Büyük Türkçe Sözlük

Sürüm No: 1.0 Açı klama Farabi

(veya ağ nıiçine) bakmak zın * ne söyleyeceğ beklemek. ini * onun sözüne göre davranmak. ... (bir) hâl almak * bir duruma gelmek. ... canlı sı * düş künü. ... damgası vurmak nı * (biri için) kötü bir yargı varmak. ya ... -e kuvvet * herhangi bir ş ağ k verildiğ kullanı eye ı rlı inde lı r. ... fı ekmek yemesi lâzı rı n m * bir duruma eriş için pek çok emek vermesi, çalı mek ş gerekir. ması ... gözüyle bakmak * yerine koymak. ... ile beraber * ile birlikte. ... kim ... kim * yakı rı ş uygunsuzluğ belirtmeye yarar. ş lan eyin tı unu ... olsun, ... olsun, * sözü geçen her ş ey. ... süsü vermek * gerçeğ aykıolarak, kendisinde veya herhangi bir ş üstün bir nitelik veya değ varmıgibi e rı eyde er ş göstermek. ... ziyafeti çekmek * herhangi bir ş en iyi biçimde baş eyi armak, herhangi bir yönüyle doyurmak. ...-a veya ...-e gelince * sı gelince anlamı gelerek bir konu bittikten sonra sözü baş bir konuya geçirmeye yarar. ra na ka * ayrı k gösteren bir düş calı ünceye geçildiğ anlatı ini r. ...-a, ...-ya getirmek * birini bir duruma getirerek istediğgibi davranmak. i ...-den eylemek * yoksun bı rakmak. ...-ı / ...-inde değ nda il * bir ş söylenen niteliğ önem vermeyi anlatı eyin ine r. ...i tutmak * bir işyapacağve göreceğo zamana rastlamak. i ı i ...ikinci plâna düş mek * bir kimsenin veya topluluğ gözünde eski önemini, değ yitirmek. un erini

...ile beraber * -dı / -diğanda. ğ ı i * -dan / -den baş ka. * -dı / -diğhâlde. ğ ı i ...-ması ...-mesi bir olmak yla, * aynı anda, çabucacı birden. k, ...maya veya ...meye görsün (veya gör) * söz konusu fiilin doğ uracağsonuca kesinlik kazandı için kullanı ı rmak lı r. ...nıresmidir... n * bir durumun olacağkesin ve bellidir. ı 19 Mayı s 30 Ağ ustos * Zafer Bayramı . a a * (a:) Ş ma, hatı aş rlama, sevinme, acı üzülme, kı gibi duyguları ma, zma güçlendirir, cümlenin baş veya ı nda sonunda kullanı lı r. a/e * Çekimli fiilin sonuna gelerek anlamı pekiş tirir. -a- / -e-a / -e -a / -e *İ simden fiil türeten ek. * Yönelme durumu eki: dağ eve, yola, öne. Ünlü ile biten isimlerden sonra araya y sesi girer. a, * Seslenme bildirir.

* Fiilden zarf türeten ek: yaza yaza, gide gide, koşkoş düş kalka, güle oynaya. Ünlü ile biten fiillerden a a, e sonra araya y sesi girer: yaş yaş bekleye bekleye, okuya okuya, yürüye yürüye. Bu ek göre, kala, geçe, sapa aya aya, örneklerinde kalı mı r. plaş ş tı a, A

* Türk alfabesinin birinci harfi, ses bilimi bakı ndan kalıünlülerin düz ve geniş mı n olanı gösterir. nı * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde lâ sesini bildirir. * Su. * Yünden, dövülerek yapı kalı ve kaba kumaş lan n . * Bu kumaş yapı ş tan lmıyakasıve uzun üstlük. z * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Eskiden derviş giydiğabadan yapı ş lerin i lmı önü açıhı , k rka. * Abla. * Anne.

ab aba

aba altı değ (sopa) göstermek ndan nek * yumuş görünmekle birlikte yine de gözünü korkutmak. ak aba gibi * (kumaş için) kaba ve kalı n.

aba güreş i * Aba giyilerek ve bele kuş bağ ak lanarak yapı bir tür güreş lan . aba vakti yaba, yaba vakti aba * kiş ihtiyaçları vaktinden önce ve ucuz olduğ zaman karş i, nı u ı lamalır. dı abacı * Aba yapan veya satan kimse. * Abadan giyecek yapan veya satan kimse. * Bedavacı , asalak. abacı kebeci, ara yerde sen neci? * "anlamadın bu iş ne karıyorsun?" anlamı kullanı bir söz. ğ ı e ş ı nda lan abacı lı k * Aba yapma veya satma iş i. * Abadan giyecek yapma veya satma iş i. abadî * Kalı ve açısaman renginde, yarı bir yazı ıı nca k mat kâğ türü. d abajur * Işı yere toplamak, doğ ı bir ğ rudan doğ gözlere vurması önlemek için kullanı lâmba siperi. ruya nı lan * Genellikle üzeri siperli masa lâmbası ayaklı veya lâmba. * Abajur yapan veya satan kimse.

abajurcu

abajurculuk * Abajurcunun iş i veya mesleğ i. abajurlu abaküs * Sayı boncuğ çörkü. u, abalı * Abası olan, aba giymiş olan. * Abajuru olan.

abandı rma * Abandı rmak iş i. abandı rmak * Bir kimsenin bir yere abanması sağ nı lamak. * Bir hayvanı çöktürmek. yere abandone * Dövüş emeyecek duruma gelen (boksör). abandone etmek * dövüş emeyecek duruma getirmek. abandone olmak * dövüş emeyecek duruma gelmek. abanî * Sarı rak dallı ş iş mtı nakı larla lenmiş tür beyaz, ipek kumaş bir . * Bu kumaş yapı ş tan lmı . * Abanmak iş i.

abanma

abanmak

* Eğ ilerek bir ş bir kimsenin üzerine kapanmak. eyin, * Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. * Bir ş veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. eyin * Birine yük olarak onun sı ndan geçinmeye bakmak. rtı * Abanozgillerin ağ sert ve siyah renkli tahtası ı r, .

abanoz

abanoz gibi * çok sert. abanoz kesilmek * sertleş dayanı lı artmak. erek klı ı ğ * kirden matlaş rengini kaybetmek. mak, abanozgiller * İ çeneklilerden, sı ülkelerde yetiş ve kerestesine abanoz denilen bir bitki familyası ki cak en . abanozlaş ma * Abanozlaş durumu alma. mak abanozlaş mak * Ağ ve benzeri maddeler uzun süre suda kalarak kararmak. aç * (insan) uzun süre güneş kalarak kararmak, yanmak. te abartı abartı cı * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok gösterme huyunda olan (kimse), abartmacı , mübalâğ . acı abartılı cı k * Abartı olma durumu, abartmacı mübalâğ lı cı lı k, acı k. abartı lı * Olduğ undan fazla gösterilen, mübalâğ . alı * Abartma, mübalâğ a.

abartı lma * Abartı iş lmak i. abartı lmak * Abartmak iş konu olmak, mübalâğ edilmek. ine a abartız sı abartı ş abartma * Olduğ undan fazla gösterilmeyen, mübalâğ z. ası * Abartmak iş i veya biçimi. * Abartmak işmübalâğ i, a.

abartmacı * Abartı, mübalâğ . cı acı abartmacı lı k * Abartılı mübalâğ lı cı k, acı k. abartmak * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalâğ etmek. a

abartmalı * Abartı şmübalâğ . lmı , alı abartması z * Abartı lmamı abartmadan, mübalâğ z. ş , ası abası z abaş o * Alt, alttaki, aş ı ağ . * Gemiyi baş veya kı halatla karaya bağ tan çtan lama. abat * Bayı r, mamur. ndı * Ş rahat. en, abat etmek * mamur etmek, rahata kavuş turmak, zenginleş tirmek, gönendirmek. abat eylemek * abat etmek. abat olmak * mutlu olmak, rahata kavuş gönenmek. mak, abayı sermek * bir yere teklifsizce yerleş mek. abayı yakmak * gönül vermek, tutulmak, âş olmak. ı k Abaza Abazaca abazan * Kuzeybatı Kafkasya'da yaş bir halk ve bu halka mensup olan kimse. ayan * Abazalar tarafı kullanı dil. ndan lan * Karnı olan (kimse). aç * Uzun süre kadı z kalan (erkek). nsı * Abası olmayan, aba giymemiş olan.

abazan kalmak * uzun süre cinsel iliş bulunmamak, kadı z kalmak. kide nsı abazanlı k * Abazan olma durumu. Abbas yolcu * yola çı kacak kimse. Abbasî * Abbas bin Abdülmuttalib soyundan gelen, Bağ merkez olmak üzere Ön Asya ve Kuzey Afrika'da 750dat 1258 tarihleri arası hüküm süren sülâle. nda abd * Kul. * Köle. * Safevîler devrinde İ ran'da yaş Türk oymakları biri. ayan ndan

Abdal

* Anadolu'da yaş birtakı oymaklara verilen ad. ayan m abdal * Eskiden bazı gezgin derviş verilen ad. lere * Dilenci kı , üstü başperiş kimse. lı klı ı an * Bkz. aptal. abdala malûm olur * bir ş olacağ önceden sezen kimseler için ş yollu söylenir. eyin ı nı aka abdallı k * Abdal olma durumu. abdest * Müslümanları bazı n, ibadetleri yapabilmek için el, ağ burun, yüz, kol, ayak yı ı z, kama ve baş enseye ı el a, slak gezdirme, kulağtemizleme biçiminde yaptı arı ı kları nma. * İ yapma ve kalı bağ ı altma. drar n ı boş rsağ abdest almak * abdest yoluyla arı nmak. * namaz kı için gerekli yı lmak kama kuralları yerine getirmek. nı abdest bozmak * ayak yoluna gitmek. abdest bozulmak * yeniden abdest alma gereğortaya çı i kmak. abdest tazelemek * yeniden abdest almak. abdestbozan *Ş eritgillerden, vücudu yassı , birbirine kenetlenmiş umları boğ bulunan ve bazı metrelerce boyda olan bir sı bağ ı asalağ tenya, ş rsak ı , erit. abdestbozan otu * Gülgillerden, siyah ve yeşboya çı lan bir bitki (Poterium spinosum). il karı abdesthane * Abdest bozacak yer, ayak yolu, tuvalet. abdesti gelmek (veya olmak) * abdest bozmaya ihtiyaç duymak. abdesti kaçmak * abdest bozma ihtiyacı varken yok olmak. abdestinde namazı nda * dindar. abdestinden ş üphesi olmamak * yaptı iş kusuru olmadını ğ te ı ğ kesin olarak bilmek. ı abdestini vermek * azarlamak. abdestli abdestlik * Abdest almıbulunan veya abdesti bozulmamıolan. ş ş * Abdest alı nacak yer. * Abdest alırken giyilen ve kolsuz hı nı rkaya benzeyen bir tür giyecek.

* Abdest almaya yarayan. abdestsiz * Abdest almamıveya abdesti bozulmuş ş olan. abdestsiz yere basmamak * din buyrukları titizlikle uymak. na abdiâciz * Alçak gönüllülük bildirmek üzere "ben" yerine kullanı lı r.

abdülleziz * Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetiş çok yık ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). en llı * Bu bitkinin yemiş yenilen, tatlı yağ ürünü. gibi ve lı abece * Bkz. alfabe.

abece sı rası * Bkz. alfabe sı . rası abecesel * Bkz. alfabetik.

aberasyon * Sapı nç. abes * Akla ve gerçeğ aykı. e rı * Gereksiz, lüzumsuz, yersiz, boş .

abes bulmak * gereksiz, saçma saymak. abes kaçmak * uygunsuz düş mek. abesle uğ mak (veya abesle iş etmek) raş tigal * yersiz, yararsış z eylerle vakit öldürmek. abeslik abı hayat * Abes olma durumu. * Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağ layan bir su, bengi su.

abı hayat içmiş * yaşçok ilerlemiş ı olduğ hâlde genç görünen (kimse). u abı kevser * Cennette bulunduğ inanı Kevser ı ın adı una lan rmağ nı . abı ru * Yüz suyu. * Irz, namus, ş haysiyet. eref, * Anı t.

abide

abideleş me * Anı ma. tlaş

abideleş mek * Anı mak. tlaş abideleş tirme * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş tirmek * Anı tı tlaşrmak. abidemsi abidevî abis abiye * Bayanlarıözel gecelerde giydiğş giysi veya tuvalet. n i ı k abla * Bir kimsenin kendinden büyük olan kıkardeş z i. * Büyük kıkardeş saygı sevgi gösterilen kıveya kadı z gibi ve z n. * Genel ev veya randevu evi iş letmecisi kadı çaça, mama. n, * Yayvan ve dolgun yüz veya yüzü böyle olan (kimse). ablakça ablaklı k ablalı k * Ablak gibi, ablak tarzı nda. * Ablak olma durumu. * Abla olma durumu. * Anıbenzeri. t * Anı ilgili, anı anı benzer, anı tla tsal, ta t gibi. * Okyanusları çok derin yeri ve daha özel olarak, güneşş ın eriş n ığ ını emediğkesim. i

ablak

ablalıetmek k * abla gibi yakıve koruyucu davranı bulunmak. n ş ta ablâtif ablatya abli * Çı durumu. kma * Uzunluğ 150, geniş i 4-10 kulaç olan bir balıağ u liğ k ı . * Yarı serenleri sağ sola veya ortaya çevirmek için bunlarıucuna bağ bulunan donanı m a, n lı m.

abliyi kaçı rmak (veya bı rakmak) *şı aş rmak, soğ kanlı ı yitirmek, ipin ucunu kaçı uk lını ğ rmak. abluka * Bir ülkenin veya bir yerin dıdünya ile olan her türlü bağ sı kuvvet kullanarak kesme, kuş ş lantını atma, ihata.

abluka altı tutmak nda * ablukayı devam ettirmek. abluka etmek * genellikle denizden kuş atmak. * etrafı çevirmek, bulunduğ yerden ayı nı u rmak.

ablukaya almak * Bkz. abluka etmek. ablukayı rmak kaldı * abluka kararı ve uygulaması vazgeçmek. ndan ndan ablukayı yarmak * abluka bölgesini zor kullanarak yarıgeçmek. p abone * Önceden ödemede bulunarak süreli yayı alı olma iş nlara cı i. * Peş para ile bir ş belli bir süre için alı olan kimse. in eye cı * Bir yere gitmeyi alı k hâline getirmek. ş kanlı abone etmek * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı lamak. in eyi sağ abone olmak * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı in eyi önceden üstlenmek. abone yapmak * abone olmayı lamak.. sağ abonelik * Abone veya aboneler için kullanı labilecek kadar olan.

abonman * Bir satı veya kamu kuruluş ile alılar arası yapı anlaş cı u cı nda lan ma. aborda * Bir deniz teknesinin baş bir tekneye, bir iskeleye veya bir rı ma yanı vererek yanaş . ka htı nı ması aborda etmek * (gemi için) yanlaması yanaş na mak. abra * Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye konulan taş , demir, çivi gibi ağ k, dara. ı rlı * Bir değ tokuş üste verilen ş iş ta ey.

abrakadabra * Eski çağ larda bazı hastalı iyi geldiğ inanı büyülü söz. klara ine lan * Sihirbazları sı kullandı büyülü söz. n kça ğ ı abrama abramak abraş * Alaca benekli. * (bitki yaprakları Klorofil azlından dolayı k renkte lekeleri olan. nda) ğ ı açı * Çilli, çopur yüzlü, açırenk gözlü, çapar. k * Deseni ve atkı bozuk halı sı . * Çarpı eğ düzgün olmayan. k, ri, * Ters, kaba, görgüsüz. abril * Nisan, april. abstraksiyonizm * Abramak iş idare. i, * (deniz taş için) Yönetmek, idare etmek. ı tları

* Bkz. soyutçuluk. abstre * Soyut, somut karş , mücerret. ı tı abstre sayı * Bkz. soyut sayı . absürt * Saçma.

absürt tiyatro * Bkz. saçma tiyatro. abu * Ş ma ve korku bildirir. aş abuhava *İ klim.

abuk sabuk * Akla, mantı uymayan, düş ğ a ünmeden söylenen, saçma sapan (söz). abuk sabuk konuş mak * saçma sapan söz söylemek. abuk sabukluk * Ciddiyetsizlik, saçmalı k. abuli abullabut *İ stenç yitimi, irade kaybı . * Hantal, kaba ve anlayı z (kimse). ş sı * Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

abullabutluk * Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu. abur cubur * Sı , tadı rası , yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen ş eyler. * İe yaramayan, boş ş . abus * Asısuratlı k , somurtkan (kimse). * Somurtkan, çatı ası(yüz). k, k * Niteliğbilinmeyen, garip, acayip. i * Aktinyum'un kı saltması . * Merak, kararsı k veya kuş anlatı zlı ku r.

Ac acaba

-acak / -ecek * Fiil çekim eki (gelecek zaman eki). * Fiilden isim ve sı yapma eki. fat Acar * Güneybatı Kafkasya'nıTürkiye sırı yakıbölgesinde yaş bir halk. n nına n ayan acar

* Atı gözü pek, yiğ kabadayı lmaz, kabı sı lgan, it, , yı na ğ maz. * Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. * Yeni. Acara * Bkz. Acar.

acarlaş ma * Acarlaş iş mak i. acarlaş mak * Acar duruma gelmek. acarlı k * Acar olma durumu.

acayibine gitmek * yadı rgamak, tuhafı gitmek. na acayip * Sağ duyuya, göreneğ olağ aykı, ş ı e, ana rıaş lacak, ş maya değ garip, tuhaf, yadı aş er, rganan, yabansı . * Ş ma anlatı aş r.

acayip olmak * yadı rganacak bir duruma girmek. acayipleş me * Acayipleş durumu. mek acayipleş mek * Baş mak, yadı kalaş rganacak bir duruma girmek. acayipleş tirme * Acayipleş tirmek iş i. acayipleş tirmek * Acayip, yadı rganacak bir duruma getirmek. acayiplik * Acayip olma durumu, yabansı gariplik, tuhaflı lı k, k. accelerando * Parçanıçalırken gittikçe hı n nı zlanacağ anlatı ı nı r. acele * Çabuk davranma zorunluluğ ivedi, ivecenlik. u, * Vakit geçirmeden, tez olarak.

acele acele * Çabuk çabuk, hı olarak, büyük bir çabuklukla. zlı acele etmek * çabuk davranmak, ivmek. * telâş etmek, sabı zlanmak. rsı acele işş e eytan karır ş ı * düş ünüp taş ı nmadan, ivedi olarak yapı iş iyi sonuç beklenmemesi gerektiğ anlatı lan ten ini r. aceleci * Tez iş gören, çabuk davranan, telâş, ivecen. lı acelecilik

* Aceleci olma durumu, ivecenlik. aceleleş tirme * Aceleleş tirmek iş i. aceleleş tirmek * Çabuklaşrmak. tı aceleye gelmek * çabuk yapı ğiçin gereken özen gösterilmemiş ldı ı olmak. aceleye getirmek * zaman darlından yararlanarak birini aldatmak veya bir işüstünkörü yapmak. ğ ı i Acem *İ . ranlı * İ özgü. ran'a * İ ülkesi. ran acem * Türk müziğ mi notası yakıbir perde. inde na n

Acem halayı * Güney Anadolu yöresinde oynanan bir halk oyunu. Acem kı gibi lı cı * hem birinden yana, hem ona karşolabilen. ı Acem lâlesi * Taşrangillerden, turuncu ve sarı kı renkte çiçekli, yık ve çok yık türleri olan, tohumla saksı ve tarlada llı llı da üretilebilen bir süs bitkisi, güneş topu. Acem pilâvı * Safran ve zencefil ile yapı İ usulü bir pilâv çeş lan ran idi. acemaş iran * Klâsik Türk müziğ kullanı ş makamları biri. inde lan et ndan acemborusu * Canlı rmı çiçekler açan bir süs bitkisi (Bigonia radicams). kı zı acembuselik * Klâsik Türk müziğ kullanı birleş bir makam. inde lan ik Acemce acemi * Farsça. * Bir iş yabancı olan, eli işalı in sı e ş mamı bir işbeceremeyen. ş , i * İinde, mesleğ ilerlememiş ş inde . * Bir yerin, bir ş yabancı. eyin sı * Saraya yeni alı ş nmıcariyelere verilen ad.

acemi ağ ası * Hareme yeni alı cariyelerin ağ . nan ası acemi çaylak * Tecrübesiz, toy, beceriksiz. acemi er * Askere yeni alı ve eğ dönemini henüz tamamlamamıer. nan itim ş

acemi ocağ ı * Osmanlı ordusuna kapı eri yetiş kulu tirmek için kurulan okul. acemi oğ lanı * Yeniçeri ocağ yetiş ı nda tirilmek üzere tutsaklardan veya devş yoluyla Hristiyanlardan toplanan çocuk. irme acemice * Toyca, beceriksizce. acemileş me * Acemileş durumu. mek acemileş mek * Beceriksizlik göstermek, bocalamak. acemilik * Acemi olma durumu, aceminin çekingenliğve ürkekliğ acemice davranı toyluk. i i, ş ,

acemilik çekmek * henüz alı ş ğbir iş zorluk çekmek, bocalamak. madı ı te acemilik etmek * düş üncesizce hareket etmek, acemice davranmak. acemkürdi * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. inde ik acemleş me * Acemleş durumuna gelmek. mek acemleş mek * Kültür ve medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek almak. mı ran'ı ran nı * Kendini İ gibi hissetmek veya İ gibi davranmak. ranlı ranlı acemleş tirme * Acemleş tirmek iş i. acemleş tirmek * Kültür veya medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek aldı mı ran'ı ran nı rmak, Acem kültürünü yaygı tı nlaşrmak. acente * Bir kuruluş malî veya ticarî iş un lerini kazanç karşğ yürüten ticarethane. ıı lında * Vapur ortaklı veya banka ş ğ ı ubesi. * Bir kurumun veya ş ubelerinin baş bulunan kimse. ı nda * Bir kuruluşbağ olmaksın sözleş a lı zı meye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya iş letmeyi ilgilendiren iş aracı eden, bunları iş lerde lı k o letme adı yapan kimse. na acentelik * Acentenin yaptı iş ğ . ı * Acente kuruluş u. * Acaba. * Acizler, güçsüzler, eli ermezler, düş künler. * Tat alma organı bazı nda maddelerin bı ğyakı durum, tatlı ı raktı ı cı karş . tı * Tadı nitelikte olan. bu * Keskin, hoşgitmeyen, ş a iddetli.

acep aceze acı

* Renk için, koyu. * Ağ, sancı rı . * Dı dan gelen bir etki ile dıorganlarda birdenbire oluş ve o etkilerin kalkması duyulan rahatsı k, ş arı ş an ile zlı ı rap. stı * Kıcı rı, üzücü, incitici, dokunaklı , korkunç. * Ölüm, yangı deprem gibi olaylarıyarattı üzüntü, keder, elem. n, n ğ ı * Acı olarak, acı vererek, acı duyurarak, üzüntü içinde. * Dokunaklı rı, üzücü olarak, üzüntü içinde. , kıcı

acı acı

acı aç ağ

* Sedef otugillerden, sı ülkelerde yetiş kabuğ ve odunu hekimlikte kullanı küçük bir ağ kavasya cak en, u lan aç, (Quassia amara). acı badem * Gülgillerden bir meyve ağ (Amygdalus amara). acı * Bu ağ n acı rak, keskin kokulu meyvesi. acı mtı acı badem kurabiyesi * İ ve ş rmik ekerle yoğ rularak üzerine acı badem konduktan sonra fında piş rı irilen bir çeş kurabiye. it acı bakla * Baklagillerden, acı taneleri suda tatlı tılarak yenilen otsu bir bitki, Yahudi baklası olan laşrı (Lupinus termis). acı bal acı k balı amarus). acı ceviz * Deli bal. * Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaş ayan, 8-10 cm uzunluğ unda bir balı gördek (Rhodeus k,

* Genellikle Kuzey Amerika'da yetiş güzel görünüş bir ceviz türü. en, lü

acı çekmek (veya duymak) * ağ, sı duymak. rı zı * üzülmek, üzüntü içinde kalmak. acı dem çiğ * Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, ş yapraklı açırenk çiçekli, tohumları erit ve k romatizma tedavisinde kullanı zehirli bir çiğ türü, güz çiğ lan dem demi (Colchicum autumnale). acı elma * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı gelmek * dokunaklı rı, üzücü gelmek. , kıcı acı görmüş * kötü günler yaş ş amı . acı yar hı * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı karpuz * Bkz. ebucehil karpuzu. acı kavak * Dağ kavağveya titrek kavak (Populus tremula). ı acı kavun

* Bkz. eş hı . ek yarı acı kök * Loğ otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı toz. usa bir acı kuvvet * Sert, etkili, zorlu kuvvet. acı marul * Birleş ikgillerden, tadı , diş yapraklı acı li , sürgününden çı sütü uyuş kan turucu ve yatı rı olarak kullanı ş cı tı lan iki yık bir bitki (Lactuca virosa). llı acı meyan * Bkz. dikenli meyan. acı ot * Kuzey Anadolu dağ nıormanları yetiş toprak altı bilek kalı ğ kökü bulunan çok yık ların nda en, nda nlında ı llı ve otsu bir bitki (Tamus communis). acı canı rağçalmaz patlı kı ı * kötü durumda olan bir kimseyi yeni kötü durumlar etkilemez. acı z sakı * Çam sakı. zı acı söylemek * olumsuz bir davranı karşgerçeğolduğ gibi söylemek. ş a ı i u acı söz acı su acı tatlı * İ kötü. yi acı vermek * üzüntüye sebep olmak, incitmek. acı an yavş * Tüylü dalak otu. acı yitimi * Sinir bozukluğ çok ilâç alma, donma gibi sebeplerle acı u, duyumunun birazın veya tamamın yok nı nı olması , analjezi. acı yonca * Kıl kantarongillerden, bataklıyerlerde yetiş kötü kokulu ve çok acı yaprakları zı k en, olan hekimlikte kullanı bir bitki (Menyanthes trifoliata). lan acı ca acılma kı * Acılmak iş kı i veya durumu. acılmak kı * Acı kmak iş konu olmak. ine acı klı * Acı racak, acı ndı verecek nitelikte olan, dokunaklı , koygun. * Oldukça acı . * Kiş onuruna dokunan gönlünü inciten söz. inin *İ çindeki minerallerin etkisiyle tadı olan kuyu veya pı suyu. sert nar

* Acı görmüş , kederli. , yaslı acı komedi klı * Eğ lendirici olmayı amaçlamayan, dramatik yönü ağ basan, duygusal bir oyun türü, trajikomik. ı r acı kma acı kmak düş ünür. acı rma ktı * Acı rmak iş ktı i. acı rmak ktı * Açlıduyması sebep olmak. k na * Aç bı rakmak, yeterince doyurmamak. acı lanma * Acı lanmak iş i. * Acı kmak iş i. * Açlıduymak, yemek yeme ihtiyacı k duymak. * Uzun süre bir ş yokluğ çeken kimse, o ş eyin unu eyden ne kadar çok elde etse, yine kendisine yetmeyeceğ ini

acı lanmak * Tadı olmak, acı mak. acı laş * Acıdurumda olmak, üzüntüye kapı lı lmak, üzülmek. acı ma laş * Acı mak iş laş i.

acı mak laş * Tadı bozulmak, acı olmak. * Dokunaklı duruma gelmek. * (konuş Kıcı bir durum almak. ma) rı, sert * Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek. acı tı laşrma * Acı tı laşrmak iş i. acı tı laşrmak * Acı duruma getirmek. bir acı lı * Acı lmıolan. katı ş * Acı olan, kederli. sı * Acı olma durumu. * Dokunaklı kederlilik, yaslı lı k, lı k. * Acıolma durumu. lı * Acı iş mak i. * Baş bir kimsenin veya canlın mutsuzluğ karşduyulan üzüntü, merhamet. ka nı una ı acı mak * Tadı duruma gelmek, acı mak. acı laş * Acı ağlı lı rıolmak. , * Baş nıacına ortak olmak veya durumundan üzüntü duymak. kasın sı

acı lı k

acı k lı lı acı ma

* Baş nıuğ ğveya uğ kasın radı ı rayacağkötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. ı * Bir ş vermeye kı eyi yamamak veya verdiğ elden çı ğ üzülmek. ine, kardına ı acı z ması * Acı katı maz, yürekli, merhametsiz.

acı zca ması * Acı z olarak, acı z bir biçimde, zalimce, zalimane. ması ması acı zlı ması k * Acı olma durumu, merhametsizlik, zulüm. maz acı k mı acı msı * Buğ tarlaları yetiş tohumu zehirli, yabanî bir bitki, belemir. day nda en, * Acı yakı tadı ya n olan, tadı acı az olan, acı rak. mtı * Dokunaklı .

acı rak mtı * Acı . msı acı nacak * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek. acı ölmek ndan * açlı ölmek. ktan * çok acı kmak. acı rma ndı * Acı rmak iş ndı i. acı rmak ndı * Bir kimsenin acı na yol açmak, merhamete getirmek. ması acılacak nı * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek durumda bulunan. acılma nı * Acılmak iş nı i. acılmak nı * Acı nmak iş konu olmak. ine acı nma acı nmak * Acı nmak iş i. * Acı iş konu olmak. mak ine * Baş nıhesabı üzülmek, yazı kasın na klanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, teessüf etmek. * Az acı mtı , acı rak. * Yaban turpu. acıçı sı kmak * olumsuz, kötü sonucu ortaya çı kmak. acıiçine (veya yüreğ çökmek (veya iş sı ine) lemek) * bir ş acını çok duymak. eyin sı pek

acı rak acı rga

* olmadan olacağdüş ı ünerek çok üzülmek. acına dayanamamak sı * bir kimse bir yakınıölümünden büyük üzüntü duymak. nın acını sı almak * acı ı gidermek. lını ğ * sıyı zı dindirmek. * kederini azaltmak. acını rı basmak sı bağna *ş ikâyet etmeden üzüntüye katlanmak. acını sı çekmek * yapı yanlıbir iş kötü sonucunu görmek. lan ş in acını karmak sı çı * (tat için) acı ı yok etmek. lını ğ * uğ ğmaddî veya manevî zararı ı radı ı karş layacak bir iş yapmak. * öç almak, intikam almak. acını sı görmek * bir yakını ölümünü görmek. nın acız sı * Tadı olmayan. acı * Ağ, sı duyulmayan. rı zı * Üzüntü, sıntı kı olmayan, kedersiz. * Acı iş tmak i veya biçimi. * Acı iş tmak i. * Acı vermek. lı k * Ağ ve sı duyması sebep olmak. rı zı na * Acı duygusu olan (kimse). ma * Acı iş mak i veya biçimi. acibe acil * Hiç görülmemişalılmamış ı veya yadı , ş ı ş aş , lacak rganacak ş ey. * İ ivedili. vedi,

acı tı ş acı tma acı tmak

acıcı yı acış yı

acil servis * (hastanelerde) Vakit yitirilmeden bakı lması gereken hastalarıilk tedavilerinin yapı ğyer. n ldı ı acil ş dilemek ifalar * hastanı kı sürede iyileş dileğ bulunmak. n sa mesi inde acilen aciyo * Hemen, hiç zaman yitirmeden, tez elden, gecikmeden, ivedilikle. * Bkz. acyo.

aciz

* Gücü bir iş yetmez olanıdurumu, güçsüzlük. e n * Beceriksizlik. * Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu. * Gücü bir iş yetmez olan, güçsüz. e * Beceriksiz.

âciz

âciz kalmak * çok uğ maya rağ o işyapamamak. raş men i âcizane * Söz söyleyen kimsenin kendi yaptı nı kları abartmamak için kullandı "acizlere yakı biçimde" ğ ı ş acak anlamı bir nezaket sözü. nda âcizleri âcizlik acube acul * Tez canlı tez, ivecen. , içi * Hı , çabuk. zlı acun * Dünya. acur acur * Bkz. ajur. * Alçak gönüllülük göstermek için "ben" zamiri yerine kullanı bir söz. lan * Beceriksizlik, güçsüzlük. * Tuhaf kimse.

* Kabakgillerden, kabuğ çizgili ve tüylü, sarı rak, yeşveya sarı u mtı il , üzeri yeşlekeli, irice bir çeş hı il it yar (Cucumis flexuosus). acurlu acuze acyo * Herhangi bir paranıgerçek değ n eriyle sürüm değ arası veya bir ticaret senedinin üzerinde yazı eri nda lı miktar ile indirimden sonraki tutarı nda doğ fark. arası an * Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alı komisyon. nan * Senetli kredi iş lemlerinde bankaları yaptı tahsilât. n kları acyocu * Borsa veya piyasada tahvil için çeş hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse. itli * Bkz. ajurlu. * Huysuz, çirkin, yaş kadı cadı . lı n, karı

acz içinde olmak * gücü yetmemek, becerememek. acze düş mek * çaresiz kalmak, elinden birş gelmemek. ey aç

* Yemek yeme ihtiyacı veya yemesi gereken, tok karş . olan ı tı * Yiyecek bulamayan, yoksul kimse. * Gözü doymaz, haris. * Çok istekli, çok hevesli. * Karnı doymamıolarak. ş -aç / -eç *İ simden isim ve sı yapma eki: bakr-aç, top-aç, kı vb. fat r-aç * Fiilden sı yapma eki: gül-eç vb. fat * Fiilden isim yapma eki: tı say-aç, sür-eç vb. ka-ç, aç acı na * aç olarak, bir ş yemeden. ey

aç açıkalmak k * yoksulluk içinde, evsiz barksıkalmak. z aç ayı oynamaz * kendisinden iş beklenilen kimseden emeğ karş ğesirgenmemelidir. inin ıı lı aç bı rakmak * yiyecek vermemek veya karnı doyurması engel olmak. nı na aç bîilâç * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı

aç doymam, tok acı kmam sanı r * aç insan elde ettiğ inden çoğ ister, varlı insan ise var olanla yetinir gibi görünür. unu klı aç doyurmak * yoksulları beslemek. aç gezmektense tok ölmek yeğ dir * yoksulluk ölümden de beterdir. aç göz aç gözlü aç gözlü * karş . ı tı aç gözlülük * Aç gözlü olma durumu veya aç gözlüye yakı ş davranı doymazlı tamahkârlı tamah. acak ş , k, k, aç gözlülük * karş . ı tı aç gözlülük etmek * bir ş karşaş istek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlıetmek. eye ıı rı k aç gözünü, açarlar gözünü * "uğ ı uyanıbulunmak gerekir, yoksa umulmadıbir anda büyük zararlarla yüz yüze gelirsin" raş larda k k anlamı kullanı nda lı r. aç kalmak * karnı doyuramamak. nı * yoksulluğ düş a mek. * Gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris. * Mala veya yiyecek içecek ş eylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris, camgöz.

aç karnı na * mide boş henüz birş yiyip içmemiş ken ey ken. aç kurt gibi (yemek, üş mek veya saldı üş rmak) * büyük bir istekle. aç susuz kalmak * yoksulluktan yaş ayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma düş mek. aç tavuk kendini arpa ambarı sanı nda r * insanlar, yokluğ yoksulluğ çektikleri ş için olmayacak hayaller, düş kurar. unu, unu eyler ler açacak * Açmaya yarayan araç. * Anahtar. * Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki, açelya, azelya. * Açmak iş yapan. ini * Oynak kemiklerin arası ndaki açı geniş ları letmeye yarayan kasları genel adı n , büken karş . ı tı * Anahtar. * İtah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif. ş * Bkz. açalya. * Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğ runun oluş turduğ çıntı u kı . * Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çı iki yarı doğ kan m runun oluş turduğ geometrik biçim, u * Görüşbakı yön. , m,

açalya açan

açar

açelya açı zaviye.

açı ölçüm * Açı ölçmede söz konusu olan yöntem ve teknik. açı cı * Açmak iş yapan. ini

açı alı ğ nmak a * görevine son verilmek. açı alma ğ a * bir görevliyi geçici bir süre iş alma. ten açı almak ğ a * görevine son vermek. açı çı ğ karmak a * iş inden çı karmak. açı çı ğ kmak a * belli olmak, anlaş ı lmak. * iş inden çı lmak. karı açı vurmak ğ a * belli etmek, ortaya çı karmak. * gizli bir durumu ortaya çı karmak.

açı çı ğ kmak ı * saklamakla görevli bulunduğ paranıveya malıeksik olduğ anlaş u n n u ı lmak. açını ğ kapatmak ı * eksiğ tamamlamak. ini açı k * Açı şkapalı lmı , olmayan, kapalı ı. karş tı * Engelsiz. * Örtüsüz, çı plak. * Boş . * Görevlisi olmayan, boş , görev), münhal. (iş * Aralı çok. ğ ı * İler durumda olan. ş * Kolay anlaş r, vazı ı lı h. * Gizliliğolmayan, olduğ gibi görünen. i u * Her türlü düş ünceyi hoş görüyle karş ı layabilen, etkisinde kalabilen. * (renk için) Koyu olmayan. * (kitap, resim, film için) Seviş sahnelerini bütün çı ğ anlatan. me plaklıyla ı * Kapalı olmayan (hava, iş yeri). * Belli bir yerin biraz uzağ ı . * Denizin kıdan uzakça olan yeri. yı * Doğ olarak, açı ru kça. * Bir ihtiyacıkarş n ı lanamaması durumu. açıaçı k k * Saklamaksın, gizli yer bı zı rakmaksın, içtenlikle. zı

açıağ k ı l * Koyunlarıve keçilerin barı rı kları açı etrafı duvar veya ölü çitlerle çevrili basit barı n ndıldı üstü k, taş nak. açıağ k ı zlı * Aptal, sersem, ahmak. açıalı k nla * baş ve övünç ile. arı açıartı k rma * Bir malısatında alılar arası fiyat artı yarına dayanan satı n ş ı cı nda rma ş ı ş . açıbilet k * Yolculuklarda dönüş tarihi kararlaşrı tılmamı belirli bir dönem için geçerli, gidiş ş , dönüş bileti.

açıbono k * Para hanesi boş rakı imza edilen bono. bı larak açıbono vermek k * sırsıyetki tanı nı z mak. açıbölge k * Gümrük sırlamaların olmadı bölge, serbest bölge, serbest mı ka. nı nı ğ ı ntı açıcelse k * Açıduruş k ma. açıciro k açıçek k * Üzerine para miktarı lmamı çek. yazı ş , açıdeniz k * Senet veya çek arkası kime ödeneceğbelirtilmeden imzalanma yoluyla yapı ciro. na i lan

* Denizin, kara suların dında kalan bölümü. nı ş ı * Yakıkaralarla çevrili olmayan deniz, engin. n açıdevre k *İ çinden sürekli akı geçmeyecek bir yalı m tkanla kesilmiş elektrik devresi. açıdolaş sistemi k ı m * Genellikle bütün eklem bacaklı ve birçok yumuş larda akçada bulunan atardamar ve kan boş undan luğ oluş açıbir dolaş sistemi. muş k ı m açıduruş k ma * Mahkemede herkesin duruş dinleyebileceğoturum. mayı i açıdüş k me * Yağ güreş pehlivanıkıüstü düş yenilmiş lması lı te n ç erek sayı . açıeksiltme k * Yaptılacak bir iş veya satıalı rı in n nacak bir malıucuza sağ n lanması iş için i yapacak veya malı satacak kiş iler arası fiyat düş nda ürme yarına dayanan iş ş ı lem. açıelli k * Cömert.

açıellilik k * Cömertlik. açıfikirli k * Olayları özellikle yenilikleri iyi anlayı gereğgibi karş ve p i ı layabilen, düş ündüğ olduğ gibi söyleyebilen ünü u (kimse). açıfikirlilik k * Açıfikirli olma durumu. k açıhava k * Bulutsuz hava. * Bahçe, park gibi yapı şolan yer. dı ı açıhava sineması k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı sinema. açıhava tiyatrosu k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı tiyatro. açıhece k * Ünlü ile biten hece.

açıhesap k * Peş para veya bono vermeden yapı alıveriş in lan ş . açıimza k * Üzeri boş rakı bir kâğ n altı dolduracak olana güvenilerek atı imza. bı lan ı dı na, lan açıiş k letme * Maden yatağ örten verimsiz topraklar kaldıldı sonra açıhavada yapı iş ı nı rı ktan k lan letme. açıkahverengi k * Kahverenginin bir veya birkaç ton açı. ğ ı açıkalp ameliyatı k * Kalbin içi açı lmadan önce dolaş sun'î kalp denilen bir aygı devredildikten sonra yapı kalp ameliyatı ı m ta lan . açıkalpli k

* Bkz. açıyürekli. k açıkalplilik k * Bkz. açıyüreklilik. k açıkapamak k * (bütçe) gider fazlası para sağ nı layarak gidermek. açıkapı rakmak k bı * gereğ inde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı rakmak, kesip atmamak. bı açıkapı k politikası * Yabancı malları ülkeye serbestçe sokma politikası bir . açıkapı k siyaseti * Açıkapı k politikası . açıkonuş k mak * gerçeğçekinmeden söylemek. i açıkredi k * Bankalarıgüvendikleri müş n terilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verdikleri borç para. açıliman k * Bütün gemilerin formalite yönünden kolayca girip çı kları ktı liman. * Hava ş artları kolayca etkilenen liman. ndan açımaaş k ı * Görevinden alı birine yasaca tanı belirli bir süre içinde ödenen aylı nan nan, k. açımavi k * Mavinin bir ton açı. ğ ı açımektup k * Zarfı şrı yapı lmamımektup. tı ş * Yazı ğkimseye gönderilmeyip bası yoluyla açı ldı ı n klanan mektup. açıolmak k * (o yerde) kendisi her zaman iyi karş ı lanmak. açıordugâh k * Kı kurulan ordugâh. rda açıoturum k * Güncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konularıveya sorunlarıherkesin izleyebileceğbir biçimde açıolarak n n i k tartıldı toplantı ş ğ ı ı . açıoy k * Verenin adı gösteren ve konuş sorun üzerindeki düş nı ulan üncesini belli edecek yolda verilen oy.

açıöğ k retim * Ders konuları radyo ve televizyon gibi araçlarla yayı mlanan veya posta ile ilgililere ulaşrı öğ tılan retim yöntemi. açıönerme k *İ çerisinde değken bulunan ve bu değkenin alacağdeğ doğ u veya yanlı ğkesinleş önerme. iş iş ı erle ruluğ şı lı en açıpazar k * Gümrük kaydı olmayan, her devletin malı serbestçe satabileceğş veya ülke. nı i ehir açıpembe k * Pembenin bir ton açı. ğ ı

açıpoliçe k * Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak üzere düzenlenen poliçe. açırejim k * Parlâmenter rejim. açısaçı k k * Göreneğ aykı derecede çı veya örtüsüz. e rı plak açısaçıkonuş k k mak * cinsî konularla ilgili sözler söylemek. açısarı k * Sarın bir ton açı. nı ğ ı açısayı k m * Bir seçim sonunda verilen oyları açıolarak sayı , aleni tadat. n k lması açıseçik k * Çok açı çok belirgin. k, açısenet k * Bkz. açıbono. k açısöylemek k * anlaş ı lmamıyönünü bı ş rakmadan anlatmak veya çekinmeden söylemek. açısözlü k * Her ş olduğ gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen. eyi u açısözlülük k * Açısözlü olma durumu. k açış k ehir * Düş saldısı karşsavunma önlemleri alı man rına ı nmamı içinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu ş , durumu önceden ilân edilmiş olan ş ehir. açıtaş k ı t * Üstü örtülmemiş ı taş (araba, otomobil vb.). t açıteş k ekkür * Herhangi birine basıyoluyla edilen teş n ekkür. açıtohumlular k * Tohumları kozalak pulları üzerinde açıolarak bulunan çiçekli bitkilerin ayrı ğiki büyük daldan biri. k ldı ı açıtribün k * Açıhavadaki spor müsabakaları seyircilerin oturduğ ve üstü kapalı k nda u olmayan bölüm. açıtutmak k * bir iş yerinin çalır durumunu sürdürmek. ş ı açıvermek k * gelir, gideri karş ı lamamak. * gizlenmek istenen bir olayı düş , bir ünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açı klamak. açıyara k açıyeş k il * Kapanmamı sürekli iş ş , leyen yara. * Yeş bir ton açı. ilin ğ ı

açıyürekle k * özü sözü bir olarak, hiçbir ş saklamaksın. ey zı açıyürekli k * Düş ündüğ olduğ gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan (kimse), samimî, açıkalpli. ünü u k açıyüreklilik k * Açıyürekli olma durumu, samimiyet, açıkalplilik. k k açızaman k * Tutkalı yüzeye sürüldüğ an ile pres edilip, sılması n ü kı gereken an arası geçen süre. nda açı ı kağ z açı kça * Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris). * Gizli bir yönü kalmaksın, kolay anlaşr bir biçimde. zı ı lı

açı kçası * Doğ rusu, açıolanı k , anlaşr biçimi, gizli kapaklı ı lı olmayan yanı . * Açıolarak. k açı kçı açı kgöz * Uyanıdavranarak çı nı layan, imkânlardan kurnazca yararlanması bilen. k karı sağ nı açı kgözlük * Açı kgözlülük. açı kgözlülük * Açı olanı durumu, açı kgöz n kgöze yakı ş davranı acak ş . açı klama * Açı klamak iş izah. i, * Borsada fiyat dalgalanmaları yararlanarak açı para kazanan (kimse). ndan ktan

açı klama cümlesi * Bir önceki cümleyle bağ kuran yani, demek ki, öyle ki gibi bağ cı baş lantı layılarla layan, söz konusu duygu veya düş ünceyi bütünleyen cümle. açı klama yapmak * herhangi bir konuyu aydı ğ kavuş nlı a turmak amacı konuş veya yazmak. yla mak açı klamak * Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgileri vermek, izah etmek. * Bir sorunla ilgili olarak aydı cı vermek, tavzih etmek. nlatı bilgi * Bir sözün, bir yazın ne anlatmak istediğ belirtmek, yorumlamak. nı ini * Açı söylemek, ifş etmek. kça a * Belirtmek, göstermek, açı vurmak, izhar etmek. ğ a açı klamalı * Birtakı açı m klamalarla anlaş ı , öğ lması renilmesi kolaylaşrı şizahlı tılmı , . açı klanan * Açı klamalar sonunda ortaya çı kması beklenen kavram. açı klanma * Açı klanmak iş i. açı klanmak

* Açı klamak işyapı i lmak, izah edilmek, ifş edilmek. a açı livası klar * İi gücü olmayan, boş kalan kimse. ş ta açı livası klar * iş i gücü olmayan, boş kalan kimse. ta açı livası klar olmak * iş bulamayarak iş ve kazançsıkalmak. siz z açı ma klaş * Açı mak durumu almak. klaş açı mak klaş * Açıduruma gelmek. k * Rengi açı lmak. açı tı klaşrma * Açı tı iş klaşrmak i. açı tı klaşrmak * Açıduruma getirmek. k * Rengini açtı rmak. açı klatma * Açı klatmak iş i. açı klatmak * Açı klaması sağ nı lamak. açı klayan * Açı klamalar sonucunda elde edilen kavram.

açı cı klayı * Bir sorunu gerekli açı ğ kavuş klı a turan. * Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açı klayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı anı ile lacaktı cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adın açı cıd ı r" nı klayısır. açı ş klayı * Açı klamak işveya biçimi. i açı ğ kavuş klı a turmak * (bir konu veya sorunu) aydı nlatmak, kapalı lı kurtarmak, anlaş r duruma getirmek. ktan ı lı açı k klı * Açıolma durumu. k * Uzaklı mesafe. k, * Örtüsüz, çı yer. plak * Boş geniş ve yer. * Bir yerin uzaklara kadar bakı labilecek ve bakanı içinde ferahlıdoğ n k uracak durumda olması . * Gerçeğolduğ gibi yansı durumu. i u tma * Bir söz veya yazı maksadı açıolması da n k özelliğ vuzuh. i, * Dürbün, fotoğ makinesi gibi optik araçlarda ağ çapışı girebildiğdelik. raf ı z , ığ ın i

açı k getirmek (veya kazandı klı rmak) * (bir konu veya sorunu) anlaş r duruma getirmek. ı lı açı kölçer klı * Bir mikroskobun açı ğ ölçmeye yarayan alet. klını ı açı bı kta rakmak

* iş görev vermemek, yersiz yurtsuz bı ve rakmak veya birkaç kiş birlikte sağ iye lanan bir iyilikten birini yararlandı rmamak. açı kalmak (veya olmak) kta * iş görev bulamamak, yersiz yurtsuz kalmak veya birkaç kiş birlikte eriş i bir iyilikten ve inin tiğ yararlanamamak. açı ktan * Bir yerin uzağ ı ndan. * Sı ve aş gözetilmeden, dı dan atayarak. ra ama ş arı * Emek ve para harcamadan.

açı (para) kazanmak ktan * emek ve sermaye olmadan para kazanmak. açı açı ktan ğ a * Belirgin olarak, göz göre göre. açı kazanmak ktan * emek ve sermaye koymadan kazanç sağ lamak. açı para almak ktan * bir iş veya mal için, kararlaşrı ş tılmıücret veya değ dında para almak. er ş ı açı tayin ktan * Derece ve belli bir sı gözetilmeksizin yapı atama. ra lan açı lama açı lı m ölçülür. * Açı lma. * Bir yı zla gök ekvatoru arası ldı ndaki uzaklı kuzeye doğ olanı , güneye doğ olanı eksi iş k; ru artı ru da aretiyle *İ leride, içlerinde en uygununun seçilebilmesi için, güç bir sahnenin çeş açı itli lardan çekiminin yapı . lması

açı saçı lı lmak p * (kadıiçin) çok açısaçıgiyinmeye baş n k k lamak. * (kadıiçin) eskisine göre ölçüsüz davranı n ş bulunmaya ba ş larda lamak. açı lı ş * Açı işveya biçimi. lmak i * Yeni bir yapın, yerin veya yeni bir kuruluş çalı nı un ş maya baş laması at. , küş

açı konuş lı ş ması * Herhangi bir toplantın açı nı lması rası yapı ilk konuş sı nda lan ma. açı töreni lı ş * Bir açıı lıkutlamak için yapı toplantı ş lan , resmiküş at. açı lma * Açı iş lmak i. * Bir film çekiminde karanlı baş p gittikçe aydı kta layı nlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. * Bir grupta, sı n jimnastik alı rmaları dağ k düzene girmesi. raları ş tı için ı nı * Çatlama. * Açmak iş lmak veya açmak iş konu olmak. i yapı ine * (renk için) Koyuluğ yitirmek. unu * Kendine gelmek, biraz iyileş mek, ferahlamak. * (gemi) Gitmek, uzaklaş mak. * Sılması kı , çekinmesi, tutukluğ kalmamak. u * (kuruluş için) İ kez veya yeniden iş baş lar lk e lamak.

açı lmak

* İini gereğ ş inden veya götürebileceğ inden geniş tutmak. * Geniş lemek, bollaş mak. * Delinmek, yı lmak. rtı * (sis, karanlı duman için) Dağ k, ı lmak, yoğ unluğ yitirmek. unu * Gereken güce ulaş mak. * Sı nı rrı, üzüntüsünü, sorunları birine söylemek. nı * (pencere, kapı için) Geçit vermek. , yol * Ayrı ya girmek. ntı * (yüzerken) Kıdan uzaklaş yı mak. açı m * Açma, açı , küş lı at. ş açı mlama * Açı mlamak iş teş ş i, rih, erh. açı mlamak * Bir sorunu veya konuyu ele alıen ince noktaları kadar gözden geçirerek anlatmak, ş etmek, teş p na erh rih etmek. açı mlanma * Açı mlanmak iş i. açı mlanmak * Açı mlamak iş konu olmak. ine açı rma ndı * Açı rmak iş ndı i. açı rmak ndı * Açı nması sağ nı lamak. * Bir cismin yüzeyini açarak bir düzlem üzerine yaymak. açım nı * Açı nmak iş inkiş i, af. * Bir cismin yüzeylerinin açı bir düzlem üzerine yayı . lı p lması * Açı nmak iş i. * Geliş mek. * (tohum, hastalıiçin) İ k çindeki yetenekler uyanarak amacı varmak, geliş na mek, inkiş etmek. af * Açı nsamak işistikş i, af.

açı nma açı nmak

açı nsama

açı nsamak * Bir yerin özelliklerini ortaya çı karmak için araşrma ve inceleme yapmak, istikş etmek. tı af açı ortay * Bir açı bölgeyi, ölçüleri birbirine eş olan iki açı bölgeye ayı doğ sal it sal ran ru. açı düzlemi ortay * İ düzlemli bir açı iki komş ve eş açı bölen düzlem. ki yı u it ya açı ölçer açı sal * Bkz. iletki. * Açı ilgili. ile

açı bölge sal * Açı iç bölgesinin birleş ile iminden oluş düzlem parçası an . açı çap sal * Ay ve Güneş gök cisimlerinin iki doğ arası gibi rusu ndaki açı . açı hı sal z * Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı açı tiren ru nı ğ . ı açı ivme sal * Açı hın birim zamanda değen niceliğ sal zı iş i. açı sapma sal * Belli bir açı düzeyinde gerçekleş sapma. en açı uzaklı sal k * Gök cisimlerinin (yı z veya gezegen) birbirlerinin karş ma düzlemine göre uzaklı. ldı ı laş ğ ı açı yol sal * Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldı yol. ğ ı açı ş * Açmak iş i veya biçimi. * Bir kuruluş çalı u ş maya baş latma.

açıkonuş ş ması * Herhangi bir toplantı baş yı latmak için yapı ilk konuş lan ma. açı t açkı * Bir duvarda açıbı lmıbulunan kapı k rakı ş , pencere, kemerleme benzeri açı k. klı * Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleş parlatma, perdah. tirip * Demircilikte delik büyütmekte kullanı araç. lan * Anahtar ve her türlü açma aracı . * Açkı yapan (kimse), perdahçı . * Anahtarcı . * Açkı lamak iş i.

açkı cı

açkı lama

açkı lamak * Açkı parlatmak. ile açkı lanma * Açkı lanmak iş i. açkı lanmak * Açkı lmak, perdahlanmak. yapı açkı latma * Açkı latmak iş i. açkı latmak * Açkı i yaptı iş rmak, perdahlatmak. açkı lı * Açkı lmı perdahlanmı perdahlı yapı ş , ş , . açkız sı

* Açkı lmamı perdahlanmamı perdahsı yapı ş , ş , z. açlı öldürmek ğ ı * açlıhissini geçiş k tirmek, yatı rmak. ş tı açlı k * Aç olma durumu. * Kık. tlı * Yoksulluk. * Aş istek içinde bulunmak. ı rı

açlıçekmek k * yoksulluk içinde bulunmak. açlıgrevi k * Kendisine veya baş na yapı bir haksı ğprotesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiğtepki. kaları lan zlı ı i açlı gözü (veya gözleri) kararmak (veya dönmek) ktan * çok acı kmak. açlı imanı ktan gevremek * çok acı kmak. açlı nefesi kokmak ktan * yoksulluk içinde bulunmak. açlı ölmek ktan * dayanı derecede acı lmaz kmak, çok acı kmak. açlı ölmeyecek kadar ktan * (yiyecek, içecek için) pek az (yemek, içmek). * gereğ inden az. açma * Açmak iş i. * Orman içinde ağ kesme veya yakma yoluyla tarı elverişbir duruma getirilen arazi. aç ma li * Bir çeş susamsı kalı yağ simit. it z, nca lı * Açma yapan veya satan kimse. açmak * Bir ş kapalı eyi durumdan kurtarmak. * Bir ş kapağ veya örtüsünü kaldı eyin ı nı rmak. * Engeli kaldı rmak. * Sarı şkatlanmı örtülmüş lmı , ş , veya iliklenmiş olan ş eyleri bu durumdan kurtarmak. * Oyarak veya kazarak çukur, delik oluş turmak. * Tı bir ş bu durumdan kurtarmak. kalı eyi, * Çevresini geniş letmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. tı * Yarmak. * Düğ veya dolaş ş ş çözmek. ümü mıbir eyi * Bir kuruluş bir iş u, yerini, bir yeri iş veya ilk defa kullanı duruma getirmek. ler lı r * Bir aygı, bir düzeni vb.lerini çalır duruma getirmek. tı ş ı * Alıverişbaş ş i latmak. * Rengin koyuluğ azaltmak. unu * Yakı ş mak, güzel göstermek. * Ferahlıvermek. k * Bir konu ile ilgili konuş mak. * Savaş almak, fethetmek. la * Avunmak veya danı ş için söylemek. mak * Yapmak, düzenlemek.

açmacı

* Ayı rmak, tahsis etmek. * Sılganlını kı ğ , utangaçlını ı ğ gidermek. ı * Görünür duruma getirmek. * (hava için) Bulutlarıdağ n ı yla gök yüzü aydı lması nlanmak. * Geçit vermek. * İ dökmek. çini açmalı k açmaz * Satranç oyununda ş koruyan taş ahı lardan birinin yerinden oynatı lmaması durumu. *İ çinden zor çılı kı durum. r * (tulûatta) Karş ndakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylını ı sı ğ veren söz. ı açmaz halatı * Gemilerin limana bağ lanması sahilden esecek rüzgârla rı mdan uzaklaş ve htı maması kıya dikine için yı bağ lanan halat. açmaza düş mek * içinden çılması durumda kalmak. kı güç açmaza getirmek (veya düş ürmek) * düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak. açmazlı k * Açmaz olma durumu. * Ağ pek sı olma durumu, ketumiyet. zı kı açtı zı, yumdu gözünü ağ nı * öfkelenerek veya kı zarak ağ sözler söyledi. ı r açtı rma * Açtı rmak iş i. * Kiri çı karmak veya eş iyice temizlemek için kullanı her türlü madde. yayı lan

açtı kutuyu, söyletme kötüyü rma * kötü konuş abilecek birine, bildiklerini açı klama fı verilmemesi gerektiğ öğ rsatı ini ütler. açtı rmak * Açmak iş yaptı ini rmak. ad * Bir kimseyi, bir ş anlatmaya, tanı eyi mlamaya, açı klamaya, bildirmeye yarayan söz, isim: Çocuk, kedi, ağ aç, düş ünce, iyilik, Ahmet, Ertuğ birer addı rul r. * Herkesçe tanı ş nmıveya iş itilmiş olma durumu, ün, nam, ş öhret. * Anı değ önem. lacak er, *İ sim. ad ad almak * Sayma, sayı lma. * kendisine ad verilmek. * ün kazanma.

ad bilimi

* Özel adlar üzerinde duran ve özel adları köken bilgisi, tarihî geliş dil ve kültür sorunları sı me, açından inceleyen bilim dalı . ad cümlesi * Bkz. isim cümlesi.

ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekimi * Bkz. isim çekimi. ad çekme * Ad çekmek iş kur'a. i, ad çekmek * raslantı ve talihe bağ bir ayı yapmak için, her birinde birer ad yazı ş ı ya lı rma lmıkâğ tlardan birini çekmek, kur'a çekmek. ad çekmeye girmek * kur'aya tâbi olmak. * oyunun baş cı oyuncular arası alan seçimi, baş atıveya karş langında, nda lama ş ı ı hakkı öncelik lama için sağ layan iş . ad çektirmek * ad çekmek iş yaptı ini rmak. ad değ imi iş * Bkz. mecazimürsel. ad durumu * Bkz. isim hâli. ad gövdesi * Bkz. isim gövdesi. ad koymak * çağ ı veya anmak için bir canlı bir yere, bir ş ad vermek, adlandı rmak ya, eye rmak, isim koymak, tesmiye etmek. ad kökü * Bkz. isim kökü.

ad takmak * adlandı rmak, ad koymak. ad tamlaması * Bkz. isim tamlaması . ad vermek * ad koymak, adlandı rmak, tesmiye etmek. * bir işkimin yaptını i ğ söylemek. ı ad yapmak * isim yapmak. ada * Her yanı ile çevrilmiş parçası su kara . * Trafiğ açıbir yol üzerinde sola dönüş sağ e k leri layan, sağ tarafta veya yol ortası yer alan kaldım taş nda rı ı yla ayrı ş lmıalan. * Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapı topluluğ lar u. ada balı ğ ı * Bkz. amber balı. ğ ı

ada çayı * Ballı babagillerden, yurdumuzda çok yetiş tüylü ve beyazı rak yaprakları ı bir bitki (Salvia en mtı olan tı rlı oflicinalis). * Bu bitkiden yapı sı içecek. lan cak ada gibi gemi * pek büyük (gemi). ada soğ anı * Zambakgillerden, soğ ndan ilâç olarak yararlanı birtakı maddeler elde edilen çok yık bir bitki anı lan m llı (Urginea maritima). ada tavş anı * Evcil cinsleri de olan tavş yakıbir kemirici memeli (Oryetolagus cuniculus). ana n adabı eret muaş * Terbiyeli, ince davranmak için tutulması gereken yollar, davranıtöresi, davranıbilgisi, topluluk töresi, ş ş görgü. adacı k adacı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşnominalizm. unu , adagio * Yavaş ı , ağ olarak. r * Bu biçimde çalı beste. nan adak * Adamak iş i veya adanı ş nezir. lan ey, adak adamak * bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak. adaklama * Adaklamak durumu. * Küçük ada.

adaklamak * Küçük çocuk yürümeye baş lamak. adaklanma * Adaklanmak iş i veya durumu. adaklanmak * Niş duruma gelmek, niş anlı anlanmak. adaklı * Adağolan, adak adamıolan. ı ş * Niş , yavuklu, sözlü. anlı * Adak olarak ayrı ş lmı(hayvan). * Adak adanan yer. * Adağolmayan, adak adamamıolan. ı ş * Niş olmayan. anlı

adaklı k

adaksı z

adale

* Kas. adaleli * Kaslı , kasları kı miş sı, geliş . adalesiz adalet * Kassı z. * Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğ ruluk, türe. * Bu işuygulayan, yerine getiren devlet kuruluş . i ları * Herkese kendine uygun düş kendi hakkı eni, olanı verme.

adalet dağ ı tmak * kanunlarısaydı hakları n ğ ı sahiplerine vermek, tanı nmak. adalet divanı * Devletler arası ndaki birtakı hukuk anlaş kları bakan ve merkezi La Haye'de bulunan uluslar arası m mazlı na mahkeme. adalet kapı sı * Hak ve hukukun aranması baş için vurulan merci, mahkeme. adalet mahkemesi * Bkz. adliye mahkemesi. adalet örgütü * Adliye teş . kilâtı adalet sarayı * Mahkemelerin bulunduğ büyük yapı u . adalete teslim etmek * sanı, adalet iş ğ ı leriyle uğ an kuruluş götürmek. raş a adalete teslim olmak * sanı adalet iş k, leriyle uğ an kuruluş gidip hakkı gerekli iş raş a nda lemin yapı nı lması istemek. adaletine sınmak ğ ı * (birinden) anlayı hoş ş görü, yakı k beklemek. , nlı adaletli * Adalete uygun düş veya adaletli olan, adil. en

adaletlilik * Adaletli olma durumu. adaletsiz * Adalete aykı düş veya adaleti olmayan. rı en

adaletsizlik * Adalete aykı davranı rı ş . adalı adalî * Ada halkı olan (kimse). ndan * Kas niteliğ olan; kasla ilgili olan, kası inde l. * Kasları geliş , adaleli, kaslı iyi miş . *İ nsan.

adam

* Erkek kiş i. * İ yetiş , değ kimse. yi miş erli * Birinin yanı ve iş bulunan kimse. nda inde * Birinin yararlandı, kullandı kimse. ğ ı ğ ı * Birinin sözünü dinleyen, nazı çeken kimse, kayıcı nı rı. * İ huylu, güvenilir kimse. yi * (belirsizlik zamiri yerine), Herkes, kim olursa olsun. * Görevli kimse. * (isim tamlamaları Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı nda) benimseyen. * Eşkoca. , adam adama (savunma) * futbolda, basketbolda karştakı oyuncusunu kollama, rahat hareket etmesini, sayı ı m yapması engelleme. nı adam akı llı * Bkz. adamakı. llı adam almamak * son derece kalabalıolmak. k adam azmanı * Çok iri yapıkimse. lı adam baş ı na * her kiş her birine. iye, adam beğ enmemek * herkesi değ görmek. ersiz adam boyu * Yaklaş olarak normal bir adam boyunda. ı k * İ boyunca. nsan adam değ ilim * herhangi bir durumun gerçekleş memesi hâlinde, kendisinin insan sayı lamayacağanlamı kullanı ant, ı nda lan göz dağsözü. ı adam etmek * eğ itmek, yetiş tirmek, topluma yararlı duruma getirmek. * bir yeri düzene sokmak veya bir ş işyarar duruma getirmek. eyi e adam evlâdı * İ bir ailenin iyi yetiş çocuğ yi miş u. adam gibi * terbiyeli, akı uslu. llı * adamlı insanlı yaraş yolda. ğ a, ğ a ı r * iyice. adam hesabı koymak na * birine değ vermek, saygı er göstermek. adam içine çı kmak * topluluğ karı a ş mak, değ insanları bulunduğ yerlere gitmek, eşdosta gitmek. erli n u e adam içine karı ş mak * değ bir topluluğ girmek, kendisine değ verilir olmak. erli a er adam kığ (veya yokluğ tlında ı unda) * işyarar kimselerin bulunmadı durumda. e ğ ı adam kullanmak

* iyi çalı rması bilmek. ş tı nı adam olmak * geliş büyümek, şmanlamak. mek, iş * iyi yetiş mek, iyi bir duruma gelmek. adam sarrafı *İ nsanlarıkarakterini çabuk anlayacak duruma gelmiş n kimse, insan sarrafı . adam sen de! (veya yalnıadam) z * bir iş önemsenmediğ anlatmak için söylenir. in ini adam sı na geçmek (veya girmek) rası * daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değ yokken artı kendisine önem ve değ verilmek. eri k er adam yerine koymak * adamdan saymak, varlını ğ kabul etmek. ı adama * Adamak iş i. adama dönmek (veya benzemek) * düzelmek. adamak * Bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak, nezretmek. * Kutsal saydı bir ş uğ ğ ı ey runa kendini feda etmek, ant niteliğ söz vermek. inde * Ayı rmak. adamakı llı * Gereğ inden çok, iyice. adamakla mal tükenmez * büyük vaatlerde bulunanlar için alay yollu söylenir. adamca *İ nsana yaraş biçimde. ı r * İ sayı olarak. nsan sı

adamcağ ı z * Kendisine karşsevgi veya acı duyulan adam. ı ma adamcası na * Adamca. adamcı k * Yerilen, küçümsenen; acı (kimse). nan adamcı l *İ nsandan ürkmeyen, insana alı ş ş olan, insana sokulan, sı mı cakkanlı , munis.

adamcık llı * Adamcı l olma durumu. adamdan saymak * bir kimseye değ olmadı hâlde değ vermek, saygı eri ğ ı er duymak. adamı * (bir iş ustalı yapan. i) kla adamıadı kacağ canı ksı n çı ı na çı n

* Bkz. insanı adı kacağ canı ksı n çı ı na çı n. adamıalacası n içinde, hayvanıalacası ş n dında ı * Bkz. insanı alacası n içinde, hayvanı alacası ş n dında. ı adamıiyisi alıveriş (veya iş ı belli olur n ş te baş nda) * bir kiş iyi bir insan olarak değ iyi erlendirebilmek için alıveriş veya iş ı ahlâk dı davranı ş te baş nda ş ı ş larda bulunmaması gerekir. adamı çatmak na * Bkz. tam adamı çatmak. na adamı düş na mek * (yapı bir işgüzel bir rastlantı lacak ) sonunda anlayanı uzmanı verilmiş na, na olmak. adamı göre na * kiş arası ayrı k gözeterek. iler nda calı * herkesin yeteneğ uygun olarak. ine adamı bulmak nı * Bkz. tam adamı bulmak (veya adamı düş nı na mek). adamkökü * Bkz. adamotu. adamlı k *İ nsana yakı ş durum, tutum ve davranı acak ş . * Yabanlı k.

adamlısende kalsı k n * iyilik bilmese de sen yine iyilik et. * bu işnası i l olsa sana yaptı racaklar, bari kendiliğ inden yap da onurunu koru. adamotu adamsı z * Patlı cangillerden, geniş yapraklı , kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis). * Yardı sı hizmetçisiz. mcız, * Erkeksiz, kocası z.

adamsı k zlı * Adamsıolma durumu. z a'dan z'ye kadar * baş aş ı tan ağ bütünüyle. , Adana kebabı * Kı na bolca acı yması biber katı hazı larak rlanan ş köfte. iş adanma adanmak adap * Adanmak iş i. * Adamak iş konu olmak. ine * Töre. * Yol yordam, yol yöntem.

adap erkân * Yol yöntem.

adaptasyon * Uyarlama. * Bir eseri çevrildiğdilin, konuş i ulduğ toplumun yaş ş inançları uyarlama. u ayına, ı na * Uyma. adapte * Uyarlanmı ş .

adapte etmek * uyarlamak. adapte olmak * uymak. adaptör * Bir âletin çapları birbirinden farklı parçaları birini ötekine geçirebilmek için yararlanı bağ cı olan ndan lan layı. adaş adaşk lı adatepe * Adları olanlardan her biri. aynı * Adaş olma, aynı taş durumu. adı ı ma

* Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aş mdan dolayı ı nı ortaya çı ş kmıtepe. adatma adatmak * Adamak iş yaptı ini rmak. adavet aday * Düş manlı yağ k. k, ı lı * Bir görev, bir iş kendini ileri süren veya baş için kaları tarafı ileri sürülen kimse. ndan * Bir iş yetiş için tirilmekte olan kimse, namzet. * Adatmak iş yaptı ini rmak.

aday adayı * Herhangi bir iş i yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylıaş k aması kazanmak amacı baş nı yla vuran kimse. * Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapı ön seçimlere adaylını lan ğ ı koyan kimse. aday göstermek * bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek: Anayasa. aday olmak * herhangi bir iş alı e nmak veya seçilmek için istekli olmak. adayavrusu * İ veya üç çifte kürekli küçük balı teknesi. ki kçı adaylını ğ koymak ı * bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek. adaylı k * Herhangi bir iş görev için kendini ileri sürme veya baş , bir kaları tarafı ileri sürülme, namzetlik. ndan * Bir görevde yetiş tirilme.

adcı

* Adcı öğ lı retisiyle ilgili olan. k * Bu öğ retiye bağ kimse. lı adcı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerçekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşisimcilik, nominalizm. unu , addan türeme fiil * Bkz. isimden türeme fiil. addedilme * Addedilmek iş i. addedilmek * Sayı lmak. addetme * Addetmek iş i.

addetmek * Saymak. addolunma * Addolunmak iş i veya durumu. addolunmak * Sayı lmak. adedî adem * Adetçe, sayı ca. * Yokluk, hiçlik, ölüm. * Osmanlı sözlerle birleş "-siz, -lik" anlamı kullanı ca erek nda lı r. * Dinî inançlara göre ilk yaratı insan ve ilk peygamber. lan *İ nsan, insanoğ adam. lu, *İ nsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan.

Âdem

Âdem baba *İ nsanlın babası Âdem. ğ ı , Hz. * Hapishanede çevresindeki mahkûmları haraca bağ layan kimse. * Afyonkeş . Âdem elması * Gı çıntı. rtlak kı sı Âdem evlâdı * Bkz. âdemoğ lu. Âdemci * Âdemcilik yanlı olan kimse. sı

Âdemcilik * XX. yüzyı baş simgeciliğ karşbir tepki olarak Rusya'da ortaya çı bir edebiyat akı . lı ı n nda e ı kan mı ademimerkeziyet * Yerinden yönetim. ademimerkeziyetçi * Yerinden yönetimci.

ademimerkeziyetçilik * Yerinden yönetimcilik. ademiyet âdemiyet * Yokluk. *İ nsanlı k. * Doğ dürüst insana yakır durum, adamlı ru ş ı k.

âdemoğ lu * İ denilen yaratı n hepsi. nsan kları âdemotu * Bkz. adamotu. adenit adese * Lenf düğ ümleri iltihabı . * Mercek. * Kovucuk. * Görüş derecesi, inceliğ i. * Sayı . * Herhangi bir sayı olan (ş tane. da ey), * Bir kimsenin yapmaya alı ş ş olduğ ş alı . mı u ey, ş kı * Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre. * Ay baş ı .

adet

âdet

âdet edinmek * bir ş alı k ve huy durumuna getirmek. eyi ş kanlı âdet görmek * (kadı ay başolmak. n) ı âdet olmak * öteden beri yapı olmak. lı r * bir ş gelenek durumuna gelmiş ey olmak. âdet yerini bulsun diye * gerekli görüldüğ için değ yalnıalılmıolduğ için. ü il, z ş ş ı u âdeta * Bayağ basbayağ hemen hemen, sanki. ı , ı , * Bayağyürüyüş ı le. * Sayı mı bakı ndan, sayı ca.

adetçe

adetimürettep * Bkz. tam sayı . adezyon kuvveti * Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arası ndaki çekiş kuvveti. adı (veya ismi) gibi bilmek * çok iyi bilmek.

adı batası (veya adı batası ca) * "yok olasıanlamı bir ilenme. " nda adı batmak * (sevilmeyen bir ş veya kimse için) unutulmak, adı lmaz olmak, artısözü edilmemek. ey anı k adı belirsiz * ünü olmayan, tanı nmayan, kim ve ne olduğ bilinmeyen. u adı okunmamak bile * birine hiç önem verilmemek. adı kmak çı * kötü bir ün kazanmak. * hakkı olmayan bir ün kazanma. adı kmıdokuza, inmez sekize çı ş * birinin bir kere adı ktı sonra onun hakkı çı ktan ndaki yaygıinanç artıkolay kolay düzelemez. n k adı deliye çı kmak * deli olmadı hâlde deli olarak tanı ğ ı nmak. adı duyulmak * tanı nmak, ünlenmek. adı geçmek * anı lmak, söz konusu olmak, ismi geçmek. * adı lmak. yazı adı rı kaldılmak * anı olmak, silinip gitmek. lmaz adı kalmak * bir kimse veya bir ş ortadan çekildikten, öldükten sonra dillerde yalnıadı ey z dolaş mak. adı ş karı mak * (kötü) bir iş birinin ilgisi bulunduğ söylenilmek. le u adı kötüye çı kmak * ünü kötü olarak yayı lmak. adı olmak * gereksiz, yersiz ünü olmak. adı sanı * bir kimsenin kimliğ i. adı üstünde * adı belli olduğ gibi. ndan u adı var * yaş amayan, yalnı hayalde var olan. zca

adı verilmek * ad takı lmak. adı l adı m * Zamir. * Yürümek için yapı ayak atı nıher biri. lan ş n ları

* Bir adı alı yol (bu uzunluk 75 cm sayı mda nan lı r). * Giriş hamle. im, * Bir gösterge ucunun eş olarak ayrı ş lmıyaylardan biri boyunca aldı yol. ğ ı * Ayakta temel duruş bir ayağ türlü yönlerde iki ayak boyu kadar ara ile yer değtirmesi. tan, ı n iş * Teknolojide iki diş arası li ndaki aralı k. adı adı m m * Ağ ağ yavaş ı ı r r, yavaş . adı adı gezmek m m * her yerini dolaş görmek. ı p adı adı izlemek m m * arkası izlemek. ndan * gizlice takip etmek. adı atmak m * yürümek için ayağ öne doğ uzatı basmak. ı nı ru p * bir iş ilk kez giriş e mek. adı atmamak m * gitmemek, uğ ramamak, aramamak. adı baş m ı * Birbirine yakıyerlerde, sısı n k k. adı nı rmamak mı attı * bir yere girmesine engel olmak. adı nı almak mı geri * baş ğbir iş geri dönmek. ladı ı ten adı mlama * Adı mlamak iş i. adı mlamak * Adı ölçmek. mla * Bir yerde ileriye geriye doğ giderek dolaş ru mak. adı nı mları açmak * yürürken hı zlanmak. adı nı mları seyrekleş tirmek * hı yürürken adı nı zlı mları yavaş latmak. adı nı klaşrmak mları sı tı * daha küçük ve çabuk adı atarak hı yurümek, ivmek, acele etmek. mlar zlı adı k mlı * Adı uzunluğ m unda olan. * Bir yerin çok uzak olmadını ğ belirtmek için kullanı ı lı r.

adı msayar * Yürüme sı nda gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğ anlayabilmek amacı ayağ rası unu yla a takı alet, pedometre. lan adı na * o ş veya o kimsenin yerinde olarak, namı onun hesabı eyin na, na.

adı ağ na almamak nı zı * dargı k, kı nlı kı nlıgibi bir sebeple bir kimseden hiç söz etmemek. nlı rgı k, zgı k

adı almak nı * ad takı lmak, ad verilmek. adı anmak (veya anmamak) nı * birinden söz etmek (veya etmemek). adı bağlamak nı ı ş * bir baş ndan adı söylemesini istemek. kası nı adı bozmak nı * andı uymamak, andı aykıdavranmak. na na rı adı kirletmek (veya lekelemek) nı * adın kötüye çı nı kması yol açmak. na adı koymak nı * karşğ veya fiyatı kararlaşrmak. ıı lını nı tı adı taş nı ı mak * birinin adı anı yla lmak, sahip olduğ adısorumluluğ yüklenmiş u n unu olmak. adı vermek nı * birinin adı bildirmek. nı * biri tarafı salıverildiğ söylemek. ndan k ini adı sanı yla yla * bilinen ün ve niteliğ iyle. adî * Sı radan, hiçbir özelliğolmayan. i * Aş ı bayağ alçak. ağ k, lı ı , * Adı uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapı bir tür yürüyüş mda lan .

adî adı m

adî defter * Bir iş letmenin veya ticarethanenin yaptı iş ğ lemlerinin muhasebe kayı nı geçirildiğticarî defter. ı tların i adî kesir * Bayağkesir. ı adî suçlu adil * Basit suçları leyen kimse. iş * Adaletle iş gören, adaletten, haktan ayrı lmayan, hakkı yerine getiren, adaletli. * Hakka uygun, haklı . * Adalete uygun olarak, hakça. * Adîleş durumu. mek

adilâne adîleş me

adîleş mek * Adî bir duruma girmek, bayağ mak. ı laş adîleş tirme * Adîleş tirmek iş i. adîleş tirmek * Adîleş mesine yol açmak.

adîlik adisyon

* Bayağ k, düş ı lı üklük, aş ı ağ k. lı * (lokanta, otel gibi yerlerde) Hesap.

adlandılma rı * Adlandılmak iş rı i. adlandılmak rı * Ad vermek işyapı i lmak. adlandı rma * Adlandı iş rmak i. adlandı rmak * Bir kimseyi veya bir ş kullanarak belli etmek, ad vermek, ad koymak, tesmiye etmek. eyi * Ad koyma, ad vermeyi sağ lamak, tesmiye etmek. adlanma * Adlanmak iş i.

adlanmak * Kendisine ad verilmek. * Kötü ün kazanmak. adlaş ma adlaş mak * Ad durumuna gelmek. adlaşrma tı * Adlaşrmak iş tı i. adlaşrmak tı * Ad durumuna getirmek. adlı * Adı olan. * Ünlü. * Adlaş durumu. mak

adlı yla adı * herkesin bilip tanığbiçimde. dı ı adlı sanlı * Ünlü. adlî * Adaletle ilgili.

adlî makam * Adalet iş lerinin görüldüğ ve sonuca bağ ğkamuya ait yönetim yeri. ü landı ı adlî merci * Adaletle ilgili sorunlarıçözümü için baş n vurulan resmî daireler. adlî polis * Adliye içerisinde güvenliğsağ p adlî iş yardı olan kolluk gücü. i layı lere mcı adlî sicil

* Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadını anlaş ğ n ı ı lması konulmuş için olan kayı t yöntemi. adlî tabip * Adlî tı görevli doktor. pta adlî tatil * Her yı Temmuz ile 5 Eylül tarihleri arası kanunda yazıdurumlarıdında, hiçbir adlî iş l 20 nda, lı n ş ı lemin yapı ğsüre. lmadı ı adlî tı p adlî yı l * Tı n adalete yardı eden kolu; adaletin bu iş uğ an kuruluş bbı m le raş u. * Mahkemelerin bir yı l içindeki çalı süresi. ş ma

adlî zabı ta * Bir suç sonrası ğve suç delillerini adlî yetkililere sunan kolluk kuvveti. sanı ı adliye * Hukuk ve adalet iş lerini gören devlet kuruluş . ları * Hukuk ve âdalet iş lerinin görüldüğ resmî yapı ü . adliye encümeni * Adalet komisyonu. adliye mahkemesi * Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idarî mahkemeler dında kalan ve denetim mahkemesi ş ı olan Yargı ile hüküm mahkemeleri. tay adliye nezareti * Osmanlımparatorluğ İ unda adliye teş nıbağ olduğ en üst makam. kilâtın lı u adliye teş kilâtı * Yargı organları bu organlarıbirbirleriyle olan iliş ve n kilerini, derecelerini, görev ve yetkilerini düzenleyen ve yürüten mekanizmanıbütünü. n adliye vekâleti * Adalet bakanlı. ğ ı adliyeci adrenalin * Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi; hekimlikte damarları daraltma, bronş açma, kanamaları ları kesme gibi amaçlarla kullanı lı r. adres * Bir kimsenin arandında bulunabileceğyer, oturduğ yer. ğ ı i u * Gönderilen ş üzerine, alınıadı ve bulunduğ yeri bildirmek için yazı yazı eyin cın nı u lan . adres bı rakmak (göstermek veya vermek) * arandında bulunabileceğ oturduğ yeri bildirmek. ğ ı i, u adres defteri * Kiş ilerin kendilerine lâzı olan adresleri topladı defter. m kları adres kartı * Adres defteri. adres kitabı * Genellikle belli bir iş veya meslekte olanları iş ev adreslerini toplu olarak gösteren kitap. n ve * Adliye kuruluş meslek görevlisi. unda

adres makinesi * Posta gönderilerinin üzerine kâğ plâstik veya madenden, adres basan alet. ı t, adres rehberi * Adres defteri. adsı z * Adı olmayan, isimsiz. * Türklerde, ailesinden ayrı ğiçin artıonun adı taş ldı ı k nı ı onun adı anı hakkı yitirmiş mak, ile lmak nı olan ve ancak bir yararlıgösterince ad kazanabilen delikanlı k . adsıparmak z * Orta parmak ve serçe parmak arası ndaki parmak, yüzük parmağ ı . aerobik * Hı müzik temposu eş inde yapı vücudun çevikliğ ve hareketliliğ dayanan bir tür jimnastik. zlı liğ lan, ine ine aerobik solunum * Hücrede yalnımoleküler oksijenin kullanı ğbir solunum ş z ldı ı ekli. aerodinamik * Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanıyarattı etkiyi inceleyen bilim. n ğ ı * Aerodinamik bilim alanı ilgili. yla * Fizik biliminin gazlarıhareketini inceleyen dalı n . af * Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı ı bağlama. ş * Mazur görme veya görülme. * (görevden) çı lma. karı

af buyurun! * "affedersiniz" veya "affızı ederim" anlamı bir söz. nı rica nda af çı lmak karı * bir suçun bağlanması Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun çı ı ş için karmak. af dilemek * bağlanması istemek. ı ş nı af kapsamı alı na nmak * af kanununa girmek. afacan * Zeki ve yaramaz (çocuk). afacanlaş ma * Afacanlaş iş mak i. afacanlaş mak * Yaramazlaş yaramaz, ele avuca sı mak, ğ duruma gelmek. maz afacanlı k * Afacan olma durumu, yaramazlı k. afak * Ufuklar, dört bir taraf. afakan afakî * Bkz. hafakan. * Belli bir konu üzerine olmayan (konuş dereden tepeden. ma),

* Nesnel, objektif. afakîlik * Bkz. objektiflik. afal afal afallama * Ş kıbir biçimde. aş n * Afallamak iş i.

afallamak * Ş kı ktan sersemleş aş nlı mek. afallaş ma * Afallaş iş mak i. afallaş mak * Ş kı k içinde kalmak, ş ıp bir ş yapamaz olmak. aş nlı aş rı ey afallaşrma tı * Afallaşrmak iş tı i. afallaşrmak tı * Ş kı k içinde bı aş nlı rakmak, birini ş ıp bir ş yapamaz duruma sokmak. aş rı ey afallatma * Afallatmak iş i. afallatmak * Ş kı ğ düş aş nlı a ürerek sersemleş tirmek. afat afazi aferin * Okş alkı ama, ş lama, beğ enme gibi duyguları belirtmek için söylenir, bravo. * Eskiden öğ rencilere verilen beğ enme ve takdir kâğ . ı dı aferin almak * değ görülüp beğ erli enilmek. aferist afet * Vurguncu, dalavereci, çı nı karı bilen, çı . karcı * Doğ n sebep olduğ yım. anı u kı * Kı ran. * Çok kötü. * Güzelliğile insanıaşna çeviren, aklı baş i ş kı nı ı alan kadı ndan n. * Hastalı n dokularda yaptı bozukluk. kları ğ ı * Afete uğ şafet görmüş ramı , . * Afetler, belâlar, kı ranlar. * Bkz. söz yitimi.

afetzede

affa uğ ramak * bağlanmak, affedilmek. ı ş affedersin veya affedersiniz

* özür dilemek için söylenir. * karşçı ı kmak için söylenir. affedilme * Bağlanma. ı ş affedilmek * Bağlanmak. ı ş affetme affetmek * Bağlama. ı ş * Bağlamak. ı ş * Hoş ile karş görü ı lamak, mazur görmek. * Görev veya iş çı ten karmak.

affetmemek * bağlamamak, hoş ı ş görmemek. affetmiş sin * "hiç de öyle değ yanı il", lı yorsun" anlamı kullanı nda lı r. affettirme * Affettirmek iş i. affettirmek * Bağlanması sağ ı ş nı lamak. affettuoso * Bir parçanıyumuş ve duygulu bir biçimde çalı ı anlatı n ak nacağ nı r. affeyleme * Affeylemek iş i. affeylemek * Affetmek. affı dilemek (veya istemek) nı * bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğ nezaketle bildirmek. ini affıza sınarak nı ğ ı * "bağlayacağ za güvenerek" anlamı bir nezaket sözü. ı ş ı nı nda affolunma * Affolunmak iş i. affolunmak * Bağlanmak, affedilmek. ı ş Afgan * Afganistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. ndan n * Afganistan'a ve Afganistan halkı özgü olan. na Afganlı * Afgan. afi * Gösteriş m, caka. , çalı

afi kesmek (satmak veya yapmak) * birine karşgösteriş ı yapmak, kabadayı etmek. lı k

afif afife afili afis

*İ ffetli. * Namuslu, iffetli, saygı er (kadı değ n). * Gösteriş çalı . li, mlı * Gümüş ğ n küçüğ balını ı ü.

afiş

* Bir ş duyurmak, tanı için hazı eyi tmak rlanan, çoğ resimli duvar ilânı u .

afiş asmak * duvarlara ilân yapı rmak. ş tı afiş yutmak * yalana dolana kanmak. afiş çi * Afiş yapan sanatçı . afiş çilik afiş e * Afiş yapma sanatı . * Açı çı şduyulmuş ğ kmı a , .

afiş etmek e * açı vurmak, belirtmek, duyurmak, dile düş ğ a ürmek, reklâm etmek. afiş olmak e * (bir kimse) bilinmeyen bir yönüyle tanı nmak. afiş leme * Afiş asma iş afiş i, lemek iş i.

afiş lemek * Afiş p duyurmak. ası * Nitelemek, göstermek. afiş kalmak te * (oyun için) ilgi görerek günlerce oynanmak. afiyet * Hasta olmama durumu, sağk, esenlik. lı

afiyet bulmak * iyileş sağğ kazanmak. mek, lını ı afiyet olsun * bir ş yiyip içenlere "yarası anlamı söylenen iyi dilek sözü. ey n" nda afiyet ş olsun eker * "yarası ağ tadı yensin'" anlamı söylenir. n, ı yla z nda afiyet üzere olmak * sağklı lı , rahat yaş amak.

afiyetle afoni aforizm

* ağ tadı keyifle. ı yla, z * Bkz. Ses yitimi. * Özlü söz, özdeyiş .

aforoz

* Hristiyanlı kilise tarafı verilen "cemaatten kovma" cezası kta ndan .

aforoz etmek * kilise birliğ inden çı karmak. * darı biriyle konuş lı p mamak, yakı olmaktan çı nı karmak, ilgiyi kesip uzaklaşrmak, adı duymak bile tı nı istememek. aforozlama * Aforozlamak iş i. aforozlamak * Aforoz etmek, kovmak. aforozlu afra tafra * Çalı m. * Çalı . mlı afralı tafralı * Çalı . mlı Afrika çekirgesi * Değ ik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemiş iş arazilerde rastlanan zararsıbir çekirge z (Locusta migratona). Afrika domuzu * Çift parmaklı lardan, kalıderili, Afrika'da yaş ve yaban domuzuna benzer bir hayvan (Phacochoerus n ayan aethiopicus). Afrika menekş esi * İ çeneklilerden, tüylü yapraklı ki , mor, pembe, beyaz renkli çiçekleri olan, evlerde saksı yetiş da tirilen çok yık bir süs bitkisi (Saintpaulia ionantha). llı Afrikalı * Afrika kökenli olan kimse. * Afrikalı oyuncu. Afrikalı lı k * Afrikalı olma. afsun afsuncu * Büyü, füsun. * Büyücü, üfürükçü. * Aforoz edilmişkovulmuşuzaklaşrı ş , , tılmı .

afsunculuk * Afsuncunun yaptı iş ğ . ı afsunlama

* Afsunlamak iş i. afsunlamak * Büyülemek. afsunlanma * Afsunlanmak iş i. afsunlanmak * Büyülenmek. afsunlu Afş ar * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz aft aftos * Pamukçuk. * Oynaş , metres. * Büyülü, sihirli, füsunkâr.

afur tafur * Çalı m. afur tafura gelmemek * çalı satmadan hoş m lanmamak; böyle bir davranı karştepki göstermek. ş a ı afyon * Olgunlaş mamıhaş kapsüllerine yapı çizintilerden sı sonradan katı an süt; içinde morfin ve ş haş lan zan, laş kodein gibi çok uyuş turucu maddeler bulunan, güçlü bir zehir olmakla birlikte, hekimlikte kullanı değ bir ilâç. lan erli afyon çekmek * keyif için afyon yutmak. afyon ruhu * Yatı rı olarak kullanı afyon tentürü. ş cı tı lan afyonkeş * Keyif için afyon yutan veya çeken (kimse), afyon tiryakisi. afyonkeş lik * Afyon çekmeye düş künlük. afyonlama * Afyonlamak iş i. afyonlamak * Afyon vererek uyuş turmak, uyutmak. * Telkin yoluyla doğ düş ru ünmeyi önleyerek zararlı yola sürüklemek. bir afyonlanma * Afyonlanmak iş i. afyonlanmak * Afyonlamak işyapı i lmak. afyonlu *İ çinde afyon bulunan. * Afyon yutmuş . * Dalgı uyuş , uyuş (kimse). n, muş uk

afyonu baş vurmak ı na * aş davranı ı rı ş larda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptını ğ bilememek. ı afyonunu patlatmak * kendi keyfine dalmıolan birini öfkelendirmek. ş Ag aga * Ağ a. agâh * Bilir, bilgili, haberli, uyanı k. * Gümüş kı 'ün saltması .

agâh olmak * bilgi edinmiş olmak. agami aganta emir. agaragar * Deniz yosunları çı lan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanı bir tür ndan karı lan jelâtin, jeloz. agel * Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağ kları ladı , yünden örülmüş n çember bağ kalı . agitato * Bir parçanıcanlı coş çalı ı anlatı n ve kulu nacağ nı r. * Yı veya lâçka edilmekte olan bir halatı ve zincirin kı bir süre elde tutulup bı lmaması verilen sa n sa rakı için * Güney Amerika'da yaş ayan, mavi ve yeş metalik yansı bir kuş il malı .

aglütinasyon * Kümeleş im. aglütinin agnosi * Tanızlı sı k. agnostik * Bilinemezci. * Bilinemezcilikle ilgili. * Serumda meydana gelen antikor.

agnostisizm * Bilinemezcilik. agnozi * Duyularda herhangi bir bozukluk olmaması rağ sı sisteminin belirli bir yerindeki doku na men nav bozukluğ undan ileri gelen algı kaybı yokluğ veya u. Agop'un kazı bakmak gibi * aptal aptal bakmak. agora * Yunan klâsik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret iş lerini konuş için halkıtoplandı alan, mak n ğ ı halk meydanı .

agorafobi * Bkz. alan korkusu. agraf agrafi * Kanca, kopça. * Bkz. yazma yitimi.

agrandisman * Büyültme. agrandisör * (fotoğ lı Büyülteç. rafçı kta) agreje agreman agu * Süt çocukların neş nı elendikleri zaman çı kları kardı ses. agu bebek * Büyüdüğ hâlde bebekliğ özenen çocuklara alay yollu söylenir. ü e agucuk * Süt çocuğ u. * Süt çocuğ sevmek için söylenir. unu * Agulamak iş i. * Yeni doğ bebeklerin çı ğses. muş kardı ı * (yabancı ülkelerde) Doçent olmak için sı vermiş nav kimse, doçent. * Bir elçinin bir ülkeye atanması önce o ülkeden istenen uygun görme yazı. ndan sı

agulama

agulamak * (bebek) Agu agu diye ses çı karmak. aguş ağ * İ sicim, tel gibi ince ş plik, eylerden kafes biçiminde yapı ş lmıörgü. * Örümcek gibi birtakı hayvanlarısalgı yla oluş m n ları turdukları örgü. * Ülke yüzeyine yaygı tılmıörgü, ş nlaşrı ş ebeke. * Tuzak. * Oyun alanı ortadan ikiye bölen iple yapı ş nı lmıörgü. * Çaprazlama örgü ile yapı ve kale direkleri arkası gerilen örgü, file. lan na ağ * Donun veya pantolonun apıarası gelen yeri, apık. ş na ş lı ağ atmak (veya bı rakmak) * balıavlamak için denize ağ k salmak. ağ benek * Açı koyulu kahverengi ağ klı görünüş ünde olan, arpa yaprakları yerleş oldukça önemli zararlara yol na erek açan asklı mantar. * Bu mantarı ortaya çı ğekin hastalı. n kardı ı ğ ı ağ çekmek * Kucak.

* yakalanan balı toplamak için ağsudan çı kları ı karmak. ağ nesi iğ * Ağ örülmesinde kullanı iğ ı n lan biçiminde tahtadan veya plâstikten yapı ş lmıalet. ağ i ipliğ * Keten, kenevir, naylon gibi maddelerden ağ mı kullanı iplik. yapı nda lan

ağ ğ kayı ı * Balıağ nı ı kayı k ları taş yan k. ağ kepçe ağ kurdu * En çok elma ve erik gibi yemiş açları zarar veren bir kurt. ağ na ağ unu kurş * Balıağ nı k ları suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeğbiçiminde delikli kurş madde. i un ağ mantarlar * İ ve hayvanlarda hastalı yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğ nsan ğ a u. ağ tabaka ağ tonos * Gotik mimaride kullanı ş biçiminde parçalı lmı ağ , tonos. ağ torba * 25 cm geniş inde ve 50 cm uzunluğ liğ unda ağ yapı ş rmı yosunlarısuya dalı dan lmıkı zı n narak avlamada kullanı bir ip ve kayı makara yardı ile suyun yüzeyine çıp inebilen bir torba. lan, ktaki mı kı ağ yatak ağ a * Hamak. * Kık kesimde geniş rlı toprakları olan, sözü geçen, varlı kimse. klı * Halk arası sayı ve sözü geçen erkeklere verilen san. nda lan * Büyük kardeşağ , abey. * Okur yazar olmayan yaşca kiş lı ilerin adları birlikte kullanı san. yla lan * Osmanlımparatorluğ İ unda bazı kuruluş n baş bulunanlara verilen resmî san. ları ı nda * Göz yuvarların iç yüzeyinde görme sinirinin yayı nı lması beliren, ığ duyarlı ı bölüm, retina. ile şa ı , ağ msı * Balı lı kullanı ağ örülerek yapı uzun saplı kçı kta lan, dan lan sepet.

ağ borç eder, uş harç a ak * ağ para sıntıiçinde olup borç etse de, uş hâlden anlamaz ve bol harcamayı a kı sı ak, sürdürür. ağ kapı a sı * Yeniçeri ağ nıdairesi. asın ağ yamağ a ı * Yeniçeri ağ na bağ emir çavuş ası lı u. ağ ababa * Dede, ata. * Sanı a" olan babaya çocuğ "ağ unun sesleniş i. * Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). * Bir kimsenin kendinden yaş büyük olan erkek kardeş ça i. * Kardeş olmayanlar arası da genellikle yaş büyük olanlara bir saygı nda ça sesleniş i olarak kullanı lı r.

ağ abey

ağ abeylik

* Ağ abey olma durumu. ağ abeylik etmek (veya yapmak) * Birini ağ abey gibi korumak, gözetmek. ağ çı keçinin dala bakan oğ ı aca kan lağolur * çocuklar ana ve babaları öğ ndan rendiklerini yapmaya özenirler. ağ çı pabucu yerde kalmaz aca ksa * davranı na engel olacak hiçbir takı sı ş ları ntı yok. ağ dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür aca * insan yapacağiş baş na değ kendine güvenmelidir. ı te kaları il, ağ kurt, insanı yer acı dert * kurt ağ nası acı l içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir. ağ aç * Gövdesi odun veya kereste olmaya elveriş bulunan ve uzun yı yaş li llar ayabilen bitki. * Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dalları yapı ndan lan. * Direk.

ağ arı aç sı * Düzgün kanatlı , kuyruğ unda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda ağ zararlı. aç sı ağ balı aç * Erik, kayı gibi ağ sı açlardan sı zamk. zan ağ biti aç * Yarı kanatlı m lardan, bitkiler üzerinde yaş ayan, sı cı böcek türü (Psylla). çrayı bir

ağ çileğ aç i * Ahududu. ağ ebegümeci aç * Ebegümecigillerden, boyu yüksek bir ot (Fr. lavatere). ağ kaplama aç * Konut duvarları yalı ve güzelleş nı tma tirme amacı ağ veya ağ ürünlerinden yararlanı yapı yla aç aç larak lan kaplama. ağ kavunu aç * Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetiş taç yaprakları en, mavimsi pembe, küçük bir ağ (Citrus aç medica). * Bu ağ n iri bir limon görünüş acı ündeki buruş kabuklu yemiş uk i. ağ kurbağ aç ası * Kurbağ agillerden, boyu 3-5 cm olan, sı yaprak yeş ağ rtı ili, açlara tı rmanan bir kurbağ türü (Hyla arborea). a ağ kurdu aç * Ağ açları kemirerek beslenen birtakı sinek kurtçukları verilen ad. m na ağ küpesi aç * Hatmi. ağ mantarı aç * Ağ biten bazitli mantarlara verilen ad. açta ağ minesi aç * Mine çiçeğ igillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen, kı zı rmı, mor çiçekli bir ağ k (Lantana). aççı ağ mobilya aç

* Oturma, yemek yeme, çalı yatma vb. iş yapı nda kolaylıve rahatlısağ ş ma, lerin lması k k layan, parçaların nı büyük çoğ unluğ masif, lifli, yangalı tabakalı aç malzemeden yapı taş u ve ağ lan, ı nabilir veya sabit olarak kullanı eş lan ya. ağ nemi aç * Ağ bulunan su miktarın, aynı acımutlak kuru ağ ğ oranı açta nı ağ n ı ı rlına . ağ olmak aç * bir yerde ve ayakta çok beklemek. ağ oyma aç * Oyma baskı sanatları düz bir baskı ndan tekniğ i. ağ sakı aç zı * Reçine. ağ sansarı aç * Sansargillerden, sı koyu esmer, karnı rtı daha açı iyi tı k, rmanan, postu değ bir memeli türü (Martes erli martes). ağ yaş eğ aç iken ilir * çocuklar küçük yaş kolay eğ büyük insan kolay kolay eğ ta itilir, itilemez. ağ k aççı * Taflan gibi, dalları dibinden baş layarak çatallanan küçük ağ aç. ağ lı aççı k * Ağ yetiş aç tirme iş i.

ağ açdelen * Yuva yapmak için ağ açları oyan böcek. ağ açkakan * Serçegillerden, ağ kurtları geçinen bir kuş aç ile (Picus). ağ açkesen * Zar kanatlı lardan, kurtçukları çok gül fidanları en üzerinde yaş ayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma). ağ açlama * Ağ açlamak iş i. ağ açlamak * Ağ açlandı rmak. ağ açlandı rı lma * Ağ açlandılmak iş rı i. ağ açlandı rı lmak * Ağ duruma getirilmek. açlı ağ açlandı rma * Ağ açlandı rmak iş i. ağ açlandı rmak * Bir yeri ağ duruma getirmek. açlı ağ açlanma * Ağ açlanmak iş i. ağ açlanmak * Ağ duruma gelmek. açlı

ağ ma açlaş * Ağ mak durumu. açlaş * Bitki ş ekilleri gösteren ve akiklerde olduğ gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan u tabiî desen. ağ mak açlaş * Ağ durumuna gelmek. aç ağ açlı ağ k açlı * Ağ olan. acı * Ağ öbeğ aç i. * Ağ bol olan (yer). acı

ağ klı açlı * Ağ açları olan (yer). bol ağ açsı * Ağ benzeyen, ağ andı aca acı ran. ağ z açsı * Ağ olmayan. acı

ağ alanma * Ağ alanmak iş i. ağ alanmak * Ağ tavrı narak çalı yapmak. a takı m ağ k alı * Ağ olma durumu. a * Kibar ve cömertçe davranı ş . -ağ / -eğ an en * Fiilden sı ve isim yapma eki: yat-ağ gez-eğ ol-ağ dur-ağ piş en vb. fat an, en, an, an, -eğ ağ n alnı anı terlemezse ı n burnu kanamaz rgadı * iş veren iş ile birlikte çalı çisi ş mazsa iş iş var gücüyle sarı çi e lmaz. ağ n eli tutulmaz anı * cömertliğ elinin açı ğ tartılmaz. i, klı, ı ş ı ağ k arı ağ arma * Ağ armak iş i. * Tan atma, ş sökme. afak ağ armak * Ak olmak, ak duruma gelmek, beyazlanmak, solmak. * Aydı nlanmak. ağ artı * Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklı k. * Süt, yoğ peynir, ayran gibi yiyecek ve içecekler. urt, ağ lma artı * Ağ lmak iş artı i. ağ lmak artı * Aklaş ş mırengi solmuş , .

* Temizlenmek, beyazlatı lmak. ağ artma * Ağ artmak iş i. * Kuyumculukta gümüş temizleme iş ü i. ağ artmak * Ak duruma getirmek, beyazlatmak. ağ beneklilik * Arpa bitkisinde görülen mantar hastalı (Pyrenophora). ğ ı ağ cı ağ k cı ağ lı cı k * Ağ balıtutma. ile k ağ da * Kaynatı çok koyu ve yapı bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu ş eriyiğ larak ş kan eker i. * Ağ balıtutarak geçinen kimse. ile k * Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kı n.

ağ yapmak da * vücuttaki fazla tüyleri ağ ile almak, temizlemek. da ağ dacı *Ş eker, tatlı helva yapı nda ağ hazı ve mı da rlayan iş çi. * Ağ ile vücuttaki fazla tüyleri veya kı temizlemeyi meslek edinmiş da lları kimse.

ağ dalanma * Ağ dalanmak iş i. ağ dalanmak * Ağ durumuna gelmek, ağ maya baş da dalaş lamak. * Ağ bulaş da mak. ağ ma dalaş * Ağ mak durumu. dalaş ağ mak dalaş * Ağ durumuna gelmek, ağ da dalanmak. * (sohbet) Tam tadı varı durum almak, koyulaş na lı r mak. ağ tı dalaşrma * Ağ tı iş dalaşrmak i. ağ tı dalaşrmak * Ağ durumuna getirmek. da ağ dalı * Ağ dalanmı ş . * (deyiş için) Bilinmeyen kelimelerle, anlaş ı güç, dolambaçlı lması cümlelerden oluş an. * Karmaş ı k. * Pekmez yapmaktan baş iş yaramayan üzüm. ka e * Ağ rmak iş dı i.

ağ k dalı ağ rma dı

ağ rmak dı

* Ağ na sebep olmak. ması * Aş ı ağinmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ı ağ gelmek. r

ağ ı

* Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarı göre canlı öldürebilen na yı madde, zehir. ağağ ı acı * Zakkum. ağçiçeğ ı i * Zakkum. ağgibi ı * acı veren, çok etkileyen. * çok sert, keskin. ağotu ı * Baldı ran. ağ ı l * Koyun ve keçi sürülerinin gecelediğ çit veya duvarla çevrili yer. i, * Bazı ldı n, özellikle ayıçevresinde görülen geniş aydı k teker, ayla, hale. yı zları n ve nlı * Bazı görüntülerdeki çok ıklı ş cisimleri çevreleyen ıklı ı ş teker. ı * Ağverme, zehirleme. ı ağ ı lamak * Ağvermek, zehirlemek. ı * (bir ş Ağkatmak. eye), ı

ağ ı lama

ağ ı rma landı * Ağ ı rmak iş landı i. ağ ı rmak landı * Ağ duruma getirmek. ı lı ağ ı lanma * Ağ ı lanmak iş i.

ağ ı lanmak * Bilmeden veya farkı olmadan zehirli bir ş yemek veya içmekle zehirlenmek. nda ey ağ ma ı laş * Ağ mak durumu. ı laş

ağ mak ı laş * Ağ duruma gelmek. ı lı ağ oğ doğ ovada otu biter ı lda lak sa * Tanrı yarattınırı nı her ğ n zkı verir. ı ağ ı lı *İ çinde ağbulunan, zehirli. ı ağ böcek ı lı * Kıkanatlı n lardan, baş böcekleri yemesi bakı ndan yararlı böcek. (Carabus). ka mı bir ağ ı llanma * Ağ ı llanmak durumu.

ağ ı llanmak * Toplanı bir arada durmak. p * Çevresinde ağ denen hale oluş ı l mak, halelenmek. ağ ı m ağ ı mlı * Ayağ üstündeki tümsek yer. ı n * Üstü aş tümsek olan (ayak). ı rı

ağ düş ı na ürmek * tuzağ düş ı na ürmek. ağ ı nma * Ağ ı nmak iş i. ağ ı nmak ağ ı r * (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p * Tartı çok çeken, hafif karş . da ı tı * Davranı yavaş ş ları olan. * Değ çok olan, gösteriş eri li. * Çapı , boyutları büyük. * Çetin, güç. * Tehlikeli, korkulu, vahim. * Sınt ı kı veren, bunaltı. cı * Dokunaklı , insanıgücüne giden, kıcı n rı. * Yavaş . * Ağ lı ı , ciddî. rbaş * (koku için) Keskin, boğ ucu. * (yiyecek için) Sindirimi güç. * Yoğ un. * (uyku için) Uyanı lması derin. güç, * Kık, alçak. sı * Güç iş sağ iten, ı r. * Ağ siklet. ı r * Acele etmeden. * Fazlası yla.

ağ ağ ı ı r r

ağ aksak yürümek (veya gitmek) ı r * pek yavaş olarak. ağ almak ı r * bir iş yavaş te davranmak. ağ araç ı r ağ ayak ı r * Ağ vası ı ta. r * Doğ urması n (gebe kadı yakı n).

ağ basmak ı r * ağ ğfazla gelmek. ı ı rlı * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te ağ basmak ı r * gücü, etkisi veya özelliğdaha üstün ve belirgin olmak. i * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te

ağ basmak ı r * bir kimse kâbusa uğ ramak. ağ canlı ı r * Çok yavaş yapan, çevik olmayan. iş * Varlı sıntı ğ kı veren sevimsiz. ı * Tembel. * Gebe (kadı n). ağ canlı ı r lı k * Hareketlerin yavaş olması mbık, tembelce davranıbiçimi. , hı llı ş ağ ceza ı r * Ağ hapis ve beş ldan yukarı hapis cezaları ı r yı olan .

ağ çekmek ı r * tartı ağ gelmek. da ı r ağ durmak ı r * ciddî, ağ lı ı , oturaklı ukkanlı rbaş , soğ hareket etmek. ağ elli ı r * Bkz. eli ağ ı r. ağ ellilik ı r * Eli ağ olma durumu. ı r ağ ezgi ı r * Çok ağ yavaş ı r, yavaşahenkli. ,

ağ gelmek ı r * gücüne gitmek, onuruna dokunmak. * yapı güç gelmek. lması ağ hapis cezası ı r * 2-24 yı l veya ömür boyu hapis cezası . ağ hastalı ı r k * Ölümle sona erebilecek gibi olan hastalı k. ağ hidrojen ı r * Döteryum. ağ iş ı r * Büyük tehlikeler yaratan ve fazla güç isteyen her türlü iş .

ağ iş ı itmek (veya duymak) r * kulakları iş iyi itmemek, kulakları iş az itmek. ağ kaçmak ı r * gücendirici olmak. ağ kayba uğ ı r ramak * maddî ve manevî büyük zarar görmek. ağ kayı ı p r * (savaş , deprem, sel gibi doğ afetlerde) Büyük kayı al p. * Maddî zarar. ağ küre ı r * Yer yuvarlağ n, yoğ ı nı unluğ ve katı ı olan bölümü, barisfer. u lı çok ğ

ağ ol! ı r

* ciddî, ağ lı ukkanlı rlı ı , soğ rbaş , sabı ol!. * acele etme, yavaş ol!.

ağ oturmak ı r * uslu durmak. ağ para cezası ı r * Bazı suçlara göre takdir edilen para cezası . ağ sanayi ı r * Üretim araçları yapan sanayi. ağ satmak ı r * nazlanmak, gönülsüz davranmak. ağ sı ı klet r * Bazı dalları yarı larıağ ğile sırlandılan kategori, baş ık. spor nda ş macı n ı ı nı rı rlı ağ rlı ağ söylemek ı r * acı , dokunaklı , sözler söylemek. ağ söz ı r ağ su ı r * Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaş cıolarak kullanı içinde hidrojen atomları latısı lan, yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluş su (DO). an ağ top ı r * Güçlü, ünlü, tanı ş nmıkimse. ağ uyku ı r * Uyanı lması derin uyku. güç, * Kiş onuruna dokunan, dayanı inin lması söz. güç

ağ vası ı ta r * Motoru, ağ yük veya birden fazla römork taş ı r ı amacı güçlendirilmiş mak yla kamyon ve benzeri araç. ağ vası ehliyeti ı ta r * Ağ vası sürücülerine verilen kullanma belgesi. ı ta r ağ yağ ı r * Kalı yağ n . ağ lı ı rbaş * Davranı ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddî. ş ları ağ lı ı lı rbaş k * Ağ lı ı rbaş olma durumu, vakar, ciddiyet. ağ ı rca ağ ı rdan * Ağ olarak. ı r ağ ı almak rdan * bir işgereken süre içinde bitirmemek. i * bir işgönülsüz, isteksiz yapmak, geciktirmek. i ağ ı rkanlı * Oldukça ağ ı r.

* Hippokrates'in ortaya attı ağ canlı soğ ğ ı ı r lı k, ukluk, kolayca duygulanmayıgibi nitelikleri kendinde toplayan ş kiş tipi. ilik * Bkz. ağ canlı ı r . ağ ı lı rkanlı k * Ağ ı rkanlı olma durumu. ağ ı rlama * Ağ ı rlamak iş ikram, izaz. i, * Gelin veya güvey karş rken çalı kı bir hava. ı lanı nan vrak

ağ ı rlamak * Konuğ saygı a göstererek onun her türlü rahatı, ihtiyacı sağ nı nı lamak, ikram etmek, izaz etmek. ağ ı rlanma * Ağ ı rlanmak iş i. ağ ı rlanmak * Ağ ı rlamak iş konu olmak. ine ağ ma ı rlaş * Ağ mak durumu. ı rlaş

ağ mak ı rlaş * (hava) Sıcı bunaltı bir durum almak, bozulmak. kı ve cı * (hasta için) Tehlikeli duruma gelmek, fenalaş mak. * Yavaş lamak. * (gebe kadıiçin) Doğ n urması yaklaş mak. * Ağ lı ı rbaş olmak. * (yiyecek) Bozulmaya yüz tutmak. * Güçleş zorlaş mek, mak. * (organ için) Görevini yapamaz duruma gelmek. ağ tı ı rma rlaş * Ağ tı iş ı rmak i. rlaş ağ tı ı rmak rlaş * Bir ş ağ ması yol açmak. eyin ı rlaş na ağ ı rlatma * Ağ ı rlatmak iş i.

ağ ı rlatmak * Ağ ı rlamak iş yaptı ini rmak. ağ ğ altıdeğ ı ı rlınca n mek * çok değ olmak. erli ağ ğ (ortaya) koymak ı ı rlını * kimliğ ve kiş ini kabul ettirmek. ini iliğ ağ k ı rlı * Ağ olma durumu. ı r * Değ olma durumu. erli * Ağ lı ı lı rbaş k. * Tehlikeli olma durumu. * Sınt ı bunaltı durum. kı lı , cı * Orduda bir birliğ cephane, yiyecek ve eş yükleri. in ya * Çeyizini düzmek için güveyin geline verdiğpara, kalı i n. * Uyuş ukluk ve gevş durumu. eklik * Uykuda iken gelen ve insana boğ gibi bir duygu veren durum. ulur * Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluş turduğ bileş u ke.

* Takı . * Yük, külfet. * Sorumluluk. * Etki, yetki, baskı , güçlük. * Dikkati ve önemi bir ş üzerinde yoğ tı ey unlaşrmak. * Terazilerde tartma işyapı i lı bir kefeye konulan nesne. rken * Değ erlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağ n üzerinde ve belli oranda, fazladan bir değ anı er tanı nması . ağ k basmak (veya çökmek) ı rlı * gevş ve uyku gelmek. eklik * (uykuda) sıntıduruma girmek. kı lı * Ağ bir hava kaplamak, sessizlik oluş ı r mak. ağ k merkezi ı rlı * Bir cismin bütün noktaları ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluş tek kuvvet na ayrı muş durumundaki bileş kenin uygulama noktası . * Bir iş en önemli bölümü. in ağ k olmak ı rlı * birine yük olmak, kendi masrafı baş na çektirmek, sıntı nı kası kı vermek. ağ klı ı rlı (değ er). ağ ı rsama * Ağ ı rsamak hareketi. ağ ı rsamak * Birine karşsoğ davranarak sıntı ı uk kı verdiğ anlatmak. ini * Bir işyavaş i yapmak, önemsememek, ilgilenmemek. * Bir işağ bulmak, yük saymak, yüksünmek. i ı r ağ ak ı rş * Yün, iplik eğ irilen iğağ tı için alt ucuna geçirilen yarı küre biçiminde, ortası i ı rmak rlaş m delik ağ veya aç kemik parça. * Teker biçiminde yassı nesne, kurs. ağ aklanma ı rş * Ağ aklanmak işveya durumu. ı rş i ağ aklanmak ı rş * Çı banda veya (ergenlik sı nda) memede ağ ak biçiminde bir tümsek oluş rası ı rş mak. ağ ı ş * Ağ işveya biçimi. mak i * (su buharın ve baş gazları Yerden havaya doğ çış yağ karş . nı ka n) ru kı, ı ı ı ş tı * Değ erlendirmelerde, herhangi bir konu veya evreye olağ n üzerinde ve belli bir oranda, fazladan tanı anı nan

ağ ı t

* Ölen bir kimsenin gençliğ güzelliğ iyiliklerini, değ ini, ini, erlerini, arkada bı kların acı nı büyük raktı nı ları veya felâketlerin acıetkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazı yazı u, mersiye. lı lan , sağ * Ağ lama, gelin olan bir kın arkası meziyetlerini sayıdökerek ağ zı ndan p lama. ağ yakmak (veya tutturmak) ı t * ağ söylemek, ağ düzmek. ı t ı t ağ ı tçı ağ lı ı k tçı * Ölüye ağ söylemek için para ile getirilen kimse, sağ ı t ucu. * Ağ nı iş ı n i veya mesleğ tçı i.

ağ ı tlama ağ ı z boş luk.

* Ölmüş anmak için düzenlenen törende okunan övgü. leri * Yüzde, avurtlarla iki çene arası ses çı nda, karmaya, soluk alı vermeye ve besinleri içine almaya yarayan p * Bu boş un dudakları luğ çevrelediğbölümü. i * Kaplarıveya içi boşeylerin açıyanı n ş k . * Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğ yer, munsap. ü * Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açıyanı k . * Birkaç yolun birbirine kavuş u yer, kavş tuğ ak. * Kesici aletlerin keskin yanı . * Bir dilin sırları nı içinde, bölgelere ve sıflara göre değen söyleyiş nı iş özelliğ i. * Birini yanı ltmak, kandı amacı dolambaçlı rmak yla birtakı sözler söyleme özelliğ m i. * Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. * Bazen "kez" anlamı gelir. na * Üslûp, ifade özelliğ i. * (tehlikeli ş için) Pek yakıyer. eyler n

ağ ı z

* Yeni doğ urmuş memelilerin ilk sütü.

ağ açmak ı z * söz söylemek, konuş mak. * azarlamak, paylamak. ağ açmamak ı z * tek bir söz olsun söylememek, susup kalmak. ağ açtı ı rmamak z * çok konuş baş nısöz söylemesine, konuş na engel olmak. arak kaların ması ağ ağ ı ı z za * ağ na kadar, tamamen. zı ağ ağ vermek (veya konuş ı ı z za mak) * iki kişbirbirine pek yakı durarak baş i n kalarıitmeyecek biçimde konuş iş mak. ağ alı ı ş ğ z kanlı ı * Çok söylendiğiçin bir sözü sısıkullanma durumu. i k k ağ aramak (veya yoklamak) ı z * öğ renmek istenilen ş söyletecek yolda dil kullanmak. eyi ağ birliğ ı z i * Bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş söz birliğ ma, i. ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynıekilde konuş arak ş mak, söz birliğetmek. i ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş mak, söz birliğetmek. i ağ burun birbirine karı ı z ş mak * dayak yeme sonunda yüzü, yara bere içinde kalmak. * yüzde aş öfke, üzüntü, yorgunluk gibi durumlarıizleri görünmek. ı rı n ağ dalaş ı z ı * Ağ kavgası ı atı bağş dil dalaş ı z , karş klı ş lı ma, rı ma, ı . ağ değikliğ ı iş i z

* Yemeğ çeş in idinde değiklik. iş ağ değtirmek ı iş z * önce söylediğ baş türlü anlatmak. ini ka ağ dil vermemek ı z * hiç konuş mamak, susmak. ağ dolusu ı z * Ağ n alabileceğkadar. zı i * (küfür için) Birbiri ardı birçok. nca, ağ kâhyası ı z * Birinin söyleyeceğsözlere karı kimse. i ş an ağ kalabalı ı z ğ ı * Birbirini tutmayan gereksiz sözler. ağ kalabalına getirmek ı z ğ ı * birini gereksiz sözler söylemek yolu ile ş ı aş rtmak. * söz söyleme becerisine sahip olma. ağ kavafı ı z * Karş ndakini kandı için gerekli gereksiz çok söz söyleyen. ı sı rmak ağ kavgası ı z * Karş klı ı ı ağ sözler söyleyerek yapı çekiş atı dil kavgası lı r lan me, ş ma, . ağ kokusu ı z * Bir kimsenin çekilmez davranı , istekleri, sözleri. ş ları ağ kullanmak ı z * duruma, ortama göre söz söylemek, sözünü amacı göre değtirmek. na iş ağ niş ı anı z * Yalnısözle yapı niş z lan anlanma. ağ satmak ı z * yüksekten atarak kendini övmek. ağ ş ı akası z * Sözle yapı ş lan aka. ağ tadı ı z * (ailede veya toplumda) Dirlik düzenlik, iyi geçinme veya rahatlı k. ağ tadı ı yla z * huzurla, rahatlıiçinde, içine sine sine, lezzetini duyarak. k ağ tamburası ı z çalmak * sözle avutmaya, oyalamaya çalı ş mak. ağ tatsı ğ ı z zlı ı * Bir topluluk içindeki geçimsizlik, huzursuzluk. ağ tı ı kamak z * konuş imkânı ma vermemek. ağ tüfeğ ı z i * Mermileri ş iddetle üflenerek fı lan bir çeş tüfek taslağ rlatı it ı . ağ tütünü ı z

* Keyif için ağ çiğ ı zda nenen bir tür tütün. ağ ünlüsü ı z * Geniz yoluna kaymadan çı ünlü, ağ l ünlü. kan ı zsı ağ yapmak ı z * birini kandı yanı amacı duyguları, düş rma, ltma yla nı üncelerini olduğ undan baş türlü gösterecek biçimde ka konuş mak. ağ yaymak ı z * açıve dürüst konuş k maktan kaçı nmak. ağ yer, yüz utanı ı z r * armağ alan, armağ verenin isteğ yerine getirmeye çalır. an anı ini ş ı ağ yoklamak ı z * Bkz. ağ aramak. ı z ağ dağ ı zda ı lmak * (genellikle hamur iş i için) iyi piş ve lezzetli olmak. miş ağ sakıgibi çiğ ı zda z nemek * bir söz veya düş ünceyi sısıtekrarlayıdurmak. k k p ağ ı zdan * Yazıolmayarak, sözle, sözlü, ş lı ifahî.

ağ ı ağ zdan ı za * Herkes birbirine söyleyerek. ağ ı ağ dolaş (veya geçmek) zdan za mak * herkes birbirine söylemek. ağ ı burun yakı kardeş karıyakı zdan n, ten n n * "insanıkendi yararı ş n her eyden önemlidir" anlamı kullanı nda lı r. ağ ı dolma zdan * (top veya tüfek için) Namlusu ağ ndan doldurulan. zı ağ ı kapmak zdan * baş ndan dinlemek yolu ile yarı yamalak birtakı bilgiler edinmek. kaları m m ağ ı zlama * Ağ ı zlamak iş i. ağ ı zlamak * Bir işkolaylamak. i * Bir parçayı yuvası geçirmek için önce yuvanıağ nı na n zı ayarlamak. * Bir boğ n veya bir limanıağ nı azı n zı ortalamak. ağ ı sakıolmak zlara z * herkesin diline düş mek. ağ ma ı zlaş * Ağ mak işveya durumu. ı zlaş i ağ mak ı zlaş * İ kan damarı ki , birbiri içine açı lmak. ağ ı zlı * Ağ herhangi bir biçimde olan. zı

ağ k ı zlı

* Bir ucuna sigara takı öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. lan, * Nefesli çalgı ağ gelen yer. larda za * Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapı kapak. lan * Kuyu bileziğ i. * Su tesisatı su alıvermeye yarayan vanalı nda p uç. * Hayvanıırması zararlı ş yemesine engel olmak için ağ na takı tel, deri gibi kafes. n sı na, bir ey zı lan * (dokumacı Çözgünün açı kapandı ve içinde mekiğ geçtiğyer. lı kta) lı p ğ ı in i * Telefon ve benzeri cihazlarda ağ yaklaşrı bölüm. za tılan * Bir ş baş ğyer. eyin ladı ı * Huni.

ağ kçı ı zlı * Ağ k yapan veya satan kimse. ı zlı ağ ı zotu ağ l ı zsı * Ağ ilgili. ı zla ağ l ünlü ı zsı * Bkz. ağ ünlüsü. ı z ağ z ı zsı * Ağ olmayan. zı * Yumuş huylu, sessiz. ak * Topları lemek için falyaya konulan ve barutun patlaması sebep olan madde. ateş na

ağ ağ ladı layacak * ağ lamak üzere olan. ağ lama ağ lamak * Üzüntü, acı , sevinç, piş manlı aldanma vb.nin etkisiyle göz yaşdökmek. k ı * Ağ budandında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak. aç ğ ı * Sı zlanmak, yakı nmak. * Bir duruma karşüzüntü duymak. ı ağ lamak para etmez * üzülmenin yararı olmaz. ağ lamaklı * Ağ gibi olan, üzüntülü. lar ağ lamaklı olmak * ağ layacak duruma gelmek. ağ lamalı * Ağ gibi olan, ağ lar layacak gibi. * Acı duygusu uyandı ma racak hâlde, sı zlamalı . ağ lamayan çocuğ meme vermezler a * hakkı araması bilmeyen kimsenin iş nı nı i görülmez. ağ lamsı ağ lanma * Ağ layacak gibi, ağ lamalı . * Ağ lanmak iş i. * Ağ lamak iş i.

ağ lanmak * Ağ lamak işyapı i lmak. ağ lantı * Hafif hafif ağ lama.

ağ gözden, sahte sözden kendini sakı lar n * "kendini acı ranlardan kork" anlamı kullanı ndı nda lı r. ağ ma laş ağ mak laş * Ağ mak iş laş i. * Birlikte ağ lamak. * Sı zlanmak.

ağ ağ lata lata * Sürekli ağ latarak, devamlı eziyet ederek, üzerek. ağ latı ağ cı latı * Ağ lamaya yol açan. ağ ş latı ağ latma ağ latmak * Ağ latmak işveya biçimi. i * Ağ latmak iş i. * Ağ laması yol açmak. na * Trajedi.

ağ ağ laya laya * Ağ layarak. ağ layanımalı n gülene hayretmez * birinden haksıolarak alı malı onu alana yararı z nan n olmaz. ağ cı layı ağ ş layı ağ lı * Ağbulunan. ı ağ ma * Ağ iş mak i. * Akan yı z, ş ldı ahap. * Sarkmak, aş ı inmek, eğ ağ ya ilmek, meyletmek. * Yükselmek, yukarı kmak. çı * Koyun ve keçi baş alı vergi, sayı vergisi. ı nan na m * Ağ namak iş i. * Ölünün ardı ağ ndan lamak için para ile tutulan kimse, ağ , yasçı ı tçı . * Ağ lamak işveya biçimi. i

ağ mak

ağ nam ağ nama

ağ namak

* (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p

ağ namcı * Ağ vergisi toplayan kimse. nam ağ raz ağ rı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve ş iddetli acı . ağ kesici rı * Acı, sıyı yı zı dindirici (ilâç). ağ kesimi rı * Ağ duyusunun kendiliğ rı inden veya tedavi sonucu yok olması , analjezi. ağ sı rı zı * Rahatsı k veren acı zlı , sancı . ağkesen rı * Ağ duyusunu ortadan kaldı dindiren (ilâç vb.), analjezik. rı ran, ağlarda göz ağsı kiş öz ağsı rı rı, her inin rı * herkesi en çok ilgilendiren ş kendi derdidir. ey ağlı rı ağma rı * Ağyan, ağ sı rı rı olan. * Ağmak iş rı i. * Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaşrdı ağma asalakları ileri gelen hastalı tı ğ rı ı ndan k. * Kötü niyet ve düş manlı klar.

ağma asalakları rı * Omurgalı lardan alyuvar asalağolarak yaş türlü biçimlerdeki sporlular topluluğ ı ayan u. ağmak rı * (vücudun bir yeri) Ağlı rıolmak. ağna gitmek rı * onuruna dokunmak veya gücüne gitmek. ağsı rı tutmak * (gebe kadıiçin) doğ sancı baş n um ları lamak. * (hasta bir organ) ağmaya baş rı lamak. ağsı rız * Ağsı rı olmayan. * Ağ vermeden. rı * Dertsiz, tasası z.

ağsıbaş kaş bağ rız ı na bastı lamak * kendine gereksiz yere iş karmak. çı ağtma rı ağtmak rı * Ağtmak iş rı i. * Ağması yol açmak. rı na

ağ sı ağ u

* Ağ görünüş ünde olan, ağ örülmüş gibi olan. * Ağ ı .

ağ ulamak * Ağ ulamak. ağ ustos * Yı 31 gün süren sekizinci ayı lı n .

ağ ustos böceğ i * Eş kanatlı lardan, erkeğyazıkarnın altı i n nı ndaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çı karan bir böcek, orak böceğ(Cicada plebeja). i ağ ustos böcekleri * Genç sürgünlerden öz su emerek tarı ve orman bitkilerine zarar veren birçok türün bulunduğ eş m u kanatlı familyası lar . ağ yar * Baş , yabancı eller. kaları lar,

ağ alı za nmaz (veya ağ alı za nmayacak) * söylenmesi ayı çirkin (söz, küfür). p, ağ almamak za * anmamak, sözünü etmemek. ağ düş za mek * dedikodu konusu olmak. ağ koyacak bir ş za ey * yiyecek bir ş ey. ağ tat, boğ feryat za aza * (yiyecek için) miktarı az olan. çok ağ açı zı k * Ş kı alı bön. aş n, k, * Hayranlı büyülenmiş kla, olarak. ağ açı(veya ağ bir karıaçı kalmak zı k zı ş k) * çok ş ı aş rmak, ş akalmak. aş ağ açıayran delisi (veya budalası zı k ) * yeni gördüğ her ş ş kı kla bakan, ş ı ü eye aşnlı aş ran. * saf, bön. ağ bir zı * Söz birliğetmiş i .

ağ bozuk zı * Sövmeyi alı ş k edinmiş kanlı olan, küfürbaz. ağ burnu yerinde zı * oldukça güzel, yakıklı ş . ı ağ çiriş zı çanağ dönmek ı na * ağ kuruyup acı mak. zı laş ağ dili bağ zı lanmak

* herhangi bir sebeple konuş amaz olmak. ağ dili kurumak zı * herhangi bir sebeple tükürük az olmak. ağ dili tutulmak zı * beklenmedik bir durum karş nda heyecanlanmak, hayranlıduymak. ı sı k ağ dolu dolu konuş zı mak * heyecanlı söylemek. söz ağ gevş zı ek * Sısaklamaz, sıtutmaz. r r ağ havada zı * çevresindekilerden habersiz, alı ş kı k, aş n. ağ kalabalı zı k * Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz çok konuş boş az. an, boğ ağ kara zı * Kara haber vermekten hoş lanan, ş ağ . om ı zlı * Bir yerde konuş ulanı yapı duyup görmesi istenilmeyen (kimse). veya lanı

ağ kenetli zı * Sıtutan, sısaklayan (kimse). r r ağ kilitli zı * Dudakları beyaz (at). * Sısaklayan. r ağ kulakları varmak zı na * çok sevinmek. ağ kulakları zı nda * çok sevinçli, mutlu. ağ kurumak zı * bir konuyu çok söylemek sebebiyle, ondan bı kmak. * içecek ihtiyacı duymak. ağ kurusun zı * felâket dileğ bulunanlara karşkullanı bir ilenme. inde ı lan ağ lâf (veya lâkı ) yapmak zı rdı * kolay konuş yeteneğolmak. ma i * inandıcı söyleme yeteneğolmak. rı söz i ağ oynamak zı * bir ş yemek. eyler * konuş mak. ağ pek zı ağ pis zı * Sıvermeyen, ketum. r * Sövmeyi huy edinmiş olan.

ağ sı zı kı * Bkz. ağ pek. zı ağ sulanmak zı

* imrenmek. ağ süt kokmak zı * çok genç ve toy olmak. ağ teneke kaplı zı (olmak) * çok sı veya çok acıeyleri kolaylı içebilen veya yiyebilenler için ş yollu söylenir. cak ş kla aka ağ torba değ ki büzesin zı il * herkesin dedikodu yapmasın önüne geçilemeyeceğ anlatı nı ini r. ağ var, dili yok zı * pek sessiz, kendi hâlinde. * konuş mayan, derdini anlatamayan. ağ varmamak zı * söylemeye, açı klamaya gönlü elvermemek. ağ yanmak zı *oş eyden büyük zarar görmek. ağ na (veya diline) kira istemek zı * söylemesi beklenen ş söylemekte nazlı eyi davranmak. ağ na (veya diline) sağk zı lı * bir sözü yerinde söyleyen kiş söylenir. ilere ağ na (veya önüne) bir kemik atmak zı * birini küçük bir çı göstererek susturmak. kar ağ na abdestle almak zı * o kiş anarken çok saygıdavranmak. iyi lı ağ na almak zı * söylemek. ağ na almamak zı * adı ağ na almamak. nı zı ağ na almamak zı * söz konusu etmemek, anmamak, söylememek. ağ na atmak zı * yemek için ağ koymak. za ağ na bakakalmak zı * sözlerine hayran olmak. ağ na baktı zı rmak * kendini zevk ile dinletmek. ağ na bir parmak bal çalmak zı * birini tatlı sözlerle veya çeş hediyelerle bir süre için kandı itli rmak, oyalamak. ağ na bir ş (veya bir çöp) koymamak zı ey * hiçbir ş yememek. ey ağ na bir zeytin verir, altı (veya ardı tulum tutar. zı na na) * yaptı küçük iyiliklere karşk büyük çı bekler. ğ ı ı lı kar ağ na burnuna bulaşrmak zı tı * bir işbeceremeyip berbat etmek, bozmak. i

ağ na düş zı mek * çok yaygıolarak bilinip konuş n ulmak. ağ na etmek zı * haddini bildirmek. ağ na geldiğgibi zı i * önünü sonunu düş ünmeden. ağ na geleni söylemek zı * nezaket dına çı ş karak ağ ve kıcı ı ı r rı sözler söylemek. * çok ve düş üncesizce konuş mak. ağ na gem vurmak zı * susturmak, söyletmemek. ağ na kadar zı * boş kalmayacak biçimde. yeri ağ na kilit takmak (veya vurmak) zı * susturmak. ağ na koymamak zı * yememek veya içmemek. ağ na lâyı zı k * bir yiyeceğ tadı in anlatı lı "sen de yesen, beğ rken enirsin" anlamı söylenir. ile ağ na sakıolmak zı z * dedikodusuna konu olmak. ağ na sürmemek zı * bir ş eyden hiç yememek. ağ na taş ş zı almı * söze karı p susanlar için kullanı ş mayı lı r. ağ na tı zı kamak * susturmak, fazla konuş na engel olmak. ması ağ na tükürmek zı * birini küçültmek üzere küfür olarak kullanı uygunsuz sözler sarf etmek. lan * birine benzemek. ağ na verilmesini beklemek (veya istemek) zı * çalı p, iş ş mayı lerinin baş kaları tarafı yapı nı ndan lması beklemek. ağ na vur, lokması al zı nı * yumuş huylu kimseye her istenileni kolaylı yaptı ak kla rabilme anlamı bir atasözüdür. nda ağ na yakı zı ş mamak * söylemesi ayı kaçmak, uygun düş p memek, yakık almamak. ş ı ağ nda bakla ı zı slanmamak * hiç sı r saklamamak. ağ nda bı zı rakmak * Bkz. lâf ağ nda kalmak. zı ağ nda büyümek zı * sevmediğ inden veya içi almadından yutamamak. ğ ı

ağ nda gevelemek zı * açı söylememek. kça ağ nda yaş zı kalmamak * bir düş üncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak. ağ ndan zı * birisinden dinleyerek. * adı na.

ağ ndan baklayı karmak zı çı * Bkz. baklayı zı çı ağ ndan karmak. ağ ndan bal akmak zı * çok tatlı konuş mak. ağ ndan çı (veya çı sözü) kulağduymamak (iş zı kanı kan ı itmemek) * sözlerini tartmadan söylemek. ağ ndan çı zı kmak * bir sözü istemeden, farkı varmadan söylemek, söylemiş na bulunmak. ağ ndan çıçı zı t kmamak * hiçbir ş söylememek. ey ağ ndan dirhemle çı zı kmak * çok az konuş mak. ağ ndan dökülmek zı * açı söylemekten çekindiğş konuş ndan belli olmak. kça i ey, ması ağ ndan düş zı memek (veya düş ürmemek) * her zaman sözünü etmek. ağ ndan girip burnundan çı zı kmak * türlü yollara baş vurarak birini bir ş razı eye etmek, kandı rmak. ağ ndan hayıçı zı r kmazsa bari ş söyleme er * "lehte konuş muyorsun, bari aleyhte de konuş anlamı kullanı ma" nda lı r. ağ ndan kaçı zı rmak * istemediğhâlde boş i bulunup söyleyivermek. ağ ndan kapmak zı * birinin bildiğş i eyleri, ustalı konuş klı malarla ona sezdirmeden öğ renmek. * birinin konuş nı ması keserek kendi söze ba ş lamak. ağ ndan lâkı (veya lâf) almak (veya çekmek) zı rdı * karş ndakini konuş ı sı turarak birtakı gizli ş m eyleri öğ renmek. ağ ndan lokması almak zı nı * birinin hakkı ş ondan almak. olan eyi ağ ndan yel alsı zı n * ağ nı zı hayra aç. ağ nı zı (veya çenesini) tutmak * boş azlıetmemek. boğ k * kötü söz söylememe. * bir konuda arzu edilmeyen düş üncelerin açı çı ğ kması bir ş a nı ekilde önlemek.

ağ nı zı açacağ gözünü aç ı na * dikkatsiz kiş uyarmak için "dikkatli ol uyanıol!" anlamı kullanı ileri k nda lı r. ağ nı p gözünü yummak zı açı * öfke ile, sonunu düş ünmeden ağ na gelen bütün ağ sözleri söylemek. zı ı r ağ nı zı açmak * konuş maya baş lamak. * ağ sözler söylemeye baş ı r lamak. * alıalıbakmak. k k ağ nı zı açmamak * hiçbir söz söylememek, ses çı karmamak. ağ nı zı aramak (veya yoklamak) * Bkz. ağ aramak. ı z ağ nı çak açmamak zı bı * üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak. ağ nı zı bozmak * kaba sözler söylemek, küfretmek. ağ nı zı burnunu çarş amba çanağ (veya pazarı çevirmek ı na na) * kıp parçalamak, dövmek. rı ağ nı zı burnunu dağ ı tmak * birinin yüzüne ş iddetle tokat, yumruk indirmek. ağ nı zı dilini bağ lamak * birini konuş amaz duruma getirmek. ağ nı zı havaya (veya poyraza) açmak * umduğ elde edememek. unu ağ nı zı hayra aç! * kötü ihtimaller söz konusu edildiğ gerçekleş inde memesi dileğile söylenir. i ağ nı zı hayra açmak * Bkz. ağ nı zı hayra aç!. ağ nı zı kapamak * kendisine çı sağ kar layarak bir kimseyi susturmak. ağ nı zı kapamak (veya kilitlemek) * susmak, bir ş söylemek istememek. ey ağ nı zı kiraya vermek * kendini de ilgilendiren bir konuda düş üncesini söylememek. ağ nı zı koklamak * niyetini ve durumunu öğ renmek. ağ nı zı kullanmak (veya satmak) * birinin söylediklerini kendi düş üncesi gibi göstermeye çalı ş mak. ağ nı zı mühürlemek * konuş mamak, susmak. ağ nı zı öpeyim (veya seveyim) * sevindirici bir söz söyleyene "ne güzel söyledin" anlamı kullanı nda lı r.

ağ nı kı zı sı (veya pek) tutmak * sı r vermemek. ağ nıkamak zı tı * sözünü kesmek susturmak. ağ nı zı toplamak * söylemekte olduğ kötü söz veya küfürleri kesmek. u ağ nı zı yoklamak * birinin bir ş hakkı bildiğ kendisine sezdirmeden söyletmeye çalı ey nda ini ş mak. ağ nı içi yangı yerine dönmek zın n * ağ nıtadı zın bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. ağ nı içine baktı zın rmak * sözlerini seve seve ve dikkatli dinletmek. ağ nı içine girmek zın * çok yanaş mak, iyice sokulmak. * hayranlı büyük bir zevkle seyredip dinlemek. kla, ağ nı kaş ı bı lokması zın ı (kalı veya ğ ) olmamak * bir ş bir kimsenin uğ abileceğkonulardan olmamak. ey raş i * bir ş bir kimsenin sözünü edemeyeceğkadar değ olmak. ey, i erli ağ nı kokusunu çekmek zın * bir kimsenin çekilmez davranı na katlanmak. ş ları ağ nı mührü ile zın * oruçlu olarak. ağ nı payı (veya ölçüsünü) vermek zın nı * verilen karş kla bir kimseyi söylediğ veya yaptına piş etmek. ı lı ine ğ ı man ağ nı perhizi yok zın * ağ na geleni söyler. zı ağ nı suyu akmak zın * çok beğ istemek, imrenmek. enip ağ nıtadı zın bozulmak (veya kaçmak) * bir kimsenin kurulu düzeni dirliğbozulmak. i ağ nı tadı almak zın nı * o ş acı eyin tecrübesini geçirmiş bulunmak. ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı kaçı zın nı rmak * bir kimsenin kurulu düzenini bozmak; neş esini, keyfini bozmak. ağ yla kuş zı tutsa... * ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalıgösterse. k ah

* Sesin tonuna göre piş manlı öfke, özlem, beğ k, enme, sevgi gibi duygular anlatı r. * (a:h) Ağ, acı rı duyulduğ unda söylenir. * (â:h) İ lenme, beddua. ah alan onmaz * "kötülük ettiğiçin beddua alan iflâh olmaz" anlamı kullanı i nda lı r. ah almak * birinin ilenmesini üstüne çekmek.

ah çekmek * derin bir keder veya özlemle içten gelerek ah demek. ah etmek * acı içini çekmek. ile * ilenmek.

ah vah etmek * piş manlını ğ , üzüntüsünü dile getirmek. ı ah yerde kalmaz * "kötülük cezasıkalmaz" anlamı kullanı z nda lı r. aha ahacı k * Dikkati çok yakıbir noktaya çekmek için kullanı n lı r. ahali * Araları aynı nda yerde bulunmaktan baş hiçbir ortak nitelik düş ka ünülmeksizin bir ülkede, ş ehirde veya semtte oturanları tamamı n . * Bir yerde toplanan kalabalı halk. k, ahar * Hattatlarıkâğ cilâlamak için kullandı niş ve yumurta akı yapı özel bir karım. n ı t kları asta ndan lan ş ı aharlama * Aharlamak iş i. * İte burada. ş

aharlamak * Ahar sürmek. aharlı ahbap * Kendisiyle yakı iliş kurulup sevilen, sayı kimse. n ki lan * Seslenme sözü olarak da kullanı lı r. ahbap çavuş lar * her vakit birlikte görülen ve birbirine çok bağ olan arkadaş için söylenir. lı lar ahbap çı kmak * önceden tanı ş ş olmak. mı ahbap kusuruna bakan ahbapsıkalı z r * "dostlarıufak tefek kusurları bakmamak gerekir" anlamı kullanı n na nda lı r. ahbap olmak * arkadaş olmak, dostluk kurmak, yakı k kurmak. nlı * Aharı olan, üzerine ahar sürülmüş olan.

ahbapça

* Dostça, içten, teklifsizce.

ahbaplı dökmek ğ a * yerli yersiz yakı k göstermek. nlı ahbaplı k * Ahbap olma durumu, ünsiyet. ahbaplıetmek k * arkadaşk etmek, arkadaş konuş lı ça mak. ahcar ahçı * Taş lar. * Aş. çı

ahçı ı baş * Aşbaş çı ı . ahçı lı k * Aşlı çı k.

ahde vefa (etmek) * (devletler hukukunda) devletlerin, katı kları ldı milletler arası antlaş malara uyma zorunluluğ unda oldukları nı belirten kural. * sözünde durma. ahdetme * Ahdetmek iş i.

ahdetmek * Bir ş yapmak için kendi kendine söz vermek. eyi * Yemin etmek. ahdî Ahdiatik * Antlaş maya göre olan, antlaş gereğolan. ma i * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan önceki kutsal kitaplar.

Ahdicedit * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan sonraki kutsal kitaplar. ahengi bozulmak * dirliğ düzeni bozulmak. i, ahenk * Uyum. * Uyuş anlaş ma, ma. * Çalgıeğ lı lence.

ahenk almak * uyumlu hâle gelmek. ahenk kaidesi * Bkz. ünlü uyumu. ahenk kurmak * uyuş sağ ma lamak, anla ş sağ ma lamak.

* Eğ lencesiz. soy. ağ r. ahenkleş tirme * Ahenkleş tirmek iş i. . ahı yerde kalmamak * yaptı ilenme er geç etkisini göstermek. ahı kmak çı * yaptı ilenme etkisini göstermek. ahenk vermek * düzeni. uyumu sağ lamak. değ verilecek bir ş değ er ey il. düzensizlik. * Eğ lenceli. * Yavaş ı . ahenk yapmak * çalgıeğ lı lence düzenlemek. ğ ı ahı ş m m ahı * Beğ enilecek. uyumluluk. düzensiz. ahenksiz * Uyumsuz. düzenli. ahenksizlik * Uyumsuzluk. ahfat * Torunlar.ahenk sağ lamak * düzene sokmak. ahenkli * Uyumlu. aheste beste * Yavaş yavaşağ ağ . birliğsağ i lamak. ahenkleş tirmek * Ahenk sağ lamak. Ahfeş keçisi gibi baş sallamak 'in ı nı * söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak. ahenklilik * Ahenkli olma durumu. . ğ ı ahı tutmak * birinin ilenmeleri gerçekleş mek. ı ı r r. aheste aheste * Yavaş yavaşağ ağ usul usul. ı ı r r. ahenk tahtası * Telli çalgı lardan üzerine teller gerilmiş bulunan kapak tahtası . ahenktar aheste * Ahenkli.

harap duruma getirmek. ahı r. ahı rlamak * (hayvan) Ahı uzun süre kalı hamlaş rda p mak. * Sonra. ahı çekmek ra * bir sürüyü ahı kapamak.ahı ş m bir ş değ m ahı ey il * beğ enilecek. Muhammed. sonunda. sonraki. * İ ömrünün son yı . bir hayvanı ra bağ ra ahı lamak. * Kökü eski Türk töresinde olan ve Anadolu'da yüksek bir geliş gösteren esnaf. zaman. . i * Antlaş ma. Ahı Türkleri ska * Gürcistan'ı Türkiye sırları yakıbölgelerinde yaş ş n nı na n amıolan. inin iş Ahi * Ahilik ocağ ı olan kimse. * (halk inanına göre) Dünyanıson günleri. * Devir. son günlerde. * Bkz. en sonra. * Son zamanlarda. una lan ahiren ahiret ahiretlik ahit * Kendi kendine söz vererek bir işüzerine alma. bakı z. msı ı nı ahı rlama * Ahı rlamak i ş i. ahı çevirmek ra * bir yeri pis. . k * Son. ahret. zanaatçı im . ahir zaman peygamberi * Müslümanlarca son peygamber olduğ inanı Hz. kı ş ı n yametin kopmak üzere bulunduğ günler veya yı u llar. * Bkz. ant. yakı nlarda. ancak 2. ndan ahi Ahilik * Cömert. eli açı k. ahretlik. ahı r * Evcil büyük baş hayvanları barı ğkapalı hayvan damı n ndı ı yer. nsan lları ahir vakit ahir zaman * Son zaman. Dünya Savaşsonları ı nda Sovyetler Birliğ değik bölgelerine sürülen Türkler. çiftçi gibi bütün çalı kolları içine alan ocak. cömertlik. değ verilecek bir ş değ er ey il. ş ma nı ahilik ahir * Eli açıolma durumu. dağ k. son olarak.

