P. 1
ALEVİLİK VE BEKTAŞİLİK ARAŞTIRMALARI

ALEVİLİK VE BEKTAŞİLİK ARAŞTIRMALARI

|Views: 143|Likes:
Yayınlayan: ramazankoc22
Alevilik hakkında genel bilgiler
Alevilik hakkında genel bilgiler

More info:

Categories:Types, Research
Published by: ramazankoc22 on Dec 25, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as DOCX, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

05/31/2015

pdf

text

original

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI
DERLEYEN: RAMAZAN KOÇ
80.YIL CUMHURĠYET ANADOLU LĠSESĠ DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÖĞRETMENİ EDİRNE

[www.ramazankoc.com]

1

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI

FİHRİST
1-KONUYA BAġLARKEN 2- ÖNSÖZ YERĠNE

* TARĠHTEN GÜNÜMÜZE ALEVÎLĠK-BEKTAġÎLĠK YORUMU – ĠHSAN ÜNLÜ
3- YAHUDĠ MÜNAFIK ĠBNĠ SEBE VE FAALĠYETLERĠ 4-ALEVĠ-BEKTAġĠLĠĞĠN TARĠHĠ KÖKENLERĠ Ġrene Melikoff

5-ALEVĠLERDE ÖLÜMLE ĠLGĠLĠ RĠTÜELLER 6- GADĠRĠ HUM OLAYI 7- ALEVĠLĠK ĠLE ĠLGĠLĠ KAVRAMLAR 8- ALEVĠLĠK KRONOLOJĠSĠ 9- ALEVÎLĠK NASIL ORTAYA ÇIKMIġTIR, BĠR MEZHEB MĠDĠR, SĠYASÎ BĠR FIRKA MIDIR 10- ALEVĠLĠK NE DEMEKTĠR 11-ALEVĠLĠK NEDĠR ? HAMDĠ DÖNDÜREN 12-ALEVĠLĠK NEDĠR ? MEHMET KIRKINCI 13- ALEVĠLĠKLE ĠLGĠLĠ FARKLI GÖRÜġLER 14-ALEVĠLĠKLE ĠLGĠLĠ NOTLAR 15-ALEVĠLĠKTE DĠĞER ĠNANÇLARIN ETKĠLERĠ VE ĠZLERĠ 16-ALEVĠLĠKTE ESKĠ TÜRK ADETLERĠNĠN VE ġAMANLIĞIN ĠZLERĠ 17-ANADOLU ALEVĠLĠĞĠNE KISA BĠR BAKIġ 18-BEDĠÜZZAMAN SAĠD NURSÎ’NĠN ESERLERĠNDE ALEVĠLĠK DÜġÜNCESĠNE BAKIġ 19-HÂRĠCĠLĠK VE HÂRĠCĠLĠĞĠN BELLĠ BAġLI TEMEL ÖZELLĠKLERĠ 20- a)- ĠRENE MELĠKOFF'UN HAYATI b)-TÜRKOLOJĠ VE ALEVĠLĠK BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARININ BÜYÜK USTASI : IRENE MELIKOFF c)- ĠRENE MELĠKOFF METODOLOJĠSĠ 21-KIZILBAġLIK NE DEMEKTĠR?

[www.ramazankoc.com]

2

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI
22- KIZILBAġLIK VE MUM SÖNDÜ 23- ġÎA'NIN DOĞUġU 24- ORTAYA ÇIKAN ġĠÂ FIRKALARI VE ĠTĠKADLARINDAKĠ SAPIKLIKLAR 25- SAFEVĠ DEVLET Ġ (1502-1732 ) 26- SÜNNĠLĠK NEDĠR aykırı bir yazı
ĠSKENDER PALA

27- TÜRKĠYE'DE ALEVĠLĠK TARĠHĠ 28- YAVUZ, 40 BĠN ALEVĠ'YĠ KESTĠ MĠ 29- ALEVĠ-BEKTAġĠ KÜLTÜRÜNDE KURAN ĠNANCI 30- ALEVĠLĠKLE ĠLGĠLĠ BAZI SORULAR VE CEVAPLAR a)-MUHABBET NEDİR? İNSAN KİME VE NE ÖLÇÜDE MUHABBET EDECEKTİR? b)-EHL-İ BEYT SEVGİSİNİN DİNİMİZDEKİ YERİ NEDİR ? c)-HZ.ALİ'NİN, KENDİSİNİ SEVENLERİN NAMAZLARINI KILDIĞI SÖYLENİYOR. DOĞRU MUDUR? d)-BAZI KİMSELER, “HZ.ALİ (RA) CAMİDE ŞEHİD EDİLDİĞİ İÇİN CAMİYE GİTMİYORUZ VE NAMAZ KILMIYORUZ” DİYORLAR. BÖYLE BİR ANLAYIŞIN DİNİMİZDE YERİ VAR MIDIR? e)-DENİLİYOR Kİ, ORUÇ, ASLINDA ÜÇ GÜN OLARAK FARZ KILINMIŞTI. CEBRAİL (AS), ORUCUN FARZ OLUŞU HAKKINDAKİ ÂYETİ GETİRDİĞİNDE, PEYGAMBER EFENDİMİZİ (SAV) MEDİNE'DE BULAMADI; ... f)-AZ DA OLSA, BAZI KİMSELERİN HZ.ALİ'YE "ULÛHİYET" İSNAT ETTİKLERİNİ İŞİTİYORUZ. BU İDDİAYA NE CEVAP VEREBİLİRİZ? g)-BAZI KİMSELERİN, HZ.ALİ'YE "PEYGAMBER" DEDİKLERİNİ İŞİTİYORUZ. BU İDDİA, NEREDEN KAYNAKLANMAKTADIR. VE BUNLARA NASIL CEVAP VERMEK GEREKİR? h)-HZ. ALİ’NİN ÖLMEDİĞİ, İBN-İ MÜLCEM’İN ÖLDÜRDÜĞÜ ŞAHSIN -HÂŞÂ- ONUN KILIĞINA GİRMİŞ BİR ŞEYTAN OLDUĞU İDDİA EDİLİYOR VE, “O GÖĞE ÇIKMIŞTIR. GÖK GÜRÜLTÜSÜ DE, ONUN KAMÇISININ ŞAKIRTISIDIR” DENİLİYOR. BU İDDİAYA NE DERSİNİZ? I)-BAZILARI TARAFINDAN, "KUR'ÂN-I KERÎM, HZ.ALİ (RA)'A GÖNDERİLDİĞİ HALDE CEBRAİL (A.S.) ONU MUHAMMED'E (SAV) GETİRDİ" DİYE İDDİA EDİLİYOR. BU HUSUSTA NE DİYORSUNUZ? j)-DENİLİYOR Kİ: "KUR'ÂN, ASLINDA BUGÜN MEVCUT OLAN 6666 ÂYETTEN DAHA FAZLAYDI. HZ.OSMAN ZAMANINDA, BAZI YERLER ÇIKARILARAK, SİMDİKİ MİKTARA İNDİRİLDİ." BU İDDİAYA NE DERSİNİZ? k)-HİLÂFETİN, ÖNCELİKLE HZ. ALİ (RA)’IN HAKKI OLDUĞU HALDE, BU HAKKIN GASP EDİLDİĞİ İDDİASINA NE DERSİNİZ? l)-BAZI ALEVÎLER EHL-İ SÜNNETE MENSUP MÜSLÜMANLARI YEZÎD'İN ZULMÜNE TARAFTAR OLMAKLA İTHAM EDİYORLAR. BU İTHAMA KARŞI NE DERSİNİZ? m)-MÜSLÜMANLAR ARASINDA ASIRLARDAN BERİ DEVAM EDEN BU ALEVÎ-SÜNNÎ İHTİLÂFININ SİZCE HÂL ÇARESİ NEDİR? 31-HAZRET-Ġ EBÛBEKĠR'ĠN (RA) FAZĠLETĠ 32- HAZRET-Ġ ÖMER'ĠN (RA) FAZĠLETĠ 33- HAZRET-Ġ OSMAN'IN (RA) FAZĠLETĠ 34- HAZRET-Ġ ALĠ'NĠN (RA) FAZĠLETĠ 35-ALEVĠLĠKLE ĠLGĠLĠ LĠNKLER

[www.ramazankoc.com]

3

İhsan ÜNLÜ hocamızın TARİHTEN GÜNÜMÜZE ALEVÎLİK-BEKTAŞÎLİK YORUMU adlı seminerine katıldım. Okudukça okuyasım. İslam Dini içinde yer alan bir oluşum mudur? Yoksa heteredox bir yapı mıdır? Bu sorunun cevabını ilerleyen bölümlerde sizler okudukça anlayacaksınız. yoksa farklı bir boyutu mu vardı? İşte bu merakla kolları sıvadım ve kısıtlı zaman aralığında bu konuya yöneldim. [www. Yaklaşık 6 aydır üzerinde çalıştığım ALEVİLİK konusunun yavaş yavaş sonuna geldim. daha çok sözlü kültüre dayanmaktadır. Bir vesile ile gittiğim Erzurum’da kıymetli insan Mehmet KIRKINCI Hoca efendi ile görüşüp Alevilik Nedir adlı kitabındaki bazı soru ve cevapları sitemizde yayınlama adına kendisinden müsaade aldım . tarihçesi. Aleviliğin tanımları. Alevi kökenli yazarlar kendilerini ne kadar bilimsel kalmaya zorlasalar da Alevi inanç çerçevesinde yetiştikleri için duygusallıktan kurtulamamışlardır. Meseleye tarafsız bakmak niyetiyle öncelikle Alevi kökenli yazarların kitaplarını okudum. Prof. yazılı belgeler yok denecek kadar az. Şahsen ben bu konuda tam bir fikir sahibi olamadım.Dr. ritüelleri. Fakat Alevilik. Ali Yaman . Yukarıda da belirttiğim gibi birçok kişi kendi algılamasına göre bir Alevilik tablosu çizmiş durumda. Sönmez KUTLU’nun sitesinden konumuza ışık tutacak çok değerli ve yönlendirici tespitleri sizlerle paylaşacağım. İskender ÖZDEMİR …gibi Alevi bakış açısına mensup kişilerin eserlerini taradım.com] 4 . Bir ilahiyatçı olmama rağmen bu konu içimde bir muamma gibi duruyordu. Bizim bildiğimiz gibi bir şey miydi. Bu konudaki her türlü etkinliklere katılmaya da hazırım. Ne idi bu ALEVİLİK denen kavram. meseleyi değerlendirmek istedim. Baki ÖZ. inanç ve ibadet esasları üzerine yoğunlaştım. araştırmalar sınırlı. Zaten ilgili bölümlere göz attıkça sizler de bazı ayrıntıları fark edeceksiniz. Toparladığım bilgileri zihnimde düzenleme imkanı buldum. araştırdıkça araştırasım geldi. Fakat gördüm ki bu konunun sonu gelmez. Aylardan beri sitelerde ve forumlarda dolaşıyorum. Konu benim için içinden çıkılmaz bir hal aldı. Bazı Sünni araştırmacılar da Aleviliği Sünnileştirme çabalarına girmişlerdir. Alevilik zor bir konu.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI KONUYA BAŞLARKEN Bugün 18 ŞUBAT 2012 . kaynakları. İrene MELİKOFF’un objektif bakışıyla Alevilik ve Bektaşilik’in gelişimini inceledim. onların nazarıyla Fakat gördüm ki herkesin kendine göre bir ALEVİLİK tanımı var.ramazankoc. Sonuç olarak gördüm ki Türkiye’de azımsanamayacak kadar Alevi inanca mensup insan var.

Şimdiye kadar sesiniz soluğunuz çıkmadı da şimdi nereden çıktı bu hak arama talepleri. neden Hacca gitmiyorsunuz dediğinizde kalp Kâbe’dir. Ali ile hiçbir paralellikleri olmayan insanlara çok üzülüyorum. Yani sağlam bir kaynaktan (VAHİY) doğru bilgiler alamazsak doğru inancı yakalayamayız. Şimdi Alevi vatandaşlarımız kendilerine göre haklı olarak Diyanette ve Din Kültürü Ve ahlak Bilgisi derslerinde kendilerine de yer ayrılmasını talep ediyorlar. Bu soruların doğru cevaplarını biran önce öğrenmek istiyoruz. Ramazan KOÇ 18-ŞUBAT-2012 C. Öyle umuyorum ki bu konular tüm açıklığıyla gün yüzüne çıkacaktır. Din ve bilim konusunda sadece Dede veya Babaların verdikleriyle yetinmek zorunda kalan bu insanlar zamanla medeniyet standartlarının dışında kalmışlardır. Yukarıda da belirttiğim gibi daha yolun başındayım ve daha alınacak çok yolumuz var.com [www. Bunun bir önceki adımı doğru inanç. Var mısınız hiçbir etnik veya siyasi saplantıya bulaşmadan doğruları bulmaya.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Acı bir durum da şu ki. işlenen olayları kimler fişeklediler ve ne amaçla bu gibi olaylar sahnelendi.. fakat Marxist ve sol zihniyete mensup okumuş bir kesim bu potansiyel gücü. Zira.com] 5 . bunun bir önceki adımı ise doğru bilgidir. eksiklerimiz veya yanlışlarımız varsa bir mail ile bildirmelerini rica ediyorum. ezilmişlik psikolojisini de iyi kullanarak merkezi otoriteye karşı kışkırtarak düşman haline getirmeye çalışmışlardır. Çorum’da. Konuya ilgi duyan arkadaşların konuları şöyle bir taramalarını. Bu konuda haksız da sayılmazlar. İbni Sebe zihniyetindeki şeytani güçler ortalığı bulandırmak için var güçleriyle çalışmaya devam edeceklerdir. Neden namaz kılmıyorsunuz dediğinizde “Kuran’da namaz diye bir şey yok” diyebilecek kadar farklı bir rota çizen. Türkiye’de dini içerikli hayatı yaşamanın üzerine sünger çekileli neredeyse 100 sene oldu. Bir takım siyasi sebeplerden dolayı bu inanca mensup insanlar merkezden uzaklaşmış veya uzaklaştırılmıştır. Bu yüzden Alevi olduğunu söylediği halde gerçek Alevilikle yani mensubu olduğunu söylediği Hz. Herkes vicdanıyla ve insafıyla bu işe baş koymadıkça hedefe ulaşmak çok zor. Dersim’de işlenen katliamların sebepleri neydi ve sorumluları kimlerdi? Maraş’ta. Nihayet 1960’lı yıllarda başlayan sanayileşmeyle köyden kente başlayan göçlerle farklı bir dünyaya gözlerini açmışlar.TESİ 20:18 EDİRNE ramazankoc22@hotmail. Hedefimiz doğru davranışlar sergilemek.com ramazankoc22@gmail. Öyle ümit ediyorum ki ilerleyen zaman diliminde Alevilik konusunda kaynaklara dayalı olarak ortaya konulacak akademik çalışmalar yapılacak ve iş “ sır ” olmaktan çıkacaktır. Dolayısı ile medreselerden ve eğitimden mahrum bırakılmışlardır. Sivas’ta…. Fakat kendilerine şu soruyu sormadan da geçemiyorum.ramazankoc. Kabe’ye gitmeye ne gerek var diyecek kadar kendine göre bir kaçış yolu belirlemiş insanlara Sırâtı müstakim nasıl anlatılır bilemiyorum. Bunun vebali kime aittir bilemiyorum. Alevileri ve Aleviliği gerçek olarak tanımlayacak tutarlı bir eser ortada yok. Doğru inanca ulaşamayınca da doğru ve tutarlı davranışlar sergileyemeyiz.

dünyevi işlerin düzenlenmesi toplumun tamamını ilgilendiren bir konu olduğu için. Muhammed(SAV). Şiî-İmamiyye’nin imamet nazariyesine göre. fıkhi-ameli. içinde yaşadıkları toplumsal yapıyla birleşince onların dini hayatlarının farklı biçimlenmesine sebep olmuştur. Hatta güçlü ve hâkim kültürler. Peygamber(SAV)’in Fatıma’dan olan soyundan gelen 12 kişiye ait olduğunu ileri sürmektedir. Bu sebeple Allah'ın peygamber gönderdiği gibi her dönemde bir imam tayin etmesi kendisine vaciptir. sahip olduğu hukuki ve siyasi yetkilerini başka birine asla devretmemiştir. Zerdüştlük ve Manihaizm gibi büyük dinler ve mezhepler varlığını devam ettiriyordu. teolojik olarak. Eğer o. Hıristiyanlıkta olduğu gibi dinî ve dünyevi otoriteyi elinde tutan ruhbanlık sınıfı yoktu. Peygamber(SAV)den aktarılan bazı hadisler için de benzer durum söz konusuydu. İslam'ın geldiği coğrafyada Yahudilik. başka kültür ve medeniyetlerde farklı biçimlerde tekrar ortaya çıkarlar. mutlaklık iddiasında bulunmadıkça. Hıristiyanlık. İmamet konusu dinîn en temel konularından olup. tavır. Öyle anlaşılıyor ki. fırka. İslam düşüncesini oluşturan itikadi ve siyasi. farklı zihniyetlerin din anlayışına yansımaları olarak analiz edildiğinde veya birer zihniyet olarak yapısal analize tabi tutulduğunda beş farklı din anlayışı ve dine yaklaşım biçimi ortaya çıkmaktadır: [www. Yeni bir din olan İslam'ı benimseyenler de böyle güçlü bir kültür ve medeniyet havzasından geldiği için. çoğunlukla. İslam tarihinde ortaya çıkan bu oluşumlar. ancak insanların İslam'ı farklı şekilde anlama ve algılamalarında etkili oldu. farklı bir Kur'an tasavvuru oluşturarak ona Allah'ın yüklemediği misyonlar yüklemiştir. bir din farklılığı değil yaklaşım farklılığıdır. Neticede her mezhep. kitabî kültürü ve devlet geleneği olmayan bir toplumu medeni bir topluma dönüştürmekle ise başladı. psikolojik. Bu yüzden. İnsanlar. insanların ihtiyarına ve seçimine bırakılması doğru değildir. Hz. İslam'la bu kültürler arasında devam etmiştir. Hz. Her bir din. kendilerini meşrulaştırmak için kullandıkları bir metin haline geldi ve tek bir ayetle ilgili onlarca görüş ileri sürüldü. Tabiatlarından kaynaklanan bu durum.com] 6 . Ayrıca İslam'ın geldiği dönemde Sasani ve Roma devletleri Arap yarımadasında rakip iki siyasi gücü oluşturmaktaydı. dini ve sosyolojik bir vakıadır. kendi yöneticisini seçme yetkisini bütün Müslümanlara ait bir hak olarak görüyordu. daha sonraları. bu gerçekten nasibini almıştır. "İmamlar Kureyş’tendir" rivayetine dayanarak. Hz. Şiî siyaset anlayışı ile Tanrı'nın hukuki ve siyasi otoritesini temsil ettiğini iddia eden Katolik Kilisesinin anlayışı arasında benzerlikler vardır. İnsanlar arasındaki görüş farklılıkları ve ayrılıkları. mistik ve felsefi düşünce ekolleri. felsefe ve ideoloji. tarikat ve cemaat. duygu ve düşünceleri bakımından birbirinden farklıdırlar. vefat ettiğinde. Şiî âlimler. Sünni âlimlerin hilafeti genel anlamda Kureyş'e tahsis ettiğini görmekteyiz. birbirleriyle etkileşim içerisindedirler. doğal olarak bu metinleri anlamada ve Allah'ın muradını tespitte farklı metot ve anlayışlarla Kur’an’a yaklaştıklarından dolayı farklı sonuçlar elde ettiler. tutum.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI ÖNSÖZ YERĠNE Dünya tarihinde etkili olmuş güçlü kültür ve medeniyetler. Muhammed(SAV). sahip olduğu yetkileri devretmiş olsaydı. kendinden sonra imam veya halife olacak kişiyi gizli veya açık olarak belirlememiştir. Kur'an'ın indiği dönemden uzaklaşıldıkça ve sosyal gerçeklik değiştikçe. Bu farklılıklar. kendisini İslam'ın temsilcisi görmedikçe. böyle bir sınıfın oluşmasına sebebiyet vermiş olacaktı. Ali'nin tayinini ispatlamak için pek çok eser yazmış ve yüzlerce ayet ve uydurma rivayetleri delil olarak kullanmışlardır. Sonuçta farklı anlayıştaki kişi ve grupların.ramazankoc. hâkimiyeti Hz. hal. İslam. devletlerin yıkılıp öldüğü gibi yıkılmazlar ve tamamen ortadan kaybolmazlar. Şia ise. başkalarını öteki olarak algılamadıkça birer zenginlik olarak kabul edilebilir. Hz. Bütün bu sebepler dini değiştirmedi. tabii. insanlar. Çünkü İslam'da. tarihsel. davranış. Bu hâkim kültür ve medeniyetler arasındaki mücadele ve rekabet. kendi kültürlerine ve medeniyetlerine tamamen sırt çevirmemişler ve onları İslam kılıfı altında veya onunla uzlaştırmak suretiyle yaşatmaya devam etmişlerdir. Hiçbir kültür bütünüyle ölmez.

delil. İnsanlardaki karşı çıkma. aciz ve zayıf kaldıklarına inanmaları halinde. yabancı din ve kültürlere karşı İslam’ın savunmasını yaptı ve bu konuda yüzlerce eser yazdılar. güçlenerek bir kitle hareketine dönüşebilir. kıyas ve yakini bilgi kavramları akılcı din söyleminin/zihniyetin bilgi kuramında hakim göstergeleri oldu. asabiyet ve kabilecilik ruhunun yoğun olduğu kabile toplumlarında ya da bedevî toplumlarda. İnsanlar. ezilmişlik psikolojisi içerisinde sağlıklı düşünemezler ve başkalarının liderliğine ve başkalarının onları yönetme veya yönlendirmesine ihtiyaç duyarlar. kurum ve kurallara sahiptirler. kızgınlık. Ancak temelinde. zulüm ve baskı gören bazı insanlar. tefekkür. yerleşik hayata geçmiş hadari/medeni toplumlarda. İnsanlarda. Akılcı. Kuzey Afrika'da çeşitli taraftar toplaması bundan dolayıdır. kendi fikirleriyle ve eylemleriyle politik-sosyal. ideal anlamda. Bu sebeple. burhan. teşkilatlı bir siyasi otorite ve devlet geleneğine. Aralarında şehirli olan çok az kişi vardı. düşünen. özgün ve akılcı bir Teoloji/Kelam geliştirdiler. Örneğin Harici grupların Horasan'ın sarp bölgelerinde tutunması. Zamanla. Bütün insanlar akıl yetisine ve düşünme gücüne sahip olmakla beraber. Bu yüzden Harici fikirler.ramazankoc. tarihî ve dinî bir olgudur. Özgürlükleri ellerinden alınan. anlayan. bazen onu. toplumsal alanda yaşanan köklü değişime tepki göstermek vardır. Akla ve akıl yürütmelere büyük önem veren bu zihniyet mensupları. Hıristiyanlık. bu beşeri psikolojik tutumu. diğer insanlara hakim olmak ve onları yönetmek ister. rey. bunu tam olarak işletebilmeyi ve verimli bir şekilde kullanmayı başarabilenlerin sayısı sınırlıdır. Bu durum onu. Hadari toplumlar. sosyal. dini. Çünkü Haricilerin çoğunluğu bedevi hayattan gelme idi. sorgulayan ve olaylar arasındaki sebep-sonuç ilişkilerini araştıran bir varlıktır. gazap ve kavgacılık duygusu. İslamiyet ve diğer bazı din mensupları. Sorumluluk. Akılcı zihniyet. tevil. Akılcı zihniyet/eğilim. çoğu kere. ekonomik ve politik alanlara yansıyabilir. İslam düşüncesinde tepkisel din söyleminin ya da kabilevi zihniyetin en tipik temsilcileri Hariciler ve kısmen Vehhabilerdir. Bu tutum. İnsan. kişinin içinde yetiştiği kültürel ortam ve toplumsal yapı. Bazen insanların kendileri. her bir dinde ve toplumda farklı şekillerde tezahür edebilir. 5) Keşifci-İnzivacı Din Anlayışı. Böyle insanlar. dini ve ekonomik olumsuzlukları değiştirmede başarısız. 4) Politik-Karizmatik Liderci Din Anlayışı. teemmül. olaylar ve hadiseler derinlemesine analiz edilir. protesto etme. yaşadığı olumsuz toplumsal yapıyı değiştirmek ve gerçeği/hakikati elde etmek için kendi dışında manevi güçler aramaya veya mesih ve mehdi misyonu üstlenmiş otorite kabul edilen karizmatik liderler ve kurtarıcılar üreterek onlardan medet beklemeye başlarlar. akıl sahibi. Yahudilik. politik-dini bir lider olarak ortaya çıkarlarken bazen de toplumun bu konudaki kabulleri ve kültürleri bazı kimseleri veya soylu aileleri kendileri için kurtarıcı olarak görürler.Toplumsal bunalımların ve siyasi iktidar mücadelelerinin yaşandığı toplumlarda. Bu amaçla içinde doğup büyüdüğü siyasi ve dini kültürden kendini meşrulaştıracak deliller ve motifler bulmaya çalışır. muhafazakâr ve gelenekçi olmaya zorlar. özellikle de büyük ve hızlı değişimlerin yaşandığı dönemlerde. İslam düşüncesinde. akıl.com] 7 . 2) Akılcı-Hadarî Din Anlayışı. eleştirel ve sorgulayıcı bu zihniyet. beşerî. zorunlu ve haklı da olsa yapılan bazı değişikliklere karşı çıkar ve geleneklerinde ısrar eder. yetersiz. istinbat. tedebbür. genelde yerleşik hayata geçememiş veya yeni geçmekte olan toplumlara cazip gelmişti. Bu hâkimiyet arzusu. Bu yüzden farklı fikirlere. kültürel. 3) Gelenekselçi-Muhafazakar Din Anlayışı.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI 1) Tepkisel-Kabilevî Din Anlayışı. site devletlerinde ve demokratik sivil toplumlarda daha güçlüdür. şiddet. kendi fikirlerini başkalarına şiddet ve baskı yoluyla benimsetmek yoktur. aldığı eğitim ve siyasal ideolojiler sayesinde. mevcut meselelerin çözümünde manevi desteğe ve beşer üstü özelliklere sahip olduğuna inanılan bir kurtarıcı beklenmesi. siyasî. suç ve ceza bireyseldir. Farklı dinler ve farklı etnik gruplar bir arada yaşarlar. öncelikle beşeridir. Bazı kimseler. hükmetme ve egemen olma duygusu vardır. Hinduizm. özgürlükçü. eleştirilere tahammül vardır ve istisnai durumlar hariç. genelde Arap olmayan entelektüel çevrelerce sistemleştirildi. Kitabi kültür ve sistematik düşünce geliştiği için. Ancak kurtarıcı ve karizmatik lider arayışı. dini alana taşıyarak meşrulaştırma yoluna [www. alışık oldukları hayatın devam etmesini ve değişmemesini isterler. iktidarı ele geçirmeye ve bu yönde siyasi ve fikri çabalar içerisine girmeye sevk edebilir. yasama ve yürütme organlarına. insanlık tarihinde özellikle. Düzen ve istikrardan yana olan insan tabiatı istikrarsızlığa ve kaosa karşıdır. nazar. imparatoru yarı-tanrı gibi gören Sasanilere ve Eski Yakın Doğu toplumlarında ve Mesih inancının bulunduğu Hıristiyan ve Yahudilikten İslam'a geçenler arasında daha yoğun görülebilir. Bu tepkisel-kabileci ruh.

Siyasal iktidarın ilahiliği ve naslar tarafından belirlenmişliği. endişe duyan. metafizik alem hakkında düşünme. Bunların kaldırılması durumunda. kelam ve felsefe aleyhtarlığı. politik-karizmatik liderci din söyleminin veya zihniyetin. arzuları ve sezgileri olan duygusal bir varlıktır. Karmatiler. doğruluğu başkalarınca test edilemeyen öznel ve kontrol dışı kutsal bilgi (keşif ve ilham). 12 imam nazariyesine göre yeniden inşa edilmiş tamamen politik bir tarihtir ve İslam'ın siyasallaştırılması üzerine kurulu bir nazariyedir. Bu misyon.İslam tarihinde. özlem duyan. toplumsal ve ekonomik alanlarda yaşanan bunalımlardan bir kaçış ve aşırı dünyevileşmeye karşı daha farklı bir dünyevileşme biçiminde aynı tarikat adlarıyla veya farklı biçimlerde farklı adlarla bir tepki olarak tezahür etmektedir. İnsan. Sonuç olarak. Mevlevilik. kalbi bilgi ve sezgiler ön plana geçer. sosyal ve siyasi bunalımların ve hızlı değişimlerin yaşandığı aşırı dünyevileşmiş toplumlardır. Hıristiyanların İsa'yı. siyasi mevzuların bir inanç esası olarak kabullenilmesine sebep olduğunu. bu fırkaların varlık sebepleri ortadan kalkmış olur. İslam’ın siyasallaştırılması. Bu durum zaman zaman iktidar ile Şiî ulemânın güç [www. ya Haşimi soyundan veya Ali'nin Fatıma'dan olan soyundan (Ehl-i Beyt) bir kişi ya da bu soyla alakası olmayan kişiler. Mehdi/Kurtarıcı beklemek.kısmen Batiniler ve İşraki filozoflar bulunmaktadır. Zeydilik. Alevilik-Bektaşilik. Babilik-Bahailik. mutlak doğruluk iddiası gibi temel özellikleri bulunmaktadır. mesihlik ve resullük. dini hayatında ve gerçeği elde etme konusunda. onları kurtuluş arayışına sevk eder. kutsallaştıran.ramazankoc. Şîa'nın imâmeti aynen nübüvvet gibi ilâhî bir makam olarak görmesinin. İnsan tabiatındaki bu psikolojik eğilimlerin zümreleşmelere ve tasavvufi topluluklara dönüşmesine en müsait zemin. İmamların günahsızlığı. tutkuları. Diğer taraftan aşağı yukarı bunların tamamında. başta insanlar olmak üzere bütün varlıklara karşı sevgi ve hoşgörü. İmama/İmamlara mutlak itaat. İslam toplumunun kaderi belli bir soyun ya belli bir dönemden sonra da ortada olmayan gizlendiğine inanılan gözlenen bir kişinin tekeline terk edilmek istenmiştir. " olarak algılayan "karizmatik liderci" veya "Kurtarıcı bekleme" şeklindeki politik din anlayışının pek çok tezahürüne rastlamak mümkündür. bir çeşit tepkisel hareketler olarak tezahürlerine rastlanmaktadır. hayatta iken ya da ölümünden sonra. Haşimi soyundan olanlara çoğu kere kendileri dışındakiler tarafından yüklenirken. zamanın imamına beyat. saygı duyan. sanat ve musikiye yakın ilgi. daha da ileri giderek ilahlık iddiasında bulunanlar da olmuştur. umut eden. Haşimi soyundan olmayanlara.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI gitmişlerdir. "Dini. sufi önderlere ve şeyhlere mutlak teslimiyet. bunun da tartışmaların büyümesinde ve toplumda huzursuzlukların artmasında etkili olduğunu söyleyebiliriz. Bu yüzden yazdıkları eserlerin tamamında bu nazariye ile ilgilenilmiştir. Kur'an'ın Batıni yorumunu savunmak gibi temel özellikleri bulunmaktadır. Bunların başında Aşırı Şii hareketler. keşif ve ilham merkezli din ve dünya görüşü. Bu yüzden bazı insanlar. kurtuluşa ermişlik iddiası. Kadiyanilik. varlıkların tek kaynaktan olduğunu kabul. batıni yorum. İmamları sevmek veya sevmemek dahi dinileştirilmiştir. tarihte olduğu gibi günümüzde de siyasal. Onikimamiyye Şiasi (Usûliler-Ahbâriler). bu fikrin en tipik tezahürleridir. İslam düşüncesinde sezgici/keşifci ve irfani din anlayışının temsilcileri arasında Zahidler. Velayete iman. Yahudilerin kurtarıcısı olarak Mesih'i. Politik-Karizmatik din söyleminin merkezinde Masum İmam . Nusayrilik. akıl düşmanlığı. seven. veli ve sufilerin yüceltilmesi. nefret eden. bazı Müslümanların Haşimi soyundan veya Ali'nin Fatıma'dan devam eden soyundan mehdi veya mehdiler beklemesi. Bu duygusallık. Dürzilik. Nakşilik. Tarikatlar-Yesevilik. Şeyhilik. Sufiler. daha çok kendilerince yüklenmiştir. Sonuç olarak. Rıfailik. Mehdilikle yetinenler olduğu gibi müceddidlikle başlayıp mehdilik. Ali ve soyuna kutsallık atfetmek. heyecanlar. Çünkü bu durumlarda fertlerin yaşadığı yalnızlık ve uzlet hissi. deruni tecrübeci/mistik din söyleminin veya zihniyetin. insanın dini hayatını şekillendirmede önemli bir rol oynayabilir. insan veya insanlara itaat etmek ya da imama itaate etmek. Sezgici/keşifci din anlayışı. dini duygu ve tecrübenin merkezine konur ve duygular. Oniki İmam'in masumiyetini ve imamete hak sahibi olduklarını savundukları sürece Kızılbaşlık ve Alevilik ve benzeri ekoller gelmektedir. bazen kişinin kendisine yönelmesine ve içe dönük bir tecrübeyi yaşamasına sebep olabilir. akıldan çok deruni tecrübeye bağlanır. Tıpkı akıl gibi. Şîa’da iktidar-ulemâ ilişkisi sağlam bir zemine oturtulamamış ve halk ile iktidar arasında güvenli ve sıcak bir ilişki tesis edilememiştir. kurtarıcı (Mehdi/İmam/Mesih/Allah'ın hûlul ettiği Resul) olarak beklenmektedirler. Mehdi ve Mesih fikri bulunmaktadır. Kutsallaştırılan varlığa olan ilgi ve sevgisi. korkan. Kadirilik. Batınilik. Aslında Şia'nın siyasal tarihi. İsmaililik-Hasan Sabbah Fedaileri-. Tarih boyunca birçok dinde münferit inzivaya çekilme.com] 8 . sezgi ve ilhamın farklı şekillerde ya da benzer şekillerde. Ticanilik. sezgi de.

imamların seçimi Müslümanların önde gelenlerine veya kendilerine bırakılmıştır. [www. Şah İsmail ’in babası Şeyh Haydar’ın müritleri başlarına kırmızı sarık sarıyorlardı.Ali’nin soyundan gelen insanlar için kullanılıyordu ve kavram tam olarak bunu karşılıyordu. Sünnî Siyaset nazariyesine göre. Bunlar bir tür zenginliktir. Alevi Aydını diye öne atılan. Daha sonra bu kavram Anadolu’ da ve İran’da ki Şiiler için yaygın olarak kullanılmaya başlandı. kimileri ise Aleviliğin net bir tanımının yapılamayacağını iddia ediyordu. Mürcie. Alevilik konusunda bir gazete ile yaptığı röportajda uzun süredir çalıştığını. Geleneksel Alevîliğin en önemli unsurlarından görgü ve sorgu cemi yapılmaz olmuş. tek bir ulusun ürünü olarak görmek tümüyle bilimsel gerçeklere ters düşmektedir. Bugünün Alevî toplumunu. yy. toplumu yönlendirmeye çalışmışlardır. Türkler arasında faaliyet gösteren mezhepler. oradan. Anadolu Aleviliği tek bir etnik gruba ve kültüre bağlanamaz. teşkilâtlanmalar mevcutsa Alevilik-Bektaşilik çatısı altında da aynı şekilde birbirinden farklı oluşumlar görülmektedir. Türk bölgelerinde önemli faaliyetlerde bulunmuşsa da onları kendi tarafına çekmekte başarılı olamamıştır. toplumun güven duyması gereken kurumuna itibar kaybettirdiğini söylemek mümkündür. Eş'arilik ve Hadis Taraftarları bir ekol olarak tarihe karışırken Matüridilik ve Hanefilik Türklerin çoğunluğu tarafından benimsenen mezhepler olmaya devam etmiştir.com] 9 . dolayısıyla bütün bunlara önyargılar.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI mücadelesine sebep olmuş ve iki başlı bir otorite meydana gelmiştir. Artık bu coğrafyada Şiilik ve Caferilik ile yeni bir kavram ortaya çıkmıştı: Kızılbaşlık Ancak Alevi kavramı 19. Selçuklularda ve Osmanlılarda "Alevi" sözcüğü kullanılmamıştır. yy. 1980'lerden sonra ise Alevî camiaya mensup çoğu yüksek öğretim mezunu bazı kimseler Alevîlik konusunda eser yazmaya başlamış. Bu ismin belgelere geçmesi yüz yıllık bir olaydır. 15. Cüzcan ve Belh'e. İlk önce Aleviliğin orijinleri tanınmalı bundan sonra insanlar değerlendirilmelidir. Alevilikten değil “Alevilikler”den bahsetmenin daha doğru olacağını belirtiyordu. Ehl-i Sünnet'in Matüridi ekolü. Yahya b. Alevilik hakkında araştırmalarda bulunan bir yazar. İsmaililik. ortada birden fazla Alevilik olduğunu söylüyor. Dolayısıyla bu mücadelenin Şiî ulemâyı politize ettiğini. Günümüzde de kavram aynı anlamda kullanılmaktadır. dedeleri arka plana itmiş. Türklerle ilk teması Harun Reşid döneminde. Bunlardan Hariciler. ama Alevilikle alakası olmayan bazı insanlar Aleviliğe çeşitli tamınlar getirmekte ve bu suretle insanların beynini karıştırmaktadırlar.ın son yarısında yeni bir kavram daha ortaya çıktı . Kısa bir süre sonra Alevilik kavramı Bektaşilik de dahil. Eş'ari ekolü ve Hadis Taraftarları olmuştur. daha sonra Mâverâünnehir'de Türk meliki Hakan'a sığınmasıyla başlar. sırayla Hariciler. Bunun sebebi Anadoluda Aleviliğin yazılı kültüre olan yabancılığının da rolü yok değil. ancak Aleviliği çözemediğini ifade ediyordu. Şiiliğe bağlı olan bütün topluluklar için kullanılmaya başlandı. Dedelik çökmeye yüz tutmuş. Türkiye'de Sünnî kesim arasında nasıl farklı dinî gruplaşmalar. Birkaç araştırmacı ise Aleviliği bir “sır” olarak tanımlıyor. tarihsel tereddütler de eklendiği zaman Türkiye’deki yapılarını inşa etme konusunda sıkıntılar vardır. Aleviler örgütsel olarak çok parçalıdırlar.ramazankoc. Aleviliği tümüyle tek bir dininin ürünü. dedelerin eserlerinden çok yazarların kitapları etkilemektedir. önce Rey'e. Başka bir kişi ise. maddî desteklerini çekmiştir. musahiplik unutulmuştur. Şia. Abdillah'in 170 kişilik taraftarıyla. Mutezile. Türkiye’de Sünnî ve Alevî topluluklar bir arada yaşama tecrübesi geçirmektedirler. teolojik olarak netliğe sahip değiller. Zeydiye. Alevi kavramı ilk zamanlarda Hz. Mu'tezile. Zeydiliğin ise. Bu yazarların Alevîliğin kökeni ve mahiyeti ile ilgili değerlendirmeleri bazı noktalarda birbirinden oldukça farklıdır. Ülkemizdeki bu büyük iki oluşum yapılanması bakımından Türk Halk İslâmlığının iki kanadını oluşturmaktadır. İç göçlerin başladığı 1950’lerden sonra özellikle kentlerde yaşayan Alevî toplumu. havada kalır.ın başında Kızılbaş toplulukları ifade etmek için kullanıldı. Hz. Haricilik. Yoksa insanlara bakarak Alevilik tanınmaz. Bundan dolayı bu müritlere Kızılbaş adı verildi .Ali’nin taraftarları ise Şia veya Şia-ı Ali kavramlarıyla ifade ediliyordu. Aksi taktirde yapılan araştırmalar sağlıklı sonuç vermez. toplum dini önderlerini terk etmiştir.

Hatice ana’nın sevgili eşi.  Köylerde gelişip varlık bulmuştur.  Soya bağlıdır. Osmanlı kaynakları bu kavramı. Yiğitlik ve cömertlikte çok ileri. Ali’yi Hz. 1..ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI TARİHTEN GÜNÜMÜZE ALEVÎLİK-BEKTAŞÎLİK YORUMU İHSAN ÜNLÜ Alevîlik Nedir?  Hz. Râfızîlik Osmanlı kaynaklarında Sünnîliğin dışındaki zümreler için bir karalama sıfatı olarak kullanılan bu kavram. Ehl-i Beyt’in serçeşmesi. Şah-ı merdan.  Şehirlerde gelişip yayılmıştır.  “Hak-Muhammed-Ali” inancını esas alan.com] 10 .” [www. Hayber fatihi Allah’ın arslanı.  Bu düşünceyle beslenerek İslam’ın batınî yönünü esas alan mistik yorumuna da Alevilik denir. Hakk ve O’nun tecellilerinden başka hiçbir şeyin hakiki bir varlığı olmadığı)  ‘Üç sünnet-Yedi farz’da ilk madde ‘Tevhid’.. hû. Hz.  Postnişin halife ve dede-babalara intisap vardır. İlmin kapısı. Kur’an ve İslam’ın özgün bir yorumudur.  Ali: Veliyullah. Peygamberden sonra imamet ve fazilet bakımından önder ve üstün kabul edenlere Alevî. (Varlığın tek oluşu. Alevîlik bir mezhep midir?  Alevîlik bir mezhep değil. Kızılbaşlık ne demektir? Tarih boyunca Alevîler için kullanılan bu kavramın ilk olarak. Allah inancı  Vahdet-i vücûd anlayışı. ‘Safevîleri destekleyen Türk boyları’ için kullanmışlardır.(rafaztumûnî) Alevîlikte İnanç Esasları: Allah-Muhammed-Ali inancı:  Allah: Âlemlerin Rabb’i Yüce Yaratıcı. şâhı. İmam Zeynelabidin’in oğlu Zeyd’in Emevîler’e karşı ayaklandığı sırada kendi saflarından ayrılanlar için kullandığı bir ifadeden kaynaklanmıştır. Ali’ye muhabbet eden.  Cemlerde en sık telaffuz edilen kavramlar: “Allah Allah. BEKTAŞÎLİK  İsteğe bağlıdır. Hak Lâ ilahe illallah. Şah İsmail’in babası olan Şeyh Haydar zamanında ortaya çıktığı görülür. Velayetin sahibi.ramazankoc. Alevîlik ile Bektaşîlik Aynı Şey midir? ALEVÎLİK  Ocakzâde dedelere tabi olunur.. Ali’ye mensup.  Muhammed: Allah’ın kutlu elçisi. tasavvufi yönü ağırlıkta mistik bir yorumdur. Ali taraftarı.

Bektaş-ı Veli ziyareti.  Asıl haccın. Peygamberlere İman  Özellikle dört büyük Peygamber ve Kitaplar üzerinde durulur.  Şefaat (Özellikle Ehl-i Beyt’ten)  Dardan indirme. İBADETLER: a) Namaz  ‘Salat’ yorumu: dua ve niyaz anlayışı. Azrail.14.  ‘Yeryüzü mescittir’. Muhammed. 4. 3. B. 5.  Mü’minin gönlü.(don değiştirme) 5. İsrafil.(Şubat ayının 13. [www. 2.Nevruz Kurbanı. onu incitmemek olduğu düşüncesi.Musahib Kurbanı.  Ölen kişi için ‘Hakk’a yürüdü’ ifadesi kullanılır. Ali menkıbelerinde en çok ismi geçen melekler: Cebrail. Meleklere ve Kitaplara İman  Hz.  3’ler.Teberrâ.Hıdırellez Kurbanı. 14 masumlar. insanın gönlünü almak. 4.  Cem ibadeti: Halka namazı yaklaşımı. 17 kemerbestler. Kur’an’a bağlıdır. 6. kabir kurbanı. 7’ler.  Hz.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI 2.  Cemlerde Kur’an’dan ayetler okunur.(12 gün)  Hızır inancı ve orucu.Adak Kurbanı.İçeri Kurbanları. D) KURBAN A. 1.  Miraçlama okunurken Cebrail’den bahsedilir.” 3.Kurban Bayramı Kurbanı. Ahiret Gününe İman  Öldükten sonra dirilmek haktır. 5’ler. Ehl-i Beyt Sevgisi  Pençe-i Âl-i âba.Matem (Aşure) Kurbanı. hesap-mizan vardır. Mü’minin gönlü.Görgü Kurbanı. çünkü onda hem velâyet nuru. Allah’ın arşıdır.  Tevellâ.Dışarı Kurbanları. Mikail.günleri) C) HAC  H. ‘ibadetin yeri-zamanı ve şekli-şemali olmaz’ anlayışı  ‘Çalışmak da ibadettir’ düşüncesi.12 imamlar. 2. hem de nübüvvet nuru mevcuttur. 1.Düşkün Kaldırma Kurbanı.Hızır Orucu Kurbanı.Dar’dan İndirme Kurbanı. 5.. 4.Abdal Musa (Birlik) Kurbanı.  “Başımız.com] 11 . ölenin yıl yemeği ve kurbanı.  Muharrem-Matem Orucu. Allah’ın evidir. 3.15.  Ahirette sorgu-sual. bütün peygamberlerden faziletlidir. B) ORUÇ  ‘Ramazan orucu üç gündür’ diyenler.ramazankoc.

Perhizkarlık. 3. 3. ŞERİAT KAPISININ MAKAMLARI 1. Tevbe etmek. İbadet etmek. İbret almak. Peygamberin emirlerine uymak. İyilik yolunda savaşmak. Bencillik. 5. 8. Cömertlik. Ümitsizliğe düşmemek. Özünü bilmek. 7. Hizmet etmeyi sevmek. 9. cömertlik. 8. Hakikat “Kul. Mürşidin öğütlerine uymak. dost olur. Nimet dağıtmak. 2. Haya. Haramdan uzaklaşmak. kin ve garezden uzak olmak. TARİKAT KAPISININ MAKAMLARI 1. onu Hakikat içinde.Tarikat 3. İlim.com] 12 . 5. Sabır ve kanaat. 7. onu Tarikat içinde. ulaşır. Tanrı’ya Kırk Makam’da erer. Haksızlıktan korkmak. Temiz giyinmek.” (Makâlât) 1.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Tasavvufi Anlayış ve Genel Prensipler DÖRT KAPI – KIRK MAKAM 1. 4. İman etmek. 8. [www. 2. 10. MÂRİFET KAPISININ MAKAMLARI 1. 6. 9. Hoşgörü. Marifet 4. onu da Marifet içindedir.ramazankoc. ilim öğrenmek. Çevreye zarar vermemek. Edepli olmak. 3. Temiz olmak ve 10. 4. Bu makamların onu Şeriat içinde. 2.Şeriat 2. 9. 2. Şefkatli olmak. Ailesine faydalı olmak.Yaramaz işlerden sakınmak. 10. 5. 4. 6. 7. Âriflik.Özünü fakir görmek 3. 6.

tarikatın gereklerini yerine getirmek. Tanrısal sırrı öğrenmek. Rehberini peder bil. Elinle komadığını alma. Sünnet’den düştük.. kimseye karşı kibirlenmemek ve kin tutmamak. 7.  Kalpten düşmanlığı atıp. ne Farz’dan. Manayı bilmek. Yapabileceğin hiçbir iyiliği esirgememek. 3. Kimsenin ayıbını görmemek. YEDİ FARZ  Sırını saklamak  Tarikat kardeşleriyle birlikte olmak [www. 6. Elinin ermediği yere el uzatma. gönül kırmamak ve kimseye düşmanlık etmemek.. (Şah Hatâyî) ÜÇ SÜNNET YEDİ FARZ ÜÇ SÜNNET  Dilden Tevhid kelimesini bırakmamak. HAKİKAT KAPISININ MAKAMLARI 1. İbretle bak.  Ayıp örtücü-Sır tutucu-Gazabını yutucu olmak. Tüm insanları bir görmek. gıybet etme. Allah’ın varlığına ulaşmak (Allah özlemini yürekten çıkarmamak) ALEVÎLİKTE AHLAK  Eline-Diline-Beline Doğru Olmak. 9. 5. 10. Kin ve kibir tutma. Sözünün geçmediği yere söz söyleme.)  Genel ahlak kurallarına uymayan düşkün ilan edilir. “Erenler Cemi”dir yerimiz bizim. Kimseye haset etme. şehvetperest olma.  Doğruluk-Dürüstlük-Mertlik(Fütüvvet yolu) Telkin-ikrar “.  Gönül açıklığı-Alın açıklığı-Sofra açıklığı. inat etme. Allah’ın her yarattığını sevmek. Sırr-ı Hakk’a gerçeklere baş koştuk. haram yeme. (EDEB)  Aşına-İşine-Eşine Sahip Olmak.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI 4.Mezhebini bir bil.ramazankoc. görmediğini söyleme. Yalan söyleme. Çiğ yerimiz yoktur.  Alçak gönüllü olmak. Birliğe yönelmek ve yöneltmek.com] 13 . 2. Gerçeği gizlememek. Küçüğüne izzet. (Mazeretsiz eş boşayan düşkün sayılır. Ne Yol’dan. 4. Garaz. hilm ile söyle.” Ahlak-Müeyyide  Tek evlilik esastır. büyüğüne hürmet ve hizmet eyle. Gördüğünü ört. Eline-diline-beline sahip ol. Alçakgönüllü olmak. 8. kürede piştik. arkadan dedi-kodu yapma. buğuz. Mürşidini pir’in varisi bil.

Bekçi/kapıcı: Cem’i yönetir. Car-süpürge çalar.com] 14 . yol’a girme. Cem’de Neler Yapılır?  Sohbet  12 Hizmet sahiplerine çağrı ve dua  Çerağ uyandırma(3 adet)  İkrar ve razılık (cem birleme)  Tövbe  Tevhid (zikir)  Miraçlama-semah  Kerbela matemi-mersiye  Dua ve lokma dağıtımı. Dede: 2. meydanın aydınlatılması ile görevlidir. Kurban ve yemek işlerine bakar. toplumsal işlemlerin yerine getirildiği törendir. düşkün kaldırma vb. Hz. musahip tutma. Musahip edinme cemi. Saka suyu dağıtır. Sofracı / lokmacı: 9. Ferraş/süpürgeci: 7. CEM NEDİR. toplumsal yargılama. Rehber: 3. Görgü cemi. Cem’i komşulara haber verir. Deyiş. Sakka / ibriktar: 8. CEM’DE 12 HİZMET 1. Görgüsü yapılanlar ve Cem’e katılanlara yardımcı olur. Gerekirse rehbere yardım eder.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI      Yalan ve gıybetten kaçınmak Hizmette bulunmak Mürebbisine itaat etmek Müsahibini görüp gözetmek Halifeden tâc ve kisvet giyinmektir. Zakir: 6. Peygamber’in miraç dönüşü uğradığı kabul edilen “kırklar meclisi” söylencesine dayandırmıştır. Cem’in ve cem’e gelenlerin evlerinin güvenliğini sağlar. Çerağcı/delilci: 5. Cem’de düzeni ve sükuneti sağlar. bağlama çalar. Kaç çeşit cem vardır?     İkrar verme (yol alma) cemi. Abdal Musa Cemi. cemi. Pervane / semahçı: 10. [www. İznikçi: 12. NASIL BAŞLAMIŞTIR?  Cem. Semah yaparlar.(âyin-i cem)  Erkân kitabı Buyruk. miraçlama söyler. Peyk / haberci: 11.ramazankoc. Gözcü: 4. Çerağın yakılması. düvaz. Cem evinin temizliğine bakar.

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI
Dedelik  Dedeler, Muhammed- Ali soyundan geldiğine inanılan ve günümüzde yaşayan Ocak’lardan yetişen kişilerdir.  Ocağın her erkek üyesi ‘dede’ sayılır. Bunlardan en yeteneklisi yetiştirilir ve göreve getirilir.  Dedelere saygı, Aleviliğin merkezinde yer alır. Çünkü onlar, toplumsal ve dinsel önderler olarak kabul edilir.

Toplumdaki Değişim ve Dedelik Kurumuna Yansımaları  Köyde kalan dedelerin bilgi düzeylerinin yetersizliği: İtibar kaybı.  Göçle birlikte Alevîlerin yeni bilgi kaynakları, Dede’lerin bilgilerini sorgulanır hale getirmiştir.  Dede’lere verilen Pir hakkı ve Karakazan Hakkı adındaki mali yardımların eleştirilmesi  Dede’lerin Alevi değişiminden şikayetleri.

ÖNEMLİ KAVRAMLAR
A) MUSAHİPLİK  Hz. Peygamber’le Hz. Ali’nin kardeşliğine dayandırılır.(Yol kardeşliği)  Musahiplik töreniyle yapılır.  Musahipler, namus hariç her şeyini paylaşır.  Musahip çocukları birbiriyle evlendirilmez.  Taraflar birbirlerinden sorumludur. B) DÜŞKÜNLÜK  Düşkün kimdir? Aleviliğin inanç ve ilkelerine karşı suç işleyen, Yol’un erkân’ının kurallarını çiğneyen, bu nedenle Yol’dan süreli ya da süresiz olarak uzaklaştırılan kimseye Düşkün(Suçlu) denir. Kimler Yol Düşkünü Olur?  Adam öldüren  Zina yapan  Hırsızlık yapan  Namusa dokunan  Müsahibi ile küsen  Piri, rehberi, yolu inkar eden  Anaya-babaya saygısızlık eden  Yalan söyleyen, yalancı şahitlik eden  Haklı nedenlere dayanmadan eşini boşayan  Kul hakkı yiyen  Emanete hıyanet eden  Dedikodu ve iftirada bulunan… Düşküne verilen cezalar  Toplum tarafından dışlanmak.  Selam verilmez, konuşulmaz, görüşülmez, alışveriş edilmez.  Düşkün olan kimsenin aklanması için meydan evinin ortasındaki dâr denilen yere getirilir, kusuru açıklanır ve suçuna göre ceza uygulanır. C) KİRVELİK  Hz. Muhammed’in torunları Hasan ve Hüseyin’i sünnet ettirmesi ve bizzat kendisinin kirvelik etmesine dayandırılan gelenek.  Kirve olan aileler birbirlerine sıkı bağlarla bağlanır.

[www.ramazankoc.com]

15

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI
 Kız alıp verme söz konusu olmaz.  Kirveye hiçbir zaman hıyanet edilmez.  Kirveliğe büyük önem verilir…

ALEVÎLERİN TALEPLERİ
A. Devletten Talepleri 1. Diyanetle ilgili Talepler -Diyanet İşleri Başkanlığının tamamen kaldırılması - Alevilerin Başkanlıkta temsil edilmesi - Dedelere diğer din görevlilerindeki gibi statü ve maaş verilmesi 2. Cem evleri’nin İbadethane olarak kabul edilmesi B. Din Eğitimi ile İlgili Talepler - Din Eğitiminin Zorunlu olmaktan çıkarılması - Din Eğitimi dersi içerisinde Aleviliğin de yer alması

ALEVÎ KAYNAKLARI
Menâkıbnâmeler Deyiş ve nefesler Buyruklar Vilâyetnâmeler Nehcu’l belâga Makâlât Kitab-ı Cabbar Kulu Hızırname Cönkler ve Cenknâmeler Alevi Buyrukları  Caferi Sadık Buyruğu  Şeyh Safi Buyruğu  Bisati Buyruğu CAFERİ SADIK BUYRUĞU  Büyük Buyruk (Menâkıb’ul-Esrâr)  Menakıbnâme  İmam Cafer Buyruğu

İHSAN ÜNLÜ HOCANIN SUNUMUNDAN ALINMIŞTIR

[www.ramazankoc.com]

16

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI

YAHUDĠ MÜNAFIK ĠBNĠ SEBE VE FAALĠYETLERĠ
Hz.Peygamber (SAV)'in zamanında İslâmiyet; Mekke, Medine, Hicaz ve civar bölgelerde mutlak hâkimiyetini kurdu. Artık cehalet ve zulmet devri, yerini saadet ve nûr devrine bırakmıştı. Hz.Ebûbekir ve Hz.Ömer (R A) devirlerinde kısa zaman içerisinde yapılan emsalsiz fütuhatlarla Suriye, Mısır, Irak ve İran'ın fethine muvaffak olundu. Bu harikulade inkişaf, İslâm düşmanlarının, bilhassa Yahudilerin hased ve kinlerini kabarttı. [NOT: M.S. 70 yıllarında Romalıların Yahudileri Filistin'den uzaklaştırmasından sonra Yahudiler, kabile kabile Arabistan, Hicaz ve
Yemen'e yerleşmişler ve buraları İkinci "Arz-ı Mev'ud"(=Vaad edilmiş topraklar) saymışlardı. Kısa zamanda buraların servet, mülk ve arazilerini ellerine geçirmişler, bir taraftan Musevîliği yaymaya çalışırken, diğer taraftan da halkı alabildiğine sömürmüşlerdi. Bir ara Yemen Hükümdarı Musevîliği kabul edince, Yahudiler Yemen'de ağırlıklarını hissettirmeye başlamışlardı. Fakat, İslâmiyetin doğuşu ve hızla yayılması onları endişeye sevk etmişti. Nitekim Hicaz ve civarında İslâmiyetin yayılmasıyla yenilmiş ve aşağılanmış olarak oralardan sökülüp atılmışlardı. Mekke ve Medine'deki Yahudilerin Müslümanlar karşısında uğradıkları bu mağlûbiyet, Yemen Yahudilerini son derece rencide etmişti]

Yahudiler tarih boyunca nifak ve ihtilâf çıkarmada ve Müslümanları bölüp parçalamada maharet kesbetmiş hileci bir millettir. İlâhî iradeye her devirde karşı çıkmış, kendi peygamberlerini katletmekten çekinmemişlerdir. Bunlar her çeşit ihtilâlı tezgâhlayan ve bütün ifsat komitelerini sevk ve idare eden, beşerin huzur, ahlâk ve itikadını bozmayı baş gaye edinen muzır bir millettir. Münafıklık ve riyakârlıkta hiçbir kavim bunlara ulaşamamıştır. Bir ayette meâlen şöyle buyrulur: “(Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin Yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da Hıristiyanlar olduğunu görürsün. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Onlar büyüklük de taslamazlar.[ Maide Suresi 5/82 ] Bunlara, "insanlık âleminin nefs-i emmâresi" denilse yeridir. Kuran’ın: “İşte üzerlerine zillet ve yoksulluk damgası vuruldu”* Bakara Suresi 2/61 + âyetiyle Yahudiler, kıyamete kadar üzerlerinden silip atamayacakları bir zillet ve meskenet damgasını yemişlerdir. Yahudiler, İslâmiyet’in kısa zamanda gösterdiği büyük inkişaf karşısında dehşete kapılıyor ve beyinleri çatlayacak gibi oluyordu. Üstelik birçok Yahudi cemaatlerinin İslâm'a girişi de onları büsbütün çıldırtıyordu. İslâmiyet’in bu hızlı ve parlak yayılışı mutlaka durdurulmalıydı. Bu gidişle İslâmiyet bütün dünyaya yayılacak ve Yahudilik yeryüzünden silinip gidecekti. Birkaç bin senelik Yahudi varlığı artık son bulmuş olacaktı. Yahudiler vaktiyle, yani İslâmiyet’ten 6,5 asır önce de Hıristiyanlığın ortaya çıkması ile böyle bir yok oluş tehlikesi geçirmişlerdi. Önce, Hıristiyanlığı ortadan kaldırmak için büyük gayret göstermişler, daha sonra bu yeni dinin mensuplarını kaba kuvvetle yenemeyeceklerini anlayınca hile ve desise yoluna başvurmuşlardı. Şöyle ki: Hıristiyanlığın esas temellerini yıkarak onun yerine kendi uydurma hurafelerini ikame etmek üzere âlim ve filozof bir Yahudi olan Saul'u sahneye çıkardılar. Bu zeki Yahudi beyi, güya Hıristiyanlığı kabul ederek [www.ramazankoc.com] 17

Hz. Çünkü. rolünü mükemmel bir biçimde oynamayı başardı. İslâm dini akla. Osman (ra) devrinin sonlarına doğru ellerine bazı fırsatlar geçti.İsa (AS) ile görüştüğüne ve O'ndan talimat aldığına halkı inandırmayı başardı. Bu iki hedefin tahakkuku için komiteler kuracak ve onlar vasıtasıyla Müslümanlar arasındaki birlik ruhunu. değişen ve gelişen şartlar altında yeni hedeflerin tahakkuku için yeni plânlar yapılacak ve tatbik sahasına sokulacaktı. Bütün gayretlerine rağmen. Pavlos’un Hıristiyanlığa yaptığı gibi. İbn-i Sebe. ilk nifak ve ihtilâf tohumlarını burada atmaya başladı.[ Ziyaeddin Gümüşhanevî. Abdullah ibn-i Sebe hahambaşıydı ve büyük bir komiteciydi. Hıristiyanlara karşı tezgâhlanan oyunun. hem de ibadetlerini hakikatten saptırmaya ve birtakım bâtıl mezhep ve fırkaları ortaya çıkarmaya muvaffak oldu. Sonunda Hıristiyanların hüsn-ü zannına o derece mazhar oldu ki. Her bir ifsat merhalesinin arkasından hemen durum değerlendirmesi yapılacak. uhuvvet gibi manevî rabıtaları zayıflatarak ortadan kaldırmak üzere yoğun faaliyet gösterecekti.İsa ve Hz.com] 18 . bu hüsni zannı. 2. çoğu günler oruç tutuyor ve daima zikirle meşgul [www. Yahudilerin İslâmiyetin hızla yayılışı karşısında maruz kaldıkları tehlike. İslâm'ın gelişmesine engel olacak. Pavlos. sadece Yemen Yahudilerinin değil. Zira. Kesif ve plânlı gayretleri sonunda. yatsıda herkesten sonra mescidi terk ediyordu. doğup yükselmekte olan bu İslâm güneşi karşısında eriyecekleri muhakkak görünüyordu. İslâmiyet’i içinden yıkmak için büyük gayret gösterdi. Allah’tan korkan bir mü'min kılığına girme kararı aldılar. Zanlarının hilâfına. Bu safhada. Hz. Osman (ra) zamanında Yemen’den Medine-i Münevvere’ye gelerek zahiren Müslüman olmuştu. Fakat. bütün İsrâiloğullarının. Uzun müzakerelerde bulundular ve sonunda Medine'de İbn-i Sebe'yi sahneye çıkardılar. s. Hz.Tevrat’tan öğrendikleri bilgilerle Âhirzaman Peygamberi’nin gelişini bekliyorlar. 86 ] Artık tevhid'in yerini teslis almış.İkinci etapta İslâmî inanç ve itikada hurafeler katarak. Âhirzaman Peygamberi Kureyş’ten gelince. mantığa muvafık olduğundan kalplere tesir ediyor. Ömer (ra) devirlerinde Müslümanlar arasında en ufak bir fitne sokmaya muvaffak olamadılar.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Pavlos ismini aldı ve kiliseye çekilerek uzun müddet inziva hayatı yaşadı. Hıristiyanlığı bozmakta çok dessas bir şekilde kullanmasını bildi. İbn-i Sebe. İbn-i Sebe ve arkadaşları halkın üzerinde olumlu bir etki oluşturabilmek için samimi bir Müslüman. kıyamete kadar sürecek bir fikir ayrılığı sokacaktı. muhabbet. yani Hıristiyanlar bir tek Ma'bûd'a bedel. Müslümanlar arasında ihtilâf çıkarmakla. tahribat programını başlıca iki esas üzerine bina etti. kendi milletlerinden olacağını zannediyorlardı. Çokça namaz kılıyor. bu hâl onların kin ve hasedini galeyana getirdi. şimdi Müslümanlara karşı oynanması lâzımdı.ramazankoc. fakat onun.Ebûbekir (ra) ve Hz. Yahudilerin bu yeni dine mukavemetleri imkânsızdı. plânlanan hedeflerle alınan neticeler kontrol edilecek. eskisinden çok daha büyüktü. Hıristiyan dininin gereklerini harfiyyen yerine getiriyor ve gitgide halkın itimadını kazanıyordu. gerek Resûlullah Efendimiz’in (sav) hayatında. Hıristiyanların hem itikad. İslâmiyetin gelişme istidadı fevkalâde idi. Yahudilerin İslam Dini’ne düşmanlıkları Peygamberimizin (sav) doğumu ile başlamıştı. Öyle ise. kendisine bir havari gibi hürmet etmeye başladılar. gerekse Hz. Sabah namazlarında herkesten önce mescide gidiyor.İlk olarak. Şunu hemen ifâde edelim ki. 1. ne pahasına olursa olsun buna mani olunmalıydı. onlar arasına. Bu Yahudi dönmesinin maksadı. İbn-i Sebe de bu fırsatları en iyi bir şekilde değerlendirmeyi başardı.Meryem'e de ulûhiyet isnat etmeye başlamışlardı. Netaic-i i’tikadiye. İslâm inanç esaslarını bozarak Müslümanlığı çığırından çıkarmak ve Müslümanları birer hurâfeci ve hayalperest haline getirmekti. Hz. Vaktiyle. Onlar.

halifenin bu meselelere karşı ilgisiz ve çaresiz kaldığını zihinlere yerleştirmekti. halka iyi muamele etmeleri yolunda ikaz etti. onlara güven telkin ediyordu. Yine de tedbir olarak valileri. onları Hz. faaliyetlerini Medine dışına taşırmaya ve daha önce buralara göndermiş olduğu adamlarıyla temaslar kurup halkı hilâfet aleyhinde kışkırtmaya karar verdi. Daha sonra. bu ve benzeri bütün fırsatları değerlendirmek üzere seyahate çıktı. b)-İstismar edilebilecek bir diğer husus da. diğer taraftan da etrafıyla uyum sağlayamayan gayr-i memnun kimseleri buluyor ve onlarla gizliden gizliye diyalog kuruyordu.A) aleyhinde tanzim ettiği bir dizi iftira listesini diğer İslâm vilâyetlerindeki adamlarına göndererek Halife'ye karşı bir kıyam hareketi başlatmak üzere yeni ve yoğun bir faaliyetin içine girdi ve adamlarına şu talimatı verdi: "İşe. Maksat.Osman (R. bu yıkıcı fikirlerin yayılmasına oldukça uygundu. Gittiği her yerde çekici ve câzib konuşmalar yapıyor ve kendisini İslâm'ın en samimi ve sâdık bir fedaisi gibi gösteriyordu.A). Hz. bir diğer kısmını da soy-sop üstünlüğü damarından yakalayıp kendine bağlıyor ve onları birer problem insan haline getiriyordu.Osman ve valilerinin halka zulüm ve gadrettiği ve bütün vilâyetlerin müthiş bir kargaşa içinde bulunduğu imajı veriliyordu. bütün devlet erkânını kötülemekle başlayın. Yaptığı faaliyetler. Hz. durumun propaganda edildiği gibi olmadığım. Zira.Osman (R.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI oluyordu.A). Bu tiplerin bir kısmını makam ve mevki hırsından. (Etnik Köken) Devlet adamlarının çoğunluğunun Emevîlerden olması. Burada da bir kısım halkın idare aleyhinde olması. Şam'da aradığını bulamadı. İbn-i Sebe'nin işini daha da kolaylaştırdı ve kısa zamanda komitacılarını gerekli biçimde organize ederek Şam yolunu tuttu.Emevilik rekabetiydi. Buradan Mısır'a gitti. Ancak fitne [www.ramazankoc. Bir taraftan fazilet ve takvâsını halka gösterirken. heyetlerin bu raporları ile de iktifa etmedi ve bütün valileri istişare için Medine'ye çağırdı. Hz. Kendinizi de 'emr-i bi'l-ma'rûf ve nehy-i ani'l-münker' ile meşgul gösterin.Ali ile bol bol sohbet ediyor. O günkü toplumsal bünye de. Muhâcirlerin vazife almış olmasıydı. anarşinin bütün İslâm beldelerinde yaygınlık kazandığı kanaatini halka telkin etmek. bir kısmını şahsî garazdan. dolayısıyla da önemli bir kışkırtma unsuruydu. Bu heyetler. Haşimîler için bir huzursuzluk kaynağı. yalan ve iftiralarla abartılıyor. aksine bütün ülkede huzur ve sükûnun hâkim olduğunu müşahede ederek raporlarında belirttiler. Devlet aleyhinde istismar edilebilecek hususlar vardı: a)-Bunlardan birisi Haşimilik . Çünkü değişik sebeplerle devlet idarecileri aleyhinde bulunan çeşitli gruplar.Osman'a (R. devlet işlerinde Ensâr'dan çok. Aradığı şartları maalesef burada fazlasıyla buldu. Önce Basra'ya gitti.A) karşı harekete hazır hale getirdi. İbn-i Sebe dağınık halde bulunan bu grupları büyük gayretler sonunda bir çatı altında toplayarak. Medine dışındaki diğer bölgelerin İslâmî çizgiden gittikçe uzaklaştığı." Kendisi de çeşitli vilâyetlere ve bilhassa Basra ve Kûfe'ye sürekli olarak mektuplar gönderiyordu. Gerçekten ortada önemli bir problem yoktu. Burada daha önce yerleştirdiği komitacıları vasıtasıyla devletten memnun olmayan kişilerle temaslar kurdu. bilhassa Hz. Bu merhaleden sonra. Hz. Onlarla müşaverede bulundu.com] 19 . Bu mektuplarda idari ve siyasî meseleler. Halkın hürmet ve muhabbetini kazanın. Vali Abdullah bin Amr'ın dikkatini çekince Küfe'ye geçti. (Rant Kavgası) İbn-i Sebe. devlet işleri yolundaydı ve istismar edebileceği fazla bir mevzu yoktu. burada toplanmışlardı. durumun araştırılması için çeşitli vilâyetlere güvenilir ve itibarlı heyetler gönderdi. Fitne ve fesat haberleri Medine'ye ulaşınca Hz. maalesef.Osman (R.Ali'nin de yardımıyla. Sahâbelerle.

V). Şiîliğin ilk çekirdeği olan Sebeiyye mezhebini kurdu.Peygamber'in bu vasiyetini yerine getirmemek kadar büyük bir cinayet olamaz.A. çevresindeki insanların his ve heyecanlarını. Hz.] Bu gibi telkinlerle. Mezhebler Tarihi. [ İbn-i Sebe Hıristiyanlıktaki ricat fikrini taraftarlarına kabul ettirerek onları galeyana getirmeyi başarmıştı. Ortada. Hz.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI durmuyordu. Resûl-i Edîb’ini (sav) teskin ve teselli için bu âyeti indirmiş ve onun tekrar Mekke’ye döneceğini haber vermişti. İbn-i Sebe. her gün biraz daha fitnenin içine itiliyordu. Hz. İbn-i Sebe.Osman (R.Peygamber (S. seni (tekrar) dönülecek yere döndürecektir. üzerine yürünülebilecek açık bir cephe mevcut değildi. O'nun terbiyesiyle olgunlaşan ve O'nun ilmine ve kemaline vâris olan Hz. el-Cuhfe denilen yere geldiği zaman. "Hz. O'nun yerine gelecek kimse de hatalı bir insan olursa problemlere çözüm getirilemez.A) aleyhine tam manasıyla şartlandırdı.. Hicret sırasında nazil olmuştu. bu çalkantılar sırasında. şu âyet-i kerîme Hz. [ Böylece.Osman. Her peygamberin bir veziri olduğu gibi. bu âyet-i kerîmenin mânâsı İbn-i Sebe’nin iddia ettiği gibi değildir. Peygamber’in (sav) tekrar geri döneceğini bize bildirmektedir: “Herhalde O Kur’ân’ı senin üzerine farz kılan (Allah).Osman'ı (R. Mısır'da kurmuş olduğu bu mezhebine yeterince taraftar buldu ve onları Hz. [www. hacca gidiyormuş gibi yaparak harekete geçirdiği adamlarını Medine yakınındaki Merve'de topladı. O'nun bu veraset hakkını gasbetmişlerdi." İbn-i Sebe bu dâvasını kuvvetlendirmek için. O'nun yerine gelecek kişinin hatadan salim.ramazankoc.Ali'den başkası olamazdı. Hz.İbn-i Sebe. O halde en mühim mes'ele. Şimdi sıra güya Hz. Peygamber’in(sav) geri gelmeye Hz. Muhammed Ebû Zehra.A) hakkını almaya gelmişti.Halbuki. Mekke’den hicretinde. Resûlullah (sav). s. Şimdi sıra yeni bir halife adayı tespit ederek Hz. Hem Hz. İsa’nın geri döneceğine inandığınız halde. zulmün. birtakım hurafe ve hikâyelerle O'nun. Halk. çocukluğundan beri Hz. istikbalde İslâm'ı parçalayacak fırkaların temelini teşkil edecekti. plânlarını merhale merhale icra sahasına koymaktaydı. yukarıdaki âyeti kendi fikrine delil getiriyor ve Hz.A) öldürmeye karar verdi. Bunun için de şu telkin metodunu uyguladı: Her peygamberin bir vasisi vardır. Hz. Çünkü..A) vasi tayin etmiştir. Hz. neden Hz. insanüstü bir varlık olduğunu telkin ederek etrafındaki insanları gitgide birer Hz.Ali'yi (RA) eski masal kahramanları gibi gösteriyor. arzu ettiği noktaya getirince Medine'yi basıp Hz.Ömer ve Hz.. Bu mezheb. doğup büyüdüğü Mekke’den ayrılışın ızdırabını duyarak kederlenmiş ve Cenâb-ı Hak.” ibn-i Sebe.Osman kusurlu ve hatalı bir insandı. Bu masum insan ise.Ali'nin (R.Peygamber'in (SAV) gözetimi altında yetişen. halka.Ali meczubu haline getiriyordu. İbn-i Sebe. [Prof.Ali'yi (R. masum bir insan olmasıydı. Bu âyet-i kerîme.Peygamber'in veziriydi Hz.Peygamber (SAV) de Hz.A) katletmeye gelmişti. 39].. Bu noktada şöyle bir plânla işe başladı: "Hz.Ebûbekir.Osman'ı öldürmek için çareler arayacaklardı. tasarladığı haince plânını gerçekleştirmede büyük bir adım atmış oluyordu.Ali de Hz. İbn-i Sebe. İlk fırsatta Medine'ye girecekler ve Hz.Osman'ı (R. haksızlığın önü alınamazdı. düşman gizli ve sinsi idi ve çok plânlı çalışıyordu. İsa (as)’dan daha fazla hak sahibi olduğunu telkin ederek halkı ifsat ediyordu.İsa gibi tekrar yeryüzüne geri gelecek ve 'niçin vasiyetimi yerine getirmediniz' diye bizden hesap soracaktır.Peygamber’in (sav) tekrar geri döneceğine inanmıyorsunuz? Halbuki.com] 20 . O zaman hepimiz mahcup olacak ve hüsrana uğrayacağız.

