Büyük Türkçe Sözlük

Sürüm No: 1.0 Açı klama Farabi

(veya ağ nıiçine) bakmak zın * ne söyleyeceğ beklemek. ini * onun sözüne göre davranmak. ... (bir) hâl almak * bir duruma gelmek. ... canlı sı * düş künü. ... damgası vurmak nı * (biri için) kötü bir yargı varmak. ya ... -e kuvvet * herhangi bir ş ağ k verildiğ kullanı eye ı rlı inde lı r. ... fı ekmek yemesi lâzı rı n m * bir duruma eriş için pek çok emek vermesi, çalı mek ş gerekir. ması ... gözüyle bakmak * yerine koymak. ... ile beraber * ile birlikte. ... kim ... kim * yakı rı ş uygunsuzluğ belirtmeye yarar. ş lan eyin tı unu ... olsun, ... olsun, * sözü geçen her ş ey. ... süsü vermek * gerçeğ aykıolarak, kendisinde veya herhangi bir ş üstün bir nitelik veya değ varmıgibi e rı eyde er ş göstermek. ... ziyafeti çekmek * herhangi bir ş en iyi biçimde baş eyi armak, herhangi bir yönüyle doyurmak. ...-a veya ...-e gelince * sı gelince anlamı gelerek bir konu bittikten sonra sözü baş bir konuya geçirmeye yarar. ra na ka * ayrı k gösteren bir düş calı ünceye geçildiğ anlatı ini r. ...-a, ...-ya getirmek * birini bir duruma getirerek istediğgibi davranmak. i ...-den eylemek * yoksun bı rakmak. ...-ı / ...-inde değ nda il * bir ş söylenen niteliğ önem vermeyi anlatı eyin ine r. ...i tutmak * bir işyapacağve göreceğo zamana rastlamak. i ı i ...ikinci plâna düş mek * bir kimsenin veya topluluğ gözünde eski önemini, değ yitirmek. un erini

...ile beraber * -dı / -diğanda. ğ ı i * -dan / -den baş ka. * -dı / -diğhâlde. ğ ı i ...-ması ...-mesi bir olmak yla, * aynı anda, çabucacı birden. k, ...maya veya ...meye görsün (veya gör) * söz konusu fiilin doğ uracağsonuca kesinlik kazandı için kullanı ı rmak lı r. ...nıresmidir... n * bir durumun olacağkesin ve bellidir. ı 19 Mayı s 30 Ağ ustos * Zafer Bayramı . a a * (a:) Ş ma, hatı aş rlama, sevinme, acı üzülme, kı gibi duyguları ma, zma güçlendirir, cümlenin baş veya ı nda sonunda kullanı lı r. a/e * Çekimli fiilin sonuna gelerek anlamı pekiş tirir. -a- / -e-a / -e -a / -e *İ simden fiil türeten ek. * Yönelme durumu eki: dağ eve, yola, öne. Ünlü ile biten isimlerden sonra araya y sesi girer. a, * Seslenme bildirir.

* Fiilden zarf türeten ek: yaza yaza, gide gide, koşkoş düş kalka, güle oynaya. Ünlü ile biten fiillerden a a, e sonra araya y sesi girer: yaş yaş bekleye bekleye, okuya okuya, yürüye yürüye. Bu ek göre, kala, geçe, sapa aya aya, örneklerinde kalı mı r. plaş ş tı a, A

* Türk alfabesinin birinci harfi, ses bilimi bakı ndan kalıünlülerin düz ve geniş mı n olanı gösterir. nı * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde lâ sesini bildirir. * Su. * Yünden, dövülerek yapı kalı ve kaba kumaş lan n . * Bu kumaş yapı ş tan lmıyakasıve uzun üstlük. z * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Eskiden derviş giydiğabadan yapı ş lerin i lmı önü açıhı , k rka. * Abla. * Anne.

ab aba

aba altı değ (sopa) göstermek ndan nek * yumuş görünmekle birlikte yine de gözünü korkutmak. ak aba gibi * (kumaş için) kaba ve kalı n.

aba güreş i * Aba giyilerek ve bele kuş bağ ak lanarak yapı bir tür güreş lan . aba vakti yaba, yaba vakti aba * kiş ihtiyaçları vaktinden önce ve ucuz olduğ zaman karş i, nı u ı lamalır. dı abacı * Aba yapan veya satan kimse. * Abadan giyecek yapan veya satan kimse. * Bedavacı , asalak. abacı kebeci, ara yerde sen neci? * "anlamadın bu iş ne karıyorsun?" anlamı kullanı bir söz. ğ ı e ş ı nda lan abacı lı k * Aba yapma veya satma iş i. * Abadan giyecek yapma veya satma iş i. abadî * Kalı ve açısaman renginde, yarı bir yazı ıı nca k mat kâğ türü. d abajur * Işı yere toplamak, doğ ı bir ğ rudan doğ gözlere vurması önlemek için kullanı lâmba siperi. ruya nı lan * Genellikle üzeri siperli masa lâmbası ayaklı veya lâmba. * Abajur yapan veya satan kimse.

abajurcu

abajurculuk * Abajurcunun iş i veya mesleğ i. abajurlu abaküs * Sayı boncuğ çörkü. u, abalı * Abası olan, aba giymiş olan. * Abajuru olan.

abandı rma * Abandı rmak iş i. abandı rmak * Bir kimsenin bir yere abanması sağ nı lamak. * Bir hayvanı çöktürmek. yere abandone * Dövüş emeyecek duruma gelen (boksör). abandone etmek * dövüş emeyecek duruma getirmek. abandone olmak * dövüş emeyecek duruma gelmek. abanî * Sarı rak dallı ş iş mtı nakı larla lenmiş tür beyaz, ipek kumaş bir . * Bu kumaş yapı ş tan lmı . * Abanmak iş i.

abanma

abanmak

* Eğ ilerek bir ş bir kimsenin üzerine kapanmak. eyin, * Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. * Bir ş veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. eyin * Birine yük olarak onun sı ndan geçinmeye bakmak. rtı * Abanozgillerin ağ sert ve siyah renkli tahtası ı r, .

abanoz

abanoz gibi * çok sert. abanoz kesilmek * sertleş dayanı lı artmak. erek klı ı ğ * kirden matlaş rengini kaybetmek. mak, abanozgiller * İ çeneklilerden, sı ülkelerde yetiş ve kerestesine abanoz denilen bir bitki familyası ki cak en . abanozlaş ma * Abanozlaş durumu alma. mak abanozlaş mak * Ağ ve benzeri maddeler uzun süre suda kalarak kararmak. aç * (insan) uzun süre güneş kalarak kararmak, yanmak. te abartı abartı cı * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok gösterme huyunda olan (kimse), abartmacı , mübalâğ . acı abartılı cı k * Abartı olma durumu, abartmacı mübalâğ lı cı lı k, acı k. abartı lı * Olduğ undan fazla gösterilen, mübalâğ . alı * Abartma, mübalâğ a.

abartı lma * Abartı iş lmak i. abartı lmak * Abartmak iş konu olmak, mübalâğ edilmek. ine a abartız sı abartı ş abartma * Olduğ undan fazla gösterilmeyen, mübalâğ z. ası * Abartmak iş i veya biçimi. * Abartmak işmübalâğ i, a.

abartmacı * Abartı, mübalâğ . cı acı abartmacı lı k * Abartılı mübalâğ lı cı k, acı k. abartmak * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalâğ etmek. a

abartmalı * Abartı şmübalâğ . lmı , alı abartması z * Abartı lmamı abartmadan, mübalâğ z. ş , ası abası z abaş o * Alt, alttaki, aş ı ağ . * Gemiyi baş veya kı halatla karaya bağ tan çtan lama. abat * Bayı r, mamur. ndı * Ş rahat. en, abat etmek * mamur etmek, rahata kavuş turmak, zenginleş tirmek, gönendirmek. abat eylemek * abat etmek. abat olmak * mutlu olmak, rahata kavuş gönenmek. mak, abayı sermek * bir yere teklifsizce yerleş mek. abayı yakmak * gönül vermek, tutulmak, âş olmak. ı k Abaza Abazaca abazan * Kuzeybatı Kafkasya'da yaş bir halk ve bu halka mensup olan kimse. ayan * Abazalar tarafı kullanı dil. ndan lan * Karnı olan (kimse). aç * Uzun süre kadı z kalan (erkek). nsı * Abası olmayan, aba giymemiş olan.

abazan kalmak * uzun süre cinsel iliş bulunmamak, kadı z kalmak. kide nsı abazanlı k * Abazan olma durumu. Abbas yolcu * yola çı kacak kimse. Abbasî * Abbas bin Abdülmuttalib soyundan gelen, Bağ merkez olmak üzere Ön Asya ve Kuzey Afrika'da 750dat 1258 tarihleri arası hüküm süren sülâle. nda abd * Kul. * Köle. * Safevîler devrinde İ ran'da yaş Türk oymakları biri. ayan ndan

Abdal

* Anadolu'da yaş birtakı oymaklara verilen ad. ayan m abdal * Eskiden bazı gezgin derviş verilen ad. lere * Dilenci kı , üstü başperiş kimse. lı klı ı an * Bkz. aptal. abdala malûm olur * bir ş olacağ önceden sezen kimseler için ş yollu söylenir. eyin ı nı aka abdallı k * Abdal olma durumu. abdest * Müslümanları bazı n, ibadetleri yapabilmek için el, ağ burun, yüz, kol, ayak yı ı z, kama ve baş enseye ı el a, slak gezdirme, kulağtemizleme biçiminde yaptı arı ı kları nma. * İ yapma ve kalı bağ ı altma. drar n ı boş rsağ abdest almak * abdest yoluyla arı nmak. * namaz kı için gerekli yı lmak kama kuralları yerine getirmek. nı abdest bozmak * ayak yoluna gitmek. abdest bozulmak * yeniden abdest alma gereğortaya çı i kmak. abdest tazelemek * yeniden abdest almak. abdestbozan *Ş eritgillerden, vücudu yassı , birbirine kenetlenmiş umları boğ bulunan ve bazı metrelerce boyda olan bir sı bağ ı asalağ tenya, ş rsak ı , erit. abdestbozan otu * Gülgillerden, siyah ve yeşboya çı lan bir bitki (Poterium spinosum). il karı abdesthane * Abdest bozacak yer, ayak yolu, tuvalet. abdesti gelmek (veya olmak) * abdest bozmaya ihtiyaç duymak. abdesti kaçmak * abdest bozma ihtiyacı varken yok olmak. abdestinde namazı nda * dindar. abdestinden ş üphesi olmamak * yaptı iş kusuru olmadını ğ te ı ğ kesin olarak bilmek. ı abdestini vermek * azarlamak. abdestli abdestlik * Abdest almıbulunan veya abdesti bozulmamıolan. ş ş * Abdest alı nacak yer. * Abdest alırken giyilen ve kolsuz hı nı rkaya benzeyen bir tür giyecek.

* Abdest almaya yarayan. abdestsiz * Abdest almamıveya abdesti bozulmuş ş olan. abdestsiz yere basmamak * din buyrukları titizlikle uymak. na abdiâciz * Alçak gönüllülük bildirmek üzere "ben" yerine kullanı lı r.

abdülleziz * Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetiş çok yık ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). en llı * Bu bitkinin yemiş yenilen, tatlı yağ ürünü. gibi ve lı abece * Bkz. alfabe.

abece sı rası * Bkz. alfabe sı . rası abecesel * Bkz. alfabetik.

aberasyon * Sapı nç. abes * Akla ve gerçeğ aykı. e rı * Gereksiz, lüzumsuz, yersiz, boş .

abes bulmak * gereksiz, saçma saymak. abes kaçmak * uygunsuz düş mek. abesle uğ mak (veya abesle iş etmek) raş tigal * yersiz, yararsış z eylerle vakit öldürmek. abeslik abı hayat * Abes olma durumu. * Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağ layan bir su, bengi su.

abı hayat içmiş * yaşçok ilerlemiş ı olduğ hâlde genç görünen (kimse). u abı kevser * Cennette bulunduğ inanı Kevser ı ın adı una lan rmağ nı . abı ru * Yüz suyu. * Irz, namus, ş haysiyet. eref, * Anı t.

abide

abideleş me * Anı ma. tlaş

abideleş mek * Anı mak. tlaş abideleş tirme * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş tirmek * Anı tı tlaşrmak. abidemsi abidevî abis abiye * Bayanlarıözel gecelerde giydiğş giysi veya tuvalet. n i ı k abla * Bir kimsenin kendinden büyük olan kıkardeş z i. * Büyük kıkardeş saygı sevgi gösterilen kıveya kadı z gibi ve z n. * Genel ev veya randevu evi iş letmecisi kadı çaça, mama. n, * Yayvan ve dolgun yüz veya yüzü böyle olan (kimse). ablakça ablaklı k ablalı k * Ablak gibi, ablak tarzı nda. * Ablak olma durumu. * Abla olma durumu. * Anıbenzeri. t * Anı ilgili, anı anı benzer, anı tla tsal, ta t gibi. * Okyanusları çok derin yeri ve daha özel olarak, güneşş ın eriş n ığ ını emediğkesim. i

ablak

ablalıetmek k * abla gibi yakıve koruyucu davranı bulunmak. n ş ta ablâtif ablatya abli * Çı durumu. kma * Uzunluğ 150, geniş i 4-10 kulaç olan bir balıağ u liğ k ı . * Yarı serenleri sağ sola veya ortaya çevirmek için bunlarıucuna bağ bulunan donanı m a, n lı m.

abliyi kaçı rmak (veya bı rakmak) *şı aş rmak, soğ kanlı ı yitirmek, ipin ucunu kaçı uk lını ğ rmak. abluka * Bir ülkenin veya bir yerin dıdünya ile olan her türlü bağ sı kuvvet kullanarak kesme, kuş ş lantını atma, ihata.

abluka altı tutmak nda * ablukayı devam ettirmek. abluka etmek * genellikle denizden kuş atmak. * etrafı çevirmek, bulunduğ yerden ayı nı u rmak.

ablukaya almak * Bkz. abluka etmek. ablukayı rmak kaldı * abluka kararı ve uygulaması vazgeçmek. ndan ndan ablukayı yarmak * abluka bölgesini zor kullanarak yarıgeçmek. p abone * Önceden ödemede bulunarak süreli yayı alı olma iş nlara cı i. * Peş para ile bir ş belli bir süre için alı olan kimse. in eye cı * Bir yere gitmeyi alı k hâline getirmek. ş kanlı abone etmek * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı lamak. in eyi sağ abone olmak * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı in eyi önceden üstlenmek. abone yapmak * abone olmayı lamak.. sağ abonelik * Abone veya aboneler için kullanı labilecek kadar olan.

abonman * Bir satı veya kamu kuruluş ile alılar arası yapı anlaş cı u cı nda lan ma. aborda * Bir deniz teknesinin baş bir tekneye, bir iskeleye veya bir rı ma yanı vererek yanaş . ka htı nı ması aborda etmek * (gemi için) yanlaması yanaş na mak. abra * Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye konulan taş , demir, çivi gibi ağ k, dara. ı rlı * Bir değ tokuş üste verilen ş iş ta ey.

abrakadabra * Eski çağ larda bazı hastalı iyi geldiğ inanı büyülü söz. klara ine lan * Sihirbazları sı kullandı büyülü söz. n kça ğ ı abrama abramak abraş * Alaca benekli. * (bitki yaprakları Klorofil azlından dolayı k renkte lekeleri olan. nda) ğ ı açı * Çilli, çopur yüzlü, açırenk gözlü, çapar. k * Deseni ve atkı bozuk halı sı . * Çarpı eğ düzgün olmayan. k, ri, * Ters, kaba, görgüsüz. abril * Nisan, april. abstraksiyonizm * Abramak iş idare. i, * (deniz taş için) Yönetmek, idare etmek. ı tları

* Bkz. soyutçuluk. abstre * Soyut, somut karş , mücerret. ı tı abstre sayı * Bkz. soyut sayı . absürt * Saçma.

absürt tiyatro * Bkz. saçma tiyatro. abu * Ş ma ve korku bildirir. aş abuhava *İ klim.

abuk sabuk * Akla, mantı uymayan, düş ğ a ünmeden söylenen, saçma sapan (söz). abuk sabuk konuş mak * saçma sapan söz söylemek. abuk sabukluk * Ciddiyetsizlik, saçmalı k. abuli abullabut *İ stenç yitimi, irade kaybı . * Hantal, kaba ve anlayı z (kimse). ş sı * Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

abullabutluk * Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu. abur cubur * Sı , tadı rası , yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen ş eyler. * İe yaramayan, boş ş . abus * Asısuratlı k , somurtkan (kimse). * Somurtkan, çatı ası(yüz). k, k * Niteliğbilinmeyen, garip, acayip. i * Aktinyum'un kı saltması . * Merak, kararsı k veya kuş anlatı zlı ku r.

Ac acaba

-acak / -ecek * Fiil çekim eki (gelecek zaman eki). * Fiilden isim ve sı yapma eki. fat Acar * Güneybatı Kafkasya'nıTürkiye sırı yakıbölgesinde yaş bir halk. n nına n ayan acar

* Atı gözü pek, yiğ kabadayı lmaz, kabı sı lgan, it, , yı na ğ maz. * Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. * Yeni. Acara * Bkz. Acar.

acarlaş ma * Acarlaş iş mak i. acarlaş mak * Acar duruma gelmek. acarlı k * Acar olma durumu.

acayibine gitmek * yadı rgamak, tuhafı gitmek. na acayip * Sağ duyuya, göreneğ olağ aykı, ş ı e, ana rıaş lacak, ş maya değ garip, tuhaf, yadı aş er, rganan, yabansı . * Ş ma anlatı aş r.

acayip olmak * yadı rganacak bir duruma girmek. acayipleş me * Acayipleş durumu. mek acayipleş mek * Baş mak, yadı kalaş rganacak bir duruma girmek. acayipleş tirme * Acayipleş tirmek iş i. acayipleş tirmek * Acayip, yadı rganacak bir duruma getirmek. acayiplik * Acayip olma durumu, yabansı gariplik, tuhaflı lı k, k. accelerando * Parçanıçalırken gittikçe hı n nı zlanacağ anlatı ı nı r. acele * Çabuk davranma zorunluluğ ivedi, ivecenlik. u, * Vakit geçirmeden, tez olarak.

acele acele * Çabuk çabuk, hı olarak, büyük bir çabuklukla. zlı acele etmek * çabuk davranmak, ivmek. * telâş etmek, sabı zlanmak. rsı acele işş e eytan karır ş ı * düş ünüp taş ı nmadan, ivedi olarak yapı iş iyi sonuç beklenmemesi gerektiğ anlatı lan ten ini r. aceleci * Tez iş gören, çabuk davranan, telâş, ivecen. lı acelecilik

* Aceleci olma durumu, ivecenlik. aceleleş tirme * Aceleleş tirmek iş i. aceleleş tirmek * Çabuklaşrmak. tı aceleye gelmek * çabuk yapı ğiçin gereken özen gösterilmemiş ldı ı olmak. aceleye getirmek * zaman darlından yararlanarak birini aldatmak veya bir işüstünkörü yapmak. ğ ı i Acem *İ . ranlı * İ özgü. ran'a * İ ülkesi. ran acem * Türk müziğ mi notası yakıbir perde. inde na n

Acem halayı * Güney Anadolu yöresinde oynanan bir halk oyunu. Acem kı gibi lı cı * hem birinden yana, hem ona karşolabilen. ı Acem lâlesi * Taşrangillerden, turuncu ve sarı kı renkte çiçekli, yık ve çok yık türleri olan, tohumla saksı ve tarlada llı llı da üretilebilen bir süs bitkisi, güneş topu. Acem pilâvı * Safran ve zencefil ile yapı İ usulü bir pilâv çeş lan ran idi. acemaş iran * Klâsik Türk müziğ kullanı ş makamları biri. inde lan et ndan acemborusu * Canlı rmı çiçekler açan bir süs bitkisi (Bigonia radicams). kı zı acembuselik * Klâsik Türk müziğ kullanı birleş bir makam. inde lan ik Acemce acemi * Farsça. * Bir iş yabancı olan, eli işalı in sı e ş mamı bir işbeceremeyen. ş , i * İinde, mesleğ ilerlememiş ş inde . * Bir yerin, bir ş yabancı. eyin sı * Saraya yeni alı ş nmıcariyelere verilen ad.

acemi ağ ası * Hareme yeni alı cariyelerin ağ . nan ası acemi çaylak * Tecrübesiz, toy, beceriksiz. acemi er * Askere yeni alı ve eğ dönemini henüz tamamlamamıer. nan itim ş

acemi ocağ ı * Osmanlı ordusuna kapı eri yetiş kulu tirmek için kurulan okul. acemi oğ lanı * Yeniçeri ocağ yetiş ı nda tirilmek üzere tutsaklardan veya devş yoluyla Hristiyanlardan toplanan çocuk. irme acemice * Toyca, beceriksizce. acemileş me * Acemileş durumu. mek acemileş mek * Beceriksizlik göstermek, bocalamak. acemilik * Acemi olma durumu, aceminin çekingenliğve ürkekliğ acemice davranı toyluk. i i, ş ,

acemilik çekmek * henüz alı ş ğbir iş zorluk çekmek, bocalamak. madı ı te acemilik etmek * düş üncesizce hareket etmek, acemice davranmak. acemkürdi * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. inde ik acemleş me * Acemleş durumuna gelmek. mek acemleş mek * Kültür ve medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek almak. mı ran'ı ran nı * Kendini İ gibi hissetmek veya İ gibi davranmak. ranlı ranlı acemleş tirme * Acemleş tirmek iş i. acemleş tirmek * Kültür veya medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek aldı mı ran'ı ran nı rmak, Acem kültürünü yaygı tı nlaşrmak. acente * Bir kuruluş malî veya ticarî iş un lerini kazanç karşğ yürüten ticarethane. ıı lında * Vapur ortaklı veya banka ş ğ ı ubesi. * Bir kurumun veya ş ubelerinin baş bulunan kimse. ı nda * Bir kuruluşbağ olmaksın sözleş a lı zı meye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya iş letmeyi ilgilendiren iş aracı eden, bunları iş lerde lı k o letme adı yapan kimse. na acentelik * Acentenin yaptı iş ğ . ı * Acente kuruluş u. * Acaba. * Acizler, güçsüzler, eli ermezler, düş künler. * Tat alma organı bazı nda maddelerin bı ğyakı durum, tatlı ı raktı ı cı karş . tı * Tadı nitelikte olan. bu * Keskin, hoşgitmeyen, ş a iddetli.

acep aceze acı

* Renk için, koyu. * Ağ, sancı rı . * Dı dan gelen bir etki ile dıorganlarda birdenbire oluş ve o etkilerin kalkması duyulan rahatsı k, ş arı ş an ile zlı ı rap. stı * Kıcı rı, üzücü, incitici, dokunaklı , korkunç. * Ölüm, yangı deprem gibi olaylarıyarattı üzüntü, keder, elem. n, n ğ ı * Acı olarak, acı vererek, acı duyurarak, üzüntü içinde. * Dokunaklı rı, üzücü olarak, üzüntü içinde. , kıcı

acı acı

acı aç ağ

* Sedef otugillerden, sı ülkelerde yetiş kabuğ ve odunu hekimlikte kullanı küçük bir ağ kavasya cak en, u lan aç, (Quassia amara). acı badem * Gülgillerden bir meyve ağ (Amygdalus amara). acı * Bu ağ n acı rak, keskin kokulu meyvesi. acı mtı acı badem kurabiyesi * İ ve ş rmik ekerle yoğ rularak üzerine acı badem konduktan sonra fında piş rı irilen bir çeş kurabiye. it acı bakla * Baklagillerden, acı taneleri suda tatlı tılarak yenilen otsu bir bitki, Yahudi baklası olan laşrı (Lupinus termis). acı bal acı k balı amarus). acı ceviz * Deli bal. * Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaş ayan, 8-10 cm uzunluğ unda bir balı gördek (Rhodeus k,

* Genellikle Kuzey Amerika'da yetiş güzel görünüş bir ceviz türü. en, lü

acı çekmek (veya duymak) * ağ, sı duymak. rı zı * üzülmek, üzüntü içinde kalmak. acı dem çiğ * Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, ş yapraklı açırenk çiçekli, tohumları erit ve k romatizma tedavisinde kullanı zehirli bir çiğ türü, güz çiğ lan dem demi (Colchicum autumnale). acı elma * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı gelmek * dokunaklı rı, üzücü gelmek. , kıcı acı görmüş * kötü günler yaş ş amı . acı yar hı * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı karpuz * Bkz. ebucehil karpuzu. acı kavak * Dağ kavağveya titrek kavak (Populus tremula). ı acı kavun

* Bkz. eş hı . ek yarı acı kök * Loğ otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı toz. usa bir acı kuvvet * Sert, etkili, zorlu kuvvet. acı marul * Birleş ikgillerden, tadı , diş yapraklı acı li , sürgününden çı sütü uyuş kan turucu ve yatı rı olarak kullanı ş cı tı lan iki yık bir bitki (Lactuca virosa). llı acı meyan * Bkz. dikenli meyan. acı ot * Kuzey Anadolu dağ nıormanları yetiş toprak altı bilek kalı ğ kökü bulunan çok yık ların nda en, nda nlında ı llı ve otsu bir bitki (Tamus communis). acı canı rağçalmaz patlı kı ı * kötü durumda olan bir kimseyi yeni kötü durumlar etkilemez. acı z sakı * Çam sakı. zı acı söylemek * olumsuz bir davranı karşgerçeğolduğ gibi söylemek. ş a ı i u acı söz acı su acı tatlı * İ kötü. yi acı vermek * üzüntüye sebep olmak, incitmek. acı an yavş * Tüylü dalak otu. acı yitimi * Sinir bozukluğ çok ilâç alma, donma gibi sebeplerle acı u, duyumunun birazın veya tamamın yok nı nı olması , analjezi. acı yonca * Kıl kantarongillerden, bataklıyerlerde yetiş kötü kokulu ve çok acı yaprakları zı k en, olan hekimlikte kullanı bir bitki (Menyanthes trifoliata). lan acı ca acılma kı * Acılmak iş kı i veya durumu. acılmak kı * Acı kmak iş konu olmak. ine acı klı * Acı racak, acı ndı verecek nitelikte olan, dokunaklı , koygun. * Oldukça acı . * Kiş onuruna dokunan gönlünü inciten söz. inin *İ çindeki minerallerin etkisiyle tadı olan kuyu veya pı suyu. sert nar

* Acı görmüş , kederli. , yaslı acı komedi klı * Eğ lendirici olmayı amaçlamayan, dramatik yönü ağ basan, duygusal bir oyun türü, trajikomik. ı r acı kma acı kmak düş ünür. acı rma ktı * Acı rmak iş ktı i. acı rmak ktı * Açlıduyması sebep olmak. k na * Aç bı rakmak, yeterince doyurmamak. acı lanma * Acı lanmak iş i. * Acı kmak iş i. * Açlıduymak, yemek yeme ihtiyacı k duymak. * Uzun süre bir ş yokluğ çeken kimse, o ş eyin unu eyden ne kadar çok elde etse, yine kendisine yetmeyeceğ ini

acı lanmak * Tadı olmak, acı mak. acı laş * Acıdurumda olmak, üzüntüye kapı lı lmak, üzülmek. acı ma laş * Acı mak iş laş i.

acı mak laş * Tadı bozulmak, acı olmak. * Dokunaklı duruma gelmek. * (konuş Kıcı bir durum almak. ma) rı, sert * Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek. acı tı laşrma * Acı tı laşrmak iş i. acı tı laşrmak * Acı duruma getirmek. bir acı lı * Acı lmıolan. katı ş * Acı olan, kederli. sı * Acı olma durumu. * Dokunaklı kederlilik, yaslı lı k, lı k. * Acıolma durumu. lı * Acı iş mak i. * Baş bir kimsenin veya canlın mutsuzluğ karşduyulan üzüntü, merhamet. ka nı una ı acı mak * Tadı duruma gelmek, acı mak. acı laş * Acı ağlı lı rıolmak. , * Baş nıacına ortak olmak veya durumundan üzüntü duymak. kasın sı

acı lı k

acı k lı lı acı ma

* Baş nıuğ ğveya uğ kasın radı ı rayacağkötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. ı * Bir ş vermeye kı eyi yamamak veya verdiğ elden çı ğ üzülmek. ine, kardına ı acı z ması * Acı katı maz, yürekli, merhametsiz.

acı zca ması * Acı z olarak, acı z bir biçimde, zalimce, zalimane. ması ması acı zlı ması k * Acı olma durumu, merhametsizlik, zulüm. maz acı k mı acı msı * Buğ tarlaları yetiş tohumu zehirli, yabanî bir bitki, belemir. day nda en, * Acı yakı tadı ya n olan, tadı acı az olan, acı rak. mtı * Dokunaklı .

acı rak mtı * Acı . msı acı nacak * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek. acı ölmek ndan * açlı ölmek. ktan * çok acı kmak. acı rma ndı * Acı rmak iş ndı i. acı rmak ndı * Bir kimsenin acı na yol açmak, merhamete getirmek. ması acılacak nı * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek durumda bulunan. acılma nı * Acılmak iş nı i. acılmak nı * Acı nmak iş konu olmak. ine acı nma acı nmak * Acı nmak iş i. * Acı iş konu olmak. mak ine * Baş nıhesabı üzülmek, yazı kasın na klanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, teessüf etmek. * Az acı mtı , acı rak. * Yaban turpu. acıçı sı kmak * olumsuz, kötü sonucu ortaya çı kmak. acıiçine (veya yüreğ çökmek (veya iş sı ine) lemek) * bir ş acını çok duymak. eyin sı pek

acı rak acı rga

* olmadan olacağdüş ı ünerek çok üzülmek. acına dayanamamak sı * bir kimse bir yakınıölümünden büyük üzüntü duymak. nın acını sı almak * acı ı gidermek. lını ğ * sıyı zı dindirmek. * kederini azaltmak. acını rı basmak sı bağna *ş ikâyet etmeden üzüntüye katlanmak. acını sı çekmek * yapı yanlıbir iş kötü sonucunu görmek. lan ş in acını karmak sı çı * (tat için) acı ı yok etmek. lını ğ * uğ ğmaddî veya manevî zararı ı radı ı karş layacak bir iş yapmak. * öç almak, intikam almak. acını sı görmek * bir yakını ölümünü görmek. nın acız sı * Tadı olmayan. acı * Ağ, sı duyulmayan. rı zı * Üzüntü, sıntı kı olmayan, kedersiz. * Acı iş tmak i veya biçimi. * Acı iş tmak i. * Acı vermek. lı k * Ağ ve sı duyması sebep olmak. rı zı na * Acı duygusu olan (kimse). ma * Acı iş mak i veya biçimi. acibe acil * Hiç görülmemişalılmamış ı veya yadı , ş ı ş aş , lacak rganacak ş ey. * İ ivedili. vedi,

acı tı ş acı tma acı tmak

acıcı yı acış yı

acil servis * (hastanelerde) Vakit yitirilmeden bakı lması gereken hastalarıilk tedavilerinin yapı ğyer. n ldı ı acil ş dilemek ifalar * hastanı kı sürede iyileş dileğ bulunmak. n sa mesi inde acilen aciyo * Hemen, hiç zaman yitirmeden, tez elden, gecikmeden, ivedilikle. * Bkz. acyo.

aciz

* Gücü bir iş yetmez olanıdurumu, güçsüzlük. e n * Beceriksizlik. * Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu. * Gücü bir iş yetmez olan, güçsüz. e * Beceriksiz.

âciz

âciz kalmak * çok uğ maya rağ o işyapamamak. raş men i âcizane * Söz söyleyen kimsenin kendi yaptı nı kları abartmamak için kullandı "acizlere yakı biçimde" ğ ı ş acak anlamı bir nezaket sözü. nda âcizleri âcizlik acube acul * Tez canlı tez, ivecen. , içi * Hı , çabuk. zlı acun * Dünya. acur acur * Bkz. ajur. * Alçak gönüllülük göstermek için "ben" zamiri yerine kullanı bir söz. lan * Beceriksizlik, güçsüzlük. * Tuhaf kimse.

* Kabakgillerden, kabuğ çizgili ve tüylü, sarı rak, yeşveya sarı u mtı il , üzeri yeşlekeli, irice bir çeş hı il it yar (Cucumis flexuosus). acurlu acuze acyo * Herhangi bir paranıgerçek değ n eriyle sürüm değ arası veya bir ticaret senedinin üzerinde yazı eri nda lı miktar ile indirimden sonraki tutarı nda doğ fark. arası an * Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alı komisyon. nan * Senetli kredi iş lemlerinde bankaları yaptı tahsilât. n kları acyocu * Borsa veya piyasada tahvil için çeş hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse. itli * Bkz. ajurlu. * Huysuz, çirkin, yaş kadı cadı . lı n, karı

acz içinde olmak * gücü yetmemek, becerememek. acze düş mek * çaresiz kalmak, elinden birş gelmemek. ey aç

* Yemek yeme ihtiyacı veya yemesi gereken, tok karş . olan ı tı * Yiyecek bulamayan, yoksul kimse. * Gözü doymaz, haris. * Çok istekli, çok hevesli. * Karnı doymamıolarak. ş -aç / -eç *İ simden isim ve sı yapma eki: bakr-aç, top-aç, kı vb. fat r-aç * Fiilden sı yapma eki: gül-eç vb. fat * Fiilden isim yapma eki: tı say-aç, sür-eç vb. ka-ç, aç acı na * aç olarak, bir ş yemeden. ey

aç açıkalmak k * yoksulluk içinde, evsiz barksıkalmak. z aç ayı oynamaz * kendisinden iş beklenilen kimseden emeğ karş ğesirgenmemelidir. inin ıı lı aç bı rakmak * yiyecek vermemek veya karnı doyurması engel olmak. nı na aç bîilâç * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı

aç doymam, tok acı kmam sanı r * aç insan elde ettiğ inden çoğ ister, varlı insan ise var olanla yetinir gibi görünür. unu klı aç doyurmak * yoksulları beslemek. aç gezmektense tok ölmek yeğ dir * yoksulluk ölümden de beterdir. aç göz aç gözlü aç gözlü * karş . ı tı aç gözlülük * Aç gözlü olma durumu veya aç gözlüye yakı ş davranı doymazlı tamahkârlı tamah. acak ş , k, k, aç gözlülük * karş . ı tı aç gözlülük etmek * bir ş karşaş istek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlıetmek. eye ıı rı k aç gözünü, açarlar gözünü * "uğ ı uyanıbulunmak gerekir, yoksa umulmadıbir anda büyük zararlarla yüz yüze gelirsin" raş larda k k anlamı kullanı nda lı r. aç kalmak * karnı doyuramamak. nı * yoksulluğ düş a mek. * Gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris. * Mala veya yiyecek içecek ş eylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris, camgöz.

aç karnı na * mide boş henüz birş yiyip içmemiş ken ey ken. aç kurt gibi (yemek, üş mek veya saldı üş rmak) * büyük bir istekle. aç susuz kalmak * yoksulluktan yaş ayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma düş mek. aç tavuk kendini arpa ambarı sanı nda r * insanlar, yokluğ yoksulluğ çektikleri ş için olmayacak hayaller, düş kurar. unu, unu eyler ler açacak * Açmaya yarayan araç. * Anahtar. * Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki, açelya, azelya. * Açmak iş yapan. ini * Oynak kemiklerin arası ndaki açı geniş ları letmeye yarayan kasları genel adı n , büken karş . ı tı * Anahtar. * İtah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif. ş * Bkz. açalya. * Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğ runun oluş turduğ çıntı u kı . * Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çı iki yarı doğ kan m runun oluş turduğ geometrik biçim, u * Görüşbakı yön. , m,

açalya açan

açar

açelya açı zaviye.

açı ölçüm * Açı ölçmede söz konusu olan yöntem ve teknik. açı cı * Açmak iş yapan. ini

açı alı ğ nmak a * görevine son verilmek. açı alma ğ a * bir görevliyi geçici bir süre iş alma. ten açı almak ğ a * görevine son vermek. açı çı ğ karmak a * iş inden çı karmak. açı çı ğ kmak a * belli olmak, anlaş ı lmak. * iş inden çı lmak. karı açı vurmak ğ a * belli etmek, ortaya çı karmak. * gizli bir durumu ortaya çı karmak.

açı çı ğ kmak ı * saklamakla görevli bulunduğ paranıveya malıeksik olduğ anlaş u n n u ı lmak. açını ğ kapatmak ı * eksiğ tamamlamak. ini açı k * Açı şkapalı lmı , olmayan, kapalı ı. karş tı * Engelsiz. * Örtüsüz, çı plak. * Boş . * Görevlisi olmayan, boş , görev), münhal. (iş * Aralı çok. ğ ı * İler durumda olan. ş * Kolay anlaş r, vazı ı lı h. * Gizliliğolmayan, olduğ gibi görünen. i u * Her türlü düş ünceyi hoş görüyle karş ı layabilen, etkisinde kalabilen. * (renk için) Koyu olmayan. * (kitap, resim, film için) Seviş sahnelerini bütün çı ğ anlatan. me plaklıyla ı * Kapalı olmayan (hava, iş yeri). * Belli bir yerin biraz uzağ ı . * Denizin kıdan uzakça olan yeri. yı * Doğ olarak, açı ru kça. * Bir ihtiyacıkarş n ı lanamaması durumu. açıaçı k k * Saklamaksın, gizli yer bı zı rakmaksın, içtenlikle. zı

açıağ k ı l * Koyunlarıve keçilerin barı rı kları açı etrafı duvar veya ölü çitlerle çevrili basit barı n ndıldı üstü k, taş nak. açıağ k ı zlı * Aptal, sersem, ahmak. açıalı k nla * baş ve övünç ile. arı açıartı k rma * Bir malısatında alılar arası fiyat artı yarına dayanan satı n ş ı cı nda rma ş ı ş . açıbilet k * Yolculuklarda dönüş tarihi kararlaşrı tılmamı belirli bir dönem için geçerli, gidiş ş , dönüş bileti.

açıbono k * Para hanesi boş rakı imza edilen bono. bı larak açıbono vermek k * sırsıyetki tanı nı z mak. açıbölge k * Gümrük sırlamaların olmadı bölge, serbest bölge, serbest mı ka. nı nı ğ ı ntı açıcelse k * Açıduruş k ma. açıciro k açıçek k * Üzerine para miktarı lmamı çek. yazı ş , açıdeniz k * Senet veya çek arkası kime ödeneceğbelirtilmeden imzalanma yoluyla yapı ciro. na i lan

* Denizin, kara suların dında kalan bölümü. nı ş ı * Yakıkaralarla çevrili olmayan deniz, engin. n açıdevre k *İ çinden sürekli akı geçmeyecek bir yalı m tkanla kesilmiş elektrik devresi. açıdolaş sistemi k ı m * Genellikle bütün eklem bacaklı ve birçok yumuş larda akçada bulunan atardamar ve kan boş undan luğ oluş açıbir dolaş sistemi. muş k ı m açıduruş k ma * Mahkemede herkesin duruş dinleyebileceğoturum. mayı i açıdüş k me * Yağ güreş pehlivanıkıüstü düş yenilmiş lması lı te n ç erek sayı . açıeksiltme k * Yaptılacak bir iş veya satıalı rı in n nacak bir malıucuza sağ n lanması iş için i yapacak veya malı satacak kiş iler arası fiyat düş nda ürme yarına dayanan iş ş ı lem. açıelli k * Cömert.

açıellilik k * Cömertlik. açıfikirli k * Olayları özellikle yenilikleri iyi anlayı gereğgibi karş ve p i ı layabilen, düş ündüğ olduğ gibi söyleyebilen ünü u (kimse). açıfikirlilik k * Açıfikirli olma durumu. k açıhava k * Bulutsuz hava. * Bahçe, park gibi yapı şolan yer. dı ı açıhava sineması k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı sinema. açıhava tiyatrosu k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı tiyatro. açıhece k * Ünlü ile biten hece.

açıhesap k * Peş para veya bono vermeden yapı alıveriş in lan ş . açıimza k * Üzeri boş rakı bir kâğ n altı dolduracak olana güvenilerek atı imza. bı lan ı dı na, lan açıiş k letme * Maden yatağ örten verimsiz topraklar kaldıldı sonra açıhavada yapı iş ı nı rı ktan k lan letme. açıkahverengi k * Kahverenginin bir veya birkaç ton açı. ğ ı açıkalp ameliyatı k * Kalbin içi açı lmadan önce dolaş sun'î kalp denilen bir aygı devredildikten sonra yapı kalp ameliyatı ı m ta lan . açıkalpli k

* Bkz. açıyürekli. k açıkalplilik k * Bkz. açıyüreklilik. k açıkapamak k * (bütçe) gider fazlası para sağ nı layarak gidermek. açıkapı rakmak k bı * gereğ inde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı rakmak, kesip atmamak. bı açıkapı k politikası * Yabancı malları ülkeye serbestçe sokma politikası bir . açıkapı k siyaseti * Açıkapı k politikası . açıkonuş k mak * gerçeğçekinmeden söylemek. i açıkredi k * Bankalarıgüvendikleri müş n terilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verdikleri borç para. açıliman k * Bütün gemilerin formalite yönünden kolayca girip çı kları ktı liman. * Hava ş artları kolayca etkilenen liman. ndan açımaaş k ı * Görevinden alı birine yasaca tanı belirli bir süre içinde ödenen aylı nan nan, k. açımavi k * Mavinin bir ton açı. ğ ı açımektup k * Zarfı şrı yapı lmamımektup. tı ş * Yazı ğkimseye gönderilmeyip bası yoluyla açı ldı ı n klanan mektup. açıolmak k * (o yerde) kendisi her zaman iyi karş ı lanmak. açıordugâh k * Kı kurulan ordugâh. rda açıoturum k * Güncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konularıveya sorunlarıherkesin izleyebileceğbir biçimde açıolarak n n i k tartıldı toplantı ş ğ ı ı . açıoy k * Verenin adı gösteren ve konuş sorun üzerindeki düş nı ulan üncesini belli edecek yolda verilen oy.

açıöğ k retim * Ders konuları radyo ve televizyon gibi araçlarla yayı mlanan veya posta ile ilgililere ulaşrı öğ tılan retim yöntemi. açıönerme k *İ çerisinde değken bulunan ve bu değkenin alacağdeğ doğ u veya yanlı ğkesinleş önerme. iş iş ı erle ruluğ şı lı en açıpazar k * Gümrük kaydı olmayan, her devletin malı serbestçe satabileceğş veya ülke. nı i ehir açıpembe k * Pembenin bir ton açı. ğ ı

açıpoliçe k * Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak üzere düzenlenen poliçe. açırejim k * Parlâmenter rejim. açısaçı k k * Göreneğ aykı derecede çı veya örtüsüz. e rı plak açısaçıkonuş k k mak * cinsî konularla ilgili sözler söylemek. açısarı k * Sarın bir ton açı. nı ğ ı açısayı k m * Bir seçim sonunda verilen oyları açıolarak sayı , aleni tadat. n k lması açıseçik k * Çok açı çok belirgin. k, açısenet k * Bkz. açıbono. k açısöylemek k * anlaş ı lmamıyönünü bı ş rakmadan anlatmak veya çekinmeden söylemek. açısözlü k * Her ş olduğ gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen. eyi u açısözlülük k * Açısözlü olma durumu. k açış k ehir * Düş saldısı karşsavunma önlemleri alı man rına ı nmamı içinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu ş , durumu önceden ilân edilmiş olan ş ehir. açıtaş k ı t * Üstü örtülmemiş ı taş (araba, otomobil vb.). t açıteş k ekkür * Herhangi birine basıyoluyla edilen teş n ekkür. açıtohumlular k * Tohumları kozalak pulları üzerinde açıolarak bulunan çiçekli bitkilerin ayrı ğiki büyük daldan biri. k ldı ı açıtribün k * Açıhavadaki spor müsabakaları seyircilerin oturduğ ve üstü kapalı k nda u olmayan bölüm. açıtutmak k * bir iş yerinin çalır durumunu sürdürmek. ş ı açıvermek k * gelir, gideri karş ı lamamak. * gizlenmek istenen bir olayı düş , bir ünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açı klamak. açıyara k açıyeş k il * Kapanmamı sürekli iş ş , leyen yara. * Yeş bir ton açı. ilin ğ ı

açıyürekle k * özü sözü bir olarak, hiçbir ş saklamaksın. ey zı açıyürekli k * Düş ündüğ olduğ gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan (kimse), samimî, açıkalpli. ünü u k açıyüreklilik k * Açıyürekli olma durumu, samimiyet, açıkalplilik. k k açızaman k * Tutkalı yüzeye sürüldüğ an ile pres edilip, sılması n ü kı gereken an arası geçen süre. nda açı ı kağ z açı kça * Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris). * Gizli bir yönü kalmaksın, kolay anlaşr bir biçimde. zı ı lı

açı kçası * Doğ rusu, açıolanı k , anlaşr biçimi, gizli kapaklı ı lı olmayan yanı . * Açıolarak. k açı kçı açı kgöz * Uyanıdavranarak çı nı layan, imkânlardan kurnazca yararlanması bilen. k karı sağ nı açı kgözlük * Açı kgözlülük. açı kgözlülük * Açı olanı durumu, açı kgöz n kgöze yakı ş davranı acak ş . açı klama * Açı klamak iş izah. i, * Borsada fiyat dalgalanmaları yararlanarak açı para kazanan (kimse). ndan ktan

açı klama cümlesi * Bir önceki cümleyle bağ kuran yani, demek ki, öyle ki gibi bağ cı baş lantı layılarla layan, söz konusu duygu veya düş ünceyi bütünleyen cümle. açı klama yapmak * herhangi bir konuyu aydı ğ kavuş nlı a turmak amacı konuş veya yazmak. yla mak açı klamak * Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgileri vermek, izah etmek. * Bir sorunla ilgili olarak aydı cı vermek, tavzih etmek. nlatı bilgi * Bir sözün, bir yazın ne anlatmak istediğ belirtmek, yorumlamak. nı ini * Açı söylemek, ifş etmek. kça a * Belirtmek, göstermek, açı vurmak, izhar etmek. ğ a açı klamalı * Birtakı açı m klamalarla anlaş ı , öğ lması renilmesi kolaylaşrı şizahlı tılmı , . açı klanan * Açı klamalar sonunda ortaya çı kması beklenen kavram. açı klanma * Açı klanmak iş i. açı klanmak

* Açı klamak işyapı i lmak, izah edilmek, ifş edilmek. a açı livası klar * İi gücü olmayan, boş kalan kimse. ş ta açı livası klar * iş i gücü olmayan, boş kalan kimse. ta açı livası klar olmak * iş bulamayarak iş ve kazançsıkalmak. siz z açı ma klaş * Açı mak durumu almak. klaş açı mak klaş * Açıduruma gelmek. k * Rengi açı lmak. açı tı klaşrma * Açı tı iş klaşrmak i. açı tı klaşrmak * Açıduruma getirmek. k * Rengini açtı rmak. açı klatma * Açı klatmak iş i. açı klatmak * Açı klaması sağ nı lamak. açı klayan * Açı klamalar sonucunda elde edilen kavram.

açı cı klayı * Bir sorunu gerekli açı ğ kavuş klı a turan. * Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açı klayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı anı ile lacaktı cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adın açı cıd ı r" nı klayısır. açı ş klayı * Açı klamak işveya biçimi. i açı ğ kavuş klı a turmak * (bir konu veya sorunu) aydı nlatmak, kapalı lı kurtarmak, anlaş r duruma getirmek. ktan ı lı açı k klı * Açıolma durumu. k * Uzaklı mesafe. k, * Örtüsüz, çı yer. plak * Boş geniş ve yer. * Bir yerin uzaklara kadar bakı labilecek ve bakanı içinde ferahlıdoğ n k uracak durumda olması . * Gerçeğolduğ gibi yansı durumu. i u tma * Bir söz veya yazı maksadı açıolması da n k özelliğ vuzuh. i, * Dürbün, fotoğ makinesi gibi optik araçlarda ağ çapışı girebildiğdelik. raf ı z , ığ ın i

açı k getirmek (veya kazandı klı rmak) * (bir konu veya sorunu) anlaş r duruma getirmek. ı lı açı kölçer klı * Bir mikroskobun açı ğ ölçmeye yarayan alet. klını ı açı bı kta rakmak

* iş görev vermemek, yersiz yurtsuz bı ve rakmak veya birkaç kiş birlikte sağ iye lanan bir iyilikten birini yararlandı rmamak. açı kalmak (veya olmak) kta * iş görev bulamamak, yersiz yurtsuz kalmak veya birkaç kiş birlikte eriş i bir iyilikten ve inin tiğ yararlanamamak. açı ktan * Bir yerin uzağ ı ndan. * Sı ve aş gözetilmeden, dı dan atayarak. ra ama ş arı * Emek ve para harcamadan.

açı (para) kazanmak ktan * emek ve sermaye olmadan para kazanmak. açı açı ktan ğ a * Belirgin olarak, göz göre göre. açı kazanmak ktan * emek ve sermaye koymadan kazanç sağ lamak. açı para almak ktan * bir iş veya mal için, kararlaşrı ş tılmıücret veya değ dında para almak. er ş ı açı tayin ktan * Derece ve belli bir sı gözetilmeksizin yapı atama. ra lan açı lama açı lı m ölçülür. * Açı lma. * Bir yı zla gök ekvatoru arası ldı ndaki uzaklı kuzeye doğ olanı , güneye doğ olanı eksi iş k; ru artı ru da aretiyle *İ leride, içlerinde en uygununun seçilebilmesi için, güç bir sahnenin çeş açı itli lardan çekiminin yapı . lması

açı saçı lı lmak p * (kadıiçin) çok açısaçıgiyinmeye baş n k k lamak. * (kadıiçin) eskisine göre ölçüsüz davranı n ş bulunmaya ba ş larda lamak. açı lı ş * Açı işveya biçimi. lmak i * Yeni bir yapın, yerin veya yeni bir kuruluş çalı nı un ş maya baş laması at. , küş

açı konuş lı ş ması * Herhangi bir toplantın açı nı lması rası yapı ilk konuş sı nda lan ma. açı töreni lı ş * Bir açıı lıkutlamak için yapı toplantı ş lan , resmiküş at. açı lma * Açı iş lmak i. * Bir film çekiminde karanlı baş p gittikçe aydı kta layı nlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. * Bir grupta, sı n jimnastik alı rmaları dağ k düzene girmesi. raları ş tı için ı nı * Çatlama. * Açmak iş lmak veya açmak iş konu olmak. i yapı ine * (renk için) Koyuluğ yitirmek. unu * Kendine gelmek, biraz iyileş mek, ferahlamak. * (gemi) Gitmek, uzaklaş mak. * Sılması kı , çekinmesi, tutukluğ kalmamak. u * (kuruluş için) İ kez veya yeniden iş baş lar lk e lamak.

açı lmak

* İini gereğ ş inden veya götürebileceğ inden geniş tutmak. * Geniş lemek, bollaş mak. * Delinmek, yı lmak. rtı * (sis, karanlı duman için) Dağ k, ı lmak, yoğ unluğ yitirmek. unu * Gereken güce ulaş mak. * Sı nı rrı, üzüntüsünü, sorunları birine söylemek. nı * (pencere, kapı için) Geçit vermek. , yol * Ayrı ya girmek. ntı * (yüzerken) Kıdan uzaklaş yı mak. açı m * Açma, açı , küş lı at. ş açı mlama * Açı mlamak iş teş ş i, rih, erh. açı mlamak * Bir sorunu veya konuyu ele alıen ince noktaları kadar gözden geçirerek anlatmak, ş etmek, teş p na erh rih etmek. açı mlanma * Açı mlanmak iş i. açı mlanmak * Açı mlamak iş konu olmak. ine açı rma ndı * Açı rmak iş ndı i. açı rmak ndı * Açı nması sağ nı lamak. * Bir cismin yüzeyini açarak bir düzlem üzerine yaymak. açım nı * Açı nmak iş inkiş i, af. * Bir cismin yüzeylerinin açı bir düzlem üzerine yayı . lı p lması * Açı nmak iş i. * Geliş mek. * (tohum, hastalıiçin) İ k çindeki yetenekler uyanarak amacı varmak, geliş na mek, inkiş etmek. af * Açı nsamak işistikş i, af.

açı nma açı nmak

açı nsama

açı nsamak * Bir yerin özelliklerini ortaya çı karmak için araşrma ve inceleme yapmak, istikş etmek. tı af açı ortay * Bir açı bölgeyi, ölçüleri birbirine eş olan iki açı bölgeye ayı doğ sal it sal ran ru. açı düzlemi ortay * İ düzlemli bir açı iki komş ve eş açı bölen düzlem. ki yı u it ya açı ölçer açı sal * Bkz. iletki. * Açı ilgili. ile

açı bölge sal * Açı iç bölgesinin birleş ile iminden oluş düzlem parçası an . açı çap sal * Ay ve Güneş gök cisimlerinin iki doğ arası gibi rusu ndaki açı . açı hı sal z * Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı açı tiren ru nı ğ . ı açı ivme sal * Açı hın birim zamanda değen niceliğ sal zı iş i. açı sapma sal * Belli bir açı düzeyinde gerçekleş sapma. en açı uzaklı sal k * Gök cisimlerinin (yı z veya gezegen) birbirlerinin karş ma düzlemine göre uzaklı. ldı ı laş ğ ı açı yol sal * Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldı yol. ğ ı açı ş * Açmak iş i veya biçimi. * Bir kuruluş çalı u ş maya baş latma.

açıkonuş ş ması * Herhangi bir toplantı baş yı latmak için yapı ilk konuş lan ma. açı t açkı * Bir duvarda açıbı lmıbulunan kapı k rakı ş , pencere, kemerleme benzeri açı k. klı * Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleş parlatma, perdah. tirip * Demircilikte delik büyütmekte kullanı araç. lan * Anahtar ve her türlü açma aracı . * Açkı yapan (kimse), perdahçı . * Anahtarcı . * Açkı lamak iş i.

açkı cı

açkı lama

açkı lamak * Açkı parlatmak. ile açkı lanma * Açkı lanmak iş i. açkı lanmak * Açkı lmak, perdahlanmak. yapı açkı latma * Açkı latmak iş i. açkı latmak * Açkı i yaptı iş rmak, perdahlatmak. açkı lı * Açkı lmı perdahlanmı perdahlı yapı ş , ş , . açkız sı

* Açkı lmamı perdahlanmamı perdahsı yapı ş , ş , z. açlı öldürmek ğ ı * açlıhissini geçiş k tirmek, yatı rmak. ş tı açlı k * Aç olma durumu. * Kık. tlı * Yoksulluk. * Aş istek içinde bulunmak. ı rı

açlıçekmek k * yoksulluk içinde bulunmak. açlıgrevi k * Kendisine veya baş na yapı bir haksı ğprotesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiğtepki. kaları lan zlı ı i açlı gözü (veya gözleri) kararmak (veya dönmek) ktan * çok acı kmak. açlı imanı ktan gevremek * çok acı kmak. açlı nefesi kokmak ktan * yoksulluk içinde bulunmak. açlı ölmek ktan * dayanı derecede acı lmaz kmak, çok acı kmak. açlı ölmeyecek kadar ktan * (yiyecek, içecek için) pek az (yemek, içmek). * gereğ inden az. açma * Açmak iş i. * Orman içinde ağ kesme veya yakma yoluyla tarı elverişbir duruma getirilen arazi. aç ma li * Bir çeş susamsı kalı yağ simit. it z, nca lı * Açma yapan veya satan kimse. açmak * Bir ş kapalı eyi durumdan kurtarmak. * Bir ş kapağ veya örtüsünü kaldı eyin ı nı rmak. * Engeli kaldı rmak. * Sarı şkatlanmı örtülmüş lmı , ş , veya iliklenmiş olan ş eyleri bu durumdan kurtarmak. * Oyarak veya kazarak çukur, delik oluş turmak. * Tı bir ş bu durumdan kurtarmak. kalı eyi, * Çevresini geniş letmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. tı * Yarmak. * Düğ veya dolaş ş ş çözmek. ümü mıbir eyi * Bir kuruluş bir iş u, yerini, bir yeri iş veya ilk defa kullanı duruma getirmek. ler lı r * Bir aygı, bir düzeni vb.lerini çalır duruma getirmek. tı ş ı * Alıverişbaş ş i latmak. * Rengin koyuluğ azaltmak. unu * Yakı ş mak, güzel göstermek. * Ferahlıvermek. k * Bir konu ile ilgili konuş mak. * Savaş almak, fethetmek. la * Avunmak veya danı ş için söylemek. mak * Yapmak, düzenlemek.

açmacı

* Ayı rmak, tahsis etmek. * Sılganlını kı ğ , utangaçlını ı ğ gidermek. ı * Görünür duruma getirmek. * (hava için) Bulutlarıdağ n ı yla gök yüzü aydı lması nlanmak. * Geçit vermek. * İ dökmek. çini açmalı k açmaz * Satranç oyununda ş koruyan taş ahı lardan birinin yerinden oynatı lmaması durumu. *İ çinden zor çılı kı durum. r * (tulûatta) Karş ndakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylını ı sı ğ veren söz. ı açmaz halatı * Gemilerin limana bağ lanması sahilden esecek rüzgârla rı mdan uzaklaş ve htı maması kıya dikine için yı bağ lanan halat. açmaza düş mek * içinden çılması durumda kalmak. kı güç açmaza getirmek (veya düş ürmek) * düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak. açmazlı k * Açmaz olma durumu. * Ağ pek sı olma durumu, ketumiyet. zı kı açtı zı, yumdu gözünü ağ nı * öfkelenerek veya kı zarak ağ sözler söyledi. ı r açtı rma * Açtı rmak iş i. * Kiri çı karmak veya eş iyice temizlemek için kullanı her türlü madde. yayı lan

açtı kutuyu, söyletme kötüyü rma * kötü konuş abilecek birine, bildiklerini açı klama fı verilmemesi gerektiğ öğ rsatı ini ütler. açtı rmak * Açmak iş yaptı ini rmak. ad * Bir kimseyi, bir ş anlatmaya, tanı eyi mlamaya, açı klamaya, bildirmeye yarayan söz, isim: Çocuk, kedi, ağ aç, düş ünce, iyilik, Ahmet, Ertuğ birer addı rul r. * Herkesçe tanı ş nmıveya iş itilmiş olma durumu, ün, nam, ş öhret. * Anı değ önem. lacak er, *İ sim. ad ad almak * Sayma, sayı lma. * kendisine ad verilmek. * ün kazanma.

ad bilimi

* Özel adlar üzerinde duran ve özel adları köken bilgisi, tarihî geliş dil ve kültür sorunları sı me, açından inceleyen bilim dalı . ad cümlesi * Bkz. isim cümlesi.

ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekimi * Bkz. isim çekimi. ad çekme * Ad çekmek iş kur'a. i, ad çekmek * raslantı ve talihe bağ bir ayı yapmak için, her birinde birer ad yazı ş ı ya lı rma lmıkâğ tlardan birini çekmek, kur'a çekmek. ad çekmeye girmek * kur'aya tâbi olmak. * oyunun baş cı oyuncular arası alan seçimi, baş atıveya karş langında, nda lama ş ı ı hakkı öncelik lama için sağ layan iş . ad çektirmek * ad çekmek iş yaptı ini rmak. ad değ imi iş * Bkz. mecazimürsel. ad durumu * Bkz. isim hâli. ad gövdesi * Bkz. isim gövdesi. ad koymak * çağ ı veya anmak için bir canlı bir yere, bir ş ad vermek, adlandı rmak ya, eye rmak, isim koymak, tesmiye etmek. ad kökü * Bkz. isim kökü.

ad takmak * adlandı rmak, ad koymak. ad tamlaması * Bkz. isim tamlaması . ad vermek * ad koymak, adlandı rmak, tesmiye etmek. * bir işkimin yaptını i ğ söylemek. ı ad yapmak * isim yapmak. ada * Her yanı ile çevrilmiş parçası su kara . * Trafiğ açıbir yol üzerinde sola dönüş sağ e k leri layan, sağ tarafta veya yol ortası yer alan kaldım taş nda rı ı yla ayrı ş lmıalan. * Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapı topluluğ lar u. ada balı ğ ı * Bkz. amber balı. ğ ı

ada çayı * Ballı babagillerden, yurdumuzda çok yetiş tüylü ve beyazı rak yaprakları ı bir bitki (Salvia en mtı olan tı rlı oflicinalis). * Bu bitkiden yapı sı içecek. lan cak ada gibi gemi * pek büyük (gemi). ada soğ anı * Zambakgillerden, soğ ndan ilâç olarak yararlanı birtakı maddeler elde edilen çok yık bir bitki anı lan m llı (Urginea maritima). ada tavş anı * Evcil cinsleri de olan tavş yakıbir kemirici memeli (Oryetolagus cuniculus). ana n adabı eret muaş * Terbiyeli, ince davranmak için tutulması gereken yollar, davranıtöresi, davranıbilgisi, topluluk töresi, ş ş görgü. adacı k adacı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşnominalizm. unu , adagio * Yavaş ı , ağ olarak. r * Bu biçimde çalı beste. nan adak * Adamak iş i veya adanı ş nezir. lan ey, adak adamak * bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak. adaklama * Adaklamak durumu. * Küçük ada.

adaklamak * Küçük çocuk yürümeye baş lamak. adaklanma * Adaklanmak iş i veya durumu. adaklanmak * Niş duruma gelmek, niş anlı anlanmak. adaklı * Adağolan, adak adamıolan. ı ş * Niş , yavuklu, sözlü. anlı * Adak olarak ayrı ş lmı(hayvan). * Adak adanan yer. * Adağolmayan, adak adamamıolan. ı ş * Niş olmayan. anlı

adaklı k

adaksı z

adale

* Kas. adaleli * Kaslı , kasları kı miş sı, geliş . adalesiz adalet * Kassı z. * Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğ ruluk, türe. * Bu işuygulayan, yerine getiren devlet kuruluş . i ları * Herkese kendine uygun düş kendi hakkı eni, olanı verme.

adalet dağ ı tmak * kanunlarısaydı hakları n ğ ı sahiplerine vermek, tanı nmak. adalet divanı * Devletler arası ndaki birtakı hukuk anlaş kları bakan ve merkezi La Haye'de bulunan uluslar arası m mazlı na mahkeme. adalet kapı sı * Hak ve hukukun aranması baş için vurulan merci, mahkeme. adalet mahkemesi * Bkz. adliye mahkemesi. adalet örgütü * Adliye teş . kilâtı adalet sarayı * Mahkemelerin bulunduğ büyük yapı u . adalete teslim etmek * sanı, adalet iş ğ ı leriyle uğ an kuruluş götürmek. raş a adalete teslim olmak * sanı adalet iş k, leriyle uğ an kuruluş gidip hakkı gerekli iş raş a nda lemin yapı nı lması istemek. adaletine sınmak ğ ı * (birinden) anlayı hoş ş görü, yakı k beklemek. , nlı adaletli * Adalete uygun düş veya adaletli olan, adil. en

adaletlilik * Adaletli olma durumu. adaletsiz * Adalete aykı düş veya adaleti olmayan. rı en

adaletsizlik * Adalete aykı davranı rı ş . adalı adalî * Ada halkı olan (kimse). ndan * Kas niteliğ olan; kasla ilgili olan, kası inde l. * Kasları geliş , adaleli, kaslı iyi miş . *İ nsan.

adam

* Erkek kiş i. * İ yetiş , değ kimse. yi miş erli * Birinin yanı ve iş bulunan kimse. nda inde * Birinin yararlandı, kullandı kimse. ğ ı ğ ı * Birinin sözünü dinleyen, nazı çeken kimse, kayıcı nı rı. * İ huylu, güvenilir kimse. yi * (belirsizlik zamiri yerine), Herkes, kim olursa olsun. * Görevli kimse. * (isim tamlamaları Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı nda) benimseyen. * Eşkoca. , adam adama (savunma) * futbolda, basketbolda karştakı oyuncusunu kollama, rahat hareket etmesini, sayı ı m yapması engelleme. nı adam akı llı * Bkz. adamakı. llı adam almamak * son derece kalabalıolmak. k adam azmanı * Çok iri yapıkimse. lı adam baş ı na * her kiş her birine. iye, adam beğ enmemek * herkesi değ görmek. ersiz adam boyu * Yaklaş olarak normal bir adam boyunda. ı k * İ boyunca. nsan adam değ ilim * herhangi bir durumun gerçekleş memesi hâlinde, kendisinin insan sayı lamayacağanlamı kullanı ant, ı nda lan göz dağsözü. ı adam etmek * eğ itmek, yetiş tirmek, topluma yararlı duruma getirmek. * bir yeri düzene sokmak veya bir ş işyarar duruma getirmek. eyi e adam evlâdı * İ bir ailenin iyi yetiş çocuğ yi miş u. adam gibi * terbiyeli, akı uslu. llı * adamlı insanlı yaraş yolda. ğ a, ğ a ı r * iyice. adam hesabı koymak na * birine değ vermek, saygı er göstermek. adam içine çı kmak * topluluğ karı a ş mak, değ insanları bulunduğ yerlere gitmek, eşdosta gitmek. erli n u e adam içine karı ş mak * değ bir topluluğ girmek, kendisine değ verilir olmak. erli a er adam kığ (veya yokluğ tlında ı unda) * işyarar kimselerin bulunmadı durumda. e ğ ı adam kullanmak

* iyi çalı rması bilmek. ş tı nı adam olmak * geliş büyümek, şmanlamak. mek, iş * iyi yetiş mek, iyi bir duruma gelmek. adam sarrafı *İ nsanlarıkarakterini çabuk anlayacak duruma gelmiş n kimse, insan sarrafı . adam sen de! (veya yalnıadam) z * bir iş önemsenmediğ anlatmak için söylenir. in ini adam sı na geçmek (veya girmek) rası * daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değ yokken artı kendisine önem ve değ verilmek. eri k er adam yerine koymak * adamdan saymak, varlını ğ kabul etmek. ı adama * Adamak iş i. adama dönmek (veya benzemek) * düzelmek. adamak * Bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak, nezretmek. * Kutsal saydı bir ş uğ ğ ı ey runa kendini feda etmek, ant niteliğ söz vermek. inde * Ayı rmak. adamakı llı * Gereğ inden çok, iyice. adamakla mal tükenmez * büyük vaatlerde bulunanlar için alay yollu söylenir. adamca *İ nsana yaraş biçimde. ı r * İ sayı olarak. nsan sı

adamcağ ı z * Kendisine karşsevgi veya acı duyulan adam. ı ma adamcası na * Adamca. adamcı k * Yerilen, küçümsenen; acı (kimse). nan adamcı l *İ nsandan ürkmeyen, insana alı ş ş olan, insana sokulan, sı mı cakkanlı , munis.

adamcık llı * Adamcı l olma durumu. adamdan saymak * bir kimseye değ olmadı hâlde değ vermek, saygı eri ğ ı er duymak. adamı * (bir iş ustalı yapan. i) kla adamıadı kacağ canı ksı n çı ı na çı n

* Bkz. insanı adı kacağ canı ksı n çı ı na çı n. adamıalacası n içinde, hayvanıalacası ş n dında ı * Bkz. insanı alacası n içinde, hayvanı alacası ş n dında. ı adamıiyisi alıveriş (veya iş ı belli olur n ş te baş nda) * bir kiş iyi bir insan olarak değ iyi erlendirebilmek için alıveriş veya iş ı ahlâk dı davranı ş te baş nda ş ı ş larda bulunmaması gerekir. adamı çatmak na * Bkz. tam adamı çatmak. na adamı düş na mek * (yapı bir işgüzel bir rastlantı lacak ) sonunda anlayanı uzmanı verilmiş na, na olmak. adamı göre na * kiş arası ayrı k gözeterek. iler nda calı * herkesin yeteneğ uygun olarak. ine adamı bulmak nı * Bkz. tam adamı bulmak (veya adamı düş nı na mek). adamkökü * Bkz. adamotu. adamlı k *İ nsana yakı ş durum, tutum ve davranı acak ş . * Yabanlı k.

adamlısende kalsı k n * iyilik bilmese de sen yine iyilik et. * bu işnası i l olsa sana yaptı racaklar, bari kendiliğ inden yap da onurunu koru. adamotu adamsı z * Patlı cangillerden, geniş yapraklı , kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis). * Yardı sı hizmetçisiz. mcız, * Erkeksiz, kocası z.

adamsı k zlı * Adamsıolma durumu. z a'dan z'ye kadar * baş aş ı tan ağ bütünüyle. , Adana kebabı * Kı na bolca acı yması biber katı hazı larak rlanan ş köfte. iş adanma adanmak adap * Adanmak iş i. * Adamak iş konu olmak. ine * Töre. * Yol yordam, yol yöntem.

adap erkân * Yol yöntem.

adaptasyon * Uyarlama. * Bir eseri çevrildiğdilin, konuş i ulduğ toplumun yaş ş inançları uyarlama. u ayına, ı na * Uyma. adapte * Uyarlanmı ş .

adapte etmek * uyarlamak. adapte olmak * uymak. adaptör * Bir âletin çapları birbirinden farklı parçaları birini ötekine geçirebilmek için yararlanı bağ cı olan ndan lan layı. adaş adaşk lı adatepe * Adları olanlardan her biri. aynı * Adaş olma, aynı taş durumu. adı ı ma

* Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aş mdan dolayı ı nı ortaya çı ş kmıtepe. adatma adatmak * Adamak iş yaptı ini rmak. adavet aday * Düş manlı yağ k. k, ı lı * Bir görev, bir iş kendini ileri süren veya baş için kaları tarafı ileri sürülen kimse. ndan * Bir iş yetiş için tirilmekte olan kimse, namzet. * Adatmak iş yaptı ini rmak.

aday adayı * Herhangi bir iş i yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylıaş k aması kazanmak amacı baş nı yla vuran kimse. * Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapı ön seçimlere adaylını lan ğ ı koyan kimse. aday göstermek * bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek: Anayasa. aday olmak * herhangi bir iş alı e nmak veya seçilmek için istekli olmak. adayavrusu * İ veya üç çifte kürekli küçük balı teknesi. ki kçı adaylını ğ koymak ı * bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek. adaylı k * Herhangi bir iş görev için kendini ileri sürme veya baş , bir kaları tarafı ileri sürülme, namzetlik. ndan * Bir görevde yetiş tirilme.

adcı

* Adcı öğ lı retisiyle ilgili olan. k * Bu öğ retiye bağ kimse. lı adcı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerçekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşisimcilik, nominalizm. unu , addan türeme fiil * Bkz. isimden türeme fiil. addedilme * Addedilmek iş i. addedilmek * Sayı lmak. addetme * Addetmek iş i.

addetmek * Saymak. addolunma * Addolunmak iş i veya durumu. addolunmak * Sayı lmak. adedî adem * Adetçe, sayı ca. * Yokluk, hiçlik, ölüm. * Osmanlı sözlerle birleş "-siz, -lik" anlamı kullanı ca erek nda lı r. * Dinî inançlara göre ilk yaratı insan ve ilk peygamber. lan *İ nsan, insanoğ adam. lu, *İ nsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan.

Âdem

Âdem baba *İ nsanlın babası Âdem. ğ ı , Hz. * Hapishanede çevresindeki mahkûmları haraca bağ layan kimse. * Afyonkeş . Âdem elması * Gı çıntı. rtlak kı sı Âdem evlâdı * Bkz. âdemoğ lu. Âdemci * Âdemcilik yanlı olan kimse. sı

Âdemcilik * XX. yüzyı baş simgeciliğ karşbir tepki olarak Rusya'da ortaya çı bir edebiyat akı . lı ı n nda e ı kan mı ademimerkeziyet * Yerinden yönetim. ademimerkeziyetçi * Yerinden yönetimci.

ademimerkeziyetçilik * Yerinden yönetimcilik. ademiyet âdemiyet * Yokluk. *İ nsanlı k. * Doğ dürüst insana yakır durum, adamlı ru ş ı k.

âdemoğ lu * İ denilen yaratı n hepsi. nsan kları âdemotu * Bkz. adamotu. adenit adese * Lenf düğ ümleri iltihabı . * Mercek. * Kovucuk. * Görüş derecesi, inceliğ i. * Sayı . * Herhangi bir sayı olan (ş tane. da ey), * Bir kimsenin yapmaya alı ş ş olduğ ş alı . mı u ey, ş kı * Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre. * Ay baş ı .

adet

âdet

âdet edinmek * bir ş alı k ve huy durumuna getirmek. eyi ş kanlı âdet görmek * (kadı ay başolmak. n) ı âdet olmak * öteden beri yapı olmak. lı r * bir ş gelenek durumuna gelmiş ey olmak. âdet yerini bulsun diye * gerekli görüldüğ için değ yalnıalılmıolduğ için. ü il, z ş ş ı u âdeta * Bayağ basbayağ hemen hemen, sanki. ı , ı , * Bayağyürüyüş ı le. * Sayı mı bakı ndan, sayı ca.

adetçe

adetimürettep * Bkz. tam sayı . adezyon kuvveti * Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arası ndaki çekiş kuvveti. adı (veya ismi) gibi bilmek * çok iyi bilmek.

adı batası (veya adı batası ca) * "yok olasıanlamı bir ilenme. " nda adı batmak * (sevilmeyen bir ş veya kimse için) unutulmak, adı lmaz olmak, artısözü edilmemek. ey anı k adı belirsiz * ünü olmayan, tanı nmayan, kim ve ne olduğ bilinmeyen. u adı okunmamak bile * birine hiç önem verilmemek. adı kmak çı * kötü bir ün kazanmak. * hakkı olmayan bir ün kazanma. adı kmıdokuza, inmez sekize çı ş * birinin bir kere adı ktı sonra onun hakkı çı ktan ndaki yaygıinanç artıkolay kolay düzelemez. n k adı deliye çı kmak * deli olmadı hâlde deli olarak tanı ğ ı nmak. adı duyulmak * tanı nmak, ünlenmek. adı geçmek * anı lmak, söz konusu olmak, ismi geçmek. * adı lmak. yazı adı rı kaldılmak * anı olmak, silinip gitmek. lmaz adı kalmak * bir kimse veya bir ş ortadan çekildikten, öldükten sonra dillerde yalnıadı ey z dolaş mak. adı ş karı mak * (kötü) bir iş birinin ilgisi bulunduğ söylenilmek. le u adı kötüye çı kmak * ünü kötü olarak yayı lmak. adı olmak * gereksiz, yersiz ünü olmak. adı sanı * bir kimsenin kimliğ i. adı üstünde * adı belli olduğ gibi. ndan u adı var * yaş amayan, yalnı hayalde var olan. zca

adı verilmek * ad takı lmak. adı l adı m * Zamir. * Yürümek için yapı ayak atı nıher biri. lan ş n ları

* Bir adı alı yol (bu uzunluk 75 cm sayı mda nan lı r). * Giriş hamle. im, * Bir gösterge ucunun eş olarak ayrı ş lmıyaylardan biri boyunca aldı yol. ğ ı * Ayakta temel duruş bir ayağ türlü yönlerde iki ayak boyu kadar ara ile yer değtirmesi. tan, ı n iş * Teknolojide iki diş arası li ndaki aralı k. adı adı m m * Ağ ağ yavaş ı ı r r, yavaş . adı adı gezmek m m * her yerini dolaş görmek. ı p adı adı izlemek m m * arkası izlemek. ndan * gizlice takip etmek. adı atmak m * yürümek için ayağ öne doğ uzatı basmak. ı nı ru p * bir iş ilk kez giriş e mek. adı atmamak m * gitmemek, uğ ramamak, aramamak. adı baş m ı * Birbirine yakıyerlerde, sısı n k k. adı nı rmamak mı attı * bir yere girmesine engel olmak. adı nı almak mı geri * baş ğbir iş geri dönmek. ladı ı ten adı mlama * Adı mlamak iş i. adı mlamak * Adı ölçmek. mla * Bir yerde ileriye geriye doğ giderek dolaş ru mak. adı nı mları açmak * yürürken hı zlanmak. adı nı mları seyrekleş tirmek * hı yürürken adı nı zlı mları yavaş latmak. adı nı klaşrmak mları sı tı * daha küçük ve çabuk adı atarak hı yurümek, ivmek, acele etmek. mlar zlı adı k mlı * Adı uzunluğ m unda olan. * Bir yerin çok uzak olmadını ğ belirtmek için kullanı ı lı r.

adı msayar * Yürüme sı nda gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğ anlayabilmek amacı ayağ rası unu yla a takı alet, pedometre. lan adı na * o ş veya o kimsenin yerinde olarak, namı onun hesabı eyin na, na.

adı ağ na almamak nı zı * dargı k, kı nlı kı nlıgibi bir sebeple bir kimseden hiç söz etmemek. nlı rgı k, zgı k

adı almak nı * ad takı lmak, ad verilmek. adı anmak (veya anmamak) nı * birinden söz etmek (veya etmemek). adı bağlamak nı ı ş * bir baş ndan adı söylemesini istemek. kası nı adı bozmak nı * andı uymamak, andı aykıdavranmak. na na rı adı kirletmek (veya lekelemek) nı * adın kötüye çı nı kması yol açmak. na adı koymak nı * karşğ veya fiyatı kararlaşrmak. ıı lını nı tı adı taş nı ı mak * birinin adı anı yla lmak, sahip olduğ adısorumluluğ yüklenmiş u n unu olmak. adı vermek nı * birinin adı bildirmek. nı * biri tarafı salıverildiğ söylemek. ndan k ini adı sanı yla yla * bilinen ün ve niteliğ iyle. adî * Sı radan, hiçbir özelliğolmayan. i * Aş ı bayağ alçak. ağ k, lı ı , * Adı uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapı bir tür yürüyüş mda lan .

adî adı m

adî defter * Bir iş letmenin veya ticarethanenin yaptı iş ğ lemlerinin muhasebe kayı nı geçirildiğticarî defter. ı tların i adî kesir * Bayağkesir. ı adî suçlu adil * Basit suçları leyen kimse. iş * Adaletle iş gören, adaletten, haktan ayrı lmayan, hakkı yerine getiren, adaletli. * Hakka uygun, haklı . * Adalete uygun olarak, hakça. * Adîleş durumu. mek

adilâne adîleş me

adîleş mek * Adî bir duruma girmek, bayağ mak. ı laş adîleş tirme * Adîleş tirmek iş i. adîleş tirmek * Adîleş mesine yol açmak.

adîlik adisyon

* Bayağ k, düş ı lı üklük, aş ı ağ k. lı * (lokanta, otel gibi yerlerde) Hesap.

adlandılma rı * Adlandılmak iş rı i. adlandılmak rı * Ad vermek işyapı i lmak. adlandı rma * Adlandı iş rmak i. adlandı rmak * Bir kimseyi veya bir ş kullanarak belli etmek, ad vermek, ad koymak, tesmiye etmek. eyi * Ad koyma, ad vermeyi sağ lamak, tesmiye etmek. adlanma * Adlanmak iş i.

adlanmak * Kendisine ad verilmek. * Kötü ün kazanmak. adlaş ma adlaş mak * Ad durumuna gelmek. adlaşrma tı * Adlaşrmak iş tı i. adlaşrmak tı * Ad durumuna getirmek. adlı * Adı olan. * Ünlü. * Adlaş durumu. mak

adlı yla adı * herkesin bilip tanığbiçimde. dı ı adlı sanlı * Ünlü. adlî * Adaletle ilgili.

adlî makam * Adalet iş lerinin görüldüğ ve sonuca bağ ğkamuya ait yönetim yeri. ü landı ı adlî merci * Adaletle ilgili sorunlarıçözümü için baş n vurulan resmî daireler. adlî polis * Adliye içerisinde güvenliğsağ p adlî iş yardı olan kolluk gücü. i layı lere mcı adlî sicil

* Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadını anlaş ğ n ı ı lması konulmuş için olan kayı t yöntemi. adlî tabip * Adlî tı görevli doktor. pta adlî tatil * Her yı Temmuz ile 5 Eylül tarihleri arası kanunda yazıdurumlarıdında, hiçbir adlî iş l 20 nda, lı n ş ı lemin yapı ğsüre. lmadı ı adlî tı p adlî yı l * Tı n adalete yardı eden kolu; adaletin bu iş uğ an kuruluş bbı m le raş u. * Mahkemelerin bir yı l içindeki çalı süresi. ş ma

adlî zabı ta * Bir suç sonrası ğve suç delillerini adlî yetkililere sunan kolluk kuvveti. sanı ı adliye * Hukuk ve adalet iş lerini gören devlet kuruluş . ları * Hukuk ve âdalet iş lerinin görüldüğ resmî yapı ü . adliye encümeni * Adalet komisyonu. adliye mahkemesi * Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idarî mahkemeler dında kalan ve denetim mahkemesi ş ı olan Yargı ile hüküm mahkemeleri. tay adliye nezareti * Osmanlımparatorluğ İ unda adliye teş nıbağ olduğ en üst makam. kilâtın lı u adliye teş kilâtı * Yargı organları bu organlarıbirbirleriyle olan iliş ve n kilerini, derecelerini, görev ve yetkilerini düzenleyen ve yürüten mekanizmanıbütünü. n adliye vekâleti * Adalet bakanlı. ğ ı adliyeci adrenalin * Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi; hekimlikte damarları daraltma, bronş açma, kanamaları ları kesme gibi amaçlarla kullanı lı r. adres * Bir kimsenin arandında bulunabileceğyer, oturduğ yer. ğ ı i u * Gönderilen ş üzerine, alınıadı ve bulunduğ yeri bildirmek için yazı yazı eyin cın nı u lan . adres bı rakmak (göstermek veya vermek) * arandında bulunabileceğ oturduğ yeri bildirmek. ğ ı i, u adres defteri * Kiş ilerin kendilerine lâzı olan adresleri topladı defter. m kları adres kartı * Adres defteri. adres kitabı * Genellikle belli bir iş veya meslekte olanları iş ev adreslerini toplu olarak gösteren kitap. n ve * Adliye kuruluş meslek görevlisi. unda

adres makinesi * Posta gönderilerinin üzerine kâğ plâstik veya madenden, adres basan alet. ı t, adres rehberi * Adres defteri. adsı z * Adı olmayan, isimsiz. * Türklerde, ailesinden ayrı ğiçin artıonun adı taş ldı ı k nı ı onun adı anı hakkı yitirmiş mak, ile lmak nı olan ve ancak bir yararlıgösterince ad kazanabilen delikanlı k . adsıparmak z * Orta parmak ve serçe parmak arası ndaki parmak, yüzük parmağ ı . aerobik * Hı müzik temposu eş inde yapı vücudun çevikliğ ve hareketliliğ dayanan bir tür jimnastik. zlı liğ lan, ine ine aerobik solunum * Hücrede yalnımoleküler oksijenin kullanı ğbir solunum ş z ldı ı ekli. aerodinamik * Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanıyarattı etkiyi inceleyen bilim. n ğ ı * Aerodinamik bilim alanı ilgili. yla * Fizik biliminin gazlarıhareketini inceleyen dalı n . af * Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı ı bağlama. ş * Mazur görme veya görülme. * (görevden) çı lma. karı

af buyurun! * "affedersiniz" veya "affızı ederim" anlamı bir söz. nı rica nda af çı lmak karı * bir suçun bağlanması Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun çı ı ş için karmak. af dilemek * bağlanması istemek. ı ş nı af kapsamı alı na nmak * af kanununa girmek. afacan * Zeki ve yaramaz (çocuk). afacanlaş ma * Afacanlaş iş mak i. afacanlaş mak * Yaramazlaş yaramaz, ele avuca sı mak, ğ duruma gelmek. maz afacanlı k * Afacan olma durumu, yaramazlı k. afak * Ufuklar, dört bir taraf. afakan afakî * Bkz. hafakan. * Belli bir konu üzerine olmayan (konuş dereden tepeden. ma),

* Nesnel, objektif. afakîlik * Bkz. objektiflik. afal afal afallama * Ş kıbir biçimde. aş n * Afallamak iş i.

afallamak * Ş kı ktan sersemleş aş nlı mek. afallaş ma * Afallaş iş mak i. afallaş mak * Ş kı k içinde kalmak, ş ıp bir ş yapamaz olmak. aş nlı aş rı ey afallaşrma tı * Afallaşrmak iş tı i. afallaşrmak tı * Ş kı k içinde bı aş nlı rakmak, birini ş ıp bir ş yapamaz duruma sokmak. aş rı ey afallatma * Afallatmak iş i. afallatmak * Ş kı ğ düş aş nlı a ürerek sersemleş tirmek. afat afazi aferin * Okş alkı ama, ş lama, beğ enme gibi duyguları belirtmek için söylenir, bravo. * Eskiden öğ rencilere verilen beğ enme ve takdir kâğ . ı dı aferin almak * değ görülüp beğ erli enilmek. aferist afet * Vurguncu, dalavereci, çı nı karı bilen, çı . karcı * Doğ n sebep olduğ yım. anı u kı * Kı ran. * Çok kötü. * Güzelliğile insanıaşna çeviren, aklı baş i ş kı nı ı alan kadı ndan n. * Hastalı n dokularda yaptı bozukluk. kları ğ ı * Afete uğ şafet görmüş ramı , . * Afetler, belâlar, kı ranlar. * Bkz. söz yitimi.

afetzede

affa uğ ramak * bağlanmak, affedilmek. ı ş affedersin veya affedersiniz

* özür dilemek için söylenir. * karşçı ı kmak için söylenir. affedilme * Bağlanma. ı ş affedilmek * Bağlanmak. ı ş affetme affetmek * Bağlama. ı ş * Bağlamak. ı ş * Hoş ile karş görü ı lamak, mazur görmek. * Görev veya iş çı ten karmak.

affetmemek * bağlamamak, hoş ı ş görmemek. affetmiş sin * "hiç de öyle değ yanı il", lı yorsun" anlamı kullanı nda lı r. affettirme * Affettirmek iş i. affettirmek * Bağlanması sağ ı ş nı lamak. affettuoso * Bir parçanıyumuş ve duygulu bir biçimde çalı ı anlatı n ak nacağ nı r. affeyleme * Affeylemek iş i. affeylemek * Affetmek. affı dilemek (veya istemek) nı * bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğ nezaketle bildirmek. ini affıza sınarak nı ğ ı * "bağlayacağ za güvenerek" anlamı bir nezaket sözü. ı ş ı nı nda affolunma * Affolunmak iş i. affolunmak * Bağlanmak, affedilmek. ı ş Afgan * Afganistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. ndan n * Afganistan'a ve Afganistan halkı özgü olan. na Afganlı * Afgan. afi * Gösteriş m, caka. , çalı

afi kesmek (satmak veya yapmak) * birine karşgösteriş ı yapmak, kabadayı etmek. lı k

afif afife afili afis

*İ ffetli. * Namuslu, iffetli, saygı er (kadı değ n). * Gösteriş çalı . li, mlı * Gümüş ğ n küçüğ balını ı ü.

afiş

* Bir ş duyurmak, tanı için hazı eyi tmak rlanan, çoğ resimli duvar ilânı u .

afiş asmak * duvarlara ilân yapı rmak. ş tı afiş yutmak * yalana dolana kanmak. afiş çi * Afiş yapan sanatçı . afiş çilik afiş e * Afiş yapma sanatı . * Açı çı şduyulmuş ğ kmı a , .

afiş etmek e * açı vurmak, belirtmek, duyurmak, dile düş ğ a ürmek, reklâm etmek. afiş olmak e * (bir kimse) bilinmeyen bir yönüyle tanı nmak. afiş leme * Afiş asma iş afiş i, lemek iş i.

afiş lemek * Afiş p duyurmak. ası * Nitelemek, göstermek. afiş kalmak te * (oyun için) ilgi görerek günlerce oynanmak. afiyet * Hasta olmama durumu, sağk, esenlik. lı

afiyet bulmak * iyileş sağğ kazanmak. mek, lını ı afiyet olsun * bir ş yiyip içenlere "yarası anlamı söylenen iyi dilek sözü. ey n" nda afiyet ş olsun eker * "yarası ağ tadı yensin'" anlamı söylenir. n, ı yla z nda afiyet üzere olmak * sağklı lı , rahat yaş amak.

afiyetle afoni aforizm

* ağ tadı keyifle. ı yla, z * Bkz. Ses yitimi. * Özlü söz, özdeyiş .

aforoz

* Hristiyanlı kilise tarafı verilen "cemaatten kovma" cezası kta ndan .

aforoz etmek * kilise birliğ inden çı karmak. * darı biriyle konuş lı p mamak, yakı olmaktan çı nı karmak, ilgiyi kesip uzaklaşrmak, adı duymak bile tı nı istememek. aforozlama * Aforozlamak iş i. aforozlamak * Aforoz etmek, kovmak. aforozlu afra tafra * Çalı m. * Çalı . mlı afralı tafralı * Çalı . mlı Afrika çekirgesi * Değ ik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemiş iş arazilerde rastlanan zararsıbir çekirge z (Locusta migratona). Afrika domuzu * Çift parmaklı lardan, kalıderili, Afrika'da yaş ve yaban domuzuna benzer bir hayvan (Phacochoerus n ayan aethiopicus). Afrika menekş esi * İ çeneklilerden, tüylü yapraklı ki , mor, pembe, beyaz renkli çiçekleri olan, evlerde saksı yetiş da tirilen çok yık bir süs bitkisi (Saintpaulia ionantha). llı Afrikalı * Afrika kökenli olan kimse. * Afrikalı oyuncu. Afrikalı lı k * Afrikalı olma. afsun afsuncu * Büyü, füsun. * Büyücü, üfürükçü. * Aforoz edilmişkovulmuşuzaklaşrı ş , , tılmı .

afsunculuk * Afsuncunun yaptı iş ğ . ı afsunlama

* Afsunlamak iş i. afsunlamak * Büyülemek. afsunlanma * Afsunlanmak iş i. afsunlanmak * Büyülenmek. afsunlu Afş ar * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz aft aftos * Pamukçuk. * Oynaş , metres. * Büyülü, sihirli, füsunkâr.

afur tafur * Çalı m. afur tafura gelmemek * çalı satmadan hoş m lanmamak; böyle bir davranı karştepki göstermek. ş a ı afyon * Olgunlaş mamıhaş kapsüllerine yapı çizintilerden sı sonradan katı an süt; içinde morfin ve ş haş lan zan, laş kodein gibi çok uyuş turucu maddeler bulunan, güçlü bir zehir olmakla birlikte, hekimlikte kullanı değ bir ilâç. lan erli afyon çekmek * keyif için afyon yutmak. afyon ruhu * Yatı rı olarak kullanı afyon tentürü. ş cı tı lan afyonkeş * Keyif için afyon yutan veya çeken (kimse), afyon tiryakisi. afyonkeş lik * Afyon çekmeye düş künlük. afyonlama * Afyonlamak iş i. afyonlamak * Afyon vererek uyuş turmak, uyutmak. * Telkin yoluyla doğ düş ru ünmeyi önleyerek zararlı yola sürüklemek. bir afyonlanma * Afyonlanmak iş i. afyonlanmak * Afyonlamak işyapı i lmak. afyonlu *İ çinde afyon bulunan. * Afyon yutmuş . * Dalgı uyuş , uyuş (kimse). n, muş uk

afyonu baş vurmak ı na * aş davranı ı rı ş larda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptını ğ bilememek. ı afyonunu patlatmak * kendi keyfine dalmıolan birini öfkelendirmek. ş Ag aga * Ağ a. agâh * Bilir, bilgili, haberli, uyanı k. * Gümüş kı 'ün saltması .

agâh olmak * bilgi edinmiş olmak. agami aganta emir. agaragar * Deniz yosunları çı lan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanı bir tür ndan karı lan jelâtin, jeloz. agel * Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağ kları ladı , yünden örülmüş n çember bağ kalı . agitato * Bir parçanıcanlı coş çalı ı anlatı n ve kulu nacağ nı r. * Yı veya lâçka edilmekte olan bir halatı ve zincirin kı bir süre elde tutulup bı lmaması verilen sa n sa rakı için * Güney Amerika'da yaş ayan, mavi ve yeş metalik yansı bir kuş il malı .

aglütinasyon * Kümeleş im. aglütinin agnosi * Tanızlı sı k. agnostik * Bilinemezci. * Bilinemezcilikle ilgili. * Serumda meydana gelen antikor.

agnostisizm * Bilinemezcilik. agnozi * Duyularda herhangi bir bozukluk olmaması rağ sı sisteminin belirli bir yerindeki doku na men nav bozukluğ undan ileri gelen algı kaybı yokluğ veya u. Agop'un kazı bakmak gibi * aptal aptal bakmak. agora * Yunan klâsik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret iş lerini konuş için halkıtoplandı alan, mak n ğ ı halk meydanı .

agorafobi * Bkz. alan korkusu. agraf agrafi * Kanca, kopça. * Bkz. yazma yitimi.

agrandisman * Büyültme. agrandisör * (fotoğ lı Büyülteç. rafçı kta) agreje agreman agu * Süt çocukların neş nı elendikleri zaman çı kları kardı ses. agu bebek * Büyüdüğ hâlde bebekliğ özenen çocuklara alay yollu söylenir. ü e agucuk * Süt çocuğ u. * Süt çocuğ sevmek için söylenir. unu * Agulamak iş i. * Yeni doğ bebeklerin çı ğses. muş kardı ı * (yabancı ülkelerde) Doçent olmak için sı vermiş nav kimse, doçent. * Bir elçinin bir ülkeye atanması önce o ülkeden istenen uygun görme yazı. ndan sı

agulama

agulamak * (bebek) Agu agu diye ses çı karmak. aguş ağ * İ sicim, tel gibi ince ş plik, eylerden kafes biçiminde yapı ş lmıörgü. * Örümcek gibi birtakı hayvanlarısalgı yla oluş m n ları turdukları örgü. * Ülke yüzeyine yaygı tılmıörgü, ş nlaşrı ş ebeke. * Tuzak. * Oyun alanı ortadan ikiye bölen iple yapı ş nı lmıörgü. * Çaprazlama örgü ile yapı ve kale direkleri arkası gerilen örgü, file. lan na ağ * Donun veya pantolonun apıarası gelen yeri, apık. ş na ş lı ağ atmak (veya bı rakmak) * balıavlamak için denize ağ k salmak. ağ benek * Açı koyulu kahverengi ağ klı görünüş ünde olan, arpa yaprakları yerleş oldukça önemli zararlara yol na erek açan asklı mantar. * Bu mantarı ortaya çı ğekin hastalı. n kardı ı ğ ı ağ çekmek * Kucak.

* yakalanan balı toplamak için ağsudan çı kları ı karmak. ağ nesi iğ * Ağ örülmesinde kullanı iğ ı n lan biçiminde tahtadan veya plâstikten yapı ş lmıalet. ağ i ipliğ * Keten, kenevir, naylon gibi maddelerden ağ mı kullanı iplik. yapı nda lan

ağ ğ kayı ı * Balıağ nı ı kayı k ları taş yan k. ağ kepçe ağ kurdu * En çok elma ve erik gibi yemiş açları zarar veren bir kurt. ağ na ağ unu kurş * Balıağ nı k ları suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeğbiçiminde delikli kurş madde. i un ağ mantarlar * İ ve hayvanlarda hastalı yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğ nsan ğ a u. ağ tabaka ağ tonos * Gotik mimaride kullanı ş biçiminde parçalı lmı ağ , tonos. ağ torba * 25 cm geniş inde ve 50 cm uzunluğ liğ unda ağ yapı ş rmı yosunlarısuya dalı dan lmıkı zı n narak avlamada kullanı bir ip ve kayı makara yardı ile suyun yüzeyine çıp inebilen bir torba. lan, ktaki mı kı ağ yatak ağ a * Hamak. * Kık kesimde geniş rlı toprakları olan, sözü geçen, varlı kimse. klı * Halk arası sayı ve sözü geçen erkeklere verilen san. nda lan * Büyük kardeşağ , abey. * Okur yazar olmayan yaşca kiş lı ilerin adları birlikte kullanı san. yla lan * Osmanlımparatorluğ İ unda bazı kuruluş n baş bulunanlara verilen resmî san. ları ı nda * Göz yuvarların iç yüzeyinde görme sinirinin yayı nı lması beliren, ığ duyarlı ı bölüm, retina. ile şa ı , ağ msı * Balı lı kullanı ağ örülerek yapı uzun saplı kçı kta lan, dan lan sepet.

ağ borç eder, uş harç a ak * ağ para sıntıiçinde olup borç etse de, uş hâlden anlamaz ve bol harcamayı a kı sı ak, sürdürür. ağ kapı a sı * Yeniçeri ağ nıdairesi. asın ağ yamağ a ı * Yeniçeri ağ na bağ emir çavuş ası lı u. ağ ababa * Dede, ata. * Sanı a" olan babaya çocuğ "ağ unun sesleniş i. * Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). * Bir kimsenin kendinden yaş büyük olan erkek kardeş ça i. * Kardeş olmayanlar arası da genellikle yaş büyük olanlara bir saygı nda ça sesleniş i olarak kullanı lı r.

ağ abey

ağ abeylik

* Ağ abey olma durumu. ağ abeylik etmek (veya yapmak) * Birini ağ abey gibi korumak, gözetmek. ağ çı keçinin dala bakan oğ ı aca kan lağolur * çocuklar ana ve babaları öğ ndan rendiklerini yapmaya özenirler. ağ çı pabucu yerde kalmaz aca ksa * davranı na engel olacak hiçbir takı sı ş ları ntı yok. ağ dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür aca * insan yapacağiş baş na değ kendine güvenmelidir. ı te kaları il, ağ kurt, insanı yer acı dert * kurt ağ nası acı l içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir. ağ aç * Gövdesi odun veya kereste olmaya elveriş bulunan ve uzun yı yaş li llar ayabilen bitki. * Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dalları yapı ndan lan. * Direk.

ağ arı aç sı * Düzgün kanatlı , kuyruğ unda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda ağ zararlı. aç sı ağ balı aç * Erik, kayı gibi ağ sı açlardan sı zamk. zan ağ biti aç * Yarı kanatlı m lardan, bitkiler üzerinde yaş ayan, sı cı böcek türü (Psylla). çrayı bir

ağ çileğ aç i * Ahududu. ağ ebegümeci aç * Ebegümecigillerden, boyu yüksek bir ot (Fr. lavatere). ağ kaplama aç * Konut duvarları yalı ve güzelleş nı tma tirme amacı ağ veya ağ ürünlerinden yararlanı yapı yla aç aç larak lan kaplama. ağ kavunu aç * Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetiş taç yaprakları en, mavimsi pembe, küçük bir ağ (Citrus aç medica). * Bu ağ n iri bir limon görünüş acı ündeki buruş kabuklu yemiş uk i. ağ kurbağ aç ası * Kurbağ agillerden, boyu 3-5 cm olan, sı yaprak yeş ağ rtı ili, açlara tı rmanan bir kurbağ türü (Hyla arborea). a ağ kurdu aç * Ağ açları kemirerek beslenen birtakı sinek kurtçukları verilen ad. m na ağ küpesi aç * Hatmi. ağ mantarı aç * Ağ biten bazitli mantarlara verilen ad. açta ağ minesi aç * Mine çiçeğ igillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen, kı zı rmı, mor çiçekli bir ağ k (Lantana). aççı ağ mobilya aç

* Oturma, yemek yeme, çalı yatma vb. iş yapı nda kolaylıve rahatlısağ ş ma, lerin lması k k layan, parçaların nı büyük çoğ unluğ masif, lifli, yangalı tabakalı aç malzemeden yapı taş u ve ağ lan, ı nabilir veya sabit olarak kullanı eş lan ya. ağ nemi aç * Ağ bulunan su miktarın, aynı acımutlak kuru ağ ğ oranı açta nı ağ n ı ı rlına . ağ olmak aç * bir yerde ve ayakta çok beklemek. ağ oyma aç * Oyma baskı sanatları düz bir baskı ndan tekniğ i. ağ sakı aç zı * Reçine. ağ sansarı aç * Sansargillerden, sı koyu esmer, karnı rtı daha açı iyi tı k, rmanan, postu değ bir memeli türü (Martes erli martes). ağ yaş eğ aç iken ilir * çocuklar küçük yaş kolay eğ büyük insan kolay kolay eğ ta itilir, itilemez. ağ k aççı * Taflan gibi, dalları dibinden baş layarak çatallanan küçük ağ aç. ağ lı aççı k * Ağ yetiş aç tirme iş i.

ağ açdelen * Yuva yapmak için ağ açları oyan böcek. ağ açkakan * Serçegillerden, ağ kurtları geçinen bir kuş aç ile (Picus). ağ açkesen * Zar kanatlı lardan, kurtçukları çok gül fidanları en üzerinde yaş ayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma). ağ açlama * Ağ açlamak iş i. ağ açlamak * Ağ açlandı rmak. ağ açlandı rı lma * Ağ açlandılmak iş rı i. ağ açlandı rı lmak * Ağ duruma getirilmek. açlı ağ açlandı rma * Ağ açlandı rmak iş i. ağ açlandı rmak * Bir yeri ağ duruma getirmek. açlı ağ açlanma * Ağ açlanmak iş i. ağ açlanmak * Ağ duruma gelmek. açlı

ağ ma açlaş * Ağ mak durumu. açlaş * Bitki ş ekilleri gösteren ve akiklerde olduğ gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan u tabiî desen. ağ mak açlaş * Ağ durumuna gelmek. aç ağ açlı ağ k açlı * Ağ olan. acı * Ağ öbeğ aç i. * Ağ bol olan (yer). acı

ağ klı açlı * Ağ açları olan (yer). bol ağ açsı * Ağ benzeyen, ağ andı aca acı ran. ağ z açsı * Ağ olmayan. acı

ağ alanma * Ağ alanmak iş i. ağ alanmak * Ağ tavrı narak çalı yapmak. a takı m ağ k alı * Ağ olma durumu. a * Kibar ve cömertçe davranı ş . -ağ / -eğ an en * Fiilden sı ve isim yapma eki: yat-ağ gez-eğ ol-ağ dur-ağ piş en vb. fat an, en, an, an, -eğ ağ n alnı anı terlemezse ı n burnu kanamaz rgadı * iş veren iş ile birlikte çalı çisi ş mazsa iş iş var gücüyle sarı çi e lmaz. ağ n eli tutulmaz anı * cömertliğ elinin açı ğ tartılmaz. i, klı, ı ş ı ağ k arı ağ arma * Ağ armak iş i. * Tan atma, ş sökme. afak ağ armak * Ak olmak, ak duruma gelmek, beyazlanmak, solmak. * Aydı nlanmak. ağ artı * Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklı k. * Süt, yoğ peynir, ayran gibi yiyecek ve içecekler. urt, ağ lma artı * Ağ lmak iş artı i. ağ lmak artı * Aklaş ş mırengi solmuş , .

* Temizlenmek, beyazlatı lmak. ağ artma * Ağ artmak iş i. * Kuyumculukta gümüş temizleme iş ü i. ağ artmak * Ak duruma getirmek, beyazlatmak. ağ beneklilik * Arpa bitkisinde görülen mantar hastalı (Pyrenophora). ğ ı ağ cı ağ k cı ağ lı cı k * Ağ balıtutma. ile k ağ da * Kaynatı çok koyu ve yapı bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu ş eriyiğ larak ş kan eker i. * Ağ balıtutarak geçinen kimse. ile k * Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kı n.

ağ yapmak da * vücuttaki fazla tüyleri ağ ile almak, temizlemek. da ağ dacı *Ş eker, tatlı helva yapı nda ağ hazı ve mı da rlayan iş çi. * Ağ ile vücuttaki fazla tüyleri veya kı temizlemeyi meslek edinmiş da lları kimse.

ağ dalanma * Ağ dalanmak iş i. ağ dalanmak * Ağ durumuna gelmek, ağ maya baş da dalaş lamak. * Ağ bulaş da mak. ağ ma dalaş * Ağ mak durumu. dalaş ağ mak dalaş * Ağ durumuna gelmek, ağ da dalanmak. * (sohbet) Tam tadı varı durum almak, koyulaş na lı r mak. ağ tı dalaşrma * Ağ tı iş dalaşrmak i. ağ tı dalaşrmak * Ağ durumuna getirmek. da ağ dalı * Ağ dalanmı ş . * (deyiş için) Bilinmeyen kelimelerle, anlaş ı güç, dolambaçlı lması cümlelerden oluş an. * Karmaş ı k. * Pekmez yapmaktan baş iş yaramayan üzüm. ka e * Ağ rmak iş dı i.

ağ k dalı ağ rma dı

ağ rmak dı

* Ağ na sebep olmak. ması * Aş ı ağinmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ı ağ gelmek. r

ağ ı

* Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarı göre canlı öldürebilen na yı madde, zehir. ağağ ı acı * Zakkum. ağçiçeğ ı i * Zakkum. ağgibi ı * acı veren, çok etkileyen. * çok sert, keskin. ağotu ı * Baldı ran. ağ ı l * Koyun ve keçi sürülerinin gecelediğ çit veya duvarla çevrili yer. i, * Bazı ldı n, özellikle ayıçevresinde görülen geniş aydı k teker, ayla, hale. yı zları n ve nlı * Bazı görüntülerdeki çok ıklı ş cisimleri çevreleyen ıklı ı ş teker. ı * Ağverme, zehirleme. ı ağ ı lamak * Ağvermek, zehirlemek. ı * (bir ş Ağkatmak. eye), ı

ağ ı lama

ağ ı rma landı * Ağ ı rmak iş landı i. ağ ı rmak landı * Ağ duruma getirmek. ı lı ağ ı lanma * Ağ ı lanmak iş i.

ağ ı lanmak * Bilmeden veya farkı olmadan zehirli bir ş yemek veya içmekle zehirlenmek. nda ey ağ ma ı laş * Ağ mak durumu. ı laş

ağ mak ı laş * Ağ duruma gelmek. ı lı ağ oğ doğ ovada otu biter ı lda lak sa * Tanrı yarattınırı nı her ğ n zkı verir. ı ağ ı lı *İ çinde ağbulunan, zehirli. ı ağ böcek ı lı * Kıkanatlı n lardan, baş böcekleri yemesi bakı ndan yararlı böcek. (Carabus). ka mı bir ağ ı llanma * Ağ ı llanmak durumu.

ağ ı llanmak * Toplanı bir arada durmak. p * Çevresinde ağ denen hale oluş ı l mak, halelenmek. ağ ı m ağ ı mlı * Ayağ üstündeki tümsek yer. ı n * Üstü aş tümsek olan (ayak). ı rı

ağ düş ı na ürmek * tuzağ düş ı na ürmek. ağ ı nma * Ağ ı nmak iş i. ağ ı nmak ağ ı r * (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p * Tartı çok çeken, hafif karş . da ı tı * Davranı yavaş ş ları olan. * Değ çok olan, gösteriş eri li. * Çapı , boyutları büyük. * Çetin, güç. * Tehlikeli, korkulu, vahim. * Sınt ı kı veren, bunaltı. cı * Dokunaklı , insanıgücüne giden, kıcı n rı. * Yavaş . * Ağ lı ı , ciddî. rbaş * (koku için) Keskin, boğ ucu. * (yiyecek için) Sindirimi güç. * Yoğ un. * (uyku için) Uyanı lması derin. güç, * Kık, alçak. sı * Güç iş sağ iten, ı r. * Ağ siklet. ı r * Acele etmeden. * Fazlası yla.

ağ ağ ı ı r r

ağ aksak yürümek (veya gitmek) ı r * pek yavaş olarak. ağ almak ı r * bir iş yavaş te davranmak. ağ araç ı r ağ ayak ı r * Ağ vası ı ta. r * Doğ urması n (gebe kadı yakı n).

ağ basmak ı r * ağ ğfazla gelmek. ı ı rlı * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te ağ basmak ı r * gücü, etkisi veya özelliğdaha üstün ve belirgin olmak. i * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te

ağ basmak ı r * bir kimse kâbusa uğ ramak. ağ canlı ı r * Çok yavaş yapan, çevik olmayan. iş * Varlı sıntı ğ kı veren sevimsiz. ı * Tembel. * Gebe (kadı n). ağ canlı ı r lı k * Hareketlerin yavaş olması mbık, tembelce davranıbiçimi. , hı llı ş ağ ceza ı r * Ağ hapis ve beş ldan yukarı hapis cezaları ı r yı olan .

ağ çekmek ı r * tartı ağ gelmek. da ı r ağ durmak ı r * ciddî, ağ lı ı , oturaklı ukkanlı rbaş , soğ hareket etmek. ağ elli ı r * Bkz. eli ağ ı r. ağ ellilik ı r * Eli ağ olma durumu. ı r ağ ezgi ı r * Çok ağ yavaş ı r, yavaşahenkli. ,

ağ gelmek ı r * gücüne gitmek, onuruna dokunmak. * yapı güç gelmek. lması ağ hapis cezası ı r * 2-24 yı l veya ömür boyu hapis cezası . ağ hastalı ı r k * Ölümle sona erebilecek gibi olan hastalı k. ağ hidrojen ı r * Döteryum. ağ iş ı r * Büyük tehlikeler yaratan ve fazla güç isteyen her türlü iş .

ağ iş ı itmek (veya duymak) r * kulakları iş iyi itmemek, kulakları iş az itmek. ağ kaçmak ı r * gücendirici olmak. ağ kayba uğ ı r ramak * maddî ve manevî büyük zarar görmek. ağ kayı ı p r * (savaş , deprem, sel gibi doğ afetlerde) Büyük kayı al p. * Maddî zarar. ağ küre ı r * Yer yuvarlağ n, yoğ ı nı unluğ ve katı ı olan bölümü, barisfer. u lı çok ğ

ağ ol! ı r

* ciddî, ağ lı ukkanlı rlı ı , soğ rbaş , sabı ol!. * acele etme, yavaş ol!.

ağ oturmak ı r * uslu durmak. ağ para cezası ı r * Bazı suçlara göre takdir edilen para cezası . ağ sanayi ı r * Üretim araçları yapan sanayi. ağ satmak ı r * nazlanmak, gönülsüz davranmak. ağ sı ı klet r * Bazı dalları yarı larıağ ğile sırlandılan kategori, baş ık. spor nda ş macı n ı ı nı rı rlı ağ rlı ağ söylemek ı r * acı , dokunaklı , sözler söylemek. ağ söz ı r ağ su ı r * Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaş cıolarak kullanı içinde hidrojen atomları latısı lan, yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluş su (DO). an ağ top ı r * Güçlü, ünlü, tanı ş nmıkimse. ağ uyku ı r * Uyanı lması derin uyku. güç, * Kiş onuruna dokunan, dayanı inin lması söz. güç

ağ vası ı ta r * Motoru, ağ yük veya birden fazla römork taş ı r ı amacı güçlendirilmiş mak yla kamyon ve benzeri araç. ağ vası ehliyeti ı ta r * Ağ vası sürücülerine verilen kullanma belgesi. ı ta r ağ yağ ı r * Kalı yağ n . ağ lı ı rbaş * Davranı ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddî. ş ları ağ lı ı lı rbaş k * Ağ lı ı rbaş olma durumu, vakar, ciddiyet. ağ ı rca ağ ı rdan * Ağ olarak. ı r ağ ı almak rdan * bir işgereken süre içinde bitirmemek. i * bir işgönülsüz, isteksiz yapmak, geciktirmek. i ağ ı rkanlı * Oldukça ağ ı r.

* Hippokrates'in ortaya attı ağ canlı soğ ğ ı ı r lı k, ukluk, kolayca duygulanmayıgibi nitelikleri kendinde toplayan ş kiş tipi. ilik * Bkz. ağ canlı ı r . ağ ı lı rkanlı k * Ağ ı rkanlı olma durumu. ağ ı rlama * Ağ ı rlamak iş ikram, izaz. i, * Gelin veya güvey karş rken çalı kı bir hava. ı lanı nan vrak

ağ ı rlamak * Konuğ saygı a göstererek onun her türlü rahatı, ihtiyacı sağ nı nı lamak, ikram etmek, izaz etmek. ağ ı rlanma * Ağ ı rlanmak iş i. ağ ı rlanmak * Ağ ı rlamak iş konu olmak. ine ağ ma ı rlaş * Ağ mak durumu. ı rlaş

ağ mak ı rlaş * (hava) Sıcı bunaltı bir durum almak, bozulmak. kı ve cı * (hasta için) Tehlikeli duruma gelmek, fenalaş mak. * Yavaş lamak. * (gebe kadıiçin) Doğ n urması yaklaş mak. * Ağ lı ı rbaş olmak. * (yiyecek) Bozulmaya yüz tutmak. * Güçleş zorlaş mek, mak. * (organ için) Görevini yapamaz duruma gelmek. ağ tı ı rma rlaş * Ağ tı iş ı rmak i. rlaş ağ tı ı rmak rlaş * Bir ş ağ ması yol açmak. eyin ı rlaş na ağ ı rlatma * Ağ ı rlatmak iş i.

ağ ı rlatmak * Ağ ı rlamak iş yaptı ini rmak. ağ ğ altıdeğ ı ı rlınca n mek * çok değ olmak. erli ağ ğ (ortaya) koymak ı ı rlını * kimliğ ve kiş ini kabul ettirmek. ini iliğ ağ k ı rlı * Ağ olma durumu. ı r * Değ olma durumu. erli * Ağ lı ı lı rbaş k. * Tehlikeli olma durumu. * Sınt ı bunaltı durum. kı lı , cı * Orduda bir birliğ cephane, yiyecek ve eş yükleri. in ya * Çeyizini düzmek için güveyin geline verdiğpara, kalı i n. * Uyuş ukluk ve gevş durumu. eklik * Uykuda iken gelen ve insana boğ gibi bir duygu veren durum. ulur * Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluş turduğ bileş u ke.

* Takı . * Yük, külfet. * Sorumluluk. * Etki, yetki, baskı , güçlük. * Dikkati ve önemi bir ş üzerinde yoğ tı ey unlaşrmak. * Terazilerde tartma işyapı i lı bir kefeye konulan nesne. rken * Değ erlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağ n üzerinde ve belli oranda, fazladan bir değ anı er tanı nması . ağ k basmak (veya çökmek) ı rlı * gevş ve uyku gelmek. eklik * (uykuda) sıntıduruma girmek. kı lı * Ağ bir hava kaplamak, sessizlik oluş ı r mak. ağ k merkezi ı rlı * Bir cismin bütün noktaları ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluş tek kuvvet na ayrı muş durumundaki bileş kenin uygulama noktası . * Bir iş en önemli bölümü. in ağ k olmak ı rlı * birine yük olmak, kendi masrafı baş na çektirmek, sıntı nı kası kı vermek. ağ klı ı rlı (değ er). ağ ı rsama * Ağ ı rsamak hareketi. ağ ı rsamak * Birine karşsoğ davranarak sıntı ı uk kı verdiğ anlatmak. ini * Bir işyavaş i yapmak, önemsememek, ilgilenmemek. * Bir işağ bulmak, yük saymak, yüksünmek. i ı r ağ ak ı rş * Yün, iplik eğ irilen iğağ tı için alt ucuna geçirilen yarı küre biçiminde, ortası i ı rmak rlaş m delik ağ veya aç kemik parça. * Teker biçiminde yassı nesne, kurs. ağ aklanma ı rş * Ağ aklanmak işveya durumu. ı rş i ağ aklanmak ı rş * Çı banda veya (ergenlik sı nda) memede ağ ak biçiminde bir tümsek oluş rası ı rş mak. ağ ı ş * Ağ işveya biçimi. mak i * (su buharın ve baş gazları Yerden havaya doğ çış yağ karş . nı ka n) ru kı, ı ı ı ş tı * Değ erlendirmelerde, herhangi bir konu veya evreye olağ n üzerinde ve belli bir oranda, fazladan tanı anı nan

ağ ı t

* Ölen bir kimsenin gençliğ güzelliğ iyiliklerini, değ ini, ini, erlerini, arkada bı kların acı nı büyük raktı nı ları veya felâketlerin acıetkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazı yazı u, mersiye. lı lan , sağ * Ağ lama, gelin olan bir kın arkası meziyetlerini sayıdökerek ağ zı ndan p lama. ağ yakmak (veya tutturmak) ı t * ağ söylemek, ağ düzmek. ı t ı t ağ ı tçı ağ lı ı k tçı * Ölüye ağ söylemek için para ile getirilen kimse, sağ ı t ucu. * Ağ nı iş ı n i veya mesleğ tçı i.

ağ ı tlama ağ ı z boş luk.

* Ölmüş anmak için düzenlenen törende okunan övgü. leri * Yüzde, avurtlarla iki çene arası ses çı nda, karmaya, soluk alı vermeye ve besinleri içine almaya yarayan p * Bu boş un dudakları luğ çevrelediğbölümü. i * Kaplarıveya içi boşeylerin açıyanı n ş k . * Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğ yer, munsap. ü * Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açıyanı k . * Birkaç yolun birbirine kavuş u yer, kavş tuğ ak. * Kesici aletlerin keskin yanı . * Bir dilin sırları nı içinde, bölgelere ve sıflara göre değen söyleyiş nı iş özelliğ i. * Birini yanı ltmak, kandı amacı dolambaçlı rmak yla birtakı sözler söyleme özelliğ m i. * Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. * Bazen "kez" anlamı gelir. na * Üslûp, ifade özelliğ i. * (tehlikeli ş için) Pek yakıyer. eyler n

ağ ı z

* Yeni doğ urmuş memelilerin ilk sütü.

ağ açmak ı z * söz söylemek, konuş mak. * azarlamak, paylamak. ağ açmamak ı z * tek bir söz olsun söylememek, susup kalmak. ağ açtı ı rmamak z * çok konuş baş nısöz söylemesine, konuş na engel olmak. arak kaların ması ağ ağ ı ı z za * ağ na kadar, tamamen. zı ağ ağ vermek (veya konuş ı ı z za mak) * iki kişbirbirine pek yakı durarak baş i n kalarıitmeyecek biçimde konuş iş mak. ağ alı ı ş ğ z kanlı ı * Çok söylendiğiçin bir sözü sısıkullanma durumu. i k k ağ aramak (veya yoklamak) ı z * öğ renmek istenilen ş söyletecek yolda dil kullanmak. eyi ağ birliğ ı z i * Bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş söz birliğ ma, i. ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynıekilde konuş arak ş mak, söz birliğetmek. i ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş mak, söz birliğetmek. i ağ burun birbirine karı ı z ş mak * dayak yeme sonunda yüzü, yara bere içinde kalmak. * yüzde aş öfke, üzüntü, yorgunluk gibi durumlarıizleri görünmek. ı rı n ağ dalaş ı z ı * Ağ kavgası ı atı bağş dil dalaş ı z , karş klı ş lı ma, rı ma, ı . ağ değikliğ ı iş i z

* Yemeğ çeş in idinde değiklik. iş ağ değtirmek ı iş z * önce söylediğ baş türlü anlatmak. ini ka ağ dil vermemek ı z * hiç konuş mamak, susmak. ağ dolusu ı z * Ağ n alabileceğkadar. zı i * (küfür için) Birbiri ardı birçok. nca, ağ kâhyası ı z * Birinin söyleyeceğsözlere karı kimse. i ş an ağ kalabalı ı z ğ ı * Birbirini tutmayan gereksiz sözler. ağ kalabalına getirmek ı z ğ ı * birini gereksiz sözler söylemek yolu ile ş ı aş rtmak. * söz söyleme becerisine sahip olma. ağ kavafı ı z * Karş ndakini kandı için gerekli gereksiz çok söz söyleyen. ı sı rmak ağ kavgası ı z * Karş klı ı ı ağ sözler söyleyerek yapı çekiş atı dil kavgası lı r lan me, ş ma, . ağ kokusu ı z * Bir kimsenin çekilmez davranı , istekleri, sözleri. ş ları ağ kullanmak ı z * duruma, ortama göre söz söylemek, sözünü amacı göre değtirmek. na iş ağ niş ı anı z * Yalnısözle yapı niş z lan anlanma. ağ satmak ı z * yüksekten atarak kendini övmek. ağ ş ı akası z * Sözle yapı ş lan aka. ağ tadı ı z * (ailede veya toplumda) Dirlik düzenlik, iyi geçinme veya rahatlı k. ağ tadı ı yla z * huzurla, rahatlıiçinde, içine sine sine, lezzetini duyarak. k ağ tamburası ı z çalmak * sözle avutmaya, oyalamaya çalı ş mak. ağ tatsı ğ ı z zlı ı * Bir topluluk içindeki geçimsizlik, huzursuzluk. ağ tı ı kamak z * konuş imkânı ma vermemek. ağ tüfeğ ı z i * Mermileri ş iddetle üflenerek fı lan bir çeş tüfek taslağ rlatı it ı . ağ tütünü ı z

* Keyif için ağ çiğ ı zda nenen bir tür tütün. ağ ünlüsü ı z * Geniz yoluna kaymadan çı ünlü, ağ l ünlü. kan ı zsı ağ yapmak ı z * birini kandı yanı amacı duyguları, düş rma, ltma yla nı üncelerini olduğ undan baş türlü gösterecek biçimde ka konuş mak. ağ yaymak ı z * açıve dürüst konuş k maktan kaçı nmak. ağ yer, yüz utanı ı z r * armağ alan, armağ verenin isteğ yerine getirmeye çalır. an anı ini ş ı ağ yoklamak ı z * Bkz. ağ aramak. ı z ağ dağ ı zda ı lmak * (genellikle hamur iş i için) iyi piş ve lezzetli olmak. miş ağ sakıgibi çiğ ı zda z nemek * bir söz veya düş ünceyi sısıtekrarlayıdurmak. k k p ağ ı zdan * Yazıolmayarak, sözle, sözlü, ş lı ifahî.

ağ ı ağ zdan ı za * Herkes birbirine söyleyerek. ağ ı ağ dolaş (veya geçmek) zdan za mak * herkes birbirine söylemek. ağ ı burun yakı kardeş karıyakı zdan n, ten n n * "insanıkendi yararı ş n her eyden önemlidir" anlamı kullanı nda lı r. ağ ı dolma zdan * (top veya tüfek için) Namlusu ağ ndan doldurulan. zı ağ ı kapmak zdan * baş ndan dinlemek yolu ile yarı yamalak birtakı bilgiler edinmek. kaları m m ağ ı zlama * Ağ ı zlamak iş i. ağ ı zlamak * Bir işkolaylamak. i * Bir parçayı yuvası geçirmek için önce yuvanıağ nı na n zı ayarlamak. * Bir boğ n veya bir limanıağ nı azı n zı ortalamak. ağ ı sakıolmak zlara z * herkesin diline düş mek. ağ ma ı zlaş * Ağ mak işveya durumu. ı zlaş i ağ mak ı zlaş * İ kan damarı ki , birbiri içine açı lmak. ağ ı zlı * Ağ herhangi bir biçimde olan. zı

ağ k ı zlı

* Bir ucuna sigara takı öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. lan, * Nefesli çalgı ağ gelen yer. larda za * Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapı kapak. lan * Kuyu bileziğ i. * Su tesisatı su alıvermeye yarayan vanalı nda p uç. * Hayvanıırması zararlı ş yemesine engel olmak için ağ na takı tel, deri gibi kafes. n sı na, bir ey zı lan * (dokumacı Çözgünün açı kapandı ve içinde mekiğ geçtiğyer. lı kta) lı p ğ ı in i * Telefon ve benzeri cihazlarda ağ yaklaşrı bölüm. za tılan * Bir ş baş ğyer. eyin ladı ı * Huni.

ağ kçı ı zlı * Ağ k yapan veya satan kimse. ı zlı ağ ı zotu ağ l ı zsı * Ağ ilgili. ı zla ağ l ünlü ı zsı * Bkz. ağ ünlüsü. ı z ağ z ı zsı * Ağ olmayan. zı * Yumuş huylu, sessiz. ak * Topları lemek için falyaya konulan ve barutun patlaması sebep olan madde. ateş na

ağ ağ ladı layacak * ağ lamak üzere olan. ağ lama ağ lamak * Üzüntü, acı , sevinç, piş manlı aldanma vb.nin etkisiyle göz yaşdökmek. k ı * Ağ budandında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak. aç ğ ı * Sı zlanmak, yakı nmak. * Bir duruma karşüzüntü duymak. ı ağ lamak para etmez * üzülmenin yararı olmaz. ağ lamaklı * Ağ gibi olan, üzüntülü. lar ağ lamaklı olmak * ağ layacak duruma gelmek. ağ lamalı * Ağ gibi olan, ağ lar layacak gibi. * Acı duygusu uyandı ma racak hâlde, sı zlamalı . ağ lamayan çocuğ meme vermezler a * hakkı araması bilmeyen kimsenin iş nı nı i görülmez. ağ lamsı ağ lanma * Ağ layacak gibi, ağ lamalı . * Ağ lanmak iş i. * Ağ lamak iş i.

ağ lanmak * Ağ lamak işyapı i lmak. ağ lantı * Hafif hafif ağ lama.

ağ gözden, sahte sözden kendini sakı lar n * "kendini acı ranlardan kork" anlamı kullanı ndı nda lı r. ağ ma laş ağ mak laş * Ağ mak iş laş i. * Birlikte ağ lamak. * Sı zlanmak.

ağ ağ lata lata * Sürekli ağ latarak, devamlı eziyet ederek, üzerek. ağ latı ağ cı latı * Ağ lamaya yol açan. ağ ş latı ağ latma ağ latmak * Ağ latmak işveya biçimi. i * Ağ latmak iş i. * Ağ laması yol açmak. na * Trajedi.

ağ ağ laya laya * Ağ layarak. ağ layanımalı n gülene hayretmez * birinden haksıolarak alı malı onu alana yararı z nan n olmaz. ağ cı layı ağ ş layı ağ lı * Ağbulunan. ı ağ ma * Ağ iş mak i. * Akan yı z, ş ldı ahap. * Sarkmak, aş ı inmek, eğ ağ ya ilmek, meyletmek. * Yükselmek, yukarı kmak. çı * Koyun ve keçi baş alı vergi, sayı vergisi. ı nan na m * Ağ namak iş i. * Ölünün ardı ağ ndan lamak için para ile tutulan kimse, ağ , yasçı ı tçı . * Ağ lamak işveya biçimi. i

ağ mak

ağ nam ağ nama

ağ namak

* (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p

ağ namcı * Ağ vergisi toplayan kimse. nam ağ raz ağ rı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve ş iddetli acı . ağ kesici rı * Acı, sıyı yı zı dindirici (ilâç). ağ kesimi rı * Ağ duyusunun kendiliğ rı inden veya tedavi sonucu yok olması , analjezi. ağ sı rı zı * Rahatsı k veren acı zlı , sancı . ağkesen rı * Ağ duyusunu ortadan kaldı dindiren (ilâç vb.), analjezik. rı ran, ağlarda göz ağsı kiş öz ağsı rı rı, her inin rı * herkesi en çok ilgilendiren ş kendi derdidir. ey ağlı rı ağma rı * Ağyan, ağ sı rı rı olan. * Ağmak iş rı i. * Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaşrdı ağma asalakları ileri gelen hastalı tı ğ rı ı ndan k. * Kötü niyet ve düş manlı klar.

ağma asalakları rı * Omurgalı lardan alyuvar asalağolarak yaş türlü biçimlerdeki sporlular topluluğ ı ayan u. ağmak rı * (vücudun bir yeri) Ağlı rıolmak. ağna gitmek rı * onuruna dokunmak veya gücüne gitmek. ağsı rı tutmak * (gebe kadıiçin) doğ sancı baş n um ları lamak. * (hasta bir organ) ağmaya baş rı lamak. ağsı rız * Ağsı rı olmayan. * Ağ vermeden. rı * Dertsiz, tasası z.

ağsıbaş kaş bağ rız ı na bastı lamak * kendine gereksiz yere iş karmak. çı ağtma rı ağtmak rı * Ağtmak iş rı i. * Ağması yol açmak. rı na

ağ sı ağ u

* Ağ görünüş ünde olan, ağ örülmüş gibi olan. * Ağ ı .

ağ ulamak * Ağ ulamak. ağ ustos * Yı 31 gün süren sekizinci ayı lı n .

ağ ustos böceğ i * Eş kanatlı lardan, erkeğyazıkarnın altı i n nı ndaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çı karan bir böcek, orak böceğ(Cicada plebeja). i ağ ustos böcekleri * Genç sürgünlerden öz su emerek tarı ve orman bitkilerine zarar veren birçok türün bulunduğ eş m u kanatlı familyası lar . ağ yar * Baş , yabancı eller. kaları lar,

ağ alı za nmaz (veya ağ alı za nmayacak) * söylenmesi ayı çirkin (söz, küfür). p, ağ almamak za * anmamak, sözünü etmemek. ağ düş za mek * dedikodu konusu olmak. ağ koyacak bir ş za ey * yiyecek bir ş ey. ağ tat, boğ feryat za aza * (yiyecek için) miktarı az olan. çok ağ açı zı k * Ş kı alı bön. aş n, k, * Hayranlı büyülenmiş kla, olarak. ağ açı(veya ağ bir karıaçı kalmak zı k zı ş k) * çok ş ı aş rmak, ş akalmak. aş ağ açıayran delisi (veya budalası zı k ) * yeni gördüğ her ş ş kı kla bakan, ş ı ü eye aşnlı aş ran. * saf, bön. ağ bir zı * Söz birliğetmiş i .

ağ bozuk zı * Sövmeyi alı ş k edinmiş kanlı olan, küfürbaz. ağ burnu yerinde zı * oldukça güzel, yakıklı ş . ı ağ çiriş zı çanağ dönmek ı na * ağ kuruyup acı mak. zı laş ağ dili bağ zı lanmak

* herhangi bir sebeple konuş amaz olmak. ağ dili kurumak zı * herhangi bir sebeple tükürük az olmak. ağ dili tutulmak zı * beklenmedik bir durum karş nda heyecanlanmak, hayranlıduymak. ı sı k ağ dolu dolu konuş zı mak * heyecanlı söylemek. söz ağ gevş zı ek * Sısaklamaz, sıtutmaz. r r ağ havada zı * çevresindekilerden habersiz, alı ş kı k, aş n. ağ kalabalı zı k * Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz çok konuş boş az. an, boğ ağ kara zı * Kara haber vermekten hoş lanan, ş ağ . om ı zlı * Bir yerde konuş ulanı yapı duyup görmesi istenilmeyen (kimse). veya lanı

ağ kenetli zı * Sıtutan, sısaklayan (kimse). r r ağ kilitli zı * Dudakları beyaz (at). * Sısaklayan. r ağ kulakları varmak zı na * çok sevinmek. ağ kulakları zı nda * çok sevinçli, mutlu. ağ kurumak zı * bir konuyu çok söylemek sebebiyle, ondan bı kmak. * içecek ihtiyacı duymak. ağ kurusun zı * felâket dileğ bulunanlara karşkullanı bir ilenme. inde ı lan ağ lâf (veya lâkı ) yapmak zı rdı * kolay konuş yeteneğolmak. ma i * inandıcı söyleme yeteneğolmak. rı söz i ağ oynamak zı * bir ş yemek. eyler * konuş mak. ağ pek zı ağ pis zı * Sıvermeyen, ketum. r * Sövmeyi huy edinmiş olan.

ağ sı zı kı * Bkz. ağ pek. zı ağ sulanmak zı

* imrenmek. ağ süt kokmak zı * çok genç ve toy olmak. ağ teneke kaplı zı (olmak) * çok sı veya çok acıeyleri kolaylı içebilen veya yiyebilenler için ş yollu söylenir. cak ş kla aka ağ torba değ ki büzesin zı il * herkesin dedikodu yapmasın önüne geçilemeyeceğ anlatı nı ini r. ağ var, dili yok zı * pek sessiz, kendi hâlinde. * konuş mayan, derdini anlatamayan. ağ varmamak zı * söylemeye, açı klamaya gönlü elvermemek. ağ yanmak zı *oş eyden büyük zarar görmek. ağ na (veya diline) kira istemek zı * söylemesi beklenen ş söylemekte nazlı eyi davranmak. ağ na (veya diline) sağk zı lı * bir sözü yerinde söyleyen kiş söylenir. ilere ağ na (veya önüne) bir kemik atmak zı * birini küçük bir çı göstererek susturmak. kar ağ na abdestle almak zı * o kiş anarken çok saygıdavranmak. iyi lı ağ na almak zı * söylemek. ağ na almamak zı * adı ağ na almamak. nı zı ağ na almamak zı * söz konusu etmemek, anmamak, söylememek. ağ na atmak zı * yemek için ağ koymak. za ağ na bakakalmak zı * sözlerine hayran olmak. ağ na baktı zı rmak * kendini zevk ile dinletmek. ağ na bir parmak bal çalmak zı * birini tatlı sözlerle veya çeş hediyelerle bir süre için kandı itli rmak, oyalamak. ağ na bir ş (veya bir çöp) koymamak zı ey * hiçbir ş yememek. ey ağ na bir zeytin verir, altı (veya ardı tulum tutar. zı na na) * yaptı küçük iyiliklere karşk büyük çı bekler. ğ ı ı lı kar ağ na burnuna bulaşrmak zı tı * bir işbeceremeyip berbat etmek, bozmak. i

ağ na düş zı mek * çok yaygıolarak bilinip konuş n ulmak. ağ na etmek zı * haddini bildirmek. ağ na geldiğgibi zı i * önünü sonunu düş ünmeden. ağ na geleni söylemek zı * nezaket dına çı ş karak ağ ve kıcı ı ı r rı sözler söylemek. * çok ve düş üncesizce konuş mak. ağ na gem vurmak zı * susturmak, söyletmemek. ağ na kadar zı * boş kalmayacak biçimde. yeri ağ na kilit takmak (veya vurmak) zı * susturmak. ağ na koymamak zı * yememek veya içmemek. ağ na lâyı zı k * bir yiyeceğ tadı in anlatı lı "sen de yesen, beğ rken enirsin" anlamı söylenir. ile ağ na sakıolmak zı z * dedikodusuna konu olmak. ağ na sürmemek zı * bir ş eyden hiç yememek. ağ na taş ş zı almı * söze karı p susanlar için kullanı ş mayı lı r. ağ na tı zı kamak * susturmak, fazla konuş na engel olmak. ması ağ na tükürmek zı * birini küçültmek üzere küfür olarak kullanı uygunsuz sözler sarf etmek. lan * birine benzemek. ağ na verilmesini beklemek (veya istemek) zı * çalı p, iş ş mayı lerinin baş kaları tarafı yapı nı ndan lması beklemek. ağ na vur, lokması al zı nı * yumuş huylu kimseye her istenileni kolaylı yaptı ak kla rabilme anlamı bir atasözüdür. nda ağ na yakı zı ş mamak * söylemesi ayı kaçmak, uygun düş p memek, yakık almamak. ş ı ağ nda bakla ı zı slanmamak * hiç sı r saklamamak. ağ nda bı zı rakmak * Bkz. lâf ağ nda kalmak. zı ağ nda büyümek zı * sevmediğ inden veya içi almadından yutamamak. ğ ı

ağ nda gevelemek zı * açı söylememek. kça ağ nda yaş zı kalmamak * bir düş üncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak. ağ ndan zı * birisinden dinleyerek. * adı na.

ağ ndan baklayı karmak zı çı * Bkz. baklayı zı çı ağ ndan karmak. ağ ndan bal akmak zı * çok tatlı konuş mak. ağ ndan çı (veya çı sözü) kulağduymamak (iş zı kanı kan ı itmemek) * sözlerini tartmadan söylemek. ağ ndan çı zı kmak * bir sözü istemeden, farkı varmadan söylemek, söylemiş na bulunmak. ağ ndan çıçı zı t kmamak * hiçbir ş söylememek. ey ağ ndan dirhemle çı zı kmak * çok az konuş mak. ağ ndan dökülmek zı * açı söylemekten çekindiğş konuş ndan belli olmak. kça i ey, ması ağ ndan düş zı memek (veya düş ürmemek) * her zaman sözünü etmek. ağ ndan girip burnundan çı zı kmak * türlü yollara baş vurarak birini bir ş razı eye etmek, kandı rmak. ağ ndan hayıçı zı r kmazsa bari ş söyleme er * "lehte konuş muyorsun, bari aleyhte de konuş anlamı kullanı ma" nda lı r. ağ ndan kaçı zı rmak * istemediğhâlde boş i bulunup söyleyivermek. ağ ndan kapmak zı * birinin bildiğş i eyleri, ustalı konuş klı malarla ona sezdirmeden öğ renmek. * birinin konuş nı ması keserek kendi söze ba ş lamak. ağ ndan lâkı (veya lâf) almak (veya çekmek) zı rdı * karş ndakini konuş ı sı turarak birtakı gizli ş m eyleri öğ renmek. ağ ndan lokması almak zı nı * birinin hakkı ş ondan almak. olan eyi ağ ndan yel alsı zı n * ağ nı zı hayra aç. ağ nı zı (veya çenesini) tutmak * boş azlıetmemek. boğ k * kötü söz söylememe. * bir konuda arzu edilmeyen düş üncelerin açı çı ğ kması bir ş a nı ekilde önlemek.

ağ nı zı açacağ gözünü aç ı na * dikkatsiz kiş uyarmak için "dikkatli ol uyanıol!" anlamı kullanı ileri k nda lı r. ağ nı p gözünü yummak zı açı * öfke ile, sonunu düş ünmeden ağ na gelen bütün ağ sözleri söylemek. zı ı r ağ nı zı açmak * konuş maya baş lamak. * ağ sözler söylemeye baş ı r lamak. * alıalıbakmak. k k ağ nı zı açmamak * hiçbir söz söylememek, ses çı karmamak. ağ nı zı aramak (veya yoklamak) * Bkz. ağ aramak. ı z ağ nı çak açmamak zı bı * üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak. ağ nı zı bozmak * kaba sözler söylemek, küfretmek. ağ nı zı burnunu çarş amba çanağ (veya pazarı çevirmek ı na na) * kıp parçalamak, dövmek. rı ağ nı zı burnunu dağ ı tmak * birinin yüzüne ş iddetle tokat, yumruk indirmek. ağ nı zı dilini bağ lamak * birini konuş amaz duruma getirmek. ağ nı zı havaya (veya poyraza) açmak * umduğ elde edememek. unu ağ nı zı hayra aç! * kötü ihtimaller söz konusu edildiğ gerçekleş inde memesi dileğile söylenir. i ağ nı zı hayra açmak * Bkz. ağ nı zı hayra aç!. ağ nı zı kapamak * kendisine çı sağ kar layarak bir kimseyi susturmak. ağ nı zı kapamak (veya kilitlemek) * susmak, bir ş söylemek istememek. ey ağ nı zı kiraya vermek * kendini de ilgilendiren bir konuda düş üncesini söylememek. ağ nı zı koklamak * niyetini ve durumunu öğ renmek. ağ nı zı kullanmak (veya satmak) * birinin söylediklerini kendi düş üncesi gibi göstermeye çalı ş mak. ağ nı zı mühürlemek * konuş mamak, susmak. ağ nı zı öpeyim (veya seveyim) * sevindirici bir söz söyleyene "ne güzel söyledin" anlamı kullanı nda lı r.

ağ nı kı zı sı (veya pek) tutmak * sı r vermemek. ağ nıkamak zı tı * sözünü kesmek susturmak. ağ nı zı toplamak * söylemekte olduğ kötü söz veya küfürleri kesmek. u ağ nı zı yoklamak * birinin bir ş hakkı bildiğ kendisine sezdirmeden söyletmeye çalı ey nda ini ş mak. ağ nı içi yangı yerine dönmek zın n * ağ nıtadı zın bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. ağ nı içine baktı zın rmak * sözlerini seve seve ve dikkatli dinletmek. ağ nı içine girmek zın * çok yanaş mak, iyice sokulmak. * hayranlı büyük bir zevkle seyredip dinlemek. kla, ağ nı kaş ı bı lokması zın ı (kalı veya ğ ) olmamak * bir ş bir kimsenin uğ abileceğkonulardan olmamak. ey raş i * bir ş bir kimsenin sözünü edemeyeceğkadar değ olmak. ey, i erli ağ nı kokusunu çekmek zın * bir kimsenin çekilmez davranı na katlanmak. ş ları ağ nı mührü ile zın * oruçlu olarak. ağ nı payı (veya ölçüsünü) vermek zın nı * verilen karş kla bir kimseyi söylediğ veya yaptına piş etmek. ı lı ine ğ ı man ağ nı perhizi yok zın * ağ na geleni söyler. zı ağ nı suyu akmak zın * çok beğ istemek, imrenmek. enip ağ nıtadı zın bozulmak (veya kaçmak) * bir kimsenin kurulu düzeni dirliğbozulmak. i ağ nı tadı almak zın nı * o ş acı eyin tecrübesini geçirmiş bulunmak. ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı kaçı zın nı rmak * bir kimsenin kurulu düzenini bozmak; neş esini, keyfini bozmak. ağ yla kuş zı tutsa... * ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalıgösterse. k ah

* Sesin tonuna göre piş manlı öfke, özlem, beğ k, enme, sevgi gibi duygular anlatı r. * (a:h) Ağ, acı rı duyulduğ unda söylenir. * (â:h) İ lenme, beddua. ah alan onmaz * "kötülük ettiğiçin beddua alan iflâh olmaz" anlamı kullanı i nda lı r. ah almak * birinin ilenmesini üstüne çekmek.

ah çekmek * derin bir keder veya özlemle içten gelerek ah demek. ah etmek * acı içini çekmek. ile * ilenmek.

ah vah etmek * piş manlını ğ , üzüntüsünü dile getirmek. ı ah yerde kalmaz * "kötülük cezasıkalmaz" anlamı kullanı z nda lı r. aha ahacı k * Dikkati çok yakıbir noktaya çekmek için kullanı n lı r. ahali * Araları aynı nda yerde bulunmaktan baş hiçbir ortak nitelik düş ka ünülmeksizin bir ülkede, ş ehirde veya semtte oturanları tamamı n . * Bir yerde toplanan kalabalı halk. k, ahar * Hattatlarıkâğ cilâlamak için kullandı niş ve yumurta akı yapı özel bir karım. n ı t kları asta ndan lan ş ı aharlama * Aharlamak iş i. * İte burada. ş

aharlamak * Ahar sürmek. aharlı ahbap * Kendisiyle yakı iliş kurulup sevilen, sayı kimse. n ki lan * Seslenme sözü olarak da kullanı lı r. ahbap çavuş lar * her vakit birlikte görülen ve birbirine çok bağ olan arkadaş için söylenir. lı lar ahbap çı kmak * önceden tanı ş ş olmak. mı ahbap kusuruna bakan ahbapsıkalı z r * "dostlarıufak tefek kusurları bakmamak gerekir" anlamı kullanı n na nda lı r. ahbap olmak * arkadaş olmak, dostluk kurmak, yakı k kurmak. nlı * Aharı olan, üzerine ahar sürülmüş olan.

ahbapça

* Dostça, içten, teklifsizce.

ahbaplı dökmek ğ a * yerli yersiz yakı k göstermek. nlı ahbaplı k * Ahbap olma durumu, ünsiyet. ahbaplıetmek k * arkadaşk etmek, arkadaş konuş lı ça mak. ahcar ahçı * Taş lar. * Aş. çı

ahçı ı baş * Aşbaş çı ı . ahçı lı k * Aşlı çı k.

ahde vefa (etmek) * (devletler hukukunda) devletlerin, katı kları ldı milletler arası antlaş malara uyma zorunluluğ unda oldukları nı belirten kural. * sözünde durma. ahdetme * Ahdetmek iş i.

ahdetmek * Bir ş yapmak için kendi kendine söz vermek. eyi * Yemin etmek. ahdî Ahdiatik * Antlaş maya göre olan, antlaş gereğolan. ma i * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan önceki kutsal kitaplar.