ı tı * Bir toplum içinde kiş ilerin benimsedikleri. ş düzeni için çalı teş ehir nı lı ehir ş an kilât. * Antlaş belgesi. nı raş * Her ş ahlâk açından değ eyi sı erlendiren kimse. iyi. m lara ahkâm kesmek * çekinmeden kesin yargı bulunmak. güzel huylar. kendine uyulması ahlâk açından gerekli olan genel ve geçer kural. neyin uğ ş geliş runda savaş ı lmaya değ neyin hayata anlam kazandı ğ hangi davranın iyi ve hangisinin kötü olduğ gibi sorunları er. ahize * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren âlet. lar. uymak zorunda bulundukları davranıbiçimleri ve kuralları ş . kuş aklar. * Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranıkuralları tespit eden ve inceleyen ş nı * İ nitelikler. antlaş anlaş ma ma. ahlâkça ahlâkçı * Ahlâk anlayına göre. reseptör. . rdı. * Kabul etme. ahitleş mek * Antlaş mak. mı alı ka cı ahkâm * Yargı hükümler. kötü gibi sorunları inceleyen. halefler. ahkâm çı karmak * kendi düş üncelerine dayanarak birtakı yargı varmak.ahitleş me * Ahitleş iş mek i. ahitname ahiz * Alma. etik. eslâf karş . alı. ahlâk dı ş ı * Töre dı. yi ahlâk bilimi * Yarar. ahkâm yürütmek * (bir sözden) kendi anlayına göre sonuçlar çı ş ı karmak. * Birinin yerine geçenler. ı ş ı u kendine konu edinen bilim. ahlâk değ ş ı erlerine bağlı lı kla. ş ı ahlâk dıcı ş lı ık * Ahlâk bilimine aykıdavranma. rı ahlâk yasası * Ahlâk iş lerini belirleyen. * Ahlâk konuları inceleyen filozof veya bu konularla uğ an kimse. törelere dayanan bir davranıyasası tiren. bilir bilmez konuş larda mak. ma. sı ahlâk zabı tası * Büyük ş halkın sosyal ve sağk durumunu koruyan. ahlâf ahlâk bilim.

ahlâkçı lı k * Ahlâkı araç değ bir amaç sayan öğ törecilik. ahlât ahlâtı erbaa * Bedende bulunduğ var sayı dört öge. z * Ahlâk kuralları uymama. ahlâksı k etmek zlı * ahlâksı davranmak. yasaları uyum içinde olma. na * Dürüst davranmayan. terbiyesiz. ah etmek. * Bir karım içindeki parçalar. ş ı * Beden yapınıtemelini oluş sın turan ögeler. abdala söz vermeye gelmez a * ahmağ gereğ a inden çok ilgi gösterirseniz sizi sı sıuğ tır. ı lanan ağ yaban armudu (Pirus piraster). * Gülgillerden. ahlâklı lı k * Bir insanıveya bir insan grubunun iyi ve kötü açından davranıbiçimi ve ahlâkî düş ü. aç. kötü huylu. yol iz bilmez kimse. ahlâkî vazife * Kanunun zorlaması olmaksın. u lan ahlatı(veya armudun) iyisini (dağ ayı yer n da) lar * kendilerine yakı ş mayan güzel bir ş eline geçirenler için kullanı eyi lı r. ahlâksı davranı na zca ş . zca ahlama ahlamak ahlat * Ahlamak iş i. ile ahlâksı z * Ahlâk kuralları uymayan. armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaşktan sonra yenilebilen yemiş acı tı i. bir il. * Bu ağ n. * Ahlâk bilimi. * Kaba adam. ahmağ yüz. reti. ögeler. kendi kendine yetiş üzerine armut aş en. moralizm. bunlara uygun davranan (kimse). z ahlâksı k zlı * Ahlâksıolma durumu. ahlâken ahlâkı yat ahlâkî * Ahlâka uygun. * İ çekmek. ahlâkla ilgili. ah çeker gibi ses çı ç karmak. ahlâklı * Ahlâk kuralları bağ. doğ bilindiğiçin yapı zı ru i lması gereken iş ler. ahlâksı zca * Ahlâksıbiçimde veya tarzda. na lı * Ahlâka uygunlukla. k k raşrı ahmak . n sı ş ünüş * Ahlâk kuralları .

bön. aptallaş mak. mak ahmaklaş mak * Ahmak duruma gelmek. ahret suali * Gereksiz ve usandıcı rı soru. ahret yolculuğ u * Ölüm. * (ahmak'ça) Ahmağ yakır nitelikte. aptalca. lsı k. aptallaşrmak. ahmaklaşrmak tı * Ahmaklaş na sebep olmak. budalalı anlayı zlı akı zlı az miş k. raş ahret kardeş i *İ nanç ve ibadette birbirinden ayrı lmayan ve bu iliş ahrette de sürdüreceklerini düş kiyi ünen kadı nlara verilen ad. ahrette on parmağyakası olmak ı nda * kendisine karşsorumlu olan kimseden ahrette davacı ı olmak. * Dilsiz. a ş ı ahmakı slatan * Yavaş yavaş ince ince yağ yağ çisenti. sağ ve dilsiz. nı i ahmak yerine koymak * bir kimseye aptalmı anlamazmıgibi davranmak. ş k. sı ahraz ahret dünya. insanı öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağve Tanrı hesap vereceğyer. r iş ahretlik * Besleme kı z. ahreti (veya öbür dünyayı ) boylamak * ölmek. budala. ş . aş p ahmaklaşrma tı * Ahmaklaşrmak iş tı i. ahretini yapmak (veya zenginleş tirmek) * hayı leri yaparak sevap kazanmak. öbür ş a n ı 'ya i ahret adamı * Dünya iş lerinden el çekip sürekli ibadetle uğ an kimse. ması tı ahmaklı k * Zekâsı geliş olma durumu. ahş a .* Aklı gereğgibi kullanamayan. * Bir an için ş alayıbocalamak. ş ahmakça * Biraz ahmak. * Ahret kardeş i olan kadı nlardan her biri. ve an mur. aptal. ı r * Dinî inanı göre. ahmaklaş ma * Ahmaklaş durumu.

aidiyet aile * Evlilik ve kan bağ dayanan. ahtapot * Kafadan bacaklı lardan. . ahzüita * Alıverişalı satı aksata. hâller. m m. * Karı . çocuklar. çekici. * Olaylar. ince. ş . karaca. sı nları * Eşkarı . dikenli bir bitki (Rubus idaeus). ahzetmek * Almak. aidat * Ödenti. ahş ap * Ağ açtan. ş kan * sömürmek amacı birçok iş konuya el atan. kı zı rmı renkli. yayı yla e. aç i. tahtadan yapı ş lmı . * Davranı ş lar. bağ ı ciğ gibi ş rsak. çekici. iliş kinlik.* İ n veya hayvanıgöğ ve karnı nsanı n sü içindeki organlar. * Kesenek. lan. dokunaçlı mürekkep balı türü (Octopus). koca ve çocuklardan oluş topluluk. * Araları kandaşk veya hımlıbulunan kimselerin tümü. . vaziyetler. * çok güzel. er eyler. ahzetme * Ahzetmek iş i. an * Aynı soydan gelen kimseler zinciri. sulu ve kokulu yemiş ağ çileğ i. * Güzel. ahzükabz * Kendine mal etme. kardeş arası ler ndaki iliş kilerin oluş turduğ toplum u içindeki en küçük birlik. ahval * Durumlar. kan it ahtapot gibi * sı ı yapı kimse. bir ğ ı * Genellikle burun zarı üzerinde çı bir çeş ur. nda lı sı k * Birlikte oturan hım ve yakı n tümü. kabul etmek. karı ı na . * Bu bitkinin duta benzeyen. ahu gibi ahu gözlü * Güzel gözleri olan. ahududu * Gülgillerden. ahu parçası * Çok güzel. koca. * Ait olma durumu. zarif kadı n. rnaş k. polip. ahu * Ceylan.

* Bütün aile birlikte. . ik. aile meclisi * Aile makamın görevini yerine getiren kan veya soy hımları en az üç kiş oluş heyet. yla lan ş ması aile dostu * Ailece tanılan ve evlerine gidilip gelinen ahbap. geliş i ev. aile hayatı * Aile bireylerinin bütün iş lerini düzenli olarak ev içinde yapma durumu. -e düş kin. nı um aile reisi * Kanunlara göre aile yükümlülüğ taş kimse. nı sı ndan iden an aile ocağ ı * Ailenin kurduğ yerleş i. doğ kontrolu. gaye an ş an * Temel niteliğbir olan dil. anlaş sevgi ve hoş ma. aile bahçesi * Ailelerin rahatlı gidebileceğ genellikle içkisiz yer. aile adı * Soyadı . kla i. * Aile ile ilgili. birine düş mek. iliş iliş ilgili.* Aynı üzerinde anlaş ve birlikte çalı kimselerin bütünü. aile bütçesi * Kı bir süre içinde bir iş sa çinin veya iş ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen değmeleri belirlemek çi iş amacı yapı istatistik çalı . ajan * Ailesi olmayan. yakı ş ı n. * Ailece. *İ lgilendiren. görü. koca bazen de büyükler ve çocuklar arası ndaki uyum. sın ailesiz ailevî ait ait olmak * ilgilendirmek. için. tiğ tirdiğ aile plânlaması * Ailede çocuk edinmeyi sırlama. birinin olmak. hayvan veya bitki topluluğ i u. ünü ı yan aile saadeti * Genellikle karı . en. ailece ailecek ailelik * Aile sayınıbütünü. u. aile hukuku * Aileyi oluş turan kiş ilerin karş klı ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı ı hak lı . aile gazinosu * Sadece evlilerin girebildiğve birlikte eğ i lendikleri yer.

ak don kara don geçitte belli olur * Gözün saydam tabakası bir yara veya çı sonucunda oluş . -ak / -ek -ak / -ek -ak / -ek * Arap sözcüğ "zenci" anlamı da geldiğ ü na inden ası l Araplarısöz konusu olduğ anlatı istenirken n u lmak kullanı lı r. * Bir ticarî kuruluş tanı onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağ u tan. * Bu iş kolların çalı ğbüro. kara ve siyah karş . yat-ak vb. ak benek benek. andaç. ak ağ a ak Arap * Saraylarda hizmet gören hadı ağ nıbeyaz ı olanı m aların rktan . * Sınt ız. casus. küre-k vb. ak demir * Dövme demir. * Ruhsal gerginliğ dı vurması in ş a . kı sı * Beyaz leke. nı ş ı tı ajitasyon ajur * Delikli örgü. görmeyi derece derece azaltan beyaz nda ban muş . gözenek. rahat. -ak. * Temiz namuslu. ş *İ simden isim türeten ek (küçültme eki): baş ben-ek vb. katarakt. bı tara-k. ak basmak * Göze beyaz leke inerek görme yetisini yitirmek. ı tı * Bu renkte olan. temsilci. layan iş kolu. beyaz. * Kar. ajurlu ak * Ajuru olan veya her yanı biçiminde iş ajur lenmiş bulunan. perde. * Ajanıgörevi. süt gibi ş eylerin rengi. * Fiilden yer isimleri türeten ek: dur-ak. ele-k. ç-ak. ajanda ajanlı k * Ajan olma durumu. * Fiilden alet isimleri türeten ek: or-ak. un için ş an * Bir kimsenin. bir ortaklın veya bir devletin bazı lerini gören kimse. * Bazıeylerde beyaz bölüm. ak basma * Ak su.* Bir devlet veya kuruluş gizli amaçları çalı kimse. * Unutulmaması gerekli notları için yazmaya yarayan takvimli defter. iş ğ ı iş görevlisi. n ajans * Haber toplama ve yayma iş uğ an kuruluş iyle raş . gözenekli.

ak pak ak pas * Lâhana. va imi ak yazı lı * Bahtlı anslı . özellikle semiz otugillerde karş ı yosunumsu mantar (Albugo candida). sülümen. ı lan laş ak sakaldan yok sakala gelmek * çok yaş p iyice kuvvetten düş lanı mek. k nı diğ lan ak gün ağ r. çok zehirli. akabe * Güneyden esen rüzgâr. ak pak * tertemiz. * saçı sakalı armı ağ ş .* Bkz. karnabahar gibi bitkilerin kök dındaki bütün bölgelerine yerleş ş ı ebilen. beyaz bir toz. * Bembeyaz. . ak kan yangı sı * Adenit. kara gün karartı artı r * mutlu bir yaş ş iyi dinç kı mutsuz bir yaş ş yı r. lodos. omuriliğ dıtabakası an in ş . ak köpek kara köpek geçit baş belli olur ı nda * kimin ne olduğ deney veya sı sonunda anlaşr. temiz. turp. kları lan lan * Çoban yı zı ldı. süblime. abey. ayıise pratı ak kan * Lenf. *İ zmarit. parlak. ak yel ak yem ak yı z ldı aka * Büyük kardeşağ . u nav ı lı ak madde * Demet durumundaki sinir liflerinden oluş beynin iç. akı karası geçitte belli olur. ak koyunun kara kuzusu da olur * iyi bir aileden kötü bir çocuk da çı kabilir. ayıkiş lar. ş algam. sonuç belli olduğ zaman anlarsı u n. ak sülümen * Cı ile klorun birleş olan. ak gözlü * Gözlerinin rengi pek açıolan ve nazarın hemen değ ine inanı (kimse). ak düş mek * (saç ve sakal) tek tük ağ armaya baş lamak.ş . ak mı mı kara önüne düş görürsün ünce *ş imdiden boş düş una ünme. uskumru gibi balı n beyaz etinden yapı ve oltada kullanı yem. istavrit.

i akademisyen * Akademi üyesi. * Yer altı oluğ su u. * Çı modelden yapı ş plak lmıinsan resmi. sarp ve zor geçit. imi. i akak . kerestesinden yararlanı beyaz kabuklu bir türü (Betula alba). * Maundan yapı ş lmı . vinti * Eğ inişfazla olan yer. yazarlar. akademici * Kurallara bağ resim ve heykel çalı lı ş yapan kişveya sanatçı ması i . * Maun. * Akarsu yatağ yatak. akademi * Bilginler. küçük akarsu. * Bilimsel niteliğolan. lar * Yüksek okul.* Tehlikeli. * (su için) İ yeri. oluk veya baş araç. * Yer altı suları toplayan tesisat. akaçlatmak * Akaçlama iş yaptı ini rmak. gereksiz nesneleri dı ya akı vı . lan akait akaju * Bir dinin öğ renilmesi gereken inançların ve tapı kuralların tümü veya bunları nı nma nı toplayan kitap. i. dere. akı * Bataklı akaç yoluyla kurutmak. akağ aç * Gürgengillerin. su yolu. akabinde * Arkası ndan. * Irmak. sanatçı kurulu. akaçlama * Akaçlamak iştefcir. akacak kan damarda durmaz * herhangi bir zarar karş nda bunun kaçılmaz olduğ anlatarak avundurmak için söylenir. akademicilik * Resim veya heykel çalı nda kurallara bağlı ş ması lı k. mecra. çay. nı akaçlamak * Bir yerde birikmiş suları tmak. hemen ardı ndan. ark. hemen arkadan. bir lem kları ş arı tmak için kullanı boru. drenaj. kları akaçlatma * Akaçlatmak iş i. ı . ı sı nı unu akaç * Bir yerde birikip kalan sıları iş sonunda geriye kalan artı . akademik * Akademi ile ilgili. lan ka * Kanal. ardı ndan.

akan sular durmak * itiraza. beyaz çiçek veren. dükkân. * Küçük akarsu. yurdumuzda yetiş bir süs ve gölge ağ . motorin gibi yakı n satı ğyer. bahçelerde süs çiçeğolarak yetiş i tirilen sarı bir bitki. ı . gaz. z. akaret akarlar * Tı yapı gövdeleri halkası baş göğ birleş ağ yapı ırı. tarla. arızlı akamete uğ ramak * baş sı sonuçsuz kalmak.akala akamber * Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir pamuk türü. aralı z. * Özellikle amber balınıbağ ğ n ı ı rsakları çı lan. dükkân gibi mülk. i akan yı z ldı * Güneş sistemine bağ. ban. arız. en acı m acı . mı akarsu * Yeryüzünde ve yer altı belirli bir yatak içinde. vı akaryakıistasyonu t * Benzin. acınkine benzeyen. yaban lı cı asması . olan bir taş . bağ mülk. salkı ağ (Robinia pseudoacacia). sokucu veya emici knaz lı . güzel kokulu reçine. yapı bükülgen ve misk gibi kokulu ndan karı ş kan. nda im * Tek sı elmastan veya inciden gerdanlı ra k. * Kaplı ca. ı z ları cı sı örümceğ imsiler takı . ksı akaryakı t * Benzin. lan aç * Baklagillerden. güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağ aç (Liquidambar orientalis). * Kesintisi olmayan. kül renginde. gaz yağ mazot gibi sı durumunda olan yakacak. ağ ş en ma. zamk. boya gibi maddelerinden cak itleri en yararlanı bir ağ (Acacia). ahap. sonuçsuzluk. sı iklimlerde birçok çeş yetiş ve tanen. * Kiraya verilerek gelir getiren ev. Meryem ana asması (Clematis vitalba). kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanları girince ateş lı na külçesi durumuna dönüş küçük gök cismi. * Sürekli iş leyen çı fistül. tları ldı ı akasma * Düğ çiçeğ ün igillerden. ları üsle ik. gibi akar amber * Asya ve Amerika'da yetiş odunu ceviz ağ nı en. akarca * Kemik veremi. meteor. söyleyeceğsöze yer kalmamak. akar * Kiraya verilerek gelir getiren ev. akamet * Kırlı verimsizlik. * Sı üİ cak kelerde yetiş bir ağ en açtan (Hymenea) elde edilen katı . akasya * Baklagillerden. sık. eğ boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. * Baş sı k.

n erle mı akça akça * Oldukça beyaz. akbabagiller * Gündüz yı cı alt takı nı kanatları rtıları mın. ı akciğ erliler * Karı bacaklı ndan yumuş akçalarıtek ciğ soluk alan bir takı . beyaz kabuklu. akçe. ğ ı akbalı l kçı * Leyleksilerden. eti kı klı lçı . burçağ yakıbir bitki cinsi (Lathyrus sativus). a n akciğ göbeğ er i * Akciğ iç yan yüzünün hemen arkası bronşsinir ve damarlarıgirip çı ğyer. başve boynu çı olan. yumurtası tarama yapı bir balı(Leuciscus). etli akça pakça . akciğ zarı er * Göğ boş unun içini ve bu boş un içinde bulunan akciğ dını üs luğ luğ erin ş kaplayan ince zar. iyi uçan büyük kuş içine alan bir ve ları familyası . akbakla akbalı k * Kuru fasulye. leş beslenen. u akciğ peteğ er i * Akciğ erlerde solunumda gaz alıveriş sağ ş ini layan. * Bkz. beyazca. sağ sollu iki parçalı üs nı lı * Baklagillerden. n ktı ı akciğ kesecikleri er * Akciğ lopçuğ er unun parçaları . * Sazangillerden.akbaba * Akbabagillerden. dağk yerlerde yaş ı plak lı ayan. (Bemicla). geniş büyük olan. oldukça büyük. akbuğ day * Kurak iklime dayanı . n akciğ lopçuğ er u * Birçok akciğ keseciğ birleş oluş er inin erek turduğ parça. kın ı kılara göçen. plevra. akça armudu * İ kabuklu. * Göğ kafesinin büyük bir bölümünü dolduran ve solunum organın temeli olan. erin. * İ htiyar. nda . çok yüksekten uçarak le keskin gözleriyle çok uzakları görebilen. rmak yı nda ayan. kı ve ince gagalı ş lı yı ı k sa . nce . ekmeklik buğ klı day. akbaş * Yazı kutup bölgelerinde yaş n ayan. sarı ve sulu bir tür armut. ile lan k * Akya balı. iri ve yı cı kuş rtı bir (Vultur monachus). ak renkli bir kuş (Egretta türü alba). hava borucukların sonunu oluş nı turan kesecik. siyah bacaklı yabanî bir tür kuşdeniz kazı . bronş çuklarıson bölümü. akburçak akciğ er organ. bataklı ı ve göl kıları yaş k.

iş akçaağ aç * Akçaağ açgillerden süs ağ olarak da dikilen tahtası acı hafif ve sağ bir ağ isfendan (Acer). malî. akdetmek . akçı llanmak * Akçı l duruma gelmek. . akça yel * Güneydoğ udan esen yel. llaş i akçı mak llaş * Akçı l duruma gelmiş olmak. * Her tür madenî para. akçı l akçı llanma * Akçı llanmak iş i. geniş nı olması . . ş akçı ma llaş * Akçı mak işveya durumu. keşleme. yaprakların uzun. akçaağ açgiller * İ çeneklilerden. akdetme * Akdetmek iş i. akdedilmek * Akdetmek işyapı i lmak. parayla ilgili. lı akçe * Küçük gümüş para. akdarı * Buğ daygillerden. akçalı * Paraya bağ. n akçöpleme * Zambakgillerden. akçık llı * Akçı l olanıdurumu. bir yık veya daha uzun yaş llı ayabilen otsu bir bitki türü (Panicum miliaceum). örneğakçaağ olan bir bitki familyası ki i aç . akdedilme * Akdedilmek durumu. akçakavak * Akkavak. rengini atmak veya atmıgibi olmak.* Beyaz tenli. Akdeniz humması * Malta humması . Akdeniz mavisi * Parlak ve canlı görünümde mavi rengin bir türü. çiçeklerinin güzelliğdolayıyla bahçe çiçekleri arası i sı na giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album). lam aç. * Rengini atmı ağ ş ş armıiçinde ak renk bulunan. güzel (kadı n).

i * Kolay söylenebilen. muahede. k m). aksungur. * Herhangi bir kuvvet alanı belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiğvar sayı güç çizgileri. ı bağ lı taş yan akdiken * Hünnapgillerden. cathartica). akılıölçeğ cı k i * Bir sınıbelli sı ktaki akılını vın caklı cı ı ölçmekte kullanı alet. an akdut akemi akgünlük akhardal * Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanı hardal türlerinden biri (Sinapis alba). anlamca açı(anlatı selis. ruluğ nav ı nı akı bet * (bir iş veya durum için) Son. * Öğ salıverilen yol. akı ünsüz cı * Ciğ erlerden gelen havanı ağ boş undaki yarı n. okunabilen. ve mı cı i. nda. akılı cı k * Akı olma durumu. ğ lan akı l * Düş ünme. us. * İ elemanlı ki mermer yapı rısı ş cı. tı * Tütsü olarak yakı bir tür ağ sakı. kanı . za. gel çengele takı l akı l * bir sorunun nası l çözümleneceğ düş ini ünememe durumu. akdoğ an * Kartalgillerden bir doğ türü. eninde sonunda. akı l. * Sonunda. cı * Söz. anlama ve kavrama gücü.* (mukavele. * Hafı bellek. i lan * Beyaz renkte olan dut. akı karası geçitte belli olur * bir iddiadaki doğ un ancak deney veya sı sonunda belli olacağ anlatmak için söylenir. k * Düş ünce. akı cı * Akma özelliğolan. akı karası ak kara * beyaz tenli. kara saçlı . yazı anlatı n akı olma özelliğ selâset. lan akı seyelân. güvem eriğ geyik dikeni (Rhamnus lı kta lan i. ittifak gibi karş klı lanma anlamı ı Arapça sözlerle) Yapmak. . ı luğ z kapalı engele çarpması oluş bol sesli ünsüz (r. hekimlikte ve boyacı kullanı bir bitki cinsi. l. üt. lan aç zı akı betine uğ ramak * birinin içinde bulunduğ kötü duruma düş u mek. kara gözlü. sonuç. bir yla an ğy). .

nı rı ğ ı akı l hastası * Ruh hastası . * Us dı. e. l dı ı sı . vaktinde hatı rlamak. herhangi birinin aklı gelebilir. akı i l diş * Yirmi yaş raları altlı sı nda üstlü ve sağ sollu. sı nı rrı çözmek. na na akı l almak * danı ş mak. akı l etmek * herhangi bir önlem veya çareyi zamanı düş nda ünmek. akla uygun gelmemek. akı l durdurmak * bir ş çok ş ı cı ey aş nitelikte olmak. not defteri. akı l hastahanesi * Akı l hastaların yatıldı hastahane. lacak akı l almaz * inanı gibi olmayan.akı ldan üstündür l akı * bir kimsenin aklı gelmeyen bir çare. gerçeğ uygun olmayan. insanıaş rtı şı rtmak. akı l havsala almamak * akla mantı sı ğ ğ a mamak. ş ı akı ş lı l dıcı ık * Akı şdavranma yanlı görüşus dıcı irrasyonalizm. muhtı defteri. gayriaklî. sı nı unu rrı çözememek. ru il. akı l hocası * Birine yol gösterip akı reten kimse. görüş almak. lı kan diş diş akı l doktoru * Psikiyatrist. ldı ı ra akı ş l dı ı * Akla. ünü akı l defteri * Hatı p yapı rlanı lması gereken ş eylerin yazı ğküçük defter. akı l erdirmek * anlamak. akı l erdirememek (veya ermemek) * ne olduğ anlayamamak. l öğ * Herkese akı retmeye meraklı l öğ kimse. en içeride çı azı i. ayrı lacak dı akı i değ l iş il * akla uygun değ doğ değ il. inanı lacak lmaz. akı yol (veya tarik) birdir l için * iyi düş ünülünce ayrı kimselerce varı sonuç hep aynır. irrasyonel. deli. . akı ş l danı mak * bir konuda birinin görüş sormak. ş lı ı k. ajanda. yirmi yaş i. akı l almamak * inanı gibi olmamak.

mak. akı l kutusu * Çok akı. in ini. * Akla ve akı l yolu ile varı yargı inanma. akliye. akı ı nı l vermek. akı kalmak lda * akı yer etmek. ünce. zca ldan çı labileceğ savunan öğ rasyonalizm. umudunu kesmek. akı lcı * Akı lı ilgili. llı akı l yormak * hatı rlamaya çalı ş zihnini zorlamak. akı l vermek * bir konuda yol göstermek. akliye. . llı akı retmek l öğ * nası l davranacağ göstermek. akı l yürütmek * herhangi bir konuda fikir vermek. l öğ akı ta değ baş r l yaş il. zeki kimse. yol göstermek. * Bilginin evrensellik ve zorunluluğ unun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değ yalnı akı il. l öğ nda akı l kumkuması * Çok bilmiş kimse. akla aykı veya akı şhiçbir ş tanı lan ya rı l dı ı eyi mama davranı ve ş ı tutumu. rasyonalist.akı olmamak l kârı * akı bir kiş yapacağiş llı inin ı olmamak. akı l kethüdası * Herkese akı retme merakı olan kimse. unutulmamak. lda akı tutmak lda * unutmamak. akı çı ldan karmak * düş ünmemek. rasyonalizm. tadı * akı olma ile yaş olma arası ilgi yoktur. usçu. n l var. davranıbeklenmeyen (kimse). doğ un ölçütünü duyularda değ düş ruluğ il. ş akı yakıvar (veya akı izan var) l var. unutmak. rasyonalizm. ünmede ve tümden gelimli çı karmalarda bulan öğ retilerin genel adı . akı l terelelli * pek deliş kendisinden ciddî bir düş men. bazı llı lı nda küçükler büyüklerden daha akı olabilir. lcı ktan akı lı lcı k * Akla dayanan. usçuluk. akı flı l zayığ ı * Deliliğ kadar varmayan akı e l bozukluğ u. kartı ini reti. lcı kla * Akı lı yana olan kimse. * kafa yormaya gerek yok. akı r ermemek l sı * bir iş niteliğ gizli yönlerini anlayamamak. akı çı ldan kmak * unutulmak. akı retmek.

yaramazlıetmeyerek. dengeli. . n. akı llanmak * Karş ı olaylarısonuçları yararlanarak davranmak. akı lsal * Düş ünceyi ve gerçeğsomut değ i erlerle birbirine bağ layan hakikati içine alan ş ey. llandı i. aklı baş getirmek. uyanı k. aş lacak akı pazara çı ş herkes yine kendi akı almı(veya akı gelin olmuşherkes kendininkini beğ lları karmı lar. arı akı geçinmek llı * kendini çok akı sanmak. akı llı * Gerçeğiyi gören ve ona göre davranan. aptal. akı geçirmek ldan * bir ş yapmayı ünmek. ini * (alay yollu) Düş üncesiz. * Akı olma durumu. ru * Akla yakı doğ makul. ey düş akı rma llandı * Akı rmak işdurumu. akı uslu llı * Akı olarak. nı ı na akı llanma * Akı llanmak iş i. lı nı ş llar . tasarlamak. ı lan laş n ndan * Uslanmak. akı çı ldan kmamak * unutamamak. ru. n. akı durgunluk vermek llara * çok ş ı bir sey olmak. llı akı köprü arayı llı ncaya dek deli suyu geçer * atak kiş i tehlikeyi göze alarak iş giriş ve çabuk sonuç alı e ir r. akı düş llı ününceye kadar deli çocuğ (veya oğ unu lunu) everir * kendini akı sananlar çok kez akız diye tanı llı lsı nanlardan daha az baş gösterir. i * Karş ndakinin düş ı sı üncesizliğ belirtmek için söylenilen uyarma sözü. akı rmak llandı * Aklı kullanması sağ nı nı lamak. enmiş ) * "insan kendi aklı baş nı nı kasınkinden üstün görür" anlamı kullanı nda lı r. akı olmak llı * gerçeklere uygun davranmak. llı klı akılı llı k akılıetmek llı k * yerinde ve uygun davranmak.akı çı ldan kmak * unutmak. llı k akıca llı * Akla yakı doğ olarak.

n akı ncı * Düş ülkesine akıyapan savaş. yla ı m ru ilen rı * Kazak-Kı z Türklerinin saz ş rgı airlerine verdiğad. su gibi akı maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akı. k akıetmek n * toplu olarak gitmek. eyler akı ölçümü m * Bir akarsuyun veya kanalısu yolunda bir saniyede akan su hacmini ölçme. siyasette. hücum. akı zlıetmek lsı k * düş üncesiz ve yersiz davranmak. üş mek.akı lsallaşrma tı * Akı tı lsallaşrmak durumu. * Akı olma durumu. eyi lsa akı z lsı * Aklı . düzensiz ş söylemek. akı n * Kalabalıbir ş arkası k eyin kesilmeyen bir geliş durumunda olması . akı mtoplar * Akü. akı derken bokum demek m * sözünü yolunca söyleyememek. akı mölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan araç. n akı mcı * Belli bir akı bağ kiş ma lı i. çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapı baskı man na ldı lan n. akümülâtör. * Debi. gereksiz yere gidip gelme zahmetine katlanı lı r. forvet. baskı yapmak. yer değ tirmesi. ı akı z baş cezası ayak çeker (veya akı z iti veya köpeğyol kocatı lsı ı n nı lsı i r) * düş üncesizlik veya tedbirsizlik yüzünden. yöntem. akı lsallaşrmak tı * Bir ş akı duruma getirmek. hareket. üş * düş ülkesine saldı man rmak. ş kan ş ı iş * Sanatta. gerçeğgörüp ona göre davranmaya elveriş olmayan. akı zlı lsı k * Akız olma durumu. cereyan tarz. * Düş toprakları tedirgin etme. düş hayatı ortaya çı yeni bir görüş ünce nda kan . akı m * Akmak iş i. amperölçer. * Bilinç dı olayları mantıve akla dayalı ş ı n k olarak açı klanması . * Hava. * Futbolda sayı yapmak amacı karştakı kalesine doğ genellikle topluca giriş saldı. anlayıkı i li ş t. i akıakı n n * Arkası kesilmeyen kalabalıöbekler durumunda. lsı * Akızca yapı iş lsı lan veya davranı ş . yı rma. man n çı * Görevi karştarafa top sürmek ve sayı ı yapmak olan ön sı radaki oyuncu. ncı akı n akı lı ncı k . cereyan.

ğ ı ndan ayan k akı ntı * Akmak iş i. n ru iş m. eğ meyilli. uğ una akıgitmek p * (zaman için) çabuk geçmek. iklik. tedirgin etmek. uzun bir balıtürü. sürüp gitme.akı lıetmek ncı k * düş ülkesinde karşgüçleri yı rmak. akı cereyan. * Havanıveya suyun herhangi bir yöne doğ yer değtirmesi. ş kan akı ş kanlaş mak * Akı duruma gelmek. çam sakı. ş kan i . * Akı n. ş kan i akı ş kanlaşrılı tıcı k * Akı duruma getirme özelliğolma. ş kan akı ş kanlaşrı tıcı * Akı duruma getirme özelliğolan. * Hastalısebebiyle vücudun bir yerinden sulu madde akması k . ntın na ntı * etki altı kalarak bir topluluğ davranına katı nda un ş ı lmak. akı çağ ntı anozu * Akı ya kapı ş ntı lmıyengeç. man ı ldı akı rı ndık * Reçine. seyyal. akı ş * Akmak işveya biçimi. i * Geçip gitme. akı lı ntı * Akı sı ntı olan. akı ya kürek çekmek ntı * olmayacak bir iş runda boş çabalamak. * Vücudunda göze çarpacak bir çarpı k bulunan kimseler için kullanı klı lı r. an akı bilimi ntı * Deniz akı ları inceleme konusu edinen bilim dalı ntı nı . olayı * Sı yapı rılarıağ yüzeylerine gereğ vı ş cı n aç tı inden çok sürülmesi ile oluş durum. akı ölçer ntı * Bir akarsuyun ve kanalıakı hını düzeyini ölçmeye yarayan alet. n ntı zı ve akı ya kapı ntı lmak * bir akı nıetki alanı girmek. zı akı nkayası * Kaya balıgiller familyası derin ve uzaklarda yaş ince. akı ş kan * Kendilerine özgü bir biçimleri olmayı içinde bulundukları n biçimini alan ve yın oluş p kabı ğ ı turmayan (sı vı veya gaz). akma. * Eğ eğ meyil. akı ş kanlaş ma * Akı duruma gelme. * Çam türü ağ açlarda bulunan reçinenin eriyerek akması . akı ile birlikte sürüklenmek. ik. im.

olan akide akide *Ş ekerin kaynatı ağ durumuna getirilmesi yolu ile yapı ş larak da lmırenkli ve kokulu. durağ mazlı ı iş an. ağ güç eriyen ş ı zda eker. akı tmak * Akması sağ nı lamak. * Enli bilezik. * Akı ş kanları niteliğ düzeltmek için yoğ n ini unlaş akı içinde parçacı n asısı sağ an mı kları ltını layan yöntem. llı * Bir ş inanarak bağ şinanç. süt.akı ş kanlaşrma tı * Akı ş kanlaşrmak iş tı i. din inancı eye lanı . akil baliğ * Döl verebilecek duruma gelmiş olan. n. akı ş k mazlı * Akı veya durağ maddenin durumu. daha çok akide ş ekeri yerine kullanı lı r. ş veya pekmezle yoğ . ş kan akı ş ma * Kulağ hoş a gelen veya kolayca söylenen seslerin özelliğ i. yağyumurta. * Hayvanları özellikle atlarıalı nda bulunan ve burunları doğ uzanan beyaz leke. saydam. eker rularak cık bir duruma getirilen hamurun kı n saç vı zgı üzerinde piş irilmesiyle yapı bir çeş tatlı lan it . ş kan akı k ş kanlı * Akı olma durumu. akide. ş maz an akı tma * Akı iş tmak i. akil baliğ olmak . akı ş kanlaşrmak tı * Akı duruma getirmek. akı ş malı * Akı özelliğolan. na akı tmalı * Alnı akı nda tması (hayvan). yarı ı . erin. eyler lan. kalseduan kuvarsın bir türüdür. akide ş ekeri * Bkz. . n nları na ru * Un. ş ma i akı ş maz * Dıetkenlerin tesiriyle akı ş ş ğdeğmeyen. akması yol açmak. akik * Yüzük taş mühür gibi ş yapmakta kullanı türlü renklerde. akidesi bozuk *İ nancı f olan (kimse). nı akil * Akı. zayı akideyi bozmak * doğ bilinen bir inanıveya gidiş ayrı ru ş ten lmak. dökmek. parlak ve değ bir taş erli .

verimsiz. göz etrafı ı z. iri ak kanatları n. akçakavak. akkarı ncalar * Ağ parçaları geliş . ilgi veya tepki yaratmak. me. baş sağ arı layamamak. Hollanda kavağ(Populus alba). . bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi. su ğ ı akkelebek * Hemen bütün meyve ağ nda tomurcuk düş açları manı lan. akkaraman * Vücudu beyaz. * Nikâh. sı * Sonuçsuz.* döl verebilecek eriş duruma gelmiş kin olmak. parlak bir yüzeyde görünmesi. sı veya ı cak lı ülkelerde yaş man ayan. eyin ka ey ğ ı * Evirme. sözleş veya mukavele yapan. ırı böcekler topluluğ termitler. kaba karık yapağ . * rüş ispat etme yaş gelmiş tünü ı na olmak. ile en lem. akkavak akkefal * Söğ ütgillerden. yaprakların altı nı beyaz olan bir kavak türü. akkor akkorluk * Iş saçacak beyazlı varı ı k ğ a ncaya değ ıtı ş in sı lmıolan. * Bir cismin. . kara damarlı kelebek sayı kalı bir (Aporia crataegi). ağ burun. yansı yankı ı k nı tı cı ma. ı * Sazangillerden bir cins tatlı balı (Alburnus). ş ı ı lı Orta Anadolu ve Doğ Anadolu'nun batı u kesimlerinde yaygı olarak yetiş n tirlen yerli bir tür koyun. * Akkor olma durumu. akim kalmak * sonuca ulaş amamak. * Bir ş baş bir ş üzerinde yarattı etki. döl veremeyen. * Akıca. akkirpani * Ak. akkarı nca * Düz kanatlı lardan. kontrat. . llı akis uyandı rmak * bir konunun üzerinde düş ünülmesine. akilâne akim * Kır. lı tıp me akit vaadi * Ön sözleş me. akis * Iş veya ses dalgaların yansı bir yüzeye çarparak geri dönmesi. baş sı arız. iri baş. fakat kirli. kulak ve ayaklarda siyah lekeler bulunabilen. tartılması yol açmak. ı z iyi miş lısıcı u. termit (Termes). evirtim. âkit * Bir işkarşklı i ı olarak kararlaşrıüstlerine alan taraflardan her biri. ş ı na akit * Hukukî sonuç doğ urmak amacı iki veya daha çok kimsenin veya kuruluş karş klı birbirine uygun ile un ı ve lı irade beyanları gerçekleş iş sözleş mukavele.

lacak akla yakı n * aklı benimseyebileceğ aklıkabul edebileceğ n i. ı aklamak * Suçsuz veya borçsuz olduğ yargına vararak birini temize çı u sı karmak. zı ldı vanadan çı kmak. it-ekle. aklama * Aklamak iş ibra. temizlenmek. güçlüklerle karş mak. sı nı ndan * Aklanmak iş i. makul. akıca. akla gelmeyen başgelir a * insan ummadı. akla yatkı n * uygun. akla karayı seçmek * (bir işbaş ncaya değ çok sıntı i arı in) kı çekmek. n i. ibraname. akla fenalıvermek k * çok ş ı aş rmak. yı cı kuş rtı bir . düş ünülemez.akkuş akkuyruk * Atmaca.vb. . çı racak gibi olmak. tebriye etmek. maile.. akla hayale gelmez * inanı lmaz. ı laş akla gelmez * hatı rlanamaz. aklama belgesi * Alacak verecek kalmadını ğ gösteren belge. i. nı * Bir dağ rasın yamaçları her biri. makul. ı laş akla sı gibi ğ ar * aklı kabul edebileceğbiçimde. erli * Suları bir denize veya göle gönderen bölge. düş ğ ı ünmediğş i eylerle daima karş abilir. aklan aklanma aklanmak * Ak olmak. llı akla zarar (veya ziyan) * çok ş ı aş lacak. * Baş lı arıgösterilmek. akla gelmedik * düş ünülemeyen. n i akla sı ğ (veya sı mak ğ mamak) * inanı gibi olmamak. nı rmak na lan -akla / -ekle * Bazı fiillerin sı k çatı nı klı ları türeten ek: tart-akla. ş kı ğ uğ aş nlı ratacak (ş a ey). * Tadı artı için çay harmanı katı beyaz bir çay türü. değ olarak nitelendirilmek. ibra etmek.

beraat etmek. kusursuz.* Bir dava sonunda temiz ve iliş çı iksiz kmak. aklevrek aklı * Tatlı levreğ su i. aklı ı bir karıyukarı baş ndan ş (veya yukarı da) * düş ünmeden aklı geleni yapan. * Akı bulunan. ak renkli. aklı yerde olmak bir * düş ünülmesi gerekenden baş bir ş düş ka ey ünmek. aklı durmak * düş ünemez bir duruma gelmek. aklaşrmak tı * Aklaş nı lamak. aklı ka yerde olmak baş * baş ş düş ka eyler ünmek. ş n ları şı lını ru * ayı lmak. aklı ı baş nda * sürekli akı davranan. aklı ı dağ lmak * düş ünceyi belli bir konu. ş ı aş rmak. ması sağ tı aklen * Akı l icabı l gereğ . aklaşrma tı * Aklaşrmak iş tı i. aklı bokuna karı ş mak * korkudan ş ıp ne yapacağ bilememek. sorun üzerinde toplayamamak. aklaş mak * Ak duruma gelmek. eyin ine * uygun bulmamak. ağ armak. temize çı kmak. aklaş ma * Aklaş iş mak i. kavrayamamak. beyazlaşrmak. aklı ı gelmek baş na * davranı nıyanlı ğ sezerek doğ yolu bulmak. çok korkmak. akı ince. na aklı ı gitmek baş ndan * çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağ ş ı ı aş nı rmak. beyazlaş mak. * bir ş olabileceğ inanmamak. aş rı ı nı aklı kmak çı * titizlikle üzerinde durmak. llı * doğ dürüst. . çok korku geçirmek. aklı almamak * anlayamamak. ru aklı ı olmamak baş nda * iyi düş ünebilir durumda olmamak. kendine gelmek.

umduğ göre. beyazlı siyahlı .aklı ermek * anlayabilmek. ü unlaş aklı gitmek *şı aş rmak. ı na aklı vanadan çı zı kmak * delirmek. ğ ı ünüş una aklı ra sı * Aklı nca. tatmin olmak. münasebetsiz. llı * Ak olma durumu. düzgün. korkmak. aklı kalmak * beğ enilen bir ş düş eyi ünmekten kendini alamamak. aklı evvel * Akı geçinen. ndan um ey . bocalamak. ş ı ı nı aş rmak. * Kendisini en akı sanan. aklı oynatmak. llı aklı bir ş olmak fikri eyde * bütün düş ündüğ bir konuda yoğ mak. i n ş unu p aklı lmak takı * zihni bir ş uğ mak. olacağ inanmak. ilerisini görememek. düş üne göre. nca. nları vı aklı k aklı gelen baş geldi ma ı ma * olması korktuğ ş oldu. eyin ine aklı kesmemek * sonucu tahmin edememek. * çok beğ enmek. aklı karalı * Akı karası ve olan. aklı ra sı * aklı sandına göre. aklı kesmek * bir ş olabileceğ inanmak. bayı lmak. * akı olgunlaş lca mak. aklı yatmak * anlamaya baş lamak. * Kadı n makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sı. aklı sonradan gelmek * verdiğkararıyanlıolduğ anlayıvazgeçmek. nı aklı evvel * Densiz. eyle raş aklı ayar tam * aklı yerinde. aklı ş karı mak * ne yapacağ bilememek. sağ duyu sahibi olmayan.

u eyi aklı geleni söylemek na * rastgele konuş mak.aklı mda! söz. aklı koymak na * bir ş yapmaya kesin olarak karar vermek. * düş ünmek. p aklı turp sı m na kayı * birinin düş üncesini ve yaptını enmemek. ey * kararlaşrmak. aklı vurmak na * birden düş ünüvermek. * lâdes oyununa katı lanlardan biri ötekine bir ş verirken karş ey ı dakinin "unutmadı anlamı söylediğ m" nda i aklı birş gelmek na ey *ş üphelenmek. tı aklı koymak na * bir kimse birine. aklı geleni yapmak na * her istediğ düş ini ünmeden yapmak istemek. çok istemek. aklı uymak na * birinin uygun olmayan görüş göre iş üne yapmak. * olabileceğ inanmamak. aklı düş na mek * hatı rlamak. ğ beğ ı aklı tükürmek na * birinin düş üncesini beğ enmemek. * bir ş yapmayı ünmek. aklı esmek na * daha önce düş ünmemiş olduğ ş birden yapmaya karar vermek. aklı takmak (veya aklı takmak) na nı * sürekli olarak bir ş düş eyi ünmek. bir ş telkin etmek. aklı yelken etmek na * düş üncesizce davranmak veya aklı geleni hemen yapmak. aklı gelmek na * hatı rlamak. kı namak. bir düş ünceye saplanı kalmak. * kafası bir düş doğ nda ünce mak. davranmak. na . aklı sı na ğ mamak * anlayamamak. aklı eyin ine almak. anı msamak. ine aklı ş ayı (veya ş arı na aş m aş m) * adı geçen kimsenin akı zca bir davranı bulunduğ anlatı lsı ş ta unu r. ey aklı sı rmak na ğ dı * bir ş olabileceğ inanmak. eyi düş aklı getirmek na * hatı rlatmak. tasarlamak. kavrayamamak.

* unutmamak.aklı nca * (küçümseme yollu) Düş üncesine göre. ı rı aklı çelmek nı * niyetinden. l dı ler ı aklı peynir ekmekle yemek nı * ş kı ve akızca iş yapmak. aklı oynatmak nı * çı rmak. ldı * akı şiş yapmak. aş nca lsı ler . * gereksiz. çok ş ı aş rtmak. tasarlamak. aklı tutmak ndan * bir ş düş ey ünmek. * ayartmak. hatı aklı çı ndan kmak * unutmak. aklı çı ndan karmamak * devamlı rlamak. yersiz iş yapmak. aklı baş yere vermek nı ka * konuş konudan baş bir ş düş olmak. aklı zoru olmak ndan * arada bir durum ve ş artlarıgerektirdiğgibi davranmamak. kararı caydı ndan rmak. devş nı ı na irmek) * akı zca davranı lsı ş larda bulunmaktan kendini kurtarmak. sı aklı kalmak nda * unutmamak. bellemek. aklı tutmak nda * öğ renmek. aklı baş nı ı almak ndan * düş ünemeyecek bir duruma getirmek. ey düş aklı geçmek ndan * düş ünmek. * hatı rlamak. ey erek raş p aklı baş almak (veya toplamak. aklı ra. aklı geçirmek ndan * bir ş yapmayı ünmek. n i aklı (bir ş bozmak nı eyle) * bir ş üzerine düş hep onunla uğ ıdurmak. ulan ka ey ünür aklı çalmak nı * ilgisini aş derecede çekmek. baş çı tan karmak. aklı kaçı nı rmak * delirmek. aklı olsun! nda * unutma!. hiç unutmamak.

* (sı bir madde için) Bir yerden çı vı kmak. * Art arda ve toplu olarak gitmek. akma * Akmak iş i. çam sakı. akmantar akmasa da damlar * çok değ bile. aklın terazisi bozulmak nı * akıca olmayan davranı llı ş bulunacak bir duruma düş larda mek. bir eyle raş aklın köş nı esinden geçmemek * hiçbir zaman düş ünmemek. mek. aklı bin yaş nla a * akla yakıgörülmeyen bir düş ileri sürene söylenir. akmak * (sı maddeler veya çok ince taneli katı vı maddeler için) Bir yerden baş bir yere doğ gitmek. . * Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar. lan akliye * Akı l hastalı ile ilgili hekimlik kolu. lla akliyeci akma hançer * Ortası oluklu hançer. az çok bir gelir veya kazanç sağ ilse lar. * Sürüp gitmek. * Akı ilgili. keçi mantarı (Agaricus campestris). katı lmak. * Akı l hastalı uzmanı kları . yersiz düş ünmek. akı rı zı ndık. mak. * Reçine. * Sağ duyu. kları * Akı l hastalı ile ilgili hastahane bölümü. ka ru * (bu gibi maddeler) Aş ı yere düş ağ ya. kları * Akı lı usçuluk. aklı takmak nı * sürekli olarak aklı ş uğ mak. * (boya için) Birbirine karı ş mak. * Çabucak savuş ortadan kaybolmak. akma sırı nı * Malzemenin belirli bir gerilme uygulanması sırlı kalı deformasyona uğ yla nı ve cı raması belirlenen veya toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti. * Karı ş mak. akla dayanan. * (zaman için) Çabuk geçmek. * (bir kap veya bir yer) İ çindeki veya üstündeki sıyı zdı vı sı rmak.aklı ş ı nıaş rmak * yerinde olmayan bir iş yapmak. n ünce aklı selim aklî akliyat * Akı l yolu ile kazanı bilgiler. lcı k. * (kumaş için) Yı p iplikleri erimeye baş pranı lamak. rasyonalizm.

akortlanma * Akortlanmak iş i. akordeoncu. hesabı ı lı daha sonra görülmek üzere yapı kı ödeme. akortlanmak * Akortlanmak işyapı i lmak. akordeon. akort edilmiş . akortlatmak * Akortlamak iş yaptı ini rmak. lan smî akordeon * Üstündeki düğ melere veya tuş basarak. gölet.akmaz * Durgun su. ları nı akortçu * Piyano ve org gibi müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse. metal dilcikleri titretme yolu ile çalı körüklü. akordiyon * Bkz. ları akort yapmak * çalgı n tellerini. yı ru * Armoniyi sağ layan seslerin birleş mesi. ndı ı lan lik akonitin akont * Bir borca karş k. akompanyatör * Bir parça çalı ğzaman ses veya bir âletle ona katı kimse. * Kumaş larda makine ile yapı ş rma. an karı lan akortlama * Akortlamak iş i. düzenlemek. * Boğ otundan çı lan ve hekimlikte kullanı zehirli bir madde. akort etmek * çalgı n seslerini ayarlamak. akort * Bir çalgı doğ ses vermesi için ayarlama. akortsuz. akortsuz . akordu bozuk * Birbirini tutmayan. uyumsuz. lmıkı akordeoncu * Akordeon çalan kimse. akortlatma * Akortlatmak iş i. ses veren araçları ayarlamak. elde taş lara nan ı nabilir bir çalgı . akordiyoncu * Bkz. akortlu * Akordu olan. eş eden.

k. uyumsuz. ana akraba olmak * evlilik yoluyla yakı k kurmak. akraba çı kmak * önceden tanı ş madan veya bilmeden konuş akraba oldukları anlamak. Akrep * Zodyak üzerinde Terazi ile Yay burçları nda yer alan burç. bir bankanı yükümlülüğ altı üçüncü bir kişyararı bir baş n ü nda. ı * Radyoda gerçek ayar frekansı doğ değ arası ile ru eri ndaki sapma. akrep gibi * her fı rsatta sözleriyle baş nı kaları incitme veya onlara kötülük etme durumunda olan. i mı * Cambazlı akrobatlı k. hım. akrepler akrobasi akrobat * Örümceğ imsilerin. akran akranlı k * Akran olma durumu. nlı akrabalı k * Akraba olma durumu. kı k ve kalkıkuyruğ vrı k unda zehirli bir iğ olan böcek nesi (Scorpio). diğ erinin sonucu olan ş eyler. örneğakrep olan takı . yaş k. * Biri. sı ve nemli yerlerde yaş cak ayan.* Akordu olmayan. ı tlı akreditif * Belirli bir nicelikteki para için. nda akortsuzluk * Ses düzensizliğveya ayarsı ğ i zlı. i na ka bankada veya aracında açtılan kredi. * Birbirini tutmayan. Zodyak. yaş boydaşöğ ça ı t. * Saatin iki ibresinden küçüğ ü. arak nı akraba diller * Aynı dilden gelen diller. ür. akrobatlı k * Cambazlı k. akort edilmemiş . akromatik . sı rı * Kredi mektubu. . lı sı * Oluş yönünden aynı ma kaynağ dayanan ş a eyler. akraba * Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağ olan kimseler. * Yaş denk. * Cambaz. arası akrep * Akreplerden. akortsuzlaşrmak tı * Radyoda bir ayar frekansı sapma meydana getirmek.

ş oluş turan bölüm. * Vurgu. * (bir işGereğgibi yürümemek. çene. sı * Aksamak iş i. n u akrostiş * Her dizenin ilk harfi yukarı aş ı doğ okununca ortaya bir söz çı dan ağ ya ru kacak biçimde düzenlenmiş manzume. iyi iş yi lemeyen. kelime vurgusu. grup vurgusu. * Hafif topallamak. * Kımlar. ru aksata aksaklı k aksam aksama aksamak . sondan bir önceki hecesi kı olacak yerde uzun olan dize. inde vrak * Eski Yunan ve Lâtin ş ölçüsünde. * Aksayan. akromatin * Hücre çekirdeğiçindeki ince iplikçiklerden yapı şkromatin ile boyanmamıolan kromozomları i lmı . hafifçe topallayan. iir sa aksak eş yüksek dağ çılmaz ekle a kı * eksik araçlarla sağklı yapı lı iş lmaz. * İ gitmeyen. aks aksak * Dingil. aksanı bozuk * Bir dildeki kelimeleri doğ söyleyemeyen. ih. akromegali * Genel geliş bittikten sonra el. ) i aksan * Bir ülkenin insanları veya bir çevreye özgü söyleyiş na özelliğ i. muvaş tevş ş ah. burun gibi vücudun sivri kımları me sı ndaki kemiklerin kalı ması nlaş . akromatik iğ iplik * Mitozun ilk evresi sonunda bütün hücrelerde beliren ve hücre boyaları pek boyanamayan iğ yla biçimindeki oluş um. renk körlüğ ü. * Aksak olma durumu. akropol * Eski Yunan ş ehirlerinde. aksakal * Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse.* Beyaz ığçözümlemeden geçiren. en önemli yapı n ve tapı ları nakları bulunduğ iç kale. geri kalmak. akromatopsi * Bkz. şı ı * Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm). * Türk müziğ oldukça kı bir usul. renksemez. büyümesi veya uzaması . * Ermişevliya. .

* (ses) Bir yere çarpıgeri dönmek. rma. aksesuar nesne. bir işgereğgibi yürütmemek. yankı p lanmak. * (ık) Bir yere vurmak. tersine çevirmek. yaymak.* "alma ve verme" Alıveriş ş . lmak. ancak kendine özgü ayrı yararı bir bulunan alet. akselerometre *İ vmeölçer. * Ulaş yayı mak. duyurmak. mücevher gibi eş ya. akseptans * Yabancı ülkelerde okuyacak öğ renciler için gönderilen kabul belgesi. kriz. araç veya * Konunun gerektirdiğölçüde kullanı bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereğkullandı i lan. aksettirme * Aksettirme iş i. * Haberi. aksesuarcı * Aksesuarı rlayan kimse. * Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazı altı larak imzalanan açı klama. eldiven. * Aksaması yol açmak. ı hapş k. tı aksık rı * Herhangi bir sebeple burun zarın gıklanması nı cı sonucu solunum kasların birdenbire kası yla ağ ve nı lması ı z burundan hı . ş apka. yankı vermek. * Bir aletin. çanta. duyulmak. ulaşrmak. ı rı . k aç * Aksatmak iş i. ş ı * (bir ık veya bir ş Düz ve parlak bir yüzeye çarpıorada aynen görünmek. hazı * Aksesuar kullanması seven. akselerograf *İ vmeyazar. * Kadıgiyiminde giysiyi bütünleyen ayakkabı n . aksatma aksatmak aksayı ş akse * Hastalınöbeti. aksatı ş * Aksatmak iş i veya biçimi. kemer. i ğ ı çeş eş itli ya. * (ığ Yansı şı ı) tmak. gürültülü soluk boş zlı alması . aksı hapş olayı rma. lı kta lan. k aksedir * Kaplaması mobilyacı kullanı açıkahve rengi öz odunlu olan bir ağ (Thuya occidentalist). yansı ş ı ekil) p lanmak. aksettirmek * (sesi) Yankı lamak. na i i * Aksamak iş i veya biçimi. durumu. * Evirmek. nı aksetme aksetmek * Aksetmek iş i. bir makinenin iş levine katı lmayan.

huysuzlanmak. inadı direnmek. aksı rtma * Aksı rtmak iş i. münasebetsiz" anlamı kullanı ler i nda lı r. aksi tesadüf * "ş zlı bak" anlamı kullanı anssı ğ a nda lı r. ı . aksı rmak * Burun zarların gıklanması solunum kasların birdenbire kası nı cı ile nı lması üzerine. * Aksı aksı biçimi. öyle olmazsa. aksilenmek * Aksileş mek. aksilik olarak. sısıaksı hapş klı rı a . nda aksiliğüstünde i . zıkarş olumsuz. natçı rçı * Olumsuz bir biçimde. lı k aksiliğtutmak i * güçlük çı karmak. hapş ı rmak. ı z zlı gürültülü soluk boş altmak.aksıklı rı * Aksığ tutulmuşaksığolan. t. aksi hâlde. ters davranmak. aksileş me * Aksileş iş mek i. rı aksıklıksıklı rı tı rı * Yaş. rı ı k k ran. aksilenme * Aksilenmek iş i. i aksi aksi aksi gibi aksi hâlde * yoksa. ters ve kı n olarak. hastalı . * İ . aksi takdirde * yoksa. ağ ve burundan hı . huysuz. menfi. rma. aksileş mek * Huysuzlanmak. aksi ş eytan * iş yolunda gitmediğzaman "ne kadar ilgisiz. hapş rması ı rtmak. ı t. rma aksı rtmak * Birinin aksı na sebep olmak. lı klı aksış rı aksı rma * Aksı rmak iş i. hı n. aksi * Ters. inatçı etmek. huysuzluk etmek. zgı * istenmediğhâlde. * Uygun olmayan.

lı k. bu hareketten ortaya çı geliş kan im. * Hareket. * Oyunun teması geliş başca olay. bir düş üncenin ortaya çı kması . am lı nan akş ahı sabah çayı am ra ra * hayatta yiyip içip yatmaktan baş kaygıolmayanlar için söylenir. * Ada soğ . * Yankı . maddî bir etkenin. * Sermayenin belirli bir bölümü. * Bir iş yolunda gitmemesi durumu. katarakt. ş lı aksilik * Terslik. aksiyon * Bir kuvvetin. * Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. belit. * İ etkinliğ veya iradesinin açı çı nsan inin ğ kması a . pay senedi. * Hisse senedi. perde. * Akş vakti kı namaz. aksöğ üt aksu aksungur * Söğ ütgillerden. lı kta lan üt * Gözdeki billûr cismin saydamlını ğ yitirerek ağ ı arması ileri gelen körlük. kabukları eczacı kullanı bir söğ türü (Salix alba). uygunsuzluk. aksilik etmek * güçlük çı karmak. sinir hücrelerinin uzantı ndan en belirli ve nı ları uzun olanı .* olumsuz davranı. elveriş in sizlik. anı * Tersine. ters davranmak. iş . aksilik çı kmak * engel ortaya çı kmak. ak basma. akş am * Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri. ndan * Akdoğ an. lı k aksine aksiseda aksiyom * Kendiliğ inden apaçıolan ve böyle olduğ için öteki önermelerin ön dayanağolan temel önerme. ka sı akş akş am am . aksona * Vurgun hastalına karşuygulanan emniyet durakları ğ ı ı . uyuş maya yanaş mamak. k u ı mütearife. inatçı etmek. hikâye. * Gece. aksoğ an akson * Sinir uyarmaları sinir hücresinden ileriye uzatmaya yarayan. reaksiyon. inatçı huysuzluk. huysuzluk etmek. geliş nı tiren lı im. aksülâmel * Tepki.

Çulpan. ı akş gazetesi am * Baskı öğ sı leden sonra. pek yakı kı bir zaman içinde. ama ru lan akş güneş am i * Etkisi azalmıgün ığ ş şı ı. ı akş ezanı am * Günün dördüncü namaz vaktini bildiren ezan. içki ş kanlında ı * Çalı ş akş rastlayan. akş am amleyin. simit. esen Akş Yı zı am ldı * Venüs. özellikle akş doğ yapı gazete.* Akş n olduğ ş dar zamanda. amı u u akş azadı am * Ders çış ders paydosu. ş akş piyasası am * Akş üzerleri belli bir yerde yapı gezinti. akş doğ ama ru * Gündüzün akş yakıbir zamanı ama n nda. nı un am akş lı amcı k * Akş olma durumu. akş namazı am *İ kindi ile yatsı namazı nda kı namaz. nda. akş kalmak ama * (işgecikmek. iş portalarda akş doğ tezgâhta kalmımallarıucuz fiyatla satı ı ama ru ş n lı. bitmemek. akş yeli am * Akş amları serin rüzgâr. arası lı nan akş pazarı am * Pazarlarda. amcı akş lıetmek amcı k * akş lar içki içmek amacı bir araya gelmek. am lan akş saati am * Akş vakti. lı k akş karanlı am ğ ı * Alaca karanlı k. ) akş sabaha ama * Neredeyse. ması ama * Çalı ş maları daha yoğ olarak akş saatlerinde yapan. * Yaşlıdönemi. akş simidi am *İ kindi üzeri çı lan sı susamlı karı cak. amcı yla . sa akş amcı * Akş amları içme alı ğ olan kimse. akş kadar ama * bütün gün. kı. ara vermeden. güneş battı sı in ğ ralar.

iş akş bulmak (veya akş etmek) amı amı * akş amlamak.akş amdan * akş olmak üzere iken. akş amdan kavur. akş amdan akş ama * Her akş üst üste. sabaha savur * kazandını ğ günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanı ı lı r. akş için. kaçılmaz sonuç pek yakı nı n. te ama mek. iyi akş am lan amlar!. am akş amdan kalmı(veya kalma) ş * geceki sarhoş un mahmurluğ taş luğ unu ı yan. amı akş amleyin * Akş saatlerinde. amı * Akş bir yerde geçirmek. akş amlamak * Bütün günü bir yerde veya bir iş geçirerek akş eriş akş bulmak. akş amlar (veya akş ş am erifler) hayrolsun! * akş vakti kullanı esenleme sözü. akş amları * Akş vakti. akş doğ am ama ru. am ı rken. günü bitirmek. am * Her akş am. ama am akş k sabahlı amlı k * Nerede ise. akş amki * Akş olan. . akş buldurmak veya ettirmek. akş amdan sonra merhaba (veya sabahlar hayrolsun) * iş ten geçtikten. akş olduğ am am unda. akş doğ akş yaklaş ı ama ru. akş amlatmak * Akş yaptı amı rmak. akş vakti. akş amlatma * Akş amlatmak iş i. akş amsefası * Gecesefası . iş i. am akş sabahlı amlı * Her akş ve her sabah. olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenir. akş n iş sabaha (veya yarı bı amı ini na) rakma * bu gün yapı lması gereken bir işertesi güne bı i rakmak sakı dı ncalır. akş yapı am am lan. akş amüstü * Güneş battı sı in ğ ralarda. am akş k amlı * Akş özgü olan. amı * (ay) Dolun ay durumundan sonra geç doğ mak. akş amlama * Akş amlamak durumu.

akş k ı nlı aktar * Akş olma durumu. iyle raş aktarmak * Bir yerden. mı ka * Arı bir kovandan ötekine geçirme. aktarı lmak * Aktarmak iş konu olmak. ka * Aktarmak işveya biçimi. ne. i * Aktarı sattı ş n ğ eyler.akş amüzeri * Bkz. ilk * Alı . ı * Aktarı yaptı iş n ğ . baharat. ine aktarı m * Aktarma işnakil. aktarı ş aktariye aktarlı k aktarma * Aktarmak iş i. ka aktarma etmek * aktarmak. * Dam kiremitlerini aktarıkıkları p rı yenileyen kimse. kâğ tütün vb. * Voleybolda öbür oyuncularıvurması topu. ka aktarmacı * Aktarma iş yapan kimse. satan kimse veya dükkân. aktarma yapmak * bir taş ötekine geçmek. ı . akş amüstü. virman. ka aktarı cı aktarı lma * Aktarı iş lmak i. ı t. ı ttan * bütçede bir bölümden baş bir bölüme ödenek geçirmek. * Bir taş baş bir taş geçme. ı n * Baharat. i. ı ttan ka ı ta * Sürülmemiş tarlayı veya ikinci kez sürme. bir kaptan baş bir yere veya kaba geçirmek. gereçleri satan kimse veya dükkân. n için ı n * Görüntüyü bir bölgeden baş bir bölgeye ileten araç. ağ üzerine yükselten oyuncu. akş ı n * Kı nda ve gözlerinde. bazen de derisinde doğ tan boya maddesi bulunmadı için her yanı olan lları uş ğ ı ak (hayvan veya insan) çapar. ları * Bir hesaptan baş bir hesaba para havale etme. ini aktarmacı lı k * Aktarma işaktarma iş uğ ma. iktibas. ntı * Bir oyuncunun topu kendi takı ndan bir baş oyuncuya göndermesi. ev ilâçları . * Anadolu'da iğ iplik. albino. i. zarf.

hareketli. nı * Sürülmemiş tarlayı ve ikinci kez sürmek. küryum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı . aktif duruma getirmek. nı * Etken. aktif metot * Öğ rencilerin. bildirmek. iktibas etmek. ilk *İ letmek. daha çok Kur'an'ı ı sonuna kadar okumak. dan * Bir dilden baş bir dile çevirmek. aktifleş tirmek * Aktifleş mesini sağ lamak. çanı * Etkin. canlı . tulyum. protaktinyum. ortaklın para ile değ ğ ı erlendirilebilen mal ve hakların tümü. kiş çalı isel ş maları ve iş nı yapma yeteneklerini geliş tirmeyi sağ layan bilimsel yöntem. uyarlamak. toryum. e * Bir kitabı . ı tlar ka ı ta aktarması z * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektirmeyen. aktifleş tirme * Aktifleş tirmek iş i. aktifleş mek * Canlı hareketli. * Etkili. * Etken fiil. aktiflik * Etkinlik. amerikyum. aktif rol oynamak * etkili olmak. baş ndan aktarmalı * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektiren. çalı ş kan. tercüme etmek. ı tlar ka ı ta aktartma * Aktartmak işyaptı i rmak. aktavş an aktif * Bir cins iri çöl sı (Jaculus). aktif taş ı ma * Bir maddenin hücre zarı enerji harcanarak hücre içine veya dına taş ndan ş ı ı nması . plûtonyum. ka * Çatı kiremitlerini gözden geçirerek kık ve bozuk olanların yerlerine sağ rı nı lamları koymak. aktifleş me * Aktif duruma gelme.* Bir ş yolunu. * Bir tekniğ göre biçimlendirmek. etkili olmak. yönünü değtirmek. aktartmak * Aktarmak işyaptı i rtmak. aktif duruma gelmek. aktinoloji aktif fiil . aktinit * Aktinyum. eyin iş * Bir kitaptan veya bir yazı bir bölümü almak. * Bir ticarethanenin. etken.

ka ka * Kadıoyuncu. ses dağ mı bir ı lı ı . * Azgı kı n (hayvan). * Günün olayı konusu. aktörlük * Aktörün görevi. acil (hastalı k).Kı 89. ş imdiki. akur akustik akümülâtör * Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden. aktinyum * Atom numarası atom ağ ğ 227 olan. yankı m. inde akı mtoplar. * Akümülâtörün kı lmıadı saltı ş . * Etkincilik. ini aktüalizm * Geçmiş jeolojik olaylarıbugünkülere bakarak açı n klanabileceğ ileri süren öğ edimselcilik. akuzatif akü * Yükleme durumu. aktüel * Güncel. n. yankı bilimi. ı * Olduğ undan baş türlü görünme. * Edimsel. aktörün yaptı iş ğ . . aktinyumlu * Özünde aktinyum bulunduran. n * Güncellik. ı ı rlı saltması Ac. * Olduğ undan baş türlü görünen kimse. radyoaktif bir element. * Kapalı yerde seslerin dağ m biçimi. veya * Etkinlik. kendini baş türlü gösterme. ka aktöre * Ahlâk. aktris aktüalite aktüalitesini kaybetmek * güncelliğ yitirmek. iddetli. lı lanı akut *İ lerlemişş . ini reti. istenildiğ bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz. aktivite aktivizm aktör * Erkek oyuncu. * Kuvveden fiile geçmiş olan hâl (Aristo felsefesi). zgı * Fizik biliminin konusu ses olan kolu.* Güneşş nıhem insan hem de bütün canlı üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı ınların ı lar .

tuzak. sağ lam. 10-15 bazen de 50-60 kg gelen bir balı akbalı(Lichia amia). ğ zı ı * Yüze sürülen pembe düzgün. * Süs balı beslemeciliğ ğ ı i. düzen. al basmak * loğ albastı usa hastalına tutulmak. kı zı n zı rmı. * Sulu boya resim. al al * Aldatma. akya balı ğ ı * Uskumrugillerden. -al / -el *İ simden sı türeten ek: gen-el. fat -al. akva * Kuvvetli. al (veya alı n) * iş te. akvam akvarel akvaryum * Tatlı tuzlu su hayvanların. k akyuvar * Kan ve lenf gibi vücut sıları bulunan çekirdekli. Al * Alüminyum'un kı saltması . süs bitkisi olarak yetiş tirilen. * Bir tür sı ve köstekli bı rmalı çak. ğ ı al bayrak (veya sancak) . ufak pullu. al (veya kanlı ) gömlek gizlenemez * gizli tutulması olmayan ş için söylenir. vı nda akzambak * Zambakgillerden. k. iyle raş akvaryumculuk * Akvaryumcunun mesleğ i. kıl. hile. * Kanırengi. su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiğcam su kabı veya nı i . gövel (< gök-el). lökosit. allı k. * (at donu için) Dorunun açı./ -el*İ simden fiil türeten ek. * Kavimler. * Bu renkte olan. çiçeğdiş yüz şlerinin tedavisinde kullanı bir bitki i ve iş lan (Lilium candidum). kıla çalan. güz-el (<gözel).aküpunktür * Vücudun belirli noktaları genellikle altıiğ batı yapı Çin'de yayı ş na n ne rarak lan lmıolan tedavi. akvaryumcu * Akvaryum iş uğ an kimse. doğ öz-el vb. elde eyler -al. yuvarlak hücre.

al gülüm ver gülüm * iki sevgilinin birbirine sevgi gösterisinde bulunmaları . ehit al karı sı * Loğ usalara musallat olarak onları duğ sanı görüntü. te" nda al takke ver külâh * uzun bir çekiş meden sonra. * bir kimseye yapı hizmetin hemen karşğ bekleme durumu. çekiş çekiş e e. nda ğ ı an . ş olmak. klı sı aş ala ala * Toplu olarak yapı iş lan lerde bağş söylenen ala ala hey! ünleminde geçer. * Yazı güneş n bulut arkası kaldında oluş gölgeli durum. yi. m düş al birini. kov-ala. ş ı * Açıkestane renginde olan. beklenilmeyen ş eylerin de olabileceğ anlatı ini r. alaca. vurularak ölmek. silk-ele-. k * Kekliğ boynundaki siyah halka. erli an al giymedim ki alı m nayı * "bu iş hiçbir ilgim olmadı için söylenen sözleri kendi üzerime almadı anlamı kullanı le ğ ı m" nda lı r.* Türk bayrağ ı . it-ele-. elâ (göz). boğ u lan al kiraz üstüne kar yağ ş mı * düş ünülmeyen. e al elmaya taş çok olur atan * değ kimselere sataş çok olur. hepsi bir ayarda. parajin. kiyi ala * Karık renkli. lan ıı lını al kan * Doymuş alifatik hidrokarbonları genel adı n ./ -ele* Fiilden sı k (tekerrür) çatıtüreten ek: çalk-ala-. * araları ndaki senli benli iliş sürdürerek. in * Alabalın kı lmıadı ğ saltı ş . al benden de o kadar * ben de aynı durumdayı veya ben de aynı üncedeyim.vb. * İ piş yi memişsuluca (yemek). ı * İ pek iyi. al kanlara boyanmak * yaralanmak. âlâ -ala. çok renkli. vur ötekine (veya birine) * hiçbiri işyaramaz. rı arak ala alaya kalkmak * bağş gürültü etmeye kalkmak. kak-ala-. al sana bir daha * yeni bir aksilik olunca bezginlik bildirmek için "iş anlamı söylenir. rı arak ala gün ala sulu * Yeni olgunlaş maya baş ş lamı(meyve). . ş -ala-.

* Olanca hı ile. uğ ursuz (kimse).ala tav * Az tavlı yaş kuru olan (toprak). 250 gr dan 2 kg a kadar gelen bir tatlı balı (Trutta faris). . * Balı toplamak için dalyan ağ n yukarı alı ğ ı ı nı ya nması . z. a alabanda iskele * Dümeni sol yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. ru. ey * Selâmlamak için filika küreklerinin yukarı kaldılması ya rı . * iş alt üst olmak. Ala Yuntlu * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. ş algama benzeyen bir bitki. yarı yarı ala tavlı * Bitkinin çimlenmesi için yeterli tavı bulmamı(toprak). deniz araçları devrilip ters dönmek. zı alabora * Geminin devrilecek kadar yan yatması . haş lamak. paylamak. alabildiğ ine * Sırsı uçsuz bucaksı nı z. alabanda * Deniz teknelerinin iç yanları . ı tı alabanda ateş * Geminin bir yanı bulunan toplarla birden ateş nda edilmesi komutu. sonuna kadar çevirmek. sandal vb. * Bir serenin yatay durumdan düş duruma getirilmesi. alabalı k * Ala balı kgillerden. llı alabaş * Turpgillerden. alabandayı yemek * adamakı azarlanmak. ş * İ piş yice memiş (yemek). * Aş derecede. alabora olmak * tekne. kemikli balı n bir familyası kları . su ğ ı alabalı kgiller * Omurgalı hayvanlardan. ı * Ara bozucu. uz alabacak * Ayağsekili (at). dönek. alabanda vermek * azarlamak. . eti turuncu ve lezzetli. gereğ ı rı inden çok. soğ ve duru sularda yaş uk ayan. alabanda etmek * dümeni sağ veya sola. ru alabanda sancak * Dümeni sağ yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. ler alabros * Fı gibi dik kesilmiş rça (erkek saçı ). borda karş .

* Para verilerek alı nacak ş ey. * Ağ ilk olgunlaş meyve.alaca * Birkaç rengin karımı oluş renk. alaca karanlı k * Güneş madan önce veya battı hemen sonraki aydı k. akla kara karık. ı ı tı * Birinden alacağolan kimse. ş ndan ı an * İ veya daha çok renkli. alacağ tutmak ı na * bir ş vereceğ veya borca karş k saymak. mal veya baş ş matlûp. bı rcıgibi kuş avlamak için kullanı iki renkli bez. açta an * Keklik. alacağ ş ı ahin. ı ey . ı alacaklı kmak çı * alacağvereceğ ı inden çok olmak. ş ka ey. alacaklı olmak * birinden alacağbir ş bulunmak. eyi e ı lı alacak * Bir hesap gereğ daha alı ince nmamıolan para. alacağolmak ı * birinden alı nacak parası olmak. alacaklı * Birinden alacağolan. alacak verecek * alıveriş kisi. verirken de güçlük çı rken k karan kimse. ki * Birkaç renkli iplikten yapı ş lmıdokuma. ğ ı alacağolsun! ı * "günün birinde ondan öcümü alım" anlamı göz korkutma sözü. uzunluğ 50 cm. ldı n ları lan * Meyvelere. borçlu karş . daha çok üzüme düş ben. * vakit darlından bir öneriyi kibarca geri çevirmek. * Aş ure. alacabalı l kçı * Balı lgiller familyası kçı ndan. alaca aş alaca bulaca * Çok karık renkli. ş ı alaca düş mek * (meyve) olgunlaş maya baş lamak. yarı doğ ktan nlı karanlı k. ş iliş alacakarga * Saksağ an. en * Kötü huy. rı nda alacağ olsun da ala kargada olsun ı m * alacaklı olmak iyi bir ş eydir. kül rengi. vereceğ karga (veya kuzgun) na ine * alı kolaylıgösteren. sazlı u ş ı klarda yaş bir kuş ayan türü (Ardeola ralloides).

layını ı sı alafranga tuvalet * Batı nda kapaklı tarzı . alaçam alaçı k * Rengi kıla yakıbir çam türü (Picea excelsa). çardak. alafranga saat * Günü 24 saat sayarak. * Eriyen karlar arası yer yer toprak görünmek. alacalı bulacalı * Çok karık ve çiğ ş ı renkli. alacamenekş e * Hercaî menekş e. * Renkli ve renksiz kı n bütün vücutta düzenli ş lları ekilde dağ ı lmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleş mesiyle meydana gelen bir at donu. alacalanmak * Alaca bir duruma gelmek. * Keçeden yapı çadı lan r. Frenklerle ilgili. alafrangacı * Alafranga hayatı benimsemiş olan.alacalama * Alacalamak iş i. alaca bulaca. günün baş ş gece yarı 01 olarak kabul eden saat sistemi. alacalandı rma * Alacalandı rmak iş i. na ı tı * Avrupa uygarlını ğ benimsemişAvrupa eğ ı . üzerine oturulabilen klozetli tuvalet. alaturka karş . miş * Alafranga saat. itimiyle yetiş (kimse). âdet ve hayatı uygun. zı n * Üzeri dal ve hası örtülmüş rla kulübe. alacalanma * Alacalanmak iş i. renkten renge girmek. ndan * Herhangi bir heyecan dolayıyla benzi kı p bozarmak. alafranga alafranga müzik * Batı nda ve ölçülerinde yapı ş tarzı lmımüzik. * Frenklerin töre. benek benek boyamak. alacasansar * Benekli sansar türü. alacalamak * Renk renk. rengârenk. alacalı k * Alacalı olma durumu. sı zarı alacalı * Alaca. alacalandı rmak * Alaca duruma getirmek. alafrangacı lı k .

alâgarson * Kı kesilmiş sa saç. ilginç. alâkadar etmek * ilgilendirmek. alageyik * Geyikgillerden. alâkabahş *İ lgilendirici. ilgi çeken. * Gönül bağ ı . Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaş bir cins geyik. ması alafrangalı k * Alafranga olma durumu. . alafranga davranmak. alafranga olma. fat alâka *İ lgi. alâkalanma * Alâkalanmak iş i. lgili. alâkalandı rma * Alâkalandı iş rmak i. alafrangalaşrmak tı * Alafrangalaş na sebep olmak. as-alak.* Alafrangacı olma durumu. alafrangalaş mak * Alafranga olmak. çök-elek vb. erkeklerinin boynuzları doğ kürek biçiminde geniş uca ru leyen. * Oğ saçı lan biçiminde kesilmiş (kadısaçı n ). alâka duymak * ilgi duymak. postu benekli. alafrangalaş ma * Alafranga usulleri benimseme. ayan ğ ı alâimisema * Gök kuş ı ağ . sın (Dama dama). alâkadar olmak * ilgilenmek. alafrangalaşrma tı * Alafrangalaşrmak iş tı i. alâkadar * İ ilgili bulunulan. -alak / -elek * Fiilden sı türeten ek: yat-alak. alâka çekmek (toplamak veya uyandı rmak) * ilgi çekmek. alâkalandı rmak *İ lgilendirmek.

alâmetifarika * Bazı ticaret eş üzerine konulan. k yer. ş ak. alâmetifarikalı * Alâmetifarikası olan. kestane kargası (Garrulus glandarius).alâkalanmak *İ lgilenmek. * Orman içinde düz ve ağ z yer. ı tı * Yemek listesinden yemek seçerek. açıve geniş meydan. açsı . yakı k duymak. ey alâkalı alakarga *İ lgili. alâmet * Belirti. nda. ipş alâminüt yemek * Kolayca hazı p tüketilebilen yemek. alâminüt * Çarçabuk. alamana * Rafadan. kayran. tabldot karş . saha. harf gibi özel iş marka. fiyatları ayrı ayrı hesaplanan (yemek). çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir ş bulunduğ çevreye uydurmak. ötücü. *İ lgisiz. zevk almak. anı hemen. * Ayıcı rı nitelik. alamana ağ ı * Kılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayı tarafı kullanı uzunluğ 200 ile 250. i. * Beneklerle. * Alalamak iş kamuflâj. * Saksağ an. rlanı alan * Düz. * Gönül bağ lamak. iri gövdeli. irilik bakı ndan ş ı durumda olan ş mı aş lacak ey. yı ğ ı ndan lan. ilgisini kesmek. o eş üreten veya satanı tan resim. düzlük. ayrı kisi lmak. alâkayı (veya alâkası) kesmek nı * ilgiyi. ilgisi olmayan. * Kargagillerden. * Büyüklük. ayıcı rı özellik. nlı * Bir ş çekici gelmek. u geniş i 7 ile 25 kulaç olan büyük ağ liğ . tüyleri alacalı kuş bir türü. iş iz. iliş kalmamak. yası yayı tanı aret. * Yemek listesinden seçilen. niş aret. alâkok alalama alalamak etmek. an. maskelemek. alâkart alâkası z alâkası k zlı *İ lgisizlik. kamufle eyi u * Balıavlamakta veya yük taş k ı makta kullanı büyük kayı lan k.

atmak. * Açıdeniz. . ş ı ı nı alan talan etmek * allak bullak etmek. engine açı lmak. saha. duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı alan. agorafobi. ma alan talan olmak * her biri bir yana dağ ı lmak. alargada durmak * uzakta durmak. alârm * Bir tehlike olduğ unda bunu herkesin haber alması verilen iş için aret. kovmak. sokak gibi yerlerde duydukları kiş ürkeklik hastalı. yetkilerini elinden alıyerinden uzaklaşrmak. darmadağ k. yağ etmek. alarga durmak * uzak durmak. k * Uzaktan. tiren ru nı ğ ı alan korkusu * Bazı ilerin alan. dağ ı tmak. P. ilgisiz davranmak. C. ş ma * Yüz ölçümü. alan topu * Tenis. i liğ * Yarı ş maları karş maları ve oyunlarıyapı ğyer. alargadan seyretmek * Uzaktan bakmak. açı ktan. p tı * kapı yere vurmak. * geri çekilmek. * Eski Roma'da açıhava gösterisi yapı geniş k lan yer. *İ çinde birtakı kuvvet çizgilerinin yayı ş m lmıbulunduğ var sayı uzay parçası u lan . n. park. bazı ki durumlarda metallerle. ğ ı alan talan * Karmakarık. p alaş ı yukarı ağvur * çekişçekiş (pazarlı e e k). mak alarga etmek * açıdenize çı k kmak. yaklaş ktan ma. dayanabilecek duruma gelmek. karı ş istememek. engin. ı alaş ı ağetmek * birini. Te gibi elementlerden oluş metal an görünümünde katı sı karım. ı laş n n ldı ı alan hı zı * Hareket eden bir cismi. alaş ı m * İ veya daha çok metalden. * Bir alı merceğ net bir görüntü sağ cı inin layabildiğderinlik ve geniş in bütünü. alt üst etmek.* Bir konu veya çalı çevresi. uzaklaş mak. alârma geçmek * beliren tehlikeye karşdirenebilecek. veya vı ş ı alaş ı mlama * Alaş ı mlamak iş i. alarga * Açı geç. allak bullak.

alavereci . alaturka saat * Güneş batında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanmısaat. in ş ı ş alaturka tuvalet * Tuvalet ihtiyacı gidermek amacı çömelme usulüne göre yapı tuvalet. alaturka müzik * Türk müziğ i. alaş elementlerini eriterek katmak. töre ve hayatı uygun. alavere * Bir ş elden ele geçmesi. mak alaturkalaş mak * Alaturka olmak. söyleyen. ezanî saat. i alaturkacı lı k * Alaturkacı olma durumu. alaturkalaşrmak tı * Alaturkalaş nı lamak. * Bu tür müziğseslendiren veya çalan. ması sağ alaturkalı k * Alaturka olma durumu. abraş . alı alavere dalavere yapmak (veya çevirmek) * hileli. alafranga karş . * Kargaş k. * Alaturka saat. alavandalı * Bkz. yöntemsiz. ı m alaten alaturka * Cüzamlı . * Eski Türk gelenek. alaturkalaş ma * Alaturkalaş durumu. eyi * Vapurlarda bu biçimde taş işiçin bordalarda kurulan basamaklı ı i ma iskele. andavallı . düzenli bir iş yapmak. alaturka eser veren kimse. alaturkalaşrma tı * Alaturkalaşrmak iş tı i.alaş ı mlamak * Çözen metale. * Türk müziğ inden yana olan. nı yla lan alaturkacı * Alaturka bilen. eyin * Bir ş elden ele vererek aktarma. yalanla dolanla iş görmek. görenek. * Düzensiz. na ı tı * Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse). alavere tulumbası * Emme basma tulumbası .

arı taya alaybozan * Bir çeş fitilli tüfek. spekülâtör. yönlerini küçümseyerek eğ eyin. hepsi. pek çok. * Bütünü. bir ş eğ ş eyle lenme.* Piyasada fiyatı ünce yükselir umuduyla mal alan ve fiyat yükselince malı düş satan toptancı . i alaya çı kmak * askerî bir okulda baş gösteremeyerek kı gönderilmek. alay alay alay * Kalabalıolarak. * Alay eden. * Genel olarak üç tabur (süvarilerde dört veya beş bölük) ve bunlara bağ birliklerden oluş asker lı an topluluğ u. . alaycı lı k alayı olmak nda * iş i önem vermeyerek yapmak. alay gibi gelmek * inanı gibi olmamak. işş konusu yapmak. alay * Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. * Çok kalabalı k. gülünç. * Alay etmeyi huy edinmiş olma durumu. birlikte. alâyiş * Gösteriş kamaşrma. vurguncu. alay geçmek * alay etmek. küçümseyen. söz. müstehzi. lence konusu yapmak. eğ lenmek. it alaycı * Alay etme huyu olan. * Ses tonu. lacak alay malay * hep birden. * Çok miktarda. göz tı alâyiş li . i aka âlâyı ile vâlâ * bütün gösteriş i ile. alay etmek * bir kimsenin. bir ş bir durumun. eksik vb. k alay beyi * Albay rütbesinde jandarma alay komutanı . fazla sayı da. alaya almak * alay etmek. onu küçümseme. alaya bozmak * alay niteliğvermek. davranıgibi yollarla biriyle. küçümseyerek eğ lenen. kusurlu.

hoş güzel göstermek. ğ ı albeni vermek * çekiciliğ artı ini rmak. an * Alay edici. m. ı tı * Gösteriş görkemli. miralay. eyin * Sı zlatmak. * Kaymak taş su mermeri. albatr albatros exulans). küçümseyici. acı vermek. n albeni * Alı çekicilik. ı . zık zı alazlamak * Bir ş yüzünü alevden geçirmek. alazlanmak * Alazlamak iş konu olmak.* Gösteriş li. ve . * Vücutta kıllıveya kıl lekeler belirmesi durumu. yalaz. albay albaylı k * Albay rütbesi veya albayıgörevi. ilgi toplamak. * Alev alev. usa humması . alazlanma * Alazlanmak iş i. nsan zık zı albasma albastı * Albastı . Atlantik Okyanusu'nda yaş iri bir kuş (Diomedea ayan türü * Rütbesi yarbay ile tuğ general arası bulunan ve ası nda l görevi alay komutanlı olan üstsubay. müstehzi. alaylı * Erlikten yetiş subay. yakmak. üstünde kıllıveya kıl lekeler belirmek. ciddî olmayan. li. ine * İ derisi için. aleve tutmak. * Alev. * Dökülen tohumlarla ertesi yı l kendiliğ inden çı tahısoğ vb. * Doğ sı nda temizliğ dikkat edilmemesi yüzünden loğ um rası e usanıtutulduğ ateş hastalı loğ n u li k. miş * Gerekli okul eğ itimini görmeden kendini yetiş tirmiş olan (kimse). mektepli karş . alaz alaz alaz alaza alazlama * Alazlamak iş i. kan l. alaylı alaysı * Alaya benzer. debdebeli. albasma. 1 m uzunluğ unda. * Fı na kuş rtı ugillerden. cazibe.

kötü havaya iş olan hava durumu. alçak * Yerden uzaklı az olan. mlı albenisi olmak * çekiciliğbulunmak. n ş kan albümin iş eme * Birçok hastalı klarda. uzunçalar. alçacı k * Çok alçak. durumlarda) Aş ı ağolanları kendisiyle eş tutan veya kendi değ olduğ it erini undan aş ı ağ gösteren (kimse). yapı madde. namert. * Değ ve gücü az olan elektrik potansiyeli. özellikle böbrek hastalı nda idrarda albümin bulunması kları durumu. * (boy için) Kı sa. nı ğ ı albümin * Bitkilerin. alçacıdağ ben yarattı demek k ları m * çok kurumlu olmak. beyaza yakırenkte. azot. * Akş ı n. mütevazı . alçak ses * Hafif ses. * Bile bile en kötü. suda eriyen. ğ ı ı tı * Aş ı ağ yüksek olmayan (yer). eyleri dizip saklamaya yarayan bir tür defter. nda. aş ı soysuz. nda aret alçak gerilim * Düş voltajlı ük elektrik hattı . para vb.albenili * Alı . en ahlâksı davranı zca ş bulunan. hidrojen ve kükürt n vı nda imi olan. alçak gönüllülük * Alçak gönüllü olma durumu. ak tutma. i albinos albüm * Resim. eri alçak gönüllü * (makam. lı alçak bası nç * Barometrede 760 mm altı bulunan. kı sı alçak kavuş um * Kavuş umda gezegenin güneş yer arası bulunması le nda . larda ağ k. fotoğ pul gibi ş raf. yüksek karş . tekerçalar. birleş karbon. kendini çok beğ enmek. * Bir sanatçın eserlerinin bir bölümünün yer aldı kaset. cazibeli. . alçak kabartma * Heykel sanatı yüzeyden çıntı az olan kabartma. rezil hain. oksijen. * Kalı ses. n alçak yaylak . albüminli *İ çinde albümin bulunan. * Herhangi bir konu ile ilgili kı açı sa klamalar verilerek resimler bası ş lmıolan kitap. çekici. hayvanları doku ve sıları bulunan.

erini alçarak alçı * Az alçak. ağ laş ı laş * Alçalmak iş inme. ağ k lı ı rcası alçaklaş ma * Bayağ mak durumu. aş ı kimselere yaraş na. * Değ azaltmak. nda n i * Düş künlük. * Alçı ın piş toz durumuna getirilmesinden elde edilen madde. * Alçak. alçakça * Oldukça alçak. * Alçakça davranı ş ş enaat. ı laş alçaklaş mak * Bayağ mak. . ağdoğ * (insan için) Değ azalmak. i alçaltma * Alçaltmak iş i.* Devamlı oturma bölgesinde. alçı ı taş . alçaltmak * Alçak duruma getirmek. alçalı ş alçalma alçaltı alçaltı cı * Küçük düş ürücü. zül. cezir. alçalmak * Alçak duruma gelmek. mezellet. ması alçaklı k * Alçak olma durumu. bayağ ma. zillet. taş nı irilip alçı p kalı * Bir ş üzerine alçı eyin dökülerek alı kalı nan p. * Toprağ çöküp oturması ı n . tı alçaklaşrmak tı * Alçaklaş na sebep olmak. hor görme. ı laş alçaklaşrma tı * Alçaklaşrmak durumu. yüksekten aş ı ru inmek. eri * Küçük düş ürme. * Kabarma alçalma olayı sularıindiğdönem. normal tahı l ziraatı lan alanları bitişinde genellikle deniz seviyesinden yapı n iğ 900-1200 metre yükseklikteki yaylak. * Aş ı ma. i. alçaltı ş * Alçaltmak işveya biçimi.

aldanmak * Görünüşkapı yanlıbir yargı varmak. * (bitkiler için) Havanıbirden ınması zamansıaçan çiçek. * Alçı sı ile vamak. alçı pan * Tavan süslemelerinde kullanı ve çeş desenleri olan alçı yapı ş p. lan itli dan lmıkalı alçı almak (veya koymak) ya * kılan bir kemiğgereğgibi kaynaması alçı batılmısargı sarmak. soğ sebebiyle donmak. yanı e larak ş ya lmak. bir yalana kanmak. rı i i için ya rı ş ile aldanç aldangı ç aldanı ş * Aldanmak işveya biçimi. * Bir hileye. jips. * Alçı sarı ş ile lmıolan. nı * Tavan ve duvarlarıalçı kaplanması çalı iş n ile nda ş çi. karı tı alçı lanma * Alçı lanmak iş i.* Toprak içinde katman olarak bulunan ve piş toz durumuna getirilerek alçı irilip yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat. ine alçı latma * Alçı latmak iş i. tuzak. alçı cı * Alçı ı çı taş karan kimse. * Çabuk ve kolay aldatı kimse. kandıcı rı. yanıcı i ltı. alçı lama alçı lamak alçı latmak * Alçı kapattı ile rmak. ı * Avunmak. oyalanmak. an * Alçı lamak iş i. kanma. aldatı lmak * Aldatma niteliğolan. i aldanma * Aldanmak iş i. . alçı lı *İ çinde alçı bulunan. lan * Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur. sı vatmak. * Alçı şrmak. alçı lanmak * Alçı lamak iş konu olmak. n sı yla z uk aldatı cı aldatı lma * Aldatı iş lmak i. * Düş rı ğ uğ kıklına ramak.

iğ etmek. aldışz rı sı * Aldı rmaz. lâkayt. * Bir ş görünürdeki durumu. ş . ilgisizliğ inden. * Aldı rmak iş i. aldı rmamak. tasası k. umursamayan. ğ dı aldı rmaz * Bir ş önem vermeyen. * Ayartmak. avutmak. cı aldatmak * Beklenmedik bir davranı yanı ş la ltmak. i aldatma * Aldatmak iş i. o ş niteliğbakı ndan yanlıbir kanı eyin eyin i mı ş vermek. aldı rtma * Aldı rtmak iş i. * Önem vermek. baş çı tan karmak. zlı tsı k. vı * (halk edebiyatı söylemeye baş . soru veya ş biçimlerinde kullanı er ile art lı r). ilgilenmemek. ihanet etmek.* Aldatmak iş konu olmak. * Birine verilen sözü tutmamak. aldehit aldı * Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sı. * Karş ndakinin dikkatsizliğ ı sı inden. nda) ladı aldı abdest ürküttüğ kurbağ değ ğ ı ü aya memek * sağ ğyarar. * Elindekini baş na kaptı kası rmak. aldatmaca * Aldatmaya dayanan davranı aldatı oyun. gereğgibi uyanıolmayından yararlanarak onun i k ş ı zararı kazanç sağ na lamak. ine aldatı ş * Aldatma işveya biçimi. kayı z. umursamamak. yalan söylemek. i aldış rıetmemek * önem vermemek. * Vücuttan herhangi bir parçayı organı lısebebiyle operasyonla çı veya sağk kartmak. veya ine * Oyalamak. aldı rtmak * Aldı rmak iş baş na yaptı ini kası rmak. aldı rma aldı rmak * Almak iş yaptı ini rmak. değ vermek (bu fiil. kötü yola sürüklemek. ilgi göstermemek. . kayı zlı lâkaydî. umursamayan. ilgisiz kalmak. verdiğzararı ı ladı ı i karş lamamak. * Getirtmek. * Sı rmak. fal * (karı koca) Eş sadakatsizlik etmek. bu anlamı ancak olumsuz. aldış rı * Aldı rmak işveya biçimi. eye tsı aldı rmazlı k * Aldı rmaz olma durumu.

alem olmak * sembol olmak. * Okuma yitimi. kaları * Ortam. .alegori * Bir görüntü. çarçabuk. bambaş ka. * Hele. * Hesaba sayarak. alelâcayip * Acayip üstü çok acayip. özellikle. u * Dünya. * Eğ lence. * Bayağ sı ı radan. * (yöntem gereğ yöntem üzere) Yol yordam gereğ i. alelusul alem * Bayrak. * Her zaman görülen. ş * Duygu. âlem yapmak * sazlı sözlü eğ lenmek. düş gücü. çevre. * Durum ve ş artlar. alemci . alelâdelik alelhesap alelhusus alelumum * Genel olarak. olağ an. sancak direğgibi yüksek ş i eylerin tepesinde bulunan. * Alelâde olma durumu. bir yaş veya bir davranın daha iyi kavranması sağ antı ş ı nı lamak için göz önünde canlandıp rı dile getirme. alelâcele alelâde * Çok acele ederek. garip. madenden yapı ş yı z veya lâle lmıay ldı biçiminde süs. ince. âlem * Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluş turduğ bütün. * Aynı konu ile ilgili kimseler veya bu kimselerin uğ ların bütünü. * Herkes. kubbe. alelı tlak * Genel olarak. raş nı * Hayvan veya bitkilerin bütünü. * Kendine özgü birçok niteliğbulunan ş veya farklı i ey davranıiçinde bulunan kimse. düş ünce. tuhaf. * Minare. evren. ivedilikle. genellikle. cihan. kurala uygun bir biçimde. en çok. alegorik aleksi * Alegori ile ilgili. baş .

* Herhangi bir maddeye veya kimseye karşolumsuz duyguları ı olan. alenîleş mek * Herkesçe bilinir duruma gelmek. ı alenî * Açı ortada. alessabah * Sabah erkenden. zı il âlemş ümul * Dünya ölçüsünde. alesta beklemek * hazı r durumda beklemek. ı ı ı yan. r. herkesin içinde. zevkusefaya kapı lmak. na * eğ lenceye. kça. ı rı * Bir kimseye veya bir ş karşolumsuz yönde duyulan aş duyarlı eye ı ı rı k. toz. açı k. sancaktar. uygun olur mu?. herkesin içinde yapı k. gizlemeden. alesta durmak * tetikte beklemek. meydanda. ş r mı ı âlemin ağ torba değ ki büzesin zı il * Bkz. âlemi var mı ? * yakık alı . alenen alengirli * Gösteriş yakıklı li. aleniyet * Açıolma durumu. alet . alemdar * Bayrağveya sancağtaş bayraktar. elin ağ torba değ ki büzesin. * Önder. alesta tutmak * hemen kullanı labilecek durumda bulundurmak. âleme dalmak * çevre ile ilgisini kesip iç dünyası kapanmak. lan. ş . alerjik * Alerji ile ilgili olan.* Camilerin kubbelerine. evrensel. alesta * Harekete hazı tetikte. k klı alerji * Bazı ları birtakı yiyeceklere. minarelerine alem yapan veya takan kimse. * Açı açı herkesin gözü önünde. üniversel. alenîleş me * Alenîleş iş mek i veya durumu. ilâçlara. alerjisi bulunan. açı ktan ğ a. koku gibi nesnelere karşhastalıderecesinde gösterdikleri canlı n m ı k aş tepki.

lan alev makinesi * Düş üzerine alevli sılar püskürten taş man vı ı nabilir alet. zrak na lan * Alevli olarak. e lı * Halife Ali yanlı olma durumu. kılcı . lan alet etmek * bir iş birini uygun olmayan bir biçimde kullanmak. aygı t. * Bir makineyi oluş turan ve iş lemesine yardı eden parçalardan her biri. telâş mak. alev almak * tutuş mak. m larak lan alev * Yanan maddelerin veya gazlarıtürlü biçimlerde uzanan ıklı yalı yalaz. Alevî Alevîlik * Alevîliğ bağ (kimse). flâma. alevlendirmek . yanmaya baş lamak.* Bir el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için özel olarak yapı ş lmınesne. önüne geçilemez. * Bir sanatı yapmaya. kar ıı lı te lı k ta aletli * Aleti olan veya aletle yapı lan. * Vücut ısı sı herhangi bir sebeple artmıve bu sebeple kı ş ş zarmıolarak. ateş bacayı sarmak. alaz. . alev bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * ateş bacayı sarmak. ı m. tehlikeli bir duruma gelmek. heyecana gelmek. un lerinde kullanı bir araç. * coş heyecanlanmak. * Ateşsı k. n ş dili. ıl ş ıı alev kı zı rmısı * Alev rengi. * Mı uçları takı küçük bayrak. vası olmak. alev lâmbası * Gaz veya benzinle çalı ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurş boru iş ş an. alet edevat * Bu el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için kullanı araçlar. sı alev alev alevlendirme * Alevlendirmek iş i. aletli jimnastik * Birtakı aletler kullanı yapı jimnastik. te alet olmak * bilerek bir çı karş ğveya bilmeyerek kötü bir iş aracı etmek. lanmak. alev gibi parlamak * canlış ıl olmak. * Aş ateş k i. m * Hoş görülmeyen bir işyardı veya aracı e mcı olmayı kabul eden kimse. maş a. uygulamaya yarayan özel araç. öfkelenmek. alev saçağsarmak ı * bir olay. caklı vı m.

selâmet üzerinize olsun" anlamı karş k. * Zorlu. * Karş karş zı ı ı t. q harfleri gibi. çoğ altmak. ı ı aleyhinde (veya aleyhine) söylemek (veya bulunmak) * çekiş tirmek.* Alevlenmesini sağ lamak. karş lı ı ı k. . karş . . bir * Parlamak. na aleyhtar * Karşolan. hararetli. . yermek. t. ı ı tçı aleyhtarlı k * Bir iş harekete veya düş e. Türk alfabesinde bulunmayan x. belirli bir sı göre dizilmiş raya belli sayı harflerin bütününe verilen ad. ı ş aleyhine dönmek * destek vermekten vazgeçip karşduruma geçmek. ş iddetini artı rmak. alfabe dı ş ı * Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf. * Kuzey Afrika'da ve İ spanya'da yetiş ve kâğ ip. alevli * Alevi olan. tutuş turmak. tçı aleyhte olmak * karşdurum almak. karşduruma geçmek. ı aleykümselâm * Arapça selâmünaleyküm selâmlama sözüne verilen "esenlik. w. kları ş ı alfabe * Bir dilin seslerini gösteren. alevlenmiş . aleyhinde olmak * birine karşolumsuz duygu ve davranıiçinde bulunmak. aleyh aleyhe dönmek * karşdurum almak. *Ş iddetli. ünceye karşolma. halı mı kullanı bir bitki. ı aleyhine olmak * bir işbirinin zararı olmak. da * Bir dilin harflerini tanı okuma öğ tarak renmeyi sağ layan kitap. * Etkisini. yapı nda lan alfa ınları ş ı * Radyoaktif maddelerin yaydı üç ından biri. * Bir iş baş cı in langı. öfkeli veya heyecanlı durum almak. onun için iyi olmamak. en ı t. nda ı lı alfa alfa * Yunan alfabesinin birinci harfi. alevlenme * Alevlenmek iş i. alevlenmek * Alev çı karmaya baş lamak.

i. * Bir olayı bir nesnenin varlını veya ğ duyum yolu ile yalıbir biçimde bilinç alanı almak. algı algı * Bir ş dikkati yönelterek. ş nı ı lması *İ çinde bakıçinko. alfabe sı . idrak edilmek. çak mı lan lü ı m. i algı lanmak * Algı lamak iş konu olmak.alfabe sı rası * Harflerin alfabedeki belirli düzene göre diziliş i. inde lan * Bazı gemilerin baş veya kıtarafı eğ olarak uzatı ş ç ndan ik lmıbulunan makaralı sa ve kalıdikme. * Alfa ınların tedavide kullanı na verilen ad. alfabetik katalog * Eserleri yazarları soy adları veya adları göre sı sokan katalog. idrak ettirmek. * Eş ilkesini sağ itlik lamak için uyulan düzen. alfabetik * Alfabe sı na göre dizilmiş rası . kı n algı * Kazanç. alacak. idrak etmek. algı latmak * Algı lamak iş birine yaptı ini rmak. * Vergi. nikel bulunan ve çatal bı takı yapmakta kullanı gümüş bir alaş r. algı lanma * Algı lanmak işveya durumu. rası alfaterapi alfenit alg algarina * Ağ bir ş denizden çı ı r eyi karmak veya denize indirmek iş kullanı büyük vinçli deniz teknesi. idrak. algı cı layı * Algı yetkisi olan. * Rüş vet. o ş bilincine varma. . n na na raya alfabetik sı ralama * Bkz. algı n . ine algı latma * Algı latmak iş i veya durumu. haş nı algı lama algı lamak * Algı lamak işidrak etme. ı n na * Haş sütünü toplamakta kullanı kaş haş lan ı k. eye eyin algı çağ bı ı * Haş kozası çizmeye yarayan alet. * Su yosunu.

algoritma * IX. alı kı ı girmek cı lına ğ * müş gibi davranmak. ş tı alı ç * Gülgillerden. ebleh. alı gözüyle bakmak cı * inceden inceye gözden geçirmek. Orta Çağ ondalısayı i ndan da lan da k sistemine göre yapı ve lan son zamanlarda belirli herhangi bir kurala bağ bulunan her türlü hesap iş lı lemine verilen ad. * telâş veya yorgunluktan yüzü kı rmı kesilmiş pkı zı (olarak). alı hareketlerini gerçekleş cı doğ ruya ş tı cı tiren. * Görüntüleri alan cihaz. f. alıalı k k . budala. kameraman.. * Azrail. almaç. ey * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. ı ğ geri ş ı alı yönetmeni cı * Alıyı rudan doğ çalı ran ve yöneten. alı moru mor al. talip olmak. yüzyı baş yaş ş lı ı n nda amıolan Türk matematikçilerinden Musaoğ Harezmli Mehmed'e Arapları lu n unvan olarak verdiğElharezmî adı batı yapı bir terim. kı rlarda yetiş yabanî bir ağ (Crataegus). görüntülerin filme alı nması sağ nı layan kimse. vurgun. müş n teri.. sersem. mı alı ka * Ahize. * Kendisine bir ş gönderilen kimse. tutkun. alı verici cı * Bağladını alan. * Eskimiş giyecek. teri alı kuş cı * Atmaca. alı k * Akız. lsı alı k * Hayvan çulu. * Televizyon alısı doğ cını rudan çalı ran kimse. kamera. -alı -eli / * ". teri alı çı cı kmak * müş bulunmak.* Cı zayıhastalı . algler * Su yosunları . canlı . lı z.-den beri" anlamı zarf-fiil eki: al-alı nda . Harezmli yolu. gid-eli. teri * istemek. en aç * Bu ağ n mayhoş acı yemiş i. kameraman. klı * Birine gönül vermiş . görme-y-eli vb. * sağklı lı . kanlı alı cı * Satıalmak isteyen kimse. alı bulmak cı * müş bulmak.

alı m * Almak iş i. çalı gurur. menedilmek. m m alı mcı * Baş nıhesabı alacak toplayan veya kabul eden kimse. kasın na . alı çalı m m * Gösteriş . baş stek i m. yapmakta olduğ veya yapmak istediğiş geri tutmak. la-y-alı bekle-y-elim vb. alı tı klaşrmak * Alıduruma getirmek. * Aptalca. m. alı koymak * Bir süre için bir yerde tutmak. alısalı k k * Aptal. * Kurum. bir ş karş nda aptallaş ş ı k ey ı sı ı aş p rmak. cazibe. alı konulmak * Alı koymak iş konu olmak. rı * Mahrum etmek. ine alı koyma * Alı koymak iş i. alı satı m m * Satıalma ve satma iş alıveriş n i. u i ten * Ayıp saklamak. ş kış kı aş n aş n. ş kış kı aş n aş n. alıalıbakmak k k * aptalca. çekici hareket. alı konulma * Alı konulmak iş i. * Mani olmak. ş iş ldı ı i ube. * Gözü. * Alı mak iş klaş i. alı satı bürosu m m * Alıveriş lerinin yapı ğveya düzenlendiğş yer.* Aptalca. m. alı tı klaşrma * Alı tı klaşrmak iş i. alı ma klaş alı mak klaş * Alıduruma gelmek. * Birini. tatil edilmek. aptallaş aş nlaş mak. kişeki: al-alı gid-elim. gönlü çeken durum. engel olmak. ş kı mak. k alı k klı * Alıolma durumu veya alı bir iş k kça . -alı / -elim m * İ kipinin çokluk 1. ş . alı satı ofisi m m * Alı satı bürosu.

alıçatı n sı * İ kaş arası n ortası ki ı n . alı nmak . mlı * Alı olmayan. alnı . zahmetli bir iş görmek. alıdamarı n çatlamak * Bkz. kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. ön yüz. ar damarı çatlamı ş . baca. mı * Kurumlu. alı nganlı k * Alı olma durumu. li. * Bir ocakta her türlü ayak. talih. paket vb. mukadderat. gururlu. çabuk gücenen. çalı . alı ngan * Aş duygulu. alı ndı alı lı ndı * Para veya baş bir ş teslim alı ğ gösteren belge. ngan alı k nlı * Kadı n alı na taktı altıveya gümüş süs eş . ş * Karş ı . ka eyin ndını ı * Yerine gitmesini sağ lamak için gönderenin ek bir ücret ödeyerek postaya alı karş ğ verilen ndı ı ı lında (mektup. msı alı n * Yüzün. alıyazı n sı * Yazgı .). cazibeli. larda alı nma * Alı nmak iş i. kı ı rı rı lan. alıteri n * Emek. mlı alı çalı mlı mlı * Gösteriş güzel. alıteri ile kazanmak n * hak ederek. alı lı mlı k alı z msı * Alı olma durumu. cazibesiz. nları nları kları n ten yası * Yapı cephe süsü. kaş saçlar arası larla ndaki bölümü. mı alı zlı msı k * Alı z olma durumu. kader. makbuz. galeri. alıteri dökmek n * çok emek vermek. * (bazıeylerde) Ön. çekici.alı mlı * Alı olan. çalı ş emek vererek kazanmak. arak.

artmak. alı lama ntı * Alı lamak iş ntı i. alı r almaz * hemen.* Almak iş lmak. * Baş bir dilden alı ş ka nmıkelime. mı alık olmak ş ı . bir davranın kendisine karşolduğ sanarak incinmek. ş ı ı unu rı * Elde edilmek. * Almak iş i veya biçimi. liş alıveriş ş yapmak * alı satı iş gerçekleş m m ini tirmek. iktibas. alı lamak ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından cümle veya cümleler almak. aktarmak. geçinememek. * İ ki. alık rlı alı ş * Duygusal uyarı alabilme yeteneğ idrak kabiliyeti. çekememek. * Uyarlanmak. alısattı olmamak p ğ ı * hiç ilgisi bulunmamak. aktarma. alıverişçı ş e kmak * alı satı işiçin çarş gitmek. alıyürümek p * az zamanda çok ilerlemek. alıveriş ş * Alı satı iş m m i. kılmak veya öfkelenmek. m m i ı ya alıveriş ş i kesmek * biriyle ilgisi kalmamak. derhal. alıfiyatı ş * Bir mal için alı karşğödenen para ve üretim gereçleri fiyatı m ıı lı . alık ş ı * Herhangi bir duruma alı ş ş olan. alı ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından alı ş ya ka n sı nmıparça. münasebet. i yapı * Bir sözün. ya ka n sı ntı alısatmaz görünmek p * ilgisiz görünmek veya davranmak. alıverememek p * anlaş amamak. çoğ almak. mları i. adapte olunmak. yayı lmak. alıvermek p * yürek çarpı sı ntı geçirmek. alıvereceğolmamak p i * bir kimseyle hiçbir ilgisi olmamak. iktibas etmek. alı yapmak.

i kla * Yadı rgamaz duruma gelmek. * Yapı lmaya alılmıdavranı ş ş ı ş . ş ı alı k ş kanlı * Bir ş alı ş eye ş olma durumu. eyi alı ktan kopamamak ş kanlı * belli bir huydan vazgeçememek. ınmak. ş mesi artlanmı ş davranı ş . itiyat edinmek. * Alı ş iş mak i. yanmaya baş lamak. * Sürekli ister olmak. az rastlanan. alılmı ş ş ı * Her zamanki. bilinmeyen. ünsiyet. sı * Etkisini yitirmek. huy. alı k. mak. lı k alı nlı ş k kı * Alı n olma durumu. * Bir ş alı ş eye ş duruma gelinmek. * Bağ lanmak. nlı lı * İ ve dıetkilerle davranı n tekrarlanması aynı ç ş ş ları . arkadaşk. alıklı bı ş ğ rakamamak. * Evcilleş mek. * Uyar duruma gelmek. alı k edinmek ş kanlı * bir ş sürekli yapar olmak. . ehlîleş mek. ş kı ş kanlı alı ş ma alı ş mak * Bir iştekrarlayarak kolaylı yapabilmek. mı alılmamı ş ı ş * Nadir. uygun gelmek. * Tutuş mak. ş kanlı alıklı ş k ı * Alık olma durumu. intibak etmek. alı ş kan * Alı n. ş ı alılma ş ı alılmak ş ı * Alılmak iş ş ı i.* alı k durumuna gelmek. alı ş ş kudurmuş beterdir mı tan * alılan bir ş ş ı eyden kolayca vazgeçilmez. hep biçimde gerçekleş sonucu beliren. mı alı n olmak ş kı * iyice alı ş hiç yabancı çekmemek. itiyat. mı * Yakı k. mutat. ı ı alı ş kı alı n ş kı * Bir ş veya bir ş yapmaya alı ş eye ey ş olan. ş kı alı ğ olmak ş kanlında ı * iyice alık bulunmak. huy hâline getirmek.

âlicenap * Cömert. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * birinden aldını ğ öbürüne. * Bir beceriyi. ı kası ğ da ı ini . alifatik alil alim * Bilen. k * Hastalı . alı rmak ş tı * Alı na yol açmak. ağ daki âli * Yüce. sakat. ötekinden aldın bir baş na vererek iş yürütmek. yüksek. söylenen bir sözün doğ una inandı için kullanı na ruluğ rmak lı r. * Allah "Allah bilir" anlamı gelen bu söz. ş erefli. temrin. ş ması * Uyar duruma getirmek. * Onurlu. bilgiyi kazanmak için yapı tekrar. âlim alimallah âlimane âlimlik * Bilginlik. egzersiz. ğ ı * Açızincirli (organik madde). bilici. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * (bir kimse) birinden aldını ğ ötekine. Ali kı baş ran kesen * çok zorba. Ali Cengiz oyunu * "kurnazca ve haince düzen" anlamı kullanı nda lı r. lan * Vücudun biyolojik yönden geliş imini sağ layan çalı idman. * Âlime yakı âlimin yaptı gibi. bir baş ndan aldını ona vererek iş yürütmek.alı rma ş tı * Alı rmak iş ş tı i. Ali * Kişadı i olarak aş ı deyimlerde geçer. ı ğ ı kası ini Ali'nin külâhı Veli'ye. sarı patlı msaklı urt ve kı ile yapı bir çeş yemek. ş an. ş ma. yoğ yma lan it * Bilgin. âlicenaplı k * Âlicenap olma durumu. klı Ali'nin külâhı Veli'ye. Ali kı baş ran kesen * zorba. alinazik * Közlenmiş can.

alkı ş * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. ğ anlatmak için el çı ı rpma. tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanı ağ kı lan. ran alkalölçer * Alkalilerin saflıderecesini belirtmeye yarayan cihaz. alkıağ ş ası * Padiş alkı ahı ş lamakla görevli kimse. aliyyülâlâ alizarin * Kök boyası kı zı. önceden pey verilerek yapı (satı tiğ lan ş ). midye. alkalölçer. mükemmel. alivre * Ürün daha tarladayken. alkı ş lama. ladı ı alkalik * Alkali ile ilgili olan veya içinde alkali bulunan. kök rmısı alize Alka Evli alkali * Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yı l süresince düzenli esen birtakı rüzgârlar. en iyi. Bu rmıya çevirmiş olduğ bitkisel mavi rengi eski durumuna döndürme özelliğvardı u i r. . antiasit. * Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı maddelerde. asitlerin kı zı . alkı m * Gök kuş ı ağ . alkali metaller * Oksitlenmelerini sodyum. kalevî. lityum. potasyum. ı smı z demirden bir ağ . alivre satı ş * Vadeli satı ş . sezyum elementlerinin sağ ğmetaller. dağ ı tı ı tma. alkalimetre * Bkz. uz * En güzel. m * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. rubidyum. k alkarna *İ stiridye. * Dağ m. alkaloit * Özellikleri ile alkalileri andı organik madde. alkıalmak ş * çok beğ enilmek.aliterasyon * Ş ve nesirde uyum sağ iir lamak için söz baş nda ve ortaları aynı ları nda ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması . rpı alkıtoplamak ş . alkıkopmak ş * birdenbire güçlü bir biçimde el çı lmak. yetiş i zaman teslim edilmek üzere. alkalimetre.

etil alkol. patates niş nış arap vı n astasın ekere dönüş türülmesi sonucu ortaya çı glikoz kan çözeltilerin mayalaş ş mıözlerinin damı tı yla elde edilen. alkolik * Alkollü içkilere aş derecede düş olan (kimse). * Bira. alkı lı ş k çı alkı ş lama alkı ş lamak * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. Allah (bin bir) bereket versin .* çok alkı ş lanmak. ispirto. ş çı * Alkı ş lamak iş i. * Allah adı isim tamlamaları tamlanan kelimeyi güçlendirir. C2H5OH. vı nı Allah * Kâinatta var olan her ş yaratısı eyin cı. alkıtufanı ş kopmak * sürekli ve coş alkıbaş kun ş lamak. en usta. dalkavuk. yüze gülücü. Mevlâ. cı * Alkı olma durumu. ine alkil alkol * Alkol kökü. * Her türlü alkollü içki. ş gibi sılarıveya pancar. kokulu. Allah Allah! * ş ma veya can sıntı anlatan bir ünlem. yüksek sesle "yaş "var ol" gibi sözler ile birini alkı a". yağ . ğ anlatmak için el çı ı rpmak. * taraftar olmak belli bir görüş yana olmak. * Ş akçı akş . * Beğ enmek. Tanrı . uçucu. aş kı sı * Türk askerinin hücum narası . ş lamak. bazı nda * En büyük. takdir etmek. Yaradan. alkı ş lanma * Alkı ş lanmak iş i. k kün * Alkolden yapı ş lmıveya içinde alkol bulunan. alkı ş lanmak * Alkı ş lamak iş konu olmak. koruyucusu olduğ ve tek olduğ inanı yüce ve üstün varlı una una lan k. alkolölçer * Sılardaki alkol oranı ölçmeye yarayan cihaz. yanı. *İ çkili. lması cı vı etanol. Rab. ten alkı ş çı * Alkı ş layan (kimse). renksiz sı. ı rı kün alkolizm alkollü * Alkollü içkilere hastalıderecesinde düş olma durumu. alkıtutmak ş * el çı rparak veya topluca.

Allah beterinden saklası (veya esirgesin) n * Tanrı daha kötü duruma düş ürmesin. Allah akı l fikir versin (veya Allah akı versin) llar * akı zca bir davranı bulunanlar için kullanı lsı ş ta lı r. Allah bir dediğ inden baş sözüne inanı ka lmaz * birinin çok yalancı olduğ anlatmak için söylenir. esirgesin. ş ş ma . usanç bildirir.* bir kazanç karş nda durumundan hoş olmayı ı sı nut belirtir. * bana öyle geliyor ki. rken Allah (veya Allahı m) * bir ş karş nda hayranlıveya yakarma bildirir. Allah cezası vermesin (veya Allah cezası versin) nı nı * yarıaka. Allah bilir * belli değ il. kazanı öderim. ey ı sı k Allah acını sı unutturması n * Tanrı acı unutturacak daha büyük bir acı bu yı göstermesin. Allah bir * yemin yerine kullanı lı r. aş Allah bağ lası ı n ş * (çocuğ sevdiğ Tanrı unu. ben de sana * ş sana borcumu ödeyecek param yok. Allah (seni) inandı n rsı * inanı lması kolay olmayan bir ş anlatı pek ey lı yemin yerine söylenir. imdi rsam Allah belâsı versin nı * ilenme sözü. yarıaş yollu. Allah aratması n * yakılacak bir durumda "Tanrı nı daha kötüsünü göstermesin" anlamı kullanı nda lı r. unu Allah aş na kı * birlikte söylendiğsözün anlamı göre ant vermek veya yalvarmak için "Allah'ı seversen" anlamı i na nı nda. Allah canı alsı nı n * ilenme sözü. Allah bahtı güldürsün ndan * (evlenecek kıiçin) mutluluk dileğ belirtir. ş ma. lmıolan haksı kları düzeleceğ inanmak gerektiğ zlı n ine ini anlatı r. belâdan korusun. unu Allah bir yastı kocatsı kta n * yeni evlenenlere "bir arada yaş n" anlamı söylenen bir iyi dilek sözü. Allah artı n rsı * (gerçek veya alay anlamı Tanrı nda) daha çoğ versin. ini) kazadan. lanı nda Allah büyüktür * günün birinde hakkı alacağ kendine yapı ş nı ı na. bazen de gerçek öfke ile söylenen ilenme sözü. z ini Allah bana.

aile Allah dokuzda verdiğ sekizde almaz ini * alıyazı ne ise o olur. kendisine iyiliğdokunan biri için kullandı bir iyi dilek sözü. Allah derim * pek bozuk bir iş sorulan "ne dersin?" sorusuna karş"söyleyecek baş söz bulamı için ı ka yorum" anlamı nda kullanı lı r. Allah Halil İ brahim bereketi versin * Tanrı versin. ğ ükredildiğ anlatı ı ini r. ı rması laş Allah etmesin * olması istenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan söz edilirken söylenir. doğ rusu. ı laş Allah hakkı için * ant içmek veya ant vermek için kullanı lı r. unu * birinin yaptı bir hizmet anı ğ ı lı onun için teş rken ekkür yollu söylenir. Allah esirgesin (veya saklası n) * Tanrı korusun! Tanrı kötü durumla karş tı n!. . çok Allah hayı etsin rlı * genellikle bir olay baş cı "Tanrı urlu etsin" anlamı söylenir. sağğ ı i Allah eksik etmesin * Tanrı yokluğ göstermesin.Allah dağ göre kar verir ı na * Tanrı herkese dayanabileceğölçüde sıntı i kı verir. bereket versin. n" nda Allah düş ma vermesin manı * anlatı bir kötülüğ büyüklüğ belirtmek için söylenir. ini Allah hoş olsun nut * bir kimsenin. Allah dirlik düzenlik versin * Tanrı huzuru versin. Allah eksikliğ göstermesin ini * pek gerekli olan bir ş kusuru anlatı eyin lı böyle de olsa onun varlına ş rken. langında uğ nda Allah herkesin gönlüne göre versin * Tanrı herkesin dileğ yerine getirsin. Allah gecinden versin * "çok yaş n"' anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. Allah emeklerini eline vermesin * Tanrı emeklerini boşçı a karması n. çocuğ yetim veya öksüz bı u rakması anlamı bir iyi dilek sözü. n sı Allah dört gözden ayı n rması * "Tanrı . lan ün ünü Allah ecir sabı r versin * baş lı dileğolarak söylenir. i ğ ı Allah için * gerçekten. ayası nda lan Allah göstermesin * Tanrı kötü bir durumla karş maktan korusun.

ı r aka Allah mübarek etsin * kutlu olsun.Allah iki iyilikten birisini versin * (ağ hasta için) ya ölsün kurtulsun. dileğ Allah kerim * Tanrı büyüktür. ı r Allah iyiliğ (veya lâyınıversin ini ğ ) ı * hoşgitmeyen bir davranıkarş nda hoş ile söylenir. kötü duruma düş ürmesin!. ı sı rf unu Allah manda ş ğversin ifalı ı * çok veya ağ yemek yiyenler için ş yollu söylenir. Allah rahatlıversin k * genellikle yatmaya gidilirken söylenen bir iyi dilek sözü. ı lı Allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin * Tanrı kimseyi kimseye. 'ya Allah kı ederse smet * Tanrı verirse. * karşk beklemeksizin. nda) kı ma Allah ne verdiyse * yemek olarak evde ne varsa. Allah kuru iftiradan saklası n * bir suçlama karş nda bunun sı iftira olduğ anlatmak için söylenir. nı nda Allah kavuş tursun * birinin yakı. * ne olursun. a ş ı sı görü Allah kabul etsin * sevap sayı bir iş ldında söylenir. Tanrı güvenmeli. nı u lı nca ma inde Allah kazadan belâdan saklası n * Tanrı n insanı 'nı türlü kötülüklerden koruması iyle söylenen bir iyi dilek sözü. Allah müstahakı versin nı * (gerçek veya alay anlamı çış anlatan bir söz. Allah rahmet eylesin * ölüleri hayı anmak için söylenir. * onaylanmayan bir durumda alay yollu kullanı lı r. rla Allah rı için zası * dilencilerin para isterken söyledikleri yalvarma sözü. ya iyi olsun. lan yapı ğ ı Allah kahretsin * "Tanrı cezası versin" anlamı bir ilenme sözü. nları . Allah övmüş yaratmı de ş * çok güzel olanlar için söylenir. en yakı na bile muhtaç etmesin. bulunduğ yerden ayrı kalanlara kavuş dileğ bulunmak için söylenen söz. Allah ömürler versin * saygı gösterilen bir kimseye selâm veya teş ekkür olarak söylenir. izin Allah korusun (veya saklası n) * Tanrı tehlikeye.

Allah yapı sı *İ nsanlar tarafı değ de tabiatta olduğ gibi. lı ş Allah vermesin * bir ş olmaması ini anlatı eyin dileğ r. ş Allah tamamı eriş na tirsin * herhangi bir iş veya olayı iyi sonuçlanması iyle söylenir. Allah senden razı olsun * yapı bir iyilik karş nda "Tanrı lan ı sı seninle birlik olsun. kta Allah sonunu hayı r etsin * bir iş sonucu için kaygı in duyulduğ unda söylenen bir iyi dilek sözü. yaşlı kı göstermesin. Allah utandı n rması * bir iş giriş e enlere söylenen baş dileğ arı i. Allah seni (veya sizi) inandı n rsı * doğ söylüyorum. Allah vergisi * Tanrı vergisi. bazen de takı ve ş için söylenir. Allah taksimi * eş gözetilmeden yapı paylaşrma. çok hı yası rpalamak. n dileğ Allah tekrarı erdirsin na * tekrar bu günleri görün. * "keyfin bilir. * uzaktaki tanıklar anı dı lı kullanı rken lı r. Allah vere de * iyi dilek anlatı r. Allah var (veya Allah'ı var) * doğ rusunu söylemek gerekirse. ey lma aka * dilenciyi savmak için söylenir. Tanrı ktı ru tanı r. gidersen git" anlamı kullanı nda lı r. ndan il u Allah yarattı dememek * kı ya dövmek.Allah selâmet versin * yola çı kanlara "Tanrı kazadan belâdan korusun" anlamı söylenen bir uğ nda urlama sözü. itlik lan tı ı tı Allah taksiratı affetsin nı * (ölüler için) Tanrı kusurları bağ lası nı ı n. itlik lan tı ı tı Allah taksimi * Eş gözetilmeden yapı paylaşrma kul taksimi karş . * birinden pek yana olmayan bir söz söyleneceğzaman onun adı önce getirilen giriş i ndan sözü. * yolda güçlük içinde bulunanlara iyi dilek sözü olarak kullanı lı r. kul taksimi karş . iyiliğ senden esirgemesin" anlamı teş ini nda ekkür olarak kullanı lı r. yaradı tan olan yetenek veya özellik. Allah yazdı bozsun ise . Allah son gürlüğ versin ü * Tanrı lı sıntı . Allah versin * iyi bir ş ele geçirenlere memnunluk bildirmek için.

ssı Allah'ı m! *ş iddetli bir duygulanma anlatan ünlem. Allah'ıbelâsı n * varlı üzüntü veren. lanı i Allaha ı smarladı k * Ayrı n kalan veya kalanlara söylediğbir iyi dilek sözü. artı n" nda lan Allah'a (bin) ş ükür * "hamdolsun". Allah'ı(veya Tanrı n) günü n 'nı * (bı nlıduygusu ile) hemen hemen her gün. benden bir ş üp nan m ey umma" anlamı söylenir. "bereket versin" gibi durumdan memnun olunduğ anlatı unu r. i ndan ka Allah'a emanet * "Tanrı esirgesin" anlamı birini överken söylenir. * insan gönlü. . mescit. Allah'ıevi n * cami. ğ ı Allah'ıbinası yı n nı kmak * kendini veya baş nı kası öldürmek. Allah'ı insanı bir yer çok. az * pek ı z ve kuytu bir yer. yalvarma için kullanı kı lmakla birlikte. saf. kkı k Allah'ıadamı n * garip. nda Allah'a emanet olun * ayrı n kalana söylediğbir esenleme sözü. ş ma veya usanç gibi aş duygular da anlatı r. Allah'ıgazabı n * çok sıntı kı veren ş ey. Allah yürü ya kulum demiş * az zamanda çok para kazananlar veya iş çok ilerleyenler için söylenir. inde Allah ziyade etsin * (kahve ve yemekten sonra) "Tanrı rsı anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. zavallı (kimse).* gerçekleş istenmeyen bir olay veya durum için kullanı mesi lı r. nda Allah'ı (veya Allah'ı) seversen nı * "Allah aşna" gibi. lanı i Allah'a yalvar * kendi kusuru yüzünden güç bir duruma düş yakı kimseye "ben sana yardı edemem. Allah'a bir can borcu var * Allah'a vereceğcanı baş hiç kimseye bir borcu yok. yerine göre ant verme. Allah'ıcezası n * pek yaramaz. Allah'ıemri n * kader. ş irret.

te k z Allah'tan kork! * "yapma.Allah'ıhikmeti n * beklenmeyen. ş ı allak bullak etmek * karmakarık bir duruma getirmek. Allah'ıiş bak n ine * (bir iş bir olayı beklenmedik. nda Allahüâlem * Tanrı daha iyisini bilir anlamı kullanı nda lı r. insafsı vicdansı ması z. ş ı bir durum alması kullanı in. kimse. karmakarık olmak. Tanrız. cı z. * yaradı tan. dönek. ru allak bullak * Alt üst. ş ı * (akızihin) ş kı dönmek. Allah'ı bulsun ndan * ben kendisine bir ş yapmayacağ yaptı kötülüğ cezası Tanrı ey ı m. ktı Allah'tan korkmaz * can yakı. z. sebebi anlaş ı lmayan veya ş ı ş için kullanı aş eyler lan lı r. Tanrı n varlına inanmayan. aldatı. . allahsı k zlı * Tanrızlı sı k. aşna ş mak. 'nı ğ ı sı * Acı z. karı l. insafsı acı z. düzeni bozmak. Allah'ıkulu n * insan. zihnini) düş nı ünemez duruma getirmek. . utan. düzeni bozulmak. n) aş lacak nda lı r. altı ş ı üstüne gelmek. cı * Kendisine güvenilmesi doğ olmayan (kimse). lı ş * Kendisinden hiçbir iş yararlıumulmayan saf ve zararsı(kimse). ulu allak * Sözünde durmaz. ması Allah'tan umut kesilmez * daha çok ağ hastalar için söylenilen "iyileş ı r ebilir" anlamı bir iyi dilek sözü. allama * Allamak iş i. Allahütealâ * Yüce Tanrı Allah. dilek ve yalvarma amacı kullanı yla lı r. Allah'tan * iyi ki. Allah'ı seversen nı * istek. ş ı aş rmak. ğ ı ün nı versin. karmakarık. yazı r!". allahlı k allahsı z * Tanrı tanı 'yı mayan. allak bullak olmak * çok karık duruma gelmek. kiş i. ş ı * (aklı.

allâmelik taslamak * bilgisiz olduğ hâlde her ş bilir görünmek. allâme kesilmek * her ş bilir görünmek.allamak allâme * "Süslemek. * Alı . * Satıalmak. na * Derin ve çok bilgisi olan. mı alı ka cı * Bir ş veya kimseyi bulunduğ yerden ayı eyi u rmak. kaldı rmak. * Yanı bulundurmak. * Bir ş elle veya baş bir araçla tutarak bulunduğ yerden ayı eyi ka u rmak. alı. allem * Bir işistediğduruma getirmek için "her türlü kurnazca çareye baş i i vurmak" anlamı allem etmek kallem yla etmek deyiminde geçer. * İ sı çine ğ mak. allaş ma allaş mak allegretto allegro * Bir parçanıcanlı eli ve hı çalı ı anlatı n . reseptör. ahize. çok bilgili. * Al olma durumu. nda * Birlikte götürmek. fethetmek. n * Ele geçirmek. * Göz alı renkler ve ş cı eylerle süslenmiş . allı allı pullu allı k * Üzerinde al renk bulunan. * Bir parçanıallegrodan biraz daha ağ çalı n ı nacağ anlatı r ı nı r. * Al duruma gelmek. iktibas. nları na * Almak iş i. ntı * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. donatmak" anlamı gelen allamak pullamak deyiminde geçer. * Allaş iş mak i veya durumu. alma almaç almak . neş zlı nacağ nı r. eyi allâmelik * Allâme olma durumu. u eyi allanma allanmak * Süslenmek. * Allanmak iş i. * Kadı n süs için yanakları sürdükleri al boya.

kadıiçin) .. * Göreve. ile evlenmek. * Bürümek. iletilmek. Almanca dil. en Alman usulü * Bir topluluk için yapı harcamada giderlerin herkese eş olarak bölüş lan it türülmesi yöntemi. çekmek. * Bir yeri savaş ele geçirmek. or. iş * Temizlemek. almamazlı k * Kabul etmeme durumu. hafta. eksiltmek. n * Sürükleyip götürmek. l dönümü gibi belli günleri ve birtakı astronomi. * Örtmek. * Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan. Almancı * Almanya yanlıolan (kimse). tı * İ sı çeri zmak. içine çekmek. koymak. * Yutmak. * (yol için) Gitmek. * Zararlı . * Soldurmak. işbaş e latmak. * Kendine ulaşrmak. * Yolmak. kanmak. * Alman halkı Almanya'ya özgü olan ş na. la * (tat veya koku için) Duymak. ey. * (erkek. * Kı saltmak. * Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çı karmak. Alman * Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse. Alman papatyası * Orta Avrupa'da yetiş bir papatya türü (Anfhemis mobilis).. (mesafe) katetmek. * Baş lamak. * Davranıveya makam değ tirmek. Almanya. iş çekmek.* Kabul etmek. * (süre için) Değtirmek. kaplamak. iş * .. * Kazanmak. sarmak. * Çalmak. tehlikeli bir ş uğ eye ramak. elde etmek. ü rı ı m. koparmak. kullanmak. yı . * (motor) Çalı ş için gerekli olan elektrik veya yakı yararlanı ması ttan r duruma gelmek. Avusturya ile İ sviçre'nin bir bölümünde kullanı lan * Almanlarıkullandı dil. * Gidermek. bakıve nikelden yapı gümüş andır bir alaş mayş r lan. * Görevden. * (içeri) Götürmek. * Yerini değtirmek. n ğ ı * Bu dile özgü olan. ay gibi bölümlerinden baş bayram.. gibi anlamak. almanak * Yı gün. ten * Kazanç sağ lamak. Alman gümüş ü * Çinko. ş iş * (içecek veya sigara için) İ çmek. sı . yı lı n ka. m meteoroloji. * (ölüm sebebiyle) Ayrı lmak. istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim. yok etmek. * (duşbanyo için) Yapmak.

almaş yapraklar ı k * Sapı iki yanı karş klı il de aralı olarak bir sağ bir solda bitmiş n nda ı değ lı klı da. bı alnı kara sürmek na * bir kimsenin haksıyere kötü tanı z nması yol açmak. keş iş ş ması ikleme. baş göstermiş arı olarak. yapraklar. * Birinin doğ olması ru ötekinin yanlı ğ gerektiren iki önermenin oluş şı lını turduğ sistem. kötü talihi. ş erefiyle. almaş k ı klı * Dönüş ümlü ve düzenli sı ralanma. ön alnı k yüzü ak açı * çekinecek hiçbir durumu veya ayı olmayan. takdir etmek. Almanlaşrma tı * Almanlaşrmak iş tı i. gibi Almanlaş ma * Almanlaş iş mak i veya durumu. alnın kara yazı nı sı * kötü kaderi. Almanlaşrmak tı * Almanlara özgü yaş ş ayıtarzı kazandı rmak. eyin . una alnı öpmek ndan * beğ enmek. inin ı na n olduğ inanmak. münavebe. na alnı yazı ş nda lmıolmak * bir olayı kiş baş gelmesini Allah'ıbuyurmuş n. i * Bir ş ön tarafı yüzü. mütenavip. Almancı lı k * Almancı davranma. almaş * İ veya daha çok ş sı ile değ tirilerek kullanı ki eyin ra iş lması kendiliğ veya inden değerek çalı .* Almanya'da çalı Türk iş ş an çisi. ması lan . Almanlaş mak * Alman yaş ş nı ayıtarzı benimsemek. alternatif. nda iş * Almaş olarak iş lı leyen. alnı karı nı ş lamak * küçümseyerek meydan okumak. almaş lı alnaç * Almaş niteliğolan. alnın akı nı ile * ayı planacak bir duruma düş meden. tertemiz. u almaş ı k * İ veya daha çok ş sı ki eyin ralanmaları değiklik olan. alo * Telefon konuş nda kullanı seslenme sözü.

na alanı * Alş ile uğ an kimse.alogami alotropi alp * Bir çiçek tepeciğ baş bir çiçek tozu ile tozlanması inin ka . b) nı * (kaynatma veya piş irmede) Yanan ocak. altı biçiminde kullanı ğ "bir ş etkisinde" anlamı verir. ı * Dağ . ocak alevi. n * Alt kelimesi ". Güney Amerika'da yaş ayan. * Bir ş yere bakan yanı karş . it. Alp eren * Derviş . alt cins * Bir cins içinden ayrı ikinci derecede bir cins. alş imi alş imist alt * Elementleri altı çevirmek isteyen bir iş . k. * (birkaç ş eyden) Yere yakıolan. nda alt alta üst üste * birbirleriyle itiş kalkır durumda. simyacı imi raş . üst ı tı * Bir nesnenin tabanı . yiğ kahramanlı itlik.. cı * Dağ lı cı k. eyin n * Birkaç ş içinden bize göre uzak olanı eyin . fosfor gibi maddelerin.. fiziksel bakı mdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu. alt alta * Birbirinin altı olarak. alpaks alpinist alpinizm alplı k * Alp olma durumu. nda" ldında ı eyin nı * Alt bir isimle tamlama kelime oluş turduğ unda a) önceki ismin kavramı etki veya yer anlamı na katar: Ayak altı (sıflamalarda) ikinci derecede olan. lan . eyin . Alp yı zı ldı * Dağ n çok yüksek yamaçları yetiş bir çiçek (Paradisia liliastrum). . * Bir ş yere yakıbölümü. ir ş ı alt bölüm * Yazı bölümlerin ayrı ğparçalardan her biri. * Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karımı ş . * Yiğ kahraman. * Karbon. ayrı larda ldı ı m. memeli bir hayvan (Lama glama pacos). uzun tüylü. * Mücahit. simya. * Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü. ları nda en alpaka * Çifte parmaklı takı nıdevegiller sıfı lar mın nından. * Bu hayvanıyünü veya bu yünden dokunan kumaş n .

nı n ndan * Belli bir konuyu ele almak amacı bir kurul içinden birkaç kişseçilerek oluş yla i turulan kurul. hipoderm. alt damak * Damaklardan altta olanı . alt tabaka * Tabakalardan altta bulunan. nda * Bazı gövde ve yaprakları üst derilerinin altı bulunan. alt ı rk * Aynı içinde yetiş ı rk tirme amacı ve çevreye bağ kalı na lı narak değme uğ lmıve bu yolla ı içinde iş ratı ş rk özellikle fizyolojik nitelikleri bakı ndan kalı sapma gösteren hayvan topluluğ mı tsal u. alt karş ı t * Konusu ile yüklemi aynı olan. karşkarş konmuş önermeden ı ı ya iki her biri: Bazı insanlar bilgindirler" ile "Bazı insanlar bilgin değ ildirler" gibi. n lan alt geçit * Trafik akı nı mı kesmemek için bir yolun altı geçirilen yol. * yenilmek.alt çene * İ ve hayvanlarda yiyecekleri çiğ nsan nemeye yarayan. nı lan nı alt ş ube * Bir ş içinde kurulan ikinci derecedeki ş ube ube. alt hava yuvarı * Dünyamı kuş atmosferin 10 km kalı ğ olan alt katmanı zı atan nlında ı . n nda u kalı mıözel hipoderm. alt çene oynamak * yemek. * Bir yapın veya aracıkatları altta bulunan bölümü. biri tikel olumlu. sı nı getirmek. öbürü tikel olumsuz. alt kat alt kurul alt olmak alt sıf nı * Bir sıf içinden ayrı ikinci derecedeki sıf. . ş lerin alt güverte * Gemilerde güvertelerden altta bulunanı . ı z alt etmek * üstünlük sağ lamak. * Böceklerin ağ sisteminde bulunan alt parça. alt deri * Üst derinin altı bulunan ikinci tabaka. yenmek. rtı yere alt familya * Bir familyanıiçinden ayrı ikinci derecede bir familya. alt diş alt dudak * Dudaklardan altta bulunanı . oynayabilen çene. çoğ kez hücre zarları nlaş ş doku. ndan * Alt çene üzerinde sı ralanmıdiş biri. içmek.

alt yazı lamak * Alt yazı hazı ları rlamak ve gerçekleş tirmek. * Türk. alt üst etmek * alt yüzünü üst yüzüne getirmek. alt yanı kmaz sokak çı * sonu gelmeyen. sı Altayca * Altay Türkçesi. ol. için n * Toplumun ekonomik yapını turan ve insan bilincinden bağ z olarak biçimlenen üretim sı oluş ı msı iliş kilerinin hepsi. ş ı * zarar vermek. ş ı ı nı alt üst böreğ i * Önce bir yüzü. * huzursuz etmek. lan * Çok karık ve dağ k. yı kmak. alt yazı cı layı * Alt yazı lamak iş yapan (kimse). raş Altayist Altayistik . alt yazı lama * Alt yazı iş lmak i. sonuç alı namayan iş için söylenir. * iş daha sonrası in . tedirgin olmak. su. sonra çevrilerek öbür yüzü kı larak piş zartı irilen börek.alt takı m * Bir takı içinde kurulan ikinci derecedeki takı m m. Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediğvarsayı ana dil. kanalizasyon. tı alt yazı * Gazete. görüntü). kı * rahatsı zlanmak. üzülmek. dergi gibi yayı nlarda çı resim ve fotoğ kan rafları klayan yazı açı . Moğ Mançu-Tunguz. ini alt yazı lı * Alt yazı bulunan (film. ı . düzenini bozmak. üst yapı ı karş . * çok karık duruma getirmek. alt tür alt üst * Bir tür içinde ayrı ikinci derecedeki tür. alt tarafı (veya yanı ) * geriye kalanı . ş ı * heyecanlanmak. * değ olup olacağ eri. elektrik gibi tesisatlarıhepsi. yılmak. zlı alt üst olmak * çok karık duruma gelmek. i lan * Altayistik ile uğ an kimse. ler alt yapı * Bir yapı gerekli olan yol. * Yabancı dildeki bir filmin konuş maları çeviri olarak görüntünün altı veren yazı nı nda . rahatsı k vermek.

altı kaval üstü şhane. eyden altı bulunan. taş yan * Beş sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. uğ an bilim dalı raş . yöntem. e mekte sakı ncalar bulunduğ anlaş u ı lmak. altı altı üstü kalay alay * içi dıgibi özenilmiş ş ı olmayan ş için söylenir. biri tümel olumsuz. altı alabilen. kültür ve tarihleriyle ol. ka * Almaş ı k. altı yol * Altı yolun birleş i yer. altı sı taneden oluş . iş ı t * Divan edebiyatı her bendi altı sradan oluş nazı biçimi. biri tikel olumsuz iki önerme arası ndaki bağ durumu. altı gen * Altı kenarlı çokgen. Vl. eyler Altı Kardeş * Kuzey kutup yönünde. altı okka etmek * birini kolları ve bacakları tutup yukarı rarak sallamak veya götürmek. mı altes * Prens ve prenseslere verilen ş unvanı eref . nda mı an m altı lı k * Altı bir arada. mütedahil: "Kimi insanlar fanidir" önermesi "Bütün insanlar fanidir" lantı önermesinin altı olur. ğ ı altı lı * Altı parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. alternatif * Seçilebilecek bir baş yol. ten nı ve yı * Beş bir artı ten k. muş tane . seçenek. Moğ Mançu-Tunguz. edebiyat. iş altı kaval. * Bu unvanı ı kimse.* Altay grubuna giren Türk. biri tikel olumlu. altı k * Konusu ile yüklemi aynı olan. tane *İ skambil. domino gibi oyunlarda üzerinde altıareti bulunan kâğ veya pul. üstü şhane iş * (giyim için) altı . sa altı kaval üstü şhane iş * Bkz. (akı alternatör * Dalgalı elektrik akı veren üreteç. Japon ve Korelilerin dil. 'nı ı sı m ldı altı ş karıbeberuhi * kı boylu olanlar için alay yollu söylenir. biri tümel olumlu. * Dalgalı m). Büyük Ayı n karş nda bulunan takı yı z. 6. ndan ndan kaldı altı olmak yaş * işbirtakı oyunlar karı e m ş böyle bir iş giriş mak. müseddes. üstüne uymaz. tiğ altı yemek dan * hastahanelerde hiç perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek.

altıbabası n * Çok zengin. altıadı oldu. n rı n larak na altıkeseğ n i * Yerden temiz külçe durumunda çı altı kan n. altıkesmek n * çok para kazanıolmak. ı olarak birbirlerinin bileklerini lı tutmaları . 10640 C de eriyen. altıkaplama n * Herhangi bir metal altı suyuna batılarak ince bir altıtabaka ile sarı altı benzetilmek. nı u altısarı n sı * Altı rengini andı n ran. değ i erli. i altıküpü n * Altı para biriktiren. altıgibi n * altı benzeyen. atom ağ ğ196. yüksek değ paslanmaz erli. element. * Altı yapı ş ndan lmı . kıadı oldu n pul z dul * uygunsuz davranı yüzünden temiz tanı kiş i lekelendi. kı saltması Au. sarı na .9 olan. prime time. ipeka (Cephaelis ipeca cuanha). çok altıbeş n ik * Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kiş öteki elleriyle karşklı inin. * Altı yapı ş ndan lmısikke. ler altıanahtar her kapı açar n yı * para olunca her güçlük yenilebilir. r altıkökü n * Güney Amerika'da yetiş kusturucu niteliğolan bir kök. * Niteliğiyi olan. kolay iş sı ı ı rlı lenen. üstün nitelikte olan. parası olan. altısuyu n . altıçağ n * En parlak ve mutlu çağ . en. ş ları nan iliğ altıadı bakıetmek n nı r * kötü iş yaparak temiz ve parlak ününü karartmak. n çok altıleğ kan kusmak n ene * varlıiçinde hastalıveya sıntı k k kı çekerek yaş amak. altıeli bı kesmez n çak * varlı veya değ kiş klı erli ilerin elini kimse bükemez.altı n * Atom sayı 79. altısaat n *İ zlenme oranın en çok olduğ vakit. altıbilezik n * Altı yapı ş ndan lmıkola takı ve pek çok türü olan süs eş . lan yası * Para getiren sanat veya meslek. parası olan kimse.

altı his ncı * Bkz. * kendini savunamamak. . . nca * Altı sın sı sı . üstesinden gelememek. altıtutsa. kalı kabuklu güzel bir kavun türü. altıyı n l * Eş birlikte ulaşkları evlilik yı lerin tı 50. lı . altı kalkmak ndan * bir güçlüğ yenmek. bir sorunla karş mak. parası olan. üzerine dikkati çekmek. toprak olur (veya altı yapı elinde bakı n na ş sa r kesilir) * giriş i iş tiğ lerde büyük talihsizliklere uğ rayan kimsenin durumunu anlatı r. altıyumurtlayan tavuk n * mesleğ sanatı i. altıyağ n murcun * Bir tür kuşyağ kuş . sı beş sayını ra fatı rada inciden sonra gelen. altı duygu ncı * Ön sezi. lı altı Çapanoğ çı ndan lu kmak * giriş iş baş dert olacak bir durumla karş mak. en. becerememek. ı na altı nbaş altı ncı * Daha çok Ege bölgesinde yetiş yuvarlak. te a ı laş altı girip üstünden çı ndan kmak * malı . * turist. gelirli kimse.* Bir kım konsantre nitrik asit ile üç veya dört kım konsantre hidroklorik asitten oluş . altı çizmek nı * (bir sözün) önemini belirtmek. altı kalmamak nda * karşğ vermek. parayı üncesizce harcayıtüketmek. n lan ş ı altıtopu n * güzel ve tombul olan kucak çocukları bir benzetme sözü olarak kullanı için lı r. altıyürekli olmak n * çok iyi niyetli olmak. ncı altı kalmak nda * ezilmek. gördüğ iyilik veya kötülüğ karşksıbı ıı lını ü ü ı z rakmamak. özellikle plâtin sı sı muş ve altıgibi metalleri çözmekte kullanı bir karım. baş ü armak. yumuş huylu görünmek. düş p altı kalkamamak ndan * bir işbaş i aramamak. vurgulamak. altı duygu. mur u. ak altı etmek (veya kaçı na rmak) * yatağ veya donuna abdest etmek. ilen te a ı laş altı çapanoğ çı ndan lu kmak * bir iş baş dert olacak bir durumla.