Zaten onun istediği de bu idi..Zübeyr'e başvurarak: "Mektuplarınızı okuduk. Hz. Hz." dediler.Osman'ın yanına gittiler. fedailerinden birine vererek kafile arkasından yola çıkardı.Ali'nin (R.Osman (RA) "vali olarak kimi istediklerini" sordu. Hz.Ali (RA) ise Haşimî olduğu için.Ali (RA) bu teklifi reddederek. plân gereği şüpheli hareketlerle nazar-ı dikkati kendisine çekti. Hz. Hz.Osman namına sahte bir mühür basıp. Mısır ve Küfe gibi merkezlerdeki adamlarına Hz. Osman'ı hal' edip ümmeti salâha çıkarmak ve sizi devletin başına getirmek istiyoruz. Hz.Osman'ın evini bastılar ve kendisini Kur'an okurken şehid ettiler.A) imzalarıyla uydurma mektuplar göndermiş ve onlardan güya Hz.ramazankoc. Hz.com] 21 . İbn-i Sebe'nin komitecileri bu mektuplarla birçok insanları ifsat ettiler.Zübeyr'in (R. Halifeliğe de en lâyık sizsiniz.A) etrafında toplanacaklar ve güya Hz. asileri ve bütün Medinelileri mescidde topladı. Mısır valisinin azlini istediler. hatâ telâkki ettiğiniz meseleleri tashihe gayret edeceğiz. [www. Hz Osman teklifi kabul etti ve hemen tayin emrini Muhammed'e verdi. Sizden bu vazifeyi deruhte etmenizi istiyoruz. Bu mektubu dinleyen saldırganlar birden şoke oldular ve yeniden galeyana gelerek tekrar Medine'yi bastılar." diye emredilmişti. böylece halkın bu iftiraya kanmasını sağlamaya çalışıyordu. Neticede bütün taraflar mutmain olarak geri dönmeye başladılar. daha önce Basra. diğer taraftan O'nun halife olması için açıkça gayret gösteriyor. Bu merhaleden sonra İbn-i Sebe.Ali'ye. Heyet Hz. Geri dönmekte olan Mısır kafilelerini tekrar Medine'ye döndürmek ve saldırgan bir hale getirmek için şeytanî bir plân hazırladı. Bunun üzerine. İbn-i Sebe. Hz.Ali'nin öldürttüğünü ve O'nun yerine geçmek istediğini etrafa gizlice yayarak Emevileri tahrik etti.Osman. Hz. İbn-i Sebe. işin içinde bir nifak olduğunu söyleyerek hemen memleketlerine dönmelerini tavsiye ettiler.Osman'ın hilâfetten uzaklaştırılmasını istemişti.Talha ve Hz. kendileri tarafından böyle bir mektubun yazılmadığını.Ali. Bu arada asiler. Emevîlerle Haşimîler karşı karşıya gelsinler ve böylece dahilî savaşlar başlasındı. Mısır valisine hitaben.Ali'ye bu çirkin iftirayı yaparken.Âişe. Hz.Ali'nin (R.Zübeyr ve Hz. İsyancılar bu defa Hz. Neticede kafiledekiler bu adamdan şüphelenerek onu yakaladılar ve mektubu ele geçirdiler. onları evinden kovdu. Mektuba. "Bu âsiler geldiği zaman elebaşlarını öldür ve gerisini de hapset. Hz. Artık nifak tohumları meyvelerini vermeye başlamıştı. O da devesiyle kafileye yetişerek. Tâ ki. Onlar da: "Ebûbekir'in oğlu Muhammed'i isteriz" diye karşılık verdiklerinde. bu durumdan fazlasıyla rahatsız oldu. İslâm'ın fütuhat ve tebliğ devri kapandı.Ali'ye: "Malûmunuz olduğu üzere. Onlara: "Şikâyetlerinizi nazara alacağız. Mektupta Mısır valisine hitaben. Böylece kuvvetlendiler ve yola çıkarak İbn-i Sebe'nin grubuna Medine yakınlarında iltihak ettiler. Hz. Haşimîler tarafından yapıldığı intibaını vermek için de Mısırlılar Hz.Talha'nm hâdiseyi yatıştırma gayretlerine rağmen sonunda Hz. Hz. Müsterih olun. Haşimîlerle Emevîleri karşı karşıya getirmek için yeni bir plân hazırladı. Hz.Ali'nin (RA) huzuruna gönderdi. Onlar da." dedi.Osman (RA) Emevî. dâ vasında büyük bir merhale kat'etmiş oluyordu. Bu maksatla. Bu yeni kuvvetlerle İbn-i Sebe'nin eşkıyaları üç bin civarına erişmiş oluyordu. Herkesin şikâyetini dinledi..Osman'ı. Hz. Bu elîm hâdise Müslümanların İslâm dinini başka ülkelere ulaştırmalarına engel oldu. Basralılar Hz. Yahudi asıllı İbn-i Meymun başkanlığında bir heyet seçerek Hz. bu ümmet başsız kalmıştır.Osman'ın katili Yemenli bir Yahudi olan el-Gafikî idi. bir duraklama ve keşmekeş devri başladı.Osman (RA) adına bir mektup yazdı. Hz.A) hakkını müdafaa edeceklerdi. Mısır'dan gelen kafileden.Osman'ın şehadetiyle İbn-i Sebe. bir taraftan Hz.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Katlin." dediler.Talha'ya ve Kûfeliler de Hz. Mısırlılar Hz.Ali'nin de yardımıyla. İbn-i Sebe.Ali.

kabûle mecbur oldu.Zübeyr'in yanına giderek onlara Hz.Ali'nin (RA) huzuruna çıkarak. Hz. bir sükûn.Osman'ın katilinin bulunması değildir." dedi. her şeyin sulh yoluyla daha iyi hallolacağını anlatmasını istedi.. Hz.. sükûnet oluştuktan sonra her tedbirin alınabileceğini. O'ndan halifeliği kabul etmesini istirham ettiler.Ali'den (RA) böyle bir cevap alınması üzerine Kûfelilerden bir heyeti Hz. Kur'an'ın nassından hareket ile.Zübeyr (RA) Hz. âsiler hemen cezalandırılmalıdır. İbn-i Sebe.Talha (RA) ise.Âişe. onlardan da istediğini elde edemeyince bu defa saldırganları sevk ve idare eden Yahudi Gafikî'ye şu talimatı verdi: "Medinelileri mescide toplayınız ve onlara hemen kendilerine bir halife seçmelerini söyleyiniz. Zübeyr ve Talha da dahil olmak üzere hepinizi kılıçtan geçireceğiz. bu emir gereğince Medinelileri mescide toplayarak onlara: "En kısa zamanda kendinize bir reis seçiniz.* Görüldüğü gibi. Hz. kitabın hükmünü icra etmesini ve Hz.Ali'nin içtihadını öğrendikten sonra.Ali (RA)." dedi. Şayet bir netice alamazsak.Talha ve Hz.Zübeyr ve Hz.Zübeyr ve Hz.Zübeyr'e ve Basralılardan bir heyeti de Hz.Zübeyr ve Hz. aksi halde fitne ve fesat çıkacağını. bölünme olmaması için ordusuyla Basra'ya hareket etti ve Zikar mevkiinde konakladı.Âişe.Ali (RA). bütün gayretimiz boşa gider.Talha ve Hz.içtihad farkından ileri geliyordu. Aksi takdirde hepsini kılıçla tehdit ediniz. Bu fitne hareketine katılanların çoğunun öldürülmesi gerekir. "Birinin hatasıyla başkasının sorumlu olamayacağı" görüşünü ileri sürerek. birlik ve beraberliğin ehemmiyetini. Bu sebeble. Hz.Talha da.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Hz.ramazankoc...Ali'nin (RA) görüşlerini: bu yaranın ilâcının sükûnet olduğunu. O'ndan." Hz.Âişe. Şayet siz bugün bu vazifeyi yapmazsanız. hiç istemediği halde.] Hz. Hz. şu fikirdeydiler: "Fitne büyümüş. Talha (ra) ve Hz.Talha ve Hz.Ali'ye (RA) giderek. Hz. tefrikanın fenalığını.Ali onlara hitaben: "Haklısınız. aramızda bir görüş ayrılığı kalmamıştır. Onun için devletin hâdiselere hâkim olmasını beklemek gerekir. fazlasıyla rahatsız olan münafık İbn-i Sebe. O da bu emir mucibince. hedefe varamamış oluruz. Hz. devleti hedef almış ve halife şehid edilmiştir. Hz. fakat devlet henüz asileri tam manâsıyla sindirmiş değildir.Talha (RA).Talha ve Hz. suçluların tek tek belirlenerek sorguya çekilmelerini ve gerekli cezaya çarptırılmalarını istiyordu. Hz. Hz. onların bu fikrine iştirak etmedi. Ali (ra) ile Hz. taraftarlarını toplayarak onlara: "Ne yapıp yapıp harbi kızıştırmanız ve Müslümanları birbirine düşürüp kırdırmanız lâzım. Zübeyr (ra) arasındaki ihtilâf. Hz.Zübeyr'e (RA) göndererek onlara." dediler. Hz.Âişe. Az zaman sonra Hz. Bu tehdidi dinleyen Medine halkı. Mes'ele sadece Hz. Onlar: "Eğer Ali bu fikirde ise. Hz.Osman'ın katillerinin cezalandırılmasını istediler. Hz.Ali de bu karışık durumu göz önünde bulundurarak vazifeyi.Talha'ya gönderdi. Hz. Bu sulhtan. huzurlarından kovdular.Zübeyr'in (RA) Basra'ya gittiklerini haber alınca devletin bütünlüğünde bir parçalanma. …. Hz." Gafikî başkanlığındaki âsiler.Ali (RA) meselenin sulh yoluyla halledilmesi için Ka'ka isminde bir elçisini Hz. Ali.. Böylece bir istikrar." dediler. Herkes kendisini emniyet ve huzur içerisinde görerek çadırlarına çekildiler.Ali gibi bunların hilâfet tekliflerini reddederek.Âli de (RA). Hz. hali hâsıl oldu. bunun da İslâm'a ve Müslümanlara getireceği sıkıntının büyük olacağını izah etti. Ve savaşı başlatmak üzere yeni bir plân [www. Hz.com] 22 . Bu neticeden her iki tarafın mensupları da memnun oldular.Âişe (RA) ile Mekke'de görüştüler ve âsilerin üzerine yürümek için kuvvet toplamak üzere Basra'ya gitmeye karar verdiler.

Talha ve Zübeyr bizimle sulh meselesinde mutabık değilmişler. Müslümanların büyük bir kısmı.Ali (RA) Cemel Vak'ası'ndan sonra bir müddet Basra'da kaldı. Hz. Neticede her iki taraf da savaş hazırlıklarını tamamlayıp Muharrem ayında Sıffîn'de karşı karşıya geldiler. "Hz." gibi tahrik edici sözler sarf ederek muhtemel bir barışa mani olmuşlardı. Hz. İbn-i Sebe savaşa mani olmak için giden heyetler içine Hâtemoğlu Adiy ve Sebt gibi adamlarını soktu. İslâm itikadına hurafeler sokarak onu aslî safiyetinden çıkarmaktı. Böylece on bin kişinin hayatına mâl olan Cemel Vak'ası meydana geldi. Bugün kavga eden mü'minler yarın barışabilir ve tekrar bir araya gelerek İslâm birliğini yeniden te'sis edebilirlerdi. Yine İbn-i Sebe'nin adamları: "Karşı taraf bize gece baskını yaptı.. Onun için." dediler.com] 23 . Daha sonra oradan Kûfe'ye geldi.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI hazırladılar.Ali (RA) ile Hz.Ali'nin ordusunu bir an evvel harbe girmeye teşvik ediyor ve onlara.Talha'mn (RA) çadırlarının etrafında yerleştirdi. Sabaha yakın saatlerde tatbike koyulacak bu yeni plân gereği. Muâviye. Hz.Ali (RA) ile Hz.Ali.Zübeyr ve Hz.Zübeyr (RA): "Anlaşıldı. mutlaka bu sulha mani olunmalı ve taraflar karşı karşıya getirilmeliydi.Ali'nin adamları (Kûfeliler) bize gece baskını yaptı. Bunlar daha sonra her iki tarafın çadırlarına baskında bulundular. "Siz de Cemel Vak’ası'nda hezimete uğrayanlardan daha perişan olacaksınız.Ali'nin (RA) meseleyi sulh yoluyla halletme teşebbüsü üzerine. Şu hâlde.Muâviye'yi saldırgan bir dille tehdit etmişler ve O'na karşı. İbn-i Sebe ve arkadaşları hâdiseleri kendi lehlerine çevirecek bir ortamın oluşmasını bekliyorlardı. Bu adamlar Hz." dedi. Bununla beraber Hz.Zübeyr ve Hz. Hz. ne oluyor?" diye sorduklarında. harbi kesmekte samimî değilmiş. sadece Suriyeli Müslümanlar kalmıştı. şayet sulh olursa. her zamanki gibi sulh yolunu tıkamak için.Zübeyr de bu savaşta şehit düştüler. bu dahilî savaşlarla esas maksadına yaklaşmış oluyordu.Ali (RA) Şam Valisi Muâviye'nin ve dolayısıyla Suriye'nin biatini te'min etmek için.Ali de: "Anlaşıldı. Hz. Çünkü onun asıl maksadı. "Şamlıların da Cemel Vak'ası'ndakiler gibi hezimete uğrayacaklarını" telkin ediyorlardı. Gürültü üzerine uyanan Hz. Çünkü. Hz.ramazankoc. Hz. Çünkü. İbn-i Sebe. Öte yandan gürültüyü işiten Hz.Osman'ın (RA) katlinden sonra maksadına doğru önemli bir merhale daha kat'etmiş oluyordu. İbn-i Sebe kendi adamlarım Hz. böylece Hz. Müslümanlar arasında tâ kıyamete kadar devam edebilecek bir ihtilâf çıkararak onları inanç [www. Bîat etmeyen. İbn-i Sebe ve adamları.Talha (RA) "Ne var.Ali'ye (RA) bîat etmişlerdi." dediler. İbn-i Sebe'nin adamları. Fas'tan ta Çin hududuna kadar Hz. her zaman olduğu gibi sulh yolunu tercih ederek kendisine Cerir ismindeki bir adamını elçi olarak gönderdi. hâdiselerin seyri lehlerine cereyan etti.Talha ve Hz. Hz. İbn-i Sebe. Hz.Ali (RA) bundan sonra ilk iş olarak İbn-i Sebe taraftarlarını ele alacak.Ali (RA): "Ne oluyor?" diye sordu. Bu haber üzerine Hz. Neticede taraflar yine karşı karşıya geldiler ve Sıffîn Muharebesi vuku buldu. bir taraftan da Hz.Muâviye (RA) bu ayda savaş yapmamak için bir aylık bir mütareke yaptılar. İbn-i Sebe..Ali (RA) bu mütarekeyi(=ateşkes) fırsat bilerek. yine harekete geçti.Muâviye'ye barış için yeniden heyetler yolladı.Talha ve Hz. Biz de püskürttük. Nitekim. iki taraf da bir esas üzere barışacak olurlarsa âsilerin hezimete uğrayacakları şüphesizdi. suçlular tesbit edilince de akıbetleri çok kötü olacaktı.Ali'nin (RA) bu teklifini kabul etmemişti." dediler. Hz.

ordu içinde taraftarlarının çokluğu sebebiyle. O’sun” dediklerini duyunca. kalpleri boyanmış bu insanlara İslâm'ın vehim ve hayallerden.com] 24 . Hz.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI yönünden parçalamak." gibi hurâfeler yayacaktı. 624. H. Bundan tövbe ediniz. + (Abdurrahman Ġbn-i Ahmed. İslâm'a kitleler halinde katılmalar oluyordu. ideal mânâda Müslümanlar pek yetişemiyor. İslâmiyet bu mutaassıp insanlarca hakkıyla hazmedilemiyor [www. Şimdi yapılacak en önemli iş. hayretle: “Ben kimim?" demişti. 1323. ona: "Böyle bir hareketle Ali'yi mağlûb edemezsiniz. İbn-i Sebe burada.Ali'yi. Halk tabakaları. bulutların üzerindedir. Bu maksatla üç suikastçıyı yola çıkardılar. Hz. Ali (r. ġerh-i Mevakıf. huzuruna çıkarak O'na: "Sen Rabbimizsin.Muâviye ve Hz. İlâhlar Hanedanı haline getirerek İslâm Dinini Hıristiyanlıkta olduğu gibi tevhid esasından saptırmaya tevessül etti.Ali ve evlâtlarını. uruç etti. net. Ali. Gerçi bu durum. *Hz. safi hakikatlerin olduğu gibi kabul etmek hayli zor geliyordu. Müslümanları sevindiriyordu. Fakat İbn-i Mülcem isimli suikastçı Hz.. bu sapık adamların yakılmasını emretmişti. O günkü içtimaî durum da onların bu plânlarını tatbike son derece elverişli idi. Mısır. ancak siz mağlûb olursunuz.ramazankoc. itikatları aslî çizgisinden saptırmak için dine hurafeler sokmak idi. yakın mesai arkadaşları ile beraber İran'da yapacakları ihanet faaliyetlerinin plânlarını hazırladılar ve çalışmaya koyuldular.. Ali’nin (RA).Ali'yi öldürtmek üzere yola çıkardıktan sonra Meymun oğlunu birkaç adamıyla Kûfe'ye göndermişti. Bu durum. Yoksa sizi mahvederim” cevabını vermiş. Bu konuşmadan sonra." dedi. o da: "Üç fedai ile bu işi hallederiz.. İbn-i Sebe bu işe. İbn-i Mülcem'i Hz. yeni Müslümanlığı kabul etmiş milletlere. Çok geçmeden geri dönecek ve kılıcıyla bütün dünyaya adalet dağıtacaktır.. manevî hamur gerekli şekilde yoğrulamıyor." dediler. İbn-i Sebe'ye fikrini sorunca. s. dolayısıyla da ideal duyuş ve yaşayış açısından Müslümanlar arzu edilen kıvamda bütünleşemiyordu. bilhassa kendini İran'da açık bir şekilde gösteriyordu. onlara ne yaptıklarını sormuş. Fakat. hiziplere ayırmak icap ediyordu. yaktırmaktan vazgeçti. s. Şimdi o.." dedi. eski yanlış inançlarından bütün bütün kurtulmuş değillerdi. 177. mizaçları farklı kavimleri İslâmî potada eritmek ve yoğurmak. 1286. İslâm'ın ulaştığı her yerde. vaktiyle Hz. Onların kendisine “Sen.Amr Îbnü'l-Âs bu suikastten kurtuldular. Evfa oğlunun Hz. Hz. Onlar da (hâşâ): “Sen O’ndan gayrı bir mabûd olmayan Allah’sın” demeleri üzerine celallenerek: “Bu söz küfürdür. onlara üç gün süre tanımıştı. Meymun oğlu orada: "Ali ölmedi. Ne yazık ki. İbn-i Sebe'nin sapık fikirlerinin üretilmesine çok müsait bir zemin idi. Şöyle ki: İslâmiyet çok kısa bir zamanda geniş bir sahaya yayılmıştı. Hz. intikal ettirmek. semâya çıktı. İran'ın eski hükümet merkezi olan Medayin'e sürdürdü. fitne ve zaafa yol açacağı endişesinden.. şehadetine sebeb olan zehirli bir kılıç ile yaralamaya muvaffak oldu. henüz yeni kurulmuş bir İslâm Devleti için fevkalâde zor bir işti.a) bir gün evinden çıkarken bu sapık güruhtan birkaç kişinin kendisine secde ettiklerini görmüş.Ali.) İbn-i Sebe'yi ise. Ehl-i Beyt muhabbetini istismar etmekle başladı. Hilâfetin baştan beri Hz. Medayin.Ali'nin hakkı olduğunu ve O'ndan haksız olarak gasp edildiğini etrafa yaydı. Ġst.Ali'den kaçan Haricîlerle görüştü ve reisleri Evfa oğlunu buldu. işlenmemiş ham toprak gibiydiler. Verilen mühlet içinde tövbeye yanaşmadıkları için. Yeni Müslüman olmuş kimseler. akılları. İlâhımızsın.Muâviye ve Hz. Üç sahâbî. İbn-i Sebe. Ehl-i Beyt'in en ateşli bir taraftarı olarak sahneye çıktı. H. Takdir-i İlâhî ile Hz. Hz.Ali'ye karşı bir harekette bulunmak istediğini anlayınca. Hz. düzmece ve hurafelerden uzak olan berrak. Ramazan'ın 17'nci günü sabah namazını kıldıracakları sırada öldürüleceklerdi. Sonunda İbn-i Sebe başkanlığındaki bir grup. İbn-i Sebe.Muhassilu Kelâm. bu müşriklerin bir kısmını yaktırdı. hikmet ve hakikatlerini. Fahreddin Razî. Evfaoğlu.Ali. Bu derece geniş ve yaygın bir coğrafya üzerinde İslâm'ın bütün mânâ ve inceliklerini. Asırlardan beri süre gelmiş hurafe ve bâtıl inançların tesirinde kalarak ruhları.Amr İbnü'l-Âs'ın öldürülmesinde mutabık kaldılar.

Bunlar. bu fikirleri yaymak üzere görevlendirdiler. O beldelerdeki insanlara. Bu sebeple henüz hak ve bâtılı.Ali'nin (RA) vefatında İbn-i Sebe. Ali şimdi göklere çıkmış ve bulutlar üzerinde taht kurmuştur. O'na. Bu hak. akıldan ziyade his hükmediyordu. [www. İşte. hurafe ve hakikati temyiz edecek duruma gelmemişlerdi. Hâdiseleri mantık ve muhakeme uyumu içinde tahlil edemiyor. his plânında İslâmiyete karşı bir hazımsızlık gösteriyorlardı. Zira. bu yeni beldeler uzun süre hamisiz ve sahipsiz kaldı. bu bâtıl itikat onlarda kolaylıkla taraftar buldu. örf ve an'anelerini de İslâmiyetle birlikte devam ettirsinler. Hz.. İslâm'ı bütün müesseseleriyle yerleştirme ve onların şüphe ve tereddütlerini izale etme hizmeti. İbn-i Sebe'nin.ramazankoc. Yahudi gibi hileci bir kavim. Müslümanlar arasında kıyamete kadar devam edecek bir savaştır. Mısır'da Sebeiyye Mezhebi’nin kurulmasıyla tohumu atılan Şiîlik. sahabelerin büyük bir kısmı iç fitnelerde vefat etmiş. Önce.. "Ölen Ali değil. bu. İslâm inancını aslî çizgisinden saptırarak. hilâfet makamı da. biz Ali'yi takdis edeceğiz ve ettireceğiz. bilhassa Ömer. onlardan gasp edildi. O'nun evlâtlarına da intikal ettiği dâvasında bulundular ve neticede İran'da bir ilâhlar hanedanı ortaya çıktı. İran'da yeşermeye. bir kısmı da toplumsal hayata müdahale edemeyecek kadar yaşlanmıştı. Arkadaşlarını toplayarak onlara. İbn-i Sebe. "Hilâfet Ali'nin hakkı idi. bu toplumsal durumdan istifade etmeyi başardı. bu kararı aldıktan sonra etraflarındaki adamlarını. Bu mühim vazifenin ihmal edilmesi neticesinde. gelişmeye başladı. Diğer taraftan asırlarca süren saltanatlarının ve millî gururlarının. Hz. yerine göre de 'hilafetin. bu ilâhlığın. Gönülleri hakikatten ziyade efsane ve hurafelere açıktı. kalplere ve hislere tam manasıyla yerleştirilemiyordu. Bu telkinler. Daha sonra. Hilâfete lâyık Ali ve evlâtlarıdır. yerine göre 'peygamberdir' diyeceğiz. Allah'ın iradesine itaat için Ali'den yana çıkmak lâzımdır. İran'da olumsuz fikirlerini yerleştirmesinde önemli bir faktör de halkın psikolojik yapısıydı." diye telkinlere başladılar. Fetih zamanında aldıkları ilk feyiz ve ilimle Kur'ân'a ve imana ait hakikatleri tamamıyla ihata edememişlerdi. Ve bundan yirmiden fazla fırka (kol) türedi. İslâmiyet gayet geniş bir sahaya yayılmış. Ali'nin hakkı olduğunu. Onların iç dünyasında." diyerek O'nun ölümüne hulul akidesi paralelinde bir yorum getirdi.Ali'ye (RA) ilâhlık izafe ettiler. Şimdi. Hulûl Akidesi İranlıların eski dinlerinde de vardı. O'nun suretine giren bir şeytandır. halk tarafından kabul görünce.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI ve hak din. Bu bakımdan. Üç halife.. daha da ileri giderek insanlara ilâhlık isnat eden Hulûl Akidesini İslâm inancına sokmak için gayret gösterdiler. tevhit akidesine taban tabana zıt bir itikadı yaymaya başladılar. büyük ölçüde aksıyordu. akıl plânında olmasa bile. Bilmiş olun ki.com] 25 .. vaktiyle köle saydıkları Araplar tarafından söndürülmesini de bir türlü hazmedemiyor. bütün bu faktörleri değerlendirmesini bildi. bu ülkede ikaz ve irşad hizmetini gereken seviyede yapamıyordu. Diğer taraftan. fikir süzgecinden hakkıyla geçiremiyorlardı. bu hakkı gasp etmekle Allah'ın iradesine karşı geldiler. yerine göre 'ulûhiyet' izafe edeceğiz." İbn-i Sebe ve arkadaşları. "Biz asıl harbe yeni başladık. Ömer ve Osman'ın O'nun bu hakkını gasp ettiklerini' anlatacağız. Psikolojik olarak istiyorlardı ki eski inançlarını. diğer bir kısmı uzlet hayatını tercih etmiş. Böylece. fakat Ebûbekir.

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI

ALEVĠ-BEKTAġĠLĠĞĠN TARĠHĠ
BEKTAŞİ-KIZILBAŞ (ALEVİ) BÖLÜNMESİ VE NETİCELERİ

KÖKENLERĠ
Ġrene MELĠKOFF

Bektaşiliği belirtmeye çalışırsak, Bektaşilik her şeyden evvel bir Türk halk dini söyleyebiliriz.

olduğunu

XIII. Asırdan itibaren Anadolu'da gelişmeye başladı. Sonraki asırlar boyunca bağdaştırmacı yapısında bazı yabancı unsurlar yer aldıysa da, Bektaşiliği Türk kökenlerinden ayırmak mümkün değildir. Bektaşilik, Hacı Bektaş Velinin etrafında belirginleşmiş bir öğretidir. Hacı Bektaş ise, efsaneleşmiş büyüleyici bir kişidir. Keramet sahibi ve mucize yaratan bir kişi gibi görünüyor. Öyle olduğu için, onu Şii'lerin sekizinci İmamına, dolayısıyla da soyunu Peygambere kadar çıkarmak mümkündür. Fakat, bu eklentiler asırlar boyunca meydana gelmiştir. Gerçeklikte ise, Hacı Bektaş doğduğu ortamdan, yani Orta Asya'dan gelen ve Anadolu'ya göç eden Türkmen boylarından ayırmak imkansızdır. Bununla birlikte, Hacı Bektaş'ın şöhreti ilk önce aynı soydan gelen ilk Osmanlı Sultanları'nın kendisine gösterdikleri ilgiye bağlıdır. Bektaşilik, Anadolu'da gelişmesine rağmen, onun kökenleri daha eski zamanlara dayanıyor. Halk geleneğine göre, Hacı Bektaş, Orta Asya Velisi Ahmet Yesevi'nin müridi olmuştur. Bu ise gerçeğe aykırıdır. Çünkü Ahmed Yesevi'yi, Hacı Bektaş'tan bir asır evvel, yani XII. yüzyılda, Yesi'de, şimdiki adıyla Türkistan'da - Kazakistan'da yaşamış ve oradaki Türkmen boylarına İslam dinini öğretmiş bir kişi olarak biliyoruz. Ahmed Yesevi, Buhara gibi İslam kültürünü yaygınlaştıran meşhur bir kültür merkezinde okumuş, Hanefi uleması olan Şeyh Yusuf Hamadani'nin müridi olmuştur. Fakat buna rağmen, yurttaşları olan göçmen Türkmenleri arasında yaşamayı tercih etmiş ve onlara İslam‟ı yaymıştır. Ahmet Yesevi ve Hacı Bektaş arasında tarihsel bağlar olmamasına rağmen, yine de, Hacı Bektaş‟ın, Anadolu'da Ahmet Yesevi‟nin orta Asya'daki rolünü devam ettirdiğini söyleyebiliriz. Gerçekten de Hacı Bektaş, Anadolu‟ya göç eden Türkmen boylarına İslam dinini yaymaya çalışmıştır. Ahmet Yesevi gibi, bu dini, göç eden kavimlerin anlayışı ve geleneklerine uyarlamaya çalışmıştır. O nedenle, Bektaşiliğin manevi kökenlerini orta Asya'ya kadar götürmek mümkündür. Ve Bektaşilik bir dereceye kadar Ahmet Yesevi öğretisinin devamı olarak kabul edilebilir. Bununla birlikte, din kavramı canlı bir öğe olması nedeniyle, yeni bir ortamda farklı gelişmelere ve farklı değişikliklere uğrayacaktır. Az veya çok, yerleştiği ortamın etkilerine uyacaktır. Böylece, süreç içinde, Bektaşilik bir dini senkretizm, yani bir bağdaştırmacılık şeklini alacaktır. Bağdaştırmacılık, dışarıdan gelen yeni öğelere de açık olacaktır. Bir taraftan, yerleştiği yeni ortamdan gelen inançlar ve gelenekler, diğer yandan tarihi ve toplumsal olaylara ait etkiler iz bırakacaktır. Bu savımıza örnek olarak, Ahi teşkilatının veya Hurufîlik gibi dışardan gelen inançların etkilerini gösterebiliriz. Aynı şekilde, özellikle Anadolu tarihinde önemli bir yeri olan Türk-Safavi çatışmalarının sonucu ortaya çıkan Kızılbaş hareketini de örnek gösterebiliriz. Bu son olay, kesin bir sonuç ortaya çıkardı. XVI. yüzyıldan sonra, Bektaşi hareketinde bir bölünmeyi görüyoruz. Başlangıçta, Anadolu halk dini gibi görünen bu hareket ikiye bölündü: Bir taraftan Bektaşilik, diğer yandan Kızılbaşlık.

[www.ramazankoc.com]

26

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI
Oldukça yakın bir zamanda, yani son asrın başında, Kızılbaşlık ismi yerine Alevilik sıfatı kullanılmaya başlandı. Bu genel bir girişten sonra, her tebliğimde belirttiğim neticeleri tekrarlamaya mecburum. Zira araştırdığım konu, hep aynı konudur. Ve gerçeği değiştirmek olanaklı değildir. Tekrarlamalar olmasına rağmen, yine de her seferinde çıkardığım sonuçlara, yeni öğeler eklemek zorundayım. Çünkü konuyu derinden inceleyince, her seferinde, o ana kadar keşf edilmeyen yeni ayrıntılar ortaya çıkıyor. Şüphesiz konunun özü değişmiyor, ancak ayrıntılar bu öze yeni zenginlikler kazandırıyor. Hacı Bektaş, bilindiği gibi XIII. yüzyılda, Baba İlyas'ın izinde ortaya çıkıyor. Baba İlyas, ünlü Baba-i İsyanlarının lideridir. Tarihi kaynaklar onun hakkında kesin bilgiler vermektedirler. XIV. yüzyıl tarihçesi Elvan Çelebi ve XV. yüzyıl tarihçesi Aşık Paşazade, her ikisi, Hacı Bektaşı, Baba İlyas'ın müridi olduğunu yazmaktadırlar. Şeyh Eflaki de ayın bilgileri aktarmaktadır. Baba İlyas ve taraftarları, 1230 civarında "Horasan"dan, yani Orta Asya'dan Anadolu'ya gelmişlerdir. Baba İlyas'ı inceleyen ünlü Fransız tarihçisi Claude Cahen, Baba İlyas ve taraflarının belki de Harezmilerle birlikte, Moğollardan kaçıp Anadolu'ya geldiklerini düşünüyordu. Bu sav doğru olabilir. Bu tespitten hareketle, onların Mevaraun nehri yöresinden, yani Ahmet Yesevi'nin yaşadığı bölgeden gelmiş olabilecekleri sonucunu çıkarabiliriz. Öyleyse, Hacı Bektaşı, Ahmet Yesevi'ye bağlamak yanlış olmayacaktır. O zaman da, halk gelenekleri, belirli ölçülerde, haklılık payı kazanacaklardır. Hacı Bektaş Baba-i isyanlarına iştirak etmiştir. Kardeşi Mintaç ise bu olaylarda şehit olmuştur. Fakat tarihi kaynaklar, Hacı Bektaş'ın bu isyanların son bölümüne ve Malya'daki savaşa kesin olarak katılmadığını göstermektedirler. Hacı Bektaş, bir müddet saklı kaldıktan sonra, Suluca Karaöyük'te bugünkü adıyla Hacı Bektaş kasabasında ortaya çıkmış ve orada Çepni bir boy arasında yaşamıştır. Bir derviş hayatını sürdürmüştür. Kendisi Çepni olmadığı için, Vilayetnamesinde bazı çatışmalardan bahsedilmektedir. Sözü edilen Çepni boyu, onu kabul etmiş ve benimsemiştir. Hacı Bektaş bir aziz gibi yaşamış ve keramet sahibi olduğu söylenir. Saygı ve sevgiye layık bir veli olmuştur. Etrafında çok taraftarı olmasına rağmen, Hacı Bektaş mürit edinmeye çalışmamıştır. Bu gerçeği, Aşıkpaşazade'nin yazdığı Tarih eserlerinden biliyoruz. Hacı Bektaş, kerametlerini bir kadına Kadıncık Ana'ya aktarmıştır. Kadıncık Ana, Aşıkpaşazade'ye göre, onun evlatlık kızıdır, Vilayetname'ye göre de manevi karısıdır. Ama, ne olursa olsun, Kadıncık Ana bir Bacıyan'i Rum‟dur. Bacıyan'i Rum, o zaman ki dört toplumsal sınıflardan biriydi. Ve bir kadın teşkilatıydı. Kadıncık Ana, bu toplumsal yapının önemli bir şahsiyetiydi. Kadıncık Ana, XIV. asırda yaşamıştır. O devir, Osmanlı İmparatorluğunun büyük zaferleri dönemidir. Bir çok Bektaşi dervişi, ilk Osmanlı Sultanlarının zaferlerine katılmış, kimileri gazi olmuşlardır. Abdal Musa, bu derviş-gaziler arasındadır. Osmanlıların soyu, bilindiği gibi, Oğuzlardan gelmektedir. Kayı boyundandırlar. O sırada, Anadolu'da gelişen batın'i dervişlerin bir çoğu aynı soydan gelmekteydiler. Örneğin, Çepniler, Kayılar gibi Oğuz soyundandırlar. İlk Sultanlar döneminde, Abdal dervişler ve Osmanlılar arasında sıkı bağlar vardı. XIV. ve XV. yüz yıllarda, ilk Osmanlı İmparatorluğu yapısında dört toplumsal sınıf vard;. Gaziyan‟i Rum, Ahıyan‟i Rum, Abdalan‟i Rum ve Bacıyan‟i Rum. / Büyük zaferler döneminde, Osmanlı ordusunda derviş olan gazilede vardı. Bu dervişler, Abdal olan unvanlarına, Gazi Unvanı eklemekten gurur duyarlardı. Böylece gazi olan Abdallar Trakya ve Balkanların fetihlerine iştirak etmişlerdir. Bunların arasında yukarda da işaret ettiğimiz gibi, Abdal Musa, Geyikli Baba, daha sonraları Gül Baba ve benzerlerini sayabiliriz. Hacı Bektaş'ın şöhreti, Osmanlılar arasında büyük olması gerekir. Çünkü Yeni Çeri ordusu kurulduğu zaman, Yeniçeriler, Pirleri için Hacı Bektaş'ı seçtiler. Oruç‟a göre Sultan Orhan'ın kardeşi Ali Paşa, meşayık yolunu tutmuş, derviş olmuştur. Kardeşine, Yeniçeri ordusunun himayesi için Horasanlı Hacı Bektaş'ı tavsiye etmiştir. Bu himaye ancak manevi

[www.ramazankoc.com]

27

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI
olabilirdi, çünkü Hacı Bektaş, ananeye göre, 1271 yılı civarında vefat etmiştir. Sultanlarının Bektaşi tarikatına olan teveccühünü kanıtlamaktadır. Bu, Osmanlı

Bu teveccühün sayesinde, İmparatorluğun ilk yıllarında, Bektaşi tarikatının üstün bir yeri olduğu görülmektedir. Bektaşilerin şöhreti ve başarıları, Osmanlıların desteklerinden geldi. Onların sayesinde, Bektaşilik en önemli halk tarikatı oldu. Tabii olarak, o zaman Şii ve aşırı Şii inançlar henüz Bektaşilik öğretisine girmemişlerdi. Bu aykırı inançlar, daha sonra, Bektaşiliğin içine Hurufîlik sokulduğu zaman ve özellikle, ilk Safavilerin, örneğin Cüneyd, Haydar ve Şah İsmail propagandalarının sonucu ortaya çıktılar. Ömer Lütfi Barkan, "Kolonizatör dervişleri" adlı ünlü eserinde, ilk Osmanlı Sultanlarının, dervişleri nasıl kullandıklarını göstermektedir. Bu dervişlere, feth edilen yerlerde topraklar verildi. Dervişler yerleşik olmuş, zaviye ve tekke kurmuşlardır. İslam dinini ve Türk medeniyetini buralara yaymışlardır. Bu yüzden, Trakya'da ve Balkanlarda Bektaşilik tarikatı çok gelişti. Hacı Bektaş'ın ismi Rumeli'de derin izler bıraktı. Trakya'daki en mühim Bektaşi tekkelerinden biri, Edirne civarında, Kızıl Deli Tekkesiydi. Şimdiki Bulgaristan'ın Deli Orman bölgesinde, Demir Baba tekkesi Otmçin Baba, Akyazılı Baba tekkesi ve saire. Bu saydığımız tekkelerin ayrı bir özelliği vardır, ancak bu, yazının konusu dışındadır. Bektaşiliği incelemek için, nefesler çok önemli ve ciddi bir kaynaktır. Bazı nefeslerde, Hacı Bektaş'ın ismi Rumeli'nin fethi ile bağlı görünüyor. Sizlere iki örnek sunacağım. Her ikisi de Kul Himmet'in nefesleridir. Kul Himmet XVI. yüzyılda yaşamış bir şairdir. Pir Sultan'ın yakını olduğu söyleniyor. Çok tanınmış bu nefesinde Kul Himmet'ten anlamlı mısraları buluyoruz;

"Seher vakti Şah kervanı gidiyor, Anun katarından ayırma bizi..." "Urunu inşad eden Bektaş'i Veli, Anun katarından ayrıma bizi..."
(İsmail Uzunlu, Antoloji, II, 349-350)

Ayın'i Cem'de bu mısra, bazen şöyle söylenmektedir:

"Urum'u fetih etti Bektaş'i Veli"
Başka bir nefesinde;

"Hacı Bektaş tekkesine gireli, Dervişleri gül göründü gözüme"
Yine Kul Himmet diyor ki;

"Hacı Bektaş vatan tutmuş Urumdan"
(Antoloji, II, 334-335) Bu iki misalde, Hacı Bektaş, ya Rum'u feth etmiş gibi, veya irşad etmiş gibi görünüyor. Şimdiye kadar soruna genel olarak baktık. Bektaşilik ve Alevilik daha doğrusu Kızılbaşlık aynı kökten gelen bir olgudur. İkisi, başlangıçta halk diniydiler. Fakat zamanla, bilhassa XVI. yüz yıldan itibaren bölünmeler oldu ve iki farklı toplum oluştu. Bir yandan, yerleşik olan, tekkeye bağlı ve az çok örgütlenmiş Bektaşiler, diğer yandan, köylerde veya kırlarda oturan ve en eski zamanlardan beri dinleri batini olan Kızılbaş denilen toplumlar.

[www.ramazankoc.com]

28

II. unutmamalıyız ki. Ali'ye aşırı bir sevgi. Osmanlı İmparatorluğunun egemenliğinde kaldığı dönem içinde. Alevi ise. Bektaşilik ve Alevilik öz olarak aynı olgudur. Alevilikten daha üstün bir konum elde etmiştir. Bektaşilik arka plana itilmiştir. Sultan Abdülhamit döneminde Arnavud elinde.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Bu Kızılbaş toplumların. Bektaşilikten daha önemli bir konum kazandı. [www. Kızılbaş denilen toplumlar bir çok isyan hareketlerine karıştıkları için. RAFİZİ. Sonra onları kökenbilim bakımından yanlış olan "Alevi" sözcüğüyle adlandırmaya başladılar. Safavi taraftarlarına Kızılbaş deniliyordu. Bektaşiler ülkenin aydınları ve ilericileri arasında yer almışlardır. Kızılbaş kelimesi Osmanlı belgelerinde kötüleyici bir anlamla yüklenmiş. Bektaşilik resmi din olarak önerilmiş. özellikle Arnavud elinde. MÜLHİP gibi kötüleyici adlar veriliyordu. Alevilik öne çıkmıştır. Alevilik. Günümüzde. Doğu Anadolu ve Azerbaycan Türkmen aşiretlerinden gelen. Öyle de olsa. o nedenle. buna karşı çıkmıştır. Ali soyundan gelen. Onları birbirlerinden ayırmak olanaklı değildir. yani Seyyit olanlara denilir. Osmanlı belgelerinde. ancak Sultan Abdülhamid doğal olarak ve şiddetli bir şekilde. Trakya da ve Balkan ülkelerinde. Bu 12 yönlü Külaha Tac'i Haydar derlerdi. Bektaşiliğin etkisi çok büyüktü. Bektaşilik. Kızılbaş ismi Şah İsmail'in babası Şeyh Haydar (1460-1488) zamanında belirmiştir. Hatta. Trakya ve Balkanlar. İran'da ise Ali'ye tapanlara "Ali-İlahi" denir. başlarına taktıkları kızıl külahlardan kaynaklanıyor. oldukça yeni bir geçmişte Kızılbaş yerine Alevi sözcüğü kullanılmaya başlanmıştır. onlara "Alevi" derlerdi. Dana önce de açıkladığımız gibi. Yukarda değindiğimiz gibi. hatta tapınmaya kadar giden bir sevgi gösterdikleri için. Onlara ZINDIK. Kimi Jön Türkler Bektaşi oldukları için. bu sözcük kökenbilim açısından yanlıştır. doğrudan doğruya belirgin bir isimi bile yoktu.com] 29 .ramazankoc. Sözü edilen ülkelerin Türkiye'den bağımsız olmalarından sonra. Sebebi.

yorulmuştur ya da hasar görmüştür işlevini yerine getirmeyecek durumdadır. [www. yani Alevileri Sünni inanç biçimine göre koşullandırmak için yoğun çaba sarf etmeleri de sorunun bir başka boyutunu oluşturmaktadır. beş. Alevilikte başlıca iki yorumu bulunmaktadır. İkinci ölüm ise.ramazankoc. Kalıbını terk eden. Bu durumda beden (kalıp) terk edilir. Örneğin kimi camilere Alevi (halk arasındaki yaygın adı ile "Kızılbaş") cenazelerinin getirilmesi hoş karşılanmamış ya da kimi hocaların cenazelerin Alevilere ait olduğunu hissetmesi ve öğrenmesi durumunda cenazeyi yıkamak ve cenaze namazını kıldırmak istememesi gibi olumsuzluklar ortaya çıkmıştır. içinde bulunan yapıda cenaze kaldırma belediyeler kanalıyla bir sisteme bağlandığı için. yaşanılan yerleşim alanının kent ya da kırsal olmasına. Kimi Aleviler cenaze törenindeki bu tür uygulamaları. kırk ve elli ikinci günlerinde okudukları dua (gülbang) ve mevlüt dolayısıyla. yakınlarını kaybedenlerin gösterdikleri tepkiler ve ölü gömme biçim ve geleneklerinde bazı nüanslar gözlenebilmektedir. Sünnileştirme yani asimilasyon çabaları olarak algılamaktadırlar. ALEVİLİKTE ÖLÜMÜ ANLAMLANDIRMA Ölümün.düşüncelerini yaymaya çalışmaları. Alevilerce “ölmeden önce ölmek” ve “ölmek” terimleri ile ifade edilmektedir. Bu küçük farklılıkların temelinde. Kent yaşamına geçişle birlikte. ölüm olgusuna bakış. kimi hocaların da gerek cenazenin yıkanması ve defnedilmesi sırasında. “ölüm”. Yine bin yılı aşkın bir tarih boyunca bu topluluklarda cenazesini camii veya mescide götürme gibi bir uygulama yer alamazken. Burada sözü edilen kalıp bedendir ve beden yaşlanmıştır. “ölme”. Kent ortamında pirim yapan cami ve hocalar. Alevilerde. iradi bir ölümdür ve bu aşama Alevi eğitiminin belki de en çarpıcı ve en zorlu aşaması olarak kabul edilmektedir. Bu ölüm. öğrenim durumuna göre. Biyolojik ölümü. Ayrıca meşrulaşan bu sistemle birlikte. Bu terimlerden “kalıbı dinlendirmek” ve “Hakk’a yürümek” ölümün bir son olmadığını yeni bir durumun başlangıcı olduğu inanışından kaynaklanmaktadır. hocaların elde ettikleri bu fırsatı değerlendirerek. Tanrıya dönecektir. “Nasip (ikrar) törenindeki ölüm”dür. Bu nedenle de. kendi Sünni-Ortodoks yapıdaki. yedi. bir takım sorunları ve tatsız olayları da beraberinde getirmiştir.com] 30 . Yani ölüm/ölme. İkrar törenindeki ölmek. kendi inançlarına karşı yapılmış/yapılmakta olan hoşgörüsüzlük ve saygısızlık olarak da kabul ettikleri için “Alevi olarak doğuyoruz. Hakk’a ulaşmak üzere kalıbı terk eder (Hakk’a yürür) denilmektedir. Alevi öğreti sisteminde bulunmayan camii ve hoca geleneği de Alevi topluluklarda 1950'li yıllardan sonra yer almaya başlanmıştır.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI ALEVĠLERDE ÖLÜMLE ĠLGĠLĠ RĠTÜELLER Dünyada her toplumun/topluluğun bir inancı bulunmakta. elde ettikleri bol kazanç ile bu işi tam bir ticarete dönüştürmüşlerdir. cenaze güneşin doğuşundan batışına kadar defnedilebilmektedir. “kalıbı dinlendirmek” ve “Hakk’a yürümek” gibi terimlerle dile getirmektedirler. Dahası dua ve mevludun okunmasısırasında. günümüzde bunlara rastlanmaktadır. Tanrıdan gelmiştir. Alevi toplulukları da inanç sistemlerine uygun olarak cenaze törenlerinin gereklerini yerine getirmektedirler. Bu tür uygulamaları. Bu topluluklarda cenazenin bekletilmeden bir an önce toprağa verilmesi gerektiği düşüncesi yaygın olmasına karşın. Tanrıya ulaşmak/öze yeniden kavuşmak olarak kabul edilmektedir. gerekse ölen kişinin üç. Birincisi “biyolojik ölüm”dür. Alevi topluluklarının inanışlarında cenazeyi kaldırmak/gömmek için belli bir vakit sınırlamasının olmaması ve cenazenin nereden ve de nasıl kaldırılacağına dair kesin bir dinsel emir bulunmaması yatmaktadır. bu inançlara uygun olarak da cenaze törenleri yapılmaktadır. Sünni olarak ölmek istemiyoruz" diyerek şiddetle eleştirmektedirler.

Nefeslerde de belirtilen. dünyaya bağlı geçici dileklerden. Pirim huzuruna çekip yettiler. dünyaya yeniden gelmiş gibidir. El ele. Hz. nesnelerin. Ali’nin cenazesini devenin üzerine yükleyip. Bu öğreti için. aslında bir yok oluş değil. Ali’nin ölmeden önce vasiyeti üzerine. ölümle karşılaştıklarında pişmanlık duyacak olmaları ve “bir daha dünyaya gelsem böyle yapmazdım” düşüncesine varmaları “ikrar töreni”ile canlara kavratılmaktadır. İnsan-Evren-Tanrı bir bütündür (vahdet-i vücud). biçiminde dile getirir. bütün tutkulardan. kişinin kendi isteğiyle maddi ve manevi dileklerinden tümden vazgeçmesiyle (yani iradi olarak ölmekle). bir dönüşümdür. el Hakk’a olsun dediler. Haydari.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI ALEVİLİKTE ÖLMEK (İKRAR ALMAK) VE İKİNCİ DOĞUM Aleviler öğreti yolunda. Alevilikte yapılan ikrar töreninden sonra. Bu söylence. Ali’nin oğulları gizlice takip ederler. Yani. yola girenlerin kendilerini yeniden doğmuş gibi hissetmektedir. Alevilikte benimsenmiş olan Batıni yorumda iradi olarak ölen yani ikrarını alan can. Hakk’a yürüyen “can”ın aslında ölmediğine öze (Tanrıya) geri döndüğü inanışına Alevi-Bektaşi menakıbnamelerinde sıkça rastlanır. Yani bu düşünce de ölüm. cenazeyi alıp götürenin de Hz. Hatai’nin. Bundan sonra geride kalan yaşamı boyunca pişmanlık duyacağı şeyleri yapmamaya çalışır yani arındırılmış halde kalabilmek için çaba gösterir. Böylece insanın son veda anındaki hesaplaşmasını. “ölmeden önce ölmek” demektedirler. kendilerini yeniden doğmuş olarak kabul ederler ve bu olayı da “ikinci doğum” olarak adlandırırlar. Tanrısal bir varlık olan insanın öz olarak yok olmayacağı inancını Aşık Ali İzzet Özkan şöyle anlatmaktadır: Cenazeme imam oldu nazarım [www. bu olayla ilgili dörtlüğü ise şöyledir: Ali’dir cesetin kendisi yuyan Yuyup kefeniyle tabuta koyan Ali’dir devesin kendisi yeden Hak ile Hak olan Arslan Ali’dir . ALEVİLİKTE ÖLÜM (HAKK’A YÜRÜMEK / KAVUŞMAK) Alevilikte biyolojik ölümün “Tanrıya yeniden kavuşmak” olarak kabul görmesinin ana nedeni. önceden ikrar töreninde yaşayan Aleviler. oradan uzaklaşan yüzü örtülü yabancıyı Hz. bundan dolayı evrendeki nesneler ve düşünceler Tanrının varlığından kaynaklanmakta ve bu durum (ölüm). ruh bakımından hayat bulacağına inanılmaktadır. birçok Alevi-Bektaşi deyişine ve söylencesine de kaynaklık etmektedir. eğilmelerden kurtulmaya ve özünü gerçeğe adamaya yani öğretiyi benimseyip yola girmeye -“İkrar (Nasip) Alma”-.com] 31 . Aşık Veysel tarafından şöyle dile getirilmiştir: Topraktandır cümle beden Nefsi öldür ölmeden Böyle emretmiş yaradan Yine iradi olarak ölmeyi ve ikinci doğumu Şâhi bir nefesinde şöyle anlatmaktadır: Dört kapı selâmın verip aldılar. Heterodoks yapıdaki bu öğretiye göre. insanların yaşamları boyunca yaptıkları pek çok şeye. aşırı isteklerden. mana aleminde. varlığın (insanın) öze dönüşümü olmaktadır.ramazankoc. Henüz mâsum olup cihana geldim. düşüncelerin yoktan var olmayacağına inanılmasıdır. kendisini tüm kötülüklerden. Ali olduğunu görürler”. Yola girmenin ön koşulu olan “ölmeden önce ölmek” (iradi olarak ölmek). “Cenazeye İmam Olmak” biçiminde de ifade edilen bu duruma dayanak olarak şu söylence anlatılmaktadır: “Hz. Münire Bacı da bu doğumu bir nefesinde: Doğdum iki âneden Kimdir beni taneden Mürşidim imdat eden Haydariyim. Bir ara yüzündeki örtünün açılmasıyla. istenmeyen davranışlardan arındırmış sayılır. Alevilikte yola giren kişi. cenazesi evden almak üzere gelen kişiye verilir.

aşk derecesine varan Tanrı-Evren-İnsan sevgisiyle yoğrulmuş dünya görüşüne ve alışılmamış bir öbür dünya anlayışına sahiptirler.. dilde tercemanımsın Sen benim. canımdan can mihmanımsın Gönlümün yarisin.com] 32 .ne midir? Para vereni sırattan geçirdin Cennetlik ettin uçmaktan uçurdun Kimisine âb-ı kevser içirdin Orası inhisar meyhane midir? Bir dudağı yerde birisi göğde Doğru söyle zebanilerin nerde Azap sorgu sual yok mudur burda Mahkeme ceza evi. sen sultanımsın Kalbde zikrim. dostluk ve içtenlik içeren bu ifadelerin özünde. Sünni inanç içerisinde yer alan korkutmalara. Alevi öğretinin insana verdiği etki açıkça görülmektedir. bağışlayıcı olan Tanrıdan korkmayan Aleviler. Ahiret ejderha marhane midir? Nar’ı cehennemi bana gösterme Kim görmüş. Asır Alevi ozanlarından Yunus Emre de ölüm sonucunda Tanrıya ulaşmayı. Biçimci Tanrı anlayışını. tümü ile sevgi. cehennem inancına ve Azrail inancına da karşı çıkmaktadırlar.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Öldüren de benim ölen de benim Mezarımı elim ilen ben kazdım Ağlayan da benim gülen de benim Allah gizli değil sana benziyor Canı katı teni bana benziyor Gâh doğar gâh batar güne benziyor Gidenler de benim kalan da benim Affedici. koydun cehenneme Arap Hoca mısın. kuralcı Tanrısal [www.. korkmam birinden Rahman ismi nazil değil mi.. görürsün hesap Hesabın mı var..ramazankoc. sen Af et günahımı... yok hancı mısın? Yüz bin cehennem olsa. dershane midir? Ulu Tanrı ulu derler amennâ Kısmet veren bir Huda’dır cihane Al’İzzet der hocam gel uy zamana Kutup haktır özgün şerhane midir? “Tanrı korkusu” yerine “Tanrı sevgisi”nin temel alındığı bu şiirde. kim yanmış narhane midir? Katran kazanlarım kaynıyor dersin Sırat’u mizanda kimi tartarsın Her adama kırk tane kız verirsin Yoksa cennet’ala k. Asır Alevi ozanlarından Azmi bu anlayışı şöyle dile getirmektedir: Esirci misin. yabancı mısın? 13. okur yazarsın kitap Aslın katip midir. yalancı mısın? Bilirsin ben kulum. Cumhuriyet döneminin önemli aşıklarından Ali İzzet Özkan korkutmaları anlamsız bulduğunu şu dizelerle anlatır: Hoca’fendi bizi korkudup durma. 16. dosta gitmek olarak kabul etmekte ve bu olayı dizelerinde şöyle dile getirmektedir: Sala verin kasdımıza Gider olduk dostumuza Namaz için üstümüze Duranlara selam olsun Ortodoks yapıdaki Sünni inanışın aksi bir öteki dünya anlayışını taşıyan Aleviler. senden Günahları bağışlayanım demedin mi. cennet inancına.

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI
düzeni eleştiriye, hırpalamaya yönelik bu şiirlerin felsefesi kaynağı, Batı’dan gelen kamutanrıcılık anlayışının Doğu’dan alınan çilecilik felsefesiyle kaynaştırılmasından doğmuştur. Bu felsefeyi oluşturanlar yalnız Anadolu’da yaşayan Alevilerde değildir. Heterodoks muhalefetin, Anadolu başkaldırısı ile birleşmesinden doğan bu öğretiye göre, kabaca; evren Tanrının gerçek olmayan bir görüntüsüdür. Bu anlayışta, yaratan ve yaratılan diye ayrım sanal bir gerçektir. Var olan yalnızca Tanrıdır. O’nu, canlı ve cansız varlıklardan ayrı saymak, “ikilik” yaratmaktadır. Gerçek bozgunculuk, gerçek nifak da budur. Tek varlık ya da varlığın tekliği (vahdet-i vücut) anlayışına göre, Sünni şeriat kuralları, Kur’an’ı Kerim’in biçimini öne alarak yaratan-yaratılan ikiliğini ortaya çıkarır ve bu durum, Tanrı dışında başka bir varlığı kabul etmek ve de benimsemektir ki, bozgunculuğa ve Tanrıyı yadsımaya uzanır. Gerçek küfür (tanrıtanımazlık) işte bu anlayıştır. Düşünsel dokusunu “Bâtıni” yorumla oluşturan Alevilik, bu ilkeden yola çıkarak Ortodoks Sünni şeriat kurallarının geçersiz, biçimsel kurallarından oluşan bir anlayış olduğunu ileri sürmektedir. Alevilere göre, önemli olan Tanrı ile bir olunacak veya Tanrıda yok olacak yolu bulmak ve bu yolda ilerlemektir. Heterodoks öğretide yaratıcı diye Ortodoks Sünni kurumlarca öne sürülen, soyut varlığa karşı bir başkaldırı görülmektedir. Yani heterodoksi içinde yer alan topluluk üyeleri, ortodoksiye göre tanımlanan Tanrıyı yadsımakta ve bu kesimin belirlediği düzende, Tanrısal olarak belirtilen kuralları anlamsız bularak buna karşı çıkılmaktadır. Kaygusuz Abdal’ın dizilerinde bu açıkça görülmektedir: Kıldan köprü yaptırmışsın Gelsin kullar geçsin diye Hele biz şöyle duralım Yiğit isen geç a Tanrı. Bu tür şiirler (sathiyye) genelde Tanrı anlayışını inkara yönelme değildir. Aksine dinin belli bir yorumuna (Ortodoks Sünni yorum) ve onun getirdiği Tanrısal kurallara yani Tanrı adına, insanların ortaya koyduğu anlayışa başkaldırmaktır ve yermektir. Kul Himmet de dört büyük melekten söz ederken Azrail için can alıcı değil, canı cana ulaştırıcı olarak bahsederken yine bu anlayış, egemen (Ortodoks Sünni) üslubun dışındadır: Kudret kelâmını söyler Cebrail Rıza lokmasını sunar Mikail Canı cana ulaştırır Azrail İsrafil ağzında düğündür Muhabbet. Teslim Abdal ise, ölümün kaçınılmaz olduğunu anlatırken, yaşarken insanın (canın), insanlara (canlara) karşı sorumluluğunu da nefesinde şöyle anlatmaktadır: Gafil durma şaşkın bir gün ölürsün Dünya sana bâki değil ne fayda Ettiğin işlere pişman olursun Pişmanlığın ele girmez ne fayda Bir gün seni iletirler evinden Hakk’ın kelamını kesme dilinden Kurtulamazsın Azrail’in elinden Türlü türlü yolun olsa ne fayda Mürşidin cenaze namazından sonra “filanı nasıl nasıl bilirdiniz?” diye sorduğunda, komşuların ve tanıdıkların “iyi bilirdik” diyerek tanıklık etmesi olayı, insanın insanlara karşı sorumluluğunun nedenli önemli olduğunu anlatmaktadır. Kul Hüseyin de bu olayı dörtlüğünde şöyle dile getirir: Bir gün olur rast gelince ecele Komşun iyi demezse halin nice olur Oku bir kez defterini, hecele İnkar etme, defterini yazan var. Bu yolda insanların birbirine karşı olan bu sorumluluğunu, yola giren herkese mürşidi/piri/rehberi öğretmektedir. Bu sorumluluğu öğrenen kimsenin kendini sorgulaması ve eksiklerini, yanlışlıklarını kendisi bulup düzelmesi gerekmektedir. Bu sorgulamayı, Aşık İsmail Daimi şu dizelerle anlatmaktadır: Ben beni bilmezdim hatır kırardım Meğer ilmim noksan imiş bilemedim Ben insandan başka ilâh arardım Meğer ilâh insan imiş bilmedim.

[www.ramazankoc.com]

33

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI
Bu inancı benimseyen topluluk üyelerinde ölüm insanı Tanrıya ulaştırdığına inanılırken, ölümle birlikte insansı çekişmelerin, düşmanlıkların, kinin ve nefretin Tanrısal öze ulaştığında, o güzellik içinde yok olacağına inanılır. Aşık Veysel bir şiirinde bunu şöyle dile getirmiştir: Aslıma karışıp toprak olunca Çiçek olur mezarımı süslerim Dağlar yeşil giyer bulutlar ağlar Gök yüzünde dalgalanır seslerim Ne zaman toprakla birleşir cismim Cümle mahluk ile bir olur ismim Ne hasudum kalır, ne de bir hasmım Eski düşmanlarım olur dostlarım Evvel de topraktır, sonra da adım Geldim gittim bu sahnede oynadım Türlü türlü tebdilata uğradım Gani viran şen olurdu postlarım Benden ayrılınca kin ve buzuğum Herkese güzellik gösterir özüm Topraktır cesedim, güneştir özüm Hava yağmur uyandırır hislerim Alimlerin alimini ölçer biçerler Hanını hasını eler seçerler Bu dünya fanidir konar göçerler Veysel der ki gel barışak küslerim İnsanın kutsallığı, kendine, çerçevesine olan tüm sorumluluklarının yola giren insana öğretildiği Alevilikte Allahİnsan-Evren’e bakış açısının, Ortodoks Sünni öğretiden farklı olduğu ortaya çıkmaktadır.

HASTA VE HASTA ZİYARETİ Alevi inancında yer alan “canlar”, “can” kavramını ile tanımladıkları tanıdıkları, sevdikleri kişinin iyi gününde yanında oldukları gibi, zor günlerinde de yanında olmaya çalışırlar. Bir “can” hasta olup sağlığını yitirdiği günlerde, onu teselli eden ve yalnız bırakmayan, diğer “canlar”dır. Hastalık döneminde kişinin yaşam anlayışı da değişmiştir ve kendisini ziyaret edecek dostlarını ve akrabalarını beklemektedir. Çünkü bu dönemde acısını paylaşacak, kendisine moral verecek tatlı sözler, hasta için önem taşımaktadır. Bu nedenle sağlığı bozulan “can”ı, mümkün olduğunca topluluk üyeleri yalnız bırakmamaya çalışırlar. Hastanın akrabaları, dostları, komşuları ve diğer yakınları, hastanın parasal durumu göz önünde bulundurularak, ona gıda yardımında bulunur ve ihtiyaç halinde yiyecek yaparak evine götürürler. Hasta ziyaretine gidenler, bir şeye ihtiyacı olup olmadığı sık sık sorarlar. Bunlar yapıldıktan sonra hasta yanından ayrılırlar.

ÖLÜM DÖŞEĞİNDEKİ İNSANA KARŞI GÖREVLER: 1. Su Vermek Ölüm halindeki kişi de, ölüme ait belirtilerin (örneğin, nefes almada aşırı güçlükler, belleğin yitirilmesi, hareketlerdeki ani ve kontrolsüz değişiklikler vb.) görülmesi durumunda, ağzına az miktarda su verilir. Zaten ölüm döşeğindeki “can”a sürekli olarak belirli aralıklarla su verilir ya da su içmeyecek durumda ise dudakları bir bez veya pamuk parçası ile ıslatılır. Sünni inanışlı toplulukların ölüm halindeki kişiye kıbleye çevirme geleneğine, Alevilerde -özellikle kırsal kesimde yaşayanlarda- pek rastlanılmamaktadır. Ölüm halindeki kişinin yatarken herhangi bir yöne doğru çevrileceğine ya da belli bir biçimde yatırılacağına ilişkin hiçbir yazılı veya sözlü kayıt bulunmamaktadır. Alevilikte, kıbleye çevirme olgusunun bulunmaması, bu inanca göre kıblenin tanımlanmasının Sünnilikten farklıdır ve bunda Alevi düşünce yapısının önemli rol oynadığını söylemek olanaklıdır. Çünkü Alevilikte kıble, insanın karşısında yer alan bir başka insanın yüzüdür (“can”ın cemalidir). Dolayısıyla ayrıca bir kıble arayışına ihtiyaç duyulmamaktadır.

[www.ramazankoc.com]

34

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI
2. KelimeiTevhid Getirmek Ölmek üzere olan ve tamamen şuurunu kaybetmemiş-söylenenleri anlayarak tekrar edebilen-kişinin yanında dinsel bilgi sahibi (Dede, Baba, mürşid, rehber vb. gibi) kişi tarafından üç kez “Tevhid Kelimesi” veya “Şehadet Kelimesi” söylenir: “LA İLAHE İLLALLAH, MUHAMMEDUN RASULULLAH, ALİYYUN VELİYULLAH” (“Allah’tan başka Tanrı yoktur. Muhammed Mustafa Allah’ın elçisidir. Aliyyel-Mürteza, Allah’ın velisidir” ya da “İnanırım ve derim ki Allah’tan başka Tanrı yoktur; yine inanırım ve derim ki Muhammed Mustafa Allah’ın elçisidir. Ve yine inanırım ve derim ki Aliyyel - Mürteza Allah’ın velisi ve inananların önderidir”) Bu sözleri ölüm halindeki kişinin tekrar etmesi için kesinlikle ısrar edilmez. Hastanın durumu bunları söylemeye uygun değilse, yalnızca “Allah” sözü telkin edilir. Ayrıca, ölmek üzere olanın yanında çok hafif sesle “düvazimam” okunabilmektedir. Çoğunlukla ölmek üzere olan kişinin yanına aile bireyleri ve onun en çok sevdiği arkadaşları alınmaktadır.

3. Kutsal Kitaptan Bölümler Okumak Aleviliğin heterodoks niteliğine bakılarak bir takım tören ve ritüellerden yoksun saymak olanak dışıdır. Her inanış gibi, bu inanca bağlı topluluklarda tören ve ritüellerde bakımından zengindir. Sünni Ortodoks inançla yer yer benzeşen, zaman zaman da farklılaşan yönler, uygulamalara sık sık rastlanmaktadır. Dede/Baba veya dinsel bilgi sahibi kimse, ölmek üzere olan kiĢinin yanında “Yasin” ve “Âyet-El-Kürsi” süreleri gizli olarak okur. Özellikle her aĢamada “Yasin” suresi okunmaktadır/okutulmaktadır.

4. Vedalaşmak

[www.ramazankoc.com]

35

) bununla halifeliği ve sultanlığı kastetmedi. ona muhabbet değildir.) yeterli görüyor ve layık buluyoruz. Nitekim Hz.a. Araya girmedik”4 Hz. Bu konuda Bediüzzaman Lem‟alar isimli eserinde: “Amma ġia-i Hilafet ise Ehl-i Sünnet ve Cemaate karĢı mahcubiyetinden baĢka hiçbir hakları yoktur.s.com] 36 . yoksa kendi görüĢüne göre mi hareket ediyorsun?” Ģeklindeki bir soruya: “Hayır. Mesela Hz.a. yani onlardan korkmuĢ. bunu her yerde söylemekten çekinmemiĢtir. Hz. Çünkü diyorlar ki.m.) Gadir Hum‟da sözünü ettiği “velayet” ġiilerin kastettiği halifelik manasında değil “dost” manasındadır.s. Hz. Fakat Hz. ellerimle mücadele ederdim. Hz. Ali‟de kendinden önceki halifelere onlardan korktuğu için biat etmemiĢ. Demek onları haklı ve racih gördüğü için. Ali‟nin. Allahım ona dost olana dost ol. Onlara karĢı koyacak hiçbir gücüm olmasa. Ebubekir ve Hz. bir dakika tanımaz ve itaat etmezdi. Ebubekir‟in halifeliği müddetince onun en büyük yardımcılarından oldu. Fitne kapısını hiçbir zaman açmayacaktı. Hz. Ona Ģöyle cevap vermiĢti: “Biz halifelik makamına Ebubekir‟i (r. Ali‟ye biat etmek istediler. Ömer haksız oldukları halde Hz. Ali. Süfyan idi. halifeliğin Hz. Sıddık ile Hz. Peygamberimiz beraberindeki Sahabelerle birlikte Mekke ile Medine arasında bulunan Gadir Hum mevkiinde mola verdiler. ġiilerin bir iddiaları da.ramazankoc. Ali‟yi tenkis etmez. Vallahi ben Resulullah‟ı ilk tasdik ve iman den kimseyim. Osman‟a da itaat edeceğine söz verdiği için karĢı çıkmamıĢtır. Ali Hulefa-i RaĢidin‟i hak görmeseydi. onun adına ilk yalan söyleyen kiĢi olamam. ġöyle ki: Veda Haccı dönüĢüydü. O çeĢit muhabbetten Hz. Ali kendinden önceki bu üç halifeyi ciddi olarak sevmiĢ. Alinin hilafetinin bildirildiği yer olduğunu ve Allahın emri olduğunu söylüyorlar. Ali‟nin torunu Hasan el Müsenna bu hususta Ģöyle der: “Resulullah (a. haksızlara tebaiyeti kabul etmekle muttasıf görmek.m. Hz. Ömer‟i halifeliğe kendinden daha layık gördüğü.”2 Yine Hz. Ebubekir ve Hz.s. gayret ve Ģecaatini hakperestlik yoluna teslim etmiĢ”3 Bütün bunlardan anlaĢılacağı gibi Hz. Hz. Öyle bir harika-i Ģecaate korkaklık isnat etmez ve derler ki: „Hz. Ebubekir‟in de Ömer‟in de onun minberine çıkmasına izin vermezdim. Çünkü bunlar Hz. „Hz. Bu meselenin aslı nedir? ġiiler. Ali hayatı boyunca Müslümanların birlik ve beraberliği için mücadele etmiĢtir.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI GADĠRĠ HUM OLAYI ġiiler Peygamber Efendimize Gadir-i Hum denen yerde Hz. Çünkü Resulullah (a. ġia ıstılahında takıyye etmiĢ. Bunlardan biride Gadir Hum hadisesidir. Öyle demek isteseydi bunu açıkça söylerdi.) fevkalade sevmek davasında oldukları halde tenkis ediyorlar ve su-i ahlakta bulunduğunu onların mezhepleri iktiza ediyor. düĢman olana da düĢman ol. Eğer Resulullah‟ın halifeliği bana bıraktığına dair bir ahdi olsaydı. riyakarlık etmiĢ. Ebubekir‟e biat etmeyenlerden bazıları Hz. Biz onu bu iĢte baĢ baĢa bıraktık. Ali‟ye Peygamberimizin bir vasiyeti olmadığı gibi Hz. Ali onlara mümaĢaat etmiĢ. yoktur. Ömer‟e biat edip onlara yardımcı olmasının onlardan korkmasına bağlamaları ve onu riyakarlıkla itham etmeleridir. Ali teberri eder. Peygamber‟in (a. Basra‟da kendisine “Halife olman için Resulullahın halifeliği sana bıraktığına dair bir ahdi ve selahiyeti mi var. Ali‟ye biat etmek isteyenlerden biri de Hz. Ali‟yi (r. Orada bir müddet istirahat edip öğle namazını kıldıktan sahabelere hitaben konuĢma yapıp sonunda: “Ben kimin dostu isem Ali‟de onun dostudur.m. su-i ahlak ile itham etmez.) Müslümanların en fasih ve en açık konuĢanıdır. Ebubekir vefat ettiğinde Ģu mealde bir konuĢma yaptı: [www. Ali‟nin Hz. “ĠĢte. Ali‟nin hakkı olduğunu iddia ederlerken baĢka deliller getirmeye çalıĢırlar. ehli hakkın mezhebi hiçbir cihette Hz. Ona yardım edene yardım et”1 Bu hadisi ġiiler yanlıĢ aksettiriyor ve farklı Ģekilde yorumluyorlar. Böyle diyenleri sert bir Ģekilde yanından uzaklaĢtırdı.‟ Acaba böyle kahraman-ı Ġslam ve „Esedullah‟ ünvanını kazanan ve sıddıkların kumandanı ve rehberi olan bir zatı riyakar ve korkaklık ile sevmediği zatlara tasannukârane muhabbet göstermekle. Ve Hz.

