek * ateşsilâhlarla mermi atmak. ateş gemisi * Eski çağ larda düş gemilerini yakmak için özel bir biçimde yapı ş yakı maddelerle dolu gemi. li lan ş a ateş rmısı kı zı * Yanan ateş rengi. pkı zı ateş yanmak gibi * ateş i yükselmek. in * Çok canlı . * çok öfkeli olmak.* Bkz. ateş tüğ yeri yakar düş ü * bir acı onu çekenden baş tam anlayamaz veya aynı yı kası ölçüde üzülemez. ateş kesmek * ateşsilâhlarla yapı atı son vermek. ateş ğ kayı ı * Ateş ğavlamak için kullanı ve içinde ate ş lan kayı balı ı lan yakı k. ateş parçası * Ateş bir bölümü. öfkeli konuş mak. ateş cirmi kadar yer yakar olsa * hasmıpek önemsenmediğ anlatı n ini r. ateş saçmak . ateş püskürmek *ş iddetli. becerikli. ş kan * kı rmı. in ateş olmayan yerden duman çı kmaz * küçük de olsa birtakı belirtilerin önemli olaylara iş olduğ anlatı m aret unu r. bu ateş üstünden in atlamak ve çevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir önceki gecesi. ateş çiçeğ i * Ballı babagillerden. çalı ş kan. man lmı içi . ş kan. ateş rmısı kı zı renginde çiçekler açan bir süs bitkisi (Salvia splendens). çalı ve becerikli. ateş hattı * Savaş en ilerideki birliklerin ellerindeki silâhlarla ateş ta açabilecekleri hat. li ateş gecesi * Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun. * (sonradan) çok çalı hareketli ve becerikli olmak. yangıçı n kmak. ateş püskürmek.

* bir ülkeyi savaş sokarak veya kargaşve karıklıyaratarak sıntı yıma uğ a a ş k ı kı ve kı ratmak. sinirlenmek. coş mak.* çok kı zmak. * aş telâş ve sıntı düş ı rı a kı ya ürmek. i ateşuyandı i rmak * sönmek üzere olan ateş i canlandı rmak. * Osmanlı ş larda enlikler için donanma fiş eklerini hazı rlayan kimse. ateş dayanı e klı * aş ıdan zarar görmeyen. le * Fabrika. kundak sokmak. e klı la. ateş vurmak e * bir yemeğpiş üzere ocağ koymak. * bir yeri kasten yakmak. ateşbaş vurmak i ı na * çok öfkelenmek. sı olağ ateşdüş i mek * (hasta için) ateşgeçmek veya azalmak. ateş dı yağ rmak * ateşsilâhlarla aralı z mermi atmak. i mek a ateş vursa duman vermez e * pek cimri olanlar için söylenir. li ateş vermek e * ateş içine sokmak. ı sı rı ateş tutmak e * az ıtmak. ateş vermek * tutuş turmak. ateş çilik * Ateş çinin iş i. ı r ateş ! ateş baz * ateş etmek için verilen komut. lokomotif gibi ateş iş le leyen yerlerde ocaklara kömür atı ateş sürekli yanması sağ p in nı layan ateş çi kimse. soba gibi yerlerde kullanı ateşdayanı tuğ lan. ateş atmak e * bile bile çok tehlikeli bir işgiriş e mek. * Ateş hüner gösteren oyuncu. kun. . ateş in * Ateş coş li. li ksı * çevresindekilere ağ sözler söylemek. ateşçı i kmak (veya yükselmek) * (hasta için) vücut ısı andan çok artmak. vapur. ateş lası tuğ * Ocak. çok öfkelenmek. sı * üzerine ateş silâhla mermi atmak.

* Top. * Coş mak. ateş letmek * Ateş lemek iş yaptı ini rmak. ateş kes * Savaş iki kuvvetin karş klı an ı olarak savaşdurdurması rakı mütareke.ateş (veya nârı yanmak ine na) * bir kimse yüzünden zarara uğ ramak. ateş barut bir yerde durmaz le * biri kı biri erkek iki gencin bir yerde yalnıbaş na kalmaların sakı olduğ anlatmak için z. kı rtmak. i * Coş coş kun. turucu. cı * Kı rtmak. yanmayı yı azaltmak. li ateş letme * Ateş letmek iş i. ateş lenme * Ateş lenmek iş i. ateş oynamak le * pek tehlikeli bir iş uğ mak. ateş lenmek * Ateş lemek iş konu olmak. z ları nı ncalı unu söylenir. ateş leyici * Ateş niteliğolan. ateş almak ini * yüksek vücut ısı düş sını ürmek. tüfek gibi patlayı maddeleri patlatmak. * derece ile ateşölçmek. yakmak. hararetli hararetli. le raş ateş leme * Ateş lemek iş i. bı ş ma. ş kı ateş lendirme * Ateş lendirmek iş i. lı ı . i * acı. * Cinsel istekleri güçlü olan. heveslendirmek. ateş ateş li li * Yoğ ve heyecanlı biçimde. ş ş kı iddetlendirmek. kış zı mak. ateş lendirmek * Coş turmak. ine * Vücut ısı sı artmak. ateş lemek * Tutuş turmak. ateş içinde ler * (hasta) çok ateş bir durumda. lan ateş li * Ateşolan. ş iddetlenmek. leme i * Patlayı maddeleri ateş cı lemekte kullanı cihaz. coş kulu. un bir .

e ateş gömlek ten * acı . atfetmek * Bir işveya bir sözü bir kimseye mal etmek. atısu k * Evlerde. sıntıdurum. ası z eyler * Atı olma durumu. lı k. lütuf. mdan sonra arta kalan ve kâğ veya karton üretiminde ve kâğ ı t ı t hamuru yapı nda tekrar kullanı kâğ veya karton parçaları mı lan ı t . lmı atı . i * Yöneltmek. inayet. * Atı ş lan. attını yi an ğ vuran kimse. ş ı atı l . yakı atgiller atı Üsküdar'ı alan geçti * fı n kaçılıartıyapı bir ş kalmadını rsatı rı p k lacak ey ğ anlatı ı r. dayanı lmaz. cı ile ateş lik ateş lilik * Ateş olma durumu. i. üzüntü veren. yükleyerek. ı lı * Süt veya yoğ çalkamaya yarar küçük yayı urt k. çevirme. eş içine alan.ateş silâh li * Patlayı madde aracı mermi atan top. * Atları ekleri ve zebraları . liş * İ bağ. * Mal ederek. cı * Bazı li silâhlar kullanarak yapı spor. ihsan. tek parmaklı memeliler familyası . ı * Yalancı lsış uydurup söyleyen. ateş lan * Yalancı uydurmacı lı k. * Yöneltme. kı lı atfen atfetme * Atfetmek işisnat. li ateş perest * Ateş tapan. * İ kili bulma. kayra. yilik. tüfek gibi silâh. isnat etmek. . yüklemek. atı cı * İ niş alan. çevirmek. iş yerlerinde kullanı mdan dolayı kirlenen ve bina dına sevkedilen pis su. atılı cı k atı f atı fet atı k atı k atıkâğ k ı t * Kâğ iş sürecinden veya kullanı ı leme t. * Ateş lan veya konulan yer. ı ş * Karş k beklemeden gösterilen sevgi.

aylak. acak. lma i. atı sağ kazı bağ nı lam ğ a lamak * eş ini sağ kazı bağ eğ lam ğ a lamak. atı mcı * Pamuğ yünü yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma. * Patlamak. u. * Giriş ken. * Atmak iş konu olmak. eye ru ş ta * Bir iş giriş baş e mek. yla lan lı ş * Durumunu geliş tirme gücü gösteren. hücum. süreduran. atı yapan. * Bir ş doğ birden gitmek. atı k lganlı * Atı olma durumu. çarpı ş . hücum etmek. savlet. hamle. ine * Saldı rmak. * abartmalı konuş mak. * Atı bir ş gidebildiğuzaklı lan eyin i k. lı m atı lı ş atı lma atı lmak * Atı işveya biçimi. hamleci. atı lı mcı atı m atı ölümü arpadan olsun n * çok sevilen bir ş yapı ey lı veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa katlanı ı anlatı rken lacağ nı r. . * Hı ilerleme. atı lgan * Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan. n tı ve * (kalp. * Atı iş lmak i. i * Bir silâhımermisini amaca ulaşrmak için gereken iş bilgi.* Tembel. k. zla * Herhangi bir konuda ilerleme çabası . birden bir davranı bulunmak. atı (veya atmak) tutmak p * bir kimse veya bir ş için kötü konuş ey mak. ditme iş yapan kimse. ş * Etkisiz. * Konuş yazacak söz veya bilgi. * İsiz. e * Bkz. lgan atı lı m * İ atı atı iş leri lma. nabıiçin) Vuruş z . * Silâhı doldurmaya yetecek veya en az bir atı yapabilecek barut miktarı m . hamle. * Sayı kazanmak amacı yapı atı . atı ş * Atmak işveya biçimi. iş yaramaz. * Atmak iş i. lamak. hallaç. ini atı lı mcı k atı k mlı * Atı nıişhallaçlı mcın i. atı lmak i lma.

* Kapı pencerelerin yapı nda üst tarafa konan ağ taş ve mı aç. * Eski. * Çabuk hareket edebilen. * Ağ kavgası ı z etmek. rta nan * Bazı n ayakkabı nda ve çocuk patiklerinde ayağ üstünden geçen. * Atkı lamak iş i. atı rmalı ş tı k * Atı rmaya yarayan. çevik. belli bir ayak üzerine birbirlerini küçük düş ürmek amacı karşklı yla ı deyiş lı söylemek. eski zamanla ilgili. sı atkuyruğ u . * Atı rmak iş ş tı i. atı ş mak atı rma ş tı atı rma yeri ş tı * Ayaküstü yemek yenilen yer. atkı lı * Atkı olan.atıyeri ş atı ş ma * Silâh atma alı rmaları lan yer. * (yağ veya kar) Serpiş mur tirmek. uğ ı a. çeviklik. argaçlamak. veya beton destek. ş tı ati * Gelecek. kadı ları ı n * Büyük yaba. atkı * Soğ a karşomuzlara. n ş ş ı * Saz ş airleri. nda lan * Dokumacı mekikle enine atı iplik kumaş en ipliğ lı kta lan ı n i. atı rmak ş tı * Acele olarak yemek veya içmek. * Dokuma tezgâhları mekikle enine atı iplik. baş sı veya boyna alı örtü. * Saz ş airlerinin deyiş tartı le ş maları . yandan iliklenen ince uzun parça. çevik. atkı iplik atkı lama atkı lamak * Dokuma tezgâhları mekikle atkı nda atmak. * Kendisine dargıolan bir kimseye barıkmıgibi söz söylemek. * Çabuk davranan. poligon. atik atik atik tetik atiklik * Çabukluk. ş tı yapı * Atı ş iş mak i. argaç. üst eş ik.

ara bozanlıetmek. sayı sayma gibi iş lerde bazı bölümleri bı p geçmek. * Belirli bir yerden gerilip hıalarak yapı sı z lan çrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aş ı rma. ı . inmek. * Bu biçimde en uzağ atlamak veya en yükseğaş amacı yarılan atletizm dalı a i mak yla ş ı . . zları nı ların na rı raktı saç atkuyruğ ugiller * Eğ otugillerden. ş tı k atladı Genç Osman! geçti * bir iş bittiğ veya tehlikenin atlatı ğ anlatı in ini ldını ı r. atlanı lmak * Atlanmak. atla arpayı dövüş türmek (veya dalaşrmak) tı * fesat karı rmak. * Genç kı n saçları baş nıarkası toplayarak uç bölümünü kaldıp serbest bı kları biçimi. daha çok nemli yerlerde yetiş ve ilâç olarak kullanı bir en lan bitki (Equisetum arvense). ayaküstü gelecek biçimde kendini bı rakmak. * Çı kmak. * Çocukları atlama oyunu. n atlambaç atlandı rma * Atlandı iş rmak i.* Atkuyruğ ugillerden. atlama beygiri * Yüksekliğ1. atlama tahtası * Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanı yer veya kimse. * Yüksek bir yerden alçak bir yere. örneğatkuyruğ olan bir bitki familyası relti i u . * Okuma. atlama * Atlamak iş i. atlanma * Atlanmak iş i. yazı yazma. atlanı lma * Atlanı iş lmak i. rakı * Sıfı nıokumadan geçmek. atlangı ç * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlama taş p . ç. atlama taşyapmak ı * daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak. * Binmek.70'e ayarlanabilen ve atlamalar için kullanı beden eğ i lan itimi aracı . lan atlama taş ı * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlangı p . atlamak * Bir engeli sı çrayarak veya fı rlayarak aş mak. atlandı rmak * Ata bindirmek veya binecek at vermek. * (bası Haberi zamanı verememek veya diğ gazetelerden öğ nda) nda er renmek. * Yanı lmak. kök sapı ömürlü olan. aldanmak.

* Savmak. atlas kemiğ i * Boyun omurların üstten birincisi. nda atlar tepiş arada eş ir. atlatı lmak * Atlatmak iş lmak veya bu iş konu olmak. parlak kı zı rmı çiçekler açan kaktüs. * Savsaklamak. atlas çiçeğ igiller * Kaktüsgiller. miş . * Aldatmak. atlar nallanı kurbağ ayak uzatmaz rken alar * küçükler büyüklerin yanı hadlerini bilmelidir. atlaya zı playa * atlayarak.atlanmak atlanmak * Ata binmek veya at edinmek. * Yüzü parlak. atletik * Atletleri ilgilendiren. * Vücudu geliş . bir bölgenin fiziksel ve siyasî coğ n. ekler ezilir * büyüklerin çatı ndan küçükler zarar görür. * (bası Baş ilgililerden önce bir haberin yayı nda) ka mlanması sağ nı lamak. sıdokunmuş tür ipekli kumaş k bir . atlet * Atletizmle uğ an kimse. * Atlamak iş lmak. rafyası ekonomi. * Kötü bir durumu geçiş tirmek. atlet gibi. i yapı atlar anası * İ yarı ri . ş ması atlas atlas * Dünyanı bir ülkenin. * Bir konuyu açı klamak için hazı rlanmıresim veya levhalardan oluş kitap. biçimli. * istekle. tarih gibi konularda toplu bilgi ile vermek için bir araya getirilmiş rafya haritaları coğ derlemesi. isteyerek. atlatmak * Atlamak iş yaptı ini rmak. erkeksi kadı n. i yapı e atlatma * Atlatmak iş i. nı atlatı lma * Atlatı iş lmak i. ş muş atlas çiçeğ i * Uzun ve sarkıyapraklı k . raş atlet fanilâsı * Kolsuz erkek fanilâsı .

atma Recep.den oluş bir bir lara lı an eğ lence aracı . * Binek atı kullanan asker veya asker sıfı nı. ağ k kaldı ve atma gibi. ş arı * Patlayı maddelerle havaya uçurup yı cı kmak. tokat. * Kullanı lması gelenek hâline gelmiş ş kullanmaktan vazgeçmek. kı Vurmak. tüfek gibi silâhlar için) Patlatmak. * Uzatmak. ilgisini kesip uzaklaşrmak. atlı * Atı olan. * İ içmek. kestirerek söylemek. tı * Koymak. ava alı rı ş labilen küçük bir yı cı (Accipiter nisus). söz * Çatlamak. süvari. uçaklar vb. * (kalp. çarpmak. ndayı atmaca * Kartalgillerden. kabartmak. farkı z. eyleri) Hedefe iletmek. * Yazıveya banda alı ş metinden bazı lı nmıbir bölümleri çı karmak. * Bir ş yere doğ bı eyi ru rakmak. bir eyi * Çı karmak. * Bir yerden baş bir yere taş ka ı mak. ok gibi ş un. bir kenara koymak. * (yapı ş lmıkötü bir işbirine) Yüklemek. * Ata binmiş kimse. ilgisini kesmek. ri nca atlı kovalarcası na * gereksiz yere acele ederek. erini atmak . * (zaman bildiren tümleçlerle) Geri bı rakmak. dı ya vermek. atlı spor * At üzerinde yapı bütün sporları genel adı lan n . * Yay ve tokmakla ditmek. * Yerleş tirmek. din kardeş iyiz * söylediklerin hep yalan (veya abartma). tı *İ stenilmeyen bir ş kendi malı eyi olmaktan çı karmak. tirmeye yarayan koş atlama. atlı nca karı * Yere dikilmiş eksen çerçevesinde döndürülen askı takıoyuncak atlar.atletizm * Beden gücünü. * (bir kimseyi) Uzaklaşrmak. dı ya çı ş arı karmak. göndermek. * (sille. * Değ eksiltmek. * Örtmek. atlı nca karı * İ bir karı türü (Ponera grandis). ı rlı rma baş yapı vücut çalı ı na lan ş maları . * Kovmak. tek u. yı lmak veya yapık olduğ yerden ayrı rtı ş ı u lmak. tı rtı kuş * Sapan. atma * Atmak iş i. nabıgibi kan dolaş ile ilgili organlar için) Vurmak. lı ç) * (top. * Bir cismi bir yöne doğ fı ru rlatmak. i * Sözle sataş mak. çevikliğ yetenekleri geliş i. z ı mı * (sıntı kı dolayıyla) Giyilen bir ş çı sı eyi karmak. * (kurş gülle. * Yalan veya abartmalı söylemek. çki * Bilmeden.

atmasyoncu * Uydurmacı . anı nan * Bası birimi olarak kullanı 150 C de deniz yüzeyinde. er suyu. * Göndermek. atom bombası * Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluş temeline dayanan bomba. * Birkaç türü birleş çeş kimyasal birleş ince itli ikleri (molekülleri). artıbölünemez. n ile muş k. atmasyonculuk * Atmasyoncu olma durumu. palavracı (kimse). * Hava yuvarı . na in k atom ağ ğ ı ı rlı * Herhangi bir atomun 16 sayı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağ ğ sı ı ı rlı. hava. * Mercanları bir araya toplanması oluş . an elektron yüklü merkez bölümü. * Etkisi kaybolmak. cevvî. * Götürmek. *İ çinde yaş lan ve etkisinde kalı ortam. 76 cm uzunluğ nç lan. * Haykı rmak. atom çekirdeğ i * Atomun çekim kuvvetinin etkisiyle. atom enerjisi * Atom çekirdeklerinin parçalanması veya hafif atomlarıkaynaş ndan oluş büyük enerji. an lan . atmı k atmosfer * Erkeklerin cinsel organı salgı ndan lanan madde. bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. sperma.* (renk için) Solmak. alı ş mak. palavra. gaz . halka biçiminde adacı mercan ada. bağ ı rmak. * Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası yuvarı . unda ve tabanıcm 2 olan cı l va sütununun ağ ğ(l kg 33 gr). çevresinde elektronlar dolaş proton ve nötronlardan oluş pozitif an. atol atom parçacı k. bel. sahiplenmek. * Söylemek. ması atom çağ ı * Atom enerjisinin insanlın hizmetine girdiğçağ ğ ı i . ı atmosferik * Atmosferle ilgili. ı ı rlı atmosfer bası ncı * Atmosferin yeryüzünde bulunan her cisim üzerine yaptı bası ğ nç. inin n sı atom reaktörü * Nükleer parçalanma sonucu oluş enerjiyi kontrol etmekte kullanı düzen. atmasyon * Uydurma. bı rakmak. meni. bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluş turan * (eski Yunan filozofları göre) Gerçeğ son. ndan n ması an atom numarası * Bir atom çekirdeğ içinde bulunan protonları sayı. yollamak.

atom santrali * Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika. in ntı nı m rası lan atraksiyon * Gazino gibi yerlerde yapı müş lan. terileri oyalayı. heykel sanatları uğ anlarıçalı ğyer. atomik atonal atölye * Zanaatçı n veya resim. aktar. * Bir hayvanıbir baş hayvanı n ka yemek için yakalaması . i eyler attan inip eş e binmek eğ * bulunduğ önemli görevden daha aş ı göreve alı u ağbir nmak. atropin * Güzelavrat otundan çı lıhekimlikte kullanı zehirli bir ilâç. av * Atmak iş yaptı ini rmak. denizde. inin n sı atomal * Atomlarla ilgili olan. attı tı kadar olamamak ğ rnak ı * bir kimsenin sözü edilenden daha değ ersiz olduğ anlatmak için kullanı unu lı r. atölye resmi * Bir iş ayrı ları gösteren ve atölyede yapı sı nda kullanı 1/1 ölçüdeki teknik resim. attı rma * Attı iş rmak i. karı p lan * Atomla ilgili olan. atomcu * Atomculuk yanlı (kimse). ilgi çekici gösteri. bölünmez parçalarıkümelenmesinden oluş unu ileri süren öğ n tuğ reti. satsan satı lmaz * işyaramadı veya sıntı e ğ ı kı verdiğhâlde vazgeçilemeyen ş ve kimseler için söylenir. gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama iş i. attı rmak Au aut geçmesi. atsan atı lmaz. * Yeni bir bestecilik çırı göre. atomculuk * Evrenin. eğ cı lendirici. iş ları yla raş n şı tı lik. * Top oyunları topun karştakı oyuncuların vuruş oyun alanın veya kale çizgisinin arkası nda ı m nı uyla nı na * Karada. atom sayı sı * Bir atom çekirdeğ içerisinde bulunan protonlarısayı. sı * Atomla ilgili. . * Altı n kı n'ı saltması . ton ve makam temeline bağ kalmadan oluş ğ na ı lı turulan (beste). attar * Bkz.

avanaklıetmek k * aptallıetmek. ödemeden sorumlu olanları ödememesi hâlinde üçüncü bir kiş alacaklı senet n inin lara bedelini ödeyeceğ iliş verdiğgüvence. lı n ş ı ava çı kmak * avlanmak için gitmek. . ş * olan olmuşiş ten geçmiş k yapacak bir ş yok. artı ey av dönemi * Av hayvanların avlanması bu amaçla kullanı av araçların kullanı nıserbest olduğ yı nı veya lan nı lmasın u lı n belirli bölümü. avanak gibi davranmak. * Kolaylı kandılabilen veya aldatı kla rı labilen. av köpeğ i * Tazı . tı av kuş u * Avlanı kuş lan . aptal aptal.* Bu yollarla yakalanan hayvan. avadancı * Eski Osmanlı sarayı bir sıf hademe. kendisinden yararlanı kimse. a en avanak avanakça avanaklı k * Avanak olma durumu. av yasağ ı * Yı av dönemi dında kalan zamanda konulan yasak. na-v. kopoy. öd-ev. * Halkıaş ı n ağtabakası . iş . zağ gibi ava yardı lıetmeye alı rı ş ar mcı k ş lmıköpek. * Halk. bön. iş türe-v vb. lan mı aval * Ticarî senetlerde. * Tuzağ düş a ürülen. bir aracı i onarmak için kullanı alet takı . k avangart * Öncü. ine kin i aval * Saflı sersemlik derecesine varan (kimse). av mevsimi * Av dönemi. ğ ı aval aval avam * Aptal bir biçimde. . av avlanmı tav tavlanmı ş . aptal. * Avanak gibi. avanağ uygun düş biçimde. le-v. nda nı avadanlı k * Bir işyapmak. lan -av / -ev * Fiilden isim türeten ek: sı gör-ev. avanakça davranı ş .

yararsı z. lı k. beleş ten. avantüriyer * Serüvene atı maceracı lan. öndelik. avans vermek * öndelik vermek. avantür * Serüven. kâr.IX. ey. . yüzyı arası Moğ llar nda olistan'da VI. . * Bir geminin baş bir gemiden veya kıdan açı . avantacı lı k * Çı lı beleş bedavacı karcı k. macera.avans * Alacağ sayı üzere önceden yapı ödeme. ü ı yan ı msı ş an avara avara avara kasnak iş lemek (veya dönmek) * hiçbir iş yaramadan boş e una. Avar * Kuzeydoğ Kafkasya'da Dağ u ı Federe Cumhuriyeti'nde yaş halk. ladı ı avantacı * Çı . avaraya almak * o bölümün çalı nı ş ması durdurmak. avans çekmek * öndelik çekmek. için * İe yaramaz. Avarca * Avarlarıkullandı dil. . ş * Üzerinde döndüğ ve kendisini taş milden bağ z olarak çalı mekanizma. n ğ ı avare . çilik. stan ayan * III. yararlı (durum veya ş ey). avantajlı * Yarar sağ layan.VI. peş ı na lmak lan inat. beleş bedavacı karcı çi. ka yı lması * Kıya dayanı sandalıaçı yı larak n lması kürekçilere verilen komut. avantajsı z * Yarar sağ lamayan. emek vermeden sağ ğkazanç. avans almak * öndelik almak. avantaj * Üstünlük sağ layan ş yarar. avanta * Bir kimsenin. . kötü. yüzyı arası Orta Avrupa'da yaş ş llar nda amıhalk. avantadan * bedavadan.

aylak dolaş siz. * Kazalar. avare etmek * bir kimseyi iş inden alı koymak. avcı * Avlanmayı seven veya avı kendine iş edinen kimse. aylak. belâlar. ü * Çeş sebeplerle dayanı lını esnekliğ kaybetmiş itli klı ı ve ğ ini yapağve yün. avazı ktı kadar çı ğ ı * çok yüksek sesle. k avarelik avarı z * İsizlik. iş güçsüz. avarya avaz avaz avaz (bağ ı rmak) * var gücüyle bağ ı rmak. tümsekler. baş luk. ı * Yüksek ses. avare olmak * iş güçsüz dolaş siz mak. avcı ı uçağ * Düş uçakları düş man nı ürmek için kullanı uçak. raş . lara * Baş hayvanları ka yakalamakta usta olan (hayvan). engeller. mek avareleş mek * Aylaklıetmek. lan avcı lı k * Avcı olma durumu veya iş i. yüzey biçimleri. baş . siz ı boş mak. avareleş me * Avareleş durumu.* İsiz. parlak zehirli bir bitki (Adonis). avcı etmek lı k * avlanma ile uğ mak. ise * Bir deniz yolculuğ unda geminin veya yükünün gördüğ zarar. sonraları sürekli olarak halktan toplanan vergi. * Engebeler. nara. kokusuz. * Osmanlı önceleri yalnıolağ larda z anüstü durumlarda. aylaklı ş ı boş k. * Bir ş büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çı eyi karan. ş siz ı boş ı boş avare dolaş mak * iş iş güçsüz. * Avcı özgü olan. nda avcı hattı * Savaş düş ta mana doğ dağ ru ı ön safta ilerleyen asker topluluğ larak u. tanı kimse. tan avcı eri * Piyade mangası her ere verilen ad. avcı otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. baş luk. baş .

çok . na * Tavana ası ş lan. rakı su avisto avize * Ödenmesi gereken poliçelere yazı ve "görüldüğ lan ünde" anlamı gelen bir terim. av yeri. amdanlı . lâmbalı . bir ş çok iyi ve ayrı lı eyi) ntıolarak bilmek. avlamak * Bir avı veya ölü olarak ele geçirmek. avlanma * Avlanmak iş i. acı avlak avlama * Avlamak iş i. kurnazlı kandı kla rmak. avdet etmek * dönmek. avcunun içine almak * bir kimseyi baskı etkisi altı almak. avize ağ acı * Zambakgillerden. * (genellikle Musevîler için) İ dinine dönmüş slâm olan. Amerika'dan dünyanıher yanı yayı ş n na lmıolan. avdetî avene averaj * Ortalama. diri * Tuzağ düş a ürmek. * Yardakçı lar. in avcunu yalamak * umduğ ele geçirememek. . cam veya metal süslü aydı nlatma aracı . * Voleybolda karşoyuncularıboş raktı ve yetiş ı n bı ğ ı emeyeceğyere topu yavaş indirip sayı i ça alma. çiçekli bir süs ağ (Yucca glosiosa). * Sayı . billûr. avcuna saymak * peş olarak ödemek. avize biçiminde sarkı iri ve beyaz k.avcu kaş ı nmak * halk inanına göre eline bir yerden para geçeceğanlaş ş ı i ı lmak. geri gelmek. avcunun içinde tutmak * ona istediğ yaptı ini racak güçte olmak. farkı avgı n * Duvarda suyun geçmesi için bı lan delik veya üstü kapalı yolu. ve na avdet * Dönüşgeri gelme. unu avcunun içi gibi bilmek * (bir yeri. avlanmak * Avı olan yer.

nları kları avret * Ut yeri. nda * (para için) Bol bol. nda k. ş antı nı Avrupalı lı k * Çağ olma. m avuç avuç * Her defası bir avuç. ndan * Avrupa'ya özgü olan. Avrupa halkı olan kimse. eş * Avlatmak iş yaptı ini rma. Avrupalı benzer. pek çok. avrat pazarı * Cariyelerin satı ğpazar. * Kadı n. * Amerikan armudu (Persea americana). Avrupalı ma laş * Avrupalı mak. av için dolaş mak. ine * Ava gitmek. ava çı kmak. * Elin iç tarafı . avlatma avlatmak * Avlanmak iş yaptı ini rmak. davranıve yaş ları benimsemek. Avrupa kayı nı * Avrupa'da yetiş bir kayıtürü. * Elin yarı yumulmuş durumu. Avrupalı gibi. lara lara lar Avrupalı * Avrupa'da yaş ayan. düş ve davranı batı daş ünce ş ta ölçülerinde bulunma. avuç dolusu . * Karı . * Yarı yumulmuş alacağmiktar. avlu avokado avrat * Bir yapın veya yapı nı grubunun ortası kalan üstü açı duvarla çevrili alan. Avrupa ile ilgili (olan). elin ı avuç (veya el) açmak * dilenmek.* Avlamak iş konu olmak. Afş ar. laş Avrupalı mak laş * Avrupalı n düş ları ünce. * Avuçlayarak. yardı istemek. Avş ar avuç * Bkz. . en n Avrupaî * Avrupalı vergi. ldı ı * Kadı n öteberi sattı pazar yeri. para istemek.

dar (yer). * Bir ş uğ arak acını eyle raş sı unutmak. * Avukatı yaptı iş n ğ . i kasın nı avukat tutmak * adlî iş lemleri gereğ yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu görevli kı ince lmak. * (hayvan) Gebe kalmak. avurt şirmek iş * yanağ iç tarafı ı n ndaki boş u su veya havayla doldurup şkin duruma getirmek. * Acını sı hafifletmek. acını sı unutturmak.* (para için) Pek çok. devlet dairelerinde baş kaların hakkı nı nı aramayı . avurt * Yanağ ağ boş u hizası gelen bölümü. korumayı meslek edinen ve bunun için yasanıgerektirdiğş n i artları ı kimse. * Oyalanmak. avuçla almak. avunma avunmak * Avunmak iş teselli. avuçlama * Avuçlamak iş i. * korkutucu büyük sözler söylemek. teselli. luğ iş avurt ünsüzü . sıntı kı lardan uzaklaş mak. yetinmek. avunç * Acın hafiflemesi veya unutulması nı . teselli bulmak. *İ nsanı avutan ş teselli. ey. ı ı luğ n z na avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) * beceremeyeceğş i eyleri becerebilecekmiş konuş gibi mak. avundurma * Avundurmak iş i. taş yan * Gerekmediğhâlde baş nısavunması üstlenen kimse. avuntu avurdu avurduna geçmek * çok zayı flamak. ı * Gereksiz. avundurmak * Oyalanması sağ nı lamak. avuç içi kadar * pek küçük. müteselli olmak. boş savunma. teselli etmek. avuç içi * Elin parmak dipleri ile bilek arası ndaki iç bölümü. avukatlı k * Avukat mesleğ i. avukat * Hak ve yasa iş lerinde isteyenlere yol göstermeyi. avuntu. i. mahkemelerde. avuçlamak * Avuçla kavramak.

inin u u Avustralyalı * Avustralya kökenli olan (kimse). ı nı * Yı on iki bölümünden her biri. fladı ı avurtlu * Çalı satan. -ay / -ey.* Dil ucunun ön damağ veya art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses: Dil. gün-ey. sı veya kı sı) ş tı * Oyalamak. avutucu avutulma avutulmak * Avutmak iş konu olmak. dene-y. r. dal. el. fat ay ağ ı lı * Ayı aylası n . lı n * Art arda gelen iki yeni ay arası geçen süre. düz-ey. hale. yüz-ey vb. avurtlamak * Büyülenmek. kamer. y * Fiilden isim ve sı türeten ek: ol-ay. yüksekten atmak. * Çalı satmak. teselli etmek. hesap ortada. * anlaş ı lmayacak bir ş yok. m avurtları çökmek (veya avurtları birbirine geçmek) * çok zayı ğyüzünden belli olmak. ine Ay * Yer yuvarlağ n uydusu olan gök cismi. erkeğ kuyruğ lir biçiminde ve çok süslü bir Avustralya kuş (Maenura superba). açı ey k. a a ndan an ndan bal. al kelimelerindeki l ünsüzü gibi. ay -ay / -ey * Birdenbire duyulan acı rı ş ı ürkme veya sevinç anlatı . * (bir kimsenin acını sıntınıYatı rmak. yüksekten atan. Avusturyalı * Avusturya kökenli olan (kimse). ağ veya aş rma. bel. m Avustralya kara tavuğ u * Serçegillerden. nda * Bir ayıherhangi bir gününden ertesi ayıaynı n n gününe kadar geçen veya yaklaş 30 gün olarak kabul ı k edilen süre. ay aydı hesap belli n. avurtlama * Avurtlamak iş i. . * Avutan. yapa-y vb. *İ simden isim türeten ek: kol-ay. i. teselli eden. avutma avutmak * Avutmak iş teselli. * Avutulmak iş i.

ay harmanlanmak * ayıçevresinde ayla oluş n mak. nda n ğ ı nlı ay modülü * Gözlem araçları içinde taş ay araşrmaları kullanı ve ay yüzüne yumuş iniş nı ı yan.ay balı ğ ı * Ay balıgillerden. geceyi açı geçirmek. n i ş ı * Ayı dolunay durumundaki parlak durumu. zı m ay çekirdeğ i * Ay çiçeğ tohumu. ay parçası . teber. kta kta ay dönümü * Aybaş ı . n z ay takvimi * Ayı gökyüzündeki görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim. kuyruk yüzgeci hilâl biçiminde olan. pervane balı. inin * Genellikle vakit geçirmek için içi yenen kuru yemiş idi. ğ ı ü k ı na Akdeniz'de yaş bir balıtürü. tı için lan ak yapan araç. ay dedeye misafir olmak * gece açı yatmak. 3 m boyunda. çeş ay dede * (çocuk dilinde) Ay. n ay karanlı ğ ı * Bulutlar arkası kalan ayıyaydı hafif aydı k. ay ığ şı ı * Ayı yeryüzüne verdiğık. kemer balı (Mola mola). klar mın mı ay balta * Ağ yarı daire biçiminde olan balta. kamer takvimi. mehtap. n Ay tutulması * Yer yuvarlağ n Güneş Ay arası girmesiyle. husuf. görünüş balıbaş benzeyen. ay yı z ldı ay yı lı * Ayı on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi için geçen süre (354 gün 8 saat). n aya * Türk bayrağ ı ndaki ayça ve beşş yı zdan oluş simge. ay evi ay gibi * Ayla. * Bkz. ayan k ğ ı ğ ı ay balıgiller ğ ı * Kemikli balı takı nı çengel çeneliler alt takı na giren bir familya. ay örümceğ i * Ay modülü. Ay'ıyer yuvarlağgölgesinde kalması ı nı ile na n ı . ay parçası (gibi) * (kadıveya kıiçin) çok güzel. ınlı ldı ı muş .

dikilmek. * saygı göstermek için oturma durumundan ayak üzeri durumuna geçmek. rcası * bağlanmak için yalvarmak. * Yapraklarıdüz ve parlak bölümü. u lması ğ i ı ayağ bağ ı na vurmak * önüne bir engel çı karmak. n ayağ düş a mek * işilgisiz ve yetkisiz kimseler karı e ş mak. yolu düş mek. ı mez * bir taş binip yaya yürümekten kurtulmak. ayağ(veya ayakları ı ) dolaş mak * yürürken telâş ayakları tan birbirine takı lmak. i baş na ayağalı ı ş (veya alı mak ş mamak) * bir yere sürekli gitmek (veya gitmemek). ı ş ayağ (veya bacağ geçirmek ı na ı na) * aceleyle bir ş giymek. * telâş lanmak. ayak tabanı . avuç içi. iyileş mek. telâşkapı a lmak. eyi ayağ bağ ı na olmak * (biri) bulunduğ yerden ayrı na veya yaptı işsürdürmesine engel olmak. * (hasta) iyi olmak. iyle ayağuğ ı urlu * geldiğyere uğ getirdiğ inanı (kiş i ur ine lan i).* Elin parmak dipleriyle bilek arası ndaki iç bölümü. heyecanlanmak. ayağ(veya ayakları ı ) suya ermek * bir gerçeğanlayarak aklı ı gelmek. ayağdüze basmak ı * güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek. ayağ kalkmak a * ayakları üzerinde durmak. ayağüzengide ı * hemen yola çı kmak üzere olan. ı ta ayağyürüten başr ı tı * halkıdüzen içinde çalı nı takiler sağ n ş ması baş lar. ayağ fı a rlamak * hı ayağ kalkmak. ayağile (veya kendi ayağile) gelmek ı ı * kendi isteğ gelmek veya emek çekilmeden elde edilmek. ayağdüş ı mek * Bkz. . ayağ (veya ayakları kapanmak ı na na) * alçalı na yalvarmak. ayağyerden kesilmek ı * ayağyere değ olmak. zla a ayağ kaldı a rmak * telâş heyecana düş ve ürmek.

ayağ gitmek ı na * alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanı varmak. yarı sevinçle söylenen söz. ayağ getirmek ı na * sı saygı ra. ayağ sı su mu. ayağ düş ı na mek * çok yalvarmak. ı nı nı vıp ayağ (veya ayakları) öpeyim ı nı nı * yalvarım. fesleğ ister (veya takar) baş ı nda en ı na * yoksulluğ bakmayarak süs ve gösteriş una yapmak ister. ayağ çekmek ı nı * sısıgittiğbir yere artıuğ k k i k ramaz olmak. rı ma sı ı nı * alılan bir yere gitmekten kendini alamamak. * (birinin) iş yükselmesine engel olmak. inde ayağ dolanmak (veya dolaş ı na mak) * baş na yapmayı kası tasarladı kötülük kendi baş gelmek. na ayağ ip takmak ı na * bir kimseyi çekiş tirmek. ayağ gelmek ı na * alçak gönüllülük göstererek birinin yanı gelmek. ayağ üş ı enmemek na * hamarat olmak. gitmeye üş enmek. ı k * dikkat. ş ı sa ayağ çağ ı na ı rmak * yanı gelmesini istemek. na ayağ çelme takmak ı na * biri yürürken ayakları na ayak uzatı düş arası p ürmek. yürümesine engel olmak. ayağ kira istemek ı na * gelmeye nazlanmak. yorulmadan yapmak. . ayağ denk almak ı nı * baş nıkendisine yapması kaların ihtimali bulunan kötülüklere karşuyanıdavranmak.ayağ çabuk ı na * bir yere alılandan daha kı sürede gidip gelen. rı ayağ alamamak ı nı * ağ veya uyuş dolayıyla ayağ oynatamamak. soğ su mu dökelim? ı cak na uk * ender gelen bir konuğ yarı a sitem. ayak iş lerini bı kmadan. gözetmeksizin birinin yanı gelmesini sağ na lamak. ayağ donu yok. ş ı ayağ bağ ı nı lamak * engel olmak. ayağ (veya ayakları) altı almak ı nı nı na * tek bacağ (veya bacakları) kırı üzerine oturmak. na * emek çekilmeden elde edilmek. ğ ı ı na * iş yapmakta olan birine engel olmak. ilgiyi kesmek.

ayağ tek almak ı nı * bir iş iyi düş te ünüp dikkatli davranmak. ayağ n pabucu olamamak ı nı * değ ondan çok aş ı erce ağolmak. ardı baş nı da gelmesine yol açmak. ayağ vurmak ı nı * ayakkabı ı yara etmek. tı ayağ n bağ çözmek ı nı ı nı * karını amak. * değ bir kimseyi üstün bir yere geçirmek. ayağ n tozunu silmeden ı nı * henüz yoldan gelmiş ken.ayağ denk basmak ı nı * dikkatli ve uyanıdavranmak. ayağ n türabı ı nı olmak * bir kimse baş bir kimseye kul gibi bağ p onun her emrini yerine getirmek. ayağ nı ayağ yorganı göre uzatmak ı nı na * giderini gelirine uydurmak. * baş nı yere artıuğ kası bir k ramaz duruma getirmek. ayağ n altı almak ı nı na * tekme ile dövmek. mak * halk inanına göre bir kimsenin gelmesi. k ayağ giymek ı nı * ayakkabını sı giymek. ş ı ndan kaların * ölmek üzere olmak. ka lanı . ersiz ayağ n tozu ile ı nı * yoldan gelir gelmez. uğ ramamak. ayağ n (veya ayakların) altı öpeyim ı nı nı nı * "pek çok yalvarım" anlamı kullanı rı nda lı r. rdan * bir yerden uzaklaş üzere bulunmak. ayağ n altı karpuz kabuğ koymak ı nı na u * bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle iş inden uzaklaşrmak. ayağ n (veya ayaklar) altı ı nı nda * (yüksek bir yerden) geniş alanı bir görür durumda. ayağ kaydı ı nı rmak * bir yolunu bulup birini iş inden veya görevinden uzaklaşrmak. uğ radı ı ursuzluk getirir. ayağ n pabucunu baş giymek ı nı ı na * dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. ayağ sürümek ı nı * verilen bir işağ i ı almak. ayağ n bastı yerde ot bitmez ı nı ğ ı * uğ ğyere bereketsizlik. tı ayağ kesmek ı nı * bir yere gitmez olmak. henüz dinlenmeden. sı boş * serbest davranması engelleyen iliş nı kilere son vermek.

bağ e) lanmak. n ağ da * Bacak. ı raktı n ı . ayak bileğ i * Baldı r kemikleriyle tarak kemikleri arası bulunan ve yedi kemikten oluş ayağ arka bölümü. ayak değtirmek iş * talim yürüyüş kı bir adı atmak yolu ile adı nı kalarınkine uydurmak. sı radan. ün ı rlı * Basamak. rmağ ş an n * Göl ayağ ı . uğ ramamak. ayak atmamak * bir yere hiç gitmemek. kendi tutumundan ş mamak. sa * Yarı arş veya 30. * ilk kez gitmek. * Halk edebiyatı uyak.ayak * Bacakları bilekten aş ı bulunan ve yere basan bölümü. ünde sa m mları baş nı ayak diremek * bir düş ünceyi. ulaş mak. nda an ı n ayak çekmek * kandı rmaya çalı ş mak. lan ayak iş i ayak izi * Birtakı getir götür iş m leri. * Birtakı ş m eylerin yerden yüksekçe durması sağ nı layan dayak. ayak basmamak * bir yere hiç uğ ramamak. fut. * Yürüyüş ağ k veya çabukluk derecesi. i * Aş ı ağdüzeyde. ı nı ayak bağ ı * Bir yere veya bir iş gidilmesine engel olan ş e ey. * Ayakta yapı sohbet. nda * Halk edebiyatı koş nda uklarda kı yedekli dizelere verilen ad. * Vücudun belden aş ı ağbölümü. ş ı aş ayak divanı * Olağ anüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padiş n katı yla bir konuyu görüş ve karara ahı lması mek bağ lamak için yapı toplantı lan . bir davranı sonuna kadar sürdürmek. ayak ayak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne almak. gelmek. kadem. bayağ ı . avutmak.5 cm uzunluğ m ı n undaki ölçü birimi. ayakta toplanan meclis. ayak basmak * bir yere varmak. * (buzdolabı ölçülerinde) İ ngiliz ölçüsü fut'un kübü alı narak hesaplanan değ er. ayak atmak * girmek. * Büyük bir ı a karı ikinci derecedeki akarsularıher biri. uğ ramak.4 cm değ erinde İ ngiliz uzunluk ölçüsü birimi. * (bir yere veya mesleğ girmek. * girmek. * 30. * Bir doğ runun baş bir doğ ka ruyu veya bir düzlemi kestiğnokta. destek veya bunlardan her biri. * Herhangi bir zemin üzerinde ayağ bı ğiz.

* Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret. ayak tarağ ı * Bkz. rdan * gönderilen yere isteğile gitmemek. u ayak uydurmak * yürüyüş adı atını kalarınkine uydurmak. ayak tedavisi * Ayakta oluş bir hastalın veya rahatsı ğ tedavisi. n ayak yapmak * birini aldatmak. ayak satısı cı * Gezgin satı. i ayak takı mı * Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayıyla toplum içinde aş ı sı ağdurumda olan kiş iler. ayak oyunu * Hile. nda ayak yalı n * Yalı ayak. rmak ayakaltı * Gelip geçenlerin çok olduğ yer. kandı için dalavere çevirmek. ayak kirası . an ğ ı zlın ı * Ayakta tedavi.ayak keseri * Ayakta durarak ağ yontmaya elverişuzun saplı aç li keser. karı . ı ayak ucu * Yatanıveya yatı bir yerin ayak uzatı yönü. n lan lan * Ayak parmak uçların oluş nı turduğ dar dayanak yüzeyi. gözden çı lmak. ya ine ı lı ayak makinesi * Ayak yardı ile iş mı letilen makine. ve ş baş nı ı ayak vermek * âş atı ı ş k maları dinleyicilerden biri uyak belirtmek. ayak topu * Futbol. ayak tutmak * mani yarı ş maları karş ndakine uyması nda ı sı gereken uyağvermek. yeri. u ayakaltı almak na * hakir görülmek. ayak kirası * Bir haber veya eş getirene emeğ karşk verilen para. tarak. te m ş baş nı ı * kendi gidiş davranını kasınkine benzetmek. ayak teri. cı ayak sürümek * verilen bir işağ i ı almak. ayak teri * Ayak parmakları ndan çı pis kokulu salgı arası kan .

i. n na p rı * Ayak iş lerinde kullanı kimse. toprakbastı nan . na ayakaltı dolaş nda mak * bir iş yaramadı hâlde herkesin iş engel olacak biçimde ortalı dolaş e ğ ı ine kta mak. * Gezici satı. ğ ı * Çocukları cambazları ayakları takıyürüdükleri çifte sık. çerçi. ayakçak * Merdiven. ayağrahatsıetmek. * Ayakkabı yapmaya elverişolan (deri. pabuççu. cı ayakçı n * Dokuma tezgâhları atkı nda ipliklerini hareket ettirmek için ayakla bası tahta ayaklı lan k. baş rma. * Birçok kimsenin cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmesi. ayaklanmak * (çocuk için) Yürümeye baş lamak. ş larla u ayakkabı lı k * Ayakkabı konulan yer. korumamak. ayaklandı rma * Ayaklandı iş rmak i. lâstik gibi dayanı maddelerden yapı ayak klı lan giyeceğ pabuç. n. . cın i.ayakaltı bı nda rakmak * ezilmesine. ı ı z ayakkabı cı * Ayakkabı yapan veya satan kimse. * bazı davranı konuğ gitmeye zorlamak. ayakçı ayakkabı * Özellikle sokakta ayağkorumak için giyilen ve altı ı kösele. isyan. lan * Bir iş süresince tutulan hizmetçi. ayakkabı nı ları çevirmek * konuk ayakkabı nı ları gidiş yönüne doğ düzgün biçimde sı ru ralamak. ayakkabı dolabı . yok olması göz yummak. ayakkabı vurmak * (ayakkabı ) ayağzedelemek. satı ayakkabılı cı k * Ayakkabınıiş pabuççuluk. ayaklamak * Ayakla ölçmek. * Ayakkabı lan yer. ayaklanma * Ayaklanmak iş i. ayakbastı * Bir yere dı dan gelen insan ve eş ş arı yadan alı vergi. kı ı kaldı yam. * Dokuma tezgâhı ayaklı. merdiven basamağ ı . ayaklama * Ayaklamak iş i. kösele gibi ş li eyler). ayaklandı rmak * Ayaklanmak iş yaptı ini rmak.

ı n ğ ı * Ayak basacak yer. yaramaz. * Taban. a p * (birçok kimse) Cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmek.* (hasta için) Yürüyebilir duruma gelmek. * Ayağolmayan. ayaklı canavar * Çok hareketli. çok ş okumuş öğ ey ve renmiş olan. ayakta . ayaklı k * Ayakla iş letilen makinelerde ayağ bastı yer. ı * Bir destekle yere dayanan. baş ı kaldı rmak. istemeye istemeye gitmek. sorulan her soruya cevap verebilen kimse. * Uyanmak. ı ta ayakların (veya ayağ n) ucuna basmak nı ı nı * çok yavaşsessiz. ayakları geri gitmek geri * bir yere gönülsüz. ayaklı mani * Cinaslı ayaklarla söylenen bir mani türü. * Ayakla iş letilen. p ayaklar altı almak na * önem verilmesi gereken ş eyleri hiçe saymak. * Ayakçak. . ayakları (veya ayağ kara su (veya sular) inmek na ı na) * uzun süre ayakta kalmak veya yürümekten çok yorulmak. ayakları nısürümek * güçlükle yürümek. ı nı ayakları yerden kesmek nı * bir taş binerek yürümekten kurtulmak. ayaklı ma koş * Halk ş iirinde müstezat tarzı söylenen deyiş nda . baş * değ kimseler baş geçip. ayaklı * Ayağolan. cin gibi çocuk. çiğ nemek. ı ayaksı z ayaksı zlar * Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sıfın en ilkel yapıtürlerini içine alan bir takı nı nı lı m. ayağ sürümek. ayakları değ yere memek * çok sevinmek. pedal. uyanıkalkmak. ersiz a erli rakı ayakları dolaş mak * yürürken ayakları birbirine takı lmak. ayaklar baş lar ayak olmak . * Ayağ kalkıgitmeye davranmak. ayaklı kütüphane * Pek çok konuda bilgisi olan. gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek. değ kimseler ise en geride bı lmak. isyan etmek.

* Hazıyemek. ayakyolu ayal * Karı .* Ayağ kalkmıdurumda. aş n ayaktan * (kesim hayvanları canlı için) olarak. k ayan olmak * belli olmak. tuvalet. r ayaküzeri * Ayaküstü. erini ayakta tedavi * hastanı yatağ yatılması n a rı gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapı tedavi. k. . ayakta kalmak * oturacak yer bulamamak. önemini korumak. sa * Acele olarak. kı sürede. * bozulması yılması çökmesine engel olmak. çökmemek. lan ayakta tutmak * oturtmak gerekirken oturtmamak. kenef. * yılmamak. * Oturmadan. kı na. na. ayaktaş ayakucu ayaküstü * Arkadaşyoldaşhempa. eş ayan âyan * Belli. abdesthane. a ş * Telâş. ayandon * 18 Ocak'ta baş layan bir fı na. * İ gelenler. heyecanlı lı . ayakta tutmak * o ş sürekliliğ sağ eyin ini lamak. * İ n besin artı yla idrarı boş ğyer. . * bir kuruluş yaş un aması sağ nı lamak. helâ. açı k. apaçı açıseçik. ayakta durarak. ayan beyan * Besbelli. kı * değ yitirmemek. bilinir olmak. kademhane. festfut. memiş nsanı kları nı alttı ı hane. ayakta uyumak * aş dalgı ş kı veya yorgun olmak. * Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiğdoğ i rultudaki alt yön. leri * Senato üyeleri. rtı ayar . . ı rı n.

gibi lmış k * Bir iş veya bir davranı gereken ölçü. doğ yoldan saptı ayartan. cı ve musluk aksamı sışrmak amacı kullanı ağ açı ğayarlanabilen özel alet. tı i * Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. düzensizlik. n. ı klı z ı ayarsı z * Ayarı lmamı ayarı yapı ş . ayarlatmak * Ayar ettirmek. doğ ruluğ e rulamak. z * Ölçüsüzlük. ayartı ayartı cı * Baş çı tan karma. ı . * Davranı ölçüsüz. * Bir aygıbelli bir iş tı yapabilecek duruma getirmek. ayarlı pense * Vida. düzenli. bozuk. düzensiz. ayarlanmak * Ayar edilmek. ayarlatma * Ayarlatmak iş i. n ğ ı ayarı bozuk * Belli bir ayarı olmayan. vata nıkı tı yla lan. nda * Kandı rmak. düzenli iş duruma getirmek. * Baş çı tan karan. ayarlamak * Bir ölçünün doğ unu belli bir örneğ göre düzeltmek. birbirine uygun duruma getirilmek. ayartılı cı k * Ayartını yaptı iş cın ğ . * İleri birbiriyle çatı ş ş mayacak veya zamanı bitirecek biçimde düzenlemek. karakter veya aklı yerinde olmayan. ru ran. ayarlama * Ayarlamak iş i. ayarlanma * Ayarlanmak iş i. ayarsı k zlı * Ayarsıolma durumu. . * (altıve gümüş n için) Belirli bir ayarı olan.* Bir aygın gereken işyapabilmesi durumu. ler ayarcı * Esnafıkullandı ölçü aletlerini denetleyen görevli. ş ta * Değ derecesi. ayarlı * (saat ve makine için) Ayarlanmı doğ çalı ş ru . er ayar etmek * (bir aygın) çalı nı tı ş ması düzeltmek. * Altı gümüş madenlerden yapı şeylerin saflıderecesi. * Ahlâk. ş sağ ması lanmı düzeltilmiş ş . ş ları * (altıve gümüş n için) Belli bir ayarı olmayan. doğ ru.

* (hava ve gece için) Soğ uk.ayartı lma * Ayartı iş lmak i. ayaz kesmek * uzun süre soğ kalıüş ukta p ümek. * Kandı rmak. ayartı lmak * Ayartmak iş konu olmak. ine ayartma * Ayartmak iş i. * Duru. sağ ayazlandılmırakı rı ş * Halk inanına göre sı tedavisinde kullanı üzere rakın açı balkonda veya dı da bekletilmiş ş ı tma lmak nı larak ş arı hâli. ş ı uk ayazda kalmak * soğ kalmak. ayaz paşkol geziyor a * dı da çok soğ var. eline bir ş geçmemek. sakin havada çı kuru soğ kan uk. ukta * boş beklemek. ayazlanmak ayaz . ayazlandı rma * Ayazlandı durumu. ş arı uk ayaz vurmak * (sebze ve meyveler için) donmak. ayartmak * Baş çı tan karmak. ayazlanma * Ayazlanmak iş i. * Ayazda kalı üş p ümek. doğ yoldan saptı ru rmak. eline bir ş geçmemek. ayaza çekmek * kın kuru soğ artmak. rı ayazlandılmak rı * Ayazlanması lanmak. yere ey ayazlandılma rı * Ayazlandılmak durumu. ayazlamak * (hava) Ayaza çevirmek. rmak ayazlandı rmak * Ayazlanması sağ nı lamak. * Boş beklemek. çalı ğyerden ayıp baş nı yanı çalı ş ı tı rı kasın nda ş maya kandı rmak. yere ey ayazlama * Ayazlamak iş i. * Birini.

lmıay ldı süs. ayda yı bir lda * çok seyrek olarak. nlı * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinmek. h. lan k . aydı nger * Parlak yüzeyli. okumuşgörgülü. tahtaboşbalkon. i . ayçöreğ i * İ tarçı ceviz konularak ay biçiminde yapı ş çine n. ayazlı k ayazma aybaş ı * Evlerde serinlemek için kullanı önü açıyer. * Bu bitkinin yağ karı tohumu.* Ayazda bı lı soğ rakı p umak. âdet görmek. saydam. tenevvür etmek. ıkl ı nlı ı k ş . * Rumlarıkutsal saydı kaynak veya pı n kları nar. * Yüzü yay biçiminde bir çeş keser. ayçiçeğ i * Birleş ikgillerden. * Kolayca anlaş ı kadar açı(söz veya yazı vazı lacak k ). ünceli (kimse). it aydı nlanma * Aydı nlanmak iş i. ay dönümü. n ğ ı * Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapı ş yı zlı alem. * Ayı ilk günü. mimarlı çizim için kullanı özel bir kâğ kta lan ı t. ileri düş . ı sı it ş ı nı sı lı nlı aydı nlanmak * Aydı k olmak. tenevvür. taraça. aydemir aydı n * Iş alan. yurdumuzda çok yetiş i tirilen bir bitki. gündöndü (Helianthus annuus). hilâl. ı * Kültürlü. münevver. sarı renkli çiçeğçok iri olan. çı lan ayçiçeğyağ i ı * Ay çiçeğ inden çı lan yağ karı . i. aydı k. ukta * Ayazda soğ utmak. i * Bir yüzeyin. karş na konulan eş ık kaynakların sayı ile orantıolarak aydı k görünmesi. * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinme. ay ay olarak. ayazlatmak * Soğ bekletmek. lmıçörek. n aybaşolmak ı * (kadın) ayda bir döl yatağ nı ı kan gelmek. ayazlatma * Ayazlatmak iş i. n * Ayı ilk günü. gün çiçeğ günebakan. ayça * Ayı ilk günlerinde aldı yay biçimi. ndan aybeay * Aydan aya.

bitkin. saf. vazı lacak k h. * iri yarı cüsseli. ı k. cihaz. aygı r gibi aygı t * Birçok parçadan yapı ş cihaz. ık. ı k * Kolay anlaş ı derecede açıolan. ayet * Kur'an surelerini oluş turan cümlelerden her biri. n ndan lan boş luk. ş ı * Iş alan. aygı n * Bitkin. * Vücutta belirli bir görevin sağ lanması yarayan organlarıhepsi. * Kötülükten uzak. t. na n * Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluş turulan ve bazı deneylerin yapı na yarayan takı belli lması m. temiz. aydı k nlı * Bir yeri aydı nlatan güç. in ay-gün yı lı * Hem ay evreleri değ imi hem de güneş gökyüzündeki görünen hareketi göz önüne alı iş in narak düzenlenmiş olan takvim yı lı . ay-gün takvimi * Güneş görünen hareketlerine göre düzenlenen takvim. aygı r * Damı k erkek at. aydı lma nlatı * Aydı lmak iş nlatı i. aygıbaygı n n * Güçsüz. ine aydı nlatma * Aydı nlatmak iş i. lmıalet. aydı kölçer nlı * Aydı kları nlı ölçmeye yarayan aygılüksmetre. * Duyguda ölçüyü kaçı ş rmı . * Bir yapın ortası gelen oda ve öbür bölümlerin ık alması damıortası zemine kadar açı nı na ş ı için. ğ ı * Bir sorun üzerine bilgi vermek. . zlı aygı r deposu * Aygı n bakı ğbüyük ahı rları ldı ı r. çok yorgun. * Sahnelerin ıklandılması i. * Kendinden geçercesine âş vurgun. aydı lmak nlatı * Aydı nlatmak iş konu olmak.aydı cı nlatı * Aydı k verici. ş ı rı iş aydı nlatmak * Karanlı giderip görünür duruma getirmek. nlı * Bir sorunla ilgili gerekli bilgileri veren. güçlü (kimse).

ayı klamak ayılı cı k ayı giller ayı k . * Memeli et oburlardan. ayını bı yüzüne vurmak * birinin kusurunu yüzüne söylemek. ayı pirincin taş ! kla ı nı * bir iş pek karık ve içinden çılmaz durumda olduğ anlatmak için kullanı in ş ı kı unu lı r. ayı içine alan bir familya. uyanı ş lı k. ayı ğ balı ı * Fok. * Ayını iş mesleğ cın i. küçük taneli yemiş veren. beş mı parmaklı . iri gövdeli hayvan (Ursus arctos). * Kaba saba. * Sarhoş u geçmiş biçimde. dan. yı za itibarı (veya minnetim) yok ldı m * bir ş en iyisine alı ktan sonra ondan aş ı eyin ş tı ağolanlar beni doyuramaz. ş sı * Ayı oynatmayı edinen kimse. i. ayı klama * Ayı klamak iş i. ayı ı bacağ * Çift yan yelkenlerden birini sağ birini soldan kullanma biçimi. kaba ve anlayı z (kimse). luğ bir * Anlayı. tabanları basarak yürüyen. ları * Sarhoş u veya baygı ğgeçmiş luğ nlı ı olan. * kaba.ayı * Memelilerin et obur takı ndan. anlayı z (kimse). ayı görmeden bayram etme * bir iş gerçekleş meden ona oldu gözüyle bakı sevinilmemelidir. tüylü bir bitki (Arbutus uva ursi). ş sı ayı gördüm. ayı gibi * iri yarı . kaba ve hoyrat (kimse). ndan akayı ayı üzümü * Fundagillerden. lı p ayı gülü * İ çenekliler sıfın düğ çiçeğ ki nı nı ün igiller familyası bir ş k türü (Peconia corollina). ayı an boğ ayı cı * İ yarı ri . ler ayı yavrusu ile oynuyor * iri ve yetiş birinin ufak tefek birine. yurdumuzda boz türü na bulunan. bir çocuğ el ş yapması gücünü onda denemesi karş nda kin a akası veya ı sı ayı plama yollu söylenir. ayı yürüyüş ü * Gergin kol ve bacaklarla dört ayak yürüme. iş * Sert.

ayı etmek lı k * kaba davranmak. baş na ayı ı kulağ * Çuha çiçeğ bir türü (Primula auricula). gereksiz veya istenmeyen taneleri veya maddeleri ayıp çı eyin e rı karmak. ine ayı klatma * Ayı klatmak iş i. kendine gelmek. ayı n * Arap alfabesinde on sekizinci. * Ayı nı lamak. * Sarhoş baygı k gibi bir durumdan kurtulmak. nlı * Aklı ı gelip gerçeğgörmek. ayı lma ayı lmak * Ayı iş lmak i. m. oku-y-ayı bekle-y-eyim vb. inin ayı lı k * Kabalı kaba davranı k. ayı klatmak * Ayı klamak iş yaptı ini rmak. ayı bayı lı p lmak * birini kendinden geçercesine sevmek.* Bir ş içinden. ayı ltı ayı ltma ayı ltmak ayıon dördü n * Dolunay. k ayı kmak * Ayı lmak. çki bir u ağsı * Ayı ltmak iş i. stı ayı klanmak * Ayı klamak iş konu olmak. mahmurluk. kişeki: yaz-ayı çiz-eyim. ayı klanma * Ayı klanmak iş i. . Osmanlı alfabesinde yirmi birinci harf. luk. ş . aklı ı gelmek. lması sağ -ayı / -eyim m * İ kipi tekil 1. . uyanmak. uyamayanları n yok olmasıı fa. işyaramayan. baş na i * İ içmiş kimsenin duyduğ baş rı ve sersemlik. * Bir görevde gereksiz görülenleri iş inden ayı rmak. * aş ölçüde sinir bunalı ı rı mları geçirmek. ayı k klı * Ayıolma durumu. kendine gelmek. * Yaş varlı ayan klarda ortamış n artları en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması na . stek i m. temizlemek.

ayı p * Toplumun ahlâk kuralları aykıolan. kusuru olan. eksiklik. ayıetmek (veya yapmak) p * yakıksı davranmak. ayı planmak * Ayı plamak iş konu olmak. ayı plama * Ayı plamak iş takbih. sı ayı lı ngacı k * Tütün kaçakçı ı lı. birleş veya ayrıma uğ ime ş ı ratarak niteliklerini belirtmede kullanı madde. ayı planma * Ayı planmak iş i. ine ayı plı ayı z psı * Ayı. tütün. kusuru olmayan. * Kusur. n ayı raç ayı ran ayıcı rı * Ayı özelliğveya gücü olan. rma i ayım rı * Cisimleri. lan * Işı n ögelerine ayı özelliğolan. i. ayı nga * Kaçak tütün. * övünmek gibi olmasıama.ayıon dördü gibi n * yüzü çok güzel (kadıveya kı n z). bı * Ayı. miyar. ğ ayın kı türküsü var. ı yalı ğ rma i . * Utanç veren. ş zca ı ayıyerler p * vücutta örtülü tutulması gereken yerler. utanı durum veya davranı na rı lacak ş . kı da Ahlat üstüne nı rk rkı * bir kimsenin hep aynıeyi veya hikâyeyi anlatması ında söylenir. ş karş sı ayı çatlatmak nları * bu harfin gösterdiğArapçaya özgü sesi gı i rtlakta boğ umlamaya çalı ş mak. ayı ngacı * Tütün kaçakçı. ama söylemek zorundayı anlamı özür dilemek için ı sı k m" nda kullanı lı r. takbih etmek. ayı plamak * Kı namak. bı ayı r söylemesi ptı * "bunu söylemek size karşsaygızlıolacak.

rı ayı rma * Ayı rmak iş i. ayı edilmek rt * Ayı etmek iş konu olmak. mayı mayı * Farklı davranmak. eyi rt * Bölmek. * Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak. rt ine ayı etmek rt * Birkaç ş birbirinden ayı niteliğanlamak. tefrik etmek. * Ayı rtmak iş i. * İ veya daha çok kimse arası ki ndaki anlaş . ikilik ortaya atmak. 1-2 m en. fark gözetmek. lan ayı rtmanlı k * Ayı rtmanıgörevi. it ş ta ayım yaratmak rı * farklı çı lı karmak. temyiz etmek. * Bir yeri bir engelle bölmek. n ayı t * Mine çiçeğ igillerden. hayı(Vitex agnus-castus). e boyunda bir ağ k. ayım yapmak rı * eş davranı bulunmamak. . k ayımlama rı * Ayım yapmak iş rı i. mümeyyizlik. ayı rmaç ayı rmak * Bir ş benzerlerinden ayı etmeye yarayan durum veya öge. farika. * Birbirinden uzaklaşrmak. ayımlamak rı * Ayım yapmak. saklamak. tahsis etmek. beyaz veya menekşrenginde çiçekler açan. Akdeniz çevresinde yetiş mavi. * (bir ş veya yeri) Bir ş veya kimse için kullanmayı ey ey belirlemek. fark gözetmek. * Ayı rmak iş yaptı ini rmak. nüans. eyi ran i ayı rtı ayı rtma ayı rtmak ayı rtman * Sı navlarda. ayı vurmadan postunu satmak yı * henüz ele geçmemiş ş üzerinde hesap yapmak. mümeyyiz. soruları hazı n rlanması notlarıverilmesine kadar bütün değ ndan n erlendirme çalı ş maları na katı görevli. aççı t ayı kaval çalmak ya * anlayı z bir kimseye bir ş anlatmaya çalı ş sı ey ş mak. iş ini * Seçmek. uzlaş bozmak. bir ey * Aynı cinsten olan ş arası eyler ndaki ince fark.* Ayı rmak iş i. tı * Nitelik değ ikliğ anlamak.

bir ş yapmayarak.ayin * Dinî tören. ı nda ş ı * İsiz. aykılaş rı ma * Aykılaş iş rı mak i. * İsiz. rı aykılı rı k * Aykıolma durumu. mugayeret. ay ağ . yapacak bir iş ta i olmamak. ı r * Mevlevî ve Bektaştekkelerinde kadıve erkeğ birlikte katı ğ dinî müzikli sohbet töreni. aykılaş rı mak * Aykıduruma gelmek. ru e ı t. ı * Alılmı doğ diye bellenmiş uygun olmayan. boş ş gezen. hale. ters gelmek. * Mevlevî tekkelerinde okunan ağ bestelerin biçimi. mugayir. . * Gidilen yol üzerinde olmayıgidiş p yönüne ters düş en. î n in ldı. ş aylaklı k * Aylak olma durumu. * Bütün noktaları düzlemde bulunmayan. ş ı ı lı * Bazı kutsal kiş ilerin başetrafı gösterilen ık çevresi. * İsizlik. iş sizlik. aykı olmak rı * ters olmak. boş oturmak. avarelik. zı t olmak. aykılama rı * Aykılamak iş rı i. avarelik. kestirmeden gitmek. aynı ayinicem aykı rı aykı doğ rı rular * Aynı düzlemde bulunmayan doğ rular. rı ayla * Ayı ve bazı ldı n dolayı n yı zları ndaki ık çevresi. ibadet. avare. aylakçı * Temelli işolmayan iş i çi. ters düş mek. düz yoldan ayrı lmak. ters. aylakçı lı k * Temelli iş sahibi olmama durumu. aykılamak rı * Dikey olarak gelmek. ş ey aylak aylak olmak * boş olmak. ş ş ı a. aykı düş rı mek * uygun gelmemek. aykı katmanlaş rı ma * Katmanları düzenli bir biçimde olmayan katmanlaş ma. * Çapraz. muhalefet. karş ters.

maaş. k ş ma ıı lında aylıbağ k lamak * emekli olan veya baş sebeplerle çalı ka ş mayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek.aylaklıetmek k * boş durmak. * Gerçeğanlamak. aç aylanma * Aylanmak iş i. * Bir ay içinde olan veya bir ay süren. kla ş an * Baş geliri olmayıyalnıaldı aylı geçinen kimse. * Sürmek. kötü kokan bir ağ kokar ağ (Ailanthus glandulosa). * Kendine gelmek. aylı kçı * Aylı çalı kimse. aylı * Üzerinde ay biçimi bulunan. aklı ı gelmek. devam etmek. na aylı klı ayma aymak aymaz . ka p z ğ kla ı * Aylıalan (kimse). boş oturmak. * Ayı dolduran bir süre geçirmek. * Ay ığolan. aylanmak * Bir yerin çevresinde dolanmak. görevi karş ğolarak veya geçimi için her ay ödenen para. aylıvermek k * aylıolarak üstlenilen parayı k ödemek. * Aylamak iş i. i * Çevresinde olup bitenlerin farkı varmayan. * Ayda bir kez yapı veya çı lan kan. ayı baş na lmak. * Ay olarak.. Avrupa'ya Çin'den getirilmişkı zamanda yetiş boy attı için bir gölge ağ olarak . gafil. aydan beri var olan. maaş ıı lı . k lı * Karş ğaylı ödenen. çalı ş mamak. bir ay için. aylı k * Birine. aylama aylamak * Beklemek. aylıalmak k * bir aylıçalı karşğ para almak. iş güçsüz dolaş siz mak. mehtaplı şı ı . aylandı z * Sedef otugillerden. aylarca kalmak. aç. ı ı kla lı * Aymak iş i.. * . aylı geçmek ğ a * çalı ş karş ğolarak her ay belirli bir para alı ması ı ı lı nacak bir iş baş e lamak. sa ip ğ ı acı dikilen. * gündelikten veya ücretten kadroya geçmek.

bir tan. iş hile karı ran. * Doğ ramacı ve yapılı çerçeve içine geçirilen tahta veya taş lı k cı kta levha. gaflet. ine ş tı * Aynacın yaptı iş nı ğ veya aynacı ı olma durumu. * Hoş gitmeyen. yakıklı ş . durum. na aynası z * Aynası olmayan. * dümdüz ve parlak. * Işı tan. yolunda. * Küreğ yassı bölümü. ayna tı ı rnağ * Aynayı duvara tutturmak için kullanı nikel veya kromla kaplanmımetal parçası lan ş . yakıksı çirkin. * Hileci.aymazlı k * Çevresinde olup bitenlerin farkı varamama durumu. güzel. mısı ayna taş ı * Yapı t ve çeş gibi yerlere konan yazıveya yazız süslü taş . aynası k zlı * Aynasıolma durumu. . z aynaz * Bataklı k. biçimsiz. aynabakar * Büyük. da ğ ı aynalı k * Geminin ve bağ bulunduğ limanıadı lan. anı me lı sı levha. * İ bir durumda. in uç * (atlarda) Diz kapağ ı . acak ayn ayna * Göz. yi * (Karagöz oyununda) Perde. a ş z. varlı n görüntüsünü veren. aymaza yakı na ş durum. ran ey. * Parlak yüzlü. ı * Polis. * Bir olayı durumu yansı göz önünde canlandı olay. ş . * Aynası olan. ı aynalı sazan * Üzerinde az sayı büyük pullar bulunan bir tür sazan balı. * (deniz için) kı ltız. ters. durgun. ğ ı * Akı ve anaforun birleş i yerde oluş su burgacı ntı tiğ an . ı yansı ğ kları ve rlı * Gemilerde iş aretçi erlerin kullandı dürbün. yumurtamsı rmımsı . kı zı mavi renkli bir erik türü. kötü. düz veya az yuvarlak kıbölüm. aynacı * Ayna yapan veya satan kimse. cilâlı sı cam. lı u n yazı ç ayna gibi aynacı lı k aynalı aynalıtahtası k * Sandalları kıtarafları oturanısı nı n ç nda n rtı dayaması yarayan tahta.

aynı potada erimek * benzer konuları sorunları ve birlikte düş ünmek veya değ erlendirmek.aynaz aynen aynı * Köy oyunları yöneten kimse. iş u * Kullanı lmaya veya harcamaya elveriş taş li. ş aynı yolun yolcusu * kötü sonları birbirine eş olan. olduğ gibi. * Değ meyen. ayol ayraç * Daha çok kadı n kullandı bir seslenme sözü. aynî aynî hak haklar. ş düş aynı ya çı kapı kmak * sonuç bakı ndan fark etmemek. einsteiniyum. araları ayrı olmayan. aynı lı k aynı sefa aynı yla aynî * Gözle ilgili. aynı ünceyi ileri sürmek. aynı telden çalmak * aynıeyi söylemek. aynş tayniyum * Bkz. pkı. * Baş değ yine o. lik. aynı mı sonuca varmak. . değ tirmeden. ı nması kolay eş ya. özdeş ayniyet. aynı u iş yla. aynı zamanda * Hem de. r * Hiçbir değiklik olmadan. nı * Olduğ gibi. * Ayı edilemeyecek kadar benzeri özdeş tı sı rt i. nları ğ ı * Yay ayraç. iş nda m aynı zı ağ kullanmak * aynıeyi söylemek. ayniyat ayniyet * Para olarak değ madde olarak verilen. kası il. * Taş r veya taş ı nı ı nmaz üzerinde doğ rudan doğ egemenlik yetkisi veren ve herkese karşileri sürülebilen ruya ı * Aynı olma durumu. * Birleş ikgillerden. * Aynı özdeş lı k. lik. çiçekleri sarı renkli bir kıbitkisi (Calendula arvensis). il. bununla birlikte.

* aş bir cinsel arzu duymak. mak i ayranlaş mak * Ayran durumuna gelmek. heterojen. yarı sudur m sı * yapı bir iş yarı yamalak olduğ bildirilmek için kullanı lan in m u lı r. iş * Her biri için. coş mak. z. ayran delisi * Bön. urt kta ı ndı * Yoğ urdu sulandı rarak yapı içecek. yapı ayrı çanak yapraklı lar . sersem. ka. lan ayran ağ ı zlı * Aptal. ayrı m bası * Genellikle bir dergide yayı mlanmıbilimsel bir yazın ayrı broş olarak bası . ı rı ayranı içmeye. * Baş baş türlü. ayran budalası * Aptal. kı tı ayran * Süt veya yoğ yayı çalkalanarak yağalı ktan sonra kalan sulu bölüm. ayranı kabarmak * öfkelenmek. değik. na ayrı cinsten * Farklı da olan. ı k ayrancı * Ayran yapan veya satan kimse.ayraç açmak * söz veya yazı içine. ayran gönüllü * Çabuk âş olan. atla (veya tahtı yok revanla) gider sı çmaya * yoksulluğ bakmadan gösteriş una yapmaya kalkanları gülünçlüğ anlatmak için kullanı n ünü lı r. ka * Yalnı tek baş olan. * (her biri) Ayrı olarak. ı na ayrı ayrı * Birbirinden ayrı olan. sersem. ayranlaş ma * Ayranlaş özelliğveya durumu. ayrı * Yerleri bir olmayan. safdil. ası l konu ile ilgisi az olan bir bölüm sışrmak. ayranı budur. ayrancı lı k * Ayran yapısatma iş p i. budala. ş nı bir ür mı ayrı çekmek baş * topluluktan ayrı kendi baş iş lı p ı yapmak.

ey ayrı yapmak seçi * birkaç ş arası fark gözetmek. . ayrı ksı calı z * Ayrı ğolmayan. ayrı tutulma. ş ı * Ayrı olma durumu. ayrı gayrı bilmemek (veya ayrı gayrı olmamak) sı sı * birbirinden hiçbir ş esirgemeyecek durumda olmak. ayrı ca * Ayrı olarak. ayrı ç ayrı k * Yol kavş ı yolun ayrı ğyer. istisna. müstesna. ağ iki . kaları ve ayrı klı calı * Ayrı ğolan. ayrı z cası * Ayrı tutulmadan. ş ı * Ayrıotu. * Baş na benzemeyen. imtiyazsı z. ldı ı * Ayrı ş lmı . ayrı . ey nda ayrı yapraklı taç lar * Taç yaprakları birbirine bitiş olmayıyan yana yer almıbulunan bitkiler. ayrı calı ayrı k calı * Baş ndan ayrı üstün tutulma durumu. bir * Bundan baş ka. ik p ş ayrı tutmak * farklı davranmak. . ayrı klı tutma. baş kaları benzemeyen.* Çanak yaprakları birbirine bitiş olmayan bitkiler. çarpı k. müstesna. * Ayrı tutulan. istisnası z. na calı * Kur'a dı. ayrıküme k * Ortak elemanları olmayan küme. ayrı kaları tutulan. imtiyaz. . istisnaî. kaları ve ayrı k tanı calı nmak (veya göstermek) * baş ndan ayrı üstün tutmak. müstesna. miş ayrı mek düş * birbirinden uzakta kalmak. k * Düzgün ve uygun olmayan. ayrıotu k * Buğ daygillerden. ayrı k tanı imtiyazlı calı ı calı nan. * uyuş mamak. lan ayrı klı ayrı k klı * Ayrı tutulmuşbenzerlerine uymayan. ayrı k tanı calı ı calı nmayan. kural dı olan. kökü hekimlikte idrar söktürücu olarak kullanı yabanî bir bitki (Agropyrum repens). * Ayrı önem verilerek.

ilineklerin tözle bağ sı cı karş . lantı ayrı ksı * Alılagelmiş ve davranı aykıolan. laş i. ayrıma lı ş * Ayrımak iş lı ş i veya durumu. ksı ayrı z ksı * Hiçbir ayrı olmadan veya hiçbirini ayrıtutmaksın. k. nda bir ayrı lı ayrı lı k * Ayrı ş lmıolan. ayrı lanmak * Ayrı duruma gelmek. hiperbol) üzerinde hareket eden bir cismi. * Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı n cinsin kaplamı giren kavramlar arası yakı na ndaki bağ . ayrı ma laş * Ayrı mak iş teferrüt. odağ veya merkeze birleş a tiren doğ runun büyük eksen ile yaptı açı ğ . ayrı lma * Ayrı iş lmak i. ş ı töre ş lara rı ayrı ay ksı * Ayı yörüngesindeki en beri noktası art arda iki geçiş n ndan i arası ndaki süre farkı . bir kimseden. ya ve ya da ile gösterilen iliş iş ki. şı ın * Ayı rmak iş konu olmak. istisnası bilâistisna. ayrı lanma * Ayrı lanmak durumu. görüş veya duygu arası ndaki uymazlı mubayenet. ine * Bir yerden. ayrı yı ksı l * Yerin kendi yörüngesindeki günberi noktası art arda iki geçişarası ndan i ndaki süre farkı .* Bir konik (elips. ğ ı k zı z. teferrüt etmek. * Bir biçmeden geçen beyaz ığ türlü renklerde görünmesi. * (karı koca için) Evlilik birliğ bozmak. * Ayrı iş lmak i veya biçimi. ayrı lı ş ayrımak lı ş * Birbirinden ayrı lmak. munfası l. ayrı lı ksı k * Ayrı olma durumu. eksantrik.. parabol. daire. ı yan lantı. ı * Önermelerin birbirine bağ lanması leminde ya . bir ş eyden uzaklaş mak. ayrı mak laş * Benzerleri arası ayrı yeri ve önemi olmak. * Birinden uzak düş me.. * Evlilik birliğ yargıkararı geçici bir süre için kaldılması inin ç ile rı . ayrı duran. * Düş ünce. * Ayrı olma durumu. kendilerini taş nesnelerle. kalılı k ı tı . ve ini ayrı lmak ayrı lmazlı k * Özelliklerin.

kalı * Alt bölüm. * Bir veya daha çok sahne içinde geliş tirilip. farklı mlı lı k. ayrık ş ı * Ayrı ş ş olan. teferruat. detay. ayrı lara inmek ntı * bir konuyu en küçük noktası kadar inceleyip araşrmak. ayrı lı mlı k * Ayrı olma durumu. malarıson biçimini aldı aş n ğ ama. laş ayrı mak mlaş * Ayrı duruma gelmek. * Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri. farklı mı nda m iş . * Bir kimse veya nesnenin bir baş yla karı rı kası ş lmaması sağ tı nı layan ayrı benzer ş lı k. eyi eyi ayrı z msı * Ayrı olmayan. msı zlı ayrı ntı * Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri. laş * Bir iç kayanıkatı ması n laş sürecinde yer ve zamana göre ayrı n ortaya çı mları kması . ayrı msamak * Bir ş anlamak. detaylı . ı ayrı ma mlaş * Ayrı mak iş farklı ma. fark etmek. mlaş i. tafsilât. baş k. çeş çeş muhtelif. ayrıklı ş k ı * Ayrık olma durumu. lı ntı yla i. araları ayrı bulunan. senaryonun sahne ve nda ayrı nıbelirlendiğ başca karakterlerin ayrı ları çizildiğ konuş mların i. it it. . mı * Ayrı türden. ayrı mlama * Senaryonun hazı rlanması geliş nda tirim ile çevrim senaryosu arası yer alan. mufassal. * Cinsleri ve türleri birbirinden ayı ana karakter. laş * Hücrelerin veya canlı organizmaları iş n levlerine veya yaş ş ayıtürlerine iliş yapı nitelik kazanması kin sal . farksı z. değik. mlı laş ayrı mlı * Ayrı olan. bir ş görmek.ayrı m * Ayı rmak iş tefrik. olayı tamamlanmıbir parçası veren film bölüğ n ş nı ü. tafsilâtlı . * Bir tiyatro eserinde ana düş ünceye yardı olan kelime. fark. ayrı msama * Ayrı msamak iş i veya durumu. farklı ma. farklı mak. farksı k. i. ran * Ayrı noktası lma . ayrı zlı msı k * Ayrı z olma durumu. ş ı ayrım ş ı * Ayrı ş iş mak i. na tı ayrı lı ntı * Ayrı sı ntı olan. cümle veya eş mcı ya. farklı ma. fark. teferruatlı . aynı mlı . eyleri birbirinden ayı ran özellik.

çiçekleri iri ve pembe. mayhoşdokusu sertçe. birliğbozmak. kararsı(kimse). sarı tüyler. lan ayva reçeli * Ayva ve ş ekerden yapı kokulu reçel. tüylü. türlü etkenlerle geçici olarak daha yalı atom ve moleküllere bölünmesi. tahallül. orta yükseklikte bir ağ (Cydonia vulgaris). yaprakların altı nı tüylü. ufak çekirdekli meyvesi.ayrı ş ma * Ayrı ş iş mak i. aç * Bu ağ n büyük. a * Halk ş airleri belli bir ayak çerçevesinde karşklı ş ı atı lı mak. aytı ş mak * Atı ş mak. n iş i lan * Değ ken huylu. n * Birbirinden ayrı lmak. na * Ayrı nı lamak. mak. ayva kompostosu * Ayvadan yapı komposto. i * Moleküller. ayrı rmak ş tı * Bütünün bozulması sebep olmak. bankiz. aysfild aysı z * Buzla. lçı z. n ayrı ş mak ayrı rma ş tı * Ayrı rmak iş ş tı i. i ayva hoş afı * Ayvadan yapı hoş lan af. . ayva ayva göbekli * göbeğçukur olan (kimse). * Gülgillerden. * Moleküllerin. lan ayva marmelâdı * Ayva ve ş ekerden yapı ezme. ş ması sağ ayrı t aysar * Ayı etkisiyle huyunun değ tiğsanı (kimse). şı ı * İ düzlemin ara kesiti. tartı ş münakaş etmek. lan ayva tüyü * Vücuttaki ince. türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalıatom veya moleküllere bölünmek. gece). * Ay ığolmayan (gökyüzü. ki ayş n ekadı * Kı ksı lezzetli bir tür taze fasulye. iş z aysberg * Buz dağ ı . sarı acı renkte. aytı ş ma * Aytı ş iş mak i. .

içken. hilekâr. süre bakı ndan eksiklik bildirir. sıtüylü. ile * Alılmıolandan. i ayvaz * Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalı rı uş ş lan ak. kün. ayvaz kasap hep bir hesap * ha öyle ha böyle. dı arı k ayvayı yemek * kötü duruma düş mek. * Dolandıcı rılı k. bekri. sundurma.ayvadana ayvalı k ayvan * Yüksekliğ15-70 cm . erkek. * (dedikodu için) herkesçe duyulmak. ş ş ı ı tı * Nicelik. az saymak. nitelik. llı * Ayva ağ nı çok bulunduğ yer. açların u * Teras. işbozulmak. azı msamak. umulandan veya gerekenden eksik. tı * Koca. * Göğ en yüksek yeri. çok karş . ayvazlı k ayyar ayyarlı k ayyaş *İ çkiye düş içkici. az az az buçuk az bulmak * yeterli görmemek. biraz. * Bir tarafı ş ya açıolan oda. * Küçük ölçülerle. n * Dolandıcı rı. az buz olmamak . ayyaşk lı ayyuk * Ayyaş olma durumu. Bu saltması de gösterilir. * Bir parça. ikisi de bir. ayyuka çı kmak * (ses için) yükselmek. ün * Göğ kuzey yarı küresinde bulunan bir takı yı zı en parlak yı zı ün m m ldın ldı. soluk sarı i k çiçekli. çok yık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis). güç. Az az * Azot'un kı lması gaz N kı saltı . * Ayvazı görevi. eş . yavaş yavaş . mı * Uzun süreli. yayı lmak.

rslı çı aza * Organlar. gerçekleş mesi. * eğ düzeyi düş kalmı üretimi daha çok ilkel tarı dayanan. * Vücut parçası . az daha az değ il! * az kalsı neredeyse. * birinin herhangi bir karakter bakı ndan göründüğ gibi olmadını mı ü ğ anlatmak için söylenir. * Üye. daha çok istemek. erkin. azadelik * Azade olma durumu. * Az denecek bir miktara inmek veya eskisinden az bir duruma gelmek. * Azaltmak iş i. aza sormuş "nereye?" "çoğ yanı demiş lar: un na" * küçük kazançları bile hep varlı kimselere düş ü inancı belirtir. az çok * Bir parça. ma al nı ince değ erlendiremeyen (ülke). serbest olarak gürültüden azade yaş ı boş amak. n klı tüğ nı azade * Baş . bitmesi çok yakı olmadını nken ğ anlatı ı r. i. bulunmak.* (bir ş azı ey) msanacak kadar olmak. n. * azı msamak. serbest. . azalma azalmak * Azalmak iş eksilme. hafiflemek. vücut parçaları . doğ kaynakları gereğ itim ük ş . az günün adamı olmamak * çok yaş ş görmüş amıçok . ı boş * Baş . az tamah çok ziyan getirir * hı ve pinti insan her zaman zararlı kar. az görmek * umduğ undan eksik bulmak. azaltma . tenakus. az kaldı (veya az kalsı n) * bir iş olması in . serbestlik. az gelmek * yetmemek. erkin. oldukça. ı az geliş miş * geliş gecikmiş mesi olan. organ. aza çoğ bakmamak a * olanla yetinmek. * Etkisini yitirmek. azade azade * bir ş eyden kurtulmuşuzak.