* Yükseklikölçer.altı ı nı slatmak * yatağ veya donuna küçük abdestini etmek. . z * İ çeneklilerden. altlı üstlü * Altı üstü birlikte. * Özel diye alı bir ş genel bir kavramıaltı yer vermek. n altı noluk * İlemeli kadış . cak en acı * Bu ağ n kanarya sarırenginde. her birine altı seferinde altı bir arada olan. * Tabak veya bardak altı . greyfrut. ri ğ ı * Ayrı renkte altı olan kumaş yolu . birlikte. nan eye. tan lan altı patlar altı ş ar altı z * Bir doğ umda dünyaya gelen altı (kardeş ). sı bölgelerde yetiş bir meyve ağ . ki olan altı ntop altı parmak * Ellerinde veya ayakları altı parmağolan (kimse). her sı altlı k . ş ı * bir ş bulmak için aramadıyer bı ey k rakmamak. * Hayvanlarıaltı yayı ot veya saman. ve * Alt ve üst katta olmak üzere. altı ntop * Turunçgillerden. kımemesi. nda ş ar ı * İ bir tür palamut balı. altimetre altlama altlamak altlı * Altı olan. dikenli ve kürecikler hâlinde sapları bir kaktüs türü (Trollius ranunculoides). altı ma nlaş * Altı mak işveya durumu. * Bu kumaş yapı gelin giysisi. revolver. * Sarı n üstüne sarı sı ş kları lan rma erit. uzun. greyfrut (Citrus decumana). n nda * Altı fiş alan toplu tabanca. n na lan * Arabaya koş atları yolları ulan n kirletmemesi için kuyruğ unun altı yerleş na tirilen torba. ı na altı üstüne getirmek nı * söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düş ürmek. nlaş i altı mak nlaş * Altı durumu veya görünümü almak. karmakarık etmek. tane ek * Altı sın üleş sayını tirme biçimi. ş n alvarı * Altı sı veya kı n rma laptanla iş lenmiş çizgili ipek kumaş bu cins kumaş n üstünde bulunan sı ve ları rma iş lemeli yollar. tadı msı acı sı acı meyvesi. * Altlamak iş i.

LX. 60. ş * Altmıyaş olan veya görünen. * Alüfte olma durumu. elli dokuzdan bir artı kere k. nda lı r.altmı ş * Elli dokuzdan sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. nı altunî alüfte alüftelik alümin * Suda çözünmeyen. ş . cilveli (kadı n). alttan güreş mek * gizli gizli yenme yolları kollamak. an ı ak. nda ş ı altmıncı ş ı * Altmısı nısı bildiren biçimi. altmıaltı ş * Altmıaltı almakla kazanı bir çeş iskambil oyunu. altmı ş ar * Altmısı nıüleş ş fatın tirme biçimi. viyola. alttan (veya aş ı almak ağ dan) * sert konuş birine karşyumuş olumlu davranmak. n *İ ffetsiz. ş fatın ra rada altmı k ş lı *İ çinde altmıtane bulunan. alttan alta * gizlice. ş ı nda * Kemanla viyolonsel arası büyük keman. alümina * Bkz. ş sayı lan it altmıaltı bağ ş ya lamak * temelli olmayan bir çözümle durumu kurtarmıgörünmek. alto altta kalanıcanı ksı n çı n * "herkes baş n çaresine baksı gücü yetmeyen ne olursa olsun" anlamı kullanı ı nı n. beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3). çekiş mede yenilmek. 20500 C de eriyen. alümin. * Altı renginde olan. sı elli dokuzuncudan sonra gelen. alüminyum . fakir. altta yok üstte yok * yoksul. nı ve yı * Altı on. altta kalmak * herhangi bir çatı ş mada. oynak. el altı ndan. * Kontralto. ş altmıdörtlük ş * Bir notanıaltmıdörtte biri değ n ş erinde olan nota. her birine altmı her defası altmı bir arada olan.

ma inde . alüminyum taş ı * Boksit. alveol * Akarsularıtaş p yı kları k. alyans alyon alyuvar Am * Amerikyum'un kı saltması . alvere tulumbası * Emme basma tulumba. kil gibi çok ince taneli ş n ı ğ yı dı balçı eylerin kum ve çakı karı yla oluş yın. ş ı n ş ı amaç edinmek * bir amaca ulaş isteğ bulunmak. * ş ı niteliğolan. çekirdeksiz. küçük hücre. eritrosit. * Bir yargı veya bir buyruğ pekiş yı u tirmek için de kullanı lı r. gümüş 13. * Para babası . âmâ amabile amaç amaç dı ş ı * Gaye dı. kör. * Eriş ilmek istenilen sonuç. * Gaye. amma. ama ne * ne hoş . * Alüminyumdan yapı ş lmı . ferç. ı ı rlı parlaklında. * Görmez. lla ş ması an ğ ı * Torba biçiminde küçük boş veya geniş luk lemiş sı kım. beyaz. 6600 C de eriyen hafif bir ğ ı element. Kı saltması Al. alüvyon lı ğ . hedeflenen amacıdında. baş bir cümleye bağ artlı inde ka lamaya yarar. maksat. * Niş yüzüğ an ü.98 olan. am * Diş organı ilik . * Hedef. aş lacak i * Bir parçanısevimli ve cana yakı çalı ı anlatı n n nacağ nı r. -am / -em * Fiilden isim türeten ek: tut-am. * Uyarma veya ş bir ifade niteliğ olan bir cümleyi.* Atom numarası atom ağ ğ26. dön-em vb. * Kana al rengini veren. * Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilir. yuvarlak. * Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağ lar. ama * Çeliş ve tutarsıiki cümleyi birbirine bağ kili z lamaya yarar.

* Bir suçun bağlanmasın istenildiğ anlatı ı ş nı ini r. lem aman * Yardı istendiğ anlatı m ini r. * Çok beğ enmeyi anlatı Aman ne güzel ş Bu anlamda kullanı ğ buna da edatı getirilebilir. * (bir iş Yapmaya hazı i) r. kaç-amak vb. . istihdaf. beğ aş enme veya beğ enmeme. mayı amaçlanma * Amaçlanmak iş i. * İler. amaçlamak * Bir amaca ulaş istemek. amaçsı z * Amacı olmayan. z amade -amak amal âmâlı k * Âmâ olma durumu. korku gibi duyguları belirtmek için kullanı lı r. * Rica anlatı r. zor durumda bı rakmak. amalierbaa * Matematikte dört iş terimine verilen ad. * Fiilden isim türeten ek: bas-amak. amaçlanmak * Amaçlamak iş konu olmak. tutamak. istihdaf etmek. gayeli. amaçsı k zlı * Amaçsıolma durumu. r: ey! ldında ı da * Ş ma anlatı aş r. * Usanç ve öfke anlatı r.amaç gütmek * bir amacı gerçekleş tirmeye çalı ş mak. aman Allah (Allahı m) * ş ma. amaçlı lı k * Amaçlı olma durumu. gayesiz. i. * Bir amaca yönelik. aman dedirtmek (veya amana getirmek) * karşkoyan birini boyun eğ zorunda bı ı mek rakmak. ine amaçlı * Amacı olan. iş ş lemler. amaçlama * Amaçlamak işhedef alma. aman bulmak * kurtulmak. * Dikkat uyandı için kullanı rmak lı r.

nı ı ş aman vermemek * rahat bı rakmamak. ambalâjcı * Ambalâj yapan kimse. unu amansı z * Aman vermez. . ı sı ip nı ı ş nı aman vermek * canı bağlamak. * acı p öldürmek. ambalâj yapmak * (bir ş bu gibi maddelerle paketlemek. kâğ tahta. göz açtı rmamak. amazon * (eski çağ n Amazonları benzetilerek) Erkek gibi. cana kıcı yı. profesyonel karş . amansı zca * Öldürücü bir durumda. amanı n * Korkma ve ş ma sözü. ması * Hoş görüsüz olarak. yayı ı t. amana gelmek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ ı sı mek. ambalâj * Eş sarmaya yarayan mukavva. acı z olarak. lanabilir. aması var * herkesin bilmediğsakı veya kusurları i ncası var. plâstik madde gibi malzeme. z ı tı amatörlük * Amatör olma durumu. aması maması yok! * hiçbir özrün geçerli olamayacağ anlatı ı nı r. m aman dilemek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ canın bağ lanması dilemek. * ele geçirilmeyen veya kaçan bir ş üzülmek boş çünkü her zaman benzeri sağ eye tur. savaş ları na safları yer alan kadı nda n. amatör * Bir işpara kazanmak için değ yalnızevki için yapan kimse. i il. aş amanname * İ devletlerinde düş slâm mana güvenlik içinde olduğ bildirmek üzere verilen belge. Amasya'nıbardağ biri olmazsa biri daha n ı . mayı aman zaman * Karş ndakini yumuş ı sı atmak için söylenen sözleri anlatı r. hevesli. böyle bir iş n yapayı deme. * Ata binen kadı n. öldürmemek. amansıhastalı z k * Kanser.aman derim! * sakıha. sandı eyi) klamak. hiç acı mayan.

* Otomobili fazla gaz vermekten çalı hâle sokmak. * Eş taş iş yapan kurum veya ortaklı ya ı leri ma k. çok yormak. rma yla rı ambargoyu kaldı rmak * ambargo ile ilgili yasaklamayı rmak. ekonomik. düş ünemez duruma gelmek. kaldı ambarlama * Ambar durumuna gelmek. ambarcı lı k * Ambarcın gördüğ iş nı ü . sosyal alanlarda caydı amacı yaptım uygulamak. güçlü bir vantilâtör kullanı sağ bir larak lanan hava akı ile yeş ve sulu yemlerin kurutulması mı il . * bir malıserbest sürümünü engellemek. ambargo * Bir devletin. amber ağ acı * Baklagillerden bir cins mimoza (Geum urbonum). lı n i ambarcı * Ambara bakan görevli. çakı yapı l gibi malzemesini ölçmekte kullanı ve her yanı unlukla 75 cm olan küp ölçek. ambalâjlamak * Ambalâj yapmak. * Yiyecek ve bazı yanısaklandı yer. ambar memuru. bölge. ambarda kurutma * Kapalı yerde. ş maz ambale olmak * Çok yorulup iş göremez.ambalâjcı lı k * Ambalâjcı olma durumu veya iş i. kül renginde bir madde. ambalâjlama * Ambalâjlamak iş i. * Kum. ambar * Genellikle tahı l saklanan yer. n * bir mala el koymak. eş n ğ ı * Geminin yük koymaya ayrı ş lmıyeri. * Bir malıserbest sürümünü engellemek için konulan yasak. n ambargo koymak * gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak. gemilerin kendi limanları ayrı nı ndan lması yasaklama buyruğ u. i amber * Amber balından ç ı lan güzel kokulu. lan çoğ * Genellikle tahı çok üretildiğyer. amber balı ğ ı . ambarlamak * Ambar işyapmak. ğ ı karı * Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı . müsadere etmek. ambale etmek * Birini düş ünemez duruma getirmek. * siyasî.

amca * Babanıerkek kardeş n i. ince * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş belirtke. rtı bir k. * Elveriş kolay. nı kları * Sürgün. ishal. diş çok yı cı balı ada balı (Catodon kan. edim. amber çiçeğ i * Amber ağ nıtoparlak. fiil. boyu 25 m'ye kadar çı başbüyük. yalnıdüş alanı kalmayıişdönüş uygulamalı z ünce nda p e en . ötürük. m m * yakı ndan beklediğilgi ve yardı görmeyen bir kimsenin artıyeni bir dilekte bulunmaya niyetli nları i mı k olmadını ğ anlatmak için söylenir. an amelelik amelî * Amele olma durumu. ı li. fı k büyüklüğ acın ndı ünde. amelimanda * İyapamaz durumda olan. eyin. ı amcazade * Amcanı oğ veya kı.* Balinagillerden. altısarı renginde güzel kokulu çiçeğ n sı i. * Hareketle ilgili olan. n k ya. * Bir kimsenin dinin buyrukları yerine getirmek için yaptı . ğ ı macrocephalus). iri ve uzun taneli bir tür pirinç. tatbikî. amele * İçi. uygun. lı için lan * Amca olma durumu. amcalı k amcalıetmek k * birine amca gibi yakı k göstermek. * İbakı ndan. pratik. iş ş üstünde. n lu zı amel * Yapı iş lan . ). nlı amcamla dayı hepsinden aldı payı m. * Yaş erkeklere saygı kullanı seslenme. ambülâns * Hasta arabası . çalı amberbu amblem amboli * Hindistan'da. cankurtaran (arabasıcankurtaran. tatbikî. İ ran'da yetiş piş güzel bir koku veren. emekçi. ş ameliyat . amberbaris * Sarı . iş ş mı çe. en. * Atardamarda kanıpı laş veya yağ n htı ması parçacı nıoluş sonucunda meydana gelen tı kların ması kanma. kestirme. ş amele taburu * Genellikle yol yapı iş m lerinde görevli amelelerden oluş birlik. * İe dayanan. li.

"doğ "diyecek yok" gibi tasdik etme anlatı k ile ru". Amerikalı * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. Amerika üzümü *Ş ekerci boyası . küçük bir memeli kürk hayvanı çok (Eriomys chincilla). ameliye * Yapı iş lem. armuda benzer yemiş acı i. Amerika ile ilgili olan. Amentü * Kur'an surelerinden birinin adı . ı en aç. rlanı esaslara uygun olarak iş letilmesi. ik ndan Amerikalı ma laş * Amerikalı mak işveya durumu. lan mlı ameliyathane * Hastaları ameliyat edildiğyer. ğ ı * ç. arka ayakları uzun.* Operatörün. Amerikan bar . Amerika'da yetiş bir a ğ bilader ağ (Anacardium occidentale). iş amenajman * Devlete ve kiş ait ormanları önceden hazı p kabul edilmiş ilere n. ik ndan * Amerika'ya özgü. cak acı Amerika elması * Antep fı ğ stıgillerden. Amerika'da yetiş bir ağ (Persea gratissima). İ faaliyetler. amenna *İ nandıanlamı "öyledir". operasyon. * Tabiî kaynakları iş n letilmesi. Amerika bademi * Aselbent ve zamk gibi maddeler veren bir sı iklim ağ (Styrax americana). n i ameliyatlı * Ameliyat edilmiş . amerikan * Pamuktan düz dokuma. Amerikan bezi biçiminde de kullanı lı r. ameliyat masası * Üzerinde ameliyat yapı özel donanı masa. r. Amerikan * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. laş i Amerikalı mak laş * Amerikalı n yaş ş nı ları ayıtarzı benimsemek. en aç * Bu ağ n armuda benzer yemiş acı i. Amerika armudu * Defnegillerden. ameliyat geçirmek * ameliyat edilmiş olmak. Amerika tavş anı * Kemiricilerden. hasta üzerinde kesme ve dikme yoluyla yaptı müdahale. acı * Bu ağ n badem biçiminde çekirdekli. kaput bezi. lan . ş ler.

n il amfibyumlar * Kurbağ ve semenderleri içine alan iki yaş ş omurgalı sıfı a ayı lı lar nı. Amerikalı ya ş an gibi. amfora amigo amigoluk * Bkz. raş Amerikanvarî * Amerikalı yakı biçimde. saltı ş ı amfibi * İ yaş ş. dibi sivri. * Amigonun yaptı iş ğ . yla lan amfibol * Piroksenlere yakısiyah. karnı ki geniş testi. otel veya evlerde içki için ayrı ş e. ki ayı lı * Hem karada hem de suda hareket eden (taş yüzergezer. Amerikan salatası * Rus salatası . saltması Am. amfor. amerikan. k * Toprak parçası . ı * Vücut organları bir bölümünün hava ile şmesi.* Lokanta. amfizem amfor * İ kulplu. amfiteatr * Dinleyicilerin oturduğ sı u. ı lan amfibi harekât * Kara ve deniz araçları yapı manevra. ndan iş . esmer. * Yunan ve Roma'da açıhava tiyatrosu. * Süs taşolarak kullanı mor renkte bir tür kuvars. Amerikanist * Amerikan tarihi ve kültürü ile uğ an bilimci. lmıköş Amerikan bezi * Bkz. ametal ametist amfi * Amfiteatr kelimesinin kı lmı. * Metal olmayan elementler. dar boyunlu. raları arkaya doğ basamaklı ru olarak yükselen salon. amerikyum * Atom numarası yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element. Kı 95. yeşrenkli bir silikat grubu. ı t). * Çoğ unlukla spor yarı ş maları seyircileri coş nda turan kimse. Amerikanca * Amerika Birliş Devletlerinde kullanı İ ik lan ngilizce.

* Amonyaktaki hidrojen yerine. . bayağ ı . * Bir iş emir verme yetkisi olan kimse. * Amip. âmin * "Allah kabul etsin" anlamı dualarıarası ve sonunda kullanı nda. * Amiplerin yol açtı. ğ ı amir * Buyuran. amir gibi. aminoasit * Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taş proteinlerin temel taşolan organik bileş ı yan. tek değ hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluş ürünlerin genel adı erli an . faktör. amire yakı biçimde. akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğ alma. etmen. sebep.amil amilâz amin * Yapan. ı ik. n nda lı r. * Amir olma durumu. * Niş astayı parçalayarak ş ekere çeviren bir enzim. üst. amit amitoz amiyane * Amonyağ hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluş birleş ı n an iklerin sıf adı nı . * Amiralin makamı . amipler amipli *İ çinde amip bulunan. halk deyiş zı iyle. * Sı radan. * Bir hücreli hayvanları kök bacaklı sıfı giren bir takı . * Kibarca olmayan. etken. tatlı tuzlu sularda yaş bir hücreli canlı iş ve ayan (Amoibe). te amiral * Deniz kuvvetlerinde. amip * Amipler takı ndan. * Amir gibi. ordudaki general rütbesine eş rütbedeki subay. n lar nına mı amirane amirce amiriita amirlik amiyane tabiriyle * halk ağ ile. it amirallik * Amiral olma durumu. ş ı * Bkz. ita amiri. emreden. ş an * Amire yakır biçimde. vücudunun biçim değtirmesiyle oluş geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek mı iş an yer değtiren.

amme * Halkıbütünü. amonyum sülfat * Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum nötr sülfat. Ama. im amonyum karbonat * Hamur kabartmada maya olarak kullanı karbonik asidin amonyum tuzu. amma velâkin * Ancak. imi *İ çinde bu gazıeritilmiş n bulunduğ su. nı r ruhu. bununla beraber. ammada yaptıha! n * söylenen bir söze pek inanı ğ ve ş ı ğ anlatı lmadını aş ı ı ldını r. kamu. amme idaresi * Kamu yönetimi. u ş adı amonyaklama * Amonyaklamak iş i. amonyaklamak * Bazı yemlerin amonyak veya bir amonyum bileşi ile karı rmak veya doyurmak. amnios suyu * Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sı. çağ vı nak. bellek yitimi. keskin kokulu bir gaz (NH3). azotlu gübrelerin en çok kullanı dı lanır. amnezi amnios * Hafı kaybı za . * Döl kesesi. iğ ş tı amonyum * Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleş kökü (NH4). .amma * Bkz. amme hukuku * Kamu hukuku. nı r kaymağ lan ş adı ı . n amme davası * Kamu davası . amonyak * Azot ve hidrojen birleş olan. * Yanı getirildiğkelimenin anlamı aş lıkatarak ş ma veya hayranlıanlatı na i na ı k rı aş k r. amor * Bir çeş kumaş it . amoralizm * Ahlâk dıcı töre dıcı ş lı ı k. amme menfaati * Kamu yararı . amme efkârı * Kamuoyu. ş lı ı k.

ampul şe. amortisman * Taş ı nmaz mallarıaş n ı nmaları karşk olarak. * Piyangoda ödenen para kadar ödenen karşk.amorf amorti * Biçimsiz. ı lı amorti etmek * bir giriş imde yatılan parayı rı zamanla yeniden kazanmak. sallantı hareketleri en aza indiren. amplifikatör * Alçak veya yüksek frekanslı mlarıgerilimini. na ı lı llı lan * Faizin iş lemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi. * Napoleon döneminde Fransa'da ve Avrupa'da yayı ş lmıolan yapı . * Birden ödenerek faizinin iş lemesine son verilen tahvil. * Bu düzeni kuran öge. Kı saltması A. ampir ampirik * Bir kurama değ de yalnı deneye. amuda kalkmak * iki eli üstüne dayanarak bacakları havada dikey tutmak. yayları gereksiz hareketlerini gidermeye ntı gibi n yarayan düzen. u vı ampütasyon * Bir organı kesip çı karma. gözleme dayanan. yükselteç. ampirizm * Deneycilik. havası altı ş mı ş ı boş lmıcam *İ çinde çoğ kez zerk edilecek. amperölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan aygıakı t. il zca ampirist * Deneyci. * Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma. dikine. ampermetre * Amperölçer. iş *İ çinde. yumuş atmalı k. üslûbu. elektrik akı ile akkor durumuna gelerek ık verebilen bir iletkeni bulunan. mölçer. giyim vb. amudufı karî . amper * Elektrik akı nda ş mı iddet birimi. nı amudî * Dikey. yık kârdan ayrı belirli pay. cihaz. sı durumda ilâç bulunan küçük veya büyük cam tüp. mobilya. amper saat * Bir amper ş iddetinde akı geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı m . amortisör * Motorlu araçlarda sarsı . ş akı n iddetini veya gücünü artı rmaya yarayan araç. dik.

i * Dince aziz tanı bazı nlara verilen saygı nan kadı unvanı .* Omurga kemiğ bel kemiğ i. * Fiilden sı türeten ek. lan. * Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sı olarak geldiğ fat inde. * İ tarla arası ki ndaki sır. * Yavrusu olan dişhayvan. ana arı * Arı beyi. nı * Çocuğ olan kadı anne. * Alacağ veya borcun. n i ana baba günü * Çok kalabalı k. amut * Dikme. yer veya durum. ana bilim dalı * Üniversite veya fakültelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlıdalları k . amyant an an an * Zihin. tehlikeli zaman. belirli bir kural altı nda hareket ederek bir yüzey oluş turmaya yaradını ğ anlatı ı r. u ana baba bir * aynı ve babadan olan (kardeş ana ler). -an / -en -an / -en ana *İ simden isim türeten ek: oğ ul-an > oğ kı kök-en vb. lı ana baba yavrusu * nazlı büyütülmüş çocuk. baba ayrı * anaları babaları olan (kardeş bir. ana bir. asıesas. bir tür ak asbest. kı lı k. * Velinimet. e muş * Zamanıbölünemeyecek kadar kı bir parçası n sa . l. dik durumda. ana avrat düz (veya dümdüz) gitmek * sövmek. i. ana baba * Ana ile babanı oluş n turduğ birlik. . z-an. fat * Kolayca bükülen ve ateş dayanan liflerden oluş . u n. ı n ş ı * Temel. ana baba eline bakmak * ana ve babanıverdiğpara ile geçinmek. * Sınt ıkalabalı telâş. lâhza. * Yaş kadı saygıbir seslenme sözü olarak kullanı lı nlara lı lı r. o çizginin. faizin dında olan bölümü. ayrı ler). küfretmek.

* Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri. taları ran ana deniz bilimi * Oş inografi. baht kuramamı ş ) * kocası olmayan bir kadı kendi ne kadar zengin olursa olsun. iyi n. kıbahtı zı z kocadan arar (veya ana kına taht kurmuş zı . kı ndan ta. dört bir yönünü çevreleyen kalıdıduvar. ana gibi yâr olmaz. lı ana kadı n * Bir ailede veya bir toplulukta en çok sayı kadı lan n. büyük ş ehir. umman. metropol. ana çizgi ana dal * Ağ ağ k veya çalı gövdeden ilk çı ve bitkinin çatını turan dal. ana kına taht kurar. ana duvar * Bir yapın. ana kitap * Bir bilim alanı yazı ş nda lmıtemel kitap. büyük ön kapı. ana kapı * Bir yapın süslü. büyük defter. nı n ş ana düş ünce * Temel fikir. okyanus. * Belli bir kurala göre yürütülerek bir biçimin oluş na yarayan çizgi. * Dönen koninin yan yüzünü oluş turan dik üçgenin hipotenüsüne verilen ad. k nı ana deniz * Kı birbirinden ayı engin deniz. mutlu olamaz. ması ana doğ rusu * Dönen silindirin yan yüzünü oluş turan dikdörtgenin bir kenarı . i * Gemilerde.ana cadde *Ş ehirde ara sokaklarıaçı ğgeniş n ldı ı yol. . büyük ş landı ı ehir. ana dil * Baş diller veya lehçeler türetmiş ka olan dil. ana dili ana direk * İ n çocukken anası nsanı ndan. aç. evindekilerden ve soyca bağ olduğ topluluktan öğ lı u rendiğdil. nı sı ana kara ana kent * Yeryüzündeki beş büyük kara parçası her biri. un. * Bir ülkenin veya bir bölgenin çevresindeki yerleş yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden egemen im olan ve genellikle ülkenin baş ülkelerle olan her türlü iliş ka kilerinin sağ ğen önemli kenti. Bağ gibi diyar olmaz dad * insanlar içinde bize ana kadar candan bağ dost yoktur. defterikebir. ana fikir * Belirli bir konuda bir yazın temeli olan düş nı ünce. metropol. ekleme direklerde dipteki temel parça. aççı larda kan sı oluş ana defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter.

ı tı baş cı tesis edilen sayaç sistemi. ün a mesi an ana kraliçe * Kralı annesi. n ş ı ca ana ortaklı k * Birçok ortaklın pay senetlerini elinde bulundurarak onları ğ ı denetimi altı tutan sermaye yatı nda rı m ortaklı. ana saat saat. ana ş ehir * Ana kent. nı ana sözleş me * Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleş me. anaokulu. n ana kuyu * bir ocakta ana çış havalandı kıve rmada kullanı kuyu. büyütülmüş çocuk veya genç. ana kucağ ı * Ananı sevgi ve sevecenlikle dolu çevresi. ğ ı altan . k k ran ana muhalefet *İ ktidarı dında sayı en üstün olan parti. lan ana kuzusu * Pek küçük kucak çocuğ u. saatler içinde en doğ giden ve öbür saatlerin ayarlanması kullanı ru nda lan * Belirli bir yerleş birimine veya bir ş verilen toplam gazıölçülmesi amacı ana dağ m boru hattı im ehre n yla. ana sanlı * Soyadı ana yönünden alan. nı ana sav ana sayaç * İ sürülerek savunulan düş leri üncelerin en belli baş olanı lı . * Sınt ı güç iş alı kı ya. holding. langına ana sıfı nı * Genellikle beş ı bitirmiş yaş nı çocukları ilkokul öğ renimine hazı rlayan sıf. * Bir gözlem evi veya kurumda.ana kök * Tohumun çimlenmesinden sonra kökçüğ toprağ dalarak geliş sonucu oluş ilk kök. ğ ı ana rahmine düş mek * döl yatağ cenin oluş ı nda mak. ana motif * Bir sanat eserinde sısıtekrarlanarak ona özellik kazandı motif. ana kubbe * Camilerde ayaklar veya ana duvar üzerindeki kasnağ oturtulmuş a kubbe. n * Arı beyi. ana toplardamar * Kirli kanı kalbin sağ kulakçına boş iki büyük toplardamardan her biri. laytmotif. lere ş mamı nazlı ş . ana mektebi * Bkz.

ü ana yapı * Bir yapı bütünü içinde yükseklik ve biçim bakı ndan göze çarpan. z. lk ana yüreğ i * Annelik duygusu. * Kuzey. anaca anacı k * Küçük anne. ı na * Ana olarak. anadan (yeni) doğ a dönmek (veya anadan yeni doğ gibi olmak) muş muş * dertsiz. ana yol * Küçük yolları kendisine açı ğbüyük yol. * İ yurt edinilen yer. * İ kart. baş buyruk. anacı l * Anası düş (çocuk). uş anadan görme * annesinde gördüğ gibi. tasası sağklı duruma gelmek. mı ana yarı sı * Teyze. eyin tigi. doğ ve batı u yönlerinden her biri. anaçlı k * Anaç olma durumu.ana vatan * Ana yurt. ri. anabolizma * Özümleme. ana yön ana yurt anaçlaş ma * Anaçlaş iş mak i. deneyli. ana sevecenliğ i. anaçlaş mak * Anaç duruma gelmek. n ldı ı * Cadde. lı bir anadan doğ ma * çılçı rı plak. önemli bölüm. güney. * doğ tan olan. * Sevimli. sempatik anne. ana vatan. . * Bir ş ilk kez yetiş göründüğ yer. bilgili. ü * geleneksel. * Kurnaz. na kün anaç * Yavru yetiş tirecek duruma gelmiş olan hayvan veya yemiş verecek durumdaki ağ aç.

maderş matriarkal. anafora kaptı rmak * emeksiz. * Ananı egemen olduğ aile hayatı n u . anafor * Bir engelle karş an su veya hava akı sın dönerek ve çukurlaş yaptı çevrinti. ters akı ları ı laş ntını arak ğ ı ntı n oluş turduğ dönme. . u rim.Anadolu * Ön Asya'nı bir parçası n olarak Türkiye'nin Asya kı nda bulunan toprağ verilen ad. anaforlamak * Yolsuz veya emeksiz olarak kazanç elde etmek. yaba. * Akı lı ntı cereyanlı . karş ksıolarak baş nıyararlanması imkân vermek. anaerki * Soyda temel olarak anayı ve ailede çocukları klânı mal eden ilkel bir toplum düzeni. * Karmakarık. anaerobik * Oksijensiz yerde yaş ayabilen. açkı p lan . ahî. burgaç. * Bir ş zembereğ kurmak için kullanı araç. e mın lamak için kullanı düzen. *İ stenilen yere veya aygı isteğ göre elektrik akı nıgeçmesini sağ ta. açar. anaforlama * Anaforlamak iş i. yetiş ebilen. araç. alan ana na maderş ahîlik. kurgu. ı z lı kasın na anaforcu * Yolsuz veya emeksiz kazanç peş olan (kimse). anaforlu anagram * Bir kelimedeki harflerin yerini değ tirerek elde edilen kelime. eyin ini lan * Ş yazmak ve çözmek için kararlaşrı ş ifre tılmıolan yol. tası ı na Anadolulu * Anadolu halkı olan (kimse). iş anahtar * Bir kilidi açı kapamak için kullanı araç. anaerkillik * Kadın üstünlüğ dayalı nı üne toplumsal örgütlenme düzeni. ndan anadut * Ekin veya ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan. anaerkil * Anaerki temeline dayanan. anafordan * yolsuz veya emeksiz olarak. eğ çevri. sinirli. lan komütatör. * Somunları vidaları veya çevirerek sışrı gevş kı p tı etmek için kullanı çelik saplı lan araç. ş ı * Yolsuz veya emeksiz elde edilen ş ey. inde anaforculuk * Anaforcu olma durumu. . girdap. * Notalarımüzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunması sağ n nı lamak için portenin baş konulan iş ı na aret. güç durum. uzun saplı dirgen.

vası ta. a analaşrma tı * Analaşrmak iş tı i. -anak / -enek * Fiil köklerinden isim türeten ek. * Çağ uymama. anahtarlı k * Anahtarları kaybolması önlemek. rsı k anahtarcı lı k * Anahtarcın yaptı iş nı ğ . analı kuzu kı kuzu nalı * Bkz. . ş ı anahtar kelime * Bir kompozisyonda kullanı temanıifade edildiğbaşca kelimelerden biri. deri ve n nı lması sağ ldı ı benzerinden yapı halka veya kı lan lı f. açacak. e ğ ı anahtarcı * Anahtar yapan. nı ı nı * Vesile. ndan ka anahtar vermek * (tulûat tiyatrosunda) komiğ nükte yapma kolaylı vermek. kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hı zlıyapan kimse. analı . anakonda * Boğ agillerden tropikal Güney Amerika'da yaş ayan. a . avı sararak ve sı nı karak öldüren yı (Eunectes lan murinus). araç. anahtar uydurmak * bir kilidi açmak için kendi anahtarı baş bir anahtar kullanmak. analı * Anası olan. * Kapı . eskimiş ı . delikli metal ve plâstik gereç. anahtar bitkiler * Mera üzerinde çok bulunan ve bunlarıdoğ bir ş n ru ekilde otlatı lmaları tüm meranıdoğ bir ş ile n ru ekilde otlanmıolacağkabul edilen bitki türleri. anahtar ağ ğ ı ı zlı * Mobilya kapakların ve çekmecelerin yüzlerine açı anahtar deliklerinin üzerine çivilenen paslanmaz nı lan çelik veya dökümden yapı ş lmıortası anahtara uygun. ı . satan veya onaran kimse. anakronik * Çağgeçmişçağ uymaz. lan n i lı anahtar taş ı * (yapılı Kemerlerin en üstündeki taşkilit taş cı kta) . kolayca kullanı nı lamak için takı ğmaden. analaşrmak tı * Annedeki özellikleri kazandı rmak. ı anahtarı beline takmak * evde yönetimi ele almak. anakronizm * Tarihe aykılı rı k.* Konserve kutuların kapağ keserek açmaya yarayan alet.

benzeş meye dayanan. beğ aş enme. acı duyumunu yok etme. rı anam avradı olsun m * birini kesin olarak inandı rmak için söylenen çok kaba bir ant. * Sermaye. * Örnekseme. n ı lan * Sese verilen tona göre ş ma. * Bkz. kı kuzu nalı * annesi sağ olan çocuklarımutluluğ anlatı n unu r. analıetmek k * analıgörevini yapmak veya ana gibi yakı k göstermek. büyük küçük herkese karşkullanı teklifsiz bir seslenmek. çözümleyici. bulgur ve kı ymanı yoğ n rularak küçük köfteler hâline getirilmesi ve bu malzemenin et suyu ve nohut ile piş irilmesiyle hazı rlanan yemek. tahlil etmek. acı . aygı t veya organ. me. analizci * Analizle uğ an veya analiz yapan kimse. analist * Tahlil. kapital. analitik analiz * Çözümlemeli. * Üvey ana. k nlı analızlı kı * Salça. analiz yapan kimse. analiz etmek * Çözümlemek. tahlil. raş analizör analjezi analjezik analoji * Benzeş benzeş im. anamal . * Analiz yapan cihaz. tuz. rı ma. üzüntü gibi duygular anlatı r. n * Ana duygusu. analı k * Ana olanı durumu. analojik * Analoji ile ilgili. anam! * Kadıerkek.analı kuzu. ağkesen. acı yitimi. * Andışandış rı . su. * Anaca davranı ş . * Ağyı rı dindirme. anam babam * teklifsiz bir seslenme. * Çözümleme. * Ana yerini tutan veya ana kadar yakı k gösteren kadı nlı n.

kapitalist. ananasgiller * Bir çeneklilerden. * Ananeye bağ olan. gelenekçi. i * birini. anamalcı * Üretim araçları özel mülkiyetinde bulunduran. anan yahş baban yahş i. ı ı lı anaokulu * Öğ renim çağ henüz gelmemiş ile altı arası ı na iki yaş ndaki çocukları düzenine hazı okul rlayan eğ itim kuruluş u. e ananıak sütü gibi (helâl olsun) n * anamı sütü bana nası n l helâl ise. a. bir iş razı e etmek için gereğ inden çok överek yumuş atmak amacı güdüldüğ baş na anlatı ünü kası rken kullanı lı r. inde anarş ik . anapara anarş i * İletilen paranıfaiz katı ş n lmamıbütünü. yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir mallarıbütünü. nı * Anamalcı düzenini benimsemiş lı k . * Geleneğ dayanan. sermayedar. ananas * Ananasgillerden. kapitalizm.sermaye. ı boş * Anarş i niteliğ olan. sı ülkelerde yetiş ve örneğananas olan bitki familyası cak en i . n anamal birikimi * Anamalcın elde ettiğartıdeğ bir bölümünü kendi kullanı büyük bölümünü anamalı nı i k erin rken na ekleyerek onu büyütmesi. * Kargaş baş luk. * Bir ticaret iş kurulması inin . an'ane an'aneci * Gelenek. kokusu çok beğ enilen meyvesi. cak en aç * Bu ağ n tadı acı . e ananet an'anevi * Erkekte cinsel güçsüzlük. geleneksel. başzlı sı k. anamalcı lı k * Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni. anamal sahibi. ş * Siyasî ve idarî kurumlardaki çözülme sonucu olarak devlet denetiminin kalmaması durumu. sı ülkelerde yetiş bir ağ (Ananas sativus). puluçluk. an'anesiz * Geleneğ sahip bulunmayan. bu da sana öyle helâl olsun. ananıörekesi n * saçma bir söze karşverilen karşk. lı an'anecilik * Gelenekçilik.

anası danası * soyu sopu. anası lamak ağ * çok sıntı kı çekmek. i ile * Anarş yanlıolan kimse. bitkin duruma gelmek.anarş ist * Anarş ilgili olan. babasıalgam (veya soğ ş an) * ne olduğ belirsiz kimselerin çocuğ u u. anası yerinde * bir gencin anası kadar yaş (kadı lı n). eziyet çekmek. esaslı biçimde. ü . bezdirmek. anası emdiğsütü burnundan getirmek ndan i anası ağ nı latmak * bir kimseye çok eziyet etmek. ş . ş anası doğ una piş ndan duğ man * çok tembel. anası bellemek nı * bir kimseye en büyük kötülüğ yapmak. bakı ndan anası benzeyen. kını kenarı bak. anası emdiğsüt burnundan (fitil fitil) gelmek ndan i * bir işyaparken çok sıntı i kı çekmek. anası bak. anasın hâlini göz önüne alı nı rlarsa aldanmamıolurlar. anarş mek istleş * Anarş özelliğtaş ist i ı mak. na * bir kın karakterini öğ zı renmek isteyenler. iş ist i. anartri * Dil tutukluğ u. anarş istlik * Anarş olma durumu. üş engeç. mı na anası (veya sarı turp msak). anası doğ una piş etmek ndan duğ man * çok eziyet etmek. çok üzmek. izm sı anarş me istleş * Anarş mek iş istleş i veya durumu. çok sıntı kı çektirmek. anası lı kı klı * görüşdavranı huy vb. anası l * Kökten. bezini al na zı al. ası l olarak. . bütün aile. anarş izm * Tarihî ş artlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldılması çalı öğ rı na ş an reti. bir anası avradı sövmek na na * birinin anası ve karını nı sı amaçlayarak çirkin söz söylemek. * canı bezmiş ndan .

kokulu tohumu hamur iş lerinde ve rakı mı kullanı yurdumuzda ekimi yapı nda lan. kanunuesasî. anası sat! (veya satayı nı m) * önem verme. lan anatomi *İ nsan. ögeler. nsan * Unsurlar. ları nı kilâtı anayasacı * Anayasayı savunan. anasın nikâhı istemek nı nı * bir ş değ eye erinden çok para istemek. raş anavaş ya * Göçücü balı n Akdeniz'den Karadeniz'e çı kları kması . anasın gözü nı * çok kurnaz. anasın kı nı zı * anasın huyları nı kendisinde de görülen kı z. anatomik * Anatomi ile ilgili. bunun için gam yeme (yemem)!. katavaş ya. hayvan ve bitkilerin yapını organların birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim.anası eş kovalası nı ek n! * sözü edilen kimse veya iş bı nlı dikkate almama ve umursamama anlatı için kkı k. yürütme. sı sı * Bir ş oluş eyin umunda göze çarpan özel yapı . anayasadan yana olan. anayasa okutan (kimse). yargı güçlerinin nası lama l kullanı ı gösteren. * Anayasa konusunda yetkili olan. anası r anası z anası k zlı anason * Maydanozgillerden. anasın körpe kuzusu nı * pek küçük kucak çocuğ u. hinoğ k luhin. anayasal . teş sı ve nı rih. çok açıgöz. kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse). teş esasiye kanunu. gövde yapı. anayasa * Bir devletin yönetim biçimini belirten. rma. * Beden yapı. anasın ipini satmı(veya pazara çı ş nı ş karmı ) * ipsiz. yapı bitki (Pimpinella anisum). r. lacağ nı yurttaş n kamu hakları bildiren temel yasa. anatomici * Anatomi uzmanı . * Anası olmayan. * İ vücudunun anatomisi ile ilgili. dalavereci. * Anasıolma durumu. z anatomist * Anatomiyle uğ an bilimci. aldı umursama. yasama. * Anatomi dersi veren öğ retim üyesi.

"daha çok". "güçlükle" gibi. i * İ ş arası bazı ki ey nda noktalardaki uygunluk. andı rma * Andı rmak iş i. * Genellikle hamsi.* Anayasa ile ilgili. temsil. kları lan lı * Ajanda. rı mak i. gittikçe. kanca beraber * bir iş iki veya daha çok kimsenin. aptal. bir ş daha çoğ eyin unun. "en çok". * Belli bir bölgede sısıgörülen hastalı k k k. benzerlik durumu. "ama". *İ ltibas. . "yalnı gibi bir düş z" ünceye karş ikinci bir düş ı t ünceyi anlatı r. k k * Plâjiyoklâzlı yanardağ bir kültesi. andış rı mak * (bir ş Baş bir ş andı ey) ka eyi rmak. zlı andaval * Ahmak. birbirinden ayrı lmamaları gerektiğ anlatı ini r. rat. * Yarı yavaşadagio ile andantino arası . sardalye veya tirsi balı ndan yapı tuzlu ve yağ ezme. andış rı * Andı rmak işveya biçimi. analoji. ilerisinin olmadını ğ gösterir. ı * "Lâkin". * "Olsa olsa". anbean * Dakikadan dakikaya. * (çoğ durumunda) Anı hatı ul lar. bön. anca beraber. beceriksiz (kimse). * Belli bir bölgede sısıgörülen. ançüez andaç andante andantino * Andante'den daha canlı . anca * Ancak. * Anı . kı andavallı * Bön ve görgüsüz. ancak * "Yalnı sadece" gibi sırlama anlatı z. beceriksiz. her an. o iş te kötü de gitse. daha hı . bazen de çaça. yadigâr. saş n. andemi andemik andezit andı k * Sı rtlan. * En erken. nı r. . andış rı ma * Andış iş analoji.

acı kokulu bir ot (İ ve nula). anekdot * Kı veya özlü anlatı olan güldürücü hikâye. angaje olmak . angaje * Sözle veya yazıolarak bağ lı lanan. andropoz * Erkeklerde yaş dönümü. endoskopi. çağşrmak. taahhüt etmek. fı sa mı kra.andı rmak * Anmak iş yaptı ini rmak. endoskop. angaje etmek * birini söz veya yazı bağ ile lamak. zlı * Kansı z. duyum yitimi. rı tı andı z * Yaprakları dikenli olan bir çeş ardı it ç. anemometre * Yelölçer. andoskop * Bkz. anesteziyoloji * Duyum yitimi bilimi. * Cı yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı va barometre. en andıotu z * Birleş ikgillerden. anevrizma * Bir atardamarı bir noktası oluş ur biçimindeki gevş şkinliğ n nda an eme iş i. anestezist * Anestezi uzmanı . anemon aneroit anestezi * Dağ lâlesi. çiçekli. * Benzer yanları bulunmak. * Uyuş turucu bir ilâçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuları yok olması n . * Servi ağ . andoskopi * Bkz. acı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun kökü. lan * Kansı k. anele anemi anemik * Gemilerde türlü iş lerde kullanı bir tür demir halka. nemli yerlerde yetiş sarı en.

u Anglofil *İ ngiliz yanlı. angı ç angı n * Ünlü. evcilleş tirilebilen bir yaban kuş (Casarca ferruginea). ran angaryaya koş mak * birini zorunlu olmadı hâlde bir iş çalı ğ ı te ş maya zorlamak. * Usandıcı ktıcı rı. i r angaryacı * Baş na ücretsiz iş kası yaptı kimse. angajmansı z * Bağ sı lantı. anı şmeş lmı .* sözle veya yazıolarak bir ş bağ lı eye lanmak. ve VI. lda ele rkı * Ana dili İ ngilizce olan kimse. zorla yapı iş lan . hur. bı rı. üstlenme. angarya * Bir kimseye veya bir topluluğ zorla. angajman * Yüklenme. Kı it ş ı nı saltması A. hatıiçin yapmaya mecbur olmak. *İ ngilizlere has olan. * Olağ anüstü durumlarda veya sıyönetimde devletin vatandaş ait ta ş el koyması kı lara ı tlara . ğ ı * Savaş durumundaki bir devletin. angajmansı k zlı * Angajmanı olmama durumu. Angolalı * Angola'da yaş (kimse). sı Anglosakson * V. taahhüt. Anglikan *İ ngiliz kilisesine bağ olan (kimse). yüzyı Büyük Britanya'yı geçiren Cermen ı ndan oymaklara verilen ad. kendi suları ndaki yabancı devletin ticaret gemilerine el koyarak bir bunlardan yararlanması . * Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptı zorunlu ücretsiz hizmeti. angarya çekmek * bir işisteksizce. Anglikanizm *İ ngiliz kilisesinin tuttuğ inanç yolu. * Ördekgillerden. ayan angström * Metrenin on milyarda biri değ erine eş olan ık dalgaları ölçme birimi. lı * Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabaların iki tarafı takı parmaklı nı na lan k. bağ . lantı angajmanlı * Bağ sı lantı. taahhüdü olmayan. tüyleri kiremit renginde. u . angudî angut * Angut kuş unun renginde. ücret vermeden yaptılan iş a rı . taahhüdü olan.

anı msanmak * Hatı rlanmak. anı msatma * Hatı rlatma. hatı ra. * Anı klamak iş i. anı k anı klama anı klamak * Hazı rlamak. * Anmak iş konu olmak. anış rı * Anı iş rma i veya biçimi. r anı k klı anı ma laş * Anı mak işanı laş i. anı mak laş * Anı niteliğkazanmak. * Yaş ş anmıolayları anlatı ğyazı n ldı ı türü. anha minha * Aş ı ağyukarı . durumuna girme. anı ma klaş * Anı mak iş klaş i.* Ahmak. taş yla al. rlı anı msama * Hatı rlama. anı msamak * Hatı rlamak. * Hazı r. anı mak klaş * Hazıolma durumu. * Hazık. * Hatı ra. anhidrit anı * Genellikle kaya tuzu ve alçı ı birlikte bulunan doğ susuz kalsiyum sülfat. anı msanma * Hatı rlanma. i anı lma anı lmak * Anı iş lmak i. . kaba saba. anı msatmak * Hatı rlatmak. hatı ine rlamak.

anı rtmak anı rma ş tı * Anı nı lamak. bir rı tı . telmih. anı tı tlaşrma * Anı tı tlaşrmak iş i. ü iyle anı tsı * Anı benzer. abide. görkemli. çarpacak büyüklükte. abidevî. tsal Anı tkabir * Atatürk'ün mezarı . sembol niteliğ yapı inde . rması sağ * Anı rmak iş ş tı i. eri anımezar t * Görkemli. ü. anı rmak ş tı * Bir ş açı söylemeyip üstü kapalı eyi kça anlatmak. anı tı tlaşrmak * Anıdurumuna getirmek. tlaşrı anı tılmak tlaşrı * Anı tı tlaşrmak durumuna getirmek. abideleş t tirmek. anı mezar. * (küçük a ile) Tarih değ olan kiş eri ilerin mezarı olarak yapı anı erindeki yapı lan t değ . ta anı z . anı mak tlaş * Anıdurumuna gelmek. anı tılma tlaşrı * Anı tılmak durumu. t inde ta * Büyüklüğ görünüş ve güzelliğ görenleri etkileyen.anı rma anı rmak anı rtı anı rtma * Anı iş rmak i. anı eri kazanmak. * Eş in anırken çı ğses. * (eş Bağ ek) ı rmak. anı tsal * Anıniteliğ olan. dolaylı anlatmak. * Bir yazı veya ş bilinen bir olayı atasözünü anlatma veya çağşrma sanatı da iirde . * Önemi ve değ çok olan eser. anı benzeyen. t t değ * Saygı sevgi ile anı duruma gelmek. ima etmek ihsas etmek. anı ma tlaş * Anı mak iş tlaş i. abideleş ve lı r mek. anı t * Önemli bir olayı büyük bir kiş gelecek kuş veya inin aklarca tarih boyunca anı lması yapı göze için lan. eğ rı kardı ı * Anı rtmak iş i.

anjiyo olmak * anjiyografi çektirmek veya yaptı rmak. anjiyografi * Damar içine x ınları geçirmeyen bir madde ş nga edildikten sonra damarları filminin alı ş nı ı ı rı n nması . farenjit. hunnak. * Canlılı cı k. zı * Bir anda gerçekleş tirilen hücum. . boğ yutak iltihabı az nı iş ak. anjiyoloji * Dolaş organları inceleyen anatomi bölümü. animato animizm anjin anjiyo * Anjiyografinin kı saltması . * Bir anda oluveren. birdenbire. * Bir andaki hı z. ı m nı * Bir parçanıcanlı nacağ anlatı n çalı ı nı r. kaba. fotoğ lı bası iş rafçı kta. . anıbiçmek z * anı ve tarla kenarı zı ndaki otları biçmek. anıbozmak z * anı alt üst etmek için toprağyüzden sürmek. * Ansın. zı ı anı k zlı anî * Anı sökülmemiş zı tarla. * Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla. m lerinde. apansı z. * Boğ mukozasın şmesi. boya sanayiinde kullanı organik boya lan cevheri. anî akı n anî hı z anîde anilin boyalar * Taş kömürü eterinden elde edilen. animasyon * Canlandı rma. * Hemencecik. anîden anif anilin * Ansın. * Benzenden türeyen bir amin. birden. zı * Sert. bir anda.* Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. birdenbire.

anketör ankiloz * Oynar eklemlerde oynaklın kalmaması eklemin iş ğ ı yla lemez duruma gelmesi. semantik. ankesörlü telefon * Kutulu telefon. en rkı ankastre * Bir oyuğ yuvaya yerleş a. eklem kaynaş . anket yapmak * bir konuda soruş turma. bir davranıveya olgudan anlaş ş bunlarıhatı ğdüş veya nesne. sormaca. ması anladı arap olayı msa m * hiçbir ş anlamadı ey m. anlam aykılı rı ı ğ * Karş anlamlı ı t kelimelerin. anlam bayağ ması ı laş * Anlam kötüleş mesi. tiftik keçisi. anket * Soruş turma. anketçilik * Soruş turmacı lı k. Ankara keçisi * Uzun. bir tasarın. lan n rlattı ı ünce mana. Ankara kedisi * Uzun tüylü ve Ankara yöresinde yetiş kedi ı . sözlerin bir araya gelmesi. fehva. * Anket yapan uzman. tirilmiş (tesisat). ş ı ey. . * Bir önermenin. . anlam bilimsel * Anlam bilimi ile ilgili. anlam çı karmak * bir cümlede veya bir metinden yeni ve değ ik bir anlam yakalamak veya bulup çı iş karmak. tı anketçi * Soruş turmacı . araşrma yapmak. bir sözden. anlam bilimi * Dili anlam açından inceleyen bilim dalı sı . semantik. kırcıve ipek gibi yumuş kı olan ve Ankara yöresinde yetiş vı k ak lları tirilen evcil keçi türü.Anka * Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuşZümrüdüanka. anlak anlaklı anlam * Bir kelimeden. * Zekâ. * Zeki. bir düş nı üncenin veya eserin anlatmak istediğş i ey.

* Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğ görme. inin anlamamak * hoş lanmamak. ş anlamazlı gelmek ktan * bir ş anladı hâlde anlamamı farkı varmamıgibi davranmak. anlam kayması * Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamları kayarak kalı maları ndan plaş . * Doğ ve yerinde bulmak. ey * (olumsuz veya soru biçiminde) İ görmek. inde ka * Sorup öğ renmek. aret ini sonuç niteliğ baş bir bilgi edinmek. kayması bayağ ması veya ı laş . yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek eyin unu. unu anlamak * Bir ş ne demek olduğ neye iş ettiğ kavramak. ru * Birinin duyguları. düş nı üncelerini sezebilmek. anlam kötüleş mesi * Anlamı ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kötü veya kötüye doğ giden bir anlam kazanması iyi ru . yorumlamak. anlamazlı k * Bir ş anlamamı kavrayamamıgibi davranmak. yanlıdeğ ya ş erlendirmek. anlam değ mesi iş * Anlamı daralması n . söyleyenin aklı geçmeyen bir ndan anlam vermek. ilgilenmemek. i. eyi ş . anlam vermek * kendince bir yargı varmak. anlam geniş lemesi * Dar bir anlamda kullanı bazı lan kelimelerdeki anlamıilgili kavramlara yayı . n lması anlam iyileş mesi * Kötü ve olumsuz bir anlamı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanması olan . dileğ yerine getirilmesini istemek. geniş lemesi. yararlanmak. isteklerini.* yersiz ve gereksiz bir yargı varmak. bu kavramlar içinden tek bir anlam bildirmesi durumu. * Bkz. müteradif. anlamı gelmek (veya manaya gelmek) na * (bir anlam) bildirmek. na ş anlamdaş * Eş anlamlı . anlamamazlı k * Anlamazlı k. anlamdaşk lı * Eş anlamlı lı k. yilik * Sahip olmayı istemek. * Bir ş üzerinde bilgisi bulunmak. müradif. anlamlandı rma . sinonim. anlam daralması * Geniş kavramları bir kelimenin. bir söze. genel bir olan anlamdan özel bir anlama geçiş . isimden türeme fiil. eyi ğ ı ş . ya anlama * Anlamak iş vukuf.

anlamlandı rmak * Anlamı açı nı klamak. anlamlı anlamlı * Anlamlı olarak. z zlı anlarsıya! n * açı klanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanı lı r. anlamlı * Anlamı olan. mak i. manalı . anlam vermek. ortaya çı ine kmak. ı ı ldına anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * iş iç yüzü. anlamsı z * Anlamı olmayan. anlaş ma * Anlaş işuyuş itilâf.* Anlamlandı iş rmak i. kimselerden biri. anlaş ı lmak * Anlamak iş konu olmak. bir ş demek isteyen. anlaş Vehbi'nin kerrakesi. anlamsı tı zlaşrmak * Anlamsıduruma getirmek. z anlamsı tı zlaşrma * Anlamsı tı zlaşrmak durumu. anlamlı lı k * Anlamlı olma durumu. nda ma anlaş ı lan * anlaş ğ göre. z anlamsı k zlı * Anlamsıolma durumu. muğ güç ş ı lâk. gerçeğöğ in i renildi. galiba. ı ldı anlaş ı lma * Anlaş ı iş lmak i. önemli bir ş anlatmayan. karık. ma. düş ey ündürücü. manidar. anlam kazandı rmak. zlaş anlamsı mak zlaş * Anlamsıduruma gelmek. anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * Bkz. belli olmak. manası k. anlamsal * Anlamla ilgili. semantik. . anlamsı ma zlaş * Anlamsı mak durumu. manası ey z. bir anlam verilemeyen. anlaş ı lmaz * Anlaş ı lması olan. anlaş ı k * Araları anlaş bulunan taraflardan.

antant. bir konuyu söz veya yazı bildirme. anlaş maya varmak * bir konuda birisiyle anlaş mak. anlatı cı anlatı lma * Hikâye. fı gibi ş kra eyleri anlatan kimse. ihtilâf.* Devletler arası siyasî. alanlarda yapı uzlaş ve bu uzlaş n tespit edildiğ lan ma manı i belge. ma anlaş mak * Düş ünce. anlatı * Hikâye etme. sağ anlata anlata bitirememek * bir ş eyden çok söz etmek. uzlaş . anlaş k mazlı * İ veya daha çok tarafıkarş an düş ve amaçları nda ayrı uyuş k. anlaş malı * Anlaş maya dayanan. * Anlatı iş lmak i. mazlı anlaş k çı mazlı kmak * bir konuda uyuş k söz konusu olmak. anlaşrmak tı * Anlaş . tahkiye. stilistik. mazlı anlaşrma tı * Anlaşrmak iş tı i. ekonomik. tı anlatı tonu m * Anlatı mantıve düş özelliğ göre oluş ton. amaç bakı ndan birleş mı mek. zca ı rlı * Eserlerinde hikâye etmeye. övmek. ile anlatı bilimi m * Üslûp yöntemlerini inceleyen edebî araşrma. ifade. kültürel vb. duygu. ma. anlaş yapmak ma * anlaş belgesi düzenleyip imzalamak. anlatı lmak * Anlatmak iş konu olmak. uyuş mayı mayı mayı lamak. anlatı mlı * Düş ve duyguyu güçlü ve canlı biçimde anlatan. inceleme. * Bir duyguyu. ki n ı laş ünce arası lı k. ine anlatı m * Anlatmak iş i. tahkiyeye ağ k veren (yazar). bir düş ünceyi. uyuş itilâf. ı rlı anlatı lı mcı k * Bkz. ekspresyonizm. mda k ünce ine an anlatı mcı * Yalnı hikâye etmeye ağ k veren (eser). ünce bir .

ihtifal. anlayı zlı ş k sı * Anlayıkığ kafası k. izan. * Hoş görüsüz. * Söylemek. kalı kafalı ş t ı z. z. anlamayana davul zurna az * anlayı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler. anlattı rma * Anlattı rmak iş i. oysa anlayı z kimselere ne söylense yararsı r. takrir. ş lı anlayı z ş sı * Anlayı kıolan. usa vurma. zlı * Hoş görüsüzlük. * Bir konu üzerinde açı klamada bulunmak. bir hatı lan . k. kafası kavrayı z. ferasetli. anlayıgöstermek ş * istenilen veya söylenilen bir ş hoş eyi görüyle karş ı lamak. zihniyet. belirtmek. bilgi vermek. anlayılı şk lı * Anlayı olma durumu. * Ayıcı nitelik olmak bakı ndan görüş rı bir mı . anlattı rmak * Bir konu üzerinde bilgisini ölçmek. bir an içinde olan. telâkki.anlatı ş anlatma anlatmak * Anlatmak iş i veya biçimi. ş sı n . sa * Duyu ve iradeden ayrı olarak düş ünülen bilme melekesi. zihniyet. eyi * Ölmüş insanı rlamak için yapı tören. ş lı ş sı zdı anlayıdinlemek p * (bir olayla ilgili olarak) iyice anlamak. hâlden anlama. anlı lı kçı k * Duyu ve irade karş nda anlın üstünlüğ ileri süren doktrin. anlı k entelekt. i. gösteriş ünlü. i * Anlama yeteneğ feraset. ı zlı n lı k. * Hoş görülü. kalı kafalı vurdumduymazlı izansı k. izanlı ş ı . gabi. anlayı ş lı * Anlayı olan. * Anlatmak iş i. gabavet. anlayı ş * Anlamak işveya biçimi. zihniye. nakletmek. ı sı ğ ı ünü anma * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etme. ş tlı. anlama gücü. izah etmek. *İ nandı rmak. anlıanlı ş * Güzel. yargı müdrike. vurdumduymaz. * Kı süren. zekâ. entelektüalizm. anlayana sivri sinek saz. açı klama yaptı rmak. lama. zeki. li. * Hoş görme. izansı ferasetsiz.

anonim ş irket. anonim ş irket * En az beş inin kurduğ sermayesi hisselere bölünmüş her ortağ sorumluluğ sermayedeki hissesi kiş u. lı . anormal * Genel olan örneğ alılmı ve kurala aykıolan. düzgün olmayan. nlı anofel anomali * Sapaklı aykılı k. anla * Adlandı rmak. i annelik etmek * annelik görevini yapmak veya anne gibi ilgi ve yakı k göstermek. ş ş ı a rı * Bkz. anonim * Adı bilinmeyen. lmak ey. n) anneanne * Annenin annesi. sunucu. k. rı k. anons etmek * sözle veya yazı bir durumu. anmalı k anne anne olmak * (kadı çocuk sahibi olmak. zı * Bir armağ gönlünü almak. anons * Duyuru. * Sı mikrobunu aş tma ı bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis). yla anonsör anorak * Başklı geçirmeyen spor ceket. iyi hatı lan anmak * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etmek veya onu düş eyi ünmek. su anorganik *İ norganik. layan anonim ortaklı k * Sermayesi paylara bölünmüş olan ve her ortağ sorumluluğ sermayedeki payı sırlı ı n u yla nı bulunan ortaklı k. annelik * Anne olma niteliğveya durumu. gayritabiî. bir haberi halka bildirmek. e. duyurma.anma töreni * Bir kiş veya bir olayı rlamak için yapı tören. * Anı için verilen ş hatı yadigâr. zikretmek. . sanı * Yaratısın adı cını bilinmeyen (eser). * Bir sözü ağ na almak. * Çocuğ dünyaya getiren kadı unu n. bergüzar. ve ı n u ile sırlı nı ortaklı anonim ortaklı k. hatı rlamak. ra.

eyi için * Beynin irinsiz iltihaplı hastalı.* Dengesi bozuk. habersiz. ansiklopedik * Ansiklopedi ile ilgili. ra rada. eyi k doğ * Kendi kendine söz verme. anî olarak. ant verdirmek * bir ş yapması bir kimseye ant içirmek. akı z. . eyi ant kardeş i * Bkz. anot ansefal * Kafatası içindeki beyin ve yardı organlarıhepsi. özel adları içine alan sözlük türü. sanat dalları tek veya bir arada belli bir yönteme göre inceleyen eser. ansiklopedik sözlük * Alfabetik sı göre kelimelerin karş kları geniş biçimde veren. ansın zı * Hiç hatı gelmedik bir sı birdenbire. ant içmek (veya etmek) * bir ş yapmaya veya yapmamaya ant ile söz vermek. anormallik * Anormal olma durumu. anîden. * Bkz. raya ı nı lı bir da ant * Tanrı veya kutsal bilinen bir kiş bir ş tanıgöstererek bir olayı rulama. mcı n ansefalit ansı ma ansı mak ansı z * Anlayı z. kan kardeş i. artı mın landı ı i uç. ansiklopedi * Bütün bilim. anormalleş mek * Anormal duruma gelmek. ş sı lsı * Birdenbire. yemin etmek. bilgilik. * Her konuda biraz bilgi sahibi olan. nı ansiklopedici * Ansiklopedi hazı rlayan veya satan (kimse). * Bir elektrolitte elektrik akı nıgelip bağ ğve içeri girdiğuç. deli. 'yı iyi. yemin. anı msamak. ğ ı * Bkz. anormalleş me * Anormalleş iş mek i. ı * Değ ik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getirme veya toplama iş iş i. anı msama. ansiklopedicilik * Ansiklopedicinin yaptı iş ğ .

itilâf. miş rt ş k Antep baklavası * Antep yöresinde yapı özel bir tatlı lan türü. anten * Boş yayı elektromanyetik dalgaları lukta lan toplayarak bu dalgaları transmisyon hatları n içerisinde yayı nı layan cihaz. Antep fı ğ stıgiller ı * Ayrı yapraklı taç lardan. sı yüzgeçleri uzamıkemikli balıtürü. yağ yemiş acı lı i. lması sağ * Duyarga. ma. iskeleti kemikleş . tipik örneğAntep fı ğağ olan bir familya. anterit * İ bağ nce ı iltihabı rsak . kı nı ı ı sı eye antagonizma * Tezat. nı anterosel * İ bağ nce ı fığ rsak tı. cı nda n ini antenli * Anteni olan. Antep fı ğ stı ı * Antep fı ğ stıgillerin örnek bitkisi. antarktik * Güney kutupla ilgili. iplikleri çı lmıve kafes ş karı ş eklini almıkumaş ş üzerine aynı iplikle renk verevine sarı yapı bir çeş el iş larak lan it lemesi. ince ve sert kabuklu. antant kalmak * anlaş mak. "çocukların başiçin" gibi sözlerle karş ndakini bir ş zorlamak. nı antarktik kara * Güney kutuptaki kara bölgesi. ma.ant vermek * "Allah aşna. ı anterostomi * Bağ düğ ı rsak ümlenmesinin kesilip alı nması . antet . anterograf * Bağ kası ı rsak lmaları ölçmeye yarayan alet. güney kutup yakında olan. ş am fı ğda denilen bir ağ (Pistacia vera). * Olta ş amandı nı alt ve üst kı nda bulunan ince uçlar. uzlaş mak. stı ı aç * Bu ağ n. i stı acı ı Antep iş i * Gazi Antep yöresine özgü. rasın smı anten yükselteci * Anten ile alı arası yer alarak elektromanyetik dalgalarıgenliğ yükselten cihaz. antant * Anlaş uyuş mutabakat. yurdumuzda Gazi Antep ve Siirt bölgelerinde yetiş yanlıolarak Ş ı en. antenli balı k * Göğ yüzgeçleri saplı üs .

antibiyotik tedavisi * Bir veya birçok antibiyotiğ durdurucu veya öldürücü etkisinden faydalanı yapı tedavi. yatak çarş gibi bezlerin kenarları paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanları afı na n ikisi. antibiyotik * Bitkilerde. ana hatlarda herhangi bir değiklik yapı iş lmamıve belli bir ekole ş göre isimlendirilen mobilya. sı antik * İ Çağ uygarlı lk daki klarla. streptomisin gibi maddelerin ortak adı . antika mobilya * En az yüz sene evvel imal edilmiş olan. antiasit * Alkalik. rı antidot * Bkz. ı t lmıad lı antetli * Başklı lı . antifriz * Bir sıya katı ğ o sınıdonma derecesini düş vı ldında ı vın ürerek donması önleyen madde.* Kâğ veya zarf üstüne bası ş ve adres. penisilin. * Bu çağ özgü olan. tuhaf. özellikle küf mantarları bulunan veya sentezle elde edilen. ı antiemperyalizm * Emperyalizme karştutum. acayip. kalevî. örtü. antikacı . başk. nı antihijyenik * Sağk kuralları aykı olma. parazit gibi protein yapında madde. kları antik çağ * Eski Yunan ve Roma uygarlı nıgeliş yayı ğçağ kların ip ldı ı . antialerjik * Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanı ilâçlarıözelliğ lan n i. virüs. * Genele. olağ geleneğ aykı. ana. davranıveya öğ ı ş reti. lı na rı antijen *İ çerisine girdiğorganizma aracı ı antikor oluş i lıyla ğ umunu sağ layan bakteri. üçü bir arada tire ile sarı yapı diş süs. özellikle eski Yunan ve Roma uygarlı ile ilgili olan. e rı * Mendil. antetsiz * Başksı lı z. larak lan diş çan i. a antika * Eski çağ lardan kalma eser veya tarihî değ olan eski eş eri ya. in larak lan antidemokratik * Demokrasiye aykıolan. sı diş ajur. antiemperyalist * Emperyalizme karşolan. panzehir. birçok mikroba karşkullanı nda ı lan. * Antik.

* Bu hayvanıderisinden yapı ş n lmı . ya antikacı lı k * Antika eş veya eserlerle uğ ma iş ya raş i.76 olan. k z kardı ı * Bası azaltı ş elektrik boş tüpünde. * Hastalıetkenlerini zararsıduruma getirmek için vücudun çı ğmadde. kanı kaynamamak. antikatot yaprak. ı antikapitalizm * Kapitalizme karşolma. ı t * Antipati uyandı sevimsiz. antimon * Atom numarası atom ağ ğ121. antikapitalist * Kapitalist rejime karşolan kimse. antikite * Tarihte İ Çağantik devir. zlı an. haddede veya çekiç altı iş 51. ğ ı antikor antilop * Antiloplardan.* Antika eş veya eser satan veya toplayan kimse. ş kı * Sevimsizlik. antipropaganda * Karşpropaganda. lk . çoğ unlukla bası harfleri alaş nda kullanı mavimtı beyaz renkte bir element. antiloplar * Geviş getiren memeli hayvanları bir familyası n . sı ülkelerde yaş cak ayan. antinomi antipati * Çatı . katot ınları alan elektronik lâmbadaki genellikle metal ncı lmıbir alma ş nı ı antipatik antipatik bulmak * sevimsiz bulmak. * Karş duygu. çok hı koş boynuzlu bir hayvan (Anthilopus). antikomünist * Komünizme karş ı . Kı m ı mı lan. ı antikası bilmek nı * en iyisini bilmek. ı antisemit . antikomünizm * Komünizm aleyhtarlı. antikalı k * Antika olma durumu. ı ı rlı nda lenemeyen. uk. 6300 C de eriyen. * Tuhaflı k. soğ ran. soğ ukluk. rak saltması Sb.

çine z kardı ı antlaş ma * İ veya daha çok devletin saldı ki rmazlı savaş ittifak gibi konularda üstlenmelerini belirttikleri belge ve k. karmadan. . antlaş mak * Antlaş yapmak. * Ant içmiş veya ant içirilmiş . * Bir yapı girip geçilen yer. yazarları bestecilerin eserlerinden alı ş n. idman. seçki. nmıseçme parçalardan oluş kitap. ş tı antrenmanlı *İ dmanlı . ı antitoksik * Antitoksin. antitoksin * İ giren toksinleri zararsıhâle getirmek için vücudun çı ğmadde. ta belgede belirtilen durum. antrenmansı z * Antrenmanı olmayan. antlı antoloji *Ş airlerin. methal. büyük bir ı vererek yanan bir tür taş sı kömürü. duman çı an. pakt. * Güçlükle tutuş koku. antiseptik * Antisepsi yapmak için kullanı veya antisepsi özelliğolan (madde). alı rma yapmak. havanı sarmal biçimli hareketi için kullanı nçlı n lı r. güldeste. antrenman * Bir spor dalı yapı alı rma veya hazı k çalı . idmansı z. egzersiz. nda lan ş tı rlı ş ması antrenman yapmak * spor amacı çalı yla ş mak. antitez * Karşsav. ğ ı antisemitist * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması isteyen nı görüş bağ olan (kimse). da * Baş ç yemeğ langı i. an antrakt antrasit antre * Ara. ü antisepsi * Mikropları ilâçla öldürme yolları . ahitleş ma mek. e lı antisemitizm * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması nı isteyenlerin görüş veya tutumu.* Yahudilik aleyhtarlı. muahede. lan i antisiklon * Yüksek bası atmosfer kütlesi.

rası ken. bütün öbür yaratı n insan için yaratı ş n kları lmıoldukları söyleyen dinî nitelikli nı öğ insaniçincilik. u antrepocu * Antrepo iş kimse. biyolojik özelliklerini. antrepoculuk * Antrepocunun yaptı iş ğ . ş cı tı k. insansı . antropoloji * İ n kökenini. nsan antropomorfizm * İ biçimcilik. antropolojik * İ bilimiyle ilgili. nda. tiren ş tı i. yrı ş * Triyas devri katmanları bulunan. ayak direyici. insansı lar. antroposantrizm *İ nsanı tabiatımerkezi sayan. anut * İ . antropozoik devir * Antropozoik. evrimini. ardiye. reti. imli antropoit * Bkz. nsan antroponim * Kişadları inceleyen bilim dalı i nı . antrparantez * Söz arası sı gelmiş istitrat. ı antrkot antrok * Sırıiki kürek arası ve pirzolalıyerinden çı lan kemiğ ğn ı ndan k kartı inden sı lmıet dilimi. antropolog * İ bilimi uzmanı nsan . ş cı tı antrenörlük * Antrenörün işveya mesleğ çalı rılı i i. antropoitler * Bkz. insan bilimsel. toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim.antrenör * Bir spor dalı sporcuyu eğ yetiş ve çalı ran kiş çalı rı. leten * Antrepoya bakan kimse. insan nsanı bilimi. antropozoik * İ n belirmesi ve yayı nı nsanı lması niteleyen antropozoik devir teriminde geçer. yanı u. antrepo * Gümrüklere gelmiş ticarî eş n konulduğ korunduğ yer. natçı . nda iten. deniz lâlelerinin sapları oluş nda nı turan kalsiyum karbonat birleş fosil. derisi dikenlilerden.

makat. ı r zlı ı * Sindirim kanalın doğ bağ nı ru ı denilen son bölümündeki çış i. itli aparkat aparma * Boksta bükük kolla aş ı yukarı doğ atı yumruk. gürbüz. zı nlı k apak * Çok ak. cak en aç * Bu ağ n yara tedavisinde kullanı reçinesi. ı kan rmı kan ı tan * Çok acı . aort apacı apaçı k apaçı k klı * Apaçıolma durumu. yaka paça.anüri anüs * İ nı drarı yapamama ş eklinde ağ bir böbrek rahatsı ğbelirtisi. ı n rsağ apansın zı * Birdenbire. apala apalak apandis apandisit * Apandisin iltihaplanması . çok anî olarak. kuya rakmaksın aydı k. ağ dan ya ru lan * Aparmak iş i. k. apansı z * Hiç beklenmedik bir sı pek ansın. zı * Abla. . * Çok açı çok belirgin. iri. * (bebekler ve küçük çocuklar için) Tombul. cihaz. * Kör bağ ı ince bir parmak gibi olan son bölümü. acı lan * Rakı . ve aparey * Çeş parçalardan meydana gelen alet. apar topar * Telâş acele ile. anyon anzarot * Negatif elektrikle yüklü iyon. açıbir biçimde görünmesi. k * Bir ş hiçbir kuş yer bı eyin. anüs yüzgeci * Balı klarda anüs bölgesinde tek olarak bulunan yüzgeç. * Sı ülkelerde yetiş bodur bir ağ (Sarcocolla). ş rsak kıdeliğ erç. rada. * Kalbin sol karı ğ ncından çı ve vücuda kı zı dağ büyük atardamar. eksin.

alıgötürmek. * Doğ kemik dokusunda bulunan. ayrıbacaklı nı k . p * Gizlice almak. * Avuç. * Bir avuç dolusu. aça * Yorgun. kabadayı . açar. * Yelken rüzgârla dolup şmek. apaş apatit apaydı n * Çok aydı k. ki ı n nda apı ş ak * Bacakları açarak yürüyen. * Külhan beyi. ş kı aş n. p apart otel * Müş terilerin kendi yeme ve içme ihtiyacı karş nı ı layabilmek için gerekli malzemeler ile donatı ş ı z lmıbağ msı apartman veya villâ tipinde inşedilmiş a ancak otel gibi iş letilen konaklama tesisi. nda na ile * Böyle esen bir rüzgârla. iş * (gemi) Apazlama rüzgârla gitmek. apel aperitif apı ş * Butlarıiç tarafı bacak arası n . n apayrı apaz * Büsbütün ayrı . alıkaçmak. * İtahı ş açmak için yemekten önce içilen içki. * Pupa ile orsa arası geminin omurgası 450 açı esen (rüzgâr). nlı apaydı k nlı * Apaydıolma durumu. * Bacakları aça yürüme. apazlamak * Avuçlamak. * Anonim ortaklı klarda sermaye artımı yapı ödeme çağsı rı için lan rı. apartman * Birkaç katlı her katı bir veya birkaç daire bulunan yapı ve nda . içinde flüor veya klor olan doğ kalsiyum fosfat. * Çok az. iki .aparmak * Almak. güçsüz. bambaş ka. apıarası ş * İ bacağ arası kalan yer. hayta. al apaz apazlama apık ş ı . çalmak. ada. * Apazlamak iş i.

karanlı(söz veya yazı k ). * Derli toplu. * Hayvan yorgunluktan bacakları birbirinden ayı çöküvermek. n eyin lı p e aposteriori * Deney sonucu ortaya çı (bilgi). apokrif * Doğ ruluğ güvenilmez söz veya yazı una . telden yapı torbaya benzer. ş ı k. aplik aplikasyon * Uygulama. apokaliptik * Anlaş ı lmaz. * Duvar ş amdanı . apolet * Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformalarıomuzları takı iş n na lan aretli parça. süslü.* Kuyruğ apıarası alarak yı n yı n giden (hayvan). büyük gözlü ağ lma. * Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalması sağ nı lamak. * Apı ş iş mak i. bacakları rarak çömelmek. aplike * Düz veya desenli bir kumaş kesilmiş tan motiflerin bir baş kumaş iş ka a lenmiş durumu. sonsal. kan apoş i * Çember biçiminde. apı k ş lı apı ş ma apı ş mak * Ağ . nı lan * Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazı klarla belirtme. * Bir kumaş üzerine baş bir kumaş ka parçası veya bir danteli dikme yolu ile uygulayarak yapı süs. omuzluk. r. unu ş na lgı lgı apıp kalmak ş ı *şı aş rmak. * Apı rmak iş ş tı i. na lan apoletleri sökülmek * bir suç sebebiyle rütbesi indirilmek veya askerlikten atı lmak. * Giysilerin omuzları süs olarak takı parça. apiko * Geminin. * Hazı tetik. duvar lâmbası . . zinciri toplayı demirini kaldı p rmaya hazı r bulunması . aport * Avıveya kendisine gösterilen ş üzerine atı getirmesi için köpeğ verilen buyruk. apotr . apı rma ş tı apı rmak ş tı * Hayvanı yorarak yürüyecek gücünü bı çok rakmamak. ayı * Ne yapacağ kestirememek. kapalı . ş ı ı nı aş rmak. nı rarak * Oturmak.

* Apresi olan. k. aptal olmak * aptal durumda bulunmak. apreci apreleme aprelemek * Kumaş veya deriyi cilâlamak. perdahlanması . . langı na ğ n ı eri. rı ş * Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanı baş ç noktası olan uzaklınıcebirsel değ n. zekâ yoksunu. havari. önsel. apraksi apre * Bkz. aval aval. ş ş .* Yardı . apse yapmak. koordinat. * Bir noktanıuzaydaki yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı n . koruyucu. alı ahmak. perdahlamak. lev * Kumaş veya derinin cilâlanması . azarlama. abril. apseleş me * Apseleş durumu. yla apse * İ birikimi. lı kta lan * Apre yapan kimse. iş yitimi. lı kta. * Dokumacı boyacı cilâ olarak kullanı madde. aptalca. * Nisan ayı . * Zekâsı geliş pek memiş . * Küçümseme belirten seslenme. apreli apresiz april apriori * Hiçbir denemeye dayanmayan ve akı l yordamı bulunup ortaya konan. apsent apsis * Pelinle kokulandılmısert bir içki. mcı appassionato * Bir parçanıcoş n kunca çalı ı anlatı nacağ nı r. * Aprelemek iş i. mek apseleş mek * Yara irin bağ lamak. aptal aptal aptal * Aptal gibi. çı rin ban. apse yapmak * bir doku içinde iltihap oluş mak. * Apresi yapı lmamı perdahlanmamıveya cilâlanmamı ş .

ahmaklaşrmak. bilmez sanmak (sanı lmak). eyi aptallı k * Aptal olma durumu veya aptalca iş . abdestlik. aptal gibi. anlamaz gibi görünmek. aptal duruma getirmek. ahmaklaş klaş mak.aptal yerine koymak (veya koyulmak) * anlamaz. aptalca * Biraz aptal. ması tı aptallı vurmak ğ a * bir ş bilmez. apteslik aptessiz apukurya apul apul * Tombul çocuklarıbacakları açarak salı salı yürüyüş n nı na na lerini anlatı r. apteshane * Bkz. ı r aptalcası na * Aptala yakır biçimde. ş ı aptallaş ma * Aptallaş iş mak i veya durumu. * Bkz. abdestli. alı mak. apteriks aptes * Bkz. abdestsiz. aptesbozan * Bkz. * Bkz. * Et kesimi yortusu. abdestbozan. . abdesthane. aptallıetmek k * aptalca davranmak veya aptalca iş görmek. abdestbozan otu. tı i aptallaşrmak tı * Aptallaş na sebep olmak. aptesbozan otu * Bkz. aptallaşrma tı * Aptallaşrmak işveya durumu. ahmakça. kivi. aptal gibi. aptallaş mak * Zekâsı iş nı letemez olmak. Ar * Bkz. aptesli * Bkz. abdest. * (apta'lca) Aptala yaraş nitelikte.

Bu ekle k-ar. lı * birinin sılmayı yana bı kı bir rakarak yalnıçı na baktı anlatı z karı ğ ı lı söylenir. mola. utanç duymamak. * Kiş ilerin veya topluluklarıbirbirine karşolan durumu veya ilgisi. aralı boş mesafe. ara açmak * dostluğ bozmak. iki olayı ki birbirinden ayı zaman. antrakt. ar ve hayâ perdesi yı lmak rtı * utanmamak. anlaş u mazlı yol açmak. utanmaz. ara bono * Arada ödenen olağ dı bono. na kları * Aralı k. açar "anahtar". -ar. çı "menfaat" vb./ -er*İ simden geçiş fiil türeten ek. -ar. * Futbol oyununun kı beş dakikalıiki devresi arası oyunculara verilen on beş rk er k nda dakikalıdinlenme k süresi. geç-er. ar yıdeğ kâr yı lı il. utanç duyma. biç-er. * Bir oyunda. fası ran la. haftayı m. ölç-er vb. ar namus tertemiz * utanması olmayan. gid-er-mek vb. ar * Utanma. kalk-ar. r: kar -ar. yapı ş lmıisimler de vardıkeser. ar belâsı * namus ve onuru için baş söz eder korkusu./ -er*İ simden geçişfiil türeten ek: baş li -ar-mak. ki eyi ran k. siz -ar. bat-ar. sı radakilerin birbirlerinden yanlaması olan uzaklı . yüzsüzlük etmek. ar * Tarı alanları yüz metre kare değ m için erinde yüzey ölçü birimi. rken ara * İ ş birbirinden ayı uzaklı açı k. * İ olguyu. * Toplu jimnastik dizilmelerinde. çı yat-ar./ -er* Fiilden ettirgen çatı türeten ek: çı k-ar-mak./ -er* Belirli fiillere gelen geniş zaman eki: aç-ar. kı ar etmek * utanmak. luk. suv-ar-mak vb. an ş ı ara bozucu . n ı * Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi.* Argon'un kı saltması . klı k. bir filmde dinlenme süresi. * (basketbol ve voleybol için) Takı n oyun sı nda aldı birer dakikalıdinlenme ve talimat alma mları rası kları k süresi. ğ a ara başk lı * Esas bölümün alt başkları anlatmak için kullanı lı nı lı r. kası ar damarı çatlamı ş * utanç duyulacak ş eyleri hiç sılmadan yapan.

münafı müfsit. ara kapı * İ yapı oda arası kolayca geçmek için açı kapı ki veya nda. ş ı lan ara sı cak * Soğ ve sı yemek servisi arası ikram edilen hafif sı yiyecekler. güftenin iki kı arası baş sonuna da gelebilen. ara buluculuk etmek * ara bulmada yardı olmak. . arada önlem niteliğ verilen karar. ara deniz * Okyanuslardan dar ve az derin boğ azlarla ayrı karalarıarası sokulmuş lan. ara kararı * Bir davanıbakı nı n lması kolaylaşrmak için yargı önce. arkı tası na. uzlaşrı. uk cak nda cak ara sı navı * Üniversite ve yüksek okullarda yarı l içinde yapı sı yı lan nav. fitçi. fesatçı . ara seçim * Genel seçimler dında yapı ara dönem seçimleri. fitçilik. ara bulmak * anlaş amayanları tı uzlaşrmak. fesat. ara konakçı * Asalağ geliş evreleri sı nda beslenip barı ğkonakçı ı n. lan . ara mal * Üretimde gerekli malı etmek için kullanı yarı lenmiş elde lan iş mal. tı dan inde ara kazanç * Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç. ı na. katı cisimlerin birbirlerine rastladı ve kesiş kları tikleri yer. k k lan ara nağ mesi * Bkz. sözsüz çalı parça. köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde. münafı k. ara kesit * Çizgilerin. tı tıcı ara buluculuk * Uzlaşrılı tıcı k. ara nağ me * Ş . me rası ndı ı lardan her biri. mcı ara cümle * Birleş veya yalıcümlelerde anlamı ik n biraz daha açı klamak için araya giren iki virgül veya iki kı çizgi sa içinde verilen cümle. ara bulucu * Uzlaşran kimse. yüzeylerin. k. ara bozuculuk * Ara bozucu olma durumu. türkü. n na deniz. ara nağ me. klı ara bulma * Anlaş k durumunda bulunan kimseleri uzlaşrma iş mazlı tı i.* Ara bozan (kimse). nan * Sısısöylenen söz veya açı sorun.

araba araba * Arabalar dolusu. durmak. ara sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki yol. ara yerde ara yön * Dört ana yönden ikisi arası olan yönlerden her biri. arabacı lı k * Araba sürme iş i. * arası arada. * Araba yapma veya satma iş i. ruya ulan lan söz. * Araba vapuru. arabacı * Arabayı süren kimse. zaman zaman. nda. ı tı * Araba ile taş ş ı veya taş nmı ı nacak miktar. okun dibinde ve iki yanı bulunan uçları koş kayı bağ nda na um ş ları lanan ağ bölüm. . * Araba yapan veya satan kimse. eri araba falakası * Çift atlı arabalarda. * Araba dolduracak miktar. motorlu veya motorsuz her türlü kara taş . garaj. araba mezarlı ğ ı * Kullanı hâle gelmiş lmaz veya eski arabalarıbı ldı yer. araba devrilince yol gösteren çok olur * iş ten geçtikten sonra verilen öğ iş üdün değ yoktur. bir işbir süre bı i rakmak. lan ara söz * Doğ rudan doğ konuş veya yazı konuyu ilgilendirmeyen dolaylı istitrat. nda araba * Tekerlekli. n rakı ğ ı araba vapuru * Arabalı vapur. ara vermek * yeniden baş lamak için. birçok arabalarla. ı yan arabalı k * Araba konulan yer. ara cümle. arabalı vapur * Arabaya taş vapur.ara sı ra * Seyrek olarak. vapur. araba vapuru. arabalı * Arabası olan. aç araba kullanmak * araba sürmek. ara tümce * Bkz.

aççı Arabistik * Arap dili ve kültürü araşrmaları tı . münafı müzevir. ı ğ laş ı ini arabaş ı arabesk * Arap üslûbunda olan (ş ey). Araplara özgü olan. fesatçı u . tı arabozan * İ kiş arası ki inin ndaki dostluğ veya geçimi bozan (kimse). inde arabanıön tekerleğnereden geçerse art tekerleğde oradan geçer n i i * çocuklar. arabozanlı k * İ kiş arası ki inin ndaki dostluk veya geçimi bozma işmünafı k. klı aracı * Uzlaşran. k. uzlaş sağ ma lamak için görevlendirmek. * Arapça. i Arabî * Araplarla ilgili. ayına ı arabanıtekerine taş n koymak * güçlük çı karmak. * Giriş bezeme. aracı koymak * bir kimseyi.araban * Klâsik Türk müziğ bir makam. arabizasyon * Araplaşrma. büyüklerin yaş ş uyarlar. arabeskleş mek * Arabesk özelliğkazanmak veya arabesk durumuna gelmek. arabankürdî * Klâsik Türk müziğ az kullanı ş inde lmıbirleş bir makam. * Arap dili ve edebiyatı uğ an kimse. . i. nda Arabist Arabistan defnesi * Dulaptal otugillerden. Asya ve Afrika'nısı bölgelerinde yetiş kabukları n cak en. sı arabeskleş me * Arabesk durumuna gelme. müzevirlik. anlaş sağ tı ma layan kimse. ik arabeskçi * Arabesk müzik sanatçı. yla raş * Piş ve dondurulmuş miş hamur yanı yenen tavuklu veya hindili çorba. hekimlikte kullanı bir lan ağ k (Daphne gnidium). ik arabası düze çı nı karmak * karş tı güçlükleri yenip iş kolay yürür hâle getirmek. mutavassı t. * Üretici ile tüketici arası alı satı konusunda bağ kuran ve bundan kazanç sağ nda m m lantı layan kimse.

vası . * Bir ş ulaş bir ş elde etmek için yararlanı kimse veya ş eye mak. hacı n. in m araç * Bir iş yapmakta veya sonuçlandı rmakta. bilâvası ruya lan tası ta. araçsı z * Araç kullanı lmadan. ten p aradan kaldı rmak * iş yapma imkânı yok etmek. eyi lan ey. ta. araçlı * Araçla yapı veya olan. aradan çekilmek * iliş ini kesmek. iğ aradan çı karmak * birçok iş birini yapı bitirivermek. lantı tası aracı lı k * Aracın gördüğ iştavassut. bağ kurarak. aracı etmek lı k * bir iş çözümünde araya girerek yardı etmek. nı Araf Arafat * Cennet ile cehennem arası bir yer. araçsı k zlı * Araçsıolma durumu. nda * Mekke'nin doğ usunda. k zca n iş artları uyma na araçları olduğ savunan dünya görüş enstrümantalizm. arada çı karmak * baş iş arası bir işde yapı ka ler nda i vermek. ta. kuramları mantıve ahlâk biçimlerinin yalnı hayatıdeğik ş n. aletli jimnastik. araçlı jimnastik * Bkz. tavassut etmek. gücünden yararlanı nesne. vası z. vası yla. z arada bir * seyrek olarak. yoluyla. unu ü. araççı lı k * Düş ünme biçimlerinin. doğ rudan doğ yapı veya olan. bilvası lan talı ta. ları nı kları . arada kaynamak * karık bir durumda gereken ilgiyi görmemek. ş ı aradan * o zamandan bu zamana dek.aracı ı lıyla ğ * Aracı olarak. lan * Kiş veya nesneler arası bağ sağ iler nda lantı layan ş vası ey. vası nı ü . arada kalmak * iki tarafı tı üzere araya girme dolayıyla güç duruma düş uzlaşrmak sı mek. * Bir sonuca ulaş için kullanı ş mak lan ey. * Taş ı t. kurban bayramın arife günü toplandı tepe.

araklamak * Çalmak. araklama * Araklamak işçalma. lerin lmıince * Bir tür küçük zurna. il. seyrekleş nı tirmek. ri * Araklayan. uzaklaş yanı ayrı mak. * İ taneli bezelye. mıbir aralanma aralanmak * Biraz açı lmak. * Aralanmak iş i. iki dostun arası soğ na ukluk girmek. * Bitkilerin fazla dal ve çubukları kesmek. yeş mavimsi gri renkte billûrlaş ş tür kalsiyum karbonat. eyini rı plak aragonit arak * Ter. yarı açmak. aralama aralamak * Aralamak iş i. araka arakçı arakçı lı k arakı ye * Derviş giydikleri. k * Gitmek. aralıolmak. n. araları su sı ndan zmamak * birbirleriyle çok yakı sı fı arkadaşk kurmak. benzer nitelikler çok az olmak. ı rma.Arafatta soyulmuş ya dönmek hacı * her ş kaybedip çılçı kalmak. * Aralı duruma getirmek. rsı * Hı zlı rsı k. * Beyaz. * Seyrelmek. -arak / -erek * Fiillerden zarf yapan ek. aş i. çalan. çaresiz kalmak. kıkı lı araları açmak nı * iki kişarası i ndaki dostluğ iliş bozmak. kiyi . u. seyrekleş klı tirmek. araları dağ kadar fark olmak nda lar * araları her yönden büyük ayrı bulunmak. ndan lmak. hı z. aş ı rmak. tiftikten yapı ş külâh. araları iyi * dostlukları düzenli. nda lı klar araları kara kedi geçmek (veya araları kara kedi girmek) ndan na * iki dost birbirine gücenmek. * İ ş arası açı k oluş ki ey nda klı turmak. * Pirinç ve ş kamından elde edilen bir tür rakı eker ş ı .

eyler . ra.araları bozmak nı * iki kişarası i ndaki iliş bozmak. barı rmak. klı * Sı vakit. aralıvermeden. * Yı 31 gün süren son ayı kânun. aralı z ksı . * (bası lı Harfler veya satı arası mcı kta) rlar ndaki açı k. * Yarı k. tam kapanmamı açı ş . * Uygun. biraz açtı k rmak. fı li rsat. iyi tı ş tı aralatma * Aralatmak iş i. yarı açmak. araları açı k bulunan. ilk * Ayakyolu. espas. ik nda klı * Dizgide kelimeler. k aralı kta * Öbür ş arası eyler nda. aralıoyunu k * Tiyatroda iki perde arası yapı koro. bale. * Toplu beden eğ itiminde art arda dizilenleri ayı açı k. klı * Borsada hisse senetlerinin alı satı emirlerinin verildiğsüre. lacak tı lemi nan arama kararı * Arama yapı labilmesi için hâkim tarafı verilmiş ndan karar. arama tarama * Polisin kuş gördüğ kimseler üzerinde bı silâh. arama emri * Yapı araşrma iş için yetkili organdan alı buyruk. * Birbirine bitiş olan. m m i aralıetmek k * aralamak. koridor. üzerinde ve ğ ı yeri eş nda yapı araşrma iş yası lan tı lemi. geçenek. esrar gibi yasak ş araması kulu ü çak. araları açı k bulunmayan. ik nda klı * Sürekli. aralatmak * Aralıduruma getirtmek. elverişdurum. mesafe. kalı veya inceye doğ ayı uzaklı ka na ru ran k. aralı k * İ ş arası ki ey ndaki açı k. kiyi araları bulmak nı * birbirleriyle anlaş amayan iki kiş uzlaşrmak. aralı klı * Birbirine bitiş olmayan. iş gibi yerlerde. * Evin iki bölümü veya iki oda arası ndaki dar geçit. * harfler arası veya satı arası boş bı nda rlar nda luk rakmak. aralıvermek k * yeniden baş lamak için bir işkı süre ile bı i sa rakmak. i. harfler veya satı arası açı ğolan. ran klı * Portenin paralel çizgileri arası ndaki boş luk. monolog gibi eğ nda lan lendirici oyun. lı n . arama * Aramak iştaharri. * Bir sesi bir baş sesten. * Saklanan sanın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin ev. * Kesik kesik. espaslı rlar nda klı ı .

kötü davranı ş larda bulunarak cezayı gerektirmek. eyin unu * Önem verip istemek. i * Kendi üstünü aramak veya ortalı kendi kendine bir ş aramak. ile Aramca Aramîce aranı lma * Aranı iş lmak i veya durumu. aramak * Birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş mak. lan * Orta Doğ ile Kuzey Afrika'nıbüyük bir bölümünde yaş halk ve bu halkı soyundan olan (kimse). mak. * Bkz. * Bu söz "düzenlemek" anlamı "aranje etmek" biçiminde kullanı nda lı r. ine * Söz konusu olmak. erli. tı * Ziyarete. ine *İ steklisi bulunmak. arama yapmak * birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş taharri etmek. * (küçük a ile) Zenci.* Denizdeki mayı toplama veya yok etme iş nları lemi. aramak taramak (veya arayı taramak) p * dikkatle aramak. aranmak * Aramak iş konu olmak. aramakla bulunmaz * çok değ ancak rastlantı ele geçer. * Olumsuz. * Bir yöntem bulmaya çalı ş mak. özlemek. aranı lmak * Aramak iş konu olmak. r * Bir ş yokluğ duyarak geri gelmesini istemek. fellâh. çok aramak. Aramîce. * Düzenleyici. aranje aranjman aranjör aranma * Aranmak iş i. * Eksikliğduyulmak. u n ayan n * Arap halkı özgü olan ş na ey. * Samî dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milâttan önceki dönemlerde kullanı ş lmıbulunan ölü bir dil. * Aranı çözüm. * Düzenleme. hatısormaya gitmek. yoklamak. * Araşrmak. * Ş koş art ulmak. arantı Arap . kta eyler * Ş koş art ulmak. * Koyu esmer veya kara.

kararmak. ğ ı Araplaşrma tı * Araplaşrmak iş tı i. ş ı Arapsaçı * Küçük. * Arap dili özelliğkazandı i rmak. Arap zamkı * Akasyadan elde edilen bir zamk. mak Araplaş mak * Arap olmak. ğ z ı ları Arap sabunu * Potasla yapı yumuş esmer bir sabun. Arap gibi olmak * simsiyah olmak. arap saçı gibi * karmakarık. Arap rakamları * Bugün kullandımısayı gösteren rakamlar. zamkı arabî. lan * Bu dile özgü olan. Arapça * Samî dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanı dil. Araplaş ma * Araplaş durumu. Arapçalaşrma tı * Arapçalaşrmak iş tı i. ler ş ı Arap tavş anı * Kemirgen memelilerden bir hayvan (Daculus daculus). Araplı k * Arap olma durumu. Araplı benimsemek. yuvarlak ve çok sıyeş yaprakları uzadı aş ı ru sarkan bir tür süs bitkisi. ak. lan. ş ı arap saçı dönmek na * iş çok karıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek. Arap uyandı (veya Arabıgözü açı ) n ldı * geçen bir olaydan ders alı ğ anlatı ndını ı r. Arapsaçı * Çözümlenemeyecek kadar karık durum.arap * Negatif fotoğ raf. k il olan kça ağdoğ . Arapçalaşrmak tı * Arapçaya çevirmek. Araplaşrmak tı * Arap kimliğ kazandı ini rmak. Arap olayı m * (ş yollu) söylenen bir ş doğ una inandı aka eyin ruluğ rmak için kullanı lı r.

Arasat * Müslüman inanına göre. kı ş ı yamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer. araşrman. ı araşrı tı * Araşrma. araşrılı tıcı k * Araşrınıyaptı iş tıcın ğ . sı ı cağ cağsı ı na. birbirine darı lı sarsı lı ları lmak. arkası kesilmeden. * Çarş ı veya alıveriş larda ş bölgelerinde aynıi yapan esnafı bir arada bulunduğ bölüm. inceleyen. tı * Sürekli olarak. arası geçmeden * vakit geçmeden. ararot kamı ş ı * Maranta. arası (veya iyi) olmamak hoş *oş eyden hoş lanmamak. ı araşrı tılma * Araşrı iş tılmak i. arası (veya araları lmak (açıolmak veya bozulmak) ) açı k * arkadaşkları lmak. müstemirren. * Bilim ve sanatla ilgili olarak yapı yöntemli çalı lan ş ma. mütecessis. vira. araşrmacı tı tı tı (kimse). geçimsizlik olmak.ararot * Sı iklimlerde yetiş maranta adlı ş ve baş bitkilerin kökünden çı lan. çocuk maması cak en kamı tan ka karı yapmaya yarayan un. araşrı tılmak * Araşrma yapı tı lmak. araşrma filmi tı * Herhangi bir bilimsel araşrmada alınısalt bir kayıaracı tı cın t olarak kullanı yla elde edilen film. araları gerginlik. arası z arasta araş it * Yer fı ğ stı. geçirilmek. ara vermeden. arası umak soğ * aradan zaman geçerek önemini yitirmek. gözden. arkadaşk bağ kopmak. araşrma tı * Araşrmak iş taharri. tı i. nda arası olmamak * geçinememek. arası (veya araları karı na na) ş mak * büyüyüp yetiş mek. iş n u araşrı tıcı * Araşran. lması araşrma görevlisi tı . * Meraklı .

asistan. tıcı aratı ş aratma aratmak * Aratmak iş i veya biçimi. arayı cı * Bir ş aramayı edinen kimse. * Bilimde ve sanatta yöntemli çalı ş malar yapmak. araşrmacı tı * Bilim ve sanat alanları araşrma yapan kimse. * Arzu ettirmek. nlı arayı yapmak * araları lmıiki kiş barı rmak. nda tı tı araşrmacı tı lı k * Araşrmacı tı olma durumu. eski yakı k. unu araya almak * bir çevreye kabul etmek. * iki kiş uzlaşrmaya çalı iyi tı ş mak. * Aramak iş bir baş na yaptı ini kası rmak. inceleme ve deneylerde yardı olan ve yetkili organlarca nda lan tı mcı verilen görevleri yapan öğ retim yardı sı mcı. araya vermek * yararsıbir işharcamak. yokluğ duyurmamak. dostluk kalmamak. eskisinin yerini doldurabilmek. z e arayı açmak * aradaki uzaklıartmak. karıklı kurban olmak. kaybolmak. araşrman. araya soğ ukluk girmek * dostluk bağgevş ı emek. araya girmek * iki kiş arası inin ndaki bir işkarı e ş mak. * Aratmak iş i. k arayı utmak soğ * zaman geçmek. araşrman tı * Araşrı. aratmamak * yenisi. araşrmak tı * Birini veya bir ş bulmak için bir yeri gözden geçirmek. sormak. istetmek. eyi iş . ş ğ ı a araya koymak * bir iş sözü geçer bir kimsenin aracı ı baş te lına ğ vurmak.* Yüksek öğ retim kurumları yapı araşrma. eyi * Bir gerçeğortaya çı i karmak için aramalarda bulunmak. * bir iş lı ona engel olacak baş bir ş çı yapı rken ka ey kmak. açı ş iyi ş tı * arası lmıkimse ile barı açı ş ş mak. soruş turmak. araya gitmek * harcanmak.

inde ik arazbar arazbarbuselik * Türk müziğ bir birleş makam. eğ arayıda bulamamak p * beklenmedik iyi bir durumla karş mak. * İ çürümeye yüz tutmuş aç. nda ı arayı ş araz * Aramak iş i veya biçimi. semptom. görüş lı alanı geniş olan küçük teleskop. * Türk müziğ bir birleş makam. * Hastalıbelirtileri. yabancı gibi değ kâğ daha kârlı para erli ı tları görülen baş kâğ ka ı değtirme iş tlarla iş i. *İ stenilen yı zı ldı teleskop içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağ. * Kundaklı . tetikli yay. arbalet arbede * Gürültülü kavga. tahvil. sazlıyerleri temizleyerek tarı elveriş duruma getirme. lan * Ardı l. yerey. . arayı fiş i cı eğ * Bir tür donanma fiş i. arboretum * Botanik bahçesinde ağ ve benzeri bitkilerin dikimine ayrı ş aç lmıbölüm. inde ik arazi * Yer yüzü parçası . çevreye uymak. i. rtı arbitraj * Hisse senedi. yer.* Arama iş görevlendirilmiş iyle kimse. ı laş arayısoranı p bulunmamak (veya olmamak) * kimsesi olmamak. görünmemeye çalı ş mak. k ma li araziye uymak * ortama. k *İ linek. ş * Maden üzerine kazı yapmak ve çı kta çevrilen ş ma krı eyleri yontmak için kullanı çelik kalem. arazi açma * fundalı koruluk. arda * İaret olarak yere dikilen çubuk. patı . * Belirtiler. k. toprak. çten ağ ardak ardaklanma * Ardaklanma iş durumu. arayısormak p * biri hakkı haber sormak veya birinin ziyaretine giderek ona karşilgi göstermek.

takı lmak. sı kahverengi. i la . karı lan ardı l görüntü * Bir duyunun kaybolması sonra geriye kalan görüntü. tükenmek. * Sataş mak. pencere için) sonuna kadar açı k. yuvarlak kara yemiş ilâç olarak kullanı nı ş ı leri lan bir ağ k (Juniperus). aralı z. çatmak. * Servigillerden. hemen ardı ndan. ardı kadar açı na k * (kapı . ndan ardı lma ardı lmak * Ardı iş lma i. halef. arkası ndan. Avrupa ve Asya ormanları yaş nda ayan. arkası ra. ardı ra. * Birisinin sı na ası rtı lmak. ardı ra. peş bı ndan ini rakmamak. öncel karş . ası lmak. ardı l * Birinin ardı gelip onun yerine geçen kimse. ç acın ardırakı ç sı * Cin. kurt sayı nda lmaz * önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanları çok olduğ anlatı n unu r. ardıardı n n * Geri geri. ndan ı tı * Bir çı mda varı sonuç. aççı ardıkuş ç u * Kara tavukgillerden. güzel kokulu yaprakları kın da dökmeyen. ardıotu ç * Ardıağ nıküçük bitkisi. ara vermeden. ardı arası kesilmemek * aralı z olarak gelmek. sı ardı (veya arkası düş na na) mek * arkası gitmek. u türü (Turdus pilaris). sı sı ardı yüz köpek havlamayan kurt. karnı kuyruğ kara bir kuş rtı ak. ardı (veya arkası ndan ndan) atlı kovalamak * bir işgereksiz bir telâş yapanlar için söylenir. ksı ardı na ardı * Birbirlerini kovalayarak. ksı ardı kesilmek * arkası gelmemek. ardı nca * Hemen arkası ndan. ardıra sı ardı ç * Peş inden. * Musallat olmak.ardaklanmak * (ağ açlarda) Mantarlarısebep olduğ çürümeye uğ n u ramak.

ş . mütevali. ardı almak (veya getirmek) nı * bitirmek. n nda. ndan ardık görüntü ş ı * Bir duyunun kaybolması sonra da devam eden görüntü. olan . ardı kesmek nı * arkası gelmemek. ardıklı ş k ı * Ardık olma durumu. * Böyle bir yerde saklanı eş için ödenen ücret.ardı sapan taşyetiş ndan ı mez * bir kimsenin çok hı gittiğ anlatmak için kullanı zlı ini lı r. atkı nda lan . arefe günü * Bkz. ardı bı nı rakmamak * Bkz. vı argaç * Dokuma tezgâhları enine atı iplik. argali * Boynuzlugillerden. argaçlama * Argaçlamak iş i. antrepo. a i. argaçlamak * Dokumada argaç atmak. an . i ardiyeci arduaz arefe areometre * Sıölçer. son vermek. * Kayağ taşkayrak. ndan ardık olgular ş ı * Bir hastalı sonra görülebilen fakat hastalın kesin sonucu olmayan olgular. peş bı ini rakmamak. üç gibi birbiri ardı gelen sayı ndan lar. depo. önlemek. durdurmak. lan ya * Ardiye iş leten kimse. lan * Siyasî çekiş melerin geçtiğyer. iki. arena * Amfiteatrıortası boğ güreş yarı oyun gibi türlü gösteriler yapı alan. arife. * Bkz. büyük boynuzları yaban koyunu (Ovis ammon). Kuzeydoğ Asya'da yaş u ayan. ş ı ardiye * Genellikle ticaret eş nı yası saklamaya yarar yer. ardık ş ı * Birbiri ardı gelen. tamamlamak. * Ardiyeye bakan kimse. arife günü. ktan ğ ı ardık sayı ş ı lar * Bir.

külhan beylerinin kullandı söz veya deyim. boğ dağ azı az. söz arı kil . n * Geçit. * Argıolma durumu. * Zar kanatlı lardan. * Yabancıeylerden arı ş ş z. ı nı arı beyi * Her kovanda bir tane bulunan ana arı . arı arı alacak çiçeğbilir bal i * iş bilen kimse nereye baş ini vuracağ bilir. iğ nesiyle sokan böcek (Apis mellifica). n na lanan ağ parça. f. Kı saltması Ar.9 olan. ı ı rlı nda olmayan bir element. * Söz argo durumuna gelmek. derbent. z. kanatsı kılca renkli küçük sinek (Braula caeca). halis.argı n * Yorgun. * Keklik tutmakta kullanı tahtadan kapanları yan tarafları bağ lan. ş nmı katıksı . argüman arı * Bir çış kıkümesinin değkenine verilen ad. zı arı ı dalağ * Bal peteğ i. argon * Atom numarası atom ağ ğ39. rengi. aç argı k nlı argı t argo * Kullanı ortak dilden ayrı lan olarak aynı meslek veya topluluktaki insanları kullandı özel dil veya söz n ğ ı dağ ğ arcı. ı * Serserilerin. arı biti * Kör. münezzeh. bal ve bal mumu yapan. kokusu ve tadı 18. arı gibi * çok çalı ş kan. saf. boğ . salyangoz kabuğ biçiminde kabuğ olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan u u (Argonauta argo). ı * Günahsı z. acı söylemek. argonot * Kafadan bacaklı lardan. mak i argolaş mak * Karş klı konuş ı argo lı mak. iş * Temiz. arı sokmak gibi * iğ nelemek. zayıbitkin. havada %1 oranı bulunan. ğ ı argolaş ma * Argolaş özelliğgösterme. * Beceriksiz.

ş ğ ı k er ğ ı ıı lı arı kçı arı klama * Arı klamak iş i. . cı kuru. arı klatmak * Su yolu yapan kimse. yetiş * Bal almak için arı tirme iş yetiş i. açıyerlerde yaş bir kuş k ayan (Merops apiaster). lar nına arı sili * Tertemiz. arı klamak * Arı(II) duruma gelmek. k arı klatma * Arı klatmak durumu. bozulan arkları temizleyip açmak. açlı . ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. sı sarı kuş rtı . arı k * Eti. arı ugiller kuş * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfı giren bir familya. Orta Asya'da az ağ klı il. ska. * Genç iş arın baş çi nı ı ndaki bezlerden salgı ğazotu çok madde. sı ı zayı lı z. lan it Arı Kovanı * Yengeç takı yı zı m ldı yöresinde bir yı z kümesi. karşğödenmeyen emek. arı mak klaş * Arı(II) olmak. arı sütü arı cı arılı cı k arı k * Ark. karnı mavimsi yeş Güney Avrupa. kanı arı u kuş * Arı ugillerden. arı kovanı iş gibi lemek * (bir yerin) gireni çı çok olmak. ldı arı kovanı * Arı n içinde bal yaptı çeş maddelerden yapı ş ları kları itli lmıyuva. arıemek k * İçinin.* Porselen yapmakta kullanı bir çeş ak ve gevrek kil. k arı ma klaş * Arı mak iş klaş i. * Fide veya fidan dikilen yer. ladı ı * Bal almak için arı tiren kimse. yağerimiş f. kaolin. arıçekmek k * tı kanan. Kuzey Afrika.

özellikle karı ve arka ayakları llarla örtülü nları kı zar kanatlı familyası lar . ş zlı ı * Günahsı k. k arı k klı * Zayık. arı ma. arı rma ndı * Arı rmak iş ndı i. * Sanat yoluyla duygularıarı n nması . arı dokunmak na * utanç duymak. arın yuvası kazı(veya çöp) dürtmek nı na k * tehlikeli kiş kı rtmak. özleş mek. * Ruhun tutkulardan temizlenmesi.* Arı(II) duruma getirmek. arı rmak ndı * Arı nması sağ nı lamak. vücutları . laş arı lanmak * Arı mak. tenzih etmek. arı lı k arı nmak . iyi ş kı arış nı arı nma * Arı nmak işveya biçimi. arı ma laş * Arı mak durumu. özleş me. i * Temizlenme. saflaş mak. özleş tirmek. sı k. arı tı laşrma * Arı tı işözleş laşrmak i. arı lı k * Temizlik. arı tı laşrmak * Arı duruma getirmek. * Katıksı k. arı laş duruma gelme. zlı * Kovanları konulduğ yer. i. flı skalı arı lama arı lamak arı lanma * Arı lamak iş tenzih. laş arı lar * Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaş ayan. kovanlı n u k. tirme. ı * Arı lanmak durumu. arı mak laş * Arı duruma gelmek. * Bir ş herhangi bir ayıveya kusur bulunmadını eyde p ğ bildirmek.

tasfiyehane. * Bir notanısesini yarı ton yükseltmek. ı * Rahatlamak. za. aksaklı k. alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanısoluna n m n konulan diyez. * Aksama. * Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. hidrokarbon kondanstların tabiî gazdan ayrı ğbirim. arı zalanmak * Arı aksaklıgöstermek. * (petrol. vb. * sonradan ortaya çı kmak. * Arı iş tma i. . arı ünitesi tma * Doğ gaz üretim kuyuları toplama hatları gelen gazı içerisindeki hidrojen sülfür. arı zalanma * Arı zalanmak iş i. rafineri. arı z arıolmak z * bulaş sürekli görünür durumda olmak. petrol gibi maddelerin arı ğyer. arı tı cı * Arı özelliğolan. arı za * Engebe. yağ için) Arı iş rafinaj. tmak i arı tma * Arı iş tmak i. arı lı tı k cı arı tı m arı evi tı m *Ş eker. arı ş arı ş arı ş * Araba oku. * Çözgü. * Katıksıduruma getirmek. tma i. k . tasfiye etmek. arı yapmak za * Bozulmak. * Bulaş ş mı musallat olmuş . iş lemez duruma gelmek. duruma gelmek. bemol ve bekâr iş aretlerinin ortak adı . * Katıksı arı ş z.* Temizlenmek. iğ nı ldı ı arı tmak * Temizlemek. karbondioksit ve al ndan yla n su buharo gibi hidrokarbon bileşi olmayan gazlarla. ş z ı * Sonradan ortaya çı kan. tı ı ldı arı tı ş * Arı işveya biçimi. tma i * Deterjan. mak.

arifane ile * ortaklaş a. ş lı ş lı arif olan anlası(veya anlar) n * herkesin anlayacağkadar açısöylenmeyen bir sözün gerçek anlamı ı k nıkavrayanlar için söylenir. arife * Belirli bir günün. * (Araç vb. nını u * Soylular sıfı nı. * Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İ grubuna verilen ad. m ı lı r * Aristotelesçi. arya. * Çı plak. mutlu. varı . eğ reti. için) Aksayan. bozulmuş . olayıbir önceki günü veya ona yakıgünler. dı gelen. bozulmadan iş leyen. * Özgür. arioso Aristocu * Dramatik ve lirik bakı mdan yüksek bir anlatı gücü olan ağ başhava. en * Bu halkla ilgili. ş acak * Yiyeceğortaklaşsağ i a lanan (toplantı ). aristokrasi * Ekonomik. ş tan * Geçici. ran * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğş . liğ i arkı Ari arî Ari dil aria arif * Çok anlayı ve sezgili (kimse). * Huzurlu. toplumsal ve siyasî gücün soylular sıfın elinde bulunduğ tarihî yönetim biçimi. düz. m * Engebesiz. arifane * Arif olana yakı yolda. * Yarı yamalak. Aristoculuk * Aristotelesçilik. bu halka özgü.arı zalı * Engebeli. ön gün. rahat. n n arife günü * Dinî bayramlardan önceki gün. aristokrat . arı z zası arı zî * Sonradan olan. hür. biçimde. idare edecek biçimde. * Aksamayan. *İ ran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleş halk veya bu halktan olan kimse. iş lemeyen.

* Büyük bira bardağ ı . * Sancağ yelkeni veya sereni direkten aş ı ı . aritmetik dizi * Ardık terimleri arası ş ı ndaki ayrı değ meyen dizi: 1. reti ariz amik ariza arjantin * Enine boyuna. ariyeten * Eğ olarak.7. reti. aritmi aritmik ariya ariyet * Eğ ödünç. aritmetiksel * Aritmetik ile ilgili.9. * Bu bilimle ilgili. dizisi aritmetik bir dizi olup ortak çarpan m iş denilen değmez oranı sayıdı iş 2 sır. lar. ödünç olarak. sı * Soylu. sı Aristotelesçilik * Yunan filozofları Aristoteles'in felsefesi. gezimcilik. aritmetik iş lem * Aritmetik yoluyla yapı çözüm.* Aristokrasi yanlı.5. dizinin terim sayına bölünmesiyle elde edilen sayı ları nı sı . Arjantinli * Arjantin halkı olan. * Kalp atı ndaki düzensizlik ve eş ş ları itsizlik. düzensiz. * Belli bir taş r malıkullanı nı geri verilmek ş yla bedelsiz olarak bir kimseye bı lması ı nı n lmasın artı rakı . ağalma. aristokratik * Aristokratlı ilgili. * Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe. kla aristokratlı k * Aristokrat olma durumu.. * Ritimli olmayan. ndan ark . lan aritmetik orta * Bir diziyi oluş turan sayı n toplamın.3. her yönü ile. Aristotelesçi * Aristotelesçilik yanlı olan kimse.. aritmetik * Matematiğ konusu sayı bunlarıözellikleri ve iş in. n lemler olan kolu. ndan * Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.

rüzgâr almayan kuytu yer. * Bir ş sı durumunda olan yüzeyi. eyin rt * Geri kalan bölüm. . arka yüz arkaç * Bir ş arkada kalan yüzü. sı rmak nan arka olmak * maddî. * Önemsiz. arka * Bir ş temel tutulan yüzünün tam ters yanı eyin . iltimasçı . sı nda n rı ğ ı . arka arkaya * Hemen birbirinin arkası ndan. kayı na ı rmak. rı cı arka çı kmak * bir kimseyi baş kaları karşkorumak. eyin * Ağ ı l. arkada bulunan. * Art. rtı ğ ı * (insan için) Vücut. tmak ı lan k k. * Geçmişgeride kalmızaman. arı hark. kayı bulmak. art arda. yabancı davranmak. arka bulmak * bir koruyucu. kayıcı rı. arka arkaya vermek * birbirini korumak için birleş destek olmak. piston. arka ayak * Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan biri. * Arkada olan. lan arka teker * Araçlarıarka düzeninde yer alan tekerlek. n arka vermek * desteklemek.*İ çinden su akı için toprağkazarak yapı açıoluk. arka müziğ i * Bir oyunda hareket ve sözlerin yanı ra etkiyi artı için hafifçe çalı müzik. manevî yönden destek olmak. ş mak. arka kapı çı dan kmak * okuldan baş sı kla ayrı arızlı lmak. kanal. * Otururken sı n dayandı yer. dayamak. beden. cetvel. peş . ş arka (veya sı çevirmek rt) * eski ilgiyi göstermez olmak. * Koruyucu. * Dağ rtları davarlarıyatıldı düz. arka sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki sokak. dayanı mek. arka plânda * Geride. gibi arka arka * Geriye doğ ru.

te * Birbirlerine karşsevgi ve anlayıgösteren kimselerden her biri. arkadaşk lı * Arkadaş olma durumu. arkadaş na çok düş olan kimse. müş * Kullanı ğçağ daha eski bir çağ kalma bir biçimin. ı ş arkadaş sı canlı * arkadaşğ değ veren. na * Bir kimseye güven vererek yardı etmek. kullanı ulan lan mdan düş olan eski söz ve deyim. geride kalmak. arkadaş ça * Arkadaş olarak. birlikte gitmek. * değ ileride olanlarıarkası kalmak. huyu ve düş te ünceleri birbirine uymak. hempa. m. * zaman bakı ndan geçmiş bı mı te rakmak. * Konuş ve yazı dilde. arkada bı rakmak * bir ş eyden epey uzaklaş ş mıbulunmak. m . (söz * Güzel sanatlarda klâsik çağ öncesinden kalan. * Arkalamak işyardı müzaheret. * (ölen kimseye göre) dünyada bı rakmak. refakat etmek. içtenlikle. gizlice. el altı ndan. inde raktı ı nları arkada kalmak * geriden gelmek. arkadaş * Bir iş birlikte bulunanlardan her biri. arkadan vurmak * bir kimse kendisine güvenen ve inanan birine gizlice kötülük etmek. eş etmek. arkadan söylemek * kendisi bulunmadı bir yerde kimseyi çekiş ğ ı tirmek. refik. lı arkadaşk etmek lı * bir iş birlikte bulunmak. arkada kalanlar (veya arkadakiler) * bir kimsenin öldüğ ünde veya bir yere gittiğ geride bı ğyakı . lik arkaik * Arkaizmle ilgili. bir yapın özelliğ ldı dan ı dan nı i. arkaizm arkalama arkalamak * Arkası almak. arkadaşyakır davranı omuzdaşk. belli etmeden. * bir süre beraber bulunmak. yâren. dostça. ünsiyet. lı a er ları kün arkadaş il. a ş ı ş . destek olmak. ileri gidememek. eskimiş veya eser). korumak. içten olmak. yüklenmek. dedikodusunu yapmak. müzaheret etmek. i. geride kalmak. arka taş değ ı * zarar veren arkadaş için söylenir. lar arkadaş olmak * bir kimseyle dostluk kurmak.arkada bı rakmak * birinden daha ileri gitmek. erce n nda arkadan arkaya * Gizli gizli.

rt * Sı nda yük taş hamalları yük taş rtı ı yan n. güçlü olmak.arkalanma * Arkalanmak iş i. ı kullandı arka yastı. arkası düş (veya takı na mek lmak) * bir işsona erdirmek için sı çalı i kı ş mak. koruyucusu. semer. bitirilmek. kalı bir tür kı hı nca sa rka. sürekli olmak. * desteğ sağ ini lamak. arkası nmak alı * sona erdirilmek. arkası almak na * sı na yüklemek. arkası gelmek * devamlı olmak. destek olunmak. taş rtı ı mak. arkası kesilmek * tükenmek. * (birini) gözden ayı rmayarak arkası gitmek. yerinden düş ürülememek. m arkalı arkalı ç * Arkalı k. peş inden. arkalı rken kları ğ ı k. bir yerde durdurulmak. dayanağolan. * Sı dayamaya yarar yer. arkalanmak * Kendisine yardı edilmek. arkası bakmadan gitmek na * arkada kalanlarla hiç ilgilenmeden bir yerden ayrı lmak. sı dayayacak yeri olmayan. arkası yufka * Sevilen bir yemeğ arkası baş bir yemeğ bulunmadını in ndan ka in ğ anlatmak için söylenir. arkası pek * Güçlü birine veya sağ bir ş güvenen. son bulmak. ğ rt ı arkası (veya sı ) yere gelmemek rtı * sarsı lmamak. lam eye arkası ra sı * arkası ndan. * Koruyanı . sı dayayacak yeri olan. arkası ra sı * Ardı ndan. ı arkalı klı * Arkalı. arkası olmamak * kayı racak kimsesi olmamak. ı * Soğ a karşgereğgibi giyinmemiş uğ ı i olma durumu. arkalı k * Ev içinde giyilen kolsuz. ğ rt ı arkalı z ksı * Arkalı. ndan .

yüzyı Fransa'da kullanı lda lmaya baş lanan. arkası dolaş (veya gezmek) nda mak * bir işyaptı için ilgili veya yetkili bir kimsenin uğ ğyerlere giderek görüş fı aramak. görüş fı aramak. yere arkaya bı rakmak (veya koymak) * sonraya. arkası almak nı * bir iştamamlamak. arke arkebüz * XV. dayanağolmayan. arkası z * Arkalı olmayan. * İ ana madde. geriden gelmek. sonraya kalmak. arkası koş ndan mak * iş rmak için birinin arzusunu kollamak. una arkası (veya peş bı nı ini) rakmak * vazgeçmek. iltifat etmek. arkası sürüklemek ndan * arkası gelmesini sağ ndan lamak. lk . yaptı me rsatı * birine çok ilgi duymak. sözünden caymakta sakı görmeyenler için kullanı iş nca lı r. övmek. li arkeen arkegon * Kambriyumlardan önce oluş en eski yer katı an . arkaya kalmak * geride kalmak. ğ ı * Koruyanı olmayan. arkası (bir ş vermek nı eye) * dönmek.arkası (veya sı nda) yumurta küfesi yok ya! nda rtı * eski düş üncesini değtirmekte. i rmak radı ı me rsatı arkası ndan * birinin orada hazı r bulunmaması durumunda. una arkası getirememek nı * baş ğbir iş ladı ı i sürdürüp sona erdirememek. koruyucusu. arkası (birine) vermek nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. baş zamana veya iş sonuna bı ka in rakmak. ı arkaüstü * Arkası gelecek biçimde. taş ı nabilir ateş silâh. i arkası dayamak nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. arkası sı nı vamak * okş amak. ertelemek.

bir hanedanıveya bir ş n ehrin sembolü olarak kabul edilmiş resim. kı * Kuzey kutupla ilgili. nı * Arlanmak iş i. harf veya ş ongun. * Geminin yürümesine hizmet eden direk. ı arktik arlanma arlanmak arlanmaz * Utanmaz. nda armağ an . veya * Tarih öncesi ve eski çağ lardan kalma eserleri tarih ve sanat bakı ndan inceleyen bilim. arkeolojik * Arkeoloji ile ilgili. ekil. mur yla arma uçurmak (veya arma budatmak) * armayı rüzgâra kaptı rmak. * Geminin direk. ip. arlı ndan. su nda. nda açı ilik * Kazı bilimci. ş ta arma * Bir devletin. seren. yerli arma soymak * hareketli olan armayı . sılgan. armada armador * Donanma. halat ve yelken takı . yağ ve kardan korumak amacı bir süre için sökmek. arkı t arkoz * Birleş iminde feldspat bulunan. limanda kı ş lamak. kı arlı * Namuslu. huysuz huyundan vazgeçmez arı * herkes kendi karakterine göre davranı bulunur. arkeopteriks * Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili.organı . arkeolog arkeoloji * Eğ otları bazı yosunları bütün kara yosunları ve bazı k tohumlularda görülen diş relti nda. yelken ve ip gibi donanı nı mı düzenleyen usta. * (olumsuz olarak veya olumsuz anlamlı cümlelerde kullanı Utanmak. kuzey kutup yakında olan. sılmaz. kazı mı bilimi. mı arma donatmak * armayı yerine koymak. kum taştüründen bir tortul kayaç. armadura * Gemide direklere takıhalatları lamak için küpeş lı bağ tenin iç tarafı bulunan delikli ve çubuklu levha. lı r) * Köy evlerinde kapı n arkası konulan kalıkuş ları na n ak. seren. arkeoloji uzmanı bilgini. utangaç.

armatür * Bir aletin ana bölümünü oluş turan kım. armoni * Türlü sesler arası sağ nda lanan uyum. sulu. hediye etmek. aç * Bu ağ n rengi sarı yeş kadar değebilen tatlı acı dan ile iş . armut gibi . * Armonika. * Bağ. * Bir bilim adamın emek verdiğdalda onu anmak için hazı nı i rlanan bilimsel eser. Ahlatı iyisini (dağ ayı yer. eyi an armalı armatör * Arması bulunan. * Gemi iş letme işgemi iş i. ana ndan olan armonize * Tamamlayı sesler eklenmiş cı (müzik parçası ). armonika * Yan yana sı ralanmıdeliklerden her biri üflenince. ayrı ş notada sesler çı karan küçük ağ çalgı. ihsan. mutlu etmek için verilen ş hediye. ı z sı zı * Akordeon. armoniler * Frekansı sesin frekansı tam katı sesler. an armonik * Armoni ile ilgili olan. çiçekleri beyaz. ak. * Ticaret gemisi sahibi. armudî armudiye * Armut biçiminde nazarlı olarak takı altı k lan n. ey. n da) lar armut * Gülgillerden. armonyum * Taş ı nabilir küçük org. sı * Bir mı sı iki kutbu arası kuvvet akı nı knatın nda. armudun iyisini (dağ ayı yer da) lar * Bkz. . yurdumuzun her yerinde yetiş bir ağ (Pirus communis). yumuş ufak çekirdekli meyvesi. mıka. * Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. letmeciliğ i. * Armut biçiminde olan. armatörlük * Armatör olma durumu.* Birini sevindirmek. ı ş armağ etmek an * birine bir ş armağ olarak vermek. * Ödül. en. * Fazla bön. mı toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arası na yerleş tirilen demir parçası . armoni orkestrası * Yalnıüflemeli çalgı z lardan oluş orkestra.

* Arnavut halkın bütünü. Arnavut kaldımı rı * Yollarda irili ufaklı larla geliş taş igüzel yapı kaldım.* çok anlayı z. armuz Arnavut * Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtaların yan yana gelmeleri sonucu araları oluş nı nda turdukları çizgi. armut kurusu * Daha sonraki mevsimlerde yenmek üzere kurutulmuş armut. n) * her ş kusur bulmak. hiçbir ş beğ eye eyi enmemek. ayan * Bu halka özgü olan (ş ey). tı Arnavutlaşrmak tı * Arnavut kimliğ kazandı ini rmak. armut piş zı düş ağ ma ! * bir iş hiç emek harcamaksın onun kendiliğ e zı inden olması bekleyenlerin durumunu anlatı nı r. dı ı armutun sapı üzümün (veya kirazı çöpü var demek var. armut biçiminde olan bir süs kabağ ı . lan rı Arnavutça * Hint-Avrupa dilleri ailesine giren. nda ğ ı . armut top * Boksörün çalı ş maları kullandı içi havalı şderi. . nı arnika aroma * Bitki özlerinden veya yağ ndan elde edilen hoş ları koku. aromatik * Öküz gözü. armut biçiminde top. sır gözü. mastı ğ ı çiçeğ i. n ğ ı Arnavutlaş ma * Arnavutlaş mak. kı zı Arnavut ciğ eri * Ciğ tavası er . Arnavutluk * Arnavut olma durumu. Arnavut biberi * Acı rmı biber. Arnavutlaş mak * Arnavut dilini ve kültürünü benimsemek. bön. Arnavutlaşrma tı * Arnavutlaşrmak durumu. ş sı armut kabağ ı * Ürünü. * Arnavutluk ve çevresinde yaş bir halk. Arnavut bacası * Çatı penceresi. Arnavutlarıkullandı dil.

arpacı kumrusu gibi düş ünmek * ne yapacağ bilmeyerek derin derin düş ı nı ünmek. aromalı . ı z lı lanı * Arpa yetiş tirme veya alı satma iş p i. arpa boyu kadar gitmek (veya yol almak) * pek az ilerlemek. * Arpa konulan yer.* Hoş kokulu. * Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalı. . k eyler * Baş k. sulamaya yarar araç. harp (II). maklı * Karş ksıyarar sağ lan yer veya kimse. ler arpa güvesi * Tahı dadanan bir güve türü. yiyecek gibi ş veya para. ğ ı arpalı k * Arpa ekilen yer. arpa tarlası . * Hayvanıdiş bulunan ve hayvan yaş kça silindiğiçin yaş belli eden bir niş n inde landı i ı nı an. arpa ektim. arozöz * Kamyon. arp * Bkz. * Arpa biçiminde ş ehriye. araba gibi bir taş aracı doldurma ve boş ı t na. ş arpacı * Arpa alan ve satan kimse. arpacı lı k arpağ an arpalama * Atlarıayakları görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalı n nda k. tabanca gibi ateş silâhlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve niş alı gezle birlikte li an rken göz ile hedef arası aynı üzerine getirilen küçük çıntı nda çizgi kı . * Yabanî arpa. bir su deposu eklenmesiyle oluş turulan. * Bu bitkinin taneleri. taneleri ekmek ve bira yapı nda kullanı hayvanlara yem olarak verilen. * Tüfek. llara arpa suyu * Bira. arpacısoğ k anı * Tohumdan yetiş tirilen ve tohumluk olarak kullanı küçük soğ lan an. arpa ş ehriye * Arpa biçiminde dökülmüşehriye. altma düzeni olan. arpacı k * Göz kapağ n kenarı çı küçük çı it dirseğ ı nı nda kan ban. çok yetiş tirilen bir bitki (Hordeum vulgare). i. darı ktı çı * ters sonuç veren iş için söylenir. yurdumuzda mı lan. arpa * Buğ daygillerden. * Müftü ve kazasker gibi din görevlilerine aylıyerine verilen giyecek.

sı arak. sı ı k. arslanlı . k arpalıyapmak k * bir kaynaktan sürekli olarak çı sağ kar lamak.7 olan. yıarak. * Bir akort oluş turan seslerin birbiri arkası çalı ndan nması . arsı z * Utanması kı olmayan. arsı yakı biçimde. z arsı k zlı * Arsıolanıdurumu veya arsı yakı z n za ş davranı yı ı k. Kı en. atmosfer bası altı 4500 C de u ncı nda süblimleş maden filizlerinde çok yaygı bulunan. lı ş rnaş arsı zca * Arsıgibi. ş * Aç gözlü davranan (kimse). mak. arpası gelmek çok * coş azmak. z za ş an arsı zlanma * Arsı zlanmak iş i. * Kolayca üreyebilen (bitki). .91. yüzsüzce davranmak. zı k. arslanıadı kmı çakallar baş n çı ş . sılmadan. arpçı arpej arsa arsenik * Atom numarası atom ağ ğ74.arpalıetmek k * arpalıyapmak. arsı ulusal * Uluslar arası . sılması lık. arsı mak zlaş * Arsıduruma gelmek. arsı k etmek zlı * utanmadan. acak ş lıklı rnaş . keser * haksı ğveya kötülüğ esas yapanıyerine bu konuda adı plâna çı kiş anlamı kullanı zlı ı ü n ön kan iler nda lı r. kı arslan * Aslan. metal görünümünde basit element. ş klı * Arp çalan kimse. n çan rnı saltması As. yoğ 33. arsı zlanmak * Arsı k etmek. zlı arsı ma zlaş * Arsı mak iş zlaş i. yıı yüzsüz (kimse). kudurmak. arsıarsı z z * Utanmaz bir biçimde. ı ı rlı unluğ 5. aç gözlü davranmak. sı otu. * Üzerine yapı lmak için ayrı ş yapı lmıyer.

arş ı nlamak * Arş ölçmek. ı k it arş ı nlama * Arş ı nlamak iş i. geri. arş ivlemek * Arş kaldı ive rmak.* Osmanlı devletinde kullanı arslan baskıgümüş lan lı sikke. * Belgelik görevlisi veya uzmanı . lk * Dokuzuncu kat gök. ı arş iv arş ivci arş ivleme * Arş ivlemek iş i. arş k ı nlı arş idük arş es idüş * Arş ölçüsünde. ı n ı n * Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan. * Yaklaş olarak 68 cm ye eş olan uzunluk ölçüsü. adı mak. nda * Belgelik. eyin art arda * Birbirinin arkası ndan. * Tren. * Keman yayı . ı nla * Amaçsı geniş mlarla dolaş z. arş kadar. arş arş e * Askerlikte "yürü" komutu. ru ş arş etip arş ı âlâ arş ı n * İ örnek. sı zı * Avusturya hanedanı prenses. tramvay gibi elektrikle iş leyen taş ı tlarda telden elektrik akı almaya yarayan. yukarı mı ya doğ uzanmıdemir yay. arş ivcilik * Arş ivcinin yaptı iş ğ veya görevi. arş * İ dinî inanına göre göğ en yüksek katı slâm ş ı ün . * Arş idükün karıveya kı. arş saklamak. * Bir ş öbür yüzü. troleybüs. art avurt . ivde art * Arka.

ta. bereketli. sı nan art zamanlı bilimi dil * Dil olayları değik zaman ve evrim açından ele alan dil bilimi. * Geçmiş sanat veya edebiyat çırı sürdüren (sanatçı bir ğ nı ı . bazen de n rtı mı ı itli n nda sı zarak oluş turduğ ünsüz: k. art zamanlı * Evrim açından ele alı süre içinde birbirini izleyen.* Avurdun arka bölümü. art avurt ünsüzü * Dil ucunun art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses. nda l düş art elden * birini oyalayı ondan gizli olarak. ğ u . nı iş sı art zamanlı lı k * Değ ik zaman ve evrim açından incelenen dil olayların özelliğ diyakroni. geriye kalmak. bereket. a ndan an ndan art bölge * Deniz kısı bulunan bir yerin gerisindeki bölge. hinterland. artçı * Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğ güvenliğ sağ in ini lamak için arkadan gelmek üzere bı lan rakı kı dümdar. art eteğ namaz kı inde l * çok temiz huylu kimseler için söylenir. artçı lı k * Artçın görevi. nı * Art düş ünce. p. g. ş ı k artakalma * Artakalmak iş i veya durumu. . art niyet art oda art teker * İ gücü sağ tici layarak bisikleti yürüten teker. diyakronik. an. iş sı nı i. ş ı k * Çoğ fazlalaş artı . art düş ünce * Bir düş üncenin arkası gizli tutulan ası ünce. artakalmak * Artmak. yında art damak * Damağ arka bölümü. hareket). mlı artağ k anlı * Alılandan veya beklenilenden artıürün verme durumu. artağ an * Alılandan veya beklenilenden artıverimi olan. ı n art damak ünsüzü * Ciğ erlerden gelen havanı dil sı yardı yla art damağ çeş noktaları bazen patlayarak. alan. * Gözde iris ile billûr cismin arası ndaki boş luk. fazla bulunmak.

sonra. lda l. pozitif. artı m * Artma. yenildikten veya kullanı ktan sonra geriye kalan. pozitif sayı . artıemek k * İçinin. artı mlı artı n artılma rı * Piş ştiğiçin miktarı ince iş i artmıgibi görünen. artağ ş an. daha. metal uçlardan artı yüklü olanı . * Bundan böyle. zait. sırdan büyük sayı areti fı . * Trafiğyoğ olan ana yol. karşğ ödemeksizin ıı lını sahip olduğ ek değ u er. daha fazla. artı * Toplama iş leminde + iş aretinin adı . artıdeğ k er * İçinin. anot. artı uç artı k * Elektrikli çözümlemede. ödenen değ üzerinde ürettiğve iş ıı lı erin i verenin. artı çoğ ş alma. * Artı klamak iş i. . *İ çildikten. ı tı artı sayı * Kendisinden önce + iş bulunan. .arter * Atardamar. * Katyon. ldı * Kalan veya artan bölüm. dört yı bir gelen 29. i un * Atardamar bozukluğ u. sıya batı p akı n geçmesini ağ vı rı lı mı layan. gün. önünde artıareti bulunan (sayı eksi karş . iş ş gücünün karşğolarak. * Toprağburgu ile delinerek açı ve suyu yükseğ fı ran kuyu. * Bir ş harcandı sonra onun artan bölümü. * Artılmak iş rı i. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı artıgün k * Artıyı k llarda ş ayı eklenen. * Sırdan büyük. ı lan e ş kı arterit artezyen artezyen kuyusu * Artezyen. ubat na lda artıyı k l artı klama * Dört yı bir gelen 366 günlük yıseneikebire. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. fı iş ). ey ktan * Daha çok. karşğödenmeyen emek. yeter. artı klamak * Yemekte artıbı k rakmak.

* Artistin görevi. ine altı artım rı * Bir ş idareli harcayarak onun bir bölümünü artı iştasarruf. * Alılar arası cı ndaki yarı ş maya dayanan ve en yüksek fiyatı sürene malıverilmesiyle biten yöntem.artılmak rı * Artı rmak iş konu olmak. tasarruf etmek. fazlalaş eri mak. artma. * boylu poslu. artı rmak * Artması sağ nı lamak. artist gibi. artı çoğ ş m. baş cı n i * Tutumlu davranıbiriktirmek. * Eğ lence yerlerinde gösteri yapan kimse. sanatlı n i e . çoğ altmak. mlı * Artiste benzer biçimde. * Eklem romatizması . en ğ ı * Arttı rmak iş i. tezyit edilmek. n müzayede. iltihapsı süreğ eklem hastalı. ince ktan * Değ yükselmek. alı . ekil z. * Yükseltmek. * Bir malı ka alıları verdiğfiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek. eyi rma i. artma * Artmak iş i. artmak artmak * Büyük heybe. sanatkâr. güzel ve alı (kimse). * Artist olma durumu. artist * Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse. * Gereğ harcandı sonra bir miktar geri kalmak. * Güzel sanatlarıgerektirdiğniteliğ uygun. * Genellikle ş bozucu. p * Herhangi bir davranı ileri gitmek. ş ta * Artmak iş i veya biçimi. çoğ lmak. * Müzayedede artı rma. * Artı rmak işyapı i lmak. sanatçı . artı ş artist gibi artistçe artistik artistlik artrit artroz arttı rma arttı rmak . artı rma * Artı rmak iş i. * Eskisinden daha çok çoğ almak.

nazı arya * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğ genellikle kendi içinde bütünlüğ olan parça. istida. arz dairesi * Bkz. n. * Heves. arzanî arziyat arzu * İ dilek. * Enine olan. * saygı bildirmek. * En. liğ i. geniş lik. eye ı arzu etmek * yürekten istemek. arzu duymak * birine veya bir ş karşistek duymak. kapalı veya açı k değ salı lı k klı erlerine göre türlü ses kalı ndan oluş Divan pları an Edebiyatı m ölçüsü. stek. bildirme.aruz * Hecelerin uzunluk ve kı k. arz * Sunma. enlem. arz ve talep * Üreticinin piyasaya mal çı karması tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları ve . * Yer bilimi. enlem dairesi. tüğ arz talep kanunu * Belirli bir piyasada sunu ve talep dengesini düzenli tutma sistemi. sunu ve istem. * Yer. unu . yüzyı Arius adlı papazıkurduğ ve Hristiyan inanını tersine olarak İ n tanrı ı inkâr lda bir n u ş n ı sa'nı lını ğ eden mezhep. arz arz arzuhâl gibi (veya kadar) * bir mektubun çok uzun olduğ anlatmak için söylenir. arz derecesi * Bkz. * (büyük bir makama) Anlatma. arzuhâl * Dilekçe. jeoloji. arz etmek * sunmak. yeryüzü. ü Aryanizm * IV. ile arz odası * Mevkii olan insanları halkla görüş ü oda.

hükümdarları mareş n. * Sinir hastalı ile ilgili hekimlik kolu. * Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğ eş parçalardan her biri.arzuhâlci * Para ile dilekçe. eklendiğkelimenin daha aş ı fatın saltı ş ı i ağderecelisini anlatan yeni kelimeler türetmeye yarar. ı tları * Bir iş baş gelen (kimse veya ş te ta ey). asabîleş me * Asabîleş iş mek i. asabîlik asabiye * Asabî olma durumu. arzuhâlcilik * Arzuhâl yazma iş i. stek arzulu *İ stekli. sinirlilik belirtileri göstermek. ü it * Ara yön. istemek. allerin. arzulamak * İ duymak. arzulama * Arzulamak iş i. hevesli. i As * Arsenik'in kı saltması . asabîleş mek * Kı zmak. as as * Kakı m. törenlerde taş kları nı ı dı bir tür ağ veya metalden değ aç nek. öfkelenmek. *İ skambil kâğ nda birli. hevesini alamamak. asas kat as yön asabiyeci . özlemek. din adamların güç sembolü olarak. yazan kimse. kları * Sinir hastalı uzmanı kları . n kları asabî * Sinirli. arzusu kalmak * isteğyerine gelmemek. kları * Sinir hastalı ile ilgili hastahane bölümü. sinirlenmek. sinirsel. asa * Bazı ülkelerde. mektup vb. * Eskiden ihtiyarları baston yerine kullandı uzun sopa. * Sinirle ilgili. * Ast sı nıkı lmı.

vekillik karş . n * Soyluluk. ı tı * Kendi adı hareket ederek. tufeyli. lar. temel niteliğ olan. öbürü sayın kendisi olan doğ sayı olan nı al (lar). vekâleten karş . asal sayı (lar) * Bölenlerinin kümesi iki elemanlı elemanlardan biri 1. * Otel ve hastahane gibi büyük kuruluş larda asansörün düzenli çalı nı layan kimse. * Yapı eserler. asamble asansör araç. asansör boş u luğ * Binalarda asansörün iş lemesi için bı lan boş rakı luk. kaların rtı asalak bilimi * Asalaklarıyapını ayını n sı. ş ması sağ asap asar * Sinirler. asalaklaş ma * Asalaklaş durumu. asalak parazit. konakçı iliş ı yla kisini ve yaptı hastalı ğ ı klarla bu hastalı karşgiriş klara ı ilecek savaşkonu alan bilim dalı ı . . asillik. kripton. soy gazlar. asabî yapıolma.asabiyet asal * Sinirlilik. ası l olarak. ekti. * Bir canlın içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak. parazitoloji. asansörcü * Asansörün bakı ve onarı nı m mı yapan kimse. o görevin sahibi olan kimse. esasî. * Baş nısı ndan geçinen (kimse). argon. mak asalaklaş mak * Asalak duruma gelmek. lı * Başca. onun zararı yaş baş canlı nı na ayan ka . asalaklı k asalet * Asalak olanıdurumu. na asaleten asaleten atama * Sürekli görev yapmak üzere bir göreve atama. lı inde asal gazlar * Atomların dıelektron halkaları nı ş tamamı veya geçici olarak elektrona doymuş yla olan gazlar (helyum. yaş ş . * Bir görevde temelli olarak. ksenon). * Bir görevi yüklenmiş olan. neon. ı tı * Yazı veya sözde bayağsöz ve deyim bulunmaması da ı durumu. *İ nsanları yükleri bir yapın bir katı ötekine veya yüksek yerlere çı p indiren elektrikle iş veya nı ndan karı ler * Kurul.

sirkeyle aynı özellikleri taş ı yan. eş lama baş zaman karş . düzenlilik. kolayca alev alıeter kokusunda bir sı. u. ı tı n * İ kullanmadan. aselbent * Hekimlikte ve koku yapı nda kullanı aselbent ağ nı kabukları mı lan. * Her türlü mikroptan arı ş nmı . kılmadan bükülebilen ve ateş niteliğdeğ meyen bir mineral. güçlü ve beyaz bir ık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. * Bu reçinenin elde edildiğağ (Styrax officinalis). ı nı rı ndan asenkron asepsi aseptik asesbaş ı * Yeniçeri ocağ ı ndaki askerî görevinin yanı ra. baş ve bitme anları ka olan (olaylar). ortanı n çorbacı ına verilen ad. * Sirkeyle ilgili. lan r. * Birleş imine asetat karı rı ş ş lmı tı . acın çizilerek elde edilen bir reçine. yalnııyardı ile aygı pansuman gereçleri gibi ş lâç z sı mı t ve eyleri mikropsuzlaşrma iş tı i.asarı atika asayiş * Eski yapı eski eserler. senkron. güvenlik. asbest yünü * Asbestin iş lenerek yün biçimine sokulmuş u. vı * Siyah renkte ş ekilsiz bir cins bitüm. lar. ases * Gece bekçisi. taş ndan an rı te i iş pamuğ kaya lifi. baş sı asetat asetatlı asetik * Asetik asidin tuzu veya esteri. * Osmanlımparatorluğ İ unda yeniçeri ocağ n kaldılması önceki güvenlik görevlisi. asbaş kan *İ kinci baş kan. asbest * Tremolitin bozulması oluş lifli. * Ana maddesi katran olan ve yollarıkaplanması kullanı karım. n nda lan ş ı . * Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu. nı unu asetilen aseton asfalt * Renksiz. saydam. yadıkurun. baş sı ş ehrin düzenini korumakla da yükümlü olan 28. asayiş berkemal * Güvenliğ yerinde olduğ anlatı in unu r. i aç * Eş zamanlı olmayan. msak ş ı * Birçok organik maddeyi eritmekte kullanı uçucu. asetik asit * Sirkeye tadı ve özelliklerinden birçoğ veren asit. sarı kokulu.