Ahdicedit * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan sonraki kutsal kitaplar. ahengi bozulmak * dirliğ düzeni bozulmak. i, ahenk * Uyum. * Uyuş anlaş ma, ma. * Çalgıeğ lı lence.

ahenk almak * uyumlu hâle gelmek. ahenk kaidesi * Bkz. ünlü uyumu. ahenk kurmak * uyuş sağ ma lamak, anla ş sağ ma lamak.

ağ r. ğ ı ahı ş m m ahı * Beğ enilecek. * Eğ lencesiz. soy. uyumu sağ lamak. değ verilecek bir ş değ er ey il. ahenkleş tirme * Ahenkleş tirmek iş i. ı ı r r. düzensizlik. ahı kmak çı * yaptı ilenme etkisini göstermek. ı ı r r. * Eğ lenceli. Ahfeş keçisi gibi baş sallamak 'in ı nı * söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak. düzensiz. ahenklilik * Ahenkli olma durumu. . . ğ ı ahı tutmak * birinin ilenmeleri gerçekleş mek. birliğsağ i lamak. aheste beste * Yavaş yavaşağ ağ . uyumluluk. ahenktar aheste * Ahenkli. ahenk yapmak * çalgıeğ lı lence düzenlemek. ahfat * Torunlar. ahenksizlik * Uyumsuzluk. ahı yerde kalmamak * yaptı ilenme er geç etkisini göstermek. düzenli. aheste aheste * Yavaş yavaşağ ağ usul usul.ahenk sağ lamak * düzene sokmak. ahenk vermek * düzeni. ahenkli * Uyumlu. * Yavaş ı . ahenk tahtası * Telli çalgı lardan üzerine teller gerilmiş bulunan kapak tahtası . ahenksiz * Uyumsuz. ahenkleş tirmek * Ahenk sağ lamak.

son günlerde. son olarak. * Son zamanlarda. * İ ömrünün son yı . sonunda. Dünya Savaşsonları ı nda Sovyetler Birliğ değik bölgelerine sürülen Türkler. ahret. k * Son. harap duruma getirmek. * Bkz. ahir zaman peygamberi * Müslümanlarca son peygamber olduğ inanı Hz. ş ma nı ahilik ahir * Eli açıolma durumu. nsan lları ahir vakit ahir zaman * Son zaman. * Sonra. ahretlik. kı ş ı n yametin kopmak üzere bulunduğ günler veya yı u llar. msı ı nı ahı rlama * Ahı rlamak i ş i. ant. * (halk inanına göre) Dünyanıson günleri. * Kökü eski Türk töresinde olan ve Anadolu'da yüksek bir geliş gösteren esnaf. ahı r. eli açı k. ancak 2. zaman. Muhammed. * Bkz. ahı r * Evcil büyük baş hayvanları barı ğkapalı hayvan damı n ndı ı yer.ahı ş m bir ş değ m ahı ey il * beğ enilecek. en sonra. bakı z. sonraki. una lan ahiren ahiret ahiretlik ahit * Kendi kendine söz vererek bir işüzerine alma. . ahı çekmek ra * bir sürüyü ahı kapamak. zanaatçı im . bir hayvanı ra bağ ra ahı lamak. i * Antlaş ma. değ verilecek bir ş değ er ey il. Ahı Türkleri ska * Gürcistan'ı Türkiye sırları yakıbölgelerinde yaş ş n nı na n amıolan. * Devir. cömertlik. ahı rlamak * (hayvan) Ahı uzun süre kalı hamlaş rda p mak. yakı nlarda. inin iş Ahi * Ahilik ocağ ı olan kimse. çiftçi gibi bütün çalı kolları içine alan ocak. ahı çevirmek ra * bir yeri pis. ndan ahi Ahilik * Cömert. . dağ k.

ahize * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren âlet. ş düzeni için çalı teş ehir nı lı ehir ş an kilât. sı ahlâk zabı tası * Büyük ş halkın sosyal ve sağk durumunu koruyan. bilir bilmez konuş larda mak. * Birinin yerine geçenler. ahkâm yürütmek * (bir sözden) kendi anlayına göre sonuçlar çı ş ı karmak. kendine uyulması ahlâk açından gerekli olan genel ve geçer kural. lar. . mı alı ka cı ahkâm * Yargı hükümler.ahitleş me * Ahitleş iş mek i. * Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranıkuralları tespit eden ve inceleyen ş nı * İ nitelikler. rdı. rı ahlâk yasası * Ahlâk iş lerini belirleyen. ahlâkça ahlâkçı * Ahlâk anlayına göre. kötü gibi sorunları inceleyen. * Antlaş belgesi. yi ahlâk bilimi * Yarar. alı. ahitname ahiz * Alma. * Ahlâk konuları inceleyen filozof veya bu konularla uğ an kimse. ahlâf ahlâk bilim. ahitleş mek * Antlaş mak. ı tı * Bir toplum içinde kiş ilerin benimsedikleri. halefler. m lara ahkâm kesmek * çekinmeden kesin yargı bulunmak. ı ş ı u kendine konu edinen bilim. etik. ahlâk değ ş ı erlerine bağlı lı kla. reseptör. eslâf karş . ahlâk dı ş ı * Töre dı. neyin uğ ş geliş runda savaş ı lmaya değ neyin hayata anlam kazandı ğ hangi davranın iyi ve hangisinin kötü olduğ gibi sorunları er. ahkâm çı karmak * kendi düş üncelerine dayanarak birtakı yargı varmak. kuş aklar. törelere dayanan bir davranıyasası tiren. ma. * Kabul etme. antlaş anlaş ma ma. ş ı ahlâk dıcı ş lı ık * Ahlâk bilimine aykıdavranma. iyi. güzel huylar. uymak zorunda bulundukları davranıbiçimleri ve kuralları ş . nı raş * Her ş ahlâk açından değ eyi sı erlendiren kimse.

yasaları uyum içinde olma. ahlâkla ilgili. moralizm. bir il. na lı * Ahlâka uygunlukla. yol iz bilmez kimse. * Ahlâk bilimi. ögeler. bunlara uygun davranan (kimse). ile ahlâksı z * Ahlâk kuralları uymayan. ahlâksı davranı na zca ş . ş ı * Beden yapınıtemelini oluş sın turan ögeler. * Bu ağ n. z * Ahlâk kuralları uymama. zca ahlama ahlamak ahlat * Ahlamak iş i. ahmağ yüz. ahlâksı k etmek zlı * ahlâksı davranmak. k k raşrı ahmak . ahlâken ahlâkı yat ahlâkî * Ahlâka uygun. * Bir karım içindeki parçalar. * Kaba adam. ahlâkî vazife * Kanunun zorlaması olmaksın. ahlâklı lı k * Bir insanıveya bir insan grubunun iyi ve kötü açından davranıbiçimi ve ahlâkî düş ü. ahlâksı zca * Ahlâksıbiçimde veya tarzda. terbiyesiz. ah çeker gibi ses çı ç karmak. u lan ahlatı(veya armudun) iyisini (dağ ayı yer n da) lar * kendilerine yakı ş mayan güzel bir ş eline geçirenler için kullanı eyi lı r. ahlât ahlâtı erbaa * Bedende bulunduğ var sayı dört öge. aç. * İ çekmek. kötü huylu. n sı ş ünüş * Ahlâk kuralları . reti. abdala söz vermeye gelmez a * ahmağ gereğ a inden çok ilgi gösterirseniz sizi sı sıuğ tır. doğ bilindiğiçin yapı zı ru i lması gereken iş ler. ahlâklı * Ahlâk kuralları bağ. na * Dürüst davranmayan. armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaşktan sonra yenilebilen yemiş acı tı i. ı lanan ağ yaban armudu (Pirus piraster). ah etmek. kendi kendine yetiş üzerine armut aş en. z ahlâksı k zlı * Ahlâksıolma durumu. * Gülgillerden.ahlâkçı lı k * Ahlâkı araç değ bir amaç sayan öğ törecilik.

raş ahret kardeş i *İ nanç ve ibadette birbirinden ayrı lmayan ve bu iliş ahrette de sürdüreceklerini düş kiyi ünen kadı nlara verilen ad. bön. ahrette on parmağyakası olmak ı nda * kendisine karşsorumlu olan kimseden ahrette davacı ı olmak. budalalı anlayı zlı akı zlı az miş k. nı i ahmak yerine koymak * bir kimseye aptalmı anlamazmıgibi davranmak. ahreti (veya öbür dünyayı ) boylamak * ölmek. ahret suali * Gereksiz ve usandıcı rı soru. aptallaş mak. insanı öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağve Tanrı hesap vereceğyer. sı ahraz ahret dünya. ahretini yapmak (veya zenginleş tirmek) * hayı leri yaparak sevap kazanmak. aptalca. ş k. öbür ş a n ı 'ya i ahret adamı * Dünya iş lerinden el çekip sürekli ibadetle uğ an kimse. ş . ş ahmakça * Biraz ahmak. aş p ahmaklaşrma tı * Ahmaklaşrmak iş tı i. aptal. ahmaklaşrmak tı * Ahmaklaş na sebep olmak. ı r * Dinî inanı göre. ahret yolculuğ u * Ölüm. mak ahmaklaş mak * Ahmak duruma gelmek. ması tı ahmaklı k * Zekâsı geliş olma durumu. * Dilsiz. * (ahmak'ça) Ahmağ yakır nitelikte. aptallaşrmak. budala. lsı k. ahş a . * Bir an için ş alayıbocalamak. a ş ı ahmakı slatan * Yavaş yavaş ince ince yağ yağ çisenti. sağ ve dilsiz. * Ahret kardeş i olan kadı nlardan her biri. ahmaklaş ma * Ahmaklaş durumu. ve an mur. r iş ahretlik * Besleme kı z.* Aklı gereğgibi kullanamayan.

* İ n veya hayvanıgöğ ve karnı nsanı n sü içindeki organlar. çocuklar. m m. karaca. er eyler. dokunaçlı mürekkep balı türü (Octopus). ş . koca. ince. karı ı na . ahududu * Gülgillerden. sı nları * Eşkarı . hâller. aidiyet aile * Evlilik ve kan bağ dayanan. lan. bir ğ ı * Genellikle burun zarı üzerinde çı bir çeş ur. çekici. bağ ı ciğ gibi ş rsak. kı zı rmı renkli. * Olaylar. yayı yla e. ahzükabz * Kendine mal etme. ahtapot * Kafadan bacaklı lardan. * Bu bitkinin duta benzeyen. rnaş k. kan it ahtapot gibi * sı ı yapı kimse. ahu gibi ahu gözlü * Güzel gözleri olan. koca ve çocuklardan oluş topluluk. ş kan * sömürmek amacı birçok iş konuya el atan. iliş kinlik. * Güzel. kardeş arası ler ndaki iliş kilerin oluş turduğ toplum u içindeki en küçük birlik. * çok güzel. ahval * Durumlar. ahş ap * Ağ açtan. nda lı sı k * Birlikte oturan hım ve yakı n tümü. ahzüita * Alıverişalı satı aksata. aç i. * Araları kandaşk veya hımlıbulunan kimselerin tümü. ahzetme * Ahzetmek iş i. dikenli bir bitki (Rubus idaeus). tahtadan yapı ş lmı . * Kesenek. * Davranı ş lar. zarif kadı n. an * Aynı soydan gelen kimseler zinciri. vaziyetler. çekici. * Karı . . ahu parçası * Çok güzel. . ahzetmek * Almak. polip. sulu ve kokulu yemiş ağ çileğ i. ahu * Ceylan. aidat * Ödenti. kabul etmek. * Ait olma durumu.

. aile hukuku * Aileyi oluş turan kiş ilerin karş klı ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı ı hak lı . geliş i ev. *İ lgilendiren. doğ kontrolu. ailece ailecek ailelik * Aile sayınıbütünü. tiğ tirdiğ aile plânlaması * Ailede çocuk edinmeyi sırlama. aile gazinosu * Sadece evlilerin girebildiğve birlikte eğ i lendikleri yer. kla i.* Aynı üzerinde anlaş ve birlikte çalı kimselerin bütünü. aile adı * Soyadı . ajan * Ailesi olmayan. aile meclisi * Aile makamın görevini yerine getiren kan veya soy hımları en az üç kiş oluş heyet. birine düş mek. -e düş kin. ünü ı yan aile saadeti * Genellikle karı . nı sı ndan iden an aile ocağ ı * Ailenin kurduğ yerleş i. iliş iliş ilgili. hayvan veya bitki topluluğ i u. * Bütün aile birlikte. * Ailece. birinin olmak. aile bütçesi * Kı bir süre içinde bir iş sa çinin veya iş ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen değmeleri belirlemek çi iş amacı yapı istatistik çalı . görü. u. * Aile ile ilgili. anlaş sevgi ve hoş ma. ik. koca bazen de büyükler ve çocuklar arası ndaki uyum. yla lan ş ması aile dostu * Ailece tanılan ve evlerine gidilip gelinen ahbap. için. yakı ş ı n. gaye an ş an * Temel niteliğbir olan dil. aile hayatı * Aile bireylerinin bütün iş lerini düzenli olarak ev içinde yapma durumu. nı um aile reisi * Kanunlara göre aile yükümlülüğ taş kimse. en. sın ailesiz ailevî ait ait olmak * ilgilendirmek. aile bahçesi * Ailelerin rahatlı gidebileceğ genellikle içkisiz yer.

iş ğ ı iş görevlisi. temsilci.* Bir devlet veya kuruluş gizli amaçları çalı kimse. * Kar. ajanda ajanlı k * Ajan olma durumu. nı ş ı tı ajitasyon ajur * Delikli örgü. ajurlu ak * Ajuru olan veya her yanı biçiminde iş ajur lenmiş bulunan. gözenekli. ı tı * Bu renkte olan. küre-k vb. ak benek benek. -ak. bı tara-k. perde. katarakt. casus. * Unutulmaması gerekli notları için yazmaya yarayan takvimli defter. görmeyi derece derece azaltan beyaz nda ban muş . ç-ak. * Bir ticarî kuruluş tanı onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağ u tan. yat-ak vb. gözenek. * Bazıeylerde beyaz bölüm. ak basmak * Göze beyaz leke inerek görme yetisini yitirmek. -ak / -ek -ak / -ek -ak / -ek * Arap sözcüğ "zenci" anlamı da geldiğ ü na inden ası l Araplarısöz konusu olduğ anlatı istenirken n u lmak kullanı lı r. süt gibi ş eylerin rengi. * Ruhsal gerginliğ dı vurması in ş a . bir ortaklın veya bir devletin bazı lerini gören kimse. beyaz. ak demir * Dövme demir. * Temiz namuslu. ele-k. andaç. rahat. ak basma * Ak su. ş *İ simden isim türeten ek (küçültme eki): baş ben-ek vb. un için ş an * Bir kimsenin. * Bu iş kolların çalı ğbüro. n ajans * Haber toplama ve yayma iş uğ an kuruluş iyle raş . kara ve siyah karş . ak don kara don geçitte belli olur * Gözün saydam tabakası bir yara veya çı sonucunda oluş . * Sınt ız. * Ajanıgörevi. * Fiilden yer isimleri türeten ek: dur-ak. * Fiilden alet isimleri türeten ek: or-ak. layan iş kolu. kı sı * Beyaz leke. ak ağ a ak Arap * Saraylarda hizmet gören hadı ağ nıbeyaz ı olanı m aların rktan .

lodos. ak sülümen * Cı ile klorun birleş olan. u nav ı lı ak madde * Demet durumundaki sinir liflerinden oluş beynin iç. temiz. kları lan lan * Çoban yı zı ldı. beyaz bir toz. . abey. ak pak * tertemiz. ak kan yangı sı * Adenit. k nı diğ lan ak gün ağ r. ak mı mı kara önüne düş görürsün ünce *ş imdiden boş düş una ünme. sülümen.* Bkz. ak gözlü * Gözlerinin rengi pek açıolan ve nazarın hemen değ ine inanı (kimse). ş algam. akı karası geçitte belli olur. süblime. parlak. omuriliğ dıtabakası an in ş . turp. * Bembeyaz. uskumru gibi balı n beyaz etinden yapı ve oltada kullanı yem. ak yel ak yem ak yı z ldı aka * Büyük kardeşağ . kara gün karartı artı r * mutlu bir yaş ş iyi dinç kı mutsuz bir yaş ş yı r. * saçı sakalı armı ağ ş . ı lan laş ak sakaldan yok sakala gelmek * çok yaş p iyice kuvvetten düş lanı mek. ayıkiş lar. sonuç belli olduğ zaman anlarsı u n. karnabahar gibi bitkilerin kök dındaki bütün bölgelerine yerleş ş ı ebilen. istavrit. özellikle semiz otugillerde karş ı yosunumsu mantar (Albugo candida).ş . ak köpek kara köpek geçit baş belli olur ı nda * kimin ne olduğ deney veya sı sonunda anlaşr. *İ zmarit. akabe * Güneyden esen rüzgâr. ayıise pratı ak kan * Lenf. va imi ak yazı lı * Bahtlı anslı . ak düş mek * (saç ve sakal) tek tük ağ armaya baş lamak. ak pak ak pas * Lâhana. ak koyunun kara kuzusu da olur * iyi bir aileden kötü bir çocuk da çı kabilir. çok zehirli.

* (su için) İ yeri. * Irmak. bir lem kları ş arı tmak için kullanı boru. gereksiz nesneleri dı ya akı vı . lan ka * Kanal. hemen arkadan. akademici * Kurallara bağ resim ve heykel çalı lı ş yapan kişveya sanatçı ması i . akaçlatmak * Akaçlama iş yaptı ini rmak. * Yer altı oluğ su u. * Bilimsel niteliğolan. * Akarsu yatağ yatak. kerestesinden yararlanı beyaz kabuklu bir türü (Betula alba). akağ aç * Gürgengillerin. i akademisyen * Akademi üyesi. akı * Bataklı akaç yoluyla kurutmak. sarp ve zor geçit. akaçlama * Akaçlamak iştefcir. akacak kan damarda durmaz * herhangi bir zarar karş nda bunun kaçılmaz olduğ anlatarak avundurmak için söylenir. akademicilik * Resim veya heykel çalı nda kurallara bağlı ş ması lı k. i. akademik * Akademi ile ilgili. nı akaçlamak * Bir yerde birikmiş suları tmak. dere. akabinde * Arkası ndan. küçük akarsu.* Tehlikeli. * Yer altı suları toplayan tesisat. lan akait akaju * Bir dinin öğ renilmesi gereken inançların ve tapı kuralların tümü veya bunları nı nma nı toplayan kitap. hemen ardı ndan. i akak . drenaj. * Maun. vinti * Eğ inişfazla olan yer. ı . yazarlar. mecra. ardı ndan. lar * Yüksek okul. kları akaçlatma * Akaçlatmak iş i. su yolu. akademi * Bilginler. çay. oluk veya baş araç. imi. ı sı nı unu akaç * Bir yerde birikip kalan sıları iş sonunda geriye kalan artı . * Çı modelden yapı ş plak lmıinsan resmi. ark. sanatçı kurulu. * Maundan yapı ş lmı .

i akan yı z ldı * Güneş sistemine bağ. sık. söyleyeceğsöze yer kalmamak. ahap. ksı akaryakı t * Benzin. akar * Kiraya verilerek gelir getiren ev. akamet * Kırlı verimsizlik. kül renginde. ağ ş en ma. nda im * Tek sı elmastan veya inciden gerdanlı ra k. * Kiraya verilerek gelir getiren ev. kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanları girince ateş lı na külçesi durumuna dönüş küçük gök cismi. z. tları ldı ı akasma * Düğ çiçeğ ün igillerden. * Kesintisi olmayan. akaret akarlar * Tı yapı gövdeleri halkası baş göğ birleş ağ yapı ırı. lan aç * Baklagillerden. güzel kokulu reçine. tarla. vı akaryakıistasyonu t * Benzin. yaban lı cı asması . Meryem ana asması (Clematis vitalba). * Kaplı ca. dükkân. dükkân gibi mülk. meteor. akasya * Baklagillerden. ı . sokucu veya emici knaz lı . ları üsle ik. yurdumuzda yetiş bir süs ve gölge ağ . * Küçük akarsu. boya gibi maddelerinden cak itleri en yararlanı bir ağ (Acacia). ban. zamk. salkı ağ (Robinia pseudoacacia). sonuçsuzluk. * Sürekli iş leyen çı fistül. * Baş sı k. sı iklimlerde birçok çeş yetiş ve tanen. aralı z. * Sı üİ cak kelerde yetiş bir ağ en açtan (Hymenea) elde edilen katı . mı akarsu * Yeryüzünde ve yer altı belirli bir yatak içinde. en acı m acı . * Özellikle amber balınıbağ ğ n ı ı rsakları çı lan. gaz. arız. akan sular durmak * itiraza. güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağ aç (Liquidambar orientalis). bahçelerde süs çiçeğolarak yetiş i tirilen sarı bir bitki. olan bir taş . motorin gibi yakı n satı ğyer. beyaz çiçek veren. bağ mülk. akarca * Kemik veremi. gibi akar amber * Asya ve Amerika'da yetiş odunu ceviz ağ nı en. ı z ları cı sı örümceğ imsiler takı . gaz yağ mazot gibi sı durumunda olan yakacak. yapı bükülgen ve misk gibi kokulu ndan karı ş kan. acınkine benzeyen. eğ boyunca sürekli veya zaman zaman akan su.akala akamber * Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir pamuk türü. arızlı akamete uğ ramak * baş sı sonuçsuz kalmak.

ile lan k * Akya balı. bataklı ı ve göl kıları yaş k. yumurtası tarama yapı bir balı(Leuciscus). akça armudu * İ kabuklu. akburçak akciğ er organ. iri ve yı cı kuş rtı bir (Vultur monachus). akbaş * Yazı kutup bölgelerinde yaş n ayan. eti kı klı lçı . (Bemicla). oldukça büyük. akciğ zarı er * Göğ boş unun içini ve bu boş un içinde bulunan akciğ dını üs luğ luğ erin ş kaplayan ince zar. leş beslenen. plevra. akçe. ğ ı akbalı l kçı * Leyleksilerden. * İ htiyar. u akciğ peteğ er i * Akciğ erlerde solunumda gaz alıveriş sağ ş ini layan.akbaba * Akbabagillerden. beyazca. rmak yı nda ayan. * Bkz. başve boynu çı olan. etli akça pakça . bronş çuklarıson bölümü. hava borucukların sonunu oluş nı turan kesecik. kın ı kılara göçen. a n akciğ göbeğ er i * Akciğ iç yan yüzünün hemen arkası bronşsinir ve damarlarıgirip çı ğyer. n ktı ı akciğ kesecikleri er * Akciğ lopçuğ er unun parçaları . beyaz kabuklu. akbakla akbalı k * Kuru fasulye. burçağ yakıbir bitki cinsi (Lathyrus sativus). sağ sollu iki parçalı üs nı lı * Baklagillerden. dağk yerlerde yaş ı plak lı ayan. akbabagiller * Gündüz yı cı alt takı nı kanatları rtıları mın. iyi uçan büyük kuş içine alan bir ve ları familyası . n erle mı akça akça * Oldukça beyaz. * Göğ kafesinin büyük bir bölümünü dolduran ve solunum organın temeli olan. kı ve ince gagalı ş lı yı ı k sa . çok yüksekten uçarak le keskin gözleriyle çok uzakları görebilen. siyah bacaklı yabanî bir tür kuşdeniz kazı . erin. nda . sarı ve sulu bir tür armut. akbuğ day * Kurak iklime dayanı . * Sazangillerden. n akciğ lopçuğ er u * Birçok akciğ keseciğ birleş oluş er inin erek turduğ parça. nce . ak renkli bir kuş (Egretta türü alba). ekmeklik buğ klı day. geniş büyük olan. ı akciğ erliler * Karı bacaklı ndan yumuş akçalarıtek ciğ soluk alan bir takı .

akçaağ açgiller * İ çeneklilerden. örneğakçaağ olan bir bitki familyası ki i aç . akçakavak * Akkavak. akdedilme * Akdedilmek durumu. geniş nı olması . lam aç. malî. akdetmek . n akçöpleme * Zambakgillerden. ş akçı ma llaş * Akçı mak işveya durumu. lı akçe * Küçük gümüş para. llaş i akçı mak llaş * Akçı l duruma gelmiş olmak. . Akdeniz mavisi * Parlak ve canlı görünümde mavi rengin bir türü. güzel (kadı n). akçık llı * Akçı l olanıdurumu. yaprakların uzun. akça yel * Güneydoğ udan esen yel. rengini atmak veya atmıgibi olmak. akçalı * Paraya bağ. . * Her tür madenî para. keşleme. * Rengini atmı ağ ş ş armıiçinde ak renk bulunan.* Beyaz tenli. akdedilmek * Akdetmek işyapı i lmak. akdarı * Buğ daygillerden. bir yık veya daha uzun yaş llı ayabilen otsu bir bitki türü (Panicum miliaceum). çiçeklerinin güzelliğdolayıyla bahçe çiçekleri arası i sı na giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album). akçı l akçı llanma * Akçı llanmak iş i. parayla ilgili. Akdeniz humması * Malta humması . akçı llanmak * Akçı l duruma gelmek. akdetme * Akdetmek iş i. iş akçaağ aç * Akçaağ açgillerden süs ağ olarak da dikilen tahtası acı hafif ve sağ bir ağ isfendan (Acer).

k * Düş ünce. akılıölçeğ cı k i * Bir sınıbelli sı ktaki akılını vın caklı cı ı ölçmekte kullanı alet. akı karası ak kara * beyaz tenli. ittifak gibi karş klı lanma anlamı ı Arapça sözlerle) Yapmak. lan akı seyelân. k m). anlamca açı(anlatı selis. an akdut akemi akgünlük akhardal * Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanı hardal türlerinden biri (Sinapis alba). hekimlikte ve boyacı kullanı bir bitki cinsi. ğ lan akı l * Düş ünme.* (mukavele. eninde sonunda. ı bağ lı taş yan akdiken * Hünnapgillerden. * Sonunda. akılı cı k * Akı olma durumu. anlama ve kavrama gücü. üt. za. * İ elemanlı ki mermer yapı rısı ş cı. sonuç. kara gözlü. bir yla an ğy). güvem eriğ geyik dikeni (Rhamnus lı kta lan i. muahede. * Öğ salıverilen yol. kanı . lan aç zı akı betine uğ ramak * birinin içinde bulunduğ kötü duruma düş u mek. i * Kolay söylenebilen. . aksungur. tı * Tütsü olarak yakı bir tür ağ sakı. nda. akdoğ an * Kartalgillerden bir doğ türü. ı luğ z kapalı engele çarpması oluş bol sesli ünsüz (r. yazı anlatı n akı olma özelliğ selâset. akı ünsüz cı * Ciğ erlerden gelen havanı ağ boş undaki yarı n. * Herhangi bir kuvvet alanı belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiğvar sayı güç çizgileri. * Hafı bellek. kara saçlı . ruluğ nav ı nı akı bet * (bir iş veya durum için) Son. akı l. us. ve mı cı i. akı cı * Akma özelliğolan. cı * Söz. gel çengele takı l akı l * bir sorunun nası l çözümleneceğ düş ini ünememe durumu. cathartica). okunabilen. i lan * Beyaz renkte olan dut. l. . akı karası geçitte belli olur * bir iddiadaki doğ un ancak deney veya sı sonunda belli olacağ anlatmak için söylenir.

inanı lacak lmaz. akı l hastahanesi * Akı l hastaların yatıldı hastahane. ajanda. irrasyonel. ldı ı ra akı ş l dı ı * Akla. gerçeğ uygun olmayan. akı l hocası * Birine yol gösterip akı reten kimse.akı ldan üstündür l akı * bir kimsenin aklı gelmeyen bir çare. l öğ * Herkese akı retmeye meraklı l öğ kimse. akı l havsala almamak * akla mantı sı ğ ğ a mamak. ayrı lacak dı akı i değ l iş il * akla uygun değ doğ değ il. herhangi birinin aklı gelebilir. akı ş l danı mak * bir konuda birinin görüş sormak. vaktinde hatı rlamak. gayriaklî. nı rı ğ ı akı l hastası * Ruh hastası . en içeride çı azı i. ünü akı l defteri * Hatı p yapı rlanı lması gereken ş eylerin yazı ğküçük defter. lacak akı l almaz * inanı gibi olmayan. yirmi yaş i. ş ı akı ş lı l dıcı ık * Akı şdavranma yanlı görüşus dıcı irrasyonalizm. lı kan diş diş akı l doktoru * Psikiyatrist. akı l erdirmek * anlamak. insanıaş rtı şı rtmak. not defteri. akı l durdurmak * bir ş çok ş ı cı ey aş nitelikte olmak. * Us dı. sı nı unu rrı çözememek. . e. akı l erdirememek (veya ermemek) * ne olduğ anlayamamak. ş lı ı k. sı nı rrı çözmek. l dı ı sı . akla uygun gelmemek. ru il. na na akı l almak * danı ş mak. akı l etmek * herhangi bir önlem veya çareyi zamanı düş nda ünmek. akı i l diş * Yirmi yaş raları altlı sı nda üstlü ve sağ sollu. deli. muhtı defteri. akı yol (veya tarik) birdir l için * iyi düş ünülünce ayrı kimselerce varı sonuç hep aynır. görüş almak. akı l almamak * inanı gibi olmamak.

akı ı nı l vermek. doğ un ölçütünü duyularda değ düş ruluğ il. * Akla ve akı l yolu ile varı yargı inanma. n l var. usçu. akı kalmak lda * akı yer etmek. ünce. umudunu kesmek. usçuluk. akla aykı veya akı şhiçbir ş tanı lan ya rı l dı ı eyi mama davranı ve ş ı tutumu. akı l kethüdası * Herkese akı retme merakı olan kimse. lcı ktan akı lı lcı k * Akla dayanan. * Bilginin evrensellik ve zorunluluğ unun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değ yalnı akı il. . unutmak. lcı kla * Akı lı yana olan kimse. zca ldan çı labileceğ savunan öğ rasyonalizm. akı çı ldan karmak * düş ünmemek. rasyonalizm. * kafa yormaya gerek yok. akliye. llı akı retmek l öğ * nası l davranacağ göstermek. l öğ akı ta değ baş r l yaş il. bazı llı lı nda küçükler büyüklerden daha akı olabilir. kartı ini reti. l öğ nda akı l kumkuması * Çok bilmiş kimse. akı l vermek * bir konuda yol göstermek. akliye. zeki kimse. davranıbeklenmeyen (kimse). in ini. unutulmamak.akı olmamak l kârı * akı bir kiş yapacağiş llı inin ı olmamak. akı l yürütmek * herhangi bir konuda fikir vermek. yol göstermek. ş akı yakıvar (veya akı izan var) l var. akı l terelelli * pek deliş kendisinden ciddî bir düş men. rasyonalizm. rasyonalist. akı l kutusu * Çok akı. tadı * akı olma ile yaş olma arası ilgi yoktur. llı akı l yormak * hatı rlamaya çalı ş zihnini zorlamak. akı flı l zayığ ı * Deliliğ kadar varmayan akı e l bozukluğ u. akı çı ldan kmak * unutulmak. mak. lda akı tutmak lda * unutmamak. akı retmek. ünmede ve tümden gelimli çı karmalarda bulan öğ retilerin genel adı . akı r ermemek l sı * bir iş niteliğ gizli yönlerini anlayamamak. akı lcı * Akı lı ilgili.

. n. aklı baş getirmek. akı llı * Gerçeğiyi gören ve ona göre davranan. akı durgunluk vermek llara * çok ş ı bir sey olmak. arı akı geçinmek llı * kendini çok akı sanmak. ini * (alay yollu) Düş üncesiz. akı geçirmek ldan * bir ş yapmayı ünmek. aş lacak akı pazara çı ş herkes yine kendi akı almı(veya akı gelin olmuşherkes kendininkini beğ lları karmı lar. ı lan laş n ndan * Uslanmak. ru * Akla yakı doğ makul. llandı i. akı rmak llandı * Aklı kullanması sağ nı nı lamak. akı llanmak * Karş ı olaylarısonuçları yararlanarak davranmak. llı k akıca llı * Akla yakı doğ olarak. n. akı çı ldan kmamak * unutamamak. ru. enmiş ) * "insan kendi aklı baş nı nı kasınkinden üstün görür" anlamı kullanı nda lı r. dengeli. akı uslu llı * Akı olarak.akı çı ldan kmak * unutmak. akı olmak llı * gerçeklere uygun davranmak. uyanı k. llı akı köprü arayı llı ncaya dek deli suyu geçer * atak kiş i tehlikeyi göze alarak iş giriş ve çabuk sonuç alı e ir r. llı klı akılı llı k akılıetmek llı k * yerinde ve uygun davranmak. tasarlamak. aptal. akı lsal * Düş ünceyi ve gerçeğsomut değ i erlerle birbirine bağ layan hakikati içine alan ş ey. i * Karş ndakinin düş ı sı üncesizliğ belirtmek için söylenilen uyarma sözü. lı nı ş llar . yaramazlıetmeyerek. nı ı na akı llanma * Akı llanmak iş i. * Akı olma durumu. akı düş llı ününceye kadar deli çocuğ (veya oğ unu lunu) everir * kendini akı sananlar çok kez akız diye tanı llı lsı nanlardan daha az baş gösterir. ey düş akı rma llandı * Akı rmak işdurumu.

baskı yapmak. amperölçer. lsı * Akızca yapı iş lsı lan veya davranı ş . man n çı * Görevi karştarafa top sürmek ve sayı ı yapmak olan ön sı radaki oyuncu. akı zlı lsı k * Akız olma durumu. hareket. cereyan. gereksiz yere gidip gelme zahmetine katlanı lı r. akı derken bokum demek m * sözünü yolunca söyleyememek. akı m * Akmak iş i. * Hava. eyler akı ölçümü m * Bir akarsuyun veya kanalısu yolunda bir saniyede akan su hacmini ölçme. * Debi. su gibi akı maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akı. ş kan ş ı iş * Sanatta. akı n * Kalabalıbir ş arkası k eyin kesilmeyen bir geliş durumunda olması .akı lsallaşrma tı * Akı tı lsallaşrmak durumu. gerçeğgörüp ona göre davranmaya elveriş olmayan. yer değ tirmesi. yı rma. akı zlıetmek lsı k * düş üncesiz ve yersiz davranmak. anlayıkı i li ş t. yöntem. cereyan tarz. siyasette. düzensiz ş söylemek. forvet. hücum. düş hayatı ortaya çı yeni bir görüş ünce nda kan . üş * düş ülkesine saldı man rmak. çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapı baskı man na ldı lan n. yla ı m ru ilen rı * Kazak-Kı z Türklerinin saz ş rgı airlerine verdiğad. eyi lsa akı z lsı * Aklı . akı mtoplar * Akü. * Akı olma durumu. ncı akı n akı lı ncı k . akı mölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan araç. k akıetmek n * toplu olarak gitmek. * Bilinç dı olayları mantıve akla dayalı ş ı n k olarak açı klanması . * Futbolda sayı yapmak amacı karştakı kalesine doğ genellikle topluca giriş saldı. üş mek. i akıakı n n * Arkası kesilmeyen kalabalıöbekler durumunda. akümülâtör. akı lsallaşrmak tı * Bir ş akı duruma getirmek. * Düş toprakları tedirgin etme. ı akı z baş cezası ayak çeker (veya akı z iti veya köpeğyol kocatı lsı ı n nı lsı i r) * düş üncesizlik veya tedbirsizlik yüzünden. n akı mcı * Belli bir akı bağ kiş ma lı i. n akı ncı * Düş ülkesine akıyapan savaş.

akı cereyan. uğ una akıgitmek p * (zaman için) çabuk geçmek. ntın na ntı * etki altı kalarak bir topluluğ davranına katı nda un ş ı lmak. an akı bilimi ntı * Deniz akı ları inceleme konusu edinen bilim dalı ntı nı . * Hastalısebebiyle vücudun bir yerinden sulu madde akması k . tedirgin etmek. akı ş * Akmak işveya biçimi. çam sakı. * Eğ eğ meyil. akı lı ntı * Akı sı ntı olan. i * Geçip gitme. ş kan i akı ş kanlaşrılı tıcı k * Akı duruma getirme özelliğolma. akı çağ ntı anozu * Akı ya kapı ş ntı lmıyengeç. * Akı n. seyyal. iklik. akı ile birlikte sürüklenmek. sürüp gitme.akı lıetmek ncı k * düş ülkesinde karşgüçleri yı rmak. n ntı zı ve akı ya kapı ntı lmak * bir akı nıetki alanı girmek. olayı * Sı yapı rılarıağ yüzeylerine gereğ vı ş cı n aç tı inden çok sürülmesi ile oluş durum. im. ğ ı ndan ayan k akı ntı * Akmak iş i. man ı ldı akı rı ndık * Reçine. akı ş kanlaş ma * Akı duruma gelme. * Havanıveya suyun herhangi bir yöne doğ yer değtirmesi. * Vücudunda göze çarpacak bir çarpı k bulunan kimseler için kullanı klı lı r. eğ meyilli. akı ş kan * Kendilerine özgü bir biçimleri olmayı içinde bulundukları n biçimini alan ve yın oluş p kabı ğ ı turmayan (sı vı veya gaz). n ru iş m. akma. ik. ş kan akı ş kanlaşrı tıcı * Akı duruma getirme özelliğolan. zı akı nkayası * Kaya balıgiller familyası derin ve uzaklarda yaş ince. uzun bir balıtürü. ş kan i . akı ya kürek çekmek ntı * olmayacak bir iş runda boş çabalamak. ş kan akı ş kanlaş mak * Akı duruma gelmek. akı ölçer ntı * Bir akarsuyun ve kanalıakı hını düzeyini ölçmeye yarayan alet. * Çam türü ağ açlarda bulunan reçinenin eriyerek akması .

ş kan akı k ş kanlı * Akı olma durumu. akide ş ekeri * Bkz. eyler lan. yağyumurta. ağ güç eriyen ş ı zda eker. llı * Bir ş inanarak bağ şinanç. ş maz an akı tma * Akı iş tmak i. dökmek. * Enli bilezik. nı akil * Akı. din inancı eye lanı . kalseduan kuvarsın bir türüdür. erin. akı tmak * Akması sağ nı lamak. olan akide akide *Ş ekerin kaynatı ağ durumuna getirilmesi yolu ile yapı ş larak da lmırenkli ve kokulu. n nları na ru * Un. yarı ı . akide. akil baliğ olmak . na akı tmalı * Alnı akı nda tması (hayvan). süt. akil baliğ * Döl verebilecek duruma gelmiş olan. ş veya pekmezle yoğ . zayı akideyi bozmak * doğ bilinen bir inanıveya gidiş ayrı ru ş ten lmak. akı ş kanlaşrmak tı * Akı duruma getirmek. durağ mazlı ı iş an. akı ş k mazlı * Akı veya durağ maddenin durumu. parlak ve değ bir taş erli . akması yol açmak. ş ma i akı ş maz * Dıetkenlerin tesiriyle akı ş ş ğdeğmeyen.akı ş kanlaşrma tı * Akı ş kanlaşrmak iş tı i. ş kan akı ş ma * Kulağ hoş a gelen veya kolayca söylenen seslerin özelliğ i. n. akik * Yüzük taş mühür gibi ş yapmakta kullanı türlü renklerde. daha çok akide ş ekeri yerine kullanı lı r. akı ş malı * Akı özelliğolan. saydam. akidesi bozuk *İ nancı f olan (kimse). * Hayvanları özellikle atlarıalı nda bulunan ve burunları doğ uzanan beyaz leke. . * Akı ş kanları niteliğ düzeltmek için yoğ n ini unlaş akı içinde parçacı n asısı sağ an mı kları ltını layan yöntem. eker rularak cık bir duruma getirilen hamurun kı n saç vı zgı üzerinde piş irilmesiyle yapı bir çeş tatlı lan it .

ağ burun. ş ı na akit * Hukukî sonuç doğ urmak amacı iki veya daha çok kimsenin veya kuruluş karş klı birbirine uygun ile un ı ve lı irade beyanları gerçekleş iş sözleş mukavele. iri ak kanatları n. * Bir cismin. eyin ka ey ğ ı * Evirme. kara damarlı kelebek sayı kalı bir (Aporia crataegi). akkavak akkefal * Söğ ütgillerden. sözleş veya mukavele yapan. * Akkor olma durumu. akkarı ncalar * Ağ parçaları geliş . evirtim. ı z iyi miş lısıcı u. ırı böcekler topluluğ termitler. verimsiz. âkit * Bir işkarşklı i ı olarak kararlaşrıüstlerine alan taraflardan her biri. sı veya ı cak lı ülkelerde yaş man ayan.* döl verebilecek eriş duruma gelmiş kin olmak. . ş ı ı lı Orta Anadolu ve Doğ Anadolu'nun batı u kesimlerinde yaygı olarak yetiş n tirlen yerli bir tür koyun. fakat kirli. ile en lem. * Bir ş baş bir ş üzerinde yarattı etki. sı * Sonuçsuz. kulak ve ayaklarda siyah lekeler bulunabilen. kontrat. me. baş sağ arı layamamak. akis * Iş veya ses dalgaların yansı bir yüzeye çarparak geri dönmesi. Hollanda kavağ(Populus alba). akilâne akim * Kır. akçakavak. llı akis uyandı rmak * bir konunun üzerinde düş ünülmesine. parlak bir yüzeyde görünmesi. akkaraman * Vücudu beyaz. * rüş ispat etme yaş gelmiş tünü ı na olmak. su ğ ı akkelebek * Hemen bütün meyve ağ nda tomurcuk düş açları manı lan. döl veremeyen. yaprakların altı nı beyaz olan bir kavak türü. * Akıca. ı * Sazangillerden bir cins tatlı balı (Alburnus). akim kalmak * sonuca ulaş amamak. tartılması yol açmak. iri baş. ilgi veya tepki yaratmak. termit (Termes). akkarı nca * Düz kanatlı lardan. yansı yankı ı k nı tı cı ma. akkirpani * Ak. . . bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi. akkor akkorluk * Iş saçacak beyazlı varı ı k ğ a ncaya değ ıtı ş in sı lmıolan. kaba karık yapağ . göz etrafı ı z. baş sı arız. lı tıp me akit vaadi * Ön sözleş me. * Nikâh.

vb. akla yatkı n * uygun. it-ekle. akla karayı seçmek * (bir işbaş ncaya değ çok sıntı i arı in) kı çekmek. ı aklamak * Suçsuz veya borçsuz olduğ yargına vararak birini temize çı u sı karmak. güçlüklerle karş mak. akıca.. lacak akla yakı n * aklı benimseyebileceğ aklıkabul edebileceğ n i.akkuş akkuyruk * Atmaca. akla gelmedik * düş ünülemeyen. düş ünülemez. n i akla sı ğ (veya sı mak ğ mamak) * inanı gibi olmamak. ibraname. nı * Bir dağ rasın yamaçları her biri. aklan aklanma aklanmak * Ak olmak. n i. temizlenmek. llı akla zarar (veya ziyan) * çok ş ı aş lacak. ş kı ğ uğ aş nlı ratacak (ş a ey). düş ğ ı ünmediğş i eylerle daima karş abilir. yı cı kuş rtı bir . i. ı laş akla gelmez * hatı rlanamaz. ı laş akla sı gibi ğ ar * aklı kabul edebileceğbiçimde. aklama belgesi * Alacak verecek kalmadını ğ gösteren belge. çı racak gibi olmak. ibra etmek. akla gelmeyen başgelir a * insan ummadı. nı rmak na lan -akla / -ekle * Bazı fiillerin sı k çatı nı klı ları türeten ek: tart-akla. sı nı ndan * Aklanmak iş i. maile. akla fenalıvermek k * çok ş ı aş rmak. * Tadı artı için çay harmanı katı beyaz bir çay türü. makul. makul. aklama * Aklamak iş ibra. erli * Suları bir denize veya göle gönderen bölge. değ olarak nitelendirilmek. zı ldı vanadan çı kmak. * Baş lı arıgösterilmek. tebriye etmek. akla hayale gelmez * inanı lmaz. .

aklaşrmak tı * Aklaş nı lamak. ağ armak. beyazlaşrmak. aklaşrma tı * Aklaşrmak iş tı i. beraat etmek. aklı almamak * anlayamamak. çok korku geçirmek. na aklı ı gitmek baş ndan * çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağ ş ı ı aş nı rmak. * bir ş olabileceğ inanmamak. . aklaş ma * Aklaş iş mak i. aklı ı baş nda * sürekli akı davranan. kavrayamamak. * Akı bulunan. beyazlaş mak. kusursuz. ş ı aş rmak. aklı bokuna karı ş mak * korkudan ş ıp ne yapacağ bilememek. llı * doğ dürüst. ru aklı ı olmamak baş nda * iyi düş ünebilir durumda olmamak. temize çı kmak. ak renkli. aklevrek aklı * Tatlı levreğ su i. aklı durmak * düş ünemez bir duruma gelmek. aklı ı dağ lmak * düş ünceyi belli bir konu.* Bir dava sonunda temiz ve iliş çı iksiz kmak. ş n ları şı lını ru * ayı lmak. aş rı ı nı aklı kmak çı * titizlikle üzerinde durmak. kendine gelmek. ması sağ tı aklen * Akı l icabı l gereğ . eyin ine * uygun bulmamak. çok korkmak. aklı ı gelmek baş na * davranı nıyanlı ğ sezerek doğ yolu bulmak. aklı yerde olmak bir * düş ünülmesi gerekenden baş bir ş düş ka ey ünmek. sorun üzerinde toplayamamak. aklı ı bir karıyukarı baş ndan ş (veya yukarı da) * düş ünmeden aklı geleni yapan. aklı ka yerde olmak baş * baş ş düş ka eyler ünmek. akı ince. aklaş mak * Ak duruma gelmek.

* Kendisini en akı sanan. eyle raş aklı ayar tam * aklı yerinde. ı na aklı vanadan çı zı kmak * delirmek. ü unlaş aklı gitmek *şı aş rmak. * Kadı n makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sı. llı * Ak olma durumu. ğ ı ünüş una aklı ra sı * Aklı nca. korkmak. olacağ inanmak. düş üne göre. bocalamak. aklı sonradan gelmek * verdiğkararıyanlıolduğ anlayıvazgeçmek. düzgün. nı aklı evvel * Densiz. nca. ş ı ı nı aş rmak. aklı oynatmak. beyazlı siyahlı . llı aklı bir ş olmak fikri eyde * bütün düş ündüğ bir konuda yoğ mak. bayı lmak. umduğ göre. i n ş unu p aklı lmak takı * zihni bir ş uğ mak. aklı kesmek * bir ş olabileceğ inanmak. aklı ş karı mak * ne yapacağ bilememek. aklı karalı * Akı karası ve olan. münasebetsiz. aklı ra sı * aklı sandına göre. aklı evvel * Akı geçinen. aklı yatmak * anlamaya baş lamak. sağ duyu sahibi olmayan. aklı kalmak * beğ enilen bir ş düş eyi ünmekten kendini alamamak. ilerisini görememek. nları vı aklı k aklı gelen baş geldi ma ı ma * olması korktuğ ş oldu. tatmin olmak. ndan um ey . eyin ine aklı kesmemek * sonucu tahmin edememek. * çok beğ enmek. * akı olgunlaş lca mak.aklı ermek * anlayabilmek.

aklı vurmak na * birden düş ünüvermek. aklı uymak na * birinin uygun olmayan görüş göre iş üne yapmak. davranmak. * bir ş yapmayı ünmek. na . ine aklı ş ayı (veya ş arı na aş m aş m) * adı geçen kimsenin akı zca bir davranı bulunduğ anlatı lsı ş ta unu r. p aklı turp sı m na kayı * birinin düş üncesini ve yaptını enmemek. kı namak. aklı gelmek na * hatı rlamak. anı msamak. tı aklı koymak na * bir kimse birine. aklı eyin ine almak. * düş ünmek. aklı yelken etmek na * düş üncesizce davranmak veya aklı geleni hemen yapmak. ğ beğ ı aklı tükürmek na * birinin düş üncesini beğ enmemek. aklı takmak (veya aklı takmak) na nı * sürekli olarak bir ş düş eyi ünmek. aklı düş na mek * hatı rlamak. tasarlamak. çok istemek. * olabileceğ inanmamak. ey * kararlaşrmak. kavrayamamak. * lâdes oyununa katı lanlardan biri ötekine bir ş verirken karş ey ı dakinin "unutmadı anlamı söylediğ m" nda i aklı birş gelmek na ey *ş üphelenmek. bir düş ünceye saplanı kalmak. bir ş telkin etmek. u eyi aklı geleni söylemek na * rastgele konuş mak. aklı sı na ğ mamak * anlayamamak. eyi düş aklı getirmek na * hatı rlatmak. ey aklı sı rmak na ğ dı * bir ş olabileceğ inanmak.aklı mda! söz. aklı koymak na * bir ş yapmaya kesin olarak karar vermek. aklı esmek na * daha önce düş ünmemiş olduğ ş birden yapmaya karar vermek. * kafası bir düş doğ nda ünce mak. aklı geleni yapmak na * her istediğ düş ini ünmeden yapmak istemek.

l dı ler ı aklı peynir ekmekle yemek nı * ş kı ve akızca iş yapmak. aklı olsun! nda * unutma!. bellemek. aklı oynatmak nı * çı rmak. tasarlamak. ey düş aklı geçmek ndan * düş ünmek. çok ş ı aş rtmak. aklı zoru olmak ndan * arada bir durum ve ş artlarıgerektirdiğgibi davranmamak. aklı çı ndan karmamak * devamlı rlamak. aklı baş nı ı almak ndan * düş ünemeyecek bir duruma getirmek. sı aklı kalmak nda * unutmamak.aklı nca * (küçümseme yollu) Düş üncesine göre. * ayartmak. aklı geçirmek ndan * bir ş yapmayı ünmek. ı rı aklı çelmek nı * niyetinden. aş nca lsı ler . aklı tutmak ndan * bir ş düş ey ünmek. baş çı tan karmak. ldı * akı şiş yapmak. aklı kaçı nı rmak * delirmek. ulan ka ey ünür aklı çalmak nı * ilgisini aş derecede çekmek. aklı ra. devş nı ı na irmek) * akı zca davranı lsı ş larda bulunmaktan kendini kurtarmak. ey erek raş p aklı baş almak (veya toplamak. n i aklı (bir ş bozmak nı eyle) * bir ş üzerine düş hep onunla uğ ıdurmak. aklı baş yere vermek nı ka * konuş konudan baş bir ş düş olmak. hatı aklı çı ndan kmak * unutmak. * gereksiz. aklı tutmak nda * öğ renmek. * hatı rlamak. yersiz iş yapmak. * unutmamak. kararı caydı ndan rmak. hiç unutmamak.

rasyonalizm. * (boya için) Birbirine karı ş mak. yersiz düş ünmek. aklı bin yaş nla a * akla yakıgörülmeyen bir düş ileri sürene söylenir. lan akliye * Akı l hastalı ile ilgili hekimlik kolu. * Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar. * Akı ilgili. akla dayanan. ka ru * (bu gibi maddeler) Aş ı yere düş ağ ya. lcı k. * Art arda ve toplu olarak gitmek. çam sakı. * (kumaş için) Yı p iplikleri erimeye baş pranı lamak. * Çabucak savuş ortadan kaybolmak. * Sürüp gitmek. aklı takmak nı * sürekli olarak aklı ş uğ mak. * Reçine. * (sı bir madde için) Bir yerden çı vı kmak. akma * Akmak iş i. katı lmak. akmantar akmasa da damlar * çok değ bile. mak. * (zaman için) Çabuk geçmek. keçi mantarı (Agaricus campestris). n ünce aklı selim aklî akliyat * Akı l yolu ile kazanı bilgiler. kları * Akı lı usçuluk. bir eyle raş aklın köş nı esinden geçmemek * hiçbir zaman düş ünmemek. akma sırı nı * Malzemenin belirli bir gerilme uygulanması sırlı kalı deformasyona uğ yla nı ve cı raması belirlenen veya toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti. akmak * (sı maddeler veya çok ince taneli katı vı maddeler için) Bir yerden baş bir yere doğ gitmek. * Sağ duyu. az çok bir gelir veya kazanç sağ ilse lar. akı rı zı ndık. * Karı ş mak. * (bir kap veya bir yer) İ çindeki veya üstündeki sıyı zdı vı sı rmak. lla akliyeci akma hançer * Ortası oluklu hançer. .aklı ş ı nıaş rmak * yerinde olmayan bir iş yapmak. * Akı l hastalı uzmanı kları . mek. kları * Akı l hastalı ile ilgili hastahane bölümü. aklın terazisi bozulmak nı * akıca olmayan davranı llı ş bulunacak bir duruma düş larda mek.

akort * Bir çalgı doğ ses vermesi için ayarlama. akordiyon * Bkz. akordeoncu. lmıkı akordeoncu * Akordeon çalan kimse. akordeon. hesabı ı lı daha sonra görülmek üzere yapı kı ödeme. eş eden. * Boğ otundan çı lan ve hekimlikte kullanı zehirli bir madde. ses veren araçları ayarlamak. * Kumaş larda makine ile yapı ş rma. ları nı akortçu * Piyano ve org gibi müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse. akort edilmiş . akortlatmak * Akortlamak iş yaptı ini rmak. yı ru * Armoniyi sağ layan seslerin birleş mesi. akordu bozuk * Birbirini tutmayan. akortlatma * Akortlatmak iş i. düzenlemek. akordiyoncu * Bkz. akortlanmak * Akortlanmak işyapı i lmak. ndı ı lan lik akonitin akont * Bir borca karş k. elde taş lara nan ı nabilir bir çalgı . ları akort yapmak * çalgı n tellerini. akortlu * Akordu olan. an karı lan akortlama * Akortlamak iş i. akortsuz. akompanyatör * Bir parça çalı ğzaman ses veya bir âletle ona katı kimse. lan smî akordeon * Üstündeki düğ melere veya tuş basarak. metal dilcikleri titretme yolu ile çalı körüklü. akort etmek * çalgı n seslerini ayarlamak. akortlanma * Akortlanmak iş i. uyumsuz. akortsuz . gölet.akmaz * Durgun su.

hım. * Biri. yaş boydaşöğ ça ı t. arası akrep * Akreplerden.* Akordu olmayan. . sı rı * Kredi mektubu. akromatik . nlı akrabalı k * Akraba olma durumu. ı * Radyoda gerçek ayar frekansı doğ değ arası ile ru eri ndaki sapma. ı tlı akreditif * Belirli bir nicelikteki para için. sı ve nemli yerlerde yaş cak ayan. örneğakrep olan takı . Zodyak. akrobatlı k * Cambazlı k. akrep gibi * her fı rsatta sözleriyle baş nı kaları incitme veya onlara kötülük etme durumunda olan. * Saatin iki ibresinden küçüğ ü. * Cambaz. k. lı sı * Oluş yönünden aynı ma kaynağ dayanan ş a eyler. bir bankanı yükümlülüğ altı üçüncü bir kişyararı bir baş n ü nda. yaş k. ür. * Birbirini tutmayan. kı k ve kalkıkuyruğ vrı k unda zehirli bir iğ olan böcek nesi (Scorpio). arak nı akraba diller * Aynı dilden gelen diller. Akrep * Zodyak üzerinde Terazi ile Yay burçları nda yer alan burç. i mı * Cambazlı akrobatlı k. akrepler akrobasi akrobat * Örümceğ imsilerin. nda akortsuzluk * Ses düzensizliğveya ayarsı ğ i zlı. uyumsuz. akort edilmemiş . ana akraba olmak * evlilik yoluyla yakı k kurmak. akran akranlı k * Akran olma durumu. i na ka bankada veya aracında açtılan kredi. akraba * Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağ olan kimseler. * Yaş denk. diğ erinin sonucu olan ş eyler. akraba çı kmak * önceden tanı ş madan veya bilmeden konuş akraba oldukları anlamak. akortsuzlaşrmak tı * Radyoda bir ayar frekansı sapma meydana getirmek.

aksakal * Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. akromegali * Genel geliş bittikten sonra el. * Vurgu. ih. n u akrostiş * Her dizenin ilk harfi yukarı aş ı doğ okununca ortaya bir söz çı dan ağ ya ru kacak biçimde düzenlenmiş manzume. akromatin * Hücre çekirdeğiçindeki ince iplikçiklerden yapı şkromatin ile boyanmamıolan kromozomları i lmı . * Türk müziğ oldukça kı bir usul. geri kalmak. muvaş tevş ş ah. büyümesi veya uzaması . en önemli yapı n ve tapı ları nakları bulunduğ iç kale. iyi iş yi lemeyen. şı ı * Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm). renksemez. . hafifçe topallayan. ) i aksan * Bir ülkenin insanları veya bir çevreye özgü söyleyiş na özelliğ i.* Beyaz ığçözümlemeden geçiren. aks aksak * Dingil. akropol * Eski Yunan ş ehirlerinde. sondan bir önceki hecesi kı olacak yerde uzun olan dize. * Kımlar. ru aksata aksaklı k aksam aksama aksamak . * Aksak olma durumu. akromatik iğ iplik * Mitozun ilk evresi sonunda bütün hücrelerde beliren ve hücre boyaları pek boyanamayan iğ yla biçimindeki oluş um. burun gibi vücudun sivri kımları me sı ndaki kemiklerin kalı ması nlaş . grup vurgusu. * İ gitmeyen. * (bir işGereğgibi yürümemek. akromatopsi * Bkz. çene. ş oluş turan bölüm. sı * Aksamak iş i. renk körlüğ ü. iir sa aksak eş yüksek dağ çılmaz ekle a kı * eksik araçlarla sağklı yapı lı iş lmaz. * Ermişevliya. aksanı bozuk * Bir dildeki kelimeleri doğ söyleyemeyen. * Aksayan. inde vrak * Eski Yunan ve Lâtin ş ölçüsünde. kelime vurgusu. * Hafif topallamak.

i ğ ı çeş eş itli ya. k aksedir * Kaplaması mobilyacı kullanı açıkahve rengi öz odunlu olan bir ağ (Thuya occidentalist). k aç * Aksatmak iş i. tersine çevirmek. aksesuar nesne. yansı ş ı ekil) p lanmak. lı kta lan. aksatma aksatmak aksayı ş akse * Hastalınöbeti. rma. bir işgereğgibi yürütmemek. hazı * Aksesuar kullanması seven. durumu. akseptans * Yabancı ülkelerde okuyacak öğ renciler için gönderilen kabul belgesi. kriz. duyulmak. ulaşrmak. aksettirme * Aksettirme iş i. * (ığ Yansı şı ı) tmak. * Evirmek. ı hapş k. akselerograf *İ vmeyazar. aksatı ş * Aksatmak iş i veya biçimi. ancak kendine özgü ayrı yararı bir bulunan alet. eldiven. * Kadıgiyiminde giysiyi bütünleyen ayakkabı n . duyurmak. aksı hapş olayı rma. aksettirmek * (sesi) Yankı lamak. * Ulaş yayı mak. gürültülü soluk boş zlı alması . bir makinenin iş levine katı lmayan.* "alma ve verme" Alıveriş ş . yankı p lanmak. * Bir aletin. nı aksetme aksetmek * Aksetmek iş i. aksesuarcı * Aksesuarı rlayan kimse. * (ses) Bir yere çarpıgeri dönmek. * (ık) Bir yere vurmak. kemer. tı aksık rı * Herhangi bir sebeple burun zarın gıklanması nı cı sonucu solunum kasların birdenbire kası yla ağ ve nı lması ı z burundan hı . * Aksaması yol açmak. yaymak. na i i * Aksamak iş i veya biçimi. çanta. araç veya * Konunun gerektirdiğölçüde kullanı bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereğkullandı i lan. mücevher gibi eş ya. ı rı . ş ı * (bir ık veya bir ş Düz ve parlak bir yüzeye çarpıorada aynen görünmek. * Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazı altı larak imzalanan açı klama. lmak. * Haberi. akselerometre *İ vmeölçer. ş apka. yankı vermek.

ters ve kı n olarak. menfi. aksı rmak * Burun zarların gıklanması solunum kasların birdenbire kası nı cı ile nı lması üzerine. hastalı . aksı rtma * Aksı rtmak iş i. huysuzluk etmek. sısıaksı hapş klı rı a . huysuz.aksıklı rı * Aksığ tutulmuşaksığolan. aksileş mek * Huysuzlanmak. aksi hâlde. inadı direnmek. aksilik olarak. * Uygun olmayan. * Aksı aksı biçimi. ı z zlı gürültülü soluk boş altmak. rma aksı rtmak * Birinin aksı na sebep olmak. zgı * istenmediğhâlde. ı t. natçı rçı * Olumsuz bir biçimde. huysuzlanmak. aksi tesadüf * "ş zlı bak" anlamı kullanı anssı ğ a nda lı r. hapş rması ı rtmak. rma. aksilenmek * Aksileş mek. hapş ı rmak. lı k aksiliğtutmak i * güçlük çı karmak. ı . i aksi aksi aksi gibi aksi hâlde * yoksa. aksi * Ters. öyle olmazsa. lı klı aksış rı aksı rma * Aksı rmak iş i. rı aksıklıksıklı rı tı rı * Yaş. aksilenme * Aksilenmek iş i. ters davranmak. aksi ş eytan * iş yolunda gitmediğzaman "ne kadar ilgisiz. münasebetsiz" anlamı kullanı ler i nda lı r. aksi takdirde * yoksa. * İ . inatçı etmek. rı ı k k ran. zıkarş olumsuz. nda aksiliğüstünde i . t. hı n. ağ ve burundan hı . aksileş me * Aksileş iş mek i.

sinir hücrelerinin uzantı ndan en belirli ve nı ları uzun olanı . ş lı aksilik * Terslik. * Oyunun teması geliş başca olay. huysuzluk etmek. bir düş üncenin ortaya çı kması . katarakt. aksöğ üt aksu aksungur * Söğ ütgillerden. ndan * Akdoğ an. * Gece. * Akş vakti kı namaz. * Sermayenin belirli bir bölümü. * Ada soğ . uyuş maya yanaş mamak. maddî bir etkenin. geliş nı tiren lı im. pay senedi. aksona * Vurgun hastalına karşuygulanan emniyet durakları ğ ı ı . belit. iş . aksülâmel * Tepki. inatçı etmek. lı k. uygunsuzluk.* olumsuz davranı. * Hisse senedi. akş am * Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri. lı kta lan üt * Gözdeki billûr cismin saydamlını ğ yitirerek ağ ı arması ileri gelen körlük. aksilik etmek * güçlük çı karmak. ak basma. am lı nan akş ahı sabah çayı am ra ra * hayatta yiyip içip yatmaktan baş kaygıolmayanlar için söylenir. aksiyon * Bir kuvvetin. ters davranmak. elveriş in sizlik. reaksiyon. perde. aksilik çı kmak * engel ortaya çı kmak. * Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. anı * Tersine. inatçı huysuzluk. lı k aksine aksiseda aksiyom * Kendiliğ inden apaçıolan ve böyle olduğ için öteki önermelerin ön dayanağolan temel önerme. bu hareketten ortaya çı geliş kan im. * İ etkinliğ veya iradesinin açı çı nsan inin ğ kması a . kabukları eczacı kullanı bir söğ türü (Salix alba). aksoğ an akson * Sinir uyarmaları sinir hücresinden ileriye uzatmaya yarayan. * Hareket. hikâye. * Yankı . * Bir iş yolunda gitmemesi durumu. k u ı mütearife. ka sı akş akş am am .

ması ama * Çalı ş maları daha yoğ olarak akş saatlerinde yapan. * Yaşlıdönemi. ama ru lan akş güneş am i * Etkisi azalmıgün ığ ş şı ı. akş simidi am *İ kindi üzeri çı lan sı susamlı karı cak. nda. sa akş amcı * Akş amları içme alı ğ olan kimse. pek yakı kı bir zaman içinde.* Akş n olduğ ş dar zamanda. ı akş ezanı am * Günün dördüncü namaz vaktini bildiren ezan. akş kadar ama * bütün gün. ş akş piyasası am * Akş üzerleri belli bir yerde yapı gezinti. arası lı nan akş pazarı am * Pazarlarda. ) akş sabaha ama * Neredeyse. bitmemek. amı u u akş azadı am * Ders çış ders paydosu. özellikle akş doğ yapı gazete. akş namazı am *İ kindi ile yatsı namazı nda kı namaz. simit. lı k akş karanlı am ğ ı * Alaca karanlı k. amcı akş lıetmek amcı k * akş lar içki içmek amacı bir araya gelmek. güneş battı sı in ğ ralar. amcı yla . ı akş gazetesi am * Baskı öğ sı leden sonra. kı. içki ş kanlında ı * Çalı ş akş rastlayan. am lan akş saati am * Akş vakti. akş doğ ama ru * Gündüzün akş yakıbir zamanı ama n nda. esen Akş Yı zı am ldı * Venüs. akş yeli am * Akş amları serin rüzgâr. akş kalmak ama * (işgecikmek. nı un am akş lı amcı k * Akş olma durumu. iş portalarda akş doğ tezgâhta kalmımallarıucuz fiyatla satı ı ama ru ş n lı. Çulpan. ara vermeden. akş am amleyin.

am akş amdan kalmı(veya kalma) ş * geceki sarhoş un mahmurluğ taş luğ unu ı yan. am * Her akş am. akş amlatma * Akş amlatmak iş i. akş amları * Akş vakti. te ama mek. akş amdan kavur. akş amki * Akş olan. amı akş amleyin * Akş saatlerinde. günü bitirmek. akş amlamak * Bütün günü bir yerde veya bir iş geçirerek akş eriş akş bulmak.akş amdan * akş olmak üzere iken. iyi akş am lan amlar!. ama am akş k sabahlı amlı k * Nerede ise. akş için. amı * Akş bir yerde geçirmek. akş amdan akş ama * Her akş üst üste. iş i. iş akş bulmak (veya akş etmek) amı amı * akş amlamak. kaçılmaz sonuç pek yakı nı n. am ı rken. akş doğ am ama ru. olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenir. akş n iş sabaha (veya yarı bı amı ini na) rakma * bu gün yapı lması gereken bir işertesi güne bı i rakmak sakı dı ncalır. akş amdan sonra merhaba (veya sabahlar hayrolsun) * iş ten geçtikten. akş amlama * Akş amlamak durumu. akş amsefası * Gecesefası . am akş k amlı * Akş özgü olan. akş amüstü * Güneş battı sı in ğ ralarda. akş amlatmak * Akş yaptı amı rmak. akş buldurmak veya ettirmek. amı * (ay) Dolun ay durumundan sonra geç doğ mak. am akş sabahlı amlı * Her akş ve her sabah. akş yapı am am lan. akş doğ akş yaklaş ı ama ru. sabaha savur * kazandını ğ günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanı ı lı r. akş amlar (veya akş ş am erifler) hayrolsun! * akş vakti kullanı esenleme sözü. akş olduğ am am unda. akş vakti. .

satan kimse veya dükkân. ı . virman. i * Aktarı sattı ş n ğ eyler. bir kaptan baş bir yere veya kaba geçirmek. ı ttan ka ı ta * Sürülmemiş tarlayı veya ikinci kez sürme. * Anadolu'da iğ iplik. ı t. ne. bazen de derisinde doğ tan boya maddesi bulunmadı için her yanı olan lları uş ğ ı ak (hayvan veya insan) çapar. i. gereçleri satan kimse veya dükkân. baharat. albino. ı ttan * bütçede bir bölümden baş bir bölüme ödenek geçirmek. akş ı n * Kı nda ve gözlerinde. ilk * Alı . aktarı ş aktariye aktarlı k aktarma * Aktarmak iş i. ev ilâçları . ntı * Bir oyuncunun topu kendi takı ndan bir baş oyuncuya göndermesi. akş amüstü.akş amüzeri * Bkz. i. ka aktarma etmek * aktarmak. iyle raş aktarmak * Bir yerden. ağ üzerine yükselten oyuncu. iktibas. ini aktarmacı lı k * Aktarma işaktarma iş uğ ma. ları * Bir hesaptan baş bir hesaba para havale etme. ka aktarmacı * Aktarma iş yapan kimse. ı n * Baharat. ı * Aktarı yaptı iş n ğ . ka aktarı cı aktarı lma * Aktarı iş lmak i. * Bir taş baş bir taş geçme. akş k ı nlı aktar * Akş olma durumu. mı ka * Arı bir kovandan ötekine geçirme. n için ı n * Görüntüyü bir bölgeden baş bir bölgeye ileten araç. ka * Aktarmak işveya biçimi. kâğ tütün vb. aktarma yapmak * bir taş ötekine geçmek. aktarı lmak * Aktarmak iş konu olmak. zarf. * Voleybolda öbür oyuncularıvurması topu. * Dam kiremitlerini aktarıkıkları p rı yenileyen kimse. ine aktarı m * Aktarma işnakil.

daha çok Kur'an'ı ı sonuna kadar okumak. nı * Etken. tulyum. aktifleş tirmek * Aktifleş mesini sağ lamak. aktinit * Aktinyum. ka * Çatı kiremitlerini gözden geçirerek kık ve bozuk olanların yerlerine sağ rı nı lamları koymak. aktiflik * Etkinlik. küryum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı . * Bir tekniğ göre biçimlendirmek. ilk *İ letmek. yönünü değtirmek. toryum. baş ndan aktarmalı * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektiren. uyarlamak. çalı ş kan. tercüme etmek. aktif rol oynamak * etkili olmak. aktif duruma gelmek. protaktinyum. aktifleş me * Aktif duruma gelme. aktinoloji aktif fiil . * Bir ticarethanenin. hareketli. ortaklın para ile değ ğ ı erlendirilebilen mal ve hakların tümü. etken.* Bir ş yolunu. kiş çalı isel ş maları ve iş nı yapma yeteneklerini geliş tirmeyi sağ layan bilimsel yöntem. bildirmek. ı tlar ka ı ta aktartma * Aktartmak işyaptı i rmak. canlı . amerikyum. aktif metot * Öğ rencilerin. nı * Sürülmemiş tarlayı ve ikinci kez sürmek. ı tlar ka ı ta aktarması z * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektirmeyen. iktibas etmek. aktifleş tirme * Aktifleş tirmek iş i. aktartmak * Aktarmak işyaptı i rtmak. * Etken fiil. aktif duruma getirmek. plûtonyum. dan * Bir dilden baş bir dile çevirmek. çanı * Etkin. aktavş an aktif * Bir cins iri çöl sı (Jaculus). etkili olmak. eyin iş * Bir kitaptan veya bir yazı bir bölümü almak. * Etkili. e * Bir kitabı . aktif taş ı ma * Bir maddenin hücre zarı enerji harcanarak hücre içine veya dına taş ndan ş ı ı nması . aktifleş mek * Canlı hareketli.

aktinyum * Atom numarası atom ağ ğ 227 olan. aktivite aktivizm aktör * Erkek oyuncu. radyoaktif bir element. * Edimsel. istenildiğ bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz. akuzatif akü * Yükleme durumu. ini reti.* Güneşş nıhem insan hem de bütün canlı üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı ınların ı lar . kendini baş türlü gösterme. inde akı mtoplar. ka ka * Kadıoyuncu. ini aktüalizm * Geçmiş jeolojik olaylarıbugünkülere bakarak açı n klanabileceğ ileri süren öğ edimselcilik. ı ı rlı saltması Ac.Kı 89. aktüel * Güncel. aktörlük * Aktörün görevi. aktinyumlu * Özünde aktinyum bulunduran. * Akümülâtörün kı lmıadı saltı ş . aktris aktüalite aktüalitesini kaybetmek * güncelliğ yitirmek. ı * Olduğ undan baş türlü görünme. zgı * Fizik biliminin konusu ses olan kolu. lı lanı akut *İ lerlemişş . aktörün yaptı iş ğ . akur akustik akümülâtör * Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden. yankı m. * Etkincilik. n * Güncellik. * Azgı kı n (hayvan). * Kapalı yerde seslerin dağ m biçimi. acil (hastalı k). * Kuvveden fiile geçmiş olan hâl (Aristo felsefesi). veya * Etkinlik. . yankı bilimi. ses dağ mı bir ı lı ı . * Günün olayı konusu. * Olduğ undan baş türlü görünen kimse. n. ş imdiki. ka aktöre * Ahlâk. iddetli.

yuvarlak hücre. düzen. su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiğcam su kabı veya nı i . sağ lam. * Bu renkte olan. kıla çalan. * Kanırengi. Al * Alüminyum'un kı saltması . * (at donu için) Dorunun açı. hile. gövel (< gök-el). doğ öz-el vb. * Sulu boya resim. akvaryumcu * Akvaryum iş uğ an kimse. al basmak * loğ albastı usa hastalına tutulmak. akvam akvarel akvaryum * Tatlı tuzlu su hayvanların. kıl. al al * Aldatma. fat -al. çiçeğdiş yüz şlerinin tedavisinde kullanı bir bitki i ve iş lan (Lilium candidum). -al / -el *İ simden sı türeten ek: gen-el. al (veya kanlı ) gömlek gizlenemez * gizli tutulması olmayan ş için söylenir. ğ ı al bayrak (veya sancak) . güz-el (<gözel). ufak pullu. akya balı ğ ı * Uskumrugillerden.aküpunktür * Vücudun belirli noktaları genellikle altıiğ batı yapı Çin'de yayı ş na n ne rarak lan lmıolan tedavi. süs bitkisi olarak yetiş tirilen. 10-15 bazen de 50-60 kg gelen bir balı akbalı(Lichia amia). * Kavimler. lökosit. ğ zı ı * Yüze sürülen pembe düzgün. k akyuvar * Kan ve lenf gibi vücut sıları bulunan çekirdekli. vı nda akzambak * Zambakgillerden. kı zı n zı rmı. al (veya alı n) * iş te. k. * Bir tür sı ve köstekli bı rmalı çak./ -el*İ simden fiil türeten ek. elde eyler -al. akva * Kuvvetli. * Süs balı beslemeciliğ ğ ı i. allı k. iyle raş akvaryumculuk * Akvaryumcunun mesleğ i. tuzak.

* araları ndaki senli benli iliş sürdürerek. erli an al giymedim ki alı m nayı * "bu iş hiçbir ilgim olmadı için söylenen sözleri kendi üzerime almadı anlamı kullanı le ğ ı m" nda lı r. al sana bir daha * yeni bir aksilik olunca bezginlik bildirmek için "iş anlamı söylenir. âlâ -ala. vur ötekine (veya birine) * hiçbiri işyaramaz. al gülüm ver gülüm * iki sevgilinin birbirine sevgi gösterisinde bulunmaları . çok renkli. yi. çekiş çekiş e e. k * Kekliğ boynundaki siyah halka. ş olmak. klı sı aş ala ala * Toplu olarak yapı iş lan lerde bağş söylenen ala ala hey! ünleminde geçer. e al elmaya taş çok olur atan * değ kimselere sataş çok olur. ş -ala-. it-ele-. alaca. nda ğ ı an . ş ı * Açıkestane renginde olan. al benden de o kadar * ben de aynı durumdayı veya ben de aynı üncedeyim. in * Alabalın kı lmıadı ğ saltı ş . * Yazı güneş n bulut arkası kaldında oluş gölgeli durum./ -ele* Fiilden sı k (tekerrür) çatıtüreten ek: çalk-ala-. hepsi bir ayarda. ehit al karı sı * Loğ usalara musallat olarak onları duğ sanı görüntü. beklenilmeyen ş eylerin de olabileceğ anlatı ini r. kov-ala. al kanlara boyanmak * yaralanmak. kak-ala-.vb. rı arak ala gün ala sulu * Yeni olgunlaş maya baş ş lamı(meyve). silk-ele-.* Türk bayrağ ı . rı arak ala alaya kalkmak * bağş gürültü etmeye kalkmak. boğ u lan al kiraz üstüne kar yağ ş mı * düş ünülmeyen. parajin. . * bir kimseye yapı hizmetin hemen karşğ bekleme durumu. * İ piş yi memişsuluca (yemek). kiyi ala * Karık renkli. vurularak ölmek. lan ıı lını al kan * Doymuş alifatik hidrokarbonları genel adı n . elâ (göz). m düş al birini. ı * İ pek iyi. te" nda al takke ver külâh * uzun bir çekiş meden sonra.

* Olanca hı ile. . Ala Yuntlu * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. 250 gr dan 2 kg a kadar gelen bir tatlı balı (Trutta faris). ru alabanda sancak * Dümeni sağ yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. alabandayı yemek * adamakı azarlanmak. uğ ursuz (kimse). alabanda etmek * dümeni sağ veya sola. ş algama benzeyen bir bitki. borda karş . paylamak. . * Bir serenin yatay durumdan düş duruma getirilmesi. alabanda vermek * azarlamak. gereğ ı rı inden çok. zı alabora * Geminin devrilecek kadar yan yatması . sonuna kadar çevirmek. * Balı toplamak için dalyan ağ n yukarı alı ğ ı ı nı ya nması . alabora olmak * tekne. ru. ler alabros * Fı gibi dik kesilmiş rça (erkek saçı ). haş lamak. alabalı k * Ala balı kgillerden. ş * İ piş yice memiş (yemek). deniz araçları devrilip ters dönmek. sandal vb. uz alabacak * Ayağsekili (at). alabanda * Deniz teknelerinin iç yanları . su ğ ı alabalı kgiller * Omurgalı hayvanlardan. llı alabaş * Turpgillerden. alabildiğ ine * Sırsı uçsuz bucaksı nı z. ı tı alabanda ateş * Geminin bir yanı bulunan toplarla birden ateş nda edilmesi komutu. * iş alt üst olmak.ala tav * Az tavlı yaş kuru olan (toprak). soğ ve duru sularda yaş uk ayan. yarı yarı ala tavlı * Bitkinin çimlenmesi için yeterli tavı bulmamı(toprak). eti turuncu ve lezzetli. a alabanda iskele * Dümeni sol yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. dönek. * Aş derecede. ı * Ara bozucu. ey * Selâmlamak için filika küreklerinin yukarı kaldılması ya rı . kemikli balı n bir familyası kları . z.

alaca karanlı k * Güneş madan önce veya battı hemen sonraki aydı k. alacağ ş ı ahin. verirken de güçlük çı rken k karan kimse. ş ı alaca düş mek * (meyve) olgunlaş maya baş lamak. vereceğ karga (veya kuzgun) na ine * alı kolaylıgösteren. ı ı tı * Birinden alacağolan kimse. * Aş ure. borçlu karş . * vakit darlından bir öneriyi kibarca geri çevirmek. açta an * Keklik. daha çok üzüme düş ben. ı ey . en * Kötü huy. ğ ı alacağolsun! ı * "günün birinde ondan öcümü alım" anlamı göz korkutma sözü. alacak verecek * alıveriş kisi. kül rengi.alaca * Birkaç rengin karımı oluş renk. ş ka ey. alacağ tutmak ı na * bir ş vereceğ veya borca karş k saymak. yarı doğ ktan nlı karanlı k. sazlı u ş ı klarda yaş bir kuş ayan türü (Ardeola ralloides). alacabalı l kçı * Balı lgiller familyası kçı ndan. * Para verilerek alı nacak ş ey. alacaklı * Birinden alacağolan. bı rcıgibi kuş avlamak için kullanı iki renkli bez. mal veya baş ş matlûp. ldı n ları lan * Meyvelere. ı alacaklı kmak çı * alacağvereceğ ı inden çok olmak. * Ağ ilk olgunlaş meyve. alaca aş alaca bulaca * Çok karık renkli. alacaklı olmak * birinden alacağbir ş bulunmak. uzunluğ 50 cm. rı nda alacağ olsun da ala kargada olsun ı m * alacaklı olmak iyi bir ş eydir. ş iliş alacakarga * Saksağ an. ki * Birkaç renkli iplikten yapı ş lmıdokuma. eyi e ı lı alacak * Bir hesap gereğ daha alı ince nmamıolan para. akla kara karık. alacağolmak ı * birinden alı nacak parası olmak. ş ndan ı an * İ veya daha çok renkli.

alacalandı rmak * Alaca duruma getirmek. * Renkli ve renksiz kı n bütün vücutta düzenli ş lları ekilde dağ ı lmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleş mesiyle meydana gelen bir at donu. alacalamak * Renk renk. sı zarı alacalı * Alaca. alacalı k * Alacalı olma durumu. * Keçeden yapı çadı lan r. alacalanmak * Alaca bir duruma gelmek. miş * Alafranga saat. alaçam alaçı k * Rengi kıla yakıbir çam türü (Picea excelsa). Frenklerle ilgili. alacasansar * Benekli sansar türü. ndan * Herhangi bir heyecan dolayıyla benzi kı p bozarmak. layını ı sı alafranga tuvalet * Batı nda kapaklı tarzı . renkten renge girmek. na ı tı * Avrupa uygarlını ğ benimsemişAvrupa eğ ı . benek benek boyamak. alafranga saat * Günü 24 saat sayarak. alacamenekş e * Hercaî menekş e. alacalanma * Alacalanmak iş i. alacalı bulacalı * Çok karık ve çiğ ş ı renkli. alafranga alafranga müzik * Batı nda ve ölçülerinde yapı ş tarzı lmımüzik. alafrangacı * Alafranga hayatı benimsemiş olan. alaca bulaca. * Eriyen karlar arası yer yer toprak görünmek. rengârenk. itimiyle yetiş (kimse). * Frenklerin töre. günün baş ş gece yarı 01 olarak kabul eden saat sistemi. âdet ve hayatı uygun. alaturka karş . çardak. zı n * Üzeri dal ve hası örtülmüş rla kulübe. alacalandı rma * Alacalandı rmak iş i.alacalama * Alacalamak iş i. üzerine oturulabilen klozetli tuvalet. alafrangacı lı k .

sın (Dama dama). alâka duymak * ilgi duymak. alafrangalaş ma * Alafranga usulleri benimseme. . fat alâka *İ lgi.* Alafrangacı olma durumu. alâkadar * İ ilgili bulunulan. postu benekli. alâka çekmek (toplamak veya uyandı rmak) * ilgi çekmek. alâkalandı rma * Alâkalandı iş rmak i. alafrangalaş mak * Alafranga olmak. -alak / -elek * Fiilden sı türeten ek: yat-alak. alâkalanma * Alâkalanmak iş i. ayan ğ ı alâimisema * Gök kuş ı ağ . lgili. as-alak. alafrangalaşrma tı * Alafrangalaşrmak iş tı i. alageyik * Geyikgillerden. alafrangalaşrmak tı * Alafrangalaş na sebep olmak. alâkadar olmak * ilgilenmek. erkeklerinin boynuzları doğ kürek biçiminde geniş uca ru leyen. alafranga davranmak. alâgarson * Kı kesilmiş sa saç. ilginç. alâkadar etmek * ilgilendirmek. * Oğ saçı lan biçiminde kesilmiş (kadısaçı n ). ması alafrangalı k * Alafranga olma durumu. alâkabahş *İ lgilendirici. alafranga olma. Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaş bir cins geyik. alâkalandı rmak *İ lgilendirmek. * Gönül bağ ı . ilgi çeken. çök-elek vb.

* Büyüklük. alâmet * Belirti. o eş üreten veya satanı tan resim. saha. ilgisini kesmek. niş aret. çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir ş bulunduğ çevreye uydurmak. alâminüt * Çarçabuk. ayrı kisi lmak. düzlük. yakı k duymak. * Beneklerle.alâkalanmak *İ lgilenmek. alamana * Rafadan. u geniş i 7 ile 25 kulaç olan büyük ağ liğ . ş ak. * Kargagillerden. açıve geniş meydan. ötücü. harf gibi özel iş marka. kayran. alâkayı (veya alâkası) kesmek nı * ilgiyi. maskelemek. yı ğ ı ndan lan. kamufle eyi u * Balıavlamakta veya yük taş k ı makta kullanı büyük kayı lan k. * Ayıcı rı nitelik. ipş alâminüt yemek * Kolayca hazı p tüketilebilen yemek. ı tı * Yemek listesinden yemek seçerek. an. fiyatları ayrı ayrı hesaplanan (yemek). ey alâkalı alakarga *İ lgili. nlı * Bir ş çekici gelmek. i. açsı . * Yemek listesinden seçilen. irilik bakı ndan ş ı durumda olan ş mı aş lacak ey. iri gövdeli. *İ lgisiz. alâkart alâkası z alâkası k zlı *İ lgisizlik. nda. kestane kargası (Garrulus glandarius). ayıcı rı özellik. iş iz. anı hemen. * Saksağ an. zevk almak. * Alalamak iş kamuflâj. rlanı alan * Düz. tüyleri alacalı kuş bir türü. iliş kalmamak. yası yayı tanı aret. tabldot karş . alâmetifarikalı * Alâmetifarikası olan. alâkok alalama alalamak etmek. k yer. alâmetifarika * Bazı ticaret eş üzerine konulan. * Gönül bağ lamak. alamana ağ ı * Kılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayı tarafı kullanı uzunluğ 200 ile 250. ilgisi olmayan. * Orman içinde düz ve ağ z yer.

engin. * Eski Roma'da açıhava gösterisi yapı geniş k lan yer. mak alarga etmek * açıdenize çı k kmak. alârm * Bir tehlike olduğ unda bunu herkesin haber alması verilen iş için aret. allak bullak. Te gibi elementlerden oluş metal an görünümünde katı sı karım. yetkilerini elinden alıyerinden uzaklaşrmak. . park. dayanabilecek duruma gelmek. alarga * Açı geç. tiren ru nı ğ ı alan korkusu * Bazı ilerin alan. ma alan talan olmak * her biri bir yana dağ ı lmak. ı laş n n ldı ı alan hı zı * Hareket eden bir cismi. bazı ki durumlarda metallerle. * geri çekilmek. alargada durmak * uzakta durmak. ı alaş ı ağetmek * birini. uzaklaş mak. karı ş istememek. dağ ı tmak. ş ma * Yüz ölçümü. kovmak. P. yağ etmek. engine açı lmak. n.* Bir konu veya çalı çevresi. k * Uzaktan. sokak gibi yerlerde duydukları kiş ürkeklik hastalı. *İ çinde birtakı kuvvet çizgilerinin yayı ş m lmıbulunduğ var sayı uzay parçası u lan . ğ ı alan talan * Karmakarık. alan topu * Tenis. alârma geçmek * beliren tehlikeye karşdirenebilecek. * Açıdeniz. agorafobi. duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı alan. p alaş ı yukarı ağvur * çekişçekiş (pazarlı e e k). yaklaş ktan ma. * Bir alı merceğ net bir görüntü sağ cı inin layabildiğderinlik ve geniş in bütünü. alarga durmak * uzak durmak. C. ş ı ı nı alan talan etmek * allak bullak etmek. p tı * kapı yere vurmak. atmak. alaş ı m * İ veya daha çok metalden. darmadağ k. veya vı ş ı alaş ı mlama * Alaş ı mlamak iş i. alargadan seyretmek * Uzaktan bakmak. saha. ilgisiz davranmak. alt üst etmek. açı ktan. i liğ * Yarı ş maları karş maları ve oyunlarıyapı ğyer.

nı yla lan alaturkacı * Alaturka bilen. in ş ı ş alaturka tuvalet * Tuvalet ihtiyacı gidermek amacı çömelme usulüne göre yapı tuvalet. eyin * Bir ş elden ele vererek aktarma. alavere * Bir ş elden ele geçmesi. * Alaturka saat. ezanî saat. alı alavere dalavere yapmak (veya çevirmek) * hileli. alafranga karş . * Bu tür müziğseslendiren veya çalan. alavereci .alaş ı mlamak * Çözen metale. töre ve hayatı uygun. na ı tı * Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse). mak alaturkalaş mak * Alaturka olmak. alaturkalaşrmak tı * Alaturkalaş nı lamak. abraş . alavandalı * Bkz. ması sağ alaturkalı k * Alaturka olma durumu. alaş elementlerini eriterek katmak. yalanla dolanla iş görmek. alavere tulumbası * Emme basma tulumbası . eyi * Vapurlarda bu biçimde taş işiçin bordalarda kurulan basamaklı ı i ma iskele. i alaturkacı lı k * Alaturkacı olma durumu. * Kargaş k. * Türk müziğ inden yana olan. alaturka saat * Güneş batında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanmısaat. yöntemsiz. ı m alaten alaturka * Cüzamlı . alaturka eser veren kimse. alaturkalaşrma tı * Alaturkalaşrmak iş tı i. * Eski Türk gelenek. görenek. * Düzensiz. alaturkalaş ma * Alaturkalaş durumu. düzenli bir iş yapmak. alaturka müzik * Türk müziğ i. söyleyen. andavallı .

alâyiş * Gösteriş kamaşrma. müstehzi. * Bütünü. * Çok kalabalı k.* Piyasada fiyatı ünce yükselir umuduyla mal alan ve fiyat yükselince malı düş satan toptancı . kusurlu. eğ lenmek. . alay * Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. fazla sayı da. vurguncu. * Alay eden. alay geçmek * alay etmek. i aka âlâyı ile vâlâ * bütün gösteriş i ile. göz tı alâyiş li . bir ş eğ ş eyle lenme. * Alay etmeyi huy edinmiş olma durumu. i alaya çı kmak * askerî bir okulda baş gösteremeyerek kı gönderilmek. spekülâtör. işş konusu yapmak. davranıgibi yollarla biriyle. alaya almak * alay etmek. söz. bir ş bir durumun. eksik vb. arı taya alaybozan * Bir çeş fitilli tüfek. it alaycı * Alay etme huyu olan. * Ses tonu. küçümseyen. alay alay alay * Kalabalıolarak. alaya bozmak * alay niteliğvermek. küçümseyerek eğ lenen. yönlerini küçümseyerek eğ eyin. hepsi. onu küçümseme. pek çok. k alay beyi * Albay rütbesinde jandarma alay komutanı . alay gibi gelmek * inanı gibi olmamak. gülünç. * Çok miktarda. lence konusu yapmak. * Genel olarak üç tabur (süvarilerde dört veya beş bölük) ve bunlara bağ birliklerden oluş asker lı an topluluğ u. alay etmek * bir kimsenin. birlikte. alaycı lı k alayı olmak nda * iş i önem vermeyerek yapmak. lacak alay malay * hep birden.

ğ ı albeni vermek * çekiciliğ artı ini rmak. albatr albatros exulans). ı . acı vermek. müstehzi. alazlanma * Alazlanmak iş i. ı tı * Gösteriş görkemli. üstünde kıllıveya kıl lekeler belirmek. alaylı alaysı * Alaya benzer. usa humması . * Dökülen tohumlarla ertesi yı l kendiliğ inden çı tahısoğ vb. yalaz. eyin * Sı zlatmak. cazibe. debdebeli. * Alev. ciddî olmayan. alaylı * Erlikten yetiş subay. * Vücutta kıllıveya kıl lekeler belirmesi durumu. kan l. hoş güzel göstermek. aleve tutmak. zık zı alazlamak * Bir ş yüzünü alevden geçirmek. li. alazlanmak * Alazlamak iş konu olmak. küçümseyici. yakmak. an * Alay edici. alaz alaz alaz alaza alazlama * Alazlamak iş i. m. albasma. ine * İ derisi için. ve . albay albaylı k * Albay rütbesi veya albayıgörevi. 1 m uzunluğ unda. * Kaymak taş su mermeri. * Alev alev. mektepli karş . n albeni * Alı çekicilik.* Gösteriş li. miş * Gerekli okul eğ itimini görmeden kendini yetiş tirmiş olan (kimse). Atlantik Okyanusu'nda yaş iri bir kuş (Diomedea ayan türü * Rütbesi yarbay ile tuğ general arası bulunan ve ası nda l görevi alay komutanlı olan üstsubay. nsan zık zı albasma albastı * Albastı . * Fı na kuş rtı ugillerden. miralay. ilgi toplamak. * Doğ sı nda temizliğ dikkat edilmemesi yüzünden loğ um rası e usanıtutulduğ ateş hastalı loğ n u li k.

ğ ı ı tı * Aş ı ağ yüksek olmayan (yer). namert. oksijen. * Kalı ses. * Akş ı n. alçacı k * Çok alçak. * (boy için) Kı sa. ak tutma. birleş karbon. beyaza yakırenkte. alçak * Yerden uzaklı az olan. alçak ses * Hafif ses. kı sı alçak kavuş um * Kavuş umda gezegenin güneş yer arası bulunması le nda . nda. alçacıdağ ben yarattı demek k ları m * çok kurumlu olmak. eyleri dizip saklamaya yarayan bir tür defter. tekerçalar. alçak kabartma * Heykel sanatı yüzeyden çıntı az olan kabartma. * Bir sanatçın eserlerinin bir bölümünün yer aldı kaset. mlı albenisi olmak * çekiciliğbulunmak. hidrojen ve kükürt n vı nda imi olan. aş ı soysuz. rezil hain. kendini çok beğ enmek. albüminli *İ çinde albümin bulunan. özellikle böbrek hastalı nda idrarda albümin bulunması kları durumu. yüksek karş . nda aret alçak gerilim * Düş voltajlı ük elektrik hattı . en ahlâksı davranı zca ş bulunan. kötü havaya iş olan hava durumu. * Bile bile en kötü. durumlarda) Aş ı ağolanları kendisiyle eş tutan veya kendi değ olduğ it erini undan aş ı ağ gösteren (kimse). i albinos albüm * Resim. mütevazı . n ş kan albümin iş eme * Birçok hastalı klarda. azot. .albenili * Alı . larda ağ k. uzunçalar. lı alçak bası nç * Barometrede 760 mm altı bulunan. nı ğ ı albümin * Bitkilerin. yapı madde. fotoğ pul gibi ş raf. çekici. para vb. alçak gönüllülük * Alçak gönüllü olma durumu. * Değ ve gücü az olan elektrik potansiyeli. cazibeli. n alçak yaylak . suda eriyen. hayvanları doku ve sıları bulunan. * Herhangi bir konu ile ilgili kı açı sa klamalar verilerek resimler bası ş lmıolan kitap. eri alçak gönüllü * (makam.

i. alçalmak * Alçak duruma gelmek. mezellet. taş nı irilip alçı p kalı * Bir ş üzerine alçı eyin dökülerek alı kalı nan p. aş ı kimselere yaraş na. yüksekten aş ı ru inmek. ı laş alçaklaşrma tı * Alçaklaşrmak durumu. ağ k lı ı rcası alçaklaş ma * Bayağ mak durumu. alçaltı ş * Alçaltmak işveya biçimi.* Devamlı oturma bölgesinde. eri * Küçük düş ürme. i alçaltma * Alçaltmak iş i. alçalı ş alçalma alçaltı alçaltı cı * Küçük düş ürücü. nda n i * Düş künlük. bayağ ma. zül. * Alçakça davranı ş ş enaat. alçaltmak * Alçak duruma getirmek. zillet. ağ laş ı laş * Alçalmak iş inme. ağdoğ * (insan için) Değ azalmak. erini alçarak alçı * Az alçak. . alçı ı taş . tı alçaklaşrmak tı * Alçaklaş na sebep olmak. * Toprağ çöküp oturması ı n . ması alçaklı k * Alçak olma durumu. * Aş ı ma. * Alçak. * Değ azaltmak. cezir. * Alçı ın piş toz durumuna getirilmesinden elde edilen madde. ı laş alçaklaş mak * Bayağ mak. alçakça * Oldukça alçak. normal tahı l ziraatı lan alanları bitişinde genellikle deniz seviyesinden yapı n iğ 900-1200 metre yükseklikteki yaylak. * Kabarma alçalma olayı sularıindiğdönem. hor görme.

* Çabuk ve kolay aldatı kimse. soğ sebebiyle donmak. kanma. yanı e larak ş ya lmak. tuzak. alçı lanmak * Alçı lamak iş konu olmak. i aldanma * Aldanmak iş i. aldanmak * Görünüşkapı yanlıbir yargı varmak. alçı lı *İ çinde alçı bulunan. . * Bir hileye. alçı lama alçı lamak alçı latmak * Alçı kapattı ile rmak. lan * Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur. an * Alçı lamak iş i. jips. yanıcı i ltı. bir yalana kanmak. sı vatmak. lan itli dan lmıkalı alçı almak (veya koymak) ya * kılan bir kemiğgereğgibi kaynaması alçı batılmısargı sarmak. rı i i için ya rı ş ile aldanç aldangı ç aldanı ş * Aldanmak işveya biçimi. ı * Avunmak. kandıcı rı. nı * Tavan ve duvarlarıalçı kaplanması çalı iş n ile nda ş çi. * Alçı şrmak. ine alçı latma * Alçı latmak iş i. * (bitkiler için) Havanıbirden ınması zamansıaçan çiçek. * Alçı sarı ş ile lmıolan. * Alçı sı ile vamak. karı tı alçı lanma * Alçı lanmak iş i. alçı pan * Tavan süslemelerinde kullanı ve çeş desenleri olan alçı yapı ş p. n sı yla z uk aldatı cı aldatı lma * Aldatı iş lmak i. alçı cı * Alçı ı çı taş karan kimse.* Toprak içinde katman olarak bulunan ve piş toz durumuna getirilerek alçı irilip yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat. aldatı lmak * Aldatma niteliğolan. * Düş rı ğ uğ kıklına ramak. oyalanmak.

i aldatma * Aldatmak iş i. aldı rma aldı rmak * Almak iş yaptı ini rmak. ilgi göstermemek. o ş niteliğbakı ndan yanlıbir kanı eyin eyin i mı ş vermek. aldı rmamak. i aldış rıetmemek * önem vermemek. aldış rı * Aldı rmak işveya biçimi. aldehit aldı * Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sı. . soru veya ş biçimlerinde kullanı er ile art lı r). ilgisizliğ inden. tasası k.* Aldatmak iş konu olmak. * Vücuttan herhangi bir parçayı organı lısebebiyle operasyonla çı veya sağk kartmak. ilgisiz kalmak. * Birine verilen sözü tutmamak. * Sı rmak. baş çı tan karmak. bu anlamı ancak olumsuz. * Bir ş görünürdeki durumu. * Karş ndakinin dikkatsizliğ ı sı inden. eye tsı aldı rmazlı k * Aldı rmaz olma durumu. kayı zlı lâkaydî. umursamamak. aldı rtma * Aldı rtmak iş i. aldı rtmak * Aldı rmak iş baş na yaptı ini kası rmak. avutmak. iğ etmek. vı * (halk edebiyatı söylemeye baş . umursamayan. ğ dı aldı rmaz * Bir ş önem vermeyen. kayı z. * Elindekini baş na kaptı kası rmak. aldatmaca * Aldatmaya dayanan davranı aldatı oyun. zlı tsı k. aldışz rı sı * Aldı rmaz. değ vermek (bu fiil. kötü yola sürüklemek. verdiğzararı ı ladı ı i karş lamamak. * Önem vermek. fal * (karı koca) Eş sadakatsizlik etmek. ş . * Ayartmak. ine aldatı ş * Aldatma işveya biçimi. gereğgibi uyanıolmayından yararlanarak onun i k ş ı zararı kazanç sağ na lamak. ilgilenmemek. nda) ladı aldı abdest ürküttüğ kurbağ değ ğ ı ü aya memek * sağ ğyarar. cı aldatmak * Beklenmedik bir davranı yanı ş la ltmak. lâkayt. ihanet etmek. yalan söylemek. * Getirtmek. veya ine * Oyalamak. * Aldı rmak iş i. umursamayan.

bambaş ka. alelâcayip * Acayip üstü çok acayip. alem olmak * sembol olmak. u * Dünya. cihan. düş ünce. bir yaş veya bir davranın daha iyi kavranması sağ antı ş ı nı lamak için göz önünde canlandıp rı dile getirme. * Minare. * Bayağ sı ı radan. sancak direğgibi yüksek ş i eylerin tepesinde bulunan. âlem * Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluş turduğ bütün. ince. * (yöntem gereğ yöntem üzere) Yol yordam gereğ i. ivedilikle. kubbe. alelı tlak * Genel olarak. * Alelâde olma durumu. tuhaf. * Aynı konu ile ilgili kimseler veya bu kimselerin uğ ların bütünü. olağ an. * Herkes. alelâdelik alelhesap alelhusus alelumum * Genel olarak. alemci . * Kendine özgü birçok niteliğbulunan ş veya farklı i ey davranıiçinde bulunan kimse. alelusul alem * Bayrak. alegorik aleksi * Alegori ile ilgili. ş * Duygu. * Okuma yitimi. * Hele. kaları * Ortam. evren. çevre. raş nı * Hayvan veya bitkilerin bütünü. . * Eğ lence. âlem yapmak * sazlı sözlü eğ lenmek. kurala uygun bir biçimde.alegori * Bir görüntü. * Hesaba sayarak. düş gücü. çarçabuk. madenden yapı ş yı z veya lâle lmıay ldı biçiminde süs. özellikle. en çok. alelâcele alelâde * Çok acele ederek. genellikle. * Durum ve ş artlar. baş . garip. * Her zaman görülen.

açı k. alet . alenîleş mek * Herkesçe bilinir duruma gelmek. elin ağ torba değ ki büzesin. kça. alenîleş me * Alenîleş iş mek i veya durumu. lan. alemdar * Bayrağveya sancağtaş bayraktar. alerjisi bulunan. herkesin içinde. * Herhangi bir maddeye veya kimseye karşolumsuz duyguları ı olan. toz. r. ilâçlara. koku gibi nesnelere karşhastalıderecesinde gösterdikleri canlı n m ı k aş tepki. sancaktar. âlemi var mı ? * yakık alı . ı rı * Bir kimseye veya bir ş karşolumsuz yönde duyulan aş duyarlı eye ı ı rı k. zevkusefaya kapı lmak. ş . na * eğ lenceye. gizlemeden. üniversel. alenen alengirli * Gösteriş yakıklı li. evrensel. * Önder. alesta durmak * tetikte beklemek. meydanda. ı ı ı yan. âleme dalmak * çevre ile ilgisini kesip iç dünyası kapanmak. k klı alerji * Bazı ları birtakı yiyeceklere. * Açı açı herkesin gözü önünde. alessabah * Sabah erkenden. uygun olur mu?. alerjik * Alerji ile ilgili olan. ı alenî * Açı ortada. herkesin içinde yapı k. alesta * Harekete hazı tetikte. ş r mı ı âlemin ağ torba değ ki büzesin zı il * Bkz. alesta beklemek * hazı r durumda beklemek. minarelerine alem yapan veya takan kimse.* Camilerin kubbelerine. zı il âlemş ümul * Dünya ölçüsünde. açı ktan ğ a. aleniyet * Açıolma durumu. alesta tutmak * hemen kullanı labilecek durumda bulundurmak.

vası olmak. m * Hoş görülmeyen bir işyardı veya aracı e mcı olmayı kabul eden kimse. alevlendirmek . heyecana gelmek. önüne geçilemez. * Mı uçları takı küçük bayrak. * Ateşsı k. alev saçağsarmak ı * bir olay. te alet olmak * bilerek bir çı karş ğveya bilmeyerek kötü bir iş aracı etmek. zrak na lan * Alevli olarak. . alaz. ıl ş ıı alev kı zı rmısı * Alev rengi. un lerinde kullanı bir araç. * coş heyecanlanmak. ateş bacayı sarmak. ı m. alev bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * ateş bacayı sarmak. uygulamaya yarayan özel araç. lanmak. maş a. tehlikeli bir duruma gelmek. * Bir makineyi oluş turan ve iş lemesine yardı eden parçalardan her biri. * Aş ateş k i.* Bir el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için özel olarak yapı ş lmınesne. aletli jimnastik * Birtakı aletler kullanı yapı jimnastik. alev almak * tutuş mak. e lı * Halife Ali yanlı olma durumu. m larak lan alev * Yanan maddelerin veya gazlarıtürlü biçimlerde uzanan ıklı yalı yalaz. kar ıı lı te lı k ta aletli * Aleti olan veya aletle yapı lan. caklı vı m. kılcı . alev gibi parlamak * canlış ıl olmak. öfkelenmek. n ş dili. alev lâmbası * Gaz veya benzinle çalı ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurş boru iş ş an. * Vücut ısı sı herhangi bir sebeple artmıve bu sebeple kı ş ş zarmıolarak. aygı t. Alevî Alevîlik * Alevîliğ bağ (kimse). flâma. lan alet etmek * bir iş birini uygun olmayan bir biçimde kullanmak. sı alev alev alevlendirme * Alevlendirmek iş i. alet edevat * Bu el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için kullanı araçlar. lan alev makinesi * Düş üzerine alevli sılar püskürten taş man vı ı nabilir alet. * Bir sanatı yapmaya. yanmaya baş lamak. telâş mak.

aleyhinde olmak * birine karşolumsuz duygu ve davranıiçinde bulunmak.* Alevlenmesini sağ lamak. alevlenmek * Alev çı karmaya baş lamak. tçı aleyhte olmak * karşdurum almak. ş iddetini artı rmak. alevlenmiş . . ı aleykümselâm * Arapça selâmünaleyküm selâmlama sözüne verilen "esenlik. * Kuzey Afrika'da ve İ spanya'da yetiş ve kâğ ip. da * Bir dilin harflerini tanı okuma öğ tarak renmeyi sağ layan kitap. * Etkisini. . ı ş aleyhine dönmek * destek vermekten vazgeçip karşduruma geçmek. ünceye karşolma. karş lı ı ı k. alevli * Alevi olan. alevlenme * Alevlenmek iş i. karşduruma geçmek. yapı nda lan alfa ınları ş ı * Radyoaktif maddelerin yaydı üç ından biri. Türk alfabesinde bulunmayan x. w. çoğ altmak. belirli bir sı göre dizilmiş raya belli sayı harflerin bütününe verilen ad. nda ı lı alfa alfa * Yunan alfabesinin birinci harfi. selâmet üzerinize olsun" anlamı karş k. ı ı aleyhinde (veya aleyhine) söylemek (veya bulunmak) * çekiş tirmek. karş . ı ı tçı aleyhtarlı k * Bir iş harekete veya düş e. alfabe dı ş ı * Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf. kları ş ı alfabe * Bir dilin seslerini gösteren. halı mı kullanı bir bitki. hararetli. en ı t. öfkeli veya heyecanlı durum almak. . q harfleri gibi. * Bir iş baş cı in langı. na aleyhtar * Karşolan. onun için iyi olmamak. t. ı aleyhine olmak * bir işbirinin zararı olmak. *Ş iddetli. bir * Parlamak. aleyh aleyhe dönmek * karşdurum almak. tutuş turmak. yermek. * Zorlu. * Karş karş zı ı ı t.

algı latmak * Algı lamak iş birine yaptı ini rmak. i algı lanmak * Algı lamak iş konu olmak. n na na raya alfabetik sı ralama * Bkz. * Su yosunu. * Rüş vet. algı n . haş nı algı lama algı lamak * Algı lamak işidrak etme. alfabetik * Alfabe sı na göre dizilmiş rası . rası alfaterapi alfenit alg algarina * Ağ bir ş denizden çı ı r eyi karmak veya denize indirmek iş kullanı büyük vinçli deniz teknesi. çak mı lan lü ı m. idrak edilmek. eye eyin algı çağ bı ı * Haş kozası çizmeye yarayan alet.alfabe sı rası * Harflerin alfabedeki belirli düzene göre diziliş i. * Vergi. * Alfa ınların tedavide kullanı na verilen ad. alfabetik katalog * Eserleri yazarları soy adları veya adları göre sı sokan katalog. alacak. kı n algı * Kazanç. idrak. algı cı layı * Algı yetkisi olan. ine algı latma * Algı latmak iş i veya durumu. algı lanma * Algı lanmak işveya durumu. * Eş ilkesini sağ itlik lamak için uyulan düzen. inde lan * Bazı gemilerin baş veya kıtarafı eğ olarak uzatı ş ç ndan ik lmıbulunan makaralı sa ve kalıdikme. algı algı * Bir ş dikkati yönelterek. i. * Bir olayı bir nesnenin varlını veya ğ duyum yolu ile yalıbir biçimde bilinç alanı almak. nikel bulunan ve çatal bı takı yapmakta kullanı gümüş bir alaş r. o ş bilincine varma. ı n na * Haş sütünü toplamakta kullanı kaş haş lan ı k. . idrak etmek. ş nı ı lması *İ çinde bakıçinko. idrak ettirmek. alfabe sı .

* Görüntüleri alan cihaz. * Azrail. ş tı alı ç * Gülgillerden. * Eskimiş giyecek. sersem.-den beri" anlamı zarf-fiil eki: al-alı nda . alı gözüyle bakmak cı * inceden inceye gözden geçirmek. görüntülerin filme alı nması sağ nı layan kimse. kamera. talip olmak. en aç * Bu ağ n mayhoş acı yemiş i. algoritma * IX.. * telâş veya yorgunluktan yüzü kı rmı kesilmiş pkı zı (olarak). alı hareketlerini gerçekleş cı doğ ruya ş tı cı tiren. görme-y-eli vb. ı ğ geri ş ı alı yönetmeni cı * Alıyı rudan doğ çalı ran ve yöneten. f. ebleh. kameraman. alı bulmak cı * müş bulmak. teri * istemek. ey * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. * Kendisine bir ş gönderilen kimse. lsı alı k * Hayvan çulu. teri alı kuş cı * Atmaca. alıalı k k . mı alı ka * Ahize. kameraman. gid-eli. vurgun. alı verici cı * Bağladını alan. lı z. Orta Çağ ondalısayı i ndan da lan da k sistemine göre yapı ve lan son zamanlarda belirli herhangi bir kurala bağ bulunan her türlü hesap iş lı lemine verilen ad.. -alı -eli / * ". * sağklı lı . canlı . klı * Birine gönül vermiş . kanlı alı cı * Satıalmak isteyen kimse. alı kı ı girmek cı lına ğ * müş gibi davranmak. Harezmli yolu. algler * Su yosunları .* Cı zayıhastalı . alı k * Akız. almaç. tutkun. teri alı çı cı kmak * müş bulunmak. müş n teri. yüzyı baş yaş ş lı ı n nda amıolan Türk matematikçilerinden Musaoğ Harezmli Mehmed'e Arapları lu n unvan olarak verdiğElharezmî adı batı yapı bir terim. budala. alı moru mor al. kı rlarda yetiş yabanî bir ağ (Crataegus). * Televizyon alısı doğ cını rudan çalı ran kimse.

alı satı bürosu m m * Alıveriş lerinin yapı ğveya düzenlendiğş yer. ş iş ldı ı i ube. alı tı klaşrma * Alı tı klaşrmak iş i. m m alı mcı * Baş nıhesabı alacak toplayan veya kabul eden kimse. kasın na . kişeki: al-alı gid-elim. alı m * Almak iş i. bir ş karş nda aptallaş ş ı k ey ı sı ı aş p rmak. ş kış kı aş n aş n. baş stek i m. alıalıbakmak k k * aptalca. * Kurum. alı tı klaşrmak * Alıduruma getirmek. alı konulma * Alı konulmak iş i. aptallaş aş nlaş mak. tatil edilmek. * Aptalca. rı * Mahrum etmek. k alı k klı * Alıolma durumu veya alı bir iş k kça . alı koymak * Bir süre için bir yerde tutmak. cazibe. çekici hareket. ine alı koyma * Alı koymak iş i. * Gözü. * Mani olmak. * Birini. alı satı ofisi m m * Alı satı bürosu. m. * Alı mak iş klaş i. çalı gurur. -alı / -elim m * İ kipinin çokluk 1. ş kış kı aş n aş n. alı çalı m m * Gösteriş . alı ma klaş alı mak klaş * Alıduruma gelmek. ş . gönlü çeken durum. yapmakta olduğ veya yapmak istediğiş geri tutmak. alı konulmak * Alı koymak iş konu olmak. ş kı mak. alı satı m m * Satıalma ve satma iş alıveriş n i. engel olmak. m. u i ten * Ayıp saklamak.* Aptalca. alısalı k k * Aptal. menedilmek. la-y-alı bekle-y-elim vb.

alı ngan * Aş duygulu. mı * Kurumlu. baca. ön yüz. arak. alıteri dökmek n * çok emek vermek. nları nları kları n ten yası * Yapı cephe süsü. gururlu. alıteri ile kazanmak n * hak ederek. cazibeli. msı alı n * Yüzün. mı alı zlı msı k * Alı z olma durumu. mukadderat. kaş saçlar arası larla ndaki bölümü. alıçatı n sı * İ kaş arası n ortası ki ı n . ngan alı k nlı * Kadı n alı na taktı altıveya gümüş süs eş . * Bir ocakta her türlü ayak. kader. çabuk gücenen. alıdamarı n çatlamak * Bkz. alıyazı n sı * Yazgı . galeri. larda alı nma * Alı nmak iş i. çalı ş emek vererek kazanmak. * (bazıeylerde) Ön. kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. alı nmak . alı lı mlı k alı z msı * Alı olma durumu. li. ar damarı çatlamı ş . çekici. alıteri n * Emek.alı mlı * Alı olan. ş * Karş ı . zahmetli bir iş görmek. kı ı rı rı lan. talih. alnı . paket vb. alı nganlı k * Alı olma durumu. çalı . cazibesiz. alı ndı alı lı ndı * Para veya baş bir ş teslim alı ğ gösteren belge. mlı * Alı olmayan. ka eyin ndını ı * Yerine gitmesini sağ lamak için gönderenin ek bir ücret ödeyerek postaya alı karş ğ verilen ndı ı ı lında (mektup.). mlı alı çalı mlı mlı * Gösteriş güzel. makbuz.

ş ı ı unu rı * Elde edilmek. derhal. adapte olunmak. çekememek. liş alıveriş ş yapmak * alı satı iş gerçekleş m m ini tirmek. aktarmak. * Almak iş i veya biçimi.* Almak iş lmak. mı alık olmak ş ı . i yapı * Bir sözün. geçinememek. iktibas. iktibas etmek. alıyürümek p * az zamanda çok ilerlemek. yayı lmak. * İ ki. ya ka n sı ntı alısatmaz görünmek p * ilgisiz görünmek veya davranmak. alı lamak ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından cümle veya cümleler almak. mları i. alık ş ı * Herhangi bir duruma alı ş ş olan. alıverememek p * anlaş amamak. * Uyarlanmak. m m i ı ya alıveriş ş i kesmek * biriyle ilgisi kalmamak. alıvermek p * yürek çarpı sı ntı geçirmek. münasebet. kılmak veya öfkelenmek. alısattı olmamak p ğ ı * hiç ilgisi bulunmamak. alı ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından alı ş ya ka n sı nmıparça. çoğ almak. * Baş bir dilden alı ş ka nmıkelime. alıvereceğolmamak p i * bir kimseyle hiçbir ilgisi olmamak. alıfiyatı ş * Bir mal için alı karşğödenen para ve üretim gereçleri fiyatı m ıı lı . alıverişçı ş e kmak * alı satı işiçin çarş gitmek. aktarma. alı r almaz * hemen. bir davranın kendisine karşolduğ sanarak incinmek. artmak. alı yapmak. alık rlı alı ş * Duygusal uyarı alabilme yeteneğ idrak kabiliyeti. alı lama ntı * Alı lamak iş ntı i. alıveriş ş * Alı satı iş m m i.

* Evcilleş mek. mı alılmamı ş ı ş * Nadir. sı * Etkisini yitirmek. arkadaşk. az rastlanan. ş mesi artlanmı ş davranı ş . itiyat edinmek. ş ı alılma ş ı alılmak ş ı * Alılmak iş ş ı i. alı k edinmek ş kanlı * bir ş sürekli yapar olmak. * Sürekli ister olmak. * Bağ lanmak. . alı ş kan * Alı n. ş kanlı alıklı ş k ı * Alık olma durumu. eyi alı ktan kopamamak ş kanlı * belli bir huydan vazgeçememek. ınmak. yanmaya baş lamak. * Tutuş mak. nlı lı * İ ve dıetkilerle davranı n tekrarlanması aynı ç ş ş ları . alılmı ş ş ı * Her zamanki. uygun gelmek. ş kı ş kanlı alı ş ma alı ş mak * Bir iştekrarlayarak kolaylı yapabilmek. lı k alı nlı ş k kı * Alı n olma durumu. huy hâline getirmek. * Uyar duruma gelmek. intibak etmek. mutat. huy. mı * Yakı k.* alı k durumuna gelmek. mı alı n olmak ş kı * iyice alı ş hiç yabancı çekmemek. * Alı ş iş mak i. mak. alı k. alı ş ş kudurmuş beterdir mı tan * alılan bir ş ş ı eyden kolayca vazgeçilmez. bilinmeyen. ş ı alı k ş kanlı * Bir ş alı ş eye ş olma durumu. ş kı alı ğ olmak ş kanlında ı * iyice alık bulunmak. hep biçimde gerçekleş sonucu beliren. ünsiyet. i kla * Yadı rgamaz duruma gelmek. alıklı bı ş ğ rakamamak. * Yapı lmaya alılmıdavranı ş ş ı ş . ehlîleş mek. * Bir ş alı ş eye ş duruma gelinmek. itiyat. ı ı alı ş kı alı n ş kı * Bir ş veya bir ş yapmaya alı ş eye ey ş olan.

söylenen bir sözün doğ una inandı için kullanı na ruluğ rmak lı r. sakat. ı kası ğ da ı ini . sarı patlı msaklı urt ve kı ile yapı bir çeş yemek. Ali kı baş ran kesen * çok zorba. alinazik * Közlenmiş can. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * birinden aldını ğ öbürüne. klı Ali'nin külâhı Veli'ye. Ali kı baş ran kesen * zorba. âlicenaplı k * Âlicenap olma durumu. Ali Cengiz oyunu * "kurnazca ve haince düzen" anlamı kullanı nda lı r. egzersiz. bilgiyi kazanmak için yapı tekrar. bir baş ndan aldını ona vererek iş yürütmek. ağ daki âli * Yüce. * Bir beceriyi. alifatik alil alim * Bilen. âlim alimallah âlimane âlimlik * Bilginlik. ötekinden aldın bir baş na vererek iş yürütmek. ş ma. Ali * Kişadı i olarak aş ı deyimlerde geçer. * Onurlu.alı rma ş tı * Alı rmak iş ş tı i. * Allah "Allah bilir" anlamı gelen bu söz. ş erefli. lan * Vücudun biyolojik yönden geliş imini sağ layan çalı idman. ğ ı * Açızincirli (organik madde). k * Hastalı . ş an. âlicenap * Cömert. ş ması * Uyar duruma getirmek. yoğ yma lan it * Bilgin. * Âlime yakı âlimin yaptı gibi. alı rmak ş tı * Alı na yol açmak. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * (bir kimse) birinden aldını ğ ötekine. yüksek. bilici. ı ğ ı kası ini Ali'nin külâhı Veli'ye. temrin.

alkalimetre * Bkz. lityum. ladı ı alkalik * Alkali ile ilgili olan veya içinde alkali bulunan. m * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. potasyum. . alkı ş lama. * Dağ m. ğ anlatmak için el çı ı rpma. rubidyum. k alkarna *İ stiridye. asitlerin kı zı . alivre satı ş * Vadeli satı ş . midye. yetiş i zaman teslim edilmek üzere. alkali metaller * Oksitlenmelerini sodyum. alkı m * Gök kuş ı ağ . ı smı z demirden bir ağ . önceden pey verilerek yapı (satı tiğ lan ş ). uz * En güzel. rpı alkıtoplamak ş .aliterasyon * Ş ve nesirde uyum sağ iir lamak için söz baş nda ve ortaları aynı ları nda ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması . * Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı maddelerde. alivre * Ürün daha tarladayken. alkıalmak ş * çok beğ enilmek. kök rmısı alize Alka Evli alkali * Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yı l süresince düzenli esen birtakı rüzgârlar. dağ ı tı ı tma. tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanı ağ kı lan. alkaloit * Özellikleri ile alkalileri andı organik madde. alkalölçer. kalevî. ran alkalölçer * Alkalilerin saflıderecesini belirtmeye yarayan cihaz. antiasit. alkalimetre. mükemmel. aliyyülâlâ alizarin * Kök boyası kı zı. alkıağ ş ası * Padiş alkı ahı ş lamakla görevli kimse. sezyum elementlerinin sağ ğmetaller. Bu rmıya çevirmiş olduğ bitkisel mavi rengi eski durumuna döndürme özelliğvardı u i r. alkı ş * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. en iyi. alkıkopmak ş * birdenbire güçlü bir biçimde el çı lmak.

bazı nda * En büyük. Yaradan. * Ş akçı akş . takdir etmek. cı * Alkı olma durumu. kokulu. k kün * Alkolden yapı ş lmıveya içinde alkol bulunan. Allah (bin bir) bereket versin . yüze gülücü. Rab. * taraftar olmak belli bir görüş yana olmak. ine alkil alkol * Alkol kökü. ş gibi sılarıveya pancar. koruyucusu olduğ ve tek olduğ inanı yüce ve üstün varlı una una lan k. patates niş nış arap vı n astasın ekere dönüş türülmesi sonucu ortaya çı glikoz kan çözeltilerin mayalaş ş mıözlerinin damı tı yla elde edilen. *İ çkili. yağ . Mevlâ. ğ anlatmak için el çı ı rpmak. ş lamak. renksiz sı. C2H5OH. alkı lı ş k çı alkı ş lama alkı ş lamak * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. etil alkol. ş çı * Alkı ş lamak iş i. aş kı sı * Türk askerinin hücum narası . ispirto. lması cı vı etanol. alkıtutmak ş * el çı rparak veya topluca. alkolölçer * Sılardaki alkol oranı ölçmeye yarayan cihaz. dalkavuk. * Bira. uçucu. Tanrı . yanı.* çok alkı ş lanmak. * Her türlü alkollü içki. en usta. * Beğ enmek. alkı ş lanmak * Alkı ş lamak iş konu olmak. alkolik * Alkollü içkilere aş derecede düş olan (kimse). yüksek sesle "yaş "var ol" gibi sözler ile birini alkı a". * Allah adı isim tamlamaları tamlanan kelimeyi güçlendirir. vı nı Allah * Kâinatta var olan her ş yaratısı eyin cı. ı rı kün alkolizm alkollü * Alkollü içkilere hastalıderecesinde düş olma durumu. alkıtufanı ş kopmak * sürekli ve coş alkıbaş kun ş lamak. ten alkı ş çı * Alkı ş layan (kimse). alkı ş lanma * Alkı ş lanmak iş i. Allah Allah! * ş ma veya can sıntı anlatan bir ünlem.

Allah beterinden saklası (veya esirgesin) n * Tanrı daha kötü duruma düş ürmesin. imdi rsam Allah belâsı versin nı * ilenme sözü. ş ma. rken Allah (veya Allahı m) * bir ş karş nda hayranlıveya yakarma bildirir. unu Allah aş na kı * birlikte söylendiğsözün anlamı göre ant vermek veya yalvarmak için "Allah'ı seversen" anlamı i na nı nda. ey ı sı k Allah acını sı unutturması n * Tanrı acı unutturacak daha büyük bir acı bu yı göstermesin. lanı nda Allah büyüktür * günün birinde hakkı alacağ kendine yapı ş nı ı na. unu Allah bir yastı kocatsı kta n * yeni evlenenlere "bir arada yaş n" anlamı söylenen bir iyi dilek sözü. Allah bir * yemin yerine kullanı lı r. ini) kazadan. Allah cezası vermesin (veya Allah cezası versin) nı nı * yarıaka. Allah bahtı güldürsün ndan * (evlenecek kıiçin) mutluluk dileğ belirtir. Allah akı l fikir versin (veya Allah akı versin) llar * akı zca bir davranı bulunanlar için kullanı lsı ş ta lı r. Allah bir dediğ inden baş sözüne inanı ka lmaz * birinin çok yalancı olduğ anlatmak için söylenir. aş Allah bağ lası ı n ş * (çocuğ sevdiğ Tanrı unu. esirgesin. z ini Allah bana. Allah bilir * belli değ il. Allah canı alsı nı n * ilenme sözü. Allah aratması n * yakılacak bir durumda "Tanrı nı daha kötüsünü göstermesin" anlamı kullanı nda lı r. * bana öyle geliyor ki. usanç bildirir. lmıolan haksı kları düzeleceğ inanmak gerektiğ zlı n ine ini anlatı r. ş ş ma . Allah artı n rsı * (gerçek veya alay anlamı Tanrı nda) daha çoğ versin.* bir kazanç karş nda durumundan hoş olmayı ı sı nut belirtir. kazanı öderim. belâdan korusun. Allah (seni) inandı n rsı * inanı lması kolay olmayan bir ş anlatı pek ey lı yemin yerine söylenir. yarıaş yollu. ben de sana * ş sana borcumu ödeyecek param yok. bazen de gerçek öfke ile söylenen ilenme sözü.

çok Allah hayı etsin rlı * genellikle bir olay baş cı "Tanrı urlu etsin" anlamı söylenir. langında uğ nda Allah herkesin gönlüne göre versin * Tanrı herkesin dileğ yerine getirsin. ı laş Allah hakkı için * ant içmek veya ant vermek için kullanı lı r. unu * birinin yaptı bir hizmet anı ğ ı lı onun için teş rken ekkür yollu söylenir. Allah dirlik düzenlik versin * Tanrı huzuru versin. Allah gecinden versin * "çok yaş n"' anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. n sı Allah dört gözden ayı n rması * "Tanrı . Allah Halil İ brahim bereketi versin * Tanrı versin.Allah dağ göre kar verir ı na * Tanrı herkese dayanabileceğölçüde sıntı i kı verir. çocuğ yetim veya öksüz bı u rakması anlamı bir iyi dilek sözü. lan ün ünü Allah ecir sabı r versin * baş lı dileğolarak söylenir. sağğ ı i Allah eksik etmesin * Tanrı yokluğ göstermesin. Allah derim * pek bozuk bir iş sorulan "ne dersin?" sorusuna karş"söyleyecek baş söz bulamı için ı ka yorum" anlamı nda kullanı lı r. Allah eksikliğ göstermesin ini * pek gerekli olan bir ş kusuru anlatı eyin lı böyle de olsa onun varlına ş rken. bereket versin. ini Allah hoş olsun nut * bir kimsenin. ğ ükredildiğ anlatı ı ini r. aile Allah dokuzda verdiğ sekizde almaz ini * alıyazı ne ise o olur. Allah esirgesin (veya saklası n) * Tanrı korusun! Tanrı kötü durumla karş tı n!. Allah emeklerini eline vermesin * Tanrı emeklerini boşçı a karması n. kendisine iyiliğdokunan biri için kullandı bir iyi dilek sözü. doğ rusu. ı rması laş Allah etmesin * olması istenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan söz edilirken söylenir. n" nda Allah düş ma vermesin manı * anlatı bir kötülüğ büyüklüğ belirtmek için söylenir. . ayası nda lan Allah göstermesin * Tanrı kötü bir durumla karş maktan korusun. i ğ ı Allah için * gerçekten.

nı nda Allah kavuş tursun * birinin yakı. kötü duruma düş ürmesin!. nı u lı nca ma inde Allah kazadan belâdan saklası n * Tanrı n insanı 'nı türlü kötülüklerden koruması iyle söylenen bir iyi dilek sözü. Allah ömürler versin * saygı gösterilen bir kimseye selâm veya teş ekkür olarak söylenir. * karşk beklemeksizin. a ş ı sı görü Allah kabul etsin * sevap sayı bir iş ldında söylenir. bulunduğ yerden ayrı kalanlara kavuş dileğ bulunmak için söylenen söz. * onaylanmayan bir durumda alay yollu kullanı lı r. Allah kuru iftiradan saklası n * bir suçlama karş nda bunun sı iftira olduğ anlatmak için söylenir. ı lı Allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin * Tanrı kimseyi kimseye. dileğ Allah kerim * Tanrı büyüktür. en yakı na bile muhtaç etmesin. ya iyi olsun. Allah övmüş yaratmı de ş * çok güzel olanlar için söylenir. Allah rahatlıversin k * genellikle yatmaya gidilirken söylenen bir iyi dilek sözü. * ne olursun. nda) kı ma Allah ne verdiyse * yemek olarak evde ne varsa. nları . lan yapı ğ ı Allah kahretsin * "Tanrı cezası versin" anlamı bir ilenme sözü. ı r Allah iyiliğ (veya lâyınıversin ini ğ ) ı * hoşgitmeyen bir davranıkarş nda hoş ile söylenir.Allah iki iyilikten birisini versin * (ağ hasta için) ya ölsün kurtulsun. izin Allah korusun (veya saklası n) * Tanrı tehlikeye. Tanrı güvenmeli. 'ya Allah kı ederse smet * Tanrı verirse. Allah rahmet eylesin * ölüleri hayı anmak için söylenir. ı r aka Allah mübarek etsin * kutlu olsun. rla Allah rı için zası * dilencilerin para isterken söyledikleri yalvarma sözü. Allah müstahakı versin nı * (gerçek veya alay anlamı çış anlatan bir söz. ı sı rf unu Allah manda ş ğversin ifalı ı * çok veya ağ yemek yiyenler için ş yollu söylenir.

yaradı tan olan yetenek veya özellik. * birinden pek yana olmayan bir söz söyleneceğzaman onun adı önce getirilen giriş i ndan sözü. n dileğ Allah tekrarı erdirsin na * tekrar bu günleri görün. Allah seni (veya sizi) inandı n rsı * doğ söylüyorum. Allah son gürlüğ versin ü * Tanrı lı sıntı . iyiliğ senden esirgemesin" anlamı teş ini nda ekkür olarak kullanı lı r. Allah yapı sı *İ nsanlar tarafı değ de tabiatta olduğ gibi.Allah selâmet versin * yola çı kanlara "Tanrı kazadan belâdan korusun" anlamı söylenen bir uğ nda urlama sözü. Allah vere de * iyi dilek anlatı r. Allah utandı n rması * bir iş giriş e enlere söylenen baş dileğ arı i. Allah senden razı olsun * yapı bir iyilik karş nda "Tanrı lan ı sı seninle birlik olsun. Allah var (veya Allah'ı var) * doğ rusunu söylemek gerekirse. Allah taksimi * eş gözetilmeden yapı paylaşrma. ey lma aka * dilenciyi savmak için söylenir. Tanrı ktı ru tanı r. itlik lan tı ı tı Allah taksiratı affetsin nı * (ölüler için) Tanrı kusurları bağ lası nı ı n. * uzaktaki tanıklar anı dı lı kullanı rken lı r. yaşlı kı göstermesin. çok hı yası rpalamak. Allah vergisi * Tanrı vergisi. gidersen git" anlamı kullanı nda lı r. bazen de takı ve ş için söylenir. itlik lan tı ı tı Allah taksimi * Eş gözetilmeden yapı paylaşrma kul taksimi karş . Allah yazdı bozsun ise . kta Allah sonunu hayı r etsin * bir iş sonucu için kaygı in duyulduğ unda söylenen bir iyi dilek sözü. * yolda güçlük içinde bulunanlara iyi dilek sözü olarak kullanı lı r. kul taksimi karş . lı ş Allah vermesin * bir ş olmaması ini anlatı eyin dileğ r. ndan il u Allah yarattı dememek * kı ya dövmek. * "keyfin bilir. ş Allah tamamı eriş na tirsin * herhangi bir iş veya olayı iyi sonuçlanması iyle söylenir. Allah versin * iyi bir ş ele geçirenlere memnunluk bildirmek için.

inde Allah ziyade etsin * (kahve ve yemekten sonra) "Tanrı rsı anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. . i ndan ka Allah'a emanet * "Tanrı esirgesin" anlamı birini överken söylenir.* gerçekleş istenmeyen bir olay veya durum için kullanı mesi lı r. Allah'ı(veya Tanrı n) günü n 'nı * (bı nlıduygusu ile) hemen hemen her gün. ş irret. Allah yürü ya kulum demiş * az zamanda çok para kazananlar veya iş çok ilerleyenler için söylenir. nda Allah'ı (veya Allah'ı) seversen nı * "Allah aşna" gibi. Allah'ıcezası n * pek yaramaz. saf. Allah'ıevi n * cami. yerine göre ant verme. ş ma veya usanç gibi aş duygular da anlatı r. ğ ı Allah'ıbinası yı n nı kmak * kendini veya baş nı kası öldürmek. lanı i Allaha ı smarladı k * Ayrı n kalan veya kalanlara söylediğbir iyi dilek sözü. benden bir ş üp nan m ey umma" anlamı söylenir. artı n" nda lan Allah'a (bin) ş ükür * "hamdolsun". yalvarma için kullanı kı lmakla birlikte. Allah'ıemri n * kader. Allah'ı insanı bir yer çok. "bereket versin" gibi durumdan memnun olunduğ anlatı unu r. ssı Allah'ı m! *ş iddetli bir duygulanma anlatan ünlem. mescit. az * pek ı z ve kuytu bir yer. kkı k Allah'ıadamı n * garip. lanı i Allah'a yalvar * kendi kusuru yüzünden güç bir duruma düş yakı kimseye "ben sana yardı edemem. Allah'a bir can borcu var * Allah'a vereceğcanı baş hiç kimseye bir borcu yok. * insan gönlü. Allah'ıgazabı n * çok sıntı kı veren ş ey. Allah'ıbelâsı n * varlı üzüntü veren. zavallı (kimse). nda Allah'a emanet olun * ayrı n kalana söylediğbir esenleme sözü.

n) aş lacak nda lı r. karmakarık. karmakarık olmak.Allah'ıhikmeti n * beklenmeyen. aşna ş mak. Tanrı n varlına inanmayan. kimse. altı ş ı üstüne gelmek. cı * Kendisine güvenilmesi doğ olmayan (kimse). zihnini) düş nı ünemez duruma getirmek. * yaradı tan. dilek ve yalvarma amacı kullanı yla lı r. karı l. allahlı k allahsı z * Tanrı tanı 'yı mayan. insafsı acı z. allak bullak olmak * çok karık duruma gelmek. z. ş ı * (akızihin) ş kı dönmek. . Allah'ı bulsun ndan * ben kendisine bir ş yapmayacağ yaptı kötülüğ cezası Tanrı ey ı m. aldatı. yazı r!". utan. lı ş * Kendisinden hiçbir iş yararlıumulmayan saf ve zararsı(kimse). ş ı allak bullak etmek * karmakarık bir duruma getirmek. allama * Allamak iş i. Allahütealâ * Yüce Tanrı Allah. insafsı vicdansı ması z. nda Allahüâlem * Tanrı daha iyisini bilir anlamı kullanı nda lı r. ş ı bir durum alması kullanı in. ş ı * (aklı. Allah'ıiş bak n ine * (bir iş bir olayı beklenmedik. ru allak bullak * Alt üst. Tanrız. allahsı k zlı * Tanrızlı sı k. sebebi anlaş ı lmayan veya ş ı ş için kullanı aş eyler lan lı r. Allah'ıkulu n * insan. düzeni bozulmak. Allah'tan * iyi ki. ş ı aş rmak. te k z Allah'tan kork! * "yapma. . düzeni bozmak. ktı Allah'tan korkmaz * can yakı. ması Allah'tan umut kesilmez * daha çok ağ hastalar için söylenilen "iyileş ı r ebilir" anlamı bir iyi dilek sözü. ğ ı ün nı versin. kiş i. cı z. dönek. Allah'ı seversen nı * istek. 'nı ğ ı sı * Acı z. ulu allak * Sözünde durmaz.

kaldı rmak. na * Derin ve çok bilgisi olan. neş zlı nacağ nı r. * Al olma durumu. * Alı . n * Ele geçirmek. * Kadı n süs için yanakları sürdükleri al boya. allâmelik taslamak * bilgisiz olduğ hâlde her ş bilir görünmek. alı. reseptör. nları na * Almak iş i. eyi allâmelik * Allâme olma durumu. iktibas. çok bilgili. * Göz alı renkler ve ş cı eylerle süslenmiş . allâme kesilmek * her ş bilir görünmek. * Yanı bulundurmak. mı alı ka cı * Bir ş veya kimseyi bulunduğ yerden ayı eyi u rmak. donatmak" anlamı gelen allamak pullamak deyiminde geçer. ntı * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. * İ sı çine ğ mak. allaş ma allaş mak allegretto allegro * Bir parçanıcanlı eli ve hı çalı ı anlatı n . allem * Bir işistediğduruma getirmek için "her türlü kurnazca çareye baş i i vurmak" anlamı allem etmek kallem yla etmek deyiminde geçer. * Al duruma gelmek. u eyi allanma allanmak * Süslenmek. alma almaç almak . * Bir ş elle veya baş bir araçla tutarak bulunduğ yerden ayı eyi ka u rmak. * Allaş iş mak i veya durumu.allamak allâme * "Süslemek. allı allı pullu allı k * Üzerinde al renk bulunan. * Bir parçanıallegrodan biraz daha ağ çalı n ı nacağ anlatı r ı nı r. * Satıalmak. nda * Birlikte götürmek. * Allanmak iş i. fethetmek. ahize.

* Gidermek. * (erkek. almanak * Yı gün. kadıiçin) . almamazlı k * Kabul etmeme durumu. koparmak. istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim. * Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan. n ğ ı * Bu dile özgü olan. gibi anlamak. yı . kaplamak. * (motor) Çalı ş için gerekli olan elektrik veya yakı yararlanı ması ttan r duruma gelmek. işbaş e latmak. Avusturya ile İ sviçre'nin bir bölümünde kullanı lan * Almanlarıkullandı dil. * (ölüm sebebiyle) Ayrı lmak. iş * Temizlemek. * Kazanmak. * Çalmak. * Örtmek. * Yerini değtirmek. * Yutmak. * Bir yeri savaş ele geçirmek. içine çekmek. iş * . iletilmek. eksiltmek. * Alman halkı Almanya'ya özgü olan ş na. * Bürümek. hafta. tehlikeli bir ş uğ eye ramak. tı * İ sı çeri zmak. en Alman usulü * Bir topluluk için yapı harcamada giderlerin herkese eş olarak bölüş lan it türülmesi yöntemi. * Davranıveya makam değ tirmek. * Görevden. yı lı n ka. Almanca dil. * Yolmak. * (süre için) Değtirmek. ay gibi bölümlerinden baş bayram. (mesafe) katetmek. * Göreve. * Zararlı . koymak. ü rı ı m. ey. çekmek. * Kendine ulaşrmak... n * Sürükleyip götürmek. Almancı * Almanya yanlıolan (kimse). Almanya. iş çekmek. sı . sarmak.. kullanmak. ten * Kazanç sağ lamak. Alman papatyası * Orta Avrupa'da yetiş bir papatya türü (Anfhemis mobilis). * (duşbanyo için) Yapmak. * Baş lamak. Alman * Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse. * Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çı karmak. l dönümü gibi belli günleri ve birtakı astronomi. yok etmek. Alman gümüş ü * Çinko. kanmak. la * (tat veya koku için) Duymak. * (içeri) Götürmek. m meteoroloji. * (yol için) Gitmek. elde etmek. * Kı saltmak. or.. * Soldurmak. ile evlenmek. ş iş * (içecek veya sigara için) İ çmek. bakıve nikelden yapı gümüş andır bir alaş mayş r lan.* Kabul etmek.

Almanlaş mak * Alman yaş ş nı ayıtarzı benimsemek. i * Bir ş ön tarafı yüzü. alnı karı nı ş lamak * küçümseyerek meydan okumak. takdir etmek. mütenavip. Almanlaşrma tı * Almanlaşrmak iş tı i. alnın kara yazı nı sı * kötü kaderi. * Birinin doğ olması ru ötekinin yanlı ğ gerektiren iki önermenin oluş şı lını turduğ sistem.* Almanya'da çalı Türk iş ş an çisi. münavebe. keş iş ş ması ikleme. gibi Almanlaş ma * Almanlaş iş mak i veya durumu. almaş lı alnaç * Almaş niteliğolan. u almaş ı k * İ veya daha çok ş sı ki eyin ralanmaları değiklik olan. almaş k ı klı * Dönüş ümlü ve düzenli sı ralanma. inin ı na n olduğ inanmak. alnın akı nı ile * ayı planacak bir duruma düş meden. kötü talihi. bı alnı kara sürmek na * bir kimsenin haksıyere kötü tanı z nması yol açmak. almaş * İ veya daha çok ş sı ile değ tirilerek kullanı ki eyin ra iş lması kendiliğ veya inden değerek çalı . alo * Telefon konuş nda kullanı seslenme sözü. ş erefiyle. Almanlaşrmak tı * Almanlara özgü yaş ş ayıtarzı kazandı rmak. una alnı öpmek ndan * beğ enmek. eyin . alternatif. nda iş * Almaş olarak iş lı leyen. baş göstermiş arı olarak. tertemiz. yapraklar. almaş yapraklar ı k * Sapı iki yanı karş klı il de aralı olarak bir sağ bir solda bitmiş n nda ı değ lı klı da. Almancı lı k * Almancı davranma. na alnı yazı ş nda lmıolmak * bir olayı kiş baş gelmesini Allah'ıbuyurmuş n. ması lan . ön alnı k yüzü ak açı * çekinecek hiçbir durumu veya ayı olmayan.

alogami alotropi alp * Bir çiçek tepeciğ baş bir çiçek tozu ile tozlanması inin ka . uzun tüylü. k. it. ir ş ı alt bölüm * Yazı bölümlerin ayrı ğparçalardan her biri. * Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karımı ş .. * Bu hayvanıyünü veya bu yünden dokunan kumaş n . nda alt alta üst üste * birbirleriyle itiş kalkır durumda. Alp eren * Derviş . . alt cins * Bir cins içinden ayrı ikinci derecede bir cins. eyin n * Birkaç ş içinden bize göre uzak olanı eyin . fosfor gibi maddelerin. lan . memeli bir hayvan (Lama glama pacos). na alanı * Alş ile uğ an kimse. ı * Dağ . nda" ldında ı eyin nı * Alt bir isimle tamlama kelime oluş turduğ unda a) önceki ismin kavramı etki veya yer anlamı na katar: Ayak altı (sıflamalarda) ikinci derecede olan. simya. cı * Dağ lı cı k.. fiziksel bakı mdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu. * Karbon. * Yiğ kahraman. alt alta * Birbirinin altı olarak. üst ı tı * Bir nesnenin tabanı . ları nda en alpaka * Çifte parmaklı takı nıdevegiller sıfı lar mın nından. * Bir ş yere yakıbölümü. * Bir ş yere bakan yanı karş . alş imi alş imist alt * Elementleri altı çevirmek isteyen bir iş . * (birkaç ş eyden) Yere yakıolan. * Mücahit. yiğ kahramanlı itlik. Alp yı zı ldı * Dağ n çok yüksek yamaçları yetiş bir çiçek (Paradisia liliastrum). n * Alt kelimesi ". * Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü. ayrı larda ldı ı m. alpaks alpinist alpinizm alplı k * Alp olma durumu. simyacı imi raş . Güney Amerika'da yaş ayan. eyin . altı biçiminde kullanı ğ "bir ş etkisinde" anlamı verir. ocak alevi. b) nı * (kaynatma veya piş irmede) Yanan ocak.

n nda u kalı mıözel hipoderm. alt damak * Damaklardan altta olanı . çoğ kez hücre zarları nlaş ş doku. . * yenilmek. oynayabilen çene. yenmek. * Böceklerin ağ sisteminde bulunan alt parça. nda * Bazı gövde ve yaprakları üst derilerinin altı bulunan. nı n ndan * Belli bir konuyu ele almak amacı bir kurul içinden birkaç kişseçilerek oluş yla i turulan kurul. alt ı rk * Aynı içinde yetiş ı rk tirme amacı ve çevreye bağ kalı na lı narak değme uğ lmıve bu yolla ı içinde iş ratı ş rk özellikle fizyolojik nitelikleri bakı ndan kalı sapma gösteren hayvan topluluğ mı tsal u.alt çene * İ ve hayvanlarda yiyecekleri çiğ nsan nemeye yarayan. nı lan nı alt ş ube * Bir ş içinde kurulan ikinci derecedeki ş ube ube. ş lerin alt güverte * Gemilerde güvertelerden altta bulunanı . alt karş ı t * Konusu ile yüklemi aynı olan. sı nı getirmek. ndan * Alt çene üzerinde sı ralanmıdiş biri. alt deri * Üst derinin altı bulunan ikinci tabaka. karşkarş konmuş önermeden ı ı ya iki her biri: Bazı insanlar bilgindirler" ile "Bazı insanlar bilgin değ ildirler" gibi. öbürü tikel olumsuz. içmek. alt çene oynamak * yemek. rtı yere alt familya * Bir familyanıiçinden ayrı ikinci derecede bir familya. hipoderm. alt tabaka * Tabakalardan altta bulunan. alt kat alt kurul alt olmak alt sıf nı * Bir sıf içinden ayrı ikinci derecedeki sıf. alt hava yuvarı * Dünyamı kuş atmosferin 10 km kalı ğ olan alt katmanı zı atan nlında ı . biri tikel olumlu. ı z alt etmek * üstünlük sağ lamak. * Bir yapın veya aracıkatları altta bulunan bölümü. n lan alt geçit * Trafik akı nı mı kesmemek için bir yolun altı geçirilen yol. alt diş alt dudak * Dudaklardan altta bulunanı .

su. yılmak. * çok karık duruma getirmek. tedirgin olmak. ini alt yazı lı * Alt yazı bulunan (film. * değ olup olacağ eri. * huzursuz etmek. için n * Toplumun ekonomik yapını turan ve insan bilincinden bağ z olarak biçimlenen üretim sı oluş ı msı iliş kilerinin hepsi. görüntü). Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediğvarsayı ana dil. alt yanı kmaz sokak çı * sonu gelmeyen. * iş daha sonrası in . rahatsı k vermek. tı alt yazı * Gazete. alt yazı cı layı * Alt yazı lamak iş yapan (kimse). sonra çevrilerek öbür yüzü kı larak piş zartı irilen börek. ş ı * zarar vermek. kanalizasyon. ol. sonuç alı namayan iş için söylenir. * Yabancı dildeki bir filmin konuş maları çeviri olarak görüntünün altı veren yazı nı nda . dergi gibi yayı nlarda çı resim ve fotoğ kan rafları klayan yazı açı . ş ı * heyecanlanmak. alt tür alt üst * Bir tür içinde ayrı ikinci derecedeki tür. raş Altayist Altayistik . elektrik gibi tesisatlarıhepsi. sı Altayca * Altay Türkçesi. ler alt yapı * Bir yapı gerekli olan yol. üzülmek. zlı alt üst olmak * çok karık duruma gelmek. * Türk. ı . lan * Çok karık ve dağ k. yı kmak. alt yazı lama * Alt yazı iş lmak i. Moğ Mançu-Tunguz.alt takı m * Bir takı içinde kurulan ikinci derecedeki takı m m. alt üst etmek * alt yüzünü üst yüzüne getirmek. i lan * Altayistik ile uğ an kimse. kı * rahatsı zlanmak. üst yapı ı karş . düzenini bozmak. ş ı ı nı alt üst böreğ i * Önce bir yüzü. alt tarafı (veya yanı ) * geriye kalanı . alt yazı lamak * Alt yazı hazı ları rlamak ve gerçekleş tirmek.

ndan ndan kaldı altı olmak yaş * işbirtakı oyunlar karı e m ş böyle bir iş giriş mak. altı yol * Altı yolun birleş i yer. sa altı kaval üstü şhane iş * Bkz. altı gen * Altı kenarlı çokgen. biri tümel olumsuz. mı altes * Prens ve prenseslere verilen ş unvanı eref . seçenek. alternatif * Seçilebilecek bir baş yol. üstü şhane iş * (giyim için) altı . * Bu unvanı ı kimse. 6. muş tane . e mekte sakı ncalar bulunduğ anlaş u ı lmak. altı k * Konusu ile yüklemi aynı olan. ğ ı altı lı * Altı parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. edebiyat. yöntem. mütedahil: "Kimi insanlar fanidir" önermesi "Bütün insanlar fanidir" lantı önermesinin altı olur. biri tikel olumlu. Japon ve Korelilerin dil. tiğ altı yemek dan * hastahanelerde hiç perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek. iş altı kaval. biri tikel olumsuz iki önerme arası ndaki bağ durumu. taş yan * Beş sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. Vl. ka * Almaş ı k. * Dalgalı m).* Altay grubuna giren Türk. Moğ Mançu-Tunguz. biri tümel olumlu. altı alabilen. Büyük Ayı n karş nda bulunan takı yı z. altı altı üstü kalay alay * içi dıgibi özenilmiş ş ı olmayan ş için söylenir. 'nı ı sı m ldı altı ş karıbeberuhi * kı boylu olanlar için alay yollu söylenir. ten nı ve yı * Beş bir artı ten k. iş ı t * Divan edebiyatı her bendi altı sradan oluş nazı biçimi. uğ an bilim dalı raş . üstüne uymaz. eyden altı bulunan. domino gibi oyunlarda üzerinde altıareti bulunan kâğ veya pul. altı okka etmek * birini kolları ve bacakları tutup yukarı rarak sallamak veya götürmek. nda mı an m altı lı k * Altı bir arada. tane *İ skambil. müseddes. kültür ve tarihleriyle ol. eyler Altı Kardeş * Kuzey kutup yönünde. altı sı taneden oluş . altı kaval üstü şhane. (akı alternatör * Dalgalı elektrik akı veren üreteç.

ler altıanahtar her kapı açar n yı * para olunca her güçlük yenilebilir. n çok altıleğ kan kusmak n ene * varlıiçinde hastalıveya sıntı k k kı çekerek yaş amak. i altıküpü n * Altı para biriktiren. * Altı yapı ş ndan lmısikke. ipeka (Cephaelis ipeca cuanha). altıbilezik n * Altı yapı ş ndan lmıkola takı ve pek çok türü olan süs eş . sarı na . lan yası * Para getiren sanat veya meslek. ı olarak birbirlerinin bileklerini lı tutmaları . n rı n larak na altıkeseğ n i * Yerden temiz külçe durumunda çı altı kan n. kıadı oldu n pul z dul * uygunsuz davranı yüzünden temiz tanı kiş i lekelendi. kı saltması Au. çok altıbeş n ik * Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kiş öteki elleriyle karşklı inin. atom ağ ğ196. element. nı u altısarı n sı * Altı rengini andı n ran. altıbabası n * Çok zengin. 10640 C de eriyen. parası olan kimse. prime time. altıkaplama n * Herhangi bir metal altı suyuna batılarak ince bir altıtabaka ile sarı altı benzetilmek. ş ları nan iliğ altıadı bakıetmek n nı r * kötü iş yaparak temiz ve parlak ününü karartmak. * Niteliğiyi olan. altıkesmek n * çok para kazanıolmak. r altıkökü n * Güney Amerika'da yetiş kusturucu niteliğolan bir kök. altıadı oldu. değ i erli. en.altı n * Atom sayı 79. altıeli bı kesmez n çak * varlı veya değ kiş klı erli ilerin elini kimse bükemez. kolay iş sı ı ı rlı lenen. parası olan. * Altı yapı ş ndan lmı . yüksek değ paslanmaz erli. altısaat n *İ zlenme oranın en çok olduğ vakit. altısuyu n .9 olan. üstün nitelikte olan. altıçağ n * En parlak ve mutlu çağ . altıgibi n * altı benzeyen.

ilen te a ı laş altı çapanoğ çı ndan lu kmak * bir iş baş dert olacak bir durumla. altıyumurtlayan tavuk n * mesleğ sanatı i. en. altıyağ n murcun * Bir tür kuşyağ kuş . ncı altı kalmak nda * ezilmek. * kendini savunamamak. baş ü armak. altı kalkmak ndan * bir güçlüğ yenmek. düş p altı kalkamamak ndan * bir işbaş i aramamak. altı duygu. altıyı n l * Eş birlikte ulaşkları evlilik yı lerin tı 50. nca * Altı sın sı sı . üzerine dikkati çekmek. gördüğ iyilik veya kötülüğ karşksıbı ıı lını ü ü ı z rakmamak. sı beş sayını ra fatı rada inciden sonra gelen. altıtutsa. altı kalmamak nda * karşğ vermek. kalı kabuklu güzel bir kavun türü. becerememek. altı çizmek nı * (bir sözün) önemini belirtmek. ı na altı nbaş altı ncı * Daha çok Ege bölgesinde yetiş yuvarlak. özellikle plâtin sı sı muş ve altıgibi metalleri çözmekte kullanı bir karım. lı . . bir sorunla karş mak. . n lan ş ı altıtopu n * güzel ve tombul olan kucak çocukları bir benzetme sözü olarak kullanı için lı r. altı duygu ncı * Ön sezi. mur u. altı his ncı * Bkz. vurgulamak. parayı üncesizce harcayıtüketmek. üstesinden gelememek. lı altı Çapanoğ çı ndan lu kmak * giriş iş baş dert olacak bir durumla karş mak. toprak olur (veya altı yapı elinde bakı n na ş sa r kesilir) * giriş i iş tiğ lerde büyük talihsizliklere uğ rayan kimsenin durumunu anlatı r. gelirli kimse. yumuş huylu görünmek.* Bir kım konsantre nitrik asit ile üç veya dört kım konsantre hidroklorik asitten oluş . parası olan. te a ı laş altı girip üstünden çı ndan kmak * malı . * turist. altıyürekli olmak n * çok iyi niyetli olmak. ak altı etmek (veya kaçı na rmak) * yatağ veya donuna abdest etmek.

altı ı nı slatmak * yatağ veya donuna küçük abdestini etmek. z * İ çeneklilerden. * Altlamak iş i. revolver. altimetre altlama altlamak altlı * Altı olan. . greyfrut. * Sarı n üstüne sarı sı ş kları lan rma erit. karmakarık etmek. altlı üstlü * Altı üstü birlikte. kımemesi. n na lan * Arabaya koş atları yolları ulan n kirletmemesi için kuyruğ unun altı yerleş na tirilen torba. * Bu kumaş yapı gelin giysisi. ş ı * bir ş bulmak için aramadıyer bı ey k rakmamak. altı ma nlaş * Altı mak işveya durumu. ve * Alt ve üst katta olmak üzere. ş n alvarı * Altı sı veya kı n rma laptanla iş lenmiş çizgili ipek kumaş bu cins kumaş n üstünde bulunan sı ve ları rma iş lemeli yollar. cak en acı * Bu ağ n kanarya sarırenginde. sı bölgelerde yetiş bir meyve ağ . dikenli ve kürecikler hâlinde sapları bir kaktüs türü (Trollius ranunculoides). her birine altı seferinde altı bir arada olan. nlaş i altı mak nlaş * Altı durumu veya görünümü almak. tan lan altı patlar altı ş ar altı z * Bir doğ umda dünyaya gelen altı (kardeş ). n altı noluk * İlemeli kadış . tadı msı acı sı acı meyvesi. nan eye. ri ğ ı * Ayrı renkte altı olan kumaş yolu . her sı altlı k . altı ntop * Turunçgillerden. * Tabak veya bardak altı . n nda * Altı fiş alan toplu tabanca. tane ek * Altı sın üleş sayını tirme biçimi. greyfrut (Citrus decumana). * Yükseklikölçer. ki olan altı ntop altı parmak * Ellerinde veya ayakları altı parmağolan (kimse). * Hayvanlarıaltı yayı ot veya saman. birlikte. uzun. * Özel diye alı bir ş genel bir kavramıaltı yer vermek. ı na altı üstüne getirmek nı * söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düş ürmek. nda ş ar ı * İ bir tür palamut balı.

altta kalmak * herhangi bir çatı ş mada. sı elli dokuzuncudan sonra gelen. ş ı nda * Kemanla viyolonsel arası büyük keman. ş . nı altunî alüfte alüftelik alümin * Suda çözünmeyen. an ı ak. alüminyum . alümin. ş * Altmıyaş olan veya görünen. oynak. elli dokuzdan bir artı kere k. * Alüfte olma durumu. altmı ş ar * Altmısı nıüleş ş fatın tirme biçimi. viyola. nda ş ı altmıncı ş ı * Altmısı nısı bildiren biçimi. ş fatın ra rada altmı k ş lı *İ çinde altmıtane bulunan. alttan (veya aş ı almak ağ dan) * sert konuş birine karşyumuş olumlu davranmak. nda lı r. ş altmıdörtlük ş * Bir notanıaltmıdörtte biri değ n ş erinde olan nota. altta yok üstte yok * yoksul. 60. LX. beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3). alto altta kalanıcanı ksı n çı n * "herkes baş n çaresine baksı gücü yetmeyen ne olursa olsun" anlamı kullanı ı nı n. cilveli (kadı n). n *İ ffetsiz. alttan alta * gizlice.altmı ş * Elli dokuzdan sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. * Kontralto. 20500 C de eriyen. her birine altmı her defası altmı bir arada olan. altmıaltı ş * Altmıaltı almakla kazanı bir çeş iskambil oyunu. ş sayı lan it altmıaltı bağ ş ya lamak * temelli olmayan bir çözümle durumu kurtarmıgörünmek. alümina * Bkz. fakir. alttan güreş mek * gizli gizli yenme yolları kollamak. nı ve yı * Altı on. çekiş mede yenilmek. el altı ndan. * Altı renginde olan.

ama * Çeliş ve tutarsıiki cümleyi birbirine bağ kili z lamaya yarar. alüminyum taş ı * Boksit. * Hedef. dön-em vb. hedeflenen amacıdında. maksat. yuvarlak. * Eriş ilmek istenilen sonuç. amma. kör. aş lacak i * Bir parçanısevimli ve cana yakı çalı ı anlatı n n nacağ nı r. * Para babası . * Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağ lar. * Alüminyumdan yapı ş lmı . ma inde . * Niş yüzüğ an ü. alüvyon lı ğ . beyaz. âmâ amabile amaç amaç dı ş ı * Gaye dı. -am / -em * Fiilden isim türeten ek: tut-am. gümüş 13. alyans alyon alyuvar Am * Amerikyum'un kı saltması . * ş ı niteliğolan. kil gibi çok ince taneli ş n ı ğ yı dı balçı eylerin kum ve çakı karı yla oluş yın. Kı saltması Al. * Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilir. ama ne * ne hoş . küçük hücre. ı ı rlı parlaklında.* Atom numarası atom ağ ğ26. lla ş ması an ğ ı * Torba biçiminde küçük boş veya geniş luk lemiş sı kım. am * Diş organı ilik . * Görmez. eritrosit. baş bir cümleye bağ artlı inde ka lamaya yarar.98 olan. 6600 C de eriyen hafif bir ğ ı element. ferç. * Gaye. alveol * Akarsularıtaş p yı kları k. alvere tulumbası * Emme basma tulumba. ş ı n ş ı amaç edinmek * bir amaca ulaş isteğ bulunmak. çekirdeksiz. * Kana al rengini veren. * Uyarma veya ş bir ifade niteliğ olan bir cümleyi. * Bir yargı veya bir buyruğ pekiş yı u tirmek için de kullanı lı r.