* Gurur. heybet. azar iş itmek * azarlanmak. i. en çok. paylanmak. * Çalı . hafifletmek. * Anadolu beyliklerinde donanmadaki görevlerde kullanı asker. kötü sözle karş mak. * Organik veya ruhî büyük sıntı kı . m azametli * Ulu. * (Anadolu'nun birçok bölgesinde) Çiftlik uş ı ağ . en yüksek. azarlanmak * Azarlamak iş konu olmak. çalı satmak. böbürlenmek. ine ı laş . . * Debdebeli. kı rmak. maksimum. mlı * En büyük.azaltmak * Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek. * çok büyük sıntı uğ kı ya ramak. * Debdebe. tekdir etmek. azap * (Müslümanlı Dünyada günah iş kta) lemiş olanlara ahrette verilecek ceza. azar azar azar * Paylama. azarlanma * Azarlanmak işpaylanma. azarlamak * Paylamak. az * Küçük ölçülerle. m. azap vermek * acı çektirmek. * Etkisini yitirmesine sebep olmak. * Ululuk. lan azamî azap azap çekmek * ahrette ceza görmek. * Gururlu. azamet azamet satmak * büyüklük taslamak. ezinç. yavaş yavaş az. * Görkem. üzmek. * Çalı kurum. i. tekebbür. büyüklük. çok büyük. * Görkemli. * Süreyi uzatarak. heybetli. kurumlu. azarlama * Azarlamak işpaylama.

azatsı z azca azdılma rı * Azdılmak iş rı i. * Azmıolan. * Açalya. azatlı * Azat edilmiş (cariye veya köle). * Azat edilemez. serbestlik.azarlatma * Azarlatmak iş i. ini rmak na azat * Serbest bı rakma. Azerbaycanlı * Azerbaycan halkı olan kimse. * Oldukça az. yoldan çı ş ş kanlı karmak. salı vermek. rakı ş azat etmek * serbest bı rakmak. * Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye. azatlı k * Azat olma durumu. ndan Azerî * Azerbaycan Cumhuriye'tinde ve güney Azerbaycan'da (İ ran'da) yaş Türk soylu halk veya bu halktan ayan olan kimse. na ile Azerîce azgı n * Azerbaycan Türkçesi. na azdı rma azdı rmak * Azdı rmak iş i. ı * Kötü davranıveya alı klara sürüklemek. köle). ş azelya . azarlatmak * Azarlamak iş yaptı veya azarlanması yol açmak. azdılmak rı * Azması yol açmak. ünü azat eylemek * azat etmek. Azerî halkı ilgili (olan). * (köle ve cariyeler için) özgürlüğ geri vermek. * Azması sebep olmak. n * Şmartmak. * Okullarda paydos. na * Azgıduruma getirmek. * Azerî halkı özgü olan. * Serbest bı lmıolan.

azı k klı azı lı azı msama * Azı msamak iş i. * Azıolarak ayrı veya hazı k lan rlanan yiyecekler. yarası hemen kapanmayan. * Azıkoymaya yarayan kap veya torba. ndan * Gözü bir ş eyden yı lmayan. *Ş iddetli. çok etkili. anı erli azı i diş * Azı . azı i. az bulmak. ı tı * Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakı ndan ayrı ötekilerden sayı az olanlar. biraz. k * Hemen yemek üzere. ca azı k hükûmeti nlı * Mecliste çoğ unluğ olmayan bir partinin kurduğ hükûmet. azık cı * Çok az. u sı nı azı k nlı karş . ekalliyet. azı msamak * Bir ş umulduğ eyin undan az olduğ yargına varmak. nda er öğ ütmeye yarayan diş ortak adı dişöğ lerin . * (çocuk için) Çok yaramaz. aç azı a saymak (veya tutmak) çoğ * verilen küçük bir armağ çok ve değ kabul etmek. ekalliyet. * Öküz arabaları ön ve arka yastı dingile bağ nda kları layan ağ çivi. ı rı azgı ma nlaş * Azgı mak iş nlaş i. daha fazlası istemek. azgı n. gı da. * Azgıolma durumu. u u . n * Cinsel istekleri aş laş ı mak. azgı mak nlaş * Azgıduruma gelmek. n azık aş kaygız baş cı ı m sı ı m * derdim olması da baş bir ş istemem. ğ ı * Yoksulları doyuran. az görmek. besin. harman zamanı önce biçilip savrulan ekin. biraz. * Azı olan. n ka ey azı k azı klı * Yiyecek. ütücü diş .* (ten için) Çabuk iltihaplanan. * Cinsel istekleri aş olan. çoğ mı ve ca unluk * Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayı az olan topluluk. korkunç. * (süre ve miktar için) Az olarak. rı azgı k nlı azı * Köpek diş lerinden sonra içeriye doğ alt ve üst çenenin iki yanı beş tane bulunan ve yiyecekleri ru.

azimkârane * Kararlı . azimli * Kararı tutumunda direnen. azledilme azize aziziye azizlik . * Sevgide üstün tutulan.azı kta kalmak nlı * bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler. * Azı iş tmak i. iddetlenmek. yola çı kmak. kadı * Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamların giydiğfes. . azı rma ş tı * Azı rmak iş ş tı i. * Gidiş . azı rmak ş tı * Azı na yol açmak. nı i * Aziz olma durumu. * Kararlı kararlı lı kla. * Ermişeren. olarak. azimet etmek * gitmek. karşdüş ı ünceye oy verenlerden daha az olmak. ş ması azı tma azı tmak * Azgıduruma getirmek. azim azimet * Bir iş engelleri yenme kararı teki . azit aziz * Azothidrik asit HN3 deki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleş iklere verilen ad. * Azı ş iş mak i. . ı azil * Görevden alma. muazzez. azı ş ma azı ş mak * Gittikçe kış ş zı mak. * Muziplik. * Ermiş n. n * Çırı çı ğ ndan karmak. azizlik etmek * muziplik etmek. kararlı nda.

rileş azmetme * Azmetmek iş i. çı karmak. azmak azmak azman azman kaya * Kaya balınıbir çeş ğ n ı idi. azmanlaş ma * Azmanlaş iş mak i. taş rmak mak. tehlikeli duruma gelmek. * (deniz. * Azı k. için) Etkili. * Küçük su birikintisi. karı azma * Azmak iş i. * Çok geliş .* Azledilmek iş i. * Taşnlı ileri gitmek. kötülüğ artı kı kta ünü rmak. miş * Azma. ı r) k artı * (hayvanlar için) İ ayrı ki ı rktan doğ mak. azlolunmak * Görevinden alı nmak. azledilmek * Görevden alı nmak. azmettirme * Azmettirmek iş i. gölcük. görevinden çı lmak. azmettirmek * Bir suçu veya herhangi bir işkesinlikle yapması karar verdirmek. * Bataklı k. * Bir görevliyi iş inden ayıp açı bı rı kta rakmak. rma. görevden almak. azmanlaş mak * İ mek. azmetmek * Bir iş engelleri yenmeye karar vermiş teki olmak. i na . kocaman duruma gelmek. * İ ayrı n karı ndan doğ kı melez. * Az olma durumu. azletme azletmek azlı k * Azletmek iş i. metis. * Kerestelik tomruk. hastalıvb. nlı azlolunma * Azlolunmak iş i. için) Kabarmak. ki ı rkı ş ması an. k * Cinsel duyguları artmak. * (çamaş Artıağ lamaz duruma gelmek. * (yara. ı vb.

asıyüzlü. azotlanmı ş * Azotlama iş yapı ş lemi lmı . " rı" k aznavur gibi * zalimce davranan. Kı saltması N. * Heterosiklik birleş iklerin önemli bir sıfı verilen ad.azmıkudurmuş beterdir ş tan * "coş ve heyecana kapı ş kun lmıkimseyi zaptetmek zordur" anlamı kullanı nda lı r. ndan Azrail'in elinden kurtulmak * ölümden kurtulmak. azotometre * Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygı t. azotölçer Azrail * Tanrı buyruğ ile insanları canı almakla görevli olduğ inanı melek. * En eski jeolojik (sistem).008 olan. u n nı una lan Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak) * nası öleceğ kabul etmek. sabı * Azotometre. aznavur * Gürcüce. nına * Yeryüzünün herhangi bir noktası enleme bağ olmaksın meydana gelen olay. aznif * Bir tür domino oyunu. tadı 7. kokusu. . Azrail'le burun buruna gelmek * ölümle karşkarş gelmek. azoik *İ çinde fosil bulunmayan (toprak). ı ı rlı te nda olmayan element. sert kimse. havada beş dört oranı bulunan. azotlu *İ çinde azot bulunan. azotlamak * Azotla karı rmak veya birleş ş tı tirmek. bütün borçları kurtulmak. iri "yarı"kıcısinirli. * Azotlu besin almayan bitki veya hayvanları dokuları n ndaki serbest azotu tespit etme iş i. l olsa ini * hiç kimseye borcu kalmamak. nda lı zı azol azonal azot * Atom numarası atom ağ ğ14. azotlama * Azotlamak iş i. ı ı ya azvay * Sarı r. rengi.

çift dudak patlayısı mı cını b. dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğ büyüdüğ yaş ğev. için klara rlar. kurucu kimse. iri demir. larda karı ı n nı rakı * Çatı merteğ i. * Tarikatlarıbazında tekke büyüğ n sı ü.kara ğ turucu madde ticareti gibi kirli ve gizli iş yapan çetenin baş ler ı . * Silâh kaçakçı ı para aklama ve uyuş lı. olgun adam. * Basso kı saltması . lı ı . m * babalar çocukları büyük fedakârlı katlanı ama çocuklar babaları fedakârlı bulunmazlar. baba * Çocuğ dünyaya gelmesinde etken olan erkek. ses bilimi bakı ndan ötümlü. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde İ ngilizler b harfiyle "si" yi. ı . * Yaratı. baba değ tı il. oğ lunun diş i kamaş ı r * babanıyaptı kötü iş sıntını n ğ ı in kı sı çocuğ çeker. toprak ya da yurt. baba hindi * İ ve iyi beslenmiş ri erkek hindi. adı ı baba evi. ağ veya beton dikme. cı * Gemi veya iskelede halatıtakı ğyuvarlak baş. dededen kalma ev. * Ata. babalıduyguları dolu kimse. ağ lı yürekli. Ba * Baryum'un kı saltması . n adı ı erli baba nasihati * Bir babanıverdiğöğ n i üt. k baba evi * Babadan. baba bucağ baba yurdu. Almanlar ise "si bemol"ü gösterirler. * Türk alfabesinin ikinci harfi. baba ocağ ı * Babadan. n ldı ı lı aç * Kazı çı lan toprağ miktarı hesaplayabilmek için yer yer bı lan toprak dikme. B gösterir. iyi rbaş baba bucağ ı * \343 baba ocağ ı . Be adı verilen bu harf. baba oğ bir bağ ı ş ul babaya bir salkı üzüm vermemiş luna bağlamıoğ ş . * Bu gibi kimselere verilen unvan. rabzan babası * babalıgörevlerini yapmayan babalar için söylenir. * Koruyucu. . baba koruk (veya erik) yer. için kta baba olmak * (erkek için) çocuk sahibi olmak. u baba mirası * Babanıyaş ğdönemden kalan değ mal veya dost. yurt. baba baba adam * Yaş. up ü. toprak.B * Bor'un kı saltması . un * Çocuğ olmuş u erkek. bir ülkeye veya bir topluluğ yararlı k ile a olmuş kimse.

ru * ataları beri. n rası taş yan. * Cana yakı olgun. babaç babaçko * Erkek kümes hayvanların en iri ve yaş olanı nı lı . n babacanlaş ma * Babacanlaş işveya durumu. ru babadan oğ ula * torunlara doğ zincirleme. cana yakı k. babacanlı k * Babacan olma durumu. iyi kalpli. n Babaî Babaîlik * Babaîlik mezhebinden olan kimse. yüzyı Baba İ lda shak'ıkurduğ mezhep. sempatik baba. babaanne * (çocuğ göre) Babanıannesi. ndan babafingo * Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanıüstünde bulunan en yüksek bölüm. babacanca * Sevgi ve sevecenlikle. paternalizm. cana yakıolarak. . * Sevimli. nlı babacı k * Küçük baba. baba döneminde yapı şbabanıhatı nı ı lmı . a n babaca babacan * Baba gibi.baba tatlı sı * Bir çeş hamur tatlı. hoş n. hoş . baba yadigârı * Babadan kalan. mak i babacanlaş mak * Babacan duruma gelmek. baba yurdu * Baba evi. babacı l * Babası çok seven. ş it sı ambaba. nı na kün babacı lı k * Devletin türlü sıflar üzerinde babalıederek bu sıflar arası denge kurmaya çalı nı k nı nda ş iş ması lemi. babaya yakı n. baba ocağ ı . * XIII. n u . * (kadıiçin) Güçlü ve gösteriş iri yarı n li. güvenilir (erkek). babası çok düş olan. görülü. babadan babaya * dedelere doğ zincirleme.

babalı * Babası olan. babalıetmek k * baba gibi davranmak. . kayıpeder. babalıfı has iş k rı n ler * babasın parası geçinenlere sitem olarak kullanı nı ile lı r.babaköş * Ayaksıolduğ için yı sanı solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis). babam! * teklifsiz bir seslenme sözü. babalanma * Babalanmak iş i. babası rahmet okumak na * hakkı iyilik düş nda ünmemek. babalı babalı k * Zaman zaman sinir nöbeti geçiren. n n * Yaş veya küçümsenen adamlara seslenme olarak kullanı lı lı r. * gücüm ancak bu kadarı yapmaya yeter." anlamı kullanı bir söz. nda babası çekmek na * her yönü ile tamamen babaya benzemek. babasın (veya babaların) çiftliğ nı nı i * bir malı kuruluş yalnı kendi çı veya u zca karları araç yapmak. * tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatmaya yarar. na babasın hayrı nı na * hiçbir çı gözetmeksizin. nı babana rahmet * yapı bir iş davranıkarş nda "Allah senden razı lan . * Baba olma durumu. bizim kuş aktan öncekiler. kabadayı davranmak. bir ş ı sı olsun. öfkelenmek. yetim. na in ini babamı (veya ustamı adı dıelimden gelen budur n n) Hır. nda lan babası tutmak (veya babaları üstünde olmak) * gibi deyimlerde "çok öfkelenmek. ca babaları z mı * bizden. * Üvey baba. kar babasın oğ nı lu * her yönüyle babası benzeyen erkek çocuk. öfkesi her hâliyle belli olmak" anlamı geçer. * Diklenmek. babalanmak * Babaları tutmak. z u lan lan. na babası z * Babası ölmüş çocuk. * Kayıbaba.

ayak. lâğ maden ocağgibi yer altı ların hava deliğ ı m. ktan * Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. bacak bacak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne koyarak oturmak. * "Bâb'a ait" Babîlik yanlı. destek veya bunlardan her biri. herkesten farklı ş klar. ı tları lan. * Osmanlı hükûmeti. baca * Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan maden veya kâgir yol. baca tomruğ u * Bacanıdamdan yukarı n bölümü. babayiğ it * Güçlü kuvvetli. ran'da Ali Muhammed Bab'ıkurduğ dinî öğ n u reti. *İ stanbul'da bu çevredeki bası n. babayiğ itlik * Babayiğ olma durumu. babı nda. huylar edinmiş iş alı kanlı . * Mert. bacak * Vücudun kası tabana kadar olan bölümü. yüzyı İ lda. sı baca baş ı * Ocağ üstündeki taş ı n raf. babayiğ davranı kabadayı it itçe ş . korkusuz adam. i ve babayanilik * Babayani olma durumu. ama değik. babı nda * Konusunda. ç iş ve Dıiş bakanlı ) ile Ş leri ş leri kları ûrayı Devlet (Danı dairelerinin bulunduğ yapı ş tay) u . ı nı bacak kadar * ufacı k. * Su yolu. baca kulağ ı * Ocağ iki yanı taş yapı ş ı n nda tan lmıufak raf. oğ vale. Babî Babîlik * XIX. * Bazıeylerin yerden yüksekçe durması sağ ş nı layan dayak. Babı âli * Osmanlı imparatorluğ döneminde İ u stanbul'da sadaret (Baş bakanlı dahiliye ve hariciye nezaretleri (İ k). babı ndan * Bkz. * Bir giriş imde kendine güvenebilecek durumda olan. lı k. ı yapı nı i.babayani * Gösteriş özentisi olmayan. * Oyun kâğ nda. bacak kadar boyu var. bacak kalemi . kabadayı . türlü türlü huyu var * daha küçük.

abla. bacakları kopmak * çok yorulmak. lmak i bacı * Büyük kıkardeş z . bacakları tutmamak * ayakların üzerine basıyürüyemeyecek duruma gelmek. nı bacaklı yazı * İ ve okunaklı . ı * Bacakları uzun olan. arkadaş . ri yazı bacaklı k bacaksı z * Bacağolmayan. * Felemenk altına verilen ad. kı sa * Yaş ı büyük iş kalkı çocuklar için söylenir. bacakkı ran * Nemli bölgelerde yetiş yeş en ilimsi sarı çiçekli bir bitki (Narthecium). ndan lere ş an bacanak * Karı kardeş ları olan erkeklerden her biri. kı boylu. nan -baç * Fiilden isim türeten -maç/-meç ekinin türü. haraç. * Zorla alı para. i * Yel. * Kıkardeş z . baç .* Kaval kemiğ i. * Tarikat ş eyhlerinin karı. rüzgâr. uzun boylu. ı * Bacakları sa olan. * Bir evde uzun zaman çalı ş lı nlara (daha çok yaş zenci kadı ş yaşkadı mı lı nlara) verilen unvan. bacanaklı k * Bacanak olma durumu. bodur. * Özellikle hokey oyuncuların giydikleri deriden yapı ş nı lmıkoruyucu. bacası tütmek * (aile için) yaş aması sürüp gitmek. bacası tütmez olmak * (aile için) dağ ı veya işbozulmak. * Dost. * Baç alma işveya görevi. nı p bacaklı * Bacağolan. sı * Osmanlımparatorluğ İ unda gümrük vergisi. baççı baççı lı k bad * Baç alan kimse.

* Badanası bozulmuş . badat bade badehu badeli * Aş badesi içmiş k kimse. ş ekeri çok. yurdumuzun her yerinde yetiş ağ (Amygdalus communis). badanası z * Badana edilmemiş . harman döküntüsü. içki. en aç * Bu ağ n yaş acı veya kuru yenilen yemiş i. bir tür yer elması . badanalı * Badana edilmiş olan. badanalamak * Duvarları boyamak için sulandılmıkireç veya plâstik boya sürmek. çöp ve samanla karık tahı rı ktan ş ı l taneleri. lan rı ş badana etmek (veya vurmak) * badanalamak. * Ondan sonra. badeli âş ı k * Düş ünde bir pirin elinden aş badesi içerek saz çalısöyleyen halk ş k p airi. * Birleş ikgillerden. * Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadı n). rı ş badanalanma * Badanalanmak iş i. badanacı lı k * Badanacın yaptı iş nı ğ . badas * Harman kaldıldı sonra yerde kalan toprak. ı badanalama * Badanalamak iş i. badem ağ acı . badanacı * Geçimini badana yapmakla kazanan kimse. badem * Gülgillerden. *Ş arap. badanalatma * Badanalatmak iş i. badanalanmak * Badana yapı lmak. badana yapmak.badana * Duvarları boyamak için kullanı sulandılmıkireç veya boya. badanalatmak * Badanalamak iş yaptı ini rmak.

badem yağ ı * Bademden çı lan ve deri. nce eker yla ş badem tı rnak * Badem biçiminde uzunca tı rnak. lan sı . bezelye gibi taze sebzelerde. azı nda bademli *İ çinde badem bulunan yiyecek. içinde tohumlarısı n ralanmıbulunduğ kabuk. bundan böyle. z lan badem parmak * Baş parmak.* Gülgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan yüksekçe bir bitki. * Halatı aş n ı nabilecek yerine sarı bez. ı n nda yı badem ezmesi * Ezilmiş bademle yapı ş lan ekerleme. k * Ördek. * Badem satan kimse. badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus). badem gibi * (salatalıiçin) taze ve gevrek. badem bık yı * Badem içi biçiminde üst dudağ her iki yanı yer alan bık. badem içi * Bademin dıkabuğ alı ktan sonra kalan içi. gönle ferahlıveren hafif rüzgâr. ş u ndı badem kürk * Tilki postunun yalnıbacak kesiminden yapı kürk. * Badem ağ açları olan yer. bademcik * Boğ n iki yanı birer tane bulunan. bademlik bademsi baderna badı ç * Bakla. badem biçimindeki organ. kösele gibi ş karı eyleri yumuş atmak için kullanı yağ lan . k badem gözlü * Badem içi biçiminde iri göz. fasulye. badem ş ekeri * İ bir ş tabakası kaplanmıiç badem. badema bademci * Bundan sonra. ş u badı saba badi * Sabah vakti esen ve ruhu okş ayan. badem bahçesi. halat sargı. çok * Badem biçiminde olan.

yayvan. * Kı boylu. sa badikleme * Badiklemek iş i. badminton * Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun. mek badikleş mek * Ördek gibi sağ sol yalpa vurarak yürüme eğ göstermek. ta. * Kemikleri birbirine bağ lamaya. erli . . kan * Çöl. palaz. vapur gibi taş ı tlarda yolcularıyüklerinin konulduğ yer. ki. * İ iliş rabı lgi. badiklemek * Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek. genellikle arkada olan bölümleri. bagaj kapağ ı * Otomobillerde içine yük konulabilen bagajları kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm. a ilimi badire badiye * Birdenbire ortaya çı tehlikeli durum. koş mak) * ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek). badikleş me * Badikleş durumu. iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. büyükçe su kabı . * Bageti olan. * Yolcu yükü.badi badi yürümek (veya gitmek. bagaj kilidi * Bagaj kapağ kilitlemeye yarayan alet. badya bagaj * Ağ geniş zı . badik * Ördek. * Bağ deste. * Düş gramajlı ük küçük boy ekmek. * Tı lanmı dikdörtgen biçiminde değ taş raş ş . * Sargı . n u * Otomobillerin yük konulabilen. ş tel gibi eyi ka eye eyi lan erit. * Tren. sicim. ı nı bagaj memuru * Toplu taş yerlerinde ve araçları bagaj iş ı m nda lerini yürütmekle görevli kimse. baget * İ kı değ nce. demet. sa nek. düğ ümlenebilir nesne. bagetli bağ * Bir ş baş bir ş veya birçok ş topluca birbirine tutturmak için kullanı ip. lam.

bulunan. düş an ük. bağ doku * Hücre sayı az. bağ fiil bağ a * Fiillerin zarf olarak kullanı ş lan ekilleri. bağ k cı bağ klı cı * Bağolan. zarf fiil: gül-e gül-e. an bağ an boğ * Küsküt. bağ z. * Kaplumbağ kabuğ a u. dı bağ an * Vakti gelmeden ölü doğ yavru. ulaç. ş eytansaçı . yemeye yüzün olsun a * kiş karş k beklediğiş istediğ alabilmek için gereken harcamaları i. güz. ı lı i ten ini yapmalır. uk kan erit ş tı * Bağ iş kullanı ş biçiminde bağ lama inde lan erit . otur-up vb. in ldı ı bağ budamak * bağ üzüm kütüklerini budamak.bağ * Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğ toprak parçası u . bağ bak. üzüm olsun. * Deniz kaplumbağ nıkabuğ asın u. * Kaplumbağ a. sonbahar. bağ bozmak * bağ üzümlerini toplamak. ı bağ ksı cı z * Bağolmayan. daki bağ çubuğ u * Asma fidesi. * Meyve bahçesi. bağ bahçe * Bahçe gibi taş ı nmaz mal. * Kaplumbağ kabuğ a undan yapı ş lmıveya bu kabuğ andır biçimde olan. * Ölü doğ kuzunun derisi. ı n bağ bozumu * Bağ ürünün toplanması da . yetiş * Bağ layan veya soğ haddehaneden çı metal ş bobinlere bant yapı ran (kimse). bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici ve en nı alet. bağ cı * Bağ tirip ürününü satan kimse. * Bu iş yapı ğmevsim. bağ çağ bı ı * Bağ bahçelerde yetiş meyve fidanları. koş -arak. ı sı bağ lı cı k . u rı * Ur. hücre arası sı maddesi çok ve genel olarak diğ dokuları er birbirine bağ layarak destek görevi yapan doku.

homojen. kı üm bağ daş * Sağ ı uyluğ sol ayağsağ ayağsol un. daş . un na bağ kurmak daş * bu biçimde oturmak. daş ine bağ ı daş m * Tutarlı tutarlı insicam. i bağ ı tı daş klaşrma * Bağ ı tı iş daş klaşrmak i. * Çocuk oyunları arkadaş nda olmak. daş k bağ ı daş lma * Bağ ı iş daş lmak i. homojenlik. mütecanis. bağ ı k daş klı * Bağ ıolma durumu. Bağ dad'ı tamir etmek * karnı doyurmak. lı k. bağ mak daş * Anlaş uzlaş mak. k. * Bağ kurup oturmak. bağ damak * Birkaç ş birbirine geçirerek bağ eyi lamak. aç lmıçı va lan * Yapı kullanı çı larda lan ta. bağ dalama * Bağ dalamak iş i. nı bağ dadî * Ağ direkler üzerine çakı ş talara sı vurularak yapı (duvar veya tavan).* Bağ tirme ve ürününü satma iş yetiş i. daş i. ı uyluğ altı alarak oturma biçimi. *İ çinden çılmayacak bir duruma getirmek. homojen duruma gelmek. bağ ı daş lmak * Bağ mak iş konu olmak. kör düğ etmek. mak. daş klaş bağ ı mak daş klaş * Aynı özelliğgöstermek. ı nı na bağ dama * Bağ damak iş i. bağ dalamak * Düş ürmek için ayağ birinin ayakları takmak. bağ ma daş * Bağ mak iş imtizaç. bağ ı tı daş klaşrmak * Bağ ıduruma getirmek. imtizaç etmek. bağ ı daş k * Her yeri aynı özelliğgösteren. homojenleş daş k tirmek. uymak. çelme atmak. i bağ ı ma daş klaş * Bağ ı mak durumu.

bağ k ı llı bağ ı m . bağ mazlı daş k * Uyuş k. mazlı bağ tıcı daşrı * Bağ ma sağ daş layan. * Kadı n âdet zamanı bağ kları nları nda ladı bez. * Bir sayın rakamları her birinin bulunduğ basamağ göre aldı değ izafî değ nı ndan u a ğ er. rölâtivite. mı ş n ı i. * Farklı kökenlere sahip değ ik kültür özelliklerini birleş iş tirme veya kaynaşrma iş tı i. bağ ı l * Görece. bağ tı daşrmak * Bağ ması sağ daş nı lamak. aretleri yazı ktan sonraki değ ldı eri. * Baş bir cisme uyarak sürüklenen. bağ değ ı er l * Bir aritmetik sayını önüne + ve . bağ ı ldak * Beş ikteki çocuğ düş un memesi için beşe sarı bağ iğ lı lanan. z. bağ ı mlamak * Bir ş bağ altı sokmak. eyi ı na m nda bağ ı ma mlaş * Bağ ş iş ı mak i. izafiyet.bağ maz daş * Uyuş tutarsı maz. eyin nda bağ ı mlama * Bağ ı mlamak iş i. izafî. aynı ka zamanda kendine özgü bir kı ldanıda bulunan bir cismin mı ş ı görünürdeki bu kı ldanını niteliğ izafî. bağ tı daşrmacı * Bağ tı lıyanlı kimse. * Bir ş veya bir kimsenin gücü ve etkisi altı bulunma durumu. bağ nem ı l * Bir metre küp hava içinde bulunan su buharı ı ğ n. * Görece olma durumu. tâbiiyet. mla * Büyü. daşrmacı k sı bağ tı lı daşrmacı k * Pek çok değik öğ iş retiyi birleş tirmeyi amaçlayan felsefî veya dinî öğ reti. bağ ı bağ ı cı * Büyücü. aynıartlardaki havanıdoymuş buharın ağ ı rlını ş n su nı ağ ğ oranı ı ı rlına .iş sın. etkisi altı tutmak. kumaş yapı ş bağ p tan lmıenli . sihir. * Baş çı cı tan karı. bağ tı daşrma * Bağ tı iş daşrmak i. ı er. geçimsizlik.

* Eş . ğ ka ı eyin ğ ı lı bağ lı ı lı ntı k . ka eyin mı lı ü. yüklemleri ayrı cümle. bağ k. eye ı mlı bağ ı mlı * Baş bir ş istemine. izafiye. özgür. veya nitelik. tâbiiyet. tümleçleri veya yüklemleri ortak olan cümle. gücüne veya yardı na bağ olan. lı bağ z milletvekili ı msı * Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye bağ olmayan milletvekili. bağ lı ı ntı * Varlı baş bir ş varlına bağ bulunan. göreci. özellikle bilginin bağ lı ntı k ı olduğ ileri süren her türlü felsefe öğ ntı unu retisi. ı msı bağ zlaşrma ı msı tı * Bağ zlaşrmak iş ı msı tı i. bağ ı ntı * Bir nesneyi baş bir nesne ile uyarlı lan bağ ka kı . mutlak olmayan. tutumunu. ı msı i. müstakil. bağ z. lı ı msı bağ z sı cümle ı msı ralı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olduğ hâlde özneleri. ı lı ntı k sı bağ cı ı lı ntı k * Bağ lı öğ ı lı retisi. hür. özgürlüğ özerkliğolmayan. rölâtivizm. mı lı bağ lı ı k mlı * Bağ olma durumu. * Herhangi bir kuruluş partiye bağ olmayan kimse.bağ ı mak mlaş * Bir ş veya bir kimseye tamamen bağ olmak. kavramları tasarı birlik. bağ vurmak ı n * kazı duvarların çökmemesi için bağ nı ı nlarla desteklemek. görecilik. ı msı bağ zlı ı msı k * Bağ z olma durumu veya niteliğ istiklâl. bağ zlaş ı msı mak * Bağ z duruma gelmek. izafî. tümleçleri. bağlı birliktelik gibi durumlarda toplayan görünüş yayı veya mları lı k. giriş ları imlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen. a. nispî. mı lı u olan bağ zlaş ı msı ma * Bağ zlaş iş ı msı mak i. bağ cı ı ntı * Bağ cı yanlıolan kimse. rölâtif. bağ zlaşrmak ı msı tı * Bağ z duruma getirmek. ı llı * İ veya daha çok nitelik arası matematik iş ki nda lemleri yardı ile kurulan bağlıveya eş mı lı k itlik. ı mlı bağ z ı msı * Davranı nı ş . göreli. rölâtivite. i bağ sı cümle ı ralı mlı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olan ve özneleri. rölâtivist. izafet. tâbi. bağ ı n * İ aatta veya kazı rası toprağ çökmesini önlemek için yerleş nş sı nda ı n tirilen parça veya dayak. görelik.

görelilik. ş amata ederek. nda n . an bağ ı rsak bağ ı askı rsak sı * İ bağ ı nce ı karnı arka bölümüne bağ rsağ n layan ve karızarın bir bölümünden oluş askı n nı an . ı gibi vücut boş rsak lukları bulunan organlarıortak adı a. ince bağ ve kalıbağ nı ı rsak n ı rsaktan oluş bölümü. ş amata. bağ ı kazı sı rsak ntı * Kalı bağ n ı hastalı nda çı lan sümüksü madde. ş a bağ yanmak ı rı * üzüntü çekmek. bağş rı ma. bağ ı r * Göğ üs. ahş bağ yeleğ ı r i * Eskiden zı altı giyilen. ekilde dı vuran kimse. * Gürültüyle. * çok susamıolmak. ş bağ p çağ ı rı ı rmak * öfkeyle bağ ı rmak. bağ ı rdak bağ ı rgan * Bağ p çağ tepkisini hemen ve sert bir ş ı rı ı ran. bağ ş ı ma rı * Bkz. * Sindirim organın mideden anüse kadar olan. * (insan) Yüksek ve gür ses çı karmak. * Ciğ bağ er. bağ ş ı mak rı * Bkz.* Var olabilmek veya belirlenebilmek için. bağ ş ı rı * Bağ ı işveya biçimi. * (ok yayı dağ ve için) Orta bölüm. bağ ı ingini rsak * Çoğ unlukla sürgün ve karı ağsı beliren bağ n rı ile ı iltihabı rsak . bağ ş ış ı çağ rı rı * Gürültü. köseleden yapı ş rh na lmıyelek. rmak i * Bağ ı ldak. rsak kları karı bağ ı kurdu rsak * Omurgalı n ve de özellikle insanlarıbağ ı yaş asalak solucan. çok acı duymak. * Yüksek sesle azarlamak. bağ ı rma bağ ı rmak * Bağ ı iş rmak i. rölâtivite. ları n ı nda ayan rsağ . bağ yolu ile baş bir ş bağ bulunma durumu. ı ntı ka eye lı izafiyet. bağ ı iltihabı rsak * Sindirim organı oluş iltihabî durum ve buna bağ hastalı nda an lı k. bağş rı mak. * Kendini belli etmek.

ı ş * Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalan.bağ ı otu rsak * Farekulağ ı . bağ ı rsakları deş nı erim * "canı kı m. bir isteğ birinin aracı ı duyurmak. * Bağ yapan kimse. bağ ı k bilimi ıklı ş * Bağı k olayların ortaya çı ş ıklı ş nı kma artları. almak. bağ çı ı ş bağ ı ık ş . affetmek. bağ ı rtmak * Bağ ı na yol açmak. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla kazanı ş ıı al lmıdirenç durumu. karş k lı * Herhangi bir kötü davranıiçin ceza vermekten vazgeçmek. kusurundan doğ fı ı sı ş ı acak rsatları rmamak. bağ lanma ı ş * Bağlanmak işaffedilme. bağ lamak ı ş * Bir mal veya hakkı ı beklemeden birine vermek. af. * Deyimlerde "Tanrı esirgesin. teberru etmek. ı ş i. bağ lamamak ı ş * karş ndakinin yanlından. rması * Bir haberi. insanları özellikle çocukları bağ n. muafiyet. ı rma bağ ı rtkan * Çok bağ p çağ ı rı ı huyunda olan (kimse). n ı rsakları asalak olarak yaş yuvarlak nda ayan solucan. eti sevilen bir cins göçebe ördek (Querquedula). rmak bağ ı rtlak bağ ı rtma * Orta büyüklükte. geliş nı imini. bağ ı rtı * Bağ sesi. acı kaçı madan değ erlendirmek. lıyla ğ bağ ı ş * Bağlamak iş ı ş i veya biçimi. öldürürüm" anlamı korkutmak. alı nabilecek önlemleri ve yapı labilecek tedaviyi inceleyen tı dalı p . i. bağ ı solucanı rsak * Ortalama 25 cm boyunda. ı ş ey. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla direnç kazanmıolan. * Bağ ı rtmak iş i. gözdağvermek üzere kullanı na yarı nda ı lı r. ş * Görevden çekmek. ıı al ş bağ ı k ıklı ş * Bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalma durumu. bağ lama ı ş * Bağlamak işaffetme. immünoloji. teberru. * Hibe etme. * Bağlanan ş hibe. ayı n" gibi anlamlarda kullanı rması lı r. ı ş i. muaf. askarit.

bağ latmak ı ş * Bağlamak iş yaptı ı ş ini rmak. an bağ laçlı * Bağ olan. ı t bağ ma ı tlaş * Bağ mak iş ı tlaş i veya durumu. bağ öbeğ laç i * Bağ veya bağ z birbirine bağ laçla laçsı lanmıolan. lacı bağ tamlama laçlı *İ simleri. bağ mak ı tlaş * Araları bağ yapmak. rabıVe. affedilmek. bent. ş ı * Bir ş iirdeki dörtlüklerin her biri. me. sı fatları na bağ alan isim veya sı tamlaması arası laç fat .bağ lanmak ı ş * Bağlamak iş konu olmak. durumlar. ı t bağ ı tlanma * Bağ ı tlanmak işveya durumu. ya da birer t: bağ r. bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor). demet. * Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağ layan kelime türü. bağ ğyerde otlamak ladı ı * Bkz. kontekst. i bağ ı tlanmak * Bağ ile sonuçlanmak. laçtı bağ grubu laç * Bağ öbeğ laç i. * (herhangi bir olguda) Olaylar. bağ layı ı cı ş * Bağlayan. ya. âkit. ş bağ kesen bağ laç * Makaslı böcek. kontrat. bağ yan cümle laçlı * Birleş cümlelerde ki bağ yla temel cümleye bağ ik lacı lanan yan cümle. me lanmıolan. nda ı t bağ ı tlı * Bağ sözleş ile bağ ı tla. affolunmak. aynı ş nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluş öbek. deste. . iliş örgüsü veya bağ sı kiler lantı. ı ş bağ ı t bağ ı tçı * Sözleş akit. veya. mukavele. * Bağ yapanlardan her biri. affa uğ ı ş ine ramak. bağ latma ı ş * Bağlatmak iş ı ş i. raktım raktı) ı ı ladım ı ladı) ı rda) bağ lam * Cinsleri aynı birbirine yakıolan ş veya n eylerin bir arada bağ lanmı.

lantı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. ey * Yalnı belli bir iş uğ mak. bağ lanma * Bağ lanmak iş i. ma * Birinde bir ş karşilgi. * Bağ çalan kimse. nı erini bağ lama * Bağ lamak iş i. lı * Beklenen ş elde edilmez olmak. irtibat. meydana gelmek. kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kiş i bakı ndan uyan -ıekini almıfiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gülüp geçti (Güldü ve geçti) gibi. ine * Sevmek. * (yara için) İ koyup bezle sarmak. birçok durumda söz konusu birimi etkileyen. * Üç çift telli olan ve mı zrapla çalı bir saz. bitirmek. tahsis etmek. lama bağ lamacı lı k * Bağ lamacın işveya mesleğ nı i i. değ belirleyen birim veya birimler bütünü. bağ lamak * Bağ veya baş bir araçla tutturmak. bağ ş lanı * Bağ lanmak iş i veya biçimi.* Bir dil birimini çevreleyen. * Bütün ilgisini bir yerde yoğ tı unlaşrmak. lama bağ lamsal * Bağ ile ilgili. bağ lanmak * Bağ lamak iş konu olmak. * Bir iş veya kimse için ayı rmak. istek uyandı eye ı rarak o ş ilgi. tamamlamak. yakı k duyması sağ eye nlı nı lamak. lâç * Denk yapmak. bağ lama zarf fiili * Ve bağ görevinde kullanı lacı larak. içten bağ olmak. * Gönlünü kazanmak. bağ lanak bağ m lanı * Bağ lacak ş bağ . paket yapmak. * Uyulması zorunlu olmak. * Baş bir iş uğ amaz durumda olmak. tutmak. * Geçiş i engellemek. kontekst. nan * Yapı duvarları larda birbirine bağ layan kirişputrel vb. * (siyasî veya sosyal konularda) Yan tutma. ka * Düğ ümlemek. . ka le raş * Sona erdirmek. onun anlamı. mları p ş bağ lamacı * Bağ lama yapan veya satan kimse. ondan önce veya sonra gelen. lam bağ lamsal anlam * Bir sözün kullanı veya amaçlanan bağ göre anlam kazanması lan lama . * Oluş mak. zca le raş . * (bir iş için) Anlaş yapmak. bağ lamalı k * Bağ yapmaya yarayan. lanı ey.

bloksuz. bloksuz ülkeler. lantız bağ sı k politikası lantızlı * Askerî. bağ ı laş mlı * Araları karş klı nda ı destek ve bağ lı bulunan. ittifak etmek. tahsis edilmek. lı bağ sıülkeler lantız * Bağ sı k siyaseti izleyen ülkeler. bağ ünsüzü lantı * Bkz. bağ cı layı ünsüz. lı ı k mlı bağ ma laş * Bağ mak iş ittifak. kolona ileten boru. me bağ lı lantı * Araları bağ bulunan.* Bir ş bir kimseye ayrı ey lmak. nda lantı * Askerî. * İ ş arası iliş sağ ki ey nda ki layan bağ . kı kı lı ı bağ lı mlı bağ ı k laş klı * Bağ ıolma durumu. ş * Sonuç. bağ borusu lantı * Katlardaki pis ve kirli suları toplayan. rabı . bağ sı k siyaseti lantızlı * Bağ sıülkelerin izlediğsiyaset. iliş veya ilgili bulunması ki eyin lı ik . sebep gibi birbiriyle sı sıya bağ ve karşklı ı olan (nesne. laş k bağ ı laş m * Eş leme. irtibatlı talı nda lantı . bağ mak laş * Bir ş yapmak için birbirine antlaş veya sözleş ile bağ ey ma me lanmak. bağ lantı * İ veya daha çok ş birbiriyle bağ. lantız i bağ ı laş k * Araları anlaş veya sözleş sağ nda ma me lanmıolan (kimse veya topluluk). terim). * haberleş sağ me lamak. lantızlı bağ sı k lantızlı * Bağ sıolma durumu. bağ yapmak lantı * iliş kurmak. laş i. siyasî yönden hiçbir bloka girmeme siyaseti. * Araları ortak çı bulunan devletler iliş nda kar kisi. anlaş sözleş yapmak. bağ ünlüsü lantı * Bkz. bağ cı layı ünlü. bağ kurmak lantı * irtibat sağ lamak. ki ma. bağ sı lantız * Araları bağ bulunmayan. müttefik. bağ latma . siyasî yönden hiçbir bloka bağ olmayan (ülke). irtibat.

üzüm bağ çok olan (yer). ı ntı * Organizmanıdeğik yapı n iş . bağ kalmak lı * uymak. ile nlı . inde koruyucu ünsüz: okul-da-y-ı eski-y-ince vb. açta nı i ı ı dı * Bağ yeri. * Bir kuruluş yetkisi altı bulunan. tâbi olmak. özellik ve olayları görülen karş klı korelâsyon. ı . gec-i-k-mek vb. m.* Bağ latmak iş i. lı * Birine karş sevgi.-ğ lı i * Bağ bahçesi zengin ve bol olan (yer). büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş ş ı (erkek). * Kapatı ş lmıolan. ı . bağ cı layı * Bağ niteliğolan. ları bağk bahçelik. * Sırlanmı sırlı nı ş nı. * Gerçekleş bir ş gerektiren. bağ su lı bağk lı * Ağ hücre zarın emdiğve taş ğsu. lı bağlaş lı ma * Bağlaş iş lı mak i. bir düş ünceye. un nda * Bir halk inanına göre. bir hatı saygı aş gibi duygularla bağ raya veya k lanan. bağ latmak * Bağ lamak iş yaptı ini rmak. merbutiyet. sadakat. bağ lı * Bir bağ tutturulmuş ile olan. * Sadı k. bağlaş lı ı k * Biri ötekine bağ olarak var olan. mesi artı * Bir kimseye. saygı yakı k duyma ve gösterme. tutkun. ki bağlaş lı ı m * İ veya daha fazla değ ken arası ki iş ndaki bağ . ki ey nda ı bağ lı ntı lı k bağlı lı k * Bağ olma durumu. bağ olmak lı * tâbi bulunmak. bağ cı layı ünlü * Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile baş layan eklerin getirilmesi sı nda ve kök ile eki rası birbirine bağ layan ünlü: al-ı aç-ı -r. biri olmadan öteki düş lı ünülemeyen iki ş bu iliş yönünden durumu. bağ cı layı ünsüz * Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile baş layan bir ek eklendiğ araya giren y ünsüzü. eyin. * Uyulması zorunlu. vabeste. kapalı . tâbi. bağ kredi lı * Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satıalı n nmasıartı sağ ş ile lanan kredi. bağlaş lı mak * İ ş arası karş klı ı olmak veya bağlıkurmak. . nda ı ilgi. -l-mak. lama i * Bağ lamaya ve birleş tirmeye yarayan: "Ve" bağ cı edattı layı bir r.

bağ na basmak rı * kucaklamak. merhametli. rı tı i bağ şrmak rı tı * Bağ ı na yol açmak. rmak i bağ ş rı rıçağş * Gürültü. acı kı çekmiş . bağ şçağş rı a rı a * Büyük gürültü ederek. taassup. bağ nı rı ezmek * üzülmek. dertlenmek. bağ ş rı mak * Birlikte veya karşklı ı ı bağ lı rmak. bağ z sı * Bağbulunmayan. sıntı . * Gürültüyle. ş ı a rı lanı kası düş bağ yanı rı k * Çok dert. ı rma. bağ şrma rı tı * Bağşrmak işveya durumu. naz bağ k nazlı * Bağ olma durumu. bağ kara rı *İ skete kuş unun bir türü (Saxicola torquata). içine iş lemek. yetiş tirmek. bağ yufka rı * Yufka yürekli. ş amata. Bağlaş lı ı m. ş amata ederek.* Bkz. ı . bağ na taş rı basmak * sesini çı karmaksın her türlü acı katlanmak. * Bir düş ünceye. ş ı a rı lanı ka ünce ş ı mutaassı p. bağ ş rı ma * Bağş işbirlikte bağ rı mak i. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş nı ünmeme durumu. bağ ı çağ rarak ı rarak. * biriyle ilgilenerek onu koruyup kayı rmak. ş . bağ nazlaş ma * Bağ nazlaş durumu. bağ naz * Bir düş ünceye. zı ya bağ nı rı delmek * çok dokunmak. mak bağ nazlaş mak * Bağ duruma gelmek. bağ ş rı * Bağ ı işveya biçimi. bağ naz nazca davranı taassup. hep birden bağ rması ı rtmak. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş bir düş ve inanıkabul etmeyen.

zencefil. İ lda muş ran'dan baş Avrupa ve Amerika'da da yayı ş din. baha biçmek * değ belirlemek. bahanesiz * Bahanesi olmayan. i bahane etmek * herhangi bir ş sebep olarak ileri sürmek. saman nezlesi.baha * Paha. 21 Martta gündüz gece eş iyle baş m itliğ layarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten. i bahane bulmak * bir işyapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek. bahar bayramı * Genellikle mayıayın ilk günlerinde kutlanan bayram. itliğ nda in u baharat * Tarçı karanfil. ilkbahar. ka lmıbir * Bir ş gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen sözde sebep. ilkyaz. s nı bahar dönemi * Yı kı sonra gelen ilk ayları lı ş n tan . eyin bahane aramak * bir işyapmamak için sebep aramak. Bahaî Bahaîlik bahane * Bahaîlik yanlı kimse. bahar * Kuzey yarı küre için. sı * XIX. . eyi bahaneli * Bahanesi olan. zencefil. erini bahadı r * Savaş larda. yüzyı Babîlikten doğ olan. bahar nezlesi * Bkz. kıve yaz arası ş ndaki mevsim. * Bu mevsimde ağ açlarda açan çiçekler ve yapraklar. çarpı ş malarda gücü ve yı lmazlıyla üstünlük kazanan veya yiğ gösteren (kimse). i. maddeler. karabiber gibi lan n. bahar * Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanı tarçı karanfil. * Gençlik çağ ı . karabiber gibi maddelerin toplu adı n. ğ ı itlik bahadık rlı * Bahadı r olma özelliğ durumu. bahar noktası *İ lkbaharda gündüz gece eş i anı güneş gök ekvatoru çizgisi üzerinde bulunduğ nokta. .

baharatlandı rmak * Baharat ile süslemek. bahçelik * Bağ . * Bahçe yapma iş i. karanfil. ı rı ş ta bahariye baharlı bahçe * Divan edebiyatı bahar tasviri ile baş nda. baharatçı lı k * Baharat satma iş i. bahçe kekiğ i * Bahçelerde özel yöntemlerle yetiş tirilen kekik.baharatçı * Baharat satan kimse. n * Sebze yetiş tirilen yer. doğ olarak yetiş al tirilen domates türü. baharcı * Baharat alı satı yla uğ an (kimse). . bahçesiz * Bahçesi olmayan. layan kaside. lezzetlendirmek veya baharat ekmek. baharatsı z * Baharatı olmayan. bahçeci * Çiçek. m mı raş baharı ı vurmak baş na * (alay yollu) gençliğ verdiğcoş in i kuyla gereksiz veya aş davranı bulunmak. bahçe gibi düzenlenmiş yer. bahçe domatesi * Tarla ve bahçelerde sun'î gübre kullanmadan. tarçı gibi bahar bulunan. baharatlı * Baharatı olan. bahçe makası * Çeş ot ve bitkileri düzgün kesmek ve budamak amacı yapı bir makas türü. *İ çinde karabiber. bahçeleri olan (yer). iyle raş bahçecilik * Bahçecinin iş i. bostan. bahçeli * Bahçesi olan. ağ ve sebze yetiş aç tirme iş uğ an kimse. * Çiçek ve ağ yetiş aç tirilen yer. ları bahçemsi * Bahçeye benzeyen. itli yla lan bahçe nanesi * Bahçelerde yetiş tirilen bir nane türü.

bahis * Konuş ş konu. bahis mevzuu olmak * üzerinde konuş ulmak. * Görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş nda çı ey ma. bahname bahrî bahrî bahriye * Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluş nıbütünü. ş ları ş ı nı müş terek bahisçi. k k ları u * Denizle ilgili. vanı bahçı k vanlı * Bahçı n yaptı iş vanı ğ . nda çı ey ma bahsetme * Bahsetmek iş i. lı bahisçi * Oyunlarda veya at yarı nda yarın sonuçları tahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse. ı bahir * Deniz. bahse girmek * görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş yapmak. n bahis açmak (veya açı lmak) * belli bir konuda konuş maya baş lamak (baş lmak). bahis tutuş mak * karşklı ı bahse girmek. * Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakı yla görevli kimse. *İ çinde cinsel konularla ilgili açısaçıyazı n. lı * Deniz Harp Okulu öğ rencisi. mları * Mevlid'in bölümlerinden her biri.bahçı van * Geçimini bahçe ürünlerini yetiş satmakla sağ tirip layan kimse. * Bir kitabıbölümlerinden her biri. * Söz. bahriyeli * Deniz Kuvvetlerine bağ asker. söz konusu olmak. ların bahriye çifte tellisi * Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi. ulan ey. resimlerin bulunduğ eser. lanı bahis konusu * Söz konusu. * Aruzdaki vezin takı ndan her biri. . mı bahçı vanlı * Bahçı bulunan. * Yalı nı çapkı.

ün ru u bahsi tazelemek * konuş mayı konu üzerine getirmek. bahsi kaybetmek * ileri sürülen. talihsiz. bahtı k açı * Talihli. mak. savunulan görüş yanlıolduğ ortaya çı ün ş u kmak.bahsetmek * Bir konu üzerinde söz söylemek. bahtı kapanmak * talihsizliğ uğ e ramak. bahsi kapamak * bir konu üzerindeki konuş mayı kesmek. konuş sözünü etmek. bahtı olmak kara * sürekli olarak talihi yaver gitmemek. baht * Olacakları kaçılmaz olduğ belirleyen ilâhî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiğhayat tarzı n. baht iş i * Talihe bı lmı talihe bağ iş rakı ş . bahş etmek * Bağlamak. istenen sonuca ulaş mamak. bahtı lı bağ olmak * talihi kapalı olmak. talih yüzüne gülmek. nı unu i . bahş (veya beleşatıdiş bakı iş ) n ine lmaz * para verilmeden sağ lanan bir ş ufak tefek kusurları hoş eyin nı görmelidir. * Ş mutluluk. bahtı küsmek na * talihsizliğ inden yakı nmak. talih. mutsuz olmak. ans. bahtı kara * Mutsuz. kader. savunulan görüş doğ olduğ belli olmak. . ı ş bahş iş * Bir hizmet görene hakkı ayrı ndan olarak verilen para. lı. bahtı k olmak açı * bir konuda ş yaver gitmek. sunmak. bahsi geçmek * bir konu üzerinde konuş ulmuş olmak. ansı bahtı lmak açı * talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek. aynı bahş etme * Bahş etmek iş i. bahsi kazanmak * ileri sürülen. * (kı için) evlenecek istekli çı zlar kmamak.

karı aç. vekil. talihli. bakalit bakalitli * Bakalit bulunduran. z bahusus bak bak! bak! * iş te. kuş merak. talihli. odunundan kı zı rmı boya çı lan bir ağ bakkam (Haematoxylon campechianum). kemik çıntı. aş nlı rayı a ı nı bakalı (veya bakayı m m) * içinde yer aldı cümlenin güvensizlik. * Bakmak iş yapan (kimse). nazı kanı ktan baş na r. nı tirir. iyi bakakalma * Bakakalmak iş i veya durumu. bakakalmak * Ş kı ğ uğ p ne yapacağ bilmez durumda kalmak. bakalorya * (eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğ reniminden sonra verilen) Olgunluk sı . talihsiz.bahtiyar * Bahtı olan. hükûmet. mutsuzluk. * ş ma anlatı aş r. * Hele. navı bakam bakan * Baklagillerden. mutlu. mutlu. üstelik. ini * Hükûmet iş lerinden birini yönetmek için. * ş ma bildirir. baş bakan tarafı seçilerek ndan cumhurbaş nca onaylandı sonra iş ı getirilen yetkili. bakalit kaplamalı . özellikle. kötü bahtsı k zlı * Bahtsıolma durumu. bahtlı . uyarma gibi anlamları pekiş ğ ı ku. mutluluk. aş * Bahtı olan. * küçümseme bildirir. mutsuz. bahtlı bahtsı z * Bahtı olan. an . bakaç * Dürbün. bakanak * Geviş getiren hayvanları ayakların arkası n nı ndaki körelmiş rnak. genellikle milletvekilleri arası ndan. tı kı sı bakanlar kurulu * Baş bakan ve bakanlardan oluş kurul. bahtiyarlı k * Bahtlı olma durumu. * Formaldehit ile bir fenolün yoğ ması unlaş sonucu elde edilen yapay reçine.

ğ ı bakar bakar kör * Gözleri sağ göründüğ hâlde göremeyen. lam ü * Çok dikkatsiz (kimse). lı n ınları ı ı bunun sonucu olarak da doğ ş al artları tespit eden durumu. bakı yurdu m * Yoksul veya kimsesiz yaş ve sakatları barı rı bakı kları lı n ndılı p ldı yurt. güneye veya kuzeye karşkonumunu belirleyen. bakara *İ skambil kâğ ile oynanan bir kumar. nezaret. ine i yapı bakı m * Bir ş iyi geliş eyin mesi. larda n ldı ı u bakı yapmak m * araç ve gereçlerin düzenli çalı ş için onarı nı ması mı yapmak. bakar mını sız? * seslenme ünlemi. barı kları .bakanlı k * Bakan olanıdurumu ve görevi. n * Bakanı yönetimi altı n ndaki kuruluş n bütünü veya bu kuruluş n bulunduğ yer. bakı cı * Bakmak iş görevlendirilen kimse. * Kademe. vekâlet. * Kurum ve kuruluş motorlu araçlarıonarı ğve korunduğ yer veya birim. ları ları u * Öküz. nı * Fal. * Bakmak iş konu olmak veya bakmak iş lmak. * Ait olduğ yı u l içinde toplanamayı ertesi yı kalan vergiler. ı dı bakarak bakarsı n bakaya * göre. iyi bir durumda kalması verilen emek veya emek verme biçimi. ntı * Askerlik çağ girenlerden son yoklamada bulunarak askere alı ş ı na nmıoldukları hâlde çağldı nda rı kları gelmeyen veya gelip de kı na gitmeden toplandı yerlerden veya yollardan savuş taları kları anlar. iyle * Bir ş satıalmayı ünmeden yalnı bakarak ilgilenen (kimse). sır. * olur ki. p la bakı * Özellikle dağk yörelerde bir yamacı güneşş na. * Bakı iş lmak i. darülâceze. vekillik. * Kalı lar. * Falcı lı k. eyi n düş zca * Falcı . bakılı cı k * Bakmak iş i. . için bakı lma bakı lmak bakı evi m * Bakı ihtiyacı kimselerin bakı kları ndı kuruluş ma olan ldı .

bakı ı r alaş mı * %1'in üzerinde çözünmüş elementlerin oluş turduğ bakı ı nı genel adı u r alaş mların . bakı lı mlı k * Bakı olma durumu. rı bakı r pası * Bakıüzerinde nemli havalarda oluş bakı r an r hidrokarbonat. ile bakı r kaplama * Demir benzeri madenlerin yüzeyinde bakıkatman oluş r turma iş lemi. sı bakı mlı bakı k mlı * Filmin kartpostal büyüklüğ ünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağ layan cihaz. bakı nmak * Bakmak iş lmak. i yapı tı * Muayene olmak. yüzüstü bı lma durumu. msı rakı bakı ncak * Tüfeklerde hedefin uzaklına. m ini bakı ndan mı * Bakıveya görüş sı ş açı. * Bakı nmak iş i. doğ serbest veya birleş olarak u ru ada ik bulunan. bakı ndı bakı nma * Bak hele. olacak ş mi? gibi ş ma anlatı ey aş r. yakı ğ göre ayar edilecek biçimde yapı ş kalkar gez.95 olan. * İ bakı şüzerinde iyi çalılmı yi lmı . bakı r * Atom numarası yoğ 29.bakı mcı * Bakı iş yapan kimse. kolay dövülür ve iş olduğ sı i lenir undan eski çağ lardan beri türlü iş lerde kullanı kıl lan. değ erlendirme açı. ı ve elektriğiyi ileten. yönü. * Bakı yapı ş rdan lmı . ş ş ı . zı renkli element. bakı zlı msı k * Bakı z olma. lmamı ş . -e göre. çevreye göz gezdirmek. mlı bakı z msı * Özen gösterilmemişbakı . bakı r oksit * Kimyasal formülü CuO veya Cu2O olan bakın oksit biçimi. Kı saltması Cu. bakı r rengi . * Yeş çalar mavi renk. 10840 C ye doğ eriyen. * Bakı yapı ş rdan lmıkap. unluğ 8. terk edilme. araşrmak. ile bakı r çalmak * (bakı r kaptaki yemek) bakı r tuzları zehirli duruma gelmek. niş ğ ı nlına ı lmıiner angâh. bakı ğ r çalı ı * Bakıtuzları zehirli duruma gelmiş r ile .

ş z ı bakı ş ma * Bakı ş iş mak i. (rengi) bakın rengine benzemek. düş ünceyi belirli bir yönden inceleme. benzer noktaları ı olarak aynı karşklı lı uzaklı bulunan iki benzer kta parçanıbirbirine göre olan durumu. nda ş ı ey) arası ş ı ey). bakımsı k ş zlı ı * Bakımsıolma durumu. n bakımlı ş ı * Bakımı ş bulunan. bakıaçı ş sı * Bir olayda. bakımlı ş . r bakı lı rcı k * Bakıkap yapma veya satma iş r i. bakı r sülfat * Göz taş ı . tenazur. mütenazı ı r. ı bakım ş ı * İ veya daha çok ş arası konum. * Eksen olarak alı bir doğ nan rudan. bakı ş mak * İ veya daha çok kimse birbirine bakmak. asimetri. simetrik. bakı ı r taş * Malakit. r * Bakmak iş i veya biçimi. zı n * Bu renkte olan. ı bakıksı ş z ı * Bkz. bakı ma rlaş * Bakı mak durumu. ki * Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak. bakımsı ş z ı * Araları bakım bulunmayan (iki ş veya iki yanı nda bakım olmayan (bir ş asimetrik. simetri. r rı bakı rlı bakı ş * Bakıiçeren maddeler. göz taş r ı . bakımsı ş z. rlaş bakı mak rlaş * Bakırengini almak. görüş sı açı. bakı rcı * Bakıiş r leyen veya bakıkap kacak satan kimse. bakı r tuzu * Bakısülfat. sa p bakık ş ı * Bkz. .* Kıla yakı kahverengi. biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğ ki ey nda u. konuyu. bakıatmak ş * kı bir sürede bakı geçmek.

içecek ve baş ihtiyaç maddelerini perakende olarak satan kimse. * artakalan. bakkal bakkal çakkal * Bakkal ve benzeri iş uğ an esnaf için küçümseme sözü. düzensiz yazı dolu defter. * (toprak için) İ ş lenmemiş . z. kalı. kalı olmak. * Eskimemişyı . kide ş * El değ memişkullanı . ş . ka * Bu gibi ş eylerin satı ğdükkân. * Büyük bakkal dükkânı . * Baklagillerden. * Bakire olma durumu. ntı * Yiyecek. bakla çiçeğ i * Sarı rak eflâtuna çalan beyaz renkte olan bitki. lerle raş bakkal defteri * Karık. kalan. mlı * bir ş eyden artmak. i m!" bakkaliye * Bakkal dükkânı satı ş nda lan eyler. lmamı ş . ldı ı * Cinsel iliş bulunmamıdiş kı kıoğ kı kide ş i. bakir * Cinsel iliş bulunmamı(erkek). el değ memiş bozulmamık. bakam. bakire bakirelik bakirlik * Bakir olma durumu. mtı . yurdumuzun her yerinde yetiş tirilen. z lan z. k. pranmamı yeni. ş lı bakiye * Artı artan. geri kalan. geride kalan. bakkala bı rakma! * bir iş"bakalı diyerek savsaklamak isteyenlere söylenir. daimî. ş ı larla bakkal kâğ ı dı * Kalı ve kaba kâğ n ı t. cı * Bir ş eyden artan (miktar). bakkallı k * Bakkalı iş n i. lik. il * Bir zinciri oluş turan halka veya parçalardan her biri. baki kalmak * sürekli. bakkam bakla * Bkz. ç * Bu bitkinin yeşürünü veya kuru tanesi. öteki. taneleri badıiçinde bulunan bir bitki (Vicia faba). * Kalı .baki * Sürekli. erdenlik.

fı k. ağ nda bakla ı zı slanmamak. renk. baklavacı * Baklava yapan veya satan kimse. akasya. * Eş kenar dörtgen biçiminde olan nesne. * Çok ince yufkadan yapı arası kaymak. bakla oda nohut sofa * Bkz. hazı baklava börek * (bir baş ş karş tıldında) çok kolay ve zevkli (iş ka eyle ı rı ğ laş ı ). lan bakla ı slanmamak * Bkz. bakla kadar * (bit.* Bu renkte olan. badı pek çok sebze ve ağ çlı açları alan. pire gibi küçük böcekler için) çok iri. baklamsı * Bakla biçiminde olan. baklamsı meyve * Bkz. bakla falı * Bakla taneleri ile bakı bir fal türü. keçiboynuzu gibi. * Bakla tarlası . baklavacı lı k * Baklava yapma veya satma iş i. baklava açmak * baklava yapmak için gerekli olan ince yufkaları rlamak. nohut oda. bakliye. * çok tokluk durumunda "baklava börek olsa yemem" biçiminde kullanı lı r. iki çenekli ayrı içine taç yapraklı lardan büyük bir bitki familyası . baklalı baklalı k * Baklası olan. . bakla kı rı * Beyazı almı beyazlamaya yüz tutmuş çoğ ş . fasulye. * At donları koyu ve iri lekeli kı ndan r. ceviz. badı ç. baklan baklava * Anguta benzeyen kı zı rmı renkli bir çeş yaban kazı it (Otis tarda). baklavalı *İ çinde baklava bulunan. baklagiller * Bakla. bakla dökmek (veya atmak) * bakla ile fala bakmak. baklava dilimi * Eş kenar dörtgen biçiminde olan. badem gibi ş konulan tatlı larak na stı eyler .

baksana! baksanı za! * seslenme için kullanı lı r. i i * Yapı labilmesi bir ş bağ bulunmak. bakteri * Toprakta. bakteridi *Ş arbon hücresi gibi hareketsiz bakteri. denemek. farkı varmak. ilgilenmek. * açısöylemekten kaçı ğbir sorunu sonunda açı k ndı ı klamak. geçindirmek. * Yoklamak. * Bakmak iş i. çürüme. ru * Bir ş geliş veya iyi bir durumda kalması emek vermek. bakteriyolog * Bakterilerle ilgili. bir işyapmakla görevli olmak. bakliyat bakliye bakma bakmak * Bakı bir ş üzerine çevirmek. na * Baş bir ş ilgilenmeyip elindeki veya önündeki iş uğ ı ka eyle le raş olmak. * Renklerde. * Önem vermek. tedavi etmek. tek hücre canlı vrı alan. * dikkat çekmek sözü. * Bir işyapmak. eyin mesi için * Beslemek. bakterigiller * Bakterilere verilen ad. . kimyasal etkiyle öldüren (etken). * Bkz. önem vererek üzerinde durmak. küresel. * (yer için) Yüzü bir yöne doğ olmak. * Anlamak. nda ş an . canlı bulunan. suda. Benzemek. bölünerek çoğ klorofilsiz. * (bir işBirinden beklenmek. n i * Baklagillerden elde edilen ürün. rdan lan * Bir bakracıalabildiğmiktar. baklavalı k * Baklava yapı nda kullanı veya baklava yapmaya elverişolan. bakterisit * Canlı n vücudunda veya laboratuar deneylerinde bakterileri fiziksel. silindirimsi. mı lan li baklayı zı çı ağndan karmak * sabrı tükenip o zamana kadar söylemediğş i eyleri söylemeye baş lamak. andı rmak.*İ çinde baklava desenleri olan. eye lı * Gözetmek. larda klara kı k biçimde olan. bakteriyoloji alanı çalı kimse. bakterileri içine alan canlı lar. baklagiller. ) * (hasta için) Muayene etmek. incelemek. ları bakteriyel * Bakterilerle ilgili. mayalanma veya hastalı yol açan. ş ı ey * Aramak. r bakraç * Çoğ unlukla bakı yapı küçük kova.

bal dudak * Bkz. baktı alı kça r * güzelliğbirdenbire göze çarpmayan. rengi beyazdan esmere kadar değen tatlı iş .bakteriyoloji * Bakterilerin ve genel olarak mikroplarıbiçimlerini. na bal mumu * Arı n peteklerini yapmak için karıhalkaları ndan salgı kları ları n arası ladı yumuş ve sarı madde. iri ve tatlı kabak çeş (Cucurbita moschata). koyu. eyi bal arı sı * Zar kanatlı lardan. i baktı rma * Baktı iş rmak i. ş zan ı sı * Ağ açlarıkabuğ n undan sı zarak pı laş besi suyu. bakması sağ na nı lamak. dına sı tatlı. adamakı. bal baş ı * En temiz bal. bal yapan eklem bacaklı (Apis mellifica). ş ı . htı an bal alacak çiçeğbilmek (veya bulmak) i * çı sağ kar lanabilecek yeri veya ş bilmek veya bulmak. çi bir idi * Aptal. niteliklerini inceleyen bilim. çok iyi. sı madde. ak msı * Bu maddenin sanayide kullanı için yapay olarak hazı lmak rlanmı. bal gibi * pek tatlı . bakteriyoskopi * Bakterilerin mikroskopla incelenmesi iş lemi. bal çiçeğ i * Almaş yapraklı rmı veya kı zı çalar sarı ı k . ndaki petek gözlerine doldurdukları . beyinsiz kimse. *ş üpheye yer bı rakmadan. bal kelebeğ i * Bal kovanları çok zarar veren bir böcek (Galleria mellonella). türü bal bal demekle ağ tatlı ı lanmaz z * sözde kalan dilek ve tasarı n iş ları bitirmede hiçbir etkisi olmaz. vı * Olgunlaş ş mıincirin. bal dudaklı * Tatlı dilli. n bakteriyolojik * Bakteri bilimi ile ilgili. bal * Özellikle bal arı nıbitki ve çiçeklerden topladı bal özünden yapı kovanları ların kları p. baktı rmak * Bakması yol açmak. llı bal kabağ ı * İ turuncu. kı zı rmıya renkli çiçekli ağ k. bal dudaklı . aççı bal dök de yala * bir yerin çok temiz olduğ anlatı unu r.

balı la benzer. bal özülük * Çiçeklerde bal özünü çı karan bezlerin bulunduğ organ. bal mumu macunu * Mobilyadaki kusurlarıonarı nda kullanı toprak boya ile renklendirilmiş mumu. irileş mek. için aret bal özlü * Bal özü bulunduran. bal sağ mak * kovandan bal ürünü almak. * Yavru. bal özü * Bazı çiçeklerin içinde bulunan. * Bu renkte olan. nektar. gürbüz (kimse. (Botaurus). .bal mumu gibi erimek * çok zayı flamak. arı n bal yapmak için emdikleri tatlı vı ları sı. çocuk. u bal peteğ i * Arı n içine bal doldurduğ bal mumu levha. * Üç köş üç telli Rus halk sazı eli. balak balalayka * Bkz. balaban kuş u * Bataklı klarda yaş ayan. bala balaban * İ büyük. mak balabanlaş mak * Balaban duruma gelmek. iş balaban * Atmaca veya doğ gibi yı cı kuş an rtı bir . bal özü bezi * Bitkilerin yaprak. yumurtalıve erkek organların dibinde bulunan ve bal özü çı k nı karan bez. ri. eti yağ ve ağ iri bir kuş kçı lı ı r. malak. n mı lan. ları u bal rengi * Kahverengine çalan sarı renk. * Ş man. bal bal mumu yapı rmak ş tı * unutulmaması iş edip dikkati çekmek. balabanlaş ma * Balabanlaş durumu. . bal tutan parmağ yalar ı nı * imkânları geniş iş baş bulunan kimse bu imkânlardan az da olsa yararlanı bir in ı nda r. çocuk). balabanlı k * Balaban olma durumu.

balans pensi * Arabaları tekerleklerindeki dengeli dönmeyi sağ n lamak için cant ile lâstik kenarı sışrı kurş na kı lan tı un parçası . mil. nı veya balbal balcı balcı lı k balçak * Kabza. yetiş * Arı tirme veya bal alı satma iş yetiş p i. yağ. oselerde düzeltilmiş toprak üzerine döş enen taş rı . koyu toprak. nda balast yem * Çok büyük miktarda ham selüloz ihtiva eden ve dolayıyla yoğ yemlerden çok daha düş sindirilebilir sı un ük besin maddeleri ihtiva eden ve hayvanlara tokluk hissi vermek amacı kullanı yem. lan * Denge. devredeki akı sabit tutmak için konulan direnç. romantik. lı * Eski Türklerde kiş anı için mezarın veya bazı inin lması nı kurganlarıetrafı dikilen taş n na . pedavra. matiz ve külhan beyi tipleri tarafı yabancı ndan ülkelerin tiplerine hitap ederken kullanı söz. *İ çindeki kil oranı yüksek. su geçirmez. balar balast * Çatı i olarak kullanı ve kiremitlerin altı döş ince tahta. balans balans ayarı * Otomobilin sarsı nı lması önlemek için. kıkları * Safra. yarı balayı * Evlilik hayatın ilk ayı ilk günleri. tekerlek mili üzerine yerleş sağ tirilmiş m ay biçimindeki alet. yavaş ı madde. * Kabzanı demir siperi. lik arkı * Serbest biçimli. yla nan arkı * Soğ ve sı büyük bir sürtünme kat sayına sahip olan suya ve yağ dayanı . tekerleklere gereğkadar balans pensi denen kurş parçası i un takarak denge sağ lama iş i. iş mı balast gemi * Ambarları yük bulunmayan gemi. an ş * Batı belirli danslara eş eden bir tür ş . * Karagöz. koyu. n balçı k *İ çinde çeş organik maddeler bulunan. muvazene. uk cakta sı a klı aş nan * Motorlu araçlarda fren yapmayı layan. kiriş lan na enen * Demir yolları traverslerin altı ş nda na.balama * Orta oyununda Rum tipi. müzik araçları çalı veya ş olarak okunan eser. balata . daha çok killi. * Arı tirip bal alan veya satan kimse. yla lan balat * Orta Çağ üç bentten oluş bir Batıiiri türü. da. itli ş kan * Güçlük çı kartan. da. balast direnç * Gerilimin büyük değimlerinde. yapı çamur.

karasineğ çok benzeyen. ş eytan tersi otu (Ferula assa-foetida). ğ ı baldı ran baldı ş ran erbeti * Acı çekerek. ı n ine * Bu bölümün yumuş ve şkin olan arka tarafı ak iş . balçı klı baldı r * Bacağ dizden ayak bileğ kadar olan bölümü. unlukla sahne düzenine ve müziğ dayalı e gösteri türü. incik. baldıçı rı plak * Ayak takı ndan. nemli yerlerde yetiş zehirli bitkilerin ortak adı u otu. lı ı bir baldı z baldo * İ ve dolgun taneli.balçıhurması k * Sandı bası kurutulan hurma (veya kuru incir). te n ı nı ı na baldı rsokan * Çift kanatlı n. hayvan e k tı sağğyönünden zararlı sinek türü (Stomaxys calcitrans). *Ş eytan otu. baldı rpatlatan * Güreş hasmı bir ayağ tutarak diz kapağ kadar büküp üzerine yüklenme oyunu. balçıhurması k . hastalıbulaşran. karı * Balçı olan. baldı rak * Don ve pantolon gibi giysilerin dizden aş ı bölümü. ağ * Bu bitkiden çı lan zehir. * Erkeğ göre karını kıkardeş e sın z i. pilâvlıpirinç. adı atı çoğ m ş lara. ran en baldı rgan * Baldı ran. klara larak balçıinciri k * Kurutulmuş incir. karabaldı r. ağolan * Kı kayınıaş ı lı ç ş n ağuzanan parçası ı . ri k bale * Belli hafif figürlere. baldı r kemiğ i * Baldı bulunan iki kemikten ince olanı rda . * Maydanozgillerden. en . sinekgiller familyası ları ndan. kan emen. baldıkara rı * Nemli yerlerde yetiş birçok eğ otu türünün ortak adı en relti . yüz suyu dökerek elde edilen kazanç. iş serseri. * Bu tür gösteri yapan sanatçı topluluğ u. mı siz. balerin . baldı r bacak * Açısaçıgörülen kadıbacağ k k n ı . (Conium maculatum). baldı k ranlı * Çok baldı yetiş yer.

. balıbilimci k * Balı sıfı inceleyen bilim adamı klar nını .* Bale yapan kıveya kadısanatçı z n . hazı rlanan bir çorba türü. ı zdan ş arı lan balgam atmak * yapı lmakta olan bir iş veya bir konu üzerine kuş uyandı ku racak bir söz söylemek. * Zodyak üzerinde. balıeti k * Omurgalı lardan. solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanlarıgenel adı n . ç. tı nda klar nını balıçorbası k * Beyaz etli balı klardan yapı bir tür çorba. balgamlı * Balgamı olan. dalgı kurbağ adam. suda yaş hayvanlarıyumuş ve açırenkli eti. lan * Suda piş kı kları klanmı incecik kılmıbalıile soğ yağhavuç. patetes ve domatesten irilip lçı ayı ş . Kova ile Koç burçları nda yer alan burcun adı arası . biçimli tombul. ldı ı balı çı ğ kmak a * balıavlamaya gitmek. balıbilimi k * Su ürünleri araşrmaları özellikle balı sıfı inceleyen bilim. k balı k balı k * Omurgalı lardan. yı ş k an. a balıbaş kokar k tan * bir iş aksaklın baş olanlardan baş ğ anlatı te ğ ı ta ladını ı r. balıadam k * Deniz dibine inilebilecek donanı su altı çalı mla nda ş iş mayı edinen kimse. balerinlik * Ası l mesleğbalerin olan kimse. balıkartalı k . . ayan n ak k balıetinde k * Ne şman. balhane * Bal süzme ve paketleme iş lemlerinin yapı ğyer. ne zayıolan. * Solunum organların salgı ğ ağ nı ladı. ı dı atı sümüksü madde. balgam taş ı * Damarlı yarı ve saydam bir tür Kadı taş Hacı köy ı . bektaş ı taş mühresenk. balgümeci * Bal peteğ andı bir tür dikiş ini ran büzgüsü. iş f balıistifi k * Çok sış olarak bir yere dolmuş kık ı (insanlar). Zodyak. i balet balgam * Bale yapan erkek sanatçı . suda yaş ayan.

balıkavağ çınca k a kı * hiçbir zaman olmayacak iş için söylenir. su kıları yaş yı nda ayan. azlı balı l kçı * Balı beslenen. * Morina balınıkaraciğ ğ n ı erinden çı lan ve hekimlikte zayığ karşkullanı iyotlu. ğ ı balıunu k * Kurutulmuş ktan özel iş balı lemlerle elde edilen un. beyaz. mın kçı mı balı lı kçı k . su kıları yaş yı nda ayan. lama ş cı tı balıtutmak k * balı avlamak. balıyiyerek beslenen büyük bir kuş k (Ardea cinerea). kahverengi çizgili. balı beslenen. * Çoğ unlukla mersin balını eritilmiş mumuna batılarak hazı ğ n. k * Yayvan servis tabağ ı . balı kçı * Balıtutan veya satan kimse. kla k * Uzun bacaklı lardan. balıpazarı k * Balı larıavladı balı n günlük ve taze olarak satı sunulduğ yer. vitaminli yağ karı flı a ı lan . ticarî merkez. balı kazağ kçı ı * Balı larısoğ ve nemli havalarda giydiğboğ ve yünlü kalıkazak. havyar.* Kartallardan. yavaş k kları kuruyan. ler balıotu k * Cava ve Malabar'da yetiş zehirli meyvesiyle balı sersemleterek avlamaya yarayan bir bitki en. kları (Anamirta). fakat bağ gücü yüksek yapı rı. kçı n ğ kları ı ş a u balısütü k * Yumurtlama sı nda erkek balı n çı ğbeyaz madde. kçı balı düğ kçı ümü * İleme baş cı yapı ve sonra kolayca çözülerek iş tersine de tutturulan düğ ş ş langında lan in üm ekli. ı bal rı rlanan yumurtası . balıyağ k ı * İ balıve deniz hayvanların sanayide kullanı yağ ri k nı lan ı . balıyemi k * Balıavlamada oltanı ucuna takı genellikle yiyecek türü madde. k * Balı lara özgü. balı lgiller kçı * Leyleksiler takı nıbalı llar alt takı na giren bir familya. balıtutkalı k * Balıendüstrisi artı ndan üretilen. boğ k. boynu ve gagası uzun. kçı n uk i azlı n balı yaka kçı * Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka. balıyiyen. yı cı (Pandion kla rtı kuş haliaetus). rası kları kardı ı balıtabağ k ı * Balıkoymaya yarayan kap. k n lan balıyumurtası k * Balı n daha çok sıyerlere bı kları kları ğ raktı . üremelerini sağ layan yumurta.

suya balı klandı rma * Balı klandı rmak iş i. buluğ ı ermiş ı na çağ na olan. göl ve ı rmaklarda balıyatağolan yer. deniz kıları yaş bir kuş yı nda ayan cinsi. ğ ı balı knefesi * Balinagillerin baş ı çı lan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapı nda kullanı bir yağ ndan karı mı lan . ağ ğ200 ton olan. balı kgözü objektif * Normal objektiflerden çok daha geniş yı ve görüntüyü dıbükey ayna görüntüsü biçiminde veren açı alan ş objektif türü. eriş mek. yassı na . balı kgözü * Ayakkabı n bağ ları geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takı maden. atlamada) Balıgibi gergin. akı ı na mek. uzun çubuk. kları ş karı ğ uk a ı balı klama * (suya dalmada. ğ ı * Giysilerin dik ve düzgün durması bazı için yerlerine özellikle yakaları konulan sert. * Yollarda sularıortada toplanmayarak iki yana akması yapı şkinlik. esnek. balı n kçı * Perde ayaklı lardan.* Balıtutma. balı khane * Balı n toptan satı çı ldı. bir harekete sonucunun ne olacağ düş e. k balı klava * Deniz. uzunca gagalı . süslemek. erinleş buluğ ermek. kadı u ı ı rlı ı için rga balı. a l baliğ olmak. k aş ı * Bir iş bir duruma. n için lan iş balı z ksı baliğ * Döl verme çağ eren. dar. yağve çubukları avlanan memeli hayvan. * Balıüretme. balı klandı rmak * Balıile doldurmak. kemik gibi ş lan eylerden yapı ş lmı halka. balı rtı ksı * Balıkı ğbiçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş k lçı ı deseni. * erinlik çağ ermek. balı klamak * Balı klama tarzı atlamak. uzun ve çatal kuyruklu. deniz kı cı rlangı (Sterna hirundo). baliğ olmak * bulmak. düz ve baş ağbir biçimde. balı yararlanma ve satma iş k ktan i. uzun gagalı kçı balı l cinsinden kuş familyası lar . soğ hava deposu olan yer. uzunluğ 20 m. avlama iş k i. ğ ı . balı llar kçı * Çoğ unlukla uzun bacaklı . falyanos (Balaena mistycetus). ı nı ünmeden giriş erek. balina * Balinalardan. k ı balı klı * Balı olan. * Balı olmayan.

balkı ma balkı mak balkon . parı ldamak. Balkanlarla ilgili. Makedonya. Arnavutluk. Romanya. .balina çubuğ u * Balinanı ağ na aldı suyu dı ya süzüp içindeki deniz hayvanları tutması yarayan ve üst çenesinin n zı ğ ı ş arı nı na iki yanı tarak diş gibi sı nda leri ralanmı boynuz dokusunda. balkı r * Parı. dalgalanmak. Bosna-Hersek. balina yağ ı *İ spermeçet balinasın kafa sinüslerinde bulunan yağ nı . * Balkı iş mak i. * Kesik kesik ağmak. * Ş ek çakmak. kutup denizlerinde yaş memeli hayvanlar familyası ayan . KaradağKosova. kla * Örnek hayvanı balina olan. Balkanolog * Balkanoloji uzmanı . Malkar. * Balina takı ş lmıolan. sancı rı . Balkar Balkarca balkı * Bkz. esnek kemiksi bölümlerin adı ş . Balkanoloji * Balkan ulusların dili. ltı * Ş ek. * Ağ. balinalar balinalı balistik * Ateş silâhlarda barut gazın bası ile fı p hedefe varı li nı ncı rlayı ncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Balkanlar * Hı rvatistan. imş * Su halkalanmak. tarihi ve kültürü ile uğ an bilim dalı nı raş . Sı rbistan. * Güzel süslü. . içine Balkanlı * Balkan devletlerinden olan. * Bkz. parlak. sancı rı mak. Bulgaristan. balkan * Sarp ve ormanlısı dağ k ra lar. Malkarca. imş * Bir yapın genellikle üst katları dı ya doğ çı şçevresi duvar veya parmaklı çevrili bölümü. balina geçirilmiş olan (giysi). Slovenya. nı nda ş arı ru kmı . Yunanistan ve Trakya'yı alan bölge. * Parlamak. Balkanlı lı k * Balkanlı olma durumu.

balon * Isı ş tı hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan. düzenlemek. ballı börekli olmak * çok iyi anlaş mak. ballı k * Bal konulan kap. ballı klı balo * Danslı resmî giyimli gece toplantı. mak.* Tiyatro ve sinema gibi büyük salonlarda asma kat. ballı baba * Ballı babagillerden. tatlanmak. olgunlaş laş mak. * Bağ larda görülen külleme hastalı. beyaz çiçekli ve çok yık otsu bir bitki (Lamiumalbum). ve sı balo vermek * baloyu hazı rlamak. lmı * Ballıhastalı olan. ballandı rmak *İ mrendirecek biçimde övmek. ballanmak * Bal bulaş bal sürülmek. k ğ ı . * Tatlı mak. ballandı rma * Ballandı rmak iş i. ballanma * Ballanmak iş i. atmosferde uçabilen. ğ ı * Ballı baba. ballı *İ çinde bal bulunan. balköpüğ ü * Açısarı k renk. llı ballı babagiller * Nane. ballı pasta * Bal ile yapı ş lmıveya içine bal konmuş pasta. ballandı ballandı ra ra * Ballandı rarak. küre biçiminde araç. balkonumsu * Balkona benzer. ik lardan oluş bir an familya. ballı börek * Çok lezzetli. ballı darı *İ ncir. lâvanta çiçeğ kekik gibi kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitiş taç yapraklı i.

koru). i balsı ra * Yapraklarıüzerinde oluş bir tür küf. balonculuk * Balon yapmak veya satmak iş i. * Gemici. yontmak gibi iş kullanı ağ saplı lerde lan aç . sonraları zlar ağ na bağ olarak sarayı kı ası lı korumak ve sarayı dıhizmetlerini yapmakla n ş görevli kimse. n an * Bir tür kudret helvası . vakitli vakitsiz tedirgin etmek. belsem. * Odun kıcı rı. demir araç. boynu dar cam kap. aç . balotaj baloz balsam * Bir seçimde adaylardan hiçbirinin. balta vurmak * balta ile kesmek. çadı kurup kaldı rası lı k k rları rmak. gerekli oyu sağ layamaması dolayıyla seçimin sonuçsuz kalması sı . * Bazı açlardan elde edilen. baltacı * Balta yapan veya satan kimse.* Hava veya gazla doldurulmuşkauçuktan yapı çocuk oyuncağ . n ları * Önceleri sefer sı nda çalı ve ormanlıyerleri temizlemek. balon gibi. baloncu baloncuk * Balon satan kimse. merhem vb. baltacı k * Küçük el baltası . balta balta değ memiş (girmemiş veya görmemiş ) * içinden hiç ağ kesilmemişsıve gür (orman. * Kesmek. * Yangısöndürme kuruluş nda balta kullanan er. yol açmak. musallat olmak. danslı yer. iş balon lâstik * Bisikletlerde kullanı bir lâstik türü. balonvari * Balona benzer. ası ey lmak. . * Küçük balon. lan ı . yükleri bindirip indirmekle. k balta olmak * direnerek bir ş istemek. baltabaş * Baş bodoslaması omurga hattı dikey olarak çelik lâmadan yapı ş na lmı(gemi). iş gibi kimselerin eğ çi lenmek için gittikleri içkili. antiseptik ve besleyici özelliğolan (ilâç. * Karnı yuvarlak ve şkin. lan balon uçurmak * ilgililerin ne diyeceklerini ve nası l davranacakları anlamak amacı aslı nı yla olmayan bir haber yaymak.). yarmak. parfüm ve ilâçlarıyapı nda kullanı reçine. ağ n mı lan balsamlı * Balsam içeren. parçalamak.

i. ı nı nda baltadan kurtulmak * kesilmemek. ş ta baltalayı cı * Baltalama hareketini yapan kimse. baltalama * Baltalamak iş sabotaj. ini baltalı * Baltası olan. ş yası balya makinesi * Değ ik tarı ürünlerini ip ya da çember ile balyalama veya denkleme iş yapan alet. . * Bir iş bilinçli ve kası olarak bozacak veya yı i. pot kı nda rmak. baltalayılı cı k * Baltalama iş yapan kimse. kı dan baltayı a vurmak taş * farkı olmayarak birine dokunacak sözler söylemek. bir iş tlı i veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma. baltalamak * Balta ile kesmek. bir sıntı kurtulmak. balyalanmak * Balyalamak iş lmak. denk yapmak. Baltı k * Baltıdenizine kısı ülkeler ve bu ülkelerin halkı k yı olan . * Bilinçli ve kası olarak. sabote etme. iş m ini balya yapmak * balyalamak. tlı kacak davranı bulunmak. k ulan baltrap balya * Çember ve demir tellerle bağ lanmıticaret eş . Baltıdilleri k * Baltıülkelerinde konuş Hint-Avrupa dil grubu. * Sısıkesimi yapı orman. balyalama * Balyalamak iş i. i yapı * Atılı hedef vazifesi gören plâkaları cı kta havaya fı rlatan yaylı alet. na baltalı k baltası kütükten çı kmak * bir engelden. balyalanma * Balyalanmak iş i. balyalamak * Balya yapmak. k k lan * Bir köyün odun ihtiyacı sağ nı laması izin verilen koruluk veya orman bölgesi. * Yolları açma ve düzenlemede balta ile donatı ş lmıasker sıfı nı.* Değ irmen taş n ortası bulunan haç biçimindeki alet. sabote etmek.