* Hz. asgarı terek müş * Herkes tarafı kabul edilen nokta. en aş ı azı ağ en ndan. asgarî ücret * İçilere bir çalı günü karş ğolarak ödenen ve iş ş ş ma ıı lı çinin gı konut giyim. ı lü ası l * Bir ş kendisi. ması an n al asfaltlama * Asfaltlamak iş i. Muhammed'in meclislerinde ve konuş maları bulunanlar. nda * Asmak iş i. eyin ı tı * Kök. asfaltlamak * Asfaltla kaplamak. e rakı ş ası k * Somurtkan. baş gelen. * Gerçeklik. * Gerçek. kopya karş . ulaş ve kültür gibi da. asfaltit * Petrolün ayrı ş ile oluş ve çoklukta tortul kayaçlarıgözeneklerinde bulunan doğ bitüm. asfaltlanma * Asfaltlanmak iş i. asfaltla kaplanmak. lı ı m ihtiyaçları günün fiyatları nı üzerinden en az düzeyde karş ı lamaya yetecek ücret. esas. * Minimum. ası -ası -esi / * Fiilden sı yapan ek. * Bir ş temelini oluş eyin turan. lan ulan asgarî * En az. * Aranı nitelikleri en çok kendinde toplamıolan. ana. ük. ashap * Sahipler. asfaltlanmak * Asfalt dökülmek. sahabeler. fat ası olmak (veya ası kalmak) da da * bir iş son verilmeyip öylece bı lmıolmak veya kalmak. zgı ğ yüzüne sert bir anlam vererek belirten" öfkeli görünüş yüzü olan. uyuş konu. nı ğ ı ası lar l sayı . l) lı ta ası l nüsha * Bir yazma eserin veya belgenin kopyaların dayandı özgün biçimi. * Soy. en düş . ortak payda. sağk. hakikat. örnek. asısuratlı k * Hoş nutsuzluğ kı nlını unu. kaynak. üzerinde anlaş ndan maya varı husus. köken. lan ş * (a'sıBaşca. nesep.* Asfaltlanmı ş . gerçek olarak. * Ası lı .

ası ş lmı adam * Salepgillerden. rnaş asıkesmek p * (genellikle iş ı bulunan bir kimse için) yasayı neyerek sert davranmak. * Çözünemeyen madde parçacı nıdibe çökmeden bir sı ortamda kalmıdurumu. zla * Boynuna ip geçirip sallandılarak öldürülmek. kların vı ş * Böyle bir sı karımı vı ş . sonuna kadar mücadele etmek. idam edilmek. * Tutup çekmek. tebelleş rnaş olan kimse. * Asmak işyapı veya asmak iş konu olmak. ey ı sı srar * Hı eline almak. i. ası lanmak * Bir ş eyden yarar sağ lamak. baş nda çiğ ası r * Yüzyı l. süspansiyon. * Ası ş lmıolan. ı * Asma iş i. intifa etmek. sı mak. ası l vurgu * Kelimenin aslı ndaki vurgu. .* Sı veya üleş ra tirme eki almamıyalı sayı ş n lar. nları ndı süs yası ası ntı * Bir işhemen yapmayı bekleterek geri bı i p rakma. çiçekleri ası ş insana benzeyen ve köklerinden salep çı lan bir bitki. ası lı ası lı ş * Ası iş lmak i veya biçimi. süspansiyon. ru z. temelsiz. kökenli. i lmak ine * Bir yere tutunup sarkmak. * Sı an. tavik. ası lanma * Ası lanmak işintifa. * Bir ş isterken karş ndakini tedirgin edecek derecede ileri gitmek üstelemek. lmıbir karı ası z lsı ası ltı * Doğ olmayan. * Ası iş lmak i. dayanaksı köksüz (haber). ı etmek. tehir. ası llı ası lma ası lmak * Bir kökene dayanan. * Birini tedirgin edecek kadar üzerine düş me. ası olmak ntı * tebelleş olmak. rı * Karşcinsin ilgisini çekmek için çarpı davranı ı cı ş larda bulunmak. * Israrla üzerine gitmek. ası m ası takı m m * Kadı n takı kları eş .

isyan etmek.* Çağ . asimile asimptot * Bir eğ giderek yaklaş ama sonuna kadar uzatı bile yaklaşğhâlde eğ kesmeyen doğ riye an. asilik etmek * karşgelmek. rsı lı * Un. ı asimilâsyon * Benzer hâle getirme. llı * Baş ran. asimetri asimetrik * Simetrisi olmayan. asilzade asilzadelik * Soyluluk. kaldı * Hayı z. dik baş. * Soylu olma durumu. lsa tı ı riyi ru. asillik * Asil olma durumu. asileş mek * Karşgelmek. isyan etme. ı tı asileş me * Asileş iş mek i. isyankârlı k. * Bir görevde temelli olan. . kendine benzetme. baş rmak. kendine uydurma. ş zlı ı * Simetrik olmayan. * Bu söz "benzeş mek". * Soylu. ası rlarca * Yüzlerce yı l. sonuş maz. * Yüksek duygu ile yapı lan. bakımsı k. "kendine uydurmak" anlamı "asimile etmek" biçiminde kullanı nda lı r. aside asidimetre * Asitölçer. baş ı kaldı rmak. asalet. asil * Soylu. et ve bamya ile yapı bir Arap yemeğ lan i. vekil karş . * Benzeş me. soyluluk. özümleme. asık rlı asi * Yüzyık. ı kaldı asilik * Asi olma durumu. bakımsı ş z. isyan eden.

tı asistanlı k * Asistan. * Ordunun yalnıer rütbesinde olan bölümü. ini. asker kaçağ ı * Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağ ı ayrı veya oraya gitmekten kaçan kimse. asker olmak * askerlik ödevine baş lamak. asker * Erden mareş kadar orduda görevli bulunan herkes. fenol. tersane gibi hizmet yerlerine verilen ad. asidimetre. sı * Yurdun korunması yolunda iyi dövüş mesini baş aran. asklı . asker tayı nı * Erlere verilen azı k. araşrma görevlisi olma durumu asistanıgörevi. sı askercilik * Askere yakır biçimde. ş ı . düzgün. asit fenik asitölçer ask askarit * Bağ solucanı ı rsak . borik asit. gemi. askerce askerci * Asker yanlı. * Bkz. tahkimli bölge. * Aynı zamanda asit ve alkol grupları içeren birleş nı iklere verilen ad. disiplinli. * Bkz. lı * kılara ve en çok düş kıları asker indirme. mcı * Araşrma görevlisi. ldı ş ı la. tı n asit * Turnusolün mavi rengini kı zı çevirmek özelliğ olan ve birleş rmıya inde imindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluş turan hidrojenli birleş hamı ik. ndan lan asker ocağ ı * Askerlik ödevinin yapı ğkı ordugâh. z. yı man yı na asker gibi * disiplinli. z * Topluluk düzenine saygı olan. asker çı karmak * (bir devlet) belli kanunlara bağ olarak asker toplamak. * Bir asidin özelliğ konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz.asistan * Yardı . ale * Askerlik görevi veya ödevi. asit alkol asit borik * Bkz.

askerlik yoklaması * Askerlik ş ubelerine kayı kimselerin belirli zamanlarda yapı durum yoklaması tlı lan . askere özgü. askerlik niteliğkazanmak. i n tan askerî rüş tiye * Askerî ortaokul. (bir ş askerlik niteliğkazandı eye) i rmak. kanunları nda yürütmekle görevli sıf ve bu sıftan olan asker. askere gitmek * askerlik ödevini yapmak için orduya katı lmak. * Bir tür çocuk oyunu. askerî * Askerlikle ilgili. askerîleş mek * Bir yer askerlikle iliş duruma gelmek. askerlik ödevi ordu hizmeti. nı nı askerî kaput * Askerlerin giydiğkalı kumaş üstlük. askeriye * Askerlik. askerlik * Asker olma durumu. askerîleş me * Askerîleş iş mek i. itim askere çağlmak rı * askerlik ödevini yapmak için ş ubece istenmek. .* Askerci olma durumu. disiplini. askerlik dairesi * Yurttaş askere alma iş ları leriyle görevli olan askerlik ş ubelerinin bağ bulundukları lı bölge dairesi. rmak yla rı askerî ataş e * Bir ulusun yabancı ülkelerdeki elçiliklerinde görevli askerî uzman. askerlik etmek * askerlik yapmak. askerlik hizmeti * Orduda belirli bir sürede yapı yurt ödevi. askerî ambargo * Bir ülkeyi cezalandı amacı askerî alanda yaptım uygulama. askerîleş tirmek * Asker yönetimine geçirmek. askere alı nmak * askerlik ödevini yapmak için er eğ merkezine gönderilmek. lan askerlik yapmak * kanunlara göre yurttaş n yükümlü oldukları ları ordu ödevinde bulunmak. kili i askerîleş tirme * Askerîleş tirmek iş i. askerî inzibat * Askerî birlikler arası düzeni.

. boş p i yı lukta kı * oturmuş veya batmıbir gemiyi yüzdürmek için baş teknelere asarak kaldı ş ka rmak. askı ntı * Baş nısı ndan geçinen. kaların rtı * Karşcinsi rahatsıeden kimse. askı çı ya karmak (veya çı lmak) karı * evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayı nı bulunduğ yerde askı tların u yoluyla ilân etmek. * Hastahanelerde kık kol veya bacakları ası tutturulduğ araç. ey * Pantolon veya giysilerin düş mesini önlemek için omuzdan aş lan bağ ı rı . nları ndan lan * İ böceğ kozası sarması yanı konulan çalı rpı pek inin nı için na çı . lmıdizi * Yeni yapı yapı n çatına. Zodyak. savsaklamak. nları ğ n ı * Düğ ünlerde geline yakı tarafı takı hediye. ilânların ilgili daire duvarı belli bir zaman süresince asıdurması nı nda lı . asklı * Sporları denen torbalar içinde oluş (mantar). * Gelinin oturacağyerin üstüne ası süsler. uzunluğ 160 cm. * Gürbüz ve yiğ adam. it * Asklı mantarları sporuna verilen ad. yı cı rtı. Afrika'da yaş ayan. tabanca gibi ödül. askı bı da rakmak * sonuca vardı rmamak. * bir işzamanı yapmayıbelirsiz bir zamana bı i nda p rakmak. * Zodyak üzerinde. ı z * Askı olan. hiçbir biçimde. ) sı askı lı askı lı k * Avcı n sı na taktı askı mı ları rtları kları takı . sı askı almak ya * altı alıdesteğkalmayan yapı dikmelerle boş tutarak yılmaktan kurtarmak. ı lan * Kadı n kullandı altıdizisi veya zincirli mücevherat. ask an askospor asla Aslan aslan * Kedigillerden.askı * Üzerine herhangi bir ş asmaya yarar nesne. erkekleri yeleli. meyve. arslan. kuyruğ 70 cm ve ucu püsküllü. u u çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü. rı n larak u * Çay. kahve taş ı yarar kahveci tepsisi. lı p * Vestiyer. * Saz ş airleri arası yapı deyiş ş üstün gelene verilmek için duvara ası kumaş nda lan yarında ı lan . * Artı eksiltme gibi resmî iş rma. ev sahibi tarafı usta için veya düğ arabaları düğ sahibi lan ları sı ndan ün na ün tarafı arabacı armağ olarak ası kumaş ndan için an lan . askı kalmak da * (bir işbir engel dolayıyla sonuca varamamak. askı çı ya kmak * ipek böceğkoza sarmak üzere dallara çı i kmak. * Ası saklanacak sebze. n * Hiçbir zaman. maya * Saklanmak için tavana ası ş veya hevenk. fener. Yengeç ile Baş burçları nda yer alan burcun adı ak arası .

ası z olmak. güzel. aslanlı k * Yiğ cesaretlilik.aslan ağ zı * Havuz kenarları konulan ve ağ ndan su akan aslan biçiminde süs taş na zı ı . aslankuyruğ u * Ballı babagillerden. aslan gibi. aslen * Kök veya soy bakı ndan. delikanlı için kullanı bir seslenme sözü. onun kiş ini belli eder. güçlü ve yakıklı ş . aslanağ zı * Sı otugillerden. aslı astarı (veya aslı ) olmamak aslı * yalan. i. itlik. aslangiller * Kedi cinsinden olan bütün et oburları içine alan hayvan familyası . lı ı aslan kesilmek * aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek. kokusuz çiçekleri olan bir bitki. ı * sağğyerinde. türlü renkte. eskiden hekimlikte terletici olarak kullanı bir bitki. doğ u. aslankulağ ı * Bir sap üzerinde dizili sarı kı zı veya rmı çiçekli otsu bir bitki. lar lan aslanı ağ nda n zı * elde edilmesi çok güç. beyaz çiçekli bir yabanî bitki (Alchemilla). yer pı lan rasası (Leonurus). yiğ ş ı itçe. eyden korkmayan. sarı . aslan gibi * boylu boslu. lsı . nan aslan sütü * Rakı . uygun bir durumda olması u iliğ gerekir. aslanpençesi * Gülgillerden. aslan payı * Hak edilenden daha çok alı pay. raca aslanca * Aslana yakır yolda. aslan yatağ ı belli olur ndan * bir kimsenin oturduğ yerin durumu. mı aslı astarı * iç yüzü. *Ş irpençe. aslan yürekli * Çok yiğ hiçbir ş it. aslı astarı * Esası ruluğ geçerliliğ . aslanı m! * gençler. gerçek ş ekli.

asma merdiven * Yukarı ucundan bir yere ası kullanı ip merdiven. asma bığ yı ı * Asma dalların çevresine tutunması yarayan yeşuzantı sülük. aslî * Temel olarak alı esas olan. yükselmeye temel olan her aş ş an ğ ı aması . . altı kat. asma kilit * Kilitlenecek ş üstündeki halkalara geçirilip kapatı biçimde yapı ş eyin lacak lmıkilit. asma köprü * İ baş ki ı ndaki ayaklardan baş dayanağolmayan. aslı nesli aslı k * Kır olan (kadıveya diş sı n i hayvan). sarı renkte bir böcek. gerçek olduğ ortaya çı u kmak. dalları çardak üzerine yayı bitkilere genel olarak verilen ad. * Bu türün ince uzun. nı na il lar. * Asmak iş i. sebze olarak kullanı ürünü. asma biti * Eş kanatlı lardan. * Soyu sopu. lan * Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). k . uydurma. msı asma kabağ ı * Kabakgillerden sürüngen veya sarı mevsimlik bir kabak türü (Lageneria vulgaris). lan asma kat * Yapı genellikle tabanla birinci kat arası yapı basıtavanlı boş larda na lan. lgan. filoksera (Phylloxera vestatrix). çoğ ka ı unlukla uzun ve yüksek köprü. nı altı na asliye asma * Temel. asmalara zarar veren. * Ası şası lmı lı . asma asma bahçe * Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapı ş lmıbahçe. aslî düş ünce * Ana fikir. aslı yok faslı * yalan.aslı kmak çı * gerçek olduğ anlaş u ı lmak. * Asmagillerden. larak lan asma yaprağ ı . aslî nüsha * Bir yazın çoğ lması örneklik eden ilk nüsha. nan. aslî maaş * Devlet dairelerinde çalı memurlara verilen aylın. esas.

gibi aspidistra * Zambakgillerden. da asrı saadet * Hz. çağ laş daş mak. her dizenin sonunda gelen. çağ l. yabancı maddeleri emerek dı atan cihaz. asorti asortik asosyal * Sosyal olmayan. kuş anmak. da * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. cı . aynı m aksanı veren ünlünün ondan sonra veya önce gelen ünsüzü hiç dikkate almadan tekrarlama ş eklinde uyak. azı tarak * Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek veya görevi olan bir iş i özürsüz yapmamak. * Modern.* Zeytinyağ ve etli dolma yapmakta kullanı körpe asma yaprağ lı lan ı . idam etmek. Muhammed'in yaş ğzaman. gerçek olmayan. asmalı asmalı k * Yarı kafiye. toz vb. yaprakları rudan doğ topraktan çı bir süs bitkisi. doğ ruya kan aspiratör aspirin * Ağ kesici ve ateş ürücü olarak kullanı beyaz renkli. birbirini tutar renk ve yapı olan. emmeç. gerçekmiş gösteren haber. ekş rak ilâç. birbirini tutar renk ve yapı olan. ş arı * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. * Asması olan. asmagiller * İ çeneklilerden. rı düş lan imtı aspur * Yalancı safran. adı ı asrî asrîleş me * Çağ llaş çağ laş cı ma. * Havadaki duman. asparagas * Uydurma. genellikle saksı yetiş da tirilen. belli baş türü asma olan bitki familyası ki lı . * Asma için ayrı ş veya toprak. putrel nervürler arası konulan delikli tuğ na la. asrîleş mek * Çağ llaş cı mak. * Üzerine takı nmak. * Bir kimseyi boğ ndan ip geçirip sarkı öldürmek. cüruf ve beton karımı yapı kiriş miş ş ndan ı lan . daş ma. asrîlik * Çağ llı cık. asmak * Bir ş aş ı sarkacak biçimde bir yere iliş sarkı eyi ağ ya tirip tmak. lmıyer asmolen asonans * Piş toprak.

u nda * (birine göre) Rütbe veya kı demce küçük olan asker. astarlı k astarya * Astar olmaya elveriş(kumaş li vb. madun. ı r. lı kta. * Bir müzik programı daha çok en son olarak sahneye çı alanı tanı ş çok ünlü olan sanatçı nda kan. va * Gemicilikte bir ş sağ eyi lamlaşrmak için kullanı bez. resim yapı lmadan önce sürülen boya. ayakkabı ş gibi eylerde. rmak astarlı * Astar geçirilmiş . elde edilen sonucun değ aş masraflı in ntı na lan erini mak. nda nmıve . astarlama * Astarlamak iş i. * Bir gemiye yükleme veya boş altma için tanı süre. nan . astarlı zarf * İ yüzüne ince bir kâğ geçirilmiş ç ı t zarf.). astar sürmek. astarlatmak * Astar yaptı veya geçirtmek. astarlanmak * Astar geçirilmek.assai assolist ast * Birlikte kullanı ğterimin anlamı aş lıkazandır: Adagio assai çok yavaşçok ağ ldı ı na ı k rı rı . astarlatma * Astarlatmak iş i. astar kaplama * Kontratablalarda kör ağ n biçim değtirmesini önlemek amacı iki yüzüne yapı rı kaplama katı acı iş yla ş lan tı . ile astarı yüzünden pahalı olmak * bir iş ayrı ları harcanı para veya emek. * Boyacı astar vurmak. çanta. astarlanma * Astarlanmak iş i. ı n na * Sı veya boyadan önce vurulan kat. lan * Üzerine resim yapı bezin veya duvarıyağ boyayı lacak n lı emmesi için. * Giyecek. olmak. kumaş veya derinin iç tarafı geçirilen ince kat. * Alt. tı lan aç astar astar boyası * Boyacı ası lı kta l boyadan önce sürülen. astarlamak * Astar geçirmek. kiri kapatmak ve sürülecek boyanıdayanı lını rmak için n klı ı artı ğ kullanı boya. astar sürmek (veya vurmak. perde. ağ vb. * Birinin buyruğ altı olan görevli. astarlanmı ş . çekmek) * astar boyası boyamak. halat.

ı rı astronomik fiyat * Çok yüksek fiyat. astronomik * Gök bilimiyle ilgili olan. astronomi * Gök bilimi. astatin * Astat. astı astı kestiğkestik ğ k. müneccim. * Aş çok yüksek. * Asmak iş yaptı ini rmak. 85 ş yla ı manı Kı saltması At. * Bronş n daralması ileri gelen nefes darlı. astı m astı mlı * Astı olan. çok sert veya istediğgibi davranan kimseler için kullanı ması i lı r.astası m astat * Öncüllerinden biri önceki tası n vargı durumunda olan bir ek tası mı sı m. felekiyat. i astragan * Karakul kuzusunun kırcıve parlak postu. vı k * Bu posttan yapı ş lmıolan. asteğ men * Orduda en küçük rütbeli subay. bizmutun alfa ınları bombardı sonucu elde edilen yapay element. * Yı z falı uğ an kimse. astigmatizme tutulmuş (göz). * Gök fiziğ i. ğ astrofizik astrolog astroloji astronom * Astronomi bilgini. . gök bilimci. müneccimlik. asteğ menlik * Asteğ rütbesi veya asteğ men menin görevi. ldı yla raş * Yı z falcı ı ldı lı. * Atom numarası olan. ı i * acı z. astı rma astı rmak astigmat * Astı iş rmak i. * Net görmeyen. astı hastalına tutulmuş mı m ğ ı olan. ları ndan ğ ı astigmatizm * Gözün saydam tabakası meridyenlerin eş nda itsizliğyüzünden net görememe durumu.

n. a astsubay baş çavuş * Astsubaylın beş basamağ ğ ı inci ı . astsubay kı demli baş çavuş * Astsubaylın altı ve son basamağ ğ ı ncı ı .astronomik rakam *İ nsana ş kı k verecek derecede büyük rakam. ayan * Asya'ya özgü olan. aş damı * Bazı bölgelerde yemek piş irilen yer. sakin. astsubaylı k * Astsubay olma durumu veya astsubayıgörevi. Asyalı lı k * Asyalı olma durumu. * Samî dilleri ailesine giren ve Milâttan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanı ş lmıolan ölü bir dil. aş * Piş irilerek hazı rlanan yemek. gökyüzü. nı astropikal * Tropikal bölgelere yakı fakat daha yüksek bir enlemde olan. asudelik asuman Asurca Asyalı * Asya'da yaş kimse. astsubay çavuş * Astsubaylın ilk basamağ ğ ı ı . mutfak. astsubay kı demli üstçavuş * Astsubaylın dördüncü basamağ ğ ı ı . mutluluk. Asya ile ilgili (olan). * Gök. rahat. aş nlı astronot * Uzay adamı . astsubay * Silâhlı Kuvvetler yasası göre astsubay okulları yetiş Silâhlı na nda erek Kuvvetlere katı astsubay çavuş lan tan astsubay kı demli baş çavuşkadar rütbesi olan asker. . astsubay üstçavuş * Astsubaylın üçüncü basamağ ğ ı ı . n asude * Sessiz. astsubay kı demli çavuş * Astsubaylın ikinci basamağ ğ ı ı . * Huzur içinde olma. astronotluk * Uzay adamı olma durumu veya uzay adamın görevi.

nma lı r. * hamilelikte bazı yiyeceklere karşaş düş ı ı künlük göstermek. aş. * Düğ ve benzeri toplantı ün larda. beğ enmemek. imli * Niteliğdüş kötü. er * Aş ı yere doğ ağ ya. verilecek yemekleri hazı rlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanı lan * Tekkelerde yemek piş irilen yer. irilip ı tı aş ı kepçeye paha olmaz taş nca * sış zamanlarda önemsiz ş kık ı eylerin değ çoktur. aş ı ocağ * Yemek piş yoksullara dağ lan yer. denk olan. mantarlar ve kara yosunları su dında fazla boy atmayan damarsıbitkiler. mı aş ı ağkurtarmaz * bundan daha ucuza olmaz. aş z ı tı hane.aş erme aş ermek aş evi * Aş ermek durumu. unu r. mı kaları ı rı ğ laş ı i aş ı ağkalmamak * herhangi bir nitelik bakı ndan ondan geri olmamak. çı * Yoksullara parasıyemek yedirilen veya dağ lan yer. hor görmek. gibi ş ı z aş ı mek ağdüş * düzeyi. değ yönünden daha az. * Bayağ adî. * Eğ bir yerin daha alçak olan yeri. yer. ru. ı . aş ı ağ(falan) yukarı * bir kimsenin adın dilden düş nı ürmediğ onun pek gözde olduğ anlatı ini. i aş ı ağgörmek * küçük görmek. yı kmak. niteliğalçalmak. aş ı ağ * Bir ş alt bölümü. aş ı ağalmak * devirmek. * bir hizmette çok kullanı kiş yakı olarak kullanı lan ice. rı * Para ile yemek yenilen yer. aş ı ağbitkiler * Su yosunları . tiksinmek. * daha aş ı durumu kendine lâyıgörmez. aş ı r yeri (veya yanı ağkalı ) yok * nitelikleri bakı ndan baş yla karş tıldında eksiğolmayan. im im * Genel ev. ağbir k aş ı ağmahalle * Yüksek bir yerleş bölgesine göre alçakta kalan yer. lokanta. daha az. çok arzulamak veya nefret etmek. . i ük. miktarı . yerleş bölgesi. adî. * Daha küçük. eri aş yermek * Bkz. aş ermek. eyin * Bir yere göre daha alçak yerde bulunan.

ı k aş ı ağyukarı (yürümek) * bir baş bir baş (yürümek). aş ıyukarı ağ lı lı * Aş ı ve yukarıolan. aş ı ağ sama * Aş ı ağ samak iş i. aş ı duygusu ağ k lı * Kiş gerçeklere uyan veya uymayan sebeplerle. adilik. yeteneksiz ve güçsüz görme duygusu. aş ı ağ latma * Aş ı ağ latmak iş i. aş ı ağ samak * Bir kimseyi veya bir ş aş ı ve değ göstermek. inin ini aş ı kompleksi ağ k lı * Kendini olduğ undan yetersiz. eyi ağ k lı ersiz aş ı ağ sı aş ama * Aş ı ağtaraftaki. evre. tezyif etmek. hor görmek. aş ı ağ latmak * Aş ı ağ lamak iş uğ ine ratmak. tükürsem bığ yım ı * iki karş ve aynı ı t derecede sakı durum karş nda karar verme zorluğ anlatı ncalı ı sı unu r. benliğ yetersiz ve küçük görmesi. rütbe. * Niteliğdüş adî. ük * Küçültücü davranı ş larda bulunmak. tan a aş ı almak ağ dan * sert konuş bir kimseye yumuş bir dil kullanmak. paye. me. lması ru . tenzil etmek. aş ı ağ lanma * Aş ı ağ lanmak durumu. aş ı yukarı birlikte. aş ı ağ lamak * Değ erinden düş göstermek. hafifsemek. merhale. * Önem veya değ bakı ndan gitgide yükselen bir sı basamaklarıher biri. alttan almak. hafife almak. i ük. ağ sı sı ağ sı sı aş ı ağ k lı * Aş ı ağolma durumu. er mı ra n * Varı istenen bir amaca doğ geçilmesi gerekli dönemlerden her biri. mertebe. aş ı ma ağ laş * Aş ı ağduruma düş mezellet. aş ı mak ağ laş * Aş ı duruma düş ağ k lı mek. basamak.aş ı ağtükürsem sakalı yukarı m. n. aş ı ağyukarı * Tama yakı yaklaş olarak. aş ı ağ lanmak * Aş ı ağduruma düş ürülmek. an ak aş ı ağ lama * Aş ı ağ lamak iş i.

aş ar * Ondalı k. hiyerarş er mı i. * Aş (kimse veya bitki). kiremit rengi. ı lı aşboyalı ı * Aşboyası ı renginde boyanmı ş . * Bir lokanta veya evde yemek piş irmekle görevli kimse. kademeli. göz. o hastalın ş ğ ı mikrobuyla hazı rlanmıeriyik. aynı acı veya familyanıdaha iyi bir türünden alı dal. irme veya * Onluklar. aş amalı * Aş aması olan. aş lokanta. aşboyası ı * İ karı demir hidroksit miktarı göre pas sarı. kıl veya koyu esmer renk almıgevrek kil. * Aş evi. * Mutfak. aşbaş n görevi. çı ı çı ı nı aşlı çı k * Aş olma durumu veya aşnıgörevi.aş sı ama rası * Önem ve değ bakı ndan gitgide yükselen basamaklar dizisi. çı çın * Yemek piş zanaatı bilgisi. evi. aş erat aş hane . * Yemek piş satan kimse. m nan * Ondalı k. ahçı iren . hiyerarş ş i. tı i * Bu eriyiğ uygulanması in . aş arî aş çı aş baltası çı * Kemikli et kesmeye yarar küçük balta. aşbaş çı ı * Birkaç aşnıbirlikte çalı ğyerde bulunanlarıbaş çın şı tı n ı . ş * Bir ağ n dalı gövdesi üzerine. aşbaşk çı ı lı * Aşbaşolma durumu. * Tarı ürünlerinden alı onda bir nisbetindeki vergiler. ı aşolmak ı * aşyapı ı lmak. * Otoritenin en geniş ölçüde en üst mertebede olarak değ ik önem sı iş raları nda katı kesin bir biçimde arası ve dağ ğtoplumsal teş ı ı ldı kilâtlanıbiçimi. irip * Yemek yenilen dükkân. aş ı * Organizmada belli birtakı hastalı karşbağı k sağ m klara ı ıklı lamak için vücuda verilen. aşkâğ ı ı dı * Aşolanlara verilen resmî belge. çine ş an na sı zı ş * Koyuca kı zı rmı. * Yemek piş kimse. tomurcuk gibi n nan parçaları kaynaşrma işveya böylece eklenen parça.

* Yapı ları uzun mertek. âş ıgözü kördür ın ğ * kendisini aş kaptı kimse. aşyapmak. * Ahbap. n. eye ıı rı lı k * Halk içinde yetiş deyiş en. yarı ş ş mak. arkadaş bir seslenme. ı k iyle aş kemiğ ı k i * Aş ı k. ı ğ ı r âş k ı klı âş sı ı klı âş ı ktaş * Âş olanıdurumu. düş künü. ı k n * çok seveni. lerini sazla söyleyen. aş ı k * Baldı r kemiğile eklemleş bileğ belli baş oynak merkezini oluş i erek in lı turan. i çok âş ı ı kesilmek ğ * tutku hâline getirmek. * Seviş bir çiftten kadı oranla genellikle erkeğ verilen ad. sözlü ş geleneğ bağ halk ş iir ine lı airi. tutulmak.aştaş ı ı * Taş durumundaki aşboyası ı . ı rma. sevgilisinin kusurları görmediğgibi. ı aş atmak ı k * yarıetmek. en ndan . * Birbirleriyle seviş erkek ve kadı her biri. âş ı kane * Âş a yaraş biçimde (olan). çevresinde olup bitenlerle de ka ran nı i ilgilenmez. aş atmak (veya aş oynamak) ı k ı k * aş kemiğ oyun oynamak. ıklı ş yla ı ı aş ı cı aş lı ık cı * Aş nıyaptı iş ı n cı ğ . vurgun. âş ı k * Bir kimseye veya bir ş karşaş sevgi ve bağlıduyan. aş ı oturmak ı cuk ğ * iş olumlu bir biçim almak. ayak bileğ bulunan küçük inde kemiklerden biri. tutkun (kimse). ı âş a Bağ sorulmaz ı ğ dad * bir ş çok istekli olan kimsenin. en na e * Dalgı kalender (kimse). o ş elde etmedeki zorlukları saydını eye eyi hiçe ğ anlatı ı r. aşvurmak ı * bağı k veya tedavi amacı vücuda aşvermek. aş çatı nda. âş olmak ı k * sevmek. gibi * Aşyapan kimse.

ilkah. aş ı nma . kası k * Birtakı düş veya duyguları kası benimsetmek. aş m ı nı * Aş ı nmak iş i. aş rma ı ndı * Aş rmak iş ı ndı i. * Dokunduğ cisimleri eriterek aş u ı nması yol açmak. cağ uk * Bu yolla elde edilmiş . aş rmak ı ndı * Aş ı nmak iş uğ ine ratmak. ı * Aş ı ş aç). muaş ı seviş lı aka. aş ı lma * Aş ı durumu. acı nı tı * Baş na hastalıgeçirmek. * Kendisine aşyapı ş ı lmı(bitki). mak ine * Erkek hayvanı diş çiftleş n isiyle mesi. * Aş ı nmak iş i. * Bitkilerin aşyoluyla üretilmesi. âş lıetmek ı k ktaş * karşklı mek. ı * Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağ n bir parçası anaç üzerine kaynaşrarak üretmek. * Yeni aş ı ş aç. uğ cak. * Aş ı latmak iş i. lanmıağ * Soğ a sı sı a soğ su katma. aş ı lanmak * Aş ı lamak iş konu olmak. m ünce baş na * Soğ a sı sı a soğ su katmak.âş lı ı k ktaş * Karş klı me. ine aş ı latma aş ı latmak aş ı lı * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı ş lanmıolan (kimse). ı seviş lı aş ı lama * Aş ı lamak iş i. * Erozyon. etkilemek. cağ uk aş ı lanma * Aş ı lanmak iş i. telkin etmek. * Aş ı lamak iş yaptı ini rmak. aşyapmak. lmak aş ı lmak aş ı m * Aş iş konu olmak. lanmı(ağ aş ı lamak * Organizmada bağ ı k yaratmak veya yerleş bir hastalı karşkoyabilmek için hazı ıklı ş miş ğ a ı rlanmıbir aş ş ı yı vücuda vermek. uğ cak. na * (bir yere) Pek çok gidip gelmek.

erozyon. aş ı rı * Alılan veya dayanı ş ı labilen dereceden çok daha fazla. eriyebildiğkadar eriyen bir maddenin. aş gitmek ı rı * ölçüyü kaçı rmak. * Gereğ inden fazla. yı pranmak. rası lı ndı aş ı ntı aş ı r aş ı ramento * Çalma. veya aş ı nmak * Birbirine sürtünerek incelmek. çok. * Eskimek. ta ş pratı p. kı * Bir ş gereğ eye inden çok fazla bağ lanan. ı rı . * Çıntı silinmek.* Yer kabuğ oluş unu turan kayaçları baş akarsular olmak üzere türlü dıetmenlerle yı lı yerinden n. aş ı rma. * Beklenenin üstünde aş davranma eğ ı rı ilimi. * Aş olma durumu. sı ğ düş caklı vı i caklın ı mesine karş bir sıra ı n nı kadar erimiş olarak kalması durumu. aş doyma ı rı * Belli sı ktaki bir sı içinde. önem veren. aş lmak ı rı * Politika alanı sağ nda veya sol görüş en ateşve yıcı lerin li kı kanadı . nmı * On sayı. * Ötede. düzleş kı ları mek. itikal. * Aş ş ı yer. k aş erime ı rı * Erime noktası daha aş ı ıderecesine düş ndan ağbir sı mesine rağ birtakı ş men m artlar altı bir sını nda vın katı maması laş durumu. aş duyu ı rı * Herhangi bir duyu organı ve özellikle dokunma duyusuyla sağ yla lanan her tür uyarana karşolağ dıbir ı an ş ı duyarlıgösterme durumu. * Bir ş gereğ eyin inden çok olanı . ı rı aş uç ı rı aş cı ı lı rı k aş lı ık rı aş lma ı rı * Aş lmak iş ı rı i. taş n. koparı lmaları eritilmeleri. sı * Bir dinî tören sı nda veya cemaatle namaz kı ktan sonra Kur'an'dan okunan on ayetlik bölüm. fazla miktarda. aş taş ı ı rı rı * Çok aş . ötesinde. aş bellem ı rı * Belleme yetisinin olağ anüstü bir durumda geliş olması miş . müfrit. aş besi ı rı * Olağ anüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme. usandı rmak.

* Yapı ları uzun mertek. * Aş ı iş yaptı rmak ini rmak. aş kayı ı rma ş * Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağ geçirilen kuş biçimindeki kayıçember. intihal. aş ikâre aş ina * Açı belli ederek. dost. k. kova. * Küçük kazan. * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı lanmamıolan (kimse). iş * Aş lmı ı ş rı . aş ı rtı aş ı rtma aş ı rtmak * Aş iş ı rma i. aş ı rma. a ak ş aş ı lı rmacı k * Baş na ait olan bir ş izinsiz alma. aş çatı nda ı k. belli etmek. * Baş nıyazı ndan bölümler. ş * Siper. aş ı rmak * Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden öte yanı geçirmek. kasın p gibi aş ı rmasyon * Çalma. * Baş nıeserinden parçalar alıkendininmiş göstermek. mı kaların ları sralar alıkendininmiş gösterme veya baş nı konuları p gibi kaların nı benimseyip değik biçimde anlatma. lacak * Dağ geçidi. p * Tehlike içinde bulunan bir ş acele kaçı eyi rmak. * Aş ı rmak. kuytu yer. . rmak ine aş ntı ı rı * Aş lmıolan (ş ı ş rı ey). aş olmak ikâr * belli olmak. kça. ortaya çı kmak. kası eyi * Bir yazarıbaş bir yazarıeserinden konu veya biçim alması n ka n . * Bildik. meydanda olan. * Açı apaçı belli. bakraç. belirginleş mek. dı . * Aş ı rtmak iş i. * Aş ı yer. aş ı rma * Aş ı iş rmak i. k. arkadaştanık.* Aş ı iş konu olmak. saklamadan. aş z ı sı aş ı t aş ikâr aş etmek ikâr * açı klamak. ş * Kendisine aşyapı ı lmamı(bitki). na * Çalıgötürmek.

ı k aş gelmek ka * bir ş yapmak için büyük bir istek duymak. coş kunluk göstermek. tanı tanıklı ma. dını ı aş iret aş iyan * Oymak.* Bilinen. * Ev. ı rı lı k aş k aş etmek k * hı vurmak. aş ncı kı lı k * Birey ve evrenseli birleş tirmeye çalı ahlâkî nitelikli Amerikan felsefesi. zahire. ş k. nca ey aş olsun k * "Aferin" sözünden daha güçlü olarak bir davranın. * Aş sevgi ve bağlıduygusu. * Aş iş mak i. aş n kı * Belli bir süreyi aş şötesine geçmiş mı . sitem bildirir. ı * Tanıklı gösterir davranı ş ğ ı ı ş . ı sı nama. tanık olan. aş yapmak k * cinsel iliş bulunmak. aşk lı * Aş yapmak için hazı rlanan ve saklanan ş eyler. ini * Beğ enilmeyecek bir davranı bir tutum karş nda kı ş . ş an aş lama aş lamak * Bkz. tanığ belli etmek. bir tutumun çok beğ ş ı enildiğ bildirir. * Çok. Aş ı lama. * Kuş yuvası . sevi. . oturulan yer. aş k göstermek inalı * ilgilenmek. seviş kide mek. * Benzerlerinden üstün. fazla. * Sı gelince kullanı için saklanan yemeklik ş rası lmak eyler. dı aş k inalı * Birbirini bilme. aş ma . mesken. * Dövüldükten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan buğ day. * Derviş arası selâm sözü olarak kullanı ler nda lı r. zla aş olmayı meş olmaz k nca k * güçlü bir istek olmayı hiçbir ş elde edilemez. coş eyi mak. aş düş ka mek * âş olmak. Aş ı lamak. aş mak * Bkz.

üfte At at * Astatin'in kı saltması . bitmek. at baş(beraber) gitmek ı * eş durumda olmak. her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş . aş fiş na ne * Gizli dost. * Aş iş yaptı mak ini rmak. i nı ş ı at binicisine göre kiş ner * insanları baş nda bulunan kiş etkisi altı kalarak. ı ma lan * Satrançta.* Yüksek. * Gizli dostluk. . aş ayı ure * Muharrem ayı . kı kuş n lı ananı ç * her ş onu gereğgibi kullanması bilene yakır. açısaçıkadı kokot. ey. ları inin nda kları anlatı r. i nı aş urelik * Aş yapmada kullanı ure lan. uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanı geçmek. * Görünmeden kaçmak. * Atgillerden. aş günü ure * Aş urenin piş irildiğMuharrem ayın onuncu günü. atlar anası . sona ermek. kuru yemiş ş day. -at. aş üfte aş üftelik -at at anası * Bkz. binme. lan eli aşrma tı aşrmak tı aş ure * Buğ nohut gibi taneleri. aş na * Aş ina. *İ simden isim türeten ek (Arapça çokluk eki): gidiş gelir-at vb. leri ekerle kaynatarak yapı bir tür tatlı lan . * (erkek hayvan) Diş isiyle çiftleş mek. * Aş dağ ure ı tmaya yarayan süslü kap. onun tutumuna göre davrandı nı n. aş oz * Ahş gemilerin omurgaların uzunluğ ve iki yanı borda kaplamaların en dar yüzünü ap nı unca nda nı yerleş tirmek için açı keskin. na * (süre) Geçmek. k k n. it at binenin (veya iş bilenin). yük çekme veya taş gibi hizmetlerde kullanı memeli hayvan. sivri köş yuva. * Oynak. * Aş olma durumu. * Aşrmak iş tı i.

elmas. göz hizası bulunan korumalı n um mı nda k. sabit fikirlilik. at çevirmek * geri döndürmek. se lan eyler at olur. örneğat kestanesi olan bir bitki familyası ki i . * bildiğve istediğgibi davranmak. i i at pazarı eş osurtmuyoruz! nda ek * söyleneni dinlemeyene söylenen bir uyarma sözü. at üstünde hünerlerini gösteren kimse. * Bu ağ n kestaneye benzeyen yemiş acı i. meydan olur (bulunur). veya bulmak. . at kestanesi * At kestanesigillerden. at sineğ i * Atıtüyünün rengi. n . at hı zı rsı gibi * kı kı lı yafeti ve tutumu güven vermeyen (adam). at koş turmak * çok genişalabildiğ rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak. at gözlüğ ü * Atlarıkoş takı nda. koş nı ldı ı at nalı kadar * (niş madalya. at olmaz (bulunmaz) * gerekli ş artlar her zaman bir arada bulunmaz. k at izi it izine karı ş mak * iyiyi kötüden ayı ramayacak kadar bir karıklıortaya çı ş k ı kmak. 15 ile 30 m yükseklikte. plâka gibi göğ takı ş için) pek büyük. çiçekleri kokulu bir ağ (Aesculus aç hippocastanum).at cambazı * At alısatan kimse. * Çevresinde olup bitenleri iyi algı layamama. at donu at gibi * vücudu iri yarı (kadı olan n). at kestanesigiller * İ çeneklilerden. at çalı ktan sonra ahın kapını ndı rı sı kapamak * iş ten geçtikten sonra önlem almaya kalkı iş ş mak. geniş yapraklı . meydan olmaz (bulunmaz). değ erlendirememe. p * Sirklerde veya eğ lence yerlerinde. at koş turacak kadar * pek geniş . * yarı ş mak. an. ine at meydanı * at koş nı yapı ğmeydan. at oynatmak * atla hüner göstermek. uların ldı ı at meydanı * At veya at arabaları uların yapı ğyer.

* Eski Türk devletlerinde. i. atabey. n lı m ataklı k atalet * Atak olanıdurumu veya atakça iş n . * Dedelerden ve büyük babalardan her biri. ataya çekme. atak atak yapmak * akıyapmak. atavizm. * İsizlik. at. kanatları u büyük ve küt. ite ot vermek * bir işters yapmak. hamle. * Ataya yakır davranı babalı ş ı ş . tayin etmek. pederş ahîlik. özellikle Selçuklularda ş ehzadelerin eğ veya bağ z olarak bir eyaletin itimi ı msı yönetimi ile görevli vezir. iş ş siz lemezlik. yalancı . ama kullanma imkânı yok. ahî. rı rı . atacı lı k * Uzaklarda bulunan ve birçok kuş aktan beri görünmeyen birtakı özelliklerin yeni bir kuş birden m akta ortaya çı . n. n buğ atalı k atama . k. iş kalma. i atabek atabey * Bkz. ata * Baba. e lan. atamak ataman * Birini bir göreve getirmek. kması atadan babadan görmek * gelenek hâlinde eskiden beri bilmek. yapmak. * Atamak iş tayin. * Tembellik. ataerki ataerkil * Ataerki temeline dayanan. bir at var. ş . meydan yok * yapacak güç var. sır ve domuzlarıbacak ve ğ ı n kuyruk araları yaş nda ayan. atak * Düş üncesizce her işatı cür'etkâr. davranı cür'et. saldışhücum. pederş patriarkal. ata et. uzunluğ 8 mm kadar olan. * Geveze. eklem bacaklı sinek türü (Hippobosca equina). atı yapmak. * Soyda temel olarak babayı ve ailede çocukları alan baba soyuna mal eden topluluk düzeni. uygulamak.* Çift kanatlı lardan. * Atı akı lı m. * Eskiden Rus Kazaklarıbaş una verilen unvan. * Saldı.

rı * Soy at yetiş tiricisi. lmaz ataş ataş e * Bir elçiliğ bağ uzman. ya u vanca karşda ilgisizlik. ataraksiya * Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarı lmayan ruh dinginliğ acı olduğ kadar kı i. daş amaçlayan. elçilik uzmanı e lı . bir * Spermayı idrar yoluna salan iki kanal. bilime ve gerçeğ dayanan. enin ğ ı * Tutacak.atanma * Bir göreve getirilme. akla. evrensel ağ klı e ı . lı kla atavizm atbalı ğ ı atçı atçı lı k * Soy at yetiş tiriciliğ yapı at koş . egemenliğ kişözgürlüğ çağ olmayı i. mesel: Ayağ yorganı ı nı na göre uzat. ate * Atacı lı k. atari atarkanal atasözü * Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş oyun türü. atanma yapmak * tayin etmek. ataş elik * Ataş olma durumu veya makamı e . geleceğ rlı e yönelik. sol karı ğ ncından vücudun diğ bölümlerine kan taş damar. atavik * Atacı ilgili. Kemalist. * Su aygı. ı atardamar * Kalbin sağ ncından akciğ karı ğ ı erlere. sı Atatürkçülük * Atatürk'ün düş ve uygulamaları kaynaklanan. * Bu ilkeye bağlı lı k. i ünü. ı er ı yan ş iryan. tayin edilme. Atsan atı lmaz. at sergileri gibi çalı inde lan uları ş malar. Atatürkçü * Atatürkçülük yanlı olan (kimse). atanmak * Bir göreve getirilmek. satsan satı vb. uygulamalar ve ilkeler bütünü. . birbiri ile uyumlu amaçlar. tayin edilmek. Türk Devleti'nin bağ zlıve bütünlüğ millî ünce ndan ı k msı ünü. * Uzun deneme ve gözlemlere dayanı söylenmiş halka mal olmuş darbı larak ve söz. * Ataş görev yaptı yer.

heyecanlanmak. radı ı ateş bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * bir olay. ateş basmak * kı zarmak. hı hı rs. * Tanrı maz. * Büyük üzüntü. tanı ateş açmak * ateşsilâhla mermi atmaya baş li lamak. ateş almak * yanmak. ateş ğ balı ı * Sardalye. od. nç. k k ateh getirmek * bunamak. alev * Öfke. atölye. tma irme lan * Patlayı silâhlarıatı . ateh * Bunama. i mı ateş kmak çı . öfkelenmek. rmı. mak. örneğateş i böceğolan böcekler takı . tehlikeli bir durum almak. kta ş ı i ateş böcekleri * Kıkanatlı n lardan. sılı baş kan yürümek. karanlı ıldama özelliğolan böcek (Lampyris noctiluca).* Ateist. * Kı zı renginde olan. * Tehlike. * Gümüş ğ balı. ateist ateizm * Tanrı mazlı tanı k. tutuş mak. li * telâş lanmak. acı . bunaklı ihtiyarlıyüzünden alıduruma gelme. cı n lması * Vücut ısı sı. coş acele davranmak. atefleksiyon * Döl yatağ n biçiminin bozulması ı nı . muş * Isı veya piş için kullanı yer veya araç. atelye aterina ateş * Bkz. acele etmek. kı p ı na ateş böceğ i * Kıkanatlı n lardan. k. * Coş kunluk. felâket. ı * Yanı cisimlerin tutuş yla beliren ı ve ık. ateş almaya mı geldin? * uğ ğyerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak söylenir. önüne geçilemez. cı ması sı ş ı * Tutuş olan cisim. * (ateş silâh) patlamak.

ateş tüğ yeri yakar düş ü * bir acı onu çekenden baş tam anlayamaz veya aynı yı kası ölçüde üzülemez. ş kan. pkı zı ateş yanmak gibi * ateş i yükselmek. * Yangısöndürmede kullanı tulumbayı ı için kullanı büyük ve geniş k. ateş parçası * Ateş bir bölümü. * zeki.* Bkz. li lan ş a ateş rmısı kı zı * Yanan ateş rengi. ateş püskürmek *ş iddetli. çalı ve becerikli. öfkeli konuş mak. ateş kesmek * ateşsilâhlarla yapı atı son vermek. ateş püskürmek. li ateş gecesi * Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun. * (sonradan) çok çalı hareketli ve becerikli olmak. * çok öfkeli olmak. cı ateş gibi * çok sı cak. ateş çiçeğ i * Ballı babagillerden. ateş cirmi kadar yer yakar olsa * hasmıpek önemsenmediğ anlatı n ini r. ateş saçmak . bu ateş üstünden in atlamak ve çevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir önceki gecesi. hareketli. ş kan * kı rmı. çalı ş kan. ateş pahası * Çok pahalı . ateş gemisi * Eski çağ larda düş gemilerini yakmak için özel bir biçimde yapı ş yakı maddelerle dolu gemi. man lmı içi . ateş ğ kayı ı * Ateş ğavlamak için kullanı ve içinde ate ş lan kayı balı ı lan yakı k. in ateş olmayan yerden duman çı kmaz * küçük de olsa birtakı belirtilerin önemli olaylara iş olduğ anlatı m aret unu r. * Çok yaramaz (çocuk). in * Çok canlı . ateş etmek * ateşsilâhlarla mermi atmak. ateş hattı * Savaş en ilerideki birliklerin ellerindeki silâhlarla ateş ta açabilecekleri hat. yangıçı n kmak. n lan taş mak lan kayı ateş kesilmek * çok kı n davranı zgı ş larda bulunmak. becerikli. ateş rmısı kı zı renginde çiçekler açan bir süs bitkisi (Salvia splendens). meydanlarda ateş yakmak.

* çok kı zmak. * Ateş hüner gösteren oyuncu. ateş dı yağ rmak * ateşsilâhlarla aralı z mermi atmak. le * Fabrika. ateş lası tuğ * Ocak. ateş dayanı e klı * aş ıdan zarar görmeyen. * aş telâş ve sıntı düş ı rı a kı ya ürmek. sinirlenmek. kundak sokmak. * Osmanlı ş larda enlikler için donanma fiş eklerini hazı rlayan kimse. kun. ı r ateş ! ateş baz * ateş etmek için verilen komut. ateş vermek * tutuş turmak. ateş in * Ateş coş li. . soba gibi yerlerde kullanı ateşdayanı tuğ lan. li ateş vermek e * ateş içine sokmak. e klı la. ı sı rı ateş tutmak e * az ıtmak. li ksı * çevresindekilere ağ sözler söylemek. ateş atmak e * bile bile çok tehlikeli bir işgiriş e mek. ateş vurmak e * bir yemeğpiş üzere ocağ koymak. * bir yeri kasten yakmak. * bir ülkeyi savaş sokarak veya kargaşve karıklıyaratarak sıntı yıma uğ a a ş k ı kı ve kı ratmak. i mek a ateş vursa duman vermez e * pek cimri olanlar için söylenir. çok öfkelenmek. i ateşuyandı i rmak * sönmek üzere olan ateş i canlandı rmak. ateş çilik * Ateş çinin iş i. ateşbaş vurmak i ı na * çok öfkelenmek. ateşçı i kmak (veya yükselmek) * (hasta için) vücut ısı andan çok artmak. lokomotif gibi ateş iş le leyen yerlerde ocaklara kömür atı ateş sürekli yanması sağ p in nı layan ateş çi kimse. coş mak. sı olağ ateşdüş i mek * (hasta için) ateşgeçmek veya azalmak. vapur. sı * üzerine ateş silâhla mermi atmak.

ateş lendirmek * Coş turmak. tüfek gibi patlayı maddeleri patlatmak. bı ş ma. kış zı mak. ş kı ateş lendirme * Ateş lendirmek iş i. ateş oynamak le * pek tehlikeli bir iş uğ mak. kı rtmak. i * acı. cı * Kı rtmak. li ateş letme * Ateş letmek iş i. lan ateş li * Ateşolan. ateş lemek * Tutuş turmak. ateş lenme * Ateş lenmek iş i. * Cinsel istekleri güçlü olan. * derece ile ateşölçmek. heveslendirmek. turucu. ateş almak ini * yüksek vücut ısı düş sını ürmek. ateş ateş li li * Yoğ ve heyecanlı biçimde. coş kulu. ateş kes * Savaş iki kuvvetin karş klı an ı olarak savaşdurdurması rakı mütareke. leme i * Patlayı maddeleri ateş cı lemekte kullanı cihaz. ateş lenmek * Ateş lemek iş konu olmak. ine * Vücut ısı sı artmak. ş iddetlenmek. ateş letmek * Ateş lemek iş yaptı ini rmak. ş ş kı iddetlendirmek. ateş barut bir yerde durmaz le * biri kı biri erkek iki gencin bir yerde yalnıbaş na kalmaların sakı olduğ anlatmak için z. lı ı . * Top. i * Coş coş kun. z ları nı ncalı unu söylenir. hararetli hararetli.ateş (veya nârı yanmak ine na) * bir kimse yüzünden zarara uğ ramak. un bir . ateş leyici * Ateş niteliğolan. ateş içinde ler * (hasta) çok ateş bir durumda. * Coş mak. yakmak. le raş ateş leme * Ateş lemek iş i. yanmayı yı azaltmak.

ihsan. iş yerlerinde kullanı mdan dolayı kirlenen ve bina dına sevkedilen pis su. çevirmek. eş içine alan. ı * Yalancı lsış uydurup söyleyen. * Atı ş lan. cı * Bazı li silâhlar kullanarak yapı spor. * Atları ekleri ve zebraları . üzüntü veren. dayanı lmaz. ateş lan * Yalancı uydurmacı lı k. yükleyerek. isnat etmek. * Ateş lan veya konulan yer.ateş silâh li * Patlayı madde aracı mermi atan top. attını yi an ğ vuran kimse. ş ı atı l . atılı cı k atı f atı fet atı k atı k atıkâğ k ı t * Kâğ iş sürecinden veya kullanı ı leme t. liş * İ bağ. * Yöneltme. atı cı * İ niş alan. lmı atı . yilik. yüklemek. yakı atgiller atı Üsküdar'ı alan geçti * fı n kaçılıartıyapı bir ş kalmadını rsatı rı p k lacak ey ğ anlatı ı r. cı ile ateş lik ateş lilik * Ateş olma durumu. lütuf. . atısu k * Evlerde. ası z eyler * Atı olma durumu. sıntıdurum. kayra. * Mal ederek. lı k. * İ kili bulma. kı lı atfen atfetme * Atfetmek işisnat. li ateş perest * Ateş tapan. ı ş * Karş k beklemeden gösterilen sevgi. e ateş gömlek ten * acı . inayet. tüfek gibi silâh. tek parmaklı memeliler familyası . mdan sonra arta kalan ve kâğ veya karton üretiminde ve kâğ ı t ı t hamuru yapı nda tekrar kullanı kâğ veya karton parçaları mı lan ı t . i * Yöneltmek. i. atfetmek * Bir işveya bir sözü bir kimseye mal etmek. ı lı * Süt veya yoğ çalkamaya yarar küçük yayı urt k. çevirme.

i * Bir silâhımermisini amaca ulaşrmak için gereken iş bilgi. * Atmak iş i. ini atı lı mcı k atı k mlı * Atı nıişhallaçlı mcın i. lı m atı lı ş atı lma atı lmak * Atı işveya biçimi. zla * Herhangi bir konuda ilerleme çabası . atı k lganlı * Atı olma durumu. n tı ve * (kalp. * Silâhı doldurmaya yetecek veya en az bir atı yapabilecek barut miktarı m . * Hı ilerleme. iş yaramaz. eye ru ş ta * Bir iş giriş baş e mek. * Atı bir ş gidebildiğuzaklı lan eyin i k. ş * Etkisiz. atı (veya atmak) tutmak p * bir kimse veya bir ş için kötü konuş ey mak. lma i. atı ş * Atmak işveya biçimi. lgan atı lı m * İ atı atı iş leri lma. e * Bkz. ine * Saldı rmak. hamle. * Bir ş doğ birden gitmek. atı mcı * Pamuğ yünü yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma. ditme iş yapan kimse. * Sayı kazanmak amacı yapı atı . hamleci. çarpı ş . atı yapan. atı lgan * Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan. * İsiz. savlet. hücum etmek. * Atı iş lmak i. . * abartmalı konuş mak. * Giriş ken. birden bir davranı bulunmak. süreduran. atı lı mcı atı m atı ölümü arpadan olsun n * çok sevilen bir ş yapı ey lı veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa katlanı ı anlatı rken lacağ nı r. * Atmak iş konu olmak.* Tembel. * Konuş yazacak söz veya bilgi. hücum. hallaç. yla lan lı ş * Durumunu geliş tirme gücü gösteren. atı lmak i lma. * Patlamak. k. acak. atı sağ kazı bağ nı lam ğ a lamak * eş ini sağ kazı bağ eğ lam ğ a lamak. nabıiçin) Vuruş z . lamak. hamle. aylak. u.

çevik. atik atik atik tetik atiklik * Çabukluk.atıyeri ş atı ş ma * Silâh atma alı rmaları lan yer. * Kapı pencerelerin yapı nda üst tarafa konan ağ taş ve mı aç. sı atkuyruğ u . * Ağ kavgası ı z etmek. çeviklik. atkı lı * Atkı olan. ş tı ati * Gelecek. veya beton destek. n ş ş ı * Saz ş airleri. * Atı rmak iş ş tı i. baş sı veya boyna alı örtü. * (yağ veya kar) Serpiş mur tirmek. * Saz ş airlerinin deyiş tartı le ş maları . üst eş ik. argaç. rta nan * Bazı n ayakkabı nda ve çocuk patiklerinde ayağ üstünden geçen. argaçlamak. çevik. yandan iliklenen ince uzun parça. eski zamanla ilgili. poligon. atkı iplik atkı lama atkı lamak * Dokuma tezgâhları mekikle atkı nda atmak. atı rmak ş tı * Acele olarak yemek veya içmek. kadı ları ı n * Büyük yaba. atı ş mak atı rma ş tı atı rma yeri ş tı * Ayaküstü yemek yenilen yer. * Atkı lamak iş i. * Çabuk hareket edebilen. belli bir ayak üzerine birbirlerini küçük düş ürmek amacı karşklı yla ı deyiş lı söylemek. ş tı yapı * Atı ş iş mak i. atı rmalı ş tı k * Atı rmaya yarayan. uğ ı a. * Çabuk davranan. atkı * Soğ a karşomuzlara. nda lan * Dokumacı mekikle enine atı iplik kumaş en ipliğ lı kta lan ı n i. * Kendisine dargıolan bir kimseye barıkmıgibi söz söylemek. * Dokuma tezgâhları mekikle enine atı iplik. * Eski.

atlama taşyapmak ı * daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak.* Atkuyruğ ugillerden. sayı sayma gibi iş lerde bazı bölümleri bı p geçmek. daha çok nemli yerlerde yetiş ve ilâç olarak kullanı bir en lan bitki (Equisetum arvense). aldanmak. * Binmek. atlangı ç * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlama taş p . rakı * Sıfı nıokumadan geçmek. * Genç kı n saçları baş nıarkası toplayarak uç bölümünü kaldıp serbest bı kları biçimi. * Okuma. atlama tahtası * Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanı yer veya kimse. zları nı ların na rı raktı saç atkuyruğ ugiller * Eğ otugillerden. ı . * Bu biçimde en uzağ atlamak veya en yükseğaş amacı yarılan atletizm dalı a i mak yla ş ı . lan atlama taş ı * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlangı p . ç. kök sapı ömürlü olan. atlanı lmak * Atlanmak. n atlambaç atlandı rma * Atlandı iş rmak i. * Belirli bir yerden gerilip hıalarak yapı sı z lan çrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aş ı rma. atla arpayı dövüş türmek (veya dalaşrmak) tı * fesat karı rmak. atlanı lma * Atlanı iş lmak i. .70'e ayarlanabilen ve atlamalar için kullanı beden eğ i lan itimi aracı . atlama * Atlamak iş i. örneğatkuyruğ olan bir bitki familyası relti i u . yazı yazma. * Çocukları atlama oyunu. * Yüksek bir yerden alçak bir yere. inmek. ayaküstü gelecek biçimde kendini bı rakmak. atlanma * Atlanmak iş i. * Yanı lmak. ş tı k atladı Genç Osman! geçti * bir iş bittiğ veya tehlikenin atlatı ğ anlatı in ini ldını ı r. * Çı kmak. atlama beygiri * Yüksekliğ1. atlamak * Bir engeli sı çrayarak veya fı rlayarak aş mak. atlandı rmak * Ata bindirmek veya binecek at vermek. ara bozanlıetmek. * (bası Haberi zamanı verememek veya diğ gazetelerden öğ nda) nda er renmek.

* Yüzü parlak. erkeksi kadı n. ş ması atlas atlas * Dünyanı bir ülkenin. * (bası Baş ilgililerden önce bir haberin yayı nda) ka mlanması sağ nı lamak. raş atlet fanilâsı * Kolsuz erkek fanilâsı . isteyerek. parlak kı zı rmı çiçekler açan kaktüs. atlas kemiğ i * Boyun omurların üstten birincisi. nda atlar tepiş arada eş ir. * Savsaklamak. tarih gibi konularda toplu bilgi ile vermek için bir araya getirilmiş rafya haritaları coğ derlemesi. rafyası ekonomi.atlanmak atlanmak * Ata binmek veya at edinmek. * Vücudu geliş . i yapı e atlatma * Atlatmak iş i. atlatmak * Atlamak iş yaptı ini rmak. * Atlamak iş lmak. atlatı lmak * Atlatmak iş lmak veya bu iş konu olmak. atletik * Atletleri ilgilendiren. atlet * Atletizmle uğ an kimse. atlas çiçeğ igiller * Kaktüsgiller. nı atlatı lma * Atlatı iş lmak i. i yapı atlar anası * İ yarı ri . ekler ezilir * büyüklerin çatı ndan küçükler zarar görür. bir bölgenin fiziksel ve siyasî coğ n. atlet gibi. miş . sıdokunmuş tür ipekli kumaş k bir . atlaya zı playa * atlayarak. * Aldatmak. atlar nallanı kurbağ ayak uzatmaz rken alar * küçükler büyüklerin yanı hadlerini bilmelidir. * Kötü bir durumu geçiş tirmek. * Bir konuyu açı klamak için hazı rlanmıresim veya levhalardan oluş kitap. * istekle. ş muş atlas çiçeğ i * Uzun ve sarkıyapraklı k . biçimli. * Savmak.

* (bir kimseyi) Uzaklaşrmak. atlı spor * At üzerinde yapı bütün sporları genel adı lan n . eyleri) Hedefe iletmek. dı ya vermek. kabartmak. ndayı atmaca * Kartalgillerden. ağ k kaldı ve atma gibi. * (kalp. * Yerleş tirmek. atlı nca karı * Yere dikilmiş eksen çerçevesinde döndürülen askı takıoyuncak atlar. uçaklar vb. atma * Atmak iş i. tı *İ stenilmeyen bir ş kendi malı eyi olmaktan çı karmak. bir eyi * Çı karmak. çarpmak. ilgisini kesip uzaklaşrmak. ilgisini kesmek. erini atmak .den oluş bir bir lara lı an eğ lence aracı . çki * Bilmeden. lı ç) * (top. tı rtı kuş * Sapan. * Bir ş yere doğ bı eyi ru rakmak. * Yalan veya abartmalı söylemek. süvari. * Ata binmiş kimse. tokat. atlı * Atı olan. söz * Çatlamak. ava alı rı ş labilen küçük bir yı cı (Accipiter nisus).atletizm * Beden gücünü. kestirerek söylemek. tek u. yı lmak veya yapık olduğ yerden ayrı rtı ş ı u lmak. kı Vurmak. tirmeye yarayan koş atlama. atlı nca karı * İ bir karı türü (Ponera grandis). din kardeş iyiz * söylediklerin hep yalan (veya abartma). ok gibi ş un. ş arı * Patlayı maddelerle havaya uçurup yı cı kmak. i * Sözle sataş mak. bir kenara koymak. * Binek atı kullanan asker veya asker sıfı nı. dı ya çı ş arı karmak. * Bir yerden baş bir yere taş ka ı mak. göndermek. * (kurş gülle. atma Recep. * Uzatmak. * (sille. * Kovmak. * Değ eksiltmek. farkı z. * Yay ve tokmakla ditmek. tüfek gibi silâhlar için) Patlatmak. nabıgibi kan dolaş ile ilgili organlar için) Vurmak. * İ içmek. * Örtmek. * Bir cismi bir yöne doğ fı ru rlatmak. * (yapı ş lmıkötü bir işbirine) Yüklemek. z ı mı * (sıntı kı dolayıyla) Giyilen bir ş çı sı eyi karmak. çevikliğ yetenekleri geliş i. ı rlı rma baş yapı vücut çalı ı na lan ş maları . tı * Koymak. ri nca atlı kovalarcası na * gereksiz yere acele ederek. * (zaman bildiren tümleçlerle) Geri bı rakmak. * Kullanı lması gelenek hâline gelmiş ş kullanmaktan vazgeçmek. * Yazıveya banda alı ş metinden bazı lı nmıbir bölümleri çı karmak.

bel. halka biçiminde adacı mercan ada. ndan n ması an atom numarası * Bir atom çekirdeğ içinde bulunan protonları sayı. an lan . * Söylemek. atom bombası * Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluş temeline dayanan bomba. sahiplenmek. * Göndermek. ması atom çağ ı * Atom enerjisinin insanlın hizmetine girdiğçağ ğ ı i . atmasyoncu * Uydurmacı . atmı k atmosfer * Erkeklerin cinsel organı salgı ndan lanan madde. bı rakmak. palavra. na in k atom ağ ğ ı ı rlı * Herhangi bir atomun 16 sayı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağ ğ sı ı ı rlı. bağ ı rmak. anı nan * Bası birimi olarak kullanı 150 C de deniz yüzeyinde. atol atom parçacı k. * Etkisi kaybolmak. * Hava yuvarı . n ile muş k. yollamak. atmasyon * Uydurma.* (renk için) Solmak. atmasyonculuk * Atmasyoncu olma durumu. atom çekirdeğ i * Atomun çekim kuvvetinin etkisiyle. * Haykı rmak. er suyu. ı atmosferik * Atmosferle ilgili. çevresinde elektronlar dolaş proton ve nötronlardan oluş pozitif an. * Birkaç türü birleş çeş kimyasal birleş ince itli ikleri (molekülleri). * Götürmek. alı ş mak. artıbölünemez. ı ı rlı atmosfer bası ncı * Atmosferin yeryüzünde bulunan her cisim üzerine yaptı bası ğ nç. bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluş turan * (eski Yunan filozofları göre) Gerçeğ son. 76 cm uzunluğ nç lan. sperma. palavracı (kimse). *İ çinde yaş lan ve etkisinde kalı ortam. hava. * Mercanları bir araya toplanması oluş . meni. inin n sı atom reaktörü * Nükleer parçalanma sonucu oluş enerjiyi kontrol etmekte kullanı düzen. an elektron yüklü merkez bölümü. * Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası yuvarı . atom enerjisi * Atom çekirdeklerinin parçalanması veya hafif atomlarıkaynaş ndan oluş büyük enerji. gaz . bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. unda ve tabanıcm 2 olan cı l va sütununun ağ ğ(l kg 33 gr). cevvî.

heykel sanatları uğ anlarıçalı ğyer. terileri oyalayı. iş ları yla raş n şı tı lik. atomculuk * Evrenin. karı p lan * Atomla ilgili olan. attar * Bkz. atölye resmi * Bir iş ayrı ları gösteren ve atölyede yapı sı nda kullanı 1/1 ölçüdeki teknik resim. inin n sı atomal * Atomlarla ilgili olan. atsan atı lmaz. atomik atonal atölye * Zanaatçı n veya resim. sı * Atomla ilgili. atom sayı sı * Bir atom çekirdeğ içerisinde bulunan protonlarısayı. attı tı kadar olamamak ğ rnak ı * bir kimsenin sözü edilenden daha değ ersiz olduğ anlatmak için kullanı unu lı r. attı rmak Au aut geçmesi. * Top oyunları topun karştakı oyuncuların vuruş oyun alanın veya kale çizgisinin arkası nda ı m nı uyla nı na * Karada. ton ve makam temeline bağ kalmadan oluş ğ na ı lı turulan (beste). atropin * Güzelavrat otundan çı lıhekimlikte kullanı zehirli bir ilâç. eğ cı lendirici. atomcu * Atomculuk yanlı (kimse). * Yeni bir bestecilik çırı göre. bölünmez parçalarıkümelenmesinden oluş unu ileri süren öğ n tuğ reti. i eyler attan inip eş e binmek eğ * bulunduğ önemli görevden daha aş ı göreve alı u ağbir nmak. in ntı nı m rası lan atraksiyon * Gazino gibi yerlerde yapı müş lan. attı rma * Attı iş rmak i. ilgi çekici gösteri. aktar. * Altı n kı n'ı saltması .atom santrali * Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika. * Bir hayvanıbir baş hayvanı n ka yemek için yakalaması . gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama iş i. satsan satı lmaz * işyaramadı veya sıntı e ğ ı kı verdiğhâlde vazgeçilemeyen ş ve kimseler için söylenir. denizde. av * Atmak iş yaptı ini rmak. .

av avlanmı tav tavlanmı ş . tı av kuş u * Avlanı kuş lan . lı n ş ı ava çı kmak * avlanmak için gitmek. * Kolaylı kandılabilen veya aldatı kla rı labilen. iş . le-v. * Avanak gibi. lan mı aval * Ticarî senetlerde. aptal aptal. na-v. bir aracı i onarmak için kullanı alet takı . avanağ uygun düş biçimde. * Halkıaş ı n ağtabakası . a en avanak avanakça avanaklı k * Avanak olma durumu. lan -av / -ev * Fiilden isim türeten ek: sı gör-ev. avanakça davranı ş . ğ ı aval aval avam * Aptal bir biçimde. * Tuzağ düş a ürülen. * Halk. nda nı avadanlı k * Bir işyapmak. av mevsimi * Av dönemi. avanak gibi davranmak. öd-ev. ş * olan olmuşiş ten geçmiş k yapacak bir ş yok. . ödemeden sorumlu olanları ödememesi hâlinde üçüncü bir kiş alacaklı senet n inin lara bedelini ödeyeceğ iliş verdiğgüvence. avanaklıetmek k * aptallıetmek. bön. k avangart * Öncü. ine kin i aval * Saflı sersemlik derecesine varan (kimse). kendisinden yararlanı kimse. kopoy.* Bu yollarla yakalanan hayvan. artı ey av dönemi * Av hayvanların avlanması bu amaçla kullanı av araçların kullanı nıserbest olduğ yı nı veya lan nı lmasın u lı n belirli bölümü. av yasağ ı * Yı av dönemi dında kalan zamanda konulan yasak. aptal. av köpeğ i * Tazı . avadancı * Eski Osmanlı sarayı bir sıf hademe. . iş türe-v vb. zağ gibi ava yardı lıetmeye alı rı ş ar mcı k ş lmıköpek.

avans * Alacağ sayı üzere önceden yapı ödeme. beleş ten. stan ayan * III. kötü. avantaj * Üstünlük sağ layan ş yarar. için * İe yaramaz. avaraya almak * o bölümün çalı nı ş ması durdurmak. yüzyı arası Moğ llar nda olistan'da VI. avantajsı z * Yarar sağ lamayan. avantüriyer * Serüvene atı maceracı lan. emek vermeden sağ ğkazanç. kâr. yararsı z. ka yı lması * Kıya dayanı sandalıaçı yı larak n lması kürekçilere verilen komut. . Avarca * Avarlarıkullandı dil. avans çekmek * öndelik çekmek. ü ı yan ı msı ş an avara avara avara kasnak iş lemek (veya dönmek) * hiçbir iş yaramadan boş e una. çilik. ş * Üzerinde döndüğ ve kendisini taş milden bağ z olarak çalı mekanizma. avantajlı * Yarar sağ layan. . avantadan * bedavadan. avantür * Serüven. n ğ ı avare . * Bir geminin baş bir gemiden veya kıdan açı . yüzyı arası Orta Avrupa'da yaş ş llar nda amıhalk. avanta * Bir kimsenin. . lı k. Avar * Kuzeydoğ Kafkasya'da Dağ u ı Federe Cumhuriyeti'nde yaş halk. avans vermek * öndelik vermek. peş ı na lmak lan inat. avans almak * öndelik almak.VI. macera. öndelik. beleş bedavacı karcı çi. . ladı ı avantacı * Çı . ey.IX. yararlı (durum veya ş ey). avantacı lı k * Çı lı beleş bedavacı karcı k.

baş luk. k avarelik avarı z * İsizlik. nda avcı hattı * Savaş düş ta mana doğ dağ ru ı ön safta ilerleyen asker topluluğ larak u. baş . ü * Çeş sebeplerle dayanı lını esnekliğ kaybetmiş itli klı ı ve ğ ini yapağve yün. tanı kimse. aylaklı ş ı boş k. baş . siz ı boş mak. nara. lara * Baş hayvanları ka yakalamakta usta olan (hayvan). * Osmanlı önceleri yalnıolağ larda z anüstü durumlarda. raş . tan avcı eri * Piyade mangası her ere verilen ad. ise * Bir deniz yolculuğ unda geminin veya yükünün gördüğ zarar. avareleş me * Avareleş durumu. kokusuz. * Engebeler. belâlar. ı * Yüksek ses. ş siz ı boş ı boş avare dolaş mak * iş iş güçsüz. baş luk. yüzey biçimleri. * Bir ş büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çı eyi karan. avare olmak * iş güçsüz dolaş siz mak. avcı otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. aylak dolaş siz. avare etmek * bir kimseyi iş inden alı koymak. avcı ı uçağ * Düş uçakları düş man nı ürmek için kullanı uçak. sonraları sürekli olarak halktan toplanan vergi. iş güçsüz. lan avcı lı k * Avcı olma durumu veya iş i. tümsekler. avarya avaz avaz avaz (bağ ı rmak) * var gücüyle bağ ı rmak. * Avcı özgü olan.* İsiz. mek avareleş mek * Aylaklıetmek. avcı * Avlanmayı seven veya avı kendine iş edinen kimse. avcı etmek lı k * avlanma ile uğ mak. engeller. * Kazalar. avazı ktı kadar çı ğ ı * çok yüksek sesle. aylak. parlak zehirli bir bitki (Adonis).

avcuna saymak * peş olarak ödemek. * (genellikle Musevîler için) İ dinine dönmüş slâm olan. * Sayı . avcunun içine almak * bir kimseyi baskı etkisi altı almak. avlanma * Avlanmak iş i. rakı su avisto avize * Ödenmesi gereken poliçelere yazı ve "görüldüğ lan ünde" anlamı gelen bir terim. geri gelmek. amdanlı . diri * Tuzağ düş a ürmek. cam veya metal süslü aydı nlatma aracı . bir ş çok iyi ve ayrı lı eyi) ntıolarak bilmek. * Yardakçı lar. avdetî avene averaj * Ortalama. * Voleybolda karşoyuncularıboş raktı ve yetiş ı n bı ğ ı emeyeceğyere topu yavaş indirip sayı i ça alma. kurnazlı kandı kla rmak. avdet etmek * dönmek. billûr. avize biçiminde sarkı iri ve beyaz k. av yeri. avcunun içinde tutmak * ona istediğ yaptı ini racak güçte olmak. avlamak * Bir avı veya ölü olarak ele geçirmek. unu avcunun içi gibi bilmek * (bir yeri. çiçekli bir süs ağ (Yucca glosiosa). avlanmak * Avı olan yer. in avcunu yalamak * umduğ ele geçirememek. Amerika'dan dünyanıher yanı yayı ş n na lmıolan.avcu kaş ı nmak * halk inanına göre eline bir yerden para geçeceğanlaş ş ı i ı lmak. ve na avdet * Dönüşgeri gelme. acı avlak avlama * Avlamak iş i. çok . farkı avgı n * Duvarda suyun geçmesi için bı lan delik veya üstü kapalı yolu. lâmbalı . . avize ağ acı * Zambakgillerden. na * Tavana ası ş lan.

elin ı avuç (veya el) açmak * dilenmek. . Avrupalı gibi. * Karı . nda * (para için) Bol bol. pek çok.* Avlamak iş konu olmak. Afş ar. yardı istemek. avlu avokado avrat * Bir yapın veya yapı nı grubunun ortası kalan üstü açı duvarla çevrili alan. * Avuçlayarak. lara lara lar Avrupalı * Avrupa'da yaş ayan. * Amerikan armudu (Persea americana). av için dolaş mak. düş ve davranı batı daş ünce ş ta ölçülerinde bulunma. Avrupalı ma laş * Avrupalı mak. avrat pazarı * Cariyelerin satı ğpazar. * Kadı n. ine * Ava gitmek. m avuç avuç * Her defası bir avuç. nları kları avret * Ut yeri. * Elin yarı yumulmuş durumu. Avş ar avuç * Bkz. ndan * Avrupa'ya özgü olan. avuç dolusu . * Yarı yumulmuş alacağmiktar. * Elin iç tarafı . Avrupa halkı olan kimse. en n Avrupaî * Avrupalı vergi. davranıve yaş ları benimsemek. para istemek. avlatma avlatmak * Avlanmak iş yaptı ini rmak. Avrupa ile ilgili (olan). ava çı kmak. ş antı nı Avrupalı lı k * Çağ olma. nda k. laş Avrupalı mak laş * Avrupalı n düş ları ünce. Avrupalı benzer. Avrupa kayı nı * Avrupa'da yetiş bir kayıtürü. eş * Avlatmak iş yaptı ini rma. ldı ı * Kadı n öteberi sattı pazar yeri.

ı * Gereksiz. i kasın nı avukat tutmak * adlî iş lemleri gereğ yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu görevli kı ince lmak. korumayı meslek edinen ve bunun için yasanıgerektirdiğş n i artları ı kimse. * korkutucu büyük sözler söylemek. ey. avuçlama * Avuçlamak iş i. avuç içi * Elin parmak dipleri ile bilek arası ndaki iç bölümü. avuntu. * Bir ş uğ arak acını eyle raş sı unutmak. müteselli olmak. avunma avunmak * Avunmak iş teselli. yetinmek. sıntı kı lardan uzaklaş mak. avurt * Yanağ ağ boş u hizası gelen bölümü. i. teselli etmek. avundurma * Avundurmak iş i. * Oyalanmak. avuç içi kadar * pek küçük. ı ı luğ n z na avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) * beceremeyeceğş i eyleri becerebilecekmiş konuş gibi mak. * (hayvan) Gebe kalmak. * Avukatı yaptı iş n ğ . devlet dairelerinde baş kaların hakkı nı nı aramayı . taş yan * Gerekmediğhâlde baş nısavunması üstlenen kimse. avuntu avurdu avurduna geçmek * çok zayı flamak. mahkemelerde. avuçla almak. *İ nsanı avutan ş teselli. avundurmak * Oyalanması sağ nı lamak.* (para için) Pek çok. avukat * Hak ve yasa iş lerinde isteyenlere yol göstermeyi. avunç * Acın hafiflemesi veya unutulması nı . luğ iş avurt ünsüzü . avuçlamak * Avuçla kavramak. avukatlı k * Avukat mesleğ i. teselli bulmak. dar (yer). teselli. boş savunma. avurt şirmek iş * yanağ iç tarafı ı n ndaki boş u su veya havayla doldurup şkin duruma getirmek. acını sı unutturmak. * Acını sı hafifletmek.

i. m avurtları çökmek (veya avurtları birbirine geçmek) * çok zayı ğyüzünden belli olmak. hesap ortada.* Dil ucunun ön damağ veya art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses: Dil. al kelimelerindeki l ünsüzü gibi. m Avustralya kara tavuğ u * Serçegillerden. -ay / -ey. düz-ey. *İ simden isim türeten ek: kol-ay. bel. nda * Bir ayıherhangi bir gününden ertesi ayıaynı n n gününe kadar geçen veya yaklaş 30 gün olarak kabul ı k edilen süre. ay aydı hesap belli n. * Avutan. r. yüksekten atmak. dene-y. lı n * Art arda gelen iki yeni ay arası geçen süre. Avusturyalı * Avusturya kökenli olan (kimse). . * (bir kimsenin acını sıntınıYatı rmak. avurtlama * Avurtlamak iş i. dal. * Avutulmak iş i. hale. fat ay ağ ı lı * Ayı aylası n . avutma avutmak * Avutmak iş teselli. yüksekten atan. ay -ay / -ey * Birdenbire duyulan acı rı ş ı ürkme veya sevinç anlatı . teselli eden. yapa-y vb. ı nı * Yı on iki bölümünden her biri. teselli etmek. a a ndan an ndan bal. avutucu avutulma avutulmak * Avutmak iş konu olmak. açı ey k. sı veya kı sı) ş tı * Oyalamak. yüz-ey vb. el. * anlaş ı lmayacak bir ş yok. kamer. ağ veya aş rma. gün-ey. ine Ay * Yer yuvarlağ n uydusu olan gök cismi. y * Fiilden isim ve sı türeten ek: ol-ay. fladı ı avurtlu * Çalı satan. * Çalı satmak. inin u u Avustralyalı * Avustralya kökenli olan (kimse). erkeğ kuyruğ lir biçiminde ve çok süslü bir Avustralya kuş (Maenura superba). avurtlamak * Büyülenmek.

husuf. ınlı ldı ı muş . inin * Genellikle vakit geçirmek için içi yenen kuru yemiş idi. çeş ay dede * (çocuk dilinde) Ay. görünüş balıbaş benzeyen. ay harmanlanmak * ayıçevresinde ayla oluş n mak. zı m ay çekirdeğ i * Ay çiçeğ tohumu. ay evi ay gibi * Ayla. geceyi açı geçirmek. pervane balı. kamer takvimi. ay dedeye misafir olmak * gece açı yatmak. ay parçası . n z ay takvimi * Ayı gökyüzündeki görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim. kta kta ay dönümü * Aybaş ı . kemer balı (Mola mola). 3 m boyunda. n i ş ı * Ayı dolunay durumundaki parlak durumu. kuyruk yüzgeci hilâl biçiminde olan. * Bkz. ayan k ğ ı ğ ı ay balıgiller ğ ı * Kemikli balı takı nı çengel çeneliler alt takı na giren bir familya. ay parçası (gibi) * (kadıveya kıiçin) çok güzel. ay örümceğ i * Ay modülü. n aya * Türk bayrağ ı ndaki ayça ve beşş yı zdan oluş simge. mehtap. ay yı z ldı ay yı lı * Ayı on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi için geçen süre (354 gün 8 saat). klar mın mı ay balta * Ağ yarı daire biçiminde olan balta. tı için lan ak yapan araç. nda n ğ ı nlı ay modülü * Gözlem araçları içinde taş ay araşrmaları kullanı ve ay yüzüne yumuş iniş nı ı yan.ay balı ğ ı * Ay balıgillerden. ay ığ şı ı * Ayı yeryüzüne verdiğık. ğ ı ü k ı na Akdeniz'de yaş bir balıtürü. Ay'ıyer yuvarlağgölgesinde kalması ı nı ile na n ı . teber. n ay karanlı ğ ı * Bulutlar arkası kalan ayıyaydı hafif aydı k. n Ay tutulması * Yer yuvarlağ n Güneş Ay arası girmesiyle.

u lması ğ i ı ayağ bağ ı na vurmak * önüne bir engel çı karmak. i baş na ayağalı ı ş (veya alı mak ş mamak) * bir yere sürekli gitmek (veya gitmemek). ayağ(veya ayakları ı ) dolaş mak * yürürken telâş ayakları tan birbirine takı lmak. eyi ayağ bağ ı na olmak * (biri) bulunduğ yerden ayrı na veya yaptı işsürdürmesine engel olmak. ayağdüş ı mek * Bkz. n ayağ düş a mek * işilgisiz ve yetkisiz kimseler karı e ş mak. ayağ (veya ayakları kapanmak ı na na) * alçalı na yalvarmak. iyileş mek. ı ta ayağyürüten başr ı tı * halkıdüzen içinde çalı nı takiler sağ n ş ması baş lar. ayağ fı a rlamak * hı ayağ kalkmak. * telâş lanmak. ı mez * bir taş binip yaya yürümekten kurtulmak. * saygı göstermek için oturma durumundan ayak üzeri durumuna geçmek. ayağile (veya kendi ayağile) gelmek ı ı * kendi isteğ gelmek veya emek çekilmeden elde edilmek. ı ş ayağ (veya bacağ geçirmek ı na ı na) * aceleyle bir ş giymek.* Elin parmak dipleriyle bilek arası ndaki iç bölümü. avuç içi. ayağ(veya ayakları ı ) suya ermek * bir gerçeğanlayarak aklı ı gelmek. ayağdüze basmak ı * güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek. rcası * bağlanmak için yalvarmak. ayağyerden kesilmek ı * ayağyere değ olmak. * Yapraklarıdüz ve parlak bölümü. * (hasta) iyi olmak. ayağ kalkmak a * ayakları üzerinde durmak. . iyle ayağuğ ı urlu * geldiğyere uğ getirdiğ inanı (kiş i ur ine lan i). ayağüzengide ı * hemen yola çı kmak üzere olan. zla a ayağ kaldı a rmak * telâş heyecana düş ve ürmek. yolu düş mek. telâşkapı a lmak. heyecanlanmak. dikilmek. ayak tabanı .

. ayağ sı su mu. gitmeye üş enmek. na ayağ çelme takmak ı na * biri yürürken ayakları na ayak uzatı düş arası p ürmek. ayağ üş ı enmemek na * hamarat olmak. ğ ı ı na * iş yapmakta olan birine engel olmak. gözetmeksizin birinin yanı gelmesini sağ na lamak. ş ı sa ayağ çağ ı na ı rmak * yanı gelmesini istemek. yürümesine engel olmak. rı ma sı ı nı * alılan bir yere gitmekten kendini alamamak. rı ayağ alamamak ı nı * ağ veya uyuş dolayıyla ayağ oynatamamak. ı k * dikkat. yarı sevinçle söylenen söz. ayağ gitmek ı na * alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanı varmak. ı nı nı vıp ayağ (veya ayakları) öpeyim ı nı nı * yalvarım. ilgiyi kesmek. fesleğ ister (veya takar) baş ı nda en ı na * yoksulluğ bakmayarak süs ve gösteriş una yapmak ister. na ayağ ip takmak ı na * bir kimseyi çekiş tirmek. ayağ düş ı na mek * çok yalvarmak. ayağ kira istemek ı na * gelmeye nazlanmak. ayağ donu yok. ayağ gelmek ı na * alçak gönüllülük göstererek birinin yanı gelmek. ayağ çekmek ı nı * sısıgittiğbir yere artıuğ k k i k ramaz olmak. soğ su mu dökelim? ı cak na uk * ender gelen bir konuğ yarı a sitem. ayak iş lerini bı kmadan. * (birinin) iş yükselmesine engel olmak. yorulmadan yapmak. ayağ denk almak ı nı * baş nıkendisine yapması kaların ihtimali bulunan kötülüklere karşuyanıdavranmak. ş ı ayağ bağ ı nı lamak * engel olmak.ayağ çabuk ı na * bir yere alılandan daha kı sürede gidip gelen. ayağ (veya ayakları) altı almak ı nı nı na * tek bacağ (veya bacakları) kırı üzerine oturmak. ayağ getirmek ı na * sı saygı ra. na * emek çekilmeden elde edilmek. inde ayağ dolanmak (veya dolaş ı na mak) * baş na yapmayı kası tasarladı kötülük kendi baş gelmek.

ayağ sürümek ı nı * verilen bir işağ i ı almak. ayağ vurmak ı nı * ayakkabı ı yara etmek. ayağ kaydı ı nı rmak * bir yolunu bulup birini iş inden veya görevinden uzaklaşrmak. henüz dinlenmeden. ayağ n türabı ı nı olmak * bir kimse baş bir kimseye kul gibi bağ p onun her emrini yerine getirmek. ayağ tek almak ı nı * bir iş iyi düş te ünüp dikkatli davranmak. uğ ramamak. ersiz ayağ n tozu ile ı nı * yoldan gelir gelmez. ayağ n pabucu olamamak ı nı * değ ondan çok aş ı erce ağolmak. mak * halk inanına göre bir kimsenin gelmesi. ardı baş nı da gelmesine yol açmak. ayağ n bastı yerde ot bitmez ı nı ğ ı * uğ ğyere bereketsizlik. ayağ n tozunu silmeden ı nı * henüz yoldan gelmiş ken. ş ı ndan kaların * ölmek üzere olmak. sı boş * serbest davranması engelleyen iliş nı kilere son vermek. k ayağ giymek ı nı * ayakkabını sı giymek. ayağ n pabucunu baş giymek ı nı ı na * dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. tı ayağ n bağ çözmek ı nı ı nı * karını amak. ayağ n altı almak ı nı na * tekme ile dövmek. ayağ n altı karpuz kabuğ koymak ı nı na u * bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle iş inden uzaklaşrmak. * baş nı yere artıuğ kası bir k ramaz duruma getirmek. ka lanı . ayağ n (veya ayakların) altı öpeyim ı nı nı nı * "pek çok yalvarım" anlamı kullanı rı nda lı r. ayağ nı ayağ yorganı göre uzatmak ı nı na * giderini gelirine uydurmak. ayağ n (veya ayaklar) altı ı nı nda * (yüksek bir yerden) geniş alanı bir görür durumda.ayağ denk basmak ı nı * dikkatli ve uyanıdavranmak. rdan * bir yerden uzaklaş üzere bulunmak. uğ radı ı ursuzluk getirir. * değ bir kimseyi üstün bir yere geçirmek. tı ayağ kesmek ı nı * bir yere gitmez olmak.

ulaş mak. uğ ramak. ayak bileğ i * Baldı r kemikleriyle tarak kemikleri arası bulunan ve yedi kemikten oluş ayağ arka bölümü. * (buzdolabı ölçülerinde) İ ngiliz ölçüsü fut'un kübü alı narak hesaplanan değ er. ayak atmak * girmek. * ilk kez gitmek. * Halk edebiyatı uyak. sa * Yarı arş veya 30. ayak değtirmek iş * talim yürüyüş kı bir adı atmak yolu ile adı nı kalarınkine uydurmak. ayak basmak * bir yere varmak. nda * Halk edebiyatı koş nda uklarda kı yedekli dizelere verilen ad. * Herhangi bir zemin üzerinde ayağ bı ğiz. rmağ ş an n * Göl ayağ ı . ayak atmamak * bir yere hiç gitmemek. * Vücudun belden aş ı ağbölümü. gelmek. * Bir doğ runun baş bir doğ ka ruyu veya bir düzlemi kestiğnokta. * Ayakta yapı sohbet. ün ı rlı * Basamak. kendi tutumundan ş mamak. ayak basmamak * bir yere hiç uğ ramamak. i * Aş ı ağdüzeyde. ş ı aş ayak divanı * Olağ anüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padiş n katı yla bir konuyu görüş ve karara ahı lması mek bağ lamak için yapı toplantı lan . lan ayak iş i ayak izi * Birtakı getir götür iş m leri. ünde sa m mları baş nı ayak diremek * bir düş ünceyi. nda an ı n ayak çekmek * kandı rmaya çalı ş mak. * Yürüyüş ağ k veya çabukluk derecesi. bayağ ı . sı radan. ı nı ayak bağ ı * Bir yere veya bir iş gidilmesine engel olan ş e ey. kadem. ayak ayak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne almak. * 30. fut. ı raktı n ı .4 cm değ erinde İ ngiliz uzunluk ölçüsü birimi.ayak * Bacakları bilekten aş ı bulunan ve yere basan bölümü. * Birtakı ş m eylerin yerden yüksekçe durması sağ nı layan dayak. uğ ramamak. * Büyük bir ı a karı ikinci derecedeki akarsularıher biri. * (bir yere veya mesleğ girmek. bağ e) lanmak. n ağ da * Bacak.5 cm uzunluğ m ı n undaki ölçü birimi. * girmek. avutmak. ayakta toplanan meclis. bir davranı sonuna kadar sürdürmek. destek veya bunlardan her biri.

ayak satısı cı * Gezgin satı. n lan lan * Ayak parmak uçların oluş nı turduğ dar dayanak yüzeyi. tarak. ayak teri. yeri. ya ine ı lı ayak makinesi * Ayak yardı ile iş mı letilen makine. i ayak takı mı * Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayıyla toplum içinde aş ı sı ağdurumda olan kiş iler. ayak oyunu * Hile. karı . kandı için dalavere çevirmek. nda ayak yalı n * Yalı ayak. ayak tutmak * mani yarı ş maları karş ndakine uyması nda ı sı gereken uyağvermek. ayak tedavisi * Ayakta oluş bir hastalın veya rahatsı ğ tedavisi. ayak tarağ ı * Bkz. n ayak yapmak * birini aldatmak. an ğ ı zlın ı * Ayakta tedavi. ve ş baş nı ı ayak vermek * âş atı ı ş k maları dinleyicilerden biri uyak belirtmek. ayak teri * Ayak parmakları ndan çı pis kokulu salgı arası kan . rmak ayakaltı * Gelip geçenlerin çok olduğ yer. ayak kirası * Bir haber veya eş getirene emeğ karşk verilen para. u ayak uydurmak * yürüyüş adı atını kalarınkine uydurmak.ayak keseri * Ayakta durarak ağ yontmaya elverişuzun saplı aç li keser. cı ayak sürümek * verilen bir işağ i ı almak. gözden çı lmak. te m ş baş nı ı * kendi gidiş davranını kasınkine benzetmek. * Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret. ı ayak ucu * Yatanıveya yatı bir yerin ayak uzatı yönü. ayak kirası . u ayakaltı almak na * hakir görülmek. rdan * gönderilen yere isteğile gitmemek. ayak topu * Futbol.

ayakaltı bı nda rakmak * ezilmesine. ayakkabı dolabı . * Gezici satı. ayakçak * Merdiven. merdiven basamağ ı . toprakbastı nan . satı ayakkabılı cı k * Ayakkabınıiş pabuççuluk. n. çerçi. ayağrahatsıetmek. baş rma. ayaklama * Ayaklamak iş i. ı ı z ayakkabı cı * Ayakkabı yapan veya satan kimse. ayaklamak * Ayakla ölçmek. ayaklanma * Ayaklanmak iş i. ayakçı ayakkabı * Özellikle sokakta ayağkorumak için giyilen ve altı ı kösele. ayakkabı vurmak * (ayakkabı ) ayağzedelemek. i. . ayaklandı rma * Ayaklandı iş rmak i. lâstik gibi dayanı maddelerden yapı ayak klı lan giyeceğ pabuç. pabuççu. * Ayakkabı yapmaya elverişolan (deri. ayakkabı nı ları çevirmek * konuk ayakkabı nı ları gidiş yönüne doğ düzgün biçimde sı ru ralamak. n na p rı * Ayak iş lerinde kullanı kimse. lan * Bir iş süresince tutulan hizmetçi. ş larla u ayakkabı lı k * Ayakkabı konulan yer. ğ ı * Çocukları cambazları ayakları takıyürüdükleri çifte sık. na ayakaltı dolaş nda mak * bir iş yaramadı hâlde herkesin iş engel olacak biçimde ortalı dolaş e ğ ı ine kta mak. kösele gibi ş li eyler). * Birçok kimsenin cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmesi. yok olması göz yummak. cı ayakçı n * Dokuma tezgâhları atkı nda ipliklerini hareket ettirmek için ayakla bası tahta ayaklı lan k. ayakbastı * Bir yere dı dan gelen insan ve eş ş arı yadan alı vergi. isyan. * bazı davranı konuğ gitmeye zorlamak. * Dokuma tezgâhı ayaklı. ayaklanmak * (çocuk için) Yürümeye baş lamak. * Ayakkabı lan yer. kı ı kaldı yam. korumamak. ayaklandı rmak * Ayaklanmak iş yaptı ini rmak. cın i.

* Ayağolmayan. * Taban. p ayaklar altı almak na * önem verilmesi gereken ş eyleri hiçe saymak. baş ı kaldı rmak. istemeye istemeye gitmek. ı ta ayakların (veya ayağ n) ucuna basmak nı ı nı * çok yavaşsessiz. ayaklı ma koş * Halk ş iirinde müstezat tarzı söylenen deyiş nda . çok ş okumuş öğ ey ve renmiş olan. ı n ğ ı * Ayak basacak yer. sorulan her soruya cevap verebilen kimse. ayağ sürümek. değ kimseler ise en geride bı lmak. isyan etmek. ersiz a erli rakı ayakları dolaş mak * yürürken ayakları birbirine takı lmak. baş * değ kimseler baş geçip. ayaklı k * Ayakla iş letilen makinelerde ayağ bastı yer. ayakları geri gitmek geri * bir yere gönülsüz. ayakları (veya ayağ kara su (veya sular) inmek na ı na) * uzun süre ayakta kalmak veya yürümekten çok yorulmak. pedal. uyanıkalkmak. * Ayakçak. * Uyanmak. ayaklar baş lar ayak olmak . ı * Bir destekle yere dayanan. a p * (birçok kimse) Cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmek. . ayakları nısürümek * güçlükle yürümek. ayaklı canavar * Çok hareketli. ayaklı * Ayağolan. * Ayağ kalkıgitmeye davranmak. ayakta . ı nı ayakları yerden kesmek nı * bir taş binerek yürümekten kurtulmak. yaramaz.* (hasta için) Yürüyebilir duruma gelmek. * Ayakla iş letilen. cin gibi çocuk. ayaklı kütüphane * Pek çok konuda bilgisi olan. ayakları değ yere memek * çok sevinmek. ı ayaksı z ayaksı zlar * Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sıfın en ilkel yapıtürlerini içine alan bir takı nı nı lı m. çiğ nemek. gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek. ayaklı mani * Cinaslı ayaklarla söylenen bir mani türü.

ayakta kalmak * oturacak yer bulamamak.* Ayağ kalkmıdurumda. ayakta uyumak * aş dalgı ş kı veya yorgun olmak. rtı ayar . eş ayan âyan * Belli. r ayaküzeri * Ayaküstü. önemini korumak. abdesthane. * Oturmadan. açı k. leri * Senato üyeleri. lan ayakta tutmak * oturtmak gerekirken oturtmamak. a ş * Telâş. . erini ayakta tedavi * hastanı yatağ yatılması n a rı gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapı tedavi. ayan beyan * Besbelli. kenef. festfut. kı na. * Hazıyemek. kı * değ yitirmemek. * İ n besin artı yla idrarı boş ğyer. k. helâ. ayandon * 18 Ocak'ta baş layan bir fı na. bilinir olmak. apaçı açıseçik. na. ayakyolu ayal * Karı . k ayan olmak * belli olmak. * yılmamak. . . tuvalet. ayaktaş ayakucu ayaküstü * Arkadaşyoldaşhempa. * Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiğdoğ i rultudaki alt yön. ayakta tutmak * o ş sürekliliğ sağ eyin ini lamak. memiş nsanı kları nı alttı ı hane. sa * Acele olarak. kademhane. ı rı n. aş n ayaktan * (kesim hayvanları canlı için) olarak. kı sürede. * İ gelenler. * bir kuruluş yaş un aması sağ nı lamak. * bozulması yılması çökmesine engel olmak. heyecanlı lı . ayakta durarak. çökmemek.

ayarlatma * Ayarlatmak iş i. ler ayarcı * Esnafıkullandı ölçü aletlerini denetleyen görevli. z * Ölçüsüzlük. ayarsı k zlı * Ayarsıolma durumu. * Bir aygıbelli bir iş tı yapabilecek duruma getirmek. ayarlamak * Bir ölçünün doğ unu belli bir örneğ göre düzeltmek. * Baş çı tan karan. ş sağ ması lanmı düzeltilmiş ş . . ayarlama * Ayarlamak iş i. ayartı ayartı cı * Baş çı tan karma. doğ ru. * Ahlâk. ru ran. düzenli. * İleri birbiriyle çatı ş ş mayacak veya zamanı bitirecek biçimde düzenlemek. doğ yoldan saptı ayartan. tı i * Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. gibi lmış k * Bir iş veya bir davranı gereken ölçü. ayarlanmak * Ayar edilmek. düzensizlik. karakter veya aklı yerinde olmayan. * Altı gümüş madenlerden yapı şeylerin saflıderecesi. düzenli iş duruma getirmek. birbirine uygun duruma getirilmek. er ayar etmek * (bir aygın) çalı nı tı ş ması düzeltmek. * Davranı ölçüsüz. n ğ ı ayarı bozuk * Belli bir ayarı olmayan. ayartılı cı k * Ayartını yaptı iş cın ğ . düzensiz. * (altıve gümüş n için) Belirli bir ayarı olan. doğ ruluğ e rulamak. ı .* Bir aygın gereken işyapabilmesi durumu. bozuk. ayarlı pense * Vida. ı klı z ı ayarsı z * Ayarı lmamı ayarı yapı ş . ş ları * (altıve gümüş n için) Belli bir ayarı olmayan. vata nıkı tı yla lan. ş ta * Değ derecesi. nda * Kandı rmak. n. ayarlatmak * Ayar ettirmek. ayarlı * (saat ve makine için) Ayarlanmı doğ çalı ş ru . cı ve musluk aksamı sışrmak amacı kullanı ağ açı ğayarlanabilen özel alet. ayarlanma * Ayarlanmak iş i.

* (hava ve gece için) Soğ uk. rmak ayazlandı rmak * Ayazlanması sağ nı lamak. ukta * boş beklemek. ayaz kesmek * uzun süre soğ kalıüş ukta p ümek. * Ayazda kalı üş p ümek.ayartı lma * Ayartı iş lmak i. sağ ayazlandılmırakı rı ş * Halk inanına göre sı tedavisinde kullanı üzere rakın açı balkonda veya dı da bekletilmiş ş ı tma lmak nı larak ş arı hâli. * Boş beklemek. ayartı lmak * Ayartmak iş konu olmak. * Kandı rmak. ine ayartma * Ayartmak iş i. rı ayazlandılmak rı * Ayazlanması lanmak. ayazlamak * (hava) Ayaza çevirmek. ş arı uk ayaz vurmak * (sebze ve meyveler için) donmak. yere ey ayazlama * Ayazlamak iş i. ayazlanma * Ayazlanmak iş i. eline bir ş geçmemek. doğ yoldan saptı ru rmak. sakin havada çı kuru soğ kan uk. ayaz paşkol geziyor a * dı da çok soğ var. yere ey ayazlandılma rı * Ayazlandılmak durumu. ş ı uk ayazda kalmak * soğ kalmak. çalı ğyerden ayıp baş nı yanı çalı ş ı tı rı kasın nda ş maya kandı rmak. * Birini. ayazlanmak ayaz . ayartmak * Baş çı tan karmak. * Duru. eline bir ş geçmemek. ayaza çekmek * kın kuru soğ artmak. ayazlandı rma * Ayazlandı durumu.

ileri düş . h. okumuşgörgülü. * Kolayca anlaş ı kadar açı(söz veya yazı vazı lacak k ). ayazlı k ayazma aybaş ı * Evlerde serinlemek için kullanı önü açıyer. çı lan ayçiçeğyağ i ı * Ay çiçeğ inden çı lan yağ karı . münevver. ayazlatma * Ayazlatmak iş i. ayda yı bir lda * çok seyrek olarak. ı * Kültürlü. ndan aybeay * Aydan aya. i . it aydı nlanma * Aydı nlanmak iş i. ı sı it ş ı nı sı lı nlı aydı nlanmak * Aydı k olmak. yurdumuzda çok yetiş i tirilen bir bitki. ayça * Ayı ilk günlerinde aldı yay biçimi. hilâl. tahtaboşbalkon. saydam. * Ayı ilk günü. * Yüzü yay biçiminde bir çeş keser. gün çiçeğ günebakan. ayçöreğ i * İ tarçı ceviz konularak ay biçiminde yapı ş çine n. aydı k. aydı nger * Parlak yüzeyli. ayazlatmak * Soğ bekletmek. * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinme.* Ayazda bı lı soğ rakı p umak. lmıay ldı süs. tenevvür. âdet görmek. n aybaşolmak ı * (kadın) ayda bir döl yatağ nı ı kan gelmek. nlı * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinmek. * Rumlarıkutsal saydı kaynak veya pı n kları nar. ıkl ı nlı ı k ş . ay ay olarak. lan k . mimarlı çizim için kullanı özel bir kâğ kta lan ı t. n * Ayı ilk günü. i * Bir yüzeyin. ünceli (kimse). tenevvür etmek. karş na konulan eş ık kaynakların sayı ile orantıolarak aydı k görünmesi. ukta * Ayazda soğ utmak. sarı renkli çiçeğçok iri olan. ayçiçeğ i * Birleş ikgillerden. i. lmıçörek. gündöndü (Helianthus annuus). aydemir aydı n * Iş alan. taraça. * Bu bitkinin yağ karı tohumu. n ğ ı * Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapı ş yı zlı alem. ay dönümü.

aygıbaygı n n * Güçsüz.aydı cı nlatı * Aydı k verici. zlı aygı r deposu * Aygı n bakı ğbüyük ahı rları ldı ı r. ı k. aygı r * Damı k erkek at. na n * Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluş turulan ve bazı deneylerin yapı na yarayan takı belli lması m. güçlü (kimse). bitkin. ş ı * Iş alan. ğ ı * Bir sorun üzerine bilgi vermek. . ı k * Kolay anlaş ı derecede açıolan. * Duyguda ölçüyü kaçı ş rmı . vazı lacak k h. temiz. * Bir yapın ortası gelen oda ve öbür bölümlerin ık alması damıortası zemine kadar açı nı na ş ı için. * Kötülükten uzak. aydı lma nlatı * Aydı lmak iş nlatı i. in ay-gün yı lı * Hem ay evreleri değ imi hem de güneş gökyüzündeki görünen hareketi göz önüne alı iş in narak düzenlenmiş olan takvim yı lı . t. ayet * Kur'an surelerini oluş turan cümlelerden her biri. * Kendinden geçercesine âş vurgun. lmıalet. * Sahnelerin ıklandılması i. n ndan lan boş luk. saf. aygı n * Bitkin. * iri yarı cüsseli. ş ı rı iş aydı nlatmak * Karanlı giderip görünür duruma getirmek. nlı * Bir sorunla ilgili gerekli bilgileri veren. ık. çok yorgun. * Vücutta belirli bir görevin sağ lanması yarayan organlarıhepsi. aydı lmak nlatı * Aydı nlatmak iş konu olmak. aydı k nlı * Bir yeri aydı nlatan güç. cihaz. ine aydı nlatma * Aydı nlatmak iş i. ay-gün takvimi * Güneş görünen hareketlerine göre düzenlenen takvim. aygı r gibi aygı t * Birçok parçadan yapı ş cihaz. aydı kölçer nlı * Aydı kları nlı ölçmeye yarayan aygılüksmetre.

ayı yürüyüş ü * Gergin kol ve bacaklarla dört ayak yürüme. ayı içine alan bir familya. ayı görmeden bayram etme * bir iş gerçekleş meden ona oldu gözüyle bakı sevinilmemelidir. i. ayı klama * Ayı klamak iş i. anlayı z (kimse). * kaba. ayını bı yüzüne vurmak * birinin kusurunu yüzüne söylemek. lı p ayı gülü * İ çenekliler sıfın düğ çiçeğ ki nı nı ün igiller familyası bir ş k türü (Peconia corollina). kaba ve anlayı z (kimse). * Kaba saba. iri gövdeli hayvan (Ursus arctos). ayı an boğ ayı cı * İ yarı ri . * Memeli et oburlardan. ş sı * Ayı oynatmayı edinen kimse. küçük taneli yemiş veren. ler ayı yavrusu ile oynuyor * iri ve yetiş birinin ufak tefek birine. * Sarhoş u geçmiş biçimde. iş * Sert. ayı ğ balı ı * Fok. yurdumuzda boz türü na bulunan. tüylü bir bitki (Arbutus uva ursi). ayı ı bacağ * Çift yan yelkenlerden birini sağ birini soldan kullanma biçimi. ları * Sarhoş u veya baygı ğgeçmiş luğ nlı ı olan.ayı * Memelilerin et obur takı ndan. bir çocuğ el ş yapması gücünü onda denemesi karş nda kin a akası veya ı sı ayı plama yollu söylenir. tabanları basarak yürüyen. * Ayını iş mesleğ cın i. uyanı ş lı k. ayı pirincin taş ! kla ı nı * bir iş pek karık ve içinden çılmaz durumda olduğ anlatmak için kullanı in ş ı kı unu lı r. ayı gibi * iri yarı . ayı klamak ayılı cı k ayı giller ayı k . kaba ve hoyrat (kimse). yı za itibarı (veya minnetim) yok ldı m * bir ş en iyisine alı ktan sonra ondan aş ı eyin ş tı ağolanlar beni doyuramaz. luğ bir * Anlayı. beş mı parmaklı . ndan akayı ayı üzümü * Fundagillerden. dan. ş sı ayı gördüm.

k ayı kmak * Ayı lmak. luk. kendine gelmek. ayı bayı lı p lmak * birini kendinden geçercesine sevmek. uyamayanları n yok olmasıı fa. ayı n * Arap alfabesinde on sekizinci. m. oku-y-ayı bekle-y-eyim vb. ayı k klı * Ayıolma durumu. kendine gelmek. ş . çki bir u ağsı * Ayı ltmak iş i. inin ayı lı k * Kabalı kaba davranı k. . uyanmak. baş na i * İ içmiş kimsenin duyduğ baş rı ve sersemlik. stek i m.* Bir ş içinden. * aş ölçüde sinir bunalı ı rı mları geçirmek. stı ayı klanmak * Ayı klamak iş konu olmak. ine ayı klatma * Ayı klatmak iş i. lması sağ -ayı / -eyim m * İ kipi tekil 1. mahmurluk. baş na ayı ı kulağ * Çuha çiçeğ bir türü (Primula auricula). kişeki: yaz-ayı çiz-eyim. ayı klatmak * Ayı klamak iş yaptı ini rmak. Osmanlı alfabesinde yirmi birinci harf. ayı lma ayı lmak * Ayı iş lmak i. * Bir görevde gereksiz görülenleri iş inden ayı rmak. ayı klanma * Ayı klanmak iş i. gereksiz veya istenmeyen taneleri veya maddeleri ayıp çı eyin e rı karmak. aklı ı gelmek. temizlemek. * Yaş varlı ayan klarda ortamış n artları en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması na . nlı * Aklı ı gelip gerçeğgörmek. * Ayı nı lamak. . işyaramayan. ayı ltı ayı ltma ayı ltmak ayıon dördü n * Dolunay. * Sarhoş baygı k gibi bir durumdan kurtulmak. ayı etmek lı k * kaba davranmak.

* övünmek gibi olmasıama. ş zca ı ayıyerler p * vücutta örtülü tutulması gereken yerler. ayı plama * Ayı plamak iş takbih. takbih etmek. ayı planmak * Ayı plamak iş konu olmak. ine ayı plı ayı z psı * Ayı. kı da Ahlat üstüne nı rk rkı * bir kimsenin hep aynıeyi veya hikâyeyi anlatması ında söylenir. ama söylemek zorundayı anlamı özür dilemek için ı sı k m" nda kullanı lı r. ayı plamak * Kı namak. n ayı raç ayı ran ayıcı rı * Ayı özelliğveya gücü olan. utanı durum veya davranı na rı lacak ş . lan * Işı n ögelerine ayı özelliğolan. rma i ayım rı * Cisimleri. bı ayı r söylemesi ptı * "bunu söylemek size karşsaygızlıolacak. * Utanç veren. miyar. eksiklik. ayı ngacı * Tütün kaçakçı. ğ ayın kı türküsü var. ayı planma * Ayı planmak iş i. ı yalı ğ rma i .ayıon dördü gibi n * yüzü çok güzel (kadıveya kı n z). kusuru olmayan. sı ayı lı ngacı k * Tütün kaçakçı ı lı. birleş veya ayrıma uğ ime ş ı ratarak niteliklerini belirtmede kullanı madde. * Kusur. ş karş sı ayı çatlatmak nları * bu harfin gösterdiğArapçaya özgü sesi gı i rtlakta boğ umlamaya çalı ş mak. bı * Ayı. kusuru olan. ayı p * Toplumun ahlâk kuralları aykıolan. i. tütün. ayıetmek (veya yapmak) p * yakıksı davranmak. ayı nga * Kaçak tütün.

it ş ta ayım yaratmak rı * farklı çı lı karmak. tahsis etmek. . * (bir ş veya yeri) Bir ş veya kimse için kullanmayı ey ey belirlemek. ayım yapmak rı * eş davranı bulunmamak. * İ veya daha çok kimse arası ki ndaki anlaş . n ayı t * Mine çiçeğ igillerden. saklamak. ayı vurmadan postunu satmak yı * henüz ele geçmemiş ş üzerinde hesap yapmak. fark gözetmek. soruları hazı n rlanması notlarıverilmesine kadar bütün değ ndan n erlendirme çalı ş maları na katı görevli. tefrik etmek. eyi ran i ayı rtı ayı rtma ayı rtmak ayı rtman * Sı navlarda. mümeyyizlik. 1-2 m en. mayı mayı * Farklı davranmak. iş ini * Seçmek. e boyunda bir ağ k. k ayımlama rı * Ayım yapmak iş rı i. temyiz etmek. ayı edilmek rt * Ayı etmek iş konu olmak. rt ine ayı etmek rt * Birkaç ş birbirinden ayı niteliğanlamak. aççı t ayı kaval çalmak ya * anlayı z bir kimseye bir ş anlatmaya çalı ş sı ey ş mak. * Ayı rtmak iş i. eyi rt * Bölmek. Akdeniz çevresinde yetiş mavi. * Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak. bir ey * Aynı cinsten olan ş arası eyler ndaki ince fark. mümeyyiz. * Ayı rmak iş yaptı ini rmak.* Ayı rmak iş i. uzlaş bozmak. hayı(Vitex agnus-castus). nüans. ayı rmaç ayı rmak * Bir ş benzerlerinden ayı etmeye yarayan durum veya öge. fark gözetmek. * Bir yeri bir engelle bölmek. ayımlamak rı * Ayım yapmak. * Birbirinden uzaklaşrmak. beyaz veya menekşrenginde çiçekler açan. tı * Nitelik değ ikliğ anlamak. farika. rı ayı rma * Ayı rmak iş i. ikilik ortaya atmak. lan ayı rtmanlı k * Ayı rtmanıgörevi.

ş ey aylak aylak olmak * boş olmak. ı nda ş ı * İsiz. aylakçı * Temelli işolmayan iş i çi. î n in ldı. * İsiz. mugayeret. ı * Alılmı doğ diye bellenmiş uygun olmayan. ş ı ı lı * Bazı kutsal kiş ilerin başetrafı gösterilen ık çevresi. avare. aykı katmanlaş rı ma * Katmanları düzenli bir biçimde olmayan katmanlaş ma.ayin * Dinî tören. ay ağ . boş ş gezen. rı ayla * Ayı ve bazı ldı n dolayı n yı zları ndaki ık çevresi. * Bütün noktaları düzlemde bulunmayan. kestirmeden gitmek. ters gelmek. aykılamak rı * Dikey olarak gelmek. avarelik. ş ş ı a. . aykılaş rı mak * Aykıduruma gelmek. karş ters. avarelik. mugayir. aynı ayinicem aykı rı aykı doğ rı rular * Aynı düzlemde bulunmayan doğ rular. hale. * Gidilen yol üzerinde olmayıgidiş p yönüne ters düş en. düz yoldan ayrı lmak. ters düş mek. boş oturmak. ru e ı t. aykılama rı * Aykılamak iş rı i. iş sizlik. ı r * Mevlevî ve Bektaştekkelerinde kadıve erkeğ birlikte katı ğ dinî müzikli sohbet töreni. aykılaş rı ma * Aykılaş iş rı mak i. muhalefet. ters. zı t olmak. aykı olmak rı * ters olmak. aylakçı lı k * Temelli iş sahibi olmama durumu. ibadet. ş aylaklı k * Aylak olma durumu. aykı düş rı mek * uygun gelmemek. * Mevlevî tekkelerinde okunan ağ bestelerin biçimi. * Çapraz. yapacak bir iş ta i olmamak. rı aykılı rı k * Aykıolma durumu. bir ş yapmayarak. * İsizlik.

kötü kokan bir ağ kokar ağ (Ailanthus glandulosa). aylı kçı * Aylı çalı kimse. aylarca kalmak. boş oturmak. * Ayı dolduran bir süre geçirmek.. çalı ş mamak. * Kendine gelmek. aylı * Üzerinde ay biçimi bulunan. iş güçsüz dolaş siz mak. * gündelikten veya ücretten kadroya geçmek.. na aylı klı ayma aymak aymaz . sa ip ğ ı acı dikilen. * Gerçeğanlamak. ka p z ğ kla ı * Aylıalan (kimse). ayı baş na lmak. görevi karş ğolarak veya geçimi için her ay ödenen para.aylaklıetmek k * boş durmak. * Sürmek. bir ay için. k lı * Karş ğaylı ödenen. * Ayda bir kez yapı veya çı lan kan. mehtaplı şı ı . * Aylamak iş i. * . aylanmak * Bir yerin çevresinde dolanmak. aç aylanma * Aylanmak iş i. aydan beri var olan. kla ş an * Baş geliri olmayıyalnıaldı aylı geçinen kimse. * Bir ay içinde olan veya bir ay süren. * Ay olarak. i * Çevresinde olup bitenlerin farkı varmayan. aylandı z * Sedef otugillerden. devam etmek. Avrupa'ya Çin'den getirilmişkı zamanda yetiş boy attı için bir gölge ağ olarak . k ş ma ıı lında aylıbağ k lamak * emekli olan veya baş sebeplerle çalı ka ş mayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek. aylıvermek k * aylıolarak üstlenilen parayı k ödemek. aylıalmak k * bir aylıçalı karşğ para almak. aylı geçmek ğ a * çalı ş karş ğolarak her ay belirli bir para alı ması ı ı lı nacak bir iş baş e lamak. aç. maaş ıı lı . maaş. aklı ı gelmek. * Ay ığolan. aylama aylamak * Beklemek. aylı k * Birine. ı ı kla lı * Aymak iş i. gafil.

yakıksı çirkin. z aynaz * Bataklı k. * Parlak yüzlü. in uç * (atlarda) Diz kapağ ı . gaflet. * (deniz için) kı ltız. ı yansı ğ kları ve rlı * Gemilerde iş aretçi erlerin kullandı dürbün. aynabakar * Büyük. ran ey. yi * (Karagöz oyununda) Perde. . * Bir olayı durumu yansı göz önünde canlandı olay. aynacı * Ayna yapan veya satan kimse. na aynası z * Aynası olmayan. * Doğ ramacı ve yapılı çerçeve içine geçirilen tahta veya taş lı k cı kta levha. bir tan. * Küreğ yassı bölümü. aynası k zlı * Aynasıolma durumu. kötü. ş . * Işı tan. cilâlı sı cam. ı * Polis. iş hile karı ran. a ş z. lı u n yazı ç ayna gibi aynacı lı k aynalı aynalıtahtası k * Sandalları kıtarafları oturanısı nı n ç nda n rtı dayaması yarayan tahta. acak ayn ayna * Göz. varlı n görüntüsünü veren. kı zı mavi renkli bir erik türü. düz veya az yuvarlak kıbölüm.aymazlı k * Çevresinde olup bitenlerin farkı varamama durumu. * Hileci. mısı ayna taş ı * Yapı t ve çeş gibi yerlere konan yazıveya yazız süslü taş . ine ş tı * Aynacın yaptı iş nı ğ veya aynacı ı olma durumu. * İ bir durumda. yakıklı ş . yolunda. biçimsiz. ı aynalı sazan * Üzerinde az sayı büyük pullar bulunan bir tür sazan balı. * Aynası olan. * Hoş gitmeyen. * dümdüz ve parlak. ğ ı * Akı ve anaforun birleş i yerde oluş su burgacı ntı tiğ an . ayna tı ı rnağ * Aynayı duvara tutturmak için kullanı nikel veya kromla kaplanmımetal parçası lan ş . anı me lı sı levha. durum. güzel. aymaza yakı na ş durum. durgun. yumurtamsı rmımsı . ters. da ğ ı aynalı k * Geminin ve bağ bulunduğ limanıadı lan.

il. aynı u iş yla. araları ayrı olmayan. nları ğ ı * Yay ayraç. değ tirmeden. iş nda m aynı zı ağ kullanmak * aynıeyi söylemek. * Aynı özdeş lı k. pkı. olduğ gibi. özdeş ayniyet. kası il. * Ayı edilemeyecek kadar benzeri özdeş tı sı rt i. aynı zamanda * Hem de. lik. lik. ayniyat ayniyet * Para olarak değ madde olarak verilen. çiçekleri sarı renkli bir kıbitkisi (Calendula arvensis). aynı potada erimek * benzer konuları sorunları ve birlikte düş ünmek veya değ erlendirmek. aynı telden çalmak * aynıeyi söylemek. aynş tayniyum * Bkz. ş düş aynı ya çı kapı kmak * sonuç bakı ndan fark etmemek. bununla birlikte.aynaz aynen aynı * Köy oyunları yöneten kimse. aynı lı k aynı sefa aynı yla aynî * Gözle ilgili. aynî aynî hak haklar. einsteiniyum. aynı ünceyi ileri sürmek. * Baş değ yine o. nı * Olduğ gibi. r * Hiçbir değiklik olmadan. ı nması kolay eş ya. * Birleş ikgillerden. * Değ meyen. ş aynı yolun yolcusu * kötü sonları birbirine eş olan. aynı mı sonuca varmak. iş u * Kullanı lmaya veya harcamaya elveriş taş li. ayol ayraç * Daha çok kadı n kullandı bir seslenme sözü. . * Taş r veya taş ı nı ı nmaz üzerinde doğ rudan doğ egemenlik yetkisi veren ve herkese karşileri sürülebilen ruya ı * Aynı olma durumu.

z. mak i ayranlaş mak * Ayran durumuna gelmek.ayraç açmak * söz veya yazı içine. ı k ayrancı * Ayran yapan veya satan kimse. ayranı kabarmak * öfkelenmek. ka. ayrı * Yerleri bir olmayan. * (her biri) Ayrı olarak. değik. ayranı budur. atla (veya tahtı yok revanla) gider sı çmaya * yoksulluğ bakmadan gösteriş una yapmaya kalkanları gülünçlüğ anlatmak için kullanı n ünü lı r. ayrancı lı k * Ayran yapısatma iş p i. urt kta ı ndı * Yoğ urdu sulandı rarak yapı içecek. * Baş baş türlü. iş * Her biri için. ka * Yalnı tek baş olan. ayrı m bası * Genellikle bir dergide yayı mlanmıbilimsel bir yazın ayrı broş olarak bası . kı tı ayran * Süt veya yoğ yayı çalkalanarak yağalı ktan sonra kalan sulu bölüm. heterojen. yapı ayrı çanak yapraklı lar . lan ayran ağ ı zlı * Aptal. ası l konu ile ilgisi az olan bir bölüm sışrmak. ayran budalası * Aptal. ayran gönüllü * Çabuk âş olan. ı na ayrı ayrı * Birbirinden ayrı olan. yarı sudur m sı * yapı bir iş yarı yamalak olduğ bildirilmek için kullanı lan in m u lı r. safdil. budala. ayran delisi * Bön. na ayrı cinsten * Farklı da olan. sersem. ş nı bir ür mı ayrı çekmek baş * topluluktan ayrı kendi baş iş lı p ı yapmak. ayranlaş ma * Ayranlaş özelliğveya durumu. * aş bir cinsel arzu duymak. sersem. coş mak. ı rı ayranı içmeye.

ayrı k tanı imtiyazlı calı ı calı nan. istisnaî. baş kaları benzemeyen. çarpı k. ş ı * Ayrıotu. ayrıküme k * Ortak elemanları olmayan küme. imtiyaz. ağ iki . ayrı klı tutma. * uyuş mamak. ş ı * Ayrı olma durumu. ayrı calı ayrı k calı * Baş ndan ayrı üstün tutulma durumu.* Çanak yaprakları birbirine bitiş olmayan bitkiler. ayrı . miş ayrı mek düş * birbirinden uzakta kalmak. ayrı ca * Ayrı olarak. ayrı k tanı calı ı calı nmayan. * Ayrı önem verilerek. ayrı tutulma. kaları ve ayrı k tanı calı nmak (veya göstermek) * baş ndan ayrı üstün tutmak. ayrı z cası * Ayrı tutulmadan. k * Düzgün ve uygun olmayan. ayrı kaları tutulan. * Ayrı tutulan. ayrı ksı calı z * Ayrı ğolmayan. . istisna. ayrıotu k * Buğ daygillerden. na calı * Kur'a dı. ey nda ayrı yapraklı taç lar * Taç yaprakları birbirine bitiş olmayıyan yana yer almıbulunan bitkiler. * Baş na benzemeyen. müstesna. . kural dı olan. istisnası z. lan ayrı klı ayrı k klı * Ayrı tutulmuşbenzerlerine uymayan. bir * Bundan baş ka. imtiyazsı z. ey ayrı yapmak seçi * birkaç ş arası fark gözetmek. kökü hekimlikte idrar söktürücu olarak kullanı yabanî bir bitki (Agropyrum repens). kaları ve ayrı klı calı * Ayrı ğolan. ldı ı * Ayrı ş lmı . müstesna. ayrı ç ayrı k * Yol kavş ı yolun ayrı ğyer. müstesna. . ayrı gayrı bilmemek (veya ayrı gayrı olmamak) sı sı * birbirinden hiçbir ş esirgemeyecek durumda olmak. ik p ş ayrı tutmak * farklı davranmak.

şı ın * Ayı rmak iş konu olmak. * Bir biçmeden geçen beyaz ığ türlü renklerde görünmesi. ya ve ya da ile gösterilen iliş iş ki. ayrı ma laş * Ayrı mak iş teferrüt. bir kimseden. ı yan lantı. laş i. ayrı lı ksı k * Ayrı olma durumu. teferrüt etmek. munfası l. odağ veya merkeze birleş a tiren doğ runun büyük eksen ile yaptı açı ğ . * Birinden uzak düş me. görüş veya duygu arası ndaki uymazlı mubayenet. ı * Önermelerin birbirine bağ lanması leminde ya . ine * Bir yerden. kalılı k ı tı . bir ş eyden uzaklaş mak. ğ ı k zı z. istisnası bilâistisna. ilineklerin tözle bağ sı cı karş . * Düş ünce. ayrı yı ksı l * Yerin kendi yörüngesindeki günberi noktası art arda iki geçişarası ndan i ndaki süre farkı . ayrı mak laş * Benzerleri arası ayrı yeri ve önemi olmak.* Bir konik (elips. ayrıma lı ş * Ayrımak iş lı ş i veya durumu.. nda bir ayrı lı ayrı lı k * Ayrı ş lmıolan. eksantrik. k.. hiperbol) üzerinde hareket eden bir cismi. lantı ayrı ksı * Alılagelmiş ve davranı aykıolan. kendilerini taş nesnelerle. ayrı lı ş ayrımak lı ş * Birbirinden ayrı lmak. ayrı lma * Ayrı iş lmak i. ayrı duran. * (karı koca için) Evlilik birliğ bozmak. * Ayrı olma durumu. * Ayrı iş lmak i veya biçimi. ayrı lanma * Ayrı lanmak durumu. ş ı töre ş lara rı ayrı ay ksı * Ayı yörüngesindeki en beri noktası art arda iki geçiş n ndan i arası ndaki süre farkı . ayrı lanmak * Ayrı duruma gelmek. ve ini ayrı lmak ayrı lmazlı k * Özelliklerin. daire. ksı ayrı z ksı * Hiçbir ayrı olmadan veya hiçbirini ayrıtutmaksın. * Evlilik birliğ yargıkararı geçici bir süre için kaldılması inin ç ile rı . * Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı n cinsin kaplamı giren kavramlar arası yakı na ndaki bağ . parabol.

farklı ma. eyleri birbirinden ayı ran özellik. ayrı mlama * Senaryonun hazı rlanması geliş nda tirim ile çevrim senaryosu arası yer alan. fark etmek. teferruatlı . na tı ayrı lı ntı * Ayrı sı ntı olan. senaryonun sahne ve nda ayrı nıbelirlendiğ başca karakterlerin ayrı ları çizildiğ konuş mların i. ayrı lara inmek ntı * bir konuyu en küçük noktası kadar inceleyip araşrmak. fark. cümle veya eş mcı ya. tafsilâtlı . aynı mlı . farklı mak. laş ayrı mak mlaş * Ayrı duruma gelmek. baş k. i. ş ı ayrım ş ı * Ayrı ş iş mak i. * Cinsleri ve türleri birbirinden ayı ana karakter. ayrı msama * Ayrı msamak iş i veya durumu. farklı mlı lı k. * Bir veya daha çok sahne içinde geliş tirilip. farklı mı nda m iş . lı ntı yla i. * Bir tiyatro eserinde ana düş ünceye yardı olan kelime. mufassal.ayrı m * Ayı rmak iş tefrik. çeş çeş muhtelif. detaylı . ayrı msamak * Bir ş anlamak. teferruat. kalı * Alt bölüm. . laş * Bir iç kayanıkatı ması n laş sürecinde yer ve zamana göre ayrı n ortaya çı mları kması . ayrı zlı msı k * Ayrı z olma durumu. değik. msı zlı ayrı ntı * Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri. malarıson biçimini aldı aş n ğ ama. mlı laş ayrı mlı * Ayrı olan. ayrıklı ş k ı * Ayrık olma durumu. olayı tamamlanmıbir parçası veren film bölüğ n ş nı ü. * Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri. mı * Ayrı türden. eyi eyi ayrı z msı * Ayrı olmayan. tafsilât. detay. ayrık ş ı * Ayrı ş ş olan. farksı k. fark. farksı z. laş * Hücrelerin veya canlı organizmaları iş n levlerine veya yaş ş ayıtürlerine iliş yapı nitelik kazanması kin sal . farklı ma. * Bir kimse veya nesnenin bir baş yla karı rı kası ş lmaması sağ tı nı layan ayrı benzer ş lı k. bir ş görmek. ayrı lı mlı k * Ayrı olma durumu. araları ayrı bulunan. ran * Ayrı noktası lma . ı ayrı ma mlaş * Ayrı mak iş farklı ma. it it. mlaş i.

ayrı rmak ş tı * Bütünün bozulması sebep olmak. mayhoşdokusu sertçe. gece). aysfild aysı z * Buzla.ayrı ş ma * Ayrı ş iş mak i. * Moleküllerin. . lan ayva reçeli * Ayva ve ş ekerden yapı kokulu reçel. türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalıatom veya moleküllere bölünmek. kararsı(kimse). ş ması sağ ayrı t aysar * Ayı etkisiyle huyunun değ tiğsanı (kimse). yaprakların altı nı tüylü. iş z aysberg * Buz dağ ı . aç * Bu ağ n büyük. * Gülgillerden. aytı ş mak * Atı ş mak. ufak çekirdekli meyvesi. n * Birbirinden ayrı lmak. a * Halk ş airleri belli bir ayak çerçevesinde karşklı ş ı atı lı mak. şı ı * İ düzlemin ara kesiti. bankiz. lan ayva tüyü * Vücuttaki ince. lçı z. çiçekleri iri ve pembe. na * Ayrı nı lamak. sarı acı renkte. i * Moleküller. ayva ayva göbekli * göbeğçukur olan (kimse). n ayrı ş mak ayrı rma ş tı * Ayrı rmak iş ş tı i. mak. i ayva hoş afı * Ayvadan yapı hoş lan af. * Ay ığolmayan (gökyüzü. orta yükseklikte bir ağ (Cydonia vulgaris). lan ayva marmelâdı * Ayva ve ş ekerden yapı ezme. birliğbozmak. tahallül. türlü etkenlerle geçici olarak daha yalı atom ve moleküllere bölünmesi. ayva kompostosu * Ayvadan yapı komposto. n iş i lan * Değ ken huylu. tartı ş münakaş etmek. ki ayş n ekadı * Kı ksı lezzetli bir tür taze fasulye. tüylü. . sarı tüyler. aytı ş ma * Aytı ş iş mak i.

çok yık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis). içken. ayvazlı k ayyar ayyarlı k ayyaş *İ çkiye düş içkici. * Ayvazı görevi. llı * Ayva ağ nı çok bulunduğ yer. soluk sarı i k çiçekli. * Bir tarafı ş ya açıolan oda. güç. hilekâr. umulandan veya gerekenden eksik. ikisi de bir. yayı lmak. sıtüylü. bekri. * Küçük ölçülerle. yavaş yavaş . * Bir parça. işbozulmak. dı arı k ayvayı yemek * kötü duruma düş mek. kün. açların u * Teras. eş .ayvadana ayvalı k ayvan * Yüksekliğ15-70 cm . biraz. azı msamak. sundurma. az az az buçuk az bulmak * yeterli görmemek. mı * Uzun süreli. süre bakı ndan eksiklik bildirir. Az az * Azot'un kı lması gaz N kı saltı . az buz olmamak . tı * Koca. ayvaz kasap hep bir hesap * ha öyle ha böyle. * Dolandıcı rılı k. ş ş ı ı tı * Nicelik. ayyuka çı kmak * (ses için) yükselmek. az saymak. ün * Göğ kuzey yarı küresinde bulunan bir takı yı zı en parlak yı zı ün m m ldın ldı. erkek. çok karş . nitelik. ile * Alılmıolandan. Bu saltması de gösterilir. ayyaşk lı ayyuk * Ayyaş olma durumu. * Göğ en yüksek yeri. n * Dolandıcı rı. * (dedikodu için) herkesçe duyulmak. i ayvaz * Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalı rı uş ş lan ak.

azade azade * bir ş eyden kurtulmuşuzak. * birinin herhangi bir karakter bakı ndan göründüğ gibi olmadını mı ü ğ anlatmak için söylenir. az gelmek * yetmemek. bitmesi çok yakı olmadını nken ğ anlatı ı r. az görmek * umduğ undan eksik bulmak. . serbest olarak gürültüden azade yaş ı boş amak. * Vücut parçası .* (bir ş azı ey) msanacak kadar olmak. erkin. ı az geliş miş * geliş gecikmiş mesi olan. bulunmak. az çok * Bir parça. az daha az değ il! * az kalsı neredeyse. azalma azalmak * Azalmak iş eksilme. aza çoğ bakmamak a * olanla yetinmek. * Azaltmak iş i. ma al nı ince değ erlendiremeyen (ülke). * Etkisini yitirmek. organ. n. n klı tüğ nı azade * Baş . doğ kaynakları gereğ itim ük ş . * Az denecek bir miktara inmek veya eskisinden az bir duruma gelmek. aza sormuş "nereye?" "çoğ yanı demiş lar: un na" * küçük kazançları bile hep varlı kimselere düş ü inancı belirtir. ı boş * Baş . serbest. azadelik * Azade olma durumu. vücut parçaları . * eğ düzeyi düş kalmı üretimi daha çok ilkel tarı dayanan. oldukça. azaltma . erkin. az kaldı (veya az kalsı n) * bir iş olması in . * Üye. rslı çı aza * Organlar. * azı msamak. i. tenakus. az tamah çok ziyan getirir * hı ve pinti insan her zaman zararlı kar. serbestlik. daha çok istemek. gerçekleş mesi. hafiflemek. az günün adamı olmamak * çok yaş ş görmüş amıçok .

azarlanmak * Azarlamak iş konu olmak. * Çalı . yavaş yavaş az. * Ululuk. * Gurur. az * Küçük ölçülerle. azap * (Müslümanlı Dünyada günah iş kta) lemiş olanlara ahrette verilecek ceza. i. üzmek. azap vermek * acı çektirmek. azarlamak * Paylamak. heybetli. çok büyük. azarlanma * Azarlanmak işpaylanma. m azametli * Ulu. tekdir etmek. heybet. * çok büyük sıntı uğ kı ya ramak. kötü sözle karş mak. i. azar azar azar * Paylama. * Debdebe. kurumlu. maksimum. mlı * En büyük. çalı satmak.azaltmak * Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek. büyüklük. * Görkem. * Anadolu beyliklerinde donanmadaki görevlerde kullanı asker. hafifletmek. * Organik veya ruhî büyük sıntı kı . ezinç. * Etkisini yitirmesine sebep olmak. kı rmak. * Çalı kurum. m. azamet azamet satmak * büyüklük taslamak. * Debdebeli. en çok. paylanmak. tekebbür. böbürlenmek. lan azamî azap azap çekmek * ahrette ceza görmek. * Süreyi uzatarak. . en yüksek. ine ı laş . azarlama * Azarlamak işpaylama. azar iş itmek * azarlanmak. * (Anadolu'nun birçok bölgesinde) Çiftlik uş ı ağ . * Görkemli. * Gururlu.

* Azat edilemez. ünü azat eylemek * azat etmek. * Azması sebep olmak. ndan Azerî * Azerbaycan Cumhuriye'tinde ve güney Azerbaycan'da (İ ran'da) yaş Türk soylu halk veya bu halktan ayan olan kimse.azarlatma * Azarlatmak iş i. na * Azgıduruma getirmek. serbestlik. azatlı * Azat edilmiş (cariye veya köle). köle). * Okullarda paydos. * Açalya. Azerî halkı ilgili (olan). n * Şmartmak. * (köle ve cariyeler için) özgürlüğ geri vermek. * Azerî halkı özgü olan. na ile Azerîce azgı n * Azerbaycan Türkçesi. yoldan çı ş ş kanlı karmak. * Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye. * Serbest bı lmıolan. azatsı z azca azdılma rı * Azdılmak iş rı i. ini rmak na azat * Serbest bı rakma. rakı ş azat etmek * serbest bı rakmak. azarlatmak * Azarlamak iş yaptı veya azarlanması yol açmak. azatlı k * Azat olma durumu. * Oldukça az. Azerbaycanlı * Azerbaycan halkı olan kimse. * Azmıolan. na azdı rma azdı rmak * Azdı rmak iş i. azdılmak rı * Azması yol açmak. salı vermek. ı * Kötü davranıveya alı klara sürüklemek. ş azelya .

* Azı olan. * Öküz arabaları ön ve arka yastı dingile bağ nda kları layan ağ çivi. n ka ey azı k azı klı * Yiyecek. harman zamanı önce biçilip savrulan ekin. gı da. ğ ı * Yoksulları doyuran. u u . biraz. azı k klı azı lı azı msama * Azı msamak iş i. az bulmak. azgı mak nlaş * Azgıduruma gelmek. * Azgıolma durumu. nda er öğ ütmeye yarayan diş ortak adı dişöğ lerin . besin. n azık aş kaygız baş cı ı m sı ı m * derdim olması da baş bir ş istemem. * Azıolarak ayrı veya hazı k lan rlanan yiyecekler. u sı nı azı k nlı karş . rı azgı k nlı azı * Köpek diş lerinden sonra içeriye doğ alt ve üst çenenin iki yanı beş tane bulunan ve yiyecekleri ru. ı tı * Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakı ndan ayrı ötekilerden sayı az olanlar. * (süre ve miktar için) Az olarak. azık cı * Çok az. ekalliyet. * Azıkoymaya yarayan kap veya torba. çok etkili. ütücü diş . çoğ mı ve ca unluk * Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayı az olan topluluk. ndan * Gözü bir ş eyden yı lmayan. * Cinsel istekleri aş olan. ca azı k hükûmeti nlı * Mecliste çoğ unluğ olmayan bir partinin kurduğ hükûmet. ı rı azgı ma nlaş * Azgı mak iş nlaş i. azgı n. anı erli azı i diş * Azı . daha fazlası istemek. ekalliyet. aç azı a saymak (veya tutmak) çoğ * verilen küçük bir armağ çok ve değ kabul etmek. *Ş iddetli. n * Cinsel istekleri aş laş ı mak. * (çocuk için) Çok yaramaz. k * Hemen yemek üzere.* (ten için) Çabuk iltihaplanan. yarası hemen kapanmayan. az görmek. biraz. korkunç. azı i. azı msamak * Bir ş umulduğ eyin undan az olduğ yargına varmak.

iddetlenmek. azı rma ş tı * Azı rmak iş ş tı i. muazzez. . * Gidiş . azit aziz * Azothidrik asit HN3 deki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleş iklere verilen ad. azı ş ma azı ş mak * Gittikçe kış ş zı mak. olarak. ş ması azı tma azı tmak * Azgıduruma getirmek. . * Azı ş iş mak i. * Kararlı kararlı lı kla. azimli * Kararı tutumunda direnen. azimet etmek * gitmek. azim azimet * Bir iş engelleri yenme kararı teki . azledilme azize aziziye azizlik . * Muziplik. kararlı nda. azı rmak ş tı * Azı na yol açmak. karşdüş ı ünceye oy verenlerden daha az olmak.azı kta kalmak nlı * bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler. ı azil * Görevden alma. azizlik etmek * muziplik etmek. * Azı iş tmak i. * Ermiş n. n * Çırı çı ğ ndan karmak. * Sevgide üstün tutulan. yola çı kmak. azimkârane * Kararlı . nı i * Aziz olma durumu. kadı * Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamların giydiğfes. * Ermişeren.

* Azı k. * İ ayrı n karı ndan doğ kı melez. k * Cinsel duyguları artmak. kötülüğ artı kı kta ünü rmak. karı azma * Azmak iş i. çı karmak. azmanlaş ma * Azmanlaş iş mak i. için) Etkili. taş rmak mak. ı r) k artı * (hayvanlar için) İ ayrı ki ı rktan doğ mak. görevinden çı lmak. * Çok geliş . tehlikeli duruma gelmek. ki ı rkı ş ması an. gölcük. * Küçük su birikintisi. azmanlaş mak * İ mek. * Bataklı k. azmettirme * Azmettirmek iş i. azletme azletmek azlı k * Azletmek iş i. kocaman duruma gelmek. azmettirmek * Bir suçu veya herhangi bir işkesinlikle yapması karar verdirmek. i na .* Azledilmek iş i. azmak azmak azman azman kaya * Kaya balınıbir çeş ğ n ı idi. * (çamaş Artıağ lamaz duruma gelmek. * (deniz. azlolunmak * Görevinden alı nmak. * Kerestelik tomruk. görevden almak. rileş azmetme * Azmetmek iş i. * Bir görevliyi iş inden ayıp açı bı rı kta rakmak. miş * Azma. * Az olma durumu. metis. * (yara. için) Kabarmak. rma. nlı azlolunma * Azlolunmak iş i. hastalıvb. azledilmek * Görevden alı nmak. azmetmek * Bir iş engelleri yenmeye karar vermiş teki olmak. * Taşnlı ileri gitmek. ı vb.

tadı 7. bütün borçları kurtulmak. * Heterosiklik birleş iklerin önemli bir sıfı verilen ad. Azrail'le burun buruna gelmek * ölümle karşkarş gelmek. havada beş dört oranı bulunan. sabı * Azotometre. azotlu *İ çinde azot bulunan. iri "yarı"kıcısinirli. azoik *İ çinde fosil bulunmayan (toprak). azotlamak * Azotla karı rmak veya birleş ş tı tirmek. asıyüzlü. azotlanmı ş * Azotlama iş yapı ş lemi lmı . aznif * Bir tür domino oyunu. u n nı una lan Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak) * nası öleceğ kabul etmek. Kı saltması N. aznavur * Gürcüce.azmıkudurmuş beterdir ş tan * "coş ve heyecana kapı ş kun lmıkimseyi zaptetmek zordur" anlamı kullanı nda lı r. . ı ı rlı te nda olmayan element. l olsa ini * hiç kimseye borcu kalmamak. rengi. * En eski jeolojik (sistem). nda lı zı azol azonal azot * Atom numarası atom ağ ğ14. kokusu. " rı" k aznavur gibi * zalimce davranan. azotlama * Azotlamak iş i. azotölçer Azrail * Tanrı buyruğ ile insanları canı almakla görevli olduğ inanı melek.008 olan. * Azotlu besin almayan bitki veya hayvanları dokuları n ndaki serbest azotu tespit etme iş i. ı ı ya azvay * Sarı r. nına * Yeryüzünün herhangi bir noktası enleme bağ olmaksın meydana gelen olay. ndan Azrail'in elinden kurtulmak * ölümden kurtulmak. azotometre * Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygı t. sert kimse.

iri demir. babalıduyguları dolu kimse. baba hindi * İ ve iyi beslenmiş ri erkek hindi. larda karı ı n nı rakı * Çatı merteğ i. baba ocağ ı * Babadan. baba değ tı il. Be adı verilen bu harf. oğ lunun diş i kamaş ı r * babanıyaptı kötü iş sıntını n ğ ı in kı sı çocuğ çeker. için klara rlar. * Türk alfabesinin ikinci harfi. * Tarikatlarıbazında tekke büyüğ n sı ü. * Silâh kaçakçı ı para aklama ve uyuş lı. lı ı . * Basso kı saltması . çift dudak patlayısı mı cını b. baba bucağ baba yurdu. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde İ ngilizler b harfiyle "si" yi. k baba evi * Babadan. baba baba adam * Yaş. toprak. dededen kalma ev. baba oğ bir bağ ı ş ul babaya bir salkı üzüm vermemiş luna bağlamıoğ ş . rabzan babası * babalıgörevlerini yapmayan babalar için söylenir. ı . cı * Gemi veya iskelede halatıtakı ğyuvarlak baş. up ü. * Koruyucu. . n ldı ı lı aç * Kazı çı lan toprağ miktarı hesaplayabilmek için yer yer bı lan toprak dikme. un * Çocuğ olmuş u erkek.B * Bor'un kı saltması . için kta baba olmak * (erkek için) çocuk sahibi olmak.kara ğ turucu madde ticareti gibi kirli ve gizli iş yapan çetenin baş ler ı . baba koruk (veya erik) yer. ağ veya beton dikme. kurucu kimse. * Yaratı. dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğ büyüdüğ yaş ğev. m * babalar çocukları büyük fedakârlı katlanı ama çocuklar babaları fedakârlı bulunmazlar. baba * Çocuğ dünyaya gelmesinde etken olan erkek. ağ lı yürekli. n adı ı erli baba nasihati * Bir babanıverdiğöğ n i üt. ses bilimi bakı ndan ötümlü. iyi rbaş baba bucağ ı * \343 baba ocağ ı . * Bu gibi kimselere verilen unvan. Almanlar ise "si bemol"ü gösterirler. u baba mirası * Babanıyaş ğdönemden kalan değ mal veya dost. Ba * Baryum'un kı saltması . adı ı baba evi. yurt. toprak ya da yurt. olgun adam. * Ata. B gösterir. bir ülkeye veya bir topluluğ yararlı k ile a olmuş kimse.

nı na kün babacı lı k * Devletin türlü sıflar üzerinde babalıederek bu sıflar arası denge kurmaya çalı nı k nı nda ş iş ması lemi. baba yadigârı * Babadan kalan. ru babadan oğ ula * torunlara doğ zincirleme. babacı l * Babası çok seven. cana yakıolarak. n rası taş yan. * Cana yakı olgun. ru * ataları beri. * (kadıiçin) Güçlü ve gösteriş iri yarı n li. babası çok düş olan. mak i babacanlaş mak * Babacan duruma gelmek. * Sevimli.baba tatlı sı * Bir çeş hamur tatlı. baba ocağ ı . yüzyı Baba İ lda shak'ıkurduğ mezhep. görülü. nlı babacı k * Küçük baba. n Babaî Babaîlik * Babaîlik mezhebinden olan kimse. a n babaca babacan * Baba gibi. * XIII. babacanlı k * Babacan olma durumu. babaç babaçko * Erkek kümes hayvanların en iri ve yaş olanı nı lı . paternalizm. babaanne * (çocuğ göre) Babanıannesi. babadan babaya * dedelere doğ zincirleme. hoş . n babacanlaş ma * Babacanlaş işveya durumu. iyi kalpli. güvenilir (erkek). cana yakı k. sempatik baba. n u . ndan babafingo * Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanıüstünde bulunan en yüksek bölüm. hoş n. ş it sı ambaba. baba döneminde yapı şbabanıhatı nı ı lmı . baba yurdu * Baba evi. babacanca * Sevgi ve sevecenlikle. babaya yakı n. .