* Rica anlatı r. amaçlamak * Bir amaca ulaş istemek. tutamak. amaçlı lı k * Amaçlı olma durumu. iş ş lemler. zor durumda bı rakmak. aman bulmak * kurtulmak. beğ aş enme veya beğ enmeme. amaçsı k zlı * Amaçsıolma durumu. amaçlanmak * Amaçlamak iş konu olmak. istihdaf. gayesiz. mayı amaçlanma * Amaçlanmak iş i. * Çok beğ enmeyi anlatı Aman ne güzel ş Bu anlamda kullanı ğ buna da edatı getirilebilir. aman dedirtmek (veya amana getirmek) * karşkoyan birini boyun eğ zorunda bı ı mek rakmak. z amade -amak amal âmâlı k * Âmâ olma durumu. istihdaf etmek. lem aman * Yardı istendiğ anlatı m ini r. korku gibi duyguları belirtmek için kullanı lı r. i. amaçsı z * Amacı olmayan. amalierbaa * Matematikte dört iş terimine verilen ad.amaç gütmek * bir amacı gerçekleş tirmeye çalı ş mak. gayeli. * Bir suçun bağlanmasın istenildiğ anlatı ı ş nı ini r. . amaçlama * Amaçlamak işhedef alma. * İler. aman Allah (Allahı m) * ş ma. kaç-amak vb. ine amaçlı * Amacı olan. * Usanç ve öfke anlatı r. r: ey! ldında ı da * Ş ma anlatı aş r. * (bir iş Yapmaya hazı i) r. * Fiilden isim türeten ek: bas-amak. * Bir amaca yönelik. * Dikkat uyandı için kullanı rmak lı r.

* Ata binen kadı n.aman derim! * sakıha. mayı aman zaman * Karş ndakini yumuş ı sı atmak için söylenen sözleri anlatı r. ambalâj * Eş sarmaya yarayan mukavva. amazon * (eski çağ n Amazonları benzetilerek) Erkek gibi. cana kıcı yı. ması * Hoş görüsüz olarak. * acı p öldürmek. savaş ları na safları yer alan kadı nda n. amansıhastalı z k * Kanser. ı sı ip nı ı ş nı aman vermek * canı bağlamak. * ele geçirilmeyen veya kaçan bir ş üzülmek boş çünkü her zaman benzeri sağ eye tur. amatör * Bir işpara kazanmak için değ yalnızevki için yapan kimse. nı ı ş aman vermemek * rahat bı rakmamak. ambalâjcı * Ambalâj yapan kimse. hevesli. kâğ tahta. göz açtı rmamak. plâstik madde gibi malzeme. unu amansı z * Aman vermez. sandı eyi) klamak. ambalâj yapmak * (bir ş bu gibi maddelerle paketlemek. amanı n * Korkma ve ş ma sözü. profesyonel karş . lanabilir. z ı tı amatörlük * Amatör olma durumu. . aması var * herkesin bilmediğsakı veya kusurları i ncası var. yayı ı t. amana gelmek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ ı sı mek. acı z olarak. hiç acı mayan. Amasya'nıbardağ biri olmazsa biri daha n ı . aş amanname * İ devletlerinde düş slâm mana güvenlik içinde olduğ bildirmek üzere verilen belge. m aman dilemek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ canın bağ lanması dilemek. böyle bir iş n yapayı deme. öldürmemek. amansı zca * Öldürücü bir durumda. i il. aması maması yok! * hiçbir özrün geçerli olamayacağ anlatı ı nı r.

ambalâjlamak * Ambalâj yapmak. güçlü bir vantilâtör kullanı sağ bir larak lanan hava akı ile yeş ve sulu yemlerin kurutulması mı il . ambarlamak * Ambar işyapmak. ekonomik. kül renginde bir madde. n ambargo koymak * gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak. düş ünemez duruma gelmek. * Otomobili fazla gaz vermekten çalı hâle sokmak. * bir malıserbest sürümünü engellemek. * siyasî. * Kum.ambalâjcı lı k * Ambalâjcı olma durumu veya iş i. ambarda kurutma * Kapalı yerde. ambale etmek * Birini düş ünemez duruma getirmek. kaldı ambarlama * Ambar durumuna gelmek. ambargo * Bir devletin. i amber * Amber balından ç ı lan güzel kokulu. lı n i ambarcı * Ambara bakan görevli. ş maz ambale olmak * Çok yorulup iş göremez. * Yiyecek ve bazı yanısaklandı yer. n * bir mala el koymak. ambar * Genellikle tahı l saklanan yer. çok yormak. * Bir malıserbest sürümünü engellemek için konulan yasak. sosyal alanlarda caydı amacı yaptım uygulamak. çakı yapı l gibi malzemesini ölçmekte kullanı ve her yanı unlukla 75 cm olan küp ölçek. ambar memuru. rma yla rı ambargoyu kaldı rmak * ambargo ile ilgili yasaklamayı rmak. müsadere etmek. ambalâjlama * Ambalâjlamak iş i. eş n ğ ı * Geminin yük koymaya ayrı ş lmıyeri. bölge. lan çoğ * Genellikle tahı çok üretildiğyer. gemilerin kendi limanları ayrı nı ndan lması yasaklama buyruğ u. amber balı ğ ı . amber ağ acı * Baklagillerden bir cins mimoza (Geum urbonum). * Eş taş iş yapan kurum veya ortaklı ya ı leri ma k. ğ ı karı * Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı . ambarcı lı k * Ambarcın gördüğ iş nı ü .

rtı bir k. ğ ı macrocephalus). * İbakı ndan. m m * yakı ndan beklediğilgi ve yardı görmeyen bir kimsenin artıyeni bir dilekte bulunmaya niyetli nları i mı k olmadını ğ anlatmak için söylenir. amca * Babanıerkek kardeş n i. en. çalı amberbu amblem amboli * Hindistan'da. uygun. fiil. ötürük. iş ş mı çe. iri ve uzun taneli bir tür pirinç. altısarı renginde güzel kokulu çiçeğ n sı i.* Balinagillerden. ambülâns * Hasta arabası . ). ş amele taburu * Genellikle yol yapı iş m lerinde görevli amelelerden oluş birlik. diş çok yı cı balı ada balı (Catodon kan. kestirme. ı li. iş ş üstünde. an amelelik amelî * Amele olma durumu. amberbaris * Sarı . amber çiçeğ i * Amber ağ nıtoparlak. tatbikî. pratik. n lu zı amel * Yapı iş lan . amele * İçi. * İe dayanan. tatbikî. ince * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş belirtke. cankurtaran (arabasıcankurtaran. nı kları * Sürgün. ishal. n k ya. * Atardamarda kanıpı laş veya yağ n htı ması parçacı nıoluş sonucunda meydana gelen tı kların ması kanma. edim. boyu 25 m'ye kadar çı başbüyük. yalnıdüş alanı kalmayıişdönüş uygulamalı z ünce nda p e en . İ ran'da yetiş piş güzel bir koku veren. lı için lan * Amca olma durumu. ı amcazade * Amcanı oğ veya kı. eyin. nlı amcamla dayı hepsinden aldı payı m. * Hareketle ilgili olan. li. * Bir kimsenin dinin buyrukları yerine getirmek için yaptı . emekçi. * Elveriş kolay. * Yaş erkeklere saygı kullanı seslenme. fı k büyüklüğ acın ndı ünde. amelimanda * İyapamaz durumda olan. amcalı k amcalıetmek k * birine amca gibi yakı k göstermek. ş ameliyat .

arka ayakları uzun. lan . hasta üzerinde kesme ve dikme yoluyla yaptı müdahale. amerikan * Pamuktan düz dokuma. rlanı esaslara uygun olarak iş letilmesi. ameliyat geçirmek * ameliyat edilmiş olmak. acı * Bu ağ n badem biçiminde çekirdekli. Amentü * Kur'an surelerinden birinin adı . kaput bezi. ik ndan Amerikalı ma laş * Amerikalı mak işveya durumu. küçük bir memeli kürk hayvanı çok (Eriomys chincilla). Amerika ile ilgili olan. amenna *İ nandıanlamı "öyledir". operasyon. Amerika'da yetiş bir a ğ bilader ağ (Anacardium occidentale). Amerikan bar . en aç * Bu ağ n armuda benzer yemiş acı i. "doğ "diyecek yok" gibi tasdik etme anlatı k ile ru". laş i Amerikalı mak laş * Amerikalı n yaş ş nı ları ayıtarzı benimsemek. Amerikan bezi biçiminde de kullanı lı r. * Tabiî kaynakları iş n letilmesi. ı en aç. ameliye * Yapı iş lem. iş amenajman * Devlete ve kiş ait ormanları önceden hazı p kabul edilmiş ilere n. Amerika bademi * Aselbent ve zamk gibi maddeler veren bir sı iklim ağ (Styrax americana). Amerikan * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. cak acı Amerika elması * Antep fı ğ stıgillerden. Amerika üzümü *Ş ekerci boyası .* Operatörün. armuda benzer yemiş acı i. İ faaliyetler. ğ ı * ç. Amerika'da yetiş bir ağ (Persea gratissima). n i ameliyatlı * Ameliyat edilmiş . ameliyat masası * Üzerinde ameliyat yapı özel donanı masa. r. Amerika armudu * Defnegillerden. lan mlı ameliyathane * Hastaları ameliyat edildiğyer. Amerika tavş anı * Kemiricilerden. Amerikalı * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. ş ler. ik ndan * Amerika'ya özgü.

ametal ametist amfi * Amfiteatr kelimesinin kı lmı. amfor. n il amfibyumlar * Kurbağ ve semenderleri içine alan iki yaş ş omurgalı sıfı a ayı lı lar nı. yeşrenkli bir silikat grubu. ndan iş . dibi sivri. * Metal olmayan elementler. * Amigonun yaptı iş ğ . otel veya evlerde içki için ayrı ş e. esmer. Amerikanca * Amerika Birliş Devletlerinde kullanı İ ik lan ngilizce. Kı 95. saltı ş ı amfibi * İ yaş ş. karnı ki geniş testi. yla lan amfibol * Piroksenlere yakısiyah. saltması Am. * Çoğ unlukla spor yarı ş maları seyircileri coş nda turan kimse. Amerikan salatası * Rus salatası . k * Toprak parçası . ı * Vücut organları bir bölümünün hava ile şmesi. amfizem amfor * İ kulplu. Amerikalı ya ş an gibi. amfora amigo amigoluk * Bkz. raları arkaya doğ basamaklı ru olarak yükselen salon. ki ayı lı * Hem karada hem de suda hareket eden (taş yüzergezer. dar boyunlu. * Süs taşolarak kullanı mor renkte bir tür kuvars. lmıköş Amerikan bezi * Bkz. raş Amerikanvarî * Amerikalı yakı biçimde. * Yunan ve Roma'da açıhava tiyatrosu. ı t). amerikan. Amerikanist * Amerikan tarihi ve kültürü ile uğ an bilimci. amfiteatr * Dinleyicilerin oturduğ sı u. amerikyum * Atom numarası yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element.* Lokanta. ı lan amfibi harekât * Kara ve deniz araçları yapı manevra.

amipler amipli *İ çinde amip bulunan. * Amir olma durumu. faktör. sebep. tek değ hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluş ürünlerin genel adı erli an . * Amiplerin yol açtı. * Amonyaktaki hidrojen yerine. * Bir iş emir verme yetkisi olan kimse. ş an * Amire yakır biçimde. üst. * Kibarca olmayan. amip * Amipler takı ndan. ı ik. * Niş astayı parçalayarak ş ekere çeviren bir enzim. bayağ ı . etmen. amit amitoz amiyane * Amonyağ hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluş birleş ı n an iklerin sıf adı nı . ordudaki general rütbesine eş rütbedeki subay. halk deyiş zı iyle. it amirallik * Amiral olma durumu. * Sı radan. amir gibi. etken. . te amiral * Deniz kuvvetlerinde. n lar nına mı amirane amirce amiriita amirlik amiyane tabiriyle * halk ağ ile. tatlı tuzlu sularda yaş bir hücreli canlı iş ve ayan (Amoibe). * Amiralin makamı . amire yakı biçimde. ğ ı amir * Buyuran. emreden. ş ı * Bkz. vücudunun biçim değtirmesiyle oluş geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek mı iş an yer değtiren. aminoasit * Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taş proteinlerin temel taşolan organik bileş ı yan. âmin * "Allah kabul etsin" anlamı dualarıarası ve sonunda kullanı nda. * Amir gibi. ita amiri.amil amilâz amin * Yapan. * Amip. akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğ alma. n nda lı r. * Bir hücreli hayvanları kök bacaklı sıfı giren bir takı .

bellek yitimi. u ş adı amonyaklama * Amonyaklamak iş i. azotlu gübrelerin en çok kullanı dı lanır.amma * Bkz. amme menfaati * Kamu yararı . amme efkârı * Kamuoyu. çağ vı nak. n amme davası * Kamu davası . * Yanı getirildiğkelimenin anlamı aş lıkatarak ş ma veya hayranlıanlatı na i na ı k rı aş k r. amme idaresi * Kamu yönetimi. keskin kokulu bir gaz (NH3). nı r kaymağ lan ş adı ı . amnios suyu * Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sı. imi *İ çinde bu gazıeritilmiş n bulunduğ su. amma velâkin * Ancak. amme hukuku * Kamu hukuku. iğ ş tı amonyum * Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleş kökü (NH4). * Döl kesesi. amonyaklamak * Bazı yemlerin amonyak veya bir amonyum bileşi ile karı rmak veya doyurmak. ş lı ı k. ammada yaptıha! n * söylenen bir söze pek inanı ğ ve ş ı ğ anlatı lmadını aş ı ı ldını r. amnezi amnios * Hafı kaybı za . Ama. amoralizm * Ahlâk dıcı töre dıcı ş lı ı k. . amme * Halkıbütünü. nı r ruhu. amonyum sülfat * Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum nötr sülfat. kamu. im amonyum karbonat * Hamur kabartmada maya olarak kullanı karbonik asidin amonyum tuzu. amor * Bir çeş kumaş it . bununla beraber. amonyak * Azot ve hidrojen birleş olan.

ampul şe. amortisman * Taş ı nmaz mallarıaş n ı nmaları karşk olarak. amper * Elektrik akı nda ş mı iddet birimi. Kı saltması A. elektrik akı ile akkor durumuna gelerek ık verebilen bir iletkeni bulunan. dikine. * Piyangoda ödenen para kadar ödenen karşk. ı lı amorti etmek * bir giriş imde yatılan parayı rı zamanla yeniden kazanmak. na ı lı llı lan * Faizin iş lemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi. yükselteç. yık kârdan ayrı belirli pay. dik. yayları gereksiz hareketlerini gidermeye ntı gibi n yarayan düzen. mölçer. üslûbu. amudufı karî . ampir ampirik * Bir kurama değ de yalnı deneye. nı amudî * Dikey. ş akı n iddetini veya gücünü artı rmaya yarayan araç. sı durumda ilâç bulunan küçük veya büyük cam tüp. mobilya. * Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma. gözleme dayanan. il zca ampirist * Deneyci. amperölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan aygıakı t. yumuş atmalı k.amorf amorti * Biçimsiz. sallantı hareketleri en aza indiren. amper saat * Bir amper ş iddetinde akı geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı m . ampermetre * Amperölçer. iş *İ çinde. * Birden ödenerek faizinin iş lemesine son verilen tahvil. amplifikatör * Alçak veya yüksek frekanslı mlarıgerilimini. amortisör * Motorlu araçlarda sarsı . u vı ampütasyon * Bir organı kesip çı karma. * Napoleon döneminde Fransa'da ve Avrupa'da yayı ş lmıolan yapı . ampirizm * Deneycilik. * Bu düzeni kuran öge. amuda kalkmak * iki eli üstüne dayanarak bacakları havada dikey tutmak. giyim vb. havası altı ş mı ş ı boş lmıcam *İ çinde çoğ kez zerk edilecek. cihaz.

* İ tarla arası ki ndaki sır. -an / -en -an / -en ana *İ simden isim türeten ek: oğ ul-an > oğ kı kök-en vb. faizin dında olan bölümü. e muş * Zamanıbölünemeyecek kadar kı bir parçası n sa . . * Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sı olarak geldiğ fat inde. u n. o çizginin. baba ayrı * anaları babaları olan (kardeş bir. kı lı k. * Yavrusu olan dişhayvan. ana bilim dalı * Üniversite veya fakültelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlıdalları k . i. amyant an an an * Zihin. tehlikeli zaman. * Velinimet. l. ana avrat düz (veya dümdüz) gitmek * sövmek. yer veya durum. lan. nı * Çocuğ olan kadı anne. n i ana baba günü * Çok kalabalı k. ayrı ler). amut * Dikme. küfretmek. dik durumda. u ana baba bir * aynı ve babadan olan (kardeş ana ler). ana baba eline bakmak * ana ve babanıverdiğpara ile geçinmek. i * Dince aziz tanı bazı nlara verilen saygı nan kadı unvanı .* Omurga kemiğ bel kemiğ i. asıesas. lı ana baba yavrusu * nazlı büyütülmüş çocuk. * Alacağ veya borcun. ana bir. ı n ş ı * Temel. * Sınt ıkalabalı telâş. ana arı * Arı beyi. ana baba * Ana ile babanı oluş n turduğ birlik. belirli bir kural altı nda hareket ederek bir yüzey oluş turmaya yaradını ğ anlatı ı r. * Fiilden sı türeten ek. fat * Kolayca bükülen ve ateş dayanan liflerden oluş . bir tür ak asbest. * Yaş kadı saygıbir seslenme sözü olarak kullanı lı nlara lı lı r. z-an. lâhza.

kıbahtı zı z kocadan arar (veya ana kına taht kurmuş zı . nı sı ana kara ana kent * Yeryüzündeki beş büyük kara parçası her biri. mutlu olamaz. ana fikir * Belirli bir konuda bir yazın temeli olan düş nı ünce. iyi n. aççı larda kan sı oluş ana defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. * Bir ülkenin veya bir bölgenin çevresindeki yerleş yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden egemen im olan ve genellikle ülkenin baş ülkelerle olan her türlü iliş ka kilerinin sağ ğen önemli kenti. taları ran ana deniz bilimi * Oş inografi. Bağ gibi diyar olmaz dad * insanlar içinde bize ana kadar candan bağ dost yoktur. ana kına taht kurar. metropol. okyanus. i * Gemilerde. * Dönen koninin yan yüzünü oluş turan dik üçgenin hipotenüsüne verilen ad. ana gibi yâr olmaz. kı ndan ta. baht kuramamı ş ) * kocası olmayan bir kadı kendi ne kadar zengin olursa olsun. umman. ması ana doğ rusu * Dönen silindirin yan yüzünü oluş turan dikdörtgenin bir kenarı . büyük ş landı ı ehir. ana duvar * Bir yapın. ana kapı * Bir yapın süslü. ana dil * Baş diller veya lehçeler türetmiş ka olan dil. . lı ana kadı n * Bir ailede veya bir toplulukta en çok sayı kadı lan n. dört bir yönünü çevreleyen kalıdıduvar. ekleme direklerde dipteki temel parça. metropol. aç. büyük defter. büyük ön kapı. un. ana kitap * Bir bilim alanı yazı ş nda lmıtemel kitap. * Belli bir kurala göre yürütülerek bir biçimin oluş na yarayan çizgi. ana çizgi ana dal * Ağ ağ k veya çalı gövdeden ilk çı ve bitkinin çatını turan dal. defterikebir. * Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri. nı n ş ana düş ünce * Temel fikir. büyük ş ehir. k nı ana deniz * Kı birbirinden ayı engin deniz.ana cadde *Ş ehirde ara sokaklarıaçı ğgeniş n ldı ı yol. evindekilerden ve soyca bağ olduğ topluluktan öğ lı u rendiğdil. ana dili ana direk * İ n çocukken anası nsanı ndan.

holding. laytmotif. ana kubbe * Camilerde ayaklar veya ana duvar üzerindeki kasnağ oturtulmuş a kubbe. ana ş ehir * Ana kent. langına ana sıfı nı * Genellikle beş ı bitirmiş yaş nı çocukları ilkokul öğ renimine hazı rlayan sıf. lan ana kuzusu * Pek küçük kucak çocuğ u. n ana kuyu * bir ocakta ana çış havalandı kıve rmada kullanı kuyu. k k ran ana muhalefet *İ ktidarı dında sayı en üstün olan parti. ğ ı ana rahmine düş mek * döl yatağ cenin oluş ı nda mak. ana mektebi * Bkz. nı ana sav ana sayaç * İ sürülerek savunulan düş leri üncelerin en belli baş olanı lı . nı ana sözleş me * Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleş me. n * Arı beyi. anaokulu. * Bir gözlem evi veya kurumda.ana kök * Tohumun çimlenmesinden sonra kökçüğ toprağ dalarak geliş sonucu oluş ilk kök. ana toplardamar * Kirli kanı kalbin sağ kulakçına boş iki büyük toplardamardan her biri. ün a mesi an ana kraliçe * Kralı annesi. büyütülmüş çocuk veya genç. ana saat saat. saatler içinde en doğ giden ve öbür saatlerin ayarlanması kullanı ru nda lan * Belirli bir yerleş birimine veya bir ş verilen toplam gazıölçülmesi amacı ana dağ m boru hattı im ehre n yla. ana motif * Bir sanat eserinde sısıtekrarlanarak ona özellik kazandı motif. ana sanlı * Soyadı ana yönünden alan. lere ş mamı nazlı ş . * Sınt ı güç iş alı kı ya. ğ ı altan . n ş ı ca ana ortaklı k * Birçok ortaklın pay senetlerini elinde bulundurarak onları ğ ı denetimi altı tutan sermaye yatı nda rı m ortaklı. ı tı baş cı tesis edilen sayaç sistemi. ana kucağ ı * Ananı sevgi ve sevecenlikle dolu çevresi.

ana vatan * Ana yurt. doğ ve batı u yönlerinden her biri. mı ana yarı sı * Teyze. ı na * Ana olarak. * Kurnaz. na kün anaç * Yavru yetiş tirecek duruma gelmiş olan hayvan veya yemiş verecek durumdaki ağ aç. * Sevimli. * Bir ş ilk kez yetiş göründüğ yer. . uş anadan görme * annesinde gördüğ gibi. lk ana yüreğ i * Annelik duygusu. tasası sağklı duruma gelmek. z. * İ yurt edinilen yer. ri. anaca anacı k * Küçük anne. ü ana yapı * Bir yapı bütünü içinde yükseklik ve biçim bakı ndan göze çarpan. baş buyruk. anabolizma * Özümleme. bilgili. anaçlı k * Anaç olma durumu. anacı l * Anası düş (çocuk). n ldı ı * Cadde. anaçlaş mak * Anaç duruma gelmek. sempatik anne. eyin tigi. ana yol * Küçük yolları kendisine açı ğbüyük yol. anadan (yeni) doğ a dönmek (veya anadan yeni doğ gibi olmak) muş muş * dertsiz. lı bir anadan doğ ma * çılçı rı plak. ü * geleneksel. ana sevecenliğ i. ana yön ana yurt anaçlaş ma * Anaçlaş iş mak i. deneyli. * doğ tan olan. ana vatan. * Kuzey. önemli bölüm. * İ kart. güney.

araç. uzun saplı dirgen. açar. güç durum. karş ksıolarak baş nıyararlanması imkân vermek. açkı p lan . inde anaforculuk * Anaforcu olma durumu. anaerki * Soyda temel olarak anayı ve ailede çocukları klânı mal eden ilkel bir toplum düzeni. girdap. iş anahtar * Bir kilidi açı kapamak için kullanı araç. anaforlamak * Yolsuz veya emeksiz olarak kazanç elde etmek. yaba. ndan anadut * Ekin veya ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan. yetiş ebilen. ı z lı kasın na anaforcu * Yolsuz veya emeksiz kazanç peş olan (kimse). e mın lamak için kullanı düzen. . eyin ini lan * Ş yazmak ve çözmek için kararlaşrı ş ifre tılmıolan yol. kurgu. . maderş matriarkal. alan ana na maderş ahîlik. * Notalarımüzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunması sağ n nı lamak için portenin baş konulan iş ı na aret. * Bir ş zembereğ kurmak için kullanı araç. ş ı * Yolsuz veya emeksiz elde edilen ş ey. anaerkillik * Kadın üstünlüğ dayalı nı üne toplumsal örgütlenme düzeni. * Ananı egemen olduğ aile hayatı n u . anaforlama * Anaforlamak iş i. ahî. anaforlu anagram * Bir kelimedeki harflerin yerini değ tirerek elde edilen kelime. * Karmakarık. eğ çevri. anafora kaptı rmak * emeksiz. *İ stenilen yere veya aygı isteğ göre elektrik akı nıgeçmesini sağ ta. burgaç. sinirli. anaerkil * Anaerki temeline dayanan. tası ı na Anadolulu * Anadolu halkı olan (kimse). u rim.Anadolu * Ön Asya'nı bir parçası n olarak Türkiye'nin Asya kı nda bulunan toprağ verilen ad. anaerobik * Oksijensiz yerde yaş ayabilen. * Somunları vidaları veya çevirerek sışrı gevş kı p tı etmek için kullanı çelik saplı lan araç. ters akı ları ı laş ntını arak ğ ı ntı n oluş turduğ dönme. lan komütatör. anafor * Bir engelle karş an su veya hava akı sın dönerek ve çukurlaş yaptı çevrinti. * Akı lı ntı cereyanlı . anafordan * yolsuz veya emeksiz olarak.

analaşrmak tı * Annedeki özellikleri kazandı rmak. analı * Anası olan.* Konserve kutuların kapağ keserek açmaya yarayan alet. a analaşrma tı * Analaşrmak iş tı i. eskimiş ı . lan n i lı anahtar taş ı * (yapılı Kemerlerin en üstündeki taşkilit taş cı kta) . anahtar uydurmak * bir kilidi açmak için kendi anahtarı baş bir anahtar kullanmak. satan veya onaran kimse. deri ve n nı lması sağ ldı ı benzerinden yapı halka veya kı lan lı f. araç. anakonda * Boğ agillerden tropikal Güney Amerika'da yaş ayan. kolayca kullanı nı lamak için takı ğmaden. ndan ka anahtar vermek * (tulûat tiyatrosunda) komiğ nükte yapma kolaylı vermek. anahtarlı k * Anahtarları kaybolması önlemek. . -anak / -enek * Fiil köklerinden isim türeten ek. a . * Çağ uymama. rsı k anahtarcı lı k * Anahtarcın yaptı iş nı ğ . anahtar ağ ğ ı ı zlı * Mobilya kapakların ve çekmecelerin yüzlerine açı anahtar deliklerinin üzerine çivilenen paslanmaz nı lan çelik veya dökümden yapı ş lmıortası anahtara uygun. avı sararak ve sı nı karak öldüren yı (Eunectes lan murinus). anakronik * Çağgeçmişçağ uymaz. vası ta. açacak. analı . ş ı anahtar kelime * Bir kompozisyonda kullanı temanıifade edildiğbaşca kelimelerden biri. kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hı zlıyapan kimse. analı kuzu kı kuzu nalı * Bkz. delikli metal ve plâstik gereç. * Kapı . ı . anakronizm * Tarihe aykılı rı k. e ğ ı anahtarcı * Anahtar yapan. nı ı nı * Vesile. anahtar bitkiler * Mera üzerinde çok bulunan ve bunlarıdoğ bir ş n ru ekilde otlatı lmaları tüm meranıdoğ bir ş ile n ru ekilde otlanmıolacağkabul edilen bitki türleri. ı anahtarı beline takmak * evde yönetimi ele almak.

acı yitimi. analı k * Ana olanı durumu. aygı t veya organ. analizci * Analizle uğ an veya analiz yapan kimse. analıetmek k * analıgörevini yapmak veya ana gibi yakı k göstermek. anamal . analiz yapan kimse. * Üvey ana. * Sermaye. * Örnekseme. çözümleyici. beğ aş enme. n ı lan * Sese verilen tona göre ş ma. benzeş meye dayanan. kapital.analı kuzu. raş analizör analjezi analjezik analoji * Benzeş benzeş im. anam babam * teklifsiz bir seslenme. analiz etmek * Çözümlemek. kı kuzu nalı * annesi sağ olan çocuklarımutluluğ anlatı n unu r. tuz. analist * Tahlil. me. n * Ana duygusu. acı duyumunu yok etme. * Anaca davranı ş . ağkesen. analitik analiz * Çözümlemeli. rı anam avradı olsun m * birini kesin olarak inandı rmak için söylenen çok kaba bir ant. * Analiz yapan cihaz. tahlil. k nlı analızlı kı * Salça. * Çözümleme. * Andışandış rı . * Ana yerini tutan veya ana kadar yakı k gösteren kadı nlı n. * Ağyı rı dindirme. büyük küçük herkese karşkullanı teklifsiz bir seslenmek. acı . * Bkz. anam! * Kadıerkek. analojik * Analoji ile ilgili. rı ma. üzüntü gibi duygular anlatı r. bulgur ve kı ymanı yoğ n rularak küçük köfteler hâline getirilmesi ve bu malzemenin et suyu ve nohut ile piş irilmesiyle hazı rlanan yemek. su. tahlil etmek.

ı ı lı anaokulu * Öğ renim çağ henüz gelmemiş ile altı arası ı na iki yaş ndaki çocukları düzenine hazı okul rlayan eğ itim kuruluş u. anapara anarş i * İletilen paranıfaiz katı ş n lmamıbütünü. bir iş razı e etmek için gereğ inden çok överek yumuş atmak amacı güdüldüğ baş na anlatı ünü kası rken kullanı lı r.sermaye. sermayedar. anamal sahibi. e ananet an'anevi * Erkekte cinsel güçsüzlük. anamalcı lı k * Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni. puluçluk. kapitalist. başzlı sı k. inde anarş ik . * Geleneğ dayanan. n anamal birikimi * Anamalcın elde ettiğartıdeğ bir bölümünü kendi kullanı büyük bölümünü anamalı nı i k erin rken na ekleyerek onu büyütmesi. a. bu da sana öyle helâl olsun. e ananıak sütü gibi (helâl olsun) n * anamı sütü bana nası n l helâl ise. anamalcı * Üretim araçları özel mülkiyetinde bulunduran. geleneksel. ananıörekesi n * saçma bir söze karşverilen karşk. ananas * Ananasgillerden. gelenekçi. anan yahş baban yahş i. i * birini. yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir mallarıbütünü. an'ane an'aneci * Gelenek. lı an'anecilik * Gelenekçilik. nı * Anamalcı düzenini benimsemiş lı k . sı ülkelerde yetiş ve örneğananas olan bitki familyası cak en i . cak en aç * Bu ağ n tadı acı . ş * Siyasî ve idarî kurumlardaki çözülme sonucu olarak devlet denetiminin kalmaması durumu. ananasgiller * Bir çeneklilerden. ı boş * Anarş i niteliğ olan. kapitalizm. * Kargaş baş luk. an'anesiz * Geleneğ sahip bulunmayan. sı ülkelerde yetiş bir ağ (Ananas sativus). kokusu çok beğ enilen meyvesi. * Ananeye bağ olan. * Bir ticaret iş kurulması inin .

anartri * Dil tutukluğ u. anası danası * soyu sopu. anarş istlik * Anarş olma durumu. esaslı biçimde. bezini al na zı al. ü . anarş izm * Tarihî ş artlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldılması çalı öğ rı na ş an reti. çok sıntı kı çektirmek. izm sı anarş me istleş * Anarş mek iş istleş i veya durumu. * canı bezmiş ndan . anası emdiğsütü burnundan getirmek ndan i anası ağ nı latmak * bir kimseye çok eziyet etmek. üş engeç. mı na anası (veya sarı turp msak). bakı ndan anası benzeyen. eziyet çekmek. anasın hâlini göz önüne alı nı rlarsa aldanmamıolurlar. na * bir kın karakterini öğ zı renmek isteyenler. bezdirmek. i ile * Anarş yanlıolan kimse. ş . bir anası avradı sövmek na na * birinin anası ve karını nı sı amaçlayarak çirkin söz söylemek. bitkin duruma gelmek. iş ist i. anası yerinde * bir gencin anası kadar yaş (kadı lı n). babasıalgam (veya soğ ş an) * ne olduğ belirsiz kimselerin çocuğ u u. anası bellemek nı * bir kimseye en büyük kötülüğ yapmak. çok üzmek. bütün aile. ş anası doğ una piş ndan duğ man * çok tembel. anası lamak ağ * çok sıntı kı çekmek. kını kenarı bak. . anası doğ una piş etmek ndan duğ man * çok eziyet etmek. ası l olarak. anası l * Kökten. anası bak. anası emdiğsüt burnundan (fitil fitil) gelmek ndan i * bir işyaparken çok sıntı i kı çekmek. anası lı kı klı * görüşdavranı huy vb.anarş ist * Anarş ilgili olan. anarş mek istleş * Anarş özelliğtaş ist i ı mak.

ları nı kilâtı anayasacı * Anayasayı savunan. lacağ nı yurttaş n kamu hakları bildiren temel yasa. anasın ipini satmı(veya pazara çı ş nı ş karmı ) * ipsiz. teş sı ve nı rih. rma. yasama. anayasadan yana olan. anasın nikâhı istemek nı nı * bir ş değ eye erinden çok para istemek. ögeler. kanunuesasî. anası r anası z anası k zlı anason * Maydanozgillerden. dalavereci. gövde yapı. anasın körpe kuzusu nı * pek küçük kucak çocuğ u. z anatomist * Anatomiyle uğ an bilimci. çok açıgöz. lan anatomi *İ nsan. * Beden yapı. * Anatomi dersi veren öğ retim üyesi. anasın gözü nı * çok kurnaz. hinoğ k luhin. teş esasiye kanunu. * Anayasa konusunda yetkili olan. raş anavaş ya * Göçücü balı n Akdeniz'den Karadeniz'e çı kları kması . yapı bitki (Pimpinella anisum). bunun için gam yeme (yemem)!. hayvan ve bitkilerin yapını organların birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim. yürütme. anayasa okutan (kimse).anası eş kovalası nı ek n! * sözü edilen kimse veya iş bı nlı dikkate almama ve umursamama anlatı için kkı k. yargı güçlerinin nası lama l kullanı ı gösteren. anası sat! (veya satayı nı m) * önem verme. katavaş ya. anayasal . * İ vücudunun anatomisi ile ilgili. r. anayasa * Bir devletin yönetim biçimini belirten. aldı umursama. kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse). * Anası olmayan. anasın kı nı zı * anasın huyları nı kendisinde de görülen kı z. sı sı * Bir ş oluş eyin umunda göze çarpan özel yapı . kokulu tohumu hamur iş lerinde ve rakı mı kullanı yurdumuzda ekimi yapı nda lan. nsan * Unsurlar. anatomik * Anatomi ile ilgili. * Anasıolma durumu. anatomici * Anatomi uzmanı .

* Anı . andemi andemik andezit andı k * Sı rtlan. rat. andış rı mak * (bir ş Baş bir ş andı ey) ka eyi rmak. beceriksiz. * (çoğ durumunda) Anı hatı ul lar. yadigâr. birbirinden ayrı lmamaları gerektiğ anlatı ini r. k k * Plâjiyoklâzlı yanardağ bir kültesi. "yalnı gibi bir düş z" ünceye karş ikinci bir düş ı t ünceyi anlatı r. kları lan lı * Ajanda. rı mak i. bön. ancak * "Yalnı sadece" gibi sırlama anlatı z. andış rı * Andı rmak işveya biçimi. andı rma * Andı rmak iş i. * Belli bir bölgede sısıgörülen. anbean * Dakikadan dakikaya. analoji. benzerlik durumu. saş n. aptal. sardalye veya tirsi balı ndan yapı tuzlu ve yağ ezme. * "Olsa olsa". . zlı andaval * Ahmak. ilerisinin olmadını ğ gösterir. ı * "Lâkin". beceriksiz (kimse). nı r. * Yarı yavaşadagio ile andantino arası .* Anayasa ile ilgili. kanca beraber * bir iş iki veya daha çok kimsenin. daha hı . "en çok". o iş te kötü de gitse. "ama". gittikçe. "güçlükle" gibi. "daha çok". * Belli bir bölgede sısıgörülen hastalı k k k. anca * Ancak. temsil. * En erken. kı andavallı * Bön ve görgüsüz. andış rı ma * Andış iş analoji. * Genellikle hamsi. bir ş daha çoğ eyin unun. anca beraber. i * İ ş arası bazı ki ey nda noktalardaki uygunluk. . ançüez andaç andante andantino * Andante'den daha canlı . bazen de çaça. her an. *İ ltibas.

anevrizma * Bir atardamarı bir noktası oluş ur biçimindeki gevş şkinliğ n nda an eme iş i. acı kokulu bir ot (İ ve nula). * Uyuş turucu bir ilâçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuları yok olması n . anekdot * Kı veya özlü anlatı olan güldürücü hikâye. angaje * Sözle veya yazıolarak bağ lı lanan. anemon aneroit anestezi * Dağ lâlesi. anestezist * Anestezi uzmanı . duyum yitimi. rı tı andı z * Yaprakları dikenli olan bir çeş ardı it ç. çağşrmak. çiçekli. endoskopi. en andıotu z * Birleş ikgillerden. andoskopi * Bkz. acı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun kökü. andropoz * Erkeklerde yaş dönümü. lan * Kansı k. nemli yerlerde yetiş sarı en. endoskop.andı rmak * Anmak iş yaptı ini rmak. fı sa mı kra. andoskop * Bkz. * Cı yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı va barometre. taahhüt etmek. anele anemi anemik * Gemilerde türlü iş lerde kullanı bir tür demir halka. angaje olmak . angaje etmek * birini söz veya yazı bağ ile lamak. * Benzer yanları bulunmak. anesteziyoloji * Duyum yitimi bilimi. * Servi ağ . zlı * Kansı z. anemometre * Yelölçer.

zorla yapı iş lan . bağ . * Ördekgillerden. tüyleri kiremit renginde. hatıiçin yapmaya mecbur olmak. Angolalı * Angola'da yaş (kimse). taahhüdü olmayan. angajmansı k zlı * Angajmanı olmama durumu. angarya çekmek * bir işisteksizce. lantı angajmanlı * Bağ sı lantı. i r angaryacı * Baş na ücretsiz iş kası yaptı kimse. bı rı. yüzyı Büyük Britanya'yı geçiren Cermen ı ndan oymaklara verilen ad. u Anglofil *İ ngiliz yanlı. u . ğ ı * Savaş durumundaki bir devletin. üstlenme. kendi suları ndaki yabancı devletin ticaret gemilerine el koyarak bir bunlardan yararlanması . ran angaryaya koş mak * birini zorunlu olmadı hâlde bir iş çalı ğ ı te ş maya zorlamak.* sözle veya yazıolarak bir ş bağ lı eye lanmak. sı Anglosakson * V. angudî angut * Angut kuş unun renginde. * Usandıcı ktıcı rı. * Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptı zorunlu ücretsiz hizmeti. Anglikan *İ ngiliz kilisesine bağ olan (kimse). evcilleş tirilebilen bir yaban kuş (Casarca ferruginea). lda ele rkı * Ana dili İ ngilizce olan kimse. lı * Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabaların iki tarafı takı parmaklı nı na lan k. hur. ve VI. taahhüt. taahhüdü olan. *İ ngilizlere has olan. angı ç angı n * Ünlü. anı şmeş lmı . angarya * Bir kimseye veya bir topluluğ zorla. Kı it ş ı nı saltması A. ücret vermeden yaptılan iş a rı . angajmansı z * Bağ sı lantı. angajman * Yüklenme. * Olağ anüstü durumlarda veya sıyönetimde devletin vatandaş ait ta ş el koyması kı lara ı tlara . ayan angström * Metrenin on milyarda biri değ erine eş olan ık dalgaları ölçme birimi. Anglikanizm *İ ngiliz kilisesinin tuttuğ inanç yolu.

i anı lma anı lmak * Anı iş lmak i. * Hazı r. * Hatı ra. anha minha * Aş ı ağyukarı . kaba saba. anı mak laş * Anı niteliğkazanmak.* Ahmak. anı msatmak * Hatı rlatmak. hatı ra. taş yla al. anı ma klaş * Anı mak iş klaş i. anı k anı klama anı klamak * Hazı rlamak. r anı k klı anı ma laş * Anı mak işanı laş i. anı msatma * Hatı rlatma. hatı ine rlamak. . anı msamak * Hatı rlamak. anı mak klaş * Hazıolma durumu. * Hazık. durumuna girme. * Anı klamak iş i. anhidrit anı * Genellikle kaya tuzu ve alçı ı birlikte bulunan doğ susuz kalsiyum sülfat. anış rı * Anı iş rma i veya biçimi. * Anmak iş konu olmak. anı msanmak * Hatı rlanmak. anı msanma * Hatı rlanma. rlı anı msama * Hatı rlama. * Yaş ş anmıolayları anlatı ğyazı n ldı ı türü.

anı tsal * Anıniteliğ olan. abide. ima etmek ihsas etmek. anı eri kazanmak. anı t * Önemli bir olayı büyük bir kiş gelecek kuş veya inin aklarca tarih boyunca anı lması yapı göze için lan. abideleş t tirmek. çarpacak büyüklükte. anı benzeyen.anı rma anı rmak anı rtı anı rtma * Anı iş rmak i. ü iyle anı tsı * Anı benzer. anı mezar. t inde ta * Büyüklüğ görünüş ve güzelliğ görenleri etkileyen. anı rtmak anı rma ş tı * Anı nı lamak. abideleş ve lı r mek. t t değ * Saygı sevgi ile anı duruma gelmek. ta anı z . eri anımezar t * Görkemli. anı ma tlaş * Anı mak iş tlaş i. * Önemi ve değ çok olan eser. * Bir yazı veya ş bilinen bir olayı atasözünü anlatma veya çağşrma sanatı da iirde . anı tı tlaşrma * Anı tı tlaşrmak iş i. anı mak tlaş * Anıdurumuna gelmek. anı tılma tlaşrı * Anı tılmak durumu. telmih. anı tı tlaşrmak * Anıdurumuna getirmek. sembol niteliğ yapı inde . * (eş Bağ ek) ı rmak. tsal Anı tkabir * Atatürk'ün mezarı . abidevî. * (küçük a ile) Tarih değ olan kiş eri ilerin mezarı olarak yapı anı erindeki yapı lan t değ . eğ rı kardı ı * Anı rtmak iş i. bir rı tı . tlaşrı anı tılmak tlaşrı * Anı tı tlaşrmak durumuna getirmek. * Eş in anırken çı ğses. dolaylı anlatmak. anı rmak ş tı * Bir ş açı söylemeyip üstü kapalı eyi kça anlatmak. rması sağ * Anı rmak iş ş tı i. ü. görkemli.

bir anda. zı * Bir anda gerçekleş tirilen hücum. * Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla. * Bir andaki hı z. apansı z. farenjit. * Bir anda oluveren. kaba. anıbiçmek z * anı ve tarla kenarı zı ndaki otları biçmek. zı * Sert. birden. m lerinde. ı m nı * Bir parçanıcanlı nacağ anlatı n çalı ı nı r. anıbozmak z * anı alt üst etmek için toprağyüzden sürmek. . * Hemencecik. birdenbire. anjiyoloji * Dolaş organları inceleyen anatomi bölümü. birdenbire. anjiyo olmak * anjiyografi çektirmek veya yaptı rmak. boya sanayiinde kullanı organik boya lan cevheri. . * Boğ mukozasın şmesi. * Ansın. * Benzenden türeyen bir amin. animasyon * Canlandı rma. anî akı n anî hı z anîde anilin boyalar * Taş kömürü eterinden elde edilen. fotoğ lı bası iş rafçı kta. zı ı anı k zlı anî * Anı sökülmemiş zı tarla. animato animizm anjin anjiyo * Anjiyografinin kı saltması . hunnak. boğ yutak iltihabı az nı iş ak. anjiyografi * Damar içine x ınları geçirmeyen bir madde ş nga edildikten sonra damarları filminin alı ş nı ı ı rı n nması . anîden anif anilin * Ansın.* Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. * Canlılı cı k.

kırcıve ipek gibi yumuş kı olan ve Ankara yöresinde yetiş vı k ak lları tirilen evcil keçi türü. eklem kaynaş . semantik. tirilmiş (tesisat). anketör ankiloz * Oynar eklemlerde oynaklın kalmaması eklemin iş ğ ı yla lemez duruma gelmesi. anket * Soruş turma. tiftik keçisi. sözlerin bir araya gelmesi. Ankara keçisi * Uzun. Ankara kedisi * Uzun tüylü ve Ankara yöresinde yetiş kedi ı . anlam bilimi * Dili anlam açından inceleyen bilim dalı sı . bir tasarın.Anka * Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuşZümrüdüanka. . . fehva. lan n rlattı ı ünce mana. anlam çı karmak * bir cümlede veya bir metinden yeni ve değ ik bir anlam yakalamak veya bulup çı iş karmak. ankesörlü telefon * Kutulu telefon. * Zekâ. bir davranıveya olgudan anlaş ş bunlarıhatı ğdüş veya nesne. tı anketçi * Soruş turmacı . anlak anlaklı anlam * Bir kelimeden. * Zeki. bir sözden. sormaca. anlam bayağ ması ı laş * Anlam kötüleş mesi. anketçilik * Soruş turmacı lı k. * Bir önermenin. araşrma yapmak. ması anladı arap olayı msa m * hiçbir ş anlamadı ey m. * Anket yapan uzman. semantik. anket yapmak * bir konuda soruş turma. bir düş nı üncenin veya eserin anlatmak istediğş i ey. anlam bilimsel * Anlam bilimi ile ilgili. ş ı ey. anlam aykılı rı ı ğ * Karş anlamlı ı t kelimelerin. en rkı ankastre * Bir oyuğ yuvaya yerleş a.

anlam değ mesi iş * Anlamı daralması n . aret ini sonuç niteliğ baş bir bilgi edinmek. dileğ yerine getirilmesini istemek. müteradif. anlam kötüleş mesi * Anlamı ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kötü veya kötüye doğ giden bir anlam kazanması iyi ru . * Bir ş üzerinde bilgisi bulunmak. anlam geniş lemesi * Dar bir anlamda kullanı bazı lan kelimelerdeki anlamıilgili kavramlara yayı . * Bkz. geniş lemesi.* yersiz ve gereksiz bir yargı varmak. bir söze. eyi ş . anlamazlı k * Bir ş anlamamı kavrayamamıgibi davranmak. anlam kayması * Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamları kayarak kalı maları ndan plaş . yanlıdeğ ya ş erlendirmek. anlam daralması * Geniş kavramları bir kelimenin. ya anlama * Anlamak iş vukuf. anlamdaşk lı * Eş anlamlı lı k. eyi ğ ı ş . * Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğ görme. anlamlandı rma . ilgilenmemek. ş anlamazlı gelmek ktan * bir ş anladı hâlde anlamamı farkı varmamıgibi davranmak. isteklerini. anlamamazlı k * Anlamazlı k. söyleyenin aklı geçmeyen bir ndan anlam vermek. bu kavramlar içinden tek bir anlam bildirmesi durumu. düş nı üncelerini sezebilmek. inde ka * Sorup öğ renmek. anlam vermek * kendince bir yargı varmak. ru * Birinin duyguları. unu anlamak * Bir ş ne demek olduğ neye iş ettiğ kavramak. ey * (olumsuz veya soru biçiminde) İ görmek. yararlanmak. anlamı gelmek (veya manaya gelmek) na * (bir anlam) bildirmek. yilik * Sahip olmayı istemek. kayması bayağ ması veya ı laş . inin anlamamak * hoş lanmamak. isimden türeme fiil. yorumlamak. n lması anlam iyileş mesi * Kötü ve olumsuz bir anlamı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanması olan . yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek eyin unu. sinonim. na ş anlamdaş * Eş anlamlı . * Doğ ve yerinde bulmak. müradif. genel bir olan anlamdan özel bir anlama geçiş . i.

anlamsı ma zlaş * Anlamsı mak durumu. manası k. karık. z anlamsı k zlı * Anlamsıolma durumu. muğ güç ş ı lâk. anlam kazandı rmak. galiba. düş ey ündürücü. manası ey z. manalı . z zlı anlarsıya! n * açı klanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanı lı r. anlamsal * Anlamla ilgili. anlamlı * Anlamı olan. belli olmak. kimselerden biri. anlamlı anlamlı * Anlamlı olarak. semantik. ı ldı anlaş ı lma * Anlaş ı iş lmak i. ı ı ldına anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * iş iç yüzü. z anlamsı tı zlaşrma * Anlamsı tı zlaşrmak durumu. anlamlandı rmak * Anlamı açı nı klamak. gerçeğöğ in i renildi. nda ma anlaş ı lan * anlaş ğ göre. anlamlı lı k * Anlamlı olma durumu. zlaş anlamsı mak zlaş * Anlamsıduruma gelmek. anlaş ı lmaz * Anlaş ı lması olan. bir anlam verilemeyen.* Anlamlandı iş rmak i. mak i. ortaya çı ine kmak. . anlaş Vehbi'nin kerrakesi. anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * Bkz. önemli bir ş anlatmayan. ma. anlamsı tı zlaşrmak * Anlamsıduruma getirmek. anlaş ı k * Araları anlaş bulunan taraflardan. anlamsı z * Anlamı olmayan. anlam vermek. bir ş demek isteyen. anlaş ma * Anlaş işuyuş itilâf. manidar. anlaş ı lmak * Anlamak iş konu olmak.

ine anlatı m * Anlatmak iş i.* Devletler arası siyasî. fı gibi ş kra eyleri anlatan kimse. anlatı * Hikâye etme. amaç bakı ndan birleş mı mek. ihtilâf. uzlaş . anlatı lmak * Anlatmak iş konu olmak. * Anlatı iş lmak i. anlaşrmak tı * Anlaş . ekonomik. ile anlatı bilimi m * Üslûp yöntemlerini inceleyen edebî araşrma. zca ı rlı * Eserlerinde hikâye etmeye. bir konuyu söz veya yazı bildirme. alanlarda yapı uzlaş ve bu uzlaş n tespit edildiğ lan ma manı i belge. anlatı mlı * Düş ve duyguyu güçlü ve canlı biçimde anlatan. ki n ı laş ünce arası lı k. kültürel vb. bir düş ünceyi. övmek. * Bir duyguyu. stilistik. mda k ünce ine an anlatı mcı * Yalnı hikâye etmeye ağ k veren (eser). anlaş yapmak ma * anlaş belgesi düzenleyip imzalamak. uyuş mayı mayı mayı lamak. ünce bir . inceleme. ekspresyonizm. anlaş maya varmak * bir konuda birisiyle anlaş mak. tı anlatı tonu m * Anlatı mantıve düş özelliğ göre oluş ton. ifade. anlaş malı * Anlaş maya dayanan. ma anlaş mak * Düş ünce. anlaş k mazlı * İ veya daha çok tarafıkarş an düş ve amaçları nda ayrı uyuş k. antant. anlatı cı anlatı lma * Hikâye. ma. sağ anlata anlata bitirememek * bir ş eyden çok söz etmek. mazlı anlaşrma tı * Anlaşrmak iş tı i. tahkiye. ı rlı anlatı lı mcı k * Bkz. uyuş itilâf. tahkiyeye ağ k veren (yazar). mazlı anlaş k çı mazlı kmak * bir konuda uyuş k söz konusu olmak. duygu.

k. zeki. i. ş lı ş sı zdı anlayıdinlemek p * (bir olayla ilgili olarak) iyice anlamak. anlayı zlı ş k sı * Anlayıkığ kafası k. izanlı ş ı . * Hoş görüsüz. entelektüalizm. sa * Duyu ve iradeden ayrı olarak düş ünülen bilme melekesi. lama. anlamayana davul zurna az * anlayı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler. anlayılı şk lı * Anlayı olma durumu. anlı k entelekt. anlattı rma * Anlattı rmak iş i. zihniyet. zihniye. *İ nandı rmak. anlıanlı ş * Güzel. ferasetli. oysa anlayı z kimselere ne söylense yararsı r. izan. anlayı ş * Anlamak işveya biçimi. * Bir konu üzerinde açı klamada bulunmak. anlayı ş lı * Anlayı olan. zihniyet. anlayıgöstermek ş * istenilen veya söylenilen bir ş hoş eyi görüyle karş ı lamak. kalı kafalı vurdumduymazlı izansı k. zlı * Hoş görüsüzlük. telâkki. usa vurma. li. kalı kafalı ş t ı z. hâlden anlama. izah etmek. belirtmek. anlayana sivri sinek saz. i * Anlama yeteneğ feraset. * Söylemek. kafası kavrayı z. anlama gücü. ş lı anlayı z ş sı * Anlayı kıolan.anlatı ş anlatma anlatmak * Anlatmak iş i veya biçimi. gösteriş ünlü. * Hoş görülü. ş tlı. gabi. yargı müdrike. bilgi vermek. gabavet. bir hatı lan . z. anlı lı kçı k * Duyu ve irade karş nda anlın üstünlüğ ileri süren doktrin. * Anlatmak iş i. ı sı ğ ı ünü anma * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etme. anlattı rmak * Bir konu üzerinde bilgisini ölçmek. ihtifal. açı klama yaptı rmak. * Ayıcı nitelik olmak bakı ndan görüş rı bir mı . bir an içinde olan. ş sı n . vurdumduymaz. izansı ferasetsiz. zekâ. * Hoş görme. nakletmek. takrir. eyi * Ölmüş insanı rlamak için yapı tören. ı zlı n lı k. * Kı süren.

ve ı n u ile sırlı nı ortaklı anonim ortaklı k. k. duyurma. anormal * Genel olan örneğ alılmı ve kurala aykıolan. e. anonim ş irket. ra. layan anonim ortaklı k * Sermayesi paylara bölünmüş olan ve her ortağ sorumluluğ sermayedeki payı sırlı ı n u yla nı bulunan ortaklı k. . anonim ş irket * En az beş inin kurduğ sermayesi hisselere bölünmüş her ortağ sorumluluğ sermayedeki hissesi kiş u.anma töreni * Bir kiş veya bir olayı rlamak için yapı tören. sanı * Yaratısın adı cını bilinmeyen (eser). ş ş ı a rı * Bkz. bir haberi halka bildirmek. bergüzar. anons * Duyuru. anonim * Adı bilinmeyen. * Anı için verilen ş hatı yadigâr. su anorganik *İ norganik. n) anneanne * Annenin annesi. gayritabiî. annelik * Anne olma niteliğveya durumu. zikretmek. düzgün olmayan. * Sı mikrobunu aş tma ı bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis). nlı anofel anomali * Sapaklı aykılı k. yla anonsör anorak * Başklı geçirmeyen spor ceket. anons etmek * sözle veya yazı bir durumu. * Çocuğ dünyaya getiren kadı unu n. * Bir sözü ağ na almak. lmak ey. anla * Adlandı rmak. zı * Bir armağ gönlünü almak. anmalı k anne anne olmak * (kadı çocuk sahibi olmak. i annelik etmek * annelik görevini yapmak veya anne gibi ilgi ve yakı k göstermek. sunucu. hatı rlamak. iyi hatı lan anmak * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etmek veya onu düş eyi ünmek. lı . rı k.

artı mın landı ı i uç. ant verdirmek * bir ş yapması bir kimseye ant içirmek. anı msamak. anormallik * Anormal olma durumu. eyi k doğ * Kendi kendine söz verme. ansın zı * Hiç hatı gelmedik bir sı birdenbire. anı msama. habersiz. ı * Değ ik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getirme veya toplama iş iş i. ğ ı * Bkz. * Bkz. anot ansefal * Kafatası içindeki beyin ve yardı organlarıhepsi. sanat dalları tek veya bir arada belli bir yönteme göre inceleyen eser. ra rada. nı ansiklopedici * Ansiklopedi hazı rlayan veya satan (kimse). ansiklopedi * Bütün bilim. anî olarak. ş sı lsı * Birdenbire. mcı n ansefalit ansı ma ansı mak ansı z * Anlayı z. deli. yemin etmek. * Bir elektrolitte elektrik akı nıgelip bağ ğve içeri girdiğuç. kan kardeş i. özel adları içine alan sözlük türü. anormalleş me * Anormalleş iş mek i. akı z. yemin. * Her konuda biraz bilgi sahibi olan. ansiklopedicilik * Ansiklopedicinin yaptı iş ğ . . ant içmek (veya etmek) * bir ş yapmaya veya yapmamaya ant ile söz vermek. eyi ant kardeş i * Bkz. eyi için * Beynin irinsiz iltihaplı hastalı. anormalleş mek * Anormal duruma gelmek. 'yı iyi. anîden. ansiklopedik * Ansiklopedi ile ilgili. raya ı nı lı bir da ant * Tanrı veya kutsal bilinen bir kiş bir ş tanıgöstererek bir olayı rulama.* Dengesi bozuk. ansiklopedik sözlük * Alfabetik sı göre kelimelerin karş kları geniş biçimde veren. bilgilik.

antet . antarktik * Güney kutupla ilgili. "çocukların başiçin" gibi sözlerle karş ndakini bir ş zorlamak. nı anterosel * İ bağ nce ı fığ rsak tı. lması sağ * Duyarga. * Olta ş amandı nı alt ve üst kı nda bulunan ince uçlar. itilâf. anten * Boş yayı elektromanyetik dalgaları lukta lan toplayarak bu dalgaları transmisyon hatları n içerisinde yayı nı layan cihaz. güney kutup yakında olan. cı nda n ini antenli * Anteni olan. Antep fı ğ stı ı * Antep fı ğ stıgillerin örnek bitkisi. kı nı ı ı sı eye antagonizma * Tezat. miş rt ş k Antep baklavası * Antep yöresinde yapı özel bir tatlı lan türü. stı ı aç * Bu ağ n. iplikleri çı lmıve kafes ş karı ş eklini almıkumaş ş üzerine aynı iplikle renk verevine sarı yapı bir çeş el iş larak lan it lemesi. yurdumuzda Gazi Antep ve Siirt bölgelerinde yetiş yanlıolarak Ş ı en. ince ve sert kabuklu. iskeleti kemikleş . i stı acı ı Antep iş i * Gazi Antep yöresine özgü. nı antarktik kara * Güney kutuptaki kara bölgesi. ma. antant * Anlaş uyuş mutabakat.ant vermek * "Allah aşna. uzlaş mak. antenli balı k * Göğ yüzgeçleri saplı üs . anterit * İ bağ nce ı iltihabı rsak . antant kalmak * anlaş mak. ş am fı ğda denilen bir ağ (Pistacia vera). yağ yemiş acı lı i. ı anterostomi * Bağ düğ ı rsak ümlenmesinin kesilip alı nması . sı yüzgeçleri uzamıkemikli balıtürü. tipik örneğAntep fı ğağ olan bir familya. rasın smı anten yükselteci * Anten ile alı arası yer alarak elektromanyetik dalgalarıgenliğ yükselten cihaz. anterograf * Bağ kası ı rsak lmaları ölçmeye yarayan alet. Antep fı ğ stıgiller ı * Ayrı yapraklı taç lardan. ma.

yatak çarş gibi bezlerin kenarları paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanları afı na n ikisi. antialerjik * Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanı ilâçlarıözelliğ lan n i. panzehir. antiemperyalist * Emperyalizme karşolan. parazit gibi protein yapında madde. antiasit * Alkalik. streptomisin gibi maddelerin ortak adı . başk. virüs. antikacı . e rı * Mendil. antetsiz * Başksı lı z. ı t lmıad lı antetli * Başklı lı . penisilin. özellikle eski Yunan ve Roma uygarlı ile ilgili olan. * Genele. tuhaf. birçok mikroba karşkullanı nda ı lan. lı na rı antijen *İ çerisine girdiğorganizma aracı ı antikor oluş i lıyla ğ umunu sağ layan bakteri. larak lan diş çan i. kları antik çağ * Eski Yunan ve Roma uygarlı nıgeliş yayı ğçağ kların ip ldı ı . antibiyotik * Bitkilerde.* Kâğ veya zarf üstüne bası ş ve adres. rı antidot * Bkz. sı diş ajur. kalevî. antifriz * Bir sıya katı ğ o sınıdonma derecesini düş vı ldında ı vın ürerek donması önleyen madde. * Bu çağ özgü olan. özellikle küf mantarları bulunan veya sentezle elde edilen. üçü bir arada tire ile sarı yapı diş süs. nı antihijyenik * Sağk kuralları aykı olma. antibiyotik tedavisi * Bir veya birçok antibiyotiğ durdurucu veya öldürücü etkisinden faydalanı yapı tedavi. antika mobilya * En az yüz sene evvel imal edilmiş olan. * Antik. a antika * Eski çağ lardan kalma eser veya tarihî değ olan eski eş eri ya. ana. ana hatlarda herhangi bir değiklik yapı iş lmamıve belli bir ekole ş göre isimlendirilen mobilya. örtü. sı antik * İ Çağ uygarlı lk daki klarla. ı antiemperyalizm * Emperyalizme karştutum. davranıveya öğ ı ş reti. acayip. in larak lan antidemokratik * Demokrasiye aykıolan. olağ geleneğ aykı.

ı antikası bilmek nı * en iyisini bilmek. soğ ran. antikomünizm * Komünizm aleyhtarlı. k z kardı ı * Bası azaltı ş elektrik boş tüpünde. lk . ya antikacı lı k * Antika eş veya eserlerle uğ ma iş ya raş i. * Karş duygu. soğ ukluk. ğ ı antikor antilop * Antiloplardan.76 olan. Kı m ı mı lan. antimon * Atom numarası atom ağ ğ121. antikatot yaprak. antikapitalist * Kapitalist rejime karşolan kimse. antikite * Tarihte İ Çağantik devir. ı antisemit . 6300 C de eriyen. çoğ unlukla bası harfleri alaş nda kullanı mavimtı beyaz renkte bir element. antiloplar * Geviş getiren memeli hayvanları bir familyası n . * Bu hayvanıderisinden yapı ş n lmı . ı t * Antipati uyandı sevimsiz. antinomi antipati * Çatı .* Antika eş veya eser satan veya toplayan kimse. ı ı rlı nda lenemeyen. çok hı koş boynuzlu bir hayvan (Anthilopus). ş kı * Sevimsizlik. antikalı k * Antika olma durumu. katot ınları alan elektronik lâmbadaki genellikle metal ncı lmıbir alma ş nı ı antipatik antipatik bulmak * sevimsiz bulmak. sı ülkelerde yaş cak ayan. ı antikapitalizm * Kapitalizme karşolma. uk. rak saltması Sb. antipropaganda * Karşpropaganda. * Tuhaflı k. antikomünist * Komünizme karş ı . kanı kaynamamak. haddede veya çekiç altı iş 51. zlı an. * Hastalıetkenlerini zararsıduruma getirmek için vücudun çı ğmadde.

e lı antisemitizm * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması nı isteyenlerin görüş veya tutumu. antiseptik * Antisepsi yapmak için kullanı veya antisepsi özelliğolan (madde). antrenman * Bir spor dalı yapı alı rma veya hazı k çalı . an antrakt antrasit antre * Ara. antitez * Karşsav. idman. * Güçlükle tutuş koku. ta belgede belirtilen durum. duman çı an. egzersiz. yazarları bestecilerin eserlerinden alı ş n. antitoksin * İ giren toksinleri zararsıhâle getirmek için vücudun çı ğmadde. antrenmansı z * Antrenmanı olmayan. ğ ı antisemitist * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması isteyen nı görüş bağ olan (kimse). antlı antoloji *Ş airlerin. da * Baş ç yemeğ langı i. muahede. çine z kardı ı antlaş ma * İ veya daha çok devletin saldı ki rmazlı savaş ittifak gibi konularda üstlenmelerini belirttikleri belge ve k. ü antisepsi * Mikropları ilâçla öldürme yolları . havanı sarmal biçimli hareketi için kullanı nçlı n lı r. güldeste. ş tı antrenmanlı *İ dmanlı . ahitleş ma mek. ı antitoksik * Antitoksin. büyük bir ı vererek yanan bir tür taş sı kömürü. lan i antisiklon * Yüksek bası atmosfer kütlesi. * Ant içmiş veya ant içirilmiş . karmadan. idmansı z. antlaş mak * Antlaş yapmak. pakt. * Bir yapı girip geçilen yer. alı rma yapmak. nda lan ş tı rlı ş ması antrenman yapmak * spor amacı çalı yla ş mak. methal. seçki. nmıseçme parçalardan oluş kitap.* Yahudilik aleyhtarlı. .

biyolojik özelliklerini. imli antropoit * Bkz.antrenör * Bir spor dalı sporcuyu eğ yetiş ve çalı ran kiş çalı rı. tiren ş tı i. antropoitler * Bkz. nda. anut * İ . nsan antroponim * Kişadları inceleyen bilim dalı i nı . ş cı tı k. bütün öbür yaratı n insan için yaratı ş n kları lmıoldukları söyleyen dinî nitelikli nı öğ insaniçincilik. nsan antropomorfizm * İ biçimcilik. reti. antroposantrizm *İ nsanı tabiatımerkezi sayan. yrı ş * Triyas devri katmanları bulunan. insansı . antropozoik * İ n belirmesi ve yayı nı nsanı lması niteleyen antropozoik devir teriminde geçer. yanı u. evrimini. natçı . derisi dikenlilerden. antropolojik * İ bilimiyle ilgili. ş cı tı antrenörlük * Antrenörün işveya mesleğ çalı rılı i i. antropolog * İ bilimi uzmanı nsan . nda iten. ı antrkot antrok * Sırıiki kürek arası ve pirzolalıyerinden çı lan kemiğ ğn ı ndan k kartı inden sı lmıet dilimi. insansı lar. antrparantez * Söz arası sı gelmiş istitrat. leten * Antrepoya bakan kimse. antrepo * Gümrüklere gelmiş ticarî eş n konulduğ korunduğ yer. u antrepocu * Antrepo iş kimse. deniz lâlelerinin sapları oluş nda nı turan kalsiyum karbonat birleş fosil. ayak direyici. toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim. ardiye. antropoloji * İ n kökenini. insan nsanı bilimi. rası ken. insan bilimsel. antropozoik devir * Antropozoik. antrepoculuk * Antrepocunun yaptı iş ğ .

ı r zlı ı * Sindirim kanalın doğ bağ nı ru ı denilen son bölümündeki çış i. kuya rakmaksın aydı k. cak en aç * Bu ağ n yara tedavisinde kullanı reçinesi. * (bebekler ve küçük çocuklar için) Tombul. apansı z * Hiç beklenmedik bir sı pek ansın. rada. çok anî olarak. itli aparkat aparma * Boksta bükük kolla aş ı yukarı doğ atı yumruk. apala apalak apandis apandisit * Apandisin iltihaplanması . yaka paça. ı kan rmı kan ı tan * Çok acı . k. * Çok açı çok belirgin. * Kalbin sol karı ğ ncından çı ve vücuda kı zı dağ büyük atardamar. . ve aparey * Çeş parçalardan meydana gelen alet. * Kör bağ ı ince bir parmak gibi olan son bölümü. ş rsak kıdeliğ erç. anyon anzarot * Negatif elektrikle yüklü iyon. cihaz. ı n rsağ apansın zı * Birdenbire. aort apacı apaçı k apaçı k klı * Apaçıolma durumu. k * Bir ş hiçbir kuş yer bı eyin. makat. apar topar * Telâş acele ile. açıbir biçimde görünmesi. * Sı ülkelerde yetiş bodur bir ağ (Sarcocolla). anüs yüzgeci * Balı klarda anüs bölgesinde tek olarak bulunan yüzgeç.anüri anüs * İ nı drarı yapamama ş eklinde ağ bir böbrek rahatsı ğbelirtisi. zı * Abla. ağ dan ya ru lan * Aparmak iş i. iri. eksin. zı nlı k apak * Çok ak. acı lan * Rakı . gürbüz.

* Çok az. * Doğ kemik dokusunda bulunan. alıgötürmek. * Bir avuç dolusu. hayta. p apart otel * Müş terilerin kendi yeme ve içme ihtiyacı karş nı ı layabilmek için gerekli malzemeler ile donatı ş ı z lmıbağ msı apartman veya villâ tipinde inşedilmiş a ancak otel gibi iş letilen konaklama tesisi. apazlamak * Avuçlamak. apaş apatit apaydı n * Çok aydı k.aparmak * Almak. apel aperitif apı ş * Butlarıiç tarafı bacak arası n . apıarası ş * İ bacağ arası kalan yer. çalmak. * Külhan beyi. al apaz apazlama apık ş ı . ş kı aş n. * Bacakları aça yürüme. apartman * Birkaç katlı her katı bir veya birkaç daire bulunan yapı ve nda . * Avuç. ki ı n nda apı ş ak * Bacakları açarak yürüyen. n apayrı apaz * Büsbütün ayrı . * Apazlamak iş i. nda na ile * Böyle esen bir rüzgârla. * Pupa ile orsa arası geminin omurgası 450 açı esen (rüzgâr). iki . * Anonim ortaklı klarda sermaye artımı yapı ödeme çağsı rı için lan rı. ayrıbacaklı nı k . içinde flüor veya klor olan doğ kalsiyum fosfat. iş * (gemi) Apazlama rüzgârla gitmek. ada. alıkaçmak. açar. * Yelken rüzgârla dolup şmek. nlı apaydı k nlı * Apaydıolma durumu. * İtahı ş açmak için yemekten önce içilen içki. güçsüz. p * Gizlice almak. aça * Yorgun. kabadayı . bambaş ka.

sonsal. duvar lâmbası . * Hayvan yorgunluktan bacakları birbirinden ayı çöküvermek. apolet * Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformalarıomuzları takı iş n na lan aretli parça. na lan apoletleri sökülmek * bir suç sebebiyle rütbesi indirilmek veya askerlikten atı lmak. omuzluk. ş ı ı nı aş rmak. aplike * Düz veya desenli bir kumaş kesilmiş tan motiflerin bir baş kumaş iş ka a lenmiş durumu. * Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalması sağ nı lamak. * Bir kumaş üzerine baş bir kumaş ka parçası veya bir danteli dikme yolu ile uygulayarak yapı süs. ş ı k. apotr . nı lan * Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazı klarla belirtme. unu ş na lgı lgı apıp kalmak ş ı *şı aş rmak. apı rma ş tı apı rmak ş tı * Hayvanı yorarak yürüyecek gücünü bı çok rakmamak. büyük gözlü ağ lma. apokaliptik * Anlaş ı lmaz. telden yapı torbaya benzer. n eyin lı p e aposteriori * Deney sonucu ortaya çı (bilgi). apiko * Geminin. aplik aplikasyon * Uygulama. r. apokrif * Doğ ruluğ güvenilmez söz veya yazı una . * Apı rmak iş ş tı i. apı k ş lı apı ş ma apı ş mak * Ağ . kan apoş i * Çember biçiminde. * Apı ş iş mak i. * Hazı tetik. süslü.* Kuyruğ apıarası alarak yı n yı n giden (hayvan). * Giysilerin omuzları süs olarak takı parça. * Derli toplu. nı rarak * Oturmak. aport * Avıveya kendisine gösterilen ş üzerine atı getirmesi için köpeğ verilen buyruk. kapalı . karanlı(söz veya yazı k ). zinciri toplayı demirini kaldı p rmaya hazı r bulunması . ayı * Ne yapacağ kestirememek. bacakları rarak çömelmek. . * Duvar ş amdanı .

havari. aptal olmak * aptal durumda bulunmak. * Küçümseme belirten seslenme. çı rin ban. apreli apresiz april apriori * Hiçbir denemeye dayanmayan ve akı l yordamı bulunup ortaya konan.* Yardı . perdahlamak. apse yapmak. apsent apsis * Pelinle kokulandılmısert bir içki. lı kta lan * Apre yapan kimse. iş yitimi. * Nisan ayı . aptal aptal aptal * Aptal gibi. apseleş me * Apseleş durumu. apse yapmak * bir doku içinde iltihap oluş mak. zekâ yoksunu. aval aval. önsel. mcı appassionato * Bir parçanıcoş n kunca çalı ı anlatı nacağ nı r. apreci apreleme aprelemek * Kumaş veya deriyi cilâlamak. * Zekâsı geliş pek memiş . langı na ğ n ı eri. * Apresi olan. abril. lı kta. alı ahmak. mek apseleş mek * Yara irin bağ lamak. aptalca. * Bir noktanıuzaydaki yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı n . k. ş ş . koordinat. lev * Kumaş veya derinin cilâlanması . * Aprelemek iş i. rı ş * Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanı baş ç noktası olan uzaklınıcebirsel değ n. . * Dokumacı boyacı cilâ olarak kullanı madde. apraksi apre * Bkz. * Apresi yapı lmamı perdahlanmamıveya cilâlanmamı ş . perdahlanması . koruyucu. azarlama. yla apse * İ birikimi.

abdest. eyi aptallı k * Aptal olma durumu veya aptalca iş . aptallaşrma tı * Aptallaşrmak işveya durumu. * Bkz. ahmakça. ı r aptalcası na * Aptala yakır biçimde. tı i aptallaşrmak tı * Aptallaş na sebep olmak. apteriks aptes * Bkz. anlamaz gibi görünmek. aptal gibi. alı mak. * Et kesimi yortusu. aptesbozan otu * Bkz. abdestli. abdestsiz. bilmez sanmak (sanı lmak). * (apta'lca) Aptala yaraş nitelikte. aptal gibi. Ar * Bkz. ahmaklaşrmak. ması tı aptallı vurmak ğ a * bir ş bilmez. ş ı aptallaş ma * Aptallaş iş mak i veya durumu. aptal duruma getirmek. aptallıetmek k * aptalca davranmak veya aptalca iş görmek. aptesli * Bkz. . * Bkz.aptal yerine koymak (veya koyulmak) * anlamaz. aptesbozan * Bkz. abdesthane. ahmaklaş klaş mak. abdestbozan otu. abdestlik. aptalca * Biraz aptal. abdestbozan. kivi. aptallaş mak * Zekâsı iş nı letemez olmak. apteslik aptessiz apukurya apul apul * Tombul çocuklarıbacakları açarak salı salı yürüyüş n nı na na lerini anlatı r. apteshane * Bkz.

ar * Utanma. kalk-ar. yüzsüzlük etmek. sı radakilerin birbirlerinden yanlaması olan uzaklı . utanmaz. -ar. gid-er-mek vb. bat-ar. anlaş u mazlı yol açmak. -ar. lı * birinin sılmayı yana bı kı bir rakarak yalnıçı na baktı anlatı z karı ğ ı lı söylenir. biç-er. siz -ar. ar namus tertemiz * utanması olmayan. bir filmde dinlenme süresi. * Bir oyunda. mola. iki olayı ki birbirinden ayı zaman. antrakt. * Kiş ilerin veya topluluklarıbirbirine karşolan durumu veya ilgisi. Bu ekle k-ar. * (basketbol ve voleybol için) Takı n oyun sı nda aldı birer dakikalıdinlenme ve talimat alma mları rası kları k süresi. çı "menfaat" vb. aralı boş mesafe. ar belâsı * namus ve onuru için baş söz eder korkusu. * Toplu jimnastik dizilmelerinde./ -er* Belirli fiillere gelen geniş zaman eki: aç-ar. ki eyi ran k. r: kar -ar. luk. kı ar etmek * utanmak.* Argon'un kı saltması . utanç duyma. kası ar damarı çatlamı ş * utanç duyulacak ş eyleri hiç sılmadan yapan. ar ve hayâ perdesi yı lmak rtı * utanmamak./ -er*İ simden geçişfiil türeten ek: baş li -ar-mak. fası ran la./ -er*İ simden geçiş fiil türeten ek. suv-ar-mak vb. utanç duymamak. * İ olguyu. na kları * Aralı k. ara açmak * dostluğ bozmak. geç-er. ar yıdeğ kâr yı lı il. * Futbol oyununun kı beş dakikalıiki devresi arası oyunculara verilen on beş rk er k nda dakikalıdinlenme k süresi. ğ a ara başk lı * Esas bölümün alt başkları anlatmak için kullanı lı nı lı r. klı k. haftayı m. ölç-er vb. çı yat-ar. ar * Tarı alanları yüz metre kare değ m için erinde yüzey ölçü birimi./ -er* Fiilden ettirgen çatı türeten ek: çı k-ar-mak. açar "anahtar". n ı * Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi. yapı ş lmıisimler de vardıkeser. rken ara * İ ş birbirinden ayı uzaklı açı k. an ş ı ara bozucu . ara bono * Arada ödenen olağ dı bono.

k k lan ara nağ mesi * Bkz. ara deniz * Okyanuslardan dar ve az derin boğ azlarla ayrı karalarıarası sokulmuş lan. ara bulmak * anlaş amayanları tı uzlaşrmak. nan * Sısısöylenen söz veya açı sorun. köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde. ara bulucu * Uzlaşran kimse. . lan . k. münafı k. fesat. fitçilik. ş ı lan ara sı cak * Soğ ve sı yemek servisi arası ikram edilen hafif sı yiyecekler. arkı tası na. fesatçı . ara buluculuk etmek * ara bulmada yardı olmak. ara mal * Üretimde gerekli malı etmek için kullanı yarı lenmiş elde lan iş mal. uk cak nda cak ara sı navı * Üniversite ve yüksek okullarda yarı l içinde yapı sı yı lan nav. klı ara bulma * Anlaş k durumunda bulunan kimseleri uzlaşrma iş mazlı tı i. ara konakçı * Asalağ geliş evreleri sı nda beslenip barı ğkonakçı ı n. katı cisimlerin birbirlerine rastladı ve kesiş kları tikleri yer. güftenin iki kı arası baş sonuna da gelebilen. ara seçim * Genel seçimler dında yapı ara dönem seçimleri. ara nağ me * Ş . tı dan inde ara kazanç * Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç. ı na. türkü. ara kapı * İ yapı oda arası kolayca geçmek için açı kapı ki veya nda. tı tıcı ara buluculuk * Uzlaşrılı tıcı k. sözsüz çalı parça. arada önlem niteliğ verilen karar.* Ara bozan (kimse). uzlaşrı. fitçi. n na deniz. yüzeylerin. münafı müfsit. ara nağ me. ara kesit * Çizgilerin. mcı ara cümle * Birleş veya yalıcümlelerde anlamı ik n biraz daha açı klamak için araya giren iki virgül veya iki kı çizgi sa içinde verilen cümle. me rası ndı ı lardan her biri. ara bozuculuk * Ara bozucu olma durumu. ara kararı * Bir davanıbakı nı n lması kolaylaşrmak için yargı önce.

garaj. arabacı lı k * Araba sürme iş i. araba devrilince yol gösteren çok olur * iş ten geçtikten sonra verilen öğ iş üdün değ yoktur. arabacı * Arabayı süren kimse. nda. ara cümle. * Araba vapuru. n rakı ğ ı araba vapuru * Arabalı vapur. ara vermek * yeniden baş lamak için. eri araba falakası * Çift atlı arabalarda. durmak. * Araba yapan veya satan kimse. motorlu veya motorsuz her türlü kara taş . araba araba * Arabalar dolusu. ruya ulan lan söz. arabalı * Arabası olan. aç araba kullanmak * araba sürmek. ı tı * Araba ile taş ş ı veya taş nmı ı nacak miktar. * arası arada. araba mezarlı ğ ı * Kullanı hâle gelmiş lmaz veya eski arabalarıbı ldı yer. . ara tümce * Bkz. * Araba dolduracak miktar. * Araba yapma veya satma iş i. nda araba * Tekerlekli. okun dibinde ve iki yanı bulunan uçları koş kayı bağ nda na um ş ları lanan ağ bölüm. lan ara söz * Doğ rudan doğ konuş veya yazı konuyu ilgilendirmeyen dolaylı istitrat. zaman zaman. birçok arabalarla. ara sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki yol.ara sı ra * Seyrek olarak. bir işbir süre bı i rakmak. arabalı vapur * Arabaya taş vapur. ara yerde ara yön * Dört ana yönden ikisi arası olan yönlerden her biri. araba vapuru. ı yan arabalı k * Araba konulan yer. vapur.

* Üretici ile tüketici arası alı satı konusunda bağ kuran ve bundan kazanç sağ nda m m lantı layan kimse. arabankürdî * Klâsik Türk müziğ az kullanı ş inde lmıbirleş bir makam. * Giriş bezeme. yla raş * Piş ve dondurulmuş miş hamur yanı yenen tavuklu veya hindili çorba. ayına ı arabanıtekerine taş n koymak * güçlük çı karmak. klı aracı * Uzlaşran. anlaş sağ tı ma layan kimse. Araplara özgü olan.araban * Klâsik Türk müziğ bir makam. aracı koymak * bir kimseyi. k. arabozanlı k * İ kiş arası ki inin ndaki dostluk veya geçimi bozma işmünafı k. tı arabozan * İ kiş arası ki inin ndaki dostluğ veya geçimi bozan (kimse). inde arabanıön tekerleğnereden geçerse art tekerleğde oradan geçer n i i * çocuklar. ik arabeskçi * Arabesk müzik sanatçı. i Arabî * Araplarla ilgili. münafı müzevir. Asya ve Afrika'nısı bölgelerinde yetiş kabukları n cak en. sı arabeskleş me * Arabesk durumuna gelme. * Arap dili ve edebiyatı uğ an kimse. fesatçı u . müzevirlik. hekimlikte kullanı bir lan ağ k (Daphne gnidium). aççı Arabistik * Arap dili ve kültürü araşrmaları tı . uzlaş sağ ma lamak için görevlendirmek. i. arabizasyon * Araplaşrma. mutavassı t. arabeskleş mek * Arabesk özelliğkazanmak veya arabesk durumuna gelmek. * Arapça. nda Arabist Arabistan defnesi * Dulaptal otugillerden. büyüklerin yaş ş uyarlar. . ik arabası düze çı nı karmak * karş tı güçlükleri yenip iş kolay yürür hâle getirmek. ı ğ laş ı ini arabaş ı arabesk * Arap üslûbunda olan (ş ey).

bağ kurarak. lantı tası aracı lı k * Aracın gördüğ iştavassut. z arada bir * seyrek olarak. nda * Mekke'nin doğ usunda. aletli jimnastik. eyi lan ey. araçlı * Araçla yapı veya olan. vası z. kuramları mantıve ahlâk biçimlerinin yalnı hayatıdeğik ş n. * Bir sonuca ulaş için kullanı ş mak lan ey. * Taş ı t. unu ü. araçsı k zlı * Araçsıolma durumu. araççı lı k * Düş ünme biçimlerinin. aracı etmek lı k * bir iş çözümünde araya girerek yardı etmek. hacı n. vası . in m araç * Bir iş yapmakta veya sonuçlandı rmakta. bilâvası ruya lan tası ta. arada çı karmak * baş iş arası bir işde yapı ka ler nda i vermek. vası nı ü . araçlı jimnastik * Bkz. iğ aradan çı karmak * birçok iş birini yapı bitirivermek. yoluyla. aradan çekilmek * iliş ini kesmek. lan * Kiş veya nesneler arası bağ sağ iler nda lantı layan ş vası ey. arada kaynamak * karık bir durumda gereken ilgiyi görmemek.aracı ı lıyla ğ * Aracı olarak. kurban bayramın arife günü toplandı tepe. k zca n iş artları uyma na araçları olduğ savunan dünya görüş enstrümantalizm. vası yla. tavassut etmek. * Bir ş ulaş bir ş elde etmek için yararlanı kimse veya ş eye mak. doğ rudan doğ yapı veya olan. arada kalmak * iki tarafı tı üzere araya girme dolayıyla güç duruma düş uzlaşrmak sı mek. ş ı aradan * o zamandan bu zamana dek. ta. araçsı z * Araç kullanı lmadan. nı Araf Arafat * Cennet ile cehennem arası bir yer. gücünden yararlanı nesne. ten p aradan kaldı rmak * iş yapma imkânı yok etmek. ları nı kları . ta. bilvası lan talı ta.

aş i. araları dağ kadar fark olmak nda lar * araları her yönden büyük ayrı bulunmak. araları iyi * dostlukları düzenli. eyini rı plak aragonit arak * Ter. seyrekleş klı tirmek. benzer nitelikler çok az olmak. k * Gitmek. u. aş ı rmak. n. * Beyaz. çaresiz kalmak. ı rma. rsı * Hı zlı rsı k. kiyi . * İ ş arası açı k oluş ki ey nda klı turmak. araka arakçı arakçı lı k arakı ye * Derviş giydikleri. lerin lmıince * Bir tür küçük zurna. * Bitkilerin fazla dal ve çubukları kesmek. kıkı lı araları açmak nı * iki kişarası i ndaki dostluğ iliş bozmak. iki dostun arası soğ na ukluk girmek. aralıolmak. yeş mavimsi gri renkte billûrlaş ş tür kalsiyum karbonat. * Seyrelmek. * Aralanmak iş i. mıbir aralanma aralanmak * Biraz açı lmak. araklamak * Çalmak. hı z. tiftikten yapı ş külâh.Arafatta soyulmuş ya dönmek hacı * her ş kaybedip çılçı kalmak. çalan. yarı açmak. araklama * Araklamak işçalma. uzaklaş yanı ayrı mak. * Aralı duruma getirmek. * Pirinç ve ş kamından elde edilen bir tür rakı eker ş ı . nda lı klar araları kara kedi geçmek (veya araları kara kedi girmek) ndan na * iki dost birbirine gücenmek. seyrekleş nı tirmek. -arak / -erek * Fiillerden zarf yapan ek. ri * Araklayan. il. aralama aralamak * Aralamak iş i. araları su sı ndan zmamak * birbirleriyle çok yakı sı fı arkadaşk kurmak. ndan lmak. * İ taneli bezelye.

* Uygun. eyler . aralatmak * Aralıduruma getirtmek. * Yı 31 gün süren son ayı kânun. aralı z ksı . fı li rsat. esrar gibi yasak ş araması kulu ü çak. espas. harfler veya satı arası açı ğolan. bale. ran klı * Portenin paralel çizgileri arası ndaki boş luk. ilk * Ayakyolu. kalı veya inceye doğ ayı uzaklı ka na ru ran k. i. aralıoyunu k * Tiyatroda iki perde arası yapı koro. lacak tı lemi nan arama kararı * Arama yapı labilmesi için hâkim tarafı verilmiş ndan karar. ik nda klı * Sürekli. arama emri * Yapı araşrma iş için yetkili organdan alı buyruk. ik nda klı * Dizgide kelimeler. aralıvermeden. monolog gibi eğ nda lan lendirici oyun. tam kapanmamı açı ş . araları açı k bulunan. aralıvermek k * yeniden baş lamak için bir işkı süre ile bı i sa rakmak. lı n . arama * Aramak iştaharri. * Yarı k. iyi tı ş tı aralatma * Aralatmak iş i. * Toplu beden eğ itiminde art arda dizilenleri ayı açı k. espaslı rlar nda klı ı . * Evin iki bölümü veya iki oda arası ndaki dar geçit. araları açı k bulunmayan. koridor. geçenek. * Kesik kesik. iş gibi yerlerde. * Birbirine bitiş olan. * Bir sesi bir baş sesten. klı * Sı vakit. * Saklanan sanın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin ev. kiyi araları bulmak nı * birbirleriyle anlaş amayan iki kiş uzlaşrmak. barı rmak. üzerinde ve ğ ı yeri eş nda yapı araşrma iş yası lan tı lemi. mesafe. * harfler arası veya satı arası boş bı nda rlar nda luk rakmak. k aralı kta * Öbür ş arası eyler nda. aralı klı * Birbirine bitiş olmayan. m m i aralıetmek k * aralamak. klı * Borsada hisse senetlerinin alı satı emirlerinin verildiğsüre. elverişdurum.araları bozmak nı * iki kişarası i ndaki iliş bozmak. aralı k * İ ş arası ki ey ndaki açı k. yarı açmak. arama tarama * Polisin kuş gördüğ kimseler üzerinde bı silâh. ra. * (bası lı Harfler veya satı arası mcı kta) rlar ndaki açı k. biraz açtı k rmak.

* Eksikliğduyulmak. aranje aranjman aranjör aranma * Aranmak iş i. * Olumsuz. u n ayan n * Arap halkı özgü olan ş na ey. yoklamak. aramak * Birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş mak. * Koyu esmer veya kara. kötü davranı ş larda bulunarak cezayı gerektirmek. mak. fellâh. * Araşrmak. * Bir yöntem bulmaya çalı ş mak. hatısormaya gitmek. * (küçük a ile) Zenci. çok aramak. r * Bir ş yokluğ duyarak geri gelmesini istemek. * Samî dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milâttan önceki dönemlerde kullanı ş lmıbulunan ölü bir dil.* Denizdeki mayı toplama veya yok etme iş nları lemi. arama yapmak * birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş taharri etmek. kta eyler * Ş koş art ulmak. özlemek. * Düzenleme. * Aranı çözüm. lan * Orta Doğ ile Kuzey Afrika'nıbüyük bir bölümünde yaş halk ve bu halkı soyundan olan (kimse). i * Kendi üstünü aramak veya ortalı kendi kendine bir ş aramak. Aramîce. ine *İ steklisi bulunmak. erli. * Bu söz "düzenlemek" anlamı "aranje etmek" biçiminde kullanı nda lı r. ile Aramca Aramîce aranı lma * Aranı iş lmak i veya durumu. aranı lmak * Aramak iş konu olmak. ine * Söz konusu olmak. aramakla bulunmaz * çok değ ancak rastlantı ele geçer. eyin unu * Önem verip istemek. * Bkz. * Ş koş art ulmak. tı * Ziyarete. aramak taramak (veya arayı taramak) p * dikkatle aramak. arantı Arap . aranmak * Aramak iş konu olmak. * Düzenleyici.

Arapçalaşrma tı * Arapçalaşrmak iş tı i. ğ z ı ları Arap sabunu * Potasla yapı yumuş esmer bir sabun. ş ı Arapsaçı * Küçük. Arap zamkı * Akasyadan elde edilen bir zamk. kararmak. * Arap dili özelliğkazandı i rmak. arap saçı gibi * karmakarık. ak. mak Araplaş mak * Arap olmak. lan. Araplı benimsemek. ler ş ı Arap tavş anı * Kemirgen memelilerden bir hayvan (Daculus daculus). lan * Bu dile özgü olan. Arap gibi olmak * simsiyah olmak. Araplaş ma * Araplaş durumu. ş ı arap saçı dönmek na * iş çok karıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek. zamkı arabî. yuvarlak ve çok sıyeş yaprakları uzadı aş ı ru sarkan bir tür süs bitkisi. Araplı k * Arap olma durumu. Arap uyandı (veya Arabıgözü açı ) n ldı * geçen bir olaydan ders alı ğ anlatı ndını ı r. Araplaşrmak tı * Arap kimliğ kazandı ini rmak. Arapçalaşrmak tı * Arapçaya çevirmek. ğ ı Araplaşrma tı * Araplaşrmak iş tı i.arap * Negatif fotoğ raf. Arap olayı m * (ş yollu) söylenen bir ş doğ una inandı aka eyin ruluğ rmak için kullanı lı r. Arapsaçı * Çözümlenemeyecek kadar karık durum. Arap rakamları * Bugün kullandımısayı gösteren rakamlar. Arapça * Samî dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanı dil. k il olan kça ağdoğ .

nda arası olmamak * geçinememek. kı ş ı yamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer. tı i. çocuk maması cak en kamı tan ka karı yapmaya yarayan un. mütecessis. ara vermeden. arası (veya iyi) olmamak hoş *oş eyden hoş lanmamak. tı * Sürekli olarak. iş n u araşrı tıcı * Araşran. arası umak soğ * aradan zaman geçerek önemini yitirmek. Arasat * Müslüman inanına göre. ı araşrı tı * Araşrma. araşrman. araşrma filmi tı * Herhangi bir bilimsel araşrmada alınısalt bir kayıaracı tı cın t olarak kullanı yla elde edilen film. arası (veya araları lmak (açıolmak veya bozulmak) ) açı k * arkadaşkları lmak.ararot * Sı iklimlerde yetiş maranta adlı ş ve baş bitkilerin kökünden çı lan. araşrı tılmak * Araşrma yapı tı lmak. sı ı cağ cağsı ı na. gözden. * Bilim ve sanatla ilgili olarak yapı yöntemli çalı lan ş ma. birbirine darı lı sarsı lı ları lmak. araşrmacı tı tı tı (kimse). vira. * Çarş ı veya alıveriş larda ş bölgelerinde aynıi yapan esnafı bir arada bulunduğ bölüm. araşrma tı * Araşrmak iş taharri. arası geçmeden * vakit geçmeden. arası z arasta araş it * Yer fı ğ stı. araları gerginlik. arası (veya araları karı na na) ş mak * büyüyüp yetiş mek. arkası kesilmeden. arkadaşk bağ kopmak. ararot kamı ş ı * Maranta. lması araşrma görevlisi tı . geçimsizlik olmak. araşrılı tıcı k * Araşrınıyaptı iş tıcın ğ . inceleyen. * Meraklı . geçirilmek. müstemirren. ı araşrı tılma * Araşrı iş tılmak i.

araşrman. * iki kiş uzlaşrmaya çalı iyi tı ş mak. açı ş iyi ş tı * arası lmıkimse ile barı açı ş ş mak. sormak. * Arzu ettirmek. * Bilimde ve sanatta yöntemli çalı ş malar yapmak. araya gitmek * harcanmak. aratmamak * yenisi. istetmek. kaybolmak. karıklı kurban olmak. asistan. * Aramak iş bir baş na yaptı ini kası rmak. arayı cı * Bir ş aramayı edinen kimse. nda tı tı araşrmacı tı lı k * Araşrmacı tı olma durumu. unu araya almak * bir çevreye kabul etmek. dostluk kalmamak. araşrman tı * Araşrı. eyi iş . tıcı aratı ş aratma aratmak * Aratmak iş i veya biçimi. araya soğ ukluk girmek * dostluk bağgevş ı emek. eyi * Bir gerçeğortaya çı i karmak için aramalarda bulunmak.* Yüksek öğ retim kurumları yapı araşrma. eski yakı k. inceleme ve deneylerde yardı olan ve yetkili organlarca nda lan tı mcı verilen görevleri yapan öğ retim yardı sı mcı. araşrmak tı * Birini veya bir ş bulmak için bir yeri gözden geçirmek. ş ğ ı a araya koymak * bir iş sözü geçer bir kimsenin aracı ı baş te lına ğ vurmak. k arayı utmak soğ * zaman geçmek. yokluğ duyurmamak. * bir iş lı ona engel olacak baş bir ş çı yapı rken ka ey kmak. araşrmacı tı * Bilim ve sanat alanları araşrma yapan kimse. nlı arayı yapmak * araları lmıiki kiş barı rmak. z e arayı açmak * aradaki uzaklıartmak. soruş turmak. eskisinin yerini doldurabilmek. * Aratmak iş i. araya vermek * yararsıbir işharcamak. araya girmek * iki kiş arası inin ndaki bir işkarı e ş mak.

* Kundaklı . yerey. ş * Maden üzerine kazı yapmak ve çı kta çevrilen ş ma krı eyleri yontmak için kullanı çelik kalem. görüş lı alanı geniş olan küçük teleskop. semptom. inde ik arazi * Yer yüzü parçası .* Arama iş görevlendirilmiş iyle kimse. tetikli yay. arboretum * Botanik bahçesinde ağ ve benzeri bitkilerin dikimine ayrı ş aç lmıbölüm. tahvil. inde ik arazbar arazbarbuselik * Türk müziğ bir birleş makam. arbalet arbede * Gürültülü kavga. yabancı gibi değ kâğ daha kârlı para erli ı tları görülen baş kâğ ka ı değtirme iş tlarla iş i. arda * İaret olarak yere dikilen çubuk. . arazi açma * fundalı koruluk. yer. rtı arbitraj * Hisse senedi. k. arayısormak p * biri hakkı haber sormak veya birinin ziyaretine giderek ona karşilgi göstermek. * Hastalıbelirtileri. arayı fiş i cı eğ * Bir tür donanma fiş i. * Türk müziğ bir birleş makam. çevreye uymak. ı laş arayısoranı p bulunmamak (veya olmamak) * kimsesi olmamak. k *İ linek. * İ çürümeye yüz tutmuş aç. çten ağ ardak ardaklanma * Ardaklanma iş durumu. nda ı arayı ş araz * Aramak iş i veya biçimi. patı . * Belirtiler. toprak. görünmemeye çalı ş mak. i. lan * Ardı l. *İ stenilen yı zı ldı teleskop içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağ. sazlıyerleri temizleyerek tarı elveriş duruma getirme. eğ arayıda bulamamak p * beklenmedik iyi bir durumla karş mak. k ma li araziye uymak * ortama.

tükenmek. peş bı ndan ini rakmamak. karı lan ardı l görüntü * Bir duyunun kaybolması sonra geriye kalan görüntü. karnı kuyruğ kara bir kuş rtı ak. ardı (veya arkası ndan ndan) atlı kovalamak * bir işgereksiz bir telâş yapanlar için söylenir. sı ardı (veya arkası düş na na) mek * arkası gitmek. hemen ardı ndan. çatmak. arkası ra. halef. i la . * Musallat olmak. arkası ndan. ksı ardı kesilmek * arkası gelmemek. ardı kadar açı na k * (kapı . * Birisinin sı na ası rtı lmak. * Sataş mak. aralı z. sı kahverengi. ksı ardı na ardı * Birbirlerini kovalayarak. ardı ra.ardaklanmak * (ağ açlarda) Mantarlarısebep olduğ çürümeye uğ n u ramak. ndan ı tı * Bir çı mda varı sonuç. ardı nca * Hemen arkası ndan. pencere için) sonuna kadar açı k. ardı arası kesilmemek * aralı z olarak gelmek. Avrupa ve Asya ormanları yaş nda ayan. ç acın ardırakı ç sı * Cin. kurt sayı nda lmaz * önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanları çok olduğ anlatı n unu r. ardıotu ç * Ardıağ nıküçük bitkisi. ara vermeden. ardıra sı ardı ç * Peş inden. ardıardı n n * Geri geri. yuvarlak kara yemiş ilâç olarak kullanı nı ş ı leri lan bir ağ k (Juniperus). aççı ardıkuş ç u * Kara tavukgillerden. ndan ardı lma ardı lmak * Ardı iş lma i. u türü (Turdus pilaris). takı lmak. güzel kokulu yaprakları kın da dökmeyen. ardı l * Birinin ardı gelip onun yerine geçen kimse. ardı ra. ası lmak. * Servigillerden. sı sı ardı yüz köpek havlamayan kurt. öncel karş .

ktan ğ ı ardık sayı ş ı lar * Bir. iki. ardık ş ı * Birbiri ardı gelen. arife günü. ş . i ardiyeci arduaz arefe areometre * Sıölçer. * Bkz. üç gibi birbiri ardı gelen sayı ndan lar. * Böyle bir yerde saklanı eş için ödenen ücret. arefe günü * Bkz. peş bı ini rakmamak. * Ardiyeye bakan kimse. büyük boynuzları yaban koyunu (Ovis ammon). vı argaç * Dokuma tezgâhları enine atı iplik. lan * Siyasî çekiş melerin geçtiğyer. tamamlamak. argali * Boynuzlugillerden. an . antrepo. ndan ardık görüntü ş ı * Bir duyunun kaybolması sonra da devam eden görüntü. ş ı ardiye * Genellikle ticaret eş nı yası saklamaya yarar yer. arife. a i.ardı sapan taşyetiş ndan ı mez * bir kimsenin çok hı gittiğ anlatmak için kullanı zlı ini lı r. ardı almak (veya getirmek) nı * bitirmek. durdurmak. ardı bı nı rakmamak * Bkz. ndan ardık olgular ş ı * Bir hastalı sonra görülebilen fakat hastalın kesin sonucu olmayan olgular. argaçlama * Argaçlamak iş i. n nda. lan ya * Ardiye iş leten kimse. önlemek. argaçlamak * Dokumada argaç atmak. Kuzeydoğ Asya'da yaş u ayan. ardı kesmek nı * arkası gelmemek. arena * Amfiteatrıortası boğ güreş yarı oyun gibi türlü gösteriler yapı alan. * Kayağ taşkayrak. atkı nda lan . ardıklı ş k ı * Ardık olma durumu. depo. olan . mütevali. son vermek.

kanatsı kılca renkli küçük sinek (Braula caeca). arı biti * Kör.argı n * Yorgun. acı söylemek. zı arı ı dalağ * Bal peteğ i. söz arı kil . bal ve bal mumu yapan. argonot * Kafadan bacaklı lardan. iğ nesiyle sokan böcek (Apis mellifica). ı nı arı beyi * Her kovanda bir tane bulunan ana arı . arı sokmak gibi * iğ nelemek. mak i argolaş mak * Karş klı konuş ı argo lı mak. z. arı gibi * çok çalı ş kan. * Argıolma durumu. halis. * Zar kanatlı lardan. kokusu ve tadı 18. * Söz argo durumuna gelmek. salyangoz kabuğ biçiminde kabuğ olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan u u (Argonauta argo). aç argı k nlı argı t argo * Kullanı ortak dilden ayrı lan olarak aynı meslek veya topluluktaki insanları kullandı özel dil veya söz n ğ ı dağ ğ arcı.9 olan. boğ . f. argon * Atom numarası atom ağ ğ39. Kı saltması Ar. n * Geçit. zayıbitkin. münezzeh. ı * Serserilerin. ı ı rlı nda olmayan bir element. ğ ı argolaş ma * Argolaş özelliğgösterme. arı arı alacak çiçeğbilir bal i * iş bilen kimse nereye baş ini vuracağ bilir. külhan beylerinin kullandı söz veya deyim. * Beceriksiz. boğ dağ azı az. derbent. havada %1 oranı bulunan. ı * Günahsı z. n na lanan ağ parça. iş * Temiz. saf. * Keklik tutmakta kullanı tahtadan kapanları yan tarafları bağ lan. ş nmı katıksı . * Yabancıeylerden arı ş ş z. rengi. argüman arı * Bir çış kıkümesinin değkenine verilen ad.

k arı klatma * Arı klatmak durumu. ska. açlı . cı kuru. arıçekmek k * tı kanan. kanı arı u kuş * Arı ugillerden. yetiş * Bal almak için arı tirme iş yetiş i. ladı ı * Bal almak için arı tiren kimse. yağerimiş f. sı ı zayı lı z. arı k * Eti. arı kovanı iş gibi lemek * (bir yerin) gireni çı çok olmak. sı sarı kuş rtı . * Fide veya fidan dikilen yer. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. karnı mavimsi yeş Güney Avrupa. bozulan arkları temizleyip açmak.* Porselen yapmakta kullanı bir çeş ak ve gevrek kil. karşğödenmeyen emek. Orta Asya'da az ağ klı il. . arı mak klaş * Arı(II) olmak. lan it Arı Kovanı * Yengeç takı yı zı m ldı yöresinde bir yı z kümesi. arıemek k * İçinin. arı ugiller kuş * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfı giren bir familya. açıyerlerde yaş bir kuş k ayan (Merops apiaster). k arı ma klaş * Arı mak iş klaş i. kaolin. lar nına arı sili * Tertemiz. Kuzey Afrika. arı klatmak * Su yolu yapan kimse. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı arı kçı arı klama * Arı klamak iş i. * Genç iş arın baş çi nı ı ndaki bezlerden salgı ğazotu çok madde. ldı arı kovanı * Arı n içinde bal yaptı çeş maddelerden yapı ş ları kları itli lmıyuva. arı sütü arı cı arılı cı k arı k * Ark. arı klamak * Arı(II) duruma gelmek.

özleş mek. ş zlı ı * Günahsı k. arı tı laşrma * Arı tı işözleş laşrmak i. arı tı laşrmak * Arı duruma getirmek. laş arı lar * Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaş ayan. laş arı lanmak * Arı mak. * Ruhun tutkulardan temizlenmesi. i. * Bir ş herhangi bir ayıveya kusur bulunmadını eyde p ğ bildirmek. iyi ş kı arış nı arı nma * Arı nmak işveya biçimi. arı dokunmak na * utanç duymak. tirme. kovanlı n u k. arı laş duruma gelme. arı ma. saflaş mak. arı rma ndı * Arı rmak iş ndı i. tenzih etmek. k arı k klı * Zayık. zlı * Kovanları konulduğ yer. arı ma laş * Arı mak durumu. flı skalı arı lama arı lamak arı lanma * Arı lamak iş tenzih. vücutları . * Katıksı k. arı mak laş * Arı duruma gelmek. özleş me.* Arı(II) duruma getirmek. i * Temizlenme. arı rmak ndı * Arı nması sağ nı lamak. özellikle karı ve arka ayakları llarla örtülü nları kı zar kanatlı familyası lar . özleş tirmek. arın yuvası kazı(veya çöp) dürtmek nı na k * tehlikeli kiş kı rtmak. arı lı k arı nmak . ı * Arı lanmak durumu. sı k. * Sanat yoluyla duygularıarı n nması . arı lı k * Temizlik.

* Bulaş ş mı musallat olmuş . arı zalanmak * Arı aksaklıgöstermek. arı z arıolmak z * bulaş sürekli görünür durumda olmak. * Katıksı arı ş z. hidrokarbon kondanstların tabiî gazdan ayrı ğbirim. * Aksama.* Temizlenmek. arı za * Engebe. tı ı ldı arı tı ş * Arı işveya biçimi. iş lemez duruma gelmek. petrol gibi maddelerin arı ğyer. k . tasfiye etmek. alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanısoluna n m n konulan diyez. duruma gelmek. * Katıksıduruma getirmek. karbondioksit ve al ndan yla n su buharo gibi hidrokarbon bileşi olmayan gazlarla. vb. * Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. * (petrol. arı zalanma * Arı zalanmak iş i. * sonradan ortaya çı kmak. ı * Rahatlamak. arı lı tı k cı arı tı m arı evi tı m *Ş eker. * Arı iş tma i. arı yapmak za * Bozulmak. tasfiyehane. * Bir notanısesini yarı ton yükseltmek. arı tı cı * Arı özelliğolan. arı ünitesi tma * Doğ gaz üretim kuyuları toplama hatları gelen gazı içerisindeki hidrojen sülfür. tma i. arı ş arı ş arı ş * Araba oku. rafineri. tma i * Deterjan. * Çözgü. za. . ş z ı * Sonradan ortaya çı kan. mak. iğ nı ldı ı arı tmak * Temizlemek. yağ için) Arı iş rafinaj. tmak i arı tma * Arı iş tmak i. bemol ve bekâr iş aretlerinin ortak adı . aksaklı k.

nını u * Soylular sıfı nı. * (Araç vb.arı zalı * Engebeli. n n arife günü * Dinî bayramlardan önceki gün. Aristoculuk * Aristotelesçilik. * Aksamayan. düz. liğ i arkı Ari arî Ari dil aria arif * Çok anlayı ve sezgili (kimse). arife * Belirli bir günün. varı . * Huzurlu. * Özgür. bozulmadan iş leyen. eğ reti. hür. dı gelen. arifane ile * ortaklaş a. ş tan * Geçici. arı z zası arı zî * Sonradan olan. m ı lı r * Aristotelesçi. * Yarı yamalak. m * Engebesiz. en * Bu halkla ilgili. aristokrat . *İ ran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleş halk veya bu halktan olan kimse. iş lemeyen. rahat. bu halka özgü. arifane * Arif olana yakı yolda. arioso Aristocu * Dramatik ve lirik bakı mdan yüksek bir anlatı gücü olan ağ başhava. ön gün. mutlu. ş acak * Yiyeceğortaklaşsağ i a lanan (toplantı ). olayıbir önceki günü veya ona yakıgünler. toplumsal ve siyasî gücün soylular sıfın elinde bulunduğ tarihî yönetim biçimi. bozulmuş . biçimde. ran * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğş . * Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İ grubuna verilen ad. aristokrasi * Ekonomik. için) Aksayan. arya. idare edecek biçimde. ş lı ş lı arif olan anlası(veya anlar) n * herkesin anlayacağkadar açısöylenmeyen bir sözün gerçek anlamı ı k nıkavrayanlar için söylenir. * Çı plak.

* Belli bir taş r malıkullanı nı geri verilmek ş yla bedelsiz olarak bir kimseye bı lması ı nı n lmasın artı rakı . ödünç olarak. gezimcilik. sı * Soylu. * Büyük bira bardağ ı . kla aristokratlı k * Aristokrat olma durumu.5. lan aritmetik orta * Bir diziyi oluş turan sayı n toplamın.9..* Aristokrasi yanlı. * Bu bilimle ilgili. Arjantinli * Arjantin halkı olan. düzensiz. reti ariz amik ariza arjantin * Enine boyuna. ndan ark . aritmetik * Matematiğ konusu sayı bunlarıözellikleri ve iş in. * Ritimli olmayan. n lemler olan kolu. * Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe. aritmetik dizi * Ardık terimleri arası ş ı ndaki ayrı değ meyen dizi: 1. ndan * Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu. * Kalp atı ndaki düzensizlik ve eş ş ları itsizlik. Aristotelesçi * Aristotelesçilik yanlı olan kimse. aritmetik iş lem * Aritmetik yoluyla yapı çözüm.7. dizisi aritmetik bir dizi olup ortak çarpan m iş denilen değmez oranı sayıdı iş 2 sır. ariyeten * Eğ olarak.3. dizinin terim sayına bölünmesiyle elde edilen sayı ları nı sı . aritmi aritmik ariya ariyet * Eğ ödünç. her yönü ile. * Sancağ yelkeni veya sereni direkten aş ı ı . lar. ağalma. aritmetiksel * Aritmetik ile ilgili. sı Aristotelesçilik * Yunan filozofları Aristoteles'in felsefesi. aristokratik * Aristokratlı ilgili. reti..

* Koruyucu. cetvel. peş . rtı ğ ı * (insan için) Vücut. arkada bulunan. piston. . * Art. dayamak. arka arkaya vermek * birbirini korumak için birleş destek olmak. * Otururken sı n dayandı yer. * Arkada olan. arka * Bir ş temel tutulan yüzünün tam ters yanı eyin . gibi arka arka * Geriye doğ ru. * Bir ş sı durumunda olan yüzeyi. arı hark. arka kapı çı dan kmak * okuldan baş sı kla ayrı arızlı lmak.*İ çinden su akı için toprağkazarak yapı açıoluk. lan arka teker * Araçlarıarka düzeninde yer alan tekerlek. manevî yönden destek olmak. kayı bulmak. dayanı mek. arka yüz arkaç * Bir ş arkada kalan yüzü. arka müziğ i * Bir oyunda hareket ve sözlerin yanı ra etkiyi artı için hafifçe çalı müzik. yabancı davranmak. ş arka (veya sı çevirmek rt) * eski ilgiyi göstermez olmak. kanal. ş mak. iltimasçı . sı nda n rı ğ ı . eyin rt * Geri kalan bölüm. * Geçmişgeride kalmızaman. arka bulmak * bir koruyucu. rı cı arka çı kmak * bir kimseyi baş kaları karşkorumak. rüzgâr almayan kuytu yer. arka plânda * Geride. kayıcı rı. n arka vermek * desteklemek. * Dağ rtları davarlarıyatıldı düz. kayı na ı rmak. beden. eyin * Ağ ı l. * Önemsiz. arka arkaya * Hemen birbirinin arkası ndan. sı rmak nan arka olmak * maddî. arka sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki sokak. tmak ı lan k k. art arda. arka ayak * Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan biri.

bir yapın özelliğ ldı dan ı dan nı i. lı a er ları kün arkadaş il. hempa. ünsiyet. m . huyu ve düş te ünceleri birbirine uymak. korumak. el altı ndan. yüklenmek. arkadaş ça * Arkadaş olarak. arkadan söylemek * kendisi bulunmadı bir yerde kimseyi çekiş ğ ı tirmek. * bir süre beraber bulunmak. * Konuş ve yazı dilde. eş etmek. * zaman bakı ndan geçmiş bı mı te rakmak. geride kalmak. arkadaş * Bir iş birlikte bulunanlardan her biri. ı ş arkadaş sı canlı * arkadaşğ değ veren. arkada bı rakmak * bir ş eyden epey uzaklaş ş mıbulunmak. gizlice.arkada bı rakmak * birinden daha ileri gitmek. müş * Kullanı ğçağ daha eski bir çağ kalma bir biçimin. inde raktı ı nları arkada kalmak * geriden gelmek. refakat etmek. belli etmeden. * Arkalamak işyardı müzaheret. (söz * Güzel sanatlarda klâsik çağ öncesinden kalan. te * Birbirlerine karşsevgi ve anlayıgösteren kimselerden her biri. * (ölen kimseye göre) dünyada bı rakmak. arkaizm arkalama arkalamak * Arkası almak. na * Bir kimseye güven vererek yardı etmek. dedikodusunu yapmak. i. yâren. ileri gidememek. arkadaşyakır davranı omuzdaşk. geride kalmak. arkadaşk lı * Arkadaş olma durumu. lar arkadaş olmak * bir kimseyle dostluk kurmak. arka taş değ ı * zarar veren arkadaş için söylenir. lı arkadaşk etmek lı * bir iş birlikte bulunmak. içten olmak. birlikte gitmek. içtenlikle. dostça. destek olmak. arkadaş na çok düş olan kimse. refik. arkada kalanlar (veya arkadakiler) * bir kimsenin öldüğ ünde veya bir yere gittiğ geride bı ğyakı . m. a ş ı ş . erce n nda arkadan arkaya * Gizli gizli. lik arkaik * Arkaizmle ilgili. müzaheret etmek. * değ ileride olanlarıarkası kalmak. arkadan vurmak * bir kimse kendisine güvenen ve inanan birine gizlice kötülük etmek. kullanı ulan lan mdan düş olan eski söz ve deyim. eskimiş veya eser).

arkası almak na * sı na yüklemek. arkalanmak * Kendisine yardı edilmek. arkası kesilmek * tükenmek. arkalı k * Ev içinde giyilen kolsuz. arkası pek * Güçlü birine veya sağ bir ş güvenen. güçlü olmak. destek olunmak. arkası ra sı * Ardı ndan. sı dayayacak yeri olmayan. arkası gelmek * devamlı olmak. ı arkalı klı * Arkalı. bir yerde durdurulmak. dayanağolan.arkalanma * Arkalanmak iş i. m arkalı arkalı ç * Arkalı k. ı kullandı arka yastı. semer. * Koruyanı . rt * Sı nda yük taş hamalları yük taş rtı ı yan n. ndan . yerinden düş ürülememek. arkası yufka * Sevilen bir yemeğ arkası baş bir yemeğ bulunmadını in ndan ka in ğ anlatmak için söylenir. koruyucusu. arkası düş (veya takı na mek lmak) * bir işsona erdirmek için sı çalı i kı ş mak. taş rtı ı mak. ı * Soğ a karşgereğgibi giyinmemiş uğ ı i olma durumu. bitirilmek. arkası bakmadan gitmek na * arkada kalanlarla hiç ilgilenmeden bir yerden ayrı lmak. peş inden. * (birini) gözden ayı rmayarak arkası gitmek. kalı bir tür kı hı nca sa rka. * Sı dayamaya yarar yer. arkası nmak alı * sona erdirilmek. arkası olmamak * kayı racak kimsesi olmamak. sürekli olmak. sı dayayacak yeri olan. arkalı rken kları ğ ı k. ğ rt ı arkası (veya sı ) yere gelmemek rtı * sarsı lmamak. lam eye arkası ra sı * arkası ndan. * desteğ sağ ini lamak. son bulmak. ğ rt ı arkalı z ksı * Arkalı.

taş ı nabilir ateş silâh. övmek. arkası dolaş (veya gezmek) nda mak * bir işyaptı için ilgili veya yetkili bir kimsenin uğ ğyerlere giderek görüş fı aramak. iltifat etmek. arkası koş ndan mak * iş rmak için birinin arzusunu kollamak. arkası almak nı * bir iştamamlamak. dayanağolmayan. yüzyı Fransa'da kullanı lda lmaya baş lanan. ertelemek. una arkası getirememek nı * baş ğbir iş ladı ı i sürdürüp sona erdirememek. i rmak radı ı me rsatı arkası ndan * birinin orada hazı r bulunmaması durumunda. arke arkebüz * XV. yere arkaya bı rakmak (veya koymak) * sonraya. arkası z * Arkalı olmayan.arkası (veya sı nda) yumurta küfesi yok ya! nda rtı * eski düş üncesini değtirmekte. arkası sı nı vamak * okş amak. * İ ana madde. geriden gelmek. görüş fı aramak. ı arkaüstü * Arkası gelecek biçimde. lk . arkası sürüklemek ndan * arkası gelmesini sağ ndan lamak. yaptı me rsatı * birine çok ilgi duymak. i arkası dayamak nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. koruyucusu. arkası (bir ş vermek nı eye) * dönmek. sonraya kalmak. una arkası (veya peş bı nı ini) rakmak * vazgeçmek. arkası (birine) vermek nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. baş zamana veya iş sonuna bı ka in rakmak. li arkeen arkegon * Kambriyumlardan önce oluş en eski yer katı an . arkaya kalmak * geride kalmak. ğ ı * Koruyanı olmayan. sözünden caymakta sakı görmeyenler için kullanı iş nca lı r.

arkeolog arkeoloji * Eğ otları bazı yosunları bütün kara yosunları ve bazı k tohumlularda görülen diş relti nda. nı * Arlanmak iş i. sılmaz. yağ ve kardan korumak amacı bir süre için sökmek. kı arlı * Namuslu. kuzey kutup yakında olan. * Geminin yürümesine hizmet eden direk. arlı ndan. arkeolojik * Arkeoloji ile ilgili. armada armador * Donanma. huysuz huyundan vazgeçmez arı * herkes kendi karakterine göre davranı bulunur. kum taştüründen bir tortul kayaç. harf veya ş ongun. limanda kı ş lamak. ı arktik arlanma arlanmak arlanmaz * Utanmaz. kazı mı bilimi. armadura * Gemide direklere takıhalatları lamak için küpeş lı bağ tenin iç tarafı bulunan delikli ve çubuklu levha. arkeopteriks * Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili. * (olumsuz olarak veya olumsuz anlamlı cümlelerde kullanı Utanmak.organı . arkı t arkoz * Birleş iminde feldspat bulunan. arkeoloji uzmanı bilgini. su nda. mur yla arma uçurmak (veya arma budatmak) * armayı rüzgâra kaptı rmak. bir hanedanıveya bir ş n ehrin sembolü olarak kabul edilmiş resim. halat ve yelken takı . nda armağ an . yelken ve ip gibi donanı nı mı düzenleyen usta. yerli arma soymak * hareketli olan armayı . seren. veya * Tarih öncesi ve eski çağ lardan kalma eserleri tarih ve sanat bakı ndan inceleyen bilim. seren. ş ta arma * Bir devletin. sılgan. ekil. * Geminin direk. utangaç. nda açı ilik * Kazı bilimci. ip. kı * Kuzey kutupla ilgili. lı r) * Köy evlerinde kapı n arkası konulan kalıkuş ları na n ak. mı arma donatmak * armayı yerine koymak.

n da) lar armut * Gülgillerden. * Ödül. * Armonika. en. * Ticaret gemisi sahibi. * Bağ. Ahlatı iyisini (dağ ayı yer. sı * Bir mı sı iki kutbu arası kuvvet akı nı knatın nda. mutlu etmek için verilen ş hediye.* Birini sevindirmek. letmeciliğ i. armut gibi . sulu. ayrı ş notada sesler çı karan küçük ağ çalgı. ak. ihsan. yumuş ufak çekirdekli meyvesi. an armonik * Armoni ile ilgili olan. . yurdumuzun her yerinde yetiş bir ağ (Pirus communis). ana ndan olan armonize * Tamamlayı sesler eklenmiş cı (müzik parçası ). hediye etmek. ı z sı zı * Akordeon. mıka. * Bir bilim adamın emek verdiğdalda onu anmak için hazı nı i rlanan bilimsel eser. armatörlük * Armatör olma durumu. armudun iyisini (dağ ayı yer da) lar * Bkz. * Fazla bön. eyi an armalı armatör * Arması bulunan. armonyum * Taş ı nabilir küçük org. * Gemi iş letme işgemi iş i. * Armut biçiminde olan. çiçekleri beyaz. armoniler * Frekansı sesin frekansı tam katı sesler. * Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. armudî armudiye * Armut biçiminde nazarlı olarak takı altı k lan n. armonika * Yan yana sı ralanmıdeliklerden her biri üflenince. armoni orkestrası * Yalnıüflemeli çalgı z lardan oluş orkestra. armoni * Türlü sesler arası sağ nda lanan uyum. aç * Bu ağ n rengi sarı yeş kadar değebilen tatlı acı dan ile iş . ı ş armağ etmek an * birine bir ş armağ olarak vermek. mı toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arası na yerleş tirilen demir parçası . ey. armatür * Bir aletin ana bölümünü oluş turan kım.

armut piş zı düş ağ ma ! * bir iş hiç emek harcamaksın onun kendiliğ e zı inden olması bekleyenlerin durumunu anlatı nı r. tı Arnavutlaşrmak tı * Arnavut kimliğ kazandı ini rmak. * Arnavut halkın bütünü. armut top * Boksörün çalı ş maları kullandı içi havalı şderi. Arnavut bacası * Çatı penceresi. ş sı armut kabağ ı * Ürünü. dı ı armutun sapı üzümün (veya kirazı çöpü var demek var.* çok anlayı z. Arnavutlaş mak * Arnavut dilini ve kültürünü benimsemek. kı zı Arnavut ciğ eri * Ciğ tavası er . Arnavut kaldımı rı * Yollarda irili ufaklı larla geliş taş igüzel yapı kaldım. Arnavutlaşrma tı * Arnavutlaşrmak durumu. lan rı Arnavutça * Hint-Avrupa dilleri ailesine giren. bön. Arnavut biberi * Acı rmı biber. armut kurusu * Daha sonraki mevsimlerde yenmek üzere kurutulmuş armut. Arnavutlarıkullandı dil. sır gözü. mastı ğ ı çiçeğ i. nda ğ ı . . n) * her ş kusur bulmak. ayan * Bu halka özgü olan (ş ey). n ğ ı Arnavutlaş ma * Arnavutlaş mak. aromatik * Öküz gözü. armut biçiminde top. nı arnika aroma * Bitki özlerinden veya yağ ndan elde edilen hoş ları koku. Arnavutluk * Arnavut olma durumu. armut biçiminde olan bir süs kabağ ı . hiçbir ş beğ eye eyi enmemek. * Arnavutluk ve çevresinde yaş bir halk. armuz Arnavut * Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtaların yan yana gelmeleri sonucu araları oluş nı nda turdukları çizgi.

arpacı k * Göz kapağ n kenarı çı küçük çı it dirseğ ı nı nda kan ban. arozöz * Kamyon. arpa ş ehriye * Arpa biçiminde dökülmüşehriye. arpacı kumrusu gibi düş ünmek * ne yapacağ bilmeyerek derin derin düş ı nı ünmek. aromalı . k eyler * Baş k. harp (II). ş arpacı * Arpa alan ve satan kimse. * Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalı. arpa boyu kadar gitmek (veya yol almak) * pek az ilerlemek. çok yetiş tirilen bir bitki (Hordeum vulgare). altma düzeni olan. taneleri ekmek ve bira yapı nda kullanı hayvanlara yem olarak verilen. arpa tarlası . arpa ektim. * Hayvanıdiş bulunan ve hayvan yaş kça silindiğiçin yaş belli eden bir niş n inde landı i ı nı an. ğ ı arpalı k * Arpa ekilen yer. darı ktı çı * ters sonuç veren iş için söylenir. yiyecek gibi ş veya para. bir su deposu eklenmesiyle oluş turulan. * Bu bitkinin taneleri. maklı * Karş ksıyarar sağ lan yer veya kimse. i. arpacı lı k arpağ an arpalama * Atlarıayakları görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalı n nda k. arp * Bkz. * Arpa biçiminde ş ehriye. ı z lı lanı * Arpa yetiş tirme veya alı satma iş p i. * Yabanî arpa. llara arpa suyu * Bira. * Tüfek. sulamaya yarar araç. tabanca gibi ateş silâhlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve niş alı gezle birlikte li an rken göz ile hedef arası aynı üzerine getirilen küçük çıntı nda çizgi kı . yurdumuzda mı lan. . * Müftü ve kazasker gibi din görevlilerine aylıyerine verilen giyecek. arpa * Buğ daygillerden.* Hoş kokulu. ler arpa güvesi * Tahı dadanan bir güve türü. * Arpa konulan yer. araba gibi bir taş aracı doldurma ve boş ı t na. arpacısoğ k anı * Tohumdan yetiş tirilen ve tohumluk olarak kullanı küçük soğ lan an.

n çan rnı saltması As. arsı ulusal * Uluslar arası . sı arak. atmosfer bası altı 4500 C de u ncı nda süblimleş maden filizlerinde çok yaygı bulunan. arsı yakı biçimde. Kı en. arsı z * Utanması kı olmayan. yoğ 33. * Kolayca üreyebilen (bitki). lı ş rnaş arsı zca * Arsıgibi. arsı k etmek zlı * utanmadan. ş klı * Arp çalan kimse. arpası gelmek çok * coş azmak. kı arslan * Aslan. ş * Aç gözlü davranan (kimse). mak. yıı yüzsüz (kimse). kudurmak. sı otu. zı k. arsıarsı z z * Utanmaz bir biçimde. arpçı arpej arsa arsenik * Atom numarası atom ağ ğ74. aç gözlü davranmak. ı ı rlı unluğ 5.arpalıetmek k * arpalıyapmak. * Bir akort oluş turan seslerin birbiri arkası çalı ndan nması . yüzsüzce davranmak. metal görünümünde basit element. arslanlı . zlı arsı ma zlaş * Arsı mak iş zlaş i. sılmadan. .91. z arsı k zlı * Arsıolanıdurumu veya arsı yakı z n za ş davranı yı ı k. arsı zlanmak * Arsı k etmek. z za ş an arsı zlanma * Arsı zlanmak iş i.7 olan. keser * haksı ğveya kötülüğ esas yapanıyerine bu konuda adı plâna çı kiş anlamı kullanı zlı ı ü n ön kan iler nda lı r. arsı mak zlaş * Arsıduruma gelmek. * Üzerine yapı lmak için ayrı ş yapı lmıyer. yıarak. sılması lık. arslanıadı kmı çakallar baş n çı ş . sı ı k. k arpalıyapmak k * bir kaynaktan sürekli olarak çı sağ kar lamak. acak ş lıklı rnaş .

arş saklamak. troleybüs. arş arş e * Askerlikte "yürü" komutu. * Keman yayı . lk * Dokuzuncu kat gök. ı n ı n * Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan. * Arş idükün karıveya kı. ı arş iv arş ivci arş ivleme * Arş ivlemek iş i.* Osmanlı devletinde kullanı arslan baskıgümüş lan lı sikke. ı k it arş ı nlama * Arş ı nlamak iş i. ivde art * Arka. arş kadar. tramvay gibi elektrikle iş leyen taş ı tlarda telden elektrik akı almaya yarayan. arş ivcilik * Arş ivcinin yaptı iş ğ veya görevi. arş ivlemek * Arş kaldı ive rmak. yukarı mı ya doğ uzanmıdemir yay. * Tren. * Bir ş öbür yüzü. ı nla * Amaçsı geniş mlarla dolaş z. art avurt . sı zı * Avusturya hanedanı prenses. eyin art arda * Birbirinin arkası ndan. geri. nda * Belgelik. ru ş arş etip arş ı âlâ arş ı n * İ örnek. * Yaklaş olarak 68 cm ye eş olan uzunluk ölçüsü. * Belgelik görevlisi veya uzmanı . arş k ı nlı arş idük arş es idüş * Arş ölçüsünde. arş ı nlamak * Arş ölçmek. arş * İ dinî inanına göre göğ en yüksek katı slâm ş ı ün . adı mak.

bazen de n rtı mı ı itli n nda sı zarak oluş turduğ ünsüz: k. sı nan art zamanlı bilimi dil * Dil olayları değik zaman ve evrim açından ele alan dil bilimi. ş ı k artakalma * Artakalmak iş i veya durumu. . iş sı nı i. ş ı k * Çoğ fazlalaş artı . * Gözde iris ile billûr cismin arası ndaki boş luk. artakalmak * Artmak. art niyet art oda art teker * İ gücü sağ tici layarak bisikleti yürüten teker. nı iş sı art zamanlı lı k * Değ ik zaman ve evrim açından incelenen dil olayların özelliğ diyakroni. a ndan an ndan art bölge * Deniz kısı bulunan bir yerin gerisindeki bölge. bereketli. art zamanlı * Evrim açından ele alı süre içinde birbirini izleyen. artağ an * Alılandan veya beklenilenden artıverimi olan. ğ u . an. art düş ünce * Bir düş üncenin arkası gizli tutulan ası ünce. geriye kalmak. bereket. fazla bulunmak. * Geçmiş sanat veya edebiyat çırı sürdüren (sanatçı bir ğ nı ı . alan. yında art damak * Damağ arka bölümü. artçı * Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğ güvenliğ sağ in ini lamak için arkadan gelmek üzere bı lan rakı kı dümdar.* Avurdun arka bölümü. hinterland. art avurt ünsüzü * Dil ucunun art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses. p. ı n art damak ünsüzü * Ciğ erlerden gelen havanı dil sı yardı yla art damağ çeş noktaları bazen patlayarak. hareket). art eteğ namaz kı inde l * çok temiz huylu kimseler için söylenir. artçı lı k * Artçın görevi. nı * Art düş ünce. nda l düş art elden * birini oyalayı ondan gizli olarak. g. mlı artağ k anlı * Alılandan veya beklenilenden artıürün verme durumu. diyakronik. ta.

artıemek k * İçinin. lda l. artı m * Artma. pozitif. dört yı bir gelen 29. artı çoğ ş alma. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. ı tı artı sayı * Kendisinden önce + iş bulunan. karşğ ödemeksizin ıı lını sahip olduğ ek değ u er. * Toprağburgu ile delinerek açı ve suyu yükseğ fı ran kuyu. artı klamak * Yemekte artıbı k rakmak. sonra. *İ çildikten. ı lan e ş kı arterit artezyen artezyen kuyusu * Artezyen. ldı * Kalan veya artan bölüm. sırdan büyük sayı areti fı . . * Bundan böyle. metal uçlardan artı yüklü olanı . karşğödenmeyen emek. önünde artıareti bulunan (sayı eksi karş . artı * Toplama iş leminde + iş aretinin adı . anot. * Katyon. artı uç artı k * Elektrikli çözümlemede. * Bir ş harcandı sonra onun artan bölümü. ubat na lda artıyı k l artı klama * Dört yı bir gelen 366 günlük yıseneikebire. * Sırdan büyük. ey ktan * Daha çok. fı iş ). gün. pozitif sayı . zait.arter * Atardamar. * Trafiğyoğ olan ana yol. sıya batı p akı n geçmesini ağ vı rı lı mı layan. yeter. daha fazla. iş ş gücünün karşğolarak. artıdeğ k er * İçinin. * Artılmak iş rı i. . yenildikten veya kullanı ktan sonra geriye kalan. ödenen değ üzerinde ürettiğve iş ıı lı erin i verenin. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı artıgün k * Artıyı k llarda ş ayı eklenen. i un * Atardamar bozukluğ u. daha. artağ ş an. * Artı klamak iş i. artı mlı artı n artılma rı * Piş ştiğiçin miktarı ince iş i artmıgibi görünen.

* boylu poslu. * Müzayedede artı rma. * Güzel sanatlarıgerektirdiğniteliğ uygun. artma. alı . * Artı rmak işyapı i lmak. * Yükseltmek. fazlalaş eri mak. * Artistin görevi. * Eğ lence yerlerinde gösteri yapan kimse. * Eklem romatizması . * Gereğ harcandı sonra bir miktar geri kalmak. sanatlı n i e . n müzayede. artma * Artmak iş i. tezyit edilmek. artist * Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse. * Artist olma durumu. tasarruf etmek. iltihapsı süreğ eklem hastalı. ş ta * Artmak iş i veya biçimi. artist gibi. * Alılar arası cı ndaki yarı ş maya dayanan ve en yüksek fiyatı sürene malıverilmesiyle biten yöntem. ekil z. artı rmak * Artması sağ nı lamak.artılmak rı * Artı rmak iş konu olmak. baş cı n i * Tutumlu davranıbiriktirmek. * Bir malı ka alıları verdiğfiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek. mlı * Artiste benzer biçimde. sanatkâr. ince ktan * Değ yükselmek. ine altı artım rı * Bir ş idareli harcayarak onun bir bölümünü artı iştasarruf. artı rma * Artı rmak iş i. artı çoğ ş m. * Eskisinden daha çok çoğ almak. çoğ lmak. p * Herhangi bir davranı ileri gitmek. eyi rma i. * Genellikle ş bozucu. güzel ve alı (kimse). çoğ altmak. sanatçı . artı ş artist gibi artistçe artistik artistlik artrit artroz arttı rma arttı rmak . artmak artmak * Büyük heybe. en ğ ı * Arttı rmak iş i.

bildirme. eye ı arzu etmek * yürekten istemek. tüğ arz talep kanunu * Belirli bir piyasada sunu ve talep dengesini düzenli tutma sistemi. geniş lik. enlem. istida. jeoloji. n. arzuhâl * Dilekçe. * Yer. nazı arya * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğ genellikle kendi içinde bütünlüğ olan parça. arz ve talep * Üreticinin piyasaya mal çı karması tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları ve . * Heves. * En. * (büyük bir makama) Anlatma. arz arz arzuhâl gibi (veya kadar) * bir mektubun çok uzun olduğ anlatmak için söylenir. kapalı veya açı k değ salı lı k klı erlerine göre türlü ses kalı ndan oluş Divan pları an Edebiyatı m ölçüsü. enlem dairesi. unu . * saygı bildirmek. stek. * Enine olan. ile arz odası * Mevkii olan insanları halkla görüş ü oda. yeryüzü. liğ i. arzu duymak * birine veya bir ş karşistek duymak. ü Aryanizm * IV.aruz * Hecelerin uzunluk ve kı k. * Yer bilimi. arz derecesi * Bkz. arz etmek * sunmak. yüzyı Arius adlı papazıkurduğ ve Hristiyan inanını tersine olarak İ n tanrı ı inkâr lda bir n u ş n ı sa'nı lını ğ eden mezhep. arz dairesi * Bkz. arz * Sunma. arzanî arziyat arzu * İ dilek. sunu ve istem.

hükümdarları mareş n. mektup vb. asabîleş mek * Kı zmak. * Eskiden ihtiyarları baston yerine kullandı uzun sopa. özlemek. sinirsel. * Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğ eş parçalardan her biri. as as * Kakı m. öfkelenmek. stek arzulu *İ stekli. *İ skambil kâğ nda birli. sinirlilik belirtileri göstermek. n kları asabî * Sinirli. din adamların güç sembolü olarak. sinirlenmek. asa * Bazı ülkelerde. yazan kimse. hevesini alamamak. törenlerde taş kları nı ı dı bir tür ağ veya metalden değ aç nek. kları * Sinir hastalı uzmanı kları . arzulamak * İ duymak. asabîleş me * Asabîleş iş mek i. * Ast sı nıkı lmı. asabîlik asabiye * Asabî olma durumu. ü it * Ara yön. ı tları * Bir iş baş gelen (kimse veya ş te ta ey). arzulama * Arzulamak iş i. * Sinirle ilgili.arzuhâlci * Para ile dilekçe. kları * Sinir hastalı ile ilgili hastahane bölümü. i As * Arsenik'in kı saltması . arzuhâlcilik * Arzuhâl yazma iş i. istemek. arzusu kalmak * isteğyerine gelmemek. * Sinir hastalı ile ilgili hekimlik kolu. allerin. eklendiğkelimenin daha aş ı fatın saltı ş ı i ağderecelisini anlatan yeni kelimeler türetmeye yarar. hevesli. asas kat as yön asabiyeci .

lı * Başca. yaş ş . vekâleten karş . kripton. kaların rtı asalak bilimi * Asalaklarıyapını ayını n sı. o görevin sahibi olan kimse. öbürü sayın kendisi olan doğ sayı olan nı al (lar). asalaklaş ma * Asalaklaş durumu. asamble asansör araç. soy gazlar. . * Baş nısı ndan geçinen (kimse).asabiyet asal * Sinirlilik. ş ması sağ asap asar * Sinirler. lar. tufeyli. asillik. na asaleten asaleten atama * Sürekli görev yapmak üzere bir göreve atama. asabî yapıolma. asansör boş u luğ * Binalarda asansörün iş lemesi için bı lan boş rakı luk. parazitoloji. ekti. argon. * Bir canlın içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak. neon. asansörcü * Asansörün bakı ve onarı nı m mı yapan kimse. lı inde asal gazlar * Atomların dıelektron halkaları nı ş tamamı veya geçici olarak elektrona doymuş yla olan gazlar (helyum. ı tı * Kendi adı hareket ederek. *İ nsanları yükleri bir yapın bir katı ötekine veya yüksek yerlere çı p indiren elektrikle iş veya nı ndan karı ler * Kurul. mak asalaklaş mak * Asalak duruma gelmek. * Otel ve hastahane gibi büyük kuruluş larda asansörün düzenli çalı nı layan kimse. asal sayı (lar) * Bölenlerinin kümesi iki elemanlı elemanlardan biri 1. konakçı iliş ı yla kisini ve yaptı hastalı ğ ı klarla bu hastalı karşgiriş klara ı ilecek savaşkonu alan bilim dalı ı . * Bir görevi yüklenmiş olan. * Yapı eserler. asalak parazit. ksenon). * Bir görevde temelli olarak. onun zararı yaş baş canlı nı na ayan ka . temel niteliğ olan. asalaklı k asalet * Asalak olanıdurumu. vekillik karş . n * Soyluluk. ası l olarak. ı tı * Yazı veya sözde bayağsöz ve deyim bulunmaması da ı durumu. esasî.