6. Dört Halife Devri. 9. Kim bundan sonra böyle bir Ģey söylerse o iftiracıdır. Hz. 3.”5 Hz. 333. Osman‟ı da severdi. ben Allah‟ın huzuruna senin istediğin bir amelle çıkmaktan çok hoĢlanırım. s.e. Hz. Daha önce bu hususta bir Ģey söylemiĢ olsaydım Ģimdi böyle söyleyenleri cezalandırırdım. Bozguncuların biatını Hz. 4. 368. Müsned.g. Resulullah‟ın buyurduğu gibi sen bedeninde zayıf. Ebubekir ve Hz. Ömer vefat ettiğinde Hz. “Kuru tohumları yeĢerten. s. 317. Allah‟ın dilinde kuvvetli. Bizi senden sonra saptırmasın. [www. Senden baĢka ameline imrendiğim kimseyi bulamadım.e. III. Bir defasında Ģöyle diyor: “ĠĢittiğime göre bazıları beni Ebubekir‟den ve Ömer‟den üstün tutuyorlarmıĢ.. Allah ikisinden de razı olsun. a. mütevazi. s. s. Ali. a. Osman‟ın halifeliği döneminde onun en büyük yardımcısı oldu. düĢmanlık etmez. H. Ali. Günahkâr insanlardan baĢkası da onlara kötü gözle bakmaz.. 8. Dört Halife Devri. Dört Halife Devri. 349. Hayatü‟s-sahabe. 345. Hambel. Ebubekir ve Ömer‟i mü‟minlerin üstün ve faziletli olanlarından baĢkası sevmez. Ali. Fitnecilere karĢı müdafaa etti. 343. Ali naĢının baĢına gelmiĢ ve ona olan sevgisini ifade eden Ģöyle bir konuĢma yapmıĢtır: “Ey Ömer.ramazankoc. Ġbrahim Hasan. 5. Osman'a hemen biat etti. Hz. 7.. Osman Ģehit edildikten sonra da kabul etmedi ve Ģöyle dedi: “Osman‟ın katillerinin biatını kabul etmekten Allah‟a sığınırım”9 GADÎRU HUM konusunda detaylı bilgi almak için tıklayınız. s. Ġslam Tarihi. Hz. s. Zayıf olan da hakkını alıncaya kadar kuvvetliydi. s. s. Ömer aleyhinde bir Ģey söylenmesine izin vermezdi. zayıfın hakkını alıncaya kadar senin yanında zayıftı.”8 Hz. 343.g. IV. Söylemediğim için bunu yapmıyorum. Ömer‟i sevdiği gibi Hz.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI “Sen. 2.. Hiç kimsenin sende değersiz bulduğu bir vasıf yoktu. 340. Dört Halife Devri.7 Hz. Kuvvetli olan. Osman‟ı azledip kendisine biat etmek isteyenlerin tekliflerini reddetti. Allah‟ın yanında ve yeryüzünde makamı yüce. Allah‟ın Resulünden sonra insanların en üstünü Ebubekir sonra Ömer‟dir. Ömer‟in Ģehadetinden sonra oluĢan Ģura tarafından seçilen Hz. Ebubekir ve Hz. s. cansız varlıklara can veren Allah‟a yemin ederim ki.com] 37 . Ömer‟e olan sevgisinden dolayı kızı Ümmü Gülsüm‟ü ona nikahlamıĢtı. Hz. s. 31. 341. Hz. Ġsmail Mutlu. Ali kendi halifeliği müddetince Hz. Hiç kimsenin sana kini yoktu. mü‟minlerin yanında büyüktür. Allah senin sevabından bizi mahrum etmesin. 348.”6 Hz. Ahmed b. Dipnotlar: 1. Lem‟alar. fırtınaların ve en Ģiddetli kasırgaların kımıldatamadığı bir dağ idin.

korkuyu aşıp sevgi ile Tanrıya yönelen. zekât ve hac ve gaza eylemektir ve cenabetten arınmaktır. irk. Alevilik Aleviler için üst kavramı. hazinesi bilgi. din. dil. gelmek isteyen.ramazankoc. insanları yasadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan. paylaşımcı düşünceyi savunan. Enel-Hak ile insanin özünde tanrıyı gören. Hz. Ali kutsallığını kalbinde taşıyan . edep ve ahlaklığı yaşamın temeline oturtan. görüsü eşitlik. dini bağımsız bir irade gücü ve batini özelliği ile evrimleştiren akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları Kırklar Cemi ile yürüten bir inanç sistemidir. katılımcı. dini biçim ve sekil olarak değil. zalime ve zulme karşı gelen. 4 Kapı 40 Makam Nedir ? 4 Kapı Şeriat Kapısı Tarikat Kapısı Marifet Kapısı Sırr-ı Hakikat Kapısı 1-Şeriat Kapısının Makamları İman getirmek İlim öğrenmek Namaz. oruç. Muhammed. gerçek anlamıyla algılayan. inançlı insanları çatısı altına alarak manevi susuzluklarını gideren. meyvesi sevgi hamuru ile yoğrulmuş. cevheri. yaradan ile yaradılan ikiliğinden Varlık Birliğine varan. insani yücelten. kemali dostluk.demokrat. [www. eşitlikçi. Alevilikte Allahtan başka Tanrı Yoktur. renk farkı gözetmeyen eline diline sahip olma ilkelerini şart kosan.com] 38 .mezhebe ser inanca saygı duyan ve hoşgörü ile bakan. Ali’nin adaletinden ayrılmayan temelinde insan sevgisi bulunan her dine . Muhammed ve Hz. hamurunda hem ilahiliğin hem de irfaniliğin mayası bulunan. laik. Ali’den gelen neslin imametini teberra ve tevella ilkesi ile sahiplenen. merhamet. İslam dinini kendine göre ve Sünni inancın dışında yorumlayan. Bektaşilik ve Kızılbaşlık ise alt kavramları oluşturur.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI ALEVİLİK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR Alevilik NEDİR? Allah. kişinin ahlaklı ve karakterli yasam ilkelerini belirleyen. insani Kamil ve erdemli insan yaratmayı ön gören. asli doğruluk. Hz. mazlumun yanında olan.

belli bir olgunluk düzeyine ulaştıktan sonra ve sağlam ahlak değerlerine sahip olduktan sonra yoluna yine devam ederek o kutsal amacına ulaşmak ister bunun özlemini duyar. faizi haram saymaktır. Hidayettir. yaramaz islerden kaçınmak. İbret . bu kapıda aldığı gereli bilgi birikimi ile. kendisine tanrı sevgisinin ateşiyle yol gösterecek aydınlatıcı aramak için durmadan gezip dolaşmayı). Sahib-i makam sahib-i cemiyet. kötülük yapmaktan kork) Umut tutmak Hırka. Seccade (tanrının karşısında insanoğlunun ne kadar aciz olduğunu kavrayarak kibir.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Helal istemek. Nikâh Kıymak Hayız ve Nifasın Nikâhı haram eylemesi Arı giymek.) İnsanin nefsi ile mücadele etmesi Hizmet etmek Korku (hata yapmaktan. Böyle özlemi duyan Tarikat kapısından Marifet Kapısına gelmiştir. ulu tanrının dostluğunu arayan. 2. arı yemek Sünnet-i Cemaat Şefkat Emri maruf. Zembil (Hakkin yolunda giden. (sadelik). (Çevresinde kendisine ve bilgisine güvenen bir topluluk oluşturabilecek bir kişi sahib-i cemiyet olacak) Aşk ve Şevk ( Bu makama gelmiş Hak .com] 39 . hırs. [www. gönül kırmaktan. kendini beğenmişlik gibi duygulardan uzak durmak). kazanmak.Tarikat Kapısı: Eğitim ve öğretim müessesesidir El alıp tövbe kılmak Mürid olmak Saçin gidermek ve libasını giymek (gösterişsiz kılık kıyafette bulunmak. Makas (dünya ile ilgili her türlü ihtirasın tehlikeli olabilecek her türlü düşüncenin zihinlerden sökülüp atılması).ramazankoc.

2.Dünyada insanlar kâmil olabilme uğruna verdiği çabalar sonucunda makamına ulaşır.) 4.) Elinden geleni men kılmamak (Kişisel fedakarlıklar yaparak dilek sahibinin derdine derman olmaktır. [www. Edep (Yolumuzun ahlak kurallarına aykırı hiçbir davranışta bulunmamaktır. orada eriyerek yok olan bir damla haline dönüşmenin hazini tadar.) Kendini bilmek (Kendini bilen kişi Hakki da görmüş olur. 72 Milleti ayıplamamak (Dünya insanlığının hiç birini hor görmemek ve ayıplamamaktır. 1. Ve insani-i Kamil olmak yolunda büyük bir adim daha atılmış olur.) Miskinlik (gösterişsiz yasamak) Marifet ( Kaynağını bilimden ve ulu Allaha karşı duyulan sonsuz bir sevgi .ramazankoc.Hakikat Kapısı İnsan bu kapıdan geçtikten sonra Tanrı dostluğuna kavuşmak o sonsuz deryaya ulaşarak. bir arif kişiye gerçek bir tanrı dostuna cömertlik yakışır.) Utanmak (Utanma duygusunu hissetmek ve taşımak olgunlaşmanın bir çok başka önemli ve değerli öğesini oluşturur. Bundan sonra dönüp insanlığa hizmete gitme kapısıdır. Toprak olmak ( alçak gönüllü olmak).) Korku ( İnsanları çirkin ve zararlı düşüncelerden koruyacak bir güç kaynağıdır.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI 3.) Perhiz/ Yetinmek ( Her türlü aşırı istek ve yönelişlerden ve her türlü aşırı düşünce ve duygulardan perhizkarlık yapması) Sabır / Kanaat (İnsan ancak sabır ile karsılaştığı zorlukların üstesinden gelir.Tanrı katında bir asli ve gerçeği olarak yaratılır ve dünyaya gelir.) İlim ( İnsan ancak ilim ile yolunda sağlıklı yürüyebilecektir.) Her şeyin kendisinden güven kılması tanrıya rıza göstermek Sohbet Seyir (İnsan tasavvuf felsefesine göre 3 önemli yolculuk yapar. bir doyumsuz ask ve bitmez bir özlemden alan hem bilim hem de sezgi ve içe dogma yoluyla yüce tanrının zatı ve kainatın oluşumuyla ilgili tüm sırları sakladığı tüm gerçekleri bilme alma halidir.com] 40 .) Cömertlik ( Bir insan .Marifet Kapısı Bu kapıda Yolun Talibi daha derin araştırmalar ve incelemeler yaparak doğruları ve Hakki daha derinden keşfedecektir.

Hasan ile Hz. [www. Hz. yol kuralları. Hüseyin’in babasıdır.com] 41 . direkler demektir. Fatma anamız 4-İmam Hasan 5-İmam Hüseyin ERKAN NE DEMEKTIR ? Sözlük anlamı olarak esaslar. 1-Hz.) Kırklar Cemi: Alevilerin bugün sürdürdükleri. (tanrıya ulaşma.Tanrıya seyirdir. Münacattır. Tarikatta ‘Yol Ali’nin ‘ deyimi ile anılır. Hz. Alevilik yolunda 7 farz 3 sünnet vardır. Muhammed 2-İmam Ali 3-Hz.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI 3. ALI Alevi yolunun kurucusu. Dolayısıyla gerçekle ilgili sırlar. Allah’a ait sırlardır. erkânları 12 hizmetin yapıldığı ‘yol’ a CEM denir. Muhammed’in kızı Fatıma anamızdan gelen soydur. bu yüzden Hz. Sırr (Gerçek olan tek varlık Yüce Allah’ın varlığıdır.ALI EHL-I BEYT Hz. O’na sığınmadır. Muhammed’le ayrı tutulmaması gerektiğine inanılır. İmamların başı.ramazankoc.) Müşahede (tanrının cemalini görebilmek o erişilmez zevke erebilmek yeri. kısacası yolu anlaşılır. Alevilik erkanı denildiğinde Aleviliğin esasları. HZ. ALLAH”IN ARSLANI IMAM HZ. mutlak gerçeğe ulaşmaktır. Bu soya giren her kişi Alevi için kutsal önderdir. Muhammet ile ayni gömleğe girdiği ( bir olduğu ).

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI 3 SÜNNET Allah’ın birliğine inanmak. Kur’an da anlatılan biçimiyle bir Cennet. Tarikatın emirlerini yerine getirmek 7 FARZ Mürebbisine düşe Müsahib ola Taç uruna Sırdar ola Yar a yar ve özü ulu ola Beli Berk ola Hakk’a sohbet kıla CENNET – CEHENNEME ILISKIN INANCIMIZ NEDİR? Her ne kadar cennet cehennem kavramları Alevi literatüründe da çokça yer almakta ise de.com] 42 . fenalıklar yapmamış ve kuralları yerine getirmişse.cehennem anlayışı Alevilikte hâkim değildir. Burada hem dinsel hem dünya evi sorunlar. Kalbinde adavet olmamak. MUSAHIPLIK NE DEMEKTIR ? ? Musahiplik yol kardeşliği demektir. [www. sorumluluklar söz konusudur. GÖRGÜ NEDİR? DÜSKÜNLÜK NEDİR? Alevi yolunda her talib. bu aynı zamanda kendisinin ahiret kardeşidir. Alevi inancına göre evli her Alevi kendisine denk düşebilecek başka bir evli Alevi ile dinsel bir kardeşlik tutar. Eğer kişi. topluluk tarafından kabul görülmeyen hatalar. pirin ve orada bulunan yol erenlerinin izniyle görülmüş olur. o yıl içerisinde yaptıklarının ve yol kurallarına uyup uymadığının hesabini verir. yılda bir kez tüm topluluğun ve pirinin huzurunda. kötülük etmemek.ramazankoc. Öz kardeşlik kurallarından daha ağır kuralları olan bu yol kardeşliği Alevilikte farzdır.

MUHARREM ORUCUNUN ANLAMI NEDİR? Kurban Bayramı Hicri Takvim'e göre Zilhicce ayinin 10.com] 43 .ramazankoc. an. DEM Kan. Beline demek. beline. eline. ALEVİLİKTE AHLAK SİSTEMİNİN TEMELİ NEDİR? Alevi sisteminin temeli. bir tehlikeden korunmak için gücüne inandığımız şeylere vaat edilen şeylere denir. İnanç yoluna. Muharrem Orucundan önce 3 günlük MASUM-U PAK ORUCU tutulur. Alevilikte ‘dem’ kuralları gereği alınan kutsal içki. kendisine izinli olmayan şeylere dokunmamak. Diline demek. zaman. yol kurallarına aykırılık gösteren kişiler düksün bırakılırlar. cemaatten atmak anlamına gelir. Cezanın büyüklüğüne göre geçici ya da sürekli düşkünlükler vardır. ADAK Bir dileği yerine getirmek. kendi eşi dışında hiç kimseyle cinsel ilikside bulunmamak. ululara ve Hakk’a yakınlaşmak için kesilir. 20'nci günün aksamı Muharrem Orucu için niyet edilir ve oruç baslar. Düşkünlük bir anlamıyla toplumun dışına çıkarmak.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Komşuluk iliksilerinde hoşnutsuz. yalan söylememek demektir. Dedelerden ululardan lokma almak sevaptır. diline hâkim olmaktır Eline demek. eti yenilen hayvana kurban denir. soluk anlamına gelir. Alevilikte Allah yoluna. dualı içki anlamına gelir. LOKMA Dualanmış bir yiyeceğin her parçasına denir. [www. günü baslar. Kurban Bayramının 1'nci gününden başlayarak 20 gün sayılır. KURBAN Hakk’a sunulan.

HÜ. onlar gibi inanmaktır. eğlence yerlerine gidilmez. KERBELA SEHiTLERi'NiN TEMİZ RUHLARINA MATEM ORUCU NİYETİ iLE HZ. Onlar gibi düşünüp. Su saf olarak içilmemektedir. ER HAK MUHAMMET-ALİ AŞKINA. Kurban imam Ali Zeynel Abidin'in Kerbela Katliamından kurtuluşundan duyulan sevinci belirtir. ERENLERİN HİKMETİNE. karanlık gözle görünce oruç açılır. ALLAH ALLAH. Zalime karşı çıkıp. [www. Oruç tutulmadan önce (yatmadan önce) şöyle niyet edilir: "BİSMİL ŞAH. Muharrem Ayında eğlence yapılmaz. Onların bıraktığı onurlu mirasa sahip çıkmaktır. özü benimser. FATMA ANAMIZIN ŞEFAATİNE. Önemli olan imam Hüseyin'in ve diğer Kerbela Şehitleri’nin çektikleri acıyı ve zorlukları beyninde. Kerbela Şehitleri’nin çektikleri susuzluğu hissetmek için su içilmez. öldükten sonra yaşamaktır. Günümüzde bunların bir bölümü uygulanamamaktadır. Yarın onların huzuruna alnı açık yüzü pak çıkmaktır. mazlumdan yana olmaktır. LANET MÜNKİRE. çay-kahve-meşrubat-meyve suyu-ayran gibi sıvı içeceklerden karşılanır.ramazankoc." Niyetten sonra Muharrem Orucu baslar. et yenilmez. bıçağa ve kesici aletlere el sürülmez. Gece sahura kalkma uygulaması Muharrem Orucu'nda yoktur. 14 MASUM-U PAK EFENDİLERİMİZİN ŞEVKİNE. İMAM HÜSEYİN EFENDİMİZİN SUSUZLUK ORUCU NİYETİNE. Yaşayan ölü olmamaktır. Onlara layık olmaktır. Ölmeden önce ölmek. düğün-nisan-sünnet törenleri yapılmaz. Eline-diline-beline sadik olup insanca ve onurluca yaşamaktır. 12 iMAM. imam Hüseyin'in amcasının oğlu İbrahim ile Muhammet ise amcasının torunlarıdır. 17 KEMERBESTLER HÜRMETİNE HAZIR-GAiP GEÇEK ERENLERİN YÜCE HÜRMETLERİ ÜZERİMİZDE HAZIR VE NAZIR OLA. Alevi inancı şekilciliğe takılıp kalmayı değil. onlar gibi yaşayıp.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Bu oruç Küfe'de şehit düsen Müslim Bin Akil ile çocukları İbrahim ve Muhammet için tutulur. Vücudun su ihtiyacı yenilen yemeklerden. Örneğin. kalbinde ve gönlünde duymaktır. kurban kesilmez. Aksam olup güneş batınca. saç ve sakal trası olunmaz. LANET YEZİD’E. 3 günlük Masum-u Pak ve 12 günlük Muharrem Orucu olmak üzere toplam 15 gün oruç tutulduktan sonra Muharrem Ayinin 13'ncü günü kurbanları tığlanır ve ASURE dağıtılır. RAHMET MÜMİN’E ALLAH EYVALLAH. Müslim.com] 44 . Aklın ve ilmin yolundan ayrılmaz.. Belirlenmiş bir iftar vakti de yoktur. sakal trası olmamak gibi.. kari koca iliksileri kesilir.

Yola girdiği. Alevi düşünce ve öğretisini. Alevi inancında. yani âşıksız Alevi ibadeti yapılmaz. O günden bu yana Alevi topluluğu bu kırkların cemini sürmektedir. erkân gördüğü.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI ALEVILIKTE AŞIĞIN SAZIN VE DEYİŞLERİN ÖNEMİ NEDİR? Alevi ibadetinde ve sosyal yaşamında büyük yer ve önem taşır. 12 hizmetten biri aşığa aittir. bir araya gelmeden yola çıkılarak. ibadet için cem olma. Makam olarak pirden sonra gelse de. İbadetin yapıldığı yere cem evi denir. görgü cemleri. Abdal Musa cemleri. Ali bu yolu kurduğu zaman kendine eşlik eden kadınlı erkekli 40 kişi ile birlikte ilk kez buCemi gerçekleştirdi. bütünleşme anlamında kullanılır. birleşme. SEMAH NEDİR? Alevi inanışında büyük bir yer tutar. KIRKLAR CEMİ Alevi inancına göre Hz. çalar. CEM NEDİR? Sözcük anlamı olarak. Müsahib tuttuğu. 12 hizmetin en ağır yükünü taşır. görüldüğü-sorulduğu yerdir.ramazankoc.âşık bütünleşmesi içerisinde dönülür Alevi deyişleri geçmiş tarihleri. günahlardan arınmak anlamına gelir. Yine ayni deyişlerle tanrı ile ilişkiler kurulur. Kurban cemleri. günlük yaşamı. Bir Alevinin doğumundan ölümüne tüm yaşantısı cem ile bağlantılıdır. Cemin çok çeşitleri vardır. bu saz . Sözcük anlamı. Âşık sazıyla bestelerini yapar. Deyişler ayni zamanda Alevilerin gülbenklerini oluştururlar. bir araya gelme demektir. Alevi ibadetinin vazgeçilmez parçası semah. Alevi inancı cemsiz düşünülemez.com] 45 . Bayram cemleri. çağırır. [www. Alevi Ceminde de öyle kabul edilir. birlik olma. dünyasal ilişkileri konu alır.

Mürşidin en yakin yardımcısıdır. 4.Süpürgeci(Ferraş) : Görev itibariyle Selman’ı Piri pakı temsil eder. Cem olacağını tüm canlara duyurur.Çerağcı (Delilci) : Görev itibariyle Cabir El Ensari’yi temsil eder. 8. Buhardanlıkları ve Mumları (Çerağları) hazırlar.Peykçi: Görev itibariyle Amrı Ayyari’yi temsil eder. 9.Sakacı: Görev itibariyle Ammarı Yaseri’yi temsil eder. Nevruzi'ye söyler. Musahiplik. 10. Cem evinin sürekli temizliği ile meşgul olur.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI CEMDE 12 HİZMET 1. 7.b.Meydancı: Görev itibariyle Hüzeyme tül Yemeni’yi temsil eder. Duazde imam. Cem erkanı Başkanlığını yapar. 12. Cenaze. Rehberin yardımcısıdır. Saka. Ali ve Hacı Bektaşi Veliýi temsil eder. yol gösterir. Yola girmek isteyenleri hazırlar. Semah. dağılımını sağlar. Postları yerine dizer. 6. 11. Mersiye. [www. Süt v. Muhammed.Zakir (Aşık) : Görev itibariyle Bilal Habeş’i temsil eder. Cem’in bekçisidir.İbrikçi: Görev itibariyle Kamber Hazretlerini temsil eder.Niyazcı: Görev itibariyle Mahmut el Ensari’yi temsil eder.ramazankoc. Cem’e gelen erenlerin evlerini gözetler.com] 46 . 3-Gözcü : Görev itibariyle Ebuzer Gaffari’yi temsil eder. Cem de Mürşidin ve Cem erenlerinin abdest almalarını sağlar. Gelen Lokmaları alır ve dağılımını sağlar. Cem evinde bulunan aydınlatma araçlarını yakar. Sünnet. Şerbet. 5.Rehber : Görev itibariyle İmam Hüseyin´i temsil eder. Ad takar (isim takar). Cem evinde Semahserleri kaldırır. Cem evinde Su. Kurbanları tekbirler ve keser. 2. Nikah. Hz. ikrar alır nasip verir.Mürşid (Dede) : Hizmet itibari ile Hz.Kapıcı: Görev itibariyle Gulam Keysani’yi temsil eder. Cem’de Tevhit. Cem'in sessiz ve sakinlik içinde geçmesini sağlar.

Ali'nin Hz. Fatıma'nın doğumu (18 Ocak) 621 Mirac olayı 622 Hicret 622 Hz. 1290 Baba İlyas-ı Horasani'nin oğlu Muhlis Paşa'nın Hakka yürümesi 1293 Sarı Saltık'ın Hakka yürümesi 1307 Barak Baba'nın Öldürülmesi (Alevilerin Görüşü) [www.Hz.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Alevilik Kronolojisi 570 Hz. Ali ile Musahib olması 623 Hz. Muhammed'in vefatı (8 Haziran) 656 Cemel Savaşı (4 Aralık) 656 Sıffin Savaşı ve Hakem Olayı :657 Sıffin Savaşı (26 Temmuz) 656 Hz. Hüseyin'in şehadeti (10 Ekim) 699 İmam Cafer-i Sadık'ın doğumu 713 İmam Zeynel Abidin'in şehadeti 733 İmam Muhammed Bakır'ın şehadeti (28 Ocak) 745 İmam Musa Kazım'ın doğumu 746 Eba Müslim'in Horasan'a gitmesi 747 Horasan da Eba Müslim'in ayaklanması 765 İmam Ali Rıza'nın doğumu (29 Aralık) 766 İmam Cafer-i Sadık'ın şehadeti 799 İmam Musa Kazım'ın şehadeti 811 İmam Muhammed Taki'nin doğumu (11 Nisan) 818 İmam Ali Rıza'nın Şehadeti 827 İmam Ali Naki'nin doğumu 835 İmam Muhammed Taki'nin şehadeti 846 İmam Hasan Askeri'nin doğumu 858 Hallac-ı Mansur'un Doğumu 868 İmam Ali Naki'nin şehadeti 869 İmam Muhammed Mehdi'nin doğumu 922 Hallac-ı Mansur'un Bağdat'ta işkence ile katledilmesi (26 Mart) 1123 Rübaileri ile tanınan Hayyam'ın Hakka yürümesi (1132) 1150 Tac'ül-Arifin Seyyid Ebu'l-Vefa'nın Hakka yürümesi 1167 Piri Türkistan diye tanınan Hoca Ahmet Yesevi'nin Hakka yürümesi 1219 Moğol İstilasının başlaması ve Anadolu'ya doğru Derviş Göçleri 1240 Babailer isyanı 1240 Baba İlyas-ı Horasani'nin Hakka yürümesi 1240 Baba İshak'ın Hakka yürümesi 1240 Ayn'üd-Devle'nin Hakka yürümesi 1240 Emirci Sultan'ın Hakka yürümesi 1252 Safevi soyunun ceddi Şeyh Safiyüddin Erdebil civarında doğuyor.ramazankoc. Muhammed'in Hz. Ali'nin Halife olması 661 Hz.com] 47 . Ali'nin şehadeti (24 Ocak) 670 İmam Hasan'ın şehadeti (25 Mart) 676 İmam Muhammed Bakır'ın doğumu (16 Aralık) 680 Kerbela Olayı . Muhammed'in doğumu (20 Nisan 571) 609 Hz. Fatıma ile evlenmesi 624 İmam Hasan'ın doğumu (11 Nisan) 625 İmam Hüseyin'in doğumu (25 Şubat) 632 Peygamber veda konuşmasında yerine Hz. Ali'yi atadı (23 Şubat) 632 Peygamberimiz Hz.

22yıl 1656 Yusuf Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1834)S.24yıl 1783 Dimetokalı Seyyid Kara Ali Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.(Posta oturuşu.1846)S.1724) 1813 Kalacıklı Seyyid Halil Hakii Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.o.1563) 1628 Dimetokalı Karar Halil Baba (Dedebaba)Hakka yürümesi (p.o.15yıl 1824 Feyzullah Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.26yıl 1685 Abdülkadir Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.22yıl 1759 Kırımlı Hanzade Mehmet Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.1849)S.7yıl 1799 Horasanlı Hacı Mehmet Nuri Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.o.1835) S.1544) 1588 Resul Bali Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1582) 1667 Zülfikar Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1689)S.o.1759) S.o.o.1736)S.1yıl 1569 Yusuf Bali Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1799) S.2yıl 1849 Çorumlu Seyyid Hasan Dedebaba'nın Hakka yürümesi (1848)S.26yıl 1730 Murtaza Ali Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.o.o.1628)S.o.1569) S.o.33yıl 1632 Bektaş Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1yıl 1868 Yanbolulu Elhac Ali Turabi Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.1868)S.6yıl [www.19yıl 1871 Ali Celalettin Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ. 1512) 1555 Fuzuli'nin Hakka yürümesi 1569 Sersem Ali Dedebaba'nın Hakka yürümesi.1628) 1689 Birecikli Seyyid İbrahim Agahi Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.1578) 1649 Dimetokalı Elhac Vahdeti Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.1675)S.o.9yıl 1803 Abdüllatif Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ. Mahmut tarafından türbeler dışındaki tüm külliye binalarının yıktırılarak Hacıbektaş Dergahı'na Cami yaptırılması 1828 Veliyettin Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1790) S.1783)S.21yıl 1835 Merzifonlu Hacı İbrahim Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.1473) 1524 Şah İsmail'in Hakka yürümesi (5 Mayıs) 1548 İskender Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.o.o. 1569) S.1808) 1874 Selanikli Hacı Hasan Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.1649)S.o.o.1551) 1607 Hasan Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1605) 1674 Hüseyin Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1742) 1826 Yeniçeri Ordusunun Kaldırılması ve Yeniçeri-Bektaşi kıyımı 1827 II.1551)Süre:19yıl 1569 Elhac Ahmed Ali Dede (Dedebaba) Hakka yürümesi(p.1361) 1447 Safevi soyundan Şeyh İbrahim'in Hakka yürümesi ve kardeşi Şeyh Cüneyt'in tarikat reisi olması 1460 Şeyh Cüneyt'in Hakka yürümesi 1487 Şah İsmail'in Erdebil'de doğması (17 Temmuz) 1488 Şah İsmail'in Babası Şeyh Haydar'ın Hakka yürümesi(9 Temmuz) 1502 Şah İsmail'in İran'da Şah ünvanını alması 1511 Şahkulu Baba Tekeli Ayaklanması (9 Nisan) 1514 Çaldıran'da Osmanlı-Safevi Savaşı ve Safevi Ordusu'nun yenilmesi 1516 Balım Sultan'ın Hakka yürümesi (doğ.1646) 1736 Serezli Hacı Hasan Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.1546) 1596 Abdullah Baba(Dimetokalı Ak Abdullah Baba)(Dedebaba) Hakka yürümesi (p.1714)S.com] 48 .o.1566) 1646 Kasım Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.27yıl 1604 Mürsel Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.o.o.1yıl 1846 Vidinli Seyyid hacı Mahmud Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI 1326 Şeyh Edebali'nin Hakka yürümesi 1335 Safevi soyunun ceddi Şeyh Safiyüddinin Hakka yürümesi 1360 Elvan Çelebi'nin Hakka yürümesi 1393 Hurufilik'in kurucusu Esterabadlı Fazlullah'ın Hakka yürümesi 1403 Seyyid Nesimi'nin katledilmesi 1441 Rasul Bali'nin Hakka yürümesi (doğ.1516) 1581 Bektaş Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.12yıl 1848 Sofyalı Saatçi Ali Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.25yıl 1790 Sinoplu Seyyid Hasan Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.1609) 1675 Elhac seyyid Mustafa Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.1813)S.1596)S.ramazankoc.15yıl 1714 Urfalı Es-Seyyid Halil İbrahim Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.1772) 1834 Sivaslı Mehmet Nebi Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.o.

o.com] 49 .7yıl vekaleten.o.11yıl vekaleten.1913)S. Cemalettin Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.17yıl Türkiye'de.28yıl 1913 Hacı Feyzullah Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.1874)S.ramazankoc.o.1862) 1931 Sivas'ta Halk Şairleri Bayramı (5 Kasım) 1937 Dersim Olayları'nın başlaması 1937 Dersim İsyanı'nın Lideri Seyit Rıza'nın İdamı (15 Kasım) 1940 Hacıbektaş Dergahı'nın son Çelebisi Veliyettin Efendi'nin Hakka yürümesi (31 Mayıs) 1941 Salih Niyazi Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.o.1811) 1879 Konyalı Perişan Hafız Ali Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.? 1907 Elhac Mehmed Ali Hilmi Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.o.1879)S.o.1930)S.?)S.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI 1878 Feyzullah Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.11yıl Arnavutlukta =28yıl 1949 Rıza Tevfik Bölükbaşı'nın Hakka yürümesi (30 Aralık) 1958 Hacıbektaş Dergahı'nın Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce onarıma başlanması 1960 Ali Naci Baykal Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.6yıl 1894 Aşık Veysel'in Doğması (25 Ekim) 1897 Malatyalı Hacı Mehmet Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.19yıl asaleten=30yıl 1964 Hacıbektaş Dergahı'nın Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı'na bağlı bir müze olarak açılması (16 Ağustos) 1966 Birlik Partisi'nin Kurulması (17 Ekim) 1978 Kahramanmaraş Olayları 1980 Çorum olaylarının başlaması (4 Temmuz) 1983 Feyzullah Çınar'In Hakka yürümesi (24 Ekim) 1983 Aşık Daimi'nin Hakka yürümesi (18 Nisan ) 1989 Meluli Baba'nın Hakka yürümesi (14 Kasım) 1993 Sivas Katliamı (2 Temmuz) 1994 Feyzullah Ulusoy'un Hakka yürümesi (18 Mart) 1994 Karacaahmet Sultan Cemevi'nin İstanbul Belediyesince yıkılması (7 Eylül) 1995 Gazi Mahallesi Olayları (12 Mart) 1995 Detroit Bektaşi Dergahı kurucusu Recep Baba’nın Hakka yürümesi (14 Eylül) [www.9yıl asaleten 1919 Mustafa Kemal Paşa'nın Kurtuluş Savaşı için destek sağlamak üzere Hacıbektaş'ı ziyareti (23 Aralık) 1921 Koçgiri Ayaklanması (6 Mart) 1921 A.1897)S.

Öyle ki. Bunlar zamanla. X. bu vesile ile. bu tarikat ile bağ kuruncaya kadar.Dr. Bunun üzerine ġeyh Cüneyd Anadolu'ya geldi. [ Prof. Ayrıca bak: Bekir Kütükoğlu. Osmanlı-Ġran Siyasî Münasebetleri. Oradan gelen her emri. Bekir Kütükoğlu. 13 yaĢında iken Anadolu'daki müritlerinden teĢkil ettiği bir orduyla. s.ramazankoc. Ġran'da Tebriz'in takriben 200 km. Bu ġeyh'in asıl maksadı. Bunların bu fedakârca gayretleri ve karĢılıklı diyalogları. Aslında bu esirlerin büyükleri ve kendileri. Ģeyhin bu arzusunu memnuniyetle kabul etti ve onları serbest bıraktı. tamamen Erdebil tekkesinin emrine girdiler. Erdebil ġeyhi'nin tarikatında Hz.Ali muhabbeti esas alındığı için.] Artık Erdebil tekkesi Anadolu'da güçlenmiĢ. gerekse Anadolu'da müritlerini çoğaltarak irĢad postundan saltanat tahtına.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI ALEVÎLĠK NASIL ORTAYA ÇIKMIġTIR?. Edebiyat Fak. Uzun Hasan ve ġeyh Cüneyd. Osmanlı Sultanı Yıldırım Bâyezid'i yendikten sonra Anadolu'dan aldığı otuz bin kadar esiri Ġran'a götürmüĢtü. Sadece bir Ģeyh değil. Ġstanbul Üniversitesi. Hattâ Erdebil'den gönderilen ve Ģeyhin halifesi olarak isimlendirilen Ģahıslar. Bir süre sonra Timur. Bütün gayret ve ihtiraslarına rağmen o da siyasî maksadına ulaĢamadı. aynı zamanda bir "seyyid" ünvanı ile de dolaĢtığı için umudunun fevkinde taraftar topladı[ Erdebil. Bunlara bu özelliklerinden dolayı Alevî denildi. Walter Hinz. sadece Anadolu'dan esir olarak getirmiĢ olduğun Türkleri serbest bırakmanı istiyorum” dedi. Erdebil tarikatının kurucusu Safiyüddin Ġshak'ın atası Fîruz ġah. Ģeyhe olan muhabbetleri aĢırı derecede arttı. Bunu hisseden o zamanın Ġran hükümdarı CinahĢah. Ģeyh. ġeyh Cüneyd de babasının akıbetine uğradı. y. Türk Tarih Kurumu yayını. Bu tarikatla irtibatlarını yoğunlaĢtırdıktan sonra. Onun altı yıl süren bu Anadolu ziyareti. Bu çeĢit faaliyetler. babasının ve dedelerinin rüyalarını gerçekleĢtirmeye maalesef muvaffak oldu. gerek Ġran'da. sadaka ve zekâtlarını bile Erdebil'e tahsis ettiler. ġeyhin bu sofilerinin bir kısmı Anadolu'ya döndü. sh. kendisini Ġran'dan sürdü. gidip gelmeleri devam etti. Âl-i Beyt'in muhabbetini esas alan bir tarikat Ģeklinde ortaya çıkmıĢtır. yerine oğlu ġeyh Cüneyd geçti.[Dr. Cev.9. Konunun tarihî seyrine baktığımızda Alevîliğin bir tarikat Ģeklinde geliĢmesi Ģöyle olmuĢtur: Timur. O da babasının gizli emelini sürdürmeye devam etti. tarikatına çok mürit kazandırdı. ara sıra ziyarete gittiği Erdebil ġeyhi'nin kendisinden bir arzusu olup olmadığını sorduğunda. yayını. Erdebil ġeyhi olarak bilinen (ġah Ġsmail'in dedesi) ġeyh Ali'ye intisap ettiler ve ondan tarikat dersi aldılar.: Tevfik Bıyıkoğlu.'da Ġran'a gelmiĢ ve yerleĢmiĢtir. Ancak bu arzusuna kavuĢamadan ölünce. 7]. o gün Ġran'da hâkim olan Akkoyunlulara savaĢ ilân etti ve Akkoyunlu hükümdarını devirerek irĢad postundan saltanat tahtına çıkmaya muvaffak oldu ve Safevîler Devleti'ni kurdu. Çaldıran Muharebesi'ne kadar artan bir hızla [www. Nihayet oğlu ġah Ġsmail.] Böylece Erdebil ġeyhi'nin tekkesi gittikçe geniĢliyor. bir kısmı da Erdebil'de kaldı. Yerine geçen oğlu ġeyh Haydar da aynı gayeyi takip etti. Ģeyhlikten Ģahlığa geçmekti. Erdebil ġeyhi. Anadolu'da nezir ve sadaka namıyla para topluyor ve bu paraları gizli olarak Ġran'a gönderiyorlardı. Ehl-i Sünnet itikadında idiler. küçümsenmeyecek kadar büyük bir etki sahasına sahip olmuĢtu. müritleri çoğalıyordu. IV. Bu esirlerin. No: 5. harfiyyen yerine getirmeye gayret gösterdiler. 7. BĠR MEZHEB MĠDĠR. SĠYASÎ BĠR FIRKA MIDIR? Alevîlik aslında bir fırka veya mezhep değildir. doğusunda bir kasabadır.com] 50 . “Hiçbir dileğim yok. Osmanlı-Ġran Siyasî Münasebetleri. bu tarikata devam edenler Hz. Anadolu'ya dönen bu müritleriyle iliĢkilerini devam ettirdi. bu müritler vergi.Ali sevgisi ile tamamen boyandılar. s. Zaman zaman birçok halifeler göndererek Anadolu'daki nüfuzunu kuvvetlendirmek için çalıĢtı. Seri.y. Timur. Bununla beraber ġah Ġsmail Anadolu'dan elini çekmedi. Bunları Erdebil’e yerleĢtirmiĢti.

bunlarla yakın alâka kuramadı ve onlara karĢı görevlerini gerektiği gibi yerine getiremediler. orucunu tutmak ve diğer mükellefiyetlerini yerine getirmek kaydı ile. ġeyh Cüneyd. Bu sunî ayrılığın ortadan kalkmasının tek yolu. ġeyh Haydar. Buna bir de idarecilerin ihmali eklenince. Erdebil tekkesine bağlı Anadolu Türkleri medreseden uzak kaldılar. [Safiyüddin'den sonra Erdebil tarikatının baĢında. Bu zât. ancak Allah-ü Teâlâ'yı ma'bûd olarak tanır.ramazankoc. Diğer sahâbelere tecâvüz etmemek. Faruk Sümer: Safevî Devleti'nin KuruluĢu ve GeliĢmesinde Anadolu Türklerinin Rolü. ġeyh Cüneyd. Akkoyunlü hükümdarı Uzun Hasan'ın himayesine sığınmıĢ ve onun teveccühünü kazanmıĢtır. ġeyh Cüneyd'in müridleri sadece Ġran'lılara inhisar etmemiĢ. Erdebil tekkesinden aldıkları te'sirle. Bu savaĢtan sonra Ġran'la Osmanlı Devleti arasında kesin sınırlar çizildi. kendini Hz. en son Peygamber. Kur'an ıĢığı altına girmek ve O'nu biricik ölçü kabul etmektir.com] 51 . Kendisini. ġeyh Cüneyd. Ġbrahim. Dengesiz tartıĢmalar. yapılan telkinlerin te'siriyle bilâhare ġiîler gibi düĢünmeye baĢlıyorlardı. Gerçek Ģu ki. Kur'an ve Sünnet'in ıĢığında namazını kılmak.Ali ahfadından saymıĢtır. Diyarbakır'a gelmiĢ. Sadreddin. bu adamlar gittikleri yerlerde çeĢitli desise ve hilelerle bazı saf insanları kendilerine raptediyorlardı. kendilerinin dıĢında kalan Müslümanların Ehl-i Beyt'e gerektiği gibi muhabbet beslemedikleri zannına kapıldılar. Hattâ öyle ki birbirini tanıyabilmek. Sultan Ali ve ġah Ġsmail bulunmuĢlardır. yersiz ithamlar ve ölçüsüz davranıĢlarla. Erdebil'de irĢad postuna oturduktan kısa bir müddet sonra.Ali muhabbetini meslek ve meĢrebine esas almasının dinen hiçbir mahzuru yoktur. Bu tarikatın Anadolu'da kalan mensupları. s. Hz.2) [www.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI devam etti. Bu ihtilâf neticesinde. ibadete ait birçok hükümleri gereği gibi öğrenemediler. ülfet ve ünsiyet etmek için aynı tarzda konuĢuyorlar. pirlerin etkisinden gitgide uzaklaĢtılar. Aslında bir Müslümanın veya bir tarikatın Hz. Nitekim Cenâb-ı Hak Kur'ân-ı Kerîm'de “Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılınız ve ayrılmayınız” buyurmakla. aradaki soğukluk gittikçe büyüdü ve derin bir ayrılığa dönüĢtü. aynı tip ve tarzda elbise giyiyorlardı. ġah ismail'in babasıdır. Osmanlılardan da pek çok sofîleri kendine celbetmiĢtir. bütün Müslümanlara Kur'an etrafında toplanmayı emretmektedir. zamanla ihtilâfa dönüĢtü. Böylece Erdebil sofîleriyle Anadolu arasındaki irtibat kesilmiĢ oluyordu. Kur'ân-ı Kerim'i de son semavî kitap kabul eder. Aslında sünnî olan Osmanlı sofîleri. Uzun Hasan'ın kızkardeĢi ile evlenen ġeyh Cüneyd'in. Ġslâmiyetin bir ferdi olarak bilir. Bunun neticesi olarak Anadolu'daki müritler. Gerçekte Erdebil Ģeyhlerinin seyyidlik ile alakası olmayıp Fîruz ġah neslinden geldiği kesin Ģekilde ortaya konulmuĢtur. adamlarını Anadolu'ya salıyor. Onların bu telâkki ve davranıĢları diğer Müslümanlarla aralarında bir soğukluk husule getirdi. Ġran'dan ayrılan ġeyh Cüneyd. Anadolu Müslümanları arasında Sünnîlik ve Alevîlik Ģeklinde bir ikilik ortaya çıktı.Ali ve Ehl-i Beyt sevgisini ilke edinmenin hiçbir mahzuru yoktur. taraftar-larını artırmak için. Diğer Müslümanlar ise. Peygamberimizi. Ġran'dan çıkartılmıĢlardır. Sultan Hoca Ali. pek çok mürid kazanmıĢ ve Ġran'da kendisi ve müridleri siyasî bir tehlike arzedince Karakoyunlular'ın 3. Meliki olan Mirza Cihan ġah zamanında. bu evlilikten ġeyh Haydar adlı oğlu doğmuĢtur. Ġtikada. Bu soğukluk. Erdebil ġeyhi Safiyüddin'in torunlarından olan ġeyh Cüneyd.] (Prof. Kitap ve Sünnet'i bilen ve gereği gibi yaĢayan hakiki bir Alevî. Sadece babadan oğula intikal eden birtakım telkinlerle iktifa ettiler. ġeyh Cüneyd'in tahrikiyle Akkoyunlular Azerbaycan'a savaĢ açmıĢ ve Azerbaycan'ın alınmasından sonra tekrar Erdebil'e dönen ġeyh Cüneyd irĢad postuna oturarak dinî perde altında si-yasî faaliyetlere baĢlamıĢtır. seyyidlik iddiasında bulunmuĢ.

Ali'yi (RA) ümmet nazarında ithamlardan korumak için O'nun iyiliklerini ve meziyetlerini önemle nazara vermekte: "Ben kimin dostu isem. Bu iki cihetten kaynaklanan muhabbet. Kaynağı: dini ve dinin emirlerini koruma gayretidir. Genelde her gurup. her biri. Hz. Toplumsal bünyede bir çatıĢma iklimine girilir. Ali taraftarı. soy-sop taraftarlığı gibi hisler. Ġslamiyet içerisinde Hz. O'na (RA) Allah için muhabbet göstermiĢlerdir. Bu tespitler çerçevesinde. menfaat." "Ben size iki Ģey bırakıyorum: Kur'an ve Ehl-i Beyt'im. bir yığını andırır. Siyasi taraftarlar. Hz." "Ali'yi yalnız mü'minler sever. Sebepleri ve hareket noktaları birbirinden farklı birçok fikirler. Hz. aynı hedefte birleĢebilir. Hz. fikrî ve hissî bir uyum bulunmaz. yani gaye ve niyet itibariyle birbirinden farklı ve dağınıktır.com] 52 .Peygamber'i (SAV) sevmek demektir. Müslümanlar o silsilenin baĢı olan Hz. Bu muhabbet safî.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI ALEVĠLĠK NE DEMEKTĠR ? Alevi kelimesi Hz. Hz. Ali de onun dostudur. kıskançlık. her siyasî hizip. O'na yalnız münafıklar buğzeder.Resûlüllah (SAV). Bilindiği gibi. Hz. O'nun kemâlâtına bir hüccet ve delil teĢkil eder. MeĢrudur. Siyasî taraftarlık Ģekil ve hedefler açısından bir birlik ruhu gösterirken. Dine gölge değil. Bilhassa siyasî tansiyonun yükseldiği zamanlarda. Bunlar arasında ciddî bir hedef birliği yoktur.Ali'ye (RA) samimî bir muhabbet ve derin bir saygı göstermektedirler. Ali‟ye (RA) taraftar görünenlere baktığımızda hedef ve gayeleri değiĢik birçok siyasî gruplar görürüz. Bunlardan birincisi. Ali´yi sevenlere Alevi denilmektedir. Ġkincisi.Ali'yi sevmek. Ġkinci Gurup taraftarlar ise. guruplar mevcuttur.ramazankoc. kendi maksadını gerçekleĢtirmek için siyasî kütleye güç ve kuvvet katar. Ali yanlısı anlamına gelir. Kur'an ve Sünnet çizgisine uygundur.Ali'nin (RA) Ehl-i Beyt silsilesinin temsilcisi olmasıdır. [www. Ali‟ye taraftarlık gösterirler. siyasî tercih ve tarafgirlikte. gelecekte ortaya çıkacak fitne ve fesatlarda. mâkuldür. baĢlıca iki Gurupa ayrılır: a)-Hasbî (=KarĢılıksız) ve samimî taraftarlar b)-Siyasî taraftarlar. Fıtrî ve samimîdir. kurtulursunuz" gibi hadîs-i Ģerifleriyle bu iki ciheti tescil ve ilân etmektedir. Hz. vesile olmaktadır. hased. gerçek cephesiyle. Bunlara yapıĢırsanız. Ģiddetli ve acımasız bir biçimde ortaya çıkar. Hz.Ali'ye ve Ehl-i Beyt'e teveccüh göstermiĢler ve o temiz soyu karĢılıksız olarak sevmiĢlerdir. Bu yığında farklı keyfiyette hizipler. Peygamber (SAV)'in emrinden dolayı baĢta Sahâbe-i Kirâm olmak üzere bütün Müslümanlar. Bu hasbî taraftarlar. dini sevmek. siyasî tercih ve taraftarlığın kendine mahsus bir mantık ve bir hedefi vardır. O'nu siyasî mânâda sevenlerdir.Peygamber (SAV) 'in bu takdirkâr beyanları. Birincisi Ali'nin yüksek kemalâtı ve üstün meziyetleridir. rekabet. Hz. hırs. Bu sebeple.Ali'yi sevenler. ayrı bir sebeple Hz. kin. siyasî faaliyetler içerisinde tarafgirlik. Hz. Hz.Ali'ye iki sebepten dolayı teveccüh göstermiĢlerdir. net ve durudur. Bu mânâda Hz.

Hasan ve Hz. sürekli sapık fikirler üretiyorlardı. Kur'an ve Sünnet'in düsturları haricinde.Ali'ye karşı çıkarak O'nun ordusundan ayrıldılar.Ali (RA) ve Ehl-i Beyt sevgisi İranlılarda ekseriyet itibariyle çok farklı bir şekilde tezahür etmiştir. siyaset sahasından itikat sahasına indiği için. Bunların gayesi. Hakem Olayında Hz. İslâmiyet'i içten yıkmak. inanç ve itikatları sarsmak. Bu tipler. Hz. İçlerinde sahâbeden hiç kimse yoktu. Irkçılığın. aşırı ve ölçüsüzdür. Bunlar.com] 53 . Öyle ki bugün dahi İran'da. Bu birinci grup.İnançla. hileci. Bu grup.Ali (RA) hakemi kabul etmekle dinden çıkmıştı. iki yüzlü. adalet ve hakperestliği yıkma ve bozma karakteri. yalancı. Bu törenler. İranlılar da Muharrem ayında bir matem havasına girerler. bilhassa Muharrem ayında sıklaştırılır. Bunlar Sıffîn savaşından sonra. Hz. Bu grubun İslâm dünyasında yapmış olduğu ihanetin boyutları çok derindir. “Münafıklar ve Yahudi dönmeleri” idi. Onlara göre. bu vesile ile ruhlarda ve kalplerde intikam hisleri yeniden ihya edilir ve halkın şuuraltına pompalanır. sert ve acımasızca davranmaya şevketti. Bu sevgi. bu facialar bahane edilerek sahâbelere devamlı kin ve düşmanlık beslenmektedir. Muharrem ayında acılı bir destana döner . Üçüncü Grup: Emevîlerin ırkçı idarelerinden rahatsız olarak Hasan ve Hüseyin Efendilerimizin yanında yer alan taifelerdir. kin ve intikamı birlikte. Hz. Bu fitne. düğün ve şenliklerde. Müslümanlar arasında fitne çıkartıyor. [www.Ali'ye muhabbet ve Evlâd-ı Resul sevgisi gibi masum bir fikrin altında gerçek yüzlerini gizliyorlardı.ramazankoc. Hakem Hâdisesine kadar Hz. bir kısım Mü'minlerin inançlarında kapatılması zor gedikler açmıştır. etkisini sürekli olarak göstermektedir. Emevîleri diğer kavimlere karşı gayet katı.Ali'nin (RA) ordusundan huruç ettikleri (ayrıldıkları) için kendilerine "Haricîler" ismi verildi.Ali'nin hakemi kabul etmesini küfür olarak algıladılar ve O'nu (RA) çok ağır bir şekilde itham ettiler. erkekler dizlerini ve sırtlarını döverek içlerini boşaltırlar. karanlık fikirli ve karanlık ruhlu insanlardı. bu ölçüsüz sevgi. Emevîler başa geçince. O'nun en büyük ve amansız düşmanı kesilmişlerdir. icraatlarında birinci derecede ırkçılığı esas aldılar. ölçüsüz ve dengesiz insanlardı.Hüseyin'e taraftarlık gösterdi ve Onların ordusunda yer aldılar. Diğer taraftan. Bu ise. Hz. Müslümanları birbirilerine düşürüp ayrılık çıkarmaktı. Bunların ekserisi bedevî idi. dinî toplantılarda.Ali'nin (RA) siyasî taraftarları içinde birinci grubu. kadınlar hıçkırık ve figanlarla. günlük hayatta. Yahudilerin. Bilindiği gibi. Halkın içinde sûret-i haktan gözüküyor. Hz. Dördüncü Grup: Bu grubu İranlılar teşkil eder. İran'da din. maharetle yoğuran ağıtlar yakılır. Hz. akli muhakemede noksan" insanlar teşkil ediyordu. sahtekâr. Haricîlerin ortaya çıkması ile İslâm tarihinde yeni bir fitne ve fesat grubu teşekkül ediyordu. "dinde mutaassıp. Emevî saltanatındaki aşırı israf ve debdebe de ikinci huzursuzluk kaynağı oldu.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Bu gruplar ana hatlarıyla 5’e ayrılır: Birinci Grup: Hz. Ağlama Duvarı karşısına geçip ağlamaları gibi. sair kavimlerde rahatsızlık meydana getirdi.Ali'nin (RA) taraftarları içinde ikinci grup.Ali (RA) bir ordu hazırlayarak Haricîlerin üzerine yürüdü ve onlara Nehrevan'da büyük kayıplar verdirdi. İkinci Grup : Hz.Ali'yi (RA) taşkın ve ölçüsüz bir surette sevdikleri halde. Emevîlerin bu ölçüsüz ve mes'uliyetsiz icraatlarından rahatsız olan diğer kabile ve aşiretler onlardan intikam almak için Hz. Sazlı sözlü toplantılarda 14 asır önce Ehl-i Beyt'in başına gelen o elîm facialar için gözyaşı dökülmekte. saltanatlarını Arap milliyetçiliği üzerine bina ettiler. İslâmî ölçülerde oldukça taşkın ve mutaassıp ve o derecede dar görüşlü. bu hâdiseden sonra.

Mecusî reis ve ruhânîler. Ancak bu etki hiç bir zaman inancın merkezini etkilememiĢtir. Bu ilgi elbette Alevi toplumunun geleceğini inĢa etme. ġamanizm ve ZerdüĢtlükte bulunan ve günümüz Alevi kültür yapısı içinde birer “kırıntı” olarak kabul edilen bazı benzerlikleri Aleviliği farklı yönlere çekmek için kullanmak haksızlıktır. binlerce yıllık saltanat ve övgüleri İslâm ile yerle bir olduğundan. köle olarak baktıkları ve çıplak telâkki ettikleri bedevi Arapların. Ancak bu kültürel birer motif olan öğeleri bütünlüklü bir inanç olan Aleviliğin esası olarak göstermek art niyetlilikten baĢka bir Ģey değildir. Alevilik bilincinden yoksun Alevi kitlelerin beynini karıĢtırdılar. etnik farklılık inancın kültürel yapısına etki etmiĢtir. bugün kendilerine hükmetmelerini asla hazmedemiyorlardı. Aleviliğin özünü tanıma gibi bir nedene dayanmıyordu. inançları İslâm'ın karşısında eridiği ve kendileri de toplum karşısında eski itibarlarını kaybettikleri için. Hanedan mensupları ise. her halükârda İslâm'dan intikam almanın fırsatını kolluyorlardı. On Ġki Ġmamlardan. İran'daki ırkçılar ve eski saltanat hanedanının mensupları dır. İran ırkının üstünlüğünü kabul eden ırkçılar ise. Ancak bazı art niyetli kimseler Aleviliği Ġslam‟dan ayırmaya çabalamıĢlardır. Ehlibeytten soyutlayarak kendi “etnik dini” yapmak istediler. Her inanç diğer inançlardan etkilenmiĢtir. İran'daki mecusî dininin reis ve ruhanîleri. Ali'den. etnik politikalarına bir dayanak bulmak isteyen akımlar Alevi inancındaki bazı olguları ġamanizme ve ZerdüĢtlüğe bağladılar. Ve bu yolla Aleviliği Hz. Çoğu kez coğrafi farklılık. İslâm kültürü ile eski örf ve âdetlerinin bir anda sökülüp atılmasından son derece rahatsızdılar. Seksenli yılların ortasından itibaren çeĢitli ideolojik politik grupların Aleviliğe ve Alevilere ilgisi arttı. genelde İslâm'dan intikam almak için. Alevilik Ġslami bir inançtır.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Beşinci Grup: Bu grup üç zihniyetin taraftarlarından teşekkül etmiştir. Bunun içinde yazılı kaynaklardan yoksun. Bu üç zihniyetin mensupları. Elbette Alevi inanç sistemi kültürel anlamda eski Orta Asya ve Mezopotamya inançları olan ġamanizm ve ZerdüĢtlükten bazı öğeler almıĢtır. Etkilenme alt boyutlarda kalmıĢ ve bu haliyle de bir zenginlik olarak değer kazanmıĢtır. [www.ramazankoc. Her Ģeyi etnik kimliğe bağlamak. zahiren ve şeklen İslâm oldular. İslâm'ı içten yıkmanın plânlarını yaptılar ve bu gaye etrafında birleştiler. Bunun sonucunda bazı art niyetli kimseler Aleviliği ġamanizm veya ZerdüĢtlük olarak görmeye baĢladılar. Aleviliği ve Alevileri kendi ideolojik yapıları için bir arka bahçe olarak hazırlamaktı. Bunlar. Bu ilginin asıl sebebi kendi dar ideolojik-politik çıkarlarına bir zemin hazırlamak.com] 54 .

Alevîlik. "Ehlü's-Sünne ve'-l Hadîs" taraftarlarının Hz.s.) uydukları ve onu. Ali'nin soyundan gelen. Bu çok önemli meselede yanlış bir adımın atılması endişesi ve işin kısa sürede çözülmesi zarûreti. imametin onun soyundan dışarı çıkmayacağına inanan ve onu diğer sahâbeden üstün gören zümrelerin başlattığı fikir ve siyasî kavgalarla ortaya çıkan" hareketin genel adıdır. Hz. Ebû Bekr'i geçirmiştir. Allah Resulü'nün cenaze işleriyle uğraşması yüzünden. Meselâ. Peygamber'den işittiğini nakletmekten çekinmeyecek derecede üstün mezîyetlere sahiptir. Ehl-i Beyt denen 'Ali ve ailesini' öteki Ashâb-ı Kîram'dan ve Allah Resulü'nün öteki halîfelerinden ayırmadan severler. Ebû Bekir ve Hz. Hz.a. Ali ile bu kadar önemli bir konunun istişare edilmemiş olması bir eksiklik sayılabilir. Nitekim daha sonra Hz. Ebû Bekir'in halife seçildiği sırada yapılan konuşma ve müzâkerelerde bu hadîsin söz konusu edilmesi gerekirdi.s.)'ın vasiyetiyle imamlığa tayin edildiğini ileri süren.s. Hz.a). hastalandığında imamlığa Hz. [www. onun kendisinden sonra halîfe olacağına işaret etmiştir.ramazankoc. öteki sahâbîlerin önüne geçirdikleri için Alevî. İslam'ı ilk kabul eden kimsedir.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI ALEVĠLĠK NEDĠR ? HAMDİ DÖNDÜREN Dördüncü halife Hz.a. Böyle bir hadîs olsaydı. Muhammed (s. Ancak. Peygamber'in. Peygamber'in sünnetine aykırı görerek bununla savaşmayı dinî bir görev kabul ettiler.)'in amcasının oğlu ve damadıdır. Ali hakkında söyledikleri ve Ali'nin üstünlükleri doğru olmakla birlikte. Alevîler Hz. Ömer'le Hz. Muhammed (s. Ancak. Muhammed'in en yakın yardımcısıydı. Ali'yi tanıyanlara. Peygamber'den sonra Ebû Bekir'e beyat etmekle. seçimin Hz. Peygamber'in tabii olarak varisiydi.a. inancı bakımından. Allah Resulü benzer sözleri Hz. Hz. ister açıkça. Hz. Ali de Ebû Bekir'e bey'at etmiştir. Onun bütün işlerine bakardı. Alevîlik düşüncesi. sahâbenin Hz. Üstelik.com] 55 . Peygamber'den sonra halîfe olarak Hz. Ali'ye mensup. Ömer ve Osman'ın işbaşına getirilişini batıl saydılar. halîfe seçimi sırasında hazır bulunamayan Hz. Ali'ye (r. İslâm'a aykırı hareket ettiği iddiasını yansıtır. Hz. Ebû Bekir bile sonradan katılmıştı. ister gizlice. Ali'nin hilâfette hak sahibi olduğunu şu sebeplere dayandırırlar: Ali. Fakat. Hz. Yani bunu şerîat kurallarına ve Hz. Bu fikir ve harekete katılanlar. Onun ailesine yapılan haksızlığa ve zulme karşıdırlar ve tarih içinde de karşı olmuşlardır.a.) Ali'ye olan sevgisini ve güvenini bildirerek. Bu yüzden onlar. Ömer gibi diğer büyük Sahâbîler hakkında da söylemiştir. halifelikte Hz. O. Müslümanlar. Çünkü ashâb-ı kîrâm. Diğer yandan Hz. Ali'ye uyup onun Kuran'daki nâs ve Resulullah (s. Alevîliğin ifade ettiği katılıktan daha mûtedîl bir kelimedir ve İslâm âlimleri Alevîlik için Şia'dan farklı olarak 'Râfıza' 'Ravâfız' tabirlerini kullanırlar. İslâm tarihinde Hz. Ebû Bekir. buna taraftar olanlara da 'tarafını tutan' anlamında "Şia" denilmiştir. Peygamber. kendisinden sonra Müslümanların başına kimin geçeceğini isim vererek belirtmeden bu dünyadan ayrılmıştır. İslâm savaşlarının kahramanıydı. Ebû Bekir lehine yapılmasını gerekli kılmıştır. Yaşadığı sürece Hz. Ensâr'ın hilâfet konusunu müzâkere etmekte olduğu topluluğa Hz. Ali'nin hakkının yendiğini. onu diğer sahâbeden ve diğer üç halîfeden üstün tutan mezhebe mensup kimse. Ali taraflısı anlamında "Alevî" tabiri kullanıldı. Ahmed b. Şia. Hanbel (rh. kendi aleyhine bile olsa.

bütün Müslümanları temsil edemezlerdi. Bunlar "sebeîler"dir. Ömer İbn-i Abdulaziz'in hilâfetine kadar cuma hutbelerinde Ali İbn Ebî Tâlib'e (r. Batınîlik adı verilen bu mezhep Yemen'de kökleşmiş. taraftarı" olduğunu ifade etmektedir.a.ramazankoc. İslâm'da ilk dînî ayrılık hareketini teşkil eden ilk Alevîlik. Alevî topluluğun siyasî bir görüş çevresinde toplanmasına yol açtı. Ali İbn Ebi Talib hakkında düşmanlık eseri bırakmamışlardır. Lübnan ve Adana yöresinde sâlikleri bulunan "Nusayrîlik"i kurmuştur. Alevîlerden Gulât olanlar yani aşırı gidenler Hz. Ebû Mansur el-İclî.).a. Bu anlamda Şia. Emeviler devrinde. İmam Câfer'in lânetlemesine uğrayan Ebî Mansur el-İclî ile Ebû'l-Hattâb'ın ekolü. Sonraları Şia (Şiîlik) adını alan ve daha çok [www. Ebu'l-Hattâb. Ancak bunları İmam Ebu Câ'fer es-Sâdık'ın içtihatlarıyla amel eden ve Müslümanlarla aralarında bir fark görmediklerini söyleyen. onun bir ilâh-insan olduğunu söyleyenler bile çıktı. Hele hilâfet konusundaki olayları göze alarak öteki.) ve Osman Zünnureyn (r.)' in ailesine hak ettikleri muhabbeti gösterdikleri ve Ali İbn Ebî Tâlib'in (r.) haklarını tanıdıkları için "Ali'nin 'şiası. Hz. Ali'de. Zeydîleri Alevîliğin diğer kolları olan Batînîler. Kûfe'de ve Basra'da birçok ihtilâlleri. Hz. farzları terketmenin caiz olduğuna ve imanın. bugünü ve îman-amel ilişkisiyle göz önüne almak ve ona göre değerlendirme yapmak faydalı olacaktır. bugün Anadolu'da yaşayan Alevîler'den. Ali'nin mehdi olduğunu. diğer halifelerde bulunmayan ilâhî nitelikler ve özellikler olduğuna inanıyorlar. Karmatîler. Dağınık Alevî kollarını birleştiren Câ'fer es-Sâdık'a bir aralık gidip gelen ve inanışlarında İslâm'a aykırı şeyler bulunduğu için kovulan. Nusayr de bu arada bugün Suriye. Lübnan ve Suriye'deki Dürzî ve Nusayrîlerden ayırt etmek gerekir.)'e ve daha pek çok ashâb-ı kirâm'a buğz ve düşmanlık taşıyan fikirlerle dolu bir tarîkat görünümündedir. Alevîlik. yeryüzünde Allah'ın hâkimiyetini istediklerini haykıran Ca'feriyye ve Zeydiye kollarına bağlı Müslümanlarla karıştırmamak gerekir. Ali'nin ölümünden sonraki gelişmeler. ibâhaya. ölmediğini ve kıyamet gününden önce çıkarak dünyada adaleti sağlayacağını öne sürdüler. zaman içinde parçalanmış ve sayısı yüze varan tarîkatlara ve yollara ayrılmıştır.a.s. Hüseyin'in şehit edilmesi. Çünkü onlar.com] 56 . Horasan ve Türkistan'a kol atmış ve batıda Endülüs'e kadar yayılmıştır. Ömer el-Faruk'a (r. Müslümanları zalim görmek ve göstermek haksızlıktır ve haktan sapmadır. Cebel-i Dürûz'da Lübnan'da yaşamakta olan "Dürzîlik"le daha birçok fırka ve mezhepler Batınîlikten doğmuştur.a.a.) ve ehl-i beytine hakaret edilir ve lânetler okunurdu. Ebû Bekr es-Sıddık'a (r. Allah'ın Ali'nin varlığında. Mağrip'te önce "Alevî Hükûmeti"ni. Alevîlik. İran. Bu mezhepten olanlar Bahreyn'de ve Ahsâ'da Karmatiyye mezhep ve hükümetini. hatta kuzey Afrika ve Mısır'da uzun yıllar hüküm süren Fâtımîlerden.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Muhammed (s. İslâm tarihinde bu görüşü ve inancı daha da ileri götürerek. insan suretinde görünüş alanına çıktığını. îtikâdî ve siyasî bir mezhep olarak kabul edilirken. Aynı tavrı İmam-ı Â'zam da takınarak Abbasîlere karşı İmam Zeyd'i desteklemiştir. Irak. Câferîlerle. hatta İbn Sem'an. Bundan sonra Ali'nin ve soyunun. Hz. sonra Mısır'da Fâtımî halifeliğini vücûda getirmişlerdir. Onların bu yanlış hareketleri öteki Müslümanları bağlamazdı. Ali daha hayatta iken San'alı bir Yahudi olan İbn Sebe'nin telkini ile başlamıştır. Horasanlı Ebû Müslim gibi Ali ile aile bağı bulunmayan ve sadece taraftarlık yapan birtakım yabancıların öncülük ettiği tenâsüha. "İsmâiliye" veya "Yedi İmam" mezhebini oluşturmuştur. imamı bilmekten ibaret bulunduğuna inanan birçok Alevî kolları meydana çıkmıştır. Muhammed b. özellikle Kerbelâ olayı Hz.a. Ne Resulullah'ın üç halifesi ne de Ashâb-ı Kirâm. Bu ifrata sebep olan Emevilerdi. dünü. Câferî Müslümanları Şia içerisinde incelerken.

Cem âyininin küçüğüne "dernek" denir. Bundan Alevîliğin. Hayderî gibi Türk tarikatlarının. Onda "tenâsüh". Bu toplantılar sazlısözlü. İran'da olduğu gibi Anadolu'da da daha çok şiir ve edebiyatla yayılmıştır. Fuzûlî.com] 57 . İslâm'ın içinde doğan ve gelişen Hz. Nesimî. XIII. Alevî törenlerinin en büyüğü kadınların da katıldığı "cem âyini"dir. canlardan birinin diğerini şikâyeti hâlinde "sorgu âyini" düzenlenir. yakınırlar. Anadolu Alevîliği ise. Şiîlik. özel anma törenleri düzenler. köylere varıncaya kadar Anadolu'nun dînî havasının değişmesine yol açmışlardır. İslâm ordusunun doğuya doğru ilerlediğini gören İran. genellikle kutsal kabul edilir ve törenler düzenlenir . sadece Batınîlik'in devamı değildir. Bu kolların hepsinde Hz. Hz. yüzyılda Anadolu'nun fikir hayatında Orta Asya'dan ve Horasan'dan göçen bilgin ve mutasavvıfların derin etkileri olmuştur. Nevrûz.ramazankoc. Peygamber. Özel zikirler yapılır. ağlar. Alevîlerin büyük tanıdığı yedi şair. matem günü kabul edilir. toplantıları bulunmaktadır. Bu tarihi kökenlere dayanan Alevîlik günümüzde varlığını sürdürmektedir.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI İran'da gelişen Alevî mezhebinin özünü besleyen bu olaylar zinciri oldu. ruhun bedenden bedene geçişini (tenâsüh) kabul eden Hind inançları da yine İran etkisiyle karıştı. Oniki İmam ve Hacı Bektaş Velî'yi kendi yorumcu ve düşünürleri sayarlar. Prof. fakat dövünmezler. Hurûfiliğin. Hatâî. dövünür. Bu inanca. Hüseyin'in Kerbelâ'da şehid edildiği 10. Yesevî. hem bahar bayramı. Şiîler o gün. Kalenderî.Dr. Ali. Muharrem günü kutsal olup. bir başka kolu doğdu. bazı Türk gelenek ve göreneklerinin ve halk şiirinin yaşadığı bir dünyadır. Vücûdiyye ve Dehriyye inançlarının karıştığı. Yeminî ve Virânî'dir. "hulûl". içkili olur. Hz. Ayrıca cem'âyininden başka "görgü âyini". Pîr Sultan Abdal. "ibâha" ve bir çeşit "iştirak" ilkeleriyle birlikte. Hamdi DÖNDÜREN [www. Ali'nin doğum günü sayıldığı için. Bunlardan Nesimî ve Fuzûlî dışındakiler tam batinîdirler. Töreni yöneten dede tarafından bir sure veya ayet okunur. hem de Hz. Bektâşîlik ve Kızılbaşlık gibi Alevî kollarının özel törenleri. Bu tören cuma günleri düzenlenir. Kul Himmet. Ali taraftarlığını eski dîn ve siyasetleriyle kaynaştırarak benimsedi. bağımsızlığını kaybedeceğini anlayınca. Türk şölenlerini andıran âyinler de görülür. Bu arada Harezm'li göçmenler. Alevî inancı bu yeni ad altında hızla gelişti. Yollarını müstakil bir dîn ekolü ve İslâmiyet'in esası kabul eden Alevîler. Alevîlik. Kızılbaş ve Bektâşîler bu günün acısını çeker.

Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayazıt'ı yendikten sonra Anadolu'dan aldığı otuz bin kadar esiri İran'a götürmüştü Bunları Erdebil'e yerleştirmişti Bunlar zamanla.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI ALEVĠLĠK NEDĠR MEHMET KIRKINCI Alevîlik aslında bir fırka veya mezhep değildir Âl-i Beyt'in muhabbetini esas alan bir tarikat Ģeklinde ortaya çıkmıĢtır Meselenin tarihi seyrine baktığımızda Alevîliğin bir tarikat şekline gelişmesi şöyle olmuştur: Timur. bu müritler vergi. yerine oğlu Şeyh Cüneyd geçti O da babasının gizli emelini sürdürmeye devam etti Bunu hisseden o zamanın İran hükümdarı Cinahşah. Şah İsmail‟in dedesi olan ve Erdebil Şeyhi olarak ta bilinen Şeyh Ali'ye intisap ettiler ve ondan tarikat dersi aldılar Bir süre sonra Timur. şeyh. gidip gelmeleri devam etti Hattâ Erdebil'den gönderilen ve şeyhin “halifesi” olarak isimlendirilen şahıslar. babasının ve dedelerinin rüyalarını gerçekleştirmeye maalesef muvaffak oldu 13 yaşında iken [www. müritleri çoğalıyordu Bu Şeyh'in asıl amacı. şeyhe olan muhabbetlerini aşırı derecede ziyâdeleştirdiler Şeyhin bu sofilerinin bir kısmı Anadolu'ya döndü. gerekse Anadolu'da müritlerini çoğaltarak irşat postundan saltanat tahtına. şeyhlikten şahlığa geçmekti Ancak bu arzusuna nâil olamadan ölünce. şeyhin bu arzusunu memnuniyetle kabul etti ve onları serbest bıraktı Bu esirler. tamamen Erdebil tekkesinin emrine girdiler Oradan gelen her emri. sadece Anadolu'dan esir olarak getirmiş olduğun Türkleri serbest bırakmanı istiyorum ” dedi Timur. sadaka ve zekâtlarını bile Erdebil'e tahsis ettiler Bunların bu fedakârane gayretleri ve karşılıklı diyalogları. “Hiçbir dileğim yok.com] 58 . bu tarikata devam edenler Hz Ali sevgisi ile tamamen boyandılar Bunlara bu niteliklerinden dolayı “Alevî” denildi Aslında bu esirlerin ecdatları ve kendileri.ramazankoc. bu tarikat ile bağ kuruncaya kadar. bu vesile ile. Anadolu'da “nezir” ve “sadaka” namıyla para topluyor ve bu paraları gizli olarak İran'a gönderiyorlardı Böylece Erdebil Şeyhi'nin tekkesi gittikçe genişliyor. tarikatına çok mürit kazandırdı Sadece bir şeyh değil. Anadolu'ya dönen bu müritleriyle alâkasını devam ettirdi Erdebil Şeyhi'nin tarikatında “Hz Ali muhabbeti” esas alındığı için. gerek İran'da. bir kısmı da Erdebil'de kaldı Erdebil Şeyhi. Ehl-i Sünnet inanışında idiler Bu tarikatla irtibatlarını yoğunlaştırdıktan sonra. küçümsenmeyecek kadar büyük bir etki sahasına sahip olmuştu Şeyh Cüneyd de babasının âkıbetine uğradı Yerine geçen oğlu Şeyh Haydar da aynı gayeyi takip etti Bütün gayret ve ihtiraslarına rağmen o da siyasî amacına eremedi Nihayet oğlu Şah İsmail. harfiyen yerine getirmeye gayret gösterdiler Öyle ki. kendisini İran'dan sürdü Bunun üzerine Şeyh Cüneyd Anadolu'ya geldi Onun altı yıl süren bu Anadolu ziyareti. ara sıra ziyarete gittiği Erdebil Şeyhinin kendisinden bir arzusu olup olmadığını sorduğunda. aynı zamanda bir “seyyid” unvanı ile de dolaştığı için beklediğinin çok üstünde taraftar topladı Artık Erdebil tekkesi Anadolu'da güçlenmiş.