" anlamı kullanı bir söz. yetim. * Kayıbaba. nda lan babası tutmak (veya babaları üstünde olmak) * gibi deyimlerde "çok öfkelenmek. z u lan lan. babam! * teklifsiz bir seslenme sözü.babaköş * Ayaksıolduğ için yı sanı solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis). na babası z * Babası ölmüş çocuk. babasın (veya babaların) çiftliğ nı nı i * bir malı kuruluş yalnı kendi çı veya u zca karları araç yapmak. na in ini babamı (veya ustamı adı dıelimden gelen budur n n) Hır. bizim kuş aktan öncekiler. babası rahmet okumak na * hakkı iyilik düş nda ünmemek. * Üvey baba. babalı * Babası olan. nda babası çekmek na * her yönü ile tamamen babaya benzemek. ca babaları z mı * bizden. babalanma * Babalanmak iş i. kabadayı davranmak. babalıetmek k * baba gibi davranmak. n n * Yaş veya küçümsenen adamlara seslenme olarak kullanı lı lı r. * gücüm ancak bu kadarı yapmaya yeter. na babasın hayrı nı na * hiçbir çı gözetmeksizin. kar babasın oğ nı lu * her yönüyle babası benzeyen erkek çocuk. kayıpeder. nı babana rahmet * yapı bir iş davranıkarş nda "Allah senden razı lan . * Baba olma durumu. babalanmak * Babaları tutmak. bir ş ı sı olsun. öfkelenmek. * Diklenmek. * tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatmaya yarar. babalıfı has iş k rı n ler * babasın parası geçinenlere sitem olarak kullanı nı ile lı r. . babalı babalı k * Zaman zaman sinir nöbeti geçiren. öfkesi her hâliyle belli olmak" anlamı geçer.

babayiğ davranı kabadayı it itçe ş . ran'da Ali Muhammed Bab'ıkurduğ dinî öğ n u reti. babayiğ it * Güçlü kuvvetli. bacak kalemi . baca tomruğ u * Bacanıdamdan yukarı n bölümü. türlü türlü huyu var * daha küçük. babı ndan * Bkz. * Oyun kâğ nda. i ve babayanilik * Babayani olma durumu. kabadayı . babı nda * Konusunda. ç iş ve Dıiş bakanlı ) ile Ş leri ş leri kları ûrayı Devlet (Danı dairelerinin bulunduğ yapı ş tay) u . bacak bacak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne koyarak oturmak. * Bazıeylerin yerden yüksekçe durması sağ ş nı layan dayak. * "Bâb'a ait" Babîlik yanlı. baca * Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan maden veya kâgir yol. lâğ maden ocağgibi yer altı ların hava deliğ ı m. destek veya bunlardan her biri. ı nı bacak kadar * ufacı k. Babı âli * Osmanlı imparatorluğ döneminde İ u stanbul'da sadaret (Baş bakanlı dahiliye ve hariciye nezaretleri (İ k). ktan * Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. bacak * Vücudun kası tabana kadar olan bölümü. *İ stanbul'da bu çevredeki bası n. * Bir giriş imde kendine güvenebilecek durumda olan. ı tları lan. * Su yolu. * Mert. korkusuz adam. bacak kadar boyu var. baca kulağ ı * Ocağ iki yanı taş yapı ş ı n nda tan lmıufak raf. babayiğ itlik * Babayiğ olma durumu. * Osmanlı hükûmeti. ama değik. ı yapı nı i. sı baca baş ı * Ocağ üstündeki taş ı n raf. Babî Babîlik * XIX. herkesten farklı ş klar. yüzyı İ lda. oğ vale. huylar edinmiş iş alı kanlı .babayani * Gösteriş özentisi olmayan. babı nda. ayak. lı k.

bacası tütmek * (aile için) yaş aması sürüp gitmek.* Kaval kemiğ i. kı sa * Yaş ı büyük iş kalkı çocuklar için söylenir. i * Yel. arkadaş . nan -baç * Fiilden isim türeten -maç/-meç ekinin türü. bacakkı ran * Nemli bölgelerde yetiş yeş en ilimsi sarı çiçekli bir bitki (Narthecium). ı * Bacakları sa olan. * Baç alma işveya görevi. nı p bacaklı * Bacağolan. * Dost. * Bir evde uzun zaman çalı ş lı nlara (daha çok yaş zenci kadı ş yaşkadı mı lı nlara) verilen unvan. bacası tütmez olmak * (aile için) dağ ı veya işbozulmak. baç . ri yazı bacaklı k bacaksı z * Bacağolmayan. haraç. * Felemenk altına verilen ad. bacanaklı k * Bacanak olma durumu. bacakları kopmak * çok yorulmak. sı * Osmanlımparatorluğ İ unda gümrük vergisi. * Tarikat ş eyhlerinin karı. * Özellikle hokey oyuncuların giydikleri deriden yapı ş nı lmıkoruyucu. nı bacaklı yazı * İ ve okunaklı . lmak i bacı * Büyük kıkardeş z . uzun boylu. * Zorla alı para. rüzgâr. kı boylu. bacakları tutmamak * ayakların üzerine basıyürüyemeyecek duruma gelmek. abla. baççı baççı lı k bad * Baç alan kimse. ı * Bacakları uzun olan. bodur. ndan lere ş an bacanak * Karı kardeş ları olan erkeklerden her biri. * Kıkardeş z .

* Badanası bozulmuş . badanası z * Badana edilmemiş . badanalanmak * Badana yapı lmak. badanalatma * Badanalatmak iş i. badem * Gülgillerden. yurdumuzun her yerinde yetiş ağ (Amygdalus communis). badanalatmak * Badanalamak iş yaptı ini rmak. en aç * Bu ağ n yaş acı veya kuru yenilen yemiş i. ş ekeri çok. * Ondan sonra. * Birleş ikgillerden. ı badanalama * Badanalamak iş i. harman döküntüsü. çöp ve samanla karık tahı rı ktan ş ı l taneleri. badeli âş ı k * Düş ünde bir pirin elinden aş badesi içerek saz çalısöyleyen halk ş k p airi. badanalı * Badana edilmiş olan. badanacı lı k * Badanacın yaptı iş nı ğ . badanalamak * Duvarları boyamak için sulandılmıkireç veya plâstik boya sürmek. lan rı ş badana etmek (veya vurmak) * badanalamak. badana yapmak. badat bade badehu badeli * Aş badesi içmiş k kimse. badem ağ acı . *Ş arap. bir tür yer elması . rı ş badanalanma * Badanalanmak iş i.badana * Duvarları boyamak için kullanı sulandılmıkireç veya boya. * Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadı n). badanacı * Geçimini badana yapmakla kazanan kimse. badas * Harman kaldıldı sonra yerde kalan toprak. içki.

bundan böyle. k * Ördek. badem gibi * (salatalıiçin) taze ve gevrek. nce eker yla ş badem tı rnak * Badem biçiminde uzunca tı rnak. lan sı . * Halatı aş n ı nabilecek yerine sarı bez. badem ş ekeri * İ bir ş tabakası kaplanmıiç badem. badem bahçesi. * Badem ağ açları olan yer. ı n nda yı badem ezmesi * Ezilmiş bademle yapı ş lan ekerleme. azı nda bademli *İ çinde badem bulunan yiyecek. badem bık yı * Badem içi biçiminde üst dudağ her iki yanı yer alan bık. badem içi * Bademin dıkabuğ alı ktan sonra kalan içi. gönle ferahlıveren hafif rüzgâr. kösele gibi ş karı eyleri yumuş atmak için kullanı yağ lan . bademlik bademsi baderna badı ç * Bakla. halat sargı. bezelye gibi taze sebzelerde. fasulye. ş u ndı badem kürk * Tilki postunun yalnıbacak kesiminden yapı kürk. k badem gözlü * Badem içi biçiminde iri göz. içinde tohumlarısı n ralanmıbulunduğ kabuk.* Gülgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan yüksekçe bir bitki. badem yağ ı * Bademden çı lan ve deri. bademcik * Boğ n iki yanı birer tane bulunan. ş u badı saba badi * Sabah vakti esen ve ruhu okş ayan. badema bademci * Bundan sonra. * Badem satan kimse. badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus). badem biçimindeki organ. çok * Badem biçiminde olan. z lan badem parmak * Baş parmak.

düğ ümlenebilir nesne. a ilimi badire badiye * Birdenbire ortaya çı tehlikeli durum. ki. sa nek. * Tı lanmı dikdörtgen biçiminde değ taş raş ş . * Yolcu yükü. bagaj kilidi * Bagaj kapağ kilitlemeye yarayan alet. lam. sa badikleme * Badiklemek iş i. bagaj kapağ ı * Otomobillerde içine yük konulabilen bagajları kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm. badya bagaj * Ağ geniş zı . koş mak) * ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek). ş tel gibi eyi ka eye eyi lan erit. erli . badminton * Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun. ta. yayvan. * Tren. kan * Çöl.badi badi yürümek (veya gitmek. * Düş gramajlı ük küçük boy ekmek. baget * İ kı değ nce. * Bağ deste. * Bageti olan. iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. badik * Ördek. * Kı boylu. * Kemikleri birbirine bağ lamaya. ı nı bagaj memuru * Toplu taş yerlerinde ve araçları bagaj iş ı m nda lerini yürütmekle görevli kimse. * İ iliş rabı lgi. genellikle arkada olan bölümleri. n u * Otomobillerin yük konulabilen. badiklemek * Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek. sicim. vapur gibi taş ı tlarda yolcularıyüklerinin konulduğ yer. demet. bagetli bağ * Bir ş baş bir ş veya birçok ş topluca birbirine tutturmak için kullanı ip. badikleş me * Badikleş durumu. * Sargı . palaz. . mek badikleş mek * Ördek gibi sağ sol yalpa vurarak yürüme eğ göstermek. büyükçe su kabı .

zarf fiil: gül-e gül-e. ulaç. bağ bahçe * Bahçe gibi taş ı nmaz mal. bağ bak.bağ * Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğ toprak parçası u . güz. bağ z. bağ çağ bı ı * Bağ bahçelerde yetiş meyve fidanları. * Kaplumbağ kabuğ a u. üzüm olsun. uk kan erit ş tı * Bağ iş kullanı ş biçiminde bağ lama inde lan erit . ş eytansaçı . bağ cı * Bağ tirip ürününü satan kimse. an bağ an boğ * Küsküt. bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici ve en nı alet. bağ fiil bağ a * Fiillerin zarf olarak kullanı ş lan ekilleri. ı sı bağ lı cı k . ı bağ ksı cı z * Bağolmayan. yemeye yüzün olsun a * kiş karş k beklediğiş istediğ alabilmek için gereken harcamaları i. bağ doku * Hücre sayı az. düş an ük. yetiş * Bağ layan veya soğ haddehaneden çı metal ş bobinlere bant yapı ran (kimse). dı bağ an * Vakti gelmeden ölü doğ yavru. bağ bozmak * bağ üzümlerini toplamak. bulunan. daki bağ çubuğ u * Asma fidesi. ı lı i ten ini yapmalır. bağ k cı bağ klı cı * Bağolan. * Meyve bahçesi. ı n bağ bozumu * Bağ ürünün toplanması da . sonbahar. otur-up vb. * Deniz kaplumbağ nıkabuğ asın u. in ldı ı bağ budamak * bağ üzüm kütüklerini budamak. hücre arası sı maddesi çok ve genel olarak diğ dokuları er birbirine bağ layarak destek görevi yapan doku. * Ölü doğ kuzunun derisi. koş -arak. * Kaplumbağ a. u rı * Ur. * Kaplumbağ kabuğ a undan yapı ş lmıveya bu kabuğ andır biçimde olan. * Bu iş yapı ğmevsim.

* Bağ tirme ve ürününü satma iş yetiş i. bağ ı daş lmak * Bağ mak iş konu olmak. çelme atmak. Bağ dad'ı tamir etmek * karnı doyurmak. * Çocuk oyunları arkadaş nda olmak. ı nı na bağ dama * Bağ damak iş i. daş klaş bağ ı mak daş klaş * Aynı özelliğgöstermek. lı k. homojen duruma gelmek. un na bağ kurmak daş * bu biçimde oturmak. daş ine bağ ı daş m * Tutarlı tutarlı insicam. i bağ ı tı daş klaşrma * Bağ ı tı iş daş klaşrmak i. ı uyluğ altı alarak oturma biçimi. bağ dalama * Bağ dalamak iş i. i bağ ı ma daş klaş * Bağ ı mak durumu. kör düğ etmek. homojen. k. bağ ı tı daş klaşrmak * Bağ ıduruma getirmek. mütecanis. * Bağ kurup oturmak. homojenlik. nı bağ dadî * Ağ direkler üzerine çakı ş talara sı vurularak yapı (duvar veya tavan). daş k bağ ı daş lma * Bağ ı iş daş lmak i. aç lmıçı va lan * Yapı kullanı çı larda lan ta. bağ ma daş * Bağ mak iş imtizaç. daş i. bağ ı k daş klı * Bağ ıolma durumu. bağ mak daş * Anlaş uzlaş mak. bağ ı daş k * Her yeri aynı özelliğgösteren. bağ dalamak * Düş ürmek için ayağ birinin ayakları takmak. mak. homojenleş daş k tirmek. daş . bağ damak * Birkaç ş birbirine geçirerek bağ eyi lamak. *İ çinden çılmayacak bir duruma getirmek. imtizaç etmek. kı üm bağ daş * Sağ ı uyluğ sol ayağsağ ayağsol un. uymak.

geçimsizlik. izafî. bağ tı daşrmacı * Bağ tı lıyanlı kimse. bağ ı mlamak * Bir ş bağ altı sokmak.bağ maz daş * Uyuş tutarsı maz. bağ ı ldak * Beş ikteki çocuğ düş un memesi için beşe sarı bağ iğ lı lanan. * Bir ş veya bir kimsenin gücü ve etkisi altı bulunma durumu. tâbiiyet. sihir. * Baş çı cı tan karı. bağ tı daşrmak * Bağ ması sağ daş nı lamak. eyi ı na m nda bağ ı ma mlaş * Bağ ş iş ı mak i. * Kadı n âdet zamanı bağ kları nları nda ladı bez. aretleri yazı ktan sonraki değ ldı eri. bağ k ı llı bağ ı m . izafiyet. bağ nem ı l * Bir metre küp hava içinde bulunan su buharı ı ğ n. mla * Büyü. bağ tı daşrma * Bağ tı iş daşrmak i. * Farklı kökenlere sahip değ ik kültür özelliklerini birleş iş tirme veya kaynaşrma iş tı i. rölâtivite. mazlı bağ tıcı daşrı * Bağ ma sağ daş layan. aynı ka zamanda kendine özgü bir kı ldanıda bulunan bir cismin mı ş ı görünürdeki bu kı ldanını niteliğ izafî. eyin nda bağ ı mlama * Bağ ı mlamak iş i.iş sın. * Bir sayın rakamları her birinin bulunduğ basamağ göre aldı değ izafî değ nı ndan u a ğ er. z. * Baş bir cisme uyarak sürüklenen. mı ş n ı i. ı er. etkisi altı tutmak. kumaş yapı ş bağ p tan lmıenli . bağ ı l * Görece. aynıartlardaki havanıdoymuş buharın ağ ı rlını ş n su nı ağ ğ oranı ı ı rlına . bağ değ ı er l * Bir aritmetik sayını önüne + ve . daşrmacı k sı bağ tı lı daşrmacı k * Pek çok değik öğ iş retiyi birleş tirmeyi amaçlayan felsefî veya dinî öğ reti. bağ ı bağ ı cı * Büyücü. * Görece olma durumu. bağ mazlı daş k * Uyuş k.

ı msı i. bağ vurmak ı n * kazı duvarların çökmemesi için bağ nı ı nlarla desteklemek. bağ k. * Herhangi bir kuruluş partiye bağ olmayan kimse. bağ zlaş ı msı mak * Bağ z duruma gelmek. bağ ı ntı * Bir nesneyi baş bir nesne ile uyarlı lan bağ ka kı .bağ ı mak mlaş * Bir ş veya bir kimseye tamamen bağ olmak. tümleçleri. ka eyin mı lı ü. bağ cı ı ntı * Bağ cı yanlıolan kimse. eye ı mlı bağ ı mlı * Baş bir ş istemine. özgür. hür. tâbi. tümleçleri veya yüklemleri ortak olan cümle. göreci. lı bağ z milletvekili ı msı * Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye bağ olmayan milletvekili. tutumunu. görelik. bağ zlaşrmak ı msı tı * Bağ z duruma getirmek. rölâtivizm. giriş ları imlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen. özellikle bilginin bağ lı ntı k ı olduğ ileri süren her türlü felsefe öğ ntı unu retisi. veya nitelik. özgürlüğ özerkliğolmayan. * Eş . görecilik. nispî. ı msı bağ zlaşrma ı msı tı * Bağ zlaşrmak iş ı msı tı i. rölâtif. müstakil. bağ ı n * İ aatta veya kazı rası toprağ çökmesini önlemek için yerleş nş sı nda ı n tirilen parça veya dayak. ı llı * İ veya daha çok nitelik arası matematik iş ki nda lemleri yardı ile kurulan bağlıveya eş mı lı k itlik. gücüne veya yardı na bağ olan. mı lı u olan bağ zlaş ı msı ma * Bağ zlaş iş ı msı mak i. bağ lı ı ntı * Varlı baş bir ş varlına bağ bulunan. mutlak olmayan. ı lı ntı k sı bağ cı ı lı ntı k * Bağ lı öğ ı lı retisi. ı mlı bağ z ı msı * Davranı nı ş . mı lı bağ lı ı k mlı * Bağ olma durumu. ğ ka ı eyin ğ ı lı bağ lı ı lı ntı k . rölâtivist. rölâtivite. tâbiiyet. izafî. bağlı birliktelik gibi durumlarda toplayan görünüş yayı veya mları lı k. yüklemleri ayrı cümle. i bağ sı cümle ı ralı mlı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olan ve özneleri. izafiye. lı ı msı bağ z sı cümle ı msı ralı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olduğ hâlde özneleri. kavramları tasarı birlik. a. göreli. bağ z. izafet. ı msı bağ zlı ı msı k * Bağ z olma durumu veya niteliğ istiklâl.

ı gibi vücut boş rsak lukları bulunan organlarıortak adı a. ince bağ ve kalıbağ nı ı rsak n ı rsaktan oluş bölümü.* Var olabilmek veya belirlenebilmek için. bağ ı rdak bağ ı rgan * Bağ p çağ tepkisini hemen ve sert bir ş ı rı ı ran. bağ ş ı mak rı * Bkz. ahş bağ yeleğ ı r i * Eskiden zı altı giyilen. bağ ı iltihabı rsak * Sindirim organı oluş iltihabî durum ve buna bağ hastalı nda an lı k. * (insan) Yüksek ve gür ses çı karmak. * (ok yayı dağ ve için) Orta bölüm. bağ ş ı ma rı * Bkz. çok acı duymak. ş a bağ yanmak ı rı * üzüntü çekmek. görelilik. * Ciğ bağ er. * Kendini belli etmek. ları n ı nda ayan rsağ . bağ ı kazı sı rsak ntı * Kalı bağ n ı hastalı nda çı lan sümüksü madde. * Yüksek sesle azarlamak. * Gürültüyle. an bağ ı rsak bağ ı askı rsak sı * İ bağ ı nce ı karnı arka bölümüne bağ rsağ n layan ve karızarın bir bölümünden oluş askı n nı an . köseleden yapı ş rh na lmıyelek. ş amata. bağ ş ı rı * Bağ ı işveya biçimi. bağ ı r * Göğ üs. bağ yolu ile baş bir ş bağ bulunma durumu. rmak i * Bağ ı ldak. * Sindirim organın mideden anüse kadar olan. nda n . * çok susamıolmak. rölâtivite. bağ ş ış ı çağ rı rı * Gürültü. bağ ı ingini rsak * Çoğ unlukla sürgün ve karı ağsı beliren bağ n rı ile ı iltihabı rsak . ı ntı ka eye lı izafiyet. rsak kları karı bağ ı kurdu rsak * Omurgalı n ve de özellikle insanlarıbağ ı yaş asalak solucan. bağş rı mak. bağş rı ma. ş bağ p çağ ı rı ı rmak * öfkeyle bağ ı rmak. bağ ı rma bağ ı rmak * Bağ ı iş rmak i. ekilde dı vuran kimse. ş amata ederek.

ıı al ş bağ ı k ıklı ş * Bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalma durumu. insanları özellikle çocukları bağ n. bağ ı rsakları deş nı erim * "canı kı m. rmak bağ ı rtlak bağ ı rtma * Orta büyüklükte. ı ş * Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalan. ı rma bağ ı rtkan * Çok bağ p çağ ı rı ı huyunda olan (kimse). n ı rsakları asalak olarak yaş yuvarlak nda ayan solucan. eti sevilen bir cins göçebe ördek (Querquedula). immünoloji. affetmek. ı ş i. ı ş i. bağ ı solucanı rsak * Ortalama 25 cm boyunda. teberru. gözdağvermek üzere kullanı na yarı nda ı lı r. kusurundan doğ fı ı sı ş ı acak rsatları rmamak. bir isteğ birinin aracı ı duyurmak. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla direnç kazanmıolan. i. bağ lama ı ş * Bağlamak işaffetme. muaf. muafiyet. almak. ı ş ey. geliş nı imini. bağ ı rtı * Bağ sesi. alı nabilecek önlemleri ve yapı labilecek tedaviyi inceleyen tı dalı p . öldürürüm" anlamı korkutmak. * Bağ yapan kimse. * Hibe etme. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla kazanı ş ıı al lmıdirenç durumu. af. askarit. * Bağ ı rtmak iş i. bağ çı ı ş bağ ı ık ş . ayı n" gibi anlamlarda kullanı rması lı r. bağ ı rtmak * Bağ ı na yol açmak.bağ ı otu rsak * Farekulağ ı . acı kaçı madan değ erlendirmek. ş * Görevden çekmek. bağ ı k bilimi ıklı ş * Bağı k olayların ortaya çı ş ıklı ş nı kma artları. bağ lanma ı ş * Bağlanmak işaffedilme. bağ lamak ı ş * Bir mal veya hakkı ı beklemeden birine vermek. rması * Bir haberi. * Bağlanan ş hibe. lıyla ğ bağ ı ş * Bağlamak iş ı ş i veya biçimi. * Deyimlerde "Tanrı esirgesin. bağ lamamak ı ş * karş ndakinin yanlından. teberru etmek. karş k lı * Herhangi bir kötü davranıiçin ceza vermekten vazgeçmek.

ş bağ kesen bağ laç * Makaslı böcek. * Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağ layan kelime türü. bağ latmak ı ş * Bağlamak iş yaptı ı ş ini rmak. bağ yan cümle laçlı * Birleş cümlelerde ki bağ yla temel cümleye bağ ik lacı lanan yan cümle. bağ layı ı cı ş * Bağlayan. raktım raktı) ı ı ladım ı ladı) ı rda) bağ lam * Cinsleri aynı birbirine yakıolan ş veya n eylerin bir arada bağ lanmı. iliş örgüsü veya bağ sı kiler lantı. deste. .bağ lanmak ı ş * Bağlamak iş konu olmak. * (herhangi bir olguda) Olaylar. durumlar. ı ş bağ ı t bağ ı tçı * Sözleş akit. lacı bağ tamlama laçlı *İ simleri. rabıVe. me. bağ mak ı tlaş * Araları bağ yapmak. ı t bağ ma ı tlaş * Bağ mak iş ı tlaş i veya durumu. mukavele. demet. aynı ş nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluş öbek. sı fatları na bağ alan isim veya sı tamlaması arası laç fat . bağ ğyerde otlamak ladı ı * Bkz. i bağ ı tlanmak * Bağ ile sonuçlanmak. bağ öbeğ laç i * Bağ veya bağ z birbirine bağ laçla laçsı lanmıolan. kontrat. ş ı * Bir ş iirdeki dörtlüklerin her biri. âkit. affedilmek. an bağ laçlı * Bağ olan. * Bağ yapanlardan her biri. affa uğ ı ş ine ramak. bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor). ya da birer t: bağ r. bent. bağ latma ı ş * Bağlatmak iş ı ş i. me lanmıolan. kontekst. laçtı bağ grubu laç * Bağ öbeğ laç i. nda ı t bağ ı tlı * Bağ sözleş ile bağ ı tla. affolunmak. veya. ya. ı t bağ ı tlanma * Bağ ı tlanmak işveya durumu.

lantı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. paket yapmak. * Geçiş i engellemek. mları p ş bağ lamacı * Bağ lama yapan veya satan kimse. * Oluş mak. * Üç çift telli olan ve mı zrapla çalı bir saz. ey * Yalnı belli bir iş uğ mak. lanı ey. tamamlamak. bağ lamalı k * Bağ yapmaya yarayan. * Bağ çalan kimse. * Gönlünü kazanmak. irtibat. ma * Birinde bir ş karşilgi. bağ lanak bağ m lanı * Bağ lacak ş bağ . tahsis etmek. bağ ş lanı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. ka le raş * Sona erdirmek. ine * Sevmek. * Baş bir iş uğ amaz durumda olmak. lı * Beklenen ş elde edilmez olmak. kontekst. lâç * Denk yapmak. onun anlamı. * Bir iş veya kimse için ayı rmak. değ belirleyen birim veya birimler bütünü. * Uyulması zorunlu olmak. kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kiş i bakı ndan uyan -ıekini almıfiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gülüp geçti (Güldü ve geçti) gibi. ondan önce veya sonra gelen. bağ lamak * Bağ veya baş bir araçla tutturmak. lama bağ lamacı lı k * Bağ lamacın işveya mesleğ nı i i. . nı erini bağ lama * Bağ lamak iş i. bağ lama zarf fiili * Ve bağ görevinde kullanı lacı larak. birçok durumda söz konusu birimi etkileyen. içten bağ olmak. bitirmek. * (yara için) İ koyup bezle sarmak. nan * Yapı duvarları larda birbirine bağ layan kirişputrel vb. lama bağ lamsal * Bağ ile ilgili. tutmak. * (siyasî veya sosyal konularda) Yan tutma. ka * Düğ ümlemek.* Bir dil birimini çevreleyen. * Bütün ilgisini bir yerde yoğ tı unlaşrmak. bağ lanma * Bağ lanmak iş i. istek uyandı eye ı rarak o ş ilgi. yakı k duyması sağ eye nlı nı lamak. meydana gelmek. bağ lanmak * Bağ lamak iş konu olmak. lam bağ lamsal anlam * Bir sözün kullanı veya amaçlanan bağ göre anlam kazanması lan lama . zca le raş . * (bir iş için) Anlaş yapmak.

* Bir ş bir kimseye ayrı ey lmak. siyasî yönden hiçbir bloka bağ olmayan (ülke). iliş veya ilgili bulunması ki eyin lı ik . * Araları ortak çı bulunan devletler iliş nda kar kisi. bağ ı laş mlı * Araları karş klı nda ı destek ve bağ lı bulunan. bağ yapmak lantı * iliş kurmak. müttefik. nda lantı * Askerî. kı kı lı ı bağ lı mlı bağ ı k laş klı * Bağ ıolma durumu. lantız i bağ ı laş k * Araları anlaş veya sözleş sağ nda ma me lanmıolan (kimse veya topluluk). lantız bağ sı k politikası lantızlı * Askerî. terim). siyasî yönden hiçbir bloka girmeme siyaseti. laş i. lı ı k mlı bağ ma laş * Bağ mak iş ittifak. bağ lantı * İ veya daha çok ş birbiriyle bağ. lı bağ sıülkeler lantız * Bağ sı k siyaseti izleyen ülkeler. lantızlı bağ sı k lantızlı * Bağ sıolma durumu. ittifak etmek. * İ ş arası iliş sağ ki ey nda ki layan bağ . irtibatlı talı nda lantı . sebep gibi birbiriyle sı sıya bağ ve karşklı ı olan (nesne. laş k bağ ı laş m * Eş leme. bağ latma . bağ borusu lantı * Katlardaki pis ve kirli suları toplayan. bağ cı layı ünlü. rabı . * haberleş sağ me lamak. anlaş sözleş yapmak. bağ cı layı ünsüz. ş * Sonuç. bağ sı k siyaseti lantızlı * Bağ sıülkelerin izlediğsiyaset. bağ sı lantız * Araları bağ bulunmayan. tahsis edilmek. bloksuz. bağ ünsüzü lantı * Bkz. bağ ünlüsü lantı * Bkz. irtibat. bağ kurmak lantı * irtibat sağ lamak. kolona ileten boru. bağ mak laş * Bir ş yapmak için birbirine antlaş veya sözleş ile bağ ey ma me lanmak. ki ma. me bağ lı lantı * Araları bağ bulunan. bloksuz ülkeler.

üzüm bağ çok olan (yer). merbutiyet. bir düş ünceye. bağ kredi lı * Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satıalı n nmasıartı sağ ş ile lanan kredi.-ğ lı i * Bağ bahçesi zengin ve bol olan (yer). gec-i-k-mek vb. ı . bağlaş lı ı k * Biri ötekine bağ olarak var olan. sadakat. bağ olmak lı * tâbi bulunmak. bağ cı layı ünlü * Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile baş layan eklerin getirilmesi sı nda ve kök ile eki rası birbirine bağ layan ünlü: al-ı aç-ı -r. lı * Birine karş sevgi. * Gerçekleş bir ş gerektiren. bir hatı saygı aş gibi duygularla bağ raya veya k lanan. tâbi olmak. ları bağk bahçelik. bağlaş lı mak * İ ş arası karş klı ı olmak veya bağlıkurmak. * Bir kuruluş yetkisi altı bulunan. ki ey nda ı bağ lı ntı lı k bağlı lı k * Bağ olma durumu. inde koruyucu ünsüz: okul-da-y-ı eski-y-ince vb. m. saygı yakı k duyma ve gösterme. * Uyulması zorunlu. tâbi. özellik ve olayları görülen karş klı korelâsyon. un nda * Bir halk inanına göre. lı bağlaş lı ma * Bağlaş iş lı mak i. eyin. açta nı i ı ı dı * Bağ yeri. ki bağlaş lı ı m * İ veya daha fazla değ ken arası ki iş ndaki bağ . ı ntı * Organizmanıdeğik yapı n iş . ile nlı . bağ lı * Bir bağ tutturulmuş ile olan. ı . lama i * Bağ lamaya ve birleş tirmeye yarayan: "Ve" bağ cı edattı layı bir r. bağ latmak * Bağ lamak iş yaptı ini rmak. biri olmadan öteki düş lı ünülemeyen iki ş bu iliş yönünden durumu. büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş ş ı (erkek). * Sırlanmı sırlı nı ş nı. . * Sadı k. * Kapatı ş lmıolan. bağ su lı bağk lı * Ağ hücre zarın emdiğve taş ğsu. bağ cı layı ünsüz * Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile baş layan bir ek eklendiğ araya giren y ünsüzü. kapalı . -l-mak. bağ kalmak lı * uymak. mesi artı * Bir kimseye. vabeste. tutkun.* Bağ latmak iş i. nda ı ilgi. bağ cı layı * Bağ niteliğolan.

* Gürültüyle.* Bkz. zı ya bağ nı rı delmek * çok dokunmak. yetiş tirmek. * Bir düş ünceye. hep birden bağ rması ı rtmak. bağ naz nazca davranı taassup. bağ kara rı *İ skete kuş unun bir türü (Saxicola torquata). bağ ı çağ rarak ı rarak. bağ nazlaş ma * Bağ nazlaş durumu. rmak i bağ ş rı rıçağş * Gürültü. mak bağ nazlaş mak * Bağ duruma gelmek. ş ı a rı lanı ka ünce ş ı mutaassı p. Bağlaş lı ı m. naz bağ k nazlı * Bağ olma durumu. bağ z sı * Bağbulunmayan. sıntı . bağ şrma rı tı * Bağşrmak işveya durumu. bağ nı rı ezmek * üzülmek. içine iş lemek. * biriyle ilgilenerek onu koruyup kayı rmak. taassup. bağ ş rı mak * Birlikte veya karşklı ı ı bağ lı rmak. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş bir düş ve inanıkabul etmeyen. bağ na basmak rı * kucaklamak. rı tı i bağ şrmak rı tı * Bağ ı na yol açmak. bağ ş rı ma * Bağş işbirlikte bağ rı mak i. ş ı a rı lanı kası düş bağ yanı rı k * Çok dert. ş . ı . bağ na taş rı basmak * sesini çı karmaksın her türlü acı katlanmak. dertlenmek. ı rma. merhametli. acı kı çekmiş . bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş nı ünmeme durumu. bağ şçağş rı a rı a * Büyük gürültü ederek. bağ naz * Bir düş ünceye. bağ yufka rı * Yufka yürekli. ş amata ederek. bağ ş rı * Bağ ı işveya biçimi. ş amata.

eyi bahaneli * Bahanesi olan. * Gençlik çağ ı . i bahane etmek * herhangi bir ş sebep olarak ileri sürmek. i bahane bulmak * bir işyapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek. bahar noktası *İ lkbaharda gündüz gece eş i anı güneş gök ekvatoru çizgisi üzerinde bulunduğ nokta. i. maddeler. zencefil. karabiber gibi lan n. bahar * Kuzey yarı küre için. kıve yaz arası ş ndaki mevsim. baha biçmek * değ belirlemek. * Bu mevsimde ağ açlarda açan çiçekler ve yapraklar. İ lda muş ran'dan baş Avrupa ve Amerika'da da yayı ş din. ka lmıbir * Bir ş gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen sözde sebep. . saman nezlesi. eyin bahane aramak * bir işyapmamak için sebep aramak. itliğ nda in u baharat * Tarçı karanfil. bahar nezlesi * Bkz. s nı bahar dönemi * Yı kı sonra gelen ilk ayları lı ş n tan . ğ ı itlik bahadık rlı * Bahadı r olma özelliğ durumu. karabiber gibi maddelerin toplu adı n. sı * XIX. zencefil. çarpı ş malarda gücü ve yı lmazlıyla üstünlük kazanan veya yiğ gösteren (kimse). Bahaî Bahaîlik bahane * Bahaîlik yanlı kimse. 21 Martta gündüz gece eş iyle baş m itliğ layarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten. bahanesiz * Bahanesi olmayan. erini bahadı r * Savaş larda. ilkbahar. bahar bayramı * Genellikle mayıayın ilk günlerinde kutlanan bayram. .baha * Paha. bahar * Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanı tarçı karanfil. ilkyaz. yüzyı Babîlikten doğ olan.

baharatlandı rmak * Baharat ile süslemek. baharatsı z * Baharatı olmayan. bahçeleri olan (yer). . baharatlı * Baharatı olan. bahçeci * Çiçek. bahçe kekiğ i * Bahçelerde özel yöntemlerle yetiş tirilen kekik. tarçı gibi bahar bulunan. bahçe domatesi * Tarla ve bahçelerde sun'î gübre kullanmadan. n * Sebze yetiş tirilen yer. baharatçı lı k * Baharat satma iş i. baharcı * Baharat alı satı yla uğ an (kimse). * Bahçe yapma iş i. lezzetlendirmek veya baharat ekmek. m mı raş baharı ı vurmak baş na * (alay yollu) gençliğ verdiğcoş in i kuyla gereksiz veya aş davranı bulunmak. bahçeli * Bahçesi olan. *İ çinde karabiber. layan kaside. karanfil. bahçesiz * Bahçesi olmayan. bahçelik * Bağ . bahçe gibi düzenlenmiş yer. ağ ve sebze yetiş aç tirme iş uğ an kimse. ı rı ş ta bahariye baharlı bahçe * Divan edebiyatı bahar tasviri ile baş nda. ları bahçemsi * Bahçeye benzeyen. bostan. doğ olarak yetiş al tirilen domates türü. itli yla lan bahçe nanesi * Bahçelerde yetiş tirilen bir nane türü. iyle raş bahçecilik * Bahçecinin iş i.baharatçı * Baharat satan kimse. bahçe makası * Çeş ot ve bitkileri düzgün kesmek ve budamak amacı yapı bir makas türü. * Çiçek ve ağ yetiş aç tirilen yer.

mları * Mevlid'in bölümlerinden her biri. resimlerin bulunduğ eser. * Söz. * Görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş nda çı ey ma. . *İ çinde cinsel konularla ilgili açısaçıyazı n. söz konusu olmak. ulan ey. ş ları ş ı nı müş terek bahisçi. bahis tutuş mak * karşklı ı bahse girmek. * Aruzdaki vezin takı ndan her biri. mı bahçı vanlı * Bahçı bulunan. * Bir kitabıbölümlerinden her biri. bahis * Konuş ş konu. lanı bahis konusu * Söz konusu. lı bahisçi * Oyunlarda veya at yarı nda yarın sonuçları tahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse. lı * Deniz Harp Okulu öğ rencisi. bahname bahrî bahrî bahriye * Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluş nıbütünü. bahse girmek * görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş yapmak. k k ları u * Denizle ilgili.bahçı van * Geçimini bahçe ürünlerini yetiş satmakla sağ tirip layan kimse. ların bahriye çifte tellisi * Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi. nda çı ey ma bahsetme * Bahsetmek iş i. * Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakı yla görevli kimse. n bahis açmak (veya açı lmak) * belli bir konuda konuş maya baş lamak (baş lmak). * Yalı nı çapkı. bahriyeli * Deniz Kuvvetlerine bağ asker. bahis mevzuu olmak * üzerinde konuş ulmak. vanı bahçı k vanlı * Bahçı n yaptı iş vanı ğ . ı bahir * Deniz.

* Ş mutluluk. sunmak. baht iş i * Talihe bı lmı talihe bağ iş rakı ş . talih yüzüne gülmek. mak. aynı bahş etme * Bahş etmek iş i. ans. * (kı için) evlenecek istekli çı zlar kmamak. bahtı kara * Mutsuz. kader. nı unu i . baht * Olacakları kaçılmaz olduğ belirleyen ilâhî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiğhayat tarzı n. istenen sonuca ulaş mamak. ün ru u bahsi tazelemek * konuş mayı konu üzerine getirmek. lı. bahtı kapanmak * talihsizliğ uğ e ramak. savunulan görüş doğ olduğ belli olmak. bahsi kazanmak * ileri sürülen. bahsi geçmek * bir konu üzerinde konuş ulmuş olmak. talihsiz. bahş etmek * Bağlamak. bahtı lı bağ olmak * talihi kapalı olmak. bahtı k olmak açı * bir konuda ş yaver gitmek. bahtı olmak kara * sürekli olarak talihi yaver gitmemek. konuş sözünü etmek. savunulan görüş yanlıolduğ ortaya çı ün ş u kmak. bahtı k açı * Talihli. . ı ş bahş iş * Bir hizmet görene hakkı ayrı ndan olarak verilen para. ansı bahtı lmak açı * talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek. mutsuz olmak. bahş (veya beleşatıdiş bakı iş ) n ine lmaz * para verilmeden sağ lanan bir ş ufak tefek kusurları hoş eyin nı görmelidir. bahsi kaybetmek * ileri sürülen. bahtı küsmek na * talihsizliğ inden yakı nmak.bahsetmek * Bir konu üzerinde söz söylemek. bahsi kapamak * bir konu üzerindeki konuş mayı kesmek. talih.

bahtlı bahtsı z * Bahtı olan. nı tirir. üstelik. * ş ma bildirir. talihli. bakalorya * (eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğ reniminden sonra verilen) Olgunluk sı . nazı kanı ktan baş na r. odunundan kı zı rmı boya çı lan bir ağ bakkam (Haematoxylon campechianum). aş nlı rayı a ı nı bakalı (veya bakayı m m) * içinde yer aldı cümlenin güvensizlik. bakalit kaplamalı . kuş merak. z bahusus bak bak! bak! * iş te. * Formaldehit ile bir fenolün yoğ ması unlaş sonucu elde edilen yapay reçine. kemik çıntı. bakalit bakalitli * Bakalit bulunduran. * küçümseme bildirir. * Hele. iyi bakakalma * Bakakalmak iş i veya durumu. baş bakan tarafı seçilerek ndan cumhurbaş nca onaylandı sonra iş ı getirilen yetkili. hükûmet. bakaç * Dürbün. genellikle milletvekilleri arası ndan. özellikle. bakakalmak * Ş kı ğ uğ p ne yapacağ bilmez durumda kalmak. vekil. talihsiz. tı kı sı bakanlar kurulu * Baş bakan ve bakanlardan oluş kurul. bahtiyarlı k * Bahtlı olma durumu. uyarma gibi anlamları pekiş ğ ı ku. navı bakam bakan * Baklagillerden. bahtlı . mutsuzluk. talihli. mutlu. mutluluk.bahtiyar * Bahtı olan. an . bakanak * Geviş getiren hayvanları ayakların arkası n nı ndaki körelmiş rnak. mutsuz. aş * Bahtı olan. mutlu. kötü bahtsı k zlı * Bahtsıolma durumu. ini * Hükûmet iş lerinden birini yönetmek için. * ş ma anlatı aş r. * Bakmak iş yapan (kimse). karı aç.

nı * Fal. barı kları . için bakı lma bakı lmak bakı evi m * Bakı ihtiyacı kimselerin bakı kları ndı kuruluş ma olan ldı . bakar mını sız? * seslenme ünlemi. * Kurum ve kuruluş motorlu araçlarıonarı ğve korunduğ yer veya birim. vekillik. * Bakı iş lmak i. * Bakmak iş konu olmak veya bakmak iş lmak. n * Bakanı yönetimi altı n ndaki kuruluş n bütünü veya bu kuruluş n bulunduğ yer. nezaret. darülâceze. * Kademe.bakanlı k * Bakan olanıdurumu ve görevi. p la bakı * Özellikle dağk yörelerde bir yamacı güneşş na. * Ait olduğ yı u l içinde toplanamayı ertesi yı kalan vergiler. bakılı cı k * Bakmak iş i. bakı yurdu m * Yoksul veya kimsesiz yaş ve sakatları barı rı bakı kları lı n ndılı p ldı yurt. bakara *İ skambil kâğ ile oynanan bir kumar. * olur ki. eyi n düş zca * Falcı . ine i yapı bakı m * Bir ş iyi geliş eyin mesi. ları ları u * Öküz. bakı cı * Bakmak iş görevlendirilen kimse. iyi bir durumda kalması verilen emek veya emek verme biçimi. lam ü * Çok dikkatsiz (kimse). * Falcı lı k. ğ ı bakar bakar kör * Gözleri sağ göründüğ hâlde göremeyen. güneye veya kuzeye karşkonumunu belirleyen. ntı * Askerlik çağ girenlerden son yoklamada bulunarak askere alı ş ı na nmıoldukları hâlde çağldı nda rı kları gelmeyen veya gelip de kı na gitmeden toplandı yerlerden veya yollardan savuş taları kları anlar. vekâlet. . iyle * Bir ş satıalmayı ünmeden yalnı bakarak ilgilenen (kimse). sır. ı dı bakarak bakarsı n bakaya * göre. larda n ldı ı u bakı yapmak m * araç ve gereçlerin düzenli çalı ş için onarı nı ması mı yapmak. lı n ınları ı ı bunun sonucu olarak da doğ ş al artları tespit eden durumu. * Kalı lar.

bakı mcı * Bakı iş yapan kimse. araşrmak. msı rakı bakı ncak * Tüfeklerde hedefin uzaklına. ile bakı r çalmak * (bakı r kaptaki yemek) bakı r tuzları zehirli duruma gelmek.95 olan. -e göre. yönü. mlı bakı z msı * Özen gösterilmemişbakı . i yapı tı * Muayene olmak. niş ğ ı nlına ı lmıiner angâh. değ erlendirme açı. * Bakı nmak iş i. olacak ş mi? gibi ş ma anlatı ey aş r. 10840 C ye doğ eriyen. bakı nmak * Bakmak iş lmak. ş ş ı . bakı r oksit * Kimyasal formülü CuO veya Cu2O olan bakın oksit biçimi. doğ serbest veya birleş olarak u ru ada ik bulunan. bakı zlı msı k * Bakı z olma. bakı ı r alaş mı * %1'in üzerinde çözünmüş elementlerin oluş turduğ bakı ı nı genel adı u r alaş mların . bakı ndı bakı nma * Bak hele. bakı ğ r çalı ı * Bakıtuzları zehirli duruma gelmiş r ile . m ini bakı ndan mı * Bakıveya görüş sı ş açı. ile bakı r kaplama * Demir benzeri madenlerin yüzeyinde bakıkatman oluş r turma iş lemi. * Bakı yapı ş rdan lmıkap. terk edilme. kolay dövülür ve iş olduğ sı i lenir undan eski çağ lardan beri türlü iş lerde kullanı kıl lan. unluğ 8. bakı r rengi . * Bakı yapı ş rdan lmı . rı bakı r pası * Bakıüzerinde nemli havalarda oluş bakı r an r hidrokarbonat. ı ve elektriğiyi ileten. lmamı ş . yüzüstü bı lma durumu. çevreye göz gezdirmek. Kı saltması Cu. * Yeş çalar mavi renk. * İ bakı şüzerinde iyi çalılmı yi lmı . bakı r * Atom numarası yoğ 29. yakı ğ göre ayar edilecek biçimde yapı ş kalkar gez. bakı lı mlı k * Bakı olma durumu. sı bakı mlı bakı k mlı * Filmin kartpostal büyüklüğ ünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağ layan cihaz. zı renkli element.

göz taş r ı . bakı r sülfat * Göz taş ı . bakı ş mak * İ veya daha çok kimse birbirine bakmak. biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğ ki ey nda u. r * Bakmak iş i veya biçimi. mütenazı ı r. sa p bakık ş ı * Bkz. zı n * Bu renkte olan. düş ünceyi belirli bir yönden inceleme. asimetri. n bakımlı ş ı * Bakımı ş bulunan. bakımsı ş z. ı bakım ş ı * İ veya daha çok ş arası konum. simetri. bakıaçı ş sı * Bir olayda. bakı r tuzu * Bakısülfat.* Kıla yakı kahverengi. nda ş ı ey) arası ş ı ey). görüş sı açı. ı bakıksı ş z ı * Bkz. bakımlı ş . r rı bakı rlı bakı ş * Bakıiçeren maddeler. bakı rcı * Bakıiş r leyen veya bakıkap kacak satan kimse. ki * Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak. ş z ı bakı ş ma * Bakı ş iş mak i. tenazur. r bakı lı rcı k * Bakıkap yapma veya satma iş r i. bakıatmak ş * kı bir sürede bakı geçmek. benzer noktaları ı olarak aynı karşklı lı uzaklı bulunan iki benzer kta parçanıbirbirine göre olan durumu. konuyu. (rengi) bakın rengine benzemek. * Eksen olarak alı bir doğ nan rudan. . simetrik. bakımsı k ş zlı ı * Bakımsıolma durumu. rlaş bakı mak rlaş * Bakırengini almak. bakımsı ş z ı * Araları bakım bulunmayan (iki ş veya iki yanı nda bakım olmayan (bir ş asimetrik. bakı ma rlaş * Bakı mak durumu. bakı ı r taş * Malakit.

bakkam bakla * Bkz. ka * Bu gibi ş eylerin satı ğdükkân. k. * artakalan. bakla çiçeğ i * Sarı rak eflâtuna çalan beyaz renkte olan bitki. mlı * bir ş eyden artmak. * Büyük bakkal dükkânı . mtı . lmamı ş . il * Bir zinciri oluş turan halka veya parçalardan her biri. kalı olmak. bakir * Cinsel iliş bulunmamı(erkek). geride kalan. bakkal bakkal çakkal * Bakkal ve benzeri iş uğ an esnaf için küçümseme sözü. * (toprak için) İ ş lenmemiş . erdenlik. kalan. el değ memiş bozulmamık. yurdumuzun her yerinde yetiş tirilen. * Baklagillerden. bakire bakirelik bakirlik * Bakir olma durumu. geri kalan. ş lı bakiye * Artı artan. kalı. bakkallı k * Bakkalı iş n i. bakkala bı rakma! * bir iş"bakalı diyerek savsaklamak isteyenlere söylenir. lik. daimî. pranmamı yeni. öteki. ş . ş ı larla bakkal kâğ ı dı * Kalı ve kaba kâğ n ı t. bakam. baki kalmak * sürekli.baki * Sürekli. ntı * Yiyecek. içecek ve baş ihtiyaç maddelerini perakende olarak satan kimse. cı * Bir ş eyden artan (miktar). düzensiz yazı dolu defter. z lan z. lerle raş bakkal defteri * Karık. i m!" bakkaliye * Bakkal dükkânı satı ş nda lan eyler. ldı ı * Cinsel iliş bulunmamıdiş kı kıoğ kı kide ş i. z. * Bakire olma durumu. taneleri badıiçinde bulunan bir bitki (Vicia faba). ç * Bu bitkinin yeşürünü veya kuru tanesi. * Eskimemişyı . * Kalı . kide ş * El değ memişkullanı .

bakla kı rı * Beyazı almı beyazlamaya yüz tutmuş çoğ ş . renk. baklamsı * Bakla biçiminde olan. ağ nda bakla ı zı slanmamak. baklavalı *İ çinde baklava bulunan. * çok tokluk durumunda "baklava börek olsa yemem" biçiminde kullanı lı r. baklava dilimi * Eş kenar dörtgen biçiminde olan. * At donları koyu ve iri lekeli kı ndan r. * Bakla tarlası . iki çenekli ayrı içine taç yapraklı lardan büyük bir bitki familyası . badı pek çok sebze ve ağ çlı açları alan. badı ç.* Bu renkte olan. . hazı baklava börek * (bir baş ş karş tıldında) çok kolay ve zevkli (iş ka eyle ı rı ğ laş ı ). lan bakla ı slanmamak * Bkz. bakla kadar * (bit. baklan baklava * Anguta benzeyen kı zı rmı renkli bir çeş yaban kazı it (Otis tarda). bakla falı * Bakla taneleri ile bakı bir fal türü. bakla oda nohut sofa * Bkz. fasulye. pire gibi küçük böcekler için) çok iri. bakla dökmek (veya atmak) * bakla ile fala bakmak. ceviz. baklavacı * Baklava yapan veya satan kimse. baklava açmak * baklava yapmak için gerekli olan ince yufkaları rlamak. baklalı baklalı k * Baklası olan. nohut oda. akasya. * Eş kenar dörtgen biçiminde olan nesne. bakliye. badem gibi ş konulan tatlı larak na stı eyler . fı k. keçiboynuzu gibi. baklavacı lı k * Baklava yapma veya satma iş i. baklagiller * Bakla. * Çok ince yufkadan yapı arası kaymak. baklamsı meyve * Bkz.

bakteriyoloji alanı çalı kimse. * Anlamak. ş ı ey * Aramak. n i * Baklagillerden elde edilen ürün. baklavalı k * Baklava yapı nda kullanı veya baklava yapmaya elverişolan. baklagiller. ları bakteriyel * Bakterilerle ilgili. kimyasal etkiyle öldüren (etken). eyin mesi için * Beslemek. ) * (hasta için) Muayene etmek. silindirimsi. na * Baş bir ş ilgilenmeyip elindeki veya önündeki iş uğ ı ka eyle le raş olmak. * Bakmak iş i. suda. * Yoklamak. rdan lan * Bir bakracıalabildiğmiktar. Benzemek. larda klara kı k biçimde olan. denemek. bakteriyolog * Bakterilerle ilgili. ru * Bir ş geliş veya iyi bir durumda kalması emek vermek. önem vererek üzerinde durmak. farkı varmak. * Önem vermek. * Renklerde. tek hücre canlı vrı alan. geçindirmek. andı rmak. bakterisit * Canlı n vücudunda veya laboratuar deneylerinde bakterileri fiziksel. incelemek. bakterileri içine alan canlı lar. bakteri * Toprakta. mı lan li baklayı zı çı ağndan karmak * sabrı tükenip o zamana kadar söylemediğş i eyleri söylemeye baş lamak. * (yer için) Yüzü bir yöne doğ olmak. canlı bulunan. . bakterigiller * Bakterilere verilen ad.*İ çinde baklava desenleri olan. nda ş an . bakteridi *Ş arbon hücresi gibi hareketsiz bakteri. çürüme. * (bir işBirinden beklenmek. tedavi etmek. * açısöylemekten kaçı ğbir sorunu sonunda açı k ndı ı klamak. i i * Yapı labilmesi bir ş bağ bulunmak. bölünerek çoğ klorofilsiz. * dikkat çekmek sözü. mayalanma veya hastalı yol açan. * Bkz. * Bir işyapmak. ilgilenmek. bir işyapmakla görevli olmak. eye lı * Gözetmek. küresel. bakliyat bakliye bakma bakmak * Bakı bir ş üzerine çevirmek. r bakraç * Çoğ unlukla bakı yapı küçük kova. baksana! baksanı za! * seslenme için kullanı lı r.

baktı rmak * Bakması yol açmak. dına sı tatlı. türü bal bal demekle ağ tatlı ı lanmaz z * sözde kalan dilek ve tasarı n iş ları bitirmede hiçbir etkisi olmaz. bal gibi * pek tatlı . bal baş ı * En temiz bal. koyu. llı bal kabağ ı * İ turuncu. ndaki petek gözlerine doldurdukları . baktı alı kça r * güzelliğbirdenbire göze çarpmayan. bal * Özellikle bal arı nıbitki ve çiçeklerden topladı bal özünden yapı kovanları ların kları p. bal dudak * Bkz. iri ve tatlı kabak çeş (Cucurbita moschata). sı madde. adamakı. htı an bal alacak çiçeğbilmek (veya bulmak) i * çı sağ kar lanabilecek yeri veya ş bilmek veya bulmak. n bakteriyolojik * Bakteri bilimi ile ilgili. ş zan ı sı * Ağ açlarıkabuğ n undan sı zarak pı laş besi suyu. i baktı rma * Baktı iş rmak i.bakteriyoloji * Bakterilerin ve genel olarak mikroplarıbiçimlerini. bal dudaklı * Tatlı dilli. bal yapan eklem bacaklı (Apis mellifica). bakteriyoskopi * Bakterilerin mikroskopla incelenmesi iş lemi. beyinsiz kimse. bakması sağ na nı lamak. vı * Olgunlaş ş mıincirin. aççı bal dök de yala * bir yerin çok temiz olduğ anlatı unu r. ak msı * Bu maddenin sanayide kullanı için yapay olarak hazı lmak rlanmı. kı zı rmıya renkli çiçekli ağ k. bal çiçeğ i * Almaş yapraklı rmı veya kı zı çalar sarı ı k . çok iyi. bal dudaklı . bal kelebeğ i * Bal kovanları çok zarar veren bir böcek (Galleria mellonella). *ş üpheye yer bı rakmadan. na bal mumu * Arı n peteklerini yapmak için karıhalkaları ndan salgı kları ları n arası ladı yumuş ve sarı madde. ş ı . eyi bal arı sı * Zar kanatlı lardan. çi bir idi * Aptal. niteliklerini inceleyen bilim. rengi beyazdan esmere kadar değen tatlı iş .

ri. bal özülük * Çiçeklerde bal özünü çı karan bezlerin bulunduğ organ. çocuk). * Bu renkte olan. . u bal peteğ i * Arı n içine bal doldurduğ bal mumu levha. ları u bal rengi * Kahverengine çalan sarı renk. mak balabanlaş mak * Balaban duruma gelmek. bal özü * Bazı çiçeklerin içinde bulunan. iş balaban * Atmaca veya doğ gibi yı cı kuş an rtı bir . bal bal mumu yapı rmak ş tı * unutulmaması iş edip dikkati çekmek. yumurtalıve erkek organların dibinde bulunan ve bal özü çı k nı karan bez. balı la benzer. gürbüz (kimse. irileş mek. balabanlı k * Balaban olma durumu. . nektar. * Üç köş üç telli Rus halk sazı eli. balabanlaş ma * Balabanlaş durumu.bal mumu gibi erimek * çok zayı flamak. bal özü bezi * Bitkilerin yaprak. * Ş man. arı n bal yapmak için emdikleri tatlı vı ları sı. n mı lan. balaban kuş u * Bataklı klarda yaş ayan. bal mumu macunu * Mobilyadaki kusurlarıonarı nda kullanı toprak boya ile renklendirilmiş mumu. bal sağ mak * kovandan bal ürünü almak. balak balalayka * Bkz. malak. eti yağ ve ağ iri bir kuş kçı lı ı r. * Yavru. bala balaban * İ büyük. bal tutan parmağ yalar ı nı * imkânları geniş iş baş bulunan kimse bu imkânlardan az da olsa yararlanı bir in ı nda r. (Botaurus). çocuk. için aret bal özlü * Bal özü bulunduran.

balata . müzik araçları çalı veya ş olarak okunan eser. balans balans ayarı * Otomobilin sarsı nı lması önlemek için. nı veya balbal balcı balcı lı k balçak * Kabza. koyu. muvazene. * Arı tirip bal alan veya satan kimse. *İ çindeki kil oranı yüksek. daha çok killi. devredeki akı sabit tutmak için konulan direnç. yapı çamur. da. da. koyu toprak. balar balast * Çatı i olarak kullanı ve kiremitlerin altı döş ince tahta. lı * Eski Türklerde kiş anı için mezarın veya bazı inin lması nı kurganlarıetrafı dikilen taş n na . romantik. lan * Denge. uk cakta sı a klı aş nan * Motorlu araçlarda fren yapmayı layan. yla lan balat * Orta Çağ üç bentten oluş bir Batıiiri türü. pedavra.balama * Orta oyununda Rum tipi. yağ. balans pensi * Arabaları tekerleklerindeki dengeli dönmeyi sağ n lamak için cant ile lâstik kenarı sışrı kurş na kı lan tı un parçası . iş mı balast gemi * Ambarları yük bulunmayan gemi. kiriş lan na enen * Demir yolları traverslerin altı ş nda na. nda balast yem * Çok büyük miktarda ham selüloz ihtiva eden ve dolayıyla yoğ yemlerden çok daha düş sindirilebilir sı un ük besin maddeleri ihtiva eden ve hayvanlara tokluk hissi vermek amacı kullanı yem. an ş * Batı belirli danslara eş eden bir tür ş . lik arkı * Serbest biçimli. yavaş ı madde. su geçirmez. yarı balayı * Evlilik hayatın ilk ayı ilk günleri. balast direnç * Gerilimin büyük değimlerinde. itli ş kan * Güçlük çı kartan. matiz ve külhan beyi tipleri tarafı yabancı ndan ülkelerin tiplerine hitap ederken kullanı söz. mil. yla nan arkı * Soğ ve sı büyük bir sürtünme kat sayına sahip olan suya ve yağ dayanı . tekerleklere gereğkadar balans pensi denen kurş parçası i un takarak denge sağ lama iş i. * Kabzanı demir siperi. oselerde düzeltilmiş toprak üzerine döş enen taş rı . yetiş * Arı tirme veya bal alı satma iş yetiş p i. n balçı k *İ çinde çeş organik maddeler bulunan. kıkları * Safra. * Karagöz. tekerlek mili üzerine yerleş sağ tirilmiş m ay biçimindeki alet.

baldı rak * Don ve pantolon gibi giysilerin dizden aş ı bölümü. hastalıbulaşran. *Ş eytan otu. karasineğ çok benzeyen. baldı k ranlı * Çok baldı yetiş yer. * Bu tür gösteri yapan sanatçı topluluğ u. ran en baldı rgan * Baldı ran. adı atı çoğ m ş lara. baldı r bacak * Açısaçıgörülen kadıbacağ k k n ı .balçıhurması k * Sandı bası kurutulan hurma (veya kuru incir). balerin . ş eytan tersi otu (Ferula assa-foetida). lı ı bir baldı z baldo * İ ve dolgun taneli. karabaldı r. ı n ine * Bu bölümün yumuş ve şkin olan arka tarafı ak iş . mı siz. en . incik. pilâvlıpirinç. (Conium maculatum). * Maydanozgillerden. ğ ı baldı ran baldı ş ran erbeti * Acı çekerek. balçı klı baldı r * Bacağ dizden ayak bileğ kadar olan bölümü. hayvan e k tı sağğyönünden zararlı sinek türü (Stomaxys calcitrans). unlukla sahne düzenine ve müziğ dayalı e gösteri türü. * Erkeğ göre karını kıkardeş e sın z i. baldı rpatlatan * Güreş hasmı bir ayağ tutarak diz kapağ kadar büküp üzerine yüklenme oyunu. kan emen. sinekgiller familyası ları ndan. ağolan * Kı kayınıaş ı lı ç ş n ağuzanan parçası ı . balçıhurması k . ağ * Bu bitkiden çı lan zehir. karı * Balçı olan. iş serseri. baldıkara rı * Nemli yerlerde yetiş birçok eğ otu türünün ortak adı en relti . te n ı nı ı na baldı rsokan * Çift kanatlı n. ri k bale * Belli hafif figürlere. klara larak balçıinciri k * Kurutulmuş incir. yüz suyu dökerek elde edilen kazanç. baldı r kemiğ i * Baldı bulunan iki kemikten ince olanı rda . nemli yerlerde yetiş zehirli bitkilerin ortak adı u otu. baldıçı rı plak * Ayak takı ndan.

balıadam k * Deniz dibine inilebilecek donanı su altı çalı mla nda ş iş mayı edinen kimse. . ı zdan ş arı lan balgam atmak * yapı lmakta olan bir iş veya bir konu üzerine kuş uyandı ku racak bir söz söylemek. ne zayıolan. balgamlı * Balgamı olan. solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanlarıgenel adı n . balgam taş ı * Damarlı yarı ve saydam bir tür Kadı taş Hacı köy ı . balıbilimci k * Balı sıfı inceleyen bilim adamı klar nını . lan * Suda piş kı kları klanmı incecik kılmıbalıile soğ yağhavuç. * Zodyak üzerinde. balerinlik * Ası l mesleğbalerin olan kimse. i balet balgam * Bale yapan erkek sanatçı . balhane * Bal süzme ve paketleme iş lemlerinin yapı ğyer. dalgı kurbağ adam. balıbilimi k * Su ürünleri araşrmaları özellikle balı sıfı inceleyen bilim. Zodyak. . patetes ve domatesten irilip lçı ayı ş . a balıbaş kokar k tan * bir iş aksaklın baş olanlardan baş ğ anlatı te ğ ı ta ladını ı r.* Bale yapan kıveya kadısanatçı z n . * Solunum organların salgı ğ ağ nı ladı. k balı k balı k * Omurgalı lardan. tı nda klar nını balıçorbası k * Beyaz etli balı klardan yapı bir tür çorba. ç. balıkartalı k . ldı ı balı çı ğ kmak a * balıavlamaya gitmek. balgümeci * Bal peteğ andı bir tür dikiş ini ran büzgüsü. ayan n ak k balıetinde k * Ne şman. suda yaş ayan. biçimli tombul. hazı rlanan bir çorba türü. bektaş ı taş mühresenk. balıeti k * Omurgalı lardan. iş f balıistifi k * Çok sış olarak bir yere dolmuş kık ı (insanlar). yı ş k an. suda yaş hayvanlarıyumuş ve açırenkli eti. Kova ile Koç burçları nda yer alan burcun adı arası . ı dı atı sümüksü madde.

kçı n ğ kları ı ş a u balısütü k * Yumurtlama sı nda erkek balı n çı ğbeyaz madde. * Çoğ unlukla mersin balını eritilmiş mumuna batılarak hazı ğ n. balıyiyerek beslenen büyük bir kuş k (Ardea cinerea). boğ k. k * Balı lara özgü. balıtutkalı k * Balıendüstrisi artı ndan üretilen. fakat bağ gücü yüksek yapı rı. beyaz. kları (Anamirta). * Morina balınıkaraciğ ğ n ı erinden çı lan ve hekimlikte zayığ karşkullanı iyotlu. vitaminli yağ karı flı a ı lan . kahverengi çizgili.* Kartallardan. ğ ı balıunu k * Kurutulmuş ktan özel iş balı lemlerle elde edilen un. su kıları yaş yı nda ayan. mın kçı mı balı lı kçı k . ticarî merkez. balı beslenen. yı cı (Pandion kla rtı kuş haliaetus). kla k * Uzun bacaklı lardan. rası kları kardı ı balıtabağ k ı * Balıkoymaya yarayan kap. balıyağ k ı * İ balıve deniz hayvanların sanayide kullanı yağ ri k nı lan ı . balı kazağ kçı ı * Balı larısoğ ve nemli havalarda giydiğboğ ve yünlü kalıkazak. k n lan balıyumurtası k * Balı n daha çok sıyerlere bı kları kları ğ raktı . azlı balı l kçı * Balı beslenen. balı kçı * Balıtutan veya satan kimse. havyar. kçı balı düğ kçı ümü * İleme baş cı yapı ve sonra kolayca çözülerek iş tersine de tutturulan düğ ş ş langında lan in üm ekli. lama ş cı tı balıtutmak k * balı avlamak. balıpazarı k * Balı larıavladı balı n günlük ve taze olarak satı sunulduğ yer. boynu ve gagası uzun. k * Yayvan servis tabağ ı . kçı n uk i azlı n balı yaka kçı * Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka. üremelerini sağ layan yumurta. yavaş k kları kuruyan. su kıları yaş yı nda ayan. balıyiyen. ı bal rı rlanan yumurtası . balıyemi k * Balıavlamada oltanı ucuna takı genellikle yiyecek türü madde. balıkavağ çınca k a kı * hiçbir zaman olmayacak iş için söylenir. balı lgiller kçı * Leyleksiler takı nıbalı llar alt takı na giren bir familya. ler balıotu k * Cava ve Malabar'da yetiş zehirli meyvesiyle balı sersemleterek avlamaya yarayan bir bitki en.

uzunca gagalı . * erinlik çağ ermek. deniz kıları yaş bir kuş yı nda ayan cinsi. balina * Balinalardan. balı kgözü objektif * Normal objektiflerden çok daha geniş yı ve görüntüyü dıbükey ayna görüntüsü biçiminde veren açı alan ş objektif türü. suya balı klandı rma * Balı klandı rmak iş i. a l baliğ olmak. bir harekete sonucunun ne olacağ düş e. balı kgözü * Ayakkabı n bağ ları geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takı maden. yassı na . kları ş karı ğ uk a ı balı klama * (suya dalmada. * Balı olmayan. balı llar kçı * Çoğ unlukla uzun bacaklı . n için lan iş balı z ksı baliğ * Döl verme çağ eren. buluğ ı ermiş ı na çağ na olan. düz ve baş ağbir biçimde. eriş mek. uzun gagalı kçı balı l cinsinden kuş familyası lar . uzun ve çatal kuyruklu. göl ve ı rmaklarda balıyatağolan yer. balı klandı rmak * Balıile doldurmak. ı nı ünmeden giriş erek. * Yollarda sularıortada toplanmayarak iki yana akması yapı şkinlik. ağ ğ200 ton olan. balı klamak * Balı klama tarzı atlamak. * Balıüretme. kadı u ı ı rlı ı için rga balı. balı n kçı * Perde ayaklı lardan. dar. yağve çubukları avlanan memeli hayvan. avlama iş k i. atlamada) Balıgibi gergin. baliğ olmak * bulmak. esnek. erinleş buluğ ermek. ğ ı * Giysilerin dik ve düzgün durması bazı için yerlerine özellikle yakaları konulan sert. akı ı na mek. soğ hava deposu olan yer. kemik gibi ş lan eylerden yapı ş lmı halka. uzun çubuk. ğ ı balı knefesi * Balinagillerin baş ı çı lan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapı nda kullanı bir yağ ndan karı mı lan . balı rtı ksı * Balıkı ğbiçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş k lçı ı deseni. süslemek. balı khane * Balı n toptan satı çı ldı. deniz kı cı rlangı (Sterna hirundo). uzunluğ 20 m. k balı klava * Deniz. k aş ı * Bir iş bir duruma.* Balıtutma. k ı balı klı * Balı olan. balı yararlanma ve satma iş k ktan i. ğ ı . falyanos (Balaena mistycetus).

balina geçirilmiş olan (giysi). esnek kemiksi bölümlerin adı ş . Balkanlar * Hı rvatistan. ltı * Ş ek. Yunanistan ve Trakya'yı alan bölge. Bulgaristan. nı nda ş arı ru kmı . Malkar. Balkanolog * Balkanoloji uzmanı . Balkanlarla ilgili. balkan * Sarp ve ormanlısı dağ k ra lar. Arnavutluk. sancı rı mak. parlak. balina yağ ı *İ spermeçet balinasın kafa sinüslerinde bulunan yağ nı . içine Balkanlı * Balkan devletlerinden olan. * Ş ek çakmak. Sı rbistan. * Balkı iş mak i. imş * Bir yapın genellikle üst katları dı ya doğ çı şçevresi duvar veya parmaklı çevrili bölümü. * Ağ. dalgalanmak. tarihi ve kültürü ile uğ an bilim dalı nı raş . * Balina takı ş lmıolan. KaradağKosova. Romanya. . Balkar Balkarca balkı * Bkz.balina çubuğ u * Balinanı ağ na aldı suyu dı ya süzüp içindeki deniz hayvanları tutması yarayan ve üst çenesinin n zı ğ ı ş arı nı na iki yanı tarak diş gibi sı nda leri ralanmı boynuz dokusunda. * Bkz. imş * Su halkalanmak. . balkı r * Parı. parı ldamak. Bosna-Hersek. Makedonya. Malkarca. balinalar balinalı balistik * Ateş silâhlarda barut gazın bası ile fı p hedefe varı li nı ncı rlayı ncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. * Güzel süslü. * Parlamak. Slovenya. kla * Örnek hayvanı balina olan. balkı ma balkı mak balkon . * Kesik kesik ağmak. Balkanlı lı k * Balkanlı olma durumu. sancı rı . Balkanoloji * Balkan ulusların dili. kutup denizlerinde yaş memeli hayvanlar familyası ayan .

* Tiyatro ve sinema gibi büyük salonlarda asma kat. ballandı rma * Ballandı rmak iş i. düzenlemek. küre biçiminde araç. balkonumsu * Balkona benzer. ballanma * Ballanmak iş i. * Tatlı mak. ballı klı balo * Danslı resmî giyimli gece toplantı. ballandı ballandı ra ra * Ballandı rarak. lâvanta çiçeğ kekik gibi kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitiş taç yapraklı i. ballandı rmak *İ mrendirecek biçimde övmek. lmı * Ballıhastalı olan. tatlanmak. ballı baba * Ballı babagillerden. ballı börek * Çok lezzetli. ballı darı *İ ncir. ballanmak * Bal bulaş bal sürülmek. balköpüğ ü * Açısarı k renk. ğ ı * Ballı baba. ballı börekli olmak * çok iyi anlaş mak. ballı pasta * Bal ile yapı ş lmıveya içine bal konmuş pasta. * Bağ larda görülen külleme hastalı. olgunlaş laş mak. mak. ik lardan oluş bir an familya. ballı k * Bal konulan kap. llı ballı babagiller * Nane. atmosferde uçabilen. k ğ ı . beyaz çiçekli ve çok yık otsu bir bitki (Lamiumalbum). balon * Isı ş tı hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan. ve sı balo vermek * baloyu hazı rlamak. ballı *İ çinde bal bulunan.

yarmak. . çadı kurup kaldı rası lı k k rları rmak. ağ n mı lan balsamlı * Balsam içeren. n ları * Önceleri sefer sı nda çalı ve ormanlıyerleri temizlemek. belsem. yontmak gibi iş kullanı ağ saplı lerde lan aç . * Kesmek. sonraları zlar ağ na bağ olarak sarayı kı ası lı korumak ve sarayı dıhizmetlerini yapmakla n ş görevli kimse. parçalamak. iş gibi kimselerin eğ çi lenmek için gittikleri içkili. balta vurmak * balta ile kesmek. balon gibi. balonculuk * Balon yapmak veya satmak iş i. lan ı . balonvari * Balona benzer.* Hava veya gazla doldurulmuşkauçuktan yapı çocuk oyuncağ . * Odun kıcı rı. balta balta değ memiş (girmemiş veya görmemiş ) * içinden hiç ağ kesilmemişsıve gür (orman. yol açmak. ası ey lmak. antiseptik ve besleyici özelliğolan (ilâç.). koru). aç . n an * Bir tür kudret helvası . baloncu baloncuk * Balon satan kimse. baltacı * Balta yapan veya satan kimse. iş balon lâstik * Bisikletlerde kullanı bir lâstik türü. balotaj baloz balsam * Bir seçimde adaylardan hiçbirinin. * Bazı açlardan elde edilen. i balsı ra * Yapraklarıüzerinde oluş bir tür küf. * Karnı yuvarlak ve şkin. boynu dar cam kap. musallat olmak. * Küçük balon. lan balon uçurmak * ilgililerin ne diyeceklerini ve nası l davranacakları anlamak amacı aslı nı yla olmayan bir haber yaymak. gerekli oyu sağ layamaması dolayıyla seçimin sonuçsuz kalması sı . k balta olmak * direnerek bir ş istemek. parfüm ve ilâçlarıyapı nda kullanı reçine. baltabaş * Baş bodoslaması omurga hattı dikey olarak çelik lâmadan yapı ş na lmı(gemi). danslı yer. * Gemici. demir araç. vakitli vakitsiz tedirgin etmek. * Yangısöndürme kuruluş nda balta kullanan er. baltacı k * Küçük el baltası . yükleri bindirip indirmekle. merhem vb.

* Değ irmen taş n ortası bulunan haç biçimindeki alet. bir iş tlı i veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma. sabote etme. i. bir sıntı kurtulmak. k ulan baltrap balya * Çember ve demir tellerle bağ lanmıticaret eş . balyalamak * Balya yapmak. iş m ini balya yapmak * balyalamak. balyalanmak * Balyalamak iş lmak. tlı kacak davranı bulunmak. balyalanma * Balyalanmak iş i. Baltı k * Baltıdenizine kısı ülkeler ve bu ülkelerin halkı k yı olan . kı dan baltayı a vurmak taş * farkı olmayarak birine dokunacak sözler söylemek. baltalayılı cı k * Baltalama iş yapan kimse. ini baltalı * Baltası olan. i yapı * Atılı hedef vazifesi gören plâkaları cı kta havaya fı rlatan yaylı alet. * Yolları açma ve düzenlemede balta ile donatı ş lmıasker sıfı nı. baltalamak * Balta ile kesmek. k k lan * Bir köyün odun ihtiyacı sağ nı laması izin verilen koruluk veya orman bölgesi. pot kı nda rmak. baltalama * Baltalamak iş sabotaj. sabote etmek. denk yapmak. ş ta baltalayı cı * Baltalama hareketini yapan kimse. * Sısıkesimi yapı orman. ı nı nda baltadan kurtulmak * kesilmemek. * Bir iş bilinçli ve kası olarak bozacak veya yı i. na baltalı k baltası kütükten çı kmak * bir engelden. . Baltıdilleri k * Baltıülkelerinde konuş Hint-Avrupa dil grubu. * Bilinçli ve kası olarak. balyalama * Balyalamak iş i. ş yası balya makinesi * Değ ik tarı ürünlerini ip ya da çember ile balyalama veya denkleme iş yapan alet.

ban ağ acı . ban * Osmanlımparatorluğ döneminde Macaristan ve Hı İ u rvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan. uzun menzilli tunçtan top. baston gibi birçok cak en. * Bu bitkinin hem taze. ka bambu * Buğ daygillerden. bambaş k kalı * Bambaş olma durumu. ş ı * Bu kamı yapı ş ş tan lmıolan. balyozlamak * Balyozla vurmak. man en türü bamya * Ebegümecigillerden bir bitki (Hibiscus esculentus). k lerde lan. ı n ndaki bölümü. bam teli * Bazı sazlarda kalıses veren tel veya kiriş n . kahverengi. kıkanatlı n böcek (Anisoplia austriaca). bamya tarlası * Mezarlı k. değik. kazıçakmak gibi iş kullanı çok iri ve ağ çekiç. bambul otu * Sı ve ı cak lı bölgelerde yetiş otsu veya çalı bir bitki (Heliotropium). . sı ülkelerde yetiş boyu 25 m kadar olabilen. balyozlama * Balyozlamak iş i. eş n yapı nda kullanı bir tür kamıHint kamı. bambul * Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü. . ergin evrede baş akları kemiren. İ u * Taş kı ları rmak. yanı mı lan ş . * Sakalı alt dudağ hemen altı n. * Osmanlımparatorluğ döneminde Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad. ları lan. bam teline basmak (veya dokunmak) * en çok kı ıeyi yapmak veya sözü söylemek. balyozla dövmek. merdiven. varyos. ı r. hem kurutularak yenilen ürünü.balyemez balyos balyoz * Eskiden kara ve deniz savaş nda kullanı orta çapta. balyozlanma * Balyozlanmak işveya durumu. hezaren (Bambusa vulgaris). ı r balyoz gibi * çok ağ ezici (kol veya yumruk). i balyozlanmak * Balyoz ile dövülmek. zacağş bambaş ka * Büsbütün baş apayrı iş farklı ka. mobilya.

demesinler * bir iş kesinlikle yapı ı belirtmek için söylenir. aç * Sepetçi söğ sorgun.. . ile bandaj * Sargı sarma. bana * Ben zamirinin yönelme hâli ekli biçimi. n cak en ban yağ ı * Hint yağ ı . üdü. madenî gövdesi olan beş ğ ı veya daha çok teli olan bir müzik banallik banço aleti.. telek damarlı . ile * Bağsargı . çiçekleri salkı m durumunda. ses cihazı bant üzerine kaydetmek. Kuzey Afrika ve Avrupa'nısı bölgelerinde yetiş zehirli ve otsu bir bitki (Hyoscyamus). mak bançolaş mak * Banço durumuna gelmek. banda almak * bir sesi. ü iye bana mın dememek sı * hiçbir ş etkili olmamak. * Amerika zencilerinin çaldı gitar biçiminde. bançolaş ma * Bançolaş durumu. lokma. in lacağ nı bana dokunmayan (veya beni sokmayan) yı bin yaş n lan ası * birçok kimseler.* Asya'nıtropik bölgelerinde ve Afrika'nı kuzeyinde yetiş yaprakları n n en. ile bandajlatma * Bandajlatmak iş i. bana bak! * "beni dinle" anlamı teklifsiz bir seslenme ve gözdağsözü. . bandajlatmak . aldı etmemek. kendilerine kötülüğ dokunmayan kiş dokunmak istemezler. bandajlamak * Sargı sarmak. ey rı ş banak banal * Ekmek parçası . nda ı bana da . ban otu * Asya. * Banal olma durumu. bandajlama * Bandajlamak iş i. ğ ı ğ ı * Bayağ sı ı radan. herkesin anladı. * Herkesin kullandı. meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağ (Moringa oleifera).

bandı ralı * Bandı olan. bandaj yaptı rmak. gürültüyle. bangı rdamak * Öfkelenerek yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. mı zı bandocu * Bandoda görevi olan kimse. bangı r bangı ı r bağ rmak * yüksek sesle. * İ dizilmiş pe ceviz. mıka. Bangladeş li * Bangladeş ndan olan kimse. halkı bani * Kurucu. bando * Türlü üfleme ve vurgulu çalgı lardan oluş ve daha çok geçit törenlerinde kullanı mıkacı topluluğ an lan zı lar u veya takı . i bandrol * Paket veya şelerin ağ na konulan ş veya etiket. ini * Bayrak direğ tepesine süs olarak konulan uzun. niş ile kaynatı ş asta lmıüzüm suyuna veya baş bir tatlı ka ya batılması yapı sucuk. u bandı rmak * Banmak. bank . bangıbangıbağ r r ı rmak. bangı r bangı r * Yüksek sesle. rası bandı rma * Bandı iş rmak i.* Sargı sardı ile rmak. avazı ktı kadar bağ çı ğ ı ı rmak. bangı rdama * Bangı rdamak iş i. kumaşerit. bandoculuk * Bandocu olma işveya durumu. iş ı zları erit * Devletçe verginin kesildiğ gösteren etiket. * Etibank. inin ş bandrollü * Bandrolü bulunan. rı yla lan * Kurutulacak üzümün güneş serilmeden önce içine batıldı potaslı e rı ğ ı suyun konulduğ kap. kuran. badem ve benzerlerinin. bangı r bangı lamak r ağ * yüksek sesle. bandı ra * Geminin hangi devlete ait olduğ gösteren bayrak. hı karak ağ çrı lamak. mıkacı zı . * Yapan. Sümerbank gibi belirtme grupları banka sözünün yerine kullanı nda lı r. unu * Yabancı devlet bayrağ ı . * Çabuk kuruması renginin parlak sarı ve olması üzüm salkı nı inciri küllü veya potaslı k suya için mları veya ı lı daldıp çı rı karmak.

na banker * Banka sahibi.bank banka * Çoğ unlukla bahçelerde. k raş bankacı lı k * Banka iş lemleri yapma iş i. banka cüzdanı . kasaları para. parklarda oturulacak sı ra. kredi. altıgibi taş r değ n ı nı erlerin ticaretiyle uğ an kimse. . kambiyo iş p lemleri yapan. takibi için gelenle görevli arası konulmuş na tezgâh. raş * Çok zengin (kimse). ı bankerlik bankerzede * Banker ile olan iş kilerinde zarara uğ iliş rayan kimse. biriktirmek. * Faizle para alıveren. bankiz * Buzla. banka cüzdanı . * Bankacı . banknot banko * Devlet bankası ndan piyasaya çı lan kâğ para. banka gibi * çok zengin (kimse). banka kartı * Banka iş lemleri için otomatik makinede kullanı özel ş kart. * Bankacın mesleğ nı i. değ belge. lan ifreli bankacı * Bankacı iş lı lemleri ile uğ an veya bankada görevli kimse. banka defteri * Bkz. * Banker olma durumu. * Bankerin yaptı iş ğ . * Bankacı iş lı leminin yapı ğyer. banket *Ş ehirler arası yollarıiki tarafı yayalarıyürümesine ve taş n trafiğaksatmadan durabilmesine n nda n ı tları i yarayan çakı l veya toprak yol. * Para. k ldı ı banka cüzdanı * Banka hesabı olanlarısahip oldukları n küçük defter. bankaya yatı rmak * bankadaki hesabı para koymak.iskonto. eş saklayan nda erli ya ve daha baş ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş ka . bankadan çekmek (veya almak) * bankadaki hesabı para almak. tarafı karı ı t * İyerlerinde üzerine eş koymaya elveriş iş ş ya li. ndan bankamatik * Bankalarıpara iş n lemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine.

* Yara üzerine yapı rı özel olarak hazı ş lan tı rlanmıilâçlı ş küçük ş erit. çevre. loto gibi oyunlarda. banko at * Yarı ş dereceye gireceğkesin olarak tahmin edilen at. nda. banliyö * Genellikle oturma alanı niteliğ olan. ş merkezinden uzakta veya sırları yakıyerlerde bulunan inde ehir nı na n ş yöresi. banlamak * Horoz ötmek. banma banmak bant * Düz. ş bağ erit. bantlamak * Bantla iki ş birbirine tutturmak. ensiz. * Bantlama makinesi. * Su altı tepeliğ i. * Banmak iş i. . * Katı ş sulu veya tuz. bant çözmek * manyetik bir bant üzerine alı ş nmısesleri yazı aktarmak. nda * Talih oyunları ortada toplanan paranıhepsine oynandını nda n ğ anlatı ı r. uzun kâğ veya bezden üretilmişgenellikle zı klı ı t . banko geçmek * Yarı ş veya toto. ehir banliyö treni *Ş ehirle banliyö arası iş nda leyen tren. * Ses alma cihazları seslerin kaydı kullanı manyetik oksitli plâstik veya selüloz ş nda için lan erit. deş etmek. * Bağ ı rmak. dolay. garanti olarak çı ı sal kacağtahmin edilen sayı . eyi ş tı bantlayı cı * Bant yapan kimse. larda i banko geçme * Banko geçmek durumu. bir atı veya sayın kesin olarak tutturulacağ tahmin edip larda n nı ı nı iş aretlemek.* Talih oyunları oyunu yönetenin ortaya koyduğ para. bant yapı rmak. yassı . banko sayı * Sayı loto oyununda. banlama * Banlamak iş i. ı ndı bantlama * Bantlamak iş i. biber gibi toz durumundaki maddelerin içine batıp çı bir eyi rı karmak. ses bant zı mpara * Çekmeye dayanı . mparalama makinelerinde kullanı lan aş rma gereci. ya ifre bant doldurmak * bir bandı kaydederek kullanmak. u * Talih oyunları oyunu yöneten kimse.

sı ülkelerde yetiş çok yüksek olmamakla birlikte. lan lan banyo kabini * Duş kabini. banyo dolabı * Banyo için gereken bütün malzemenin içinde bulundurulduğ dolap. lan banyo takı mı * Banyo odaları ı zemine serilen altı nda slak plâstik. baobap * Ebegümecigillerden. gövdesinin çevresi 20 m yi cak en. * (kitaplarda) Bölüm. banyo * Yapı larda. hamam. * Arap gramerinde mastar çeş itlerinden her biri. vı banyo bataryası * Sı ve soğ su ile duş lantını bir arada bulunduğ musluk takı . başk. u banyo havlusu * Banyo sonrası kullanı ve özel olarak yapı havlu. cak uk bağ sın u mı banyo almak * banyo yapmak. kmıbir banyosuz * Banyosu olmayan. banyo kazanı * Banyoyu ve suyu ıtmak için yapı özel kazan veya ıtma aleti. sı lan sı banyo küveti * Genellikle içine su doldurulup yı kanmaya elveriştekne. kanı * Banyo küvetinde yı kanma. husus. * Vücudun bir bölümünü veya bütününü. * Banyodan henüz çı ş kimsenin durumu.banttan vermek * genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha önceden alı ş sesi veya görüntüyü nmıbir yayı nlamak. banyolu *İ çinde banyo bölümü olan. banyo yapmak * yı kanmak. * Tedavi amacı hazı ile rlanan ilâçlı su. aş abilen bir ağ (Adansonia digitata). fiziksel veya kimyasal bir etki altı bir süre bulundurma iş nda lemi. üstü havlu benzeri dokuma olan paspas. * Duyarlı yüzeylerin iş lenmesinde belirli bir iş lemin gerektirdiğmaddeyi erimiş i olarak içinde bulunduran sı. li banyo sabunu * Banyo yaparken vücudu yı kamak için kullanı sabun. bar . aç bap * Kapı . lı * Konu. içinde yı lan bölüm.

ortada olmak. baraka barakacı k * Küçük baraka. bar ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. reti . ı baraj yapmak (veya kurmak) * (futbol veya hentbolda kaleye yapı vuruş önlemek için) oyuncular kale önünü kapatacak biçimde lan ları sı ralanmak. . * Futbol veya hentbolda serbest atı yapacak oyuncunun önünde karştakı oyuncuların yanyana dizilip ş ı ı m nı oluş turdukları duvar. llı * Bir cins tüylü av köpeğ i. nda bar tutmak * bar oynamak için hazı rlanmak ve oyuna baş lamak. an * Halterde kaldılması rı gereken alet. * Ayaküstü içki içilen meyhane. k bar havası * Bar oyunları tek veya toplu olarak söylenen ezgi. baraj * Suyu toplamak. bar bar bar bar bağ lamak * kir bağ lamak. ncı * Cam kaplarda oluş pas. büğ yla lan et. * Hava bası birimi. bar bar * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş öfkeli ve yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. ağ ritmli bir halk oyunu. barajı mak aş * herhangi bir sebeple konulmuş olan ş yerine getirip baş sağ artı arı lamak. * Tahta. baraj ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. * Apaçıgörünmek. kı çuha. ı r bar * Danslı . paslanmak. * Bir salonda içki içmek için hazı rlanmıköş ş e.* Anadolu'nun doğ ve kuzey bölgesinde. baraj mesafesi * Serbest atısı nda. duvar yapmak. çinko gibi hafif ş eylerden yapı ş lmı temelsiz eğ yapı . içkili eğ lence yeri. * Herhangi bir alanda baş yı arı tespit etmek için gerekli olan ş art. gücünden yararlanmak amacı akarsu üzerinde yapı bent. kebe. atınoktası kaleye doğ ve oluş ş rası ş ndan ru turulan baraja kadar belirlenen nizamî ara açı ğ klı. en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuş u ularak oynanan. barak * Tüylü.

barbekü barbunya * Barbunyagillerden. bir tür fasulye. barbarca * Barbara yakı bir biçimde. n. barbarlaş mak * Barbar gibi davranmak. . kemikli bir balı(Mullus barbahı k s). barbunya ve tekir türleri iyi bilinen bir familya. vrı lı * Bilim doktorların ve kardinallerin giydikleri dört köşkülâh veya başk. kı zı barbunyagiller * Dikenli yüzgeçliler alt takı na giren. barbarlı k * Barbar olma durumu. * Osmanlı sarayı genel olarak bostancı n. ucu kı k. vücutları pullarla kaplı mı iri . kı zı nda ları ve cı n rmı çuhadan yapı ş lmı . ğ ı *İ htiyar Rum meyhanecilerine seslenmek için kullanı lı r. it barcı * Özellikle balkonlarda ı et piş zgara irmekte kullanı ve duvar içerisine gömülmüş lan ocak. rı cı * Kaba saba. ilkel. nı e lı baratarya barba barbakan barbar * Uygarlaş mamı ş . kale u kı lı ş n korkuluğ u. . barbut * Zarla oynanan bir çeş kumar. uzunca başk. ş an * Kaba ve kı bir davranı rı cı ş la. baltacı kapılarıgiydikleri. barbarizm * Bir sözün fonetik veya morfolojik yapında yapı büyük yanlı k. kı zı rmı pullu. oval veya yassı rmı benekli. * Kale duvarları düş nda mana ok atmak için açı ş lmıdelik. * Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluş turduğ girintili çıntıdıduvarlarıüst bölümü. barbaş ı barbata * Bar oyunları sı n sağ ı yer alan ve oyunun düzenini sağ nda ranı baş nda layan kimse. * Kaptanı tayfaları gemi sahibine.baran barata * Yağ mur. armatöre veya sigorta ortaklına bilerek verdikleri zarar. ş * Kaba ve kı . sı lan ş lı barbarlaş ma * Barbarlaş iş mak i. * Uygarlaş mamıkavim. topluluk. beyaz etli. n. * Taneleri yuvarlak.

barçak * Kı kabzasın siperi. ı n u lan. mak lan bardan bardan * Beyaz beyaz. ı t * Yemek öncesi yenilen bardak altı büyüklüğ ünde bir tür lâhmacun. lı ç nı barda * Dam ustaların kullandı. bardaktan boş rcası yağ anı na mak * (yağ mur) çok ş iddetli yağ mak. barça * Orta Çağ kullanı kürekli ve yelkenli taş gemisi. * Bir tür küçük ve tatlı incir. bardak eriğ i * İ ve tatlı tür erik. baş n bir ucu çember parçası nı ğ ı ı nı biçiminde eğ öbür ucu keskin çekiç. lan * Bir bardağ alacağmiktar. nı ların nı * Çok beyaz. bardağtaş damla ı ı ran * sabı r tüketen aş davranıveya durum. bardakçı * Bardak veya çömlek yapan veya satan kimse. ri.* Bar iş kimse. ı rı ş bardağtaş ı ı rmak * sabrı tüketmek. kâğ veya plâstik örtü. yaş bardacı k bardacıeriğ k i * Bardak eriğ i. . lan. ri bir bardakaltı * Bardağ konulduğ yeri kirletmemesi için kullanı genellikle örgü. ı n ı * (bazı bölgelerde) Toprak testi. bardan bardan * Yük taş ı için kullanı çanta veya çuval. bardo barem * Aygı diş ek çiftleş r ile i eş mesinden üretilen her yaş hayvan. leten barcı lı k * Barcı olma durumu. taki * Devlet memurların maaş nıderece ve tutarları düzenleyen sistem ve çizelge. * Barcın iş nı i veya mesleğ i. da lan ı ma * Kalyon türünden küçük savaş gemisi. * Fıcı çı keseri. nı bardak * Su ve benzeri ş eyleri içmek için kullanı genellikle camdan yapı kap.

barıöngören. nı barı barı nak barı rma ndı * Barı rmak iş ndı i. sulhçu. sulhperver. barı ş çı * Barı seven. barı nmak * Doğ etkilerinden korunmak için kapalı yere sınmak. geliş ortamı ecek bulmak. * Böyle bir antlaş madan sonra insanlıtarihindeki süreç. küçük kervan. * Çeş beden hareketleri yapmaya elverişyükseklikte. ş ları lmış * Küçük takke. * Göç eş . otağyüksek divan. yaş amak için uygun ş artlar bularak oturmak. * Kafile. yası yası * Bahçe duvarı . * Bir tür süs iğ nesi. barıyapmak ş * barıantlaş nı ş ması imzalamak. çine . melce. papaz takkesi. * (soyut kavramlar için) Bir yerde etkili olmak. a bir ğ ı * Yerleş mek. * Barı amaçlayan. barıgörüş ş olmak * her türlü dargı ğunutarak barı nlı ı ş mak. ev eş . * Çevresiyle uyumlu. dirlik içinde yaş amak. iki ayak üzerine tutturulmuş itli li çubuklu jimnastik aracı . * Savaş bittiğ bir antlaş ı n inin mayla belirtilmesinden sonraki durum. göç. barı ş * Barı ş iş mak i. kavga etmeme eğ ş çı ilimi. barı nma * Barı nmak iş i. ş çı barı l ş çı barı lı ş k çı * Barı olma durumu. karş klı ı anlayıve hoş ile oluş lı ş görü turulan ortam. barı ş ı ş sever. * Barılacak yer. * İ izinle girilen yer. barı . barı rmak ndı * Barı nması sağ nı lamak. barfiks bargâh bargam barhana * Levreğ benzer bir balı e k. sulh. k * Uyum. sulhsever. metal veya plâstikten yapı şapka. . ş ı ş ı * Bkz.baret baret * İçilerin baş na giydikleri. çit.

barikatlama * Barikatlamak iş i. barı ş sever * Barı . zevk almak. barıklı ş k ı * Barık olma durumu. . barı rmak ş tı * Barı ş maları sağ nı lamak. bari * Hiç olmazsa. barı rma ş tı * Barı rmak iş ş tı i. barisfer barit baritin * Doğ baryum sülfat (BaSO4). ağ küre. al baritli *İ çinde barit bulunduran. sulhçu. ş ı barı ş ma * Barı ş durumu. ma. ara bulmak.barık ş ı * Baş ile barıdurumunda bulunan. barikat yapmak * çeş araçlarla bir engel oluş itli turmak. barikatlamak * Barikat ile çevirmek. ilse. * Bkz. * Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanı yapı engel. * Keş ke. barık olmak ş ı * sevecen ve hoş görülü davranmak. larak lan barikat barikat kurmak * engel oluş turmak. sulhsever. barikat yapmak. öyle ise. ı r * Baryum oksit (BaO) veya baryum hidroksit Ba(OH)2. uzlaş mak. barı ş mak * İ taraf. anlaş mak. ş çı ş çı barı ş severlik * Barı ş sever olma durumu. uzlaş anlaş mak ma. baritli yı kama * Kalı ı ıve rektumun radyolojik iş nbağ n rsağ lemde baryum sülfatla doldurulması yı ve kanması . sulhperver. barı l. hiç değ o hâlde. * Sevmek. hoş kası ş n man görülü. araları ki ndaki dargı ğkaldı nlı ı rmak. sevecen. dargıveya düş olmayan.

bariyer bariz barizleş me * Barizleş iş mek i.S 1600 ile 1750 yı arası lları ndaki klâsik sanatı izleyen resim. ev bark. * Kara yolların kenarları yapı korkuluk. * Büyük sandal. * Bkz. * Çizgi im. bark barka barkarol * Venedik gondolcülerinin söz ve müziğönceden yazı i lmadan. ğ ı baro * Bir ş veya bir bölge avukatların bağ oldukları ehir nı lı meslek kuruluş u. barograf * Bir hava taş nı uçarken izlediğyolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya iş ı n tı i aretlemeye yarayan alet. i arkı * Ritmi üç zamanlı müzik eseri. barizleş mek * Bariz duruma gelmek. pistonlu bir tür ağ çalgı. lan * Engelli at yarı nda üzerinden atlanması ş ları gereken yapay engel. i barklanmak * Ev sahibi olmak. yükseklikölçer. * Bkz. mimarlıüslûbu. k.bariton * Tenor ve bas arası ndaki erkek sesi. barkot barlam barmen * Bar tezgâhtarı . * Açı göze çarpan. engel. belirgin. baro baş kanı * Baro genel kurulunca en az on beş llıkı olan avukatlar arası seçilen ve baroyu temsil eden yık demi ndan baro üyesi. barmenlik * Bar tezgâhtarlı. nda ı z sı * Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğ sağ ini lamak için kullanı açı kapanı lan lı r r engel. k . barok * M. içlerinden geldiğgibi söyledikleri ş . evlenmek. barlam. nı na lan * Herhangi bir yolu kapamak için yapı engel. * Basso ile alto arası ses veren. barklanma * Barklanmak işveya durumu.

sı barokçuluk * Barok sanat ve edebiyat görüş ilkelerini benimseyen akı ve m. barsam barsama barudî barut * Ateş silâhla bir merminin atı na veya herhangi bir aracı fı lması yarayan. patlayı. barut fısı çı * Barut koymaya. doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu. huysuz. . biçimlerin serbestçe yaratı ndan duyulan coş önem veren. çeliş kiden çekinmeyen edebiyat akı . barut esmeri * Koyu esmer renkte olan (kimse). mı barok müzik * Çalgı arası veya çalgı sesler arası karş klar kuran XVl-XVlll. abartmalı lması kuya . katı li lması n rlatı na cı madde. düş nda ünceden çok duyuma. yüzyı arası lar nda larla nda ı tlı llar ndaki müzik reformunu oluş turan müzik.* Batı edebiyatları dengeden çok harekete. barsak * Bağ ı rsak. * Baron olma durumu veya baronun görevi. çı barut fısı çı gibi * çok kı n. aksi (kimse). etkileyici. * pek ekş i veya acı . baroskop * Havanıiçinde bulunduğ cisimlerin ağ ğüzerine yaptı hafifletici etkiyi gösteren ve havası n u ı ı rlı ğ ı boş labilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı altı . nane ve yaban kekiğ ortak adı inin . it ğ ı * Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan. fı. * Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeş çarpan balı (Trachinus vipera). barometre * Bası nçölçer. barokçu * Barokçuluk yanlı olan kimse. sinirli ve kinle dolu kimse. * Koyu gri renkte olan. sert. zgı * her an olay çı kacak yer veya kavgaya yol açacak durum. barut hakkı * Mermiyi istenilen uzaklı atabilmek için gerekli barut gazı ncı sağ ğ a bası nı lamaya yetecek miktarda barut. * Gösterge. baron baronluk * Batı ülkelerinde vikont ile ş övalye arası soyluluk unvanı nda . barparalel * Düş direkler üzerine paralel olarak tutturulmuş tahta çubuktan oluş jimnastik aracı ey iki muş . barut gibi * öfkeli.

* En kalısesli orkestra çalgı. bas bariton * Bası çı n kamadı ince tonlara çı ğ ı kabilen. buna rağ basıindiğkalıve tok tonlara inemeyen sesi olan men n i n sanatçı . yoğ sı unluğ 3.barut kesilmek (veya olmak) * çok öfkelenmek. lan barutla oynamak * tehlikeli iş uğ mak. u ada havada çabuk oksitlenen. bas bas * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. n * Sesi böyle olan sanatçı . git. * Atom sayı 56. barutçuluk * Barut yapma veya alısatma iş p i. lara lik basak basaklı basaksı z * Merdiveni olmayan. doğ en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan. lerle raş barutluk baryum * Barut saklanan kap veya yer. * Merdiveni olan. gümüş renginde. barut kokusu gelmek * savaş tehlikesi sezilmek. barut rengi * Koyu giri. barutçu * Barut yapan kimse. barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı . . basamak * Merdiven. defol!. baryum karbonat * Karbondioksidin. bas tutmak * ince sesli çalgı tek perdeden eş etmek. yürü. n sı bas (veya bas git) * çekil.78 olan. bas * En kalıerkek sesi. baruthane * Barut yapı veya saklanan yer. baryum sülfat * Baritin. Kı ve saltması Ba. katı basit bir element.

k bası k klı * Basıolma durumu. na lmıbir nı nı u ra. tasal dan sı na i bası * Resim kliş dökme harf. n basar basarî basarna basbayağ ı * Alılandan. her rakamın bulunduğ sı hane. ş ı iş i basen * Omurganıbel ile kalça arası n ndaki bölümü. tâbi. * Derece. . * Bir cismin bir yanı kaldı yükseltme iş nı raçla i. * (cebirde) Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti. bası tı klaşrmak * Basıdurumuna getirmek. basamak basamak olan. algı yetisi. * Kı uzantı okyanus ortası rtları kadar devam eden ve 4000-5000 m derinliğolan deniz dibi. laş ş . taş p kullanarak makine yardı ile kâğ ve bez gibi ş esi. basılı cı k bası k * Bası olma durumu veya basınıiş cı cın i. basamak basamak * Yavaş yavaş (yükselme veya inme). bası cı * Kitap. * Dalyanıkapak yeri. * Kık. dergi gibi ş eyleri basan kimse. alçak. lan * Görme ile ilgili. kalı mı ı da eylere yazı . * Derece derece. * Bir amaca ulaş için yararlanı kiş durum veya yer.* Bir yere çı karken veya bir yerden inerken bası ve art arda gelen. lama * Merdivenin ayakla bası yüzeyi. birbirinden belirli aralı lan klarla yükselen düz yüzeylerden her biri. bilinenden hiçbir değ ikliğolmayan. sı bası tı klaşrma * Bası tı iş klaşrmak i. * (aritmetikte) On kuralı göre yazı ş sayın. aş kerte. ine mek basamaklı * Basamağolan. ı basar * Göz. k * Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arası ndaki farkı büyük eksene oranı n . * Bası ş lmı yassı mı . . *İ leriyi görme. ama. basamak yapmak * bir durumu daha yükseğ eriş için araç olarak kullanmak. resim çı karmak iş tabı i. * Çok yüksek olmayan. mak lan i.

basıbildirisi n * Bası yayı organları bilgi vermek amacı yetkili kurum veya kiş tarafı hazı n n na yla iler ndan rlanmıyazı ş lı açı klama. iş lan bası mcı * Bası evi iş kimse. n n nı nda n nı sı p . matbuat. matbaacı m leten . yabancı temsilciliklerde basıile ilgili konuları n düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse. tabı iş . lmak i * Bası iş lmak i. tabaat. basıtoplantı n sı * Yetkili veya ilgili bir kimsenin. i. tipografya. bir konu veya çeş konular üzerinde açı itli klamada bulunmak için gazetecilerle yaptı toplantı ğ ı . bası lı ş bası lma bası evi m * Bası i yapı yer. basıdünyası n * Görsel ve yazıbasıorganları burada görevlilerin tümü. m lmı . * Bası işveya durumu. bası n * Gazete.bası la * Bası lı provalarda "basız. basıyasağ n ı * Bası yayıorganların bir konu hakkı yayıyapması kıtlayıengelleme. bası dayanı lma mı * Dokusunu basarak ezmeye çalı dıetkilere ağ n gösterdiğdirenç. lı k. * Bası sanatı . dergi gibi belirli zamanlarda çı yayı n bütünü. bası n" anlamları kullanı terim. nı lsı nda lan bası vermek la * prova hâlindeki bir kitabıveya herhangi bir yazın bası uygun olduğ bildirmek. i n leri ı ı dı basıözgürlüğ n ü * Görüş düş ve ünceleri bası ve yayıyoluyla açı n n klayabilme ve yayabilme hakkı . * Bası i. bası lı mcı k * Bası evi iş m letme iş kitap basma iş matbaacı i. matbaa. * Bası evinde bası şmatbu. n nı ma unu bası lı * Bası yerleş larak tirilmiş . kan nları basıataş n esi * Resmî veya özel kurum ve kuruluş larda. ş ş an acı i bası lmak bası m * Basmak iş konu olmak veya basmak işyapı ine i lmak. mcı kta. lı n ile basıkartı n * Mesleğbasıiş olan kimselerin taş ğkimlik belgesi.

n n u n ğ ncı ı * Akı ş kanları bası nı n ncı ölçen araç. uzağgörebilen. ı . * önem vermeyerek uğ ramamak. sağ i ı görülü. için nç lamak veya ayarlamak. basıgeçmek p * önde gideni geçmek. anlayı kavrayıdikkat. sağ klı ş . bası rgama * Bası rgamak iş i. uyanı k. basireti olan. basiretli * Gerçeğgörebilen. görü. basireti bağ lanmak * iyi düş ünemez. barometre. tazyik. bası rganmak * Üzerine ağ k basmak. bası nçölçer * Hava bası nı ncı ölçerek yer yükseltilerini ve hava değimlerini tespit etmek için kullanı alet. basiretsiz . bası rgamak * Ağ k çökmek veya basmak. * Doğ görüşuzağgörüş ru . nç ş lma kı su. bası nçlamak * Hava taş araçları insan organizması yeterli bası düzeyini sağ ı t nda.bası nç * Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düş miktarı en . bası nçlı * Bası yüklenmiş nç olan. iş lan bası nçölçüm * Hava bası ölçümlerini inceleyen birim. bası rganma * Bası rganmak durumu. bası su nçlı * Bası yüklenerek fı rtı düzeyine getirilmiş tazyikli su. ş . ı rlı * Kâbus çökmek. seziş . bası nçlama * Bası nçlamak iş i. basıgitmek p * birdenbire gitmek. basil basiret * Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü. na u eyi u mak. aklı koyduğ ş yapmak üzere bulunduğ yerden uzaklaş çekip gitmek. kâbus çökmek. ncı bası ölçer * Buharıveya herhangi bir gazıbulunduğ kabı yüzeyine yaptı bası belirleyen alet. gerçeğgöremez bir duruma düş i mek. ı rlı bası ş * Basmak iş i.

ileriyi ve uzağgörememe. basit cisim * Maddesi tek elementten oluş cisim. n basit kesir * Payı paydası küçük olan kesir. kök durumundaki kelime. basiretsizlik * Gerçekleri. ileri ve uzak görüş olmayan. basket yapmak * basketbolda sayı kazanmak. *İ spanya'nıBask bölgesinde kullanı dil. sağ ı görüden yoksun olma. ntı tarak basitlik Baskça basket * Basketbolda kazanı sayı lan . * Her zaman rastlanan. karık olmayan. basite indirgemek * basitleş tirmek. gösteriş siz. * Süssüz. bayağ lması ş ı ı . muş basit cümle * Tek yargı bildiren cümle. sağ lü görüsüz.* Gerçekleri görebilmekten uzak. kolay tarafı ndan. basitleş tirme * Basitleş tirmek iş i. basitleş tirmek * Gereksiz ayrı lardan arı sade duruma getirmek. sade bir biçime döndürmek. basketbol * Basit olma durumu. bayağ görgüsüz. ana basit kelime * Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen. * Kolay. basitleş me * Basitleş iş mek i. * Bilgi ve görgüsü sırlı nı olan. özelliğolmayan. n lan . ı . ndan basit renk * Biçmeden geçen beyaz ığ ayrı ğrenklerden her biri. basit faiz * Faizleri üzerine eklenmemiş paraya belli bir dönem sonunda verilen faiz. basitleş mek * Basit duruma gelmek. yalıkelime.basite irca etmek. basit * Yapı lması anlaş veya ı kolay olan. şı ldı ın ı basitçe * Basit olarak. olağ i an.

pres. zor kullanmak. sı cı baskılı cı k * Baskınıiş cın i. baskı resim * Gravür tekniğile yapı resim. sa rı * (sertlik. kı * Belirli ruhî etkinlik ve süreçleri. kazı resim. * Bir eserin bası biçimi veya durumu. basketbolculuk * Basketbol oynama veya oynatmak iş i. kiş isteğdında bilinçaltı itmesi veya bu itilenlerin bilince çı inin i ş ı na kması nı önleme durumu. tazyik. baskı cı * İlenecek kumaş üzerine kalı resim basan kimse. gerçekleş in lması tirilmesinde veya tamamlanması baskı turan güç. larak * Giysinin içine kı lıdikilen kenarı vrı p . basketçi baskı * Basketbol oyuncusu. lı ş * Bası sı sayı. sı nda * Bir maddeyi sıp ezen alet.* Beş kiş iki takı arası topu 3 m yükseklikteki karş klı er ilik m nda ı duran ağ lı geçirilmiş sepetten birine iki sokup sayı kazanmak esası dayanan bir oyun. beklenmedik saldı. sı baskı lı k baskı n * Bir masadaki kâğ n uçmaması üzerlerine konulan özel biçimdeki ağ k. * Bir eserin bası tekrarlanan her bir kezi. baskı nda tutmak altı * özgürlüğ engellemek. * Karştakı oyuncusunun hareketini ve sonuç alması engellemek amacı uygulanan yakı savunma ı m nı yla n durumu. ş lar plara * Matbaacı baskılerini yapan kimse. ünü sı baskı grubu * Bir iş yapı nda. nda oluş baskı bı kalı * Kitap kapları süslemeler basmak için kullanı kalı na lan p. lediğ n u lan zı * Kı süreli. i lan ma baskı yapmak * bir kimseyi bir iş i yapmaya zorlamak. baskı kalmak da * yağ yağ ktan sonra toprağ üst kı sertleş tohumlar fidelenip toprak üstüne çı mur dı ı n smı erek kmak. basketbolcu. * Hak ve özgürlükleri kıtlayarak zor altı bulundurma durumu. zorluk bakı ndan) Üstün. na basketbolcu * Basketbol oyuncusu. mı baskıbasanı r n ndı . baskı lı * Baskı olan. lı kta iş * Kıtlayı. ı tları için ı rlı * Suç iş i veya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girme. kıtlamak.

pla * Bohça ile köylerde eş satan kadı bohçacı ya n. üzerine kalı desen basan kimse. * beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. . . * Matbaacı lı k. kitap gibi bası hazı ile rlanmıyazış ş lıeyler. dergi. *İ skambil kâğ ile oynanan bir oyun. basmacı * Basma yapan veya satan kimse. ahlâksı z. üzerine kalı desen basma iş pla i. mı * İ kolu sı ile kalkıinebilen. basklârnet * Kalı sesli klârnet. tezek. ortası veya uçları birine az çok yakı değmez bir noktaya ki ra p ndan ndan n iş dayanan kaldı raç. rı baskıyapmak n * suç iş lendiğveya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girmek. * Pamuklu. * Disiplinsiz. üstünlüğ göstermek. m mı * Pamuklu. basma * Basmak iş i. matbua. kumaş ş gibi eylerin baskı için hazı sı rlanan kalı p. basmahane * Basma yapı iş lan yeri. n baskül * Çoğ unlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardı yla tartmaya yarayan alet. basma kalı bı * Kitap. * ansın konuk gelmek. baskız büyümek sı * serbest bir eğ itimle yetiş mek. ı dı * Gübre. n baskız sı * Hak ve özgürlükleri kıtlanmamı sı ş . ı rma laş ünü baskıvermek n * anî ve habersiz girmek. * Üzerinde bası yapı ş ile lmırenkli biçimler bulunan pamuklu kumaş . manı rıyla ı laş * bir yerde suç üstü yakalanmak. zı baskı uğ na ramak * düş n beklenmedik bir saldısı karş mak. * Terbiyesiz.* düş manı avlayısaldı taraf savaşkazanı gafil p ran ı r. baskıçı n kmak (veya gelmek) * (karş tı konusu olan kimseyi) geçmek. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. basmacı lı k * Basma alı satı . * Bası ş lmı matbu. baskı ncı * Baskıyapan kimse. i n u lan zı * düş mana ansın saldı zı rmak. * Gazete. tülbent vb. tülbent vb. saldıda bulunmak. .

* Bir kimse bir yaş girmek. * Bkz. eyin p ı rlı basmakalı p * Özgünlüğ olmayan. baş tarda. çökmek. a * Çevreyi kaplamak. ey p. üzüntü ve ağ k duymak. eyi. * Bir ş üzerinde kalı mühür gibi bir araçla iz yapmak. kı tı * Kapı arkadan bastı için kullanı ağ dayak. harcı ü iş âlem. nane ve limon suyu kullanı yapı bir salata türü. * Yol yapı nda çakıkum. * Sışrarak yerleş kı tı tirmek. kı k * (çocuk için) Yaramaz. * Bastı rma. maydanoz. ı ı rlını nı eyin * (küçük çocuklar için) Ayakta durabilmek. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. * Bir ş üzerine kuvvet vererek itmek. mı l. basmakalı mak plaş * Basmakalıdurumuna gelmek. yük. larak lan bastarda bastı * Kı ile piş yma irilmiş sebze. n sı bastana salatası * Domates. . * Bir ş etkisinde kalı eziklik. aş lıanlamları yardı fiil olarak kullanı ık rı nda mcı lı r. i basmalı k * Üzerine bası ş lacak ey. tabetmek. curuf gibi maddeleri ezmeye ve sışrmaya yarayan alet. değ iklik göstermeyen. gittiğyerin bereketini kurutur. bürümek. durumunu kontrol edememek. taze soğ yeş an. basso * En kalıerkek sesi. baskı ı rlı . aş nlı unu bastı k bastı rak bastık rı * Pestil. kaplamak. bilineni tekrarlayan. bastı yerde ot bitmez ğ ı * gittiğyere uğ i ursuzluk götürür. n * En kalısesli orkestra çalgı.basmak * Vücudun ağ ğ verecek biçimde ayak tabanı bir yere veya bir ş üzerine koymak. * Baskıyapmak. * Bası yaparak sı ve gazları nç vı itmek. n * Bazı isimlerle birlikte sertlik. iş * Örtmek. i bastı yeri bilmemek ğ ı * çok sevinmek. kliş e. * ş kı ktan nerede olduğ seçememek. * Bası i yapmak. yı rmak lan aç * Ağ k. p basmalı * Basma özelliğolan. bastı bacak * Bacakları sa veya çarpı(kimse). ilbiber.

* (cevap için) Hemen yetiş tirmek. ı basur otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. sarı çiçek açan küçük bir bitki (Ranunculus ficaria). bastonlu * Bastonu olan. nda an ş ı ması baston francala * İ uzun ekmek. bastonculuk * Baston yapma veya satma iş i. basur * Kalı bağ ıalt bölümünde ve anüste toplardamarları geniş n ı n rsağ n lemesiyle oluş varis. * Üstünlüğ göstermek. basurlu . ünü * Bir kumaş kenarı kırı dikmek. * Bastı . * Zararlı olayı bir önlemek. bastonsuz * Bastonu olmayan. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatı nı rmak. nce. zı na * Birdenbire ve pek çok etkisini göstermek. bastı rmak * Basmak iş yaptı ini rmak. * Baskı yapmak. ı n nı vıp * Gidermek. hemoroit. rmak ine bastım rı bastı rma * Bastı iş rmak i. bastika * Bir yelken serenine veya herhangi bir ağ açı delik. aç lan * Geminin baş tarafı ndaki yatıdireğ (cı k in vadranı dı ya doğ uzanan parçası n) ş arı ru . baston gibi (veya baston yutmuş gibi) * dimdik duran veya yürüyen (kimse). aca lan baston * Yürürken dayanmaya yarayan ağ veya metalden yapı araç. köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan.bastılma rı * Bastılmak iş rı i. an basur memesi * Anüste geniş meme gibi uzamıdamar yını leyip ş ğ . bastoncu * Baston yapan veya satan kimse. * Ansın birinin yanı gitmek. * Ruh dünyası oluş tepkimelerin bilinç dına yansı . bastılmak rı * Bastı iş konu olmak. nemli ormanlarda biten. üzerine iyice düş mek.

baş ağgelmek aş ı * tepesi üstü düş mek. yüksek nokta veya en ön. ı rı . en önemli. burun. baş alamamak * çok uğ tı bir konu yüzünden vakit ve fı bulamamak. rsat baş ağ aş ı * Başaş ı ı ağgelmek üzere. eyin * Bir ş uçları biri. sarrafiye. tohumları sabunculukta kullanı bir yağ ndan lan elde edilen. baş * Çı ban. kulak. Asya'da yetiş bir ağ (Basia). langı * Temel. raşran rsat baş almak * fı bulmak. * ". baş rı olmak ağsı * sıntı kı vermek. baş rı ağtmak * tedirgin etmek. esas. en üstün anlamı birleş kelimeler yapar.. * Deniz teknelerinde ön taraf. göz. u * Baş ç. * Arazide en yüksek nokta. iş nan * Bir ş yakı veya çevresi. eyin ndan * Kasaplıhayvanlarda ve bazı k yiyeceklerde tane. hemoroitli. * Para değ tirirken verilen veya alı üstelik. r baş rı ağsı * Baş ağması ta oluş rahatsı k. can sı kkı k kmak. * En uç. kafa. ser. basübadelmevt * Ölümden sonra dirilme. * Önem veya yönetim bakı ndan ileride olan.. * Bir ş genellikle toparlakça ucu. baş n an zlı * Sürekli sıntı kı yaratan durum veya kimse. mı nda ik * Güreş pehlivanları ayrı kları derecenin en yükseğ te n ldı beş i. vücudun üst veya önünde bulunan bölüm. baş ık ağ rlı * Ağ sı ı klet. nı ı yan indedir. * Bir topluluğ yöneten kimse. eyin nı * "Başkelimesi birçok deyimde "öz varlı kendisi" anlamı taş bir zamir niteliğ " k. basya baş * Sapotgillerden.* Basuru olan. baş ağdüş aş ı mek * kiş inden kaybederek toplum içindeki durumu sarsı iliğ lmak. baş adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden önce gelerek üleş ı na" tirme anlamı verir. baş ağgitmek aş ı . ağ gibi organları nsan ı z kapsayan. en aç * İ ve hayvanlarda beyin. baş ağetmek aş ı * tersine çevirmek. bı nlıvermek. uğ tı raşrmak.

bir ş veya bir kimseyle yalnıkalması sağ eyle z nı lamak. baş baş * çocukları"Allaha ı n smarladı anlamı ellerini baş na götürmelerini sağ k" nda ları lamak için söylenir. ak * birine veya bir ş bağ eye lanmak. baş döndürücü * (çabuklukta) olağ anüstü. gururdan. baş ağgitmek aş ı * iş ters gitmek. baş belâsı * Sınt ı kı . * dayanı ş mak. baş bulmak * (alıveriş kazanç bı ş te) rakmak. baş a baş * Birlikte. baş a (veya kafa kafaya) vermek baş * iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuş mak. ndan kla baş döndürmek * baş dan. beraber yaş amak. aş heyecanlandı arı ı rı rmak. ı rı * baygı k verici. baş a bı baş rakmak * birinin. sevinçten çok mutlu duruma getirmek. baş biti * Bkz. beraberce. eyle z baş a olmak baş * birlikte bulunmak. intisap etmek. baş çağ bı ı * Ustura. aş . baş çekmek * ön ayak olmak. üzüntü veren. ı ru * birinin arkası hayranlı bakmak. leri baş lamak bağ * baş bir örtü örtmek. baş çevirtmek * başarkaya doğ döndürtmek.* sürekli zarar görmek veya kötüleş mek. baş a kalmak baş * biriyle veya bir ş yalnı kalmak. sürekli zarar etmek. ı na * baş vermek. bit. baş çanağ ı * Kafa tası . nlı baş döndürücü . baş bezi * Mendil.

başve kı üzerinde inip kalkmak.* Ş kı serseme çevirici. eğ baş ç vurmak kı * baş gelen dalgalarla gemi. ortaya çı kmak. baş göstermek * belirmek. baş olmak önemlidir. tan ı çı baş rı fes içinde. baş mak koş * bir işbaş i armak için çalı ş mak. istersen soğ başol ol an ı * küçük bir iş de olsa. baş etmek (veya edememek) * gücü yetmek (yetmemek). yaş arken sağ iken. ı * iyice coş mak. arkadaş arası lar ndaki uyuş klar yabancı duyurulmamalır. arı baş gelmek * yenmek. baş etmek göz * evlendirmek. baş kazanmak (kazanmamak). yönetime karşgelmek. gücü yetmek. eğ * direnmekten vazgeçip buyruk altı girmek. p ecek baş edebilmek * bir kimseyi yola getirmeye veya bir ş yapmaya gücü yetmek. baş kesmek * selâm için baş mek. vuku bulmak. baş da. baş kaldı rma * baş rmak işisyan. inkı etmek. zuhur etmek. baş nereye giderse. aş na. kabarmak. baş olmak göz * evlenmek. eyi baş mek eğ * saygı göstermek için baş erek selâmlamak. baş kaldı rmak * ayaklanmak. her iş onları te örnek tutarlar. kol kılıyen içinde kılı r rı r * aile içindeki. baş kaldı ı nı rmamak. isyan etmek. kaldı i. ayak da oraya gider * küçükler büyüklerin izinde gider. mazlı lara dı baş komak (koymak) * bir ş uğ ey runa ölümü göze almak. baş kaldı rmamak * Bkz. na yat baş elde iken * ölmeden. baş dönmesi * Göz kararıdüş gibi olma. te ta baş olan boş olmaz .

baş üstünde yeri var * büyük bir saygı ilgi ile karş r veya ağ r. erini baş üstünde tutmak * çok iyi ağ ı rlamak. yapıı rtı lındaki veya yükseliş ş indeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak. * iş ı baş ndaki kiş iş inin i çoktur. nları nlı baş sallamak * karş ndakinin her sözünü uygun bulur görünmek. el üstünde tutmak. kayı döndürmek. baş örtü. baş lı sağğ ı * Ölen bir kimsenin yakı na söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. baş örtüsü * Bkz. ı sı baş tacı * Çok sevilen. k) baş yakmak * kötü duruma düş ürmek. nı baş kitabı ucu * Sısıyararlanı ana bilgileri veren. k k lan. baş tutmak * elebaşolmak. baş tutamamak * rüzgâr. fı na yüzünden. çevirmek. m baş lı rı börk (fes) içinde. kları dı baş yarma * Vida yapı nda kullanı olan perçinlerin baş na tornavida yerleri açmak iş mı lacak ları i. baş etmek tacı baş etmek tacı * çok sevmek ve saymak. nları nlı baş lı dilemek sağğ ı * ölen bir kimsenin yakı na ilgi ve yakı k anlatan söz söylemek. ve ı lanı ı rlanı baş üstüne * bir dileğ yerine getirileceğ içtenlikle belirtmek için "peki" anlamı kullanı söz. baş oluş ak mak. * (gemi. kol kılı yarı (kılı r r) rı kürk (yen) içinde r * aile içindeki kiş ilerin anlaş mazlı aile içinde kalmalır. rotadan çı kmak.* bir yerde baş olan kimse taş ğdeğ dolayıyla o yere gelmiş ı ı er dı sı tir. değ hiç yitirmeyen eser. * (buğ vb. çok yüksek tutulan (kimse veya ş ey). in ini nda lan baş vermek * (çı olgunlaş ban) mak. bitkiler) baş bağ day ak lamaya baş lamak. baş yapmak * (kuaför) saç bakı ve tuvaleti yapmak. . ı baş ucu * Yatı bir yerin baş lan konulan yönü veya yakı.

* en üstün sonucu elde etmek için mücadele vermek. baş çı a kmak * bir ş gücü yetmek. ş baş aç ağ * Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yı l halkaları çember biçiminde görüntü veren ağ aç. baş akçı * Tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplayan kimse. buğ yulaf gibi ekinlerin taneleri taş kı klı ı day. it baş baş a gelmek * eş olmak. baş güreş a mek * yağ güreş en usta pehlivanlar baş lı te. * Tarlalarda. i rabilmek. bağ larda dökülmüş veya tek tük kalmıolan ürün. denk olmak. ı yan lçı baş . na * birinin güç duruma düş mesine yol açmak. baş çı a kmak * güçlükler çı karan biriyle olan iş kendi istediğyolda sonuçlandı ini. baş vermek a * değ tokuş iş yaparken üste bazıeyler vermek. baş gelmek a * (kötü bir duruma) uğ ramak. baş toplamak ak * tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplamak. baş k akçı . baş baş a * birinden üstün olmadan. dengeli olarak. buğ yulaf gibi ekinlerde baş oluş day. it baş baş a noktası * bir yabancı paranı veya değ kâğ n piyasa değ ile üstünde yazıdeğ aynı n erli ı dı eri lı erin olması durumu. eye baş geçmek a * en üstün yeri almak.baş ğ yastı ı * Yatakta baş altı konulan yastı ı na n k. arası . baş baş a * Eş durumda. * Arpa. pehlivanlıiçin yarı k ş mak. baş yemek (baş yemek) ı nı * birinin ölümüne veya yok olması sebep olmak. baş gelen çekilir a * çaresiz durumlara düş üldüğ ünde insanıkendini üzüntüye kaptı p bu durumlara katlanmasın olağ n rmayı nı an ve doğ bulunduğ anlatı ru unu r. Baş ak baş ak * Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi burçları nda bulunan burcun adıZodyak. ş baş bağ ak lamak (veya tutmak) * arpa. ak mak.

* Çiçeklerde baş ı turan çiçek demeti veya topluluğ ağoluş u. * Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğ ları uş . baş aklanmak * Baş bağ ak lamak. performans. * Baş lamayan. ş baş aklanma * Baş aklanmak durumu. ağolan * Arka ucu baş biçimde olan (ok). * Baş göstermeyerek. baş lı arı * Baş gösteren. tutmak. baş altı * Yağ güreş pehlivanları ayrı ğbeş lı te n ldı ı derecenin ikincisi. baş aklı * Baş ı (ekin). * Baş lmı üstesinden gelinmiş arı ş . baş aktris * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli kadıoyuncu. . n baş aktrislik * Baş aktrisin işveya mesleğ i i. * Baş göstermeyen. arıbir arı baş lma arı * Baş lmak iş arı i. arı baş sı arız baş sıolmak arız * baş sağ arı layamamak. arı * Bir sporcunun yapabileceğen iyi derece. muvaffakı arı yetsiz. baş göstermek (veya kazanmak) arı * baş armak. * Baş lı biçimde. baş arı * Baş armak işveya baş lan iş i arı . baş lmak arı * Baş ile sona ermek. bağ larda kalmıdöküntüleri toplamak. ka baş aktör * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli erkek oyuncu. arı . baş göstererek. muvaffakı arı yetli. baş gösterememek. takat sırı i nı. muvaffakı yet. arı baş m arı * Elde edilen bir baş . baş aklama * Baş aklamak iş i. muvaffakı arı yetsiz. baş aklamak * Tarlalarda. baş aktörlük * Baş aktörün işveya mesleğ i i.

arız baş sı k arızlı * Baş sıolma durumu. kan baş k atlı * Baş olma durumu. * Osmanlımparatorluğ İ unda savaş zamanı ka birliklerden ayrı bir araya getirilerek oluş baş lı p turulan birliğ in veya milis güçlerinin komutanı . n * Baş bakanı makamı n . baş arma * Baş armak iş i. baş k çı . muvaffak olmak. . muvaffakı arız yetsizlik. baş çı * İçi baş ş ı . baş bakanlı k * Baş bakan olma durumu ve baş bakanıgörevi. efe. miş ğ ı ı * Çiçeklerin erkek organları çiçek tozunu taş torbacı haş nda ı yan k. baş çavuş luk * Astsubay baş çavuş rütbesi. baş çavuş * Astsubay baş çavuş . bakanlar kurulunun baş kabinenin baş baş kanı ı . n baş at * Benzerleri arası güç ve önem bakı ndan baş gelen. nda mı ta baş karakter at * Bir melezde her zaman ortaya çı karakter. * Yeniçeri ocağ n çavuş ı nı u. hâkimiyet. sır başsatan kimse. * Baş asistanıgörevi. at baş k yasası atlı * Irk karı nda güçlü öz yapın sonraki soylardan üstün geldiğ kanı ş ması nı ini tlayan yasa. * Baş bakan ve görevlilerinin çalı ğdaire. baş asistanlı k * Baş asistan olma durumu. dominant. ş ı tı baş bayi baş buğ * Bir dağ m iş bütün bayilerin bağ bulunduğ ana bayi. ı vekil. kan. ı inde tı lı u * Eski Türklerde başbaş komutan. baş armak * Bir işistenilen biçimde bitirmek. kuzu. * Çiğ veya piş koyun. i baş asistan * En üst derecedeki asistan. baş bakan * Hükûmet baş .baş sı ğ uğ arızlı ramak a * baş sıolmak. . hâkim.

baş dümeni * Gemi veya teknelerin baş yerleş ı na tirilen ve iyi bir manevra sağ layan dümen. baş dizgici * Bir bası evindeki dizgicilerin baş baş m ı mürettip. baş gedikli * En yüksek rütbeli astsubay. * Baş hekimin makamı . baş dümenci * Dümencilerin baş ı . baş efendi * Devlet dairelerinde kı demli memur. * En iyi ürün için tespit edilen fiyat. ş yapı aheser. baş dizgicilik * Dizgicilerin baş ı . * Yeniçeri bölüklerinin en kı demsiz subayı erlerinin en kı ve demlisi. danı manı i baş dekorcu * Dekorcuları baş dekor hazı n ı . rlamada en üst sorumlu. sertabip. i. . baş t. baş garson * Garsonlarıbaş metrdotel. baş dekorculuk * Baş dekorcunun işveya mesleğ i i. . baş hekimlik * Baş hekimin görevi. baş fiyat baş gardiyan * Gardiyanlarıbaş n ı .baş ş danı man * Danı ş manlarıbaş n ı . baş kâtip. baş eser * Kendi türünde en mükemmel eser. n ı . * Baş garsonun işmetrdotellik. baş hakem * Yarı ş veya oyunu yöneten hakemlerin baş mayı ı . baş eksper * Eksperlerin baş ı . baş garsonluk * Baş garson olma durumu. baş ş danı manlı k * Baş ş n işveya görevi. baş hekim * Bir hastahaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim. baş eski * En kı demli kimse. baş tabip. sermürettip.

. ğ mek. başdertte ı * çözülmesi güç. bahtı k. hemş baş hostes * Hava yolları hosteslerin en deneyimlisi ve yapı sefer boyunca hizmetten sorumlu kimse. açı başdimdik ı * Onurlu. gururlu. sıntıdurumda. başdinç ı * Kaygız ve tasası sı olmayan. baş hemş irelik * Baş ire olma durumu. nda başbağ ı lı * Serbest olmayan.baş hemş ire * Bir klinik veya hastahanede hemş ireleri yönetmekle görevlendirilmiş hemş ire. ön ayak olmak. üzücü bir durumla karş mak. ı laş başbütün ı * eş i hayatta olan (karı koca). veya başçatlamak ı * başçok ağ mak. başbağ ı lanmak * biri evlendirilmek. kendi yanı tutmak. başdara düş ı mek * sıntı girmek. kı lı başdevletli ı * Talihli. * birini yandaş olarak kazanmak. sıntıbir durumda. kı lı başbelâya girmek (veya uğ ı ramak) * sıcı kı. * Evli. başağmak ı rı * bir iş dolayı ten sorumlu duruma düş mek. kı ya başdaralmak ı * (para yönünden) sıntı darlı düş kı ya. ı rı başçekmek ı * herhangi bir konuda önde gitmek. zlı sıntı başderde girmek ı * sıntıbir duruma düş kı lı mek. başbelâda ı * çözülmesi güç. a başdarda kalmak ı * parası ktan dolayıkı da olmak. nda lan başaçı ı k * Örtü veya ş ile başörtülmemiş apka ı .

başiçin ı * "çocuğ umuzun başiçin". çevrede gözü olmayan. * bir düş veya davranı uygun bulmak. ağ ı rlanmak. zor durumda kalmak. başkazan gibi olmak ı * baş ı çok ağ ve uğ nda rı ultulu bir sersemlik olmak. başhoş ı olmamak * bir ş eyden hoş lanmamak. başnâra yanmak ı * baş uğ kası runa büyük bir zarara uğ ramak. başyerine gelmek ı . başsılmak (veya sış ı kı kı mak) * herhangi bir güçlük karş nda kalmak. "annenizin başiçin" gibi sözlerde değ bir kiş ı ı erli i ortaya konarak kullanı ant lan veya yalvarma sözü. ayağ n altı yerin çekilmesi gibi bir duygu gelmek. başönünde ı * uslu. ı sı baştaşdeğ ı a mek * ağ bir durum kendisine ders olmak. a p ş başyerde ı * utançla. a başhavada ı * sevinçli. kı nlı üzüntüyle. eş n dönmesi. ı rı başüstünde yeri olmak ı * her zaman iyi karş ı lanmak.başdönmek ı * insana. * para veya mevki sebebiyle ş ıp ş aş ı rı marmak. unu (dağ * Sevdadan veya içkiden sarhoş . yanı ı nı ndan * sıntı kı yaratan bir durum karş nda bunalmak. başgöğ ermek (veya değ ı e mek) * beklenmeyen bir mutluluğ ermek. rgı kla. başkalabalı ı k * yanı bir işkonuş nda i amayacak kadar çok kimse var. ı r baştutmak ı * gürültüden veya üzüntüden başağmak. ı sı başsıya gelmek ı kı * herhangi bir güçlük karş nda bunalmak. başdumanlı ı * Doruğ sis bürümüş ). başyastıyüzü görmemek ı k * yatağ yatıuyumamıolmak. ünce ş ı başyastı düş ı ğ mek a * yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak. bunalmak. ı sı * görkemli bir ş karş nda ş ı ey ı sı aş rmak.

ı boş baş ı bozuk * Askerlerin arası katı ş savaş . * Baş örtmeden. denetimsiz. * Düzensiz davranı düzensizlik. baş kalmak ı boş * baskı nda bulunmamak. kötü bir duruma düş ı laş mek. karık. ş . musallat olmak. altı ş anı eni baş luk ı boş * Baş olma durumu. baş belâ olmak (veya kesilmek) ı na * sıntı kı vermek. içinden çılamayan. alı ş ı kı baş ı bozukluk * Baş ı bozuk olma durumu. kendi havası bı veya na rakmak. * Yönetimsiz. rakı ş . nları a bir nlı baş balta kesilmek (veya olmak) ı na * sürekli istemek. ı nı baş gözüm üstüne ı m * belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatı r. baş ı kabak * Saçı dökülmüş veya dibinden kesilmiş . baskız. sı baş belâ almak ı na * bir sorunla karş mak. eye lı * Bağ lanmamı serbest bı lmı ş . kibirli. tedirgin etmek. * ölüm ihtimalini bildirmek için kullanı lı r. görüş olmamak. seve seve. srar baş belâ açmak ı na * kötü bir olay dolayıyla dert sahibi olmak. disiplinsizlik. ı etmek. baş bir hâl gelmek ı na * kötü bir duruma uğ ramak. p baş ı boş * Bir ş veya kimseye bağ olmayan. başzapt olunmamak ı * binicisini alıgötürmek. baş sağ ı n olsun * yakı ndan birini toprağ vermiş kimseye söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. na lmısivil çı * Düzensiz topluluk. başyumuş ı ak * Uysal. sı baş bı ı boş rakmak * üstünde hiçbir baskı denetim bulundurmamak. . söz dinler (kimse). karı .* zihin yorgunluğ geçmiş u olmak. inat etmek. * Kargaş . baş beraber ı mla * memnunlukla. kendini beğ enmiş . başyukarda ı * onurlu.

çok yüz vermek. ş ı cı olay veya durumla karş mak. i baş dikmek ı na * birini veya bir ş korumak için bir kimseyi görevlendirmek.baş buyruk ı na * kimseden izin almaksın dilediğgibi davranan. kaldı baş dolamak ı na * musallat etmek. eyi baş çalsı ı na n * birine verilmek istenilen bir ş öfke ve nefretle geri çevrildiğ anlatmak için söylenir. ı laş * beklenmedik. baş iş ı açmak na * uğ tıcı üzücü bir iş çı raşrı ve in kması yol açmak. ı na * kötü bir durumla karş mak. haberi olmadan kötü duruma düş ürücü davranı bulunmak. ş ta baş dert etmek (veya açmak) ı na * bir ş üzüntü konusu yapmak. baş dünyanı belâsı sarmak ı na n nı * büyük felâket getirmek. baş gelmek ı na * bir görevin baş gelmek. aş bir rtı ı laş baş güneş ı na geçmek * güneş çarpmak. ı na * bir ş öfke ile birisinin baş vurmak. in * bir işyapmaya baş i lamak. baş çı ı kmak na * birinden yüz bulup ona karşpek ş kça davranmak. eyi baş devlet kuş konmak ı na u * beklemediğbüyük bir nimeti ele geçirmek. eyi * bir içeceğkabı i yukarı rarak sonuna dek içmek. nda * bir iş yönetimini ele almak. eyi ı na baş geçmek ı na * görevi altı bulundurmak. eyin ini baş çı ı karmak na *ş ı martmak. zı i baş çalmak ı na * bir ş öfkeyle. na baş iş karmak ı çı na * istenilmeyen veya uğ tıcı iş yol açmak. baş geçirmek ı na * baş giymek. ı ı marı baş çorap örmek ı na * birine. ı r * üstüne kalmak. nefretle geri vermek. raşrı bir e . baş ekş ı na imek * ağ yük olmak.

baş olmak ı nda * yöneticisi olmak. baş kavak yeli esmek ı nda * (genç için) sorumluluk duygusundan uzak. er baş taş mek (veya yağ ı na düş mak) * felâkete uğ ramak. lan i ktı baş kakmak ı na * yapı bir iyiliğyüzüne vurarak birini üzmek. eğ lence peş koş inde mak. e baş sarmak ı na * birine musallat etmek. lan inde in k ini . ilgi göstermek. i i u ı laş baş kan çı ı na kmak * öfkelenmek. baş beklemek (veya durmak) ı nda * yanı durup gözetlemek. önde geleni. baş paralansı ı nda n * yapı bir iyilik çok söylendiğ o iyiliğ artıistenmediğ belirten bir söz. baş oturmak ı na * Bir işyapmaya baş i lamak. baş vurmak ı na * (içtiğiçki) ne yaptını i ğ bilemez bir duruma düş ı ürmek. hiddete kapı lmak. zevk. lan i baş kalmak ı na * istemediğhâlde bir işyapmak veya bir kimseye bakmak zorunluğ ile karş mak. baş olmak ı nda * aynıkı lı sıntıdurumda bulunmak. baş taç etmek ı na * çok değ vermek. * (gaz veya sı caktan) başağmak. baş vur. * gerçekleş meyecek ş düş eyler ünerek vakit geçirme. baş karalar bağ ı na lamak * çok kederlenmek.baş iş kmak ı çı na * boşgitmeyen ve beklenmedik bir iş a veya olayla karş mak. zor durumda bı rakmak. ı laş baş kakı etmek ı na nç * yapı bir iyiliğsürekli olarak söyleyerek bı rmak. kontrolünü yitirmek. nda baş değ ı nda irmen çevirmek * gürültü ile tedirgin etmek. işkoyulmak. baş ı nda * (bir ş sı önde olanı eyin) rada . ağ ndan lokması al ı na zı nı * uysal ve sessiz kimseler için kullanı lı r. ı rı baş yı ı kmak na * harap etmek.

baş luktan kurtarmak. lı a. lması i tan baş ı korkmak ndan * hayatı kaygı ndan duymak. ı baş alamamak ı nı * bir ş eyden kurtulamamak. baş alıgitmek ı p nı * izin almadan ve gideceğyeri bildirmeden gitmek. ğ kiye baş ı büyük iş giriş (veya kalkı ndan lere mek ş mak) * gücünün üstünde olan iş kalkı lere ş mak. baş bir yere bağ ı nı lamak * birini bir işyerleş e tirmek. ek baş ı almak ndan * kurtulmak. baş belâya sokmak ı nı * birini. baş ı kesmek ndan * yapı istenmeyen bir işbaş engellemek. savuş i mak. iş sizlikten. u baş ı aş ı ndan ağkaynar sular dökülmek * üzüntülü veya kötü bir olay karş nda birdenbire büyük bir sıntı ı sı kı duymak. uğ tı için raşrmak. . baş ı aş n olmak ndan kı * iş çok olmak. rı baş ı savmak ndan * bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaşrmak. kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek. cezalandılmaktan korkmak. ı na baş bağ ı nı lamak * birini niş anlamak veya evlendirmek. * bir iş birini tedirgin etmek. i pek baş ı atmak ndan * yapı güç bir işyapmaktan kendini kurtarmak. baş ateş yakmak ı nı lere * baş büyük bir dert almak. tı baş ağtmak ı rı nı * gereksiz sözlerle birini bunaltmak. baş ağtmamak (veya baş zı rı ı rı nı ı ağtmayayı nı m) * uzun uzun anlatı bir sorunu sonuca bağ lan larken sözün uzadını ğ anlatmak için söylenir.baş torbası ı nda eksik * eş gibi bir adam. sorumluluğ atmak. baş beklemek ı nı * gözetlemek. baş ı geçmek ndan * daha önce aynı duruma uğ ş ramıolmak. ı boş baş boş rakmak ı nı bı * yalnıveya serbest bı z rakmak. lması i * sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlı bir iliş son vermek.

kık ı baş koltuğ ı nı unun altı almak na * ölümü göze alarak bir işgiriş e mek. i baş istemek ı nı * öldürülmesini istemek. n) nı p ı na baş uçurmak ı nı * Bkz. baş duman almak ı nı * sis kaplamak. man baş toplamak ı nı * (kadı saçı toplayıbaş bir çeki düzen vermek. i ksı * iyileş ememek. baş kaldı ı nı rmamak (veya kaldı ramamak) * bir işaralı z sürdürmek.baş çatmak ı nı * baş rını ağsı önlemek için alnı üstünden arkaya doğ eş ve benzeri ş n ru arp eyleri çepeçevre bağ lamak. baş nâra yakmak ı nı * birini ağ bir zarara uğ ı r ratmak. sis bürümek. sakin kalmak. baş ezmek ı nı * bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek. baş sokmak ı nı * barı nacak bir yer bulmak. baş kaş ı nı ı vakti olmamak (veya baş kaş maya ı nı ı yacak vakti olmamak) * arada en ufak baş bir iş ka yapamayacak kadar sış durumda bulunmak. kı lı baş dik tutmak ı nı * onurunu korumak. bir iş i i istenildiğgibi yapmamak. kellesini uçurmak. baş gözünü yarmak ı nı * bir işkötü yapmak. baş çı ı karmak nı * (bitki için) filizlenmeye baş lamak. baş kurtarmak ı nı * canı korumak. nı * geçimini sağ layacak bir duruma gelmek. yataktan çı kamamak. baş derde sokmak ı nı * sıntıbir duruma girmek veya getirilmek. baş döndürmek ı nı * mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek. * kendine hayran bı rakmak. . baş taş taş vurmak ı tan a nı * çaresiz kalarak çok piş olmak. baş ortaya koymak ı nı * bir iş giriş e irken ölümü göze almak. baş dinlemek ı nı * sessiz.

lan ı ş baş imam baş ka * Bilinenden ayrı iş farklı .baş vermek ı nı * kendini feda etmek. an * Birden çok imam bulunan camilerde yönetici durumundaki imam. rolü i. kiş baş ı kalaş m * Bir kütlenin fizikçe ve kimyaca değmesi. baş kahraman * Bir eserde baş oynayan kiş baş i. bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak baş . iş baş kaca * Ayrı ca. özge. istihale. ş ş ş ı ı ı ü * Konu edilen. değik görünmek. mak baş n gözünün sadakası ı nı * başgelecek bir belâyı a savmak veya önlemek için yapı bağ. özveri. m ini baş n derdine düş ı nı mek * baş bir ş ilgilenmeyecek kadar sıntıdurumda bulunmak. metamorfizm. baş kafiye * Dize baş nda aynı ları kelime olmamak kaydı aynı yla sesleri veren kelimelerden oluş kafiye. ka eyle kı lı baş n dikine gitmek ı nı * kendi düş ve görüş ünce ünün en iyi olduğ inanarak kimsenin öğ una üdünü. ı baş n altı çı ı nı ndan kmak * birinin hilesiyle yapı lmak. baş n çaresine bakmak ı nı * kimseden yardı görmeden kendi iş kendi yapmak. baş kası kaları biçiminde kullanı lı r. * Nitelik yönünden alılmın dında bir üstünlüğ olan. er baş iş mu? ka i yok * Bu iş ne diye karıyor? Bu iş ilgilendirmez. değ ik. baş n etini yemek ı nı * karş ndakini bezdirinceye. * "Ayrı üstelik bir yana" anlamları -dan / -den baş biçiminde kullanı ca nda ka lı r. e ş ı onu baş olmak ka * farklı olmak. iş . baş yemek ı nı * yok olması sebep olmak. uyarını sı dinlememek. baş biri ka * diğ bir kimse. na baş n altı ı nı nda * yastını altı ğ n nda. . bı rı ı sı ktıncaya kadar sürekli konuş veya söylemek. baş yakmak ı nı * güç bir duruma sokmak.

kanı nı u u baş k sistemi kanlı * Devlet yönetiminde tek bir kiş baş ğ hükûmet etme ve devleti yönetme esası bağ siyasî inin kanlında ı na lı sistem. baş kent * Baş ş ehir. baş kası baş kâtip * Diğ bir ş s. * Embriyon evresinden ergin olana değ bir hayvanı geçirdiğbiçim ve yapı iş in n i değimleri. un. ş ı iş iş baş kâtiplik * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. herhangi bir kimse. metamorfoz. * Alılana benzememe. * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. değmek. baş vekili kan * Baş n iş görmesi için yerine bı ğveya yetki verdiğkimse. bozulmak. iş lı k * Biçim değtirmek. kana m baş k kanlı * Baş olma durumu. istihale etmek. nı in ı nda * Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin baş ı . aslî tipi. farklı kazanmak. . e mek. kanı ini raktı ı i baş yardı sı kan mcı * Baş yardı eden sorumlu ve yetkili kimse. riyaset. diğ ötekisi. reis. er ahı eri. baş k etmek kanlı * bir toplantı topluluğ baş olarak yönetmek. kan baş k makamı kanlı * Baş n odasın bulunduğ veya oturduğ yer. baş karakter * Oyunun önde gelen aslî karakteri . baş tı kalaşrmak * Baş bir duruma getirmek. . ka baş rı kaldı * Ayaklanma. veya u.baş ma kalaş * Baş mak iş kalaş i. iş * Kötüleş mek. reislik. istihale. baş kentlik . isyan. baş k kalı baş kan * Bir topluluğ bir toplantın veya bir derneğ baş bulunan kimse. değ iklik. kan * Baş n görevi veya makamı kanı . baş mak kalaş * Baş bir varlı niteliğ dönüş ka ğ a. değ ik olma durumu. baş tı kalaşrma * Baş tı iş kalaşrmak i.

baş komutan * Savaş bir devletin bütün kara. Baş kurtça * Baş Türkçesi. Baş kurt * Rusya'daki Baş kurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaş Türk halkı bu halkısoyundan olan kimse. bu halkla ilgili. baş konsolosluk * Baş konsolosun görevi. n inin için lan baş eye kurulmak köş * saygıkiş ayrı yere oturmak. kahraman. baş lama! * (hoş olmayan bir söz veya davranı ilgili olarak) "tekrarlama" anlamı emir. ş la nda . n nda langı baş vuruş lama u * Futbolda oyuna ilk baş lamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapı vuruş lan . ayan veya n * Bu halka özgü olan. deniz ve hava kuvvetlerine komuta eden en büyük komutan. baş meridyeni lama * Boylamlarıhesabı baş ç olarak kabul edilen meridyen. baş konakçı * Asalağ en iyi geliş i. baş e köş * Bir yerde en saygı kiş veya büyüklerin oturması ayrı yer. baş konsolos * En yüksek derecedeki konsolos.* Baş olma durumu. ta baş kumandan. * Baş konsolosun makamı . yuvarlak baş lâhana (Brassica oleracea). n ilere lan baş kumandan * Baş komutan. kent baş kesit * Ağ n boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yı acı l halkaların çember biçiminde görüntü verdiğyüzey. n * Baş komutanımakamı n . serdar. baş kumandanlı k * Baş komutanlı k. nı i baş kilise baş i kiş * Piskoposluk makamı büyük kilise. dolayıyla en çok yararlandı ve yaş ı n tiğ sı ğ ı amaktan hoş ğkonakçı landı ı . lı baş lama * Baş lamak iş i. kurt baş lâhana * Yaprakları kı sı. olan * Bir eserin veya bir oyunun en önemli kiş baş isi. baş komutanlı k * Baş komutanıgörevi. katedral.

doğ * Parametrelenmiş yayıuçları biri. bir n ndan baş ç tutmak langı * bir iş bir dönemin. in. ı na. na * (birinin) Kötü konuş na yol açmak. oluş baş lma latı * Baş lmak iş latı i. ş ler. baş lı * Başolan. fı sın. müptedi. bir hayatıvb. ladı ı baş lma lanı * Baş lmak iş lanı i. in eyin ladı ı * Sır sayını sayı rusundaki yeri. ı baş baş lı ı na * Baş ş ka eylerden ayrı olarak kendi baş tek baş ı na. . oluş mak. belirtmek.baş lamak * Bir iş giriş harekete geçmek. i yapı baş latma * Baş latmak iş i. baş ç noktası langı * Bir iş veya ş baş ğyer. ı * Olmak. baş ğnokta veya tarih olarak kabul etmek. * Hoş olmayan bir davranı koyulmak. ş a baş ç langı * Bir iş bir dönemin. ortaya çı kmak. e mek. baş ş layı * Baş lamak iş i veya biçimi. baş gelen.nin ilk bölümü. doğ mak. ine * Baş mak. * Çalır. baş lmak latı * Baş latmak iş lmak. başca lı * En önemli. baş lmak lanı * Baş lanmak. baş lanmak * Baş lamak iş konu olmak. baş lanma * Baş lanmak iş i. ta . iş yürür duruma girmek. i. * Görünmek. ması baş cı layı * Bir ş öğ ey renmeye yeni baş layan (kimse). n * Ön söz veya girişmukaddime. baş latmak * Baş laması yol açmak. * Etkisini gösterme.

lı ı baş mabeyinci * Osmanlı sarayı mabeyincilerin baş nda ı . başksı lı z * Başğolmayan. lı baş makale * Baş . . külâh. serlevha. anteti olan. na lan * Tekerlek parmakların çakıolduğ kım. ı baş muharrir * Baş yazar. arpalı k. paş makçı .başk lı * Genellikle başkorumak için giyilen nesne. baş misafir * En değ konuk. evlenirken damat kaynatası para veya mal vermek. bir kitabıbölümlerinin baş konulan ve konuyu kı tanı yazı nı n ı na saca tan . serpuş ı . yazı baş makçı * Ayakkabı yapan. evlenirken. paş * Başk yapan veya satan (kimse). lı ı * Antetli. * Hayvan koş umunun baş geçirilen bölümü. antet. damadıkaynatası ödemesi görenek olan para. na başkçı lı başklı lı * Başğolan. baş mal * Anamal. çı lan ayakkabı bekçilik eden kimse. satan kimse. nı lı u sı başk atmak (veya koymak) lı * bir yazı başk olarak ad bulmak. top. a * Bir sütunun. * Bazı bölgelerde. * Bir yazın. z lanan ödenek. ya lı başk vermek lı * bazı bölgelerde. sermuharrir. giriş bölümünde. kıkardeşkıve hasekilerine bağ ahı z . baş mak * Ayakkabı mak. öğ baş muallimlik * Baş retmenlik. baş maklı k * Padiş n anne. kapital. has. karı lara baş makçı lı k * Baş makçın iş nı i. . bir direğ tepeliğ in i. n na * Tablalarıveya iş n parçaların düzgün kalması sağ nı nı lamak amacı baş ile tarafları takı parça. sermaye. * (camide) Ayakkabı konulan yer. erli baş muallim * Baş retmen. * Camilerde. takke. öğ baş mubassı r * Gözetmenlerin başolan kimse.

rolü ran baş oyunculuk * Baş oyuncu olma durumu. baş oyuncu * Bir filmde veya tiyatro eserinde baş canlandı oyuncu. müdür. baş mühendis * En üst düzeydeki mühendis. sermürettip. ı baş müdür * En üst düzeydeki müdür. na n kanı baş nokta * Baş ç noktası langı .baş muharrirlik * Baş yazar olma durumu. baş müdürlük * Baş müdürle yönetilen kuruluş . baş mühendislik * Baş mühendisin yaptı iş ğ veya görev. ş ı tı baş müfettiş * En üst düzeydeki müfettiş . ı baş müsevvit * Yazı müsveddeleri hazı rlayan ve adı müsevvit denen memurlarıbaş . baş örtülü * Baş baş ile örtmüş ı nı örtü olan (kadı n). * Baş müdürün çalı ğdaire. baş müfettiş lik * Baş müfettiş olma durumu. baş retmen öğ * (ilkokullarda) Yönetimden sorumlu olan öğ retmen. eş nları nı kları arp. baş murakı p * En üst düzeydeki denetçi. baş mürettiplik * Baş mürettibin yaptı iş ğ . baş murakı k plı * Baş murakın yaptı iş bı ğ . öğ baş örtü * Kadı n saçları örtmek için kullandı örtü. baş retmenlik öğ * Baş retmen olma durumu. baş oda * Geleneksel Türk evinde özellikle konuklarıağ n ı rlandı büyük ve özenli döş ğ ı enmiş oda. . ı baş mürettip * Baş dizgici.

baş savcı * En üst düzeydeki savcı . n baş pehlivan * Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan. * Baş papazısorumluluğ n unda olan bölge. na. * Bir filmin veya bir tiyatro eserinin baş isini canlandı iş kiş rma i. kanı * Başveya baş bulunmama durumu. ı kanı * Yasası hükûmeti olmayan topluluk. baş pehlivanlı k * Baş pehlivan olma durumu. in baş gelmek ta * önde olmak. baş olmayan. anarş ve i. baş rejisör * Baş yönetmen. . baş rejisörlük * Baş yönetmenlik. baş parmak * El ve ayakta bulunan en kalı parmak. * Baş nı görevi veya makamı savcın . başzlı sı k başehir ş baş (veya baş ta ı bulunmak nda) * bir iş yöneticisi olmak. üstün durumda olmak. baş rol * Baş oyuncunun rolü. başz sı * Başolmayan. baş papazlı k * Baş papazıgörevi ve makamı n . baş piskopos * Katoliklerde piskoposlarıbaşolan din adamı n ı .baş papaz * Bazı kiliselerin papazları öteki papazlara göre bir üstünlük veren unvan. ı * Yöneticisi. baş rahip * Manastı rlarda en kı demli ve yönetimden sorumlu rahip. erksizlik. baş piskoposluk * Baş piskoposun görevi ve makamı . baş lı savcı k * Baş savcı olma durumu. baş rahiplik * Baş rahibin görevi. baş ehir. kent. * Bir devletin yönetim merkezi olan ş devlet merkezi.

baş sona tan * Daima.baş gitmek ta * en ileri durumda bulunmak. baş aş tan mak * pek çok olmak. her zaman. na amak. bütünü. hepsi bir arada. baş i ı savma veya atma. . baş tabiplik * Baş hekimlik. düzen bozucu. isyancı . baş kara etmek tan * batma tehlikesi karş nda. baş çı tan kmak * ahlâkı bozulmak. ndan baş savmacı tan lı k * Bir işyapmamak için bahane bulma iş i i. baş savmacı tan * Bir işyapmamak veya savsaklamak için bahane bulma. baş savma tan * üstünkörü. bütünüyle. bir kez daha. sütunlarıüstüne oturan ve iki sütun arası kları n ndaki uzaklın üstünü örten ğ ı büyük. bir uçtan öbür uca kadar. doğ yoldan saptı ru rmak. uzun taş lerin oluş kiriş turduğ bölüm. ndan baş aş ı tan ağ * Hepsi. baş tan * baş ı alarak. pek çoğ almak. baş taş ta ı mak * çok saygı göstermek. * Baş ı sonuna kadar. ı sı ı nı baş kara gitmek (veya etmek) tan * sonunu düş ünmeyerek hesapsı batarcası yaş z. baş baş tan a * Tamamen. baş taban * Yunan ve Roma mimarlı nda. baş kalmı(veya kalma) tan ş * baş tarafı kullanı ş kası ndan lmı . ndan baş çı tan karmak * ayartmak. yeniden. u baş tabip * Baş hekim. gemi baş karaya vurup oturmak. özen göstermeden. baş maz tanı * Asi. kötü yola sürüklemek. baş mazlı tanı k * Anarş izm.

baş vekillik * Baş olma durumu.baş tankara * Ötücü kuş takı nı baş lar mın. baş vurmak * Bir iş yapı in lması bir kimsenin aracı ı istemek veya bir iş bir ş için lını ğ te eyden yararlanmak amacı ona el yla atmak. Kuzey Afrika. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanmak. müracaat etmek. çesitli renklerde olabilen bir kuş (Parus maior). baş teknisyenlik * Baş teknisyenin görevi. baş uzaklı ucu ğ ı * Gökyüzünde verilen bir nokta veya yı zıbaş noktası ldın ucu ndan açı uzaklı. baş vekil * Baş bakan. ufkun i üstünde olanı . baş vurdurmak * Baş işyaptı vuru i rmak. i. bir baş tarda * Osmanlı donanması yer alan kadı cinsinden bir tür savaş nda rga gemisi. nda * Geminin ön bölümünde çapanı bulunduğ yer. baş vurma * Baş vurmak iş müracaat. türü baş tankaragiller * Omurgalı hayvanları ötücü kuş takı ndan yüz kadar kuş n. ı . baş teknisyen * En yüksek düzeyde bulunan teknisyen. n baş ülke baş üstü * Sömürge imparatorlukları sömürgelere egemen olan ülke. * Baş uzmanı görevi. müracaat ettirmek. tankaragiller familyası ndan. lar mı türünü içine alan geniş familya. i baş noktası ucu * Yeryüzündeki bir gözlem noktası geçen düş doğ ndan ey rultusunun gökyüzünü deldiğiki noktadan. müracaat etmesini sağ lamak. vekil baş vurdurma * Baş vurdurmak iş i veya durumu. Avrupa ve Asya'da yaş ayan. baş uzmanlı k * Baş uzman olma durumu. sal ğ ı baş uzman * En yüksek düzeyde bulunan uzman. semtürreis. n u baş vekâlet * Baş bakanlı k. baş ucu * Bir yerin düş eyinin gök küreyi kestiğnokta.

ldı ldı baş yönetmen * Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse. baş yazarlı k * Baş yazar olma durumu. baş cı yargı * Oyunu yöneten yargılardan. baş yazmanlı k * Baş yazman olma durumu. baş yukarı * Bir yer altı kuyusunun üst kı na geçmeyi sağ smı layan geçit. baş yazar * Bir gazete veya derginin baş ları yazan kimse. sermuharrir. müracaatçı . * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanma. kararda yetki üstünlüğ olanı hakem. ı ma. .baş vuru * Baş vurmak iş müracaat. anlaş k durumunda. baş yazı nı muharrir. baş baş yaver * Yaverlerin başolan kimse. baş yönetmenlik * Baş yönetmenin iş i veya mesleğ i. * Baş yaverin görevi veya makamı . bat . baş mcı yardı * Bir kurum veya kuruluş görevli amirin yardı ları en üst düzeyde olanı ta mcı ndan . bilgiye ulaş referans. müracaat edilmek. ı baş yaverlik * Baş yaver olma durumu. baş t yapı *Ş aheser. baş kâtiplik. i. * Baş yazmanıgörevi veya makamı n . ı nda baş ldı yı z * Çift yı zlarda büyük olan yı z. baş rejisör. . n baş yazı * Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı makale. baş vurulmak * Baş yapı vuru lmak. * Baş yazarıgörevi. baş yemek * Geleneksel Türk mutfağ çorbadan sonra gelen en önemli yemek. baş vurucu * Bir iş baş için vuran kimse. baş baş yazman * Bir dairedeki yazmanları baş baş n ı kâtip. cı mazlı ü . baş vurulma * Baş vurulmak durumu.

bataklıketeni k * Papirüs familyası ndan. en bataklıkı cı k rlangı * Kı gagalı sa . batı * Bataklı seven. ş nda ince lmadı ı bataklı bataklı k * Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge. batakçı * Borcunu ödememeyi alı k hâline getirmiş ş kanlı olan (kimse). it bata çı ka * Güçlükle zorlukla. * Kötü durum. hem yağ kuş nı mur ları içine alan kuş sıfı lar nı. bataklınergisi k * Avrupa ve Kuzey Amerika'da güneşsu kıları yetiş çok yık bir bitki (Caltha palustris). batak çulluğ u * Çullukgillerden. bataklı klarda yetiş bir bitki. ğ ı . imş lmı ucu . sı tüyleri pas rengi olan. ahlâk dı durum. pamuk otu (Eriophorum). bataklı rt klarda yaş bir kuş ayan türü. 30 cm uzunluğ unda bir çulluk türü (Gallinago gallinago). ishak kuş (Asio u flammeus). bataklıgazı k * Metan. * Hayıgelmez. * Bataklı olan (yer). kı güç batak * Üzerine bası çöken çamurlaş ş nca mıtoprak.* Kurş boruları ağ nı un n zı açmakta kullanı ş irden yapı ş sivri bir çeş takoz. rı ğ ı rakı ğ ı * İlerin zamanı ve gereğ yapı ğyer. li yı nda en llı batar * Zatürree. bataklı klarda yaş ayan. lan. batakhane * Gidenlerin dolandıldı veya kötü bir durumda bı ldı yer. batağ saplanmak a * içinden çılması bir durumda olmak. ş ı bataklıardı k cı * Bataklıve sıbitki örtülü yerlerde yaş küçük ve ötücü kuş k k ayan (Acrocephahus palustris). yarar sağ r lamaz. rengi kahverengiye çalan siyah. bataklıbaykuş k u * Baykuş giller familyası ndan. * Uygunsuz ve kötü. hayvan). bataklıkuş k ları * Omurgalı hayvanlardan hem tavuksulardan. * Eline geçen parayı ran. batmı ş . uzun kanatlı . ayan batakçı l batakçı lı k * Batakçı olma durumu. uçarken deniz kı cı andı bir tür kuş rlangını ran (Glareda). bataklı kları klarda yaş (bitki. içinden çılmaz iş kı .

batarya * En küçük topçu birliğ i. * Batı sı kimse. garplı ndan . * Batı sı yanlı olma durumu. davulcu. lı in ğ ı * Bu yönde olan. batı l itikat. * Savaş gemilerinde borda topları bunlarıbulunduğ güverte parçası ve n u . * Batarya ile çalı (radyo. * Batı uygarlını ğ benimsemiş ı bulunan (kimse). * Güneş 22 Martta ve 23 Eylülde battı nokta. u Batı Türkçesi * Hazar Denizinin batındaki Türk dünyası XIII. kehanetlere aş derecede bağ boş a l dı ı ı rı lı inanç. in ğ ı * (siyasî anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika. garp. bataryalı * Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş . ş an bateri baterist batı * Yeryüzündeki başca dört yönden güneş battı yön. gizli ve akı şgüçlere. garp. yüzyı beri kullanı ve Oğ sı nda ldan lan uzcaya dayanan Türk dili. * Çürük.). batı l itikat * Boş inanç. batı ma lı laş * Batı mak işgarplı ma. batı cı batılı cı k batı k * (gemi için) Batmı ş . in ğ ı batı bloku * Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkelerinin oluş turduğ blok. * Orkestrada vurma çalgı takı . garbî. * Birkaç aygın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluş takı tı an m. gün indi. laş . lı laş i. * Bulunulan yere göre güneş battı yönde olan bölge. lar mı * Bateri çalan kimse. bu yönle ilgili. batı lı * Batı ülkeleri veya batı bölgesi halkı olan (kimse). batarya ateş i * Bir bataryada bulunan toplarıhep birden ateş n düzenine geçmesi. garpçı yanlı olan . davul. batarya kutusu * Bataryanı bütün olarak taş n ı nması sağ nı layan sandı k. batı l inanç * Doğ üstü olaylara. garpçı lı k. temelsiz. telefon vb. batı l * Doğ ve haklı ru olmayan.