ş ı * Bu kamı yapı ş ş tan lmıolan.balyemez balyos balyoz * Eskiden kara ve deniz savaş nda kullanı orta çapta. * Sakalı alt dudağ hemen altı n. mobilya. sı ülkelerde yetiş boyu 25 m kadar olabilen. * Bu bitkinin hem taze. ı r. ka bambu * Buğ daygillerden. bambaş k kalı * Bambaş olma durumu. kazıçakmak gibi iş kullanı çok iri ve ağ çekiç. zacağş bambaş ka * Büsbütün baş apayrı iş farklı ka. bam teline basmak (veya dokunmak) * en çok kı ıeyi yapmak veya sözü söylemek. ları lan. değik. İ u * Taş kı ları rmak. baston gibi birçok cak en. kahverengi. bamya tarlası * Mezarlı k. hem kurutularak yenilen ürünü. balyozla dövmek. balyozlamak * Balyozla vurmak. i balyozlanmak * Balyoz ile dövülmek. hezaren (Bambusa vulgaris). bambul * Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü. merdiven. . eş n yapı nda kullanı bir tür kamıHint kamı. ban ağ acı . yanı mı lan ş . kıkanatlı n böcek (Anisoplia austriaca). bambul otu * Sı ve ı cak lı bölgelerde yetiş otsu veya çalı bir bitki (Heliotropium). balyozlama * Balyozlamak iş i. man en türü bamya * Ebegümecigillerden bir bitki (Hibiscus esculentus). ı n ndaki bölümü. ban * Osmanlımparatorluğ döneminde Macaristan ve Hı İ u rvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan. balyozlanma * Balyozlanmak işveya durumu. k lerde lan. ı r balyoz gibi * çok ağ ezici (kol veya yumruk). bam teli * Bazı sazlarda kalıses veren tel veya kiriş n . * Osmanlımparatorluğ döneminde Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad. uzun menzilli tunçtan top. varyos. . ergin evrede baş akları kemiren.

Kuzey Afrika ve Avrupa'nısı bölgelerinde yetiş zehirli ve otsu bir bitki (Hyoscyamus). ey rı ş banak banal * Ekmek parçası . ğ ı ğ ı * Bayağ sı ı radan. ses cihazı bant üzerine kaydetmek.* Asya'nıtropik bölgelerinde ve Afrika'nı kuzeyinde yetiş yaprakları n n en. demesinler * bir iş kesinlikle yapı ı belirtmek için söylenir. bandajlatmak . * Amerika zencilerinin çaldı gitar biçiminde. n cak en ban yağ ı * Hint yağ ı . kendilerine kötülüğ dokunmayan kiş dokunmak istemezler. . mak bançolaş mak * Banço durumuna gelmek.. ile bandajlatma * Bandajlatmak iş i. ü iye bana mın dememek sı * hiçbir ş etkili olmamak. ile bandaj * Sargı sarma. telek damarlı . * Herkesin kullandı. meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağ (Moringa oleifera). çiçekleri salkı m durumunda. bana bak! * "beni dinle" anlamı teklifsiz bir seslenme ve gözdağsözü. banda almak * bir sesi. ile * Bağsargı . aç * Sepetçi söğ sorgun. bançolaş ma * Bançolaş durumu. ban otu * Asya.. aldı etmemek. in lacağ nı bana dokunmayan (veya beni sokmayan) yı bin yaş n lan ası * birçok kimseler. madenî gövdesi olan beş ğ ı veya daha çok teli olan bir müzik banallik banço aleti. . bana * Ben zamirinin yönelme hâli ekli biçimi. lokma. bandajlama * Bandajlamak iş i. bandajlamak * Sargı sarmak. üdü. herkesin anladı. nda ı bana da . * Banal olma durumu.

* Çabuk kuruması renginin parlak sarı ve olması üzüm salkı nı inciri küllü veya potaslı k suya için mları veya ı lı daldıp çı rı karmak. hı karak ağ çrı lamak. u bandı rmak * Banmak. halkı bani * Kurucu. iş ı zları erit * Devletçe verginin kesildiğ gösteren etiket. bangıbangıbağ r r ı rmak. bank . gürültüyle. ini * Bayrak direğ tepesine süs olarak konulan uzun. kuran. bandı ra * Geminin hangi devlete ait olduğ gösteren bayrak. bando * Türlü üfleme ve vurgulu çalgı lardan oluş ve daha çok geçit törenlerinde kullanı mıkacı topluluğ an lan zı lar u veya takı . Bangladeş li * Bangladeş ndan olan kimse. kumaşerit. bangı r bangı r * Yüksek sesle. * Yapan. i bandrol * Paket veya şelerin ağ na konulan ş veya etiket. rası bandı rma * Bandı iş rmak i. bandoculuk * Bandocu olma işveya durumu. bandı ralı * Bandı olan. bangı rdama * Bangı rdamak iş i. * Etibank. mı zı bandocu * Bandoda görevi olan kimse. inin ş bandrollü * Bandrolü bulunan. mıka. rı yla lan * Kurutulacak üzümün güneş serilmeden önce içine batıldı potaslı e rı ğ ı suyun konulduğ kap. Sümerbank gibi belirtme grupları banka sözünün yerine kullanı nda lı r.* Sargı sardı ile rmak. mıkacı zı . avazı ktı kadar bağ çı ğ ı ı rmak. bandaj yaptı rmak. badem ve benzerlerinin. bangı r bangı ı r bağ rmak * yüksek sesle. niş ile kaynatı ş asta lmıüzüm suyuna veya baş bir tatlı ka ya batılması yapı sucuk. bangı rdamak * Öfkelenerek yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. * İ dizilmiş pe ceviz. unu * Yabancı devlet bayrağ ı . bangı r bangı lamak r ağ * yüksek sesle.

* Bankacı iş lı leminin yapı ğyer. eş saklayan nda erli ya ve daha baş ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş ka . banka kartı * Banka iş lemleri için otomatik makinede kullanı özel ş kart. biriktirmek. lan ifreli bankacı * Bankacı iş lı lemleri ile uğ an veya bankada görevli kimse. değ belge. kambiyo iş p lemleri yapan. * Banker olma durumu. bankiz * Buzla. banket *Ş ehirler arası yollarıiki tarafı yayalarıyürümesine ve taş n trafiğaksatmadan durabilmesine n nda n ı tları i yarayan çakı l veya toprak yol. banka cüzdanı . * Para. banknot banko * Devlet bankası ndan piyasaya çı lan kâğ para.iskonto. k ldı ı banka cüzdanı * Banka hesabı olanlarısahip oldukları n küçük defter. raş * Çok zengin (kimse). . parklarda oturulacak sı ra. takibi için gelenle görevli arası konulmuş na tezgâh. k raş bankacı lı k * Banka iş lemleri yapma iş i. bankadan çekmek (veya almak) * bankadaki hesabı para almak. banka defteri * Bkz. na banker * Banka sahibi. * Bankacı . tarafı karı ı t * İyerlerinde üzerine eş koymaya elveriş iş ş ya li. * Faizle para alıveren. ı bankerlik bankerzede * Banker ile olan iş kilerinde zarara uğ iliş rayan kimse. bankaya yatı rmak * bankadaki hesabı para koymak. banka cüzdanı . banka gibi * çok zengin (kimse). * Bankerin yaptı iş ğ .bank banka * Çoğ unlukla bahçelerde. * Bankacın mesleğ nı i. altıgibi taş r değ n ı nı erlerin ticaretiyle uğ an kimse. ndan bankamatik * Bankalarıpara iş n lemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine. kredi. kasaları para.

eyi ş tı bantlayı cı * Bant yapan kimse. ensiz. bant çözmek * manyetik bir bant üzerine alı ş nmısesleri yazı aktarmak. biber gibi toz durumundaki maddelerin içine batıp çı bir eyi rı karmak. banlamak * Horoz ötmek. uzun kâğ veya bezden üretilmişgenellikle zı klı ı t . banlama * Banlamak iş i. * Bağ ı rmak. çevre. ı ndı bantlama * Bantlamak iş i. ehir banliyö treni *Ş ehirle banliyö arası iş nda leyen tren. garanti olarak çı ı sal kacağtahmin edilen sayı . ses bant zı mpara * Çekmeye dayanı . banko geçmek * Yarı ş veya toto. bant yapı rmak. * Yara üzerine yapı rı özel olarak hazı ş lan tı rlanmıilâçlı ş küçük ş erit. u * Talih oyunları oyunu yöneten kimse.* Talih oyunları oyunu yönetenin ortaya koyduğ para. . banliyö * Genellikle oturma alanı niteliğ olan. ş merkezinden uzakta veya sırları yakıyerlerde bulunan inde ehir nı na n ş yöresi. ş bağ erit. loto gibi oyunlarda. ya ifre bant doldurmak * bir bandı kaydederek kullanmak. bantlamak * Bantla iki ş birbirine tutturmak. * Su altı tepeliğ i. nda * Talih oyunları ortada toplanan paranıhepsine oynandını nda n ğ anlatı ı r. yassı . * Katı ş sulu veya tuz. dolay. banko sayı * Sayı loto oyununda. larda i banko geçme * Banko geçmek durumu. * Banmak iş i. deş etmek. * Bantlama makinesi. banma banmak bant * Düz. mparalama makinelerinde kullanı lan aş rma gereci. banko at * Yarı ş dereceye gireceğkesin olarak tahmin edilen at. nda. * Ses alma cihazları seslerin kaydı kullanı manyetik oksitli plâstik veya selüloz ş nda için lan erit. bir atı veya sayın kesin olarak tutturulacağ tahmin edip larda n nı ı nı iş aretlemek.

banyolu *İ çinde banyo bölümü olan. vı banyo bataryası * Sı ve soğ su ile duş lantını bir arada bulunduğ musluk takı . üstü havlu benzeri dokuma olan paspas. sı ülkelerde yetiş çok yüksek olmamakla birlikte. banyo kazanı * Banyoyu ve suyu ıtmak için yapı özel kazan veya ıtma aleti. * Banyodan henüz çı ş kimsenin durumu. cak uk bağ sın u mı banyo almak * banyo yapmak. içinde yı lan bölüm. aş abilen bir ağ (Adansonia digitata).banttan vermek * genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha önceden alı ş sesi veya görüntüyü nmıbir yayı nlamak. husus. * (kitaplarda) Bölüm. * Tedavi amacı hazı ile rlanan ilâçlı su. lı * Konu. banyo dolabı * Banyo için gereken bütün malzemenin içinde bulundurulduğ dolap. hamam. lan lan banyo kabini * Duş kabini. aç bap * Kapı . * Vücudun bir bölümünü veya bütününü. * Arap gramerinde mastar çeş itlerinden her biri. başk. bar . fiziksel veya kimyasal bir etki altı bir süre bulundurma iş nda lemi. sı lan sı banyo küveti * Genellikle içine su doldurulup yı kanmaya elveriştekne. li banyo sabunu * Banyo yaparken vücudu yı kamak için kullanı sabun. lan banyo takı mı * Banyo odaları ı zemine serilen altı nda slak plâstik. kmıbir banyosuz * Banyosu olmayan. banyo yapmak * yı kanmak. u banyo havlusu * Banyo sonrası kullanı ve özel olarak yapı havlu. banyo * Yapı larda. kanı * Banyo küvetinde yı kanma. baobap * Ebegümecigillerden. * Duyarlı yüzeylerin iş lenmesinde belirli bir iş lemin gerektirdiğmaddeyi erimiş i olarak içinde bulunduran sı. gövdesinin çevresi 20 m yi cak en.

* Bir salonda içki içmek için hazı rlanmıköş ş e. içkili eğ lence yeri. * Tahta. reti .* Anadolu'nun doğ ve kuzey bölgesinde. llı * Bir cins tüylü av köpeğ i. duvar yapmak. ı baraj yapmak (veya kurmak) * (futbol veya hentbolda kaleye yapı vuruş önlemek için) oyuncular kale önünü kapatacak biçimde lan ları sı ralanmak. gücünden yararlanmak amacı akarsu üzerinde yapı bent. * Apaçıgörünmek. bar bar * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş öfkeli ve yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. ortada olmak. * Herhangi bir alanda baş yı arı tespit etmek için gerekli olan ş art. kı çuha. bar ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. ı r bar * Danslı . büğ yla lan et. paslanmak. an * Halterde kaldılması rı gereken alet. baraj * Suyu toplamak. bar bar bar bar bağ lamak * kir bağ lamak. * Hava bası birimi. . ncı * Cam kaplarda oluş pas. k bar havası * Bar oyunları tek veya toplu olarak söylenen ezgi. barajı mak aş * herhangi bir sebeple konulmuş olan ş yerine getirip baş sağ artı arı lamak. atınoktası kaleye doğ ve oluş ş rası ş ndan ru turulan baraja kadar belirlenen nizamî ara açı ğ klı. nda bar tutmak * bar oynamak için hazı rlanmak ve oyuna baş lamak. * Ayaküstü içki içilen meyhane. baraj ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. baraj mesafesi * Serbest atısı nda. baraka barakacı k * Küçük baraka. ağ ritmli bir halk oyunu. barak * Tüylü. * Futbol veya hentbolda serbest atı yapacak oyuncunun önünde karştakı oyuncuların yanyana dizilip ş ı ı m nı oluş turdukları duvar. en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuş u ularak oynanan. çinko gibi hafif ş eylerden yapı ş lmı temelsiz eğ yapı . kebe.

it barcı * Özellikle balkonlarda ı et piş zgara irmekte kullanı ve duvar içerisine gömülmüş lan ocak. barbekü barbunya * Barbunyagillerden. topluluk. * Taneleri yuvarlak. barbarlaş mak * Barbar gibi davranmak.baran barata * Yağ mur. barbunya ve tekir türleri iyi bilinen bir familya. vrı lı * Bilim doktorların ve kardinallerin giydikleri dört köşkülâh veya başk. oval veya yassı rmı benekli. bir tür fasulye. n. baltacı kapılarıgiydikleri. barbut * Zarla oynanan bir çeş kumar. . armatöre veya sigorta ortaklına bilerek verdikleri zarar. beyaz etli. * Kaptanı tayfaları gemi sahibine. uzunca başk. sı lan ş lı barbarlaş ma * Barbarlaş iş mak i. kı zı barbunyagiller * Dikenli yüzgeçliler alt takı na giren. ş an * Kaba ve kı bir davranı rı cı ş la. rı cı * Kaba saba. kale u kı lı ş n korkuluğ u. * Uygarlaş mamıkavim. . vücutları pullarla kaplı mı iri . ucu kı k. barbarizm * Bir sözün fonetik veya morfolojik yapında yapı büyük yanlı k. kı zı rmı pullu. ğ ı *İ htiyar Rum meyhanecilerine seslenmek için kullanı lı r. barbarlı k * Barbar olma durumu. * Kale duvarları düş nda mana ok atmak için açı ş lmıdelik. barbarca * Barbara yakı bir biçimde. barbaş ı barbata * Bar oyunları sı n sağ ı yer alan ve oyunun düzenini sağ nda ranı baş nda layan kimse. * Osmanlı sarayı genel olarak bostancı n. ilkel. n. kı zı nda ları ve cı n rmı çuhadan yapı ş lmı . nı e lı baratarya barba barbakan barbar * Uygarlaş mamı ş . kemikli bir balı(Mullus barbahı k s). ş * Kaba ve kı . * Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluş turduğ girintili çıntıdıduvarlarıüst bölümü.

yaş bardacı k bardacıeriğ k i * Bardak eriğ i. bardağtaş damla ı ı ran * sabı r tüketen aş davranıveya durum. barça * Orta Çağ kullanı kürekli ve yelkenli taş gemisi. * Barcın iş nı i veya mesleğ i.* Bar iş kimse. * Fıcı çı keseri. * Bir tür küçük ve tatlı incir. lan. kâğ veya plâstik örtü. nı bardak * Su ve benzeri ş eyleri içmek için kullanı genellikle camdan yapı kap. taki * Devlet memurların maaş nıderece ve tutarları düzenleyen sistem ve çizelge. bardo barem * Aygı diş ek çiftleş r ile i eş mesinden üretilen her yaş hayvan. bardaktan boş rcası yağ anı na mak * (yağ mur) çok ş iddetli yağ mak. bardak eriğ i * İ ve tatlı tür erik. da lan ı ma * Kalyon türünden küçük savaş gemisi. ı n ı * (bazı bölgelerde) Toprak testi. barçak * Kı kabzasın siperi. ı rı ş bardağtaş ı ı rmak * sabrı tüketmek. baş n bir ucu çember parçası nı ğ ı ı nı biçiminde eğ öbür ucu keskin çekiç. bardakçı * Bardak veya çömlek yapan veya satan kimse. ı t * Yemek öncesi yenilen bardak altı büyüklüğ ünde bir tür lâhmacun. ri bir bardakaltı * Bardağ konulduğ yeri kirletmemesi için kullanı genellikle örgü. mak lan bardan bardan * Beyaz beyaz. leten barcı lı k * Barcı olma durumu. lan * Bir bardağ alacağmiktar. lı ç nı barda * Dam ustaların kullandı. ı n u lan. . ri. bardan bardan * Yük taş ı için kullanı çanta veya çuval. nı ların nı * Çok beyaz.

barı nmak * Doğ etkilerinden korunmak için kapalı yere sınmak. barı rmak ndı * Barı nması sağ nı lamak.baret baret * İçilerin baş na giydikleri. ş çı barı l ş çı barı lı ş k çı * Barı olma durumu. barı . * Böyle bir antlaş madan sonra insanlıtarihindeki süreç. iki ayak üzerine tutturulmuş itli li çubuklu jimnastik aracı . * Bir tür süs iğ nesi. * Barılacak yer. * İ izinle girilen yer. kavga etmeme eğ ş çı ilimi. barıöngören. melce. dirlik içinde yaş amak. papaz takkesi. barı nma * Barı nmak iş i. çit. barı ş çı * Barı seven. * Çeş beden hareketleri yapmaya elverişyükseklikte. sulhperver. nı barı barı nak barı rma ndı * Barı rmak iş ndı i. yaş amak için uygun ş artlar bularak oturmak. barfiks bargâh bargam barhana * Levreğ benzer bir balı e k. * Çevresiyle uyumlu. çine . ş ları lmış * Küçük takke. ş ı ş ı * Bkz. geliş ortamı ecek bulmak. * Savaş bittiğ bir antlaş ı n inin mayla belirtilmesinden sonraki durum. metal veya plâstikten yapı şapka. sulhsever. * Kafile. göç. ev eş . karş klı ı anlayıve hoş ile oluş lı ş görü turulan ortam. * (soyut kavramlar için) Bir yerde etkili olmak. a bir ğ ı * Yerleş mek. * Göç eş . otağyüksek divan. . sulh. küçük kervan. barıyapmak ş * barıantlaş nı ş ması imzalamak. barı ş ı ş sever. * Barı amaçlayan. k * Uyum. barıgörüş ş olmak * her türlü dargı ğunutarak barı nlı ı ş mak. barı ş * Barı ş iş mak i. sulhçu. yası yası * Bahçe duvarı .

ağ küre. dargıveya düş olmayan. anlaş mak. barikatlama * Barikatlamak iş i. barı rma ş tı * Barı rmak iş ş tı i. araları ki ndaki dargı ğkaldı nlı ı rmak. barık olmak ş ı * sevecen ve hoş görülü davranmak. ilse. baritli yı kama * Kalı ı ıve rektumun radyolojik iş nbağ n rsağ lemde baryum sülfatla doldurulması yı ve kanması . zevk almak. sulhçu. barikat yapmak. * Sevmek. ı r * Baryum oksit (BaO) veya baryum hidroksit Ba(OH)2. sulhperver. barı l. barıklı ş k ı * Barık olma durumu. barı ş sever * Barı . hoş kası ş n man görülü. öyle ise.barık ş ı * Baş ile barıdurumunda bulunan. barisfer barit baritin * Doğ baryum sülfat (BaSO4). barikatlamak * Barikat ile çevirmek. barikat yapmak * çeş araçlarla bir engel oluş itli turmak. larak lan barikat barikat kurmak * engel oluş turmak. . ma. ş çı ş çı barı ş severlik * Barı ş sever olma durumu. sevecen. bari * Hiç olmazsa. barı rmak ş tı * Barı ş maları sağ nı lamak. al baritli *İ çinde barit bulunduran. hiç değ o hâlde. * Keş ke. uzlaş anlaş mak ma. * Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanı yapı engel. sulhsever. ara bulmak. uzlaş mak. * Bkz. ş ı barı ş ma * Barı ş durumu. barı ş mak * İ taraf.

bark barka barkarol * Venedik gondolcülerinin söz ve müziğönceden yazı i lmadan. ğ ı baro * Bir ş veya bir bölge avukatların bağ oldukları ehir nı lı meslek kuruluş u. evlenmek. ev bark. * Bkz. nda ı z sı * Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğ sağ ini lamak için kullanı açı kapanı lan lı r r engel. içlerinden geldiğgibi söyledikleri ş . * Bkz. barlam.S 1600 ile 1750 yı arası lları ndaki klâsik sanatı izleyen resim. i barklanmak * Ev sahibi olmak. bariyer bariz barizleş me * Barizleş iş mek i. * Açı göze çarpan. belirgin. yükseklikölçer. barklanma * Barklanmak işveya durumu. * Basso ile alto arası ses veren.bariton * Tenor ve bas arası ndaki erkek sesi. k . barmenlik * Bar tezgâhtarlı. * Kara yolların kenarları yapı korkuluk. barok * M. nı na lan * Herhangi bir yolu kapamak için yapı engel. * Çizgi im. barkot barlam barmen * Bar tezgâhtarı . * Büyük sandal. i arkı * Ritmi üç zamanlı müzik eseri. pistonlu bir tür ağ çalgı. lan * Engelli at yarı nda üzerinden atlanması ş ları gereken yapay engel. baro baş kanı * Baro genel kurulunca en az on beş llıkı olan avukatlar arası seçilen ve baroyu temsil eden yık demi ndan baro üyesi. barizleş mek * Bariz duruma gelmek. barograf * Bir hava taş nı uçarken izlediğyolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya iş ı n tı i aretlemeye yarayan alet. k. engel. mimarlıüslûbu.

it ğ ı * Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan. çeliş kiden çekinmeyen edebiyat akı . barut gibi * öfkeli. * Baron olma durumu veya baronun görevi. * Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeş çarpan balı (Trachinus vipera). sı barokçuluk * Barok sanat ve edebiyat görüş ilkelerini benimseyen akı ve m. barokçu * Barokçuluk yanlı olan kimse. baron baronluk * Batı ülkelerinde vikont ile ş övalye arası soyluluk unvanı nda . * Koyu gri renkte olan.* Batı edebiyatları dengeden çok harekete. barparalel * Düş direkler üzerine paralel olarak tutturulmuş tahta çubuktan oluş jimnastik aracı ey iki muş . etkileyici. yüzyı arası lar nda larla nda ı tlı llar ndaki müzik reformunu oluş turan müzik. * Gösterge. barsam barsama barudî barut * Ateş silâhla bir merminin atı na veya herhangi bir aracı fı lması yarayan. barut hakkı * Mermiyi istenilen uzaklı atabilmek için gerekli barut gazı ncı sağ ğ a bası nı lamaya yetecek miktarda barut. biçimlerin serbestçe yaratı ndan duyulan coş önem veren. nane ve yaban kekiğ ortak adı inin . katı li lması n rlatı na cı madde. barut fısı çı * Barut koymaya. patlayı. aksi (kimse). doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu. huysuz. fı. düş nda ünceden çok duyuma. barometre * Bası nçölçer. sert. zgı * her an olay çı kacak yer veya kavgaya yol açacak durum. sinirli ve kinle dolu kimse. mı barok müzik * Çalgı arası veya çalgı sesler arası karş klar kuran XVl-XVlll. . barsak * Bağ ı rsak. baroskop * Havanıiçinde bulunduğ cisimlerin ağ ğüzerine yaptı hafifletici etkiyi gösteren ve havası n u ı ı rlı ğ ı boş labilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı altı . çı barut fısı çı gibi * çok kı n. * pek ekş i veya acı . barut esmeri * Koyu esmer renkte olan (kimse). abartmalı lması kuya .

* En kalısesli orkestra çalgı.barut kesilmek (veya olmak) * çok öfkelenmek. lan barutla oynamak * tehlikeli iş uğ mak. * Merdiveni olan. yoğ sı unluğ 3. bas bas * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. yürü. lara lik basak basaklı basaksı z * Merdiveni olmayan. basamak * Merdiven. n sı bas (veya bas git) * çekil. defol!. baryum karbonat * Karbondioksidin. u ada havada çabuk oksitlenen. doğ en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan. buna rağ basıindiğkalıve tok tonlara inemeyen sesi olan men n i n sanatçı . git. baryum sülfat * Baritin. Kı ve saltması Ba. bas bariton * Bası çı n kamadı ince tonlara çı ğ ı kabilen.78 olan. barut rengi * Koyu giri. barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı . baruthane * Barut yapı veya saklanan yer. barutçuluk * Barut yapma veya alısatma iş p i. gümüş renginde. . lerle raş barutluk baryum * Barut saklanan kap veya yer. barut kokusu gelmek * savaş tehlikesi sezilmek. bas * En kalıerkek sesi. barutçu * Barut yapan kimse. katı basit bir element. bas tutmak * ince sesli çalgı tek perdeden eş etmek. * Atom sayı 56. n * Sesi böyle olan sanatçı .

kalı mı ı da eylere yazı . * Bası ş lmı yassı mı . * Bir amaca ulaş için yararlanı kiş durum veya yer. na lmıbir nı nı u ra. * Derece. k bası k klı * Basıolma durumu. resim çı karmak iş tabı i. *İ leriyi görme. bası cı * Kitap. tâbi. basamak basamak olan. basamak basamak * Yavaş yavaş (yükselme veya inme). lan * Görme ile ilgili. mak lan i. basamak yapmak * bir durumu daha yükseğ eriş için araç olarak kullanmak. * Kı uzantı okyanus ortası rtları kadar devam eden ve 4000-5000 m derinliğolan deniz dibi. n basar basarî basarna basbayağ ı * Alılandan. . lama * Merdivenin ayakla bası yüzeyi. basılı cı k bası k * Bası olma durumu veya basınıiş cı cın i. * Kık. dergi gibi ş eyleri basan kimse. * Çok yüksek olmayan. * Dalyanıkapak yeri.* Bir yere çı karken veya bir yerden inerken bası ve art arda gelen. * Derece derece. bilinenden hiçbir değ ikliğolmayan. ine mek basamaklı * Basamağolan. aş kerte. ş ı iş i basen * Omurganıbel ile kalça arası n ndaki bölümü. alçak. tasal dan sı na i bası * Resim kliş dökme harf. k * Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arası ndaki farkı büyük eksene oranı n . laş ş . her rakamın bulunduğ sı hane. algı yetisi. ama. sı bası tı klaşrma * Bası tı iş klaşrmak i. . * Bir cismin bir yanı kaldı yükseltme iş nı raçla i. ı basar * Göz. * (cebirde) Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti. * (aritmetikte) On kuralı göre yazı ş sayın. bası tı klaşrmak * Basıdurumuna getirmek. birbirinden belirli aralı lan klarla yükselen düz yüzeylerden her biri. taş p kullanarak makine yardı ile kâğ ve bez gibi ş esi.

bası lı mcı k * Bası evi iş m letme iş kitap basma iş matbaacı i. bası n * Gazete. matbuat. n n nı nda n nı sı p . kan nları basıataş n esi * Resmî veya özel kurum ve kuruluş larda. lmak i * Bası iş lmak i. i n leri ı ı dı basıözgürlüğ n ü * Görüş düş ve ünceleri bası ve yayıyoluyla açı n n klayabilme ve yayabilme hakkı . tabı iş .bası la * Bası lı provalarda "basız. iş lan bası mcı * Bası evi iş kimse. i. * Bası evinde bası şmatbu. bası dayanı lma mı * Dokusunu basarak ezmeye çalı dıetkilere ağ n gösterdiğdirenç. dergi gibi belirli zamanlarda çı yayı n bütünü. * Bası sanatı . lı n ile basıkartı n * Mesleğbasıiş olan kimselerin taş ğkimlik belgesi. basıbildirisi n * Bası yayı organları bilgi vermek amacı yetkili kurum veya kiş tarafı hazı n n na yla iler ndan rlanmıyazı ş lı açı klama. m lmı . basıdünyası n * Görsel ve yazıbasıorganları burada görevlilerin tümü. n nı ma unu bası lı * Bası yerleş larak tirilmiş . matbaa. nı lsı nda lan bası vermek la * prova hâlindeki bir kitabıveya herhangi bir yazın bası uygun olduğ bildirmek. basıyasağ n ı * Bası yayıorganların bir konu hakkı yayıyapması kıtlayıengelleme. bası n" anlamları kullanı terim. basıtoplantı n sı * Yetkili veya ilgili bir kimsenin. yabancı temsilciliklerde basıile ilgili konuları n düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse. tipografya. * Bası i. lı k. bası lı ş bası lma bası evi m * Bası i yapı yer. matbaacı m leten . ş ş an acı i bası lmak bası m * Basmak iş konu olmak veya basmak işyapı ine i lmak. tabaat. mcı kta. * Bası işveya durumu. bir konu veya çeş konular üzerinde açı itli klamada bulunmak için gazetecilerle yaptı toplantı ğ ı .

sağ i ı görülü. ı rlı bası ş * Basmak iş i. uzağgörebilen. basiretli * Gerçeğgörebilen. ı . tazyik. aklı koyduğ ş yapmak üzere bulunduğ yerden uzaklaş çekip gitmek. bası nçölçer * Hava bası nı ncı ölçerek yer yükseltilerini ve hava değimlerini tespit etmek için kullanı alet. için nç lamak veya ayarlamak. * Doğ görüşuzağgörüş ru . kâbus çökmek. basireti bağ lanmak * iyi düş ünemez. bası rgamak * Ağ k çökmek veya basmak. basil basiret * Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü. bası su nçlı * Bası yüklenerek fı rtı düzeyine getirilmiş tazyikli su. basiretsiz . bası nçlama * Bası nçlamak iş i. barometre. bası rganma * Bası rganmak durumu. gerçeğgöremez bir duruma düş i mek. basireti olan. anlayı kavrayıdikkat. bası nçlamak * Hava taş araçları insan organizması yeterli bası düzeyini sağ ı t nda. sağ klı ş . bası rgama * Bası rgamak iş i. na u eyi u mak. nç ş lma kı su. * önem vermeyerek uğ ramamak. iş lan bası nçölçüm * Hava bası ölçümlerini inceleyen birim. basıgitmek p * birdenbire gitmek. görü. ı rlı * Kâbus çökmek. bası rganmak * Üzerine ağ k basmak. bası nçlı * Bası yüklenmiş nç olan. n n u n ğ ncı ı * Akı ş kanları bası nı n ncı ölçen araç.bası nç * Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düş miktarı en . uyanı k. basıgeçmek p * önde gideni geçmek. ş . ncı bası ölçer * Buharıveya herhangi bir gazıbulunduğ kabı yüzeyine yaptı bası belirleyen alet. seziş .

özelliğolmayan. sağ ı görüden yoksun olma. basketbol * Basit olma durumu. * Süssüz. basitleş tirmek * Gereksiz ayrı lardan arı sade duruma getirmek. basket yapmak * basketbolda sayı kazanmak. n basit kesir * Payı paydası küçük olan kesir. kolay tarafı ndan. basitleş me * Basitleş iş mek i.* Gerçekleri görebilmekten uzak. ana basit kelime * Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen. basiretsizlik * Gerçekleri. basitleş mek * Basit duruma gelmek. n lan . ntı tarak basitlik Baskça basket * Basketbolda kazanı sayı lan . basitleş tirme * Basitleş tirmek iş i. basit cisim * Maddesi tek elementten oluş cisim. basit faiz * Faizleri üzerine eklenmemiş paraya belli bir dönem sonunda verilen faiz.basite irca etmek. * Kolay. gösteriş siz. yalıkelime. * Bilgi ve görgüsü sırlı nı olan. basite indirgemek * basitleş tirmek. bayağ görgüsüz. * Her zaman rastlanan. basit * Yapı lması anlaş veya ı kolay olan. bayağ lması ş ı ı . ndan basit renk * Biçmeden geçen beyaz ığ ayrı ğrenklerden her biri. sağ lü görüsüz. ı . *İ spanya'nıBask bölgesinde kullanı dil. şı ldı ın ı basitçe * Basit olarak. muş basit cümle * Tek yargı bildiren cümle. ileri ve uzak görüş olmayan. karık olmayan. sade bir biçime döndürmek. kök durumundaki kelime. ileriyi ve uzağgörememe. olağ i an.

zorluk bakı ndan) Üstün. mı baskıbasanı r n ndı . ünü sı baskı grubu * Bir iş yapı nda. kiş isteğdında bilinçaltı itmesi veya bu itilenlerin bilince çı inin i ş ı na kması nı önleme durumu. gerçekleş in lması tirilmesinde veya tamamlanması baskı turan güç. lediğ n u lan zı * Kı süreli. basketçi baskı * Basketbol oyuncusu. sı baskı lı k baskı n * Bir masadaki kâğ n uçmaması üzerlerine konulan özel biçimdeki ağ k. * Bir eserin bası tekrarlanan her bir kezi. i lan ma baskı yapmak * bir kimseyi bir iş i yapmaya zorlamak. lı kta iş * Kıtlayı.* Beş kiş iki takı arası topu 3 m yükseklikteki karş klı er ilik m nda ı duran ağ lı geçirilmiş sepetten birine iki sokup sayı kazanmak esası dayanan bir oyun. kıtlamak. beklenmedik saldı. tazyik. larak * Giysinin içine kı lıdikilen kenarı vrı p . baskı nda tutmak altı * özgürlüğ engellemek. pres. basketbolculuk * Basketbol oynama veya oynatmak iş i. sı nda * Bir maddeyi sıp ezen alet. baskı resim * Gravür tekniğile yapı resim. zor kullanmak. * Hak ve özgürlükleri kıtlayarak zor altı bulundurma durumu. * Bir eserin bası biçimi veya durumu. basketbolcu. baskı cı * İlenecek kumaş üzerine kalı resim basan kimse. kı * Belirli ruhî etkinlik ve süreçleri. kazı resim. ş lar plara * Matbaacı baskılerini yapan kimse. baskı lı * Baskı olan. lı ş * Bası sı sayı. baskı kalmak da * yağ yağ ktan sonra toprağ üst kı sertleş tohumlar fidelenip toprak üstüne çı mur dı ı n smı erek kmak. sa rı * (sertlik. na basketbolcu * Basketbol oyuncusu. nda oluş baskı bı kalı * Kitap kapları süslemeler basmak için kullanı kalı na lan p. ı tları için ı rlı * Suç iş i veya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girme. * Karştakı oyuncusunun hareketini ve sonuç alması engellemek amacı uygulanan yakı savunma ı m nı yla n durumu. sı cı baskılı cı k * Baskınıiş cın i.

* Disiplinsiz. üzerine kalı desen basma iş pla i. m mı * Pamuklu. . ortası veya uçları birine az çok yakı değmez bir noktaya ki ra p ndan ndan n iş dayanan kaldı raç. basmacı lı k * Basma alı satı . zı baskı uğ na ramak * düş n beklenmedik bir saldısı karş mak. kitap gibi bası hazı ile rlanmıyazış ş lıeyler. * Matbaacı lı k. üstünlüğ göstermek. * beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. * ansın konuk gelmek. tülbent vb. baskıçı n kmak (veya gelmek) * (karş tı konusu olan kimseyi) geçmek. tülbent vb. pla * Bohça ile köylerde eş satan kadı bohçacı ya n. dergi. * Gazete. n baskız sı * Hak ve özgürlükleri kıtlanmamı sı ş . ı rma laş ünü baskıvermek n * anî ve habersiz girmek. ı dı * Gübre. ahlâksı z. üzerine kalı desen basan kimse. * Bası ş lmı matbu. . basma * Basmak iş i. * Üzerinde bası yapı ş ile lmırenkli biçimler bulunan pamuklu kumaş . matbua. mı * İ kolu sı ile kalkıinebilen.* düş manı avlayısaldı taraf savaşkazanı gafil p ran ı r. basmahane * Basma yapı iş lan yeri. basmacı * Basma yapan veya satan kimse. saldıda bulunmak. baskı ncı * Baskıyapan kimse. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Terbiyesiz. tezek. kumaş ş gibi eylerin baskı için hazı sı rlanan kalı p. n baskül * Çoğ unlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardı yla tartmaya yarayan alet. i n u lan zı * düş mana ansın saldı zı rmak. rı baskıyapmak n * suç iş lendiğveya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girmek. baskız büyümek sı * serbest bir eğ itimle yetiş mek. . *İ skambil kâğ ile oynanan bir oyun. basklârnet * Kalı sesli klârnet. basma kalı bı * Kitap. * Pamuklu. manı rıyla ı laş * bir yerde suç üstü yakalanmak.

bürümek. yük. mı l. larak lan bastarda bastı * Kı ile piş yma irilmiş sebze. p basmalı * Basma özelliğolan. yı rmak lan aç * Ağ k. üzüntü ve ağ k duymak. basmakalı mak plaş * Basmakalıdurumuna gelmek. * Bir ş etkisinde kalı eziklik. bilineni tekrarlayan. n sı bastana salatası * Domates. * Bastı rma. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. kaplamak. * Bası yaparak sı ve gazları nç vı itmek. kı tı * Kapı arkadan bastı için kullanı ağ dayak. * Bir ş üzerinde kalı mühür gibi bir araçla iz yapmak. çökmek. ı ı rlını nı eyin * (küçük çocuklar için) Ayakta durabilmek. nane ve limon suyu kullanı yapı bir salata türü. baş tarda. * Baskıyapmak. basso * En kalıerkek sesi. aş lıanlamları yardı fiil olarak kullanı ık rı nda mcı lı r. eyin p ı rlı basmakalı p * Özgünlüğ olmayan. i basmalı k * Üzerine bası ş lacak ey. curuf gibi maddeleri ezmeye ve sışrmaya yarayan alet. a * Çevreyi kaplamak. taze soğ yeş an. harcı ü iş âlem. . ilbiber. kı k * (çocuk için) Yaramaz. * Bir ş üzerine kuvvet vererek itmek. baskı ı rlı . n * En kalısesli orkestra çalgı. gittiğyerin bereketini kurutur. maydanoz. i bastı yeri bilmemek ğ ı * çok sevinmek. bastı yerde ot bitmez ğ ı * gittiğyere uğ i ursuzluk götürür. bastı bacak * Bacakları sa veya çarpı(kimse). ey p. durumunu kontrol edememek. * ş kı ktan nerede olduğ seçememek. kliş e. * Sışrarak yerleş kı tı tirmek. eyi. iş * Örtmek. * Bkz.basmak * Vücudun ağ ğ verecek biçimde ayak tabanı bir yere veya bir ş üzerine koymak. * Bir kimse bir yaş girmek. aş nlı unu bastı k bastı rak bastık rı * Pestil. * Yol yapı nda çakıkum. n * Bazı isimlerle birlikte sertlik. tabetmek. * Bası i yapmak. değ iklik göstermeyen.

hemoroit. bastonsuz * Bastonu olmayan. * Bastı . bastonculuk * Baston yapma veya satma iş i. basurlu .bastılma rı * Bastılmak iş rı i. baston gibi (veya baston yutmuş gibi) * dimdik duran veya yürüyen (kimse). üzerine iyice düş mek. nda an ş ı ması baston francala * İ uzun ekmek. * Zararlı olayı bir önlemek. zı na * Birdenbire ve pek çok etkisini göstermek. * (cevap için) Hemen yetiş tirmek. * Ruh dünyası oluş tepkimelerin bilinç dına yansı . rmak ine bastım rı bastı rma * Bastı iş rmak i. aç lan * Geminin baş tarafı ndaki yatıdireğ (cı k in vadranı dı ya doğ uzanan parçası n) ş arı ru . ı basur otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. nemli ormanlarda biten. bastoncu * Baston yapan veya satan kimse. an basur memesi * Anüste geniş meme gibi uzamıdamar yını leyip ş ğ . köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan. * Ansın birinin yanı gitmek. aca lan baston * Yürürken dayanmaya yarayan ağ veya metalden yapı araç. basur * Kalı bağ ıalt bölümünde ve anüste toplardamarları geniş n ı n rsağ n lemesiyle oluş varis. bastonlu * Bastonu olan. ı n nı vıp * Gidermek. * Baskı yapmak. ünü * Bir kumaş kenarı kırı dikmek. * Üstünlüğ göstermek. bastılmak rı * Bastı iş konu olmak. bastı rmak * Basmak iş yaptı ini rmak. bastika * Bir yelken serenine veya herhangi bir ağ açı delik. sarı çiçek açan küçük bir bitki (Ranunculus ficaria). * Kümes hayvanları kuluçkaya yatı nı rmak. nce.

baş adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden önce gelerek üleş ı na" tirme anlamı verir. can sı kkı k kmak. baş rı ağtmak * tedirgin etmek. baş rı olmak ağsı * sıntı kı vermek. kulak. yüksek nokta veya en ön. baş alamamak * çok uğ tı bir konu yüzünden vakit ve fı bulamamak. bı nlıvermek. baş n an zlı * Sürekli sıntı kı yaratan durum veya kimse. baş * Çı ban. * Para değ tirirken verilen veya alı üstelik. hemoroitli. baş ağdüş aş ı mek * kiş inden kaybederek toplum içindeki durumu sarsı iliğ lmak. esas. Asya'da yetiş bir ağ (Basia). eyin nı * "Başkelimesi birçok deyimde "öz varlı kendisi" anlamı taş bir zamir niteliğ " k. r baş rı ağsı * Baş ağması ta oluş rahatsı k. vücudun üst veya önünde bulunan bölüm. * Bir topluluğ yöneten kimse. basübadelmevt * Ölümden sonra dirilme. ı rı . en aç * İ ve hayvanlarda beyin. mı nda ik * Güreş pehlivanları ayrı kları derecenin en yükseğ te n ldı beş i. baş ık ağ rlı * Ağ sı ı klet. baş ağgelmek aş ı * tepesi üstü düş mek. nı ı yan indedir.* Basuru olan. * ". tohumları sabunculukta kullanı bir yağ ndan lan elde edilen. baş ağetmek aş ı * tersine çevirmek. u * Baş ç. kafa. * Arazide en yüksek nokta.. en önemli.. eyin * Bir ş uçları biri. ser. göz. en üstün anlamı birleş kelimeler yapar. * En uç. * Deniz teknelerinde ön taraf. sarrafiye. ağ gibi organları nsan ı z kapsayan. eyin ndan * Kasaplıhayvanlarda ve bazı k yiyeceklerde tane. iş nan * Bir ş yakı veya çevresi. baş ağgitmek aş ı . basya baş * Sapotgillerden. burun. raşran rsat baş almak * fı bulmak. langı * Temel. * Önem veya yönetim bakı ndan ileride olan. rsat baş ağ aş ı * Başaş ı ı ağgelmek üzere. * Bir ş genellikle toparlakça ucu. uğ tı raşrmak.

bit. aş . baş çekmek * ön ayak olmak. baş baş * çocukları"Allaha ı n smarladı anlamı ellerini baş na götürmelerini sağ k" nda ları lamak için söylenir. ı na * baş vermek. leri baş lamak bağ * baş bir örtü örtmek. baş belâsı * Sınt ı kı . baş döndürücü * (çabuklukta) olağ anüstü. baş biti * Bkz. nlı baş döndürücü . üzüntü veren. intisap etmek. baş a bı baş rakmak * birinin. gururdan. beraber yaş amak. baş a (veya kafa kafaya) vermek baş * iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuş mak. ak * birine veya bir ş bağ eye lanmak. baş çevirtmek * başarkaya doğ döndürtmek. * dayanı ş mak. ı ru * birinin arkası hayranlı bakmak. ı rı * baygı k verici. baş a baş * Birlikte. sevinçten çok mutlu duruma getirmek. baş bulmak * (alıveriş kazanç bı ş te) rakmak. baş a kalmak baş * biriyle veya bir ş yalnı kalmak. aş heyecanlandı arı ı rı rmak. eyle z baş a olmak baş * birlikte bulunmak. baş bezi * Mendil. bir ş veya bir kimseyle yalnıkalması sağ eyle z nı lamak. beraberce. baş çanağ ı * Kafa tası . sürekli zarar etmek.* sürekli zarar görmek veya kötüleş mek. ndan kla baş döndürmek * baş dan. baş ağgitmek aş ı * iş ters gitmek. baş çağ bı ı * Ustura.

yaş arken sağ iken. baş dönmesi * Göz kararıdüş gibi olma. eğ * direnmekten vazgeçip buyruk altı girmek. arı baş gelmek * yenmek. baş kaldı ı nı rmamak. baş olmak önemlidir. baş da. mazlı lara dı baş komak (koymak) * bir ş uğ ey runa ölümü göze almak.* Ş kı serseme çevirici. ayak da oraya gider * küçükler büyüklerin izinde gider. baş göstermek * belirmek. eyi baş mek eğ * saygı göstermek için baş erek selâmlamak. ı * iyice coş mak. kaldı i. tan ı çı baş rı fes içinde. başve kı üzerinde inip kalkmak. baş kaldı rmamak * Bkz. baş etmek (veya edememek) * gücü yetmek (yetmemek). baş kaldı rmak * ayaklanmak. baş kazanmak (kazanmamak). ortaya çı kmak. her iş onları te örnek tutarlar. yönetime karşgelmek. baş nereye giderse. zuhur etmek. na yat baş elde iken * ölmeden. eğ baş ç vurmak kı * baş gelen dalgalarla gemi. istersen soğ başol ol an ı * küçük bir iş de olsa. kol kılıyen içinde kılı r rı r * aile içindeki. arkadaş arası lar ndaki uyuş klar yabancı duyurulmamalır. baş etmek göz * evlendirmek. baş kesmek * selâm için baş mek. inkı etmek. baş kaldı rma * baş rmak işisyan. aş na. p ecek baş edebilmek * bir kimseyi yola getirmeye veya bir ş yapmaya gücü yetmek. baş mak koş * bir işbaş i armak için çalı ş mak. vuku bulmak. baş olmak göz * evlenmek. kabarmak. isyan etmek. te ta baş olan boş olmaz . gücü yetmek.

baş üstünde yeri var * büyük bir saygı ilgi ile karş r veya ağ r. fı na yüzünden. rotadan çı kmak.* bir yerde baş olan kimse taş ğdeğ dolayıyla o yere gelmiş ı ı er dı sı tir. baş örtü. * (buğ vb. nları nlı baş sallamak * karş ndakinin her sözünü uygun bulur görünmek. . k) baş yakmak * kötü duruma düş ürmek. bitkiler) baş bağ day ak lamaya baş lamak. baş örtüsü * Bkz. kları dı baş yarma * Vida yapı nda kullanı olan perçinlerin baş na tornavida yerleri açmak iş mı lacak ları i. çok yüksek tutulan (kimse veya ş ey). * iş ı baş ndaki kiş iş inin i çoktur. ve ı lanı ı rlanı baş üstüne * bir dileğ yerine getirileceğ içtenlikle belirtmek için "peki" anlamı kullanı söz. baş tutmak * elebaşolmak. * (gemi. baş oluş ak mak. kol kılı yarı (kılı r r) rı kürk (yen) içinde r * aile içindeki kiş ilerin anlaş mazlı aile içinde kalmalır. nı baş kitabı ucu * Sısıyararlanı ana bilgileri veren. m baş lı rı börk (fes) içinde. ı sı baş tacı * Çok sevilen. baş etmek tacı baş etmek tacı * çok sevmek ve saymak. baş tutamamak * rüzgâr. değ hiç yitirmeyen eser. in ini nda lan baş vermek * (çı olgunlaş ban) mak. k k lan. baş lı sağğ ı * Ölen bir kimsenin yakı na söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. nları nlı baş lı dilemek sağğ ı * ölen bir kimsenin yakı na ilgi ve yakı k anlatan söz söylemek. el üstünde tutmak. kayı döndürmek. erini baş üstünde tutmak * çok iyi ağ ı rlamak. baş yapmak * (kuaför) saç bakı ve tuvaleti yapmak. çevirmek. yapıı rtı lındaki veya yükseliş ş indeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak. ı baş ucu * Yatı bir yerin baş lan konulan yönü veya yakı.

ı yan lçı baş . * Tarlalarda. * en üstün sonucu elde etmek için mücadele vermek. baş toplamak ak * tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplamak. buğ yulaf gibi ekinlerin taneleri taş kı klı ı day. denk olmak. baş k akçı . buğ yulaf gibi ekinlerde baş oluş day. it baş baş a gelmek * eş olmak. arası .baş ğ yastı ı * Yatakta baş altı konulan yastı ı na n k. it baş baş a noktası * bir yabancı paranı veya değ kâğ n piyasa değ ile üstünde yazıdeğ aynı n erli ı dı eri lı erin olması durumu. Baş ak baş ak * Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi burçları nda bulunan burcun adıZodyak. baş çı a kmak * bir ş gücü yetmek. ş baş aç ağ * Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yı l halkaları çember biçiminde görüntü veren ağ aç. eye baş geçmek a * en üstün yeri almak. pehlivanlıiçin yarı k ş mak. baş baş a * Eş durumda. bağ larda dökülmüş veya tek tük kalmıolan ürün. baş gelen çekilir a * çaresiz durumlara düş üldüğ ünde insanıkendini üzüntüye kaptı p bu durumlara katlanmasın olağ n rmayı nı an ve doğ bulunduğ anlatı ru unu r. dengeli olarak. * Arpa. baş gelmek a * (kötü bir duruma) uğ ramak. baş vermek a * değ tokuş iş yaparken üste bazıeyler vermek. ak mak. ş baş bağ ak lamak (veya tutmak) * arpa. baş çı a kmak * güçlükler çı karan biriyle olan iş kendi istediğyolda sonuçlandı ini. i rabilmek. baş baş a * birinden üstün olmadan. baş akçı * Tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplayan kimse. na * birinin güç duruma düş mesine yol açmak. baş yemek (baş yemek) ı nı * birinin ölümüne veya yok olması sebep olmak. baş güreş a mek * yağ güreş en usta pehlivanlar baş lı te.

baş aklanmak * Baş bağ ak lamak. muvaffakı arı yetsiz. baş göstermek (veya kazanmak) arı * baş armak. ka baş aktör * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli erkek oyuncu.* Çiçeklerde baş ı turan çiçek demeti veya topluluğ ağoluş u. baş aklama * Baş aklamak iş i. baş aktris * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli kadıoyuncu. performans. * Baş lı biçimde. baş lmak arı * Baş ile sona ermek. baş aklı * Baş ı (ekin). bağ larda kalmıdöküntüleri toplamak. tutmak. baş lı arı * Baş gösteren. takat sırı i nı. muvaffakı arı yetli. muvaffakı yet. * Baş göstermeyerek. baş göstererek. arı * Bir sporcunun yapabileceğen iyi derece. baş arı * Baş armak işveya baş lan iş i arı . baş aktörlük * Baş aktörün işveya mesleğ i i. * Baş lamayan. * Baş göstermeyen. * Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğ ları uş . arı . baş altı * Yağ güreş pehlivanları ayrı ğbeş lı te n ldı ı derecenin ikincisi. n baş aktrislik * Baş aktrisin işveya mesleğ i i. ş baş aklanma * Baş aklanmak durumu. arı baş m arı * Elde edilen bir baş . ağolan * Arka ucu baş biçimde olan (ok). arı baş sı arız baş sıolmak arız * baş sağ arı layamamak. muvaffakı arı yetsiz. arıbir arı baş lma arı * Baş lmak iş arı i. baş gösterememek. * Baş lmı üstesinden gelinmiş arı ş . . baş aklamak * Tarlalarda.

kuzu. baş çavuş luk * Astsubay baş çavuş rütbesi. . baş k çı . sır başsatan kimse. hâkim. . * Çiğ veya piş koyun. muvaffakı arız yetsizlik. ı vekil. baş armak * Bir işistenilen biçimde bitirmek. hâkimiyet. i baş asistan * En üst derecedeki asistan. n * Baş bakanı makamı n . baş arma * Baş armak iş i. efe. baş çı * İçi baş ş ı . * Baş asistanıgörevi. baş çavuş * Astsubay baş çavuş . dominant. baş bakan * Hükûmet baş . baş asistanlı k * Baş asistan olma durumu. nda mı ta baş karakter at * Bir melezde her zaman ortaya çı karakter.baş sı ğ uğ arızlı ramak a * baş sıolmak. muvaffak olmak. * Osmanlımparatorluğ İ unda savaş zamanı ka birliklerden ayrı bir araya getirilerek oluş baş lı p turulan birliğ in veya milis güçlerinin komutanı . ı inde tı lı u * Eski Türklerde başbaş komutan. baş bakanlı k * Baş bakan olma durumu ve baş bakanıgörevi. miş ğ ı ı * Çiçeklerin erkek organları çiçek tozunu taş torbacı haş nda ı yan k. ş ı tı baş bayi baş buğ * Bir dağ m iş bütün bayilerin bağ bulunduğ ana bayi. at baş k yasası atlı * Irk karı nda güçlü öz yapın sonraki soylardan üstün geldiğ kanı ş ması nı ini tlayan yasa. * Baş bakan ve görevlilerinin çalı ğdaire. * Yeniçeri ocağ n çavuş ı nı u. n baş at * Benzerleri arası güç ve önem bakı ndan baş gelen. kan. kan baş k atlı * Baş olma durumu. bakanlar kurulunun baş kabinenin baş baş kanı ı . arız baş sı k arızlı * Baş sıolma durumu.

baş eksper * Eksperlerin baş ı . * Baş garsonun işmetrdotellik. baş dizgici * Bir bası evindeki dizgicilerin baş baş m ı mürettip. baş fiyat baş gardiyan * Gardiyanlarıbaş n ı . . baş hakem * Yarı ş veya oyunu yöneten hakemlerin baş mayı ı . baş t. sermürettip. baş gedikli * En yüksek rütbeli astsubay. baş ş danı manlı k * Baş ş n işveya görevi. ş yapı aheser. danı manı i baş dekorcu * Dekorcuları baş dekor hazı n ı . baş dizgicilik * Dizgicilerin baş ı . baş garsonluk * Baş garson olma durumu. sertabip. rlamada en üst sorumlu. baş dekorculuk * Baş dekorcunun işveya mesleğ i i. baş eser * Kendi türünde en mükemmel eser. baş eski * En kı demli kimse. baş efendi * Devlet dairelerinde kı demli memur. * Yeniçeri bölüklerinin en kı demsiz subayı erlerinin en kı ve demlisi. baş tabip. i. baş dümenci * Dümencilerin baş ı . * En iyi ürün için tespit edilen fiyat. n ı . * Baş hekimin makamı . . baş hekim * Bir hastahaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim. baş garson * Garsonlarıbaş metrdotel.baş ş danı man * Danı ş manlarıbaş n ı . baş hekimlik * Baş hekimin görevi. baş kâtip. baş dümeni * Gemi veya teknelerin baş yerleş ı na tirilen ve iyi bir manevra sağ layan dümen.

a başdarda kalmak ı * parası ktan dolayıkı da olmak. ğ mek. kendi yanı tutmak. nda başbağ ı lı * Serbest olmayan. başağmak ı rı * bir iş dolayı ten sorumlu duruma düş mek. ı laş başbütün ı * eş i hayatta olan (karı koca). başdara düş ı mek * sıntı girmek. başdertte ı * çözülmesi güç. gururlu. * birini yandaş olarak kazanmak. kı lı başdevletli ı * Talihli. bahtı k. hemş baş hostes * Hava yolları hosteslerin en deneyimlisi ve yapı sefer boyunca hizmetten sorumlu kimse. üzücü bir durumla karş mak. * Evli.baş hemş ire * Bir klinik veya hastahanede hemş ireleri yönetmekle görevlendirilmiş hemş ire. ı rı başçekmek ı * herhangi bir konuda önde gitmek. zlı sıntı başderde girmek ı * sıntıbir duruma düş kı lı mek. açı başdimdik ı * Onurlu. kı ya başdaralmak ı * (para yönünden) sıntı darlı düş kı ya. sıntıdurumda. başbelâda ı * çözülmesi güç. kı lı başbelâya girmek (veya uğ ı ramak) * sıcı kı. veya başçatlamak ı * başçok ağ mak. başbağ ı lanmak * biri evlendirilmek. nda lan başaçı ı k * Örtü veya ş ile başörtülmemiş apka ı . sıntıbir durumda. . ön ayak olmak. başdinç ı * Kaygız ve tasası sı olmayan. baş hemş irelik * Baş ire olma durumu.

bunalmak. eş n dönmesi. başyastıyüzü görmemek ı k * yatağ yatıuyumamıolmak. ağ ı rlanmak. ı sı başsıya gelmek ı kı * herhangi bir güçlük karş nda bunalmak. başkazan gibi olmak ı * baş ı çok ağ ve uğ nda rı ultulu bir sersemlik olmak. başyerine gelmek ı . * para veya mevki sebebiyle ş ıp ş aş ı rı marmak. başgöğ ermek (veya değ ı e mek) * beklenmeyen bir mutluluğ ermek. başkalabalı ı k * yanı bir işkonuş nda i amayacak kadar çok kimse var. a başhavada ı * sevinçli. başdumanlı ı * Doruğ sis bürümüş ). zor durumda kalmak. ı sı * görkemli bir ş karş nda ş ı ey ı sı aş rmak. başiçin ı * "çocuğ umuzun başiçin". ünce ş ı başyastı düş ı ğ mek a * yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak. başsılmak (veya sış ı kı kı mak) * herhangi bir güçlük karş nda kalmak. başhoş ı olmamak * bir ş eyden hoş lanmamak. ı r baştutmak ı * gürültüden veya üzüntüden başağmak. rgı kla. * bir düş veya davranı uygun bulmak. kı nlı üzüntüyle. çevrede gözü olmayan. başnâra yanmak ı * baş uğ kası runa büyük bir zarara uğ ramak. unu (dağ * Sevdadan veya içkiden sarhoş . ı rı başüstünde yeri olmak ı * her zaman iyi karş ı lanmak. ayağ n altı yerin çekilmesi gibi bir duygu gelmek. a p ş başyerde ı * utançla. başönünde ı * uslu. ı sı baştaşdeğ ı a mek * ağ bir durum kendisine ders olmak. yanı ı nı ndan * sıntı kı yaratan bir durum karş nda bunalmak. "annenizin başiçin" gibi sözlerde değ bir kiş ı ı erli i ortaya konarak kullanı ant lan veya yalvarma sözü.başdönmek ı * insana.

altı ş anı eni baş luk ı boş * Baş olma durumu. nları a bir nlı baş balta kesilmek (veya olmak) ı na * sürekli istemek. * Düzensiz davranı düzensizlik. tedirgin etmek. baş bir hâl gelmek ı na * kötü bir duruma uğ ramak. eye lı * Bağ lanmamı serbest bı lmı ş . ı etmek. başyumuş ı ak * Uysal. içinden çılamayan. söz dinler (kimse). * Baş örtmeden. alı ş ı kı baş ı bozukluk * Baş ı bozuk olma durumu. baş sağ ı n olsun * yakı ndan birini toprağ vermiş kimseye söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. kötü bir duruma düş ı laş mek. inat etmek. na lmısivil çı * Düzensiz topluluk. denetimsiz. başyukarda ı * onurlu. rakı ş . . disiplinsizlik. baskız. baş ı kabak * Saçı dökülmüş veya dibinden kesilmiş . * Kargaş . ş . başzapt olunmamak ı * binicisini alıgötürmek. kibirli. karık. kendini beğ enmiş . sı baş belâ almak ı na * bir sorunla karş mak. görüş olmamak. karı . ı nı baş gözüm üstüne ı m * belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatı r. sı baş bı ı boş rakmak * üstünde hiçbir baskı denetim bulundurmamak. baş beraber ı mla * memnunlukla. p baş ı boş * Bir ş veya kimseye bağ olmayan. seve seve. * ölüm ihtimalini bildirmek için kullanı lı r. baş kalmak ı boş * baskı nda bulunmamak. srar baş belâ açmak ı na * kötü bir olay dolayıyla dert sahibi olmak. * Yönetimsiz. kendi havası bı veya na rakmak. ı boş baş ı bozuk * Askerlerin arası katı ş savaş .* zihin yorgunluğ geçmiş u olmak. baş belâ olmak (veya kesilmek) ı na * sıntı kı vermek. musallat olmak.

na baş iş karmak ı çı na * istenilmeyen veya uğ tıcı iş yol açmak. raşrı bir e . baş dünyanı belâsı sarmak ı na n nı * büyük felâket getirmek. ı na * bir ş öfke ile birisinin baş vurmak. baş iş ı açmak na * uğ tıcı üzücü bir iş çı raşrı ve in kması yol açmak. eyi ı na baş geçmek ı na * görevi altı bulundurmak. haberi olmadan kötü duruma düş ürücü davranı bulunmak. ı ı marı baş çorap örmek ı na * birine. ı na * kötü bir durumla karş mak. baş çı ı kmak na * birinden yüz bulup ona karşpek ş kça davranmak.baş buyruk ı na * kimseden izin almaksın dilediğgibi davranan. çok yüz vermek. ı laş * beklenmedik. nda * bir iş yönetimini ele almak. baş gelmek ı na * bir görevin baş gelmek. in * bir işyapmaya baş i lamak. kaldı baş dolamak ı na * musallat etmek. eyi * bir içeceğkabı i yukarı rarak sonuna dek içmek. baş ekş ı na imek * ağ yük olmak. nefretle geri vermek. ş ta baş dert etmek (veya açmak) ı na * bir ş üzüntü konusu yapmak. eyi baş çalsı ı na n * birine verilmek istenilen bir ş öfke ve nefretle geri çevrildiğ anlatmak için söylenir. ş ı cı olay veya durumla karş mak. baş geçirmek ı na * baş giymek. eyin ini baş çı ı karmak na *ş ı martmak. zı i baş çalmak ı na * bir ş öfkeyle. i baş dikmek ı na * birini veya bir ş korumak için bir kimseyi görevlendirmek. eyi baş devlet kuş konmak ı na u * beklemediğbüyük bir nimeti ele geçirmek. ı r * üstüne kalmak. aş bir rtı ı laş baş güneş ı na geçmek * güneş çarpmak.

baş beklemek (veya durmak) ı nda * yanı durup gözetlemek. lan inde in k ini . er baş taş mek (veya yağ ı na düş mak) * felâkete uğ ramak. nda baş değ ı nda irmen çevirmek * gürültü ile tedirgin etmek. ağ ndan lokması al ı na zı nı * uysal ve sessiz kimseler için kullanı lı r. baş taç etmek ı na * çok değ vermek. işkoyulmak. baş vur. baş oturmak ı na * Bir işyapmaya baş i lamak. i i u ı laş baş kan çı ı na kmak * öfkelenmek. baş karalar bağ ı na lamak * çok kederlenmek. lan i baş kalmak ı na * istemediğhâlde bir işyapmak veya bir kimseye bakmak zorunluğ ile karş mak. * (gaz veya sı caktan) başağmak. e baş sarmak ı na * birine musallat etmek. hiddete kapı lmak. lan i ktı baş kakmak ı na * yapı bir iyiliğyüzüne vurarak birini üzmek. baş ı nda * (bir ş sı önde olanı eyin) rada . baş paralansı ı nda n * yapı bir iyilik çok söylendiğ o iyiliğ artıistenmediğ belirten bir söz.baş iş kmak ı çı na * boşgitmeyen ve beklenmedik bir iş a veya olayla karş mak. baş kavak yeli esmek ı nda * (genç için) sorumluluk duygusundan uzak. baş vurmak ı na * (içtiğiçki) ne yaptını i ğ bilemez bir duruma düş ı ürmek. eğ lence peş koş inde mak. zevk. kontrolünü yitirmek. * gerçekleş meyecek ş düş eyler ünerek vakit geçirme. önde geleni. ilgi göstermek. ı laş baş kakı etmek ı na nç * yapı bir iyiliğsürekli olarak söyleyerek bı rmak. baş olmak ı nda * aynıkı lı sıntıdurumda bulunmak. baş olmak ı nda * yöneticisi olmak. zor durumda bı rakmak. ı rı baş yı ı kmak na * harap etmek.

uğ tı için raşrmak. ı boş baş boş rakmak ı nı bı * yalnıveya serbest bı z rakmak. savuş i mak. baş ateş yakmak ı nı lere * baş büyük bir dert almak. lması i * sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlı bir iliş son vermek. ek baş ı almak ndan * kurtulmak. * bir iş birini tedirgin etmek. baş luktan kurtarmak. sorumluluğ atmak. baş alıgitmek ı p nı * izin almadan ve gideceğyeri bildirmeden gitmek. tı baş ağtmak ı rı nı * gereksiz sözlerle birini bunaltmak. baş ı geçmek ndan * daha önce aynı duruma uğ ş ramıolmak. i pek baş ı atmak ndan * yapı güç bir işyapmaktan kendini kurtarmak. kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek. lı a. baş belâya sokmak ı nı * birini. baş ağtmamak (veya baş zı rı ı rı nı ı ağtmayayı nı m) * uzun uzun anlatı bir sorunu sonuca bağ lan larken sözün uzadını ğ anlatmak için söylenir. ğ kiye baş ı büyük iş giriş (veya kalkı ndan lere mek ş mak) * gücünün üstünde olan iş kalkı lere ş mak. baş ı kesmek ndan * yapı istenmeyen bir işbaş engellemek. baş bir yere bağ ı nı lamak * birini bir işyerleş e tirmek.baş torbası ı nda eksik * eş gibi bir adam. ı baş alamamak ı nı * bir ş eyden kurtulamamak. baş beklemek ı nı * gözetlemek. lması i tan baş ı korkmak ndan * hayatı kaygı ndan duymak. u baş ı aş ı ndan ağkaynar sular dökülmek * üzüntülü veya kötü bir olay karş nda birdenbire büyük bir sıntı ı sı kı duymak. iş sizlikten. rı baş ı savmak ndan * bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaşrmak. cezalandılmaktan korkmak. baş ı aş n olmak ndan kı * iş çok olmak. . ı na baş bağ ı nı lamak * birini niş anlamak veya evlendirmek.

nı * geçimini sağ layacak bir duruma gelmek. baş sokmak ı nı * barı nacak bir yer bulmak. baş gözünü yarmak ı nı * bir işkötü yapmak. bir iş i i istenildiğgibi yapmamak. sakin kalmak. kellesini uçurmak. baş ezmek ı nı * bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek. * kendine hayran bı rakmak. baş döndürmek ı nı * mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek. baş kaş ı nı ı vakti olmamak (veya baş kaş maya ı nı ı yacak vakti olmamak) * arada en ufak baş bir iş ka yapamayacak kadar sış durumda bulunmak. . baş nâra yakmak ı nı * birini ağ bir zarara uğ ı r ratmak. baş kaldı ı nı rmamak (veya kaldı ramamak) * bir işaralı z sürdürmek. kık ı baş koltuğ ı nı unun altı almak na * ölümü göze alarak bir işgiriş e mek. baş çı ı karmak nı * (bitki için) filizlenmeye baş lamak. baş kurtarmak ı nı * canı korumak. i ksı * iyileş ememek. sis bürümek.baş çatmak ı nı * baş rını ağsı önlemek için alnı üstünden arkaya doğ eş ve benzeri ş n ru arp eyleri çepeçevre bağ lamak. baş taş taş vurmak ı tan a nı * çaresiz kalarak çok piş olmak. n) nı p ı na baş uçurmak ı nı * Bkz. kı lı baş dik tutmak ı nı * onurunu korumak. baş duman almak ı nı * sis kaplamak. i baş istemek ı nı * öldürülmesini istemek. yataktan çı kamamak. baş ortaya koymak ı nı * bir iş giriş e irken ölümü göze almak. man baş toplamak ı nı * (kadı saçı toplayıbaş bir çeki düzen vermek. baş derde sokmak ı nı * sıntıbir duruma girmek veya getirilmek. baş dinlemek ı nı * sessiz.

lan ı ş baş imam baş ka * Bilinenden ayrı iş farklı . . baş yemek ı nı * yok olması sebep olmak. * "Ayrı üstelik bir yana" anlamları -dan / -den baş biçiminde kullanı ca nda ka lı r. ka eyle kı lı baş n dikine gitmek ı nı * kendi düş ve görüş ünce ünün en iyi olduğ inanarak kimsenin öğ una üdünü. bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak baş . baş biri ka * diğ bir kimse. uyarını sı dinlememek. değik görünmek. istihale. değ ik. baş n etini yemek ı nı * karş ndakini bezdirinceye. iş baş kaca * Ayrı ca. baş kası kaları biçiminde kullanı lı r. iş . baş yakmak ı nı * güç bir duruma sokmak.baş vermek ı nı * kendini feda etmek. er baş iş mu? ka i yok * Bu iş ne diye karıyor? Bu iş ilgilendirmez. e ş ı onu baş olmak ka * farklı olmak. na baş n altı ı nı nda * yastını altı ğ n nda. baş n çaresine bakmak ı nı * kimseden yardı görmeden kendi iş kendi yapmak. m ini baş n derdine düş ı nı mek * baş bir ş ilgilenmeyecek kadar sıntıdurumda bulunmak. özge. bı rı ı sı ktıncaya kadar sürekli konuş veya söylemek. kiş baş ı kalaş m * Bir kütlenin fizikçe ve kimyaca değmesi. mak baş n gözünün sadakası ı nı * başgelecek bir belâyı a savmak veya önlemek için yapı bağ. ş ş ş ı ı ı ü * Konu edilen. an * Birden çok imam bulunan camilerde yönetici durumundaki imam. * Nitelik yönünden alılmın dında bir üstünlüğ olan. özveri. baş kafiye * Dize baş nda aynı ları kelime olmamak kaydı aynı yla sesleri veren kelimelerden oluş kafiye. rolü i. ı baş n altı çı ı nı ndan kmak * birinin hilesiyle yapı lmak. baş kahraman * Bir eserde baş oynayan kiş baş i. metamorfizm.

reis. diğ ötekisi. baş mak kalaş * Baş bir varlı niteliğ dönüş ka ğ a. değ ik olma durumu. baş k etmek kanlı * bir toplantı topluluğ baş olarak yönetmek. istihale etmek. baş vekili kan * Baş n iş görmesi için yerine bı ğveya yetki verdiğkimse. veya u. iş * Kötüleş mek. baş k kalı baş kan * Bir topluluğ bir toplantın veya bir derneğ baş bulunan kimse. isyan. un. değmek. değ iklik. e mek. istihale. iş lı k * Biçim değtirmek. aslî tipi. kan baş k makamı kanlı * Baş n odasın bulunduğ veya oturduğ yer. baş tı kalaşrma * Baş tı iş kalaşrmak i.baş ma kalaş * Baş mak iş kalaş i. * Embriyon evresinden ergin olana değ bir hayvanı geçirdiğbiçim ve yapı iş in n i değimleri. baş tı kalaşrmak * Baş bir duruma getirmek. reislik. kan * Baş n görevi veya makamı kanı . er ahı eri. herhangi bir kimse. baş kent * Baş ş ehir. riyaset. baş kentlik . metamorfoz. farklı kazanmak. kanı nı u u baş k sistemi kanlı * Devlet yönetiminde tek bir kiş baş ğ hükûmet etme ve devleti yönetme esası bağ siyasî inin kanlında ı na lı sistem. * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. kanı ini raktı ı i baş yardı sı kan mcı * Baş yardı eden sorumlu ve yetkili kimse. * Alılana benzememe. bozulmak. nı in ı nda * Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin baş ı . baş karakter * Oyunun önde gelen aslî karakteri . baş kası baş kâtip * Diğ bir ş s. kana m baş k kanlı * Baş olma durumu. . ka baş rı kaldı * Ayaklanma. ş ı iş iş baş kâtiplik * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. .

katedral. baş komutan * Savaş bir devletin bütün kara. baş lama! * (hoş olmayan bir söz veya davranı ilgili olarak) "tekrarlama" anlamı emir. ayan veya n * Bu halka özgü olan. baş konsolos * En yüksek derecedeki konsolos. n ilere lan baş kumandan * Baş komutan. baş e köş * Bir yerde en saygı kiş veya büyüklerin oturması ayrı yer.* Baş olma durumu. baş kumandanlı k * Baş komutanlı k. lı baş lama * Baş lamak iş i. deniz ve hava kuvvetlerine komuta eden en büyük komutan. nı i baş kilise baş i kiş * Piskoposluk makamı büyük kilise. Baş kurt * Rusya'daki Baş kurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaş Türk halkı bu halkısoyundan olan kimse. baş meridyeni lama * Boylamlarıhesabı baş ç olarak kabul edilen meridyen. serdar. bu halkla ilgili. ta baş kumandan. Baş kurtça * Baş Türkçesi. yuvarlak baş lâhana (Brassica oleracea). n * Baş komutanımakamı n . kahraman. n nda langı baş vuruş lama u * Futbolda oyuna ilk baş lamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapı vuruş lan . dolayıyla en çok yararlandı ve yaş ı n tiğ sı ğ ı amaktan hoş ğkonakçı landı ı . kent baş kesit * Ağ n boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yı acı l halkaların çember biçiminde görüntü verdiğyüzey. * Baş konsolosun makamı . baş komutanlı k * Baş komutanıgörevi. baş konakçı * Asalağ en iyi geliş i. olan * Bir eserin veya bir oyunun en önemli kiş baş isi. baş konsolosluk * Baş konsolosun görevi. n inin için lan baş eye kurulmak köş * saygıkiş ayrı yere oturmak. ş la nda . kurt baş lâhana * Yaprakları kı sı.

i. fı sın. başca lı * En önemli. oluş mak. belirtmek. in. * Hoş olmayan bir davranı koyulmak. ı na. ladı ı baş lma lanı * Baş lmak iş lanı i. baş lmak latı * Baş latmak iş lmak. na * (birinin) Kötü konuş na yol açmak. iş yürür duruma girmek. ması baş cı layı * Bir ş öğ ey renmeye yeni baş layan (kimse). doğ * Parametrelenmiş yayıuçları biri. baş ğnokta veya tarih olarak kabul etmek.baş lamak * Bir iş giriş harekete geçmek. . e mek. ş a baş ç langı * Bir iş bir dönemin. * Görünmek. oluş baş lma latı * Baş lmak iş latı i. i yapı baş latma * Baş latmak iş i. baş gelen. baş lı * Başolan. bir n ndan baş ç tutmak langı * bir iş bir dönemin. ı baş baş lı ı na * Baş ş ka eylerden ayrı olarak kendi baş tek baş ı na. bir hayatıvb. baş lmak lanı * Baş lanmak.nin ilk bölümü. ine * Baş mak. baş latmak * Baş laması yol açmak. n * Ön söz veya girişmukaddime. ta . ı * Olmak. doğ mak. baş lanma * Baş lanmak iş i. baş lanmak * Baş lamak iş konu olmak. in eyin ladı ı * Sır sayını sayı rusundaki yeri. * Etkisini gösterme. ş ler. müptedi. ortaya çı kmak. baş ş layı * Baş lamak iş i veya biçimi. * Çalır. baş ç noktası langı * Bir iş veya ş baş ğyer.

n na * Tablalarıveya iş n parçaların düzgün kalması sağ nı nı lamak amacı baş ile tarafları takı parça. paş * Başk yapan veya satan (kimse). yazı baş makçı * Ayakkabı yapan. lı ı * Antetli. * Hayvan koş umunun baş geçirilen bölümü. z lanan ödenek. antet. * Camilerde. sermuharrir. giriş bölümünde. baş misafir * En değ konuk. na başkçı lı başklı lı * Başğolan.başk lı * Genellikle başkorumak için giyilen nesne. satan kimse. sermaye. baş mal * Anamal. damadıkaynatası ödemesi görenek olan para. başksı lı z * Başğolmayan. kapital. arpalı k. lı baş makale * Baş . karı lara baş makçı lı k * Baş makçın iş nı i. baş maklı k * Padiş n anne. ı baş muharrir * Baş yazar. top. öğ baş muallimlik * Baş retmenlik. paş makçı . erli baş muallim * Baş retmen. . * Bir yazın. evlenirken damat kaynatası para veya mal vermek. öğ baş mubassı r * Gözetmenlerin başolan kimse. anteti olan. külâh. baş mak * Ayakkabı mak. bir kitabıbölümlerinin baş konulan ve konuyu kı tanı yazı nı n ı na saca tan . * Bazı bölgelerde. çı lan ayakkabı bekçilik eden kimse. na lan * Tekerlek parmakların çakıolduğ kım. . serpuş ı . ya lı başk vermek lı * bazı bölgelerde. evlenirken. takke. * (camide) Ayakkabı konulan yer. serlevha. bir direğ tepeliğ in i. lı ı baş mabeyinci * Osmanlı sarayı mabeyincilerin baş nda ı . kıkardeşkıve hasekilerine bağ ahı z . nı lı u sı başk atmak (veya koymak) lı * bir yazı başk olarak ad bulmak. a * Bir sütunun. has.

ı baş mürettip * Baş dizgici. baş retmen öğ * (ilkokullarda) Yönetimden sorumlu olan öğ retmen. baş mühendis * En üst düzeydeki mühendis. öğ baş örtü * Kadı n saçları örtmek için kullandı örtü. müdür. eş nları nı kları arp. baş müfettiş lik * Baş müfettiş olma durumu. baş retmenlik öğ * Baş retmen olma durumu. baş murakı k plı * Baş murakın yaptı iş bı ğ . baş oda * Geleneksel Türk evinde özellikle konuklarıağ n ı rlandı büyük ve özenli döş ğ ı enmiş oda. na n kanı baş nokta * Baş ç noktası langı . baş mühendislik * Baş mühendisin yaptı iş ğ veya görev. * Baş müdürün çalı ğdaire. baş örtülü * Baş baş ile örtmüş ı nı örtü olan (kadı n).baş muharrirlik * Baş yazar olma durumu. ı baş müsevvit * Yazı müsveddeleri hazı rlayan ve adı müsevvit denen memurlarıbaş . baş müdürlük * Baş müdürle yönetilen kuruluş . rolü ran baş oyunculuk * Baş oyuncu olma durumu. baş murakı p * En üst düzeydeki denetçi. sermürettip. ş ı tı baş müfettiş * En üst düzeydeki müfettiş . . baş mürettiplik * Baş mürettibin yaptı iş ğ . baş oyuncu * Bir filmde veya tiyatro eserinde baş canlandı oyuncu. ı baş müdür * En üst düzeydeki müdür.

na. baş olmayan. baş pehlivanlı k * Baş pehlivan olma durumu. * Baş papazısorumluluğ n unda olan bölge. n baş pehlivan * Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan. baş rahiplik * Baş rahibin görevi. baş savcı * En üst düzeydeki savcı . in baş gelmek ta * önde olmak. üstün durumda olmak. baş papazlı k * Baş papazıgörevi ve makamı n . kanı * Başveya baş bulunmama durumu. baş piskoposluk * Baş piskoposun görevi ve makamı . baş ehir. ı kanı * Yasası hükûmeti olmayan topluluk. baş rahip * Manastı rlarda en kı demli ve yönetimden sorumlu rahip. erksizlik. baş rejisörlük * Baş yönetmenlik.baş papaz * Bazı kiliselerin papazları öteki papazlara göre bir üstünlük veren unvan. ı * Yöneticisi. baş piskopos * Katoliklerde piskoposlarıbaşolan din adamı n ı . . baş lı savcı k * Baş savcı olma durumu. baş parmak * El ve ayakta bulunan en kalı parmak. başz sı * Başolmayan. baş rol * Baş oyuncunun rolü. * Bir filmin veya bir tiyatro eserinin baş isini canlandı iş kiş rma i. baş rejisör * Baş yönetmen. * Bir devletin yönetim merkezi olan ş devlet merkezi. anarş ve i. * Baş nı görevi veya makamı savcın . kent. başzlı sı k başehir ş baş (veya baş ta ı bulunmak nda) * bir iş yöneticisi olmak.

baş çı tan kmak * ahlâkı bozulmak. yeniden. na amak. bütünü. * Baş ı sonuna kadar. baş tan * baş ı alarak. baş savma tan * üstünkörü. ndan baş savmacı tan lı k * Bir işyapmamak için bahane bulma iş i i. baş savmacı tan * Bir işyapmamak veya savsaklamak için bahane bulma. baş aş tan mak * pek çok olmak. ndan baş çı tan karmak * ayartmak. düzen bozucu. özen göstermeden. baş baş tan a * Tamamen. baş kalmı(veya kalma) tan ş * baş tarafı kullanı ş kası ndan lmı . bir kez daha. u baş tabip * Baş hekim. . ı sı ı nı baş kara gitmek (veya etmek) tan * sonunu düş ünmeyerek hesapsı batarcası yaş z. pek çoğ almak. kötü yola sürüklemek. baş taban * Yunan ve Roma mimarlı nda. uzun taş lerin oluş kiriş turduğ bölüm. baş sona tan * Daima.baş gitmek ta * en ileri durumda bulunmak. her zaman. sütunlarıüstüne oturan ve iki sütun arası kları n ndaki uzaklın üstünü örten ğ ı büyük. isyancı . bütünüyle. bir uçtan öbür uca kadar. ndan baş aş ı tan ağ * Hepsi. baş kara etmek tan * batma tehlikesi karş nda. doğ yoldan saptı ru rmak. baş maz tanı * Asi. gemi baş karaya vurup oturmak. baş tabiplik * Baş hekimlik. baş i ı savma veya atma. baş taş ta ı mak * çok saygı göstermek. hepsi bir arada. baş mazlı tanı k * Anarş izm.

çesitli renklerde olabilen bir kuş (Parus maior). baş vekil * Baş bakan. baş teknisyenlik * Baş teknisyenin görevi. nda * Geminin ön bölümünde çapanı bulunduğ yer. i baş noktası ucu * Yeryüzündeki bir gözlem noktası geçen düş doğ ndan ey rultusunun gökyüzünü deldiğiki noktadan. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanmak. müracaat ettirmek. müracaat etmesini sağ lamak. baş uzaklı ucu ğ ı * Gökyüzünde verilen bir nokta veya yı zıbaş noktası ldın ucu ndan açı uzaklı. Kuzey Afrika. lar mı türünü içine alan geniş familya. ı . n baş ülke baş üstü * Sömürge imparatorlukları sömürgelere egemen olan ülke. n u baş vekâlet * Baş bakanlı k. ufkun i üstünde olanı . türü baş tankaragiller * Omurgalı hayvanları ötücü kuş takı ndan yüz kadar kuş n. baş vekillik * Baş olma durumu. baş vurdurmak * Baş işyaptı vuru i rmak. baş uzmanlı k * Baş uzman olma durumu.baş tankara * Ötücü kuş takı nı baş lar mın. tankaragiller familyası ndan. sal ğ ı baş uzman * En yüksek düzeyde bulunan uzman. baş vurmak * Bir iş yapı in lması bir kimsenin aracı ı istemek veya bir iş bir ş için lını ğ te eyden yararlanmak amacı ona el yla atmak. baş teknisyen * En yüksek düzeyde bulunan teknisyen. bir baş tarda * Osmanlı donanması yer alan kadı cinsinden bir tür savaş nda rga gemisi. vekil baş vurdurma * Baş vurdurmak iş i veya durumu. i. baş ucu * Bir yerin düş eyinin gök küreyi kestiğnokta. semtürreis. Avrupa ve Asya'da yaş ayan. * Baş uzmanı görevi. müracaat etmek. baş vurma * Baş vurmak iş müracaat.

baş t yapı *Ş aheser. n baş yazı * Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı makale. baş baş yazman * Bir dairedeki yazmanları baş baş n ı kâtip. baş mcı yardı * Bir kurum veya kuruluş görevli amirin yardı ları en üst düzeyde olanı ta mcı ndan . baş kâtiplik. i.baş vuru * Baş vurmak iş müracaat. * Baş yazarıgörevi. sermuharrir. * Baş yazmanıgörevi veya makamı n . * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanma. müracaat edilmek. baş yukarı * Bir yer altı kuyusunun üst kı na geçmeyi sağ smı layan geçit. baş yemek * Geleneksel Türk mutfağ çorbadan sonra gelen en önemli yemek. baş cı yargı * Oyunu yöneten yargılardan. baş yazarlı k * Baş yazar olma durumu. baş yazı nı muharrir. . bat . baş rejisör. ı baş yaverlik * Baş yaver olma durumu. . kararda yetki üstünlüğ olanı hakem. baş vurucu * Bir iş baş için vuran kimse. baş yazmanlı k * Baş yazman olma durumu. baş yönetmenlik * Baş yönetmenin iş i veya mesleğ i. ldı ldı baş yönetmen * Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse. baş vurulma * Baş vurulmak durumu. cı mazlı ü . * Baş yaverin görevi veya makamı . baş baş yaver * Yaverlerin başolan kimse. baş yazar * Bir gazete veya derginin baş ları yazan kimse. bilgiye ulaş referans. ı nda baş ldı yı z * Çift yı zlarda büyük olan yı z. ı ma. baş vurulmak * Baş yapı vuru lmak. anlaş k durumunda. müracaatçı .