* Sirkeyle ilgili. senkron. baş ve bitme anları ka olan (olaylar). düzenlilik. ortanı n çorbacı ına verilen ad. aselbent * Hekimlikte ve koku yapı nda kullanı aselbent ağ nı kabukları mı lan. * Bu reçinenin elde edildiğağ (Styrax officinalis). n nda lan ş ı . * Her türlü mikroptan arı ş nmı . i aç * Eş zamanlı olmayan. lan r. * Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu. baş sı ş ehrin düzenini korumakla da yükümlü olan 28. ases * Gece bekçisi. asayiş berkemal * Güvenliğ yerinde olduğ anlatı in unu r. u. eş lama baş zaman karş . ı nı rı ndan asenkron asepsi aseptik asesbaş ı * Yeniçeri ocağ ı ndaki askerî görevinin yanı ra. asetik asit * Sirkeye tadı ve özelliklerinden birçoğ veren asit. asbest * Tremolitin bozulması oluş lifli. güçlü ve beyaz bir ık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. yadıkurun. vı * Siyah renkte ş ekilsiz bir cins bitüm. taş ndan an rı te i iş pamuğ kaya lifi. kılmadan bükülebilen ve ateş niteliğdeğ meyen bir mineral. msak ş ı * Birçok organik maddeyi eritmekte kullanı uçucu. sarı kokulu. * Ana maddesi katran olan ve yollarıkaplanması kullanı karım. ı tı n * İ kullanmadan. kolayca alev alıeter kokusunda bir sı. * Birleş imine asetat karı rı ş ş lmı tı . sirkeyle aynı özellikleri taş ı yan. asbaş kan *İ kinci baş kan. baş sı asetat asetatlı asetik * Asetik asidin tuzu veya esteri. yalnııyardı ile aygı pansuman gereçleri gibi ş lâç z sı mı t ve eyleri mikropsuzlaşrma iş tı i. nı unu asetilen aseton asfalt * Renksiz. saydam. * Osmanlımparatorluğ İ unda yeniçeri ocağ n kaldılması önceki güvenlik görevlisi.asarı atika asayiş * Eski yapı eski eserler. acın çizilerek elde edilen bir reçine. asbest yünü * Asbestin iş lenerek yün biçimine sokulmuş u. lar. güvenlik.

ana. asfaltla kaplanmak. nda * Asmak iş i. zgı ğ yüzüne sert bir anlam vererek belirten" öfkeli görünüş yüzü olan. baş gelen. asfaltlamak * Asfaltla kaplamak. ük. sahabeler. gerçek olarak. hakikat. * Gerçeklik. * Ası lı . asfaltlanma * Asfaltlanmak iş i. nı ğ ı ası lar l sayı . ortak payda. asısuratlı k * Hoş nutsuzluğ kı nlını unu. ı lü ası l * Bir ş kendisi. ası -ası -esi / * Fiilden sı yapan ek. kopya karş . asfaltit * Petrolün ayrı ş ile oluş ve çoklukta tortul kayaçlarıgözeneklerinde bulunan doğ bitüm. kaynak. ashap * Sahipler. nesep. üzerinde anlaş ndan maya varı husus. * Minimum. asfaltlanmak * Asfalt dökülmek. en aş ı azı ağ en ndan. * Bir ş temelini oluş eyin turan. lan ş * (a'sıBaşca. * Hz. lan ulan asgarî * En az. eyin ı tı * Kök. Muhammed'in meclislerinde ve konuş maları bulunanlar.* Asfaltlanmı ş . ulaş ve kültür gibi da. sağk. * Soy. e rakı ş ası k * Somurtkan. köken. fat ası olmak (veya ası kalmak) da da * bir iş son verilmeyip öylece bı lmıolmak veya kalmak. uyuş konu. asgarî ücret * İçilere bir çalı günü karş ğolarak ödenen ve iş ş ş ma ıı lı çinin gı konut giyim. esas. lı ı m ihtiyaçları günün fiyatları nı üzerinden en az düzeyde karş ı lamaya yetecek ücret. asgarı terek müş * Herkes tarafı kabul edilen nokta. ması an n al asfaltlama * Asfaltlamak iş i. * Aranı nitelikleri en çok kendinde toplamıolan. en düş . * Gerçek. örnek. l) lı ta ası l nüsha * Bir yazma eserin veya belgenin kopyaların dayandı özgün biçimi.

idam edilmek. * Ası iş lmak i. sı mak. baş nda çiğ ası r * Yüzyı l. rnaş asıkesmek p * (genellikle iş ı bulunan bir kimse için) yasayı neyerek sert davranmak. ası lanma * Ası lanmak işintifa. dayanaksı köksüz (haber). nları ndı süs yası ası ntı * Bir işhemen yapmayı bekleterek geri bı i p rakma. ası l vurgu * Kelimenin aslı ndaki vurgu. ı etmek. ası m ası takı m m * Kadı n takı kları eş . * Israrla üzerine gitmek. tehir. * Çözünemeyen madde parçacı nıdibe çökmeden bir sı ortamda kalmıdurumu. tebelleş rnaş olan kimse. * Bir ş isterken karş ndakini tedirgin edecek derecede ileri gitmek üstelemek. kların vı ş * Böyle bir sı karımı vı ş . . ası olmak ntı * tebelleş olmak. * Birini tedirgin edecek kadar üzerine düş me. i. ası lı ası lı ş * Ası iş lmak i veya biçimi. zla * Boynuna ip geçirip sallandılarak öldürülmek. * Tutup çekmek. ru z. * Sı an. intifa etmek. i lmak ine * Bir yere tutunup sarkmak. * Asmak işyapı veya asmak iş konu olmak. lmıbir karı ası z lsı ası ltı * Doğ olmayan. ası ş lmı adam * Salepgillerden. sonuna kadar mücadele etmek. rı * Karşcinsin ilgisini çekmek için çarpı davranı ı cı ş larda bulunmak. çiçekleri ası ş insana benzeyen ve köklerinden salep çı lan bir bitki. * Ası ş lmıolan.* Sı veya üleş ra tirme eki almamıyalı sayı ş n lar. süspansiyon. temelsiz. ası lanmak * Bir ş eyden yarar sağ lamak. kökenli. ey ı sı srar * Hı eline almak. süspansiyon. tavik. ası llı ası lma ası lmak * Bir kökene dayanan. ı * Asma iş i.

llı * Baş ran. asileş mek * Karşgelmek. dik baş. lsa tı ı riyi ru. . asimile asimptot * Bir eğ giderek yaklaş ama sonuna kadar uzatı bile yaklaşğhâlde eğ kesmeyen doğ riye an. sonuş maz. isyan eden. kendine benzetme. baş ı kaldı rmak. asalet. * Bir görevde temelli olan. asık rlı asi * Yüzyık. isyan etmek. asilzade asilzadelik * Soyluluk. ı asimilâsyon * Benzer hâle getirme. vekil karş . asimetri asimetrik * Simetrisi olmayan. * Yüksek duygu ile yapı lan. ı tı asileş me * Asileş iş mek i. ş zlı ı * Simetrik olmayan. bakımsı ş z. özümleme. "kendine uydurmak" anlamı "asimile etmek" biçiminde kullanı nda lı r. kendine uydurma. asilik etmek * karşgelmek. * Benzeş me. baş rmak. * Soylu olma durumu. rsı lı * Un. aside asidimetre * Asitölçer. soyluluk. ı kaldı asilik * Asi olma durumu. ası rlarca * Yüzlerce yı l. asillik * Asil olma durumu. isyan etme. bakımsı k. * Bu söz "benzeş mek".* Çağ . et ve bamya ile yapı bir Arap yemeğ lan i. * Soylu. isyankârlı k. asil * Soylu. kaldı * Hayı z.

fenol. ş ı . z. * Bkz. ale * Askerlik görevi veya ödevi. asker olmak * askerlik ödevine baş lamak.asistan * Yardı . ndan lan asker ocağ ı * Askerlik ödevinin yapı ğkı ordugâh. gemi. tı asistanlı k * Asistan. yı man yı na asker gibi * disiplinli. asklı . * Bir asidin özelliğ konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz. düzgün. disiplinli. lı * kılara ve en çok düş kıları asker indirme. z * Topluluk düzenine saygı olan. asker çı karmak * (bir devlet) belli kanunlara bağ olarak asker toplamak. asidimetre. tı n asit * Turnusolün mavi rengini kı zı çevirmek özelliğ olan ve birleş rmıya inde imindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluş turan hidrojenli birleş hamı ik. sı askercilik * Askere yakır biçimde. * Bkz. asker * Erden mareş kadar orduda görevli bulunan herkes. araşrma görevlisi olma durumu asistanıgörevi. * Ordunun yalnıer rütbesinde olan bölümü. tahkimli bölge. askerce askerci * Asker yanlı. asit fenik asitölçer ask askarit * Bağ solucanı ı rsak . ldı ş ı la. tersane gibi hizmet yerlerine verilen ad. * Aynı zamanda asit ve alkol grupları içeren birleş nı iklere verilen ad. sı * Yurdun korunması yolunda iyi dövüş mesini baş aran. mcı * Araşrma görevlisi. ini. borik asit. asit alkol asit borik * Bkz. asker tayı nı * Erlere verilen azı k. asker kaçağ ı * Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağ ı ayrı veya oraya gitmekten kaçan kimse.

* Askerci olma durumu. kili i askerîleş tirme * Askerîleş tirmek iş i. askerlik dairesi * Yurttaş askere alma iş ları leriyle görevli olan askerlik ş ubelerinin bağ bulundukları lı bölge dairesi. askere alı nmak * askerlik ödevini yapmak için er eğ merkezine gönderilmek. (bir ş askerlik niteliğkazandı eye) i rmak. askerîleş me * Askerîleş iş mek i. askerî ambargo * Bir ülkeyi cezalandı amacı askerî alanda yaptım uygulama. askerî * Askerlikle ilgili. askerî inzibat * Askerî birlikler arası düzeni. rmak yla rı askerî ataş e * Bir ulusun yabancı ülkelerdeki elçiliklerinde görevli askerî uzman. i n tan askerî rüş tiye * Askerî ortaokul. askerlik niteliğkazanmak. nı nı askerî kaput * Askerlerin giydiğkalı kumaş üstlük. * Bir tür çocuk oyunu. askeriye * Askerlik. askerîleş mek * Bir yer askerlikle iliş duruma gelmek. askerîleş tirmek * Asker yönetimine geçirmek. askerlik yoklaması * Askerlik ş ubelerine kayı kimselerin belirli zamanlarda yapı durum yoklaması tlı lan . askerlik hizmeti * Orduda belirli bir sürede yapı yurt ödevi. askerlik ödevi ordu hizmeti. askere özgü. kanunları nda yürütmekle görevli sıf ve bu sıftan olan asker. askerlik etmek * askerlik yapmak. disiplini. itim askere çağlmak rı * askerlik ödevini yapmak için ş ubece istenmek. askerlik * Asker olma durumu. lan askerlik yapmak * kanunlara göre yurttaş n yükümlü oldukları ları ordu ödevinde bulunmak. . askere gitmek * askerlik ödevini yapmak için orduya katı lmak.

uzunluğ 160 cm. ey * Pantolon veya giysilerin düş mesini önlemek için omuzdan aş lan bağ ı rı . ilânların ilgili daire duvarı belli bir zaman süresince asıdurması nı nda lı . * Artı eksiltme gibi resmî iş rma. asklı * Sporları denen torbalar içinde oluş (mantar). ı lan * Kadı n kullandı altıdizisi veya zincirli mücevherat. * Gelinin oturacağyerin üstüne ası süsler. nları ğ n ı * Düğ ünlerde geline yakı tarafı takı hediye. fener.askı * Üzerine herhangi bir ş asmaya yarar nesne. * Zodyak üzerinde. lmıdizi * Yeni yapı yapı n çatına. * bir işzamanı yapmayıbelirsiz bir zamana bı i nda p rakmak. . tabanca gibi ödül. askı kalmak da * (bir işbir engel dolayıyla sonuca varamamak. kahve taş ı yarar kahveci tepsisi. * Ası saklanacak sebze. Yengeç ile Baş burçları nda yer alan burcun adı ak arası . it * Asklı mantarları sporuna verilen ad. askı çı ya kmak * ipek böceğkoza sarmak üzere dallara çı i kmak. savsaklamak. yı cı rtı. meyve. u u çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü. n * Hiçbir zaman. askı bı da rakmak * sonuca vardı rmamak. ev sahibi tarafı usta için veya düğ arabaları düğ sahibi lan ları sı ndan ün na ün tarafı arabacı armağ olarak ası kumaş ndan için an lan . erkekleri yeleli. Afrika'da yaş ayan. maya * Saklanmak için tavana ası ş veya hevenk. Zodyak. nları ndan lan * İ böceğ kozası sarması yanı konulan çalı rpı pek inin nı için na çı . arslan. boş p i yı lukta kı * oturmuş veya batmıbir gemiyi yüzdürmek için baş teknelere asarak kaldı ş ka rmak. askı ntı * Baş nısı ndan geçinen. ) sı askı lı askı lı k * Avcı n sı na taktı askı mı ları rtları kları takı . askı çı ya karmak (veya çı lmak) karı * evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayı nı bulunduğ yerde askı tların u yoluyla ilân etmek. * Gürbüz ve yiğ adam. ı z * Askı olan. ask an askospor asla Aslan aslan * Kedigillerden. rı n larak u * Çay. hiçbir biçimde. * Hastahanelerde kık kol veya bacakları ası tutturulduğ araç. kuyruğ 70 cm ve ucu püsküllü. kaların rtı * Karşcinsi rahatsıeden kimse. * Saz ş airleri arası yapı deyiş ş üstün gelene verilmek için duvara ası kumaş nda lan yarında ı lan . lı p * Vestiyer. sı askı almak ya * altı alıdesteğkalmayan yapı dikmelerle boş tutarak yılmaktan kurtarmak.

aslangiller * Kedi cinsinden olan bütün et oburları içine alan hayvan familyası . kokusuz çiçekleri olan bir bitki. *Ş irpençe.aslan ağ zı * Havuz kenarları konulan ve ağ ndan su akan aslan biçiminde süs taş na zı ı . aslankuyruğ u * Ballı babagillerden. gerçek ş ekli. güçlü ve yakıklı ş . nan aslan sütü * Rakı . lı ı aslan kesilmek * aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek. aslanı m! * gençler. itlik. aslı astarı (veya aslı ) olmamak aslı * yalan. raca aslanca * Aslana yakır yolda. mı aslı astarı * iç yüzü. sarı . onun kiş ini belli eder. uygun bir durumda olması u iliğ gerekir. ı * sağğyerinde. delikanlı için kullanı bir seslenme sözü. aslan yatağ ı belli olur ndan * bir kimsenin oturduğ yerin durumu. i. aslanlı k * Yiğ cesaretlilik. ası z olmak. eskiden hekimlikte terletici olarak kullanı bir bitki. aslan yürekli * Çok yiğ hiçbir ş it. yer pı lan rasası (Leonurus). yiğ ş ı itçe. aslan gibi * boylu boslu. doğ u. aslanağ zı * Sı otugillerden. aslan gibi. beyaz çiçekli bir yabanî bitki (Alchemilla). lsı . güzel. aslı astarı * Esası ruluğ geçerliliğ . lar lan aslanı ağ nda n zı * elde edilmesi çok güç. aslen * Kök veya soy bakı ndan. aslanpençesi * Gülgillerden. aslankulağ ı * Bir sap üzerinde dizili sarı kı zı veya rmı çiçekli otsu bir bitki. aslan payı * Hak edilenden daha çok alı pay. türlü renkte. eyden korkmayan.

nan. filoksera (Phylloxera vestatrix). lan * Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). gerçek olduğ ortaya çı u kmak. asma asma bahçe * Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapı ş lmıbahçe. sebze olarak kullanı ürünü. aslı yok faslı * yalan. * Ası şası lmı lı . dalları çardak üzerine yayı bitkilere genel olarak verilen ad. asma merdiven * Yukarı ucundan bir yere ası kullanı ip merdiven. asma köprü * İ baş ki ı ndaki ayaklardan baş dayanağolmayan. * Bu türün ince uzun. altı kat.aslı kmak çı * gerçek olduğ anlaş u ı lmak. esas. asma bığ yı ı * Asma dalların çevresine tutunması yarayan yeşuzantı sülük. lan asma kat * Yapı genellikle tabanla birinci kat arası yapı basıtavanlı boş larda na lan. * Asmagillerden. nı na il lar. aslî * Temel olarak alı esas olan. k . sarı renkte bir böcek. * Soyu sopu. çoğ ka ı unlukla uzun ve yüksek köprü. yükselmeye temel olan her aş ş an ğ ı aması . aslı nesli aslı k * Kır olan (kadıveya diş sı n i hayvan). nı altı na asliye asma * Temel. larak lan asma yaprağ ı . * Asmak iş i. msı asma kabağ ı * Kabakgillerden sürüngen veya sarı mevsimlik bir kabak türü (Lageneria vulgaris). aslî nüsha * Bir yazın çoğ lması örneklik eden ilk nüsha. asma kilit * Kilitlenecek ş üstündeki halkalara geçirilip kapatı biçimde yapı ş eyin lacak lmıkilit. aslî maaş * Devlet dairelerinde çalı memurlara verilen aylın. asma biti * Eş kanatlı lardan. aslî düş ünce * Ana fikir. asmalara zarar veren. uydurma. . lgan.

asmak * Bir ş aş ı sarkacak biçimde bir yere iliş sarkı eyi ağ ya tirip tmak. asmagiller * İ çeneklilerden. gerçek olmayan. * Havadaki duman. ş arı * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. çağ l. doğ ruya kan aspiratör aspirin * Ağ kesici ve ateş ürücü olarak kullanı beyaz renkli. asrîlik * Çağ llı cık. azı tarak * Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek veya görevi olan bir iş i özürsüz yapmamak. her dizenin sonunda gelen. emmeç. cı . çağ laş daş mak. asparagas * Uydurma. cüruf ve beton karımı yapı kiriş miş ş ndan ı lan . gibi aspidistra * Zambakgillerden. genellikle saksı yetiş da tirilen. gerçekmiş gösteren haber. asorti asortik asosyal * Sosyal olmayan. asrîleş mek * Çağ llaş cı mak. kuş anmak. lmıyer asmolen asonans * Piş toprak. * Üzerine takı nmak. ekş rak ilâç. birbirini tutar renk ve yapı olan. rı düş lan imtı aspur * Yalancı safran.* Zeytinyağ ve etli dolma yapmakta kullanı körpe asma yaprağ lı lan ı . asmalı asmalı k * Yarı kafiye. idam etmek. daş ma. belli baş türü asma olan bitki familyası ki lı . Muhammed'in yaş ğzaman. toz vb. da asrı saadet * Hz. aynı m aksanı veren ünlünün ondan sonra veya önce gelen ünsüzü hiç dikkate almadan tekrarlama ş eklinde uyak. * Asması olan. * Modern. * Bir kimseyi boğ ndan ip geçirip sarkı öldürmek. yabancı maddeleri emerek dı atan cihaz. yaprakları rudan doğ topraktan çı bir süs bitkisi. adı ı asrî asrîleş me * Çağ llaş çağ laş cı ma. da * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. putrel nervürler arası konulan delikli tuğ na la. birbirini tutar renk ve yapı olan. * Asma için ayrı ş veya toprak.

rmak astarlı * Astar geçirilmiş . * Boyacı astar vurmak. astar sürmek (veya vurmak. ile astarı yüzünden pahalı olmak * bir iş ayrı ları harcanı para veya emek. astar sürmek. u nda * (birine göre) Rütbe veya kı demce küçük olan asker.assai assolist ast * Birlikte kullanı ğterimin anlamı aş lıkazandır: Adagio assai çok yavaşçok ağ ldı ı na ı k rı rı . astarlı k astarya * Astar olmaya elveriş(kumaş li vb. * Giyecek. astarlanmak * Astar geçirilmek. * Bir gemiye yükleme veya boş altma için tanı süre. halat. olmak. lı kta. elde edilen sonucun değ aş masraflı in ntı na lan erini mak. va * Gemicilikte bir ş sağ eyi lamlaşrmak için kullanı bez. kumaş veya derinin iç tarafı geçirilen ince kat. perde. astar kaplama * Kontratablalarda kör ağ n biçim değtirmesini önlemek amacı iki yüzüne yapı rı kaplama katı acı iş yla ş lan tı . tı lan aç astar astar boyası * Boyacı ası lı kta l boyadan önce sürülen. resim yapı lmadan önce sürülen boya. lan * Üzerine resim yapı bezin veya duvarıyağ boyayı lacak n lı emmesi için. nan . kiri kapatmak ve sürülecek boyanıdayanı lını rmak için n klı ı artı ğ kullanı boya. astarlatma * Astarlatmak iş i. * Alt. ı r. astarlanma * Astarlanmak iş i. * Bir müzik programı daha çok en son olarak sahneye çı alanı tanı ş çok ünlü olan sanatçı nda kan. çekmek) * astar boyası boyamak. çanta. astarlama * Astarlamak iş i. ı n na * Sı veya boyadan önce vurulan kat. astarlı zarf * İ yüzüne ince bir kâğ geçirilmiş ç ı t zarf. astarlatmak * Astar yaptı veya geçirtmek. nda nmıve . madun.). astarlamak * Astar geçirmek. ayakkabı ş gibi eylerde. ağ vb. * Birinin buyruğ altı olan görevli. astarlanmı ş .

* Aş çok yüksek. astronomik * Gök bilimiyle ilgili olan. asteğ menlik * Asteğ rütbesi veya asteğ men menin görevi. astı astı kestiğkestik ğ k. müneccim. felekiyat. * Gök fiziğ i. astronomi * Gök bilimi. vı k * Bu posttan yapı ş lmıolan. ğ astrofizik astrolog astroloji astronom * Astronomi bilgini. asteğ men * Orduda en küçük rütbeli subay. * Atom numarası olan. * Bronş n daralması ileri gelen nefes darlı. astı m astı mlı * Astı olan. ları ndan ğ ı astigmatizm * Gözün saydam tabakası meridyenlerin eş nda itsizliğyüzünden net görememe durumu. * Net görmeyen. müneccimlik. * Asmak iş yaptı ini rmak. astigmatizme tutulmuş (göz). . astı hastalına tutulmuş mı m ğ ı olan. astı rma astı rmak astigmat * Astı iş rmak i. ı rı astronomik fiyat * Çok yüksek fiyat. gök bilimci. ı i * acı z. astatin * Astat. * Yı z falı uğ an kimse. 85 ş yla ı manı Kı saltması At. ldı yla raş * Yı z falcı ı ldı lı. çok sert veya istediğgibi davranan kimseler için kullanı ması i lı r. bizmutun alfa ınları bombardı sonucu elde edilen yapay element. i astragan * Karakul kuzusunun kırcıve parlak postu.astası m astat * Öncüllerinden biri önceki tası n vargı durumunda olan bir ek tası mı sı m.

astsubay kı demli üstçavuş * Astsubaylın dördüncü basamağ ğ ı ı . rahat. aş * Piş irilerek hazı rlanan yemek. gökyüzü. n. mutluluk. astronotluk * Uzay adamı olma durumu veya uzay adamın görevi. . mutfak. * Huzur içinde olma. asudelik asuman Asurca Asyalı * Asya'da yaş kimse. * Gök. astsubay üstçavuş * Astsubaylın üçüncü basamağ ğ ı ı . a astsubay baş çavuş * Astsubaylın beş basamağ ğ ı inci ı . nı astropikal * Tropikal bölgelere yakı fakat daha yüksek bir enlemde olan. astsubaylı k * Astsubay olma durumu veya astsubayıgörevi. astsubay * Silâhlı Kuvvetler yasası göre astsubay okulları yetiş Silâhlı na nda erek Kuvvetlere katı astsubay çavuş lan tan astsubay kı demli baş çavuşkadar rütbesi olan asker.astronomik rakam *İ nsana ş kı k verecek derecede büyük rakam. aş damı * Bazı bölgelerde yemek piş irilen yer. astsubay kı demli çavuş * Astsubaylın ikinci basamağ ğ ı ı . astsubay çavuş * Astsubaylın ilk basamağ ğ ı ı . * Samî dilleri ailesine giren ve Milâttan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanı ş lmıolan ölü bir dil. ayan * Asya'ya özgü olan. aş nlı astronot * Uzay adamı . Asya ile ilgili (olan). astsubay kı demli baş çavuş * Astsubaylın altı ve son basamağ ğ ı ncı ı . Asyalı lı k * Asyalı olma durumu. n asude * Sessiz. sakin.

çı * Yoksullara parasıyemek yedirilen veya dağ lan yer. daha az. aş z ı tı hane. * Eğ bir yerin daha alçak olan yeri. eyin * Bir yere göre daha alçak yerde bulunan. aş.aş erme aş ermek aş evi * Aş ermek durumu. ru. i ük. hor görmek. aş ı ağbitkiler * Su yosunları . mı kaları ı rı ğ laş ı i aş ı ağkalmamak * herhangi bir nitelik bakı ndan ondan geri olmamak. yerleş bölgesi. * Bayağ adî. im im * Genel ev. aş ı ağalmak * devirmek. nma lı r. beğ enmemek. irilip ı tı aş ı kepçeye paha olmaz taş nca * sış zamanlarda önemsiz ş kık ı eylerin değ çoktur. aş ı r yeri (veya yanı ağkalı ) yok * nitelikleri bakı ndan baş yla karş tıldında eksiğolmayan. eri aş yermek * Bkz. aş ı ocağ * Yemek piş yoksullara dağ lan yer. mı aş ı ağkurtarmaz * bundan daha ucuza olmaz. unu r. i aş ı ağgörmek * küçük görmek. lokanta. verilecek yemekleri hazı rlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanı lan * Tekkelerde yemek piş irilen yer. mantarlar ve kara yosunları su dında fazla boy atmayan damarsıbitkiler. imli * Niteliğdüş kötü. * bir hizmette çok kullanı kiş yakı olarak kullanı lan ice. aş ı ağ(falan) yukarı * bir kimsenin adın dilden düş nı ürmediğ onun pek gözde olduğ anlatı ini. * hamilelikte bazı yiyeceklere karşaş düş ı ı künlük göstermek. * Daha küçük. * daha aş ı durumu kendine lâyıgörmez. aş ı ağ * Bir ş alt bölümü. * Düğ ve benzeri toplantı ün larda. aş ermek. gibi ş ı z aş ı mek ağdüş * düzeyi. ı . yı kmak. . değ yönünden daha az. rı * Para ile yemek yenilen yer. denk olan. er * Aş ı yere doğ ağ ya. niteliğalçalmak. miktarı . tiksinmek. yer. çok arzulamak veya nefret etmek. adî. ağbir k aş ı ağmahalle * Yüksek bir yerleş bölgesine göre alçakta kalan yer.

ı k aş ı ağyukarı (yürümek) * bir baş bir baş (yürümek). ük * Küçültücü davranı ş larda bulunmak. lması ru . aş ı mak ağ laş * Aş ı duruma düş ağ k lı mek. alttan almak. merhale. paye. basamak. eyi ağ k lı ersiz aş ı ağ sı aş ama * Aş ı ağtaraftaki. ağ sı sı ağ sı sı aş ı ağ k lı * Aş ı ağolma durumu. tenzil etmek. tükürsem bığ yım ı * iki karş ve aynı ı t derecede sakı durum karş nda karar verme zorluğ anlatı ncalı ı sı unu r. i ük. adilik.aş ı ağtükürsem sakalı yukarı m. aş ı ağ lanma * Aş ı ağ lanmak durumu. aş ı ağ lamak * Değ erinden düş göstermek. * Niteliğdüş adî. inin ini aş ı kompleksi ağ k lı * Kendini olduğ undan yetersiz. hor görmek. an ak aş ı ağ lama * Aş ı ağ lamak iş i. er mı ra n * Varı istenen bir amaca doğ geçilmesi gerekli dönemlerden her biri. aş ı duygusu ağ k lı * Kiş gerçeklere uyan veya uymayan sebeplerle. tezyif etmek. me. aş ı ağ samak * Bir kimseyi veya bir ş aş ı ve değ göstermek. yeteneksiz ve güçsüz görme duygusu. mertebe. aş ı ağyukarı * Tama yakı yaklaş olarak. aş ı ağ lanmak * Aş ı ağduruma düş ürülmek. tan a aş ı almak ağ dan * sert konuş bir kimseye yumuş bir dil kullanmak. n. evre. aş ı yukarı birlikte. aş ı ma ağ laş * Aş ı ağduruma düş mezellet. hafife almak. * Önem veya değ bakı ndan gitgide yükselen bir sı basamaklarıher biri. benliğ yetersiz ve küçük görmesi. aş ı ağ sama * Aş ı ağ samak iş i. hafifsemek. aş ı ağ latma * Aş ı ağ latmak iş i. aş ı ağ latmak * Aş ı ağ lamak iş uğ ine ratmak. rütbe. aş ıyukarı ağ lı lı * Aş ı ve yukarıolan.

aynı acı veya familyanıdaha iyi bir türünden alı dal. * Yemek piş satan kimse. hiyerarş er mı i. * Aş evi. irip * Yemek yenilen dükkân. kademeli. o hastalın ş ğ ı mikrobuyla hazı rlanmıeriyik. aşbaş çı ı * Birkaç aşnıbirlikte çalı ğyerde bulunanlarıbaş çın şı tı n ı . aş erat aş hane . aşkâğ ı ı dı * Aşolanlara verilen resmî belge. ş * Bir ağ n dalı gövdesi üzerine. * Aş (kimse veya bitki). aş lokanta. kıl veya koyu esmer renk almıgevrek kil. m nan * Ondalı k. hiyerarş ş i. * Mutfak. * Otoritenin en geniş ölçüde en üst mertebede olarak değ ik önem sı iş raları nda katı kesin bir biçimde arası ve dağ ğtoplumsal teş ı ı ldı kilâtlanıbiçimi. aşboyası ı * İ karı demir hidroksit miktarı göre pas sarı. aş ar * Ondalı k. aşbaşk çı ı lı * Aşbaşolma durumu. * Tarı ürünlerinden alı onda bir nisbetindeki vergiler. tı i * Bu eriyiğ uygulanması in . çı çın * Yemek piş zanaatı bilgisi. aş ı * Organizmada belli birtakı hastalı karşbağı k sağ m klara ı ıklı lamak için vücuda verilen. * Bir lokanta veya evde yemek piş irmekle görevli kimse.aş sı ama rası * Önem ve değ bakı ndan gitgide yükselen basamaklar dizisi. ı aşolmak ı * aşyapı ı lmak. kiremit rengi. tomurcuk gibi n nan parçaları kaynaşrma işveya böylece eklenen parça. ahçı iren . evi. irme veya * Onluklar. çine ş an na sı zı ş * Koyuca kı zı rmı. çı ı çı ı nı aşlı çı k * Aş olma durumu veya aşnıgörevi. göz. aş amalı * Aş aması olan. * Yemek piş kimse. aş arî aş çı aş baltası çı * Kemikli et kesmeye yarar küçük balta. ı lı aşboyalı ı * Aşboyası ı renginde boyanmı ş . aşbaş n görevi.

çevresinde olup bitenlerle de ka ran nı i ilgilenmez. en ndan . âş ıgözü kördür ın ğ * kendisini aş kaptı kimse. aş atmak (veya aş oynamak) ı k ı k * aş kemiğ oyun oynamak. vurgun. yarı ş ş mak. âş ı k * Bir kimseye veya bir ş karşaş sevgi ve bağlıduyan. i çok âş ı ı kesilmek ğ * tutku hâline getirmek. * Seviş bir çiftten kadı oranla genellikle erkeğ verilen ad. n. âş ı kane * Âş a yaraş biçimde (olan). ı âş a Bağ sorulmaz ı ğ dad * bir ş çok istekli olan kimsenin. aşvurmak ı * bağı k veya tedavi amacı vücuda aşvermek. âş olmak ı k * sevmek. en na e * Dalgı kalender (kimse). tutulmak. gibi * Aşyapan kimse. ı aş atmak ı k * yarıetmek. * Birbirleriyle seviş erkek ve kadı her biri. aşyapmak.aştaş ı ı * Taş durumundaki aşboyası ı . * Ahbap. ı rma. eye ıı rı lı k * Halk içinde yetiş deyiş en. o ş elde etmedeki zorlukları saydını eye eyi hiçe ğ anlatı ı r. ayak bileğ bulunan küçük inde kemiklerden biri. sevgilisinin kusurları görmediğgibi. aş çatı nda. lerini sazla söyleyen. ı k n * çok seveni. * Yapı ları uzun mertek. ıklı ş yla ı ı aş ı cı aş lı ık cı * Aş nıyaptı iş ı n cı ğ . aş ı k * Baldı r kemiğile eklemleş bileğ belli baş oynak merkezini oluş i erek in lı turan. düş künü. tutkun (kimse). ı ğ ı r âş k ı klı âş sı ı klı âş ı ktaş * Âş olanıdurumu. ı k iyle aş kemiğ ı k i * Aş ı k. arkadaş bir seslenme. aş ı oturmak ı cuk ğ * iş olumlu bir biçim almak. sözlü ş geleneğ bağ halk ş iir ine lı airi.

aş m ı nı * Aş ı nmak iş i.âş lı ı k ktaş * Karş klı me. * Erozyon. * Aş ı nmak iş i. ilkah. lmak aş ı lmak aş ı m * Aş iş konu olmak. muaş ı seviş lı aka. * Dokunduğ cisimleri eriterek aş u ı nması yol açmak. cağ uk aş ı lanma * Aş ı lanmak iş i. uğ cak. lanmıağ * Soğ a sı sı a soğ su katma. uğ cak. aş rmak ı ndı * Aş ı nmak iş uğ ine ratmak. kası k * Birtakı düş veya duyguları kası benimsetmek. aş ı lma * Aş ı durumu. lanmı(ağ aş ı lamak * Organizmada bağ ı k yaratmak veya yerleş bir hastalı karşkoyabilmek için hazı ıklı ş miş ğ a ı rlanmıbir aş ş ı yı vücuda vermek. ı seviş lı aş ı lama * Aş ı lamak iş i. etkilemek. ı * Aş ı ş aç). aşyapmak. na * (bir yere) Pek çok gidip gelmek. aş ı lanmak * Aş ı lamak iş konu olmak. * Bitkilerin aşyoluyla üretilmesi. * Aş ı lamak iş yaptı ini rmak. âş lıetmek ı k ktaş * karşklı mek. ine aş ı latma aş ı latmak aş ı lı * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı ş lanmıolan (kimse). aş ı nma . * Yeni aş ı ş aç. cağ uk * Bu yolla elde edilmiş . ı * Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağ n bir parçası anaç üzerine kaynaşrarak üretmek. * Kendisine aşyapı ş ı lmı(bitki). mak ine * Erkek hayvanı diş çiftleş n isiyle mesi. telkin etmek. m ünce baş na * Soğ a sı sı a soğ su katmak. * Aş ı latmak iş i. acı nı tı * Baş na hastalıgeçirmek. aş rma ı ndı * Aş rmak iş ı ndı i.

* Eskimek. düzleş kı ları mek. k aş erime ı rı * Erime noktası daha aş ı ıderecesine düş ndan ağbir sı mesine rağ birtakı ş men m artlar altı bir sını nda vın katı maması laş durumu. ı rı aş uç ı rı aş cı ı lı rı k aş lı ık rı aş lma ı rı * Aş lmak iş ı rı i. ötesinde. * Gereğ inden fazla. * Beklenenin üstünde aş davranma eğ ı rı ilimi. rası lı ndı aş ı ntı aş ı r aş ı ramento * Çalma. aş bellem ı rı * Belleme yetisinin olağ anüstü bir durumda geliş olması miş . sı * Bir dinî tören sı nda veya cemaatle namaz kı ktan sonra Kur'an'dan okunan on ayetlik bölüm. * Aş ş ı yer. aş lmak ı rı * Politika alanı sağ nda veya sol görüş en ateşve yıcı lerin li kı kanadı . aş doyma ı rı * Belli sı ktaki bir sı içinde. kı * Bir ş gereğ eye inden çok fazla bağ lanan. * Aş olma durumu. * Ötede. itikal. müfrit. aş duyu ı rı * Herhangi bir duyu organı ve özellikle dokunma duyusuyla sağ yla lanan her tür uyarana karşolağ dıbir ı an ş ı duyarlıgösterme durumu.* Yer kabuğ oluş unu turan kayaçları baş akarsular olmak üzere türlü dıetmenlerle yı lı yerinden n. aş taş ı ı rı rı * Çok aş . aş gitmek ı rı * ölçüyü kaçı rmak. veya aş ı nmak * Birbirine sürtünerek incelmek. eriyebildiğkadar eriyen bir maddenin. aş ı rma. taş n. ı rı . aş besi ı rı * Olağ anüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme. yı pranmak. önem veren. * Çıntı silinmek. nmı * On sayı. koparı lmaları eritilmeleri. usandı rmak. sı ğ düş caklı vı i caklın ı mesine karş bir sıra ı n nı kadar erimiş olarak kalması durumu. fazla miktarda. * Bir ş gereğ eyin inden çok olanı . çok. ta ş pratı p. erozyon. aş ı rı * Alılan veya dayanı ş ı labilen dereceden çok daha fazla.

intihal. aş ikâre aş ina * Açı belli ederek. meydanda olan. aş z ı sı aş ı t aş ikâr aş etmek ikâr * açı klamak. dı . saklamadan. * Aş ı rtmak iş i. * Aş ı yer. na * Çalıgötürmek. * Aş ı iş yaptı rmak ini rmak. dost. belirginleş mek. * Baş nıyazı ndan bölümler. aş kayı ı rma ş * Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağ geçirilen kuş biçimindeki kayıçember. p * Tehlike içinde bulunan bir ş acele kaçı eyi rmak. arkadaştanık. belli etmek. k. kova. kasın p gibi aş ı rmasyon * Çalma. aş ı rma * Aş ı iş rmak i. rmak ine aş ntı ı rı * Aş lmıolan (ş ı ş rı ey). * Aş ı rmak. mı kaların ları sralar alıkendininmiş gösterme veya baş nı konuları p gibi kaların nı benimseyip değik biçimde anlatma. kası eyi * Bir yazarıbaş bir yazarıeserinden konu veya biçim alması n ka n . aş olmak ikâr * belli olmak. . aş ı rtı aş ı rtma aş ı rtmak * Aş iş ı rma i. * Açı apaçı belli. k. * Yapı ları uzun mertek. aş ı rmak * Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden öte yanı geçirmek. ş * Siper. iş * Aş lmı ı ş rı . aş çatı nda ı k. ortaya çı kmak.* Aş ı iş konu olmak. a ak ş aş ı lı rmacı k * Baş na ait olan bir ş izinsiz alma. * Küçük kazan. bakraç. * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı lanmamıolan (kimse). lacak * Dağ geçidi. * Bildik. aş ı rma. kça. kuytu yer. * Baş nıeserinden parçalar alıkendininmiş göstermek. ş * Kendisine aşyapı ı lmamı(bitki).

ı rı lı k aş k aş etmek k * hı vurmak. tanık olan. fazla. nca ey aş olsun k * "Aferin" sözünden daha güçlü olarak bir davranın. aşk lı * Aş yapmak için hazı rlanan ve saklanan ş eyler. aş mak * Bkz. aş yapmak k * cinsel iliş bulunmak. * Ev. zahire. aş k göstermek inalı * ilgilenmek. * Sı gelince kullanı için saklanan yemeklik ş rası lmak eyler. aş ncı kı lı k * Birey ve evrenseli birleş tirmeye çalı ahlâkî nitelikli Amerikan felsefesi. * Aş iş mak i. * Çok. * Aş sevgi ve bağlıduygusu. Aş ı lama. aş düş ka mek * âş olmak. tanığ belli etmek. aş n kı * Belli bir süreyi aş şötesine geçmiş mı . ı * Tanıklı gösterir davranı ş ğ ı ı ş . bir tutumun çok beğ ş ı enildiğ bildirir. ı sı nama.* Bilinen. coş kunluk göstermek. * Derviş arası selâm sözü olarak kullanı ler nda lı r. oturulan yer. Aş ı lamak. * Benzerlerinden üstün. aş ma . coş eyi mak. sitem bildirir. * Kuş yuvası . ş an aş lama aş lamak * Bkz. sevi. zla aş olmayı meş olmaz k nca k * güçlü bir istek olmayı hiçbir ş elde edilemez. mesken. * Dövüldükten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan buğ day. dı aş k inalı * Birbirini bilme. tanı tanıklı ma. ş k. dını ı aş iret aş iyan * Oymak. ı k aş gelmek ka * bir ş yapmak için büyük bir istek duymak. ini * Beğ enilmeyecek bir davranı bir tutum karş nda kı ş . seviş kide mek. .

* Yüksek. * Aş olma durumu. binme. lan eli aşrma tı aşrmak tı aş ure * Buğ nohut gibi taneleri. i nı ş ı at binicisine göre kiş ner * insanları baş nda bulunan kiş etkisi altı kalarak. -at. * Görünmeden kaçmak. onun tutumuna göre davrandı nı n. her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş . ı ma lan * Satrançta. * (erkek hayvan) Diş isiyle çiftleş mek. aş oz * Ahş gemilerin omurgaların uzunluğ ve iki yanı borda kaplamaların en dar yüzünü ap nı unca nda nı yerleş tirmek için açı keskin. leri ekerle kaynatarak yapı bir tür tatlı lan . bitmek. üfte At at * Astatin'in kı saltması . uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanı geçmek. ey. * Gizli dostluk. k k n. kuru yemiş ş day. aş na * Aş ina. * Oynak. aş üfte aş üftelik -at at anası * Bkz. yük çekme veya taş gibi hizmetlerde kullanı memeli hayvan. aş fiş na ne * Gizli dost. * Aş dağ ure ı tmaya yarayan süslü kap. na * (süre) Geçmek. . i nı aş urelik * Aş yapmada kullanı ure lan. at baş(beraber) gitmek ı * eş durumda olmak. * Aş iş yaptı mak ini rmak. aş günü ure * Aş urenin piş irildiğMuharrem ayın onuncu günü. açısaçıkadı kokot. sivri köş yuva. atlar anası . sona ermek. *İ simden isim türeten ek (Arapça çokluk eki): gidiş gelir-at vb. it at binenin (veya iş bilenin). * Aşrmak iş tı i. kı kuş n lı ananı ç * her ş onu gereğgibi kullanması bilene yakır. ları inin nda kları anlatı r. aş ayı ure * Muharrem ayı . * Atgillerden.

meydan olur (bulunur). at kestanesigiller * İ çeneklilerden. at oynatmak * atla hüner göstermek. se lan eyler at olur. plâka gibi göğ takı ş için) pek büyük. p * Sirklerde veya eğ lence yerlerinde. at çalı ktan sonra ahın kapını ndı rı sı kapamak * iş ten geçtikten sonra önlem almaya kalkı iş ş mak. elmas. örneğat kestanesi olan bir bitki familyası ki i . at gözlüğ ü * Atlarıkoş takı nda. * bildiğve istediğgibi davranmak. veya bulmak.at cambazı * At alısatan kimse. * Çevresinde olup bitenleri iyi algı layamama. at olmaz (bulunmaz) * gerekli ş artlar her zaman bir arada bulunmaz. . çiçekleri kokulu bir ağ (Aesculus aç hippocastanum). * yarı ş mak. meydan olmaz (bulunmaz). göz hizası bulunan korumalı n um mı nda k. geniş yapraklı . uların ldı ı at meydanı * At veya at arabaları uların yapı ğyer. at sineğ i * Atıtüyünün rengi. at koş turacak kadar * pek geniş . at koş turmak * çok genişalabildiğ rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak. at çevirmek * geri döndürmek. ine at meydanı * at koş nı yapı ğmeydan. sabit fikirlilik. değ erlendirememe. * Bu ağ n kestaneye benzeyen yemiş acı i. koş nı ldı ı at nalı kadar * (niş madalya. i i at pazarı eş osurtmuyoruz! nda ek * söyleneni dinlemeyene söylenen bir uyarma sözü. n . an. at kestanesi * At kestanesigillerden. 15 ile 30 m yükseklikte. at hı zı rsı gibi * kı kı lı yafeti ve tutumu güven vermeyen (adam). at donu at gibi * vücudu iri yarı (kadı olan n). at üstünde hünerlerini gösteren kimse. k at izi it izine karı ş mak * iyiyi kötüden ayı ramayacak kadar bir karıklıortaya çı ş k ı kmak.

uzunluğ 8 mm kadar olan. * Dedelerden ve büyük babalardan her biri. atabey. eklem bacaklı sinek türü (Hippobosca equina). meydan yok * yapacak güç var. iş ş siz lemezlik. sır ve domuzlarıbacak ve ğ ı n kuyruk araları yaş nda ayan. at. hamle. rı rı . atavizm.* Çift kanatlı lardan. i atabek atabey * Bkz. ataya çekme. * Tembellik. atak atak yapmak * akıyapmak. yapmak. * Atamak iş tayin. e lan. ama kullanma imkânı yok. ş . ata et. kanatları u büyük ve küt. i. pederş ahîlik. atamak ataman * Birini bir göreve getirmek. uygulamak. * Atı akı lı m. * Eskiden Rus Kazaklarıbaş una verilen unvan. özellikle Selçuklularda ş ehzadelerin eğ veya bağ z olarak bir eyaletin itimi ı msı yönetimi ile görevli vezir. n buğ atalı k atama . ite ot vermek * bir işters yapmak. atacı lı k * Uzaklarda bulunan ve birçok kuş aktan beri görünmeyen birtakı özelliklerin yeni bir kuş birden m akta ortaya çı . n lı m ataklı k atalet * Atak olanıdurumu veya atakça iş n . ataerki ataerkil * Ataerki temeline dayanan. * Soyda temel olarak babayı ve ailede çocukları alan baba soyuna mal eden topluluk düzeni. kması atadan babadan görmek * gelenek hâlinde eskiden beri bilmek. k. atak * Düş üncesizce her işatı cür'etkâr. ata * Baba. tayin etmek. saldışhücum. * Geveze. atı yapmak. yalancı . * Ataya yakır davranı babalı ş ı ş . * İsizlik. n. pederş patriarkal. iş kalma. * Saldı. bir at var. davranı cür'et. * Eski Türk devletlerinde. ahî.

ate * Atacı lı k. bir * Spermayı idrar yoluna salan iki kanal. at sergileri gibi çalı inde lan uları ş malar. lmaz ataş ataş e * Bir elçiliğ bağ uzman. Kemalist. i ünü. satsan satı vb. sı Atatürkçülük * Atatürk'ün düş ve uygulamaları kaynaklanan. * Su aygı. sol karı ğ ncından vücudun diğ bölümlerine kan taş damar. daş amaçlayan. akla. mesel: Ayağ yorganı ı nı na göre uzat. tayin edilme. rı * Soy at yetiş tiricisi.atanma * Bir göreve getirilme. Atatürkçü * Atatürkçülük yanlı olan (kimse). ı atardamar * Kalbin sağ ncından akciğ karı ğ ı erlere. Türk Devleti'nin bağ zlıve bütünlüğ millî ünce ndan ı k msı ünü. * Bu ilkeye bağlı lı k. atanmak * Bir göreve getirilmek. uygulamalar ve ilkeler bütünü. . evrensel ağ klı e ı . ataş elik * Ataş olma durumu veya makamı e . ataraksiya * Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarı lmayan ruh dinginliğ acı olduğ kadar kı i. ya u vanca karşda ilgisizlik. * Ataş görev yaptı yer. egemenliğ kişözgürlüğ çağ olmayı i. lı kla atavizm atbalı ğ ı atçı atçı lı k * Soy at yetiş tiriciliğ yapı at koş . ı er ı yan ş iryan. atari atarkanal atasözü * Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş oyun türü. geleceğ rlı e yönelik. elçilik uzmanı e lı . * Uzun deneme ve gözlemlere dayanı söylenmiş halka mal olmuş darbı larak ve söz. Atsan atı lmaz. bilime ve gerçeğ dayanan. birbiri ile uyumlu amaçlar. atavik * Atacı ilgili. enin ğ ı * Tutacak. atanma yapmak * tayin etmek. tayin edilmek.

rmı. acele etmek. tehlikeli bir durum almak. ateş almak * yanmak. hı hı rs. * Tehlike. muş * Isı veya piş için kullanı yer veya araç. tutuş mak. nç. karanlı ıldama özelliğolan böcek (Lampyris noctiluca). k. acı . coş acele davranmak. tma irme lan * Patlayı silâhlarıatı . atelye aterina ateş * Bkz. ateist ateizm * Tanrı mazlı tanı k. ateh * Bunama.* Ateist. * Coş kunluk. sılı baş kan yürümek. li * telâş lanmak. kı p ı na ateş böceğ i * Kıkanatlı n lardan. ateş ğ balı ı * Sardalye. alev * Öfke. i mı ateş kmak çı . heyecanlanmak. atölye. cı ması sı ş ı * Tutuş olan cisim. felâket. od. * Kı zı renginde olan. atefleksiyon * Döl yatağ n biçiminin bozulması ı nı . öfkelenmek. k k ateh getirmek * bunamak. radı ı ateş bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * bir olay. * Gümüş ğ balı. ateş basmak * kı zarmak. cı n lması * Vücut ısı sı. örneğateş i böceğolan böcekler takı . önüne geçilemez. ateş almaya mı geldin? * uğ ğyerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak söylenir. mak. bunaklı ihtiyarlıyüzünden alıduruma gelme. tanı ateş açmak * ateşsilâhla mermi atmaya baş li lamak. kta ş ı i ateş böcekleri * Kıkanatlı n lardan. * (ateş silâh) patlamak. * Tanrı maz. * Büyük üzüntü. ı * Yanı cisimlerin tutuş yla beliren ı ve ık.

ateş rmısı kı zı renginde çiçekler açan bir süs bitkisi (Salvia splendens). ateş ğ kayı ı * Ateş ğavlamak için kullanı ve içinde ate ş lan kayı balı ı lan yakı k. ş kan. ateş tüğ yeri yakar düş ü * bir acı onu çekenden baş tam anlayamaz veya aynı yı kası ölçüde üzülemez. meydanlarda ateş yakmak. man lmı içi .* Bkz. hareketli. ateş pahası * Çok pahalı . öfkeli konuş mak. li lan ş a ateş rmısı kı zı * Yanan ateş rengi. * Yangısöndürmede kullanı tulumbayı ı için kullanı büyük ve geniş k. ateş kesmek * ateşsilâhlarla yapı atı son vermek. * (sonradan) çok çalı hareketli ve becerikli olmak. in ateş olmayan yerden duman çı kmaz * küçük de olsa birtakı belirtilerin önemli olaylara iş olduğ anlatı m aret unu r. ateş saçmak . cı ateş gibi * çok sı cak. çalı ve becerikli. ş kan * kı rmı. pkı zı ateş yanmak gibi * ateş i yükselmek. becerikli. in * Çok canlı . ateş hattı * Savaş en ilerideki birliklerin ellerindeki silâhlarla ateş ta açabilecekleri hat. ateş etmek * ateşsilâhlarla mermi atmak. ateş çiçeğ i * Ballı babagillerden. * çok öfkeli olmak. n lan taş mak lan kayı ateş kesilmek * çok kı n davranı zgı ş larda bulunmak. ateş püskürmek *ş iddetli. ateş gemisi * Eski çağ larda düş gemilerini yakmak için özel bir biçimde yapı ş yakı maddelerle dolu gemi. * Çok yaramaz (çocuk). bu ateş üstünden in atlamak ve çevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir önceki gecesi. * zeki. çalı ş kan. ateş püskürmek. yangıçı n kmak. li ateş gecesi * Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun. ateş parçası * Ateş bir bölümü. ateş cirmi kadar yer yakar olsa * hasmıpek önemsenmediğ anlatı n ini r.

ateşbaş vurmak i ı na * çok öfkelenmek. vapur. * Ateş hüner gösteren oyuncu. li ksı * çevresindekilere ağ sözler söylemek. ı sı rı ateş tutmak e * az ıtmak. ateş çilik * Ateş çinin iş i. ateş atmak e * bile bile çok tehlikeli bir işgiriş e mek. . le * Fabrika. i ateşuyandı i rmak * sönmek üzere olan ateş i canlandı rmak. ateş lası tuğ * Ocak. ı r ateş ! ateş baz * ateş etmek için verilen komut. ateş dayanı e klı * aş ıdan zarar görmeyen. li ateş vermek e * ateş içine sokmak. sı * üzerine ateş silâhla mermi atmak. lokomotif gibi ateş iş le leyen yerlerde ocaklara kömür atı ateş sürekli yanması sağ p in nı layan ateş çi kimse. ateş dı yağ rmak * ateşsilâhlarla aralı z mermi atmak. * bir ülkeyi savaş sokarak veya kargaşve karıklıyaratarak sıntı yıma uğ a a ş k ı kı ve kı ratmak. ateş vurmak e * bir yemeğpiş üzere ocağ koymak. e klı la.* çok kı zmak. kundak sokmak. i mek a ateş vursa duman vermez e * pek cimri olanlar için söylenir. * Osmanlı ş larda enlikler için donanma fiş eklerini hazı rlayan kimse. coş mak. sı olağ ateşdüş i mek * (hasta için) ateşgeçmek veya azalmak. ateş in * Ateş coş li. çok öfkelenmek. ateş vermek * tutuş turmak. ateşçı i kmak (veya yükselmek) * (hasta için) vücut ısı andan çok artmak. sinirlenmek. * bir yeri kasten yakmak. soba gibi yerlerde kullanı ateşdayanı tuğ lan. * aş telâş ve sıntı düş ı rı a kı ya ürmek. kun.

* Cinsel istekleri güçlü olan. heveslendirmek. bı ş ma. un bir . lan ateş li * Ateşolan. coş kulu. ateş lenmek * Ateş lemek iş konu olmak. li ateş letme * Ateş letmek iş i. i * Coş coş kun.ateş (veya nârı yanmak ine na) * bir kimse yüzünden zarara uğ ramak. lı ı . yanmayı yı azaltmak. ateş lenme * Ateş lenmek iş i. turucu. ateş içinde ler * (hasta) çok ateş bir durumda. yakmak. kı rtmak. i * acı. ateş lemek * Tutuş turmak. ateş barut bir yerde durmaz le * biri kı biri erkek iki gencin bir yerde yalnıbaş na kalmaların sakı olduğ anlatmak için z. ş iddetlenmek. * Top. ateş almak ini * yüksek vücut ısı düş sını ürmek. ateş oynamak le * pek tehlikeli bir iş uğ mak. le raş ateş leme * Ateş lemek iş i. tüfek gibi patlayı maddeleri patlatmak. * derece ile ateşölçmek. ateş letmek * Ateş lemek iş yaptı ini rmak. cı * Kı rtmak. hararetli hararetli. ş ş kı iddetlendirmek. z ları nı ncalı unu söylenir. ateş lendirmek * Coş turmak. ateş leyici * Ateş niteliğolan. ş kı ateş lendirme * Ateş lendirmek iş i. ine * Vücut ısı sı artmak. ateş ateş li li * Yoğ ve heyecanlı biçimde. leme i * Patlayı maddeleri ateş cı lemekte kullanı cihaz. kış zı mak. * Coş mak. ateş kes * Savaş iki kuvvetin karş klı an ı olarak savaşdurdurması rakı mütareke.

* Atları ekleri ve zebraları . ihsan. * Ateş lan veya konulan yer. çevirmek. çevirme. ı * Yalancı lsış uydurup söyleyen. yükleyerek.ateş silâh li * Patlayı madde aracı mermi atan top. mdan sonra arta kalan ve kâğ veya karton üretiminde ve kâğ ı t ı t hamuru yapı nda tekrar kullanı kâğ veya karton parçaları mı lan ı t . dayanı lmaz. ş ı atı l . ı lı * Süt veya yoğ çalkamaya yarar küçük yayı urt k. i * Yöneltmek. lı k. atısu k * Evlerde. lütuf. i. cı ile ateş lik ateş lilik * Ateş olma durumu. attını yi an ğ vuran kimse. kı lı atfen atfetme * Atfetmek işisnat. . cı * Bazı li silâhlar kullanarak yapı spor. iş yerlerinde kullanı mdan dolayı kirlenen ve bina dına sevkedilen pis su. kayra. lmı atı . atı cı * İ niş alan. * Yöneltme. liş * İ bağ. yüklemek. yakı atgiller atı Üsküdar'ı alan geçti * fı n kaçılıartıyapı bir ş kalmadını rsatı rı p k lacak ey ğ anlatı ı r. tek parmaklı memeliler familyası . e ateş gömlek ten * acı . inayet. * Mal ederek. atılı cı k atı f atı fet atı k atı k atıkâğ k ı t * Kâğ iş sürecinden veya kullanı ı leme t. sıntıdurum. üzüntü veren. ı ş * Karş k beklemeden gösterilen sevgi. li ateş perest * Ateş tapan. tüfek gibi silâh. * Atı ş lan. isnat etmek. eş içine alan. yilik. * İ kili bulma. ateş lan * Yalancı uydurmacı lı k. ası z eyler * Atı olma durumu. atfetmek * Bir işveya bir sözü bir kimseye mal etmek.

e * Bkz. * İsiz. çarpı ş . süreduran. hücum. hallaç. * Atı iş lmak i. ine * Saldı rmak. atı lmak i lma. * Sayı kazanmak amacı yapı atı . lı m atı lı ş atı lma atı lmak * Atı işveya biçimi. acak. atı ş * Atmak işveya biçimi. hamle. atı mcı * Pamuğ yünü yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma. u. * Giriş ken. . hamleci. i * Bir silâhımermisini amaca ulaşrmak için gereken iş bilgi. atı k lganlı * Atı olma durumu. ini atı lı mcı k atı k mlı * Atı nıişhallaçlı mcın i.* Tembel. eye ru ş ta * Bir iş giriş baş e mek. yla lan lı ş * Durumunu geliş tirme gücü gösteren. atı sağ kazı bağ nı lam ğ a lamak * eş ini sağ kazı bağ eğ lam ğ a lamak. * Atmak iş i. birden bir davranı bulunmak. * abartmalı konuş mak. atı yapan. lgan atı lı m * İ atı atı iş leri lma. k. ş * Etkisiz. atı lı mcı atı m atı ölümü arpadan olsun n * çok sevilen bir ş yapı ey lı veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa katlanı ı anlatı rken lacağ nı r. * Hı ilerleme. n tı ve * (kalp. * Atmak iş konu olmak. atı (veya atmak) tutmak p * bir kimse veya bir ş için kötü konuş ey mak. * Konuş yazacak söz veya bilgi. lma i. * Atı bir ş gidebildiğuzaklı lan eyin i k. nabıiçin) Vuruş z . lamak. * Silâhı doldurmaya yetecek veya en az bir atı yapabilecek barut miktarı m . aylak. savlet. * Bir ş doğ birden gitmek. hücum etmek. iş yaramaz. atı lgan * Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan. ditme iş yapan kimse. hamle. * Patlamak. zla * Herhangi bir konuda ilerleme çabası .

atkı lı * Atkı olan. rta nan * Bazı n ayakkabı nda ve çocuk patiklerinde ayağ üstünden geçen. * Eski. * Saz ş airlerinin deyiş tartı le ş maları . nda lan * Dokumacı mekikle enine atı iplik kumaş en ipliğ lı kta lan ı n i. uğ ı a. * Dokuma tezgâhları mekikle enine atı iplik. * Kendisine dargıolan bir kimseye barıkmıgibi söz söylemek. çevik. atı ş mak atı rma ş tı atı rma yeri ş tı * Ayaküstü yemek yenilen yer. argaç. * Ağ kavgası ı z etmek. üst eş ik. poligon. baş sı veya boyna alı örtü. * (yağ veya kar) Serpiş mur tirmek. * Çabuk hareket edebilen. ş tı ati * Gelecek. sı atkuyruğ u .atıyeri ş atı ş ma * Silâh atma alı rmaları lan yer. eski zamanla ilgili. atkı iplik atkı lama atkı lamak * Dokuma tezgâhları mekikle atkı nda atmak. * Çabuk davranan. argaçlamak. yandan iliklenen ince uzun parça. kadı ları ı n * Büyük yaba. ş tı yapı * Atı ş iş mak i. atı rmalı ş tı k * Atı rmaya yarayan. n ş ş ı * Saz ş airleri. * Atı rmak iş ş tı i. atı rmak ş tı * Acele olarak yemek veya içmek. * Atkı lamak iş i. çevik. * Kapı pencerelerin yapı nda üst tarafa konan ağ taş ve mı aç. atik atik atik tetik atiklik * Çabukluk. belli bir ayak üzerine birbirlerini küçük düş ürmek amacı karşklı yla ı deyiş lı söylemek. çeviklik. veya beton destek. atkı * Soğ a karşomuzlara.

atlanı lma * Atlanı iş lmak i. n atlambaç atlandı rma * Atlandı iş rmak i. örneğatkuyruğ olan bir bitki familyası relti i u . sayı sayma gibi iş lerde bazı bölümleri bı p geçmek. * Yüksek bir yerden alçak bir yere. atlanı lmak * Atlanmak.70'e ayarlanabilen ve atlamalar için kullanı beden eğ i lan itimi aracı . * (bası Haberi zamanı verememek veya diğ gazetelerden öğ nda) nda er renmek. atlangı ç * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlama taş p . zları nı ların na rı raktı saç atkuyruğ ugiller * Eğ otugillerden. atla arpayı dövüş türmek (veya dalaşrmak) tı * fesat karı rmak. ayaküstü gelecek biçimde kendini bı rakmak. atlama * Atlamak iş i. atlama beygiri * Yüksekliğ1. * Binmek. atlanma * Atlanmak iş i. rakı * Sıfı nıokumadan geçmek. lan atlama taş ı * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlangı p . ara bozanlıetmek. inmek. atlama tahtası * Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanı yer veya kimse. * Okuma. ç. . atlamak * Bir engeli sı çrayarak veya fı rlayarak aş mak. * Çocukları atlama oyunu. ş tı k atladı Genç Osman! geçti * bir iş bittiğ veya tehlikenin atlatı ğ anlatı in ini ldını ı r. atlama taşyapmak ı * daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak. * Belirli bir yerden gerilip hıalarak yapı sı z lan çrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aş ı rma. * Çı kmak. ı . atlandı rmak * Ata bindirmek veya binecek at vermek. daha çok nemli yerlerde yetiş ve ilâç olarak kullanı bir en lan bitki (Equisetum arvense).* Atkuyruğ ugillerden. yazı yazma. * Yanı lmak. * Bu biçimde en uzağ atlamak veya en yükseğaş amacı yarılan atletizm dalı a i mak yla ş ı . kök sapı ömürlü olan. aldanmak. * Genç kı n saçları baş nıarkası toplayarak uç bölümünü kaldıp serbest bı kları biçimi.

atletik * Atletleri ilgilendiren. miş . sıdokunmuş tür ipekli kumaş k bir . * Bir konuyu açı klamak için hazı rlanmıresim veya levhalardan oluş kitap. * Yüzü parlak.atlanmak atlanmak * Ata binmek veya at edinmek. atlas kemiğ i * Boyun omurların üstten birincisi. erkeksi kadı n. atlar nallanı kurbağ ayak uzatmaz rken alar * küçükler büyüklerin yanı hadlerini bilmelidir. i yapı e atlatma * Atlatmak iş i. atlet * Atletizmle uğ an kimse. nı atlatı lma * Atlatı iş lmak i. ş ması atlas atlas * Dünyanı bir ülkenin. * (bası Baş ilgililerden önce bir haberin yayı nda) ka mlanması sağ nı lamak. atlet gibi. ekler ezilir * büyüklerin çatı ndan küçükler zarar görür. atlas çiçeğ igiller * Kaktüsgiller. atlaya zı playa * atlayarak. ş muş atlas çiçeğ i * Uzun ve sarkıyapraklı k . tarih gibi konularda toplu bilgi ile vermek için bir araya getirilmiş rafya haritaları coğ derlemesi. biçimli. * istekle. raş atlet fanilâsı * Kolsuz erkek fanilâsı . rafyası ekonomi. * Savmak. atlatmak * Atlamak iş yaptı ini rmak. * Kötü bir durumu geçiş tirmek. * Aldatmak. * Vücudu geliş . i yapı atlar anası * İ yarı ri . bir bölgenin fiziksel ve siyasî coğ n. * Savsaklamak. * Atlamak iş lmak. atlatı lmak * Atlatmak iş lmak veya bu iş konu olmak. parlak kı zı rmı çiçekler açan kaktüs. isteyerek. nda atlar tepiş arada eş ir.

* Bir ş yere doğ bı eyi ru rakmak. söz * Çatlamak. * (kurş gülle. bir eyi * Çı karmak. * (zaman bildiren tümleçlerle) Geri bı rakmak. atlı spor * At üzerinde yapı bütün sporları genel adı lan n . ndayı atmaca * Kartalgillerden. uçaklar vb. * (kalp. * Yay ve tokmakla ditmek. süvari. * Bir cismi bir yöne doğ fı ru rlatmak. çarpmak. farkı z. nabıgibi kan dolaş ile ilgili organlar için) Vurmak. çevikliğ yetenekleri geliş i. * Uzatmak. kı Vurmak. * Bir yerden baş bir yere taş ka ı mak. dı ya vermek. i * Sözle sataş mak.atletizm * Beden gücünü. ilgisini kesmek. * Ata binmiş kimse. ava alı rı ş labilen küçük bir yı cı (Accipiter nisus). ilgisini kesip uzaklaşrmak. * (bir kimseyi) Uzaklaşrmak. ş arı * Patlayı maddelerle havaya uçurup yı cı kmak. tüfek gibi silâhlar için) Patlatmak. tirmeye yarayan koş atlama.den oluş bir bir lara lı an eğ lence aracı . * Örtmek. ağ k kaldı ve atma gibi. tı *İ stenilmeyen bir ş kendi malı eyi olmaktan çı karmak. kestirerek söylemek. * Binek atı kullanan asker veya asker sıfı nı. erini atmak . atma * Atmak iş i. * Yazıveya banda alı ş metinden bazı lı nmıbir bölümleri çı karmak. * Yerleş tirmek. çki * Bilmeden. tek u. yı lmak veya yapık olduğ yerden ayrı rtı ş ı u lmak. ok gibi ş un. ı rlı rma baş yapı vücut çalı ı na lan ş maları . * (yapı ş lmıkötü bir işbirine) Yüklemek. eyleri) Hedefe iletmek. atlı * Atı olan. * Kullanı lması gelenek hâline gelmiş ş kullanmaktan vazgeçmek. * (sille. kabartmak. ri nca atlı kovalarcası na * gereksiz yere acele ederek. tı * Koymak. bir kenara koymak. * Kovmak. tı rtı kuş * Sapan. atma Recep. atlı nca karı * Yere dikilmiş eksen çerçevesinde döndürülen askı takıoyuncak atlar. * İ içmek. * Yalan veya abartmalı söylemek. z ı mı * (sıntı kı dolayıyla) Giyilen bir ş çı sı eyi karmak. * Değ eksiltmek. göndermek. atlı nca karı * İ bir karı türü (Ponera grandis). dı ya çı ş arı karmak. tokat. lı ç) * (top. din kardeş iyiz * söylediklerin hep yalan (veya abartma).

* Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası yuvarı . ı atmosferik * Atmosferle ilgili. atom bombası * Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluş temeline dayanan bomba. 76 cm uzunluğ nç lan. * Mercanları bir araya toplanması oluş .* (renk için) Solmak. an lan . sahiplenmek. atmasyonculuk * Atmasyoncu olma durumu. çevresinde elektronlar dolaş proton ve nötronlardan oluş pozitif an. an elektron yüklü merkez bölümü. * Götürmek. alı ş mak. atmasyoncu * Uydurmacı . *İ çinde yaş lan ve etkisinde kalı ortam. atol atom parçacı k. bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. hava. yollamak. anı nan * Bası birimi olarak kullanı 150 C de deniz yüzeyinde. bağ ı rmak. palavracı (kimse). atmasyon * Uydurma. sperma. palavra. meni. atom enerjisi * Atom çekirdeklerinin parçalanması veya hafif atomlarıkaynaş ndan oluş büyük enerji. na in k atom ağ ğ ı ı rlı * Herhangi bir atomun 16 sayı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağ ğ sı ı ı rlı. halka biçiminde adacı mercan ada. * Birkaç türü birleş çeş kimyasal birleş ince itli ikleri (molekülleri). ndan n ması an atom numarası * Bir atom çekirdeğ içinde bulunan protonları sayı. * Göndermek. unda ve tabanıcm 2 olan cı l va sütununun ağ ğ(l kg 33 gr). * Söylemek. gaz . bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluş turan * (eski Yunan filozofları göre) Gerçeğ son. ması atom çağ ı * Atom enerjisinin insanlın hizmetine girdiğçağ ğ ı i . inin n sı atom reaktörü * Nükleer parçalanma sonucu oluş enerjiyi kontrol etmekte kullanı düzen. * Etkisi kaybolmak. atmı k atmosfer * Erkeklerin cinsel organı salgı ndan lanan madde. bel. bı rakmak. cevvî. artıbölünemez. ı ı rlı atmosfer bası ncı * Atmosferin yeryüzünde bulunan her cisim üzerine yaptı bası ğ nç. er suyu. n ile muş k. atom çekirdeğ i * Atomun çekim kuvvetinin etkisiyle. * Hava yuvarı . * Haykı rmak.

* Top oyunları topun karştakı oyuncuların vuruş oyun alanın veya kale çizgisinin arkası nda ı m nı uyla nı na * Karada. av * Atmak iş yaptı ini rmak. gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama iş i. atropin * Güzelavrat otundan çı lıhekimlikte kullanı zehirli bir ilâç. attı tı kadar olamamak ğ rnak ı * bir kimsenin sözü edilenden daha değ ersiz olduğ anlatmak için kullanı unu lı r. atomik atonal atölye * Zanaatçı n veya resim. heykel sanatları uğ anlarıçalı ğyer. atomculuk * Evrenin. * Bir hayvanıbir baş hayvanı n ka yemek için yakalaması . sı * Atomla ilgili. * Altı n kı n'ı saltması . terileri oyalayı.atom santrali * Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika. atomcu * Atomculuk yanlı (kimse). bölünmez parçalarıkümelenmesinden oluş unu ileri süren öğ n tuğ reti. karı p lan * Atomla ilgili olan. atölye resmi * Bir iş ayrı ları gösteren ve atölyede yapı sı nda kullanı 1/1 ölçüdeki teknik resim. satsan satı lmaz * işyaramadı veya sıntı e ğ ı kı verdiğhâlde vazgeçilemeyen ş ve kimseler için söylenir. attı rma * Attı iş rmak i. atom sayı sı * Bir atom çekirdeğ içerisinde bulunan protonlarısayı. inin n sı atomal * Atomlarla ilgili olan. attar * Bkz. denizde. . aktar. ilgi çekici gösteri. * Yeni bir bestecilik çırı göre. atsan atı lmaz. ton ve makam temeline bağ kalmadan oluş ğ na ı lı turulan (beste). eğ cı lendirici. i eyler attan inip eş e binmek eğ * bulunduğ önemli görevden daha aş ı göreve alı u ağbir nmak. attı rmak Au aut geçmesi. iş ları yla raş n şı tı lik. in ntı nı m rası lan atraksiyon * Gazino gibi yerlerde yapı müş lan.

ş * olan olmuşiş ten geçmiş k yapacak bir ş yok. avanakça davranı ş . avanaklıetmek k * aptallıetmek. bön. avanağ uygun düş biçimde. a en avanak avanakça avanaklı k * Avanak olma durumu. le-v. iş türe-v vb. ine kin i aval * Saflı sersemlik derecesine varan (kimse). öd-ev. * Halkıaş ı n ağtabakası . tı av kuş u * Avlanı kuş lan . avadancı * Eski Osmanlı sarayı bir sıf hademe.* Bu yollarla yakalanan hayvan. ğ ı aval aval avam * Aptal bir biçimde. ödemeden sorumlu olanları ödememesi hâlinde üçüncü bir kiş alacaklı senet n inin lara bedelini ödeyeceğ iliş verdiğgüvence. kendisinden yararlanı kimse. aptal aptal. na-v. kopoy. * Tuzağ düş a ürülen. bir aracı i onarmak için kullanı alet takı . * Halk. lan -av / -ev * Fiilden isim türeten ek: sı gör-ev. av yasağ ı * Yı av dönemi dında kalan zamanda konulan yasak. nda nı avadanlı k * Bir işyapmak. zağ gibi ava yardı lıetmeye alı rı ş ar mcı k ş lmıköpek. avanak gibi davranmak. av mevsimi * Av dönemi. aptal. iş . av köpeğ i * Tazı . lan mı aval * Ticarî senetlerde. artı ey av dönemi * Av hayvanların avlanması bu amaçla kullanı av araçların kullanı nıserbest olduğ yı nı veya lan nı lmasın u lı n belirli bölümü. . av avlanmı tav tavlanmı ş . lı n ş ı ava çı kmak * avlanmak için gitmek. * Avanak gibi. k avangart * Öncü. . * Kolaylı kandılabilen veya aldatı kla rı labilen.

avantadan * bedavadan. avaraya almak * o bölümün çalı nı ş ması durdurmak. lı k. çilik. avans çekmek * öndelik çekmek. . avantür * Serüven. ey. kötü. avantüriyer * Serüvene atı maceracı lan. . . avans almak * öndelik almak. avantacı lı k * Çı lı beleş bedavacı karcı k. yararlı (durum veya ş ey).VI. emek vermeden sağ ğkazanç. . ka yı lması * Kıya dayanı sandalıaçı yı larak n lması kürekçilere verilen komut. ü ı yan ı msı ş an avara avara avara kasnak iş lemek (veya dönmek) * hiçbir iş yaramadan boş e una. peş ı na lmak lan inat. beleş bedavacı karcı çi. yüzyı arası Orta Avrupa'da yaş ş llar nda amıhalk. öndelik. ladı ı avantacı * Çı . için * İe yaramaz. kâr. ş * Üzerinde döndüğ ve kendisini taş milden bağ z olarak çalı mekanizma. avans vermek * öndelik vermek. avanta * Bir kimsenin. * Bir geminin baş bir gemiden veya kıdan açı . n ğ ı avare . Avar * Kuzeydoğ Kafkasya'da Dağ u ı Federe Cumhuriyeti'nde yaş halk.IX. avantajlı * Yarar sağ layan. avantajsı z * Yarar sağ lamayan. yüzyı arası Moğ llar nda olistan'da VI. yararsı z. stan ayan * III. beleş ten.avans * Alacağ sayı üzere önceden yapı ödeme. avantaj * Üstünlük sağ layan ş yarar. Avarca * Avarlarıkullandı dil. macera.

* Bir ş büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çı eyi karan. yüzey biçimleri. * Kazalar. * Engebeler. engeller. lara * Baş hayvanları ka yakalamakta usta olan (hayvan). raş . ı * Yüksek ses. nara. tan avcı eri * Piyade mangası her ere verilen ad. nda avcı hattı * Savaş düş ta mana doğ dağ ru ı ön safta ilerleyen asker topluluğ larak u. * Avcı özgü olan. avcı etmek lı k * avlanma ile uğ mak. baş . tanı kimse. baş luk. ü * Çeş sebeplerle dayanı lını esnekliğ kaybetmiş itli klı ı ve ğ ini yapağve yün. avarya avaz avaz avaz (bağ ı rmak) * var gücüyle bağ ı rmak. mek avareleş mek * Aylaklıetmek. avcı * Avlanmayı seven veya avı kendine iş edinen kimse. ise * Bir deniz yolculuğ unda geminin veya yükünün gördüğ zarar. baş luk. tümsekler. k avarelik avarı z * İsizlik. * Osmanlı önceleri yalnıolağ larda z anüstü durumlarda. sonraları sürekli olarak halktan toplanan vergi. avareleş me * Avareleş durumu. lan avcı lı k * Avcı olma durumu veya iş i. iş güçsüz. siz ı boş mak. aylak. avcı otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. avare etmek * bir kimseyi iş inden alı koymak. avare olmak * iş güçsüz dolaş siz mak. belâlar. avcı ı uçağ * Düş uçakları düş man nı ürmek için kullanı uçak. aylak dolaş siz. baş . ş siz ı boş ı boş avare dolaş mak * iş iş güçsüz. kokusuz. avazı ktı kadar çı ğ ı * çok yüksek sesle. parlak zehirli bir bitki (Adonis).* İsiz. aylaklı ş ı boş k.

av yeri. avdetî avene averaj * Ortalama. avdet etmek * dönmek. na * Tavana ası ş lan. farkı avgı n * Duvarda suyun geçmesi için bı lan delik veya üstü kapalı yolu. avlanma * Avlanmak iş i. avlanmak * Avı olan yer. bir ş çok iyi ve ayrı lı eyi) ntıolarak bilmek. . geri gelmek. lâmbalı . çok . avize ağ acı * Zambakgillerden. in avcunu yalamak * umduğ ele geçirememek. * Sayı . cam veya metal süslü aydı nlatma aracı . avcunun içinde tutmak * ona istediğ yaptı ini racak güçte olmak. * Yardakçı lar. çiçekli bir süs ağ (Yucca glosiosa). avize biçiminde sarkı iri ve beyaz k. unu avcunun içi gibi bilmek * (bir yeri. diri * Tuzağ düş a ürmek. Amerika'dan dünyanıher yanı yayı ş n na lmıolan. ve na avdet * Dönüşgeri gelme. acı avlak avlama * Avlamak iş i. avlamak * Bir avı veya ölü olarak ele geçirmek. billûr. rakı su avisto avize * Ödenmesi gereken poliçelere yazı ve "görüldüğ lan ünde" anlamı gelen bir terim. amdanlı . avcuna saymak * peş olarak ödemek. avcunun içine almak * bir kimseyi baskı etkisi altı almak. * Voleybolda karşoyuncularıboş raktı ve yetiş ı n bı ğ ı emeyeceğyere topu yavaş indirip sayı i ça alma.avcu kaş ı nmak * halk inanına göre eline bir yerden para geçeceğanlaş ş ı i ı lmak. kurnazlı kandı kla rmak. * (genellikle Musevîler için) İ dinine dönmüş slâm olan.

Avş ar avuç * Bkz. eş * Avlatmak iş yaptı ini rma. nları kları avret * Ut yeri. pek çok. nda * (para için) Bol bol. avlu avokado avrat * Bir yapın veya yapı nı grubunun ortası kalan üstü açı duvarla çevrili alan. laş Avrupalı mak laş * Avrupalı n düş ları ünce. * Amerikan armudu (Persea americana). Avrupalı gibi. para istemek. lara lara lar Avrupalı * Avrupa'da yaş ayan. Avrupa ile ilgili (olan). ine * Ava gitmek. en n Avrupaî * Avrupalı vergi. ldı ı * Kadı n öteberi sattı pazar yeri. nda k. m avuç avuç * Her defası bir avuç.* Avlamak iş konu olmak. avuç dolusu . * Elin yarı yumulmuş durumu. av için dolaş mak. düş ve davranı batı daş ünce ş ta ölçülerinde bulunma. * Kadı n. . avrat pazarı * Cariyelerin satı ğpazar. Avrupa kayı nı * Avrupa'da yetiş bir kayıtürü. Avrupalı ma laş * Avrupalı mak. * Karı . * Yarı yumulmuş alacağmiktar. * Elin iç tarafı . davranıve yaş ları benimsemek. Afş ar. ş antı nı Avrupalı lı k * Çağ olma. Avrupalı benzer. avlatma avlatmak * Avlanmak iş yaptı ini rmak. ava çı kmak. * Avuçlayarak. Avrupa halkı olan kimse. ndan * Avrupa'ya özgü olan. elin ı avuç (veya el) açmak * dilenmek. yardı istemek.

ey. * Acını sı hafifletmek. avukatlı k * Avukat mesleğ i. *İ nsanı avutan ş teselli. ı * Gereksiz. * Avukatı yaptı iş n ğ . avukat * Hak ve yasa iş lerinde isteyenlere yol göstermeyi. dar (yer). avuç içi kadar * pek küçük. teselli. teselli bulmak. avuçla almak. korumayı meslek edinen ve bunun için yasanıgerektirdiğş n i artları ı kimse. avundurma * Avundurmak iş i. teselli etmek. avurt * Yanağ ağ boş u hizası gelen bölümü. avuntu avurdu avurduna geçmek * çok zayı flamak. devlet dairelerinde baş kaların hakkı nı nı aramayı . i. müteselli olmak. avundurmak * Oyalanması sağ nı lamak. avuçlamak * Avuçla kavramak. boş savunma. luğ iş avurt ünsüzü . taş yan * Gerekmediğhâlde baş nısavunması üstlenen kimse. avunma avunmak * Avunmak iş teselli. * (hayvan) Gebe kalmak. * korkutucu büyük sözler söylemek. acını sı unutturmak. avunç * Acın hafiflemesi veya unutulması nı . avurt şirmek iş * yanağ iç tarafı ı n ndaki boş u su veya havayla doldurup şkin duruma getirmek. sıntı kı lardan uzaklaş mak. avuçlama * Avuçlamak iş i. * Bir ş uğ arak acını eyle raş sı unutmak. i kasın nı avukat tutmak * adlî iş lemleri gereğ yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu görevli kı ince lmak. mahkemelerde. * Oyalanmak. avuntu.* (para için) Pek çok. yetinmek. ı ı luğ n z na avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) * beceremeyeceğş i eyleri becerebilecekmiş konuş gibi mak. avuç içi * Elin parmak dipleri ile bilek arası ndaki iç bölümü.

r. a a ndan an ndan bal. açı ey k. m avurtları çökmek (veya avurtları birbirine geçmek) * çok zayı ğyüzünden belli olmak. kamer. Avusturyalı * Avusturya kökenli olan (kimse). düz-ey. * (bir kimsenin acını sıntınıYatı rmak. * Avutan. avutma avutmak * Avutmak iş teselli. avutucu avutulma avutulmak * Avutmak iş konu olmak. yapa-y vb. gün-ey. avurtlama * Avurtlamak iş i. *İ simden isim türeten ek: kol-ay. yüz-ey vb. * anlaş ı lmayacak bir ş yok. ağ veya aş rma. inin u u Avustralyalı * Avustralya kökenli olan (kimse). avurtlamak * Büyülenmek. ay -ay / -ey * Birdenbire duyulan acı rı ş ı ürkme veya sevinç anlatı . -ay / -ey. bel. al kelimelerindeki l ünsüzü gibi. * Çalı satmak. fladı ı avurtlu * Çalı satan. . dal. nda * Bir ayıherhangi bir gününden ertesi ayıaynı n n gününe kadar geçen veya yaklaş 30 gün olarak kabul ı k edilen süre. teselli eden. yüksekten atmak. i. ı nı * Yı on iki bölümünden her biri. hesap ortada. yüksekten atan. ay aydı hesap belli n. erkeğ kuyruğ lir biçiminde ve çok süslü bir Avustralya kuş (Maenura superba). sı veya kı sı) ş tı * Oyalamak. hale. lı n * Art arda gelen iki yeni ay arası geçen süre. dene-y. y * Fiilden isim ve sı türeten ek: ol-ay. el.* Dil ucunun ön damağ veya art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses: Dil. teselli etmek. ine Ay * Yer yuvarlağ n uydusu olan gök cismi. fat ay ağ ı lı * Ayı aylası n . * Avutulmak iş i. m Avustralya kara tavuğ u * Serçegillerden.

görünüş balıbaş benzeyen. mehtap. ayan k ğ ı ğ ı ay balıgiller ğ ı * Kemikli balı takı nı çengel çeneliler alt takı na giren bir familya. tı için lan ak yapan araç. ay dedeye misafir olmak * gece açı yatmak. ay parçası (gibi) * (kadıveya kıiçin) çok güzel. n Ay tutulması * Yer yuvarlağ n Güneş Ay arası girmesiyle. çeş ay dede * (çocuk dilinde) Ay. 3 m boyunda. kta kta ay dönümü * Aybaş ı . pervane balı. ay yı z ldı ay yı lı * Ayı on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi için geçen süre (354 gün 8 saat). ay parçası . kamer takvimi. * Bkz. geceyi açı geçirmek. klar mın mı ay balta * Ağ yarı daire biçiminde olan balta. ınlı ldı ı muş . husuf. ay evi ay gibi * Ayla. Ay'ıyer yuvarlağgölgesinde kalması ı nı ile na n ı . ğ ı ü k ı na Akdeniz'de yaş bir balıtürü. kemer balı (Mola mola). n z ay takvimi * Ayı gökyüzündeki görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim. n i ş ı * Ayı dolunay durumundaki parlak durumu. ay harmanlanmak * ayıçevresinde ayla oluş n mak. inin * Genellikle vakit geçirmek için içi yenen kuru yemiş idi. kuyruk yüzgeci hilâl biçiminde olan.ay balı ğ ı * Ay balıgillerden. zı m ay çekirdeğ i * Ay çiçeğ tohumu. ay ığ şı ı * Ayı yeryüzüne verdiğık. n ay karanlı ğ ı * Bulutlar arkası kalan ayıyaydı hafif aydı k. n aya * Türk bayrağ ı ndaki ayça ve beşş yı zdan oluş simge. teber. nda n ğ ı nlı ay modülü * Gözlem araçları içinde taş ay araşrmaları kullanı ve ay yüzüne yumuş iniş nı ı yan. ay örümceğ i * Ay modülü.

* saygı göstermek için oturma durumundan ayak üzeri durumuna geçmek. i baş na ayağalı ı ş (veya alı mak ş mamak) * bir yere sürekli gitmek (veya gitmemek). u lması ğ i ı ayağ bağ ı na vurmak * önüne bir engel çı karmak. iyle ayağuğ ı urlu * geldiğyere uğ getirdiğ inanı (kiş i ur ine lan i). ayağüzengide ı * hemen yola çı kmak üzere olan. n ayağ düş a mek * işilgisiz ve yetkisiz kimseler karı e ş mak. ayağdüze basmak ı * güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek. ı ta ayağyürüten başr ı tı * halkıdüzen içinde çalı nı takiler sağ n ş ması baş lar. ayağile (veya kendi ayağile) gelmek ı ı * kendi isteğ gelmek veya emek çekilmeden elde edilmek. ayağ kalkmak a * ayakları üzerinde durmak. rcası * bağlanmak için yalvarmak. * telâş lanmak. eyi ayağ bağ ı na olmak * (biri) bulunduğ yerden ayrı na veya yaptı işsürdürmesine engel olmak. ı mez * bir taş binip yaya yürümekten kurtulmak.* Elin parmak dipleriyle bilek arası ndaki iç bölümü. * Yapraklarıdüz ve parlak bölümü. avuç içi. . ayağ(veya ayakları ı ) dolaş mak * yürürken telâş ayakları tan birbirine takı lmak. ı ş ayağ (veya bacağ geçirmek ı na ı na) * aceleyle bir ş giymek. * (hasta) iyi olmak. dikilmek. ayağyerden kesilmek ı * ayağyere değ olmak. heyecanlanmak. ayak tabanı . ayağdüş ı mek * Bkz. telâşkapı a lmak. iyileş mek. ayağ fı a rlamak * hı ayağ kalkmak. zla a ayağ kaldı a rmak * telâş heyecana düş ve ürmek. ayağ(veya ayakları ı ) suya ermek * bir gerçeğanlayarak aklı ı gelmek. ayağ (veya ayakları kapanmak ı na na) * alçalı na yalvarmak. yolu düş mek.

inde ayağ dolanmak (veya dolaş ı na mak) * baş na yapmayı kası tasarladı kötülük kendi baş gelmek. rı ma sı ı nı * alılan bir yere gitmekten kendini alamamak. ğ ı ı na * iş yapmakta olan birine engel olmak. ayağ üş ı enmemek na * hamarat olmak. yarı sevinçle söylenen söz. soğ su mu dökelim? ı cak na uk * ender gelen bir konuğ yarı a sitem. gözetmeksizin birinin yanı gelmesini sağ na lamak. ayağ denk almak ı nı * baş nıkendisine yapması kaların ihtimali bulunan kötülüklere karşuyanıdavranmak. rı ayağ alamamak ı nı * ağ veya uyuş dolayıyla ayağ oynatamamak. na * emek çekilmeden elde edilmek. ilgiyi kesmek. ş ı ayağ bağ ı nı lamak * engel olmak.ayağ çabuk ı na * bir yere alılandan daha kı sürede gidip gelen. yorulmadan yapmak. ayağ çekmek ı nı * sısıgittiğbir yere artıuğ k k i k ramaz olmak. ı k * dikkat. ayağ gelmek ı na * alçak gönüllülük göstererek birinin yanı gelmek. . yürümesine engel olmak. gitmeye üş enmek. ayağ düş ı na mek * çok yalvarmak. * (birinin) iş yükselmesine engel olmak. ayağ donu yok. ayağ getirmek ı na * sı saygı ra. ayağ kira istemek ı na * gelmeye nazlanmak. fesleğ ister (veya takar) baş ı nda en ı na * yoksulluğ bakmayarak süs ve gösteriş una yapmak ister. ayağ sı su mu. ayağ gitmek ı na * alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanı varmak. ayak iş lerini bı kmadan. ayağ (veya ayakları) altı almak ı nı nı na * tek bacağ (veya bacakları) kırı üzerine oturmak. na ayağ çelme takmak ı na * biri yürürken ayakları na ayak uzatı düş arası p ürmek. na ayağ ip takmak ı na * bir kimseyi çekiş tirmek. ı nı nı vıp ayağ (veya ayakları) öpeyim ı nı nı * yalvarım. ş ı sa ayağ çağ ı na ı rmak * yanı gelmesini istemek.

ayağ n (veya ayaklar) altı ı nı nda * (yüksek bir yerden) geniş alanı bir görür durumda. sı boş * serbest davranması engelleyen iliş nı kilere son vermek. uğ ramamak. ayağ n tozunu silmeden ı nı * henüz yoldan gelmiş ken. rdan * bir yerden uzaklaş üzere bulunmak. ayağ n pabucu olamamak ı nı * değ ondan çok aş ı erce ağolmak. ayağ nı ayağ yorganı göre uzatmak ı nı na * giderini gelirine uydurmak. ayağ vurmak ı nı * ayakkabı ı yara etmek. ardı baş nı da gelmesine yol açmak. ersiz ayağ n tozu ile ı nı * yoldan gelir gelmez. ayağ n altı almak ı nı na * tekme ile dövmek. tı ayağ kesmek ı nı * bir yere gitmez olmak. ka lanı . uğ radı ı ursuzluk getirir. * baş nı yere artıuğ kası bir k ramaz duruma getirmek. ayağ kaydı ı nı rmak * bir yolunu bulup birini iş inden veya görevinden uzaklaşrmak. ayağ n türabı ı nı olmak * bir kimse baş bir kimseye kul gibi bağ p onun her emrini yerine getirmek. ayağ n bastı yerde ot bitmez ı nı ğ ı * uğ ğyere bereketsizlik. ayağ n pabucunu baş giymek ı nı ı na * dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. * değ bir kimseyi üstün bir yere geçirmek. henüz dinlenmeden. k ayağ giymek ı nı * ayakkabını sı giymek. ş ı ndan kaların * ölmek üzere olmak. ayağ n (veya ayakların) altı öpeyim ı nı nı nı * "pek çok yalvarım" anlamı kullanı rı nda lı r. tı ayağ n bağ çözmek ı nı ı nı * karını amak. mak * halk inanına göre bir kimsenin gelmesi. ayağ n altı karpuz kabuğ koymak ı nı na u * bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle iş inden uzaklaşrmak.ayağ denk basmak ı nı * dikkatli ve uyanıdavranmak. ayağ tek almak ı nı * bir iş iyi düş te ünüp dikkatli davranmak. ayağ sürümek ı nı * verilen bir işağ i ı almak.

4 cm değ erinde İ ngiliz uzunluk ölçüsü birimi. ayakta toplanan meclis. * Vücudun belden aş ı ağbölümü. ayak değtirmek iş * talim yürüyüş kı bir adı atmak yolu ile adı nı kalarınkine uydurmak. ayak basmamak * bir yere hiç uğ ramamak. * Ayakta yapı sohbet. sı radan. * Halk edebiyatı uyak. sa * Yarı arş veya 30. ş ı aş ayak divanı * Olağ anüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padiş n katı yla bir konuyu görüş ve karara ahı lması mek bağ lamak için yapı toplantı lan . ayak atmak * girmek. ulaş mak. uğ ramak. bayağ ı . * 30. ı nı ayak bağ ı * Bir yere veya bir iş gidilmesine engel olan ş e ey. * Bir doğ runun baş bir doğ ka ruyu veya bir düzlemi kestiğnokta. ün ı rlı * Basamak. * Herhangi bir zemin üzerinde ayağ bı ğiz. ayak basmak * bir yere varmak. fut. uğ ramamak. gelmek. avutmak. lan ayak iş i ayak izi * Birtakı getir götür iş m leri. * ilk kez gitmek. nda * Halk edebiyatı koş nda uklarda kı yedekli dizelere verilen ad. kadem. * girmek. ünde sa m mları baş nı ayak diremek * bir düş ünceyi. i * Aş ı ağdüzeyde. ayak bileğ i * Baldı r kemikleriyle tarak kemikleri arası bulunan ve yedi kemikten oluş ayağ arka bölümü. ayak atmamak * bir yere hiç gitmemek. n ağ da * Bacak.5 cm uzunluğ m ı n undaki ölçü birimi. kendi tutumundan ş mamak. nda an ı n ayak çekmek * kandı rmaya çalı ş mak. * Birtakı ş m eylerin yerden yüksekçe durması sağ nı layan dayak. * Yürüyüş ağ k veya çabukluk derecesi. ı raktı n ı . destek veya bunlardan her biri. * Büyük bir ı a karı ikinci derecedeki akarsularıher biri. * (buzdolabı ölçülerinde) İ ngiliz ölçüsü fut'un kübü alı narak hesaplanan değ er. bağ e) lanmak. bir davranı sonuna kadar sürdürmek. ayak ayak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne almak.ayak * Bacakları bilekten aş ı bulunan ve yere basan bölümü. * (bir yere veya mesleğ girmek. rmağ ş an n * Göl ayağ ı .

nda ayak yalı n * Yalı ayak. ayak tarağ ı * Bkz. karı . u ayakaltı almak na * hakir görülmek. ayak teri * Ayak parmakları ndan çı pis kokulu salgı arası kan .ayak keseri * Ayakta durarak ağ yontmaya elverişuzun saplı aç li keser. an ğ ı zlın ı * Ayakta tedavi. ayak tedavisi * Ayakta oluş bir hastalın veya rahatsı ğ tedavisi. ayak teri. ya ine ı lı ayak makinesi * Ayak yardı ile iş mı letilen makine. ayak topu * Futbol. te m ş baş nı ı * kendi gidiş davranını kasınkine benzetmek. n ayak yapmak * birini aldatmak. yeri. ayak kirası . ayak kirası * Bir haber veya eş getirene emeğ karşk verilen para. ayak satısı cı * Gezgin satı. n lan lan * Ayak parmak uçların oluş nı turduğ dar dayanak yüzeyi. ayak tutmak * mani yarı ş maları karş ndakine uyması nda ı sı gereken uyağvermek. cı ayak sürümek * verilen bir işağ i ı almak. kandı için dalavere çevirmek. u ayak uydurmak * yürüyüş adı atını kalarınkine uydurmak. tarak. * Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret. rdan * gönderilen yere isteğile gitmemek. rmak ayakaltı * Gelip geçenlerin çok olduğ yer. gözden çı lmak. ve ş baş nı ı ayak vermek * âş atı ı ş k maları dinleyicilerden biri uyak belirtmek. ı ayak ucu * Yatanıveya yatı bir yerin ayak uzatı yönü. ayak oyunu * Hile. i ayak takı mı * Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayıyla toplum içinde aş ı sı ağdurumda olan kiş iler.

isyan. toprakbastı nan . çerçi. ayaklandı rma * Ayaklandı iş rmak i. kösele gibi ş li eyler). satı ayakkabılı cı k * Ayakkabınıiş pabuççuluk. ğ ı * Çocukları cambazları ayakları takıyürüdükleri çifte sık. ayaklamak * Ayakla ölçmek. kı ı kaldı yam. ayakbastı * Bir yere dı dan gelen insan ve eş ş arı yadan alı vergi. korumamak. baş rma. ayağrahatsıetmek. cın i. n. ayaklama * Ayaklamak iş i. ayaklanma * Ayaklanmak iş i. merdiven basamağ ı . ayakkabı nı ları çevirmek * konuk ayakkabı nı ları gidiş yönüne doğ düzgün biçimde sı ru ralamak. ayakkabı vurmak * (ayakkabı ) ayağzedelemek. na ayakaltı dolaş nda mak * bir iş yaramadı hâlde herkesin iş engel olacak biçimde ortalı dolaş e ğ ı ine kta mak. * Birçok kimsenin cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmesi. ayakçak * Merdiven. ı ı z ayakkabı cı * Ayakkabı yapan veya satan kimse. lan * Bir iş süresince tutulan hizmetçi. * Dokuma tezgâhı ayaklı. yok olması göz yummak. n na p rı * Ayak iş lerinde kullanı kimse. ayakçı ayakkabı * Özellikle sokakta ayağkorumak için giyilen ve altı ı kösele. . * bazı davranı konuğ gitmeye zorlamak.ayakaltı bı nda rakmak * ezilmesine. i. ayaklanmak * (çocuk için) Yürümeye baş lamak. lâstik gibi dayanı maddelerden yapı ayak klı lan giyeceğ pabuç. pabuççu. * Ayakkabı lan yer. ş larla u ayakkabı lı k * Ayakkabı konulan yer. cı ayakçı n * Dokuma tezgâhları atkı nda ipliklerini hareket ettirmek için ayakla bası tahta ayaklı lan k. ayakkabı dolabı . * Ayakkabı yapmaya elverişolan (deri. ayaklandı rmak * Ayaklanmak iş yaptı ini rmak. * Gezici satı.

ayakta . ayaklı * Ayağolan. a p * (birçok kimse) Cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmek. baş ı kaldı rmak. ersiz a erli rakı ayakları dolaş mak * yürürken ayakları birbirine takı lmak. yaramaz. ı * Bir destekle yere dayanan. ayaklı k * Ayakla iş letilen makinelerde ayağ bastı yer. ayaklı mani * Cinaslı ayaklarla söylenen bir mani türü.* (hasta için) Yürüyebilir duruma gelmek. * Ayağolmayan. * Ayağ kalkıgitmeye davranmak. gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek. ı nı ayakları yerden kesmek nı * bir taş binerek yürümekten kurtulmak. * Ayakla iş letilen. çok ş okumuş öğ ey ve renmiş olan. pedal. ayağ sürümek. * Ayakçak. ı ayaksı z ayaksı zlar * Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sıfın en ilkel yapıtürlerini içine alan bir takı nı nı lı m. değ kimseler ise en geride bı lmak. ayaklar baş lar ayak olmak . * Uyanmak. sorulan her soruya cevap verebilen kimse. uyanıkalkmak. ı ta ayakların (veya ayağ n) ucuna basmak nı ı nı * çok yavaşsessiz. ayakları geri gitmek geri * bir yere gönülsüz. ayakları (veya ayağ kara su (veya sular) inmek na ı na) * uzun süre ayakta kalmak veya yürümekten çok yorulmak. çiğ nemek. ayaklı kütüphane * Pek çok konuda bilgisi olan. baş * değ kimseler baş geçip. ayakları değ yere memek * çok sevinmek. p ayaklar altı almak na * önem verilmesi gereken ş eyleri hiçe saymak. istemeye istemeye gitmek. ı n ğ ı * Ayak basacak yer. ayakları nısürümek * güçlükle yürümek. isyan etmek. ayaklı canavar * Çok hareketli. . ayaklı ma koş * Halk ş iirinde müstezat tarzı söylenen deyiş nda . cin gibi çocuk. * Taban.

sa * Acele olarak. heyecanlı lı . önemini korumak. na. helâ. r ayaküzeri * Ayaküstü. ayakyolu ayal * Karı . eş ayan âyan * Belli. * Oturmadan. * bir kuruluş yaş un aması sağ nı lamak. * Hazıyemek.* Ayağ kalkmıdurumda. memiş nsanı kları nı alttı ı hane. lan ayakta tutmak * oturtmak gerekirken oturtmamak. bilinir olmak. k ayan olmak * belli olmak. ayakta kalmak * oturacak yer bulamamak. kademhane. kı sürede. * İ n besin artı yla idrarı boş ğyer. abdesthane. * İ gelenler. kenef. açı k. erini ayakta tedavi * hastanı yatağ yatılması n a rı gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapı tedavi. * Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiğdoğ i rultudaki alt yön. a ş * Telâş. k. ayakta tutmak * o ş sürekliliğ sağ eyin ini lamak. ı rı n. aş n ayaktan * (kesim hayvanları canlı için) olarak. * yılmamak. ayakta durarak. . kı na. leri * Senato üyeleri. kı * değ yitirmemek. . rtı ayar . ayan beyan * Besbelli. apaçı açıseçik. festfut. * bozulması yılması çökmesine engel olmak. ayakta uyumak * aş dalgı ş kı veya yorgun olmak. tuvalet. çökmemek. . ayaktaş ayakucu ayaküstü * Arkadaşyoldaşhempa. ayandon * 18 Ocak'ta baş layan bir fı na.

ayarlı * (saat ve makine için) Ayarlanmı doğ çalı ş ru . ayartılı cı k * Ayartını yaptı iş cın ğ . nda * Kandı rmak. * Ahlâk. düzensiz. ayarlatmak * Ayar ettirmek. bozuk. doğ yoldan saptı ayartan. ayartı ayartı cı * Baş çı tan karma. z * Ölçüsüzlük. ayarlanmak * Ayar edilmek. ı klı z ı ayarsı z * Ayarı lmamı ayarı yapı ş . ayarlanma * Ayarlanmak iş i. * (altıve gümüş n için) Belirli bir ayarı olan. * Bir aygıbelli bir iş tı yapabilecek duruma getirmek. n. vata nıkı tı yla lan. düzenli. . ayarlamak * Bir ölçünün doğ unu belli bir örneğ göre düzeltmek. doğ ru. er ayar etmek * (bir aygın) çalı nı tı ş ması düzeltmek. ayarlama * Ayarlamak iş i. düzenli iş duruma getirmek. * Baş çı tan karan.* Bir aygın gereken işyapabilmesi durumu. cı ve musluk aksamı sışrmak amacı kullanı ağ açı ğayarlanabilen özel alet. * Altı gümüş madenlerden yapı şeylerin saflıderecesi. gibi lmış k * Bir iş veya bir davranı gereken ölçü. ru ran. ı . ayarsı k zlı * Ayarsıolma durumu. ler ayarcı * Esnafıkullandı ölçü aletlerini denetleyen görevli. ayarlı pense * Vida. birbirine uygun duruma getirilmek. tı i * Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. doğ ruluğ e rulamak. * Davranı ölçüsüz. ş sağ ması lanmı düzeltilmiş ş . ş ta * Değ derecesi. ayarlatma * Ayarlatmak iş i. n ğ ı ayarı bozuk * Belli bir ayarı olmayan. * İleri birbiriyle çatı ş ş mayacak veya zamanı bitirecek biçimde düzenlemek. karakter veya aklı yerinde olmayan. düzensizlik. ş ları * (altıve gümüş n için) Belli bir ayarı olmayan.

ayartı lma * Ayartı iş lmak i. çalı ğyerden ayıp baş nı yanı çalı ş ı tı rı kasın nda ş maya kandı rmak. rmak ayazlandı rmak * Ayazlanması sağ nı lamak. ayartı lmak * Ayartmak iş konu olmak. ayazlamak * (hava) Ayaza çevirmek. * Kandı rmak. doğ yoldan saptı ru rmak. ayazlanmak ayaz . ayazlanma * Ayazlanmak iş i. * Duru. ş arı uk ayaz vurmak * (sebze ve meyveler için) donmak. ayaz paşkol geziyor a * dı da çok soğ var. ayartmak * Baş çı tan karmak. * Ayazda kalı üş p ümek. ayazlandı rma * Ayazlandı durumu. * Birini. * (hava ve gece için) Soğ uk. ine ayartma * Ayartmak iş i. ayaz kesmek * uzun süre soğ kalıüş ukta p ümek. sakin havada çı kuru soğ kan uk. ukta * boş beklemek. * Boş beklemek. eline bir ş geçmemek. sağ ayazlandılmırakı rı ş * Halk inanına göre sı tedavisinde kullanı üzere rakın açı balkonda veya dı da bekletilmiş ş ı tma lmak nı larak ş arı hâli. eline bir ş geçmemek. yere ey ayazlama * Ayazlamak iş i. ş ı uk ayazda kalmak * soğ kalmak. rı ayazlandılmak rı * Ayazlanması lanmak. yere ey ayazlandılma rı * Ayazlandılmak durumu. ayaza çekmek * kın kuru soğ artmak.

n ğ ı * Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapı ş yı zlı alem. ayçiçeğ i * Birleş ikgillerden. tahtaboşbalkon. ayazlatma * Ayazlatmak iş i. tenevvür etmek. ayçöreğ i * İ tarçı ceviz konularak ay biçiminde yapı ş çine n. * Yüzü yay biçiminde bir çeş keser. saydam. ileri düş . i * Bir yüzeyin. ıkl ı nlı ı k ş . it aydı nlanma * Aydı nlanmak iş i. i. n aybaşolmak ı * (kadın) ayda bir döl yatağ nı ı kan gelmek. aydemir aydı n * Iş alan. lmıçörek. * Ayı ilk günü. n * Ayı ilk günü. ayazlı k ayazma aybaş ı * Evlerde serinlemek için kullanı önü açıyer. hilâl. taraça. * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinme. h. ayça * Ayı ilk günlerinde aldı yay biçimi. münevver. ayda yı bir lda * çok seyrek olarak. * Kolayca anlaş ı kadar açı(söz veya yazı vazı lacak k ). i . gündöndü (Helianthus annuus). çı lan ayçiçeğyağ i ı * Ay çiçeğ inden çı lan yağ karı . ı sı it ş ı nı sı lı nlı aydı nlanmak * Aydı k olmak. gün çiçeğ günebakan. aydı k. * Bu bitkinin yağ karı tohumu. ı * Kültürlü. mimarlı çizim için kullanı özel bir kâğ kta lan ı t. ay dönümü. lmıay ldı süs. ay ay olarak. * Rumlarıkutsal saydı kaynak veya pı n kları nar. ukta * Ayazda soğ utmak. sarı renkli çiçeğçok iri olan. yurdumuzda çok yetiş i tirilen bir bitki. tenevvür.* Ayazda bı lı soğ rakı p umak. lan k . ünceli (kimse). ayazlatmak * Soğ bekletmek. ndan aybeay * Aydan aya. nlı * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinmek. âdet görmek. karş na konulan eş ık kaynakların sayı ile orantıolarak aydı k görünmesi. aydı nger * Parlak yüzeyli. okumuşgörgülü.

* Kendinden geçercesine âş vurgun. n ndan lan boş luk. vazı lacak k h. * Kötülükten uzak. ı k. lmıalet. temiz. * Duyguda ölçüyü kaçı ş rmı . aygı r gibi aygı t * Birçok parçadan yapı ş cihaz. ay-gün takvimi * Güneş görünen hareketlerine göre düzenlenen takvim. saf. aygı r * Damı k erkek at. bitkin. ş ı rı iş aydı nlatmak * Karanlı giderip görünür duruma getirmek. aygı n * Bitkin. ı k * Kolay anlaş ı derecede açıolan.aydı cı nlatı * Aydı k verici. nlı * Bir sorunla ilgili gerekli bilgileri veren. ayet * Kur'an surelerini oluş turan cümlelerden her biri. t. in ay-gün yı lı * Hem ay evreleri değ imi hem de güneş gökyüzündeki görünen hareketi göz önüne alı iş in narak düzenlenmiş olan takvim yı lı . ine aydı nlatma * Aydı nlatmak iş i. aydı lma nlatı * Aydı lmak iş nlatı i. . güçlü (kimse). * iri yarı cüsseli. zlı aygı r deposu * Aygı n bakı ğbüyük ahı rları ldı ı r. * Sahnelerin ıklandılması i. çok yorgun. ık. ş ı * Iş alan. aydı lmak nlatı * Aydı nlatmak iş konu olmak. * Vücutta belirli bir görevin sağ lanması yarayan organlarıhepsi. cihaz. ğ ı * Bir sorun üzerine bilgi vermek. na n * Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluş turulan ve bazı deneylerin yapı na yarayan takı belli lması m. aydı k nlı * Bir yeri aydı nlatan güç. aygıbaygı n n * Güçsüz. aydı kölçer nlı * Aydı kları nlı ölçmeye yarayan aygılüksmetre. * Bir yapın ortası gelen oda ve öbür bölümlerin ık alması damıortası zemine kadar açı nı na ş ı için.

yurdumuzda boz türü na bulunan. ayı pirincin taş ! kla ı nı * bir iş pek karık ve içinden çılmaz durumda olduğ anlatmak için kullanı in ş ı kı unu lı r.ayı * Memelilerin et obur takı ndan. * Memeli et oburlardan. * Sarhoş u geçmiş biçimde. uyanı ş lı k. tüylü bir bitki (Arbutus uva ursi). beş mı parmaklı . ları * Sarhoş u veya baygı ğgeçmiş luğ nlı ı olan. yı za itibarı (veya minnetim) yok ldı m * bir ş en iyisine alı ktan sonra ondan aş ı eyin ş tı ağolanlar beni doyuramaz. dan. iri gövdeli hayvan (Ursus arctos). ayı görmeden bayram etme * bir iş gerçekleş meden ona oldu gözüyle bakı sevinilmemelidir. * Ayını iş mesleğ cın i. anlayı z (kimse). * Kaba saba. lı p ayı gülü * İ çenekliler sıfın düğ çiçeğ ki nı nı ün igiller familyası bir ş k türü (Peconia corollina). ayı gibi * iri yarı . ayı klamak ayılı cı k ayı giller ayı k . ayı yürüyüş ü * Gergin kol ve bacaklarla dört ayak yürüme. ayı içine alan bir familya. ndan akayı ayı üzümü * Fundagillerden. ayı ğ balı ı * Fok. tabanları basarak yürüyen. ayı ı bacağ * Çift yan yelkenlerden birini sağ birini soldan kullanma biçimi. küçük taneli yemiş veren. ler ayı yavrusu ile oynuyor * iri ve yetiş birinin ufak tefek birine. * kaba. ş sı ayı gördüm. kaba ve hoyrat (kimse). luğ bir * Anlayı. ayı klama * Ayı klamak iş i. iş * Sert. bir çocuğ el ş yapması gücünü onda denemesi karş nda kin a akası veya ı sı ayı plama yollu söylenir. ş sı * Ayı oynatmayı edinen kimse. ayını bı yüzüne vurmak * birinin kusurunu yüzüne söylemek. i. ayı an boğ ayı cı * İ yarı ri . kaba ve anlayı z (kimse).

gereksiz veya istenmeyen taneleri veya maddeleri ayıp çı eyin e rı karmak. kendine gelmek. kendine gelmek. ayı lma ayı lmak * Ayı iş lmak i. kişeki: yaz-ayı çiz-eyim. m. * Ayı nı lamak. stı ayı klanmak * Ayı klamak iş konu olmak. . * Sarhoş baygı k gibi bir durumdan kurtulmak. aklı ı gelmek. * Yaş varlı ayan klarda ortamış n artları en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması na . ayı bayı lı p lmak * birini kendinden geçercesine sevmek. işyaramayan. ayı n * Arap alfabesinde on sekizinci. ayı klanma * Ayı klanmak iş i. temizlemek. mahmurluk. uyanmak. baş na i * İ içmiş kimsenin duyduğ baş rı ve sersemlik. ş . lması sağ -ayı / -eyim m * İ kipi tekil 1. baş na ayı ı kulağ * Çuha çiçeğ bir türü (Primula auricula). * aş ölçüde sinir bunalı ı rı mları geçirmek. ayı ltı ayı ltma ayı ltmak ayıon dördü n * Dolunay.* Bir ş içinden. Osmanlı alfabesinde yirmi birinci harf. ayı klatmak * Ayı klamak iş yaptı ini rmak. luk. nlı * Aklı ı gelip gerçeğgörmek. stek i m. oku-y-ayı bekle-y-eyim vb. inin ayı lı k * Kabalı kaba davranı k. ayı k klı * Ayıolma durumu. çki bir u ağsı * Ayı ltmak iş i. uyamayanları n yok olmasıı fa. ayı etmek lı k * kaba davranmak. k ayı kmak * Ayı lmak. ine ayı klatma * Ayı klatmak iş i. * Bir görevde gereksiz görülenleri iş inden ayı rmak. .

n ayı raç ayı ran ayıcı rı * Ayı özelliğveya gücü olan. ine ayı plı ayı z psı * Ayı. ayı p * Toplumun ahlâk kuralları aykıolan. ı yalı ğ rma i . ayı nga * Kaçak tütün. ama söylemek zorundayı anlamı özür dilemek için ı sı k m" nda kullanı lı r. takbih etmek. kusuru olmayan. ğ ayın kı türküsü var. miyar. ayı plama * Ayı plamak iş takbih. eksiklik. bı ayı r söylemesi ptı * "bunu söylemek size karşsaygızlıolacak. ayıetmek (veya yapmak) p * yakıksı davranmak. * övünmek gibi olmasıama. ş zca ı ayıyerler p * vücutta örtülü tutulması gereken yerler. rma i ayım rı * Cisimleri. ş karş sı ayı çatlatmak nları * bu harfin gösterdiğArapçaya özgü sesi gı i rtlakta boğ umlamaya çalı ş mak. bı * Ayı. kusuru olan. ayı plamak * Kı namak. lan * Işı n ögelerine ayı özelliğolan. sı ayı lı ngacı k * Tütün kaçakçı ı lı. birleş veya ayrıma uğ ime ş ı ratarak niteliklerini belirtmede kullanı madde. ayı ngacı * Tütün kaçakçı. i. * Kusur. ayı planmak * Ayı plamak iş konu olmak. * Utanç veren. utanı durum veya davranı na rı lacak ş . ayı planma * Ayı planmak iş i. kı da Ahlat üstüne nı rk rkı * bir kimsenin hep aynıeyi veya hikâyeyi anlatması ında söylenir.ayıon dördü gibi n * yüzü çok güzel (kadıveya kı n z). tütün.

ayım yapmak rı * eş davranı bulunmamak. saklamak. uzlaş bozmak. tahsis etmek. * Ayı rtmak iş i. nüans. . rı ayı rma * Ayı rmak iş i. e boyunda bir ağ k. farika. ayı edilmek rt * Ayı etmek iş konu olmak. ikilik ortaya atmak. it ş ta ayım yaratmak rı * farklı çı lı karmak. n ayı t * Mine çiçeğ igillerden. iş ini * Seçmek. mayı mayı * Farklı davranmak. hayı(Vitex agnus-castus). mümeyyizlik. aççı t ayı kaval çalmak ya * anlayı z bir kimseye bir ş anlatmaya çalı ş sı ey ş mak. * (bir ş veya yeri) Bir ş veya kimse için kullanmayı ey ey belirlemek. * Bir yeri bir engelle bölmek. ayı rmaç ayı rmak * Bir ş benzerlerinden ayı etmeye yarayan durum veya öge. eyi ran i ayı rtı ayı rtma ayı rtmak ayı rtman * Sı navlarda. bir ey * Aynı cinsten olan ş arası eyler ndaki ince fark.* Ayı rmak iş i. ayımlamak rı * Ayım yapmak. 1-2 m en. ayı vurmadan postunu satmak yı * henüz ele geçmemiş ş üzerinde hesap yapmak. beyaz veya menekşrenginde çiçekler açan. fark gözetmek. soruları hazı n rlanması notlarıverilmesine kadar bütün değ ndan n erlendirme çalı ş maları na katı görevli. Akdeniz çevresinde yetiş mavi. * İ veya daha çok kimse arası ki ndaki anlaş . eyi rt * Bölmek. lan ayı rtmanlı k * Ayı rtmanıgörevi. fark gözetmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. rt ine ayı etmek rt * Birkaç ş birbirinden ayı niteliğanlamak. * Ayı rmak iş yaptı ini rmak. * Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak. temyiz etmek. mümeyyiz. k ayımlama rı * Ayım yapmak iş rı i. tı * Nitelik değ ikliğ anlamak. tefrik etmek.

* Bütün noktaları düzlemde bulunmayan. ru e ı t. ters. avare. zı t olmak. ş ı ı lı * Bazı kutsal kiş ilerin başetrafı gösterilen ık çevresi. * İsiz. avarelik. avarelik. ı * Alılmı doğ diye bellenmiş uygun olmayan. * İsizlik. î n in ldı. muhalefet. bir ş yapmayarak. ı nda ş ı * İsiz. * Mevlevî tekkelerinde okunan ağ bestelerin biçimi. ters düş mek. karş ters. boş oturmak. ş ş ı a. ibadet. yapacak bir iş ta i olmamak. ş aylaklı k * Aylak olma durumu. mugayir. rı ayla * Ayı ve bazı ldı n dolayı n yı zları ndaki ık çevresi. boş ş gezen. hale. aykılamak rı * Dikey olarak gelmek. aykılaş rı ma * Aykılaş iş rı mak i. aylakçı * Temelli işolmayan iş i çi. * Çapraz. ters gelmek. * Gidilen yol üzerinde olmayıgidiş p yönüne ters düş en. . kestirmeden gitmek. aylakçı lı k * Temelli iş sahibi olmama durumu. aykı düş rı mek * uygun gelmemek. ı r * Mevlevî ve Bektaştekkelerinde kadıve erkeğ birlikte katı ğ dinî müzikli sohbet töreni. aykı olmak rı * ters olmak. iş sizlik. rı aykılı rı k * Aykıolma durumu. ay ağ . düz yoldan ayrı lmak. ş ey aylak aylak olmak * boş olmak.ayin * Dinî tören. aykılaş rı mak * Aykıduruma gelmek. mugayeret. aykı katmanlaş rı ma * Katmanları düzenli bir biçimde olmayan katmanlaş ma. aynı ayinicem aykı rı aykı doğ rı rular * Aynı düzlemde bulunmayan doğ rular. aykılama rı * Aykılamak iş rı i.

aydan beri var olan. aylıalmak k * bir aylıçalı karşğ para almak. Avrupa'ya Çin'den getirilmişkı zamanda yetiş boy attı için bir gölge ağ olarak . kötü kokan bir ağ kokar ağ (Ailanthus glandulosa). sa ip ğ ı acı dikilen. * Bir ay içinde olan veya bir ay süren. mehtaplı şı ı . gafil. k ş ma ıı lında aylıbağ k lamak * emekli olan veya baş sebeplerle çalı ka ş mayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek. ı ı kla lı * Aymak iş i. iş güçsüz dolaş siz mak. maaş ıı lı . aylama aylamak * Beklemek. na aylı klı ayma aymak aymaz . aylı geçmek ğ a * çalı ş karş ğolarak her ay belirli bir para alı ması ı ı lı nacak bir iş baş e lamak. * Aylamak iş i. * Ayı dolduran bir süre geçirmek. * . maaş. ayı baş na lmak. çalı ş mamak. aklı ı gelmek. * Ayda bir kez yapı veya çı lan kan. * Kendine gelmek. * Ay ığolan. aylıvermek k * aylıolarak üstlenilen parayı k ödemek. * Gerçeğanlamak.. k lı * Karş ğaylı ödenen. görevi karş ğolarak veya geçimi için her ay ödenen para. * Sürmek. * gündelikten veya ücretten kadroya geçmek. aylandı z * Sedef otugillerden. aylı kçı * Aylı çalı kimse. aylanmak * Bir yerin çevresinde dolanmak.. aç aylanma * Aylanmak iş i. kla ş an * Baş geliri olmayıyalnıaldı aylı geçinen kimse. aylarca kalmak. aylı * Üzerinde ay biçimi bulunan. devam etmek. i * Çevresinde olup bitenlerin farkı varmayan. boş oturmak. ka p z ğ kla ı * Aylıalan (kimse). aç.aylaklıetmek k * boş durmak. bir ay için. aylı k * Birine. * Ay olarak.

. lı u n yazı ç ayna gibi aynacı lı k aynalı aynalıtahtası k * Sandalları kıtarafları oturanısı nı n ç nda n rtı dayaması yarayan tahta. varlı n görüntüsünü veren. * Hoş gitmeyen. bir tan. anı me lı sı levha. biçimsiz. * dümdüz ve parlak. gaflet. ğ ı * Akı ve anaforun birleş i yerde oluş su burgacı ntı tiğ an . iş hile karı ran. yi * (Karagöz oyununda) Perde. ine ş tı * Aynacın yaptı iş nı ğ veya aynacı ı olma durumu. yakıksı çirkin. * Aynası olan. güzel. yolunda. cilâlı sı cam. yakıklı ş . ran ey. aynacı * Ayna yapan veya satan kimse. kı zı mavi renkli bir erik türü. ş . * Parlak yüzlü. a ş z. acak ayn ayna * Göz. * Bir olayı durumu yansı göz önünde canlandı olay. aynabakar * Büyük. ters. durum. mısı ayna taş ı * Yapı t ve çeş gibi yerlere konan yazıveya yazız süslü taş . aymaza yakı na ş durum. düz veya az yuvarlak kıbölüm. * Doğ ramacı ve yapılı çerçeve içine geçirilen tahta veya taş lı k cı kta levha. ı yansı ğ kları ve rlı * Gemilerde iş aretçi erlerin kullandı dürbün. * (deniz için) kı ltız. * Işı tan. ayna tı ı rnağ * Aynayı duvara tutturmak için kullanı nikel veya kromla kaplanmımetal parçası lan ş . da ğ ı aynalı k * Geminin ve bağ bulunduğ limanıadı lan. in uç * (atlarda) Diz kapağ ı . * Küreğ yassı bölümü. kötü. durgun. yumurtamsı rmımsı . ı aynalı sazan * Üzerinde az sayı büyük pullar bulunan bir tür sazan balı. na aynası z * Aynası olmayan.aymazlı k * Çevresinde olup bitenlerin farkı varamama durumu. * İ bir durumda. aynası k zlı * Aynasıolma durumu. z aynaz * Bataklı k. ı * Polis. * Hileci.

çiçekleri sarı renkli bir kıbitkisi (Calendula arvensis). aynı mı sonuca varmak. özdeş ayniyet.aynaz aynen aynı * Köy oyunları yöneten kimse. lik. pkı. ayol ayraç * Daha çok kadı n kullandı bir seslenme sözü. olduğ gibi. * Birleş ikgillerden. aynî aynî hak haklar. ayniyat ayniyet * Para olarak değ madde olarak verilen. aynı zamanda * Hem de. * Aynı özdeş lı k. * Ayı edilemeyecek kadar benzeri özdeş tı sı rt i. * Taş r veya taş ı nı ı nmaz üzerinde doğ rudan doğ egemenlik yetkisi veren ve herkese karşileri sürülebilen ruya ı * Aynı olma durumu. iş nda m aynı zı ağ kullanmak * aynıeyi söylemek. aynı potada erimek * benzer konuları sorunları ve birlikte düş ünmek veya değ erlendirmek. * Değ meyen. * Baş değ yine o. iş u * Kullanı lmaya veya harcamaya elveriş taş li. kası il. il. aynı u iş yla. ş aynı yolun yolcusu * kötü sonları birbirine eş olan. araları ayrı olmayan. aynş tayniyum * Bkz. r * Hiçbir değiklik olmadan. lik. einsteiniyum. ş düş aynı ya çı kapı kmak * sonuç bakı ndan fark etmemek. bununla birlikte. değ tirmeden. aynı ünceyi ileri sürmek. nları ğ ı * Yay ayraç. ı nması kolay eş ya. nı * Olduğ gibi. aynı telden çalmak * aynıeyi söylemek. aynı lı k aynı sefa aynı yla aynî * Gözle ilgili. .

ayran delisi * Bön. safdil. ası l konu ile ilgisi az olan bir bölüm sışrmak. iş * Her biri için. budala. coş mak. mak i ayranlaş mak * Ayran durumuna gelmek. ayrancı lı k * Ayran yapısatma iş p i. ayranı budur. urt kta ı ndı * Yoğ urdu sulandı rarak yapı içecek. sersem. değik. * (her biri) Ayrı olarak. * Baş baş türlü. ı k ayrancı * Ayran yapan veya satan kimse. ayran budalası * Aptal. ka * Yalnı tek baş olan. yapı ayrı çanak yapraklı lar . yarı sudur m sı * yapı bir iş yarı yamalak olduğ bildirilmek için kullanı lan in m u lı r. ş nı bir ür mı ayrı çekmek baş * topluluktan ayrı kendi baş iş lı p ı yapmak. * aş bir cinsel arzu duymak. ayranlaş ma * Ayranlaş özelliğveya durumu. ayran gönüllü * Çabuk âş olan. ı na ayrı ayrı * Birbirinden ayrı olan. ı rı ayranı içmeye. ayrı * Yerleri bir olmayan. heterojen. atla (veya tahtı yok revanla) gider sı çmaya * yoksulluğ bakmadan gösteriş una yapmaya kalkanları gülünçlüğ anlatmak için kullanı n ünü lı r. sersem.ayraç açmak * söz veya yazı içine. kı tı ayran * Süt veya yoğ yayı çalkalanarak yağalı ktan sonra kalan sulu bölüm. ka. na ayrı cinsten * Farklı da olan. z. ayranı kabarmak * öfkelenmek. lan ayran ağ ı zlı * Aptal. ayrı m bası * Genellikle bir dergide yayı mlanmıbilimsel bir yazın ayrı broş olarak bası .

ağ iki . ayrı ksı calı z * Ayrı ğolmayan. ş ı * Ayrıotu. * Ayrı önem verilerek. ayrıküme k * Ortak elemanları olmayan küme. ayrı ca * Ayrı olarak. müstesna.* Çanak yaprakları birbirine bitiş olmayan bitkiler. ayrı tutulma. * Baş na benzemeyen. ayrı k tanı calı ı calı nmayan. ayrı klı tutma. na calı * Kur'a dı. ayrıotu k * Buğ daygillerden. bir * Bundan baş ka. ayrı . . imtiyazsı z. ldı ı * Ayrı ş lmı . istisna. ayrı calı ayrı k calı * Baş ndan ayrı üstün tutulma durumu. ayrı kaları tutulan. lan ayrı klı ayrı k klı * Ayrı tutulmuşbenzerlerine uymayan. ayrı gayrı bilmemek (veya ayrı gayrı olmamak) sı sı * birbirinden hiçbir ş esirgemeyecek durumda olmak. müstesna. istisnaî. miş ayrı mek düş * birbirinden uzakta kalmak. kaları ve ayrı k tanı calı nmak (veya göstermek) * baş ndan ayrı üstün tutmak. müstesna. çarpı k. kural dı olan. imtiyaz. k * Düzgün ve uygun olmayan. * uyuş mamak. ayrı k tanı imtiyazlı calı ı calı nan. * Ayrı tutulan. ik p ş ayrı tutmak * farklı davranmak. kökü hekimlikte idrar söktürücu olarak kullanı yabanî bir bitki (Agropyrum repens). kaları ve ayrı klı calı * Ayrı ğolan. . baş kaları benzemeyen. ey nda ayrı yapraklı taç lar * Taç yaprakları birbirine bitiş olmayıyan yana yer almıbulunan bitkiler. . ayrı z cası * Ayrı tutulmadan. istisnası z. ş ı * Ayrı olma durumu. ey ayrı yapmak seçi * birkaç ş arası fark gözetmek. ayrı ç ayrı k * Yol kavş ı yolun ayrı ğyer.

ayrı mak laş * Benzerleri arası ayrı yeri ve önemi olmak. ş ı töre ş lara rı ayrı ay ksı * Ayı yörüngesindeki en beri noktası art arda iki geçiş n ndan i arası ndaki süre farkı . kendilerini taş nesnelerle. ı * Önermelerin birbirine bağ lanması leminde ya . k. * Evlilik birliğ yargıkararı geçici bir süre için kaldılması inin ç ile rı . ayrıma lı ş * Ayrımak iş lı ş i veya durumu. kalılı k ı tı . ayrı yı ksı l * Yerin kendi yörüngesindeki günberi noktası art arda iki geçişarası ndan i ndaki süre farkı . ayrı duran. bir kimseden. munfası l. ilineklerin tözle bağ sı cı karş . parabol. ayrı lanmak * Ayrı duruma gelmek. ayrı ma laş * Ayrı mak iş teferrüt. hiperbol) üzerinde hareket eden bir cismi. laş i. ya ve ya da ile gösterilen iliş iş ki. lantı ayrı ksı * Alılagelmiş ve davranı aykıolan. ayrı lma * Ayrı iş lmak i. eksantrik. bir ş eyden uzaklaş mak. * Bir biçmeden geçen beyaz ığ türlü renklerde görünmesi. ksı ayrı z ksı * Hiçbir ayrı olmadan veya hiçbirini ayrıtutmaksın. görüş veya duygu arası ndaki uymazlı mubayenet. * Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı n cinsin kaplamı giren kavramlar arası yakı na ndaki bağ . istisnası bilâistisna. * Ayrı olma durumu. * Birinden uzak düş me. şı ın * Ayı rmak iş konu olmak. * Düş ünce. ayrı lı ş ayrımak lı ş * Birbirinden ayrı lmak. ı yan lantı. odağ veya merkeze birleş a tiren doğ runun büyük eksen ile yaptı açı ğ . * Ayrı iş lmak i veya biçimi. ğ ı k zı z. daire. nda bir ayrı lı ayrı lı k * Ayrı ş lmıolan.* Bir konik (elips. ayrı lanma * Ayrı lanmak durumu.. ine * Bir yerden. teferrüt etmek. ve ini ayrı lmak ayrı lmazlı k * Özelliklerin.. * (karı koca için) Evlilik birliğ bozmak. ayrı lı ksı k * Ayrı olma durumu.

bir ş görmek. olayı tamamlanmıbir parçası veren film bölüğ n ş nı ü. teferruatlı . it it. msı zlı ayrı ntı * Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri. * Bir kimse veya nesnenin bir baş yla karı rı kası ş lmaması sağ tı nı layan ayrı benzer ş lı k. ayrı lı mlı k * Ayrı olma durumu. ı ayrı ma mlaş * Ayrı mak iş farklı ma. çeş çeş muhtelif. farklı mak. laş ayrı mak mlaş * Ayrı duruma gelmek. * Cinsleri ve türleri birbirinden ayı ana karakter. farksı z. lı ntı yla i. i. farksı k. * Bir tiyatro eserinde ana düş ünceye yardı olan kelime. mlaş i. ayrı mlama * Senaryonun hazı rlanması geliş nda tirim ile çevrim senaryosu arası yer alan. fark etmek. ayrıklı ş k ı * Ayrık olma durumu. ayrık ş ı * Ayrı ş ş olan. ayrı zlı msı k * Ayrı z olma durumu. . farklı ma. mı * Ayrı türden. mufassal. aynı mlı . detay. tafsilâtlı . laş * Hücrelerin veya canlı organizmaları iş n levlerine veya yaş ş ayıtürlerine iliş yapı nitelik kazanması kin sal .ayrı m * Ayı rmak iş tefrik. ş ı ayrım ş ı * Ayrı ş iş mak i. eyleri birbirinden ayı ran özellik. eyi eyi ayrı z msı * Ayrı olmayan. detaylı . ran * Ayrı noktası lma . ayrı msama * Ayrı msamak iş i veya durumu. na tı ayrı lı ntı * Ayrı sı ntı olan. baş k. fark. malarıson biçimini aldı aş n ğ ama. cümle veya eş mcı ya. teferruat. tafsilât. * Bir veya daha çok sahne içinde geliş tirilip. kalı * Alt bölüm. mlı laş ayrı mlı * Ayrı olan. laş * Bir iç kayanıkatı ması n laş sürecinde yer ve zamana göre ayrı n ortaya çı mları kması . farklı ma. senaryonun sahne ve nda ayrı nıbelirlendiğ başca karakterlerin ayrı ları çizildiğ konuş mların i. farklı mı nda m iş . fark. ayrı lara inmek ntı * bir konuyu en küçük noktası kadar inceleyip araşrmak. * Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri. ayrı msamak * Bir ş anlamak. farklı mlı lı k. değik. araları ayrı bulunan.

mayhoşdokusu sertçe. birliğbozmak. orta yükseklikte bir ağ (Cydonia vulgaris). n * Birbirinden ayrı lmak. i ayva hoş afı * Ayvadan yapı hoş lan af.ayrı ş ma * Ayrı ş iş mak i. aç * Bu ağ n büyük. i * Moleküller. lan ayva marmelâdı * Ayva ve ş ekerden yapı ezme. na * Ayrı nı lamak. lçı z. ufak çekirdekli meyvesi. mak. türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalıatom veya moleküllere bölünmek. sarı tüyler. tartı ş münakaş etmek. kararsı(kimse). . ayva kompostosu * Ayvadan yapı komposto. n iş i lan * Değ ken huylu. yaprakların altı nı tüylü. * Gülgillerden. lan ayva tüyü * Vücuttaki ince. aytı ş mak * Atı ş mak. * Ay ığolmayan (gökyüzü. sarı acı renkte. ki ayş n ekadı * Kı ksı lezzetli bir tür taze fasulye. ş ması sağ ayrı t aysar * Ayı etkisiyle huyunun değ tiğsanı (kimse). aytı ş ma * Aytı ş iş mak i. bankiz. çiçekleri iri ve pembe. türlü etkenlerle geçici olarak daha yalı atom ve moleküllere bölünmesi. şı ı * İ düzlemin ara kesiti. * Moleküllerin. gece). lan ayva reçeli * Ayva ve ş ekerden yapı kokulu reçel. n ayrı ş mak ayrı rma ş tı * Ayrı rmak iş ş tı i. . a * Halk ş airleri belli bir ayak çerçevesinde karşklı ş ı atı lı mak. tüylü. tahallül. ayva ayva göbekli * göbeğçukur olan (kimse). aysfild aysı z * Buzla. iş z aysberg * Buz dağ ı . ayrı rmak ş tı * Bütünün bozulması sebep olmak.

az az az buçuk az bulmak * yeterli görmemek. llı * Ayva ağ nı çok bulunduğ yer. erkek. eş . az saymak. ayyuka çı kmak * (ses için) yükselmek. hilekâr. azı msamak. çok yık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis). açların u * Teras. işbozulmak. n * Dolandıcı rı. ikisi de bir. ile * Alılmıolandan. yayı lmak. sıtüylü. Az az * Azot'un kı lması gaz N kı saltı . ün * Göğ kuzey yarı küresinde bulunan bir takı yı zı en parlak yı zı ün m m ldın ldı. * Küçük ölçülerle. dı arı k ayvayı yemek * kötü duruma düş mek. i ayvaz * Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalı rı uş ş lan ak. ayvazlı k ayyar ayyarlı k ayyaş *İ çkiye düş içkici. tı * Koca. güç. nitelik.ayvadana ayvalı k ayvan * Yüksekliğ15-70 cm . çok karş . * Dolandıcı rılı k. kün. Bu saltması de gösterilir. soluk sarı i k çiçekli. * Bir tarafı ş ya açıolan oda. içken. * Ayvazı görevi. az buz olmamak . umulandan veya gerekenden eksik. ayvaz kasap hep bir hesap * ha öyle ha böyle. ş ş ı ı tı * Nicelik. ayyaşk lı ayyuk * Ayyaş olma durumu. sundurma. * (dedikodu için) herkesçe duyulmak. süre bakı ndan eksiklik bildirir. * Bir parça. mı * Uzun süreli. * Göğ en yüksek yeri. bekri. biraz. yavaş yavaş .

az çok * Bir parça. organ. az tamah çok ziyan getirir * hı ve pinti insan her zaman zararlı kar. rslı çı aza * Organlar. azalma azalmak * Azalmak iş eksilme. az daha az değ il! * az kalsı neredeyse. doğ kaynakları gereğ itim ük ş . aza çoğ bakmamak a * olanla yetinmek. erkin. azaltma . serbestlik. aza sormuş "nereye?" "çoğ yanı demiş lar: un na" * küçük kazançları bile hep varlı kimselere düş ü inancı belirtir. az gelmek * yetmemek. serbest. az kaldı (veya az kalsı n) * bir iş olması in . . * Etkisini yitirmek. az görmek * umduğ undan eksik bulmak. * Vücut parçası . ı az geliş miş * geliş gecikmiş mesi olan. tenakus. * Üye. * eğ düzeyi düş kalmı üretimi daha çok ilkel tarı dayanan. daha çok istemek. * birinin herhangi bir karakter bakı ndan göründüğ gibi olmadını mı ü ğ anlatmak için söylenir. azadelik * Azade olma durumu. serbest olarak gürültüden azade yaş ı boş amak. gerçekleş mesi.* (bir ş azı ey) msanacak kadar olmak. azade azade * bir ş eyden kurtulmuşuzak. erkin. vücut parçaları . ı boş * Baş . * azı msamak. n. bulunmak. oldukça. ma al nı ince değ erlendiremeyen (ülke). * Azaltmak iş i. i. bitmesi çok yakı olmadını nken ğ anlatı ı r. n klı tüğ nı azade * Baş . hafiflemek. * Az denecek bir miktara inmek veya eskisinden az bir duruma gelmek. az günün adamı olmamak * çok yaş ş görmüş amıçok .

hafifletmek. azarlamak * Paylamak. az * Küçük ölçülerle. ezinç. i. kı rmak. çok büyük. maksimum. * Çalı kurum. m. tekdir etmek. * Görkem. en çok. azarlanmak * Azarlamak iş konu olmak. böbürlenmek. * Gurur. azap * (Müslümanlı Dünyada günah iş kta) lemiş olanlara ahrette verilecek ceza. * (Anadolu'nun birçok bölgesinde) Çiftlik uş ı ağ . * Görkemli. * Etkisini yitirmesine sebep olmak. büyüklük. kurumlu. * Süreyi uzatarak. heybetli. azamet azamet satmak * büyüklük taslamak. * Debdebe. mlı * En büyük. ine ı laş . * çok büyük sıntı uğ kı ya ramak. * Ululuk. azarlama * Azarlamak işpaylama. i. paylanmak. kötü sözle karş mak. * Debdebeli.azaltmak * Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek. * Gururlu. üzmek. * Çalı . azap vermek * acı çektirmek. lan azamî azap azap çekmek * ahrette ceza görmek. azar iş itmek * azarlanmak. heybet. . m azametli * Ulu. azarlanma * Azarlanmak işpaylanma. yavaş yavaş az. çalı satmak. * Organik veya ruhî büyük sıntı kı . en yüksek. azar azar azar * Paylama. * Anadolu beyliklerinde donanmadaki görevlerde kullanı asker. tekebbür.

na ile Azerîce azgı n * Azerbaycan Türkçesi. na azdı rma azdı rmak * Azdı rmak iş i. ini rmak na azat * Serbest bı rakma. * Azerî halkı özgü olan. * Azması sebep olmak. * (köle ve cariyeler için) özgürlüğ geri vermek. ünü azat eylemek * azat etmek. ndan Azerî * Azerbaycan Cumhuriye'tinde ve güney Azerbaycan'da (İ ran'da) yaş Türk soylu halk veya bu halktan ayan olan kimse. ş azelya . azatsı z azca azdılma rı * Azdılmak iş rı i.azarlatma * Azarlatmak iş i. salı vermek. n * Şmartmak. na * Azgıduruma getirmek. Azerbaycanlı * Azerbaycan halkı olan kimse. ı * Kötü davranıveya alı klara sürüklemek. azarlatmak * Azarlamak iş yaptı veya azarlanması yol açmak. * Azat edilemez. rakı ş azat etmek * serbest bı rakmak. * Açalya. azatlı k * Azat olma durumu. * Azmıolan. * Oldukça az. Azerî halkı ilgili (olan). yoldan çı ş ş kanlı karmak. azdılmak rı * Azması yol açmak. serbestlik. azatlı * Azat edilmiş (cariye veya köle). * Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye. köle). * Okullarda paydos. * Serbest bı lmıolan.

nda er öğ ütmeye yarayan diş ortak adı dişöğ lerin . azı k klı azı lı azı msama * Azı msamak iş i. biraz. * Azıkoymaya yarayan kap veya torba. n azık aş kaygız baş cı ı m sı ı m * derdim olması da baş bir ş istemem. azık cı * Çok az. * Öküz arabaları ön ve arka yastı dingile bağ nda kları layan ağ çivi. daha fazlası istemek. azgı mak nlaş * Azgıduruma gelmek. çoğ mı ve ca unluk * Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayı az olan topluluk. n * Cinsel istekleri aş laş ı mak. u sı nı azı k nlı karş . azı msamak * Bir ş umulduğ eyin undan az olduğ yargına varmak. ekalliyet. korkunç. rı azgı k nlı azı * Köpek diş lerinden sonra içeriye doğ alt ve üst çenenin iki yanı beş tane bulunan ve yiyecekleri ru. anı erli azı i diş * Azı . ı tı * Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakı ndan ayrı ötekilerden sayı az olanlar. biraz. u u . gı da. * Azgıolma durumu. ekalliyet. * Azıolarak ayrı veya hazı k lan rlanan yiyecekler. ütücü diş . harman zamanı önce biçilip savrulan ekin. çok etkili. * (çocuk için) Çok yaramaz. besin. az bulmak.* (ten için) Çabuk iltihaplanan. azı i. * Cinsel istekleri aş olan. azgı n. n ka ey azı k azı klı * Yiyecek. yarası hemen kapanmayan. ca azı k hükûmeti nlı * Mecliste çoğ unluğ olmayan bir partinin kurduğ hükûmet. *Ş iddetli. * Azı olan. ı rı azgı ma nlaş * Azgı mak iş nlaş i. ğ ı * Yoksulları doyuran. az görmek. k * Hemen yemek üzere. aç azı a saymak (veya tutmak) çoğ * verilen küçük bir armağ çok ve değ kabul etmek. ndan * Gözü bir ş eyden yı lmayan. * (süre ve miktar için) Az olarak.

azı kta kalmak nlı * bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler. azı rmak ş tı * Azı na yol açmak. . * Kararlı kararlı lı kla. * Gidiş . azimkârane * Kararlı . nı i * Aziz olma durumu. * Azı iş tmak i. karşdüş ı ünceye oy verenlerden daha az olmak. olarak. yola çı kmak. ı azil * Görevden alma. azizlik etmek * muziplik etmek. azit aziz * Azothidrik asit HN3 deki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleş iklere verilen ad. azı ş ma azı ş mak * Gittikçe kış ş zı mak. azledilme azize aziziye azizlik . iddetlenmek. muazzez. ş ması azı tma azı tmak * Azgıduruma getirmek. kadı * Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamların giydiğfes. * Sevgide üstün tutulan. kararlı nda. * Ermişeren. * Ermiş n. azim azimet * Bir iş engelleri yenme kararı teki . azı rma ş tı * Azı rmak iş ş tı i. azimet etmek * gitmek. . * Muziplik. azimli * Kararı tutumunda direnen. * Azı ş iş mak i. n * Çırı çı ğ ndan karmak.

* Kerestelik tomruk. nlı azlolunma * Azlolunmak iş i. azledilmek * Görevden alı nmak. miş * Azma. rma. ı r) k artı * (hayvanlar için) İ ayrı ki ı rktan doğ mak. * (çamaş Artıağ lamaz duruma gelmek. çı karmak. ki ı rkı ş ması an. * Küçük su birikintisi.* Azledilmek iş i. karı azma * Azmak iş i. azletme azletmek azlı k * Azletmek iş i. için) Etkili. azlolunmak * Görevinden alı nmak. azmetmek * Bir iş engelleri yenmeye karar vermiş teki olmak. azmettirme * Azmettirmek iş i. azmettirmek * Bir suçu veya herhangi bir işkesinlikle yapması karar verdirmek. taş rmak mak. * (deniz. kötülüğ artı kı kta ünü rmak. azmak azmak azman azman kaya * Kaya balınıbir çeş ğ n ı idi. * Azı k. gölcük. azmanlaş ma * Azmanlaş iş mak i. rileş azmetme * Azmetmek iş i. metis. tehlikeli duruma gelmek. i na . hastalıvb. * Çok geliş . * Bir görevliyi iş inden ayıp açı bı rı kta rakmak. için) Kabarmak. * Bataklı k. görevinden çı lmak. azmanlaş mak * İ mek. * (yara. * İ ayrı n karı ndan doğ kı melez. kocaman duruma gelmek. ı vb. görevden almak. * Az olma durumu. * Taşnlı ileri gitmek. k * Cinsel duyguları artmak.

aznavur * Gürcüce. kokusu.azmıkudurmuş beterdir ş tan * "coş ve heyecana kapı ş kun lmıkimseyi zaptetmek zordur" anlamı kullanı nda lı r. sabı * Azotometre. azotlamak * Azotla karı rmak veya birleş ş tı tirmek. azotlanmı ş * Azotlama iş yapı ş lemi lmı . * En eski jeolojik (sistem). aznif * Bir tür domino oyunu. azotlu *İ çinde azot bulunan. nda lı zı azol azonal azot * Atom numarası atom ağ ğ14. asıyüzlü. tadı 7. bütün borçları kurtulmak. ı ı rlı te nda olmayan element. ı ı ya azvay * Sarı r. azotölçer Azrail * Tanrı buyruğ ile insanları canı almakla görevli olduğ inanı melek. * Heterosiklik birleş iklerin önemli bir sıfı verilen ad. rengi. * Azotlu besin almayan bitki veya hayvanları dokuları n ndaki serbest azotu tespit etme iş i. . azoik *İ çinde fosil bulunmayan (toprak). azotometre * Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygı t. nına * Yeryüzünün herhangi bir noktası enleme bağ olmaksın meydana gelen olay.008 olan. iri "yarı"kıcısinirli. havada beş dört oranı bulunan. azotlama * Azotlamak iş i. Azrail'le burun buruna gelmek * ölümle karşkarş gelmek. ndan Azrail'in elinden kurtulmak * ölümden kurtulmak. " rı" k aznavur gibi * zalimce davranan. sert kimse. u n nı una lan Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak) * nası öleceğ kabul etmek. Kı saltması N. l olsa ini * hiç kimseye borcu kalmamak.

baba oğ bir bağ ı ş ul babaya bir salkı üzüm vermemiş luna bağlamıoğ ş . olgun adam. up ü. adı ı baba evi.B * Bor'un kı saltması . yurt. Be adı verilen bu harf. un * Çocuğ olmuş u erkek. * Koruyucu. iri demir. kurucu kimse. baba ocağ ı * Babadan. * Ata. * Tarikatlarıbazında tekke büyüğ n sı ü. * Bu gibi kimselere verilen unvan. * Türk alfabesinin ikinci harfi. baba * Çocuğ dünyaya gelmesinde etken olan erkek. ı . için klara rlar.kara ğ turucu madde ticareti gibi kirli ve gizli iş yapan çetenin baş ler ı . * Silâh kaçakçı ı para aklama ve uyuş lı. * Yaratı. k baba evi * Babadan. toprak ya da yurt. B gösterir. iyi rbaş baba bucağ ı * \343 baba ocağ ı . çift dudak patlayısı mı cını b. m * babalar çocukları büyük fedakârlı katlanı ama çocuklar babaları fedakârlı bulunmazlar. Almanlar ise "si bemol"ü gösterirler. ağ veya beton dikme. baba hindi * İ ve iyi beslenmiş ri erkek hindi. baba koruk (veya erik) yer. için kta baba olmak * (erkek için) çocuk sahibi olmak. ses bilimi bakı ndan ötümlü. u baba mirası * Babanıyaş ğdönemden kalan değ mal veya dost. Ba * Baryum'un kı saltması . n ldı ı lı aç * Kazı çı lan toprağ miktarı hesaplayabilmek için yer yer bı lan toprak dikme. bir ülkeye veya bir topluluğ yararlı k ile a olmuş kimse. dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğ büyüdüğ yaş ğev. ağ lı yürekli. dededen kalma ev. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde İ ngilizler b harfiyle "si" yi. * Basso kı saltması . rabzan babası * babalıgörevlerini yapmayan babalar için söylenir. lı ı . n adı ı erli baba nasihati * Bir babanıverdiğöğ n i üt. toprak. larda karı ı n nı rakı * Çatı merteğ i. . baba değ tı il. baba bucağ baba yurdu. oğ lunun diş i kamaş ı r * babanıyaptı kötü iş sıntını n ğ ı in kı sı çocuğ çeker. cı * Gemi veya iskelede halatıtakı ğyuvarlak baş. baba baba adam * Yaş. babalıduyguları dolu kimse.

baba ocağ ı . sempatik baba. babaç babaçko * Erkek kümes hayvanların en iri ve yaş olanı nı lı . babadan babaya * dedelere doğ zincirleme. cana yakıolarak. babası çok düş olan. görülü. ru * ataları beri. n Babaî Babaîlik * Babaîlik mezhebinden olan kimse. baba yadigârı * Babadan kalan. n u . n rası taş yan. yüzyı Baba İ lda shak'ıkurduğ mezhep. babacı l * Babası çok seven. iyi kalpli. a n babaca babacan * Baba gibi. paternalizm. mak i babacanlaş mak * Babacan duruma gelmek. * Cana yakı olgun. * XIII. * Sevimli. hoş n. ndan babafingo * Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanıüstünde bulunan en yüksek bölüm. babacanca * Sevgi ve sevecenlikle. nı na kün babacı lı k * Devletin türlü sıflar üzerinde babalıederek bu sıflar arası denge kurmaya çalı nı k nı nda ş iş ması lemi. babaya yakı n. güvenilir (erkek). babacanlı k * Babacan olma durumu. * (kadıiçin) Güçlü ve gösteriş iri yarı n li. . n babacanlaş ma * Babacanlaş işveya durumu. baba döneminde yapı şbabanıhatı nı ı lmı . cana yakı k. babaanne * (çocuğ göre) Babanıannesi. nlı babacı k * Küçük baba. ş it sı ambaba.baba tatlı sı * Bir çeş hamur tatlı. baba yurdu * Baba evi. hoş . ru babadan oğ ula * torunlara doğ zincirleme.

nda lan babası tutmak (veya babaları üstünde olmak) * gibi deyimlerde "çok öfkelenmek. nı babana rahmet * yapı bir iş davranıkarş nda "Allah senden razı lan . kar babasın oğ nı lu * her yönüyle babası benzeyen erkek çocuk. babalıfı has iş k rı n ler * babasın parası geçinenlere sitem olarak kullanı nı ile lı r. babalı babalı k * Zaman zaman sinir nöbeti geçiren. * Diklenmek.babaköş * Ayaksıolduğ için yı sanı solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis). babam! * teklifsiz bir seslenme sözü. bizim kuş aktan öncekiler. * Baba olma durumu. n n * Yaş veya küçümsenen adamlara seslenme olarak kullanı lı lı r. na in ini babamı (veya ustamı adı dıelimden gelen budur n n) Hır. . babalı * Babası olan. kabadayı davranmak. nda babası çekmek na * her yönü ile tamamen babaya benzemek. * tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatmaya yarar. na babası z * Babası ölmüş çocuk. z u lan lan. babalıetmek k * baba gibi davranmak. babalanma * Babalanmak iş i. yetim. kayıpeder. * Üvey baba. na babasın hayrı nı na * hiçbir çı gözetmeksizin." anlamı kullanı bir söz. bir ş ı sı olsun. babası rahmet okumak na * hakkı iyilik düş nda ünmemek. * gücüm ancak bu kadarı yapmaya yeter. * Kayıbaba. öfkelenmek. babasın (veya babaların) çiftliğ nı nı i * bir malı kuruluş yalnı kendi çı veya u zca karları araç yapmak. babalanmak * Babaları tutmak. öfkesi her hâliyle belli olmak" anlamı geçer. ca babaları z mı * bizden.

bacak kalemi . * "Bâb'a ait" Babîlik yanlı. yüzyı İ lda. * Su yolu. * Oyun kâğ nda. babayiğ it * Güçlü kuvvetli. lâğ maden ocağgibi yer altı ların hava deliğ ı m. ç iş ve Dıiş bakanlı ) ile Ş leri ş leri kları ûrayı Devlet (Danı dairelerinin bulunduğ yapı ş tay) u . ktan * Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. babı nda * Konusunda. ı nı bacak kadar * ufacı k. * Mert. ı yapı nı i. * Bir giriş imde kendine güvenebilecek durumda olan. sı baca baş ı * Ocağ üstündeki taş ı n raf. baca kulağ ı * Ocağ iki yanı taş yapı ş ı n nda tan lmıufak raf. bacak bacak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne koyarak oturmak. * Bazıeylerin yerden yüksekçe durması sağ ş nı layan dayak. ama değik.babayani * Gösteriş özentisi olmayan. türlü türlü huyu var * daha küçük. baca tomruğ u * Bacanıdamdan yukarı n bölümü. huylar edinmiş iş alı kanlı . ran'da Ali Muhammed Bab'ıkurduğ dinî öğ n u reti. baca * Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan maden veya kâgir yol. destek veya bunlardan her biri. babı nda. herkesten farklı ş klar. Babî Babîlik * XIX. i ve babayanilik * Babayani olma durumu. babayiğ itlik * Babayiğ olma durumu. babı ndan * Bkz. ı tları lan. bacak * Vücudun kası tabana kadar olan bölümü. oğ vale. babayiğ davranı kabadayı it itçe ş . korkusuz adam. *İ stanbul'da bu çevredeki bası n. kabadayı . lı k. bacak kadar boyu var. Babı âli * Osmanlı imparatorluğ döneminde İ u stanbul'da sadaret (Baş bakanlı dahiliye ve hariciye nezaretleri (İ k). ayak. * Osmanlı hükûmeti.

sı * Osmanlımparatorluğ İ unda gümrük vergisi. ı * Bacakları uzun olan. bacası tütmez olmak * (aile için) dağ ı veya işbozulmak. ri yazı bacaklı k bacaksı z * Bacağolmayan. nı bacaklı yazı * İ ve okunaklı . bacakları kopmak * çok yorulmak. lmak i bacı * Büyük kıkardeş z . haraç. ndan lere ş an bacanak * Karı kardeş ları olan erkeklerden her biri. bacakkı ran * Nemli bölgelerde yetiş yeş en ilimsi sarı çiçekli bir bitki (Narthecium). * Bir evde uzun zaman çalı ş lı nlara (daha çok yaş zenci kadı ş yaşkadı mı lı nlara) verilen unvan. * Tarikat ş eyhlerinin karı. abla. * Dost. baç . arkadaş . * Felemenk altına verilen ad. bodur. ı * Bacakları sa olan. bacası tütmek * (aile için) yaş aması sürüp gitmek. i * Yel. kı boylu. baççı baççı lı k bad * Baç alan kimse. nı p bacaklı * Bacağolan.* Kaval kemiğ i. bacanaklı k * Bacanak olma durumu. * Kıkardeş z . * Baç alma işveya görevi. nan -baç * Fiilden isim türeten -maç/-meç ekinin türü. * Zorla alı para. * Özellikle hokey oyuncuların giydikleri deriden yapı ş nı lmıkoruyucu. uzun boylu. bacakları tutmamak * ayakların üzerine basıyürüyemeyecek duruma gelmek. kı sa * Yaş ı büyük iş kalkı çocuklar için söylenir. rüzgâr.

badem * Gülgillerden. lan rı ş badana etmek (veya vurmak) * badanalamak. * Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadı n). en aç * Bu ağ n yaş acı veya kuru yenilen yemiş i. badanacı * Geçimini badana yapmakla kazanan kimse. badat bade badehu badeli * Aş badesi içmiş k kimse. badanalanmak * Badana yapı lmak. badanalatmak * Badanalamak iş yaptı ini rmak. *Ş arap. * Ondan sonra. * Badanası bozulmuş . badeli âş ı k * Düş ünde bir pirin elinden aş badesi içerek saz çalısöyleyen halk ş k p airi. içki. badanalatma * Badanalatmak iş i.badana * Duvarları boyamak için kullanı sulandılmıkireç veya boya. badanalı * Badana edilmiş olan. ş ekeri çok. badem ağ acı . ı badanalama * Badanalamak iş i. badanalamak * Duvarları boyamak için sulandılmıkireç veya plâstik boya sürmek. badanacı lı k * Badanacın yaptı iş nı ğ . * Birleş ikgillerden. çöp ve samanla karık tahı rı ktan ş ı l taneleri. bir tür yer elması . badas * Harman kaldıldı sonra yerde kalan toprak. badanası z * Badana edilmemiş . harman döküntüsü. rı ş badanalanma * Badanalanmak iş i. yurdumuzun her yerinde yetiş ağ (Amygdalus communis). badana yapmak.

badem gibi * (salatalıiçin) taze ve gevrek. bademlik bademsi baderna badı ç * Bakla. badem bahçesi. z lan badem parmak * Baş parmak. * Halatı aş n ı nabilecek yerine sarı bez. * Badem ağ açları olan yer. ş u badı saba badi * Sabah vakti esen ve ruhu okş ayan. badem ş ekeri * İ bir ş tabakası kaplanmıiç badem. k * Ördek. badem yağ ı * Bademden çı lan ve deri. bundan böyle. lan sı . * Badem satan kimse. badem bık yı * Badem içi biçiminde üst dudağ her iki yanı yer alan bık. çok * Badem biçiminde olan. ı n nda yı badem ezmesi * Ezilmiş bademle yapı ş lan ekerleme. azı nda bademli *İ çinde badem bulunan yiyecek. ş u ndı badem kürk * Tilki postunun yalnıbacak kesiminden yapı kürk. badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus). bademcik * Boğ n iki yanı birer tane bulunan. bezelye gibi taze sebzelerde. halat sargı. nce eker yla ş badem tı rnak * Badem biçiminde uzunca tı rnak. gönle ferahlıveren hafif rüzgâr. içinde tohumlarısı n ralanmıbulunduğ kabuk. badem biçimindeki organ. badem içi * Bademin dıkabuğ alı ktan sonra kalan içi.* Gülgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan yüksekçe bir bitki. k badem gözlü * Badem içi biçiminde iri göz. kösele gibi ş karı eyleri yumuş atmak için kullanı yağ lan . fasulye. badema bademci * Bundan sonra.