. maydanoz. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan (giysi). laşrma. soğ domates. lan batı ş batisfer batiskaf . ş . * Su üstü araçları çelik kablo ile bağ na lanmı negatif yüzebilirliğbulunan dalıküresi. görüş anlayı izledikleri temel ilkeleri benimsemiş ve ş ta olmak. lan. laş batı tı lı rma laş * Batı tı lı rmak iş garplı tı laş i. niye *İ çrek. ı larak batılma rı * Batı rı iş lmak i.batı mak lı laş * Özellikle Avrupa ülkelerinin düş üncede. * Batmak iş i veya biçimi. lı * Batı uygarlını ğ benimseme. Batı nî * Batı mezhebinden olan kimse. te * Bir kimseyi çekiş iyice kötülemek. batı rma batı rmak * Batı iş rmak i. batması sağ vın ak nı lamak. batı n * Karı n. ağ r. * Sınıveya yumuş bir maddenin içine gömülmesine yol açmak. dövülmemiş ceviz içi. n nda unu batık rı * Köftelik bulgur. çalı ş mada. * Göbek. nane. garplı mak. rmak ine * Yok edilmek. garplı tı laşrmak. i ş * Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanı araç. tirip * Kirletmek. larak yapı taze asma yaprağveya lahanaya sarı tüketilen bir salata tütü. garplı ı lı k. * Kumaşderi veya kâğ süslemede kullanı bir yöntem. ı t lan * Bu yöntemle hazı rlanmıkumaş ş . batı k lı lı * Batıolma durumu. Batı nîye * Görünürdeki olaylarıardı gizli gerçeklerin bulunduğ kabul eden tarikatlara verilen ad. * Mahvetmek. batı tı lı rmak laş * Batı ması sağ lı laş nı lamak. kuş ak. * Bir iş sermayeyi yitirmek. batılmak rı * Batı iş konu olmak. bati batik * Yavaş ı . tahin ve limon suyu kullanı an.

(kimse). kı i * Miktarı bölgelere ve tartı ş lacak eylere göre değ en eski bir ağ k ölçüsü. GüneşYı z vb. flâs * Kirlenmek. * Daha kötü bir duruma uğ ramak. incitmek. inkı kı raz. lan batöz batsat * Ara sı seyrek olarak tek tük. nı i ile n batma * Batmak iş i. batkı k nlı * Borçları ödeyemediğmahkeme kararı tespit ve ilân olunan tüccarıdurumu. lan. tuzlu çubuk. * Dokunmak. battal etmek * kullanı lamaz bir duruma getirmek. yı z için) Dünyanı dönüş dolayıyla ufkun altı inmek. ldı na batmak * Bir sınıüstünde iken içine gömülmek. ş ş ı * Harman makinesi. müflis. u kalı battaniyeli * Battaniyesi olan. * Alılmıolandan büyük. battı k yan gider balı * iş kötü gittiğ göre artıistenildiğgibi davranı ler ine k i labilir. ldı n ü sı na * İ etmek. battal * İe yaramaz. eyler * Hoş gitmeyen bir duruma uğ a ramak. iflâs. yok olma. iş yaramaz duruma gelmek. e battaniye * Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanı çoğ yünden dokunmuş nca örtü. * Saplanmak. * Bir gök cisminin (Ay. * (tedirgin etmemesi gereken ş için) Tedirgin etmek. harman dövme makinesi. * Yılmak egemenliğsona ermek. * Çökmek.) ufkun altı inmesi. * Yok olmak.batkı batkı n * Batkı k. iflâs. battal edilmek * kullanı lamaz duruma getirilmek. . * Yılma. . vın * (GüneşAy. nlı * Borçları ödeyemez duruma düş iflâs etmiş nı en. . çökme. battal olmak * kullanı lamaz. kullanı ş lmaz. bozulmak. iş ı rlı batman batonsale * Tuzlu hamurdan yapı ince uzun çubuk. ra.

epey. * Bavlı iş mak i. ahin i ş tı * Yolculukta. bavullu * Bavulu olan. * Çok iyi. davranı giyiniş ş . sı radan. * Ş ve köpeğava alı rmak. basit adî. ndan bay bay * Bey yerine kullanı bir unvan. uygunsuz olmak. zengin (kimse). lı * Kibar olmayan. köpeklerini ava alı rmak için kullandı yapay kuş ları ş tı kları vb. bavulcu * Bavul yapan veya satan kimse. Bavyeralı * Bavyera halkı olan (kimse). * Ş ve köpek gibi hayvanları lı alı ran kimse. hiçbir özelliğbulunmayan. nda i * Hayvanı lı alı rma iş avcı a ş ğ tı i. bayağkaçmak ı * (söz. * Her zamanki gibi olan. i * Hemen hemen. pekâlâ. lan * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. bayağkesir ı * Ondalıolmayan kesir. banal. için) yakı ş mamak. ağ k. ahin avcı a ş ğ tı bavlı * Ava alı rı ş ş lmı(hayvan). amiyane. malı olan. ya bavlı ma bavlı mak bavul bavul ticareti * Gümrüksüz ve vergisiz ithaline izin verilen eş yabancı yayı ülkelerden satıalı bavul veya çantalarla yolcu n p. çok . tı * Avcı n.batur batyal bav bavcı * Bahadı r. ı laş * Parası . oldukça. * 200 ile 2000 m arası derinliğolan (deniz). beraberinde sırdan geçirerek iç piyasada değ nı erlendirmek iş i. k bayağ ma ı laş * Bayağ mak durumu. * Gerçekten. içine eş konulan büyük çanta. âdeta. bayağ ı * Aş ı pespaye. çok.

* Bayatlamaya baş ş lamı . . p için bayatlı k bayatsı * Bayat olma durumu. ini . * Taze olmayan. * Güncelliğ önemini. özelliğ yitirmiş söylenmiş ini. baygı n * Bayı şkendinden geçmiş lmı . m lan * Kadıözel adları n yerine kullanı lı r. ini bayatlatma * Bayatlatmak iş i. * Süzgün. Bayat * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. ı laş na bayağ k ı lı * Bayağolma durumu veya bayağ davranı ı ı ca ş . * Eşkarı . bayağ tı ı rmak laş * Bayağ ması sebep olmak. * Gönül vermiş . . ı ı bayağ tı ı rma laş * Bayağ tı ı rmak iş laş i. * Klâsik Türk müziğ uş dörtlüsüne buselik beş katı yla yapı ş bir makam. uz bayatı bayatî * Azerî ve Türkmen halk ş iirinde mani türüne verilen ad. çok . ik bayatîbuselik * Bayatî makamın buselik beş veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluş bir birleş makam. nı lisi an ik bayatlama * Bayatlamak durumu. bayatsı mak * Bayatlamaya yüz tutmak. bayatlatmak * Tazeyken kullanmayıbayatlaması bekletmek. tazeliğ yitirmek. . bayağbir duruma girmek. bayan * Hanı yerine kullanı bir unvan.bayağ mak ı laş * Bayağbir durum almak. inde ş ak lisi lması lmıeski bayat bayatîaraban * Araban ve bayatî makamları oluş ndan turulan bir birleş makam. bayatlamak * Bayat duruma gelmek.

* Vermek. n * Çok hoş lanmak. baygı ma nlaş * Baygı mak iş nlaş i. * (yer için) Geliş güzelleş ip mesi. ödemek. * hayranlı seyretmek. * Sı açlı susuzluk. baygı k nlı * Baygı olma durumu. yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. * çok heyecanlanmak. uyur gibi olmak. kendini kaybetmek. bayı bayı la la *İ steyerek. baygı ntı * Baygı k.*İ nsanı kendinden geçirir gibi olan. kla baygıdüş n mek * çok yorulmak. baygı k geçirmek nlı * bayı lmak. nlı * İ böceklerinin sindirim organları görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalı bu sebeple pek nda k. bayı ltmak * Bayı nı lamak. kan ı n mı . istekle. n * (göz için) Süzülmek. cak. vücudun kı ldanamaması mı gibi fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu. lttı i bayı rmak lttı * Bayı na yol açmak. telâş lanmak. bayı lma * Baygı duruma girme. bayı nı lamak. . severek. n bayı lmak * Baygı duruma girmek. bayı na yol açmak. baygı mak nlaş * Baygı duruma gelmek. nı ş ş ı . çevreye göz gezdirmek. koza yapamama durumu. lması lması sağ bayı r ndı mamur. k. çok isteyerek. n * Duyumlarıdurması dolaş nıve solunum görevlerinin duraklaması n . bayıcı ltı * Bayı ltan. hayat ş artların uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalılmıolan. * Yılmı dökülmüş ğ ş ı . kendinden geçmek. baygıbaygıbakmak n n * kendinden geçmiş ş bir ekilde. bayı ltma * Bayı ltmak iş i. kendinden geçme. çok sevmek. lması sağ lması bayı rma lttı * Bayı rmak işveya durumu. * Bayı ltacak gibi etkide bulunan.

* Bu iş yapı ğyer. uz baykuş baykuş gibi * uğ ursuzluk getirdiğ inanı kimseler için söylenir. rlaş bayı mak rlaş * (yer ve yol için) Dikleş mek. terbiyesiz erkek. in ldı ı * Baş kulak yerinde iki sorgucu bulunan. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. rtı gece ların . imar etmek. uz bayı rcı ndı * Bayı r duruma getirici. bayı u r kuş * Çalı bülbülü. ümran. ndı * Bayı r duruma getirme işimar. ndı tı i. yı cı kuş nıgenel adı ı nda. ri * Kaba. ndı bayı rlaşrma ndı tı * Bayı rlaşrmak işimar etme. bayı r yukarı * Tepeye doğ yokuş ı yönelerek. bayı r turpu * İ bir turp türü (Cochlearia armoracia). baş na bayı ma rlaş * Bayı mak durumu. ndı bayı rlı ndık * Bayı r olma durumu. ndı mak bayı rlaş ndı mak * Bayı r duruma gelmek. bayı ağ r aş ı * Tepeden düze doğ ru. * Bir maddeyi sürekli satma iş i. ndı bayı rlaş ndı ma * Bayı rlaş durumu. ndı i. ru. dükkân veya kuruluş . ine lan baykuş giller . Bayı ndur bayı r * Küçük yokuş .Bayı r ndı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. bayı rlaşrmak ndı tı * Bir yeri bayı r duruma getirmek. bayi bayilik * Bazı maddeleri satma izni olan kimse.

baylanma * Baylanmak iş i. * Baklagil çiçeklerinde diğ erlerinden daha üstte bulunan. * bir ülkü yolunda toplanmaya çağ ı rmak. ı e bayrak dikmek * bayraklı sopayı yere saplamak. baylan * Nazlıı k (biçimde). midede ezinti yapmak. bayrak çekmek (veya asmak) * bayrağbir direğ veya ipe takmak. * Aldatmak. * Gerektiğ indirilip kaldılan. bayrak gibi * kendini belli edecek bir biçimde. özelleş tirilmişgenellikle dik dörtgen biçiminde kumaş . iş ı klı ve. belli bir topluluğ veya bir kuruluş simgesi olarak kullanı renk ve biçimle un un lan. . bayma baymak * (yiyecek) Baygı k vermek. ı baypas ameliyatı * Kalpte tı kanmıbir damarı beslediğbölgeye kan akını rmak için o bölgeye eklemek için yapı ş n i ş artı ı lan damar ameliyatı .* Büyüklükleri çeş olan kukumav. bir bir bayrak direğ i * Bayrak asmak için hazı rlanmıuzun direk. daha büyük olan ve çoğ unlukla baş bir renkte ve ka yuvarlakça olan taç yaprağ ı . mideyi bulandı nlı rmak. bayrağyarı indirmek ı ya * millî yas ilân etmek için bayrağdireğ yarına kadar indirmek. ş * Gemilerde güvertenin en yüksek direğ i. kandı rmak. . naz. baylanmak * Nazlanmak. baypas * Damar aktarma. açı kapatı kol. * Devre dı bı ş rakma. ı in sı bayrak * Bir milletin. ş ı marmak. * Simge. inde rı lı p lan bayrak açmak * gönüllü asker toplamaya giriş mek. bayrak töreni. . * Baymak iş i.ş marı baylanlı k * Zenginlik. sembol. etki altı bı nda rakmak. * Öncü. puhu gibi yıcı ları itli rtı kuş içine alan kuş familyası lar . bayrak merasimi * Bkz. * Şmarı k.

muş bayram değ seyran değ eniş beni niye öptü il. * Bkz. * Sevinç. ı ı yan bayraktarlını ğ yapmak ı * bir akı n. bu yakı ğ bir sebebi olacak. n ve sı nda lan bayram ayı * (Hicrî takvime göre) Ramazandan sonra gelen ay. tem * gösterilen bu ilginin. askerlik. bayraktarlı k * Bayraktarı görevi. bayrağdüş ı ürmeden yaptı koş kları u. bayrak yarı ş ı * Atletizmde dört sporcudan oluş ekibin araları paylaşkları an nda tı mesafelere baş larken elden ele geçirmek yoluyla bir sopayı . hı nlıetmek. * Bayrak yapan. yol göstermek. bayram çocuğ u * Bayram dolayıyla süslenmişdonatı şsevinçli çocuk. neş e. mak i bayraklaş mak * Bayrak değ kazanmak. bayram * Millî veya dinî bakı mdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler. eli bayraklı . üzerine bayrak çekilmiş ı bulunan (yer). bayrakaltı * Ordu hizmeti. * Bayrak asmaya uygun direk. * Özel olarak kutlanan gün. bayraklı k * Bayrak olmaya uygun kumaş . il. n bayraktarlıetmek k * öncülük etmek. bir görüş yayı nda öncü olarak çalı mı ün lması ş mak. * Bayram günü doğ çocuk. bayram alayı * Bayram günlerinde padiş ahlarıcamiye gidiş geliş rası yapı tören. diken veya satan kimse. bayraktar * Bayrağtaş kimse. ş evval. sı . nlın ı bayram etmek (veya yapmak) . rçı k bayraklaş ma * Bayraklaş işveya durumu. eri bayraklı * Bayrağolan. bayrakçı * Bayrak çeken kimse. lmı .bayrak töreni * Bayrak karş ndaki saygı ı sı duruş u. bayrakları açmak * bağ p çağ ı rı ı rarak.

bayramı kutlamak için yapı kı ziyaret. Bayramî * Hacı Bayram Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. n ladını ı lan bayram yeri * Bayram günlerinde çocuklar için kurulan açıeğ k lence yeri. lan sa bayramda seyranda * seyrek olarak. nı bayramlı k * Bayramda kullanı bayrama özgü olan. bayramıkutlandı gün. nadir olarak. bayramdan bayrama * çok seyrek olarak. bayramlaş mak * Birbirinin bayramı kutlamak. bayram hediyesi * Bayram günleri karşklı tek yanlı ı veya lı verilen armağ an. arada sı rada. bayram havası * Neş sevinçli bir ortam. bayramlıad k * Birisi tarafı hakaret yollu kullanı sözün kendisine ait olduğ bildirmek için kullanı ndan lan unu lı r. bayram namazı * Dinî bayramlarıilk gününde sabah namazı sonra kı özel namaz. bayram ziyareti * Dinî bayram günlerinde. eli. eker bayram tebriğ i * Bayramı kutlamak için yazı gönderilen kart veya birine yapı ziyaret. lan. konu ile hiçbir ilgisi olmayacak biçimde ters anlamak. ndan bayramlaş ma * Bayramlaş iş mak i. n ndan lı nan bayram ş ekeri * Özellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen ş veya çikolata.* çok sevinmek. * Bayramî tarikatı olma durumu. n ğ ı bayram haftası mangal tahtası nı anlamak * sözü. bayram günü * Bayrama rastlayan. * Bayramlarda verilen armağ an. Bayramîlik * Bayramî tarikatı . lı p lan bayram topu * Dinî bayramlarıbaş ğ duyurmak için atı top. bayram koçu gibi * gösteriş ve zevksiz bir biçimde süslenmiş li olan. nadiren. bayramlıağ k ı z .

* Bazı olan (tuz) veya bazıözelliklerini taş (madde). sert. * Birtakı kimi. esasî. kı dem. bayramüstü * Bayrama yakı n. kları baytarlı k baz * Baytarımesleğ n i. ş . bayrı bayrı lı k * Bayrı olma durumu. * Temel.* küfür. yı cı kuş ahin rtı bir . bayramüzeri * Bkz. ı . * Taban. baytar * Hayvan hastalı hekimi. baysungur * Ş cinsinden. * Dolap gövdesinin zemine düzgün oturması yarayan çerçeve ş na eklindeki kaide. m. mak. * Bir asitle birleş bir tuz oluş ince turan madde. baysal baysallı k * Huzur ve refah içinde olan. kimi vakit. bir çeş yanardağ it kültesi. * Huzur ve refah içinde bulunma durumu. esas. baz losyon * Cildin esnek ve sağklı lı görünmesini sağ lamak ve özellikle yağ ciltlerin parlak görüntüsünü gidermek için lı kullanı bir tür losyon. ra. * Ara sı arada bir. * Ara sı arada bir. kimi vakit. kadim. veteriner. ra. * Pazarlı alıveriş k. esas. bayramlıağ nı k zı açmak * kaba konuş küfretmek. çok n ı yan * Koyu renkli. * Çok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan. * Çarş pazar. Bayramüstü. lan baza * Mobilyanıuzunluğ n unca konulan dar ayak. bazal bazalt bazar bazen bazı .

bazlamaç bazlaş ma bazuka . bazlama * Sacda piş irilmiş yuvarlak pide. * Roketatar. i * Birleş iminde asit ve baz ağ ğoranı ı ı rlı normal tuza göre az. bazilika * Kral sarayı . bazidiyospor * Bazitli mantarlarısporları verilen ad. sı n * Bazlama. bebe aspirini * Berilyum'un kı saltması . n na bazik (tuz). * Bir maddenin baz durumuna gelmesi. bazı (veya bazı) ları sı * birtakı . hey. bazit * Bazit mantarları üreme organı n . * Türk alfabesinin ikinci harfinin adı . mı baziçe * Oyun. bazı dingil döner bazı teker * karşklı kilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı ar anlamı kullanı ı iliş lı doğ nda lı r. Be be be bebe * Bebek. kalıgözleme. asitlerle birleş tuzları ince ince veren oksitler. küçük çocuk. * Dikdörtgen biçiminde. bazitli mantarlar * Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu. biçiminde kilise. * Tatlı bol.bazı bazı * Ara sı arada bir. fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan bazik oksitler * Çoğ oksijen bakı ndan zayı u mı f olan. yahu. üç salona ayrı ş ra lmı dikdörtgen . su ile birleş baz etkisi gösteren. ra. kimisi. iki sı sütunla. * Baz niteliğgösteren. uç kı nda yarı çembere benzeyen bir çıntı olan Roma mahkemesi. * (teklifsiz konuş mada) Ey. yanlardakiler daha alçak olmak üzere içi. smı m kı sı * Ortadaki yüksek.

* Yeni doğ yavrunun yetiş an kinlerin bakı na sürekli olarak bağ olduğ dönem. beceri * Elinden iş gelme durumu. * (küçük b ile) Sevimsiz. e ş ı bebekleş me * Bebekleş iş mek i. bebeklik etmek * bebek gibi davranı ş larda bulunmak. bez vb. lan * Sevgi sesleniş i olarak kullanı lı r. karş klı değtirme. bebekleş mek * Şmarı davranı ı kça ş larda bulunmak. * Plâstik. n) bebek gibi * çok güzel (kadı n). * Yaş yakı ı na ş mayacak davranı ş bulunan kimse. bebeklik * Bebek olma durumu. larda bebek * Meme veya kucak çocuğ u. budala. 0-2 yaş grubunda bulunanları ölümü. bebek beklemek * (kadı gebe durumda bulunmak. * bebeğ yakır biçimde. * Göz bebeğ i. e ş ı bebek ölümü * Çeş hastalı itli klardan. Beberuhi * Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı . iş ı yer lı iş becayiş becayiş etmek * değik yerdeki görevliler. iş ı yer lı iş becelleş me * Becelleş iş mek i. ilâcı olarak yapı ş özel lmıaspirin. karşklı değtirmek. yapı lması alı rmalara yatkıolması güç ş tı n durumu. n bebekçe * Bebek gibi. * Kiş yatkı k ve öğ inin nlı renime bağ olarak bir iş arma ve bir iş amaca uygun olarak sonuçlandı lı i baş lemi rma yeteneğ maharet. * Vücudun. bücür erkek. bebeğ yakır biçimde. * Yer değ me. mı ı mlı u * Bebek gibi davranı ş larda bulunma. ustalı maharet.* Küçük çocuklara içirilmek üzere. becelleş mek * Cebelleş mek.den yapı insan biçiminde oyuncak. tahta. i. bebecik * Küçük veya acı nacak durumda olan bebek. k. becerikli .

vedi. ş an bedavacı lı k * Bedavacı olma durumu. * İ acele. mahir. ansın. maharetli. bozmak. rak ünde. mak . beceriklilik * Becerikli olma durumu. beceriksiz * Becerisi olmayan. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. bedavadan * Bedava olarak. üstesinden gelmek. elinden iş gelen. apaçıolma durumu. lüzumlu. küçük bir kuş (Passer). ustalı maharet. bedava * Karş ksı parası emeksiz. * Gerekli. kirletmek. bedavalaş ma * Bedavalaş durumu. bedavacı * Her ş bedavadan sağ eyi lamaya çalı (kimse). k * Bir konuda hazı ksıkonuş rlı z abilme yeteneğ i. becerme * Becermek iş i. na * Birini öldürmek. başküçük ve çı tüyü mavimtı kül renginde. * Bir ş kullanı duruma getirmek. becet becit * Serçegillerden. usta. becermek * Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak. bedaheten * Birdenbire. evcil bir hayvan (Numida meleagris). ı z. Beç tavuğ u * Tavukgillerden. tavuk büyüklüğ ı plak. uz bedava sirke baldan tatlır dı * masrafsıveya emeksiz elde edilen ş z eylere herkes istek gösterir. eyi lmaz * Irzı geçmek. k. lı z. Beçene bedahet * Besbelli.* Becerisi olan. düş zı ünmeksizin. kirletmek. usta olmayan. bedavadan ucuz * çok ucuz. beceriksizlik * Beceriksiz olma durumu.

*İ lenme.bedavalaş mak * Bedava duruma gelmek. karamsarlı sokmak. kötümserliğ kapı e lmak. pesimist. bedavaya * Çok ucuza. bedbinlik bedçehre * Kötümserlik. kötümser olmak. suratsı z. bedbinleş tirmek * Kötümser. ümitsizliğ düş ğ a e ürmek. zlı bedbin * Kötümser. birinin işsürekli ters gitmek. bahtsı talihsiz. karamsar duruma getirmek. k. beddua sinmek * ilencin tutması yüzünden. karamsar olmak. bahtsı k. ı r * Mutsuz. bedbahtlı k * Mutsuzluk. karamsarlı pesimizm. bedbinleş me * Bedbinleş iş mek i. * Asısuratlı k . bedbin etmek * üzmek. bedayi bedbaht * Estetik yönü ağ basan güzellikler. lânetlenmiş . bedbinleş mek * Kötümserleş mek. z. bedbinleş tirme * Bedbinleş tirmek iş i. intizar etmek. bedbaht etmek * üzmek. bedavası na * Bkz. ilenç. i bedduası tutmak . * Kötü yüzlü. bedbin olmak * ümitsizliğ düş e mek. bedavadan. bedbaht olmak * üzülmek. karamsar. beddua beddua etmek * ilenmek.

için bedel vermek * askerlik yapmamak veya kı süre yapmak için devlete para ödemek. . başkol ve bacak dında kalan bölümü. gövde. i sa bedelsiz ithalât * Yurt dındaki iş ş ı çilerin veya geçici görevle yurt dına giden kamu görevlilerinin dönüş ş ı lerinde kendi mesleklerinin icrası kiş kullanı için getirdikleri mallar için yapı düzenleme. sa bedelci bedelli * Bedeli olan. kları sa bedelsiz * Bedeli olmayan. it. nsan beden eğ itimi * Vücudu güçlendirmek ve sağğkorumak amacı araçlı araçsıhareketler yapma. bedduası almak nı * biri tarafı kendisine ilenilmek. kasın na ile * Uş hizmetçi. erli. kı er. ş ı * Kale duvarı . fiilen. mı * Beden eğ öğ itimi retmeni. bedel tutmak * kendi yerine askerlik yapması birini para ile tutmak.* ilenci yerine gelmek. * Baş nıadı ve onun parası hacca giden kimse. * Bedelci. varlı n * Vücudun. lı ı yla veya z beden terbiyesi * Spor iş lerinden sorumlu makam. * Çok değ bedeli belirlenemeyen. * Askerlik yapmamak veya yapı süreyi kı lacak saltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. bedelli askerlik * Askerlik çağ gelmiş ı na gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptı kı süreli vatanî görev. eyin ı lı * Eş denk. bedenî * Beden bakı ndan. çoban. * Bkz. vücuduyla. ndan bedel * Değ fiyat. veya isel m lan beden * Canlı klarımaddî bölümü. beden eğ itimi. * Bedel verdiğiçin kı süre hizmet gören asker. beden cezası * İ vücudu üzerine uygulanan ceza. bedel ödenilmeyen. * Bir ş yerini tutabilen karşk. . ymet. ak. vücut. bedel ödenilen. bedence bedenci bedenen * Bedeniyle.

beğ enilen. yüzyı kurulan bir Sünnî tarikatı lda . * Estetik bilimi. * Kazak Türklerinde bir hastalın iyileş için yapı tören. kötü yürekli. * Estetik. bediîleş mek * Bediî duruma gelmek. çadı yaş göçebe. bedenli * Bedeni olan. ı . bedirleş me * Bedirleş durumu. gözü gönlü okş ayan. bedenî. * (büyük b ile) Bedevîlik tarikatı olan derviş ndan . bedensel. * Çölde. * (büyük b ile) XIII. *İ çinde değ eş alıp satı kapalı ı erli ya nı lan çarş . bediiyat bedik bedir * Dolunay. * Kötülük isteyen. güzel sanatlar. * Parlak ve sağklı lı görünmek. bediîleş me * Bediîleş iş mek i. * Güzellik ölçülerine uyan. * Besbelli. rda ayan * Böyle bir hayat sürdüren kimse. ayıon dördü. n bedirik * Temizlenip taranmıve eğ ş rilmeye hazıduruma getirilmiş veya pamuk topağ yumağ r yün ı . bednam . * Bedevî olma durumu. bedirlenmek.* Bedenle ilgili. ğ ı mesi lan bedevîlik bedhah bedihî bediî bedirlenme * Bedirlenmek durumu. mek bedirleş mek * Ay bedir durumunu almak. bedensel bedesten bedevî * Bedenle ilgili. bedirlenmek * Dolunay biçimini almak. apaçı k.

beğ endirmek * Beğ enilmesini. dekoratif yaprakları renkli çiçekleri olan. hünkârbeğ endi. zı begayet Begdili begonvil begonya * Begonyagillerden. begonyagiller * İ çeneklilerden.* Kötü ün kazanan. * Övücü tanı yazı. * Güzeli çirkinden ayı yetisi. i beğ enilmek * İ ve güzel bulunmak. beğ endirme * Beğ endirmek iş i. beğ eniş beğ enme * Beğ enme. hoş gitmek. örneğbegonya olan bir bitki familyası ki i . bedük * Çam sakı. * Bey. beğ enilen. a beğ enirlik * Beğ enme durumu. rma * Beğ enme duygusu veren. . pek çok. gusto. ı rı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. aş . kötülüğ ile dillere düş ü en. zevk. n beğ enilir beğ enilme * Beğ enilmek işveya durumu. * Beğ enmek iş i. zevk. hoş görünmesini sağ lamak. yi * Sevilmek. pek çok çeş bulunan sı ülke bitkisi ve itleri cak (Begonia). beğ enilir olma durumu. tma sı * Son derece. begüm beğ beğ ence beğ endi * Bkz. takriz. reçine. beğ eni * Güzel veya çirkin yargını sı verdiren duygu. uz * Akdeniz bölgesinde yaygıbir çiçek. * Hint prenseslerine verilen unvan.

* Küçümsemek. behey behime behimî behimîlik * Behimî olma durumu. * Kötülük. hor görmek. ne olursa olsun. ya k * Cennet. beis yok bej * zararı önemi yok. kuş ile karş ku ku ı lamak. yi * Benzerleri arası birini seçip ayı ndan rma. kabul etmek. beher * Her bir. behiş t behre behresiz beis * Engel. çı behemehal * Her hâlde. uymazlı k. beğ lik * Beylik. yi * Kuş duymak. beğ enmezlik * Beğ enmeme. p p.beğ enmek * İ veya güzel bulmak. * Onaylamak. zarar. tasvip etmek. hisse. beğ enmeyen kını zı (veya küçük kınıvermesin zı) * bir durumun beğ enilmemesi karş nda. * Pay. nasip. nca. bîbehre. nasibi. beğ enmemek * İ veya güzel bulmamak. beis görmemek * sakı zarar görmemek. iyi veya güzel bulmama. * (duygular için) Hayvanca. behavyorizm * Davranı lı ş k. hayvana yakır biçimde olan. uçmak. yok. ş ı . ne yapıyapı mutlaka. * Sarı çalan açıkahverengi. kı ma lan * Dört ayaklı hayvan. * Onaylamamak. * Payı . * Çış bildirmek için kullanı bir ünlem. beğ ı sı enmeyenin umursanmadını ğ anlatı ı r. hissesi olmayan.

allı bekârhane * Bekârlarıkalması ayrı ş n için lmıveya düzenlenmiş oda. * Doğ k. sağ bek bek beka * Savunucu. * Bekârlarıyaş ğmüstakil ev. iş ı bekâra karı aması boş kolaydı r * bilgi ve tecrübesi olmayan bir kimsenin işhafife alması i . evlenmemiş olmak. bek * Sert. n adı ı bekârlı k * Bekâr olma durumu. ı * Çulluk. z lan z zlı * Saflı temizlik. sı ini bekâr odası * Bekârları taş n. * Evlenmemiş kimse. denetleyici olarak beklemek. . * Sanat ve düş üncede özgünlük. beka bulmak * ölmezlik erdemine ulaş ölümsüzleş mak. . önemsememesi. * Evli olduğ hâlde ailesinden ayrı u . eyi bekçi kalmak * koruyucu. cı k. gözcü. * Hava gazı lâmbasın ucu. gereğ değ ince erlendirememesi tâbiîdir. k. bekâret * Kıoğ kıolma durumu. erdenlik. nı * Kalılı ölmezlik. bekçilik * Bekçinin yaptı iş ğ . katı lam. yalnıyaş kimse. bekar bekâr * Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota iş areti. radan gelmiş çilerin kalacağoda. * ölüm veya boş anma dolayıyla eş yitirmek. kı k. bekârlısultanlı k k * evlenmeden tek baş yaş ı na amanı daha iyi olduğ anlatı n unu r. tazelik. bekas bekçi * Bir ş veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse. mek. yenilik. masumluk. z ayan bekâr kalmak (veya yaş amak) * evlenmemek.* Bu renkte olan.

bekitme bekitmek * Kapamak. durmak. beklemeli * Sıfta kalıderslere devam etmeyen (öğ nı p renci). istemek. beklenme * Beklenmek durumu. bekle yârin köş esini! * yakı gerçekleş i sanı nda eceğ lmayan umutlar karş nda söylenir. bekleme odası * Bir kimseyi veya bir taş beklemek için gelenlerin oturdukları ı tı yer. nat * Kapanmak. * Bir ş bir kimseyi gözetmek. beklemek * Bir iş oluncaya. ine beklenmez * Beklenmeyecek durumda olan. direnmek. * Ummak. korumak. me bekleme yeri * Bir kimseyi veya taş beklemek için ayrı bölme. beklenilmek * Beklenmek. avukat vb. eyi) bekinme * Bekinmek iş i. beklenilme * Beklenilmek iş i veya durumu. beklenmedik * Birdenbire. bekinmek * İ etmek. ansın. biri gelinceye değ bir yerde kalmak. muhafaza etmek. tı kamak. * Bekitmek iş i. eyi. in * Süre tanı acele etmemek. * Aramak. bekleme salonu. * Vakit öldürme. tı kanmak. * Karş ı ı lması laş ihtimali bulunmak. bekleme odası ı tı lan . zı beklenmek * Beklemek iş konu olmak. ı sı bekleme * Beklemek iş i.bekçilik etmek * (bir ş bekleyip korumak. bekleme salonu * Doktor. mak. . ile görüş öncesinde oturulan yer.

lı bekletilme * Bekletilmek iş i veya durumu. ı iklimlerde yetiş bir kaktüs (Echinocactus). lı . ayyaş kün. * Bireyin belli ş ve durumlarıalacağbiçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki ön görüş art n ı ü. ak veya kara yemiş i. bekleş me bekleş mek * Birlikte veya karşklı ı beklemek. bekletilmek * Bekletmek iş konu olmak veya bekletmek iş lmak. beklenmezlik fiili * -acağ ı /-eceğbiçimindeki sı i fat-fiil ekine tutmak fiili getirilerek yapı ve iş istenmeden. i bekri bekrilik Bektaş î * Hacı Bektaş Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. . Bektaşbabası î * Bektaştarikatı olan derviş î ndan . ayyaşk. *İ çkiye düş künlük. bekleyiş * Beklemek işveya biçimi. Bektaşsı î rrı * Çok gizli tutulan sı r. * Bu çalın mayhoşnohut büyüklüğ nı . * Bektaştarikatı olma durumu. beklenmeden lan in olduğ anlatan birleş fiil. bektaş îkavuğ u * Büyük ve güzel çiçekler veren. î ndan bel *İ çkiye düş içkici. ine i yapı bekletme * Bekletmek iş i. unu ik beklenti * Bir olgunun sonunda gerçekleş beklenen ş mesi ey. * Bekleş iş mek i veya durumu.beklenmezlik * Beklenmeme durumu. lı k en Bektaş îlik * Bektaş tarikatı î . Bektaşdedesi î * Bektaştarikatı daha üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taş derviş î nda ı yan . ünde. bekletmek * Beklemek iş birine yaptı ini rmak. Bektaşüzümü î * Taşrangillerden bir çalı kı (Ribes grossularia).

salı salı rı rı na na. * Dağ rtları geçit veren çukur yer. ucu sivri kürek lacak veya çatal biçiminde bir tarı aracı m . deri. uzun saplı ı .* İaret. bel bel * Atmı meni. aret aret bel evlâdı * (bir kimsenin) Öz çocuğ ı . bel ağ sı rı * Bel çevresinde oluş ve duyulan ağ. bel kemeri * Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan. sperm. bel kı rmak * gövdeyi. sı nda * Geminin orta bölümü. bel fı ı tı ğ * Bel bölgesinde fı tı k. eyin ğ ı bel kı kı ra ra * kıta kıta. ayakla bası yeri tahta. anlamsıbakmayı z anlatan bel bel bakmak deyiminde geçer. bel * Ses ş iddetiyle ilgili birim. an rı bel bağ ı * Bel kemeri. bel kemiğ i * Omurga. bel bağ lamak * birisinin kendisine yardı olacağ inanmak. belden sağ sola bükmek. nsan üsle n nda ş * Bu bölümün. ş bel * İ bedeninde göğ karıarası daralmıbölüm. mcı ı na bel bel * Durgun. esas. iş vermek. k. te) n i . sı n altı rastlayan bölgesi. güvenmek. ı bel etmek * iş koymak. a bel kündesi * (güreş Ellerin arkadan gelip hasmıgöbeğüzerinde kilitlenmesi yolundaki kündeleme. rtı na * Hayvanlarda omuz başile sa ğ arası ı rı . bel bellemek * toprağbelle kazmak. kumaş veya metalden yapı özel bağ lan . * Toprağkazmaya veya kirizma yapmaya yarayan. temel. bel gevş i ekliğ * Cinsel gücü yitirme. * Bir ş varlı ile ilgili en önemli bölümü.

kı güç. nları * -den dolayı . * Kavgacı irret. kı ya * Hak edilen ceza. * Söz sanatları inceleyen bilgi dalı nı . eyde belâgatli * Belâgati olan. kı ve belâ okumak * birine beddua etmek. belâya çatmak (girmek veya uğ ramak) * beklenmedik bir belâ ile karş mak. düzgün anlatma sanatı ktan . nı nt lı ı cı ğ ı bel soğ ukluğ uğ una ratmak * bir iş veya bir söze gereksiz yere karı onun akını e ş arak ş sektirmek. ı laş belâya uğ ramak . yorum gerektirmeyen. * (istenmedik bir davranı zorlayan) Etki. belâsı belâsı bulmak nı * hak ettiğcezayı i görmek. klı belâlar mübareğ i * istenilmeyen. -den sebebiyle. musallat olmak. belâ kesilmek * birisine sıntı eziyet vermek. . kaçılan bir durumun gerçekleş i bildirilirken alay yollu söylenir. can sıcı kı. belâ *İ çinden çılması sakı durum. ı bel vermek * (duvar gibi dik ş eyler) dı ya veya (tavan gibi yatay ş ş arı eyler) aş ı doğ kamburlaş ağ ya ru mak. retorik. * destek olmak.bel soğ ukluğ u * Üreme organların akı ıve bulaş bir hastalı. belâgatsiz * Belâgati olmayan. rma i. ncalı * Büyük zarar ve sıntı yol açan olay veya kimse. belâhat * Alı k.ş * Yolsuz kadı n zorba dostu. üzücü. * Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak. hiçbir yanlıve eksik anlayı yer bı ş ş a rakmayan. ş a belâ aramak * kavga çı karmak için fı aramak. nı tiğ belâlı * Yorucu. rsat belâ çı karmak * kavga çı karmak. * Bir ş gizli olan derin anlam. belâgat * İ konuş sözle inandı yeteneğ yi ma. yapmacı uzak.

* çok kötü bir durumla karş mak. özel kanunlarla belediye meclisince verilen görevleri. belediye teş kilâtı * Nüfusu iki binden fazla olan yerleş yerlerinde hükûmet kararı kurulan. ki arası Belçikalı * Belçika halkı olan (kimse). belediye meclisi * Belediye tüzel kiş ine tanı yetkileri kendinde toplayan organ. belediye * İ ilçe. ta belediye reisi * Belediye baş . su ve esnafı denetimi gibi kamu n hizmetlerine bakan. belediye im yla kanı meclisi. yer. kilâtı u belediye baş kanı * Belediye teş nı kilâtı yöneten kimse. beldeitayyibe * Medine ş ehri. ı laş belâyı n almak satı * göz göre göre belâyı üstüne çekmek. im nlatma. * Bir tür pamuklu. belediye çavuş u * Zabı iş ta lerinde üst görevli. belce * İ kaş . iliğ nan belediye nikâhı * Medenî kanuna göre kılan resmî nikâh. belediye encümeni ve belediye memurları oluş kuruluş ndan an . ndan belde *Ş ehir. yı belediye polisi * Zabı görevlisi. çevre. tüzel kiş i olan teş ndan iliğ kilât. üyeleri halk tarafı seçilen. belediyeci * Belediye iş görevlisi. * Yerleş ik. bucak gibi yerleş merkezlerinde temizlik. kanı belediye sarayı * Belediyeye ait bütün iş yapı ğve büroları bir arada bulunduğ büyük yapı lerin ldı ı n u . * Bu teş n bulunduğ bina. kalıkumaş n . tetkik eden ve karara bağ ğ ı layan organ. leri . * Mekân. belediye suçları * Belediye buyrukları ve yasakları aykıdavranı na na rı ş lar. aydı l. belediye baş . belediye encümeni * Belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren. beledî *Ş ehirle ilgili. belediye meclisi toplu bulunmadı zaman.

çok beleş * Karş ksı emeksiz.belediyecilik * Belediye iş leri. * Tepe. tı belemir * Orta Anadolu'da tarlalarda yetiş çiçekleri mavimsi renkte bir yık bir bitki. belerme * Belermek iş i. örtülmek. akı görünecek biçimde açmak. * Beşe konulan yatak. lüpçü. belemek * (çocuğ Kundaklamak. çocuk bezi. belediyelik olmak * belediye ile ilgili bir iş i olmak. belenmek * Kundaklanmak. * Dağ üzerindeki yüksek geçit. parasıelde edilen. iğ beleme * Belemek iş i. kantaron (Cephalaria syriaca). eyde beleş çi beleş çilik * Parasıgeçinmeyi seven. belenme * Belenmek iş i. belen * Bel. belediyelik * Belediyeyle ilgili. bulaşrmak. llı i. belertmek * Gözlerini. * Beleş olma durumu. * Bulanmak. lı z beleş (veya bahş) atıdiş (veya yaş bakı iş n ine ı na) lmaz * bedava gelen ş kusur aranmaz. dik dağ yolu. bulaş mak. yüksek yer. bayı r. * Belertmek iş i. belek * Kundak. ı z. u) * Beşe yatıp bağ iğ rı lamak. çi . * Bulamak. peygamber çiçeğ mavi en. belermek belertme * (göz için) Akı belirecek biçimde açı iyice lmak. bedavacı z .

belgelenmek * Belgelemek iş konu olmak. i. belgeleme * Belgelemek iştevsik. * Belge niteliğtaş film veya televizyon programı i ı yan . para vermeden elde etmek. ş an * Belgesel niteliğ indeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen (kimse). * İ yı üste sıfta kaldı için okula devam etme hakkı yitirerek belge alan. vesika. belirli bir amacı tan film. ine * İ yı üste aynı nı kalan öğ ki l üst sıfta renci okuldan çı lmak. belgelendirme * Belgelendirmek iş i. karş ksı ı z. beletmek belge * Kundaklatmak. doküman. faks. * Belge niteliğbulunan (ş dokümanter. yansı belgeselci * Belgesel. belgegeçer * Yazı bilgi ve belgelerin telefon sistemi vası yla bir yerden bir yere iletilmesini anı sağ lı . tası nda layan araç. karı belgeli * Belgesi olan. tevsik etmek. belgelenme * Belgelenmek iş i. fotoğ resim. * Emek vermeden. belgelendirmek * Belge göstererek belirtmek. belgelemek * Bir olgunun doğ olduğ belge ile göstermek. . * Bir gerçeğ tanı k eden yazı e klı .beleş konmak e * emek. karı belgeci * Belgesel filmler yapan. arş ları ğ ı iv. i ey). film çeken veya bunun üzerinde çalı (kimse). lı belge almak * (iki yı l aynını üst üste kalan öğ sıfta renci) okuldan uzaklaşrı tılmak. yöneten sinemacı . beleş ten beletme * Beletmek iş i. ki l üst nı ğ ı nı * Belge ve yazı n saklandı yer. okuldan çı lmak. raf. belgelik belgesel belgesel film * Hayattan alı herhangi bir olguyu. film vb. kendi tabiî çevresi ve akı içinde veya gerçeğ en yakı biçimde nan ş ı e n hazı rlanmıyapay bir yerde iş ş leyen. ortaya çı ru unu karmak.

belirsizlik sı . hüccet. . zavallı . belgin belginlik belgisiz * Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. beli bükülmek * yaşlıyüzünden güçsüz kalmak. niş eyi ran iar. belgisizlik * Belgisiz olma durumu. * Belirli olmayan. beli gelmek * cinsel birleş sı nda salgı almak. beli açı lmak * küçük aptesini tutamaz olmak. iş edilemeyen. an. sarahat. * Bir önermeyi tanı tlamak için gösterilen ve daha önce doğ diye kabul edilen baş önerme. beli * Senet. belgileme * Belgilemek iş i. fatı belgisiz zamir * Bkz. belgilemek * Belgi ile göstermek. belâgatli. beli çökmek * kamburlaş mak. ünüş inanı ayıcı ve ş taki rı özellik. me rası boş beliğ * Belâgati olan.belgeselcilik * Belgeselcinin yaptı iş ğ . belik . belirli olan. aret belgisiz sı fat * Bkz. ş alâmet. belgili * Belgiye dayanan. gayrimuayyen. belirsizlik zamiri. ı belgi * Bir ş benzerlerinden ayı özellik. belgit burhan. ru ka * Evet. bir iş lı k yapamayacak duruma düş mek. ş iar. sarih. * Duyuşdüş . * Belgin olma durumu. beli bükük * Beli bükülmüşgüçsüz.

belini bükmek * çaresizlik içinde bı rakmak. belini kı rmak * birini bir ş yapamaz duruma getirmek.yaslanmak. n nı inin. aş n aş n belirgin * Belirmiş durumda olan. belirginleş me * Belirgin duruma gelme. belinlemek * Birden uyanarak çevresine korku ile ş kış kı bakmak. belirli kı lmak. belirlemek * Belirli duruma getirmek. determinasyon. beliklemek * Saçları örmek. eyi belini vermek * dayamak. * Yeni bir kavramı . belirleme * Belirlemek iştayin. belikleme * Beliklemek iş i. tayin etmek. örgü hâlinde. . ayı cı nı mı ı tı belirlenim * Belirli duruma gelme iş i. belinden gelmek * birinin dölü olmak. nı * Bir kavramı rı bir öge ekleyerek sırlamak. belirginlik * Belirgin olma durumu. . belirginleş tirmek * Belirgin duruma getirmek. belirginleş tirme * Belirgin duruma getirme. açı bariz. k. belinleme * Belinlemek iş i. genellemek karş . sarih. i. besbelli. kapsam bakı ndan daraltmak. irkilmek. belik belik * Örgü örgü. sırlamak. belini doğ rultmak (veya doğ rultamamak) * yeniden durumunu düzeltmek.* Saç örgüsü. * Bir kavramı anlamın. özünü oluş turan ögeleri açı klayarak tanı mlamak. içeriğ yapınıveya sırların tam olarak belirlenmesi iş gerektirim. sın nı nı i. belirginleş mek * Belirgin duruma gelmek.

mek i belirleş mek * Belirgin duruma girmek. ş . (-di) (-ti) ı lanı . n iradesinin nedensellik yasası bağ olmadını na lı ğ savunan görüş ı . determinizm. belirme belirmek * Belirmek iş tebellür etme. * (önce belli veya görünür olmayan bir ş için) Ortaya çı ey kmak. tebellür etmek. determinist. görülmeyen geçmiş . muayyen. ağ ş . Türkçede bu zaman -mı/ -miş ş ekiyle kurulur: Gelmiş . tezahür etmek. meçhul. biçti. belirli * Açıve kesin olarak sırlanmıveya kararlaşrı ş k nı ş tılmıolan. gülmüş lamıgibi. içinde bulunduğ ş ı u artlarla belirlenmediğ insanıözgür ini. ünce * İ görünür ve anlaşr bir durum almak.belirlenimci * Belirlenimcilik yanlı olan (kimse). belirli belirsiz * Yarı belirgin durumda. tebarüz etmek. belirleş me * Belirleş işveya durumu. -di'li geçmiş i n. . uçtu vb. n ka n nı unu reti. belirli geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunan zamandan önce olup bittiğ kesinlikle bildiren kip. belirli nesne * Belirtme durumu ekini almı geçiş fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu. sı belirlenmezcilik * Nedensellik yasası bağ olmayan. * İ iradesinin hiçbir ş bağ olmadını nsan arta lı ğ . kesin bir biçim almak. * Bir düş veya durum için. belirlenmezci * Belirlenmezcilik yanlı olan (kimse). gayrimuayyen. müphem. görülen geçmişBu zaman Türkçede -dı / -tı ekiyle karş r. az çok belli olan. bir sebebe bağ na lı lanmayan olay ve durumlarıda bulunduğ öne n unu süren görüş . ini . ini kası olarak bildiren kip. * Niteliğhakkı tam bir bilgi edinilemeyen. indeterminizm. belirlenmek * Belirli duruma getirilmek. yice ı lı * Belirli olmayan. belirlenme * Belirlenmek iş i. indeterminist. i. i nda * Bilinmeyen. belirsiz belirsiz geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğ baş ndan duyarak veya belirsiz i n. indeterminizm.Aldı . gerekirci. -miş geçmiş 'li . sı belirlenimcilik * Her olayıbaş olaylarıgerekli ve kaçılmaz bir sonucu olduğ ileri süren öğ gerekircilik. li belirlilik * Belirli olma durumu.

* Belirtilmiş olan. belirtili nesne * Belirtme durumundaki nesne. çiçeğ kokusu gibi. tamlananı yalı genellikle üçüncü kişiyelik eki alan ve çoğ kez tür kavramı i u veren isim tamlaması : Ankara kedisi. . k. * Bir olayı veya durumun anlaş n ı na yardı eden ş alâmet. sarih meful. belirtken * Bir özlü sözle birlikte kullanı iş lan aret. ine belirtisiz * Belirtisi olmayan. birtakı filan vb. Tuz Gölü gibi. niş niş lması m ey. birkaç. tamlananı -in sı üçüncü kişiyelik eki alan ve belirli bir kavram taş tamlama: i ı yan Doğ n kalemi. n k ya. fat: . * Tamlayan. bildirme. m. belirli kı lı nan. birçoğ azıherkes. müphemiyet. * Açı belli. belirtisiz nesne * Yalı durumdaki nesne. biri vb. * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş amblem. belirtilmek * Belirtmek iş konu olmak. belirteç * Zarf. belirtili * Belirtisi olan. an. belirten belirti belirtik belirtilen * Tamlanan. belirsizlik sı fatı *İ simleri yaklaş kabataslak belirten sı bazı ı k. kabataslak tutan zamir: bazı. birkaçı sı . eyin. her. * Belirli kı görüş lma. u. sarih. ane. tasrih. belirtme durumu belirtme . * Gösterge. belirsizlik zamiri *İ smin yerini belirsiz.belirsizlik * Belirsiz olma durumu. an'ı in belirtilme * Belirtilmek iş i. n belirtisiz tamlama * Tamlayanı n durumda olan. * Belirtilmemiş olan. belirtili tamlama * Tamlayanı (-nin) takı.

mütearife. nı belitlenebilirlik * Belitlenebilen kuram. belli ve kesin olmayan. soru. Birinci dönem. keder. yükleme i . programı iş değ meyen verileri. Evi gördüm. belirtmek * Açı klamak. lı . belladonna * Güzelavrat otu.* Yüklemi geçişbir fiil olan cümlede fiilin doğ li rudan etkilediğ-i (-ı -ü) ekini almıisim. yapı iş gerekli olan ara sonuçları lacak için toplayan bölüm. lmak ğ ı bellek kaybı * Bellek yitimi. hafı dağ k. belki de * ş da olabilir. -u. ihtimal.. ru i ş lı . yı belirtme grubu * Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi: Kalıbir kitabısüslü cilt kapağbir belirtme grubudur. olası ihtimalî. imci belitlemek * Belgeye dayanarak ortaya koymak. ya . öğ . ya. * Doğ olabileceğgibi. olabilir ki. beliye belki * Muhtemel olarak. akuzatif. bellek * Yaş ananları renilen konuları . * Belitlemek iş i. n n ı belirtme sı fatı * Bir ismi gösterme. parçalarıher birinden büyüktür" sözü bir belittir. * Tümden geliş bir bilime esas olacak belit sistemi. akı l. za. yanlıda olabilen. tebarüz ettirmek. * Felâket. tasa. belleğ yitirmek ini * bellek kaybı uğ na ramak. ı lan aksiyom: "Tüm. Yazı okudum. . Kaç öğ renci? Hangi ev? Üç çocuk gibi. u belkili * Olası muhtemel. sayı belirsizlik bakı ndan belirten sı Bu kapı veya mları fat: . arcı * Bir bilgisayarda. * Belitleme kuramı ortaya koymak. ş durumu. bunları geçmiş iliş n le kisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü. n belitken belitleme * Belitler sistemi.. * Olsa olsa. bellek karıklı ş ğ ı ı * Kelimelerin doğ anlamı hatı ru nı rlayamamak veya ilk olarak görülen bir ş önce gördüğ sanma eyi ünü duygusuna kapı biçiminde beliren bir ruh hastalı. belit * Kendiliğ inden apaçıve bundan dolayı k öteki önermelerin ön dayanağsayı temel önerme. i hâli.

belli * Bilinmedik bir yanı olmayan. çok az belli olan. hissettirmek. belli olmak . tı belletme * Belletmek iş i. duyulabilen. ğ ı * Bellemek yetisi. yapı a. * At ve benzeri hayvanlarısı na vurulan keçe. belli baş lı * Belirli. yarı belli. ğ ı * Belleğ kı bir süre durup iş in sa lememesi. * Belirli. * Bilim kurumların çalı nı ş maları ilgili yazı haberlerin yayı ile ve mlandı dergi.bellek yitimi * Büyük sarsı veya humma yüzünden belleğ bozulması kaybolması ntı in veya biçiminde beliren ruh hastalı. öğ ine renilmek. haş . lda * Sanmak. bellenmek * Bellenmek (II) iş konu olmak. belli * Beli olan. meş veya kalıkumaş n rtı in n parçası k. bellemek * Bel denilen araçla toprağiş ılemek. yarı bellisiz. öğ retmek. * Bellemek iş i. * Önemli. belletmen * Orta öğ retimde etütleri denetleyen kimse. ortada olan. muayyen. iyice görünür anlaşr duruma getirmek. belletici. malûm. öğ ş cı retici. muayyen. zahir. belli belirsiz * Zorlukla seçilebilen. ine belleten belletici * Çalı rı. bellem belleme belleme bellemek * Öğ renip akı tutmak. * Gizli olmayan. ikâr. aş ı lan. ı lı * sezdirmek. belli etmek * açı klamak. bellenmek * Bellenmek (I) iş konu olmak. anlaş bedihî. belletmek * Bellemesini sağ lamak. müzakereci.

ben ben bu iş yokum te * ben bu iş karı e ş mam. benbencilik * Benbenci olma durumu. marka. ego. ran * Bir kimsenin kiş ini oluş iliğ turan temel öge. * Bana göre. muayyeniyet. hodkâm. bellik * İaret. ben hancı yolcu oldukça . üm bencil olmak . un ı ı dı * Tekil birinci kiş gösteren zamir. * En çok üzümde görülen olgunlaş belirtisi. bembeyaz * Çok beyaz veya her yanı beyaz. apak. açı klanmak. düş ündüğ gibi. kendini her konuda üstün gören. a * Kuş yavrusuna taş ğyem. egoist. nı * Bencillik öğ retisine inanan. hodbin. benbenci * Kendini çok öven. gururlu. balsam. ben ş mı ahı (veya ş eyhimi) bu kadar severim * ben bundan daha çok özveride bulunamam. * Pıl pıl. * Belli olmayan. megaloman. ş bellilik bellisiz belsem * Belli olma durumu. bence benci * Kendini beğ enen.* anlaş ı lmak. bencil * Yalnıkendini düş z ünen. nlaşrı ş ben * Çoğ doğ tan. * Bkz. koyu renkli leke veya kabartı u uş . bedahet. kibirli. iyi * Kiş öbür varlı iyi klardan ayı bilinç. bemol * Bir sesin yarı ton kalı tılacağ gösteren nota iş m nlaşrı ı nı areti. sakalda beliren beyazlı k. ben * Olta veya tuzağ konulan yem. ma * Saçta. hodpesent. apaçı rı rı k. * Böylece kalı tılmı(ses). bilinemeyen. tende bulunan ufak. hep kendinden söz eden. sen * özel iliş kilerimiz sürüp gittikçe (senin bana iş düş in er). kendi çı karları herkesinkinden üstün tutan.

* İ n bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş nsanı olduğ buna göre ahlâklı ı da yalnı kendini unu. * Köle ile ilgili. bendehane * Bendenin. hodbinlik. köleye ait. egoizm. bendeniz cennet kuş u * kendini tanı tı kullanı bir deyim. ş ta bencilce * Bencile yakır biçimde. bencillik etmek * bencil davranmak. ğ eyi ı bendeniz * alçak gönüllülükle ben yerine ve "köleniz'" anlamı kullanı nda lı r. benden günah gitti * Bkz. köle. * Menekş e. egoizm. benden söylemesi. al benden de o kadar. köleler. bencilleş mek * Bencil duruma gelmek. bende * Kul. benden söylemesi * ben üzerime borç saydım ş söyledim. * Kendi benini ve çı nı karı hayatımutlak ilkesi yapan anlayı n ş . bencillik * Bencil olma durumu. ş ı bencileyin * Benim gibi. benden de al o kadar * Bkz. bendir benefş e * Alaturka çalgı aleti. egoistlik. bendegân * Kullar. kendimi suçlu saymam. bendegî * Kulluk.* bencilce davranı bulunmak. bencilleş me * Bencilleş iş mek i. kölelik. kölenin evi. hodpesentlik. . bencilik * Benci olma durumu. rken lan bendezade * Bendenin oğ lu. lın ğ zca koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğ ileri süren öğ unu reti.

bengileş mek * Sonsuz yaş niteliğkazanmak. ulları benibeş er *İ nsan. ey * Güneş lekeleri yöresinde görülen. bengileme * Bengilemek iş i. mek i benekleş mek * Benek benek durum almak. ölümsüz. bengilemek * Bengi kı lmak. beniçincilik . insanlar. inin ini ü. beneklenmek * Benek oluş mak. u ü iyle raş dı beniâdem * Âdemoğ . bengileş me * Bengileş iş mek i. ndan bengi su * İ sonsuz hayat verdiğ inanı ve efsanelerde geçen su. ölümsüzleş ama i mek. baş cı sonu olmayan varlı langı ve k. beni sokmayan yı bin (yıyaş n lan l) ası * zararlı olduğ bilinen. nokta. fekül.benek * Herhangi bir ş üzerindeki ufak leke. ğ ı bengi bengi * Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunları biri. benekli * Ufak lekeleri bulunan. ebedîleş mek. * Sonu olmayan. ebedîleş tirmek. beniçinci * Kiş benliğ merkez sayma görüş benmerkezci. ebedîlik. benekleş me * Benekleş işveya durumu. küçük boyda bir cins köpek balı (Scylliorhinus canicula). hep kalacak olan. abı çene ine lan hayat. ölümsüzleş tirmek. sonsuz yaş niteliğkazandı ama i rmak. benekli köpek balı ğ ı * Kara benekli. * Sonsuz ve ölçülmez zaman. * Ölmezlik. puan. ama kimseye kötülüğ dokunmayan kiş uğ mamalır. parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluş bölüm. muş beneklenme * Beneklenmek iş i. bengilik * Zamanla ilgisi. ebedî.

benimseme * Benimsemek iş sahip çı tesahup. benli benli * Teninde ben bulunan. benildemek * Belinlemek. sı benimsenme * Benimsenmek iş i. i. kabullenmek. güçlü olduğ inanan. * Bir ş birine bağ eye. beniz geçmek * benzi solmak. inin ini ü. tesahup etmek. benlenme * Benlenmek iş i. benizli * Benzi bulunan. benliğ inden çı kmak . benze sahip olan. senli benli. benim diyen * kendine güvenen. döner döner yine okur lum * "çok çalı na karşk verimli ve yararlı ş ması ı lı olmuyor" anlamı kı nda nama veya eleş belirtmek için tiri kullanı lı r. benliğyoğ i urmak * kiş i oluş iliğ turmak. benimsenmek * Benimsenmek iş konu olmak. ınmak.* Dünyada kiş benliğ merkez sayan felsefe görüş benmerkezcilik. lanmak. benimseyiş * Benimsemek işveya durumu. ine benimsetme * Benimsetmek iş i. * Bkz. benlenmek * Ben oluş mak. benimsemek * Bir ş kendine mal etmek. kma. i beniz * Yüz rengi. benildeme * Benildemek iş i. egosantrizm. una benim oğ bina okur. sahip çı eyi kmak. benimsetmek * Birinin benimsemesini sağ lamak.

benzemez *İ skambil veya okey oyununda farklı ı n veya taş n bir araya gelmesi. * Suyu biriktirmek için önüne yapı set. ş ması benlik davası * Her ş kendi düş eyi üncesine uydurmak ve her ş söz sahibi olmak çabası eyde . benzeme * Benzemek iş i. ahsiyet. onu kendisi yapan ş kendilik. gurur. benmari * Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ıtmak veya eritmek yöntemi. ğ ı benlik yitimi * Kiş duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastalı. * Kanun maddesi. tutulmak. kitaplarda kendi içinde bütünlük oluş turan bölüm. kâğ tları ları . sı benlikçilik * Her konuda hep kendini ileri sürme.* kendine benzemez olmak. kibir. * Kendi benliğ geliş inin imini. ş ğ iliğ ı ey. sı * Bağ lam. benlik * Bir kimsenin öz varlı. benmerkezcilik * Beniçincilik. bent olmak * bağ lanmak. benlik ikileş mesi * Öznenin kiş ini iki veya daha çok bilinç merkezine bölen ve tek kiş çeş kiş iliğ ide itli ilikler durumunda beliren bir ruh hastalı. ilik ğ ı benlikçi * Her konuda hep kendini ileri süren. kiş i. bent * Bağrabı . benzemek * İ kişveya nesne arası birbirini andı ki i nda racak kadar ortak nitelikler bulunmak. bent etmek * kendine bağ lamak. iliğ iliğ benlik çatı ş ması * Benliğ ön plâna çı in kması baş ile gösteren çatı . t. andı rmak. gibi görünmek. hep kendinden söz eden (kimse). hep kendinden söz etme durumu. sı benmerkezci * Beniçinci. büğ lan et. ş n ları inin i. kiş ini üstün görme. * Gazete yazı. * Benlikçilik yanlı olan (kimse). * Sanını sı uyandı rmak. benzemeklik * Benzer olma durumu. bütün davranı nı ilkesi yapan kiş niteliğ egotizm. * Kendi kiş ine önem verme.

dublör. kehribar > kehlibar gibi. benzeş me * Benzeş iş mek i. benzeri benzerlik durum. ekmekten (ekmeknda ten). -ten. çarş amba. * Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde ası l oyuncunun yerine çı yapı yüz bakı ndan bu oyuncuyu kan. benzeş mek * Birbirine benzemek. odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -çü. * Nitelik. disimilâsyon: Kı nnap > kı attar > aktar. görünüş yapı mı bir baş na benzeyen veya ona eş ve bakı ndan kası olan (ş müş mümasil. müş nazir. * Benzer olma durumu. eş siz. benzeş * Birbirine benzeyen. * İ üçgende köş ki elerinin eş lenmesine göre karş klı larıeş karşklı ı açı n ve lı ı kenarlarıorantından doğ lı n sı an benzersiz * Benzeri olmayan. araları benzerlik bulunan. abih benzeş mezlik * Bir kelimede bulunan aynı benzeri seslerden birinin değikliğ uğ veya iş e raması . müş abehet. karş klı ların eş bulunması nı arası iş ı açı nı it lı durumu. aslı kopya edilmişteş ndan . ey). o + bir < öbür gibi. -dan eklerindeki ünsüz veya ünlüler gibi. benzeş oranı im *İ ş ki eklin kenarların arası nı ndaki oran. abih. bih. benzeş lik * Benzeş olma durumu. * Benzerlik gösteren.benzen benzer * Maden kömürü katranı çı lan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı ndan karı . * Bkz. benzeti * Benzetme. benzersizlik * Benzersiz olma durumu. müş olmak. benzeş im. ran benzer ş ekiller * Kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte karşklı ları it olan ş nı arası iş ı açı eş lı ekiller. benzeş en * Ünlü veya ünsüz benzeş melerinde etki altı kalan ünsüz veya ünlü: Sütçü (süt-çü). benzeş ik * Benzeş özelliğgösteren. *İ ş ki eklin kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte. nda abih. . me i benzeş im * Bazı ortak yönleri olan iki ş arası ey ndaki benzeş me. rnap. * Bir kelimede bir sesin baş bir sesi kendisine benzetme etkisi: yurt-daş yurttaş anba > çarş ka > . ve mı andı kimse. benzer.

benzeti ressamı * Büyük sanatçı n yaptı nı ları kları. benzeyiş * Bir ş baş bir ş benzemesi durumu. zı benzi kül gibi olmak * yüzünden kan çekilmek. bih. özgül ağ ğyaklaş 0. benzetmek * Benzer duruma getirmek. ine benzetiş * Bir ş baş bir ş benzetmek iş eyi ka eye i veya biçimi. uçucu. kendine özgü kokusu tı ile ı ı rlı ı k bulunan bir sı. benzi atmak (veya uçmak) * ansın yüzünün rengi sararmak. o niteliğeksiksiz taş bir ş örnek olarak gösterme iş teş eyin ini i ı yan eyi i. benzetici ressam * Büyük sanatçı n üslûbunda çalı ları ş yaptı iş orijinal eser diye satan sahteci ressam. * Bir ş neteliğ anlatmak için. ona benzetilen kimse veya ş için kötü bir ey duygu beslenilmediğ anlatı ini r. benzin * Petrolün damılması elde edilen. sahteci. eyin ka eye benzeyiş sizlik * Benzeş memek durumu. bozmak. . benzetme * Benzetmek iş i. ğ leri ı benzetilme * Benzetilmek iş i. arak. benzetilmek * Benzetmek iş konu olmak. * Bir ş baş ş benzeyen yönler bulmak. benzinlik. renksiz. yağ ihtiyaçları karş n gibi nı ı layan. * Dövmek. eyde ka eye * Kötü bir duruma getirmek. yüzü sararmak. benzin istasyonu * Araçlarıbenzin. unu benzetici * Benzeterek yapan. solmak. yolculara dinlenme ve alıveriş ş imkânı veren tesis.65 olan. kopyacı . benzi uçmak * yüzü sararmak. vı * Benzen. benzetmek gibi olması n * kötü bir sona uğ ş ramıbirinden veya bir ş eyden söz ederken. orijinaline bakarak yapan ve benzeti olduğ belirten ressam. benzin pompası * Benzinlikte araç depoları benzin koyma ve verilen benzin tutarı gösterme aracı na nı . benzi sararmak * yüzünün rengi solmak.

borçsuzluk.benzinci * Benzin satı yer veya benzin satan kimse. * Bir nesneyi benzine bulamak. yla berabere kalmak * (oyun. vereceğolmama durumu. i beraatı zimmet ası r kdı * tersi ispatlanmadı insanları suçsuz sayı kça n lmaları ilkesini anlatı r. * -e rağ men. beraberinde * yanı nda. beraber * Birlikte. * Baş a kalma durumu. berabere bitmek * (oyun. benzin istasyonu. lan benzincilik * Benzincinin işveya mesleğ i i. baş baş a kalmak. beraberlik * Birlikte olma durumu.). benzinleme * Benzinlemek işveya durumu. benzinde kan kalmamak * kansı k sebebiyle yüzü sararmak. temize çı kmak. zlı benzine kan gelmek (veya benzi kanlanmak) * sağklı lı duruma gelmek. baş baş a gelmek. -e karş ı n. yarı için) takı aynı yı ş ma mlar sayı almak veya denk gelmek. benzinli benzinlik * Benzin satı yer. beraatı zimmet * Borcu. ş an beraat etmek * aklanmak. baş beraberlik müziğ i . i benzinlemek * Benzin dökerek yakmak. beraber olarak. * Aynı düzeyde. lan benzol beraat * Benzin ve tolüen karımı akaryakı ş bir ı t. * Benzinle çalı (motor. makine vb. yarı takı n aynı yı ş ma) mları sayı alması sonuçlanmak. canlanmak. beraberce * Birlikte. bir arada. * Aklanma.

tan. berbat olmak * kötü duruma gelmek. berber * Saç ve sakalıkesilmesi. Berat Gecesi. eri ı yan * Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. * bozulmak. berber koltuğ u * Berberler için yapı hareketli. iş raş * Bu iş yapı ğdükkân. berber bataryası * Berber dükkânları lâvaboya su akması sağ nda nı layan deve boynu biçimindeki musluk takı . Muhammed'e peygamberliğ Cebrail aracı ı bildirildiğş ayın 15. msı an. in ldı ı berber balı ğ ı * Hanigillerden. * bozmak. mı berber çı ı rağ * Berber ustasın yanı yetiş nı nda tirilmek üzere çalı çocuk. berbat * Kötü. niş veya ayrı k verilen kimseler için an calı çı lan padiş buyruğ karı ah u. aylıbağ k lanan. Berberî berberlik * Berberin yaptı iş ğ . eti yenilen bir balı(Serranus k anthias). kuyruğ unun çatalı uzun olan. beğ enilmeyen. * Darmadağ bakı z. Berat Gecesi * Hz. ı n. ı berceste * Sağ ve lâtif. ndan n . san. Berat Kandili * Bkz. * Çirkin. ş an berber dükkânı * Berber. . taranması yapı n ve lması iyle uğ an veya bunu meslek edinen kimse. kirlenmek. oynar başklı koltuk. * Osmanlımparatorluğ İ unda bir göreve atanan. u berat * Bir buluş bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge. * Sanat değ yüksek anlamlar taş dize. gecesine rastlayan kandil in lıyla ğ i aban nı gecesi. lam * Seçilmişseçme. periş viran.* Orkestra. koro veya oda müziğ olduğ gibi birçok sesin oluş inde u turduğ müzik. Akdeniz'de yaş çok ayan. lan lı özel berber salonu * Büyük berber dükkânı . * Bozuk. patent. berbat etmek (veya eylemek) * kötü duruma getirmek.

teselli bulması . i * bir kimsenin bir durumdan hoş nutluğ anlatması unu . feyezan. serseri. eyde bere * Yuvarlak. sürüp giden. berelemek * Bereli duruma getirmek. neyse ki. artmak. ongunluk. berduş * Baş . iyi bir rastlantı yi olarak. 'ya ükür bereket versin * para alan kimsenin söylediğiyi dilek sözü. i bereketlenmek * Çoğ almak. * İ ki. bereketli * Bol. bereket ki (veya bereket versin ki) * iyi ki. ve lı bereket * Bolluk. an * Herhangi bir ş görülen çizik. bakı z. 9-18 Mart arası görülen kocakarı uğ nda soğ u. ı boş * Pis.berdelacuz * Halk tahminine göre. bereketsizlik * Bereketsiz olma durumu. yassı sipersiz başk. ezik. bereketli ola! (veya olsun!) * yemek yemekte olanlara veya ürünlerini devş irenlere söylenen iyi dilek sözü. berelenme * Berelenmek işveya durumu. bereleme * Berelemek iş i. feyz. bereketlenme * Bereketlenmek işveya durumu. gürlük. * Yağ mur. i berelenmek * Bereli duruma gelmek. msı bere * Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluş çürük. . bereketsiz * Kendinden beklenen yararlı sağ ğ layamayan (ş ı ey). Tanrı ş ki. bozuk. berdevam * Sürmekte olan. bereketlilik * Bereketli olma durumu. verimli.

aç * Bu ağ n. acı ndan lan karı bergüzar berhane * Anmak için verilen hatı armağ yadigâr. kullanı z ev. beri * Konuş n önündeki iki uzaklı kendisine daha yakıolanı anı ktan n . az çok. * bitirmek. ra. berhava * Havaya verilmişuçurulmuş . berhudar ol! * "iyi günler göresin" anlamı dilek olarak kullanı nda lı r. yok etmek. ş sı berhane gibi * gereğ inden çok büyük (ev). * Yararsı boş z. an. kta * Çı durumundaki kelimelerden sonra getirilerek bir iş baş cı gösterir. msı bergamot * Turunçgillerden bir ağ (Citrus bergamia). * Büyük. kma in langını beribenzer * Sı radan bayağ alelâde. a berhayat berhudar * Hayatta olan. berhava olmak * patlama yolu ile havaya uçmak. yaş * Mutlu. öyle bergamodî * Sarı pembe renginde olan. . berhava etmek * havaya uçurmak. . harap. * Beride olan ş veya kimse. kabukları reçel yapı ve esans çı lan meyvesi. * Beresi olan. beriberi * Genellikle Uzak Doğ ülkelerinde B vitamini eksikliğ u inden ileri gelen bir hastalı k. canlı ayan. . oldukça.bereli bereli * Beresi olan. ı . biraz. berenarı * Ş böyle. * Bu uzaklı bulunan. ey beril . beriki * Beride olan. * boşgitmek.

atom ağ ğ9. takviye etmek. temiz. tı berklik * Sağ k. durulaş mak. çoğ yeş renkli berilyum ve aliminyum silikat. berk * Sert. 29700C de eriyen. sı açıkahverengi. takviye. ortalama 30-40 cm boyunda. saydam. amerikyum veya küryumdan elde edilen yapay element. * Dizlere kadar inen dar ve kı pantolon. ada gen u il berilyum * Atom numarası yoğ 4.84. k bermuda bermutat * Alılagelen biçimde. * Pekiş tirilmek. * Sağ lam. ı ı rlı Kı saltması Bk. . tahkim etmek. * Berkimek iş i. berkimek * Sağ lamlaş mak. tahkim. berkinme * Berkinmek işveya durumu. 97. katı .013 olan. sa berraklaş ma * Berraklaş işveya durumu. berlam * İ pullu. zümrüt gibi bazı larıbirleş u ı ı rlı taş n iminde bulunan. açı nlı k.* Doğ altı billûrlar durumunda bulunan. Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balıtürü (Merluccius merluccius). ş ı u berrak * Duru. i berkinmek * Berkimek. tı berkitmek * Sağ lamlaşrmak. katı lı k. her zaman olduğ gibi. mak i berraklaş mak * Berrak duruma gelmek. yanları karnı nce rtı k ve beyaz. berkitme * Sağ lamlaşrma. lamlı * Sertlik. Kı saltması Be. berkelyum * Atom numarası atom ağ ğ294 olan. berjer * Arkası kabarıve yüksek oturacak yeri geniş k koltuk. unluğ 1. havanıetkisine karşince bir oksit tabakası kaplı n ı yla element. pek iyi. güç kazanmak. berkemal berkime * Mükemmel. aydı k. pekiş mek.

anlaşyor ki. lı k. berri * Kara ile (toprakla) ilgili. bere. k. tı * Açı net ve kolay anlaş r duruma getirmek. stak. *İ ncinmiş . . gidermek. uzun uzadı açıolarak. ş dursun. k. karasal. k * Bir yana. berraklaşrmak tı * Berrak duruma getirmek. eselemek beselemek. besbelli * Açı apaçı çok belli. bertaraf olmak * ortadan kalkmak. besbeter beselemek * Bkz. yok edilmek. * Bertilmek işveya durumu. bertafsil bertaraf * Açı klamalı . i bertilmek *İ ncinmek. çürük.berraklaşrma tı * Berraklaşrmak iş tı i. k. öyle bertaraf etmek * ortadan kaldı rmak. burkulmuş . * Yiğ yararlı itlik. çürümek. burkulmak. * Morarmak. * Anlaş ğ göre. bertik * Yara. duruluk. bertmek berzah besalet * Bertilmek. ı ı ldına ı lı * Çok kötü. ı lı berraklı k * Berrak olma durumu. * Deride mor leke. * Kı dar dil. durulaşrmak. * Berelenmek yaralanmak. ya. bertme * Bertmek iş i. bertilme besbedava * Pek ucuz.

nda an * Sır. dalı * Besini olmayan.beserek * Tüylü ve damı k erkek deve. zlı besermek * Bkz. satan kimse. besi dokusu * Besi doku. gı . besi örü * Tohum çimlenirken yeni çı bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayı ş kan lmıbulunan besleyici maddelerin bütünü. semirtilmiş . besinli besinsiz . * Besini olan. dası besinsizlik * Bitkilerin damarları dolaş besleyici su. * Bir ş istenilen durumda tutmak ve oturtmak için kullanı takoz gibi ş eyi lan eyler. * Yenilebilir. besi hayvanı * Beslenmek amacı yavru iken alı veya besiye çekilen hayvan. varlını ğ sürdürmek için gerekli ş ı ey. beslenmeye elveriş her tür madde. besi dokulu * Besi dokusu olan. azı gı li k. yeterli besin almayan. da. besi doku * Tohumlarıiçinde embriyonu çevreleyen bölüm. lan * Semiz. n * Yumurta akı maddesi. esermek besermek. gı z. yla nan besi merası * Besleme değ oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğ ilâve yemler de verilerek eri olan inde özellikle kesime gönderilecek hayvanlarıfazla canlı ık kazanmaları otlatı kları al veya sun'î verimli n ağ rlı için ldı doğ mera. ı besihane besili besin * Besi yapı yer. besi suyu besici besicilik * Besicinin yaptı iş ğ . davar gibi hayvanları ğ ı besleyerek semirten. besi dokusuz * Besi dokusu olmayan. besi * Yaş atmak ve geliş tirmek için gereken besinleri yedirip içirmek iş i. * Yaş amak.

gı zlı dası k. çevresini veya altı desteklemek. n ekil ş ma i bir veya birkaç beslenme görevinin bozulması . beslemek * Yiyecek ve içeceğ sağ ini lamak. beslenen beslengi * Sönümsüz. u. * Vücut için gerekli besin maddelerinin alı . * Semirtmek. katı lmak. ş tı besle kargayı . nı pekiş tirmek. . * Beslemek iş i. m beslemelik * Besleme. * Yedirmek. mları sı besleme bası n * Çı uğ kar runa. * Evlâtlıolarak alı ev iş k nan. beslek besleme * Besleme. tı * Herhangi bir kuruluş onun maddî yardı dolayıyla körü körüne destekleyen. herhangi bir kuruluş veya iktidardaki güçlerin görüş un lerini savunan bası n. besleme gibi * giydiğ kendine yakı ramayan (kı ini ş tı z). * Bir duyguyu gönülde yaş atmak. hizmetçi. doldurmak.* Besinsiz olma durumu. evlâtlı besleme. desteklemek. beslenilme * Beslenilmek işveya durumu. * Besleme olarak. besleme kı z * Besleme. ahretlik. beslenme çantası * Anaokulu ve ilköğ retim okulların öğ nı rencilerinin beslenme saatinde yiyeceklerini içinde bulunduran çanta. * Bir ş korumak veya sağ eyi lamca durması sağ nı lamak için. mı beslenme bozukluğ u * Bazı organ ve dokularda veya organizmanıbütününde ş veya çalı düzensizliğmeydana getiren. * Maddî yardı yapmak. ine beslenme * Beslenmek iş i. * Eklenmek. lerinde çalı rı kı ş lan z. besiye çekmek * hayvanı semirtmek için çalı rmadan beslemek. * Yetiş tirmek. * Hizmetçi. i beslenilmek * Beslenmek iş konu olmak. k. oysun gözünü * nankörlük edenler için söylenir. çoğ altmak.

besmele çekmek * bismillahirrahmanirrahim sözünü söylemek. nda beslenmek * Kendini beslemek. mugaddi. raş beslenme eğ itimi * Besin maddelerinin özellikleri. nda lan * Besmele çekmeden. yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar. beslemeye yarayan. beslenme odası * Anaokulu. itim nda beslenme saati * Anaokulu. i besletmek * Beslemek iş baş na yaptı ini kası rmak. bestekâr. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yeme zamanı itim nda . ine besletme * Besletmek işveya durumu. * Beslemek iş konu olmak. .beslenme eğ itimcisi * Beslenme eğ itimi ile uğ an uzman. besleyici * Besleyen. besin değ yüksek. iyi beslenmenin sağk yönünden önemi. besteci bestekâr * Beste yapan kimse. ucuz ve dengeli beslenmenin lı yolları konuları leyen bilim dalı gibi iş . beste yapmak * bir müzik eseri yaratmak. p * Bkz. beste * Bir müzik eserini oluş turan ezgilerin bütünü. besmelesiz * Çocuklar için "piç" anlamı kullanı bir sövgü. kompozitör. insan vücudunun geliş mesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi. besili. beste bağ lamak * bestelemek. eri * Yüz ve boyunda güneş lekelerini azaltıölü hücreleri atan krem türü. besli besmele * "Acı ve esirgeyen Tanrı n adı anlamı gelen ve bir işbaş yan 'nı ile" na e larken söylenilen Arapça bismillahirrahmanirrahim sözünün kı saltması . inceleyen yetkili. beslenme uzmanı * Beslenmenin genel özelliklerini kitle çapı ele alan. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yenilen yer. * Besteci.

bestelemek * Beste yapmak.besteleme * Bestelemek iş i. beş kardeş *Ş amar. * Çoksatar. k ı t . bin k ı t beş bir beş dört beş duyu * Dokunma. * Beste olma durumu. tat alma duyuları . * Oyunda. sıflı * Biraz. bestenigâr * Klâsik Türk müziğ en eski birleş makamlardan biri. inde ik bestesiz bestseller beş * Bestesi olmayan. iş itme. besteli bestelik * Bestesi olan. . üç aş ı yukarı ağ beş . bestelenmek * Bestelemek iş konu olmak. atı zarlardan birinin beş lan . bir parça. bestelenmiş . * Beş nı ilkokul. * Dörtten sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. beş milyonluk * Beş milyon liralıbütün kâğ para. beş altı beş ağbeş aş ı yukarı * Bkz. nı ve yı * Dörtten bir fazla. tokat. görme. beş beter * Besbeter. öbürünün dört benekli yüzünün üste gelmesi. bestelenme * Bestelemek iş i. beş binlik * Beş liralıbütün kâğ para. pencüyek. 5. birkaç. * Bkz. V. bestesi yapı ine lmak. beş iki * Bkz. pencüdü. koklama.

beş parmak bir olmaz * ana ve babaları olduğ hâlde kardeş arası çeş farklı bulunur. on paralıetmek. müjde. beş coğ erî rafya *İ nsanlarıyerleş bulunduğ yöre ile ilgisini ve o yörenin veya yerin türlü olayları inceleyen coğ n ik u nı rafya kolu. beşyı bık beş er beş er * İ muş ri mula. beş yüzlük * Beş liralıbütün kâğ para. beş para etmez * hiçbir değ yok. muş erim. iş yaramaz. yüz beş aret * İ haber. *İ nsanoğ insan.beş on * Az sayı biraz. da. bir u ler nda itli lı klar beş üç beş vakit * Bkz. beş paralıetmek k * Bkz. yi tu. yüz k ı t *İ çinde beş tane bulunan. kusurları ğ çı açı kmak. her birine beş defası beşbir arada. beş eriyet . z. lu * Bedensel. k beş paralıolmak k * alçalmak. aş ı bayağ ağ k. eri e beş paralı k * Değ ersiz. lı ı . her nda i beş ş ar er aş * insan her zaman yanı labilir. . a beş parası z * parası yoksul. lu. lı nan beş yüzlü * Beş yüzü olan cisim. * Günün belirli beş vaktinde kı namaz. beş erî *İ nsanoğ ile ilgili. * Beş sın üleş sayını tirme biçimi. bedenle ilgili. * Beş on santim ölçülerinde biçilmiş ve kereste. pencüse. beş para almamak * hiç para almamak.

beş salı ik ncak * Bayram yerinde kurulan bir tür salı ncak.*İ nsanlı insanoğ . n ve sallanma. beş eriyetçilik * Beş eriyetçi olma işveya durumu. beş etmek iklik * beş vazifesini. ik * Beş beş sı er er ralanmı ş . fonksiyonunu yapmak. hümanist. ik * Beş olmaya uygun. hümanizm. beş ibiryerde * Bkz. sayını ra fatı rada beş kol inci * Bir ülkede gizli olarak. * Ambalâjlanacak malıbiçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaları tümü. tahta veya demirden yapı ş lmısallanıbir çeş r it küçük karyola. n n beş kertiğ ik i * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanmıkimse. beş mezara kadar ikten * bütün hayatı boyunca. beş ibirlik. düş için çalı örgüt. i llı beş erli beş gen beş ibirlik * Kadı n süs için takı kları altılira değ nları ndı . beş ik * Süt çocukları yatı nı rmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan. man ş an beş iz . insancı sı l. beş ikçi beş iklik * Beş yapan veya satan kimse. * Bir ş doğ geliş i yer. beş n erinde olan altı n. k. * Beş kenarlı çokgen. ulları beş eriyetçi * Beş eriyet yanlı(kimse). ş beş kertme ik * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanma. eyin up tiğ * Yüz üstü yatı geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karıüzerinde baş ayak yönünde ş ta. mak. beşini sallamak iğ * çocukluğ undan veya çok eskiden tanı büyümesine hizmet etmek. sı dördüncüden sonra gelen. insancık. ik beş ikörtüsü * İ yana akı sı çatı ki ntı olan . ölünceye kadar. beş inci * Beş sın sı sı .

muhammes. gülümser. muş * Beş veya beş ses müzik aracı yazı müzik eseri. kurt pençesi (Potentilla en. ınlı ldı ı .* Beş arada doğ (kardeş i bir an ler). domino gibi oyunlarda üzerinde beş areti bulunan kâğ veya pul. * Tabaklanmamıham deri. er lı p beş me * Her çubuğ ayrı beş u ayrı renkte olan. * Bet bereket kalmamak. tuhaf. kentet. * Tahmis. * Beş arada olan. "çehre" anlamı ikileme oluş nda turur. bet * Beti benzi atmak. *İ skambil. taş . beş li * Beş parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. i bir tane beş simit gibi kurulmak lik * kendine değ vererek bir yere yayı oturmak. beş lik * Beş para. çirkin. eyden beş tane bulunan. i kez * Bir ş sayını e çı eyin sı beş karmak. beti bereketi gelmek. * Beş la oynanan bir tür çocuk oyunu. beşş yı z biçiminde bir deniz hayvanı pençe (Uraster). beş parmak. ş beş me beş parmak * Derisi dikenlilerden. bet * Kötü. beş lemek * Bir işbeş yapmak. beş alabilen. beş izli * Beş tanesi bir arada olan. beti benzi uçmak. için lan * Beş müzisyenin çaldı caz orkestrası ğ ı . beti benzi sararmak gibi deyimlerde beniz kelimesi ile birlikte. * Halk edebiyatı üçlemeli bir bende. güleç. * Bkz. beti bereketi kaçmak gibi deyimlerde bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamı ikileme oluş nda turur. beş leme * Beş lemek iş i. beş pençe beş taş beş uş * Güler yüzlü. iş ı t * Divan edebiyatı beş nda dizeli bölümlerden oluş manzume. beş * Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş . ı lan reptans). beş parmak otu * Gülgillerden. beş kuruş veya beş değ lira erinde olan akçe. konu ile ilgili aynı nda ölçüde bir çift dizenin bağ lanması oluş yla an manzume. yol kıları ve çayı yı nda rlarda yetiş sürgüne karşkullanı bir bitki. yollu bir çeş kumaş it . * Çı kçı krı tezgâhın kütüğ nı ü.

nda kları beti benzi kireç kesilmek (beti benzi atmak. dikleş ı mek. betim * Betimlemek iş betimleme. tezkere. hı ran betelemek * Bkz. bundan daha kötü durumları da bulunduğ düş en n unu ünerek teselli bulmalır. beter * İ kötü.bet beniz kalmamak * yüzü sararısolmak. solmak veya beti benzi uçmak) * herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak. . betelenmek * Karşgelmek. * Bir ş bir kimseyi. tlaş betik betili * Yazıolan ş kitap. dı beterleş me * Beterleş iş mek i veya durumu. beterin beteri var * çok kötü bir duruma düş kimse. çabuk tükenmek. korkmak. kı mak. kafa tutmak. bir kötülük yapacakmıgibi durmak. inin ü beta * Yunan alfabesinin ikinci harfi -B. bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı eyi. i. beta ınları ş ı * Radyoaktif cisimlerin yaydı üç ından biri. pusula. ş bet suratlı * Yüreğ kötülüğ yüzünden belli olan. hayvan ve doğ ögeleri bulunan (resim veya heykel). beti bereketi kalmamak (veya kaçmak) * azalmak. beterleş mek * Beter duruma girmek veya o durumda bulunmak. *İ çinde insan. lı ey. tasvir. a betili sanat * Doğ n görünen biçimlerini iş anı leyen sanat. etelemek betelemek. kları ş ı betatron * Elektronları zlandı elektromanyetik bir araç. yice beter etmek * daha kötü duruma getirmek. beti * Resim ve heykel sanatları varlı n biçimi. p bet bet bakmak * kötü kötü bakmak. mektup. figüratif. figüratif sanat. .

beton * Çimentonun su yardı yla kum. hayvan ve doğ ögeleri bulunmayan (resim veya heykel). betimlenmek * Betimlemek işyapı i lmak. tasvirî dil bilgisi. kendine özgü belirtilerini tam ve açıbiçimde söz veya yazı anlatmak. çakı maddelerle karı mı l gibi ş sonucu oluş sert. lam. tasvirî. betonarme * Yapı gücü. üroloji. betonkarar * Beton karma makinesi. bağ cı yapay yış ğı ım. bevliye * İ yolları drar hastalı . a betisiz sanat * Beti kullanmayan nonfigüratif sanat. sı betimsel * Betimle ilgili. ı rlı betimlemek * Bir nesnenin. esnekliğartı için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi. da i rmak betoncu * Yapı beton dökme iş larda leriyle uğ an usta veya iş raş çi. ı nı betine gitmek * gücüne gitmek. betisiz *İ çinde insan. mak betonlaş mak * Beton duruma gelmek. tasvir etmek. nonfigüratif. betoniyer * Beton karma makinesi. beton gibi * çok sağ dayanı . betimlemeli dil bilgisi. klı * güçlü. i. betimleyici * Betimleme yanlı. tasvirci.betimleme * Betimlemek iş tasvir. k ile betimlenme * Betimlenmek durumu. betimsel dil bilgisi * Bir dilin belirli çağ inceleyen dil bilgisi. kları . betonlaş ma * Betonlaş durumu. betimlemeci * Betimlemeye ağ k veren. demirli beton. dayanıı layı ması an kl . sert. kendine yedirememek.

beyaban beyan * Söyleme. bevvap * Kapı. nda bey * Günümüzde erkek adları sonra kullanı saygı ndan lan sözü. ı tları * Boy gibi küçük bir toplumun veya küçük bir devletin baş . as. bey mi yaman. beyanat * Demeç. beyaz * Ak. bildirme. bey mi yaman. plutokrasi. kara karş . * Çöl. el mi yaman * Bkz. * Bir eserde. beyaz adam . rktan * (baskı Normal karalı görünen harf çeş da) kta idi. anlatmak. beyanname * Bildirge. duyguları hayallerin doğ ve değ n. uş erlerini. * Beyaz ı olan kimse. ürolog. el mi yaman. * Zengin. beyan etmek * bildirmek. bildiri. bir bey erki * Zengin erki. bay. beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) * demeç vermek. ı tı * Bu renkte olan. * Eşkoca. bey kardeş * erkekler için seslenme sözü.bevliyeci * İ yolu hastalı hekimi. fatların na bey (veya paş gibi yaş a) amak * bolluk içinde yaş amak. * Erkek sı nıhemen arkası eklenir. ileri gelen kimse. bunları anlatı nda tutulacak yolları n mı konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı . . kanı * Komutan. drar kları bevliyecilik * Bevliyecinin işveya mesleğ i i. söylemek. düş üncelerin. *İ skambil kâğ nda birli. bey armudu * İ kokulu ve tatlı armut türü. ileri sürmek. cı * Mahalle okulları hademe. ri. * Erkek özel adları yerine kullanı lı r.

* Beyaz Rusya halkı olan kimse. beyaz baston * Görme özürlülerin yürürken kullandı madenî çubuk. ı ldı ı * Sinema. k beyaz etmek (veya beyaza çekmek) * yazı temize çekmek. cı beyaz perde * Göstericiden çı görüntülerin üzerinde yansığ sinema filminin oynatı ğyüzey. beyazı rak mtı * Beyaza çalar renk. beyaz iş * Beyaz pamuklu veya keten kumaş üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapı sarma iş lar lan . ndan beyaz sabun * Beyaz renkli bir tür sabun. beyaz ş arap * Sadece beyaz üzüm ş ndan yapı ş ı rası lan arap. çamaş makinesi. etlere verilen genel ad. balıvb. . beyaz kitap * Bir sorunu aydı nlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayı mlanan kitap. beyaz dizi * Genellikle sevgi konuları basit bir biçimde iş nı leyen romanlardan oluş dizi. beyazı msı * Beyaza çalan. Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaş ve teninin rengi açıolan ı ayan k rk. kokain gibi sı olmayan uyuş vı turucu madde.* Beyaz ı mensup olan kiş rka i. * Avrupalı . Beyaz Rus * Ekim ihtilâlinde komünist kıl yönetimden kaçan Rusyalı zı kimse. beyaz zehir * Eroin. ı r ı k beyaz et * Tavuk. yı beyaz ı rk * Avrupa. kan dı. Kuzey Amerika. beyaz peynir * Beyaz renkli bir tür peynir. kları beyaz cam * Televizyon ekranı . beyaz kömür * Akarsulardan elde edilen elektrik gücü. bulaş makinesi gibi ev aletlerine toplu olarak verilen ad. an beyaz eş ya * Buzdolabı . beyaz oy * Onaylayı oy.

nı n lan beygir * At. * (kâğ lı Parlaklın iyileş ı kta) tçı ğ ı tirilmesi için hamur bileş enlerinin renginin az veya çok oranda değtirilmesi iş veya giderilmesi. beygirci * Beygir besleyen veya kiraya veren kimse. artma. esmerin tadı * esmerleri övmek için söylenir. * Çocukları babaları kullandı saygı n için ğ ı sözü. ları nı lar beyazlatı lmak * Beyaz duruma getirilmek. beyazlatmak * Beyaz duruma getirmek. beygirli . ağ arma. mak i beyazlaş mak * Beyaz duruma getirmek. ağ armak.beyazıadı n . artı beyazlatma * Beyazlatmak işağ i. beyazlanma * Beyaz duruma gelme. beyazlatı cı * Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde. beygir gücü * Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü. ağ lmak. n na beyaztilki * Tilkinin kık tüyünden yapı kürk. beyefendi * Saygı belirtmek için erkek adların sonuna getirilen veya bu adlarıyerine kullanı san. üstüne binilen at. * Ağ . beyazlı k * Beyaz olma durumu. ı yan. * Yük taş araba çeken. * Atlama beygiri. artı beyazsinek * Özellikle pamukları üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kuruması sebep olan bir sinek türü. beyazlı * Beyazı bulunan. beyazlanmak * Beyaz duruma gelmek. ağ artmak. ş lı lan beybaba * Yaş erkeklere teklifsizce sesleniş lı biçimi. beyazlaş ma * Beyazlaş işveya durumu. * Dokunan kumaş n renk tonları açan veya beyazlatan ve kumaş üzerindeki lekeleri gideren (kimse).

lması beyin gücü * Bir ülkede ileri düzeyde iyi yetiş olan meslek ve bilim adamları uzmanlarıfikir gücü. beyhude * Boş una. lukta i vı beyin orağ ı * Beynin iki lopu arası ndaki zar. i beyhudelik * Beyhude olma durumu. boş boş gereğyokken. * Bir ş yönetmede önemli görevi olan kimse. beyin kanaması * Beyni besleyen damarlardan bir veya birkaçı dı kan sı ndan ş arı zması sonucu. düş üncesi yüksek düzeyde olan kimse. miş ile n beyin jimnastiğ i * Bkz. beyin karı kları ncı *İ çinde beyin-omurilik sısı vı bulunan. beygir için. * Yararsı anlamsı z. beyin cerrahı * Beyin konusunda uzmanlıyapmıcerrah. z. beyin * Kafatasın üst bölümünde beyin zarı örtülü. dimağ u . u una. iki yarı yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluş duyum nı ile m an.* Beygiri olan. beyin yı kamak . * Beygir gücünde. usa vurma. beyhude yere * boş yere. beygirlik * Beygire ait. dört boş undan her biri. ve bilinç merkezlerinin bulunduğ organ. eyi * Bilgisi. * Muhakeme. beygirsiz * Beygiri olmayan. eğ itimi. beslenen bölgenin çalı ş maz duruma gelmesi. luğ beyin omurilik sısı vı * Örümceksi zarla ince zar arası ndaki boş bulunan beyinle omuriliğçepeçevre saran sı. beyin göçü * İ düzeydeki meslek ve bilim adamları uzmanlarıbir baş geliş ülkede yerleş çalı leri ile n ka miş ip ş amacı mak ile kendi ülkelerinden ayrı . un beyin üçgeni * Beynin alt tarafı ndaki üç kı mlı vrı yuvarlak çıntı kı . kafa içinin. beyin takı mı * Bir kurum veya kuruluş yönetiminde etkin rol oynayan kimseler. zihin jimnastiğ i. k ş beyin cerrahîsi * Hastahanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bölüm.

mirî. devlete özgü olan. * Beyni olmayan. çok bilinen. emaret. düş llı ünceli. beyiye * Bkz. devlet malı olan. beyincik beyinli * Kafatasın art bölümünde ve beynin altı hareket dengesi merkezi olan organ. it beylik fın has çı r rı karı * devlet görevlisi olmanı insana birçok kazançlar sağ ğ ş yollu anlatmak için söylenir. enternasyonal. beyit * Ev. * Akı. lmayan. beylik * Bey olma durumu. * Herkesin kullandı. beyitli * Beyti bulunan. * Beyne benzeyen. baş yönde düş ve davranı ka ünür r duruma getirmek amacı çeş yollarla etkilemek. yla itli beyin zarı * Beyni üst üste saran zar. etkisi kalmamısöz. * Bir çeş küçük ve ince asker battaniyesi. uluslar arası . içinde beyit olan. kendine özgü düş ve dünya görüş yabancı tı ünce üne laşrmak. beynamaz * Namazsı namaz kı z. ğ ı ş beylikçi * Divanı kaleminin baş ı . * Akız. dimağ nı nda. . pis (kimse). * Beyni olan. * Hükûmet. * Devletle ilgili. çe. satı k. korteks. beynelmilel * Milletler arası . * Rahat yaş ama. beyin zarları * Beyni üst üste saran üç zar. n ladınıaka ı beylik söz * Herkesin kullandı.* insanı . * Merkeze tam bağ olmayarak bir beyin yönetimi altı lı ndaki ülke. p. * Beyinle ilgili. mlı beyinsel beyinsi beyinsiz beylerbeyi * Sancak beylerinin baş ı . herkesin bildiğ basmakalı ğ ı i. * Anlam bakı ndan birbirine bağ iki dizeden oluş ş parçası mı lı muşiir . emirlik. düş lsı üncesiz.

beyzade . beyninde * Arası nda. * Bey oğ lu. beyni kaynamak * aş sı ı caktan sersemlemek. beyni atmak * Bkz. ey beyni karı ncalanmak * zihin yorgunluğ undan düş ünemez olmak. Amerika Birleş Devletlerinde yaygıbir ilik m nda ik n çeş oyun. beyninden vurulmuşdönmek a * beklenmedik bir durum karş nda olağ ı sı anüstü bir üzüntü ve ş kı ğ uğ aş nlı ramak. tepesi atmak. beyyine * Bir olayı doğ n ruluğ ortaya koyabilen yöntem. ı beynini kemirmek * rahatsı k vermek. * zihninde birden bir düş doğ ünce mak. milletler arasılı uluslar arasılı enternasyonalizm. kanı tutamak.beynelmilelci * Bkz. cı beynelmilelcilik * Milletlerin sosyal sıfları nda uygunluk olması birlikte davranı gerektiğ savunan görüş nı arası ve lması ini . beytülmal * Devlet hazinesi. ikna etmek. delil. * kötü bir ş sezinlemek. uluslar arası. it beysbolcu * Beysbol oynayan ve oynatan (kimse). rı beyni sı çramak * aklı ı gitmek. bunamak. huzurunu kaçı zlı rmak. unu * Duruş sı nda bir düş ma rası ünceyi gerçekleş tirmek için baş vurulan belge. t. sarsı lmak. düş ünemez olmak. cı k. baş ndan beyni sulanmak * düzgün düş ünemez olmak. beyni bulanmak * sersemlemek. beysbol * Dokuzar kiş iki takı arası bir top ve sopayla oynanan. beynine vurmak * (içki etkisiyle) ne yaptını ğ bilemez duruma gelmek. cı k. beyninde ş ekler çakmak imş * çok üzülmek. a beynine girmek * herhangi bir konuda birisini yönlendirmek. bunalmak.

* Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri. bezdirmek * Bı rmak. gudde. lan * Pamuktan. için lan * Geliş igüzel kumaş parçası . * Yumurta akı pudra ş ve ekeri ile yapı bir çeş kuru pasta. çaput. p bezcilik bezdirici * Bezcinin iş i veya mesleğ i. rarak oluş bez bez bağ lamak * bebeklere altları kirletmesinler diye bez koymak. bezdirilme * Bezdirilmek iş i veya durumu. düz dokuma. söbe. bez * Pamuk veya keten ipliğ inden yapı dokuma. *İ çinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayı salgı turan organ. beyzadelik * Soyluluk. beze beze bezekçi . oval. nı bez tüyler * Bitkilerde salgı karan tüyler. bezdirilmek * Bezmesine sebep olmak. * Herhangi bir cins kumaş . * Bezden yapı ş lmı . çı bezci * Bez yapan veya alı satan (kimse). * Herhangi bir iş kullanı dokuma. ziynet. lan it bezek * Süs. * Özenle büyütülmüş . bezdirme * Bezdirmek iş i. usandı ktı rmak. bezmesine yol açmak. nazlı kimse. kkı k beze * Yara veya çı sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluş şkinlik. * Usanç veren. * Hamur topağ pazı ı .* Soylu kimse. beyzî * Yumurta biçiminde. ban an iş * Bez (I). . bı nlıvermek.

bezen bezeniş bezenme * Bezek. süsletmek. * Süsleme. bezeme bezemeci * Bezeme yapan oymacı nakkaş veya . * Bezelemek iş i. dekoratif. süsleyen ş ey. bezekli bezeleme * Bezeğolan. donatmak. süslü. süslenmek. * Bezenme işveya biçimi. bezekleme * Bezeklemek iş i. * Süslemek. bezemecilik * Bezemecinin yaptı iş ğ . rmanı bir * Bu bitkinin yuvarlak tanesi. yurdumuzun her yanı yetiş nda tirilen. tezyin. bezeklemek * Süslemek. nakkaş . bezetme * Bezetmek iş i. süs. bezemek. i bezelye * Baklagillerden. ı bezeli * Bezeğolan. dekoratör. * Süs. bezenmek * Bezemek iş konu olmak. i * Bezenmek iş i veya durumu.* Duvar ve tavanları boyayıbirtakı resim veya ş p m ekillerle süsleyen kimse. . süslenmek. bezelemek * Hamur topağyapmak. tezyin etmek. bezetmek * Bezeme yaptı rmak. * Gelinleri süsleyen kadı n. süslenmiş i . ı bezemek bezemeli * Süslü. bezekli. tı cı bitki (Pisum sativum). ine * Kendini bezemek. bezeyici * Bezekleme yapan ressam.

bezirlemek * Bezir yağile yağ ı lamak. bezlemek * Bez veya kumaş örtmek veya kaplamak. bezirgânbaş ı * Padiş n kullanacağçuha. bezirgân * Tüccar. * Yaş veya iş ama görme isteğ yitirmiş ini . * Süs. bezir yağ ı . bezik * İ üç veya dört kiş ki. bezirgânlı k * Bezirgâna yakır davranı ş ı ş . bezginlik * Bezgin olma durumu. * Bezmek iş konu olmak. bezginleş me * Bezginleş iş mek i. ile . bezi herkesin arş na göre vermezler ı nı * genel kurallar kiş ilerin isteklerine göre bozulmaz. ine * Keten tohumu. bezginleş mek * Bezgin duruma gelmek. i arası 96 kâğ oynanan bir çeş iskambil kâğ oyunu. ini * Yahudilere verilen ad. bezir yağsürmek. bezirleme * Bezirlemek iş i.bezeyiş bezgi bezgin * Bezeme iş i veya biçimi. bez. tülbent gibi eş ahı ı yaları lamak ve bunları sağ korumakla görevli kimse. bezek. * Bir çocuk oyunu. bezir yağ ı * Keten tohumundan çı lan ve yağ boya yapmak için içine renkli maddeler katı çabuk kurur bir yağ karı lı lan. bezmek durumuna gelinmek. . * Bkz. ı bezleme * Bezlemek iş i. * Alıveriş çok kâr amacı güden kimse. nda ı tla it ı dı bezilme bezilmek bezir * Bezilmek iş i. yorgunluk. ş te nı * Mesleğ sadece kazanç için kullanan kimse. usanç.

bılgan cı bır bır cı cı * Sürekli ve çok konuş için kullanı ma lı r. . lan ı zlı * Jilet.manifaturacı alı . keskin. bılgan. çı * Bezmek iş i. n tirip lan * Bir sap ve çelik bölümden oluş kesici araç. çki sı bezme bezmek bezsi bezzaz * Kumaş p satan kimse. lı k. çocuğ belemek. un na u bezm * İ meclisi. bı altı yatmak çak na * (insan için) ameliyat olmak. kı * Bez dokusunda olan. bıp usanmak. dost toplantı. bı bı a gelmek çak çağ * bı birbirine saldı çakla racak kadar zorlu kavga etmek. bı gibi çak * ince. bezzazlı k * Kumaş satma işmanifaturacı i. bezginlik getirmek. * Bkz. bezi andı ran. an * Çeş kesme iş itli lerinde kullanı keskin ağ araç. ı k inin nda * Bu kemikle oynanan bir oyun. bıl cı * Aş kemiğ altı bulunan küçük bir kemik. * Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yı kama aleti ve yeri. bırgan cı bı çak * Boru biçimindeki maden parçalarıiçini düzleş parlatmakta kullanı alet. bı bı yapmak cı cı * yı kanmak. bı çekmek çak * üzerindeki bı ı çağbirden ele alarak birine saplamaya hazı rlanmak. bı bı cı cı * (çocuk dilinde) Yı kanma. * bı çaklamak.* Çocuğ altı bez koymak. * ameliyat etmek. * Bezgin duruma gelmek. bı atmak çak * bir hedefe bı fı çak rlatmak.

ağ söz gibi gönül kıcı ı r rı davranı n hiçbir zaman unutulmayacağ anlatı ş ları ı nı r. * birdenbire ve tamamen ortadan kaldı rmak. bı yemek çak * bı çaklanmak. bı kını çak nı kesmez * kötüler yararlandı kimselere kötülük etmekten çekinirler. çakla * bı çaklamak. * Çok az (fark).bı gibi kesilmek çak * (söz. bı çaklama * Bı çaklamak iş i. bı çaklanmak * Bı çaklamak iş konu olmak. bı çaklamak * Bı kesmek. bı saldı çakla rtmak ve yaralatmak. bı çakçı * Bı ve daha baş kesici araçlar yapan veya satan kimse. bı çaklatmak * Bı saldıyı çakla rı tahrik etmek. ine bı çaklatma * Bı çaklatmak iş i. konuş sohbet) birden bitmek. ma. çok yakı(aralı n k). bı silmek çak * bir işbitirmek. çakla * Bı yaralamak. bı gibi saplanmak çak * (sancı rı . dil yarası onulmaz * hakaret. ağ) birden ve güçlü olarak gelmek. bı gibi kesmek çak * çok keskin olmak. çak ka bı lı çakçı k * Bı ve benzeri ş çak eyleri yapma veya satma iş i. bı kemiğ dayanmak çak e * çekilen sıntı k katlanı kı artı lamayacak bir duruma gelmek. çakla bı çaklanma * Bı çaklanmak iş i. duruvermek. bı yarası çak onulur. i bı vurmak çak * bı kesmek. bı çaklı * Bı ı çağolan. bı k çaklı . kları bı sı çak rtı * Bı ıkeskin olmayan ters yanı çağ n .

ı iki lı olan i tarafı kullanı büyük testere. boyları ve kenarları düzgün ve eş olarak nı nı it düzelten iş yeri. cesur. bı nlaş çkı ma * Bı nlaş iş çkı mak i. lı k bı nlı çkı k bık dı bılma kı * Bılmak iş kı i.* Bı koyacak yer. bı nlaş çkı mak * Kabadayı taslamak. bıp usanmak kı * çok bezmek. bı hane çkı * Bı evi. çkı * Kı ve tı sa knaz. n rnak an bı çkı * Tahta veya ağ biçmekte kullanı karşklı sapı ve iki kiş aç lan. kma i . çak * Bı yapmaya elveriş (maden). kalaslardan daha ince tahtalar kesen. çkı p * Sel veya dere yatağ ı . . bış kı mak * Bı işveya biçimi. yürekli. bılmak kı * Usanı lmak. bı tozu çkı * Doğ ramacı bı dan çı ve çoklukla yakacak olarak kullanı toz ve talaş lı çkı kta kan lan . * Bı n olma durumu. * Hayvanlarıtı kökünde oluş yara. ndan lan * Motorla çalı bir çeş güçlü testere. gözü pek. bış kı bış kı ma * Bış iş kı mak i. bı evi çkı * Tomruklardan kalas. * Korkusuz. çkı aç * Bı yapısatan kimse. çkı bı n çkı * Külhanbeyi. ş an it * Saraç bı ı çağ . * Bağ budamaya yarayan diş bı li çak. bı cı çkı * Bı ile ağ ve tahta kesen kimse. kabadayı . çak li bık çı bılgan çı * Azmı yayı ş ş lmı(yara).

kma bı kma bı kmak * Bı kmak iş i. yurdumuzda en çok güzün. sürüp gitmesi yüzünden bir ş eyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek. bı l bı l ngı ngı * Dolgun ve pelte gibi titrek.* Karş klı ı olarak birbirinden bı lı kmak. l önce. yumuş amak. etli butlu. ş . bı nlı kkı k * Çok bı ş kmıolma durumu. usandı kması kkı k rmak. dolgunca. * Tekrarlanması . benekli. bı rcıgibi ldı n * kı boylu. usanmak. bı r ldı * Geçen yıbir yı l. boz renkli. zedelenmek. bı nlıgelmek kkı k * bı kmak. bı rı ktıcı * Bı nlıverici. bık bık llı llı * Çok tombul. lkı i bı mak lkı * Bozulmak. bı n kkı * Çok bı şusanmı bezmiş kmı . bunalmak. kkı k bı rma ktı * Bı rmak iş ktı i. usanmak. me kı bı ldama ngı . bı nlıvermek kkı k * bir ş sürekli tekrarlayarak karş ndakini usandı eyi ı sı rmak. bı rcıeti ldı n * Bı rcıkuş ldı n unun saka ve avcı beğ larca enilen kı zı rmı eti. erimek. bı rcı ldı n * Tavukgillerden. eti için avlanan göçebe kuş (Coturnix). bı ma lkı * Bı mak işveya durumu. bı ntı kkı * Bı duygusu. bı rmak ktı * Bı na yol açmak. bı nlıvermek. alı (kadı sa mlı n). * Dayanamaz duruma gelmek. bı ldak ngı * Kafatası kemikleş meden önce kemiklerin birleş yerlerinde bulunan kırdak bölümü. .

kiş * Bir alı ktan veya bir iş vazgeçmek. * (ölen. ması sağ * Boş amak. ine bı m rakı bı ş rakı * Bı rakmak iş i. * Salı verme. ateş yapmak. yı * Özgürlük vermek.* Bı ldamak iş ngı i. * Yanı almamak. * Sarkı tmak. bı lma rakı * Bı lmak iş rakı i veya durumu. bı rakmak * Elde bulunan bir ş tutmaz olmak. * Bakı lmak. ş ma karş klı rakmak. meydana getirmek. * Kötü bir durumda terk etmek. artıuğ mamak. nı kası * Yapık olan bir ş yapıklı kurtulmak. . hesaba katmasak da. görevlendirmek. u iş * Saklamak. hürriyetine kavuş nı lamak. na nda * Sahiplik hakkı baş na vermek. ünü kası * Engel olmamak. ş kanlı ten * Uğ maz olmak. bı ldamak ngı * (et ve sı için) Yumuş k veya şmanlısebebiyle oynamak. * Eski bulunduğ yerini veya durumunu değtirmemek. in unu. bı lmak rakı * Bı rakmak iş konu olmak. terk etmek. eyi * Koymak. vı aklı iş k bı Allah'ı seversen rak nı * bir kimse veya nesnenin değ ersizliğ belirtmek için kullanı ini lı r. * Sıf geçirmemek. nı * Bir pazarlı belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. lı kes bı t rakı bı rakma * Tereke. bı ş rakı mak * Savaş çarpı gibi durumları ı bı ma. nesne vb. raş k raş * (bık veya sakal) Uzatmak. yanı götürmemek. i ka * Unutmak. terk. döndürmek. * Ayrı lmak. * Bı rakma iş i veya biçimi. korunmak için vermek. artı rmak. * Bir iş sorumluluğ yükümlülüğ baş na vermek. * Bir işbaş bir zamana ertelemek. titremek. ı bı lı i. mütareke yapmak. kes. ayrı birinden iş i. bı ş rakı ma * Karş klı rakmak iş ateş mütareke.) Kalmak. ş ı ey ş ktan ı * (bulunduğ veya dokunduğ yerde) Oluş u u turmak. * Bı rakmak iş i. lan . bı ki rak * saymasak. kta. terk edilmek.

bıkları almak yı ele * delikanlı çağ girmek. bığ tı etmemiş yı ı yınıraş ı olan. yı bık burmak (veya bükmek) yı * çalı yapmak amacı bıkları kırmak. k bıksı yı z * Bığolmayan. na bırak tı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun dıdikenli tohumu. * Balı klarda deri uzantı. lı ı k na bıklı yı * Bığolan. sı * Asma gibi bitkilerde. bığ balta kesmez olmak yını ı * kimseden korkusu olmamak.bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor) raktım raktı). sarı tutunmaya yarayan sürgün. klitoris. bıklı ı yı duruma gelmek. bıklı k yı balı * Sazangillerden. m yla yı nı vı bıklanma yı * Bıklanmak iş yı i. ş arak bık bı yı rakmak * bık uzatmak. bı z zbı bı k zdı bır zı * Davula sol elle vurulan ince değ nek. bığ tı etmiş yı ı yınıraş ı olan. * Kadı k organın üst yanı cinsel zevk duyumu noktası bölüm. ı ı ladım ı ladı) ı rda) * uzun süredir hiçbir ilerleme ve değiklik göstermiyor (veya göstermiyorsun). eti sevilen bir balı(Barbus fluviatilis). * Ufak çocuk. bıklanmak yı * Bığçı yı kmak. en ş ı bığterlemek yı ı * bığyeni yeni çı yı ı kmaya baş lamak. bı rakması yol açmak. nlı nı nda olan . büyüklerinin boyu 2 m yi bulan. bı rmak raktı * Bı rakması sağ nı lamak. bığ silmek yını ı * bir işolmuş i bitmiş sayarak onunla uğ maktan vazgeçmek. raş bık yı * Üst dudak üzerinde çı kı kan llar. iş bı rma raktı * Bı rmak iş raktı i. lı p bık altı gülmek yı ndan * birinin durumuna belli etmemeye çalı gülümsemek.

çok yık bir bitki (Rosmarinus officinalis). biber gibi * çok acı . pay almamı ş . * Osmanlımparatorluğ İ unda padiş ölünce tahta geçecek oğ ah lunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul ve tasdik edilmesi. biberli * İ biber katı ş çine lmı . kötü talihli. en * Bu bitkinin.Bi bîaman biat * Bizmut'un kı saltması . * Acı . biber turş usu * Yalnı uzun yeşbiberden yapı ş u. biber katmak. * Genellikle süt çocukları süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanı emzikli şe. biat etmek * birinin egemenliğ tanı kabul etmek. tazeyken sebze olarak yenilen veya kurutulup baharat olarak yararlanı ürünü. * Patlı cangillerden. biat edilmek * birinin egemenliğtanı i nmak. göz vb. * Biber konulan küçük kap. * Bir kimsenin egemenliğ tanı ini ma. z. * Payı olmayan. Akdeniz çevresinde çok yetiş güzel kokulu yaprakları dökmeyen. biberlemek * Biber serpmek. zca il lmıturş biberiye * Ballı babagillerden. na lan iş biberlik biberon . amansı gaddar. ini mak. yurdumuzda çok yetiş bir bitki (Capsicum annuum). zalim. bîbaht bîbehre biber * Bahtsı kadersiz. z. * Biber yetiş tirilen yer. * Hoş görüsüz. biber gibi yanmak * (deri. lan biber atmak * içine biber koymak. çiçekleri soluk en.) çok acı mak. llı biberleme * Biberlemek iş i. nı mavi renkli. biber salçası * Kı zı rmı biberden yapı ş lmısalça.

vazo gibi zarif küçük süs eş . kitap düş k künlüğ ü. zarif (kı z). lı k. k. biblo * Çeş maddelerden yapı heykel. bibliyografik * Kaynakla ilgili. n z i. meme baş ı . * Üslûp. bici bicik bicili bîçare * Çaresiz. bibi bibliyofil bibliyograf * Bibliyografya uzmanı . cicili bicili. * Kitapsever. * Acız. bibliyomani * Hastalıderecesine varan kitap sevgisi. * Bkz. bibliyoman * Bibliyomanisi olan (kimse). bibliyotek * Kitaplı kütüphane. zavallı (kimse). * Meme. itli lan yası biblo gibi * ufak tefek. kaynakça. * Bkz. bîçare olmak * çaresiz kalmak. . bibliyotekçi * Kütüphaneci. sı * Babanıkıkardeş hala. kaynakları bilen uzman. zavallı çaresizlik. bîçarelik biçem * Biçare olma durumu. bibliyografya * Kaynaklar.bibersiz * İ biber katı çine lmamı ş . cici bici. bibliyografi * Bibliyografya.

çoğ ek durumunda olan öge. biçime sokmak (veya biçim vermek) * bir ş biçimlendirmek. * Tarz. ş ekillenmek. ş ı ekilci. * Yakık alan ş uygun ş ş ı ekil. * Özü. bağ biçici biçicilik biçilme biçilmek * Biçmek iş konu olmak. sı * Alılmıkural. eyi biçimine getirmek * sı nı rsatı bulmak. döven. biçim birimi * Kelimelere gramer bakı ndan biçim veren. eyin * Sanat ve edebiyat eserlerinde dıgörünüşform. ekil. elveriş (iş li ). ekil. en uygun durumunu yakalamak. * Biçmek iş yapan (kimse). * Biçmek iş i. biçimlendirilme . taneleri ayı samanı lam veya balya durumuna getiren makine. biçim * Dıgörünüşş ş . morfoloji. formalist. içeriğyeterince önemsemeden. ini * Biçicinin işveya mesleğ i i. morfem. hem de bağ durumuna getiren makine. biçime ağ k veren görüş i z ı rlı . biçerbağ lar * Ekini hem biçen. * Biçilmek iş i. ine biçilmiş kaftan * bütünü ile uygun. * Herhangi bir ş benzeri.biçenek * Her yı l belirli bir süre otlatı ktan sonra yeniden geliş bitkilerin biçilerek değ ldı en erlendirildiğtabiî çayı i r. biçimcilik * Biçime sı sıya bağlı kı kı lı k. formaliteci. mı u biçimci * Biçimcilik yanlı olan (kimse). punduna getirmek. biçerdöver * Ekin biçen. yalnıbiçim üzerinde duran. tutum. biçim bilimi * Yapı bilimi. ran. fı nı biçimleme * Çeş maddelerin biçimsel imkânları birbirleri arası itli ile ndaki düzen iliş kilerini araşrma iş tı i. ş . belli bir biçime girmek. ekil. davranıveya belli biçimin dına çı ş ş ı ş ş kmayan (kimse). * Manzumelerin kuruluş uyak düzenlerine göre olan dıgörünüş ş ve ş ü. rası. biçim biçim almak * biçimlenmek.

biçimselleş tirmek * Biçimsel duruma getirmek. biçimsellik * Biçime uygun olma durumu. ş eye ekillendirmek. ş ey ekillenmek. ekle eklî. ı * Kendine özgü billûrlaş ş biçimi olmayan (madde). * Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüş türmek. biçimsel biçimselleş tirme * Biçimselleş tirmek iş i. * Ortamı uygun düş yakık alan. biçimle ilgili. amorf. biçimsiz * Kendine özgü bir biçimi olmayan. ş ekilsiz. yla biçki dikiş yurdu * Halka açıterzilik mesleğ öğ k ini retme ve uygulama yeri. ekillendirme. yakıksı ş z. na en. mıbir biçimsizleş me * Biçimsizleş iş mek i. eye biçimlendirme * Biçimlendirmek işş i. biçimi bozuk. * Çirkinlik. mevzun. i * Dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesme sanatı ı . ş formel. biçimli * Biçimi güzel olan. biçimsizlik * Biçimsiz olma durumu. biçki dikiş kursu * Terzilik mesleğ öğ ini retmek amacı verilen kurs. biçimlendirmek * Bir ş belirli bir biçim vermek. yakıksı k. biçki yapmak . * Kötü. biçimlendirilmek * Bir ş biçim verilmek. ş ait.* Biçimlendirilmek iş i. biçimlenmek * Bir ş belli bir biçim kazanmak. ekillenme. biçimlenme * Biçimlenmek iş ş i. ş zlı ı biçiş biçki * Biçmek işveya biçimi. hoş olmayan. ş ı * Biçime dayanan. biçimi bozulmak. biçimsizleş mek * Biçimsiz duruma gelmek.

fiyat) Koymak. * Uyanı uyumayan. * Yaylı ateş öldürmek. boru biçiminde küçük araç. biçmek * Belli bir biçim vererek kesmek. yanal ayrıları eş ve paralel doğ it tı da it rulardan oluş çok düzlemli cisim. makine ile kesmek. * Bîgâne olma durumu.* dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesmek. * Bidon satan kimse. menş prizma. biçtirme * Biçtirmek iş i. m iyle * (değ paha. * Kadı n saçları kırmak için kullandı . bidayet * Baş lama. ı * Biçmek iş i. metal veya plâstikten. sac. * İ sı maddeler konulan. tı rpanla. otu orakla. nları nı vı kları * Bedenin belden aş ı ağbölümlerini yı kamakta kullanı tuvalet aracı lan . an ur. . er. * Yontulmuş taş yapı ı . bîdar bid'at * İ dininde Hz. k. * Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eş iki çokgenden. *İ lgisiz. bîgânelik bigudi . Muhammed zamanı sonra ortaya çı değik yargı ve ilkeler. biçtirmek * Biçmek iş yaptı ini rmak. ı * Ekini. * Dikilecek kumaşbelli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. baş ç. biçkici biçme * Kumaşbelli bir modele göre biçen (kimse). plâstik veya çinkodan yapı şçoğ çine vı lmı unlukla silindir biçiminde kap. l aş rı lda biftek bîgâne * Izgara veya tavada piş irilen dana eti dilimi. * Yabancı . ı biçki yurdu * Biçki ve dikiş okulu. iki yı bir olan. slâm ndan kan iş lar * Sonradan türeyen ş ey. langı bide bidon bidoncu bienal * Yı ı.

herhangi bir kıtlama olmaksın. aş n. tersine. deli. tam tersine. lâçsı bijon anahtarı * Araba tekerleklerinin somunları sökmek için kullanı alet. umutsuz. bilgisiz. lı bilâr * Katranlı ldan yapı ve kalafat iş kı lan lerinde kullanı bir tür macun. * Hakkı hakkı ile. bîhuş bîilâç * Ş kı sersem. olarak. bîkes bîkeslik bikini * İ parçalı n mayosu.bîgünah bîhaber bihakkı n * Suçsuz. günahsı z. daha sonra. z. sonradan. çaresiz. ki kadı bikir * Kı k. gerçekten. baş nda * İ z. erdenlik. * Bîkes olma durumu. * Bir kuruluş veya bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taş r ve un ı nı taş ı nmaz varlı ile bunları lamak için kullanı öz ve yabancı kları sağ lan kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge. lmıtakı yası bîkarar * Kararsı tereddütlü. * Değ olmayan maden veya taş erli lardan yapı ş . bilâhare * Sonra. nı lan bijuteri * Kuyumcunun yaptı değ takı n tamamı ğ erli ı ları . zlı * Kimsesiz. ayrı yapı z. * Giriş herhangi bir iş belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçlarıkarşklı ilen te. ksı m lmadan. tsı artsı sı zı bilâkis bilânço * Tersine olarak. sonraları . bilâistisna *İ stisnası ayrı z. bilâkaydüş art * Kayı z ve ş z olarak. aklı ı olmayan. bikarbonat * Hidrojen karbonatlarıgenel adı n . * Habersiz. aksine. bilâder ağ acı * Amerika elması . n ı durumu. lan . süs eş .

. * Bu açı klamanı yapı ğkâğ ihbarname. haber verilmek. beyanname.bilârdo * Yeş çuha kaplı masa üzerinde. hep . . bağ oldukları lı vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi. duyurulmak. i bildiğ yapmak ini * verilen öğ ütleri dinlemeyerek tutumunu sürdürmek. tebliğ . tebliğtebligat. ş tı nı bildim bileli (veya bildik bileli) * öteden beri. * Bilimsel bir konu üzerine yazı açı lan klama. bildirge * Bir kimsenin resmî bir kuruluş herhangi bir durumu bildirmek için verdiğçizelge. rı ş ru i ş ı bildiğ okumak ini * herkes ne derse desin bildiğ istediğgibi davranmak. bildirim ödencesi * Süresi belli olmayan sürekli iş sözleş melerinin daha önce bildirim yapı lmaksın yürürlükten kaldılması zı rı sebebiyle yükümlü olanlarca karştarafa verilmesi zorunlu olan ödence. beyanname. kurum veya bir topluluk tarafı herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazı ndan lan yazı . araçsı aracız. n ldı ı ı t. il bir i bilârdocu * Bilârdo oynayan veya oynatan kimse. bilâvası ta * Vası z. dolaysı doğ tası z. tebliğ . bilcümle * Bütün. bildiri * Resmî bir makam. bildiriş . a i * Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda.. dı bildik çı kmak * birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanı kları anlamak. eskiden beri. rudan doğ ruya. çok bilmiş olduğ anlatı unu r. bildirilme * Bildirilmek iş i veya durumu. ihbar tazminatı ı . bildirilmek * Bildirmek iş konu olmak.-in hepsi. fil diştoplarla ve isteka ile oynanan bir oyun. i. bildiğ yedi mahalle bilmez ini * bir kimsenin çok kurnaz. bildiğ inden ş mamak (veya kalmamak) aş * hiçbir etkiye aldı etmeyerek doğ bildiğdavranı sürdürmek. bilârdoculuk * Bilârdo salonunu iş letme veya oynama iş i. ine bildirim * Yazıolarak yapı açı lı lan klama. sı z. bildik * Tanık.

gel-ir. her ş eyi eyden anlayan. belirli geçmiş . geniş zaman. ş bilecen * Her ş bilen. makas gibi kesici araçları bilemekte kullanı ince taneli sarıist. bileğ i * Kesici araçları bilemek için kullanı alet. mek i bildiriş mek * Bir duygu veya düş ünceyi iş aretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlaş mak. bildirme * Bildirmek iş beyan. * Üstelik. isteyerek. kar için) ayakları içine gömülecek biçimde. * (giysi eteğiçin) yalnıayaklar görünecek kadar (uzun). dahi. haberleş komünikasyon. bilerek aldanmıgörünme. lan bileğtaş i ı * Bı çakı çak. i bildiriş im * İ im. bile bile lâdes * Kötü bir durumu öyle gerektiğiçin kabullenmiş i görünme. bile bile * Bilerek. * Aynı zamanda. . lan ş bileğ altıbileziğolmak inde n i * Bkz. bildirme kipleri * Belli zaman kavramı veren. önceden tasarlayarak. gelecek zaman kipleri: Gel-di. eyi * Herhangi bir konuda bilgi vermek.* Bildirmek işveya biçimi. kasten. de. bildiriş me * Bildiriş işveya durumu. . imdiki zaman. i. bildirme cümlesi * Yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cümle. gel-ecek gibi. ması . ifade etmek. bileğ kadar (veya bileklerine kadar) ine * (çamur. letiş me. da. bilecenlik * Bilecen olma durumu. ukalâ. kolunda altıbileziğolmak. gelmişgel-iyor. bile * Birlikte. düş ünülerek. belirsiz geçmişş . n i bileğ güvenmek ine * gücüne veya hünerine güvenmek. * Anlatmak. bildirmek * Herhangi bir ş haber vermek. i z bileğ hakkı inin ile * kendi gücü ve kendi çalı ş ile. * Bilgiçlik taslayan.

kalı n. bilek güreş i * Karş klı kişdirseklerini dayayarak birbirlerinin bileğ bükmek. bilenme bilenmek bilerek bileş en bileş ik * Birleş oluş . * Bir bileş oluş ke turan kuvvetlerin her biri. aş derecede istemek. mürekkep. * Hı rslanmak. bilemek * Kesici aletleri zı mpara veya bileğtaş keskinleş i ı nda tirmek. ine * Bir iş yoğ bir biçimde hazı e un rlanmak. bileş kap ik * Birleş kap. keskinleş tirmek. ı iki i lı ini bilek kuvveti * Beden kuvveti. bilek gücü * Kol kuvveti. * Bilemek iş konu olmak. ı rı * isteyerek. e lan bileklik bileme * Bilemek iş i. en fazla. basit olmayan. * Güçlendirmek. bilek saati * Bileğ takı küçük saat. ayakla bacağ birleş i bölüm.bilek * Elle kolun. keskin duruma getirilmek. bilemedin (veya bilemediniz) * en çok. * Bilenmek iş i. erek muş * Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluş ve bunlardan bağ z fiziksel. kasten. etkisini artı rmak. mürekkep faiz. keskin duruma getirmek. kuvvet. konsantre olmak. bilek gibi * (saç veya akarsu için) gür. ik . ı n tiğ * Güç. bileş faiz ik * Süre tarihine dek birikmiş faizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz. * Ses ve görüntünün birlikte yer aldı film parçası ğ ı . kimyasal an ı msı nitelikler gösteren (madde). kol kuvveti. bilek damarı * Nabı z. * Oyunlarda bileğ incinmesini önlemek için bileğ takı meş sargı in e lan in .

mek i. * Biletmek iş i.bileş kaplar ik * Birleş kaplar. tiyatro gibi eğ nan. ndan bileş önerme ik * En az iki önermeden oluş yeni önerme. sinema. * Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluş unu belirleyen verilerin tamamı tuğ . terekküp etmek. p cı biletçi biletçilik * Bilet satma iş i. geometrik ki na nı toplam. lence yerlerine girme. ini * Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eş olan tek kuvvet. me an * Bileş işveya durumu. bileş tirici * Bileş tirmek iş yöneten kimse. lma nı bilet kesmek * bileti koparı alıya vermek. * İ veya daha çok vektörün. * Bilemek iş yaptı ini rmak. terkip. bileş tirmek * Bileş mesini sağ lamak. it * Bileş iş terekküp. * Bilet satan görevli. bilet satmak. bazı ik iki cinsleri uçucu yağ veya süt taş bir familya. an bileş ikgiller * Bitiş yapraklı çeneklilerden. bilet * Para ile alı konser. bileş tirme * Bileş tirmek iş i. muhassala. ulaş araçları binme veya bir talih ı m na oyununa katı imkânı veren belge. ı yan bileş im * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turma. * Bileş sonucu oluş cisim. ik bileş kesir ik * Payı paydası eş veya payı na it paydası büyük olan kesir. biletli biletme biletmek * Bileti olan. mek i bileş ke bileş me bileş mek * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turmak. çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan. paralel kenar kuralı uygun olarak geometrik toplamı almak. .

malûmat. bilgi toplamak . hâkimane. * Bilim. araşrma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. * Bir durumu öğ renmek. söz geliş diyelim ki. pirinç veya nikel kaplı demirden yapı şiki ucu delik gereç. ması kan ünce * Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradı temel düş ğ ı ünceler. m m i. makinelerle yapı iş lan lemlerin düzenli biçimde yürütülmesi. özellikle sıntı önleme gibi amaçlarla yerleş zı yı tirilmiş . hikmet. kesik koni ve benzeri ş n na lan ekilli. lmı . tı * İ zekâsın çalı nsan nı ş sonucu ortaya çı düş ürünü. * (İ Çağ lk felsefesinde) Kendini tanı n bilgisi. soğ utma. nsan nı i * Öğ renme. * Mobilyaları ayak altları takı kare. * Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse. malûmat. epistemoloji. genel olarak dökme demirden yapı ş lmı uçları k ve esnek halka. cı * Bileyicinin yaptı işzağ lı ğ . bilgi kuramı * Bilginin temelini. * Bilgili. bilgi ş öleni * Belli bir konunun tartıldı bilimsel toplantı ş ğ ı ı . malûmat. . gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. iyi ahlâklı . ı r bilgi edinmek * öğ renmek. e lan * İ borunun ucunu birleş ki tirmeye yarayan halkaya benzer parça. * Bilgi. * (biliş imde) Kurallardan yararlanarak kiş veriye yönelttiğanlam. sır ve güvenilirlik bakı ndan inceleyip araşran nda nı mı tı felsefe dalı . malûmat. manı bilgi * İ aklın erebileceğolgu. açı * Kelepçe. bilfiil bilge bilgece bilgelik * Bilge olma durumu ve niteliğ i. olgun ve örnek (kimse). silindir. zağ . dikdörtgen. * Motor pistonları yağ na. i * Bilezik takmıolan. ş bilfarz * Tutalı ki. vukuf. hakim. vukuf. bilim alanı uygulanan yöntemleri. bilgi almak. bilgi iş lem * Özellikle bilgisayar vb. inin i * İolarak. cı ı k. bilezikli * Bileziğolan.biletsiz bileyici bileyicilik * Bileti olmayan. sayalı ki. iş ş edinerek. gerçekten. sempozyum. lama. * Bilgeye yaraş (biçimde). bilezik * Bileğ süs için takı halka. vukuf.

unu bilgiçlik * Bilgiç olma durumu. bilgin tavrı bilgin gibi. bildirerek. bilgicilik * Antik Yunan felsefesinde eleş akı . bilgiçlik satmak (veya taslamak) * bilmediğhâlde bilir görünmek. * Bilgisiz olduğ hâlde bilgili görünmek isteyen. elektronik beyin. bilgilendirmek * Bir konuda bilgi sahibi olması sağ nı lamak. ş ı nda. . bilgin geçinmek. malûmatlı . * Bilgisayar programcı. u bilgiç bilgiç bilgiç * Bilgisi olduğ göstererek. öğ renmek. bir yapısonuçlandı elektronik araç. safsatacı lı k. * Bilgin olma durumu. bilgici * Sofist. bilgilik * Ansiklopedi. bilgilenme * Bilgilenmek iş i veya durumu. p ran bilgisayarcı * Bilgisayar alı satı sı m mcı. * Bilgine yakır. bilgili * Bilgi sahibi olan. tiri mı * Baş nı ltmak için doğ olmadı bilinerek yapı uslamlama ve çı kası yanı ru ğ ı lan karsama. bilgilenmek * Bilgi sahibi olmak. i bilgilendirme * Bilgilendirmek iş i veya durumu. yapı sı mühendisi. haberli. ğ ı bilgisayarlamak * Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan (kimse). kompüter. bilgili geçinen kimse. * Bilgili kimse.* değik yer ve kaynaklardan sağ iş lanan bilgileri bir araya getirmek. * Bilerek. âlim. bilgin bilgince bilginlik bilgisayar * Çok sayı aritmetiksel veya mantı iş da ksal lemlerden oluş bir işönceden verilmiş programa göre an i. sı mcıveya bilgisayarcı lı k * Bilgisayar ticareti veya uzmanlı. sofizm. haberdar etmek.

bilim kuramı * Bilimlerin koydukları ünsel sorunları düş inceleyen ve tek tek bilimlerin yöntemlerini. bilgin. * Belli bir konuyu bilme isteğ inden yola çı belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araşrma kan. bilim adamı * Bilimsel çalı ş malarla uğ an kimse. malûmat. her ş eyden önce. bilhassa * Hele. baş özellikle. en çok. bilgisayarlaş mak * Bilgisayar düzeniyle donatı lmak. u bilgiyazar * Elektronik sistemle dizgi yapan alet. ilkelerini. biyonik. bilim adamı . temeli olarak yalnıbilim yöntemine önem verme. * Bilgi. ilim. ş an * Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. z. rmak karı * Bilen. malûmatsı cahil. raş bilim dı ş ı * Bilime aykı. tı süreci.* Bilgisayara geçirmek. an bilim kurgusal * Biyoloji ve elektrikle ilgili olan. bili bili bili bilici bililtizam * Bile bile. bilerek ve isteyerek. bilime uymaz. ilimcilik. gayriilmî. âlim. deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten n yararlanarak yasalar çı karmaya çalı düzenli bilgi. ta. varsayı nı tı felsefe dalı mları araşran . rı bilim kadı nı * Bkz. roman vb. * Bilgisiz olma veya bilgi yokluğ durumu. bilim * Evrenin veya olaylarıbir bölümünü konu olarak seçen. bilgisiz bilgisizlik * Bilgi sahibi olmayan. z bilimsel * Bilgin. bilimci bilimcilik * Bilginin. mahsus. cehalet. bilim kurgu * Çağ bilim verileriyle düş daş gücünden oluş film. . * Tavuk gibi kümes hayvanları çağ nı ı için çı lan ses.