* Uygunsuz ve kötü. ahlâk dı durum. pamuk otu (Eriophorum). lan. ishak kuş (Asio u flammeus). uçarken deniz kı cı andı bir tür kuş rlangını ran (Glareda). rengi kahverengiye çalan siyah. batağ saplanmak a * içinden çılması bir durumda olmak. bataklıkuş k ları * Omurgalı hayvanlardan hem tavuksulardan. en bataklıkı cı k rlangı * Kı gagalı sa . * Kötü durum. bataklı kları klarda yaş (bitki. hem yağ kuş nı mur ları içine alan kuş sıfı lar nı. uzun kanatlı .* Kurş boruları ağ nı un n zı açmakta kullanı ş irden yapı ş sivri bir çeş takoz. bataklı rt klarda yaş bir kuş ayan türü. bataklıgazı k * Metan. bataklıbaykuş k u * Baykuş giller familyası ndan. bataklı klarda yaş ayan. ş nda ince lmadı ı bataklı bataklı k * Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge. batı * Bataklı seven. ğ ı . hayvan). it bata çı ka * Güçlükle zorlukla. sı tüyleri pas rengi olan. batak çulluğ u * Çullukgillerden. bataklıketeni k * Papirüs familyası ndan. kı güç batak * Üzerine bası çöken çamurlaş ş nca mıtoprak. batmı ş . yarar sağ r lamaz. * Eline geçen parayı ran. 30 cm uzunluğ unda bir çulluk türü (Gallinago gallinago). bataklınergisi k * Avrupa ve Kuzey Amerika'da güneşsu kıları yetiş çok yık bir bitki (Caltha palustris). batakçı * Borcunu ödememeyi alı k hâline getirmiş ş kanlı olan (kimse). * Bataklı olan (yer). li yı nda en llı batar * Zatürree. ayan batakçı l batakçı lı k * Batakçı olma durumu. rı ğ ı rakı ğ ı * İlerin zamanı ve gereğ yapı ğyer. ş ı bataklıardı k cı * Bataklıve sıbitki örtülü yerlerde yaş küçük ve ötücü kuş k k ayan (Acrocephahus palustris). batakhane * Gidenlerin dolandıldı veya kötü bir durumda bı ldı yer. bataklı klarda yetiş bir bitki. * Hayıgelmez. içinden çılmaz iş kı . imş lmı ucu .

* Batı sı yanlı olma durumu. batarya ateş i * Bir bataryada bulunan toplarıhep birden ateş n düzenine geçmesi. bataryalı * Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş . * Batı uygarlını ğ benimsemiş ı bulunan (kimse). davulcu. batı lı * Batı ülkeleri veya batı bölgesi halkı olan (kimse). u Batı Türkçesi * Hazar Denizinin batındaki Türk dünyası XIII. batı l itikat. garplı ndan . * Birkaç aygın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluş takı tı an m. yüzyı beri kullanı ve Oğ sı nda ldan lan uzcaya dayanan Türk dili. bu yönle ilgili. garpçı yanlı olan . * Batarya ile çalı (radyo. davul. * Savaş gemilerinde borda topları bunlarıbulunduğ güverte parçası ve n u . batı l inanç * Doğ üstü olaylara. * Bulunulan yere göre güneş battı yönde olan bölge. temelsiz. batı ma lı laş * Batı mak işgarplı ma. batarya kutusu * Bataryanı bütün olarak taş n ı nması sağ nı layan sandı k. kehanetlere aş derecede bağ boş a l dı ı ı rı lı inanç. in ğ ı * (siyasî anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika. * Güneş 22 Martta ve 23 Eylülde battı nokta. lar mı * Bateri çalan kimse.). * Orkestrada vurma çalgı takı . laş . * Çürük. in ğ ı batı bloku * Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkelerinin oluş turduğ blok. garp. * Batı sı kimse. batı l * Doğ ve haklı ru olmayan. garp. garbî. garpçı lı k.batarya * En küçük topçu birliğ i. lı laş i. ş an bateri baterist batı * Yeryüzündeki başca dört yönden güneş battı yön. telefon vb. batı cı batılı cı k batı k * (gemi için) Batmı ş . gizli ve akı şgüçlere. gün indi. lı in ğ ı * Bu yönde olan. batı l itikat * Boş inanç.

niye *İ çrek. batması sağ vın ak nı lamak. ı larak batılma rı * Batı rı iş lmak i. * Kumaşderi veya kâğ süslemede kullanı bir yöntem. n nda unu batık rı * Köftelik bulgur. tirip * Kirletmek. ı t lan * Bu yöntemle hazı rlanmıkumaş ş . lan batı ş batisfer batiskaf . laş batı tı lı rma laş * Batı tı lı rmak iş garplı tı laş i. . maydanoz. te * Bir kimseyi çekiş iyice kötülemek. Batı nîye * Görünürdeki olaylarıardı gizli gerçeklerin bulunduğ kabul eden tarikatlara verilen ad. garplı mak. larak yapı taze asma yaprağveya lahanaya sarı tüketilen bir salata tütü. * Mahvetmek. çalı ş mada. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan (giysi). ş . batı n * Karı n. batı tı lı rmak laş * Batı ması sağ lı laş nı lamak. kuş ak. batı k lı lı * Batıolma durumu. bati batik * Yavaş ı . dövülmemiş ceviz içi. * Göbek. görüş anlayı izledikleri temel ilkeleri benimsemiş ve ş ta olmak. soğ domates. garplı ı lı k. nane. lı * Batı uygarlını ğ benimseme. * Bir iş sermayeyi yitirmek. * Su üstü araçları çelik kablo ile bağ na lanmı negatif yüzebilirliğbulunan dalıküresi. Batı nî * Batı mezhebinden olan kimse. laşrma. tahin ve limon suyu kullanı an.batı mak lı laş * Özellikle Avrupa ülkelerinin düş üncede. * Batmak iş i veya biçimi. i ş * Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanı araç. batı rma batı rmak * Batı iş rmak i. ağ r. lan. rmak ine * Yok edilmek. garplı tı laşrmak. * Sınıveya yumuş bir maddenin içine gömülmesine yol açmak. batılmak rı * Batı iş konu olmak.

çökme. iş yaramaz duruma gelmek. battal * İe yaramaz. u kalı battaniyeli * Battaniyesi olan. * Saplanmak. battal olmak * kullanı lamaz. ldı na batmak * Bir sınıüstünde iken içine gömülmek. iflâs. kı i * Miktarı bölgelere ve tartı ş lacak eylere göre değ en eski bir ağ k ölçüsü. ş ş ı * Harman makinesi. nlı * Borçları ödeyemez duruma düş iflâs etmiş nı en. . battı k yan gider balı * iş kötü gittiğ göre artıistenildiğgibi davranı ler ine k i labilir. iflâs. GüneşYı z vb. . nı i ile n batma * Batmak iş i. harman dövme makinesi. * Dokunmak. * (tedirgin etmemesi gereken ş için) Tedirgin etmek. * Çökmek. * Yılmak egemenliğsona ermek. battal etmek * kullanı lamaz bir duruma getirmek.batkı batkı n * Batkı k. * Yok olmak. kullanı ş lmaz. * Alılmıolandan büyük. (kimse). vın * (GüneşAy. yok olma. e battaniye * Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanı çoğ yünden dokunmuş nca örtü. flâs * Kirlenmek. müflis. ra. . eyler * Hoş gitmeyen bir duruma uğ a ramak.) ufkun altı inmesi. lan batöz batsat * Ara sı seyrek olarak tek tük. battal edilmek * kullanı lamaz duruma getirilmek. * Bir gök cisminin (Ay. batkı k nlı * Borçları ödeyemediğmahkeme kararı tespit ve ilân olunan tüccarıdurumu. iş ı rlı batman batonsale * Tuzlu hamurdan yapı ince uzun çubuk. ldı n ü sı na * İ etmek. inkı kı raz. bozulmak. lan. * Yılma. tuzlu çubuk. * Daha kötü bir duruma uğ ramak. incitmek. yı z için) Dünyanı dönüş dolayıyla ufkun altı inmek.

ahin i ş tı * Yolculukta. bavullu * Bavulu olan. sı radan. nda i * Hayvanı lı alı rma iş avcı a ş ğ tı i. uygunsuz olmak. beraberinde sırdan geçirerek iç piyasada değ nı erlendirmek iş i. âdeta. bayağkaçmak ı * (söz. epey. * Ş ve köpeğava alı rmak. zengin (kimse). malı olan. ağ k. içine eş konulan büyük çanta. davranı giyiniş ş . * Bavlı iş mak i. lı * Kibar olmayan. banal. çok . bayağkesir ı * Ondalıolmayan kesir. * Her zamanki gibi olan. k bayağ ma ı laş * Bayağ mak durumu. pekâlâ. oldukça. tı * Avcı n. lan * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. * Çok iyi. Bavyeralı * Bavyera halkı olan (kimse). hiçbir özelliğbulunmayan. için) yakı ş mamak. çok. ı laş * Parası . amiyane. * Gerçekten. köpeklerini ava alı rmak için kullandı yapay kuş ları ş tı kları vb. bavulcu * Bavul yapan veya satan kimse. * Ş ve köpek gibi hayvanları lı alı ran kimse. bayağ ı * Aş ı pespaye. i * Hemen hemen. ndan bay bay * Bey yerine kullanı bir unvan. * 200 ile 2000 m arası derinliğolan (deniz). ahin avcı a ş ğ tı bavlı * Ava alı rı ş ş lmı(hayvan). ya bavlı ma bavlı mak bavul bavul ticareti * Gümrüksüz ve vergisiz ithaline izin verilen eş yabancı yayı ülkelerden satıalı bavul veya çantalarla yolcu n p. basit adî.batur batyal bav bavcı * Bahadı r.

inde ş ak lisi lması lmıeski bayat bayatîaraban * Araban ve bayatî makamları oluş ndan turulan bir birleş makam. . * Klâsik Türk müziğ uş dörtlüsüne buselik beş katı yla yapı ş bir makam. ı ı bayağ tı ı rma laş * Bayağ tı ı rmak iş laş i. Bayat * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. * Bayatlamaya baş ş lamı . ini . uz bayatı bayatî * Azerî ve Türkmen halk ş iirinde mani türüne verilen ad. ik bayatîbuselik * Bayatî makamın buselik beş veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluş bir birleş makam. ı laş na bayağ k ı lı * Bayağolma durumu veya bayağ davranı ı ı ca ş . bayatlamak * Bayat duruma gelmek. bayağ tı ı rmak laş * Bayağ ması sebep olmak. * Eşkarı . ini bayatlatma * Bayatlatmak iş i. baygı n * Bayı şkendinden geçmiş lmı . * Güncelliğ önemini. * Süzgün. bayağbir duruma girmek. nı lisi an ik bayatlama * Bayatlamak durumu. özelliğ yitirmiş söylenmiş ini. m lan * Kadıözel adları n yerine kullanı lı r. * Gönül vermiş . bayatsı mak * Bayatlamaya yüz tutmak. . bayan * Hanı yerine kullanı bir unvan. . bayatlatmak * Tazeyken kullanmayıbayatlaması bekletmek. p için bayatlı k bayatsı * Bayat olma durumu. * Taze olmayan. tazeliğ yitirmek. çok .bayağ mak ı laş * Bayağbir durum almak.

nı ş ş ı . lması lması sağ bayı r ndı mamur. bayı nı lamak. kendini kaybetmek. baygı ma nlaş * Baygı mak iş nlaş i. baygıbaygıbakmak n n * kendinden geçmiş ş bir ekilde. * (yer için) Geliş güzelleş ip mesi. bayıcı ltı * Bayı ltan. çok isteyerek.*İ nsanı kendinden geçirir gibi olan. * Yılmı dökülmüş ğ ş ı . bayı ltmak * Bayı nı lamak. kan ı n mı . bayı na yol açmak. çok sevmek. ödemek. bayı bayı la la *İ steyerek. . kendinden geçme. baygı ntı * Baygı k. baygı k nlı * Baygı olma durumu. baygı k geçirmek nlı * bayı lmak. uyur gibi olmak. yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. * Vermek. kendinden geçmek. koza yapamama durumu. lttı i bayı rmak lttı * Bayı na yol açmak. bayı lma * Baygı duruma girme. n * Çok hoş lanmak. cak. çevreye göz gezdirmek. lması sağ lması bayı rma lttı * Bayı rmak işveya durumu. n * Duyumlarıdurması dolaş nıve solunum görevlerinin duraklaması n . n * (göz için) Süzülmek. bayı ltma * Bayı ltmak iş i. n bayı lmak * Baygı duruma girmek. baygı mak nlaş * Baygı duruma gelmek. telâş lanmak. * Bayı ltacak gibi etkide bulunan. * Sı açlı susuzluk. * hayranlı seyretmek. kla baygıdüş n mek * çok yorulmak. severek. hayat ş artların uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalılmıolan. k. istekle. nlı * İ böceklerinin sindirim organları görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalı bu sebeple pek nda k. * çok heyecanlanmak. vücudun kı ldanamaması mı gibi fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu.

ine lan baykuş giller . bayı ağ r aş ı * Tepeden düze doğ ru. ndı mak bayı rlaş ndı mak * Bayı r duruma gelmek. ndı i. bayı r turpu * İ bir turp türü (Cochlearia armoracia). in ldı ı * Baş kulak yerinde iki sorgucu bulunan. ümran. rlaş bayı mak rlaş * (yer ve yol için) Dikleş mek. ndı * Bayı r duruma getirme işimar. Bayı ndur bayı r * Küçük yokuş . * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. terbiyesiz erkek. bayi bayilik * Bazı maddeleri satma izni olan kimse. * Bir maddeyi sürekli satma iş i. * Bu iş yapı ğyer. ndı tı i. bayı u r kuş * Çalı bülbülü. bayı rlaşrmak ndı tı * Bir yeri bayı r duruma getirmek. yı cı kuş nıgenel adı ı nda. ri * Kaba. bayı r yukarı * Tepeye doğ yokuş ı yönelerek. imar etmek. ru. ndı bayı rlaşrma ndı tı * Bayı rlaşrmak işimar etme. ndı bayı rlı ndık * Bayı r olma durumu. dükkân veya kuruluş . uz bayı rcı ndı * Bayı r duruma getirici. rtı gece ların . ndı bayı rlaş ndı ma * Bayı rlaş durumu. uz baykuş baykuş gibi * uğ ursuzluk getirdiğ inanı kimseler için söylenir.Bayı r ndı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. baş na bayı ma rlaş * Bayı mak durumu.

açı kapatı kol. bayrak gibi * kendini belli edecek bir biçimde. * Simge. özelleş tirilmişgenellikle dik dörtgen biçiminde kumaş . baylan * Nazlıı k (biçimde). * Şmarı k. bayma baymak * (yiyecek) Baygı k vermek. bir bir bayrak direğ i * Bayrak asmak için hazı rlanmıuzun direk. . bayrağyarı indirmek ı ya * millî yas ilân etmek için bayrağdireğ yarına kadar indirmek. puhu gibi yıcı ları itli rtı kuş içine alan kuş familyası lar . bayrak merasimi * Bkz. sembol.* Büyüklükleri çeş olan kukumav. * Öncü. bayrak çekmek (veya asmak) * bayrağbir direğ veya ipe takmak. . iş ı klı ve. * Gerektiğ indirilip kaldılan. bayrak töreni. belli bir topluluğ veya bir kuruluş simgesi olarak kullanı renk ve biçimle un un lan. baypas * Damar aktarma. . ş * Gemilerde güvertenin en yüksek direğ i. * Devre dı bı ş rakma. mideyi bulandı nlı rmak. * Baklagil çiçeklerinde diğ erlerinden daha üstte bulunan. ı baypas ameliyatı * Kalpte tı kanmıbir damarı beslediğbölgeye kan akını rmak için o bölgeye eklemek için yapı ş n i ş artı ı lan damar ameliyatı . midede ezinti yapmak. inde rı lı p lan bayrak açmak * gönüllü asker toplamaya giriş mek. ı in sı bayrak * Bir milletin. * Aldatmak. daha büyük olan ve çoğ unlukla baş bir renkte ve ka yuvarlakça olan taç yaprağ ı . kandı rmak. baylanma * Baylanmak iş i. etki altı bı nda rakmak. * bir ülkü yolunda toplanmaya çağ ı rmak.ş marı baylanlı k * Zenginlik. ş ı marmak. ı e bayrak dikmek * bayraklı sopayı yere saplamak. baylanmak * Nazlanmak. naz. * Baymak iş i.

bayrakçı * Bayrak çeken kimse. bayrağdüş ı ürmeden yaptı koş kları u. diken veya satan kimse. * Bayram günü doğ çocuk. üzerine bayrak çekilmiş ı bulunan (yer). nlın ı bayram etmek (veya yapmak) . * Bkz. mak i bayraklaş mak * Bayrak değ kazanmak. rçı k bayraklaş ma * Bayraklaş işveya durumu. muş bayram değ seyran değ eniş beni niye öptü il. bayrak yarı ş ı * Atletizmde dört sporcudan oluş ekibin araları paylaşkları an nda tı mesafelere baş larken elden ele geçirmek yoluyla bir sopayı . hı nlıetmek. eri bayraklı * Bayrağolan. bayram * Millî veya dinî bakı mdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler. ı ı yan bayraktarlını ğ yapmak ı * bir akı n. lmı . * Özel olarak kutlanan gün. askerlik. n ve sı nda lan bayram ayı * (Hicrî takvime göre) Ramazandan sonra gelen ay. yol göstermek. * Bayrak asmaya uygun direk. eli bayraklı .bayrak töreni * Bayrak karş ndaki saygı ı sı duruş u. bayram çocuğ u * Bayram dolayıyla süslenmişdonatı şsevinçli çocuk. bayraklı k * Bayrak olmaya uygun kumaş . ş evval. n bayraktarlıetmek k * öncülük etmek. bayraktarlı k * Bayraktarı görevi. neş e. bayrakaltı * Ordu hizmeti. il. * Bayrak yapan. bayram alayı * Bayram günlerinde padiş ahlarıcamiye gidiş geliş rası yapı tören. bayraktar * Bayrağtaş kimse. bu yakı ğ bir sebebi olacak. * Sevinç. bir görüş yayı nda öncü olarak çalı mı ün lması ş mak. sı . bayrakları açmak * bağ p çağ ı rı ı rarak. tem * gösterilen bu ilginin.

bayram hediyesi * Bayram günleri karşklı tek yanlı ı veya lı verilen armağ an. bayram havası * Neş sevinçli bir ortam. arada sı rada. ndan bayramlaş ma * Bayramlaş iş mak i. Bayramîlik * Bayramî tarikatı . * Bayramî tarikatı olma durumu. lan sa bayramda seyranda * seyrek olarak. nadir olarak. n ladını ı lan bayram yeri * Bayram günlerinde çocuklar için kurulan açıeğ k lence yeri. bayramlıağ k ı z . nadiren. bayramdan bayrama * çok seyrek olarak. eli. eker bayram tebriğ i * Bayramı kutlamak için yazı gönderilen kart veya birine yapı ziyaret. konu ile hiçbir ilgisi olmayacak biçimde ters anlamak. * Bayramlarda verilen armağ an. bayramı kutlamak için yapı kı ziyaret. bayram koçu gibi * gösteriş ve zevksiz bir biçimde süslenmiş li olan. n ndan lı nan bayram ş ekeri * Özellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen ş veya çikolata. nı bayramlı k * Bayramda kullanı bayrama özgü olan. bayram günü * Bayrama rastlayan. bayramlıad k * Birisi tarafı hakaret yollu kullanı sözün kendisine ait olduğ bildirmek için kullanı ndan lan unu lı r.* çok sevinmek. n ğ ı bayram haftası mangal tahtası nı anlamak * sözü. bayramlaş mak * Birbirinin bayramı kutlamak. bayramıkutlandı gün. lı p lan bayram topu * Dinî bayramlarıbaş ğ duyurmak için atı top. bayram ziyareti * Dinî bayram günlerinde. Bayramî * Hacı Bayram Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. bayram namazı * Dinî bayramlarıilk gününde sabah namazı sonra kı özel namaz. lan.

baysungur * Ş cinsinden. kimi vakit. * Taban. baz losyon * Cildin esnek ve sağklı lı görünmesini sağ lamak ve özellikle yağ ciltlerin parlak görüntüsünü gidermek için lı kullanı bir tür losyon. * Bir asitle birleş bir tuz oluş ince turan madde. * Dolap gövdesinin zemine düzgün oturması yarayan çerçeve ş na eklindeki kaide. ra. esasî. m. esas. esas. mak. kadim. * Çok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan. * Ara sı arada bir. kimi vakit. baytar * Hayvan hastalı hekimi. bayrı bayrı lı k * Bayrı olma durumu. ra. lan baza * Mobilyanıuzunluğ n unca konulan dar ayak. ı . ş . bazal bazalt bazar bazen bazı . sert. yı cı kuş ahin rtı bir . bayramlıağ nı k zı açmak * kaba konuş küfretmek. Bayramüstü. * Temel. * Ara sı arada bir. kı dem. * Huzur ve refah içinde bulunma durumu. bir çeş yanardağ it kültesi. baysal baysallı k * Huzur ve refah içinde olan. kları baytarlı k baz * Baytarımesleğ n i.* küfür. veteriner. çok n ı yan * Koyu renkli. bayramüstü * Bayrama yakı n. bayramüzeri * Bkz. * Pazarlı alıveriş k. * Bazı olan (tuz) veya bazıözelliklerini taş (madde). * Çarş pazar. * Birtakı kimi.

* Dikdörtgen biçiminde. bazilika * Kral sarayı . fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan bazik oksitler * Çoğ oksijen bakı ndan zayı u mı f olan. * Türk alfabesinin ikinci harfinin adı . mı baziçe * Oyun. bazlama * Sacda piş irilmiş yuvarlak pide. * Baz niteliğgösteren. smı m kı sı * Ortadaki yüksek. iki sı sütunla. bazı (veya bazı) ları sı * birtakı . yanlardakiler daha alçak olmak üzere içi. asitlerle birleş tuzları ince ince veren oksitler. i * Birleş iminde asit ve baz ağ ğoranı ı ı rlı normal tuza göre az. bazitli mantarlar * Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu. n na bazik (tuz).bazı bazı * Ara sı arada bir. * Tatlı bol. * Roketatar. bazidiyospor * Bazitli mantarlarısporları verilen ad. sı n * Bazlama. kimisi. kalıgözleme. bazlamaç bazlaş ma bazuka . su ile birleş baz etkisi gösteren. bebe aspirini * Berilyum'un kı saltması . küçük çocuk. hey. * Bir maddenin baz durumuna gelmesi. yahu. * (teklifsiz konuş mada) Ey. bazı dingil döner bazı teker * karşklı kilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı ar anlamı kullanı ı iliş lı doğ nda lı r. Be be be bebe * Bebek. biçiminde kilise. üç salona ayrı ş ra lmı dikdörtgen . ra. bazit * Bazit mantarları üreme organı n . uç kı nda yarı çembere benzeyen bir çıntı olan Roma mahkemesi.

iş ı yer lı iş becelleş me * Becelleş iş mek i. budala. tahta. becerikli .den yapı insan biçiminde oyuncak. 0-2 yaş grubunda bulunanları ölümü. beceri * Elinden iş gelme durumu. karş klı değtirme. bebeklik etmek * bebek gibi davranı ş larda bulunmak. n) bebek gibi * çok güzel (kadı n). * Kiş yatkı k ve öğ inin nlı renime bağ olarak bir iş arma ve bir iş amaca uygun olarak sonuçlandı lı i baş lemi rma yeteneğ maharet. * Vücudun. yapı lması alı rmalara yatkıolması güç ş tı n durumu. * (küçük b ile) Sevimsiz. karşklı değtirmek. * Plâstik. iş ı yer lı iş becayiş becayiş etmek * değik yerdeki görevliler. bücür erkek. bebeğ yakır biçimde. ilâcı olarak yapı ş özel lmıaspirin. bebekleş mek * Şmarı davranı ı kça ş larda bulunmak. i. becelleş mek * Cebelleş mek. * Yer değ me. * Yaş yakı ı na ş mayacak davranı ş bulunan kimse. bebek beklemek * (kadı gebe durumda bulunmak. * Yeni doğ yavrunun yetiş an kinlerin bakı na sürekli olarak bağ olduğ dönem. mı ı mlı u * Bebek gibi davranı ş larda bulunma. bebecik * Küçük veya acı nacak durumda olan bebek. larda bebek * Meme veya kucak çocuğ u. ustalı maharet. * Göz bebeğ i. e ş ı bebek ölümü * Çeş hastalı itli klardan. n bebekçe * Bebek gibi. bebeklik * Bebek olma durumu. bez vb. e ş ı bebekleş me * Bebekleş iş mek i.* Küçük çocuklara içirilmek üzere. k. Beberuhi * Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı . lan * Sevgi sesleniş i olarak kullanı lı r. * bebeğ yakır biçimde.

maharetli. becerme * Becermek iş i. bedava * Karş ksı parası emeksiz. * Bir ş kullanı duruma getirmek. bedavalaş ma * Bedavalaş durumu. evcil bir hayvan (Numida meleagris). beceriklilik * Becerikli olma durumu. küçük bir kuş (Passer). bedavadan ucuz * çok ucuz. bedaheten * Birdenbire. üstesinden gelmek. ı z. beceriksizlik * Beceriksiz olma durumu. eyi lmaz * Irzı geçmek. rak ünde. lüzumlu. bozmak. na * Birini öldürmek. ansın. Beçene bedahet * Besbelli. becermek * Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak. * İ acele. lı z. kirletmek. mak . başküçük ve çı tüyü mavimtı kül renginde. bedavacı * Her ş bedavadan sağ eyi lamaya çalı (kimse). apaçıolma durumu. mahir. düş zı ünmeksizin. bedavadan * Bedava olarak. k. kirletmek. tavuk büyüklüğ ı plak. k * Bir konuda hazı ksıkonuş rlı z abilme yeteneğ i. beceriksiz * Becerisi olmayan. elinden iş gelen. uz bedava sirke baldan tatlır dı * masrafsıveya emeksiz elde edilen ş z eylere herkes istek gösterir. becet becit * Serçegillerden. ş an bedavacı lı k * Bedavacı olma durumu. usta olmayan. Beç tavuğ u * Tavukgillerden. ustalı maharet. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri.* Becerisi olan. usta. vedi. * Gerekli.

i bedduası tutmak . bedbin olmak * ümitsizliğ düş e mek. karamsar. bedayi bedbaht * Estetik yönü ağ basan güzellikler. bedbinleş me * Bedbinleş iş mek i. karamsarlı pesimizm. birinin işsürekli ters gitmek. beddua sinmek * ilencin tutması yüzünden. bedbaht etmek * üzmek. * Kötü yüzlü. bedbinleş mek * Kötümserleş mek. ı r * Mutsuz. bedbahtlı k * Mutsuzluk. lânetlenmiş . ümitsizliğ düş ğ a e ürmek. bedbinleş tirmek * Kötümser. bedbin etmek * üzmek. * Asısuratlı k . suratsı z. kötümser olmak. bedbinlik bedçehre * Kötümserlik. intizar etmek. kötümserliğ kapı e lmak. bedbaht olmak * üzülmek. z. bedavadan. pesimist. bahtsı k. bedbinleş tirme * Bedbinleş tirmek iş i.bedavalaş mak * Bedava duruma gelmek. karamsarlı sokmak. k. bedavası na * Bkz. karamsar duruma getirmek. bedavaya * Çok ucuza. *İ lenme. beddua beddua etmek * ilenmek. zlı bedbin * Kötümser. ilenç. bahtsı talihsiz. karamsar olmak.

bedel ödenilen. mı * Beden eğ öğ itimi retmeni. * Bedel verdiğiçin kı süre hizmet gören asker. ş ı * Kale duvarı . için bedel vermek * askerlik yapmamak veya kı süre yapmak için devlete para ödemek. veya isel m lan beden * Canlı klarımaddî bölümü. erli. * Bir ş yerini tutabilen karşk. eyin ı lı * Eş denk. bedelli askerlik * Askerlik çağ gelmiş ı na gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptı kı süreli vatanî görev. başkol ve bacak dında kalan bölümü. çoban. vücut. beden cezası * İ vücudu üzerine uygulanan ceza. kları sa bedelsiz * Bedeli olmayan. * Bedelci. . sa bedelci bedelli * Bedeli olan. bedel tutmak * kendi yerine askerlik yapması birini para ile tutmak. * Çok değ bedeli belirlenemeyen. kasın na ile * Uş hizmetçi. fiilen. i sa bedelsiz ithalât * Yurt dındaki iş ş ı çilerin veya geçici görevle yurt dına giden kamu görevlilerinin dönüş ş ı lerinde kendi mesleklerinin icrası kiş kullanı için getirdikleri mallar için yapı düzenleme. varlı n * Vücudun. bedenî * Beden bakı ndan. vücuduyla. ymet. beden eğ itimi. . * Baş nıadı ve onun parası hacca giden kimse. bedduası almak nı * biri tarafı kendisine ilenilmek. * Bkz. * Askerlik yapmamak veya yapı süreyi kı lacak saltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. gövde. lı ı yla veya z beden terbiyesi * Spor iş lerinden sorumlu makam. ak.* ilenci yerine gelmek. bedel ödenilmeyen. kı er. ndan bedel * Değ fiyat. it. nsan beden eğ itimi * Vücudu güçlendirmek ve sağğkorumak amacı araçlı araçsıhareketler yapma. bedence bedenci bedenen * Bedeniyle.

* (büyük b ile) Bedevîlik tarikatı olan derviş ndan . beğ enilen. * Güzellik ölçülerine uyan. * Kötülük isteyen. ı . bedenli * Bedeni olan. ğ ı mesi lan bedevîlik bedhah bedihî bediî bedirlenme * Bedirlenmek durumu. *İ çinde değ eş alıp satı kapalı ı erli ya nı lan çarş . * Parlak ve sağklı lı görünmek. apaçı k. bediîleş mek * Bediî duruma gelmek. yüzyı kurulan bir Sünnî tarikatı lda . mek bedirleş mek * Ay bedir durumunu almak. * (büyük b ile) XIII. bediiyat bedik bedir * Dolunay. * Estetik bilimi. bediîleş me * Bediîleş iş mek i. bedirlenmek * Dolunay biçimini almak. gözü gönlü okş ayan. bedirlenmek. bedirleş me * Bedirleş durumu. rda ayan * Böyle bir hayat sürdüren kimse. * Estetik. kötü yürekli. ayıon dördü. çadı yaş göçebe. bednam . bedenî. * Bedevî olma durumu. * Kazak Türklerinde bir hastalın iyileş için yapı tören. güzel sanatlar.* Bedenle ilgili. * Çölde. bedensel. n bedirik * Temizlenip taranmıve eğ ş rilmeye hazıduruma getirilmiş veya pamuk topağ yumağ r yün ı . bedensel bedesten bedevî * Bedenle ilgili. * Besbelli.

uz * Akdeniz bölgesinde yaygıbir çiçek. tma sı * Son derece. reçine. a beğ enirlik * Beğ enme durumu. zevk. zevk. ı rı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. yi * Sevilmek. beğ enilen. . bedük * Çam sakı. kötülüğ ile dillere düş ü en. pek çok çeş bulunan sı ülke bitkisi ve itleri cak (Begonia). i beğ enilmek * İ ve güzel bulunmak. * Hint prenseslerine verilen unvan. rma * Beğ enme duygusu veren. beğ endirme * Beğ endirmek iş i. * Beğ enmek iş i. beğ eniş beğ enme * Beğ enme.* Kötü ün kazanan. örneğbegonya olan bir bitki familyası ki i . beğ enilir olma durumu. n beğ enilir beğ enilme * Beğ enilmek işveya durumu. begonyagiller * İ çeneklilerden. * Övücü tanı yazı. hünkârbeğ endi. begüm beğ beğ ence beğ endi * Bkz. beğ endirmek * Beğ enilmesini. pek çok. zı begayet Begdili begonvil begonya * Begonyagillerden. gusto. * Güzeli çirkinden ayı yetisi. aş . dekoratif yaprakları renkli çiçekleri olan. hoş gitmek. beğ eni * Güzel veya çirkin yargını sı verdiren duygu. hoş görünmesini sağ lamak. * Bey. takriz.

beher * Her bir. p p. nasip. * Sarı çalan açıkahverengi. kı ma lan * Dört ayaklı hayvan. hor görmek. iyi veya güzel bulmama. * Çış bildirmek için kullanı bir ünlem. kuş ile karş ku ku ı lamak. * Pay. * (duygular için) Hayvanca. beis yok bej * zararı önemi yok. yi * Benzerleri arası birini seçip ayı ndan rma. bîbehre. yi * Kuş duymak. hayvana yakır biçimde olan. çı behemehal * Her hâlde. ya k * Cennet. beğ lik * Beylik. * Onaylamamak. hisse. uymazlı k. beis görmemek * sakı zarar görmemek. tasvip etmek. kabul etmek. * Kötülük. uçmak. ne olursa olsun. behavyorizm * Davranı lı ş k. hissesi olmayan. * Payı . * Küçümsemek. beğ ı sı enmeyenin umursanmadını ğ anlatı ı r. ne yapıyapı mutlaka. beğ enmemek * İ veya güzel bulmamak. beğ enmezlik * Beğ enmeme. beğ enmeyen kını zı (veya küçük kınıvermesin zı) * bir durumun beğ enilmemesi karş nda. ş ı . nasibi. behiş t behre behresiz beis * Engel. yok. behey behime behimî behimîlik * Behimî olma durumu. nca. zarar. * Onaylamak.beğ enmek * İ veya güzel bulmak.

gereğ değ ince erlendirememesi tâbiîdir. * Doğ k. cı k. gözcü. beka bulmak * ölmezlik erdemine ulaş ölümsüzleş mak. k.* Bu renkte olan. nı * Kalılı ölmezlik. * Evlenmemiş kimse. tazelik. yenilik. sı ini bekâr odası * Bekârları taş n. masumluk. önemsememesi. katı lam. ı * Çulluk. z lan z zlı * Saflı temizlik. * Evli olduğ hâlde ailesinden ayrı u . * Hava gazı lâmbasın ucu. eyi bekçi kalmak * koruyucu. kı k. bekârlısultanlı k k * evlenmeden tek baş yaş ı na amanı daha iyi olduğ anlatı n unu r. bekâret * Kıoğ kıolma durumu. * Bekârlarıyaş ğmüstakil ev. radan gelmiş çilerin kalacağoda. bekçilik * Bekçinin yaptı iş ğ . yalnıyaş kimse. allı bekârhane * Bekârlarıkalması ayrı ş n için lmıveya düzenlenmiş oda. sağ bek bek beka * Savunucu. mek. n adı ı bekârlı k * Bekâr olma durumu. erdenlik. * ölüm veya boş anma dolayıyla eş yitirmek. bekar bekâr * Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota iş areti. . bek * Sert. iş ı bekâra karı aması boş kolaydı r * bilgi ve tecrübesi olmayan bir kimsenin işhafife alması i . bekas bekçi * Bir ş veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse. * Sanat ve düş üncede özgünlük. z ayan bekâr kalmak (veya yaş amak) * evlenmemek. denetleyici olarak beklemek. . evlenmemiş olmak.

direnmek. ine beklenmez * Beklenmeyecek durumda olan. bekitme bekitmek * Kapamak. ı sı bekleme * Beklemek iş i. beklenme * Beklenmek durumu.bekçilik etmek * (bir ş bekleyip korumak. * Bir ş bir kimseyi gözetmek. beklemek * Bir iş oluncaya. tı kamak. beklenmedik * Birdenbire. me bekleme yeri * Bir kimseyi veya taş beklemek için ayrı bölme. tı kanmak. in * Süre tanı acele etmemek. beklenilmek * Beklenmek. istemek. korumak. bekleme odası * Bir kimseyi veya bir taş beklemek için gelenlerin oturdukları ı tı yer. eyi. ansın. . ile görüş öncesinde oturulan yer. nat * Kapanmak. biri gelinceye değ bir yerde kalmak. * Bekitmek iş i. avukat vb. * Aramak. bekinmek * İ etmek. zı beklenmek * Beklemek iş konu olmak. bekle yârin köş esini! * yakı gerçekleş i sanı nda eceğ lmayan umutlar karş nda söylenir. muhafaza etmek. * Karş ı ı lması laş ihtimali bulunmak. eyi) bekinme * Bekinmek iş i. * Ummak. bekleme salonu * Doktor. durmak. bekleme odası ı tı lan . mak. * Vakit öldürme. beklemeli * Sıfta kalıderslere devam etmeyen (öğ nı p renci). bekleme salonu. beklenilme * Beklenilmek iş i veya durumu.

*İ çkiye düş künlük. bekletmek * Beklemek iş birine yaptı ini rmak. bekleyiş * Beklemek işveya biçimi. beklenmeden lan in olduğ anlatan birleş fiil. ı iklimlerde yetiş bir kaktüs (Echinocactus). unu ik beklenti * Bir olgunun sonunda gerçekleş beklenen ş mesi ey. Bektaşüzümü î * Taşrangillerden bir çalı kı (Ribes grossularia). ine i yapı bekletme * Bekletmek iş i. ayyaş kün. * Bireyin belli ş ve durumlarıalacağbiçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki ön görüş art n ı ü. * Bu çalın mayhoşnohut büyüklüğ nı . bekleş me bekleş mek * Birlikte veya karşklı ı beklemek. * Bektaştarikatı olma durumu. ünde. bektaş îkavuğ u * Büyük ve güzel çiçekler veren. lı bekletilme * Bekletilmek iş i veya durumu. i bekri bekrilik Bektaş î * Hacı Bektaş Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. Bektaşbabası î * Bektaştarikatı olan derviş î ndan . bekletilmek * Bekletmek iş konu olmak veya bekletmek iş lmak.beklenmezlik * Beklenmeme durumu. Bektaşdedesi î * Bektaştarikatı daha üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taş derviş î nda ı yan . beklenmezlik fiili * -acağ ı /-eceğbiçimindeki sı i fat-fiil ekine tutmak fiili getirilerek yapı ve iş istenmeden. lı . Bektaşsı î rrı * Çok gizli tutulan sı r. ak veya kara yemiş i. ayyaşk. lı k en Bektaş îlik * Bektaş tarikatı î . . î ndan bel *İ çkiye düş içkici. * Bekleş iş mek i veya durumu.

bel bel * Atmı meni. ucu sivri kürek lacak veya çatal biçiminde bir tarı aracı m . an rı bel bağ ı * Bel kemeri. uzun saplı ı . salı salı rı rı na na. k. ayakla bası yeri tahta. iş vermek. bel fı ı tı ğ * Bel bölgesinde fı tı k. bel kı rmak * gövdeyi. bel ağ sı rı * Bel çevresinde oluş ve duyulan ağ. sperm. mcı ı na bel bel * Durgun.* İaret. bel kemeri * Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan. sı n altı rastlayan bölgesi. deri. * Dağ rtları geçit veren çukur yer. güvenmek. te) n i . bel bellemek * toprağbelle kazmak. bel gevş i ekliğ * Cinsel gücü yitirme. temel. kumaş veya metalden yapı özel bağ lan . * Bir ş varlı ile ilgili en önemli bölümü. anlamsıbakmayı z anlatan bel bel bakmak deyiminde geçer. ş bel * İ bedeninde göğ karıarası daralmıbölüm. esas. ı bel etmek * iş koymak. bel kemiğ i * Omurga. nsan üsle n nda ş * Bu bölümün. aret aret bel evlâdı * (bir kimsenin) Öz çocuğ ı . * Toprağkazmaya veya kirizma yapmaya yarayan. sı nda * Geminin orta bölümü. bel * Ses ş iddetiyle ilgili birim. belden sağ sola bükmek. bel bağ lamak * birisinin kendisine yardı olacağ inanmak. rtı na * Hayvanlarda omuz başile sa ğ arası ı rı . eyin ğ ı bel kı kı ra ra * kıta kıta. a bel kündesi * (güreş Ellerin arkadan gelip hasmıgöbeğüzerinde kilitlenmesi yolundaki kündeleme.

* destek olmak. nları * -den dolayı . belâgat * İ konuş sözle inandı yeteneğ yi ma. kı ya * Hak edilen ceza. kı ve belâ okumak * birine beddua etmek. yorum gerektirmeyen. ncalı * Büyük zarar ve sıntı yol açan olay veya kimse. * Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak. belâhat * Alı k. retorik. rma i. * Kavgacı irret. eyde belâgatli * Belâgati olan. musallat olmak. -den sebebiyle. belâgatsiz * Belâgati olmayan. * Bir ş gizli olan derin anlam. nı nt lı ı cı ğ ı bel soğ ukluğ uğ una ratmak * bir iş veya bir söze gereksiz yere karı onun akını e ş arak ş sektirmek. nı tiğ belâlı * Yorucu. * Söz sanatları inceleyen bilgi dalı nı . klı belâlar mübareğ i * istenilmeyen. üzücü. * (istenmedik bir davranı zorlayan) Etki. ı laş belâya uğ ramak . yapmacı uzak. ş a belâ aramak * kavga çı karmak için fı aramak. belâya çatmak (girmek veya uğ ramak) * beklenmedik bir belâ ile karş mak. kaçılan bir durumun gerçekleş i bildirilirken alay yollu söylenir. kı güç. hiçbir yanlıve eksik anlayı yer bı ş ş a rakmayan. rsat belâ çı karmak * kavga çı karmak. düzgün anlatma sanatı ktan . ı bel vermek * (duvar gibi dik ş eyler) dı ya veya (tavan gibi yatay ş ş arı eyler) aş ı doğ kamburlaş ağ ya ru mak. can sıcı kı.ş * Yolsuz kadı n zorba dostu. .bel soğ ukluğ u * Üreme organların akı ıve bulaş bir hastalı. belâ *İ çinden çılması sakı durum. belâsı belâsı bulmak nı * hak ettiğcezayı i görmek. belâ kesilmek * birisine sıntı eziyet vermek.

* Mekân. belediye meclisi * Belediye tüzel kiş ine tanı yetkileri kendinde toplayan organ. kanı belediye sarayı * Belediyeye ait bütün iş yapı ğve büroları bir arada bulunduğ büyük yapı lerin ldı ı n u . kilâtı u belediye baş kanı * Belediye teş nı kilâtı yöneten kimse. özel kanunlarla belediye meclisince verilen görevleri. su ve esnafı denetimi gibi kamu n hizmetlerine bakan. belediye * İ ilçe. ı laş belâyı n almak satı * göz göre göre belâyı üstüne çekmek. tetkik eden ve karara bağ ğ ı layan organ. iliğ nan belediye nikâhı * Medenî kanuna göre kılan resmî nikâh. belediye çavuş u * Zabı iş ta lerinde üst görevli. belediye encümeni ve belediye memurları oluş kuruluş ndan an . belediye meclisi toplu bulunmadı zaman. belediye im yla kanı meclisi. leri . belediye baş . üyeleri halk tarafı seçilen. bucak gibi yerleş merkezlerinde temizlik. beldeitayyibe * Medine ş ehri. yer. belce * İ kaş . tüzel kiş i olan teş ndan iliğ kilât. belediye teş kilâtı * Nüfusu iki binden fazla olan yerleş yerlerinde hükûmet kararı kurulan. ta belediye reisi * Belediye baş . belediye encümeni * Belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren. belediyeci * Belediye iş görevlisi. çevre. * Bu teş n bulunduğ bina. ki arası Belçikalı * Belçika halkı olan (kimse). im nlatma.* çok kötü bir durumla karş mak. aydı l. belediye suçları * Belediye buyrukları ve yasakları aykıdavranı na na rı ş lar. kalıkumaş n . yı belediye polisi * Zabı görevlisi. ndan belde *Ş ehir. * Bir tür pamuklu. * Yerleş ik. beledî *Ş ehirle ilgili.

belek * Kundak. yüksek yer. belerme * Belermek iş i. * Belertmek iş i. belediyelik * Belediyeyle ilgili. * Beşe konulan yatak. * Beleş olma durumu. * Dağ üzerindeki yüksek geçit. bayı r. dik dağ yolu. llı i. * Bulanmak. * Tepe. akı görünecek biçimde açmak. iğ beleme * Belemek iş i. belen * Bel. tı belemir * Orta Anadolu'da tarlalarda yetiş çiçekleri mavimsi renkte bir yık bir bitki. belermek belertme * (göz için) Akı belirecek biçimde açı iyice lmak. lüpçü.belediyecilik * Belediye iş leri. * Bulamak. belemek * (çocuğ Kundaklamak. kantaron (Cephalaria syriaca). çi . parasıelde edilen. belediyelik olmak * belediye ile ilgili bir iş i olmak. u) * Beşe yatıp bağ iğ rı lamak. çok beleş * Karş ksı emeksiz. belenmek * Kundaklanmak. belertmek * Gözlerini. örtülmek. bulaşrmak. belenme * Belenmek iş i. ı z. bulaş mak. bedavacı z . lı z beleş (veya bahş) atıdiş (veya yaş bakı iş n ine ı na) lmaz * bedava gelen ş kusur aranmaz. çocuk bezi. peygamber çiçeğ mavi en. eyde beleş çi beleş çilik * Parasıgeçinmeyi seven.

tası nda layan araç. kendi tabiî çevresi ve akı içinde veya gerçeğ en yakı biçimde nan ş ı e n hazı rlanmıyapay bir yerde iş ş leyen. * Bir gerçeğ tanı k eden yazı e klı . ine * İ yı üste aynı nı kalan öğ ki l üst sıfta renci okuldan çı lmak. belgelendirme * Belgelendirmek iş i. yöneten sinemacı . beletmek belge * Kundaklatmak. yansı belgeselci * Belgesel. belgegeçer * Yazı bilgi ve belgelerin telefon sistemi vası yla bir yerden bir yere iletilmesini anı sağ lı . faks. ş an * Belgesel niteliğ indeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen (kimse). i ey). belgelenmek * Belgelemek iş konu olmak. karı belgeci * Belgesel filmler yapan. * İ yı üste sıfta kaldı için okula devam etme hakkı yitirerek belge alan. arş ları ğ ı iv. ortaya çı ru unu karmak. i. doküman. vesika. film çeken veya bunun üzerinde çalı (kimse). tevsik etmek. * Emek vermeden. beleş ten beletme * Beletmek iş i. raf. belgelik belgesel belgesel film * Hayattan alı herhangi bir olguyu. belgelendirmek * Belge göstererek belirtmek. belgelemek * Bir olgunun doğ olduğ belge ile göstermek. para vermeden elde etmek. karı belgeli * Belgesi olan. belgeleme * Belgelemek iştevsik. lı belge almak * (iki yı l aynını üst üste kalan öğ sıfta renci) okuldan uzaklaşrı tılmak. belgelenme * Belgelenmek iş i. okuldan çı lmak. * Belge niteliğtaş film veya televizyon programı i ı yan . ki l üst nı ğ ı nı * Belge ve yazı n saklandı yer. karş ksı ı z. fotoğ resim. belirli bir amacı tan film.beleş konmak e * emek. film vb. . * Belge niteliğbulunan (ş dokümanter.

aret belgisiz sı fat * Bkz. sarahat. * Belirli olmayan. belgilemek * Belgi ile göstermek. beli çökmek * kamburlaş mak. zavallı . beli gelmek * cinsel birleş sı nda salgı almak. beli bükülmek * yaşlıyüzünden güçsüz kalmak. beli bükük * Beli bükülmüşgüçsüz. * Duyuşdüş . ünüş inanı ayıcı ve ş taki rı özellik. belirsizlik sı . belik . beli açı lmak * küçük aptesini tutamaz olmak. iş edilemeyen. belirli olan. me rası boş beliğ * Belâgati olan. an. ş iar. belgileme * Belgilemek iş i.belgeselcilik * Belgeselcinin yaptı iş ğ . belgin belginlik belgisiz * Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. belirsizlik zamiri. bir iş lı k yapamayacak duruma düş mek. belgili * Belgiye dayanan. sarih. gayrimuayyen. beli * Senet. ı belgi * Bir ş benzerlerinden ayı özellik. fatı belgisiz zamir * Bkz. ş alâmet. belgit burhan. belgisizlik * Belgisiz olma durumu. . hüccet. niş eyi ran iar. * Belgin olma durumu. belâgatli. ru ka * Evet. * Bir önermeyi tanı tlamak için gösterilen ve daha önce doğ diye kabul edilen baş önerme.

belirleme * Belirlemek iştayin. örgü hâlinde. belirli kı lmak. belini doğ rultmak (veya doğ rultamamak) * yeniden durumunu düzeltmek. belirginleş tirmek * Belirgin duruma getirmek. * Bir kavramı anlamın. içeriğ yapınıveya sırların tam olarak belirlenmesi iş gerektirim. belinden gelmek * birinin dölü olmak. aş n aş n belirgin * Belirmiş durumda olan. k. ayı cı nı mı ı tı belirlenim * Belirli duruma gelme iş i.yaslanmak. belinlemek * Birden uyanarak çevresine korku ile ş kış kı bakmak. determinasyon. belini bükmek * çaresizlik içinde bı rakmak. sarih. belirginleş tirme * Belirgin duruma getirme. belirginlik * Belirgin olma durumu. . irkilmek. belinleme * Belinlemek iş i. genellemek karş . eyi belini vermek * dayamak. belik belik * Örgü örgü. sırlamak. beliklemek * Saçları örmek. özünü oluş turan ögeleri açı klayarak tanı mlamak. * Yeni bir kavramı . i. kapsam bakı ndan daraltmak. belini kı rmak * birini bir ş yapamaz duruma getirmek. belirlemek * Belirli duruma getirmek. tayin etmek. belirginleş me * Belirgin duruma gelme.* Saç örgüsü. belirginleş mek * Belirgin duruma gelmek. n nı inin. besbelli. . belikleme * Beliklemek iş i. açı bariz. nı * Bir kavramı rı bir öge ekleyerek sırlamak. sın nı nı i.

* (önce belli veya görünür olmayan bir ş için) Ortaya çı ey kmak. i nda * Bilinmeyen. -miş geçmiş 'li . (-di) (-ti) ı lanı . belirli nesne * Belirtme durumu ekini almı geçiş fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu. determinist. ini kası olarak bildiren kip. görülen geçmişBu zaman Türkçede -dı / -tı ekiyle karş r. * Niteliğhakkı tam bir bilgi edinilemeyen. belirsiz belirsiz geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğ baş ndan duyarak veya belirsiz i n. meçhul. içinde bulunduğ ş ı u artlarla belirlenmediğ insanıözgür ini. sı belirlenimcilik * Her olayıbaş olaylarıgerekli ve kaçılmaz bir sonucu olduğ ileri süren öğ gerekircilik. gayrimuayyen. determinizm. * Bir düş veya durum için. belirli belirsiz * Yarı belirgin durumda. indeterminizm. * İ iradesinin hiçbir ş bağ olmadını nsan arta lı ğ . mek i belirleş mek * Belirgin duruma girmek. muayyen. uçtu vb. bir sebebe bağ na lı lanmayan olay ve durumlarıda bulunduğ öne n unu süren görüş .belirlenimci * Belirlenimcilik yanlı olan (kimse). sı belirlenmezcilik * Nedensellik yasası bağ olmayan. ünce * İ görünür ve anlaşr bir durum almak. tezahür etmek. görülmeyen geçmiş . müphem. tebellür etmek. belirlenme * Belirlenmek iş i. ş . . n iradesinin nedensellik yasası bağ olmadını na lı ğ savunan görüş ı . tebarüz etmek. i. n ka n nı unu reti. belirlenmezci * Belirlenmezcilik yanlı olan (kimse).Aldı . indeterminist. belirlenmek * Belirli duruma getirilmek. belirli geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunan zamandan önce olup bittiğ kesinlikle bildiren kip. yice ı lı * Belirli olmayan. ini . belirli * Açıve kesin olarak sırlanmıveya kararlaşrı ş k nı ş tılmıolan. gerekirci. biçti. -di'li geçmiş i n. li belirlilik * Belirli olma durumu. gülmüş lamıgibi. belirleş me * Belirleş işveya durumu. ağ ş . indeterminizm. belirme belirmek * Belirmek iş tebellür etme. az çok belli olan. Türkçede bu zaman -mı/ -miş ş ekiyle kurulur: Gelmiş . kesin bir biçim almak.

belirtilmek * Belirtmek iş konu olmak. tamlananı -in sı üçüncü kişiyelik eki alan ve belirli bir kavram taş tamlama: i ı yan Doğ n kalemi. fat: . sarih meful. çiçeğ kokusu gibi. belirtken * Bir özlü sözle birlikte kullanı iş lan aret. k. belirtili * Belirtisi olan. eyin. biri vb. tasrih. belirsizlik zamiri *İ smin yerini belirsiz. belirteç * Zarf. * Belirtilmiş olan. an. belirtme durumu belirtme . * Belirtilmemiş olan. bildirme. birçoğ azıherkes. belirtili nesne * Belirtme durumundaki nesne. Tuz Gölü gibi. birkaçı sı . * Açı belli. kabataslak tutan zamir: bazı. * Tamlayan. * Bir olayı veya durumun anlaş n ı na yardı eden ş alâmet. belirten belirti belirtik belirtilen * Tamlanan. sarih. * Belirli kı görüş lma. tamlananı yalı genellikle üçüncü kişiyelik eki alan ve çoğ kez tür kavramı i u veren isim tamlaması : Ankara kedisi. belirli kı lı nan. belirtili tamlama * Tamlayanı (-nin) takı. müphemiyet. n k ya. an'ı in belirtilme * Belirtilmek iş i. m.belirsizlik * Belirsiz olma durumu. her. u. * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş amblem. birtakı filan vb. * Gösterge. ine belirtisiz * Belirtisi olmayan. birkaç. belirsizlik sı fatı *İ simleri yaklaş kabataslak belirten sı bazı ı k. niş niş lması m ey. ane. n belirtisiz tamlama * Tamlayanı n durumda olan. belirtisiz nesne * Yalı durumdaki nesne. .

mütearife. Kaç öğ renci? Hangi ev? Üç çocuk gibi. hafı dağ k. belirtmek * Açı klamak. ı lan aksiyom: "Tüm. * Doğ olabileceğgibi. tasa. belladonna * Güzelavrat otu. za.* Yüklemi geçişbir fiil olan cümlede fiilin doğ li rudan etkilediğ-i (-ı -ü) ekini almıisim. yanlıda olabilen. soru. -u. ru i ş lı . olası ihtimalî. * Belitlemek iş i. * Tümden geliş bir bilime esas olacak belit sistemi. lmak ğ ı bellek kaybı * Bellek yitimi. belki de * ş da olabilir. Evi gördüm. bellek karıklı ş ğ ı ı * Kelimelerin doğ anlamı hatı ru nı rlayamamak veya ilk olarak görülen bir ş önce gördüğ sanma eyi ünü duygusuna kapı biçiminde beliren bir ruh hastalı. belleğ yitirmek ini * bellek kaybı uğ na ramak.. akı l. . programı iş değ meyen verileri. beliye belki * Muhtemel olarak. ya . i hâli. tebarüz ettirmek. * Felâket.. ş durumu. belit * Kendiliğ inden apaçıve bundan dolayı k öteki önermelerin ön dayanağsayı temel önerme. lı . öğ . yükleme i . keder. bellek * Yaş ananları renilen konuları . n belitken belitleme * Belitler sistemi. arcı * Bir bilgisayarda. yapı iş gerekli olan ara sonuçları lacak için toplayan bölüm. Yazı okudum. akuzatif. * Belitleme kuramı ortaya koymak. ihtimal. yı belirtme grubu * Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi: Kalıbir kitabısüslü cilt kapağbir belirtme grubudur. bunları geçmiş iliş n le kisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü. parçalarıher birinden büyüktür" sözü bir belittir. Birinci dönem. imci belitlemek * Belgeye dayanarak ortaya koymak. belli ve kesin olmayan. * Olsa olsa. sayı belirsizlik bakı ndan belirten sı Bu kapı veya mları fat: . u belkili * Olası muhtemel. nı belitlenebilirlik * Belitlenebilen kuram. olabilir ki. n n ı belirtme sı fatı * Bir ismi gösterme. ya.

* Bellemek iş i. malûm. anlaş bedihî.bellek yitimi * Büyük sarsı veya humma yüzünden belleğ bozulması kaybolması ntı in veya biçiminde beliren ruh hastalı. * Bilim kurumların çalı nı ş maları ilgili yazı haberlerin yayı ile ve mlandı dergi. müzakereci. * Belirli. öğ ine renilmek. belli belirsiz * Zorlukla seçilebilen. haş . * Önemli. ine belleten belletici * Çalı rı. iyice görünür anlaşr duruma getirmek. bellenmek * Bellenmek (II) iş konu olmak. hissettirmek. yarı belli. meş veya kalıkumaş n rtı in n parçası k. ortada olan. tı belletme * Belletmek iş i. belletmen * Orta öğ retimde etütleri denetleyen kimse. muayyen. belli olmak . çok az belli olan. belletici. bellenmek * Bellenmek (I) iş konu olmak. yapı a. bellem belleme belleme bellemek * Öğ renip akı tutmak. ğ ı * Belleğ kı bir süre durup iş in sa lememesi. ikâr. yarı bellisiz. belli etmek * açı klamak. * At ve benzeri hayvanlarısı na vurulan keçe. belletmek * Bellemesini sağ lamak. muayyen. lda * Sanmak. bellemek * Bel denilen araçla toprağiş ılemek. ğ ı * Bellemek yetisi. ı lı * sezdirmek. öğ retmek. öğ ş cı retici. belli baş lı * Belirli. zahir. belli * Beli olan. * Gizli olmayan. belli * Bilinmedik bir yanı olmayan. aş ı lan. duyulabilen.

nı * Bencillik öğ retisine inanan. benbencilik * Benbenci olma durumu. balsam. kibirli. ben ş mı ahı (veya ş eyhimi) bu kadar severim * ben bundan daha çok özveride bulunamam. * Belli olmayan. bencil * Yalnıkendini düş z ünen. koyu renkli leke veya kabartı u uş . bellik * İaret. hodpesent. açı klanmak. bembeyaz * Çok beyaz veya her yanı beyaz. ego. bence benci * Kendini beğ enen. ben * Olta veya tuzağ konulan yem. üm bencil olmak . hodbin. * Pıl pıl. hep kendinden söz eden. muayyeniyet. ma * Saçta. marka. bedahet.* anlaş ı lmak. gururlu. sen * özel iliş kilerimiz sürüp gittikçe (senin bana iş düş in er). ş bellilik bellisiz belsem * Belli olma durumu. egoist. bilinemeyen. ben hancı yolcu oldukça . nlaşrı ş ben * Çoğ doğ tan. kendi çı karları herkesinkinden üstün tutan. apak. ran * Bir kimsenin kiş ini oluş iliğ turan temel öge. megaloman. hodkâm. * En çok üzümde görülen olgunlaş belirtisi. ben ben bu iş yokum te * ben bu iş karı e ş mam. a * Kuş yavrusuna taş ğyem. * Bana göre. apaçı rı rı k. bemol * Bir sesin yarı ton kalı tılacağ gösteren nota iş m nlaşrı ı nı areti. düş ündüğ gibi. benbenci * Kendini çok öven. * Bkz. un ı ı dı * Tekil birinci kiş gösteren zamir. sakalda beliren beyazlı k. * Böylece kalı tılmı(ses). kendini her konuda üstün gören. tende bulunan ufak. iyi * Kiş öbür varlı iyi klardan ayı bilinç.

benden söylemesi. kölenin evi. egoizm. ğ eyi ı bendeniz * alçak gönüllülükle ben yerine ve "köleniz'" anlamı kullanı nda lı r. ş ta bencilce * Bencile yakır biçimde. bendegân * Kullar. benden günah gitti * Bkz. bencillik * Bencil olma durumu. rken lan bendezade * Bendenin oğ lu. * Köle ile ilgili. bendir benefş e * Alaturka çalgı aleti. egoistlik. * Menekş e. bendegî * Kulluk. kölelik. * Kendi benini ve çı nı karı hayatımutlak ilkesi yapan anlayı n ş . . benden söylemesi * ben üzerime borç saydım ş söyledim.* bencilce davranı bulunmak. hodbinlik. köleler. ş ı bencileyin * Benim gibi. bencilleş me * Bencilleş iş mek i. bencilleş mek * Bencil duruma gelmek. hodpesentlik. köle. bendeniz cennet kuş u * kendini tanı tı kullanı bir deyim. bencillik etmek * bencil davranmak. al benden de o kadar. bencilik * Benci olma durumu. lın ğ zca koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğ ileri süren öğ unu reti. * İ n bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş nsanı olduğ buna göre ahlâklı ı da yalnı kendini unu. egoizm. bende * Kul. benden de al o kadar * Bkz. kendimi suçlu saymam. köleye ait. bendehane * Bendenin.

u ü iyle raş dı beniâdem * Âdemoğ . benekli * Ufak lekeleri bulunan. beniçinci * Kiş benliğ merkez sayma görüş benmerkezci. ebedî. * Sonsuz ve ölçülmez zaman. * Ölmezlik. insanlar. beni sokmayan yı bin (yıyaş n lan l) ası * zararlı olduğ bilinen. benekli köpek balı ğ ı * Kara benekli. benekleş me * Benekleş işveya durumu. ulları benibeş er *İ nsan. inin ini ü. baş cı sonu olmayan varlı langı ve k. * Sonu olmayan. hep kalacak olan. küçük boyda bir cins köpek balı (Scylliorhinus canicula). ölümsüz. ebedîlik. abı çene ine lan hayat. muş beneklenme * Beneklenmek iş i. ölümsüzleş ama i mek. ebedîleş mek. sonsuz yaş niteliğkazandı ama i rmak. ama kimseye kötülüğ dokunmayan kiş uğ mamalır. fekül. parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluş bölüm. puan. ey * Güneş lekeleri yöresinde görülen. mek i benekleş mek * Benek benek durum almak. bengilemek * Bengi kı lmak. bengilik * Zamanla ilgisi. bengileş me * Bengileş iş mek i. ğ ı bengi bengi * Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunları biri. beniçincilik . nokta.benek * Herhangi bir ş üzerindeki ufak leke. bengileme * Bengilemek iş i. beneklenmek * Benek oluş mak. bengileş mek * Sonsuz yaş niteliğkazanmak. ölümsüzleş tirmek. ebedîleş tirmek. ndan bengi su * İ sonsuz hayat verdiğ inanı ve efsanelerde geçen su.

* Bir ş birine bağ eye. güçlü olduğ inanan. benliğ inden çı kmak . inin ini ü. döner döner yine okur lum * "çok çalı na karşk verimli ve yararlı ş ması ı lı olmuyor" anlamı kı nda nama veya eleş belirtmek için tiri kullanı lı r. benildeme * Benildemek iş i. una benim oğ bina okur. tesahup etmek. benimseme * Benimsemek iş sahip çı tesahup. ınmak. benimsetmek * Birinin benimsemesini sağ lamak. kabullenmek. lanmak. benli benli * Teninde ben bulunan. kma. benizli * Benzi bulunan. benim diyen * kendine güvenen. benildemek * Belinlemek. benimseyiş * Benimsemek işveya durumu.* Dünyada kiş benliğ merkez sayan felsefe görüş benmerkezcilik. ine benimsetme * Benimsetmek iş i. sı benimsenme * Benimsenmek iş i. * Bkz. benimsenmek * Benimsenmek iş konu olmak. benimsemek * Bir ş kendine mal etmek. benliğyoğ i urmak * kiş i oluş iliğ turmak. benlenme * Benlenmek iş i. senli benli. benze sahip olan. sahip çı eyi kmak. i. benlenmek * Ben oluş mak. beniz geçmek * benzi solmak. i beniz * Yüz rengi. egosantrizm.

* Kendi kiş ine önem verme. benzemek * İ kişveya nesne arası birbirini andı ki i nda racak kadar ortak nitelikler bulunmak. ş ğ iliğ ı ey. hep kendinden söz etme durumu. ğ ı benlik yitimi * Kiş duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastalı. * Benlikçilik yanlı olan (kimse). iliğ iliğ benlik çatı ş ması * Benliğ ön plâna çı in kması baş ile gösteren çatı . kiş ini üstün görme. kibir. kiş i. * Suyu biriktirmek için önüne yapı set. büğ lan et. * Kanun maddesi. * Kendi benliğ geliş inin imini. andı rmak. ahsiyet. benlik ikileş mesi * Öznenin kiş ini iki veya daha çok bilinç merkezine bölen ve tek kiş çeş kiş iliğ ide itli ilikler durumunda beliren bir ruh hastalı. bütün davranı nı ilkesi yapan kiş niteliğ egotizm. ilik ğ ı benlikçi * Her konuda hep kendini ileri süren. benmari * Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ıtmak veya eritmek yöntemi. kitaplarda kendi içinde bütünlük oluş turan bölüm. benlik * Bir kimsenin öz varlı. hep kendinden söz eden (kimse). * Gazete yazı. benmerkezcilik * Beniçincilik. onu kendisi yapan ş kendilik. kâğ tları ları . benzemez *İ skambil veya okey oyununda farklı ı n veya taş n bir araya gelmesi. tutulmak. * Sanını sı uyandı rmak. sı benlikçilik * Her konuda hep kendini ileri sürme.* kendine benzemez olmak. sı * Bağ lam. bent etmek * kendine bağ lamak. bent * Bağrabı . gurur. t. benzeme * Benzemek iş i. bent olmak * bağ lanmak. gibi görünmek. sı benmerkezci * Beniçinci. ş n ları inin i. benzemeklik * Benzer olma durumu. ş ması benlik davası * Her ş kendi düş eyi üncesine uydurmak ve her ş söz sahibi olmak çabası eyde .

ve mı andı kimse. me i benzeş im * Bazı ortak yönleri olan iki ş arası ey ndaki benzeş me. aslı kopya edilmişteş ndan . dublör. abih. benzer. benzeri benzerlik durum. benzeş mek * Birbirine benzemek. o + bir < öbür gibi. eş siz. * İ üçgende köş ki elerinin eş lenmesine göre karş klı larıeş karşklı ı açı n ve lı ı kenarlarıorantından doğ lı n sı an benzersiz * Benzeri olmayan.benzen benzer * Maden kömürü katranı çı lan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı ndan karı . benzeti * Benzetme. * Nitelik. benzeş * Birbirine benzeyen. benzeş oranı im *İ ş ki eklin kenarların arası nı ndaki oran. odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -çü. * Bir kelimede bir sesin baş bir sesi kendisine benzetme etkisi: yurt-daş yurttaş anba > çarş ka > . . benzeş en * Ünlü veya ünsüz benzeş melerinde etki altı kalan ünsüz veya ünlü: Sütçü (süt-çü). * Bkz. çarş amba. * Benzerlik gösteren. * Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde ası l oyuncunun yerine çı yapı yüz bakı ndan bu oyuncuyu kan. karş klı ların eş bulunması nı arası iş ı açı nı it lı durumu. benzersizlik * Benzersiz olma durumu. kehribar > kehlibar gibi. -ten. * Benzer olma durumu. disimilâsyon: Kı nnap > kı attar > aktar. rnap. benzeş lik * Benzeş olma durumu. araları benzerlik bulunan. benzeş im. -dan eklerindeki ünsüz veya ünlüler gibi. *İ ş ki eklin kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte. nda abih. ran benzer ş ekiller * Kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte karşklı ları it olan ş nı arası iş ı açı eş lı ekiller. müş olmak. benzeş me * Benzeş iş mek i. bih. ekmekten (ekmeknda ten). ey). müş nazir. müş abehet. abih benzeş mezlik * Bir kelimede bulunan aynı benzeri seslerden birinin değikliğ uğ veya iş e raması . görünüş yapı mı bir baş na benzeyen veya ona eş ve bakı ndan kası olan (ş müş mümasil. benzeş ik * Benzeş özelliğgösteren.

o niteliğeksiksiz taş bir ş örnek olarak gösterme iş teş eyin ini i ı yan eyi i. benzetilmek * Benzetmek iş konu olmak. benzin pompası * Benzinlikte araç depoları benzin koyma ve verilen benzin tutarı gösterme aracı na nı . benzi atmak (veya uçmak) * ansın yüzünün rengi sararmak. uçucu. ğ leri ı benzetilme * Benzetilmek iş i. arak. yolculara dinlenme ve alıveriş ş imkânı veren tesis. yüzü sararmak. * Bir ş baş ş benzeyen yönler bulmak. benzi sararmak * yüzünün rengi solmak. özgül ağ ğyaklaş 0. benzin * Petrolün damılması elde edilen. zı benzi kül gibi olmak * yüzünden kan çekilmek. bih. benzetici ressam * Büyük sanatçı n üslûbunda çalı ları ş yaptı iş orijinal eser diye satan sahteci ressam. benzeyiş * Bir ş baş bir ş benzemesi durumu. * Bir ş neteliğ anlatmak için. kendine özgü kokusu tı ile ı ı rlı ı k bulunan bir sı. orijinaline bakarak yapan ve benzeti olduğ belirten ressam. benzetmek * Benzer duruma getirmek. yağ ihtiyaçları karş n gibi nı ı layan.65 olan. . * Dövmek. solmak. eyde ka eye * Kötü bir duruma getirmek. kopyacı . ona benzetilen kimse veya ş için kötü bir ey duygu beslenilmediğ anlatı ini r.benzeti ressamı * Büyük sanatçı n yaptı nı ları kları. benzetme * Benzetmek iş i. vı * Benzen. ine benzetiş * Bir ş baş bir ş benzetmek iş eyi ka eye i veya biçimi. sahteci. benzin istasyonu * Araçlarıbenzin. unu benzetici * Benzeterek yapan. renksiz. benzinlik. bozmak. benzetmek gibi olması n * kötü bir sona uğ ş ramıbirinden veya bir ş eyden söz ederken. eyin ka eye benzeyiş sizlik * Benzeş memek durumu. benzi uçmak * yüzü sararmak.

benzinleme * Benzinlemek işveya durumu. benzinli benzinlik * Benzin satı yer. beraatı zimmet * Borcu. -e karş ı n. * -e rağ men. * Aklanma. * Baş a kalma durumu. baş baş a kalmak. berabere bitmek * (oyun. * Aynı düzeyde. baş beraberlik müziğ i . bir arada. baş baş a gelmek. benzinde kan kalmamak * kansı k sebebiyle yüzü sararmak.benzinci * Benzin satı yer veya benzin satan kimse. lan benzincilik * Benzincinin işveya mesleğ i i. * Bir nesneyi benzine bulamak. i beraatı zimmet ası r kdı * tersi ispatlanmadı insanları suçsuz sayı kça n lmaları ilkesini anlatı r. makine vb. vereceğolmama durumu. yla berabere kalmak * (oyun. beraberlik * Birlikte olma durumu. i benzinlemek * Benzin dökerek yakmak. * Benzinle çalı (motor. borçsuzluk. ş an beraat etmek * aklanmak. lan benzol beraat * Benzin ve tolüen karımı akaryakı ş bir ı t. beraber * Birlikte. canlanmak. beraber olarak. beraberinde * yanı nda.). yarı takı n aynı yı ş ma) mları sayı alması sonuçlanmak. yarı için) takı aynı yı ş ma mlar sayı almak veya denk gelmek. beraberce * Birlikte. zlı benzine kan gelmek (veya benzi kanlanmak) * sağklı lı duruma gelmek. benzin istasyonu. temize çı kmak.

gecesine rastlayan kandil in lıyla ğ i aban nı gecesi. san. ndan n . Muhammed'e peygamberliğ Cebrail aracı ı bildirildiğş ayın 15. msı an. * Osmanlımparatorluğ İ unda bir göreve atanan. oynar başklı koltuk.* Orkestra. * bozmak. u berat * Bir buluş bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge. Akdeniz'de yaş çok ayan. lan lı özel berber salonu * Büyük berber dükkânı . Berat Gecesi. aylıbağ k lanan. eri ı yan * Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. berber koltuğ u * Berberler için yapı hareketli. ı berceste * Sağ ve lâtif. berber * Saç ve sakalıkesilmesi. ş an berber dükkânı * Berber. tan. iş raş * Bu iş yapı ğdükkân. berbat olmak * kötü duruma gelmek. * bozulmak. periş viran. * Darmadağ bakı z. Berberî berberlik * Berberin yaptı iş ğ . berbat * Kötü. kuyruğ unun çatalı uzun olan. ı n. berbat etmek (veya eylemek) * kötü duruma getirmek. lam * Seçilmişseçme. koro veya oda müziğ olduğ gibi birçok sesin oluş inde u turduğ müzik. * Bozuk. niş veya ayrı k verilen kimseler için an calı çı lan padiş buyruğ karı ah u. kirlenmek. eti yenilen bir balı(Serranus k anthias). mı berber çı ı rağ * Berber ustasın yanı yetiş nı nda tirilmek üzere çalı çocuk. taranması yapı n ve lması iyle uğ an veya bunu meslek edinen kimse. patent. Berat Kandili * Bkz. Berat Gecesi * Hz. * Çirkin. in ldı ı berber balı ğ ı * Hanigillerden. berber bataryası * Berber dükkânları lâvaboya su akması sağ nda nı layan deve boynu biçimindeki musluk takı . * Sanat değ yüksek anlamlar taş dize. . beğ enilmeyen.

feyz. i bereketlenmek * Çoğ almak. i * bir kimsenin bir durumdan hoş nutluğ anlatması unu . an * Herhangi bir ş görülen çizik. teselli bulması . berelenme * Berelenmek işveya durumu. 9-18 Mart arası görülen kocakarı uğ nda soğ u. bakı z. iyi bir rastlantı yi olarak. sürüp giden. * İ ki. verimli. yassı sipersiz başk. bereleme * Berelemek iş i. 'ya ükür bereket versin * para alan kimsenin söylediğiyi dilek sözü. i berelenmek * Bereli duruma gelmek. berdevam * Sürmekte olan. berduş * Baş . . bereketli ola! (veya olsun!) * yemek yemekte olanlara veya ürünlerini devş irenlere söylenen iyi dilek sözü. ve lı bereket * Bolluk. ezik. bereket ki (veya bereket versin ki) * iyi ki. eyde bere * Yuvarlak. feyezan. bereketsiz * Kendinden beklenen yararlı sağ ğ layamayan (ş ı ey). serseri. bereketli * Bol.berdelacuz * Halk tahminine göre. msı bere * Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluş çürük. bereketsizlik * Bereketsiz olma durumu. * Yağ mur. berelemek * Bereli duruma getirmek. bereketlilik * Bereketli olma durumu. bozuk. neyse ki. ı boş * Pis. gürlük. bereketlenme * Bereketlenmek işveya durumu. Tanrı ş ki. ongunluk. artmak.

berhava olmak * patlama yolu ile havaya uçmak. * bitirmek. ra. beriki * Beride olan. . * Beride olan ş veya kimse. beri * Konuş n önündeki iki uzaklı kendisine daha yakıolanı anı ktan n . berhava etmek * havaya uçurmak. * Bu uzaklı bulunan.bereli bereli * Beresi olan. an. berenarı * Ş böyle. yok etmek. . harap. canlı ayan. a berhayat berhudar * Hayatta olan. beriberi * Genellikle Uzak Doğ ülkelerinde B vitamini eksikliğ u inden ileri gelen bir hastalı k. msı bergamot * Turunçgillerden bir ağ (Citrus bergamia). ey beril . acı ndan lan karı bergüzar berhane * Anmak için verilen hatı armağ yadigâr. * Büyük. * Beresi olan. biraz. yaş * Mutlu. az çok. aç * Bu ağ n. kma in langını beribenzer * Sı radan bayağ alelâde. kabukları reçel yapı ve esans çı lan meyvesi. ş sı berhane gibi * gereğ inden çok büyük (ev). oldukça. öyle bergamodî * Sarı pembe renginde olan. berhudar ol! * "iyi günler göresin" anlamı dilek olarak kullanı nda lı r. kullanı z ev. kta * Çı durumundaki kelimelerden sonra getirilerek bir iş baş cı gösterir. berhava * Havaya verilmişuçurulmuş . * boşgitmek. ı . * Yararsı boş z. .

havanıetkisine karşince bir oksit tabakası kaplı n ı yla element. pekiş mek. berkemal berkime * Mükemmel. ı ı rlı Kı saltması Bk. temiz. saydam. ş ı u berrak * Duru. katı . açı nlı k. tahkim etmek. ortalama 30-40 cm boyunda. i berkinmek * Berkimek. lamlı * Sertlik. * Dizlere kadar inen dar ve kı pantolon. yanları karnı nce rtı k ve beyaz. takviye. berk * Sert. berkitme * Sağ lamlaşrma. berkelyum * Atom numarası atom ağ ğ294 olan. sı açıkahverengi. berkinme * Berkinmek işveya durumu. pek iyi. atom ağ ğ9. berkimek * Sağ lamlaş mak. berjer * Arkası kabarıve yüksek oturacak yeri geniş k koltuk. * Sağ lam. Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balıtürü (Merluccius merluccius). Kı saltması Be. zümrüt gibi bazı larıbirleş u ı ı rlı taş n iminde bulunan. amerikyum veya küryumdan elde edilen yapay element. sa berraklaş ma * Berraklaş işveya durumu. aydı k. .* Doğ altı billûrlar durumunda bulunan. her zaman olduğ gibi. durulaş mak. takviye etmek. ada gen u il berilyum * Atom numarası yoğ 4. güç kazanmak. çoğ yeş renkli berilyum ve aliminyum silikat.013 olan. k bermuda bermutat * Alılagelen biçimde. katı lı k. tı berklik * Sağ k. berlam * İ pullu. * Pekiş tirilmek. 29700C de eriyen. tahkim. 97.84. * Berkimek iş i. mak i berraklaş mak * Berrak duruma gelmek. tı berkitmek * Sağ lamlaşrmak. unluğ 1.

ı ı ldına ı lı * Çok kötü. çürük. i bertilmek *İ ncinmek. k. . gidermek. eselemek beselemek. * Yiğ yararlı itlik. besbeter beselemek * Bkz. k * Bir yana. uzun uzadı açıolarak. bertmek berzah besalet * Bertilmek. çürümek. bertme * Bertmek iş i. bere. berraklaşrmak tı * Berrak duruma getirmek. burkulmuş . duruluk. berri * Kara ile (toprakla) ilgili. stak. ya. öyle bertaraf etmek * ortadan kaldı rmak. k. ş dursun. besbelli * Açı apaçı çok belli. bertilme besbedava * Pek ucuz. bertafsil bertaraf * Açı klamalı . * Anlaş ğ göre. bertaraf olmak * ortadan kalkmak. * Berelenmek yaralanmak. k. *İ ncinmiş . * Morarmak. bertik * Yara.berraklaşrma tı * Berraklaşrmak iş tı i. ı lı berraklı k * Berrak olma durumu. karasal. burkulmak. anlaşyor ki. tı * Açı net ve kolay anlaş r duruma getirmek. * Deride mor leke. yok edilmek. * Kı dar dil. durulaşrmak. * Bertilmek işveya durumu. lı k.

* Bir ş istenilen durumda tutmak ve oturtmak için kullanı takoz gibi ş eyi lan eyler. satan kimse. gı . zlı besermek * Bkz. n * Yumurta akı maddesi. besi suyu besici besicilik * Besicinin yaptı iş ğ . gı z. dası besinsizlik * Bitkilerin damarları dolaş besleyici su. esermek besermek. besinli besinsiz . besi dokusu * Besi doku. * Besini olan. besi doku * Tohumlarıiçinde embriyonu çevreleyen bölüm. * Yenilebilir. besi hayvanı * Beslenmek amacı yavru iken alı veya besiye çekilen hayvan. nda an * Sır. ı besihane besili besin * Besi yapı yer. lan * Semiz. yeterli besin almayan. davar gibi hayvanları ğ ı besleyerek semirten. beslenmeye elveriş her tür madde.beserek * Tüylü ve damı k erkek deve. yla nan besi merası * Besleme değ oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğ ilâve yemler de verilerek eri olan inde özellikle kesime gönderilecek hayvanlarıfazla canlı ık kazanmaları otlatı kları al veya sun'î verimli n ağ rlı için ldı doğ mera. varlını ğ sürdürmek için gerekli ş ı ey. besi örü * Tohum çimlenirken yeni çı bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayı ş kan lmıbulunan besleyici maddelerin bütünü. besi dokusuz * Besi dokusu olmayan. besi * Yaş atmak ve geliş tirmek için gereken besinleri yedirip içirmek iş i. besi dokulu * Besi dokusu olan. semirtilmiş . azı gı li k. da. * Yaş amak. dalı * Besini olmayan.

beslenen beslengi * Sönümsüz. * Evlâtlıolarak alı ev iş k nan. * Besleme olarak. beslenme çantası * Anaokulu ve ilköğ retim okulların öğ nı rencilerinin beslenme saatinde yiyeceklerini içinde bulunduran çanta. i beslenilmek * Beslenmek iş konu olmak. beslenilme * Beslenilmek işveya durumu. beslek besleme * Besleme. * Bir ş korumak veya sağ eyi lamca durması sağ nı lamak için. besleme gibi * giydiğ kendine yakı ramayan (kı ini ş tı z). nı pekiş tirmek. * Semirtmek. besiye çekmek * hayvanı semirtmek için çalı rmadan beslemek. * Maddî yardı yapmak. gı zlı dası k. beslemek * Yiyecek ve içeceğ sağ ini lamak. lerinde çalı rı kı ş lan z. besleme kı z * Besleme. desteklemek. k. mları sı besleme bası n * Çı uğ kar runa. doldurmak. hizmetçi. ine beslenme * Beslenmek iş i. evlâtlı besleme. tı * Herhangi bir kuruluş onun maddî yardı dolayıyla körü körüne destekleyen. herhangi bir kuruluş veya iktidardaki güçlerin görüş un lerini savunan bası n. m beslemelik * Besleme. u. oysun gözünü * nankörlük edenler için söylenir. . ş tı besle kargayı . * Yetiş tirmek. * Eklenmek. çoğ altmak. * Vücut için gerekli besin maddelerinin alı . ahretlik. mı beslenme bozukluğ u * Bazı organ ve dokularda veya organizmanıbütününde ş veya çalı düzensizliğmeydana getiren. * Hizmetçi. * Bir duyguyu gönülde yaş atmak. n ekil ş ma i bir veya birkaç beslenme görevinin bozulması . * Yedirmek. * Beslemek iş i. katı lmak.* Besinsiz olma durumu. çevresini veya altı desteklemek.

besmelesiz * Çocuklar için "piç" anlamı kullanı bir sövgü. insan vücudunun geliş mesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi. * Beslemek iş konu olmak. ine besletme * Besletmek işveya durumu. beste yapmak * bir müzik eseri yaratmak. besmele çekmek * bismillahirrahmanirrahim sözünü söylemek. besleyici * Besleyen. besin değ yüksek. besili. iyi beslenmenin sağk yönünden önemi. beste * Bir müzik eserini oluş turan ezgilerin bütünü. raş beslenme eğ itimi * Besin maddelerinin özellikleri. kompozitör. nda lan * Besmele çekmeden. . beslenme odası * Anaokulu. yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar. beste bağ lamak * bestelemek. inceleyen yetkili. besteci bestekâr * Beste yapan kimse. eri * Yüz ve boyunda güneş lekelerini azaltıölü hücreleri atan krem türü. bestekâr. beslenme uzmanı * Beslenmenin genel özelliklerini kitle çapı ele alan. p * Bkz. mugaddi. nda beslenmek * Kendini beslemek. ucuz ve dengeli beslenmenin lı yolları konuları leyen bilim dalı gibi iş . ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yenilen yer. * Besteci.beslenme eğ itimcisi * Beslenme eğ itimi ile uğ an uzman. itim nda beslenme saati * Anaokulu. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yeme zamanı itim nda . i besletmek * Beslemek iş baş na yaptı ini kası rmak. besli besmele * "Acı ve esirgeyen Tanrı n adı anlamı gelen ve bir işbaş yan 'nı ile" na e larken söylenilen Arapça bismillahirrahmanirrahim sözünün kı saltması . beslemeye yarayan.

bestelenmek * Bestelemek iş konu olmak. pencüdü. 5. k ı t . inde ik bestesiz bestseller beş * Bestesi olmayan. beş altı beş ağbeş aş ı yukarı * Bkz. * Oyunda. * Çoksatar. nı ve yı * Dörtten bir fazla. besteli bestelik * Bestesi olan. beş iki * Bkz. * Bkz. görme. * Beste olma durumu. tat alma duyuları . bestelenmiş . . bestesi yapı ine lmak. bestelemek * Beste yapmak. birkaç. bin k ı t beş bir beş dört beş duyu * Dokunma. * Dörtten sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. bestenigâr * Klâsik Türk müziğ en eski birleş makamlardan biri. atı zarlardan birinin beş lan . beş binlik * Beş liralıbütün kâğ para. sıflı * Biraz. V. koklama. * Beş nı ilkokul.besteleme * Bestelemek iş i. beş beter * Besbeter. bestelenme * Bestelemek iş i. iş itme. öbürünün dört benekli yüzünün üste gelmesi. beş milyonluk * Beş milyon liralıbütün kâğ para. beş kardeş *Ş amar. pencüyek. üç aş ı yukarı ağ beş . bir parça. tokat.

k beş paralıolmak k * alçalmak. . da. pencüse. lı nan beş yüzlü * Beş yüzü olan cisim. a beş parası z * parası yoksul. * Beş sın üleş sayını tirme biçimi. lı ı . beş yüzlük * Beş liralıbütün kâğ para. bedenle ilgili. *İ nsanoğ insan. bir u ler nda itli lı klar beş üç beş vakit * Bkz. lu. beş erî *İ nsanoğ ile ilgili. on paralıetmek. her nda i beş ş ar er aş * insan her zaman yanı labilir. müjde. her birine beş defası beşbir arada. beş paralıetmek k * Bkz. beşyı bık beş er beş er * İ muş ri mula. muş erim. beş parmak bir olmaz * ana ve babaları olduğ hâlde kardeş arası çeş farklı bulunur. yüz beş aret * İ haber. iş yaramaz. beş para almamak * hiç para almamak. z. lu * Bedensel. * Günün belirli beş vaktinde kı namaz.beş on * Az sayı biraz. beş coğ erî rafya *İ nsanlarıyerleş bulunduğ yöre ile ilgisini ve o yörenin veya yerin türlü olayları inceleyen coğ n ik u nı rafya kolu. beş para etmez * hiçbir değ yok. * Beş on santim ölçülerinde biçilmiş ve kereste. yüz k ı t *İ çinde beş tane bulunan. eri e beş paralı k * Değ ersiz. yi tu. beş eriyet . aş ı bayağ ağ k. kusurları ğ çı açı kmak.

beş ibirlik. düş için çalı örgüt. k. ulları beş eriyetçi * Beş eriyet yanlı(kimse). * Ambalâjlanacak malıbiçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaları tümü. ik beş ikörtüsü * İ yana akı sı çatı ki ntı olan . beş salı ik ncak * Bayram yerinde kurulan bir tür salı ncak.*İ nsanlı insanoğ . eyin up tiğ * Yüz üstü yatı geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karıüzerinde baş ayak yönünde ş ta. beş etmek iklik * beş vazifesini. beş eriyetçilik * Beş eriyetçi olma işveya durumu. sayını ra fatı rada beş kol inci * Bir ülkede gizli olarak. mak. beş n erinde olan altı n. insancı sı l. ik * Beş beş sı er er ralanmı ş . beş ik * Süt çocukları yatı nı rmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan. n ve sallanma. ik * Beş olmaya uygun. beşini sallamak iğ * çocukluğ undan veya çok eskiden tanı büyümesine hizmet etmek. beş ikçi beş iklik * Beş yapan veya satan kimse. * Bir ş doğ geliş i yer. ölünceye kadar. beş mezara kadar ikten * bütün hayatı boyunca. insancık. tahta veya demirden yapı ş lmısallanıbir çeş r it küçük karyola. man ş an beş iz . n n beş kertiğ ik i * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanmıkimse. ş beş kertme ik * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanma. sı dördüncüden sonra gelen. hümanist. beş inci * Beş sın sı sı . beş ibiryerde * Bkz. hümanizm. * Beş kenarlı çokgen. fonksiyonunu yapmak. i llı beş erli beş gen beş ibirlik * Kadı n süs için takı kları altılira değ nları ndı .