çirkin bulup reddettiği Her şey ise uydurmadır O'nun tesis ettiği İslâmîyet köhne hurafeleri. “Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılınız ve ayrılmayınız ” buyurmakla. ait birçok hükümleri gereği gibi öğrenemediler Sadece babadan oğula intikal eden birtakım telkinlerle yetindiler Diğer Müslümanlar ise. Erdebil tekkesinden aldıkları tesirle. Kur'an ve Sünnet'in ışığında namazını kılmak. hakikate ermenin tek yolu. insanlığı mutlak hayır ve hakikate sevk etmek için. o gün İran'da hâkim olan Akkoyunlulara harp ilân etti ve Akkoyunlu hükümdarını devirerek irşat postundan saltanat tahtına çıkmaya muvaffak oldu ve Safeviler Devleti'ni kurdu Bununla beraber Şah İsmail Anadolu'dan elini çekmedi Zaman zaman birçok halifeler göndererek Anadolu'daki nüfûzunu kuvvetlendirmek için çalıştı Bu çeşit faaliyetler. bizzat Allah-ü Teâlâ tarafından gönderilmiş mukaddes bir kitaptır İnsanın dünyevî ve uhrevî saadetini gösterecek ve olgunlaştıracak olan O'dur O. ibadete. bilim adamları da fesahat ve belagatına hayrandır “Kalpler O'nun [www. itikada. harama. ubudiyet ve kulluğa. Kur'ân-ı Kerîm'i de son semavî kitap kabul eder Bu sun‟î ayrılığın ortadan kalkmasının tek yolu. batıl inanışları. Kur'an. O'nun beyanının sadeliğine meftûn. pirlerin tesirinden gitgide uzaklaştılar Bu tarikatın Anadolu'da kalan mensupları. fikre. helâle. Anadolu Müslümanları arasında Sünnîlik ve Alevîlik şeklinde bir ikilik ortaya çıktı Aslında bir Müslüman‟ın veya bir tarikatın Hz Ali muhabbetini meslek ve meşrebine esas almasının dinen hiçbir mahzuru yoktur Diğer sahabelere tecâvüz etmemek. zikre. ibadete. Çaldıran Muharebesi'ne kadar artan bir hızla devam etti Bu muharebeden sonra İran'la Osmanlı Devleti arasında kesin hudutlar çizildi Böylece Erdebil sofileriyle Anadolu arasındaki irtibat kesilmiş oluyordu Bunun neticesi olarak Anadolu'daki müritler. İslâmîyet‟in bir ferdi olarak bilir. rezalet ve fuhşiyatı şiddetle reddeder Şu halde. bütün Müslümanların Kur'an etrafında toplanmasını emretmektedir Müslümanların birlik ve beraberlikleri ancak böylece temin edilebilir. ancak Allah-ü Teâlâ'yı ma'bûd olarak tanır Kendisini.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Anadolu'daki müritlerinden teşkil ettiği bir orduyla. ayrılıklar O'nun prensipleriyle ortadan kaldırılabilir Her türlü hurafe ve safsatalardan ancak böylece uzak kalınabilir Evet. bunlarla yakın alâka kuramadı ve onlara karşı görevlerini lâyıkıyla yerine getiremediler Ölçüsüz tartışmalar. ahlâka. O'nun terazisiyle tartacaklardır Kur'an ayetlerinin Allah'a ait beyanları her insanı ikna edecek bir kuvvettedir Sıradan halk. Kur'an'a iman ve onun gereği ile amel etmektir Çünkü. Peygamberimizi. kardeşlik ve sevgiye davet eder İman ve salih amele ait ölçülerin en güzelini O vazetmiştir İslâmîyet ancak ve ancak O'nun ölçüleriyle yapılanmıştır O'nun sarsılmaz ve muhteşem kurallarının dışında hiçbir hakikat yoktur ve aranılmaz O'nun güzel görüp tasdik ettiği Her şey hakikat. bütün Müslümanlar. insanı iman ve tevhide. orucunu tutmak ve diğer sorumluluklarını yerine getirmek kaydı ile. Hz Ali ve Ehl-i Beyt muhabbetini rehber edinmenin hiçbir mahzuru yoktur Gerçek şu ki. aradaki soğukluk gittikçe büyüdü ve derin bir ayrılığa dönüştü Buna bir de idarecilerin ihmali eklenince. Hakk'ı bulmanın.com] 59 . yersiz tenkitler ve davranışlarla. Kur'an'ın ışığı altına girmek ve O'nu yegâne ölçü kabul etmektir Nitekim Cenâb-ı Hak Kur'ân-ı Kerim'de. zamanla ayrılığa dönüştü Bu ayrılık sonucunda. Erdebil tekkesine bağlı Anadolu Türkleri medreseden uzak kaldıkları için. İtikada. en son Peygamber. kendilerinin dışında kalan Müslümanları Ehl-i Beyt'e gerektiği gibi muhabbet beslemedikleri zannına kapıldılar Onların bu anlayış ve davranışları diğer Müslümanlarla aralarında bir soğukluk ortaya çıkardı Bu soğukluk.ramazankoc. muhabbete ait kutsî hakikatleri. Kitap ve Sünnet'i bilen ve gereği gibi yaşayan hakikî bir Alevî.

o fennin kanunlarına uymak bir zaruret olduğu gibi. hangi hâl ve tavırların Cenâb-ı Hakk'ın rızasını. “melâikelere. insan Cenâb-ı Hakk'ın zâtını. ancak iman hakikatlerine Kur'an'ın bildirdiği gibi iman etmekle mümin olur Hem Kur'ân-ı Kerim.ramazankoc. neyin batıl ve neyin hata. kadere (hayır ve şerri O'nun yarattığına) iman” etmeyi de ders verir Bir insan. madde âlemini aydınlattığı gibi. gideceği ahiret âleminin mahiyetini. bütün Müslümanların ölçüsü Kur'an ve Sünnet'tir. neyin hak. Kur'ân ve Sünnet'in düsturlarını rehber kabul etmek son derece gereklidir Evet. 9) Bir fende terakki etmek için. yâni Kur‟an ve Sünnet'ten öğrenecektir Madem ki.Alevilik Nedir [www. nasıl inanmakla iman dairesine gireceğini ve hangi amelleri işleyip nelerden çekinerek İslâm dairesinde kalacağını yine bu iki esastan. o halde bir Müslüman beşerî her fikri. nelerin merdut olduğunu. semavî kitaplara. bu iki hakikatin rehberliğinde gerçekleştirmekle sorumludur Nelere. Mabûtlarını bulabilmişlerdir O. bu emir ve yasaklara harfiyen uymakla kâmil bir Müslüman olur kaynak: Mehmet Kırkıncı . imanın birinci rüknü olan “Allah'a iman”ı bizlere ders verdiği gibi. Allah-ü Teâlâ'nın bütün emir ve yasaklarından ibaret olan İslâmîyet‟i müminlere talim etmiştir Bir mümin. O'na uymakla kemâle ererler Kur'an. ancak bu iki vesile ile anlayabilir Hangi fiil ve hareketlerin. inanma ihtiyacını O'nunla karşılarlar. insanları tefekküre teşvik etmiş ve bunun ölçülerini aklın eline vermiştir İnsanlar ancak O'nun ders verdiği ölçülerle kâinat Kitabı'nı okuyabilmişler ve O'ndaki gizli hakikatlerini keşfedip Hâliklarını. hayatın karanlık ve fırtınalı yollarını aydınlatmak için aklın eline verilen bir ilâhi meşaledir Güneş. nereye gittiğini.com] 60 . ahirete. sıfatlarını ancak Kur'an'ın ve Sünnet'in irşadıyla bilebilir Nereden gelip. her inancı. Kur'an da maneviyat âlemini aydınlatmak için nazil olmuştur Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyurulmaktadır: “Gerçekten bu Kur'an. her itikadı Kur'an'a ve O'nun birinci derecede tefsiri olan Hadîs-i şeriflere göre değerlendirecek ve muvazene edecektir Kur'ân-ı Azimüşşân. kendi inanç ve ibadet dünyasını.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI zikriyle tatmin olur ” ve her seviyedeki fikir erbabı. hak ve hakikati bulmak için de. neyin doğru olduğunu yine Allah'ın Kitabı ve O'nun sevgili Peygamberinden (s a v) öğrenecektir Her Müslüman. hakikatini ve o âlemde nelerin makbul. insanları en doğru yola götürür ” (İsrâ. hangilerinin de gazabını celp edeceğini. peygamberlere. her iddiayı. dünyadaki görevinin ne olduğunu.

yerleşik düzene geçtikten sonra zelzele.Baba İshak. Ehl-i Beyt ile ilgisi yoktur. Bu kavram Ali'nin yolundan gitmeyi.Alevîlik Zerdüştîliğin Bir Uzantısıdır Kürt asıllı Cemşid Bender Kürt Uygarlığında Alevîlik isimli eserinde Alevîliğin Zerdüştîlik'ten geldiğini ve Kürt uygarlığının bir ürünü olduğunu iddia etmiştir.com] 61 . Alevîlik kelimesinin Ali ile bağlantısı yoktur. Eğer Alevîlik Türkler'e özgü bir felsefe olsaydı Selçuklu hükümdarı II. dost. Bugünkü Anadolu Alevîlerinin dedeleri. Bu süreç imamet çizgisiyle açığa çıkar. Başka bir kitabında ise Alevîliğin Oniki İmam Şiîliğinden tamamen uzak olduğunu söylemiştir. kuş gibi totemlere bağlanmış. Bu yüzden [www.Alevîlik Oniki İmam Şiîliğidir Teoman Şahin'e göre Alevîlik Hz. Kürtçe 'alvar' kökünden gelir. Zerdüştîlik. İslam'ın içeriğiyle bağlantısı olmayan dünyasal bir inançtır. hacca gitmez. 3. Anadolu Alevîliğine İslamlığı aşılama girişimleri ilk önce 1232'de Alaeddin Keykubat'ın seyyitlik belgeleri vermesiyle başlamıştır. Bu din. Daha sonra çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere geçilmiş büyük Kürt düşünürü Zerdüşt. cennet-cehennem inancı yoktur. Zerdüştîlikten aldığı inançları Alevîlik adı altında taşıyagelmiştir. Birdoğan geleneklerin bugüne sarkan karmalaşmış ve süzülmüş bir kalıntısıdır. eski Türk ve Anadolu inanç ve kültürlerin karışımıdır. kıyamet. Keyhüsrev ve Osmanlı hükümdarı Yavuz. 2. giderek İslamî unsurların yer alması söz konusu değildir. Bender'e göre Alevîliğin kurucusu Kürt serdarı Ebû Müslim Horasânî'dir. Saru Saltık. Müslümanlığı kabul etmeyen göçebe Oğuzlardır.ramazankoc. Alevîlik Kürt halkına ait bir inanç sistemidir. İnsanlık ilk dönemlerde çiçek. Veda dini. Ayrıca Alevilikte kullanılan sözcüklerin tümü Kürtçedir. Yazara göre Alevîlik ile Şamanlık.Allah'ın insanı yaratması. oruç tutmaz. savaşlar ve kılıç korkusuyla Kürt halkı İslam'ı kabul etmek zorunda kalmış. sorumlu tutması ve elçiler göndermesiyle başlar. üçüncü evre 1826'da Yeniçeriliğin kaldırılması. Alevî namaz kılmaz. Yazara göre bu mustakil din. Nesimi Kürt düşünürlerdir ve Alevîlikte önemli isimlerdir. Alevîlik . İkinci evre 1487-1524'te Şah İsmail Hataî. bunlardan bazılarıdır. çelebi. Ali taraftarı demek olan bu terim Türkiye dışında Şia ve Şiî terimleriyle aynı anlamdadır. Brahmanizm. dördüncü evre ise 12 Eylül döneminde olmuştur. Peygamberimizle diğer peygamberler arasındaki odak nokta "tekâmül sürecidir". İran. Zerdüştîlik dinini kurmuştur. içeriğini oluşturan bir takım temel öğelerle İslam'ın dışındadır. ayin-i cem. Ortaasya. günah tanımı. dem. Kökeni İslam'dan çok öncelere dayanır. Hüda.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI ALEVİLİKLE İLGİLİ FARKLI GÖRÜŞLER 1. Manilik ve Hıristiyanlık arasında önemli benzerlikler vardır. Mezopotamya bölgelerindeki bazı din ve özgün bir inanç ve yaşam biçimi olduğunu söylemiştir. Ali gibi düşünmeyi ve Ali gibi yaşamaya çalışmayı ifade eder. Kürt halkı İslam ortaya çıkıncaya kadar bu dine bağlı kalmıştır. su baskını gibi afetlerin doğaüstü güçler tarafından ceza olarak verildiğini düşünmüş ve tanrı fikrini yaratmıştır. Budizm. Oysa Alevî ibadetler ile İslam'daki ibadetler karşılaştırıldığında görülecekti ki Alevîlik İslam dışı bir dindir. Alevîlik. Ali ile ilgili bir kavramdır.Alevîlik Bağımsız Bir Dindir Nejat Birdoğan Anadolu'nun Gizli Kültürü Alevîlik isimli eserinde Alevîliğin başlı başına Anadolu Alevîliğinde Yol Ayrımı isimli ikinci kitabında ise Anadolu Alevîliğinin İslam’dan doğmadığını ifade eder. Bir diğeri ise Kürt düşünürü Ebu'lVefa'dır. Fetihler. Alevîleri kıydırmazdı.

Ali yandaşlığı demek olan Alevîlik. Çamuroğlu Alevîliği materyalist veya ateist zemine çekmeye çalışanlardan yakınır. Alevîlik İslam’ın namaz. Hıristiyanlık. Dinler tarihinde Alevîlik diye bir din yoktur. Muhammed'in Allah’ın elçisi ve peygamberi olduğuna inanmaktır. Buna Şia denmiştir. Şahin ısrarla Alevîlik-Bektaşîlik ayrımı üzerinde durur. En büyük hac iyilik yapmaktır. Bu mensubiyet zahiri değildir. İslam içi değildir. Alevîliği anlamak için sadece İslam’a başvurmak yetersizdir. başlangıçta ekonomik çıkarları gözeten siyasî bir yandaşlıktı.Alevîlik Kısmen İslam İçi Kısmen İslam Dışıdır Lütfi Kaleli Alevîliğin İslam dışı veya İslam içi olduğunu belirlemek için İslamî hükümlerle Alevîliği mukayese etmek gerektiğini belirtmektedir. Alevîler Ramazan orucu tutmazlar. Resmi İslam ile Heterodoks İslam arasında vahdet-i vücud. yaşayan bir heteredoks inançtır. Alevilik bir inanç sistemidir.ramazankoc.Alevîlik İslam İçidir ve Onun Özüdür Rıza Zelyut’a göre Alevîlik İslam içidir ve onun özüdür. oniki günlük Muharrem orucu tutarlar.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Peygamberden sonra imamet Ali ve çocuklarına verilmiştir. Yazar'a göre Alevîlik ve Bektaşîlik inanç ve ibadet konularında birbirinden oldukça farklıdır ve asla karıştırılmamalıdırlar. medreselerde öğretilmeyen. Ona göre Sünnî İslam'ın ilk şartı Hz. Heterodoks İslam. Bu nedenle başlı başına bir din değildir. Ancak tarih boyunca camiye yani namaza karşı yaşamışlardır. Anadolu Aleviliği tabiri ise yalandır. 4. Alevîliği Kerbela olayından ibaret saymak onun evrensel düşüncesini yok saymak demektir.com] 62 . 5. İslamiyet’e mensubiyeti vardır. 6. Alevîlik Alevîliktir. Dolayısıyla Alevîlik ilk peygamberle başlayan son peygamber ve Oniki İmamla devam eden Allah'ın ipidir. Günümüz Alevileri Alevîlikle Bektaşilik arasındaki farklılığı bilmemektedir.Alevîlik Heteredoks Bir İslâmdır Reha Çamuroğlu Günümüz Alevîliğinin Sorunları isimli kitabında Alevîlik-Bektaşîliğin özünü insan kardeşliği ve Tanrı'yı insanda görmekten aldığını ileri sürmüştür. metafiziğe dayanır. Anadolu Alevîsi de bunları kabul eder ve bunlara Ali’nin veliliğini ilave eder. oruç ve hac şartlarıyla uyuşmaz. Alev'iiğin İslam'ın özü olduğunu söyleyen Şahin ve çevresi Ehl-i Beyt Cami adıyla bir cami yaptırmış ve burada Caferî fıkhına göre ibadet edilmesini sağlamışlardır. Musevilik ve Müslümanlık iç içe geçmiştir. Alevî olmak bu düşüncenin merkezini oluşturur. ilahi aşk ve Allah korkusu. Alevîliği çağdaşlık olarak tanımlamak yanlıştır. Bektaşîlik Alevîliği asimile etmek amacıyla Osmanlı idarecileri tarafından kurulmuştur. İslam'ın özüdür ve evrenseldir. Zira İslam'ın temeli Kur'an ve Ehl-i Beyt düşüncesine dayanır. Bu. şeriatı uygulamayan. Müslüman sembolik yapısı içinde kendini ifade eden ve İslamî kültür içinde yaşamış. Dolayısıyla bu yönleri itibariyle. dolayısıyla bu tür yaklaşımlar tamamen temelsizdir. Dolayısıyla İslam’ın ilk şartına göre Anadolu Alevîsi İslam içidir. Anadolu Alevîliği. Şamanlık. antik Anadolu inançları. Mezhep bakımından ise Caferî mezhebine bağlıdır. solculuk olarak da değerlendirilemez. Anadolu Alevîliği ise yalnızca Ali sevgisinden ibaret [www. çoğu olumsuzluğun altında bu bilgisizlik yatar. Zira Alevîlik'te Uzakdoğu dinleri. dünyanın maddi ve manevi nimetleri arasındaki denge konuları olmak üzere dört temel fark vardır. Alevilik İslam içinde nasıl heterodoksi ise mezhep içinde de heterodoksidir. Anadolu'da olmuş bir sentezdir. Böylece bu inancı tamamlarlar. Kur'an'ın zahiri ve batıni anlamları. devletle bütünleşmeyen ve devletin resmi ideolojisi haline gelmeyen bir İslamdır.

Alevîlik İslamiyet’in içinde ve onun özünü oluşturur. inanç ve yaşam felsefelerine dayanan bir İslam anlayışıdır. inanç sistemi olmadığı için çağdaş sayılabilir. Her zaman Ali ve Muhammed bir madalyonun iki yüzü gibi algılanmıştır. Muhammed’in yeğeni. Alevîlik İslam’dan etkilendiği kadar Budizm ve Hıristiyanlıktan da etkilenmiş. Alevîlik tarihte hep İslam toplumlarında ortaya çıkmıştır. kitabı özgür ve akli temele dayalı iman ile yorumlar. diğer dinlere mensup toplumlarda da ortaya çıkardı. onların kültürlerine. Bu sebeple ibadetler uluorta değil gönülde yapılmalıdır. Kur’an-ı Kerîm Alevîliğin de kitabıdır. Asla din dışı değildir. en yakını olan Hz. Alevîlik Allah’ı reddetmez. batıniliğe itibar eder. Ali Alevîliğin hem mimarı hem ilhamı hem de inancın temelinde kaynaktır. İslâmiyetin Anadolu yorumu olduğunu belirtir. Çünkü Alevîlik bir yaşam tarzıdır. insanı düşüncenin ve eylemin merkezine koyan. Anadolu Alevîleri. Risaleti dışlamaz. Alevîlik ve Bektaşîliğe Anadolu Alevîliği denilebilir.com] 63 . dünyayı. Alevîlikte de tek Allah inancı vardır. nakil ve onunla ilgili görüş ifade edenler iyi niyetli yaklaşmıyorlar. sonsuzluktan öncesini ve sonrasını değil bugünü çözümleyen bir sistemdir. Alevî inancı kendine mahsus bir evren modeli oluşturmuştur. demokraik ve özgürlükçü hareketlerin yanında olmuştur.ramazankoc. Genel olarak cennet ve cehennem kavramını benimsemişlerdir. Ayeti delil gösterirler: “ Ey Muhammed! Araplar ‘inandık’ dediler. Sünnîler gibi bazı temel meleklere inanırlar. Tanrı insanın gönlündedir. Kendini O’nda. bireyin toplumla olan ilişkilerini düzenleyen kuralların toplamıdır. Sorun İslamiyet içinde ortaya çıkan farklı kesimlerin yönetime egemen olmak istemeleridir. Öteki dünyayı değil bu dünyayı. Aynı şekilde Alevîler de Sünnîleri İslam dışı görmektedirler. Gönül Allah’ın evidir. Zira risaleti dışlamak imameti inkârdır. bir kültürdür. dini. Hiç bir din. De ki ‘inanmadınız ama İslam olduk’ deyin. Alevîlik Anadolu insanlarına özgü. Oysa imamet tanrısal bir irade ve resulün tebliğidir. gönüllerinde inanç yoktur. laik. Eğer Alevîlik İslam dışı bir akım olsaydı Müslüman toplumlarla sınırlı kalmaz. Onu yalnızca bir hayat tarzı olarak yorumlamak yanlıştır. Bu. Alevîlik bir din. Aleviliğin Anadolu ve Asya kültürleriyle kaynaşmasından doğan Hacı Bektaş Veli ile kurumlaşan inanç sistemidir. 8. ateist değildir. Bunun başlangıcına da Muhammed ve Ali’yi yerleştirmiştir. Doğayı. [www.” diye tanımlar. Şamanlığını da korumuştur. İslam’a Sünni kültür ile bakanlar Alevîliği İslam dışı görürler. Ali’nin düşüncelerinden ve İslam tasavvufundan kaynaklanan. Alevîlik Ali’den doğmuştur. Bektaşîlik. mit’leri değil insanı esas alan. Yere ve çağa göre yaşatılmasıdır. mezhep. her yerde ve her zamanda çağdaş gelişmelerin. akla ve mantığa dayanan ahlak değerlerinin bir bütünüdür. Ancak Alevi onu zamanın şartlarına göre yorumlar.” Zelyut’a göre gerçekte Sünnîler de Alevîler de Müslümandır. Ehl-i beyt sevgi ve saygısına dayanan inanç sisteminin genel adıdır.Alevîlik İlahîlik ve İrfanîlik Bütünlüğüdür Abidin Özgünay. damadı.Alevîlik İslamın Anadolu Yorumudur Ali Duran Gülçiçek’e göre Alevîlik Hz. 9. Buna da Kur’an-ı Kerîm’deki Hucurat 14. Onlara göre dini inanç insanla tanrı arasında kalmalıdır. Allah’ı. Alevîliğin mahiyetiyle ilgili olarak onun bir ilahilik ve irfanilik bütünlüğü ve seçmeciliği olduğunu söylemiştir. 7. tarikat çağdaş olamaz. inanç henüz gönüllerinize yerleşmedi. Başlangıçta oluşan Aleviliğin devamıdır. toplumu ve bireyi anlama ve yorumlama biçimidir. Yazara göre değişik çevreler kendine göre Alevîlik ortaya çıkarmıştır. mezhep. Sünnîler biçim yönünden Müslüman’dır. Bu açıklamalarla birlikte Balkız Alevîliğin sosyalizme yakın görüşler taşıdığını belirtir. Bireyin bireyle. O’nu kendi içinde bilir. ancak dünyasal nitelik vermişlerdir. Alevîlikten bahseden tarih.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI değildir.Alevîlik Bir Yaşam Biçimidir Ali Balkız Diyanetin Kapısına Kul Olmak isimli makalesinde Alevîliği “ Alevilik bir inanç sistemi olmaktan çok bir yaşam biçimidir.

Alevîlik Materyalist Bir Anlayıştır İsmail Kaygusuz Görmediğim Tanrı’ya Tapmam isimli eserinde Alevîliği din olarak değerlendirenleri hatalı bulduğunu söyler. ortak üretim ve tüketimi amaçlar. şiirlerinde Tanrının nerede olduğunu sormuştur. Bütün bu hususlar gösteriyor ki Alevîlik-Bektaşilik sosyalist bir düşüncenin eseridir. egemen sınıfın baskı aracı olmuş.com] 64 . dinler tarihini.Alevîlik Komünist Kavramlar İçeren Öğretidir Rıza Yörükoğlu’na göre tüm sınıflı toplumlarda ezen ve ezilen sınıflar. 12. Sonuç: Alevîliğin mahiyeti. Aleviliğe tarafsız yaklaşmalıdır. “Ben görmediğim Tanrıya asla tapmam”. Bir yazar Aleviliğin bir din olduğunu söylerken bir diğeri materyalist felsefe üzerine kurulu bir öğreti olduğunu iddia ediyor. Osmanlı’da Şah Kulu. Yunus Emre. Peygamberin ölümünden sonra haksız halife seçimi Müslümanlar içinde büyük bir ayrılığa sebep olmuş ve Ali’yi tutanlara Alevî denmiştir. tasavvuf ve İslam öncesi inanışların etkileri. Mesela Yunus sadece dört kitabın anlattıklarıyla yetinmemiş. Bu ayrılıklar yazarların yetiştiği ortamın. materyalizm üzerine kurulmuştur. Alevîlik-Bektaşîlik ise emekçi yığınları. dil. en başta köylülüğü temsil etmiştir. Böylece her şeyin insanda olduğunu ve Kuranın insanın varoluşuna bağlı olduğunu dile getirmiştir. Ona göre Alevîlik ‘madde’ye ilişkin bir inanç sistemidir. kökeni. Irk. Anadolu’daki inançlar etkili olmuştur. Alevîlik. Ali ve Fatma nesli yok edilmek istenmiştir. Kerbela olayı gerçekleşmiş. bu sınıfların kendi ayrı ideolojileri vardır. aldıkları eğitimin farklılığından kaynaklanıyor olabilir. yeri olmayan bir Tanrının da gerçekte olmadığını söylemiştir. Şener’e göre Selçuklu’da Babai İsyanları. Yazara göre Alevî-Bektaşî kültürü din örtüsü altında komünistlik ihtiva eden bir öğretidir. Anadolu’da Alevîliği meydana getirmiştir. Komünistik kavramlar içeren bir öğreti özelliğini kazanmıştır. İlyas Üzümün de araştırmasında belirttiği gibi Alevîlik ile ilgili kapsamlı bir araştırma yapacak kişinin İslam ilahiyatını. Demokrasi önemli bir yer tutar. [www. Nur Ali Halife. Demokratik ve devrimci bir halk muhalefetidir. tasavvufu. İslamiyet Arabistan dışına bu ayrılıklarla yayılmış. birbirine zıt olacaktır İlyas Üzüm'ün makalesinden kısaltılmıştır.Alevîlik Toplumsal Bir Başkaldırıdır Cemal Şener’e göre Alevîlik toplumsal bir başkaldırıdır. kendisi için gerekli olan Arapça. din ayrımı yoktur. Kadın-erkek eşitliğini getirebilmiş bir düşüncedir.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI 10. İslam’ı yeniden düzenlemeye çalışmıştır. bir din olup olmadığı ile ilgili konularda Alevî yazarlar arasında görüş farklılıkları mevcuttur. Şeyh Hatai gibi Alevî ozanların materyalist olduklarını ileri sürer. 11. sosyolojiyi iyi biliyor olması gerekir. Emevi ve Abbasiler döneminde zulüm görmüşlerdir. bilim öğrenmeye ‘kendini bilmeye’ önem vermiştir. Alevîliğin doğuşu İslam’ın ilk dönemlerine kadar uzanır. Kaygusuz’un şu iddiası da dikkat çekicidir: Ali. Bu öğretide emek en yüce değerdir. Nesimi.ramazankoc. Bu farklı algılamalar gerçekten dikkat çekicidir. Celali İsyanları ve Yeniçeri Ayaklanmaları Alevî kökenli toplumsal başkaldırıdır. Yine Seyyit Nesimi de ateist bir ozandır. haksız yönetimlere karşı bir başkaldırı olmuştur. Bu düşünce sosyal adaletçidir. Sünnilik. Alevîliğin doğuşunda Ehl-i beyte olan aşırı sevgi ve bağlılık. Hallac-ı Mansur ise Tanrıyı kendisiyle eşleştirip maddeye indirgemiştir. Pir Sultan Abdal. Bunların yanında Alevîlikile ilgili temel eserleri dikkatle incelemeli. Farsça ve Osmanlıca’yı bilmelidir. Aksi takdirde her araştırmacı kendi ideolojisine göre bir çalışma sergilerse ortaya çıkan sonuçlar da o derece birbirinden ayrı. Baba Zünnûn. mezhepler tarihini. “Ben konuşan Kuranım” demiştir. Kaygusuz.

Tanrının insanda tecelli ettiğini.Pir Sultan Abdal. O nedenle ahlak Aleviliğin temel taşıdır.” Alevilik. Ali’yi rehber. Alevilik İslam İçi ya da İslam dışıdır. Ali ve çocuklarını (Ehlibeyti) sevmeyenleri sevmemek. insanı tanrıya yükseltmeyi amaçlar.sazında. Anadolu’ya özgü dinsel-siyasaldüşünsel inanç sistemidir. onun içinde insanın ölümsüzlüğüne inanan. Ali ile çocuklarını sevmek. Hz. geleneksel Alevilik’i hoşgörü temeli üzerinde yeniden yorumlayarak İslamlık öncesi kültürleriyle yoğuran. Teberra . Alevi Örgütlerinden bazıları Aleviliğin İslam dışı olduğunu savunmaktadırlar.onları sevenleri de sevmek. Alevilik Anadolu’da yaşayan topluluklar Anadolu’dan gelmiş geçmiş birçok dinlerlerden ve Şamanizm’den etkilenerek İslamiyet’ten de çok şeyler alarak inançlarını farklı yorumlamışlardır. Nesimi.sözünde. Tanrının zerresinden oluştuğuna inanan. On iki imamların çerçevesini çizdiği ve Horasan pirlerinin elinde. Alevilik.Hz. [www. Bu konuda Aleviler ikiye hatta üçe bölündüler. Hz. Sünniler inandığı gibi yaşamak isterler. Alevilik. Özünü insan sevgisinde bulan. Hacı Bektaş-i Veli’nin öğretisinde bir inanç biçimidir. Baba İlyas. Şeyh Bedrettin . Alevilik Hallacı Mansur. Tevella . bazıları ise Aleviliğin İslâmiyetin kendisi olduğunu savunuyorlar. inanç birimine Alevilik denir. İshak’ların ve tüm Anadolu aydınlarının birleştiği ve insanın insan tarafından sömürüsünü ortadan kaldırmayı amaçlayan bir kültür mozaiğidir.dervişlerin dilinde.com] 65 .ramazankoc. Hacı Bektaş-ı Veli’yi Pir kabul eden. Bir yaşam biçimidir. “Tanrıyı yükseltmeyi değil.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Alevilikle ilgili Notlar Aleviler düşündüğü gibi yaşamak ister. Bir siyasi akımdır.ozanların.

En büyük ibadet. sayı ve yıldızlar gibi gaybî imlere dayanması. 2. [www. ancak bu Soma içkisini içerek sarhoş olup. yüzyılda ve hatta daha önceleri Anadolu‟ya yönelen Türklerin arasında Budist oldukları biliniyor. Aynı tören Alevî-Kızılbaş-Bektaşîlerdeki “Musahip Kurbanı” adı altında yaşamaktadır. Bu temizliği yere bol arakı (yani Anadolu’daki rakı) dökerek yaparlar. ağaçlara ve ata ruhlara ibadet edilir. Soma. Alevîlikte Brahmanlık etkisi… Hindistan’da “Soma merasimi” adı altında bir dini tören yapılmaktadır. “Erenler Katarı”na dâhil olurlar. Divan-ı Lügat-it Türk’e göre. Soma Merasimi’nde görülen yedi hizmetlinin tamamı Alevî-Kızılbaş-Bektaşîlerde de vardır. Budizm’in Nusayrîlere ve dolayısı ile Alevî-Kızılbaş-Bektaşî inanışı üzerine etkisi olduğuna inanmaktadır. Hint’in en eski ibadeti de bu kurban vesilesi ile yapılır. “Nusayrîler bu yönleri ile Moğol ve Tibet dinlerinin takipçisidir” iddiasını taşımaktadır. Baha Said. sayı ve yıldızların verdiği sonuçlar. Lamaist Buda’nın devir ve ruh göçü (tenasüh) inanışını ispat eden gayelere ulaşmaktadır. Hindistan’da Soma Kurbanı şeklinde devam etmiştir. İndra ve Vedik Hinduizm’in büyük tanrılarının şerefine yapılan kurban merasimlerinde kullanılan sarhoş edici bir içkinin de adıdır. Bu da abdest almaya benzer. Müslüman olmayan Uygurlara “tat” adı verilmekte idi. Bir Brehmen. XIII. Şamanlar da ayine başlamadan önce evi cinlerden temizlerler. Soma Merasimi bundan sonra başlar. Bu yüzden Baha Said. Nusayrîliğin harf. su kaynaklarına. Selçuklular döneminde büyük rol oynamış Ertana Beyliğinin dini Budizm idi. tanrılardan birisi olur. Somanın üretimi. Soma.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI ALEVĠLĠKTE DĠĞER ĠNANÇLARIN ETKĠLERĠ VE ĠZLERĠ 1. Her üçünde de önce bir inzivaya çekilme olur. Alevîlerde musahip kurbanı ve merasimi yapanlar.ramazankoc. esrarlı dini hayata adım atmıştır. Şamanlıkta da yeni hayata girmek için yapılan kurbanlı merasim. En önemli kurban. “Soma Kurbanı”dır. Bunlar ve karşılıkları şöyledir: 1-Brehmen: Dede… 2-Hotar: Zakir… 3-Ongatar: Sazcı… 4-Advarya: Meydancı… 5-Agnidar: Çerağcı… 6Bonar: Saki… 7-Nestar: Kurbancı… Soma bir içkidir. Hintlerde Soma yapan kimse.com] 66 . inanış ve imanlarının Buda ve Dalay Lama inanışlarına benzemesine dikkat çekmiştir. Harf. dağ ve şehirlere. Bu inziva. Hindistan’da yetişen ve adı “Sarcostemma acidum” olan bir bitkidir. Şamanların ürettiği “arakı” içkisi üretimi gibi zahmetlidir. nefsin terbiyesi içindir. Alevîlikte Budizm’in etkisi Uygur Türklerinde Budizm yaygındı. Şamanlarda bu tören ile genç. Hindistan’da yıldızlara. kurban merasiminde olur. Sonra sıra “tatahura”ya (temizlik) gelir. cinleri mahvedebilir.

Sofranı açık tut. Halk tabakası için yazılmış bir kitap olan Şuastvanift’te bu birkaç kez söz edilmiştir. Şiîliğin Alevîliğin içine sızmasının en önemli sebeplerinden birisi de. Şiîlikte bu isimleri koymak mümkün olmadığına göre. çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir. Ancak XVI. diline. “Ağzın. Mani Dini’nin temellerinden birisini üç mühür meydana getirir. Şiîlik Alevîliğe yavaş yavaş sızmıştır. Anadolu’da Şiîlikten bahsedildiğine dair bir işaret yoktur. doğruluğun. onları ahlaki yönden yetiştiren. Alevîlikte Mani dininin etkisi Maniheizm. Bu inanış. yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir. Ayrıca dört halifesinden birisinin adı da Osman idi. 5. Şiîlik bir Safevi propagandası olarak Anadolu Alevî-Kızılbaşlığını etkilemeye başladı. bu oyun Alevî-Kızılbaş-Bektaşî geleneğine geçmiş olsun. Bizans dönemindeki Manici direnişin coğrafi yayılışı ile Alevîlerin Sivas-Erzurum-Divriği üçgenindeki hareket alanları aynıdır. Kapını açık tut… 2. elgin tamgası” St. kardeşliğin. Alevîlikte Şiîliğin etkisi Eski tarihi kaynakların hiçbirisinde. Bu dönerek oynanan oyuna “tengirdem oyun” (göksel oyun) adı verilmektedir. Türklerin Mani Dini’ne geçişi Orhon Bölgesi’nde başladı. Augustin’in Üç Mühür’ünün karşılığıdır. Türklerin İslamiyet’i İran topraklarında (Horasan’da) kabul etmiş olmalarıdır. ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik iyi ahlakın. Ahilikte belli kurallar vardır: 1. elin mührü ve kalbin mührü” kuralıdır. Uygur Türklerinin dini idi. Mani Dini’ne ait Uygur metinlerinde bu üç temel kural.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Budistlerde semahların ilk izlerine rastlanır çünkü Budistlerde dönerek oynanan oyunlar bulunmaktadır. 3. “Üç tamga” olarak geçer. Gözünü bağlı tut. [www. Mani Dini kaynaklıdır. beline sahip ol” emri. o devirlerde Anadolu Alevî-Kızılbaşlarının Şiîlikten etkilenmediklerini söylemek mümkündür. Suriye ve Irak yolu ile şehir merkezlerinde tanınıyordu ama Anadolu için henüz bir önemi yoktu. Mani Dinine kabul edilme töreni (initation) olan tören ile Alevîliğe katılmaya ehil olan kadın ve erkeği tarikatın eski üyelerine tanıtan bir tören olan ikrar getirme birbirlerine çok benzemektedir. Kendi kural ve kurulları vardır. 4. Alevî geleneğindeki en önemli düsturlardan birisi olan “Eline.Dilini bağlı tut.Elini açık tut. könlün. Alevîlikte Ahiliğin etkisi Ahilik. Şamanların en önemli dinsel ritüellerinden birisi bu oyun olmalı ki. ticaret. Bunlar “Ağzın mührü. Sık sık Osmanlı’nın şiddet ve baskısına maruz kalan Alevî-Kızılbaş-Bektaşîler. Şah İsmail’in etkisi ile Şiîliğin etkisi altında kaldılar. Ayrıca cemlerdeki en önemli uygulamadan birisi olan “ikrar getirme” uygulaması da Mani Dininden kalmadır. Önemli Alevî-Kızılbaş ayaklanmalarından birini gerçekleştiren Baba İlyas’ın ayaklanmada asılmış olan oğlunun adı Ömer idi. Belini bağlı tut.ramazankoc. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da yaşayan halkın sanat.com] 67 . yüzyılda Safevi Devleti ile Sünnîlik-Şiîlik çatışması çıkınca.

tarikatın esasını dört ana temel üzerine oturtmuştu: Her şey Tanrı’dır. o günün şartlarında yazılabilecek en saf Türkçe ile yazılmıştı. Yönetimleri yıkılıp. Çünkü Şah İsmail genç yaşta saz çalmayı öğrenmişti. devletçilikte ise Türk ülküsünü yerleştirdi. Yine Fatiha suresindeki yedi ayetin yüzdeki ana hatlara işaret ettiğini. Türk töresinin bekçisi olmak. Ahîlerde ise Şiî etkisi hâkimdi. Caferîliği resmi devlet mezhebi haline getirdi. 2. Bu yüzden devletin ileri geleninden. diğer heterodoks tarikat ve akımlardan da esinlenerek ahiret ve ruhun varlığı inancından vazgeçmiş. Kurdukları bu devlet. varlığın birliği anlayışına dayanan. Bektaşîlerin yanına sığındılar. yüzyılın başında Ahiler Ankara’da güçlendiler. bir saz.Her şey insandır. Türk ilinin kurtarıcısı. burnu “lam” ve çenesi “ye” olmak üzere. 1- Onlara göre insanın burnu “elif”. bir kelam. 3. silah kullanmak ve harp etme sanatı üzerine de çok iyi idi: “Bu gün ele almaz oldum men sazım/ Erşe derek direk çıhar avazım/ Dört şey vardır bir karındaşa lazım/ Bir elim. Şah İsmail’in (Hatayi) yazdığı şiirler./ Erenler râhına doğru gitmeyen/ Cihângir olsa da sâil sayılur. dini ideolojisi Kızılbaşlık idi. Selman-ı Farisi. o zamana kadar az çok fark edilen Şiî etki de kendisini göstermiştir. idealini sonuna kadar savundu. devlet yönetiminin saz söz ile olmayacağını iyi bilen Şah İsmail.ramazankoc. sülûk merasimlerinde bele kuşak dolama âdeti. Türk Şah İsmail’in başarı sırrı budur. Fatiha suresinde. XIV. Ayrıca birçok kelime ve olay ile harflerin sayısı arasında ilişki kurarlar. [www. Arapçadaki 28 harften yedisinin olmadığını. 4. Bu yüzden Şah İsmail. 7. Alevîlikte Safevîliğin etkisi Safevi devletinin davası Türklük. tarihteki ilk tarikat devletidir. Bektaşîlerin Selman-ı Farisî’ye saygıları Ahilerden gelmektedir.Her şey harftir. dini-ideoloji propaganda tarafı bir yana. Bu dönemde kısa süreli de olsa bir devlet kurdular. harf ile sese gizli anlamlar veren bir inanıştır. istenmez duruma geldiklerinde. Alevîlikte Hurufîliğin etkisi Hurufilik. bir nefes. Safevilerin ilk zamanlarda uyguladığı Şiîlik. 6. dağdaki çobanına kadar herkes Türk olmakla ve Türkçe konuşmakla övünürdü. göçebe Türkmenler arasında yoğun ilgi gördü ve taraftar kazandı. Yani her insanın yüzünde Allah yazmaktadır. ölümden sonra hiç hayatın olmadığı ve çürüyen cesedin dirilmeyeceği fikrinde birleşmişlerdi. bir dolu içme ve başka bazı adetleri. Bektaşîlere de geçmiştir.Her şey dört unsurdur. yüzyıl âşıklarından Âsım Kerimî Baba şöyle diyor: “Yirmi sekiz harfi ezber etmeyen/ Hurûfâtın esrarına yetmeyen.” Tarikatın kurucusu Fazlullah Astarabadi (Neimi). Böylece Şiî şeriatının esaslarını uygulamaya başladı.com] 68 . Aydın’lı XX. aslında Türk Şamanlığına çok benzemekteydi. Ahîler ile Bektaşîlerin bu kaynaşması sırasında. Ahilerin uyguladıkları. Selçuklu yönetimi yıkılınca. Pirleri Selman-ı Farisî idi. Yine insanın ağzı “ayn”. meslek loncalarının pirî idi.” İktidara geldikten sonra. Şiîlik potasında Şamanlığı eritti. İkinci ve üçüncü kuşak Hurufiler. bu yüzden Fatiha okunduktan sonra ellerin yüze sürüldüğünü söylemişlerdir.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Ahilik ve fütüvvet meslek loncaları İslam dünyasında çok yaygın idi. Saz çalmayı iyi bilmekle beraber. burun delikleri “lam” ve gözleri de “ha” harfine benzemektedir. Eğitimini saz eşliğinde götürüyordu. her insanın suratında Ali de yazar. bu yüzden kadın vücudundan da yedi organın bulunmadığı gibi yorumlar yapmışlardır.

com] 69 . Fazlullah’ın ve bütün insanoğlunun Allah’ın bir tecellisi olduğunu açıklayan “Faziletname”nin yazarıdır. Sivas. Anadolu’da Melik Tavus’a horoz denir. 9.ramazankoc. Ölülerin ruhları için yenmek üzere çeşitli yemekler hazırlanır. Ayrıca “Dar-ı Nesimi” söyleyişi de vardır. Bunlar Nesimi. Filibe. ve Mısır’da İskenderiye şehirleri olmuştur. Bu “didelerin”. Yemini ve Virani’dir. Hurufilik Anadolu’daki etkisini şiir. yol uğruna başı boyundan kestirmeyi göze alma pozisyonu. Kahramanmaraş ve Elbistan Bölgelerinde Julien takvimine göre yeni yılın karşılığı 13 Ocak tarihine rastlayan ve “Kagant (Gagant) Bayramı” denen bir bayram kutlanır. Bunu Hilmi Dede Baba kadar hiç kimse güzel ifade edememiştir: “Tuttum aynayı yüzüme. Viranî ise sadece Hurufî değil. Bu yüzden. Kagant. Kahramanmaraş ve Elbistan Bölgelerinde Hıristiyan etkiden kaynaklanan bazı ayrıntılar bulunmaktadır. hat ve minyatür sanatında da kuvvetli bir şekilde hissettirmiştir. İlk musahip tutulduğunda kurban olarak horoz yani Cebrail kesilir. Hurufi edebiyatının en büyük temsilcileri Refiî. Akçahisar. Bu bayramda 124. Usulî. Arapkir. Alevîlikte Yezidîliğin etkisi Yezidilerde Melik Tavus adı verilen ve horoz görünümündeki bir ulûhiyete tapınma vardır. Ona “Cebrail” denir. Fakat Mahmut Paşa ve Molla Fenarî’nin aşırı tepkisi üzerine. Hurufiler de Bektaşî inancını zenginleştiren öğretileri ile birlikte Bektaşîlere sığındılar. Belli başlı Hurufi merkezleri Arnavutluk ile İstanbul. Arapça harfler ile çeşitli şekiller çizilmesini sağlamıştır. [www. Yine Divriği’nin Odur Köyündeki Surp Agop Makamı’nın zamanla Kara Yakup Makamına dönüşmesi de başka bir örnektir. Kısa süre içinde Hurufilik Anadolu’da yayılmış ve özellikle Bektaşîlik içinde iyi tutunmuş idi. yani dedelerin “synekdemoi/ sunekdhmoi” ve “notarioi” isimli “yol arkadaşları” ve “hesap. Hurifiliğin kollarından birisi olan Noktavîlik. Hurufiliğe göre insanın yüzünde Allah’ın adı okunabilmektedir. Temennayî. Ermenicede “yeni yıl” demektir. Alevîlerde uygulanan “düşkünlük” kavramı da Hıristiyanlardaki “aforoz” etmek olayına benzemektedir. Sivas. Kemaliye ve başkent yaptıkları Tefrike (Divriği)’yi içine alan bir devlet kurmuş olan Paulikian Mezhebi üyeleri arasında “dide”ler bulunmakta idi. Hurufiler saraydan uzaklaştırılmışlardır. Rumî ve Penahî gibi şairlerdir. Yemini. Bu bayram 10 Ocak’ta başlar ve üç gün oruçtan sonra Julien takvimine göre yılın ilk günü şenliklerle kutlanır. “Dar-ı Fazlî” olarak adlandırılır. Alevîlerde ise horoz./Ali göründü gözüme/Nazar eyledim özüme/ Ali göründü gözüme” 8.000 peygamberin ruhu için dua edilir ve ölmüş aile büyüklerinin ruhları için mevlit okutulur. 7-12 Mart tarihleri arasında. ölülerin anısına “Haftamol Bayramı” isminde bir bayram kutlanmaktadır. Bektaşî dergâhının bazı erkân ve yönlerine etkili olmuştur. Yezidi törenlerinde horoz resmi bulunan bir alem dolaştırılır.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Uğradıkları zulümden kurtulmak için. Bektaşîlerin yüz üstü yere kapanma duruşuyla temsil edilen ve Fazlullah Hurufi gibi. Alevî-Kızılbaş-Bektaşî şairlerin en büyüğü sayılan yedisi içinde üç tanesi Hurufî’dir. özellikler beyaz horoz kutsaldır. Fakat Hurufilik. Hurufilik Fatih Sultan Mehmet zamanında Osmanlı Sarayına kadar girmiş ve Fatih’in ilgisini çekmiştir. Hatta o derece ki. kitap işleri ile uğraşan görevlileri” vardı. Divriği’nin Arege (Duruköy)’deki Şambaz Pir Yatırı hem Müslümanlarca hem de Hıristiyanlarca kutsal sayılır ve ziyaret edilir. açıkça Ali ilahi idi. Alevîlikte Hıristiyanlığın etkisi Dokuzuncu yüzyılda Malatya’nın kuzeyinde Arguvan.

Hurremilik. ocak. vücutlarına çeşitli delici ve kesici alet batırırlar.ramazankoc. Merkunilik. Bu Türkçede “Bir Allah” demektir. İslamiyet’in bu konuda getirdiği yeni kurallar da onlara ters geldi. Günümüzde Orta Asya ve Sibirya’da Şamanist inanca sahip Türkler yaşamaktadır. göçebe olarak yaşayan kabileler şeklen kabul etmişlerdir.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI ALEVİLİKTE ESKİ TÜRK ÂDETLERİNİN VE ŞAMANLIĞIN İZLERİ Moldavya’daki Gagavuzlar ve Karamanlılar Ortodoks’tur. Bu yüzden eski din inanışları ve ibadet şekillerini muhafaza etmeyi tercih ettiler. Genellikle Irak’ta bulunan Rufaî Tarikatı mensupları. Zerdüştlük. Mecusilik. Safeviyye. Fakat köy. Sâbilik. Karaim ve Kırımçak Türkleri Musevi’dir. Ayrıca Türkler daha önce ibadetlerini müzik ve dans eşliğinde yapıyorlardı. Kendi asıl dinlerinin birçok adet ve geleneğini yeni dinlerine uydurmaya gayret etmişlerdir. Brahmanizm gibi doğu kaynaklı kültürler en baskın figürlerdir. İslamiyet’in haremlik-selamlık uygulaması ve “nikâh düşmeyen kadınlarla erkeklerin birbirlerini namahrem olması” uygulamaları onlara çok ters geldi. Başlangıçta eski Türk inanç. [www. Anadolu’ya eski Türklerin akın akın gelmesi sırasında kurulan Yeseviyye. Şamanizm. Eski Türklerden kalma birçok benzer yanları vardı. aradaki benzerlikler açıkça görülecektir. Göktürkler zamanında Türkler tek bir tanrıya inanmışlardır. Şaman merasimleri sırasında dairevi şekilde oturup içki içmelerine ve Şaman danslarına bakılırsa. Ateşte yürürler ve kızgın aletleri tutarlar. Alevîlikte eski Türk adetlerinin etkisi Eski Türkler. başını gökyüzüne kaldırıp. Yusuf Ziya Yörükan’a göre Anadolu Alevîliği isteyerek. bazen birbirine aykırı unsurlardan meydana gelmiş. Ayin-i Cem’de yapılan toplu. Haydariyye ve Bayramiyye gibi tarikatların. Mazdeizm (Zerdüştlük). kasaba ve şehirlerde oturan Türkler İslamiyet’in gereklerini titizlikle yerine getirirken. Tarikatın içine bu yenilikleri de Türkler sokmuştur. Türkler büyük topluluklar halinde İslamiyet’i kabul etmişlerdir. Bunun gibi adetler. Yahudilik ve Hıristiyanlık dinlerini daha önce yaşamışlardır. yaşam ve törelerini koruyan bu heterodoks yapıdaki tarikatlar. Yani ekletik değildir. Eski Türklerin Gök Tanrı (Gök-Tengri) dönemindeki ocak kültüne. İbni Fazlan’a göre eğer Göktürklerden birisi bir zulme uğrar veya sevmediği bir şey görürse. Aralarında kaç-göç yoktu. kadınlı erkekli dansları hep eski Türk kültüründen almıştı. Çeşitli amaçlarla veya bazı dâilerin özel faaliyetleri sonucunda geleneksel Türk adetlerine eklenmiş. Manizm. Şamanizm. Mazdekilik. Türkler Irak’a gelinceye kadar yoktu. Deysanilik. şuurlu bir şekilde seçilmiş unsurların bir araya getirilmesi ile meydana gelmiş bir oluşum değildir. Lamaizm. Budizm. Mesela göçebe Türkler günün her saatinde erkek ve kadın bir arada bulunuyorlardı.com] 70 . beylik kurumuna. Bektaşîyye. Budizm. dedelik. sonra da İslamî kisveye büründürülmüş bir senkretizmdir. “Bir Tengri” der. içkili. gizlilik ve içe kapanıklık özelliğinden dolayı birçok eski kültür ve din formlarının özelliğini sahiplenmiştir. Alevî-Kızılbaş-Bektaşî inancı.

Türkler de çok eski tarihlerden beri Şamanizm’e inanmaktadırlar. “uçmak. ziyafetlere. Çadıra bir koyun getirip. ölüyü derhal çadıra çıkarıp. Buna karşın Eski Türklerde melek kavramı yoktur. pederşahî ailede olduğu gibi. çünkü suya giriyor” derler. Resmi toplantılarda eşi de hakanın yanında oturur (Yörükan 2005: 46-47). Bu yüzden ölen için “uçtu” derler. 3. Alevî-Kızılbaş-Bektaşîler ise ölen kişi için “Don değiştirdi”. Eski Türklerde kadın büyük mevki sahibidir.” Alevîlikte Şamanlığın etkisi Rus entoloğu Barthold’a göre. onların yanında yıkanamazlar. aynen Oğuzlar’da olduğu gibi Şamanizm’e inandıkları görülmektedir. Kâinatı kaplayan “Dünya Ağacı”nın dalları üstüne konar. Cinsel ilişkiden sonra yıkanmazlar. öldükten sonra kuş yahut böcek şekline girmektedir. hem eski Türk inançlarına hem de Alevîlere göre de kutsal sayılır. hatta İslamiyet’i kabul ettikten sonra bile “öldü” yerine “şunkar boldu” yani “şahin oldu” derler. Hakanın emirlerinin yürürlüğe girmesi için. Alevî-Kızılbaş-Bektaşîlerde de buna benzer adetler vardır. Oğuzların arasına tüccarlık ve diğer sebeplerden gelen yabancılar. 24. İbn Fazlan’a göre Oğuzlar küçük ve büyük abdestten sonra temizlenmezler. pisleme ve çırpınma gibi bir işaret vermedikten sonra.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Yeni doğan bebeğin ve annesinin yanında üç gün üç gece beklemek âdeti de ortak bir özelliktir. Türk halk inancına göre insanın ruhu. 17. Avlara. ekonomik işlere katılırlar. Koyun meleyene kadar beklerler. Bu adet yine bazı cem törenlerinden kurban edilecek koyunun dedenin huzuruna getirildikten sonra. Mesela Ebülgazi Bahadır Han ünlü eserinde şöyle demektedir: “Şimdi biz 12 çadırda kimlerin mevki işgal ettiklerini. keçe veya deri ile örterler. Su kutsaldır ve ona tapınma şeklinde meydana çıkan bu kült. onunla ortak ve eşit bir hayata sahiptir. Göktürk Yazıtları’na göre. Meledikten sonra koyunu keserler. hayvan şekline de girer. dışarı götürülüp kesilmez. [www. Orhun Yazıtları ve Kaşgarlı Mahmud’un Divanı’nda cennet. kimin et doğradığını ve kimin atlar yanında kaldığını söyleyelim. hakan eşinin de imzası gerekir. harem dairesine kapanmış ve erkeğin cinsi duygularının oyuncağı haline gelmiş değil. Moğol Şamanı’nın kuş şekline girmesini sağlayacak kanatları vardır. Çin kaynaklarına göre “Eski Türkler su ve ağaçlara kurban verirler” yani su kutsaldır. Kadın. Yakut Türklerine göre insan ölünce “kut” yani “ruh” bedeni terk ederek. avcılıkla uğraşan ve ormanlık yerlerde yaşayan kabileler Şamanlığa inanır. 32 ve 40 sayıları. Çin kaynakları da bunu doğrulamaktadır. Alevîlikte kutsal sayılan bazı rakamlar. uçmağ” terimi ile açıklanır. Türklerin çok eskiden beri Şamanizm’e inandıklarını ve bağlı kaldıklarını göstermektedir.com] 71 . Bilhassa kış mevsiminde su ile hiç işleri olmaz. Yine Uygur Abideleri’nden. Koyun meleme. Sadece geceleyin onların görmeyeceği şekilde yıkanabilirler. seğirme. Batı Türklerinde. Yakutlarda ruh. kuş şeklini alır. Çünkü Oğuzlar bu yabancılardan birini yıkanırken görünce. eski Türk kültüründe de kutsal sayılan rakamlardandır. 5. Bütün bunlar. 7. aynı zamanda ondan korkma ve çekinme şeklinde kendini gösterir. Eski Türklerde de meleğe inanılmaz. işeme.ramazankoc. bir işaret vermesi için beklenmesine benzemektedir. 12. Yine Urenha-Tubalarda biri ölürse. “Öldü” denmez. bağlarlar. Uygurların birçoğunun. kurultaylara. “göçtü”. ona kızarlar ve “Bu adam bize sihir yapmak istiyor. “Hakk’a yürüdü” veya “Kalıbı dinlendirdi” denir. O kişiden tazminat almadan onu bırakmazlar. Aynen Alevîlerde olduğu gibi. kimin ne ülüş (kesilen hayvanın etinden pay) aldığını.

kurşun dökme geleneğinin bize Şamanlıktan kalma bir alışkanlık olduğunu söylemektedir. Şamanlar tören sırasında posta oturduğu gibi. cemlerde ise “dem” veya “dolu” niyeti ile rakı (nadiren şarap) içilir.Töreni yöneten dinî önder bir posta oturur.Kurban kesilir. Ali’dir. kadınların merasimlere serbestçe katılmaları. Şamanlık ve cem törenleri arasındaki bazı benzerlikler şunlardır: 1.Hem Şaman törenleri hem cemler gece vakti ve kapalı mekânlarda yapılır. Alevî-Kızılbaş-Bektaşîlerdeki Şamanist kalıntılara ilk dikkat çekenler Fuat Köprülü ve Besim Atalay olmuştur. Kurşun su içine dökülünce meydana gelen bazı hatlar birer insan. cemlerde saz (bağlama veya cura da olabilir) vazgeçilmez enstrüman öğeleridir. sakal kesmek ve sarkık bıyıklar bırakmak gibi noktalara dikkat etmiştir. Sonradan kam veya dede olunamaz. 2. Ayin-i Cem ve Şaman törenleri arasındaki ilişkilere de işaret etmiştir. Kurban kesilmeden hem şamanlarda hem de Alevîlerde bir dini tören düşünülemez. [www. Ayrıca törensel şarkılar ve oyunlar.Şaman törenlerinde ateş yakmak ve sürekli canlı tutmak. 3. 4. alkol ve uyuşturucu kullanmalar.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Şamanist inanıştaki Kam ile Alevî-Kızılbaş-Bektaşî inanışındaki dede ve baba arasında şaşılacak derece benzerlikler vardır. su kaynaklarının kutsallığı. Şamanizm’in en önemli tanrısı Ülgen Ata’dır. Şamanlık ile Alevîlik arasında ilişkiye dikkat çeken diğer bir bilim adamı ise Yusuf Ziya Yörükan’dır. 2. 8.ramazankoc. dedeler de maddi değerinden ziyade temsil ettiği makam kutsal olan posta oturarak töreni yönetir. 3. 7. 9.Kamlar ve dedeler dini ibadetler esnasında benzer kıyafetler giyerler. sivri uçlar nazar.Alevî-Kızılbaş-Bektaşîler sadece dede önünde secde ederler. Alevî dedeleri ile Şamanların ağızdan ağza dolaşan çok zengin halk şiirinin ve sözlü halk geleneğinin taşıyıcıları olmaları gibi ortak noktalar da çok önemlidir. Bunlardan bazıları şunlardır: 1.Şaman törenlerinde Şaman dansı. Bu sülalenin çocukları arasından uygun olanlar kamlık veya dedelik görevini devam ettirir.Kamlık ve dedelik soydan gelen bir özellik taşımaktadır. Eski Türkler ise sadece kamın önünde secde ederlerdi. Ziya Gökalp.Şaman törenlerinde evin içine üç kere arakı saçılır. 6. cemlerde ise çerağ (mum veya kandil ) yakmak vazgeçilmez öğelerdir. cemlerde semah vazgeçilmez öğelerdir. kuş inanışları ve Bektaşî velilerin kuş görünüşü altında kerametleri ve taş inanışları. düz parçalar ise yürek manasına geliyordu. Ülgen Ata’nın Alevî-Kızılbaş-Bektaşîlerde karşılığı Hz. Köprülü.Törenlerde kadınlar ve çocuklar da erkekler ile bir arada bulunur. kurban kesimleri. 5.Şaman törenlerinde “arakı” (yani bildiğimiz rakı).com] 72 . Cemlerde ise canların üstüne “saka suyu” saçılır.Şaman törenlerinde davul.

Bu adet Şamanlarda da vardır. Erkânda kullanılan değnek. Utukçu ise Tanrı Ülgen’e kurban sunmakla görevlidir. Şamanlıkta boy almıştır.ramazankoc. Alevî-Kızılbaş-Bektaşîlerde ise dede veya babanın 11 yardımcısı vardır. Hz. Ak Ene ve Ayzıt gibi varlıklar. kapı ilahı” derler. Büyük Tanrı Ülgen’in dört adet yardımcısı vardır: Yayık. Ana Maygıl. Edremit’teki Sarı Kız Tepesi gibi yerler. Şaman kamı ve oğulları üç ayrı pınardan su getirirler. Altay Türklerinde de Tanrı Ülgen için yapılan kurban töreninde şaman. Suyla bu esnada gözcülük yapar ki bu da 12 hizmetteki “gözcü”ye karşılık gelmektedir. Yine Buryatlarda şamanın ayini sırasında. kurban kesme işleminin hayırlı bir şekilde neticelenmesini ister. Ülgen Ata’nın yardımcıları yerine geçmiştir. Alevî-Kızılbaş-Bektaşîlerin “görgü cemi”ne benzer. Suyla. Manevi temizlenme için kullanılan bu suya “Tarasun” denir.. Bunlar ve aşağıda verilecek olan daha fazla örnek.. Cemlerde ferraş (süpürgeci)’ın kullandığı süpürge ile Tarasun’daki manevi temizlenme sırasında kullanılan süpürge birbirlerine çok benzer. Şaman inanışında yer alan Ak Kızlar. Babürname’de “Boynuna ip taktı ve Tanrı’ya şükretti” denmektedir. göğe giden yolun girişini temsil eder. bu da Buryatlardaki sayının aynısıdır. Bunu bir kazana boşaltır ve kekik. Alevîlikte uygulanan cemlerdeki 12 hizmetliden birinin adı da budur. Rakı. Şamanlarda da aynı boya mensup olanlar birbirleri ile evlenemezler. Alevî-Kızılbaş-Bektaşîlerde aynen bugüne kadar korunmuştur. Her yardımcının ayrı ayrı görevleri bulunur. Gök Tanrılardan olan Sarı Kızlar. Şamanlarda ve Alevîlerde ocağa ve ateşe tükürülmez. Yayık. Ayin sırasında “saçı” olarak “arakı” (rakı) kullanılır. tanrılara yalvarır ve merasimin başında “kapı ruhu”na başvurarak. şamanın göğe çıkışını temsil eden törende. kesilen tekenin birkaç damla kanı suyun içine akıtılır. kurbanın canını göklere götürürken uygulanır. Alevîlerde aynı ocağa mensup olanlar evlenmezler. Bu tören.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Ülgen Ata’nın oğulları ve yardımcıları. Özbek saraylarındaki kımız içme törenlerinde hizmet gören görevliler arasında “pervaneci” isminde bir görevli bulunur. Şamanizm’in Alevîleri ne kadar etkilediğini ispat edecektir. cem ayininde yer alan bacılardır. Buna “udeşi burhan” yani “kapı muhafızı. tören sırasında rahatsız edilmemesini. Ali’nin yardımcıları. ardıç yaprağı. Tahtacılar cenazeye giderken. kurban ve yoğ bugün de yapılmaktadır. Karlık ve Utkucu. Ocak içine bakarken esneyen insan çarpılır. bir huş (kayın) ağacı. mürşit ve rehber makamlarını üst seviyede hizmetler olarak ayırınca. [www. Buryatlarda her yıl “manevi temizlenme töreni” yapılır. Şaman ayinlerinde kurban kesilmeden hiçbir uygulamaya geçilmez. Selman ve Kamber gibi Hz. Ali’nin oğulları ve 12 imamı temsil eder. çam kabuğu ve kurban kesilecek tekenin kulağından birkaç tane kıl atarlar. Çünkü ocakta “ocak anası” vardır ve kendisine saygı gösterilmesini bekler. Yani bu 12 hizmetteki “rehber”in görevini yapar. Pir. Bunların dördü de İyi Tanrılar grubundandır. Senelik merasim. Şaman ayini sırasında gökyüzüne çıkmaya çalışan “kam”a rehberlik eder. Cem ayini esnasında rakı (dem/dolu) içme geleneği de buradan kaynaklanır.com] 73 . Ocaktaki ateş söndürülmez. cenazenin arkasından “Yoğ. Anadolu’da birçok yerde vardır. geriye 9 hizmetli kalır ki. Burada Alevîlikteki ocağın yerini. Umay. Bu da 12 hizmetteki “kurbancı”ya denk düşer. 9 tane yardımcısı vardır. Su kaynatılır. Belli işlemlerden sonra manevi temizlenme işlemi tamamlanmış olur. talibin ikrar vereceği zaman boynuna takılan ve Horasan’dan gelen ip eki de Şamanlıktan kalmadır. Buryatlarda Şaman kurban keserken. Bu bir çeşit kansız kurbandır. yoğ” diye bağırmaktadırlar.

Kurbanı sadece görevliler pişirir. “tarik değneği” gibi bazı dinî aletler de kayın ağacından yapılırlar. Eski Türkler dini merasimlerde dört mevsimde dört kurban keserlerdi. Fakat köpek ve domuzun yeri değişmiştir. Aydın Tahtacıları. Diğer bazı Alevîlerin ölüyü elbisesi ile gömmeleri ise yine aynı sebepten kaynaklanmaktadır. artıkları ve derisi tenha bir yere gömülür… Bulgaristan’da bulunan Amucalar’da uygulanan kurban ritüelleri. horoz. çam ağacı dişi olarak 5 oğul doğururlar. Bu kurban eski Türklerde uygulanan “tayılga” kurbanına benzemektedir. loğusa birisi ölürse. öbür dünyadaki ölüler kendisine “Niye elin boş geldin?” diye sorarlarmış.Kurbanın kanı yere akıtılmaz… 3. Başkırtlar için turna kuşu kutsal idi ve bu kuşun düşmanla savaşırken kendilerine yardım ettiğine inanırlardı. Bu adet. Turna Alevî-Kızılbaş-Bektaşîlerde de kutsal sayılmaktadır. Tahtacıların Tercüman Kurbanı’na benzerlik göstermektedir. Ayrıca Tahtacılar musahiplik töreni esnasında “Tercüman Kurbanı” isimli bir kurban keserler. Erzurum yöresindeki bazı Alevîlerde de vardır. Bunun sebebi ise. ölü yıkanıp. köpek ve Alevî-Kızılbaş-Bektaşîlerde de dört mevsimde dört büyük tören yapılır ve kurban kesilir. loğusayı korumak için bir ip veya beze 20 düğüm [www.Kurbanın kemikleri. bir kamçıya dayanmak. Oğuzların 24 boyu olduğu için. aynen Alevî-Kızılbaş-Bektaşîlerde de uygulanmaktadır. yere süt dökmek ve çadırın eşiğine basmak yasak idi. mezarını 40 gün açık bırakırlar. Şamanizm’de yapılan kutsal kurban törenleri ile aynıdır. 24 masum-u Pâk kavramlarında görüldüğü gibi 24 sayısı kutsal sayılardandır. Ama bu tören akşam vakti uygulandığı için. Aynı şekilde Orta Asya Şamanlığında da Bay Ülgen’e “tolu” adı verilen kansız kurban sunulmaktadır. Muğla yöresi Tahtacıları. Hem Şamanlıkta hem Alevîlerde kurban kesildiği zaman: 1.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Tatarlarda kemik kırmak. Kayın ağacı erkek.ramazankoc.Kurban töreni sırasında dualar okunur… 2. 24 nakip. kefenlendikten sonra ölünün elbiselerini bir torbaya koyarlar ve tabutun içine bırakırlar. Eklem yerlerinden kesilir… 6.Kurbanın kemikleri kırılmaz. eski Şamanist geleneğinden kalma bir adettir. Bu kurbanlar koyun.com] 74 . sakatatı. Aydın yöresi Tahtacıları ise. Dokuz Oğuzlara göre kayın ağacı kutsaldır. Alevî-Kızılbaş-Bektaşîlerde de 24 sürek. Anadolu’daki Tahtacılarda cem töreninde içilen içkiye “dolu” adı verilir.Kurbanı sadece o toplumun üyeleri yiyebilir… 5. Bu adetlerden cemde kesilen kurbanın kemiklerini kırmamak ve kapının eşiğine basmamak. Fakir aileler bunların yerine rakı ve yumurta kullanmaktadır. Tayılga kurbanında at kurban edilmektedir ve at kesilmek değil. 24 sayısı kutsal sayılır. Bu gelenek. Bunlar da yine eski Şaman adetlerindendir. bir bıçağı veya baltayı ateşe koymak. kalbine bıçak sokulmak suretiyle öldürülür. başkası yaklaşamaz… 4. Alevî-Kızılbaş-Bektaşîlerde de kayın ağacı kutsal olduğu gibi.

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI atarlar. uyluklarına kadar iki parçaya ayırırlardı. Hiç değilse bunu Ramazan Ayı’nda yapmayın” diyerek. Alevîlikte düşkünlük vardır. onu iki parçaya bölerlerdi. Yani Eski Türklerde toplumsal ahlak nasıl sağlam ise.ramazankoc. yere dört adet kazık çakıp. Hırsızlık ve oğlancılık yapanları da öldürürlerdi.com] 75 . sinemacıları köyden kovmuşlardır. Daha önce belirlenmiş bazı ağır suçları işleyen kimseler düşkün sayılır ve toplumdan dışlanırlar. bu suçu işleyen birinin işi bitmiş ve düşkün sayılırdı. Hatta nehirde bile beraber yıkanırlardı. Yine Aydın Söke’ye bağlı Sofular köyünde de zina yapan bir kadın çifte ile vurularak öldürülmüştür. Eğer içlerinden birisi zina edecek olursa. 1970’li yıllarda Aydın’ın Kızılcapınar Köyü’ne seyyar sinema gelmiştir. Böylece loğusayı koruduklarına inanırlar. Moğollarda da benzer adet vardır. ellerini ve ayaklarını bu kazıklara bağlarlardı. Ayrıca loğusanın başına kırmızı bağlanır. Mersin Tahtacılarından birisinin oğulları tarafından çam ağacına bağlanarak. Alevî-Kızılbaş-Bektaşîlerde de aynen öyle sağlamdır. o kişiyi kabile topluluğundan kovmakla eşdeğerdi. Sonra o erkeği veya kadını boynundan başlayıp. Her ne şekilde olursa olsun. İzmir’in Hortuna köyünden ve Karatekili Yörüklerinden olan Ahmet Ağa. Buna rağmen zina görülmezdi. Kızılbaş olan köy halkı “Çıplak ve öpüşme sahneli filmlerle çoluk-çocuğumuzun ahlâkını bozuyorsunuz. [www. Tahtacılar ise zina edeni yakmak sureti ile cezalandırırlardı. Ağır suç işleyenler bu kurban merasimine katılamazdı. İdil Bulgarlarında da erkekler ve kadınlar birbirlerinden kaçmazlardı. Oğuzlarda da zina etmek diye bir şey yoktu. gençliğinde böyle bir olaya şahit olduğunu anlatmıştır. yakıldığı çok meşhurdur. Kurban merasimine aynı kabileden olanlar katılabilirdi. Kurban merasimine kabul etmemek. Böyle bir suç işleyen birisi olursa. Zina suçu Alevî-Kızılbaş-Bektaşîlerde çok ağır bir suçtur. Sonra bu 20 düğümü tekrar çözerler.

Mayalanma Evresi Bu evre ilişkiler ve kaynaklar bakımından oldukça zengin bir dönemdir. henüz onun derinliğinde kulaç atacak büyük bir şahsiyetler ortada görükmemektedir.com] 76 . Çoğu zaman Alevi kimliği tanımlanırken İslamiyetle olan münasebeti temel alınmaktadır. Alevilik gibi ele avuca sığmayan bir olguyu kısa bir yazıda ifade etmek elbette mümkün değildir. Çünkü onun kaynakları çağlar ötesi bir zamana ve mekana uzanır. bir kültür ve inanç kanalına dönüşmesine yolaçtı.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI ANADOLU ALEVĠLĠĞĠNE KISA BĠR BAKIġ Genç Aleviler Hareketi Son on yıldan beri Alevilik üzerine çok şeyler yazılıp çizildi. Aleviler var olduğu sürece Alevilikle ilgili tartışmalar devam edecektir. Oluşum (şekilalış evresi) ve günümüzdeki Çözülüş evresi. Aleviler yeni dünyanın eforuyla karşılaşırken. Alevilik gibi çağlar boyu çeşitli toplumsal olgular ışığında daima köklü bir dönüşümden geçerek bu günlere gelmiş bir inancı bütün boyutlarıyla kavramak için. Şimdi sırasıyla bu evreleri inceleyelim. Göç dalgaları ve bu toplumsal dalgalanmaların yarattığı yeni sosyo ekonomik koşullar iktidarların da sürekli el değiştirmelerine yol açıyordu. Yeniden Yapılanma gibi kavramlar tartışılmakta. Ancak. hemen hemen hiç gündemden düşmeden bütün yoğunluğuyla sürüp bugünlere geldi. vs. Öze Dönüş. Ama biz yine de yeniden yapılanmaya hizmet ettiği için bu tartışma sürecine dolaylı da olsa katkıda bulunmak istiyoruz. içinde bulunulan kısır döngüden bir çıkış yolunun arandığı da gözlemlenmektedir.ekonomik ve siyasal sorunların dışında kimlik tanımıyla da ilgili sorunlar yaşamaktadır. Yakın Doğu ve İran sürekli bir çalkantı içerisindedir. Egemenlerin uyguladığı ağır vergilendirmeler. o güne kadar karşılaşmadığı yep yeni sorunlarla da yüz yüze geleceklerdi. Elbette bunlar aşılamaz türden tartışmalar değildir. inançsal ve kültürel çehresini özet mahiyetinde de olsa çizmekle yetineceğiz. Aleviliğin sosyolojik. Ancak.ramazankoc. Zerdüşlük ve Maniheizmin gibi İrani dinler aracılığıyla da ışığın ve aydınlığın kutsal olduğu inancı kitleleri etkilemekteydi. Bize göre Aleviliğin Yeniden yapılanmasının ve yeni boyutlar kazanmasının ipuçları Mayalanma Evresi diye tanımladığımız ilk evrede mevcuttur. Bu evreler sırasıyla şunlardır. boyların kaynayıp karışmasına. Bu ardı arkası gelmeyen göçler çeşitli millet ve kavimlerin. Bu yüzden tamamen aydınlatılması için yüzyıllar gerekmektedir. tarihsel. Mayalanma evresi. karma . Sosyo-. Biz bu sürece tartışmalar süreci diyoruz. nirvana.Orta Asya. onu şu üç evreye ayırarak incelemek gerekir. 1. Batı da ve Anadolu’da ise [www. talan ve yakıp yıkmalar insanları bezdirmekteydi. mükemmel insan gibi insanı mistik dünyanın içine yerleştiren inançlar yayılırken. Bu süreç içerisinde yoğun bir tartışmanın odak noktası haline gelen Alevilik.Yazımızın bu bölümünde ancak şu kadarını söylemekle yetineceğiz. bize göre. dışında mı? Ali’siz Alevilik mümkün müdür?Alevilik ateizm midir? Alevilik İslamın özü müdür? Vs. Alevilerin gündeminde yer alan konuları sıralarsak söylemek istediğimiz daha iyi anlaşılır: Alevilik İslamın içinde mi. Uzak Doğunun köklü ve yerleşik inacı olan Budizm aracılığıyla reenkarnasyon-ruhgöçü.