* Bilimle ilgili. * Algı bilgilerin zihinde duru ve aydı k olarak izlenme süreci. bilinç dı ş ı * Bilinçsizce yapı iş etkinliklerin bütünü gayriş lan ve uur. bilinçlendirmek . bilinç akı ş ı * Düş üncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. bilim yöntemlerine uygun olmayan gayriilmî. * İ ruhunun. ş bilinçlendirme * Bilinçlendirmek iş i. bilimsel deneycilik * Her bilginin deneyle veya gözlemle doğ rulanabileceğ sı ini. araşrı ve bağ z düş tıcı ı msı ünce. ş ve nlı uur. bilimsizlik * Bilimsiz olma durumu bilimsizce iş . na bilimsellik * Bilimsel olma durumu. ini mı bilimsel düş ünce * Bilim temeline dayanan özgür eleş tirici. baskı nda tutulan isteklerle bunlara bağ düş nsan altı lı üncelerden oluş ve bilince ulaş an amayan bölümü. ş rı i uuraltı tahteşuur. n * Dimağ . bilimselleş tirme * Bilimselleş tirmek iş i. bilimsel sosyalizim *İ htilâlci sosyalizm. * Kiş aklı geçenlerin birinci kişağ ndan yansılması inin ndan i zı tı . kavramak. * Bir toplumdaki ruhî etkinliklerin veya ruhî durumlarıbütünü. nanabileceğ savunan felsefe akı . bilimsel toplantı * Uzmanları katı ile gündemi bilimsel konuları oluş n lı mı n turduğ toplantı u . bilimselleş tirmek * Bilimin metotları uygun duruma getirmek. Marxçı lı k. bilinç kaybı * Hafı yitimi. bilime dayanan. bilincine varmak * anlamak. ilmî. uur. * Temel bilgi. bilincini yitirmek * bilincini herhangi bir sebeple yitirmek. dilendiğzaman kapsamı ş ı i ndakilerin bilince çağlabildiğzihin bölgesi. temel görüş . bilinç * İ n kendisini ve çevresini tanı yeteneğ ş nsanı ma i. za bilinçaltı * Bilinç dı olmakla birlikte. bilimsiz * Bilime.

ş k uurluluk. ş uursuzluk. eri * Bilinmek iş i. bilinmedik. agnostisizm. lâedri. olay ve iş karşuyanıbulunmama durumu. bilinmek * Bilmek iş konu olmak. bilindik * Bilinen. bilinçle yapı ş lan. malûm. * Belli olmaz. muğ güç lâk. bilinçlenme * Bilinçlenmek iş i. kendi etkinliğ farkı olan. uurlu. bilinemezci * Bilginin bağ lı ı olduğ inanan (kimse). * Nesne. bilinçle yapı lmayan. bilinçli * Bilinci olan. kulu. bilinmeyen (nicelik). ş uurlanmak. olay ve edimlere uyanıbulunma durumu. ş uursuz. * Bilinci olmayan. * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ lâedriye. bilinmedik * Bilinmeyen. bilinemez * İ aklı bilinemeyen ş nsan yla ey. bilinen bilinme * Değ belli olan nicelik. ş uursuz. * Bilinçli olma durumu ş uurluluk. bilindik. bilinçlilik bilinçsiz bilinçsizlik * Biliçsiz olma durumu. * Kendi etkinliğ eleş ini tirmeli bir biçimde sezmeyen. eri bilinmez * Anlamı ve anlaş gizli ı lması olan. ş inin nda uurlu. anlaş ine ı lmak. bilinemezcilik * Bilginin bağ lı ı olduğ ve bundan dolayı olmadına inanan öğ ntı una salt ğ ı reti. bilinçlenmek * Bilinçli duruma gelmek. * Eleş tirmeli bir biçimde. kuş meçhul. agnostik. 'nı inin ini ini reti. * Nesne. bilinmezlik * Bilinmez olma durumu. bilinmeyen * Değ belli olmayan. meçhul. ş lere ı k uursuzluk. . öğ renilmek.* Bilinçli duruma getirmek. ntı una * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ 'nı inin ini ini retiyi benimseyen (kimse).

ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş sistemi. ehlihibre. dost. vukuf. ehlihibre. . 'ya nda * "İ olsun" anlamı kullanı nan nda lı r. u biliş imci biliş me biliş mek * Karş klı ı olarak birbirini tanı muarefesi olmak. im biliş teknolojisi im * Biliş imde kullanı bütün araç ve gereçlerin oluş lan turduğ sistem. cahillik. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş imde kullanı ve özellikle elektronik aletler aracı ı lan lı ile ğ düzenli bir biçimde iş lenmeyi ön gören bilim.bilir * "Anlar". mak. ehlivukuf. tanık. sibernitik. cahil. * Billûrdan yapı ş lmı . ehlivukuf. * Biliş iş mek i. m ini bilirkiş i * Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaş ğçözümlemek için kendisine baş mazlı ı vurulan kimse. * Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düş üncesine baş vurulan kimse. billâhi * Tanrı ant içerim" anlamı bir ant. ş biliş im * Teknik. bir nesne veya olayıvarlına iliş bilgili ve bilinçli duruma gelmesi. dı biliş kmak çı * tanı önceden tanıolmak. ile erek ik fat bilir bilmez * yarı bilgi ile. bilip bilmediğ göz önüne almadan. bilistifade * Yararlanarak. bilisizlik * Bilisiz olma durumu. kristal. * Öğ renmek. "sayar". eksper. nı n ğ ı kin * Bildik. uzman. * Biliş alanı uzman kiş im nda i. lı mak. biliş ağ im ı * Teknik. "yapar" anlamları isimlerle birleş birleş sı kurar. ı bilisiz * Öğ renim görmemiş . billûr * Bazı cisimlerin aldı geometrik biçim. kları * Duru ve temiz kesme cam. bilirkiş i raporu * Bilirkiş hazı ş inin rlamıolduğ rapor. u bilirkiş ilik * Bilirkiş yaptı iş inin ğ . biliş * Canlın. informatik.

* çok beyaz ve pürüzsüz (kol. bilmeden * bilmeyerek. anlamı bir söz. muamma. mercimek biçim ve büyüklüğ nda. nı bilmece gibi konuş mak * açı anlaşr biçimde konuş k. lmıeş billûrlaş ma * Billûr durumuna gelme. ey. billûr cisim * Gözde. * Bir ş ne olduğ eyin unun bilincine varma. göğ üs). billûrlaşrmak tı * Billûr durumuna getirmek. * Genellikle billûrdan yapı ş ya satan dükkân. çok temiz (su). ı lı mamak. ı nı bilmediğbeş i vakit namaz * her ş pek iyi bilir. billûriye * Billûrdan yapı ş lmıveya billûrla ilgili. * Bilinmeyen ş muamma. billûrlu *İ çinde billûr bulunan. ran. kristalleş mek. niteliklerini üstü kapalı eyin nı söyleyerek o ş ne olduğ bulmayı eyin unu dinleyene veya okuyana bı rakan oyun. billûru andı kristaloit. koloit karş . * Diyalize uğ rayarak çözümlenen madde. pıl pı parlayan (yer). billûrlaşrma tı * Billûrlaşrmak iş tı i. kristalleş me. netlik kazanmak. * Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı ve kimya değmeleriyle geometrik biçim alması fizik iş . * (ses için) pürüzsüz. billûr gibi * çok duru. * Bol ıklı rı rı ş . * Belirgin duruma gelmek. * sonucun ne olacağ kestiremeden. billûr durumunda yoğ unlaş mak.* Koç yumurtası . ündeki saydam cisim. bilmece çözmek * bilmecenin cevabı bulmak. * Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. billûrsu bilme bilmece * Bir ş adı anmadan. irisin arkası mercek görevini yapan. gerdan. billûrî * Billûra benzer. ı l * Billûra benzeyen. billûr gibi. billûrlaş mak * Billûr durumuna gelmek. ı tı * Bilmek iş i. eyi nda .

tecahülüarifane. mı * Tanı hatı mak. nda * Bir iş yapmaya alı ş ş olmak. nda im. ş bilmünasebe * Sı gelince. bilmezlenmek * Bilmiyor gibi görünmek. bir ş bilmez göstermek. kavramaz. bilgileş bencmarking. . eyi * Bkz. nasıne) l. bilgiçlik taslayan. "uygun bulmak" anlamı da kullanı ine nda lı r. çok bilmiş . rlamak. cehalet. nı bilmem hangi (veya bilmem kaç. hatı rbilmez. karşk olarak. * -a/-e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleş fiiller oluş ik turur. bilmiş * Her ş bilir geçinen. bilmezleme * Bilmezlemek iş teçhil. bilmezlikten gelme * yazarı bildiğbelli olan bir ş bilmez veya baş türlü bilir görünecek yolda bir anlatısanatı n. * Sorumlu tutmak. bilmemezlik * Bilememe durumu. sı düş rası rası ünce. "edemez" anlamları kullanı nda lı r. i eyi ka ş . i. tecahül etmek. teçhil etmek.bilmek * Bir ş anlamıveya öğ eyi ş renmiş bulunmak. size de. bilmezlik * Bilmez olma durumu. sizlere de. bilmezlikten gelmek. irketler arası bilgi satma. bilmezlik. *İ nanmak. lı ı lı * (davranıtöresinde) Ben de. * Bir bilim veya sanat dalı yeterli olmak. * Saymak. bilmez * Anlamaz. bilsat * Kuruluş ş lar. var saymak. * önemli veya anlatı gerekli görülmeyen ş için kullanı lması eyler lı r. bilmezlemek * Bir kimseyi. n isi lı nca aş tereddüt anlamı verir. * Anlamak. * Sanmak. ey bilmezlenme * Bilmezlenmek iş i. kadirbilmez gibi sözlerle "yapamaz". bilmemek * birlikte kullanı ğfiilin bir türlü gerçekleş ldı ı emediğ anlatı ini r. ş ma. kim. bilmukabele * Karş klı ı olarak. bilmezlikten gelmek * bilmiyor görünmek. * Bazen "iş gelmek". elinden gelmek. farz etmek. * Geniş zamanıolumsuz birinci tekil kiş olarak bilmem biçiminde kullanı duraksama.

bin bir ayak bir ayak üstüne * herkesin ayakta olduğ kalabalı u k. * Bu sayın adı bu sayı gösteren rakam. doğ lı ile. e kı yı bin dereden su getirmek * birini kandı için birçok sebep ileri sürmek. dokuz yüz doksan dokuzdan bir artı k. * Taş . * Motorlu taş ı tlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak. man * Milyar. inde ı k rı bin bilsen de bir bilene danı ş * bir insan bir ş ne kadar iyi bilirse bilsin. öğ ütlerden çok daha etkilidir. çoğ unlukla çelikten. rmak bin iş bir baş çi. ünce iş bin kat * Pek çok. küçük yuvarlak. olacak bir kimse gerekir. cam gibi ş eylerden yapı ş lmıküçük yuvarlak. 1000. kı yaslanmayacak ölçüde.. çı * her iş baş e. bilyeli * Bilyesi olan. yaprak ve çiçek iş rma lenmiş giysi veya örtü. . gönülden. toprak. bin can ile * çok isteyerek. dil dökmek. bin piş olmak man * çok piş olmak. -in hepsi. bin derde deva * pek çok işyarayan. maden. bilyon bin * On kere yüz. M. bin nasihatten bir musibet yeğ dir * yaş ş anmıolaylar. nı ve yı * Bir isimden önce geldiğ aş lıve çokluk bildirir. bin dallı * Çoğ unlukla mor kadife üzerine sı ile kabartma dal. ğ rudan doğ olmayarak. her sıntı gideren. otomobil gibi taş n tekerleklerinde sürtünmeyi azaltmak amacı içine çelik bilye yerleş ı tları yla tirilmiş bölüm. eyi bin bir * Pek çok.. gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir.bilumum bilvası ta bilye * Bütün. sürekli olarak düş değ tirmek. . * (birinin) Aracı ı araçla. bin kalı girmek ba * birbirine benzeyen birçok iş yapmak. hep. kamu. çok sayı da. bilyeli yatak * Bisiklet. dolaylı ruya . aş ı nmayı enerji yitimini önlemek için. ve göbeklerdeki yataklara yerleş tirilen. misket.

ğ ı binbaşk ı lı * Binbaşrütbesi veya binbaş n görevi. i * Dayanarak. bunun üzerine. olan eyi) nda z bindirilme * Bindirilmek işveya durumu. bînamaz binbaş ı * Bkz. ı ı nı binde bir * çok seyrek olarak. yapmak. . bundan ötürü. bindiğdalı i kesmek * (kendisine gerekli ve yararlı ş farkı olmadan yararsıduruma getirmek. ünce binaen * -den dolayı . * Rütbesi yüzbaşile yarbay arası bulunan ve ası ı nda l görevi tabur komutanlı olan subay. -diğiçin. . a * (bir düş sistemine göre) kurmak. beynamaz. bindirilmiş kuvvetler * Motorlu taş ı bindirilmiş tlara asker birlikleri. binaenaleyh * Bundan dolayı . çok iş * (memnunluk bildirmek için kullanı söz) çok yaş lan a!. bin zahmetle * çok zor.bin tarakta bezi olmak * birçok iş uğ mak. -den ötürü. bina * Yapı . * Arapça fiil çatını sı konu edinen bilim ve kitap. bina etmek * yapmak. inş etmek. rma. büyük zorlukla. kurmak. bindi * Destek. * Çatı . bunun için. bindirimli * Fiyatı rı ş artılmızamlı . kendi eliyle yok etmek. i bindirilmek * Bindirmek işyapı i lmak. hamil. . le raş bin türlü bin yaş a! * Birbirinden çok farklı değik. dayamak. bindirim * Fiyat artı zam.

binin yarı beş (o da bizde yok) sı yüz * çok düş ünceli görünen birine ş yollu "aldı aka rma!" anlamı söylenir. ap nı * Çı karma harekâtı katı birliklerin. katmak. gezmek veya binicilik sporu için yetiş tirilen at. bindirme kilit * Gövdesi kutu biçiminde olan. basit mekanizmalı kilit. binek atı * Sadece binmek. * Ata binme ustalı. nda bininci * Bin sayınısı sı . * pek çok yapı pek çok olan. biner bingi her biri. lmış * Üzerine binilen. sın ra fatı rada binicilik binilme binilmek . binici * Binen. binmeye yarayan. lan. oturtmak veya içine yerleş tirmek. her birine bin. * Ata iyi binen kimse. bindirmek * Bir kimseyi bir ş üzerine çı eyin kartmak. binek taş ı * At veya arabaya binmek için üstüne çılan yüksekçe taş kı . lan * Binilmek iş i. binmesini sağ lamak. binek * Binmeye ayrı şey ve daha çok at. * Kapı . ahş parçaların durumu. * Bin sayınıüleş sın tirme biçimi. dolap gibi ş eylerin. bini bir paraya * pek çok ve ucuz. * Birbiri üzerine gelerek eklenen levha. nda * Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arası kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçaları nı ndan * Binme iş i. çı na lacak karma yerine gitmek için kendilerine ayrı deniz araçları lan na binmeleri. ğ ı * Ata binilerek yapı spor. ndan ka ı ta * Eklemek. kanatları kapanı kalan aralı örtebilmek için bu kanatlarıkenarı çakı nca ğ ı n na lan bini aş mak * çok fazla olmak. kiremit. sı dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen. * (taş Baş ı t) tarafı baş bir taş çarpmak veya bir yere vurmak.bindirme * Bindirmek iş i. kapak veya kapın arkası doğ nı na rudan vidalanan. * Binmek işyapı i lmak. her defası bini bir arada olarak. bini çı ta.

biniş me biniş mek binit binit binlerce binlik * Bin liralıkâğ para. binek hayvanı Kullanmak. ş ı lan bîperva * Çekinmez. n biomedikal * Hem biyoloji hem de tı ilgili olan. uçak. * Eklenmek. nihayet. * Fiyat artmak. fizyoloji ve tıkonuları mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme. ı tta * (bisiklet motosiklet. binnetice binyı l biokütle * Bin yıiçine alan zaman dilimi. sakı nmaz. * Biniş durumu. * Binmek iş i. . * Üstüne binilen hayvan. ki * Kas kiriş birbiri üstüne binmek. lı * Belirli zamanda sırları nı belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmalarıtoplam kütlesi. * Atlı alayda giyilen giysi. fına atı rı lmadan önce. * Yüksek aş amalı bilginlerin ve yeniçeri subayların giydikleri cübbe. eyin n kı nı rarak * Bir yere gitmek için tren. p nı biomikroskop * Kendine özgü bir ık ile kullanı çift göz mercekli mikroskop. pek çok. * Sonuç olarak. leri * Kık bir kemiğ iki parçası rı in birbiri üstüne gelmek. için) * İistenilmeyen veya beklenilmeyen bir biçim almak. içine konulduğ oyuk gözlü tahta. k ı t * Yaklaş olarak üç litrelik büyük şe. u * Birçok bin. öbürünün üstünde olmak. otomobil gibi bir taş yer almak. vapur. binme binmek * Yüksek bir ş veya bir hayvanıüstüne çıp ayakları sallandı oturmak. mek * İ parçadan biri. korkusuz. nı * Üniversite öğ retim üyelerinin giydikleri cübbe.biniş * Binmek işveya biçimi. i * Atlı alay. ş * Bir ş sış yanı ey kı arak ndakinin üstüne çı kmak. * Hamur durumundaki ekmeklerin. katı lmak. gözü pek. ı k iş * Bin tanesi bir arada olan. pla biomekanik * Biyoloji. binek atı .

bir (veya sağelinin verdiğ öbür (veya sol) elin duyması ) ini n * yapı bir iyilik gizli tutulmalı lan . * Sadece. yı * Bu sayı kadar olan. kömür gibi bazıeylerin ölçü birimi. * Sı veya zarf durumunda baş geldiğkelimelere kuvvet. mları z. bir * Sayı n ilki. bir araba bir arada .. er. it. ğ ı * Tek. bir * Ortaklaşolan.. * Birleş ik. ları * Bu sayı gösteren rakam 1. bir ağ ı çıp bin dile yayı zdan kı lı r * ortaya atı bir söz çok çabuk yayı lan lı r. fat ı na i * (tekrarlanarak) Bir kez. z nda * baş birinin yardı olmaksın. bir acı kahvenin kı yı rı r rk l hatıvardı * Bkz. * Birçok. ş * Pek çok. fazla. yanı kimse bulunmadan. bir abam var atarı nerede olsam yatarı m. te * Odun. bir (veya bir de) * hem . I. i bir ara * Kı bir süre. bir fincan kahvenin kı yı rı r. sa * Geçmiş bir zaman..* Çekinmeden.. bir alay bir âlem * Kendine özgü bir niteliğolan. müş a terek. istek veya kesin olmayan anlamlar katar. . * Değ önem bakı ndan birbirinden farksı birbirine eş birbirine benzer. beraberce. i bir an * Çok kı bir süre için kullanı sa lı r. rk l hatı vardı bir ağ ı zdan * hep birlikte. . hem. * Toplu bir durumda. korkmadan. onunla övünülmemelidir. * Ancak.. bir an önce * Bir ara.. olabildiğkadar tez. * Herhangi bir varlı belirsiz olarak gösterir. toplu olarak. ka mı zı bir . bir sürü. hep birden. bir (veya tek baş ı na) * yalnıolarak. birlikte. yalnı z. m * tek baş bulunan kimsenin istediğyerde barıp rahat edebileceğ anlatı ı na i nı ini r. * Eşaynı boyda. pek çok.

tam tamı eksiksiz. bir araya gelmek * bir yerde toplanmak. nı nına bir ben. bir ayağçukurda olmak ı * yaş ayacak çok az zamanı kalmıolmak. ka ünüş bir baltaya sap olmak * belirli bir iş sahibi olmak. ka le. ş bir ayak önce (evvel) * bir an önce. bir bakı ma * Baş bir görüş baş bir düş le. bir aş ı yukarı ağbir * amaçsıolarak gidip gelmeyi anlatı z r. sa bir baba dokuz evlâdı besler. çok yaş ş lanmıolmak. ayrı . bir bir bir bir * Birer birer. ayrı * Olduğ gibi. dokuz evlât bir babayı beslemez * çok çocuğ olan baba. bir baş (veya uçtan) bir baş (veya uca) tan a * bir yerin bir sırdan öbür sırı kadar. . * Bkz. bir bardak suda fı na koparmak rtı * önemsiz. çok az. bir baş ı na * Tek baş ı na. bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) * çok az. bir ayak üstünde bin yalan söylemek (veya bir ayak üstünde kı yalanı belini bükmek) rk n * çok kı sürede pek çok yalan söylemek. her çocuk babası bakı nı u na lması ötekinden beklediğiçin sıntı kalı i kı da r. i eyi bir avuç * Bir avuç dolduracak kadar. u na. buluş mak. bir atı k barutu olmak (veya kalmak) mlı * bir konuda yapabileceğçok az ş bulunmak. bir araya getirmek * toplamak.bir aralı k * Bir ara. kı lı bir biçimine getirmek * çözüm yolu bulmak. küçük bir sorunu büyütmek. * Az. hepyek. bir de Allah bilir * sıntıdurumlarda söylenilen bir deyim.

bir çift söz * Bir iki söz. bir boyda * Boyları it. * Hele. çabucak. ş ş larla bir daha * bir kez daha. lı p bir dalda durmamak * sısıiş k k veya düş değ tirmek. bir iki. bir çöplükte iki horoz ötmez * bir yerde iki kiş olmaz. yapı bir çekirdek geri kalmamak * bütünüyle denk olmak. bir bu eksikti * sıntıbir durum varken bir yenisinin çı kı lı kması üzerine söylenir. bir çı da rpı * bir ele alı ele alıalmaz. bir çenetli * Kapsüllü yemiş tek parçalı lerin olanları . bir çatı nda (olmak veya bulunmak) altı * aynı içinde. güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaş ı lmaz. kapalı u muş tohumlulardan bir bitki sıfı nı. i baş bir çuval inciri berbat etmek * düzelmekte olan bir durumu yersiz. * çapkı kimseler için kullanı n lı r. bir daha yüzüne bakmamak * darı ilgiyi kesmek. ünce iş bir damla . eş bir boydan bir boya * Bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar. bir çokları * çok sayı olan (kimse veya ş da ey). yanlıdavranı bozmak. ş ta.bir boy * Bir kez. r bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz * küçük. * Biraz. bir çift sözü olmak * söyleyecek bir ş eyleri bulunmak. bir çift * Bir takı m. bir çenekliler * Oğ ulcuğ bir çenekten oluş . * hiçbir zaman. baş baş tan a.

"hele" anlamı da kullanı nda lı r. bir deri bir kemik (kalmak) * çok zayı flamak. . birazcı k. ndan bir derece (veya bir dereceye kadar) * biraz. çı bir dostluk kaldı ! * az bir mal kalı satıları kullandı bir özendirme deyimi. bir kereye özgü olarak. * (çocuk için) Çok küçük. mek bir dolu * Birçok. n ş ı ı na bir dediğbir dediğ tutmamak i ini * söyledikleri birbirine uymamak. nca cı n ğ ı bir dudağyerde bir dudağgökte ı ı * masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin. bir dikili ağ olmamak acı * evi veya mülkü olmamak. bir dediğiki olmamak i * her istediğyapı i lmak. bir dediğ iki etmemek ini * her istediğ hemen yapmak. kı akı çı rk llı karamazmı ş * bazen bir kimsenin yaptı yersiz bir işbirçok kimse tarafı düzeltilemez. bir de * ve olana katarak. bir defalı k * Bir kere yapmaya yetecek kadar. ğ ı . tutarsıkonuş z mak.* Çok az. bir dirhem * Çok az. * umulanı veya beklenilenin dında bir durumu anlatan cümlelerin baş gelir. * Bir kereye özgü olan. bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğ nemek * verimi az. fazladan. bir don bir gömlek * yarı plak. ini bir defa * Olup bitti anlatan cümlelere katı lı r. zahmeti çok olan bir iş uğ mak. bir dokun bin ah iş (dinle) kaseifağ it furdan * insanları konuş turmak için biraz dertlerini deş yeter. * "ilk önce". le raş bir dirhem et bin ayı örter p * biraz kilo almak bazen insanı güzelleş tirir. bir deli kuyuya bir taş atar. bir defada * ara vermeksizin.

akrabalar eğ lenmemelidir. bir eli yağ bir eli balda (olmak) da * varlıve bolluk içinde olmak. bir geceye ait. bir gecelik * Bir gece için. sı an bir gün evvel * olabildiğkadar çabuk. ük bir gömlek fazla eskitmiş olmak * birinden daha yaş ve daha görmüş lı geçirmiş olmak. k bir elin sesi çı kmaz * bir davanıbir kiş n i tarafı savunulması ndan etkili ve yeterli değ ildir. * bir merkezden. ladı ı karla bir elmanıyarı o. i . bir elini bı p ötekini öpmek rakı * aş saygı ı rı göstermek. bir elle verdiğ öbür elle almak ini * yapar göründüğ bir iyiliğ sağ ğbir çı ödetmek. kar * bazı durumlarda yardı sıiş lmayacağ anlatı mcız yapı ı nı r. ü i. bir gömlek aş ı ağ * bir derece daha düş (birinden). bir el bir eli yı iki el bir yüzü yı kar. bir göz gülmek * hem gülüp hem ağ lamak. bir evcikli * Mır. bir gözeli * Yapı tek bir hücreden oluş (hayvan veya bitki). ceviz.bir düziye * Sürekli olarak. bir göz ağ larken öbür göz gülmez * keder veya sıntı kı varken dostlar. tek hücreli. fı k gibi erkek ve dişorganları çiçeklerde. ancak aynı üzerinde bulunan (bitki). bir el * (ateş silâh için) bir kez atı li m. sı ndı i ayrı kök bir fende kazıkakmak k * bir bilgi veya bilim dalı saplanmıkalmak. bir elden * aynı kimse tarafı ndan. bir gece içinde olup biten. * yardı arak iş daha kolay baş lı mlaş ler arı r. yarı bu n sı sı * birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanı lı r. nda ş bir fincan (veya bir acı ) kahvenin kı yı rı r rk l hatı vardı * iyilik küçük de olsa unutulmaz. sı an bir gözeliler * Yapı tek bir hücreden oluş hayvanlar veya bitkiler.

. bir hoş * Tuhaf bir ş ekilde. bir hâl olmak * bir ş çok tekrarlanması eyin yüzünden bitkin duruma gelmek. duraksamadan. fenalıgelmek. bir hoş u olmak luğ * bir rahatsı ğ bir neş zlı.bir günden bir güne * hiç. bir iki demeden (demeye kalmadan) (veya bir iki derken) * duraksamadan. çok. ı esizliğolmak. * Aynı . bir içim su (gibi) * (kadıiçin) çok güzel. iğ ipliğ dönmek. lı ş bir hayli * Epey. n bir iğ bir iplik olmak ne * Bkz. bir gözeli. bir atıta. bezmek. garip. tek tür. i bir hücreli * Bkz. karş ndakine vakit bı ı sı rakmadan. usanmak. ı sı bir kafada * aynı üncede. bir iş aretine bakmak * bir işyapmak için hazıbeklemek. hiçbir zaman. a sa bir güzel * Çok iyi. bir günlük beylik beyliktir * hoşgiden bir durum. benzer. i r bir iş oldu tir * istenmeyen. bir da. kı da sürse çekici ve güzeldir. iş * kazaya uğ ramak. k * huyu değ mek. düş bir kalem * Bir an için. iyice. çok az sayı birkaç kez. ne e bir iki * Birtakı bazı parça. m. . bir hoş eylemek * hüzünlendirmek. ölmek. * hüzünlenmek. biraz. bir hamlede * Çabucak. bir hoş olmak *şı aş rmak. kötü bir durum karş nda söylenir.

bir kı yamettir gitmek (veya kopmak) * çok fazla gürültü. eyi iye smet bir kol çengi (olmak) * ş sözler ve davranı çevresine neşsaçanlar için söylenir. bir karı ş * Çok kı sa. bir kişalı zı i i r * güzel ş herkes ister. * Çok az. bir kalemde * birden ve toptan. bir karıbeberuhi ş * çok kı boylu kimse. uyuş bağ mak. en ş larla e bir koltuğ iki karpuz sı a ğ maz * aynı zamanda birden çok iş ilgilenmek baş için sakı dı le arı ncalır. bir koyundan iki post çı kmaz * birinden. yakı nıyanları bulunmadını hiç çocukları n nı nların nda ğ veya ı olmadını ğ anlatı ı r. telâş rtı olmak. patı . mak. * bir karı kocanıçocukların. sa bir karı bir koca. a a. bir kaş suda boğ ı k mak * bir kimseye çok kı zmak veya çok öfkelenmek. * Bir kez. arak. dı r eder her gece yla rdı * sıntı yalnı k yüzünden iki dost (bile) birbiriyle dalaş anlamsıkonuş kı veya zlı ı r. bir defa. . ancak bir kiş kı olur. bir kı bin kişister. i bir Köroğ bir Ayvaz lu.bir kalem geçmek * boş vermek. bir kapı çı ya kmak * aynı sonuca varmak. bir an için göz ardı etmek. bir karar * Aynı durumunu koruyarak. i rda bir kere * Aslı nda. bir koş u * Koş koş koş çabucak. z ur. bir kazanda kaynamak * anlaş mak. ama o. iş bir kararda bir Allah * insan talihinin her an değebileceğ ve bunun olağ karş iş ini an ı lanması öğ nı ütler. bir kerecik * Bir defaya mahsus olarak. belli durumunu değtirmeden. daş bir kenarda durmak * gerektiğzaman kullanmak üzere hazı tutmak. gücünün yetmediğbir özveriyi beklememek gerekir.

bir postum var atarı nerede olsa yatarı m. . bir nebze * Çok az. ta bir o kadar * Ne kadar varsa o kadar daha. bir nice * Bir hayli. çeş yönlere. değ olmamak. nan * Çok küçük (çocuk). biriktirmek. bir bu yana * rastgele. işyaramaz bir duruma düş e ürmek. yeknesak. iş birliğyapmak. derviş geçinmeyi anlatı çe r. çok az. bir mum al da derdine yan * baş yla uğ acağ kendi durumunu düş kaları raş ı na ün. bir numaralı * Birinci. bir kulağ ı girip öbür kulağ ndan ı çı ndan kmak * söylenen söze önem vermemek. birçok yerlere. bir bir o yana. bir papel etmemek * hiç bir iş yaramamak. azık. belli oranda. inde lmak bir köş koymak eye * saklamak. itli bir olmak * bir araya gelmek. bir numara * Tek. bir örnek * Aynı biçimde olan. baş gelen. birçok. i bir ölçüde * Biraz. bir parça. birinci. e eri bir paralıetmek k * çok utanacak. m . bir parça * Biraz. cı bir parmak * Parmak ucuyla alı miktar veya parmak ucuyla alarak. bir lokma bir hı rka * hayatta azla yetinmeyi. bir katı misli. bir kurş atı un mı * kurş unun gidebileceğuzaklı i k.bir köş atmak eye * gerektiğ kullanı için bir yere koymak. bir nefeste * (söz ve içecekler için) Ara vermeden.

gereğgibi söyledi. bir ş eyler. iki sı n çekirge. sonunda yakalanı n çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düş çekirge) çrarsı çrarsı rsı ersin * birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çı karak yapanı kötü bir duruma düş suçlu cezası ürür. * belirtmek. iş * bayı gibi olmak. bir ş benzememek eye * işyarar durumda olmamak. bir ş (veya bir ş olmak eyler ey) * huyu. hemen. ini bir sürü * Çok sayı pek çok. değ erlendirmede yanı lmak. z kalmaz. bir sı n çekirge. durumu. im im rı bir pul etmemek * hiç değ olmamak. lı z bir sı ra * Üst üste. kı kesmek gerektiğ söylenir. çarçabuk. inden. çok kı bir sürede. istediğ biçimde davranım.* istediğ yere gider. lı r k * ölmek. yeni huylar edinmek. sa inde bir tahtada * bir defada. yekten. yarı akı. da. bir ş sanmak ey * (bir kimseyi. sa bir söyle on dinle * az konuş çok dinlemek yaralı up olur. bir ş bir yeri) gerçeğ eyi. eri bir pula satmak * bir kimseyi bir çı uğ kar runa harcamak. bir söyledi pir söyledi * uzatmadan. birden fenalıgelmek. ardı na. ardı bir solukta * Çabucak. anlatmak. bir ş eyler * daha fazla açı klamamak. bir sımlıcanı kı k olmak * çok cı ve güçsüz olmak. tutumu değmek. ifade etmek. bir tahtası eksik * akı eksik. i bir sözünü iki etmemek * birinin her istediğ hemen yerine getirmek. bir ş söylemek ey * konuş mak. olduğ undan baş türlü düş ka ünerek hayal kıklına uğ rı ğ ı ramak. e bir ş ş eyin uyuu vukuundan beterdir * söylenti veya dedikodu olayıgerçekleş n mesinden daha kötüdür. lca m llı bir tane .

bir tarafa bı rakmak (veya koymak) * önemsememek. kök alma iş nda z lemleri yapı olan (nicelikleri gösteren lacak terim). bölme. eş görmek. bir taş iki kuş la vurmak * bir davranı birden çok yararlı ş la sonuca ulaş mak. eyle ı laş . bir yana * -den baş sayı ka. "eskiden" anlamı söylenen bir tekerleme. bir yaş daha girmek ı na *ş imdiye değ görmediğş ı in i aş lacak yeni bir ş karş mak. hem . yapı ı in lmasın lmamasın da aynı nı derecede kötü olduğ belirtir. hiçbir yolla. nda * masal gibi geçip gitmiş k hayal olmuş . bir varmıbir yokmuş ş * bir masala baş larken. vaktiyle. bir yakadan baş karmak çı * bir çatı nda dirlik düzenlik içinde yaş altı amak. artı . benimsememek. bir tanem * Sevgi sözü. it it bir türlü * (tekrarlı kullanı ğ ldında) iş yapı nıda. unu * hiçbir biçimde.* Biricik. hariç tutulursa. bir yastı kocamak kta * (karı koca birlikte) uzun bir ömür sürmek. kuvvete yükseltme. bir yastı baş ğ a koymak * (karı koca) evli bulunmak. bir torba kemik * çok zayı f. yegâne.. bir tek atmak * bir kadeh içki içmek. ertelemek. eskiden.. lmazsa. bir tutmak (veya bir görmek) * eş saymak. bir yandan (yanda) * bir taraftan (tarafta). bir temiz * Adamakı. hem. bir tuhaflı olmak ğ ı * kendini iyi hissetmemek. bir vakitler * Geçmiş zamanda. llı bir terimli * Araları yalnıçarpma. bir yana dünya bir yana * bir varlı çok değ verildiğ anlatmak için kullanı ğ a er ini r.

i birahaneci * Birahane iş leten kimse. ş . n birahane * Genel olarak sadece bira içilen. biraz * Kı bir süre için. il. arkadaş anlamı seslenme olarak kullanı " nda lı r. dost. * Pek az. bir yiyip bin ş ükretmek * kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değ bilmek. ş n nan biracı * Bira yapısatan kimse. p * Çok bira içen (kimse).bir yın ğ ı * birçok. pek çok. * Belirli bir süre. bir yol tutturmak * bir davranı bir tutum biçimi belirlemek. sa * Yeterince değ yeter ölçüde değ il. bira * Arpa ile ş erbetçi otunu mayalandı yapı bir içki. arpa suyu. çok az. * Erkek kardeş . bir yolunu bulmak * bir işsonuçlandı için çare bulmak. nda. birazdan biracı lı k birader birazcı k . * Masonları birbirlerine verdikleri ad. eskiden. bir zamanlar * Zamanı vaktiyle. * Bira yapma ve satma iş i. * "Yahu. i rmak bir zaman * Geçmiş zamanda. rarak lan bira bardağ ı * Bira içmek için yapı ş bardak. vaktiyle. çok değ il. lmıözel bira mayası * Mayalanmıdurumdaki biranıyüzünden alı bir tür mantar. erini bir yol * Bir kez. eskiden. biralı k * Bira yapmakta kullanı lan. bir sürü. biraz. * Az miktarda. aynı zamanda da çabuk hazı rlanan bazı cak veya soğ yemeklerin sı uk yenildiğyer.

birbirine kötülük etmek. birbirini tutmaz * birbiriyle ilgisi olmayan. için) dolaş çözülmeyecek duruma gelmek. miş ı z i birbirinin gözünü çı karmak * kı ya dövüş yası mek. hepsi bir arada. birbiri üstüne gelmek * arkası arkası ara vermeden. sı * Bir defada. * (iplik vb. lı * Biri diğ erinin yanı ra. araları bozmak. birbirine düş mek * araları lmak.* Az sonra. * Tekçilik. birbirinin gözünü oymak * araları aş geçimsizlik olmak. raş birbirinin ağ na girmek zı * birbirine çok düş olmak. birbiri * Karş klı ı olarak biri ötekini. dövüş mek. * karı ş mak. nda ı rı birci bircilik birçoğ u * Çok sayı olan kimse veya ş da ey. birdenbire . mak. birbirini yemek * iki veya daha çok kimse birbiriyle uğ mak. öteki de onu. zı * Birlikte. ağ birliğyapmak. na. olay çı nı nı karmak. birbirine girmek * kavga etmek. birbirine katmak * araları açmak. sayı belirsiz. birçok birden * Oldukça çok. hemencecik. bir hayli. * Tekçi. kün birbirinin ağ na tükürmek zı * bir sorunda. monizm. bir olayda sözleş gibi. * Ansın. beraberce. birazı * Bir parça. müteaddit. araları anlaş k çı açı nda mazlı kmak. tutarsı z. sı birbiri için yaratı ş lmıolmak * birbiriyle çok iyi anlaş mak. monist.

öncülden varı sonuca giden düş lan ünme biçimi. miktar. beklenmedik bir sı zı rada. kullanı tohumun belli bir katı day. sentez. na. insanları benzer yanları kendinde taş n nı ı makla birlikte. sı . im . ı msı * Bireş yolu ile elde edilen. bireş imli birey * Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlı fert. birey oluş * Yumurtanıdöllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiğgeliş evrelerinin bütünü. * Toplumları turan ve düş oluş ünsel. bire bir * Verilen ölçüdeki karş k. birer ikiş er * Tek veya birkaçı birlikte olarak. ı lı bire bir eş leme * İ kümenin elemanları nda. *İ stenildiğgibi. * Doğ bilgisinde türü oluş a turan tek varlı klardan her biri. soy oluş ı karş . k. zorunludan olası ilkeden onun uygulanması genel yasadan ndan ı k ya. kendine özgü ayı rı cı özellikleri de bulunan tek can. hemencecik. n i im ontogenez. terkip. duygusal. iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanlarıher n biri. her birer birer * Her biri ayrı olarak. an. * İ toplulukları oluş nsan nı turan. * Bu biçimde oluş bütün. bire bin katmak * çok abartmak. küllîden cüz'îye. bire bin katmak. sentez. lan kadar ürün vermek.. i birebir gelmek * etkisini hemen ve kesin olarak göstermek. birer * Bir sayınıüleş sın tirme sayıfatı birine bir. uygun.* Ansın. fert. bir elemana karş bir eleman alı ki arası ı . narak yapı eş lan leme.. * Yalı karmaş olana. an * Element veya baş maddeleri bir araya getirerek. abartmak. n kları bire . fasulye gibi ürünler için) toprak. nohut. birebir * Etkisi kesin olan. vermek * (buğ arpa. bireş im * Parçalarıveya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleş n tirilmesi. sun'î olarak bileş cisimler oluş ka ik turma. * Genellikle fertlerin çevresini aş bireylerin bilincinden bağ z olan. birdirbir * Oyuncuları birbirinin üstünden atlayarak oynadı bir oyun. sentetik. * Bir türün kapsamı giren somut varlı içine k. bireysel duruma. nedenden etkiye. fert. tı birey üstü * Tek bir bireyi aş an. bire beş katmak * eklemek.

* Tamlanan olarak kullanı bazı tamlamaları tamlayanıküçümsendiğ hor görüldüğ anlatı lan isim nda n ini. * Ancak ortaklaş ve genel olarak var olan ş bireylere uygulama ve yayma. baş kaları ayı ndan rmak. özelliklerin. individüalizm. bireylik * Bir kimseyi dıgözlemciler gözünde benzersiz. bireye. bireye özgü olan. ı msı iliğ me bireyleş tirme * Bireye özgü kı lma. politikalarıgenel adı n . biri eş biri beş ikte ikte * ufak cocuğ çok olan kimseler için söylenir. ferdiyet. genele değ de. bireysel olanı n çekilip çı lması karı . ferdî. * Eş benzeri. a eyi *İ nsanlarıdoğ toplumsal ve tarihî geliş n al. bireycilik * Bireylerin yararları toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğ tutum veya nı reti. ikincisi olmayan ve çok sevilen. * Bir kiş benzerlerinden ayı özelliklerin bütünü. . tek kı özellikler veya bunlarıtek biçimi. belirtenin hor görüldüğ ı ünü anlatı r. bireysel bireyselleş tirme * Bireysel duruma getirme. ferdiyet. bireyleş me * Türle ilgili bir örneğ bireyde gerçekleş in mesi. ferdiyetçi. * Bilinmeyen bir kimse. bireysellik * Birey olma olgusu. ünü r. tek. ş lan n * Bireyi benzerlerinden ayı niteliklerin bütünü. birice biricik * En fazla. tek olana üstünlük tanı görüş ferdiyetçilik.bireyci * Kişhakları savunan. ferdiyetçilik. * Bağ z kiş e varan geliş süreci. i. kendine özgü olan ş eylerin. il yan . yegâne. biri çok olmak * haddini aş karş ndakini usandı arak ı sı rmak. bireyselleş tirmek * Bir ş ayrı eyi olarak. bireysel olarak göz önüne almak. bireyleş tirmek * Bireye özgü kı lmak. tek. ran * Bireyle ilgili olan. u biri yer biri bakar. individüalizm. * Bütüne. i nı * Bireycilikten yana olan. * Yüklem durumunda olan bir isim takı nı belirtileni olarak kullanı ğ mın ldında. mesinden. iyi ran biri * Bir tanesi. kı yamet ondan kopar * bir ş eyden yalnıbir veya birkaç kişyararlanı baş na yararlanma imkânı z i r da kaları verilmezse bundan büyük sorunlar çı kar.

ünite. mur nı i birikmek * Toplanı yılmak. tasarruf etmek. kları * Bir niceliğölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değmez parça. i. bir araya gelmek. oluş turduğ yapı u içinde. belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğ bağ larla tanı u ı ntı mlanan ayrı nitelikli öge. p ğ ı * Gözlemler. deneyler sonucu elde edilmişeylerin bütünü. * Bir kümenin her elemanı bir çokluğ oluş veya u turan varlı n her biri. taki * Dilin. birimci ekonomi * Birime bağ ekonomi. koleksiyon yapmak. * Herhangi bir aş ı sürecinde veya taş işyapı nma ı i ma lı alüvyonlu maddelerin bı lması rken rakı . biriktirim * Biriktirme. ünite. birikinti birikinti konisi * Dağk bölgelerden veya yamaçlardan sularıgetirdiğkum veya taş lı n i parçaların bir düzlükte oluş nı turduğ u yelpaze biçimindeki yın. birikiş mek * Bir yere toplanmak. birincası f . yarar sağ lama gibi sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek. * Öğ renme. birikme havzası * Kar ve yağ suların biriktiğbölge. * Bir ş parayı eyi. vahit. biriktirmek * Toplayı yı p ğ mak. bir yerde toplanıyılma. ğ ı birikiş birikiş me * Birikiş iş mek i. lı birimler bölüğ ü * Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayı bölüğ lar ü. p ğ ı * Birikme iş i veya biçimi. ölçülü kullanarak artı rmak. birileri birim * Bazı kimseler.birikim * Birikme. ş * Toplumları kültürel varlı nıgeliş geniş n kların ip lemesi ve uygarlıdüzeyinin yükselmesi süreci. biriktirme * Biriktirmek iş tasarruf. * Bir yerde kendi kendine birikmiş olan ş ey. p ğ ı * Birbirine eklenip çoğ almak. birikme * Toplanı yılma. i iş * Herhangi bir kuruluş alt bölümlerden her biri. k * Mal ve paranıtoplanıçoğ n p alma süreci.

sıf. onu denetim altı bulundurmak. rada.) Birinci mevki. lan birinden) buz gibi soğ umak * birinden tiksinmek. dıkabuk. hekimlikte kullanı bir bitki. yüz yüze iliş kilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk. 'nı ini . uçak vb. birinci gelmek (veya çı kmak) * birçokları nda en iyi olarak seçilmek. lerin ş ş ı birincil * Sı önemde ilk yeri alan. önde gelmek. birinci zar * Yemiş derisi. ı m nda) nı birinci çağ * Yeryüzünün yaklaş üç yüz milyon yık çağ paleozoik. yer. * Tanrı n birliğ dile getirme. sı bakı ndan baş ndan önce gelen. birincil grup *İ çten. esas. ta birinci orun * (tren. ana. rası * (ulaş araçları Mevki. da. birisinden biri * içlerinden biri. birinin baş dikilmek ı na * birinin yanı uzaklaş ndan mamak. arası birinci olmak * baş gelmek. tek duruma getirme. sın ra fatı * Zaman. vapur. eyin nda birinin çanı ot tı na kmak (tı kamak veya tı kanmak) * sesini çı karamayacak. rada. birincivası f * Birleş ikgillerden. lan birinci * Bir sayınısı sı . temel. birisi * Bilinmeyen bir kimse. az sayı az. nda * bir işyaptı için yanı ayakta durmak. samimî. * Bir etme. orun.* Birleş ikgillerden hekimlikte kullanı bir bitki. meyve dı. iden birkaç birkaçı birleme * Çok olmayan. birkaç kiş herhangi biri. ra mı kaları * Sı önem sı nda en üstün olan kimse. * Az sayı olan kimse veya ş da ey. susturmak. birincilik * Birinci olma durumu. kötülük edemeyecek bir duruma getirmek (getirilmek). * (çoğ durumda) Ş ul ampiyonluk için yapı yarı lan ş malar. ı k llı ı . i rmak nda * bir ş yanı ve ayakta beklemek. tevhit.

üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam iş kayması dolayıyla araları ek girmeyerek kalı mıiki veya daha çok sözden oluş kelime: pazartesi (< pazar sı na plaş ş an ertesi). * Tanrı n birliğ dile getirmek. 'nı ini * Ondalısayı k sistemine göre yazı bir tam sayı sağ sola doğ ilk sayın bulunduğ basamak. miş birler birleş en birleş ik birleş cümle ik * Birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle. birleş kap ik * Alt tarafı birleş ndan tirilmiş kaplardan her biri. en ru. tek duruma getirmek. başehir. lan birleş oy pusulası ik * Seçime katı bütün partilerin adayları ayrı gösteren oy pusulası lan nı ayrı . birleş fiil ik * İ soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakı ndan kaynaş bütünleş fiil: Reddetmek. bildirdiğzaman: Sevdiydi (sevdi-y-di <sevdi+i-di). kaçtı kaçtı gibi. birleş ilme * Birleş ilmek işveya durumu. hasta olmak. kaybolmak. birleş kaplar ik * Alt tarafları değ ik boyut ve kesitlerde borularla birleş ndan iş tirilmiş sistem. inikat. birleş im * Birleş iş mek i. bakakalmak. ses türemesi. ayakkabı ayak kabıdelikanlı (< ). birleş kelime ik * Ses düş mesi. kaptı . birleş zaman ik * Yalı zamanlı çekimli bir fiilin -di (i-di). bir noktada kesiş (doğ yay). sim mı ı p en hissetmek. birleş değ me eri birleş me . birleş isim ik * Birleş kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalı mıisim: Aslanağ . (<deli kanlı kaptı (< kaptı ). buluş mek i yapı ulmak. ) birleş oturum ik * Bir arada yapı oturum. gecekondu ik plaş ş zı ş kaçtı gibi. zikretmek. i birleş ilmek * Birleş iş lmak. -miş n ve (i-miş -se (i-se) gibi ek fiil eklerinden birini alarak . kelime türünün değmesi. sevecekmiş i (sev-ecek-miş sev-ecek + i-mişsev-er-se (sev-erse < ) < sev-er + ise) gibi. lan da dan ru nı u * Birbirini kesen. tedavi etmek gibi. bir araya gelinmek.birlemek * Bir etmek. müttehit.). * Döllenmek için erkekle dişhayvanı bir araya gelmesi. hissetmek (< hiss etmek). . * Bir araya gelmişbirleş olan. * Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları . i n * Birleş iş mek i.

* Bölünmezliğiçeren yalı bütün. nda. vahdet. muş * Birleş . iken * Buluş bir araya gelmek. * Uyuş aynı mak. kimi. * Yanı beraberinde. kide birleş tirici * Birliğsağ i layan. i birleş tirmek * Bir araya getirmek. dört dörtlük. bir tane alabilen. birlikten kuvvet doğ ar * toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağ lar. birleş tirme * Birleş tirmek işveya durumu.* Basit bir cismin bir atomu ile birleş ebilecek olan hidrojen atomların en yüksek miktarı nı . . mak. domino gibi oyunlarda bir iş aretini taş kâğ veya pul. biryan pilâvı * Biryan yağile piş ı irilen pilâv. tabur. birlik olmak * bir işyapmak için anlaş i mak. birliktelik * Birlikte olma durumu. bir olma durumu. miş * Bağlı benzerlik. bazı u r i . görüş olmak. vahdet. birsam birtakı m birun * Osmanlı sarayı Harem dairesinin ve Enderun'un dında kalan bölüm. bağ . * Belirsiz olarak çokluğ anlatı(nitelediğisim çokluk biçimde olur). * Kaynaş mak. ı yan ı t * Tek. i n * En büyük değ erdeki nota. vahdaniyet. * Sanrı . birleş mek * Ayrı tek bir bütün durumuna gelmek. sağ * İ veya daha çok nesnenin birleş ki mesini sağ layan. lı k. * Bir taneden oluş . halüsinasyon. bir arada olma durumu. beraberce. lan * Konunun bir ana düş çevresinde toplanması ünce . * Uzlaş mayı layan. * Cinsel iliş bulunmak. nda ş ı biryan * Tandı susuz piş rda irilen kebap. as. * Askerlikte bölük. birli birlik *İ skambil. alay gibi bir bütün sayı topluluk. te * Aynı amaç çevresinde toplanmak. birlikte * Bir arada. lantı * Belli bir topluluğ yararları korumak için kurulmuş un nı dernek.

bisikletli * Bisikleti olan. belirten söz. in ı t. * Yayıdövmede kullanı araç. bir bit * Yarı kanatlı alt takı na giren. küçük lokanta. biryancı * Biryan yapan veya satan kimse. bisikletsiz * Bisikleti olmayan. insan ve memeli hayvanlarıvücudunda asalak olarak yaş böcek. süt. bisiklet * Tekerleğ ayakla çevrilmesiyle hareket eden iki tekerlekli taş çiftteker. çifttekercilik. bisülfat bisülfür biş ek biş i * Çörek. k lan * İ kahve. lmıdar bisikletçi * Bisikletle spor yapan kimse. gevrek kuru pasta türü. çkili . onarma iş i. bismillah demek * bir iş uğ olması i ile baş e urlu dileğ lamak. bistro bisturi * Neş ter. bit kadar bit otu * en küçük. * Sı racagillerden. bisiklet yolu * Trafikte bisikletlerin geçmesine ayrı ş yol. eker lan bismillâh * "Allah'ıadı anlamı bir işbaş n ile" nda. itleri m en * Hidrojenli sülfatlara verilen ad. çok küçük.biryan yağ ı * Tandı susuz piş rda irilerek yapı kebaptan çı yağ lan kan . en ufak. m lar mı n ayan kehle (Pediculus). çifttekerci. tatlı ekmek türü. birçok çeş bulunan ve kuzey yarı kürede yetiş bir bitki. e larken söylenen veya ş ı korku gibi duyguları aş rma. lan * Bisiklet satma. ş veya tuzla yapı ince. bisikletçilik * Bisikletle yapı spor. * Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleş ik. bisküvi * Un.

k bitik * Yorgunluk veya hastalı gücü kalmamı ktan ş . kuş bîtap * Bitkin. yorgun düş mek. in ş . bitiklik bitim * Bitmek iş i. nihayet. ı lan bit yeniğ i * Bir iş gizli kalmıkötü ve aksak yanı kulu bir nokta. bîtap düş mek * çok yorulmak. * Son. mümbit. sonlu.* Bitlere karşkullanı bir madde. sürekli olarak. bitey * Bitki örtüsü. * Toprağ bitki yetiş ı n tirme gücü. yorgun. bîtaraflı k * Yansıolma durumu. biti kanlanmak * sıntı kı içinde yaş bir kiş ayan i para ve varlıyönünden güçlenmek. nı rı p * Bitirilmek durumu. * Bkz. * Bol ve iyi bitki yetiş tiren. bitimli * Sonu olan. bitimsiz bitirilme * Sonu olmayan. namütenahi. sırlandılı belirlenmeyen. biteviye. * Bitik olma durumu.ekli. yansı davranı z zca ş . biteviyelik * Aynı biçimde sürüp gitme durumu. * Yapık. bitek bitelge bitevi biteviye * Aynı biçimde. münteha. ine . z. fena. flora. * Durumu kötü. verimli (toprak). dolaş ş ı ı k. bitirilmek * Bitirmek iş konu olmak. bîtaraf * Yansı tarafsı z.

miş bitiş taç yapraklı ik lar * Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitiş olan bitkiler. sonuçlandı rmak. i. * Onulmaz duruma getirmek. iltisakî. sona erme. * Yan. ini ik bitirmek * Bitmesini sağ lamak. kumarhane. tamamlamak. ken * Bitiş olma durumu. nlaş ş * Yandaki ev. a * Barbut oynatı yer. çok beğ enilen. yer). . yandaki. * Bir bilim dalı veya baş bir alanda bilginin doruğ ulaş ş nda ka una mı(kimse). bitirimhane * Kumar oynanan yer. * Bilgili. bitirme * Bitirmek işitmam. bitiriş yemi * Et üretimi için beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji değ eri daha yüksek olan karma yem. bitiş * Bitmek işveya biçimi. barbut oynatan kimse. tüketmek. eklerle türetilen dil. ik * Bitiş ken. komş u. * Güçsüz düş ürmek. kumarhane. bitkin duruma getirmek.sona erdirmek. iş bitiş kenlik * Bitiş olma durumu. mahvetmek. yormak. mezuniyet. bitirmiş bitiş çanak yapraklı ik lar * Çanak yaprakları birbirine bitiş bulunan bitkiler. i bitiş ik * Birbirine dokunacak kadar yakı mıveya yan yana olan. bitirme fiili * Etmiş biçimindeki sı fat-fiille ve olmak yardı sı yapı ve fiilin. bitme. yardı fiilin iş ettiğzamandan mcıyla lan mcı aret i önce olup bittiğ anlatan birleş fiil. ik bitiş iklik bitiş imli bitiş ken * Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değikliğ uğ iş e ramayan (dil). kahve. bitirimci * Barbut kahvesi iş leten. bitirim yeri * Kumarhane. açı kgöz. bitiş dil ken * Kelime kökleri değ meyen. lan * Yaman.bitirim * Çok hoş giden (kimse. zeki.

bitkimsi * Bitkiye benzer. bitiş me * Bitiş iş ittisal. bitki bitleri * Bitkiler üzerinde yaş ayan. flora. bitkin . bitiş tirme * Bitiş tirmek iş i. aç .* Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliğ i. bitki topluluğ u * Benzer doğ olaylara ve yaş koş na uymuşbelirli bir görünüş ş al ama ulları . tiren bitkimsi hayvanlar * Mercan. almıbitkilerin bir araya gelmiş durumu. ağ gibi canlı n genel adı aç ları . sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar. en bitki patalojisi * Bitki hastalı nı kları inceleyen bilim dalı . bitki sütü * Süt görünüş ünde bitki öz suyu. bitkici bitkicilik * Bitki yetiş tirme iş i. rı * Bitki yetiş kimse. bitki coğ rafyası * Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğ rafya bilimi. botanikçi. nı ktan ğ ı sona eren. bitki örtüsü * Bir bölgede yetiş bitkilerin topu. bitki * Bulunduğ yere kökleriyle tutunup geliş döl veren ve hayatı tamamladı sonra kuruyarak varlı u en. mek i. bitki bilimci * Bitki bilimiyle uğ an. botanik. bitkiyi andır. bitki bilimi uzmanı raş . bitki bilimi * Bitkileri inceleyen bilim kolu. ot. kı z böceğ ağ biti. bitiş mek * Birbirine dokunacak kadar yanaş mak. nebat. çiçek veya fidan biti gibi böceklerin ortak adı rmı i. bitkileş me * Bitkileş işveya durumu. yosun. bitey. bitiş tirmek * Bitiş mesini sağ lamak. mek i bitkileş mek * Bitki durumuna gelmek.

* Bitlenmek iş i. çok yorgun. bitleme bitlemek bitlenme * Bitlemek iş i. vı artı ndan bitkisel yağ * Bitkilerden değik yöntemler kullanı elde edilen yağ iş larak . * Birinin bitlerini ayı klamak. her ş isteklisi bulunduğ anlatı e eyin unu r. * Sona ermek. * Beklenmedik zamanda ortaya çı kmak. bitkisel kazein * Küspe ve sı yağ kları elde edilen azotlu madde. bitki cinsinden olan. bitkisel hayat * Hastalıveya kaza sebebiyle bilinçsiz ve hareketsiz duruma gelen kiş hayatı k inin . bitmek bitmek tükenmek bilmemek . çıp yetiş eyler kı mek. bitlenmek * Üzerinde bit üremek. * Cimri. Bitlis köftesi * Yağz kı köftelik bulgur. * Kendi bitlerini ayı klamak. çok zayı flamak. yumurta ve baharat kullanı hazı sı yma. tüy. * Çok yorulmak. güçsüz kalmak. bitli (veya kurtlu) baklanıda kör alısı n cı olur * işyaramaz da olsa.* Gücü tükenmiş olan. saç gibi ş için. . bitkisel * Bitki ile ilgili. yağnar. bitkinlik * Bitkin olma durumu. * Tükenmek. mı bitli * Üstünde bit bulunan. bitler * Kanatlı alt sıfı giren. nebatî. bitme bitmek * Bitmek iş i. bitli kokuş * üstü başkirli. beğ enmek. * Çok sevmek. larak rlanan ceviz büyüklüğ ünde bir yemek. pirinç. ayan böcek takı . ağ yapı sokup emmeye elveriş memelilerde yaş ve kanla beslenen bir lar nı na ı ları z li. vücut temizliğ bakmayan (kadı ı ine n). bitkiden elde edilen. * Bitki. bayı lmak.

uçsuz bucaksı z. yoğ u n. kol. elbette. kullanı tabiî ıda katı unluğ bire yakı koyu kestane renginde madde. sı . lan. * Biyesi olmayan. karbon ve hidrojen bakı ndan çok zengin tabiî mı yakımaddelerinin genel adı sakı. * Genel davranı ve hı ş ları rpanî giysileri ile toplum hayatı kopma eğ gösteren ve toplum dında bir ndan ilimi ş ı yaş sı genç. varlı n i . bitmiş i bitnik * pazarlı bir ş son fiyatı kta eyin . biyesi olan. biyoelektrik * Canlı klarıürettiğelektrik.* bir türlü sonu gelmemek. al ile. sonu gelmeyen. öbür ucu volanı çeviren kaldı geçirilmiş raca bulunan hareketli çubuk. antı olan bitpazarı * Eski eş n alıp satı ğpazar. bitüm * Keskin bir koku. it ç sı * Acı çikolata. ı t ları mı vb. t . etek çevresine kendi kumaş ı veya baş kumaş geçirilen ince ş ndan ka tan erit. yanı nı ldı ı bittabi bitter * Bir çeş acı it bira. * Makinelerde. alev ve koyu duman çı kararak yanan. kömür tozundan briket yapı nda nda. vefası lı z. biye geçirilmemiş olan. tabiatı tabiî. eksilmemek. * Yaprakları halka diziliş daha çok akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi. * Bir çeş ardırakı. bitmez tükenmez (veya bitip tükenmez) * hiç bitmeyen. biyeli biyesiz * Biye geçirilmiş . küçük hareketli çubuk. yer zı * Yol kaplaması kâğ ve çatı n su geçirmez duruma getirilmesinde. *İ çinde bitüm bulunan veya bitümün bütün özelliklerini gösteren. nlı bitümlü bîvefa * Sevgisine bağ olmayan. * Genellikle giysinin yaka. bir ucu pistona. biyaprak biye biyel biyelcik * Küçük biyel. bitümlemek * Belirli bir kalı kta bitüm ile örtmek. bitümleme * Bitümlemek iş i. li. * Doğ olarak.

tı biyokimya * Hücreden en geliş organa kadar canlı miş dokuları inceleyen ve bunları turan maddeleri araşran bilim oluş tı dalı . biyofizik biyogaz * Ahı r gübresinden elde edilen yanı gaz. * Hayat hikâyesi. biyopsi biyopsi yapmak * parça almak. * Mikroskopta yapını sı incelemek amacı canlı bir doku parçası yla dan alma. n biyografik * Biyografi ile ilgili. biyokatalizör * Canlı dokuları hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandı veya n ran kolaylaşran madde. * Fizyolojide geçen fiziksel olaylarıbilimi. dirimsel. * Okulda biyoloji dersini veren öğ retmen. gübre gazı cı . biyojeografi * Bitki ve hayvanları yeryüzü üzerindeki dağ mı ve bunun sebeplerini inceleyen bilim. me. biyoloji biyolojici biyolojik * Bitki ve hayvanları doğ geliş üreme gibi yaş ş n ma. biyoenerji * Biyokütlenin kimyasal dönüş ümüyle elde edilen enerji. lar nı biyonik * Biyoloji ve elektronikle ilgili olan. biyolojik fizik. dirim bilimi. * Biyoloji ile ilgili. biyoloji uzmanı raş . * Dirim kurgu. biyoloji n ı nı lı coğ rafyası . tercüme-i hâl. biyometeoroloji * Canlı üzerinde hava olayların etkisini inceleyen bilim. . biyosfer * Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi. dirim bilimsel.biyoelektronik * Moleküler biyolojinin hücrelerin yapına giren moleküller arası geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen sı nda bölümü. ayıevrelerini inceleyen bilim. biyolog * Biyoloji ile uğ an kimse. biyograf biyografi * Hayat hikâyesi yazarı . hâl tercümesi.

onun öyle bir üstün durumu olmadını ndan rı ğ biliriz. bizcileyin * Bizim gibi. bizar olmak * usanmak. * Katı ş dikerken iğ geçirecek yeri delmek için kullanı çelikten yapı şsivri uçlu ve ağ saplı bir eyi ne lan. zda ş ları z dı biz kı kiş birbirimizi biliriz rk iyiz. tutar ellere baş açar ı nı * bize yabancı duran yakımı dostumuz. * Bize göre. usanmı bezginlik getirmiş ş . kendisi. * (bazı yazarlar için) Ben zamirinin yerine kullanı lı r. özünden. z zda bir zı biz bize benzeriz * aramı fark yok. .biyoş imi biyotit biz * Organ dokuları ndaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu. mı bizdenlik * Bizden olma durumu. usandı rmak. biz araç. nda ayan ğ ı ip biz attıkemik diye. ı bîzar * Tedirgin. z kaları rahatça içtenlikle. kendinden. * Bir çeş kara renkli mika. biz * Ülkemiz suları yaş bir mersin balı türü. ince sivri uçlu bir tür çuvaldı z. özelliklerimiz veya tutum ve davranı mıaynır. tı ğ . bizar etmek * tedirgin etmek. ul i * Resmî konuş mada. bizim gelin bizden kaçar. aramı yabancı kimse olmaksın. bazen teklik birinci kiş i zamiri ben yerine kullanı lı r. aç * Maraş inde kalı karton parçaların iğ kı iş n nı neyi rmaması sağ nı lamak ve delik delmek iş leminde kullanı lmak üzere hazı rlanmıtahta saplı ş . yardı eder. na m . bezmiş . bizatihi bizce * Kendiliğ inden. * birbirimizi çok yakı tanız. ş (Acipenser nudiventris). bize de mi lolo? * iş içinde bir iş in olduğ bilmez miyiz sanı unu yorsunuz?. bizden * Bizim tarafı zda olan (kimse). it * Çoğ birinci kişzamiri. el kaptı diye k ilik * bizim işyaramaz diye vazgeçtiğ e imizi baş kaları erli buldu. değ biz bize * Yalnıbiz. bı kmak. akrabamıbaş nı z. lmı .

* Sivri taş n toprak zemine dikine çakı ları larak. bir bütün oluş turan. ğ ı u bloke etmek * kullanı nı lması önlemek amacı el koymak. * (futbolda kaleci) topu yakalamak. * Kadı n kocaları nları ndan. blok inş aat * Birbirine bitiş yapı yapı ik lan lar. ş ı bizon bizzat * Kendi. bizleme bizlemek bizlengiç bizmut * Atom sayı 83. file üstünde karşoyuncunun topu sert vururken. kılı beyaz renkli. * Ucu çivili değ nekle hayvanı dürtmek. hareketini durdurma. * Kullanı lması önlenmişel konulmuş . üzerine beton dökülmesiyle yapı dolgu. 271. * Bizlemek iş i. * Politik çı karları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğ u. . kendisi. bizimle ilgili olan. n ları kları * Yakıçevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanı n lı r. ş ahsen. ı r * Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan. kocalarıkarı ndan söz ederken kullandı söz. ayan * Kocaman ve ağ kitle. * Voleybolda. morulâ.8 olan. bloklaş ma . blâstulâ blender blok * Yumurta hücresi embriyon olurken morulânı geliş içi boş n erek yuvarlak biçime girmesi durumu. blokaj * Bloke etmek iş i. u zı msı kılgan ve katı element. * Ucu çivili değ nek. durdurmak. lan * Bankacı bir varlın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafı kullanı lı kta ğ ı ndan lamaması durumu.bizimki * Bizim olan. ş tı * Amerika'da yaş bir cins hörgüçlü yaban öküzü.3° C de eriyen. Kı rı bir saltması Bi. yla * savaş durumundaki bir ülkenin dıülkelerle iliş ş kisini engellemek. atom ağ ğ209 olan. * kapatmak. yoğ sı ı ı rlı unluğ 9. * Piş irmeden önce malzemeyi kesip karı ran elektrikli alet. * Hareketine engel olma. bloke bloke çek * Keş tarafı anlaş ideci ndan mazlın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğ çek türü. çine kâğ tları * Birbirine bitiş büyük yapı ik lar. * İ olarak kullanı ve ası lâç lan l maddesi bizmut olan karım. önünde iki veya üç kiş elleri ile ı inin oluş turdukları perde. * İ resim veya yazı ı konulan karton kap.

ı nı li ş an bobinaj * Bir filmi veya mı slı ağbir makaradan baş bir makaraya sarma. kartı lmınot * Hiçbir bloka girmemiş olan. yalnıGüney Amerika'da yaş z ayan. knatı kuş ı ka boca . lantızlı blöf *İ skambil oyunları elindeki kâğ nda ı olduğ tları undan baş gösterme davranı. tan lan n * Boagillerden. raf * (kâğ ve karton için) Tampon silindiri veya mihver boru etrafı sarı ş ıveya kartonun sürekli ı t na lmıkâğ t uzunluğ u. boalar bobin * Sürüngenler sıfın. genellikle ince kumaş yapı veya iplikten örülen kadıgiysisi. kı blöf yapmak * karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için aslı ldı ten rmak olmayan söz söylemek veya aldatı cı tavı nmak. tan lan blûm * Bir tür iskambil oyunu. mın * Makara. ka ş ı * Karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için söylenen ası z söz veya takılan aldatı ldı ten rmak lsı nı cı tavıkuru sı. r takı blöfçü blûcin * Giysi yapı bir tür mavi. bloknot bloksuz * Yaprakları kolayca çı labilecek biçimde yapı ş defteri. boyun kürkü. * Bu kumaş yapı (giysi). * Fotoğ filmi rulosu. r. güçlü bir yı (Boa constrictor). lan * Kadı n boyunları aldı yı biçiminde dar ve uzun kürk. blûz boa * Vücudun üst bölümüne giyilen. nları na kları lan * Blöf yapan (kimse). bobin kıcı rı * Dağ k iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elveriş biçime getiren makinede çalı (kimse). zehirsiz. kaba pamuklu kumaş lan . *İ çinden elektrik akı geçebilen yalı ş ile bu telin. bağ sı k. boagiller * Avları yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarısı nı p karak boğ ve ezen sarı yı an lgan lanları kapsayan zehirsiz yı lanlar familyası . çok iri. yı nını lanlar takı nıbir bölümü. bloklaş mak * Blok durumuna gelmek. bloksuzluk * Bloksuz davranma. makara tiresi gibi sarıbulunduğ silindirden mı tı tel lmı lı u oluş aygı an t. bağ sı lantız.* Bloklaş iş mak i.

kararsıolmak. çekilecek ş bağ bulunduğ ı r eyin lı u urganı kendi üzerine saran çı k. bocalatmak * Bocalaması yol açmak. dökmek. ı * Bir iş tutulması te gereken yolu kestirememek. * Enine göre boyu kı ve tı sa knaz. iki kalıve küçük tekerleğolan el arabası maya n i . bocalamak * (gemi) Rüzgâra karşgidemeyerek sürüklenmek. na boci * Ağ yük taş ı r ı yarayan. ı nı * (birden çevirip) boş altmak. bodrum * Bir yapın yol düzeyinden aş ı kalan bölümü. ı tı boca alabanda * Boca etme komutu. nı ve ç ndan ya aç bodoslama * Bodoslamak iş i. boduç bodur * Ağ veya topraktan yapı ş aç lmıküçük testi. belirtmek. baş taraftan. nı ağ da bodrum gibi * basıtavanlı k .* Geminin rüzgâr almayan yanı . . ileri sürmek. bocuk domuzuna dönmek * çok semiz ve besili olmak. bodoslamak * Açı klamak. sa'nı um * Domuz. bodoslamadan * Ön taraftan. poca. bocurgat * Ağ yükleri çekmek için manivelâ ile döndürülen ve döndürüldükçe. genellikle güneş görmeyen (oda). boca etmek * geminin baş bocaya rüzgâr almayan tarafa çevirmek. krı bodoslama * Gemi omurgasın baş kıtarafı yukarı uzanan ağ veya demir direklerden her biri. rüzgâr üstü. bocuk * (Ortodokslarca kutlanan) İ n doğ yortusu. bocalama * Bocalamak iş i. ne yapacağ bilememek. orsa veya rüzgâr üstü karş . ı nı z bocalatma * Bocalatmak iş i. bodrum katı * Bir yapın zemin katın altı olan ve oturulabilen en alt katı nı nı nda .

boğ anak boğ asak * Boğ gelmiş aya veya boğ isteyen inek. a aya boğ ası * İ bez. * Anjin. . bodur tavuk her gün (veya her dem) piliç * kı boylular oldukları daha genç görünürler. kurtboğ otu (Acunitum nda an napellus). sa ndan bodurlaş ma * Bodurlaş işveya durumu. Koç ile İ kizler burçları nda yer alan burcun adı arası . * Boğ olarak kullanı için ayrı bir yaş a lmak lan ı yukarı ndan erkek sır. * geliş memek. na en * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. * Damı k erkek sır. bora. yla lan boğ ada * Küllü veya sodalı ile çamaş yı su ı kama. vücudu iyi geliş (delikanlı miş ). a boğ asama * (inek) Boğ asamak iş i veya durumu. mak i bodurlaş mak * Bodur duruma gelmek. ğ ı boğ ak boğ k alı boğ otu an * Düğ çiçeğ ün igillerden. boğ güreş a i * Daha çok İ spanya ve Meksika'da. boğ asamak * (inek) Boğ istemek veya boğ gelmek. Boğ a boğ a boğ gibi a * Zodyak üzerinde. astar. bodur pas * Arpa yaprakları yerleş ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar (Puccinia hordei). zlı ğ ı * çok güçlü görünen. r * Yı kanmak üzere hazı rlanmıçamaş n üzerine sı kül suyu süzme iş ş ı rı cak i. bodurluk * Bodur olma durumu. özel olarak yetiş tirilmiş ayı boğ yenmek amacı yapı gösteri. nce * Sağ anak. \343 Zodyak. özellikle kökünde akonitin adı bir zehir bulunan bitki.bodur kalmak * boyu uzamamak.

iaş e. boğ durmaz az * yeme içme ihtiyacın baş ihtiyaçlar gibi geri bı lamayacağ anlatı nı ka rakı ı nı r. keleye çekmek. iltihaplanmak. a kide boğ az * Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluş turan organlar. tahı boğ düğ azı ümlenmek * üzüntüden boğ tı azıkanmak. raş * yemek piş irme. boğ ola az * "afiyet olsun. * Ş e. n. iş üm za n * İ dağ nda dar geçit. * Yedirip içirme yükümü. * Yeme içme. boğ derdi az * geçim için uğ ma. lan boğ meselesi az * Geçim derdi. boğ açmak az * ağ n dibini kazarak toprağkabartmak. boğ içinde kavga var az * aş bir biçimde açlını ı rı ğ gidermeye çalı ı ş anlar için söylenir. ki arası * İ kara arası ki ndaki dar deniz. azı rı * imrenmekten boğ şmek. açları ı boğ boğ (veya gı gı a) gelmek az aza rtlak rtlağ * zorlu kavga etmek. iş boğ iş azı lemek * durmadan bir ş yemek. güğ gibi kaplarda ağ yakıdar bölüm. * Yiyeceğiçeceğsağ i i lanan kimse. hazı rlama sıntı . azıiş boğ tokluğ az una * ayrı ücret verilmeden yalnıkarnı doyurarak.boğ çekmek aya * (inek) boğ ile cinsel iliş bulundurmak. yarası bereketli olsun" anlamı yemek yiyenlere söylenir. boğ inmek azı * bademcikleri şmek. boğ olmak az * boğ ağmak. . boğ kavgası az * Geçim için yapı didinme. derbent. na. imik. eyler boğ kurumak azı * çok susamak. kı ları boğ dokuz boğ az umdur * bir söz iyice düş ünmeden söylenmemelidir. ca z nı boğ açı azı lmak * iş artmak.

sıntı kı vermek. boğ ndan * Gaddarca. ine boğ na dizilmek azı * (üzüntü. boğ nı rtmak azı yı * olanca gücüyle bağ ı rmak. boğ na dikkat etmek azı * yiyeceğ içeceğ özen göstermek. ine. azı yında lan boğ azlama * Boğ azlamak iş i. lüzumundan fazla. gibi tahı boğ na durmak azı * yediğş yutamamak. boğ ndan geçmemek azı * sevdiğbir kimsenin yokluğ veya yoksulluğ dolayıyla bir yiyeceğyalnıbaş yemekten üzüntü i u u sı i z ı na duymak. boğ na indirmek azı * fazla ve geliş igüzel yemek. boğ nı azı doyurmak * karnı doyurmak. ini boğ nda kalmak azı * ağ ndaki lokmayı zı üzüntü dolayıyla yutamaz duruma gelmek. boğ na kadar azı * pek çok. sesi çı kmamak. kün boğ nıkmak azı sı * bunaltmak.boğ na bir yumruk tı azı kanmak (veya gelip oturmak) * konuş amaz olmak. iş kesilmek. ı rı boğ na sarı azı lmak * üstüne yürümek. i eyi boğ na düş azı kün * yiyip içmeyi çok seven (kimse). boğ ndan kesmek azı * yiyip içmede çok tutumlu davranmak. kaygı sebeplerle) isteksiz yemek. kan dökerek öldürmek. sı boğ ndan artı azı rmak * yiyeceğ inden kıp parası artı sı nı rmak. nı boğ nı azı sevmek * yiyip içmeye düş olmak. . aş ölçüde. boğ azlamak * Hayvan veya insanı azı keserek öldürmek. boğ nda düğ azı ümlenmek * söylemek istediğ heyecan veya üzüntü yüzünden diyememek. boğ azkesen * Bir boğ savunmak için deniz kısı yapı hisar.

* İ dut. boğ durmak * Boğ iş yaptı mak ini rmak. boğ durtmak * Boğ durmak iş birine yaptı ini rmak. boğ durulmak * Boğ durmak iş lmak. iş z. azı * Çok az yemek yiyen. yla * Peş e yapmak. i tahlı boğ z azsı * Boğ olmayan. boğ azlatma * Boğ azlatmak iş i. sarmak. bir kimseyi bir ş fazlası eriş peş eyin na tirmek veya uğ ratmak. boğ durulma * Boğ durulmak iş i. boğ macalı * Boğ macaya tutulmuş olan (kimse). ip veya benzeri ile bir ş çepeçevre sı eyi kmak. alkol derecesi düş lması ük bir tür rakı .boğ azlanma * Boğ azlanmak iş i. iş . boğ mak * Bir canlı. yı na * El. * Silik bir duruma getirmek. * Tamamı kaplamak. boğ azlı * Boğ olan. soluk alması engel olarak öldürmek. ş maz . ktan tı yla elde edilen. boğ maca * Çoğ unlukla çocuklarda nöbet nöbet öksürüklerle görülen bulaş bir hastalı ı cı k. t. i yapı boğ ma * Boğ iş mak i. azı * Çok yemek yiyen. i yapı boğ ma azlaş * Boğ mak iş azlaş i. kuru üzümün mayalandı sonra ilkel araçlarla damı ncir. bastı rmak. boğ mak azlaş * Birbirini boğ azlamak veya kı ya dövüş yası mek. boğ azlanmak * Boğ azlamak iş konu olmak veya boğ ine azlamak iş lmak. tahsı boğ durma * Boğ durmak iş i. boğ durtma * Boğ durtmak iş i. boğ azlatmak * Boğ azlamak iş yaptı ini rmak. yemek isteğçok olan. * (motorlu taş ı tlarda) Fazla yakımotoru çalı duruma getirmek.

ş . ma i * Solunumu güçleş tiren. boğ umlamak * Boğ durumuna getirmek. nce n ğ ı boğ boğ um um * Çok boğ umlu. boğ ucu * Boğ özelliğolan. boğ uk boğ ulmak * Boğ iş konu olmak. boğ boğ ula ula * Boğ ulacakmıgibi. . kı veren. sı ş boğ boğ uk uk * Boğ bir biçimde. * Çok sı sıntı cak. * Bunaltmak. mak ine * Havası ktan ölmek. zlı * Bunalmak. kıklaş uk sı mak. * (renkler için) Uygun düş memek. boğ umlama * Boğ ulmak iş i. boğ um * Boğ ulmuşsılmıyer. * Kılmı(ses). boğ uklaş mak * (Ses) Boğ duruma gelmek. iş * İ damarlarıveya sinirlerin yumak gibi toplandı yer. boğ maklı kuş * Toygar kuş unun bir türü. ş uk boğ ulma * Boğ ulmak iş i.* Bir durumu baş bir durum yaratarak örtmeye çalı ka ş mak. um boğ boğ mak mak * boğ boğ um um. . kı ş * Parmak veya kamısaz gibi bitkilerin şkince bölümü. uk sı sı boğ uklaş ma * Boğ mak iş uklaş i. boğ maklı * Boğ makları olan. kık kık. boğ bir biçimde. * Geliş mesine engel olmak. boğ mak * Boğ yeri. um boğ umlanma * Boğ umlanmak iş i.

* Bir ş değ eyi erinden çok yükseğ satma iş vurgunculuk. * İ ip kakı tiş ş mak. eyler e . bohçacı lı k * Bohçacın iş nı i. bir iş veya mal karşğolarak çok miktarda para çekmek.* Ciğ erlerden gelen havanı ağ ve burundaki çeş nokta ve bölgelerde engellemeye uğ n. boğ ulma uş * Boğ ulmak işveya durumu. ı luğ z tuğ n kak. ı luğ z tuğ itli boğ umlanma noktası * Ağ boş unda seslerin oluş u noktalarıher biri. boğ sı uk. eyi * Güreş rakibin kol ve ayakları üst üste getirerek kı ldayamaz hâlde alttan kavrayıkucaklamak. bohça * İ çamaş elbise gibi ş koyup sarmaya yarayan dört köş kumaş çine ı r. dövüş mek. * Boğ mak iş uş i. boğ ma uş boğ mak uş * Birbirinin boğ na sarı azı lmak. donuk. ıı lı boğ unuk * Kık. * Ufak ve seçme tütün dengi. boğ umlanmak * Boğ oluş boğ boğ olmak. uş i boğ ulmak uş * Boğ mak işyapı uş i lmak. bohça böreğ i * Bohça biçiminde sarı bir çeş börek. ihtikar. boğ untuya getirmek * birini bunaltış ı p aş rtmak yolu ile kendisinden. boğ umlu boğ untu * Boğ olan. e i. kması boğ umlanma bölgesi * Ağ boş unda seslerin oluş u çeş bölgelerden her biri. çı mahreç. um um * Bir ses çı karmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak. bohçalamak * Bir ş bohça içine koyup sarmak. umu * Zor soluk alma. * Sınt ı kapalı kı lı . lan it bohçacı * Bohça içinde dokuma eş gezdirip satan kadı ya n. um mak. ı z itli rayarak ses olarak çı . bohçalama * Bohçalamak iş i. te nı mı p bohçası koltuğ almak nı una . * Sınt ı kı . telâffuz. .

bok atmak * (birine) leke sürmek. kara çalmak. i bok püsür * hoşgitmeyen. eyi) bok karı rmak ş tı * bir işbozacak biçimde davranmak. * Güç durum. her işkarı e e ş an. genellikle otçul memeli hayvanlarıgübrelerinde yaş ve bokla beslenen böcek n ayan (Geotrupes stercorarius). bok yemek düş mek * birinin bir iş karı e ş maması . bohem hayatı * Baş yaş ş ı boş ayı . ey runa boka nispetle tezek amberdir * çok kötü bir ş yanı ondan daha az kötü olanı eyin nda. bok yoluna gitmek * yararsı gereksiz bir ş uğ yok olmak. can sı ş ve onun ayrı ve pürüzleri. ayı ı veya topluluk). z. bok yemenin Arapçası * yakıksı ğ büyüğ ş zlın ı ı ü. burnunu sokmaması gerekir. güzel görünür.* kendi isteğ ayrı iyle lmak. bok yedi baş ı * burnunu her işsokan. bok yemek * yakıksıbir iş ş z ı yapmak. tiksinilen. bok böceğ i * Kıkanatlı n lardan. ş kı * (kaba konuş mada) Hor görülen. a kan ey ntı bok üstün bok * çok kötü. bok * Dı . bok canı olsun na * bılan. i. . kötülüğ görülen ş kı ü eylere karşbir sövgü sözü olarak söylenir. boklama * Boklamak iş i. bohçası koltuğ vermek nı una * kovmak. ine bohçası toplamak nı * eş nı yası toplamak. çok berbat. iş son vermek. ı bok etmek * (bir iş bir ş bozmak. berbat etmek. bohem * Yarını ünmeden günü gününe tasası derbeder bir yaş şolan edebiyat ve sanat çevresinden (kimse nı düş z.

boku çı kmak * bir iş veya durum tatsı mak. * Pislik. bokuyla kavga etmek * çok sinirli ve geçimsiz olmak.boklamak * (bir yeri veya bir iş Kötü bir duruma getirmek. bol . boku bokuna * boş boş yok yere. dar karş . * Korindon. yumruk oyuncusu. pislenmek. her ş öfkelenir olmak. ı tı * (nicelik bakı ndan) Olağ mı andan veya alılandan çok. eye bol * İ girecek ş boyutları daha büyük veya geniş çine eyin ndan olan. zı eye ı bokunda boncuk bulmak * birine hak etmediğhâlde çok değ vermek. * Belirli kurallara uyularak yapı yumruk dövüş yumruk oyunu. derme çatma. boktan * temelsiz. boks boksit boksörlük * Boksörün işveya mesleğ i i. boklu bokluk * Boku olan. kı ı. i er bokunu çı karmak * bok etmek. boklanmak * Kötü bir duruma gelmek. ş ı t karş tı * Özel bir cam içinde likör. boklaş ma * Boklaş durumu. pis. mak boklaş mak * Kötü bir duruma girmek. boksör * Boks oynayan kimse. meyve ve maden suyu karı rı hazı ş larak tı rlanan içki. yararsı z. zlaş bokun soyu (veya bok soyu) * kılan veya tiksinilen bir ş karşsövgü olarak söylenir. ş arap. u una. * Kötü durum. lan ü. i) boklanma * Boklanmak durumu.

pek çok. * Bolalmak iş i veya durumu. sa n * Ağ ritmli bir İ ı r spanyol dansı . zenginlik. geniş lemek. * Bolarmak iş i veya durumu. bol keseden * bol bol. saçı apş . ndan bollanma * Bol duruma gelme. k. bol bolamat * Refah. * Dökük. çokça. bolluk. sıntı düş kı ya meden. bollaş ma * Bollaş işveya durumu. * Cömert. bol bulamaç * Bol bol. . bol paça * Geniş paçalı . eli açı zengin gönüllü. ölçüsüz. ş al. * Bu dansımüziğ n i. nı p bol kepçe * Servis sı nda yiyeceğbol bol dağ rası i ı tma. bolca * Oldukça çok. bolarmak * Bol duruma gelmek. * Bollaş mak. * Oldukça geniş . mak i bollaş mak * Bol durumda olmak. bol doğ ramak * (parası) saçı savurmak. büyük miktarda.bol bol * Fazla. bollanmak * Bol duruma gelmek. nı bolalma bolalmak bolarma bolero boliçe Bolivyalı * Bolivya halkı olan. çok. * Yahudi kadı. * Kı ve kolsuz kadıceketi.

Bolş evizm * Bolş eviklik. Bolş eviklik * Rusya'da XX. cı kı maddelerle doldurulmuş . * bir olay birdenbire ortaya çı karak herkesi ş ı aş rtmak. ı nı Bolş evik * Bolş eviklik yanlıkimse. eyin u * Her ş bol olduğ (yer). li * Büyük fı veya varil. ş . nı lan bomba gibi * iyi. çı * Bomba biçiminde. it * Canlı cansıhedeflere atı içi yakı ve yıcı veya z lan. bombacı * Bomba kullanan veya yapan kimse. n bomba * Yan yelkenlerin alt yakası gerip açmak için kullanı yatay seren. bolometre * Iş mölçer. bolluk * Bol olma durumu. bollaşrmak tı * Bol duruma getirmek. bollatma * Bol duruma getirme. komünistlik. ş (öğ mı bomba gibi patlamak * öfkelenerek. * Her ş bol olduğ zaman. bombalama * Bombalamak iş i. eyin u * Fazlalı k. bombacı lı k * Bombacın işveya mesleğ nı i i. türlü büyüklükte patlayı. kalıdemirden kap. bollatmak * Bol duruma getirmek. cı ateş silâh. geniş letmek. sı * Bolş eviklikle ilgili olan. * iyi hazı rlanmı çok çalı ş renci). bombalamak . birdenbire ve yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. sağ göz alı. cı li. yüzyı ları doğ ve Lenin tarafı geliş l baş nda an ndan tirilen komünist hareket.bollaşrma tı * Bollaşrmak iş tı i veya durumu. gösteriş lam. bom bomba * Bir çeş kumar.

çok berbat. bonboncu * Bonbon yapan veya satan kimse. bombalatmak * Bombalamak iş yaptı ini rmak. iş klı bombe bezi * Ayakkabı sayaların burun bölümlerine içten dikilen bir kumaş nı türü. bir veya iki yık otsu bir bitki (Hyoscyamus llı * Çok boz. iş k. bombardı etmek man * top ateşveya bomba ile bir yere saldı i rmak. ı r bombardı uçağ man ı * Bombalama iş kullanı uçak. çoğ unlukla havadan. iş i. bombeli * Ş kinliğ kabarı ğolan. bombalanma * Bombalanmak iş i. * Patlı cangillerden. tamamen boş . * bir kimseyi ağ sözlerle paylamak. bombardı man * Topa tutma. bonbon. bomboz bon otu niger). bomboş * Büsbütün. kabarı k. inde lan bombardon * Bandoda en kalısesi veren. bombalanmak * Bombalanmak iş konu olmak. bombe * Ş kin. ine bombalatma * Bombalatmak iş i. * Bombalama. kabarı tümsekli. klı ı bombesiz * Bombesi olmayan. turucu ve zehirli. bonbon *Ş ş eker erbeti içinde kaynatı üzeri ş lı p ekerle kaplanmımeyve. * Ş kinlik. pistonlu. bombok * Çok kötü.* Belli bir hedefe. ş bonbon ş ekeri * Bkz. . hekimlikte kullanı uyuş lan. bomba atmak. nefesli çalgı n .

boncuk * Cam. taşsedef. boncuk fasulye * Bir tür iri taneli fasulye. boncukluk * Boncuk olmaya elveriş (nesne). ile boncuk tutkalı * Boncuk biçiminde glüten tutkalı . delik. lan. i boncuklanma * Boncuklanmak iş i. boncukla süslenmiş u . çoğ yuvarlak ve renkli süs tanesi. boncukçuluk * Boncukçunun işveya mesleğ i i. boncuklaş ma * Boncuklaş iş mak i. boncuklaş mak * Boncuk biçimini almak. tahta. boncukçu * Boncuk yapan veya satan kimse. bel kemiğ iki yanı aş ı doğ uzanan ve yumuş ğ k n inin ndan ağ ya ru aklı ı dolayıyla beğ sı enilen et bölümü. boncuklanı ş * Boncuklanmak işveya durumu. lan lı * Kasaplıhayvanlarda karnıiçinde. plâstik gibi maddelerden yapı ortası . boncuklu * Boncuğ olan. u bone bonfile * Düz veya kı mlı çeş yumuş kumaş maddeden yapı başk. ter boncuk biçiminde yuvarlak taneler oluş ı . boncuk mavisi * Yeş çalan bir mavi. li boncuksuz * Boncuğ olmayan. boncuk gibi * küçücük (göz). u boncuk boncuk * boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda. bonfilelik * Bonfile yapmaya elveriş (et). vrı her it ak vb. boncuklanmak * Gözyaş çiy. mak. li .bonbonculuk * Bonbon yapma veya satma iş i.

ini bono kı rmak rdı * bir bonoyu. çizgili pantolondan oluş erkek giysisi.45 u olan basit element. yi klı bonmarş e *İ çinde her türlü giyim. nda * Züppece giyiniş biçimi. ndını ı p bonservis * Çalı ğyerden ayrı ş ı tı lı görevini iyi yaptını rken ğ belirtmek amacı birine verilen belge. * Yoğ unlaş ş borik asitten türeyen sodyum tuzu. yi * Eli açı cömert. süresi dolmadan. oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar. temiz iş ı. cömertlik. * İlenmemiştaşk. borani * Bor (I). satı büyük mağ yası lan aza.8 olan. * Bu biçimde giyinen kimse. ı yla kâğ dı bop * Poker oyununda. bonkör bonkörlük * İ yüreklilik. yoğ sı ı ı rlı unluğ 2. n. bono * Belirli bir sürenin sonunda. bor bor * Atom sayı 5. sert rüzgârlı soğ havalı ve uk . eksiğ paraya çevirmek. atom ağ ğ10. ndan mur . sert. belirli bir paranı belirli bir kimseye ödeneceğ belirten senet. bopluk bopstil * Bop tutarı olma. k. lı (toprak). an * İ yürekli. * Genellikle arkası yağ getiren sert ve geçici yel. ş iddetli. borak boraks boralı boran * Rüzgâr ş ek ve gök gürültüsü ile ortaya çı sağ yağlı olayı imş kan nak ı hava ş . * Uzun siyah ceketle. öfkeli.bonjur * Günaydı n. eli açı k. Kı saltması B. bora bora gibi * çok sert. ekilmemiş ş . süs eş oyuncak vb. ine bono vermek * borç alı ğ gösteren vadeli senedi imzalayıteslim etmek. tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan. mıbir * Yağ murlu.

borazancı ı baş * Birçok borazancın başolan borazancı nı ı . * Bu boruyu çalan kimse. * Birine karşbir ş yerine getirme. yumurtalı yoğ ve urtlu ı spanak veya benzeri sebze yemeğ i. borcunu bilmek * borcunu zamanı öder olmak. borca batmak. borca batmak * çok borçlu olmak.* Pirinçli. borç borç almak * daha sonra ödemek üzere birinden para veya bir ş almak. borazancı * Borazan çalan kimse. ey borç altı girmek na * borç para almak. boru. gerekliğ yükümlülük. borç gı ı çı rtlağ na kmak * Bkz. borcunu kapatmak (veya borçtan kurtulmak) * borcunu ödeyip bitirmek. borç * Ödenmesi gerekli para veya baş bir ş ka ey. borç para almak. nda borcunu bilmek (veya saymak) * bir ş yapmayı ey yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değ erlendirmek. borat borazan * Bor asidi ile bir oksidin birleş mesinden oluş tuz. borasit * Sert billûr veya yumuş beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı ak . ı eyi i. an * Üfleyerek çalı perdesiz çalgı nan. borazancı lı k * Borazancın iş nı i. . borç bini aş mak * (borç) pek çok olmak. lâhana ve et veya krema konularak yapı sebze çorbası lan . * Pancar. borç etmek * borçlandı rmak. vecibe. borca girmek * borçlanmak. borç harç . altı kalkı ndan lamayacak duruma gelmek. borca almak * veresiye almak.

borçlandı rmak * Borçlanması yol açmak. iyi borçluluk * Borçlu olma durumu. borçlanma * Borçlanmak iş istikraz. i. nda * Bir ş birinin yardı yla elde etmiş eyi mı olan. borçluluk dengesi * Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş ş dıborç ve alacakları gösteren durum veya belge. verecekli. benzi sararı r * borç kiş öldürmez. ıı lını artı ey * Manevî bir yükümlülük altı girmek. i borçlu ölmez. borç ödemekle (veya vermekle). borçlu çı kmak * görülen hesapta vereceğkalmak. borç almıolan. borçlu bulunmak (veya olmak) * borçlu duruma düş mek. na borçlanı lma * Borçlanı işveya durumu. rı i borçlandılmak rı * Borçlanması yol açı na lmak. borç yemek * borçla geçinmek. ş * Bir yüküm altı bulunan. aldı nıparası hemen vermez. borçlandı rma * Borçlandı iş rmak i. ancak hasta edecek kadar üzer. medyun. borç yiğ kamçıdı idin sır * borç. borçlandılma rı * Borçlandılmak işveya durumu. lmak i borçlanı lmak * Borca girilmek.* Borçlanarak veya benzeri yollara baş vurarak. borçlu duruma getirmek. borç edilmek. borç yiyen kesesinden yer * borçla alıveriş ş yapan. ama aldı nıkarşğkesesinden çı kların nı kların ıı lı kacaktı r. nı . kiş daha çok çalı iyi ş maya zorlar. borç yapmak * borç olarak almak. na borçlu * Borcu olan. yol yürümekle tükenir * birden ödenmeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir. borçlanmak * Karş ğ sonra vermek ş yla birinden para veya bir ş almak.

bordalamak * Gemiyle bir baş gemiye borda bordaya gelmek veya kazayla ona çarpmak. * Etkisi az. borikli borina *İ çinde borik asit bulunan. am * Cilt kapağ ı ndaki kalıçizgiler. * (genellikle giyim kuş malzemesindeki) Kenar süsü. n ntı nı bordür * Kaldımları kenarları bulunan taş rı n nda lar. biri da) il lan borda hattı * Donanma gemilerinin bir sı ve paralel olarak gitmek için aldı durum. borda * Geminin veya kayın yanı ğ ı . kı . arap * Bu renkte olan. * Kuzey Afrika'da Berberîlerin giydikleri başklı lı . asit borik. sedef görünümde bir madde. borçsuz harçsı z * Hiç borç yapmadan. borik borik asit Bornova misketi * Bir çeş üzüm. geniş sa kollu bir üstlük. it bornoz * Banyodan çı karken kurulanmak için kullanı önden açı havludan yapı ş lan. beyaz.borçsuz * Borcu olmayan. * Dört köşyelkenlerin yan yakaları alt tarafa doğ bağ e na. tuvalet ve mutfak gibi ı zeminlerde duvar döş slak emeleri arası konan motifli bir tür fayans. borda bordaya * yan yana. k. lmıgiyecek. bordro * Bir hesabıayrı ları gösteren çizelge. borçsuzluk * Borçsuz olma durumu. na * Bordan türeyen bir asit ve anhidrite verilen ad. ru lanan halat. borda fenerleri * Gemilerde biri (solda) kı zı (sağ yeşolarak iki yanda yakı fenerler. ş tortusu rengi. n * Banyo. ka bordo * Mora çalan kı zı rmı renk. . borda etmek * yandan yanaş mak. rmı. rada kları bordalama * Bordalamak iş i.

boru bileziğ i * Soba boruların ek yerine geçirilen süslü çember. uzun ve dar silindir. borsacı lı k * Borsacın işveya mesleğ nı i i. nı boru çalmak * borazan öttürmek. boru ağ ı * Tesisatı turan borularıbütünü. tlı nı lan borsa oyunu * Borsada oynanan hava oyunu. lan . borazan. boru değ (veya boru mu bu?) il * azı msanacak. alıp satı hisse senedi.borsa * Bazı tüccarlarıve özellikle sarraflarla değ kâğ ve tahvil alıveriş uğ anları alı satı ve n erli ı t ş iyle raş n m m değim amacı devlet denetimi altı iş iş yla nda yaptı yer. açı * Nefesle çalı perdesiz madenî çalgı nan . borsa değ eri * Borsada arz ve talebe göre oluş fiyat. önem verilmeyecek ş değ ey il. kları borsa acentesi * Müş teriden aldı alıve satıemirlerini borsada yerine getirip karş ğ komisyon alan kimse. borş boru * Bir yerden baş bir yere sı veya gaz aktarmaya yarayan. borsa simsarı * Müş ile borsa acenteleri arası aracı yapan kimse. küçümsenecek. teri nda lı k borsa tahtası * Borsada alı satı fiyatların ilân edildiğpano. boru hattı * Borç (II). oluş n boru askı sı * Her tür borunun ası nda kullanı lâma demiri veya çelik çemberlerden yapı askı lması lan. boru çiçeğ igiller * Çan çiçeğ igiller. * Tatula. içi boş ka vı . boru çiçeğ i * Çan çiçeğ i. erli ı t. m m nı i borsacı * Değ kâğ para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse. . kları ş ş ıı lında borsa cetveli * Borsada belirlenen fiyatları gösteren günlük bülten. uçları k. an borsa kâğ ı dı * Borsada kayı.

boru kelepçesi * Boruyu duvara tespit etmekte kullanı gereç. borusunu çalmak * çı sağ ğkimsenin davası gütmek. diş açma gibi iş lemler için borunun sıca bağ ğalet. yetkisi olmak. boylu boslu. boruk borulu borusu ötmek * sözü geçmek. yüreksiz. çı ğyerden baş yere akı boru tesisatı ktı ı ka tan . nda ş an * Dağ larda yetiş kokulu. lan bostan korkuluğ u . süpürge ve yakacak olarak kullanı bir ot türü. boy bos. karpuz tarlası . kı landı ı boru yolu * Petrolü. işyaramaz adam.* Doğ gaz arı ünitesinden alı gazı bir veya daha fazla dağ m merkezlerine veya tüketim al tma nan n. borusu tutmak (veya üstünde) * (zenciler için) ağ köpürerek kriz geçirmek. ı tı merkezlerine doğ gaz taş al ı nması amacı tesis edilen boru ş yla ebekesi. boru gibi uzun su kabağ ı . çok öfkelenerek etrafa saldı zı rmak. lan boru mengenesi * Kesme. bostan kebabı * Patlı ve yeş can illikler ile kuğ inceliğ toprak tencerede piş u inin irilmesiyle yapı kebap. * Kavun. p * Boru montajı çalı kimse. lan * Borusu olan. en. borumsu * Boru biçiminde olan. * Bkz. * Kavun ve karpuza verilen ortak ad. e bostan dolabı * Sebze bahçesini sulamak için bir at bağ lanarak diklemesine dönen kovalarla kuyudan su çı karmaya yarayan dolap. kar ladı ı nı bos boslu bostan * Bkz. bostan bozuntusu * Korkak. * Sebze bahçesi. boru kabağ ı * Boğ umsuz. bostan bekçisi * Bostanı koruyan ve kollayan kimse. borucu * Boru yapısatan kimse. payplayn.

z. li boş *İ çinde. raş * Osmanlı tarihinde sarayıkorunması ve ş n na ehrin güvenliğ bakmakla görevli olan erlerden her biri. * Anlamsı z. bir kazançla çı ten kmak. görev). üstünde hiç kimse veya hiçbir ş bulunmayan. . boş p dolu tutmak (vurmak) atı * umutsuz olarak giriş bir işiyi sonuç vermek. boş (veya boş gezmek veya gezinmek ta) * iş güçsüz dolaş siz mak. ine bostancı ı ocağ * Bostancı n bağ oldukları ları lı ocak. ları tı * Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse. * Verimsiz. raş * Bostancın görevi. ncalı eyi boş kmak çı * umduğ gerçekleş u memek. boş rakmak bı * bir yerde kimse oturmamak. boş bakmak boş * amaçsı anlamsıve bilinçsizce bakmak. ey * İsiz. bostancı lı k * Bostan iş leriyle uğ ma. yiyecek gibi ş eylerle) yardı etmek. ş * Bir iş yaramayan. nı bostanlı k * Bostan olmaya elverişyer. münhal. boş bulunmak * dikkatsiz ve dalgıbulunmak. böğ ür. bostan patlı canı * Az çekirdekli. n * söylenmesi sakı olan bir ş söyleyivermek. * Yapı iş lacak i olmayan. boş rakmamak bı * (para. sonuç vermemek. m * iş bı siz rakmamak. z boş ür böğ * Bkz. boş kmamak çı * bir iş az da olsa. iri ve yuvarlak bir patlı türü. boş ak dik durur baş * bilgisiz olan üstün görünmek için kası lı r. * Görevlisi olmayan (iş . boş kalmak. can bostancı * Bostan iş leriyle uğ an kimse. ilen . e * Bilgisiz.* Kuş ürkütüp yaklaşrmamak için tarlaya dikilen kukla.

biçimci inanma. siz boş dipsiz ambar kile * Bkz. ğ ı ı lı boş mek düş * (kadı ş hükümlerine göre kocası ayrı n) eriat ndan lmak. işyaramayan ş e ekilde konuş ma. mahrum etmek. raşolmamak. boş durmamak * her zaman bir iş uğ mak. in sı boş i boş olmak * evlilik birliğsona ermek. boş oturmak * hiçbir iş uğ ı i. boş gezenin boş kalfası * iş güçsüz dolaş kimse.boş dönmek * hiçbir ş elde edemeden geri gelmek. lsı boş ı kâğ dı * Eski ş hükümlerine göre. dar. le raş * birinin yaptına karş k olarak bir harekette bulunmak. ı dı boş kalmak * kimse oturmamak. boş lâf * Gereksiz. sı i anma kâğ . boş konuş mamak * gerçekleri söylemek. . boş i anmak. bilgisine dayanarak anlatmak. boş küme * Hiçbir ögesi olmayan küme. boş söz * Bir düş anlatmayan. ey boş durmak * iş kalmak. boş (veya olsun) ol * erkeğ karını amak için söylediğsöz. lâf olsun diye söylenmiş ünce söz. boş gözlerle bakmak * anlamsıbakmak. batı l itikat. verimsiz. ayrı isteyen kocanı karına gönderdiğboş eriat lmak n. dipsiz kile boş ambar. çalı siz ş mamak. boş koymak * yoksun bı rakmak. siz an boş gezmekten bedava çalı ş yeğ mak dir * çalı ş insanı mak tembellikten kurtarı r. z boş inanç * Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan. * iş kalmak. boş kafalı * akı z veya bilgisiz.

boş çı a karmak * olumlu bir sonuç alı nması engellemek. ine boş m altı . * Boş m. boş zaman * Çalı geçirilen saatler dında kalan süre. inhilâl etmek. boş yere * Boş una. boş gitmek a * (harcanan emek. ş arı * Gevş emek. rahatlama. para) hiçbir iş yaramamak. ey * Dı ya akmak. boş m alı * Boş almak iş deş i. olumlu bir sonuca ulaş e amamak. boş vermek * aldı rmamak. gerçekleş memek. doluya koysan almaz a * içinden çılamayan güç bir durum karş nda kalı ğ söylenir. düş gibi ş ünce eyler) sonuç vermemek. arj * (hayvan) Bağ ı kurtulmak. altı i boş lmak altı * Boş altmak iş konu olmak. boş alma * Boş almak iş inhilâl. ş arak ş ı boş almak a * askı almak. * Derdini birine açarak ferahlama. * Elektrik yükünün baş bir iletkene geçiş ka i veya sı düş fı ra mesi. rölântiye almak. arj. hava boş n boş altma makinesi. boş almak * Boş duruma gelmek. deş olmak.boş torba ile at tutulmaz * çı veya karş k gösterilmeden bir kimse bir yere bağ kar ı lı lanmaz. altı boş lma altı * Boş lmak işveya durumu. kı ı sı ndında ı boş vermek a * boş geçirmek. boş yerine vurmak * böğ ürlerine vurmak. * Derdini. dökülmek. ndan boş altaç boş altı * Bir kabıiçindeki havayı altmaya yarayan araç. nı boş çı a kmak * (umut. sıntını kı sı birine anlatarak ferahlamak. açı lmak. i. boş koysan dolmaz. ya * (motorlu araçlarda) vites kolunu vitesten kurtarmak. içinde bir ş kalmamak.

boş anma davası * Eş lerden birinin evlilik birliğ son verecek kararı etmek için açtı dava. tükürük. ladını ı i boş anmak * (karı koca) Mahkeme kararı birbirinden ayrı ve ile lmak. * (baskı nda gergin duran bir ş Birden ve hı kurtulmak. * Gevş etmek. * (hayvan) Başğ lından. * Sistemlerin çalı ş abilmesi için sürekli olarak gereken boş altma iş lemleri. boş amak * Kanunlara göre iki eş iliş . boş altma havzası * Suları ı a veya göle veren yerlerin bütünü. nı rmağ boş altmak * Boş duruma getirmek. aile kisini kesmek. * Sı lmak kurtulmak. altı ey) zla * (kapalı yerde bulunan insanlar) Birden dı çı bir ş kmak.* Boş altmak iş i. yakı nmaları anlatmak. boş altma * Boş altmak iş i. yrı boş atma * Boş atmak iş i. açmak. boş atmak * Boş amak iş yaptı ini rmak. ine elde ğ ı boş anma ilâmı * Mahkemenin boş anmayı kesin hükme bağ ğ belirterek verdiğresmî belge. arı * Dertlerini. * Karı ile arası sı ndaki nikâh bağ bozmak. ifrağ ları ş arı lması . nı * Çok ağ lamak. ndan * Birdenbire ve bol bol akmak. * Dökmek. * Kusmak. * Eş lerden birinin boş anma ilâmı alması evlilik birliğ son bulması yla inin . andı i boş rmak andı * Boş anması sağ nı lamak. boca etmek. boş m organı altı * Vücuttan dı atı ş arı lması gereken maddeleri toplayı boş p altan organ. * (karı kocayı stekleri üzerine kanunlara uyarak ayı ile )İ rmak. boş ama * Boş amak iş i. koş takı ndan veya bağ ı um mı ı kurtulmak. * Bir silâhta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. ndaki idrarı ve ter. boş anma * Boş anmak iş i. sümük gibi n salgı n vücuttan dı atı . . * Derdini dökmek. ı nı boş rma andı * Boş rmak işveya durumu. * Sindirimden sonra bağ ı rsaklarda kalan posanı idrar torbası n.

Boş güzeli nak * Sarı . beyhude. nak boş gezmek ta * iş olmak. * Yetersizlik. yoksunluk duygusu. * Yerli yersiz konuş (kimse). lgi boş luk * Oyuk. nafile. geveze. boş lamak * Bı rakmak. yersiz. ndan n * Boş naklara özgü olan. Boş nakça * Çoğ unlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yaş Bosna Müslümanların kullandı dil. ihmal etmek. an boş azlı boğ k * Boş az olma durumu. ş * Kesinti. siz boş kalmak ta * iş kalmak. düş üncesiz konuş mak. boş una. kapanmamıyer. boş az boğ * Saklanması gereken ş eyleri söyleyiveren. boş luklu serpme * Zı mpara üretiminde tanecikler arası %50 boş kalacak biçimde düzenlenen tane yapı rma iş nda luk ş tı lemi. sı r saklayamayan. boş una * gereksiz. yararsıyere. ayan nı ğ ı Boş k naklı * Boş olma durumu. vakum. siz boş boş u una * Gereksiz yere. al yanaklı saçlı .boş rma attı * Boş iş yaptı atma ini rtma. kopukluk. boğ boş azlıetmek boğ k * gereksiz. * İ göstermemek. Boş nak * Bosna halkı veya bu halk ısoyundan olan kimse. Boş naklarla ilgili olan. * Boş geçen süre. i. çukur. * Eksiklik. ablak yüzlü güzel. boş rmak attı * Boş iş yaptı atma ini rtmak. *İ çinde hiçbir cisim bulunmayan uzay. boş altaç. boş lama * Boş lamak iş ihmal. boş z yere. . boş tulumbası luk * Bkz.

* Vücudun yapı bakı ndan biçimi. * Bir yüzeyde. botanikçi boy * Bitki bilimci. ı tı * Uzunluk. * Bir ş tabanı en yüksek noktası ndaki uzaklı eyin ile arası k. boylanmak. lmıküçük sandal. sı mı * Geçerlilik. toplumsal ve ğ ı una ekonomik iliş kilerini anaerkil. nafile. değ er. klân. yararsıyere. en sayı iki kenar arası lan ndaki uzaklı en karş . beyhude. boy bos yerinde * uzun ve biçimli. k. boy beyi boy bos * Boyun en saygı ve lider kimliğ sahip kiş n ine isi. gereksiz. boy boy * Çeş büyüklük ve nitelikte. nebatat. dinlenme ve gezme amacı halka açı yla k geniş alan. için * Süre. boy * Ortak bir atadan türediklerine. boylanmak. slâm u kanı boy almak (veya sürmek) * boyu uzamak. i ldı ı k botanik parkı * Otsu ve çalı bitkiler ve değik ağ türleri ile düzenlenmiş türü iş aç . boy aynası *İ nsanı bütünüyle gösteren büyük ayna. ı rmak. kabile. bot botanik botanik bahçesi * Otsu veya çalı bitkilerin yetiş türü tirildiğve incelemelerinin yapı ğhalka açıbahçe. gusül. ş ı boy abdesti * İ dininin gerekli bulduğ durumlarda ve biçimde yı p abdest alma. boy atmak * boyu uzamak. kapalı ayakkabı . z * Küçük gemi.boş una bot * Boş yere. * Uzaklı k. ataerkil anlayı uygulayan geleneksel topluluk. * Bitki bilimi. deniz kısı yı. * Uzun konçlu. geliş mek. birbirleriyle kan akrabalı bulunduğ inanarak evlenmeyen. * Ağ plâstik veya kauçuktan yapı ş aç. itli . * Yol. tevekkeli. * Destan. * Kumaş ölçü.

75-3. boya vurmak (veya çekmek. kurutulan tohumları veya çemen yapı nda kullanı bir mı lan bitki (Trigonella faenum-graecum). boy vermemek * sıolmak. boya tabakası *Ş ablonlarısulu kenar kapatısı kaplanması n cı ile . * gösteriş yapmak. ini * büyümek. lan * Aldatı görünüş cı . boya kullanmak * boyanmak. lan iş boya kökü * Bitki köklerinden elde edilen tabiî boya. (su) insan boyunu geçmemek. boyacı . boy ölçüş mek * yarı ş mak. ş yanı lan * Renk. * Yazmak için kullanı mürekkep. boya tabancası * Sı boyayı vı püskürtmek için kullanı alet. sürmek) * boyamak. boy vermek * (su) insan boyunu aş kadar derin olmak. boya çekmek * boyuna büyümek. boy pos * Bkz. boy bos. dıetkilerden korumak için eş n üzerine sürülen veya içine katı renkli madde. ğ boya * Renk vermek. acak * suya dalarak boyu ile suyun derinliğ ölçmek. boya kutusu * İ çeş renkli kalemleri ve fı çine itli rçaları koymaya yarayan kutu. makyaj yapmak. boy menteş e * Düz yaprak menteşbenzeri 1. lan boya tutmak * (boyanan nesne) iyi boyanı r olmak. uzamak.boy göstermek * görünmek. boya kalemi * Resim yapmak için kullanı değik renkli kalem.50 cm uzunluğ e unda menteş e. boya fı rçası * Boya sürmek veya resim yapmak için kullanı değik tür ve ölçülerde fı lan iş rça. boy otu * Baklagillerden. sarı beyaz renkli. çiçekleri mavi.

boyama kazanı * Örgü yünlerinin veya ipliklerin boyanma iş leminin yapı ğbüyük tekne. boyanma . * Renkli yazma veya mendil. boyalamak * Geliş igüzel boya sürmek. ldı ı boyama kitabı * Küçükleri eğ nitelikte içinde boyanacak resimler bulunan kitap. ve terinin ayağ basıayakkabını ı nı p sı boyattı. * Boyama iş boyacı ı ini. * Renkli. boyacı lı k * Boya yapma veya satma iş i. rarak * Ağ söz söylemek. itici boyamak * Boya sürerek veya boyaya batı renk vermek. boyalı n bası * Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğ yazı haberden çok yer veren. fı cilâ gibi gereçlerini koydukları müş ların rça. ğ * Boya satı dükkân. * (kadıiçin) Yüzünü çok boyamıolan. lı meslek edinen kimse. aş ı ı r ağ lamak. boyalanma * Boyalanmak durumu. makyajlı n ş . boyalanmak * Boya sürülmek. * Boyacın yaptı iş nı ğ . omuza ası taş ğ ı larak ı nabilir bir çeş küçük sandı it k. lan boyacı küpü * Bir iş kolayca ve çabucak yapı in lamayacağ anlatmak için boyacı ı nı küpü mü bu? boyacı küpü değ ki il (hemen daldıp çı n) gibi deyimlerde kullanı rı karası lı r. ş rı ş . * Rengi boya ile sonradan verilmiş olan. kadı boyacı sandı ğ ı * Ayakkabı boyacı nıboya. boyacı küpüne girmiş gibi * çok boyalı n. boyana * Boyna. boyama * Boyamak iş i. boyalı * Boya sürülmüşboyanmıveya boyaya batılmı . ı boyahane * Boya iş yapı yer. leri lan boyalama * Boyalamak iş i. kupon veya çekiliş rafa ve lerle armağ dağ bası an ı tan n.* Boya satan kimse.

Rusya'da soylulara verilen unvan. boyası k zlı * Boyasıolma durumu. boydan boya * Bir uçtan öbür uca kadar. * (kadıiçin) Yüzünü boyamamıolan. boyası z * Boya sürülmemiş . . * Renksiz. ş ı alma. * Bekâr. i rı boyatma * Boyatmak iş i.* Boyanmak iş i. z boyatı lma * Boyatı iş lma i. * Akran. makyaj yapmak. z. al * Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde. boyası atmak * boyası solmak. boykot * Bir iş bir davranı yapmama kararı i. * Kendi kendini boyamak. * Boy bakı ndan. i boyar madde * Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren doğ veya yapay renkli madde. boyatı lmak * Boyamak işyaptılmak. yüzüne boya sürmek. * Tuna bölgesinde. yalnı serbest. ey boyar boyar * Boyama özelliğolan madde. boydaş * Aynı boyda olan. makyajsı n ş z. boya sürdürmek. i boyca boydak * Yükü olmayan yaya. mı boydaşk lı * Boydaş olma durumu. * Boya veya renkli bir ş sürülmek. boyar madde. boya sürdürülmek. boyatmak * Boyamak iş yaptı ini rmak. boyanmak * Boyamak işyapı i lmak. Transilvanya'da. boyayı cı * Boyama özelliğolan.

lan boykotçuluk * Boykot yapma iş i. çı kmak. * Destan söylemek. tul. boylu boyunca * Boyu uzanabildiğkadar. ş ı almak. boykotaj * Boykot etmek iş i. boylamak *İ stemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak. boylu poslu * Bkz. mak kiyi boykot etmek * bir iş bir davranı yapmama kararı i. boyluca boyna * Uzun boylu gibi olan. değ boylama * Boylamak iş i. boylanı ş * Boylanmak iş i veya biçimi. boyler boylu * Kalorifer kazanın sı ğ nı caklından yararlanarak. boyu uzunluğ i unca. içindeki suyun ıtı ı sı lması lanan depo. boylu boslu * Uzun boylu. bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaş için her türlü iliş kesme. boylanma * Boylanmak iş i. anlatmak. kı sa . yakıklı ş . boylaması na * Boyu doğ rultusunda. * Yükselmek.* Bir kimse. sağ * Boyu olan. gösteriş ı li. boylanmak * Boyu uzamak. * Batmak. * Boyu benzerlerinden uzun olan. boylam * Yeryüzündeki herhangi bir noktanımeridyen dairesiyle baş ç olarak alı Greenwich gözlem evinin n langı nan meridyen dairesi arası ndaki açı eri. boylu boslu. boykotçu * Boykot yapan veya boykota katı kimse. * Sandalı çtan yürüten kı kürek. * Düş mek.

ı nı boynuz * Bazı hayvanlarıbaş bulunan. boynuna almak * bir ş borç veya ödev olarak üzerine almak. kı k veya çatallı bir vrı korunma organı . ı boynu kı ince olmak ldan * haksıolduğ anlaş ğ verilecek her cezaya razı z u ı ı ldında olmak. i boynunu bükmek * acı rı.boyna etmek * sandalı çtan tek kürekle yürütmek. boynu armut sapı dönmek na * çok zayı flamak. gebersin. ndıcı * bir durumu. nacak ve yardı bekler durumda. kı boynu altı kalsı nda n! * ölsün. acı rı ş . boynunu vurmak * baş keserek öldürmek. hacamat etmek. boynunu uzatmak * her ş her cezaya razı eye. tı n ı nda rnaksı maddeden. boynuz dikmek * (kadı baş erkekle iliş kurarak kocası aldatmak. eyi boynunda kalmak * bir sözü iletmediğveya birine ödenecek parayı i ödemediğiçin üzerinde borç kalmak. boynu bükük * Üzgün. boynuna * üstüne. boynuz çekmek * boynuz kullanarak kan çekmek. çaresiz bir durumda kalmak. olmak. * (bitki için) canlı ı yitirmek. zavallı m . karştarafıgücünü kabul etmek. ı n boynuz isterken kulaktan olmak . sı boynu eğ ri * herhangi bir sebeple birine karşdirenecek veya söz söyleyecek durumda olmayan. uzun. * Bu organdan yapı ş lmı . * Kurş borudan kol alma iş un leminde kullanı demirden yapı ş lan lmıalet. n) ka ki nı boynuz eğ mek * istemeyerek uymak. bir iş i ister istemez kabul etmek. lını ğ boynunu kı rmak * çekip gitmek. eyi boynuna geçirmek * bir ş kendine mal etmek. zimmetine geçirmek. kılmı kimsesiz. boynu eğ ri * Asmaları yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ n zararlı.

nda . koyun. * (kadıiçin) Kocası baş bir erkekle aldatmak. * Karınıveya kadıyakı ndan birinin iffetsizliğ göz yuman (erkek). süsmek. karıveya bir kadıyakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. boyu (bosu) devrilsin (veya devrilesi) * "ölsün" anlamı ilenç sözü. boynuzlanmak * Boynuzu çı kmak. mı boynuz takmak (veya takı nmak. nda sa boyu * (bir isim tamlaması tamlanan olduğ nda unda) süresince. boynuzlamak * (hayvan) Boynuzu ile vurmak. boynuzlaş ma * Boynuzlaş işveya durumu. boynuzlu * Boynuzu olan (hayvan). boynuzlatmak * Erkek. * (erkek için) Karı veya bir kadı yakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. sır ve antilopları ğ ı içine alan. sın n nları ine * Troleybüs. mak i boynuzlaş mak * Boynuz durumuna girmek.olmak. boysuz * Boyu benzerleri arası kı olan. boynuz yarası rı almak. boyunca. * daha iyisini. omurgalı n memeliler sıfı ları nı . Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan boynuz kulağgeçmek ı * bir konuda daha sonra yetiş enler yetenek bakı ndan eskileri geçmek. boynuzluteke * Kıkanatlı n lardan. mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek. nda ayan boynuzsu * Boynuza benzer. içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan. boynuzlatma * Boynuzlatmak iş i. boynuzlugiller * Keçi. taktı rmak) * (koca) karı baş bir erkekle iliş kurarak aldatı sı ka ki lmak. boynuz gibi. n nı ka boynuzlanma * Boynuzlanmak iş i veya biçimi. boynuzlama * Boynuzlamak iş i. kurtçuğ meş ağ u e açları yaş bir böcek (Carambyx). * Boynuz batılmak. boynuzsuz * Boynuzu olmayan.

zı boyuna bosuna bakmadan * fizik yapını gereğ geliş sın ince memiş olması göz önünde bulundurmadan.boyu (veya boyuna. huyu huyuna * karı veya arkadaş arası her bakı koca lar nda mdan uygunluk olması gerekir. na boyuna * Ene dik olarak. nı boyun kı rmak * saygı duyulan bir kimse karş nda. boyu boyuna. la nda * Ş e. sı nda li boyun bağ ı * Gömlek yakasın altı geçirilip süs olarak bağ nı ndan lanan uzun. na. enlice kumaş parçası . ı sı ı boyun olmak * kefil olmak. cı gibi araçları dar olan üst bölümü. ü boyunca çocuğ olmak u * yetiş çocuğ olmak. durmaksın. vecibe. boyun eğ mek * isteyerek veya istemeyerek uymak. altı . * (bo'yuna) Ara vermeden. te) n ı nı na p boyunduruğ vurmak a * baskı na almak. boyunca) beraber * kendi boyu kadar. u * Sürdüğ zaman kadar. boyun bir karıuzadı ş * gereğolmayan o iş i i yapmakla sanki yükseldin anlamı söylenir. kravat. * Dağ rtları geçmeye elveriş alçak yer. güğ gibi kapları veya vida. uzunlaması tulânî. iş üm n vata n * Sorumluluk. boynunu bükmek. boyunca. nda boyun borcu * Yapı lması gereken ödev. boyun vermek * buyruk altı girmek. boyun kesmek * baş eğ ı mek. boyu bacadan mı tı aş? * daha evlenecek yaş değ ta il. nı boyunca * Boyu veya uzunluğ kadar. süresince. ayakta iken başöne bükmek. boyun bükmek * Bkz. boyun * Gövdenin baş omuz arası kalan bölgesi. katlanmak. kin u boyunduruğ atmak (veya almak) a * (güreş hasmıbaş koltuk altı alıboynuna kol dolamak.

nan rultudan uzunluk. lan ey. lik. . * Durum. lik. i iş boyunlandı rmak * Kapsam kazandı rmak. boyunlu * Boynu olan. boyutlandı rma * Boyutlandı iş rmak i. kasın sı nda boyunduruk parası * Bir mahalleden veya köyden baş yere gelin götürülürken. boz madde * Sinir hücrelerinden oluş beyinde dı omurilikte iç tabaka. boz bulanı k * Çok bulanı k. aç * Zulüm ve zorbalıbaskı. * Boyutu olamayan. boyunduruk altı girmek na * baş nıbaskı altı kalmak. * Mengenenin üst yanı ndaki kemer biçimli bölüm. boyut katmak * baş veya yeni bir görüş sı ka açı vermek. ini. beklediğyakı ğgörememek. k * Bu renkte olan. ini i nlı ı boyut * Bir cismin herhangi bir yöndeki uzanı . boyunluk * Boyuna sarı ş boyun sargı. k sı * Güreş hasmı baş koltuk altı alıboynuna kol dolama oyunu. geniş kapsam. mı * Nitelik. ş . buut. ldı ı ları verdiğbahş. rmak. an. içerik. kaynatanı gelinin ayrı ğyerin delikanlı na ka n. esaret. * Doğ ruları yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alı üç doğ n. geniş ve lik derinlikten her biri. te n ı nı na p * Kapı pencere gibi açı klarıüzerine konulan ağ taş veya klı n aç. (toprak). sı boyunun ölçüsünü almak * kendi yetersizliğ beceriksizliğ anlamak. * Açı lmamı sürülmemiş ş . geniş kapsam ve içerik kazandı lik. boz yel * Boyutu olan. geniş kapsam kazanmak. .boyunduruk * Çift süren veya arabaya koş hayvanları birlikte yürümelerini sağ ulan n lamak için boyunları geçirilen bir na tür ağ çember. veya beton kirişlento. boyut kazanmak * yeni bir durum. boyutlu boyutsuz boz * Açıtoprak rengi.

bozdurma * Bozdurmak iş i. lı k bozdoğ an * Bir doğ türü (Falco aesalon). renk değtirmek. bozahane * Boza yapı yer. bozdurtma * Bozdurtmak işveya durumu. ham tarla. tatlı mayhoş lan veya içecek. bozdurmak * Bozmak iş yaptı ini rmak. lan bozarı k bozarma * Bozarmıolan. bozarmak * Rengi boz olmak. bozum olmak. iş bozayı * Tehlikeli bir cins ayı . mır. rengini atmak. boza gibi * (sılar için) koyu ve bulanı vı k. boz renkli ardıkuş (Turdus pil ris).* Lodos. bozbakkal * Karatavukgillerden. day lları itilmesiyle yapı koyuca. boza olmak * utanmak. ş . bozdurulmak . darı sı buğ gibi tahı n hamurunun ekş . * İlenmemişçalı toprak. i bozdurtmak * Bozdurmak. bozacı * Boza yapan veya satan kimse. boza * Arpa. bozdurulma * Bozdurulmak iş i veya durumu. bozdur bozdur harca * çok az olan ş için alay olarak kullanı eyler lı r. bozacı lı k * Boza yapma veya satma iş i. an * Yeniçeriler tarafı kullanı ve atlarıeyerlerinde asıduran altı ndan lan n lı toplu gürz. ş * Bozarmak iş i veya durumu. ç u bozca * Rengi boza çalan.

p . çökmüş lgı . * Biçimi ve kullanı ı iş lı değtirilmiş ş . bozlama bozlamak * (deve) Bağ ı rmak. düzen bağ yitirerek asker onurunun gerektirdiğbütün bağ bozması ı nı i ları .). * Bu ezgiyle söylenen. dağ an ı lmak.* Bozmak işyaptılmak. konusu acı türküler. bozkı ma rlaş * Bozkı mak iş rlaş i veya durumu. * Morali bozulmuş . * Bozgun olanı durumu. i rı bozgeven * Yurdumuzda Erciyes dağ yetiş bir geven türü (Astragalus microcephalus). bozkı mak rlaş * Bozkı r durumuna gelmek. n bozkı r * Kurakçı l otsu bitkilerden oluş sı ve ı an. bozgunculuk * Bozguncuya yakır davranı ş ı ş . nda bozlak * Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgelerinde bir türkü ezgisi. bozkıtavuğ r u * Bağ ı rtlak. bozmacı * Eski ş eyleri alıbozarak parça parça satan kimse. bozguna uğ ramak (veya vermek) * yenilip periş olmak. yı n. step. ayan bozkıkoyunu r * Asya koyunu (Ovis vignei). açsı al bozkıkedisi r * Genellikle bozkı rlarda yaş yabanî kedi (Otocolobus manul). bozgunluk * Bozgun. ı * Yenilen bir ordunun. güç vb. klı * Bozlamak eylemi. * Bu durumda bulunan. * Çı k koparmak. hezimete uğ ramak. ğ lı bozma * Bozmak iş i. cak lı iklimlerde geniş man alanlara yayı ağ z doğ bölge. ı nda en bozgun * Bir toplulukta karş klı ı güvenin bozulması beliren karıklı lı ile ş k. bozguncu * Bozgunluk yaratan (kimse. bozkurt * Birçok Türk destanı yer alan kutsal hayvan. lan. hezimet.

ine * (yiyecek için) Kokmak. yenmek. nı * Bağ veya bostanıson ürününü toplamak. yi erli ini * Bir ş kı eye zmak. * Bozguna uğ ratmak. erli * Kötümser. gergin. ufaklı bozuk para. k. bir ş düzenini karı rmak. * Bozuk olma durumu. * Bir paranı ufak birimlere ayrı ş n lmıdurumu. bozukça bozukluk * Biraz. n * Kı ğ zarar vermek. ekş imek. . lmıolmak. ş ı * Türk halk müziğ inde. bozuk para gibi harcamak * değ düş erini ürecek biçimde bir kimseden yararlanmaya kalkı ş mak. ufaklı bozuk. bozuk gibi. yenilemeyecek duruma gelmek. eyin ş tı * Dokunmak. * Kı n. * Bozulmak iş i. bozrak bozuk * Rengi boza çalan. sıntı zgı kı lı . bozguna uğ ramak. bağ lamadan biraz büyük ve meydan sazı küçük dokuz telli bir saz. bozuk para * Ufak birimlere ayrı ş lmıpara. bozuk düzen * Düzensiz. düzeni bozuk olan. huzursuz. küçük değ para. * Madenî. zarar vermek. * Dağ ı lmak. * Geçersiz bir duruma getirmek. bozuk. * Kötü duruma getirmek. bozuk bozulma bozulmak * Bozmak iş konu olmak. lını iş ş * Bı rakmak. karık. * Büyük parayı birimlere ayı ufak rmak. mağ etmek. * Sağğ yitirip zayı lını ı flamak. içerlemek.bozmak * Bir ş kendisinden beklenilen iş eyi i yapamayacak duruma getirmek. dağ ı tmak. ndan bozuk çalmak * canıkı ş sılmı yüzü ası ş . bozördek * Tatlı sularda bulunan bir tür ördek. * İ ve değ niteliğ yitirmek. zlına ı * Aklı yitirecek derecede bir ş düş olmak. * Bir yerin. * Bozulmuş olan. lûp * Altı paraya çevirmek. bozdurmak. * (bir organ) Görevini yapamaz duruma gelmiş . * Bir kimseyi beklemediğbir davranıkarş nda bı i ş ı sı rakarak veya sözünü yalana çı kararak küçük düş ürmek. k. nı eye kün * Biçimini ve kullanıı değtirmek.

hormon niteliğ salgı olan bez (II). lı bozyürük * Üstü hafif benekli. yenilmiş k. bozumca bozuntu * Kurş renginde iri bir kertenkele. açı bozuş uk * Araları lmı bozulmuş açı ş . kuyruğ kalıve kı zehirsiz ve zararsıbir yı (Eryx).bozuluş * Bozulmak işveya biçimi. döküntü. bozum havası * Utangaçlı mahcupluk. böbreksi * Böbrek biçiminde olan. ı u n sa. k. böbür * Kandaki zararlı maddeleri süzen. mahcup olmak. bir eyin * Kendinde bulunması gereken nitelikleri taş ı mayan kimse veya ş ey. utanacak duruma düş mek. i bozum * Bozulmak iş utangaçlı mahçupluk. bozuntuya uğ ramak * ş kı ğ kapı aş nlı a lmak. i. omurganısağ sol yanı bulunan çift organlardan her n ve nda . * Ş kı ğ düş aş nlı a me. un * Bozulmuş ş kalan bölümleri. inde sı böbrek yağ ı * Kasaplıhayvanları böbreklerinin çevresinde oluş yağ k n an . bozuntuya vermemek * bir kimsenin hoş gitmeyen bir durumunda fark etmemiş davranmak. böbrek taş ı * Böbreklerde oluş taş an . başküçük. lik. mahcup etmek. bozuş ukluk * Bozuk durumda. bozuş mak * Araları lmak. a gibi bozuş ma * Bozuş iş mak i. bozum etmek * utandı rmak. böbrek üstü bezi * Böbreklerin üstünde bulunan. bozum olmak * utanmak. karşklı ı bozulma içinde. idrar salan. olan. z lan böbrek biri.

böbürlenmek * çok böbürlenmek. nı. sarı u renkli.* Memelilerden. uzunluğ 30-40 cm kadar olan. kurulmak. sı ülkelerde yaş cak ayan. böceklenme * Böceklenmek iş i. rtı ş n ı klara *İ stakoza benzer. kı kı . böcek gibi * ufak tefek ve esmer (çocuk). yaş ş ve ı k cı . . derisi benekli. kurt ve tılıdında kalan küçük hayvancı verilen ad. böcekle beslenen (hayvan veya bitki). haş * Kelebek. böceklenmek *İ çinde veya üstünde böcek üremek. n muş hayvan sıfı ere. sindirmeye elveriş olan bitkilerin ortak li adı . böcek yiyen. çoğ ve baş üs. entomoloji. entomolojist. göğ karıolarak eklemlerden oluş . karada yaş hayvanlar takı . böbürlenme * Böbürlenmek iş i. böcekbaş ı * Osmanlımparatorluğ İ unda zabı görevlisi. * Böbürlenme. böcek çı karmak * ipek böceğyetiş i tirmek. nına ayan mı böcekhane * Böceklik. altı ları bacaklı u kanatlı vücutları . böcek bilimi * Böceklerin yapını ayını hastalıyapı niteliklerini inceleyen bilim dalı sı. il nda ğ ı * Bu renkte olan. yı cı rtı hayvan (Hyrax syriensis). böbürlenmek * Övünerek kabarmak. böbürtü böce böcek * Eklem bacaklı n. böcekçiller * Omurgalı hayvanlardan memeliler sıfı giren. böcekkapan * Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya. böcek kabuğ u * Mor ile yeş arası ve metal parlaklında olan renk. ta böcekçil * Böcek yiyen. böcek bilimci * Böcek bilimi uzmanı . * Böbürlenme. * Böcü. kibir. yenilen bir deniz hayvanı sa skaçlı .

böceklenmiş . yol kenarları kendiliğ nda inden yetiş dikenli ve çok yık bir çalı en llı . manda. böcelenmek * (tahı Böceklenmek. p lan böceksiz *İ çinde böcek bulunmayan. böğ * Yan taraf. gibi hayalî bir varlı verilen ad. böğ * Eklem bacaklı lardan. bahçe çitlerinde. zehirli bir örümcek türü. böceksavar * Evdeki zararlı böcekleri savıöldürmekte kullanı ve ilâç püskürten sprey. ğ a böcül böcül * Gözlerini iki yana oynatarak (bakmak). * Böcek. birer. böğ ürtü . l) böcü * Kurt. diken dutu (Rubus caesus). böğ ürtlen * Gülgillerden. boş ür. * Bu bitkinin önce kı zı olgunlaş kararan mayhoş rmı iken ı nca yemiş i. böğ ürtmek * Böğ ürtmek iş yaptı ini rmak. ayakları ağ ikiş yla ı z parçaları çift olan eklem bacaklı sıfı üçer lar nı. böcekli böceklik *İ çinde veya üstünde böcek bulunan. böcekhane.böcekler * Vücutları . göğ ve karıolarak üç bölgeye ayrı duyargaları baş üs n lan. böcelenme * Böcelenmek iş i veya durumu. * (insan) Anlaş ı bir biçimde yüksek sesle bağ lmaz ı rmak. böğ ürtlenlik * Böğ ürtlen çalı nı çok olduğ yer. böğ ürmek * (öküz. * Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet. kanatları er. böğ böğ üre üre * Bağ ı rarak. hortlak vb. böğ ür * İ ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arası nsan ndaki bölümü. soluk sarı renkli. ların u böğ ürtme * Böğ ürtmek iş i. * İ böceğyetiş pek i tirilen yer. böğ ürme * Böğ ürmek iş i. deve) Bağ ı rmak.

in na * Bir niceliğiki veya daha çok eş parçaya ayı i it rmak. "a bölü b" diye okunur. böğ ürüş * Böğ ürmek iş i veya biçimi. böke * Kahraman. birinci olan (kimse). rma. bökelik böldürme * Böldürmek iş i. su baskı. parçalamak. taksim. i. ş ampiyona. sı ran * Bölmek iş lemi. nahiye. * Salon. * Bölme iş lemini gösteren iş aretin "/" okunuş taksim. ara kapı kapanı arı n veya hasarı nı n lar nca zanı n yayı nı lması önlemek için kullanı birbirlerinden ayrı ş lan lmıyerler. nı belli bölgeci * Belli bir bölgenin çı karları çalı (kimse). u. ine ayan insanlarıaynı n soydan gelmiş olmaları göre belirlenen toprak parçası ntı na . * Bölmek iş ayı parçalama. * Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayı rmak. * Gemilerin içinde. için ş ma bölgesel bölme * Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan. * Cins kavramları tür.* Böğ ürme sesi. * Kalı ağ gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrı tomruk. güçlü kimse. mı ka. * Ulusal veya uluslar arası yarı bir ş mada ilk dereceyi alan. ş ampiyonluk. için ş an bölgecilik * Belli bir bölgenin çı karları çalı durumu. n aç lan bölme iş areti * Bölme iş leminin yapı ı ifade eden bölü "/" iş lacağ nı areti. oda veya sofa gibi büyük bir yerden ayrı ş lmıdaha küçük yer. mı bölmeli bölü . * Bölme ile ayrı ş lmıolan. * Vücut yüzeyinde sırları herhangi bir bölüm. alanı küçük oda veya kımlara ayı ince duvar veya tahta perde. taksim. iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğ veya üzerinde yaş nı idarî e. * Büyük bir yeri. ş ampiyon. "a/b" anlatı . * Böke olma durumu. alt tür kavramları ayı iş nı na rmak i. i rı bölen * Bir bölme iş leminde bölünen sayın kaç eş parçaya ayrı ğ gösteren sayı nı it ldını ı . * Birliğ bozulması yol açmak. bölge * Sırları veya ekonomik birliğ toprak. böldürmek * Bölmek işyaptılmak. taksim etmek. bölmeç bölmek * Ambalâj içinde bulunan malları birbirinden ayı rmaya yarayan koruyucu parça. yangı gibi durumlarda.

b" diye okunur. * Canlı n bölümlenmesinde filumlarıbir araya gelmesiyle oluş birlik. lan * On kuralı göre yazı bir tam sayın. lmı sı sı . kım. * Hizip. i. i bölümlenme * Bölümlenmek işveya durumu.* Bir bayağkesrin gösteriliş pay ile payda arası konulan yatay çizginin okunuş "a/b" kesri "a bölü ı inde na u. ini * Bir topluluğ birliğparçalama. sıflanmak. ı bölük * Bir bütünden ayrı ş lmıolan parça. bölüm * Bir bütünü oluş turan parçalarıher biri. seksiyon. bölümlendirmek * Bir ş bölümlere ayı eyi rmak. nı rma. departman. kı smî. un * Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlıdalı eğ sağ k nda itim layan birimlerinden her biri. bölümleniş * Bölümlenmek işveya biçimi. * Takı mlardan oluş üçü veya dördü bir tabur oluş an. it kümelere ayı rmak. bölme amacı olan. bölücülük * Bölücünün yaptı işara bozuculuk. nı bölümlemek * Birçok ş arası birbirine eş veya benzer olanları ey nda. turan ve öbür birliklerin temeli sayı birlik. parça parça. münafı k. n sı * Bir kuruluş yönetim birimlerinden her biri. sıflamak. fesatçı u. mı bölük bölük * Parçalara ayrı şkım kım. bölünebilme . i nda . nı bölümlendirme * Bölümlendirmek iş sıflandı i. ğ . ları n an bölümleme * Bölümlemek iş sıflama. kım. * Bölme iş sonunda elde edilen sayı lemi . sıflandı nı rmak. ine nı bölümsel * Bölünme ile ilgili. tasnif. bozmayı amaç edinen kimse. bölük pörçük * Bütünlüğ sağ ü lanamamıdurumda. departman. sı * Saç örgüsü. bölen. * Çağdevir. ş bölükbaş ı * Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli. bölücü * Bölme iş yapan. . tasnif etmek. i bölümlenmek * Bölümlemek iş konu olmak. * Bir siyasî partinin birliğ parçalamayı ini . sağ sola doğ üçer üçer ayrı basamakları her bir üçlü na lan nı dan ru lan ndan takı .

i bölüş bölüş me * Bölmek işveya biçimi. nı bölüş türme * Bölüş türmek iş i. parçalara ayrı lmak. bölüntüler * Bir bütünün ayrı ş lmıolduğ bölümler. * Fraksiyon.* Kalansıbölünür olma durumu. * Bölüş paylaş me. bölünmek * Bir bütün. bölünmezlik * Bölünmez olma durumu. belirli bölümlere. saf. z bölünen * Bölme iş lemine uğ lan sayı it bölümlere ayrı ratı . n oluş bölütlü bön * Bölütlere. bölüş mek * İ veya daha çok kimse araları herhangi bir ş paylaş ki nda eyi mak. taksimat. bölüş türmek * Bölüş iş yaptı mek ini rmak. üleş mek. eş lması gereken miktar veya sayı . n * Zigotun bölünmesinden sonra embriyonda ortaya çı ve az çok birbirine benzeyen parçalarıher biri. * Budala. bölünmez * Parçalanamaz. kan n bölütlenme * Döllenmiş yumurtanı blâstulayı turuncaya dek art arda bölünmesi. . bölüntü * Bölünmüş parça. ma. taksim etmek. halkalara ayrı ş lmıolan. * Bölünmek iş i. belli bir büyüklüğ varı eş bölümlere ayrı çoğ e nca it lı alması p . ayrı lamaz. u bölünüş * Bölünmek işveya biçimi. i * Bölüş iş mek i. bölüş üm bölüt * Eklem bacaklı n vücudunu oluş ları turan yan yana dizili parçalarıher biri. * Hücrelerin. * Yarı toplu olarak koş ş ta arken birbirinden ayrı lma. halka. bölüngü bölünme * Fraksiyon. payı almak.

bön bön bakmak * anlamayarak. börttürme * Börttürme iş i. bönleş mek * Bön duruma gelmek. i rı börtü böcek * Çeş böcekler. * Börtülmek iş i. . haş lamak. börek için ayrı ş li lmıolan. lan lı börkenek * Geviş getiren hayvanları midelerinin ikinci bölümü. luk. bönleş me * Bönleş iş mek i. ş kış kıbakmak. safça. * Genellikle hayvan postundan yapı başk. yma. budalalı aptallı sersemlik. * Açı ş lmıhamurun veya yufkanıarası peynir.bön bön * Budala ve safca bakarak. k. börek açmak * börek yapmak için hamurdan ince yufkalar hazı rlamak. kı ı n na. aptallaş mak. börttürmek * Börtmek işyaptılmak. itli börtük börtülme * Haş lanarak veya ateş biraz kı larak piş olan (ş te zartı miş ey). börekçi * Börek yapan veya satan kimse. saf (bir biçimde). bönlük börek * Bön olma durumu. böreklik börk * Börek yapmaya elveriş olan. börtmek * Az piş irmek. k. n * Yağ murdan veya soğ uktan korunmak için giyilen ucu sivri boş külâh. börekçilik * Börek yapma veya satma iş i. saflı k. aş n aş n bönce * Budala. börtme * Börtmek iş i. spanak gibi ş konularak piş eyler irilen çeş itli biçimlerde hamur iş i.

böylece * Tam böyle. * Sonunda. bu biçimde. bösme bösmek böyle * Bunun gibi. infilâk etmek. böylesi böylesine * Aş bir biçimde. * Bu derece. o cümlede anlatı ş hoş lan eyin karş ı lanmadını ona ş ı ğ anlatı ğ veya ı aş ı ldını r. * Bu yolda. gene de böyle olacak. böylecene * Böylece.börtülmek * Börtmek iş konu olmak. * Bunun gibisi. ı rı Br brahma Brahman * Brom elementinin kı saltması . böyle baş böyle tı a. *İ çinde "ne". paçalı tavuk ı . "nası gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğ l" inde. * Bir madde birdenbire gaz durumuna gelerek patlamak. bu biçimde olanı . i * Bu bitkinin sebze olarak yararlanı yeş ürünü. böylemesine * Bu biçimde. tüylü. böyle gelmiş böyle gider * her zaman böyle olmuş . ine börülce * Fasulyeye benzer bir bitki ve bunun göbeğkoyu benekli tohumu (Vigna sinensis). Brahmanizm * Brahmanlı k. * İ yapı bacakları ri lı . nda * Bu kasttan olan kimse. böylelikle * Bu yolda yürüyerek. böylelikle. bu biçimde. böyle böyle * Böylelikle. raş * kiş yaraş iş ilere an lemler uygulanı r. bir rkı * Hint kastları ilk kast. . lan il * Bösmek iş i. bu yolda. sonunda. böylelikle. buna benzer.

tuğ biçimli yapı nçla la malzemesi. * İ direkli. karı * Üstü kapalı ş kı olarak kullanı tek atlı . * Tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatı na in ini r. brezil brı çka briç * Önde çok yüksek bir oturma yeri. briketçi . u braket * Dikiş çı kitapları sı na makine ile bez geçirme. kın zak ı lan . ten kan n rtı brakisefal * Kafatasın ön alt eksenine göre kı olan (kimse). * Briket yapan veya satan kimse. ki ı yan * (bilim için) Dal. Brehmen breş * Bkz. kı kafalı nı sa sa . i nda brifing brik brik * Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açı klama. lı . kol. lı branda bezi * Keten ve pamuk ipliğ inden sıve sağ dokunmuş k lam bez. * Linyit. arkada da boylaması yerleş na tirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli. seren yelkenli. birkaç top taş gemi. hey" anlamı kullanı nda lı r. kavkı kabuklu. * Aferin. hafif * Dört kişarası oynanan bir iskambil oyunu. branda * Gemilerde tayfa ve erlerin yattı dikdörtgen biçiminde. yaş a!. * Ş kı k. Brahmanizm.Brahmanlı k * Kalım yoluyla geçen bir kast bölünmesine dayalı tı toplumsal bir kuruluş içeren Hint dini. Brahman. branş bravo bre * "Ey. briket * Linyit ve kömür tozundan bası elde edilen yakı nçla t. * Baklagillerden bazı açlarıkı zı ağ n rmı boya çı lan odunu. yaylı araba. * "Vay" gibi ş ma anlatı aş r. kemikli kıntı n kaynaş yla oluş kütle. * "Be" yerine kullanı lı r. kömür tozu ve katran tortusundan bası elde edilen. astarlanmıbezden yapı halatlarla bir yere ğ ı ş lan. coş anlatı aş nlı ku r. * Doğ çimento ile lâvlı al . yaylı arabası at . tutturulan asıyatak. rı ları ması muş * Bir tür yapay mermer.

ları ndan bronş it * Bronş bronş ve çukları iltihaplanması n . brokkoli brom * Küçük. briyantin sürünmüş .909 olan. broş . yeşyumrular hâlinde olan. brizbiz brokar * Sı veya gümüş lemeli bir tür ipekli kumaş rma iş . bronş çuk * Bronş n uç dalları her biri. bronzlaş ma * Bronzlaş iş mak i. bronzlaş mak * Bronz rengini almak. sı bronş * Soluk borusunun akciğ erlere giden iki kolundan her biri ve bunlarıdalları n . yoğ unluğ 2.97 olan kı zı u rmı renkli. deniz suları az. bronz gibi * tunca benzeyen.briketçilik * Briketçinin iş i veya mesleğ i. bromhidrik asit * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş HBr aside verilen ad. bromhidrik * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş an. tunç renginde olan. briyantin * Saçı parlatmak ve yatı için kullanı güzel kokulu bir madde. zehirli sı bir element. rmak lan briyantinli * Briyantinle süslenmiş . bazı 35. içeriden tutturulan ince perde. briketleme * Briketlemek iş i. Kı vı saltması Br. haş il lanarak yemeğhazı i rlanan bir tür sebze. bronz * Tunç. bromürlü * Yapında bromür bulunan. briketlemek * Briket hâline getirmek. ı ı rlı nda göllerde çok miktarda bulunan. an bromür * Bromhidrik asidin tuzu veya eteri. pis kokulu. * Pencerelerin çerçevesine. * Atom numarası atom ağ ğ79.

bu kadar * bu denli. bu birkaç gün içinde. bu haysiyetle * bu bakı mdan. bu günlerde * içinde bulunduğ umuz zamanda. risale. beraber. * En yakı bulunan bir varlı veya biraz önce anı bir ş iş yolu ile belirtmek için kullanı (Çekim nda ğ ı lan eyi aret lı r sı nda bunu. rası bu (veya ş kadar u) * bir sayı sonra gelerek o sayı artımiktarı dan dan k bildirir. bu abdestle daha çok namaz kı r lı nı * bir tutum veya davranın etkisinin sürekli olacağ anlatı ş ı ı nı r. biçimlerine girer. broş ür * Sayfa sayı az. . sı brovning bröve * 7. bundan. Çokluk biçimi bunlar). bu arada * Bu süre içinde. Brüksel lâhanası . bunda.65 mm lik otomatik tabanca. zamanda veya söz zincirinde en yakıolanı n gösterir. bu türlü. ş ahadetname. ş . * Kabı darası karı ile çı lmadan tartı (ağ k). bu gözle * bu anlayı ş la. bu tarzda. brülör brüt * Sı yakıkolayca yanabilecek taneciklere ayı püskürten araç. bu kabil * bu gibi. Bruxelles lâhanası * Bkz. lan ı rlı bu * Yerde. buna. bu cümleden * bunlar arası bunlar gibi. * Birlikte. Frenk lâhanası (Brassica oleracea gemmifera).* Kadı n takı kları iğ nları ndı süs nesi. Brüksel lâhanası * Ceviz büyüklüğ ünde bir lâhana türü. çeş idinden. küçük kitap. bu kabilden * gibi. yakmaç. bu gidiş le * bu biçimde. vı tı rarak * Kesintisi yapı lmamı kesintisiz (para). nda. * Diploma.