ınlı ldı ı . beş alabilen. beş lik * Beş para. * Halk edebiyatı üçlemeli bir bende. * Beş la oynanan bir tür çocuk oyunu. beti benzi sararmak gibi deyimlerde beniz kelimesi ile birlikte. için lan * Beş müzisyenin çaldı caz orkestrası ğ ı . * Bet bereket kalmamak. * Bkz. iş ı t * Divan edebiyatı beş nda dizeli bölümlerden oluş manzume. domino gibi oyunlarda üzerinde beş areti bulunan kâğ veya pul. beş izli * Beş tanesi bir arada olan.* Beş arada doğ (kardeş i bir an ler). beti bereketi gelmek. bet * Beti benzi atmak. "çehre" anlamı ikileme oluş nda turur. taş . kurt pençesi (Potentilla en. beş lemek * Bir işbeş yapmak. beş li * Beş parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. * Tabaklanmamıham deri. beş parmak otu * Gülgillerden. muhammes. muş * Beş veya beş ses müzik aracı yazı müzik eseri. beş leme * Beş lemek iş i. * Beş arada olan. gülümser. er lı p beş me * Her çubuğ ayrı beş u ayrı renkte olan. i kez * Bir ş sayını e çı eyin sı beş karmak. yollu bir çeş kumaş it . eyden beş tane bulunan. beş kuruş veya beş değ lira erinde olan akçe. bet * Kötü. beş parmak. konu ile ilgili aynı nda ölçüde bir çift dizenin bağ lanması oluş yla an manzume. beti bereketi kaçmak gibi deyimlerde bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamı ikileme oluş nda turur. *İ skambil. tuhaf. kentet. * Çı kçı krı tezgâhın kütüğ nı ü. beşş yı z biçiminde bir deniz hayvanı pençe (Uraster). * Tahmis. i bir tane beş simit gibi kurulmak lik * kendine değ vererek bir yere yayı oturmak. çirkin. güleç. ı lan reptans). ş beş me beş parmak * Derisi dikenlilerden. yol kıları ve çayı yı nda rlarda yetiş sürgüne karşkullanı bir bitki. beş * Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş . beti benzi uçmak. beş pençe beş taş beş uş * Güler yüzlü.

korkmak. *İ çinde insan. dı beterleş me * Beterleş iş mek i veya durumu. a betili sanat * Doğ n görünen biçimlerini iş anı leyen sanat. tezkere. bundan daha kötü durumları da bulunduğ düş en n unu ünerek teselli bulmalır. kafa tutmak. kları ş ı betatron * Elektronları zlandı elektromanyetik bir araç. betelenmek * Karşgelmek. beti * Resim ve heykel sanatları varlı n biçimi. ş bet suratlı * Yüreğ kötülüğ yüzünden belli olan. beti bereketi kalmamak (veya kaçmak) * azalmak. mektup. beterleş mek * Beter duruma girmek veya o durumda bulunmak. hı ran betelemek * Bkz. bir kötülük yapacakmıgibi durmak. inin ü beta * Yunan alfabesinin ikinci harfi -B. kı mak. çabuk tükenmek. solmak veya beti benzi uçmak) * herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak. hayvan ve doğ ögeleri bulunan (resim veya heykel).bet beniz kalmamak * yüzü sararısolmak. . nda kları beti benzi kireç kesilmek (beti benzi atmak. yice beter etmek * daha kötü duruma getirmek. tlaş betik betili * Yazıolan ş kitap. lı ey. dikleş ı mek. p bet bet bakmak * kötü kötü bakmak. beta ınları ş ı * Radyoaktif cisimlerin yaydı üç ından biri. * Bir ş bir kimseyi. beter * İ kötü. . betim * Betimlemek iş betimleme. bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı eyi. tasvir. figüratif. etelemek betelemek. pusula. beterin beteri var * çok kötü bir duruma düş kimse. i. figüratif sanat.

sert. ı rlı betimlemek * Bir nesnenin. betonarme * Yapı gücü. betonkarar * Beton karma makinesi. bağ cı yapay yış ğı ım. tasvirî. da i rmak betoncu * Yapı beton dökme iş larda leriyle uğ an usta veya iş raş çi. nonfigüratif. betimlemeci * Betimlemeye ağ k veren. betonlaş ma * Betonlaş durumu. a betisiz sanat * Beti kullanmayan nonfigüratif sanat. hayvan ve doğ ögeleri bulunmayan (resim veya heykel). betimlenmek * Betimlemek işyapı i lmak. klı * güçlü. mak betonlaş mak * Beton duruma gelmek. demirli beton. sı betimsel * Betimle ilgili. ı nı betine gitmek * gücüne gitmek. betimleyici * Betimleme yanlı. beton gibi * çok sağ dayanı . beton * Çimentonun su yardı yla kum.betimleme * Betimlemek iş tasvir. esnekliğartı için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi. betisiz *İ çinde insan. tasvirî dil bilgisi. i. betimlemeli dil bilgisi. dayanıı layı ması an kl . üroloji. bevliye * İ yolları drar hastalı . kendine yedirememek. betimsel dil bilgisi * Bir dilin belirli çağ inceleyen dil bilgisi. kendine özgü belirtilerini tam ve açıbiçimde söz veya yazı anlatmak. çakı maddelerle karı mı l gibi ş sonucu oluş sert. kları . betoniyer * Beton karma makinesi. tasvirci. tasvir etmek. k ile betimlenme * Betimlenmek durumu. lam.

* Bir eserde. anlatmak. bir bey erki * Zengin erki. bey armudu * İ kokulu ve tatlı armut türü. bey mi yaman. cı * Mahalle okulları hademe. beyan etmek * bildirmek. ı tları * Boy gibi küçük bir toplumun veya küçük bir devletin baş . bildiri. beyaban beyan * Söyleme. bildirme. beyaz adam . bunları anlatı nda tutulacak yolları n mı konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı . el mi yaman. fatların na bey (veya paş gibi yaş a) amak * bolluk içinde yaş amak. beyanat * Demeç. bey kardeş * erkekler için seslenme sözü. uş erlerini. * Çöl. ı tı * Bu renkte olan. kanı * Komutan. drar kları bevliyecilik * Bevliyecinin işveya mesleğ i i. as. bey mi yaman.bevliyeci * İ yolu hastalı hekimi. ri. * Erkek sı nıhemen arkası eklenir. kara karş . * Zengin. söylemek. düş üncelerin. * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. ileri gelen kimse. ileri sürmek. plutokrasi. * Beyaz ı olan kimse. duyguları hayallerin doğ ve değ n. rktan * (baskı Normal karalı görünen harf çeş da) kta idi. beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) * demeç vermek. bevvap * Kapı. . nda bey * Günümüzde erkek adları sonra kullanı saygı ndan lan sözü. ürolog. beyanname * Bildirge. beyaz * Ak. bay. * Eşkoca. el mi yaman * Bkz. *İ skambil kâğ nda birli.

* Beyaz Rusya halkı olan kimse. ı ldı ı * Sinema. yı beyaz ı rk * Avrupa. ı r ı k beyaz et * Tavuk. kları beyaz cam * Televizyon ekranı . Beyaz Rus * Ekim ihtilâlinde komünist kıl yönetimden kaçan Rusyalı zı kimse. ndan beyaz sabun * Beyaz renkli bir tür sabun. beyaz iş * Beyaz pamuklu veya keten kumaş üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapı sarma iş lar lan . bulaş makinesi gibi ev aletlerine toplu olarak verilen ad. beyazı msı * Beyaza çalan. cı beyaz perde * Göstericiden çı görüntülerin üzerinde yansığ sinema filminin oynatı ğyüzey. an beyaz eş ya * Buzdolabı . etlere verilen genel ad. . beyaz ş arap * Sadece beyaz üzüm ş ndan yapı ş ı rası lan arap. kan dı. k beyaz etmek (veya beyaza çekmek) * yazı temize çekmek. çamaş makinesi. beyaz kitap * Bir sorunu aydı nlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayı mlanan kitap. beyaz baston * Görme özürlülerin yürürken kullandı madenî çubuk. Kuzey Amerika. balıvb. kokain gibi sı olmayan uyuş vı turucu madde.* Beyaz ı mensup olan kiş rka i. beyaz kömür * Akarsulardan elde edilen elektrik gücü. beyaz zehir * Eroin. * Avrupalı . Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaş ve teninin rengi açıolan ı ayan k rk. beyaz peynir * Beyaz renkli bir tür peynir. beyazı rak mtı * Beyaza çalar renk. beyaz oy * Onaylayı oy. beyaz dizi * Genellikle sevgi konuları basit bir biçimde iş nı leyen romanlardan oluş dizi.

beygir gücü * Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü. beygirci * Beygir besleyen veya kiraya veren kimse. * Yük taş araba çeken. ağ armak. beyefendi * Saygı belirtmek için erkek adların sonuna getirilen veya bu adlarıyerine kullanı san. beyazlanmak * Beyaz duruma gelmek. ı yan. * Dokunan kumaş n renk tonları açan veya beyazlatan ve kumaş üzerindeki lekeleri gideren (kimse). beygirli . beyazlaş ma * Beyazlaş işveya durumu. beyazlatı cı * Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde. esmerin tadı * esmerleri övmek için söylenir. beyazlı k * Beyaz olma durumu. artma.beyazıadı n . * Atlama beygiri. * (kâğ lı Parlaklın iyileş ı kta) tçı ğ ı tirilmesi için hamur bileş enlerinin renginin az veya çok oranda değtirilmesi iş veya giderilmesi. beyazlatmak * Beyaz duruma getirmek. beyazlanma * Beyaz duruma gelme. ları nı lar beyazlatı lmak * Beyaz duruma getirilmek. mak i beyazlaş mak * Beyaz duruma getirmek. nı n lan beygir * At. ağ arma. beyazlı * Beyazı bulunan. üstüne binilen at. ağ artmak. * Çocukları babaları kullandı saygı n için ğ ı sözü. ş lı lan beybaba * Yaş erkeklere teklifsizce sesleniş lı biçimi. ağ lmak. * Ağ . artı beyazlatma * Beyazlatmak işağ i. artı beyazsinek * Özellikle pamukları üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kuruması sebep olan bir sinek türü. n na beyaztilki * Tilkinin kık tüyünden yapı kürk.

miş ile n beyin jimnastiğ i * Bkz.* Beygiri olan. eğ itimi. lukta i vı beyin orağ ı * Beynin iki lopu arası ndaki zar. beygirsiz * Beygiri olmayan. beyin yı kamak . un beyin üçgeni * Beynin alt tarafı ndaki üç kı mlı vrı yuvarlak çıntı kı . beyin * Kafatasın üst bölümünde beyin zarı örtülü. ve bilinç merkezlerinin bulunduğ organ. dimağ u . iki yarı yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluş duyum nı ile m an. * Yararsı anlamsı z. eyi * Bilgisi. beyin takı mı * Bir kurum veya kuruluş yönetiminde etkin rol oynayan kimseler. beyin kanaması * Beyni besleyen damarlardan bir veya birkaçı dı kan sı ndan ş arı zması sonucu. z. u una. beyhude yere * boş yere. beslenen bölgenin çalı ş maz duruma gelmesi. zihin jimnastiğ i. beyin cerrahı * Beyin konusunda uzmanlıyapmıcerrah. beyin karı kları ncı *İ çinde beyin-omurilik sısı vı bulunan. luğ beyin omurilik sısı vı * Örümceksi zarla ince zar arası ndaki boş bulunan beyinle omuriliğçepeçevre saran sı. * Muhakeme. beygirlik * Beygire ait. beyhude * Boş una. boş boş gereğyokken. dört boş undan her biri. beygir için. beyin göçü * İ düzeydeki meslek ve bilim adamları uzmanlarıbir baş geliş ülkede yerleş çalı leri ile n ka miş ip ş amacı mak ile kendi ülkelerinden ayrı . * Beygir gücünde. kafa içinin. usa vurma. * Bir ş yönetmede önemli görevi olan kimse. i beyhudelik * Beyhude olma durumu. k ş beyin cerrahîsi * Hastahanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bölüm. düş üncesi yüksek düzeyde olan kimse. lması beyin gücü * Bir ülkede ileri düzeyde iyi yetiş olan meslek ve bilim adamları uzmanlarıfikir gücü.

yla itli beyin zarı * Beyni üst üste saran zar. * Beyni olan. pis (kimse). beyiye * Bkz. beyincik beyinli * Kafatasın art bölümünde ve beynin altı hareket dengesi merkezi olan organ. * Hükûmet. herkesin bildiğ basmakalı ğ ı i. beyit * Ev. çe. emirlik. ğ ı ş beylikçi * Divanı kaleminin baş ı . dimağ nı nda. * Devletle ilgili. uluslar arası . * Merkeze tam bağ olmayarak bir beyin yönetimi altı lı ndaki ülke. * Bir çeş küçük ve ince asker battaniyesi. * Beyne benzeyen. * Akız. etkisi kalmamısöz. çok bilinen. emaret. düş llı ünceli. beylik * Bey olma durumu. düş lsı üncesiz. * Rahat yaş ama. n ladınıaka ı beylik söz * Herkesin kullandı. * Akı. * Anlam bakı ndan birbirine bağ iki dizeden oluş ş parçası mı lı muşiir . korteks. içinde beyit olan. * Herkesin kullandı. it beylik fın has çı r rı karı * devlet görevlisi olmanı insana birçok kazançlar sağ ğ ş yollu anlatmak için söylenir. kendine özgü düş ve dünya görüş yabancı tı ünce üne laşrmak. mlı beyinsel beyinsi beyinsiz beylerbeyi * Sancak beylerinin baş ı . * Beyinle ilgili. lmayan. satı k.* insanı . mirî. * Beyni olmayan. beyin zarları * Beyni üst üste saran üç zar. devlet malı olan. p. devlete özgü olan. baş yönde düş ve davranı ka ünür r duruma getirmek amacı çeş yollarla etkilemek. enternasyonal. beynamaz * Namazsı namaz kı z. beynelmilel * Milletler arası . beyitli * Beyti bulunan. .

milletler arasılı uluslar arasılı enternasyonalizm. beytülmal * Devlet hazinesi. beysbol * Dokuzar kiş iki takı arası bir top ve sopayla oynanan. t. ikna etmek. bunamak. beyzade . * kötü bir ş sezinlemek. cı beynelmilelcilik * Milletlerin sosyal sıfları nda uygunluk olması birlikte davranı gerektiğ savunan görüş nı arası ve lması ini . beyyine * Bir olayı doğ n ruluğ ortaya koyabilen yöntem. sarsı lmak. cı k. unu * Duruş sı nda bir düş ma rası ünceyi gerçekleş tirmek için baş vurulan belge. tepesi atmak. beyni kaynamak * aş sı ı caktan sersemlemek. uluslar arası. bunalmak. ey beyni karı ncalanmak * zihin yorgunluğ undan düş ünemez olmak. * zihninde birden bir düş doğ ünce mak. huzurunu kaçı zlı rmak. a beynine girmek * herhangi bir konuda birisini yönlendirmek. beyninden vurulmuşdönmek a * beklenmedik bir durum karş nda olağ ı sı anüstü bir üzüntü ve ş kı ğ uğ aş nlı ramak. ı beynini kemirmek * rahatsı k vermek. * Bey oğ lu. kanı tutamak. düş ünemez olmak. it beysbolcu * Beysbol oynayan ve oynatan (kimse). baş ndan beyni sulanmak * düzgün düş ünemez olmak. delil. beyni atmak * Bkz. beynine vurmak * (içki etkisiyle) ne yaptını ğ bilemez duruma gelmek.beynelmilelci * Bkz. beyni bulanmak * sersemlemek. beyninde * Arası nda. rı beyni sı çramak * aklı ı gitmek. beyninde ş ekler çakmak imş * çok üzülmek. cı k. Amerika Birleş Devletlerinde yaygıbir ilik m nda ik n çeş oyun.

bez * Pamuk veya keten ipliğ inden yapı dokuma. çaput. lan * Pamuktan. * Özenle büyütülmüş . düz dokuma. *İ çinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayı salgı turan organ. için lan * Geliş igüzel kumaş parçası . usandı ktı rmak. * Hamur topağ pazı ı . nazlı kimse. bezdirme * Bezdirmek iş i. kkı k beze * Yara veya çı sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluş şkinlik. bezdirilme * Bezdirilmek iş i veya durumu. beyzî * Yumurta biçiminde. lan it bezek * Süs. * Yumurta akı pudra ş ve ekeri ile yapı bir çeş kuru pasta. rarak oluş bez bez bağ lamak * bebeklere altları kirletmesinler diye bez koymak. gudde.* Soylu kimse. bezdirmek * Bı rmak. beyzadelik * Soyluluk. p bezcilik bezdirici * Bezcinin iş i veya mesleğ i. oval. bezdirilmek * Bezmesine sebep olmak. * Herhangi bir cins kumaş . söbe. * Usanç veren. * Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri. ban an iş * Bez (I). * Bezden yapı ş lmı . * Herhangi bir iş kullanı dokuma. nı bez tüyler * Bitkilerde salgı karan tüyler. bezmesine yol açmak. bı nlıvermek. ziynet. çı bezci * Bez yapan veya alı satan (kimse). . beze beze bezekçi .

bezenmek * Bezemek iş konu olmak. tezyin etmek. tezyin. * Süsleme. bezeklemek * Süslemek. bezekli bezeleme * Bezeğolan. * Bezelemek iş i. * Gelinleri süsleyen kadı n. bezemek. süsletmek. süslü. bezeme bezemeci * Bezeme yapan oymacı nakkaş veya . . dekoratör. * Bezenme işveya biçimi. nakkaş . * Süslemek. bezetmek * Bezeme yaptı rmak. i * Bezenmek iş i veya durumu. bezemecilik * Bezemecinin yaptı iş ğ . bezeyici * Bezekleme yapan ressam. dekoratif. tı cı bitki (Pisum sativum). süslenmek. ı bezemek bezemeli * Süslü. bezekleme * Bezeklemek iş i. ine * Kendini bezemek. süslenmiş i . bezen bezeniş bezenme * Bezek. bezekli. süs. bezetme * Bezetmek iş i. rmanı bir * Bu bitkinin yuvarlak tanesi. süsleyen ş ey. i bezelye * Baklagillerden. süslenmek. * Süs. bezelemek * Hamur topağyapmak. yurdumuzun her yanı yetiş nda tirilen. donatmak.* Duvar ve tavanları boyayıbirtakı resim veya ş p m ekillerle süsleyen kimse. ı bezeli * Bezeğolan.

nda ı tla it ı dı bezilme bezilmek bezir * Bezilmek iş i. tülbent gibi eş ahı ı yaları lamak ve bunları sağ korumakla görevli kimse. * Bezmek iş konu olmak. bezir yağ ı * Keten tohumundan çı lan ve yağ boya yapmak için içine renkli maddeler katı çabuk kurur bir yağ karı lı lan. bezirleme * Bezirlemek iş i. ine * Keten tohumu. * Bkz. bezik * İ üç veya dört kiş ki. bezginlik * Bezgin olma durumu.bezeyiş bezgi bezgin * Bezeme iş i veya biçimi. bezirgânbaş ı * Padiş n kullanacağçuha. bezirgân * Tüccar. bezlemek * Bez veya kumaş örtmek veya kaplamak. bezi herkesin arş na göre vermezler ı nı * genel kurallar kiş ilerin isteklerine göre bozulmaz. bezir yağsürmek. ı bezleme * Bezlemek iş i. bezek. bezmek durumuna gelinmek. usanç. . bezginleş me * Bezginleş iş mek i. i arası 96 kâğ oynanan bir çeş iskambil kâğ oyunu. bezginleş mek * Bezgin duruma gelmek. * Alıveriş çok kâr amacı güden kimse. bezir yağ ı . yorgunluk. * Süs. * Yaş veya iş ama görme isteğ yitirmiş ini . ş te nı * Mesleğ sadece kazanç için kullanan kimse. bez. bezirgânlı k * Bezirgâna yakır davranı ş ı ş . bezirlemek * Bezir yağile yağ ı lamak. ini * Yahudilere verilen ad. * Bir çocuk oyunu. ile .

çki sı bezme bezmek bezsi bezzaz * Kumaş p satan kimse. * ameliyat etmek. . bezzazlı k * Kumaş satma işmanifaturacı i. n tirip lan * Bir sap ve çelik bölümden oluş kesici araç. an * Çeş kesme iş itli lerinde kullanı keskin ağ araç. * Bkz. lı k. bırgan cı bı çak * Boru biçimindeki maden parçalarıiçini düzleş parlatmakta kullanı alet.* Çocuğ altı bez koymak. dost toplantı. bıp usanmak. çocuğ belemek. bı atmak çak * bir hedefe bı fı çak rlatmak. bılgan. lan ı zlı * Jilet. keskin. bı çekmek çak * üzerindeki bı ı çağbirden ele alarak birine saplamaya hazı rlanmak. bıl cı * Aş kemiğ altı bulunan küçük bir kemik. bı bı cı cı * (çocuk dilinde) Yı kanma. * Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yı kama aleti ve yeri. ı k inin nda * Bu kemikle oynanan bir oyun. bezi andı ran.manifaturacı alı . bı bı a gelmek çak çağ * bı birbirine saldı çakla racak kadar zorlu kavga etmek. bı bı yapmak cı cı * yı kanmak. bı altı yatmak çak na * (insan için) ameliyat olmak. * bı çaklamak. * Bezgin duruma gelmek. kı * Bez dokusunda olan. un na u bezm * İ meclisi. bı gibi çak * ince. çı * Bezmek iş i. bezginlik getirmek. bılgan cı bır bır cı cı * Sürekli ve çok konuş için kullanı ma lı r.

çakla * bı çaklamak. ağ) birden ve güçlü olarak gelmek. bı çaklanmak * Bı çaklamak iş konu olmak. * birdenbire ve tamamen ortadan kaldı rmak. bı çaklı * Bı ı çağolan. i bı vurmak çak * bı kesmek. bı silmek çak * bir işbitirmek. duruvermek. dil yarası onulmaz * hakaret. bı k çaklı . çak ka bı lı çakçı k * Bı ve benzeri ş çak eyleri yapma veya satma iş i. konuş sohbet) birden bitmek. çakla bı çaklanma * Bı çaklanmak iş i. ma. bı çaklamak * Bı kesmek. bı yemek çak * bı çaklanmak. ağ söz gibi gönül kıcı ı r rı davranı n hiçbir zaman unutulmayacağ anlatı ş ları ı nı r. * Çok az (fark). bı çakçı * Bı ve daha baş kesici araçlar yapan veya satan kimse. bı gibi kesmek çak * çok keskin olmak. çakla * Bı yaralamak. bı yarası çak onulur.bı gibi kesilmek çak * (söz. bı kemiğ dayanmak çak e * çekilen sıntı k katlanı kı artı lamayacak bir duruma gelmek. bı kını çak nı kesmez * kötüler yararlandı kimselere kötülük etmekten çekinirler. ine bı çaklatma * Bı çaklatmak iş i. bı çaklatmak * Bı saldıyı çakla rı tahrik etmek. bı çaklama * Bı çaklamak iş i. çok yakı(aralı n k). bı gibi saplanmak çak * (sancı rı . bı saldı çakla rtmak ve yaralatmak. kları bı sı çak rtı * Bı ıkeskin olmayan ters yanı çağ n .

çkı bı n çkı * Külhanbeyi. bı hane çkı * Bı evi. ş an it * Saraç bı ı çağ . bı nlaş çkı ma * Bı nlaş iş çkı mak i. n rnak an bı çkı * Tahta veya ağ biçmekte kullanı karşklı sapı ve iki kiş aç lan. kalaslardan daha ince tahtalar kesen. kma i . gözü pek. bıp usanmak kı * çok bezmek. çkı * Kı ve tı sa knaz. * Bı n olma durumu. cesur. ı iki lı olan i tarafı kullanı büyük testere. çkı p * Sel veya dere yatağ ı . bış kı bış kı ma * Bış iş kı mak i. ndan lan * Motorla çalı bir çeş güçlü testere. kabadayı . * Korkusuz. * Bağ budamaya yarayan diş bı li çak. . boyları ve kenarları düzgün ve eş olarak nı nı it düzelten iş yeri. bılmak kı * Usanı lmak. bış kı mak * Bı işveya biçimi. yürekli. bı nlaş çkı mak * Kabadayı taslamak. lı k bı nlı çkı k bık dı bılma kı * Bılmak iş kı i. çkı aç * Bı yapısatan kimse. çak li bık çı bılgan çı * Azmı yayı ş ş lmı(yara). bı cı çkı * Bı ile ağ ve tahta kesen kimse. * Hayvanlarıtı kökünde oluş yara.* Bı koyacak yer. bı tozu çkı * Doğ ramacı bı dan çı ve çoklukla yakacak olarak kullanı toz ve talaş lı çkı kta kan lan . çak * Bı yapmaya elveriş (maden). bı evi çkı * Tomruklardan kalas.

lkı i bı mak lkı * Bozulmak. erimek. l önce. usanmak. bı rcıeti ldı n * Bı rcıkuş ldı n unun saka ve avcı beğ larca enilen kı zı rmı eti. bı ma lkı * Bı mak işveya durumu. bı ntı kkı * Bı duygusu. bunalmak. ş . yurdumuzda en çok güzün. benekli. bı r ldı * Geçen yıbir yı l. bı nlıgelmek kkı k * bı kmak. * Dayanamaz duruma gelmek. yumuş amak. etli butlu. dolgunca. bı nlı kkı k * Çok bı ş kmıolma durumu. me kı bı ldama ngı . bı rmak ktı * Bı na yol açmak. sürüp gitmesi yüzünden bir ş eyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek. alı (kadı sa mlı n). kkı k bı rma ktı * Bı rmak iş ktı i. bı nlıvermek. zedelenmek. bı l bı l ngı ngı * Dolgun ve pelte gibi titrek. bı rcı ldı n * Tavukgillerden. boz renkli.* Karş klı ı olarak birbirinden bı lı kmak. kma bı kma bı kmak * Bı kmak iş i. usanmak. . bı nlıvermek kkı k * bir ş sürekli tekrarlayarak karş ndakini usandı eyi ı sı rmak. bı rcıgibi ldı n * kı boylu. eti için avlanan göçebe kuş (Coturnix). bı rı ktıcı * Bı nlıverici. usandı kması kkı k rmak. bık bık llı llı * Çok tombul. bı n kkı * Çok bı şusanmı bezmiş kmı . bı ldak ngı * Kafatası kemikleş meden önce kemiklerin birleş yerlerinde bulunan kırdak bölümü. * Tekrarlanması .

ş ı ey ş ktan ı * (bulunduğ veya dokunduğ yerde) Oluş u u turmak. görevlendirmek. * Yanı almamak. kta. yı * Özgürlük vermek.) Kalmak. artıuğ mamak. lan . ş ma karş klı rakmak. kiş * Bir alı ktan veya bir iş vazgeçmek. * Kötü bir durumda terk etmek. in unu. döndürmek. terk edilmek. bı ş rakı mak * Savaş çarpı gibi durumları ı bı ma. kes. hürriyetine kavuş nı lamak. lı kes bı t rakı bı rakma * Tereke. bı ş rakı ma * Karş klı rakmak iş ateş mütareke. ayrı birinden iş i. * Salı verme. * Bı rakma iş i veya biçimi. * Sıf geçirmemek. bı ki rak * saymasak. * Eski bulunduğ yerini veya durumunu değtirmemek. vı aklı iş k bı Allah'ı seversen rak nı * bir kimse veya nesnenin değ ersizliğ belirtmek için kullanı ini lı r. * Ayrı lmak. nesne vb. ş kanlı ten * Uğ maz olmak. terk. hesaba katmasak da. bı ldamak ngı * (et ve sı için) Yumuş k veya şmanlısebebiyle oynamak. nı * Bir pazarlı belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. eyi * Koymak. ı bı lı i. meydana getirmek.* Bı ldamak iş ngı i. artı rmak. ine bı m rakı bı ş rakı * Bı rakmak iş i. ması sağ * Boş amak. yanı götürmemek. * Sarkı tmak. ateş yapmak. u iş * Saklamak. korunmak için vermek. ünü kası * Engel olmamak. * (ölen. raş k raş * (bık veya sakal) Uzatmak. mütareke yapmak. * Bı rakmak iş i. * Bir iş sorumluluğ yükümlülüğ baş na vermek. terk etmek. bı rakmak * Elde bulunan bir ş tutmaz olmak. bı lmak rakı * Bı rakmak iş konu olmak. i ka * Unutmak. nı kası * Yapık olan bir ş yapıklı kurtulmak. . * Bir işbaş bir zamana ertelemek. na nda * Sahiplik hakkı baş na vermek. * Bakı lmak. bı lma rakı * Bı lmak iş rakı i veya durumu. titremek.

yı bık burmak (veya bükmek) yı * çalı yapmak amacı bıkları kırmak. eti sevilen bir balı(Barbus fluviatilis). bı rakması yol açmak. sarı tutunmaya yarayan sürgün. en ş ı bığterlemek yı ı * bığyeni yeni çı yı ı kmaya baş lamak. bığ tı etmemiş yı ı yınıraş ı olan. bıklı k yı balı * Sazangillerden. nlı nı nda olan . * Balı klarda deri uzantı. iş bı rma raktı * Bı rmak iş raktı i. bı rmak raktı * Bı rakması sağ nı lamak. bıkları almak yı ele * delikanlı çağ girmek. lı p bık altı gülmek yı ndan * birinin durumuna belli etmemeye çalı gülümsemek. bı z zbı bı k zdı bır zı * Davula sol elle vurulan ince değ nek. bıklanmak yı * Bığçı yı kmak. m yla yı nı vı bıklanma yı * Bıklanmak iş yı i. lı ı k na bıklı yı * Bığolan. bıklı ı yı duruma gelmek. bığ tı etmiş yı ı yınıraş ı olan. k bıksı yı z * Bığolmayan. ş arak bık bı yı rakmak * bık uzatmak. klitoris. * Ufak çocuk. bığ silmek yını ı * bir işolmuş i bitmiş sayarak onunla uğ maktan vazgeçmek. na bırak tı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun dıdikenli tohumu. büyüklerinin boyu 2 m yi bulan.bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor) raktım raktı). bığ balta kesmez olmak yını ı * kimseden korkusu olmamak. ı ı ladım ı ladı) ı rda) * uzun süredir hiçbir ilerleme ve değiklik göstermiyor (veya göstermiyorsun). raş bık yı * Üst dudak üzerinde çı kı kan llar. sı * Asma gibi bitkilerde. * Kadı k organın üst yanı cinsel zevk duyumu noktası bölüm.

lan biber atmak * içine biber koymak. z. * Biber konulan küçük kap. * Biber yetiş tirilen yer. na lan iş biberlik biberon . llı biberleme * Biberlemek iş i. biat edilmek * birinin egemenliğtanı i nmak. yurdumuzda çok yetiş bir bitki (Capsicum annuum). çiçekleri soluk en. zca il lmıturş biberiye * Ballı babagillerden. zalim. ini mak. bîbaht bîbehre biber * Bahtsı kadersiz. Akdeniz çevresinde çok yetiş güzel kokulu yaprakları dökmeyen. * Acı . biber gibi yanmak * (deri. göz vb. biberli * İ biber katı ş çine lmı . biber gibi * çok acı . * Patlı cangillerden. pay almamı ş . çok yık bir bitki (Rosmarinus officinalis).Bi bîaman biat * Bizmut'un kı saltması . * Hoş görüsüz. amansı gaddar. en * Bu bitkinin. nı mavi renkli. biber katmak. * Osmanlımparatorluğ İ unda padiş ölünce tahta geçecek oğ ah lunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul ve tasdik edilmesi. biat etmek * birinin egemenliğ tanı kabul etmek. * Payı olmayan. biber salçası * Kı zı rmı biberden yapı ş lmısalça. biberlemek * Biber serpmek. * Genellikle süt çocukları süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanı emzikli şe. * Bir kimsenin egemenliğ tanı ini ma.) çok acı mak. z. biber turş usu * Yalnı uzun yeşbiberden yapı ş u. kötü talihli. tazeyken sebze olarak yenilen veya kurutulup baharat olarak yararlanı ürünü.

bibliyotekçi * Kütüphaneci. bibliyografik * Kaynakla ilgili. bibliyografi * Bibliyografya. zarif (kı z). cicili bicili. bîçare olmak * çaresiz kalmak. * Üslûp. lı k. k. sı * Babanıkıkardeş hala. biblo * Çeş maddelerden yapı heykel. zavallı (kimse). n z i. kaynakları bilen uzman. * Acız. meme baş ı . bibliyografya * Kaynaklar.bibersiz * İ biber katı çine lmamı ş . itli lan yası biblo gibi * ufak tefek. kaynakça. * Kitapsever. bîçarelik biçem * Biçare olma durumu. . * Bkz. * Bkz. bibliyotek * Kitaplı kütüphane. zavallı çaresizlik. vazo gibi zarif küçük süs eş . cici bici. * Meme. bibliyoman * Bibliyomanisi olan (kimse). bibi bibliyofil bibliyograf * Bibliyografya uzmanı . kitap düş k künlüğ ü. bibliyomani * Hastalıderecesine varan kitap sevgisi. bici bicik bicili bîçare * Çaresiz.

eyi biçimine getirmek * sı nı rsatı bulmak. formalist. taneleri ayı samanı lam veya balya durumuna getiren makine. morfoloji. ş ı ekilci. ine biçilmiş kaftan * bütünü ile uygun. morfem. biçim bilimi * Yapı bilimi. ş ekillenmek. punduna getirmek. * Herhangi bir ş benzeri. hem de bağ durumuna getiren makine. sı * Alılmıkural. yalnıbiçim üzerinde duran. ini * Biçicinin işveya mesleğ i i. davranıveya belli biçimin dına çı ş ş ı ş ş kmayan (kimse). * Biçmek iş i. tutum.biçenek * Her yı l belirli bir süre otlatı ktan sonra yeniden geliş bitkilerin biçilerek değ ldı en erlendirildiğtabiî çayı i r. fı nı biçimleme * Çeş maddelerin biçimsel imkânları birbirleri arası itli ile ndaki düzen iliş kilerini araşrma iş tı i. rası. biçim biçim almak * biçimlenmek. ş . en uygun durumunu yakalamak. elveriş (iş li ). biçerbağ lar * Ekini hem biçen. biçime sokmak (veya biçim vermek) * bir ş biçimlendirmek. * Biçilmek iş i. biçimcilik * Biçime sı sıya bağlı kı kı lı k. içeriğyeterince önemsemeden. mı u biçimci * Biçimcilik yanlı olan (kimse). ekil. bağ biçici biçicilik biçilme biçilmek * Biçmek iş konu olmak. biçim birimi * Kelimelere gramer bakı ndan biçim veren. ekil. çoğ ek durumunda olan öge. formaliteci. * Tarz. * Yakık alan ş uygun ş ş ı ekil. eyin * Sanat ve edebiyat eserlerinde dıgörünüşform. döven. biçerdöver * Ekin biçen. * Biçmek iş yapan (kimse). * Özü. biçim * Dıgörünüşş ş . * Manzumelerin kuruluş uyak düzenlerine göre olan dıgörünüş ş ve ş ü. belli bir biçime girmek. ekil. biçimlendirilme . ran. biçime ağ k veren görüş i z ı rlı .

ekle eklî. biçimsiz * Kendine özgü bir biçimi olmayan. biçimsellik * Biçime uygun olma durumu. ş formel. biçimsel biçimselleş tirme * Biçimselleş tirmek iş i. ş ait. biçki dikiş kursu * Terzilik mesleğ öğ ini retmek amacı verilen kurs. biçimlendirmek * Bir ş belirli bir biçim vermek. yakıksı k. biçimsizleş mek * Biçimsiz duruma gelmek. * Ortamı uygun düş yakık alan. biçimlenmek * Bir ş belli bir biçim kazanmak. * Çirkinlik. ı * Kendine özgü billûrlaş ş biçimi olmayan (madde). yakıksı ş z. i * Dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesme sanatı ı . * Kötü. mıbir biçimsizleş me * Biçimsizleş iş mek i. biçimi bozuk. mevzun. biçimsizlik * Biçimsiz olma durumu.* Biçimlendirilmek iş i. * Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüş türmek. ş ekilsiz. biçimi bozulmak. biçki yapmak . ş zlı ı biçiş biçki * Biçmek işveya biçimi. na en. ş ı * Biçime dayanan. yla biçki dikiş yurdu * Halka açıterzilik mesleğ öğ k ini retme ve uygulama yeri. biçimselleş tirmek * Biçimsel duruma getirmek. biçimli * Biçimi güzel olan. ekillendirme. ş eye ekillendirmek. biçimlenme * Biçimlenmek iş ş i. amorf. ş ey ekillenmek. ekillenme. biçimle ilgili. biçimlendirilmek * Bir ş biçim verilmek. eye biçimlendirme * Biçimlendirmek işş i. hoş olmayan.

* Dikilecek kumaşbelli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. * Yaylı ateş öldürmek.* dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesmek. biçkici biçme * Kumaşbelli bir modele göre biçen (kimse). k. . * Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eş iki çokgenden. ı * Biçmek iş i. iki yı bir olan. bidayet * Baş lama. fiyat) Koymak. makine ile kesmek. an ur. m iyle * (değ paha. otu orakla. bîgânelik bigudi . * Bidon satan kimse. plâstik veya çinkodan yapı şçoğ çine vı lmı unlukla silindir biçiminde kap. slâm ndan kan iş lar * Sonradan türeyen ş ey. biçtirme * Biçtirmek iş i. langı bide bidon bidoncu bienal * Yı ı. sac. bîdar bid'at * İ dininde Hz. metal veya plâstikten. * Uyanı uyumayan. Muhammed zamanı sonra ortaya çı değik yargı ve ilkeler. ı biçki yurdu * Biçki ve dikiş okulu. yanal ayrıları eş ve paralel doğ it tı da it rulardan oluş çok düzlemli cisim. * Yabancı . tı rpanla. * Yontulmuş taş yapı ı . er. biçtirmek * Biçmek iş yaptı ini rmak. menş prizma. boru biçiminde küçük araç. l aş rı lda biftek bîgâne * Izgara veya tavada piş irilen dana eti dilimi. * İ sı maddeler konulan. * Bîgâne olma durumu. *İ lgisiz. * Kadı n saçları kırmak için kullandı . baş ç. ı * Ekini. nları nı vı kları * Bedenin belden aş ı ağbölümlerini yı kamakta kullanı tuvalet aracı lan . biçmek * Belli bir biçim vererek kesmek.

sonradan. * Bîkes olma durumu. aklı ı olmayan. umutsuz. bilâhare * Sonra. bîkes bîkeslik bikini * İ parçalı n mayosu. aş n. daha sonra. bikarbonat * Hidrojen karbonatlarıgenel adı n . lmıtakı yası bîkarar * Kararsı tereddütlü. lâçsı bijon anahtarı * Araba tekerleklerinin somunları sökmek için kullanı alet. ksı m lmadan. lan . z. * Habersiz. erdenlik. ki kadı bikir * Kı k. aksine. * Değ olmayan maden veya taş erli lardan yapı ş .bîgünah bîhaber bihakkı n * Suçsuz. n ı durumu. olarak. ayrı yapı z. sonraları . bilâder ağ acı * Amerika elması . tersine. bilgisiz. çaresiz. lı bilâr * Katranlı ldan yapı ve kalafat iş kı lan lerinde kullanı bir tür macun. günahsı z. baş nda * İ z. nı lan bijuteri * Kuyumcunun yaptı değ takı n tamamı ğ erli ı ları . bilâistisna *İ stisnası ayrı z. süs eş . zlı * Kimsesiz. bîhuş bîilâç * Ş kı sersem. tam tersine. * Bir kuruluş veya bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taş r ve un ı nı taş ı nmaz varlı ile bunları lamak için kullanı öz ve yabancı kları sağ lan kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge. tsı artsı sı zı bilâkis bilânço * Tersine olarak. herhangi bir kıtlama olmaksın. * Giriş herhangi bir iş belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçlarıkarşklı ilen te. deli. * Hakkı hakkı ile. gerçekten. bilâkaydüş art * Kayı z ve ş z olarak.

. haber verilmek. bildiri * Resmî bir makam. tebliğ . bildirilme * Bildirilmek iş i veya durumu. * Bilimsel bir konu üzerine yazı açı lan klama. çok bilmiş olduğ anlatı unu r.-in hepsi. rudan doğ ruya. eskiden beri. fil diştoplarla ve isteka ile oynanan bir oyun. duyurulmak. bilârdoculuk * Bilârdo salonunu iş letme veya oynama iş i.. bildiriş . i bildiğ yapmak ini * verilen öğ ütleri dinlemeyerek tutumunu sürdürmek. bildirge * Bir kimsenin resmî bir kuruluş herhangi bir durumu bildirmek için verdiğçizelge. ine bildirim * Yazıolarak yapı açı lı lan klama. beyanname. sı z. dolaysı doğ tası z. araçsı aracız. bağ oldukları lı vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi. kurum veya bir topluluk tarafı herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazı ndan lan yazı . tebliğtebligat. n ldı ı ı t. ihbar tazminatı ı . ş tı nı bildim bileli (veya bildik bileli) * öteden beri. i. beyanname. tebliğ .. a i * Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda. bildirim ödencesi * Süresi belli olmayan sürekli iş sözleş melerinin daha önce bildirim yapı lmaksın yürürlükten kaldılması zı rı sebebiyle yükümlü olanlarca karştarafa verilmesi zorunlu olan ödence. il bir i bilârdocu * Bilârdo oynayan veya oynatan kimse. bilâvası ta * Vası z. bildik * Tanık. rı ş ru i ş ı bildiğ okumak ini * herkes ne derse desin bildiğ istediğgibi davranmak. bildiğ inden ş mamak (veya kalmamak) aş * hiçbir etkiye aldı etmeyerek doğ bildiğdavranı sürdürmek. bildiğ yedi mahalle bilmez ini * bir kimsenin çok kurnaz. * Bu açı klamanı yapı ğkâğ ihbarname.bilârdo * Yeş çuha kaplı masa üzerinde. dı bildik çı kmak * birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanı kları anlamak. hep . bilcümle * Bütün. bildirilmek * Bildirmek iş konu olmak.

i. kasten. . * Aynı zamanda. mek i bildiriş mek * Bir duygu veya düş ünceyi iş aretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlaş mak. bile * Birlikte. düş ünülerek. bileğ kadar (veya bileklerine kadar) ine * (çamur. belirli geçmiş .* Bildirmek işveya biçimi. ş bilecen * Her ş bilen. n i bileğ güvenmek ine * gücüne veya hünerine güvenmek. de. bilecenlik * Bilecen olma durumu. gelmişgel-iyor. * (giysi eteğiçin) yalnıayaklar görünecek kadar (uzun). bildirme kipleri * Belli zaman kavramı veren. * Üstelik. bilerek aldanmıgörünme. belirsiz geçmişş . kolunda altıbileziğolmak. imdiki zaman. haberleş komünikasyon. * Bilgiçlik taslayan. bile bile lâdes * Kötü bir durumu öyle gerektiğiçin kabullenmiş i görünme. eyi * Herhangi bir konuda bilgi vermek. bildirme * Bildirmek iş beyan. . i bildiriş im * İ im. ifade etmek. bildirmek * Herhangi bir ş haber vermek. gel-ir. gel-ecek gibi. lan bileğtaş i ı * Bı çakı çak. lan ş bileğ altıbileziğolmak inde n i * Bkz. bildiriş me * Bildiriş işveya durumu. geniş zaman. ması . letiş me. bildirme cümlesi * Yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cümle. i z bileğ hakkı inin ile * kendi gücü ve kendi çalı ş ile. da. önceden tasarlayarak. makas gibi kesici araçları bilemekte kullanı ince taneli sarıist. * Anlatmak. gelecek zaman kipleri: Gel-di. ukalâ. isteyerek. her ş eyi eyden anlayan. bileğ i * Kesici araçları bilemek için kullanı alet. dahi. kar için) ayakları içine gömülecek biçimde. bile bile * Bilerek.

bilek damarı * Nabı z. ı iki i lı ini bilek kuvveti * Beden kuvveti. bilek gücü * Kol kuvveti. ik . kalı n. ı rı * isteyerek. keskin duruma getirmek. ı n tiğ * Güç. konsantre olmak. ayakla bacağ birleş i bölüm. etkisini artı rmak. * Bir bileş oluş ke turan kuvvetlerin her biri. bilemek * Kesici aletleri zı mpara veya bileğtaş keskinleş i ı nda tirmek. * Hı rslanmak. erek muş * Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluş ve bunlardan bağ z fiziksel. bileş kap ik * Birleş kap. mürekkep. kuvvet. aş derecede istemek. * Bilenmek iş i. kol kuvveti. bilenme bilenmek bilerek bileş en bileş ik * Birleş oluş .bilek * Elle kolun. * Bilemek iş konu olmak. keskinleş tirmek. en fazla. bilek gibi * (saç veya akarsu için) gür. e lan bileklik bileme * Bilemek iş i. mürekkep faiz. ine * Bir iş yoğ bir biçimde hazı e un rlanmak. bileş faiz ik * Süre tarihine dek birikmiş faizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz. * Oyunlarda bileğ incinmesini önlemek için bileğ takı meş sargı in e lan in . * Ses ve görüntünün birlikte yer aldı film parçası ğ ı . basit olmayan. kasten. bilek saati * Bileğ takı küçük saat. kimyasal an ı msı nitelikler gösteren (madde). bilek güreş i * Karş klı kişdirseklerini dayayarak birbirlerinin bileğ bükmek. keskin duruma getirilmek. * Güçlendirmek. bilemedin (veya bilemediniz) * en çok.

ı yan bileş im * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turma. mek i bileş ke bileş me bileş mek * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turmak. * Bileş sonucu oluş cisim. bileş tirme * Bileş tirmek iş i. ulaş araçları binme veya bir talih ı m na oyununa katı imkânı veren belge. ini * Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eş olan tek kuvvet. p cı biletçi biletçilik * Bilet satma iş i. * Bilemek iş yaptı ini rmak. * İ veya daha çok vektörün. tiyatro gibi eğ nan. lma nı bilet kesmek * bileti koparı alıya vermek. . terekküp etmek. * Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluş unu belirleyen verilerin tamamı tuğ . muhassala. sinema. it * Bileş iş terekküp. geometrik ki na nı toplam. bileş tirmek * Bileş mesini sağ lamak. lence yerlerine girme. çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan. bileş tirici * Bileş tirmek iş yöneten kimse. bazı ik iki cinsleri uçucu yağ veya süt taş bir familya. bilet satmak. terkip.bileş kaplar ik * Birleş kaplar. mek i. bilet * Para ile alı konser. me an * Bileş işveya durumu. * Biletmek iş i. ndan bileş önerme ik * En az iki önermeden oluş yeni önerme. biletli biletme biletmek * Bileti olan. paralel kenar kuralı uygun olarak geometrik toplamı almak. ik bileş kesir ik * Payı paydası eş veya payı na it paydası büyük olan kesir. an bileş ikgiller * Bitiş yapraklı çeneklilerden. * Bilet satan görevli.

malûmat. araşrma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. * Bilgili. zağ . * Bilgeye yaraş (biçimde). * Mobilyaları ayak altları takı kare. ı r bilgi edinmek * öğ renmek. vukuf. silindir. özellikle sıntı önleme gibi amaçlarla yerleş zı yı tirilmiş . * Bilgi. bilgi iş lem * Özellikle bilgisayar vb. malûmat. e lan * İ borunun ucunu birleş ki tirmeye yarayan halkaya benzer parça. bilim alanı uygulanan yöntemleri. lama. ş bilfarz * Tutalı ki. hikmet. * Motor pistonları yağ na. * (biliş imde) Kurallardan yararlanarak kiş veriye yönelttiğanlam. bilezikli * Bileziğolan. iyi ahlâklı . malûmat. nsan nı i * Öğ renme. tı * İ zekâsın çalı nsan nı ş sonucu ortaya çı düş ürünü. sempozyum. sır ve güvenilirlik bakı ndan inceleyip araşran nda nı mı tı felsefe dalı . makinelerle yapı iş lan lemlerin düzenli biçimde yürütülmesi. kesik koni ve benzeri ş n na lan ekilli. epistemoloji. manı bilgi * İ aklın erebileceğolgu. * Bilim. hakim. * Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse. inin i * İolarak. açı * Kelepçe. hâkimane. vukuf. söz geliş diyelim ki. soğ utma. bilezik * Bileğ süs için takı halka. gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. bilgi ş öleni * Belli bir konunun tartıldı bilimsel toplantı ş ğ ı ı . m m i. iş ş edinerek. cı ı k. bilgi kuramı * Bilginin temelini. vukuf. olgun ve örnek (kimse). ması kan ünce * Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradı temel düş ğ ı ünceler. pirinç veya nikel kaplı demirden yapı şiki ucu delik gereç. bilgi toplamak . * Bir durumu öğ renmek. * (İ Çağ lk felsefesinde) Kendini tanı n bilgisi. bilfiil bilge bilgece bilgelik * Bilge olma durumu ve niteliğ i. malûmat. sayalı ki. cı * Bileyicinin yaptı işzağ lı ğ . lmı .biletsiz bileyici bileyicilik * Bileti olmayan. bilgi almak. dikdörtgen. genel olarak dökme demirden yapı ş lmı uçları k ve esnek halka. gerçekten. i * Bilezik takmıolan. .

öğ renmek. . bilgiçlik satmak (veya taslamak) * bilmediğhâlde bilir görünmek. tiri mı * Baş nı ltmak için doğ olmadı bilinerek yapı uslamlama ve çı kası yanı ru ğ ı lan karsama. sofizm. elektronik beyin. bilgicilik * Antik Yunan felsefesinde eleş akı . bilgilenme * Bilgilenmek iş i veya durumu. i bilgilendirme * Bilgilendirmek iş i veya durumu. bilgin tavrı bilgin gibi. bildirerek. unu bilgiçlik * Bilgiç olma durumu. bilgici * Sofist. sı mcıveya bilgisayarcı lı k * Bilgisayar ticareti veya uzmanlı. u bilgiç bilgiç bilgiç * Bilgisi olduğ göstererek. bilgilendirmek * Bir konuda bilgi sahibi olması sağ nı lamak. safsatacı lı k. p ran bilgisayarcı * Bilgisayar alı satı sı m mcı. ğ ı bilgisayarlamak * Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan (kimse). * Bilerek. bilgilik * Ansiklopedi. malûmatlı . * Bilgisiz olduğ hâlde bilgili görünmek isteyen. kompüter.* değik yer ve kaynaklardan sağ iş lanan bilgileri bir araya getirmek. haberli. * Bilgisayar programcı. bilgili geçinen kimse. * Bilgine yakır. * Bilgin olma durumu. haberdar etmek. âlim. bilgilenmek * Bilgi sahibi olmak. yapı sı mühendisi. bir yapısonuçlandı elektronik araç. bilgin bilgince bilginlik bilgisayar * Çok sayı aritmetiksel veya mantı iş da ksal lemlerden oluş bir işönceden verilmiş programa göre an i. bilgin geçinmek. bilgili * Bilgi sahibi olan. ş ı nda. * Bilgili kimse.

roman vb. ş an * Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. tı süreci. malûmatsı cahil. bilgisiz bilgisizlik * Bilgi sahibi olmayan. temeli olarak yalnıbilim yöntemine önem verme. varsayı nı tı felsefe dalı mları araşran . z bilimsel * Bilgin. ilim. deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten n yararlanarak yasalar çı karmaya çalı düzenli bilgi. u bilgiyazar * Elektronik sistemle dizgi yapan alet. bilhassa * Hele. ilimcilik. bilim adamı * Bilimsel çalı ş malarla uğ an kimse. * Bilgi. malûmat. bilim adamı . mahsus. * Belli bir konuyu bilme isteğ inden yola çı belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araşrma kan. * Tavuk gibi kümes hayvanları çağ nı ı için çı lan ses. bilgisayarlaş mak * Bilgisayar düzeniyle donatı lmak. rmak karı * Bilen.* Bilgisayara geçirmek. raş bilim dı ş ı * Bilime aykı. bilgin. bilim kurgu * Çağ bilim verileriyle düş daş gücünden oluş film. en çok. an bilim kurgusal * Biyoloji ve elektrikle ilgili olan. rı bilim kadı nı * Bkz. ilkelerini. z. bili bili bili bilici bililtizam * Bile bile. biyonik. bilime uymaz. bilimci bilimcilik * Bilginin. gayriilmî. * Bilgisiz olma veya bilgi yokluğ durumu. her ş eyden önce. . âlim. bilerek ve isteyerek. bilim * Evrenin veya olaylarıbir bölümünü konu olarak seçen. baş özellikle. bilim kuramı * Bilimlerin koydukları ünsel sorunları düş inceleyen ve tek tek bilimlerin yöntemlerini. ta. cehalet.

* Algı bilgilerin zihinde duru ve aydı k olarak izlenme süreci. Marxçı lı k. bilimselleş tirmek * Bilimin metotları uygun duruma getirmek. * Temel bilgi. bilim yöntemlerine uygun olmayan gayriilmî. bilinç kaybı * Hafı yitimi. ş bilinçlendirme * Bilinçlendirmek iş i. bilincini yitirmek * bilincini herhangi bir sebeple yitirmek. dilendiğzaman kapsamı ş ı i ndakilerin bilince çağlabildiğzihin bölgesi. bilimselleş tirme * Bilimselleş tirmek iş i. bilimsel sosyalizim *İ htilâlci sosyalizm. bilinçlendirmek . baskı nda tutulan isteklerle bunlara bağ düş nsan altı lı üncelerden oluş ve bilince ulaş an amayan bölümü. nanabileceğ savunan felsefe akı . bilimsel toplantı * Uzmanları katı ile gündemi bilimsel konuları oluş n lı mı n turduğ toplantı u . ilmî. ş rı i uuraltı tahteşuur. ş ve nlı uur. bilinç * İ n kendisini ve çevresini tanı yeteneğ ş nsanı ma i. uur. n * Dimağ . temel görüş . na bilimsellik * Bilimsel olma durumu. bilimsizlik * Bilimsiz olma durumu bilimsizce iş . * İ ruhunun. * Bir toplumdaki ruhî etkinliklerin veya ruhî durumlarıbütünü. araşrı ve bağ z düş tıcı ı msı ünce. bilincine varmak * anlamak. bilinç dı ş ı * Bilinçsizce yapı iş etkinliklerin bütünü gayriş lan ve uur. bilimsiz * Bilime. bilinç akı ş ı * Düş üncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. * Kiş aklı geçenlerin birinci kişağ ndan yansılması inin ndan i zı tı . bilimsel deneycilik * Her bilginin deneyle veya gözlemle doğ rulanabileceğ sı ini. ini mı bilimsel düş ünce * Bilim temeline dayanan özgür eleş tirici. za bilinçaltı * Bilinç dı olmakla birlikte. kavramak.* Bilimle ilgili. bilime dayanan.

bilindik. * Nesne. * Kendi etkinliğ eleş ini tirmeli bir biçimde sezmeyen. olay ve iş karşuyanıbulunmama durumu. ş uursuz. eri bilinmez * Anlamı ve anlaş gizli ı lması olan. agnostik. bilinmeyen * Değ belli olmayan. ş uursuzluk. bilinçlilik bilinçsiz bilinçsizlik * Biliçsiz olma durumu. bilinen bilinme * Değ belli olan nicelik. bilinmedik. kendi etkinliğ farkı olan. malûm. ş uurlanmak. anlaş ine ı lmak. ş uursuz. kulu. bilinemez * İ aklı bilinemeyen ş nsan yla ey. uurlu. bilinmezlik * Bilinmez olma durumu. . bilinçlenmek * Bilinçli duruma gelmek. bilinmedik * Bilinmeyen. ş inin nda uurlu. bilindik * Bilinen. eri * Bilinmek iş i. bilinmek * Bilmek iş konu olmak. lâedri. * Bilinci olmayan. kuş meçhul. 'nı inin ini ini reti. ş lere ı k uursuzluk. muğ güç lâk. bilinemezcilik * Bilginin bağ lı ı olduğ ve bundan dolayı olmadına inanan öğ ntı una salt ğ ı reti. bilinçlenme * Bilinçlenmek iş i.* Bilinçli duruma getirmek. meçhul. bilinemezci * Bilginin bağ lı ı olduğ inanan (kimse). ş k uurluluk. * Belli olmaz. bilinçle yapı lmayan. * Eleş tirmeli bir biçimde. bilinçli * Bilinci olan. bilinçle yapı ş lan. ntı una * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ 'nı inin ini ini retiyi benimseyen (kimse). öğ renilmek. * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ lâedriye. bilinmeyen (nicelik). olay ve edimlere uyanıbulunma durumu. agnostisizm. * Bilinçli olma durumu ş uurluluk. * Nesne.

vukuf. eksper. * Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düş üncesine baş vurulan kimse. bilip bilmediğ göz önüne almadan. uzman. cahillik. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş sistemi. im biliş teknolojisi im * Biliş imde kullanı bütün araç ve gereçlerin oluş lan turduğ sistem. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş imde kullanı ve özellikle elektronik aletler aracı ı lan lı ile ğ düzenli bir biçimde iş lenmeyi ön gören bilim. informatik. m ini bilirkiş i * Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaş ğçözümlemek için kendisine baş mazlı ı vurulan kimse. kristal. 'ya nda * "İ olsun" anlamı kullanı nan nda lı r. * Öğ renmek. ehlihibre. kları * Duru ve temiz kesme cam.bilir * "Anlar". biliş ağ im ı * Teknik. ehlihibre. u biliş imci biliş me biliş mek * Karş klı ı olarak birbirini tanı muarefesi olmak. bilirkiş i raporu * Bilirkiş hazı ş inin rlamıolduğ rapor. u bilirkiş ilik * Bilirkiş yaptı iş inin ğ . billâhi * Tanrı ant içerim" anlamı bir ant. * Billûrdan yapı ş lmı . * Biliş alanı uzman kiş im nda i. "yapar" anlamları isimlerle birleş birleş sı kurar. dı biliş kmak çı * tanı önceden tanıolmak. bilistifade * Yararlanarak. cahil. "sayar". ile erek ik fat bilir bilmez * yarı bilgi ile. biliş * Canlın. bir nesne veya olayıvarlına iliş bilgili ve bilinçli duruma gelmesi. ş biliş im * Teknik. lı mak. ehlivukuf. ehlivukuf. * Biliş iş mek i. mak. dost. tanık. bilisizlik * Bilisiz olma durumu. billûr * Bazı cisimlerin aldı geometrik biçim. nı n ğ ı kin * Bildik. ı bilisiz * Öğ renim görmemiş . sibernitik. .

* Bilinmeyen ş muamma. billûru andı kristaloit. pıl pı parlayan (yer). çok temiz (su). billûrsu bilme bilmece * Bir ş adı anmadan. ey. ündeki saydam cisim. billûrî * Billûra benzer. gerdan. billûr durumunda yoğ unlaş mak. * Bir ş ne olduğ eyin unun bilincine varma. billûr cisim * Gözde. * Bol ıklı rı rı ş . muamma. * Genellikle billûrdan yapı ş ya satan dükkân. billûriye * Billûrdan yapı ş lmıveya billûrla ilgili. ı nı bilmediğbeş i vakit namaz * her ş pek iyi bilir. ran. * çok beyaz ve pürüzsüz (kol. billûr gibi. billûr gibi * çok duru. ı tı * Bilmek iş i. eyi nda . lmıeş billûrlaş ma * Billûr durumuna gelme. billûrlaşrmak tı * Billûr durumuna getirmek. kristalleş mek. ı l * Billûra benzeyen. niteliklerini üstü kapalı eyin nı söyleyerek o ş ne olduğ bulmayı eyin unu dinleyene veya okuyana bı rakan oyun. ı lı mamak. koloit karş . billûrlaş mak * Billûr durumuna gelmek. mercimek biçim ve büyüklüğ nda. bilmeden * bilmeyerek. anlamı bir söz. kristalleş me. göğ üs). bilmece çözmek * bilmecenin cevabı bulmak. * Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. billûrlu *İ çinde billûr bulunan. * (ses için) pürüzsüz. * sonucun ne olacağ kestiremeden. * Diyalize uğ rayarak çözümlenen madde. * Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı ve kimya değmeleriyle geometrik biçim alması fizik iş . irisin arkası mercek görevini yapan. billûrlaşrma tı * Billûrlaşrmak iş tı i. * Belirgin duruma gelmek. nı bilmece gibi konuş mak * açı anlaşr biçimde konuş k.* Koç yumurtası . netlik kazanmak.

"uygun bulmak" anlamı da kullanı ine nda lı r. bilmezlik. var saymak. *İ nanmak. nda * Bir iş yapmaya alı ş ş olmak. * Sorumlu tutmak. hatı rbilmez. bilgileş bencmarking. bilmezlik * Bilmez olma durumu. bilmezlikten gelmek. bilsat * Kuruluş ş lar. bilmiş * Her ş bilir geçinen. bilmezlikten gelmek * bilmiyor görünmek. bilmemezlik * Bilememe durumu. karşk olarak. * Bazen "iş gelmek". bilgiçlik taslayan. bilmezleme * Bilmezlemek iş teçhil. teçhil etmek. sizlere de. bilmezlenmek * Bilmiyor gibi görünmek. ş ma. çok bilmiş . mı * Tanı hatı mak. tecahül etmek. bilmez * Anlamaz. size de. * Bir bilim veya sanat dalı yeterli olmak. bilmemek * birlikte kullanı ğfiilin bir türlü gerçekleş ldı ı emediğ anlatı ini r. bilmukabele * Karş klı ı olarak. bilmezlikten gelme * yazarı bildiğbelli olan bir ş bilmez veya baş türlü bilir görünecek yolda bir anlatısanatı n. elinden gelmek.bilmek * Bir ş anlamıveya öğ eyi ş renmiş bulunmak. n isi lı nca aş tereddüt anlamı verir. i. cehalet. eyi * Bkz. bir ş bilmez göstermek. * Sanmak. farz etmek. bilmezlemek * Bir kimseyi. kim. kadirbilmez gibi sözlerle "yapamaz". ş bilmünasebe * Sı gelince. rlamak. irketler arası bilgi satma. * Saymak. sı düş rası rası ünce. * Geniş zamanıolumsuz birinci tekil kiş olarak bilmem biçiminde kullanı duraksama. * Anlamak. "edemez" anlamları kullanı nda lı r. lı ı lı * (davranıtöresinde) Ben de. nda im. nasıne) l. kavramaz. i eyi ka ş . ey bilmezlenme * Bilmezlenmek iş i. * -a/-e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleş fiiller oluş ik turur. nı bilmem hangi (veya bilmem kaç. . * önemli veya anlatı gerekli görülmeyen ş için kullanı lması eyler lı r. tecahülüarifane.

dil dökmek. çok sayı da. . -in hepsi. bin bir ayak bir ayak üstüne * herkesin ayakta olduğ kalabalı u k. e kı yı bin dereden su getirmek * birini kandı için birçok sebep ileri sürmek. 1000. M. bin can ile * çok isteyerek. doğ lı ile. dolaylı ruya . . bilyeli yatak * Bisiklet.bilumum bilvası ta bilye * Bütün. nı ve yı * Bir isimden önce geldiğ aş lıve çokluk bildirir. her sıntı gideren. misket. sürekli olarak düş değ tirmek. * Bu sayın adı bu sayı gösteren rakam. man * Milyar.. bin kalı girmek ba * birbirine benzeyen birçok iş yapmak. dokuz yüz doksan dokuzdan bir artı k. çoğ unlukla çelikten. olacak bir kimse gerekir. bilyeli * Bilyesi olan. bin dallı * Çoğ unlukla mor kadife üzerine sı ile kabartma dal. eyi bin bir * Pek çok. aş ı nmayı enerji yitimini önlemek için. gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir. bin derde deva * pek çok işyarayan. bilyon bin * On kere yüz.. küçük yuvarlak. rmak bin iş bir baş çi. yaprak ve çiçek iş rma lenmiş giysi veya örtü. hep. maden. gönülden. * Taş . kamu. ğ rudan doğ olmayarak. inde ı k rı bin bilsen de bir bilene danı ş * bir insan bir ş ne kadar iyi bilirse bilsin. kı yaslanmayacak ölçüde. öğ ütlerden çok daha etkilidir. bin nasihatten bir musibet yeğ dir * yaş ş anmıolaylar. cam gibi ş eylerden yapı ş lmıküçük yuvarlak. ve göbeklerdeki yataklara yerleş tirilen. çı * her iş baş e. ünce iş bin kat * Pek çok. toprak. * Motorlu taş ı tlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak. bin piş olmak man * çok piş olmak. * (birinin) Aracı ı araçla. otomobil gibi taş n tekerleklerinde sürtünmeyi azaltmak amacı içine çelik bilye yerleş ı tları yla tirilmiş bölüm.

a * (bir düş sistemine göre) kurmak. ünce binaen * -den dolayı . bin zahmetle * çok zor. i * Dayanarak. i bindirilmek * Bindirmek işyapı i lmak. kendi eliyle yok etmek. bina * Yapı . bindi * Destek. bînamaz binbaş ı * Bkz. . . bina etmek * yapmak. beynamaz. * Arapça fiil çatını sı konu edinen bilim ve kitap. ı ı nı binde bir * çok seyrek olarak. çok iş * (memnunluk bildirmek için kullanı söz) çok yaş lan a!. le raş bin türlü bin yaş a! * Birbirinden çok farklı değik. bindiğdalı i kesmek * (kendisine gerekli ve yararlı ş farkı olmadan yararsıduruma getirmek. yapmak. dayamak. inş etmek. binaenaleyh * Bundan dolayı . bunun üzerine. ğ ı binbaşk ı lı * Binbaşrütbesi veya binbaş n görevi.bin tarakta bezi olmak * birçok iş uğ mak. bundan ötürü. . bindirimli * Fiyatı rı ş artılmızamlı . rma. olan eyi) nda z bindirilme * Bindirilmek işveya durumu. * Rütbesi yüzbaşile yarbay arası bulunan ve ası ı nda l görevi tabur komutanlı olan subay. bindirilmiş kuvvetler * Motorlu taş ı bindirilmiş tlara asker birlikleri. hamil. bunun için. * Çatı . büyük zorlukla. kurmak. -den ötürü. -diğiçin. bindirim * Fiyat artı zam.

* Binmek işyapı i lmak. biner bingi her biri. dolap gibi ş eylerin. kanatları kapanı kalan aralı örtebilmek için bu kanatlarıkenarı çakı nca ğ ı n na lan bini aş mak * çok fazla olmak. nda * Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arası kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçaları nı ndan * Binme iş i. her defası bini bir arada olarak. lmış * Üzerine binilen. kapak veya kapın arkası doğ nı na rudan vidalanan. binin yarı beş (o da bizde yok) sı yüz * çok düş ünceli görünen birine ş yollu "aldı aka rma!" anlamı söylenir. bindirmek * Bir kimseyi bir ş üzerine çı eyin kartmak. binek taş ı * At veya arabaya binmek için üstüne çılan yüksekçe taş kı . binmesini sağ lamak. lan * Binilmek iş i. binek * Binmeye ayrı şey ve daha çok at. sın ra fatı rada binicilik binilme binilmek . sı dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen. * Birbiri üzerine gelerek eklenen levha. kiremit. her birine bin. çı na lacak karma yerine gitmek için kendilerine ayrı deniz araçları lan na binmeleri. ahş parçaların durumu. bindirme kilit * Gövdesi kutu biçiminde olan. bini bir paraya * pek çok ve ucuz. binici * Binen. ndan ka ı ta * Eklemek. * pek çok yapı pek çok olan. * Bin sayınıüleş sın tirme biçimi. binmeye yarayan. bini çı ta. nda bininci * Bin sayınısı sı . lan.bindirme * Bindirmek iş i. * Kapı . * Ata binme ustalı. binek atı * Sadece binmek. * (taş Baş ı t) tarafı baş bir taş çarpmak veya bir yere vurmak. gezmek veya binicilik sporu için yetiş tirilen at. ap nı * Çı karma harekâtı katı birliklerin. ğ ı * Ata binilerek yapı spor. basit mekanizmalı kilit. katmak. oturtmak veya içine yerleş tirmek. * Ata iyi binen kimse.

öbürünün üstünde olmak. ı tta * (bisiklet motosiklet. * Fiyat artmak. binnetice binyı l biokütle * Bin yıiçine alan zaman dilimi. p nı biomikroskop * Kendine özgü bir ık ile kullanı çift göz mercekli mikroskop. * Eklenmek. binek atı . sakı nmaz. n biomedikal * Hem biyoloji hem de tı ilgili olan. . uçak. * Hamur durumundaki ekmeklerin. * Yüksek aş amalı bilginlerin ve yeniçeri subayların giydikleri cübbe. u * Birçok bin. için) * İistenilmeyen veya beklenilmeyen bir biçim almak. mek * İ parçadan biri. ı k iş * Bin tanesi bir arada olan. nihayet. pek çok. * Üstüne binilen hayvan. fına atı rı lmadan önce. ş ı lan bîperva * Çekinmez. ş * Bir ş sış yanı ey kı arak ndakinin üstüne çı kmak. * Sonuç olarak. fizyoloji ve tıkonuları mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme. içine konulduğ oyuk gözlü tahta. ki * Kas kiriş birbiri üstüne binmek. gözü pek. biniş me biniş mek binit binit binlerce binlik * Bin liralıkâğ para. binme binmek * Yüksek bir ş veya bir hayvanıüstüne çıp ayakları sallandı oturmak. otomobil gibi bir taş yer almak. * Biniş durumu. * Atlı alayda giyilen giysi.biniş * Binmek işveya biçimi. katı lmak. k ı t * Yaklaş olarak üç litrelik büyük şe. vapur. korkusuz. lı * Belirli zamanda sırları nı belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmalarıtoplam kütlesi. i * Atlı alay. * Binmek iş i. pla biomekanik * Biyoloji. nı * Üniversite öğ retim üyelerinin giydikleri cübbe. leri * Kık bir kemiğ iki parçası rı in birbiri üstüne gelmek. binek hayvanı Kullanmak. eyin n kı nı rarak * Bir yere gitmek için tren.

* Değ önem bakı ndan birbirinden farksı birbirine eş birbirine benzer. * Birleş ik. bir (veya bir de) * hem . m * tek baş bulunan kimsenin istediğyerde barıp rahat edebileceğ anlatı ı na i nı ini r. bir (veya sağelinin verdiğ öbür (veya sol) elin duyması ) ini n * yapı bir iyilik gizli tutulmalı lan . er. . it. bir an önce * Bir ara. * Sadece. bir abam var atarı nerede olsam yatarı m. birlikte. rk l hatı vardı bir ağ ı zdan * hep birlikte. yanı kimse bulunmadan.. bir araba bir arada . sa * Geçmiş bir zaman. pek çok. * Toplu bir durumda. fazla. z nda * baş birinin yardı olmaksın. bir sürü. bir alay bir âlem * Kendine özgü bir niteliğolan. te * Odun. ğ ı * Tek.. ları * Bu sayı gösteren rakam 1. bir * Sayı n ilki. hem. yı * Bu sayı kadar olan. * Eşaynı boyda. i bir ara * Kı bir süre. fat ı na i * (tekrarlanarak) Bir kez. bir (veya tek baş ı na) * yalnıolarak.. . ş * Pek çok.. hep birden. * Birçok. müş a terek.. bir fincan kahvenin kı yı rı r. korkmadan. onunla övünülmemelidir.* Çekinmeden. * Ancak. kömür gibi bazıeylerin ölçü birimi. beraberce. istek veya kesin olmayan anlamlar katar. I. bir acı kahvenin kı yı rı r rk l hatıvardı * Bkz.. toplu olarak. bir ağ ı çıp bin dile yayı zdan kı lı r * ortaya atı bir söz çok çabuk yayı lan lı r. olabildiğkadar tez. ka mı zı bir . * Sı veya zarf durumunda baş geldiğkelimelere kuvvet. * Herhangi bir varlı belirsiz olarak gösterir. mları z. i bir an * Çok kı bir süre için kullanı sa lı r. bir * Ortaklaşolan. yalnı z.

bir aş ı yukarı ağbir * amaçsıolarak gidip gelmeyi anlatı z r. u na. ş bir ayak önce (evvel) * bir an önce.bir aralı k * Bir ara. dokuz evlât bir babayı beslemez * çok çocuğ olan baba. ayrı . bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) * çok az. . bir ayağçukurda olmak ı * yaş ayacak çok az zamanı kalmıolmak. hepyek. bir baş ı na * Tek baş ı na. ka le. tam tamı eksiksiz. bir baş (veya uçtan) bir baş (veya uca) tan a * bir yerin bir sırdan öbür sırı kadar. bir bardak suda fı na koparmak rtı * önemsiz. bir bakı ma * Baş bir görüş baş bir düş le. bir atı k barutu olmak (veya kalmak) mlı * bir konuda yapabileceğçok az ş bulunmak. nı nına bir ben. çok az. bir de Allah bilir * sıntıdurumlarda söylenilen bir deyim. kı lı bir biçimine getirmek * çözüm yolu bulmak. bir araya gelmek * bir yerde toplanmak. her çocuk babası bakı nı u na lması ötekinden beklediğiçin sıntı kalı i kı da r. çok yaş ş lanmıolmak. i eyi bir avuç * Bir avuç dolduracak kadar. buluş mak. * Bkz. bir ayak üstünde bin yalan söylemek (veya bir ayak üstünde kı yalanı belini bükmek) rk n * çok kı sürede pek çok yalan söylemek. ayrı * Olduğ gibi. küçük bir sorunu büyütmek. bir araya getirmek * toplamak. bir bir bir bir * Birer birer. ka ünüş bir baltaya sap olmak * belirli bir iş sahibi olmak. * Az. sa bir baba dokuz evlâdı besler.

bir çift * Bir takı m. bir bu eksikti * sıntıbir durum varken bir yenisinin çı kı lı kması üzerine söylenir. eş bir boydan bir boya * Bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar. kapalı u muş tohumlulardan bir bitki sıfı nı. ünce iş bir damla . r bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz * küçük. * Biraz. bir çı da rpı * bir ele alı ele alıalmaz. baş baş tan a. yanlıdavranı bozmak. bir boyda * Boyları it. yapı bir çekirdek geri kalmamak * bütünüyle denk olmak. lı p bir dalda durmamak * sısıiş k k veya düş değ tirmek. bir çöplükte iki horoz ötmez * bir yerde iki kiş olmaz. bir çenetli * Kapsüllü yemiş tek parçalı lerin olanları . çabucak. * hiçbir zaman. güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaş ı lmaz. bir iki. bir çokları * çok sayı olan (kimse veya ş da ey). ş ta. bir çenekliler * Oğ ulcuğ bir çenekten oluş . bir çatı nda (olmak veya bulunmak) altı * aynı içinde. bir çift sözü olmak * söyleyecek bir ş eyleri bulunmak. bir çift söz * Bir iki söz. * Hele. i baş bir çuval inciri berbat etmek * düzelmekte olan bir durumu yersiz. * çapkı kimseler için kullanı n lı r. ş ş larla bir daha * bir kez daha.bir boy * Bir kez. bir daha yüzüne bakmamak * darı ilgiyi kesmek.

bir dirhem * Çok az. nca cı n ğ ı bir dudağyerde bir dudağgökte ı ı * masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin. * (çocuk için) Çok küçük. birazcı k. * umulanı veya beklenilenin dında bir durumu anlatan cümlelerin baş gelir. çı bir dostluk kaldı ! * az bir mal kalı satıları kullandı bir özendirme deyimi. * "ilk önce". n ş ı ı na bir dediğbir dediğ tutmamak i ini * söyledikleri birbirine uymamak.* Çok az. fazladan. bir dikili ağ olmamak acı * evi veya mülkü olmamak. bir de * ve olana katarak. zahmeti çok olan bir iş uğ mak. bir defada * ara vermeksizin. bir dediğiki olmamak i * her istediğyapı i lmak. bir deri bir kemik (kalmak) * çok zayı flamak. ğ ı . bir deli kuyuya bir taş atar. "hele" anlamı da kullanı nda lı r. ini bir defa * Olup bitti anlatan cümlelere katı lı r. bir defalı k * Bir kere yapmaya yetecek kadar. mek bir dolu * Birçok. bir dediğ iki etmemek ini * her istediğ hemen yapmak. bir kereye özgü olarak. * Bir kereye özgü olan. kı akı çı rk llı karamazmı ş * bazen bir kimsenin yaptı yersiz bir işbirçok kimse tarafı düzeltilemez. bir don bir gömlek * yarı plak. ndan bir derece (veya bir dereceye kadar) * biraz. . tutarsıkonuş z mak. bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğ nemek * verimi az. bir dokun bin ah iş (dinle) kaseifağ it furdan * insanları konuş turmak için biraz dertlerini deş yeter. le raş bir dirhem et bin ayı örter p * biraz kilo almak bazen insanı güzelleş tirir.

bir gözeli * Yapı tek bir hücreden oluş (hayvan veya bitki). bir göz ağ larken öbür göz gülmez * keder veya sıntı kı varken dostlar. bir göz gülmek * hem gülüp hem ağ lamak. ancak aynı üzerinde bulunan (bitki). yarı bu n sı sı * birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanı lı r. bir el * (ateş silâh için) bir kez atı li m. i . bir evcikli * Mır. kar * bazı durumlarda yardı sıiş lmayacağ anlatı mcız yapı ı nı r. bir gece içinde olup biten. nda ş bir fincan (veya bir acı ) kahvenin kı yı rı r rk l hatı vardı * iyilik küçük de olsa unutulmaz. sı ndı i ayrı kök bir fende kazıkakmak k * bir bilgi veya bilim dalı saplanmıkalmak. * bir merkezden. sı an bir gün evvel * olabildiğkadar çabuk. ceviz. ü i. bir el bir eli yı iki el bir yüzü yı kar. bir elini bı p ötekini öpmek rakı * aş saygı ı rı göstermek. k bir elin sesi çı kmaz * bir davanıbir kiş n i tarafı savunulması ndan etkili ve yeterli değ ildir. bir eli yağ bir eli balda (olmak) da * varlıve bolluk içinde olmak. fı k gibi erkek ve dişorganları çiçeklerde. ladı ı karla bir elmanıyarı o.bir düziye * Sürekli olarak. tek hücreli. bir geceye ait. * yardı arak iş daha kolay baş lı mlaş ler arı r. bir elden * aynı kimse tarafı ndan. bir gömlek aş ı ağ * bir derece daha düş (birinden). bir elle verdiğ öbür elle almak ini * yapar göründüğ bir iyiliğ sağ ğbir çı ödetmek. sı an bir gözeliler * Yapı tek bir hücreden oluş hayvanlar veya bitkiler. bir gecelik * Bir gece için. ük bir gömlek fazla eskitmiş olmak * birinden daha yaş ve daha görmüş lı geçirmiş olmak. akrabalar eğ lenmemelidir.

garip. lı ş bir hayli * Epey. bir günlük beylik beyliktir * hoşgiden bir durum. bir iki demeden (demeye kalmadan) (veya bir iki derken) * duraksamadan. ı sı bir kafada * aynı üncede.bir günden bir güne * hiç. kı da sürse çekici ve güzeldir. iş * kazaya uğ ramak. bir hoş eylemek * hüzünlendirmek. bir hâl olmak * bir ş çok tekrarlanması eyin yüzünden bitkin duruma gelmek. çok az sayı birkaç kez. bezmek. hiçbir zaman. bir atıta. * hüzünlenmek. * Aynı . bir da. karş ndakine vakit bı ı sı rakmadan. biraz. bir gözeli. kötü bir durum karş nda söylenir. bir hoş olmak *şı aş rmak. a sa bir güzel * Çok iyi. düş bir kalem * Bir an için. iğ ipliğ dönmek. . fenalıgelmek. bir içim su (gibi) * (kadıiçin) çok güzel. çok. m. tek tür. i r bir iş oldu tir * istenmeyen. . bir hoş u olmak luğ * bir rahatsı ğ bir neş zlı. iyice. usanmak. n bir iğ bir iplik olmak ne * Bkz. k * huyu değ mek. i bir hücreli * Bkz. ölmek. duraksamadan. ı esizliğolmak. benzer. bir hamlede * Çabucak. bir hoş * Tuhaf bir ş ekilde. ne e bir iki * Birtakı bazı parça. bir iş aretine bakmak * bir işyapmak için hazıbeklemek.

telâş rtı olmak. gücünün yetmediğbir özveriyi beklememek gerekir. bir karı ş * Çok kı sa. daş bir kenarda durmak * gerektiğzaman kullanmak üzere hazı tutmak. bir karıbeberuhi ş * çok kı boylu kimse. eyi iye smet bir kol çengi (olmak) * ş sözler ve davranı çevresine neşsaçanlar için söylenir. yakı nıyanları bulunmadını hiç çocukları n nı nların nda ğ veya ı olmadını ğ anlatı ı r. ancak bir kiş kı olur. bir kı yamettir gitmek (veya kopmak) * çok fazla gürültü. bir kı bin kişister.bir kalem geçmek * boş vermek. arak. * Bir kez. bir koyundan iki post çı kmaz * birinden. i bir Köroğ bir Ayvaz lu. bir kazanda kaynamak * anlaş mak. en ş larla e bir koltuğ iki karpuz sı a ğ maz * aynı zamanda birden çok iş ilgilenmek baş için sakı dı le arı ncalır. a a. bir kişalı zı i i r * güzel ş herkes ister. bir kalemde * birden ve toptan. patı . mak. uyuş bağ mak. z ur. * bir karı kocanıçocukların. bir kerecik * Bir defaya mahsus olarak. i rda bir kere * Aslı nda. bir kaş suda boğ ı k mak * bir kimseye çok kı zmak veya çok öfkelenmek. bir koş u * Koş koş koş çabucak. bir defa. sa bir karı bir koca. bir kapı çı ya kmak * aynı sonuca varmak. * Çok az. . dı r eder her gece yla rdı * sıntı yalnı k yüzünden iki dost (bile) birbiriyle dalaş anlamsıkonuş kı veya zlı ı r. belli durumunu değtirmeden. ama o. bir karar * Aynı durumunu koruyarak. iş bir kararda bir Allah * insan talihinin her an değebileceğ ve bunun olağ karş iş ini an ı lanması öğ nı ütler. bir an için göz ardı etmek.

bir bu yana * rastgele. bir nefeste * (söz ve içecekler için) Ara vermeden. iş birliğyapmak. . bir bir o yana. bir nice * Bir hayli. baş gelen. biriktirmek. belli oranda. birçok. nan * Çok küçük (çocuk). işyaramaz bir duruma düş e ürmek. bir postum var atarı nerede olsa yatarı m. bir nebze * Çok az. bir parça * Biraz. bir kulağ ı girip öbür kulağ ndan ı çı ndan kmak * söylenen söze önem vermemek. itli bir olmak * bir araya gelmek. inde lmak bir köş koymak eye * saklamak. bir lokma bir hı rka * hayatta azla yetinmeyi. ta bir o kadar * Ne kadar varsa o kadar daha. bir mum al da derdine yan * baş yla uğ acağ kendi durumunu düş kaları raş ı na ün. bir parça. cı bir parmak * Parmak ucuyla alı miktar veya parmak ucuyla alarak. birinci. birçok yerlere. bir kurş atı un mı * kurş unun gidebileceğuzaklı i k. bir örnek * Aynı biçimde olan. bir numara * Tek. değ olmamak. bir katı misli. çeş yönlere. e eri bir paralıetmek k * çok utanacak.bir köş atmak eye * gerektiğ kullanı için bir yere koymak. bir papel etmemek * hiç bir iş yaramamak. derviş geçinmeyi anlatı çe r. yeknesak. i bir ölçüde * Biraz. bir numaralı * Birinci. m . çok az. azık.

e bir ş ş eyin uyuu vukuundan beterdir * söylenti veya dedikodu olayıgerçekleş n mesinden daha kötüdür. yeni huylar edinmek. bir ş söylemek ey * konuş mak. bir sı n çekirge. hemen. bir söyledi pir söyledi * uzatmadan. ini bir sürü * Çok sayı pek çok. sa bir söyle on dinle * az konuş çok dinlemek yaralı up olur. bir ş benzememek eye * işyarar durumda olmamak. eri bir pula satmak * bir kimseyi bir çı uğ kar runa harcamak.* istediğ yere gider. sonunda yakalanı n çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düş çekirge) çrarsı çrarsı rsı ersin * birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çı karak yapanı kötü bir duruma düş suçlu cezası ürür. gereğgibi söyledi. birden fenalıgelmek. bir ş eyler. bir ş sanmak ey * (bir kimseyi. lı z bir sı ra * Üst üste. lı r k * ölmek. bir ş eyler * daha fazla açı klamamak. ardı na. yarı akı. istediğ biçimde davranım. anlatmak. inden. ifade etmek. bir ş bir yeri) gerçeğ eyi. kı kesmek gerektiğ söylenir. iş * bayı gibi olmak. ardı bir solukta * Çabucak. bir ş (veya bir ş olmak eyler ey) * huyu. bir sımlıcanı kı k olmak * çok cı ve güçsüz olmak. yekten. olduğ undan baş türlü düş ka ünerek hayal kıklına uğ rı ğ ı ramak. tutumu değmek. da. çarçabuk. z kalmaz. çok kı bir sürede. durumu. i bir sözünü iki etmemek * birinin her istediğ hemen yerine getirmek. bir tahtası eksik * akı eksik. sa inde bir tahtada * bir defada. değ erlendirmede yanı lmak. * belirtmek. iki sı n çekirge. im im rı bir pul etmemek * hiç değ olmamak. lca m llı bir tane .