İlk çağ doğa filozoflarının evrendeki bütün varlıkların su. Sarı Saltık. kısacası bütün doğanın ve doğadaki canlıların kutsallığına inanırlardi. [www. Lidyalılar. babalar.Horasan üzeri Anadoluya akan göç dalgaları kısa sürede Bizans surlarını yıkarak Anadoluyu yeni yurtlak haline getirdi. Merkezi devletle kırsal arasındaki çelişkilerin yoğunlaşması sonucu 1239-1240 yılları arasında bütün Anadoluyu saran bir halk hareketi patlak verdi. hem Anadoluya sosyal ve kültürel açıdan yeni bir çehre kazandırır. Hacı Bektaşi Veli. buğday başağının. bu öğreti ve inancın temelleri sözünü ettiğimiz bu iki yüzyıllık süreçte atılmıştır. Bu göçler uzun bir zaman dilimine yayılır ve Orta-Asyadan kopan büyük kitleler yanlarında inanç önderleri konumunda olan ve topluluğun toplumsal. Hititler. Alevilik açısından baktığımızda biz bu döneme Oluşum evresi yada Alevilik Durumalışı diyoruz.ramazankoc.Kaygusuz Abdal. Ancak. Kısa sürede Anadoluda genişlemeye başlayan Selçuklu devleti. şamanlarla birlikte gelirler. Urartular ve Bizanslar gibi köklü kültür ve medeniyetelerin izlerini taşımaktaydı. Şarabın. herşeyin sonsuz bir devir daim içerisinde olduğu düşüncesi Anadolu insanını etkilemiştir. suyun. Bu dönem Aleviliğin yavaş yavaş mayalanmaya başladığı dönemdir.com] 77 . hem de süreç içerisinde Anadolulaşırlar. Babaların önderlik ettiği bu ayaklanmaya yüzbinlerce Türkmen ve diğer alt tabakadaki ezilen zümrelerden insanlar katılmış ve Selçukluya zor anlar yaşatmışlardır. Şimdi bu evreyi biraz daha yakından inceleyelim: 2.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Antik Çağ Yunan felsefesinin etkileri hakimdi. evrenin bir başlangıcı ve sonu olmadığı. Elbette Alevilik sürekli bir değişim ve gelişim çizgisi üzerinde yükselerek bugünlere gelmiştir. Aynı zamanda çeşitli inanç ve kültürlerin bir sentezi olan Alevilik kırsal alanda derviş ve babaların sayesinde hızla yayılırken. Bunlar sırasıyla şunlardır: Horasan Erenleri. ateşin. Özellikle Platon’un ve yeni platoncu akımın öncüsü olan Plotonius’un evren insan ve Yaratan hakkındaki felsefi düşünceleri Hristiyanlık eliyle Anadolu insanını etkileyen önemli kaynaklardır. Frikyalılar. Taptuk Emre ve daha niceleri yukarıda anlatmaya çalıştığımız bir kültür ve inanç coğrafyasında ortaya çıkmışlar ve Anadolu Aleviliğinin Anadoludaki ilk gözelerini olmuşturmuşlardır. Anadolu göçler öncesi Hristiyanların yaşadığı bir coğrafyaydı. yel ve topraktan meydana geldiği. Orta Asyadan İran. Bacıyanı Rum ve Gaziyani Rum. kırsal alanlarda yaşayan halk zümreleri üzerinde sömürü ve baskıyı yavaş yavaş artırmakta ve bir yandan da Arap ve Fars kültürünün etkisi altına girmekteydi. Rum Erenleri. Ahi Evren. Yunus Emre. dervişler. ateş. Bu hareketin öncüleri baba İlyas ve baba İshak adında iki derviştir. yyıl ile 15. Oluşum yada Durumalış evresi Aleviliğin oluşum süreci 13. Daha önce göçler dolayısıyla doğu Türkistan ve İran’da sufiler kanalıyla İslamiyetin batını yorumuyla tanışmış olan bu insanlar. Lokman Parende. Anadoluda göçlerden sonra kurulan ilk devlet Selçuklu devleti olmuştur. Hacı Bektaşi Veli 1240 yılında kardeşi Menteş ile birlikte Horasan üzeri Anadoluya gelir. Bu ayaklanma sonunda kanla bastırılmış ve önderlerinin yanısıra binlerce derviş ve baba idam edilmişlerdir. O zamanlar Anadoluda dört çeşit derviş zümresinden bahsedilmektedir. Gerek babailerin ayaklanması gerekse Moğol istilası Selçuklu devletinin sarsılmasına ve nihayetinde yıkılmasına yol açtı. sünni inancı benimseyen Selçukluyla arasındaki mesafe de sürekli açılmaktaydı. ahlaki ve inançsal ihtiyaçlarına cevap veren dedeler. daha evvelki dinsel tecrübe ve gelenekleriyle bu yeni dinin bir sentezini yaparak Anadolu Aleviliğinin temellerini atarlar.yyıl gibi ikiyüz yıllık bir zaman dilimini kapsar. Anadolu’ya gelen bu kitleler zaman içerisinde Anadolunun yerleşik halklarıyla kaynayıp karışarak.

kardeşlik ve sevgiyi insanlara taşımayı kendilerine bir görev olarak görmüşlerdir. Babai isyanlarından sonra da Anadolu çeşitli halk isyanlarıyla ve katliamlarla sarsılır. Anadolu erenlerinin Piridir. Şah İsmail ya da diğer adıyla Şah Hatai sadece bir hükümdar deği aynı zamanda Anadolu Alevilerinin büyük saygı ve sevgi duyduğu [www. Bedreddinilik. Anadolu Alevileri 15. İsmaililer ve daha nice derviş zümreleriyle kaynamaktadır. Sadece katliamlar değil karalama ve iftiralar yüklü hüküm ve şeyhülislam fetfaları da artmaya başlar. Bundan dolayı da Alevi-Bektaşi topluluklarıyla kültürel ve inançsal olarak önemli çelişkileri olmamıştır. Her iki tekkenin de Aleviler üzerinde büyük etkisi vardır. Orhan Gazi 1363 yılında Bektaşi tekkesinin dualarınıyla Osmanlının bir nevi milisgücü olan Yeni Çeri ocağını açması da buna bir örnektir.yyıldan sonra hızla değişmeye başlar ve İranda kurulan Safavi devletinin de etkisiyle Sünni İslama tutunmaya başlar. hoşgörü.ramazankoc. Bu toplumsal çalkantılar Aleviliğin yavaş yavaş şeklillenmesine ve Anadoluda önemli bir güç haline gelmesine dolaylı olarak katkıda bulunur. Bu durum Aleviler açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Karmatiler. Celali isyanları. Şeyh Bedreddin’in mürütleri olan Börklüce ve Torlak Kemal öncülüğünde başlayan isyanlar bunlardan sadece bir kaçıdır. Zaman içerisinde büyük dergahlar kurulmaya başlar ve Anadoludaki Kalenderilik. Kalenderi isyanı. Hacı Bektaşi Veli’nin hakka yürüyüşünden sonra (1271) bir rivayete göre Abdal Musa emanetleri Kadıncık Ana’dan alır ve Hünkarın öğretisini sistemleştirerek bir tarikat haline getirir. Usta çırak ilişkisiyle dergah eğitiminden geçen dervişler Mürşitlerinin emriyle çeşitli yörelere giderek barış. Bu yoldan yayılmaya başlarlar. Hayderiler. Hatta ilk üç padişahın Bektaşiliğe sempati duydukları dahi söylenmektedir. Onun yerini daha sonra küçük beylikler almaya başlar. Osmanlı devleti ilk defa Anadoluyu Alevilerden temizleme harekatına başlar. Hacı Bektaşi Veli de bunlardan biridir. Suluca Karacahüyüğe yerleşen Hacı Bektaşi Veli kısa sürede Anadolu dervişlerinin gönlünü kazanır ve onlar tarafından büyük bir saygıyla anılır. Osmanlı devleti 15. Erdebil’deki tekkenin süreç içerisinde bir devlete dönüşmesi sonucu ortaya çıkan Safevi devleti Şah İsmail’in hükümdarlığında günden güne büyürken Anadolu Alevileri için de bir kurtuluş umudu haline gelir. Hurifilik ve şiilik gibi sufi ve derviş akımları Bektaşilik içinde eriyerek yeni bir senteze dönüşürler. Kırsal alanda yarı göçebe bir hayat yaşayan Aleviler dedelik ve babalık olmak üzere. Asimilasyona yatkın olan zümreleri ise sünni tarikatlar eliyle asimile etmeye başlar. yüzyıllara gelindiğinde iki büyük tekkeye bağlıdırlar: Anadolu’da faaliyet gösteren Hacı Bektaş tekkesi ile Safavilerin kurduğu İrandaki Erdebil tekkesi.yyıl Anadolusu Kalenderiler. Diğer ikinci kol ise ocaklar ve ocaklara bağlı dedeler tarafından ekseriyetle Doğu Anadolu’da yaygın bir örgütlenme oluşturmuşlardı.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Özellikle sınr boylarına yerleştirilen göçebe kavimler inanç ve kültürde daha esnek bir yapıya sahip olduklarından dolayı yerleşik halkla kaynayıp karışma konusunda pek zorluk çekmezler. paylaşım. Büyük yığınları temsil eden Bektaşilik iç Anadolu başta olmak üzere Trakya-Balkanlar-Arnavutluk ve Mısır gibi geniş bir çevreye dergahlar vasıtasıyla yayılmaktaydı.com] 78 . erkanda bir birinden biraz farklı yol izleyen iki kol üzerinden teşkilatlanmakta ve yayılmaktaydı. Şah Kulu isyanı. 13. Hayderilik. dayanışma. Selçuklu devleti toplumsal sorunlara daha fazla yanıt veremez duruma gelir ve sonunda tarihe karışır. 1300 yılında Söğütte küçük bir beylik olarak kurulan Osmanlı devleti İslamiyeti kabul etmiş olsa da halen şamanizmin etkilerini taşımaktaydı. Ahiler.

hoşgörünün. Safevi hükümdarı Şah İsmail’in yoluna olan bağlılığından dolayı Osmanlı valisi tarafından acımasızca idam edilir. vahdeti vücut ve vahtedi mevcut Alevi inencının önemli öğelerindendir. Anadolu Aleviliğini etkilemiş diğer bir ozan-sufi ise Pir Sultan Abdaldır. 16. Şiilik ve şiilerin mistik islam yorumları Şah İsmail’in etkisiyle Aleviliğe girmiş ve yeni bir senteze dönüşmüştür. Bu yüzden Anadoludaki Alevilerin hem sevgi ve muhabbet duyduğu hem de kurtarıcı gözüyle baktığı bir sufi-hükümdardır. Cemler bir ritual olmalarının yanısıra toplumun hukuksal ve geleneksel sorunlarının çözülerek.com] 79 . Şahın duazları. Anadoludaki Alevi ocaklarını ‘el ele el hakka’ ilkesi etrafında örgütleyerek Mürşit. Aleviler onu Hz.yyıldan sonra yavaş yavaş gerileme ve çökme dönemine giren Osmanlı İmparatorluğu içte ve dışta çeşitli sıkıntılar yaşıyordu. nefesleri ve deyişleri okunmaya başlar. Deyişleri. Çöküşün getirdiği sosyo-psikolojik bunalım kutular arasında bir gerilime yolaçmaktaydı. Önce babası Yıldırım Beyazıt’ı daha sonra ise kardeşlerini etkisiz hale getiren Yavuz Selim Şahın karşısına dikilmek ve bu tehlikeyi durdurmak için tahta geçerek iktidarın dizginlerini elinde toplamaya başlar. [www. Bir tür hareketli meditasyon olan Semah cemlerin ayrılmaz bir parçasıdır. İnsani Kamil. Şah İsamil Yavuzu Çaldıranda karşılar. onlar adına hutbeler okutmuş ve Muaviye zihniyetine karşı amansız bir mücadele başlatmıştı. 12 İmamlar ve Hz. Onun etkisi sadece kurduğu Safavi devletinin Alevilere olan yakınlığından ileri gelmez. Rehber ilişkisiyle hepsini bir birine bağlar. Ağır vergi ve baskılara maruz kalan Alevi toplumunun isyan etmesinden korkan Osmanlı bu büyük ozanın yanısıra birçok ozan ve dervişin varlığından korktuğu için idam ettirir. Toprağın ve işleme araçlarının toplum tarafından ortaklaşa kullanılmasını ve üretimin ortak bölüşümünü savunan bu öğreti önce şeyhül İslamı daha sonra ise padişahı kızdırmış ve bunun üzerine Torlak Kemal ve Börklüce önderliğindeki bu halk harekatını kanla bastırmıştır. Fakat savaşı kaybeder ve yenilginin hüznüyle kendini yalnızlığın ve dünyaya olan ilgisizliğin kollarına bırakır. Ali’nin yeniden bedenlenişi olarak görüyorlardı. Dört kapı kırk makam. eline-diline-beline sahip ol ilkesi. Ali’nin yolunu ve mücadelesini sürdürmüş. Bilindiği gibi Şeyh Bedreddin tasavvuf inancının yanısıra bir de toplum projesi sunmaktaydı. İnancın ve başkaldırının ozanı olan Pir Sultan Abdal şiirleri ve mücadelesiyle toplumu derinden etkilemiş. Anadoludaki şii yayılmayı durdurmak için Yavuz Selim Anadoluda geniş çaplı bir Alevi kırımına başlar ve peşinden İrana sefere çıkar. Yeniçeri ordusu lağvedilir. Onun öğretisi ‘yarın yanağından gayri herşey ortaktır’ cümlesiyle özetlenebilir. Erkanlar tamam olur.ramazankoc. Pir. Daha sonra bu isim Anadoludaki Alevilerin tümünü kapsayan bir isim haline gelir. nefesleri ta Balkanlara kadar yayılmıştı. enel hak. Musahiplik kurumu yani yol kardeşliği de cemler kadar Aleviliğin vazgeçilmez-olmazsa olmaz kurumlarından biridir. Anadolu Aleviliğini Hacı Bektaşi Veli’den sonra en çok etkileyen şahsiyet şüphesiz ki Şah İsmail olmuştur. kalanlar ise katliamdan geçirilir. sevginin ve kadın erkek eşitliğinin perçinleştirildiği bir yerdir. ruh göçü. Aynı tarihte Bektaşilik yasaklanır ve Bektaşi dergahları talan edilir. Şah İsmail eliyle Alevilk son şeklini alır. Bu katliamın ardından sağ kalan babalar yer altına çekilerek gizli teşkilatlanmaya başlarlar.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI ruhani lideriydi. O aynı zamanda Alevi Cemlerinin ve erkanının kurumlaşarak bugünki halini almasında da yatsınamaz bir öneme sahiptir. paylaşımın. Şah İsmail Emevi İslam anlayışı karşısında Ehli Beyt. onların gönüllerinde engin bir yer edinmiş büyük bir Alevi ozanıdır. Toplumsal bir inanç ayini olan cemler ilk defa on iki imamları temsilen oniki hizmetler biçiminde tertiplenir. Sayısız derviş ve babanın yaşamı idam sehpasında son bulur. 1826 yılında. Bir diğer nokta ise Şeyh Bedreddin olayıdır. Yavuz Selim bu gelişmelerden ürkmeye başlar ve bu doğudan gelecek olan tehlikeye karşı derhal harekete geçer. Savaşlarda milislerine oniki imamı sembol eden oniki dilimli kırmızı taç giydirdiği için Şah İsmail’in taraftarı olanlara ilk defa Kızılbaş denmiştir.

yönünü batıya dönmüş bir Cumhuriyet kısa sürede Alevilerin sempatisini kazanır. Bu süreç 80 li yılların sonlarına kadar devam eder. Sivas katliamından sonra Alevilerde bu baskılara karşı toplumsal boyutta bir tepki ve kimlik arayışı başladı.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışından sonra yeni hükümetin öncülüğünde Cumhuriyet ilan edilir. (geleneksel yapıları çözülmeye doğru gitse de) eninde sonunda Yeniden Yapılanma sürecine gireceklerdir. 3. çözülüş evresi 60’lı yıllarda sosyo ekonomik koşullardan dolayı kırsal alandan şehirlere yoğun bir Alevi göçü başlar.ramazankoc. sosyo-ekonomik ve kültürel nedenlerden dolayı Çorum. Önce şehrin kenar mahallelerinde gecekondular kurarlar. Kırsal alanda yaşayan köylüler üzerindeki jandarma dipçiği hiç eksik olmadan sürer gider. Genç Aleviler Hareketi [www. Malatya ve Sivas gibi illerde korkunç Alevi katliamları yaşanır. Bir çok Alevi genci bu uğurda can verir. Yüzlerce cemevleri ve Alevi kurumları kurarak devlete olan tepkilerini bu yoldan dile getiren Aleviler. Kurulan yeni devlet halifeliği kaldırır. Alevilere karşı baskı. Aleviler açısından sonuç büyük bir hayal kırıklığı olur. Onbinlerce insan vahşice katledilir. Fakat. padişahlığa ve şeyhülislama son verir. Aleviler çeşitli yönlerden estirilen yozlaştırma rüzgarlarına karşı. Sisteme karşı duydukları tepki. Laik ve çağdaş. Cumhuriyet Osmanlı hanedanlığıyla kıyaslanamayacak kadar farklıdır. nefret ve isyanlarını sol ideoloji üzerinden dile getirirler. dışlama ve karalama kampanyaları ve devletin benzeri doğrultudaki politikaları sürekli devam eder. artık hayatın her alanında kendi varlığını ortaya koymaya başlarlar. Bu hayal kırıklığının yarattığı suskunluk uzun bir zaman sürer. Maraş. bu umut kısa sürede yerini umutsuzluğa bırakır. Yüzyılların içselleşen baskı ve zulmü sonunda Alevi gençlerinin Marksist-Leninist düşünce ve ideolojiyle tanışmalarına yolaçar.com] 80 . İnanç ve ibadetlerini yine Osmanlıda olduğu gibi gizli yapmak zorunda kalırlar. Bu arada. 1924 te bektaşi dergahları kapatılır ve cemler yasaklanır. Ve nihayet Dersim katliamı olur. Ancak. Dinsel ve kültürel baskıların azalması Alevileri rahatlatır ve bundan dolayı yeni Cumhuriyete umut bağlarlar. kalanlar ise çeşitli bölgelere sürgüne yollanır.

aslında Hz. Kavram olarak içeriği konusunda bir mutabakat sağlanamamış ve bugün de tartışılmaya devam edilen Alevilik kavramı2. İslam tarihindeki siyasi bir görüş farklılığına işaret eder aslında. iman hizmetinde ferdin hukukunu en üstte tutarak. Şiiler ve Şia içinde yer aldıkları kabul edilen bazı mezheplerin ortak adı olarak zikredilen Alevilik. Ali sevgisini önceleyen inanışların ortak ismi olarak öne çıkmış Alevilik de bu bölgede yaygın bir taraftar kitlesi bulmuştur. orijinal bir düşünür ve âlim olan Bediüzzaman Said Nursî5 Ehl-i Sünnet geleneğinin 20. bireysel imanı kuvvetlendirmek ilkesi oluşturmakta ve bu gerçeğin ifadesi olarak müellifine “Bir ferdin imanını kurtarmak için cehenneme de atılmaya hazırım. Hz. muhaliflerinin ise hata ettiğini beyan eder. Hz. Osman (RA)’ın öldürülmesinin akabinde. “ferdin hukukunun korunması” (adalet-i mahza) yani cemiyetin hu. dönemin Osmanlı belgelerinde daha çok “Kızılbaş” ve “Rafizi”1 gibi isimlerle anılmaktadır. Ali tarafını tutanlara “el-Aleviyye” veya “şiatü Ali” (Ali’ye bağlı olanlar.kukunu muhafaza (adalet-i izafiye) adına ferdin feda edilmemesi gerçeği oluşturmaktadır.nasında vuku bulan ve “Cemel Vakası” olarak tarihe geçmiş olan hadise. Ali soyundan gelen kimseler”e nisbet için kullanılmaktadır.”8 dedirtmektedir. Ali’nin temsil ettiği ve Bediüzzaman Said Nursî’nin de benimsediği “adalet-i mahza” ile muhaliflerinin temsil ettiği “adalet-i izafiye”nin bir çatışmasıdır. Ali’ye mensubiyet” bildirmek veyahut “Hz. Fakat kendinden önceki gelenekten farklı olarak eserlerinde Hz.habelerden daha fazla atıfta bulunmakta6.com] 81 . Hz. yüzyılda “iman hizmeti” olarak nitelediği davasının esasını da işte bu hakikat.4 Birçok yönden özgün bir şahsiyet. Ali’nin hilafetinin ilk günlerinde “katillerin tesbiti ve cezalandırılması” hususunda başlayan ve kısa sürede şiddetlenen münakaşalar.3 İlk çıkış noktası. mezhepler açısından dikkati çekmektedir. Ali’nin. Ali ile mesleğinin ve meşrebinin yakınlığını vurgularken aslında bu temel hususa dikkat çekmektedir. Ali’nin hilafeti es. Ali’nin isabet. Hz. Terimin asıl anlamını kazandığı ve yaygın olarak kullanıldığı saha ise Hz. Bu noktadan hareketle Bedüzzaman Said Nursî külliyatında Aleviliğe yeni tanımlar ve açılımlar getirmektedir. yüzyıldaki önemli takipçilerindendir. Bediüzzaman bu tartışmada Hz. Hz. İslam tarihinde bir iç savaşı netice vermiş ve bu savaşta Hz. Ali’nin “ferdin adaleti” hususu arasında bir bağ kurmak mümkündür. Emirdağ Lahikası adlı eserinde. İslam’ın yaygın itikadi görüşlerinden biri olan Ehl-i Sünnet akidesinin yanı sıra. diğer sa. Ali’ye.ramazankoc. Ali hakkında beslenen inançlara dairdir. halefi Hz. Âl-i Beyt Kimdir\Nedir? [www. Bu noktadan hareketle Risale-i Nur külliyatında “ferdin imanı”na yapılan vurgu ile Hz. hem eserleri “Risale-i Nur ’un üstadı” hem de kendisinin “hakaik-i imaniyede hususi üstadı” olduğunu beyan eder. Bediüzzaman Said Nursî’nin 20. Bediüzzaman Said Nursî. kendini ve yazdığı eserlerini bir nevi Hz. Ali taraftarları) denilmiştir.7 Siyasi düzlemdeki bu tartışmanın ana eksenini. Ali’nin “manevi takipçisi” olarak ifade etmektedir.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI BEDĠÜZZAMAN SAĠD NURSÎ’NĠN ESERLERĠNDE ALEVĠLĠK DÜġÜNCESĠNE BAKIġ İslamiyet’e geçişle birlikte bölge. en çok kullanılan şekli ile “Hz.

kan yakınlığından kaynaklanmayan. Ehl-i Sünnet’e aittir. necat bulursunuz. İsa (as. Âl-i Beyt’e hakiki dost da olamaz. Ehl-i Sünnet ve cemaattir. Hasan ve başta Şâh-ı Geylani olmak üzere Ehl.” der ve Hz. Bu noktadan bakıldığında yapılan bu Ehl-i Beyt vurgusu. Peygamber (as. risalet vazifesine bakan yönü ile dikkate alınması gereken bir durumdur ve İslam dünyasında bu yönü ile mühimdir. Kur ’an’a ve imana ait hizmet-i esasiyemize münasebeti bulunduğundan cüzi bahsedildi. Bediüzzaman Said Nursî. Hz. bir anlamda aslında Ehl-i Sünnet ve cemaat’e ait olduğuna dikkati çeker. Sünnet-i seniyyeye ittibaı terk eden.)’ın Ehl-i Beyt vurgusunu. Bu açıdan hem kendisi hem de Risâle-i Nur ve Risâle-i Nur talebeleri ile Hz.)’ın Hz. Ali’ye çok ehemmiyet verir. Hz.a.9 Hz. ekseriyet-i mutlaka ile Âl-i Beytten çıkacak. Âl-i Beyt’in manevî şahsiyetinin mümessili hasebiyle. sünnet-i seniyyesidir. ziyade ehemmiyet verildiğinden bir mesail-i imaniye sı. çünkü istikametli muhabbetle Hz. Ve Âl-i Muhammed Aleyhisselam’ın bir mânâda hakikî Nur şakirtlerine şamil olmasından ben de Âl-i Beyt’ten sayılırım. fer ’i bir mesele olarak gören diğer Ehl-i Sün. Ali. hem de Âl-i Beyt’in de bir ferdi olarak takdim eder. Ehl-i Beyt ve Hilafet Meselesi Ehl-i Beyt ve onun etrafında çıkan hilafet meselesini. “On Sekizinci Lem’a”. Onlara temessük etseniz. eserlerinde farklı vesilelerle bu vurgusunu sık sık tekrarlar: “Gerçi manen ben Hz. hakiki Âl-i Beyt’ten olmadığı gibi. ondan hakikat dersini aldım. “Yirmi Sekizinci Lem’a” ile Gavs-ı Azam’ın Kerâmet-i Gaybiyesi hakkındaki “Sekizinci Lem’a”da genişçe izahlar ve değerlendirmeler yapılmıştır. Âlem-i İslam içinde bir şecere-i nuraniye hükmüne geçecek. Ali’nin manevi bir evladı. Ehl-i Beyt’in anlamına getirdiği yaklaşım ilginçtir: “Hadisçe Hz. bir cihetle de bu konunun artık “mesail-i imaniye”ye geçtiğini de ekler: İmamet meselesi ve onun etrafında oluşan itirazları ele aldığı 4.” 10 cümlesi ile izah eder. Ali ile ilgili düşüncelerinde kendinden önceki Ehl-i Sünnet geleneğinden ayrı düşmez: “Size iki şey bırakıyorum. Hristiyanların Hz. onların iman hizmetine yaptığıyapacağı hizmet açısından ele alır. biri: Âl-i Beytim.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Said Nursî. Hz. İslam ilk dönemlerinden bu yana Âl-i Beyt tarafından yerine getirilmiş olan Kur ’ân ve İslam’a hizmet metodu ve misyonunun Risâle-i Nur talebelerince tevarüs edilmiş olması ve bu mirasa sahip çıkılmasıdır. Bu hususta Risâle-i Nur metinleri içinde telif edilmiş olan “Sekizinci Şuâ”. Ali (ra)’nin şiaları. “Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm.net alimleri gibi Bediüzzaman da bu konuyu bir yönüyle feri bir mesele olarak değerlendirirken.”14 şeklindedir. Ali’nin (r. Ali Hz.”15 şeklinde bir yaklaşım sunar ve bu anlamda önceki Ehl-i Sünnet geleneğine farklı bir yorum getirir.16 Bu vurgusunun en önemli sebebi. Ali’yi sevmek olarak değerlendirmesi bir yana. Ali’nin şiasına olan övgüsünün de.) bir veled-i mânevîsi hükmünde.ramazankoc. Lem’a’nın hemen giriş cümlesi olarak bu konuya “‘Mes’ele-i İmamet’ bir mesele-i feriye olduğu halde. …Çünkü Sünnet-i seniyyenin menbaı ve muhafızı ve her cihetle iltizam etmesiyle mükellef olan Âl-i Beyt’tir. 13 Âl-i Beyt’e eserlerinde özellikle risalet açısından farklı açılımlar getiren Bediüzzaman Said Nursî’nin ilginç bir diğer yaklaşımı da “Âl-i Beyt’ten (Peygamber ’in) vazife-i risaletçe muradı. Biri: Kitabullah. Âlem-i İslam’ın bütün tabakatında kemalât-ı insaniye dersinde rehberlik ve mürşidlik vazifesini görecek zatlar. gayb-aşina nazarıyla görmüş ki: Âl-i Beyti. Peygamber (as.” hadis-i şerifini referans alır. Ali etrafında oluşacak aşırı muhabbetin.)’ın Âl-i Beyt’e olan bu vurgusunun sebebini.17 Bu noktadan hareketle kendisini hem Hz.12 Hz.i Beyt arasında ciddi manevî bir münasebet görür.11 Aleviliği. Risale-i Nurun üstadı ve Risale-i Nur ’a Celcelutiye kasidesinde rumuzlu işârâtiyle pek çok alâkadarlık [www.) için olan aşırı sevgiye benzer şekilde tehlikeli olduğu vurgusunu yapar. Peygamber (as.rasına girip ilm-i kelâm’da ve usul-üd dinde medar-ı nazar olduğu cihetle. Hz. Hz. Ali (ra)’nin şiası hakkındaki senayı Nebevi.com] 82 . Bediüzzaman Said Nursî.

sh.İstanbul . Yeni Asya Yayınları. Güz2005 17 http://www. yani bir tür ‘ceza muhakemeleri usulü tartışması’ diye yorumlar. 2004. Lem’alar. 19. Ayrıca bkz. sh. İstanbul . «İmam-ı Ali» dir(R. 2003.1997. 15 Bediüzzaman Said Nursî.nek Yayınları. geleceğe matuf birtakım gaybî haberleri Hz. Özgür Savaşçı. 19. Gele. 2003. sh. 2. ‚Alevi Sözcüğünün Kökeni‛. 2002. 30 14 Bediüzzaman Said Nursî.A. 2. Ebubekir ’in 44. Ali’yi üstad edindiği anlaşılacaktır. 4 agm. bu tartışmanın çıkışındaki temel yorum farkının aslında bireyin hukuku ile ilgili olduğuna dikkat çeker.sh 17-21 ve 77-98 3 Ahmet Yaşar Ocak. İbrahim Canan. sh. Osman’ın 17 ayrı yerde ismi geçmesine mukabil H. Ali ile ilgili tartışmaların ve hilafet meselesinin de bir anlamda dip saiki olan ilk siyasi mesele Cemel Vakası’nı yorumlarken Bediüzzaman Said Nursî.%20Ali%20sevgisi 18 Bediüzzaman Said Nursî.yınları. 369. Tarihçe-i Hayat. Güz 2005. 1997. İstanbul . 10 Bediüzzaman Said Nursî. Ali’nin tam 157 yerde ismi geçmektedir. 50. sh. Sürekli “bireysel imanı” kuvvetlendirme ve kurtarma çağı olarak vurguladığı bu devirde onun takip ettiği metot ve yöntem de imani noktada tek tek her bireyin imani kurtuluşunun hedeflenmesidir.ne Doğru‛. Tüm külliyatının özüne işleyen bu noktadan ele alındığında bile onun iman hizmetinde neden Hz. Gele.20 1 Ahmet Yaşar Ocak. Ali‛. Râfizî de olsa. Dr.79. onun eserlerindeki hakim insan vurgusu da kaynağını bu noktadan alıyor olsa gerek. Şerif Mardin’in. İstanbul . 11 Prof. 16 Hikmet Hocağlu. 1997. 9 Bediüzzaman Said Nursî. Hz.) ve Âl-i Beyt’in muhabbeti. Güz 2005. sh 38. zındıkaya. Yeni Asya Yayınları. 8 Bediüzzaman Said Nursî. İsmail Engin. Bkz. Havva Engin. Ali’nin bu rivayetlerine dayanarak verdiğini belirtmiştir. Kitap Yayınevi.nek Yayınları. 1997.risale-inur.org/yenisite/moduller/arama/haber. bs. çünkü [www. Velayet-i Aleviyye diye nitelendirdiği bazı tespitlerinde. Sonuç Yerine Hz. Mektubat. Dr. ‚Risale-i Nur ve Hz. sh. Hz. 21. İstanbul . İstanbul.Nesil Yayınları. İstanbul. Alevilik. İstanbul. Lem’alar. Risale-i Nur ’da ve mesleğimizde bir esasdır ve Vehhabilik damarı. 1997. Sh. sh. 13 Hikmet Hocağlu. Yeni Asya Ya. ‚Risale-i Nur ve Hz. Yolların Ayrışma Noktasında İslam. İstanbul . Yeni Asya Yayınları. Ali kanalı ile gelen hadislere verdiği önemdir.rine Notlar‛. Ömer ’in 41. 1997. Ali ile irtibatı hususunda bir diğer nokta da onun.ramazankoc. Ali‛. sh. Ali sevgisinde. Yeni Asya Yayınları. 2002. takipçilerinin de vird edinmesini istemiştir. küfr-ü mutlaka girmez. İstanbul. Yeni Asya Yayınları. Nesil Yayınları. İstanbul . Risale-i Nur Işığında Alevilik Sünnilik Meselesi. sh. Ayrıca Lem’alar. 3. Bediüzzaman Said Nursî’nin Hz. Köprü. Lem’alar. 1997. Lem’alar. Celcelutiye ve Ercuze gibi duaları hem Risalelerine işaret ettiği cihetleriyle cifir ve ebced değerleri açısından değerlendirmiş hem de kendi evradı arasına aldığı bu duaları.com] 83 . Sonuç olarak denilebilir ki onun Aleviliğe bakışındaki yumuşaklığı ve onları sıkı sıkıya “İslam dairesi içinde tutma çabası”yla. ‚Said Nursî’nin Yaşamı ve Düşüncesi Üze. haz. Yeni Asya Yayınları. Prof. sh. bu hadislerin cifir ve ebced değerlerini esas almış. 2 Ayhan Yalçınkaya. 5 Şükran Vahide. Ehl-i Sünnet içerisinde fazla şöhret bulmamış Cevşen. 7 Bediüzzaman Said Nursî. Hz. sh 31. Bu açıdan bakıldığında onun tarif ettiği Ehl-i Beyt ve Hz. İstanbul. Lem’alar. 47. 12 Bediüzzaman Said Nursî. Köprü. Yeni Asya Yayınları. Bu açıdan bu hadiseyi. Yolların Ayrışma Noktasında İslam. Dipnot 1. İbrahim Canan. ‚Said Nursî’nin Entelektüel Biyografisi. agm. Ali’yi kendisine üstad edinen Bediüzzaman Said Nursî’nin eserlerinin altında yatan ana saike bakıldığında “ferdin hukuku”nun en üst düzeyde tutulduğu görülür. cild.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI gösteren ve benim hakaik-i îmaniyede hususî üstadım.yer yer geleneksel Ehl-i Sünnet anlayışının dışına çıkıyormuş gibi görünen yaklaşımları. 261. “Mesleğim ve meşrebim” diye sık sık vurguladığı iman hakikatlerinin intişarında Hz. 19. 46. Hikmet Hocağlu. Said Nursî’nin okuyucusunu etkileyen en önemli husus olarak belirttiği ve “insana duyulan derin saygı” şeklinde tespit ettiği. Emirdağ Lâhikası. bu ferdin hukukuna verdiği öncelikten kaynaklanmaktadır. Risale-i Nur Işığında Alevilik Sünnilik Meselesi. bs. ‚Mazlum ve Müntekim: Bir Hayalin İnşası‛. 19 Şerif Mardin. ‚Alevilik‛ Türkiye İslam Ansiklopedisi. 1997. hiçbir cihetle nurun hakikî şâkirdlerinde olmamak lâzım geliyor” 18 der. 20 ‚Hubb-u Ehl-i Beyti meslek yapan Aleviler ne kadar ifrat da etse. Ali‛. “adalet-i mahza” ile “adalet-i izafiye”nin mücadelesiydi. uç noktalara yer yoktur. ‚Risale-i Nur ve Hz. İstanbul . 6 Onun külliyatını oluşturan Risalelerde Hz.php?sid=576&keyword=Hz.Köprü.

Pey. gerçekte Hâricîliğin doğuşunda münâfık önderlerin belirleyici rolü olmuştur. gerçekte genel kabul görmüş İslâmî düşünüşten bir sapma olduğu söylenebilir. sh 210) KAYNAK : Rahime DEMĠR Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü. Sıffin ve Nehrevân savaşlarının patlak vermesinde etkin rol üstlenmişlerdir. Hz. gerek ortaya çıkışında. cehâletin ve kabilevî unsurların. [www. Her sosyal olayın oluşumunu tetikleyen başka toplumsal olayların varlığı reddedilemez bir vakıadır. Ayrıca Hz. „çıkmak. Müslümanlara karşı kaba kuvvet kullanmaya sevk etmiştir. Ancak bilinmelidir ki. Hâricîler. Hâricîler. Cemel. gerek yaşadıkları ortam gerekse bilgi birikimleri bakımından siyasi otoriteyi tanımaya elverişli kimseler değillerdi.gamber ve Âl-i Beytin adavetini tazammun eden küfr-ü mutlaka girmezler. Karşı karşıya gelen iki grubun da Kur‟an‟ı temel aldığını iddia etmesi gerçekten çözülmesi en zor ve en karmaşık durumlardan birini ortaya çıkarır.” Hiç şüphe yok ki. gerekse sonuçları açısından değerlendirildiğinde ibret verici bir olaydır. Sıffin Savaşı sırasında ortaya çıkan “Hakem Olayı”nı kabul etmeyip Hz. Ali‟nin böyle bir durumda gösterdiği tavır. Doktora Öğrencisi HÂRĠCĠLĠK VE HÂRĠCĠLĠĞĠN BELLĠ BAġLI TEMEL ÖZELLĠKLERĠ Haricilik. Hariciliğin ortaya çıkışında merkezi hükümete isyan etme psikolojisinin de etkisi vardır. (Devamı için bkz. Haricilik. kutsal metinleri bedevî bir yoruma tabi tutmuş. itaatten ayrılıp isyan etmek‟ anlamındaki huruc kökünden „ ayrılan. Çünkü bedeviler. Bedevîliğin. aradan yüzyıllar geçmesine karşın bugün niçin sıkça tekrarlanıp değerlendirildiği sorgulanabilir. Haricilik. isyan eden‟ manasında bir sıfat olan haric kelimesine nisbet ekinin ilave edilmesiyle meydana gelmiş bir terim olan topluluk ismi için hariciye ve havaric kullanılır. gerek gelişiminde. Osman‟ın öldürülmesi olayını toptan üstlenmiş. Zira hiçbir sosyal olay birdenbire ortaya çıkmaz. Haricilerin tarih sahnesine çıkışı Sıffin Savaşı‟nda takındıkları tavırdan kaynaklanmıştır. Ali‟nin ordusundan ayrılan bir topluluk. Emirdağ Lahikası.com] 84 . Kur‟an‟ı sloganlaştırarak yanlış yorumlayıp fitne çıkaran ve Müslümanları birbirine düşüren çarpık bir anlayışın anatomisidir Referansı olmaksızın veya geleneğe dayanmaksızın ortaya çıkan Hâricîlik hareketinin. tarihte oluşan müspet veya menfi hiçbir olay boşuna olmamıştır. Kuran‟da anlatılan kıssalar gibi tarihsel olaylar da bizim için birer işaret taşları olarak zamanla tekrarlanabileceğini gösterir. Kur‟an‟ı sloganlaştırarak yanlış yorumlayıp fitne çıkaran ve Müslümanları birbirine düşüren çarpık bir anlayışın anatomisidir. bundan dolayı her çağda değişik biçimlerde karşımıza çıkabilecek bir sosyal olgudur.ramazankoc. Zaten önemli olan kıssa veya tarihsel olaylarda anlatılan olaydan çok. Harici sözcüğü hakkında TDV İslam Ansiklopedisi şu bilgileri veriyor: “ Harici. Ancak yine de haricilerin ortaya çıkışını Hz. Osman döneminde ortaya çıkan olaylara kadar geri götürmekte fayda vardır. tarihin en ilginç mezhebi olan Haricileri ortaya çıkarmıştır. Ali de Hâricî gruba mensup bir kişi tarafından öldürülmüştür. Tarihte gerçekleşmiş acı tecrübelerin. Cehâletleri ve kutsal metinleri kendi bütünlüğü içerisinde değerlendiremeyişleri nedeniyle Kur‟an‟ı yanlış anlamış ve bu yanlış algılama onları. Kur‟an ve Hadis‟e parçacı yaklaşmış ve onları literal ya da kategorik okumuşlardır. Müslümanlara benzer durumlarda yol gösterecek niteliktedir. İslâm dünyasında ilk şiddet olayı olarak kabul edilen Hz.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI muhabbet-i Âl-i Beyt ruhunda esas oldukça. Hâricîliğin bir fırka olarak ortaya çıkışında etkin rolü olsa da. bu olaylardan bütün zamanlar için çıkarılabilecek evrensel değerlerdir.

Bu topluluk bizden. belli bir uzlaşmayla ümmetin arasını düzeltir. Ali kazanmak üzere iken. Hz. bize karşı savaşa girmedikçe de sizinle savaşmayız‟ dedi ve kaldığı yerden hutbesine devam etti. zulme sarılan. ibadet yapmanızı engellemeyiz. Bu sürecin sonunda Hz. Nitekim Hz. dayanışmaya çağırıyorum. ordusunda meydana getirdiği kafa karışıklığının etkisiyle tarihe “Hakem Olayı” olarak geçecek olan anlaşmayı kabul etmek zorunda kaldı. katı anlayışlarından vazgeçmeleri yönündeki bütün teklifleri reddettiler ve tutumlarını taviz vermeden sürdürdüler. Sizin mescidimize girip orada Allah‟ı anmanızı. Çölde yaşamaya devam ettiklerinden İslama girince de ekonomik durumları iyileşmez. Bu yüzden Hâricîler. meşakkatlere sürüklese bile hakka uyup amel eden. Allah katında insanların en efdali. Yazıklar olsun size! Sizi yardıma çağırdığım gün de nice belalara uğradım. “Hayır. Kur‟an. alim olan da bilgisini artırsın diye yaptım. Allah. Haricilerin bütün kışkırtmalarına karşın son ana kadar onlarla vuruşmamaya gayret etmiştir. Ali. Ali‟nin konuya bu kadar özenle yaklaşmasının nedeni kardeş kanı dökülmemesi konusundaki hassasiyetinin bir sonucuydu. vallahi onlar henüz babalarının bellerinde. Sıffîn ve Nehrevân savaşlarının ortaya çıkmasında etkin rol oynamışlardır. Hariciler. haydutluğa başlar” Hâricîler.com] 85 . Ali Cuma namazında. Ali bunun bir hile olduğunu fark etse bile. cahil bunu öğrensin. Resulullah‟a dönmeniz ise. Onu söyleyenler ancak insanlardır. Müslüman toplumun ana bünyesinden koparak ayrılan ilk farklılaşma hareketidir. İşte Hariciler “ Hüküm Allah‟ındır” ayetini sloganlaştırarak hakem tayinine karşı çıktılar. ne de sır söylediğimde güvenebileceğim kardeşlersiniz” Hz. “Hz. baş gösteren bir dal kesilir ve sonunda hırsızlığa. Hz. arkasından Cemel. analarının rahimlerinde. Hz. Ali‟nin bütün iyi niyetine rağmen çatışmanın önü alınamamıştır. onlara dönerek „Söz doğru ama söylenenlerin maksadı hak ve doğru değil. Bugün savaşa.ramazankoc. Kur‟an‟ı hakem tayin etmemizi istediğinde noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah‟ın kitabından yüz çevirenlerden olmadık. Ali onlara göre “kâfir” olmuştur. Ali de onlar tarafından öldürülmüştür. erken dönem İslam tarihinde ortaya çıkıp olay ve gelişmeleri ciddi anlamda yönlendirmiş olan mezheplerden biridir. Hz. ne de dostluk edilecek. bağlanılacak yoldaşlarsınız? Savaş ateşini tutuşturacak kötü kişilersiniz. Hz. hakkı görmeyen. „Hüküm Allah‟ındır‟ ayetini gerekçe göstererek ordudan ayrılıp İslam tarihinin en büyük fitnesini çıkaran Haricilerin çarpık mantık anlayışını Hz. Ali ile Muaviye arasında gerçekleşen Sıffin Savaşı‟nda Hz. Resulullah‟ın sünnetiyle hükmedilecekse biz buna insanların en ehlinden daha layıkız. biz buna diğer insanlardan daha layıkız. ona uymakta şaşkınlaşan kavme karşı savaşa hazırlanın Siz ne güvenilecek kişilersiniz. iki yaprak arasına yazılmış. Allah‟ın hükmümü kabul etmeyen Muaviye ve Hz. fitne ve azgınlığın ortadan kalkmasına vesile kılar diye umdum. Hâricîliğin müstakil bir fırka olarak ortaya çıkışı. gücünüzü düşmana karşı bizim gücümüze eklediğiniz sürece sizi ganimetten mahrum etmeyiz. Ali şöyle değerlendiriyor: “Biz insanları değil Kur‟an‟ı hakem kabul ettik. Arap dahilerinden olan Mısır Valisi Amr b. As müthiş bir manevra ile Kuran‟ın hakem olması fikrini ortaya attı. Nereye bakakaldınız? Bu. onun kitabıyla hükmetmeniz. Sıffin savaşından sonra yenilgiye uğratılan ve büyük bölümü öldürülen Haricilerin ve temsil ettikleri düşüncenin kolay kolay ortadan kalkmayacağına da işaret ediyor. Hariciler genelde çöl araplarıdır. Onlardan biri büyüdü mü. bunu da. onu kedere. Ona bir tercüman gerek. tasavvurları dardır. dil ile konuşmayan bir kitaptır.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Bilindiği gibi Hz. Ama niçin hakeme razı olarak mühlet verdin? derseniz. onun sünnetiyle hükmetmenizdir. İslam öncesinde fakir bir halde yaşamışlardır.” Öyle anlaşılıyor ki. Ali son ana kadar onlara müdahale etmemeye kararlıdır. Bunların fikirleri basit. ne çağırdığıma sadık ve vefalısınız. doğru yoldan ve adaletten sapan. Ancak Hariciler her türlü kışkırtmaya başvurarak ortalığı karıştırmaya gayret sarf ediyorlardı. size nereden geldi? Yoldan çıkan. Sıffîn Savaşı‟ndan sonra olmuştur. kitabın hükmünü anlamayan. onu her şeyden çok seven kişidir.‟(4/59) Allah‟a döndürmeniz. [www. kazancını azaltsa. Allah‟ın kitabıyla doğrulukta hükmedilecekse. Zira İslam dünyasında ilk toplumsal şiddet olayı olarak kabul edilen Hz. Hariciler Hakem olayına katılan bütün tarafları kâfir ilan etmekten çekinmediler. gerçeğin açıklanmasına. Ali sözünü kesti. O şöyle buyurmuştu: „Bir şey hakkında çekiştiğinizde o işi Allah‟a ve Resulüne döndürün. minberden halka hitap ederken mescidin bir köşesinden Havaric (bir grup Harici) ayağa kalkarak „Hüküm ancak Allah‟a aittir‟ diye bağırmaya başladılar. Osman‟ın öldürülmesini toptan üstlenmiş. Ali.

Böyle kavram ve kurumları bilmedikleri için. Onlar. birer kabîle toplumu ve kabîle insanı idiler. Hâricîler. fanatiklik. Allahın indirdiğini tasdik ( kabul ) etmeyenin kafir olduğuna itiraz yok ise de. böyle bir toplum yapısına geçiş sürecinde pek çok zorlukla karşılaşmışlardı. Temelinde toplumsal alanda yaşanan köklü değişime tepki göstermek vardır. "Allahın indirdiğiyle hükmetmeyenler. eleştirilere tahammülleri yoktur ve kendi fikirlerini başkalarına karşı argümanlarıyla savunmak yerine. medeni hayata intibak etme güçlüğü çeken bedevî Arap karakterinin belirgin ögelerini bünyesinde taşımaktaydı. Yine onlar. Bu düşünce yapısı. yine Hâricîler‟dir. olayları derinlemesine değil. Kur‟an ayetlerine yanlış ve zâhirî anlamlar vermelerini engellememiştir. şiddete başvurarak politik değişmeyi etkilemek ve dar kafalılık bunların en belirgin özelliklerindendir. Kur‟an‟ı yanlış anlamışlar ve bu bakış tarzı ve toplumsal psikoloji ile Müslümanlara karşı şiddete başvurmuşlardır. sert ve inatçı insan tipidir. siyasal konulardaki bakış açılarını Kur‟an ayetleriyle temellendirerek ya da Kur‟an ayetlerini kendi görüşleri doğrultusunda yorumlayarak. katı. Kutsal metinleri kendi bütünlüğü içerisinde değerlendiremeyişleri sebebiyle. Bunlara alışmakta güçlük çekmişler. bundan dolayıdır. kitabi kültürden ve sistematik düşünceden yoksun oldukları için. Allahın emrini kabul ettiği halde yapmayan günahkarlar yine mümindirler. Kim de inkar ederse. Yaşadıkları çöl misali. Halbuki hüküm hac yapmayan için değil değil. çıkışı ise kolaylaştırmışlardı. yüzeysel ve basit bir şekilde analiz ederler. Câbirî‟nin de ifade ettiği gibi. sert tabiatlı. bir araya geldiğinde. kafirlerin ta kendileridir" ayetiyle fasıkın. tehlikeli politik/dinî bir doktrinin ortaya çıkması kaçınılmazdır. en alt düzeydeki sınıflarından oluşuyordu. Bedeviliğin öne çıkardığı imaj. sadece teoride kalmıyor ve bunu. şiddet ve baskı yoluyla benimsetmek eğilimindedirler. kendinden olmayanlara kapıları kapatmak. teşebbüs ettikleri isyan hareketleriyle pratiğe de yansıtıyorlardı.kaba kuvvete. Bu nedenle olmalıdır ki. asabiyet ve katı dindarlık/taassup.ramazankoc. Hükümet. Amelin imandan bir cüz olduğunu iddia ederler. Hâricîler. Hızlı değişim. Onlara göre küfür ve imanın ortası yoktur. genelde yerleşik hayata geçememiş veya yeni geçmekte olan toplumlara cazip gelmiştir. düşünsel derinliği olmayan sade bir dünyadır”. “bedevinin dünyası. onu inkar eden içindir. onların samimi olmaları. günahkarın mü'min olmadığına delil getirirler. Büyük günah işleyenlerin ebedi cehennemde olacağını söylerler. Hoşgörüsüzlük. “hukuk. bu nedenle İslâm toplumunun başına pek çok sıkıntı getirmişlerdi. Kuzey Afrika‟da çeşitli Hâricî grupların taraftar toplaması. Müşrikler ve kafirler hakkında inen ayetlerin zahiri manalarından hareketle hüküm çıkarırlar. varlıksız ve hoşnutsuz kesimlerinden geliyorlardı. Halbuki. Bu yüzden Hâricî fikirler. cahil.com] 86 . sert ve haşin bedevi zihniyetinin dar kalıpları içerisinde basit ve yüzeysel bir mantıkla dışlayıcı ve zorba bir din söylemini dillendirmeye başladılar. Mesela. Bunlara asla kafir denilemez. dinin temel kaynakları olan Kur‟an ve sünnete parçacı bir mantıkla yaklaşmış ve bunları literal ya da kategorik bir tarzda yorumlayıp bu çerçevede bütüncül olmayan bir anlayış geliştirmişlerdir. Arap toplumunun geleneksel yapısı içinde sosyal ve ekonomik bakımdan en mahrum. Bu yüzden farklı fikirlere. yargı organı ve vergi” gibi sosyal bir takım olgulara da yabancı idiler. İslam düşünce tarihinde ortaya çıkan tepkisel din söylemi ile kabilevî zihniyetin ilk tipik temsilcileridir. Dağınık bir yaşam tarzına sahip oldukları için “Devlet. genel olarak Müslüman toplumların yoksul. katı kalplidirler. mahakeme güçleri noksan insanlardır. Örneğin. Bu yüzden kendi içlerinde istikrarlı bir yapıları yoktu ve kötü/adaletsiz olarak algıladıkları bir siyasal sisteme karşı da sürekli bir devrim/mücadele biçimini savunuyorlardı. Keza. Hariciler her günahı küfür olarak kabul ederler. İslam tarihinde köklü olarak kitlesel şiddete ilk başvuranlar. Çabuk öfkelenirler. Böylece yaptıkları yorumlarla İslam‟a girişi zorlaştırmışlar. onların hemen hemen tüm tarihlerine damgasını vuran önemli bir özelliktir. siyasal tercihlerini iman alanına aktaran ilk toplumsal hareket olmuşlardır. Bu yönüyle Hâricîler. Bu yüzden ilk dönemlerde görülen aşırı/sapkın yorum. daha çok çölde göçebe bir hayat yaşayan. "Ona bir yol bulan için beytullahı haccetmek Allahın insanlar üzerinde hakkıdır. Bu yönüyle de İslam kültüründe otoriteryen bir geleneğin oluşmasında ilk adımları atmışlardır. Bunlar. Ģüphesiz Allah alemlerden müstağnidir" ayetiyle. Ezârika. Hâricîlerin bir grubu olan Ezârika‟dan gelmiştir.Toplumsal taban olarak şehirli olmayıp bedevî bir yapıya sahip olmaları. Özellikle sözlü geleneğe sahip. Her şeyden önce onlar. Yerleşik hayata geçememiş kişi veya topluluklar. [www. yerleşik hayata geçememiş toplumlarda yetişen insanlarda bu eğilim son derece güçlüdür. Bürokrasi” gibi kavram ve kurumlara yabancı kalmışlar.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Bu yüzden dinde mutaassıp. Horasan‟ın sarp bölgelerinde onlardan Hamziyye grubunun tutunması. hacca gitmeyenin kafir olduğuna hükmederler. Hariciler gayr-i müslimler yerine hep Müslümanlarla uğraşmışlardır. çok namaz kılmaktan alın ve dizlerinin nasır bağlaması. kolaylıkla infiale kapılırlar.

Bu yüzden diğer Hâricî fırkalarına nispetle uzlaşmaya. fikir alışverişine ve hoşgörüye daha açıktırlar. İbâdîler. yoksa değil mi? Zorunlu değilse. daha ılımlı bir fırkaydı. kendileri gibi düşünmeyen ve kendilerine muhalif olan diğer müslümanlar. tüm bu özellikleri ile. yani “saf mü‟minler ile saf olmayanlar” arasındaki çelişkiydi. dış kültürlere açık olmayan ya da “öteki”yle henüz yüzleşme imkanına kavuşamayan bir zihniyet dünyasını yansıtmaktadır. Onların hareket noktası. Bu şekilde küfür misyonunu Müslüman toplum içine getirmiş oldular ve toplumla hesaplaşma yoluna gittiler. problemlerini bu şekilde çözmüşlerdir. İbâdîlerin bu görüşlerinde diğer Müslümanlarla bir arada yaşama tecrübelerinin ciddi anlamda etkisi olmuş. Kendi dar ve katı anlayışlarını. Dolayısıyla bu bağnaz topluluğun cihadı. İslâm toplumu içindeki sahteler ve sahte olmayanlar. Şöyle ki o esnada Hâricîler. İbâdîler‟dir. “kendilerinden olmayan kadın ve çocukları öldürmek. Müslüman toplumun temiz olmadığı ve saf olmayan unsurlar taşıdığı düşüncesiydi. Âmir (72/691). Ezrak‟a göre daha mutedil bir çizgi oluşturmaya çalışmıştı. sürekli dinî ve siyasî konularda aşırı görüş ve uygulamalarıyla ön plana çıkan bir fırka olarak tanıtılmıştır. İslam dininin en önemli temel kaynağı olarak kabul eden İbâdîler‟e göre. Hâricîlerin diğer bir grubu olan İbâdîler. kendi düşüncelerini benimseyen insanlardan meydana gelen saf Hâricî bir cemaat oluşturmak ve bu arada kendi cemaatlarını da çürüklerden. egemenlikleri. bu yüzden onlarla çeşitli münasebetler kurmuşlardır. Bu yüzden tarih boyunca varlıklarını sürdürerek günümüze gelmişlerdir. Bu yüzden bazı araştırmacılar.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Hâricîlerle ilgili eserlerde onlar. Hâricî fırkaları ilk ortaya çıktıkları şekilde günümüze gelememiş olup kendi içlerinde pek çok değişikliğe uğramışlardır. Aslında onlar. Zira o kişi. Hâricîlerin içindeki ılımlı fırkaların en önemlisi ise. Görüldüğü gibi. Ezârika‟nın zihniyeti. Nâfî‟ b. Sonuçta Emevîlere yönelik gerçekleştirmiş oldukları ayaklanmalarla birlikte. Onların şiddet yanlısı fırkaları tek tek tarihin tozlu sayfaları [www. temel Hâricî anlayışları korumakla birlikte. sadece O‟na karşı görevlerinde kusur işledikleri için nimet küfrü içinde olduklarını düşünürler. bilindiği gibi. Fars ve diğer doğu eyaletlerini egemenlikleri altına almışlarsa da. bu temelin hangi kurumsal düzen içerisinde formüle edileceği ve şartlarının ne olduğunu tam olarak ortaya koyamadılar. Hâricîler arasında değişik tartışmaların yapıldığı bir dönemde Ezârika‟dan ayrılmıştı. “tek ve mutlak hakikat” sayıp bu anlayışı. İbâdîler ile Ezârika arasında olup görüşleri itibarıyla İbadîler‟e daha yakın durmaktadırlar. Ezârika‟nın dünyasında bir terör ve şiddet simgesi haline geliyordu. bu grup içerisinde büyük bir anlam değişikliğine uğrayarak. Bunlar. Kur‟an‟la birlikte sünneti. Allah‟ın varlığını ve birliğini benimseyip Allah‟ın kitabını ve Hz. Ezrak‟ı eleştirirken ortaya attığı görüşlerde görmek mümkündür. onu içlerine kabul ediyorlardı. nerede zorunlu değil?” gibi soruları gündeme getirip kendi aralarında tartışıyorlardı. Müslümanlara yönelikti. o kişiyi müşrik ilan edip kendileri öldürüyorlardı. yani gerçek Hâricî olmayanlardan ayıklamaktı. zorunlu bir şey mi. Hâricîler içerisinde Sufriyye ve Necedât gibi fırkalar da vardır. Bunu onun. tüm gruplarını aynı kategoride değerlendirmek. Bunun için kendilerine katılmak isteyenlerden. cennet ya da cehenneme mi gidecekler? Hâricî olmayanlardan miras almak ya da Hâricî olmayan bir kadınla evlenmek hukuki bir şey mi? Tanımadığın birinin arkasında namaz kılınabilir mi? İnanmayan müşrikleri korumak. uzun sürmemişti. Fakat Dabaşî‟nin ifadesiyle. aksi halde. Hariciler karşılarına çıkan ve kendi gruplarına dahil olmayan her müslümana. Zira Necde. Ezrak‟ın buradaki hedefi. mutedil bir tavır içerisinde olup tavır ve tutumlarını daha çok meşru zeminlerde ifade etme ve ortaya koyma eğilimindedirler. İbâdîler gibi ılımlı bir fırka da bulunmaktaydı. kâfirlere karşı değil. Bu şekilde isti‟râz kavramı. bunu yaptığı takdirde. çünkü onların meselesi. katı ve şiddet yanlısı bir fırka bulunduğu gibi. önce mensup oldukları kabîlelerinden Hâricî olmayan birini öldürmeleri isteniyordu. Aslında Nâfî b. İbâdîler. müslüman olanlar ile olmayanlar arasında değil. sert ve radikal bir tutum içinde olup sürekli katı çözümler üretme taraftarı olan bir Hâricî fırkasıdır. müşrik değildir. dinî inancının ne olduğunu sorma eğiliminde idiler. Hâricîler içinde ılımlı görüşleri ile tanınmışlardır. Peygamber‟i kabul ederler.com] 87 . Ezârika‟nın tersine Necedât. Bu bağlamda diğer müslümanların Allah‟ı inkar etmedikleri. dost ya da düşman olarak mı görülmeli? Onlar. Ezârika‟yı “kurulu düzenin gelmiş geçmiş en ölümcül düşmanları” olarak nitelendirmişlerdir. Böylece bu kavram. Zira onlar. Oysa Hâricîlerin hepsi aynı özelliklere sahip olmayıp. inanç bakımından muhalif olanların haksız yere öldürülmesi anlamında pratiğe yansıyordu. Müslüman toplumun Kur‟an üzerinde temellendirilmesi gerektiğine inanıyorlardı. doğru ve bilimsel bir bakış açısı değildir. Nâfî‟ b. Çünkü içlerinde Ezârika gibi çok sert. Karşılaştıkları problemlerin çözümü için kendilerine özgü bir usûl/metodoloji geliştirmişler. Hâricî mezhepleri içinde düşüncelerini geliştirip sistematize etmeyi başaran en önemli mezheptir. Ezârika. zorla kitlelere kabul ettirme çabasına girdiler. hukuki bir şey mi? İnanan ya da inanmayanların çocuklarının öteki dünyadaki durumu ne? Onlar.ramazankoc. bir süre Kirmân. Bu çerçevede Necde b.

” âyeti. diğer âyetleri hesaba katmamaları da Hâricîlerin Kur‟an hakkındaki cehâletlerinin eseridir. günümüzde farklı isimler altında devam etmekte olup sadece düşünce olarak değil. Osman‟ın velâyetine karşı idiler. yoksa siyasî bir hareket mi olduğu. Osman‟ın 35/656 yılında Medine‟de. fırkalaşmaların başladığı. gerektiğinde hakeme başvurulabileceğini belirtmektedir. Çünkü Hz. siyasî İslâm tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı sayılmıştır.35/656)‟ın devlet başkanı olması. Siyasî Nedenler Hâricîliğin dinî mi. Bu düşünce. Zira Hâricîler kendilerini. Müslümanlar arasında ayrılıkların. Hz. siyasî kutuplaşmaların belirginleştiği ve iç karışıklıkların yoğun olarak yaşandığı bir zaman dilimidir. Cehâlet ya da Bilgisizlik Hâricîliğin bir fırka olarak doğuşuna etki eden faktörlerden biri. Hâricîliğin önceleri siyasî olayların etkisiyle teşekkül ettiği. Ali ve Müslümanların çoğunluğunu temsil eden toplulukla savaşmaya kadar götürmüştür. erkeğin ailesinden bir hakem. Osman (ö. Hz. eylem olarak da onların takipçisi bir kısım yapılanmalar. onların görüşlerini Kur‟anî bir kaygıdan yahut İslâm‟ın özüne daha uygun olduğu için değil. Hâricîliğin DoğuĢuna Etki Eden Faktörler 1. öteden beri tartışıla gelen bir konudur. [www. Doğuş sürecinde meydana gelen hâdiseler dikkatle incelendiğinde. Ali‟ye niçin karşı çıktığımıza dair delilimiz yoktur” demişlerdi. Bu nedenle biz.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI arasında kaybolup Sünnî çevreler içerisinde adeta erirken. 49 gün süren muhasaradan sonra Medine‟de Müslüman isyancılar tarafından şehid edilmiştir. dinî olmaktan çok. dinin iki temel kaynağı olan Kur‟an ve Sünnet‟i kendi bütünlükleri içerisinde değerlendirememiş. Bu sebepledir ki onlar da diğer isyancılar gibi Hz. Hakemi kabul etmenin Hz. bizzât Hz. Hâricîler. Osman. Ali‟yi ve hakemlerin kararını kabul eden herkesi kâfir yaptığını iddia ederlerken Kur‟an‟ın yalnızca birkaç âyetini delil getirip. Osman‟ın öldürülmesiyle birlikte İslâm toplumunda fitne kapısı bir daha hiç kapanmamak üzere aralanmıştır. böylece kendi cehâletlerine paralel bir düşünce biçimi geliştirmişlerdir.. Burada konumuzla doğrudan ilgili olan husus. önce kısaca Hâricîliğin doğuş sürecindeki siyasî hadiselerden. onlara karşı çıkmalarında.Osman‟ın hilâfetinin özellikle son altı yıllık dönemi. Goldziher ve Ahmed Emîn‟in de belirttikleri gibi. Hâricîlerin Müslümanlardan ayrılarak bütün bir İslâm toplumunu karşılarına almalarında. Bununla da iftihar ediyorlardı. Bu yüzden onların düşünce tarzları ve davranış modelleri. 2. katilden sorumlu olan ihtilalci unsurların bir devamı olarak görüyorlardı. Ayrıca Hâricîlerin hadis bilgilerinin de çok zayıf olduğu72 ve Arap dilinin mantığını ve inceliklerini yeterince bilmedikleri göz önünde bulundurulduğunda. onları toptan küfürle itham etmelerinde ve daha sonra detaylandırılacağı üzere. onların neden İslâm‟ın özüne aykırı görüşleri sahiplendikleri kolayca anlaşılabilir. Hz. gerçekte Hâricîlik. fakat sonraları dinî bir hüviyet kazandığı kolaylıkla tespit edilebilir. zaman zaman görülmektedir. Hz. siyasî bir harekettir. Oysa Kur‟an. Osman‟a karşı başlatılan isyan hareketinin haklılığını savunuyor ve onun öldürülmesi hususundaki sorumluluğu toptan üstlenmiş bulunuyorlardı. hakemin meşrû olduğunu. münâfık önderlerin yönlendirmelerine açık hale gelmelerinde bilgisizliklerinin önemli derecede etken rol oynadığı söylenebilir. Nitekim onlar. ılımlı ve uzlaşmaya açık yapılarından dolayı varlıklarını sürdürüp günümüze kadar gelmişlerdir. “vallahi.ramazankoc. Hâricî liderler veya en azından içlerinden bir kısmı. Hâricîlerin ilk liderlerinin. Osman‟ın öldürülmesi olayına Hâricîlerin de katılmış bulunması ve isyancı hareketi körükleyenlerden bir kısmının Hâricî önderler olmasıdır. şüphesiz cehâlettir. İbâdîler ile Sufrîler. Hz. Bu sözlerinden.. daha sonra da bu hareketin nasıl dinî bir hüviyet kazandığından söz etmek istiyoruz. onları Nehrevân‟da Hz. Rasulullah‟ın yanında ve yöresinde uzun süre kalarak dini ondan öğrenen kimseler olmadığı bilinen bir husustur. Cehâletleri nedeniyle onlar Nehrevân‟da niçin ve ne adına savaştıklarının farkına dahi varamamışlardır. hakeme başvurmanın gayr-i İslâmî bir tavır olmadığını belirtir: “Eğer karı kocanın aralarının açılmasından korkarsanız.com] 88 . özellikle Hâricîlerin incelenmesi için uygun bir başlangıç noktasıdır. cehâletlerinden hareketle şekillendirdikleri söylenebilir. kendi evinde öldürülmesi. kadının ailesinden bir hakem gönderin.

umûr-u İslâmiyyenin şûrâ yoluyla icrâ edileceğini. siyasî tepkiye dönüşerek ifade edilmiş olmaktaydı. Bekr ve Hemedân‟a mensup kabîlelere mensup Hâricîlerin. çoğunlukla çölden ve Irak sınır boylarından gelmiş câhil. muhâlif olarak gördükleri Kureyş kabîlesinin siyasî ve idarî hakimiyetine son vermekti. bu taassubun bir neticesi olarak Rabîa kabîlelerinin benimsediği Hâricîlik fikrini. çeşitli Arap kabîleleri arasında eskiden beri var olagelen kavmiyet psikolojisi ile babadan oğla süregelen mücadele ruhunun kendini gösterdiği rahatlıkla görülür. Yine özellikle Hz.94 medenî insanların kabul edemeyeceği bir çok özelliği kolaylıkla benimseyebilmişlerdir. kendilerine hükmedenlere karşı kin duyan ve sosyal açıdan da terbiye edilmeyen bu kimseler.82 Bu tutum. Çünkü kendilerini birinci planda tutarak başkalarını hafife almak şeklinde belirginleşen bedevî tutum. Hâricî hareketinde. Kur‟an ve İslâm üzerinde gereği kadar düşünme. yerleşik insanlara kıyasla daha zor başarabilmişlerdir.“dar kafalı” ya da “dar görüşlü” kısacası bedevî insanlardı. Bu nedenle bizce Hâricîlerin kabîlevî unsurların yönlendirmesi sonucu diğer Müslümanlarla anlaşamadıkları iddiası doğru bir tespittir.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI 3. Nitekim tahkîmden sonra sayıları onikibin kişiyi bulan Hâricîler Harura‟ya çekilerek imamlarını seçtikten ve idareyi ellerine aldıktan sonra. Kureyş. Kureyş‟e karşı kararlı bir itirazı temsil ediyordu. 4. Kanun ve nizam tanımayan. İmanın kalplerine henüz yerleşmediği. kaba. diğerleri sahiplenmemiştir. Hâricîler. Yine gelişen olayların coğrafyası göz önünde bulundurularak sorun irdelendiğinde. İslâm öncesi Arap kabîleleri arasında var olagelen rekâbet duygusunun bir yansıması olarak. Sakîf ve Ensâr‟ın dışında kalan. eski câhilî tortulardan temizlenememişlerdi. Bu yüzden Hâricîler. Bu da doğru ve yerinde bir tespittir.com] 89 . günübirlik ve maslahatlarıyla doğrudan bağlantılı görülmeyen ahlâkî emir ve yaptırımlara ayak uydurmayı. Bu yüzden Hâricîlik adetâ Rabîa kabîlelerine has bir düşünce gibi telakki edilmiş. huylarını düzeltecek kadar Hz. İslâm dünyasında ilk ayrılıkçı topluluk sayılan Hâricîler öncelikle kabîle asabiyetine önem veren kabîlelerden meydana gelmekteydi. Bekir. Ali‟nin hilâfeti döneminde Hâricîlerin ihtilâfa düşerek Müslümanlardan ayrılmaları. yani Müslümanların çoğunluğundan ayrı düşmeleri. Zira Hâricîlerin her sınıf insandan halife olabileceğine dair düşünceleri de. mevalînin Hâricî hareketine katılmasına engel olmuştur. esasta Kureyş‟in elinde bulunan yönetim hâkimiyetini ortadan kaldırma arzusunun bir tezahürüydü. Bedevî hayat tarzı gereği Müslümanlarla fazla temasta bulunmamaları ve Rasûlullah (s)‟ın sohbetinden uzak kalmaları da Hâricîlerin İslâm‟ı anlama ve yaşamaları hususunda aleyhlerine bir durum doğurmuştur. Çünkü böylece ümmetin velâyetini elinde bulunduran Kureyş‟in hâkimiyeti tanınmamış oluyordu.85 kültürsüz.ramazankoc. Hâricîliğin ortaya çıkışındaki temel faktörlerden biri. Kabile Asabiyeti Hâricîliğin siyasî-itikadî bir hizip olarak ortaya çıkışına etki eden faktörlerden bir diğeri de kabîle asabiyetidir. Nitekim Hâricî hareketi mevâliler arasında rağbet görmemiştir. böylece onları anlayıp benimseme fırsatı da bulamamışlardır. Bedevîlik Hâricîlik. doğal olarak nefislerini terbiye edecek. bir çok araştırmacı tarafından bevîlikten kaynaklanan bir hareket olarak değerlendirilmiştir. Peygamber‟le beraber olmadıkları için onun sohbet ve irşadından yeterince feyz alamamış. Mudar ve Temim kabîleleri bunların önde gelenleriydi. İslâm‟dan önce eski Arap örfünde varlığını sürdüren kabile geleneğini henüz bir kenara bırakamamışlardı. fikirlerinin arka planında ümmetin velâyetini ellerinde bulunduran Kureyş‟e isyan etme düşüncesi vardı. [www. katı bir mîzaca sahip olan bedevîler. bilhassa Temîm. Bedevî bir yaşamı sahiplenen Hâricîler. genel kabul görmüş İslâmî düşünüşten sapmaları ve sonuçta işi savaşa kadar vardırmalarında kavmiyet unsurunun önemli derecede etken rol oynadığını söylemek mümkündür. Çünkü Hâricîler. fakat sadece zâhiren İslâm‟a teslim olmuş olan bu insanlar. mantık dışı hareket etmekle ünlenmiş. bey‟atın Allah‟a olduğunu ve iyilikle emredilip kötülükten menedileceğini ilan ettirmişlerdir. ana bünye veya esas gövdeden. Kureyş hakimiyetine karşı duyulan nefret. Çünkü göçebe hayat tarzına alışkın ve bu hayatın yoğurduğu sert. “Hüküm sadece Allah‟ındır”81 âyetini sıkça dile getirirlerken de Kureyşlilere bir karşı duruşu temsil ettiklerini ifade etmek istiyorlardı ve bu tavırlarıyla aslında Allah‟ı kendi siyasî hareketleri adına konuşturuyorlardı. düşünce ve akıl yürütmekten uzak.

Hz. Atâ‟nın. Ali ile savaşan topluluğa başkanlık eden Abdullah b. Ali‟ye kâfir demedikleri gerekçesiyle Abdullah b. tabiatları gereği İslâm ve Müslümanlara karşı alenen işleyemedikleri cürümleri veya yapamadıkları kötülükleri. Hz. Bir yandan Kur‟an okumakla ünlenen. Yine kaynaklar Hâricîlerden Hz. Hz. Yine ne gariptir ki sürekli Kur‟an okuyan İbn Mülcem. binlerce Müslümanın kanının akmasına sebep olmuşlardır. bir takvâ önderi. Hâricîlerin. sonra da şiddet uygulayarak çok sayıda masum Müslümanı yalnızca kendi siyasî görüşlerini benimsemiyorlar diye öldürmüşlerdir. Ali‟nin kâtili olan İbn Mülcem adlı şahsın yakalanıp. fakat onun kılını kıpırdatmayıp Kur‟an okumaya devam ettiğini aktarırlar. Habbab b. dinin yüce hedeflerini.ramazankoc. gizlice Hz. Ne gariptir ki çok namaz kıldığından ayakları nasır bağlamış bir kişi. Kendisine bu lakabın verilmesinin nedeni. İbn Vehb‟e. âdetâ müsamaha sözcüğünü lügatlerinden kaldırmışlardır. Ali‟yi. hamile eşinin de karnını deşmişlerdir. mantık dışı hareket etmekle ünlenmiş. namaz kılmaktan alınları ve dizleri nasır bağlayan Hâricîler. deyim yerindeyse. erkek. Ali. Gerek ilahiyatta ve gerekse de siyasette düşüncelerinin ana teması tekfir olan ve küfür kavramına mekezî bir yer veren Hâricîler. Müslümanları köleleri sayıyorlardı. Kur‟an‟ın özüne. Hâricîlerden olan ve hakemlerin kararı ilan edildikten sonra. Nitekim Hâricîler sırf Hz.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI 5. Osman. öbür yandan Müslümanlara karşı son derece müsamahasız davranabilmişlerdir. Vehb adlı kişinin de ibadet ve taate son derece düşkün bir zât olduğu anlaşılıyor. Zâtu‟s-Süfnât (deve dizli) lakabı verilmişti. Onlar Hz. câhil. İş dilini kesmeye gelince itiraz eder: “Dünyada su kuşu gibi olup Allah‟ı zikredemez hale gelmek istemem” mealinde bir şiir okur. Hâricîler. el-Eret‟i hunharca katletmiş. gözünü kırpmadan ve içinde hiçbir korku ve endişe duymadan öldürebilmiştir. Kur‟an‟ın ruhunu. dar görüşlü ve bağnaz bir zümre olan Hâricîler vasıtasıyla gerçekleştirmişlerdir. bedevî. bir “ahiret adamı”. Tassup ve Saplantı Hâricîlerin ibadet ve taate olan düşkünlükleri. Kısacası kendi görüşlerini benimsemeyen herkese şiddet uygulayıp. Mallarını ganimet olarak kabul ederek. Kendileri gibi düşünmeyen Müslümanları rastladıkları yerde kılıçtan geçiriyorlardı. kendisini muhâlif bir Müslüman olarak değil de. Hâricîler tarafından yakalandığı zaman. Diğer Hâricîler gibi İbn Mülcem‟in alnının da çok secde etmekten ötürü nasırlı olduğu rivayet edilmiştir. kendilerini katı bir taassup ve saplantıya sürüklemiş. Ali‟nin ordusundan ayrılan ve Nehrevân‟da Hz. düşünce ve akıl yürütmekten uzak. çarşı ve pazarlarda kılıçlarıyla dolaşıp. İslâm‟ın ilkelerine uyma hususunda titiz bir yönetici ve en önemlisi de Müslümanların meşru devlet başkanı ile savaşmıştır. Öyle ki. İslâm âleminde baş gösteren fitne hareketlerinde perde arkasından kışkırtıcı rol oynamışlardır. Kur‟an‟ın anlam ve inceliklerini kendisinden çok daha iyi bilen Hz. kadın. İslâm‟ın itikâdî. kendi anlayışları doğrultusunda yorumladıkları nassların tatbikinde hiçbir te‟vile cevazlarının olmadığı anlaşılıyor. Peygamber‟in gayesini kavrayamıyorlardı. İslâm‟ı ve Kur‟an‟ı bedevî kültürü sınırları içerisinde anlayıp yorumluyorlardı. câhil bir zümreden oluşmaktaydı. bedevî kimselerdi ve Arap dilinin inceliklerini. Sünnet‟in ruhuna ve İslamî öğretiye bu denli aykırı kararlar almalarında münâfık önderlerinin rolü küçümsenemez. Bu tavırlarıyla Müslümanlar arasında kanlı savaşların meydana gelmesine zemin hazırlamış. bunun doğal sonucu olarak da onlar. hüküm vermenin yalnızca Allah‟a ait olduğunu söylüyorlardı. çoğunlukla Irak sınır boylarından gelmiş. hakemler ve hakemlerin kararına razı olan bütün Müslümanları önce tekfîr etmiş. gözlerinin oyulduğunu. hukukî ve ahlâkî esaslarını yeterince bilmiyor. müşrik bir tâcir şeklinde takdim etmeyi daha kurtarıcı gördüğü ve ancak böylece ölümden kurtulduğu rivâyet edilmiştir. dizlerinin nasır bağlaması ve deve dizi gibi olmasından dolayı idi. çok namaz kıldığından. Hâricîliğin Ortaya ÇıkıĢında Münâfıkların Rolü Hâricîliğin bir fırka olarak doğmasında münâfıklıklarıyla öne çıkan şahısların öncü ve belirleyici rol üstlendiklerini görmezlikten gelmek mümkün değildir. Hâricîler. Onların. yaşlı ve çocuk diye ayırt etmeksizin çok sayıda masum insanı kendi siyasî görüşlerini benimsemiyorlar diye öldürüyorlardı. kaynaklarda Mu‟tezile öncülerinden Vâsıl b. Hâricî harekete önderlik yapmış bu münâfıklar. ellerinin ve kollarının kesildiğini. Cemel ashabı. [www.com] 90 . Münâfık önderler. Ali gibi bir ilim ve hikmet ehli.