* Tren. * İ iliş rabı lgi. iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. * Sargı . ş tel gibi eyi ka eye eyi lan erit. * Tı lanmı dikdörtgen biçiminde değ taş raş ş . lam. sa badikleme * Badiklemek iş i. bagaj kapağ ı * Otomobillerde içine yük konulabilen bagajları kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm. sa nek. * Düş gramajlı ük küçük boy ekmek.badi badi yürümek (veya gitmek. baget * İ kı değ nce. ta. sicim. palaz. badminton * Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun. * Bageti olan. büyükçe su kabı . . vapur gibi taş ı tlarda yolcularıyüklerinin konulduğ yer. kan * Çöl. mek badikleş mek * Ördek gibi sağ sol yalpa vurarak yürüme eğ göstermek. demet. erli . * Yolcu yükü. * Bağ deste. ki. koş mak) * ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek). genellikle arkada olan bölümleri. badya bagaj * Ağ geniş zı . badiklemek * Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek. bagetli bağ * Bir ş baş bir ş veya birçok ş topluca birbirine tutturmak için kullanı ip. n u * Otomobillerin yük konulabilen. a ilimi badire badiye * Birdenbire ortaya çı tehlikeli durum. yayvan. bagaj kilidi * Bagaj kapağ kilitlemeye yarayan alet. * Kı boylu. badik * Ördek. ı nı bagaj memuru * Toplu taş yerlerinde ve araçları bagaj iş ı m nda lerini yürütmekle görevli kimse. düğ ümlenebilir nesne. badikleş me * Badikleş durumu. * Kemikleri birbirine bağ lamaya.

dı bağ an * Vakti gelmeden ölü doğ yavru. bağ bak. hücre arası sı maddesi çok ve genel olarak diğ dokuları er birbirine bağ layarak destek görevi yapan doku. bağ fiil bağ a * Fiillerin zarf olarak kullanı ş lan ekilleri. yetiş * Bağ layan veya soğ haddehaneden çı metal ş bobinlere bant yapı ran (kimse). * Bu iş yapı ğmevsim. bulunan. güz. bağ bozmak * bağ üzümlerini toplamak. * Deniz kaplumbağ nıkabuğ asın u. * Kaplumbağ kabuğ a undan yapı ş lmıveya bu kabuğ andır biçimde olan. ulaç. * Meyve bahçesi. bağ bahçe * Bahçe gibi taş ı nmaz mal. * Kaplumbağ kabuğ a u. ı lı i ten ini yapmalır. ş eytansaçı . otur-up vb. bağ çağ bı ı * Bağ bahçelerde yetiş meyve fidanları.bağ * Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğ toprak parçası u . üzüm olsun. daki bağ çubuğ u * Asma fidesi. bağ k cı bağ klı cı * Bağolan. * Ölü doğ kuzunun derisi. uk kan erit ş tı * Bağ iş kullanı ş biçiminde bağ lama inde lan erit . ı sı bağ lı cı k . koş -arak. sonbahar. ı n bağ bozumu * Bağ ürünün toplanması da . bağ cı * Bağ tirip ürününü satan kimse. * Kaplumbağ a. bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici ve en nı alet. düş an ük. ı bağ ksı cı z * Bağolmayan. zarf fiil: gül-e gül-e. u rı * Ur. bağ z. yemeye yüzün olsun a * kiş karş k beklediğiş istediğ alabilmek için gereken harcamaları i. bağ doku * Hücre sayı az. in ldı ı bağ budamak * bağ üzüm kütüklerini budamak. an bağ an boğ * Küsküt.

Bağ dad'ı tamir etmek * karnı doyurmak.* Bağ tirme ve ürününü satma iş yetiş i. ı uyluğ altı alarak oturma biçimi. i bağ ı tı daş klaşrma * Bağ ı tı iş daş klaşrmak i. uymak. bağ ı daş lmak * Bağ mak iş konu olmak. mak. homojenleş daş k tirmek. ı nı na bağ dama * Bağ damak iş i. homojen duruma gelmek. bağ ma daş * Bağ mak iş imtizaç. daş klaş bağ ı mak daş klaş * Aynı özelliğgöstermek. * Çocuk oyunları arkadaş nda olmak. aç lmıçı va lan * Yapı kullanı çı larda lan ta. bağ damak * Birkaç ş birbirine geçirerek bağ eyi lamak. kör düğ etmek. imtizaç etmek. k. daş k bağ ı daş lma * Bağ ı iş daş lmak i. bağ ı daş k * Her yeri aynı özelliğgösteren. * Bağ kurup oturmak. bağ dalamak * Düş ürmek için ayağ birinin ayakları takmak. bağ ı k daş klı * Bağ ıolma durumu. *İ çinden çılmayacak bir duruma getirmek. çelme atmak. daş i. un na bağ kurmak daş * bu biçimde oturmak. i bağ ı ma daş klaş * Bağ ı mak durumu. homojen. bağ mak daş * Anlaş uzlaş mak. daş ine bağ ı daş m * Tutarlı tutarlı insicam. kı üm bağ daş * Sağ ı uyluğ sol ayağsağ ayağsol un. lı k. nı bağ dadî * Ağ direkler üzerine çakı ş talara sı vurularak yapı (duvar veya tavan). homojenlik. mütecanis. bağ dalama * Bağ dalamak iş i. daş . bağ ı tı daş klaşrmak * Bağ ıduruma getirmek.

bağ ı l * Görece. * Baş çı cı tan karı. * Bir sayın rakamları her birinin bulunduğ basamağ göre aldı değ izafî değ nı ndan u a ğ er.bağ maz daş * Uyuş tutarsı maz. bağ nem ı l * Bir metre küp hava içinde bulunan su buharı ı ğ n.iş sın. eyi ı na m nda bağ ı ma mlaş * Bağ ş iş ı mak i. daşrmacı k sı bağ tı lı daşrmacı k * Pek çok değik öğ iş retiyi birleş tirmeyi amaçlayan felsefî veya dinî öğ reti. sihir. aretleri yazı ktan sonraki değ ldı eri. mazlı bağ tıcı daşrı * Bağ ma sağ daş layan. mı ş n ı i. * Görece olma durumu. * Bir ş veya bir kimsenin gücü ve etkisi altı bulunma durumu. aynıartlardaki havanıdoymuş buharın ağ ı rlını ş n su nı ağ ğ oranı ı ı rlına . tâbiiyet. bağ k ı llı bağ ı m . izafiyet. * Kadı n âdet zamanı bağ kları nları nda ladı bez. ı er. etkisi altı tutmak. * Baş bir cisme uyarak sürüklenen. bağ mazlı daş k * Uyuş k. * Farklı kökenlere sahip değ ik kültür özelliklerini birleş iş tirme veya kaynaşrma iş tı i. bağ tı daşrmacı * Bağ tı lıyanlı kimse. bağ değ ı er l * Bir aritmetik sayını önüne + ve . bağ tı daşrmak * Bağ ması sağ daş nı lamak. rölâtivite. bağ tı daşrma * Bağ tı iş daşrmak i. eyin nda bağ ı mlama * Bağ ı mlamak iş i. z. bağ ı ldak * Beş ikteki çocuğ düş un memesi için beşe sarı bağ iğ lı lanan. mla * Büyü. aynı ka zamanda kendine özgü bir kı ldanıda bulunan bir cismin mı ş ı görünürdeki bu kı ldanını niteliğ izafî. geçimsizlik. bağ ı mlamak * Bir ş bağ altı sokmak. izafî. bağ ı bağ ı cı * Büyücü. kumaş yapı ş bağ p tan lmıenli .

veya nitelik. giriş ları imlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen. izafet. * Eş . bağ z. ı mlı bağ z ı msı * Davranı nı ş . mı lı u olan bağ zlaş ı msı ma * Bağ zlaş iş ı msı mak i. bağ zlaşrmak ı msı tı * Bağ z duruma getirmek. lı bağ z milletvekili ı msı * Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye bağ olmayan milletvekili. yüklemleri ayrı cümle. ı msı i. bağ zlaş ı msı mak * Bağ z duruma gelmek. bağ k. ı msı bağ zlı ı msı k * Bağ z olma durumu veya niteliğ istiklâl. göreli. görelik. rölâtivite. ğ ka ı eyin ğ ı lı bağ lı ı lı ntı k . izafiye. rölâtivizm. * Herhangi bir kuruluş partiye bağ olmayan kimse. görecilik. mı lı bağ lı ı k mlı * Bağ olma durumu. özgür. tümleçleri. ı lı ntı k sı bağ cı ı lı ntı k * Bağ lı öğ ı lı retisi. rölâtivist. ka eyin mı lı ü. bağ cı ı ntı * Bağ cı yanlıolan kimse. mutlak olmayan. hür. i bağ sı cümle ı ralı mlı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olan ve özneleri. lı ı msı bağ z sı cümle ı msı ralı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olduğ hâlde özneleri. eye ı mlı bağ ı mlı * Baş bir ş istemine.bağ ı mak mlaş * Bir ş veya bir kimseye tamamen bağ olmak. bağ lı ı ntı * Varlı baş bir ş varlına bağ bulunan. tâbiiyet. bağ ı ntı * Bir nesneyi baş bir nesne ile uyarlı lan bağ ka kı . bağ vurmak ı n * kazı duvarların çökmemesi için bağ nı ı nlarla desteklemek. müstakil. ı msı bağ zlaşrma ı msı tı * Bağ zlaşrmak iş ı msı tı i. a. rölâtif. tümleçleri veya yüklemleri ortak olan cümle. nispî. bağlı birliktelik gibi durumlarda toplayan görünüş yayı veya mları lı k. ı llı * İ veya daha çok nitelik arası matematik iş ki nda lemleri yardı ile kurulan bağlıveya eş mı lı k itlik. tâbi. bağ ı n * İ aatta veya kazı rası toprağ çökmesini önlemek için yerleş nş sı nda ı n tirilen parça veya dayak. özgürlüğ özerkliğolmayan. kavramları tasarı birlik. göreci. izafî. gücüne veya yardı na bağ olan. tutumunu. özellikle bilginin bağ lı ntı k ı olduğ ileri süren her türlü felsefe öğ ntı unu retisi.

bağ yolu ile baş bir ş bağ bulunma durumu. bağ ı kazı sı rsak ntı * Kalı bağ n ı hastalı nda çı lan sümüksü madde. bağ ı rma bağ ı rmak * Bağ ı iş rmak i. * Ciğ bağ er. ince bağ ve kalıbağ nı ı rsak n ı rsaktan oluş bölümü. * Yüksek sesle azarlamak. ş bağ p çağ ı rı ı rmak * öfkeyle bağ ı rmak. ları n ı nda ayan rsağ . çok acı duymak. * Kendini belli etmek. ı ntı ka eye lı izafiyet. rmak i * Bağ ı ldak. ş amata. * Sindirim organın mideden anüse kadar olan. ı gibi vücut boş rsak lukları bulunan organlarıortak adı a. bağ ı ingini rsak * Çoğ unlukla sürgün ve karı ağsı beliren bağ n rı ile ı iltihabı rsak . an bağ ı rsak bağ ı askı rsak sı * İ bağ ı nce ı karnı arka bölümüne bağ rsağ n layan ve karızarın bir bölümünden oluş askı n nı an . nda n . * (ok yayı dağ ve için) Orta bölüm.* Var olabilmek veya belirlenebilmek için. bağ ı r * Göğ üs. ahş bağ yeleğ ı r i * Eskiden zı altı giyilen. * (insan) Yüksek ve gür ses çı karmak. * Gürültüyle. bağ ş ış ı çağ rı rı * Gürültü. ş a bağ yanmak ı rı * üzüntü çekmek. bağ ı rdak bağ ı rgan * Bağ p çağ tepkisini hemen ve sert bir ş ı rı ı ran. görelilik. bağş rı ma. ekilde dı vuran kimse. bağ ş ı mak rı * Bkz. bağ ş ı ma rı * Bkz. rölâtivite. köseleden yapı ş rh na lmıyelek. ş amata ederek. bağ ı iltihabı rsak * Sindirim organı oluş iltihabî durum ve buna bağ hastalı nda an lı k. bağş rı mak. rsak kları karı bağ ı kurdu rsak * Omurgalı n ve de özellikle insanlarıbağ ı yaş asalak solucan. bağ ş ı rı * Bağ ı işveya biçimi. * çok susamıolmak.

ş * Görevden çekmek. karş k lı * Herhangi bir kötü davranıiçin ceza vermekten vazgeçmek. * Hibe etme. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla direnç kazanmıolan. bağ ı rsakları deş nı erim * "canı kı m. bağ lama ı ş * Bağlamak işaffetme. bir isteğ birinin aracı ı duyurmak. bağ lanma ı ş * Bağlanmak işaffedilme. geliş nı imini. ıı al ş bağ ı k ıklı ş * Bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalma durumu. muafiyet. n ı rsakları asalak olarak yaş yuvarlak nda ayan solucan. ı ş * Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalan. bağ çı ı ş bağ ı ık ş . almak. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla kazanı ş ıı al lmıdirenç durumu. * Bağ yapan kimse. ı ş i. affetmek. öldürürüm" anlamı korkutmak. rması * Bir haberi.bağ ı otu rsak * Farekulağ ı . ayı n" gibi anlamlarda kullanı rması lı r. bağ lamak ı ş * Bir mal veya hakkı ı beklemeden birine vermek. askarit. kusurundan doğ fı ı sı ş ı acak rsatları rmamak. bağ ı rtmak * Bağ ı na yol açmak. insanları özellikle çocukları bağ n. bağ ı solucanı rsak * Ortalama 25 cm boyunda. immünoloji. * Bağlanan ş hibe. lıyla ğ bağ ı ş * Bağlamak iş ı ş i veya biçimi. teberru etmek. alı nabilecek önlemleri ve yapı labilecek tedaviyi inceleyen tı dalı p . i. ı ş ey. ı ş i. bağ ı k bilimi ıklı ş * Bağı k olayların ortaya çı ş ıklı ş nı kma artları. acı kaçı madan değ erlendirmek. gözdağvermek üzere kullanı na yarı nda ı lı r. bağ ı rtı * Bağ sesi. bağ lamamak ı ş * karş ndakinin yanlından. * Deyimlerde "Tanrı esirgesin. rmak bağ ı rtlak bağ ı rtma * Orta büyüklükte. ı rma bağ ı rtkan * Çok bağ p çağ ı rı ı huyunda olan (kimse). muaf. * Bağ ı rtmak iş i. eti sevilen bir cins göçebe ördek (Querquedula). teberru. af.

ı t bağ ma ı tlaş * Bağ mak iş ı tlaş i veya durumu. raktım raktı) ı ı ladım ı ladı) ı rda) bağ lam * Cinsleri aynı birbirine yakıolan ş veya n eylerin bir arada bağ lanmı. affedilmek. * (herhangi bir olguda) Olaylar. bağ öbeğ laç i * Bağ veya bağ z birbirine bağ laçla laçsı lanmıolan. ş ı * Bir ş iirdeki dörtlüklerin her biri. aynı ş nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluş öbek. durumlar.bağ lanmak ı ş * Bağlamak iş konu olmak. . lacı bağ tamlama laçlı *İ simleri. i bağ ı tlanmak * Bağ ile sonuçlanmak. bağ mak ı tlaş * Araları bağ yapmak. * Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağ layan kelime türü. bağ layı ı cı ş * Bağlayan. demet. mukavele. bağ latmak ı ş * Bağlamak iş yaptı ı ş ini rmak. ş bağ kesen bağ laç * Makaslı böcek. * Bağ yapanlardan her biri. ı ş bağ ı t bağ ı tçı * Sözleş akit. sı fatları na bağ alan isim veya sı tamlaması arası laç fat . kontekst. deste. me. bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor). âkit. ya da birer t: bağ r. veya. bent. ya. rabıVe. affolunmak. ı t bağ ı tlanma * Bağ ı tlanmak işveya durumu. laçtı bağ grubu laç * Bağ öbeğ laç i. kontrat. affa uğ ı ş ine ramak. iliş örgüsü veya bağ sı kiler lantı. nda ı t bağ ı tlı * Bağ sözleş ile bağ ı tla. bağ latma ı ş * Bağlatmak iş ı ş i. bağ ğyerde otlamak ladı ı * Bkz. me lanmıolan. bağ yan cümle laçlı * Birleş cümlelerde ki bağ yla temel cümleye bağ ik lacı lanan yan cümle. an bağ laçlı * Bağ olan.

bağ lanak bağ m lanı * Bağ lacak ş bağ .* Bir dil birimini çevreleyen. ka * Düğ ümlemek. ine * Sevmek. onun anlamı. lama bağ lamacı lı k * Bağ lamacın işveya mesleğ nı i i. lı * Beklenen ş elde edilmez olmak. bağ lamalı k * Bağ yapmaya yarayan. * Gönlünü kazanmak. birçok durumda söz konusu birimi etkileyen. içten bağ olmak. mları p ş bağ lamacı * Bağ lama yapan veya satan kimse. paket yapmak. . tutmak. yakı k duyması sağ eye nlı nı lamak. lantı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. tamamlamak. * Oluş mak. nı erini bağ lama * Bağ lamak iş i. ma * Birinde bir ş karşilgi. tahsis etmek. bitirmek. lam bağ lamsal anlam * Bir sözün kullanı veya amaçlanan bağ göre anlam kazanması lan lama . lama bağ lamsal * Bağ ile ilgili. * Geçiş i engellemek. * (siyasî veya sosyal konularda) Yan tutma. istek uyandı eye ı rarak o ş ilgi. bağ lama zarf fiili * Ve bağ görevinde kullanı lacı larak. * (bir iş için) Anlaş yapmak. bağ lanma * Bağ lanmak iş i. meydana gelmek. bağ lanmak * Bağ lamak iş konu olmak. lanı ey. * Bütün ilgisini bir yerde yoğ tı unlaşrmak. nan * Yapı duvarları larda birbirine bağ layan kirişputrel vb. bağ lamak * Bağ veya baş bir araçla tutturmak. kontekst. * Baş bir iş uğ amaz durumda olmak. * (yara için) İ koyup bezle sarmak. kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kiş i bakı ndan uyan -ıekini almıfiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gülüp geçti (Güldü ve geçti) gibi. * Üç çift telli olan ve mı zrapla çalı bir saz. bağ ş lanı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. değ belirleyen birim veya birimler bütünü. * Bir iş veya kimse için ayı rmak. irtibat. * Uyulması zorunlu olmak. zca le raş . ka le raş * Sona erdirmek. lâç * Denk yapmak. * Bağ çalan kimse. ey * Yalnı belli bir iş uğ mak. ondan önce veya sonra gelen.

iliş veya ilgili bulunması ki eyin lı ik . bloksuz. laş i. irtibatlı talı nda lantı . lı ı k mlı bağ ma laş * Bağ mak iş ittifak. siyasî yönden hiçbir bloka bağ olmayan (ülke). laş k bağ ı laş m * Eş leme. bağ ünlüsü lantı * Bkz. sebep gibi birbiriyle sı sıya bağ ve karşklı ı olan (nesne. siyasî yönden hiçbir bloka girmeme siyaseti. bağ latma . * haberleş sağ me lamak. * İ ş arası iliş sağ ki ey nda ki layan bağ . lı bağ sıülkeler lantız * Bağ sı k siyaseti izleyen ülkeler. bağ kurmak lantı * irtibat sağ lamak. bağ mak laş * Bir ş yapmak için birbirine antlaş veya sözleş ile bağ ey ma me lanmak. bağ sı lantız * Araları bağ bulunmayan. bağ cı layı ünsüz. lantız bağ sı k politikası lantızlı * Askerî. bağ yapmak lantı * iliş kurmak. lantızlı bağ sı k lantızlı * Bağ sıolma durumu. nda lantı * Askerî. kolona ileten boru. tahsis edilmek. kı kı lı ı bağ lı mlı bağ ı k laş klı * Bağ ıolma durumu. bağ sı k siyaseti lantızlı * Bağ sıülkelerin izlediğsiyaset. bağ lantı * İ veya daha çok ş birbiriyle bağ. lantız i bağ ı laş k * Araları anlaş veya sözleş sağ nda ma me lanmıolan (kimse veya topluluk). müttefik. bağ ı laş mlı * Araları karş klı nda ı destek ve bağ lı bulunan. ş * Sonuç. * Araları ortak çı bulunan devletler iliş nda kar kisi. irtibat. ittifak etmek. ki ma. bloksuz ülkeler. bağ ünsüzü lantı * Bkz.* Bir ş bir kimseye ayrı ey lmak. rabı . me bağ lı lantı * Araları bağ bulunan. bağ borusu lantı * Katlardaki pis ve kirli suları toplayan. bağ cı layı ünlü. terim). anlaş sözleş yapmak.

* Kapatı ş lmıolan. bağ kredi lı * Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satıalı n nmasıartı sağ ş ile lanan kredi. bağ cı layı ünlü * Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile baş layan eklerin getirilmesi sı nda ve kök ile eki rası birbirine bağ layan ünlü: al-ı aç-ı -r. tâbi. bağ cı layı * Bağ niteliğolan. lama i * Bağ lamaya ve birleş tirmeye yarayan: "Ve" bağ cı edattı layı bir r. biri olmadan öteki düş lı ünülemeyen iki ş bu iliş yönünden durumu. ki bağlaş lı ı m * İ veya daha fazla değ ken arası ki iş ndaki bağ . kapalı . lı * Birine karş sevgi. ki ey nda ı bağ lı ntı lı k bağlı lı k * Bağ olma durumu. * Sadı k. büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş ş ı (erkek). gec-i-k-mek vb. * Uyulması zorunlu. . * Bir kuruluş yetkisi altı bulunan. bağ su lı bağk lı * Ağ hücre zarın emdiğve taş ğsu. tâbi olmak. açta nı i ı ı dı * Bağ yeri. bağ cı layı ünsüz * Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile baş layan bir ek eklendiğ araya giren y ünsüzü. vabeste. un nda * Bir halk inanına göre. bağ latmak * Bağ lamak iş yaptı ini rmak. * Sırlanmı sırlı nı ş nı. özellik ve olayları görülen karş klı korelâsyon. saygı yakı k duyma ve gösterme. m. mesi artı * Bir kimseye. bir hatı saygı aş gibi duygularla bağ raya veya k lanan. bağ kalmak lı * uymak.* Bağ latmak iş i. tutkun. ı . ile nlı . bağ olmak lı * tâbi bulunmak. ları bağk bahçelik. -l-mak. nda ı ilgi. sadakat. bağlaş lı ı k * Biri ötekine bağ olarak var olan. inde koruyucu ünsüz: okul-da-y-ı eski-y-ince vb. eyin. ı . ı ntı * Organizmanıdeğik yapı n iş . üzüm bağ çok olan (yer).-ğ lı i * Bağ bahçesi zengin ve bol olan (yer). bağlaş lı mak * İ ş arası karş klı ı olmak veya bağlıkurmak. * Gerçekleş bir ş gerektiren. lı bağlaş lı ma * Bağlaş iş lı mak i. bir düş ünceye. merbutiyet. bağ lı * Bir bağ tutturulmuş ile olan.

Bağlaş lı ı m. * Gürültüyle. * Bir düş ünceye. bağ na basmak rı * kucaklamak. içine iş lemek. dertlenmek.* Bkz. naz bağ k nazlı * Bağ olma durumu. bağ na taş rı basmak * sesini çı karmaksın her türlü acı katlanmak. bağ nazlaş ma * Bağ nazlaş durumu. rmak i bağ ş rı rıçağş * Gürültü. acı kı çekmiş . ı rma. zı ya bağ nı rı delmek * çok dokunmak. merhametli. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş bir düş ve inanıkabul etmeyen. * biriyle ilgilenerek onu koruyup kayı rmak. ş . bağ kara rı *İ skete kuş unun bir türü (Saxicola torquata). bağ yufka rı * Yufka yürekli. bağ naz * Bir düş ünceye. taassup. bağ nı rı ezmek * üzülmek. rı tı i bağ şrmak rı tı * Bağ ı na yol açmak. ş ı a rı lanı kası düş bağ yanı rı k * Çok dert. ş amata ederek. yetiş tirmek. bağ z sı * Bağbulunmayan. mak bağ nazlaş mak * Bağ duruma gelmek. hep birden bağ rması ı rtmak. sıntı . ş ı a rı lanı ka ünce ş ı mutaassı p. bağ şçağş rı a rı a * Büyük gürültü ederek. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş nı ünmeme durumu. bağ naz nazca davranı taassup. bağ ı çağ rarak ı rarak. ı . bağ ş rı * Bağ ı işveya biçimi. bağ şrma rı tı * Bağşrmak işveya durumu. bağ ş rı mak * Birlikte veya karşklı ı ı bağ lı rmak. ş amata. bağ ş rı ma * Bağş işbirlikte bağ rı mak i.

kıve yaz arası ş ndaki mevsim. saman nezlesi. eyi bahaneli * Bahanesi olan. itliğ nda in u baharat * Tarçı karanfil.baha * Paha. karabiber gibi lan n. i bahane etmek * herhangi bir ş sebep olarak ileri sürmek. ilkyaz. erini bahadı r * Savaş larda. 21 Martta gündüz gece eş iyle baş m itliğ layarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten. sı * XIX. çarpı ş malarda gücü ve yı lmazlıyla üstünlük kazanan veya yiğ gösteren (kimse). zencefil. karabiber gibi maddelerin toplu adı n. maddeler. bahar * Kuzey yarı küre için. s nı bahar dönemi * Yı kı sonra gelen ilk ayları lı ş n tan . i bahane bulmak * bir işyapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek. bahar nezlesi * Bkz. i. bahar noktası *İ lkbaharda gündüz gece eş i anı güneş gök ekvatoru çizgisi üzerinde bulunduğ nokta. ilkbahar. baha biçmek * değ belirlemek. * Bu mevsimde ağ açlarda açan çiçekler ve yapraklar. ğ ı itlik bahadık rlı * Bahadı r olma özelliğ durumu. * Gençlik çağ ı . zencefil. Bahaî Bahaîlik bahane * Bahaîlik yanlı kimse. bahar bayramı * Genellikle mayıayın ilk günlerinde kutlanan bayram. bahar * Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanı tarçı karanfil. yüzyı Babîlikten doğ olan. bahanesiz * Bahanesi olmayan. . İ lda muş ran'dan baş Avrupa ve Amerika'da da yayı ş din. eyin bahane aramak * bir işyapmamak için sebep aramak. . ka lmıbir * Bir ş gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen sözde sebep.

ı rı ş ta bahariye baharlı bahçe * Divan edebiyatı bahar tasviri ile baş nda. bahçe gibi düzenlenmiş yer. baharcı * Baharat alı satı yla uğ an (kimse). baharatlı * Baharatı olan.baharatçı * Baharat satan kimse. baharatlandı rmak * Baharat ile süslemek. bahçelik * Bağ . bahçeli * Bahçesi olan. baharatçı lı k * Baharat satma iş i. itli yla lan bahçe nanesi * Bahçelerde yetiş tirilen bir nane türü. karanfil. ağ ve sebze yetiş aç tirme iş uğ an kimse. * Çiçek ve ağ yetiş aç tirilen yer. bahçe kekiğ i * Bahçelerde özel yöntemlerle yetiş tirilen kekik. lezzetlendirmek veya baharat ekmek. * Bahçe yapma iş i. bahçe domatesi * Tarla ve bahçelerde sun'î gübre kullanmadan. bahçeleri olan (yer). n * Sebze yetiş tirilen yer. bahçe makası * Çeş ot ve bitkileri düzgün kesmek ve budamak amacı yapı bir makas türü. bostan. bahçesiz * Bahçesi olmayan. . ları bahçemsi * Bahçeye benzeyen. iyle raş bahçecilik * Bahçecinin iş i. layan kaside. m mı raş baharı ı vurmak baş na * (alay yollu) gençliğ verdiğcoş in i kuyla gereksiz veya aş davranı bulunmak. tarçı gibi bahar bulunan. baharatsı z * Baharatı olmayan. *İ çinde karabiber. bahçeci * Çiçek. doğ olarak yetiş al tirilen domates türü.

söz konusu olmak. vanı bahçı k vanlı * Bahçı n yaptı iş vanı ğ . * Söz. mı bahçı vanlı * Bahçı bulunan. bahis * Konuş ş konu. n bahis açmak (veya açı lmak) * belli bir konuda konuş maya baş lamak (baş lmak). bahriyeli * Deniz Kuvvetlerine bağ asker. lanı bahis konusu * Söz konusu. * Görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş nda çı ey ma. mları * Mevlid'in bölümlerinden her biri. * Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakı yla görevli kimse. * Aruzdaki vezin takı ndan her biri. ların bahriye çifte tellisi * Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi. ş ları ş ı nı müş terek bahisçi. ı bahir * Deniz. bahname bahrî bahrî bahriye * Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluş nıbütünü. nda çı ey ma bahsetme * Bahsetmek iş i. lı bahisçi * Oyunlarda veya at yarı nda yarın sonuçları tahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse. * Bir kitabıbölümlerinden her biri.bahçı van * Geçimini bahçe ürünlerini yetiş satmakla sağ tirip layan kimse. ulan ey. bahse girmek * görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş yapmak. lı * Deniz Harp Okulu öğ rencisi. * Yalı nı çapkı. bahis mevzuu olmak * üzerinde konuş ulmak. k k ları u * Denizle ilgili. *İ çinde cinsel konularla ilgili açısaçıyazı n. bahis tutuş mak * karşklı ı bahse girmek. resimlerin bulunduğ eser. .

lı.bahsetmek * Bir konu üzerinde söz söylemek. bahsi kapamak * bir konu üzerindeki konuş mayı kesmek. ı ş bahş iş * Bir hizmet görene hakkı ayrı ndan olarak verilen para. baht iş i * Talihe bı lmı talihe bağ iş rakı ş . mutsuz olmak. konuş sözünü etmek. ans. bahsi kaybetmek * ileri sürülen. bahtı lı bağ olmak * talihi kapalı olmak. savunulan görüş doğ olduğ belli olmak. mak. . bahtı kapanmak * talihsizliğ uğ e ramak. bahtı k olmak açı * bir konuda ş yaver gitmek. * (kı için) evlenecek istekli çı zlar kmamak. talih. talihsiz. bahtı küsmek na * talihsizliğ inden yakı nmak. bahş etmek * Bağlamak. istenen sonuca ulaş mamak. talih yüzüne gülmek. bahsi geçmek * bir konu üzerinde konuş ulmuş olmak. sunmak. ün ru u bahsi tazelemek * konuş mayı konu üzerine getirmek. bahş (veya beleşatıdiş bakı iş ) n ine lmaz * para verilmeden sağ lanan bir ş ufak tefek kusurları hoş eyin nı görmelidir. aynı bahş etme * Bahş etmek iş i. baht * Olacakları kaçılmaz olduğ belirleyen ilâhî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiğhayat tarzı n. ansı bahtı lmak açı * talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek. savunulan görüş yanlıolduğ ortaya çı ün ş u kmak. bahtı olmak kara * sürekli olarak talihi yaver gitmemek. bahsi kazanmak * ileri sürülen. * Ş mutluluk. bahtı kara * Mutsuz. bahtı k açı * Talihli. nı unu i . kader.

tı kı sı bakanlar kurulu * Baş bakan ve bakanlardan oluş kurul. bakalit kaplamalı . navı bakam bakan * Baklagillerden. özellikle.bahtiyar * Bahtı olan. * küçümseme bildirir. bakaç * Dürbün. hükûmet. baş bakan tarafı seçilerek ndan cumhurbaş nca onaylandı sonra iş ı getirilen yetkili. mutlu. bakakalmak * Ş kı ğ uğ p ne yapacağ bilmez durumda kalmak. genellikle milletvekilleri arası ndan. * ş ma bildirir. mutsuz. bahtiyarlı k * Bahtlı olma durumu. kötü bahtsı k zlı * Bahtsıolma durumu. mutluluk. z bahusus bak bak! bak! * iş te. uyarma gibi anlamları pekiş ğ ı ku. bahtlı . * Formaldehit ile bir fenolün yoğ ması unlaş sonucu elde edilen yapay reçine. bakalorya * (eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğ reniminden sonra verilen) Olgunluk sı . talihli. mutlu. aş nlı rayı a ı nı bakalı (veya bakayı m m) * içinde yer aldı cümlenin güvensizlik. kemik çıntı. * Bakmak iş yapan (kimse). iyi bakakalma * Bakakalmak iş i veya durumu. bakanak * Geviş getiren hayvanları ayakların arkası n nı ndaki körelmiş rnak. talihli. aş * Bahtı olan. bahtlı bahtsı z * Bahtı olan. kuş merak. vekil. * Hele. an . üstelik. * ş ma anlatı aş r. mutsuzluk. ini * Hükûmet iş lerinden birini yönetmek için. karı aç. nı tirir. bakalit bakalitli * Bakalit bulunduran. odunundan kı zı rmı boya çı lan bir ağ bakkam (Haematoxylon campechianum). nazı kanı ktan baş na r. talihsiz.

* Kalı lar. vekâlet. nezaret. vekillik. darülâceze. * Ait olduğ yı u l içinde toplanamayı ertesi yı kalan vergiler. lı n ınları ı ı bunun sonucu olarak da doğ ş al artları tespit eden durumu. lam ü * Çok dikkatsiz (kimse).bakanlı k * Bakan olanıdurumu ve görevi. * Kurum ve kuruluş motorlu araçlarıonarı ğve korunduğ yer veya birim. ları ları u * Öküz. ntı * Askerlik çağ girenlerden son yoklamada bulunarak askere alı ş ı na nmıoldukları hâlde çağldı nda rı kları gelmeyen veya gelip de kı na gitmeden toplandı yerlerden veya yollardan savuş taları kları anlar. için bakı lma bakı lmak bakı evi m * Bakı ihtiyacı kimselerin bakı kları ndı kuruluş ma olan ldı . bakılı cı k * Bakmak iş i. p la bakı * Özellikle dağk yörelerde bir yamacı güneşş na. * Bakı iş lmak i. nı * Fal. sır. bakı yurdu m * Yoksul veya kimsesiz yaş ve sakatları barı rı bakı kları lı n ndılı p ldı yurt. ine i yapı bakı m * Bir ş iyi geliş eyin mesi. eyi n düş zca * Falcı . larda n ldı ı u bakı yapmak m * araç ve gereçlerin düzenli çalı ş için onarı nı ması mı yapmak. bakar mını sız? * seslenme ünlemi. iyle * Bir ş satıalmayı ünmeden yalnı bakarak ilgilenen (kimse). barı kları . * Bakmak iş konu olmak veya bakmak iş lmak. n * Bakanı yönetimi altı n ndaki kuruluş n bütünü veya bu kuruluş n bulunduğ yer. * Falcı lı k. güneye veya kuzeye karşkonumunu belirleyen. iyi bir durumda kalması verilen emek veya emek verme biçimi. . bakı cı * Bakmak iş görevlendirilen kimse. * Kademe. ı dı bakarak bakarsı n bakaya * göre. bakara *İ skambil kâğ ile oynanan bir kumar. * olur ki. ğ ı bakar bakar kör * Gözleri sağ göründüğ hâlde göremeyen.

bakı mcı * Bakı iş yapan kimse. araşrmak. niş ğ ı nlına ı lmıiner angâh. bakı ğ r çalı ı * Bakıtuzları zehirli duruma gelmiş r ile . yüzüstü bı lma durumu. bakı zlı msı k * Bakı z olma.95 olan. i yapı tı * Muayene olmak. doğ serbest veya birleş olarak u ru ada ik bulunan. ile bakı r çalmak * (bakı r kaptaki yemek) bakı r tuzları zehirli duruma gelmek. unluğ 8. bakı ı r alaş mı * %1'in üzerinde çözünmüş elementlerin oluş turduğ bakı ı nı genel adı u r alaş mların . yönü. lmamı ş . 10840 C ye doğ eriyen. * Bakı nmak iş i. * İ bakı şüzerinde iyi çalılmı yi lmı . ı ve elektriğiyi ileten. mlı bakı z msı * Özen gösterilmemişbakı . bakı r rengi . bakı r * Atom numarası yoğ 29. terk edilme. * Bakı yapı ş rdan lmı . olacak ş mi? gibi ş ma anlatı ey aş r. bakı r oksit * Kimyasal formülü CuO veya Cu2O olan bakın oksit biçimi. ş ş ı . çevreye göz gezdirmek. değ erlendirme açı. yakı ğ göre ayar edilecek biçimde yapı ş kalkar gez. rı bakı r pası * Bakıüzerinde nemli havalarda oluş bakı r an r hidrokarbonat. bakı lı mlı k * Bakı olma durumu. kolay dövülür ve iş olduğ sı i lenir undan eski çağ lardan beri türlü iş lerde kullanı kıl lan. sı bakı mlı bakı k mlı * Filmin kartpostal büyüklüğ ünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağ layan cihaz. m ini bakı ndan mı * Bakıveya görüş sı ş açı. zı renkli element. -e göre. * Bakı yapı ş rdan lmıkap. msı rakı bakı ncak * Tüfeklerde hedefin uzaklına. Kı saltması Cu. * Yeş çalar mavi renk. ile bakı r kaplama * Demir benzeri madenlerin yüzeyinde bakıkatman oluş r turma iş lemi. bakı ndı bakı nma * Bak hele. bakı nmak * Bakmak iş lmak.

r * Bakmak iş i veya biçimi. sa p bakık ş ı * Bkz. bakımsı k ş zlı ı * Bakımsıolma durumu. göz taş r ı . bakıatmak ş * kı bir sürede bakı geçmek. r bakı lı rcı k * Bakıkap yapma veya satma iş r i. ş z ı bakı ş ma * Bakı ş iş mak i.* Kıla yakı kahverengi. bakı r sülfat * Göz taş ı . * Eksen olarak alı bir doğ nan rudan. simetrik. n bakımlı ş ı * Bakımı ş bulunan. bakıaçı ş sı * Bir olayda. bakımlı ş . görüş sı açı. tenazur. düş ünceyi belirli bir yönden inceleme. mütenazı ı r. bakımsı ş z ı * Araları bakım bulunmayan (iki ş veya iki yanı nda bakım olmayan (bir ş asimetrik. r rı bakı rlı bakı ş * Bakıiçeren maddeler. bakı ma rlaş * Bakı mak durumu. ı bakım ş ı * İ veya daha çok ş arası konum. asimetri. simetri. konuyu. rlaş bakı mak rlaş * Bakırengini almak. ı bakıksı ş z ı * Bkz. benzer noktaları ı olarak aynı karşklı lı uzaklı bulunan iki benzer kta parçanıbirbirine göre olan durumu. (rengi) bakın rengine benzemek. bakı rcı * Bakıiş r leyen veya bakıkap kacak satan kimse. bakı ş mak * İ veya daha çok kimse birbirine bakmak. biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğ ki ey nda u. bakımsı ş z. bakı ı r taş * Malakit. . bakı r tuzu * Bakısülfat. ki * Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak. zı n * Bu renkte olan. nda ş ı ey) arası ş ı ey).

bakir * Cinsel iliş bulunmamı(erkek). bakkam bakla * Bkz. taneleri badıiçinde bulunan bir bitki (Vicia faba). el değ memiş bozulmamık. ş . kalı. lmamı ş . * Baklagillerden. ka * Bu gibi ş eylerin satı ğdükkân. kide ş * El değ memişkullanı . * Büyük bakkal dükkânı . ldı ı * Cinsel iliş bulunmamıdiş kı kıoğ kı kide ş i. pranmamı yeni. * Bakire olma durumu. öteki. bakire bakirelik bakirlik * Bakir olma durumu. k. ş lı bakiye * Artı artan. mlı * bir ş eyden artmak. bakam. bakkal bakkal çakkal * Bakkal ve benzeri iş uğ an esnaf için küçümseme sözü.baki * Sürekli. z lan z. lik. geri kalan. daimî. * Kalı . i m!" bakkaliye * Bakkal dükkânı satı ş nda lan eyler. erdenlik. bakkallı k * Bakkalı iş n i. yurdumuzun her yerinde yetiş tirilen. kalı olmak. z. ç * Bu bitkinin yeşürünü veya kuru tanesi. kalan. mtı . ş ı larla bakkal kâğ ı dı * Kalı ve kaba kâğ n ı t. ntı * Yiyecek. geride kalan. bakkala bı rakma! * bir iş"bakalı diyerek savsaklamak isteyenlere söylenir. * (toprak için) İ ş lenmemiş . il * Bir zinciri oluş turan halka veya parçalardan her biri. * Eskimemişyı . baki kalmak * sürekli. düzensiz yazı dolu defter. içecek ve baş ihtiyaç maddelerini perakende olarak satan kimse. bakla çiçeğ i * Sarı rak eflâtuna çalan beyaz renkte olan bitki. cı * Bir ş eyden artan (miktar). * artakalan. lerle raş bakkal defteri * Karık.

bakla falı * Bakla taneleri ile bakı bir fal türü. lan bakla ı slanmamak * Bkz. * At donları koyu ve iri lekeli kı ndan r. fasulye. bakliye. baklamsı * Bakla biçiminde olan.* Bu renkte olan. nohut oda. hazı baklava börek * (bir baş ş karş tıldında) çok kolay ve zevkli (iş ka eyle ı rı ğ laş ı ). ceviz. iki çenekli ayrı içine taç yapraklı lardan büyük bir bitki familyası . akasya. baklava dilimi * Eş kenar dörtgen biçiminde olan. baklalı baklalı k * Baklası olan. * Eş kenar dörtgen biçiminde olan nesne. pire gibi küçük böcekler için) çok iri. * Çok ince yufkadan yapı arası kaymak. bakla kı rı * Beyazı almı beyazlamaya yüz tutmuş çoğ ş . baklagiller * Bakla. baklava açmak * baklava yapmak için gerekli olan ince yufkaları rlamak. badem gibi ş konulan tatlı larak na stı eyler . . baklavalı *İ çinde baklava bulunan. ağ nda bakla ı zı slanmamak. baklamsı meyve * Bkz. badı ç. baklan baklava * Anguta benzeyen kı zı rmı renkli bir çeş yaban kazı it (Otis tarda). bakla oda nohut sofa * Bkz. * Bakla tarlası . keçiboynuzu gibi. baklavacı * Baklava yapan veya satan kimse. bakla kadar * (bit. renk. badı pek çok sebze ve ağ çlı açları alan. bakla dökmek (veya atmak) * bakla ile fala bakmak. * çok tokluk durumunda "baklava börek olsa yemem" biçiminde kullanı lı r. fı k. baklavacı lı k * Baklava yapma veya satma iş i.

* Bir işyapmak. * dikkat çekmek sözü. baklavalı k * Baklava yapı nda kullanı veya baklava yapmaya elverişolan. * Yoklamak. * Anlamak. tedavi etmek. tek hücre canlı vrı alan. n i * Baklagillerden elde edilen ürün. . na * Baş bir ş ilgilenmeyip elindeki veya önündeki iş uğ ı ka eyle le raş olmak. baksana! baksanı za! * seslenme için kullanı lı r. bakteri * Toprakta. geçindirmek. bakterileri içine alan canlı lar. Benzemek. andı rmak. eye lı * Gözetmek. ilgilenmek. ları bakteriyel * Bakterilerle ilgili. farkı varmak. ru * Bir ş geliş veya iyi bir durumda kalması emek vermek.*İ çinde baklava desenleri olan. canlı bulunan. mı lan li baklayı zı çı ağndan karmak * sabrı tükenip o zamana kadar söylemediğş i eyleri söylemeye baş lamak. * açısöylemekten kaçı ğbir sorunu sonunda açı k ndı ı klamak. bakterisit * Canlı n vücudunda veya laboratuar deneylerinde bakterileri fiziksel. eyin mesi için * Beslemek. larda klara kı k biçimde olan. denemek. mayalanma veya hastalı yol açan. ) * (hasta için) Muayene etmek. * (yer için) Yüzü bir yöne doğ olmak. incelemek. silindirimsi. bakterigiller * Bakterilere verilen ad. rdan lan * Bir bakracıalabildiğmiktar. * Renklerde. bakliyat bakliye bakma bakmak * Bakı bir ş üzerine çevirmek. küresel. * Bakmak iş i. * Bkz. çürüme. * Önem vermek. * (bir işBirinden beklenmek. kimyasal etkiyle öldüren (etken). r bakraç * Çoğ unlukla bakı yapı küçük kova. nda ş an . ş ı ey * Aramak. i i * Yapı labilmesi bir ş bağ bulunmak. bakteriyolog * Bakterilerle ilgili. baklagiller. suda. bakteriyoloji alanı çalı kimse. bir işyapmakla görevli olmak. bölünerek çoğ klorofilsiz. bakteridi *Ş arbon hücresi gibi hareketsiz bakteri. önem vererek üzerinde durmak.

bakması sağ na nı lamak. n bakteriyolojik * Bakteri bilimi ile ilgili. ş zan ı sı * Ağ açlarıkabuğ n undan sı zarak pı laş besi suyu. bal * Özellikle bal arı nıbitki ve çiçeklerden topladı bal özünden yapı kovanları ların kları p. çi bir idi * Aptal. türü bal bal demekle ağ tatlı ı lanmaz z * sözde kalan dilek ve tasarı n iş ları bitirmede hiçbir etkisi olmaz. rengi beyazdan esmere kadar değen tatlı iş . dına sı tatlı. bal kelebeğ i * Bal kovanları çok zarar veren bir böcek (Galleria mellonella). *ş üpheye yer bı rakmadan. bal dudak * Bkz. ndaki petek gözlerine doldurdukları . bal dudaklı . çok iyi. aççı bal dök de yala * bir yerin çok temiz olduğ anlatı unu r. bakteriyoskopi * Bakterilerin mikroskopla incelenmesi iş lemi. bal çiçeğ i * Almaş yapraklı rmı veya kı zı çalar sarı ı k . bal baş ı * En temiz bal. vı * Olgunlaş ş mıincirin. bal dudaklı * Tatlı dilli. llı bal kabağ ı * İ turuncu. baktı rmak * Bakması yol açmak. koyu. na bal mumu * Arı n peteklerini yapmak için karıhalkaları ndan salgı kları ları n arası ladı yumuş ve sarı madde. baktı alı kça r * güzelliğbirdenbire göze çarpmayan. bal yapan eklem bacaklı (Apis mellifica). htı an bal alacak çiçeğbilmek (veya bulmak) i * çı sağ kar lanabilecek yeri veya ş bilmek veya bulmak. adamakı. beyinsiz kimse.bakteriyoloji * Bakterilerin ve genel olarak mikroplarıbiçimlerini. ak msı * Bu maddenin sanayide kullanı için yapay olarak hazı lmak rlanmı. i baktı rma * Baktı iş rmak i. iri ve tatlı kabak çeş (Cucurbita moschata). niteliklerini inceleyen bilim. sı madde. bal gibi * pek tatlı . eyi bal arı sı * Zar kanatlı lardan. kı zı rmıya renkli çiçekli ağ k. ş ı .

balak balalayka * Bkz. iş balaban * Atmaca veya doğ gibi yı cı kuş an rtı bir . çocuk. . ri. * Yavru. n mı lan. * Bu renkte olan. balabanlı k * Balaban olma durumu. bal özülük * Çiçeklerde bal özünü çı karan bezlerin bulunduğ organ. * Ş man. çocuk). bala balaban * İ büyük. bal özü bezi * Bitkilerin yaprak.bal mumu gibi erimek * çok zayı flamak. . bal bal mumu yapı rmak ş tı * unutulmaması iş edip dikkati çekmek. eti yağ ve ağ iri bir kuş kçı lı ı r. yumurtalıve erkek organların dibinde bulunan ve bal özü çı k nı karan bez. bal tutan parmağ yalar ı nı * imkânları geniş iş baş bulunan kimse bu imkânlardan az da olsa yararlanı bir in ı nda r. balabanlaş ma * Balabanlaş durumu. u bal peteğ i * Arı n içine bal doldurduğ bal mumu levha. irileş mek. nektar. gürbüz (kimse. malak. (Botaurus). * Üç köş üç telli Rus halk sazı eli. balı la benzer. için aret bal özlü * Bal özü bulunduran. bal sağ mak * kovandan bal ürünü almak. bal mumu macunu * Mobilyadaki kusurlarıonarı nda kullanı toprak boya ile renklendirilmiş mumu. mak balabanlaş mak * Balaban duruma gelmek. ları u bal rengi * Kahverengine çalan sarı renk. bal özü * Bazı çiçeklerin içinde bulunan. arı n bal yapmak için emdikleri tatlı vı ları sı. balaban kuş u * Bataklı klarda yaş ayan.

pedavra. koyu. yavaş ı madde. devredeki akı sabit tutmak için konulan direnç. *İ çindeki kil oranı yüksek. matiz ve külhan beyi tipleri tarafı yabancı ndan ülkelerin tiplerine hitap ederken kullanı söz. daha çok killi. oselerde düzeltilmiş toprak üzerine döş enen taş rı . tekerlek mili üzerine yerleş sağ tirilmiş m ay biçimindeki alet. balar balast * Çatı i olarak kullanı ve kiremitlerin altı döş ince tahta. koyu toprak. lan * Denge. * Arı tirip bal alan veya satan kimse. da. yağ. yla lan balat * Orta Çağ üç bentten oluş bir Batıiiri türü. lik arkı * Serbest biçimli. nda balast yem * Çok büyük miktarda ham selüloz ihtiva eden ve dolayıyla yoğ yemlerden çok daha düş sindirilebilir sı un ük besin maddeleri ihtiva eden ve hayvanlara tokluk hissi vermek amacı kullanı yem. n balçı k *İ çinde çeş organik maddeler bulunan. nı veya balbal balcı balcı lı k balçak * Kabza. itli ş kan * Güçlük çı kartan. an ş * Batı belirli danslara eş eden bir tür ş . müzik araçları çalı veya ş olarak okunan eser. * Karagöz. romantik. uk cakta sı a klı aş nan * Motorlu araçlarda fren yapmayı layan. balata . da. lı * Eski Türklerde kiş anı için mezarın veya bazı inin lması nı kurganlarıetrafı dikilen taş n na . yla nan arkı * Soğ ve sı büyük bir sürtünme kat sayına sahip olan suya ve yağ dayanı . kiriş lan na enen * Demir yolları traverslerin altı ş nda na. iş mı balast gemi * Ambarları yük bulunmayan gemi. kıkları * Safra. balast direnç * Gerilimin büyük değimlerinde. yarı balayı * Evlilik hayatın ilk ayı ilk günleri. balans pensi * Arabaları tekerleklerindeki dengeli dönmeyi sağ n lamak için cant ile lâstik kenarı sışrı kurş na kı lan tı un parçası . yapı çamur.balama * Orta oyununda Rum tipi. yetiş * Arı tirme veya bal alı satma iş yetiş p i. balans balans ayarı * Otomobilin sarsı nı lması önlemek için. muvazene. mil. su geçirmez. tekerleklere gereğkadar balans pensi denen kurş parçası i un takarak denge sağ lama iş i. * Kabzanı demir siperi.

kan emen. sinekgiller familyası ları ndan. ş eytan tersi otu (Ferula assa-foetida). karabaldı r. baldı r kemiğ i * Baldı bulunan iki kemikten ince olanı rda . baldı rpatlatan * Güreş hasmı bir ayağ tutarak diz kapağ kadar büküp üzerine yüklenme oyunu. mı siz. lı ı bir baldı z baldo * İ ve dolgun taneli. klara larak balçıinciri k * Kurutulmuş incir. en . hayvan e k tı sağğyönünden zararlı sinek türü (Stomaxys calcitrans). baldı r bacak * Açısaçıgörülen kadıbacağ k k n ı . ran en baldı rgan * Baldı ran. ğ ı baldı ran baldı ş ran erbeti * Acı çekerek. baldı k ranlı * Çok baldı yetiş yer. nemli yerlerde yetiş zehirli bitkilerin ortak adı u otu. karı * Balçı olan. yüz suyu dökerek elde edilen kazanç. unlukla sahne düzenine ve müziğ dayalı e gösteri türü. pilâvlıpirinç. te n ı nı ı na baldı rsokan * Çift kanatlı n. balerin . karasineğ çok benzeyen. *Ş eytan otu. iş serseri. * Bu tür gösteri yapan sanatçı topluluğ u. balçıhurması k . ağ * Bu bitkiden çı lan zehir. balçı klı baldı r * Bacağ dizden ayak bileğ kadar olan bölümü. baldı rak * Don ve pantolon gibi giysilerin dizden aş ı bölümü. hastalıbulaşran. * Erkeğ göre karını kıkardeş e sın z i. adı atı çoğ m ş lara. incik. * Maydanozgillerden. ağolan * Kı kayınıaş ı lı ç ş n ağuzanan parçası ı . baldıçı rı plak * Ayak takı ndan. baldıkara rı * Nemli yerlerde yetiş birçok eğ otu türünün ortak adı en relti . ri k bale * Belli hafif figürlere.balçıhurması k * Sandı bası kurutulan hurma (veya kuru incir). ı n ine * Bu bölümün yumuş ve şkin olan arka tarafı ak iş . (Conium maculatum).

iş f balıistifi k * Çok sış olarak bir yere dolmuş kık ı (insanlar). balıadam k * Deniz dibine inilebilecek donanı su altı çalı mla nda ş iş mayı edinen kimse. * Solunum organların salgı ğ ağ nı ladı. balıbilimci k * Balı sıfı inceleyen bilim adamı klar nını . solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanlarıgenel adı n . k balı k balı k * Omurgalı lardan. balıbilimi k * Su ürünleri araşrmaları özellikle balı sıfı inceleyen bilim. suda yaş ayan.* Bale yapan kıveya kadısanatçı z n . balıkartalı k . ı dı atı sümüksü madde. balgam taş ı * Damarlı yarı ve saydam bir tür Kadı taş Hacı köy ı . balgümeci * Bal peteğ andı bir tür dikiş ini ran büzgüsü. ne zayıolan. bektaş ı taş mühresenk. balhane * Bal süzme ve paketleme iş lemlerinin yapı ğyer. patetes ve domatesten irilip lçı ayı ş . ı zdan ş arı lan balgam atmak * yapı lmakta olan bir iş veya bir konu üzerine kuş uyandı ku racak bir söz söylemek. balgamlı * Balgamı olan. . balıeti k * Omurgalı lardan. ldı ı balı çı ğ kmak a * balıavlamaya gitmek. Kova ile Koç burçları nda yer alan burcun adı arası . hazı rlanan bir çorba türü. * Zodyak üzerinde. . dalgı kurbağ adam. lan * Suda piş kı kları klanmı incecik kılmıbalıile soğ yağhavuç. biçimli tombul. i balet balgam * Bale yapan erkek sanatçı . suda yaş hayvanlarıyumuş ve açırenkli eti. tı nda klar nını balıçorbası k * Beyaz etli balı klardan yapı bir tür çorba. ayan n ak k balıetinde k * Ne şman. balerinlik * Ası l mesleğbalerin olan kimse. yı ş k an. Zodyak. a balıbaş kokar k tan * bir iş aksaklın baş olanlardan baş ğ anlatı te ğ ı ta ladını ı r. ç.

balıyiyerek beslenen büyük bir kuş k (Ardea cinerea). * Morina balınıkaraciğ ğ n ı erinden çı lan ve hekimlikte zayığ karşkullanı iyotlu. kla k * Uzun bacaklı lardan. rası kları kardı ı balıtabağ k ı * Balıkoymaya yarayan kap. kçı n uk i azlı n balı yaka kçı * Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka. azlı balı l kçı * Balı beslenen. balıyemi k * Balıavlamada oltanı ucuna takı genellikle yiyecek türü madde. lama ş cı tı balıtutmak k * balı avlamak. boğ k. vitaminli yağ karı flı a ı lan . ticarî merkez. ı bal rı rlanan yumurtası . balıpazarı k * Balı larıavladı balı n günlük ve taze olarak satı sunulduğ yer. boynu ve gagası uzun. * Çoğ unlukla mersin balını eritilmiş mumuna batılarak hazı ğ n. kları (Anamirta). balıkavağ çınca k a kı * hiçbir zaman olmayacak iş için söylenir. balıyağ k ı * İ balıve deniz hayvanların sanayide kullanı yağ ri k nı lan ı . k * Balı lara özgü. yı cı (Pandion kla rtı kuş haliaetus). havyar. k n lan balıyumurtası k * Balı n daha çok sıyerlere bı kları kları ğ raktı . balı beslenen. mın kçı mı balı lı kçı k . yavaş k kları kuruyan. üremelerini sağ layan yumurta. su kıları yaş yı nda ayan. kahverengi çizgili. k * Yayvan servis tabağ ı . balı lgiller kçı * Leyleksiler takı nıbalı llar alt takı na giren bir familya. balı kazağ kçı ı * Balı larısoğ ve nemli havalarda giydiğboğ ve yünlü kalıkazak. su kıları yaş yı nda ayan. balı kçı * Balıtutan veya satan kimse. beyaz. fakat bağ gücü yüksek yapı rı. kçı n ğ kları ı ş a u balısütü k * Yumurtlama sı nda erkek balı n çı ğbeyaz madde. kçı balı düğ kçı ümü * İleme baş cı yapı ve sonra kolayca çözülerek iş tersine de tutturulan düğ ş ş langında lan in üm ekli. balıtutkalı k * Balıendüstrisi artı ndan üretilen. ler balıotu k * Cava ve Malabar'da yetiş zehirli meyvesiyle balı sersemleterek avlamaya yarayan bir bitki en. balıyiyen.* Kartallardan. ğ ı balıunu k * Kurutulmuş ktan özel iş balı lemlerle elde edilen un.

deniz kı cı rlangı (Sterna hirundo). yağve çubukları avlanan memeli hayvan. uzunca gagalı . uzun ve çatal kuyruklu. balina * Balinalardan. k balı klava * Deniz. süslemek. ğ ı * Giysilerin dik ve düzgün durması bazı için yerlerine özellikle yakaları konulan sert. eriş mek. balı kgözü * Ayakkabı n bağ ları geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takı maden. baliğ olmak * bulmak. a l baliğ olmak. soğ hava deposu olan yer. ağ ğ200 ton olan. uzunluğ 20 m. göl ve ı rmaklarda balıyatağolan yer.* Balıtutma. ğ ı balı knefesi * Balinagillerin baş ı çı lan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapı nda kullanı bir yağ ndan karı mı lan . balı llar kçı * Çoğ unlukla uzun bacaklı . balı rtı ksı * Balıkı ğbiçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş k lçı ı deseni. balı kgözü objektif * Normal objektiflerden çok daha geniş yı ve görüntüyü dıbükey ayna görüntüsü biçiminde veren açı alan ş objektif türü. suya balı klandı rma * Balı klandı rmak iş i. * erinlik çağ ermek. avlama iş k i. dar. balı klandı rmak * Balıile doldurmak. * Balı olmayan. ı nı ünmeden giriş erek. uzun gagalı kçı balı l cinsinden kuş familyası lar . kları ş karı ğ uk a ı balı klama * (suya dalmada. atlamada) Balıgibi gergin. balı yararlanma ve satma iş k ktan i. akı ı na mek. balı khane * Balı n toptan satı çı ldı. kemik gibi ş lan eylerden yapı ş lmı halka. erinleş buluğ ermek. yassı na . kadı u ı ı rlı ı için rga balı. düz ve baş ağbir biçimde. * Balıüretme. falyanos (Balaena mistycetus). balı n kçı * Perde ayaklı lardan. ğ ı . * Yollarda sularıortada toplanmayarak iki yana akması yapı şkinlik. bir harekete sonucunun ne olacağ düş e. balı klamak * Balı klama tarzı atlamak. esnek. uzun çubuk. k aş ı * Bir iş bir duruma. buluğ ı ermiş ı na çağ na olan. n için lan iş balı z ksı baliğ * Döl verme çağ eren. deniz kıları yaş bir kuş yı nda ayan cinsi. k ı balı klı * Balı olan.

Malkar. balinalar balinalı balistik * Ateş silâhlarda barut gazın bası ile fı p hedefe varı li nı ncı rlayı ncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Bosna-Hersek. parlak. nı nda ş arı ru kmı . Makedonya. Balkanlı lı k * Balkanlı olma durumu. sancı rı . Arnavutluk. tarihi ve kültürü ile uğ an bilim dalı nı raş . imş * Su halkalanmak. balkı r * Parı. imş * Bir yapın genellikle üst katları dı ya doğ çı şçevresi duvar veya parmaklı çevrili bölümü. esnek kemiksi bölümlerin adı ş . balina yağ ı *İ spermeçet balinasın kafa sinüslerinde bulunan yağ nı . kla * Örnek hayvanı balina olan. ltı * Ş ek. * Ş ek çakmak. * Parlamak. Malkarca. Balkanlar * Hı rvatistan.balina çubuğ u * Balinanı ağ na aldı suyu dı ya süzüp içindeki deniz hayvanları tutması yarayan ve üst çenesinin n zı ğ ı ş arı nı na iki yanı tarak diş gibi sı nda leri ralanmı boynuz dokusunda. Balkanlarla ilgili. balkı ma balkı mak balkon . * Balina takı ş lmıolan. * Kesik kesik ağmak. Balkanolog * Balkanoloji uzmanı . içine Balkanlı * Balkan devletlerinden olan. KaradağKosova. parı ldamak. balina geçirilmiş olan (giysi). * Bkz. Yunanistan ve Trakya'yı alan bölge. Balkanoloji * Balkan ulusların dili. dalgalanmak. Balkar Balkarca balkı * Bkz. Bulgaristan. . Slovenya. sancı rı mak. * Ağ. Sı rbistan. balkan * Sarp ve ormanlısı dağ k ra lar. kutup denizlerinde yaş memeli hayvanlar familyası ayan . * Balkı iş mak i. Romanya. . * Güzel süslü.

ballı k * Bal konulan kap. ballı *İ çinde bal bulunan. ve sı balo vermek * baloyu hazı rlamak. tatlanmak. küre biçiminde araç. lâvanta çiçeğ kekik gibi kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitiş taç yapraklı i. balkonumsu * Balkona benzer. atmosferde uçabilen. ballı börekli olmak * çok iyi anlaş mak. ballı pasta * Bal ile yapı ş lmıveya içine bal konmuş pasta. ballanma * Ballanmak iş i. k ğ ı . ğ ı * Ballı baba. balköpüğ ü * Açısarı k renk. balon * Isı ş tı hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan. ballanmak * Bal bulaş bal sürülmek. ballı klı balo * Danslı resmî giyimli gece toplantı. * Bağ larda görülen külleme hastalı. ballı börek * Çok lezzetli. olgunlaş laş mak. ballı baba * Ballı babagillerden.* Tiyatro ve sinema gibi büyük salonlarda asma kat. ballandı rma * Ballandı rmak iş i. mak. lmı * Ballıhastalı olan. ik lardan oluş bir an familya. ballı darı *İ ncir. düzenlemek. beyaz çiçekli ve çok yık otsu bir bitki (Lamiumalbum). ballandı rmak *İ mrendirecek biçimde övmek. llı ballı babagiller * Nane. ballandı ballandı ra ra * Ballandı rarak. * Tatlı mak.

n ları * Önceleri sefer sı nda çalı ve ormanlıyerleri temizlemek. baltabaş * Baş bodoslaması omurga hattı dikey olarak çelik lâmadan yapı ş na lmı(gemi). k balta olmak * direnerek bir ş istemek. merhem vb. boynu dar cam kap. demir araç. * Gemici. iş balon lâstik * Bisikletlerde kullanı bir lâstik türü. balonculuk * Balon yapmak veya satmak iş i. balotaj baloz balsam * Bir seçimde adaylardan hiçbirinin. çadı kurup kaldı rası lı k k rları rmak. balon gibi. balonvari * Balona benzer. antiseptik ve besleyici özelliğolan (ilâç. vakitli vakitsiz tedirgin etmek. parçalamak. * Odun kıcı rı. lan ı . . * Küçük balon. musallat olmak. yükleri bindirip indirmekle.). yontmak gibi iş kullanı ağ saplı lerde lan aç . koru). * Kesmek. balta vurmak * balta ile kesmek. lan balon uçurmak * ilgililerin ne diyeceklerini ve nası l davranacakları anlamak amacı aslı nı yla olmayan bir haber yaymak. yarmak. * Bazı açlardan elde edilen. ağ n mı lan balsamlı * Balsam içeren. baltacı k * Küçük el baltası . baltacı * Balta yapan veya satan kimse. belsem. balta balta değ memiş (girmemiş veya görmemiş ) * içinden hiç ağ kesilmemişsıve gür (orman. * Yangısöndürme kuruluş nda balta kullanan er. gerekli oyu sağ layamaması dolayıyla seçimin sonuçsuz kalması sı . n an * Bir tür kudret helvası . i balsı ra * Yapraklarıüzerinde oluş bir tür küf.* Hava veya gazla doldurulmuşkauçuktan yapı çocuk oyuncağ . danslı yer. yol açmak. ası ey lmak. * Karnı yuvarlak ve şkin. iş gibi kimselerin eğ çi lenmek için gittikleri içkili. parfüm ve ilâçlarıyapı nda kullanı reçine. aç . baloncu baloncuk * Balon satan kimse. sonraları zlar ağ na bağ olarak sarayı kı ası lı korumak ve sarayı dıhizmetlerini yapmakla n ş görevli kimse.

sabote etmek. Baltıdilleri k * Baltıülkelerinde konuş Hint-Avrupa dil grubu. balyalamak * Balya yapmak. baltalama * Baltalamak iş sabotaj. denk yapmak. balyalanmak * Balyalamak iş lmak. iş m ini balya yapmak * balyalamak. k k lan * Bir köyün odun ihtiyacı sağ nı laması izin verilen koruluk veya orman bölgesi. baltalamak * Balta ile kesmek. tlı kacak davranı bulunmak. ı nı nda baltadan kurtulmak * kesilmemek. * Bir iş bilinçli ve kası olarak bozacak veya yı i. * Yolları açma ve düzenlemede balta ile donatı ş lmıasker sıfı nı. kı dan baltayı a vurmak taş * farkı olmayarak birine dokunacak sözler söylemek. bir sıntı kurtulmak. i. Baltı k * Baltıdenizine kısı ülkeler ve bu ülkelerin halkı k yı olan .* Değ irmen taş n ortası bulunan haç biçimindeki alet. balyalama * Balyalamak iş i. ş ta baltalayı cı * Baltalama hareketini yapan kimse. * Bilinçli ve kası olarak. baltalayılı cı k * Baltalama iş yapan kimse. pot kı nda rmak. sabote etme. ş yası balya makinesi * Değ ik tarı ürünlerini ip ya da çember ile balyalama veya denkleme iş yapan alet. * Sısıkesimi yapı orman. ini baltalı * Baltası olan. na baltalı k baltası kütükten çı kmak * bir engelden. i yapı * Atılı hedef vazifesi gören plâkaları cı kta havaya fı rlatan yaylı alet. bir iş tlı i veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma. . balyalanma * Balyalanmak iş i. k ulan baltrap balya * Çember ve demir tellerle bağ lanmıticaret eş .

ı r. bambul * Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü. hem kurutularak yenilen ürünü. ı n ndaki bölümü. . balyozlamak * Balyozla vurmak. mobilya.balyemez balyos balyoz * Eskiden kara ve deniz savaş nda kullanı orta çapta. değik. varyos. * Osmanlımparatorluğ döneminde Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad. baston gibi birçok cak en. ka bambu * Buğ daygillerden. kıkanatlı n böcek (Anisoplia austriaca). uzun menzilli tunçtan top. zacağş bambaş ka * Büsbütün baş apayrı iş farklı ka. ları lan. balyozlama * Balyozlamak iş i. bambul otu * Sı ve ı cak lı bölgelerde yetiş otsu veya çalı bir bitki (Heliotropium). kahverengi. bamya tarlası * Mezarlı k. balyozla dövmek. * Bu bitkinin hem taze. merdiven. ban ağ acı . yanı mı lan ş . . bam teline basmak (veya dokunmak) * en çok kı ıeyi yapmak veya sözü söylemek. eş n yapı nda kullanı bir tür kamıHint kamı. bam teli * Bazı sazlarda kalıses veren tel veya kiriş n . İ u * Taş kı ları rmak. man en türü bamya * Ebegümecigillerden bir bitki (Hibiscus esculentus). i balyozlanmak * Balyoz ile dövülmek. bambaş k kalı * Bambaş olma durumu. sı ülkelerde yetiş boyu 25 m kadar olabilen. ban * Osmanlımparatorluğ döneminde Macaristan ve Hı İ u rvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan. kazıçakmak gibi iş kullanı çok iri ve ağ çekiç. * Sakalı alt dudağ hemen altı n. ı r balyoz gibi * çok ağ ezici (kol veya yumruk). k lerde lan. hezaren (Bambusa vulgaris). ergin evrede baş akları kemiren. ş ı * Bu kamı yapı ş ş tan lmıolan. balyozlanma * Balyozlanmak işveya durumu.

ban otu * Asya. ile * Bağsargı . * Banal olma durumu. aç * Sepetçi söğ sorgun. madenî gövdesi olan beş ğ ı veya daha çok teli olan bir müzik banallik banço aleti. ü iye bana mın dememek sı * hiçbir ş etkili olmamak. banda almak * bir sesi. Kuzey Afrika ve Avrupa'nısı bölgelerinde yetiş zehirli ve otsu bir bitki (Hyoscyamus). ile bandajlatma * Bandajlatmak iş i. bandajlama * Bandajlamak iş i.. ey rı ş banak banal * Ekmek parçası . in lacağ nı bana dokunmayan (veya beni sokmayan) yı bin yaş n lan ası * birçok kimseler. meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağ (Moringa oleifera). nda ı bana da . bançolaş ma * Bançolaş durumu. . bana * Ben zamirinin yönelme hâli ekli biçimi. * Amerika zencilerinin çaldı gitar biçiminde.. * Herkesin kullandı. . ses cihazı bant üzerine kaydetmek.* Asya'nıtropik bölgelerinde ve Afrika'nı kuzeyinde yetiş yaprakları n n en. demesinler * bir iş kesinlikle yapı ı belirtmek için söylenir. çiçekleri salkı m durumunda. üdü. aldı etmemek. mak bançolaş mak * Banço durumuna gelmek. bandajlamak * Sargı sarmak. telek damarlı . lokma. n cak en ban yağ ı * Hint yağ ı . kendilerine kötülüğ dokunmayan kiş dokunmak istemezler. bana bak! * "beni dinle" anlamı teklifsiz bir seslenme ve gözdağsözü. ile bandaj * Sargı sarma. herkesin anladı. bandajlatmak . ğ ı ğ ı * Bayağ sı ı radan.

mı zı bandocu * Bandoda görevi olan kimse. bangıbangıbağ r r ı rmak. mıkacı zı . Sümerbank gibi belirtme grupları banka sözünün yerine kullanı nda lı r. bandı ra * Geminin hangi devlete ait olduğ gösteren bayrak. rı yla lan * Kurutulacak üzümün güneş serilmeden önce içine batıldı potaslı e rı ğ ı suyun konulduğ kap. rası bandı rma * Bandı iş rmak i. inin ş bandrollü * Bandrolü bulunan. kuran. iş ı zları erit * Devletçe verginin kesildiğ gösteren etiket. unu * Yabancı devlet bayrağ ı . bandaj yaptı rmak. bangı r bangı lamak r ağ * yüksek sesle. kumaşerit. Bangladeş li * Bangladeş ndan olan kimse. halkı bani * Kurucu. avazı ktı kadar bağ çı ğ ı ı rmak. u bandı rmak * Banmak. * Çabuk kuruması renginin parlak sarı ve olması üzüm salkı nı inciri küllü veya potaslı k suya için mları veya ı lı daldıp çı rı karmak. niş ile kaynatı ş asta lmıüzüm suyuna veya baş bir tatlı ka ya batılması yapı sucuk. bandı ralı * Bandı olan. badem ve benzerlerinin. bandoculuk * Bandocu olma işveya durumu. i bandrol * Paket veya şelerin ağ na konulan ş veya etiket. ini * Bayrak direğ tepesine süs olarak konulan uzun. hı karak ağ çrı lamak. bangı rdamak * Öfkelenerek yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. bank . mıka.* Sargı sardı ile rmak. bangı r bangı ı r bağ rmak * yüksek sesle. bando * Türlü üfleme ve vurgulu çalgı lardan oluş ve daha çok geçit törenlerinde kullanı mıkacı topluluğ an lan zı lar u veya takı . * Yapan. gürültüyle. bangı rdama * Bangı rdamak iş i. bangı r bangı r * Yüksek sesle. * İ dizilmiş pe ceviz. * Etibank.

eş saklayan nda erli ya ve daha baş ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş ka . raş * Çok zengin (kimse). biriktirmek. ı bankerlik bankerzede * Banker ile olan iş kilerinde zarara uğ iliş rayan kimse. * Bankacı iş lı leminin yapı ğyer.iskonto. * Bankerin yaptı iş ğ . kasaları para. * Para. altıgibi taş r değ n ı nı erlerin ticaretiyle uğ an kimse. * Bankacın mesleğ nı i. banknot banko * Devlet bankası ndan piyasaya çı lan kâğ para. bankiz * Buzla. banka defteri * Bkz. kambiyo iş p lemleri yapan. . değ belge. banka gibi * çok zengin (kimse). bankaya yatı rmak * bankadaki hesabı para koymak. banka cüzdanı .bank banka * Çoğ unlukla bahçelerde. k ldı ı banka cüzdanı * Banka hesabı olanlarısahip oldukları n küçük defter. bankadan çekmek (veya almak) * bankadaki hesabı para almak. parklarda oturulacak sı ra. ndan bankamatik * Bankalarıpara iş n lemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine. kredi. lan ifreli bankacı * Bankacı iş lı lemleri ile uğ an veya bankada görevli kimse. takibi için gelenle görevli arası konulmuş na tezgâh. k raş bankacı lı k * Banka iş lemleri yapma iş i. banket *Ş ehirler arası yollarıiki tarafı yayalarıyürümesine ve taş n trafiğaksatmadan durabilmesine n nda n ı tları i yarayan çakı l veya toprak yol. tarafı karı ı t * İyerlerinde üzerine eş koymaya elveriş iş ş ya li. * Faizle para alıveren. banka kartı * Banka iş lemleri için otomatik makinede kullanı özel ş kart. * Bankacı . na banker * Banka sahibi. banka cüzdanı . * Banker olma durumu.

loto gibi oyunlarda. u * Talih oyunları oyunu yöneten kimse. ses bant zı mpara * Çekmeye dayanı . eyi ş tı bantlayı cı * Bant yapan kimse. mparalama makinelerinde kullanı lan aş rma gereci. banko geçmek * Yarı ş veya toto. ehir banliyö treni *Ş ehirle banliyö arası iş nda leyen tren. ya ifre bant doldurmak * bir bandı kaydederek kullanmak. * Su altı tepeliğ i.* Talih oyunları oyunu yönetenin ortaya koyduğ para. çevre. biber gibi toz durumundaki maddelerin içine batıp çı bir eyi rı karmak. banlamak * Horoz ötmek. * Bantlama makinesi. yassı . banlama * Banlamak iş i. banko sayı * Sayı loto oyununda. * Banmak iş i. deş etmek. * Ses alma cihazları seslerin kaydı kullanı manyetik oksitli plâstik veya selüloz ş nda için lan erit. * Bağ ı rmak. nda. banliyö * Genellikle oturma alanı niteliğ olan. ensiz. bantlamak * Bantla iki ş birbirine tutturmak. garanti olarak çı ı sal kacağtahmin edilen sayı . bant yapı rmak. * Katı ş sulu veya tuz. dolay. bant çözmek * manyetik bir bant üzerine alı ş nmısesleri yazı aktarmak. banma banmak bant * Düz. * Yara üzerine yapı rı özel olarak hazı ş lan tı rlanmıilâçlı ş küçük ş erit. uzun kâğ veya bezden üretilmişgenellikle zı klı ı t . banko at * Yarı ş dereceye gireceğkesin olarak tahmin edilen at. larda i banko geçme * Banko geçmek durumu. . bir atı veya sayın kesin olarak tutturulacağ tahmin edip larda n nı ı nı iş aretlemek. ş bağ erit. ı ndı bantlama * Bantlamak iş i. ş merkezinden uzakta veya sırları yakıyerlerde bulunan inde ehir nı na n ş yöresi. nda * Talih oyunları ortada toplanan paranıhepsine oynandını nda n ğ anlatı ı r.

hamam. içinde yı lan bölüm.banttan vermek * genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha önceden alı ş sesi veya görüntüyü nmıbir yayı nlamak. * Arap gramerinde mastar çeş itlerinden her biri. aç bap * Kapı . başk. u banyo havlusu * Banyo sonrası kullanı ve özel olarak yapı havlu. fiziksel veya kimyasal bir etki altı bir süre bulundurma iş nda lemi. banyo yapmak * yı kanmak. banyolu *İ çinde banyo bölümü olan. lı * Konu. bar . üstü havlu benzeri dokuma olan paspas. li banyo sabunu * Banyo yaparken vücudu yı kamak için kullanı sabun. vı banyo bataryası * Sı ve soğ su ile duş lantını bir arada bulunduğ musluk takı . banyo dolabı * Banyo için gereken bütün malzemenin içinde bulundurulduğ dolap. sı ülkelerde yetiş çok yüksek olmamakla birlikte. * Banyodan henüz çı ş kimsenin durumu. banyo kazanı * Banyoyu ve suyu ıtmak için yapı özel kazan veya ıtma aleti. lan banyo takı mı * Banyo odaları ı zemine serilen altı nda slak plâstik. * Tedavi amacı hazı ile rlanan ilâçlı su. * (kitaplarda) Bölüm. gövdesinin çevresi 20 m yi cak en. kanı * Banyo küvetinde yı kanma. * Vücudun bir bölümünü veya bütününü. baobap * Ebegümecigillerden. kmıbir banyosuz * Banyosu olmayan. cak uk bağ sın u mı banyo almak * banyo yapmak. aş abilen bir ağ (Adansonia digitata). lan lan banyo kabini * Duş kabini. banyo * Yapı larda. * Duyarlı yüzeylerin iş lenmesinde belirli bir iş lemin gerektirdiğmaddeyi erimiş i olarak içinde bulunduran sı. husus. sı lan sı banyo küveti * Genellikle içine su doldurulup yı kanmaya elveriştekne.

paslanmak. * Tahta. ı r bar * Danslı . barak * Tüylü. ncı * Cam kaplarda oluş pas. kebe. ağ ritmli bir halk oyunu. içkili eğ lence yeri. baraj * Suyu toplamak. çinko gibi hafif ş eylerden yapı ş lmı temelsiz eğ yapı . * Ayaküstü içki içilen meyhane. * Herhangi bir alanda baş yı arı tespit etmek için gerekli olan ş art. nda bar tutmak * bar oynamak için hazı rlanmak ve oyuna baş lamak. * Futbol veya hentbolda serbest atı yapacak oyuncunun önünde karştakı oyuncuların yanyana dizilip ş ı ı m nı oluş turdukları duvar. atınoktası kaleye doğ ve oluş ş rası ş ndan ru turulan baraja kadar belirlenen nizamî ara açı ğ klı. en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuş u ularak oynanan. ı baraj yapmak (veya kurmak) * (futbol veya hentbolda kaleye yapı vuruş önlemek için) oyuncular kale önünü kapatacak biçimde lan ları sı ralanmak. * Bir salonda içki içmek için hazı rlanmıköş ş e. an * Halterde kaldılması rı gereken alet. * Apaçıgörünmek. barajı mak aş * herhangi bir sebeple konulmuş olan ş yerine getirip baş sağ artı arı lamak. . ortada olmak. bar ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. baraj mesafesi * Serbest atısı nda.* Anadolu'nun doğ ve kuzey bölgesinde. kı çuha. llı * Bir cins tüylü av köpeğ i. baraka barakacı k * Küçük baraka. bar bar bar bar bağ lamak * kir bağ lamak. reti . * Hava bası birimi. duvar yapmak. k bar havası * Bar oyunları tek veya toplu olarak söylenen ezgi. gücünden yararlanmak amacı akarsu üzerinde yapı bent. büğ yla lan et. baraj ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. bar bar * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş öfkeli ve yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r.

* Kaptanı tayfaları gemi sahibine. bir tür fasulye. oval veya yassı rmı benekli. * Taneleri yuvarlak. sı lan ş lı barbarlaş ma * Barbarlaş iş mak i.baran barata * Yağ mur. baltacı kapılarıgiydikleri. ş * Kaba ve kı . ucu kı k. barbekü barbunya * Barbunyagillerden. kemikli bir balı(Mullus barbahı k s). barbarca * Barbara yakı bir biçimde. barbarlaş mak * Barbar gibi davranmak. barbarlı k * Barbar olma durumu. ğ ı *İ htiyar Rum meyhanecilerine seslenmek için kullanı lı r. . * Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluş turduğ girintili çıntıdıduvarlarıüst bölümü. topluluk. kale u kı lı ş n korkuluğ u. barbut * Zarla oynanan bir çeş kumar. nı e lı baratarya barba barbakan barbar * Uygarlaş mamı ş . * Osmanlı sarayı genel olarak bostancı n. ş an * Kaba ve kı bir davranı rı cı ş la. * Kale duvarları düş nda mana ok atmak için açı ş lmıdelik. barbunya ve tekir türleri iyi bilinen bir familya. barbarizm * Bir sözün fonetik veya morfolojik yapında yapı büyük yanlı k. armatöre veya sigorta ortaklına bilerek verdikleri zarar. vücutları pullarla kaplı mı iri . uzunca başk. * Uygarlaş mamıkavim. vrı lı * Bilim doktorların ve kardinallerin giydikleri dört köşkülâh veya başk. kı zı barbunyagiller * Dikenli yüzgeçliler alt takı na giren. beyaz etli. . it barcı * Özellikle balkonlarda ı et piş zgara irmekte kullanı ve duvar içerisine gömülmüş lan ocak. ilkel. barbaş ı barbata * Bar oyunları sı n sağ ı yer alan ve oyunun düzenini sağ nda ranı baş nda layan kimse. n. n. rı cı * Kaba saba. kı zı rmı pullu. kı zı nda ları ve cı n rmı çuhadan yapı ş lmı .

* Fıcı çı keseri. barça * Orta Çağ kullanı kürekli ve yelkenli taş gemisi. lan. nı bardak * Su ve benzeri ş eyleri içmek için kullanı genellikle camdan yapı kap. leten barcı lı k * Barcı olma durumu. . yaş bardacı k bardacıeriğ k i * Bardak eriğ i. ı t * Yemek öncesi yenilen bardak altı büyüklüğ ünde bir tür lâhmacun. mak lan bardan bardan * Beyaz beyaz. bardan bardan * Yük taş ı için kullanı çanta veya çuval. ri bir bardakaltı * Bardağ konulduğ yeri kirletmemesi için kullanı genellikle örgü. bardağtaş damla ı ı ran * sabı r tüketen aş davranıveya durum. lan * Bir bardağ alacağmiktar. ı rı ş bardağtaş ı ı rmak * sabrı tüketmek. ı n u lan. * Bir tür küçük ve tatlı incir. bardak eriğ i * İ ve tatlı tür erik. bardaktan boş rcası yağ anı na mak * (yağ mur) çok ş iddetli yağ mak. * Barcın iş nı i veya mesleğ i. kâğ veya plâstik örtü. lı ç nı barda * Dam ustaların kullandı. nı ların nı * Çok beyaz. baş n bir ucu çember parçası nı ğ ı ı nı biçiminde eğ öbür ucu keskin çekiç. bardo barem * Aygı diş ek çiftleş r ile i eş mesinden üretilen her yaş hayvan. bardakçı * Bardak veya çömlek yapan veya satan kimse. barçak * Kı kabzasın siperi.* Bar iş kimse. da lan ı ma * Kalyon türünden küçük savaş gemisi. ri. ı n ı * (bazı bölgelerde) Toprak testi. taki * Devlet memurların maaş nıderece ve tutarları düzenleyen sistem ve çizelge.

* Çeş beden hareketleri yapmaya elverişyükseklikte. ş ı ş ı * Bkz. a bir ğ ı * Yerleş mek. barı rmak ndı * Barı nması sağ nı lamak. geliş ortamı ecek bulmak. çit. * Göç eş . * Barı amaçlayan. * İ izinle girilen yer. sulhçu. * Bir tür süs iğ nesi. * Çevresiyle uyumlu. ev eş . . küçük kervan. ş çı barı l ş çı barı lı ş k çı * Barı olma durumu. * Kafile. sulh. sulhperver. barı ş çı * Barı seven. barı ş ı ş sever. barıgörüş ş olmak * her türlü dargı ğunutarak barı nlı ı ş mak. barı . * (soyut kavramlar için) Bir yerde etkili olmak. * Barılacak yer. karş klı ı anlayıve hoş ile oluş lı ş görü turulan ortam. * Savaş bittiğ bir antlaş ı n inin mayla belirtilmesinden sonraki durum. barı nma * Barı nmak iş i. barıöngören. kavga etmeme eğ ş çı ilimi. nı barı barı nak barı rma ndı * Barı rmak iş ndı i. melce.baret baret * İçilerin baş na giydikleri. otağyüksek divan. barfiks bargâh bargam barhana * Levreğ benzer bir balı e k. göç. barıyapmak ş * barıantlaş nı ş ması imzalamak. çine . barı ş * Barı ş iş mak i. yaş amak için uygun ş artlar bularak oturmak. ş ları lmış * Küçük takke. * Böyle bir antlaş madan sonra insanlıtarihindeki süreç. metal veya plâstikten yapı şapka. iki ayak üzerine tutturulmuş itli li çubuklu jimnastik aracı . yası yası * Bahçe duvarı . papaz takkesi. k * Uyum. sulhsever. barı nmak * Doğ etkilerinden korunmak için kapalı yere sınmak. dirlik içinde yaş amak.

ş çı ş çı barı ş severlik * Barı ş sever olma durumu. sevecen. barikatlamak * Barikat ile çevirmek. barikat yapmak. ş ı barı ş ma * Barı ş durumu. hoş kası ş n man görülü. barı l. ara bulmak. dargıveya düş olmayan. hiç değ o hâlde. larak lan barikat barikat kurmak * engel oluş turmak. öyle ise. * Keş ke. barikatlama * Barikatlamak iş i. uzlaş mak. barık olmak ş ı * sevecen ve hoş görülü davranmak. . barı ş sever * Barı . sulhsever. ağ küre. al baritli *İ çinde barit bulunduran. barı ş mak * İ taraf. bari * Hiç olmazsa. araları ki ndaki dargı ğkaldı nlı ı rmak. barıklı ş k ı * Barık olma durumu. sulhperver. ı r * Baryum oksit (BaO) veya baryum hidroksit Ba(OH)2. * Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanı yapı engel. barı rma ş tı * Barı rmak iş ş tı i.barık ş ı * Baş ile barıdurumunda bulunan. barisfer barit baritin * Doğ baryum sülfat (BaSO4). sulhçu. * Bkz. baritli yı kama * Kalı ı ıve rektumun radyolojik iş nbağ n rsağ lemde baryum sülfatla doldurulması yı ve kanması . anlaş mak. * Sevmek. barikat yapmak * çeş araçlarla bir engel oluş itli turmak. zevk almak. uzlaş anlaş mak ma. ma. barı rmak ş tı * Barı ş maları sağ nı lamak. ilse.

mimarlıüslûbu. * Açı göze çarpan. k . engel. k. * Basso ile alto arası ses veren. bariyer bariz barizleş me * Barizleş iş mek i. barkot barlam barmen * Bar tezgâhtarı . * Bkz. nı na lan * Herhangi bir yolu kapamak için yapı engel. belirgin. barmenlik * Bar tezgâhtarlı. * Büyük sandal. * Bkz. içlerinden geldiğgibi söyledikleri ş . ğ ı baro * Bir ş veya bir bölge avukatların bağ oldukları ehir nı lı meslek kuruluş u. barizleş mek * Bariz duruma gelmek. barlam.S 1600 ile 1750 yı arası lları ndaki klâsik sanatı izleyen resim. ev bark. pistonlu bir tür ağ çalgı.bariton * Tenor ve bas arası ndaki erkek sesi. barklanma * Barklanmak işveya durumu. barok * M. * Kara yolların kenarları yapı korkuluk. baro baş kanı * Baro genel kurulunca en az on beş llıkı olan avukatlar arası seçilen ve baroyu temsil eden yık demi ndan baro üyesi. lan * Engelli at yarı nda üzerinden atlanması ş ları gereken yapay engel. evlenmek. nda ı z sı * Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğ sağ ini lamak için kullanı açı kapanı lan lı r r engel. i barklanmak * Ev sahibi olmak. i arkı * Ritmi üç zamanlı müzik eseri. * Çizgi im. barograf * Bir hava taş nı uçarken izlediğyolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya iş ı n tı i aretlemeye yarayan alet. yükseklikölçer. bark barka barkarol * Venedik gondolcülerinin söz ve müziğönceden yazı i lmadan.

barsak * Bağ ı rsak. etkileyici. barut esmeri * Koyu esmer renkte olan (kimse). * Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeş çarpan balı (Trachinus vipera). barut hakkı * Mermiyi istenilen uzaklı atabilmek için gerekli barut gazı ncı sağ ğ a bası nı lamaya yetecek miktarda barut. aksi (kimse). çı barut fısı çı gibi * çok kı n. nane ve yaban kekiğ ortak adı inin . huysuz. patlayı. barometre * Bası nçölçer. baron baronluk * Batı ülkelerinde vikont ile ş övalye arası soyluluk unvanı nda . barut fısı çı * Barut koymaya. baroskop * Havanıiçinde bulunduğ cisimlerin ağ ğüzerine yaptı hafifletici etkiyi gösteren ve havası n u ı ı rlı ğ ı boş labilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı altı . barokçu * Barokçuluk yanlı olan kimse. çeliş kiden çekinmeyen edebiyat akı . * pek ekş i veya acı . abartmalı lması kuya . düş nda ünceden çok duyuma. fı. biçimlerin serbestçe yaratı ndan duyulan coş önem veren. * Baron olma durumu veya baronun görevi. barsam barsama barudî barut * Ateş silâhla bir merminin atı na veya herhangi bir aracı fı lması yarayan. it ğ ı * Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan. * Koyu gri renkte olan. mı barok müzik * Çalgı arası veya çalgı sesler arası karş klar kuran XVl-XVlll. sinirli ve kinle dolu kimse. yüzyı arası lar nda larla nda ı tlı llar ndaki müzik reformunu oluş turan müzik. katı li lması n rlatı na cı madde. doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu. barut gibi * öfkeli. * Gösterge.* Batı edebiyatları dengeden çok harekete. sert. . sı barokçuluk * Barok sanat ve edebiyat görüş ilkelerini benimseyen akı ve m. zgı * her an olay çı kacak yer veya kavgaya yol açacak durum. barparalel * Düş direkler üzerine paralel olarak tutturulmuş tahta çubuktan oluş jimnastik aracı ey iki muş .

lan barutla oynamak * tehlikeli iş uğ mak. bas bas * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. barutçu * Barut yapan kimse. baruthane * Barut yapı veya saklanan yer. katı basit bir element. barut kokusu gelmek * savaş tehlikesi sezilmek. n sı bas (veya bas git) * çekil. yoğ sı unluğ 3. * Merdiveni olan.78 olan. * En kalısesli orkestra çalgı. * Atom sayı 56. bas * En kalıerkek sesi. barutçuluk * Barut yapma veya alısatma iş p i. Kı ve saltması Ba. doğ en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan. u ada havada çabuk oksitlenen. .barut kesilmek (veya olmak) * çok öfkelenmek. gümüş renginde. baryum sülfat * Baritin. git. basamak * Merdiven. barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı . defol!. barut rengi * Koyu giri. lara lik basak basaklı basaksı z * Merdiveni olmayan. bas tutmak * ince sesli çalgı tek perdeden eş etmek. yürü. buna rağ basıindiğkalıve tok tonlara inemeyen sesi olan men n i n sanatçı . lerle raş barutluk baryum * Barut saklanan kap veya yer. bas bariton * Bası çı n kamadı ince tonlara çı ğ ı kabilen. baryum karbonat * Karbondioksidin. n * Sesi böyle olan sanatçı .

ine mek basamaklı * Basamağolan. tasal dan sı na i bası * Resim kliş dökme harf. * Bir cismin bir yanı kaldı yükseltme iş nı raçla i. * Kık. * Çok yüksek olmayan. k bası k klı * Basıolma durumu. sı bası tı klaşrma * Bası tı iş klaşrmak i. * Kı uzantı okyanus ortası rtları kadar devam eden ve 4000-5000 m derinliğolan deniz dibi. mak lan i. * Derece. * Bası ş lmı yassı mı . taş p kullanarak makine yardı ile kâğ ve bez gibi ş esi. * (cebirde) Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti. ama. n basar basarî basarna basbayağ ı * Alılandan. tâbi. *İ leriyi görme. na lmıbir nı nı u ra. ı basar * Göz. basılı cı k bası k * Bası olma durumu veya basınıiş cı cın i. ş ı iş i basen * Omurganıbel ile kalça arası n ndaki bölümü. kalı mı ı da eylere yazı . basamak yapmak * bir durumu daha yükseğ eriş için araç olarak kullanmak. k * Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arası ndaki farkı büyük eksene oranı n . lama * Merdivenin ayakla bası yüzeyi. bası cı * Kitap. bilinenden hiçbir değ ikliğolmayan. aş kerte. * Bir amaca ulaş için yararlanı kiş durum veya yer. basamak basamak * Yavaş yavaş (yükselme veya inme). * Dalyanıkapak yeri. algı yetisi. resim çı karmak iş tabı i. lan * Görme ile ilgili. her rakamın bulunduğ sı hane. basamak basamak olan. bası tı klaşrmak * Basıdurumuna getirmek. . . birbirinden belirli aralı lan klarla yükselen düz yüzeylerden her biri. * (aritmetikte) On kuralı göre yazı ş sayın. * Derece derece. laş ş . dergi gibi ş eyleri basan kimse.* Bir yere çı karken veya bir yerden inerken bası ve art arda gelen. alçak.

iş lan bası mcı * Bası evi iş kimse. n n nı nda n nı sı p . matbaa. matbuat. i. lı n ile basıkartı n * Mesleğbasıiş olan kimselerin taş ğkimlik belgesi. * Bası sanatı .bası la * Bası lı provalarda "basız. n nı ma unu bası lı * Bası yerleş larak tirilmiş . tabaat. kan nları basıataş n esi * Resmî veya özel kurum ve kuruluş larda. bası n" anlamları kullanı terim. basıdünyası n * Görsel ve yazıbasıorganları burada görevlilerin tümü. m lmı . yabancı temsilciliklerde basıile ilgili konuları n düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse. basıbildirisi n * Bası yayı organları bilgi vermek amacı yetkili kurum veya kiş tarafı hazı n n na yla iler ndan rlanmıyazı ş lı açı klama. bası lı mcı k * Bası evi iş m letme iş kitap basma iş matbaacı i. lı k. i n leri ı ı dı basıözgürlüğ n ü * Görüş düş ve ünceleri bası ve yayıyoluyla açı n n klayabilme ve yayabilme hakkı . bası dayanı lma mı * Dokusunu basarak ezmeye çalı dıetkilere ağ n gösterdiğdirenç. bası n * Gazete. ş ş an acı i bası lmak bası m * Basmak iş konu olmak veya basmak işyapı ine i lmak. nı lsı nda lan bası vermek la * prova hâlindeki bir kitabıveya herhangi bir yazın bası uygun olduğ bildirmek. basıtoplantı n sı * Yetkili veya ilgili bir kimsenin. matbaacı m leten . * Bası işveya durumu. lmak i * Bası iş lmak i. dergi gibi belirli zamanlarda çı yayı n bütünü. basıyasağ n ı * Bası yayıorganların bir konu hakkı yayıyapması kıtlayıengelleme. mcı kta. bir konu veya çeş konular üzerinde açı itli klamada bulunmak için gazetecilerle yaptı toplantı ğ ı . bası lı ş bası lma bası evi m * Bası i yapı yer. tipografya. tabı iş . * Bası evinde bası şmatbu. * Bası i.

* Doğ görüşuzağgörüş ru . n n u n ğ ncı ı * Akı ş kanları bası nı n ncı ölçen araç. bası nçlama * Bası nçlamak iş i. kâbus çökmek. bası nçlı * Bası yüklenmiş nç olan. ncı bası ölçer * Buharıveya herhangi bir gazıbulunduğ kabı yüzeyine yaptı bası belirleyen alet. iş lan bası nçölçüm * Hava bası ölçümlerini inceleyen birim.bası nç * Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düş miktarı en . basıgeçmek p * önde gideni geçmek. ı rlı bası ş * Basmak iş i. sağ klı ş . bası rgama * Bası rgamak iş i. ı rlı * Kâbus çökmek. gerçeğgöremez bir duruma düş i mek. uzağgörebilen. için nç lamak veya ayarlamak. bası nçlamak * Hava taş araçları insan organizması yeterli bası düzeyini sağ ı t nda. ş . görü. bası rgamak * Ağ k çökmek veya basmak. basil basiret * Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü. na u eyi u mak. bası rganmak * Üzerine ağ k basmak. bası su nçlı * Bası yüklenerek fı rtı düzeyine getirilmiş tazyikli su. sağ i ı görülü. seziş . bası nçölçer * Hava bası nı ncı ölçerek yer yükseltilerini ve hava değimlerini tespit etmek için kullanı alet. anlayı kavrayıdikkat. basireti olan. basiretsiz . bası rganma * Bası rganmak durumu. tazyik. nç ş lma kı su. basireti bağ lanmak * iyi düş ünemez. basıgitmek p * birdenbire gitmek. barometre. aklı koyduğ ş yapmak üzere bulunduğ yerden uzaklaş çekip gitmek. basiretli * Gerçeğgörebilen. * önem vermeyerek uğ ramamak. uyanı k. ı .

gösteriş siz. basitleş mek * Basit duruma gelmek. * Bilgi ve görgüsü sırlı nı olan. sağ ı görüden yoksun olma. yalıkelime. * Her zaman rastlanan. karık olmayan. özelliğolmayan. basketbol * Basit olma durumu.* Gerçekleri görebilmekten uzak. ntı tarak basitlik Baskça basket * Basketbolda kazanı sayı lan . basit faiz * Faizleri üzerine eklenmemiş paraya belli bir dönem sonunda verilen faiz. bayağ lması ş ı ı . bayağ görgüsüz. ileriyi ve uzağgörememe. olağ i an.basite irca etmek. basitleş tirme * Basitleş tirmek iş i. basite indirgemek * basitleş tirmek. basitleş tirmek * Gereksiz ayrı lardan arı sade duruma getirmek. basket yapmak * basketbolda sayı kazanmak. kolay tarafı ndan. *İ spanya'nıBask bölgesinde kullanı dil. kök durumundaki kelime. basiretsizlik * Gerçekleri. ileri ve uzak görüş olmayan. sade bir biçime döndürmek. basit cisim * Maddesi tek elementten oluş cisim. ana basit kelime * Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen. ı . * Kolay. ndan basit renk * Biçmeden geçen beyaz ığ ayrı ğrenklerden her biri. basit * Yapı lması anlaş veya ı kolay olan. muş basit cümle * Tek yargı bildiren cümle. basitleş me * Basitleş iş mek i. n lan . sağ lü görüsüz. şı ldı ın ı basitçe * Basit olarak. n basit kesir * Payı paydası küçük olan kesir. * Süssüz.

i lan ma baskı yapmak * bir kimseyi bir iş i yapmaya zorlamak. larak * Giysinin içine kı lıdikilen kenarı vrı p . baskı resim * Gravür tekniğile yapı resim. baskı cı * İlenecek kumaş üzerine kalı resim basan kimse. basketçi baskı * Basketbol oyuncusu. beklenmedik saldı. * Hak ve özgürlükleri kıtlayarak zor altı bulundurma durumu. mı baskıbasanı r n ndı . lı ş * Bası sı sayı. basketbolculuk * Basketbol oynama veya oynatmak iş i. zorluk bakı ndan) Üstün. ünü sı baskı grubu * Bir iş yapı nda. zor kullanmak. kıtlamak. lı kta iş * Kıtlayı. kiş isteğdında bilinçaltı itmesi veya bu itilenlerin bilince çı inin i ş ı na kması nı önleme durumu. baskı nda tutmak altı * özgürlüğ engellemek. kı * Belirli ruhî etkinlik ve süreçleri. sı cı baskılı cı k * Baskınıiş cın i. pres. * Karştakı oyuncusunun hareketini ve sonuç alması engellemek amacı uygulanan yakı savunma ı m nı yla n durumu. nda oluş baskı bı kalı * Kitap kapları süslemeler basmak için kullanı kalı na lan p. gerçekleş in lması tirilmesinde veya tamamlanması baskı turan güç. sı nda * Bir maddeyi sıp ezen alet. baskı lı * Baskı olan. lediğ n u lan zı * Kı süreli. sa rı * (sertlik. * Bir eserin bası biçimi veya durumu. basketbolcu. tazyik. ı tları için ı rlı * Suç iş i veya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girme. na basketbolcu * Basketbol oyuncusu. sı baskı lı k baskı n * Bir masadaki kâğ n uçmaması üzerlerine konulan özel biçimdeki ağ k. baskı kalmak da * yağ yağ ktan sonra toprağ üst kı sertleş tohumlar fidelenip toprak üstüne çı mur dı ı n smı erek kmak. kazı resim. ş lar plara * Matbaacı baskılerini yapan kimse.* Beş kiş iki takı arası topu 3 m yükseklikteki karş klı er ilik m nda ı duran ağ lı geçirilmiş sepetten birine iki sokup sayı kazanmak esası dayanan bir oyun. * Bir eserin bası tekrarlanan her bir kezi.

kumaş ş gibi eylerin baskı için hazı sı rlanan kalı p. mı * İ kolu sı ile kalkıinebilen. üstünlüğ göstermek. . ahlâksı z. i n u lan zı * düş mana ansın saldı zı rmak. m mı * Pamuklu. basklârnet * Kalı sesli klârnet. * ansın konuk gelmek. rı baskıyapmak n * suç iş lendiğveya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girmek. * Pamuklu. * Disiplinsiz. üzerine kalı desen basma iş pla i. tülbent vb. üzerine kalı desen basan kimse. matbua. pla * Bohça ile köylerde eş satan kadı bohçacı ya n. baskıçı n kmak (veya gelmek) * (karş tı konusu olan kimseyi) geçmek. tülbent vb. * Gazete. kitap gibi bası hazı ile rlanmıyazış ş lıeyler. basma kalı bı * Kitap. . manı rıyla ı laş * bir yerde suç üstü yakalanmak. * Matbaacı lı k. * Terbiyesiz. baskız büyümek sı * serbest bir eğ itimle yetiş mek. basma * Basmak iş i. n baskül * Çoğ unlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardı yla tartmaya yarayan alet. * Bası ş lmı matbu. n baskız sı * Hak ve özgürlükleri kıtlanmamı sı ş . ı rma laş ünü baskıvermek n * anî ve habersiz girmek. basmahane * Basma yapı iş lan yeri. ortası veya uçları birine az çok yakı değmez bir noktaya ki ra p ndan ndan n iş dayanan kaldı raç. . basmacı * Basma yapan veya satan kimse. baskı ncı * Baskıyapan kimse. basmacı lı k * Basma alı satı . saldıda bulunmak. zı baskı uğ na ramak * düş n beklenmedik bir saldısı karş mak. * Üzerinde bası yapı ş ile lmırenkli biçimler bulunan pamuklu kumaş . * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. dergi. * beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. tezek. ı dı * Gübre.* düş manı avlayısaldı taraf savaşkazanı gafil p ran ı r. *İ skambil kâğ ile oynanan bir oyun.

kaplamak. ilbiber. taze soğ yeş an. mı l. bürümek. eyi. * Bir ş etkisinde kalı eziklik. tabetmek. aş nlı unu bastı k bastı rak bastık rı * Pestil. ı ı rlını nı eyin * (küçük çocuklar için) Ayakta durabilmek. n sı bastana salatası * Domates. baş tarda. kı k * (çocuk için) Yaramaz. durumunu kontrol edememek. * Bir ş üzerinde kalı mühür gibi bir araçla iz yapmak. p basmalı * Basma özelliğolan. i basmalı k * Üzerine bası ş lacak ey. n * Bazı isimlerle birlikte sertlik. * Bası i yapmak. kliş e. yük. üzüntü ve ağ k duymak. eyin p ı rlı basmakalı p * Özgünlüğ olmayan. basmakalı mak plaş * Basmakalıdurumuna gelmek. i bastı yeri bilmemek ğ ı * çok sevinmek. kı tı * Kapı arkadan bastı için kullanı ağ dayak. maydanoz. * Bir ş üzerine kuvvet vererek itmek. * Sışrarak yerleş kı tı tirmek. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. a * Çevreyi kaplamak. * ş kı ktan nerede olduğ seçememek. curuf gibi maddeleri ezmeye ve sışrmaya yarayan alet. bastı bacak * Bacakları sa veya çarpı(kimse). ey p. harcı ü iş âlem. çökmek. * Baskıyapmak. bilineni tekrarlayan. gittiğyerin bereketini kurutur. bastı yerde ot bitmez ğ ı * gittiğyere uğ i ursuzluk götürür. nane ve limon suyu kullanı yapı bir salata türü. * Bası yaparak sı ve gazları nç vı itmek. değ iklik göstermeyen. yı rmak lan aç * Ağ k. * Bkz. aş lıanlamları yardı fiil olarak kullanı ık rı nda mcı lı r. * Bastı rma. n * En kalısesli orkestra çalgı. baskı ı rlı . * Yol yapı nda çakıkum. basso * En kalıerkek sesi. . larak lan bastarda bastı * Kı ile piş yma irilmiş sebze. iş * Örtmek.basmak * Vücudun ağ ğ verecek biçimde ayak tabanı bir yere veya bir ş üzerine koymak. * Bir kimse bir yaş girmek.

nce. ünü * Bir kumaş kenarı kırı dikmek. * Zararlı olayı bir önlemek. bastoncu * Baston yapan veya satan kimse. bastonsuz * Bastonu olmayan. ı basur otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. sarı çiçek açan küçük bir bitki (Ranunculus ficaria). basur * Kalı bağ ıalt bölümünde ve anüste toplardamarları geniş n ı n rsağ n lemesiyle oluş varis. nda an ş ı ması baston francala * İ uzun ekmek. bastika * Bir yelken serenine veya herhangi bir ağ açı delik. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatı nı rmak. rmak ine bastım rı bastı rma * Bastı iş rmak i. ı n nı vıp * Gidermek. an basur memesi * Anüste geniş meme gibi uzamıdamar yını leyip ş ğ . basurlu . nemli ormanlarda biten. aç lan * Geminin baş tarafı ndaki yatıdireğ (cı k in vadranı dı ya doğ uzanan parçası n) ş arı ru . bastı rmak * Basmak iş yaptı ini rmak.bastılma rı * Bastılmak iş rı i. köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan. * Üstünlüğ göstermek. bastonlu * Bastonu olan. * (cevap için) Hemen yetiş tirmek. * Baskı yapmak. baston gibi (veya baston yutmuş gibi) * dimdik duran veya yürüyen (kimse). * Ansın birinin yanı gitmek. bastonculuk * Baston yapma veya satma iş i. * Ruh dünyası oluş tepkimelerin bilinç dına yansı . aca lan baston * Yürürken dayanmaya yarayan ağ veya metalden yapı araç. üzerine iyice düş mek. bastılmak rı * Bastı iş konu olmak. zı na * Birdenbire ve pek çok etkisini göstermek. * Bastı . hemoroit.

baş rı olmak ağsı * sıntı kı vermek.. * Önem veya yönetim bakı ndan ileride olan. bı nlıvermek. kafa. eyin ndan * Kasaplıhayvanlarda ve bazı k yiyeceklerde tane. kulak. * Deniz teknelerinde ön taraf. mı nda ik * Güreş pehlivanları ayrı kları derecenin en yükseğ te n ldı beş i. en önemli. yüksek nokta veya en ön. baş ağdüş aş ı mek * kiş inden kaybederek toplum içindeki durumu sarsı iliğ lmak. en aç * İ ve hayvanlarda beyin. baş rı ağtmak * tedirgin etmek. rsat baş ağ aş ı * Başaş ı ı ağgelmek üzere. * Para değ tirirken verilen veya alı üstelik. ı rı . baş ık ağ rlı * Ağ sı ı klet.. u * Baş ç. baş alamamak * çok uğ tı bir konu yüzünden vakit ve fı bulamamak. ağ gibi organları nsan ı z kapsayan.* Basuru olan. hemoroitli. * Bir ş genellikle toparlakça ucu. basübadelmevt * Ölümden sonra dirilme. nı ı yan indedir. ser. baş ağgelmek aş ı * tepesi üstü düş mek. raşran rsat baş almak * fı bulmak. esas. sarrafiye. baş ağgitmek aş ı . göz. baş ağetmek aş ı * tersine çevirmek. vücudun üst veya önünde bulunan bölüm. tohumları sabunculukta kullanı bir yağ ndan lan elde edilen. baş * Çı ban. eyin * Bir ş uçları biri. eyin nı * "Başkelimesi birçok deyimde "öz varlı kendisi" anlamı taş bir zamir niteliğ " k. en üstün anlamı birleş kelimeler yapar. langı * Temel. r baş rı ağsı * Baş ağması ta oluş rahatsı k. Asya'da yetiş bir ağ (Basia). can sı kkı k kmak. iş nan * Bir ş yakı veya çevresi. burun. * En uç. * Arazide en yüksek nokta. * Bir topluluğ yöneten kimse. baş n an zlı * Sürekli sıntı kı yaratan durum veya kimse. uğ tı raşrmak. baş adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden önce gelerek üleş ı na" tirme anlamı verir. basya baş * Sapotgillerden. * ".

leri baş lamak bağ * baş bir örtü örtmek. baş biti * Bkz. * dayanı ş mak. bit. aş heyecanlandı arı ı rı rmak. sevinçten çok mutlu duruma getirmek. baş döndürücü * (çabuklukta) olağ anüstü. baş çağ bı ı * Ustura. baş belâsı * Sınt ı kı .* sürekli zarar görmek veya kötüleş mek. nlı baş döndürücü . ı rı * baygı k verici. intisap etmek. baş ağgitmek aş ı * iş ters gitmek. baş çekmek * ön ayak olmak. üzüntü veren. baş a baş * Birlikte. ı na * baş vermek. beraber yaş amak. ak * birine veya bir ş bağ eye lanmak. baş a (veya kafa kafaya) vermek baş * iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuş mak. baş bulmak * (alıveriş kazanç bı ş te) rakmak. baş çevirtmek * başarkaya doğ döndürtmek. baş a bı baş rakmak * birinin. baş baş * çocukları"Allaha ı n smarladı anlamı ellerini baş na götürmelerini sağ k" nda ları lamak için söylenir. beraberce. baş bezi * Mendil. baş çanağ ı * Kafa tası . eyle z baş a olmak baş * birlikte bulunmak. ı ru * birinin arkası hayranlı bakmak. ndan kla baş döndürmek * baş dan. bir ş veya bir kimseyle yalnıkalması sağ eyle z nı lamak. sürekli zarar etmek. baş a kalmak baş * biriyle veya bir ş yalnı kalmak. aş . gururdan.

eğ * direnmekten vazgeçip buyruk altı girmek. te ta baş olan boş olmaz . arı baş gelmek * yenmek. tan ı çı baş rı fes içinde. başve kı üzerinde inip kalkmak. kol kılıyen içinde kılı r rı r * aile içindeki. kabarmak. baş nereye giderse. aş na. ortaya çı kmak. eyi baş mek eğ * saygı göstermek için baş erek selâmlamak. baş göstermek * belirmek. inkı etmek. kaldı i. baş kazanmak (kazanmamak). baş mak koş * bir işbaş i armak için çalı ş mak. istersen soğ başol ol an ı * küçük bir iş de olsa. baş da. eğ baş ç vurmak kı * baş gelen dalgalarla gemi. arkadaş arası lar ndaki uyuş klar yabancı duyurulmamalır. baş olmak önemlidir. vuku bulmak. baş kaldı rma * baş rmak işisyan. zuhur etmek. baş olmak göz * evlenmek. na yat baş elde iken * ölmeden. baş etmek göz * evlendirmek.* Ş kı serseme çevirici. baş kaldı rmak * ayaklanmak. baş kesmek * selâm için baş mek. baş kaldı ı nı rmamak. mazlı lara dı baş komak (koymak) * bir ş uğ ey runa ölümü göze almak. gücü yetmek. isyan etmek. yaş arken sağ iken. baş etmek (veya edememek) * gücü yetmek (yetmemek). p ecek baş edebilmek * bir kimseyi yola getirmeye veya bir ş yapmaya gücü yetmek. baş dönmesi * Göz kararıdüş gibi olma. baş kaldı rmamak * Bkz. ı * iyice coş mak. her iş onları te örnek tutarlar. yönetime karşgelmek. ayak da oraya gider * küçükler büyüklerin izinde gider.

kları dı baş yarma * Vida yapı nda kullanı olan perçinlerin baş na tornavida yerleri açmak iş mı lacak ları i. nları nlı baş sallamak * karş ndakinin her sözünü uygun bulur görünmek. in ini nda lan baş vermek * (çı olgunlaş ban) mak. çevirmek. baş tutamamak * rüzgâr. * (gemi. * (buğ vb. nları nlı baş lı dilemek sağğ ı * ölen bir kimsenin yakı na ilgi ve yakı k anlatan söz söylemek. el üstünde tutmak. erini baş üstünde tutmak * çok iyi ağ ı rlamak. değ hiç yitirmeyen eser. baş lı sağğ ı * Ölen bir kimsenin yakı na söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. ı sı baş tacı * Çok sevilen. baş üstünde yeri var * büyük bir saygı ilgi ile karş r veya ağ r. ı baş ucu * Yatı bir yerin baş lan konulan yönü veya yakı. baş tutmak * elebaşolmak. ve ı lanı ı rlanı baş üstüne * bir dileğ yerine getirileceğ içtenlikle belirtmek için "peki" anlamı kullanı söz. yapıı rtı lındaki veya yükseliş ş indeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak. baş yapmak * (kuaför) saç bakı ve tuvaleti yapmak. baş oluş ak mak. rotadan çı kmak. fı na yüzünden. baş örtüsü * Bkz. kayı döndürmek. baş etmek tacı baş etmek tacı * çok sevmek ve saymak. k k lan. bitkiler) baş bağ day ak lamaya baş lamak. kol kılı yarı (kılı r r) rı kürk (yen) içinde r * aile içindeki kiş ilerin anlaş mazlı aile içinde kalmalır. * iş ı baş ndaki kiş iş inin i çoktur. m baş lı rı börk (fes) içinde. nı baş kitabı ucu * Sısıyararlanı ana bilgileri veren. k) baş yakmak * kötü duruma düş ürmek.* bir yerde baş olan kimse taş ğdeğ dolayıyla o yere gelmiş ı ı er dı sı tir. baş örtü. çok yüksek tutulan (kimse veya ş ey). .

baş baş a * birinden üstün olmadan. arası . pehlivanlıiçin yarı k ş mak. * Arpa. baş yemek (baş yemek) ı nı * birinin ölümüne veya yok olması sebep olmak. it baş baş a noktası * bir yabancı paranı veya değ kâğ n piyasa değ ile üstünde yazıdeğ aynı n erli ı dı eri lı erin olması durumu. baş gelen çekilir a * çaresiz durumlara düş üldüğ ünde insanıkendini üzüntüye kaptı p bu durumlara katlanmasın olağ n rmayı nı an ve doğ bulunduğ anlatı ru unu r. baş baş a * Eş durumda. baş çı a kmak * bir ş gücü yetmek. bağ larda dökülmüş veya tek tük kalmıolan ürün. ş baş aç ağ * Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yı l halkaları çember biçiminde görüntü veren ağ aç. ş baş bağ ak lamak (veya tutmak) * arpa. ak mak. buğ yulaf gibi ekinlerde baş oluş day. Baş ak baş ak * Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi burçları nda bulunan burcun adıZodyak. baş k akçı . * en üstün sonucu elde etmek için mücadele vermek. i rabilmek. it baş baş a gelmek * eş olmak. baş toplamak ak * tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplamak. baş gelmek a * (kötü bir duruma) uğ ramak. dengeli olarak. baş güreş a mek * yağ güreş en usta pehlivanlar baş lı te. baş akçı * Tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplayan kimse.baş ğ yastı ı * Yatakta baş altı konulan yastı ı na n k. baş vermek a * değ tokuş iş yaparken üste bazıeyler vermek. na * birinin güç duruma düş mesine yol açmak. eye baş geçmek a * en üstün yeri almak. ı yan lçı baş . baş çı a kmak * güçlükler çı karan biriyle olan iş kendi istediğyolda sonuçlandı ini. * Tarlalarda. denk olmak. buğ yulaf gibi ekinlerin taneleri taş kı klı ı day.

muvaffakı yet. muvaffakı arı yetsiz. * Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğ ları uş . arı * Bir sporcunun yapabileceğen iyi derece. tutmak. . baş aktörlük * Baş aktörün işveya mesleğ i i. * Baş lmı üstesinden gelinmiş arı ş .* Çiçeklerde baş ı turan çiçek demeti veya topluluğ ağoluş u. performans. * Baş lı biçimde. takat sırı i nı. baş aklamak * Tarlalarda. baş aklanmak * Baş bağ ak lamak. baş aklama * Baş aklamak iş i. bağ larda kalmıdöküntüleri toplamak. * Baş göstermeyen. baş altı * Yağ güreş pehlivanları ayrı ğbeş lı te n ldı ı derecenin ikincisi. n baş aktrislik * Baş aktrisin işveya mesleğ i i. arı baş m arı * Elde edilen bir baş . baş arı * Baş armak işveya baş lan iş i arı . muvaffakı arı yetsiz. baş lmak arı * Baş ile sona ermek. * Baş lamayan. ka baş aktör * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli erkek oyuncu. ş baş aklanma * Baş aklanmak durumu. arıbir arı baş lma arı * Baş lmak iş arı i. baş göstererek. muvaffakı arı yetli. baş aktris * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli kadıoyuncu. baş lı arı * Baş gösteren. ağolan * Arka ucu baş biçimde olan (ok). baş gösterememek. * Baş göstermeyerek. arı baş sı arız baş sıolmak arız * baş sağ arı layamamak. baş göstermek (veya kazanmak) arı * baş armak. arı . baş aklı * Baş ı (ekin).

nda mı ta baş karakter at * Bir melezde her zaman ortaya çı karakter. baş bakanlı k * Baş bakan olma durumu ve baş bakanıgörevi. bakanlar kurulunun baş kabinenin baş baş kanı ı . ı inde tı lı u * Eski Türklerde başbaş komutan. baş bakan * Hükûmet baş . muvaffak olmak. ş ı tı baş bayi baş buğ * Bir dağ m iş bütün bayilerin bağ bulunduğ ana bayi. * Baş bakan ve görevlilerinin çalı ğdaire. baş asistanlı k * Baş asistan olma durumu. n * Baş bakanı makamı n . miş ğ ı ı * Çiçeklerin erkek organları çiçek tozunu taş torbacı haş nda ı yan k. n baş at * Benzerleri arası güç ve önem bakı ndan baş gelen. sır başsatan kimse. baş armak * Bir işistenilen biçimde bitirmek. * Çiğ veya piş koyun. . kan baş k atlı * Baş olma durumu. baş arma * Baş armak iş i. ı vekil. * Baş asistanıgörevi. i baş asistan * En üst derecedeki asistan. hâkim. at baş k yasası atlı * Irk karı nda güçlü öz yapın sonraki soylardan üstün geldiğ kanı ş ması nı ini tlayan yasa.baş sı ğ uğ arızlı ramak a * baş sıolmak. muvaffakı arız yetsizlik. efe. dominant. baş çı * İçi baş ş ı . baş k çı . kan. * Osmanlımparatorluğ İ unda savaş zamanı ka birliklerden ayrı bir araya getirilerek oluş baş lı p turulan birliğ in veya milis güçlerinin komutanı . . baş çavuş luk * Astsubay baş çavuş rütbesi. hâkimiyet. arız baş sı k arızlı * Baş sıolma durumu. baş çavuş * Astsubay baş çavuş . kuzu. * Yeniçeri ocağ n çavuş ı nı u.

baş hekim * Bir hastahaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim. ş yapı aheser. * Yeniçeri bölüklerinin en kı demsiz subayı erlerinin en kı ve demlisi. baş hakem * Yarı ş veya oyunu yöneten hakemlerin baş mayı ı . baş dizgicilik * Dizgicilerin baş ı . baş kâtip. baş tabip. baş dekorculuk * Baş dekorcunun işveya mesleğ i i. baş eksper * Eksperlerin baş ı .baş ş danı man * Danı ş manlarıbaş n ı . baş dizgici * Bir bası evindeki dizgicilerin baş baş m ı mürettip. danı manı i baş dekorcu * Dekorcuları baş dekor hazı n ı . baş eser * Kendi türünde en mükemmel eser. baş gedikli * En yüksek rütbeli astsubay. . * En iyi ürün için tespit edilen fiyat. baş garson * Garsonlarıbaş metrdotel. * Baş hekimin makamı . baş efendi * Devlet dairelerinde kı demli memur. . n ı . i. baş ş danı manlı k * Baş ş n işveya görevi. sermürettip. baş dümenci * Dümencilerin baş ı . baş hekimlik * Baş hekimin görevi. baş garsonluk * Baş garson olma durumu. baş eski * En kı demli kimse. baş dümeni * Gemi veya teknelerin baş yerleş ı na tirilen ve iyi bir manevra sağ layan dümen. sertabip. baş t. baş fiyat baş gardiyan * Gardiyanlarıbaş n ı . rlamada en üst sorumlu. * Baş garsonun işmetrdotellik.

nda başbağ ı lı * Serbest olmayan. . açı başdimdik ı * Onurlu. gururlu. kı lı başdevletli ı * Talihli.baş hemş ire * Bir klinik veya hastahanede hemş ireleri yönetmekle görevlendirilmiş hemş ire. başbağ ı lanmak * biri evlendirilmek. sıntıbir durumda. başağmak ı rı * bir iş dolayı ten sorumlu duruma düş mek. başdertte ı * çözülmesi güç. kı ya başdaralmak ı * (para yönünden) sıntı darlı düş kı ya. ön ayak olmak. bahtı k. veya başçatlamak ı * başçok ağ mak. kı lı başbelâya girmek (veya uğ ı ramak) * sıcı kı. zlı sıntı başderde girmek ı * sıntıbir duruma düş kı lı mek. başbelâda ı * çözülmesi güç. kendi yanı tutmak. * birini yandaş olarak kazanmak. başdara düş ı mek * sıntı girmek. baş hemş irelik * Baş ire olma durumu. ğ mek. a başdarda kalmak ı * parası ktan dolayıkı da olmak. başdinç ı * Kaygız ve tasası sı olmayan. sıntıdurumda. * Evli. ı laş başbütün ı * eş i hayatta olan (karı koca). ı rı başçekmek ı * herhangi bir konuda önde gitmek. hemş baş hostes * Hava yolları hosteslerin en deneyimlisi ve yapı sefer boyunca hizmetten sorumlu kimse. nda lan başaçı ı k * Örtü veya ş ile başörtülmemiş apka ı . üzücü bir durumla karş mak.

ı r baştutmak ı * gürültüden veya üzüntüden başağmak. rgı kla. * para veya mevki sebebiyle ş ıp ş aş ı rı marmak. "annenizin başiçin" gibi sözlerde değ bir kiş ı ı erli i ortaya konarak kullanı ant lan veya yalvarma sözü. başnâra yanmak ı * baş uğ kası runa büyük bir zarara uğ ramak. başkalabalı ı k * yanı bir işkonuş nda i amayacak kadar çok kimse var. başönünde ı * uslu. zor durumda kalmak. çevrede gözü olmayan. ı sı başsıya gelmek ı kı * herhangi bir güçlük karş nda bunalmak. ı sı baştaşdeğ ı a mek * ağ bir durum kendisine ders olmak. a p ş başyerde ı * utançla. başsılmak (veya sış ı kı kı mak) * herhangi bir güçlük karş nda kalmak. ayağ n altı yerin çekilmesi gibi bir duygu gelmek. ünce ş ı başyastı düş ı ğ mek a * yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak. yanı ı nı ndan * sıntı kı yaratan bir durum karş nda bunalmak. ağ ı rlanmak. unu (dağ * Sevdadan veya içkiden sarhoş . bunalmak. ı sı * görkemli bir ş karş nda ş ı ey ı sı aş rmak. başkazan gibi olmak ı * baş ı çok ağ ve uğ nda rı ultulu bir sersemlik olmak. kı nlı üzüntüyle.başdönmek ı * insana. a başhavada ı * sevinçli. eş n dönmesi. başyastıyüzü görmemek ı k * yatağ yatıuyumamıolmak. * bir düş veya davranı uygun bulmak. başiçin ı * "çocuğ umuzun başiçin". başyerine gelmek ı . başhoş ı olmamak * bir ş eyden hoş lanmamak. ı rı başüstünde yeri olmak ı * her zaman iyi karş ı lanmak. başdumanlı ı * Doruğ sis bürümüş ). başgöğ ermek (veya değ ı e mek) * beklenmeyen bir mutluluğ ermek.

kendini beğ enmiş . * Baş örtmeden. baş belâ olmak (veya kesilmek) ı na * sıntı kı vermek. baş sağ ı n olsun * yakı ndan birini toprağ vermiş kimseye söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. ı nı baş gözüm üstüne ı m * belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatı r. baskız. seve seve. na lmısivil çı * Düzensiz topluluk. * Kargaş . * Yönetimsiz. başzapt olunmamak ı * binicisini alıgötürmek. nları a bir nlı baş balta kesilmek (veya olmak) ı na * sürekli istemek. rakı ş . sı baş bı ı boş rakmak * üstünde hiçbir baskı denetim bulundurmamak. musallat olmak. karı . kendi havası bı veya na rakmak. baş ı kabak * Saçı dökülmüş veya dibinden kesilmiş . içinden çılamayan. başyukarda ı * onurlu. alı ş ı kı baş ı bozukluk * Baş ı bozuk olma durumu. ı boş baş ı bozuk * Askerlerin arası katı ş savaş . disiplinsizlik. karık. srar baş belâ açmak ı na * kötü bir olay dolayıyla dert sahibi olmak. * Düzensiz davranı düzensizlik. ı etmek. altı ş anı eni baş luk ı boş * Baş olma durumu. baş bir hâl gelmek ı na * kötü bir duruma uğ ramak. görüş olmamak.* zihin yorgunluğ geçmiş u olmak. ş . inat etmek. baş beraber ı mla * memnunlukla. kibirli. p baş ı boş * Bir ş veya kimseye bağ olmayan. başyumuş ı ak * Uysal. denetimsiz. . sı baş belâ almak ı na * bir sorunla karş mak. eye lı * Bağ lanmamı serbest bı lmı ş . kötü bir duruma düş ı laş mek. tedirgin etmek. baş kalmak ı boş * baskı nda bulunmamak. söz dinler (kimse). * ölüm ihtimalini bildirmek için kullanı lı r.

eyin ini baş çı ı karmak na *ş ı martmak. eyi baş çalsı ı na n * birine verilmek istenilen bir ş öfke ve nefretle geri çevrildiğ anlatmak için söylenir. nefretle geri vermek. ş ta baş dert etmek (veya açmak) ı na * bir ş üzüntü konusu yapmak. i baş dikmek ı na * birini veya bir ş korumak için bir kimseyi görevlendirmek. zı i baş çalmak ı na * bir ş öfkeyle. aş bir rtı ı laş baş güneş ı na geçmek * güneş çarpmak. baş gelmek ı na * bir görevin baş gelmek. baş çı ı kmak na * birinden yüz bulup ona karşpek ş kça davranmak. baş iş ı açmak na * uğ tıcı üzücü bir iş çı raşrı ve in kması yol açmak. ı ı marı baş çorap örmek ı na * birine. na baş iş karmak ı çı na * istenilmeyen veya uğ tıcı iş yol açmak. in * bir işyapmaya baş i lamak. ı na * kötü bir durumla karş mak. eyi ı na baş geçmek ı na * görevi altı bulundurmak. ş ı cı olay veya durumla karş mak. kaldı baş dolamak ı na * musallat etmek. eyi * bir içeceğkabı i yukarı rarak sonuna dek içmek. ı na * bir ş öfke ile birisinin baş vurmak. ı laş * beklenmedik. haberi olmadan kötü duruma düş ürücü davranı bulunmak. nda * bir iş yönetimini ele almak. baş geçirmek ı na * baş giymek. eyi baş devlet kuş konmak ı na u * beklemediğbüyük bir nimeti ele geçirmek.baş buyruk ı na * kimseden izin almaksın dilediğgibi davranan. baş dünyanı belâsı sarmak ı na n nı * büyük felâket getirmek. ı r * üstüne kalmak. raşrı bir e . baş ekş ı na imek * ağ yük olmak. çok yüz vermek.