artı . ertelemek. hem. bir torba kemik * çok zayı f. bir tuhaflı olmak ğ ı * kendini iyi hissetmemek. bir yana dünya bir yana * bir varlı çok değ verildiğ anlatmak için kullanı ğ a er ini r. bir yastı baş ğ a koymak * (karı koca) evli bulunmak. it it bir türlü * (tekrarlı kullanı ğ ldında) iş yapı nıda. bir yana * -den baş sayı ka. hem . bir yaş daha girmek ı na *ş imdiye değ görmediğş ı in i aş lacak yeni bir ş karş mak. llı bir terimli * Araları yalnıçarpma. lmazsa. bir vakitler * Geçmiş zamanda. bir yakadan baş karmak çı * bir çatı nda dirlik düzenlik içinde yaş altı amak. bir yandan (yanda) * bir taraftan (tarafta). bölme. yapı ı in lmasın lmamasın da aynı nı derecede kötü olduğ belirtir. yegâne. benimsememek. bir yastı kocamak kta * (karı koca birlikte) uzun bir ömür sürmek. bir varmıbir yokmuş ş * bir masala baş larken. kök alma iş nda z lemleri yapı olan (nicelikleri gösteren lacak terim). bir tutmak (veya bir görmek) * eş saymak. bir tarafa bı rakmak (veya koymak) * önemsememek. eskiden.* Biricik. kuvvete yükseltme. "eskiden" anlamı söylenen bir tekerleme. bir taş iki kuş la vurmak * bir davranı birden çok yararlı ş la sonuca ulaş mak. eş görmek. bir tek atmak * bir kadeh içki içmek. unu * hiçbir biçimde. eyle ı laş . bir temiz * Adamakı. vaktiyle. bir tanem * Sevgi sözü. hariç tutulursa. hiçbir yolla. nda * masal gibi geçip gitmiş k hayal olmuş ...

arpa suyu. bir sürü. aynı zamanda da çabuk hazı rlanan bazı cak veya soğ yemeklerin sı uk yenildiğyer. biraz * Kı bir süre için. biralı k * Bira yapmakta kullanı lan. ş n nan biracı * Bira yapısatan kimse. eskiden. i rmak bir zaman * Geçmiş zamanda. bir yiyip bin ş ükretmek * kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değ bilmek. rarak lan bira bardağ ı * Bira içmek için yapı ş bardak. vaktiyle. * Belirli bir süre. dost. sa * Yeterince değ yeter ölçüde değ il. * Pek az. n birahane * Genel olarak sadece bira içilen. biraz. birazdan biracı lı k birader birazcı k . * "Yahu. * Az miktarda. * Masonları birbirlerine verdikleri ad. ş . il. bir yolunu bulmak * bir işsonuçlandı için çare bulmak. lmıözel bira mayası * Mayalanmıdurumdaki biranıyüzünden alı bir tür mantar. çok az. nda. erini bir yol * Bir kez. p * Çok bira içen (kimse). bir yol tutturmak * bir davranı bir tutum biçimi belirlemek. eskiden. bir zamanlar * Zamanı vaktiyle. * Erkek kardeş . çok değ il. bira * Arpa ile ş erbetçi otunu mayalandı yapı bir içki. * Bira yapma ve satma iş i. arkadaş anlamı seslenme olarak kullanı " nda lı r.bir yın ğ ı * birçok. pek çok. i birahaneci * Birahane iş leten kimse.

zı * Birlikte. birbirine girmek * kavga etmek. birbirine düş mek * araları lmak. birbirini tutmaz * birbiriyle ilgisi olmayan. bir hayli. monist. birbirine kötülük etmek. sı birbiri için yaratı ş lmıolmak * birbiriyle çok iyi anlaş mak. dövüş mek. * Tekçilik. birbiri * Karş klı ı olarak biri ötekini. kün birbirinin ağ na tükürmek zı * bir sorunda. birbirinin gözünü oymak * araları aş geçimsizlik olmak. birdenbire . araları bozmak. sı * Bir defada. beraberce. miş ı z i birbirinin gözünü çı karmak * kı ya dövüş yası mek. * Ansın. mak. ağ birliğyapmak. birbirine katmak * araları açmak. birçok birden * Oldukça çok. lı * Biri diğ erinin yanı ra. bir olayda sözleş gibi. na. hemencecik. sayı belirsiz. birbiri üstüne gelmek * arkası arkası ara vermeden. tutarsı z. için) dolaş çözülmeyecek duruma gelmek. * (iplik vb. öteki de onu. nda ı rı birci bircilik birçoğ u * Çok sayı olan kimse veya ş da ey. olay çı nı nı karmak. araları anlaş k çı açı nda mazlı kmak.* Az sonra. birazı * Bir parça. müteaddit. * karı ş mak. * Tekçi. monizm. birbirini yemek * iki veya daha çok kimse birbiriyle uğ mak. hepsi bir arada. raş birbirinin ağ na girmek zı * birbirine çok düş olmak.

nohut. * İ toplulukları oluş nsan nı turan.. hemencecik. an. sı . bireysel duruma. her birer birer * Her biri ayrı olarak. uygun. birer ikiş er * Tek veya birkaçı birlikte olarak. bire bin katmak * çok abartmak. bire beş katmak * eklemek. k. * Doğ bilgisinde türü oluş a turan tek varlı klardan her biri. n i im ontogenez. sentetik. birebir * Etkisi kesin olan. duygusal. soy oluş ı karş . miktar. kullanı tohumun belli bir katı day. fasulye gibi ürünler için) toprak. öncülden varı sonuca giden düş lan ünme biçimi. sentez. tı birey üstü * Tek bir bireyi aş an. nedenden etkiye.* Ansın. * Yalı karmaş olana. fert. sun'î olarak bileş cisimler oluş ka ik turma. * Bu biçimde oluş bütün. im . kendine özgü ayı rı cı özellikleri de bulunan tek can. an * Element veya baş maddeleri bir araya getirerek. fert. na. lan kadar ürün vermek. * Genellikle fertlerin çevresini aş bireylerin bilincinden bağ z olan. insanları benzer yanları kendinde taş n nı ı makla birlikte. birey oluş * Yumurtanıdöllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiğgeliş evrelerinin bütünü. * Toplumları turan ve düş oluş ünsel. küllîden cüz'îye. bireş im * Parçalarıveya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleş n tirilmesi. iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanlarıher n biri.. ı msı * Bireş yolu ile elde edilen. birdirbir * Oyuncuları birbirinin üstünden atlayarak oynadı bir oyun. bire bin katmak. i birebir gelmek * etkisini hemen ve kesin olarak göstermek. ı lı bire bir eş leme * İ kümenin elemanları nda. bir elemana karş bir eleman alı ki arası ı . n kları bire . zorunludan olası ilkeden onun uygulanması genel yasadan ndan ı k ya. beklenmedik bir sı zı rada. abartmak. sentez. vermek * (buğ arpa. terkip. * Bir türün kapsamı giren somut varlı içine k. bire bir * Verilen ölçüdeki karş k. bireş imli birey * Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlı fert. narak yapı eş lan leme. birer * Bir sayınıüleş sın tirme sayıfatı birine bir. *İ stenildiğgibi.

bireyleş me * Türle ilgili bir örneğ bireyde gerçekleş in mesi.bireyci * Kişhakları savunan. u biri yer biri bakar. ferdiyetçi. tek. ferdiyet. bireylik * Bir kimseyi dıgözlemciler gözünde benzersiz. birice biricik * En fazla. * Bütüne. iyi ran biri * Bir tanesi. belirtenin hor görüldüğ ı ünü anlatı r. i. ferdî. ı msı iliğ me bireyleş tirme * Bireye özgü kı lma. individüalizm. * Bilinmeyen bir kimse. a eyi *İ nsanlarıdoğ toplumsal ve tarihî geliş n al. bireye özgü olan. politikalarıgenel adı n . tek kı özellikler veya bunlarıtek biçimi. mesinden. * Ancak ortaklaş ve genel olarak var olan ş bireylere uygulama ve yayma. bireyselleş tirmek * Bir ş ayrı eyi olarak. * Eş benzeri. baş kaları ayı ndan rmak. bireysel olarak göz önüne almak. ran * Bireyle ilgili olan. ş lan n * Bireyi benzerlerinden ayı niteliklerin bütünü. . ikincisi olmayan ve çok sevilen. bireysellik * Birey olma olgusu. * Bir kiş benzerlerinden ayı özelliklerin bütünü. bireyleş tirmek * Bireye özgü kı lmak. bireysel bireyselleş tirme * Bireysel duruma getirme. individüalizm. * Yüklem durumunda olan bir isim takı nı belirtileni olarak kullanı ğ mın ldında. ferdiyet. yegâne. genele değ de. biri eş biri beş ikte ikte * ufak cocuğ çok olan kimseler için söylenir. bireye. özelliklerin. bireycilik * Bireylerin yararları toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğ tutum veya nı reti. ünü r. il yan . kendine özgü olan ş eylerin. * Tamlanan olarak kullanı bazı tamlamaları tamlayanıküçümsendiğ hor görüldüğ anlatı lan isim nda n ini. kı yamet ondan kopar * bir ş eyden yalnıbir veya birkaç kişyararlanı baş na yararlanma imkânı z i r da kaları verilmezse bundan büyük sorunlar çı kar. tek. tek olana üstünlük tanı görüş ferdiyetçilik. bireysel olanı n çekilip çı lması karı . biri çok olmak * haddini aş karş ndakini usandı arak ı sı rmak. ferdiyetçilik. * Bağ z kiş e varan geliş süreci. i nı * Bireycilikten yana olan.

birikiş mek * Bir yere toplanmak. p ğ ı * Gözlemler. biriktirme * Biriktirmek iş tasarruf. taki * Dilin. i. birikinti birikinti konisi * Dağk bölgelerden veya yamaçlardan sularıgetirdiğkum veya taş lı n i parçaların bir düzlükte oluş nı turduğ u yelpaze biçimindeki yın. * Öğ renme. p ğ ı * Birbirine eklenip çoğ almak. ünite. birikme havzası * Kar ve yağ suların biriktiğbölge. * Bir yerde kendi kendine birikmiş olan ş ey. ğ ı birikiş birikiş me * Birikiş iş mek i. koleksiyon yapmak. * Herhangi bir aş ı sürecinde veya taş işyapı nma ı i ma lı alüvyonlu maddelerin bı lması rken rakı . birincası f . i iş * Herhangi bir kuruluş alt bölümlerden her biri. ş * Toplumları kültürel varlı nıgeliş geniş n kların ip lemesi ve uygarlıdüzeyinin yükselmesi süreci. bir araya gelmek. birimci ekonomi * Birime bağ ekonomi. birikme * Toplanı yılma. deneyler sonucu elde edilmişeylerin bütünü. birileri birim * Bazı kimseler.birikim * Birikme. bir yerde toplanıyılma. tasarruf etmek. k * Mal ve paranıtoplanıçoğ n p alma süreci. ölçülü kullanarak artı rmak. kları * Bir niceliğölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değmez parça. * Bir kümenin her elemanı bir çokluğ oluş veya u turan varlı n her biri. belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğ bağ larla tanı u ı ntı mlanan ayrı nitelikli öge. yarar sağ lama gibi sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek. oluş turduğ yapı u içinde. p ğ ı * Birikme iş i veya biçimi. biriktirim * Biriktirme. mur nı i birikmek * Toplanı yılmak. ünite. biriktirmek * Toplayı yı p ğ mak. vahit. lı birimler bölüğ ü * Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayı bölüğ lar ü. * Bir ş parayı eyi.

sı bakı ndan baş ndan önce gelen. birinin baş dikilmek ı na * birinin yanı uzaklaş ndan mamak. birincil grup *İ çten. rası * (ulaş araçları Mevki. 'nı ini . lan birinden) buz gibi soğ umak * birinden tiksinmek. sıf. uçak vb. * Az sayı olan kimse veya ş da ey. birincilik * Birinci olma durumu. rada.) Birinci mevki. eyin nda birinin çanı ot tı na kmak (tı kamak veya tı kanmak) * sesini çı karamayacak. da. nda * bir işyaptı için yanı ayakta durmak. ta birinci orun * (tren. tevhit. samimî. arası birinci olmak * baş gelmek. birisinden biri * içlerinden biri. hekimlikte kullanı bir bitki. rada.* Birleş ikgillerden hekimlikte kullanı bir bitki. * Tanrı n birliğ dile getirme. * Bir etme. birisi * Bilinmeyen bir kimse. kötülük edemeyecek bir duruma getirmek (getirilmek). sın ra fatı * Zaman. birkaç kiş herhangi biri. temel. iden birkaç birkaçı birleme * Çok olmayan. önde gelmek. lan birinci * Bir sayınısı sı . * (çoğ durumda) Ş ul ampiyonluk için yapı yarı lan ş malar. birinci gelmek (veya çı kmak) * birçokları nda en iyi olarak seçilmek. lerin ş ş ı birincil * Sı önemde ilk yeri alan. i rmak nda * bir ş yanı ve ayakta beklemek. yer. tek duruma getirme. onu denetim altı bulundurmak. az sayı az. vapur. birinci zar * Yemiş derisi. esas. ra mı kaları * Sı önem sı nda en üstün olan kimse. susturmak. ı k llı ı . dıkabuk. birincivası f * Birleş ikgillerden. ana. meyve dı. yüz yüze iliş kilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk. ı m nda) nı birinci çağ * Yeryüzünün yaklaş üç yüz milyon yık çağ paleozoik. orun.

(<deli kanlı kaptı (< kaptı ). 'nı ini * Ondalısayı k sistemine göre yazı bir tam sayı sağ sola doğ ilk sayın bulunduğ basamak. üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam iş kayması dolayıyla araları ek girmeyerek kalı mıiki veya daha çok sözden oluş kelime: pazartesi (< pazar sı na plaş ş an ertesi). sim mı ı p en hissetmek. birleş isim ik * Birleş kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalı mıisim: Aslanağ . birleş ilme * Birleş ilmek işveya durumu. birleş kaplar ik * Alt tarafları değ ik boyut ve kesitlerde borularla birleş ndan iş tirilmiş sistem. hasta olmak. ses türemesi. hissetmek (< hiss etmek). kaybolmak. bildirdiğzaman: Sevdiydi (sevdi-y-di <sevdi+i-di). birleş fiil ik * İ soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakı ndan kaynaş bütünleş fiil: Reddetmek. ayakkabı ayak kabıdelikanlı (< ). bir araya gelinmek. * Tanrı n birliğ dile getirmek. i n * Birleş iş mek i. bir noktada kesiş (doğ yay). * Döllenmek için erkekle dişhayvanı bir araya gelmesi. zikretmek. sevecekmiş i (sev-ecek-miş sev-ecek + i-mişsev-er-se (sev-erse < ) < sev-er + ise) gibi. ) birleş oturum ik * Bir arada yapı oturum. buluş mek i yapı ulmak. miş birler birleş en birleş ik birleş cümle ik * Birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle. başehir. birleş kelime ik * Ses düş mesi. gecekondu ik plaş ş zı ş kaçtı gibi. tek duruma getirmek.birlemek * Bir etmek. i birleş ilmek * Birleş iş lmak. kaçtı kaçtı gibi. -miş n ve (i-miş -se (i-se) gibi ek fiil eklerinden birini alarak . müttehit.). bakakalmak. birleş zaman ik * Yalı zamanlı çekimli bir fiilin -di (i-di). lan birleş oy pusulası ik * Seçime katı bütün partilerin adayları ayrı gösteren oy pusulası lan nı ayrı . . kaptı . * Bir araya gelmişbirleş olan. lan da dan ru nı u * Birbirini kesen. inikat. birleş değ me eri birleş me . tedavi etmek gibi. kelime türünün değmesi. birleş kap ik * Alt tarafı birleş ndan tirilmiş kaplardan her biri. * Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları . en ru. birleş im * Birleş iş mek i.

bağ . * Yanı beraberinde. vahdet. birlikten kuvvet doğ ar * toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağ lar. * Belirsiz olarak çokluğ anlatı(nitelediğisim çokluk biçimde olur). * Askerlikte bölük. te * Aynı amaç çevresinde toplanmak. * Uyuş aynı mak. alay gibi bir bütün sayı topluluk. birlikte * Bir arada. * Kaynaş mak. as. beraberce. i n * En büyük değ erdeki nota. birleş tirme * Birleş tirmek işveya durumu. lı k. * Bir taneden oluş . * Cinsel iliş bulunmak. vahdet. mak. * Uzlaş mayı layan. birleş mek * Ayrı tek bir bütün durumuna gelmek. * Sanrı . lan * Konunun bir ana düş çevresinde toplanması ünce . kide birleş tirici * Birliğsağ i layan. biryan pilâvı * Biryan yağile piş ı irilen pilâv. sağ * İ veya daha çok nesnenin birleş ki mesini sağ layan. birliktelik * Birlikte olma durumu. bir arada olma durumu. i birleş tirmek * Bir araya getirmek. birli birlik *İ skambil. . * Bölünmezliğiçeren yalı bütün. birsam birtakı m birun * Osmanlı sarayı Harem dairesinin ve Enderun'un dında kalan bölüm. görüş olmak. bir tane alabilen.* Basit bir cismin bir atomu ile birleş ebilecek olan hidrojen atomların en yüksek miktarı nı . miş * Bağlı benzerlik. iken * Buluş bir araya gelmek. domino gibi oyunlarda bir iş aretini taş kâğ veya pul. bazı u r i . nda. birlik olmak * bir işyapmak için anlaş i mak. kimi. tabur. halüsinasyon. dört dörtlük. ı yan ı t * Tek. lantı * Belli bir topluluğ yararları korumak için kurulmuş un nı dernek. bir olma durumu. nda ş ı biryan * Tandı susuz piş rda irilen kebap. vahdaniyet. muş * Birleş .

m lar mı n ayan kehle (Pediculus). * Sı racagillerden. birçok çeş bulunan ve kuzey yarı kürede yetiş bir bitki. çok küçük. biryancı * Biryan yapan veya satan kimse. bisülfat bisülfür biş ek biş i * Çörek. bir bit * Yarı kanatlı alt takı na giren. itleri m en * Hidrojenli sülfatlara verilen ad. in ı t. lmıdar bisikletçi * Bisikletle spor yapan kimse. küçük lokanta. gevrek kuru pasta türü. en ufak. tatlı ekmek türü. bisikletçilik * Bisikletle yapı spor. * Yayıdövmede kullanı araç.biryan yağ ı * Tandı susuz piş rda irilerek yapı kebaptan çı yağ lan kan . onarma iş i. lan * Bisiklet satma. süt. eker lan bismillâh * "Allah'ıadı anlamı bir işbaş n ile" nda. bisikletli * Bisikleti olan. belirten söz. k lan * İ kahve. bisküvi * Un. ş veya tuzla yapı ince. bisiklet yolu * Trafikte bisikletlerin geçmesine ayrı ş yol. çkili . bistro bisturi * Neş ter. çifttekerci. bisiklet * Tekerleğ ayakla çevrilmesiyle hareket eden iki tekerlekli taş çiftteker. insan ve memeli hayvanlarıvücudunda asalak olarak yaş böcek. * Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleş ik. e larken söylenen veya ş ı korku gibi duyguları aş rma. bit kadar bit otu * en küçük. bismillah demek * bir iş uğ olması i ile baş e urlu dileğ lamak. çifttekercilik. bisikletsiz * Bisikleti olmayan.

bîtaraf * Yansı tarafsı z. * Yapık. yansı davranı z zca ş . bitimsiz bitirilme * Sonu olmayan. yorgun. sürekli olarak. biteviyelik * Aynı biçimde sürüp gitme durumu.* Bitlere karşkullanı bir madde. k bitik * Yorgunluk veya hastalı gücü kalmamı ktan ş . ı lan bit yeniğ i * Bir iş gizli kalmıkötü ve aksak yanı kulu bir nokta. verimli (toprak). nihayet. * Bkz. z. bitimli * Sonu olan. dolaş ş ı ı k. flora. ine . bitirilmek * Bitirmek iş konu olmak. * Durumu kötü.ekli. kuş bîtap * Bitkin. * Toprağ bitki yetiş ı n tirme gücü. bitey * Bitki örtüsü. namütenahi. bitiklik bitim * Bitmek iş i. biti kanlanmak * sıntı kı içinde yaş bir kiş ayan i para ve varlıyönünden güçlenmek. sırlandılı belirlenmeyen. münteha. yorgun düş mek. bîtap düş mek * çok yorulmak. fena. * Bol ve iyi bitki yetiş tiren. biteviye. in ş . nı rı p * Bitirilmek durumu. mümbit. * Son. sonlu. bîtaraflı k * Yansıolma durumu. * Bitik olma durumu. bitek bitelge bitevi biteviye * Aynı biçimde.

yardı fiilin iş ettiğzamandan mcıyla lan mcı aret i önce olup bittiğ anlatan birleş fiil. * Güçsüz düş ürmek. sona erme. bitiş dil ken * Kelime kökleri değ meyen. bitkin duruma getirmek. kahve. eklerle türetilen dil. tamamlamak.bitirim * Çok hoş giden (kimse. bitirmiş bitiş çanak yapraklı ik lar * Çanak yaprakları birbirine bitiş bulunan bitkiler. * Bir bilim dalı veya baş bir alanda bilginin doruğ ulaş ş nda ka una mı(kimse). bitiriş yemi * Et üretimi için beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji değ eri daha yüksek olan karma yem. sonuçlandı rmak. i bitiş ik * Birbirine dokunacak kadar yakı mıveya yan yana olan. açı kgöz. a * Barbut oynatı yer. ken * Bitiş olma durumu. bitirimhane * Kumar oynanan yer. komş u. tüketmek. bitirme fiili * Etmiş biçimindeki sı fat-fiille ve olmak yardı sı yapı ve fiilin. . ini ik bitirmek * Bitmesini sağ lamak. bitme. yer). ik bitiş iklik bitiş imli bitiş ken * Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değikliğ uğ iş e ramayan (dil). kumarhane.sona erdirmek. çok beğ enilen. bitirim yeri * Kumarhane. mezuniyet. bitiş * Bitmek işveya biçimi. * Yan. * Bilgili. nlaş ş * Yandaki ev. mahvetmek. iş bitiş kenlik * Bitiş olma durumu. barbut oynatan kimse. bitirme * Bitirmek işitmam. * Onulmaz duruma getirmek. zeki. bitirimci * Barbut kahvesi iş leten. iltisakî. ik * Bitiş ken. miş bitiş taç yapraklı ik lar * Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitiş olan bitkiler. kumarhane. lan * Yaman. yandaki. yormak. i.

ot. aç . botanik. bitki bitleri * Bitkiler üzerinde yaş ayan. yosun. bitiş mek * Birbirine dokunacak kadar yanaş mak. sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar. bitiş me * Bitiş iş ittisal. flora. bitkiyi andır. bitki bilimi * Bitkileri inceleyen bilim kolu. bitki * Bulunduğ yere kökleriyle tutunup geliş döl veren ve hayatı tamamladı sonra kuruyarak varlı u en. bitkici bitkicilik * Bitki yetiş tirme iş i. botanikçi. bitkin . bitiş tirmek * Bitiş mesini sağ lamak. almıbitkilerin bir araya gelmiş durumu. bitki coğ rafyası * Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğ rafya bilimi. mek i bitkileş mek * Bitki durumuna gelmek. bitey. ağ gibi canlı n genel adı aç ları . nebat. bitki bilimi uzmanı raş . kı z böceğ ağ biti. tiren bitkimsi hayvanlar * Mercan. bitki örtüsü * Bir bölgede yetiş bitkilerin topu. bitki bilimci * Bitki bilimiyle uğ an. bitki topluluğ u * Benzer doğ olaylara ve yaş koş na uymuşbelirli bir görünüş ş al ama ulları . en bitki patalojisi * Bitki hastalı nı kları inceleyen bilim dalı . bitki sütü * Süt görünüş ünde bitki öz suyu. mek i. bitkileş me * Bitkileş işveya durumu. bitiş tirme * Bitiş tirmek iş i. bitkimsi * Bitkiye benzer. çiçek veya fidan biti gibi böceklerin ortak adı rmı i. nı ktan ğ ı sona eren. rı * Bitki yetiş kimse.* Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliğ i.

vı artı ndan bitkisel yağ * Bitkilerden değik yöntemler kullanı elde edilen yağ iş larak . bitlenmek * Üzerinde bit üremek. bitkiden elde edilen. bitme bitmek * Bitmek iş i. çıp yetiş eyler kı mek. yağnar. * Beklenmedik zamanda ortaya çı kmak. bitler * Kanatlı alt sıfı giren. bitmek bitmek tükenmek bilmemek . * Çok yorulmak. Bitlis köftesi * Yağz kı köftelik bulgur. nebatî. * Çok sevmek. ağ yapı sokup emmeye elveriş memelilerde yaş ve kanla beslenen bir lar nı na ı ları z li. . mı bitli * Üstünde bit bulunan. * Cimri. pirinç. yumurta ve baharat kullanı hazı sı yma. * Sona ermek. bitkisel hayat * Hastalıveya kaza sebebiyle bilinçsiz ve hareketsiz duruma gelen kiş hayatı k inin . bitli kokuş * üstü başkirli. bitki cinsinden olan. bitleme bitlemek bitlenme * Bitlemek iş i. tüy. bayı lmak. vücut temizliğ bakmayan (kadı ı ine n). çok yorgun. bitkisel * Bitki ile ilgili.* Gücü tükenmiş olan. * Bitlenmek iş i. bitkinlik * Bitkin olma durumu. güçsüz kalmak. * Birinin bitlerini ayı klamak. bitli (veya kurtlu) baklanıda kör alısı n cı olur * işyaramaz da olsa. her ş isteklisi bulunduğ anlatı e eyin unu r. çok zayı flamak. bitkisel kazein * Küspe ve sı yağ kları elde edilen azotlu madde. larak rlanan ceviz büyüklüğ ünde bir yemek. * Tükenmek. beğ enmek. saç gibi ş için. * Kendi bitlerini ayı klamak. * Bitki. ayan böcek takı .

antı olan bitpazarı * Eski eş n alıp satı ğpazar. biyesi olan. it ç sı * Acı çikolata. öbür ucu volanı çeviren kaldı geçirilmiş raca bulunan hareketli çubuk. lan. yer zı * Yol kaplaması kâğ ve çatı n su geçirmez duruma getirilmesinde. al ile. elbette. * Bir çeş ardırakı. biyaprak biye biyel biyelcik * Küçük biyel. küçük hareketli çubuk. etek çevresine kendi kumaş ı veya baş kumaş geçirilen ince ş ndan ka tan erit. li. * Genellikle giysinin yaka. bitmiş i bitnik * pazarlı bir ş son fiyatı kta eyin . varlı n i . uçsuz bucaksı z. biye geçirilmemiş olan. nlı bitümlü bîvefa * Sevgisine bağ olmayan. biyoelektrik * Canlı klarıürettiğelektrik. biyeli biyesiz * Biye geçirilmiş . sonu gelmeyen. yoğ u n. bir ucu pistona. vefası lı z. bitümlemek * Belirli bir kalı kta bitüm ile örtmek. * Genel davranı ve hı ş ları rpanî giysileri ile toplum hayatı kopma eğ gösteren ve toplum dında bir ndan ilimi ş ı yaş sı genç. kol. kömür tozundan briket yapı nda nda. * Yaprakları halka diziliş daha çok akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi. ı t ları mı vb. bitümleme * Bitümlemek iş i. tabiatı tabiî.* bir türlü sonu gelmemek. alev ve koyu duman çı kararak yanan. bitüm * Keskin bir koku. sı . bitmez tükenmez (veya bitip tükenmez) * hiç bitmeyen. * Doğ olarak. * Makinelerde. * Biyesi olmayan. *İ çinde bitüm bulunan veya bitümün bütün özelliklerini gösteren. kullanı tabiî ıda katı unluğ bire yakı koyu kestane renginde madde. yanı nı ldı ı bittabi bitter * Bir çeş acı it bira. t . eksilmemek. karbon ve hidrojen bakı ndan çok zengin tabiî mı yakımaddelerinin genel adı sakı.

biyoloji biyolojici biyolojik * Bitki ve hayvanları doğ geliş üreme gibi yaş ş n ma. biyolojik fizik.biyoelektronik * Moleküler biyolojinin hücrelerin yapına giren moleküller arası geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen sı nda bölümü. * Dirim kurgu. * Hayat hikâyesi. biyokatalizör * Canlı dokuları hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandı veya n ran kolaylaşran madde. * Okulda biyoloji dersini veren öğ retmen. biyolog * Biyoloji ile uğ an kimse. me. * Mikroskopta yapını sı incelemek amacı canlı bir doku parçası yla dan alma. tercüme-i hâl. hâl tercümesi. . dirimsel. gübre gazı cı . lar nı biyonik * Biyoloji ve elektronikle ilgili olan. dirim bilimi. biyoloji uzmanı raş . biyometeoroloji * Canlı üzerinde hava olayların etkisini inceleyen bilim. tı biyokimya * Hücreden en geliş organa kadar canlı miş dokuları inceleyen ve bunları turan maddeleri araşran bilim oluş tı dalı . biyograf biyografi * Hayat hikâyesi yazarı . dirim bilimsel. biyoenerji * Biyokütlenin kimyasal dönüş ümüyle elde edilen enerji. biyopsi biyopsi yapmak * parça almak. ayıevrelerini inceleyen bilim. biyosfer * Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi. biyoloji n ı nı lı coğ rafyası . biyofizik biyogaz * Ahı r gübresinden elde edilen yanı gaz. * Biyoloji ile ilgili. * Fizyolojide geçen fiziksel olaylarıbilimi. n biyografik * Biyografi ile ilgili. biyojeografi * Bitki ve hayvanları yeryüzü üzerindeki dağ mı ve bunun sebeplerini inceleyen bilim.

el kaptı diye k ilik * bizim işyaramaz diye vazgeçtiğ e imizi baş kaları erli buldu. ı bîzar * Tedirgin. * birbirimizi çok yakı tanız. it * Çoğ birinci kişzamiri. biz * Ülkemiz suları yaş bir mersin balı türü. özünden. tı ğ . bizar etmek * tedirgin etmek. bizden * Bizim tarafı zda olan (kimse). nda ayan ğ ı ip biz attıkemik diye. bizar olmak * usanmak. * Katı ş dikerken iğ geçirecek yeri delmek için kullanı çelikten yapı şsivri uçlu ve ağ saplı bir eyi ne lan. kendisi. aç * Maraş inde kalı karton parçaların iğ kı iş n nı neyi rmaması sağ nı lamak ve delik delmek iş leminde kullanı lmak üzere hazı rlanmıtahta saplı ş . usanmı bezginlik getirmiş ş . değ biz bize * Yalnıbiz. ince sivri uçlu bir tür çuvaldı z. mı bizdenlik * Bizden olma durumu. * (bazı yazarlar için) Ben zamirinin yerine kullanı lı r. lmı . z zda bir zı biz bize benzeriz * aramı fark yok. tutar ellere baş açar ı nı * bize yabancı duran yakımı dostumuz. . yardı eder. z kaları rahatça içtenlikle. kendinden. biz araç. bize de mi lolo? * iş içinde bir iş in olduğ bilmez miyiz sanı unu yorsunuz?. * Bir çeş kara renkli mika. usandı rmak. bizcileyin * Bizim gibi. onun öyle bir üstün durumu olmadını ndan rı ğ biliriz. bazen teklik birinci kiş i zamiri ben yerine kullanı lı r. akrabamıbaş nı z. bizim gelin bizden kaçar. aramı yabancı kimse olmaksın. özelliklerimiz veya tutum ve davranı mıaynır. * Bize göre. ş (Acipenser nudiventris). na m . bı kmak. bezmiş . bizatihi bizce * Kendiliğ inden. ul i * Resmî konuş mada. zda ş ları z dı biz kı kiş birbirimizi biliriz rk iyiz.biyoş imi biyotit biz * Organ dokuları ndaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu.

n ları kları * Yakıçevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanı n lı r. bir bütün oluş turan. durdurmak. * Bizlemek iş i. * Piş irmeden önce malzemeyi kesip karı ran elektrikli alet. ş ahsen. file üstünde karşoyuncunun topu sert vururken. * Kullanı lması önlenmişel konulmuş . ş tı * Amerika'da yaş bir cins hörgüçlü yaban öküzü. kendisi. * İ olarak kullanı ve ası lâç lan l maddesi bizmut olan karım. * Voleybolda. ğ ı u bloke etmek * kullanı nı lması önlemek amacı el koymak. ayan * Kocaman ve ağ kitle. u zı msı kılgan ve katı element. * Kadı n kocaları nları ndan. * Sivri taş n toprak zemine dikine çakı ları larak. blok inş aat * Birbirine bitiş yapı yapı ik lan lar. üzerine beton dökülmesiyle yapı dolgu. blokaj * Bloke etmek iş i. * (futbolda kaleci) topu yakalamak.bizimki * Bizim olan. ı r * Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan. ş ı bizon bizzat * Kendi. * Ucu çivili değ nek. * İ resim veya yazı ı konulan karton kap.3° C de eriyen. * kapatmak. önünde iki veya üç kiş elleri ile ı inin oluş turdukları perde. hareketini durdurma. kocalarıkarı ndan söz ederken kullandı söz. 271. kılı beyaz renkli. bizleme bizlemek bizlengiç bizmut * Atom sayı 83. yoğ sı ı ı rlı unluğ 9. bizimle ilgili olan. yla * savaş durumundaki bir ülkenin dıülkelerle iliş ş kisini engellemek. bloklaş ma . atom ağ ğ209 olan. morulâ. * Politik çı karları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğ u.8 olan. * Ucu çivili değ nekle hayvanı dürtmek. çine kâğ tları * Birbirine bitiş büyük yapı ik lar. . lan * Bankacı bir varlın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafı kullanı lı kta ğ ı ndan lamaması durumu. blâstulâ blender blok * Yumurta hücresi embriyon olurken morulânı geliş içi boş n erek yuvarlak biçime girmesi durumu. * Hareketine engel olma. Kı rı bir saltması Bi. bloke bloke çek * Keş tarafı anlaş ideci ndan mazlın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğ çek türü.

yalnıGüney Amerika'da yaş z ayan. boyun kürkü. bloksuzluk * Bloksuz davranma. * Fotoğ filmi rulosu. makara tiresi gibi sarıbulunduğ silindirden mı tı tel lmı lı u oluş aygı an t. bloknot bloksuz * Yaprakları kolayca çı labilecek biçimde yapı ş defteri. lan * Kadı n boyunları aldı yı biçiminde dar ve uzun kürk. tan lan blûm * Bir tür iskambil oyunu. çok iri. kaba pamuklu kumaş lan . ı nı li ş an bobinaj * Bir filmi veya mı slı ağbir makaradan baş bir makaraya sarma. zehirsiz. knatı kuş ı ka boca . bağ sı k. bobin kıcı rı * Dağ k iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elveriş biçime getiren makinede çalı (kimse). boalar bobin * Sürüngenler sıfın. yı nını lanlar takı nıbir bölümü. r. güçlü bir yı (Boa constrictor). bloklaş mak * Blok durumuna gelmek. kartı lmınot * Hiçbir bloka girmemiş olan. tan lan n * Boagillerden. raf * (kâğ ve karton için) Tampon silindiri veya mihver boru etrafı sarı ş ıveya kartonun sürekli ı t na lmıkâğ t uzunluğ u. *İ çinden elektrik akı geçebilen yalı ş ile bu telin. ka ş ı * Karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için söylenen ası z söz veya takılan aldatı ldı ten rmak lsı nı cı tavıkuru sı. nları na kları lan * Blöf yapan (kimse). genellikle ince kumaş yapı veya iplikten örülen kadıgiysisi. boagiller * Avları yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarısı nı p karak boğ ve ezen sarı yı an lgan lanları kapsayan zehirsiz yı lanlar familyası . bağ sı lantız. * Bu kumaş yapı (giysi). lantızlı blöf *İ skambil oyunları elindeki kâğ nda ı olduğ tları undan baş gösterme davranı. mın * Makara. kı blöf yapmak * karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için aslı ldı ten rmak olmayan söz söylemek veya aldatı cı tavı nmak. r takı blöfçü blûcin * Giysi yapı bir tür mavi. blûz boa * Vücudun üst bölümüne giyilen.* Bloklaş iş mak i.

bocalama * Bocalamak iş i. rüzgâr üstü. nı ağ da bodrum gibi * basıtavanlı k . boca etmek * geminin baş bocaya rüzgâr almayan tarafa çevirmek. krı bodoslama * Gemi omurgasın baş kıtarafı yukarı uzanan ağ veya demir direklerden her biri. bocalamak * (gemi) Rüzgâra karşgidemeyerek sürüklenmek. ne yapacağ bilememek. orsa veya rüzgâr üstü karş . bodrum katı * Bir yapın zemin katın altı olan ve oturulabilen en alt katı nı nı nda . ileri sürmek. kararsıolmak. baş taraftan. dökmek. boduç bodur * Ağ veya topraktan yapı ş aç lmıküçük testi. bodoslamak * Açı klamak. çekilecek ş bağ bulunduğ ı r eyin lı u urganı kendi üzerine saran çı k. bodrum * Bir yapın yol düzeyinden aş ı kalan bölümü. nı ve ç ndan ya aç bodoslama * Bodoslamak iş i. * Enine göre boyu kı ve tı sa knaz. bodoslamadan * Ön taraftan. . bocalatmak * Bocalaması yol açmak. bocurgat * Ağ yükleri çekmek için manivelâ ile döndürülen ve döndürüldükçe. ı * Bir iş tutulması te gereken yolu kestirememek.* Geminin rüzgâr almayan yanı . poca. iki kalıve küçük tekerleğolan el arabası maya n i . bocuk * (Ortodokslarca kutlanan) İ n doğ yortusu. ı nı * (birden çevirip) boş altmak. na boci * Ağ yük taş ı r ı yarayan. bocuk domuzuna dönmek * çok semiz ve besili olmak. genellikle güneş görmeyen (oda). belirtmek. ı nı z bocalatma * Bocalatmak iş i. ı tı boca alabanda * Boca etme komutu. sa'nı um * Domuz.

r * Yı kanmak üzere hazı rlanmıçamaş n üzerine sı kül suyu süzme iş ş ı rı cak i.bodur kalmak * boyu uzamamak. bora. kurtboğ otu (Acunitum nda an napellus). yla lan boğ ada * Küllü veya sodalı ile çamaş yı su ı kama. * Damı k erkek sır. a boğ asama * (inek) Boğ asamak iş i veya durumu. bodur tavuk her gün (veya her dem) piliç * kı boylular oldukları daha genç görünürler. * geliş memek. astar. vücudu iyi geliş (delikanlı miş ). boğ asamak * (inek) Boğ istemek veya boğ gelmek. \343 Zodyak. mak i bodurlaş mak * Bodur duruma gelmek. nce * Sağ anak. boğ anak boğ asak * Boğ gelmiş aya veya boğ isteyen inek. a aya boğ ası * İ bez. bodur pas * Arpa yaprakları yerleş ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar (Puccinia hordei). özellikle kökünde akonitin adı bir zehir bulunan bitki. * Anjin. özel olarak yetiş tirilmiş ayı boğ yenmek amacı yapı gösteri. ğ ı boğ ak boğ k alı boğ otu an * Düğ çiçeğ ün igillerden. . zlı ğ ı * çok güçlü görünen. Koç ile İ kizler burçları nda yer alan burcun adı arası . * Boğ olarak kullanı için ayrı bir yaş a lmak lan ı yukarı ndan erkek sır. boğ güreş a i * Daha çok İ spanya ve Meksika'da. na en * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. bodurluk * Bodur olma durumu. sa ndan bodurlaş ma * Bodurlaş işveya durumu. Boğ a boğ a boğ gibi a * Zodyak üzerinde.

azıiş boğ tokluğ az una * ayrı ücret verilmeden yalnıkarnı doyurarak. boğ açmak az * ağ n dibini kazarak toprağkabartmak. iş üm za n * İ dağ nda dar geçit. . * Ş e. boğ derdi az * geçim için uğ ma. boğ ola az * "afiyet olsun. iltihaplanmak. açları ı boğ boğ (veya gı gı a) gelmek az aza rtlak rtlağ * zorlu kavga etmek. iş boğ iş azı lemek * durmadan bir ş yemek. boğ olmak az * boğ ağmak. tahı boğ düğ azı ümlenmek * üzüntüden boğ tı azıkanmak. a kide boğ az * Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluş turan organlar. ca z nı boğ açı azı lmak * iş artmak. * Yedirip içirme yükümü. n. hazı rlama sıntı . güğ gibi kaplarda ağ yakıdar bölüm. iaş e. boğ inmek azı * bademcikleri şmek. ki arası * İ kara arası ki ndaki dar deniz. na.boğ çekmek aya * (inek) boğ ile cinsel iliş bulundurmak. * Yeme içme. boğ kavgası az * Geçim için yapı didinme. keleye çekmek. kı ları boğ dokuz boğ az umdur * bir söz iyice düş ünmeden söylenmemelidir. boğ durmaz az * yeme içme ihtiyacın baş ihtiyaçlar gibi geri bı lamayacağ anlatı nı ka rakı ı nı r. imik. lan boğ meselesi az * Geçim derdi. azı rı * imrenmekten boğ şmek. boğ içinde kavga var az * aş bir biçimde açlını ı rı ğ gidermeye çalı ı ş anlar için söylenir. raş * yemek piş irme. derbent. * Yiyeceğiçeceğsağ i i lanan kimse. yarası bereketli olsun" anlamı yemek yiyenlere söylenir. eyler boğ kurumak azı * çok susamak.

gibi tahı boğ na durmak azı * yediğş yutamamak. boğ nı rtmak azı yı * olanca gücüyle bağ ı rmak. ini boğ nda kalmak azı * ağ ndaki lokmayı zı üzüntü dolayıyla yutamaz duruma gelmek. boğ azkesen * Bir boğ savunmak için deniz kısı yapı hisar. iş kesilmek. boğ na dikkat etmek azı * yiyeceğ içeceğ özen göstermek. boğ azlamak * Hayvan veya insanı azı keserek öldürmek. ine. azı yında lan boğ azlama * Boğ azlamak iş i. . ı rı boğ na sarı azı lmak * üstüne yürümek. nı boğ nı azı sevmek * yiyip içmeye düş olmak. lüzumundan fazla. boğ nı azı doyurmak * karnı doyurmak. boğ na kadar azı * pek çok. boğ ndan geçmemek azı * sevdiğbir kimsenin yokluğ veya yoksulluğ dolayıyla bir yiyeceğyalnıbaş yemekten üzüntü i u u sı i z ı na duymak. ine boğ na dizilmek azı * (üzüntü. boğ ndan kesmek azı * yiyip içmede çok tutumlu davranmak. sıntı kı vermek. kan dökerek öldürmek. i eyi boğ na düş azı kün * yiyip içmeyi çok seven (kimse). kaygı sebeplerle) isteksiz yemek. kün boğ nıkmak azı sı * bunaltmak. sesi çı kmamak. boğ na indirmek azı * fazla ve geliş igüzel yemek.boğ na bir yumruk tı azı kanmak (veya gelip oturmak) * konuş amaz olmak. boğ nda düğ azı ümlenmek * söylemek istediğ heyecan veya üzüntü yüzünden diyememek. aş ölçüde. boğ ndan * Gaddarca. sı boğ ndan artı azı rmak * yiyeceğ inden kıp parası artı sı nı rmak.

boğ durulmak * Boğ durmak iş lmak. i yapı boğ ma * Boğ iş mak i.boğ azlanma * Boğ azlanmak iş i. boğ durulma * Boğ durulmak iş i. t. iş . i yapı boğ ma azlaş * Boğ mak iş azlaş i. * İ dut. boğ mak * Bir canlı. sarmak. * Silik bir duruma getirmek. yı na * El. boğ azlı * Boğ olan. boğ macalı * Boğ macaya tutulmuş olan (kimse). bastı rmak. boğ azlatma * Boğ azlatmak iş i. ş maz . tahsı boğ durma * Boğ durmak iş i. iş z. boğ durmak * Boğ iş yaptı mak ini rmak. yemek isteğçok olan. alkol derecesi düş lması ük bir tür rakı . yla * Peş e yapmak. ip veya benzeri ile bir ş çepeçevre sı eyi kmak. * (motorlu taş ı tlarda) Fazla yakımotoru çalı duruma getirmek. azı * Çok az yemek yiyen. boğ durtmak * Boğ durmak iş birine yaptı ini rmak. boğ azlatmak * Boğ azlamak iş yaptı ini rmak. kuru üzümün mayalandı sonra ilkel araçlarla damı ncir. * Tamamı kaplamak. boğ maca * Çoğ unlukla çocuklarda nöbet nöbet öksürüklerle görülen bulaş bir hastalı ı cı k. azı * Çok yemek yiyen. soluk alması engel olarak öldürmek. boğ durtma * Boğ durtmak iş i. boğ mak azlaş * Birbirini boğ azlamak veya kı ya dövüş yası mek. boğ azlanmak * Boğ azlamak iş konu olmak veya boğ ine azlamak iş lmak. bir kimseyi bir ş fazlası eriş peş eyin na tirmek veya uğ ratmak. i tahlı boğ z azsı * Boğ olmayan. ktan tı yla elde edilen.

* Bunaltmak. mak ine * Havası ktan ölmek. iş * İ damarlarıveya sinirlerin yumak gibi toplandı yer. boğ umlamak * Boğ durumuna getirmek. * Çok sı sıntı cak. um boğ umlanma * Boğ umlanmak iş i. nce n ğ ı boğ boğ um um * Çok boğ umlu. boğ ucu * Boğ özelliğolan. . ma i * Solunumu güçleş tiren.* Bir durumu baş bir durum yaratarak örtmeye çalı ka ş mak. boğ maklı kuş * Toygar kuş unun bir türü. ş uk boğ ulma * Boğ ulmak iş i. * Geliş mesine engel olmak. boğ bir biçimde. kıklaş uk sı mak. boğ uklaş mak * (Ses) Boğ duruma gelmek. kık kık. boğ boğ ula ula * Boğ ulacakmıgibi. boğ uk boğ ulmak * Boğ iş konu olmak. kı veren. * Kılmı(ses). boğ um * Boğ ulmuşsılmıyer. ş . boğ maklı * Boğ makları olan. uk sı sı boğ uklaş ma * Boğ mak iş uklaş i. . boğ umlama * Boğ ulmak iş i. boğ mak * Boğ yeri. zlı * Bunalmak. um boğ boğ mak mak * boğ boğ um um. sı ş boğ boğ uk uk * Boğ bir biçimde. kı ş * Parmak veya kamısaz gibi bitkilerin şkince bölümü. * (renkler için) Uygun düş memek.

. * Ufak ve seçme tütün dengi. bohçalama * Bohçalamak iş i. çı mahreç. bohçalamak * Bir ş bohça içine koyup sarmak. boğ umlu boğ untu * Boğ olan. boğ ulma uş * Boğ ulmak işveya durumu. * Sınt ı kapalı kı lı . * Boğ mak iş uş i.* Ciğ erlerden gelen havanı ağ ve burundaki çeş nokta ve bölgelerde engellemeye uğ n. telâffuz. ı z itli rayarak ses olarak çı . bohçacı lı k * Bohçacın iş nı i. bohça böreğ i * Bohça biçiminde sarı bir çeş börek. * Bir ş değ eyi erinden çok yükseğ satma iş vurgunculuk. dövüş mek. kması boğ umlanma bölgesi * Ağ boş unda seslerin oluş u çeş bölgelerden her biri. donuk. ıı lı boğ unuk * Kık. e i. ı luğ z tuğ n kak. boğ untuya getirmek * birini bunaltış ı p aş rtmak yolu ile kendisinden. umu * Zor soluk alma. eyler e . ı luğ z tuğ itli boğ umlanma noktası * Ağ boş unda seslerin oluş u noktalarıher biri. boğ sı uk. * İ ip kakı tiş ş mak. um um * Bir ses çı karmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak. eyi * Güreş rakibin kol ve ayakları üst üste getirerek kı ldayamaz hâlde alttan kavrayıkucaklamak. bir iş veya mal karşğolarak çok miktarda para çekmek. uş i boğ ulmak uş * Boğ mak işyapı uş i lmak. * Sınt ı kı . boğ umlanmak * Boğ oluş boğ boğ olmak. um mak. te nı mı p bohçası koltuğ almak nı una . boğ ma uş boğ mak uş * Birbirinin boğ na sarı azı lmak. ihtikar. bohça * İ çamaş elbise gibi ş koyup sarmaya yarayan dört köş kumaş çine ı r. lan it bohçacı * Bohça içinde dokuma eş gezdirip satan kadı ya n.

bohem * Yarını ünmeden günü gününe tasası derbeder bir yaş şolan edebiyat ve sanat çevresinden (kimse nı düş z. bok böceğ i * Kıkanatlı n lardan. * Güç durum. güzel görünür. bok yoluna gitmek * yararsı gereksiz bir ş uğ yok olmak. bohem hayatı * Baş yaş ş ı boş ayı . bohçası koltuğ vermek nı una * kovmak. iş son vermek. kara çalmak. ı bok etmek * (bir iş bir ş bozmak. bok atmak * (birine) leke sürmek. i. ayı ı veya topluluk). bok canı olsun na * bılan.* kendi isteğ ayrı iyle lmak. ine bohçası toplamak nı * eş nı yası toplamak. ey runa boka nispetle tezek amberdir * çok kötü bir ş yanı ondan daha az kötü olanı eyin nda. z. her işkarı e e ş an. kötülüğ görülen ş kı ü eylere karşbir sövgü sözü olarak söylenir. bok * Dı . bok yedi baş ı * burnunu her işsokan. ş kı * (kaba konuş mada) Hor görülen. eyi) bok karı rmak ş tı * bir işbozacak biçimde davranmak. burnunu sokmaması gerekir. genellikle otçul memeli hayvanlarıgübrelerinde yaş ve bokla beslenen böcek n ayan (Geotrupes stercorarius). berbat etmek. boklama * Boklamak iş i. bok yemek * yakıksıbir iş ş z ı yapmak. bok yemenin Arapçası * yakıksı ğ büyüğ ş zlın ı ı ü. çok berbat. can sı ş ve onun ayrı ve pürüzleri. tiksinilen. i bok püsür * hoşgitmeyen. bok yemek düş mek * birinin bir iş karı e ş maması . a kan ey ntı bok üstün bok * çok kötü. .

* Belirli kurallara uyularak yapı yumruk dövüş yumruk oyunu. i) boklanma * Boklanmak durumu. eye bol * İ girecek ş boyutları daha büyük veya geniş çine eyin ndan olan. her ş öfkelenir olmak. boktan * temelsiz. pis. boku bokuna * boş boş yok yere. ş arap. * Korindon. zlaş bokun soyu (veya bok soyu) * kılan veya tiksinilen bir ş karşsövgü olarak söylenir. boklu bokluk * Boku olan. ı tı * (nicelik bakı ndan) Olağ mı andan veya alılandan çok. lan ü. * Kötü durum. ş ı t karş tı * Özel bir cam içinde likör. yararsı z. meyve ve maden suyu karı rı hazı ş larak tı rlanan içki. u una. mak boklaş mak * Kötü bir duruma girmek. * Pislik. bol .boklamak * (bir yeri veya bir iş Kötü bir duruma getirmek. boklaş ma * Boklaş durumu. boku çı kmak * bir iş veya durum tatsı mak. dar karş . i er bokunu çı karmak * bok etmek. boksör * Boks oynayan kimse. bokuyla kavga etmek * çok sinirli ve geçimsiz olmak. derme çatma. zı eye ı bokunda boncuk bulmak * birine hak etmediğhâlde çok değ vermek. yumruk oyuncusu. pislenmek. boks boksit boksörlük * Boksörün işveya mesleğ i i. boklanmak * Kötü bir duruma gelmek. kı ı.

sıntı düş kı ya meden. * Cömert. nı bolalma bolalmak bolarma bolero boliçe Bolivyalı * Bolivya halkı olan. * Dökük. çokça. bolluk. nı p bol kepçe * Servis sı nda yiyeceğbol bol dağ rası i ı tma. * Bolalmak iş i veya durumu. çok. * Bolarmak iş i veya durumu. saçı apş . bol doğ ramak * (parası) saçı savurmak. * Bu dansımüziğ n i. ölçüsüz. eli açı zengin gönüllü. bol keseden * bol bol. ndan bollanma * Bol duruma gelme. zenginlik. * Kı ve kolsuz kadıceketi. sa n * Ağ ritmli bir İ ı r spanyol dansı .bol bol * Fazla. büyük miktarda. bolarmak * Bol duruma gelmek. * Oldukça geniş . k. bollaş ma * Bollaş işveya durumu. . geniş lemek. bol bolamat * Refah. pek çok. ş al. bol bulamaç * Bol bol. bolca * Oldukça çok. mak i bollaş mak * Bol durumda olmak. bollanmak * Bol duruma gelmek. * Bollaş mak. * Yahudi kadı. bol paça * Geniş paçalı .

yüzyı ları doğ ve Lenin tarafı geliş l baş nda an ndan tirilen komünist hareket. bombacı * Bomba kullanan veya yapan kimse. sağ göz alı. nı lan bomba gibi * iyi. ı nı Bolş evik * Bolş eviklik yanlıkimse. bolluk * Bol olma durumu. eyin u * Fazlalı k.bollaşrma tı * Bollaşrmak iş tı i veya durumu. birdenbire ve yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. Bolş eviklik * Rusya'da XX. li * Büyük fı veya varil. çı * Bomba biçiminde. bollatmak * Bol duruma getirmek. komünistlik. * Her ş bol olduğ zaman. ş (öğ mı bomba gibi patlamak * öfkelenerek. cı ateş silâh. gösteriş lam. cı kı maddelerle doldurulmuş . * iyi hazı rlanmı çok çalı ş renci). bombalama * Bombalamak iş i. bombalamak . eyin u * Her ş bol olduğ (yer). bom bomba * Bir çeş kumar. bombacı lı k * Bombacın işveya mesleğ nı i i. bollatma * Bol duruma getirme. sı * Bolş eviklikle ilgili olan. geniş letmek. türlü büyüklükte patlayı. cı li. bolometre * Iş mölçer. Bolş evizm * Bolş eviklik. n bomba * Yan yelkenlerin alt yakası gerip açmak için kullanı yatay seren. kalıdemirden kap. ş . * bir olay birdenbire ortaya çı karak herkesi ş ı aş rtmak. it * Canlı cansıhedeflere atı içi yakı ve yıcı veya z lan. bollaşrmak tı * Bol duruma getirmek.

ş bonbon ş ekeri * Bkz. * Bombalama. bombalanma * Bombalanmak iş i. iş i. kabarı k. tamamen boş .* Belli bir hedefe. bomba atmak. bombardı man * Topa tutma. çok berbat. ı r bombardı uçağ man ı * Bombalama iş kullanı uçak. bombardı etmek man * top ateşveya bomba ile bir yere saldı i rmak. inde lan bombardon * Bandoda en kalısesi veren. bombok * Çok kötü. bombalanmak * Bombalanmak iş konu olmak. pistonlu. hekimlikte kullanı uyuş lan. iş k. bonbon *Ş ş eker erbeti içinde kaynatı üzeri ş lı p ekerle kaplanmımeyve. turucu ve zehirli. nefesli çalgı n . * Patlı cangillerden. kabarı tümsekli. bonboncu * Bonbon yapan veya satan kimse. bonbon. bombeli * Ş kinliğ kabarı ğolan. * Ş kinlik. bir veya iki yık otsu bir bitki (Hyoscyamus llı * Çok boz. * bir kimseyi ağ sözlerle paylamak. bomboş * Büsbütün. bomboz bon otu niger). ine bombalatma * Bombalatmak iş i. çoğ unlukla havadan. bombe * Ş kin. iş klı bombe bezi * Ayakkabı sayaların burun bölümlerine içten dikilen bir kumaş nı türü. . bombalatmak * Bombalamak iş yaptı ini rmak. klı ı bombesiz * Bombesi olmayan.

li boncuksuz * Boncuğ olmayan. lan. bel kemiğ iki yanı aş ı doğ uzanan ve yumuş ğ k n inin ndan ağ ya ru aklı ı dolayıyla beğ sı enilen et bölümü. i boncuklanma * Boncuklanmak iş i. mak. boncukçuluk * Boncukçunun işveya mesleğ i i. boncuk * Cam. boncuklaş ma * Boncuklaş iş mak i. boncuk fasulye * Bir tür iri taneli fasulye. delik. bonfilelik * Bonfile yapmaya elveriş (et). boncuklaş mak * Boncuk biçimini almak. çoğ yuvarlak ve renkli süs tanesi. u boncuk boncuk * boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda. boncuk gibi * küçücük (göz).bonbonculuk * Bonbon yapma veya satma iş i. vrı her it ak vb. u bone bonfile * Düz veya kı mlı çeş yumuş kumaş maddeden yapı başk. plâstik gibi maddelerden yapı ortası . ter boncuk biçiminde yuvarlak taneler oluş ı . boncukçu * Boncuk yapan veya satan kimse. boncuk mavisi * Yeş çalan bir mavi. boncukluk * Boncuk olmaya elveriş (nesne). li . tahta. boncuklanmak * Gözyaş çiy. boncukla süslenmiş u . boncuklanı ş * Boncuklanmak işveya durumu. lan lı * Kasaplıhayvanlarda karnıiçinde. boncuklu * Boncuğ olan. taşsedef. ile boncuk tutkalı * Boncuk biçiminde glüten tutkalı .

* Uzun siyah ceketle. n. an * İ yürekli. borak boraks boralı boran * Rüzgâr ş ek ve gök gürültüsü ile ortaya çı sağ yağlı olayı imş kan nak ı hava ş . bono * Belirli bir sürenin sonunda. ekilmemiş ş .45 u olan basit element. çizgili pantolondan oluş erkek giysisi. süs eş oyuncak vb. bopluk bopstil * Bop tutarı olma. cömertlik. satı büyük mağ yası lan aza. ndını ı p bonservis * Çalı ğyerden ayrı ş ı tı lı görevini iyi yaptını rken ğ belirtmek amacı birine verilen belge. Kı saltması B. bonkör bonkörlük * İ yüreklilik. bor bor * Atom sayı 5. sert. ı yla kâğ dı bop * Poker oyununda. mıbir * Yağ murlu. yoğ sı ı ı rlı unluğ 2. temiz iş ı. lı (toprak). ş iddetli. * Yoğ unlaş ş borik asitten türeyen sodyum tuzu. ine bono vermek * borç alı ğ gösteren vadeli senedi imzalayıteslim etmek. belirli bir paranı belirli bir kimseye ödeneceğ belirten senet. yi * Eli açı cömert. borani * Bor (I). eli açı k. ndan mur . eksiğ paraya çevirmek. oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar. atom ağ ğ10. yi klı bonmarş e *İ çinde her türlü giyim. süresi dolmadan. nda * Züppece giyiniş biçimi. tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan. k. bora bora gibi * çok sert.8 olan. ini bono kı rmak rdı * bir bonoyu. sert rüzgârlı soğ havalı ve uk . * İlenmemiştaşk. * Bu biçimde giyinen kimse.bonjur * Günaydı n. öfkeli. * Genellikle arkası yağ getiren sert ve geçici yel.

borca batmak. * Bu boruyu çalan kimse. boru. an * Üfleyerek çalı perdesiz çalgı nan. gerekliğ yükümlülük. borcunu kapatmak (veya borçtan kurtulmak) * borcunu ödeyip bitirmek. borca girmek * borçlanmak. ey borç altı girmek na * borç para almak. borca almak * veresiye almak. borca batmak * çok borçlu olmak. borazancı ı baş * Birçok borazancın başolan borazancı nı ı . ı eyi i.* Pirinçli. * Birine karşbir ş yerine getirme. borç etmek * borçlandı rmak. borazancı * Borazan çalan kimse. . borç bini aş mak * (borç) pek çok olmak. borç borç almak * daha sonra ödemek üzere birinden para veya bir ş almak. borç harç . lâhana ve et veya krema konularak yapı sebze çorbası lan . borç para almak. yumurtalı yoğ ve urtlu ı spanak veya benzeri sebze yemeğ i. borazancı lı k * Borazancın iş nı i. altı kalkı ndan lamayacak duruma gelmek. borç gı ı çı rtlağ na kmak * Bkz. nda borcunu bilmek (veya saymak) * bir ş yapmayı ey yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değ erlendirmek. * Pancar. borcunu bilmek * borcunu zamanı öder olmak. borat borazan * Bor asidi ile bir oksidin birleş mesinden oluş tuz. borasit * Sert billûr veya yumuş beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı ak . vecibe. borç * Ödenmesi gerekli para veya baş bir ş ka ey.

* Borçlanarak veya benzeri yollara baş vurarak. aldı nıparası hemen vermez. borçlu çı kmak * görülen hesapta vereceğkalmak. borçlu bulunmak (veya olmak) * borçlu duruma düş mek. lmak i borçlanı lmak * Borca girilmek. kiş daha çok çalı iyi ş maya zorlar. medyun. nı . borçlu duruma getirmek. verecekli. borç yiyen kesesinden yer * borçla alıveriş ş yapan. iyi borçluluk * Borçlu olma durumu. rı i borçlandılmak rı * Borçlanması yol açı na lmak. na borçlanı lma * Borçlanı işveya durumu. borç yiğ kamçıdı idin sır * borç. borçluluk dengesi * Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş ş dıborç ve alacakları gösteren durum veya belge. ıı lını artı ey * Manevî bir yükümlülük altı girmek. nda * Bir ş birinin yardı yla elde etmiş eyi mı olan. borçlandı rmak * Borçlanması yol açmak. ş * Bir yüküm altı bulunan. borçlanmak * Karş ğ sonra vermek ş yla birinden para veya bir ş almak. benzi sararı r * borç kiş öldürmez. borç edilmek. i borçlu ölmez. borç almıolan. ancak hasta edecek kadar üzer. borçlanma * Borçlanmak iş istikraz. borçlandılma rı * Borçlandılmak işveya durumu. borçlandı rma * Borçlandı iş rmak i. borç yapmak * borç olarak almak. i. borç yemek * borçla geçinmek. na borçlu * Borcu olan. ama aldı nıkarşğkesesinden çı kların nı kların ıı lı kacaktı r. borç ödemekle (veya vermekle). yol yürümekle tükenir * birden ödenmeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir.

borçsuzluk * Borçsuz olma durumu. ka bordo * Mora çalan kı zı rmı renk. asit borik. k. borda bordaya * yan yana. kı . beyaz. geniş sa kollu bir üstlük. borda * Geminin veya kayın yanı ğ ı . * Dört köşyelkenlerin yan yakaları alt tarafa doğ bağ e na. am * Cilt kapağ ı ndaki kalıçizgiler. . ru lanan halat. ş tortusu rengi. n ntı nı bordür * Kaldımları kenarları bulunan taş rı n nda lar. * Etkisi az. borikli borina *İ çinde borik asit bulunan. bordalamak * Gemiyle bir baş gemiye borda bordaya gelmek veya kazayla ona çarpmak. borda fenerleri * Gemilerde biri (solda) kı zı (sağ yeşolarak iki yanda yakı fenerler. lmıgiyecek. tuvalet ve mutfak gibi ı zeminlerde duvar döş slak emeleri arası konan motifli bir tür fayans. arap * Bu renkte olan. borik borik asit Bornova misketi * Bir çeş üzüm. it bornoz * Banyodan çı karken kurulanmak için kullanı önden açı havludan yapı ş lan. rada kları bordalama * Bordalamak iş i. biri da) il lan borda hattı * Donanma gemilerinin bir sı ve paralel olarak gitmek için aldı durum. * (genellikle giyim kuş malzemesindeki) Kenar süsü. * Kuzey Afrika'da Berberîlerin giydikleri başklı lı .borçsuz * Borcu olmayan. borda etmek * yandan yanaş mak. borçsuz harçsı z * Hiç borç yapmadan. rmı. sedef görünümde bir madde. n * Banyo. bordro * Bir hesabıayrı ları gösteren çizelge. na * Bordan türeyen bir asit ve anhidrite verilen ad.

* Tatula. borş boru * Bir yerden baş bir yere sı veya gaz aktarmaya yarayan. oluş n boru askı sı * Her tür borunun ası nda kullanı lâma demiri veya çelik çemberlerden yapı askı lması lan. açı * Nefesle çalı perdesiz madenî çalgı nan . kları borsa acentesi * Müş teriden aldı alıve satıemirlerini borsada yerine getirip karş ğ komisyon alan kimse. boru değ (veya boru mu bu?) il * azı msanacak. . boru bileziğ i * Soba boruların ek yerine geçirilen süslü çember. alıp satı hisse senedi. erli ı t. uzun ve dar silindir. m m nı i borsacı * Değ kâğ para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse. küçümsenecek. borsacı lı k * Borsacın işveya mesleğ nı i i. uçları k. boru çiçeğ i * Çan çiçeğ i. lan . borsa değ eri * Borsada arz ve talebe göre oluş fiyat. boru çiçeğ igiller * Çan çiçeğ igiller.borsa * Bazı tüccarlarıve özellikle sarraflarla değ kâğ ve tahvil alıveriş uğ anları alı satı ve n erli ı t ş iyle raş n m m değim amacı devlet denetimi altı iş iş yla nda yaptı yer. nı boru çalmak * borazan öttürmek. boru hattı * Borç (II). borazan. an borsa kâğ ı dı * Borsada kayı. önem verilmeyecek ş değ ey il. içi boş ka vı . teri nda lı k borsa tahtası * Borsada alı satı fiyatların ilân edildiğpano. boru ağ ı * Tesisatı turan borularıbütünü. tlı nı lan borsa oyunu * Borsada oynanan hava oyunu. borsa simsarı * Müş ile borsa acenteleri arası aracı yapan kimse. kları ş ş ıı lında borsa cetveli * Borsada belirlenen fiyatları gösteren günlük bülten.

karpuz tarlası . * Kavun ve karpuza verilen ortak ad.* Doğ gaz arı ünitesinden alı gazı bir veya daha fazla dağ m merkezlerine veya tüketim al tma nan n. diş açma gibi iş lemler için borunun sıca bağ ğalet. lan * Borusu olan. bostan bekçisi * Bostanı koruyan ve kollayan kimse. boruk borulu borusu ötmek * sözü geçmek. boru gibi uzun su kabağ ı . lan boru mengenesi * Kesme. çı ğyerden baş yere akı boru tesisatı ktı ı ka tan . yüreksiz. en. kı landı ı boru yolu * Petrolü. ı tı merkezlerine doğ gaz taş al ı nması amacı tesis edilen boru ş yla ebekesi. işyaramaz adam. payplayn. lan bostan korkuluğ u . borumsu * Boru biçiminde olan. yetkisi olmak. boru kelepçesi * Boruyu duvara tespit etmekte kullanı gereç. p * Boru montajı çalı kimse. nda ş an * Dağ larda yetiş kokulu. * Sebze bahçesi. borusu tutmak (veya üstünde) * (zenciler için) ağ köpürerek kriz geçirmek. * Kavun. boylu boslu. bostan bozuntusu * Korkak. borusunu çalmak * çı sağ ğkimsenin davası gütmek. bostan kebabı * Patlı ve yeş can illikler ile kuğ inceliğ toprak tencerede piş u inin irilmesiyle yapı kebap. boru kabağ ı * Boğ umsuz. çok öfkelenerek etrafa saldı zı rmak. e bostan dolabı * Sebze bahçesini sulamak için bir at bağ lanarak diklemesine dönen kovalarla kuyudan su çı karmaya yarayan dolap. kar ladı ı nı bos boslu bostan * Bkz. boy bos. borucu * Boru yapısatan kimse. süpürge ve yakacak olarak kullanı bir ot türü. * Bkz.

boş (veya boş gezmek veya gezinmek ta) * iş güçsüz dolaş siz mak. ine bostancı ı ocağ * Bostancı n bağ oldukları ları lı ocak. görev). boş kmamak çı * bir iş az da olsa. e * Bilgisiz. * Yapı iş lacak i olmayan. bostan patlı canı * Az çekirdekli. ilen . ları tı * Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse. can bostancı * Bostan iş leriyle uğ an kimse. böğ ür. yiyecek gibi ş eylerle) yardı etmek. boş p dolu tutmak (vurmak) atı * umutsuz olarak giriş bir işiyi sonuç vermek. bostancı lı k * Bostan iş leriyle uğ ma. boş rakmamak bı * (para. n * söylenmesi sakı olan bir ş söyleyivermek. raş * Osmanlı tarihinde sarayıkorunması ve ş n na ehrin güvenliğ bakmakla görevli olan erlerden her biri. bir kazançla çı ten kmak. m * iş bı siz rakmamak. boş bulunmak * dikkatsiz ve dalgıbulunmak. ş * Bir iş yaramayan. z boş ür böğ * Bkz. ey * İsiz. boş bakmak boş * amaçsı anlamsıve bilinçsizce bakmak. boş ak dik durur baş * bilgisiz olan üstün görünmek için kası lı r. nı bostanlı k * Bostan olmaya elverişyer. üstünde hiç kimse veya hiçbir ş bulunmayan. z. . raş * Bostancın görevi. li boş *İ çinde. * Anlamsı z.* Kuş ürkütüp yaklaşrmamak için tarlaya dikilen kukla. münhal. * Görevlisi olmayan (iş . sonuç vermemek. boş rakmak bı * bir yerde kimse oturmamak. boş kalmak. * Verimsiz. iri ve yuvarlak bir patlı türü. ncalı eyi boş kmak çı * umduğ gerçekleş u memek.

bilgisine dayanarak anlatmak. boş (veya olsun) ol * erkeğ karını amak için söylediğsöz.boş dönmek * hiçbir ş elde edemeden geri gelmek. ı dı boş kalmak * kimse oturmamak. lâf olsun diye söylenmiş ünce söz. dipsiz kile boş ambar. le raş * birinin yaptına karş k olarak bir harekette bulunmak. dar. boş lâf * Gereksiz. in sı boş i boş olmak * evlilik birliğsona ermek. z boş inanç * Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan. boş durmamak * her zaman bir iş uğ mak. çalı siz ş mamak. boş konuş mamak * gerçekleri söylemek. boş koymak * yoksun bı rakmak. lsı boş ı kâğ dı * Eski ş hükümlerine göre. batı l itikat. siz boş dipsiz ambar kile * Bkz. biçimci inanma. boş gezenin boş kalfası * iş güçsüz dolaş kimse. ayrı isteyen kocanı karına gönderdiğboş eriat lmak n. boş kafalı * akı z veya bilgisiz. raşolmamak. işyaramayan ş e ekilde konuş ma. mahrum etmek. ey boş durmak * iş kalmak. sı i anma kâğ . siz an boş gezmekten bedava çalı ş yeğ mak dir * çalı ş insanı mak tembellikten kurtarı r. boş gözlerle bakmak * anlamsıbakmak. boş i anmak. * iş kalmak. boş söz * Bir düş anlatmayan. boş küme * Hiçbir ögesi olmayan küme. verimsiz. . ğ ı ı lı boş mek düş * (kadı ş hükümlerine göre kocası ayrı n) eriat ndan lmak. boş oturmak * hiçbir iş uğ ı i.

altı i boş lmak altı * Boş altmak iş konu olmak. boş almak * Boş duruma gelmek. sıntını kı sı birine anlatarak ferahlamak. para) hiçbir iş yaramamak. ş arı * Gevş emek. ine boş m altı . dökülmek. * Derdini. boş m alı * Boş almak iş deş i. boş alma * Boş almak iş inhilâl. doluya koysan almaz a * içinden çılamayan güç bir durum karş nda kalı ğ söylenir. arj * (hayvan) Bağ ı kurtulmak. altı boş lma altı * Boş lmak işveya durumu. kı ı sı ndında ı boş vermek a * boş geçirmek. rölântiye almak. boş gitmek a * (harcanan emek. * Derdini birine açarak ferahlama. olumlu bir sonuca ulaş e amamak. ş arak ş ı boş almak a * askı almak. * Elektrik yükünün baş bir iletkene geçiş ka i veya sı düş fı ra mesi. hava boş n boş altma makinesi. ey * Dı ya akmak. nı boş çı a kmak * (umut. deş olmak. i. ya * (motorlu araçlarda) vites kolunu vitesten kurtarmak. boş yere * Boş una. rahatlama. gerçekleş memek. boş koysan dolmaz. boş vermek * aldı rmamak.boş torba ile at tutulmaz * çı veya karş k gösterilmeden bir kimse bir yere bağ kar ı lı lanmaz. açı lmak. boş zaman * Çalı geçirilen saatler dında kalan süre. düş gibi ş ünce eyler) sonuç vermemek. * Boş m. boş yerine vurmak * böğ ürlerine vurmak. boş çı a karmak * olumlu bir sonuç alı nması engellemek. içinde bir ş kalmamak. arj. inhilâl etmek. ndan boş altaç boş altı * Bir kabıiçindeki havayı altmaya yarayan araç.

* Bir silâhta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. aile kisini kesmek. nı * Çok ağ lamak. * Dökmek. * Sistemlerin çalı ş abilmesi için sürekli olarak gereken boş altma iş lemleri. arı * Dertlerini. * Sindirimden sonra bağ ı rsaklarda kalan posanı idrar torbası n. * (hayvan) Başğ lından. tükürük. * Kusmak. . ndaki idrarı ve ter. boş amak * Kanunlara göre iki eş iliş . * (karı kocayı stekleri üzerine kanunlara uyarak ayı ile )İ rmak. * Derdini dökmek. koş takı ndan veya bağ ı um mı ı kurtulmak. andı i boş rmak andı * Boş anması sağ nı lamak. ndan * Birdenbire ve bol bol akmak. ı nı boş rma andı * Boş rmak işveya durumu. * Sı lmak kurtulmak. sümük gibi n salgı n vücuttan dı atı . nı rmağ boş altmak * Boş duruma getirmek. boş ama * Boş amak iş i. boş altma havzası * Suları ı a veya göle veren yerlerin bütünü. boca etmek. * Karı ile arası sı ndaki nikâh bağ bozmak. boş anma * Boş anmak iş i. boş altma * Boş altmak iş i. * (baskı nda gergin duran bir ş Birden ve hı kurtulmak. boş anma davası * Eş lerden birinin evlilik birliğ son verecek kararı etmek için açtı dava. boş atmak * Boş amak iş yaptı ini rmak. ine elde ğ ı boş anma ilâmı * Mahkemenin boş anmayı kesin hükme bağ ğ belirterek verdiğresmî belge. yrı boş atma * Boş atmak iş i. ifrağ ları ş arı lması . yakı nmaları anlatmak. ladını ı i boş anmak * (karı koca) Mahkeme kararı birbirinden ayrı ve ile lmak. altı ey) zla * (kapalı yerde bulunan insanlar) Birden dı çı bir ş kmak. boş m organı altı * Vücuttan dı atı ş arı lması gereken maddeleri toplayı boş p altan organ. açmak.* Boş altmak iş i. * Eş lerden birinin boş anma ilâmı alması evlilik birliğ son bulması yla inin . * Gevş etmek.

boş luklu serpme * Zı mpara üretiminde tanecikler arası %50 boş kalacak biçimde düzenlenen tane yapı rma iş nda luk ş tı lemi. nak boş gezmek ta * iş olmak. boş lamak * Bı rakmak. boş rmak attı * Boş iş yaptı atma ini rtmak. çukur. kapanmamıyer. kopukluk. . yararsıyere. siz boş boş u una * Gereksiz yere. * Eksiklik. * Yerli yersiz konuş (kimse). boş z yere. boş az boğ * Saklanması gereken ş eyleri söyleyiveren. boş una. boş lama * Boş lamak iş ihmal. lgi boş luk * Oyuk. al yanaklı saçlı . * İ göstermemek. Boş nakça * Çoğ unlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yaş Bosna Müslümanların kullandı dil. siz boş kalmak ta * iş kalmak. an boş azlı boğ k * Boş az olma durumu. ihmal etmek. Boş naklarla ilgili olan. sı r saklayamayan. vakum. ablak yüzlü güzel. ndan n * Boş naklara özgü olan. yoksunluk duygusu. ş * Kesinti. boş altaç.boş rma attı * Boş iş yaptı atma ini rtma. geveze. ayan nı ğ ı Boş k naklı * Boş olma durumu. * Yetersizlik. Boş güzeli nak * Sarı . yersiz. boş tulumbası luk * Bkz. nafile. boş una * gereksiz. beyhude. i. *İ çinde hiçbir cisim bulunmayan uzay. Boş nak * Bosna halkı veya bu halk ısoyundan olan kimse. * Boş geçen süre. düş üncesiz konuş mak. boğ boş azlıetmek boğ k * gereksiz.

boy beyi boy bos * Boyun en saygı ve lider kimliğ sahip kiş n ine isi. ı rmak. itli . boylanmak. * Uzun konçlu. * Kumaş ölçü. boy boy * Çeş büyüklük ve nitelikte. boy atmak * boyu uzamak. z * Küçük gemi. i ldı ı k botanik parkı * Otsu ve çalı bitkiler ve değik ağ türleri ile düzenlenmiş türü iş aç . klân. slâm u kanı boy almak (veya sürmek) * boyu uzamak. kapalı ayakkabı . bot botanik botanik bahçesi * Otsu veya çalı bitkilerin yetiş türü tirildiğve incelemelerinin yapı ğhalka açıbahçe. * Yol. ş ı boy abdesti * İ dininin gerekli bulduğ durumlarda ve biçimde yı p abdest alma. dinlenme ve gezme amacı halka açı yla k geniş alan. * Ağ plâstik veya kauçuktan yapı ş aç. birbirleriyle kan akrabalı bulunduğ inanarak evlenmeyen. nebatat. en sayı iki kenar arası lan ndaki uzaklı en karş . * Bir ş tabanı en yüksek noktası ndaki uzaklı eyin ile arası k. ı tı * Uzunluk. boy * Ortak bir atadan türediklerine. kabile. boy bos yerinde * uzun ve biçimli. * Bitki bilimi. toplumsal ve ğ ı una ekonomik iliş kilerini anaerkil. değ er. nafile. beyhude. * Bir yüzeyde. geliş mek. yararsıyere. botanikçi boy * Bitki bilimci. k. sı mı * Geçerlilik. tevekkeli. lmıküçük sandal. * Uzaklı k. boy aynası *İ nsanı bütünüyle gösteren büyük ayna.boş una bot * Boş yere. için * Süre. gusül. deniz kısı yı. * Vücudun yapı bakı ndan biçimi. ataerkil anlayı uygulayan geleneksel topluluk. gereksiz. * Destan. boylanmak.

(su) insan boyunu geçmemek. ini * büyümek. boy ölçüş mek * yarı ş mak. boya tabancası * Sı boyayı vı püskürtmek için kullanı alet. kurutulan tohumları veya çemen yapı nda kullanı bir mı lan bitki (Trigonella faenum-graecum). sarı beyaz renkli. boy otu * Baklagillerden. uzamak. boya vurmak (veya çekmek. çiçekleri mavi. boya kalemi * Resim yapmak için kullanı değik renkli kalem. lan * Aldatı görünüş cı . lan boya tutmak * (boyanan nesne) iyi boyanı r olmak. boya fı rçası * Boya sürmek veya resim yapmak için kullanı değik tür ve ölçülerde fı lan iş rça. * Yazmak için kullanı mürekkep.75-3. makyaj yapmak. boya tabakası *Ş ablonlarısulu kenar kapatısı kaplanması n cı ile . boyacı . dıetkilerden korumak için eş n üzerine sürülen veya içine katı renkli madde. sürmek) * boyamak.boy göstermek * görünmek.50 cm uzunluğ e unda menteş e. lan iş boya kökü * Bitki köklerinden elde edilen tabiî boya. acak * suya dalarak boyu ile suyun derinliğ ölçmek. * gösteriş yapmak. ş yanı lan * Renk. boya kutusu * İ çeş renkli kalemleri ve fı çine itli rçaları koymaya yarayan kutu. boy pos * Bkz. boya çekmek * boyuna büyümek. boy vermemek * sıolmak. boya kullanmak * boyanmak. boy menteş e * Düz yaprak menteşbenzeri 1. ğ boya * Renk vermek. boy bos. boy vermek * (su) insan boyunu aş kadar derin olmak.

boyama * Boyamak iş i.* Boya satan kimse. makyajlı n ş . * Renkli. boyalamak * Geliş igüzel boya sürmek. ldı ı boyama kitabı * Küçükleri eğ nitelikte içinde boyanacak resimler bulunan kitap. leri lan boyalama * Boyalamak iş i. boyama kazanı * Örgü yünlerinin veya ipliklerin boyanma iş leminin yapı ğbüyük tekne. * Rengi boya ile sonradan verilmiş olan. ı boyahane * Boya iş yapı yer. boyalı n bası * Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğ yazı haberden çok yer veren. boyana * Boyna. omuza ası taş ğ ı larak ı nabilir bir çeş küçük sandı it k. boyacı lı k * Boya yapma veya satma iş i. boyanma . * Boyama iş boyacı ı ini. lan boyacı küpü * Bir iş kolayca ve çabucak yapı in lamayacağ anlatmak için boyacı ı nı küpü mü bu? boyacı küpü değ ki il (hemen daldıp çı n) gibi deyimlerde kullanı rı karası lı r. boyalanma * Boyalanmak durumu. boyalanmak * Boya sürülmek. fı cilâ gibi gereçlerini koydukları müş ların rça. kupon veya çekiliş rafa ve lerle armağ dağ bası an ı tan n. * Renkli yazma veya mendil. ve terinin ayağ basıayakkabını ı nı p sı boyattı. aş ı ı r ağ lamak. itici boyamak * Boya sürerek veya boyaya batı renk vermek. ş rı ş . rarak * Ağ söz söylemek. ğ * Boya satı dükkân. boyalı * Boya sürülmüşboyanmıveya boyaya batılmı . * Boyacın yaptı iş nı ğ . boyacı küpüne girmiş gibi * çok boyalı n. lı meslek edinen kimse. kadı boyacı sandı ğ ı * Ayakkabı boyacı nıboya. * (kadıiçin) Yüzünü çok boyamıolan.