Hz. daha sonra [www. Hurkus b. Zü’l-Hüveysira et-Temîmî Münâfıkların önde gelenlerinden. bizce diğer mezheplerin doğuşundaki etkilerinden ziyade. Züheyr daha sonra Sıffin‟de Hâricîler arasında yer almış ve onların önde gelenlerinden birisi olmuştur. Hurkus. Müslümanlar İslâm‟ın saflaştırılması için öldürülecek ve geriye yalnızca Yahudî. Ali‟nin ordusundan ayrılan Hâricîler. Zü‟l-Hüveysira. Ali. 2. Ali‟ye gelerek. bu gerçekten garip bir haldi. Hristiyan ve Mecusîler kalacaktı. sizler bunların namazı yanında kendi namazınızı. onu hakeme zorlayanların Hâricîler olduğu ve daha sonra hakeme başvurduğu bahanesiyle ona isyan edenlerin de yine Hâricîler olduğu açıkça belli olmaktadır.. “bunun soyundan öyle kimseler çıkacak ki. Hurkus b. -ki bazı kaynaklarda bu sahabinin Hz. müsade et de şu münâfığın boynunu vurayım” demiş. Hz. Cemel‟de Hz. Bu nedenle Hâricîliğin doğuşunda münâfıkların rolüne vurgu yapmak daha bir önem kazanmaktadır. Ali‟nin Hurkus‟a söylediklerinden. Huneyn‟de bir ganimet taksimi esnasında Hz.Hz. Oysa. âdil olan kimdir?” diye yanıtlamıştır.” diyen şahsın. Peygamber ise buna müsade etmemiş ve. sonradan Hâricîlerin önderi olmuştur. “evet. 1. “adâletli davran. “ey Muhammed. Ali ile Hz. Hz. Hâricîlerden ancak Müslüman olmadığını ispatlayanlar canlarını kurtarabiliyorlardı. “ey Allah‟ın Rasûlü. Hz. örneğin Şîa‟nın doğuşundaki etkisine vurgu yapıldığı. bunların orucu yanında kendi orucunuzu ve bunların kıraati karşısında kendi kraatınizi küçük ve önemsiz göreceksiniz” buyurmuştur. Sebe‟. Hâricîliğin ortaya çıkışında genellikle öncü rol oynayan ve münâfıklıklarıyla bilinen belli başlı üç kişinin ismi öne çıkmaktadır. Rabbimize kavuşuncaya kadar düşmanla savaşalım” demiştir. Demek oluyor ki münâfıklığıyla ünlenen bu şahıs. “Hüküm ancak Allah‟ındır” demiş.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Toshihiko İzutsu‟nun da isabetle vurguladığı gibi. Peygamber de. “eğer ben âdil değilsem. Nehrevân‟da Hâricîler tarafından emîr (başkan) tayin edilen iki kişiden biri olarak görüyoruz. bizimle beraber ol. Kaynaklarımızda adı İbnu‟s-Sevdâ olarak da geçen Abdullah b. münâfıkların. 3. Ali‟nin ordusuyla savaşmalarında belirleyici bir rol oynamıştır. Hâricîliğin doğuşundaki etkileri ile ilgili veriler daha güçlü ve daha gerçekçidir. davana geri dön (hakemi kabul etme). Züheyr adlı bir kişi olduğunu iddia edenler de vardır.ramazankoc. Bunun üzerine Hz. Hurkus‟u kendilerine namazlarında imâmlık yapması için seçmişlerdir. “hatandan dolayı tövbe et. Münâfık olduğu hususunda kaynakların ittifak ettiği Hurkus‟u. Abdullah b. Hâricî grubunun Müslüman ordusundan ayrılmasında ve sonuçta Nehrevân‟da Hz. “bundan (Zü‟l Huveysira) ve arkadaşlarından (diğer münâfıklardan) sakının”124 dediği aktarılmaktadır. Durumu gören bir sahabi. âdil ol! Sen âdil davranmıyorsun!” demiş. Hurkus b. hakem olayı esnasında yanında başka Hâricîler de olduğu halde Hz. Peygamber‟in ganimet taksimini beğenmeyerek. Sözgelimi Hurkus b. “benim de önceleri sizden istediğim buydu. aralarına fitne tohumu ekerek binlerce Müslümanın kanının dökülmesine neden olan münâfıklardan bir kaçıdır. hüküm ancak Allah‟ındır” deyince o. Peygamber‟in yaptığı taksimatı beğenmeyerek veya az bularak. Ömer olduğu söylenir. Bu şahıs daha sonra Hz. Züheyr Hz. Ali de. Kaynaklar dikkatle tetkik edildiğinde. İbn Sebe‟ gibi münâfıklıklaryla ünlenen şahısların. hatta reislerinden birisidir. fakat siz bana âsi oldunuz. diğer münâfıklarla beraber Müslümanlar arasında fitne yayarak.O. Züheyr ve İbn Sebe‟dir.. Âişe. Hakemlerin kararları ilan edildikten sonra Hz. Bunlar Zü‟l-Hüveysira et-Temîmî. Sebe’ Hâricîliğin ortaya çıkışında etkili olan münâfık unsurlardan bir diğerinin de Sebeiyye olduğu görülmektedir. doğrudur. “Onlardan sadakaların (taksimi) hususunda seni ayıplayanlar da vardır” âyetinin münâfıkların elebaşlarından birisi olan söz konusu Zü‟l-Huveysira hakkında nazil olduğu. bana karşı çıkan sizlerdiniz” buyurmuştur. Peygamber‟e. fakat Hâricîliğin ortaya çıkışında benzer münâfık şahısların rolüne temas edilmediği görülür. Daha önce değindiğimiz üzere aynı şahıslar. bundan dolayı Rasûlullah (s)‟ın. Osman‟a isyan edenler arasında Basra‟dan gelenlerin liderleri olarak görülmektedir. Talha ve Zübeyr‟in öncülük ettiği taraflar anlaştıktan sonra.com] 91 .

Âişe. Kaynaklar. Eşter ve Adiy b. Osman‟ın şehadetiyle neticelenen ve Müslümanlar arasındaki iç savaşın ve anarşinin tohumlarını ekerek. gerçekte onun bir münâfık olarak döneminde. Evfâ gibi Hâricîlerin önde gelenlerinin katılması. tamamıyla İbn Sebe‟in faaliyetlerinde aramak. Ona göre gerçekte İbn Sebe diye bir şahıs yoktur. gerçek dışı değerlendirmeler olarak kabul ettiğimizi belirtmeliyiz. Bütün verileri inkâr eden ve realiteyi yok varsayan bu bakış açısı bizce ilmî dayanaktan yoksundur. onun bütün olaylara sihirli bir el gibi müdahale eden bir efsane kahramanı olduğunu varsaymak. yabana atılacak bir iddia değildir. Hile yaparak aralarını bozmalıyız. Ne var ki. Şîa‟nın doğuşunda değilse bile. sathî ve mübalağalı bir değerlendirme olur. Zuheyr ve Şureyh b. Düşünmelerine fırsat vermeyiniz. Seyf b. O halde. “tarihte İbn Sebe‟ adında bir şahıs yaşamadı ve o İslâm aleyhtarı hiçbir faaliyette bulunmadı” da diyemeyiz. “bu sulh gerçekleşirse bizim sonumuz olur. Allah da Ali. Gerçi Rasûlullah (s)‟ın vefatından sonra İslâm dünyasında ortaya çıkan bütün problemlerin kaynağını. Osman‟ın öldürülmesi hadisesinde perde arkasından etkin rol oynamış münâfıklardan biri olarak gözükmektedir. âdeta bir günah keçisi arayışıyla tamamen İbn Sebe‟nin faaliyetlerinde arama. harpten kaçınmaya fırsat bulamayacak. Zübeyr gibi sahâbeden seçkin kişilerin içinde yer aldığı. “Osman‟ın katli ile ilgili olaya katılanlar. Talha ve Zübeyr‟i istemediğiniz o anlaşmayı yapamayacak kadar meşgul edecek” demiştir. Bütün tarihçi ve fırak yazarlarının onun faaliyetleri ile ilgili yaptıkları aşrı vurguyu bir kenarda tutarak. Gerçekten de özelde İbn Sebe. Sebe‟. Hz. Hâricîliğin çıkışını ve Şîa‟nın doğuşunu İbn Sebe‟nin faaliyetlerine. Hz. taraftar sulh üzere anlaştıktan sonra. düzmecelerinde dile getirilmiş efsâne bir kahramandır. bu cemaatten ayrılsın.com] 92 . Muhammed Hamidullah bu konuda. Böylece beraber olduğunuz kimse. savaştığı ve ayrılığa düştüğü Cemel harbini.ramazankoc. Tarih kaynaklarının verdiği bilgiye göre İbn Sebe‟nin onlara. gayr-i müslimlerin imdadına koşmamış olsaydı. bir insanın gücünün elverdiği oranda yıkıcı faaliyetlerde bulunmuş olduğunu kabul etmek en mantıklı yoldur. Osman‟ın katledilmesi olayını. Ali. yalnızca Seyf‟in uydurma masallarında. İslâm‟ın ilk döneminde İslâm dünyasında bütün olup biten hareketleri adetâ bir hayal kahramanının faaliyetlerine bağlayan bu tür tutumları. Taha Hüseyin ve Ahmed Mahmud Subhî gibi bazı çağdaş yazarlar ile İbn Sebe‟ üzerine akademik çalışmalar yapan bazı çağdaş araştırmacılar onun varlığını reddedip tarihte oynadığı yıkıcı rolü kabul etmek istemezler. genelde de İslâm‟ı içten yıkmak isteyen ve bu hususta bütün güçleriyle mücadele veren diğer münâfıklar ve nifak hareketleri. O. Rasûlullah (s)‟ın vefatından sonra İslâm dünyasında ortaya çıkan bütün fitnelerin ve problemlerin kaynağını. bizzat Hz. Hz. Yine. “şâyet İbn Sebe. Murtezâ el-Askerî. Zira İbn Sebe‟nin yaptığı bir toplantıya Hurkus b. Hz. İnsanların arasını bozup karışıklığa sebebiyet vermeliyiz. Yarın insanlar karşı karşıya geldiğinde harbi başlatınız. Osman‟a karşı girişilen isyan hareketinin arkasında İbn Sebe‟nin faaliyetlerinden söz ederler. gayr-i müslimlerin imdadına [www. Hz.Ali‟nin. Malik b. Hâricîliğin de Sebeiyye‟den neşet ettiğinin veya onun etkisiyle ortaya çıktığının bir delili sayılmıştır. Cemel Savaşı‟ndan önce. Öyleyse bu sulhun gerçekleşmemesi için bir hile düşünmeliyiz. savaşın patlak vermesinde etkin rol üstlendiği iddia edilenlerden biri İbn Sebe‟dir. “eski dünya” (Asya-Avrupa-Afrika) sayılan coğrafî birliğin siyasî birleştirilmesi planı o devir için gerçekleştirilmeyecek bir plan olmayacaktı” tespitinde bulunmaktadır. Osman‟ı öldüren isyancılar arasında yer almıştır. onların hiçbiri bizimle gelmesin” şeklindeki sözlerini duyan Abdullah b. Hatem-i Taî ile bir araya gelip fikir teatisinde bulunmuştur. Bu hile uygulamaya konulmuş ve Müslümanlar karşı karşıya gelerek kendilerini bir anda savaşın içerisinde bulmuşlardır.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI kendi adıyla anılacak bir mezhebin kurucusu olmuş ve onun Hâricîliğin doğuşunda da etkili olduğu iddia edilmiştir. kendi gücü dahilinde. İbn Sebe‟yi. Hatta bazı rivayetlere göre İbn Sebe‟. İbn Sebe‟nin. Bu rivayetlerde verilen bilgilere göre İbn Sebe‟. İslâm‟ı içten yıkmaya matuf münâfıkça tavırlarına ve sinsice hazırlanmış planlarına bağlamışlardır. Hz. Ömer‟in uydurduğu hayalî bir şahıs olarak görür. Hz. Osman‟ın kanına karşılık bizim kanımız istenecektir. İbn Sebe‟nin tarihte yapıp ettiği bütün faaliyetleri görmezlikten gelmek ve bütün tarih ve fırak yazarlarının onun tarihte oynadığı olumsuz rol ile ilgili dile getirdiklerini yok varsaymak da realiteyle bağdaşmaz. bütün sahâbeyi bir yahudinin oyununa gelen insanlar konumuna düşürebilecek sathî ve mübalağalı bir değerlendirme olabilir. Talha ve Hz. daha önce de vurguladığımız üzere. her fitne ve kötülüğü onun yapıp ettiklerine bağlama düşüncesi. Hâricîliğin doğuşunda etken rol oynadığı savı. Fakat bir çok tarihçi ve Mezhepler Tarihi yazarları Hz.

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI yetişmeseydi. Hâricîliğin ortaya çıkışında da münâfıkların belirleyici bir etkisi olmuştur.com] 93 . Muhammed Ebu Zehra. [www.” 2) Haricilerin bir diğer özelliği de görüşlerinden asla taviz vermiyor olmalarıdır. Peygamber döneminden Emevîler devrine kadar geçen kısacık bir zaman dilimi içerisinde İslâm devletinin sınırlarını doğuda Maveraünnehir. sonuçta fitne ve fesadın yayılmasına zemin hazırlanmış ve böylece Müslümanlar arasında ihtilâflar baş göstermiştir. kardeşlik ve eşitlik gibi kelimelerle bozmuşlardı. dağılmalar. Jakobenler akıllarını özgürlük. bölünmeler ve kamplaşmalar meydana gelmiştir. İslâm‟ın ilk döneminde Hz. bunun için ölmekten ve öldürülmekten asla çekinmiyorlardı. Oysa yorum Hz. İslâm dünyasında münâfıkların sinsi planları sonucu kanlı savaşlar. 3) Din adına tek doğru yorumu kendilerinin yaptığını kabul ediyor ve bu yorumu kabul etmeyenlere yaşam hakkı tanımıyorlardı. asıl gayelerini gizleyerek Müslümanların akidelerini bozmaya ve kendi bâtıl fikirlerini sinsice yaymaya çalışan münâfıkların Müslümanlara büyük zararları dokunmuş. değil “Eski Dünya” denilen coğrafî birliğin siyasî birleştirmesi planı. ayrıca bu yolla bir takım alışılmamış görüşlerin ve kavramların da Müslümanlar arasında yayılmasına sebebiyet vermişlerdir. Hariciler yaptıkları yanlış yorumu mutlaklaştırarak çok sayıda cinayet işlemişlerdir. yoksul olan bedevileri şiddete yöneltmiştir. bunların faaliyetleri. onların İslâm meş‟alesini. güzel ahlâk. 5) “Kuran‟da hiçbir tevil ve tefsire gerek yoktur. Hariciliğin Belli BaĢlı Temel Özellikleri 1) Hariciler kendi görüşlerini paylaşmayanları acımasızca din adına öldürüyorlardı. 6) Hariciler hilafetin Kureyş‟ten olması gerektiği şartını da kabul etmiyorlardı. batıda İspanya‟ya kadar ulaştırdıklarına göre.ramazankoc. halife seçilmeye dair nitelikleridir. Bu yüzden hariciler İslam düşüncesindeki ilk demokratlar olarak adlandırılabilirler. Haricilerde akıllarını „iman‟. Onlara göre önemli olan halifenin etnik kimliği değil.” Tek doğru yorumu kendilerinin yaptığına o kadar samimiyetle inanmışlardı ki. Bu kelimeler adına insanları öldürüyor ve kan döküyorlardı. adâlet. Seçimle gelmeyen hiçbir halife meşru değildir. „Allah‟tan başkasına hüküm verilmez‟ ve „zalimden uzaklaşma‟ gibi kelimelere takmışlar ve bunlar adına müslümanların kanını helal saymışlardı. doğruluk ve dürüstlük esasına dayalı İslâm nurunu dünyanın dört bir yanına taşımamaları için hiçbir neden olmayacaktı. Ali bir harici militan tarafından şehit edilmiştir. Peygamber‟in tebliğ ettiği İslâmî hükümleri içerilerine sindiremeyen ve sırf İslâm‟ı içten yıkıp eski câhilî hayatlarına tekrar dönmek için İslâm‟a giren. Zira Müslümanlar Hz. Böylece Müslümanlar fırkalara ayrılmış. yorumu kutsallaştırıyorlardı. Çölün sertliği. her tarafı müslüman kanıyla boyamışlardı. İslâm tarihinde ilk defa meşrû nizama karşı topluca ayaklanan ve kan döken bir “âsiler topluluğu”nu Hâricîlik adıyla bir araya getirmeyi başarmış. ümmet arasında ayrılığın yayılmasına ve kanlı çarpışmaların baş göstermesine neden olmuş. Kendilerinden farklı yorum yapan kimseleri “kâfir” ilan ediyorlardı. İslâm‟ı içten yıkmak isteyen münâfıkların çeşitli entrikalara dayalı hile ve desiseleri olmasaydı. böylece bir çok siyasî ve dinî fırkanın zuhuruna. Coşkun bir psikolojiye ve sert bir karaktere sahip olan haricilerin bütün eylemlerine bu özellikleri yansımıştır. Haricilerde tıpkı Jakobenler gibi süslü sloganların ardına gizlenmeyi ve zülüm yapmayı çok iyi beceriyorlardı. belki de bütün dünyanın siyasî birleştirilmesi planı o devir için gerçekleştirilemeyecek bir plan olmayacaktı. Böylece ayeti değil. 7) Halife seçimle işbaşına gelmelidir. siyasî birlik de bozulmuştur. Bu amaçla saldırıya geçerek. Bu durum yanlış da olsa kendilerine ne kadar güvendiklerini göstermektedir. Münâfıklar. İslâm dünyasında akidevî yönden eski safiyet yitirildiği gibi. 4) Reislerinin hepsi Arap olan bu fırka bedevi Araplardan oluşuyordu. Nitekim Hz. Haricilerin tıpkı Fransız Devrimindeki Jakobenlere benzediklerini savunur. Peygamber hariç kim tarafından yapılırsa yapılsın vahiy karşısında mutlaklaştırılamaz.

muhalifleri bir yana kendi fırkaları arasında da birlik sağlayamamış ve birbirlerini tekfire yönelmişlerdir. Bu tip hareketlerin şiddeti Müslüman olmayanlara değil de Müslümanlara karşı göstermeleri de son derece ilginç bir ayrıntıdır. b) Keskin zekâları. güzel konuşmakla. Bir anlamda entelektüel ve irfani tabanı olmayan tepki hareketiydi. dili güzel kullanmakla ve söz ile etkilemenin yollarını iyi bilmekle tanınmışlardı. sevgisizlik ve hoşgörüsüzlükle birleştiğinde nasıl şiddeti mazur gösteren sahte bir dindarlık ürettiğinin tarihteki en açık örneğidir. Müslüman olmayanlara karşı hoşgörülü davranan. Bu konuda sahip oldukları kişisel özellikleri şöyle sıralayabiliriz: a) Hariciler. Bu nedenle çağdaş Harici hareketlerin verdiği zarar diğer hiçbir zararla kıyaslanmayacak kadar büyüktür. sadece „İsyancı‟ veya „ İhtilalci‟ anlamına gelir. tartışma ve mantığı kullanmada son derece usta idiler. „Harici‟ adı itikadi sapıklıkla bir ilgisi olmayıp. Hariciler hiç bir delil ile hasımlarına teslim olmazlar ve gerçeğe ne kadar yakın olursa olsun veya doğruluğu çok açık bile olsa.ramazankoc. Kaynakça: [www. Kuran‟ın tek doğru yorumunu kendisinin yaptığına inanan. şiir ve Arap deyişlerini okumayı severlerdi. dini düşüncelerini kabile taassubunun etkisi altında ve genellikle sertlik temayülü içinde nâsların zahirine dayandıran Hariciler. fanatiklik. 10) Günahla küfür arasında hiçbir ayırım yapmayan haricilere göre günah işleyen kâfir olmuştur. c) Tartışma. Her ne kadar İslam adına hareket ediyor gözükseler dahi yaptıkları Müslümanlara zarar vermekten başka bir işe yaramamıştır. İlk bakışta onlara görünen(mana) ile yetinirler ve ondan asla şaşmazlardı. hazırcevap ve atılgan ruhlu olmaları sebebiyle Kitap ve sünnet ilmini. Bu inançlarından dolayı da Hz. hadis fıkhını ve Arap edebiyatını da öğrenmeye çalışıyorlardı. dünyaya meyletmeyen. Harici tavır. ahireti ve nübüvveti yok sayan düşünce biçimidir 11) Hariciler ibadetlere devam eden. Oysa çoktan beri ayaklanmıyoruz. Ali gibi seçkin bir sahabeyi kâfir ilan etmekten çekinmemişlerdir. kibirli. Harici. en eski İslam fırkası olan Haricilerin en belirgin özelliklerini oluşturmuştur.” Günümüzde başta Güneydoğuda ortaya çıkan ve şiddeti tek argüman olarak kullanan entegrist hareketler çağdaş Harici hareketlerdir.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI 8) Adaletsiz bir halifeye karşı ayaklanmak bütün Müslümanlar üzerine farzdır. Bu anlamda sahabeleri Allah adına canice katletmekten çekinmemişlerdir. Onlara göre ne kadar dindar olursa olsun Harici olmayan herkes kâfirdir. asıl konusuna gitmeye yanaşmazlardı. ilim ve irfandan yoksun olan kör ve fanatik taraftarlığın. Küfür ise insanı din dışına çıkaran eylem ve Allah‟ı. kendinden olmayanlara kapıları kapatma ve acımasızca zora başvurarak politik değişmeyi etkileme. hiçbir düşünceyle ikna olmazlardı. sürekli Kuran okuyan. ikna etme.” Çoğunluğu bedevi Arap kabilelerinden oluşan. Ali döneminde olduğu gibi çok sayıda Müslüman bir hiç yüzünden öldürülmüş ve İslamın iç enerjisi heba olmuştur. Hariciler güzel konuşma. Oysa günah her Müslümanın karşılaşabileceği ve insanı dinden çıkarmayan hatalardır. İslam dünyasında fanatizmin kökleri harici harekete kadar geri götürülebilir. Ayaklanıp yeryüzüne ışık tutmalıyız” 9) Büyük ölçüde bedevilerden oluşan bu hareket son derece acımasızdı. Nafi bin Erzak isyan konusunda şunları söylemektedir: “İsyan etmek ne kadar iyi olurdu. Peygamberi devreden çıkarmaya veya en azından rolünü önemsizleştirmeye çalışan her harekette Harici unsurlar fazlasıyla vardır. İslam‟ı yorumlamada sadece Kuran‟ı kaynak olarak tanıyıp Hz. Tıpkı Hz. hatta bazı rivayetlere göre alınlarındaki secde izleri belli olan takva sahibi insanlar olarak görünüyorlardı. e) Kur‟an‟ın zahirine sarılırlar ve bu zahir anlamdan(ayetin) asıl hedef ve maksadına. Harici düşüncenin politik değişmeyi etkilemesi konusunda Fazlurrahman şunları söylüyor: “ Neredeyse bir iman esası statüsüne yükselerek siyasi alanda uygulama imkânı bulan hoşgörüsüzlük.” Görülüyor ki. mücadele. d) Tartışmalarına tam bir taassup hakim idi.com] 94 . Kendinden başka doğru tanımayan. Müslümanlara karşı acımasız.

ondan sonra da bir başka şarkıyatçı Cloude Cahen’in öğrencisi olurken. öğrendiği bu üç dilin yanında Paris’te lise öğrenimi boyunca Grekçe ve Latince dersleri alır. Halide hanımdan Atatürk ve etrafındakiler. doğal olarak babasından Azeri Türkçesini.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI 1-Hariciliğin Çağdaş Boyutları Yavuz YILMAZ 2-Hâricîler Harun YILDIZ 3-Hâricîliğin Doğuşunda Münâfıkların Rolü Yrd. Ayrıca Luis Massignon ’dan da sufiliği öğrenmiş ve sufilik onda derin izler bırakmıştır. Fuad Köprülü’nün etkisi büyük olmuştur. kendine ufak çapta ticari işler bulmuş ve geçimini bu şekilde sağlamaya çalışmıştır. Eğitim ortamının ve yaşadığı ülkenin etkisiyle doğal olarak Fransızcayı da öğrenen Melikoff. Bu arada Fransa’ya gelişlerinin ilk yıllarında Melkoff’un bir erkek kardeşi dünyaya gelmiştir. Mehmet KUBAT ĠRENE MELĠKOFF'UN HAYATI IRENE MELIKOFF [1917-2009] Alevilik. İrene Melikoff. Melikoff’un Türkoloji’ye asıl merakı bundan sonra başlamıştır. üniversite eğitimi esnasında ünlü matematikçi Salih Zeki Sayar’ın oğlu Faruk Sayar’la tanışmış ve bir süre sonra da evlenmiştir. Sorbonne’daki üniversite yılları onda şarkıyat alanında ilgi uyandırdı ve böylece Türkoloji’ye ve Fars etütlerine merak sardı. çocuklarıyla birlikte Fransa’ya dönmüş ve bundan sonra kendini tamamıyla bilimsel çalışmalara vermiştir. çok iyi bir telaffuzla konuşup yazdığı bu dille vermiştir. Öte yandan Melikoff. Melikoff’un babası Rus ihtilalinin çıkması dolayısıyla ülkeyi terk etme kararı almıştır. Adnan Adıvar’ın derslerine devam ederek Türkçesini geliştirmiştir.Dr. bir Bolşevik komiseri tarafından tutuklanmıştır. 7 Kasım 1917 *Bolşevik ihtilalinin meydan geldiği günler+ de Rusya’nın Petrograd *Petersburg+ kentinde 40 odalı bir konakta dünyaya gelmiştir.Doç. Anne Melikoff ise bebek İrene’yi alıp önce Finlandiya ‘ya oradan da bir süre sonra Fransa’ya gitmiştir. Farklı iki milletten doğan İrene. genelde eserlerini. Petrol zengini bir Azeri baba ve sarışın bir Rus anneden doğmuştur. Fakat bu evlilikte beklediği mutluğu bulamayınca boşanmış. lise eğitimini bitirdikten sonra Paris Edebiyat Fakültesi *Sorbonne+ de üniversite eğitimine başlamıştır. 1954’te Düstûrnâme-yi Enverî adlı çalışmasıyla üniversite eğitimini başarıyla tamamlamıştır. ilk yazılarının çoğunda asıl soyadının yanında Sayar soyadını da kullanmıştır. Ayrıca bu dillere daha sonra Almanca ve İtalyanca’yı da eklemiştir. ailesinin yanına gitmiştir. Melikoff. annesinden de Rusçayı öğrenmiştir. bu evlilik vasıtasıyla aynı zamanda Halide Edip’in üvey gelini olmuş. İlk ve orta öğrenimini Paris’te yapan İrene Melikoff.com] 95 . Bektaşilik üzerine yaptığı çalışmalarıyla adını duyuran İrene Melikoff. bu sayede aileyi yakından tanıma fırsatı elde etmiştir. diğer yandan da şark dilleri okulunda Dr. Fransa’ya yerleşen baba Melikoff. Baba Melikoff da daha sonra kurtulup Fransa ‘ya. Bir yandan ünlü Fransız Türkoloğu Jean Denny’nin. Daha sonra iş adamı olacak olan erkek kardeşi Kanada’ya yerleşmiş ve orada ölmüştür. Geleceğin ünlü Türkologlarından biri olacak olan İrene Melikoff. İrene. Aynı zamanda Yaşayan Doğu Dilleri Ulusal Mektebi’nde Türkçe ve Farsça bölümlerine devam etmiştir. İrene Melikoff. Fakat ülkedeki anarşi ortamından payını alan baba Melikoff. Onun bu alana yönelişinde Ömer Lütfi Barkan ve M. yani cumhuriyetin kurucu [www.ramazankoc. İngiliz mürebbiyesi *bakıcı+ olan Melikoff’un ilk öğrendiği dil ise İngilizce olmuştur. Melikoff’un ailesi çocuklarına iyi bir eğitim vermeyi ve onları en iyi şekilde yetiştirmeyi amaçlamıştır.

bir vasfını oluşturduğunu. yeni evlendiğimde 1941’de gelmiştim. Allah’ın kendisidir. ikisi halen akademisyen olan *Belkıs hanım Slav Etütlerini. “Ya Ali.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI kadrosu hakkında çok şey dinlemiş ve öğrenmiştir. İrene Melikoff bundan sonra yaptığı araştırmaların neticesinde Bektaşiler-Aleviler hakkında şu teze vardığını söyler: Bu. asıl bundan sonra ki bütün hayatını adayacağı Alevilik ve Bektaşilik araştırmalarına yönlendirecek olan Ebu Müslim Horasani’nin Destansı hayatını konu edinen Ebumüslimname’yi [Abu Müslim: Le Porte-Hache du Khorasan. ata inançlarına. Sonra bilmediğim bir dünyayı keşfettim. ”Biz buraya giremeyiz. Zaten ilk eserlerini de bu alanda verdi. kalıntı bir öğe idi. Arkadaşlarım. derviş Ali’nin bir nefesini okudu: ”Men Ali’den gayrı Tanrı Bilmezem!” Bu nefes bende. bilinmeyen bir Türkiye keşfediyordum” der. İrene Melikoff’un Türkoloji’ye katkıları 1968 yılında hocası Claud Cahen’in ölümüyle boşalan Strasburg Türk Etütleri Enstitüsü’nün direktörlüğüne atanmasından sonra daha başka boyutlar kazanır. Bir hafta sonra Hacı Bektaş’ın türbesini ziyaret ediyordum. Enstitü. “Hacı Bektaş Gecesi” ilanını gördüm. toplantı yerinin önüne geldiğimizde. otuz yıllık bir yolculuğun başlangıcı oldu. oradan Bektaşilik’te derinleşirken Alevilikle karşılaşınca. “Korkuyorsanız ben yalnız gideceğim” dedim. onlar için ayrı bir dini saygı konusu olan Ali’nin de gerçekte. eski Türklerin Göktengri’sinden başkası olmadığını fark ettim” der. Cezbeye yakın nefesler söyleyen bu kişi Feyzullah Çınar’dı. İrene Melikoff.1960+. Öte yandan Melikoff’un Sayar’la evliliklerinden Belkıs. o zamana kadar Türkiye’de Fuad Köprülü’nün İstanbul’da yayımladığı Türkiyat Mecmuası istisna edilirse. Gitmeye karar verdim. 1969 yılı İrene Melikoff ‘un hayatında bir dönüm noktası olmuştur. Türk. bunlar Alevidir” dediler. giderek dünyanın en saygın ocaklarından biri haline gelişi. hayatının istikameti ve temeli Alevilik ile Bektaşilik oldu. arkasından.com] 96 . Özellikle Anadolu’da yazılmış Türk destan edebiyatına. Fransa’nın. Melikoff’la başlar. omuzlarını silkti ve bana . göçebe aşiret cemiyetlerinde görülen bir inançlar mozaiğinin. 1954 yılından başlayarak.” diyerek. Yine ardından. yıldırım çarpa etkisi yaptı. O gün. kökeni göçebe bir ulusun. yüzyıllar içinde katılmış. üstelik batı dillerinde yayın yapan ilk Türkoloji dergisi olmuştur. bu edebiyatın epik ürünlerine yakın bir ilgi duyuyordu. Özellikle Halide Edip’in Ateşten Gömlek adlı eserini okumuş ve Atatürk’e büyük bir hayranlık duymuştur. Böyle bir sözün mümkün olduğunu asla düşünmemiştim. 1962+ yayımladı. Şirin hanım ise anne mesleği Türkoloji’yi seçti+ üç kızı olmuştur. birçok sempozyumun yapıldığı bir yer haline gelir. atalarının yaşam tarzına hala bağlı öbür Asya Türk topluluklarında olduğu gibi. Ladin ve Şirin isimli. Melikoff bu karşılaşmayı şu şekilde anlatır: 1969 Eylül’ü idi Türkiye’ye ilk kez.ramazankoc. [www. Melikoff. Alevi âşıkların dünyasını ziyaretimin ertesi günü olağanüstü sesi olan bir âşık’a rastladım. Nitekim Türk edebiyatına olan bu derin ilgisi onu ünlü İtalyan Türkoloğu Alessio Bombaci’nin Türk edebiyatı tarihine dair eserini Fransızcaya çevirmeye yöneltmiştir. Türkloji’yi temel uğraş alanı seçti. uluslar arası planda. Ancak Melikoff’un en büyük eserlerinden biri 1970 yılında kurduğu Turcica Dergisi’dir. bu hususları Türkmenistan’daki aşiretleri inceleyen Rus bilgin Vlademir Basilov’un incelemelerinde gördüğünü ve bir başka Kırgız araştırmacının da görüşünün de bu yönde olduğunu söyler. doktora tezi olan Danişmendnâme’yi *La Geste de Melik Danişmend: Danişmendname. 1962 yılına kadar sırasıyla Gazi Umur paşa Destanı’nı *Le destan d’Umur Paşa: Düstûrnâme-i Enverî]. Rus edebiyatı ve tarihiyle de uğraşmakla beraber.İslam-Batinî edebiyatında yoğunlaşıp. kendisinden bir gün önce dinlediğim bir nefesi okumasını istedim: ”Sen Allah’ın aslanısın ya Ali!” Feyzullah. Duygularımı altüst etti. İran kültürü ve tabiatıyla. Enstitünün bir yayın organı olarak o tarihten beri yayımladığı bu dergi. Türkiye’yi ayrı bir çizgide yaşayan. Daha önce kurulmuş bulunan bu enstitünün.

Bunlara örnek verecek olursak: İlber Ortaylı: Çok iyi bir dil donanımı vardı. bilimsel toplantılar *düzenleyici veya katılımcı olarak+ yapan Melikoff. gittiği değişik yörelerde Alevi ve Bektaşi topluluklarıyla. yapacağı yayınların malzemelerini toplamaya çalışmıştır. Refet Yinanç. İrene Melikoff şöyle anlatıyordu: “Bir Ayin-Cem esnasında bir Türk Dost bana. ömrünün büyük bir kısmını Alevilik-Bektaşilik üzerine çalışmaya harcamıştır. ideolojik yaklaşımlardan kurtararak bilimsel bir çerçeveye oturtmuştur. Erdal Yavuz gibi daha birçok akademisyen yetiştirmiştir. Melikoff. Thierry Zarcone. Melikoff’un özellikle Aleviler için kutsal bir ay olan Muharrem ayında ölümünü manidar bulmaktayım.” İrene Melikoff. bugünkü Türkologlardan çok daha iyi Türkçe bilirdi. mesleki titizlik ve duyarlılıklarıyla. Ahmet Yaşar Ocak: Meslekler o mesleğe mensup pek çok kişi tarafından icra edilir. onların ileri gelenleriyle dostluklar kurup doğrudan ve yerinde gözlemlerle. Türkiye’yi hemen hemen her yıl ziyaret etmiş. Michel Balivet. bilimsel kriterlerinden. uyguladıkları yöntemlerle diğer meslektaşlarından ayrılır ve adeta meslekleriyle özdeşleşir. Tunus. Alevi ve Bektaşi zümrelerini inceleyen yayınlarında genelde duygusallığa kapılmamış. ama onlar içinde bazıları vardır ki. başta Ahmet Yesevi. yayımladığı sayısız makalenin yanı sıra. Kendisine “Benim rolüm inanmak değil. Türkiye’de sürekli gündemde olan meselelerden Alevilik-Bektaşilik alanındaki araştırmaları. Ayrıca seyahatler. metotlarından.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Yukarıda bahsettiği olaydan sonra İrene Melikoff. Cezayir. gözlemlemektir ve anlamaya çalışmaktır” diyerek yanıt verdim.com] 97 . taviz vermeden. 8 Ocak 2009’da Fransa’nın Strasburg kentinde tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmiştir. Onun bu çalışmalarını bilimsel olduğunun destekleyen. icra ediş tarzıyla. yaptıkları katkılarla. Stephan de Tapia. yaşadığı şu diyaloğu örnek verebiliriz. Başarılı Türkolog İrene Melikoff hakkında gerek yazar yaşarken gerek öldükten sonra birçok araştırmacı-yazar onu övmüşlerdir. Hacı Bektaş: Efsaneden Gerçeğe. İrene bu tip bilim insanlarından biriydi. Türkoloji alanında derin bir iz bırakan İrene Melikoff. Türk Sufizmi’nin İzinde ve Kırklar Sofrası” gibi alanında yetkin eserler vermiştir. Türkoloji ve Fars etütlerinde aralarında bugün Fransa. yorumlar yapmıştır.ramazankoc. ’Şu gördüğünüz şeye inanıyor musunuz?’ diye sordu. kitap ve makalelerinde ciddi analizler. İran ve Türkiye‘den Ahmet Yaşar Ocak. Fazlullah Hurufi ve Seyyid Nesimi üzerine yazılmış olan ”Uyur İdik Uyardılar”. Bunun neticesinde yazar. [www.

onun zekâ ve güzelliğine. yaptıkları iz bırakan katkılarla diğer meslektaşlarından ayrılır ve âdeta meslekleriyle özdeşleşirler. Bunda herhalde babasının da katkısı olmalıdır. onda şarkiyat alanına. meslekî titizlik ve duyarlılıklarıyla. bu tip nadir bilim insanlarından biriydi. Bu arada ünlü [www. daha çocuk yaşta iki dili öğrenen Irene. Turcica Dergisi’ndeki yazıları. ne de baba. saygınlığına da vesile olmuştur.çok güzel ve zarif bir hanımdır.com] 98 . meslekler o mesleğe mensup pek çok kişi tarafından icra edilir. ama onun en iyi bir şekilde eğitim alması için de her imkânı kullanmışlar. anneleri ise Rus kökenli. yaşamına dair izler takip edildiğinde oldukça zengin bir geçmişe rastlanır. Irene Mélikoff. hem de Farsça öğrendi. Ama tıpkı annesi gibi. bilim dünyasında titizliği ile çalışan. bunu yazdığı eserleriyle ortaya koyan bir bilim insanıdır. bilim dünyasına katkısı olan eserleri olmak üzere üç temel başlık altında toplayabiliriz. Mélikoff üniversite eğitimi sırasında büyük Fransız Türkoloğu Jean Deny’nin ve ünlü Şarkiyatçı ve Anadolu Selçuklu tarihi uzmanı Claude Cahen’in de öğrencisi oldu. Bu üniversite yıllarında ünlü Şark Dilleri Mektebi’nde (Ecole des Langues Orientales) Dr. İşte uluslar arası Türkoloji dünyasının yarım asra yakındır çok yakından tanıdığı Prof. ama onlar içinde bazıları vardır ki. mavi gözlü bu bebek ileride. özel hocalardan müzik ve dil eğitimi almasını sağlamışlardı. Paris’teki orta eğitimi esnasında Grekçe ve Latince ile tanıştı. Uluslararası Türkoloji dünyası. Almanya üzerinden Fransa’ya geçen aile artık orada yaşamlarını devam ettirdiler. Irene Mélikoff. Böyleleri insana onların sanki sırf bu mesleği icra etmek için dünyaya geldiklerini düşündürür. Sorbonne Üniversitesi’ndeki öğrencilik yılları. Irene Mélikoff’u kaybetti. zarafetine vâris olacaktır. 1917 Rus devriminin önünden Avrupa’ya kaçan petrol zengini bir Azeri ailenin birisi erkek. Aile içinde Türkçe ve Rusça konuşulduğu için. Onun yayınlarını bilimsel yayınları. mesleklerini icra ediş tarzlarıyla. 2009 yılı Ocak ayında çok önemli bir bilim insanını. Özellikle Türkoloji alanında yarım asra varan çalışmaları ile dikkat çeken Mélikoff. Onun Türkoloji alanında bu uzun süre içinde yaptığı araştırmalar. ama özellikle Türkoloji’ye merak uyandırdı. Devrimden hemen bir gece önce aile Bakü’yü terk ettiğinde. sarışın. bu küçük kızın ileride dünyanın en önde gelen Türkologlarından biri olacağını o zamanlar şüphesiz ki bilemezlerdi.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI IRENE MELIKOFF ÖZEL TÜRKOLOJİ VE ALEVİLİK BEKTAŞİLİK ARAŞTIRMALARININ BÜYÜK USTASI : IRENE MELIKOFF Ahmet Yaşar OCAK Mélikoff. kalıcı izler bırakmış. Türkoloji alanında yaptığı çalışmalar onun bilimsel kimliğini sağlamasının yanında. yayımladığı makale ve kitaplar. Prof. Adnan Adıvar’ın Türkçe derslerine devam etti. yöntemleriyle.ramazankoc.Ne anne. Mélikoff kardeşlerin babaları aristokrat bir Azeri beyefendisi. yeni ufuklar açmıştır. iki çocuğundan kız olanıdır. Bilindiği gibi. Irene Mélikoff henüz bir bebektir. sarışın. Strasbourg Üniversitesi’nden emekli Prof. Erkek olan uzun zaman önce Kanada’da yerleşmiş olup bir iş adamıydı ve yıllar önce orada vefat etmişti. uzun yıllar bu alanda çalışan yerli yabancı bilim insanları arasında takdir ve beğeni ile karşılanmış.

Bu keşif onu çok heyecanlandırmış. Bu arada Ebûmüslimnâme üzerindeki çalışmaları onun dikkatini Türkiye’deki Alevi Bektaşi toplumu üzerine çekti. sağlam bir kariyer yapmasına ve uluslararası platformda kısa zamanda tanınmasına vesile oldu. asıl mesaisini Türkoloji alanına hasretmekteydi. bir yandan da araştırmalarına devam ediyordu. Aix-en-Provence üniversitesi). I. asıl kariyerini yapacağı yeni bir göreve atandı. CNRS ( Centre National de la Recherche Scientifi que) adıyla dünyaca ünlü bilimsel araştırma kurumunda çalışmaya başladı. ünlü İtalyan Türkoloğu Alessio Bambaci’in – ne hikmetse hâlâ Türkçeye kazandırılamayan Türk Edebiyatı Tarihi isimli eserini Fransızcaya çevirmesine yol açtı . İran kültür ve edebiyatı. bunları derinlemesine analiz ederek çözmeye çalışan nitelikte idi. Kendi ifadesine göre.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI matematikçi Salih Zeki’nin oğlu Faruk Sayar’la tanıştı ve onunla evlendi. Strasbourg’da bir yandan Türk dili. Almancasını ve İtalyancasını geliştirdi. tarihi ve edebiyatıyla ilgili lisans dersleri. kolokyumlara katıldı. Danişmendnâme üzerindeki doktora çalışmalarını bitirdikten sonra CNRS’deki araştırmacılık yıllarında Türk edebiyatının muhtelif konuları üzerinde değişik makaleler yayımladı. değişik yörelerde alan araştırmaları yapıyor. “Türkiye’de Sünni İslam’ın dışında ikinci bir İslam anlayışının gizliden gizliye yaşamakta olduğunu fark etmişti”. Bu yüzden ilk araştırmalarını bu alana yoğunlaştırdı ve ilk yayınlarını bu alandaki incelemeleri teşkil etti. Hocası Claude Cahen’in Sorbonne’a gitmesiyle boşalan Strasbourg Üniversitesi’ndeki Türkoloji Enstitüsü’nün (Institut d’Etudes Turques) başına getirildi. hep önemli konulara problemlere dokunan. Bu evliliğinden üç kızı oldu. Claude Cahen gibi büyük şarkiyatçıların metotlarından esinlenirken. çeşitli Alevi ve Bektaşi gruplarıyla diyalog kurarak gözlemlerde bulunuyor. Bu arada da. İngilizcesini. Mélikoff tam otuz yıldan fazla bir zamanını Alevi Bektaşi incelemelerine hasrederek geçirdi. İran’dan ismini uluslararası alanda kabul ettirmiş bazı başarılı akademisyenler var. kültürü. [www. bilimsel seyahatler. Özellikle 1970’li yıllardan sonra bu alanda yayımladığı makaleleri. kongre ve sempozyumlara. Türkiye’den. Fakat evliliği fazla uzun sürmedi ve tekrar Paris’e döndü.Cezayir ve Tunus’tan. Bu onun bilimsel hayatında artık bütünüyle kendini adayacağı çok verimli yeni bir sayfa açmıştı. Özellikle Anadolu sahasında meydana getirilmiş Türk destan edebiyatı ürünleri onun çok ilgisini çekmekteydi. Türkoloji ve Fars etütleri alanında. telif faaliyetleri. bir yandan da belki Türkoloji alanındaki çalışmalarını derinden etkileyecek olan Fuat Köprülü’yü tanıdı. diğeri Türkolog’dur. aralarında bu satırların yazarının da bulunduğu birçok doktora öğrencisi yetiştirdi. Nitekim onun bu zengin dil alt yapısı. I. Bir yandan Sorbonne’daki Henri Massé. Rus kültür ve edebiyatı ve tarihiyle de meşgul olmakla beraber. egzotik duygular içinde bu zümreleri yakından tanıma arzusunu uyandırmıştı. mastır ve doktora ders ve seminerleri vererek Türkoloji alanında öğrenci yetiştirmeye çalışırken. özellikle ortaçağ Türkiye’sinde Hıristiyanlar ve Müslümanlar arasındaki kültürel ilişkiler ve alış verişler. Bir süre sonra. Araştırmalar. Mezun olduktan sonra kocası ve kızlarıyla Türkiye’ye gelen Mélikoff. düzenleyici ve katılımcı olarak bilimsel toplantılara. İstanbul’da ileride mesleğindeki birikim ve ilerlemesini sağlayacak olan bir çevre edindi. tarihi. Mélikoff artık aradığı yolu bulmuştu.com] 99 . tasavvuf tarihi alanında aynı şekilde değerli çalışmalar yürütmekte olan Thierry Zarcone (CNRS) gibi.Cumhuriyet’in kurucu kadrosu hakkında çok önemli izlenimleri dinleme imkânını elde etti. Mélikoff. dini ve kültürel yaşam konusunda dikkate değer araştırmalar yayımlayan Michel Balivet (Marsilya.ramazankoc. Nitekim Türk edebiyatına olan ilgisi onu.kayınvalidesi Halide Edip Hanım vasıtasıyla. Artık yayınlarının konusu büyük ölçüde Alevilik Bektaşilik idi. Bunlardan halen birisi Slavist. I. veriler topluyor onları anlamaya çalışıyordu. Fransa’dan. o zamanlar enstitüde Türkçe okutmanlığı yapan asistanı ile hemen her yıl Türkiye’ye geliyor. Bunlar içinde bugün.

Hadji Bektach: Un Mythe et ses Avatars: Genese et Evolution du Soufi sme Popülaire en Turquie (Brill. Bu eserin birinci cildi inceleme ve Fransızca çeviri. kitap ve makale olarak Türk destan edebiyatının Anadolu’daki temel metinleri üzerine oldu. Aydınoğlu Gazi Umur Bey’in destanını anlatan Le Destan d’Umur Paşa: Dustûrnâme-i Enverî (Paris 1954)’dir. Ali güneş kültünün İslamlaşmış biçimidir ve Alevilik’te bu yüzden. 2) Turcica Dergisi: [www. Mélikoff daha önceki yayınlarında olduğu gibi bu kitabında da genellikle F. Hocanın Türk edebiyatına dair bu kitaplarının dışında. Mélikoff’un 1970’lerden sonraki hemen bütün yayınları artık Alevilik Bektaşilik üzerine olacaktır.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Buraya kadar kısaca özelliklerini anlatmaya çalıştığımız I. Mélikoff’un bilimsel faaliyetlerini ve katkılarını başlıca şu kategoriler içerisinde özetlemek mümkündür. Mélikoff’un ilk bilimsel yayınları. İstanbul 2001) (Kırklar’ın Meclisinde: Bektaşilik ve Aleviliğin Kalbine Giden Arayış) isimli kitaplarda toplanabilmiştir. Ona göre Hz.Köprülü’nün perspektifinin dışına pek çıkmamış.Onun Alevilik ve Bektaşilik hakkındaki bütün araştırmalarında ele aldığı konuların ve vardığı sonuçların bir özeti durumunda olan son monografisi. 750 tarihinde Emevi İmparatorluğu’nun sonunu getiren ve böylece Abbasîlere hilafet yolunu açan. 1) Bilimsel Yayınları: Yukarıda da kısaca temas edildiği üzere. Fakat onun asıl Alevilik Bektaşilik alanına yöneltecek kitabı. Anadolu halk İslam anlayışının köklerini Orta Asya faktörü ve Şamanizm çerçevesinde aramıştır. I. I. I. ama ilk fırsatta bizzat onlar tarafından ortadan kaldırılan ünlü İranlı ihtilalci Ebû Müslim-i Horasânî’nin destanını anlatan Abu Muslim: Le Port-hache du Khorassan (Paris 1962) oldu. Turna aynı zamanda Hz. Bunlardan biri de aynı destan zincirinin bir halkası olan Battalnâme ile ilgilidir. Ali’nin simgesidir. Bunlardan çok azı De l’Epopéau Mythe: Itinérarire Turcologique (Les Editions Isıs. sosyolojik. ama ömrü vefa etmedi. Mélikoff bu kitabında Bektaşiliğin ve Aleviliğin inanç ve ritüellerinin tarihsel perspektif ışığında kökenlerini. bu edebiyatın pek çok da değişik konularına el atan makalesi vardır. Leiden 1998) (Hacı Bektaş:Bir Mit ve Tecellileri: Türkiye’de Halk tasavvufunun Doğuş ve Gelişimi) isimli kitabı oldu.com] 100 . eski Türk inançlarında güneşin simgesi olan turna kuşu kutsaldır. O bu çalışmalarında son derece titiz bir metotla hareket etmekte. Yukarıda da vurgulandığı üzere. Bu İranlı kahramanın gerçeküstü macerasının Türkler arasında teşekkül etmiş olup. Fakat asıl doktora tezi olan Dânişmendnâme üzerindeki çalışmasını La Geste de Melik Danişmend: Etude Critique du Dânişmendnâme (Paris 1960. Son yıllarda bu çalışmasını yeniden gözden geçirerek yeniden basıma hazırlamakla uğraşıyordu. İstanbul 1995) (Destandan Efsaneye: Turkoloji Yolunda) ve Au Banquet des Quarante: Exploration au Coeur du Bektachisme et Alevisme (Les Editions Isıs. pek çok eski ezoterik inancı da yansıtan hikâyesinden oluşan Ebûmüslimnâme denilen metin onu büyülemişti.ramazankoc. Onun son yıllardaki ilgi çekici teorisi bu çerçevede şekillenmiştir.İlk kitabı. 2 cilt) adıyla bundan altı yıl sonra yayımladı. ikinci cildi ise latinize tenkitli Türkçe metinden oluşuyordu. ilk defa ortaya çıkarmaya ve işlevlerini açıklamaya çalışmış ve ilginç bir takım hipotezler ortaya atarak dikkate değer tespitler ve yorumlar yapmıştır. antropolojik ve teolojik verileri dikkatli bir analiz yeteneğiyle kullanmayı bilmiştir.

Son yıllarda dergide yayımlanan makalelerde. kırka yakın sayısı yayımlanmış bulunan bu uluslararası dergi.ramazankoc. hem de bizzat Bektaşiler ve Aleviler için ona borçlu olduğumuz çok önemli hizmettir. Mélikoff tarafından kurulmuş olup editörlüğü vefat edinceye kadar onun üstündeydi. böylece Türkoloji alanında yeni bir araştırma disiplinine hayatiyet kazandırmış bulunmasıdır. İlk sayısı1969 yılında yayımlanan Turcica. I. sadece şu son söz konusu ettiğimiz husus üzerinde ciddi olarak düşünecek olurlarsa. Bugüne kadar Türkiye’de. ideolojik yaklaşımlardan ve temelsiz spekülasyonlardan kurtararak bilimsel bir çerçeveye oturtmuş olması. Hatırasını saygı ile anıyoruz. kendisini yakından tanımadıkları ve çalışmalarını okumadıkları için onun bu büyük katkısını yeterince değerlendiremeyenler ve sırf uğraştığı konulara duydukları antipati yüzünden ona soğuk bakanlar hep olmuştur. hâlen de vardır. her yıl bir sayı olmak üzere.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Bugüne kadar. [www. Turcica. 3) Bilim Dünyasına Katkısı: Bunların ve canlı eserleri olan. her şey bir yana.com] 101 . hem uluslararası Türkoloji için. kendinden önce pek müntesibi bulunmayan. daha ilk sayısından itibaren ihtiva ettiği kaliteli makalelerle Türkoloji dünyasının Batı’daki ilk bağımsız bilimsel yayın organı olarak büyük bir prestij kazanmış olup. bilim dünyasına kazandırdığı öğrencilerinin dışında. eminiz ki bu düşüncelerinden vazgeçeceklerdir. aynı prestiji bugün de başarıyla sürdürmektedir. bugün Türkoloji alanında Batıda sayıları giderek artan dergilerin anası sayılabilir. Ama onlar. Mélikoff’u asıl her zaman hatırlarda tutacak ve saygıyla anılmasına vesile olacak olan şey. dil ve folklor alanında bir yoğunlaşma göze çarpmaktadır. ilk defa Paris’te I. Bu hem Türkiye için. edebiyat. özellikle Türkiye için ne kadar önemli ve hayati olduğu her geçen gün daha iyi anlaşılan Bektaşilik ve Alevilik alanındaki araştırmaları.

Dr. payı olsa bile aşırı Şiilikte değil. sema. Kırklar mitosunun Sufi mitolojisindeki varlığının farkında olsa bile bunu aslen bir Orta Asya geleneği olarak değerlendirir. alkol kullanım adetleri ve başı açık olan kadınların katılımı gibi hususiyetleriyle eski Şaman geleneğinin bir devamı olabilir. yani ruhların dünyasına seyahat eden. yani ruhların dünyasına seyahat eden. İslam öncesi Türk Şaman’ın. Alevi Tanrı kavramı onda Şaman Türklerin Gök Tanrı’sını çağrıştırır. Alevi ibadet ritüellerinde merkezi konumda olan ayin-i cem’de Şamanizm öğelerini ayrımsayan Mélikoff’a göre ayin-i cem. daha ziyade Manichean ve Budist örneklerden esinlenerek Orta Asya’da aranması gerektiğini ileri sürer. kendi nesli ve takip eden nesillerden diğer birçok bilim insanı gibi. kam-ozan’ın devamlılığının izlerini Alevi dede ve Bektaşi baba kurumlarında sürer. Irène Mélikoff (1917. Milliyetçi perspektife yakınlığının yansımasını Mélikoff’un Alevilik ve Bektaşiliği bir gelenek olarak kavramsallaştırmasında. [www. uzlaştırıcı olan. şifa verici. Sovyet devrimi başlamak üzereyken ailesi ile birlikte Rusya’yı terk edip Fransa’ya kaçan Azeri bir işadamının kızı olarak St. modern Türk Tarihçiliğinin kurucu babası olan Mehmed Fuat Köprülü’nün (1890-1966) güçlü etkisi altında kalmıştır. kam-ozan’ın devamlılığının izlerini Alevi dede ve Bektaşi baba kurumlarında sürer. Akademik çalışmaların eleştirel tartışmalara tabi tutulması ve yeni anlayışların ışığında sorgulanması bilimsel gelişme talebinin bir parçası olduğuna göre bu yazıda eleştirel fakat saygılı bir maneviyat ile Irène Mélikoff’’un Alevi ve Bektaşi geleneklerine dair gözden geçirilmeye ihtiyaç duyulduğunu düşündüğüm görüşlerinin bazılarını ele almaya çalışacağım.com] 102 . İslam öncesi Türk Şaman’ın. GİRİŞ Fransız Türkolog Prof. Şamanizm kalıntılarını Alevi inanç ve mitolojisinde de tespit eder. Türkolog ve Türk Edebiyat Tarihçisi olarak uluslararası takdir ve şöhrete sahip ilk Türk bilim adamı modern Türk Tarihçiliğinin kurucu babası olan Mehmed Fuat Köprülü’nün (1890–1966) güçlü etkisi altında kalmıştır. çalışmaları alanında en önemli bilim insanlarından biri olan Fransız Türkolog Profesör Dr. Ne var ki alanındaki otoritesinin yüksekliği aynı zamanda çalışmalarının ve ileri sürdüğü tartışmaların sıkça körlemesine tekrarlanmasına ve her akademik çalışmanın hak ettiği eleştirel irdelemeden yoksun bir şekilde kabul edilmesine neden olmuştur.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI ĠRENE MELĠKOFF METODOLOJĠSĠ ÖZET Alevi ve Bektaşi gelenekleri. Köprülü’nün İslam öncesi Türk Şamanizm’i ile yakından ilişkilendirdiği ‘heterodoks Türk İslam’ın kökeni ve yapısına dair yaklaşımını takip ettiği görülebilir. Mélikoff. ‘Heterodoks Türk İslam’ın kökeni ve yapısına dair yaklaşımını takip eden Mélikoff. hatta “Alevi-Bektaşi” geleneği adı altında ikisinin birden temsilinin uygunluğunu ileri sürmesinde görebiliriz.2009). şifa verici. içerdiği nefes. uzlaştırıcı olan. belli hayvanların şekillerini alan ve tedavi edici. Irène Mélikoff. özellikle Bektaşilik ve Alevilik olmak üzere Anadolu’nun ‘heterodoks’ Türk İslam geleneğinin tarihi gelişimi ve dini inanç hususiyetleri konusunda en yetkin isimlerinden biri olarak tanınmıştır. Petersburg’da dünyaya gelen Irène Mélikoff. belli hayvanların şekillerini alan ve tedavi edici. dolayısıyla “Aleviliğin Bektaşiliğin farklı bir türü olduğu” sözlerinde.ramazankoc. hiç şüphe yok ki Alevi ve Bektaşi gelenekleri çalışmaları alanında en önemli bilim insanlarından biridir. ilahinin insanda zuhur etmesinin yani Alevilerin hulûl inancının şeceresinin. Özellikle. Mélikoff. Türkolog ve Türk Edebiyat Tarihçisi olarak uluslararası takdir ve şöhrete sahip ilk Türk bilim adamı. kendi nesli ve takip eden nesillerden diğer birçok bilim insanı gibi.

yani ekonomi. içerik ve ana yapısıyla Şaman/Alevi olmanın anlamına dair. yeni ortamda “kalıntılar”a dönüştüren unsurları ile gerçek/otantik/özgün dinlerin zıtlığına düşürür. Dolaylı olarak norm kabul edilen ‘Sünni Müslüman ortodoksi’ye karşı Alevi ve Bektaşilerin heterodoks ve ‘senkretik’ olarak tanımlanması Köprülü’den beri bu akımların açıklamasında standart bir motif olagelmiştir. şöyle ki Bektaşilik ve Alevilik birincil olarak Türkçü ve sadece ikincil olarak İslami/Şii olan bir şecereye bağlamlanır. Şamanist kalıntılar olgusu Köprülü’nün eserlerinde bir motif olarak göze çarpmasına rağmen bulanık kalmıştır. Bu varsayımın kendisi. devlerle çarpışmış. ‘Şamanist’. Bu varsayımlar sık sık. neredeyse belirgin bir şekilde tanımlanabilen. Mélikoff ise çalışmalarında Alevilik ve Bektaşilik’teki bu tip kalıntıları “İslamlaşmış Şamanizm” olarak somutlaştırarak yola çıkar. bilinçli veya değil. kavramsal ve normatif imalarını göz ardı ederek inanç biçimleri olarak kullanır. onaylar. devam ettirdikleri diğer dinlerin kalıntıları ile bir şekilde yeterince tanımlanabileceklerini ifade eder. Tarihsel olarak bakıldığında tüm dinler senkretistik oluşumlar olmasına rağmen. Mélikoff’un çalışmaları belirli dil ve semantiklerin dini–siyasi güç ilişkilerini nasıl meşrulaştırdığına dair eleştirel bir analiz sunamamaktadır.yakınlaşmasının tedricen gerçekleştiği” varsayımına dayanmıştır. Devin DeWeese. Üstelikle. Şamanizm açısından tek sorgulanması gereken nokta Alevi pratiklerinin İslam öncesi ‘Türk’ pratiklerine indirgenmesi değildir. fazla eleştirmeden. kaynak. önyargılar taşıyarak eleştirel tarih çalışmalarına ciddi bir engel haline gelmiştir. Modernist din kavramına bağlı olan ‘heterodoksi’ ve ‘senkretizm’ gibi terimleri. Hacı Bektaş’ın Vilayetname’sinde de Şamanist öğeleri ayrımsar. Bu tezin getirdiği tarihsel ve ampirik problemler bir yana. eski Türk Şamanlar gibi. bu tanımın bütün dinler için kullanışlı görünmemesi belli din söylemlerinin hakimiyetine işaret eder. Diğer bir ifadeyle Şamanizm’in. Kalıntı teorisi. Dahası. gayet homojen bir Türk Şaman dini varsayımına dayanır. modern fikirleri yansıtan etnik ve dini özneler ve bu öznelerin sınırlarından dolayı problemlidir. Evliya. Mélikoff’un kullandığı din kavramı. Günümüz ciddi incelemelerinin de ikna edici bir şekilde savunduğu gibi ‘heterodoksi’ gibi kavramlar veya senkretizme yönelik kalıntılar yaklaşımı.ramazankoc. özcü temellere dayanan ve gündelik ile akademik söylem arasında yeterince ayrım yapmayan bir din kavramıdır. eleştirel araştırmayı engelleyen bir normatif tarafl ılık içerir. kullandığı kuramsal yapı ve tezinin temelinde yatan ‘Şamanizm’. Benim bu konuya ilişkin ana kaygım Mélikoff’un metodolojisi. ‘senkretistik’ grup ve akımların ötekiliğini verili kabul edip. ‘senkretizm’. İslam öncesi Türk dininin Şaman pratiklerinin ancak belirli özel durumlarda ve sayısı az seçkin din elemanlarınca icra edildiğini öne sürdü ve böylece bir halk ya da cemaatin Şaman sayılmasına dair ikna edici ilkesel bir eleştiri geliştirdi. siyaset ve hukuk gibi modern ulus devletin diğer alan ve pratiklerden ayrılması ve tanımlanması sorunludur. Mélikoff Alevilik’e ve daha fazla da Bektaşilik’e. Mélikoff’un Alevi ve Bektaşi geleneğin kökenleri ile ilgili fikirlerini topladığı son monografi (Hadji Bektach: un mythe et ses avatars) için Hamid Algar yazdığı keskin eleştiri yazısında “Bektaşilik İslamlaşmış Şamanizm’den ne miras aldıysa da bu miras yine de önemine yeterince değinmediği Gulat Şia’dan alınanlardan daha az sayıda ve önemdedir” diyerek diğer sorunlu noktaların yanı sıra Mélikoff’un yaklaşımındaki tarihsel olasılık problemlerine işaret etmiştir. pratik ve mitoloji gibi perspektif lerden araştırılabilmesi mümkün olan -ama yine de bu ayrıştırılan parçalarının oluşturduğu bütün ile diğer dinlerden kolayca ayırt edilebilen ve organik bir sistem oluşturabilmesi mümkün olan. Kısacası Mélikoff Alevi ve Bektaşi geleneklerini Türk-Altay Şamanist unsurların açıkça baskın olduğu İslami. özellikle onlara kökten dinci Sünni Müslüman tehdidine karşı laik sekülerlik bayrağını taşıyan Türk laikçilerin yanında rol verdiği zaman. belirli teolojik ve/veya milliyetçi söylemlerin içine yerleşip. Mélikoff. sonucu oldukça sarihtir. Mélikoff’un eski Türk Şamanizm ile Alevi ve Bektaşi geleneği arasında çizdiği tüm paralellikler. oldukça durağan. Alevi ve Bektaşiler gibi grupların eş zamanlı olarak Türk ulus devlet projesinde millileştirilmesi (Türkleştirilme) ve egemen Sünni-İslam söyleminde ötekileştirilmesi (‘heterodoks’ addedilme) hakkında.bir alan ve pratik olarak tanınması tartışılmalıdır. biyani “İslamlaşmış Şamanizm’in Şiizm’e -hatta aşırı Şiizm’e. genel olarak sempati ile yaklaşmaktadır. ruhlar diyarını ziyaret edip ruhlarla buluşmuştur. Mélikoff’un tezi tamamen zıt bir tahmine. öz ve tanımı net olan sınırlar ile ilgili varsayımlara dayanır.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Ayrıca Alevi manzume ve geleneğinin önde gelen bir fi gürü olan Turna kuşu ile cisimleşmiş Ali imgesi İslam öncesi Türk’lerin kadim doğal güçlere olan inançlarını andırmaktadır.Bu yüzden Mélikoff’a göre Alevi’lerin Ali’yi yüceltmeleri İslam öncesi Türk evrenbiliminin Şii terminoloji ile kaynaşması olarak addedilebilir. inanç. senkretistik dinlerin taşıdıkları. kurumsallaşmış. ‘Heterodoksi’ ve kalıntı temelli senkretizm söylemleri kök. yukarıda özetlenmiş bir din kavramı içinde kaldığı sürece.com] 103 . ve nihai olarak ta ‘din‘ kavramlarıyla ilgilidir. [www. Böyle bir yaklaşım bu senkretistik grupları. Şamanizm’in modern anlamda bir ‘din’ olarak ele alınması. incelediği ‘heterodoks’. Manikean ve Hristiyan öğeleri içeren girift bir senkretizm olarak kavramsallaştırmıştır.

farklı kültür ve dinlerden gelen etkileri kabul etmesine rağmen Türk unsurunun her zaman baskın kalması yaklaşımını da çok güçlü olarak hatırlatır. dolayısıyla “Alevilik’in Bektaşilik’in farklı bir türü olduğu” sözlerinde. Türk veya pan-Türkist milliyetçi gündem karşısında Mélikoff’un duruşuna dair nereye varmak istendiğinden bağımsız olarak yapıtlarını Cemal Kafadar’ın “milletçilik” (nationism) olarak değerlendirdiği. Milliyetçi perspektife yakınlığının bir diğer yansımasını Mélikoff’un Alevilik ve Bektaşilik’i bir gelenek olarak kavramsallaştırmasında.Istanbul Teknik Üniversitesi) [www. Daha detaylı bir incelemede ise Mélikoff’un geliştirdiği tezin Türk kökenlerini ve tarihini Türk ve İslam parametreleri içinde düzenleyen ve homojenleştiren Türk milliyetçi projesi ile Alevilik ve Bektaşilik’i asimile etmeyi amaçlayan Türk devleti’nin Alevi politikası arasında bir ahenk oluşturduğu ortaya çıkar. Milliyetçi perspektife yakınlığının görünür olduğu yerlerden biri Alevi ve Bektaşi geleneklerine Türk geleneklerinin özü olarak odaklanmasıdır ki Köprülü’nün.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Öğrencisi ve meslektaşı Ahmet Yaşar Ocak. samimi duygularla sempati duyduğu Alevi ve Bektaşi zümrelerini inceleyen hiçbir yayınında duygusallığa. Türk milliyetçiliğinin homojenleştirme eğilimi ile aynı yöndedir. Türkiye Türklerinin tarih serüveni sanki Asya’dan modern Türkiye’ye kadar uzanan tek yönlü bir devamlılıkmış gibi. modernist millet ve devlet mercekleri altında şekillendirilmiş tarih dışı teleolojik anlatımını eleştirdiği diyalektik içinde kavramak daha uygun olacaktır. ilmi tarafsızlıktan ayrılıp ideolojik ve siyasî spekülasyonlara asla sapmadı” şeklinde bir tespitte bulunur. Mélikoff’un Ocak tarafından övgüyle bahsedilen Türklere ve onların tarihine yönelik sevgisi bilinçli olarak siyasi olmayabilir. Dini ve etnik farklılıkları eşit derecede tehlikeli bulan bu homojenleştirme eğilimi benzerlikleri vurgulayıp ayrımları küçük sayar ve Kızılbaş-Aleviler’in Bektaşilik ile retorik birleşmesini daha geniş milliyetçi bir Türk tarih çerçevesi içinde hoş görür. Mélikoff’un anısına bir yazıda hayatı ve çalışmalarıyla ilgili “şunu özellikle belirtmek gerekir ki..com] 104 . Aleviliğin bir Türk geleneği olması gibi milliyetçi bir kavramsallaştırmanın başlangıç tarihine kadar varan Alevilik ve Bektaşilik’in bu şekilde birleştirilmesi. hatta “Alevi-Bektaşi” geleneği adı altında ikisinin birden temsilinin uygunluğunu ileri sürmesinde görebiliriz.ramazankoc. fakat siyasi proje ile aynı safta durduğu kesindir. ( Markus Dressler Dr.