önde geleni. baş beklemek (veya durmak) ı nda * yanı durup gözetlemek. baş kavak yeli esmek ı nda * (genç için) sorumluluk duygusundan uzak. baş karalar bağ ı na lamak * çok kederlenmek. lan inde in k ini . işkoyulmak. eğ lence peş koş inde mak. hiddete kapı lmak. i i u ı laş baş kan çı ı na kmak * öfkelenmek. zevk. e baş sarmak ı na * birine musallat etmek. ağ ndan lokması al ı na zı nı * uysal ve sessiz kimseler için kullanı lı r. lan i ktı baş kakmak ı na * yapı bir iyiliğyüzüne vurarak birini üzmek. * (gaz veya sı caktan) başağmak. nda baş değ ı nda irmen çevirmek * gürültü ile tedirgin etmek. er baş taş mek (veya yağ ı na düş mak) * felâkete uğ ramak. baş paralansı ı nda n * yapı bir iyilik çok söylendiğ o iyiliğ artıistenmediğ belirten bir söz. baş olmak ı nda * yöneticisi olmak. lan i baş kalmak ı na * istemediğhâlde bir işyapmak veya bir kimseye bakmak zorunluğ ile karş mak. * gerçekleş meyecek ş düş eyler ünerek vakit geçirme. baş vur. baş olmak ı nda * aynıkı lı sıntıdurumda bulunmak. baş ı nda * (bir ş sı önde olanı eyin) rada . kontrolünü yitirmek. zor durumda bı rakmak. baş taç etmek ı na * çok değ vermek. baş vurmak ı na * (içtiğiçki) ne yaptını i ğ bilemez bir duruma düş ı ürmek. ı rı baş yı ı kmak na * harap etmek. ilgi göstermek. ı laş baş kakı etmek ı na nç * yapı bir iyiliğsürekli olarak söyleyerek bı rmak. baş oturmak ı na * Bir işyapmaya baş i lamak.baş iş kmak ı çı na * boşgitmeyen ve beklenmedik bir iş a veya olayla karş mak.

baş bir yere bağ ı nı lamak * birini bir işyerleş e tirmek. rı baş ı savmak ndan * bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaşrmak. iş sizlikten. ek baş ı almak ndan * kurtulmak. sorumluluğ atmak. ı boş baş boş rakmak ı nı bı * yalnıveya serbest bı z rakmak. u baş ı aş ı ndan ağkaynar sular dökülmek * üzüntülü veya kötü bir olay karş nda birdenbire büyük bir sıntı ı sı kı duymak. ı na baş bağ ı nı lamak * birini niş anlamak veya evlendirmek. ı baş alamamak ı nı * bir ş eyden kurtulamamak. i pek baş ı atmak ndan * yapı güç bir işyapmaktan kendini kurtarmak. tı baş ağtmak ı rı nı * gereksiz sözlerle birini bunaltmak. * bir iş birini tedirgin etmek. baş alıgitmek ı p nı * izin almadan ve gideceğyeri bildirmeden gitmek. cezalandılmaktan korkmak. .baş torbası ı nda eksik * eş gibi bir adam. savuş i mak. uğ tı için raşrmak. baş luktan kurtarmak. ğ kiye baş ı büyük iş giriş (veya kalkı ndan lere mek ş mak) * gücünün üstünde olan iş kalkı lere ş mak. lması i tan baş ı korkmak ndan * hayatı kaygı ndan duymak. baş ağtmamak (veya baş zı rı ı rı nı ı ağtmayayı nı m) * uzun uzun anlatı bir sorunu sonuca bağ lan larken sözün uzadını ğ anlatmak için söylenir. kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek. baş ateş yakmak ı nı lere * baş büyük bir dert almak. lı a. baş beklemek ı nı * gözetlemek. baş belâya sokmak ı nı * birini. baş ı aş n olmak ndan kı * iş çok olmak. baş ı geçmek ndan * daha önce aynı duruma uğ ş ramıolmak. lması i * sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlı bir iliş son vermek. baş ı kesmek ndan * yapı istenmeyen bir işbaş engellemek.

yataktan çı kamamak. i baş istemek ı nı * öldürülmesini istemek. baş gözünü yarmak ı nı * bir işkötü yapmak. kı lı baş dik tutmak ı nı * onurunu korumak. sis bürümek. baş kaldı ı nı rmamak (veya kaldı ramamak) * bir işaralı z sürdürmek. kellesini uçurmak. man baş toplamak ı nı * (kadı saçı toplayıbaş bir çeki düzen vermek. sakin kalmak. baş dinlemek ı nı * sessiz. baş derde sokmak ı nı * sıntıbir duruma girmek veya getirilmek. baş nâra yakmak ı nı * birini ağ bir zarara uğ ı r ratmak. baş kaş ı nı ı vakti olmamak (veya baş kaş maya ı nı ı yacak vakti olmamak) * arada en ufak baş bir iş ka yapamayacak kadar sış durumda bulunmak. baş sokmak ı nı * barı nacak bir yer bulmak. baş kurtarmak ı nı * canı korumak. baş duman almak ı nı * sis kaplamak. baş ezmek ı nı * bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek. bir iş i i istenildiğgibi yapmamak. * kendine hayran bı rakmak. baş ortaya koymak ı nı * bir iş giriş e irken ölümü göze almak. nı * geçimini sağ layacak bir duruma gelmek. baş taş taş vurmak ı tan a nı * çaresiz kalarak çok piş olmak.baş çatmak ı nı * baş rını ağsı önlemek için alnı üstünden arkaya doğ eş ve benzeri ş n ru arp eyleri çepeçevre bağ lamak. baş döndürmek ı nı * mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek. . kık ı baş koltuğ ı nı unun altı almak na * ölümü göze alarak bir işgiriş e mek. n) nı p ı na baş uçurmak ı nı * Bkz. baş çı ı karmak nı * (bitki için) filizlenmeye baş lamak. i ksı * iyileş ememek.

iş . baş yakmak ı nı * güç bir duruma sokmak. er baş iş mu? ka i yok * Bu iş ne diye karıyor? Bu iş ilgilendirmez. ş ş ş ı ı ı ü * Konu edilen. baş kası kaları biçiminde kullanı lı r. baş biri ka * diğ bir kimse. ka eyle kı lı baş n dikine gitmek ı nı * kendi düş ve görüş ünce ünün en iyi olduğ inanarak kimsenin öğ una üdünü. baş n etini yemek ı nı * karş ndakini bezdirinceye. baş n çaresine bakmak ı nı * kimseden yardı görmeden kendi iş kendi yapmak. değik görünmek. uyarını sı dinlememek. na baş n altı ı nı nda * yastını altı ğ n nda. m ini baş n derdine düş ı nı mek * baş bir ş ilgilenmeyecek kadar sıntıdurumda bulunmak. baş kafiye * Dize baş nda aynı ları kelime olmamak kaydı aynı yla sesleri veren kelimelerden oluş kafiye. baş yemek ı nı * yok olması sebep olmak. kiş baş ı kalaş m * Bir kütlenin fizikçe ve kimyaca değmesi. özveri. bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak baş . istihale. baş kahraman * Bir eserde baş oynayan kiş baş i. e ş ı onu baş olmak ka * farklı olmak.baş vermek ı nı * kendini feda etmek. ı baş n altı çı ı nı ndan kmak * birinin hilesiyle yapı lmak. iş baş kaca * Ayrı ca. değ ik. . özge. an * Birden çok imam bulunan camilerde yönetici durumundaki imam. bı rı ı sı ktıncaya kadar sürekli konuş veya söylemek. * Nitelik yönünden alılmın dında bir üstünlüğ olan. rolü i. metamorfizm. lan ı ş baş imam baş ka * Bilinenden ayrı iş farklı . * "Ayrı üstelik bir yana" anlamları -dan / -den baş biçiminde kullanı ca nda ka lı r. mak baş n gözünün sadakası ı nı * başgelecek bir belâyı a savmak veya önlemek için yapı bağ.

baş tı kalaşrmak * Baş bir duruma getirmek. ş ı iş iş baş kâtiplik * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. istihale etmek. un. farklı kazanmak. bozulmak. e mek. veya u. kan baş k makamı kanlı * Baş n odasın bulunduğ veya oturduğ yer. riyaset. baş vekili kan * Baş n iş görmesi için yerine bı ğveya yetki verdiğkimse.baş ma kalaş * Baş mak iş kalaş i. ka baş rı kaldı * Ayaklanma. kanı nı u u baş k sistemi kanlı * Devlet yönetiminde tek bir kiş baş ğ hükûmet etme ve devleti yönetme esası bağ siyasî inin kanlında ı na lı sistem. reis. baş k kalı baş kan * Bir topluluğ bir toplantın veya bir derneğ baş bulunan kimse. baş karakter * Oyunun önde gelen aslî karakteri . baş mak kalaş * Baş bir varlı niteliğ dönüş ka ğ a. kan * Baş n görevi veya makamı kanı . baş tı kalaşrma * Baş tı iş kalaşrmak i. . nı in ı nda * Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin baş ı . baş kası baş kâtip * Diğ bir ş s. diğ ötekisi. er ahı eri. kana m baş k kanlı * Baş olma durumu. kanı ini raktı ı i baş yardı sı kan mcı * Baş yardı eden sorumlu ve yetkili kimse. değ ik olma durumu. değmek. * Alılana benzememe. . baş k etmek kanlı * bir toplantı topluluğ baş olarak yönetmek. * Embriyon evresinden ergin olana değ bir hayvanı geçirdiğbiçim ve yapı iş in n i değimleri. metamorfoz. reislik. baş kent * Baş ş ehir. aslî tipi. baş kentlik . * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. istihale. iş lı k * Biçim değtirmek. iş * Kötüleş mek. herhangi bir kimse. isyan. değ iklik.

kent baş kesit * Ağ n boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yı acı l halkaların çember biçiminde görüntü verdiğyüzey. bu halkla ilgili. ş la nda . baş komutan * Savaş bir devletin bütün kara. nı i baş kilise baş i kiş * Piskoposluk makamı büyük kilise. ta baş kumandan. n * Baş komutanımakamı n . deniz ve hava kuvvetlerine komuta eden en büyük komutan. Baş kurtça * Baş Türkçesi. katedral. baş e köş * Bir yerde en saygı kiş veya büyüklerin oturması ayrı yer. Baş kurt * Rusya'daki Baş kurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaş Türk halkı bu halkısoyundan olan kimse. n ilere lan baş kumandan * Baş komutan. n inin için lan baş eye kurulmak köş * saygıkiş ayrı yere oturmak. olan * Bir eserin veya bir oyunun en önemli kiş baş isi.* Baş olma durumu. baş komutanlı k * Baş komutanıgörevi. n nda langı baş vuruş lama u * Futbolda oyuna ilk baş lamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapı vuruş lan . baş kumandanlı k * Baş komutanlı k. kurt baş lâhana * Yaprakları kı sı. baş konakçı * Asalağ en iyi geliş i. baş konsolos * En yüksek derecedeki konsolos. baş lama! * (hoş olmayan bir söz veya davranı ilgili olarak) "tekrarlama" anlamı emir. dolayıyla en çok yararlandı ve yaş ı n tiğ sı ğ ı amaktan hoş ğkonakçı landı ı . kahraman. yuvarlak baş lâhana (Brassica oleracea). ayan veya n * Bu halka özgü olan. serdar. lı baş lama * Baş lamak iş i. baş meridyeni lama * Boylamlarıhesabı baş ç olarak kabul edilen meridyen. baş konsolosluk * Baş konsolosun görevi. * Baş konsolosun makamı .

baş lı * Başolan. na * (birinin) Kötü konuş na yol açmak. e mek. baş ğnokta veya tarih olarak kabul etmek. i. . bir hayatıvb. başca lı * En önemli. iş yürür duruma girmek. * Görünmek. * Etkisini gösterme. fı sın. ine * Baş mak. in. baş ş layı * Baş lamak iş i veya biçimi. i yapı baş latma * Baş latmak iş i. doğ mak. oluş baş lma latı * Baş lmak iş latı i. ta . bir n ndan baş ç tutmak langı * bir iş bir dönemin. baş lmak latı * Baş latmak iş lmak. * Hoş olmayan bir davranı koyulmak. müptedi. in eyin ladı ı * Sır sayını sayı rusundaki yeri. ş ler. ortaya çı kmak. ş a baş ç langı * Bir iş bir dönemin. * Çalır. ladı ı baş lma lanı * Baş lmak iş lanı i. ı na. ı baş baş lı ı na * Baş ş ka eylerden ayrı olarak kendi baş tek baş ı na. baş gelen. n * Ön söz veya girişmukaddime. belirtmek. baş lanmak * Baş lamak iş konu olmak. ı * Olmak. baş latmak * Baş laması yol açmak. ması baş cı layı * Bir ş öğ ey renmeye yeni baş layan (kimse).baş lamak * Bir iş giriş harekete geçmek. baş lmak lanı * Baş lanmak. oluş mak. doğ * Parametrelenmiş yayıuçları biri.nin ilk bölümü. baş lanma * Baş lanmak iş i. baş ç noktası langı * Bir iş veya ş baş ğyer.

kıkardeşkıve hasekilerine bağ ahı z . çı lan ayakkabı bekçilik eden kimse. anteti olan. damadıkaynatası ödemesi görenek olan para. baş maklı k * Padiş n anne. paş makçı . * Bazı bölgelerde. nı lı u sı başk atmak (veya koymak) lı * bir yazı başk olarak ad bulmak. sermuharrir. giriş bölümünde. karı lara baş makçı lı k * Baş makçın iş nı i. serlevha. * Bir yazın. lı ı * Antetli. ı baş muharrir * Baş yazar. öğ baş mubassı r * Gözetmenlerin başolan kimse. antet. serpuş ı . . z lanan ödenek. na başkçı lı başklı lı * Başğolan. evlenirken. baş misafir * En değ konuk. başksı lı z * Başğolmayan. satan kimse. na lan * Tekerlek parmakların çakıolduğ kım. baş mal * Anamal. erli baş muallim * Baş retmen. arpalı k. kapital. takke. . * (camide) Ayakkabı konulan yer. külâh. bir direğ tepeliğ in i. ya lı başk vermek lı * bazı bölgelerde. has. paş * Başk yapan veya satan (kimse). lı baş makale * Baş . lı ı baş mabeyinci * Osmanlı sarayı mabeyincilerin baş nda ı . baş mak * Ayakkabı mak. a * Bir sütunun. sermaye.başk lı * Genellikle başkorumak için giyilen nesne. bir kitabıbölümlerinin baş konulan ve konuyu kı tanı yazı nı n ı na saca tan . * Camilerde. * Hayvan koş umunun baş geçirilen bölümü. evlenirken damat kaynatası para veya mal vermek. yazı baş makçı * Ayakkabı yapan. n na * Tablalarıveya iş n parçaların düzgün kalması sağ nı nı lamak amacı baş ile tarafları takı parça. top. öğ baş muallimlik * Baş retmenlik.

müdür. sermürettip. eş nları nı kları arp. baş örtülü * Baş baş ile örtmüş ı nı örtü olan (kadı n). ı baş müsevvit * Yazı müsveddeleri hazı rlayan ve adı müsevvit denen memurlarıbaş . baş müfettiş lik * Baş müfettiş olma durumu. * Baş müdürün çalı ğdaire. baş retmen öğ * (ilkokullarda) Yönetimden sorumlu olan öğ retmen. ş ı tı baş müfettiş * En üst düzeydeki müfettiş . rolü ran baş oyunculuk * Baş oyuncu olma durumu. baş oyuncu * Bir filmde veya tiyatro eserinde baş canlandı oyuncu. ı baş müdür * En üst düzeydeki müdür. . ı baş mürettip * Baş dizgici. baş murakı k plı * Baş murakın yaptı iş bı ğ . baş mühendislik * Baş mühendisin yaptı iş ğ veya görev. baş retmenlik öğ * Baş retmen olma durumu. baş müdürlük * Baş müdürle yönetilen kuruluş . öğ baş örtü * Kadı n saçları örtmek için kullandı örtü. baş mürettiplik * Baş mürettibin yaptı iş ğ . baş murakı p * En üst düzeydeki denetçi. baş oda * Geleneksel Türk evinde özellikle konuklarıağ n ı rlandı büyük ve özenli döş ğ ı enmiş oda. baş mühendis * En üst düzeydeki mühendis. na n kanı baş nokta * Baş ç noktası langı .baş muharrirlik * Baş yazar olma durumu.

baş papaz * Bazı kiliselerin papazları öteki papazlara göre bir üstünlük veren unvan. erksizlik. baş pehlivanlı k * Baş pehlivan olma durumu. anarş ve i. ı * Yöneticisi. kent. * Bir filmin veya bir tiyatro eserinin baş isini canlandı iş kiş rma i. başz sı * Başolmayan. kanı * Başveya baş bulunmama durumu. baş rejisörlük * Baş yönetmenlik. baş rejisör * Baş yönetmen. baş piskoposluk * Baş piskoposun görevi ve makamı . na. baş lı savcı k * Baş savcı olma durumu. başzlı sı k başehir ş baş (veya baş ta ı bulunmak nda) * bir iş yöneticisi olmak. baş rahiplik * Baş rahibin görevi. * Bir devletin yönetim merkezi olan ş devlet merkezi. baş savcı * En üst düzeydeki savcı . baş papazlı k * Baş papazıgörevi ve makamı n . baş parmak * El ve ayakta bulunan en kalı parmak. baş rahip * Manastı rlarda en kı demli ve yönetimden sorumlu rahip. baş piskopos * Katoliklerde piskoposlarıbaşolan din adamı n ı . * Baş papazısorumluluğ n unda olan bölge. baş ehir. . baş olmayan. üstün durumda olmak. in baş gelmek ta * önde olmak. ı kanı * Yasası hükûmeti olmayan topluluk. * Baş nı görevi veya makamı savcın . n baş pehlivan * Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan. baş rol * Baş oyuncunun rolü.

baş savmacı tan * Bir işyapmamak veya savsaklamak için bahane bulma. baş savma tan * üstünkörü. u baş tabip * Baş hekim. isyancı . pek çoğ almak. na amak. yeniden. baş taş ta ı mak * çok saygı göstermek. ı sı ı nı baş kara gitmek (veya etmek) tan * sonunu düş ünmeyerek hesapsı batarcası yaş z. baş taban * Yunan ve Roma mimarlı nda. gemi baş karaya vurup oturmak. baş tabiplik * Baş hekimlik. bütünü. * Baş ı sonuna kadar. baş i ı savma veya atma. hepsi bir arada.baş gitmek ta * en ileri durumda bulunmak. düzen bozucu. baş tan * baş ı alarak. bütünüyle. baş çı tan kmak * ahlâkı bozulmak. baş kara etmek tan * batma tehlikesi karş nda. baş baş tan a * Tamamen. baş maz tanı * Asi. uzun taş lerin oluş kiriş turduğ bölüm. her zaman. sütunlarıüstüne oturan ve iki sütun arası kları n ndaki uzaklın üstünü örten ğ ı büyük. ndan baş aş ı tan ağ * Hepsi. baş kalmı(veya kalma) tan ş * baş tarafı kullanı ş kası ndan lmı . baş aş tan mak * pek çok olmak. baş sona tan * Daima. özen göstermeden. bir kez daha. doğ yoldan saptı ru rmak. kötü yola sürüklemek. baş mazlı tanı k * Anarş izm. ndan baş savmacı tan lı k * Bir işyapmamak için bahane bulma iş i i. bir uçtan öbür uca kadar. ndan baş çı tan karmak * ayartmak. .

müracaat etmesini sağ lamak. bir baş tarda * Osmanlı donanması yer alan kadı cinsinden bir tür savaş nda rga gemisi. baş teknisyenlik * Baş teknisyenin görevi. tankaragiller familyası ndan. baş vekil * Baş bakan. i baş noktası ucu * Yeryüzündeki bir gözlem noktası geçen düş doğ ndan ey rultusunun gökyüzünü deldiğiki noktadan. baş uzaklı ucu ğ ı * Gökyüzünde verilen bir nokta veya yı zıbaş noktası ldın ucu ndan açı uzaklı. baş ucu * Bir yerin düş eyinin gök küreyi kestiğnokta. Kuzey Afrika. semtürreis. ufkun i üstünde olanı . baş vurdurmak * Baş işyaptı vuru i rmak. lar mı türünü içine alan geniş familya. türü baş tankaragiller * Omurgalı hayvanları ötücü kuş takı ndan yüz kadar kuş n. i. baş teknisyen * En yüksek düzeyde bulunan teknisyen. vekil baş vurdurma * Baş vurdurmak iş i veya durumu. nda * Geminin ön bölümünde çapanı bulunduğ yer. * Baş uzmanı görevi. müracaat etmek. baş vurma * Baş vurmak iş müracaat. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanmak. baş uzmanlı k * Baş uzman olma durumu. n baş ülke baş üstü * Sömürge imparatorlukları sömürgelere egemen olan ülke. çesitli renklerde olabilen bir kuş (Parus maior). baş vekillik * Baş olma durumu. baş vurmak * Bir iş yapı in lması bir kimsenin aracı ı istemek veya bir iş bir ş için lını ğ te eyden yararlanmak amacı ona el yla atmak. ı . n u baş vekâlet * Baş bakanlı k. müracaat ettirmek. sal ğ ı baş uzman * En yüksek düzeyde bulunan uzman. Avrupa ve Asya'da yaş ayan.baş tankara * Ötücü kuş takı nı baş lar mın.

ldı ldı baş yönetmen * Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse. baş baş yaver * Yaverlerin başolan kimse. kararda yetki üstünlüğ olanı hakem. . baş kâtiplik. anlaş k durumunda. . baş yukarı * Bir yer altı kuyusunun üst kı na geçmeyi sağ smı layan geçit. baş cı yargı * Oyunu yöneten yargılardan. n baş yazı * Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı makale. baş vurulmak * Baş yapı vuru lmak. baş baş yazman * Bir dairedeki yazmanları baş baş n ı kâtip. baş yazmanlı k * Baş yazman olma durumu. i. baş yönetmenlik * Baş yönetmenin iş i veya mesleğ i. baş rejisör. ı ma. baş mcı yardı * Bir kurum veya kuruluş görevli amirin yardı ları en üst düzeyde olanı ta mcı ndan . müracaat edilmek. bilgiye ulaş referans.baş vuru * Baş vurmak iş müracaat. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanma. ı baş yaverlik * Baş yaver olma durumu. ı nda baş ldı yı z * Çift yı zlarda büyük olan yı z. müracaatçı . cı mazlı ü . baş vurulma * Baş vurulmak durumu. sermuharrir. baş vurucu * Bir iş baş için vuran kimse. baş yazarlı k * Baş yazar olma durumu. baş yemek * Geleneksel Türk mutfağ çorbadan sonra gelen en önemli yemek. * Baş yaverin görevi veya makamı . * Baş yazmanıgörevi veya makamı n . baş yazı nı muharrir. baş yazar * Bir gazete veya derginin baş ları yazan kimse. * Baş yazarıgörevi. bat . baş t yapı *Ş aheser.

içinden çılmaz iş kı . hayvan). hem yağ kuş nı mur ları içine alan kuş sıfı lar nı. batak çulluğ u * Çullukgillerden. batı * Bataklı seven. bataklıketeni k * Papirüs familyası ndan. ğ ı . batakhane * Gidenlerin dolandıldı veya kötü bir durumda bı ldı yer. bataklı klarda yetiş bir bitki. bataklı rt klarda yaş bir kuş ayan türü. yarar sağ r lamaz. rengi kahverengiye çalan siyah. ş nda ince lmadı ı bataklı bataklı k * Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge. imş lmı ucu . bataklıbaykuş k u * Baykuş giller familyası ndan. * Bataklı olan (yer). 30 cm uzunluğ unda bir çulluk türü (Gallinago gallinago). rı ğ ı rakı ğ ı * İlerin zamanı ve gereğ yapı ğyer. li yı nda en llı batar * Zatürree. * Hayıgelmez. bataklınergisi k * Avrupa ve Kuzey Amerika'da güneşsu kıları yetiş çok yık bir bitki (Caltha palustris). batakçı * Borcunu ödememeyi alı k hâline getirmiş ş kanlı olan (kimse). pamuk otu (Eriophorum). ayan batakçı l batakçı lı k * Batakçı olma durumu. bataklı kları klarda yaş (bitki. bataklıgazı k * Metan. en bataklıkı cı k rlangı * Kı gagalı sa . batmı ş . uçarken deniz kı cı andı bir tür kuş rlangını ran (Glareda). ş ı bataklıardı k cı * Bataklıve sıbitki örtülü yerlerde yaş küçük ve ötücü kuş k k ayan (Acrocephahus palustris). bataklı klarda yaş ayan. ahlâk dı durum. lan. ishak kuş (Asio u flammeus). * Uygunsuz ve kötü. bataklıkuş k ları * Omurgalı hayvanlardan hem tavuksulardan. * Eline geçen parayı ran. it bata çı ka * Güçlükle zorlukla.* Kurş boruları ağ nı un n zı açmakta kullanı ş irden yapı ş sivri bir çeş takoz. batağ saplanmak a * içinden çılması bir durumda olmak. kı güç batak * Üzerine bası çöken çamurlaş ş nca mıtoprak. uzun kanatlı . * Kötü durum. sı tüyleri pas rengi olan.

kehanetlere aş derecede bağ boş a l dı ı ı rı lı inanç. in ğ ı * (siyasî anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika. bu yönle ilgili. davul. bataryalı * Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş . garpçı yanlı olan . batı l * Doğ ve haklı ru olmayan. garp. garpçı lı k. davulcu.batarya * En küçük topçu birliğ i. * Batarya ile çalı (radyo. yüzyı beri kullanı ve Oğ sı nda ldan lan uzcaya dayanan Türk dili. lar mı * Bateri çalan kimse. batarya kutusu * Bataryanı bütün olarak taş n ı nması sağ nı layan sandı k. garbî. batı lı * Batı ülkeleri veya batı bölgesi halkı olan (kimse). * Birkaç aygın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluş takı tı an m. * Çürük. gün indi. laş . telefon vb. * Batı uygarlını ğ benimsemiş ı bulunan (kimse). batı l inanç * Doğ üstü olaylara. batı l itikat. batı l itikat * Boş inanç. garp. ş an bateri baterist batı * Yeryüzündeki başca dört yönden güneş battı yön. * Batı sı kimse.). batarya ateş i * Bir bataryada bulunan toplarıhep birden ateş n düzenine geçmesi. temelsiz. lı in ğ ı * Bu yönde olan. * Batı sı yanlı olma durumu. in ğ ı batı bloku * Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkelerinin oluş turduğ blok. gizli ve akı şgüçlere. * Bulunulan yere göre güneş battı yönde olan bölge. lı laş i. u Batı Türkçesi * Hazar Denizinin batındaki Türk dünyası XIII. * Orkestrada vurma çalgı takı . * Güneş 22 Martta ve 23 Eylülde battı nokta. * Savaş gemilerinde borda topları bunlarıbulunduğ güverte parçası ve n u . batı ma lı laş * Batı mak işgarplı ma. garplı ndan . batı cı batılı cı k batı k * (gemi için) Batmı ş .

ağ r. laşrma. * Göbek. Batı nîye * Görünürdeki olaylarıardı gizli gerçeklerin bulunduğ kabul eden tarikatlara verilen ad. soğ domates. batması sağ vın ak nı lamak. lan. batılmak rı * Batı iş konu olmak. maydanoz. çalı ş mada. . * Su üstü araçları çelik kablo ile bağ na lanmı negatif yüzebilirliğbulunan dalıküresi. tahin ve limon suyu kullanı an. nane. n nda unu batık rı * Köftelik bulgur. Batı nî * Batı mezhebinden olan kimse.batı mak lı laş * Özellikle Avrupa ülkelerinin düş üncede. * Mahvetmek. ı larak batılma rı * Batı rı iş lmak i. garplı tı laşrmak. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan (giysi). laş batı tı lı rma laş * Batı tı lı rmak iş garplı tı laş i. * Bir iş sermayeyi yitirmek. batı rma batı rmak * Batı iş rmak i. ı t lan * Bu yöntemle hazı rlanmıkumaş ş . kuş ak. * Kumaşderi veya kâğ süslemede kullanı bir yöntem. ş . garplı ı lı k. i ş * Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanı araç. dövülmemiş ceviz içi. * Sınıveya yumuş bir maddenin içine gömülmesine yol açmak. * Batmak iş i veya biçimi. te * Bir kimseyi çekiş iyice kötülemek. görüş anlayı izledikleri temel ilkeleri benimsemiş ve ş ta olmak. batı k lı lı * Batıolma durumu. larak yapı taze asma yaprağveya lahanaya sarı tüketilen bir salata tütü. batı tı lı rmak laş * Batı ması sağ lı laş nı lamak. bati batik * Yavaş ı . batı n * Karı n. garplı mak. lan batı ş batisfer batiskaf . lı * Batı uygarlını ğ benimseme. rmak ine * Yok edilmek. tirip * Kirletmek. niye *İ çrek.

kı i * Miktarı bölgelere ve tartı ş lacak eylere göre değ en eski bir ağ k ölçüsü. nı i ile n batma * Batmak iş i. * Saplanmak. nlı * Borçları ödeyemez duruma düş iflâs etmiş nı en. * Yılmak egemenliğsona ermek. * Bir gök cisminin (Ay. ra. . batkı k nlı * Borçları ödeyemediğmahkeme kararı tespit ve ilân olunan tüccarıdurumu. .batkı batkı n * Batkı k. ldı n ü sı na * İ etmek. harman dövme makinesi. battal olmak * kullanı lamaz. iflâs. . eyler * Hoş gitmeyen bir duruma uğ a ramak. u kalı battaniyeli * Battaniyesi olan. * Dokunmak. battal etmek * kullanı lamaz bir duruma getirmek. iş yaramaz duruma gelmek. kullanı ş lmaz. flâs * Kirlenmek. * Çökmek. müflis. çökme. * (tedirgin etmemesi gereken ş için) Tedirgin etmek. inkı kı raz. yok olma. battal edilmek * kullanı lamaz duruma getirilmek. tuzlu çubuk. battı k yan gider balı * iş kötü gittiğ göre artıistenildiğgibi davranı ler ine k i labilir. * Daha kötü bir duruma uğ ramak. iş ı rlı batman batonsale * Tuzlu hamurdan yapı ince uzun çubuk. incitmek. * Yok olmak. lan batöz batsat * Ara sı seyrek olarak tek tük. GüneşYı z vb. (kimse). yı z için) Dünyanı dönüş dolayıyla ufkun altı inmek. iflâs. ldı na batmak * Bir sınıüstünde iken içine gömülmek. ş ş ı * Harman makinesi.) ufkun altı inmesi. * Yılma. lan. battal * İe yaramaz. e battaniye * Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanı çoğ yünden dokunmuş nca örtü. vın * (GüneşAy. bozulmak. * Alılmıolandan büyük.

oldukça. âdeta. hiçbir özelliğbulunmayan. içine eş konulan büyük çanta. ahin avcı a ş ğ tı bavlı * Ava alı rı ş ş lmı(hayvan). * 200 ile 2000 m arası derinliğolan (deniz). basit adî. epey. ağ k. beraberinde sırdan geçirerek iç piyasada değ nı erlendirmek iş i. uygunsuz olmak. nda i * Hayvanı lı alı rma iş avcı a ş ğ tı i. bayağ ı * Aş ı pespaye. * Çok iyi. * Bavlı iş mak i. tı * Avcı n. * Gerçekten. pekâlâ. ı laş * Parası . * Her zamanki gibi olan. malı olan. bavullu * Bavulu olan. için) yakı ş mamak. zengin (kimse). ndan bay bay * Bey yerine kullanı bir unvan. bayağkaçmak ı * (söz. bayağkesir ı * Ondalıolmayan kesir. * Ş ve köpek gibi hayvanları lı alı ran kimse. lı * Kibar olmayan. davranı giyiniş ş . bavulcu * Bavul yapan veya satan kimse. çok. ahin i ş tı * Yolculukta. * Ş ve köpeğava alı rmak.batur batyal bav bavcı * Bahadı r. Bavyeralı * Bavyera halkı olan (kimse). amiyane. sı radan. ya bavlı ma bavlı mak bavul bavul ticareti * Gümrüksüz ve vergisiz ithaline izin verilen eş yabancı yayı ülkelerden satıalı bavul veya çantalarla yolcu n p. çok . köpeklerini ava alı rmak için kullandı yapay kuş ları ş tı kları vb. k bayağ ma ı laş * Bayağ mak durumu. i * Hemen hemen. lan * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. banal.

. bayağbir duruma girmek. bayatlamak * Bayat duruma gelmek. p için bayatlı k bayatsı * Bayat olma durumu. nı lisi an ik bayatlama * Bayatlamak durumu. * Klâsik Türk müziğ uş dörtlüsüne buselik beş katı yla yapı ş bir makam. bayağ tı ı rmak laş * Bayağ ması sebep olmak. * Eşkarı . uz bayatı bayatî * Azerî ve Türkmen halk ş iirinde mani türüne verilen ad. çok . ik bayatîbuselik * Bayatî makamın buselik beş veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluş bir birleş makam. . ı laş na bayağ k ı lı * Bayağolma durumu veya bayağ davranı ı ı ca ş . inde ş ak lisi lması lmıeski bayat bayatîaraban * Araban ve bayatî makamları oluş ndan turulan bir birleş makam. * Süzgün. Bayat * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. bayatlatmak * Tazeyken kullanmayıbayatlaması bekletmek. * Taze olmayan. ini . . ı ı bayağ tı ı rma laş * Bayağ tı ı rmak iş laş i. bayatsı mak * Bayatlamaya yüz tutmak. bayan * Hanı yerine kullanı bir unvan. ini bayatlatma * Bayatlatmak iş i. m lan * Kadıözel adları n yerine kullanı lı r. * Gönül vermiş . tazeliğ yitirmek.bayağ mak ı laş * Bayağbir durum almak. baygı n * Bayı şkendinden geçmiş lmı . * Bayatlamaya baş ş lamı . özelliğ yitirmiş söylenmiş ini. * Güncelliğ önemini.

baygı mak nlaş * Baygı duruma gelmek. * Vermek. kla baygıdüş n mek * çok yorulmak. ödemek. kan ı n mı . kendini kaybetmek. nı ş ş ı . bayı bayı la la *İ steyerek. n * Çok hoş lanmak. bayı lma * Baygı duruma girme.*İ nsanı kendinden geçirir gibi olan. cak. vücudun kı ldanamaması mı gibi fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu. nlı * İ böceklerinin sindirim organları görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalı bu sebeple pek nda k. * çok heyecanlanmak. çevreye göz gezdirmek. baygı k nlı * Baygı olma durumu. kendinden geçme. istekle. koza yapamama durumu. baygıbaygıbakmak n n * kendinden geçmiş ş bir ekilde. lması lması sağ bayı r ndı mamur. bayıcı ltı * Bayı ltan. kendinden geçmek. baygı ntı * Baygı k. bayı nı lamak. * hayranlı seyretmek. n bayı lmak * Baygı duruma girmek. lttı i bayı rmak lttı * Bayı na yol açmak. n * Duyumlarıdurması dolaş nıve solunum görevlerinin duraklaması n . k. bayı ltmak * Bayı nı lamak. lması sağ lması bayı rma lttı * Bayı rmak işveya durumu. çok sevmek. * (yer için) Geliş güzelleş ip mesi. baygı k geçirmek nlı * bayı lmak. hayat ş artların uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalılmıolan. bayı na yol açmak. uyur gibi olmak. . bayı ltma * Bayı ltmak iş i. yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. * Yılmı dökülmüş ğ ş ı . * Sı açlı susuzluk. severek. çok isteyerek. telâş lanmak. n * (göz için) Süzülmek. * Bayı ltacak gibi etkide bulunan. baygı ma nlaş * Baygı mak iş nlaş i.

terbiyesiz erkek. bayı u r kuş * Çalı bülbülü. ru. ndı bayı rlı ndık * Bayı r olma durumu. * Bir maddeyi sürekli satma iş i. yı cı kuş nıgenel adı ı nda. * Bu iş yapı ğyer. uz bayı rcı ndı * Bayı r duruma getirici. bayı ağ r aş ı * Tepeden düze doğ ru. bayı r yukarı * Tepeye doğ yokuş ı yönelerek. ndı bayı rlaş ndı ma * Bayı rlaş durumu. ndı * Bayı r duruma getirme işimar. bayi bayilik * Bazı maddeleri satma izni olan kimse.Bayı r ndı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. ndı tı i. ine lan baykuş giller . in ldı ı * Baş kulak yerinde iki sorgucu bulunan. Bayı ndur bayı r * Küçük yokuş . rtı gece ların . rlaş bayı mak rlaş * (yer ve yol için) Dikleş mek. baş na bayı ma rlaş * Bayı mak durumu. ndı bayı rlaşrma ndı tı * Bayı rlaşrmak işimar etme. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. dükkân veya kuruluş . ndı i. imar etmek. ümran. ri * Kaba. ndı mak bayı rlaş ndı mak * Bayı r duruma gelmek. uz baykuş baykuş gibi * uğ ursuzluk getirdiğ inanı kimseler için söylenir. bayı r turpu * İ bir turp türü (Cochlearia armoracia). bayı rlaşrmak ndı tı * Bir yeri bayı r duruma getirmek.

bayma baymak * (yiyecek) Baygı k vermek. bayrak merasimi * Bkz. baylanma * Baylanmak iş i. * Öncü. bayrağyarı indirmek ı ya * millî yas ilân etmek için bayrağdireğ yarına kadar indirmek. baylan * Nazlıı k (biçimde). inde rı lı p lan bayrak açmak * gönüllü asker toplamaya giriş mek. midede ezinti yapmak. * Aldatmak. ı baypas ameliyatı * Kalpte tı kanmıbir damarı beslediğbölgeye kan akını rmak için o bölgeye eklemek için yapı ş n i ş artı ı lan damar ameliyatı . belli bir topluluğ veya bir kuruluş simgesi olarak kullanı renk ve biçimle un un lan. * Gerektiğ indirilip kaldılan. kandı rmak. bir bir bayrak direğ i * Bayrak asmak için hazı rlanmıuzun direk. mideyi bulandı nlı rmak. * Simge.* Büyüklükleri çeş olan kukumav. özelleş tirilmişgenellikle dik dörtgen biçiminde kumaş . * Devre dı bı ş rakma. * Şmarı k. ı in sı bayrak * Bir milletin.ş marı baylanlı k * Zenginlik. naz. baypas * Damar aktarma. daha büyük olan ve çoğ unlukla baş bir renkte ve ka yuvarlakça olan taç yaprağ ı . . sembol. * Baymak iş i. ş * Gemilerde güvertenin en yüksek direğ i. ı e bayrak dikmek * bayraklı sopayı yere saplamak. puhu gibi yıcı ları itli rtı kuş içine alan kuş familyası lar . açı kapatı kol. etki altı bı nda rakmak. bayrak töreni. bayrak çekmek (veya asmak) * bayrağbir direğ veya ipe takmak. iş ı klı ve. . ş ı marmak. * bir ülkü yolunda toplanmaya çağ ı rmak. baylanmak * Nazlanmak. bayrak gibi * kendini belli edecek bir biçimde. * Baklagil çiçeklerinde diğ erlerinden daha üstte bulunan. .

bayrakaltı * Ordu hizmeti. ş evval.bayrak töreni * Bayrak karş ndaki saygı ı sı duruş u. * Bayrak yapan. * Özel olarak kutlanan gün. n bayraktarlıetmek k * öncülük etmek. lmı . yol göstermek. askerlik. nlın ı bayram etmek (veya yapmak) . bayram alayı * Bayram günlerinde padiş ahlarıcamiye gidiş geliş rası yapı tören. * Bayram günü doğ çocuk. muş bayram değ seyran değ eniş beni niye öptü il. * Bkz. bayrakçı * Bayrak çeken kimse. * Sevinç. bayram * Millî veya dinî bakı mdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler. ı ı yan bayraktarlını ğ yapmak ı * bir akı n. bayraklı k * Bayrak olmaya uygun kumaş . eri bayraklı * Bayrağolan. hı nlıetmek. tem * gösterilen bu ilginin. diken veya satan kimse. bayraktarlı k * Bayraktarı görevi. bir görüş yayı nda öncü olarak çalı mı ün lması ş mak. bayrakları açmak * bağ p çağ ı rı ı rarak. eli bayraklı . n ve sı nda lan bayram ayı * (Hicrî takvime göre) Ramazandan sonra gelen ay. bayrak yarı ş ı * Atletizmde dört sporcudan oluş ekibin araları paylaşkları an nda tı mesafelere baş larken elden ele geçirmek yoluyla bir sopayı . mak i bayraklaş mak * Bayrak değ kazanmak. neş e. üzerine bayrak çekilmiş ı bulunan (yer). sı . bayram çocuğ u * Bayram dolayıyla süslenmişdonatı şsevinçli çocuk. * Bayrak asmaya uygun direk. bayrağdüş ı ürmeden yaptı koş kları u. rçı k bayraklaş ma * Bayraklaş işveya durumu. bayraktar * Bayrağtaş kimse. il. bu yakı ğ bir sebebi olacak.

bayram koçu gibi * gösteriş ve zevksiz bir biçimde süslenmiş li olan. bayramlaş mak * Birbirinin bayramı kutlamak. lı p lan bayram topu * Dinî bayramlarıbaş ğ duyurmak için atı top. arada sı rada. bayram namazı * Dinî bayramlarıilk gününde sabah namazı sonra kı özel namaz. eker bayram tebriğ i * Bayramı kutlamak için yazı gönderilen kart veya birine yapı ziyaret. bayramıkutlandı gün. nadiren. bayram havası * Neş sevinçli bir ortam. Bayramî * Hacı Bayram Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. * Bayramlarda verilen armağ an. konu ile hiçbir ilgisi olmayacak biçimde ters anlamak. eli. bayram günü * Bayrama rastlayan. lan. bayramı kutlamak için yapı kı ziyaret. n ndan lı nan bayram ş ekeri * Özellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen ş veya çikolata. bayramlıad k * Birisi tarafı hakaret yollu kullanı sözün kendisine ait olduğ bildirmek için kullanı ndan lan unu lı r. n ladını ı lan bayram yeri * Bayram günlerinde çocuklar için kurulan açıeğ k lence yeri. bayramdan bayrama * çok seyrek olarak. * Bayramî tarikatı olma durumu. n ğ ı bayram haftası mangal tahtası nı anlamak * sözü. nadir olarak. nı bayramlı k * Bayramda kullanı bayrama özgü olan.* çok sevinmek. bayram ziyareti * Dinî bayram günlerinde. bayram hediyesi * Bayram günleri karşklı tek yanlı ı veya lı verilen armağ an. bayramlıağ k ı z . ndan bayramlaş ma * Bayramlaş iş mak i. lan sa bayramda seyranda * seyrek olarak. Bayramîlik * Bayramî tarikatı .

ı . kimi vakit. çok n ı yan * Koyu renkli. bayramüzeri * Bkz. * Birtakı kimi. bayramüstü * Bayrama yakı n. kadim. baytar * Hayvan hastalı hekimi. baz losyon * Cildin esnek ve sağklı lı görünmesini sağ lamak ve özellikle yağ ciltlerin parlak görüntüsünü gidermek için lı kullanı bir tür losyon.* küfür. m. * Çok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan. ş . * Pazarlı alıveriş k. * Ara sı arada bir. * Bazı olan (tuz) veya bazıözelliklerini taş (madde). bazal bazalt bazar bazen bazı . esas. * Bir asitle birleş bir tuz oluş ince turan madde. baysal baysallı k * Huzur ve refah içinde olan. * Huzur ve refah içinde bulunma durumu. veteriner. lan baza * Mobilyanıuzunluğ n unca konulan dar ayak. * Dolap gövdesinin zemine düzgün oturması yarayan çerçeve ş na eklindeki kaide. bir çeş yanardağ it kültesi. bayramlıağ nı k zı açmak * kaba konuş küfretmek. * Taban. * Ara sı arada bir. * Çarş pazar. Bayramüstü. kı dem. bayrı bayrı lı k * Bayrı olma durumu. baysungur * Ş cinsinden. yı cı kuş ahin rtı bir . esasî. kları baytarlı k baz * Baytarımesleğ n i. esas. ra. * Temel. ra. sert. mak. kimi vakit.

ra. smı m kı sı * Ortadaki yüksek. kalıgözleme. * Türk alfabesinin ikinci harfinin adı . * Bir maddenin baz durumuna gelmesi. sı n * Bazlama. küçük çocuk. n na bazik (tuz). fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan bazik oksitler * Çoğ oksijen bakı ndan zayı u mı f olan. mı baziçe * Oyun. Be be be bebe * Bebek. * Tatlı bol. * Baz niteliğgösteren. bazlamaç bazlaş ma bazuka .bazı bazı * Ara sı arada bir. asitlerle birleş tuzları ince ince veren oksitler. bazitli mantarlar * Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu. i * Birleş iminde asit ve baz ağ ğoranı ı ı rlı normal tuza göre az. bazidiyospor * Bazitli mantarlarısporları verilen ad. bazı dingil döner bazı teker * karşklı kilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı ar anlamı kullanı ı iliş lı doğ nda lı r. bazilika * Kral sarayı . bazlama * Sacda piş irilmiş yuvarlak pide. * (teklifsiz konuş mada) Ey. uç kı nda yarı çembere benzeyen bir çıntı olan Roma mahkemesi. iki sı sütunla. hey. bebe aspirini * Berilyum'un kı saltması . biçiminde kilise. * Roketatar. üç salona ayrı ş ra lmı dikdörtgen . yanlardakiler daha alçak olmak üzere içi. yahu. bazit * Bazit mantarları üreme organı n . kimisi. * Dikdörtgen biçiminde. su ile birleş baz etkisi gösteren. bazı (veya bazı) ları sı * birtakı .

* Göz bebeğ i. karşklı değtirmek.* Küçük çocuklara içirilmek üzere. karş klı değtirme. e ş ı bebekleş me * Bebekleş iş mek i. budala. mı ı mlı u * Bebek gibi davranı ş larda bulunma. bebeklik * Bebek olma durumu. ustalı maharet. * Vücudun. becerikli .den yapı insan biçiminde oyuncak. lan * Sevgi sesleniş i olarak kullanı lı r. ilâcı olarak yapı ş özel lmıaspirin. Beberuhi * Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı . iş ı yer lı iş becayiş becayiş etmek * değik yerdeki görevliler. bebek beklemek * (kadı gebe durumda bulunmak. bez vb. bücür erkek. becelleş mek * Cebelleş mek. * (küçük b ile) Sevimsiz. k. larda bebek * Meme veya kucak çocuğ u. bebecik * Küçük veya acı nacak durumda olan bebek. 0-2 yaş grubunda bulunanları ölümü. bebekleş mek * Şmarı davranı ı kça ş larda bulunmak. n) bebek gibi * çok güzel (kadı n). bebeklik etmek * bebek gibi davranı ş larda bulunmak. * Yeni doğ yavrunun yetiş an kinlerin bakı na sürekli olarak bağ olduğ dönem. * bebeğ yakır biçimde. * Yer değ me. iş ı yer lı iş becelleş me * Becelleş iş mek i. yapı lması alı rmalara yatkıolması güç ş tı n durumu. bebeğ yakır biçimde. e ş ı bebek ölümü * Çeş hastalı itli klardan. * Kiş yatkı k ve öğ inin nlı renime bağ olarak bir iş arma ve bir iş amaca uygun olarak sonuçlandı lı i baş lemi rma yeteneğ maharet. * Plâstik. i. tahta. * Yaş yakı ı na ş mayacak davranı ş bulunan kimse. n bebekçe * Bebek gibi. beceri * Elinden iş gelme durumu.

ansın. becermek * Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak. usta. bedavadan ucuz * çok ucuz. ustalı maharet. k * Bir konuda hazı ksıkonuş rlı z abilme yeteneğ i. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. evcil bir hayvan (Numida meleagris). bedava * Karş ksı parası emeksiz. elinden iş gelen. düş zı ünmeksizin. bedavalaş ma * Bedavalaş durumu. mak . bedavacı * Her ş bedavadan sağ eyi lamaya çalı (kimse). becerme * Becermek iş i. mahir. usta olmayan. uz bedava sirke baldan tatlır dı * masrafsıveya emeksiz elde edilen ş z eylere herkes istek gösterir. ı z. lı z. bedaheten * Birdenbire. bozmak. üstesinden gelmek. maharetli. başküçük ve çı tüyü mavimtı kül renginde. küçük bir kuş (Passer). beceriksizlik * Beceriksiz olma durumu. rak ünde. bedavadan * Bedava olarak. tavuk büyüklüğ ı plak. Beç tavuğ u * Tavukgillerden. apaçıolma durumu. na * Birini öldürmek. k. vedi. kirletmek. kirletmek. beceriksiz * Becerisi olmayan. Beçene bedahet * Besbelli. * Bir ş kullanı duruma getirmek. ş an bedavacı lı k * Bedavacı olma durumu. becet becit * Serçegillerden. * İ acele.* Becerisi olan. beceriklilik * Becerikli olma durumu. eyi lmaz * Irzı geçmek. lüzumlu. * Gerekli.

bedbahtlı k * Mutsuzluk. z. karamsar duruma getirmek. bedbaht etmek * üzmek. bedbin etmek * üzmek. bedbinleş tirme * Bedbinleş tirmek iş i. bedavadan. bedbinlik bedçehre * Kötümserlik. * Kötü yüzlü. pesimist. i bedduası tutmak . k. bedbaht olmak * üzülmek. bahtsı talihsiz. bedbinleş mek * Kötümserleş mek. bedbin olmak * ümitsizliğ düş e mek. beddua beddua etmek * ilenmek. bedbinleş me * Bedbinleş iş mek i. beddua sinmek * ilencin tutması yüzünden. bedavaya * Çok ucuza. karamsarlı sokmak.bedavalaş mak * Bedava duruma gelmek. kötümserliğ kapı e lmak. karamsar. bedayi bedbaht * Estetik yönü ağ basan güzellikler. *İ lenme. intizar etmek. lânetlenmiş . zlı bedbin * Kötümser. ümitsizliğ düş ğ a e ürmek. karamsar olmak. karamsarlı pesimizm. birinin işsürekli ters gitmek. kötümser olmak. bedavası na * Bkz. bedbinleş tirmek * Kötümser. suratsı z. * Asısuratlı k . ı r * Mutsuz. bahtsı k. ilenç.

kları sa bedelsiz * Bedeli olmayan. * Askerlik yapmamak veya yapı süreyi kı lacak saltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. lı ı yla veya z beden terbiyesi * Spor iş lerinden sorumlu makam. bedelli askerlik * Askerlik çağ gelmiş ı na gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptı kı süreli vatanî görev. için bedel vermek * askerlik yapmamak veya kı süre yapmak için devlete para ödemek. nsan beden eğ itimi * Vücudu güçlendirmek ve sağğkorumak amacı araçlı araçsıhareketler yapma. bedel ödenilen. it. ndan bedel * Değ fiyat. * Bkz. . mı * Beden eğ öğ itimi retmeni. bedduası almak nı * biri tarafı kendisine ilenilmek. varlı n * Vücudun. erli. vücut. . beden cezası * İ vücudu üzerine uygulanan ceza. ymet.* ilenci yerine gelmek. * Bedelci. sa bedelci bedelli * Bedeli olan. * Baş nıadı ve onun parası hacca giden kimse. eyin ı lı * Eş denk. kasın na ile * Uş hizmetçi. ak. bedence bedenci bedenen * Bedeniyle. fiilen. ş ı * Kale duvarı . çoban. başkol ve bacak dında kalan bölümü. * Bir ş yerini tutabilen karşk. * Bedel verdiğiçin kı süre hizmet gören asker. kı er. veya isel m lan beden * Canlı klarımaddî bölümü. bedel ödenilmeyen. bedel tutmak * kendi yerine askerlik yapması birini para ile tutmak. gövde. * Çok değ bedeli belirlenemeyen. vücuduyla. beden eğ itimi. bedenî * Beden bakı ndan. i sa bedelsiz ithalât * Yurt dındaki iş ş ı çilerin veya geçici görevle yurt dına giden kamu görevlilerinin dönüş ş ı lerinde kendi mesleklerinin icrası kiş kullanı için getirdikleri mallar için yapı düzenleme.

bedirlenmek. * Parlak ve sağklı lı görünmek. * Estetik. * Estetik bilimi. ğ ı mesi lan bedevîlik bedhah bedihî bediî bedirlenme * Bedirlenmek durumu. bediiyat bedik bedir * Dolunay. * (büyük b ile) XIII. ayıon dördü. ı . bednam . * (büyük b ile) Bedevîlik tarikatı olan derviş ndan . bediîleş mek * Bediî duruma gelmek. bedenli * Bedeni olan. güzel sanatlar. * Kazak Türklerinde bir hastalın iyileş için yapı tören. * Çölde. çadı yaş göçebe. mek bedirleş mek * Ay bedir durumunu almak. bedensel. bedirleş me * Bedirleş durumu. bedenî. n bedirik * Temizlenip taranmıve eğ ş rilmeye hazıduruma getirilmiş veya pamuk topağ yumağ r yün ı . *İ çinde değ eş alıp satı kapalı ı erli ya nı lan çarş . * Bedevî olma durumu. bedensel bedesten bedevî * Bedenle ilgili. bediîleş me * Bediîleş iş mek i. bedirlenmek * Dolunay biçimini almak. kötü yürekli. yüzyı kurulan bir Sünnî tarikatı lda . apaçı k. * Kötülük isteyen. * Güzellik ölçülerine uyan. * Besbelli. gözü gönlü okş ayan. rda ayan * Böyle bir hayat sürdüren kimse. beğ enilen.* Bedenle ilgili.

hoş görünmesini sağ lamak. takriz. yi * Sevilmek. beğ eni * Güzel veya çirkin yargını sı verdiren duygu. beğ enilir olma durumu. * Övücü tanı yazı. beğ endirme * Beğ endirmek iş i. zı begayet Begdili begonvil begonya * Begonyagillerden. begonyagiller * İ çeneklilerden. örneğbegonya olan bir bitki familyası ki i . rma * Beğ enme duygusu veren. * Hint prenseslerine verilen unvan. bedük * Çam sakı. * Güzeli çirkinden ayı yetisi. gusto. pek çok.* Kötü ün kazanan. beğ endirmek * Beğ enilmesini. hoş gitmek. kötülüğ ile dillere düş ü en. hünkârbeğ endi. i beğ enilmek * İ ve güzel bulunmak. zevk. uz * Akdeniz bölgesinde yaygıbir çiçek. n beğ enilir beğ enilme * Beğ enilmek işveya durumu. pek çok çeş bulunan sı ülke bitkisi ve itleri cak (Begonia). dekoratif yaprakları renkli çiçekleri olan. a beğ enirlik * Beğ enme durumu. reçine. aş . ı rı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. tma sı * Son derece. beğ eniş beğ enme * Beğ enme. . * Bey. * Beğ enmek iş i. beğ enilen. zevk. begüm beğ beğ ence beğ endi * Bkz.

p p. beis görmemek * sakı zarar görmemek. nasibi. ne yapıyapı mutlaka. hayvana yakır biçimde olan. behiş t behre behresiz beis * Engel. yok. * Onaylamak. nasip. iyi veya güzel bulmama. hisse. çı behemehal * Her hâlde. * Sarı çalan açıkahverengi. beğ enmemek * İ veya güzel bulmamak. kabul etmek. * Onaylamamak. beğ lik * Beylik. nca. zarar. beğ ı sı enmeyenin umursanmadını ğ anlatı ı r. beher * Her bir. tasvip etmek. beis yok bej * zararı önemi yok. * (duygular için) Hayvanca. * Kötülük. beğ enmezlik * Beğ enmeme. behavyorizm * Davranı lı ş k. uymazlı k. kuş ile karş ku ku ı lamak. yi * Benzerleri arası birini seçip ayı ndan rma. * Payı . ş ı . * Çış bildirmek için kullanı bir ünlem. * Pay. kı ma lan * Dört ayaklı hayvan. uçmak. behey behime behimî behimîlik * Behimî olma durumu. ya k * Cennet. * Küçümsemek. bîbehre. beğ enmeyen kını zı (veya küçük kınıvermesin zı) * bir durumun beğ enilmemesi karş nda. ne olursa olsun. hor görmek. hissesi olmayan.beğ enmek * İ veya güzel bulmak. yi * Kuş duymak.

yalnıyaş kimse. katı lam. * Evlenmemiş kimse. bekas bekçi * Bir ş veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse. bekârlısultanlı k k * evlenmeden tek baş yaş ı na amanı daha iyi olduğ anlatı n unu r. masumluk. eyi bekçi kalmak * koruyucu. erdenlik. gözcü. ı * Çulluk. bekçilik * Bekçinin yaptı iş ğ . * Doğ k. z ayan bekâr kalmak (veya yaş amak) * evlenmemek. iş ı bekâra karı aması boş kolaydı r * bilgi ve tecrübesi olmayan bir kimsenin işhafife alması i . gereğ değ ince erlendirememesi tâbiîdir. . evlenmemiş olmak. radan gelmiş çilerin kalacağoda. beka bulmak * ölmezlik erdemine ulaş ölümsüzleş mak. bekâret * Kıoğ kıolma durumu. n adı ı bekârlı k * Bekâr olma durumu. kı k. denetleyici olarak beklemek. nı * Kalılı ölmezlik. yenilik. z lan z zlı * Saflı temizlik. * Bekârlarıyaş ğmüstakil ev. * Evli olduğ hâlde ailesinden ayrı u . bekar bekâr * Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota iş areti. cı k. tazelik. sı ini bekâr odası * Bekârları taş n. * Hava gazı lâmbasın ucu. . allı bekârhane * Bekârlarıkalması ayrı ş n için lmıveya düzenlenmiş oda. sağ bek bek beka * Savunucu. mek. k. * Sanat ve düş üncede özgünlük. önemsememesi. * ölüm veya boş anma dolayıyla eş yitirmek. bek * Sert.* Bu renkte olan.

* Bir ş bir kimseyi gözetmek. eyi. tı kanmak. beklenme * Beklenmek durumu. muhafaza etmek. korumak. zı beklenmek * Beklemek iş konu olmak. bekinmek * İ etmek. biri gelinceye değ bir yerde kalmak. nat * Kapanmak. * Vakit öldürme. ı sı bekleme * Beklemek iş i. beklenilme * Beklenilmek iş i veya durumu. istemek. mak. * Ummak. bekleme salonu. tı kamak. beklemeli * Sıfta kalıderslere devam etmeyen (öğ nı p renci). . eyi) bekinme * Bekinmek iş i. bekleme odası ı tı lan . in * Süre tanı acele etmemek. * Karş ı ı lması laş ihtimali bulunmak. durmak. * Bekitmek iş i. avukat vb. ile görüş öncesinde oturulan yer. bekitme bekitmek * Kapamak.bekçilik etmek * (bir ş bekleyip korumak. * Aramak. direnmek. bekleme odası * Bir kimseyi veya bir taş beklemek için gelenlerin oturdukları ı tı yer. beklemek * Bir iş oluncaya. beklenilmek * Beklenmek. ine beklenmez * Beklenmeyecek durumda olan. ansın. me bekleme yeri * Bir kimseyi veya taş beklemek için ayrı bölme. beklenmedik * Birdenbire. bekle yârin köş esini! * yakı gerçekleş i sanı nda eceğ lmayan umutlar karş nda söylenir. bekleme salonu * Doktor.

* Bireyin belli ş ve durumlarıalacağbiçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki ön görüş art n ı ü. Bektaşsı î rrı * Çok gizli tutulan sı r. Bektaşüzümü î * Taşrangillerden bir çalı kı (Ribes grossularia). bekletilmek * Bekletmek iş konu olmak veya bekletmek iş lmak. ine i yapı bekletme * Bekletmek iş i. lı bekletilme * Bekletilmek iş i veya durumu. * Bu çalın mayhoşnohut büyüklüğ nı . bektaş îkavuğ u * Büyük ve güzel çiçekler veren. bekleyiş * Beklemek işveya biçimi. ünde. . * Bekleş iş mek i veya durumu. beklenmezlik fiili * -acağ ı /-eceğbiçimindeki sı i fat-fiil ekine tutmak fiili getirilerek yapı ve iş istenmeden. ayyaş kün. Bektaşdedesi î * Bektaştarikatı daha üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taş derviş î nda ı yan . bekletmek * Beklemek iş birine yaptı ini rmak. lı . * Bektaştarikatı olma durumu.beklenmezlik * Beklenmeme durumu. î ndan bel *İ çkiye düş içkici. ayyaşk. i bekri bekrilik Bektaş î * Hacı Bektaş Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. *İ çkiye düş künlük. ak veya kara yemiş i. unu ik beklenti * Bir olgunun sonunda gerçekleş beklenen ş mesi ey. ı iklimlerde yetiş bir kaktüs (Echinocactus). beklenmeden lan in olduğ anlatan birleş fiil. lı k en Bektaş îlik * Bektaş tarikatı î . Bektaşbabası î * Bektaştarikatı olan derviş î ndan . bekleş me bekleş mek * Birlikte veya karşklı ı beklemek.

deri. ı bel etmek * iş koymak. te) n i . bel fı ı tı ğ * Bel bölgesinde fı tı k. rtı na * Hayvanlarda omuz başile sa ğ arası ı rı . sı n altı rastlayan bölgesi. an rı bel bağ ı * Bel kemeri. temel. k. bel bellemek * toprağbelle kazmak. ayakla bası yeri tahta. * Dağ rtları geçit veren çukur yer. sperm. bel kemiğ i * Omurga. a bel kündesi * (güreş Ellerin arkadan gelip hasmıgöbeğüzerinde kilitlenmesi yolundaki kündeleme. mcı ı na bel bel * Durgun. * Toprağkazmaya veya kirizma yapmaya yarayan. bel * Ses ş iddetiyle ilgili birim. iş vermek.* İaret. ş bel * İ bedeninde göğ karıarası daralmıbölüm. bel kı rmak * gövdeyi. bel ağ sı rı * Bel çevresinde oluş ve duyulan ağ. güvenmek. bel bel * Atmı meni. * Bir ş varlı ile ilgili en önemli bölümü. aret aret bel evlâdı * (bir kimsenin) Öz çocuğ ı . kumaş veya metalden yapı özel bağ lan . ucu sivri kürek lacak veya çatal biçiminde bir tarı aracı m . bel gevş i ekliğ * Cinsel gücü yitirme. salı salı rı rı na na. bel bağ lamak * birisinin kendisine yardı olacağ inanmak. anlamsıbakmayı z anlatan bel bel bakmak deyiminde geçer. sı nda * Geminin orta bölümü. belden sağ sola bükmek. eyin ğ ı bel kı kı ra ra * kıta kıta. nsan üsle n nda ş * Bu bölümün. uzun saplı ı . esas. bel kemeri * Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan.

* Bir ş gizli olan derin anlam. * Kavgacı irret. belâ kesilmek * birisine sıntı eziyet vermek. nı tiğ belâlı * Yorucu. belâsı belâsı bulmak nı * hak ettiğcezayı i görmek. ş a belâ aramak * kavga çı karmak için fı aramak. düzgün anlatma sanatı ktan . * destek olmak. kaçılan bir durumun gerçekleş i bildirilirken alay yollu söylenir. rsat belâ çı karmak * kavga çı karmak. üzücü. hiçbir yanlıve eksik anlayı yer bı ş ş a rakmayan. nı nt lı ı cı ğ ı bel soğ ukluğ uğ una ratmak * bir iş veya bir söze gereksiz yere karı onun akını e ş arak ş sektirmek. rma i. can sıcı kı. kı ve belâ okumak * birine beddua etmek. kı güç. belâgatsiz * Belâgati olmayan. * Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak. yorum gerektirmeyen. ncalı * Büyük zarar ve sıntı yol açan olay veya kimse.bel soğ ukluğ u * Üreme organların akı ıve bulaş bir hastalı. ı laş belâya uğ ramak . ı bel vermek * (duvar gibi dik ş eyler) dı ya veya (tavan gibi yatay ş ş arı eyler) aş ı doğ kamburlaş ağ ya ru mak. * (istenmedik bir davranı zorlayan) Etki. kı ya * Hak edilen ceza. eyde belâgatli * Belâgati olan. -den sebebiyle. . * Söz sanatları inceleyen bilgi dalı nı . belâ *İ çinden çılması sakı durum. retorik. klı belâlar mübareğ i * istenilmeyen. belâhat * Alı k. yapmacı uzak. belâgat * İ konuş sözle inandı yeteneğ yi ma. musallat olmak.ş * Yolsuz kadı n zorba dostu. belâya çatmak (girmek veya uğ ramak) * beklenmedik bir belâ ile karş mak. nları * -den dolayı .

tetkik eden ve karara bağ ğ ı layan organ. kilâtı u belediye baş kanı * Belediye teş nı kilâtı yöneten kimse. üyeleri halk tarafı seçilen. belediye * İ ilçe. belediyeci * Belediye iş görevlisi. belediye meclisi toplu bulunmadı zaman. ı laş belâyı n almak satı * göz göre göre belâyı üstüne çekmek. su ve esnafı denetimi gibi kamu n hizmetlerine bakan. * Yerleş ik. belediye meclisi * Belediye tüzel kiş ine tanı yetkileri kendinde toplayan organ. belediye teş kilâtı * Nüfusu iki binden fazla olan yerleş yerlerinde hükûmet kararı kurulan. ta belediye reisi * Belediye baş . * Bir tür pamuklu. beledî *Ş ehirle ilgili. beldeitayyibe * Medine ş ehri. bucak gibi yerleş merkezlerinde temizlik. * Mekân. kanı belediye sarayı * Belediyeye ait bütün iş yapı ğve büroları bir arada bulunduğ büyük yapı lerin ldı ı n u . belediye encümeni ve belediye memurları oluş kuruluş ndan an . belediye encümeni * Belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren. ndan belde *Ş ehir. aydı l. tüzel kiş i olan teş ndan iliğ kilât. belediye im yla kanı meclisi. kalıkumaş n . yı belediye polisi * Zabı görevlisi. * Bu teş n bulunduğ bina. leri . yer. çevre. belediye çavuş u * Zabı iş ta lerinde üst görevli. ki arası Belçikalı * Belçika halkı olan (kimse). belce * İ kaş .* çok kötü bir durumla karş mak. belediye baş . iliğ nan belediye nikâhı * Medenî kanuna göre kılan resmî nikâh. im nlatma. belediye suçları * Belediye buyrukları ve yasakları aykıdavranı na na rı ş lar. özel kanunlarla belediye meclisince verilen görevleri.

* Bulanmak. lüpçü. örtülmek. iğ beleme * Belemek iş i. eyde beleş çi beleş çilik * Parasıgeçinmeyi seven. * Belertmek iş i. belerme * Belermek iş i. belediyelik olmak * belediye ile ilgili bir iş i olmak. * Dağ üzerindeki yüksek geçit. * Tepe. tı belemir * Orta Anadolu'da tarlalarda yetiş çiçekleri mavimsi renkte bir yık bir bitki. parasıelde edilen. * Bulamak. çi . belek * Kundak. belertmek * Gözlerini. peygamber çiçeğ mavi en. çocuk bezi. belen * Bel. kantaron (Cephalaria syriaca).belediyecilik * Belediye iş leri. bayı r. bulaş mak. belermek belertme * (göz için) Akı belirecek biçimde açı iyice lmak. belenme * Belenmek iş i. dik dağ yolu. * Beşe konulan yatak. akı görünecek biçimde açmak. belenmek * Kundaklanmak. belemek * (çocuğ Kundaklamak. yüksek yer. belediyelik * Belediyeyle ilgili. llı i. u) * Beşe yatıp bağ iğ rı lamak. bulaşrmak. * Beleş olma durumu. lı z beleş (veya bahş) atıdiş (veya yaş bakı iş n ine ı na) lmaz * bedava gelen ş kusur aranmaz. çok beleş * Karş ksı emeksiz. bedavacı z . ı z.

. beleş ten beletme * Beletmek iş i. tevsik etmek.beleş konmak e * emek. * Belge niteliğbulunan (ş dokümanter. beletmek belge * Kundaklatmak. yansı belgeselci * Belgesel. belgelendirme * Belgelendirmek iş i. tası nda layan araç. i ey). belgelemek * Bir olgunun doğ olduğ belge ile göstermek. fotoğ resim. arş ları ğ ı iv. doküman. film çeken veya bunun üzerinde çalı (kimse). para vermeden elde etmek. i. belgelendirmek * Belge göstererek belirtmek. karı belgeli * Belgesi olan. ki l üst nı ğ ı nı * Belge ve yazı n saklandı yer. ine * İ yı üste aynı nı kalan öğ ki l üst sıfta renci okuldan çı lmak. * Belge niteliğtaş film veya televizyon programı i ı yan . vesika. * Bir gerçeğ tanı k eden yazı e klı . belgegeçer * Yazı bilgi ve belgelerin telefon sistemi vası yla bir yerden bir yere iletilmesini anı sağ lı . belirli bir amacı tan film. * Emek vermeden. ş an * Belgesel niteliğ indeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen (kimse). * İ yı üste sıfta kaldı için okula devam etme hakkı yitirerek belge alan. belgelenmek * Belgelemek iş konu olmak. lı belge almak * (iki yı l aynını üst üste kalan öğ sıfta renci) okuldan uzaklaşrı tılmak. film vb. karı belgeci * Belgesel filmler yapan. karş ksı ı z. okuldan çı lmak. belgelik belgesel belgesel film * Hayattan alı herhangi bir olguyu. faks. ortaya çı ru unu karmak. belgeleme * Belgelemek iştevsik. belgelenme * Belgelenmek iş i. kendi tabiî çevresi ve akı içinde veya gerçeğ en yakı biçimde nan ş ı e n hazı rlanmıyapay bir yerde iş ş leyen. yöneten sinemacı . raf.

belirsizlik zamiri. gayrimuayyen. zavallı . ş alâmet. belgisizlik * Belgisiz olma durumu. beli bükük * Beli bükülmüşgüçsüz. fatı belgisiz zamir * Bkz. . ünüş inanı ayıcı ve ş taki rı özellik. beli * Senet. belirli olan. beli bükülmek * yaşlıyüzünden güçsüz kalmak. me rası boş beliğ * Belâgati olan. belgit burhan. aret belgisiz sı fat * Bkz. an. sarih. * Belirli olmayan. * Bir önermeyi tanı tlamak için gösterilen ve daha önce doğ diye kabul edilen baş önerme. iş edilemeyen. belik . ru ka * Evet. beli açı lmak * küçük aptesini tutamaz olmak. belgili * Belgiye dayanan. belgilemek * Belgi ile göstermek. niş eyi ran iar. * Belgin olma durumu. * Duyuşdüş . belgileme * Belgilemek iş i.belgeselcilik * Belgeselcinin yaptı iş ğ . hüccet. belâgatli. ş iar. beli çökmek * kamburlaş mak. beli gelmek * cinsel birleş sı nda salgı almak. sarahat. ı belgi * Bir ş benzerlerinden ayı özellik. belgin belginlik belgisiz * Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. belirsizlik sı . bir iş lı k yapamayacak duruma düş mek.

sarih. belinlemek * Birden uyanarak çevresine korku ile ş kış kı bakmak. kapsam bakı ndan daraltmak. irkilmek. besbelli. belirginlik * Belirgin olma durumu. n nı inin. içeriğ yapınıveya sırların tam olarak belirlenmesi iş gerektirim. genellemek karş . belini kı rmak * birini bir ş yapamaz duruma getirmek. belikleme * Beliklemek iş i. sırlamak. k. i.yaslanmak. sın nı nı i. belirginleş tirmek * Belirgin duruma getirmek. belirleme * Belirlemek iştayin. ayı cı nı mı ı tı belirlenim * Belirli duruma gelme iş i. tayin etmek. . belirlemek * Belirli duruma getirmek. * Yeni bir kavramı . belirginleş tirme * Belirgin duruma getirme. beliklemek * Saçları örmek. belik belik * Örgü örgü. belirli kı lmak. örgü hâlinde. belinden gelmek * birinin dölü olmak. belini doğ rultmak (veya doğ rultamamak) * yeniden durumunu düzeltmek. eyi belini vermek * dayamak. belirginleş mek * Belirgin duruma gelmek. . aş n aş n belirgin * Belirmiş durumda olan. nı * Bir kavramı rı bir öge ekleyerek sırlamak.* Saç örgüsü. determinasyon. açı bariz. belinleme * Belinlemek iş i. * Bir kavramı anlamın. belini bükmek * çaresizlik içinde bı rakmak. belirginleş me * Belirgin duruma gelme. özünü oluş turan ögeleri açı klayarak tanı mlamak.

ini . belirsiz belirsiz geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğ baş ndan duyarak veya belirsiz i n. * Niteliğhakkı tam bir bilgi edinilemeyen. ünce * İ görünür ve anlaşr bir durum almak. muayyen. bir sebebe bağ na lı lanmayan olay ve durumlarıda bulunduğ öne n unu süren görüş . belirli * Açıve kesin olarak sırlanmıveya kararlaşrı ş k nı ş tılmıolan. müphem. Türkçede bu zaman -mı/ -miş ş ekiyle kurulur: Gelmiş . indeterminist.Aldı . gayrimuayyen. içinde bulunduğ ş ı u artlarla belirlenmediğ insanıözgür ini. i nda * Bilinmeyen. kesin bir biçim almak. belirli belirsiz * Yarı belirgin durumda. -di'li geçmiş i n. ağ ş . tebellür etmek. li belirlilik * Belirli olma durumu. görülen geçmişBu zaman Türkçede -dı / -tı ekiyle karş r. sı belirlenimcilik * Her olayıbaş olaylarıgerekli ve kaçılmaz bir sonucu olduğ ileri süren öğ gerekircilik. . ini kası olarak bildiren kip. yice ı lı * Belirli olmayan. belirleş me * Belirleş işveya durumu. n iradesinin nedensellik yasası bağ olmadını na lı ğ savunan görüş ı . sı belirlenmezcilik * Nedensellik yasası bağ olmayan. belirlenmek * Belirli duruma getirilmek. i. ş . * İ iradesinin hiçbir ş bağ olmadını nsan arta lı ğ . n ka n nı unu reti. belirlenmezci * Belirlenmezcilik yanlı olan (kimse).belirlenimci * Belirlenimcilik yanlı olan (kimse). belirli nesne * Belirtme durumu ekini almı geçiş fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu. * Bir düş veya durum için. * (önce belli veya görünür olmayan bir ş için) Ortaya çı ey kmak. uçtu vb. indeterminizm. (-di) (-ti) ı lanı . determinist. az çok belli olan. gerekirci. mek i belirleş mek * Belirgin duruma girmek. -miş geçmiş 'li . determinizm. tebarüz etmek. belirme belirmek * Belirmek iş tebellür etme. belirlenme * Belirlenmek iş i. tezahür etmek. gülmüş lamıgibi. indeterminizm. biçti. görülmeyen geçmiş . meçhul. belirli geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunan zamandan önce olup bittiğ kesinlikle bildiren kip.

biri vb. m. fat: . tasrih. * Açı belli. * Belirtilmemiş olan. k. . niş niş lması m ey. * Tamlayan. * Belirtilmiş olan. belirtme durumu belirtme . belirsizlik zamiri *İ smin yerini belirsiz. belirtisiz nesne * Yalı durumdaki nesne. ine belirtisiz * Belirtisi olmayan. birtakı filan vb. belirsizlik sı fatı *İ simleri yaklaş kabataslak belirten sı bazı ı k. birkaç. u. sarih. belirtili * Belirtisi olan. belirteç * Zarf. * Belirli kı görüş lma. n belirtisiz tamlama * Tamlayanı n durumda olan. belirtili tamlama * Tamlayanı (-nin) takı. an. belirtilmek * Belirtmek iş konu olmak. belirtili nesne * Belirtme durumundaki nesne. sarih meful. kabataslak tutan zamir: bazı. bildirme. * Gösterge. n k ya. çiçeğ kokusu gibi. belirtken * Bir özlü sözle birlikte kullanı iş lan aret. Tuz Gölü gibi. müphemiyet. * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş amblem. ane.belirsizlik * Belirsiz olma durumu. an'ı in belirtilme * Belirtilmek iş i. birçoğ azıherkes. eyin. birkaçı sı . * Bir olayı veya durumun anlaş n ı na yardı eden ş alâmet. belirten belirti belirtik belirtilen * Tamlanan. tamlananı yalı genellikle üçüncü kişiyelik eki alan ve çoğ kez tür kavramı i u veren isim tamlaması : Ankara kedisi. belirli kı lı nan. her. tamlananı -in sı üçüncü kişiyelik eki alan ve belirli bir kavram taş tamlama: i ı yan Doğ n kalemi.

belleğ yitirmek ini * bellek kaybı uğ na ramak. sayı belirsizlik bakı ndan belirten sı Bu kapı veya mları fat: . bellek karıklı ş ğ ı ı * Kelimelerin doğ anlamı hatı ru nı rlayamamak veya ilk olarak görülen bir ş önce gördüğ sanma eyi ünü duygusuna kapı biçiminde beliren bir ruh hastalı. ş durumu. hafı dağ k. * Belitlemek iş i. keder. n n ı belirtme sı fatı * Bir ismi gösterme. i hâli. akuzatif. belladonna * Güzelavrat otu. * Doğ olabileceğgibi. belirtmek * Açı klamak. programı iş değ meyen verileri. belli ve kesin olmayan. * Tümden geliş bir bilime esas olacak belit sistemi.* Yüklemi geçişbir fiil olan cümlede fiilin doğ li rudan etkilediğ-i (-ı -ü) ekini almıisim. u belkili * Olası muhtemel. tebarüz ettirmek. n belitken belitleme * Belitler sistemi. akı l. parçalarıher birinden büyüktür" sözü bir belittir. Evi gördüm. ya . . belit * Kendiliğ inden apaçıve bundan dolayı k öteki önermelerin ön dayanağsayı temel önerme. beliye belki * Muhtemel olarak. imci belitlemek * Belgeye dayanarak ortaya koymak. Yazı okudum. ru i ş lı . belki de * ş da olabilir. ı lan aksiyom: "Tüm. yanlıda olabilen. * Olsa olsa. bunları geçmiş iliş n le kisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü... ya. bellek * Yaş ananları renilen konuları . lmak ğ ı bellek kaybı * Bellek yitimi. * Felâket. nı belitlenebilirlik * Belitlenebilen kuram. yükleme i . öğ . lı . olabilir ki. Birinci dönem. arcı * Bir bilgisayarda. ihtimal. yapı iş gerekli olan ara sonuçları lacak için toplayan bölüm. za. tasa. * Belitleme kuramı ortaya koymak. olası ihtimalî. Kaç öğ renci? Hangi ev? Üç çocuk gibi. soru. mütearife. yı belirtme grubu * Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi: Kalıbir kitabısüslü cilt kapağbir belirtme grubudur. -u.

hissettirmek. haş . muayyen. belli etmek * açı klamak. malûm. iyice görünür anlaşr duruma getirmek. belli olmak . öğ ş cı retici. belletmek * Bellemesini sağ lamak. ğ ı * Belleğ kı bir süre durup iş in sa lememesi. aş ı lan. zahir. meş veya kalıkumaş n rtı in n parçası k. müzakereci. bellenmek * Bellenmek (II) iş konu olmak. tı belletme * Belletmek iş i. belli * Beli olan. * Bilim kurumların çalı nı ş maları ilgili yazı haberlerin yayı ile ve mlandı dergi. * Gizli olmayan. ine belleten belletici * Çalı rı. lda * Sanmak. duyulabilen. belli belirsiz * Zorlukla seçilebilen. yarı belli. belletici. bellenmek * Bellenmek (I) iş konu olmak. belli baş lı * Belirli. bellemek * Bel denilen araçla toprağiş ılemek. * At ve benzeri hayvanlarısı na vurulan keçe. belletmen * Orta öğ retimde etütleri denetleyen kimse. öğ retmek. ğ ı * Bellemek yetisi.bellek yitimi * Büyük sarsı veya humma yüzünden belleğ bozulması kaybolması ntı in veya biçiminde beliren ruh hastalı. ortada olan. * Belirli. * Önemli. belli * Bilinmedik bir yanı olmayan. muayyen. * Bellemek iş i. ı lı * sezdirmek. öğ ine renilmek. çok az belli olan. yarı bellisiz. yapı a. anlaş bedihî. ikâr. bellem belleme belleme bellemek * Öğ renip akı tutmak.

ben ben bu iş yokum te * ben bu iş karı e ş mam. bellik * İaret. balsam. iyi * Kiş öbür varlı iyi klardan ayı bilinç. ş bellilik bellisiz belsem * Belli olma durumu. bence benci * Kendini beğ enen. bilinemeyen. * Belli olmayan. * En çok üzümde görülen olgunlaş belirtisi. a * Kuş yavrusuna taş ğyem. nı * Bencillik öğ retisine inanan. gururlu. benbencilik * Benbenci olma durumu. ben ş mı ahı (veya ş eyhimi) bu kadar severim * ben bundan daha çok özveride bulunamam. egoist. * Pıl pıl. muayyeniyet. koyu renkli leke veya kabartı u uş . ran * Bir kimsenin kiş ini oluş iliğ turan temel öge. hep kendinden söz eden. marka. bemol * Bir sesin yarı ton kalı tılacağ gösteren nota iş m nlaşrı ı nı areti. ben hancı yolcu oldukça . açı klanmak. hodbin. kibirli. nlaşrı ş ben * Çoğ doğ tan. megaloman. bencil * Yalnıkendini düş z ünen. kendi çı karları herkesinkinden üstün tutan. * Böylece kalı tılmı(ses). bembeyaz * Çok beyaz veya her yanı beyaz. bedahet. sakalda beliren beyazlı k. hodpesent. * Bkz. tende bulunan ufak. hodkâm. kendini her konuda üstün gören. ma * Saçta. ego. ben * Olta veya tuzağ konulan yem. düş ündüğ gibi.* anlaş ı lmak. un ı ı dı * Tekil birinci kiş gösteren zamir. apak. apaçı rı rı k. üm bencil olmak . sen * özel iliş kilerimiz sürüp gittikçe (senin bana iş düş in er). * Bana göre. benbenci * Kendini çok öven.

bencilleş mek * Bencil duruma gelmek. bende * Kul. bencilleş me * Bencilleş iş mek i. bendir benefş e * Alaturka çalgı aleti. * İ n bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş nsanı olduğ buna göre ahlâklı ı da yalnı kendini unu. lın ğ zca koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğ ileri süren öğ unu reti. * Köle ile ilgili. ş ta bencilce * Bencile yakır biçimde. benden de al o kadar * Bkz. köleye ait. * Kendi benini ve çı nı karı hayatımutlak ilkesi yapan anlayı n ş .* bencilce davranı bulunmak. rken lan bendezade * Bendenin oğ lu. hodpesentlik. bencillik etmek * bencil davranmak. egoizm. ğ eyi ı bendeniz * alçak gönüllülükle ben yerine ve "köleniz'" anlamı kullanı nda lı r. bendeniz cennet kuş u * kendini tanı tı kullanı bir deyim. kölenin evi. al benden de o kadar. bencilik * Benci olma durumu. egoistlik. egoizm. bendehane * Bendenin. kölelik. köle. * Menekş e. kendimi suçlu saymam. bendegî * Kulluk. . bencillik * Bencil olma durumu. benden söylemesi * ben üzerime borç saydım ş söyledim. köleler. bendegân * Kullar. hodbinlik. benden söylemesi. ş ı bencileyin * Benim gibi. benden günah gitti * Bkz.

ğ ı bengi bengi * Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunları biri. benekli * Ufak lekeleri bulunan. ulları benibeş er *İ nsan. bengilik * Zamanla ilgisi. bengileme * Bengilemek iş i. ölümsüzleş tirmek. ölümsüzleş ama i mek. ölümsüz. benekli köpek balı ğ ı * Kara benekli. benekleş me * Benekleş işveya durumu. u ü iyle raş dı beniâdem * Âdemoğ . * Sonsuz ve ölçülmez zaman. beneklenmek * Benek oluş mak. ebedîleş mek. muş beneklenme * Beneklenmek iş i. ey * Güneş lekeleri yöresinde görülen.benek * Herhangi bir ş üzerindeki ufak leke. inin ini ü. ndan bengi su * İ sonsuz hayat verdiğ inanı ve efsanelerde geçen su. hep kalacak olan. puan. * Ölmezlik. baş cı sonu olmayan varlı langı ve k. mek i benekleş mek * Benek benek durum almak. beniçincilik . bengilemek * Bengi kı lmak. bengileş mek * Sonsuz yaş niteliğkazanmak. parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluş bölüm. abı çene ine lan hayat. nokta. bengileş me * Bengileş iş mek i. sonsuz yaş niteliğkazandı ama i rmak. beni sokmayan yı bin (yıyaş n lan l) ası * zararlı olduğ bilinen. ebedîleş tirmek. insanlar. fekül. ama kimseye kötülüğ dokunmayan kiş uğ mamalır. küçük boyda bir cins köpek balı (Scylliorhinus canicula). ebedî. beniçinci * Kiş benliğ merkez sayma görüş benmerkezci. ebedîlik. * Sonu olmayan.

sı benimsenme * Benimsenmek iş i. benim diyen * kendine güvenen. ınmak. kabullenmek. tesahup etmek. beniz geçmek * benzi solmak. benizli * Benzi bulunan. kma. benli benli * Teninde ben bulunan. benildeme * Benildemek iş i. benimseyiş * Benimsemek işveya durumu. benliğyoğ i urmak * kiş i oluş iliğ turmak. benlenmek * Ben oluş mak. benimsenmek * Benimsenmek iş konu olmak. benliğ inden çı kmak . inin ini ü.* Dünyada kiş benliğ merkez sayan felsefe görüş benmerkezcilik. lanmak. egosantrizm. benimsemek * Bir ş kendine mal etmek. benimsetmek * Birinin benimsemesini sağ lamak. benimseme * Benimsemek iş sahip çı tesahup. senli benli. benildemek * Belinlemek. benze sahip olan. sahip çı eyi kmak. i beniz * Yüz rengi. * Bkz. una benim oğ bina okur. i. benlenme * Benlenmek iş i. ine benimsetme * Benimsetmek iş i. * Bir ş birine bağ eye. güçlü olduğ inanan. döner döner yine okur lum * "çok çalı na karşk verimli ve yararlı ş ması ı lı olmuyor" anlamı kı nda nama veya eleş belirtmek için tiri kullanı lı r.

* Gazete yazı. kitaplarda kendi içinde bütünlük oluş turan bölüm. kiş ini üstün görme. sı benlikçilik * Her konuda hep kendini ileri sürme. * Sanını sı uyandı rmak. benzemez *İ skambil veya okey oyununda farklı ı n veya taş n bir araya gelmesi. hep kendinden söz eden (kimse). gurur. onu kendisi yapan ş kendilik. ğ ı benlik yitimi * Kiş duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastalı. * Benlikçilik yanlı olan (kimse). kiş i.* kendine benzemez olmak. benzemek * İ kişveya nesne arası birbirini andı ki i nda racak kadar ortak nitelikler bulunmak. benzeme * Benzemek iş i. andı rmak. benzemeklik * Benzer olma durumu. benmerkezcilik * Beniçincilik. benlik ikileş mesi * Öznenin kiş ini iki veya daha çok bilinç merkezine bölen ve tek kiş çeş kiş iliğ ide itli ilikler durumunda beliren bir ruh hastalı. tutulmak. sı * Bağ lam. bent etmek * kendine bağ lamak. bent * Bağrabı . * Suyu biriktirmek için önüne yapı set. ahsiyet. büğ lan et. kâğ tları ları . * Kendi benliğ geliş inin imini. * Kanun maddesi. ş ğ iliğ ı ey. iliğ iliğ benlik çatı ş ması * Benliğ ön plâna çı in kması baş ile gösteren çatı . * Kendi kiş ine önem verme. bütün davranı nı ilkesi yapan kiş niteliğ egotizm. benmari * Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ıtmak veya eritmek yöntemi. t. hep kendinden söz etme durumu. ilik ğ ı benlikçi * Her konuda hep kendini ileri süren. kibir. ş ması benlik davası * Her ş kendi düş eyi üncesine uydurmak ve her ş söz sahibi olmak çabası eyde . bent olmak * bağ lanmak. ş n ları inin i. benlik * Bir kimsenin öz varlı. gibi görünmek. sı benmerkezci * Beniçinci.

müş nazir. eş siz. müş olmak. benzer. görünüş yapı mı bir baş na benzeyen veya ona eş ve bakı ndan kası olan (ş müş mümasil. * Bkz. ve mı andı kimse. * Benzer olma durumu. müş abehet. benzeş lik * Benzeş olma durumu. odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -çü. *İ ş ki eklin kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte. benzeş * Birbirine benzeyen. rnap. ekmekten (ekmeknda ten). çarş amba. benzeş me * Benzeş iş mek i. * Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde ası l oyuncunun yerine çı yapı yüz bakı ndan bu oyuncuyu kan. bih. * Bir kelimede bir sesin baş bir sesi kendisine benzetme etkisi: yurt-daş yurttaş anba > çarş ka > . o + bir < öbür gibi. nda abih. araları benzerlik bulunan. . benzeş im. * Nitelik. benzeş ik * Benzeş özelliğgösteren.benzen benzer * Maden kömürü katranı çı lan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı ndan karı . me i benzeş im * Bazı ortak yönleri olan iki ş arası ey ndaki benzeş me. benzeti * Benzetme. aslı kopya edilmişteş ndan . kehribar > kehlibar gibi. benzeş mek * Birbirine benzemek. abih. benzeş en * Ünlü veya ünsüz benzeş melerinde etki altı kalan ünsüz veya ünlü: Sütçü (süt-çü). ey). dublör. disimilâsyon: Kı nnap > kı attar > aktar. ran benzer ş ekiller * Kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte karşklı ları it olan ş nı arası iş ı açı eş lı ekiller. karş klı ların eş bulunması nı arası iş ı açı nı it lı durumu. benzeş oranı im *İ ş ki eklin kenarların arası nı ndaki oran. * Benzerlik gösteren. benzeri benzerlik durum. -ten. -dan eklerindeki ünsüz veya ünlüler gibi. benzersizlik * Benzersiz olma durumu. * İ üçgende köş ki elerinin eş lenmesine göre karş klı larıeş karşklı ı açı n ve lı ı kenarlarıorantından doğ lı n sı an benzersiz * Benzeri olmayan. abih benzeş mezlik * Bir kelimede bulunan aynı benzeri seslerden birinin değikliğ uğ veya iş e raması .

benzi sararmak * yüzünün rengi solmak.65 olan. benzin * Petrolün damılması elde edilen. arak. kopyacı . renksiz. yağ ihtiyaçları karş n gibi nı ı layan. yolculara dinlenme ve alıveriş ş imkânı veren tesis. sahteci. eyin ka eye benzeyiş sizlik * Benzeş memek durumu. benzeyiş * Bir ş baş bir ş benzemesi durumu. orijinaline bakarak yapan ve benzeti olduğ belirten ressam. benzetme * Benzetmek iş i. . * Bir ş neteliğ anlatmak için. benzetilmek * Benzetmek iş konu olmak. bozmak. solmak. o niteliğeksiksiz taş bir ş örnek olarak gösterme iş teş eyin ini i ı yan eyi i. benzi uçmak * yüzü sararmak. benzetmek gibi olması n * kötü bir sona uğ ş ramıbirinden veya bir ş eyden söz ederken. benzin istasyonu * Araçlarıbenzin. bih. kendine özgü kokusu tı ile ı ı rlı ı k bulunan bir sı. özgül ağ ğyaklaş 0.benzeti ressamı * Büyük sanatçı n yaptı nı ları kları. unu benzetici * Benzeterek yapan. benzi atmak (veya uçmak) * ansın yüzünün rengi sararmak. benzetmek * Benzer duruma getirmek. * Bir ş baş ş benzeyen yönler bulmak. uçucu. ona benzetilen kimse veya ş için kötü bir ey duygu beslenilmediğ anlatı ini r. yüzü sararmak. benzinlik. eyde ka eye * Kötü bir duruma getirmek. benzin pompası * Benzinlikte araç depoları benzin koyma ve verilen benzin tutarı gösterme aracı na nı . ine benzetiş * Bir ş baş bir ş benzetmek iş eyi ka eye i veya biçimi. benzetici ressam * Büyük sanatçı n üslûbunda çalı ları ş yaptı iş orijinal eser diye satan sahteci ressam. zı benzi kül gibi olmak * yüzünden kan çekilmek. vı * Benzen. ğ leri ı benzetilme * Benzetilmek iş i. * Dövmek.

baş baş a kalmak. benzinde kan kalmamak * kansı k sebebiyle yüzü sararmak. i beraatı zimmet ası r kdı * tersi ispatlanmadı insanları suçsuz sayı kça n lmaları ilkesini anlatı r. vereceğolmama durumu. * Baş a kalma durumu. beraber * Birlikte. makine vb. baş beraberlik müziğ i . beraberce * Birlikte. beraberlik * Birlikte olma durumu. lan benzol beraat * Benzin ve tolüen karımı akaryakı ş bir ı t. * Benzinle çalı (motor. yarı için) takı aynı yı ş ma mlar sayı almak veya denk gelmek. beraatı zimmet * Borcu. -e karş ı n. berabere bitmek * (oyun.). canlanmak. * Aynı düzeyde.benzinci * Benzin satı yer veya benzin satan kimse. zlı benzine kan gelmek (veya benzi kanlanmak) * sağklı lı duruma gelmek. ş an beraat etmek * aklanmak. benzinleme * Benzinlemek işveya durumu. bir arada. i benzinlemek * Benzin dökerek yakmak. baş baş a gelmek. beraber olarak. * Bir nesneyi benzine bulamak. benzin istasyonu. * Aklanma. borçsuzluk. yarı takı n aynı yı ş ma) mları sayı alması sonuçlanmak. beraberinde * yanı nda. yla berabere kalmak * (oyun. lan benzincilik * Benzincinin işveya mesleğ i i. benzinli benzinlik * Benzin satı yer. * -e rağ men. temize çı kmak.

Berberî berberlik * Berberin yaptı iş ğ . san. . aylıbağ k lanan. iş raş * Bu iş yapı ğdükkân. kirlenmek. * Sanat değ yüksek anlamlar taş dize. in ldı ı berber balı ğ ı * Hanigillerden. ndan n . berbat olmak * kötü duruma gelmek. oynar başklı koltuk. lam * Seçilmişseçme. Akdeniz'de yaş çok ayan. berber bataryası * Berber dükkânları lâvaboya su akması sağ nda nı layan deve boynu biçimindeki musluk takı . msı an. taranması yapı n ve lması iyle uğ an veya bunu meslek edinen kimse. niş veya ayrı k verilen kimseler için an calı çı lan padiş buyruğ karı ah u. Berat Gecesi * Hz. * Osmanlımparatorluğ İ unda bir göreve atanan. Berat Gecesi. ş an berber dükkânı * Berber. eti yenilen bir balı(Serranus k anthias). koro veya oda müziğ olduğ gibi birçok sesin oluş inde u turduğ müzik. berbat * Kötü. periş viran. * bozulmak. * Çirkin. * bozmak. ı n. * Darmadağ bakı z. beğ enilmeyen. Berat Kandili * Bkz. tan. * Bozuk. berbat etmek (veya eylemek) * kötü duruma getirmek.* Orkestra. kuyruğ unun çatalı uzun olan. patent. berber * Saç ve sakalıkesilmesi. lan lı özel berber salonu * Büyük berber dükkânı . mı berber çı ı rağ * Berber ustasın yanı yetiş nı nda tirilmek üzere çalı çocuk. gecesine rastlayan kandil in lıyla ğ i aban nı gecesi. ı berceste * Sağ ve lâtif. berber koltuğ u * Berberler için yapı hareketli. Muhammed'e peygamberliğ Cebrail aracı ı bildirildiğş ayın 15. eri ı yan * Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. u berat * Bir buluş bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge.

bereket ki (veya bereket versin ki) * iyi ki. Tanrı ş ki. bereleme * Berelemek iş i. yassı sipersiz başk. ongunluk. * Yağ mur. ı boş * Pis. i berelenmek * Bereli duruma gelmek. ve lı bereket * Bolluk. berdevam * Sürmekte olan. gürlük. artmak. 'ya ükür bereket versin * para alan kimsenin söylediğiyi dilek sözü. msı bere * Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluş çürük. teselli bulması . eyde bere * Yuvarlak. feyz. . bereketli ola! (veya olsun!) * yemek yemekte olanlara veya ürünlerini devş irenlere söylenen iyi dilek sözü. ezik. i bereketlenmek * Çoğ almak. berelemek * Bereli duruma getirmek. bereketlilik * Bereketli olma durumu. bereketsizlik * Bereketsiz olma durumu. bereketsiz * Kendinden beklenen yararlı sağ ğ layamayan (ş ı ey). feyezan. bakı z. bozuk. sürüp giden. berelenme * Berelenmek işveya durumu. neyse ki. bereketli * Bol. i * bir kimsenin bir durumdan hoş nutluğ anlatması unu . bereketlenme * Bereketlenmek işveya durumu. verimli.berdelacuz * Halk tahminine göre. 9-18 Mart arası görülen kocakarı uğ nda soğ u. serseri. iyi bir rastlantı yi olarak. * İ ki. an * Herhangi bir ş görülen çizik. berduş * Baş .

biraz. oldukça. berhava * Havaya verilmişuçurulmuş . * Beresi olan. harap. canlı ayan.bereli bereli * Beresi olan. msı bergamot * Turunçgillerden bir ağ (Citrus bergamia). * Yararsı boş z. berenarı * Ş böyle. az çok. kta * Çı durumundaki kelimelerden sonra getirilerek bir iş baş cı gösterir. beriki * Beride olan. * bitirmek. kabukları reçel yapı ve esans çı lan meyvesi. * boşgitmek. . acı ndan lan karı bergüzar berhane * Anmak için verilen hatı armağ yadigâr. kma in langını beribenzer * Sı radan bayağ alelâde. ş sı berhane gibi * gereğ inden çok büyük (ev). berhudar ol! * "iyi günler göresin" anlamı dilek olarak kullanı nda lı r. öyle bergamodî * Sarı pembe renginde olan. ra. kullanı z ev. berhava olmak * patlama yolu ile havaya uçmak. . beriberi * Genellikle Uzak Doğ ülkelerinde B vitamini eksikliğ u inden ileri gelen bir hastalı k. aç * Bu ağ n. yok etmek. * Büyük. ı . . ey beril . yaş * Mutlu. an. a berhayat berhudar * Hayatta olan. * Bu uzaklı bulunan. * Beride olan ş veya kimse. beri * Konuş n önündeki iki uzaklı kendisine daha yakıolanı anı ktan n . berhava etmek * havaya uçurmak.

atom ağ ğ9. ş ı u berrak * Duru. berkitme * Sağ lamlaşrma. .013 olan. k bermuda bermutat * Alılagelen biçimde. açı nlı k. berkemal berkime * Mükemmel. takviye etmek. yanları karnı nce rtı k ve beyaz. tahkim etmek. katı . sa berraklaş ma * Berraklaş işveya durumu. * Pekiş tirilmek. 97. Kı saltması Be. takviye. pekiş mek. * Berkimek iş i. Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balıtürü (Merluccius merluccius). mak i berraklaş mak * Berrak duruma gelmek. tı berklik * Sağ k. berk * Sert. her zaman olduğ gibi. sı açıkahverengi. aydı k. durulaş mak. katı lı k. ada gen u il berilyum * Atom numarası yoğ 4. ı ı rlı Kı saltması Bk. saydam. zümrüt gibi bazı larıbirleş u ı ı rlı taş n iminde bulunan. * Sağ lam. berlam * İ pullu. havanıetkisine karşince bir oksit tabakası kaplı n ı yla element. tı berkitmek * Sağ lamlaşrmak. amerikyum veya küryumdan elde edilen yapay element. 29700C de eriyen. i berkinmek * Berkimek. berkimek * Sağ lamlaş mak. lamlı * Sertlik. * Dizlere kadar inen dar ve kı pantolon. çoğ yeş renkli berilyum ve aliminyum silikat. unluğ 1. pek iyi. tahkim. berkinme * Berkinmek işveya durumu. berkelyum * Atom numarası atom ağ ğ294 olan.* Doğ altı billûrlar durumunda bulunan. temiz. güç kazanmak. berjer * Arkası kabarıve yüksek oturacak yeri geniş k koltuk. ortalama 30-40 cm boyunda.84.

k * Bir yana. burkulmuş . ya. bertik * Yara. lı k. bere. tı * Açı net ve kolay anlaş r duruma getirmek. * Yiğ yararlı itlik. çürük. i bertilmek *İ ncinmek. yok edilmek. * Deride mor leke. öyle bertaraf etmek * ortadan kaldı rmak. * Morarmak. k. ı ı ldına ı lı * Çok kötü. stak. besbeter beselemek * Bkz. berri * Kara ile (toprakla) ilgili. * Kı dar dil. * Anlaş ğ göre. bertaraf olmak * ortadan kalkmak. bertme * Bertmek iş i. berraklaşrmak tı * Berrak duruma getirmek. eselemek beselemek. k. burkulmak. bertmek berzah besalet * Bertilmek. * Berelenmek yaralanmak. besbelli * Açı apaçı çok belli. *İ ncinmiş . karasal. ş dursun. * Bertilmek işveya durumu. gidermek. uzun uzadı açıolarak. duruluk. . durulaşrmak. anlaşyor ki. çürümek. bertilme besbedava * Pek ucuz. k. bertafsil bertaraf * Açı klamalı . ı lı berraklı k * Berrak olma durumu.berraklaşrma tı * Berraklaşrmak iş tı i.

besi hayvanı * Beslenmek amacı yavru iken alı veya besiye çekilen hayvan. besi doku * Tohumlarıiçinde embriyonu çevreleyen bölüm. besi dokusu * Besi doku. gı . yeterli besin almayan. * Yaş amak. besi * Yaş atmak ve geliş tirmek için gereken besinleri yedirip içirmek iş i. yla nan besi merası * Besleme değ oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğ ilâve yemler de verilerek eri olan inde özellikle kesime gönderilecek hayvanlarıfazla canlı ık kazanmaları otlatı kları al veya sun'î verimli n ağ rlı için ldı doğ mera. varlını ğ sürdürmek için gerekli ş ı ey. besi örü * Tohum çimlenirken yeni çı bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayı ş kan lmıbulunan besleyici maddelerin bütünü. lan * Semiz. da. ı besihane besili besin * Besi yapı yer. beslenmeye elveriş her tür madde. dası besinsizlik * Bitkilerin damarları dolaş besleyici su. besi dokulu * Besi dokusu olan. n * Yumurta akı maddesi. besinli besinsiz . * Besini olan. besi suyu besici besicilik * Besicinin yaptı iş ğ . satan kimse. dalı * Besini olmayan. * Yenilebilir. gı z.beserek * Tüylü ve damı k erkek deve. davar gibi hayvanları ğ ı besleyerek semirten. nda an * Sır. zlı besermek * Bkz. * Bir ş istenilen durumda tutmak ve oturtmak için kullanı takoz gibi ş eyi lan eyler. esermek besermek. semirtilmiş . azı gı li k. besi dokusuz * Besi dokusu olmayan.

mı beslenme bozukluğ u * Bazı organ ve dokularda veya organizmanıbütününde ş veya çalı düzensizliğmeydana getiren. * Bir duyguyu gönülde yaş atmak. hizmetçi. besleme kı z * Besleme. * Eklenmek. ine beslenme * Beslenmek iş i. u. n ekil ş ma i bir veya birkaç beslenme görevinin bozulması . beslemek * Yiyecek ve içeceğ sağ ini lamak. * Besleme olarak. i beslenilmek * Beslenmek iş konu olmak. ahretlik. beslek besleme * Besleme. ş tı besle kargayı . çoğ altmak. * Yetiş tirmek. * Bir ş korumak veya sağ eyi lamca durması sağ nı lamak için. katı lmak. evlâtlı besleme. * Vücut için gerekli besin maddelerinin alı . * Yedirmek. tı * Herhangi bir kuruluş onun maddî yardı dolayıyla körü körüne destekleyen. * Semirtmek. çevresini veya altı desteklemek. beslenen beslengi * Sönümsüz.* Besinsiz olma durumu. * Beslemek iş i. beslenme çantası * Anaokulu ve ilköğ retim okulların öğ nı rencilerinin beslenme saatinde yiyeceklerini içinde bulunduran çanta. * Evlâtlıolarak alı ev iş k nan. oysun gözünü * nankörlük edenler için söylenir. desteklemek. lerinde çalı rı kı ş lan z. herhangi bir kuruluş veya iktidardaki güçlerin görüş un lerini savunan bası n. * Hizmetçi. gı zlı dası k. besiye çekmek * hayvanı semirtmek için çalı rmadan beslemek. doldurmak. k. nı pekiş tirmek. mları sı besleme bası n * Çı uğ kar runa. . besleme gibi * giydiğ kendine yakı ramayan (kı ini ş tı z). beslenilme * Beslenilmek işveya durumu. m beslemelik * Besleme. * Maddî yardı yapmak.

itim nda beslenme saati * Anaokulu. eri * Yüz ve boyunda güneş lekelerini azaltıölü hücreleri atan krem türü. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yenilen yer. mugaddi. beste yapmak * bir müzik eseri yaratmak. * Besteci. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yeme zamanı itim nda . * Beslemek iş konu olmak. beslenme uzmanı * Beslenmenin genel özelliklerini kitle çapı ele alan. ucuz ve dengeli beslenmenin lı yolları konuları leyen bilim dalı gibi iş . bestekâr. besteci bestekâr * Beste yapan kimse. nda beslenmek * Kendini beslemek. yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar. kompozitör. besmelesiz * Çocuklar için "piç" anlamı kullanı bir sövgü. besin değ yüksek. besmele çekmek * bismillahirrahmanirrahim sözünü söylemek. nda lan * Besmele çekmeden. p * Bkz. beslemeye yarayan. insan vücudunun geliş mesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi. iyi beslenmenin sağk yönünden önemi. beste * Bir müzik eserini oluş turan ezgilerin bütünü. i besletmek * Beslemek iş baş na yaptı ini kası rmak. inceleyen yetkili. besili. beslenme odası * Anaokulu. besli besmele * "Acı ve esirgeyen Tanrı n adı anlamı gelen ve bir işbaş yan 'nı ile" na e larken söylenilen Arapça bismillahirrahmanirrahim sözünün kı saltması . beste bağ lamak * bestelemek. besleyici * Besleyen. raş beslenme eğ itimi * Besin maddelerinin özellikleri. ine besletme * Besletmek işveya durumu. .beslenme eğ itimcisi * Beslenme eğ itimi ile uğ an uzman.

bestelemek * Beste yapmak. * Beş nı ilkokul. bin k ı t beş bir beş dört beş duyu * Dokunma. besteli bestelik * Bestesi olan. görme. bestelenme * Bestelemek iş i. öbürünün dört benekli yüzünün üste gelmesi. * Bkz. üç aş ı yukarı ağ beş . bestesi yapı ine lmak. pencüyek. pencüdü. bestelenmek * Bestelemek iş konu olmak. k ı t . inde ik bestesiz bestseller beş * Bestesi olmayan. iş itme. * Çoksatar. bir parça. V. tat alma duyuları . bestenigâr * Klâsik Türk müziğ en eski birleş makamlardan biri. bestelenmiş . tokat. 5. koklama. beş beter * Besbeter. sıflı * Biraz. birkaç. * Dörtten sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. beş iki * Bkz. beş milyonluk * Beş milyon liralıbütün kâğ para. . * Oyunda.besteleme * Bestelemek iş i. nı ve yı * Dörtten bir fazla. * Beste olma durumu. beş altı beş ağbeş aş ı yukarı * Bkz. atı zarlardan birinin beş lan . beş kardeş *Ş amar. beş binlik * Beş liralıbütün kâğ para.

beş para almamak * hiç para almamak. muş erim. her birine beş defası beşbir arada. yüz k ı t *İ çinde beş tane bulunan. a beş parası z * parası yoksul. beş eriyet . her nda i beş ş ar er aş * insan her zaman yanı labilir. beş coğ erî rafya *İ nsanlarıyerleş bulunduğ yöre ile ilgisini ve o yörenin veya yerin türlü olayları inceleyen coğ n ik u nı rafya kolu. * Günün belirli beş vaktinde kı namaz. lu * Bedensel. lı nan beş yüzlü * Beş yüzü olan cisim. beşyı bık beş er beş er * İ muş ri mula. da. kusurları ğ çı açı kmak. * Beş on santim ölçülerinde biçilmiş ve kereste. lu. müjde. eri e beş paralı k * Değ ersiz. k beş paralıolmak k * alçalmak. beş yüzlük * Beş liralıbütün kâğ para. bir u ler nda itli lı klar beş üç beş vakit * Bkz. * Beş sın üleş sayını tirme biçimi. z. beş paralıetmek k * Bkz. beş parmak bir olmaz * ana ve babaları olduğ hâlde kardeş arası çeş farklı bulunur. beş erî *İ nsanoğ ile ilgili. lı ı . beş para etmez * hiçbir değ yok. bedenle ilgili. on paralıetmek.beş on * Az sayı biraz. pencüse. aş ı bayağ ağ k. *İ nsanoğ insan. yi tu. iş yaramaz. . yüz beş aret * İ haber.

ş beş kertme ik * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanma. n n beş kertiğ ik i * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanmıkimse. ulları beş eriyetçi * Beş eriyet yanlı(kimse). sı dördüncüden sonra gelen. * Ambalâjlanacak malıbiçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaları tümü. beş ibirlik. ik beş ikörtüsü * İ yana akı sı çatı ki ntı olan .*İ nsanlı insanoğ . k. mak. beş ikçi beş iklik * Beş yapan veya satan kimse. i llı beş erli beş gen beş ibirlik * Kadı n süs için takı kları altılira değ nları ndı . beş mezara kadar ikten * bütün hayatı boyunca. * Bir ş doğ geliş i yer. man ş an beş iz . ik * Beş beş sı er er ralanmı ş . beşini sallamak iğ * çocukluğ undan veya çok eskiden tanı büyümesine hizmet etmek. hümanizm. beş etmek iklik * beş vazifesini. beş eriyetçilik * Beş eriyetçi olma işveya durumu. beş ik * Süt çocukları yatı nı rmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan. tahta veya demirden yapı ş lmısallanıbir çeş r it küçük karyola. ölünceye kadar. beş salı ik ncak * Bayram yerinde kurulan bir tür salı ncak. ik * Beş olmaya uygun. hümanist. sayını ra fatı rada beş kol inci * Bir ülkede gizli olarak. beş ibiryerde * Bkz. * Beş kenarlı çokgen. beş n erinde olan altı n. beş inci * Beş sın sı sı . insancı sı l. düş için çalı örgüt. n ve sallanma. fonksiyonunu yapmak. eyin up tiğ * Yüz üstü yatı geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karıüzerinde baş ayak yönünde ş ta. insancık.

beş * Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş . bet * Beti benzi atmak. beti benzi sararmak gibi deyimlerde beniz kelimesi ile birlikte. ı lan reptans). er lı p beş me * Her çubuğ ayrı beş u ayrı renkte olan. beti benzi uçmak. beş kuruş veya beş değ lira erinde olan akçe. konu ile ilgili aynı nda ölçüde bir çift dizenin bağ lanması oluş yla an manzume. beş lik * Beş para. yol kıları ve çayı yı nda rlarda yetiş sürgüne karşkullanı bir bitki.* Beş arada doğ (kardeş i bir an ler). bet * Kötü. muhammes. beş leme * Beş lemek iş i. ş beş me beş parmak * Derisi dikenlilerden. *İ skambil. güleç. * Bet bereket kalmamak. kentet. i bir tane beş simit gibi kurulmak lik * kendine değ vererek bir yere yayı oturmak. * Beş la oynanan bir tür çocuk oyunu. için lan * Beş müzisyenin çaldı caz orkestrası ğ ı . * Beş arada olan. beş parmak. eyden beş tane bulunan. i kez * Bir ş sayını e çı eyin sı beş karmak. * Tabaklanmamıham deri. * Halk edebiyatı üçlemeli bir bende. beş parmak otu * Gülgillerden. * Çı kçı krı tezgâhın kütüğ nı ü. kurt pençesi (Potentilla en. gülümser. beş alabilen. * Bkz. beş izli * Beş tanesi bir arada olan. beşş yı z biçiminde bir deniz hayvanı pençe (Uraster). domino gibi oyunlarda üzerinde beş areti bulunan kâğ veya pul. "çehre" anlamı ikileme oluş nda turur. tuhaf. beti bereketi kaçmak gibi deyimlerde bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamı ikileme oluş nda turur. yollu bir çeş kumaş it . * Tahmis. ınlı ldı ı . beti bereketi gelmek. muş * Beş veya beş ses müzik aracı yazı müzik eseri. beş pençe beş taş beş uş * Güler yüzlü. iş ı t * Divan edebiyatı beş nda dizeli bölümlerden oluş manzume. taş . beş li * Beş parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. çirkin. beş lemek * Bir işbeş yapmak.

beterleş mek * Beter duruma girmek veya o durumda bulunmak. lı ey. yice beter etmek * daha kötü duruma getirmek. korkmak. çabuk tükenmek. figüratif sanat. beti * Resim ve heykel sanatları varlı n biçimi. dı beterleş me * Beterleş iş mek i veya durumu. . ş bet suratlı * Yüreğ kötülüğ yüzünden belli olan. betim * Betimlemek iş betimleme. mektup. hayvan ve doğ ögeleri bulunan (resim veya heykel). * Bir ş bir kimseyi. bundan daha kötü durumları da bulunduğ düş en n unu ünerek teselli bulmalır. a betili sanat * Doğ n görünen biçimlerini iş anı leyen sanat. beti bereketi kalmamak (veya kaçmak) * azalmak. . tlaş betik betili * Yazıolan ş kitap. kafa tutmak. bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı eyi. i. solmak veya beti benzi uçmak) * herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak. beter * İ kötü. hı ran betelemek * Bkz. dikleş ı mek. kları ş ı betatron * Elektronları zlandı elektromanyetik bir araç. etelemek betelemek. *İ çinde insan. bir kötülük yapacakmıgibi durmak. p bet bet bakmak * kötü kötü bakmak. kı mak. betelenmek * Karşgelmek. nda kları beti benzi kireç kesilmek (beti benzi atmak. beterin beteri var * çok kötü bir duruma düş kimse.bet beniz kalmamak * yüzü sararısolmak. tezkere. figüratif. inin ü beta * Yunan alfabesinin ikinci harfi -B. pusula. tasvir. beta ınları ş ı * Radyoaktif cisimlerin yaydı üç ından biri.

betonarme * Yapı gücü. a betisiz sanat * Beti kullanmayan nonfigüratif sanat. kendine özgü belirtilerini tam ve açıbiçimde söz veya yazı anlatmak. kları . betonkarar * Beton karma makinesi. ı nı betine gitmek * gücüne gitmek. tasvirî dil bilgisi. bevliye * İ yolları drar hastalı . bağ cı yapay yış ğı ım. dayanıı layı ması an kl . esnekliğartı için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi. lam. hayvan ve doğ ögeleri bulunmayan (resim veya heykel). betimsel dil bilgisi * Bir dilin belirli çağ inceleyen dil bilgisi. çakı maddelerle karı mı l gibi ş sonucu oluş sert. k ile betimlenme * Betimlenmek durumu. beton gibi * çok sağ dayanı . betimlemeli dil bilgisi. kendine yedirememek. demirli beton. betisiz *İ çinde insan. i. tasvir etmek.betimleme * Betimlemek iş tasvir. da i rmak betoncu * Yapı beton dökme iş larda leriyle uğ an usta veya iş raş çi. üroloji. betimleyici * Betimleme yanlı. nonfigüratif. betoniyer * Beton karma makinesi. sert. tasvirî. tasvirci. betonlaş ma * Betonlaş durumu. betimlemeci * Betimlemeye ağ k veren. betimlenmek * Betimlemek işyapı i lmak. sı betimsel * Betimle ilgili. ı rlı betimlemek * Bir nesnenin. beton * Çimentonun su yardı yla kum. mak betonlaş mak * Beton duruma gelmek. klı * güçlü.

ileri gelen kimse. el mi yaman. * Beyaz ı olan kimse. bay. kanı * Komutan. beyaz * Ak. cı * Mahalle okulları hademe. ileri sürmek. el mi yaman * Bkz. duyguları hayallerin doğ ve değ n. plutokrasi. . beyaz adam . bildiri. nda bey * Günümüzde erkek adları sonra kullanı saygı ndan lan sözü. drar kları bevliyecilik * Bevliyecinin işveya mesleğ i i. * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. söylemek. düş üncelerin. bey kardeş * erkekler için seslenme sözü. uş erlerini. bevvap * Kapı. * Bir eserde.bevliyeci * İ yolu hastalı hekimi. as. bey mi yaman. * Çöl. beyaban beyan * Söyleme. bildirme. bunları anlatı nda tutulacak yolları n mı konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı . * Eşkoca. ı tları * Boy gibi küçük bir toplumun veya küçük bir devletin baş . bey mi yaman. beyan etmek * bildirmek. fatların na bey (veya paş gibi yaş a) amak * bolluk içinde yaş amak. bey armudu * İ kokulu ve tatlı armut türü. ürolog. * Zengin. ri. beyanat * Demeç. * Erkek sı nıhemen arkası eklenir. rktan * (baskı Normal karalı görünen harf çeş da) kta idi. beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) * demeç vermek. *İ skambil kâğ nda birli. ı tı * Bu renkte olan. beyanname * Bildirge. anlatmak. kara karş . bir bey erki * Zengin erki.

çamaş makinesi.* Beyaz ı mensup olan kiş rka i. ı r ı k beyaz et * Tavuk. beyazı rak mtı * Beyaza çalar renk. beyazı msı * Beyaza çalan. ndan beyaz sabun * Beyaz renkli bir tür sabun. beyaz kitap * Bir sorunu aydı nlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayı mlanan kitap. an beyaz eş ya * Buzdolabı . . beyaz zehir * Eroin. kokain gibi sı olmayan uyuş vı turucu madde. etlere verilen genel ad. beyaz kömür * Akarsulardan elde edilen elektrik gücü. beyaz dizi * Genellikle sevgi konuları basit bir biçimde iş nı leyen romanlardan oluş dizi. beyaz iş * Beyaz pamuklu veya keten kumaş üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapı sarma iş lar lan . beyaz baston * Görme özürlülerin yürürken kullandı madenî çubuk. beyaz ş arap * Sadece beyaz üzüm ş ndan yapı ş ı rası lan arap. Kuzey Amerika. k beyaz etmek (veya beyaza çekmek) * yazı temize çekmek. * Beyaz Rusya halkı olan kimse. beyaz oy * Onaylayı oy. Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaş ve teninin rengi açıolan ı ayan k rk. yı beyaz ı rk * Avrupa. cı beyaz perde * Göstericiden çı görüntülerin üzerinde yansığ sinema filminin oynatı ğyüzey. * Avrupalı . balıvb. Beyaz Rus * Ekim ihtilâlinde komünist kıl yönetimden kaçan Rusyalı zı kimse. beyaz peynir * Beyaz renkli bir tür peynir. kları beyaz cam * Televizyon ekranı . bulaş makinesi gibi ev aletlerine toplu olarak verilen ad. ı ldı ı * Sinema. kan dı.

artı beyazlatma * Beyazlatmak işağ i. beyefendi * Saygı belirtmek için erkek adların sonuna getirilen veya bu adlarıyerine kullanı san. artma. * Dokunan kumaş n renk tonları açan veya beyazlatan ve kumaş üzerindeki lekeleri gideren (kimse). beygirli . nı n lan beygir * At. üstüne binilen at. ağ lmak. * Çocukları babaları kullandı saygı n için ğ ı sözü. mak i beyazlaş mak * Beyaz duruma getirmek. * Yük taş araba çeken. beyazlı * Beyazı bulunan. ı yan. beyazlanma * Beyaz duruma gelme. * Ağ . ağ artmak. esmerin tadı * esmerleri övmek için söylenir. beyazlanmak * Beyaz duruma gelmek.beyazıadı n . beyazlaş ma * Beyazlaş işveya durumu. * Atlama beygiri. ağ arma. ağ armak. artı beyazsinek * Özellikle pamukları üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kuruması sebep olan bir sinek türü. * (kâğ lı Parlaklın iyileş ı kta) tçı ğ ı tirilmesi için hamur bileş enlerinin renginin az veya çok oranda değtirilmesi iş veya giderilmesi. beygirci * Beygir besleyen veya kiraya veren kimse. ş lı lan beybaba * Yaş erkeklere teklifsizce sesleniş lı biçimi. beyazlatmak * Beyaz duruma getirmek. beyazlatı cı * Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde. n na beyaztilki * Tilkinin kık tüyünden yapı kürk. beygir gücü * Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü. beyazlı k * Beyaz olma durumu. ları nı lar beyazlatı lmak * Beyaz duruma getirilmek.

u una. beyin * Kafatasın üst bölümünde beyin zarı örtülü. un beyin üçgeni * Beynin alt tarafı ndaki üç kı mlı vrı yuvarlak çıntı kı . beyhude * Boş una. ve bilinç merkezlerinin bulunduğ organ. boş boş gereğyokken. * Bir ş yönetmede önemli görevi olan kimse. beygirsiz * Beygiri olmayan. beslenen bölgenin çalı ş maz duruma gelmesi. k ş beyin cerrahîsi * Hastahanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bölüm. beyhude yere * boş yere. beygirlik * Beygire ait. dimağ u . usa vurma. * Muhakeme. dört boş undan her biri. luğ beyin omurilik sısı vı * Örümceksi zarla ince zar arası ndaki boş bulunan beyinle omuriliğçepeçevre saran sı. iki yarı yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluş duyum nı ile m an. beygir için. beyin cerrahı * Beyin konusunda uzmanlıyapmıcerrah. miş ile n beyin jimnastiğ i * Bkz. beyin karı kları ncı *İ çinde beyin-omurilik sısı vı bulunan. * Yararsı anlamsı z. eğ itimi. lması beyin gücü * Bir ülkede ileri düzeyde iyi yetiş olan meslek ve bilim adamları uzmanlarıfikir gücü. beyin takı mı * Bir kurum veya kuruluş yönetiminde etkin rol oynayan kimseler. kafa içinin. * Beygir gücünde. lukta i vı beyin orağ ı * Beynin iki lopu arası ndaki zar. beyin yı kamak .* Beygiri olan. zihin jimnastiğ i. beyin göçü * İ düzeydeki meslek ve bilim adamları uzmanlarıbir baş geliş ülkede yerleş çalı leri ile n ka miş ip ş amacı mak ile kendi ülkelerinden ayrı . z. i beyhudelik * Beyhude olma durumu. düş üncesi yüksek düzeyde olan kimse. beyin kanaması * Beyni besleyen damarlardan bir veya birkaçı dı kan sı ndan ş arı zması sonucu. eyi * Bilgisi.

herkesin bildiğ basmakalı ğ ı i. pis (kimse). içinde beyit olan. * Beyni olmayan. çe. emirlik. beyin zarları * Beyni üst üste saran üç zar. beynelmilel * Milletler arası . ğ ı ş beylikçi * Divanı kaleminin baş ı . düş llı ünceli. * Beyni olan.* insanı . korteks. * Beyne benzeyen. devlet malı olan. enternasyonal. çok bilinen. beyincik beyinli * Kafatasın art bölümünde ve beynin altı hareket dengesi merkezi olan organ. * Hükûmet. beylik * Bey olma durumu. * Devletle ilgili. uluslar arası . n ladınıaka ı beylik söz * Herkesin kullandı. p. emaret. etkisi kalmamısöz. * Beyinle ilgili. kendine özgü düş ve dünya görüş yabancı tı ünce üne laşrmak. mlı beyinsel beyinsi beyinsiz beylerbeyi * Sancak beylerinin baş ı . * Merkeze tam bağ olmayarak bir beyin yönetimi altı lı ndaki ülke. düş lsı üncesiz. beyiye * Bkz. dimağ nı nda. it beylik fın has çı r rı karı * devlet görevlisi olmanı insana birçok kazançlar sağ ğ ş yollu anlatmak için söylenir. beyitli * Beyti bulunan. baş yönde düş ve davranı ka ünür r duruma getirmek amacı çeş yollarla etkilemek. * Bir çeş küçük ve ince asker battaniyesi. * Anlam bakı ndan birbirine bağ iki dizeden oluş ş parçası mı lı muşiir . * Rahat yaş ama. devlete özgü olan. beyit * Ev. . mirî. lmayan. * Akı. satı k. * Akız. * Herkesin kullandı. beynamaz * Namazsı namaz kı z. yla itli beyin zarı * Beyni üst üste saran zar.

bunalmak. t. bunamak. cı beynelmilelcilik * Milletlerin sosyal sıfları nda uygunluk olması birlikte davranı gerektiğ savunan görüş nı arası ve lması ini . milletler arasılı uluslar arasılı enternasyonalizm. tepesi atmak. ı beynini kemirmek * rahatsı k vermek. ey beyni karı ncalanmak * zihin yorgunluğ undan düş ünemez olmak. sarsı lmak. beyni atmak * Bkz. beyni kaynamak * aş sı ı caktan sersemlemek. * zihninde birden bir düş doğ ünce mak. beyyine * Bir olayı doğ n ruluğ ortaya koyabilen yöntem. it beysbolcu * Beysbol oynayan ve oynatan (kimse). düş ünemez olmak. beyzade . beyni bulanmak * sersemlemek. beytülmal * Devlet hazinesi. baş ndan beyni sulanmak * düzgün düş ünemez olmak. delil. beynine vurmak * (içki etkisiyle) ne yaptını ğ bilemez duruma gelmek. a beynine girmek * herhangi bir konuda birisini yönlendirmek. cı k. unu * Duruş sı nda bir düş ma rası ünceyi gerçekleş tirmek için baş vurulan belge. rı beyni sı çramak * aklı ı gitmek. beyninde ş ekler çakmak imş * çok üzülmek. ikna etmek. cı k. * kötü bir ş sezinlemek.beynelmilelci * Bkz. beyninde * Arası nda. beysbol * Dokuzar kiş iki takı arası bir top ve sopayla oynanan. kanı tutamak. beyninden vurulmuşdönmek a * beklenmedik bir durum karş nda olağ ı sı anüstü bir üzüntü ve ş kı ğ uğ aş nlı ramak. Amerika Birleş Devletlerinde yaygıbir ilik m nda ik n çeş oyun. * Bey oğ lu. uluslar arası. huzurunu kaçı zlı rmak.

nazlı kimse. beze beze bezekçi . bezdirme * Bezdirmek iş i. bez * Pamuk veya keten ipliğ inden yapı dokuma. gudde. çaput. * Özenle büyütülmüş . bezdirilme * Bezdirilmek iş i veya durumu. söbe. bı nlıvermek. * Bezden yapı ş lmı . lan it bezek * Süs. düz dokuma. nı bez tüyler * Bitkilerde salgı karan tüyler. bezdirmek * Bı rmak. ban an iş * Bez (I). rarak oluş bez bez bağ lamak * bebeklere altları kirletmesinler diye bez koymak. bezdirilmek * Bezmesine sebep olmak. bezmesine yol açmak.* Soylu kimse. * Herhangi bir cins kumaş . * Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri. * Yumurta akı pudra ş ve ekeri ile yapı bir çeş kuru pasta. p bezcilik bezdirici * Bezcinin iş i veya mesleğ i. * Herhangi bir iş kullanı dokuma. için lan * Geliş igüzel kumaş parçası . ziynet. *İ çinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayı salgı turan organ. beyzî * Yumurta biçiminde. * Usanç veren. * Hamur topağ pazı ı . . çı bezci * Bez yapan veya alı satan (kimse). oval. kkı k beze * Yara veya çı sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluş şkinlik. usandı ktı rmak. lan * Pamuktan. beyzadelik * Soyluluk.

nakkaş . yurdumuzun her yanı yetiş nda tirilen. bezeklemek * Süslemek. süs. süslenmiş i . bezekleme * Bezeklemek iş i. ı bezemek bezemeli * Süslü. * Gelinleri süsleyen kadı n. * Süs. . bezeyici * Bezekleme yapan ressam.* Duvar ve tavanları boyayıbirtakı resim veya ş p m ekillerle süsleyen kimse. i bezelye * Baklagillerden. bezenmek * Bezemek iş konu olmak. ine * Kendini bezemek. i * Bezenmek iş i veya durumu. donatmak. bezemecilik * Bezemecinin yaptı iş ğ . bezetme * Bezetmek iş i. bezetmek * Bezeme yaptı rmak. ı bezeli * Bezeğolan. rmanı bir * Bu bitkinin yuvarlak tanesi. * Bezenme işveya biçimi. tı cı bitki (Pisum sativum). tezyin etmek. bezelemek * Hamur topağyapmak. * Bezelemek iş i. bezekli bezeleme * Bezeğolan. * Süslemek. tezyin. bezekli. * Süsleme. bezen bezeniş bezenme * Bezek. dekoratör. süslü. bezeme bezemeci * Bezeme yapan oymacı nakkaş veya . bezemek. süslenmek. dekoratif. süslenmek. süsletmek. süsleyen ş ey.

* Yaş veya iş ama görme isteğ yitirmiş ini . bezirlemek * Bezir yağile yağ ı lamak. bezirgânlı k * Bezirgâna yakır davranı ş ı ş . i arası 96 kâğ oynanan bir çeş iskambil kâğ oyunu. ile . ine * Keten tohumu. usanç. bezi herkesin arş na göre vermezler ı nı * genel kurallar kiş ilerin isteklerine göre bozulmaz. yorgunluk. * Süs. ı bezleme * Bezlemek iş i. bezirleme * Bezirlemek iş i. nda ı tla it ı dı bezilme bezilmek bezir * Bezilmek iş i. bezir yağ ı * Keten tohumundan çı lan ve yağ boya yapmak için içine renkli maddeler katı çabuk kurur bir yağ karı lı lan. bezginlik * Bezgin olma durumu. bezmek durumuna gelinmek. * Bir çocuk oyunu. bezek. bezir yağ ı . * Alıveriş çok kâr amacı güden kimse. * Bkz. bezirgân * Tüccar. bezlemek * Bez veya kumaş örtmek veya kaplamak. bezginleş me * Bezginleş iş mek i. bez. tülbent gibi eş ahı ı yaları lamak ve bunları sağ korumakla görevli kimse. bezir yağsürmek. * Bezmek iş konu olmak. ini * Yahudilere verilen ad. bezirgânbaş ı * Padiş n kullanacağçuha. bezik * İ üç veya dört kiş ki.bezeyiş bezgi bezgin * Bezeme iş i veya biçimi. ş te nı * Mesleğ sadece kazanç için kullanan kimse. bezginleş mek * Bezgin duruma gelmek. .

bılgan.* Çocuğ altı bez koymak. çı * Bezmek iş i. kı * Bez dokusunda olan. çocuğ belemek. bezi andı ran. bıl cı * Aş kemiğ altı bulunan küçük bir kemik. ı k inin nda * Bu kemikle oynanan bir oyun. bezzazlı k * Kumaş satma işmanifaturacı i. lı k. * bı çaklamak. * Bkz. dost toplantı. bı atmak çak * bir hedefe bı fı çak rlatmak. bırgan cı bı çak * Boru biçimindeki maden parçalarıiçini düzleş parlatmakta kullanı alet. çki sı bezme bezmek bezsi bezzaz * Kumaş p satan kimse. bı altı yatmak çak na * (insan için) ameliyat olmak. lan ı zlı * Jilet. bı çekmek çak * üzerindeki bı ı çağbirden ele alarak birine saplamaya hazı rlanmak. bı bı cı cı * (çocuk dilinde) Yı kanma. keskin. . bezginlik getirmek. * ameliyat etmek. an * Çeş kesme iş itli lerinde kullanı keskin ağ araç. bı bı yapmak cı cı * yı kanmak. * Bezgin duruma gelmek. * Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yı kama aleti ve yeri. bılgan cı bır bır cı cı * Sürekli ve çok konuş için kullanı ma lı r.manifaturacı alı . bı bı a gelmek çak çağ * bı birbirine saldı çakla racak kadar zorlu kavga etmek. bı gibi çak * ince. bıp usanmak. un na u bezm * İ meclisi. n tirip lan * Bir sap ve çelik bölümden oluş kesici araç.

çakla * Bı yaralamak. bı çaklı * Bı ı çağolan. ağ) birden ve güçlü olarak gelmek. ine bı çaklatma * Bı çaklatmak iş i.bı gibi kesilmek çak * (söz. konuş sohbet) birden bitmek. kları bı sı çak rtı * Bı ıkeskin olmayan ters yanı çağ n . çakla * bı çaklamak. ağ söz gibi gönül kıcı ı r rı davranı n hiçbir zaman unutulmayacağ anlatı ş ları ı nı r. bı k çaklı . dil yarası onulmaz * hakaret. bı yemek çak * bı çaklanmak. duruvermek. bı kını çak nı kesmez * kötüler yararlandı kimselere kötülük etmekten çekinirler. bı saldı çakla rtmak ve yaralatmak. i bı vurmak çak * bı kesmek. * birdenbire ve tamamen ortadan kaldı rmak. bı gibi saplanmak çak * (sancı rı . bı kemiğ dayanmak çak e * çekilen sıntı k katlanı kı artı lamayacak bir duruma gelmek. bı yarası çak onulur. bı çaklanmak * Bı çaklamak iş konu olmak. çak ka bı lı çakçı k * Bı ve benzeri ş çak eyleri yapma veya satma iş i. çakla bı çaklanma * Bı çaklanmak iş i. bı gibi kesmek çak * çok keskin olmak. * Çok az (fark). ma. bı çakçı * Bı ve daha baş kesici araçlar yapan veya satan kimse. bı silmek çak * bir işbitirmek. bı çaklama * Bı çaklamak iş i. bı çaklamak * Bı kesmek. bı çaklatmak * Bı saldıyı çakla rı tahrik etmek. çok yakı(aralı n k).

lı k bı nlı çkı k bık dı bılma kı * Bılmak iş kı i. ş an it * Saraç bı ı çağ . çkı p * Sel veya dere yatağ ı . bı evi çkı * Tomruklardan kalas. çkı bı n çkı * Külhanbeyi. * Bı n olma durumu.* Bı koyacak yer. ı iki lı olan i tarafı kullanı büyük testere. bış kı bış kı ma * Bış iş kı mak i. cesur. bı hane çkı * Bı evi. kma i . bıp usanmak kı * çok bezmek. boyları ve kenarları düzgün ve eş olarak nı nı it düzelten iş yeri. çak li bık çı bılgan çı * Azmı yayı ş ş lmı(yara). yürekli. çkı * Kı ve tı sa knaz. bı nlaş çkı ma * Bı nlaş iş çkı mak i. * Hayvanlarıtı kökünde oluş yara. bılmak kı * Usanı lmak. kalaslardan daha ince tahtalar kesen. * Bağ budamaya yarayan diş bı li çak. kabadayı . bı nlaş çkı mak * Kabadayı taslamak. bış kı mak * Bı işveya biçimi. . bı tozu çkı * Doğ ramacı bı dan çı ve çoklukla yakacak olarak kullanı toz ve talaş lı çkı kta kan lan . çak * Bı yapmaya elveriş (maden). * Korkusuz. bı cı çkı * Bı ile ağ ve tahta kesen kimse. gözü pek. n rnak an bı çkı * Tahta veya ağ biçmekte kullanı karşklı sapı ve iki kiş aç lan. çkı aç * Bı yapısatan kimse. ndan lan * Motorla çalı bir çeş güçlü testere.

zedelenmek. * Tekrarlanması . bı rı ktıcı * Bı nlıverici. bı rcıgibi ldı n * kı boylu. * Dayanamaz duruma gelmek. usanmak. .* Karş klı ı olarak birbirinden bı lı kmak. bı nlıgelmek kkı k * bı kmak. me kı bı ldama ngı . bı ldak ngı * Kafatası kemikleş meden önce kemiklerin birleş yerlerinde bulunan kırdak bölümü. bı ma lkı * Bı mak işveya durumu. bunalmak. bı r ldı * Geçen yıbir yı l. bı nlıvermek kkı k * bir ş sürekli tekrarlayarak karş ndakini usandı eyi ı sı rmak. erimek. bı nlıvermek. eti için avlanan göçebe kuş (Coturnix). yurdumuzda en çok güzün. kkı k bı rma ktı * Bı rmak iş ktı i. usandı kması kkı k rmak. boz renkli. sürüp gitmesi yüzünden bir ş eyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek. bık bık llı llı * Çok tombul. lkı i bı mak lkı * Bozulmak. bı rcıeti ldı n * Bı rcıkuş ldı n unun saka ve avcı beğ larca enilen kı zı rmı eti. bı n kkı * Çok bı şusanmı bezmiş kmı . ş . bı rcı ldı n * Tavukgillerden. etli butlu. bı l bı l ngı ngı * Dolgun ve pelte gibi titrek. dolgunca. bı rmak ktı * Bı na yol açmak. yumuş amak. kma bı kma bı kmak * Bı kmak iş i. bı nlı kkı k * Çok bı ş kmıolma durumu. usanmak. l önce. bı ntı kkı * Bı duygusu. alı (kadı sa mlı n). benekli.

görevlendirmek. hürriyetine kavuş nı lamak. kes. i ka * Unutmak. * Kötü bir durumda terk etmek. . * Yanı almamak. in unu. ş ı ey ş ktan ı * (bulunduğ veya dokunduğ yerde) Oluş u u turmak. terk etmek. titremek. ması sağ * Boş amak. ş ma karş klı rakmak. bı lmak rakı * Bı rakmak iş konu olmak. lan . na nda * Sahiplik hakkı baş na vermek. nı kası * Yapık olan bir ş yapıklı kurtulmak. bı ki rak * saymasak. yı * Özgürlük vermek. * Bir işbaş bir zamana ertelemek. terk edilmek. kta. * Sarkı tmak. u iş * Saklamak. ayrı birinden iş i.) Kalmak. hesaba katmasak da. artı rmak. korunmak için vermek. * Eski bulunduğ yerini veya durumunu değtirmemek. ateş yapmak. * Bakı lmak. döndürmek. mütareke yapmak. vı aklı iş k bı Allah'ı seversen rak nı * bir kimse veya nesnenin değ ersizliğ belirtmek için kullanı ini lı r. nesne vb. bı rakmak * Elde bulunan bir ş tutmaz olmak. * Bir iş sorumluluğ yükümlülüğ baş na vermek.* Bı ldamak iş ngı i. raş k raş * (bık veya sakal) Uzatmak. lı kes bı t rakı bı rakma * Tereke. bı lma rakı * Bı lmak iş rakı i veya durumu. bı ldamak ngı * (et ve sı için) Yumuş k veya şmanlısebebiyle oynamak. artıuğ mamak. * Sıf geçirmemek. ı bı lı i. ünü kası * Engel olmamak. * Bı rakmak iş i. eyi * Koymak. kiş * Bir alı ktan veya bir iş vazgeçmek. * (ölen. ş kanlı ten * Uğ maz olmak. * Bı rakma iş i veya biçimi. terk. bı ş rakı ma * Karş klı rakmak iş ateş mütareke. ine bı m rakı bı ş rakı * Bı rakmak iş i. * Ayrı lmak. yanı götürmemek. * Salı verme. meydana getirmek. bı ş rakı mak * Savaş çarpı gibi durumları ı bı ma. nı * Bir pazarlı belli bir fiyata vermeyi kabul etmek.

iş bı rma raktı * Bı rmak iş raktı i. sı * Asma gibi bitkilerde. * Ufak çocuk. bığ silmek yını ı * bir işolmuş i bitmiş sayarak onunla uğ maktan vazgeçmek. bı z zbı bı k zdı bır zı * Davula sol elle vurulan ince değ nek. bıklı ı yı duruma gelmek. nlı nı nda olan . ı ı ladım ı ladı) ı rda) * uzun süredir hiçbir ilerleme ve değiklik göstermiyor (veya göstermiyorsun). k bıksı yı z * Bığolmayan. bığ tı etmemiş yı ı yınıraş ı olan. bıkları almak yı ele * delikanlı çağ girmek. büyüklerinin boyu 2 m yi bulan. ş arak bık bı yı rakmak * bık uzatmak. eti sevilen bir balı(Barbus fluviatilis). lı p bık altı gülmek yı ndan * birinin durumuna belli etmemeye çalı gülümsemek. en ş ı bığterlemek yı ı * bığyeni yeni çı yı ı kmaya baş lamak. * Kadı k organın üst yanı cinsel zevk duyumu noktası bölüm. klitoris. bığ balta kesmez olmak yını ı * kimseden korkusu olmamak. bı rakması yol açmak. sarı tutunmaya yarayan sürgün. na bırak tı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun dıdikenli tohumu. lı ı k na bıklı yı * Bığolan. bıklı k yı balı * Sazangillerden.bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor) raktım raktı). yı bık burmak (veya bükmek) yı * çalı yapmak amacı bıkları kırmak. m yla yı nı vı bıklanma yı * Bıklanmak iş yı i. * Balı klarda deri uzantı. bığ tı etmiş yı ı yınıraş ı olan. bı rmak raktı * Bı rakması sağ nı lamak. bıklanmak yı * Bığçı yı kmak. raş bık yı * Üst dudak üzerinde çı kı kan llar.

biberli * İ biber katı ş çine lmı . çiçekleri soluk en. biber gibi * çok acı . * Bir kimsenin egemenliğ tanı ini ma. Akdeniz çevresinde çok yetiş güzel kokulu yaprakları dökmeyen. tazeyken sebze olarak yenilen veya kurutulup baharat olarak yararlanı ürünü. biat etmek * birinin egemenliğ tanı kabul etmek. biber salçası * Kı zı rmı biberden yapı ş lmısalça. pay almamı ş . çok yık bir bitki (Rosmarinus officinalis). biber gibi yanmak * (deri. * Biber yetiş tirilen yer. göz vb. biber katmak. biberlemek * Biber serpmek. * Genellikle süt çocukları süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanı emzikli şe. bîbaht bîbehre biber * Bahtsı kadersiz. llı biberleme * Biberlemek iş i. biat edilmek * birinin egemenliğtanı i nmak. kötü talihli. * Hoş görüsüz. ini mak.Bi bîaman biat * Bizmut'un kı saltması . biber turş usu * Yalnı uzun yeşbiberden yapı ş u. zalim. * Payı olmayan. * Biber konulan küçük kap. * Osmanlımparatorluğ İ unda padiş ölünce tahta geçecek oğ ah lunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul ve tasdik edilmesi.) çok acı mak. z. lan biber atmak * içine biber koymak. zca il lmıturş biberiye * Ballı babagillerden. yurdumuzda çok yetiş bir bitki (Capsicum annuum). amansı gaddar. en * Bu bitkinin. * Patlı cangillerden. * Acı . z. nı mavi renkli. na lan iş biberlik biberon .

n z i. cici bici. * Bkz. k. bibliyoman * Bibliyomanisi olan (kimse). zarif (kı z). bîçare olmak * çaresiz kalmak. sı * Babanıkıkardeş hala. * Meme. vazo gibi zarif küçük süs eş . bibliyotekçi * Kütüphaneci. bici bicik bicili bîçare * Çaresiz. bîçarelik biçem * Biçare olma durumu. itli lan yası biblo gibi * ufak tefek. zavallı çaresizlik. bibliyomani * Hastalıderecesine varan kitap sevgisi. kaynakları bilen uzman.bibersiz * İ biber katı çine lmamı ş . * Üslûp. bibi bibliyofil bibliyograf * Bibliyografya uzmanı . * Kitapsever. bibliyografya * Kaynaklar. bibliyografi * Bibliyografya. cicili bicili. * Acız. kitap düş k künlüğ ü. kaynakça. * Bkz. lı k. . bibliyotek * Kitaplı kütüphane. zavallı (kimse). biblo * Çeş maddelerden yapı heykel. meme baş ı . bibliyografik * Kaynakla ilgili.

ş ekillenmek. punduna getirmek. hem de bağ durumuna getiren makine. formaliteci.biçenek * Her yı l belirli bir süre otlatı ktan sonra yeniden geliş bitkilerin biçilerek değ ldı en erlendirildiğtabiî çayı i r. biçime sokmak (veya biçim vermek) * bir ş biçimlendirmek. ekil. tutum. biçerbağ lar * Ekini hem biçen. ş ı ekilci. elveriş (iş li ). biçim biçim almak * biçimlenmek. yalnıbiçim üzerinde duran. ine biçilmiş kaftan * bütünü ile uygun. * Biçmek iş i. * Biçmek iş yapan (kimse). ekil. biçim bilimi * Yapı bilimi. biçim birimi * Kelimelere gramer bakı ndan biçim veren. * Yakık alan ş uygun ş ş ı ekil. biçim * Dıgörünüşş ş . taneleri ayı samanı lam veya balya durumuna getiren makine. belli bir biçime girmek. en uygun durumunu yakalamak. çoğ ek durumunda olan öge. formalist. eyin * Sanat ve edebiyat eserlerinde dıgörünüşform. biçime ağ k veren görüş i z ı rlı . mı u biçimci * Biçimcilik yanlı olan (kimse). ran. fı nı biçimleme * Çeş maddelerin biçimsel imkânları birbirleri arası itli ile ndaki düzen iliş kilerini araşrma iş tı i. içeriğyeterince önemsemeden. rası. bağ biçici biçicilik biçilme biçilmek * Biçmek iş konu olmak. sı * Alılmıkural. * Herhangi bir ş benzeri. morfem. davranıveya belli biçimin dına çı ş ş ı ş ş kmayan (kimse). biçimlendirilme . döven. biçimcilik * Biçime sı sıya bağlı kı kı lı k. ekil. * Tarz. ş . morfoloji. eyi biçimine getirmek * sı nı rsatı bulmak. biçerdöver * Ekin biçen. * Manzumelerin kuruluş uyak düzenlerine göre olan dıgörünüş ş ve ş ü. ini * Biçicinin işveya mesleğ i i. * Biçilmek iş i. * Özü.

biçimselleş tirmek * Biçimsel duruma getirmek. * Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüş türmek. biçimsizlik * Biçimsiz olma durumu. biçimlenmek * Bir ş belli bir biçim kazanmak. yla biçki dikiş yurdu * Halka açıterzilik mesleğ öğ k ini retme ve uygulama yeri. ş ey ekillenmek. biçki yapmak . i * Dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesme sanatı ı . biçimsiz * Kendine özgü bir biçimi olmayan. ş zlı ı biçiş biçki * Biçmek işveya biçimi.* Biçimlendirilmek iş i. ş ı * Biçime dayanan. ş ait. biçimsel biçimselleş tirme * Biçimselleş tirmek iş i. biçimli * Biçimi güzel olan. biçimlendirilmek * Bir ş biçim verilmek. biçimlendirmek * Bir ş belirli bir biçim vermek. * Kötü. ş ekilsiz. biçimlenme * Biçimlenmek iş ş i. na en. ş eye ekillendirmek. biçimsellik * Biçime uygun olma durumu. biçimi bozuk. mıbir biçimsizleş me * Biçimsizleş iş mek i. * Ortamı uygun düş yakık alan. ı * Kendine özgü billûrlaş ş biçimi olmayan (madde). biçimsizleş mek * Biçimsiz duruma gelmek. hoş olmayan. biçimle ilgili. * Çirkinlik. ş formel. ekillendirme. ekle eklî. yakıksı k. eye biçimlendirme * Biçimlendirmek işş i. biçki dikiş kursu * Terzilik mesleğ öğ ini retmek amacı verilen kurs. ekillenme. mevzun. amorf. biçimi bozulmak. yakıksı ş z.

*İ lgisiz. baş ç. plâstik veya çinkodan yapı şçoğ çine vı lmı unlukla silindir biçiminde kap. ı biçki yurdu * Biçki ve dikiş okulu. menş prizma. ı * Ekini. * Kadı n saçları kırmak için kullandı . k. bîgânelik bigudi . * Yaylı ateş öldürmek. * Bidon satan kimse. bîdar bid'at * İ dininde Hz. m iyle * (değ paha. makine ile kesmek. * Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eş iki çokgenden. otu orakla. * Bîgâne olma durumu. an ur. biçtirme * Biçtirmek iş i. yanal ayrıları eş ve paralel doğ it tı da it rulardan oluş çok düzlemli cisim. Muhammed zamanı sonra ortaya çı değik yargı ve ilkeler.* dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesmek. sac. tı rpanla. ı * Biçmek iş i. iki yı bir olan. * İ sı maddeler konulan. nları nı vı kları * Bedenin belden aş ı ağbölümlerini yı kamakta kullanı tuvalet aracı lan . * Yabancı . er. langı bide bidon bidoncu bienal * Yı ı. * Uyanı uyumayan. biçmek * Belli bir biçim vererek kesmek. slâm ndan kan iş lar * Sonradan türeyen ş ey. fiyat) Koymak. metal veya plâstikten. biçtirmek * Biçmek iş yaptı ini rmak. boru biçiminde küçük araç. biçkici biçme * Kumaşbelli bir modele göre biçen (kimse). * Yontulmuş taş yapı ı . bidayet * Baş lama. . l aş rı lda biftek bîgâne * Izgara veya tavada piş irilen dana eti dilimi. * Dikilecek kumaşbelli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek.

bikarbonat * Hidrojen karbonatlarıgenel adı n . aş n. bilâistisna *İ stisnası ayrı z. bîkes bîkeslik bikini * İ parçalı n mayosu. tersine. erdenlik. daha sonra. bîhuş bîilâç * Ş kı sersem. lmıtakı yası bîkarar * Kararsı tereddütlü. nı lan bijuteri * Kuyumcunun yaptı değ takı n tamamı ğ erli ı ları . * Değ olmayan maden veya taş erli lardan yapı ş . n ı durumu. * Bir kuruluş veya bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taş r ve un ı nı taş ı nmaz varlı ile bunları lamak için kullanı öz ve yabancı kları sağ lan kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge. bilgisiz. baş nda * İ z. tam tersine. bilâder ağ acı * Amerika elması . süs eş . aklı ı olmayan. aksine. günahsı z. zlı * Kimsesiz. sonradan. * Hakkı hakkı ile. ayrı yapı z. * Habersiz. deli. çaresiz. olarak. z.bîgünah bîhaber bihakkı n * Suçsuz. ksı m lmadan. lı bilâr * Katranlı ldan yapı ve kalafat iş kı lan lerinde kullanı bir tür macun. gerçekten. ki kadı bikir * Kı k. lâçsı bijon anahtarı * Araba tekerleklerinin somunları sökmek için kullanı alet. tsı artsı sı zı bilâkis bilânço * Tersine olarak. * Giriş herhangi bir iş belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçlarıkarşklı ilen te. bilâhare * Sonra. lan . herhangi bir kıtlama olmaksın. sonraları . umutsuz. * Bîkes olma durumu. bilâkaydüş art * Kayı z ve ş z olarak.

kurum veya bir topluluk tarafı herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazı ndan lan yazı . bilcümle * Bütün. bildiriş . bildiğ inden ş mamak (veya kalmamak) aş * hiçbir etkiye aldı etmeyerek doğ bildiğdavranı sürdürmek. il bir i bilârdocu * Bilârdo oynayan veya oynatan kimse. tebliğ . * Bu açı klamanı yapı ğkâğ ihbarname. sı z. haber verilmek.. . tebliğ . beyanname. * Bilimsel bir konu üzerine yazı açı lan klama. bağ oldukları lı vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi. bildik * Tanık. bilârdoculuk * Bilârdo salonunu iş letme veya oynama iş i. dolaysı doğ tası z. tebliğtebligat. bildirim ödencesi * Süresi belli olmayan sürekli iş sözleş melerinin daha önce bildirim yapı lmaksın yürürlükten kaldılması zı rı sebebiyle yükümlü olanlarca karştarafa verilmesi zorunlu olan ödence. bildiri * Resmî bir makam. hep . i bildiğ yapmak ini * verilen öğ ütleri dinlemeyerek tutumunu sürdürmek. çok bilmiş olduğ anlatı unu r. duyurulmak. bildirilmek * Bildirmek iş konu olmak. i. bilâvası ta * Vası z. a i * Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda. dı bildik çı kmak * birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanı kları anlamak. bildirilme * Bildirilmek iş i veya durumu. ine bildirim * Yazıolarak yapı açı lı lan klama. bildirge * Bir kimsenin resmî bir kuruluş herhangi bir durumu bildirmek için verdiğçizelge. ş tı nı bildim bileli (veya bildik bileli) * öteden beri. rudan doğ ruya. bildiğ yedi mahalle bilmez ini * bir kimsenin çok kurnaz. ihbar tazminatı ı . araçsı aracız.-in hepsi. rı ş ru i ş ı bildiğ okumak ini * herkes ne derse desin bildiğ istediğgibi davranmak. beyanname. n ldı ı ı t.bilârdo * Yeş çuha kaplı masa üzerinde. fil diştoplarla ve isteka ile oynanan bir oyun.. eskiden beri.

bilecenlik * Bilecen olma durumu. geniş zaman. * (giysi eteğiçin) yalnıayaklar görünecek kadar (uzun). dahi. n i bileğ güvenmek ine * gücüne veya hünerine güvenmek. bildirme cümlesi * Yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cümle. ması . imdiki zaman. bildirmek * Herhangi bir ş haber vermek. letiş me. kar için) ayakları içine gömülecek biçimde. bile bile * Bilerek. bileğ i * Kesici araçları bilemek için kullanı alet. * Bilgiçlik taslayan. gelecek zaman kipleri: Gel-di. belirsiz geçmişş . mek i bildiriş mek * Bir duygu veya düş ünceyi iş aretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlaş mak. önceden tasarlayarak. gel-ecek gibi. da. bilerek aldanmıgörünme. bileğ kadar (veya bileklerine kadar) ine * (çamur.* Bildirmek işveya biçimi. * Anlatmak. * Aynı zamanda. düş ünülerek. . isteyerek. lan bileğtaş i ı * Bı çakı çak. bile * Birlikte. bildirme * Bildirmek iş beyan. i bildiriş im * İ im. haberleş komünikasyon. kasten. ukalâ. i z bileğ hakkı inin ile * kendi gücü ve kendi çalı ş ile. ifade etmek. ş bilecen * Her ş bilen. . belirli geçmiş . gel-ir. gelmişgel-iyor. makas gibi kesici araçları bilemekte kullanı ince taneli sarıist. eyi * Herhangi bir konuda bilgi vermek. de. bildiriş me * Bildiriş işveya durumu. kolunda altıbileziğolmak. * Üstelik. i. lan ş bileğ altıbileziğolmak inde n i * Bkz. bile bile lâdes * Kötü bir durumu öyle gerektiğiçin kabullenmiş i görünme. her ş eyi eyden anlayan. bildirme kipleri * Belli zaman kavramı veren.

keskin duruma getirmek. * Ses ve görüntünün birlikte yer aldı film parçası ğ ı . * Bir bileş oluş ke turan kuvvetlerin her biri. ı rı * isteyerek. aş derecede istemek. kalı n. en fazla. bilek saati * Bileğ takı küçük saat. kuvvet. mürekkep faiz. keskin duruma getirilmek. * Bilenmek iş i. bilenme bilenmek bilerek bileş en bileş ik * Birleş oluş . bileş faiz ik * Süre tarihine dek birikmiş faizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz. ik . kasten. erek muş * Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluş ve bunlardan bağ z fiziksel. * Bilemek iş konu olmak. * Hı rslanmak. mürekkep.bilek * Elle kolun. bilek gibi * (saç veya akarsu için) gür. bilek damarı * Nabı z. konsantre olmak. bilemedin (veya bilemediniz) * en çok. basit olmayan. ı n tiğ * Güç. ı iki i lı ini bilek kuvveti * Beden kuvveti. ine * Bir iş yoğ bir biçimde hazı e un rlanmak. bilek güreş i * Karş klı kişdirseklerini dayayarak birbirlerinin bileğ bükmek. bileş kap ik * Birleş kap. e lan bileklik bileme * Bilemek iş i. kimyasal an ı msı nitelikler gösteren (madde). * Oyunlarda bileğ incinmesini önlemek için bileğ takı meş sargı in e lan in . bilek gücü * Kol kuvveti. bilemek * Kesici aletleri zı mpara veya bileğtaş keskinleş i ı nda tirmek. kol kuvveti. ayakla bacağ birleş i bölüm. etkisini artı rmak. * Güçlendirmek. keskinleş tirmek.

* İ veya daha çok vektörün. * Bilemek iş yaptı ini rmak. bileş tirmek * Bileş mesini sağ lamak. lence yerlerine girme. lma nı bilet kesmek * bileti koparı alıya vermek. ndan bileş önerme ik * En az iki önermeden oluş yeni önerme. biletli biletme biletmek * Bileti olan. ı yan bileş im * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turma.bileş kaplar ik * Birleş kaplar. bileş tirme * Bileş tirmek iş i. * Bilet satan görevli. ik bileş kesir ik * Payı paydası eş veya payı na it paydası büyük olan kesir. bileş tirici * Bileş tirmek iş yöneten kimse. . it * Bileş iş terekküp. an bileş ikgiller * Bitiş yapraklı çeneklilerden. * Bileş sonucu oluş cisim. ulaş araçları binme veya bir talih ı m na oyununa katı imkânı veren belge. bazı ik iki cinsleri uçucu yağ veya süt taş bir familya. p cı biletçi biletçilik * Bilet satma iş i. sinema. terkip. me an * Bileş işveya durumu. bilet satmak. terekküp etmek. mek i bileş ke bileş me bileş mek * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turmak. geometrik ki na nı toplam. ini * Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eş olan tek kuvvet. bilet * Para ile alı konser. paralel kenar kuralı uygun olarak geometrik toplamı almak. tiyatro gibi eğ nan. mek i. * Biletmek iş i. muhassala. * Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluş unu belirleyen verilerin tamamı tuğ . çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan.

silindir. hikmet. * Bir durumu öğ renmek. * Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse. vukuf. . e lan * İ borunun ucunu birleş ki tirmeye yarayan halkaya benzer parça. dikdörtgen. makinelerle yapı iş lan lemlerin düzenli biçimde yürütülmesi. sayalı ki. vukuf. bilgi toplamak . vukuf. genel olarak dökme demirden yapı ş lmı uçları k ve esnek halka. bilfiil bilge bilgece bilgelik * Bilge olma durumu ve niteliğ i. bilezik * Bileğ süs için takı halka. açı * Kelepçe. * Bilgeye yaraş (biçimde). iyi ahlâklı . bilgi almak. bilim alanı uygulanan yöntemleri. nsan nı i * Öğ renme. manı bilgi * İ aklın erebileceğolgu. * Bilgi. gerçekten. malûmat. lama. malûmat. * Motor pistonları yağ na. cı ı k. ş bilfarz * Tutalı ki. hâkimane. bilezikli * Bileziğolan. gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. soğ utma. cı * Bileyicinin yaptı işzağ lı ğ . hakim. * (biliş imde) Kurallardan yararlanarak kiş veriye yönelttiğanlam. bilgi ş öleni * Belli bir konunun tartıldı bilimsel toplantı ş ğ ı ı . tı * İ zekâsın çalı nsan nı ş sonucu ortaya çı düş ürünü. olgun ve örnek (kimse). * Bilgili. malûmat. epistemoloji.biletsiz bileyici bileyicilik * Bileti olmayan. bilgi iş lem * Özellikle bilgisayar vb. araşrma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. * Bilim. * Mobilyaları ayak altları takı kare. bilgi kuramı * Bilginin temelini. lmı . iş ş edinerek. * (İ Çağ lk felsefesinde) Kendini tanı n bilgisi. ı r bilgi edinmek * öğ renmek. söz geliş diyelim ki. m m i. kesik koni ve benzeri ş n na lan ekilli. sempozyum. sır ve güvenilirlik bakı ndan inceleyip araşran nda nı mı tı felsefe dalı . özellikle sıntı önleme gibi amaçlarla yerleş zı yı tirilmiş . inin i * İolarak. pirinç veya nikel kaplı demirden yapı şiki ucu delik gereç. ması kan ünce * Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradı temel düş ğ ı ünceler. zağ . malûmat. i * Bilezik takmıolan.

bilgici * Sofist. p ran bilgisayarcı * Bilgisayar alı satı sı m mcı. * Bilgin olma durumu. elektronik beyin. bilgin tavrı bilgin gibi. * Bilgisayar programcı. haberdar etmek. * Bilgine yakır. * Bilerek. u bilgiç bilgiç bilgiç * Bilgisi olduğ göstererek. bir yapısonuçlandı elektronik araç. haberli.* değik yer ve kaynaklardan sağ iş lanan bilgileri bir araya getirmek. malûmatlı . bilgiçlik satmak (veya taslamak) * bilmediğhâlde bilir görünmek. safsatacı lı k. i bilgilendirme * Bilgilendirmek iş i veya durumu. bildirerek. yapı sı mühendisi. bilgili * Bilgi sahibi olan. bilgilenme * Bilgilenmek iş i veya durumu. sofizm. bilgin geçinmek. bilgilenmek * Bilgi sahibi olmak. * Bilgili kimse. bilgicilik * Antik Yunan felsefesinde eleş akı . tiri mı * Baş nı ltmak için doğ olmadı bilinerek yapı uslamlama ve çı kası yanı ru ğ ı lan karsama. âlim. bilgin bilgince bilginlik bilgisayar * Çok sayı aritmetiksel veya mantı iş da ksal lemlerden oluş bir işönceden verilmiş programa göre an i. * Bilgisiz olduğ hâlde bilgili görünmek isteyen. bilgilik * Ansiklopedi. ğ ı bilgisayarlamak * Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan (kimse). öğ renmek. unu bilgiçlik * Bilgiç olma durumu. bilgilendirmek * Bir konuda bilgi sahibi olması sağ nı lamak. bilgili geçinen kimse. sı mcıveya bilgisayarcı lı k * Bilgisayar ticareti veya uzmanlı. ş ı nda. kompüter. .

deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten n yararlanarak yasalar çı karmaya çalı düzenli bilgi. roman vb.* Bilgisayara geçirmek. * Tavuk gibi kümes hayvanları çağ nı ı için çı lan ses. ta. bilhassa * Hele. malûmatsı cahil. ş an * Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. temeli olarak yalnıbilim yöntemine önem verme. * Belli bir konuyu bilme isteğ inden yola çı belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araşrma kan. raş bilim dı ş ı * Bilime aykı. bilgisiz bilgisizlik * Bilgi sahibi olmayan. ilim. * Bilgi. bilerek ve isteyerek. bilgin. an bilim kurgusal * Biyoloji ve elektrikle ilgili olan. bilgisayarlaş mak * Bilgisayar düzeniyle donatı lmak. cehalet. rmak karı * Bilen. bilime uymaz. baş özellikle. bili bili bili bilici bililtizam * Bile bile. . tı süreci. z bilimsel * Bilgin. z. ilkelerini. * Bilgisiz olma veya bilgi yokluğ durumu. ilimcilik. bilim * Evrenin veya olaylarıbir bölümünü konu olarak seçen. en çok. bilim kuramı * Bilimlerin koydukları ünsel sorunları düş inceleyen ve tek tek bilimlerin yöntemlerini. malûmat. bilim kurgu * Çağ bilim verileriyle düş daş gücünden oluş film. gayriilmî. âlim. bilim adamı * Bilimsel çalı ş malarla uğ an kimse. bilim adamı . bilimci bilimcilik * Bilginin. biyonik. mahsus. varsayı nı tı felsefe dalı mları araşran . u bilgiyazar * Elektronik sistemle dizgi yapan alet. rı bilim kadı nı * Bkz. her ş eyden önce.