Transilvanya'da. boyatı lmak * Boyamak işyaptılmak. ş ı alma. * Tuna bölgesinde. yalnı serbest. * Bekâr. i boyca boydak * Yükü olmayan yaya. i boyar madde * Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren doğ veya yapay renkli madde. * Kendi kendini boyamak. boyayı cı * Boyama özelliğolan. * Boya veya renkli bir ş sürülmek. * Boy bakı ndan. mı boydaşk lı * Boydaş olma durumu. Rusya'da soylulara verilen unvan. boyası k zlı * Boyasıolma durumu. boyanmak * Boyamak işyapı i lmak. makyaj yapmak. boydaş * Aynı boyda olan. z. i rı boyatma * Boyatmak iş i. boykot * Bir iş bir davranı yapmama kararı i. * Akran. ey boyar boyar * Boyama özelliğolan madde. boyatmak * Boyamak iş yaptı ini rmak. boya sürdürülmek. boyar madde. boya sürdürmek. al * Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde. makyajsı n ş z. boydan boya * Bir uçtan öbür uca kadar. * Renksiz. z boyatı lma * Boyatı iş lma i. boyası atmak * boyası solmak. * (kadıiçin) Yüzünü boyamamıolan.* Boyanmak iş i. . yüzüne boya sürmek. boyası z * Boya sürülmemiş .

boylanı ş * Boylanmak iş i veya biçimi. * Boyu benzerlerinden uzun olan. * Destan söylemek. sağ * Boyu olan. boylamak *İ stemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak. * Batmak. * Yükselmek. boylu poslu * Bkz. ş ı almak. boylu boslu * Uzun boylu. * Düş mek. boyu uzunluğ i unca.* Bir kimse. çı kmak. boylu boslu. kı sa . boylanma * Boylanmak iş i. tul. bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaş için her türlü iliş kesme. boylaması na * Boyu doğ rultusunda. boyluca boyna * Uzun boylu gibi olan. boylanmak * Boyu uzamak. gösteriş ı li. anlatmak. lan boykotçuluk * Boykot yapma iş i. içindeki suyun ıtı ı sı lması lanan depo. boyler boylu * Kalorifer kazanın sı ğ nı caklından yararlanarak. boykotçu * Boykot yapan veya boykota katı kimse. yakıklı ş . boykotaj * Boykot etmek iş i. mak kiyi boykot etmek * bir iş bir davranı yapmama kararı i. * Sandalı çtan yürüten kı kürek. değ boylama * Boylamak iş i. boylam * Yeryüzündeki herhangi bir noktanımeridyen dairesiyle baş ç olarak alı Greenwich gözlem evinin n langı nan meridyen dairesi arası ndaki açı eri. boylu boyunca * Boyu uzanabildiğkadar.

boynu bükük * Üzgün. boynu eğ ri * Asmaları yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ n zararlı. boynunu vurmak * baş keserek öldürmek. kı boynu altı kalsı nda n! * ölsün.boyna etmek * sandalı çtan tek kürekle yürütmek. eyi boynuna geçirmek * bir ş kendine mal etmek. ı boynu kı ince olmak ldan * haksıolduğ anlaş ğ verilecek her cezaya razı z u ı ı ldında olmak. nacak ve yardı bekler durumda. boynunu uzatmak * her ş her cezaya razı eye. zavallı m . lını ğ boynunu kı rmak * çekip gitmek. boynuna * üstüne. eyi boynunda kalmak * bir sözü iletmediğveya birine ödenecek parayı i ödemediğiçin üzerinde borç kalmak. ı nı boynuz * Bazı hayvanlarıbaş bulunan. acı rı ş . zimmetine geçirmek. hacamat etmek. olmak. tı n ı nda rnaksı maddeden. kı k veya çatallı bir vrı korunma organı . * Kurş borudan kol alma iş un leminde kullanı demirden yapı ş lan lmıalet. boynuz çekmek * boynuz kullanarak kan çekmek. kılmı kimsesiz. gebersin. * Bu organdan yapı ş lmı . ndıcı * bir durumu. n) ka ki nı boynuz eğ mek * istemeyerek uymak. boynuna almak * bir ş borç veya ödev olarak üzerine almak. boynuz dikmek * (kadı baş erkekle iliş kurarak kocası aldatmak. * (bitki için) canlı ı yitirmek. sı boynu eğ ri * herhangi bir sebeple birine karşdirenecek veya söz söyleyecek durumda olmayan. ı n boynuz isterken kulaktan olmak . boynu armut sapı dönmek na * çok zayı flamak. çaresiz bir durumda kalmak. uzun. bir iş i ister istemez kabul etmek. i boynunu bükmek * acı rı. karştarafıgücünü kabul etmek.

boynuzlatma * Boynuzlatmak iş i. boyunca. boynuzlamak * (hayvan) Boynuzu ile vurmak. boynuzluteke * Kıkanatlı n lardan. içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan boynuz kulağgeçmek ı * bir konuda daha sonra yetiş enler yetenek bakı ndan eskileri geçmek. * (erkek için) Karı veya bir kadı yakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. sır ve antilopları ğ ı içine alan. boynuzsuz * Boynuzu olmayan. nda . boynuz yarası rı almak. süsmek. * daha iyisini. boynuzlu * Boynuzu olan (hayvan). boynuzlugiller * Keçi.olmak. boyu (bosu) devrilsin (veya devrilesi) * "ölsün" anlamı ilenç sözü. sın n nları ine * Troleybüs. boynuzlama * Boynuzlamak iş i. boynuz gibi. nda ayan boynuzsu * Boynuza benzer. kurtçuğ meş ağ u e açları yaş bir böcek (Carambyx). mak i boynuzlaş mak * Boynuz durumuna girmek. * Karınıveya kadıyakı ndan birinin iffetsizliğ göz yuman (erkek). boynuzlaş ma * Boynuzlaş işveya durumu. * (kadıiçin) Kocası baş bir erkekle aldatmak. omurgalı n memeliler sıfı ları nı . mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek. mı boynuz takmak (veya takı nmak. koyun. karıveya bir kadıyakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. boysuz * Boyu benzerleri arası kı olan. boynuzlanmak * Boynuzu çı kmak. n nı ka boynuzlanma * Boynuzlanmak iş i veya biçimi. nda sa boyu * (bir isim tamlaması tamlanan olduğ nda unda) süresince. boynuzlatmak * Erkek. taktı rmak) * (koca) karı baş bir erkekle iliş kurarak aldatı sı ka ki lmak. * Boynuz batılmak.

nı boyun kı rmak * saygı duyulan bir kimse karş nda. boyun vermek * buyruk altı girmek. u * Sürdüğ zaman kadar. katlanmak. enlice kumaş parçası . boyun * Gövdenin baş omuz arası kalan bölgesi. zı boyuna bosuna bakmadan * fizik yapını gereğ geliş sın ince memiş olması göz önünde bulundurmadan. boyun kesmek * baş eğ ı mek.boyu (veya boyuna. * (bo'yuna) Ara vermeden. * Dağ rtları geçmeye elveriş alçak yer. vecibe. cı gibi araçları dar olan üst bölümü. kin u boyunduruğ atmak (veya almak) a * (güreş hasmıbaş koltuk altı alıboynuna kol dolamak. na. boyu bacadan mı tı aş? * daha evlenecek yaş değ ta il. na boyuna * Ene dik olarak. boyunca) beraber * kendi boyu kadar. boyunca. ayakta iken başöne bükmek. ı sı ı boyun olmak * kefil olmak. boyu boyuna. ü boyunca çocuğ olmak u * yetiş çocuğ olmak. boyun eğ mek * isteyerek veya istemeyerek uymak. altı . boyun bir karıuzadı ş * gereğolmayan o iş i i yapmakla sanki yükseldin anlamı söylenir. nı boyunca * Boyu veya uzunluğ kadar. huyu huyuna * karı veya arkadaş arası her bakı koca lar nda mdan uygunluk olması gerekir. la nda * Ş e. kravat. boynunu bükmek. boyun bükmek * Bkz. süresince. te) n ı nı na p boyunduruğ vurmak a * baskı na almak. uzunlaması tulânî. nda boyun borcu * Yapı lması gereken ödev. durmaksın. güğ gibi kapları veya vida. sı nda li boyun bağ ı * Gömlek yakasın altı geçirilip süs olarak bağ nı ndan lanan uzun. iş üm n vata n * Sorumluluk.

esaret. mı * Nitelik. (toprak). geniş kapsam kazanmak. ini. aç * Zulüm ve zorbalıbaskı. boz yel * Boyutu olan. an. nan rultudan uzunluk. geniş kapsam. kaynatanı gelinin ayrı ğyerin delikanlı na ka n. k * Bu renkte olan. boyunlu * Boynu olan. sı boyunun ölçüsünü almak * kendi yetersizliğ beceriksizliğ anlamak. boyunduruk altı girmek na * baş nıbaskı altı kalmak. . lik. * Açı lmamı sürülmemiş ş . * Mengenenin üst yanı ndaki kemer biçimli bölüm. rmak. içerik. boyut katmak * baş veya yeni bir görüş sı ka açı vermek.boyunduruk * Çift süren veya arabaya koş hayvanları birlikte yürümelerini sağ ulan n lamak için boyunları geçirilen bir na tür ağ çember. geniş kapsam ve içerik kazandı lik. ş . te n ı nı na p * Kapı pencere gibi açı klarıüzerine konulan ağ taş veya klı n aç. boyutlu boyutsuz boz * Açıtoprak rengi. boz bulanı k * Çok bulanı k. boyut kazanmak * yeni bir durum. lan ey. veya beton kirişlento. ldı ı ları verdiğbahş. k sı * Güreş hasmı baş koltuk altı alıboynuna kol dolama oyunu. ini i nlı ı boyut * Bir cismin herhangi bir yöndeki uzanı . kasın sı nda boyunduruk parası * Bir mahalleden veya köyden baş yere gelin götürülürken. buut. * Durum. beklediğyakı ğgörememek. . i iş boyunlandı rmak * Kapsam kazandı rmak. boz madde * Sinir hücrelerinden oluş beyinde dı omurilikte iç tabaka. boyutlandı rma * Boyutlandı iş rmak i. * Boyutu olamayan. boyunluk * Boyuna sarı ş boyun sargı. geniş ve lik derinlikten her biri. lik. * Doğ ruları yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alı üç doğ n.

bozdurulma * Bozdurulmak iş i veya durumu. renk değtirmek. mır. ş . bozahane * Boza yapı yer. bozdur bozdur harca * çok az olan ş için alay olarak kullanı eyler lı r. boza gibi * (sılar için) koyu ve bulanı vı k. bozbakkal * Karatavukgillerden. bozdurma * Bozdurmak iş i. ç u bozca * Rengi boza çalan. boza olmak * utanmak. bozdurulmak . i bozdurtmak * Bozdurmak. darı sı buğ gibi tahı n hamurunun ekş . bozdurmak * Bozmak iş yaptı ini rmak. bozacı * Boza yapan veya satan kimse. boz renkli ardıkuş (Turdus pil ris). ş * Bozarmak iş i veya durumu. bozacı lı k * Boza yapma veya satma iş i. lan bozarı k bozarma * Bozarmıolan. ham tarla. bozdurtma * Bozdurtmak işveya durumu. boza * Arpa. iş bozayı * Tehlikeli bir cins ayı .* Lodos. lı k bozdoğ an * Bir doğ türü (Falco aesalon). tatlı mayhoş lan veya içecek. * İlenmemişçalı toprak. bozum olmak. rengini atmak. day lları itilmesiyle yapı koyuca. bozarmak * Rengi boz olmak. an * Yeniçeriler tarafı kullanı ve atlarıeyerlerinde asıduran altı ndan lan n lı toplu gürz.

p . hezimet. düzen bağ yitirerek asker onurunun gerektirdiğbütün bağ bozması ı nı i ları . açsı al bozkıkedisi r * Genellikle bozkı rlarda yaş yabanî kedi (Otocolobus manul). ı nda en bozgun * Bir toplulukta karş klı ı güvenin bozulması beliren karıklı lı ile ş k. * Biçimi ve kullanı ı iş lı değtirilmiş ş . güç vb. bozgunluk * Bozgun. konusu acı türküler. bozkıtavuğ r u * Bağ ı rtlak. step. * Bozgun olanı durumu. bozkurt * Birçok Türk destanı yer alan kutsal hayvan. * Bu ezgiyle söylenen. bozgunculuk * Bozguncuya yakır davranı ş ı ş . lan. bozkı mak rlaş * Bozkı r durumuna gelmek. dağ an ı lmak. nda bozlak * Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgelerinde bir türkü ezgisi. * Çı k koparmak. ı * Yenilen bir ordunun. bozguncu * Bozgunluk yaratan (kimse. çökmüş lgı . yı n. * Morali bozulmuş . n bozkı r * Kurakçı l otsu bitkilerden oluş sı ve ı an. cak lı iklimlerde geniş man alanlara yayı ağ z doğ bölge. bozmacı * Eski ş eyleri alıbozarak parça parça satan kimse.). bozkı ma rlaş * Bozkı mak iş rlaş i veya durumu. klı * Bozlamak eylemi. i rı bozgeven * Yurdumuzda Erciyes dağ yetiş bir geven türü (Astragalus microcephalus). ayan bozkıkoyunu r * Asya koyunu (Ovis vignei). ğ lı bozma * Bozmak iş i.* Bozmak işyaptılmak. bozlama bozlamak * (deve) Bağ ı rmak. * Bu durumda bulunan. bozguna uğ ramak (veya vermek) * yenilip periş olmak. hezimete uğ ramak.

bir ş düzenini karı rmak. içerlemek. * Bozuk olma durumu. lmıolmak. ndan bozuk çalmak * canıkı ş sılmı yüzü ası ş . yenilemeyecek duruma gelmek. bozuk gibi. karık. bağ lamadan biraz büyük ve meydan sazı küçük dokuz telli bir saz. n * Kı ğ zarar vermek. küçük değ para. yi erli ini * Bir ş kı eye zmak. ş ı * Türk halk müziğ inde. nı * Bağ veya bostanıson ürününü toplamak. zlına ı * Aklı yitirecek derecede bir ş düş olmak. bozuk para gibi harcamak * değ düş erini ürecek biçimde bir kimseden yararlanmaya kalkı ş mak. lını iş ş * Bı rakmak. * Bir paranı ufak birimlere ayrı ş n lmıdurumu. * Bozguna uğ ratmak. erli * Kötümser. * Dağ ı lmak. * Bir yerin. * Kı n. ine * (yiyecek için) Kokmak. bozdurmak. yenmek. nı eye kün * Biçimini ve kullanıı değtirmek. zarar vermek. mağ etmek. ekş imek. k. lûp * Altı paraya çevirmek. huzursuz. bozuk. * İ ve değ niteliğ yitirmek. sıntı zgı kı lı . * (bir organ) Görevini yapamaz duruma gelmiş . eyin ş tı * Dokunmak. * Kötü duruma getirmek. düzeni bozuk olan. * Bozulmuş olan. ufaklı bozuk para. * Bir kimseyi beklemediğbir davranıkarş nda bı i ş ı sı rakarak veya sözünü yalana çı kararak küçük düş ürmek. * Madenî. bozrak bozuk * Rengi boza çalan. bozguna uğ ramak. * Geçersiz bir duruma getirmek. * Büyük parayı birimlere ayı ufak rmak. .bozmak * Bir ş kendisinden beklenilen iş eyi i yapamayacak duruma getirmek. * Sağğ yitirip zayı lını ı flamak. ufaklı bozuk. k. bozuk para * Ufak birimlere ayrı ş lmıpara. gergin. bozuk bozulma bozulmak * Bozmak iş konu olmak. bozördek * Tatlı sularda bulunan bir tür ördek. dağ ı tmak. bozuk düzen * Düzensiz. bozukça bozukluk * Biraz. * Bozulmak iş i.

un * Bozulmuş ş kalan bölümleri. bozuş ukluk * Bozuk durumda. mahcup etmek. bir eyin * Kendinde bulunması gereken nitelikleri taş ı mayan kimse veya ş ey. inde sı böbrek yağ ı * Kasaplıhayvanları böbreklerinin çevresinde oluş yağ k n an . açı bozuş uk * Araları lmı bozulmuş açı ş . yenilmiş k. kuyruğ kalıve kı zehirsiz ve zararsıbir yı (Eryx). böbrek taş ı * Böbreklerde oluş taş an . böbrek üstü bezi * Böbreklerin üstünde bulunan. bozuntuya vermemek * bir kimsenin hoş gitmeyen bir durumunda fark etmemiş davranmak. omurganısağ sol yanı bulunan çift organlardan her n ve nda . döküntü. idrar salan. böbür * Kandaki zararlı maddeleri süzen. olan. a gibi bozuş ma * Bozuş iş mak i. karşklı ı bozulma içinde. i bozum * Bozulmak iş utangaçlı mahçupluk. * Ş kı ğ düş aş nlı a me. bozumca bozuntu * Kurş renginde iri bir kertenkele. mahcup olmak. bozum olmak * utanmak. bozuş mak * Araları lmak. lik. böbreksi * Böbrek biçiminde olan. z lan böbrek biri. bozum etmek * utandı rmak.bozuluş * Bozulmak işveya biçimi. bozuntuya uğ ramak * ş kı ğ kapı aş nlı a lmak. hormon niteliğ salgı olan bez (II). k. utanacak duruma düş mek. ı u n sa. lı bozyürük * Üstü hafif benekli. başküçük. bozum havası * Utangaçlı mahcupluk. i.

sı ülkelerde yaş cak ayan. sindirmeye elveriş olan bitkilerin ortak li adı . böcekkapan * Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya. böcek çı karmak * ipek böceğyetiş i tirmek. böbürlenmek * Övünerek kabarmak. böcek bilimi * Böceklerin yapını ayını hastalıyapı niteliklerini inceleyen bilim dalı sı. böcekbaş ı * Osmanlımparatorluğ İ unda zabı görevlisi. böcekle beslenen (hayvan veya bitki). sarı u renkli. il nda ğ ı * Bu renkte olan. * Böbürlenme. kibir. karada yaş hayvanlar takı . uzunluğ 30-40 cm kadar olan. yaş ş ve ı k cı .* Memelilerden. böcek gibi * ufak tefek ve esmer (çocuk). ta böcekçil * Böcek yiyen. yenilen bir deniz hayvanı sa skaçlı . altı ları bacaklı u kanatlı vücutları . nı. nına ayan mı böcekhane * Böceklik. derisi benekli. böbürtü böce böcek * Eklem bacaklı n. böceklenme * Böceklenmek iş i. . * Böcü. kı kı . entomolojist. * Böbürlenme. çoğ ve baş üs. böcek bilimci * Böcek bilimi uzmanı . haş * Kelebek. böcek kabuğ u * Mor ile yeş arası ve metal parlaklında olan renk. böcekçiller * Omurgalı hayvanlardan memeliler sıfı giren. rtı ş n ı klara *İ stakoza benzer. böcek yiyen. göğ karıolarak eklemlerden oluş . böbürlenmek * çok böbürlenmek. kurt ve tılıdında kalan küçük hayvancı verilen ad. kurulmak. böceklenmek *İ çinde veya üstünde böcek üremek. n muş hayvan sıfı ere. böbürlenme * Böbürlenmek iş i. entomoloji. yı cı rtı hayvan (Hyrax syriensis).

gibi hayalî bir varlı verilen ad. böceksavar * Evdeki zararlı böcekleri savıöldürmekte kullanı ve ilâç püskürten sprey. deve) Bağ ı rmak. böğ ürmek * (öküz. boş ür. * İ böceğyetiş pek i tirilen yer. böğ ürtmek * Böğ ürtmek iş yaptı ini rmak. böğ böğ üre üre * Bağ ı rarak. diken dutu (Rubus caesus). böğ * Yan taraf. böğ ür * İ ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arası nsan ndaki bölümü. manda. böcelenme * Böcelenmek iş i veya durumu. * Bu bitkinin önce kı zı olgunlaş kararan mayhoş rmı iken ı nca yemiş i. böcelenmek * (tahı Böceklenmek. kanatları er. bahçe çitlerinde. böğ ürme * Böğ ürmek iş i. böğ ürtlen * Gülgillerden. böcekhane. göğ ve karıolarak üç bölgeye ayrı duyargaları baş üs n lan.böcekler * Vücutları . soluk sarı renkli. ların u böğ ürtme * Böğ ürtmek iş i. ayakları ağ ikiş yla ı z parçaları çift olan eklem bacaklı sıfı üçer lar nı. böceklenmiş . * Böcek. yol kenarları kendiliğ nda inden yetiş dikenli ve çok yık bir çalı en llı . l) böcü * Kurt. böğ * Eklem bacaklı lardan. ğ a böcül böcül * Gözlerini iki yana oynatarak (bakmak). hortlak vb. * (insan) Anlaş ı bir biçimde yüksek sesle bağ lmaz ı rmak. böğ ürtü . zehirli bir örümcek türü. böğ ürtlenlik * Böğ ürtlen çalı nı çok olduğ yer. böcekli böceklik *İ çinde veya üstünde böcek bulunan. birer. p lan böceksiz *İ çinde böcek bulunmayan. * Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet.

güçlü kimse. * Salon. "a bölü b" diye okunur. parçalamak. i. "a/b" anlatı . ine ayan insanlarıaynı n soydan gelmiş olmaları göre belirlenen toprak parçası ntı na . mı bölmeli bölü . için ş an bölgecilik * Belli bir bölgenin çı karları çalı durumu. u. in na * Bir niceliğiki veya daha çok eş parçaya ayı i it rmak. * Kalı ağ gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrı tomruk. ş ampiyon. bölge * Sırları veya ekonomik birliğ toprak. * Böke olma durumu. * Bölmek iş ayı parçalama. iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğ veya üzerinde yaş nı idarî e.* Böğ ürme sesi. * Bölme iş lemini gösteren iş aretin "/" okunuş taksim. * Vücut yüzeyinde sırları herhangi bir bölüm. * Büyük bir yeri. oda veya sofa gibi büyük bir yerden ayrı ş lmıdaha küçük yer. taksim. alt tür kavramları ayı iş nı na rmak i. * Bölme ile ayrı ş lmıolan. mı ka. yangı gibi durumlarda. * Cins kavramları tür. nahiye. böğ ürüş * Böğ ürmek iş i veya biçimi. nı belli bölgeci * Belli bir bölgenin çı karları çalı (kimse). su baskı. ş ampiyona. * Gemilerin içinde. n aç lan bölme iş areti * Bölme iş leminin yapı ı ifade eden bölü "/" iş lacağ nı areti. böke * Kahraman. alanı küçük oda veya kımlara ayı ince duvar veya tahta perde. i rı bölen * Bir bölme iş leminde bölünen sayın kaç eş parçaya ayrı ğ gösteren sayı nı it ldını ı . * Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayı rmak. ara kapı kapanı arı n veya hasarı nı n lar nca zanı n yayı nı lması önlemek için kullanı birbirlerinden ayrı ş lan lmıyerler. * Ulusal veya uluslar arası yarı bir ş mada ilk dereceyi alan. sı ran * Bölmek iş lemi. bökelik böldürme * Böldürmek iş i. taksim etmek. taksim. böldürmek * Bölmek işyaptılmak. bölmeç bölmek * Ambalâj içinde bulunan malları birbirinden ayı rmaya yarayan koruyucu parça. ş ampiyonluk. için ş ma bölgesel bölme * Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan. rma. birinci olan (kimse). * Birliğ bozulması yol açmak.

* Canlı n bölümlenmesinde filumlarıbir araya gelmesiyle oluş birlik. lan * On kuralı göre yazı bir tam sayın. kım. kı smî. departman. bozmayı amaç edinen kimse. ş bölükbaş ı * Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli. * Çağdevir. seksiyon. i nda . i.* Bir bayağkesrin gösteriliş pay ile payda arası konulan yatay çizginin okunuş "a/b" kesri "a bölü ı inde na u. bölme amacı olan. i bölümlenme * Bölümlenmek işveya durumu. nı rma. sıflanmak. sıflamak. turan ve öbür birliklerin temeli sayı birlik. mı bölük bölük * Parçalara ayrı şkım kım. bölüm * Bir bütünü oluş turan parçalarıher biri. bölünebilme . sıflandı nı rmak. nı bölümlendirme * Bölümlendirmek iş sıflandı i. i bölümlenmek * Bölümlemek iş konu olmak. bölümleniş * Bölümlenmek işveya biçimi. parça parça. nı bölümlemek * Birçok ş arası birbirine eş veya benzer olanları ey nda. n sı * Bir kuruluş yönetim birimlerinden her biri. münafı k. ı bölük * Bir bütünden ayrı ş lmıolan parça. bölük pörçük * Bütünlüğ sağ ü lanamamıdurumda. departman. . tasnif etmek. tasnif. ini * Bir topluluğ birliğparçalama. * Takı mlardan oluş üçü veya dördü bir tabur oluş an. ları n an bölümleme * Bölümlemek iş sıflama. * Hizip. * Bir siyasî partinin birliğ parçalamayı ini . bölücülük * Bölücünün yaptı işara bozuculuk. sı * Saç örgüsü. bölen. bölümlendirmek * Bir ş bölümlere ayı eyi rmak. fesatçı u. sağ sola doğ üçer üçer ayrı basamakları her bir üçlü na lan nı dan ru lan ndan takı . it kümelere ayı rmak. b" diye okunur. * Bölme iş sonunda elde edilen sayı lemi . bölücü * Bölme iş yapan. ğ . ine nı bölümsel * Bölünme ile ilgili. un * Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlıdalı eğ sağ k nda itim layan birimlerinden her biri. kım. lmı sı sı .

kan n bölütlenme * Döllenmiş yumurtanı blâstulayı turuncaya dek art arda bölünmesi. nı bölüş türme * Bölüş türmek iş i. * Budala. . taksimat. saf. eş lması gereken miktar veya sayı . bölüş üm bölüt * Eklem bacaklı n vücudunu oluş ları turan yan yana dizili parçalarıher biri. * Yarı toplu olarak koş ş ta arken birbirinden ayrı lma. * Bölünmek iş i. bölüş mek * İ veya daha çok kimse araları herhangi bir ş paylaş ki nda eyi mak. z bölünen * Bölme iş lemine uğ lan sayı it bölümlere ayrı ratı . belirli bölümlere. * Fraksiyon. n * Zigotun bölünmesinden sonra embriyonda ortaya çı ve az çok birbirine benzeyen parçalarıher biri. ma. bölünmezlik * Bölünmez olma durumu. bölünmek * Bir bütün. payı almak. i bölüş bölüş me * Bölmek işveya biçimi. bölüntüler * Bir bütünün ayrı ş lmıolduğ bölümler. bölüntü * Bölünmüş parça. u bölünüş * Bölünmek işveya biçimi. bölüş türmek * Bölüş iş yaptı mek ini rmak. halkalara ayrı ş lmıolan. taksim etmek.* Kalansıbölünür olma durumu. bölünmez * Parçalanamaz. belli bir büyüklüğ varı eş bölümlere ayrı çoğ e nca it lı alması p . ayrı lamaz. i * Bölüş iş mek i. parçalara ayrı lmak. bölüngü bölünme * Fraksiyon. * Hücrelerin. üleş mek. * Bölüş paylaş me. n oluş bölütlü bön * Bölütlere. halka.

saflı k. * Börtülmek iş i. böreklik börk * Börek yapmaya elveriş olan. saf (bir biçimde). * Genellikle hayvan postundan yapı başk. yma. börek açmak * börek yapmak için hamurdan ince yufkalar hazı rlamak. k. i rı börtü böcek * Çeş böcekler. n * Yağ murdan veya soğ uktan korunmak için giyilen ucu sivri boş külâh. börekçi * Börek yapan veya satan kimse.bön bön * Budala ve safca bakarak. börttürmek * Börtmek işyaptılmak. bön bön bakmak * anlamayarak. aş n aş n bönce * Budala. ş kış kıbakmak. spanak gibi ş konularak piş eyler irilen çeş itli biçimlerde hamur iş i. kı ı n na. börtmek * Az piş irmek. budalalı aptallı sersemlik. börttürme * Börttürme iş i. haş lamak. luk. bönlük börek * Bön olma durumu. k. safça. bönleş me * Bönleş iş mek i. . itli börtük börtülme * Haş lanarak veya ateş biraz kı larak piş olan (ş te zartı miş ey). börtme * Börtmek iş i. börek için ayrı ş li lmıolan. * Açı ş lmıhamurun veya yufkanıarası peynir. bönleş mek * Bön duruma gelmek. lan lı börkenek * Geviş getiren hayvanları midelerinin ikinci bölümü. börekçilik * Börek yapma veya satma iş i. aptallaş mak.

paçalı tavuk ı . "nası gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğ l" inde. . böyle böyle * Böylelikle. böyle gelmiş böyle gider * her zaman böyle olmuş . nda * Bu kasttan olan kimse. * İ yapı bacakları ri lı . * Sonunda. bu yolda. i * Bu bitkinin sebze olarak yararlanı yeş ürünü. böyle baş böyle tı a. böylemesine * Bu biçimde. o cümlede anlatı ş hoş lan eyin karş ı lanmadını ona ş ı ğ anlatı ğ veya ı aş ı ldını r. böylelikle. * Bu yolda. böylece * Tam böyle. ine börülce * Fasulyeye benzer bir bitki ve bunun göbeğkoyu benekli tohumu (Vigna sinensis). böylesi böylesine * Aş bir biçimde. böylecene * Böylece. bir rkı * Hint kastları ilk kast. * Bu derece. *İ çinde "ne". bösme bösmek böyle * Bunun gibi. böylelikle.börtülmek * Börtmek iş konu olmak. ı rı Br brahma Brahman * Brom elementinin kı saltması . raş * kiş yaraş iş ilere an lemler uygulanı r. tüylü. lan il * Bösmek iş i. böylelikle * Bu yolda yürüyerek. * Bir madde birdenbire gaz durumuna gelerek patlamak. bu biçimde olanı . gene de böyle olacak. buna benzer. Brahmanizm * Brahmanlı k. sonunda. bu biçimde. infilâk etmek. bu biçimde. * Bunun gibisi.

* İ direkli. lı . briket * Linyit ve kömür tozundan bası elde edilen yakı nçla t. branş bravo bre * "Ey. tutturulan asıyatak. * Ş kı k. kemikli kıntı n kaynaş yla oluş kütle. kavkı kabuklu. Brahmanizm. tuğ biçimli yapı nçla la malzemesi. ki ı yan * (bilim için) Dal. astarlanmıbezden yapı halatlarla bir yere ğ ı ş lan. Brahman. ten kan n rtı brakisefal * Kafatasın ön alt eksenine göre kı olan (kimse). * "Vay" gibi ş ma anlatı aş r. lı branda bezi * Keten ve pamuk ipliğ inden sıve sağ dokunmuş k lam bez. yaş a!.Brahmanlı k * Kalım yoluyla geçen bir kast bölünmesine dayalı tı toplumsal bir kuruluş içeren Hint dini. birkaç top taş gemi. hafif * Dört kişarası oynanan bir iskambil oyunu. * Briket yapan veya satan kimse. karı * Üstü kapalı ş kı olarak kullanı tek atlı . hey" anlamı kullanı nda lı r. seren yelkenli. kın zak ı lan . * "Be" yerine kullanı lı r. * Aferin. briketçi . branda * Gemilerde tayfa ve erlerin yattı dikdörtgen biçiminde. brezil brı çka briç * Önde çok yüksek bir oturma yeri. arkada da boylaması yerleş na tirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli. * Baklagillerden bazı açlarıkı zı ağ n rmı boya çı lan odunu. kı kafalı nı sa sa . yaylı arabası at . * Tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatı na in ini r. kömür tozu ve katran tortusundan bası elde edilen. * Linyit. rı ları ması muş * Bir tür yapay mermer. i nda brifing brik brik * Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açı klama. Brehmen breş * Bkz. u braket * Dikiş çı kitapları sı na makine ile bez geçirme. kol. * Doğ çimento ile lâvlı al . coş anlatı aş nlı ku r. yaylı araba.

deniz suları az. bronzlaş ma * Bronzlaş iş mak i. briketlemek * Briket hâline getirmek. an bromür * Bromhidrik asidin tuzu veya eteri. brokkoli brom * Küçük. sı bronş * Soluk borusunun akciğ erlere giden iki kolundan her biri ve bunlarıdalları n . briyantin * Saçı parlatmak ve yatı için kullanı güzel kokulu bir madde. haş il lanarak yemeğhazı i rlanan bir tür sebze. bromhidrik asit * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş HBr aside verilen ad. brizbiz brokar * Sı veya gümüş lemeli bir tür ipekli kumaş rma iş . tunç renginde olan. bromhidrik * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş an. briketleme * Briketlemek iş i.97 olan kı zı u rmı renkli. ları ndan bronş it * Bronş bronş ve çukları iltihaplanması n . bronzlaş mak * Bronz rengini almak. içeriden tutturulan ince perde. bronş çuk * Bronş n uç dalları her biri. bronz gibi * tunca benzeyen. bromürlü * Yapında bromür bulunan. zehirli sı bir element. Kı vı saltması Br. * Pencerelerin çerçevesine. pis kokulu. bazı 35. yeşyumrular hâlinde olan.briketçilik * Briketçinin iş i veya mesleğ i. ı ı rlı nda göllerde çok miktarda bulunan. broş . bronz * Tunç.909 olan. yoğ unluğ 2. rmak lan briyantinli * Briyantinle süslenmiş . * Atom numarası atom ağ ğ79. briyantin sürünmüş .

sı brovning bröve * 7. bu abdestle daha çok namaz kı r lı nı * bir tutum veya davranın etkisinin sürekli olacağ anlatı ş ı ı nı r. broş ür * Sayfa sayı az. bu kabilden * gibi. beraber. bu kabil * bu gibi. Brüksel lâhanası . bu gözle * bu anlayı ş la. bu arada * Bu süre içinde. rası bu (veya ş kadar u) * bir sayı sonra gelerek o sayı artımiktarı dan dan k bildirir. bu tarzda. bu kadar * bu denli. ş ahadetname. bu türlü. zamanda veya söz zincirinde en yakıolanı n gösterir. Brüksel lâhanası * Ceviz büyüklüğ ünde bir lâhana türü. biçimlerine girer. bu birkaç gün içinde. çeş idinden. * En yakı bulunan bir varlı veya biraz önce anı bir ş iş yolu ile belirtmek için kullanı (Çekim nda ğ ı lan eyi aret lı r sı nda bunu. nda. bu gidiş le * bu biçimde. buna. vı tı rarak * Kesintisi yapı lmamı kesintisiz (para). brülör brüt * Sı yakıkolayca yanabilecek taneciklere ayı püskürten araç. küçük kitap. . yakmaç. risale. bu haysiyetle * bu bakı mdan. bundan. bunda. * Birlikte. bu günlerde * içinde bulunduğ umuz zamanda.65 mm lik otomatik tabanca. * Diploma. bu cümleden * bunlar arası bunlar gibi. Frenk lâhanası (Brassica oleracea gemmifera). lan ı rlı bu * Yerde. * Kabı darası karı ile çı lmadan tartı (ağ k). Bruxelles lâhanası * Bkz. Çokluk biçimi bunlar). ş .* Kadı n takı kları iğ nları ndı süs nesi.

her tarafta. an ı * Kenar. kutu. bu sefer * Bu defa. bu meyanda * Bu arada. bu ne perhiz bu ne lâhana turş usu! * sözleri ve davranı birbirini tutmuyor.. e. köş yer. * Ağ n dal olacak sürgünü. acı * Dal. bu yüzden * bundan dolayı . * Dalı gövde içindeki baş ç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm.bu kadar kusur kadı zı da bulunur kında * üzerinde durulmaya değ meyecek kadar küçük bir kusurdur. tek baş kullanı fatları ı na lmaz) . bu sı a kar mı cağ dayanı r? * aş harcamalarla eldeki imkânları tükeneceğ anlatı ı rı n ini r. her yanda. buçuk buçuklu budak * (sayı üleş ve tirme sı ndan sonra gelir. bu türlü * böyle. ve yarı m. bucak bucak aramak * her yerde aramak. . bunun için. kamufle edilmiş bombadan oluş bubi tuzağteriminde geçer. lan bubi bucak * Küçük bir dokunma ile patlayan. bucak bucak * Her yerde. bu kez. bucak bucak kaçmak * bir olay. bir durum veya bir kimseyle karş mamaya çalı ı laş ş mak. çeliş ş ları iyor. n langı budak deliğ i * Tahtalardaki budak yerinin çı lması sonra açı boş karı ndan lan luk. bu arada.. buat * Elektrik akı devrelerinde birleş mı tirme yapmak veya akı bir veya daha fazla kollara ayı için mı rmak kullanı araç. bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri. *İ lçelerin. bu meyanda * Bkz. * Kesirli. nahiye. budak özü * Taze sürgün. bu biçimde.

* Budamak iş i. nı dalları kı nı saltmak. * Bir ş aş ölçüde düş eye ı rı kün. lsı budama budamak * Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacı ağ asma gibi bitkilerin dalları kesmek. Buddhist * Buddhizm dininden olan kimse. yla aç. ş ı budalacası na budalalaş ma * Budalalaş iş mak i. dallanmak. budalaca * Budalaya yakır (biçimde). * Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dalları kesmek. budala budala * budala gibi. budatmak * Budamak iş yaptı ini rmak. budaklanmak * Budak sürmek. te) nı u * Bir ş eksiltmek. budalalı k * Budala olma durumu. budalalaş mak * Budala duruma gelmek. budala gibi davranmak. * Zekâca geri olan kimse. budalalıetmek k * akı zca davranmak. budalaca. ine budatma * Budatmak iş i. azaltmak. eyi budanı ş * Budanmak iş i veya biçimi. nı * (güreş Rakibinin ayakları bir ayak oyunu veya vuruş ile yerden kesmek. ı budala * Zekâca geri.budaklanma * Budaklanmak iş i. * Budalaca yapı iş lan . budaklı * Budağolan. budanma * Budanmak iş i. budanmak * Budamak iş konu olmak. .

budun bilimsel * Etnolojik. * Araları töre. etnik. stı n duğ stı ini Hindistan ve Çin'de yaygı olan. ini. *İ çinde bulunduğ umuz çağzaman. bugünden yarı na * az zaman sonra. içinde bulunduğ umuz zamanda. bugün olan. . budunsal bugün * Kavmî. ş imdiki ş artlarda. ı raptan kurtulmak için var olmaktan vazgeçmek gerektiğ ileri süren. * Ulus. millet. bugünkü tavuk yarı kazdan iyidir nki . *İ çinde bulunduğ umuz gün. bugünkü günde *ş imdi. daha sonra baş nıda baş gelebileceğ hatı ı na kasın ı na ini rlatmak için söylenir. budun kavim. bugün yarı n * çok yakı nerede ise. etnolog. ı rkiyat. boy ve soy bakı ndan da birbirine bağ insan topluluğ nda ğ ı mı lı u. bugün yapı lan. "ş iyi bil ki" anlamı kullanı unu nda lı r. dil ve kültür ortaklı bulunan. budun bilimi * Etnoloji. derhal. bugünden tezi yok * hemen ş imdi. bugünkü * Bugüne özgü. * bugüne değ in. Buddhist. kavmiyat.Buddhizm * Tabiatüstü kiş miş tanrı üncesi yerine. *İ çinde bulunduğ umuz günde. * bugün yaş ayanlardan gelecek kuş aklara. bugün bana ise yarı sana n * bugün birinin baş gelen kötü bir durumun. budun betimci * Etnograf. nda. salt varlı koyarak onun insanda arzu biçiminde ileş bir düş ğ ı belirdiğ bundan da ı rabı doğ unu. budun betimi * Etnografya. Buddha'nı ileri sürdüğ mistik dünya görüş ve din. bugüne bugün * "unutma ki". budun bilimci * Budun bilimi uzmanı . n n ü ü Budist * Bkz.

buğ unu day * Yabancı maddelerinden temizlenmiş tavlanmıbuğ ve ş dayları tekniğ uygun olarak öğ n ine ütülmesiyle elde edilen bir ürün. buğ daysı tohum * Bkz. buğ baş verince orak pahaya çı day ak kar * ihtiyaç duyulan ş değ kazanı ey er r. buğ daygiller * Bir çeneklilerden. ekin biti (Sitophilus granarius). ş . buğ ra * Erkek deve. iki hörgüçlü deve. buğ daysı tane * Bkz. bugünlük yarı k nlı * çok yakı olması nda beklenen ş için söylenir. pirinç. buğ daysı meyve. çiçekleri baş durumunda büyük bir bitki familyası ak . sı k r otları . la buğ pası day * Pas mantarı gillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi). ekinlere zararlı böcek. buğ daysı meyve. pancar tarlaları yaş göçücü bir kuş k nda ayan (Luscinia svecica cyanecula). örneğbuğ yulaf. mır. bugünlük * Bugün için. buğ daysı meyve * Çok ince olan kabuğ zarı ayrı u. * Bu bitkinin baş aktan ayrı ş lmıtanesi. vücudu yeş başsiyah. eyler buğ day * Buğ daygillerin örnek bitkisi (Triticum). kamı bambu olan. k buğ biti day * Yarı kanatlı m lardan. buğ daysı * Buğ andı dayı ran. * Bu mantarı buğ ve benzeri bitkilerin yaprakları oluş n day nda turduğ hastalı u k. k buğ sürmesi day * Buğ baş ndan oluş ilkel mantar (Tilletia tritici). ndan lmayacak derecede kaynaş ş mıolan tohum izlenimi veren bir kuru meyve. buğ benizli day * Açıesmer. il. buğ rengi day * (ten için) Açıesmer. . patates.* sağ lanmıbir kazancıumulan daha büyük bir kazanca feda edilmemesini öğ ş n ütler. çavdar. buğ daycı l * Bataklıyerlerde. ayrıve çayı i day. ı bir buğ güvesi day * Tahı zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella). arpa. day akları an * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k.

buğ mak ulaş * Buğ durumuna gelmek. buğ üstünde usu * sı sı sı ğazalmamıdurumda. yaş. buğ tıcı ulaşrı * Suyu buğ durumuna getirmek için kullanı (araç). buharlaş u mak. dalgı bakı olan (göz). buğ ulanmak * Üzerinde buğ oluş buğ ile kaplanmak.buğ u * Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sı. buğ ulandı rma * Buğ ulandı rmak iş i. uda miş buğ ulamak * Buğ udan geçirmek. arpacısoğ . uya * Bazı yemekleri buğ ile piş u irmek. u buğ ma ulaş * Buğ mak iş buharlaş ulaş i. lı buğ ur * Buğ ra. na buğ ş ulanı * Buğ ulanmak iş i veya biçimi. dolu dolu. . buğ ulanma * Buğ ulanmak iş i. vı * Soğ bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğ mısı. k sı lan yanı cak u i buğ evi u buğ kebabı u * Et. buğ ulama * Buğ ulamak iş i. buğ tutmak. * Süzgün. u mak. uk unlaş ş vı * Hastalıdolayıyla mikroplu sayı eş n sı buğ ile temizlendiğyer. sarı k anı msak. cak cak. caklı ı ş buhar * Isı etkisiyle sılarıve bazı ları dönüş vı n katı n tükleri gaz durumu. tephirhane. ma. u lan buğ ulu * Üzerinde buğ bulunan. buğ buğ ul ul * Buğ çı u kararak. kekik ve baharat kullanı hiç su konmadan hazı larak rlanan bir et yemeğ i. buğ ulandı rmak * Buğ ulanması yol açmak. domates. n ş lı buğ buğ ulu ulu * Nemli. * Buğ piş (yemek). buğ u ulanmı ş .

tiren buharlaşrma tı * Buharlaşrmak iş tı i. lan buhar kurutucusu * Buhar içerisindeki su damlacı nı ran ve kuru buhar elde edilmesini sağ kları ayı layan araç. buharlayı cı * Buhar hâline getiren (makine vb. buharlı gemi * Buhar gücüyle çalı gemi. hayaller içinde kalmak. buğ mak. ş an buharlı tren * Buhar gücüyle çalı tren. kaybolmak.). kalorifer dairelerinde buhar akını ı sı ş kesmeye ve dengelemeye yarayan alet. buhar makinesi * Buhar bası yla iş ncı leyen makine. ulaş * Dalgı mak. buharlı * Buharı olan. buhar valfı * Buharlı nma sisteminde. * Buhar gücü ile çalı ş an. * Bir sıyı damlacı durumunda damı vı ince klar tmak. kriz. tebahhur etmek. buharlaşrmak tı * Bir sıyı vı kaynatarak buhar durumuna getirmek. ı buharlaş ma * Buharlaş iş buğ ma. ş an buharlı ütü * Çı ğbuharla kuru çamaş ütülemeye hazıduruma getiren ütü. kardı ı ı rları r buhran * Bunalı bunluk. tebahhur. vın lma buharlaş mak * Buhar durumuna dönüş mek. buhar olmak * yok olmak.buhar kazanı * Buhar elde etmekte kullanı kazan. buhran geçirmek * bunalı geçirmek. m . mak i. nlaş buharlaşrı tıcı * Buharlaş iş ma lemini gerçekleş alet. n ı ı dı sı lan sı buharlı makine * Buharla çalı makine. m. ş an buharlı tma ı sı * Buharıtaş ğıdan yararlanarak yapı ıtma. ulaş buharlaş noktası ma * Bir sınıkaynatı sonucunda buhar durumuna geçme derecesi.

* Güzel koku. buji * Patlamalı motorlarda gazı tutuş turmaya yarayan elektrikli araç. * Çı na göre davranını karı ş . a ı bukağ ı lı * Ayağ bukağbulunan. buhurdanlı k * Buhur yapmak için kullanı araç. buhranlı * Bunalı . bukağ ı lamak * (hayvan için) Ayağ bukağtakmak. ünce iş bukalemungiller * Sürüngenler sıfın renklerini bulundukları nını yerin rengine uyduran. görüş değ tiren kimse. için n ı na lan bukağvurmak ı * bukağtakmak. hareketleri yavaş . n ı na ı lacak bukalemun * Bukalemungillerden. maddeler. bukalemun türlerini içine alan bir familyası . ı ünü iş bukalemun gibi renkten renge girmek * sürekli düş değtirmek. lan aç buhurdan * Buhurluk. * Kaçmaması hayvanları ayağ takı zincir. lan lan buhurumeryem * Tavş ankulağ siklâmen. bukağ ı * Ağ cezalı n ayakları takı ucuna pranga bağ ı r ları na lı p lanan demir halka. demir köstek. mlı buhur * Dinî törenlerde yakı kokulu ağ vb. ı . bilek. ı nda ı * Bilekleri beyaz olan (hayvan). tütsü. lan buhurluk *İ çinde tütsü için kullanı maddeler yakı kap. 20-30 cm boyunda. ı bukağ ı lama * Bukağ ı lamak iş i. rayiha.buhrana tutulmak * buhran geçirmek. renk değtirmesiyle ünlü sürüngen türü. . bukanak buke * Ayak. bukağ k ı lı * Hayvanlarıayağ bukağtakı yer. kaya keleri (Chamaeleo iş chamaeleon).

kı mlı vrı saç. * Bükülmüş iplik. bula bula bunu (onu. * Saraçlarıkullandı yün kı ntı. amca veya dayı sı karı. vı * Bu koyulukta yapı çeş hamur yemekleri. vrı vrı bukleli * Kı mları (saç). * Bu iplikten dokunmuş (giyecek). * Tiksindirici. bulada bulak bulama * Büyük piliç. ı n rası lması lan * Sulu. pı nar. bulandılmak rı * Bulandı iş lmak. bulanması sağ na nı lamak. * Kaynak. * Bulamak iş i. * Kirletmek. bir nesneyi baş bir maddeye ka batı rmak. * var olanları en değ n ersizini seçmek. bir ş bir kimseyi) bulmak eyi. nefret uyandı ran. * Yenge. rmak i yapı bulandı rmak * Bulanması yol açmak. lan itli * Karık. bukleli (saç). bulandıcı rı * Bulantı veren. . vrı olan buklesiz buklet * Kı mları vrı olmayan (saç). * Genellikle üzüm ş nıkaynatı ile yapı koyu pekmez. bukle bukle * Kı m kı m. oradan buradan toplanmı ş ı ş . n ğ ı rpı sı * Yalnıiki geniş z yüzü testere ile düzeltilmiş tahta. bukran bul bula bulamaç bulamak * Bir nesnenin her yanı bir ş değ nı eye direrek üstünü onunla kaplamak. * kötü bir raslantı anlatmak için kullanı yı lı r. cık hamur. * Küçük lüle durumunda.buket bukle * Çiçek demeti.

ş * Bulutlu. bulantı * Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum. mide içi) Bulantıolmak. midesini) bulandı rmak. k bulanı tı klaşrmak * Bulanıduruma getirmek. çok duru olmayan. * İ etki. * Açıseçik görünmeyen. ki eyi ş tı bulanı k * Bulanmıolan. i * Bulanmak iş i. ntı bulaş adam ı k * Yolsuz. bulanı kça * Biraz bulanıolan. bulantı vermek * (içini. klaş i bulanı mak klaş * Bulanıolmak. uygunsuz iş yapan. ğ ve klını ı ı * (iç. * Niteliğtam anlaş i ı lmayan. ş yası * Bulaş ş mıolan. sataş alı ğolan kimse. lan bulaş deniz ı k . ş ) z. ine bir eyle * Duruluğ yitirmek. unu * Parlaklını açı ğ yitirmek. duru olmayan. bulanmak * Bulamak iş konu olmak.* İ veya daha çok ş birbirlerinden fark edilmeyecek biçimde karı rmak. sı * Karı ş mak. k bulanı ş bulanma * Bulanmak işveya biçimi. bulaş sri. z. ş kan. anlamsı fersiz. * Yapı sulu. kalı . Donuk. her yanı ş kaplanmak. k * (bakı için. bulaş ı k * Yiyecek veya içecekte kullanı yı lan kanmamımutfak eş veya kap kacak. k bulanı k klı * Bulanıolma durumu. k bulanı ma klaş * Bulanı mak işveya durumu. bulaş hastalı ı cı k * Mikrop yolu ile yayı hastalı lan k. ler ma ş kanlı ı bulaş bezi ı k * Bulaş ı yı kları kamak için kullanı bez. kapalı . net olmayan. kası an. bulaş ı cı * Birinden baş na geçen.

ı k bulaş eldiveni ı k * Bulaş yı ı karken kullanı plâstikten yapı şgeçirimsiz eldiven. nda nda ı cı k bulaş iş ı k * Yolsuz. n bulaş deterjanı ı k * Bulaş tozu. kan bulaş ma * Bulaş iş mak i. tma i bulaş ı kçı * İi kirli kapları kamak olan kimse. ma. kirli iş . otel gibi yerlerde bulaş yı ş la. kçı bulaş ı khane * Kı okul. yapı tı ı ş kan. ı kamaya ayrı özel bölüm. bulaş mak * Bir nesne. ey *İ stenilmeyen bir madde bir ş sürülmek. k lan bulaş suyu gibi ı k * (sulu yiyecek ve içecekler için) kötü hazı rlanmı tadı olmayan. * Sataş kavga etme alı ğolan. sirayet etmek.* Mayıtehlikesi olan deniz. k lan bulaş k ı klı * Bulaş olma durumu. k bulaş makinesi tuzu ı k * Bulaş makinelerinde suyun içinde veya yı ı k kananları üzerinde kireç kalı ları yok eden kimyasal n ntı nı bileş im. tuzu bulaş tozu ı k * Bulaş ı yı kları karken kullanı temizleme ve arı özelliğbulunan toz. bulaş makinesi ı k * Bulaş yı ı kamaya yarayan alet. eye * (hastalı Geçmek. k) . üzerine sürülen bir ş yüzünden kirlenmek. uygunsuz. mak ine bulaş kan * Bulaşğyerden kolay temizlenemeyen. ş . k lan lmı bulaş gemi ı k * Tayfaları veya içindeki yolcular arası bulaş hastalıbulunan gemi. lan. ı k bulaş ı lma * Bulaş ı işveya durumu. ş yı bulaş lı ı k kçı * Bulaş nıiş ı n i. ş kanlı ı bulaş k kanlı * Bulaş olma durumu. bulaş suyu ı k * Bulaş yı ı karken kullanı su. lmak i bulaş ı lmak * Bulaş iş konu olmak.

netice. n n * Bulgaristan'a özgü olan. rtı bir buldukça bunar (veya bulmuş bunuyor) da * bulduğ yetinmiyor da daha çoğ istiyor. bulaşrı tılma * Bulaşrı iş tılmak i veya durumu. *İ stemeden veya rastlantı sonucu bir iş karı e ş mak. burnu bası alt çenesi üsttekinden uzun. tı i bulaşrmak tı * Bulaş na yol açmak. Bulgaristanla ilgili olan. uyla unu buldumcuk * Sonradan görme. tı Bulgaristanlı * Bulgaristan halkı olan ( kimse). ması bulatmak buldok * Köpekgillerden. buldurtmak * Bulması veya buldurması sağ nı nı lamak. buldurmak * Bulmak iş yaptı ini rmak. ndan bulgu * Var olduğ hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çı u karma iş bu iş sonunda elde edilen ş i ve in ey. tı karı . * Bulaşrmak.* Çatmak. molosus hibernicus). tı ine bulaşrma tı * Bulaşrmak işveya durumu. Bulgar * Slâvlarıgüney kolundan olan bir halk veya bu halkısoyundan olan kimse. * Araşrma verilerinin çözümlenmesinden çı lan bilimsel sonuç. bulaşrı tılmak * Bulaşrmak iş konu olmak. Bulgarca * Bulgar dili. iri ve güçlü bir köpek türü (Canis familiaris k. sataş tedirgin etmek. bı ı yıp ran. mak. buldurtma * Buldurtmak iş i. buldurma * Buldurmak iş i. buldumcuk olmak * bir ş sonradan ulaş ş eye ı ı nca marmak. buldozer * Önündeki geniş çakla toprağsırıengebeleri kaldı tekerlekli veya tı llı yol makinesi. bulgari * Dört telli bağ lama.

un. Bulgurlu'ya gelin mi gidecek? * gereğyokken ivedi ve sürekli olarak dikiş ş iş uğ anlara ş yollu söylenir. * Bulmak iş i. bulgur çorbası * Domates. ğ ı bulgulama * Bulgulamak iş i. i . bulgulamak * Yeni olayları bilgileri bulmak. * Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaş olayı ması . ebe bulguru. ve bulgur * Kaynatı kurutulduktan ve kabuğ çı ldı sonra kılan buğ lı p u karı ktan rı day. nakıgibi lerle raş aka bulgusal * Bulguyla ilgili. bulgurcuk * Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük. * Yeni olayları bilgileri bulma yöntemi ve öğ ve retisi. bulgurluk * Bulgur yapmaya elveriş li. dairesel görünüş parçacı lü klardan her biri.* Vücuttaki iş levsel bir bozukluğ hastalın belirlenmesine yarayan olgu veya olay. . bulgur. semptom. bulgusal yöntem * Öğ retilmek istenen ş öğ eyi. ı larak rlanan bir çorba türü. rencilerin kendilerinin bulması sağ nı layan öğ retim yöntemi. bulgurlu pilâv * Bulgurla piş irilen pilâv. an bulgur bulgur * Bulgur tanesi gibi. bulguya ait. taze biber. bulgurlamak * Bulgur tanaleri gibi küçük parçalara ayı rmak. bulgurcu * Bulgur yapan ve satan kimse. soğ tereyağve salça kullanı hazı an. bullak bulma * Bkz. bulgurlama * Bulgurlamak iş i. allak bullak. * Sert ve ufak taneler durumunda yağ kar. bulgurlu köfte * İ bulgurla yoğ nce rulmuş köfte. bulgurculuk * Bulgurcunun işveya mesleğ i i. bulgurlanma * Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayrı lma. araz.

bulunma * Bulunmak iş i. manyetik dalgaları nları bulmaya yarayan araç. bulundurma * Bulundurmak iş i. mak. yaratmak. * Eksik etmemek. bir noktaya eriş ulaş mek. nail olmak. bulucu bulûğ * Erin olma. hazı nı r bulunması sağ nı lamak. ya * Seçmek. nı yrı n leniş . * Gazları . buluş * Bulmak işveya biçimi. duygu. bulûğ ı çağ * Ergenlik çağ ı . buluntu * Kazı araşrmalarla ortaya çı lmıolan. * Cezaya uğ ramak. bulundurmak * Var olması. erinlik. detektör. * Eriş mek. temin etmek. siz. eyle. e. * (kabahat. icat. ı laş eyi * Kaybedilen bir ş yeniden ele geçirmek. bulûğ ermek a * erinleş mek. nan bulup buluş turmak * çaba göstererek sağ lamak. mayı . aratarak buldurmayı amaç edinen oyun. bulunmaz Hint kumaş ı * çok az bulunduğ ve çok değ olduğ sanı ş u erli u lan ey. bir ş elde etmek. i * İ defa yeni bir ş yaratma. * Herhangi bir görüş bir yargı varmak. bunlarıiş inde yeni bir yol tutma. * İ kez yeni bir ş yaratmak. suç. * Hatı rlamak. * Arayarak veya aramadan. * Bir yer. düş ve hayalde baş ünce kaların etkisinden sı larak. icat etmek. * Sokakta bulunup alı çocuk. * Sağ lamak. uygun saymak. bazen de rast gelinerek bulunan eski çağ veya tı karı ş lardan kalma eş ya. kâş if. baliğ olma. lk ey * Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaş veya yöntem geliş ma tirme. * Bulunmaz. eş benzersiz. radyoaktif mineralleri. lk ey *İ stenilen ş kavuş eye mak. icat. bulunmak * Bulmak iş konu olmak. keş fetmek. güç bulunan.bulmaca bulmak * Çeş biçimlerde düzenlenen ve düş itli ündürerek. * Konu. eyi * Varlı bilinmeyen bir ş ortaya çı ğ ı eyi karmak. bir ş bir kimse ile karş mak. ine * Herhangi bir durumda olmak. * Bir ş bulan. bir buluş eyi yapan kimse. kusur için) Yüklemek. * (bir yerde) Olmak.

buluş yeri ma * Buluş ulacak yer. yla an. bulutlanma * Bulutlanmak iş i. çok alı olmak. mak i yapı bulut * Atmosferdeki su damlacı ve buz taneciklerinin görülebilir yoğ kları unluk kazanması oluş biçimleri. buluş ulmak * Buluş iş lmak. karş mak. buluş turmak * Bir araya gelmelerini sağ lamak. bir araya getirmek. bulutçuk * Küçük bulut.buluş hakkı * Bir buluş veya o buluş uygulama alanı kullanma hakkın bir kimseye ait olduğ gösteren belgeye un u nda nı unu karş k kazanı hak. bulutlanmak * Bulutlarla kaplanmak. k. an un ğ ı * Keder. ş k * (bellek için) Karık. ş ı * Uzayda ekseni çevresinde yavaş dönen. bulutsu bulutsuz buluttan nem kapmak * en küçük bir ş eyden alı nmak. * Üzerinde bulut varmıgibi bulanıgörünen. kı n gaz ve tozlardan oluş gök varlı. buluş mak * Bir araya gelmek. nebülöz. ı laş * Önceden belirlenmiş yer ve zamanda bir araya gelmek. net olmayan. yükseklikleri ve yol açtı hava olayları birbirinden ayrı yınlar. ça zgı muş ğ ı * Bulutu bulunmayan. endiş e. açı berrak. bulutlu * Bulutlarla kaplanmı bulutlanmı ş . kları yla lan ğ ı * Herhangi bir ş eyden oluş yoğ yın. ı lı lan buluş ma * Buluş iş mak i. ş . * Kederlenmek. ngan bulvar . buluş turma * Buluş turmak iş i. buluş ulma * Buluş ulmak iş i. bir * Kavuş mak. hüzünlenmek. bulut gibi * çok sarhoş .

bunalı mlı * Gerginlik. yma. bunaklı k bunalı m * Doğ bir süreçte birdenbire oluş aykılı bunluk. lan * Soğ un girmesini önlemek için kapı pencere aralı na takı içi pamuk dolu. kta me iş * Çoğ unluğ iliş satı alma gücünün durması ş erlerinin düş a kin n . ı rsağ er. ateh getirmiş ş olan (kimse). çalı gücünün azalması ş ma gibi sebeplerle ortaya çı iktisadî durum. yeniden raktı nı seçip alarak. bumburuş uk * Çok. lı f. kriz. buhran. muş bumbuz * Çok soğ uk. buna * Bu zamirinin yönelme eki almıdurumu. bunalı düş ma mek * ruhî bakı mdan gerginlik veya sıntı kı içine girmek. i bunalı ş * Bunalmak işveya biçimi. uzun bez kı uğ ve kları lan. rsağ * Bu bağ a ciğ kı pirinç veya bulgur doldurularak yapı yemek. * Tehlikeli sonuç doğ urabilecek gerginlik. geniş ehir açlı cadde. al an rı k.* Ş içinde ağ . iyilerini seçmeye baş ş önce beğ lamı ken enmeyip bı kları da sonradan. a * Bunağ yakır (bir biçimde). satıdeğ mesi. buhran. bumlamak * Lâstik tı rnakların janta iyi oturmaması dolayı n iç lâstik üzerine basması nı ndan jantı sonucu lâstik patlamak. * Bir hastalı iyileş veya ölümle sonuçlanan. bumlama * Bumlamak iş i. bumbar * Büyükbaş küçükbaş ve hayvanları kalı bağ ı n n ı . iyice buruş olan. ş buna değ (idi) buna değ di medi (idi) diyerek * birçok ş arası ey ndan. bunalı geçirmek m * herhangi sebeple oluş bunalı yaş an mı amak. biraz bunak. bunak gibi. gerginliğolan. birdenbire olan fizyolojik değiklik. matuh. * Bunağ benzer. sıntı kı veren. i . a ş ı * Bunak olma durumu. bumerang * Kı k bir sopaya benzeyen ve fı ldında geri dönen. kriz. bunak bunakça * Bunamıolan (kimse). kriz. bun * Sınt ı kı . ağ vrı rlatı ğ ı açtan yapı bir av aracı lma . kan * Ruhî yönden sonucu tehlikeli olabilecek durum.

n bundan * Bu zamirinin çı eki almıdurumu. genellikle tahtadan yapı şveranda ile çevrili ev. kanması iç sebeplerle zihnî bağ kopmak. na bunama * Frengi. ev. ateh. bunamak * Frengi. gibi ı ntı ateh getirmek.bunalma * Bunalmak iş i. lmı . sıntı bunaltı lma * Bunaltı iş lmak i veya durumu. kı . bunaltmak * Bunalması yol açmak. çok. kı bunaltı * Sınt ı sıntı. bunaltı lmak * Bunalması yol açı na lmak. bunalmak * Soluk alması güçleş mek. buncağ ı z * Bunun gibi. . * Bu kadar. zihnî gibi bağ nıkopması ı n ntı . bunaltma * Bunaltmak iş i. kı. bunda bir iş var * olayıbir iç yüzü. kma ş bundan böyle * bundan sonra. kanması iç sebeplerden ileri gelen. iç kı sı bunaltı cı * Boğ sıcı kı veren. * Genellikle tahtadan yapı ş katlı lmı tek . bundan iyisi can sağğ lı ı * bu en iyisidir. bunda * Bu zamirinin kalma durumu. bunayı ş bunca * Bunamak iş i veya biçimi. daha iyisi olamaz. * Çok sılmak. bu denli. çok tedirgin olmak. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. ucu. durumun gizli bir yönü var. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. * Epey. bungalov * Hindistan'da tek katlı .

bu yerin halkı ndan. * Bunalı sıntı m. . una bura * (bu ve ara kelimelerinden) Bu yer. burağ an buralar * bu yerler. * Kalma ve çı durumları orta hecenin düş ü ve burda. n * Bu yerde. küçümsemek. bungunlaşrmak tı * Bungun hâle getirmek. koku gibi havada yayı ş için) Pek çok. bunun burası * dikkati çekmek için "burasıanlamı kullanı " nda lı r. buradan * Buradan. ş bunun * Bu zamirinin tamlayan durumu. buram buram * (duman. * Beğ enmemek. ul ş bunlu bunluk bunmak bunu * Bu zamirinin belirtme eki almıdurumu. * Sınt ı kı lı . * Bunun böyle olduğ bakmayarak. buracı kta burada buradayı diye bağ m ı rmak * göze çarpacak bir yerde bulunmak.bungun * Sınt ı kı lı . * Güçlü esen rüzgâr. lan eyler burası * Bu yer. azı msamak. bununla birlikte * Buna ek olarak. kma nda tüğ ldı ı * Çok yakıve belirli bir yeri gösterir. kı . buralı * Bu memleketli. bura. burdan biçimlerinin kullanı ğda görülür. bunlar * Bu zamirinin çoğ eki almıdurumu.

dört köşveya çok köş kale çıntı. burcumak * Güzel koku yaymak. ndan e eli kı sı * Zodyak üzerinde yer alan on iki takı yı za verilen ortak ad. * Tel ve bitkisel halatlarıpus (2. . Aslan. Akrep. burdurmak * Burmak iş yaptı ini rmak. lı * Tı çekmeye yarayan. Yengeç. telleri germeye yarayan mandal. yivli.burcu * Güzel koku. k) it klarla dağ ldı kuş \343 Zodyak. burgacı k * Bkz. Yay. yuvarlak. burç * Kale duvarları daha yüksek. Balı eş aralı ak. burgu makarna * Burgu biçiminde dökülmüş fınlanmımakarna. burgulanmak * Burgulamak iş konu olmak. tı burcu burcu * (koku için) Güzel güzel. keskin. Baş Terazi. e burç burçak burçlar kuş ı ağ * Gök küresinde tutulma çemberinin geçtiğve üzerinde on iki burçun (Koç. taneleri hayvan yemi olarak kullanı yık bir yem bitkisi (Vicia ervilia). lan llı * Bu bitkinin mercimeğ benzeyen tanesi. Boğ İ i a. delik açmak. ine burgulu * Burgusu olan. Oğ Kova. n * Tahtada belirli delik açmaya yarayan delgiye takısarma. * Baklagillerden. girdap. kizler. tı ı burdurma * Burdurmak iş i. çelik alet. ı ğ ak. burgulamak * Burgu ile delmek. tirbuş pa on. kargacıburgacı k k. lak. * Telli sazlarda. burgulanma * Burgulanmak iş i. pek güzel. m ldı * Ökse otu. * Yerin orta ve derin katmanları inebilmeyi sağ na layan delici alet. ır. ve rı ş burgulama * Burgulamak iş i. ucu sivri ve helis biçiminde demir alet.54 cm) olarak çevresini belirten birim. burgu ile delinmek. burgaç burgata burgu * Anafor.

burjuvaya yakı biçimde. iken * Kuru incir. * Acı vermek. burkucu burmak . * Burkma iş yapan. kent soylu. özel imtiyazlardan yararlanan ş ehirli. * Sarıburma tatlınıbir adı ğ ı sın . m diş * Musluk. nda e burma * Burmak iş i. burlesk * Sanat alanı ve özellikle edebiyatta rastlanan. * Belgit. burularak yapı şkı lmı lmı vrı ş . burkulmak * Burkmak iş konu olmak. * Burulmuş . burjuva *Ş ehirlerde yaş ayan. kent soyluluk. üzmek. * Eğ rilmek için bükülmüş yün. . * Yaş burularak kurutulan ot.* Burgulanmıolan. ini * Üzücü. ş an burjuvalı k * Burjuva olma durumu. iğ etme. ş burhan * Kanı t. nı burjuva edebiyatı * Orta sıf halk kesimine hitap eden edebiyat. ine * Vücuttaki organlardan biri birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek. * Üzüntü duymak. ş burgusuz * Burgusu olmayan. burjuvazi burkma * Burkmak iş i. burkmak * Burarak çevirmek. * Burkulmak. nı burjuvaca * Burjuva gibi. * Burgulanmamıolan. komikliğ dayanan bir tür. * Orta sıftan olan kimse. * Burularak yapı ş lmıbilezik. * Hadı etme. eyi * Burjuva sıfı nı. * Bir ş iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek. burkulma * Burkulmak iş i.

burnundan ayrı lmamak * yanı gitmemek. büyüklenmek. ri burnu bile kanamamak * tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak. uzaklaş ndan mamak. ünü * umduğ bulamamak. * Üzmek. burnu havada (veya kaf dağ ı (olmak) nda) * çok kibirli (olmak). bağ ı Sancı rsak) mak. za * (mide.* Hadı etmek. burnundan kı rmamak l aldı * kendisine hiç söz söyletmemek. burnu büyük * kibirli. burnunda (veya gözünde) tütmek * çok özlemek. burnu kılmak rı * büyüklenemez duruma gelmek. çok huysuz olmak. burnaz * İ ve uzun burunlu. ini . burnundan düş bin parça olmak en * çok asısuratlı k olmak. sıntı kı vermek. burnundan (fitil fitil) gelmek * elde ettiğgüzel ş sonradan gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak. burnunu kı rmak * birini güç durumda bı rakarak büyüklenmesini veya direniş yok etmek. kibirli. burnu büyümek * kibirlenmek. kaçamak bulamayacağduruma getirmek. burnuna girmek * birine çok sokulmak. burnundan solumak * çok öfkelenmiş olmak. gururundan vazgeçmek. burnundan yakalamak * birini yönetimi altı almak. burnu sürtülmek (veya burnu sürtmek) * sıntı kı çektikten sonra daha önce beğ enmediğbir durumu kabul etmek. i burnu yere düş almaz se * kendini beğ enmiş . i ey. burnu havada * kendini çok beğ enmiş (olmak). m diş * Ağ kekre tat vermek. na ı burnunu çekmek * sümüğ çekmek. amacı ulaş unu na amamak. iğ etmek.

acı * Burs alan. * Uygun olmayan ş artlar sonucu dönerek büyüyen ağ n kerestesi. burnunun dikine (veya doğ rusuna) gitmek * öğ dinlemeyerek kendi bildiğgibi davranmak. k * Bu amaçla vakfedilmiş paranıveya malıgeliri. * Burs almayan. burnunun direğsı i zlamak * (maddî veya manevî) çok acı duymak. * Alı narak küskünlük gösteren. nı burnunun dibine sokulmak * çok yaklaş mak. * Taşk. buruntu. t düş burnunun ucunu görmemek * çok sarhoş olmak. buruklaş ma . çalı yer. burnunun dibi * çok yakı. bursu olan. burukça * Tadı biraz buruk olan. gücenmiş (kimse). buruk * Burulmuş olan. kibirlenmek. üt i burnunun direğkılmak i rı * çok pis bir koku duyarak tedirgin olmak. * çok öfkelenmek. n n burslu burssuz burtlak buru * Sancı . iyice yaklaş mak. * Tadı kekre olan. lı lı k buruk buruk * Buruk bir biçimde. burnunun yeli harman savurmak * büyüklenmek.burnunu sı canı kacak ksan çı * çok zayıve güçsüz kimseler için kullanı f lı r. burnunun ucundan ötesini (veya ilerisini) görmemek * kı ünceli olmak. çok üzülmek. burnunu sokmak * gerekmediğhâlde her iş karı i e ş mak. burs * Bir öğ rencinin öğ renimini yapması bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artı veya rması belli bir süre devlet için veya özel kuruluş larca. ödenen aylıpara. bursu olmayan.

* Buruklaş iş mak i veya durumu. boş burun buruna * Birbirine çok yakı ve yüz yüze. n burun buruna gelmek * beklenmedik bir anda karş mak. doğ lan. a * Burulmak iş i. buruklaş mak * Buruk durum almak. * karş nda hissetmek. . burun perdesi * Burun boş unu ikiye ayı bölme. küçümsemek. luğ ran burun şirmek iş * kibirlenmek. . buruksu burulma burulma dayanı mı * Elyafı bükerek kı nı rmaya çalı kuvvete karşağ n gösterdiğdirenç. kekrelik. mak. türlü biçimlerde denize uzanmıbölümü. burun deliğ i * Burnun iki boş undan her biri. burukluk * Buruk olma durumu. n. çıntı iki delikli koklama ve solunum organı nla nda kı lı . ı sı burun bükmek * beğ enmemek. * Sancı ağmak. ş * Karanı özellikle yüksek ve dağk kılarda. önem vermemek. buruk gibi. büyüklenme. birbirlerine çok yaklaş ı laş mak. k burun kırmak vı * önem vermemek. lı yı ş * Kibir. beğ enmemek. enfiye. rı * Alı narak küskünlük göstermek. burun * Alı üst dudak arası bulunan. burum burum * Burulmak fiili ile birlikte "çok fazla burulmak" anlamı kullanı nda lı r. luğ burun kanadı * Burun deliğ yan tarafı inin ndaki kabarıbölüm. gücenmiş lik. * Bazıeylerin ön ve sivri bölümü. ş an ı acı i burulmak * Ekseni çevresinde döndürülmek. * Küskünlük. gücenmek. burun otu * Burna çekilen tütün. * Buruğ benzer. burun boş lukları * Burun deliklerinden yukarı ru açı mukozayla kaplı luklar.

burunlu * Herhangi bir biçimde burnu olan. uk * Ciltte oluş kış muş rık. uk buruş ukluk * Buruş olma durumu. buruş mak * Düzgünlüğ bozulmak. sancı ı bozukluğ . kı sı * Kendini beğ enmişonurlu. * Çıntı olan. uğ busbulanı k . buruş buruş * Çok buruş . i. hoş lanmamak. ndan lı * Hayvanlarıburunları geçirilen ip. zda) * Tiksinmek. buruş turmak * Buruş duruma getirmek. buruntu * Buru. a. kibirli. burunlamak * Dı ş lamak. buruş turma * Buruş turmak iş i. uk buruş uk * Gerginliğ düzgünlüğ kalmamıburuş olan. muş buruş ma * Buruş iş mak i. ü rık ı * (ağ ı Kekrelik duymak. Burundili * Burindi halkı olan (kimse). burunsak * Hayvan yavrusunun anası süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başk. ı buruş uksuz * Buruş u olmayan. ü ş muş buruş ukça * Biraz buruş olan.burun yapmak * üstünlük taslamak. üzerinde kış ve katlamalar olmak. ndan burunduruk * Hayvanları nallarken ırmaması dudakları kı rmaya yarayan kı yavaş sı için nı stı skaç. bağ rsak u. aş ı ağ lamak. n na burunluk burunsalı k * Burunsak. pek düzgün olmayan. * Burunsak. .

* Soğ uktan donarak ölmek. buyot buyruğ altı girmek u na * bir kimse baş bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. butlan * Batı l olma durumu. * Giyim ve süs eş satı dükkân. yası butaforcu * Oyun için gerekli sahne eş nı yası yapan uzman. * Uzunluk. etli bölümü. haksı k. * Çok üş ümek. buton buydurmak * Dondurmak. öpüş . buyma buymak * Buymak iş i. buut * Boyut. öpme. inde ik busines klas * İlik orun. hükümsüzlük. nı ik butafor * Oyun için gerekli sahne eş . n. ka buyruk . çok üş ütmek.* Çok bulanı k. buselik * Klâsik Türk müziğ on üç basit makamdan biri. * Hayvanları bacakların gövdeye bitiş olan dolgun. ş but * Vücudun kalça ile diz arası ndaki bölümü. * Yanlı k. butik butikçi butikçilik * Butik iş letme iş i. * Geçersizlik. yası lan * Butik iş leten kimse. inde buselikaş iran * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. ş lı zlı * Çalı rmaya yarayan düğ ş tı me. buse * Öpücük. * Yatakta ınmak için kullanı sı su torbası sı lan cak .

* söyleyiniz. emretmek. buyrulma * Buyrulmak iş i. buyurgan * Sısıbuyruk veren. nı * Söylemek. eylemek' anlamı yardı fiil olarak kullanı nda mcı lı r. * Çok soğ bir etki uyandı ş veya kimseleri anlatmak için kullanı uk ran ey lı r. buyur? * anlamadı sözünüzü tekrarlar mını m. emir. geçmek. sız?. * 'Etmek. buyuru * Buyruk. buyruk kulu * Emir kulu. buz alanı * Buzla. buyurmak * Bir ş yapı nı yapı eyin lması veya lmaması kesin olarak söylemek. demek. buyrultu * Sadrazam. ferman. emir veren. gitmek. ş ta cı * Egemenlik. * Buyurun anlamı bir hitap sözü. buyurun cenaze namazı na! * hiç beklenmedik kötü bir durum karş nda.* Belirli bir davranı bulunmaya zorlayı söz. vezir. beylerbeyi gibi yüksek devlet görevlilerince yazı buyruk. emreden (kimse). nda buyur buyur etmek * "buyurun" diyerek konuğ saygı içeri almak veya sofraya çağ u ile ı rmak. * Almak. emrediniz. ş yollu üzüntü anlatı ı sı aka r. emir. buz bağ lamak . girmek. buz * Donarak katı duruma gelmiş su. buyurucu * Buyruk. buyrukçu * Buyuran. buyruk verir gibi konuş k k an. düş üncesini bildirmek. buyurganlı k * Buyurgan olma durumu. buyurma * Buyurmak iş i. * Gelmek. buyrulmak * Buyurmak işyapı i lmak. lan *İ rade.

buzağ mak ı laş * Buzağdurumuna gelmek. i * (et için) temiz ve yağ. * çok üş ümek. üzülecek bir durum karş nda donakalmak. buzağ ı lamak * (sır için) Yavrulamak. * (kötü nitelikler için) kesin bir gerçeğbelirtir. buz torbası * Tedavi amacı kullanı ve içinde buz parçaları yla lan bulunan plâstik bir torba. arada soğ kan. ve dik. *şı aş lacak. k. ı sı buzcu * Buz satan kimse. ğ ı buzağ ma ı laş * Buzağ mak iş ı laş i. buz duvarı * Samimî olmamaktan ortaya çı arzu edilmeyen.* (sılar için) yüzeyi donmak. ukluk yaratan durum. buz kesilmek * buz gibi soğ umak. lı buz kalı bı * Suyun belli biçimlerde donması sağ nı layan özel kap. buz durumuna gelmek. buz yalağ ı * Yüksek dağ larda kalı kar ve buzulun birlikte oluş cı turduğ arkası yanları önü açı çember biçimli u. buz gibi * çok soğ uk. buzla kaplanmak. buzağ ı * Sütten kesilmemiş ğ yavrusu. ı sı buz kesmek * çok üş ümek. buz üstüne yazı yazmak * süresi. buz tutmak * (sı için) üstünde buz oluş vı mak. * bir kimseye etki yapmayan sözler söylemek. ı buzağ ı lı * Buzağ olan. çukurluk. donmak. aysberg. sır ı buzağ ı lama * Buzağ ı lamak iş i. etkisi çok az olacak bir iş yapmak. ı sı buzağ z ı sı * Buzağ olmayan. vı buz dağ ı * Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akı larla yer değtiren büyük buz parçası ntı iş . .

glâsyolojist. buzlanmak * Buzla kaplanmak. göl veya ı rmaklarda ulaş öteki gemilere kolaylaşrmakta kullanı buzları rarak yol ı mı tı lan. buz lamıolan. defroster. kı açmak için yapı ş lmıgemi. nı * Bağ lamaya benzer. bankiz. uk ş an buzhane * Buz yapı yer. donmayı önleyen alet. * Buzu çözen. lan * Soğ hava deposu. * Buz içinde tutularak. aysfild. uk buzkı ran * Donmuş deniz. * aradaki soğ ukluk. saydam olmayan. buz tutmak. buzlanma * Buzlanmak iş i. buzul bilimci * Buzul bilimi uzmanı . * Televizyon ekranı . ş buzlu cam * Saydamlı giderilmiş ğ ı cam. içine buz katı soğ larak utulmuş . * Buzdolabın içinde buz yapan bölme.buzculuk buzçözer * Buzcunun iş i veya mesleğ i. nlı buzlaş ma * Buzlaş iş mak i. utulan kap veya dolap. buzluğ an buzluk * Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi. bozuk düzen çalı bir Yunan çalgı. buzlu * Buz tutmuş bağ ş . gerginlik ortadan kalkmak. motorla çalı dolap. buzla * Deniz suyunun donması kutup bölgelerinde oluş buz alanı yla an . dargı k. baş nda ağ ya ru ı ı r r iş cumudiye. buzdolabı * Yiyecek ve içecek gibi ş eyleri soğ olarak saklamaya yarayan. buzlaş mak * Buz durumuna gelmek. * Buğ ulanmıgibi olan. . nan sı buzuki buzul * Kutup bölgelerinde veya dağ ları aş ı doğ ağ ağ yer değtiren büyük kar ve buz kütlesi. * Yiyecek ve içecekleri soğ utarak saklamak için kullanı buzla soğ lan. buzlar çözülmek * buzlar erimeye ve kı rı lmaya baş lamak.

larda u * İ yiyecek türü ş çki. an buzul taş * Buzullarıtaş p biriktirdikleri. buzul seli * Buzulun erimesiyle oluş sel. sa bücürleş me * Bücürleş iş mek i. bodur (kimse). buzul dönemi * Buzullarıyayı ğdördüncü zaman. eylerin satı tüketildiğyer. bücürlük Büdü büfe * İ sofra takı nıkonduğ dolap. buzullu buzulsuz bücür * Buzulu olan. altı rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak na üzerinde kalan kütle. buzullaş mak * Buzul durumuna gelmek. n ldı ı buzul kar * Bir buzulun oluş nda temel olan katı mıkar kümesi. * Buzulu olmayan. Edi ile Büdü. lı p i büfeci * Büfe iş kimse. glâsyoloji. buzul çağ ı * Dördüncü zamanı yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğ n. üzerleri çok kez parılı çizikli taş moren. * Bkz. ı na n ş arı buzul masası * Çevresindeki buzlar erirken. ması laş ş buzul kaynağ ı * Buzulun eriyerek toprağ altı inen suyunu dı ya veren kaynak. . pleistosen. bücürleş mek * Bücür duruma gelmek. u dönemi. çine mların u * Toplantı yiyecek ve içeceklerin konulduğ masa.buzul bilimi * Fizikî coğ rafyanıbuzulları yeryüzündeki iş n ve levlerini konu alan bölümü. * Geçmiş larda ve ş geniş çağ imdi veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı . * Ufak tefek ve kı boylu. leten * Bücür olma durumu. buzullaş ma * Buzul durumuna gelme. n ı yı ltıveya lar.

lü rdan. eğ büğ ri rü. açan karş . bük. * Bükülmüş kaytan veya iplik. vı * Birkaç tel ipliğburarak sarmak. vrı vrı bükme * Bükmek iş i. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. ı tı * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. vrı şeylerin oluş turduğ kat. iftira. * Su birikintisi. bakı perdeli veya lü. bühtan etmek * kara çalmak. bükmek . büğ lü * Küçük büğ soprano büğ alto büğ bariton büğ olarak dört türü bulunan. i * Eğ mek. büğ elek büğ eme büğ emek büğ et * Büve. lü. büğ rü bühtan * Bkz. lü.büfecilik Bügdüz büğ e * Büfe iş letme iş i. u * Dönemeç. iftira etmek. viraj. kı m kı m. * Oynak kemikleri arası ndaki açı daraltan kasları genel adı ları n . kırmak. * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. büken büklük büklüm * Bükülmüşkı lmış . bük * Ovada veya dere kısı çalı diken topluluğ yında ve u. * Kara çalma. * Suyu önüne bent yaparak toplamak. * Büğ emek iş i. uz * Büve. gölcük. * Böğ ürtlen. büklüm büklüm * Çok büklümlü. vı * Sertçe çevirmek. * Dönemeç. * Vücudun bir bölümünü yanı ndaki bölüm üzerine kırma. pistonlu müzik araçların adı nı .

iir bükünme . ilmiş olan. * Bükülmüş olan. büküm * Bükmek iş i. büktürme * Büktürmek iş i. bükülme * Bükülmek iş i. yün vb. ş ş gibi. bükün * Gramer görevleri ve yapı mı bakı ndan. fiil. bükümlü bükümsüz * Bükülmemiş olan. için) Bir defada eğ rilmiş miktarı ip . kırtmak. * Yönelmek. vrı * (iplik. ine * (iplik için) Eğ rilmek. eyin yeri. iş olması . bükük bükülgen * Kolay eğ bükülen. kelime köklerinin baş içinde veya sonunda türlü değ ikliklerin ı nda. bükülgenlik * Bükülgen olma durumu. kı m. * Döndürmek. büktürmek * Bükmek iş yaptı ini rmak. bükünlü * Türetmede ve çekimde kelime kökleri değikliğ uğ iş e rayan (dil). aç kalı ekil bükücülük * Bükücünün işveya mesleğ i i. bükünlü dil * Gramer görevleri ve yapı mı kelime köklerini değ tiren dil: Arapça fail. vı bükücü * Ağ veya kontraplâkları pla veya elle bükerek ş veren kimse. bükümü olan. * Bir ş bükülmüş kat. * Eğ ilmek. ilip * Bükünlü. bükülmek * Bükmek iş konu olmak. katlanmak. bükümü olmayan. * Bükülmüşeğ . bükülüş * Bükülmek iş i veya biçimi. bükülü * Bükülmüş olan. insiraf. bakı ndan iş air. insirafî.* Katlamak.

yine de yurdunu özler. büküntü * Bükme sonucu oluş biçim veya iz. i. bülbül çanağ ı * Çok ufak (kâse). * Dergi. ortası çukur ve bu çukur yere piş tikten sonra dövülmüş Antep fı ğkonulan bir tür stı ı hamur tatlı. vrı * Ağdan. sesinin güzelliğile tanı ş i nmıolan ötücü kuş (Luscinia megarhynchos). sı bülten * Özel veya resmî kurum ve kuruluş veya yetkili kiş lar ilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayı mlanan duyuru. n ı na bülbülyuvası * Daire biçiminde. bülbül gibi bilmek * çok iyi öğ renmiş olmak. an * Bağ ı rsakta olan ağ. büküş bülbül * Karatavukgillerden. neş konuş eyle mak. itiraf etmek. bükülmek. bülbül gibi konuş (veya okumak) mak * kolaylı konuş okumak. ş ı bülbülün çektiğdili belâsı i * ilerisi düş ünülmeden söylenen söz insanıbaş dert açabilir.* Bükünmek iş i. bülbülkonağ ı * Bir tür hamur tatlı. bülbülleş mek * Bülbül gibi ötmek veya ş mak. * Sesi çok güzel olan kimse. sı bülbülleş me * Bülbülleş iş mek i. viraj. sancı kı rı dan vranmak. bükünmek * Kı lmak. ey bülbül gibi ş mak akı * güzel sesle. akı bülbülü altı kafese koymuş "ah vatanı demiş n lar. * Bükmek iş i veya biçimi. m" * kiş yurdu dında ne kadar zengin olursa olsun. kla mak. bülbül kesilmek * bir etki veya baskı nda çokça konuş altı mak. bülbül gibi konuş turmak (veya söyletmek) * itiraf ettirmek. bülbül gibi söylemek * hiçbir ş saklamadan bildiklerini söylemek. rı * Dönemeç. .

bünye bakı ndan. ş an * Kı rtasiyeci. * Bürülmüş . * Çok. istilâ etmek. yazı * Danı ve yazı lerinin yürütüldüğ iş ş ma iş ü yeri. sı * Yapı . bürünme .bünye * Vücut yapı. * Bünye olarak. ş ma . bürülü bürüm * Bürünmüş . * Soğ ukluk. dürülmüşkatlanmıolan ş . * Yazı masası . * Atkı . bürudet bürük * Duvak. nce * Bürgüsü olan. bürümcek * Koza gibi yumaklanmış şey. bürokrat * Devlet dairesinde çalı görevli. bürokrasi * Kı rtasiyecilik. basmak. ş ube. ş ey. * Bölüm. bürümcük * Ham ipekten dokunmuş giysi kumaş ı . * İ perde. bürümek * Sarmak. * Kamu yönetimi ile ilgili. mı * Baş örtüsü. bünyece bürgü bürgülü büro * Çalı odası hane. bürüme * Bürümek iş i. * Çarş af. kaplamak. * Ham ipekten dokunan bir tür iç çamaş kumaş ı rı ı . * Kamu yönetimi. güçlü etkilemek. bürokratik * Kı rtasiyecilikle ilgili. kuruluş . örtmek.

daki k * Ufaklı bozukluk olmayan (para). büsbütün *İ yiden iyiye. * Bir görünüşgirmek. t olarak yararlanı HC formülündeki lan hidrokarbür gazı . * Parçalanmamı ş . iyice. tam. bütüncü ekonomi . bütün bütün * Büsbütün. karımı rı ı irilen bir pilâv türü. onaylayan ve bu iş lemlerin yapı na izin veren kanun veya karar. büryancı * Bkz. biryan. soğ domates. tamamı temelli. * Çok sayı varlıve nesnelerin hepsi. pirinç. bütçeleme * Bütçelemek iş i. içine alan sanat ürünü. * Eksiksiz.* Bürünmek iş i. büryan pilâvı * Kemiksiz koyun eti. ğ ı giderlerini tür ve ayrı ları gösteren çizelge. bütün bütüne * Bütün olarak. biryancı . bir kuruluş bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladı gelir ve un. tamamı yla. ntı yla * Devlet ve öteki kuruluş veya topluluklarıbelirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama n niceliklerini önceden belirleyen. k. örtünmek. tamlı k. bütçelemek * Bütçe yapmak veya hazı rlamak. bürünmek * Bürümek iş konu olmak. büten bütün * Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı . bütünü. baharat ve yağ ş yla fında piş an. e büryan * Bkz. * Heykeltı lı baş göğ bazen de omuzları raşkta ı sü. tamamen. yla. bütan * Metal bidonlar içinde az bir bası altı sılaş yakı nç nda vı an. büst * Vücudun. bütçe * Devletin. bütçe yı lı * Bir bütçenin uygulanmaya baş ğgünden ertesi yı ladı ı l aynı güne kadar geçen süre. ine * Sarı nmak. lması bütçe açı ğ ı * Bütçede belirlenen giderlerin gelirlerden çok olması durumu. omuzlarla birlikte göğ üsten yukarı bölümü. . * Birlik.

bütünleş mek * Bütün duruma gelmek. bütünler açı * Ölçülerinin toplamı 180° ye çı nı karan açı lardan her biri. tek parça durumuna getirme. bütünleyen * Bütün durumuna getiren. * Ufak. i. ine bütünler * Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen. ikmal. mütemmim. bütüncül * Totaliter. tamamlatmak. bütüncüllük * Bütüncül olma durumu. bütünlemeye kalmak * bir öğ renci yarı l veya öğ yı retim yısonunda bir veya birden çok dersten bir kez daha sı girmek üzere lı nava baş sı ğ uğ arızlı ramak. bütünle ilgili. navı bütünleme sı navı * İ ve orta dereceli okullarla üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğ lk renciler için genellikle yaz tatili veya dönem sonunda açı sı ikmal imtihanı lan nav. ikmale kalmak. bütünlemek * Eksiksiz duruma getirmek. tamamlamak. a bütünlenme * Bütünlenmek işveya durumu. tamamlama. * Bütün niteliğ olan. bütünletmek * Bütün durumuna getirmek. bütünleş me * Bütünleş iş mek i. . mütemmim. total. bütünleyici * Bütünleme iş yapan. bütünletme * Bütünletmek iş i. i bütünlenmek * Bütünlemek iş konu olmak. bütünlemeli * Bütünleme sı na girmesi gereken (öğ navı renci). bozuk paraları büyük para durumuna getirmek. bütünleme * Bütünlemek iş bütün. * Bütünleme sı . tamamlanmak.* Ekonominin bütün alanları kapsayan yapı oluş makro ekonomi. inde . ikmal edilmek. nı ve um. ini bütünlük bütünsel * Bütün olma durumu.