Kızılbaş tabiri de bundan ötürü verilmiş ve kullanıla gelmiştir. Adeta bu hatırayı yad etmek isteyen Hz. Bu kelimenin kullanımı on beşinci ve on altıncı asırlara kadar uzanır. Uhut’ta kendisini Peygamber’e siper etmiş. Onlara izafeten Anadolu Alevilerine de Kızılbaş denilmiştir. yüzü kan içinde kalmıştı. Peygamber. iştirak ettiği diğer savaşlarda başına kırmızı bir taç takar. Ali. Kızılbaşlık olayını Hz.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI KIZILBAġLIK NE DEMEKTĠR? Kızılbaşlık. Peygamberi korumuştu. eli. Bundan dolayı Şiilere Kızılbaş adı verilirken. akan kanlar başını tamamen kızıla boyar. Ali’ye bağlarlar.com] 105 . Kızılbaş kelimesinin Osmanlı belgelerinde kötüleyici bir anlam yüklenmiş olmasının sebebi. Anadolu Alevileri de Kızılbaş adını almışlardır. Bu nedenle şu dörtlüğü dile getirmişlerdir:( 5) İrene Melikoff’a göre. karşıt insanların bu sözü hakaret anlamında kullanılmasına kızarlar. Onlar. Bu çarpışmada tam 16 yerinden yaralanmış. başına sürerek yere damlamasını önlemiştir. Anadolu Aleviliği için en çok kullanılan ve Alevilerce genel anlamıyla benimsenen isimlerden biridir.(1) Bu rivayetin değişik bir varyantını da diğer bir alevi yazar şöyle dile getirir: “Uhut’ta Hz. Hatta.(6) Sonuç olarak şunu söyleyelim: Her ne kadar bazı kimseler Kızılbaş ismini bir hakaret ifadesi olarak ele alsalar da. Şah İsmail’in Şii olan askerleri. Konuyla ilgili Zelyut şöyle der: “Aleviler. Bu askerlerin başlarında kırmızı takkeler bulunmaktadır. “Kızılbaşlık gibi unvanımız var” diyerek Kızılbaş olmaları ile övünürler.. bu toplumun isyanlara karışmış olmalarıdır. Alevi dedeleri de. Kızılbaş olmaktan utanç ve küçüklük duymazlar.. Aleviler.”(2) İkincisi: Şah İsmail. Muhammed’in yaralarından akan kanı Ali. bir grup Aleviler bunu bir iftihar vesilesi olarak algılamaktadırlar. Başlığı da kandan kıpkızıl olduğu için Ali’ye “Kızılbaş” denilmiştir.” (7) [www.(3) Üçüncüsü: Bu görüş de yine Şah İsmail’in askerleri ile ilgilidir. askerlerini Anadolu’dan Suriye’ye geçirir. (4) Dördüncüsü: Müslümanlık’tan önce Şamanlık dinine mensup olan ve daha sonra Aleviliği kabul eden Türkmenlerin dini ayinlerini idare eden Şamanlar. Ali. Aleviliğe bu adın verilmesi ile ilgili değişik görüşler ileri sürülmektedir: Birincisi: Hz. diğerlerinden farklı olarak başlarında kırmızı bir külah taşımaktadırlar. herkes kaçarken. Bayezid ile bir anlaşma yaparak. II.ramazankoc. başlarına kırmızı külah giyerek derneklerini idare ettiklerinden dolayı Sünni Türkler tarafından Anadolu Alevilerine Kızılbaş ismi verilmiştir. başlarına kırmızı bir külah giyerlerdi. Uhud Harbinde Mekkeliler tarafından yaralanınca.

babası Osman Gazi gibi kızıl börk giyiyor ve askerine de giydiriyordu. 254.g. Ġstanbul 1997. kalpak) giyen bir Türk boyunun adı “Karakalpak” veya “Karapapak” tır. s.ramazankoc. Ġstanbul 1949. Türkiye‟de Alevilik BektaĢilik. Buhara Mektebine mensup bir sünni tarikatı da “Yeşilbaş” olarak adlandırılmaktadır. (9) Kızılbaş isminin menşei ile ilgili olarak bir diğer görüş de şöyledir: Erdebil tekkesi şeyhlerinden Şeyh Haydar (894/1488). Bunun üzerine Orhan Gazi Bilecik’te ak börk işlenmesini emretmiştir.789. “KızılbaĢ”. Bekir Kütükoğlu. “Kardeş! Her ne ki sen dersen ben onu kabul ederim. Bu nedenle Erdebil Tekkesi mensuplarına “Kızılbaş” adı verilmiştir. bu konuda kendisine şu öğüdü verir: “Hanım! Senin askerine bir alamet koyalım ki.117. Ġstanbul 1999.e. 9-10. 7. a.Enver Behnan ġapolyo. “Alevi-BektaĢiliği Tarihi Kökenleri BektaĢi-KızılbaĢ (Alevi) Bölünmesi ve Neticeleri”.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Bu dört görüşün dışında iki ayrı görüş daha bulunmaktadır. Türkler arasında başa takılan başlıklara izafeten.” demesi üzerine Alaaddin Paşa.. s. Sayın Dalkıran.g.ġapolyo. cilt 6. Ethem Ruhi Fığlalı.Mehmet Eröz. 10. Mesela. Tarihi ve Kültürel Boyutlarıyla Türkiye‟de Aleviler BektaĢiler Nusayriler. s. “Karabörklü”. Türkiye’de “Karabörk”. s. Osmanlı-Ġran Siyasi Münasebetleri. Abdülbaki Gölpınarlı. ss. Ġstanbul 1993. ġapolyo.” Orhan Gazi’nin. 5. siyah başlık (papak.Zelyut. s. Türkiye‟de Alevilik BektaĢilik. ĠA.AĢıkpaĢaoğlu. kırmızı börk veya başlık giyen Türkmen boyları ile alakalıdır.ġapolyo. 2. Ġbn-i Kemal ve DüĢünce Tarihimiz.. Atsız NeĢri. 82.e. 255. s. boy ve oymak isimlerine rastlanmaktadır. “Etraftaki beylerin börkleri kızıldır. 3. Türkiye‟de Alevilik BektaĢilik. ss. V.. Osmanlı Devleti‟nde Ehl-i Sünnet‟in ġii Akidesine Tenkidleri.g. 20. ss.23. 12. Seninki ak olsun. urug.Zelyut. a.. Ġstanbul 1993. Huart. şu örnek bulunmaktadır: Orhan Gazi.com] 106 . 8. başka askerlerde olmasın. (8) Aşıkpaşaoğlu Tarihi’nde bu hususla ilgili olmak üzere. Ankara 1989. Ġstanbul 1964. a. “Akbaşlı” ve “Akbaşlar” isimleri ile pek çok köy bulunmaktadır.Ġrene Melikoff.ġapolyo. 9. 254. s. ss.” diyerek teklifte bulunur.g. 82. 81-82.e. s. Ankara 1990. s. (10) Kaynaklar: 1.. 4. [www. 9. Mezhepler ve Tarikatlar Tarihi.. s. a. 6.Fığlalı. Bize göre. Tevarih-i Al-i Osman. Bunlardan biri. s. Alevilik. 255. Kardeşi Alaaddin Paşa. CL.e. “Haydar”. ss. 255. Ġstanbul 2000. 387. Kızılbörklü”. Ġ:A:. on iki dilimli kızıl bir taç giymiş ve kızıl sarık sarmaya başlamış ve derecelerine göre müritlerine de aynı tacı sarıklı veya sarıksız olarak giydirmiştir. Mezhepler ve Tarikatlar. bu iki görüş diğerlerinden isabetli görülmektedir. 2.

sokak başlarına erketelerin konulduğu dönemin anılarını taşıyordu ve anî baskınlara maruz kalmamak için gizli kapaklı semah yapan Kızılbaş grupların bunu ancak mum ışığında yapabilmeleri ve yakalanacakları haberi gelir gelmez. bir zamanlar "Kızılbaşlık gibi unvanımız var" diye övünülen bir isim iken bugün saklanan bir kimlik haline dönüşmüştür. Bu rivayetler günümüz Aleviliğinin çeşitliliğini ve makasın uçları arasındaki geniş yelpazeyi de işaret etmektedir. dai ve nökerlerine aynı kızıl başlığı giyindirmiştir. Osmanlı askeri de beyaz başlık kullandığı için "Akbaşlar" olarak anılabiliyordu. Osmanlılar döneminde bu adı hakaret için kullananlar daha ziyade resmi ideolojinin temsilcileri idiler ve Kızılbaşlık düşüncesiyle mücadele için bunu yapıyorlardı. İsmail bu uygulamayı devam ettirmiş. [www. Bunun en belirgin göstergesi de "mum söndü" safsatasıyla örtüştürülerek halkın dimağlarına kazındı. yahut her dinî grup gibi kapıları dipçikle dövülmeye başladığında mumları söndürüp ortamı gizleme gayretlerine yakıştırılan suçlamanın adıydı.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI KIZILBAŞLIK VE MUM SÖNDÜ Anadolu Aleviliğinin tarihsel süreçteki adı Kızılbaşlık'tır. durmadan devletin başına çorap ören bu gruba karşı yaptırım ve cezaları haklı gösterecek bir zemin gerekiyordu. Zaten Türkler arasında başa takılan başlıklara izafeten boy ve oymak isimleri eskiden beri kullanılmaktaydı. ibadetlerle birlikte dinî zikir ve tasavvuf adabının yasaklandığı. tekkelerin kapatıldığı. Gel gelelim. Tarihsel süreçte ise böyle bir suç bulunmamaktadır. kalpak) giydikleri için "Karakalpak" veya "Karapapak" diye anılan Türk boyu veya Anadolu'da "Karabörk". durmadan isyanlara kalkışan. Erdebil tekkesi müritlerine on iki dilimli kızıl bir taç giydirip kızıl sarık sarmaya başladığında müritlerini manevi derecelerine göre tasnif edip aynı kızıl başlığı sarıklı veya sarıksız olarak giydirmiştir. Kızılbaş adı Şah İsmail döneminde yaygınlaşıp resmileşmiş ve tarihsel süreçte bir övünç vesilesi olmuştur. Yavuz Sultan Selim döneminde de bunu bir kimlik göstergesi saymışlardı. ötekileştirme çabası bilhassa Cumhuriyet'in ilanını takip eden yıllarda daha da arttı ve Kızılbaşlık gayr-i ahlakî bir tavır ile tanımlanır oldu. "Akbaşlı" ve "Akbaşlar" diye adlandırılmış eski köyler bunun örneğiydi. Kur'an'ın dışlandığı. Güçlü bir devlet olup da II.com] 107 . Birisine Kızılbaş denildiğinde onu aşağılama ve hamiyetsizlik iması öne çıkar oldu. "Karabörklü". Bayezid ile yaptığı antlaşma gereği askerlerini Anadolu'dan Suriye'ye geçirdiği vakit Anadolu'daki mürit ve muhipleri de kızıl başlık kullanmaya başlamışlar. ibadet esnasında jandarma korkusuyla kapılara nöbetçilerin. Yani Kızılbaşlığı Sünni İslam dairesine yaklaştırarak namaz kılıp oruç tutan bir Alevilik ile "Ali'siz Alevilik"i savunarak İslam öncesi Şamanlıkla bağlantı kurmayı tercih eden bir Alevilik arasında gidip gelen kültürel bağ. Kızılbörklü". Keza XVI. Karakoyunlular kara başlık kullandıkları için "Karabaşlar". şeyhliğini şahlığa tahvil edince de askerlerine. Şamanların kızıl bir başlığa bürünerek ayinlerini yönetmelerinden dolayı işi İslam öncesi dönemlere götürenler vardır. Oysa "mum söndü" ifadesi. yüzyılda Özbek askerleri yeşil başlık kullandıkları için "Yeşilbaşlar". kızıl başlıklar ile beyaz başlıkların savaşı olan Çaldıran'dan sonra da yaygınlaşmıştır. Bu iki uç görüş arasında Kızılbaş adına yorum getiren daha pek çok rivayet mevcuttur. imanın içinin boşaltıldığı. İsmin kökenini Uhud harbinde Kâinatın Efendisi Muhammed Mustafa'yı savunurken on altı yerinden yaralanıp başlığı al kanlara bulanan Hz. Anadolu Aleviliğinin "Kızılbaş" adını kullanması ve diğerlerinin de onları bu adla anması o yıllarda başlamış. halifelerine.ramazankoc. Bu kelimenin içini dolduran anlam yüzyıllar içinde değişmiş. İsmail'in babası Şeyh Haydar. Alevilere neden Kızılbaş denildiğine dair pek çok rivayet vardır. ġah Ġsmail'den sonra ne oldu? Kızılbaş adı bir hakaretin adına dönüştü. Nitekim Osmanlı'nın hukuk sisteminde kriminal olayların kafa kâğıdı sayılan kadı sicillerinde buna örnek teşkil edecek dava ve hükümler yer almaz. Ali hakkında kullanılmış bir tabir gibi gösterenler yanında. Siyah başlık (papak. Onlara göre.

41 Hz. sadece kelime mânası itibariyledir. Ali taraftarı) denilen bir kesimden bahsetmekte. Ali‟nin (122/740).com] 108 . Hz. Osman'ın şehit edilmesinden sonra meydana gelen gelişmelerde. Ġskender Pala ġÎA'NIN DOĞUġU Şîa'nın doğuşuyla alakalı değişik görüşler bulunmakla birlikte. (300/912) Hz. Hz.v. Nevbahtî’nin belirttiğine göre. Eş’arî. Ali‟nin ölmediğini ve yeryüzünü adaletle doldurmak için tekrar geleceğini söyleyerek. Yâsir. Ali’nin yanında yer almayan ve onun icraatlarını benimsemeyen sahabîler de vardı.‚Şîatu-Ali‛.a. Osman zamanında da Şiî bir faaliyet görmek mümkün değildir. Esved'i (r.46 Bu itibarla sosyal barıĢa etkisi açısından ġia‟nın en önemli görüĢünün imâmet etrafında Ģekillenen düĢüncesinin olduğunu söyleyebiliriz. Ebû Zerri‟l-Ğıfârî. Nitekim ġehristâni. ashâptan Selman Fârisî. Ali'nin Ģîası (taraftarı) olarak zikretmektedir. Hz. Osman'ın şehit edilmesinden sonra Hz. Hz. Hz. Ali'nin şîa’sı denilmesi daha sonradan oluşturulan Şiî görüşleri taşımalarından değil. Peygamber zamanında ġîatu-Ali (Hz. Bilahare bazı Kızılbaş gruplar arasında mumlu semah uygulaması kısa bir süre Şah İsmail sünneti olarak tatbik edilmiş. Ali’yi diğer sahabeden üstün görme düşüncesinin esas olduğuna dikkat çeker. Mikdad b. Ali'nin yanında yer alan ve Şîatu-Ali (Ali Taraftarı) denilen kesimin arasında birçok sahâbe olduğu gibi. Hüseyin başta olmak üzere Hz.ramazankoc. Nitekim Bağdâdî ve ġehristânî gibi âlimler. Ali başta olmak üzere onun soyuna karşı bazı Müslümanlarda aşrı bir sevginin oluşmasını sağlamıştır. İbn Sebe’. Ömer ve Hz. Ali'nin yanında olanlara Hz. Onlara göre Ġbn Sebe. Şîa’yı Hz. Ali’ye karşı oluşan bu sevginin etkileri gulât-ı şia denilen kesimde ifrat derecesine kadar varmıştır. Ebû Bekir. ġîa‟nın iman ve amel ile alakalı bir meselede Mutezile‟nin etkisinde kaldığı söylenebilir. Ali'nin tarafında bulunanlara ‚Şîatu-Ali‛ (Ali’nin taraftarı) dendiği38 bilinmektedir. Peygamberin yakınlarının şehid edilmesi Emevî düşmanlığını körüklemiş ve maruz kaldıkları haksızlıklardan dolayı Hz. Ali'nin yanında yer alanlar demek olup39 bu terimin sonradan oluşturulan Şîa ile bir alakası bulunmamaktadır. recat ve tenâsuh inancının oluĢmasına öncülük etmiĢtir. Daha sonra Kerbelâ Vakası’nda Hz. Hz. ikisi bir mum yakarak semaha kalkmışlar.) zamanında ne lügat manasında ne de ıstılah manasında bir Şîa’dan bahsetmek mümkündür. Hz. Ġmâmetin dıĢındaki diğer konular ġîa‟nın varlığı için pek önem taĢımadığından birçok meselede baĢka mezheplerin görüĢlerinden etkilenmiĢlerdir. Ata‟nın (131/748) talebesi olduğuna ve Zeydiyye‟nin inançla alakalı birçok esası Mutezile‟nden aldığına dikkat çeker. Ali ölmedi. yeryüzüne zulüm ve haksızlıkla hakim olduğu zaman o yeryüzünü adâletiyle dolduracaktır” diyerek44 ġiiliğin temelini oluĢturacak düĢünceleri ortaya atmıĢtır. Bu itibarla Hz. Hz. mum sönesiye kadar (o zamanki mumların patates misali yamru yumru olduğu ve yaklaşık iki saat kadar yandığı bilinmektedir) vecd halinde dönmüşler ve sonra bitap düşmüşler. ġiîlerin önde gelen âlimlerinden Nevbahtî. Ali’yi diğer sahâbe üzerine takdim eden kimseler olarak ifade ederek43 Şiilikte Hz. Hz. Ali‟nin imâmeti hususunda nass bulunduğu” iddiasının ilk olarak Ġbn Sebe‟ tarafından gündeme getirildiğini belirtirler. Mutezile‟nin kurucusu Vasıl b. Ali'nin vefatından sonra "Hz.) Hz. Ali’ye haksızlık yapıldığı kanaatini uyandırmıştır. Ali’nin yanında olan ve Hz. ġîa‟nın Zeydiyye fırkasının kurucusu kabul edilen Zeyd b. Resûlullâh (s. Ali’nin özellikle hilafeti döneminde karşı karşıya kaldığı birtakım olaylar bazı Müslümanlarda Hz.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Kızılbaşlık geleneğinde mum ile semah ilk kez Şah İsmail ile Kalender Çelebi'nin mülakatlarında gündeme gelmiş. Aynı şekilde Hz. ġîa‟nın gaybet. [www. sonra terk edilmiştir. Ammar b. “Hz. Peygamberin vefatından sonra Hz.a. ġîa nazariyesinin temelini oluĢturan.

Hz.a. Kardeş ve amca olarak birbirine son derece yakın olan kişilerin Şiîler tarafından ayrı ayrı imam kabul edilmesi imamların belirlenmesinde bir nassın olmadığını gösteren önemli bir delildir.52 Şiî fırkalar bu mühim işin ümmete bırakılmasının doğru olamayacağını söyleyerek Hz. imâmeti nübüvvet gibi ilâhî bir makam olarak kabul ettikleri için imamın tayininin de Allah tarafından yapılması gerektiğini söylemişlerdir. Hz. Hüseyin’in oğlu Zeynelâbidîn’den sonra kimin imam olacağı konusunda anlaşamamışlardır.v. Muhakkakki biz onun koruyucusuyuz‛57 âyetiyle ilâhî muhafazada bulunduğu açıklanan Kur’-ı Kerim’in eksik olduğunu veya değiştirildiğini söylemek gerçeklere mutabık olmaz. Hatta Hz.com] 109 .ramazankoc. Peygamber'in ihmal etmesinin düşünülemeyeceğini iddia etmiş51 ve yeryüzünün hiçbir zaman imamdan hâli kalmayacağını önemli bir esas olarak kabul etmiştir. imâmeti akaid esaslarından saymış ve imanın ancak imama imanla tamam olacağını iddia etmiştir. Hüseyin’in de imâmetin nasla kendi soylarına ait olduğuna dair bir ifadeleri olmamıştır. On ikinci imam Muhammed el-Mehdî’nin kaybolmasından sonra onun tekrar gelmesi beklendiğinden bu devrede bir ‚imam‛ olmadığı gibi yönetimde yer alan hiçbir otorite de meşrû değildir. Zeydiyye ve İsmâiliyye). Şah İsmâil döneminde (1501-1524) ifrat derecede İmâmiyye’nin savunucuları haline gelmişlerdir.) halife tayin ettiğini ve bunu ilâhî emirle yaptığını belirtmektedirler. Hasan kendi isteğiyle hilâfeti Hz.v. Ayrıca sahâbenin ‚nassı gizlediği‛ iddiası da onlar tarafından bize nakledilen ve dinin iki önemli esası olan Kur’ân ve Sünnetin sahihliğinde şüphelerin oluşmasına sebep olur. Muâviye’ye devretmiştir. Ali Şeiratî ve Tabatabaî gibi son dönem Şiîler de bu görüşte olup. Hasan ve Hz. Allah’ın kendilerine emrettiği hususları yerine getirirler. ‚sahâbe kabul etmez diye tebliğle mükellef bulunduğu bir hususu açıklamaması‛ onun tebliğ görevini tam yapmadığı mânasına gelir. Muhammed’den (s. Ali’nin bunu açıklamaması mümkün gözükmemektedir.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI a) ġîa’nın Ġmâmet GörüĢü Şîa’nın İmâmiyye kolu. ‚Şüphesiz ki o Zikri (Kur’an’ı) biz indirdik. Peygamber’in (s. Safevîler döneminde (1501-1722) ulemânın siyasete ilgisi ve müdahalesi gittikçe artmıştır. Beklenen imam Mehdi gelinceye kadar ‚ulemâ‛ siyasette yer almadan imama naiplik yani vekâlet edecektir.a. Hz. Hz. ‚Birtakım hususların gizlendiği iddiası‛ veya Hz. Başlangıçta tamamen Sünnî olan Safevîler. Şia’nın bu düşüncesinde tarih boyunca fazla bir değişiklik olmamıştır. imamların peygamberlerin sıfatlarına sahip olduğunu söylemişler ve peygamberlerin sünneti gibi imamların sünnetini de delil kabul etmişlerdir. Ali’nin nasla imam tayin edildiğini belirtip. Şiî ulemaya bu dönemde dinî vazife ve salahiyetlerinin dışında ictimâî ve siyasî [www. imâmeti onun soyuna hasretmişlerdir. Bu itibarla tarih içersinde İmâmiyye genel manada devrin siyasî otoritesine muhalif bir tavır takınmış ve meşru bir idare için Mehdi’nin gelmesini beklediğinden genel manada siyasetten uzak kalmıştır. Asr-ı Saadet’ten sonraki uygulamalara bakıldığında bir nass bulunup da onu sahâbenin bilmemesi veya bildiği halde dikkate almaması veya Hz. Onlara göre imamlar ve peygamberler küçük büyük hiçbir günah işlemezler. Şiîler. imâmet gibi mühim bir meseleyi Hz. Peygamberin. Ayrıca vefat ederken de kendisine Hz.47 Şiîler. Eğer bir nas olsaydı Hz. Şîa.) sonra imâmet Hz. Ali ve onun soyundan gelen on iki imama aittir. Hasan nassa aykırı hareket etmezdi. İmâmiyye’ye göre Hz. Hasan’a bîat konusu sorulduğunda yanındaki Müslümanları muhayyer bıraktığı rivayet edilmiştir. Nitekim Humeynî. b) ġia-Ġktidar ĠliĢkisi Şiîliğin üç büyük fırkası (İmâmiyye. Ali’nin hayatı boyunca hilafet etrafında gelişen olayların merkezinde bulunmasına rağmen imâmetin kendine ve soyuna nass ile tahsis edildiğine dair bir beyanı görülmemiştir.

asırda merci-i taklid’in dinî bir otorite merkezi olarak müesseseleşmesi. İmâmiyye Şîası için bir dönüm noktası oldu.com] 110 . Humeynî ile birlikte on ikinci imamın ‚Mehdî‛ olarak gelmesini beklemek yerine ‚yönetimde yer alma‛ görüşü geliştirildi. İmâmiyye inancına göre sadece on iki imama ait olan ve mâsumiyet vasfına haiz olduğuna inanılan ‚imâm‛ unvanı Humeynî’ye verilerek kendisi daha ruhânî kabul edilen bir makama yükseltildi. XIX. gün geçtikçe güçlenmeye devam ederek kendi içinde bir hiyerarşi geliştirmiştir. Yönetim hakkının ‚imamlara vekâleten Şiî ulemada olduğu‛ iddia edildi. siyasî olaylarda başrolü oynar hale geldi. Humeynî. Müctehidler ve mukallitler olmak üzere Şiîler arasındaki ayrım iyice netleşmiştir.İmâmiyye mezhebindeki Usûlî-Ahbârî mücadelesi XVIII. Humeynî’nin ‚ulemanın siyasî sahada da söz sahibi olup idareyi ele almasıyla‛ ilgili görüşleri ‚Velâyet-i fakih‛ adı altında toplandı. zamanla merci-i taklid olarak sosyal hayatın birçok alanında fikirleri kabul edilen bir âlim haline geldi. Tahsis edilen vakıflar ve bir takım muâmeleler neticesinde aldıkları ücretlerle siyasî otoriteden bağımsız hale gelen Şiî ulemâ. Bu istikamette Ali Şerîatî.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI mesuliyetler de verilerek iktidar âdeta onlarla paylaşılmıştır. Fakat bütün çabasına rağmen onun görüşleri Şiî toplumda pek taraftar bulamamıştır. Ali hariç hiçbiri devletin başına geçmediğinden 1979’da İran’da Humeynî önderliğinde yapılan ihtilal. asrın sonlarına doğru Usûlîlerin galibiyeti ile neticelenince ‚âyetullâh‛ olarak bilinen Şiî âlimler toplumda güç kazanmıştır.Şiî yakınlaşmasını temin etmek için bir takım gayretler göstermiştir. Kaçar hânedanı döneminde (1779-1925) ise Şiî ulema. c) Humeynî Devrimi ve Siyasette “Velâyet-i fakih” Teorisi İmâmiyye’nin kabul ettiği on iki imamdan Hz. ‘İmam’ın özel bir naibi’ olmadığı halde halk onu imamın tayin ettiği kişi gibi gördü. Bu durum Şîa nazariyesinden bir kopuş şeklinde değerlendirilip tepkilere sebep olduğundan Humeynî’nin ‚imâm‛ olmadığı ifade edilmeye çalışılsa da İmâmiyye’ye mensup kitlelerin çoğu onu ‚İmam Humeynî‛ olarak bilmiş ve anayasanın birinci maddesinde ona ‚Âyetullahi’l-Uzmâ İmâm Humeynî‛ denilmiştir. İmâmiyye inancında yer alan bir ‚müctehidi taklid etme zorunluluğunu‛ sadece dinî konularla sınırlı tutmayıp. Velâyet-i fakih nazariyesine göre Şiî âlimlerden ictihat seviyesine ulaşıp yüksek mertebeye çıkan bir âlim sadece dinî konularda gâib İmam Mehdi’nin naibi değil. Şîa tarihinde ilk olarak usûl-i fıkıh alanında üst seviyede mütehassıs olmayan birisi siyasî maksatlarla ‚mutlak merci-i taklid‛ yapıldı. Bu çekişmeden Şiî ulema her defasında güçlenerek çıkmış ve bunun sonucunda 1979 yılında yapılan devrimle İran’da imamiyye iktidarı ele geçirmiştir.63 Şiî unvanlar siyasete âlet edilerek Şiî ulema tamamen siyasetin içine girdi. Usûlî ulemanın siyasetin içine girmesi ve bir otorite haline gelmesi ‚ahbârî ulemânın‛ tepkisini çekse ve bu durum bir bidat olarak değerlendirilse de Şiîlerin büyük bir kesimi tarafından merci-i taklid kabul gördü. sahâbeye dil uzatılması gibi bazı aşırı fikirlerin önüne geçmek ve Sünnî. geleneksel Şîa inancını modernist yorumlara tabi tuttu ve ‚Gâib İmam‛ Mehdi’nin pasif bir şekilde gelmesini beklemenin yanlış olduğunu bu yolda çalışılması gerektiğini ifade etti. Merci-i taklid.ramazankoc. Şiî bir mukallidin bütün faaliyetlerinde müctehidi taklid etmesi gerektiği şeklinde genişletti. Yönetimin ‚gerçekte imamın hakkı olduğu‛ ve on ikinci imam Mehdi’nin tekrar gelmesine kadar idareye muhalif veya ilgisiz olma anlayışından64 zamanla vazgeçildi. İran’da Pehlevî hanedanlığı döneminde 1928 yılında medenî hukukun yürürlüğe girmesi ve İslam hukukunun geri planda kalması ulemâ-şah çekişmesini arttırmaya başlamıştır. İmâmiyye Şîa’sı için yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Onun hükmünü kabul etmek İmam’ın hükmünü kabul etmektir. aynı zamanda hüküm vermekte ve halka hükmetmekte de İmam’ın salahiyetine haizdir. [www. Başlangıçta sadece dinî konularda görüşlerine müracaat edilen bir fakih. Nadir Şah (1688-1747).

imamlar mertebece peygamberlerden daha üstündürler. 4.Numaniyye Fırkası: ġeytaniye ismi de verilen bu fırka. 9. Hz. "Kendi karıĢıyla yedi karıĢtır. Dr.Ali'ye ve evlâtlarına ulûhiyet isnad etmektir. Abdullah Ġbn-i Sebe'dir. Bir taraftan Hz. [www. utandım. 5. O'nun ölmediğini. Dünya ebedîdir..Ali ise. Hasan Gümüşoğlu HİKMET YURDU Düşünce – Yorum Sosyal Bilimler Araştırma Dergisi ORTAYA ÇIKAN ġĠÂ FIRKALARI VE ĠTĠKADLARINDAKĠ SAPIKLIKLAR: 1.Ali ve oğullarına ulûhiyet isnad eden bu fırka mensupları.Hatabiyye Fırkası: Bunlara göre. Cenâb-ı Hak için "Nurdan bir recül (erkek) sûretindedir ve baĢında nurdan bir tâc vardır" derler ve daha böyle sayısız köhne hurafe ve efsanelere inanırlar ki.. böyledir.HaĢimiyye Fırkası: Cenâb-ı Hakk'ı insan sûretiyle yâd eder. 7. Ġmam.Yunusiyye Fırkası: Cenâb-ı Hakk'ın.Muğayriyye Fırkası: Bunlar. diğer taraftan da hakkını aramadığı için de küfrüne hükmedecek kadar acîb bir divanelik ve tenakuza düĢerler.com] 111 . iktidar ve dinî otoritenin her zaman fakihlerin elinde olması gerektiğini söyleyerek beklenen Mehdî’nin kaybolmasından sonra süregelen Şîa’nın geleneksel tavrından farklı bir süreci başlattı. 3. Nûrdur derler.Ulyaniyye Fırkası: Hz. aslında ölenin.ramazankoc." gibi yine sayısız hurâfe ve efsanelere dayanır. imamet (imamlık) bir nûrdur. Cenâb-ı Hakk'a insan sûreti izafe ederler.Sebeiyye Fırkası: Kurucusu.. Allah insan sûretindedir.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI O aynı zamanda ümmetin umumi velayetine (yönetimine) sahiptir. arĢ üzerinde oturduğunu ve melâikelerin daima O'nu gördüklerini iddia ederler. Cehennem diye bir Ģey yoktur. 8. Hz.Mensuriyye Fırkası: "Ġmamlar masumdur.Peygamber'in (SAV) O'nun tarafından gönderildiğine inanırlar. ĢimĢek çakması ise. Hz. helâl tanımazlar. Böylece Humeynî." Ģeklinde safsatalar ileri sürerler..Ali. Gök gürlemesi O'nun sesi. lezzet Cennet. elem Cehennem'dir. HaĢimiyye fırkası gibi. 6. O'nun kılığına giren bir Ģeytan olduğunu iddia ederler. aynı zamanda nebidir de. Bunlar. haram. insan olarak bunları saymaktan hayâ ettim. Temel inançları. Sahâbeyi tekfir ederler. 2. peygamberler hatâdan hâli değildirler.Kâmiliye Fırkası: Bu fırkaya göre. O'nun kamçısının Ģakırtısıdır. göğe çıkmıĢtır. Ģöyledir.

17.) idi.Cârudiyye Fırkası: Peygamberimizin imamet hakkındaki sözlerinin gerçekte Hz. Bu fırka mensupları daha ziyâde Ġran. baĢkalarının bilmediği Ģeyleri bilirler. "Cenâb-ı Allah. Onlara göre. ġu farkla ki. "Allah'ın ruhu Hz. 13. hatâdan ârîdir. 20.Peygamber (SAV). 22.Mufavvize Fırkası: Bunlar.) yanlıĢlıkla vahyi Hz. Cebrail'in (A.Ali'den (RA) oğlu Muhammed Hanifiye'ye. imama vahiy gelmez.Salihiyye Fırkası: Ġtikadda Mûtezile. Bu mezheb sahiplerince din perdesi altında saltanat yolu açılmaya çalıĢılmıĢ ve sonunda Ġbn-i Meymun'un torunlarından Ubeydullah isimli birinin baĢkanlığında bir devlet kurulmuĢ ve bu devlet bilâhare ġam'dan Fas'a kadar geniĢleyerek Ġmparatorluk haline gelmiĢtir. O'ndan sonra diğer peygamberlere intikal ederek geldi. "Peygamber Efendimiz'in Hz. Bâtınîler de denir.Ali ve oğullarına hulûl ettiğini. Kendi mezheplerinin imamlarını baĢkalarından ayrı olarak ilâhî feyze mazhar kabûl ederler. hayat sıfatının dıĢındaki diğer sıfatlarının hadis. hulul akidesini kabul ederler.Bedaiyye Fırkası: Bunların durumu çok daha acîbdir. Hz.Ġsmailiyye Fırkası: Ġrak'ta ortaya çıkmıĢtır. o da. Hz. En sonra da 12 Ġmam'a intikal ederek geliyor" Ģeklinde hezeyanlarda bulunurlar.Benaniyye Fırkası: Nasriyye fırkası gibi. amelde Hanefîdirler. 'gurabın guraba' (karganın kargaya) benzeyiĢinden daha ileri olduğunu ileri sürerek. hicrî 567 senesinde yıkılmıĢtır.ramazankoc. Bunlara.Âdem'de (A.. derler. imamet mertebesiyle nübüvvet mertebesini birbirine denk tutarlar. hattâ kadınlarını dahi ortak kabul eden.Peygamber Efendimize götürdüğünü iddia ederler.Ali (RA) yerine bunların imam olmalarını hatâlı kabul ederler." derler. mübah kılan ve sözde eĢitliği ve sulh-u umumîyi böylece te'sis iddiasında olan Mezdek isimli bir sapığın ortaya attığı fikirlerden çokça etkilenmiĢtir. [www. 270 sene hüküm sürdükten sonra. 12. 14. Zira. imamları masumdur.Ġmamiyye Fırkası: Onlara göre.. sahâbeyi tekfire cür'et etmeleridir. Hindistan.Süleymaniye Fırkası: Bunlar. kâinatın tamamını yarattı" Ģeklinde bir cehalete saplanmıĢlardır. yeri göğü. Cenâb-ı Hakk'ın. 19. Peygamberimiz de. Ġslâmiyetten önce intiĢar eden ve halkın malını. sahip olduğu her Ģeyini.Ali'ye (RA) dair olduğunu. yaptıklarından sorumlu tutulamaz. 21. 16. Zira. O'ndan da diğerine intikal etti. günah iĢlemez.S. 18. Bilâhare.Ali'yi (RA) bizzat imam tayin etmiĢtir.Ali'ye olan benzerliğinin.Zerrariyye Fırkası: Allah'ın. 11. onlarla bütünleĢtiğini iddia ederler. Pakistan. yarattıklarının evvel ve âhirlerini düĢünmeden yarattığını söyleyecek kadar ahmaklığa saplanmıĢlardır.Nasriyye Fırkası: Cenâb-ı Hakk'ın. Azim bir hataları daha var ki. Bunlar.Cenahiyye Fırkası: Bunlar. yani sonradan olduğuna inanırlar. yani. Resûlüllah'ın vasiyeti gereği hep o seçer.S. Müteâkip imamlarıda.com] 112 . Hz. Ġran ve Afrika'nın bazı bölgelerinde tutunmuĢtur. 15. Hz.Ebûbekir ve Hz. Irak ve Pakistan'da taraftar bulmuĢtur.[11] Bu mezheb.Ömer'in (RA) imametlerini kabul etmekle beraber.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI 10.Zerramiyye Fırkası: Bunlar da "Ġmamet Hz. Hz. imamlar. O'nu imam kabul etmeyen Sahâbe-i Kirâm'ın (hâĢâ) kâfir olduğunu iddia ederler.Gurabiyye Fırkası: Bu fırka mensupları. sadece Peygamber Efendimizi yarattı.

Ġsmailiyye mezhebine yukarıda sıraladığımız asılsız inançları sokan.Allah'tan doğrudan doğruya emirler alan imamlık makamıydı. bu mertebe -hâĢâ. Evlâd-ı Resûl olan Ca'fer-i Sâdık ve oğlu Ġsmail'i istismar ederek. "Git filân kimseyi öldür. Hasan Sabbah'ın müjdelediği Cennet'e girdiklerine gerçekten inanırlardı. Bir müddet sonra tekrar uyuĢturucu ile uyutulur ve Cennet bahçesinden çıkartılırlardı. baĢkalarını da ibadetten uzaklaĢtırdılar ve sonunda onların dinden çıkmalarına sebeb oldular. ġiâ ġeyhi Hasan Sabbah bir kimseyi öldürtmek istediği zaman.Ali (RA) ve oğullarını istismar ederek fitneyi ateĢlendirmiĢse.asır baĢlarında bu tarikata hususî ve siyasî maksatlarla giren Yahudi dönmesi Abdullah Ġbn-i Meymun'dur. Artık bu gençlerin en büyük arzuları. ġeyhü'l-Cebel Hasan Sabbah bu dessas plânı ile birtakım gençleri kendine bağlamıĢ. Alamut Kalesi'nde sistematik bir biçimde her türlü terör hareketlerini plânlamıĢ. Ali’yi (ra) ilâh kabul eden-Gulat fırkasının en ateşli bir müntesibi idi. itikadda. Ġbn-i Meymun da. O'nun Ġsmailiyye mezhebini seçmesi sebepsiz değildir. fikirde. Bu tarikatta ileri gidenler zamanla kendileri ibadetten istinkâf ettikleri gibi. Günleri zevk u safâ ile geçerdi. Bu gençlere önce Cennet ve Cennet'in zevk ve safâları anlatılırdı. Eğer ölürsen meleklerimi gönderir seni Cennet'e aldırırım. rengârenk çiçekler. Bilâhare bu gençler uyuĢturucu maddeler ile uyutulur Cennet Bahçesine indirilirdi. kan dökücülükte eĢine nadir rastlanan Ġbn-i Meymun. Korkunç derecede ihtiras sahibi idi. bu tarikatı gizli ve siyasî bir cemiyet ve komite haline getirdi. hûri misâl kızlar. meyva bahçeleri görünce. [NOT:Hasan Sabbah. haramı da helâl yapabilirdi. Tarikatın piri olarak kendisi de yedinci dereceye oturdu ki. Hasan Sabbah ġia'nın Bâtıniye koluna mensup olup.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Esasen.com] 113 . Bu anarĢistlerin baĢında ġeyh-i Cebel diye anılan Hasan Sabbah ve onun cennet fedaileri gelmektedir. 20 yaĢlarında. Ģeyhin bu emrini mutlak bir teslimiyetle yerine getirir. kendi tarikatına giren sofileri yedi dereceye ayırdı. Yahudi HahambaĢı Abdullah Ġbn-i Sebe'nin Ġslâmiyete vurduğu darbenin bir benzerini. bu iĢi baĢarır gelirsen seni Cennet'e gönderirim. Pederi Şia’nın en azgın kolu olan Hz. Orada ayılan gençler. Böylece Cennet aĢkı ile yanıp tutuĢan bu gençler. Tarihte. Bu bahçede göz kamaĢtırıcı köĢkler yaptırdı. Bu gayesini tahakkuk ettirmek için Cennet tasvirlerine uygun bir bahçe inĢâ ettirdi. Hasan Sabbah'ın bu Cennet bahçesine tekrar girebilmek olurdu. Hasan Sabbah'ın adamları değiĢik muhitlerden. onları kendisinin intihar timleri haline getirmiĢti. helâli haram. Ġslâm âleminde yıllarca süren sükûn ve huzuru bozmuĢlardır. 9. Asya'da ilk defa kelimenin tam mânâsı ile anarĢizmi o müesseseleĢtirmiĢtir. yani Abdullah Ġbn-i Meymun vurmuĢtur. Ġbn-i Meymun. bu gençlerden birisini çağırır. bu. Hattâ Cennet ve Cehennem'in bu dünyada olduğunu. ahlâk ve hayatta fesat çıkartmıĢlar. Maksadı. maalesef. diğer adı ile Bâtınîler olmuĢtur." derdi. istenen adamı ne pahasına olursa olsun öldürürlerdi. Cennet hurilerini andırır genç kızlar vardı. cesaretli. Selçuklu Ġmparatorluğunun imansız bir düĢmanı idi. insanın zevk ü safa içinde. o kadar salâhiyetliydi ki. Diyebiliriz ki. ġiâ itikadını taĢıyan fırkalar içinde tarih boyunca en tahripkârı bu Ġsmailiyye fırkası. karanlık fikirli bir dessas idi.ramazankoc. [www. neticede nice Müslümanların dinden çıkmalarına da sebeb olmuĢtur. Hümeyriye sülâlesine mensup bir ailenin çocuğudur. Hasan Sabbah ilk dersini babasından aldı. Bu bahçede ve köĢklerde hususî yetiĢtirilmiĢ Ģarkıcılar. Hz. gözlerini açtıklarında karĢılarında muhteĢem köĢkler. atılgan gençleri toplayarak Alamut Kalesi'ne getirirlerdi. ġia hareketinin gelmiĢ geçmiĢ en büyük bozguncularından biridir. Ġbn-i Sebe. ZerdüĢt Dininin yedi prensibini örnek alarak. Bu makamda bulunan imam. Nasıl ki.Karanlık ruhlu. Selçuklu Ġmparatorluğu'nu yıkmak. keyfince bir hayat yaĢaması lâzım geldiğini ileri sürerek âhireti inkâr ettiler ve ettirdiler. ġia fikriyatının geliĢmesine engel olan bu güçlü devleti ortadan kaldırmaktı. sapık fikirlerini çok değiĢik perdeler altında yayabilmiĢtir.] Hasan Sabbah. Asya'nın baĢı dönmüĢ bu kanlı anarĢistleri. Ona mübah olmayan hiçbir Ģey yoktu. tatbik sahasına koymuĢtur.

tam 33 yıl Alamut Kalesi'nde. Ġran Ģiîlerinin bu anarĢist Ģebekesi. Selçuklu veziri Ebû Nâsır. el-Kâmil fi‟t-Tarih. bu kanlı faaliyetlerini sürdürdü. ġia'nın Bâtıniye koluna mensup Cennabi oğlu Ebû Tahir. Kabe'nin örtüsünü yağma ettiler.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Hasan Sabbah. Hicrî 317 yılında da aynı çete yine Hac mevsiminde Arafat'tan Mekke'ye dönen hacılara saldırarak hepsini kılınçtan geçirdi. Selçukluların dünyaca meĢhur veziri. aynı zamanda Ģehirler basmıĢ. etrafına topladığı birkaç bin çapulcuyla hicri 311 yılında hacca gitmekte olan hacıları pusuya düĢürerek çoğunu kılınçtan geçirdi. O zamanki Bağdat hükümeti bu gözü dönmüĢ ġiâ çapulcularından Hacerü'l-Esved'i geri almak için 50. mallarını yağmaladı. bunlar. Bu toplu katliâmdan kurtulan bir kısım hacılar Kâbe-i Muazzama'ya sığındılarsa da bu anarĢistler.com] 114 . Ġçtimaî sükûnu kaçırdılar. c. Kâbe'ye girdiler ve onları da Beytullah'ın içinde Ģehid ettiler.8.ramazankoc. Hicri 339 yılına kadar tam 22 sene Hacer-ül Esved bunların elinde kaldı. Halife MüsterĢid de bu anarĢistler tarafından Ģehid edildi. s. Meselâ. Ebû Tahir. Bu teklifi reddettiler.307] [www.000 altın teklif etti. Nizâmülmülk'ü Ģehid ettiler. ġiilerin yayılmasına mani gördükleri âlim ve fakîhler. katliâm yapmıĢlardır. bunlar tarafından katledildi. Kâbe'nin kapısını ve Hacerü'l-Esved'i söküp götürdü. binlerce Müslümanın kanına girdiler. Hasan Sabbah'ın fedaileri tarafından katledildiler. Bâtınîlerin tarih boyunca yapmıĢ oldukları tahripler yalnız masum ve müdafaasız insanları öldürmekle kalmamıĢ. kervanlar yağmalamıĢ. halefleri de aynı yoldan yürüdüler. mukaddes beldelerde bile kan dökmekten geri kalmamıĢ. Nihayet Afrika'daki Fâtımîlerin Mehdi sinin Ģiddetli tehdidi üzerine Hacerü'l-Esved'i iade ettiler. terör estirdiler. yüzlerce. [Ġbnü‟l-Esîr. Hattâ bir kısmının cesetlerini zemzem kuyusuna attılar. ġiâ ġeyhi Hasan Sabbah'tan sonra. Dirayetli bir devlet adamı olan.

babası II. çoğunluğu Anadolu'dan gitme Rumlu. batıda da Osmanlılar ile mücadele etti. Tekelü.ramazankoc. Osmanlı Hükümdarı Yavuz Sultan Selim'i harekete geçirdi. Osmanlılara karşı çaresiz kalan I. Antlaşma imzalandı fakat I. Kaçar. Anadolu'ya bir çok Şii propagandacı yollayan Şah İsmail.Abbas dönemi (1587-1628) Safevilerin en parlak dönemidir. 1510 yılında Özbek Hanı Şibani'yi Merv yakınlarında ağır bir yenilgiye uğratarak sınırlarını Ceyhun nehrine kadar genişletti. Oğlu I.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI SAFEVĠ DEVLET Ġ (1502-1732 ) SAFEVİLER (1502-1732 ) Devlet.Abbas barış istedi. [www. bu sayede Anadolu'yu yönetimi altına almak istedi ve Şii mezhebini Anadolu'da yaymaya çalışıyorlardı. propaganda ettiği dinî heyecanın katkısı ile bir araya getirmeyi başarmıştır. Basra Körfezi ağzındaki adalar da Safevilerin idaresine geçti. Daha sonraki dönemler Osmanlılarla uzun süren mücadeleler. Abbas’ın ölümüyle Safeviler’in çöküşü başladı. Varsaklar gibi Türkmen aşiretlerinin de desteği ile Tebriz' i zapt ederek Safevi Devleti'ni kurdu (1502). Onun ölümü ile bir süre devam eden karışıklıklardan sonra hükümdar olan I. gerek Akkoyunlu ve gerekse Karakoyunlulardan dağınık Türkmen zümrelerini. taht kavgaları ve iç çekişmelerle geçmiştir. Şah İsmail. O sırada Trabzon valisi olan Şehzade SELİM (Yavuz). Akkoyunlu lar'dan Azebaycan'ı alan Şah İsmail. Şamlu. Şah İsmail. 1779 yılında kurulan Kaçar Hanedanı ile İran'da Türk hâkimiyeti 1925 yılına kadar kesintisiz devam etmiştir.Abbas ülkesinin durumunu düzelttikten sonra Osmanlıların ele geçirdiği yerleri geri aldı. Akkoyunlu ların içinde bulunduğu kargaşadan faydalanarak. Anadolu'da Şiî propagandasını gittikçe artırması. 1732 yılında Afşarlar'dan olan Nadir Şah'ın iktidarı ele geçirmesiyle İran'da Safevi Hanedanı yıkılmış Afşar Hanedanı başlamıştır. II. Afşar. saltanatı süresince doğuda Özbekler.com] 115 . Dulkadirli. 1509'da Bağdat'ı ele geçirdi. 1334)' tarafından kurulmuş olan Safeviyye Tarikatı'ndan almıştır. doğuda Türkistan ve Hindistan'da büyük fetihler yapmıştır. Nadir Şah. adını Erdebilli (İran) Şeyh Safiyüddin (ölm. Yerine geçen Şah Tahmasb (1524 1576). ölümüne kadar (1524) bir daha toparlanamadı.Safi Özbekler ve Osmanlılar ile mücadelelere devam etti. Ustacalu. Bayburtlu. Safeviler’in bu faaliyetleri sonucu 1511 yılında Anadolu'da ŞAH KULU İSYANI çıktı. Sonuçta 1555’te Safeviler ile Osmanlı devleti arasında Amasya Antlaşması imzalandı. Özbeklere ve Osmanlılara karşı başarılar yanında pek çok alanda ilerlemeler kaydedilmiştir. 1514 yılında Çaldıran'da yapılan savaşı kaybeden Şah İsmail. Bayezıt'ın Safevi ve şii tehlikesine karşı yeterli önlem almaması üzerine Yeniçerilerin desteğiyle babasını tahttan indirerek padişah oldu. Ama sonunda Osmanlılar ile Kasr-ı Şirin antlaşması imzalandı. Artık Safeviler çok güçlü hale gelmişlerdi.

şeyh Safiyyüddin ölünce. şeyh Haydar’ın oğullarını fars eyaletinde istahr kalesine hapsetti. o ölünce yerine oğlu şeyh Cüneyt (şeyhliği: 1447-1460) geçti. Bundan sonra. Erdebil’e döndü.1639'da KASR-I ŞİRİN ANLAŞMASIYLA bugünkü İRAN SINIRLARI çizilmiştir. şeyhlerinin propagandasını yapmağa başladılar. Onun döneminde Safevîlerin manevî nüfuzu arttı. tarikat merkeziyle uzak yerlerdeki müritler arasında. halife denilen aracılar vardı. oniki imamı ifade eden 12 dilimli kızıl taç giydirdi.yüzyılda Arap-İslam saldırılarıyla yıkılmasından itibaren dışarıdan gelen Arap. "çerağ akçesi" adıyla hediye gönderirdi. Amcası Cafer ile arası açıldı. babasının yarıda kalan çalışmalarını. adını. uzun Hasan’ın kız kardeşinden doğan haydar sürdürdü. babasının intikamını almak üzere. Trabzon Rum devletini ortadan kaldırıp. Hoca Alâüddin ali'ye kadar Sünnî olan bu tarikat. durumunu kuvvetlendirdi. hoca ali'ye Erdebil ve köylerini verdi. Haydar. hazret-i ali'nin soyundan gelen isnâaşeriye (oniki imam) taraftarı olduklarını iddia edenleri kazanmak amacıyla Şiî oldu. hoca ali'nin ölümünden sonra yerine oğlu şeyh İbrahim (şeyhliği: 1429-1447). kız kardeşi Âlem şah hatun'u onunla evlendirdi (1458). Anadolu’ya dönerek. fakat savaş meydanında öldü (1488). Şeyh Cüneyd’in yerine oğlu şeyh haydar (şeyhliği: 1460-1488) geçti. bu tarikatın şeyhlerine. Bu yüzden tarikatının mensuplarına Kızılbaş veya haydarî denildi. dayısı uzun Hasan’ın kızıyla evlenerek. Safeviler 235 sene İran’da tahtta oturmuş Türk sülalesidir. bu devletin toprakları üzerinde yeni bir devlet kurarak amacını gerçekleştirmek istediyse de başaramadı. Şiîliği bütünüyle benimsedi. bunlardan bir kısmı. Safeviyye tarikatı şeyhi Safiyyüddin Erdebilî'den aldı. sarık sardırdı.com] 116 . gürcü ve Çerkeş ülkelerine akınlar yaptı.yüzyılda özgün bir siyasal yapılanma oluşturan ilk yerli hanedan olmaları yanında. hoca ali'nin şefaatiyle Erdebil’e yerleştiler ve onun müritleri oldular. Uzun Hasan’ın oğlu sultan Yakup. Müritleriyle. yerine oğlu şeyh Sadreddin Musa (şeyhliği: 1334-1392) şeyh oldu. yer yer isyanlar çıkardı. hoca Alâüddin ali'nin. Karakoyunlu hükümdarı cihan şah'a karşı. hanedan. Anadolu’daki Batıni zümreleri arasında. Timur han. şeyh ailesi hakkında takibata başlandı. İçel bölgesinde. bundan sonra. İran'da bir tarikat ve devlet kurmuş olan Türk hanedanı. Akkoyunlu hükümdarı uzun Hasan’ın yanına gitti. Murat han'a başvurdu. fakat isteği kabul edilmedi.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI SAFEVİLER ÖZET BİLGİ Safeviler.Türk ve Moğol hanedanları tarafından yönetilen İran coğrafyasında. kuzey Suriye’de bulunan Türkmen aşiretleri (özellikle Varsaklar arasında) propagandaya girişti. Bir emîrlik kurmak istedi. siyasî amaçlar peşinde koşmağa başladılar. Azerbaycan. Kuzey Azerbaycan ve Dağıstan’a hakim olan Şirvan hükümdarı Halil ile yaptığı savaşta öldürüldü (1460). Timur han üzerinde büyük nüfuzu vardı. Cüneyt de Anadolu’daki Alevîler arasında çalışmak için ıı. bu durum. Karaman'a sığındı. şeyh Cüneyd'den sonra. sultan [www. Cüneyd'in taraftarlarından yararlanmak isteyen uzun hasan. Şeyh Cüneyt. Karakoyunlu hükümdarı cihan şah. bundan sonra. Babasının müritlerini etrafına topladı. 16. doğu Anadolu ve İran’ın öteki bölgelerine müritler gönderdi. İlk Osmanlı padişahları. şeyhliği şahlığa çevirmek için çalıştı. Tarikat şeyhleri. Cüneyt. Memlûk sultanlığının işe karışmasıyla başarılı olamadı. güneydoğu Anadolu’da. Alevi ve coğrafi eksende gerçekleştirdikleri birleşmeyle İranlı kimliğini de ortaya koymuşlardır. bu isyanlar yüzünde onu sınır dışı etti. kendisine çok sayıda taraftar sağladı. yerine oğlu Hoca Alâüddin Ali (şeyhliği: 1347-1429) tarikatın başına geçti.ramazankoc. Osmanlı’nın doğuda en geniş sınırlara ulaştığı zaman FERHAT PAŞA ANTLAŞMASI’DIR. Osmanlı-Safevi arasındaki ilk resmi anlaşma 1555'deki AMASYA ANLAŞMASIDIR. o ölünce. Sasani Devleti'nin 7. Şirvan hükümdarı Ferruh Yesâr'ın üzerine yürüdü. Amacı anlaşıldığından burada da tutunamadı. Müritlerine. Timur han'ın Anadolu’dan İran’a götürdüğü Türkmenler.

Çapanlı. İsmail'in faaliyetlerini kolaylaştırdı. Dulkadırlı. selim han (yavuz). Hz. Karagöz Ahmed paşa. Akkoyunlu soyundan olanları öldürttü. Şiîliğe aşırı derecede bağlandı. İki devlet arasında yapılan Amasya antlaşmasıyla (1555) başlayan barış devri. şeyh Haydar’ın istahr kalesinde tutuklu bulunan oğullarını serbest bıraktı ve Erdebil’e yerleşmelerine izin verdi. Dulkadırlılara. şeyh ali. Camilerde ilk üç halifenin (Hz. Harput ve Diyarbakır'ı aldı (1507). Rumlu. fakat onun çevresinde toplananların çokluğu. İsmail. Bundan sonra. Şeyh Ali ölünce. Selim Han. Elbistan'a yürüdü.com] 117 . Avşar. Ömer ve Hz. Tahmasb'ın ölümünden sonra İran'da meydana gelen taht kavgaları sonunda. Tahmasb'ın yerine oğlu ıı. ı. özellikle taraftarlarının çok olduğu Anadolu'da Şiî propagandasına girişti. Nur Ali halife. yerine oğlu Şah Tahmasb (1514-1576) 12 yaşında tahta geçti.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Yakup. Şah İsmail ve Yavuz Sultan Selim Han. Bağdad ve Basra Osmanlıların eline geçti. Osmanlılara karşı. Anadolu'ya gönderdiği halifeler ve kurdurduğu hânkâhlarla Osmanlı devletine karşı büyük bir isyan hazırladı. Bayburtlu. Şah İsmail. Her aşiret. Şiraz ve Bağdad'ı aldı (1504). Azerbaycan. Alâüddevle. Anadolu'daki Şiîlerin çoğunu öldürttü. Mirzâ. Ebubekir. bundan sonra. Rüstem’i kuşkulandırdı. Sünnî mezheplere karşı şiddet kullandı. Varsak. Tekeli ve Hamidelli gibi aşiretlerden büyük kuvvet topladı. Osmanlı ülkesine katıldı. meydana gelen çatışmada şeyh ali öldü (1494). gizlendiği lâhican'dan ayrıldı (1499). Sadrazam Hadım Ali Paşa. Şiî propagandasını. Gedikhanı'nda Şahkulu'nu yendiyse de savaşta öldü. Kanunî Sultan Süleyman Han. azerbaycan üstüne yürüdü. Safevî ailesinin Akkoyunlulara üzerindeki nüfuzu arttı. Şah İsmail. Tekeli'de (Antalya yöresi) çıkan bu isyanı. Diyarbakır ve Doğu Anadolu. merkezî idare sarsıldı. safevî ailesine bağlılıkları bilinen ve çoğu Anadolu'da oturan Ustacalu. Karamanlı. Akkoyunlu ailesi arasındaki saltanat mücadelesinde. İsmail geçti (hükümdarlığı: 176-1577). Osmanlı ordusunu yendi. Karl v ve Ferdinand'a. sonra da İran seferine çıktı. Kurtulanlar. Tekeli oymağı gibi isyan edenler ve yenilince Osmanlı idaresine geçenler oldu. Tahmasb. Arrân'ın ve Şirvan'ın bir kısmını ele geçirdi. Şah İsmail'in ölümü üzerine. babasının düşmanca siyasetini sürdürdü. 1533'te Irâkeyn. Özbek hanı öldü. bundan sonra. fakat Anadolu'daki Şiîlerle Safevîlerin manevî bağları kesilmedi. Azerbaycan. Osman) lânetlenmesini emretti. Turna dağına çekildi. Tekeli. Mısır'a ve Osmanlılara sığındılar. Merv'de yapılan savaşı kazandı. batıda Osmanlılar ve Memlûklara karşı faaliyete geçti. Şehzade Ahmed ve haydar paşa bastıramadı. 1 Ağustos 1514'te Çaldıran'da karşılaştılar. 1490'da ölünce. İsmail de tebriz'e döndü. Şah Tahmasb büyüyünceye kadar. şeyh ali'nin döneminde. Bayezid han'ın yaşlı olması. İsmail. büyükbabası uzun Hasan’ın bıraktığı devletin başına geçmek için. Fars ve Irak hükümdarı Murad bey'in. devlet adamlarının kayıtsızlığı ve Osmanlı şehzadeleri arasındaki saltanat mücadelesi. Saltanatını güçlendiren İsmail. Varsak. Diyarbakır'a kaçtı. Bozoklu. 13 yaşında olduğu halde. Dulkadırlı Alâüddevle'ye sığınması üzerine. müritleriyle birlikte Tebriz’den ayrıldı. II. Karamanlı. Şah Tahmasb'ın ölümüne kadar devam etti (1576). Osmanlılara karşı ittifak teklif etti. Akkoyunlu Elvend Mirzâ'yı Nahcivan'da yendi. etkili şekilde geliştirdi. ırak-ı Arab ve Fars hükümdarı Murad bey'i Hemedan'da yendi (1503). Şahkulu baba tekeli (Karabıyıklıoğlu veya Şeytankulu) adlı halifesi büyük bir isyan çıkardı (1511). şeyh Haydar’ın oğlu ali (şeyliği: 1488-1494) şeyh oldu. 1548'de Tebriz. Hindli. Akkoyunlu hükümdarı Rüstem’in öldürülmesinden sonra. İran'ı aşiret reisleri yönetti. osmanlılarla iran arasındaki barış bozuldu. geylân'da lâhican kalesine sakladılar. bu şehri. tahta geçtikten sonra. tarikatın müritleri. Safevîler'in nüfuzundan yararlanmak isteyen Akkoyunlu hükümdarı Rüstem bey. Turgutlu. Safevîlerin ilk başkenti yaptı ve saltanat tacını giydi (1501). 1553'te Nahcivan seferlerine çıktı. Tebriz'e geldi. Şah İsmail'in yenilgisiyle sonuçlandı. Komşu devletlerde. Anadolu'daki alevîleri ve [www. ikinci şah ismail. Özbek hanı Şeyhânî'nin üstüne yürüdü. Musullu. Şumlu. Şah İsmail. Yapılan savaş. şeyh ali'yi geri çevirmek için kuvvetler gönderdi. Avşar. şeyh Haydar’ın diğer oğlu (şeyh ali'nin kardeşi) İsmail’i (1487-1524). Irâk-ı Arab ve Irâk-ı Acem bölgeleriyle Tebriz.ramazankoc. Kaçar gibi Türk boylarını çevresine topladı. kendi bölgesinde bağımsız hareket etmeğe başladı.

abbas. Şah ordusu beş kısımdı: tüfekçiler. Lehistan ve papaya elçiler gönderdi. bir Türk ailesi olmakla birlikte. Gürcistan ve güney Kafkasya'yı elde ettiler. ayrıca bir müşavere meclisi bulunurdu. yaşı küçük olan ııı. devletin en büyük memuru vezîr-i büzürg'dü. batıda Osmanlılar. ondan sonra şah süleyman (hük. saltanatı eline aldı ve kendini şah ilan etti (1736). Osmanlı baskısı karşısında. şiî olmayanlara baskı yapıldı. devlet birlikleri. adalet divanının başkanıydı. iran. Akkoyunlu idarî teşkilat ve kurumlarını örnek olarak aldılar. Osmanlı yönetim usullerinden yararlandılar. Abbâs 1588 I. kuzeydoğuda Özbekler (Şeybanîler) ile mücadele ettiiler. revan seferine çıktı (1636). 1729'da kumandan nadir. 1722'de mîr veys'in oğlu mahmud. siyasetlerini yaymak amacıyla yayımladıkları Silsilenâme'de. ıv. ısfahan'ı ele geçirdi. kandehar valisi mîr veys. ıı. ondan sonra kurçibaşı (emîr'ül-ümerâ) gelirdi. süvariler. divan beyi. mutlak hâkimdi. daha sonra bağdad seferiyle revan ve ırâk-ı arab'ın kesin olarak osmanlılarda kalmasını sağladı (1639). ı. kendisinin mührü olmadan hiçbir hüküm geçerli sayılmazdı. Osmanlılara geçen İran topraklarını geri almak için savaş açtı. Abbâs 1642 [www. abbas (hük. Safevîler başlangıçta. Safevîlerin en parlak devri. Yeni başkent ısfahan büyüdü. ıı. kumandan nadir. ı. Çaldıran'dan sonra. ülkesinin askerî ve idarî teşkilatını yeniden düzenledi. kendilerini Sâdât-ı Hüseyniye'den (Hz. Safevîler zamanında şah. bu dönemde osmanlı-iran savaşları başladı. sonuncusunun döneminde. Hüseyin'in neslinden) gösterdiler. ıı. devlet merkezini kazvin'den ısfahan'a götürdü. 1629-1642) tahta geçti. kardeşi mehmed hüdabende tahta çıktı ve devletin yönetimini oğulları abbas mirza ve haydar hamza mirza'ya bıraktı. Şah Abbas'tan öncekiler. Safî 1629 II. bir hâssa ordusu (şahsevenler) kurdu. geleneğe uygun olarak.ramazankoc. murad han. İngiltere. abbas ölünce yerine torunu şah safi (hük. Osmanlılar aleyhinde Fransa. afganlar. böylece iran'da safevî hanedanı sona erdi.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI osmanlı devletine bağlı bazı sınır beylerini kendi tarafına çekti. Safevîler. mâlî işlere nâzır-ı buyutat bakardı. 1642-1666). bir kısım topçular ve saray muhafızları. babadan oğula geçerdi. Avrupa'dan uzmanlar getirterek. 1709'da bağımsızlığını ilan etti. Abbas. abbas'ı tahta çıkardı. Devletin resmî dili Türkçe ve Farsça'ydı. çaldıran savaşında anlaşıldı. Irak. şah abbas (hükümdarlığı: 1587-1629) zamanında osmanlı-iran savaşları sona erdi. ondan sonra şah hüseyin (hük. 1732'de ııı. bazı idarî makamlar. tahmasb'dan sonra. güneydoğu Anadolu. şahın özel hizmetinde bulunurlardı.com] 118 . Safevî Hükümdarlarının Tahta Geçişi: Şâh İsmâil-I 1501 I. İran. İsmâil 1576 Muhammed Hudâbende 1578 I. nadir şah ile avşarlar devri başladı. En kuvvetli zamanlarında. şiî ileri gelenlerinin ve din büyüklerinin düşüncelerine önem verirlerdi. abbas'ın ölümüyle nadir. savaşlara. nasuh paşa antlaşmasıyla sona erdi. şah safi'den sonra ıı. safevîlerin van'a saldırısı üzerine. 1694-1727) tahta geçti. başkaldıran emîrlerin isyanını bastırdı. bu vezire İtimaduddevle veya Nüvvâb-ı İran medârî denirdi. ı. büyük unvanıyla anılan ı. tahttan indirildi (1727). Akkoyunlu teşkilatına göre kurulan ordunun yetersizliği. sufiler. Ticaret ve sanatları geliştirdi. horasan. iki askerî kuvvet vardı: devlet ordusu ve şah ordusu. kasrışirin antlaşmasıyla son verildi. yeni silahlarla donatılmış bir ordu kurdu. özbek hanlığı ve osmanlılarla savaştı. 1666-1694). savaşlar. tahmasb'ı tahta çıkardı. iran'dan kovuldu. Şah Abbas. karışıklıklar içinde kaldı. tahta geçtikten sonra. şah hüseyin. Şah Abbas'ın saltanatına rastlar. mîr şikâr ve mirahurbaşı (imrahorbaşı). tarikat mensuplarıyla valilerin gönderdiği kuvvetlerden meydana gelirdi. din adamları devlet işlerine karışmağa başladılar. Tahmasb 1524 II. ismail'den sonra. özbekleri horasan'dan uzaklaştırdı.

Bu yol. Gök Tanrı inancı (Tengri). Bir kere Sünni paradigmaya Kerbela olayı yüzünden kafa tutan Şii algı. Süleymân 1749 III. bilhassa.ramazankoc. benlikte bir şişkinliğin alametiydi. Kerbela olayındaki sözünü ettiğimiz itiraz veya direnç. Çünkü Sünnilik iktidar uğruna insanı göremediyse. Hüseyin’in şehid edilmesini) vurgulamaktadır. çok daha komplike katmanlarla karışıp. insan ve Tanrı’yı bir araya getirme düşüncesini beslemeye başladı. Abbâs’tan Muhammed’e kadar olan son beş hükümdâr. melez bir tanrı tasavvuru olarak çıkmıştır sahneye. Şiilik algısının eski Türk inançlarıyla buluşması (Alevilik). insan gerçeğini “ağlayarak” (Hz. Süleymân (II. eski Türk inanç ve gelenekleriyle buluştu. Allah ile insan arasındaki ontolojik mesafeyi kapatan tasavvufun ihdas ettiği bir tampondur.com] 119 . Kerbela travmasının ne kadar önemli olduğunu fark ederiz. onu eleştirerek adeta yeni bir yol olarak ondan ayrılmıştır. Şii algı buna itiraz etmektedir. Bu zıt dokular. [www. Tasavvuf öğretisi üzerinden Alevilik meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Kerbela travması ile asıl bünyeye reaksiyon göstererek. Hüseyin 1694 II. yeni bir senkretik (çok farklı/zıt dokuların uzlaşması) bünye olarak varlık sahnesine çıkmıştır. Alevîlik dediğimizde Ali sevgisi veya Ehl-i Beyt muhabbeti öne çıkmaktadır. Oysa asıl sorgulanması gereken bu sayesinde meşruiyet umulan tasavvuf düşüncesidir. Tahmasb 1722 III. İşin garibi. İsmâil 1750 II. Alevilik de bu görüşe sahip çıkmıştır. İran’ın bâzı kısımlarında ismen hükümdârdır. İnsan-ı kâmil düşüncesi. Zerdüşlük. Budizm ve İslam tasavvuf öğretisinden karma. Bu bağlamdan Alevî kültürüne baktığımızda. Buradaki ayrıştırıcı unsurun iyi sabitlenmesi gerekmektedir. Ya da azınlık olan grupların teşekkülünde “olumsuz travmalar” oldukça belirleyicidir. esnek Alevi algısı arasındaki ton ve doku farklılıklarının olduğu unutulmamalıdır. Safî) 1666 I. Altı çizilmesi gereken husus şudur: Şii algı.) SÜNNĠLĠK NEDĠR Ġsmail Kaygusuz AYKIRI BİR YAZI Alevilik adı altında tek tip bir yapıdan söz etmek mümkün değildir. Zira Budizme çok aykırı değildir. Ali algısında. Şüphesiz burada gulat denilen aykırı ve direşken Alevilikle. Bu önemli bir dirençtir. Zira “bir kültürün tasnif biçimini ve algı haritasını normal olmayan davranış belirler”. Özellikle insana yapılan vurgu ve insan gibi değerli bir varlığın ölümsüzlüğü (hulul ve reenkarnasyon) fikri. Abbâs 1732 II. Hüseyin 1753 Muhammed 1786 (III.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI I. yabana atılmayacak bir farklılıktır. bu.

daha açıklık kazanır. Kerbela’daki duygusallık. direşken olanların Kâbe olarak Dede’yi görme arzusu bununla ilgilidir. iki uçlu bıçaktır: Bir ucu insan merkezli inanç. eleştirilerek canlandırılır. İnsan-ı kâmil. Hz. Ali veya Dede (Dede/baba). ateizm veya Hristiyanlaşan aleviler konusu. Bu gelenekte anonim bir forma bürünen. geçmişlerinin tarihine ve kendi kimliklerinin gerçeklerine özel bir girişi mümkün kılar. Bir yaşam anlatısı. Sünnilik ahireti öne çıkararak. fevrilik ve ihtiras. Kâbe olarak odak işlevini görmektedir.ramazankoc. Hatta bugün Suriye ve İran’da yaşayan Şiiler için bu figürlerin hatırlatılması. Alevilikte tam olarak metafizik düşünceye bir itirazın varlığı dikkatten kaçmamaktadır. halkın mateme bürünmesini sağlar. kişilerin kimliklerini edindikleri grupların öyküsü içine gömülüdür. Çünkü kişilerin kimlikleriyle. insanı ve dünyayı ikincil konuma düşürmüştü. kültürde bu işlevi görmektedir.com] 120 . toplumsal hafıza her şeyi yeniden hatırlayarak. Çünkü bu anlatı. teolojik anlamda yeni yorumları getirecektir şüphesiz. Topluluğun bu şekilde anımsayışı. adeta bir şifre özelliğine sahiptir. büsbütün bir eylem öbeğini temsil eder. İnsanın merkeze alınması. büyük dolaşıma katamamakta. Akidevi bir özellik arz etmektedir. “Hüseyin’in kanı için münkire kılıç çalınması gereği” söylenegelmektedir. bu toplumsal hatırlayış yabana atılamaz. su götürür bir gerçek mi? Kendi içlerine kapalı kalan dili. Türk inanç coğrafyası. Doğal olarak animist bir dini örgü.Alevilik algısını. Ahiretten ziyade dünyaya odaklanmış bir dünya görüşü. Kısacası Aleviler Ali soyundan olmayı ayrıcalık olarak görmüşlerdir. Alevilerin canlı bağlantısının temin edilmesinde hepimiz sorumluyuz. ilkece öteki kişilerin ve toplulukların tarihlerine ve kimliklerine ait olmalarına mani olur. önemli bir damardır. insan vurgusu. dini olanı öte dünyaya değil bu dünyaya dâhil etme protestosuydu. Bu bağlamda tasavvufi kültürde olduğu gibi. birbiriyle bağlantılı anlatılar dizisinin bir parçasıdır. İnsanın vurgulanması. Hüseyin’in gömülmesine varıncaya kadar. Alevilik önemlidir. Hatta kendini tutmak anlamına gelen oruç ve oruçta gösterilen iradeye atıfla. sadece Alevileri yabancılaşmaya mahkûm eder. Bir başka ifadeyle. sekülerleştirmek. Bunlar birbiriyle bağlantılıdır. Bunun için. iman eksenli değildir. [www. bir Alevi teolojisi ve Alevi şahsiyeti için önemli bir durumdur. Bu anlamda bütüncül bir İslam algısı için Şiilik. Acaba kendini Alevi olarak tanımlayan kaç entelektüel böyle bir çabaya girebilir? Sünni asimilasyon mu onları kendi anlatılarından uzaklaştırdı? Yoksa geçmişle ciddi dini bir bağın olduğu. özgürleştirip. Söz konusu toplumsal bellek sayesinde o topluluk tarihlerini yeniden kurarlar. ki bu giriş.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Şiilikte tam olarak öne çıkmasa da. Söz konusu durum Kerbela’yı yeniden canlandırmadır ve Cebrail kurbanı denen bir de kurban keserler. Söz konusu anlatı. Nitekim Alevilerin dirençleri de sözünü ettiğimiz kırılma ve farklılıkları oldukça iyi göstermektedir. Alevilik. sadece Sünnilerin direnci mi söz konusudur? Bu konularda iyi bir hesaplaşmaya ihtiyaç vardır. Mesela Şiiler bu canlandırmayı Muharrem ayında çılgınca bir öfkenin sahnelenmesiyle gerçekleştirirler. zaten din değil diyerek. O halde. ağlama sebebidir. Bir bakıma. yaşam öykülerini kazandıkları gruplar arasında sıkı ilişki vardır. Ilımlı Aleviler bir yana. Hristiyanlıktaki İsa’nın Tanrı insan düalitesini çağrıştırmaktadır. diğer ucu teolojik anlamdaki gayba odaklı imanı inkârdır. dinî kurum ve semboller ağıyla. söz konusu anlatıya gözümüzü dikmek zorundayız. o kültürel kodlara tutunanlar için. Çünkü yabancılaşmanın ve kimlik krizinin aşılmasında. Aynı şekilde. bu bağın dinamik olması son derece önemlidir. Bu anlatı. Kerbela olayı ya da anlatısı. daha da önemlisi Türklerin Tanrı tasavvurunun antropolojik evrimi veya onların direnç gösterdiği dogmatik inançları açığa çıkarmada. Alevilikte de insan ve Allah arasındaki ontolojik farkı/mesafeyi kaldırma temayülü vardır. Hatta hatırlayarak yenilenme belki de tekrar tekrar kurulmanın bir başka adıdır. Bu travmaya ya da algıya tutunanları anlamak ve kim olduklarına cevap bulmak istiyorsak. Eğer bu durumlar tam olarak tespit edilebilirse. Buradaki dini örgü inançtır.

bu tartışmaların kökeninde bilgiyi içselleştirebilen bireylerin kıtlığı yatmaktadır. Bu anlamda bir ötekileştirme durumu. aykırılıklarını nasıl maskelediklerini. “biz gerçek Hristiyanız” diyerek. Ya da başlı başına Alevilik Araştırma Merkezleri kurulmalıdır. Böylece bir başka sorgulama noktası daha belirmektedir. yine bir tepki mekanizması olarak sol düşünceye eklemlenmiştir. imanın ve İslam’ın şartlarını öğretmekten çok.com] 121 . zorunlu olmalı/olmamalı tartışması yerine. Alevilik direnç göstermiştir. özne olmaktan uzaklaştırılmalıdırlar. Elbette bundan önce Alevilik din-kültür ilişkisi bağlamında çok iyi irdelenip. Oysa bunun böyle olmayacağını gösteren fazlasıyla hem gösterge hem de göz ardı edilmeyecek bir direnç vardır. Kısacası. Alevi algıyı kabullenmek istememiştir. Bu noktada laiklik ve devlet yapısının yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. ilahiyat fakültelerinde Alevilik konusu. ne de sözde din sosyolojisinin alan araştırmalarının merhametine bırakılmalıdır! Sosyal tarih. Osmanlı bir şehir devleti olarak göçebeliğe karşı çıkmaktan ziyade. Alevilikte de dinî ögeler tamamen kültürel yapı olarak görülmüştür. Daha sonra bu itiraz politik ve ideolojik bir kisveye mi büründü? Aslında nereden ve nasıl bakarsak bakalım. doku farkının her şeyden önce teslim edilmesi gerekir. Sonuç olarak Aleviliğin. Bu farklılık genelde görmezden gelinmekte ve bir tür mezhep olarak algılanmak istenmektedir. her iki şemsiye de kendi içlerindeki otantikliği ile kabul edilmelidir. Daha ziyade Diyanet bir yanlılık olarak görülüyorsa bunun gözden geçirilip yeni düzenlemeye gidilmesi lazımdır. Zaten din ve kültür arasındaki organik bağı ortaöğretimde öğrenen öğrenci daha esnek bakmaya aday olacaktır. alevi antropolojisini gündeme getirecektir. tetkik etmektedir. esnek ve toleranslı insan sayısı artacaktır. Sünniler. din antropologlarınca –alanın hareket noktasına sadık kalarak– incelenmelidir. modernleşme macerası bu işe olumlu katkı sağlamıştır. Aleviliğin farklı bir teolojisinin çıkarılması. Katharların. Daha öncede ifade ettiğimiz gibi. Bu konuya getirilen açıklık. dinin doğası. antropoloji ve etnisiteyi (kürtlük) içine alan bir politik bilimle birlikte. aynı şekilde Müslüman topluluk içinde de “biz gerçek Müslümanız” diyerek. bir kültür bağlamı içinde ele alınmalıdır. kökleri Osmanlıya kadar giden. idare edilen bir kukla görünümünden. ayaklanma ruhunu doğurduğu gerçeğinden hareketle. Daha sonra ayrıntılar üzerine tartışılması lazım gelir. araştırma alanı olarak bir kürsüye tahsis edilmelidir. aynılaştıranın bir tür despotizm ve karşısında da reaksiyon olarak. iktidar ifadesi olarak. Kısacası farklı bir dini yapı olduğu inkâr edilmemelidir. Farklılık kültürü açısından. Çünkü modernleşme ile Alevilik zaten muhafazakârlığa bir reaksiyon olarak algılandığından. esasında Sünnilerden beklenen bir taleple. bütüncül (holistik) bir bakışla incelenmelidir. Şüphesiz bu yenilik. Acaba şimdilerdeki Alevilik tartışması. Alevilik olgusu ne sadece sosyal tarihin. devletin yetkesi bir sorun olabilecek mi sorusu gündeme gelecektir? Ancak laik bir devlette dini kimlik. Her şeyden önemlisi. dini pratikleri. Aleviler de haklı olarak itiraz etmiştir. azade edilmelidir. Nitekim Ortaçağ'da Avrupa'da Alevi Hareketi Katharlar isimli çalışma. Kısacası orta öğretimde din dersi. teoloji.ramazankoc. Eğer bu aşılabilirse. bir özgürlük olarak kabul edilse sorun olmayacaktır. Sözünü ettiğimiz durum kabul edildiğinde. Din dersi. Böyle olunca. ne sadece mezhepler tarihinin. Yine geldik asıl [www. kendi varlıklarına gelebilecek tehditleri engelleyerek var olduklarını. bir direnç ve asimile olmama isteği midir? Çünkü Kerbela travmasında olduğu gibi benzer bir durum. daha çok tehdit olabilecekken. her şeyden daha hayatidir. Osmanlı Safevi ilişkisinde de yaşanmıştır. Hıristiyan topluluk içinde.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Modern zamanlarda kültürün içinde dinin eritilip adeta iptal edilmesi gibi. dinî bir yapı mı yoksa kültürel folklorik bir örgü mü? bu sorunun açığa çıkarılması önceliklidir. farklılıklarını ne şekilde örtüp. büyük anlatıya. eğer benzerliklerle birlikte özgün dinî bir yapı olduğu sonucuna ulaşılabilirse! (özellikle direşken ve esnek olmayan Alevi algı). Sünni paradigma içinde eritme stratejisine.