* Ağ n dal olacak sürgünü. e. bucak bucak * Her yerde. ve yarı m. bunun için. bucak bucak kaçmak * bir olay. nahiye. tek baş kullanı fatları ı na lmaz) . bu meyanda * Bkz. bu biçimde. an ı * Kenar. n langı budak deliğ i * Tahtalardaki budak yerinin çı lması sonra açı boş karı ndan lan luk.. bu sefer * Bu defa. budak özü * Taze sürgün. buçuk buçuklu budak * (sayı üleş ve tirme sı ndan sonra gelir. bu meyanda * Bu arada. bu sı a kar mı cağ dayanı r? * aş harcamalarla eldeki imkânları tükeneceğ anlatı ı rı n ini r. çeliş ş ları iyor. bucak bucak aramak * her yerde aramak. bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri. kamufle edilmiş bombadan oluş bubi tuzağteriminde geçer. *İ lçelerin. acı * Dal. bu kez. . köş yer. kutu.bu kadar kusur kadı zı da bulunur kında * üzerinde durulmaya değ meyecek kadar küçük bir kusurdur. * Dalı gövde içindeki baş ç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm. buat * Elektrik akı devrelerinde birleş mı tirme yapmak veya akı bir veya daha fazla kollara ayı için mı rmak kullanı araç.. bu yüzden * bundan dolayı . lan bubi bucak * Küçük bir dokunma ile patlayan. bu ne perhiz bu ne lâhana turş usu! * sözleri ve davranı birbirini tutmuyor. bu arada. her yanda. * Kesirli. bir durum veya bir kimseyle karş mamaya çalı ı laş ş mak. bu türlü * böyle. her tarafta.

ş ı budalacası na budalalaş ma * Budalalaş iş mak i. azaltmak.budaklanma * Budaklanmak iş i. eyi budanı ş * Budanmak iş i veya biçimi. budalalıetmek k * akı zca davranmak. . * Budalaca yapı iş lan . budaklı * Budağolan. budala budala * budala gibi. dallanmak. * Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dalları kesmek. budaklanmak * Budak sürmek. budalalaş mak * Budala duruma gelmek. budala gibi davranmak. budatmak * Budamak iş yaptı ini rmak. budanmak * Budamak iş konu olmak. * Bir ş aş ölçüde düş eye ı rı kün. yla aç. Buddhist * Buddhizm dininden olan kimse. budanma * Budanmak iş i. ı budala * Zekâca geri. budalalı k * Budala olma durumu. te) nı u * Bir ş eksiltmek. lsı budama budamak * Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacı ağ asma gibi bitkilerin dalları kesmek. budalaca * Budalaya yakır (biçimde). budalaca. * Budamak iş i. nı dalları kı nı saltmak. nı * (güreş Rakibinin ayakları bir ayak oyunu veya vuruş ile yerden kesmek. * Zekâca geri olan kimse. ine budatma * Budatmak iş i.

bugünden yarı na * az zaman sonra. . ı raptan kurtulmak için var olmaktan vazgeçmek gerektiğ ileri süren. bugünkü * Bugüne özgü. daha sonra baş nıda baş gelebileceğ hatı ı na kasın ı na ini rlatmak için söylenir. *İ çinde bulunduğ umuz çağzaman. ı rkiyat. bugünden tezi yok * hemen ş imdi. ini. budun bilimsel * Etnolojik. bugünkü günde *ş imdi. n n ü ü Budist * Bkz. millet. derhal. budun betimi * Etnografya. dil ve kültür ortaklı bulunan. içinde bulunduğ umuz zamanda. budunsal bugün * Kavmî. salt varlı koyarak onun insanda arzu biçiminde ileş bir düş ğ ı belirdiğ bundan da ı rabı doğ unu. * bugüne değ in. bugün yapı lan. etnik. *İ çinde bulunduğ umuz gün. "ş iyi bil ki" anlamı kullanı unu nda lı r. bugün yarı n * çok yakı nerede ise. bugüne bugün * "unutma ki". * bugün yaş ayanlardan gelecek kuş aklara. etnolog. stı n duğ stı ini Hindistan ve Çin'de yaygı olan. bugün bana ise yarı sana n * bugün birinin baş gelen kötü bir durumun. ş imdiki ş artlarda. budun bilimi * Etnoloji.Buddhizm * Tabiatüstü kiş miş tanrı üncesi yerine. kavmiyat. budun bilimci * Budun bilimi uzmanı . *İ çinde bulunduğ umuz günde. * Ulus. boy ve soy bakı ndan da birbirine bağ insan topluluğ nda ğ ı mı lı u. budun kavim. Buddha'nı ileri sürdüğ mistik dünya görüş ve din. budun betimci * Etnograf. * Araları töre. nda. Buddhist. bugünkü tavuk yarı kazdan iyidir nki . bugün olan.

pirinç. buğ unu day * Yabancı maddelerinden temizlenmiş tavlanmıbuğ ve ş dayları tekniğ uygun olarak öğ n ine ütülmesiyle elde edilen bir ürün. ekinlere zararlı böcek. k buğ biti day * Yarı kanatlı m lardan. patates. ı bir buğ güvesi day * Tahı zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella). ekin biti (Sitophilus granarius). . mır. buğ daysı meyve. * Bu mantarı buğ ve benzeri bitkilerin yaprakları oluş n day nda turduğ hastalı u k. buğ daysı meyve. çavdar. buğ daygiller * Bir çeneklilerden. buğ daysı * Buğ andı dayı ran. kamı bambu olan. bugünlük yarı k nlı * çok yakı olması nda beklenen ş için söylenir. day akları an * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. arpa. la buğ pası day * Pas mantarı gillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi). buğ daycı l * Bataklıyerlerde. ndan lmayacak derecede kaynaş ş mıolan tohum izlenimi veren bir kuru meyve. k buğ sürmesi day * Buğ baş ndan oluş ilkel mantar (Tilletia tritici). buğ daysı tane * Bkz. sı k r otları . örneğbuğ yulaf.* sağ lanmıbir kazancıumulan daha büyük bir kazanca feda edilmemesini öğ ş n ütler. buğ ra * Erkek deve. bugünlük * Bugün için. * Bu bitkinin baş aktan ayrı ş lmıtanesi. il. buğ baş verince orak pahaya çı day ak kar * ihtiyaç duyulan ş değ kazanı ey er r. buğ daysı tohum * Bkz. eyler buğ day * Buğ daygillerin örnek bitkisi (Triticum). buğ daysı meyve * Çok ince olan kabuğ zarı ayrı u. pancar tarlaları yaş göçücü bir kuş k nda ayan (Luscinia svecica cyanecula). iki hörgüçlü deve. ayrıve çayı i day. buğ rengi day * (ten için) Açıesmer. vücudu yeş başsiyah. çiçekleri baş durumunda büyük bir bitki familyası ak . buğ benizli day * Açıesmer. ş .

uk unlaş ş vı * Hastalıdolayıyla mikroplu sayı eş n sı buğ ile temizlendiğyer. buğ tıcı ulaşrı * Suyu buğ durumuna getirmek için kullanı (araç). domates. yaş. buğ tutmak. n ş lı buğ buğ ulu ulu * Nemli. u lan buğ ulu * Üzerinde buğ bulunan. buğ ulanmak * Üzerinde buğ oluş buğ ile kaplanmak. uya * Bazı yemekleri buğ ile piş u irmek. * Süzgün. lı buğ ur * Buğ ra. cak cak. . * Buğ piş (yemek).buğ u * Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sı. dolu dolu. buharlaş u mak. k sı lan yanı cak u i buğ evi u buğ kebabı u * Et. buğ ulandı rma * Buğ ulandı rmak iş i. arpacısoğ . u buğ ma ulaş * Buğ mak iş buharlaş ulaş i. tephirhane. sarı k anı msak. buğ ulandı rmak * Buğ ulanması yol açmak. uda miş buğ ulamak * Buğ udan geçirmek. vı * Soğ bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğ mısı. kekik ve baharat kullanı hiç su konmadan hazı larak rlanan bir et yemeğ i. buğ mak ulaş * Buğ durumuna gelmek. dalgı bakı olan (göz). na buğ ş ulanı * Buğ ulanmak iş i veya biçimi. buğ ulama * Buğ ulamak iş i. u mak. buğ ulanma * Buğ ulanmak iş i. caklı ı ş buhar * Isı etkisiyle sılarıve bazı ları dönüş vı n katı n tükleri gaz durumu. buğ buğ ul ul * Buğ çı u kararak. buğ u ulanmı ş . ma. buğ üstünde usu * sı sı sı ğazalmamıdurumda.

buhran geçirmek * bunalı geçirmek. vın lma buharlaş mak * Buhar durumuna dönüş mek. buharlayı cı * Buhar hâline getiren (makine vb. n ı ı dı sı lan sı buharlı makine * Buharla çalı makine. kalorifer dairelerinde buhar akını ı sı ş kesmeye ve dengelemeye yarayan alet. kriz.buhar kazanı * Buhar elde etmekte kullanı kazan. ulaş buharlaş noktası ma * Bir sınıkaynatı sonucunda buhar durumuna geçme derecesi. ş an buharlı tma ı sı * Buharıtaş ğıdan yararlanarak yapı ıtma. nlaş buharlaşrı tıcı * Buharlaş iş ma lemini gerçekleş alet. buharlı * Buharı olan. * Bir sıyı damlacı durumunda damı vı ince klar tmak. tiren buharlaşrma tı * Buharlaşrmak iş tı i. m. tebahhur. kaybolmak. buharlaşrmak tı * Bir sıyı vı kaynatarak buhar durumuna getirmek. ulaş * Dalgı mak. lan buhar kurutucusu * Buhar içerisindeki su damlacı nı ran ve kuru buhar elde edilmesini sağ kları ayı layan araç. buğ mak. buhar valfı * Buharlı nma sisteminde. * Buhar gücü ile çalı ş an. hayaller içinde kalmak. kardı ı ı rları r buhran * Bunalı bunluk. ş an buharlı ütü * Çı ğbuharla kuru çamaş ütülemeye hazıduruma getiren ütü. m . tebahhur etmek. ı buharlaş ma * Buharlaş iş buğ ma. buhar olmak * yok olmak. buharlı gemi * Buhar gücüyle çalı gemi. mak i. buhar makinesi * Buhar bası yla iş ncı leyen makine. ş an buharlı tren * Buhar gücüyle çalı tren.).

ı nda ı * Bilekleri beyaz olan (hayvan). * Çı na göre davranını karı ş .buhrana tutulmak * buhran geçirmek. demir köstek. ı ünü iş bukalemun gibi renkten renge girmek * sürekli düş değtirmek. bukağ ı * Ağ cezalı n ayakları takı ucuna pranga bağ ı r ları na lı p lanan demir halka. * Güzel koku. kaya keleri (Chamaeleo iş chamaeleon). bukalemun türlerini içine alan bir familyası . bukanak buke * Ayak. . * Kaçmaması hayvanları ayağ takı zincir. rayiha. buhurdanlı k * Buhur yapmak için kullanı araç. lan aç buhurdan * Buhurluk. buji * Patlamalı motorlarda gazı tutuş turmaya yarayan elektrikli araç. ı bukağ ı lama * Bukağ ı lamak iş i. maddeler. görüş değ tiren kimse. n ı na ı lacak bukalemun * Bukalemungillerden. hareketleri yavaş . lan buhurluk *İ çinde tütsü için kullanı maddeler yakı kap. buhranlı * Bunalı . 20-30 cm boyunda. a ı bukağ ı lı * Ayağ bukağbulunan. renk değtirmesiyle ünlü sürüngen türü. tütsü. bukağ ı lamak * (hayvan için) Ayağ bukağtakmak. lan lan buhurumeryem * Tavş ankulağ siklâmen. bilek. için n ı na lan bukağvurmak ı * bukağtakmak. mlı buhur * Dinî törenlerde yakı kokulu ağ vb. ı . bukağ k ı lı * Hayvanlarıayağ bukağtakı yer. ünce iş bukalemungiller * Sürüngenler sıfın renklerini bulundukları nını yerin rengine uyduran.

n ğ ı rpı sı * Yalnıiki geniş z yüzü testere ile düzeltilmiş tahta. bula bula bunu (onu. ı n rası lması lan * Sulu. * Bu iplikten dokunmuş (giyecek). * kötü bir raslantı anlatmak için kullanı yı lı r. * Yenge. kı mlı vrı saç. bir nesneyi baş bir maddeye ka batı rmak. nefret uyandı ran. vı * Bu koyulukta yapı çeş hamur yemekleri. . bulanması sağ na nı lamak. oradan buradan toplanmı ş ı ş . * Tiksindirici. * Bulamak iş i. bir ş bir kimseyi) bulmak eyi. bukleli (saç). * Genellikle üzüm ş nıkaynatı ile yapı koyu pekmez. bulada bulak bulama * Büyük piliç.buket bukle * Çiçek demeti. bukran bul bula bulamaç bulamak * Bir nesnenin her yanı bir ş değ nı eye direrek üstünü onunla kaplamak. * Kaynak. vrı vrı bukleli * Kı mları (saç). cık hamur. * Küçük lüle durumunda. * Saraçlarıkullandı yün kı ntı. * var olanları en değ n ersizini seçmek. * Bükülmüş iplik. bulandıcı rı * Bulantı veren. rmak i yapı bulandı rmak * Bulanması yol açmak. lan itli * Karık. bukle bukle * Kı m kı m. vrı olan buklesiz buklet * Kı mları vrı olmayan (saç). amca veya dayı sı karı. * Kirletmek. bulandılmak rı * Bulandı iş lmak. pı nar.

kası an. * Niteliğtam anlaş i ı lmayan. bulantı * Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum. çok duru olmayan. ş yası * Bulaş ş mıolan. ğ ve klını ı ı * (iç.* İ veya daha çok ş birbirlerinden fark edilmeyecek biçimde karı rmak. ntı bulaş adam ı k * Yolsuz. sı * Karı ş mak. ş * Bulutlu. ine bir eyle * Duruluğ yitirmek. anlamsı fersiz. sataş alı ğolan kimse. kapalı . ş kan. bulaş sri. lan bulaş deniz ı k . mide içi) Bulantıolmak. k bulanı ma klaş * Bulanı mak işveya durumu. ki eyi ş tı bulanı k * Bulanmıolan. * Açıseçik görünmeyen. kalı . bulantı vermek * (içini. k bulanı k klı * Bulanıolma durumu. unu * Parlaklını açı ğ yitirmek. z. bulaş ı k * Yiyecek veya içecekte kullanı yı lan kanmamımutfak eş veya kap kacak. ler ma ş kanlı ı bulaş bezi ı k * Bulaş ı yı kları kamak için kullanı bez. k * (bakı için. bulanı kça * Biraz bulanıolan. midesini) bulandı rmak. bulanmak * Bulamak iş konu olmak. * İ etki. bulaş ı cı * Birinden baş na geçen. bulaş hastalı ı cı k * Mikrop yolu ile yayı hastalı lan k. k bulanı ş bulanma * Bulanmak işveya biçimi. * Yapı sulu. i * Bulanmak iş i. ş ) z. Donuk. klaş i bulanı mak klaş * Bulanıolmak. her yanı ş kaplanmak. net olmayan. k bulanı tı klaşrmak * Bulanıduruma getirmek. duru olmayan. uygunsuz iş yapan.

k bulaş makinesi tuzu ı k * Bulaş makinelerinde suyun içinde veya yı ı k kananları üzerinde kireç kalı ları yok eden kimyasal n ntı nı bileş im. mak ine bulaş kan * Bulaşğyerden kolay temizlenemeyen. k) . ı k bulaş eldiveni ı k * Bulaş yı ı karken kullanı plâstikten yapı şgeçirimsiz eldiven. üzerine sürülen bir ş yüzünden kirlenmek. bulaş makinesi ı k * Bulaş yı ı kamaya yarayan alet. ı kamaya ayrı özel bölüm. * Sataş kavga etme alı ğolan. ey *İ stenilmeyen bir madde bir ş sürülmek.* Mayıtehlikesi olan deniz. kçı bulaş ı khane * Kı okul. k lan bulaş k ı klı * Bulaş olma durumu. yapı tı ı ş kan. k lan lmı bulaş gemi ı k * Tayfaları veya içindeki yolcular arası bulaş hastalıbulunan gemi. lmak i bulaş ı lmak * Bulaş iş konu olmak. ş . kan bulaş ma * Bulaş iş mak i. ma. kirli iş . ş yı bulaş lı ı k kçı * Bulaş nıiş ı n i. bulaş mak * Bir nesne. n bulaş deterjanı ı k * Bulaş tozu. tuzu bulaş tozu ı k * Bulaş ı yı kları karken kullanı temizleme ve arı özelliğbulunan toz. bulaş suyu ı k * Bulaş yı ı karken kullanı su. nda nda ı cı k bulaş iş ı k * Yolsuz. uygunsuz. eye * (hastalı Geçmek. tma i bulaş ı kçı * İi kirli kapları kamak olan kimse. otel gibi yerlerde bulaş yı ş la. k lan bulaş suyu gibi ı k * (sulu yiyecek ve içecekler için) kötü hazı rlanmı tadı olmayan. ş kanlı ı bulaş k kanlı * Bulaş olma durumu. lan. sirayet etmek. ı k bulaş ı lma * Bulaş ı işveya durumu.

Bulgarca * Bulgar dili. buldurmak * Bulmak iş yaptı ini rmak. tı karı . *İ stemeden veya rastlantı sonucu bir iş karı e ş mak. * Bulaşrmak. Bulgar * Slâvlarıgüney kolundan olan bir halk veya bu halkısoyundan olan kimse. iri ve güçlü bir köpek türü (Canis familiaris k. tı Bulgaristanlı * Bulgaristan halkı olan ( kimse). * Araşrma verilerinin çözümlenmesinden çı lan bilimsel sonuç. buldurtma * Buldurtmak iş i.* Çatmak. buldurtmak * Bulması veya buldurması sağ nı nı lamak. bulaşrı tılma * Bulaşrı iş tılmak i veya durumu. bı ı yıp ran. bulgari * Dört telli bağ lama. netice. sataş tedirgin etmek. n n * Bulgaristan'a özgü olan. tı i bulaşrmak tı * Bulaş na yol açmak. rtı bir buldukça bunar (veya bulmuş bunuyor) da * bulduğ yetinmiyor da daha çoğ istiyor. uyla unu buldumcuk * Sonradan görme. ndan bulgu * Var olduğ hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çı u karma iş bu iş sonunda elde edilen ş i ve in ey. ması bulatmak buldok * Köpekgillerden. Bulgaristanla ilgili olan. burnu bası alt çenesi üsttekinden uzun. buldumcuk olmak * bir ş sonradan ulaş ş eye ı ı nca marmak. buldurma * Buldurmak iş i. molosus hibernicus). bulaşrı tılmak * Bulaşrmak iş konu olmak. tı ine bulaşrma tı * Bulaşrmak işveya durumu. buldozer * Önündeki geniş çakla toprağsırıengebeleri kaldı tekerlekli veya tı llı yol makinesi. mak.

ve bulgur * Kaynatı kurutulduktan ve kabuğ çı ldı sonra kılan buğ lı p u karı ktan rı day. bulguya ait. dairesel görünüş parçacı lü klardan her biri. * Bulmak iş i. * Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaş olayı ması . bulgurlanma * Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayrı lma. taze biber. * Sert ve ufak taneler durumunda yağ kar. semptom. bulgurcu * Bulgur yapan ve satan kimse. nakıgibi lerle raş aka bulgusal * Bulguyla ilgili.* Vücuttaki iş levsel bir bozukluğ hastalın belirlenmesine yarayan olgu veya olay. bulgurcuk * Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük. i . * Yeni olayları bilgileri bulma yöntemi ve öğ ve retisi. bulgurlamak * Bulgur tanaleri gibi küçük parçalara ayı rmak. allak bullak. bulgurlama * Bulgurlamak iş i. bullak bulma * Bkz. bulgusal yöntem * Öğ retilmek istenen ş öğ eyi. . soğ tereyağve salça kullanı hazı an. bulgulamak * Yeni olayları bilgileri bulmak. araz. rencilerin kendilerinin bulması sağ nı layan öğ retim yöntemi. bulgurluk * Bulgur yapmaya elveriş li. bulgurculuk * Bulgurcunun işveya mesleğ i i. bulgurlu köfte * İ bulgurla yoğ nce rulmuş köfte. ı larak rlanan bir çorba türü. Bulgurlu'ya gelin mi gidecek? * gereğyokken ivedi ve sürekli olarak dikiş ş iş uğ anlara ş yollu söylenir. bulgurlu pilâv * Bulgurla piş irilen pilâv. ebe bulguru. un. bulgur. an bulgur bulgur * Bulgur tanesi gibi. bulgur çorbası * Domates. ğ ı bulgulama * Bulgulamak iş i.

* Hatı rlamak. siz. ine * Herhangi bir durumda olmak. * Eriş mek. bir ş bir kimse ile karş mak. buluntu * Kazı araşrmalarla ortaya çı lmıolan. * Bulunmaz.bulmaca bulmak * Çeş biçimlerde düzenlenen ve düş itli ündürerek. bulunmaz Hint kumaş ı * çok az bulunduğ ve çok değ olduğ sanı ş u erli u lan ey. buluş * Bulmak işveya biçimi. * Herhangi bir görüş bir yargı varmak. bulunma * Bulunmak iş i. mak. temin etmek. bunlarıiş inde yeni bir yol tutma. kusur için) Yüklemek. icat. icat. güç bulunan. * Arayarak veya aramadan. bulundurmak * Var olması. eş benzersiz. yaratmak. * İ kez yeni bir ş yaratmak. baliğ olma. lk ey * Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaş veya yöntem geliş ma tirme. * Gazları . duygu. * Konu. bulûğ ermek a * erinleş mek. manyetik dalgaları nları bulmaya yarayan araç. icat etmek. eyle. ı laş eyi * Kaybedilen bir ş yeniden ele geçirmek. kâş if. aratarak buldurmayı amaç edinen oyun. erinlik. lk ey *İ stenilen ş kavuş eye mak. nail olmak. nan bulup buluş turmak * çaba göstererek sağ lamak. bir noktaya eriş ulaş mek. * (bir yerde) Olmak. * Bir yer. bulûğ ı çağ * Ergenlik çağ ı . uygun saymak. bulundurma * Bulundurmak iş i. bulucu bulûğ * Erin olma. keş fetmek. * Sağ lamak. * Eksik etmemek. * Cezaya uğ ramak. düş ve hayalde baş ünce kaların etkisinden sı larak. suç. ya * Seçmek. * Bir ş bulan. radyoaktif mineralleri. detektör. mayı . eyi * Varlı bilinmeyen bir ş ortaya çı ğ ı eyi karmak. nı yrı n leniş . hazı nı r bulunması sağ nı lamak. bulunmak * Bulmak iş konu olmak. * Sokakta bulunup alı çocuk. i * İ defa yeni bir ş yaratma. * (kabahat. e. bazen de rast gelinerek bulunan eski çağ veya tı karı ş lardan kalma eş ya. bir buluş eyi yapan kimse. bir ş elde etmek.

bir araya getirmek. ı lı lan buluş ma * Buluş iş mak i. ngan bulvar . buluş ulma * Buluş ulmak iş i.buluş hakkı * Bir buluş veya o buluş uygulama alanı kullanma hakkın bir kimseye ait olduğ gösteren belgeye un u nda nı unu karş k kazanı hak. buluş turma * Buluş turmak iş i. ş k * (bellek için) Karık. ş ı * Uzayda ekseni çevresinde yavaş dönen. ça zgı muş ğ ı * Bulutu bulunmayan. k. * Kederlenmek. bulutlanma * Bulutlanmak iş i. bulutlu * Bulutlarla kaplanmı bulutlanmı ş . açı berrak. buluş mak * Bir araya gelmek. nebülöz. kı n gaz ve tozlardan oluş gök varlı. bir * Kavuş mak. kları yla lan ğ ı * Herhangi bir ş eyden oluş yoğ yın. yla an. mak i yapı bulut * Atmosferdeki su damlacı ve buz taneciklerinin görülebilir yoğ kları unluk kazanması oluş biçimleri. * Üzerinde bulut varmıgibi bulanıgörünen. net olmayan. endiş e. karş mak. buluş ulmak * Buluş iş lmak. bulutçuk * Küçük bulut. buluş turmak * Bir araya gelmelerini sağ lamak. ı laş * Önceden belirlenmiş yer ve zamanda bir araya gelmek. an un ğ ı * Keder. ş . buluş yeri ma * Buluş ulacak yer. yükseklikleri ve yol açtı hava olayları birbirinden ayrı yınlar. hüzünlenmek. bulutsu bulutsuz buluttan nem kapmak * en küçük bir ş eyden alı nmak. çok alı olmak. bulutlanmak * Bulutlarla kaplanmak. bulut gibi * çok sarhoş .

ş buna değ (idi) buna değ di medi (idi) diyerek * birçok ş arası ey ndan. birdenbire olan fizyolojik değiklik. geniş ehir açlı cadde. kriz. bunak gibi. * Tehlikeli sonuç doğ urabilecek gerginlik. matuh. buna * Bu zamirinin yönelme eki almıdurumu. al an rı k. muş bumbuz * Çok soğ uk. a ş ı * Bunak olma durumu. kriz. i . satıdeğ mesi. gerginliğolan. lı f. i bunalı ş * Bunalmak işveya biçimi. bunaklı k bunalı m * Doğ bir süreçte birdenbire oluş aykılı bunluk. lan * Soğ un girmesini önlemek için kapı pencere aralı na takı içi pamuk dolu. bun * Sınt ı kı .* Ş içinde ağ . yma. bunalı mlı * Gerginlik. rsağ * Bu bağ a ciğ kı pirinç veya bulgur doldurularak yapı yemek. bunalı geçirmek m * herhangi sebeple oluş bunalı yaş an mı amak. yeniden raktı nı seçip alarak. bunak bunakça * Bunamıolan (kimse). sıntı kı veren. bumlamak * Lâstik tı rnakların janta iyi oturmaması dolayı n iç lâstik üzerine basması nı ndan jantı sonucu lâstik patlamak. iyice buruş olan. uzun bez kı uğ ve kları lan. buhran. bumbar * Büyükbaş küçükbaş ve hayvanları kalı bağ ı n n ı . kriz. * Bunağ benzer. a * Bunağ yakır (bir biçimde). buhran. bumburuş uk * Çok. ağ vrı rlatı ğ ı açtan yapı bir av aracı lma . kan * Ruhî yönden sonucu tehlikeli olabilecek durum. bumlama * Bumlamak iş i. * Bir hastalı iyileş veya ölümle sonuçlanan. ı rsağ er. çalı gücünün azalması ş ma gibi sebeplerle ortaya çı iktisadî durum. bunalı düş ma mek * ruhî bakı mdan gerginlik veya sıntı kı içine girmek. kta me iş * Çoğ unluğ iliş satı alma gücünün durması ş erlerinin düş a kin n . iyilerini seçmeye baş ş önce beğ lamı ken enmeyip bı kları da sonradan. ateh getirmiş ş olan (kimse). biraz bunak. bumerang * Kı k bir sopaya benzeyen ve fı ldında geri dönen.

alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. daha iyisi olamaz. n bundan * Bu zamirinin çı eki almıdurumu. durumun gizli bir yönü var. * Bu kadar. kı. buncağ ı z * Bunun gibi. ev. bunaltmak * Bunalması yol açmak. sıntı bunaltı lma * Bunaltı iş lmak i veya durumu. bungalov * Hindistan'da tek katlı . kanması iç sebeplerle zihnî bağ kopmak. bunaltma * Bunaltmak iş i. çok tedirgin olmak. kı . çok. bunalmak * Soluk alması güçleş mek. * Epey. ucu. bunayı ş bunca * Bunamak iş i veya biçimi. kma ş bundan böyle * bundan sonra. * Genellikle tahtadan yapı ş katlı lmı tek .bunalma * Bunalmak iş i. bunaltı lmak * Bunalması yol açı na lmak. bu denli. bunda bir iş var * olayıbir iç yüzü. lmı . bundan iyisi can sağğ lı ı * bu en iyisidir. bunamak * Frengi. na bunama * Frengi. kanması iç sebeplerden ileri gelen. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. gibi ı ntı ateh getirmek. iç kı sı bunaltı cı * Boğ sıcı kı veren. ateh. bunda * Bu zamirinin kalma durumu. genellikle tahtadan yapı şveranda ile çevrili ev. * Çok sılmak. kı bunaltı * Sınt ı sıntı. zihnî gibi bağ nıkopması ı n ntı . .

buradan * Buradan. ul ş bunlu bunluk bunmak bunu * Bu zamirinin belirtme eki almıdurumu. küçümsemek. . bunlar * Bu zamirinin çoğ eki almıdurumu. bunun burası * dikkati çekmek için "burasıanlamı kullanı " nda lı r. bu yerin halkı ndan. bungunlaşrmak tı * Bungun hâle getirmek. buram buram * (duman. bura. * Bunun böyle olduğ bakmayarak. n * Bu yerde. burağ an buralar * bu yerler. koku gibi havada yayı ş için) Pek çok. bununla birlikte * Buna ek olarak. * Beğ enmemek. azı msamak. ş bunun * Bu zamirinin tamlayan durumu. buracı kta burada buradayı diye bağ m ı rmak * göze çarpacak bir yerde bulunmak. kı . kma nda tüğ ldı ı * Çok yakıve belirli bir yeri gösterir. * Sınt ı kı lı . * Güçlü esen rüzgâr. buralı * Bu memleketli. * Bunalı sıntı m. una bura * (bu ve ara kelimelerinden) Bu yer. * Kalma ve çı durumları orta hecenin düş ü ve burda.bungun * Sınt ı kı lı . lan eyler burası * Bu yer. burdan biçimlerinin kullanı ğda görülür.

çelik alet. burgulanmak * Burgulamak iş konu olmak. burgu makarna * Burgu biçiminde dökülmüş fınlanmımakarna. Oğ Kova. girdap. burgacı k * Bkz.burcu * Güzel koku. * Yerin orta ve derin katmanları inebilmeyi sağ na layan delici alet. e burç burçak burçlar kuş ı ağ * Gök küresinde tutulma çemberinin geçtiğve üzerinde on iki burçun (Koç. kargacıburgacı k k. Balı eş aralı ak. * Baklagillerden. tirbuş pa on. taneleri hayvan yemi olarak kullanı yık bir yem bitkisi (Vicia ervilia). * Tel ve bitkisel halatlarıpus (2.54 cm) olarak çevresini belirten birim. Aslan. kizler. burcumak * Güzel koku yaymak. Yengeç. ucu sivri ve helis biçiminde demir alet. ine burgulu * Burgusu olan. delik açmak. n * Tahtada belirli delik açmaya yarayan delgiye takısarma. pek güzel. yivli. tı ı burdurma * Burdurmak iş i. burç * Kale duvarları daha yüksek. ır. k) it klarla dağ ldı kuş \343 Zodyak. ı ğ ak. ndan e eli kı sı * Zodyak üzerinde yer alan on iki takı yı za verilen ortak ad. telleri germeye yarayan mandal. lak. * Telli sazlarda. tı burcu burcu * (koku için) Güzel güzel. Baş Terazi. Akrep. ve rı ş burgulama * Burgulamak iş i. . Boğ İ i a. Yay. lı * Tı çekmeye yarayan. dört köşveya çok köş kale çıntı. burgulamak * Burgu ile delmek. burgu ile delinmek. m ldı * Ökse otu. yuvarlak. keskin. lan llı * Bu bitkinin mercimeğ benzeyen tanesi. burgaç burgata burgu * Anafor. burdurmak * Burmak iş yaptı ini rmak. burgulanma * Burgulanmak iş i.

* Burkulmak. ş burgusuz * Burgusu olmayan. nı burjuvaca * Burjuva gibi. ine * Vücuttaki organlardan biri birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek. burjuvaya yakı biçimde. burjuvazi burkma * Burkmak iş i. özel imtiyazlardan yararlanan ş ehirli. * Burularak yapı ş lmıbilezik. burkulma * Burkulmak iş i. * Burgulanmamıolan. burlesk * Sanat alanı ve özellikle edebiyatta rastlanan. ini * Üzücü. * Bir ş iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek. nda e burma * Burmak iş i. m diş * Musluk. burkmak * Burarak çevirmek. * Yaş burularak kurutulan ot. burjuva *Ş ehirlerde yaş ayan. eyi * Burjuva sıfı nı. kent soylu. * Acı vermek. burularak yapı şkı lmı lmı vrı ş . * Burkma iş yapan. * Sarıburma tatlınıbir adı ğ ı sın .* Burgulanmıolan. ş burhan * Kanı t. . iken * Kuru incir. burkucu burmak . * Hadı etme. nı burjuva edebiyatı * Orta sıf halk kesimine hitap eden edebiyat. * Burulmuş . ş an burjuvalı k * Burjuva olma durumu. * Eğ rilmek için bükülmüş yün. burkulmak * Burkmak iş konu olmak. kent soyluluk. komikliğ dayanan bir tür. * Üzüntü duymak. iğ etme. üzmek. * Belgit. * Orta sıftan olan kimse.

çok huysuz olmak. gururundan vazgeçmek. kibirli. uzaklaş ndan mamak. büyüklenmek. i ey. bağ ı Sancı rsak) mak. burnu büyümek * kibirlenmek. burnundan düş bin parça olmak en * çok asısuratlı k olmak. na ı burnunu çekmek * sümüğ çekmek. m diş * Ağ kekre tat vermek. burnu havada (veya kaf dağ ı (olmak) nda) * çok kibirli (olmak).* Hadı etmek. amacı ulaş unu na amamak. ini . ri burnu bile kanamamak * tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak. * Üzmek. kaçamak bulamayacağduruma getirmek. burnu kılmak rı * büyüklenemez duruma gelmek. burnunu kı rmak * birini güç durumda bı rakarak büyüklenmesini veya direniş yok etmek. burnundan kı rmamak l aldı * kendisine hiç söz söyletmemek. i burnu yere düş almaz se * kendini beğ enmiş . burnundan yakalamak * birini yönetimi altı almak. burnu büyük * kibirli. za * (mide. burnu sürtülmek (veya burnu sürtmek) * sıntı kı çektikten sonra daha önce beğ enmediğbir durumu kabul etmek. burnu havada * kendini çok beğ enmiş (olmak). sıntı kı vermek. burnundan solumak * çok öfkelenmiş olmak. iğ etmek. burnunda (veya gözünde) tütmek * çok özlemek. burnundan (fitil fitil) gelmek * elde ettiğgüzel ş sonradan gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak. ünü * umduğ bulamamak. burnundan ayrı lmamak * yanı gitmemek. burnaz * İ ve uzun burunlu. burnuna girmek * birine çok sokulmak.

burnunun dikine (veya doğ rusuna) gitmek * öğ dinlemeyerek kendi bildiğgibi davranmak. burnunun direğsı i zlamak * (maddî veya manevî) çok acı duymak. kibirlenmek. t düş burnunun ucunu görmemek * çok sarhoş olmak. burs * Bir öğ rencinin öğ renimini yapması bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artı veya rması belli bir süre devlet için veya özel kuruluş larca. çok üzülmek. buruklaş ma . buruk * Burulmuş olan. n n burslu burssuz burtlak buru * Sancı . çalı yer. iyice yaklaş mak. burnunun yeli harman savurmak * büyüklenmek. lı lı k buruk buruk * Buruk bir biçimde. burukça * Tadı biraz buruk olan. gücenmiş (kimse). * Burs almayan. burnunu sokmak * gerekmediğhâlde her iş karı i e ş mak. burnunun dibi * çok yakı. üt i burnunun direğkılmak i rı * çok pis bir koku duyarak tedirgin olmak. burnunun ucundan ötesini (veya ilerisini) görmemek * kı ünceli olmak. k * Bu amaçla vakfedilmiş paranıveya malıgeliri. nı burnunun dibine sokulmak * çok yaklaş mak. * Uygun olmayan ş artlar sonucu dönerek büyüyen ağ n kerestesi. * Tadı kekre olan. * Taşk. bursu olan. buruntu.burnunu sı canı kacak ksan çı * çok zayıve güçsüz kimseler için kullanı f lı r. ödenen aylıpara. * Alı narak küskünlük gösteren. * çok öfkelenmek. acı * Burs alan. bursu olmayan.

burukluk * Buruk olma durumu. burum burum * Burulmak fiili ile birlikte "çok fazla burulmak" anlamı kullanı nda lı r. . burun otu * Burna çekilen tütün. enfiye. n. a * Burulmak iş i. buruk gibi. * Sancı ağmak. * Küskünlük. ş an ı acı i burulmak * Ekseni çevresinde döndürülmek. çıntı iki delikli koklama ve solunum organı nla nda kı lı . . * Buruğ benzer. gücenmek. buruksu burulma burulma dayanı mı * Elyafı bükerek kı nı rmaya çalı kuvvete karşağ n gösterdiğdirenç. burun perdesi * Burun boş unu ikiye ayı bölme. * Bazıeylerin ön ve sivri bölümü. ı sı burun bükmek * beğ enmemek. n burun buruna gelmek * beklenmedik bir anda karş mak. küçümsemek. ş * Karanı özellikle yüksek ve dağk kılarda. k burun kırmak vı * önem vermemek.* Buruklaş iş mak i veya durumu. boş burun buruna * Birbirine çok yakı ve yüz yüze. rı * Alı narak küskünlük göstermek. doğ lan. burun * Alı üst dudak arası bulunan. * karş nda hissetmek. beğ enmemek. büyüklenme. gücenmiş lik. luğ burun kanadı * Burun deliğ yan tarafı inin ndaki kabarıbölüm. buruklaş mak * Buruk durum almak. luğ ran burun şirmek iş * kibirlenmek. önem vermemek. türlü biçimlerde denize uzanmıbölümü. burun deliğ i * Burnun iki boş undan her biri. mak. birbirlerine çok yaklaş ı laş mak. burun boş lukları * Burun deliklerinden yukarı ru açı mukozayla kaplı luklar. lı yı ş * Kibir. kekrelik.

sancı ı bozukluğ . burunlamak * Dı ş lamak. * Burunsak. muş buruş ma * Buruş iş mak i. uk * Ciltte oluş kış muş rık. n na burunluk burunsalı k * Burunsak. bağ rsak u. uk buruş uk * Gerginliğ düzgünlüğ kalmamıburuş olan. hoş lanmamak. buruş turma * Buruş turmak iş i. ndan lı * Hayvanlarıburunları geçirilen ip.burun yapmak * üstünlük taslamak. . a. uğ busbulanı k . kibirli. kı sı * Kendini beğ enmişonurlu. burunsak * Hayvan yavrusunun anası süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başk. ı buruş uksuz * Buruş u olmayan. ü rık ı * (ağ ı Kekrelik duymak. Burundili * Burindi halkı olan (kimse). ndan burunduruk * Hayvanları nallarken ırmaması dudakları kı rmaya yarayan kı yavaş sı için nı stı skaç. üzerinde kış ve katlamalar olmak. buruş mak * Düzgünlüğ bozulmak. burunlu * Herhangi bir biçimde burnu olan. buruş turmak * Buruş duruma getirmek. uk buruş ukluk * Buruş olma durumu. * Çıntı olan. buruntu * Buru. i. zda) * Tiksinmek. buruş buruş * Çok buruş . pek düzgün olmayan. ü ş muş buruş ukça * Biraz buruş olan. aş ı ağ lamak.

buton buydurmak * Dondurmak. inde ik busines klas * İlik orun.* Çok bulanı k. buse * Öpücük. * Yanlı k. * Yatakta ınmak için kullanı sı su torbası sı lan cak . etli bölümü. öpüş . butlan * Batı l olma durumu. inde buselikaş iran * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. nı ik butafor * Oyun için gerekli sahne eş . * Uzunluk. * Geçersizlik. yası butaforcu * Oyun için gerekli sahne eş nı yası yapan uzman. ka buyruk . buut * Boyut. çok üş ütmek. ş but * Vücudun kalça ile diz arası ndaki bölümü. buyma buymak * Buymak iş i. * Soğ uktan donarak ölmek. butik butikçi butikçilik * Butik iş letme iş i. yası lan * Butik iş leten kimse. hükümsüzlük. buselik * Klâsik Türk müziğ on üç basit makamdan biri. * Hayvanları bacakların gövdeye bitiş olan dolgun. * Çok üş ümek. öpme. ş lı zlı * Çalı rmaya yarayan düğ ş tı me. buyot buyruğ altı girmek u na * bir kimse baş bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. * Giyim ve süs eş satı dükkân. n. haksı k.

emretmek. emir veren. buyur? * anlamadı sözünüzü tekrarlar mını m. * 'Etmek. nda buyur buyur etmek * "buyurun" diyerek konuğ saygı içeri almak veya sofraya çağ u ile ı rmak. ferman. emrediniz. buyurganlı k * Buyurgan olma durumu. buyurun cenaze namazı na! * hiç beklenmedik kötü bir durum karş nda. geçmek. ş ta cı * Egemenlik.* Belirli bir davranı bulunmaya zorlayı söz. lan *İ rade. emreden (kimse). buz bağ lamak . emir. * söyleyiniz. düş üncesini bildirmek. buyrulmak * Buyurmak işyapı i lmak. girmek. buyrultu * Sadrazam. gitmek. nı * Söylemek. buyurgan * Sısıbuyruk veren. sız?. beylerbeyi gibi yüksek devlet görevlilerince yazı buyruk. buyurucu * Buyruk. emir. buyurmak * Bir ş yapı nı yapı eyin lması veya lmaması kesin olarak söylemek. * Almak. buyurma * Buyurmak iş i. buyrukçu * Buyuran. buz * Donarak katı duruma gelmiş su. * Buyurun anlamı bir hitap sözü. * Çok soğ bir etki uyandı ş veya kimseleri anlatmak için kullanı uk ran ey lı r. buyrulma * Buyrulmak iş i. buz alanı * Buzla. buyruk verir gibi konuş k k an. demek. buyruk kulu * Emir kulu. ş yollu üzüntü anlatı ı sı aka r. buyuru * Buyruk. eylemek' anlamı yardı fiil olarak kullanı nda mcı lı r. vezir. * Gelmek.

buz durumuna gelmek. buz yalağ ı * Yüksek dağ larda kalı kar ve buzulun birlikte oluş cı turduğ arkası yanları önü açı çember biçimli u. etkisi çok az olacak bir iş yapmak. buzağ ı lamak * (sır için) Yavrulamak. üzülecek bir durum karş nda donakalmak. buz duvarı * Samimî olmamaktan ortaya çı arzu edilmeyen. *şı aş lacak. ve dik. ı sı buzağ z ı sı * Buzağ olmayan. çukurluk. k. lı buz kalı bı * Suyun belli biçimlerde donması sağ nı layan özel kap. ı sı buzcu * Buz satan kimse. vı buz dağ ı * Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akı larla yer değtiren büyük buz parçası ntı iş . ğ ı buzağ ma ı laş * Buzağ mak iş ı laş i. arada soğ kan. buz torbası * Tedavi amacı kullanı ve içinde buz parçaları yla lan bulunan plâstik bir torba. donmak. * bir kimseye etki yapmayan sözler söylemek. buz kesilmek * buz gibi soğ umak. aysberg.* (sılar için) yüzeyi donmak. buzla kaplanmak. buz gibi * çok soğ uk. buzağ mak ı laş * Buzağdurumuna gelmek. * (kötü nitelikler için) kesin bir gerçeğbelirtir. sır ı buzağ ı lama * Buzağ ı lamak iş i. ukluk yaratan durum. buzağ ı * Sütten kesilmemiş ğ yavrusu. . ı sı buz kesmek * çok üş ümek. buz tutmak * (sı için) üstünde buz oluş vı mak. buz üstüne yazı yazmak * süresi. i * (et için) temiz ve yağ. * çok üş ümek. ı buzağ ı lı * Buzağ olan.

* Televizyon ekranı . kı açmak için yapı ş lmıgemi. dargı k. donmayı önleyen alet. * Buz içinde tutularak. utulan kap veya dolap. buzla * Deniz suyunun donması kutup bölgelerinde oluş buz alanı yla an . baş nda ağ ya ru ı ı r r iş cumudiye. nlı buzlaş ma * Buzlaş iş mak i. buzlar çözülmek * buzlar erimeye ve kı rı lmaya baş lamak. . * aradaki soğ ukluk. buz tutmak. buzul bilimci * Buzul bilimi uzmanı . aysfild. * Buzdolabın içinde buz yapan bölme. ş buzlu cam * Saydamlı giderilmiş ğ ı cam. buzlaş mak * Buz durumuna gelmek.buzculuk buzçözer * Buzcunun iş i veya mesleğ i. glâsyolojist. buzluğ an buzluk * Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi. nan sı buzuki buzul * Kutup bölgelerinde veya dağ ları aş ı doğ ağ ağ yer değtiren büyük kar ve buz kütlesi. gerginlik ortadan kalkmak. lan * Soğ hava deposu. göl veya ı rmaklarda ulaş öteki gemilere kolaylaşrmakta kullanı buzları rarak yol ı mı tı lan. defroster. * Buzu çözen. bankiz. motorla çalı dolap. uk buzkı ran * Donmuş deniz. buzlanmak * Buzla kaplanmak. buzdolabı * Yiyecek ve içecek gibi ş eyleri soğ olarak saklamaya yarayan. * Buğ ulanmıgibi olan. * Yiyecek ve içecekleri soğ utarak saklamak için kullanı buzla soğ lan. buz lamıolan. buzlu * Buz tutmuş bağ ş . içine buz katı soğ larak utulmuş . saydam olmayan. uk ş an buzhane * Buz yapı yer. buzlanma * Buzlanmak iş i. bozuk düzen çalı bir Yunan çalgı. nı * Bağ lamaya benzer.

an buzul taş * Buzullarıtaş p biriktirdikleri. bücürlük Büdü büfe * İ sofra takı nıkonduğ dolap. buzul çağ ı * Dördüncü zamanı yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğ n. ı na n ş arı buzul masası * Çevresindeki buzlar erirken.buzul bilimi * Fizikî coğ rafyanıbuzulları yeryüzündeki iş n ve levlerini konu alan bölümü. bücürleş mek * Bücür duruma gelmek. sa bücürleş me * Bücürleş iş mek i. ması laş ş buzul kaynağ ı * Buzulun eriyerek toprağ altı inen suyunu dı ya veren kaynak. * Ufak tefek ve kı boylu. pleistosen. * Buzulu olmayan. glâsyoloji. * Bkz. buzullaş ma * Buzul durumuna gelme. buzullaş mak * Buzul durumuna gelmek. buzul dönemi * Buzullarıyayı ğdördüncü zaman. n ı yı ltıveya lar. üzerleri çok kez parılı çizikli taş moren. lı p i büfeci * Büfe iş kimse. çine mların u * Toplantı yiyecek ve içeceklerin konulduğ masa. eylerin satı tüketildiğyer. leten * Bücür olma durumu. . larda u * İ yiyecek türü ş çki. n ldı ı buzul kar * Bir buzulun oluş nda temel olan katı mıkar kümesi. Edi ile Büdü. buzul seli * Buzulun erimesiyle oluş sel. bodur (kimse). u dönemi. altı rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak na üzerinde kalan kütle. * Geçmiş larda ve ş geniş çağ imdi veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı . buzullu buzulsuz bücür * Buzulu olan.

bühtan etmek * kara çalmak. pistonlu müzik araçların adı nı . * Böğ ürtlen. bükmek . * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. büklüm büklüm * Çok büklümlü. büğ lü * Küçük büğ soprano büğ alto büğ bariton büğ olarak dört türü bulunan. büğ elek büğ eme büğ emek büğ et * Büve. açan karş . * Oynak kemikleri arası ndaki açı daraltan kasları genel adı ları n . * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. u * Dönemeç. lü. lü. vrı şeylerin oluş turduğ kat. bük. viraj. i * Eğ mek. * Su birikintisi. iftira etmek. bük * Ovada veya dere kısı çalı diken topluluğ yında ve u. ı tı * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. iftira. * Dönemeç. lü rdan. vı * Birkaç tel ipliğburarak sarmak. büğ rü bühtan * Bkz. büken büklük büklüm * Bükülmüşkı lmış .büfecilik Bügdüz büğ e * Büfe iş letme iş i. kı m kı m. uz * Büve. * Suyu önüne bent yaparak toplamak. bakı perdeli veya lü. * Bükülmüş kaytan veya iplik. * Kara çalma. vı * Sertçe çevirmek. vrı vrı bükme * Bükmek iş i. * Vücudun bir bölümünü yanı ndaki bölüm üzerine kırma. kırmak. eğ büğ ri rü. * Büğ emek iş i. gölcük.

ilip * Bükünlü. büktürmek * Bükmek iş yaptı ini rmak. bükülüş * Bükülmek iş i veya biçimi. * Yönelmek. kelime köklerinin baş içinde veya sonunda türlü değ ikliklerin ı nda. büküm * Bükmek iş i. insiraf. büktürme * Büktürmek iş i. ilmiş olan. bükümlü bükümsüz * Bükülmemiş olan. fiil. kı m. katlanmak. iş olması . aç kalı ekil bükücülük * Bükücünün işveya mesleğ i i. * Bükülmüş olan. bakı ndan iş air. ine * (iplik için) Eğ rilmek. ş ş gibi. iir bükünme . vı bükücü * Ağ veya kontraplâkları pla veya elle bükerek ş veren kimse. bükük bükülgen * Kolay eğ bükülen. yün vb. bükümü olmayan. * Döndürmek. insirafî. bükünlü dil * Gramer görevleri ve yapı mı kelime köklerini değ tiren dil: Arapça fail. * Bükülmüşeğ . bükün * Gramer görevleri ve yapı mı bakı ndan. bükülgenlik * Bükülgen olma durumu. * Bir ş bükülmüş kat. bükülme * Bükülmek iş i. bükülmek * Bükmek iş konu olmak. * Eğ ilmek.* Katlamak. için) Bir defada eğ rilmiş miktarı ip . bükümü olan. bükünlü * Türetmede ve çekimde kelime kökleri değikliğ uğ iş e rayan (dil). bükülü * Bükülmüş olan. kırtmak. eyin yeri. vrı * (iplik.

sesinin güzelliğile tanı ş i nmıolan ötücü kuş (Luscinia megarhynchos). bülbül gibi bilmek * çok iyi öğ renmiş olmak. kla mak. * Sesi çok güzel olan kimse. rı * Dönemeç. bülbülkonağ ı * Bir tür hamur tatlı. büküntü * Bükme sonucu oluş biçim veya iz. büküş bülbül * Karatavukgillerden. bülbül çanağ ı * Çok ufak (kâse). viraj. sı bülten * Özel veya resmî kurum ve kuruluş veya yetkili kiş lar ilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayı mlanan duyuru. sı bülbülleş me * Bülbülleş iş mek i. an * Bağ ı rsakta olan ağ. akı bülbülü altı kafese koymuş "ah vatanı demiş n lar. m" * kiş yurdu dında ne kadar zengin olursa olsun. bülbül kesilmek * bir etki veya baskı nda çokça konuş altı mak. ş ı bülbülün çektiğdili belâsı i * ilerisi düş ünülmeden söylenen söz insanıbaş dert açabilir. ortası çukur ve bu çukur yere piş tikten sonra dövülmüş Antep fı ğkonulan bir tür stı ı hamur tatlı. bülbül gibi söylemek * hiçbir ş saklamadan bildiklerini söylemek. neş konuş eyle mak. bülbül gibi konuş (veya okumak) mak * kolaylı konuş okumak. bükünmek * Kı lmak. n ı na bülbülyuvası * Daire biçiminde.* Bükünmek iş i. bülbülleş mek * Bülbül gibi ötmek veya ş mak. itiraf etmek. yine de yurdunu özler. . * Bükmek iş i veya biçimi. sancı kı rı dan vranmak. * Dergi. ey bülbül gibi ş mak akı * güzel sesle. i. bükülmek. vrı * Ağdan. bülbül gibi konuş turmak (veya söyletmek) * itiraf ettirmek.

kuruluş . sı * Yapı . bürümcek * Koza gibi yumaklanmış şey. istilâ etmek. ş ma . * Bölüm. kaplamak. bünyece bürgü bürgülü büro * Çalı odası hane. * Atkı . dürülmüşkatlanmıolan ş . bürülü bürüm * Bürünmüş . bürudet bürük * Duvak. bünye bakı ndan. bürokrat * Devlet dairesinde çalı görevli. * Bünye olarak. * Çarş af. bürümek * Sarmak. * Ham ipekten dokunan bir tür iç çamaş kumaş ı rı ı . * Kamu yönetimi ile ilgili. ş ey. * Çok. yazı * Danı ve yazı lerinin yürütüldüğ iş ş ma iş ü yeri. bürünme . mı * Baş örtüsü. bürokrasi * Kı rtasiyecilik. bürüme * Bürümek iş i. güçlü etkilemek. nce * Bürgüsü olan. bürokratik * Kı rtasiyecilikle ilgili. bürümcük * Ham ipekten dokunmuş giysi kumaş ı . ş an * Kı rtasiyeci. * İ perde. ş ube. basmak.bünye * Vücut yapı. * Soğ ukluk. * Bürülmüş . örtmek. * Kamu yönetimi. * Yazı masası .

büryancı * Bkz. bütçe * Devletin. soğ domates. tamlı k. tamamı yla. bütün bütüne * Bütün olarak. onaylayan ve bu iş lemlerin yapı na izin veren kanun veya karar. daki k * Ufaklı bozukluk olmayan (para). omuzlarla birlikte göğ üsten yukarı bölümü. bütçeleme * Bütçelemek iş i. * Çok sayı varlıve nesnelerin hepsi. pirinç. t olarak yararlanı HC formülündeki lan hidrokarbür gazı .* Bürünmek iş i. yla. ğ ı giderlerini tür ve ayrı ları gösteren çizelge. * Heykeltı lı baş göğ bazen de omuzları raşkta ı sü. büst * Vücudun. * Bir görünüşgirmek. tamamen. bütün bütün * Büsbütün. . tamamı temelli. içine alan sanat ürünü. * Eksiksiz. bir kuruluş bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladı gelir ve un. örtünmek. tam. karımı rı ı irilen bir pilâv türü. biryan. ntı yla * Devlet ve öteki kuruluş veya topluluklarıbelirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama n niceliklerini önceden belirleyen. biryancı . * Birlik. iyice. büsbütün *İ yiden iyiye. bütan * Metal bidonlar içinde az bir bası altı sılaş yakı nç nda vı an. bütünü. büten bütün * Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı . bürünmek * Bürümek iş konu olmak. ine * Sarı nmak. lması bütçe açı ğ ı * Bütçede belirlenen giderlerin gelirlerden çok olması durumu. * Parçalanmamı ş . baharat ve yağ ş yla fında piş an. bütüncü ekonomi . bütçe yı lı * Bir bütçenin uygulanmaya baş ğgünden ertesi yı ladı ı l aynı güne kadar geçen süre. büryan pilâvı * Kemiksiz koyun eti. e büryan * Bkz. k. bütçelemek * Bütçe yapmak veya hazı rlamak.

* Bütünleme sı . bütünlemeli * Bütünleme sı na girmesi gereken (öğ navı renci). bütünleyici * Bütünleme iş yapan. navı bütünleme sı navı * İ ve orta dereceli okullarla üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğ lk renciler için genellikle yaz tatili veya dönem sonunda açı sı ikmal imtihanı lan nav. tamamlama. bütünletme * Bütünletmek iş i. bütünler açı * Ölçülerinin toplamı 180° ye çı nı karan açı lardan her biri. tamamlatmak. inde . * Ufak. bütüncüllük * Bütüncül olma durumu. mütemmim. total. ini bütünlük bütünsel * Bütün olma durumu. * Bütün niteliğ olan. ikmale kalmak. nı ve um. a bütünlenme * Bütünlenmek işveya durumu. bütünlemeye kalmak * bir öğ renci yarı l veya öğ yı retim yısonunda bir veya birden çok dersten bir kez daha sı girmek üzere lı nava baş sı ğ uğ arızlı ramak. bütünleş me * Bütünleş iş mek i. bütünletmek * Bütün durumuna getirmek. ikmal edilmek. tamamlanmak. i bütünlenmek * Bütünlemek iş konu olmak. . tamamlamak. bütüncül * Totaliter. bütünleme * Bütünlemek iş bütün. i.* Ekonominin bütün alanları kapsayan yapı oluş makro ekonomi. ine bütünler * Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen. bütünleş mek * Bütün duruma gelmek. mütemmim. ikmal. bozuk paraları büyük para durumuna getirmek. bütünleyen * Bütün durumuna getiren. tek parça durumuna getirme. bütünle ilgili. bütünlemek * Eksiksiz duruma getirmek.

ı tı * (soyut kavramlar için) Çok. ı ey nda arak büyük abdest * Dı . rsağ ini büyük aile . kaka. ı büyü bozmak * yapı ş büyüyü etkisiz duruma getirmek. aş * Niceliğçok olan. * Biraz büyük. sihirbaz. büve bovis). * Bkz. büyücek büyücü * Büyü yapan kimse. büvelek büvet büvet * (istasyon. i * Yetiş belli bir yaşgelmiş kin. büyük gibi. benzerlerinden daha fazla olan. lmıbir büyü yapmak * büyü yolu ile etki altı almaya veya aldı na rmaya çalı ş mak. küçük karş . büyüğ ümsü * Büyüğ yakır. büyüklere özgü. vıltı yla tedirginlik yaratan sokucu sinek (Hypoderma ğ ı ran. lmıbir büyü bozulmak * yapı ş büyü etkisiz duruma getirilmek. ş kı büyük abdesti gelmek * göden bağ ı boş ı nı altma gerekliğ duymak. ortalamayı an. i * Üstün niteliğolan. sihir. * Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse. * Önemli. sinema gibi yerlerde) Yiyecek ve içecek satı küçük büfe. bağ ı . tiyatro. büyük (söz) söylemek * yapacağbir ş hakkı kesin konuş övünmek. a .bütünsellik * Bütün olma durumu. büyücülük * Büyücünün yaptı işsihirbazlı ğ . n nı zıları * Büve. lan büyü * Tabiat kanunları aykısonuçlar elde etmek iddiası olanları baş na rı nda n vurdukları iş ve davranı gizli lem ş lara verilen genel ad. afsun. ı k. * Karşdurulmaz güçlü etki. büyüğ yakı e n. füsun. * Daha çok sırlara saldı onlarıkanı emen. Büğ et. e ş ı büyük * (somut nesneler için) Boyutları .

ması büyük lâf etmek * Bkz. lerin ı nda n ı laş ı büyük boy * Normal ölçülerden daha büyük. büyük söz söylemek.* Büyük baba. gelinlerinden ve çocukları oluş aile. yüceltmek. n büyük atardamar * Kalbin kası lması karı klardaki kanı ile ncı bütün vücuda taş ana atardamar. kilokalori. büyük harf * Özel adlarla cümle baş gibi yerlerde kullanı ve büyük yazı özel biçimli harf.50 C ye çı nç nda caklını ı karmak için gereken ı miktarı sı . ları lan lan. büyük elçilik * Büyük elçi olma durumu. büyük kan dolaş ı mı * Kalbin sürekli kası gevş lı p emesiyle kan ve lenfin vücudun büyük bölümünü dolaş . dede.50 C den 15. nine. . nı büyük defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. büyük çember * Bir kürenin merkezinden geçen bir düzlemde ara kesiti olan çember. büyük anne ile bunlarıevli oğ ndan. büyük kalori * 1 atmosfer bası altı 1 kg suyun sı ğ 14. büyük ana * Büyük anne. büyük baş derdi büyük olur ı n * büyük iş baş bulunanları karş acağgüçlükler de çoktur. n ulları ndan an büyük amiral * Bazı ülkelerde kara ordusunda mareş denk sayı donanma subayların en yüksek aş ale lan nı aması ndaki amiral. * Büyük elçinin makamı . büyük anne * Annenin veya babanıannesi. büyük görmek (bilmek veya tutmak) * kendini veya baş nı kası olduğ undan üstün saymak. büyük dalga * (radyo yayı için) Uzun dalga. majüskül. un k nı büyük elçi * Üstün aş amalı elçi. ı yan büyük baba * Annenin veya babanıbabası n . büyük hanı m * Yaş kadı lı n. güçsüzleri ezer. büyük balıküçük balı yutar k ğ ı * güçlüler.

manda gibi hayvanları niteliğ belirtmek için kullanı ğ ı n ini lı r. büyük para * Çok para. ı n büyük mağ aza * Her türlü tüketim maddesinin bol miktarda satı sunulduğ yer. n. kuralı . büyükle büyük. ı yan büyük tövbe ayı * Ay takvimin beş ayı inci . büyük önerme * Tası n öncüllerinden büyük olanı mı . * Oldukça önemli. büyük sözüme tövbe! * bir konuda çok kesin konuş ulduğ unda. i. büyük terim * Kapsamı daha geniş olan son uç önermesinin yüklemi görevini taş terim. Yedigir. ve ilere ı ça büyüklenme . küçükle küçük olmak * her yaş durumdaki kiş karşdostça. ramayacağ bir konuda kesin sözler söyleme. büyük ünlü uyumu * Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalıbir ünlü varsa. ı u) sonra kalı ince ünlülerden (e. tersi bir durumun baş gelmemesi dileğ belirtir. rebiyülevvel. eyi eyler Büyükayı * Kuzey yarı kürede yedi yı zdan oluş takı yı z. a ini büyük ş ehir * Ana kent. büyük oynamak * çok para koyarak kumar oynamak. cemaziyülevvel. * büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işgiriş e mek. arkadaş davranmak. ş a u büyük mevlit ayı * Ay takviminin üçüncü ayı . büyükçe * Biraz büyük. m ldı muş m ldı büyükbaş * Sır. dede. ö. büyük tansiyon * Kan bası nı yüksek olması ncın . büyük peder * Büyük baba. büyük yemin etmek * bir ş yapmamak konusunda en kutsal ş üzerine ant içmek. büyük sesli uyumu * Kelimede kalıünlülerden (a. ondan sonra gelen bütün hecelerin kalı ünlülerle. mak. büyük ünlü uyumu. Dübbüekber. n n ince bir ünlü varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı : Çocuklaş denizcilik gibi. majör. ü) sonra ince ünlülerin gelmesi n . o.büyük lokma ye büyük söyleme * baş aramayacağ sonuçlandı ı n.

çekici niteliğolan. na * Etkisi altı almak. büyüklük göstermek * gönül ululuğ göstermek. küçüklerin gözlerinden öpmek * sevgi ve saygı göstermek. büyüleyiş . kibirlenmek. büyüklü küçüklü * Büyük küçük hepsi bir arada. ğ ı büyüklük satmak * gururlanıüstünlük taslamak. gösterme hastalı. ululuk. n üne . büyülenmek * Büyülemek iş konu olmak. teshir etmek. ekber evlât hakkı . * Büyüklere yaraş bağ layı davranı ı ı cı r ş ş . birini kendine bağ na lamak. büyüklük * Büyük olma durumu. büyülemek * Büyü ile etki altı almak. p büyüklük taslamak * kendini üstün görmeye çalı ş mak. büyüklük taslamak. büyüleniş * Büyülenmek işveya biçimi. büyümüş benzer. büyüleme * Büyülemek iş i. büyüksemek * Büyük olduğ kabul etmek. megalomani. kibir. unu büyüksü * Büyük gibi. büyüklerin ellerinden.* Kendini büyük gösterme. i büyüleyici özellik * Sürekli büyüleyici ve etkileyici olma. u büyüklük hastalı ğ ı * Kendini olduğ undan daha büyük ve önemli görme. böbürlenmek. büyüklenmek * Kendini büyük göstermek. i büyülenme * Büyülenmek iş i. büyükseme * Büyüksemek iş i. e büyükten büyüğ e * mirası önce büyüğ o ölünce kalanlarıen büyüğ geçmesi kuralı n e. ine büyüleyici * Etkileyen.

harita gibi ş için) Daha büyük örneğ yapmak. büyütme * Büyütmek iş i. büyültme * Büyültmek iş i. * Büyü gücü olan. a büyütülme * Büyütülmek iş i. * Yaşartmak. ca * Geniş lemek. eyi * (resim. geniş letmek. * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlarıartması n n . mübalâğ etmek. ş iddeti artmak. güçlenmek. büyültmek * Bir ş büyük duruma getirmek. büyütken doku * Sürgen doku. ması ş ları ı na büyüsel büyüteç * Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaşrı mercek. * Yetiş mek. * Fotoğ ve resimlere boyut kazandı iş agrandisman. eyler ini * Abartmak. büyütmek. * Önem ve değ kazanmak. büyümek * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde. * Artmak. bakmak. sihirli. eskisinden büyük duruma gelmek. büyütülmek * Büyütmek iş lmak. raf t. raf rma lemi. irileş n mek. .* Büyülemek işveya biçimi. pertavsı tıcı z. * Sayı artmak. büyültüp basmaya yarayan aygı agrandisor. büyüme * Büyümek iş i. i yapı büyütürlük * Büyü ile ilgili olan. boyutlar artmak. * Abartmak. büyüklerinki gibi olan. yaş ı lanmak. * Uzakta duran cisimlere dürbün veya benzeri bir araçla bakı ğ cismi gören açın çı gözle ldında ı nı plak bakı ğzamanki açı oranı ldı ı ya . er büyümüş küçülmüş de * (çocuk için) konuş ve davranı yaş uymayan. * Birisi tarafı yetiş ndan tirilmiş kimse. i büyülteç * Fotoğ ve resim büyültmeye. * Yetiş tirmek. büyülü * Kendisine büyü yapı ş lmı(kimse). büyütmek * Büyük duruma getirmek.

). i büz * Künk. ı tı rı büyütüş * Büyütmek iş i veya biçimi. * Dikiş kumaş bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğ çekilmesi ile oluş kumaş te ı n in an. n ı n rsağ i * Yüreklilik. ı n bolluğ azaltan sı küçük kı m. büzgüsüz * Büzgüsü olmayan. aş nlı uk . anüs. büyüyüş * Büyümek işveya biçimi. büzgen büzgü * Kası vücuttaki herhangi bir deliğaçan veya kapayan çember biçimindeki kasları genel adı larak i n . * Kalı bağ ısona erdiğyer. torba vb. büzülmek * Büzmek işyapı i lmak.* Aş laşrma. ini büzgülemek * Büzgü ş eklini vermek. büzülerek dikilmiş olan. sışrarak veya kı m yaparak bir ş alanı ve hacmini küçültmek. cesaret. büyüye kapı (veya tutulmak) lmak * yapı büyünün etkisinde kalmak. lması * Toplanarak büzülmüş . * Büzmek iş birine yaptı ini rmak. dedikodu yapı na engel olmak. zı lan * Buruş turarak. kı tı vrı eyin nı * Kapatmak. ş kı k. * Ağ büzülerek kapatı (kese. büzgülü * Büzgüsü olan. büzmek büzük büzüktaş * Kafa dengi arkadaş . * Korku. büzülme * Büzülmek iş i. bir ş o kimsenin çekiciliğ lan eyin inden kurtulamamak. soğ gibi etkenlerle bir kenara sinmek. büzdürme * Büzdürmek iş i. bir kenara çekilmek. büzdürmek * Büzmek. büzme * Büzmek iş i. vrı büzgüleme * Büzgülemek iş yapmak. kafadar. unu k.

büzüş mek * Büzülerek alan hacmini küçültmek. na ca vb. baypas.büzülüp oturmak (kalmak) * bir kenarda çekingen bir tavı oturmak. ). -ca / -ce. sert-çe vb.. u msaklı tah açı yiyecek. -ça / -çe * Sı fatlardan küçültme sı fatları türeten ek: Sarın-ca. "kadar" anlamı zarf türetir: Bun-ca. İ ngiliz-ce. i büzüş me * Büzüş iş mek i. soluk-ça. Ce adı verilen bu harf ses bilimi bakı ndan ötümlü katık diş diş mı ş ı eti ünsüzünü gösterir. biz-ce. -cacı/ -cecik k * Zarf türeten ek (vurgusuz): hemen-cecik. dil adları k-ça. "-a göre" anlamı zarf türetir: Onlar-ca. yavaş k. cabadan * Bedava olarak. günler-ce. ben-ce. aylar-ca. ı * Bkz. onna k-ça. -ca / -ce. . c. ş ı caba * Bir ş ödemeden. mı na -ca na sen-ce vb. "bakı ndan" anlamı zarf türetir: Para-ca. topluluk beraberlik anlatan zarflar türetir: Aile-ce. kış rı mak. esmer-ce. para vermeden alı ş bedava. kış müş rık. irret n. lı cacı k cacı k * Yoğ ayran içine hı veya marul doğ urt. köy-ce vb. usul-cacıvb. rla büzülüş * Büzülmek işveya biçimi. karş ksı fazladan. cadalozlaş ma . C * Türk alfabesinin üçüncü harfi. büzüş . sayı eş bildiren zarflar türetir: Yüzyı ca itlik llar-ca. açı mert-çe vb. -çacı k cadaloz * Çok konuş huysuz ve ş (kadı kocakarı an. büzüş ük by-pass C * Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan. binler-ce vb. ey nan ey. Rus-ça. yar ranarak yapı çoğ kez sarı lan. iyi-ce. ev-ce. * Elektrik kapasitesinin kı lması saltı . iş cı * Bir tür ot. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde do sesini gösterir. * Romen rakamları 100 sayını nda sı gösterir. * Karbon'un kı saltması . "tarafı ndan" anlamı zarf türetir: Bakanlı hükümet-çe vb. Türkçe vb. ı z. -ça / -çe * Vurgusuz zarf eki: Kı sa-ca. yaş vb. Ca * Kalsiyum'un kı saltması . türetir: Alman-ca. üstelik. * Fazla olarak.

* Bitki bakı zlı yabanîleş msı ktan mek. * Gösteriş fazla ş ş li. * Ağ kalabalı ile bir ş elde eden. cadı etmek lı k * huysuzluk etmek. dolayıyla meyve verimine engel olan asklı sı mantar (Taphrina cerasi). * saçı ı ık. i * (korkulu bir durumda) baş alıgitmek. . * Ş in bir kolu ve bu koldan olan kimse. cadde * Ş içinde ana yol. ehir caddeyi tutmak * herhangi bir sebeple bir yoldan geçişengellemek. çirkin. * Çok güzel göz. * çok becerikli. uzaklaş ı p nı mak. ı atafatlı k. cadı davranmak. cav. ya ş ı ş . kapamak. . ş ı z ğ ı eyi irret.* Cadalozlaş iş mak i. atafat. * Büyük bez veya deri torba. ihtiyar kadı n. n ğ ı ğ ı cafcaf * Gösterişş . arak ine lan * Huysuz. k. gibi cadı süpürgesi * Emeçleri özellikle dal uçları ndaki kabuk altı sı bir ağ nda kı örerek çekirdekli yemiş açların ağ nı çiçeklenmesine. cadı mak laş * (kadı Çirkinleş huysuzlaş n) ip mak. * Karık. cadı * Geceleri dolaş insanlara kötülük ettiğ inanı hortlak. cafcaflı Caferî cağ cağ . tı başdağ nı rnakları uzun ve pis kadı için kullanı nlar lı r. iîliğ * Parmaklı korkuluk. cadı gibi cadı kazanı * dedikodunun. fesadıçok olduğ yer. gürültülü patı lı ş ı rtı tehlikeli. n u cadı ma laş * Cadı mak iş laş i. cadı lı k * Cadı yakır davranı huysuzluk. * Bu mantarıyol açtı bitki hastalı. cadalozlaş mak * Cadaloz gibi davranmak. cadalozluk * Cadaloz olma durumu.

kabadayı fiyaka. töre veya baş bakı ka mdan iş lenmesinde. caka * Gösteriş m. okumamı bilgisiz. yapı iş lması nca lı lenmesine izin p verilen. cahil * Öğ renim görmemiş . -cak / -cek. * Cahil olma durumu. * Yol yiyeceğ azı i. yapı nda sakı olmayan. çalı satmak. banyo. -çak / -çek * Küçültme isimleri türeten ek: Yavru-cak. k. * Gençlik. cakacı lı k . . ndan iş * Yazı bir sözün olduğ gibi tekrarlandını da u ğ göstermek için alt hizası konulan tı biçimindeki ı na rnak noktalama iş areti. yerlerde atısuyun akması sağ . bilgisizlik. m caka yapmak * gösteriş davranmak. * Cahilce. genç. cakacı * Caka yapmayı seven. duşbanyo vb. fiyakalı li durumda olmak. yasa. * Hamam. deneysizlik ve bu yüzden iş lenen kusur. cahil kalmak * bilgi edinememek. cahile yakır (biçimde). i rası tirildiğ i cağk lı sehpa. yerinde sayı yakık olan. uygun. bilgisizlik. çalı lı k. * Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan. * Dokumacı çözgü makinesinde çözgü ipliğbobinlerinin desen ve renk sı na göre yerleş lı kta. toyluk.cağ * Lavabo. cahile yakır (biçimde). bilgisi olmamak. ini * gençlik. lan. deneysizlik yüzünden kusur iş leme. toyluk. ş ı caize *Ş airlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafı kendilerine verilen bahş. ş ı cahillik etmek * bilgisizliğ göstermek. cahiliyet cahillik * Cahillik. caka satmak * gösteriş yapmak. k nı layan zemindeki delik. caiz * Din. toy (delikanlı kı veya z). cahilâne cahilce cahiliye * Araplarda Müslümanlı önceki çağ ktan . kuzu-cak vb. * Deneysiz. ş ı * Cahil gibi. ş .

* Çerçevelerde camıyerleş n tirilmesi için açı yiv. Kalvencilik. * Cakası olmayan. cansı z. . cam gibi cam göz cam kanatlı lar * Kurtçukları . tamahkâr. * Aç gözlü. * Bkz. Kalvenci. lan * arkası görünen. klı calip Calvinci * Celp eden. cam macunu * Camı yuvası tutturmak ve yalı k sağ na tkanlı lamak amacı kullanı bezir yağve üstübeç karımı ile lan ı ş . Calvincilik * Bkz.* Cakacı olma durumu veya cakalı davranı ş . caka ile yapı gösteriş lan. düzme. çekici.5 cm arası değen ince ve başz tel çivi. li. cam çivisi * Yaklaş çapları mm. cam * Soda veya potas katı ş lmısilisli kumun ateş eritilmesiyle yapı sert. kayı kavak. boyları ı k 1 1. kanatları na camsı . saydam ve çabuk kılı te lan rı cisim. cakalanma * Caka satma. saydam. içki. * Cakası olan. meş ve gürgen ağ n. ş effaf. * Pencere. ile lan cam suyu . cakalı cakası z calî * Yapmacı . ndan lan cam resim * Renkli camları kesilip birbirlerine kurş çubuklarla bağ n un lanması yapı süs veya resim. elma. camcı leri lan . * Kadeh. * (göz için) donuk.5-2. hortumları körelmiş kelebekler familyası . ı cam mozaik * Renkli taş parçaları yerine cam parçaları yapı mozaik. cakalanmak * Caka satmak. nda iş sı cam evi * Cam takma iş yapı dükkân. r * Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapı şsı lmı rça. * Gözü takma olan. sahte. e açları zarar veren. çeken.

camadan vurmak * fazla rüzgâra karşyelkeni kasmak. k. * At alısatma veya yetiş p tirme iş i. camcı macunu * Cam ile çerçeve arası ndaki aralı kapatmakta kullanı ve kaba üstübeçle bezir yağ kları lan ı yapı ndan lan hamur. camcı lı k * Cam alı satma veya takma iş p i. bükülebilir cam liflerinin oluş turduğ ıve ses yalımı kullanı madde. hileci. camcı elması * Ucundaki küçük. * Evin içini pencereden gözetleyen kimse. * Kurnazlı hilecilik. p tiren * Usta. n i i. üzerinde dengeye dayanan. sergen. * Hamamlarda soyunulan camlı yer. * Osmanlı Devletinde atlı ve savaş olan larda padiş n önünde düş ahı mana karşilk saldıya geçen birlik. * Bir yeri. cambul cumbul * (yemek için) Çok sulu. * Ser (II). cambaz akrobat. ipek veya sı iş rma lemeli bir tür kı yelek. vitrin. ları sı ş camadanlı * Camadan giymiş olan. bir veya daha çok bölüme ayı cam bölme. k. * Gözlük. ağ n böceklere ve ateş direncini artı renksiz n acı e ran cam yuvası * Cam evi. * Evin içini pencereden gözetleme. at. * Göstermelik. bisiklet vb. n nı cambazlı k * Cambazıişveya mesleğ akrobatlı akrobasi. dönebilen elmas parçası camı ile çizerek kesmeye yarayan araç. sa * Dört köşyelkenleri boğ yüzeylerini küçültme iş e arak i. cam yünü * Çok ince. * Yerde ve tel. satı ş lı eylerin sergilendiğcamlı k i bölme veya yer. ı rı cambazhane * Cambazlarıoyunları gösterdikleri yer. u sı tı nda lan camadan * Çapraz düğ meli. * At alısatan veya yetiş kimse. camcı * Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. heyecan verici gösterileri yapan kimse. suyu bol. camekân .sı. vı * Potas veya sodanıkuvars ile eritilmesinden elde edilen. tehlikeli. becerikli kimse. camlı ran k. ı camadanı etmek fora * bağ koyuverip kılmıyelkeni açmak. * Kurnaz.

camekânlı * Camekanı (yer). su sırı ğ . çine cami yılmı ama mihrabı kı ş . cam takmak. camgöbeğ i * Yeş çalar mavi renk. camı z cami cami * Toplayan. . yerinde * yaş ğhâlde güzelliğbozulmamı(kadı landı ı i ş n). camlanmak * Cam takı lmak. içinde bulunduran. * Müslümanlarıhep birlikte namaz kı için toplandı yer. zümre. pembe. ile * Bu renkte olan. camı çerçeveyi indirmek * etrafı rı dökmek. * Camlamak iş i. olan camekânlı kutu * Televizyon. * Donmuş . n lmak kları camlama camlamak * Cam geçirmek. camia camit * Topluluk. eti lezzetli bir tür köpek balı (Galeius ğ ı camgüzeli * Evlerde süs olarak yetiş tirilen. camekânsı z * Camekânı olmayan. camlaş mak * Cama benzer duruma gelmek. camlanma * Camlanmak iş i. kömüş ı . * Manda. kı zı rmı çiçekler açan bir tür kı çiçeğ(Impatiens sultanı na i ). her ş parçalayıdağ kıp eyi p ı tmak. * İ alan. bir araya getiren. camlaş ma * Camlaş iş mak i. camgöz canis). * Deniz kısı yakı yaş yına n ayan. boyu bir buçuk metre kadar olan. * Cansı z.

camlatmak * Cam taktı rmak. can atmak can baş üstüne * istenilen ş büyük bir memnunlukla yapı ı anlatı eyin lacağ nı r. nlı * Çok içten. camlı k köş * Saraylarda veya bahçelerde soğ uktan korunmak için camla örtülmüş salon. * İ n kendi varlı. can acı sı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan ş iddetli acı . can alacak nokta (veya yer) * bir ş en önemli yeri. oda. dirlik. camekân. ama. takatsizlik göstermek. * Yerin içinden yüze çı erimiş cak maddelerin. özü. can baş sı ı çramak na * çok korkmak. can alıcan vermek p * ölüm sıntı ve acı içinde bunalmak. can dostu. sebze gibi bitkileri dıetkenlerden korumak için yapı ş ş lmıküçük limonluk. soğ sı nda billûrlaş p biçimsiz olarak kan sı uma rası mayı katı mıdurumu. kı sı sı can arkadaş ı * Bkz. camlı k * Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. * Çiçek. * Kiş birey. camsı * Cam gibi saydam. cı * Azrail. * İ ve hayvanlarda yaş nsan amayı ladına ve ölümle vücuttan ayrı ğ inanı madde dı varlı sağ ğ ı ldına ı lan ş ı k. ş irin. cama benzer. olan. en çarpı. * Yaş hayat. nsanı ğ ı * Gönül. * Bektaş ve Mevlevîlikte tarikat kardeş îlik i. sevilen. camlı * Cam takı şcam geçirilmişcamı lmı . can bayı lmak * iç geçmek. . .camlatma * Camlatmak iş i. * Güç. laş ş camsı z can * Camı olmayan. sevimli. i. * Yakı k duygusu belirten bir seslenme sözü. eyin can alı cı * En önemli.

ş lı can ciğ olmak er * birbiriyle çok yakıarkadaş n olmak. ey ı sı n klı ı ğ can derdinde olmak * zor bir durumdan kurtulmaya çalı ş mak. baş a baş * herkesin kendi canın. can çekiş mektense ölmek yeğ dir * bir iş çeş sıntı üzüntülerle karş ı olağ te itli kı ve ı p laş anüstü gayret harcamaktansa o iş vazgeçmek daha ten iyidir. bunalma hâli. tükenmek. can direğ i . ini lamak. can beslemek * kaygızca yiyip içip rahatı bakmak. kendi baş n kaygına düş ü bir tehlike anı anlatı nı ı nı sı tüğ nı r. huyları vazgeçirmek mümkün değ ndan ildir. bitmek. i z can ciğ er * Çok yakı sı fı. can boğ azdan gelir (veya geçer) * insan yiyeceğ önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaş ine amak mümkün değ ildir. can çı kmayı (veya çı nca kmadan) huy çı kmaz * insanı ş kları alı kanlı ndan. sı na * baş nıyiyeceğ içeceğ sağ kasın ini.can beraber * Çok sevgili. n can çabası * varlını tlama amacı aş gayret. can damarı * En önemli veya hassas nokta. in can dayanmamak * bir ş karş nda insanıdayanı lı elden gitmek. can borcunu ödemek * ölmek. can ciğ kuzu sarması er * içli dı. can cümleden aziz * insanıkendisi herkesten önce gelir. * birbirini seven iki kişbir arada yalnıolarak. ğ kanı ı yla ı rı can çekiş mek * ölmek üzere bulunmak. bir ş yaş eyin aması en önemli araç. can derdine düş mek * ölüm korkusuna kapı lmak. pek içten (arkadaş n. can bunaltı sı * Aş üzüntü sebebiyle canısılma. candan. için can damarı basmak na * bir iş en önemli yönü üzerinde durmak. ı rı n kı can cana. * sona ermek. pek içten. kıkı ).

an can kalmamak * bitkin bir duruma gelmek. * En duyarlı yürek. can evinden vurmak * en etkileyici yönünden saldı rmak. hoş görünmek. can kuş u * Ruh. can kurban * Can feda. can gözdesi * Sevgili. gücü tükenmek. yer. .* Kemanıiçinde. can düş manı * Aş düş ı manlıgüden kimse. * ölüm korkusundan doğ güçlü bir tepki ile. can kurban. can kaygına düş sı mek * her ş eyden vazgeçip sadece kendi hayatı koruma veya kurtarma çabası olmak. can kulağ ı * çok yakıdost. can korkusu * Ölüm korkusu. güçlenmek. sulu bir tür erik. öldürmeyi bile düş düş rı k ünen man.. can noktası * En önemli husus. can havli ile. davranı karş nda söylenir. vurgulanması gereken yer. n arası can dostu * Pek içten dost. can havli. can eriğ i can evi * Genellikle yeş ilken yenen sert. can olmak * sevimli. can havli * ölüm korkusu. ş lar ı sı can gelmek * canlanmak. * Yüreğ altı in ndaki bölge.. alt ve üst kapakları nda dikili duran çubuk. can feda * Çok imrenilen iyi veya güzel ş eyler. nı nda can korkusu * Bkz. n rdaş can kulağile dinlemek ı * büyük bir dikkatle dinlemek. sı .

can sıntı kı sı * yapı bir iş lacak olmamaktan ve hiçbir ş oyalanma imkânı eyle bulunamadı için duyulan tedirginlik. acı vermek. üzücü. nı sı tüğ şı tı can sağğ lı ı * İ n sağ sağklı nsanı ve lı olması . * canlanması yol açmak. nı can pazarı * Herkesin kendi canın kaygına düş ü ve kendini kurtarmaya çalı ğbir durum. eziyet etmek. can yeleğ i * Bkz. na * bir ş çok istemek. zlı anı cana * Sevgiliye hitap sözü. ğ ı bunalı m.). can sı kmak * bı nlıvermek. eyi can yakmak * zulmetmek. kkı k can sohbeti *İ çtenlikle konuş çok yakıdostlar bir arada söyleş dertleş an n ip me. cana kı ymak * öldürmek. can sevecek bir ş ey * hoşgidecek bir ş a ey. cana yakı k nlı . can tahtası * Göğ kemiğ üs i. * bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak. * ruha güç vermek. can vermek * ölmek. can sıcı kı * Üzüntü yaratan. cana can katmak * yaş gücünü artı ama rmak. can yoldaş ı * Yalnı ktan kurtulmak için birlikte yaş lan (kimse vb.can pahası na * canı vererek veya tehlikeye koyarak. cana yakı n * Sevimli. cana minnet saymak (veya bilmek) * bir lütuf olarak kabul etmek. cankurtaran yeleğ i. * üzmek.

istekle. canavarlı k * Canavar gibi davranma. * Acı ses çı acı karan ve uzaklara kadar tehlike iş vermek için kullanı düdük. domuz gibi cana kı yaban hayvanı yan . n. yaramaz çocuk. candan geçmek * ölmek. canavarca * Canavar gibi. tiz ses çı karan alet. *İ çten. samimî. * Korkunç. arı * Acı z. * Kurt. lan canavar otugiller * Bitiş taç yapraklı çeneklilerden. cancağ isterse deyiminde ise önemsemezlik anlatı ı zı ı zı r. canavar gibi olmak. zalim (kimse). en canavarlaş ma * Canavarlaş iş mak i. areti lan canavar gibi * iri yarı rgan. candanlı k * Candan olma durumu. canavar kesilmek * hı nlaş rçı mak. . canavar * Masallarda sözü geçen yabanî. n canan * Gönülden sevilen. saldı * çok fazla. gönül verilmiş olan kadı sevgili. ürkütücü bir durum almak. tarı bitkilerine zarar veren asalak bir bitki familyası ik iki m . kötü ruhlu.* Cana yakı olma durumu. yı cı rtı hayvan. yürekten. * Haş . * (tasavvufta) Tanrı . cancağ ı z candan * Cancağ m sözünde sevgi ve teklifsizlik. canavara uygun düş biçimde. candan candan *İ çtenlikli bir biçimde. candan yürekten * içtenlikle. gönülden. ğ ı canavar düdüğ ü * Taş ı tlarda bulunan. canavarlaş mak * Canavar gibi davranmak. canavar otu * Canavar otugiller familyasın örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalakları biri nı ndan sayı çiçekli bitki (Orobanche ramosa). ilgiyle. *İ çtenlikle. ması * Köpek balı. .

için) canfeza cangı l * Bkz. eyi canı kası çı ca! * "büyük zarara veya kötülüğ uğ n. canfes gibi yaprak * (asma ve dut yaprakları ince. cangı l cungul * Hayvanlara takı çanları veya baş maden eş n çı ğkaba sesleri anlatı lan n ka yanı kardı ı r. canı çekilmek * (vücudun herhangi bir organı canlı ı r gibi olmak. inde lmıbir ik . ince dokunmuş . * Bu biçimdeki gürültü. ey canı burnunda olmak * çok yorgun ve bezgin olmak. canı ölçmek cana * baş na yapı ş kendine yapı gibi düş kası lacak eyi lacak ünmek. çok heyecanlanmak. tahammül etmemek. canı cehenneme * sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildirir. e rası an nda lan canı kmak çı * Türk müziğ çok az kullanı ş birleş makam. ölsün" anlamları kullanı bir ilenme sözü.candarma * Jandarma. parlak. * Karıklı kargaş ş k. * Bu kumaş yapı ş tan lmı . * üzülmek. istek duymak. ipekli kumaş . tüyler ürpertici. canı çekmek * bir ş istemek. canı na (veya içine) sı canı ğ mamak * sabıı k göstermek. için) lı azalı ğ * içi ezilmek. kulak tı rmalayan. rahatsıolmak. vurma vb. canhı raş * Yürek paralayan. canı mak acı * çarpma. z canı zı (veya boğ na) gelmek ağna azı * büyük bir tehlike karş nda ölecekmiş bir korkuya kapı ı sı gibi lmak. ı rı canı burnuna (veya burnundan) gelmek * bir ş yaparken çok zorluk çekmek. taze ve sinirsiz yaprak. tok. * aş duygulanmak. acı . cengel. ı a. rs zlı canı cebinde * zayı f ahlâklı kimse. canfes * Üzerinde desen bulunmayan. periş olsun. arzulamak. sonucu acı duymak.

canı sevmek gibi * çok güçlü bir sevgiyle bağ lanmak. * ümit ve ümitsizlik arası kalıheyecanlanmak. canı gönülden (veya canı yürekten) * içtenlikle. canı isterse * (olumsuz bir cevap karş nda) "kabul etmezse etmesin!" anlamı kullanı ı sı nda lı r. canı ksı çı n! * "ölsün. canı gitmek * özen gösterilen. * yarı üzülmek. rsı canı yanan eş attan yüğ olur ek rük * zarara veya kötülüğ uğ e rayan kimse acını karmak için aş çaba harcar. canı yerine gelmek. canı tatlı * Sınt ı ve acı katlanmak istemeyen. nda canı gitmek gelip * ayı bayı lı p lmak. gebersin" anlamı bir ilenme sözü. sı çı ı rı canı yanmak * çok acı duymak. canıkkı sı n * keyfi kaçmı ş . bir iş zarar görmek. bir te . * büyük sıntı düş kı ya mek.* çok yorulmak veya çok zorluk çekmek. ya. canıkı sılmak * içi sılmak. çok sevilen bir ş zarar gelecek diye kaygı eye lanmak. çok isteyerek. canı istemek * heves duymak. kı i * keyfi kaçmak. sabı z. canı oynamak ile * tehlikeli iş uğ mak. * acı deneme geçirmek. lerle raş canı uğ mak ile raş * ağ hasta olmak. yapacak bir işolmamaktan tedirginlik duymak. kı ya ya canı tez * Beklemeye dayanamayan. nda p canı gelmek * yeniden canlanmak. * ölmek. yarı öfkelenmek. kı ya ı klı canı olsun! sağ * üzülmeye gerek olmadını ı ğ karştarafa bildirmek için kullanı ı lı r. * çok yı pranmak. canı pek * Acı sıntı karşdayanı . ölüm döş inde can çekiş ı r eğ mek.

* ruhu ş olmak. batmak. m) er canı sokakta bulmadı mı m * tehlikeye veya herhangi bir sıntı katlanmaya hiç niyetim yok. gücünü kazanmak. kendine bakmadan yaş amak. sağğ . ı nca laş u canı okumak na * berbat ve periş etmek. * gücünden fazla iş görerek aş derecede kendini yormak.canı yerine gelmek * yorgunluğ geçmek. öldürmek. u lını ı canı mu? yok * birinin katlandı sıntı baş na örnek göstermek için söylenir. * (ca:nı çok güzel. canı kasdetmek na * intihara kalkı ş mak. ndan canı geçmek. canı iş na na lemek (veya canı kâr etmek) na * çok etkilemek. canı ezan okumak na * bir kimsenin hakkı gelmek. canı kı na ymak * acı madan öldürmek. * birini öldürmeye hazı rlanmak. canı acı na mamak * kendini düş ünmeden. kı ya canı n içi mı *ş efkat veya sevgi sesleniş i. canıisterse! n * "dilediğ gibi olsun. canı çı n diyor sanmak m m ksı * birinin en gönül okş cı ayı sözleri bile kendisine dokunmak. * sevgi seslenişolarak kullanı i lı r. sen bilirsin. ğ kı yı kaları ı canı yürekten * Bkz. ad canı düş na kün * kendine iyi bakan. canı m! * hoş nutsuzluk anlatı r. canı dese. an canı rahmet na . ı rı canı minnet na * beklenilmeyen iyi bir durumla karş ı duyulan memnunluğ anlatmak için söylenir. canı değ na mek * çok hoş lanmak. canı gönülden. * kendini öldürmek. kendini koruyan. canı ciğ m erim * içten bir sevgi sesleniş i. çok değ verilen. bana göre hava hoşanlamı kullanı in " nda lı r.

bezmek. canı (bir yere) dar atmak nı * bir tehlikeden güçlükle kurtularak bir yere sınmak. ey * bir ş çok düş olmak. canı yetmek na * katlanamayacak duruma gelmek. sabrı kalmamak. bı kmak. canı tak demek (veya etmek) na * dayanamaz duruma gelmek. yı prandı rmak. lı ı ini canı vermek nı * kendini feda etmek. canı sokakta bulmak nı * sağğkorumak gerektiğ anlatan bir söz. hayranlıveya öfke gibi türlü duygular anlatı k r. canı çı nı karmak * hı rpalamak. kı ya canı bağlamak nı ı ş * öldürülmesi gerekirken vazgeçmek. nı * sıntı sokmak. ş tı canı cehenneme göndermek (veya yollamak) nı * öldürmek. canı diş almak (veya takmak) nı ine * her tehlikeyi göze alarak iş giriş e mek. * hiçbir ş esirgememek. fazla çalı rmak. canı almak nı * (Tanrı ) öldürmek. eye kün canı yakmak nı . ğ ı canı acı nı tmak * birine acı vermek. canı burnundan getirmek nı * çok yormak. çok sevmek. * canı verdirecek kadar memnun etmek. canı susamak na * ölmek istemek. usanmak) * ölümü göze alacak kadar sıntı kı içinde olmak. zgı k canı yandım (veya yandımı na ğ ı ğ n) ı * sevgi.* "Alllah rahmetini esirgemesin" anlamı kullanı nda lı r. neş kaçı esini rmak. canı geçmek ndan * ölmek için hazı r olmak. çok yormak. canı sı nı kmak * keyfini bozmak. * birini öldürmeyi istemek. canı tükürdüğ na ümün (veya üfürdüğ ümün) * kı nlıve öfke belirtir. canı bezmek (veya bı ndan kmak.

cankurtaran ş amandı rası * Denize düş enlerin kolayca belirlenip kurtarı lmaları denize bı lan ve kazaya uğ için rakı rayanlarıbulup n kendilerini göstermeleri için kullanı parlak renkli. cankurtaran * Hastahane veya kliniklere hasta veya yaralı ı taş maya özgü araç. çok sevmek. cankurtaran simidi * Suda boğ ulma tehlikesine karşkullanı ve sudan hafif maddelerden. kı . cankurtaran çanı * Tipili veya sisli havalarda sınacak veya yönelecek yeri yolculara. * Havuz veya plâjda yüzme bilmeyenleri uyaran. ı sı m . nda lmak cankurtaran sandalı * Deniz kazaları veya gemi batmak üzere iken insanları nda kurtarmaya yarayan motorlu. filika. cani canice canilik canip * Yan. ş ı * Cani olma durumu. yacı * Cani gibi. * Cinayet iş lemiş olan kimse. çok sıntı zarara sokmak. caniyane * Cani gibi. fosforlu ş lan. kı ve canın derdine düş nı mek * canı baş bir ş düş ndan ka ey ünemeyecek kadar sıntı olmak. kürekli sandal. cankurtaran salı * Deniz kazaları kullanı üzere gemilerde bulundurulan sal. caniye yakır (biçimde). cankurtaran yeleğ i * Yelek biçiminde yapı ş lmıcankurtaran aracı . amandı ra. ı ı ya cankurtaran kulübesi * Dağ geçitlerinde tipiden veya soğ uktan korunmak icin sınak olarak yapı ş ğ ı lmıkulübe. cankurtaran yok mu! * ölüm tehlikesi karş nda yardı isteme sözü. büyük simit veya yelek biçiminde ı lan yapı ş lmıaraç. gemilere belli etmek için kullanı çan ğ ı lan (veya düdük). yanan veya batma tehlikesi ile karşkarş kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi. taraf. tehlikeden koruyan ve onları kurtaran kimse. * bir kimseyi. kı da canın içine sokacağgelmek nı ı * çok hoş lanmak.* acı verecek biçimde cezalandı rmak. cankurtaran düdüğ ü * Cankurtaran çanı . canice. ambülâns. cankurtaran gemisi * Karaya oturan.

ayı iş k.cankurtaranlı k * Cankurtaran olma durumu. * Güçlü. * Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sı nda hareket duygusu verebilecek biçimde rası düzenleme ve filme aktarma iş i. etkinlik kazandı rmak. lokal vb. var gücüyle. yerlerde yemek sı nda bir veya birkaç müzisyenin çalgı sesleri ile parçaları rası ve seslendirmesi. hayat dolu. * Yaş p yer değ tirebilen yaratı hayvan. canlı canlı * Diri diri. hareketlilik kazanmak. dirilik getirmek. ş canlı model * Figürlerle süslü veya heykeltı lı yararlanı kadı veya erkek. * Canlı tazelik. canlı kazandı lı k lı k ran. canlı cenaze * Çok zayıbir deri bir kemik kalmıkimse. diri duruma gelmek. hareketli. canlanma * Canlanmak iş i. canla baş la * Seve seve her türlü yorgunluğ göze alarak. etkili. canlanmak * Gücü artmak. canlandıcı rılı k * Canlandıcı rı olma durumu. . ileş * Geçmiş olayıgeliş bir n mesini ve sonucunu aynı biçimde yansı sunma. canlanması yol açmak. lı k. f. raşkta lan n canlı müzik * Gazino. * Kiş tirme. canlı * Canı olan. * Etkinliğartmak. u canlandıcı rı * Canlı veren. henüz ölmemiş . na * Yaş atmak. * Bir canlı resim veya ş filmi için hareketliliğsağ ema i layan tek tek resimleri yapan sanatçı . canlandılmak rı * Canlandı rmak iş konu olmak. i * Depreş mek. yaş ayan. diri. tarak canlandı rmak * Canlanması sağ nı lamak. lına ğ * Yoğ unluk. (birinin) kı ı girmek. * Geçmiş yaş bir olay veya durum yeniden hatı te anan rlanmak. * Heyecanla. ine canlandım rı * Ortada kalan kalı ları göre bir eserin ana tasarına uygun olarak yeniden çizimi. canlandılma rı * Canlandılmak iş rı i. ntı na sı canlandı rma * Canlandı rmak iş i.

cansı k zlı * Cansıolma durumu. * Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatıilkesi olduğ ileri süren öğ n unu reti. hilozoizm. * Güçsüz. z * Hareketsizlik. cansıcansı z z * Cansıolarak. * İ uyandı lgi rmayan. * Neş elilik.canlı özdekçilik * Evrenin temeli olarak düş ünülen maddenin canlı olduğ savunan doktrin. capcanlı . k cansıhedef z * İ ve hayvan dında kalan hedef. sönük. * Canlı olmayan (varlı camit. cansı tı zlaşrmak * Cansıduruma getirmek. . una canlı lı k * Canlı olma durumu. hareketlilik. z cansı tı zlaşrma * Cansı tı iş zlaşrmak i. * Bağ z bir ruhî varlın insanda ve doğ nesnelerinde yerleş olduğ inanan ilkel dinî görüş ı msı ğ ı a ik una . cansı mak zlaş * Cansıduruma gelmek. canlılı cı k * Olup bitenin ruhlar alanın gizli güçlerince yönetildiğ inanan ilkel anlayıanimizm. mecalsiz. k). nsan ş ı cansı ma zlaş * Cansı mak iş zlaş i. canlı n yayı * (televizyon ve radyo için) Daha önceden herhangi bir gereç üzerine tespit edilmemiş cı tespit edildiğ . nı cantiyane * Kantiyane. nı ine ş . z z cansıdüş z mek * hastalıveya yorgunluk yüzünden bitkin bir duruma gelmek. cansiparane * Canı verircesine. z * Bir diş canlı in dokusunu yok etmek. * Durgun. cansı z * Canı yitirmişölmüş nı . cansıgibi. özveriyle. * Çocukta bir düş biçimi olarak bütün cisimlerin canlı ünce olduğ inanma. alıyla i anda yapı yayı lan n. unu canlı resim * Bir hareketi parçaları ayıp bunlarıelle yapı resimlerinin alıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve na rı n lan cı gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniğ i.

gürültülü bir biçimde (konuş ma).* Çok canlı biçimde). na * Fermuar. alıp satı rı p nı labilen. tellâl ile duyurma. ş arjör. * Olagelen. cariyelik * Cariye olma durumu. car etmek * nara atmak. * Geveze. carcur carcur cari * "Geliş igüzel konuş mak" anlamı gelen carcur etmek deyiminde geçer. söz söylenen kimseye aş bir saygı ı rı göstermiş olmak için kadı tarafı "ben" zamiri yerine nlar ndan kullanı . car car * Çok ve yüksek sesle. carlamak . yürürlükte bulunan para. ilân etmek. her konuda efendisinin isteklerine bağ bulunan genç kadı halayı lı n. nları na af. * Yabancı ülkelerden kaçılıözgürlükten yoksun edilen. (bir car * Çağ. cari masraf * Belirli bir dönemde yapı harcamalar. carcar carcur * Bkz. cari hesap * İ taraf arası sürüp giden alacak verecek iş ki nda lemlerinin tutulan hesabı . geçen. cariyeniz (veya cariyeleri) * eskiden. yürürlükte olan. lı rdı * aynı maksatla genç kadı nlardan söz edilirken onları anlatan kelimelere bir unvan gibi getirilirdi. ilân. yardı m. k. arz ve talebe göre belirlenen fiyatı . car * Bazı yerlerde kadı n kolları örttükleri veya boydan boya örtündükleri çarş zar. imdat. haykı rmak. rı * Tehlike durumu. carlama * Carlamak iş i. cariyelik etmek * cariye gibi hizmet etmek. lan cari para cari ücret cariye * Geçerli olan. yaygaracı . * Akan. * İgücü piyasası iş ş nda gücünün.

çağ (II). önemsiz. duyurmak. abartısöz. çok söylemek. rı plak. çaş k. nara atmak. cavlağçekmek ı * ölmek. cavalacoz * Değ ersiz. haykı lân rmak. cartayı çekmek * ölmek. mlı r nana ı carta cartadak cartadan * Cartadak. * Yellenme.* Bağ ı konuş rarak mak. cascavlak kalmak * bütün imkânları elinden alı ş nmıolarak ortada kalmak. çaş ı t. ey rtı rken kan * Carı olan. * İ etmek. * Çılçı örtüsüz. cart kaba kâğ ı t * yüksekten atana veya çalı bir tavıtakı karşsöylenen hafifseme ünlemi. carlı carsı z * Carı olmayan. derme çatma. cav * Bkz. casus casusluk * Casus olma durumu. cavlak . (II) cart cart ötmek * kendini beğ enmiş davranı ve buyururcası söz söylemek. * Birdenbire ve gürültü ile. hiç tüyü olmayan. bir ş la na cart curt * Gerekli gereksiz yerde söylenen. z. * Bir devletin veya bir kimsenin sı nı kasın hesabı öğ rları baş nı na renmeyi üstüne alan kimse. (II) cart * Sert bir ş yı lı çı ses. cascavlak * (baş için) Çok saçsı çok tüysüz. lı cart curt etmek * göz korkutmak veya övünmek amacı abartıkonuş yla lı mak. ı tlı casusluk etmek * casus olarak çalı ş mak.

plaklı cavlama cavlamak cavlamak * Cavlamak iş i. sağ ndan caydış rı caydı rma * Caydı iş rmak i. caydıcı rı * Kararı ndan. plak. sözünden döndürücü. gürültülü ses çı kartmak. caydılmak rı * Cayması lanmak.* Çı tüysüz. i . caydıcı rılı k * Caydıcı rı olma durumu. plak * Ölmek. vazgeçirilmek. kararı döndürmek. dönek. kararı döndürülmek. çı kalmak. * Caydı işveya biçimi. gürültü. rtı cayı rdatma * Cayı rdatmak iş i. rtı cayı vermek rtı * gürültü ile gözdağvermek. uzun. yı lma sesi. cavlaklı k * Cavlak olma durumu. cayı rdama * Cayı rdamak iş i. yı ldını ı ı lı r. caydı rmak * Cayması sağ nı lamak. cayı rdamak * (nesneler için) Ses çı kararak yanmak veya yılmak. *Ş iddetli. etkili olarak. cayı ş * Caymak işveya biçimi. ndan caygı n * Vazgeçip iş ardı bı in nı rakan. ı cayı yı rtı basmak (veya cayı koparmak) rtı * birdenbire bağ p çağ ı rı ı rmaya baş lamak. tüyünü dökmek. vazgeçirmek. * Kavlamak. cayı rtı *Ş iddetli yanma. çı k. rmak i cayı r r cayı * Bir cismin çabuk ve ş iddetle yandını rtı ğ anlatmak için kullanı ğ . cayı rdatmak * (nesneler için) Sert.

vazgeçmek. cazibedar * Çekiciliğolma. * Çekim. * Güreş olan pehlivanları ecek yüksek sesle izleyicilere tanı ve duaları okuyarak onları tan nı alana süren kimse. nı cazı rdama * Cazı rdamak iş i. * Caz müziğçalan orkestra. * Fitneci. na cazı rtı cazibe * Cazı rdama sesi. ndan * Baş çta Kuzey Amerika zencilerinin müziğiken sonraları langı i bütün dünyada benimsenen bir müzik türü. kararı dönmek. cazibe kanunu * Yer çekimini belirten kurallar bütünü. cazgık rlı cazı r r cazı * (bir cismin kaynama ve yanması belirtirken) Güçlü ve sesli olarak. * Sözünden. i mlı cazibeleş me * Cazibeleş durumu. i * Cazcın iş nı i veya mesleğ i. cazı rdatma * Cazı rdatmak iş i. m. cazı rdamak * Caz diye ses çı karmak. * Alı alı lı çekicilik. i n ları cazbant * Caz müziğçalan orkestra. * Cazgı r olma durumu. cazı rdatmak * Cazı rdaması yol açmak. i cazcı cazcı lı k cazgı r * Caz müziğçalan veya besteleyen kimse.cayma caymak caz * Caymak iş i. alı . i caz takı mı * Caz müziğçalan orkestranıbütün çalgı . mek cazibeleş mek . albeni. mlı k.

karı * Kemanısı ve göğ tahtası iki yanı C harfi biçiminde çenten oyuklar. mlı cazibeleş tirmek * Çekici. alı z. cazipleş tirmek * Cazip duruma getirmek. * Yabancı devlet elçiliklerine ait arabaları plâkaları kullanı kı n nda lan saltma. alı duruma getirmek. . alı duruma gelmek. alı . mek cazipleş mek * Cazip duruma gelmek. mlı cazibeli * Çekici. * Cazı olmayan. cazibesiz cazip cazipleş me * Cazipleş durumu. cazipleş tirme * Cazipleş tirmek durumu. elveriş lgi ran. cc Cd CD Ce * Seryum'un kı saltması . ağ ğolan. * Çekici. mlı cazur cazur * Bkz. cazlı cazsı z * Cazı olan. ı ı rlı * Çekici olmayan. li. alı . cazipli caziplik * Cazip olma durumu. n rt üs nı ndan * Kadmiyum'un kı saltması .* Çekici. cazı r. bebekleri eğ nı lendirmek için çı lan ses. albenili. msı * İ uyandı çekici. * Kucak çocukları. albenili. r cazı Cb * Kolombiyum'un kı saltması . mlı * Önemli. ce ce * Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı .

zorba. nda atlı * Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti. cebin . zorba. boş toprak. cı * Kudret sahibi. * Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yı z kümesi. * ("büyük kudret" anlamı kayarak) Merhametsizlik. savaş rası tı zeamet sahiplerinin dirlikleri oranı göre İ u sı nda mar. a cebellezi * Hakkı olmayan bir ş kendisine mal edip cebine koyma. * Bkz. * Silâh. Tanrı . ceberut * Tanrı n her ş üstünde olan kudreti. -ca / -ce (II). z. merhametsiz. tı kulu ndan nı cebel * Dağ . * Acı z. cebbar * Zorlayı. ce demeye mi geldin? * "Bu kadar az oturmaya mı geldin?" anlamı kullanı nda lı r. cebi delik (kimse) * para tutmayan. na yanları götürmekle yükümlü bulundukları asker. cebelleş mek * Uğ mak.-ce -ce * Bkz. * Ekilmemiş tarla. * Sahipsiz. cebelleş me * Cebelleş iş mek i. ekime elveriş olmayan yer. 'nı eyin * (tasavvufta) Allah'a varmanıüçüncü basamağ n ı . -ca / -ce (I). li cebeli * Osmanlımparatorluğ döneminde. zorbalı ndan k. ması cebi delik * Tutumlu olmayan (kimse). savaş ordunun silâh ve mı ta cephanesini ulaşran yaya kapı ocakları bir sıf asker. münakaş etmek. tartı ş mak. züğ parası ürt. açıgöz (kadı k n). cebeci * Yeniçeri ordusunda silâh yapan. eyi cebellezi etmek * cebine indirmek. savurgan. ldı * Becerikli. onaran ve bakı ile görevli bulunan. cebe * Zı rh. cebi para görmek * parası yokken para kazanmaya baş lamak. cebine indirme. çekiş raş mek.

cebir kullanmak * bir işyaptı için zora baş i rmak vurmak. larak rı * Zorla. cebirsel * Cebirle ilgili. süyek. cebirsel ifade * Cebirsel deyim. * Artı eksi gerçek sayı bunlarıyerini tutan harfler yardı yla nicelikler arası genel bağ lar ve larla. zoraki. cebire * Kık kemikleri yerinde tutmak için kullanı tahta. n. mukavva veya tenekeden yapı şüzeri bezle rı lan lmı . kendini tutma. fatalizm. cebrinefs * Kendini zorlama. kaplanan levha. ğ ı cebini doldurmak * karş tı elveriş durumlardan yararlanarak bol para kazanmak. ceddine lânet (veya yedi ceddine lânet!) * "soyun sopunla birlikte Tanrı cezanı versin!" anlamı ilenme bildiren söz. lar cebirsel formül * Cebirsel deyim. cebirsel deyim * Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde. cebrî * Zorla yapı zor kullanı yaptılan. n mı nda lantı kuran matematik kolu. cebinden çı karmak * ondan çok üstün olmak. * Alı yüz. cebrî yürüyüş * Bir yere kuvvet yetiş tirmek veya düş mandan önce varmak için yapı sı yürüyüş lan kı . koaptör. lan. zorlayı ş .* Korkak. zı nda . cebren cebretme * Cebretmek iş i. ı ğ laş ı li cebir cebir * Zor. zor kullanarak. cebriye * Yazgılı kadercilik. bunlara bağ bir büyüklük ölçüsünü çı lı karmak için gerekli iş lemleri gösteren ve birbirine cebirsel iş aretlerle bağ lanan harf ve sayı bütünü. cebretmek * Zorlamak. cebine indirmek (veya atmak) * (para için) hakkı olmadı hâlde kendine mal etmek. cı k.

eziyet. cehennem gibi * çok sı cak. bir çı da. ı r . kı ya. cefalı kı ya katlanan. ş lara n * Çok sıntıyer. cefa çekmek (veya görmek) * üzüntü. lak * Yeni. cefa etmek * üzmek. ranı ı na lan * Çok büyük sıntı kı . Cedî cedit cedre * Guatr. eziyet etmek. ş ı cehennem * Dinî inanı göre. kı veya rla ı layı ceffelkalem * Hiç düş ünüp taş ı nmadan. bravo" veya "Tanrı senden razı olsun" anlamı kullanı nda lı r. cehennem kütüğ ü * Cehennemde yanmaya yaraş kimse. cefa * Büyük sıntı kı . sıntı * Sınt ı eziyete katlanmıveya katlanan.ceddine rahmet! * "aferin. kötülük yapanlarıöldükten sonra ceza görecekleri yer. rpı cehalet * Bilgisizlik. cehdetme * Cehdetmek iş i. guş a. eziyet. cehdetmek * Çalıp çabalamak. ş cefaya katlanmak * sıntı üzüntüyü sabı karş p tahammül etmek. üzgü. . sıntı kı çekmek. * Oğ burcu. cefakeş cefalı * Cefa çeken. cehennem hayatı * Büyük sıntı üzüntülerle dolu yaş ş kı ve ayı . bilmezlik. cefakâr * Cefalı . kı lı cehennem azabı * Cehennemde uğ lacağ inanı ceza. tamu.

cehennemlik * Öldükten sonra yerinin cehennem olacağsanı cehenneme lâyı(kimse). ıkta bozulmayan beyaz kristal. meyve. ceket ceketatay * Erkeklerin ve kadı n giydiğ genellikle önden düğ nları i. iğ irip . n ı .cehennem ol * defol!. çabalama. i nda cehennemî * Cehennemle ilgili. istediğyere kadar gitsin. cehennemin dibine gitmek * (kılan kimse için) defolup gitmek. havaya dayanı . rı nda in u cak cehil cehre cehri * Bilgisizlik. k * Hamamıocağ külhan. ün klış ı cehennem zebanisi * Zalim. * Kök boyası gillerden. * Aş üzüntü ve sıntı ı rı kı çekilen yer hâlini almak. cehennemin bucağ(veya dibi) ı * çok uzak yer. * Üzücü. ı lan. meli. * Bkz. * Çaba. Jaketatay. ipek gibi ş eyleri eğ iplik durumuna getirmeye yarar araç. zı cehennemleş me * Cehennemleş durumu. cehennem olmak * defolmak. yün. kabuk veya odunundan güzel kı zı elde edilen bir kök (Rhamnus rmı renk infectorius). * Modern ekmek fınları ateş bulunduğ en sı bölüm. kalçayı örten. ceht -cek * Bkz. yakı. ması cehenneme kadar yolu var * "defolsun. bilmezlik. . cı cehennemi boylamak * (sevilmeyen kimse için) ölmek. mek cehennemleş mek * Cehenneme dönmek. * Pamuk. cehennem taş ı * Gümüş nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen. kollu giysi. acı z kimse. korkum yoktur" anlamı sövme. cehennem gibi. -cak / -cek.

İ brahim Paşve Edirne sarayları alıp türlü devlet hizmetleri için aday olarak a na nı yetiş tirilen genç. k. 'nı fatları cellât * Ölüm cezası çarptılanları na rı öldürmekle görevli olan kimse. na da kı Celâlîlik * Celâlî olma durumu. celâllice celbe celep * Koyun. Celâlî * İ olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıp devlete isyan eden Bozoklu Derviş lk kı Celâl'in adamları ve ondan yana olanlara. celp . celî yazı * (Arap harfleriyle) Uzaktan okunacak biçimde istif edilmiş sülüs levha yazı. keçi. * Parlak. * Celâlli gibi.celâdet celâl * Yiğ kahramanlı itlik. * Öfke. iri sı celil * Çok büyük. celâlliye benzer. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapma iş ğ ı n i. katı ması yürekli. ğ ı n * Topkapı . ması cellâtlı k * Cellâdıgörevi. * Açı aş k. celeplik celî * Koyun. n * Katı yüreklilik. ululuk. keçi. celâlli * Sert ve öfkeli (kimse). coş rçı kun. * Hı n. * Tanrı n sı ndan biri. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapan kimse. cellât gibi * acı z. sonraları türeyen bütün eş yaya verilen ad. * Büyüklük. Galata. * Avcı çantası . ulu. cilâlı . * Acı z. zalimlik. zalim. ikâr. kı zmak. celâllenmek * Öfkelenmek. kolaylı suç iş kla leyen. kı nlı zgı k. celâllenme * Celâllenmek iş i.

* Mahkeme tarafı dava edene.* Getirtme. edilene veya tanı gönderilen çağ belgesi. celpname. celseyi açmak * oturumu açmak. * İ kalabalı. çevresindekilerin düş üncesi ne olursa olsun kendi istediğ yapmaya çalır. . cemaatsiz * Cemaati olmayan. mek i cemaatleş mek * Cemaat hâline gelmek. cemaat * Bir imama uyup namaz kı kiş lan iler. celp kâğ ı dı * Çağ kâğ . cemaatle namaz kı lmak * imama uyarak namaz kı lmak. a cemaatimüslimin * Müslüman halk. ı dı rı celse * Oturum. celp etmek * kendine çekmek. cemaat ne kadar çok olsa (veya cami ne kadar büyük olsa) imam gene bildiğ okur ini * bir yetkili kimse. cem'an * Cansı cansıvarlı zlar. rı ı dı rı celpname * Celp kâğ . cemaatsizlik * Cemaatsiz olma durumu. cemadat cemal * Yüz güzelliğ i. * getirmek. çağ belgesi. cemaatleş me * Cemaatleş işveya durumu. kendi üzerine çekme. cemaatli * Cemaati olan. ndan klara rı * Askerlik ödevini yapmaya çağ ı rma. nsan ğ ı * Bir dinden veya bir soydan olanlarıtopluluğ n u. ini ş ı cemaate uymak * içinde bulunulan bir topluluğ uyarak davranmak. celseyi tatil etmek * oturuma ara vermek. z klar. çağ belgesi.

n * Gönül alı davranı cı ş . toplum. cemil cemile cemilendirme * Çoğ ullandı iş rma i. toplam olarak. cem'an yekûn * Toplam olarak. it ri cembiyeli * Cembiyesi olan. cemetmek * Toplamak. cemi * Bütün. cemilenmek * Çoğ ullanmak. * (erkek için) Güzel. büyük tövbe ayı . cemaziyülâhı r * Ay takviminin altı ayı ncı . hepsi. * Çoğ çokluk. cembiyesiz * Cembiyesi olmayan. * Birbirine uygun veya zı t anlamlı kelimeleri tenasüp veya tezat sanatları yoluyla bir araya getirme. * Toplama. teki cembiye * Bir çeş eğ kama. * Toplama. bir araya getirmek. cemaziyülevvel * Ay takviminin beş ayı inci . veya iyi yla . * Bir olayı kiş kutlama amacı bir araya gelen topluluk. ul. geçmiş kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek. hep. cemetme * Cemetmek iş i. 'nı fatları * (kadıiçin) Güzel. * Düğ ün. cemiyet * Dernek. hançer. cemilenme * Çoğ ullanma iş i. * Topluluk. küçük tövbe ayı . (bir ş eyin) hepsi. çokluk hâline getirmek. * Tanrı n sı ndan biri. cemilendirmek * Çoğ ullandı rmak. (bir ş eyin) tümü.* Toplayarak. hepsinin tamamı . cemaziyülevvelini bilmek * bir kimsenin herkesçe bilinmeyen.

ndan lan cenazeyi kaldı rmak * ölüyü gömmek üzere götürmek. taraf. rası cenaze merasimi * Cenaze töreni. gömmek. pazı . kötü. * Yan. * Savaş düzenindeki ordunun iki yanı her biri. derli toplu. ı nı * Ş ayı birer hafta aralı ubat nda klarla önce havada. * Pis. Tanrı . hoş lmayan kimse veya ş lanı ey. cenah * Kuş kanadı . cenaze alayı * Ölüyü kaldı töreni veya bu törende yer alan veya cenazeyi izleyen topluluk. cenaze namazı * Cenaze gömülmeden önce musalla taş n üstüne konan tabutun önünde kı namaz. rlanmıinsan ölüsü. ezmek gibi iş kullanı mekanizma. cenbiye * Ağ eğ bir tür Arap bı ı zı ri çağ . cendere * Bir ş sı eyi kmak. sonra suda ve en sonra toprakta oluş u sanı sı k tuğ lan caklı cemre düş mek * sı k yükselişo hafta içindeki günde baş caklı i lamak. cenap cenaze cendereleş me . pres. dağ k olmayan. cenaze gibi * benzi sararmı ş . rma cenaze duası * Cenaze defnedilirken okunan dua. * Cemiyet içinde geçen. ndan * Saygı . Cenabı hak * Allah. ş * Cenaze töreni. ı nı lı nan cenaze töreni * Cenaze namazı mezara kadar yapı dinî tören. * Kefenlenip tabuta konmuşgömülmeye hazı . cenabet * Cünüp. cenaze levazı matı * Ölünün kefenlenmesi sı nda gerekli olan malzemeler. * Kol. lerde lan * Manevî baskı . onur ve büyüklük anlamı kullanı yla lı r.cemiyetli cemre yükseliş i.

öldükten sonra sonsuz bir mutluluğ kavuş ş lara n. a cennet * Dinî inanı göre. huzur veren yer. ma nı ş müş ceninisakı t * Düş ük. kavgacı çı . mavi yeşzemin üzerine bakı ğ ı il r rengi çizgili tropikal balı(Macropodus k viridiauratus). cenkleş mek * Savaş mak. uçmak (II). cenkleş me * Cenkleş iş mek i. çekiş raş me. ehri) ndan cengâver * Savaş. cendereleş mek * Manevî baskı nda mücadele etmek. cenk etmek * savaş mücadele etmek. . çekiş münakaş etmek. kavga. cennet balıgiller ğ ı * Kemikli balı r takı nı kefallar alt takı na giren bir familya. altı Cenevizli * Ceneviz (bugünkü Cenova ş Cumhuriyeti halkı olan kimse. zları a acakları yer. cenk * Savaşkavga. ş ı cengâverlik * Savaşlı savaş k.* Cendereleş iş mek i. * Atı ş mak. * Büyük çaba. mak. * Çok güzel. altı cendereye sokmak * manevî baskı na almak. cenkçi cenkçilik * Savaş. uğ . * Cenkçi olma durumu. iyilik yapanları günahsı n. kan. kan. mek. na * Ana rahminde doğ zamanı tamamlayamamıveya vaktinden önce düş çocuk. kanlı çülük. cennet balı ğ ı * Cennet balıgillerden. cengâverce * Cengâvere yakır biçimde. çü. cengel cenin * Otlarla ve sıağ k açlarla örtülü geniş Hindistan ormanları verilen ad. dövüş çı k. kla mın mı . çı * İ dövüş dövüş savaş vuruş yi en.

güneye özgü olan. centilmenlik antlaş ması * Hukukî ve resmî olmayan. çok cennete çevirmek * temiz. * Güneyli. mlı cennete dönmek * güzel. centilmence * Centilmene yakır (bir biçimde).cennet biberi * Zencefilgillerden karabiber tadı bir bitki. * Güney. cennetlik * Öldükten sonra yerinin cennet olacağ inanı (kimse). nda cennet gibi * güzel. cennet kuş ugiller * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfın bir familyası lar nını . tüyleri güzel renkli bir kuş (Paradisea apoda). * Güzel. bakı . anı r. saygı görgülü. mlı cennetleş me * Cennetleş durumu. güzel bir yer durumuna getirmek. i cennet taamı * Tadı güzel olan yemek veya yiyecek. ı na lan * (ölmüş kimse için) Yeri cennet olan. . * Cennetin güzellikleriyle donanmak. güney. cennetmekân * Cennetlik. kibar (erkek). centilmen * İ arkadaşk eden. cenubî cenup cenuplu * Güneyle ilgili. cennetmekân. ş ı centilmenlik * Centilmen olma durumu. cennet öküzü * Yüreğtemiz ama budala denecek kadar saf kimse. alı kadı mlı n. bakı (yer). yi lı lı . ancak taraflarıkarş klı n ı güvenlerine dayanan sözlü antlaş lı ma. * Henüz pek küçükken ölen bebek. mlı cennet kuş u * Cennet kuş ugillerden. * Centilmene yakır davranı ş ı ş . mek cennetleş mek * Cennet durumuna girmek. rahat yaş lıbakı bir yer durumuna gelmek.

ı nan cep sözlüğ ü * Cepte taş ı nabilecek ve günlük ihtiyaca hemen cevap verebilecek küçük sözlük. . cep defteri * Cebe sı ğ abilecek büyüklükteki defter. * Belli bir düş ünce. cephe * (yapı larda) Yüz. yön. alnaç. taraf. * Ateş silâhlarla atı için hazı li lmak rlanan her türlü patlayı madde. için cep harçlını karmak ğ çı ı * günlük masrafı karş nı ı layacak kadar kazanç sahibi olmak. giysinin belli bir yeri açı içine yerleş ey larak tirilen astardan yapı ş lmıtorba veya giysinin üzerine konulan parça ile yapı ş lmıyer. cephe açmak * savaş olmayan bir bölgede. taş ı nabilir. cebe girecek biçimde küçük kitap. cep televizyonu * Çok küçük boyutları veya cebe sı olan ğ abilecek küçüklükteki televizyon. ğ abilecek boyda" anlamı verir. alanın manı kan * Trafiğkolaylaşrmak için yaya kaldımları veya yollarda yapı cep biçimindeki taş yanaş yeri. cep telefonu * Cebe sı ğ abilecek küçüklükte olan. * Belirtisiz isim tamlaması sı tamlayan görevinde "cebe sı yapında. nı * Savaş nıbir yerinde düş n geriletilmesiyle ortaya çı taktik durum. cepçi * Yankesici. cep saati * Cepte taş saat. i tı rı nda lan ı t ma * Kablosuz telefon. cepçilik cephane * Yankesicilik. cep kitabı * Cepte taş ı nacak. istek çevresinde sağ lanan beraberlik. deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse.cep * Genellikle bir ş koymaya yarar. ş an ı nan cep harçlı ğ ı * Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamaları ı karş laması verilen para. cep feneri * Pille çalı ve cepte taş küçük fener. ı n ü * Yan. çökertme. kablosuz telefon. cep takvimi * Cepte taş ı nabilecek küçük boy takvim. savaşhazı a rlanmak ve baş lamak. cephanelik * Cephanenin saklanması yarar kapalı korunmuş na ve yer. cı cephaneci * Kara. * Üzerinde savaş sürdüğ bölge.

cebine indirmek. * Yara. ndan cer * Çekme. bir istek çevresinde birlik oluş turmak. harçla iş yı ve lenmiş tür kı yakasıüst giysisi. cepheli cepken cepleme * Yönlü. z * Ceplemek iş i. kendi malı ödemek. cerahatlenme * Cerahatlenmek iş i. cerahat *İ rin. cer hocası * Taş imamlıyaparak para ve erzak toplayan genç medrese öğ rada k rencisi. . yı bilmemek. direnmek. cephelenmek * Cephe oluş turmak. değik cephelerde savaş iş mak. ı cephe gerisi * Savaş nıgerisinde kalan bölge. lmak cepheden hücuma geçmek * dolaş yollara sapmadan. ğ a cephelenme * Cephelenmek iş i. * Kolları rtmaçlı uzun. bir düş ünceye karşolmak. cepten aramak * bir kimseyi cep telefonundan aramak. ceplemek * Kazanmak. cerahatlenmek * (yara) İ toplamak. cepheleş me * Cepheleş iş mek i. bir sa. alanın cepheden cepheye koş mak * durmadan. sürükleyerek götürme. rin ş . doğ ı k rudan doğ konuyu ele alarak birine karşçı ruya ı kmak veya mücadeleyi açı ktan açı yapmak. cepten vermek * kendi kesesinden. rin cerahatli * İ toplamı irinli. taraflı .cephe almak * hası durumu takı m nmak. cepheleş mek * Bir düş ünce.

mlı cerh * Yaralama. cerbeze * Güzel konuş ma. * Yara. mı cereyan etmek * geçmek. * Süvari kolu. cerbezeli cereme ceremesini çekmek * baş nıyol açtı zararı kasın ğ ı ödemek. * Bir yöne doğ akma. * Tutanak. ceriha cerime . u cereyan çarpmak * elektrik akı na tutulup etkisinde kalmak. k. * Kurnazlı hilekârlı k. rin ş . cereyanda kalmak * kapalı yerde. ru ş ntı . aynı eğ görüş paylaş kimselerin oluş ü an turduğ hareket. kolaylı ve inandıcı söyleyen. akı akı . inanç. yapı lmak. * Cereme. * Beceriklilik. karş klı k pencere veya kapı nda meydana gelen hava akı sı kalı üş bir ı açı lı arası ntında p ütmek. kla rı söz * Baş tarafı yapı veya kaza sonucu ortaya çı zararı kası ndan lan kan ödeme. * suyun akı içinde kalısürüklenmek. eyin me. ceride * Gazete. * çürütmek. dilli. * (bir düş ünce.cerahatsiz * İ toplamamı irinsiz. ş ı p * bir eğ bir görüş ilim. olmak. cerh etmek * yaralamak. * Akı m. girginlik. ceren cereyan * Ceylan. cereyanlı * Akı lı ntı . * Akı . cereyana kapı lmak * elektrik akı yla çarpı mı lmak. hareketi içinde yer almak. * Aynı ilimde olan. veya iddia için) Çürütme. * Girgin. kayı t defteri. * Bir ş geliş olma durumu.

Ö. Cermence * Cermen dili. * Çekinmezlik. irilik. ulan cermen menteş e * Bina kapı ile pencerelere takı ve yaprakları ları lan menteş uzunluğ e unun yarı kadar olan. yüreklenmek. * Zorla para alan (kimse). * Savaş araçları donatı ş yla lmıkalabalıordu. * Önemsiz yaraları tiren kimse. k * Dilenci. yüreklilik. sürükleyici. ş tan cesaret etmek * korkulması gereken bir işkorkmadan giriş göze almak. 3. Bohemya ve Polonya'nıbatı n bölümünü kapsayan Cermanya'da M. cerrah * Operatör. cerrar * Çekici. lgı ğ ı cesaret göstermek * yürekli davranmak. e mek. cesaret gelmek * yı nlı gitmek. iri.Cermen * Bugünkü Almanya'yı . cerrahî cerrahî müdahale * Ameliyat. lganlı * Büyüklük. ldan yüzyı kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse. sactan kı larak sı vrı yapı ş lmımenteş e. davranı güç almak. cesamet cesametli * Kocaman. cerre çı kmak * (medreselerde okuyan softalar) para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağ p imamlıveya ı lı k müezzinlik yapmak. . yüzyı 9. * Güç veya tehlikeli bir işgiriş e irken kiş kendinde bulduğ güven. kla * Hekimliğ ameliyatla tedavi yapan dalı in. cerrahlı k * Cerrah olma durumu veya cerrahımesleğ n i. yiğ yürek ve göz inin u itlik. . la Cermen dilleri * Kuzey Avrupa'da konuş ve Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan diller. cesaret pekliğ i. cesaret almak (veya bulmak) * herhangi bir durumdan. iyileş * Cerrahlı ilgili. atı k.

ini lganlını ı cesaretlendirilme * Cesaretlendirilmek iş yüreklendirilme. * Çekingen. yiğ i. cesaretsizlik * Cesaretsiz olma durumu. yiğ itçesine. yürekli. yiğ it. cesaretsiz * Yüreksiz. cesur cesurane * Cesaretle. yiğ i. yiğ itlendirmek. kocaman. cesaretlilik * Cesaretli olma durumu. birini yüreklendirmek. cesaretlendirilmek * Yüreklendirilmek. cesaretlenmek * Yı nlı gitmek. * Ölü vücut. . yüreklenmek. i. cesaretlendirmek * Yüreklendirmek. ceset cesim * Büyük. cesaretlenme * Cesaretlenmek iş yüreklenme. ini cesaretini toplamak * kendine güven duygusunu. yüreklice. ı cesarete gelmek * yı nlı gitmek. naaş . cesaret vermek. lgı ğ ı cesaretini kı rmak * yürekliliğ gidermek. ceste * "Azar azar". "kım kım" anlamı sı sı ndaki ceste ceste ikilemesinde geçer. cesaretli * Hiçbir ş eyden korkusu olmayan. yiğ lgı ğ ı itlenmek. cesaretli. yüreklilik. yürekliliğ ve atı ğ bir araya getirmek. yüreksizlik. itlenme.cesaret vermek * birinin yı nlını lgı ğ gidermek. korkutmak. cesurca * Yürekli. itlendirme. yüreklenmek. iri. cesaretlendirme * Cesaretlendirmek işyüreklendirme. ceste ceste * Azar azar.

* Atalardan beri. ters ve karş ndakinin beklemediğbir karş k vermek. * Ark. karşk olarak. bir isteğ bir söz veya yazı karş k vermek. lganlı cet * Dede. ı lı * ihtiyacı ı karş lamak. * Liste. plâstikten veya madenden yapı ş ru lmıaraç. ı lı cevabı dikmek (veya dayamak. p * Bir soruya. ş an cesurluk * Yüreklilik. büyük baba. tahtadan. tlandılma. cevap vermek * karşk olarak bildirmek veya söylemek. cevahir yumurtlamak * cevher yumurtlamak. * iyi sonuç vermek. iyi sonuç alı nmak. cevap hakkı * Bir kimsenin ş yla ilgili bası yayıorganları çı haberlere karş k olarak ya düzeltme ya da cevap ahsı n n nda kan ı lı verme hakkı . çizelge.* Cesura yakı biçimde. cevap anahtarı * Sı navlarda sorulan soruları çözülmüş n biçimi. cevaben * Cevap olarak. dereceli veya derecesiz. bir isteğ bir söz veya yazı verilen karşk. * Doğ çizgileri çizmeye yarayan. erli lar. gözü pek olma durumu. inde * Elmas. ya ı lı t. * Atı k. mücevherci. cevap kâğ ı dı * Sı navlarda sorulan soruları cevapların bulunduğ kâğ n nı u ı t. ya ı lı tlamak. cetbecet cetvel çizgilik. ata. yanı e. cesur gibi. cevahirci cevap * Mücevher alısatan kimse. . cevaplama * Cevaplamak iş i. cevaplamak * Bir soruya. cevaplandılma rı * Cevaplandılmak işyanı rı rı i. su kanalı . yapı rmak) ş tı * kesin. yakut gibi değ taş mücevher. ı sı i ı lı cevabî cevahir * Cevap niteliğ olan. yanı e. soyca.

karşğverilmek. karş ğ vermek. eyin * Değ süs taş mücevher. eyin nı ı ı lını tlandı cevaplı *İ çinde cevap bulunan. * İ yetenek. ş ş ta .cevaplandılmak rı * Bir ş cevabı ı ı eyin . uzun ömürlü. yi * Töz. * Bir ş özü. cevelân cevher * Dolaş dolanma. ceviz kı rmak * yanlıtutum veya davranı bulunmak. uygun bulmak. gezinme. cevher yumurtlamak * değ sözler söylediğ sanarak saçmalayanlar için alay yollu söylenir. ceviz içi * Cevizin kabuğ kıldı sonra kalan iç. ıı lında cevaz * İ müsaade. yanı rı lı tlandılmak. cefa. tlandı cevaplandı rmak * Bir ş cevabı. ı z. cevaz vermek * hoş görmek. erli ini cevherli cevhersiz cevir ceviz * Cevizgillerin örnek bitkisi olan. hata yapmak. gezinti. ma. en aç (Juglans regia). u rı ktan * Cevheri olan. * Bu ağ n yağ. i. tlı cevaplı telgraf * Cevabın ücreti bir ş sorup cevap almak için telgraf gönderen kimse tarafı önceden ödenmiş nı ey ndan olan telgraf türü. üzgü. erli ı . i. * Eziyet. erli. . gevher. zin. cevapsı z * Cevabı verilmemişkarşksı yanı z. niş acı lı astalı yemişkoz. lı tsı cevapsıbı z rakmak * karşğ herhangi bir cevap vermemek. yanı. * Ceviz ağ nıkerestesinden yapı ş acın lmı . bir tepki göstermemek. yanı rmak. maya. gövdesi kalı kerestesi değ yurdumuzda çok yetiş ağ n. cevaplandı rma * Cevaplandı rmak iş yanı rma. * Cevheri olmayan.

antına. acın u * Cevretmek iş i. ceza alanı * (futbol. ş ları cevvaliyet * Çabukluk. hareketlilik. * Uygun görülmeyen tepki ve davranı önlemek için üzüntü. acı * Suç iş leyen bir kimsenin yaş sı özgürlüğ malları onuruna karşdevletin koyduğ sırlama. cevretmek * Eziyet etmek. i tanı ince bacaklı nan. cevval * Davranı çabuk ve kesin olan. ceylâna uygun biçimde. ı ı rlını kı ve . üne. * Cevizden yapı ş lmıveya cevizi andı ran. atmosferik. ceviz katı ş lmı . çöllerde yaş ayan. hentbol vb. na ceza almak * öğ renci cezalandılmak. gazal (Gazella dorcas). * manevî bakı mdan iş lenen suçun ağ ğ çekip sıntı üzüntü içinde kalmak. ceylân bakı ş lı * Süzgün ve tatlı ş. cevvî Cevza ceylân * Çift parmaklı lardan. çok hı koş gözlerinin güzelliğile zlı an. taçsıiki çeneklilerden bir bitki familyası i z . de) Bir oyuncunun bilerek yaptı kural dı davranın penaltı cezalandıldı veya ğ ı ş ı ş ı ile rı ğ ı kalecinin topu elle tutması izin verilen alan. . cevizlik cevretme * Ceviz ağ nıçok olduğ yer. boynuzlugiller familyası ndan. memeli hayvan. ceza atı ş ı * Ceza vuruş u.cevizgiller * Örneğceviz olan. ı u nı * Atmosfer ile ilgili. sıntı veren uygulama. cevizî cevizli * Cevizi olan. zarif. na. bakı lı ceylân gibi * yapıince ve uyumlu. *İ kizler burcu. ceza çekmek * hapiste yatmak. rı * (görevli. ş ları kı . sı ceylânca ceza * Ceylân gibi. suçluya) para cezası verdirmek.

kin. rı ceza hukuku * Suç kapsamı içine giren eylemler ile bunlara uygulanacak cezaları inceleyen hukuk dalı . cezaya iliş cezaya dayanan. ğ a cezalanma * Cezalanmak iş i. yapı ceza görmek * kendisine ceza verilmek. ceza alanı . cezalandılma rı * Cezalandılmak iş rı i. ceza yazmak * Bkz. hapishane. cezası çekmek nı * yaptı bir kusur veya tedbirsizliğ zararı uğ ğ ı in na ramak. cezalandılmak. rı cezalandı rma * Cezalandı iş rmak i. rı ş cezası bulmak nı * hak ettiğkötü sona uğ i ramak. cezalandılmak rı * Cezaya çarptılmak. cezalandı rmak * Bir kimseye veya varlı ceza vermek. cezalanmak * Cezaya çarpı lmak. tecziye edilmek. mahpushane. ceza reisi * Ağ ceza mahkemesi baş . bir oyuncunun oyun alanı yanlıdavranını nda ş ş cezalandı ı rmak için. cezalı * Cezalandılmı(kimse). ceza vermek * cezalandı rmak. ceza verilmek. * para cezası ödemek. karştarafı ı n yapmaya hak kazandı serbest vuruş ğ ı . * hükmedilen cezayı bitirmek. ceza kesmek. . ceza vuruş u * Özellikle futbolda. ceza kesmek * (görevli) para cezası yazmak. ı r kanı ceza sahası * Bkz. ceza yemek * cezalandı rı lmak. cezaî * Ceza ile ilgili.ceza evi * Hükümlülerin içinde tutuldukları .

cezbetme * Cezbetmek durumu. ş ı ı rı up cezbelenme * Cezbelenmek durumu. kendini kaybetmek. radikal.cezası z * Cezaya çarptılmamı cezalandılmamı rı ş . cezbelenmek * Cezbeye tutulmak. kökten. * (denizde) Ada. * Kahve piş irmeye yarayan. açımor renkli çiçekleri ve k ortası çukur taç yaprakları bir bitki (Vinca). cezbeye tutulmak (veya kapı lmak) * bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçmek. cezaya çarptı rmak * cezalandı rmak. cezbetmek * Kendine çekmek. bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen. saplı . cezir * Kök. kendinden geçmek. * Köklü. * Kendine çekme. kendine özgü mavi. eklenerek yapı bir tatlı ndı eker lan türü. temelden. * Etkileyerek kendine bağ lama. ndan cezire cezp cezrî cezve cezve sürmek * kahveyi piş irmek için cezveyi ateşdoğ itmek. ş vb. silindire benzer küçük kap. * Alçalma. cezbeli cezbesiz * Cezbesi olmayan. ş ı ı rı up cezerye * Ezilmiş havuç içine fı k. rı ş . * Cezbesi olan. olan Cezayirli cezbe * Bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçme durumu. * Cezayir halkı olan (kimse). bağ lamak. e ru Cf . Cezayir menekş esi * Zakkumgillerden.

balı . gram. dara-cı bir-i-cik vb. * Derisi soyulmuş et. büyük çı ban. * Bkz. -cı -ci. -cu / -cü / *İ simden isim ve sı türeten ek: kapı . ama k. iş leyen yara. zayı flamak. * Derin. k-çı * Çok zayı güçsüz. çartı r. -cuk / -cük k *İ simden küçültme ve okş isimleri türeten ek: baba-cı anne-cik. parası geçim darlı çeken. erini . cı da cı ı dağ -cı/ -cik. saltı ndan an fizik charter check up * Bkz. cı gara cı k * Bkz. eneze. saniye kelimelerinin kı lması oluş uluslar arası birimleri sistemi. ca-cı k -cı -cil l/ cı lı z *İ simden "seven" anlamı sı türetir: adam-cıinsan-cıbalı l. öpü-cük vb. f ve * (ık için) Güçsüz. * Yoksul. ç * Mı zrak. fat cı k. cı mak lı zlaş * Zayı güçsüz düş f ve mek. değ yitirmek. * "Yok olmaz" anlamı kullanı nda lı r. hı rpalanmak. ğ ı cığçı cı kmak (veya cığ çı ı cını kartmak) ı * çok yorulmak.* Kaliforniyum'un kı saltması . köfte-ci. * Önüne bir ünlü getirilerek sı ve zarf türetir: az-ık. ş ı cı ma lı zlaş * Cı mak iş lı zlaş i. * -ca ekli zarflardan pekiş tirme zarfları türetir: Yavaş k. * Süs. cık cı * Güzel. sönük. ev-cil vb. * Gücünü. çekap. kürk-çü vb. nahif. simit-çi. CGS * Santim. yoğ fat -cı k-çı urt-çu. l. * Atıiki omzunun arası n . sigara. yavru-cuk. cıl bı * Çı plak. * İ organlar. na fat l. türkü-cü. z.usulca-cıvb. cı dak * Mı zrak. su-cu.

lan . cı mbarlamak * Dokunmakta olan halın veya bezin kenarı cı nı nı mbarla geriye almak. vı *İ rinlenmiş . cı lkava * Kurdun veya tilkinin ense postundan yapı kürk. mbı * Dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri cı zla temizlemek. * Cı olma durumu. mı . cı mak lklaş * Cı duruma gelmek. cı mbarlama * Cı mbarlamak iş i. cı k boncuk ncı * Yalancı lardan yapı ş taş lmıküpe. mbı cı k ncı * Bardak.cı k lı zlı cı lk * Cı olma durumu. züccaciye. cı zlamak mbı * Cı zla yolmak. doğ ve uygun yolundan ayrı ru lmak. lı mbı kta ini cı zlama mbı * Cı zlamak iş mbı i. * Filiz. lk cı k lklı cı mbar * Çı mbar. * Cık. * Özellikle dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri temizlemekte kullanı el aracı üm. cı ma lklaş * Cı mak iş lklaş i. tabak gibi sı rçadan veya porselenden yapı ş lan eyler. cı z mbı * Kı ince ş l gibi eyleri tutmak veya çekmek için kullanı küçük maş lan a. cı etmek lk * bozmak. boş veya bozuk çı kmak. * Sözünün eri olmayan. kolye gibi ş eyler. lı z * Bozularak kokmuş . cı çı lk kmak * kusurlu. çürütmek. lan cı çı lkı kmak * bozulmak. kadeh. sürgün. lk cı zcı mbı * Dokumacı cı zlamak iş yapan (kimse). cı l ngı * Küçük üzüm salkı . üm.

cı rı ldamak * Cı r diye ses çı r cı karmak. * Kaynana zıltı.(Grillus domesticus. ormanlı çalı yerlerde yaş k. cı rlatmak * Cı rlaması yol açmak. cı r rcı cı r böceğ rcı i * Düz kanatlı lardan ocaklarda. çanı * Cı zayıçelimsiz çocuk. a lan cı r r c