ş bilinçlendirme * Bilinçlendirmek iş i. Marxçı lı k. bilincine varmak * anlamak. bilinç * İ n kendisini ve çevresini tanı yeteneğ ş nsanı ma i. * Bir toplumdaki ruhî etkinliklerin veya ruhî durumlarıbütünü. bilim yöntemlerine uygun olmayan gayriilmî. na bilimsellik * Bilimsel olma durumu. * Kiş aklı geçenlerin birinci kişağ ndan yansılması inin ndan i zı tı . ş ve nlı uur. bilinç kaybı * Hafı yitimi. * Algı bilgilerin zihinde duru ve aydı k olarak izlenme süreci. ş rı i uuraltı tahteşuur. n * Dimağ . kavramak. bilinç dı ş ı * Bilinçsizce yapı iş etkinliklerin bütünü gayriş lan ve uur. za bilinçaltı * Bilinç dı olmakla birlikte. bilime dayanan. bilinç akı ş ı * Düş üncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. nanabileceğ savunan felsefe akı . temel görüş . dilendiğzaman kapsamı ş ı i ndakilerin bilince çağlabildiğzihin bölgesi. ini mı bilimsel düş ünce * Bilim temeline dayanan özgür eleş tirici. * İ ruhunun. baskı nda tutulan isteklerle bunlara bağ düş nsan altı lı üncelerden oluş ve bilince ulaş an amayan bölümü. bilimsel sosyalizim *İ htilâlci sosyalizm. bilincini yitirmek * bilincini herhangi bir sebeple yitirmek. bilimsiz * Bilime. bilinçlendirmek . araşrı ve bağ z düş tıcı ı msı ünce. ilmî.* Bilimle ilgili. uur. * Temel bilgi. bilimselleş tirme * Bilimselleş tirmek iş i. bilimselleş tirmek * Bilimin metotları uygun duruma getirmek. bilimsel deneycilik * Her bilginin deneyle veya gözlemle doğ rulanabileceğ sı ini. bilimsizlik * Bilimsiz olma durumu bilimsizce iş . bilimsel toplantı * Uzmanları katı ile gündemi bilimsel konuları oluş n lı mı n turduğ toplantı u .

bilinmeyen (nicelik). ş lere ı k uursuzluk. malûm. * Nesne. bilindik. bilinmeyen * Değ belli olmayan. olay ve edimlere uyanıbulunma durumu. anlaş ine ı lmak. agnostik. 'nı inin ini ini reti. eri * Bilinmek iş i. bilinçlilik bilinçsiz bilinçsizlik * Biliçsiz olma durumu. bilinemezcilik * Bilginin bağ lı ı olduğ ve bundan dolayı olmadına inanan öğ ntı una salt ğ ı reti. ş uurlanmak. ş uursuzluk.* Bilinçli duruma getirmek. * Bilinçli olma durumu ş uurluluk. ntı una * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ 'nı inin ini ini retiyi benimseyen (kimse). uurlu. bilinen bilinme * Değ belli olan nicelik. bilinçlenme * Bilinçlenmek iş i. olay ve iş karşuyanıbulunmama durumu. bilinmedik. kuş meçhul. ş inin nda uurlu. * Kendi etkinliğ eleş ini tirmeli bir biçimde sezmeyen. bilinçlenmek * Bilinçli duruma gelmek. kendi etkinliğ farkı olan. . bilinmezlik * Bilinmez olma durumu. bilinemezci * Bilginin bağ lı ı olduğ inanan (kimse). bilindik * Bilinen. * Nesne. bilinçli * Bilinci olan. * Belli olmaz. muğ güç lâk. bilinçle yapı lmayan. ş uursuz. agnostisizm. eri bilinmez * Anlamı ve anlaş gizli ı lması olan. bilinçle yapı ş lan. meçhul. ş k uurluluk. bilinmedik * Bilinmeyen. ş uursuz. * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ lâedriye. * Bilinci olmayan. bilinemez * İ aklı bilinemeyen ş nsan yla ey. bilinmek * Bilmek iş konu olmak. öğ renilmek. lâedri. kulu. * Eleş tirmeli bir biçimde.

ş biliş im * Teknik. tanık. m ini bilirkiş i * Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaş ğçözümlemek için kendisine baş mazlı ı vurulan kimse. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş imde kullanı ve özellikle elektronik aletler aracı ı lan lı ile ğ düzenli bir biçimde iş lenmeyi ön gören bilim. ehlihibre. "sayar". eksper. ehlihibre. bilip bilmediğ göz önüne almadan. bir nesne veya olayıvarlına iliş bilgili ve bilinçli duruma gelmesi. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş sistemi. ile erek ik fat bilir bilmez * yarı bilgi ile. biliş ağ im ı * Teknik. dı biliş kmak çı * tanı önceden tanıolmak. * Öğ renmek. sibernitik. vukuf. billûr * Bazı cisimlerin aldı geometrik biçim. mak. ehlivukuf. bilirkiş i raporu * Bilirkiş hazı ş inin rlamıolduğ rapor. biliş * Canlın. dost.bilir * "Anlar". . * Billûrdan yapı ş lmı . cahil. * Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düş üncesine baş vurulan kimse. informatik. lı mak. ı bilisiz * Öğ renim görmemiş . bilistifade * Yararlanarak. cahillik. "yapar" anlamları isimlerle birleş birleş sı kurar. u bilirkiş ilik * Bilirkiş yaptı iş inin ğ . * Biliş alanı uzman kiş im nda i. im biliş teknolojisi im * Biliş imde kullanı bütün araç ve gereçlerin oluş lan turduğ sistem. billâhi * Tanrı ant içerim" anlamı bir ant. * Biliş iş mek i. kristal. bilisizlik * Bilisiz olma durumu. nı n ğ ı kin * Bildik. 'ya nda * "İ olsun" anlamı kullanı nan nda lı r. kları * Duru ve temiz kesme cam. uzman. ehlivukuf. u biliş imci biliş me biliş mek * Karş klı ı olarak birbirini tanı muarefesi olmak.

ı lı mamak. * Genellikle billûrdan yapı ş ya satan dükkân. * (ses için) pürüzsüz. anlamı bir söz. irisin arkası mercek görevini yapan. çok temiz (su). ündeki saydam cisim. billûrlaş mak * Billûr durumuna gelmek. billûrî * Billûra benzer. * Bol ıklı rı rı ş . billûrlaşrmak tı * Billûr durumuna getirmek. * sonucun ne olacağ kestiremeden. billûru andı kristaloit. * Belirgin duruma gelmek. * Bilinmeyen ş muamma. billûr gibi * çok duru. billûrsu bilme bilmece * Bir ş adı anmadan. kristalleş me. billûriye * Billûrdan yapı ş lmıveya billûrla ilgili. lmıeş billûrlaş ma * Billûr durumuna gelme. ey. billûr cisim * Gözde. netlik kazanmak. göğ üs). * Diyalize uğ rayarak çözümlenen madde. billûr gibi. * Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı ve kimya değmeleriyle geometrik biçim alması fizik iş . billûr durumunda yoğ unlaş mak. mercimek biçim ve büyüklüğ nda. * çok beyaz ve pürüzsüz (kol. niteliklerini üstü kapalı eyin nı söyleyerek o ş ne olduğ bulmayı eyin unu dinleyene veya okuyana bı rakan oyun. eyi nda . bilmece çözmek * bilmecenin cevabı bulmak. nı bilmece gibi konuş mak * açı anlaşr biçimde konuş k. billûrlaşrma tı * Billûrlaşrmak iş tı i. billûrlu *İ çinde billûr bulunan. gerdan.* Koç yumurtası . ran. pıl pı parlayan (yer). bilmeden * bilmeyerek. muamma. kristalleş mek. ı l * Billûra benzeyen. * Bir ş ne olduğ eyin unun bilincine varma. ı nı bilmediğbeş i vakit namaz * her ş pek iyi bilir. * Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. koloit karş . ı tı * Bilmek iş i.

tecahül etmek. sı düş rası rası ünce. * önemli veya anlatı gerekli görülmeyen ş için kullanı lması eyler lı r. * Bir bilim veya sanat dalı yeterli olmak. kavramaz. bilmukabele * Karş klı ı olarak. bilmezlik * Bilmez olma durumu. size de.bilmek * Bir ş anlamıveya öğ eyi ş renmiş bulunmak. *İ nanmak. bilmezlenmek * Bilmiyor gibi görünmek. sizlere de. teçhil etmek. rlamak. eyi * Bkz. * Bazen "iş gelmek". bilmemezlik * Bilememe durumu. kadirbilmez gibi sözlerle "yapamaz". farz etmek. bir ş bilmez göstermek. bilmez * Anlamaz. * Sanmak. "uygun bulmak" anlamı da kullanı ine nda lı r. ş ma. nda im. * Saymak. n isi lı nca aş tereddüt anlamı verir. hatı rbilmez. bilmemek * birlikte kullanı ğfiilin bir türlü gerçekleş ldı ı emediğ anlatı ini r. karşk olarak. * Sorumlu tutmak. bilmiş * Her ş bilir geçinen. tecahülüarifane. nı bilmem hangi (veya bilmem kaç. i eyi ka ş . nda * Bir iş yapmaya alı ş ş olmak. nasıne) l. bilmezlik. * -a/-e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleş fiiller oluş ik turur. * Geniş zamanıolumsuz birinci tekil kiş olarak bilmem biçiminde kullanı duraksama. bilmezlemek * Bir kimseyi. ey bilmezlenme * Bilmezlenmek iş i. bilmezleme * Bilmezlemek iş teçhil. kim. elinden gelmek. * Anlamak. ş bilmünasebe * Sı gelince. lı ı lı * (davranıtöresinde) Ben de. bilgiçlik taslayan. bilmezlikten gelme * yazarı bildiğbelli olan bir ş bilmez veya baş türlü bilir görünecek yolda bir anlatısanatı n. i. bilmezlikten gelmek. cehalet. çok bilmiş . . bilgileş bencmarking. "edemez" anlamları kullanı nda lı r. bilsat * Kuruluş ş lar. irketler arası bilgi satma. bilmezlikten gelmek * bilmiyor görünmek. var saymak. mı * Tanı hatı mak.

cam gibi ş eylerden yapı ş lmıküçük yuvarlak. gönülden. kı yaslanmayacak ölçüde. her sıntı gideren. öğ ütlerden çok daha etkilidir.bilumum bilvası ta bilye * Bütün. bin piş olmak man * çok piş olmak. dolaylı ruya . eyi bin bir * Pek çok. * Taş . çoğ unlukla çelikten. bilyeli yatak * Bisiklet. sürekli olarak düş değ tirmek. * Motorlu taş ı tlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak. bilyeli * Bilyesi olan. ğ rudan doğ olmayarak.. rmak bin iş bir baş çi. bin nasihatten bir musibet yeğ dir * yaş ş anmıolaylar. olacak bir kimse gerekir. 1000. inde ı k rı bin bilsen de bir bilene danı ş * bir insan bir ş ne kadar iyi bilirse bilsin. kamu. bilyon bin * On kere yüz. çı * her iş baş e. bin kalı girmek ba * birbirine benzeyen birçok iş yapmak. otomobil gibi taş n tekerleklerinde sürtünmeyi azaltmak amacı içine çelik bilye yerleş ı tları yla tirilmiş bölüm. doğ lı ile. ünce iş bin kat * Pek çok. bin dallı * Çoğ unlukla mor kadife üzerine sı ile kabartma dal. M. misket. maden. küçük yuvarlak. * Bu sayın adı bu sayı gösteren rakam. bin can ile * çok isteyerek.. aş ı nmayı enerji yitimini önlemek için. . . man * Milyar. -in hepsi. toprak. bin derde deva * pek çok işyarayan. dil dökmek. * (birinin) Aracı ı araçla. dokuz yüz doksan dokuzdan bir artı k. bin bir ayak bir ayak üstüne * herkesin ayakta olduğ kalabalı u k. e kı yı bin dereden su getirmek * birini kandı için birçok sebep ileri sürmek. ve göbeklerdeki yataklara yerleş tirilen. gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir. çok sayı da. yaprak ve çiçek iş rma lenmiş giysi veya örtü. hep. nı ve yı * Bir isimden önce geldiğ aş lıve çokluk bildirir.

bindirimli * Fiyatı rı ş artılmızamlı . -den ötürü. dayamak. . çok iş * (memnunluk bildirmek için kullanı söz) çok yaş lan a!. bindirilmiş kuvvetler * Motorlu taş ı bindirilmiş tlara asker birlikleri. bunun için. olan eyi) nda z bindirilme * Bindirilmek işveya durumu. -diğiçin. i * Dayanarak. . bînamaz binbaş ı * Bkz. bina etmek * yapmak. * Çatı . hamil. . binaenaleyh * Bundan dolayı . inş etmek. ğ ı binbaşk ı lı * Binbaşrütbesi veya binbaş n görevi. * Arapça fiil çatını sı konu edinen bilim ve kitap. * Rütbesi yüzbaşile yarbay arası bulunan ve ası ı nda l görevi tabur komutanlı olan subay. bunun üzerine. beynamaz. bina * Yapı . i bindirilmek * Bindirmek işyapı i lmak. a * (bir düş sistemine göre) kurmak. ünce binaen * -den dolayı . bundan ötürü. kendi eliyle yok etmek. bindi * Destek. ı ı nı binde bir * çok seyrek olarak. bindiğdalı i kesmek * (kendisine gerekli ve yararlı ş farkı olmadan yararsıduruma getirmek. yapmak. bin zahmetle * çok zor. bindirim * Fiyat artı zam. kurmak. büyük zorlukla. le raş bin türlü bin yaş a! * Birbirinden çok farklı değik. rma.bin tarakta bezi olmak * birçok iş uğ mak.

bindirme * Bindirmek iş i. bindirme kilit * Gövdesi kutu biçiminde olan. lan. basit mekanizmalı kilit. binek taş ı * At veya arabaya binmek için üstüne çılan yüksekçe taş kı . binici * Binen. sın ra fatı rada binicilik binilme binilmek . katmak. * Birbiri üzerine gelerek eklenen levha. nda bininci * Bin sayınısı sı . gezmek veya binicilik sporu için yetiş tirilen at. lan * Binilmek iş i. ahş parçaların durumu. ndan ka ı ta * Eklemek. ğ ı * Ata binilerek yapı spor. kanatları kapanı kalan aralı örtebilmek için bu kanatlarıkenarı çakı nca ğ ı n na lan bini aş mak * çok fazla olmak. biner bingi her biri. kiremit. * Kapı . bindirmek * Bir kimseyi bir ş üzerine çı eyin kartmak. * Binmek işyapı i lmak. kapak veya kapın arkası doğ nı na rudan vidalanan. ap nı * Çı karma harekâtı katı birliklerin. * pek çok yapı pek çok olan. lmış * Üzerine binilen. binek * Binmeye ayrı şey ve daha çok at. binmeye yarayan. oturtmak veya içine yerleş tirmek. binek atı * Sadece binmek. * Bin sayınıüleş sın tirme biçimi. bini çı ta. her birine bin. * Ata binme ustalı. her defası bini bir arada olarak. çı na lacak karma yerine gitmek için kendilerine ayrı deniz araçları lan na binmeleri. binmesini sağ lamak. nda * Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arası kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçaları nı ndan * Binme iş i. dolap gibi ş eylerin. * (taş Baş ı t) tarafı baş bir taş çarpmak veya bir yere vurmak. sı dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen. * Ata iyi binen kimse. bini bir paraya * pek çok ve ucuz. binin yarı beş (o da bizde yok) sı yüz * çok düş ünceli görünen birine ş yollu "aldı aka rma!" anlamı söylenir.

. binme binmek * Yüksek bir ş veya bir hayvanıüstüne çıp ayakları sallandı oturmak. binnetice binyı l biokütle * Bin yıiçine alan zaman dilimi. leri * Kık bir kemiğ iki parçası rı in birbiri üstüne gelmek. * Hamur durumundaki ekmeklerin. sakı nmaz. * Fiyat artmak. pek çok. ş * Bir ş sış yanı ey kı arak ndakinin üstüne çı kmak. öbürünün üstünde olmak. binek hayvanı Kullanmak. k ı t * Yaklaş olarak üç litrelik büyük şe. n biomedikal * Hem biyoloji hem de tı ilgili olan. lı * Belirli zamanda sırları nı belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmalarıtoplam kütlesi. mek * İ parçadan biri. vapur. ş ı lan bîperva * Çekinmez. nihayet. katı lmak. uçak. nı * Üniversite öğ retim üyelerinin giydikleri cübbe. ı tta * (bisiklet motosiklet. * Atlı alayda giyilen giysi. i * Atlı alay. için) * İistenilmeyen veya beklenilmeyen bir biçim almak. binek atı . p nı biomikroskop * Kendine özgü bir ık ile kullanı çift göz mercekli mikroskop. * Binmek iş i. * Biniş durumu. u * Birçok bin. korkusuz. ı k iş * Bin tanesi bir arada olan. * Üstüne binilen hayvan.biniş * Binmek işveya biçimi. * Eklenmek. biniş me biniş mek binit binit binlerce binlik * Bin liralıkâğ para. içine konulduğ oyuk gözlü tahta. * Sonuç olarak. otomobil gibi bir taş yer almak. ki * Kas kiriş birbiri üstüne binmek. fizyoloji ve tıkonuları mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme. pla biomekanik * Biyoloji. * Yüksek aş amalı bilginlerin ve yeniçeri subayların giydikleri cübbe. eyin n kı nı rarak * Bir yere gitmek için tren. gözü pek. fına atı rı lmadan önce.

. * Ancak. hep birden. mları z. fat ı na i * (tekrarlanarak) Bir kez. rk l hatı vardı bir ağ ı zdan * hep birlikte.. m * tek baş bulunan kimsenin istediğyerde barıp rahat edebileceğ anlatı ı na i nı ini r. it. . bir acı kahvenin kı yı rı r rk l hatıvardı * Bkz. bir alay bir âlem * Kendine özgü bir niteliğolan. beraberce. bir (veya bir de) * hem . pek çok. z nda * baş birinin yardı olmaksın. korkmadan.. yalnı z. ş * Pek çok. kömür gibi bazıeylerin ölçü birimi. bir (veya tek baş ı na) * yalnıolarak. hem. bir fincan kahvenin kı yı rı r. bir abam var atarı nerede olsam yatarı m. ka mı zı bir . toplu olarak. istek veya kesin olmayan anlamlar katar. bir (veya sağelinin verdiğ öbür (veya sol) elin duyması ) ini n * yapı bir iyilik gizli tutulmalı lan . bir sürü. . er. fazla.. * Birleş ik. bir ağ ı çıp bin dile yayı zdan kı lı r * ortaya atı bir söz çok çabuk yayı lan lı r. * Birçok. ğ ı * Tek. * Herhangi bir varlı belirsiz olarak gösterir.* Çekinmeden. ları * Bu sayı gösteren rakam 1. te * Odun.. * Değ önem bakı ndan birbirinden farksı birbirine eş birbirine benzer. * Sadece. bir * Sayı n ilki.. * Eşaynı boyda. sa * Geçmiş bir zaman. i bir an * Çok kı bir süre için kullanı sa lı r. bir araba bir arada . olabildiğkadar tez. I. * Sı veya zarf durumunda baş geldiğkelimelere kuvvet. onunla övünülmemelidir. * Toplu bir durumda. bir * Ortaklaşolan. müş a terek. birlikte. i bir ara * Kı bir süre. yı * Bu sayı kadar olan. yanı kimse bulunmadan. bir an önce * Bir ara.

bir bir bir bir * Birer birer. bir de Allah bilir * sıntıdurumlarda söylenilen bir deyim. dokuz evlât bir babayı beslemez * çok çocuğ olan baba. bir bardak suda fı na koparmak rtı * önemsiz. her çocuk babası bakı nı u na lması ötekinden beklediğiçin sıntı kalı i kı da r. * Az. ş bir ayak önce (evvel) * bir an önce. bir ayak üstünde bin yalan söylemek (veya bir ayak üstünde kı yalanı belini bükmek) rk n * çok kı sürede pek çok yalan söylemek. buluş mak. küçük bir sorunu büyütmek. bir baş ı na * Tek baş ı na. i eyi bir avuç * Bir avuç dolduracak kadar. bir ayağçukurda olmak ı * yaş ayacak çok az zamanı kalmıolmak. kı lı bir biçimine getirmek * çözüm yolu bulmak. . tam tamı eksiksiz. hepyek. nı nına bir ben. bir aş ı yukarı ağbir * amaçsıolarak gidip gelmeyi anlatı z r. çok az. u na. sa bir baba dokuz evlâdı besler. bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) * çok az. ayrı * Olduğ gibi. ka le. bir araya getirmek * toplamak. ayrı . bir bakı ma * Baş bir görüş baş bir düş le. çok yaş ş lanmıolmak.bir aralı k * Bir ara. bir baş (veya uçtan) bir baş (veya uca) tan a * bir yerin bir sırdan öbür sırı kadar. bir atı k barutu olmak (veya kalmak) mlı * bir konuda yapabileceğçok az ş bulunmak. * Bkz. ka ünüş bir baltaya sap olmak * belirli bir iş sahibi olmak. bir araya gelmek * bir yerde toplanmak.

kapalı u muş tohumlulardan bir bitki sıfı nı.bir boy * Bir kez. güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaş ı lmaz. bir daha yüzüne bakmamak * darı ilgiyi kesmek. * çapkı kimseler için kullanı n lı r. bir çenekliler * Oğ ulcuğ bir çenekten oluş . * Biraz. * Hele. * hiçbir zaman. ünce iş bir damla . yanlıdavranı bozmak. r bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz * küçük. bir çokları * çok sayı olan (kimse veya ş da ey). bir çift söz * Bir iki söz. ş ş larla bir daha * bir kez daha. bir boyda * Boyları it. ş ta. bir çatı nda (olmak veya bulunmak) altı * aynı içinde. bir iki. çabucak. i baş bir çuval inciri berbat etmek * düzelmekte olan bir durumu yersiz. bir çı da rpı * bir ele alı ele alıalmaz. bir çenetli * Kapsüllü yemiş tek parçalı lerin olanları . eş bir boydan bir boya * Bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar. bir bu eksikti * sıntıbir durum varken bir yenisinin çı kı lı kması üzerine söylenir. bir çift * Bir takı m. bir çöplükte iki horoz ötmez * bir yerde iki kiş olmaz. bir çift sözü olmak * söyleyecek bir ş eyleri bulunmak. yapı bir çekirdek geri kalmamak * bütünüyle denk olmak. baş baş tan a. lı p bir dalda durmamak * sısıiş k k veya düş değ tirmek.

birazcı k. le raş bir dirhem et bin ayı örter p * biraz kilo almak bazen insanı güzelleş tirir. n ş ı ı na bir dediğbir dediğ tutmamak i ini * söyledikleri birbirine uymamak. . "hele" anlamı da kullanı nda lı r. bir dediğ iki etmemek ini * her istediğ hemen yapmak. bir defada * ara vermeksizin. zahmeti çok olan bir iş uğ mak. bir deli kuyuya bir taş atar. tutarsıkonuş z mak. mek bir dolu * Birçok. * "ilk önce".* Çok az. bir don bir gömlek * yarı plak. bir deri bir kemik (kalmak) * çok zayı flamak. ndan bir derece (veya bir dereceye kadar) * biraz. nca cı n ğ ı bir dudağyerde bir dudağgökte ı ı * masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin. bir de * ve olana katarak. * (çocuk için) Çok küçük. bir dediğiki olmamak i * her istediğyapı i lmak. * umulanı veya beklenilenin dında bir durumu anlatan cümlelerin baş gelir. bir dirhem * Çok az. ini bir defa * Olup bitti anlatan cümlelere katı lı r. ğ ı . çı bir dostluk kaldı ! * az bir mal kalı satıları kullandı bir özendirme deyimi. bir kereye özgü olarak. fazladan. bir dikili ağ olmamak acı * evi veya mülkü olmamak. bir defalı k * Bir kere yapmaya yetecek kadar. * Bir kereye özgü olan. bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğ nemek * verimi az. kı akı çı rk llı karamazmı ş * bazen bir kimsenin yaptı yersiz bir işbirçok kimse tarafı düzeltilemez. bir dokun bin ah iş (dinle) kaseifağ it furdan * insanları konuş turmak için biraz dertlerini deş yeter.

k bir elin sesi çı kmaz * bir davanıbir kiş n i tarafı savunulması ndan etkili ve yeterli değ ildir. bir el bir eli yı iki el bir yüzü yı kar. bir el * (ateş silâh için) bir kez atı li m. sı ndı i ayrı kök bir fende kazıkakmak k * bir bilgi veya bilim dalı saplanmıkalmak. * yardı arak iş daha kolay baş lı mlaş ler arı r. bir elle verdiğ öbür elle almak ini * yapar göründüğ bir iyiliğ sağ ğbir çı ödetmek. ladı ı karla bir elmanıyarı o. nda ş bir fincan (veya bir acı ) kahvenin kı yı rı r rk l hatı vardı * iyilik küçük de olsa unutulmaz. i . ancak aynı üzerinde bulunan (bitki). kar * bazı durumlarda yardı sıiş lmayacağ anlatı mcız yapı ı nı r. sı an bir gün evvel * olabildiğkadar çabuk. ceviz. bir gözeli * Yapı tek bir hücreden oluş (hayvan veya bitki).bir düziye * Sürekli olarak. ü i. bir göz ağ larken öbür göz gülmez * keder veya sıntı kı varken dostlar. akrabalar eğ lenmemelidir. ük bir gömlek fazla eskitmiş olmak * birinden daha yaş ve daha görmüş lı geçirmiş olmak. bir gece içinde olup biten. bir elini bı p ötekini öpmek rakı * aş saygı ı rı göstermek. bir gecelik * Bir gece için. tek hücreli. bir elden * aynı kimse tarafı ndan. * bir merkezden. bir gömlek aş ı ağ * bir derece daha düş (birinden). bir geceye ait. bir göz gülmek * hem gülüp hem ağ lamak. yarı bu n sı sı * birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanı lı r. bir eli yağ bir eli balda (olmak) da * varlıve bolluk içinde olmak. sı an bir gözeliler * Yapı tek bir hücreden oluş hayvanlar veya bitkiler. fı k gibi erkek ve dişorganları çiçeklerde. bir evcikli * Mır.

. çok az sayı birkaç kez. bir hamlede * Çabucak. bir hoş olmak *şı aş rmak. iyice. duraksamadan. m. ne e bir iki * Birtakı bazı parça. düş bir kalem * Bir an için. bezmek. kı da sürse çekici ve güzeldir. a sa bir güzel * Çok iyi. n bir iğ bir iplik olmak ne * Bkz. kötü bir durum karş nda söylenir. garip. bir hâl olmak * bir ş çok tekrarlanması eyin yüzünden bitkin duruma gelmek. . k * huyu değ mek. bir hoş u olmak luğ * bir rahatsı ğ bir neş zlı. i r bir iş oldu tir * istenmeyen. bir hoş * Tuhaf bir ş ekilde. bir atıta. lı ş bir hayli * Epey. biraz. bir hoş eylemek * hüzünlendirmek. çok. fenalıgelmek. iş * kazaya uğ ramak. hiçbir zaman. bir iki demeden (demeye kalmadan) (veya bir iki derken) * duraksamadan. * hüzünlenmek.bir günden bir güne * hiç. ı sı bir kafada * aynı üncede. usanmak. karş ndakine vakit bı ı sı rakmadan. bir da. benzer. ölmek. bir gözeli. iğ ipliğ dönmek. ı esizliğolmak. bir iş aretine bakmak * bir işyapmak için hazıbeklemek. * Aynı . tek tür. bir günlük beylik beyliktir * hoşgiden bir durum. bir içim su (gibi) * (kadıiçin) çok güzel. i bir hücreli * Bkz.

ancak bir kiş kı olur. * bir karı kocanıçocukların. bir karı ş * Çok kı sa. bir kapı çı ya kmak * aynı sonuca varmak. en ş larla e bir koltuğ iki karpuz sı a ğ maz * aynı zamanda birden çok iş ilgilenmek baş için sakı dı le arı ncalır. bir kı bin kişister. patı . bir defa. . bir kişalı zı i i r * güzel ş herkes ister. mak. * Çok az. bir karıbeberuhi ş * çok kı boylu kimse. a a. bir karar * Aynı durumunu koruyarak. z ur. bir kı yamettir gitmek (veya kopmak) * çok fazla gürültü. bir kaş suda boğ ı k mak * bir kimseye çok kı zmak veya çok öfkelenmek. bir kerecik * Bir defaya mahsus olarak.bir kalem geçmek * boş vermek. gücünün yetmediğbir özveriyi beklememek gerekir. bir kalemde * birden ve toptan. dı r eder her gece yla rdı * sıntı yalnı k yüzünden iki dost (bile) birbiriyle dalaş anlamsıkonuş kı veya zlı ı r. belli durumunu değtirmeden. bir koyundan iki post çı kmaz * birinden. eyi iye smet bir kol çengi (olmak) * ş sözler ve davranı çevresine neşsaçanlar için söylenir. iş bir kararda bir Allah * insan talihinin her an değebileceğ ve bunun olağ karş iş ini an ı lanması öğ nı ütler. daş bir kenarda durmak * gerektiğzaman kullanmak üzere hazı tutmak. bir an için göz ardı etmek. yakı nıyanları bulunmadını hiç çocukları n nı nların nda ğ veya ı olmadını ğ anlatı ı r. arak. bir koş u * Koş koş koş çabucak. i rda bir kere * Aslı nda. i bir Köroğ bir Ayvaz lu. sa bir karı bir koca. uyuş bağ mak. telâş rtı olmak. ama o. bir kazanda kaynamak * anlaş mak. * Bir kez.

bir numara * Tek. bir parça. itli bir olmak * bir araya gelmek. inde lmak bir köş koymak eye * saklamak. . derviş geçinmeyi anlatı çe r. değ olmamak. cı bir parmak * Parmak ucuyla alı miktar veya parmak ucuyla alarak. çok az. bir lokma bir hı rka * hayatta azla yetinmeyi. ta bir o kadar * Ne kadar varsa o kadar daha. biriktirmek. belli oranda. bir kurş atı un mı * kurş unun gidebileceğuzaklı i k. m . nan * Çok küçük (çocuk). birçok.bir köş atmak eye * gerektiğ kullanı için bir yere koymak. bir örnek * Aynı biçimde olan. iş birliğyapmak. bir postum var atarı nerede olsa yatarı m. bir nebze * Çok az. bir bir o yana. bir bu yana * rastgele. bir mum al da derdine yan * baş yla uğ acağ kendi durumunu düş kaları raş ı na ün. bir numaralı * Birinci. birçok yerlere. e eri bir paralıetmek k * çok utanacak. baş gelen. birinci. işyaramaz bir duruma düş e ürmek. bir katı misli. bir kulağ ı girip öbür kulağ ndan ı çı ndan kmak * söylenen söze önem vermemek. bir nefeste * (söz ve içecekler için) Ara vermeden. bir parça * Biraz. i bir ölçüde * Biraz. bir nice * Bir hayli. yeknesak. çeş yönlere. bir papel etmemek * hiç bir iş yaramamak. azık.

çok kı bir sürede. sa inde bir tahtada * bir defada. bir ş benzememek eye * işyarar durumda olmamak. istediğ biçimde davranım. iki sı n çekirge. ardı bir solukta * Çabucak. bir sımlıcanı kı k olmak * çok cı ve güçsüz olmak. ifade etmek. z kalmaz. olduğ undan baş türlü düş ka ünerek hayal kıklına uğ rı ğ ı ramak. bir ş eyler * daha fazla açı klamamak. bir ş söylemek ey * konuş mak. yeni huylar edinmek. gereğgibi söyledi. bir söyledi pir söyledi * uzatmadan. tutumu değmek. lı z bir sı ra * Üst üste. anlatmak. da. lı r k * ölmek. sa bir söyle on dinle * az konuş çok dinlemek yaralı up olur. bir ş (veya bir ş olmak eyler ey) * huyu. birden fenalıgelmek. değ erlendirmede yanı lmak.* istediğ yere gider. bir sı n çekirge. bir ş sanmak ey * (bir kimseyi. lca m llı bir tane . kı kesmek gerektiğ söylenir. hemen. iş * bayı gibi olmak. yekten. i bir sözünü iki etmemek * birinin her istediğ hemen yerine getirmek. ini bir sürü * Çok sayı pek çok. * belirtmek. e bir ş ş eyin uyuu vukuundan beterdir * söylenti veya dedikodu olayıgerçekleş n mesinden daha kötüdür. im im rı bir pul etmemek * hiç değ olmamak. inden. eri bir pula satmak * bir kimseyi bir çı uğ kar runa harcamak. bir ş bir yeri) gerçeğ eyi. çarçabuk. ardı na. bir ş eyler. sonunda yakalanı n çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düş çekirge) çrarsı çrarsı rsı ersin * birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çı karak yapanı kötü bir duruma düş suçlu cezası ürür. durumu. bir tahtası eksik * akı eksik. yarı akı.

bir tuhaflı olmak ğ ı * kendini iyi hissetmemek. bir tanem * Sevgi sözü. nda * masal gibi geçip gitmiş k hayal olmuş . bir yakadan baş karmak çı * bir çatı nda dirlik düzenlik içinde yaş altı amak. benimsememek. kök alma iş nda z lemleri yapı olan (nicelikleri gösteren lacak terim). unu * hiçbir biçimde. bir yana * -den baş sayı ka. bir tek atmak * bir kadeh içki içmek.* Biricik. kuvvete yükseltme. yegâne. bir torba kemik * çok zayı f. bir yastı baş ğ a koymak * (karı koca) evli bulunmak. llı bir terimli * Araları yalnıçarpma. bir yandan (yanda) * bir taraftan (tarafta). vaktiyle. hem. bir tarafa bı rakmak (veya koymak) * önemsememek. hiçbir yolla. bir temiz * Adamakı. yapı ı in lmasın lmamasın da aynı nı derecede kötü olduğ belirtir. eş görmek. eyle ı laş . lmazsa. artı . "eskiden" anlamı söylenen bir tekerleme.. bölme. bir yana dünya bir yana * bir varlı çok değ verildiğ anlatmak için kullanı ğ a er ini r.. bir yastı kocamak kta * (karı koca birlikte) uzun bir ömür sürmek. bir varmıbir yokmuş ş * bir masala baş larken. bir vakitler * Geçmiş zamanda. eskiden. bir taş iki kuş la vurmak * bir davranı birden çok yararlı ş la sonuca ulaş mak. bir yaş daha girmek ı na *ş imdiye değ görmediğş ı in i aş lacak yeni bir ş karş mak. bir tutmak (veya bir görmek) * eş saymak. hem . hariç tutulursa. ertelemek. it it bir türlü * (tekrarlı kullanı ğ ldında) iş yapı nıda.

dost. vaktiyle. arpa suyu. nda. p * Çok bira içen (kimse). * Bira yapma ve satma iş i.bir yın ğ ı * birçok. bir zamanlar * Zamanı vaktiyle. çok değ il. lmıözel bira mayası * Mayalanmıdurumdaki biranıyüzünden alı bir tür mantar. bir yolunu bulmak * bir işsonuçlandı için çare bulmak. rarak lan bira bardağ ı * Bira içmek için yapı ş bardak. i birahaneci * Birahane iş leten kimse. bira * Arpa ile ş erbetçi otunu mayalandı yapı bir içki. i rmak bir zaman * Geçmiş zamanda. biralı k * Bira yapmakta kullanı lan. arkadaş anlamı seslenme olarak kullanı " nda lı r. pek çok. * Masonları birbirlerine verdikleri ad. çok az. * Pek az. sa * Yeterince değ yeter ölçüde değ il. aynı zamanda da çabuk hazı rlanan bazı cak veya soğ yemeklerin sı uk yenildiğyer. bir sürü. * "Yahu. biraz. n birahane * Genel olarak sadece bira içilen. bir yiyip bin ş ükretmek * kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değ bilmek. bir yol tutturmak * bir davranı bir tutum biçimi belirlemek. eskiden. ş n nan biracı * Bira yapısatan kimse. * Belirli bir süre. il. * Erkek kardeş . birazdan biracı lı k birader birazcı k . ş . biraz * Kı bir süre için. eskiden. erini bir yol * Bir kez. * Az miktarda.

birbirine kötülük etmek. beraberce. birbirini yemek * iki veya daha çok kimse birbiriyle uğ mak. sayı belirsiz. monizm. * Tekçilik. müteaddit. nda ı rı birci bircilik birçoğ u * Çok sayı olan kimse veya ş da ey. için) dolaş çözülmeyecek duruma gelmek. birçok birden * Oldukça çok. olay çı nı nı karmak. na. ağ birliğyapmak. dövüş mek. raş birbirinin ağ na girmek zı * birbirine çok düş olmak. mak. bir olayda sözleş gibi. monist. bir hayli.* Az sonra. birazı * Bir parça. sı * Bir defada. araları anlaş k çı açı nda mazlı kmak. birbiri üstüne gelmek * arkası arkası ara vermeden. * karı ş mak. birbirine girmek * kavga etmek. birbirine düş mek * araları lmak. birbirine katmak * araları açmak. hepsi bir arada. miş ı z i birbirinin gözünü çı karmak * kı ya dövüş yası mek. birbiri * Karş klı ı olarak biri ötekini. birbirinin gözünü oymak * araları aş geçimsizlik olmak. lı * Biri diğ erinin yanı ra. kün birbirinin ağ na tükürmek zı * bir sorunda. tutarsı z. araları bozmak. öteki de onu. * Ansın. birdenbire . hemencecik. zı * Birlikte. * Tekçi. birbirini tutmaz * birbiriyle ilgisi olmayan. * (iplik vb. sı birbiri için yaratı ş lmıolmak * birbiriyle çok iyi anlaş mak.

bire bin katmak. an * Element veya baş maddeleri bir araya getirerek.* Ansın. vermek * (buğ arpa. * Doğ bilgisinde türü oluş a turan tek varlı klardan her biri. tı birey üstü * Tek bir bireyi aş an. miktar. fasulye gibi ürünler için) toprak. fert. * Yalı karmaş olana. bireş im * Parçalarıveya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleş n tirilmesi. birebir * Etkisi kesin olan. kullanı tohumun belli bir katı day. im . * İ toplulukları oluş nsan nı turan. ı msı * Bireş yolu ile elde edilen. an. sentez. iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanlarıher n biri. uygun. insanları benzer yanları kendinde taş n nı ı makla birlikte. bire bir * Verilen ölçüdeki karş k.. her birer birer * Her biri ayrı olarak. bir elemana karş bir eleman alı ki arası ı . beklenmedik bir sı zı rada. sentetik. * Bu biçimde oluş bütün. birey oluş * Yumurtanıdöllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiğgeliş evrelerinin bütünü. sun'î olarak bileş cisimler oluş ka ik turma. sentez. bire bin katmak * çok abartmak. bireysel duruma. * Bir türün kapsamı giren somut varlı içine k. soy oluş ı karş . n kları bire . lan kadar ürün vermek. nedenden etkiye. birer * Bir sayınıüleş sın tirme sayıfatı birine bir. küllîden cüz'îye. * Toplumları turan ve düş oluş ünsel. na. zorunludan olası ilkeden onun uygulanması genel yasadan ndan ı k ya. sı . birdirbir * Oyuncuları birbirinin üstünden atlayarak oynadı bir oyun. i birebir gelmek * etkisini hemen ve kesin olarak göstermek. birer ikiş er * Tek veya birkaçı birlikte olarak. nohut. fert. k. bire beş katmak * eklemek. *İ stenildiğgibi. hemencecik. bireş imli birey * Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlı fert. abartmak. narak yapı eş lan leme. duygusal. * Genellikle fertlerin çevresini aş bireylerin bilincinden bağ z olan. n i im ontogenez. kendine özgü ayı rı cı özellikleri de bulunan tek can. ı lı bire bir eş leme * İ kümenin elemanları nda. terkip. öncülden varı sonuca giden düş lan ünme biçimi..

tek olana üstünlük tanı görüş ferdiyetçilik.bireyci * Kişhakları savunan. ikincisi olmayan ve çok sevilen. * Eş benzeri. * Bütüne. bireye. bireysel bireyselleş tirme * Bireysel duruma getirme. * Bir kiş benzerlerinden ayı özelliklerin bütünü. a eyi *İ nsanlarıdoğ toplumsal ve tarihî geliş n al. ferdiyet. baş kaları ayı ndan rmak. kendine özgü olan ş eylerin. bireysellik * Birey olma olgusu. bireyleş me * Türle ilgili bir örneğ bireyde gerçekleş in mesi. * Ancak ortaklaş ve genel olarak var olan ş bireylere uygulama ve yayma. yegâne. * Bağ z kiş e varan geliş süreci. individüalizm. iyi ran biri * Bir tanesi. biri çok olmak * haddini aş karş ndakini usandı arak ı sı rmak. bireylik * Bir kimseyi dıgözlemciler gözünde benzersiz. bireysel olarak göz önüne almak. . bireycilik * Bireylerin yararları toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğ tutum veya nı reti. bireyleş tirmek * Bireye özgü kı lmak. il yan . birice biricik * En fazla. i nı * Bireycilikten yana olan. belirtenin hor görüldüğ ı ünü anlatı r. * Tamlanan olarak kullanı bazı tamlamaları tamlayanıküçümsendiğ hor görüldüğ anlatı lan isim nda n ini. özelliklerin. * Bilinmeyen bir kimse. ferdî. tek. kı yamet ondan kopar * bir ş eyden yalnıbir veya birkaç kişyararlanı baş na yararlanma imkânı z i r da kaları verilmezse bundan büyük sorunlar çı kar. ferdiyetçilik. individüalizm. mesinden. ş lan n * Bireyi benzerlerinden ayı niteliklerin bütünü. tek. ferdiyetçi. genele değ de. tek kı özellikler veya bunlarıtek biçimi. * Yüklem durumunda olan bir isim takı nı belirtileni olarak kullanı ğ mın ldında. politikalarıgenel adı n . ı msı iliğ me bireyleş tirme * Bireye özgü kı lma. u biri yer biri bakar. ünü r. ran * Bireyle ilgili olan. bireye özgü olan. bireyselleş tirmek * Bir ş ayrı eyi olarak. i. bireysel olanı n çekilip çı lması karı . ferdiyet. biri eş biri beş ikte ikte * ufak cocuğ çok olan kimseler için söylenir.

biriktirme * Biriktirmek iş tasarruf.birikim * Birikme. tasarruf etmek. mur nı i birikmek * Toplanı yılmak. ğ ı birikiş birikiş me * Birikiş iş mek i. birikiş mek * Bir yere toplanmak. ünite. p ğ ı * Birbirine eklenip çoğ almak. lı birimler bölüğ ü * Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayı bölüğ lar ü. * Bir ş parayı eyi. deneyler sonucu elde edilmişeylerin bütünü. birileri birim * Bazı kimseler. i iş * Herhangi bir kuruluş alt bölümlerden her biri. bir yerde toplanıyılma. ölçülü kullanarak artı rmak. p ğ ı * Gözlemler. i. birikme * Toplanı yılma. oluş turduğ yapı u içinde. k * Mal ve paranıtoplanıçoğ n p alma süreci. biriktirmek * Toplayı yı p ğ mak. taki * Dilin. koleksiyon yapmak. * Bir yerde kendi kendine birikmiş olan ş ey. biriktirim * Biriktirme. bir araya gelmek. p ğ ı * Birikme iş i veya biçimi. * Bir kümenin her elemanı bir çokluğ oluş veya u turan varlı n her biri. birikme havzası * Kar ve yağ suların biriktiğbölge. birincası f . vahit. birimci ekonomi * Birime bağ ekonomi. belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğ bağ larla tanı u ı ntı mlanan ayrı nitelikli öge. * Herhangi bir aş ı sürecinde veya taş işyapı nma ı i ma lı alüvyonlu maddelerin bı lması rken rakı . yarar sağ lama gibi sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek. ünite. * Öğ renme. ş * Toplumları kültürel varlı nıgeliş geniş n kların ip lemesi ve uygarlıdüzeyinin yükselmesi süreci. birikinti birikinti konisi * Dağk bölgelerden veya yamaçlardan sularıgetirdiğkum veya taş lı n i parçaların bir düzlükte oluş nı turduğ u yelpaze biçimindeki yın. kları * Bir niceliğölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değmez parça.

arası birinci olmak * baş gelmek. esas. birisi * Bilinmeyen bir kimse. hekimlikte kullanı bir bitki.* Birleş ikgillerden hekimlikte kullanı bir bitki. tek duruma getirme. birinci gelmek (veya çı kmak) * birçokları nda en iyi olarak seçilmek. temel. rası * (ulaş araçları Mevki. birkaç kiş herhangi biri. birincil grup *İ çten. birisinden biri * içlerinden biri. rada. vapur. rada. 'nı ini . sı bakı ndan baş ndan önce gelen. lan birinden) buz gibi soğ umak * birinden tiksinmek. * Tanrı n birliğ dile getirme. meyve dı. kötülük edemeyecek bir duruma getirmek (getirilmek). ta birinci orun * (tren. az sayı az. dıkabuk. da.) Birinci mevki. orun. birinci zar * Yemiş derisi. ı m nda) nı birinci çağ * Yeryüzünün yaklaş üç yüz milyon yık çağ paleozoik. birincilik * Birinci olma durumu. ana. birincivası f * Birleş ikgillerden. yer. * Bir etme. tevhit. uçak vb. * (çoğ durumda) Ş ul ampiyonluk için yapı yarı lan ş malar. i rmak nda * bir ş yanı ve ayakta beklemek. birinin baş dikilmek ı na * birinin yanı uzaklaş ndan mamak. sın ra fatı * Zaman. susturmak. ra mı kaları * Sı önem sı nda en üstün olan kimse. sıf. * Az sayı olan kimse veya ş da ey. samimî. iden birkaç birkaçı birleme * Çok olmayan. lan birinci * Bir sayınısı sı . lerin ş ş ı birincil * Sı önemde ilk yeri alan. yüz yüze iliş kilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk. ı k llı ı . nda * bir işyaptı için yanı ayakta durmak. eyin nda birinin çanı ot tı na kmak (tı kamak veya tı kanmak) * sesini çı karamayacak. onu denetim altı bulundurmak. önde gelmek.

i n * Birleş iş mek i. gecekondu ik plaş ş zı ş kaçtı gibi. lan da dan ru nı u * Birbirini kesen. bir araya gelinmek. sevecekmiş i (sev-ecek-miş sev-ecek + i-mişsev-er-se (sev-erse < ) < sev-er + ise) gibi. birleş kap ik * Alt tarafı birleş ndan tirilmiş kaplardan her biri. hasta olmak.birlemek * Bir etmek. birleş ilme * Birleş ilmek işveya durumu. kelime türünün değmesi. ses türemesi. ) birleş oturum ik * Bir arada yapı oturum. 'nı ini * Ondalısayı k sistemine göre yazı bir tam sayı sağ sola doğ ilk sayın bulunduğ basamak. birleş değ me eri birleş me . birleş fiil ik * İ soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakı ndan kaynaş bütünleş fiil: Reddetmek. (<deli kanlı kaptı (< kaptı ). . zikretmek. sim mı ı p en hissetmek. * Döllenmek için erkekle dişhayvanı bir araya gelmesi. üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam iş kayması dolayıyla araları ek girmeyerek kalı mıiki veya daha çok sözden oluş kelime: pazartesi (< pazar sı na plaş ş an ertesi). müttehit. i birleş ilmek * Birleş iş lmak. en ru. kaptı . tedavi etmek gibi. başehir. lan birleş oy pusulası ik * Seçime katı bütün partilerin adayları ayrı gösteren oy pusulası lan nı ayrı . birleş isim ik * Birleş kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalı mıisim: Aslanağ . buluş mek i yapı ulmak. * Bir araya gelmişbirleş olan. bakakalmak. birleş im * Birleş iş mek i. ayakkabı ayak kabıdelikanlı (< ). hissetmek (< hiss etmek). birleş kelime ik * Ses düş mesi. kaybolmak. bildirdiğzaman: Sevdiydi (sevdi-y-di <sevdi+i-di). -miş n ve (i-miş -se (i-se) gibi ek fiil eklerinden birini alarak . bir noktada kesiş (doğ yay). kaçtı kaçtı gibi. birleş kaplar ik * Alt tarafları değ ik boyut ve kesitlerde borularla birleş ndan iş tirilmiş sistem. inikat. * Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları . miş birler birleş en birleş ik birleş cümle ik * Birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle. * Tanrı n birliğ dile getirmek.). tek duruma getirmek. birleş zaman ik * Yalı zamanlı çekimli bir fiilin -di (i-di).

birlikten kuvvet doğ ar * toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağ lar. bir arada olma durumu. lantı * Belli bir topluluğ yararları korumak için kurulmuş un nı dernek. as. birleş mek * Ayrı tek bir bütün durumuna gelmek. kimi. birlikte * Bir arada. . i birleş tirmek * Bir araya getirmek.* Basit bir cismin bir atomu ile birleş ebilecek olan hidrojen atomların en yüksek miktarı nı . * Kaynaş mak. vahdet. bazı u r i . birsam birtakı m birun * Osmanlı sarayı Harem dairesinin ve Enderun'un dında kalan bölüm. bir tane alabilen. i n * En büyük değ erdeki nota. birli birlik *İ skambil. tabur. nda. halüsinasyon. * Cinsel iliş bulunmak. lan * Konunun bir ana düş çevresinde toplanması ünce . muş * Birleş . * Belirsiz olarak çokluğ anlatı(nitelediğisim çokluk biçimde olur). lı k. vahdet. * Uyuş aynı mak. sağ * İ veya daha çok nesnenin birleş ki mesini sağ layan. birliktelik * Birlikte olma durumu. iken * Buluş bir araya gelmek. bağ . alay gibi bir bütün sayı topluluk. * Uzlaş mayı layan. vahdaniyet. * Yanı beraberinde. nda ş ı biryan * Tandı susuz piş rda irilen kebap. te * Aynı amaç çevresinde toplanmak. kide birleş tirici * Birliğsağ i layan. beraberce. ı yan ı t * Tek. biryan pilâvı * Biryan yağile piş ı irilen pilâv. bir olma durumu. miş * Bağlı benzerlik. dört dörtlük. * Askerlikte bölük. * Bölünmezliğiçeren yalı bütün. birleş tirme * Birleş tirmek işveya durumu. * Bir taneden oluş . mak. * Sanrı . görüş olmak. domino gibi oyunlarda bir iş aretini taş kâğ veya pul. birlik olmak * bir işyapmak için anlaş i mak.

k lan * İ kahve. bisiklet yolu * Trafikte bisikletlerin geçmesine ayrı ş yol. bismillah demek * bir iş uğ olması i ile baş e urlu dileğ lamak. süt.biryan yağ ı * Tandı susuz piş rda irilerek yapı kebaptan çı yağ lan kan . biryancı * Biryan yapan veya satan kimse. küçük lokanta. bisikletçilik * Bisikletle yapı spor. eker lan bismillâh * "Allah'ıadı anlamı bir işbaş n ile" nda. bisküvi * Un. * Yayıdövmede kullanı araç. bistro bisturi * Neş ter. lan * Bisiklet satma. belirten söz. lmıdar bisikletçi * Bisikletle spor yapan kimse. çok küçük. bisiklet * Tekerleğ ayakla çevrilmesiyle hareket eden iki tekerlekli taş çiftteker. itleri m en * Hidrojenli sülfatlara verilen ad. * Sı racagillerden. in ı t. ş veya tuzla yapı ince. bisülfat bisülfür biş ek biş i * Çörek. insan ve memeli hayvanlarıvücudunda asalak olarak yaş böcek. bir bit * Yarı kanatlı alt takı na giren. m lar mı n ayan kehle (Pediculus). tatlı ekmek türü. onarma iş i. bisikletsiz * Bisikleti olmayan. çifttekercilik. gevrek kuru pasta türü. bit kadar bit otu * en küçük. e larken söylenen veya ş ı korku gibi duyguları aş rma. çkili . çifttekerci. * Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleş ik. en ufak. birçok çeş bulunan ve kuzey yarı kürede yetiş bir bitki. bisikletli * Bisikleti olan.

biti kanlanmak * sıntı kı içinde yaş bir kiş ayan i para ve varlıyönünden güçlenmek. münteha. verimli (toprak). * Durumu kötü. * Bol ve iyi bitki yetiş tiren. * Bkz. ı lan bit yeniğ i * Bir iş gizli kalmıkötü ve aksak yanı kulu bir nokta.* Bitlere karşkullanı bir madde. ine . bîtaraflı k * Yansıolma durumu. mümbit. bitimsiz bitirilme * Sonu olmayan. bitiklik bitim * Bitmek iş i.ekli. z. dolaş ş ı ı k. flora. biteviye. nı rı p * Bitirilmek durumu. nihayet. yorgun düş mek. in ş . * Yapık. k bitik * Yorgunluk veya hastalı gücü kalmamı ktan ş . yorgun. * Bitik olma durumu. bîtap düş mek * çok yorulmak. sırlandılı belirlenmeyen. * Son. kuş bîtap * Bitkin. bitek bitelge bitevi biteviye * Aynı biçimde. sonlu. bitirilmek * Bitirmek iş konu olmak. bîtaraf * Yansı tarafsı z. bitimli * Sonu olan. * Toprağ bitki yetiş ı n tirme gücü. fena. namütenahi. bitey * Bitki örtüsü. biteviyelik * Aynı biçimde sürüp gitme durumu. yansı davranı z zca ş . sürekli olarak.

* Bir bilim dalı veya baş bir alanda bilginin doruğ ulaş ş nda ka una mı(kimse). tamamlamak. * Güçsüz düş ürmek. iş bitiş kenlik * Bitiş olma durumu. sona erme. yardı fiilin iş ettiğzamandan mcıyla lan mcı aret i önce olup bittiğ anlatan birleş fiil. kahve. ken * Bitiş olma durumu.bitirim * Çok hoş giden (kimse. ini ik bitirmek * Bitmesini sağ lamak. mezuniyet. i. kumarhane. ik * Bitiş ken. mahvetmek. barbut oynatan kimse. açı kgöz. bitiş * Bitmek işveya biçimi. miş bitiş taç yapraklı ik lar * Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitiş olan bitkiler. bitkin duruma getirmek. bitirimci * Barbut kahvesi iş leten. çok beğ enilen. yandaki. sonuçlandı rmak. * Bilgili. eklerle türetilen dil. nlaş ş * Yandaki ev. ik bitiş iklik bitiş imli bitiş ken * Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değikliğ uğ iş e ramayan (dil). kumarhane. . * Yan. bitiriş yemi * Et üretimi için beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji değ eri daha yüksek olan karma yem. bitirim yeri * Kumarhane. yer). bitirmiş bitiş çanak yapraklı ik lar * Çanak yaprakları birbirine bitiş bulunan bitkiler. lan * Yaman. bitirimhane * Kumar oynanan yer. komş u. yormak. bitirme * Bitirmek işitmam. bitiş dil ken * Kelime kökleri değ meyen. tüketmek. bitirme fiili * Etmiş biçimindeki sı fat-fiille ve olmak yardı sı yapı ve fiilin. a * Barbut oynatı yer.sona erdirmek. * Onulmaz duruma getirmek. bitme. i bitiş ik * Birbirine dokunacak kadar yakı mıveya yan yana olan. zeki. iltisakî.

bitiş me * Bitiş iş ittisal. bitey. bitkimsi * Bitkiye benzer. bitiş tirme * Bitiş tirmek iş i. bitiş mek * Birbirine dokunacak kadar yanaş mak. botanikçi. bitki örtüsü * Bir bölgede yetiş bitkilerin topu. çiçek veya fidan biti gibi böceklerin ortak adı rmı i. nebat. kı z böceğ ağ biti. ot. bitki * Bulunduğ yere kökleriyle tutunup geliş döl veren ve hayatı tamamladı sonra kuruyarak varlı u en.* Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliğ i. botanik. bitki sütü * Süt görünüş ünde bitki öz suyu. rı * Bitki yetiş kimse. mek i. bitki bilimi uzmanı raş . ağ gibi canlı n genel adı aç ları . bitki topluluğ u * Benzer doğ olaylara ve yaş koş na uymuşbelirli bir görünüş ş al ama ulları . sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar. mek i bitkileş mek * Bitki durumuna gelmek. almıbitkilerin bir araya gelmiş durumu. yosun. bitkin . en bitki patalojisi * Bitki hastalı nı kları inceleyen bilim dalı . bitki bilimci * Bitki bilimiyle uğ an. bitkileş me * Bitkileş işveya durumu. bitiş tirmek * Bitiş mesini sağ lamak. nı ktan ğ ı sona eren. flora. aç . bitkiyi andır. bitki bitleri * Bitkiler üzerinde yaş ayan. bitki bilimi * Bitkileri inceleyen bilim kolu. tiren bitkimsi hayvanlar * Mercan. bitkici bitkicilik * Bitki yetiş tirme iş i. bitki coğ rafyası * Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğ rafya bilimi.

. bitki cinsinden olan. saç gibi ş için. * Bitlenmek iş i. * Kendi bitlerini ayı klamak. vücut temizliğ bakmayan (kadı ı ine n). çıp yetiş eyler kı mek. yağnar. bitkinlik * Bitkin olma durumu. bitler * Kanatlı alt sıfı giren. tüy.* Gücü tükenmiş olan. * Birinin bitlerini ayı klamak. yumurta ve baharat kullanı hazı sı yma. bitli (veya kurtlu) baklanıda kör alısı n cı olur * işyaramaz da olsa. çok zayı flamak. ağ yapı sokup emmeye elveriş memelilerde yaş ve kanla beslenen bir lar nı na ı ları z li. ayan böcek takı . bitkisel kazein * Küspe ve sı yağ kları elde edilen azotlu madde. Bitlis köftesi * Yağz kı köftelik bulgur. * Bitki. bitleme bitlemek bitlenme * Bitlemek iş i. * Cimri. * Çok sevmek. her ş isteklisi bulunduğ anlatı e eyin unu r. çok yorgun. güçsüz kalmak. nebatî. beğ enmek. bitkiden elde edilen. vı artı ndan bitkisel yağ * Bitkilerden değik yöntemler kullanı elde edilen yağ iş larak . bitmek bitmek tükenmek bilmemek . bayı lmak. * Tükenmek. * Beklenmedik zamanda ortaya çı kmak. larak rlanan ceviz büyüklüğ ünde bir yemek. * Sona ermek. bitlenmek * Üzerinde bit üremek. mı bitli * Üstünde bit bulunan. bitli kokuş * üstü başkirli. bitme bitmek * Bitmek iş i. bitkisel hayat * Hastalıveya kaza sebebiyle bilinçsiz ve hareketsiz duruma gelen kiş hayatı k inin . bitkisel * Bitki ile ilgili. pirinç. * Çok yorulmak.

yanı nı ldı ı bittabi bitter * Bir çeş acı it bira. alev ve koyu duman çı kararak yanan. kol. * Makinelerde. tabiatı tabiî. biye geçirilmemiş olan. küçük hareketli çubuk. bitümlemek * Belirli bir kalı kta bitüm ile örtmek. öbür ucu volanı çeviren kaldı geçirilmiş raca bulunan hareketli çubuk. eksilmemek. uçsuz bucaksı z. bitmez tükenmez (veya bitip tükenmez) * hiç bitmeyen. vefası lı z. sonu gelmeyen. *İ çinde bitüm bulunan veya bitümün bütün özelliklerini gösteren. al ile. antı olan bitpazarı * Eski eş n alıp satı ğpazar. kullanı tabiî ıda katı unluğ bire yakı koyu kestane renginde madde. * Biyesi olmayan. * Genel davranı ve hı ş ları rpanî giysileri ile toplum hayatı kopma eğ gösteren ve toplum dında bir ndan ilimi ş ı yaş sı genç. * Genellikle giysinin yaka. elbette. biyeli biyesiz * Biye geçirilmiş . * Yaprakları halka diziliş daha çok akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi. etek çevresine kendi kumaş ı veya baş kumaş geçirilen ince ş ndan ka tan erit. nlı bitümlü bîvefa * Sevgisine bağ olmayan. biyesi olan. sı . ı t ları mı vb. lan. * Doğ olarak.* bir türlü sonu gelmemek. bitüm * Keskin bir koku. yoğ u n. * Bir çeş ardırakı. biyaprak biye biyel biyelcik * Küçük biyel. bitmiş i bitnik * pazarlı bir ş son fiyatı kta eyin . it ç sı * Acı çikolata. bir ucu pistona. t . biyoelektrik * Canlı klarıürettiğelektrik. yer zı * Yol kaplaması kâğ ve çatı n su geçirmez duruma getirilmesinde. kömür tozundan briket yapı nda nda. varlı n i . li. bitümleme * Bitümlemek iş i. karbon ve hidrojen bakı ndan çok zengin tabiî mı yakımaddelerinin genel adı sakı.

hâl tercümesi. biyofizik biyogaz * Ahı r gübresinden elde edilen yanı gaz. * Okulda biyoloji dersini veren öğ retmen. dirim bilimi. * Dirim kurgu. tı biyokimya * Hücreden en geliş organa kadar canlı miş dokuları inceleyen ve bunları turan maddeleri araşran bilim oluş tı dalı . gübre gazı cı . biyometeoroloji * Canlı üzerinde hava olayların etkisini inceleyen bilim. biyoloji uzmanı raş . biyoloji n ı nı lı coğ rafyası .biyoelektronik * Moleküler biyolojinin hücrelerin yapına giren moleküller arası geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen sı nda bölümü. biyoloji biyolojici biyolojik * Bitki ve hayvanları doğ geliş üreme gibi yaş ş n ma. biyojeografi * Bitki ve hayvanları yeryüzü üzerindeki dağ mı ve bunun sebeplerini inceleyen bilim. * Hayat hikâyesi. lar nı biyonik * Biyoloji ve elektronikle ilgili olan. biyopsi biyopsi yapmak * parça almak. * Fizyolojide geçen fiziksel olaylarıbilimi. biyosfer * Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi. * Mikroskopta yapını sı incelemek amacı canlı bir doku parçası yla dan alma. biyolog * Biyoloji ile uğ an kimse. dirim bilimsel. biyolojik fizik. . me. biyograf biyografi * Hayat hikâyesi yazarı . biyokatalizör * Canlı dokuları hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandı veya n ran kolaylaşran madde. tercüme-i hâl. ayıevrelerini inceleyen bilim. biyoenerji * Biyokütlenin kimyasal dönüş ümüyle elde edilen enerji. n biyografik * Biyografi ile ilgili. dirimsel. * Biyoloji ile ilgili.

bizden * Bizim tarafı zda olan (kimse). zda ş ları z dı biz kı kiş birbirimizi biliriz rk iyiz. z kaları rahatça içtenlikle. * Bir çeş kara renkli mika. tutar ellere baş açar ı nı * bize yabancı duran yakımı dostumuz. özünden. bazen teklik birinci kiş i zamiri ben yerine kullanı lı r. aramı yabancı kimse olmaksın. bizim gelin bizden kaçar. tı ğ . kendinden. kendisi. el kaptı diye k ilik * bizim işyaramaz diye vazgeçtiğ e imizi baş kaları erli buldu. usandı rmak. akrabamıbaş nı z. özelliklerimiz veya tutum ve davranı mıaynır. nda ayan ğ ı ip biz attıkemik diye. ul i * Resmî konuş mada. usanmı bezginlik getirmiş ş . bezmiş . aç * Maraş inde kalı karton parçaların iğ kı iş n nı neyi rmaması sağ nı lamak ve delik delmek iş leminde kullanı lmak üzere hazı rlanmıtahta saplı ş . z zda bir zı biz bize benzeriz * aramı fark yok. biz * Ülkemiz suları yaş bir mersin balı türü. biz araç. bizar etmek * tedirgin etmek. değ biz bize * Yalnıbiz. it * Çoğ birinci kişzamiri. * Bize göre. bı kmak. onun öyle bir üstün durumu olmadını ndan rı ğ biliriz. mı bizdenlik * Bizden olma durumu. . * (bazı yazarlar için) Ben zamirinin yerine kullanı lı r. ince sivri uçlu bir tür çuvaldı z. lmı . * birbirimizi çok yakı tanız. bizatihi bizce * Kendiliğ inden. bize de mi lolo? * iş içinde bir iş in olduğ bilmez miyiz sanı unu yorsunuz?. ı bîzar * Tedirgin. bizcileyin * Bizim gibi. bizar olmak * usanmak. ş (Acipenser nudiventris).biyoş imi biyotit biz * Organ dokuları ndaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu. na m . yardı eder. * Katı ş dikerken iğ geçirecek yeri delmek için kullanı çelikten yapı şsivri uçlu ve ağ saplı bir eyi ne lan.

ğ ı u bloke etmek * kullanı nı lması önlemek amacı el koymak. lan * Bankacı bir varlın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafı kullanı lı kta ğ ı ndan lamaması durumu. ş ahsen. 271. üzerine beton dökülmesiyle yapı dolgu. hareketini durdurma. * Ucu çivili değ nek.8 olan. * kapatmak. * Voleybolda. file üstünde karşoyuncunun topu sert vururken. * Piş irmeden önce malzemeyi kesip karı ran elektrikli alet. blâstulâ blender blok * Yumurta hücresi embriyon olurken morulânı geliş içi boş n erek yuvarlak biçime girmesi durumu. blokaj * Bloke etmek iş i. bloke bloke çek * Keş tarafı anlaş ideci ndan mazlın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğ çek türü. u zı msı kılgan ve katı element. yoğ sı ı ı rlı unluğ 9. çine kâğ tları * Birbirine bitiş büyük yapı ik lar. * İ olarak kullanı ve ası lâç lan l maddesi bizmut olan karım. morulâ. kendisi. ş tı * Amerika'da yaş bir cins hörgüçlü yaban öküzü. * Ucu çivili değ nekle hayvanı dürtmek. ı r * Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan. * Kullanı lması önlenmişel konulmuş . * Bizlemek iş i. Kı rı bir saltması Bi.bizimki * Bizim olan. ayan * Kocaman ve ağ kitle. * Sivri taş n toprak zemine dikine çakı ları larak. yla * savaş durumundaki bir ülkenin dıülkelerle iliş ş kisini engellemek. * Politik çı karları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğ u. ş ı bizon bizzat * Kendi.3° C de eriyen. * (futbolda kaleci) topu yakalamak. n ları kları * Yakıçevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanı n lı r. blok inş aat * Birbirine bitiş yapı yapı ik lan lar. durdurmak. kılı beyaz renkli. kocalarıkarı ndan söz ederken kullandı söz. . * İ resim veya yazı ı konulan karton kap. atom ağ ğ209 olan. önünde iki veya üç kiş elleri ile ı inin oluş turdukları perde. bir bütün oluş turan. bizimle ilgili olan. * Hareketine engel olma. bizleme bizlemek bizlengiç bizmut * Atom sayı 83. * Kadı n kocaları nları ndan. bloklaş ma .

boyun kürkü. knatı kuş ı ka boca . lantızlı blöf *İ skambil oyunları elindeki kâğ nda ı olduğ tları undan baş gösterme davranı.* Bloklaş iş mak i. lan * Kadı n boyunları aldı yı biçiminde dar ve uzun kürk. r. bloknot bloksuz * Yaprakları kolayca çı labilecek biçimde yapı ş defteri. boagiller * Avları yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarısı nı p karak boğ ve ezen sarı yı an lgan lanları kapsayan zehirsiz yı lanlar familyası . * Bu kumaş yapı (giysi). *İ çinden elektrik akı geçebilen yalı ş ile bu telin. nları na kları lan * Blöf yapan (kimse). r takı blöfçü blûcin * Giysi yapı bir tür mavi. raf * (kâğ ve karton için) Tampon silindiri veya mihver boru etrafı sarı ş ıveya kartonun sürekli ı t na lmıkâğ t uzunluğ u. blûz boa * Vücudun üst bölümüne giyilen. ka ş ı * Karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için söylenen ası z söz veya takılan aldatı ldı ten rmak lsı nı cı tavıkuru sı. mın * Makara. * Fotoğ filmi rulosu. kartı lmınot * Hiçbir bloka girmemiş olan. boalar bobin * Sürüngenler sıfın. bağ sı k. güçlü bir yı (Boa constrictor). ı nı li ş an bobinaj * Bir filmi veya mı slı ağbir makaradan baş bir makaraya sarma. çok iri. zehirsiz. yalnıGüney Amerika'da yaş z ayan. bağ sı lantız. makara tiresi gibi sarıbulunduğ silindirden mı tı tel lmı lı u oluş aygı an t. genellikle ince kumaş yapı veya iplikten örülen kadıgiysisi. tan lan blûm * Bir tür iskambil oyunu. bobin kıcı rı * Dağ k iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elveriş biçime getiren makinede çalı (kimse). bloklaş mak * Blok durumuna gelmek. yı nını lanlar takı nıbir bölümü. kı blöf yapmak * karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için aslı ldı ten rmak olmayan söz söylemek veya aldatı cı tavı nmak. bloksuzluk * Bloksuz davranma. tan lan n * Boagillerden. kaba pamuklu kumaş lan .

ı nı z bocalatma * Bocalatmak iş i. baş taraftan. belirtmek. bodrum katı * Bir yapın zemin katın altı olan ve oturulabilen en alt katı nı nı nda . iki kalıve küçük tekerleğolan el arabası maya n i . çekilecek ş bağ bulunduğ ı r eyin lı u urganı kendi üzerine saran çı k. boduç bodur * Ağ veya topraktan yapı ş aç lmıküçük testi. bocuk domuzuna dönmek * çok semiz ve besili olmak. sa'nı um * Domuz. bocalatmak * Bocalaması yol açmak. . bodoslamak * Açı klamak. bocalama * Bocalamak iş i. krı bodoslama * Gemi omurgasın baş kıtarafı yukarı uzanan ağ veya demir direklerden her biri. poca. bocuk * (Ortodokslarca kutlanan) İ n doğ yortusu. boca etmek * geminin baş bocaya rüzgâr almayan tarafa çevirmek. dökmek. bodoslamadan * Ön taraftan. ne yapacağ bilememek. nı ağ da bodrum gibi * basıtavanlı k . bodrum * Bir yapın yol düzeyinden aş ı kalan bölümü. nı ve ç ndan ya aç bodoslama * Bodoslamak iş i. ileri sürmek. * Enine göre boyu kı ve tı sa knaz. genellikle güneş görmeyen (oda). orsa veya rüzgâr üstü karş . rüzgâr üstü. ı nı * (birden çevirip) boş altmak.* Geminin rüzgâr almayan yanı . kararsıolmak. na boci * Ağ yük taş ı r ı yarayan. bocalamak * (gemi) Rüzgâra karşgidemeyerek sürüklenmek. bocurgat * Ağ yükleri çekmek için manivelâ ile döndürülen ve döndürüldükçe. ı tı boca alabanda * Boca etme komutu. ı * Bir iş tutulması te gereken yolu kestirememek.

boğ güreş a i * Daha çok İ spanya ve Meksika'da. astar.bodur kalmak * boyu uzamamak. * Anjin. bodur pas * Arpa yaprakları yerleş ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar (Puccinia hordei). özel olarak yetiş tirilmiş ayı boğ yenmek amacı yapı gösteri. na en * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. \343 Zodyak. boğ asamak * (inek) Boğ istemek veya boğ gelmek. a boğ asama * (inek) Boğ asamak iş i veya durumu. bora. zlı ğ ı * çok güçlü görünen. Koç ile İ kizler burçları nda yer alan burcun adı arası . bodurluk * Bodur olma durumu. mak i bodurlaş mak * Bodur duruma gelmek. * Boğ olarak kullanı için ayrı bir yaş a lmak lan ı yukarı ndan erkek sır. Boğ a boğ a boğ gibi a * Zodyak üzerinde. vücudu iyi geliş (delikanlı miş ). boğ anak boğ asak * Boğ gelmiş aya veya boğ isteyen inek. ğ ı boğ ak boğ k alı boğ otu an * Düğ çiçeğ ün igillerden. özellikle kökünde akonitin adı bir zehir bulunan bitki. . r * Yı kanmak üzere hazı rlanmıçamaş n üzerine sı kül suyu süzme iş ş ı rı cak i. a aya boğ ası * İ bez. yla lan boğ ada * Küllü veya sodalı ile çamaş yı su ı kama. bodur tavuk her gün (veya her dem) piliç * kı boylular oldukları daha genç görünürler. nce * Sağ anak. * geliş memek. sa ndan bodurlaş ma * Bodurlaş işveya durumu. kurtboğ otu (Acunitum nda an napellus). * Damı k erkek sır.

tahı boğ düğ azı ümlenmek * üzüntüden boğ tı azıkanmak. boğ kavgası az * Geçim için yapı didinme. yarası bereketli olsun" anlamı yemek yiyenlere söylenir. na. boğ içinde kavga var az * aş bir biçimde açlını ı rı ğ gidermeye çalı ı ş anlar için söylenir. iş üm za n * İ dağ nda dar geçit. boğ durmaz az * yeme içme ihtiyacın baş ihtiyaçlar gibi geri bı lamayacağ anlatı nı ka rakı ı nı r. hazı rlama sıntı . azıiş boğ tokluğ az una * ayrı ücret verilmeden yalnıkarnı doyurarak. * Yeme içme. iaş e. * Ş e. boğ derdi az * geçim için uğ ma. boğ inmek azı * bademcikleri şmek. n. iş boğ iş azı lemek * durmadan bir ş yemek. ca z nı boğ açı azı lmak * iş artmak. keleye çekmek. güğ gibi kaplarda ağ yakıdar bölüm. lan boğ meselesi az * Geçim derdi. açları ı boğ boğ (veya gı gı a) gelmek az aza rtlak rtlağ * zorlu kavga etmek. boğ ola az * "afiyet olsun. iltihaplanmak. * Yiyeceğiçeceğsağ i i lanan kimse. boğ açmak az * ağ n dibini kazarak toprağkabartmak. derbent.boğ çekmek aya * (inek) boğ ile cinsel iliş bulundurmak. eyler boğ kurumak azı * çok susamak. a kide boğ az * Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluş turan organlar. . azı rı * imrenmekten boğ şmek. imik. boğ olmak az * boğ ağmak. * Yedirip içirme yükümü. kı ları boğ dokuz boğ az umdur * bir söz iyice düş ünmeden söylenmemelidir. raş * yemek piş irme. ki arası * İ kara arası ki ndaki dar deniz.

aş ölçüde. azı yında lan boğ azlama * Boğ azlamak iş i.boğ na bir yumruk tı azı kanmak (veya gelip oturmak) * konuş amaz olmak. ı rı boğ na sarı azı lmak * üstüne yürümek. boğ nı rtmak azı yı * olanca gücüyle bağ ı rmak. boğ ndan * Gaddarca. i eyi boğ na düş azı kün * yiyip içmeyi çok seven (kimse). boğ nı azı doyurmak * karnı doyurmak. ine. sıntı kı vermek. boğ na kadar azı * pek çok. boğ azlamak * Hayvan veya insanı azı keserek öldürmek. ine boğ na dizilmek azı * (üzüntü. boğ na indirmek azı * fazla ve geliş igüzel yemek. gibi tahı boğ na durmak azı * yediğş yutamamak. boğ na dikkat etmek azı * yiyeceğ içeceğ özen göstermek. boğ ndan geçmemek azı * sevdiğbir kimsenin yokluğ veya yoksulluğ dolayıyla bir yiyeceğyalnıbaş yemekten üzüntü i u u sı i z ı na duymak. boğ ndan kesmek azı * yiyip içmede çok tutumlu davranmak. kün boğ nıkmak azı sı * bunaltmak. iş kesilmek. . ini boğ nda kalmak azı * ağ ndaki lokmayı zı üzüntü dolayıyla yutamaz duruma gelmek. lüzumundan fazla. sı boğ ndan artı azı rmak * yiyeceğ inden kıp parası artı sı nı rmak. kaygı sebeplerle) isteksiz yemek. kan dökerek öldürmek. boğ nda düğ azı ümlenmek * söylemek istediğ heyecan veya üzüntü yüzünden diyememek. sesi çı kmamak. nı boğ nı azı sevmek * yiyip içmeye düş olmak. boğ azkesen * Bir boğ savunmak için deniz kısı yapı hisar.

boğ mak * Bir canlı. azı * Çok yemek yiyen. boğ azlatma * Boğ azlatmak iş i. bir kimseyi bir ş fazlası eriş peş eyin na tirmek veya uğ ratmak. azı * Çok az yemek yiyen. ip veya benzeri ile bir ş çepeçevre sı eyi kmak. bastı rmak. iş . boğ durulmak * Boğ durmak iş lmak. yı na * El. boğ mak azlaş * Birbirini boğ azlamak veya kı ya dövüş yası mek. boğ durmak * Boğ iş yaptı mak ini rmak. boğ maca * Çoğ unlukla çocuklarda nöbet nöbet öksürüklerle görülen bulaş bir hastalı ı cı k. ş maz . boğ azlı * Boğ olan. tahsı boğ durma * Boğ durmak iş i. boğ durulma * Boğ durulmak iş i. * İ dut.boğ azlanma * Boğ azlanmak iş i. t. kuru üzümün mayalandı sonra ilkel araçlarla damı ncir. iş z. soluk alması engel olarak öldürmek. sarmak. yla * Peş e yapmak. boğ azlatmak * Boğ azlamak iş yaptı ini rmak. ktan tı yla elde edilen. boğ durtmak * Boğ durmak iş birine yaptı ini rmak. * Tamamı kaplamak. i yapı boğ ma azlaş * Boğ mak iş azlaş i. * (motorlu taş ı tlarda) Fazla yakımotoru çalı duruma getirmek. alkol derecesi düş lması ük bir tür rakı . i yapı boğ ma * Boğ iş mak i. boğ durtma * Boğ durtmak iş i. * Silik bir duruma getirmek. boğ macalı * Boğ macaya tutulmuş olan (kimse). yemek isteğçok olan. i tahlı boğ z azsı * Boğ olmayan. boğ azlanmak * Boğ azlamak iş konu olmak veya boğ ine azlamak iş lmak.

kı ş * Parmak veya kamısaz gibi bitkilerin şkince bölümü. kı veren. um boğ umlanma * Boğ umlanmak iş i. kıklaş uk sı mak. boğ umlamak * Boğ durumuna getirmek. boğ maklı kuş * Toygar kuş unun bir türü. zlı * Bunalmak. boğ uk boğ ulmak * Boğ iş konu olmak. ş . boğ ucu * Boğ özelliğolan. uk sı sı boğ uklaş ma * Boğ mak iş uklaş i. iş * İ damarlarıveya sinirlerin yumak gibi toplandı yer. . boğ umlama * Boğ ulmak iş i. boğ bir biçimde. ş uk boğ ulma * Boğ ulmak iş i. boğ boğ ula ula * Boğ ulacakmıgibi. * Çok sı sıntı cak. nce n ğ ı boğ boğ um um * Çok boğ umlu. kık kık. boğ uklaş mak * (Ses) Boğ duruma gelmek. * Kılmı(ses). boğ maklı * Boğ makları olan. * Geliş mesine engel olmak. um boğ boğ mak mak * boğ boğ um um. * (renkler için) Uygun düş memek. . sı ş boğ boğ uk uk * Boğ bir biçimde. mak ine * Havası ktan ölmek.* Bir durumu baş bir durum yaratarak örtmeye çalı ka ş mak. * Bunaltmak. boğ mak * Boğ yeri. boğ um * Boğ ulmuşsılmıyer. ma i * Solunumu güçleş tiren.

ihtikar. bohçacı lı k * Bohçacın iş nı i. te nı mı p bohçası koltuğ almak nı una . kması boğ umlanma bölgesi * Ağ boş unda seslerin oluş u çeş bölgelerden her biri. * Boğ mak iş uş i. lan it bohçacı * Bohça içinde dokuma eş gezdirip satan kadı ya n. çı mahreç. bohçalama * Bohçalamak iş i. telâffuz. ıı lı boğ unuk * Kık. bohça * İ çamaş elbise gibi ş koyup sarmaya yarayan dört köş kumaş çine ı r. boğ sı uk. donuk. . dövüş mek. ı luğ z tuğ n kak. boğ ulma uş * Boğ ulmak işveya durumu. um mak.* Ciğ erlerden gelen havanı ağ ve burundaki çeş nokta ve bölgelerde engellemeye uğ n. * Sınt ı kapalı kı lı . boğ umlanmak * Boğ oluş boğ boğ olmak. ı z itli rayarak ses olarak çı . e i. umu * Zor soluk alma. bohçalamak * Bir ş bohça içine koyup sarmak. boğ umlu boğ untu * Boğ olan. * İ ip kakı tiş ş mak. bir iş veya mal karşğolarak çok miktarda para çekmek. * Sınt ı kı . boğ ma uş boğ mak uş * Birbirinin boğ na sarı azı lmak. eyi * Güreş rakibin kol ve ayakları üst üste getirerek kı ldayamaz hâlde alttan kavrayıkucaklamak. * Bir ş değ eyi erinden çok yükseğ satma iş vurgunculuk. um um * Bir ses çı karmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak. bohça böreğ i * Bohça biçiminde sarı bir çeş börek. ı luğ z tuğ itli boğ umlanma noktası * Ağ boş unda seslerin oluş u noktalarıher biri. eyler e . uş i boğ ulmak uş * Boğ mak işyapı uş i lmak. boğ untuya getirmek * birini bunaltış ı p aş rtmak yolu ile kendisinden. * Ufak ve seçme tütün dengi.

bohem * Yarını ünmeden günü gününe tasası derbeder bir yaş şolan edebiyat ve sanat çevresinden (kimse nı düş z. kötülüğ görülen ş kı ü eylere karşbir sövgü sözü olarak söylenir. a kan ey ntı bok üstün bok * çok kötü. eyi) bok karı rmak ş tı * bir işbozacak biçimde davranmak. ı bok etmek * (bir iş bir ş bozmak. berbat etmek. . bok yemek * yakıksıbir iş ş z ı yapmak. i bok püsür * hoşgitmeyen. bok yemek düş mek * birinin bir iş karı e ş maması . iş son vermek.* kendi isteğ ayrı iyle lmak. kara çalmak. çok berbat. boklama * Boklamak iş i. burnunu sokmaması gerekir. bohem hayatı * Baş yaş ş ı boş ayı . bok yedi baş ı * burnunu her işsokan. bohçası koltuğ vermek nı una * kovmak. bok yoluna gitmek * yararsı gereksiz bir ş uğ yok olmak. bok * Dı . tiksinilen. genellikle otçul memeli hayvanlarıgübrelerinde yaş ve bokla beslenen böcek n ayan (Geotrupes stercorarius). can sı ş ve onun ayrı ve pürüzleri. z. ayı ı veya topluluk). güzel görünür. * Güç durum. ey runa boka nispetle tezek amberdir * çok kötü bir ş yanı ondan daha az kötü olanı eyin nda. bok böceğ i * Kıkanatlı n lardan. ine bohçası toplamak nı * eş nı yası toplamak. her işkarı e e ş an. ş kı * (kaba konuş mada) Hor görülen. bok canı olsun na * bılan. bok yemenin Arapçası * yakıksı ğ büyüğ ş zlın ı ı ü. bok atmak * (birine) leke sürmek. i.

boklamak * (bir yeri veya bir iş Kötü bir duruma getirmek. boku çı kmak * bir iş veya durum tatsı mak. bokuyla kavga etmek * çok sinirli ve geçimsiz olmak. boklu bokluk * Boku olan. dar karş . zlaş bokun soyu (veya bok soyu) * kılan veya tiksinilen bir ş karşsövgü olarak söylenir. bol . * Belirli kurallara uyularak yapı yumruk dövüş yumruk oyunu. zı eye ı bokunda boncuk bulmak * birine hak etmediğhâlde çok değ vermek. pis. yararsı z. derme çatma. her ş öfkelenir olmak. lan ü. boku bokuna * boş boş yok yere. meyve ve maden suyu karı rı hazı ş larak tı rlanan içki. * Korindon. boklanmak * Kötü bir duruma gelmek. boks boksit boksörlük * Boksörün işveya mesleğ i i. mak boklaş mak * Kötü bir duruma girmek. ş arap. i) boklanma * Boklanmak durumu. * Kötü durum. boksör * Boks oynayan kimse. boklaş ma * Boklaş durumu. * Pislik. ş ı t karş tı * Özel bir cam içinde likör. yumruk oyuncusu. pislenmek. ı tı * (nicelik bakı ndan) Olağ mı andan veya alılandan çok. boktan * temelsiz. kı ı. eye bol * İ girecek ş boyutları daha büyük veya geniş çine eyin ndan olan. i er bokunu çı karmak * bok etmek. u una.

zenginlik. * Kı ve kolsuz kadıceketi. * Bollaş mak.bol bol * Fazla. * Bolarmak iş i veya durumu. ölçüsüz. ndan bollanma * Bol duruma gelme. . ş al. bol doğ ramak * (parası) saçı savurmak. geniş lemek. bolarmak * Bol duruma gelmek. bollaş ma * Bollaş işveya durumu. saçı apş . nı p bol kepçe * Servis sı nda yiyeceğbol bol dağ rası i ı tma. mak i bollaş mak * Bol durumda olmak. * Cömert. bolluk. bol keseden * bol bol. büyük miktarda. bol paça * Geniş paçalı . bol bolamat * Refah. bol bulamaç * Bol bol. çok. bolca * Oldukça çok. eli açı zengin gönüllü. nı bolalma bolalmak bolarma bolero boliçe Bolivyalı * Bolivya halkı olan. * Bu dansımüziğ n i. sa n * Ağ ritmli bir İ ı r spanyol dansı . k. * Bolalmak iş i veya durumu. * Yahudi kadı. bollanmak * Bol duruma gelmek. * Oldukça geniş . pek çok. çokça. * Dökük. sıntı düş kı ya meden.

sağ göz alı. cı li. n bomba * Yan yelkenlerin alt yakası gerip açmak için kullanı yatay seren. * iyi hazı rlanmı çok çalı ş renci). ş . gösteriş lam. ı nı Bolş evik * Bolş eviklik yanlıkimse. nı lan bomba gibi * iyi. bombacı * Bomba kullanan veya yapan kimse. bollatma * Bol duruma getirme. yüzyı ları doğ ve Lenin tarafı geliş l baş nda an ndan tirilen komünist hareket. cı kı maddelerle doldurulmuş .bollaşrma tı * Bollaşrmak iş tı i veya durumu. bollatmak * Bol duruma getirmek. geniş letmek. li * Büyük fı veya varil. bombalama * Bombalamak iş i. it * Canlı cansıhedeflere atı içi yakı ve yıcı veya z lan. cı ateş silâh. ş (öğ mı bomba gibi patlamak * öfkelenerek. sı * Bolş eviklikle ilgili olan. bolluk * Bol olma durumu. bom bomba * Bir çeş kumar. Bolş evizm * Bolş eviklik. Bolş eviklik * Rusya'da XX. bombacı lı k * Bombacın işveya mesleğ nı i i. kalıdemirden kap. bollaşrmak tı * Bol duruma getirmek. * Her ş bol olduğ zaman. eyin u * Her ş bol olduğ (yer). eyin u * Fazlalı k. bombalamak . birdenbire ve yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. türlü büyüklükte patlayı. komünistlik. çı * Bomba biçiminde. * bir olay birdenbire ortaya çı karak herkesi ş ı aş rtmak. bolometre * Iş mölçer.

iş i. turucu ve zehirli. bir veya iki yık otsu bir bitki (Hyoscyamus llı * Çok boz. bombalanmak * Bombalanmak iş konu olmak. bombeli * Ş kinliğ kabarı ğolan. inde lan bombardon * Bandoda en kalısesi veren. kabarı k. bomboz bon otu niger). klı ı bombesiz * Bombesi olmayan. çoğ unlukla havadan. iş k. tamamen boş . bombardı man * Topa tutma. kabarı tümsekli. bonboncu * Bonbon yapan veya satan kimse. * Bombalama. nefesli çalgı n . . bombalatmak * Bombalamak iş yaptı ini rmak. * bir kimseyi ağ sözlerle paylamak. * Patlı cangillerden. çok berbat. bombardı etmek man * top ateşveya bomba ile bir yere saldı i rmak. bombalanma * Bombalanmak iş i. * Ş kinlik. bombok * Çok kötü. ş bonbon ş ekeri * Bkz. bomba atmak. bonbon. pistonlu. hekimlikte kullanı uyuş lan. bombe * Ş kin. bonbon *Ş ş eker erbeti içinde kaynatı üzeri ş lı p ekerle kaplanmımeyve. ı r bombardı uçağ man ı * Bombalama iş kullanı uçak.* Belli bir hedefe. iş klı bombe bezi * Ayakkabı sayaların burun bölümlerine içten dikilen bir kumaş nı türü. bomboş * Büsbütün. ine bombalatma * Bombalatmak iş i.

boncuklanı ş * Boncuklanmak işveya durumu. tahta. li boncuksuz * Boncuğ olmayan. boncukçu * Boncuk yapan veya satan kimse. bel kemiğ iki yanı aş ı doğ uzanan ve yumuş ğ k n inin ndan ağ ya ru aklı ı dolayıyla beğ sı enilen et bölümü. u boncuk boncuk * boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda. li . çoğ yuvarlak ve renkli süs tanesi. boncuklaş mak * Boncuk biçimini almak. boncukçuluk * Boncukçunun işveya mesleğ i i. boncuk gibi * küçücük (göz). boncuk * Cam. i boncuklanma * Boncuklanmak iş i. u bone bonfile * Düz veya kı mlı çeş yumuş kumaş maddeden yapı başk. bonfilelik * Bonfile yapmaya elveriş (et). boncuklanmak * Gözyaş çiy. boncuklu * Boncuğ olan. plâstik gibi maddelerden yapı ortası . boncuk mavisi * Yeş çalan bir mavi. ter boncuk biçiminde yuvarlak taneler oluş ı . taşsedef. boncuklaş ma * Boncuklaş iş mak i. vrı her it ak vb. boncukluk * Boncuk olmaya elveriş (nesne). mak. lan.bonbonculuk * Bonbon yapma veya satma iş i. delik. lan lı * Kasaplıhayvanlarda karnıiçinde. boncukla süslenmiş u . boncuk fasulye * Bir tür iri taneli fasulye. ile boncuk tutkalı * Boncuk biçiminde glüten tutkalı .

* Uzun siyah ceketle. öfkeli. sert rüzgârlı soğ havalı ve uk . * Yoğ unlaş ş borik asitten türeyen sodyum tuzu. borani * Bor (I). * Bu biçimde giyinen kimse. atom ağ ğ10. borak boraks boralı boran * Rüzgâr ş ek ve gök gürültüsü ile ortaya çı sağ yağlı olayı imş kan nak ı hava ş . ekilmemiş ş . bora bora gibi * çok sert. bonkör bonkörlük * İ yüreklilik. bono * Belirli bir sürenin sonunda. süresi dolmadan. oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar. bopluk bopstil * Bop tutarı olma. çizgili pantolondan oluş erkek giysisi. n. yi * Eli açı cömert. ı yla kâğ dı bop * Poker oyununda. yoğ sı ı ı rlı unluğ 2. mıbir * Yağ murlu. * Genellikle arkası yağ getiren sert ve geçici yel. ine bono vermek * borç alı ğ gösteren vadeli senedi imzalayıteslim etmek.45 u olan basit element. ndan mur . lı (toprak).bonjur * Günaydı n. an * İ yürekli. temiz iş ı. tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan. sert. ndını ı p bonservis * Çalı ğyerden ayrı ş ı tı lı görevini iyi yaptını rken ğ belirtmek amacı birine verilen belge. k. satı büyük mağ yası lan aza. ini bono kı rmak rdı * bir bonoyu. eksiğ paraya çevirmek. belirli bir paranı belirli bir kimseye ödeneceğ belirten senet. ş iddetli. eli açı k.8 olan. yi klı bonmarş e *İ çinde her türlü giyim. * İlenmemiştaşk. cömertlik. nda * Züppece giyiniş biçimi. bor bor * Atom sayı 5. Kı saltması B. süs eş oyuncak vb.

lâhana ve et veya krema konularak yapı sebze çorbası lan . borca batmak * çok borçlu olmak. borca girmek * borçlanmak. borasit * Sert billûr veya yumuş beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı ak . borç harç . vecibe. nda borcunu bilmek (veya saymak) * bir ş yapmayı ey yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değ erlendirmek. ey borç altı girmek na * borç para almak. borç para almak.* Pirinçli. borca almak * veresiye almak. ı eyi i. borazancı lı k * Borazancın iş nı i. borazancı ı baş * Birçok borazancın başolan borazancı nı ı . * Bu boruyu çalan kimse. borca batmak. borcunu bilmek * borcunu zamanı öder olmak. borat borazan * Bor asidi ile bir oksidin birleş mesinden oluş tuz. . borazancı * Borazan çalan kimse. * Pancar. borç gı ı çı rtlağ na kmak * Bkz. borç borç almak * daha sonra ödemek üzere birinden para veya bir ş almak. borç * Ödenmesi gerekli para veya baş bir ş ka ey. boru. yumurtalı yoğ ve urtlu ı spanak veya benzeri sebze yemeğ i. * Birine karşbir ş yerine getirme. borcunu kapatmak (veya borçtan kurtulmak) * borcunu ödeyip bitirmek. borç etmek * borçlandı rmak. an * Üfleyerek çalı perdesiz çalgı nan. altı kalkı ndan lamayacak duruma gelmek. borç bini aş mak * (borç) pek çok olmak. gerekliğ yükümlülük.

borç yiğ kamçıdı idin sır * borç. ancak hasta edecek kadar üzer. borçlu çı kmak * görülen hesapta vereceğkalmak. na borçlu * Borcu olan. borç almıolan. borçlandılma rı * Borçlandılmak işveya durumu. i. borçlanma * Borçlanmak iş istikraz. iyi borçluluk * Borçlu olma durumu. lmak i borçlanı lmak * Borca girilmek. ıı lını artı ey * Manevî bir yükümlülük altı girmek. borçlandı rma * Borçlandı iş rmak i. kiş daha çok çalı iyi ş maya zorlar. benzi sararı r * borç kiş öldürmez. yol yürümekle tükenir * birden ödenmeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir. rı i borçlandılmak rı * Borçlanması yol açı na lmak. na borçlanı lma * Borçlanı işveya durumu. nı . aldı nıparası hemen vermez. borçlanmak * Karş ğ sonra vermek ş yla birinden para veya bir ş almak. borçlu bulunmak (veya olmak) * borçlu duruma düş mek. ş * Bir yüküm altı bulunan. ama aldı nıkarşğkesesinden çı kların nı kların ıı lı kacaktı r. borç yemek * borçla geçinmek. borç edilmek. i borçlu ölmez. borç ödemekle (veya vermekle). borç yiyen kesesinden yer * borçla alıveriş ş yapan. borçlu duruma getirmek.* Borçlanarak veya benzeri yollara baş vurarak. borçluluk dengesi * Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş ş dıborç ve alacakları gösteren durum veya belge. medyun. borçlandı rmak * Borçlanması yol açmak. borç yapmak * borç olarak almak. nda * Bir ş birinin yardı yla elde etmiş eyi mı olan. verecekli.

rmı. borçsuzluk * Borçsuz olma durumu. beyaz. k. borik borik asit Bornova misketi * Bir çeş üzüm. arap * Bu renkte olan. * (genellikle giyim kuş malzemesindeki) Kenar süsü.borçsuz * Borcu olmayan. ş tortusu rengi. sedef görünümde bir madde. borçsuz harçsı z * Hiç borç yapmadan. am * Cilt kapağ ı ndaki kalıçizgiler. borda fenerleri * Gemilerde biri (solda) kı zı (sağ yeşolarak iki yanda yakı fenerler. biri da) il lan borda hattı * Donanma gemilerinin bir sı ve paralel olarak gitmek için aldı durum. borda * Geminin veya kayın yanı ğ ı . borikli borina *İ çinde borik asit bulunan. . bordalamak * Gemiyle bir baş gemiye borda bordaya gelmek veya kazayla ona çarpmak. na * Bordan türeyen bir asit ve anhidrite verilen ad. n ntı nı bordür * Kaldımları kenarları bulunan taş rı n nda lar. * Kuzey Afrika'da Berberîlerin giydikleri başklı lı . lmıgiyecek. ru lanan halat. asit borik. geniş sa kollu bir üstlük. kı . borda bordaya * yan yana. ka bordo * Mora çalan kı zı rmı renk. borda etmek * yandan yanaş mak. * Dört köşyelkenlerin yan yakaları alt tarafa doğ bağ e na. it bornoz * Banyodan çı karken kurulanmak için kullanı önden açı havludan yapı ş lan. tuvalet ve mutfak gibi ı zeminlerde duvar döş slak emeleri arası konan motifli bir tür fayans. bordro * Bir hesabıayrı ları gösteren çizelge. n * Banyo. rada kları bordalama * Bordalamak iş i. * Etkisi az.

an borsa kâğ ı dı * Borsada kayı. borsa değ eri * Borsada arz ve talebe göre oluş fiyat. oluş n boru askı sı * Her tür borunun ası nda kullanı lâma demiri veya çelik çemberlerden yapı askı lması lan. . uzun ve dar silindir. teri nda lı k borsa tahtası * Borsada alı satı fiyatların ilân edildiğpano. borş boru * Bir yerden baş bir yere sı veya gaz aktarmaya yarayan. küçümsenecek. erli ı t. kları ş ş ıı lında borsa cetveli * Borsada belirlenen fiyatları gösteren günlük bülten. lan . boru ağ ı * Tesisatı turan borularıbütünü. boru çiçeğ i * Çan çiçeğ i. borazan. borsa simsarı * Müş ile borsa acenteleri arası aracı yapan kimse. alıp satı hisse senedi. m m nı i borsacı * Değ kâğ para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse.borsa * Bazı tüccarlarıve özellikle sarraflarla değ kâğ ve tahvil alıveriş uğ anları alı satı ve n erli ı t ş iyle raş n m m değim amacı devlet denetimi altı iş iş yla nda yaptı yer. boru bileziğ i * Soba boruların ek yerine geçirilen süslü çember. tlı nı lan borsa oyunu * Borsada oynanan hava oyunu. boru değ (veya boru mu bu?) il * azı msanacak. boru hattı * Borç (II). kları borsa acentesi * Müş teriden aldı alıve satıemirlerini borsada yerine getirip karş ğ komisyon alan kimse. önem verilmeyecek ş değ ey il. uçları k. içi boş ka vı . boru çiçeğ igiller * Çan çiçeğ igiller. * Tatula. nı boru çalmak * borazan öttürmek. açı * Nefesle çalı perdesiz madenî çalgı nan . borsacı lı k * Borsacın işveya mesleğ nı i i.

boruk borulu borusu ötmek * sözü geçmek. işyaramaz adam. karpuz tarlası . lan bostan korkuluğ u . boru kelepçesi * Boruyu duvara tespit etmekte kullanı gereç. kı landı ı boru yolu * Petrolü. * Sebze bahçesi. yüreksiz. * Bkz. payplayn. borusunu çalmak * çı sağ ğkimsenin davası gütmek. lan * Borusu olan. bostan bekçisi * Bostanı koruyan ve kollayan kimse. boylu boslu. boy bos. lan boru mengenesi * Kesme. bostan kebabı * Patlı ve yeş can illikler ile kuğ inceliğ toprak tencerede piş u inin irilmesiyle yapı kebap. kar ladı ı nı bos boslu bostan * Bkz. çı ğyerden baş yere akı boru tesisatı ktı ı ka tan . yetkisi olmak. e bostan dolabı * Sebze bahçesini sulamak için bir at bağ lanarak diklemesine dönen kovalarla kuyudan su çı karmaya yarayan dolap. çok öfkelenerek etrafa saldı zı rmak. p * Boru montajı çalı kimse. boru kabağ ı * Boğ umsuz. * Kavun. boru gibi uzun su kabağ ı . en. borusu tutmak (veya üstünde) * (zenciler için) ağ köpürerek kriz geçirmek. süpürge ve yakacak olarak kullanı bir ot türü. bostan bozuntusu * Korkak. borumsu * Boru biçiminde olan. nda ş an * Dağ larda yetiş kokulu. * Kavun ve karpuza verilen ortak ad. diş açma gibi iş lemler için borunun sıca bağ ğalet. borucu * Boru yapısatan kimse. ı tı merkezlerine doğ gaz taş al ı nması amacı tesis edilen boru ş yla ebekesi.* Doğ gaz arı ünitesinden alı gazı bir veya daha fazla dağ m merkezlerine veya tüketim al tma nan n.

can bostancı * Bostan iş leriyle uğ an kimse. bostan patlı canı * Az çekirdekli. boş (veya boş gezmek veya gezinmek ta) * iş güçsüz dolaş siz mak. * Verimsiz. iri ve yuvarlak bir patlı türü. yiyecek gibi ş eylerle) yardı etmek. boş ak dik durur baş * bilgisiz olan üstün görünmek için kası lı r. nı bostanlı k * Bostan olmaya elverişyer. boş bakmak boş * amaçsı anlamsıve bilinçsizce bakmak.* Kuş ürkütüp yaklaşrmamak için tarlaya dikilen kukla. ine bostancı ı ocağ * Bostancı n bağ oldukları ları lı ocak. m * iş bı siz rakmamak. boş kalmak. sonuç vermemek. münhal. z. üstünde hiç kimse veya hiçbir ş bulunmayan. görev). ları tı * Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse. e * Bilgisiz. . z boş ür böğ * Bkz. ey * İsiz. böğ ür. raş * Bostancın görevi. bostancı lı k * Bostan iş leriyle uğ ma. * Görevlisi olmayan (iş . boş bulunmak * dikkatsiz ve dalgıbulunmak. boş p dolu tutmak (vurmak) atı * umutsuz olarak giriş bir işiyi sonuç vermek. bir kazançla çı ten kmak. ilen . ş * Bir iş yaramayan. boş rakmamak bı * (para. raş * Osmanlı tarihinde sarayıkorunması ve ş n na ehrin güvenliğ bakmakla görevli olan erlerden her biri. boş kmamak çı * bir iş az da olsa. boş rakmak bı * bir yerde kimse oturmamak. n * söylenmesi sakı olan bir ş söyleyivermek. * Yapı iş lacak i olmayan. * Anlamsı z. ncalı eyi boş kmak çı * umduğ gerçekleş u memek. li boş *İ çinde.

boş durmamak * her zaman bir iş uğ mak. sı i anma kâğ . lsı boş ı kâğ dı * Eski ş hükümlerine göre. ey boş durmak * iş kalmak. in sı boş i boş olmak * evlilik birliğsona ermek. işyaramayan ş e ekilde konuş ma. verimsiz.boş dönmek * hiçbir ş elde edemeden geri gelmek. dar. . lâf olsun diye söylenmiş ünce söz. * iş kalmak. ayrı isteyen kocanı karına gönderdiğboş eriat lmak n. boş kafalı * akı z veya bilgisiz. boş gözlerle bakmak * anlamsıbakmak. dipsiz kile boş ambar. boş konuş mamak * gerçekleri söylemek. raşolmamak. siz boş dipsiz ambar kile * Bkz. çalı siz ş mamak. boş gezenin boş kalfası * iş güçsüz dolaş kimse. boş koymak * yoksun bı rakmak. boş i anmak. siz an boş gezmekten bedava çalı ş yeğ mak dir * çalı ş insanı mak tembellikten kurtarı r. boş söz * Bir düş anlatmayan. biçimci inanma. ğ ı ı lı boş mek düş * (kadı ş hükümlerine göre kocası ayrı n) eriat ndan lmak. boş küme * Hiçbir ögesi olmayan küme. z boş inanç * Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan. mahrum etmek. ı dı boş kalmak * kimse oturmamak. le raş * birinin yaptına karş k olarak bir harekette bulunmak. boş lâf * Gereksiz. batı l itikat. bilgisine dayanarak anlatmak. boş oturmak * hiçbir iş uğ ı i. boş (veya olsun) ol * erkeğ karını amak için söylediğsöz.

hava boş n boş altma makinesi. deş olmak. boş zaman * Çalı geçirilen saatler dında kalan süre. * Elektrik yükünün baş bir iletkene geçiş ka i veya sı düş fı ra mesi. arj * (hayvan) Bağ ı kurtulmak. inhilâl etmek. ş arak ş ı boş almak a * askı almak. gerçekleş memek. ey * Dı ya akmak. arj. ya * (motorlu araçlarda) vites kolunu vitesten kurtarmak. boş koysan dolmaz. nı boş çı a kmak * (umut.boş torba ile at tutulmaz * çı veya karş k gösterilmeden bir kimse bir yere bağ kar ı lı lanmaz. boş yerine vurmak * böğ ürlerine vurmak. ine boş m altı . içinde bir ş kalmamak. açı lmak. * Derdini. olumlu bir sonuca ulaş e amamak. i. altı boş lma altı * Boş lmak işveya durumu. sıntını kı sı birine anlatarak ferahlamak. para) hiçbir iş yaramamak. * Boş m. dökülmek. altı i boş lmak altı * Boş altmak iş konu olmak. ndan boş altaç boş altı * Bir kabıiçindeki havayı altmaya yarayan araç. boş vermek * aldı rmamak. doluya koysan almaz a * içinden çılamayan güç bir durum karş nda kalı ğ söylenir. rölântiye almak. boş m alı * Boş almak iş deş i. * Derdini birine açarak ferahlama. ş arı * Gevş emek. boş yere * Boş una. boş gitmek a * (harcanan emek. kı ı sı ndında ı boş vermek a * boş geçirmek. boş çı a karmak * olumlu bir sonuç alı nması engellemek. boş almak * Boş duruma gelmek. rahatlama. boş alma * Boş almak iş inhilâl. düş gibi ş ünce eyler) sonuç vermemek.

yakı nmaları anlatmak. aile kisini kesmek. andı i boş rmak andı * Boş anması sağ nı lamak. ifrağ ları ş arı lması . boş atmak * Boş amak iş yaptı ini rmak. * Kusmak. * Sı lmak kurtulmak. boca etmek. * Sindirimden sonra bağ ı rsaklarda kalan posanı idrar torbası n. ine elde ğ ı boş anma ilâmı * Mahkemenin boş anmayı kesin hükme bağ ğ belirterek verdiğresmî belge. . boş ama * Boş amak iş i. boş altma * Boş altmak iş i. boş anma * Boş anmak iş i. * Bir silâhta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. boş m organı altı * Vücuttan dı atı ş arı lması gereken maddeleri toplayı boş p altan organ. * (karı kocayı stekleri üzerine kanunlara uyarak ayı ile )İ rmak. sümük gibi n salgı n vücuttan dı atı .* Boş altmak iş i. ladını ı i boş anmak * (karı koca) Mahkeme kararı birbirinden ayrı ve ile lmak. açmak. nı rmağ boş altmak * Boş duruma getirmek. * Derdini dökmek. arı * Dertlerini. boş altma havzası * Suları ı a veya göle veren yerlerin bütünü. ndaki idrarı ve ter. tükürük. yrı boş atma * Boş atmak iş i. * Dökmek. nı * Çok ağ lamak. koş takı ndan veya bağ ı um mı ı kurtulmak. ı nı boş rma andı * Boş rmak işveya durumu. * Eş lerden birinin boş anma ilâmı alması evlilik birliğ son bulması yla inin . * (hayvan) Başğ lından. * (baskı nda gergin duran bir ş Birden ve hı kurtulmak. boş anma davası * Eş lerden birinin evlilik birliğ son verecek kararı etmek için açtı dava. altı ey) zla * (kapalı yerde bulunan insanlar) Birden dı çı bir ş kmak. ndan * Birdenbire ve bol bol akmak. * Gevş etmek. * Karı ile arası sı ndaki nikâh bağ bozmak. * Sistemlerin çalı ş abilmesi için sürekli olarak gereken boş altma iş lemleri. boş amak * Kanunlara göre iki eş iliş .

siz boş kalmak ta * iş kalmak. boğ boş azlıetmek boğ k * gereksiz. sı r saklayamayan. geveze. boş altaç. i. boş z yere. Boş naklarla ilgili olan. * Yetersizlik. . vakum. boş una. ihmal etmek. * Yerli yersiz konuş (kimse).boş rma attı * Boş iş yaptı atma ini rtma. * İ göstermemek. lgi boş luk * Oyuk. kapanmamıyer. nafile. yersiz. beyhude. * Eksiklik. ndan n * Boş naklara özgü olan. ş * Kesinti. ablak yüzlü güzel. boş rmak attı * Boş iş yaptı atma ini rtmak. Boş nak * Bosna halkı veya bu halk ısoyundan olan kimse. an boş azlı boğ k * Boş az olma durumu. boş tulumbası luk * Bkz. boş lama * Boş lamak iş ihmal. yararsıyere. çukur. al yanaklı saçlı . Boş güzeli nak * Sarı . * Boş geçen süre. Boş nakça * Çoğ unlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yaş Bosna Müslümanların kullandı dil. boş una * gereksiz. düş üncesiz konuş mak. ayan nı ğ ı Boş k naklı * Boş olma durumu. yoksunluk duygusu. boş luklu serpme * Zı mpara üretiminde tanecikler arası %50 boş kalacak biçimde düzenlenen tane yapı rma iş nda luk ş tı lemi. *İ çinde hiçbir cisim bulunmayan uzay. nak boş gezmek ta * iş olmak. boş az boğ * Saklanması gereken ş eyleri söyleyiveren. siz boş boş u una * Gereksiz yere. kopukluk. boş lamak * Bı rakmak.

kapalı ayakkabı . boylanmak. boylanmak. itli . nebatat. değ er. beyhude. boy bos yerinde * uzun ve biçimli. z * Küçük gemi. lmıküçük sandal. tevekkeli. * Uzun konçlu. kabile. dinlenme ve gezme amacı halka açı yla k geniş alan. gusül. boy beyi boy bos * Boyun en saygı ve lider kimliğ sahip kiş n ine isi. * Destan. klân. toplumsal ve ğ ı una ekonomik iliş kilerini anaerkil. ataerkil anlayı uygulayan geleneksel topluluk. yararsıyere. * Ağ plâstik veya kauçuktan yapı ş aç. boy * Ortak bir atadan türediklerine. boy boy * Çeş büyüklük ve nitelikte. * Bir yüzeyde. ı rmak. k. en sayı iki kenar arası lan ndaki uzaklı en karş . için * Süre. * Yol. birbirleriyle kan akrabalı bulunduğ inanarak evlenmeyen.boş una bot * Boş yere. bot botanik botanik bahçesi * Otsu veya çalı bitkilerin yetiş türü tirildiğve incelemelerinin yapı ğhalka açıbahçe. * Kumaş ölçü. boy aynası *İ nsanı bütünüyle gösteren büyük ayna. * Uzaklı k. i ldı ı k botanik parkı * Otsu ve çalı bitkiler ve değik ağ türleri ile düzenlenmiş türü iş aç . ı tı * Uzunluk. deniz kısı yı. * Bitki bilimi. boy atmak * boyu uzamak. * Bir ş tabanı en yüksek noktası ndaki uzaklı eyin ile arası k. botanikçi boy * Bitki bilimci. sı mı * Geçerlilik. geliş mek. gereksiz. slâm u kanı boy almak (veya sürmek) * boyu uzamak. ş ı boy abdesti * İ dininin gerekli bulduğ durumlarda ve biçimde yı p abdest alma. nafile. * Vücudun yapı bakı ndan biçimi.

boya kutusu * İ çeş renkli kalemleri ve fı çine itli rçaları koymaya yarayan kutu.50 cm uzunluğ e unda menteş e. sürmek) * boyamak.75-3. boy bos. boya çekmek * boyuna büyümek. boya kalemi * Resim yapmak için kullanı değik renkli kalem. lan iş boya kökü * Bitki köklerinden elde edilen tabiî boya. çiçekleri mavi. kurutulan tohumları veya çemen yapı nda kullanı bir mı lan bitki (Trigonella faenum-graecum). sarı beyaz renkli. uzamak. makyaj yapmak. boya vurmak (veya çekmek. boya kullanmak * boyanmak. acak * suya dalarak boyu ile suyun derinliğ ölçmek. (su) insan boyunu geçmemek. boya tabakası *Ş ablonlarısulu kenar kapatısı kaplanması n cı ile . * Yazmak için kullanı mürekkep. boy menteş e * Düz yaprak menteşbenzeri 1. boy vermek * (su) insan boyunu aş kadar derin olmak. boy vermemek * sıolmak. boy otu * Baklagillerden. boy ölçüş mek * yarı ş mak. lan * Aldatı görünüş cı . ini * büyümek. boy pos * Bkz. boya fı rçası * Boya sürmek veya resim yapmak için kullanı değik tür ve ölçülerde fı lan iş rça. boyacı . ğ boya * Renk vermek. lan boya tutmak * (boyanan nesne) iyi boyanı r olmak.boy göstermek * görünmek. * gösteriş yapmak. boya tabancası * Sı boyayı vı püskürtmek için kullanı alet. dıetkilerden korumak için eş n üzerine sürülen veya içine katı renkli madde. ş yanı lan * Renk.

makyajlı n ş . fı cilâ gibi gereçlerini koydukları müş ların rça. ldı ı boyama kitabı * Küçükleri eğ nitelikte içinde boyanacak resimler bulunan kitap. * Boyama iş boyacı ı ini. ğ * Boya satı dükkân. boyanma . ş rı ş . boyalanmak * Boya sürülmek.* Boya satan kimse. boyalanma * Boyalanmak durumu. * Renkli. omuza ası taş ğ ı larak ı nabilir bir çeş küçük sandı it k. aş ı ı r ağ lamak. lan boyacı küpü * Bir iş kolayca ve çabucak yapı in lamayacağ anlatmak için boyacı ı nı küpü mü bu? boyacı küpü değ ki il (hemen daldıp çı n) gibi deyimlerde kullanı rı karası lı r. boyama * Boyamak iş i. boyacı küpüne girmiş gibi * çok boyalı n. * Renkli yazma veya mendil. * Boyacın yaptı iş nı ğ . boyalı n bası * Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğ yazı haberden çok yer veren. kupon veya çekiliş rafa ve lerle armağ dağ bası an ı tan n. boyalamak * Geliş igüzel boya sürmek. kadı boyacı sandı ğ ı * Ayakkabı boyacı nıboya. boyacı lı k * Boya yapma veya satma iş i. boyalı * Boya sürülmüşboyanmıveya boyaya batılmı . boyana * Boyna. itici boyamak * Boya sürerek veya boyaya batı renk vermek. * (kadıiçin) Yüzünü çok boyamıolan. ı boyahane * Boya iş yapı yer. ve terinin ayağ basıayakkabını ı nı p sı boyattı. lı meslek edinen kimse. boyama kazanı * Örgü yünlerinin veya ipliklerin boyanma iş leminin yapı ğbüyük tekne. leri lan boyalama * Boyalamak iş i. rarak * Ağ söz söylemek. * Rengi boya ile sonradan verilmiş olan.

makyajsı n ş z.* Boyanmak iş i. ş ı alma. makyaj yapmak. boyası atmak * boyası solmak. boydaş * Aynı boyda olan. boya sürdürmek. boyayı cı * Boyama özelliğolan. boykot * Bir iş bir davranı yapmama kararı i. * Tuna bölgesinde. al * Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde. z boyatı lma * Boyatı iş lma i. z. boyar madde. boyatmak * Boyamak iş yaptı ini rmak. i rı boyatma * Boyatmak iş i. i boyar madde * Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren doğ veya yapay renkli madde. . boya sürdürülmek. * Renksiz. * Boy bakı ndan. ey boyar boyar * Boyama özelliğolan madde. * Bekâr. boyatı lmak * Boyamak işyaptılmak. boydan boya * Bir uçtan öbür uca kadar. yalnı serbest. * (kadıiçin) Yüzünü boyamamıolan. boyası z * Boya sürülmemiş . * Kendi kendini boyamak. yüzüne boya sürmek. boyanmak * Boyamak işyapı i lmak. * Boya veya renkli bir ş sürülmek. Rusya'da soylulara verilen unvan. boyası k zlı * Boyasıolma durumu. Transilvanya'da. i boyca boydak * Yükü olmayan yaya. * Akran. mı boydaşk lı * Boydaş olma durumu.

boyu uzunluğ i unca. * Batmak. ş ı almak. * Düş mek. boyler boylu * Kalorifer kazanın sı ğ nı caklından yararlanarak. tul. çı kmak. boylaması na * Boyu doğ rultusunda. bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaş için her türlü iliş kesme. boylam * Yeryüzündeki herhangi bir noktanımeridyen dairesiyle baş ç olarak alı Greenwich gözlem evinin n langı nan meridyen dairesi arası ndaki açı eri. lan boykotçuluk * Boykot yapma iş i. boylanma * Boylanmak iş i. sağ * Boyu olan. boykotaj * Boykot etmek iş i. boylamak *İ stemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak. içindeki suyun ıtı ı sı lması lanan depo. boylu poslu * Bkz. * Boyu benzerlerinden uzun olan. anlatmak. boylu boslu * Uzun boylu. boyluca boyna * Uzun boylu gibi olan. boykotçu * Boykot yapan veya boykota katı kimse. mak kiyi boykot etmek * bir iş bir davranı yapmama kararı i. boylanmak * Boyu uzamak. boylu boslu. * Destan söylemek. boylanı ş * Boylanmak iş i veya biçimi. * Sandalı çtan yürüten kı kürek. boylu boyunca * Boyu uzanabildiğkadar. gösteriş ı li.* Bir kimse. değ boylama * Boylamak iş i. * Yükselmek. yakıklı ş . kı sa .

lını ğ boynunu kı rmak * çekip gitmek. hacamat etmek. karştarafıgücünü kabul etmek. ndıcı * bir durumu. zavallı m . boynuna * üstüne. kı k veya çatallı bir vrı korunma organı . tı n ı nda rnaksı maddeden. * (bitki için) canlı ı yitirmek. zimmetine geçirmek. boynuz dikmek * (kadı baş erkekle iliş kurarak kocası aldatmak. * Kurş borudan kol alma iş un leminde kullanı demirden yapı ş lan lmıalet.boyna etmek * sandalı çtan tek kürekle yürütmek. kılmı kimsesiz. kı boynu altı kalsı nda n! * ölsün. boynunu vurmak * baş keserek öldürmek. n) ka ki nı boynuz eğ mek * istemeyerek uymak. gebersin. uzun. sı boynu eğ ri * herhangi bir sebeple birine karşdirenecek veya söz söyleyecek durumda olmayan. ı n boynuz isterken kulaktan olmak . * Bu organdan yapı ş lmı . boynuz çekmek * boynuz kullanarak kan çekmek. boynunu uzatmak * her ş her cezaya razı eye. ı nı boynuz * Bazı hayvanlarıbaş bulunan. çaresiz bir durumda kalmak. boynuna almak * bir ş borç veya ödev olarak üzerine almak. eyi boynunda kalmak * bir sözü iletmediğveya birine ödenecek parayı i ödemediğiçin üzerinde borç kalmak. olmak. i boynunu bükmek * acı rı. acı rı ş . nacak ve yardı bekler durumda. bir iş i ister istemez kabul etmek. boynu bükük * Üzgün. boynu armut sapı dönmek na * çok zayı flamak. ı boynu kı ince olmak ldan * haksıolduğ anlaş ğ verilecek her cezaya razı z u ı ı ldında olmak. eyi boynuna geçirmek * bir ş kendine mal etmek. boynu eğ ri * Asmaları yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ n zararlı.

boynuz gibi.olmak. * (kadıiçin) Kocası baş bir erkekle aldatmak. * daha iyisini. boynuzlamak * (hayvan) Boynuzu ile vurmak. n nı ka boynuzlanma * Boynuzlanmak iş i veya biçimi. nda sa boyu * (bir isim tamlaması tamlanan olduğ nda unda) süresince. nda ayan boynuzsu * Boynuza benzer. * Karınıveya kadıyakı ndan birinin iffetsizliğ göz yuman (erkek). boyu (bosu) devrilsin (veya devrilesi) * "ölsün" anlamı ilenç sözü. mak i boynuzlaş mak * Boynuz durumuna girmek. boynuzlaş ma * Boynuzlaş işveya durumu. omurgalı n memeliler sıfı ları nı . süsmek. kurtçuğ meş ağ u e açları yaş bir böcek (Carambyx). boynuzlama * Boynuzlamak iş i. boynuz yarası rı almak. * (erkek için) Karı veya bir kadı yakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek. boysuz * Boyu benzerleri arası kı olan. sır ve antilopları ğ ı içine alan. boynuzlanmak * Boynuzu çı kmak. koyun. boynuzsuz * Boynuzu olmayan. boyunca. mı boynuz takmak (veya takı nmak. içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan. boynuzluteke * Kıkanatlı n lardan. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan boynuz kulağgeçmek ı * bir konuda daha sonra yetiş enler yetenek bakı ndan eskileri geçmek. sın n nları ine * Troleybüs. boynuzlatma * Boynuzlatmak iş i. boynuzlatmak * Erkek. boynuzlugiller * Keçi. * Boynuz batılmak. nda . boynuzlu * Boynuzu olan (hayvan). karıveya bir kadıyakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. taktı rmak) * (koca) karı baş bir erkekle iliş kurarak aldatı sı ka ki lmak.

la nda * Ş e. zı boyuna bosuna bakmadan * fizik yapını gereğ geliş sın ince memiş olması göz önünde bulundurmadan. boyu bacadan mı tı aş? * daha evlenecek yaş değ ta il. vecibe. boyun kesmek * baş eğ ı mek. ı sı ı boyun olmak * kefil olmak. durmaksın. * (bo'yuna) Ara vermeden. nda boyun borcu * Yapı lması gereken ödev. boyu boyuna. süresince. altı . ayakta iken başöne bükmek. huyu huyuna * karı veya arkadaş arası her bakı koca lar nda mdan uygunluk olması gerekir. iş üm n vata n * Sorumluluk. cı gibi araçları dar olan üst bölümü.boyu (veya boyuna. te) n ı nı na p boyunduruğ vurmak a * baskı na almak. u * Sürdüğ zaman kadar. boyunca) beraber * kendi boyu kadar. kin u boyunduruğ atmak (veya almak) a * (güreş hasmıbaş koltuk altı alıboynuna kol dolamak. na boyuna * Ene dik olarak. nı boyun kı rmak * saygı duyulan bir kimse karş nda. boyun bir karıuzadı ş * gereğolmayan o iş i i yapmakla sanki yükseldin anlamı söylenir. kravat. uzunlaması tulânî. nı boyunca * Boyu veya uzunluğ kadar. ü boyunca çocuğ olmak u * yetiş çocuğ olmak. boynunu bükmek. boyunca. boyun bükmek * Bkz. enlice kumaş parçası . boyun vermek * buyruk altı girmek. na. * Dağ rtları geçmeye elveriş alçak yer. sı nda li boyun bağ ı * Gömlek yakasın altı geçirilip süs olarak bağ nı ndan lanan uzun. boyun eğ mek * isteyerek veya istemeyerek uymak. katlanmak. boyun * Gövdenin baş omuz arası kalan bölgesi. güğ gibi kapları veya vida.

boyunlu * Boynu olan. beklediğyakı ğgörememek. (toprak). ldı ı ları verdiğbahş. boyut kazanmak * yeni bir durum. mı * Nitelik. * Açı lmamı sürülmemiş ş . buut. esaret. lik. * Mengenenin üst yanı ndaki kemer biçimli bölüm. rmak. ini. kaynatanı gelinin ayrı ğyerin delikanlı na ka n. boyutlu boyutsuz boz * Açıtoprak rengi. boyunduruk altı girmek na * baş nıbaskı altı kalmak. an. boyutlandı rma * Boyutlandı iş rmak i. boz madde * Sinir hücrelerinden oluş beyinde dı omurilikte iç tabaka. ini i nlı ı boyut * Bir cismin herhangi bir yöndeki uzanı . lik. * Boyutu olamayan. aç * Zulüm ve zorbalıbaskı. te n ı nı na p * Kapı pencere gibi açı klarıüzerine konulan ağ taş veya klı n aç. kasın sı nda boyunduruk parası * Bir mahalleden veya köyden baş yere gelin götürülürken. * Durum. . içerik. k sı * Güreş hasmı baş koltuk altı alıboynuna kol dolama oyunu. lan ey. i iş boyunlandı rmak * Kapsam kazandı rmak. geniş ve lik derinlikten her biri. boz yel * Boyutu olan. geniş kapsam kazanmak. k * Bu renkte olan. veya beton kirişlento.boyunduruk * Çift süren veya arabaya koş hayvanları birlikte yürümelerini sağ ulan n lamak için boyunları geçirilen bir na tür ağ çember. * Doğ ruları yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alı üç doğ n. boz bulanı k * Çok bulanı k. ş . nan rultudan uzunluk. . geniş kapsam ve içerik kazandı lik. boyunluk * Boyuna sarı ş boyun sargı. boyut katmak * baş veya yeni bir görüş sı ka açı vermek. sı boyunun ölçüsünü almak * kendi yetersizliğ beceriksizliğ anlamak. geniş kapsam.

bozarmak * Rengi boz olmak. bozdurulmak . i bozdurtmak * Bozdurmak. * İlenmemişçalı toprak. bozdurmak * Bozmak iş yaptı ini rmak. bozacı lı k * Boza yapma veya satma iş i. boza * Arpa. bozbakkal * Karatavukgillerden. an * Yeniçeriler tarafı kullanı ve atlarıeyerlerinde asıduran altı ndan lan n lı toplu gürz. ç u bozca * Rengi boza çalan. boza olmak * utanmak. bozum olmak. bozdurtma * Bozdurtmak işveya durumu.* Lodos. rengini atmak. ş . ham tarla. iş bozayı * Tehlikeli bir cins ayı . day lları itilmesiyle yapı koyuca. tatlı mayhoş lan veya içecek. bozdurulma * Bozdurulmak iş i veya durumu. bozdurma * Bozdurmak iş i. bozacı * Boza yapan veya satan kimse. lı k bozdoğ an * Bir doğ türü (Falco aesalon). mır. boza gibi * (sılar için) koyu ve bulanı vı k. renk değtirmek. lan bozarı k bozarma * Bozarmıolan. bozahane * Boza yapı yer. bozdur bozdur harca * çok az olan ş için alay olarak kullanı eyler lı r. darı sı buğ gibi tahı n hamurunun ekş . boz renkli ardıkuş (Turdus pil ris). ş * Bozarmak iş i veya durumu.

bozlama bozlamak * (deve) Bağ ı rmak. dağ an ı lmak. i rı bozgeven * Yurdumuzda Erciyes dağ yetiş bir geven türü (Astragalus microcephalus). * Çı k koparmak. step. bozkı mak rlaş * Bozkı r durumuna gelmek. bozkı ma rlaş * Bozkı mak iş rlaş i veya durumu. bozkurt * Birçok Türk destanı yer alan kutsal hayvan. klı * Bozlamak eylemi. nda bozlak * Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgelerinde bir türkü ezgisi. hezimet. çökmüş lgı . bozgunluk * Bozgun. cak lı iklimlerde geniş man alanlara yayı ağ z doğ bölge. ğ lı bozma * Bozmak iş i. bozgunculuk * Bozguncuya yakır davranı ş ı ş . * Morali bozulmuş . bozguncu * Bozgunluk yaratan (kimse. düzen bağ yitirerek asker onurunun gerektirdiğbütün bağ bozması ı nı i ları . bozguna uğ ramak (veya vermek) * yenilip periş olmak. açsı al bozkıkedisi r * Genellikle bozkı rlarda yaş yabanî kedi (Otocolobus manul). lan.* Bozmak işyaptılmak. ayan bozkıkoyunu r * Asya koyunu (Ovis vignei). * Bozgun olanı durumu. hezimete uğ ramak. bozmacı * Eski ş eyleri alıbozarak parça parça satan kimse. güç vb. n bozkı r * Kurakçı l otsu bitkilerden oluş sı ve ı an. * Biçimi ve kullanı ı iş lı değtirilmiş ş . * Bu ezgiyle söylenen. ı nda en bozgun * Bir toplulukta karş klı ı güvenin bozulması beliren karıklı lı ile ş k.). yı n. konusu acı türküler. * Bu durumda bulunan. ı * Yenilen bir ordunun. bozkıtavuğ r u * Bağ ı rtlak. p .

bozukça bozukluk * Biraz. karık. nı eye kün * Biçimini ve kullanıı değtirmek. bozrak bozuk * Rengi boza çalan. bağ lamadan biraz büyük ve meydan sazı küçük dokuz telli bir saz. bozuk düzen * Düzensiz. * Madenî. k. bozuk para gibi harcamak * değ düş erini ürecek biçimde bir kimseden yararlanmaya kalkı ş mak. * Dağ ı lmak. * Sağğ yitirip zayı lını ı flamak. bir ş düzenini karı rmak. mağ etmek. * Bir kimseyi beklemediğbir davranıkarş nda bı i ş ı sı rakarak veya sözünü yalana çı kararak küçük düş ürmek. erli * Kötümser. ş ı * Türk halk müziğ inde. k. dağ ı tmak. * Bozguna uğ ratmak. * Bozulmuş olan. bozuk para * Ufak birimlere ayrı ş lmıpara. * Büyük parayı birimlere ayı ufak rmak. ndan bozuk çalmak * canıkı ş sılmı yüzü ası ş . bozuk. * Kı n. düzeni bozuk olan. * Bir yerin. bozdurmak. sıntı zgı kı lı . n * Kı ğ zarar vermek. nı * Bağ veya bostanıson ürününü toplamak. ufaklı bozuk para. ekş imek. * İ ve değ niteliğ yitirmek. lını iş ş * Bı rakmak. küçük değ para. lmıolmak. * Bozulmak iş i. yi erli ini * Bir ş kı eye zmak. * (bir organ) Görevini yapamaz duruma gelmiş . yenmek. * Kötü duruma getirmek. . * Geçersiz bir duruma getirmek. yenilemeyecek duruma gelmek. zlına ı * Aklı yitirecek derecede bir ş düş olmak. gergin. bozuk bozulma bozulmak * Bozmak iş konu olmak. * Bozuk olma durumu. eyin ş tı * Dokunmak.bozmak * Bir ş kendisinden beklenilen iş eyi i yapamayacak duruma getirmek. huzursuz. ine * (yiyecek için) Kokmak. lûp * Altı paraya çevirmek. içerlemek. bozuk gibi. bozördek * Tatlı sularda bulunan bir tür ördek. zarar vermek. ufaklı bozuk. * Bir paranı ufak birimlere ayrı ş n lmıdurumu. bozguna uğ ramak.

bozuş ukluk * Bozuk durumda. bozumca bozuntu * Kurş renginde iri bir kertenkele. olan. bozum etmek * utandı rmak. idrar salan. döküntü. böbür * Kandaki zararlı maddeleri süzen. bozuş mak * Araları lmak. i. utanacak duruma düş mek. açı bozuş uk * Araları lmı bozulmuş açı ş . lik. k. karşklı ı bozulma içinde. mahcup olmak. omurganısağ sol yanı bulunan çift organlardan her n ve nda . ı u n sa. başküçük. i bozum * Bozulmak iş utangaçlı mahçupluk. * Ş kı ğ düş aş nlı a me. yenilmiş k. lı bozyürük * Üstü hafif benekli. hormon niteliğ salgı olan bez (II). bir eyin * Kendinde bulunması gereken nitelikleri taş ı mayan kimse veya ş ey. kuyruğ kalıve kı zehirsiz ve zararsıbir yı (Eryx). böbreksi * Böbrek biçiminde olan. böbrek üstü bezi * Böbreklerin üstünde bulunan. bozum olmak * utanmak.bozuluş * Bozulmak işveya biçimi. z lan böbrek biri. bozum havası * Utangaçlı mahcupluk. bozuntuya vermemek * bir kimsenin hoş gitmeyen bir durumunda fark etmemiş davranmak. bozuntuya uğ ramak * ş kı ğ kapı aş nlı a lmak. un * Bozulmuş ş kalan bölümleri. inde sı böbrek yağ ı * Kasaplıhayvanları böbreklerinin çevresinde oluş yağ k n an . a gibi bozuş ma * Bozuş iş mak i. mahcup etmek. böbrek taş ı * Böbreklerde oluş taş an .

haş * Kelebek. böcekbaş ı * Osmanlımparatorluğ İ unda zabı görevlisi. karada yaş hayvanlar takı . . böcekle beslenen (hayvan veya bitki). kibir. böbürlenmek * çok böbürlenmek. böbürtü böce böcek * Eklem bacaklı n. böcekçiller * Omurgalı hayvanlardan memeliler sıfı giren.* Memelilerden. böbürlenmek * Övünerek kabarmak. sarı u renkli. sı ülkelerde yaş cak ayan. yenilen bir deniz hayvanı sa skaçlı . böceklenmek *İ çinde veya üstünde böcek üremek. kurulmak. kı kı . böbürlenme * Böbürlenmek iş i. n muş hayvan sıfı ere. altı ları bacaklı u kanatlı vücutları . böcek bilimci * Böcek bilimi uzmanı . göğ karıolarak eklemlerden oluş . böcek çı karmak * ipek böceğyetiş i tirmek. yaş ş ve ı k cı . uzunluğ 30-40 cm kadar olan. böcekkapan * Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya. * Böbürlenme. * Böcü. entomoloji. böceklenme * Böceklenmek iş i. derisi benekli. entomolojist. rtı ş n ı klara *İ stakoza benzer. kurt ve tılıdında kalan küçük hayvancı verilen ad. böcek yiyen. * Böbürlenme. il nda ğ ı * Bu renkte olan. böcek gibi * ufak tefek ve esmer (çocuk). nı. böcek kabuğ u * Mor ile yeş arası ve metal parlaklında olan renk. sindirmeye elveriş olan bitkilerin ortak li adı . nına ayan mı böcekhane * Böceklik. ta böcekçil * Böcek yiyen. çoğ ve baş üs. yı cı rtı hayvan (Hyrax syriensis). böcek bilimi * Böceklerin yapını ayını hastalıyapı niteliklerini inceleyen bilim dalı sı.

ğ a böcül böcül * Gözlerini iki yana oynatarak (bakmak).böcekler * Vücutları . böceksavar * Evdeki zararlı böcekleri savıöldürmekte kullanı ve ilâç püskürten sprey. zehirli bir örümcek türü. kanatları er. p lan böceksiz *İ çinde böcek bulunmayan. soluk sarı renkli. böğ ürtlenlik * Böğ ürtlen çalı nı çok olduğ yer. böcelenme * Böcelenmek iş i veya durumu. böcekli böceklik *İ çinde veya üstünde böcek bulunan. diken dutu (Rubus caesus). bahçe çitlerinde. birer. böğ ürtlen * Gülgillerden. göğ ve karıolarak üç bölgeye ayrı duyargaları baş üs n lan. ların u böğ ürtme * Böğ ürtmek iş i. deve) Bağ ı rmak. böğ * Eklem bacaklı lardan. * Bu bitkinin önce kı zı olgunlaş kararan mayhoş rmı iken ı nca yemiş i. böğ böğ üre üre * Bağ ı rarak. l) böcü * Kurt. * Böcek. böcekhane. böğ ür * İ ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arası nsan ndaki bölümü. yol kenarları kendiliğ nda inden yetiş dikenli ve çok yık bir çalı en llı . böğ ürmek * (öküz. hortlak vb. böğ ürtü . böğ ürtmek * Böğ ürtmek iş yaptı ini rmak. * İ böceğyetiş pek i tirilen yer. boş ür. böceklenmiş . böğ * Yan taraf. * Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet. gibi hayalî bir varlı verilen ad. böcelenmek * (tahı Böceklenmek. * (insan) Anlaş ı bir biçimde yüksek sesle bağ lmaz ı rmak. böğ ürme * Böğ ürmek iş i. manda. ayakları ağ ikiş yla ı z parçaları çift olan eklem bacaklı sıfı üçer lar nı.

iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğ veya üzerinde yaş nı idarî e. * Bölmek iş ayı parçalama. taksim etmek. mı ka. yangı gibi durumlarda. * Birliğ bozulması yol açmak. * Gemilerin içinde. ş ampiyonluk. taksim. * Salon. "a bölü b" diye okunur.* Böğ ürme sesi. nahiye. * Bölme ile ayrı ş lmıolan. taksim. rma. su baskı. birinci olan (kimse). ine ayan insanlarıaynı n soydan gelmiş olmaları göre belirlenen toprak parçası ntı na . * Vücut yüzeyinde sırları herhangi bir bölüm. mı bölmeli bölü . ara kapı kapanı arı n veya hasarı nı n lar nca zanı n yayı nı lması önlemek için kullanı birbirlerinden ayrı ş lan lmıyerler. bökelik böldürme * Böldürmek iş i. * Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayı rmak. oda veya sofa gibi büyük bir yerden ayrı ş lmıdaha küçük yer. alanı küçük oda veya kımlara ayı ince duvar veya tahta perde. alt tür kavramları ayı iş nı na rmak i. ş ampiyon. bölge * Sırları veya ekonomik birliğ toprak. i rı bölen * Bir bölme iş leminde bölünen sayın kaç eş parçaya ayrı ğ gösteren sayı nı it ldını ı . * Böke olma durumu. için ş an bölgecilik * Belli bir bölgenin çı karları çalı durumu. "a/b" anlatı . n aç lan bölme iş areti * Bölme iş leminin yapı ı ifade eden bölü "/" iş lacağ nı areti. güçlü kimse. * Ulusal veya uluslar arası yarı bir ş mada ilk dereceyi alan. böğ ürüş * Böğ ürmek iş i veya biçimi. sı ran * Bölmek iş lemi. u. böldürmek * Bölmek işyaptılmak. böke * Kahraman. * Cins kavramları tür. için ş ma bölgesel bölme * Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan. nı belli bölgeci * Belli bir bölgenin çı karları çalı (kimse). i. bölmeç bölmek * Ambalâj içinde bulunan malları birbirinden ayı rmaya yarayan koruyucu parça. in na * Bir niceliğiki veya daha çok eş parçaya ayı i it rmak. * Kalı ağ gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrı tomruk. parçalamak. * Bölme iş lemini gösteren iş aretin "/" okunuş taksim. * Büyük bir yeri. ş ampiyona.

b" diye okunur. it kümelere ayı rmak. kım. tasnif. ğ . kı smî. kım. münafı k. * Takı mlardan oluş üçü veya dördü bir tabur oluş an. bölümlendirmek * Bir ş bölümlere ayı eyi rmak. bölücü * Bölme iş yapan. sıflamak. lan * On kuralı göre yazı bir tam sayın. nı bölümlemek * Birçok ş arası birbirine eş veya benzer olanları ey nda. ı bölük * Bir bütünden ayrı ş lmıolan parça. sıflandı nı rmak. i nda . * Bölme iş sonunda elde edilen sayı lemi . lmı sı sı . ları n an bölümleme * Bölümlemek iş sıflama. tasnif etmek.* Bir bayağkesrin gösteriliş pay ile payda arası konulan yatay çizginin okunuş "a/b" kesri "a bölü ı inde na u. i bölümlenmek * Bölümlemek iş konu olmak. parça parça. seksiyon. departman. * Çağdevir. i. nı rma. ine nı bölümsel * Bölünme ile ilgili. nı bölümlendirme * Bölümlendirmek iş sıflandı i. sı * Saç örgüsü. bölücülük * Bölücünün yaptı işara bozuculuk. ini * Bir topluluğ birliğparçalama. n sı * Bir kuruluş yönetim birimlerinden her biri. departman. * Bir siyasî partinin birliğ parçalamayı ini . mı bölük bölük * Parçalara ayrı şkım kım. sıflanmak. sağ sola doğ üçer üçer ayrı basamakları her bir üçlü na lan nı dan ru lan ndan takı . bölünebilme . * Hizip. bölüm * Bir bütünü oluş turan parçalarıher biri. * Canlı n bölümlenmesinde filumlarıbir araya gelmesiyle oluş birlik. fesatçı u. bölme amacı olan. bölük pörçük * Bütünlüğ sağ ü lanamamıdurumda. bölen. turan ve öbür birliklerin temeli sayı birlik. un * Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlıdalı eğ sağ k nda itim layan birimlerinden her biri. i bölümlenme * Bölümlenmek işveya durumu. bozmayı amaç edinen kimse. bölümleniş * Bölümlenmek işveya biçimi. ş bölükbaş ı * Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli. .

* Hücrelerin. eş lması gereken miktar veya sayı . i bölüş bölüş me * Bölmek işveya biçimi. u bölünüş * Bölünmek işveya biçimi. n oluş bölütlü bön * Bölütlere. * Bölüş paylaş me. kan n bölütlenme * Döllenmiş yumurtanı blâstulayı turuncaya dek art arda bölünmesi. halkalara ayrı ş lmıolan. bölüntü * Bölünmüş parça. saf. taksimat. bölüş mek * İ veya daha çok kimse araları herhangi bir ş paylaş ki nda eyi mak. bölünmek * Bir bütün. bölünmez * Parçalanamaz. nı bölüş türme * Bölüş türmek iş i. payı almak. n * Zigotun bölünmesinden sonra embriyonda ortaya çı ve az çok birbirine benzeyen parçalarıher biri. bölüş türmek * Bölüş iş yaptı mek ini rmak. i * Bölüş iş mek i. parçalara ayrı lmak. * Fraksiyon. belirli bölümlere. halka. * Budala. * Yarı toplu olarak koş ş ta arken birbirinden ayrı lma. * Bölünmek iş i. belli bir büyüklüğ varı eş bölümlere ayrı çoğ e nca it lı alması p .* Kalansıbölünür olma durumu. taksim etmek. z bölünen * Bölme iş lemine uğ lan sayı it bölümlere ayrı ratı . bölüngü bölünme * Fraksiyon. bölünmezlik * Bölünmez olma durumu. ayrı lamaz. . bölüntüler * Bir bütünün ayrı ş lmıolduğ bölümler. ma. bölüş üm bölüt * Eklem bacaklı n vücudunu oluş ları turan yan yana dizili parçalarıher biri. üleş mek.

aptallaş mak. n * Yağ murdan veya soğ uktan korunmak için giyilen ucu sivri boş külâh. kı ı n na. aş n aş n bönce * Budala. börek açmak * börek yapmak için hamurdan ince yufkalar hazı rlamak. börekçi * Börek yapan veya satan kimse. börttürmek * Börtmek işyaptılmak. börtmek * Az piş irmek. yma. budalalı aptallı sersemlik. itli börtük börtülme * Haş lanarak veya ateş biraz kı larak piş olan (ş te zartı miş ey). spanak gibi ş konularak piş eyler irilen çeş itli biçimlerde hamur iş i. bönlük börek * Bön olma durumu. * Genellikle hayvan postundan yapı başk. börttürme * Börttürme iş i. * Börtülmek iş i. safça. börtme * Börtmek iş i. lan lı börkenek * Geviş getiren hayvanları midelerinin ikinci bölümü. börek için ayrı ş li lmıolan. bön bön bakmak * anlamayarak. i rı börtü böcek * Çeş böcekler. * Açı ş lmıhamurun veya yufkanıarası peynir. böreklik börk * Börek yapmaya elveriş olan. börekçilik * Börek yapma veya satma iş i. luk. saflı k. bönleş me * Bönleş iş mek i. bönleş mek * Bön duruma gelmek. k.bön bön * Budala ve safca bakarak. . haş lamak. k. ş kış kıbakmak. saf (bir biçimde).

bir rkı * Hint kastları ilk kast. . böyle baş böyle tı a. * Sonunda. bu biçimde olanı . nda * Bu kasttan olan kimse. * Bu yolda. böylelikle * Bu yolda yürüyerek. raş * kiş yaraş iş ilere an lemler uygulanı r. ı rı Br brahma Brahman * Brom elementinin kı saltması . o cümlede anlatı ş hoş lan eyin karş ı lanmadını ona ş ı ğ anlatı ğ veya ı aş ı ldını r. böyle böyle * Böylelikle. ine börülce * Fasulyeye benzer bir bitki ve bunun göbeğkoyu benekli tohumu (Vigna sinensis). paçalı tavuk ı . bu biçimde. *İ çinde "ne". böyle gelmiş böyle gider * her zaman böyle olmuş . i * Bu bitkinin sebze olarak yararlanı yeş ürünü. tüylü. böylelikle. sonunda. * Bunun gibisi. böylece * Tam böyle. infilâk etmek. böylemesine * Bu biçimde.börtülmek * Börtmek iş konu olmak. Brahmanizm * Brahmanlı k. * Bu derece. * Bir madde birdenbire gaz durumuna gelerek patlamak. böylesi böylesine * Aş bir biçimde. bu biçimde. böylecene * Böylece. bösme bösmek böyle * Bunun gibi. gene de böyle olacak. "nası gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğ l" inde. buna benzer. * İ yapı bacakları ri lı . bu yolda. lan il * Bösmek iş i. böylelikle.

kın zak ı lan . * İ direkli. * Ş kı k. hafif * Dört kişarası oynanan bir iskambil oyunu. kavkı kabuklu. birkaç top taş gemi. coş anlatı aş nlı ku r. Brahmanizm. * Doğ çimento ile lâvlı al . yaylı arabası at . kemikli kıntı n kaynaş yla oluş kütle. lı . tuğ biçimli yapı nçla la malzemesi. * Briket yapan veya satan kimse. yaş a!. lı branda bezi * Keten ve pamuk ipliğ inden sıve sağ dokunmuş k lam bez. * Aferin. tutturulan asıyatak. yaylı araba. u braket * Dikiş çı kitapları sı na makine ile bez geçirme. karı * Üstü kapalı ş kı olarak kullanı tek atlı . ki ı yan * (bilim için) Dal. * "Vay" gibi ş ma anlatı aş r. briket * Linyit ve kömür tozundan bası elde edilen yakı nçla t. branda * Gemilerde tayfa ve erlerin yattı dikdörtgen biçiminde. briketçi . branş bravo bre * "Ey. * Tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatı na in ini r. brezil brı çka briç * Önde çok yüksek bir oturma yeri. * Baklagillerden bazı açlarıkı zı ağ n rmı boya çı lan odunu. rı ları ması muş * Bir tür yapay mermer. ten kan n rtı brakisefal * Kafatasın ön alt eksenine göre kı olan (kimse). kömür tozu ve katran tortusundan bası elde edilen. i nda brifing brik brik * Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açı klama. kı kafalı nı sa sa . arkada da boylaması yerleş na tirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli.Brahmanlı k * Kalım yoluyla geçen bir kast bölünmesine dayalı tı toplumsal bir kuruluş içeren Hint dini. seren yelkenli. astarlanmıbezden yapı halatlarla bir yere ğ ı ş lan. hey" anlamı kullanı nda lı r. Brehmen breş * Bkz. Brahman. * Linyit. kol. * "Be" yerine kullanı lı r.