füsun. büyücek büyücü * Büyü yapan kimse. i * Üstün niteliğolan. aş * Niceliğçok olan. sinema gibi yerlerde) Yiyecek ve içecek satı küçük büfe. sihir. lmıbir büyü yapmak * büyü yolu ile etki altı almaya veya aldı na rmaya çalı ş mak. büyüğ ümsü * Büyüğ yakır. e ş ı büyük * (somut nesneler için) Boyutları .bütünsellik * Bütün olma durumu. lan büyü * Tabiat kanunları aykısonuçlar elde etmek iddiası olanları baş na rı nda n vurdukları iş ve davranı gizli lem ş lara verilen genel ad. vıltı yla tedirginlik yaratan sokucu sinek (Hypoderma ğ ı ran. ortalamayı an. ı ey nda arak büyük abdest * Dı . rsağ ini büyük aile . ş kı büyük abdesti gelmek * göden bağ ı boş ı nı altma gerekliğ duymak. lmıbir büyü bozulmak * yapı ş büyü etkisiz duruma getirilmek. * Daha çok sırlara saldı onlarıkanı emen. ı büyü bozmak * yapı ş büyüyü etkisiz duruma getirmek. * Önemli. büyük gibi. * Bkz. bağ ı . tiyatro. büyüklere özgü. benzerlerinden daha fazla olan. afsun. büve bovis). büyücülük * Büyücünün yaptı işsihirbazlı ğ . büyüğ yakı e n. n nı zıları * Büve. büyük (söz) söylemek * yapacağbir ş hakkı kesin konuş övünmek. i * Yetiş belli bir yaşgelmiş kin. * Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse. Büğ et. kaka. ı tı * (soyut kavramlar için) Çok. küçük karş . ı k. sihirbaz. a . * Biraz büyük. büvelek büvet büvet * (istasyon. * Karşdurulmaz güçlü etki.

nı büyük defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. büyük anne ile bunlarıevli oğ ndan. büyük kan dolaş ı mı * Kalbin sürekli kası gevş lı p emesiyle kan ve lenfin vücudun büyük bölümünü dolaş . nine.* Büyük baba.50 C ye çı nç nda caklını ı karmak için gereken ı miktarı sı . un k nı büyük elçi * Üstün aş amalı elçi. büyük baş derdi büyük olur ı n * büyük iş baş bulunanları karş acağgüçlükler de çoktur. büyük harf * Özel adlarla cümle baş gibi yerlerde kullanı ve büyük yazı özel biçimli harf. güçsüzleri ezer. büyük dalga * (radyo yayı için) Uzun dalga. dede.50 C den 15. ması büyük lâf etmek * Bkz. lerin ı nda n ı laş ı büyük boy * Normal ölçülerden daha büyük. n büyük atardamar * Kalbin kası lması karı klardaki kanı ile ncı bütün vücuda taş ana atardamar. büyük elçilik * Büyük elçi olma durumu. büyük söz söylemek. majüskül. büyük balıküçük balı yutar k ğ ı * güçlüler. büyük hanı m * Yaş kadı lı n. büyük çember * Bir kürenin merkezinden geçen bir düzlemde ara kesiti olan çember. büyük anne * Annenin veya babanıannesi. ları lan lan. büyük ana * Büyük anne. n ulları ndan an büyük amiral * Bazı ülkelerde kara ordusunda mareş denk sayı donanma subayların en yüksek aş ale lan nı aması ndaki amiral. kilokalori. büyük kalori * 1 atmosfer bası altı 1 kg suyun sı ğ 14. yüceltmek. ı yan büyük baba * Annenin veya babanıbabası n . büyük görmek (bilmek veya tutmak) * kendini veya baş nı kası olduğ undan üstün saymak. * Büyük elçinin makamı . . gelinlerinden ve çocukları oluş aile.

büyük lokma ye büyük söyleme * baş aramayacağ sonuçlandı ı n. büyük sözüme tövbe! * bir konuda çok kesin konuş ulduğ unda. büyükle büyük. büyük para * Çok para. eyi eyler Büyükayı * Kuzey yarı kürede yedi yı zdan oluş takı yı z. ı yan büyük tövbe ayı * Ay takvimin beş ayı inci . ı n büyük mağ aza * Her türlü tüketim maddesinin bol miktarda satı sunulduğ yer. büyükçe * Biraz büyük. ı u) sonra kalı ince ünlülerden (e. ö. ramayacağ bir konuda kesin sözler söyleme. cemaziyülevvel. Yedigir. büyük önerme * Tası n öncüllerinden büyük olanı mı . manda gibi hayvanları niteliğ belirtmek için kullanı ğ ı n ini lı r. arkadaş davranmak. küçükle küçük olmak * her yaş durumdaki kiş karşdostça. majör. o. mak. büyük terim * Kapsamı daha geniş olan son uç önermesinin yüklemi görevini taş terim. kuralı . * büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işgiriş e mek. büyük ünlü uyumu. ş a u büyük mevlit ayı * Ay takviminin üçüncü ayı . Dübbüekber. n. büyük yemin etmek * bir ş yapmamak konusunda en kutsal ş üzerine ant içmek. rebiyülevvel. büyük sesli uyumu * Kelimede kalıünlülerden (a. ondan sonra gelen bütün hecelerin kalı ünlülerle. dede. a ini büyük ş ehir * Ana kent. büyük oynamak * çok para koyarak kumar oynamak. tersi bir durumun baş gelmemesi dileğ belirtir. ü) sonra ince ünlülerin gelmesi n . büyük peder * Büyük baba. büyük tansiyon * Kan bası nı yüksek olması ncın . i. m ldı muş m ldı büyükbaş * Sır. n n ince bir ünlü varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı : Çocuklaş denizcilik gibi. büyük ünlü uyumu * Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalıbir ünlü varsa. ve ilere ı ça büyüklenme . * Oldukça önemli.

küçüklerin gözlerinden öpmek * sevgi ve saygı göstermek. na * Etkisi altı almak. ekber evlât hakkı . böbürlenmek. p büyüklük taslamak * kendini üstün görmeye çalı ş mak. büyüleniş * Büyülenmek işveya biçimi. büyülenmek * Büyülemek iş konu olmak. teshir etmek. büyüklerin ellerinden. büyükseme * Büyüksemek iş i. büyüklük * Büyük olma durumu. büyüklü küçüklü * Büyük küçük hepsi bir arada. çekici niteliğolan. megalomani. gösterme hastalı. unu büyüksü * Büyük gibi. kibir. birini kendine bağ na lamak. büyüklük taslamak. i büyüleyici özellik * Sürekli büyüleyici ve etkileyici olma. ululuk.* Kendini büyük gösterme. büyüklenmek * Kendini büyük göstermek. i büyülenme * Büyülenmek iş i. ine büyüleyici * Etkileyen. u büyüklük hastalı ğ ı * Kendini olduğ undan daha büyük ve önemli görme. * Büyüklere yaraş bağ layı davranı ı ı cı r ş ş . ğ ı büyüklük satmak * gururlanıüstünlük taslamak. büyüklük göstermek * gönül ululuğ göstermek. büyümüş benzer. kibirlenmek. büyüleyiş . e büyükten büyüğ e * mirası önce büyüğ o ölünce kalanlarıen büyüğ geçmesi kuralı n e. büyülemek * Büyü ile etki altı almak. n üne . büyüksemek * Büyük olduğ kabul etmek. büyüleme * Büyülemek iş i.

büyülü * Kendisine büyü yapı ş lmı(kimse). pertavsı tıcı z. irileş n mek. eskisinden büyük duruma gelmek. bakmak. * Büyü gücü olan. . * Yetiş mek. i büyülteç * Fotoğ ve resim büyültmeye. büyüklerinki gibi olan. ş iddeti artmak.* Büyülemek işveya biçimi. büyütme * Büyütmek iş i. mübalâğ etmek. a büyütülme * Büyütülmek iş i. büyültmek * Bir ş büyük duruma getirmek. büyültüp basmaya yarayan aygı agrandisor. * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlarıartması n n . i yapı büyütürlük * Büyü ile ilgili olan. büyütülmek * Büyütmek iş lmak. * Yaşartmak. * Uzakta duran cisimlere dürbün veya benzeri bir araçla bakı ğ cismi gören açın çı gözle ldında ı nı plak bakı ğzamanki açı oranı ldı ı ya . büyütmek * Büyük duruma getirmek. güçlenmek. ca * Geniş lemek. büyütken doku * Sürgen doku. * Abartmak. boyutlar artmak. geniş letmek. * Önem ve değ kazanmak. yaş ı lanmak. büyütmek. raf t. ması ş ları ı na büyüsel büyüteç * Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaşrı mercek. * Birisi tarafı yetiş ndan tirilmiş kimse. * Yetiş tirmek. * Fotoğ ve resimlere boyut kazandı iş agrandisman. * Sayı artmak. eyi * (resim. sihirli. * Artmak. raf rma lemi. eyler ini * Abartmak. büyüme * Büyümek iş i. büyümek * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde. er büyümüş küçülmüş de * (çocuk için) konuş ve davranı yaş uymayan. harita gibi ş için) Daha büyük örneğ yapmak. büyültme * Büyültmek iş i.

anüs.). aş nlı uk .* Aş laşrma. büzdürmek * Büzmek. * Dikiş kumaş bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğ çekilmesi ile oluş kumaş te ı n in an. büzülerek dikilmiş olan. * Ağ büzülerek kapatı (kese. büzdürme * Büzdürmek iş i. büzgüsüz * Büzgüsü olmayan. ş kı k. kı tı vrı eyin nı * Kapatmak. * Korku. soğ gibi etkenlerle bir kenara sinmek. ı n bolluğ azaltan sı küçük kı m. unu k. sışrarak veya kı m yaparak bir ş alanı ve hacmini küçültmek. büzülmek * Büzmek işyapı i lmak. büyüye kapı (veya tutulmak) lmak * yapı büyünün etkisinde kalmak. torba vb. büzülme * Büzülmek iş i. i büz * Künk. kafadar. bir kenara çekilmek. büyüyüş * Büyümek işveya biçimi. dedikodu yapı na engel olmak. ini büzgülemek * Büzgü ş eklini vermek. * Kalı bağ ısona erdiğyer. büzgen büzgü * Kası vücuttaki herhangi bir deliğaçan veya kapayan çember biçimindeki kasları genel adı larak i n . n ı n rsağ i * Yüreklilik. bir ş o kimsenin çekiciliğ lan eyin inden kurtulamamak. ı tı rı büyütüş * Büyütmek iş i veya biçimi. büzgülü * Büzgüsü olan. zı lan * Buruş turarak. * Büzmek iş birine yaptı ini rmak. büzme * Büzmek iş i. lması * Toplanarak büzülmüş . büzmek büzük büzüktaş * Kafa dengi arkadaş . vrı büzgüleme * Büzgülemek iş yapmak. cesaret.

cadalozlaş ma . -ca / -ce. "kadar" anlamı zarf türetir: Bun-ca. iyi-ce. Ca * Kalsiyum'un kı saltması . "bakı ndan" anlamı zarf türetir: Para-ca. ). kış müş rık. * Elektrik kapasitesinin kı lması saltı . cabadan * Bedava olarak. dil adları k-ça. "-a göre" anlamı zarf türetir: Onlar-ca. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde do sesini gösterir. türetir: Alman-ca. irret n. u msaklı tah açı yiyecek. karş ksı fazladan. büzüş mek * Büzülerek alan hacmini küçültmek. iş cı * Bir tür ot. ı z. para vermeden alı ş bedava. . üstelik. "tarafı ndan" anlamı zarf türetir: Bakanlı hükümet-çe vb. ev-ce. ı * Bkz. biz-ce. Rus-ça. baypas. onna k-ça. topluluk beraberlik anlatan zarflar türetir: Aile-ce. -ça / -çe * Vurgusuz zarf eki: Kı sa-ca. rla büzülüş * Büzülmek işveya biçimi. lı cacı k cacı k * Yoğ ayran içine hı veya marul doğ urt. mı na -ca na sen-ce vb. soluk-ça. yaş vb. aylar-ca. açı mert-çe vb. C * Türk alfabesinin üçüncü harfi. İ ngiliz-ce. -çacı k cadaloz * Çok konuş huysuz ve ş (kadı kocakarı an. büzüş ük by-pass C * Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan. usul-cacıvb. ben-ce. esmer-ce. sayı eş bildiren zarflar türetir: Yüzyı ca itlik llar-ca. -ca / -ce. günler-ce. ş ı caba * Bir ş ödemeden. i büzüş me * Büzüş iş mek i. yavaş k. yar ranarak yapı çoğ kez sarı lan. -cacı/ -cecik k * Zarf türeten ek (vurgusuz): hemen-cecik. ey nan ey. büzüş . binler-ce vb.büzülüp oturmak (kalmak) * bir kenarda çekingen bir tavı oturmak. Ce adı verilen bu harf ses bilimi bakı ndan ötümlü katık diş diş mı ş ı eti ünsüzünü gösterir. Türkçe vb.. kış rı mak. na ca vb. sert-çe vb. * Romen rakamları 100 sayını nda sı gösterir. köy-ce vb. * Fazla olarak. * Karbon'un kı saltması . c. -ça / -çe * Sı fatlardan küçültme sı fatları türeten ek: Sarın-ca.

iîliğ * Parmaklı korkuluk.* Cadalozlaş iş mak i. uzaklaş ı p nı mak. fesadıçok olduğ yer. * Bu mantarıyol açtı bitki hastalı. * çok becerikli. cadde * Ş içinde ana yol. cav. * Ş in bir kolu ve bu koldan olan kimse. çirkin. cadalozluk * Cadaloz olma durumu. kapamak. * Büyük bez veya deri torba. n ğ ı ğ ı cafcaf * Gösterişş . tı başdağ nı rnakları uzun ve pis kadı için kullanı nlar lı r. ı atafatlı k. * Ağ kalabalı ile bir ş elde eden. gibi cadı süpürgesi * Emeçleri özellikle dal uçları ndaki kabuk altı sı bir ağ nda kı örerek çekirdekli yemiş açların ağ nı çiçeklenmesine. arak ine lan * Huysuz. * Bitki bakı zlı yabanîleş msı ktan mek. * saçı ı ık. . cadı davranmak. ihtiyar kadı n. cadı * Geceleri dolaş insanlara kötülük ettiğ inanı hortlak. ehir caddeyi tutmak * herhangi bir sebeple bir yoldan geçişengellemek. cafcaflı Caferî cağ cağ . * Çok güzel göz. * Karık. cadı etmek lı k * huysuzluk etmek. ş ı z ğ ı eyi irret. atafat. * Gösteriş fazla ş ş li. dolayıyla meyve verimine engel olan asklı sı mantar (Taphrina cerasi). cadı lı k * Cadı yakır davranı huysuzluk. k. . cadı gibi cadı kazanı * dedikodunun. cadalozlaş mak * Cadaloz gibi davranmak. gürültülü patı lı ş ı rtı tehlikeli. i * (korkulu bir durumda) baş alıgitmek. n u cadı ma laş * Cadı mak iş laş i. cadı mak laş * (kadı Çirkinleş huysuzlaş n) ip mak. ya ş ı ş .

* Cahilce. caka satmak * gösteriş yapmak. yerlerde atısuyun akması sağ . cakacı lı k . i rası tirildiğ i cağk lı sehpa. uygun. . bilgisi olmamak. çalı lı k. * Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan. toyluk. -cak / -cek. banyo. okumamı bilgisiz. yasa. caka * Gösteriş m. fiyakalı li durumda olmak. genç. ndan iş * Yazı bir sözün olduğ gibi tekrarlandını da u ğ göstermek için alt hizası konulan tı biçimindeki ı na rnak noktalama iş areti. cahiliyet cahillik * Cahillik. cahile yakır (biçimde). cakacı * Caka yapmayı seven. m caka yapmak * gösteriş davranmak. lan.cağ * Lavabo. * Dokumacı çözgü makinesinde çözgü ipliğbobinlerinin desen ve renk sı na göre yerleş lı kta. kabadayı fiyaka. ş ı * Cahil gibi. * Yol yiyeceğ azı i. cahile yakır (biçimde). ini * gençlik. toyluk. * Deneysiz. cahil * Öğ renim görmemiş . ş ı caize *Ş airlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafı kendilerine verilen bahş. k. * Hamam. caiz * Din. yapı nda sakı olmayan. cahil kalmak * bilgi edinememek. k nı layan zemindeki delik. ş . * Cahil olma durumu. deneysizlik ve bu yüzden iş lenen kusur. bilgisizlik. kuzu-cak vb. töre veya baş bakı ka mdan iş lenmesinde. çalı satmak. ş ı cahillik etmek * bilgisizliğ göstermek. yapı iş lması nca lı lenmesine izin p verilen. cahilâne cahilce cahiliye * Araplarda Müslümanlı önceki çağ ktan . -çak / -çek * Küçültme isimleri türeten ek: Yavru-cak. bilgisizlik. deneysizlik yüzünden kusur iş leme. yerinde sayı yakık olan. duşbanyo vb. toy (delikanlı kı veya z). * Gençlik.

Calvincilik * Bkz. boyları ı k 1 1. saydam ve çabuk kılı te lan rı cisim. Kalvencilik. caka ile yapı gösteriş lan. * (göz için) donuk. elma. * Pencere. çekici. saydam. Kalvenci. ndan lan cam resim * Renkli camları kesilip birbirlerine kurş çubuklarla bağ n un lanması yapı süs veya resim. kanatları na camsı . hortumları körelmiş kelebekler familyası . * Kadeh. lan * arkası görünen. cam * Soda veya potas katı ş lmısilisli kumun ateş eritilmesiyle yapı sert. * Çerçevelerde camıyerleş n tirilmesi için açı yiv. cakalanmak * Caka satmak. cam macunu * Camı yuvası tutturmak ve yalı k sağ na tkanlı lamak amacı kullanı bezir yağve üstübeç karımı ile lan ı ş . * Cakası olmayan. camcı leri lan . . li. çeken. * Cakası olan. r * Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapı şsı lmı rça. cam gibi cam göz cam kanatlı lar * Kurtçukları . * Gözü takma olan. cam çivisi * Yaklaş çapları mm. cakalanma * Caka satma. * Bkz. * Aç gözlü.* Cakacı olma durumu veya cakalı davranı ş .5 cm arası değen ince ve başz tel çivi. sahte.5-2. meş ve gürgen ağ n. cakalı cakası z calî * Yapmacı . kayı kavak. tamahkâr. nda iş sı cam evi * Cam takma iş yapı dükkân. klı calip Calvinci * Celp eden. düzme. ile lan cam suyu . ş effaf. içki. cansı z. ı cam mozaik * Renkli taş parçaları yerine cam parçaları yapı mozaik. e açları zarar veren.

* Gözlük. vitrin. satı ş lı eylerin sergilendiğcamlı k i bölme veya yer. * Yerde ve tel. camcı * Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. k. * Evin içini pencereden gözetleyen kimse. u sı tı nda lan camadan * Çapraz düğ meli. n nı cambazlı k * Cambazıişveya mesleğ akrobatlı akrobasi. camlı ran k. * Kurnaz. * Bir yeri. camekân . dönebilen elmas parçası camı ile çizerek kesmeye yarayan araç. bükülebilir cam liflerinin oluş turduğ ıve ses yalımı kullanı madde. * Ser (II). bir veya daha çok bölüme ayı cam bölme. vı * Potas veya sodanıkuvars ile eritilmesinden elde edilen. ağ n böceklere ve ateş direncini artı renksiz n acı e ran cam yuvası * Cam evi. at. ipek veya sı iş rma lemeli bir tür kı yelek. * Osmanlı Devletinde atlı ve savaş olan larda padiş n önünde düş ahı mana karşilk saldıya geçen birlik. ı rı cambazhane * Cambazlarıoyunları gösterdikleri yer. becerikli kimse. k. sa * Dört köşyelkenleri boğ yüzeylerini küçültme iş e arak i. * At alısatan veya yetiş kimse. n i i. cambaz akrobat. üzerinde dengeye dayanan. * Hamamlarda soyunulan camlı yer. * Kurnazlı hilecilik. hileci. heyecan verici gösterileri yapan kimse. ı camadanı etmek fora * bağ koyuverip kılmıyelkeni açmak. camadan vurmak * fazla rüzgâra karşyelkeni kasmak. cam yünü * Çok ince. * At alısatma veya yetiş p tirme iş i. bisiklet vb. p tiren * Usta. camcı elması * Ucundaki küçük. * Göstermelik.sı. cambul cumbul * (yemek için) Çok sulu. sergen. suyu bol. tehlikeli. camcı lı k * Cam alı satma veya takma iş p i. camcı macunu * Cam ile çerçeve arası ndaki aralı kapatmakta kullanı ve kaba üstübeçle bezir yağ kları lan ı yapı ndan lan hamur. ları sı ş camadanlı * Camadan giymiş olan. * Evin içini pencereden gözetleme.

zümre. cam takmak. çine cami yılmı ama mihrabı kı ş .camekânlı * Camekanı (yer). olan camekânlı kutu * Televizyon. camlanmak * Cam takı lmak. camlaş ma * Camlaş iş mak i. * Cansı z. ile * Bu renkte olan. camgöz canis). kı zı rmı çiçekler açan bir tür kı çiçeğ(Impatiens sultanı na i ). bir araya getiren. * Müslümanlarıhep birlikte namaz kı için toplandı yer. * İ alan. pembe. * Donmuş . her ş parçalayıdağ kıp eyi p ı tmak. camlanma * Camlanmak iş i. yerinde * yaş ğhâlde güzelliğbozulmamı(kadı landı ı i ş n). camı z cami cami * Toplayan. * Deniz kısı yakı yaş yına n ayan. içinde bulunduran. kömüş ı . camgöbeğ i * Yeş çalar mavi renk. boyu bir buçuk metre kadar olan. n lmak kları camlama camlamak * Cam geçirmek. camekânsı z * Camekânı olmayan. camı çerçeveyi indirmek * etrafı rı dökmek. eti lezzetli bir tür köpek balı (Galeius ğ ı camgüzeli * Evlerde süs olarak yetiş tirilen. * Manda. . camlaş mak * Cama benzer duruma gelmek. su sırı ğ . * Camlamak iş i. camia camit * Topluluk.

en çarpı. kı sı sı can arkadaş ı * Bkz. olan. can baş sı ı çramak na * çok korkmak. i. can atmak can baş üstüne * istenilen ş büyük bir memnunlukla yapı ı anlatı eyin lacağ nı r. camekân. * İ ve hayvanlarda yaş nsan amayı ladına ve ölümle vücuttan ayrı ğ inanı madde dı varlı sağ ğ ı ldına ı lan ş ı k. * Kiş birey. ama. cı * Azrail. * Güç. can alıcan vermek p * ölüm sıntı ve acı içinde bunalmak. * Çiçek. camlı k köş * Saraylarda veya bahçelerde soğ uktan korunmak için camla örtülmüş salon. camsı * Cam gibi saydam. ş irin. can alacak nokta (veya yer) * bir ş en önemli yeri. dirlik. * Bektaş ve Mevlevîlikte tarikat kardeş îlik i. sebze gibi bitkileri dıetkenlerden korumak için yapı ş ş lmıküçük limonluk. nlı * Çok içten. camlı k * Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. * İ n kendi varlı. * Yaş hayat.camlatma * Camlatmak iş i. sevilen. camlatmak * Cam taktı rmak. can acı sı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan ş iddetli acı . camlı * Cam takı şcam geçirilmişcamı lmı . cama benzer. eyin can alı cı * En önemli. . takatsizlik göstermek. can bayı lmak * iç geçmek. soğ sı nda billûrlaş p biçimsiz olarak kan sı uma rası mayı katı mıdurumu. * Yakı k duygusu belirten bir seslenme sözü. * Yerin içinden yüze çı erimiş cak maddelerin. nsanı ğ ı * Gönül. oda. sevimli. . laş ş camsı z can * Camı olmayan. özü. can dostu.

kıkı ). ey ı sı n klı ı ğ can derdinde olmak * zor bir durumdan kurtulmaya çalı ş mak. için can damarı basmak na * bir iş en önemli yönü üzerinde durmak. can damarı * En önemli veya hassas nokta. bunalma hâli. candan. can çekiş mektense ölmek yeğ dir * bir iş çeş sıntı üzüntülerle karş ı olağ te itli kı ve ı p laş anüstü gayret harcamaktansa o iş vazgeçmek daha ten iyidir. pek içten. i z can ciğ er * Çok yakı sı fı. can beslemek * kaygızca yiyip içip rahatı bakmak. can borcunu ödemek * ölmek. can ciğ kuzu sarması er * içli dı. huyları vazgeçirmek mümkün değ ndan ildir. can cümleden aziz * insanıkendisi herkesten önce gelir. n can çabası * varlını tlama amacı aş gayret. can derdine düş mek * ölüm korkusuna kapı lmak. in can dayanmamak * bir ş karş nda insanıdayanı lı elden gitmek. ğ kanı ı yla ı rı can çekiş mek * ölmek üzere bulunmak. baş a baş * herkesin kendi canın. bitmek. ş lı can ciğ olmak er * birbiriyle çok yakıarkadaş n olmak.can beraber * Çok sevgili. sı na * baş nıyiyeceğ içeceğ sağ kasın ini. ı rı n kı can cana. bir ş yaş eyin aması en önemli araç. pek içten (arkadaş n. can çı kmayı (veya çı nca kmadan) huy çı kmaz * insanı ş kları alı kanlı ndan. kendi baş n kaygına düş ü bir tehlike anı anlatı nı ı nı sı tüğ nı r. can bunaltı sı * Aş üzüntü sebebiyle canısılma. tükenmek. can boğ azdan gelir (veya geçer) * insan yiyeceğ önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaş ine amak mümkün değ ildir. * birbirini seven iki kişbir arada yalnıolarak. ini lamak. can direğ i . * sona ermek.

* Kemanıiçinde. gücü tükenmek. n rdaş can kulağile dinlemek ı * büyük bir dikkatle dinlemek. ş lar ı sı can gelmek * canlanmak. öldürmeyi bile düş düş rı k ünen man. sulu bir tür erik. * Yüreğ altı in ndaki bölge. nı nda can korkusu * Bkz. alt ve üst kapakları nda dikili duran çubuk. can kulağ ı * çok yakıdost. can eriğ i can evi * Genellikle yeş ilken yenen sert. can olmak * sevimli. yer. can kurban * Can feda. can havli * ölüm korkusu.. * En duyarlı yürek. sı . can havli ile.. vurgulanması gereken yer. . can kaygına düş sı mek * her ş eyden vazgeçip sadece kendi hayatı koruma veya kurtarma çabası olmak. can korkusu * Ölüm korkusu. can gözdesi * Sevgili. can noktası * En önemli husus. can kuş u * Ruh. can düş manı * Aş düş ı manlıgüden kimse. can havli. can evinden vurmak * en etkileyici yönünden saldı rmak. can feda * Çok imrenilen iyi veya güzel ş eyler. güçlenmek. davranı karş nda söylenir. n arası can dostu * Pek içten dost. hoş görünmek. can kurban. * ölüm korkusundan doğ güçlü bir tepki ile. an can kalmamak * bitkin bir duruma gelmek.

can sıcı kı * Üzüntü yaratan. kkı k can sohbeti *İ çtenlikle konuş çok yakıdostlar bir arada söyleş dertleş an n ip me. ğ ı bunalı m. cana yakı k nlı . cana kı ymak * öldürmek. * canlanması yol açmak. cankurtaran yeleğ i. nı can pazarı * Herkesin kendi canın kaygına düş ü ve kendini kurtarmaya çalı ğbir durum. * üzmek. * ruha güç vermek. na * bir ş çok istemek. can sı kmak * bı nlıvermek. can sevecek bir ş ey * hoşgidecek bir ş a ey.). eyi can yakmak * zulmetmek.can pahası na * canı vererek veya tehlikeye koyarak. cana can katmak * yaş gücünü artı ama rmak. acı vermek. üzücü. can yeleğ i * Bkz. * bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak. can yoldaş ı * Yalnı ktan kurtulmak için birlikte yaş lan (kimse vb. cana yakı n * Sevimli. cana minnet saymak (veya bilmek) * bir lütuf olarak kabul etmek. can vermek * ölmek. can sıntı kı sı * yapı bir iş lacak olmamaktan ve hiçbir ş oyalanma imkânı eyle bulunamadı için duyulan tedirginlik. can tahtası * Göğ kemiğ üs i. zlı anı cana * Sevgiliye hitap sözü. eziyet etmek. nı sı tüğ şı tı can sağğ lı ı * İ n sağ sağklı nsanı ve lı olması .

tiz ses çı karan alet. ilgiyle. * Korkunç. yürekten. istekle. . canavarca * Canavar gibi. canavarlı k * Canavar gibi davranma. * Acı ses çı acı karan ve uzaklara kadar tehlike iş vermek için kullanı düdük. canavar gibi olmak. lan canavar otugiller * Bitiş taç yapraklı çeneklilerden. canavarlaş mak * Canavar gibi davranmak. candanlı k * Candan olma durumu. domuz gibi cana kı yaban hayvanı yan . candan geçmek * ölmek. gönül verilmiş olan kadı sevgili. canavara uygun düş biçimde. candan yürekten * içtenlikle. canavar kesilmek * hı nlaş rçı mak. ması * Köpek balı. cancağ isterse deyiminde ise önemsemezlik anlatı ı zı ı zı r. n. . candan candan *İ çtenlikli bir biçimde. n canan * Gönülden sevilen. canavar otu * Canavar otugiller familyasın örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalakları biri nı ndan sayı çiçekli bitki (Orobanche ramosa). saldı * çok fazla. kötü ruhlu. ğ ı canavar düdüğ ü * Taş ı tlarda bulunan. *İ çten. yaramaz çocuk. *İ çtenlikle.* Cana yakı olma durumu. cancağ ı z candan * Cancağ m sözünde sevgi ve teklifsizlik. * Haş . en canavarlaş ma * Canavarlaş iş mak i. zalim (kimse). ürkütücü bir durum almak. * (tasavvufta) Tanrı . canavar * Masallarda sözü geçen yabanî. samimî. arı * Acı z. areti lan canavar gibi * iri yarı rgan. yı cı rtı hayvan. * Kurt. tarı bitkilerine zarar veren asalak bir bitki familyası ik iki m . gönülden.

inde lmıbir ik . * Bu kumaş yapı ş tan lmı .candarma * Jandarma. canfes * Üzerinde desen bulunmayan. parlak. için) lı azalı ğ * içi ezilmek. periş olsun. taze ve sinirsiz yaprak. ince dokunmuş . sonucu acı duymak. çok heyecanlanmak. tüyler ürpertici. ı rı canı burnuna (veya burnundan) gelmek * bir ş yaparken çok zorluk çekmek. canı çekilmek * (vücudun herhangi bir organı canlı ı r gibi olmak. acı . vurma vb. tok. z canı zı (veya boğ na) gelmek ağna azı * büyük bir tehlike karş nda ölecekmiş bir korkuya kapı ı sı gibi lmak. canı mak acı * çarpma. ölsün" anlamları kullanı bir ilenme sözü. eyi canı kası çı ca! * "büyük zarara veya kötülüğ uğ n. canı çekmek * bir ş istemek. ipekli kumaş . canfes gibi yaprak * (asma ve dut yaprakları ince. için) canfeza cangı l * Bkz. ey canı burnunda olmak * çok yorgun ve bezgin olmak. kulak tı rmalayan. tahammül etmemek. istek duymak. * Bu biçimdeki gürültü. canhı raş * Yürek paralayan. cengel. cangı l cungul * Hayvanlara takı çanları veya baş maden eş n çı ğkaba sesleri anlatı lan n ka yanı kardı ı r. * üzülmek. canı ölçmek cana * baş na yapı ş kendine yapı gibi düş kası lacak eyi lacak ünmek. rahatsıolmak. e rası an nda lan canı kmak çı * Türk müziğ çok az kullanı ş birleş makam. canı na (veya içine) sı canı ğ mamak * sabıı k göstermek. ı a. arzulamak. * aş duygulanmak. * Karıklı kargaş ş k. rs zlı canı cebinde * zayı f ahlâklı kimse. canı cehenneme * sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildirir.

nda p canı gelmek * yeniden canlanmak. * ümit ve ümitsizlik arası kalıheyecanlanmak. bir te .* çok yorulmak veya çok zorluk çekmek. kı i * keyfi kaçmak. canı ksı çı n! * "ölsün. lerle raş canı uğ mak ile raş * ağ hasta olmak. çok isteyerek. canıkı sılmak * içi sılmak. canı yerine gelmek. canı oynamak ile * tehlikeli iş uğ mak. çok sevilen bir ş zarar gelecek diye kaygı eye lanmak. canı isterse * (olumsuz bir cevap karş nda) "kabul etmezse etmesin!" anlamı kullanı ı sı nda lı r. * acı deneme geçirmek. bir iş zarar görmek. nda canı gitmek gelip * ayı bayı lı p lmak. yarı öfkelenmek. canı tatlı * Sınt ı ve acı katlanmak istemeyen. gebersin" anlamı bir ilenme sözü. sabı z. ya. rsı canı yanan eş attan yüğ olur ek rük * zarara veya kötülüğ uğ e rayan kimse acını karmak için aş çaba harcar. canı sevmek gibi * çok güçlü bir sevgiyle bağ lanmak. * ölmek. kı ya ya canı tez * Beklemeye dayanamayan. canı gönülden (veya canı yürekten) * içtenlikle. canı pek * Acı sıntı karşdayanı . canı istemek * heves duymak. * büyük sıntı düş kı ya mek. kı ya ı klı canı olsun! sağ * üzülmeye gerek olmadını ı ğ karştarafa bildirmek için kullanı ı lı r. canı gitmek * özen gösterilen. yapacak bir işolmamaktan tedirginlik duymak. canıkkı sı n * keyfi kaçmı ş . ölüm döş inde can çekiş ı r eğ mek. * çok yı pranmak. * yarı üzülmek. sı çı ı rı canı yanmak * çok acı duymak.

canı ezan okumak na * bir kimsenin hakkı gelmek. canı acı na mamak * kendini düş ünmeden. canı iş na na lemek (veya canı kâr etmek) na * çok etkilemek. an canı rahmet na . canı kasdetmek na * intihara kalkı ş mak. çok değ verilen. canı değ na mek * çok hoş lanmak. canı çı n diyor sanmak m m ksı * birinin en gönül okş cı ayı sözleri bile kendisine dokunmak. kendine bakmadan yaş amak. canı gönülden. canı dese. * gücünden fazla iş görerek aş derecede kendini yormak. m) er canı sokakta bulmadı mı m * tehlikeye veya herhangi bir sıntı katlanmaya hiç niyetim yok. ad canı düş na kün * kendine iyi bakan. canı m! * hoş nutsuzluk anlatı r. canı kı na ymak * acı madan öldürmek. * ruhu ş olmak. * kendini öldürmek. u lını ı canı mu? yok * birinin katlandı sıntı baş na örnek göstermek için söylenir. ı nca laş u canı okumak na * berbat ve periş etmek.canı yerine gelmek * yorgunluğ geçmek. ndan canı geçmek. kendini koruyan. ı rı canı minnet na * beklenilmeyen iyi bir durumla karş ı duyulan memnunluğ anlatmak için söylenir. * (ca:nı çok güzel. sen bilirsin. * birini öldürmeye hazı rlanmak. öldürmek. bana göre hava hoşanlamı kullanı in " nda lı r. sağğ . canıisterse! n * "dilediğ gibi olsun. kı ya canı n içi mı *ş efkat veya sevgi sesleniş i. ğ kı yı kaları ı canı yürekten * Bkz. gücünü kazanmak. * sevgi seslenişolarak kullanı i lı r. batmak. canı ciğ m erim * içten bir sevgi sesleniş i.

canı (bir yere) dar atmak nı * bir tehlikeden güçlükle kurtularak bir yere sınmak. nı * sıntı sokmak. canı geçmek ndan * ölmek için hazı r olmak.* "Alllah rahmetini esirgemesin" anlamı kullanı nda lı r. lı ı ini canı vermek nı * kendini feda etmek. * canı verdirecek kadar memnun etmek. canı bezmek (veya bı ndan kmak. eye kün canı yakmak nı . usanmak) * ölümü göze alacak kadar sıntı kı içinde olmak. * birini öldürmeyi istemek. canı susamak na * ölmek istemek. canı sı nı kmak * keyfini bozmak. canı tükürdüğ na ümün (veya üfürdüğ ümün) * kı nlıve öfke belirtir. yı prandı rmak. canı sokakta bulmak nı * sağğkorumak gerektiğ anlatan bir söz. kı ya canı bağlamak nı ı ş * öldürülmesi gerekirken vazgeçmek. * hiçbir ş esirgememek. canı diş almak (veya takmak) nı ine * her tehlikeyi göze alarak iş giriş e mek. canı burnundan getirmek nı * çok yormak. zgı k canı yandım (veya yandımı na ğ ı ğ n) ı * sevgi. ş tı canı cehenneme göndermek (veya yollamak) nı * öldürmek. sabrı kalmamak. canı tak demek (veya etmek) na * dayanamaz duruma gelmek. bı kmak. neş kaçı esini rmak. canı çı nı karmak * hı rpalamak. çok yormak. hayranlıveya öfke gibi türlü duygular anlatı k r. bezmek. canı yetmek na * katlanamayacak duruma gelmek. canı almak nı * (Tanrı ) öldürmek. ğ ı canı acı nı tmak * birine acı vermek. ey * bir ş çok düş olmak. çok sevmek. fazla çalı rmak.

filika. cankurtaran simidi * Suda boğ ulma tehlikesine karşkullanı ve sudan hafif maddelerden. kürekli sandal. kı . * Cinayet iş lemiş olan kimse. ş ı * Cani olma durumu. ı ı ya cankurtaran kulübesi * Dağ geçitlerinde tipiden veya soğ uktan korunmak icin sınak olarak yapı ş ğ ı lmıkulübe. gemilere belli etmek için kullanı çan ğ ı lan (veya düdük). fosforlu ş lan. cankurtaran ş amandı rası * Denize düş enlerin kolayca belirlenip kurtarı lmaları denize bı lan ve kazaya uğ için rakı rayanlarıbulup n kendilerini göstermeleri için kullanı parlak renkli. cani canice canilik canip * Yan.* acı verecek biçimde cezalandı rmak. cankurtaran * Hastahane veya kliniklere hasta veya yaralı ı taş maya özgü araç. * Havuz veya plâjda yüzme bilmeyenleri uyaran. cankurtaran çanı * Tipili veya sisli havalarda sınacak veya yönelecek yeri yolculara. canice. amandı ra. büyük simit veya yelek biçiminde ı lan yapı ş lmıaraç. cankurtaran düdüğ ü * Cankurtaran çanı . nda lmak cankurtaran sandalı * Deniz kazaları veya gemi batmak üzere iken insanları nda kurtarmaya yarayan motorlu. yacı * Cani gibi. * bir kimseyi. kı da canın içine sokacağgelmek nı ı * çok hoş lanmak. tehlikeden koruyan ve onları kurtaran kimse. cankurtaran yeleğ i * Yelek biçiminde yapı ş lmıcankurtaran aracı . kı ve canın derdine düş nı mek * canı baş bir ş düş ndan ka ey ünemeyecek kadar sıntı olmak. ı sı m . caniye yakır (biçimde). çok sıntı zarara sokmak. caniyane * Cani gibi. cankurtaran gemisi * Karaya oturan. ambülâns. cankurtaran salı * Deniz kazaları kullanı üzere gemilerde bulundurulan sal. taraf. yanan veya batma tehlikesi ile karşkarş kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi. çok sevmek. cankurtaran yok mu! * ölüm tehlikesi karş nda yardı isteme sözü.

lokal vb. diri duruma gelmek. ayı iş k. canlı * Canı olan. * Güçlü. yaş ayan. hareketli. * Etkinliğartmak. * Bir canlı resim veya ş filmi için hareketliliğsağ ema i layan tek tek resimleri yapan sanatçı . lı k. raşkta lan n canlı müzik * Gazino. canlı kazandı lı k lı k ran. * Canlı tazelik. * Heyecanla. i * Depreş mek. henüz ölmemiş . canlandılmak rı * Canlandı rmak iş konu olmak. * Yaş p yer değ tirebilen yaratı hayvan. * Geçmiş yaş bir olay veya durum yeniden hatı te anan rlanmak. u canlandıcı rı * Canlı veren. tarak canlandı rmak * Canlanması sağ nı lamak. etkili. * Kiş tirme. hayat dolu.cankurtaranlı k * Cankurtaran olma durumu. ine canlandım rı * Ortada kalan kalı ları göre bir eserin ana tasarına uygun olarak yeniden çizimi. . canlanması yol açmak. * Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sı nda hareket duygusu verebilecek biçimde rası düzenleme ve filme aktarma iş i. na * Yaş atmak. f. diri. canlı canlı * Diri diri. (birinin) kı ı girmek. canlandıcı rılı k * Canlandıcı rı olma durumu. dirilik getirmek. ş canlı model * Figürlerle süslü veya heykeltı lı yararlanı kadı veya erkek. canla baş la * Seve seve her türlü yorgunluğ göze alarak. var gücüyle. canlanmak * Gücü artmak. canlı cenaze * Çok zayıbir deri bir kemik kalmıkimse. etkinlik kazandı rmak. yerlerde yemek sı nda bir veya birkaç müzisyenin çalgı sesleri ile parçaları rası ve seslendirmesi. canlandılma rı * Canlandılmak iş rı i. ntı na sı canlandı rma * Canlandı rmak iş i. ileş * Geçmiş olayıgeliş bir n mesini ve sonucunu aynı biçimde yansı sunma. lına ğ * Yoğ unluk. hareketlilik kazanmak. canlanma * Canlanmak iş i.

z * Hareketsizlik. canlı n yayı * (televizyon ve radyo için) Daha önceden herhangi bir gereç üzerine tespit edilmemiş cı tespit edildiğ . * İ uyandı lgi rmayan. mecalsiz. sönük. . özveriyle. nı ine ş . * Çocukta bir düş biçimi olarak bütün cisimlerin canlı ünce olduğ inanma. z cansı tı zlaşrma * Cansı tı iş zlaşrmak i. capcanlı . hilozoizm. cansıcansı z z * Cansıolarak. cansı k zlı * Cansıolma durumu. nı cantiyane * Kantiyane. * Canlı olmayan (varlı camit. cansı tı zlaşrmak * Cansıduruma getirmek.canlı özdekçilik * Evrenin temeli olarak düş ünülen maddenin canlı olduğ savunan doktrin. z * Bir diş canlı in dokusunu yok etmek. nsan ş ı cansı ma zlaş * Cansı mak iş zlaş i. * Durgun. unu canlı resim * Bir hareketi parçaları ayıp bunlarıelle yapı resimlerinin alıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve na rı n lan cı gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniğ i. k). * Neş elilik. * Güçsüz. una canlı lı k * Canlı olma durumu. alıyla i anda yapı yayı lan n. canlılı cı k * Olup bitenin ruhlar alanın gizli güçlerince yönetildiğ inanan ilkel anlayıanimizm. k cansıhedef z * İ ve hayvan dında kalan hedef. cansıgibi. cansiparane * Canı verircesine. z z cansıdüş z mek * hastalıveya yorgunluk yüzünden bitkin bir duruma gelmek. cansı mak zlaş * Cansıduruma gelmek. * Bağ z bir ruhî varlın insanda ve doğ nesnelerinde yerleş olduğ inanan ilkel dinî görüş ı msı ğ ı a ik una . hareketlilik. cansı z * Canı yitirmişölmüş nı . * Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatıilkesi olduğ ileri süren öğ n unu reti.

carcar carcur * Bkz. k. söz söylenen kimseye aş bir saygı ı rı göstermiş olmak için kadı tarafı "ben" zamiri yerine nlar ndan kullanı . cari masraf * Belirli bir dönemde yapı harcamalar. alıp satı rı p nı labilen. tellâl ile duyurma. haykı rmak. * İgücü piyasası iş ş nda gücünün. rı * Tehlike durumu. carlamak . lan cari para cari ücret cariye * Geçerli olan. yaygaracı . cariyelik * Cariye olma durumu. * Geveze. cariyelik etmek * cariye gibi hizmet etmek. cari hesap * İ taraf arası sürüp giden alacak verecek iş ki nda lemlerinin tutulan hesabı . yardı m. car car * Çok ve yüksek sesle. nları na af. (bir car * Çağ. arz ve talebe göre belirlenen fiyatı . geçen. * Olagelen. cariyeniz (veya cariyeleri) * eskiden. ilân. ş arjör. * Yabancı ülkelerden kaçılıözgürlükten yoksun edilen. her konuda efendisinin isteklerine bağ bulunan genç kadı halayı lı n. imdat. yürürlükte olan. lı rdı * aynı maksatla genç kadı nlardan söz edilirken onları anlatan kelimelere bir unvan gibi getirilirdi. carlama * Carlamak iş i.* Çok canlı biçimde). * Akan. carcur carcur cari * "Geliş igüzel konuş mak" anlamı gelen carcur etmek deyiminde geçer. na * Fermuar. gürültülü bir biçimde (konuş ma). ilân etmek. car etmek * nara atmak. car * Bazı yerlerde kadı n kolları örttükleri veya boydan boya örtündükleri çarş zar. yürürlükte bulunan para.

lı cart curt etmek * göz korkutmak veya övünmek amacı abartıkonuş yla lı mak. önemsiz. derme çatma. * İ etmek. (II) cart cart ötmek * kendini beğ enmiş davranı ve buyururcası söz söylemek. haykı lân rmak. z. çağ (II). çaş ı t. cav * Bkz. cavlak . cascavlak * (baş için) Çok saçsı çok tüysüz. nara atmak. hiç tüyü olmayan. cavalacoz * Değ ersiz. bir ş la na cart curt * Gerekli gereksiz yerde söylenen. cavlağçekmek ı * ölmek. cart kaba kâğ ı t * yüksekten atana veya çalı bir tavıtakı karşsöylenen hafifseme ünlemi. cascavlak kalmak * bütün imkânları elinden alı ş nmıolarak ortada kalmak. casus casusluk * Casus olma durumu. duyurmak. carlı carsı z * Carı olmayan. mlı r nana ı carta cartadak cartadan * Cartadak. * Çılçı örtüsüz. çaş k. ı tlı casusluk etmek * casus olarak çalı ş mak. * Yellenme.* Bağ ı konuş rarak mak. çok söylemek. abartısöz. ey rtı rken kan * Carı olan. (II) cart * Sert bir ş yı lı çı ses. * Birdenbire ve gürültü ile. cartayı çekmek * ölmek. rı plak. * Bir devletin veya bir kimsenin sı nı kasın hesabı öğ rları baş nı na renmeyi üstüne alan kimse.

etkili olarak. rtı cayı vermek rtı * gürültü ile gözdağvermek. sağ ndan caydış rı caydı rma * Caydı iş rmak i. rtı cayı rdatma * Cayı rdatmak iş i. yı lma sesi. çı k. * Caydı işveya biçimi. vazgeçirilmek. rmak i cayı r r cayı * Bir cismin çabuk ve ş iddetle yandını rtı ğ anlatmak için kullanı ğ . caydıcı rılı k * Caydıcı rı olma durumu. tüyünü dökmek. vazgeçirmek. cayı rtı *Ş iddetli yanma. gürültülü ses çı kartmak. uzun. caydı rmak * Cayması sağ nı lamak. yı ldını ı ı lı r. kararı döndürülmek. * Kavlamak. cayı rdama * Cayı rdamak iş i. sözünden döndürücü. caydıcı rı * Kararı ndan. i . ndan caygı n * Vazgeçip iş ardı bı in nı rakan. gürültü. cayı rdatmak * (nesneler için) Sert. plak * Ölmek.* Çı tüysüz. çı kalmak. cavlaklı k * Cavlak olma durumu. plaklı cavlama cavlamak cavlamak * Cavlamak iş i. cayı rdamak * (nesneler için) Ses çı kararak yanmak veya yılmak. kararı döndürmek. ı cayı yı rtı basmak (veya cayı koparmak) rtı * birdenbire bağ p çağ ı rı ı rmaya baş lamak. dönek. plak. *Ş iddetli. caydılmak rı * Cayması lanmak. cayı ş * Caymak işveya biçimi.

cazı rdatma * Cazı rdatmak iş i. * Güreş olan pehlivanları ecek yüksek sesle izleyicilere tanı ve duaları okuyarak onları tan nı alana süren kimse. kararı dönmek. cazibe kanunu * Yer çekimini belirten kurallar bütünü. na cazı rtı cazibe * Cazı rdama sesi. m. albeni. vazgeçmek. i cazcı cazcı lı k cazgı r * Caz müziğçalan veya besteleyen kimse. ndan * Baş çta Kuzey Amerika zencilerinin müziğiken sonraları langı i bütün dünyada benimsenen bir müzik türü. cazı rdamak * Caz diye ses çı karmak. mlı k. i mlı cazibeleş me * Cazibeleş durumu. * Fitneci. cazgık rlı cazı r r cazı * (bir cismin kaynama ve yanması belirtirken) Güçlü ve sesli olarak. * Sözünden.cayma caymak caz * Caymak iş i. cazibedar * Çekiciliğolma. * Çekim. cazı rdatmak * Cazı rdaması yol açmak. i caz takı mı * Caz müziğçalan orkestranıbütün çalgı . i n ları cazbant * Caz müziğçalan orkestra. i * Cazcın iş nı i veya mesleğ i. mek cazibeleş mek . * Cazgı r olma durumu. * Caz müziğçalan orkestra. * Alı alı lı çekicilik. alı . nı cazı rdama * Cazı rdamak iş i.

karı * Kemanısı ve göğ tahtası iki yanı C harfi biçiminde çenten oyuklar. albenili. cc Cd CD Ce * Seryum'un kı saltması . alı duruma gelmek. * Cazı olmayan. ce ce * Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı . ağ ğolan. albenili. cazlı cazsı z * Cazı olan. mlı cazur cazur * Bkz. ı ı rlı * Çekici olmayan. li. alı . cazipleş tirmek * Cazip duruma getirmek. r cazı Cb * Kolombiyum'un kı saltması . mlı * Önemli. elveriş lgi ran. . * Kucak çocukları.* Çekici. n rt üs nı ndan * Kadmiyum'un kı saltması . alı z. * Çekici. mlı cazibeli * Çekici. alı duruma getirmek. mlı cazibeleş tirmek * Çekici. alı . cazipleş tirme * Cazipleş tirmek durumu. msı * İ uyandı çekici. bebekleri eğ nı lendirmek için çı lan ses. * Yabancı devlet elçiliklerine ait arabaları plâkaları kullanı kı n nda lan saltma. cazibesiz cazip cazipleş me * Cazipleş durumu. cazı r. mek cazipleş mek * Cazip duruma gelmek. cazipli caziplik * Cazip olma durumu.

cebeci * Yeniçeri ordusunda silâh yapan. ceberut * Tanrı n her ş üstünde olan kudreti. açıgöz (kadı k n). cebelleş mek * Uğ mak. 'nı eyin * (tasavvufta) Allah'a varmanıüçüncü basamağ n ı . -ca / -ce (II). onaran ve bakı ile görevli bulunan. cebine indirme. na yanları götürmekle yükümlü bulundukları asker. Tanrı . züğ parası ürt. cebelleş me * Cebelleş iş mek i. * Sahipsiz. tartı ş mak. * Silâh. nda atlı * Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti. merhametsiz. zorba. zorbalı ndan k. eyi cebellezi etmek * cebine indirmek. ekime elveriş olmayan yer. * Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yı z kümesi. cebbar * Zorlayı. cı * Kudret sahibi. savurgan. savaş ordunun silâh ve mı ta cephanesini ulaşran yaya kapı ocakları bir sıf asker. li cebeli * Osmanlımparatorluğ döneminde. cebi para görmek * parası yokken para kazanmaya baş lamak. cebe * Zı rh.-ce -ce * Bkz. * ("büyük kudret" anlamı kayarak) Merhametsizlik. münakaş etmek. boş toprak. tı kulu ndan nı cebel * Dağ . a cebellezi * Hakkı olmayan bir ş kendisine mal edip cebine koyma. zorba. -ca / -ce (I). cebin . savaş rası tı zeamet sahiplerinin dirlikleri oranı göre İ u sı nda mar. * Bkz. z. * Acı z. çekiş raş mek. ce demeye mi geldin? * "Bu kadar az oturmaya mı geldin?" anlamı kullanı nda lı r. ması cebi delik * Tutumlu olmayan (kimse). cebi delik (kimse) * para tutmayan. * Ekilmemiş tarla. ldı * Becerikli.

n. n mı nda lantı kuran matematik kolu. zor kullanarak. zoraki. cebren cebretme * Cebretmek iş i. larak rı * Zorla. cebirsel * Cebirle ilgili. cebire * Kık kemikleri yerinde tutmak için kullanı tahta. cı k. * Artı eksi gerçek sayı bunlarıyerini tutan harfler yardı yla nicelikler arası genel bağ lar ve larla. cebrinefs * Kendini zorlama. kaplanan levha. cebretmek * Zorlamak. kendini tutma. ğ ı cebini doldurmak * karş tı elveriş durumlardan yararlanarak bol para kazanmak. zı nda . fatalizm. cebir kullanmak * bir işyaptı için zora baş i rmak vurmak. süyek. koaptör. cebine indirmek (veya atmak) * (para için) hakkı olmadı hâlde kendine mal etmek. mukavva veya tenekeden yapı şüzeri bezle rı lan lmı . cebrî * Zorla yapı zor kullanı yaptılan. cebirsel deyim * Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde. * Alı yüz. lan. bunlara bağ bir büyüklük ölçüsünü çı lı karmak için gerekli iş lemleri gösteren ve birbirine cebirsel iş aretlerle bağ lanan harf ve sayı bütünü.* Korkak. cebriye * Yazgılı kadercilik. ı ğ laş ı li cebir cebir * Zor. ceddine lânet (veya yedi ceddine lânet!) * "soyun sopunla birlikte Tanrı cezanı versin!" anlamı ilenme bildiren söz. cebirsel ifade * Cebirsel deyim. cebrî yürüyüş * Bir yere kuvvet yetiş tirmek veya düş mandan önce varmak için yapı sı yürüyüş lan kı . cebinden çı karmak * ondan çok üstün olmak. lar cebirsel formül * Cebirsel deyim. zorlayı ş .

lak * Yeni. eziyet etmek. ş cefaya katlanmak * sıntı üzüntüyü sabı karş p tahammül etmek. . cefalı kı ya katlanan. guş a. eziyet. kötülük yapanlarıöldükten sonra ceza görecekleri yer.ceddine rahmet! * "aferin. rpı cehalet * Bilgisizlik. cefakâr * Cefalı . cehennem gibi * çok sı cak. sıntı * Sınt ı eziyete katlanmıveya katlanan. bir çı da. * Oğ burcu. üzgü. eziyet. cefa etmek * üzmek. ş lara n * Çok sıntıyer. kı veya rla ı layı ceffelkalem * Hiç düş ünüp taş ı nmadan. cefa * Büyük sıntı kı . sıntı kı çekmek. kı lı cehennem azabı * Cehennemde uğ lacağ inanı ceza. bilmezlik. ranı ı na lan * Çok büyük sıntı kı . cefakeş cefalı * Cefa çeken. tamu. ı r . kı ya. cehennem kütüğ ü * Cehennemde yanmaya yaraş kimse. ş ı cehennem * Dinî inanı göre. cefa çekmek (veya görmek) * üzüntü. Cedî cedit cedre * Guatr. cehennem hayatı * Büyük sıntı üzüntülerle dolu yaş ş kı ve ayı . cehdetmek * Çalıp çabalamak. bravo" veya "Tanrı senden razı olsun" anlamı kullanı nda lı r. cehdetme * Cehdetmek iş i.

kabuk veya odunundan güzel kı zı elde edilen bir kök (Rhamnus rmı renk infectorius). cehennem gibi. . meyve. istediğyere kadar gitsin. çabalama. havaya dayanı . n ı . bilmezlik. cehennemlik * Öldükten sonra yerinin cehennem olacağsanı cehenneme lâyı(kimse).cehennem ol * defol!. cı cehennemi boylamak * (sevilmeyen kimse için) ölmek. * Kök boyası gillerden. * Pamuk. cehennem olmak * defolmak. * Çaba. kollu giysi. cehennem taş ı * Gümüş nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen. zı cehennemleş me * Cehennemleş durumu. -cak / -cek. korkum yoktur" anlamı sövme. ıkta bozulmayan beyaz kristal. ceket ceketatay * Erkeklerin ve kadı n giydiğ genellikle önden düğ nları i. rı nda in u cak cehil cehre cehri * Bilgisizlik. ı lan. * Modern ekmek fınları ateş bulunduğ en sı bölüm. i nda cehennemî * Cehennemle ilgili. ması cehenneme kadar yolu var * "defolsun. k * Hamamıocağ külhan. * Bkz. ün klış ı cehennem zebanisi * Zalim. ceht -cek * Bkz. ipek gibi ş eyleri eğ iplik durumuna getirmeye yarar araç. yakı. yün. Jaketatay. * Üzücü. * Aş üzüntü ve sıntı ı rı kı çekilen yer hâlini almak. cehennemin bucağ(veya dibi) ı * çok uzak yer. meli. acı z kimse. cehennemin dibine gitmek * (kılan kimse için) defolup gitmek. kalçayı örten. iğ irip . mek cehennemleş mek * Cehenneme dönmek.

İ brahim Paşve Edirne sarayları alıp türlü devlet hizmetleri için aday olarak a na nı yetiş tirilen genç. * Parlak. * Öfke. * Büyüklük. k. kolaylı suç iş kla leyen. celp . zalimlik. * Hı n. ikâr. cellât gibi * acı z. Celâlî * İ olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıp devlete isyan eden Bozoklu Derviş lk kı Celâl'in adamları ve ondan yana olanlara. ulu. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapan kimse. * Celâlli gibi. sonraları türeyen bütün eş yaya verilen ad. coş rçı kun. * Tanrı n sı ndan biri. celâllenme * Celâllenmek iş i. keçi. kı nlı zgı k. na da kı Celâlîlik * Celâlî olma durumu. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapma iş ğ ı n i. celî yazı * (Arap harfleriyle) Uzaktan okunacak biçimde istif edilmiş sülüs levha yazı. 'nı fatları cellât * Ölüm cezası çarptılanları na rı öldürmekle görevli olan kimse. * Açı aş k. * Avcı çantası . katı ması yürekli. celeplik celî * Koyun. kı zmak. celâlli * Sert ve öfkeli (kimse). celâllice celbe celep * Koyun. keçi. celâllenmek * Öfkelenmek. iri sı celil * Çok büyük.celâdet celâl * Yiğ kahramanlı itlik. ğ ı n * Topkapı . Galata. ululuk. zalim. n * Katı yüreklilik. celâlliye benzer. cilâlı . ması cellâtlı k * Cellâdıgörevi. * Acı z.

çevresindekilerin düş üncesi ne olursa olsun kendi istediğ yapmaya çalır. rı ı dı rı celpname * Celp kâğ . cemaatsiz * Cemaati olmayan. cemaat * Bir imama uyup namaz kı kiş lan iler. cemaatleş me * Cemaatleş işveya durumu. ı dı rı celse * Oturum. * Mahkeme tarafı dava edene. z klar. ndan klara rı * Askerlik ödevini yapmaya çağ ı rma. cemaat ne kadar çok olsa (veya cami ne kadar büyük olsa) imam gene bildiğ okur ini * bir yetkili kimse. cemaatle namaz kı lmak * imama uyarak namaz kı lmak. celpname. . ini ş ı cemaate uymak * içinde bulunulan bir topluluğ uyarak davranmak. çağ belgesi. celp kâğ ı dı * Çağ kâğ . kendi üzerine çekme. çağ belgesi. * İ kalabalı. * getirmek. a cemaatimüslimin * Müslüman halk. edilene veya tanı gönderilen çağ belgesi. celseyi açmak * oturumu açmak. cemaatsizlik * Cemaatsiz olma durumu. cemaatli * Cemaati olan.* Getirtme. celp etmek * kendine çekmek. mek i cemaatleş mek * Cemaat hâline gelmek. cem'an * Cansı cansıvarlı zlar. celseyi tatil etmek * oturuma ara vermek. cemadat cemal * Yüz güzelliğ i. nsan ğ ı * Bir dinden veya bir soydan olanlarıtopluluğ n u.

* Düğ ün. hepsi. cemetmek * Toplamak. küçük tövbe ayı . cemaziyülevvel * Ay takviminin beş ayı inci . teki cembiye * Bir çeş eğ kama. cemilenmek * Çoğ ullanmak. it ri cembiyeli * Cembiyesi olan. veya iyi yla . * Toplama.* Toplayarak. cemilenme * Çoğ ullanma iş i. hepsinin tamamı . 'nı fatları * (kadıiçin) Güzel. cembiyesiz * Cembiyesi olmayan. ul. çokluk hâline getirmek. hep. cemiyet * Dernek. hançer. * Çoğ çokluk. * Bir olayı kiş kutlama amacı bir araya gelen topluluk. cemil cemile cemilendirme * Çoğ ullandı iş rma i. bir araya getirmek. geçmiş kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek. cemi * Bütün. * Tanrı n sı ndan biri. (bir ş eyin) hepsi. cemaziyülevvelini bilmek * bir kimsenin herkesçe bilinmeyen. cemaziyülâhı r * Ay takviminin altı ayı ncı . cemetme * Cemetmek iş i. * Toplama. toplam olarak. toplum. n * Gönül alı davranı cı ş . cemilendirmek * Çoğ ullandı rmak. * Birbirine uygun veya zı t anlamlı kelimeleri tenasüp veya tezat sanatları yoluyla bir araya getirme. büyük tövbe ayı . cem'an yekûn * Toplam olarak. (bir ş eyin) tümü. * (erkek için) Güzel. * Topluluk.

cenap cenaze cendereleş me . gömmek. sonra suda ve en sonra toprakta oluş u sanı sı k tuğ lan caklı cemre düş mek * sı k yükselişo hafta içindeki günde baş caklı i lamak. cenaze levazı matı * Ölünün kefenlenmesi sı nda gerekli olan malzemeler. ndan lan cenazeyi kaldı rmak * ölüyü gömmek üzere götürmek. rlanmıinsan ölüsü.cemiyetli cemre yükseliş i. * Pis. rası cenaze merasimi * Cenaze töreni. derli toplu. ezmek gibi iş kullanı mekanizma. taraf. cenabet * Cünüp. ndan * Saygı . ş * Cenaze töreni. * Savaş düzenindeki ordunun iki yanı her biri. pres. lerde lan * Manevî baskı . cenah * Kuş kanadı . kötü. * Kol. Cenabı hak * Allah. cenaze alayı * Ölüyü kaldı töreni veya bu törende yer alan veya cenazeyi izleyen topluluk. onur ve büyüklük anlamı kullanı yla lı r. * Cemiyet içinde geçen. rma cenaze duası * Cenaze defnedilirken okunan dua. cendere * Bir ş sı eyi kmak. ı nı * Ş ayı birer hafta aralı ubat nda klarla önce havada. cenaze namazı * Cenaze gömülmeden önce musalla taş n üstüne konan tabutun önünde kı namaz. ı nı lı nan cenaze töreni * Cenaze namazı mezara kadar yapı dinî tören. * Kefenlenip tabuta konmuşgömülmeye hazı . pazı . Tanrı . hoş lmayan kimse veya ş lanı ey. * Yan. dağ k olmayan. cenaze gibi * benzi sararmı ş . cenbiye * Ağ eğ bir tür Arap bı ı zı ri çağ .

* Büyük çaba. uğ . mavi yeşzemin üzerine bakı ğ ı il r rengi çizgili tropikal balı(Macropodus k viridiauratus). dövüş çı k. iyilik yapanları günahsı n. cennet balı ğ ı * Cennet balıgillerden. na * Ana rahminde doğ zamanı tamamlayamamıveya vaktinden önce düş çocuk. a cennet * Dinî inanı göre. altı Cenevizli * Ceneviz (bugünkü Cenova ş Cumhuriyeti halkı olan kimse. çü. cengâverce * Cengâvere yakır biçimde. uçmak (II). cenkleş me * Cenkleş iş mek i. kavga. cendereleş mek * Manevî baskı nda mücadele etmek. çekiş raş me. ehri) ndan cengâver * Savaş. * Çok güzel. cenk * Savaşkavga. cennet balıgiller ğ ı * Kemikli balı r takı nı kefallar alt takı na giren bir familya. ma nı ş müş ceninisakı t * Düş ük. huzur veren yer.* Cendereleş iş mek i. * Atı ş mak. çı * İ dövüş dövüş savaş vuruş yi en. altı cendereye sokmak * manevî baskı na almak. kanlı çülük. kavgacı çı . çekiş münakaş etmek. * Cenkçi olma durumu. cenk etmek * savaş mücadele etmek. kla mın mı . kan. ş ı cengâverlik * Savaşlı savaş k. zları a acakları yer. kan. cenkleş mek * Savaş mak. mek. mak. cengel cenin * Otlarla ve sıağ k açlarla örtülü geniş Hindistan ormanları verilen ad. öldükten sonra sonsuz bir mutluluğ kavuş ş lara n. cenkçi cenkçilik * Savaş. .

centilmenlik antlaş ması * Hukukî ve resmî olmayan. * Güzel. ı na lan * (ölmüş kimse için) Yeri cennet olan. tüyleri güzel renkli bir kuş (Paradisea apoda). cennetmekân * Cennetlik. yi lı lı . i cennet taamı * Tadı güzel olan yemek veya yiyecek. cenubî cenup cenuplu * Güneyle ilgili. centilmen * İ arkadaşk eden. ancak taraflarıkarş klı n ı güvenlerine dayanan sözlü antlaş lı ma. saygı görgülü. * Cennetin güzellikleriyle donanmak. cennetlik * Öldükten sonra yerinin cennet olacağ inanı (kimse). ş ı centilmenlik * Centilmen olma durumu. * Güneyli.cennet biberi * Zencefilgillerden karabiber tadı bir bitki. çok cennete çevirmek * temiz. cennet kuş ugiller * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfın bir familyası lar nını . güzel bir yer durumuna getirmek. anı r. cennetmekân. alı kadı mlı n. * Centilmene yakır davranı ş ı ş . güney. rahat yaş lıbakı bir yer durumuna gelmek. mlı cennete dönmek * güzel. mek cennetleş mek * Cennet durumuna girmek. * Güney. bakı (yer). . nda cennet gibi * güzel. kibar (erkek). centilmence * Centilmene yakır (bir biçimde). * Henüz pek küçükken ölen bebek. mlı cennetleş me * Cennetleş durumu. mlı cennet kuş u * Cennet kuş ugillerden. bakı . cennet öküzü * Yüreğtemiz ama budala denecek kadar saf kimse. güneye özgü olan.

için cep harçlını karmak ğ çı ı * günlük masrafı karş nı ı layacak kadar kazanç sahibi olmak. * Belli bir düş ünce. ş an ı nan cep harçlı ğ ı * Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamaları ı karş laması verilen para. istek çevresinde sağ lanan beraberlik. cepçilik cephane * Yankesicilik. cephanelik * Cephanenin saklanması yarar kapalı korunmuş na ve yer. .cep * Genellikle bir ş koymaya yarar. i tı rı nda lan ı t ma * Kablosuz telefon. * Belirtisiz isim tamlaması sı tamlayan görevinde "cebe sı yapında. yön. cep kitabı * Cepte taş ı nacak. cepçi * Yankesici. alanın manı kan * Trafiğkolaylaşrmak için yaya kaldımları veya yollarda yapı cep biçimindeki taş yanaş yeri. cephe açmak * savaş olmayan bir bölgede. kablosuz telefon. alnaç. cep feneri * Pille çalı ve cepte taş küçük fener. * Üzerinde savaş sürdüğ bölge. * Ateş silâhlarla atı için hazı li lmak rlanan her türlü patlayı madde. savaşhazı a rlanmak ve baş lamak. cebe girecek biçimde küçük kitap. ı n ü * Yan. çökertme. giysinin belli bir yeri açı içine yerleş ey larak tirilen astardan yapı ş lmıtorba veya giysinin üzerine konulan parça ile yapı ş lmıyer. taraf. ğ abilecek boyda" anlamı verir. cep televizyonu * Çok küçük boyutları veya cebe sı olan ğ abilecek küçüklükteki televizyon. cep defteri * Cebe sı ğ abilecek büyüklükteki defter. cep takvimi * Cepte taş ı nabilecek küçük boy takvim. cephe * (yapı larda) Yüz. cep telefonu * Cebe sı ğ abilecek küçüklükte olan. cı cephaneci * Kara. taş ı nabilir. cep saati * Cepte taş saat. deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse. ı nan cep sözlüğ ü * Cepte taş ı nabilecek ve günlük ihtiyaca hemen cevap verebilecek küçük sözlük. nı * Savaş nıbir yerinde düş n geriletilmesiyle ortaya çı taktik durum.

cepheleş mek * Bir düş ünce. rin ş . ı cephe gerisi * Savaş nıgerisinde kalan bölge. bir sa. cepheli cepken cepleme * Yönlü. cepten vermek * kendi kesesinden. * Yara. ceplemek * Kazanmak. * Kolları rtmaçlı uzun. doğ ı k rudan doğ konuyu ele alarak birine karşçı ruya ı kmak veya mücadeleyi açı ktan açı yapmak. z * Ceplemek iş i. lmak cepheden hücuma geçmek * dolaş yollara sapmadan. taraflı . direnmek. . kendi malı ödemek. ğ a cephelenme * Cephelenmek iş i. sürükleyerek götürme. rin cerahatli * İ toplamı irinli.cephe almak * hası durumu takı m nmak. ndan cer * Çekme. değik cephelerde savaş iş mak. bir düş ünceye karşolmak. cebine indirmek. cepten aramak * bir kimseyi cep telefonundan aramak. cepheleş me * Cepheleş iş mek i. cer hocası * Taş imamlıyaparak para ve erzak toplayan genç medrese öğ rada k rencisi. bir istek çevresinde birlik oluş turmak. cerahatlenme * Cerahatlenmek iş i. alanın cepheden cepheye koş mak * durmadan. cerahat *İ rin. cephelenmek * Cephe oluş turmak. yı bilmemek. harçla iş yı ve lenmiş tür kı yakasıüst giysisi. cerahatlenmek * (yara) İ toplamak.

* Girgin. inanç. * çürütmek. dilli. yapı lmak. karş klı k pencere veya kapı nda meydana gelen hava akı sı kalı üş bir ı açı lı arası ntında p ütmek. cerbezeli cereme ceremesini çekmek * baş nıyol açtı zararı kasın ğ ı ödemek. * Tutanak. k. mı cereyan etmek * geçmek. akı akı . rin ş . ceride * Gazete. * Kurnazlı hilekârlı k. cereyana kapı lmak * elektrik akı yla çarpı mı lmak. aynı eğ görüş paylaş kimselerin oluş ü an turduğ hareket. girginlik. ru ş ntı . kayı t defteri. kolaylı ve inandıcı söyleyen. ş ı p * bir eğ bir görüş ilim. * suyun akı içinde kalısürüklenmek. * Akı m. cereyanlı * Akı lı ntı . cerbeze * Güzel konuş ma. hareketi içinde yer almak. u cereyan çarpmak * elektrik akı na tutulup etkisinde kalmak. kla rı söz * Baş tarafı yapı veya kaza sonucu ortaya çı zararı kası ndan lan kan ödeme. cerh etmek * yaralamak. * Akı . * Süvari kolu. ceren cereyan * Ceylan. eyin me. * Bir yöne doğ akma. * Cereme. * Bir ş geliş olma durumu. olmak.cerahatsiz * İ toplamamı irinsiz. * Aynı ilimde olan. ceriha cerime . cereyanda kalmak * kapalı yerde. * (bir düş ünce. * Yara. * Beceriklilik. veya iddia için) Çürütme. mlı cerh * Yaralama.

cesaret almak (veya bulmak) * herhangi bir durumdan. cesaret pekliğ i.Ö. * Güç veya tehlikeli bir işgiriş e irken kiş kendinde bulduğ güven. Bohemya ve Polonya'nıbatı n bölümünü kapsayan Cermanya'da M. iyileş * Cerrahlı ilgili. la Cermen dilleri * Kuzey Avrupa'da konuş ve Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan diller. yiğ yürek ve göz inin u itlik. * Çekinmezlik. Cermence * Cermen dili. ş tan cesaret etmek * korkulması gereken bir işkorkmadan giriş göze almak. 3. yüreklilik. davranı güç almak. * Savaş araçları donatı ş yla lmıkalabalıordu. k * Dilenci. e mek. irilik. * Zorla para alan (kimse). sactan kı larak sı vrı yapı ş lmımenteş e. lganlı * Büyüklük. cerrar * Çekici. cerrahî cerrahî müdahale * Ameliyat. ulan cermen menteş e * Bina kapı ile pencerelere takı ve yaprakları ları lan menteş uzunluğ e unun yarı kadar olan. ldan yüzyı kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse. cerre çı kmak * (medreselerde okuyan softalar) para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağ p imamlıveya ı lı k müezzinlik yapmak. . cesaret gelmek * yı nlı gitmek. lgı ğ ı cesaret göstermek * yürekli davranmak. yüzyı 9. kla * Hekimliğ ameliyatla tedavi yapan dalı in. cerrah * Operatör. yüreklenmek. * Önemsiz yaraları tiren kimse. atı k. . iri.Cermen * Bugünkü Almanya'yı . sürükleyici. cerrahlı k * Cerrah olma durumu veya cerrahımesleğ n i. cesamet cesametli * Kocaman.

cesurca * Yürekli. cesaretlendirme * Cesaretlendirmek işyüreklendirme. yiğ itçesine. . yiğ i. lgı ğ ı cesaretini kı rmak * yürekliliğ gidermek. i. ı cesarete gelmek * yı nlı gitmek. cesaretlendirilmek * Yüreklendirilmek. yürekliliğ ve atı ğ bir araya getirmek. ini cesaretini toplamak * kendine güven duygusunu. yüreklilik. yüreklenmek. cesaretsiz * Yüreksiz. korkutmak. cesaretlenmek * Yı nlı gitmek.cesaret vermek * birinin yı nlını lgı ğ gidermek. yüreksizlik. cesaretli. yiğ i. cesaret vermek. itlenme. yiğ lgı ğ ı itlenmek. birini yüreklendirmek. cesaretlilik * Cesaretli olma durumu. ceset cesim * Büyük. iri. * Çekingen. yürekli. ini lganlını ı cesaretlendirilme * Cesaretlendirilmek iş yüreklendirilme. cesaretli * Hiçbir ş eyden korkusu olmayan. ceste * "Azar azar". "kım kım" anlamı sı sı ndaki ceste ceste ikilemesinde geçer. yiğ itlendirmek. * Ölü vücut. cesur cesurane * Cesaretle. yiğ it. itlendirme. cesaretlenme * Cesaretlenmek iş yüreklenme. cesaretsizlik * Cesaretsiz olma durumu. yüreklice. naaş . ceste ceste * Azar azar. kocaman. yüreklenmek. cesaretlendirmek * Yüreklendirmek.

ya ı lı tlamak. . çizelge. karşk olarak. cevap vermek * karşk olarak bildirmek veya söylemek. * Atı k. cevap hakkı * Bir kimsenin ş yla ilgili bası yayıorganları çı haberlere karş k olarak ya düzeltme ya da cevap ahsı n n nda kan ı lı verme hakkı . yanı e. ı lı * ihtiyacı ı karş lamak. soyca. cevap anahtarı * Sı navlarda sorulan soruları çözülmüş n biçimi. p * Bir soruya. cevaben * Cevap olarak. yapı rmak) ş tı * kesin. ı sı i ı lı cevabî cevahir * Cevap niteliğ olan. cesur gibi. ş an cesurluk * Yüreklilik. * Doğ çizgileri çizmeye yarayan. bir isteğ bir söz veya yazı verilen karşk. su kanalı . tahtadan. cetbecet cetvel çizgilik. büyük baba. yanı e. inde * Elmas. erli lar. bir isteğ bir söz veya yazı karş k vermek. ata. * Atalardan beri. cevaplamak * Bir soruya. plâstikten veya madenden yapı ş ru lmıaraç.* Cesura yakı biçimde. mücevherci. lganlı cet * Dede. yakut gibi değ taş mücevher. * iyi sonuç vermek. * Liste. cevaplandılma rı * Cevaplandılmak işyanı rı rı i. cevaplama * Cevaplamak iş i. * Ark. cevap kâğ ı dı * Sı navlarda sorulan soruları cevapların bulunduğ kâğ n nı u ı t. cevahirci cevap * Mücevher alısatan kimse. iyi sonuç alı nmak. ya ı lı t. gözü pek olma durumu. dereceli veya derecesiz. cevahir yumurtlamak * cevher yumurtlamak. tlandılma. ı lı cevabı dikmek (veya dayamak. ters ve karş ndakinin beklemediğbir karş k vermek.

* Bu ağ n yağ. u rı ktan * Cevheri olan. erli ı . hata yapmak. üzgü. tlı cevaplı telgraf * Cevabın ücreti bir ş sorup cevap almak için telgraf gönderen kimse tarafı önceden ödenmiş nı ey ndan olan telgraf türü. erli. uzun ömürlü. yi * Töz. cevaplandı rma * Cevaplandı rmak iş yanı rma. eyin * Değ süs taş mücevher. ceviz kı rmak * yanlıtutum veya davranı bulunmak. yanı. cevapsı z * Cevabı verilmemişkarşksı yanı z. bir tepki göstermemek.cevaplandılmak rı * Bir ş cevabı ı ı eyin . gevher. ş ş ta . erli ini cevherli cevhersiz cevir ceviz * Cevizgillerin örnek bitkisi olan. * Eziyet. ıı lında cevaz * İ müsaade. uygun bulmak. cefa. cevaz vermek * hoş görmek. * Cevheri olmayan. gezinti. cevher yumurtlamak * değ sözler söylediğ sanarak saçmalayanlar için alay yollu söylenir. en aç (Juglans regia). maya. niş acı lı astalı yemişkoz. ma. * Ceviz ağ nıkerestesinden yapı ş acın lmı . karş ğ vermek. zin. karşğverilmek. i. * İ yetenek. cevelân cevher * Dolaş dolanma. ı z. yanı rı lı tlandılmak. gövdesi kalı kerestesi değ yurdumuzda çok yetiş ağ n. tlandı cevaplandı rmak * Bir ş cevabı. * Bir ş özü. eyin nı ı ı lını tlandı cevaplı *İ çinde cevap bulunan. ceviz içi * Cevizin kabuğ kıldı sonra kalan iç. yanı rmak. . i. gezinme. lı tsı cevapsıbı z rakmak * karşğ herhangi bir cevap vermemek.

hentbol vb. ceza atı ş ı * Ceza vuruş u. na. ceza alanı * (futbol. çöllerde yaş ayan. boynuzlugiller familyası ndan. i tanı ince bacaklı nan. acı * Suç iş leyen bir kimsenin yaş sı özgürlüğ malları onuruna karşdevletin koyduğ sırlama. taçsıiki çeneklilerden bir bitki familyası i z . cevizî cevizli * Cevizi olan.cevizgiller * Örneğceviz olan. sı ceylânca ceza * Ceylân gibi. ı u nı * Atmosfer ile ilgili. üne. antına. acın u * Cevretmek iş i. ceylân bakı ş lı * Süzgün ve tatlı ş. de) Bir oyuncunun bilerek yaptı kural dı davranın penaltı cezalandıldı veya ğ ı ş ı ş ı ile rı ğ ı kalecinin topu elle tutması izin verilen alan. cevretmek * Eziyet etmek. na ceza almak * öğ renci cezalandılmak. bakı lı ceylân gibi * yapıince ve uyumlu. memeli hayvan. *İ kizler burcu. cevvî Cevza ceylân * Çift parmaklı lardan. zarif. rı * (görevli. ceviz katı ş lmı . sıntı veren uygulama. çok hı koş gözlerinin güzelliğile zlı an. ı ı rlını kı ve . * manevî bakı mdan iş lenen suçun ağ ğ çekip sıntı üzüntü içinde kalmak. atmosferik. ş ları cevvaliyet * Çabukluk. cevval * Davranı çabuk ve kesin olan. . suçluya) para cezası verdirmek. cevizlik cevretme * Ceviz ağ nıçok olduğ yer. ş ları kı . * Uygun görülmeyen tepki ve davranı önlemek için üzüntü. gazal (Gazella dorcas). ceza çekmek * hapiste yatmak. * Cevizden yapı ş lmıveya cevizi andı ran. hareketlilik. ceylâna uygun biçimde.

ceza verilmek. ceza vuruş u * Özellikle futbolda. . ceza reisi * Ağ ceza mahkemesi baş . tecziye edilmek. cezalanmak * Cezaya çarpı lmak. ceza yemek * cezalandı rı lmak. ceza vermek * cezalandı rmak. rı ş cezası bulmak nı * hak ettiğkötü sona uğ i ramak. cezaya iliş cezaya dayanan. ceza kesmek. ceza alanı . rı cezalandı rma * Cezalandı iş rmak i. cezası çekmek nı * yaptı bir kusur veya tedbirsizliğ zararı uğ ğ ı in na ramak. cezalandılma rı * Cezalandılmak iş rı i. cezaî * Ceza ile ilgili. cezalandılmak rı * Cezaya çarptılmak. * hükmedilen cezayı bitirmek. mahpushane. cezalandılmak. * para cezası ödemek. kin. ceza kesmek * (görevli) para cezası yazmak.ceza evi * Hükümlülerin içinde tutuldukları . ı r kanı ceza sahası * Bkz. yapı ceza görmek * kendisine ceza verilmek. karştarafı ı n yapmaya hak kazandı serbest vuruş ğ ı . cezalandı rmak * Bir kimseye veya varlı ceza vermek. ğ a cezalanma * Cezalanmak iş i. cezalı * Cezalandılmı(kimse). bir oyuncunun oyun alanı yanlıdavranını nda ş ş cezalandı ı rmak için. ceza yazmak * Bkz. rı ceza hukuku * Suç kapsamı içine giren eylemler ile bunlara uygulanacak cezaları inceleyen hukuk dalı . hapishane.

* Cezbesi olan. cezbelenmek * Cezbeye tutulmak. ş ı ı rı up cezbelenme * Cezbelenmek durumu. cezbetme * Cezbetmek durumu. cezbeye tutulmak (veya kapı lmak) * bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçmek. * Alçalma. cezir * Kök. eklenerek yapı bir tatlı ndı eker lan türü. rı ş . * (denizde) Ada. Cezayir menekş esi * Zakkumgillerden. * Etkileyerek kendine bağ lama. cezbetmek * Kendine çekmek. kendini kaybetmek. olan Cezayirli cezbe * Bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçme durumu. açımor renkli çiçekleri ve k ortası çukur taç yaprakları bir bitki (Vinca). cezbeli cezbesiz * Cezbesi olmayan. kökten.cezası z * Cezaya çarptılmamı cezalandılmamı rı ş . * Kahve piş irmeye yarayan. * Kendine çekme. kendine özgü mavi. bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen. kendinden geçmek. * Köklü. e ru Cf . bağ lamak. ş ı ı rı up cezerye * Ezilmiş havuç içine fı k. * Cezayir halkı olan (kimse). radikal. ş vb. temelden. saplı . cezaya çarptı rmak * cezalandı rmak. ndan cezire cezp cezrî cezve cezve sürmek * kahveyi piş irmek için cezveyi ateşdoğ itmek. silindire benzer küçük kap.

cıl bı * Çı plak. sigara. saniye kelimelerinin kı lması oluş uluslar arası birimleri sistemi. * Önüne bir ünlü getirilerek sı ve zarf türetir: az-ık. ca-cı k -cı -cil l/ cı lı z *İ simden "seven" anlamı sı türetir: adam-cıinsan-cıbalı l. -cı -ci. -cuk / -cük k *İ simden küçültme ve okş isimleri türeten ek: baba-cı anne-cik. * Süs. türkü-cü. * Yoksul. cı da cı ı dağ -cı/ -cik. * -ca ekli zarflardan pekiş tirme zarfları türetir: Yavaş k. * Derin. eneze. * İ organlar. balı . iş leyen yara. * Derisi soyulmuş et. büyük çı ban. saltı ndan an fizik charter check up * Bkz. fat cı k. na fat l. CGS * Santim. l. cı mak lı zlaş * Zayı güçsüz düş f ve mek. cık cı * Güzel. ç * Mı zrak. -cu / -cü / *İ simden isim ve sı türeten ek: kapı . * Bkz. f ve * (ık için) Güçsüz. k-çı * Çok zayı güçsüz.* Kaliforniyum'un kı saltması . * Atıiki omzunun arası n .usulca-cıvb. zayı flamak. cı dak * Mı zrak. çartı r. su-cu. çekap. nahif. öpü-cük vb. yavru-cuk. kürk-çü vb. ğ ı cığçı cı kmak (veya cığ çı ı cını kartmak) ı * çok yorulmak. * Gücünü. dara-cı bir-i-cik vb. z. yoğ fat -cı k-çı urt-çu. simit-çi. * "Yok olmaz" anlamı kullanı nda lı r. sönük. ama k. hı rpalanmak. değ yitirmek. köfte-ci. cı gara cı k * Bkz. gram. ev-cil vb. erini . ş ı cı ma lı zlaş * Cı mak iş lı zlaş i. parası geçim darlı çeken.

lan cı çı lkı kmak * bozulmak. cı lkava * Kurdun veya tilkinin ense postundan yapı kürk. * Cı olma durumu. tabak gibi sı rçadan veya porselenden yapı ş lan eyler. lı mbı kta ini cı zlama mbı * Cı zlamak iş mbı i. cı zlamak mbı * Cı zla yolmak. lk cı zcı mbı * Dokumacı cı zlamak iş yapan (kimse). lı z * Bozularak kokmuş . boş veya bozuk çı kmak. mı . züccaciye. * Sözünün eri olmayan. cı mbarlamak * Dokunmakta olan halın veya bezin kenarı cı nı nı mbarla geriye almak. mbı * Dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri cı zla temizlemek.cı k lı zlı cı lk * Cı olma durumu. kolye gibi ş eyler. üm. çürütmek. vı *İ rinlenmiş . cı z mbı * Kı ince ş l gibi eyleri tutmak veya çekmek için kullanı küçük maş lan a. lk cı k lklı cı mbar * Çı mbar. * Cık. * Filiz. doğ ve uygun yolundan ayrı ru lmak. cı etmek lk * bozmak. cı mbarlama * Cı mbarlamak iş i. cı ma lklaş * Cı mak iş lklaş i. mbı cı k ncı * Bardak. cı k boncuk ncı * Yalancı lardan yapı ş taş lmıküpe. cı mak lklaş * Cı duruma