97 olan kı zı u rmı renkli. pis kokulu. brizbiz brokar * Sı veya gümüş lemeli bir tür ipekli kumaş rma iş . bronş çuk * Bronş n uç dalları her biri. * Atom numarası atom ağ ğ79. briyantin * Saçı parlatmak ve yatı için kullanı güzel kokulu bir madde. Kı vı saltması Br. brokkoli brom * Küçük. zehirli sı bir element. briyantin sürünmüş . broş . ı ı rlı nda göllerde çok miktarda bulunan. briketlemek * Briket hâline getirmek. haş il lanarak yemeğhazı i rlanan bir tür sebze. sı bronş * Soluk borusunun akciğ erlere giden iki kolundan her biri ve bunlarıdalları n . * Pencerelerin çerçevesine. bronz * Tunç. bronzlaş mak * Bronz rengini almak. briketleme * Briketlemek iş i. bazı 35. içeriden tutturulan ince perde. bronzlaş ma * Bronzlaş iş mak i. bromhidrik * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş an.909 olan. an bromür * Bromhidrik asidin tuzu veya eteri. tunç renginde olan. bromhidrik asit * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş HBr aside verilen ad. deniz suları az. ları ndan bronş it * Bronş bronş ve çukları iltihaplanması n .briketçilik * Briketçinin iş i veya mesleğ i. bronz gibi * tunca benzeyen. yoğ unluğ 2. bromürlü * Yapında bromür bulunan. yeşyumrular hâlinde olan. rmak lan briyantinli * Briyantinle süslenmiş .

nda. * Diploma. bu haysiyetle * bu bakı mdan.65 mm lik otomatik tabanca.* Kadı n takı kları iğ nları ndı süs nesi. Brüksel lâhanası . ş . ş ahadetname. bu gözle * bu anlayı ş la. Çokluk biçimi bunlar). bu birkaç gün içinde. sı brovning bröve * 7. bu kabilden * gibi. * Kabı darası karı ile çı lmadan tartı (ağ k). bundan. bu kadar * bu denli. * Birlikte. Frenk lâhanası (Brassica oleracea gemmifera). küçük kitap. vı tı rarak * Kesintisi yapı lmamı kesintisiz (para). zamanda veya söz zincirinde en yakıolanı n gösterir. rası bu (veya ş kadar u) * bir sayı sonra gelerek o sayı artımiktarı dan dan k bildirir. * En yakı bulunan bir varlı veya biraz önce anı bir ş iş yolu ile belirtmek için kullanı (Çekim nda ğ ı lan eyi aret lı r sı nda bunu. çeş idinden. risale. yakmaç. bu türlü. buna. bu tarzda. bu abdestle daha çok namaz kı r lı nı * bir tutum veya davranın etkisinin sürekli olacağ anlatı ş ı ı nı r. bu arada * Bu süre içinde. biçimlerine girer. bu cümleden * bunlar arası bunlar gibi. bu günlerde * içinde bulunduğ umuz zamanda. beraber. bu kabil * bu gibi. Brüksel lâhanası * Ceviz büyüklüğ ünde bir lâhana türü. Bruxelles lâhanası * Bkz. bu gidiş le * bu biçimde. lan ı rlı bu * Yerde. brülör brüt * Sı yakıkolayca yanabilecek taneciklere ayı püskürten araç. bunda. broş ür * Sayfa sayı az. .

kamufle edilmiş bombadan oluş bubi tuzağteriminde geçer. lan bubi bucak * Küçük bir dokunma ile patlayan.. çeliş ş ları iyor. her tarafta. bu sefer * Bu defa. bucak bucak kaçmak * bir olay. e. bucak bucak aramak * her yerde aramak. kutu. * Dalı gövde içindeki baş ç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm. ve yarı m. nahiye. bu yüzden * bundan dolayı . bu arada.bu kadar kusur kadı zı da bulunur kında * üzerinde durulmaya değ meyecek kadar küçük bir kusurdur. budak özü * Taze sürgün. bu meyanda * Bu arada. buçuk buçuklu budak * (sayı üleş ve tirme sı ndan sonra gelir. bu türlü * böyle. her yanda. bir durum veya bir kimseyle karş mamaya çalı ı laş ş mak. bu ne perhiz bu ne lâhana turş usu! * sözleri ve davranı birbirini tutmuyor. * Ağ n dal olacak sürgünü. . bu meyanda * Bkz. bu sı a kar mı cağ dayanı r? * aş harcamalarla eldeki imkânları tükeneceğ anlatı ı rı n ini r. n langı budak deliğ i * Tahtalardaki budak yerinin çı lması sonra açı boş karı ndan lan luk. *İ lçelerin. köş yer.. an ı * Kenar. bunun için. tek baş kullanı fatları ı na lmaz) . bucak bucak * Her yerde. buat * Elektrik akı devrelerinde birleş mı tirme yapmak veya akı bir veya daha fazla kollara ayı için mı rmak kullanı araç. bu kez. acı * Dal. * Kesirli. bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri. bu biçimde.

budalaca * Budalaya yakır (biçimde). * Budamak iş i. * Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dalları kesmek. budanmak * Budamak iş konu olmak. budanma * Budanmak iş i. budalaca. ı budala * Zekâca geri. budalalı k * Budala olma durumu. * Bir ş aş ölçüde düş eye ı rı kün. Buddhist * Buddhizm dininden olan kimse. budala gibi davranmak. budalalaş mak * Budala duruma gelmek. ine budatma * Budatmak iş i. budaklı * Budağolan. eyi budanı ş * Budanmak iş i veya biçimi. * Zekâca geri olan kimse. budala budala * budala gibi. nı dalları kı nı saltmak.budaklanma * Budaklanmak iş i. budalalıetmek k * akı zca davranmak. nı * (güreş Rakibinin ayakları bir ayak oyunu veya vuruş ile yerden kesmek. dallanmak. budatmak * Budamak iş yaptı ini rmak. . te) nı u * Bir ş eksiltmek. budaklanmak * Budak sürmek. ş ı budalacası na budalalaş ma * Budalalaş iş mak i. azaltmak. lsı budama budamak * Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacı ağ asma gibi bitkilerin dalları kesmek. yla aç. * Budalaca yapı iş lan .

bugünkü tavuk yarı kazdan iyidir nki . budunsal bugün * Kavmî. budun betimi * Etnografya. budun kavim. ı raptan kurtulmak için var olmaktan vazgeçmek gerektiğ ileri süren. bugün bana ise yarı sana n * bugün birinin baş gelen kötü bir durumun. budun bilimci * Budun bilimi uzmanı . "ş iyi bil ki" anlamı kullanı unu nda lı r.Buddhizm * Tabiatüstü kiş miş tanrı üncesi yerine. etnolog. bugün olan. etnik. bugünden tezi yok * hemen ş imdi. * Ulus. ini. budun betimci * Etnograf. budun bilimsel * Etnolojik. kavmiyat. * bugüne değ in. Buddha'nı ileri sürdüğ mistik dünya görüş ve din. bugünkü günde *ş imdi. bugün yapı lan. derhal. millet. dil ve kültür ortaklı bulunan. Buddhist. ı rkiyat. bugün yarı n * çok yakı nerede ise. daha sonra baş nıda baş gelebileceğ hatı ı na kasın ı na ini rlatmak için söylenir. * Araları töre. nda. stı n duğ stı ini Hindistan ve Çin'de yaygı olan. bugünden yarı na * az zaman sonra. bugüne bugün * "unutma ki". * bugün yaş ayanlardan gelecek kuş aklara. bugünkü * Bugüne özgü. *İ çinde bulunduğ umuz günde. *İ çinde bulunduğ umuz gün. . n n ü ü Budist * Bkz. salt varlı koyarak onun insanda arzu biçiminde ileş bir düş ğ ı belirdiğ bundan da ı rabı doğ unu. boy ve soy bakı ndan da birbirine bağ insan topluluğ nda ğ ı mı lı u. *İ çinde bulunduğ umuz çağzaman. ş imdiki ş artlarda. budun bilimi * Etnoloji. içinde bulunduğ umuz zamanda.

* sağ lanmıbir kazancıumulan daha büyük bir kazanca feda edilmemesini öğ ş n ütler. . ı bir buğ güvesi day * Tahı zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella). buğ daysı tohum * Bkz. ayrıve çayı i day. eyler buğ day * Buğ daygillerin örnek bitkisi (Triticum). iki hörgüçlü deve. day akları an * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. il. buğ ra * Erkek deve. çavdar. mır. ndan lmayacak derecede kaynaş ş mıolan tohum izlenimi veren bir kuru meyve. buğ rengi day * (ten için) Açıesmer. pancar tarlaları yaş göçücü bir kuş k nda ayan (Luscinia svecica cyanecula). arpa. buğ daycı l * Bataklıyerlerde. kamı bambu olan. ş . buğ daysı meyve. ekin biti (Sitophilus granarius). buğ daysı tane * Bkz. patates. k buğ sürmesi day * Buğ baş ndan oluş ilkel mantar (Tilletia tritici). * Bu bitkinin baş aktan ayrı ş lmıtanesi. çiçekleri baş durumunda büyük bir bitki familyası ak . buğ daysı meyve. pirinç. buğ baş verince orak pahaya çı day ak kar * ihtiyaç duyulan ş değ kazanı ey er r. bugünlük yarı k nlı * çok yakı olması nda beklenen ş için söylenir. bugünlük * Bugün için. buğ daysı meyve * Çok ince olan kabuğ zarı ayrı u. buğ benizli day * Açıesmer. buğ unu day * Yabancı maddelerinden temizlenmiş tavlanmıbuğ ve ş dayları tekniğ uygun olarak öğ n ine ütülmesiyle elde edilen bir ürün. k buğ biti day * Yarı kanatlı m lardan. ekinlere zararlı böcek. sı k r otları . vücudu yeş başsiyah. buğ daysı * Buğ andı dayı ran. buğ daygiller * Bir çeneklilerden. örneğbuğ yulaf. la buğ pası day * Pas mantarı gillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi). * Bu mantarı buğ ve benzeri bitkilerin yaprakları oluş n day nda turduğ hastalı u k.

uda miş buğ ulamak * Buğ udan geçirmek. k sı lan yanı cak u i buğ evi u buğ kebabı u * Et. ma. caklı ı ş buhar * Isı etkisiyle sılarıve bazı ları dönüş vı n katı n tükleri gaz durumu. buğ mak ulaş * Buğ durumuna gelmek. cak cak. * Buğ piş (yemek). n ş lı buğ buğ ulu ulu * Nemli. buğ ulama * Buğ ulamak iş i. uya * Bazı yemekleri buğ ile piş u irmek. buğ ulandı rma * Buğ ulandı rmak iş i. buğ tıcı ulaşrı * Suyu buğ durumuna getirmek için kullanı (araç). buğ ulanmak * Üzerinde buğ oluş buğ ile kaplanmak. u mak. vı * Soğ bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğ mısı. u buğ ma ulaş * Buğ mak iş buharlaş ulaş i. buğ u ulanmı ş . dolu dolu. domates. dalgı bakı olan (göz). u lan buğ ulu * Üzerinde buğ bulunan. na buğ ş ulanı * Buğ ulanmak iş i veya biçimi. kekik ve baharat kullanı hiç su konmadan hazı larak rlanan bir et yemeğ i. . buğ ulandı rmak * Buğ ulanması yol açmak. tephirhane. uk unlaş ş vı * Hastalıdolayıyla mikroplu sayı eş n sı buğ ile temizlendiğyer. sarı k anı msak. arpacısoğ . lı buğ ur * Buğ ra. buğ ulanma * Buğ ulanmak iş i. * Süzgün. buğ buğ ul ul * Buğ çı u kararak. buharlaş u mak. buğ tutmak. buğ üstünde usu * sı sı sı ğazalmamıdurumda.buğ u * Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sı. yaş.

ulaş * Dalgı mak. vın lma buharlaş mak * Buhar durumuna dönüş mek. tebahhur etmek. tebahhur. buharlayı cı * Buhar hâline getiren (makine vb. ulaş buharlaş noktası ma * Bir sınıkaynatı sonucunda buhar durumuna geçme derecesi. nlaş buharlaşrı tıcı * Buharlaş iş ma lemini gerçekleş alet. buğ mak. * Bir sıyı damlacı durumunda damı vı ince klar tmak. buharlı gemi * Buhar gücüyle çalı gemi. kalorifer dairelerinde buhar akını ı sı ş kesmeye ve dengelemeye yarayan alet. lan buhar kurutucusu * Buhar içerisindeki su damlacı nı ran ve kuru buhar elde edilmesini sağ kları ayı layan araç. buhar olmak * yok olmak.buhar kazanı * Buhar elde etmekte kullanı kazan. kaybolmak. m. ş an buharlı tren * Buhar gücüyle çalı tren. tiren buharlaşrma tı * Buharlaşrmak iş tı i. buharlı * Buharı olan. buhran geçirmek * bunalı geçirmek. ş an buharlı tma ı sı * Buharıtaş ğıdan yararlanarak yapı ıtma. n ı ı dı sı lan sı buharlı makine * Buharla çalı makine. buharlaşrmak tı * Bir sıyı vı kaynatarak buhar durumuna getirmek. mak i. kriz. ı buharlaş ma * Buharlaş iş buğ ma. buhar valfı * Buharlı nma sisteminde. kardı ı ı rları r buhran * Bunalı bunluk. buhar makinesi * Buhar bası yla iş ncı leyen makine. m . ş an buharlı ütü * Çı ğbuharla kuru çamaş ütülemeye hazıduruma getiren ütü.). hayaller içinde kalmak. * Buhar gücü ile çalı ş an.

bukağ ı lamak * (hayvan için) Ayağ bukağtakmak. ı nda ı * Bilekleri beyaz olan (hayvan). maddeler. bukanak buke * Ayak. demir köstek. renk değtirmesiyle ünlü sürüngen türü. ı ünü iş bukalemun gibi renkten renge girmek * sürekli düş değtirmek. hareketleri yavaş . ı bukağ ı lama * Bukağ ı lamak iş i. lan lan buhurumeryem * Tavş ankulağ siklâmen. rayiha. * Çı na göre davranını karı ş . lan aç buhurdan * Buhurluk. görüş değ tiren kimse. ı . bukağ ı * Ağ cezalı n ayakları takı ucuna pranga bağ ı r ları na lı p lanan demir halka. 20-30 cm boyunda. bukalemun türlerini içine alan bir familyası . * Güzel koku.buhrana tutulmak * buhran geçirmek. * Kaçmaması hayvanları ayağ takı zincir. bilek. buhranlı * Bunalı . mlı buhur * Dinî törenlerde yakı kokulu ağ vb. n ı na ı lacak bukalemun * Bukalemungillerden. buhurdanlı k * Buhur yapmak için kullanı araç. ünce iş bukalemungiller * Sürüngenler sıfın renklerini bulundukları nını yerin rengine uyduran. lan buhurluk *İ çinde tütsü için kullanı maddeler yakı kap. bukağ k ı lı * Hayvanlarıayağ bukağtakı yer. için n ı na lan bukağvurmak ı * bukağtakmak. kaya keleri (Chamaeleo iş chamaeleon). . a ı bukağ ı lı * Ayağ bukağbulunan. buji * Patlamalı motorlarda gazı tutuş turmaya yarayan elektrikli araç. tütsü.

buket bukle * Çiçek demeti. * Kirletmek. vı * Bu koyulukta yapı çeş hamur yemekleri. bukleli (saç). * Tiksindirici. vrı vrı bukleli * Kı mları (saç). kı mlı vrı saç. bir nesneyi baş bir maddeye ka batı rmak. vrı olan buklesiz buklet * Kı mları vrı olmayan (saç). bulanması sağ na nı lamak. amca veya dayı sı karı. bula bula bunu (onu. bir ş bir kimseyi) bulmak eyi. bulandılmak rı * Bulandı iş lmak. * Bulamak iş i. * Bu iplikten dokunmuş (giyecek). * var olanları en değ n ersizini seçmek. bulada bulak bulama * Büyük piliç. cık hamur. ı n rası lması lan * Sulu. * kötü bir raslantı anlatmak için kullanı yı lı r. bukle bukle * Kı m kı m. nefret uyandı ran. . * Saraçlarıkullandı yün kı ntı. lan itli * Karık. pı nar. bukran bul bula bulamaç bulamak * Bir nesnenin her yanı bir ş değ nı eye direrek üstünü onunla kaplamak. n ğ ı rpı sı * Yalnıiki geniş z yüzü testere ile düzeltilmiş tahta. bulandıcı rı * Bulantı veren. * Kaynak. * Bükülmüş iplik. * Küçük lüle durumunda. rmak i yapı bulandı rmak * Bulanması yol açmak. * Yenge. * Genellikle üzüm ş nıkaynatı ile yapı koyu pekmez. oradan buradan toplanmı ş ı ş .

ntı bulaş adam ı k * Yolsuz. sı * Karı ş mak. ine bir eyle * Duruluğ yitirmek. k bulanı ma klaş * Bulanı mak işveya durumu.* İ veya daha çok ş birbirlerinden fark edilmeyecek biçimde karı rmak. unu * Parlaklını açı ğ yitirmek. k bulanı tı klaşrmak * Bulanıduruma getirmek. lan bulaş deniz ı k . bulaş ı cı * Birinden baş na geçen. bulantı vermek * (içini. çok duru olmayan. sataş alı ğolan kimse. ler ma ş kanlı ı bulaş bezi ı k * Bulaş ı yı kları kamak için kullanı bez. bulanı kça * Biraz bulanıolan. k bulanı k klı * Bulanıolma durumu. kapalı . bulantı * Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum. ki eyi ş tı bulanı k * Bulanmıolan. z. bulaş ı k * Yiyecek veya içecekte kullanı yı lan kanmamımutfak eş veya kap kacak. ş * Bulutlu. k bulanı ş bulanma * Bulanmak işveya biçimi. ş kan. anlamsı fersiz. kası an. ş yası * Bulaş ş mıolan. duru olmayan. k * (bakı için. i * Bulanmak iş i. net olmayan. * İ etki. * Niteliğtam anlaş i ı lmayan. ş ) z. bulanmak * Bulamak iş konu olmak. klaş i bulanı mak klaş * Bulanıolmak. kalı . * Yapı sulu. bulaş sri. Donuk. midesini) bulandı rmak. her yanı ş kaplanmak. uygunsuz iş yapan. ğ ve klını ı ı * (iç. * Açıseçik görünmeyen. mide içi) Bulantıolmak. bulaş hastalı ı cı k * Mikrop yolu ile yayı hastalı lan k.

uygunsuz. eye * (hastalı Geçmek. yapı tı ı ş kan. sirayet etmek. kçı bulaş ı khane * Kı okul. k lan lmı bulaş gemi ı k * Tayfaları veya içindeki yolcular arası bulaş hastalıbulunan gemi. ş kanlı ı bulaş k kanlı * Bulaş olma durumu. tuzu bulaş tozu ı k * Bulaş ı yı kları karken kullanı temizleme ve arı özelliğbulunan toz.* Mayıtehlikesi olan deniz. bulaş suyu ı k * Bulaş yı ı karken kullanı su. ı k bulaş eldiveni ı k * Bulaş yı ı karken kullanı plâstikten yapı şgeçirimsiz eldiven. k lan bulaş k ı klı * Bulaş olma durumu. lan. tma i bulaş ı kçı * İi kirli kapları kamak olan kimse. ı kamaya ayrı özel bölüm. k lan bulaş suyu gibi ı k * (sulu yiyecek ve içecekler için) kötü hazı rlanmı tadı olmayan. ı k bulaş ı lma * Bulaş ı işveya durumu. kirli iş . * Sataş kavga etme alı ğolan. ş . k) . n bulaş deterjanı ı k * Bulaş tozu. kan bulaş ma * Bulaş iş mak i. nda nda ı cı k bulaş iş ı k * Yolsuz. mak ine bulaş kan * Bulaşğyerden kolay temizlenemeyen. otel gibi yerlerde bulaş yı ş la. ey *İ stenilmeyen bir madde bir ş sürülmek. üzerine sürülen bir ş yüzünden kirlenmek. k bulaş makinesi tuzu ı k * Bulaş makinelerinde suyun içinde veya yı ı k kananları üzerinde kireç kalı ları yok eden kimyasal n ntı nı bileş im. lmak i bulaş ı lmak * Bulaş iş konu olmak. ma. ş yı bulaş lı ı k kçı * Bulaş nıiş ı n i. bulaş mak * Bir nesne. bulaş makinesi ı k * Bulaş yı ı kamaya yarayan alet.

Bulgar * Slâvlarıgüney kolundan olan bir halk veya bu halkısoyundan olan kimse. tı i bulaşrmak tı * Bulaş na yol açmak. bı ı yıp ran. bulgari * Dört telli bağ lama. buldurma * Buldurmak iş i. buldurtma * Buldurtmak iş i. netice. tı karı . burnu bası alt çenesi üsttekinden uzun. * Bulaşrmak. * Araşrma verilerinin çözümlenmesinden çı lan bilimsel sonuç. rtı bir buldukça bunar (veya bulmuş bunuyor) da * bulduğ yetinmiyor da daha çoğ istiyor. sataş tedirgin etmek.* Çatmak. buldurmak * Bulmak iş yaptı ini rmak. buldumcuk olmak * bir ş sonradan ulaş ş eye ı ı nca marmak. uyla unu buldumcuk * Sonradan görme. mak. bulaşrı tılmak * Bulaşrmak iş konu olmak. ndan bulgu * Var olduğ hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çı u karma iş bu iş sonunda elde edilen ş i ve in ey. tı ine bulaşrma tı * Bulaşrmak işveya durumu. Bulgaristanla ilgili olan. *İ stemeden veya rastlantı sonucu bir iş karı e ş mak. tı Bulgaristanlı * Bulgaristan halkı olan ( kimse). n n * Bulgaristan'a özgü olan. ması bulatmak buldok * Köpekgillerden. molosus hibernicus). iri ve güçlü bir köpek türü (Canis familiaris k. bulaşrı tılma * Bulaşrı iş tılmak i veya durumu. buldurtmak * Bulması veya buldurması sağ nı nı lamak. Bulgarca * Bulgar dili. buldozer * Önündeki geniş çakla toprağsırıengebeleri kaldı tekerlekli veya tı llı yol makinesi.

* Bulmak iş i.* Vücuttaki iş levsel bir bozukluğ hastalın belirlenmesine yarayan olgu veya olay. i . Bulgurlu'ya gelin mi gidecek? * gereğyokken ivedi ve sürekli olarak dikiş ş iş uğ anlara ş yollu söylenir. bulgurcu * Bulgur yapan ve satan kimse. bulgur çorbası * Domates. ı larak rlanan bir çorba türü. soğ tereyağve salça kullanı hazı an. bulgur. araz. allak bullak. an bulgur bulgur * Bulgur tanesi gibi. dairesel görünüş parçacı lü klardan her biri. * Sert ve ufak taneler durumunda yağ kar. bulgurluk * Bulgur yapmaya elveriş li. ğ ı bulgulama * Bulgulamak iş i. bulgurlu pilâv * Bulgurla piş irilen pilâv. bulgurlama * Bulgurlamak iş i. bulgulamak * Yeni olayları bilgileri bulmak. ve bulgur * Kaynatı kurutulduktan ve kabuğ çı ldı sonra kılan buğ lı p u karı ktan rı day. * Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaş olayı ması . bulgurlanma * Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayrı lma. * Yeni olayları bilgileri bulma yöntemi ve öğ ve retisi. bulgurlu köfte * İ bulgurla yoğ nce rulmuş köfte. nakıgibi lerle raş aka bulgusal * Bulguyla ilgili. . ebe bulguru. semptom. bulgurcuk * Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük. rencilerin kendilerinin bulması sağ nı layan öğ retim yöntemi. bullak bulma * Bkz. bulgurculuk * Bulgurcunun işveya mesleğ i i. bulguya ait. taze biber. bulgurlamak * Bulgur tanaleri gibi küçük parçalara ayı rmak. bulgusal yöntem * Öğ retilmek istenen ş öğ eyi. un.

suç. buluntu * Kazı araşrmalarla ortaya çı lmıolan. * Eksik etmemek. bulûğ ermek a * erinleş mek. bir ş bir kimse ile karş mak. nı yrı n leniş . siz. bulundurma * Bulundurmak iş i. * Sağ lamak. bulûğ ı çağ * Ergenlik çağ ı . düş ve hayalde baş ünce kaların etkisinden sı larak. icat etmek. * Hatı rlamak. bulunmak * Bulmak iş konu olmak. bir ş elde etmek. bazen de rast gelinerek bulunan eski çağ veya tı karı ş lardan kalma eş ya. bulundurmak * Var olması. bulunmaz Hint kumaş ı * çok az bulunduğ ve çok değ olduğ sanı ş u erli u lan ey. * Bulunmaz. manyetik dalgaları nları bulmaya yarayan araç. bir noktaya eriş ulaş mek. bulucu bulûğ * Erin olma. * Bir yer. güç bulunan. * Arayarak veya aramadan. * Sokakta bulunup alı çocuk. duygu. ya * Seçmek. yaratmak. ine * Herhangi bir durumda olmak. * Herhangi bir görüş bir yargı varmak. eş benzersiz. i * İ defa yeni bir ş yaratma. icat. * (kabahat. kusur için) Yüklemek. keş fetmek. lk ey * Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaş veya yöntem geliş ma tirme. * Cezaya uğ ramak. * İ kez yeni bir ş yaratmak. kâş if. radyoaktif mineralleri. ı laş eyi * Kaybedilen bir ş yeniden ele geçirmek. detektör. eyle. * Eriş mek. aratarak buldurmayı amaç edinen oyun. baliğ olma. e. lk ey *İ stenilen ş kavuş eye mak. mayı . eyi * Varlı bilinmeyen bir ş ortaya çı ğ ı eyi karmak. * Gazları . erinlik. bulunma * Bulunmak iş i. icat. bunlarıiş inde yeni bir yol tutma. nail olmak. * (bir yerde) Olmak. hazı nı r bulunması sağ nı lamak. nan bulup buluş turmak * çaba göstererek sağ lamak.bulmaca bulmak * Çeş biçimlerde düzenlenen ve düş itli ündürerek. bir buluş eyi yapan kimse. mak. uygun saymak. temin etmek. * Bir ş bulan. buluş * Bulmak işveya biçimi. * Konu.

ş ı * Uzayda ekseni çevresinde yavaş dönen. ça zgı muş ğ ı * Bulutu bulunmayan. ı laş * Önceden belirlenmiş yer ve zamanda bir araya gelmek. k. ş . bulutlanmak * Bulutlarla kaplanmak. çok alı olmak. karş mak. yükseklikleri ve yol açtı hava olayları birbirinden ayrı yınlar. bulutlu * Bulutlarla kaplanmı bulutlanmı ş . bulut gibi * çok sarhoş . mak i yapı bulut * Atmosferdeki su damlacı ve buz taneciklerinin görülebilir yoğ kları unluk kazanması oluş biçimleri. net olmayan. bulutsu bulutsuz buluttan nem kapmak * en küçük bir ş eyden alı nmak. buluş ulma * Buluş ulmak iş i. hüzünlenmek. buluş turmak * Bir araya gelmelerini sağ lamak. bulutçuk * Küçük bulut. ş k * (bellek için) Karık. bir araya getirmek. yla an. açı berrak. buluş mak * Bir araya gelmek. bir * Kavuş mak.buluş hakkı * Bir buluş veya o buluş uygulama alanı kullanma hakkın bir kimseye ait olduğ gösteren belgeye un u nda nı unu karş k kazanı hak. nebülöz. an un ğ ı * Keder. ı lı lan buluş ma * Buluş iş mak i. * Üzerinde bulut varmıgibi bulanıgörünen. buluş yeri ma * Buluş ulacak yer. ngan bulvar . buluş turma * Buluş turmak iş i. kları yla lan ğ ı * Herhangi bir ş eyden oluş yoğ yın. * Kederlenmek. buluş ulmak * Buluş iş lmak. bulutlanma * Bulutlanmak iş i. endiş e. kı n gaz ve tozlardan oluş gök varlı.

bunak gibi. i bunalı ş * Bunalmak işveya biçimi. bun * Sınt ı kı . kriz. matuh. kriz. yeniden raktı nı seçip alarak. ı rsağ er. * Bunağ benzer. bumerang * Kı k bir sopaya benzeyen ve fı ldında geri dönen. bunalı düş ma mek * ruhî bakı mdan gerginlik veya sıntı kı içine girmek. biraz bunak. satıdeğ mesi. kan * Ruhî yönden sonucu tehlikeli olabilecek durum. * Bir hastalı iyileş veya ölümle sonuçlanan. * Tehlikeli sonuç doğ urabilecek gerginlik. bumbar * Büyükbaş küçükbaş ve hayvanları kalı bağ ı n n ı . kriz. ateh getirmiş ş olan (kimse). muş bumbuz * Çok soğ uk. bumburuş uk * Çok. geniş ehir açlı cadde. bunaklı k bunalı m * Doğ bir süreçte birdenbire oluş aykılı bunluk. bumlamak * Lâstik tı rnakların janta iyi oturmaması dolayı n iç lâstik üzerine basması nı ndan jantı sonucu lâstik patlamak. bumlama * Bumlamak iş i. al an rı k. yma. buhran. a * Bunağ yakır (bir biçimde). a ş ı * Bunak olma durumu. rsağ * Bu bağ a ciğ kı pirinç veya bulgur doldurularak yapı yemek. iyice buruş olan. ş buna değ (idi) buna değ di medi (idi) diyerek * birçok ş arası ey ndan. lan * Soğ un girmesini önlemek için kapı pencere aralı na takı içi pamuk dolu. birdenbire olan fizyolojik değiklik. gerginliğolan. buhran. bunalı mlı * Gerginlik. uzun bez kı uğ ve kları lan. çalı gücünün azalması ş ma gibi sebeplerle ortaya çı iktisadî durum. buna * Bu zamirinin yönelme eki almıdurumu. lı f. bunak bunakça * Bunamıolan (kimse). ağ vrı rlatı ğ ı açtan yapı bir av aracı lma . sıntı kı veren.* Ş içinde ağ . kta me iş * Çoğ unluğ iliş satı alma gücünün durması ş erlerinin düş a kin n . iyilerini seçmeye baş ş önce beğ lamı ken enmeyip bı kları da sonradan. bunalı geçirmek m * herhangi sebeple oluş bunalı yaş an mı amak. i .

buncağ ı z * Bunun gibi. ucu. bu denli. * Epey. * Genellikle tahtadan yapı ş katlı lmı tek . bunaltı lmak * Bunalması yol açı na lmak. kı bunaltı * Sınt ı sıntı. * Çok sılmak. kanması iç sebeplerle zihnî bağ kopmak. durumun gizli bir yönü var. bunayı ş bunca * Bunamak iş i veya biçimi. sıntı bunaltı lma * Bunaltı iş lmak i veya durumu. genellikle tahtadan yapı şveranda ile çevrili ev. çok tedirgin olmak. kı . alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. kanması iç sebeplerden ileri gelen. bungalov * Hindistan'da tek katlı .bunalma * Bunalmak iş i. . bunamak * Frengi. kı. daha iyisi olamaz. ateh. na bunama * Frengi. n bundan * Bu zamirinin çı eki almıdurumu. gibi ı ntı ateh getirmek. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. bunaltma * Bunaltmak iş i. bunda bir iş var * olayıbir iç yüzü. zihnî gibi bağ nıkopması ı n ntı . kma ş bundan böyle * bundan sonra. bundan iyisi can sağğ lı ı * bu en iyisidir. * Bu kadar. bunalmak * Soluk alması güçleş mek. lmı . ev. bunda * Bu zamirinin kalma durumu. iç kı sı bunaltı cı * Boğ sıcı kı veren. bunaltmak * Bunalması yol açmak. çok.

bura. buralı * Bu memleketli. kı . kma nda tüğ ldı ı * Çok yakıve belirli bir yeri gösterir. * Sınt ı kı lı . . * Beğ enmemek. bununla birlikte * Buna ek olarak. una bura * (bu ve ara kelimelerinden) Bu yer. n * Bu yerde. burdan biçimlerinin kullanı ğda görülür. buracı kta burada buradayı diye bağ m ı rmak * göze çarpacak bir yerde bulunmak. azı msamak. bunlar * Bu zamirinin çoğ eki almıdurumu. * Bunalı sıntı m. * Güçlü esen rüzgâr. ş bunun * Bu zamirinin tamlayan durumu. bu yerin halkı ndan. burağ an buralar * bu yerler.bungun * Sınt ı kı lı . bungunlaşrmak tı * Bungun hâle getirmek. * Bunun böyle olduğ bakmayarak. buram buram * (duman. * Kalma ve çı durumları orta hecenin düş ü ve burda. küçümsemek. bunun burası * dikkati çekmek için "burasıanlamı kullanı " nda lı r. ul ş bunlu bunluk bunmak bunu * Bu zamirinin belirtme eki almıdurumu. lan eyler burası * Bu yer. koku gibi havada yayı ş için) Pek çok. buradan * Buradan.

Akrep. yuvarlak. ve rı ş burgulama * Burgulamak iş i. * Yerin orta ve derin katmanları inebilmeyi sağ na layan delici alet. burgaç burgata burgu * Anafor. * Tel ve bitkisel halatlarıpus (2. kizler. ucu sivri ve helis biçiminde demir alet. burgacı k * Bkz. burcumak * Güzel koku yaymak. burgulamak * Burgu ile delmek. Balı eş aralı ak. e burç burçak burçlar kuş ı ağ * Gök küresinde tutulma çemberinin geçtiğve üzerinde on iki burçun (Koç. Oğ Kova. ine burgulu * Burgusu olan. tirbuş pa on. lı * Tı çekmeye yarayan. tı burcu burcu * (koku için) Güzel güzel. yivli. kargacıburgacı k k. m ldı * Ökse otu. delik açmak. burgu ile delinmek. Yay. burgulanmak * Burgulamak iş konu olmak. Boğ İ i a. girdap. çelik alet. dört köşveya çok köş kale çıntı. taneleri hayvan yemi olarak kullanı yık bir yem bitkisi (Vicia ervilia). Baş Terazi. n * Tahtada belirli delik açmaya yarayan delgiye takısarma. telleri germeye yarayan mandal. k) it klarla dağ ldı kuş \343 Zodyak. lak. burgu makarna * Burgu biçiminde dökülmüş fınlanmımakarna. * Telli sazlarda.54 cm) olarak çevresini belirten birim. * Baklagillerden. keskin. Aslan. pek güzel. Yengeç.burcu * Güzel koku. ı ğ ak. burdurmak * Burmak iş yaptı ini rmak. burç * Kale duvarları daha yüksek. ndan e eli kı sı * Zodyak üzerinde yer alan on iki takı yı za verilen ortak ad. tı ı burdurma * Burdurmak iş i. ır. lan llı * Bu bitkinin mercimeğ benzeyen tanesi. . burgulanma * Burgulanmak iş i.

* Üzüntü duymak. burkucu burmak . burularak yapı şkı lmı lmı vrı ş . iken * Kuru incir. * Bir ş iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek. burkulma * Burkulmak iş i. * Belgit. ş burhan * Kanı t. * Burkma iş yapan. * Orta sıftan olan kimse. özel imtiyazlardan yararlanan ş ehirli. burkmak * Burarak çevirmek. burjuvaya yakı biçimde. * Burgulanmamıolan. * Yaş burularak kurutulan ot. burjuvazi burkma * Burkmak iş i. burlesk * Sanat alanı ve özellikle edebiyatta rastlanan. * Burularak yapı ş lmıbilezik. burkulmak * Burkmak iş konu olmak. komikliğ dayanan bir tür. ş an burjuvalı k * Burjuva olma durumu.* Burgulanmıolan. m diş * Musluk. nda e burma * Burmak iş i. kent soyluluk. ş burgusuz * Burgusu olmayan. nı burjuvaca * Burjuva gibi. nı burjuva edebiyatı * Orta sıf halk kesimine hitap eden edebiyat. iğ etme. * Sarıburma tatlınıbir adı ğ ı sın . * Hadı etme. üzmek. eyi * Burjuva sıfı nı. kent soylu. burjuva *Ş ehirlerde yaş ayan. * Burkulmak. . ini * Üzücü. * Burulmuş . ine * Vücuttaki organlardan biri birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek. * Acı vermek. * Eğ rilmek için bükülmüş yün.

burnundan solumak * çok öfkelenmiş olmak. kaçamak bulamayacağduruma getirmek. na ı burnunu çekmek * sümüğ çekmek. m diş * Ağ kekre tat vermek. burnu büyümek * kibirlenmek. burnu büyük * kibirli. burnu havada * kendini çok beğ enmiş (olmak). burnu kılmak rı * büyüklenemez duruma gelmek. burnundan yakalamak * birini yönetimi altı almak. burnu sürtülmek (veya burnu sürtmek) * sıntı kı çektikten sonra daha önce beğ enmediğbir durumu kabul etmek. za * (mide. burnunu kı rmak * birini güç durumda bı rakarak büyüklenmesini veya direniş yok etmek. bağ ı Sancı rsak) mak. burnuna girmek * birine çok sokulmak. i burnu yere düş almaz se * kendini beğ enmiş . iğ etmek. burnundan ayrı lmamak * yanı gitmemek. burnundan kı rmamak l aldı * kendisine hiç söz söyletmemek. * Üzmek. uzaklaş ndan mamak. amacı ulaş unu na amamak. büyüklenmek.* Hadı etmek. gururundan vazgeçmek. i ey. ünü * umduğ bulamamak. burnundan düş bin parça olmak en * çok asısuratlı k olmak. burnaz * İ ve uzun burunlu. ri burnu bile kanamamak * tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak. burnunda (veya gözünde) tütmek * çok özlemek. ini . sıntı kı vermek. burnu havada (veya kaf dağ ı (olmak) nda) * çok kibirli (olmak). kibirli. burnundan (fitil fitil) gelmek * elde ettiğgüzel ş sonradan gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak. çok huysuz olmak.

çok üzülmek. * çok öfkelenmek. t düş burnunun ucunu görmemek * çok sarhoş olmak. burnunun yeli harman savurmak * büyüklenmek. * Tadı kekre olan. buruklaş ma .burnunu sı canı kacak ksan çı * çok zayıve güçsüz kimseler için kullanı f lı r. * Alı narak küskünlük gösteren. burnunun direğsı i zlamak * (maddî veya manevî) çok acı duymak. gücenmiş (kimse). lı lı k buruk buruk * Buruk bir biçimde. * Burs almayan. bursu olmayan. ödenen aylıpara. burnunun ucundan ötesini (veya ilerisini) görmemek * kı ünceli olmak. üt i burnunun direğkılmak i rı * çok pis bir koku duyarak tedirgin olmak. burs * Bir öğ rencinin öğ renimini yapması bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artı veya rması belli bir süre devlet için veya özel kuruluş larca. n n burslu burssuz burtlak buru * Sancı . acı * Burs alan. burnunu sokmak * gerekmediğhâlde her iş karı i e ş mak. nı burnunun dibine sokulmak * çok yaklaş mak. k * Bu amaçla vakfedilmiş paranıveya malıgeliri. kibirlenmek. buruk * Burulmuş olan. iyice yaklaş mak. * Uygun olmayan ş artlar sonucu dönerek büyüyen ağ n kerestesi. * Taşk. bursu olan. çalı yer. buruntu. burnunun dibi * çok yakı. burukça * Tadı biraz buruk olan. burnunun dikine (veya doğ rusuna) gitmek * öğ dinlemeyerek kendi bildiğgibi davranmak.

burun otu * Burna çekilen tütün. . * Buruğ benzer. beğ enmemek. * Küskünlük. birbirlerine çok yaklaş ı laş mak. a * Burulmak iş i. kekrelik. * karş nda hissetmek. burun boş lukları * Burun deliklerinden yukarı ru açı mukozayla kaplı luklar. burun * Alı üst dudak arası bulunan. küçümsemek. büyüklenme. luğ burun kanadı * Burun deliğ yan tarafı inin ndaki kabarıbölüm. ş * Karanı özellikle yüksek ve dağk kılarda. burun perdesi * Burun boş unu ikiye ayı bölme. buruk gibi. ş an ı acı i burulmak * Ekseni çevresinde döndürülmek. enfiye. n burun buruna gelmek * beklenmedik bir anda karş mak. önem vermemek. gücenmek. gücenmiş lik. buruksu burulma burulma dayanı mı * Elyafı bükerek kı nı rmaya çalı kuvvete karşağ n gösterdiğdirenç. * Sancı ağmak. türlü biçimlerde denize uzanmıbölümü. n. mak. lı yı ş * Kibir.* Buruklaş iş mak i veya durumu. k burun kırmak vı * önem vermemek. rı * Alı narak küskünlük göstermek. boş burun buruna * Birbirine çok yakı ve yüz yüze. luğ ran burun şirmek iş * kibirlenmek. burun deliğ i * Burnun iki boş undan her biri. doğ lan. burum burum * Burulmak fiili ile birlikte "çok fazla burulmak" anlamı kullanı nda lı r. . çıntı iki delikli koklama ve solunum organı nla nda kı lı . buruklaş mak * Buruk durum almak. burukluk * Buruk olma durumu. * Bazıeylerin ön ve sivri bölümü. ı sı burun bükmek * beğ enmemek.

ü rık ı * (ağ ı Kekrelik duymak. bağ rsak u. burunlamak * Dı ş lamak. aş ı ağ lamak. zda) * Tiksinmek. * Çıntı olan. buruş turma * Buruş turmak iş i. . hoş lanmamak. uğ busbulanı k . uk buruş uk * Gerginliğ düzgünlüğ kalmamıburuş olan. i. buruş turmak * Buruş duruma getirmek. n na burunluk burunsalı k * Burunsak. buruş mak * Düzgünlüğ bozulmak. ndan burunduruk * Hayvanları nallarken ırmaması dudakları kı rmaya yarayan kı yavaş sı için nı stı skaç. Burundili * Burindi halkı olan (kimse). buruş buruş * Çok buruş . ı buruş uksuz * Buruş u olmayan. uk * Ciltte oluş kış muş rık. ü ş muş buruş ukça * Biraz buruş olan. ndan lı * Hayvanlarıburunları geçirilen ip. muş buruş ma * Buruş iş mak i. uk buruş ukluk * Buruş olma durumu. sancı ı bozukluğ . a. pek düzgün olmayan. üzerinde kış ve katlamalar olmak. kı sı * Kendini beğ enmişonurlu. buruntu * Buru. burunlu * Herhangi bir biçimde burnu olan. * Burunsak. kibirli.burun yapmak * üstünlük taslamak. burunsak * Hayvan yavrusunun anası süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başk.

haksı k. öpme. yası butaforcu * Oyun için gerekli sahne eş nı yası yapan uzman. * Giyim ve süs eş satı dükkân. hükümsüzlük. çok üş ütmek. * Soğ uktan donarak ölmek. * Yatakta ınmak için kullanı sı su torbası sı lan cak . buton buydurmak * Dondurmak. nı ik butafor * Oyun için gerekli sahne eş . inde buselikaş iran * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. * Uzunluk. * Yanlı k. buyma buymak * Buymak iş i. ka buyruk . * Hayvanları bacakların gövdeye bitiş olan dolgun. buse * Öpücük. öpüş . ş but * Vücudun kalça ile diz arası ndaki bölümü. inde ik busines klas * İlik orun. etli bölümü. * Geçersizlik. buut * Boyut.* Çok bulanı k. yası lan * Butik iş leten kimse. * Çok üş ümek. buselik * Klâsik Türk müziğ on üç basit makamdan biri. ş lı zlı * Çalı rmaya yarayan düğ ş tı me. buyot buyruğ altı girmek u na * bir kimse baş bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. butik butikçi butikçilik * Butik iş letme iş i. butlan * Batı l olma durumu. n.

emir. emretmek. * Almak. buyurganlı k * Buyurgan olma durumu. buyrukçu * Buyuran. buz alanı * Buzla. demek. buyurucu * Buyruk. buyurma * Buyurmak iş i. eylemek' anlamı yardı fiil olarak kullanı nda mcı lı r. ş yollu üzüntü anlatı ı sı aka r. * 'Etmek. * söyleyiniz. geçmek. vezir. ş ta cı * Egemenlik. emir. buz bağ lamak . buyrultu * Sadrazam. buyur? * anlamadı sözünüzü tekrarlar mını m. buyruk kulu * Emir kulu. nı * Söylemek. düş üncesini bildirmek. lan *İ rade. buyrulma * Buyrulmak iş i. buyrulmak * Buyurmak işyapı i lmak. buyruk verir gibi konuş k k an. * Gelmek. * Çok soğ bir etki uyandı ş veya kimseleri anlatmak için kullanı uk ran ey lı r. emir veren. ferman. girmek. nda buyur buyur etmek * "buyurun" diyerek konuğ saygı içeri almak veya sofraya çağ u ile ı rmak. buyuru * Buyruk. emreden (kimse). buyurgan * Sısıbuyruk veren. buyurun cenaze namazı na! * hiç beklenmedik kötü bir durum karş nda.* Belirli bir davranı bulunmaya zorlayı söz. gitmek. beylerbeyi gibi yüksek devlet görevlilerince yazı buyruk. emrediniz. buz * Donarak katı duruma gelmiş su. * Buyurun anlamı bir hitap sözü. sız?. buyurmak * Bir ş yapı nı yapı eyin lması veya lmaması kesin olarak söylemek.

* bir kimseye etki yapmayan sözler söylemek. . buzağ mak ı laş * Buzağdurumuna gelmek. buzağ ı * Sütten kesilmemiş ğ yavrusu. buz torbası * Tedavi amacı kullanı ve içinde buz parçaları yla lan bulunan plâstik bir torba. buz tutmak * (sı için) üstünde buz oluş vı mak. ı sı buzcu * Buz satan kimse. buz gibi * çok soğ uk. buzla kaplanmak. aysberg. buzağ ı lamak * (sır için) Yavrulamak. * çok üş ümek. buz üstüne yazı yazmak * süresi. etkisi çok az olacak bir iş yapmak. * (kötü nitelikler için) kesin bir gerçeğbelirtir. k. *şı aş lacak. ı buzağ ı lı * Buzağ olan. vı buz dağ ı * Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akı larla yer değtiren büyük buz parçası ntı iş .* (sılar için) yüzeyi donmak. sır ı buzağ ı lama * Buzağ ı lamak iş i. buz duvarı * Samimî olmamaktan ortaya çı arzu edilmeyen. ve dik. ukluk yaratan durum. ı sı buzağ z ı sı * Buzağ olmayan. ğ ı buzağ ma ı laş * Buzağ mak iş ı laş i. i * (et için) temiz ve yağ. buz kesilmek * buz gibi soğ umak. arada soğ kan. çukurluk. buz yalağ ı * Yüksek dağ larda kalı kar ve buzulun birlikte oluş cı turduğ arkası yanları önü açı çember biçimli u. buz durumuna gelmek. donmak. üzülecek bir durum karş nda donakalmak. ı sı buz kesmek * çok üş ümek. lı buz kalı bı * Suyun belli biçimlerde donması sağ nı layan özel kap.

buz lamıolan. bozuk düzen çalı bir Yunan çalgı. buzlanma * Buzlanmak iş i. buzlanmak * Buzla kaplanmak. uk ş an buzhane * Buz yapı yer. buzul bilimci * Buzul bilimi uzmanı . gerginlik ortadan kalkmak. baş nda ağ ya ru ı ı r r iş cumudiye. uk buzkı ran * Donmuş deniz. dargı k. buzlaş mak * Buz durumuna gelmek. saydam olmayan. * Buğ ulanmıgibi olan. * aradaki soğ ukluk. buzlu * Buz tutmuş bağ ş . nan sı buzuki buzul * Kutup bölgelerinde veya dağ ları aş ı doğ ağ ağ yer değtiren büyük kar ve buz kütlesi. aysfild. motorla çalı dolap. * Buzu çözen. donmayı önleyen alet. glâsyolojist. buz tutmak. içine buz katı soğ larak utulmuş . * Buzdolabın içinde buz yapan bölme.buzculuk buzçözer * Buzcunun iş i veya mesleğ i. * Yiyecek ve içecekleri soğ utarak saklamak için kullanı buzla soğ lan. nı * Bağ lamaya benzer. göl veya ı rmaklarda ulaş öteki gemilere kolaylaşrmakta kullanı buzları rarak yol ı mı tı lan. . defroster. bankiz. kı açmak için yapı ş lmıgemi. ş buzlu cam * Saydamlı giderilmiş ğ ı cam. * Televizyon ekranı . * Buz içinde tutularak. utulan kap veya dolap. buzluğ an buzluk * Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi. nlı buzlaş ma * Buzlaş iş mak i. buzlar çözülmek * buzlar erimeye ve kı rı lmaya baş lamak. buzdolabı * Yiyecek ve içecek gibi ş eyleri soğ olarak saklamaya yarayan. lan * Soğ hava deposu. buzla * Deniz suyunun donması kutup bölgelerinde oluş buz alanı yla an .

eylerin satı tüketildiğyer. üzerleri çok kez parılı çizikli taş moren. ması laş ş buzul kaynağ ı * Buzulun eriyerek toprağ altı inen suyunu dı ya veren kaynak. n ı yı ltıveya lar. pleistosen. sa bücürleş me * Bücürleş iş mek i. Edi ile Büdü. leten * Bücür olma durumu. ı na n ş arı buzul masası * Çevresindeki buzlar erirken. altı rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak na üzerinde kalan kütle. * Ufak tefek ve kı boylu. buzul çağ ı * Dördüncü zamanı yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğ n. buzullaş mak * Buzul durumuna gelmek. buzul dönemi * Buzullarıyayı ğdördüncü zaman. çine mların u * Toplantı yiyecek ve içeceklerin konulduğ masa.buzul bilimi * Fizikî coğ rafyanıbuzulları yeryüzündeki iş n ve levlerini konu alan bölümü. buzul seli * Buzulun erimesiyle oluş sel. lı p i büfeci * Büfe iş kimse. u dönemi. bücürlük Büdü büfe * İ sofra takı nıkonduğ dolap. bücürleş mek * Bücür duruma gelmek. bodur (kimse). an buzul taş * Buzullarıtaş p biriktirdikleri. . * Bkz. buzullu buzulsuz bücür * Buzulu olan. * Buzulu olmayan. glâsyoloji. n ldı ı buzul kar * Bir buzulun oluş nda temel olan katı mıkar kümesi. buzullaş ma * Buzul durumuna gelme. larda u * İ yiyecek türü ş çki. * Geçmiş larda ve ş geniş çağ imdi veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı .

vrı şeylerin oluş turduğ kat. bük. lü. * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. * Oynak kemikleri arası ndaki açı daraltan kasları genel adı ları n . iftira etmek. i * Eğ mek. açan karş . büğ rü bühtan * Bkz. lü. gölcük. iftira. vı * Sertçe çevirmek. kırmak. ı tı * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. büğ elek büğ eme büğ emek büğ et * Büve. vrı vrı bükme * Bükmek iş i.büfecilik Bügdüz büğ e * Büfe iş letme iş i. * Suyu önüne bent yaparak toplamak. lü rdan. uz * Büve. * Kara çalma. eğ büğ ri rü. büğ lü * Küçük büğ soprano büğ alto büğ bariton büğ olarak dört türü bulunan. bühtan etmek * kara çalmak. u * Dönemeç. * Su birikintisi. * Bükülmüş kaytan veya iplik. büklüm büklüm * Çok büklümlü. vı * Birkaç tel ipliğburarak sarmak. viraj. bakı perdeli veya lü. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. bükmek . büken büklük büklüm * Bükülmüşkı lmış . * Büğ emek iş i. * Dönemeç. pistonlu müzik araçların adı nı . kı m kı m. * Vücudun bir bölümünü yanı ndaki bölüm üzerine kırma. bük * Ovada veya dere kısı çalı diken topluluğ yında ve u. * Böğ ürtlen.

büktürme * Büktürmek iş i. iir bükünme . için) Bir defada eğ rilmiş miktarı ip . ş ş gibi. insiraf. fiil. bakı ndan iş air. bükümü olan. aç kalı ekil bükücülük * Bükücünün işveya mesleğ i i. bükülü * Bükülmüş olan. yün vb. bükün * Gramer görevleri ve yapı mı bakı ndan. bükülme * Bükülmek iş i. bükümü olmayan. * Eğ ilmek. ine * (iplik için) Eğ rilmek.* Katlamak. eyin yeri. kelime köklerinin baş içinde veya sonunda türlü değ ikliklerin ı nda. * Bükülmüşeğ . bükülmek * Bükmek iş konu olmak. bükülüş * Bükülmek iş i veya biçimi. bükük bükülgen * Kolay eğ bükülen. insirafî. ilip * Bükünlü. bükülgenlik * Bükülgen olma durumu. bükünlü * Türetmede ve çekimde kelime kökleri değikliğ uğ iş e rayan (dil). katlanmak. vrı * (iplik. büktürmek * Bükmek iş yaptı ini rmak. bükünlü dil * Gramer görevleri ve yapı mı kelime köklerini değ tiren dil: Arapça fail. * Döndürmek. bükümlü bükümsüz * Bükülmemiş olan. vı bükücü * Ağ veya kontraplâkları pla veya elle bükerek ş veren kimse. kırtmak. büküm * Bükmek iş i. * Bir ş bükülmüş kat. ilmiş olan. * Bükülmüş olan. iş olması . * Yönelmek. kı m.

itiraf etmek. yine de yurdunu özler. bükülmek. bülbül gibi konuş turmak (veya söyletmek) * itiraf ettirmek. m" * kiş yurdu dında ne kadar zengin olursa olsun. n ı na bülbülyuvası * Daire biçiminde. bülbül gibi konuş (veya okumak) mak * kolaylı konuş okumak. akı bülbülü altı kafese koymuş "ah vatanı demiş n lar. ey bülbül gibi ş mak akı * güzel sesle. viraj. ş ı bülbülün çektiğdili belâsı i * ilerisi düş ünülmeden söylenen söz insanıbaş dert açabilir. sı bülbülleş me * Bülbülleş iş mek i. sı bülten * Özel veya resmî kurum ve kuruluş veya yetkili kiş lar ilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayı mlanan duyuru. i. bülbül gibi söylemek * hiçbir ş saklamadan bildiklerini söylemek. * Sesi çok güzel olan kimse. bülbülleş mek * Bülbül gibi ötmek veya ş mak. ortası çukur ve bu çukur yere piş tikten sonra dövülmüş Antep fı ğkonulan bir tür stı ı hamur tatlı.* Bükünmek iş i. büküntü * Bükme sonucu oluş biçim veya iz. kla mak. * Dergi. bülbülkonağ ı * Bir tür hamur tatlı. bülbül gibi bilmek * çok iyi öğ renmiş olmak. bülbül kesilmek * bir etki veya baskı nda çokça konuş altı mak. . bülbül çanağ ı * Çok ufak (kâse). rı * Dönemeç. büküş bülbül * Karatavukgillerden. vrı * Ağdan. bükünmek * Kı lmak. neş konuş eyle mak. sancı kı rı dan vranmak. an * Bağ ı rsakta olan ağ. * Bükmek iş i veya biçimi. sesinin güzelliğile tanı ş i nmıolan ötücü kuş (Luscinia megarhynchos).

* Yazı masası . bürünme . kaplamak. güçlü etkilemek. * Bünye olarak. bürülü bürüm * Bürünmüş . * Soğ ukluk. * Bölüm. ş ey. * Ham ipekten dokunan bir tür iç çamaş kumaş ı rı ı . bünye bakı ndan. basmak. bürüme * Bürümek iş i. örtmek. ş ube. bürokratik * Kı rtasiyecilikle ilgili. dürülmüşkatlanmıolan ş . bürümcük * Ham ipekten dokunmuş giysi kumaş ı . bürokrasi * Kı rtasiyecilik. bürümcek * Koza gibi yumaklanmış şey. * İ perde. * Çarş af.bünye * Vücut yapı. nce * Bürgüsü olan. ş an * Kı rtasiyeci. * Atkı . * Kamu yönetimi. mı * Baş örtüsü. bürümek * Sarmak. * Çok. * Bürülmüş . yazı * Danı ve yazı lerinin yürütüldüğ iş ş ma iş ü yeri. bünyece bürgü bürgülü büro * Çalı odası hane. ş ma . * Kamu yönetimi ile ilgili. sı * Yapı . istilâ etmek. bürokrat * Devlet dairesinde çalı görevli. kuruluş . bürudet bürük * Duvak.

* Çok sayı varlıve nesnelerin hepsi. baharat ve yağ ş yla fında piş an. tam. yla. tamlı k. bütçeleme * Bütçelemek iş i. büryancı * Bkz. bütüncü ekonomi . ğ ı giderlerini tür ve ayrı ları gösteren çizelge. t olarak yararlanı HC formülündeki lan hidrokarbür gazı .* Bürünmek iş i. k. biryancı . e büryan * Bkz. örtünmek. tamamı yla. bütün bütün * Büsbütün. bütan * Metal bidonlar içinde az bir bası altı sılaş yakı nç nda vı an. bürünmek * Bürümek iş konu olmak. . büsbütün *İ yiden iyiye. bütçelemek * Bütçe yapmak veya hazı rlamak. * Birlik. * Heykeltı lı baş göğ bazen de omuzları raşkta ı sü. bütün bütüne * Bütün olarak. daki k * Ufaklı bozukluk olmayan (para). bir kuruluş bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladı gelir ve un. bütçe yı lı * Bir bütçenin uygulanmaya baş ğgünden ertesi yı ladı ı l aynı güne kadar geçen süre. ntı yla * Devlet ve öteki kuruluş veya topluluklarıbelirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama n niceliklerini önceden belirleyen. büst * Vücudun. * Parçalanmamı ş . lması bütçe açı ğ ı * Bütçede belirlenen giderlerin gelirlerden çok olması durumu. tamamen. pirinç. iyice. içine alan sanat ürünü. onaylayan ve bu iş lemlerin yapı na izin veren kanun veya karar. bütünü. * Bir görünüşgirmek. * Eksiksiz. tamamı temelli. büten bütün * Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı . bütçe * Devletin. büryan pilâvı * Kemiksiz koyun eti. ine * Sarı nmak. soğ domates. omuzlarla birlikte göğ üsten yukarı bölümü. karımı rı ı irilen bir pilâv türü. biryan.

ikmal edilmek. tek parça durumuna getirme. * Ufak. ikmal. bütünletme * Bütünletmek iş i. bütünlemek * Eksiksiz duruma getirmek. tamamlama. bütünleyici * Bütünleme iş yapan. * Bütün niteliğ olan. tamamlatmak. bozuk paraları büyük para durumuna getirmek. bütünleş me * Bütünleş iş mek i. ikmale kalmak. mütemmim. a bütünlenme * Bütünlenmek işveya durumu. navı bütünleme sı navı * İ ve orta dereceli okullarla üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğ lk renciler için genellikle yaz tatili veya dönem sonunda açı sı ikmal imtihanı lan nav. bütünletmek * Bütün durumuna getirmek. bütüncüllük * Bütüncül olma durumu. bütünleyen * Bütün durumuna getiren. tamamlamak. bütünler açı * Ölçülerinin toplamı 180° ye çı nı karan açı lardan her biri. i. bütünleş mek * Bütün duruma gelmek. ine bütünler * Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen. tamamlanmak. bütünlemeli * Bütünleme sı na girmesi gereken (öğ navı renci). .* Ekonominin bütün alanları kapsayan yapı oluş makro ekonomi. inde . i bütünlenmek * Bütünlemek iş konu olmak. bütünleme * Bütünlemek iş bütün. bütünle ilgili. ini bütünlük bütünsel * Bütün olma durumu. bütüncül * Totaliter. mütemmim. bütünlemeye kalmak * bir öğ renci yarı l veya öğ yı retim yısonunda bir veya birden çok dersten bir kez daha sı girmek üzere lı nava baş sı ğ uğ arızlı ramak. total. nı ve um. * Bütünleme sı .

lan büyü * Tabiat kanunları aykısonuçlar elde etmek iddiası olanları baş na rı nda n vurdukları iş ve davranı gizli lem ş lara verilen genel ad. bağ ı .bütünsellik * Bütün olma durumu. büyücek büyücü * Büyü yapan kimse. büve bovis). i * Yetiş belli bir yaşgelmiş kin. büyüğ yakı e n. sinema gibi yerlerde) Yiyecek ve içecek satı küçük büfe. sihirbaz. n nı zıları * Büve. a . kaka. rsağ ini büyük aile . tiyatro. ı k. * Bkz. i * Üstün niteliğolan. ş kı büyük abdesti gelmek * göden bağ ı boş ı nı altma gerekliğ duymak. ı ey nda arak büyük abdest * Dı . lmıbir büyü yapmak * büyü yolu ile etki altı almaya veya aldı na rmaya çalı ş mak. büyük gibi. sihir. büyüğ ümsü * Büyüğ yakır. * Daha çok sırlara saldı onlarıkanı emen. lmıbir büyü bozulmak * yapı ş büyü etkisiz duruma getirilmek. ı büyü bozmak * yapı ş büyüyü etkisiz duruma getirmek. büvelek büvet büvet * (istasyon. büyücülük * Büyücünün yaptı işsihirbazlı ğ . Büğ et. * Karşdurulmaz güçlü etki. büyüklere özgü. büyük (söz) söylemek * yapacağbir ş hakkı kesin konuş övünmek. * Biraz büyük. füsun. ortalamayı an. * Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse. vıltı yla tedirginlik yaratan sokucu sinek (Hypoderma ğ ı ran. benzerlerinden daha fazla olan. küçük karş . * Önemli. e ş ı büyük * (somut nesneler için) Boyutları . afsun. ı tı * (soyut kavramlar için) Çok. aş * Niceliğçok olan.

büyük baş derdi büyük olur ı n * büyük iş baş bulunanları karş acağgüçlükler de çoktur. büyük kalori * 1 atmosfer bası altı 1 kg suyun sı ğ 14. büyük kan dolaş ı mı * Kalbin sürekli kası gevş lı p emesiyle kan ve lenfin vücudun büyük bölümünü dolaş . büyük ana * Büyük anne. nine.* Büyük baba. güçsüzleri ezer. gelinlerinden ve çocukları oluş aile. büyük anne ile bunlarıevli oğ ndan. n ulları ndan an büyük amiral * Bazı ülkelerde kara ordusunda mareş denk sayı donanma subayların en yüksek aş ale lan nı aması ndaki amiral. yüceltmek. . nı büyük defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. ı yan büyük baba * Annenin veya babanıbabası n . büyük balıküçük balı yutar k ğ ı * güçlüler. büyük anne * Annenin veya babanıannesi.50 C ye çı nç nda caklını ı karmak için gereken ı miktarı sı . büyük çember * Bir kürenin merkezinden geçen bir düzlemde ara kesiti olan çember. büyük hanı m * Yaş kadı lı n. büyük harf * Özel adlarla cümle baş gibi yerlerde kullanı ve büyük yazı özel biçimli harf. lerin ı nda n ı laş ı büyük boy * Normal ölçülerden daha büyük. büyük söz söylemek. ları lan lan. un k nı büyük elçi * Üstün aş amalı elçi. majüskül. n büyük atardamar * Kalbin kası lması karı klardaki kanı ile ncı bütün vücuda taş ana atardamar. * Büyük elçinin makamı . kilokalori. büyük görmek (bilmek veya tutmak) * kendini veya baş nı kası olduğ undan üstün saymak. ması büyük lâf etmek * Bkz. dede.50 C den 15. büyük elçilik * Büyük elçi olma durumu. büyük dalga * (radyo yayı için) Uzun dalga.

ı u) sonra kalı ince ünlülerden (e. ve ilere ı ça büyüklenme . ı n büyük mağ aza * Her türlü tüketim maddesinin bol miktarda satı sunulduğ yer. büyükçe * Biraz büyük. büyük ünlü uyumu. büyük ünlü uyumu * Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalıbir ünlü varsa. ş a u büyük mevlit ayı * Ay takviminin üçüncü ayı . dede. ondan sonra gelen bütün hecelerin kalı ünlülerle. ö. m ldı muş m ldı büyükbaş * Sır. büyük para * Çok para. mak. * büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işgiriş e mek. o. n. arkadaş davranmak. büyükle büyük.büyük lokma ye büyük söyleme * baş aramayacağ sonuçlandı ı n. rebiyülevvel. büyük yemin etmek * bir ş yapmamak konusunda en kutsal ş üzerine ant içmek. n n ince bir ünlü varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı : Çocuklaş denizcilik gibi. cemaziyülevvel. büyük oynamak * çok para koyarak kumar oynamak. a ini büyük ş ehir * Ana kent. küçükle küçük olmak * her yaş durumdaki kiş karşdostça. tersi bir durumun baş gelmemesi dileğ belirtir. Yedigir. ramayacağ bir konuda kesin sözler söyleme. büyük peder * Büyük baba. kuralı . büyük terim * Kapsamı daha geniş olan son uç önermesinin yüklemi görevini taş terim. ü) sonra ince ünlülerin gelmesi n . büyük tansiyon * Kan bası nı yüksek olması ncın . Dübbüekber. eyi eyler Büyükayı * Kuzey yarı kürede yedi yı zdan oluş takı yı z. i. büyük önerme * Tası n öncüllerinden büyük olanı mı . * Oldukça önemli. büyük sesli uyumu * Kelimede kalıünlülerden (a. majör. ı yan büyük tövbe ayı * Ay takvimin beş ayı inci . manda gibi hayvanları niteliğ belirtmek için kullanı ğ ı n ini lı r. büyük sözüme tövbe! * bir konuda çok kesin konuş ulduğ unda.

büyüksemek * Büyük olduğ kabul etmek. büyülemek * Büyü ile etki altı almak. büyüleme * Büyülemek iş i. * Büyüklere yaraş bağ layı davranı ı ı cı r ş ş . büyüklü küçüklü * Büyük küçük hepsi bir arada. ine büyüleyici * Etkileyen. u büyüklük hastalı ğ ı * Kendini olduğ undan daha büyük ve önemli görme. teshir etmek. büyüklük göstermek * gönül ululuğ göstermek. birini kendine bağ na lamak. kibirlenmek. büyülenmek * Büyülemek iş konu olmak.* Kendini büyük gösterme. büyümüş benzer. büyüklük taslamak. ululuk. küçüklerin gözlerinden öpmek * sevgi ve saygı göstermek. büyüleniş * Büyülenmek işveya biçimi. i büyülenme * Büyülenmek iş i. na * Etkisi altı almak. i büyüleyici özellik * Sürekli büyüleyici ve etkileyici olma. büyüleyiş . büyüklenmek * Kendini büyük göstermek. çekici niteliğolan. büyükseme * Büyüksemek iş i. ekber evlât hakkı . megalomani. e büyükten büyüğ e * mirası önce büyüğ o ölünce kalanlarıen büyüğ geçmesi kuralı n e. büyüklük * Büyük olma durumu. n üne . kibir. büyüklerin ellerinden. unu büyüksü * Büyük gibi. gösterme hastalı. böbürlenmek. ğ ı büyüklük satmak * gururlanıüstünlük taslamak. p büyüklük taslamak * kendini üstün görmeye çalı ş mak.

büyütülmek * Büyütmek iş lmak. * Yaşartmak. a büyütülme * Büyütülmek iş i. raf t. * Artmak. * Fotoğ ve resimlere boyut kazandı iş agrandisman. * Yetiş mek. büyütken doku * Sürgen doku. i yapı büyütürlük * Büyü ile ilgili olan. boyutlar artmak. ş iddeti artmak. * Birisi tarafı yetiş ndan tirilmiş kimse. ması ş ları ı na büyüsel büyüteç * Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaşrı mercek. * Büyü gücü olan. bakmak. güçlenmek. geniş letmek. büyülü * Kendisine büyü yapı ş lmı(kimse).* Büyülemek işveya biçimi. büyültmek * Bir ş büyük duruma getirmek. harita gibi ş için) Daha büyük örneğ yapmak. yaş ı lanmak. . * Önem ve değ kazanmak. eyler ini * Abartmak. irileş n mek. * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlarıartması n n . er büyümüş küçülmüş de * (çocuk için) konuş ve davranı yaş uymayan. ca * Geniş lemek. sihirli. eskisinden büyük duruma gelmek. büyüklerinki gibi olan. * Sayı artmak. * Uzakta duran cisimlere dürbün veya benzeri bir araçla bakı ğ cismi gören açın çı gözle ldında ı nı plak bakı ğzamanki açı oranı ldı ı ya . büyütme * Büyütmek iş i. büyüme * Büyümek iş i. raf rma lemi. * Yetiş tirmek. büyümek * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde. büyültüp basmaya yarayan aygı agrandisor. mübalâğ etmek. büyültme * Büyültmek iş i. i büyülteç * Fotoğ ve resim büyültmeye. büyütmek * Büyük duruma getirmek. eyi * (resim. * Abartmak. pertavsı tıcı z. büyütmek.

anüs. vrı büzgüleme * Büzgülemek iş yapmak. cesaret. kafadar. büzme * Büzmek iş i. büzmek büzük büzüktaş * Kafa dengi arkadaş . ini büzgülemek * Büzgü ş eklini vermek. * Korku. kı tı vrı eyin nı * Kapatmak. büzgüsüz * Büzgüsü olmayan. * Dikiş kumaş bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğ çekilmesi ile oluş kumaş te ı n in an. ı n bolluğ azaltan sı küçük kı m. unu k. lması * Toplanarak büzülmüş . bir kenara çekilmek. * Büzmek iş birine yaptı ini rmak. * Kalı bağ ısona erdiğyer. soğ gibi etkenlerle bir kenara sinmek. büzülmek * Büzmek işyapı i lmak. büzgülü * Büzgüsü olan. sışrarak veya kı m yaparak bir ş alanı ve hacmini küçültmek. büzdürme * Büzdürmek iş i. zı lan * Buruş turarak. büzülerek dikilmiş olan. dedikodu yapı na engel olmak. büzgen büzgü * Kası vücuttaki herhangi bir deliğaçan veya kapayan çember biçimindeki kasları genel adı larak i n . büyüye kapı (veya tutulmak) lmak * yapı büyünün etkisinde kalmak. ş kı k. büzülme * Büzülmek iş i. * Ağ büzülerek kapatı (kese. büzdürmek * Büzmek.* Aş laşrma. ı tı rı büyütüş * Büyütmek iş i veya biçimi. büyüyüş * Büyümek işveya biçimi. bir ş o kimsenin çekiciliğ lan eyin inden kurtulamamak. aş nlı uk . i büz * Künk. torba vb. n ı n rsağ i * Yüreklilik.).

* Fazla olarak. soluk-ça. C * Türk alfabesinin üçüncü harfi. -ca / -ce. Ce adı verilen bu harf ses bilimi bakı ndan ötümlü katık diş diş mı ş ı eti ünsüzünü gösterir. onna k-ça. türetir: Alman-ca. ). * Romen rakamları 100 sayını nda sı gösterir. ı * Bkz. karş ksı fazladan. "-a göre" anlamı zarf türetir: Onlar-ca. "bakı ndan" anlamı zarf türetir: Para-ca. yavaş k. büzüş mek * Büzülerek alan hacmini küçültmek. . aylar-ca. iş cı * Bir tür ot.büzülüp oturmak (kalmak) * bir kenarda çekingen bir tavı oturmak. rla büzülüş * Büzülmek işveya biçimi. usul-cacıvb.. kış rı mak. ı z. baypas. i büzüş me * Büzüş iş mek i. -ça / -çe * Vurgusuz zarf eki: Kı sa-ca. büzüş ük by-pass C * Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde do sesini gösterir. iyi-ce. günler-ce. kış müş rık. Ca * Kalsiyum'un kı saltması . topluluk beraberlik anlatan zarflar türetir: Aile-ce. Rus-ça. "tarafı ndan" anlamı zarf türetir: Bakanlı hükümet-çe vb. * Elektrik kapasitesinin kı lması saltı . -cacı/ -cecik k * Zarf türeten ek (vurgusuz): hemen-cecik. cadalozlaş ma . yar ranarak yapı çoğ kez sarı lan. "kadar" anlamı zarf türetir: Bun-ca. na ca vb. -çacı k cadaloz * Çok konuş huysuz ve ş (kadı kocakarı an. * Karbon'un kı saltması . para vermeden alı ş bedava. köy-ce vb. İ ngiliz-ce. sert-çe vb. ev-ce. dil adları k-ça. ey nan ey. açı mert-çe vb. cabadan * Bedava olarak. Türkçe vb. -ca / -ce. ben-ce. yaş vb. ş ı caba * Bir ş ödemeden. mı na -ca na sen-ce vb. lı cacı k cacı k * Yoğ ayran içine hı veya marul doğ urt. büzüş . binler-ce vb. -ça / -çe * Sı fatlardan küçültme sı fatları türeten ek: Sarın-ca. sayı eş bildiren zarflar türetir: Yüzyı ca itlik llar-ca. biz-ce. c. üstelik. u msaklı tah açı yiyecek. irret n. esmer-ce.

ihtiyar kadı n. k. cadı gibi cadı kazanı * dedikodunun. iîliğ * Parmaklı korkuluk. gürültülü patı lı ş ı rtı tehlikeli. * Gösteriş fazla ş ş li. i * (korkulu bir durumda) baş alıgitmek. cav. kapamak. * çok becerikli. dolayıyla meyve verimine engel olan asklı sı mantar (Taphrina cerasi). ı atafatlı k. arak ine lan * Huysuz. * Ş in bir kolu ve bu koldan olan kimse. cadı lı k * Cadı yakır davranı huysuzluk. . . cadı etmek lı k * huysuzluk etmek. * Karık.* Cadalozlaş iş mak i. cadı * Geceleri dolaş insanlara kötülük ettiğ inanı hortlak. cadı mak laş * (kadı Çirkinleş huysuzlaş n) ip mak. gibi cadı süpürgesi * Emeçleri özellikle dal uçları ndaki kabuk altı sı bir ağ nda kı örerek çekirdekli yemiş açların ağ nı çiçeklenmesine. n ğ ı ğ ı cafcaf * Gösterişş . çirkin. cadde * Ş içinde ana yol. n u cadı ma laş * Cadı mak iş laş i. * Bitki bakı zlı yabanîleş msı ktan mek. fesadıçok olduğ yer. uzaklaş ı p nı mak. ya ş ı ş . cadalozluk * Cadaloz olma durumu. * Büyük bez veya deri torba. * Çok güzel göz. tı başdağ nı rnakları uzun ve pis kadı için kullanı nlar lı r. ş ı z ğ ı eyi irret. cadalozlaş mak * Cadaloz gibi davranmak. ehir caddeyi tutmak * herhangi bir sebeple bir yoldan geçişengellemek. * saçı ı ık. cadı davranmak. * Ağ kalabalı ile bir ş elde eden. * Bu mantarıyol açtı bitki hastalı. cafcaflı Caferî cağ cağ . atafat.

töre veya baş bakı ka mdan iş lenmesinde. yerinde sayı yakık olan. duşbanyo vb. * Dokumacı çözgü makinesinde çözgü ipliğbobinlerinin desen ve renk sı na göre yerleş lı kta. -çak / -çek * Küçültme isimleri türeten ek: Yavru-cak. çalı satmak. . cahile yakır (biçimde). * Deneysiz. -cak / -cek. caiz * Din. yapı nda sakı olmayan. caka * Gösteriş m. m caka yapmak * gösteriş davranmak. genç. caka satmak * gösteriş yapmak. * Yol yiyeceğ azı i. cahil * Öğ renim görmemiş . cahil kalmak * bilgi edinememek. kuzu-cak vb. yasa. ş . toy (delikanlı kı veya z). toyluk. okumamı bilgisiz. i rası tirildiğ i cağk lı sehpa. kabadayı fiyaka. * Cahilce. banyo. * Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan. deneysizlik yüzünden kusur iş leme. cahiliyet cahillik * Cahillik. cakacı lı k . fiyakalı li durumda olmak. çalı lı k. k nı layan zemindeki delik. k. ş ı caize *Ş airlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafı kendilerine verilen bahş. yerlerde atısuyun akması sağ . * Cahil olma durumu. ndan iş * Yazı bir sözün olduğ gibi tekrarlandını da u ğ göstermek için alt hizası konulan tı biçimindeki ı na rnak noktalama iş areti. cahile yakır (biçimde). ş ı cahillik etmek * bilgisizliğ göstermek. deneysizlik ve bu yüzden iş lenen kusur. bilgisizlik. bilgisizlik. bilgisi olmamak. * Hamam. cahilâne cahilce cahiliye * Araplarda Müslümanlı önceki çağ ktan . lan. yapı iş lması nca lı lenmesine izin p verilen. toyluk.cağ * Lavabo. uygun. * Gençlik. ini * gençlik. cakacı * Caka yapmayı seven. ş ı * Cahil gibi.

. ş effaf. lan * arkası görünen. camcı leri lan . klı calip Calvinci * Celp eden. cam * Soda veya potas katı ş lmısilisli kumun ateş eritilmesiyle yapı sert. saydam ve çabuk kılı te lan rı cisim. cam macunu * Camı yuvası tutturmak ve yalı k sağ na tkanlı lamak amacı kullanı bezir yağve üstübeç karımı ile lan ı ş .5 cm arası değen ince ve başz tel çivi. kayı kavak. * Çerçevelerde camıyerleş n tirilmesi için açı yiv. * Bkz. * Cakası olan. li. nda iş sı cam evi * Cam takma iş yapı dükkân. * Kadeh. çeken. çekici. sahte. düzme. kanatları na camsı . meş ve gürgen ağ n. Calvincilik * Bkz. tamahkâr. Kalvencilik. Kalvenci. cakalanmak * Caka satmak. * Pencere. ndan lan cam resim * Renkli camları kesilip birbirlerine kurş çubuklarla bağ n un lanması yapı süs veya resim. ile lan cam suyu . elma. * Gözü takma olan. cakalanma * Caka satma. saydam. * Cakası olmayan. cam çivisi * Yaklaş çapları mm.5-2. r * Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapı şsı lmı rça. cam gibi cam göz cam kanatlı lar * Kurtçukları . içki. hortumları körelmiş kelebekler familyası . caka ile yapı gösteriş lan. cakalı cakası z calî * Yapmacı .* Cakacı olma durumu veya cakalı davranı ş . e açları zarar veren. * Aç gözlü. boyları ı k 1 1. ı cam mozaik * Renkli taş parçaları yerine cam parçaları yapı mozaik. cansı z. * (göz için) donuk.

vı * Potas veya sodanıkuvars ile eritilmesinden elde edilen. ı camadanı etmek fora * bağ koyuverip kılmıyelkeni açmak. bisiklet vb. bir veya daha çok bölüme ayı cam bölme. sergen. * Evin içini pencereden gözetleyen kimse. * Yerde ve tel. * Osmanlı Devletinde atlı ve savaş olan larda padiş n önünde düş ahı mana karşilk saldıya geçen birlik. n nı cambazlı k * Cambazıişveya mesleğ akrobatlı akrobasi. * Evin içini pencereden gözetleme. tehlikeli.sı. ları sı ş camadanlı * Camadan giymiş olan. at. k. * Kurnazlı hilecilik. üzerinde dengeye dayanan. u sı tı nda lan camadan * Çapraz düğ meli. camekân . vitrin. n i i. * Ser (II). camcı macunu * Cam ile çerçeve arası ndaki aralı kapatmakta kullanı ve kaba üstübeçle bezir yağ kları lan ı yapı ndan lan hamur. suyu bol. dönebilen elmas parçası camı ile çizerek kesmeye yarayan araç. camcı elması * Ucundaki küçük. ipek veya sı iş rma lemeli bir tür kı yelek. cam yünü * Çok ince. camcı lı k * Cam alı satma veya takma iş p i. * Bir yeri. heyecan verici gösterileri yapan kimse. bükülebilir cam liflerinin oluş turduğ ıve ses yalımı kullanı madde. p tiren * Usta. k. camadan vurmak * fazla rüzgâra karşyelkeni kasmak. * At alısatan veya yetiş kimse. camcı * Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. cambaz akrobat. * Gözlük. becerikli kimse. camlı ran k. cambul cumbul * (yemek için) Çok sulu. ı rı cambazhane * Cambazlarıoyunları gösterdikleri yer. * Hamamlarda soyunulan camlı yer. * At alısatma veya yetiş p tirme iş i. satı ş lı eylerin sergilendiğcamlı k i bölme veya yer. ağ n böceklere ve ateş direncini artı renksiz n acı e ran cam yuvası * Cam evi. sa * Dört köşyelkenleri boğ yüzeylerini küçültme iş e arak i. * Göstermelik. * Kurnaz. hileci.

* Deniz kısı yakı yaş yına n ayan. kı zı rmı çiçekler açan bir tür kı çiçeğ(Impatiens sultanı na i ). yerinde * yaş ğhâlde güzelliğbozulmamı(kadı landı ı i ş n). boyu bir buçuk metre kadar olan. * Cansı z. camlaş ma * Camlaş iş mak i. * Donmuş . camekânsı z * Camekânı olmayan. zümre. pembe. her ş parçalayıdağ kıp eyi p ı tmak. su sırı ğ . * Camlamak iş i. eti lezzetli bir tür köpek balı (Galeius ğ ı camgüzeli * Evlerde süs olarak yetiş tirilen. * Müslümanlarıhep birlikte namaz kı için toplandı yer. içinde bulunduran. cam takmak. bir araya getiren. * İ alan. camia camit * Topluluk.camekânlı * Camekanı (yer). camgöz canis). kömüş ı . camlaş mak * Cama benzer duruma gelmek. n lmak kları camlama camlamak * Cam geçirmek. . camı z cami cami * Toplayan. ile * Bu renkte olan. camı çerçeveyi indirmek * etrafı rı dökmek. camlanma * Camlanmak iş i. olan camekânlı kutu * Televizyon. * Manda. çine cami yılmı ama mihrabı kı ş . camlanmak * Cam takı lmak. camgöbeğ i * Yeş çalar mavi renk.

* Çiçek. can bayı lmak * iç geçmek. * Yerin içinden yüze çı erimiş cak maddelerin. cı * Azrail. özü. * Kiş birey. ama. dirlik. . camsı * Cam gibi saydam.camlatma * Camlatmak iş i. * İ ve hayvanlarda yaş nsan amayı ladına ve ölümle vücuttan ayrı ğ inanı madde dı varlı sağ ğ ı ldına ı lan ş ı k. can alıcan vermek p * ölüm sıntı ve acı içinde bunalmak. * İ n kendi varlı. can atmak can baş üstüne * istenilen ş büyük bir memnunlukla yapı ı anlatı eyin lacağ nı r. en çarpı. * Yaş hayat. laş ş camsı z can * Camı olmayan. kı sı sı can arkadaş ı * Bkz. can alacak nokta (veya yer) * bir ş en önemli yeri. nlı * Çok içten. eyin can alı cı * En önemli. cama benzer. olan. can acı sı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan ş iddetli acı . camekân. can dostu. sebze gibi bitkileri dıetkenlerden korumak için yapı ş ş lmıküçük limonluk. * Bektaş ve Mevlevîlikte tarikat kardeş îlik i. i. can baş sı ı çramak na * çok korkmak. soğ sı nda billûrlaş p biçimsiz olarak kan sı uma rası mayı katı mıdurumu. sevimli. camlatmak * Cam taktı rmak. oda. nsanı ğ ı * Gönül. camlı k * Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. . sevilen. * Yakı k duygusu belirten bir seslenme sözü. ş irin. camlı k köş * Saraylarda veya bahçelerde soğ uktan korunmak için camla örtülmüş salon. * Güç. camlı * Cam takı şcam geçirilmişcamı lmı . takatsizlik göstermek.

ey ı sı n klı ı ğ can derdinde olmak * zor bir durumdan kurtulmaya çalı ş mak. baş a baş * herkesin kendi canın. tükenmek. can direğ i . kendi baş n kaygına düş ü bir tehlike anı anlatı nı ı nı sı tüğ nı r. için can damarı basmak na * bir iş en önemli yönü üzerinde durmak.can beraber * Çok sevgili. in can dayanmamak * bir ş karş nda insanıdayanı lı elden gitmek. ı rı n kı can cana. n can çabası * varlını tlama amacı aş gayret. pek içten (arkadaş n. sı na * baş nıyiyeceğ içeceğ sağ kasın ini. pek içten. ğ kanı ı yla ı rı can çekiş mek * ölmek üzere bulunmak. ini lamak. huyları vazgeçirmek mümkün değ ndan ildir. can bunaltı sı * Aş üzüntü sebebiyle canısılma. can ciğ kuzu sarması er * içli dı. can boğ azdan gelir (veya geçer) * insan yiyeceğ önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaş ine amak mümkün değ ildir. kıkı ). i z can ciğ er * Çok yakı sı fı. can cümleden aziz * insanıkendisi herkesten önce gelir. can damarı * En önemli veya hassas nokta. can çekiş mektense ölmek yeğ dir * bir iş çeş sıntı üzüntülerle karş ı olağ te itli kı ve ı p laş anüstü gayret harcamaktansa o iş vazgeçmek daha ten iyidir. candan. bir ş yaş eyin aması en önemli araç. bitmek. can derdine düş mek * ölüm korkusuna kapı lmak. can borcunu ödemek * ölmek. bunalma hâli. ş lı can ciğ olmak er * birbiriyle çok yakıarkadaş n olmak. * sona ermek. can beslemek * kaygızca yiyip içip rahatı bakmak. * birbirini seven iki kişbir arada yalnıolarak. can çı kmayı (veya çı nca kmadan) huy çı kmaz * insanı ş kları alı kanlı ndan.

an can kalmamak * bitkin bir duruma gelmek.. . can noktası * En önemli husus. can eriğ i can evi * Genellikle yeş ilken yenen sert. sulu bir tür erik. can havli * ölüm korkusu. can kurban * Can feda. öldürmeyi bile düş düş rı k ünen man.. n arası can dostu * Pek içten dost. can korkusu * Ölüm korkusu. can havli. can feda * Çok imrenilen iyi veya güzel ş eyler. can havli ile. can kuş u * Ruh. davranı karş nda söylenir. alt ve üst kapakları nda dikili duran çubuk. sı . hoş görünmek. nı nda can korkusu * Bkz. ş lar ı sı can gelmek * canlanmak. gücü tükenmek.* Kemanıiçinde. * En duyarlı yürek. * Yüreğ altı in ndaki bölge. n rdaş can kulağile dinlemek ı * büyük bir dikkatle dinlemek. can kaygına düş sı mek * her ş eyden vazgeçip sadece kendi hayatı koruma veya kurtarma çabası olmak. güçlenmek. can kurban. can kulağ ı * çok yakıdost. yer. can düş manı * Aş düş ı manlıgüden kimse. can gözdesi * Sevgili. can evinden vurmak * en etkileyici yönünden saldı rmak. * ölüm korkusundan doğ güçlü bir tepki ile. can olmak * sevimli. vurgulanması gereken yer.

acı vermek. cana yakı n * Sevimli. can sevecek bir ş ey * hoşgidecek bir ş a ey. cana minnet saymak (veya bilmek) * bir lütuf olarak kabul etmek. cana yakı k nlı . cankurtaran yeleğ i.). can tahtası * Göğ kemiğ üs i. can sıntı kı sı * yapı bir iş lacak olmamaktan ve hiçbir ş oyalanma imkânı eyle bulunamadı için duyulan tedirginlik. nı sı tüğ şı tı can sağğ lı ı * İ n sağ sağklı nsanı ve lı olması . * canlanması yol açmak. üzücü. can vermek * ölmek.can pahası na * canı vererek veya tehlikeye koyarak. nı can pazarı * Herkesin kendi canın kaygına düş ü ve kendini kurtarmaya çalı ğbir durum. ğ ı bunalı m. can yeleğ i * Bkz. zlı anı cana * Sevgiliye hitap sözü. na * bir ş çok istemek. can sı kmak * bı nlıvermek. * üzmek. can sıcı kı * Üzüntü yaratan. cana can katmak * yaş gücünü artı ama rmak. * bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak. * ruha güç vermek. eziyet etmek. eyi can yakmak * zulmetmek. cana kı ymak * öldürmek. can yoldaş ı * Yalnı ktan kurtulmak için birlikte yaş lan (kimse vb. kkı k can sohbeti *İ çtenlikle konuş çok yakıdostlar bir arada söyleş dertleş an n ip me.

canavar * Masallarda sözü geçen yabanî. canavara uygun düş biçimde. saldı * çok fazla. gönül verilmiş olan kadı sevgili. ilgiyle. yürekten. * Korkunç. tarı bitkilerine zarar veren asalak bir bitki familyası ik iki m . kötü ruhlu. ğ ı canavar düdüğ ü * Taş ı tlarda bulunan.* Cana yakı olma durumu. canavar kesilmek * hı nlaş rçı mak. * (tasavvufta) Tanrı . domuz gibi cana kı yaban hayvanı yan . canavar otu * Canavar otugiller familyasın örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalakları biri nı ndan sayı çiçekli bitki (Orobanche ramosa). tiz ses çı karan alet. yı cı rtı hayvan. cancağ ı z candan * Cancağ m sözünde sevgi ve teklifsizlik. canavarlı k * Canavar gibi davranma. . samimî. canavarlaş mak * Canavar gibi davranmak. canavarca * Canavar gibi. gönülden. candan yürekten * içtenlikle. arı * Acı z. candanlı k * Candan olma durumu. ması * Köpek balı. areti lan canavar gibi * iri yarı rgan. n canan * Gönülden sevilen. n. cancağ isterse deyiminde ise önemsemezlik anlatı ı zı ı zı r. en canavarlaş ma * Canavarlaş iş mak i. canavar gibi olmak. * Acı ses çı acı karan ve uzaklara kadar tehlike iş vermek için kullanı düdük. zalim (kimse). . candan candan *İ çtenlikli bir biçimde. lan canavar otugiller * Bitiş taç yapraklı çeneklilerden. *İ çten. ürkütücü bir durum almak. *İ çtenlikle. * Haş . * Kurt. yaramaz çocuk. istekle. candan geçmek * ölmek.

canı çekmek * bir ş istemek. acı . vurma vb. çok heyecanlanmak. cangı l cungul * Hayvanlara takı çanları veya baş maden eş n çı ğkaba sesleri anlatı lan n ka yanı kardı ı r. * Karıklı kargaş ş k. * Bu biçimdeki gürültü. taze ve sinirsiz yaprak. rahatsıolmak. canı mak acı * çarpma. * üzülmek. sonucu acı duymak. ı rı canı burnuna (veya burnundan) gelmek * bir ş yaparken çok zorluk çekmek. cengel. için) lı azalı ğ * içi ezilmek. canhı raş * Yürek paralayan. tok. rs zlı canı cebinde * zayı f ahlâklı kimse. e rası an nda lan canı kmak çı * Türk müziğ çok az kullanı ş birleş makam. * Bu kumaş yapı ş tan lmı . tahammül etmemek. canı çekilmek * (vücudun herhangi bir organı canlı ı r gibi olmak. istek duymak. kulak tı rmalayan. canfes gibi yaprak * (asma ve dut yaprakları ince. ipekli kumaş .candarma * Jandarma. için) canfeza cangı l * Bkz. arzulamak. inde lmıbir ik . canı na (veya içine) sı canı ğ mamak * sabıı k göstermek. periş olsun. eyi canı kası çı ca! * "büyük zarara veya kötülüğ uğ n. ince dokunmuş . parlak. z canı zı (veya boğ na) gelmek ağna azı * büyük bir tehlike karş nda ölecekmiş bir korkuya kapı ı sı gibi lmak. canfes * Üzerinde desen bulunmayan. ölsün" anlamları kullanı bir ilenme sözü. ı a. * aş duygulanmak. ey canı burnunda olmak * çok yorgun ve bezgin olmak. canı cehenneme * sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildirir. canı ölçmek cana * baş na yapı ş kendine yapı gibi düş kası lacak eyi lacak ünmek. tüyler ürpertici.

canı yerine gelmek. rsı canı yanan eş attan yüğ olur ek rük * zarara veya kötülüğ uğ e rayan kimse acını karmak için aş çaba harcar. sı çı ı rı canı yanmak * çok acı duymak. * ölmek. canıkı sılmak * içi sılmak. kı ya ya canı tez * Beklemeye dayanamayan. canı istemek * heves duymak. lerle raş canı uğ mak ile raş * ağ hasta olmak. * acı deneme geçirmek. nda p canı gelmek * yeniden canlanmak. kı i * keyfi kaçmak. çok sevilen bir ş zarar gelecek diye kaygı eye lanmak. * büyük sıntı düş kı ya mek. nda canı gitmek gelip * ayı bayı lı p lmak. canı gönülden (veya canı yürekten) * içtenlikle. * ümit ve ümitsizlik arası kalıheyecanlanmak. kı ya ı klı canı olsun! sağ * üzülmeye gerek olmadını ı ğ karştarafa bildirmek için kullanı ı lı r. canı isterse * (olumsuz bir cevap karş nda) "kabul etmezse etmesin!" anlamı kullanı ı sı nda lı r. yapacak bir işolmamaktan tedirginlik duymak. canı oynamak ile * tehlikeli iş uğ mak. ölüm döş inde can çekiş ı r eğ mek. bir te .* çok yorulmak veya çok zorluk çekmek. canı ksı çı n! * "ölsün. çok isteyerek. sabı z. * yarı üzülmek. gebersin" anlamı bir ilenme sözü. canı sevmek gibi * çok güçlü bir sevgiyle bağ lanmak. ya. * çok yı pranmak. canıkkı sı n * keyfi kaçmı ş . canı gitmek * özen gösterilen. yarı öfkelenmek. canı tatlı * Sınt ı ve acı katlanmak istemeyen. bir iş zarar görmek. canı pek * Acı sıntı karşdayanı .

sağğ . ı rı canı minnet na * beklenilmeyen iyi bir durumla karş ı duyulan memnunluğ anlatmak için söylenir. canı kı na ymak * acı madan öldürmek. * sevgi seslenişolarak kullanı i lı r. * (ca:nı çok güzel. u lını ı canı mu? yok * birinin katlandı sıntı baş na örnek göstermek için söylenir. canıisterse! n * "dilediğ gibi olsun. sen bilirsin. canı ciğ m erim * içten bir sevgi sesleniş i. çok değ verilen. kendine bakmadan yaş amak. m) er canı sokakta bulmadı mı m * tehlikeye veya herhangi bir sıntı katlanmaya hiç niyetim yok. ı nca laş u canı okumak na * berbat ve periş etmek. kendini koruyan. * gücünden fazla iş görerek aş derecede kendini yormak. canı gönülden. canı çı n diyor sanmak m m ksı * birinin en gönül okş cı ayı sözleri bile kendisine dokunmak. an canı rahmet na . canı acı na mamak * kendini düş ünmeden. * ruhu ş olmak.canı yerine gelmek * yorgunluğ geçmek. canı m! * hoş nutsuzluk anlatı r. canı kasdetmek na * intihara kalkı ş mak. batmak. ndan canı geçmek. ğ kı yı kaları ı canı yürekten * Bkz. gücünü kazanmak. öldürmek. ad canı düş na kün * kendine iyi bakan. canı değ na mek * çok hoş lanmak. * birini öldürmeye hazı rlanmak. kı ya canı n içi mı *ş efkat veya sevgi sesleniş i. canı iş na na lemek (veya canı kâr etmek) na * çok etkilemek. * kendini öldürmek. canı dese. canı ezan okumak na * bir kimsenin hakkı gelmek. bana göre hava hoşanlamı kullanı in " nda lı r.

kı ya canı bağlamak nı ı ş * öldürülmesi gerekirken vazgeçmek. canı sı nı kmak * keyfini bozmak. eye kün canı yakmak nı . canı burnundan getirmek nı * çok yormak. çok yormak. canı (bir yere) dar atmak nı * bir tehlikeden güçlükle kurtularak bir yere sınmak. hayranlıveya öfke gibi türlü duygular anlatı k r. ğ ı canı acı nı tmak * birine acı vermek. bezmek. nı * sıntı sokmak. canı almak nı * (Tanrı ) öldürmek. lı ı ini canı vermek nı * kendini feda etmek. canı diş almak (veya takmak) nı ine * her tehlikeyi göze alarak iş giriş e mek. sabrı kalmamak. * hiçbir ş esirgememek. fazla çalı rmak. yı prandı rmak. bı kmak. ş tı canı cehenneme göndermek (veya yollamak) nı * öldürmek. canı susamak na * ölmek istemek. çok sevmek. canı bezmek (veya bı ndan kmak. * birini öldürmeyi istemek.* "Alllah rahmetini esirgemesin" anlamı kullanı nda lı r. canı geçmek ndan * ölmek için hazı r olmak. * canı verdirecek kadar memnun etmek. ey * bir ş çok düş olmak. canı sokakta bulmak nı * sağğkorumak gerektiğ anlatan bir söz. zgı k canı yandım (veya yandımı na ğ ı ğ n) ı * sevgi. usanmak) * ölümü göze alacak kadar sıntı kı içinde olmak. neş kaçı esini rmak. canı yetmek na * katlanamayacak duruma gelmek. canı tak demek (veya etmek) na * dayanamaz duruma gelmek. canı çı nı karmak * hı rpalamak. canı tükürdüğ na ümün (veya üfürdüğ ümün) * kı nlıve öfke belirtir.

canice. cankurtaran yok mu! * ölüm tehlikesi karş nda yardı isteme sözü. ş ı * Cani olma durumu. cankurtaran ş amandı rası * Denize düş enlerin kolayca belirlenip kurtarı lmaları denize bı lan ve kazaya uğ için rakı rayanlarıbulup n kendilerini göstermeleri için kullanı parlak renkli. büyük simit veya yelek biçiminde ı lan yapı ş lmıaraç. taraf. çok sıntı zarara sokmak. cankurtaran düdüğ ü * Cankurtaran çanı . cankurtaran simidi * Suda boğ ulma tehlikesine karşkullanı ve sudan hafif maddelerden. cankurtaran * Hastahane veya kliniklere hasta veya yaralı ı taş maya özgü araç. filika. kı da canın içine sokacağgelmek nı ı * çok hoş lanmak. cani canice canilik canip * Yan. gemilere belli etmek için kullanı çan ğ ı lan (veya düdük). yacı * Cani gibi. ambülâns. ı sı m . amandı ra. yanan veya batma tehlikesi ile karşkarş kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi. cankurtaran gemisi * Karaya oturan. caniye yakır (biçimde). çok sevmek.* acı verecek biçimde cezalandı rmak. kı ve canın derdine düş nı mek * canı baş bir ş düş ndan ka ey ünemeyecek kadar sıntı olmak. * bir kimseyi. fosforlu ş lan. caniyane * Cani gibi. kürekli sandal. tehlikeden koruyan ve onları kurtaran kimse. kı . * Havuz veya plâjda yüzme bilmeyenleri uyaran. ı ı ya cankurtaran kulübesi * Dağ geçitlerinde tipiden veya soğ uktan korunmak icin sınak olarak yapı ş ğ ı lmıkulübe. cankurtaran salı * Deniz kazaları kullanı üzere gemilerde bulundurulan sal. nda lmak cankurtaran sandalı * Deniz kazaları veya gemi batmak üzere iken insanları nda kurtarmaya yarayan motorlu. cankurtaran çanı * Tipili veya sisli havalarda sınacak veya yönelecek yeri yolculara. cankurtaran yeleğ i * Yelek biçiminde yapı ş lmıcankurtaran aracı . * Cinayet iş lemiş olan kimse.

lı k. canlandılma rı * Canlandılmak iş rı i. canlı kazandı lı k lı k ran. * Güçlü. tarak canlandı rmak * Canlanması sağ nı lamak. canlı * Canı olan. * Heyecanla. diri duruma gelmek. diri. canlı cenaze * Çok zayıbir deri bir kemik kalmıkimse. ayı iş k. f. . ş canlı model * Figürlerle süslü veya heykeltı lı yararlanı kadı veya erkek.cankurtaranlı k * Cankurtaran olma durumu. canlı canlı * Diri diri. canlandılmak rı * Canlandı rmak iş konu olmak. etkinlik kazandı rmak. * Etkinliğartmak. dirilik getirmek. raşkta lan n canlı müzik * Gazino. (birinin) kı ı girmek. canlanmak * Gücü artmak. * Canlı tazelik. lokal vb. na * Yaş atmak. canlanma * Canlanmak iş i. ntı na sı canlandı rma * Canlandı rmak iş i. canla baş la * Seve seve her türlü yorgunluğ göze alarak. yaş ayan. canlandıcı rılı k * Canlandıcı rı olma durumu. henüz ölmemiş . * Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sı nda hareket duygusu verebilecek biçimde rası düzenleme ve filme aktarma iş i. * Yaş p yer değ tirebilen yaratı hayvan. * Geçmiş yaş bir olay veya durum yeniden hatı te anan rlanmak. hareketlilik kazanmak. yerlerde yemek sı nda bir veya birkaç müzisyenin çalgı sesleri ile parçaları rası ve seslendirmesi. hareketli. ine canlandım rı * Ortada kalan kalı ları göre bir eserin ana tasarına uygun olarak yeniden çizimi. var gücüyle. hayat dolu. ileş * Geçmiş olayıgeliş bir n mesini ve sonucunu aynı biçimde yansı sunma. canlanması yol açmak. etkili. * Kiş tirme. lına ğ * Yoğ unluk. * Bir canlı resim veya ş filmi için hareketliliğsağ ema i layan tek tek resimleri yapan sanatçı . i * Depreş mek. u canlandıcı rı * Canlı veren.

nsan ş ı cansı ma zlaş * Cansı mak iş zlaş i. z * Bir diş canlı in dokusunu yok etmek. canlı n yayı * (televizyon ve radyo için) Daha önceden herhangi bir gereç üzerine tespit edilmemiş cı tespit edildiğ . * Durgun. k cansıhedef z * İ ve hayvan dında kalan hedef. nı ine ş . özveriyle.canlı özdekçilik * Evrenin temeli olarak düş ünülen maddenin canlı olduğ savunan doktrin. * Çocukta bir düş biçimi olarak bütün cisimlerin canlı ünce olduğ inanma. k). hareketlilik. z * Hareketsizlik. cansı tı zlaşrmak * Cansıduruma getirmek. . sönük. capcanlı . * Neş elilik. mecalsiz. z cansı tı zlaşrma * Cansı tı iş zlaşrmak i. cansı z * Canı yitirmişölmüş nı . cansıgibi. cansı k zlı * Cansıolma durumu. unu canlı resim * Bir hareketi parçaları ayıp bunlarıelle yapı resimlerinin alıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve na rı n lan cı gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniğ i. alıyla i anda yapı yayı lan n. * Güçsüz. canlılı cı k * Olup bitenin ruhlar alanın gizli güçlerince yönetildiğ inanan ilkel anlayıanimizm. cansiparane * Canı verircesine. * Canlı olmayan (varlı camit. cansı mak zlaş * Cansıduruma gelmek. * Bağ z bir ruhî varlın insanda ve doğ nesnelerinde yerleş olduğ inanan ilkel dinî görüş ı msı ğ ı a ik una . z z cansıdüş z mek * hastalıveya yorgunluk yüzünden bitkin bir duruma gelmek. * İ uyandı lgi rmayan. una canlı lı k * Canlı olma durumu. cansıcansı z z * Cansıolarak. nı cantiyane * Kantiyane. hilozoizm. * Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatıilkesi olduğ ileri süren öğ n unu reti.

geçen. tellâl ile duyurma. yaygaracı . cari masraf * Belirli bir dönemde yapı harcamalar. car * Bazı yerlerde kadı n kolları örttükleri veya boydan boya örtündükleri çarş zar. carlamak . * Geveze. na * Fermuar. car etmek * nara atmak. lan cari para cari ücret cariye * Geçerli olan. carlama * Carlamak iş i. cariyeniz (veya cariyeleri) * eskiden. carcar carcur * Bkz. söz söylenen kimseye aş bir saygı ı rı göstermiş olmak için kadı tarafı "ben" zamiri yerine nlar ndan kullanı . arz ve talebe göre belirlenen fiyatı . carcur carcur cari * "Geliş igüzel konuş mak" anlamı gelen carcur etmek deyiminde geçer. haykı rmak. car car * Çok ve yüksek sesle. * Akan. yardı m. (bir car * Çağ. * Yabancı ülkelerden kaçılıözgürlükten yoksun edilen. ilân. cariyelik etmek * cariye gibi hizmet etmek. alıp satı rı p nı labilen. her konuda efendisinin isteklerine bağ bulunan genç kadı halayı lı n. k. * İgücü piyasası iş ş nda gücünün.* Çok canlı biçimde). rı * Tehlike durumu. nları na af. cari hesap * İ taraf arası sürüp giden alacak verecek iş ki nda lemlerinin tutulan hesabı . gürültülü bir biçimde (konuş ma). ilân etmek. * Olagelen. imdat. yürürlükte olan. ş arjör. yürürlükte bulunan para. cariyelik * Cariye olma durumu. lı rdı * aynı maksatla genç kadı nlardan söz edilirken onları anlatan kelimelere bir unvan gibi getirilirdi.

casus casusluk * Casus olma durumu. cartayı çekmek * ölmek. ı tlı casusluk etmek * casus olarak çalı ş mak. cascavlak * (baş için) Çok saçsı çok tüysüz. (II) cart cart ötmek * kendini beğ enmiş davranı ve buyururcası söz söylemek. * Çılçı örtüsüz. carlı carsı z * Carı olmayan.* Bağ ı konuş rarak mak. nara atmak. * Birdenbire ve gürültü ile. hiç tüyü olmayan. cascavlak kalmak * bütün imkânları elinden alı ş nmıolarak ortada kalmak. cart kaba kâğ ı t * yüksekten atana veya çalı bir tavıtakı karşsöylenen hafifseme ünlemi. çaş ı t. lı cart curt etmek * göz korkutmak veya övünmek amacı abartıkonuş yla lı mak. mlı r nana ı carta cartadak cartadan * Cartadak. * İ etmek. cavalacoz * Değ ersiz. * Bir devletin veya bir kimsenin sı nı kasın hesabı öğ rları baş nı na renmeyi üstüne alan kimse. * Yellenme. z. duyurmak. cavlağçekmek ı * ölmek. abartısöz. cav * Bkz. bir ş la na cart curt * Gerekli gereksiz yerde söylenen. haykı lân rmak. (II) cart * Sert bir ş yı lı çı ses. çağ (II). çaş k. çok söylemek. rı plak. cavlak . önemsiz. ey rtı rken kan * Carı olan. derme çatma.

caydılmak rı * Cayması lanmak. rtı cayı vermek rtı * gürültü ile gözdağvermek. sözünden döndürücü. kararı döndürülmek. uzun. caydıcı rı * Kararı ndan. caydıcı rılı k * Caydıcı rı olma durumu. cayı rdama * Cayı rdamak iş i. yı lma sesi. plak.* Çı tüysüz. sağ ndan caydış rı caydı rma * Caydı iş rmak i. ndan caygı n * Vazgeçip iş ardı bı in nı rakan. * Kavlamak. tüyünü dökmek. gürültü. cayı rdatmak * (nesneler için) Sert. * Caydı işveya biçimi. ı cayı yı rtı basmak (veya cayı koparmak) rtı * birdenbire bağ p çağ ı rı ı rmaya baş lamak. plak * Ölmek. cayı ş * Caymak işveya biçimi. kararı döndürmek. rtı cayı rdatma * Cayı rdatmak iş i. caydı rmak * Cayması sağ nı lamak. çı kalmak. yı ldını ı ı lı r. vazgeçirilmek. etkili olarak. cavlaklı k * Cavlak olma durumu. plaklı cavlama cavlamak cavlamak * Cavlamak iş i. i . çı k. rmak i cayı r r cayı * Bir cismin çabuk ve ş iddetle yandını rtı ğ anlatmak için kullanı ğ . cayı rtı *Ş iddetli yanma. vazgeçirmek. cayı rdamak * (nesneler için) Ses çı kararak yanmak veya yılmak. dönek. *Ş iddetli. gürültülü ses çı kartmak.

i mlı cazibeleş me * Cazibeleş durumu. cazgık rlı cazı r r cazı * (bir cismin kaynama ve yanması belirtirken) Güçlü ve sesli olarak. alı . * Caz müziğçalan orkestra. na cazı rtı cazibe * Cazı rdama sesi. i * Cazcın iş nı i veya mesleğ i. * Fitneci. i caz takı mı * Caz müziğçalan orkestranıbütün çalgı . * Güreş olan pehlivanları ecek yüksek sesle izleyicilere tanı ve duaları okuyarak onları tan nı alana süren kimse. i n ları cazbant * Caz müziğçalan orkestra. cazı rdatma * Cazı rdatmak iş i. * Çekim. * Alı alı lı çekicilik. mek cazibeleş mek . cazibe kanunu * Yer çekimini belirten kurallar bütünü. * Cazgı r olma durumu. albeni. cazı rdatmak * Cazı rdaması yol açmak. vazgeçmek. i cazcı cazcı lı k cazgı r * Caz müziğçalan veya besteleyen kimse. ndan * Baş çta Kuzey Amerika zencilerinin müziğiken sonraları langı i bütün dünyada benimsenen bir müzik türü. * Sözünden. cazibedar * Çekiciliğolma. mlı k. nı cazı rdama * Cazı rdamak iş i. kararı dönmek. cazı rdamak * Caz diye ses çı karmak.cayma caymak caz * Caymak iş i. m.

alı z. bebekleri eğ nı lendirmek için çı lan ses. albenili. mlı cazibeli * Çekici. cazipli caziplik * Cazip olma durumu. cc Cd CD Ce * Seryum'un kı saltması . * Yabancı devlet elçiliklerine ait arabaları plâkaları kullanı kı n nda lan saltma. elveriş lgi ran. li. r cazı Cb * Kolombiyum'un kı saltması . mlı cazur cazur * Bkz. karı * Kemanısı ve göğ tahtası iki yanı C harfi biçiminde çenten oyuklar. cazipleş tirme * Cazipleş tirmek durumu. . * Cazı olmayan. alı duruma getirmek. * Çekici.* Çekici. alı duruma gelmek. alı . mlı * Önemli. cazlı cazsı z * Cazı olan. mek cazipleş mek * Cazip duruma gelmek. * Kucak çocukları. mlı cazibeleş tirmek * Çekici. albenili. ı ı rlı * Çekici olmayan. ce ce * Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı . n rt üs nı ndan * Kadmiyum'un kı saltması . cazı r. cazipleş tirmek * Cazip duruma getirmek. ağ ğolan. cazibesiz cazip cazipleş me * Cazipleş durumu. msı * İ uyandı çekici. alı .

cebbar * Zorlayı. çekiş raş mek. * Sahipsiz. * Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yı z kümesi. zorbalı ndan k. cebelleş me * Cebelleş iş mek i. * ("büyük kudret" anlamı kayarak) Merhametsizlik. * Silâh.-ce -ce * Bkz. tartı ş mak. zorba. * Bkz. -ca / -ce (I). cebelleş mek * Uğ mak. ldı * Becerikli. eyi cebellezi etmek * cebine indirmek. na yanları götürmekle yükümlü bulundukları asker. ekime elveriş olmayan yer. * Acı z. cebi para görmek * parası yokken para kazanmaya baş lamak. züğ parası ürt. z. a cebellezi * Hakkı olmayan bir ş kendisine mal edip cebine koyma. zorba. açıgöz (kadı k n). nda atlı * Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti. -ca / -ce (II). tı kulu ndan nı cebel * Dağ . ması cebi delik * Tutumlu olmayan (kimse). merhametsiz. li cebeli * Osmanlımparatorluğ döneminde. cebeci * Yeniçeri ordusunda silâh yapan. boş toprak. münakaş etmek. cı * Kudret sahibi. 'nı eyin * (tasavvufta) Allah'a varmanıüçüncü basamağ n ı . Tanrı . cebine indirme. ce demeye mi geldin? * "Bu kadar az oturmaya mı geldin?" anlamı kullanı nda lı r. savurgan. cebin . * Ekilmemiş tarla. cebe * Zı rh. ceberut * Tanrı n her ş üstünde olan kudreti. cebi delik (kimse) * para tutmayan. savaş rası tı zeamet sahiplerinin dirlikleri oranı göre İ u sı nda mar. savaş ordunun silâh ve mı ta cephanesini ulaşran yaya kapı ocakları bir sıf asker. onaran ve bakı ile görevli bulunan.

süyek. zı nda . cebire * Kık kemikleri yerinde tutmak için kullanı tahta.* Korkak. n. ğ ı cebini doldurmak * karş tı elveriş durumlardan yararlanarak bol para kazanmak. cebirsel ifade * Cebirsel deyim. koaptör. larak rı * Zorla. ceddine lânet (veya yedi ceddine lânet!) * "soyun sopunla birlikte Tanrı cezanı versin!" anlamı ilenme bildiren söz. * Alı yüz. kendini tutma. n mı nda lantı kuran matematik kolu. cebrî * Zorla yapı zor kullanı yaptılan. cebriye * Yazgılı kadercilik. zoraki. lan. fatalizm. lar cebirsel formül * Cebirsel deyim. bunlara bağ bir büyüklük ölçüsünü çı lı karmak için gerekli iş lemleri gösteren ve birbirine cebirsel iş aretlerle bağ lanan harf ve sayı bütünü. mukavva veya tenekeden yapı şüzeri bezle rı lan lmı . * Artı eksi gerçek sayı bunlarıyerini tutan harfler yardı yla nicelikler arası genel bağ lar ve larla. cebinden çı karmak * ondan çok üstün olmak. cebretmek * Zorlamak. cebine indirmek (veya atmak) * (para için) hakkı olmadı hâlde kendine mal etmek. cebirsel * Cebirle ilgili. cebirsel deyim * Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde. cebrinefs * Kendini zorlama. cebir kullanmak * bir işyaptı için zora baş i rmak vurmak. zorlayı ş . cebren cebretme * Cebretmek iş i. cı k. kaplanan levha. cebrî yürüyüş * Bir yere kuvvet yetiş tirmek veya düş mandan önce varmak için yapı sı yürüyüş lan kı . ı ğ laş ı li cebir cebir * Zor. zor kullanarak.

kı lı cehennem azabı * Cehennemde uğ lacağ inanı ceza. rpı cehalet * Bilgisizlik. kı veya rla ı layı ceffelkalem * Hiç düş ünüp taş ı nmadan. sıntı kı çekmek. cehennem kütüğ ü * Cehennemde yanmaya yaraş kimse. ş ı cehennem * Dinî inanı göre. eziyet etmek. ranı ı na lan * Çok büyük sıntı kı . kı ya. cefalı kı ya katlanan. ş cefaya katlanmak * sıntı üzüntüyü sabı karş p tahammül etmek. cehennem hayatı * Büyük sıntı üzüntülerle dolu yaş ş kı ve ayı . cefa * Büyük sıntı kı . sıntı * Sınt ı eziyete katlanmıveya katlanan. . ş lara n * Çok sıntıyer. cehdetmek * Çalıp çabalamak. eziyet. cefakeş cefalı * Cefa çeken. ı r . guş a. cefakâr * Cefalı . cefa çekmek (veya görmek) * üzüntü. * Oğ burcu. bir çı da.ceddine rahmet! * "aferin. üzgü. Cedî cedit cedre * Guatr. lak * Yeni. cehdetme * Cehdetmek iş i. eziyet. bilmezlik. tamu. kötülük yapanlarıöldükten sonra ceza görecekleri yer. cehennem gibi * çok sı cak. cefa etmek * üzmek. bravo" veya "Tanrı senden razı olsun" anlamı kullanı nda lı r.

cehennem ol * defol!. kabuk veya odunundan güzel kı zı elde edilen bir kök (Rhamnus rmı renk infectorius). meyve. istediğyere kadar gitsin. kalçayı örten. acı z kimse. yün. -cak / -cek. yakı. * Bkz. * Aş üzüntü ve sıntı ı rı kı çekilen yer hâlini almak. . kollu giysi. ipek gibi ş eyleri eğ iplik durumuna getirmeye yarar araç. cehennem olmak * defolmak. havaya dayanı . cı cehennemi boylamak * (sevilmeyen kimse için) ölmek. i nda cehennemî * Cehennemle ilgili. zı cehennemleş me * Cehennemleş durumu. meli. çabalama. ceht -cek * Bkz. Jaketatay. ceket ceketatay * Erkeklerin ve kadı n giydiğ genellikle önden düğ nları i. k * Hamamıocağ külhan. cehennem gibi. iğ irip . * Çaba. cehennemlik * Öldükten sonra yerinin cehennem olacağsanı cehenneme lâyı(kimse). mek cehennemleş mek * Cehenneme dönmek. * Üzücü. ıkta bozulmayan beyaz kristal. cehennem taş ı * Gümüş nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen. ün klış ı cehennem zebanisi * Zalim. bilmezlik. cehennemin bucağ(veya dibi) ı * çok uzak yer. * Pamuk. * Modern ekmek fınları ateş bulunduğ en sı bölüm. * Kök boyası gillerden. cehennemin dibine gitmek * (kılan kimse için) defolup gitmek. n ı . rı nda in u cak cehil cehre cehri * Bilgisizlik. ması cehenneme kadar yolu var * "defolsun. korkum yoktur" anlamı sövme. ı lan.

celâllenmek * Öfkelenmek. ikâr. kı nlı zgı k. * Celâlli gibi. celâllenme * Celâllenmek iş i. n * Katı yüreklilik. na da kı Celâlîlik * Celâlî olma durumu. 'nı fatları cellât * Ölüm cezası çarptılanları na rı öldürmekle görevli olan kimse. celâlliye benzer. * Hı n. celeplik celî * Koyun. ululuk. Galata. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapan kimse. celâlli * Sert ve öfkeli (kimse). keçi.celâdet celâl * Yiğ kahramanlı itlik. * Parlak. * Açı aş k. * Tanrı n sı ndan biri. kolaylı suç iş kla leyen. celp . ğ ı n * Topkapı . ulu. * Büyüklük. * Öfke. sonraları türeyen bütün eş yaya verilen ad. İ brahim Paşve Edirne sarayları alıp türlü devlet hizmetleri için aday olarak a na nı yetiş tirilen genç. keçi. * Avcı çantası . iri sı celil * Çok büyük. katı ması yürekli. cilâlı . ması cellâtlı k * Cellâdıgörevi. coş rçı kun. celî yazı * (Arap harfleriyle) Uzaktan okunacak biçimde istif edilmiş sülüs levha yazı. k. kı zmak. Celâlî * İ olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıp devlete isyan eden Bozoklu Derviş lk kı Celâl'in adamları ve ondan yana olanlara. * Acı z. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapma iş ğ ı n i. zalim. cellât gibi * acı z. zalimlik. celâllice celbe celep * Koyun.

çağ belgesi. cemaatsizlik * Cemaatsiz olma durumu. cem'an * Cansı cansıvarlı zlar. çevresindekilerin düş üncesi ne olursa olsun kendi istediğ yapmaya çalır. a cemaatimüslimin * Müslüman halk. . celp kâğ ı dı * Çağ kâğ . ı dı rı celse * Oturum. celseyi tatil etmek * oturuma ara vermek. cemaatsiz * Cemaati olmayan. celseyi açmak * oturumu açmak. cemaatleş me * Cemaatleş işveya durumu. celp etmek * kendine çekmek. cemaatle namaz kı lmak * imama uyarak namaz kı lmak. celpname. * Mahkeme tarafı dava edene. mek i cemaatleş mek * Cemaat hâline gelmek. * İ kalabalı. ndan klara rı * Askerlik ödevini yapmaya çağ ı rma. çağ belgesi. rı ı dı rı celpname * Celp kâğ . z klar. cemaat * Bir imama uyup namaz kı kiş lan iler. nsan ğ ı * Bir dinden veya bir soydan olanlarıtopluluğ n u. cemaatli * Cemaati olan. ini ş ı cemaate uymak * içinde bulunulan bir topluluğ uyarak davranmak. cemaat ne kadar çok olsa (veya cami ne kadar büyük olsa) imam gene bildiğ okur ini * bir yetkili kimse.* Getirtme. cemadat cemal * Yüz güzelliğ i. edilene veya tanı gönderilen çağ belgesi. * getirmek. kendi üzerine çekme.

cem'an yekûn * Toplam olarak. n * Gönül alı davranı cı ş . * Topluluk. * (erkek için) Güzel.* Toplayarak. * Çoğ çokluk. cemi * Bütün. * Toplama. ul. hepsinin tamamı . büyük tövbe ayı . toplam olarak. hançer. * Birbirine uygun veya zı t anlamlı kelimeleri tenasüp veya tezat sanatları yoluyla bir araya getirme. bir araya getirmek. (bir ş eyin) tümü. cemetmek * Toplamak. cemetme * Cemetmek iş i. cemil cemile cemilendirme * Çoğ ullandı iş rma i. veya iyi yla . (bir ş eyin) hepsi. cemilendirmek * Çoğ ullandı rmak. it ri cembiyeli * Cembiyesi olan. * Toplama. geçmiş kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek. cembiyesiz * Cembiyesi olmayan. * Tanrı n sı ndan biri. cemilenme * Çoğ ullanma iş i. * Bir olayı kiş kutlama amacı bir araya gelen topluluk. toplum. 'nı fatları * (kadıiçin) Güzel. cemaziyülevvel * Ay takviminin beş ayı inci . çokluk hâline getirmek. cemilenmek * Çoğ ullanmak. cemaziyülevvelini bilmek * bir kimsenin herkesçe bilinmeyen. cemaziyülâhı r * Ay takviminin altı ayı ncı . hepsi. hep. küçük tövbe ayı . * Düğ ün. teki cembiye * Bir çeş eğ kama. cemiyet * Dernek.

ı nı * Ş ayı birer hafta aralı ubat nda klarla önce havada. cenaze namazı * Cenaze gömülmeden önce musalla taş n üstüne konan tabutun önünde kı namaz. ndan * Saygı . cenaze levazı matı * Ölünün kefenlenmesi sı nda gerekli olan malzemeler. * Pis. cenap cenaze cendereleş me . * Savaş düzenindeki ordunun iki yanı her biri. Cenabı hak * Allah. * Cemiyet içinde geçen. dağ k olmayan. onur ve büyüklük anlamı kullanı yla lı r. rma cenaze duası * Cenaze defnedilirken okunan dua. * Kefenlenip tabuta konmuşgömülmeye hazı . lerde lan * Manevî baskı . ndan lan cenazeyi kaldı rmak * ölüyü gömmek üzere götürmek. pazı . cenbiye * Ağ eğ bir tür Arap bı ı zı ri çağ . cendere * Bir ş sı eyi kmak. Tanrı . pres. ş * Cenaze töreni. ı nı lı nan cenaze töreni * Cenaze namazı mezara kadar yapı dinî tören.cemiyetli cemre yükseliş i. ezmek gibi iş kullanı mekanizma. kötü. gömmek. hoş lmayan kimse veya ş lanı ey. cenabet * Cünüp. cenaze alayı * Ölüyü kaldı töreni veya bu törende yer alan veya cenazeyi izleyen topluluk. * Kol. derli toplu. rası cenaze merasimi * Cenaze töreni. cenaze gibi * benzi sararmı ş . cenah * Kuş kanadı . rlanmıinsan ölüsü. sonra suda ve en sonra toprakta oluş u sanı sı k tuğ lan caklı cemre düş mek * sı k yükselişo hafta içindeki günde baş caklı i lamak. taraf. * Yan.

cennet balıgiller ğ ı * Kemikli balı r takı nı kefallar alt takı na giren bir familya. çekiş münakaş etmek. cenkçi cenkçilik * Savaş. cenk * Savaşkavga. uğ . altı cendereye sokmak * manevî baskı na almak. a cennet * Dinî inanı göre. * Cenkçi olma durumu. * Atı ş mak. çı * İ dövüş dövüş savaş vuruş yi en. cenkleş me * Cenkleş iş mek i. ma nı ş müş ceninisakı t * Düş ük. ehri) ndan cengâver * Savaş. ş ı cengâverlik * Savaşlı savaş k. altı Cenevizli * Ceneviz (bugünkü Cenova ş Cumhuriyeti halkı olan kimse. öldükten sonra sonsuz bir mutluluğ kavuş ş lara n. . mavi yeşzemin üzerine bakı ğ ı il r rengi çizgili tropikal balı(Macropodus k viridiauratus). cengel cenin * Otlarla ve sıağ k açlarla örtülü geniş Hindistan ormanları verilen ad.* Cendereleş iş mek i. zları a acakları yer. uçmak (II). kan. cenk etmek * savaş mücadele etmek. dövüş çı k. huzur veren yer. çekiş raş me. * Büyük çaba. cenkleş mek * Savaş mak. iyilik yapanları günahsı n. kanlı çülük. kavgacı çı . mek. kla mın mı . kavga. cendereleş mek * Manevî baskı nda mücadele etmek. na * Ana rahminde doğ zamanı tamamlayamamıveya vaktinden önce düş çocuk. * Çok güzel. çü. cengâverce * Cengâvere yakır biçimde. cennet balı ğ ı * Cennet balıgillerden. mak. kan.

* Güzel. cennetlik * Öldükten sonra yerinin cennet olacağ inanı (kimse). alı kadı mlı n. bakı . çok cennete çevirmek * temiz. centilmence * Centilmene yakır (bir biçimde). cennet kuş ugiller * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfın bir familyası lar nını . . * Güneyli. anı r. * Güney. cennetmekân * Cennetlik. mlı cennetleş me * Cennetleş durumu. güney. mlı cennet kuş u * Cennet kuş ugillerden. kibar (erkek). tüyleri güzel renkli bir kuş (Paradisea apoda). mek cennetleş mek * Cennet durumuna girmek. * Cennetin güzellikleriyle donanmak. güzel bir yer durumuna getirmek. cennetmekân. ancak taraflarıkarş klı n ı güvenlerine dayanan sözlü antlaş lı ma. güneye özgü olan. * Henüz pek küçükken ölen bebek. cennet öküzü * Yüreğtemiz ama budala denecek kadar saf kimse. bakı (yer). saygı görgülü. yi lı lı . ı na lan * (ölmüş kimse için) Yeri cennet olan. centilmen * İ arkadaşk eden. ş ı centilmenlik * Centilmen olma durumu. rahat yaş lıbakı bir yer durumuna gelmek. centilmenlik antlaş ması * Hukukî ve resmî olmayan. i cennet taamı * Tadı güzel olan yemek veya yiyecek. nda cennet gibi * güzel. * Centilmene yakır davranı ş ı ş . cenubî cenup cenuplu * Güneyle ilgili.cennet biberi * Zencefilgillerden karabiber tadı bir bitki. mlı cennete dönmek * güzel.

ş an ı nan cep harçlı ğ ı * Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamaları ı karş laması verilen para. i tı rı nda lan ı t ma * Kablosuz telefon. cep feneri * Pille çalı ve cepte taş küçük fener. çökertme. savaşhazı a rlanmak ve baş lamak. cepçi * Yankesici. ı n ü * Yan. cep defteri * Cebe sı ğ abilecek büyüklükteki defter. * Ateş silâhlarla atı için hazı li lmak rlanan her türlü patlayı madde. * Üzerinde savaş sürdüğ bölge.cep * Genellikle bir ş koymaya yarar. cep saati * Cepte taş saat. alanın manı kan * Trafiğkolaylaşrmak için yaya kaldımları veya yollarda yapı cep biçimindeki taş yanaş yeri. giysinin belli bir yeri açı içine yerleş ey larak tirilen astardan yapı ş lmıtorba veya giysinin üzerine konulan parça ile yapı ş lmıyer. taraf. cephe * (yapı larda) Yüz. yön. * Belli bir düş ünce. ğ abilecek boyda" anlamı verir. cephanelik * Cephanenin saklanması yarar kapalı korunmuş na ve yer. cep televizyonu * Çok küçük boyutları veya cebe sı olan ğ abilecek küçüklükteki televizyon. ı nan cep sözlüğ ü * Cepte taş ı nabilecek ve günlük ihtiyaca hemen cevap verebilecek küçük sözlük. cep telefonu * Cebe sı ğ abilecek küçüklükte olan. cı cephaneci * Kara. cep kitabı * Cepte taş ı nacak. istek çevresinde sağ lanan beraberlik. için cep harçlını karmak ğ çı ı * günlük masrafı karş nı ı layacak kadar kazanç sahibi olmak. cepçilik cephane * Yankesicilik. cephe açmak * savaş olmayan bir bölgede. deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse. cep takvimi * Cepte taş ı nabilecek küçük boy takvim. . nı * Savaş nıbir yerinde düş n geriletilmesiyle ortaya çı taktik durum. kablosuz telefon. * Belirtisiz isim tamlaması sı tamlayan görevinde "cebe sı yapında. taş ı nabilir. cebe girecek biçimde küçük kitap. alnaç.

cepheli cepken cepleme * Yönlü. cerahatlenme * Cerahatlenmek iş i. sürükleyerek götürme. bir düş ünceye karşolmak. cerahat *İ rin. cepheleş me * Cepheleş iş mek i. cebine indirmek. cerahatlenmek * (yara) İ toplamak. taraflı . ceplemek * Kazanmak. ndan cer * Çekme. lmak cepheden hücuma geçmek * dolaş yollara sapmadan. bir istek çevresinde birlik oluş turmak. direnmek. . cepten vermek * kendi kesesinden. alanın cepheden cepheye koş mak * durmadan. ı cephe gerisi * Savaş nıgerisinde kalan bölge. yı bilmemek. cepheleş mek * Bir düş ünce. doğ ı k rudan doğ konuyu ele alarak birine karşçı ruya ı kmak veya mücadeleyi açı ktan açı yapmak. değik cephelerde savaş iş mak.cephe almak * hası durumu takı m nmak. cepten aramak * bir kimseyi cep telefonundan aramak. bir sa. cephelenmek * Cephe oluş turmak. ğ a cephelenme * Cephelenmek iş i. rin cerahatli * İ toplamı irinli. kendi malı ödemek. z * Ceplemek iş i. * Kolları rtmaçlı uzun. harçla iş yı ve lenmiş tür kı yakasıüst giysisi. cer hocası * Taş imamlıyaparak para ve erzak toplayan genç medrese öğ rada k rencisi. * Yara. rin ş .

rin ş . dilli. ceriha cerime . * çürütmek. ceren cereyan * Ceylan. u cereyan çarpmak * elektrik akı na tutulup etkisinde kalmak. akı akı . k.cerahatsiz * İ toplamamı irinsiz. cerh etmek * yaralamak. ceride * Gazete. kayı t defteri. * Akı m. hareketi içinde yer almak. * Aynı ilimde olan. olmak. cereyana kapı lmak * elektrik akı yla çarpı mı lmak. inanç. kla rı söz * Baş tarafı yapı veya kaza sonucu ortaya çı zararı kası ndan lan kan ödeme. aynı eğ görüş paylaş kimselerin oluş ü an turduğ hareket. cerbeze * Güzel konuş ma. * Bir yöne doğ akma. cerbezeli cereme ceremesini çekmek * baş nıyol açtı zararı kasın ğ ı ödemek. * Beceriklilik. * Süvari kolu. girginlik. * Yara. * Cereme. yapı lmak. veya iddia için) Çürütme. mlı cerh * Yaralama. ş ı p * bir eğ bir görüş ilim. mı cereyan etmek * geçmek. * suyun akı içinde kalısürüklenmek. ru ş ntı . cereyanlı * Akı lı ntı . * Akı . kolaylı ve inandıcı söyleyen. * Girgin. eyin me. * Tutanak. cereyanda kalmak * kapalı yerde. * Bir ş geliş olma durumu. karş klı k pencere veya kapı nda meydana gelen hava akı sı kalı üş bir ı açı lı arası ntında p ütmek. * (bir düş ünce. * Kurnazlı hilekârlı k.

* Güç veya tehlikeli bir işgiriş e irken kiş kendinde bulduğ güven. yüreklilik. atı k. yüzyı 9. . * Önemsiz yaraları tiren kimse. sactan kı larak sı vrı yapı ş lmımenteş e. yüreklenmek. lganlı * Büyüklük. cesaret pekliğ i. irilik. * Çekinmezlik. davranı güç almak. cerrar * Çekici. cesaret gelmek * yı nlı gitmek. ulan cermen menteş e * Bina kapı ile pencerelere takı ve yaprakları ları lan menteş uzunluğ e unun yarı kadar olan. * Savaş araçları donatı ş yla lmıkalabalıordu. sürükleyici. iyileş * Cerrahlı ilgili. lgı ğ ı cesaret göstermek * yürekli davranmak. iri. * Zorla para alan (kimse). cesamet cesametli * Kocaman. 3. k * Dilenci. cesaret almak (veya bulmak) * herhangi bir durumdan. cerrahlı k * Cerrah olma durumu veya cerrahımesleğ n i.Ö. ldan yüzyı kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse. yiğ yürek ve göz inin u itlik. cerrahî cerrahî müdahale * Ameliyat. e mek. cerre çı kmak * (medreselerde okuyan softalar) para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağ p imamlıveya ı lı k müezzinlik yapmak. Bohemya ve Polonya'nıbatı n bölümünü kapsayan Cermanya'da M. Cermence * Cermen dili.Cermen * Bugünkü Almanya'yı . cerrah * Operatör. la Cermen dilleri * Kuzey Avrupa'da konuş ve Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan diller. ş tan cesaret etmek * korkulması gereken bir işkorkmadan giriş göze almak. . kla * Hekimliğ ameliyatla tedavi yapan dalı in.

cesaretsiz * Yüreksiz. cesaretlilik * Cesaretli olma durumu. ceset cesim * Büyük. yüreklilik. yiğ i. lgı ğ ı cesaretini kı rmak * yürekliliğ gidermek. "kım kım" anlamı sı sı ndaki ceste ceste ikilemesinde geçer. cesaretli * Hiçbir ş eyden korkusu olmayan. ceste ceste * Azar azar. yiğ it. itlenme. yiğ lgı ğ ı itlenmek. cesaretlenme * Cesaretlenmek iş yüreklenme. itlendirme. cesaretlendirme * Cesaretlendirmek işyüreklendirme.cesaret vermek * birinin yı nlını lgı ğ gidermek. cesaretlendirilmek * Yüreklendirilmek. cesaretsizlik * Cesaretsiz olma durumu. kocaman. cesurca * Yürekli. yüreksizlik. yiğ i. yüreklenmek. ı cesarete gelmek * yı nlı gitmek. cesaretlenmek * Yı nlı gitmek. korkutmak. ini cesaretini toplamak * kendine güven duygusunu. yürekli. yürekliliğ ve atı ğ bir araya getirmek. ini lganlını ı cesaretlendirilme * Cesaretlendirilmek iş yüreklendirilme. * Çekingen. cesaretlendirmek * Yüreklendirmek. cesaret vermek. cesur cesurane * Cesaretle. yüreklenmek. ceste * "Azar azar". yiğ itlendirmek. yiğ itçesine. iri. naaş . cesaretli. birini yüreklendirmek. yüreklice. * Ölü vücut. i. .

cevahirci cevap * Mücevher alısatan kimse. cevaplamak * Bir soruya. cevahir yumurtlamak * cevher yumurtlamak. gözü pek olma durumu. * Liste. iyi sonuç alı nmak. p * Bir soruya. ı lı * ihtiyacı ı karş lamak. cevap hakkı * Bir kimsenin ş yla ilgili bası yayıorganları çı haberlere karş k olarak ya düzeltme ya da cevap ahsı n n nda kan ı lı verme hakkı . . büyük baba. ya ı lı t. cetbecet cetvel çizgilik. plâstikten veya madenden yapı ş ru lmıaraç. * Atı k. yanı e. ters ve karş ndakinin beklemediğbir karş k vermek. su kanalı . * Doğ çizgileri çizmeye yarayan. tlandılma. cevap anahtarı * Sı navlarda sorulan soruları çözülmüş n biçimi. dereceli veya derecesiz. ı lı cevabı dikmek (veya dayamak. ya ı lı tlamak. bir isteğ bir söz veya yazı karş k vermek. mücevherci. tahtadan. lganlı cet * Dede. ı sı i ı lı cevabî cevahir * Cevap niteliğ olan. cevap vermek * karşk olarak bildirmek veya söylemek. karşk olarak. cevap kâğ ı dı * Sı navlarda sorulan soruları cevapların bulunduğ kâğ n nı u ı t. * Ark. ş an cesurluk * Yüreklilik. cesur gibi. soyca. yanı e. çizelge. cevaplama * Cevaplamak iş i. bir isteğ bir söz veya yazı verilen karşk. yakut gibi değ taş mücevher. * Atalardan beri. * iyi sonuç vermek. inde * Elmas. cevaben * Cevap olarak. cevaplandılma rı * Cevaplandılmak işyanı rı rı i. yapı rmak) ş tı * kesin. ata. erli lar.* Cesura yakı biçimde.

cevaplandı rma * Cevaplandı rmak iş yanı rma. gövdesi kalı kerestesi değ yurdumuzda çok yetiş ağ n. gevher. yi * Töz. . yanı rı lı tlandılmak. bir tepki göstermemek. ceviz içi * Cevizin kabuğ kıldı sonra kalan iç. en aç (Juglans regia). yanı. karşğverilmek. tlandı cevaplandı rmak * Bir ş cevabı. cevapsı z * Cevabı verilmemişkarşksı yanı z. cefa. * Eziyet. ma. cevaz vermek * hoş görmek. cevher yumurtlamak * değ sözler söylediğ sanarak saçmalayanlar için alay yollu söylenir. ı z. eyin * Değ süs taş mücevher. ıı lında cevaz * İ müsaade. karş ğ vermek. ceviz kı rmak * yanlıtutum veya davranı bulunmak. uzun ömürlü. * Bu ağ n yağ. gezinme. erli. cevelân cevher * Dolaş dolanma. gezinti. yanı rmak. maya. hata yapmak. u rı ktan * Cevheri olan. * İ yetenek. lı tsı cevapsıbı z rakmak * karşğ herhangi bir cevap vermemek. üzgü. eyin nı ı ı lını tlandı cevaplı *İ çinde cevap bulunan. erli ini cevherli cevhersiz cevir ceviz * Cevizgillerin örnek bitkisi olan. * Ceviz ağ nıkerestesinden yapı ş acın lmı .cevaplandılmak rı * Bir ş cevabı ı ı eyin . * Bir ş özü. i. ş ş ta . uygun bulmak. i. * Cevheri olmayan. zin. tlı cevaplı telgraf * Cevabın ücreti bir ş sorup cevap almak için telgraf gönderen kimse tarafı önceden ödenmiş nı ey ndan olan telgraf türü. niş acı lı astalı yemişkoz. erli ı .

hareketlilik. hentbol vb. ceza alanı * (futbol. * Cevizden yapı ş lmıveya cevizi andı ran. gazal (Gazella dorcas). ceviz katı ş lmı . acı * Suç iş leyen bir kimsenin yaş sı özgürlüğ malları onuruna karşdevletin koyduğ sırlama. cevizlik cevretme * Ceviz ağ nıçok olduğ yer. ı ı rlını kı ve . ceylân bakı ş lı * Süzgün ve tatlı ş. i tanı ince bacaklı nan. . na. memeli hayvan. cevizî cevizli * Cevizi olan. çöllerde yaş ayan. bakı lı ceylân gibi * yapıince ve uyumlu. çok hı koş gözlerinin güzelliğile zlı an. zarif. ceylâna uygun biçimde. sı ceylânca ceza * Ceylân gibi. atmosferik. na ceza almak * öğ renci cezalandılmak. acın u * Cevretmek iş i. antına. cevval * Davranı çabuk ve kesin olan. cevretmek * Eziyet etmek. sıntı veren uygulama. ş ları cevvaliyet * Çabukluk. rı * (görevli. üne. *İ kizler burcu. boynuzlugiller familyası ndan. ş ları kı . * manevî bakı mdan iş lenen suçun ağ ğ çekip sıntı üzüntü içinde kalmak. suçluya) para cezası verdirmek.cevizgiller * Örneğceviz olan. ceza atı ş ı * Ceza vuruş u. de) Bir oyuncunun bilerek yaptı kural dı davranın penaltı cezalandıldı veya ğ ı ş ı ş ı ile rı ğ ı kalecinin topu elle tutması izin verilen alan. ı u nı * Atmosfer ile ilgili. taçsıiki çeneklilerden bir bitki familyası i z . * Uygun görülmeyen tepki ve davranı önlemek için üzüntü. ceza çekmek * hapiste yatmak. cevvî Cevza ceylân * Çift parmaklı lardan.

ı r kanı ceza sahası * Bkz. cezaî * Ceza ile ilgili. * para cezası ödemek. cezalandı rmak * Bir kimseye veya varlı ceza vermek. ceza verilmek. yapı ceza görmek * kendisine ceza verilmek. rı cezalandı rma * Cezalandı iş rmak i. tecziye edilmek. cezalanmak * Cezaya çarpı lmak. rı ş cezası bulmak nı * hak ettiğkötü sona uğ i ramak. cezalandılmak rı * Cezaya çarptılmak. ceza vermek * cezalandı rmak. cezalandılma rı * Cezalandılmak iş rı i. * hükmedilen cezayı bitirmek. cezalı * Cezalandılmı(kimse). ceza alanı . cezaya iliş cezaya dayanan. ceza reisi * Ağ ceza mahkemesi baş . ceza kesmek. cezalandılmak. ceza yazmak * Bkz.ceza evi * Hükümlülerin içinde tutuldukları . kin. mahpushane. ceza yemek * cezalandı rı lmak. hapishane. karştarafı ı n yapmaya hak kazandı serbest vuruş ğ ı . cezası çekmek nı * yaptı bir kusur veya tedbirsizliğ zararı uğ ğ ı in na ramak. rı ceza hukuku * Suç kapsamı içine giren eylemler ile bunlara uygulanacak cezaları inceleyen hukuk dalı . . ğ a cezalanma * Cezalanmak iş i. ceza vuruş u * Özellikle futbolda. ceza kesmek * (görevli) para cezası yazmak. bir oyuncunun oyun alanı yanlıdavranını nda ş ş cezalandı ı rmak için.

ş ı ı rı up cezbelenme * Cezbelenmek durumu. eklenerek yapı bir tatlı ndı eker lan türü. açımor renkli çiçekleri ve k ortası çukur taç yaprakları bir bitki (Vinca). * Cezbesi olan. kendini kaybetmek. cezbetme * Cezbetmek durumu. * Kendine çekme. silindire benzer küçük kap. rı ş . ş vb. * Kahve piş irmeye yarayan. cezbeli cezbesiz * Cezbesi olmayan. ş ı ı rı up cezerye * Ezilmiş havuç içine fı k. olan Cezayirli cezbe * Bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçme durumu. kendinden geçmek. kökten. Cezayir menekş esi * Zakkumgillerden. temelden. cezaya çarptı rmak * cezalandı rmak. * Etkileyerek kendine bağ lama. kendine özgü mavi. cezir * Kök. * Alçalma. bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen. * Cezayir halkı olan (kimse). * (denizde) Ada. cezbelenmek * Cezbeye tutulmak. * Köklü. cezbeye tutulmak (veya kapı lmak) * bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçmek. ndan cezire cezp cezrî cezve cezve sürmek * kahveyi piş irmek için cezveyi ateşdoğ itmek. e ru Cf .cezası z * Cezaya çarptılmamı cezalandılmamı rı ş . cezbetmek * Kendine çekmek. saplı . radikal. bağ lamak.

* Gücünü. l. * Atıiki omzunun arası n . cı mak lı zlaş * Zayı güçsüz düş f ve mek. -cı -ci. çartı r. eneze. saltı ndan an fizik charter check up * Bkz. sigara. simit-çi. * Süs. * "Yok olmaz" anlamı kullanı nda lı r. gram. kürk-çü vb. cıl bı * Çı plak. cı dak * Mı zrak. cı da cı ı dağ -cı/ -cik.usulca-cıvb. balı . * -ca ekli zarflardan pekiş tirme zarfları türetir: Yavaş k. türkü-cü. ç * Mı zrak. k-çı * Çok zayı güçsüz. öpü-cük vb. na fat l. CGS * Santim. * İ organlar. z. * Derisi soyulmuş et. hı rpalanmak. dara-cı bir-i-cik vb. -cu / -cü / *İ simden isim ve sı türeten ek: kapı .* Kaliforniyum'un kı saltması . parası geçim darlı çeken. * Bkz. iş leyen yara. * Yoksul. sönük. saniye kelimelerinin kı lması oluş uluslar arası birimleri sistemi. ama k. ş ı cı ma lı zlaş * Cı mak iş lı zlaş i. -cuk / -cük k *İ simden küçültme ve okş isimleri türeten ek: baba-cı anne-cik. değ yitirmek. yoğ fat -cı k-çı urt-çu. f ve * (ık için) Güçsüz. fat cı k. * Önüne bir ünlü getirilerek sı ve zarf türetir: az-ık. * Derin. zayı flamak. köfte-ci. büyük çı ban. nahif. ğ ı cığçı cı kmak (veya cığ çı ı cını kartmak) ı * çok yorulmak. cık cı * Güzel. cı gara cı k * Bkz. ev-cil vb. su-cu. çekap. erini . ca-cı k -cı -cil l/ cı lı z *İ simden "seven" anlamı sı türetir: adam-cıinsan-cıbalı l. yavru-cuk.

cı lkava * Kurdun veya tilkinin ense postundan yapı kürk. lı z * Bozularak kokmuş . * Cık. cı mbarlama * Cı mbarlamak iş i. vı *İ rinlenmiş . tabak gibi sı rçadan veya porselenden yapı ş lan eyler. lk cı k lklı cı mbar * Çı mbar. cı z mbı * Kı ince ş l gibi eyleri tutmak veya çekmek için kullanı küçük maş lan a. cı mak lklaş * Cı duruma gelmek.cı k lı zlı cı lk * Cı olma durumu. cı etmek lk * bozmak. mbı cı k ncı * Bardak. mı . mbı * Dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri cı zla temizlemek. lan . cı çı lk kmak * kusurlu. üm. boş veya bozuk çı kmak. doğ ve uygun yolundan ayrı ru lmak. * Filiz. lı mbı kta ini cı zlama mbı * Cı zlamak iş mbı i. sürgün. çürütmek. cı mbarlamak * Dokunmakta olan halın veya bezin kenarı cı nı nı mbarla geriye almak. * Sözünün eri olmayan. cı zlamak mbı * Cı zla yolmak. lk cı zcı mbı * Dokumacı cı zlamak iş yapan (kimse). cı k boncuk ncı * Yalancı lardan yapı ş taş lmıküpe. kadeh. * Özellikle dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri temizlemekte kullanı el aracı üm. züccaciye. cı ma lklaş * Cı mak iş lklaş i. * Cı olma durumu. cı l ngı * Küçük üzüm salkı . lan cı çı lkı kmak * bozulmak. kolye gibi ş eyler.

lı z. * Pamuk kozaların pamuğ ve çekirde