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI meseleye: Cehalet ya da Bilgi. bir mezhep midir? O zaman Hanefi. zahiri (dışsal) İslam olarak Sünnilik nerededir? İslamın dış yüzeyinde bir yerde. Alevilerin elli yıllık bir ihtilâl sürekliliğinde yarattığı Kızılbaş iktidarının simgesi olan 18 yıllık “Şah İsmail saltanatı”nın türkülerini söylemelerini çok görmek.ramazankoc. onu ezenlere yardımcı olmak değil midir? Ya da gerçeğin ulu kişilerini unutup. Not: Sosyolojik ve Antropolojik Açıdan Dine Bakış. Yezid’i doğrulamak mıdır? “Sana binlerce selam ya Yezid!” diye haykırmak mıdır? Nedir Sünnilik? Zalim. kendi inanç ve görüşleri dışındakileri aşağılayan. (Emin Yayınları. 2009) SÜNNİLİK NEDİR? Muaviye. Ömer. ama ötesinde mi berisinde mi.Sünnilik olur mu? Batıni (içsel) İslam olarak Alevilik. “Olma”ya götürecek bilgi barometresi yükselirse. Emevi halifesi Yezid’e biad etmediği için isyancı sayarak ona yapılanlara karşı çıkmamak mıdır? Hüseyin’i haksız bulup. tek başına İslam dinini temsil edemeyeceği tarihsel ve güncel bir gerçeklik olduğuna göre. egemen din ve inanç anlayışı olarak Sünnilik. zalime “zalim” deme cesaretini göstermeyi engellemek midir? Nedir Sünnilik? Saltanat karşısında “ey özgürlük!” diye haykırmayı günah saymak ya da cesaret edememek midir? Egemen inanç olarak 618 yıl boyunca Osmanlı Padişahlarının methiyelerini gazellerini söylemeyi hak görürken. Maliki Şafii ve Hanbeli adlarıyla dört bölüğe neden ayrılmıştır? [www. baskıcı yönetimlere boyun eğme itiraz etmeme geleneği mi? Peki.”olmama”nın varlık sahnesi daralacaktır. sorunlarına ‘inat ve sabırla sahip çıkanları’ susturmak için her türlü aracı kullanmak mıdır?Yani. onlara yaşama hakkı tanımayan değersiz kişileri anmak mıdır? Muhalif olanları.com] 122 .nin Sıffin savaşında Ali’ye karşı kullandığı hile ve desise dolu siyasal ayak oyunlarını haklı bulmak mıdır? Ya da Ali ve evlatlarına yapılan zulmü onaylamak mıdır? Peygamberin torunu Hüseyin’i. hatta onları aşağılayarak yasaklamak mıdır? Ya Ebubekir. hangi köşesindedir? Sünnilik. yüzyıllardır diri tutulan başkaldırı hareketinin karşısında olmak. İslam dininin hep içindeydi. Osman’sız –hatta Muaviye’siz.

ramazankoc. Halife tarafından Kudüs’deki Süleyman tapınağı kalıntıları üzerine yaptırılmış Ömer camisi. bunları kurduran Emevi-Abbasi hanedanlarına özgü bir din midir? Öyle “İslami cila altında Şaman inancı”yla filan değil. 637 yılında 2. Bu nedenle Muhammedin rehberliği ve Ali’nin mürşitliğinde Mekke’de (kaya kovukları mağaralar. Bunların büyük çoğunluğunun Batılı bilim adamları tarafından incelenip yayınlanmış olması. Tanrıya dua etme”yi buyuran açık ayetlerine rağmen. Görgü Cemi’nde Pir. karı. Mescid el-Aksa adıyla vahiy tarihi 618 olan İsra Suresi’nde nasıl geçiyor? Mescid sözcüğüne “namaz kılınan küçük cami” biçiminde uyduruk bir anlam verilerek. İslam’ın bâtıni tasavvufunun özgürlükçü ve hoşgörü anlayışına sahip kitleler halinde Anadolu’ya gelen Alevileri. asıl kaynak olan İslamın kutsal kitabının batıni yorumları üzerinde temellendirilmiş çok sayıda kaynak kitapları vardır Aleviliğin. Hicretin ikinci yılında kurulan Mescid-i Nebevi’de yapılan toplu tapınmalar.yüzyılda bile Türkiye Cumhuriyetinin din bilgini ve tarihçileri. kardeş. çünkü Cem’de kadın-erkek. sözde laik Türkiye Cumhuriyetinin diyanetçi siyaseti ve Türk Üniversiteleri.com] 123 .ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Böyle olunca bütün Sünnilerin üzerinde ittifak ettikleri tek bir “öğreti”den söz etmek olası mıdır? Herkes kafasına. Sünni inancın mensuplarının Aleviliğin temel kaynakları nelerdir diye sormaya hakkı var mıdır? Hele 21. Rehber ve Mürşid makamında oturan Dedeler tarafından cemdeki canların huzurunda onların adına zaten yapılıyor. hatta Üniversitelerinin bu inancın temel kaynaklarına yönelik bilimsel tarafsızlık içerisinde araştırma yapmamış olması kimin ayıbıdır? Egemen inanç olarak Sünniliğin sapkınlık görüp yasaklamış. siz müslüman değil misiniz?” diyebilme yetkisini nereden alıyorsunuz? Onları ancak HakMuhammed-Ali sorgulayabilir. Medine’de ise. bu özelliklerinden dolayı mı dinsiz inançsız sayıp horladınız? Dışlayarak zulümlerden zulüm beğen dediniz? Tarih boyu iktidar olmuş ve İslam dinini kendi inanç anlayışına aykırı yorumlayarak yaşayan Aleviliği yok saymış. eğitim ve öğretimine izin vermemiş. musahipli ve tanrısal demokrasinin uygulandığı devreyi algılamakta. güvenli evlerin mahzenlerinde) gizli. yönetimlerinin yaktırıp yok ettirmiş olmasına rağmen tüketemediği. [www. büyük-küçük. zihinsel yeti ve gelişmişliğine göre bir anlayış içinde mi değerlendirmektedir? Yoksa dört mezhepten oluşan Sünnilik.koca. Teoloji (İlahiyat ) Fakülteleri için kara leke değil midir? Alevi temel kaynaklarındaki inançsal tarihsel bilgilerin yazılı olarak Anadolu’da yayılıp yaygınlaştırılmasının ölümcül yasaklarla önlenmesi yüzünden. sadece Can’dır ve “eşikte oturanla döşekte-postta oturan birdir” ilkesi geçerlidir. karanlık sokakların gözlerden saklı karanlık dehlizlerinde. her durumda Tanrıyı anmayı. dönüştüğü göksel Kırklar Meclisi kutsal mitosuyla inançsal tapınma geleneklerinde simgeleşmiş ve Cemevlerinde sürdürülmekteyse. Ancak “Dedeler” de ayrıcalıklı bir zümre asla olmaz ve olamaz. tapınma yerlerinin cami olduğuna inanmış ve orada bunları uygulayan Sünnilerin. meclisli. dedetalip birbirine eşittir. Cami’nin tarihi ne zamandır? Hem sonra söyler misiniz. “her yerde. Hak-Muhammed–Ali yolunu sürdüren Alevilerin tapınmalarının uygulandığı yerin Cemevi olduğuna inanmış olmaları ve Hak hizmeti Cem’lerini burada yapmalarına karşı çıkmaya hakları olabilir mi? “Toplanıp dua edilen. kitaplarını yasaklamış-yok etmiş mensuplarını kırımlara uğratmış yönetimlere destek verip onaylamış. ellerine geçen elyazmalarını ellerinde tutup canları pahasına koruyarak okuduklarını kuşaktan kuşağa sözel aktarma hizmeti görmüş “Dedeler”e ayrıcalıklı zümreler nitelemesinde bulunmak hak(k)aniyete sığar mı? Kur’an’ın. Muhammed Peygamber’in 616 yılında ilk Kırklar meclisinin toplanmasıyla başlayan ve 632’de Gadirhum konuşmasıyla tamamlanan İslam’ın oluşum dönemini. Tanrıya secde edilen yer”anlamına gelen “mescid”in değil. bu inanca saygı göstermemiş. “Müslüman ibadetini camide yapar.bacı. “Müslümanlar ibadetini camide yapar”a mı dönüştü yoksa? Aleviler İslam dini olarak.

Ebubekir getirilir. Ali’yi öldürürler. Ali’nin ordusu ile Muaviye’nin ordusunun karşı karşıya geldiği Sıffin Savaşı’nda Hz. Ali’nin büyük oğlu Hz.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Ġsmail Kaygusuz TÜRKĠYE'DE ALEVĠLĠK TARĠHĠ HİLAFET SORUNU Önce konumuza tarihçeyle başlayalım.ramazankoc. yani Hz. Ve sonunda hepimizin bildiği gibi 4. Önemli tanımları. Hz. Hasan’ın halifeliğini. Hasan geçer. Konunun başlangıcı için Hz. Osman halife olurlar. Osman’ın öldürülmesinden sorumlu tutup iç karışıklık yaratmaya çalışır. yani halifeliktedir. kendisinden önceki halifelerle çatışmaya girmez. Hariciler. Muaviye ordusunun kazandığı bu savaştan 4 yıl sonra da Hz. Hz. Buralarda ise Muaviye ve oğlu Yezid hüküm sürmektedir. her ne kadar etrafındakiler ‘haksızlık’ olarak değerlendirdikleri bu seçimlere tepkili olsalar da. yerine ehlibeytten olan. Ali’ye biat etmez. Ömer ile Hz. Daha sonraki halifelik seçimlerinde de benzer bir çekişme yaşanır ve sırasıyla Hz. Hariciler adını alır. Muhammed’in ölümünden sonra ortaya çıkan "Kim halife olacak?" sorusuna dönmemiz gerekiyor: Peygamberin amcasının oğlu ve aynı zamanda damadı olan Hz. Muhammed’in soyundan gelen Hz. Bu nedenle de Hz. Ali.com] 124 . Ancak Emevi Devleti’ni kuran Muaviye sahneye çıkmıştır çoktan ve gözü İslam dünyasının hükümdarlığında. üstelik onu Hz. [www. Halife olarak geçer tarihe. Şam ve Mısır dışında bütün Müslüman şehirler kabul eder Hz. Ali hem yakınlığından hem de vasıflarından ötürü belli çevrelerce tek aday olarak görülürken bu makama Hz. YEZİD’İN HALİFELİĞİ Onun ölümü üzerine. belli başlı kavramları ortaya koyalım. Ali’nin ordusundan ayrılan bir grup.

10 Muharrem 61 günü şehit düşer Hz. Hz. sıra Hz. 9. Ali ile başlayan. Hüseyin’i şehirlerine çağırırlar. Yezid’in halifeliğine itiraz eden bir isim vardır: Hz. Orucun yanı sıra mümkün olduğunca az su içmeleri ve eğlenceden kaçınmaları da Kerbela’nın etkisindendir. Alevilerin bitmeyen yasını başlatmış olur. Yezid’in ordusu. önceleri ılımlı görünse de kısa sürede benzer baskılar uygulamaya başlar. Hasan. Hüseyin. çektikleri acıları hissedebilmek amacıyla Muharrem ayının ilk 10 günü boyunca oruç tutarlar. Ali’nin diğer oğlu Hz. Hüseyin çevresindekilerin uyarılarına rağmen bu çağrıya uyar ve beraberindeki 72 yandaşıyla birlikte Medine’den bugünkü Irak sınırlarında bulunan Kufe’ye doğru yola çıkar. Muaviye bu kurala uymaz ve Hz. Yüzyıla denk gelen bu göçten 400 [www. Dolayısıyla bir yas dönemidir Muharrem ayı onlar için. Emeviler için zafer sayılan bu olay. Hz. Hz. Muaviye’nin halifeliğinden sonra hilafet Yezid’e geçer. günde aşurenin pişmesiyle sonlanır bu oruç. Muhammed Taki. Emevîlerin ardından hilafeti devralan Abbasi devleti. Hz. Hz. Hüseyin ve beraberindekilerin. Hz. İmam Zeynel Abidin. Hasan Askeri ve Muhammed Mehdi’dir KUTSAL KILIÇ ZÜLFİKÂR Kerbela Olayı’ndan sonra 4. Bu tarihten sonra Hz. Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin sayesinde Peygamber soyu devam eder. Hasan’ı zehirletir. Caferi Sadık. Aleviler bu soyun ilk temsilcilerini 12 İmam olarak anıyorlar. İki grup. 71 kişi kılıçtan geçirilir Emeviler tarafından. Ali’nin çift başlı kılıcı Zülfikâr’ın da bulunduğu kutsal emanetleri yanına alarak Medine’ye döner. Muaviye ile bir anlaşma yapmak ve hilafeti ona bırakmak zorunda kalır. Önce suları biter Hz. Musa Kazım. Ali ve taraftarlarına karşı takınılan tavır devam eder. Hüseyin’e gelir. BİTMEYEN YAS Babasının ardından hilafeti devralan Yezid’in baskılarından bıktıklarını söyleyen Kufeliler. Ali Rıza.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Hz. ANADOLU ALEVİLİĞİ Kerbela olayından sağ kurtulan tek kişi.ramazankoc. Hasan. Ali taraftarları Kerbela’da şehit düşenleri anmak. İmam Ali Rıza.com] 125 . ehli beytin diğer üyelerini ve aralarında Hz. Bağdat’a 90 km uzaklıktaki Kerbela’da karşılaşırlar. Bunu haber alan Yezid duruma hâkim olmaları için adamlarını yollar. Hüseyin ve oğlu Zeynel Abidin ile devam eden bu soyun diğer üyeleri ise Muhammed Bâkır. Hüseyin’in ordusu susuzluktan perişan durumda savaşmaya başlar. Hz. Hüseyin. Ancak bir şartı vardır: oğlu Yezid’i kendisinden sonra halife ilan etmemesi. 25 km uzaklıktaki Fırat Nehri’ne gitmelerine engel olur. Kerbela Olayı’na giden süreç böylece başlar. aileyi toplayıp Horasan’a göç etme kararı alır. 744 yılında sona eren Emevi saltanatı süresince Hz. Hüseyin karşısındaki orduya seslenip Peygamberin soyundan geldiğini hatırlatsa da sonuç alamaz. Hz. Ali Hâdi. Bunun üzerine 8. 10.

Hele Emeviler döneminde İslamlığın tümüyle yıkıldığını savunurlar. İslamlığın gerçek biçiminin Alevilik olduğunu. Ve üçüncü kol olan Bektaşilikten söz ediyor. Anadolu’yu seçer yeni vatanları olarak. Osmanlılar`a karşı savaş açtığında Aleviler onların yanında yer alır ve Safevilerin kızıl başlıklarını takarlar. Bu kez Moğol istilası neden olur bu değişikliğe ve Horasan erenleri olarak anılan grup. ancak 16. Aleviliğin Baba İlyas ve Hacı Bektaş kökenli olduğunu. Hıristiyan çocuklar arasından devşirilen askerlerden oluşan Yeniçeri Ocağı’na bağlanırlar.ramazankoc. Çaldıran Savaşı`nda Safeviler`i yenen Yavuz Sultan Selim bu ihaneti unutmaz ve Kızılbaşlar adını taktığı bu gruba karşı savaş açar. yüzyılda bu Alevilik sözcüğünün kullanımda olmadığını belirtiyor. Bektaşilik ile Alevilik arasındaki en temel fark ise şudur: İsteyen herkes Bektaşi olabilir ama Alevi olarak doğmamış hiç kimse sonradan Alevi olamaz. bunun sonucunda da pek çoğunun Mason olduğunu. Böylece Bektaşilik Balkanlar`da yayılır. hem bu dervişleri devlete bağlamak hem de fethedilen ülkelerde yaşayanlara Osmanlı propagandası yapmaktır. Tarihçi Irene Melikoff. KIZILBAŞLIĞIN KÖKENİ Aleviler. BEKTAŞİLİK VE ALEVİLİK Alevi araştırmacısı Fuat Bozkurt.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI yıl sonra yeniden vatan değiştirmek zorunda kalır ehlibeyt. 20. örgütlü. Kızılbaşlığın Safevi hükümdarı Şah İsmail tarafından kurulan Erdebil Tekkesi`ne dayandığını. Pek çok Alevinin kellesi vurulur bu dönemde ve bugünlere kadar taşınan devlet . Osmanlı Devleti`nin tarih sayfalarından çıkmasından sonra bile etkinliğini sürdürür. yüzyıla gelindiğinde ise ilerici fikirleriyle öne çıktıklarını. "Alevi Kimliği" adlı kitapta yayımlanan makalesinde II. Safevilerle Alevilerin bağlantısı ise şöyle açıklanıyor: Şah İsmail`in kurduğu Safevi devleti. Muhammet`ten sonra gelen ilk üç halife döneminde İslamlığın gerçek yapısının bozulduğunu ileri sürerler. Jön [www. Bu ad. Amaç. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Alevilere verilen adın Kızılbaş olduğunu belirtiyor.com] 126 . Hacı Bektaş Veli`nin yolundan giden ve Osmanlılarla ilişkide bulunan bazı dervişler. Mahmut`un Yeniçeri Ocağı`nı kaldırmasıyla birlikte Anadolu`da etkinliğini yitiren Bektaşiliğin yerleşik dini kurallara uymayı reddettiğini. "Kızılbaş Sorunu" adlı kitabında Alevi adının Aleviliğin ortaya çıkışından çok sonra kullanılmaya başladığını söylüyor. Alevilik konusunda çok önemli araştırmalara imza atmış olan tarihçi Irene Melikoff. Safevi askerlerinin taktıkları kızıl başlıktan geliyor. Anadolu Aleviliğini hayata geçirecektir. Bu erenlerin arasında yer alan Hacı Bektaş Veli. yerleşik ve Osmanlı`dan yana olması.Alevi çatışması başlar Anadolu topraklarında. Tıpkı Anadolu Aleviliği gibi kaynağını Hacı Bektaş Veli`ye dayandıran bu öğretinin farkı.

Kimliklerini keşfetmek. Zaman. siyaset üzerinde etkili olabileceğini de fark eder. Can gibi yayınevlerinin yanı sıra. Özellikle İstanbul`daki Maarif Kütüphanesi ve Ankara`daki Emek Basımevi birçok popüler kitap yayımlar. Der. Horasan. 1950`lerde Demokrat Parti`nin ülkede yarattığı özgürlük rüzgarından faydalanan yazarlar sayesinde Alevilikle ilgili yayınlar epeyce hareketlilik kazanır. Kendilerini tanımak isteyenlerin dışında Sünnilere tanıtmayı amaçlayanlar da bu yayınların arasında yerini alır. geçmişi gözden geçirmek ve yeniden bir `cemaat` olmak arzusundaki Alevilerin bu talepleri. ALEVİLER VE ATATÜRK Aynı kitapta "Antropoloji ve Etnisite: Yeni Alevi Hareketinde Etnografyanın Yeri" adlı makalesi bulunan sosyal antropolog David Shankland`ın satırları da bu görüşü destekliyor: "Cumhuriyet yönetiminin kazandığı zaferlerden birisi de. Osmanlı İmparatorluğu tarihinin en kanlı sayfaları arasında yer alan Alevi-Sünni çatışmasının büyük oranda azaltılması olmuştur. 1960`lara gelindiğinde Alevi cemaati sol akımların rüzgârına kapılır. 1920`lerde Fuad Köprülü ve Baha Said. cumhuriyet kurulduğunda ise Atatürk ile laik düzenin en büyük destekçisi olduklarını söylüyor. Ancak yaşadıkları tek hayal kırıklığı bu kanunla bütün tekkelerin kapatılması değildir. ÜÇ FARKLI YAKLAŞIM `90`larla birlikte art arda kurulan Alevi dernekleri hızla yayılır. 1970`lerde köyden kente yaşanan yoğun göçle birlikte eğitim görmüş Alevilerin sayısında da artış olur. Pencere.com] 127 . Aleviliği yeniden keşfetme zamanıdır. Şeyh Sait isyanı sırasında Atatürk`ün yanında yer alan Alevi aşiret ağaları. Alevi inanç sistemine sert darbeler vurmuş olsa da. Aynı dönemde büyük bölümü kırsal alanda yaşayan Alevi cemaati. daha sonra karşılaştıkları baskı ve üzerlerine yollanan askerler nedeniyle şaşkına dönerler. 1950`lerde Abdülbaki Gölpınarlı Alevi öğretisi üzerine önemli çalışmalar yapar. 1980`lere gelindiğinde ise sosyalizmin eski önemini kaybetmesiyle birlikte Alevi cemaati kimliklerini sorgulama dönemine girer. belli bir dini ve etnik kökenle ilişkilendirilmeyen pek çok büyük yayınevi de bu konuda yapılmış araştırma ve incelemeleri okurla buluşturur. Alevilerin uğradıkları haksızlıklara eklenen bir sayfa olur. Yine `90 sonrası Alevilik konusuna yoğunlaşan Alev. KİTAP PATLAMASI Alevilerin destekledikleri ve bir kurtuluş olarak algıladıkları cumhuriyetin ilk yıllarında kaleme alınan yazılar ise genellikle Aleviliği İslamiyet öncesi Türklüğe özgü bir inanç olarak görmek eğilimindedir. dini kimliklerini bir yana bırakıp sosyalizme yönelirler." Her ne kadar 1925`te yürülüğe giren Tekke ve Zaviyeler Kanunu. Aleviler Kemalist cumhuriyeti kendilerine bir güvence olarak görmekten vazgeçmediler. "Değişen Koşullarda Alevilik" adlı kitabında bunun ardındaki en önemli itici gücün Alevilerin İslamcılığın yükselişine karşı [www.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Türklere katıldıklarını.ramazankoc. 1938`de yaşanan Dersim olayı. AKP Milletvekili Reha Çamuroğlu. 1990`ların başında Alevi dernekleri ile Alevilikle ilgili kitaplarda ve süreli yayınlarda bir patlamaya neden olur.

yüzyıldan itibaren büyük etkinliği olan Bektaşi tarikatının piri. Marifet Ehli ve Muhibler.com] 128 . toprak ve ateşten yola çıkarak dört çeşit Müslüman imajı sayar: Âbidler. zaman zaman insanüstü özellikler vakfedilerek de olsa "Vilâyet-nâme-i Hacı Bektaş-ı Veli"de aktarılıyor.ramazankoc. Anlamak için de tanımak lazım. En önemli eseri. Arnavutluk. cem evlerinin ibadethane olarak tanımlanması ve okullarda verilen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin ya kaldırılması ya da bu derslerde Aleviliğe kayda değer bir düzeyde yer verilmesi yönünde. Alevi. birinci bölümünde "Anâsır-ı Erbaa". dört elementten. "Marifet" ve "Hakikat" adlı dört kapıdan ve her kapıya ait 10 makamdan söz eder. Bu hikayelerin. Geçmişini. Bulgaristan. Osmanlı İmparatorluğu`nda 14. Yunanistan. "Şeriat".20 milyon. "Tarikat". [www. "Makâlât-ı Gaybiyye ve Kelimât-ı Ayniyye". zaaflarını en az zaferleri ve hataları kadar bildiğine elini uzatabiliyor güvenle. BİRLİKTE YAŞAMAK Milyonlarca kilometrekarelik bir alana yayılan bir imparatorluğun yüzlerce yıl hüküm sürdüğü topraklarda yaşıyoruz. Arapça yazdığı "Makâlât"tır. Madem ki hepimiz `buralıyız`. Hıristiyan. Yahudi. yani hava. su. objektif kalemlerden çıkma edebi ve edebiyat dışı kitaplarda yer alan örnekleri hiç kuşkusuz en büyük rehberimiz olacak. Ermeni. "Hunda-nâme" ve "Üssü`l-Hakika" . yaralarını. karşındakini anlamaktan geçiyor. Bunların arasında parlamentoya Alevi kökenli milletvekillerini sokmak. "HER NE ARARSAN ARA. AB`nin Alevilik sorunu üzerine hazırladığı raporlarda Türkiye`nin notu pek parlak görünmüyor son yıllarda. öğrenmekle. Hükümet bu notu düzeltmek amacıyla bazı girişimlerde bulundu. Farklı etnik ve dini kökenden milyonlarca insan. 13. yüzyılda yaşayan Hacı Bektaş`ın görüşleri. Sünni. Boşnak. KENDİNDE ARA" Hacı Bektaş Veli. Hacı Bektaş Veli`ye ait olduğu söylenen. Kürt. Arnavut ve daha niceleri. Kosova ve Makedonya`da hüküm sürüyor. karşımızdakinin hikâyesini dinlemekle başlayalım. bugün hâlâ Anadolu`nun yanı sıra Balkanlar. Kitap. Bu süreç `doğru bilgilerle` tamamlandığında seviyor insanlar birbirlerini. Laz.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI duydukları savunma içgüdüsünde yattığını belirtiyor. Sekiz ayrı bölümden oluşan "Makâlât"ın. Talepleri ise inanç önderlerinin devlet memurluğuna bağlanmaları. önce bilmekle. Rum. Zâhidler. Bosna. Avrupa Birliği raporlarına göre bugün Türkiye`de yaşayan Alevilerin sayısı 15 . Birlikte barış içinde yaşamak. ama nüshaları bulunmayan eserler ise şunlar: "Hadis-i Erba`in Şerhi". lise ders kitaplarına Alevilik ile ilgili bölümler koydurmak bulunuyor. Onun söylencelere dayalı yaşamı. Sayıları oldukça fazla olan bu oluşumları Aleviliğe yaklaşımları açısından üç başlık altında toplamak mümkün: DEVLETTEN TALEPLER Bugüne gelindiğinde ise Alevilerin devletten taleplerini yinelediklerini görüyoruz.

Hacı Bektaş Veli`nin veciz sözlerinden bazıları:             Ara. şiirleri ve deyişlerinde görmek mümkün. Kul Himmet. 12 İmamlar ve Hacı Bektaş Veli`yi anlattığı nefesleri. İyi bir tekke ve tarikat eğitimi gören Kul Himmet. Bir Bektaşi ozanı olan Virani`nin 300`e yakın aruz vezniyle söylediği şiiri olduğu söyleniyor. Pir Sultan Abdal. Bugün hâlâ geçerliliğini koruyan düşüncelerini. Virani.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Ahmet Yesevi dergahında yetişen Hacı Bektaş Veli`nin Alevi-Bektaşi öğretisinin temelini oluşturan felsefesi. Şiirlerini hem Türkçe hem Arapça hem de Farsça söyleyen Fuzuli. ATEŞ-İ AŞKA Gel gel yanalım Ateş-i aşka! Şule verelim Ateş-i aşka! Evvel aldandım Pek kolay sandım [www. Kerbela Olayı`nı anlatan "Hadikatü Süeda" (Mutluların Bahçesi) en önemli eserlerinden. bul. Doğruluk dostluk kapısıdır. Divan edebiyatımızın en önemli isimlerinden biri. Bir olalım. beline. YEDİ ULULAR VE SÖZLÜ EDEBİYAT Alevilikte sözlü edebiyatın yeri büyük. Her ne ararsan ara. Ali`nin mitolojik yaşamını konu edinen "Faziletname" adlı kitabı 7 bin 300 beyitten oluşur ve Alevilerin temel kitaplarından biridir. ölçü. incitme. tanrı sevgisine dayanır. Murada ermek sabır iledir. İbadetlerinde. kendinde ara.com] 129 . biçim ve dil açısından halk edebiyatının dışına çıkmadı. Yemini. Asıl adı Haydar olan Pir Sultan Abdal. Eline. Kul Himmet`in Hz. Şah Hatayi. Alevi cemlerinde nefesleri en sık tekrarlanan ozanlardan biri. iri olalım. Tasavvufi görüşü benimseyen ve Hallacı Mansur`un izinden giden Nesimi`nin eserleri Türkçe ve Farsça divanlar. diri olalım. Fuzuli. Şiirleri ve deyişleri günümüzde de popüler olan bu ozanlar Seyyid Nesimi.ramazankoc. Nefsine ağır geleni kimseye tatbik etme. Marifet ehlinin ilk makamı edeptir. diline sahip ol. Onun anlayışında dinin kaynağı tanrı korkusuna değil. Deyişleri. Aleviler için adeta kanun sayılan bu yedi ozan Yedi Ulular olarak anılıyor. cem ayinlerinde öğretilerinin önderleri saydıkları ozanların şiirlerini okuyan Aleviler için yedi ozanın yeri ayrı. İncinsen de. insantanrı-doğa sevgisine dayanan hümanist bir görüş üzerine kurulu. Hiç aruz vezni kullanmayan Pir Sultan`ın şiirleri genellikle dörtlük formunda. şiirlerindeki uyak. Arifler hem arıdır hem arıtıcı. Fuzuli`den sonra adı en çok anılan Yedi Ulular üyesi. Safevi hükümdarı Şah İsmail`in mahlası olan Hatayi. Yedi Ulular`dan Yemini`nin Hz.Ali. Pir Sultan Abdal`ın da mürididir. Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu. İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. her Alevi ceminin vazgeçilmez nefesleri arasındadır.

Dâr üzre mi`râç. Geçtim oturdum Ateş-i aşka! Aşk ehli ölmez. Vârın erenler. Yandım erenler Ateş-i aşka! Vârım yitirdim. Yerde çürümez. Yandım erenler Ateş-i aşka! Vârın erenler.com] 130 . Dost`a gidenler.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Düşünce yandım Ateş-i aşka! Ey padişâhım! Affet günâhım. Sen de gözün aç Ateş-i aşka! Seyyid Nesimi. Yanmaktır kârım Ateş-i aşka! Aman erenler. Terk etti resmi Yandırdı cismi Ateş-i aşka! NESİMİ YALAN DÜNYA Yürü bire yalan dünya Yalan dünya değil misin Hasan ile Hüseyin`i Alan dünya değil misin [www. Dost`a götürdüm. Yanmayan bilmez Ateş-i aşka! Mansûr u Hallâç.ramazankoc.

com] 131 .ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Ali bindi Düldül ata Can dayanmaz bu firkate Boz Kurt ile kıyamete Kalan dünya değil misin Tanrı`nın Aslan`ın alan Düldül`ü dağlara salan Yedi kere ıssız kalan Kalan dünya değil misin Bak şu kışa.ramazankoc. bak şu güze Ciğer kebab oldu köze Muhammed`i bir top beze Saran dünya değil misin Pir Sultan`ım ne yatarsın Kurmuş çarkını dönersin Ne konarsın ne göçersin Kalan dünya değil misin PİR SULTAN ABDAL BENİ CANDAN USANDIRDI Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı Felekler yandı âhımdan murâdım şem`i yanmaz mı Kamu bimârına cânân deva-yı derd eder ihsan Niçün kılmaz bana derman beni bimar sanmaz mı hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım Uyadır halkı efgânım gara bahtım uyanmaz mı Gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su Habibim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı Gâmım pinhan tutardım ben dediler yâre kıl rûşen Desem ol bi-vefâ bilmen inanır mı inanmaz mı Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil Bana ta`n eyleyen gâfil seni görgeç utanmaz mı Fuzûli rind-i şeydâdır hemişe halka rüsvâdır Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı FUZULİ [www.

[www. Besbelli hayranı olduğu Şah İsmail Çaldıran’da bir duvar teşkil eden toplarımızı geçemeyince hiddetinden kılıcıyla topun ağzına öyle bir vurmuş ki.com] 132 . Adının İrade olduğunu öğrendiğimiz hanım rehberimiz Şah İsmail’in Çaldıran savaşını Osmanlı topları yüzünden kaybettiğini ağlamaklı bir tonda anlatıyor.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI YAVUZ. 40 BĠN ALEVĠ'YĠ KESTĠ MĠ? Yıllar önce Bakü’de bir müzeyi geziyoruz. tuncu paramparça etmiş! Burada efsanenin kendisine takılmayın derim.ramazankoc. “Türk” olduğunu düşündüğümüz Azeri kardeşlerimizin bu savaşta Şah İsmail’in ordusunda saf tutmaları ve Yavuz’u saldırgan bir işgalci olarak görmeleri beni şaşırttı.

bu “büyücü avı”. Bunun üzerine Yavuz. Safevi Devleti’nin Anadolu’daki Alevileri ‘beşinci kol’. “Yavuz Selim’in o zaman. bizzat saraya kadar girmişti. bu kovuşturma maksadıyla fişlenen ve yakalanan casuslar. özellikle olaylara bulaşan tımar sahiplerini yerlerinden atmak ve bilinen elebaşıları öldürmekten ibaret kaldı. hem İran’a insan kaynağı sağlayan göçü önlemek. Ed. Burada özellikle belirtmek istiyorum ki. Bursa’yı tehdit ettiği ve Rumeli’deki kardeşleriyle buluşmalarına ramak kaldıkları bir ortamda tahta çıkmış buldu kendisini. Osmanlı İmparatorluğu Tarihi. yani istihbarat unsuru olarak.000 sapkının kırılması efsanesinin destekleyen hiçbir kanıt yok elimizde. Fransız tarihçi Jean-Louis Bacque-Grammont’un akıl dolu deyişiyle. Şah İsmail’in gerçek niyetinin Osmanlı’yı Şiî bir devlete dönüştürerek bir darbede başına geçmek olduğuna ve bu uğurda çalıştığına dair güçlü kanıtlar bulunuyor. Yani Safevi etkisi. daha önce Şah İsmail’in ordusunda savaşmış olanlar. 1995.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Bir de özellikle bazı Osmanlı karşıtı kesimlerin dillerine doladıkları ve maalesef İsmail Hami Danişmend gibi ateşli Osmanlı yanlısı ‘Sünniler’in de Şii-Alevi husumetlerinden ötürü köpürttükleri ‘Yavuz’un 40 bin Alevi’yi kestiği’ söylentisi var. Kızılbaşlık propagandası yapmak ve şaha casusluk etmek gibi yollarla hizmet ettikleri sabit olanlar hakkında kovuşturma başlattı”. sadece dinî bir inanç olma çizgisini aşarak. Ve hepsinin öldürüldüğüne dair en ufak bir kanıt olmadığını yine Bacque-Grammont söylüyor: “Göründüğü kadarıyla. sayılar karşısında doğulu baş dönmesiyle alabildiğine damgalı görünüyor bu. 1513 ya da 1514’te olan 40. Bu kovuşturmanın bir tür fişlemeye dönüştüğünü biliyoruz. asker olarak gidip ordusuna katılma. hatta Kütahya önlerine kadar geldiği. “Şah İsmail’e bağlılıkları. bunların tutuklanıp sorguya çekildiklerini biliyoruz. Nitekim 1511 Nisan-Temmuz aylarında Bursa’dan Antalya ve Kayseri’ye kadar yayılan.com] 133 . I. Anadolu’nun büyük bölümünün yakılıp yıkılmasına ve 50 bin insanın ölümüne yol açan Şahkulu İsyanı da gerçek bir ders olmuştur Yavuz’a. düşmana yardım ve yataklık yapanlar. 112 yıldır hiç bu kadar sarsıcı olmamıştı. bir inanç olarak Alevilik değil. Anadolu’daki Aleviler ya İran’a göç edip Şah İsmail’in saflarına katılıyor veya muhtemel bir Anadolu seferinde ona destek vereceklerine dair işaretler veriyorlardı. s. biz bunu pek şişirilmiş bir sayı bulmaktayız. yani ortalama 200 bin nüfusu ilgilendiren böylesine büyük çaplı bir ‘katliam’ın belgelere de bir şekilde yansıması gerekmiyor muydu? İşte Alevi kökenli olduğu bilinen tarihçi Mustafa Akdağ. Ancak bu kovuşturma sonunda ne kadarının idam edildiğini. Şiiliği kabul etmiş ve Şah İsmail’in yanına kaçmıştı. bırakın halka yayılmayı. devleti yıkacak tertipler içine girecek potansiyel bir işbirlikçi güç olarak kullanmaya kalkmasıydı. Doğu’da namağlup unvanına sahip Şah İsmail’in adamlarının Tokat’ı ele geçirip kendi adına hutbe okuttuğu. İşte o 40 bin kişi. para yardımı.: Robert Mantran. ne kadarının hapse atıldığını veya sürgüne gönderilip serbest bırakıldığını bilmiyoruz. Çünkü bu Padişah devrine ait pek çok mahkeme [www.ramazankoc. Yavuz’un birinci sorunu. Kızılbaş mezhepli 40 bin kişi öldürttüğü hakkında tarihlere geçmiş bir rivayet vardır… Ancak. Yavuz Sultan Selim. Tutulan defterlere yukarıdaki eylemlere karışmış 40 bin Kızılbaş’ın adının geçirildiğini. Üstelik de bir Osmanlı şehzadesi olan yeğeni Murad. 173) 40 bin aileyi. Osmanlı Devleti’nin 1402’de içine yuvarlandığı fetret devri yeniden yaşanacak mıydı? Bu soru. propagandasını yapanlardı. Cem Yay. Suçlu bulunanlar elbette idam veya hapisle cezalandırılmıştır. hem de Safeviler üzerine düzenleyeceği seferde arkasını sağlama almak için Mustafa Akdağ’ın deyişiyle. daha da önemlisi.” (Bkz.

s.2 Yaratıcı’nın konuşan ve mesaj ileten yönüne zaman zaman dikkat çeken Buyruk vahiy gerçeğini kabul ettikten sonra vahyin tezahürü olarak Allah’ın insanlara kitap gönderdiği vakıasını da açıkca dile getirir. Şeytanın yolunu. Mevcut Alevî-Bektâşî metinlerinden bunu kolayca tespit etmek mümkündür. Ancak Alevî-Bektâşilerin Kur’ân ve hadisi kabul ve yaklaşımlarının farklı olduğu bilinmektedir.4 “Yeryüzüne. Alevî-Bektaşî kültürü dikkatlice incelendiğinde bu kültürü oluşturan esasların önemli bir kısmının Kur'ân-ı Kerîm ve hadislere dayandığı görülecektir. 27 Ocak 2008. İncil ve Kur’ân’dır. Muhammed’e) gelinceye kadar mezhep.” sözleriyle bu balonu patlatıyor. Bunlar Tevrat. Muhammed’i peygamber olarak kabul ve tasdik ederler. (Türkiye’nin İktisadî ve İçtimaî Tarihi. Bu ifadede isim ve sayılarına işaret edilmeksizin Tanrı’nın kitaplar gönderdiği net bir biçimde ifade olunmaktadır. O sizin düşmanınızdır. Konuya vahiy ve ilâhî kitap noktasından baktığımızda. denilmektedir. Pîrin önem ve özelliklerinin sayıldığı başlık içerisinde “Hz. Hıristiyan kültürünün temelinde Kitâb-ı Mukaddes olduğu gibi. 6 [www. İslâm kültürünün temelinde de Kur'ân-ı Kerîm ve onun yorumu ve açıklaması olan sünnet/hadis vardır. Buyruk’ta vahiy kelimesi bir defa geçmekte.com] 134 . insan oğullarına doğru yolu göstermek için dört kutsal kitap inmiştir. Muhammed Mustafa ve Aliyyel Murtaza Hazretleri geldi. Zebur. Ben size doğru yolu da eğri yolu da bildirdim” buyurdu 3. doğru yolu açık-seçik gösterdi: Ey kullarım! Şeytana uymayın. Buyruğun yirminci başlığında. Adem’den Hatemi Enbiyaya (Hz. 1979. 2. indirdiği dört kitapta bildirildiği” belirtilir. Tekin Yay. yol ve erkan yok idi. bu çapta kitle idamlarına rastlayamadık. Yeşil hatla vahiy geldi”1 ifadelerine yer verilmekte. bu defterlerde yer alması zorunlu idi.. Bu durum Alevî-Bektaşilik için de geçerlidir. 154) Tarih ne çekmişse siyasetten ve efsanelerden çekmiştir.ramazankoc.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI defterleri hâlâ elimizdedir. “Ulu Tanrı kitap gönderdi.” 5 Ayrıca “Tanrı’nın ne kadar sırrı varsa. Bütün Müslümanlar gibi Alevî-Bektâşiler de Kur'ân-ı Kerîm’i kutsal kitap ve Hz. Zaman ) ALEVĠ-BEKTAġĠ KÜLTÜRÜNDE KURAN ĠNANCI * Her kültür bir yönüyle kendi kutsal kitabı ve onun etrafında şekillenmiştir. Alevilik-Bektaşiliğin klasik kaynaklarından Buyruk’a göre “vahiy” gerçeğinin kabulü ve daha önemlisi dinin kaynağının vahiyle irtibatlandırılması dikkat çekicidir. Bunlar üzerinde yaptığımız araştırmalarda. Kendisini İslâm kültürü olarak tanımlayan bir kültürün Kur’ân ve hadisten bağımsız hareket etmesi ve kayıtsız kalması düşünülemez. ( Mustafa Armağan. dinin de böylece ortaya çıktığı nakledilmektedir. Eğer öyle kanlı bir olay geçseydi.

azap ve cennet ve cehennemin vasıflarıyla alakalıdır. Hz. Ne var ki. Sıraya konmus. (. kutsal gün ve gecelerin ihyasında. Tevrat Musa’ya. Kelimelerin ‘adedi yetmiş bin dahi üç yüz seksen dokuz kelimedir.. Muhammed’in gönlüne yansıyan. Nitekim günümüzde Anadolu’nun muhtelif yörelerinde yaşayan kimi Alevilerce. Cebrail vasıtasıyla Hz.22 “Sûretu’l-Vilâyet” Hz. Hüseyin b. on dört ayet hayz. Bir kısmında bilgi eksikliğinin hemen fark edildiği bu iddiaları şöyle özetlemek mümkündür. Peygamber’in mucizesidir. “Cebrail vasıtası ile bildirilmiş. “İnanç. Ebubekir. altı bin altı yüz altmış altı ayettir. yüz ayet sadaka. Mekkî ve Medenî ayetler birbirine karışmış. Adab-Erkan ve Ahlâk Açısından Kaynak ve Referans Değeri” ile “Anlam ve Yorumu” şeklinde dört ana başlıkta toplamak mümkündür. Allah kelamı olmasından dolayı kutsallığından bahsedilerek tazim edilir ve şek şüphe olmadığı belirtilir. Ancak bu Kur’ân sonraları ortalarda görülememiştir. 11 a) Kur’ân-ı Kerîm’in Mahiyeti ve Kutsallığı Alevî-Bektaşilikte. Hz. Buyruk’ta bu husus şöyle açıklanmaktadır: Ve dahi İncil İsâ’ya. Bununla birlikte Kur’ân’ın Alevî gelenekte ritüelistik kutsallığına da bulunmaktadır. Alevilik de Kur’ân’a teorik –belki ‘retorik’ demek daha doğru olur. önceki ümmetlerin peygamberleriyle olan maceraları ve mutı‘ olmayanlara gelen ‘azâbları ve Ya‘kub (a. Geri kalan ayetler ashâp hakkında ve ehl-i beyt hakkında gelen menâkıb. Bu altı bin altı yüz altmış altı ayet-i Kur‘ân’ın iki yüz ayeti zekat. son ayet olması gerekirken beşinci sûrede yer almış. Osman zamanında yazıya geçirilmiştir. Muhammed’e nazil olmuş. Kur’ân Muhammed aleyhisselama nazil olmuştur. sura üfleme.. Ebû Bekir. yani Kur’ân’ın tahrifini iddia ederler. oldukça belirsiz bir kutsallıktır. tıpkı Sünni gelenekte olduğu gibi.s) ve Yûsuf (a. elli ayet nikah. yorumlanıp açıklanması”9 şeklinde de tanımlanmaktadır Muhtemelen Şîî birisi olarak bilinen S. Gaybî.) İşte imân budur. Ve ayetlerinin ‘adedi. Ali taraftarları tarihin her döneminde gerçek Kur’ân’ın kendilerinde olduğunu söyledilerse de bu Kur’ân hiçbir zaman bulunamamıştır. Ali’nin dışlanarak. “Sûretu’n-Nübüvvet” de Hz. kutsal olduğu gibi13 vahy’in sonuncusu14 ve Hz. “Mahiyeti ve Kutsallığı”.19 Kur’ân’da Hz. Bunlara göre Kur’ân’ı tahrif etme cürmünün sahibi ise Hz. Fakat bu iddiayı ispat edecek argümanları yoktur.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Alevilik-Bektaşiliğin klasik kaynaklarından Buyruk’a göre Kur’ân. Allah’ın emri. Elde bulunan tek yazılı kaynaksa Ali ve taraflarının kabul etmediği.ve nâsih ve mensûhdur. bazı sûrelerin ayet sayıları da değiştirilmiştir.24 Alak suresi ilk ayetler olması gerekirken 96. 25 Dolayısıyla.7 Kur’ân.15 Buradaki kutsallık. kıyamet ahvali ve hesap. Osman nüshasında sureler karma karışık bir hale getirilmis. iniş sirasi dikkate alınmamış. Hz. bin ayet ticaret.com] 135 . 20 Kur’ân’da 6666 ayet bulunması gerekirken21 şimdi 432 ayet eksiktir. Osman tarafından Kur’ân’dan çıkartılmıştır. Her ki Kur‘ân bildi cemî‘ nesneye ‘ilm-i muhît oldı. Hz. 17 b) Mevcut Kur’ân’ın Güvenilirliği Alevî-Bektaşiliğin klasik kaynaklarında Kur’ân.(. alameti. Diğer bölümler ise hafızlardan derlenen âyetlerdir. “Mevcut Kur’ân’ın Güvenilirliği”. Kur’ân mukaddestir. Üç yüz yetmiş beş ayet kıyametin saati. Mâide sûresi üçüncü ayet.sadece teberrüken tilavet etmekten öte bir anlam ifade etmemektedir. Ali ile ilgili çok sayıda ayet varken Hz. Muhammed’in ağzından çıkarak yazılan Allah Kelamı” 8 veya “Hz. Ömer. bugün.düzeyde bir kutsallık yüklenir. Bütün harflerinin adedi üç yüz yirmi bir bin beş yüz seksen beş harftir. cem ayinlerinde vefat etmek üzere olan kimsenin başucunda. Sünnilerin Tevrat. Alevî ve Bektaşîler arasında yaygın biçimde okunan Şerhu Hutbeti’l-Beyân adlı eserinde Kur’ân’la ilgili yer verdiği şu bilgiler onların Kur’ân’dan ne anladıklarını ortaya koyması açısından önemlidir: Bütün Kur‘ân’ın sureleri yüz on dört suredir. 23 Yine. Muhammed’den sonra Hz. Kur’ân Hz. bir ayet ‘ıtk (köle azat etme) hakkında inmiştir.10 Kur’ân’la ilgili tanımlayıcı ve tanıtıcı bu bilgilerden sonra Alevî-Bektaşî eserlerinde Kur’ân-ı Kerîm konusunda ifade edilen görüşleri. Zebur Davud’a..18 Günümüzde bazı Aleviler klasik kaynakların aksini.) İman şuna derler ki. Kur’ân’ın Aleviler nezdindeki kutsallığı. Ömer’in kızı Hafsa’daki Kur’ân’dır. Kur’ân’ın muayyen zaman ve mekânlarda okunması şeklinde tezahür eder. taziyede. Zebur ve İncil’e ilişkin kutsallık telakkileriyle hemen hemen aynıdır. içinde her ne bildirilmişse iman edilmesi gereken bir kitaptır. Ali ve tarafları ise Kur’ân’ı kabul etmemiş.ramazankoc. bazı ayetler farklı sûrelerde tekrar edilmiş. Ali’nin vefatından sonra Muaviye tarafından ve daha sonraki düzenlemeler sırasında bunlar yok edilmiştir. Hz. gönlünde tecelli eden bilgilerin onun sezgisel aklı tarafından yorumlanması. Cebrâil aleyhisselam Hak celle ve alâ hazretlerinin indinden Sultan-ı Enbiya Efendimize getirdiği hazret-i Kur’ân içinde her ne emir olundu ise ona iman etmek. Osman ve Benî Ümeyye’dir. Ancak Şia’nın etkisinde kalan bazı Aleviler Kur’ân’ın muharref olduğunu ileri sürerler. İddiaya göre. kendileri yeniden toparlayıp yazıya geçirmişlerdir. bu ayetlerin çoğu. Ali ve ailesi ile ilgilidir. Peygamber’e aittir denilmesi [www. Bu kutsallık. Bu bağlamda analojik bir yaklaşımla denilebilir ki. Kur’ân’ı kendilerine göre yazdılar. kırkıncı ve elli ikinci günlerinde Kur’ân’dan pasajlar okunur. Muhammed’e inen kutsal kitaptır”12 Kur’ân-ı Kerîm.s) ve kardeşleri arasında geçen kıssalarla ve peygamberleri tanıma ve bilmeyle ilgilidir.16 Alevilere göre. buradaki okuma.. Bin yediyüz ayeti kıssalarla. “Hz. okunan Kur’ân peygamberin Kitabi. yani vefat eden kimsenin yedinci.

Yazılı Kur’ân Kur’ân-ı Sâmit olarak. Kur’ân’ın her satırına harfiyen uyabilir. Kur’ân ayetlerinin Alevi-Bektaşi nefeslerinde de kullanıldığı. Ali’ye verdiği gizli bilgiler olmak üzere üç bölümden oluşur. bu görüşlerin günümüz Alevilik-Bektaşiliğinin ortak kanaati olduğunu söylemek mümkün değildir”27 Kur’ân-ı Kerim ile.53 Ya da Kur’ân. 50 d) Kur’ân-ı Kerîm’in Anlam ve Yorumu (Tefsîr veTevîl) Alevilik-Bektaşilikte Kur’ân.42 Dedebaba B. özellikle tahrifle ilgili göruşler kimi zaman çelişkiler de barındırmaktadır. nikah törenlerinde. emirleri. Kur’ân-ı Kerîm’dir.Musahiplik. Kâmil insan olan Hz. Alevi-Bektaşiliğe göre Kur’ân-ı Kerîm. Muhammed’in yol arkadaşlarına açıkladığı düz yazı biçimindeki bilgiler ve Muhammet’in yalnızca Hz.44 Örneğin.49 Bütün bunlarla birlikte Alevilik-Bektaşiliğin klasik kaynaklarından Buyruk’ta ele alınan 40 başlıktan 31’inde Kur’ân’la ilişkisinden söz etmeksizin Kur’ânî terimlerin geçtiği. 28 diğer taraftan Kur’ân-ı Kerim’in. İkrar. Ayrıca bütün bu iddialara rağmen. Semah. Söz gelimi. Yüce Allah’ın koruması altında olduğunu. 55 [www. 6666 ayet olması gerekirken eksik olduğu ifade edilirken. oruç. 1.Muhammed ve Hz. o imanın biçiminde değil.47 On iki hizmetin başlamasında48 Kur’ân-ı Kerîm’den çeşitli ayetler okunmaktadır. Tevellâ’nın37 ve Teberra’nın38 kaynağı. yazılı belgesi bulunmayan. Alevi-Bektaşilikte inancın kaynağı da Kur’ân görülür. Tevhid gibi inanç kurumlarının temel dayanağının da Kur’ân-ı Kerim ile Hz. bunun laubalilik olarak algılanmaması gerektiği ifade edilmiştir. İşâretler 3. ona batılın yaklaşamayacağını. Hz. bu iddialar. isterse Hz. “Kur’ân-ı Kerim’in bütün emirlerine hakiki manalarıyla uyan kimselerdir. İkrarda. Adab-Erkan ve Ahlâk Açısından Kur’ân-ı Kerim’in Kaynak ve Referans Değeri Gerek klasik ve gerek Alevî-Bektâşi eserlerinde Kur’ân-ı Kerim’den saygı ifadeleri ile söz edilmekte. çeşitli ayetlerle inanca ilişkin hükümler delillendirilir. Dar.45 Musahiplerin görgüsünde. Tevhid’in. Yüce mânevî öğretiler (hakikatler) dir. Dualar. mevcut Kur’ân metnine alternatif metin üretmek. yalnızca harflerden oluşan kelimeler ve cümleler topluluğu olmayıp özel bilgi ile anlaşılabilir ve dört şey içerir. Aleviler hakkında Kur’ân’ın tahrifine yönelik ithamların haksız olduğunu dile getiren eserler de bulunmaktadır. duyumsanabilen âlemin üzerinde bir başka âleme ilişkin gizli anlamlar. 4. cezaları ve mükâfatları kapsayan dış anlamı (zahir yönü) Şeriatın karşılığıdır ve namaz. Hakikate ise Tarikat ve Marifet kapılarından ulaşılır. 26 şeklindeki bazı ifadelerin ise daha keskin ve mevcut Kur’ân’ı nazar-ı itibara almayan bir çağrışıma sahip olduğu gözlenirse de. Kuran’ın. Ali de Kur’ân-ı Nâtık olarak adlandırılır. bir taraftan bazı ayetlerin yok edildiği. 31 c) İnanç. Noyan’ın ifadesiyle Bektaşiler. istemezse bütün bunları yapmaz. Açıklanmış deyişler. ibadet-erkan ve ahlaka ilişkin görüşlerin temellendirilmesinde sık sık Kur’ân ayetlerine başvurulmaktadır. Takıyyenin cevazı. Nitekim. hiçbir zaman mümkün olmamıştır. ”Kur’ân’ın tahrifiyle ilgili iddiaların hiçbir mesnedi yoktur. Asıl olan bâtın anlamıdır. Ali’nin uygulamaları olduğu vurgulanır. Özel nitelikli. Nübüvvet’in. Müslümanlar ne kadar bölünürse bölünsün Kur’ân’ın her yerde aynı varlığını koruyacağını. 10 başlıkta Kur’ân’dan bir veya birden fazla ayete yer verildiği 12 başlıkta da ismi zikredilmek sûretiyle Kur’an’a gönderme yapıldığı görülmektedir.ramazankoc.34 İslâm Dini’nin temelinin. Bunlar Cafer-i Sâdık’a isnad edilen görüşe göre. İslâm’ın temel şartları olan.52 Dört kapıdan birincisini yani şeriatı aşmış olan Alevî-Bektaşî için zaten zahir anlamla ilgilenmek anlamsız ve gereksiz olmaktadır. Cem. Adalet’in. ölümle ilgili toplantılarda o işlerle ilgili Kur’ân ayetlerinin okunduğu41 İslâmiyetin bir yorumu olarak Aleviliğin.35 Alevi felsefesinin temelinde insanın yer alışı36 çeşitli ayetlere dayandırılır. bu kutsal kitap hakkında yapılan dedikoduların etkili olamayacağını. Bâtın yönün karşılığı ise hakikattir ve İslâmiyet’in insanda gerçekleştirmek istediğini hedef alır. Çünkü onun için iman. özündedir. Onu koruyacak olan da biziz29 ayetiyle ifade edildiğini. inanç. Yine günümüz Alevi-Bektaşi eserlerine göre. sadece ağızlarda dolaşan söylentilerden ibarettir” şeklindeki ifadelerle bazı Alevî dedeleri tarafından da reddedilmiştir. Ayrıca. Alevi-Bektaşiliğin ibadet ve uygulamalarda Kur’ân’daki emirlere dayandığı40 ayinlerde. bunun “Zikri/Kur’ân’ı biz indirdik.54 Batınî yorumu.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI yanlıştır. Ehl-i Beyt’i sevmek olduğu. Kaldı ki. zekât. (letâif).39 Günümüz Alevi-Bektaşi eserlerinde. doğal olarak anlaşılması ve yorumlanması bakımından serbest bir hareket alanı oluşturmaktadır. Nitekim bu durum şöyle ifadelendirilmiştir: Bir Anadolu (ya da Balkan) Alevisi. hac gibi yaptırımlardan oluşur.com] 136 . Meâd’ın ve32 İmamet’in kaynağı33 Kur’ân-ı Kerim’dir.30 Bunlara ilaveten Alevilik-Bektaşiliğin klasik kaynaklarından Buyruk’ta Kur’an’ın eksik olduğu ya da değiştirildiğine dair en küçük kayda rastlanmamaktadır. Ali gibi namaz kılabilir. Sonuç itibarıyla. bir zâhir bir de bâtın olmak üzere iki anlam düzeyine sahiptir. “43 Erkanın uygulanması esnasında da çeşitli ayetler ibadetin bir parçası olarak okunmaktadır. ifadeler (ibareler) 2.46 Delil uyandırmada. oruç tutabilir. 51 Alevî inancında.

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI
Aleviliğin Kur’ân’ı yorumlama konusundaki en belirgin özelliği ve onu Şia’dan ayıran temel özelliklerden biri, açık hükümlerini de yoruma tabi tutabilmesidir.56 Kimi zaman bu şekilde son derece serbest ve batınî bir yoruma kapı aralayan ve bunu alâmeti farika olarak takdim eden görüş öne çıkarken, kimi zaman da Hz. Peygamber’den Hz. Ali’ye intikal eden bâtın bilgisinin imam veya veli diyebileceğimiz kimselerin rehberliği olmaksızın doğru bir biçimde anlaşılamayacağı fikri ile karşılaşılabilmektedir.57 Bu durum, günümüz Alevi-Bektaşilerinin Kur’ân’ı anlama ve yorumlama konusunda sahip oldukları farklı yaklaşımları ifade etmesi bakımından önemlidir. Ayetlerin yorumlanmasında Ehl-i Beyt sevgisi ve ya Emevî karşıtlığının ya da tevellâ-teberrâ inancının izlerini görmek mümkündür. “Ey iman edenler, Allah’tan korkun ve özü-sözü bir kişilerle beraber olun”58 buyrularak özü-sözü bir kişiler ile Ehl-i Beyt kast edilirken, “on iki pınar”59 ifadesiyle on iki imama işaret edilmiştir.60 “Ancak kendileriyle anlaşma yaptığınız

müşriklerden...”,61 “Hani o verdikleri evvelki ahtı ve beyat ikrarlarını bozduklarından ötürü biz onları rahmetimizden çıkarıp lanet ettik...”,62 ve “İsra sûresi”63 ayetleri Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman dahil veda haccında bey’at edip
bey’atinden dönenler hakkındadır. Sonuç itibariyle Kur’ân-ı Kerîm konusunda Alevî-Bektaşî eserlerinde ortak noktanın “Kur’ân-ı Kerîm’in bâtın anlamına yönelmek” olduğu söylenebilir. Kur’ân-ı Kerim ayetlerinin yorumlanmasındaki kişisel yaklaşım veya batınî yorum geleneği ile birbirinden farklı hatta, Kur’ân’ın ruhu veya temel karakteri ile uzlaştırılamaz sonuçlar çıkarmak mümkün olmaktadır. Kanaatimizce bu durum, kitabi kültürün yerleşmediği dönemlerde tasavvufi kavram ve yorumların hakiki anlamlar olarak algılanmış olmasından kaynaklanmaktadır.64
1 Buyruk, haz. Sefer Aytekin, s. 14. 2 İlyas Üzüm, Kültürel Kaynaklarına göre Alevîlik, İstanbul, 2004, s. 49. 3 Buyruk, s. 95. 4 İlyas Üzüm, Kültürel Kaynaklarına göre Alevîlik, s. 49. 5 Buyruk, haz. Sefer Aytekin, s. 111. 6 Buyruk, haz. Sefer Aytekin, s. 111. 7 İmam Cafer-İ Sadık Buyruğu, haz. Adil Ali Atalay, Can Yay. İstanbul, 1993, s. 12. 8 Ali Ağa Varlık, Hanedan-ı Ehl-i Beyt Neden Hor Görüldü?, Can Yay., İstanbul 1993, s. 101. 9 Esat Korkmaz, Ansiklopedik Alevilik Bektaşilik Terimleri Sözlüğü, Ant Yayınları, İstanbul 1993, s s.219; 10 S. Hüseyin Gaybî, Şerhu Hutbeti’l-Beyân, 7b, 8a 11 Bkz. Şaban Çiftçi, Günümüz Alevî Bektaşî Kültüründe Hadis, Isparta 2005, s. 16-26. (yayımlanmamış doktora tezi) 12 Esat Korkmaz, Ansiklopedik Alevilik Bektaşilik Terimleri Sözlüğü, s. 219. Alevî-Bektaşî kaynaklarında “Kur’an Allah’ın kelamıdır. Mahluk değildir. Kim mahluk olduğunu söylerse Allah’ı inkar etmiş olur” rivayetinin yer alması dikkat çekicidir. Bkz. Ahmed Rıf’at, Mir’at, s.136; Ferişteh zâde, Câvidannâme, s. 23 13 Bkz. Reha Çamuroğlu, Günümüz Alevîliğinin Sorunları, Ant Yay., İstanbul 1994, s. 116; .İsmail Onarlı, Kerbela Zalimin Zülmüne Başkaldırı Destanıdır (Faik Bulut’a Yanıt), s. 194. 14 İsmail Onarlı, “Kerbela” (Faik Bulut’a Yanıt)”, s. 194. 15 Haydar Kaya, Alevî-Bektaşi Erkânı, Evrâd’ı Ve Edebiyatı, Engin Yay, İstanbul 1993, s. 25. 16 Bkz. Mustafa Öztürk, “Alevilerin Kur’ân Tasavvuru Üzerine”, s. 58-59. 17 Bkz. Mustafa Öztürk, “Alevilerin Kur’ân Tasavvuru Üzerine”, s. 58-59. 18 “benem Kitâb-ı Kur‘ân ki, ânın içinde hiç şek ve güman yokdur”. S. Hüseyin Gaybî, Şerhu Hutbeti’l-Beyân, vr. 34a. 19 Gülağ Öz., İslâmiyet Türkler Alevîlik Bin dört yüz Yıllık Muhalefet, Ay yıldız Yay. Ankara, 1995, s. 33-34. 20 İlhan Cem Erseven, “Hangi Ali?”, (Alisiz Alevîlik Olur Mu? (Ortak Kitap) Ali Aktaş – Hüseyin, Bal-Nasuh Barın-İlhan Cem Erseven-Sadık Göksu-Burhan Kocadag-Murat Küçük-İsmail Onarlı-Baki Öz-Cemal Şener-Ali Yaman-Rıza Zelyut, Ant Yay. İstanbul1998, s. 45. 21 Hasan Sevin, 2000 Yılında Ehl-İ Beyt Gerçeği Ve Alevîlik, Can Yay, İstanbul, 2003, s. 115.; Haydar Kaya, Alevî Bektaşi, s. 244; Rıza Zelyut, Öz Kaynaklarına Göre Alevîlik, s. 135; İlhan Cem Erseven “Hangi Ali?”, s. 45. 22 Rıza Zelyut, Öz Kaynaklarına Göre Alevîlik, s. 135; İlhan Cem Erseven, “Hangi Ali?”, 45. 23 Halil Öztoprak, Kur’ân’da Hikmet ve İncilde Hakikat, Can Yay. İst. 1990, s. 128. 24 Rıza Zelyut, Öz Kaynaklarına Göre Alevîlik, s. 135. 25 Haydar Kaya, Alevî Bektaşi, s. 244-245. 26 Hüseyin Gazi Metin (Dede), Alevilikte Cem, Uyum Yay, II. Bsk, Ankara, 1997, s. 35-36. 27 Günümüz Bektaşilerinin Kur’ân-ı Kerim’e bakiş açısını gösteren röportajlar için ayrıca bkz.Günümüzde Alevilik-Bektaşilik, DİB. Yay.; Dünden Bugüne Tercüman 23-30 Temmuz 2004. 28 Hasan Sevin, Alevîlik, s. 115. 29 Hicr 15/9. 30 Hasan Sevin, Alevîlik, s. 330-331. 31 Bilgi için bkz. Mustafa Öztürk, “Alevilerin Kur’ân Tasavvuru Üzerine”, s. 58-59. 32 Haydar Kaya, Alevî-Bektaşi, s. 63-64. 33 Bkz. Haydar Kaya, Alevî-Bektaşi, s. 68-69; Enbiyâ 21/73, Furkân 25/74, Bakara 2/124. 34 Bkz. Rıza Zelyut, Öz Kaynaklarına Göre Alevîlik, s. 50. 35 Bkz. Raşit Tanrıkulu, Ademi Fark Eden Allah’ı Bilir, Güven Matbaası, Ankara, 1989, s. 16-17; Ali Ağa Varlık, İslâmiyetin Özü ve Alevîlik-Bektaşilik, Can Yay, İstanbul, 2000, s. 38. 36 Bkz. Rıza Zelyut, Öz Kaynaklarına Göre Alevîlik, s. 53-54. Ayrıca bkz. Bakara 2/30, 32, 33, 34; Araf 7/71, 72, 73, 74; Kaf 50/16. 37 Bkz. Haydar Kaya, Alevî Bektaşi, s. 168-171. Ayrıca bkz. Mümtehine 60/12; Fetih 48/10; Şuara 26/23. 38 Bkz. Haydar Kaya, Alevî Bektaşi, s. 177-178. Ayrıca bkz. Al-İ İmrân 3/61; Ahzâb 33/57. 39 A. Celaleddin Ulusoy, HünkârHacı Bektaş Veli ve Alevî-Bektaşî Yolu, Hacıbektaş 1986, s.187. 40 Haydar Kaya, Alevî-Bektaşi, 127. 41 A. Celaleddin Ulusoy, Hünkâr, s. 202. Bu törenler ve okunan ayetlerle ilgili olarak bkz. Haydar Kaya,Alevî-Bektaşi, s. 361-380. 42 İsmail Onarlı, “Kerbela” (Faik Bulut’ A Yanıt), s. 203 43 Bedri Noyan, Bektaşîlik Alevîlik Nedir?, s. 10. 44 Bkz. A. Celaleddin Ulusoy, Hünkâr, s. 263 vd.; Kutluay Erdoğan, Alevî-Bektaşi Gerçeği, Alfa Yay,İstanbul 2000, s. 145. 45 Bkz. Kutluay Erdoğan, Alevîlik Bektaşilik, İletişim Yayınları (Cep Üni.), İstanbul, 1993, s. 52.s. 145. Ayrıca bkz. Fetih 48/10. 46 Bkz. Kutluay Erdoğan, Alevîlik Bektaşilik , s. 141-142. Ayrıca bkz. A’raf 7/23; Tevbe 9/119. 47 Bkz. Kutluay Erdoğan, Alevîlik Bektaşilik , s. 147. Ayrıca bkz. Nur 24/35. 48 Bkz Kutluay Erdoğan, Alevîlik Bektaşilik , s. 153. Ayrıca bkz. Saffat 37/103-107. 49 Erkanın uygulanması ve okunan ayetlerle ilgili geniş bilgi için bkz. A. Celaleddin Ulusoy, Hünkâr, s.263 vd. 50 İlyas Üzüm, Kültürel Kaynaklarına göre Alevîlik, s. 50-54.

[www.ramazankoc.com]

137

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI
51 Reha Çamuroğlu, Günümüz Aleviliğinin Sorunları, Ant. Yay. İstanbul 1997, s. 116; Rıza Zelyut, Öz Kaynaklarına Göre Alevîlik, s. 32-33. 52 Rıza Zelyut, Öz Kaynaklarına Göre Alevîlik, s. 32-34. 53 Rıza Zelyut, Öz Kaynaklarına Göre Alevîlik, s. 32. 54 Ve İmâm ‘Ali (Kerremallahu veche) hâfız-i şer‘i vahydir. Ve bir mahalde dahi buyurur ki, “ene Kelâmullahi’n-nâtık” S. Hüseyin Gaybî, Şerhu Hutbeti’l-Beyân, vr. 24b “ben âlim-i te’vîl-i Kur‘ân ve cemî‘ enbiyâya gelen kitabları bilici ve benem Tanrı ‘ilmine râsih yani her ‘ilmi kemâ yenbağî bilici”. Yani, “ben âlim-i te’vîl-i Kur‘ân ve cemî‘ enbiyâya gelen kitabları bilici ve benem Tanrı ‘ilmine râsih yani her ‘ilmi kemâ yenbağî bilici”. S. Hüseyin Gaybî, Şerhu Hutbeti’l-Beyân, vr. 68b. 55 Reha Çamuroğlu, Günümüz Aleviliğinin Sorunları, s. 116. 56 Reha Çamuroğlu, Günümüz Aleviliğinin Sorunları, s. 63. 57 Rıza Zelyut, Öz Kaynaklarına Göre Alevîlik, s. 36-37. 58 Tevbe 9/119. 59 Bakara 2/60. 60 Hasan Sevin, Alevîlik, s. 55-56. 61 Tevbe 9/ 4. 62 Bkz. Halil Öztoprak, Kur’ân’da Hikmet ve İncilde Hakikat, s. 176. Ayrıca bkz. Mâide5 /13. 63 Bkz. Raşit Tanrıkulu, Ademi Fark Eden Allah’ı Bilir, s. 121. Ayrıca bkz. İsrâ 17/ 7. 64 Geniş bilgi için bkz. Şaban Çiftçi, Günümüz Alevî Bektaşî Kültüründe Hadis, Isparta 2005, s. 16-26. (yayımlanmamış doktora tezi)

* Yard.Doç.Dr. Ahmet YILDIRIM ( SDÜ İlahiyat Fakültesi, Isparta/TÜRKİYE)’ ın bir tebliğinden özetlenmiştir.

ALEVĠLER ve KURBAN BAYRAMI
Kurban, kelime olarak Arapça “Kurb” sözcüğünden türemiştir. Anlamı “yakın olmak”, “yaklaşmak” demektir. Dini bir terim olarak kurbanlık, Hakk’a yaklaşmak niyetiyle belli günlerde kesilen hayvana verilen addır. Tevrat'ta ve Kur’an tesfirlerinde anlatıldığına göre, İbrahim Peygamberin Hakk’a “Eğer bir oğlum olursa onu senin yoluna kurban ederim" diye yakarışının arından dünyaya gelen oğlu İsmail’i, verdiği söz de durarak, Hakk yoluna kurban etmek ister. Bunun üzerine Cebrail tarafından bir koç indirilir ve İsmail kurban olmaktan kurtulur. O günden bu yana, kurban geleneği bütün inançlarda yerini almıştır. Eski uygarlıkarda çok tanrılı dönemde, “doğa üstü” güçlere “hoş görünmek”, onlardan kötülüklere engel olmalarını istemek, şükranlarını sunmak için yapılan dinsel törenlerdi. Tarihsel süreçte inanç mensupları yalnız insan ve hayvan kesmek yoluyla değil, çeşitli ürünler sunmak yoluyla bu dinsel törenleri gerçekleştirmişlerdir. En eski inançlardan, günümüz çağdaş toplumların inancına kadar kurban olgusunun kaynağı üstüne çeşitli varsayımlar ileri sürülmüştür. Kurban hemen bütün inançlarda kanlı ve kansız olmak üzere iki biçimdir. [www.ramazankoc.com] 138

ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Kanlı kurbanlar insan ve hayvanlar, kansız kurbanlar yiyecek ve içeceklerdir. Kurban inancı adak inancıyla da bağımlıdır. İnanç gereği Tanrıya her zaman, ya da o an için haz vermek üzere kurban sunulur. İnsanların kurban edilmesi ilk çağların yakın dönemlerine kadar sürmüştür. Bu öykülerin mitolojik açıdan gerekçelerini bilim adamları açıklamaktadır. Bir takım doğa afetlerine karşı “Tanrıların gazabından” kurtulmak için genç insanların kurban edildiği tarihi tapınaklara halen Anadolu’da rastlanmaktadır. İbrahim peygamber zamanında, İsmail’in yerine “inen koç”un kurban edilmesiyle, insan kurban etme geleneği kaldırılmıştır. Müslümanlıkta kurban kesmek Hicretin ikinci yılında emredilmiştir. Hanefi mezhebine göre kurban kesmek vaciptir. Sünni mezhebe göre bayram namazına giden sevap kazanır, yapmayan inkar eden dinden çıkmaz. Sünni İslam’da 5 çeşit kurban vardır. Hac farizesini yerine getirenlerin veya hacca gidenlerin kestiği kurbana Udhiyye (Vacip) kurban denir. Hacca giden bir kişi hac yolunda veya hac yerinde bir günah veya kusur işlerse, bir hatta yaparsa kestiği kurbana Hedy kurban denir. Nezir (Adak) kurbanı vardır. Nesike (Akika) denilen kurban yeni doğan çocuklar için kesilen kurbandır. Nafile Kurban, Allah için kesilen kurbandır. Sünni İslam inancında olanlar her sene hacca giderken kestikleri kurbana Udhiyye ve yapılan törene bayram derler. Piri evine geldiğinde, Cem yapıldığında, Hızır ve Muharrem ayı geldiğinde, Müsahiplik tutulduğunda, herhangi bir dilekte bulunulduğunda adağını yerine getirmek ve Hakk’a yürüyen bir aile bireyi niyetine lokma vermek için kurban kesilir. Aleviler esas olarak kurbanı “YOLA KURBAN OLMAK VE YOL UĞRUNDA GEREKİRSE BOYNUNU VURDURMAK” olarak algılarlar. Alevilerde ise kurban dendiği zaman asıl kurban nefsini tığlamaktır .Çünkü Alevilerde dualarda "canım kurban tenim tercüman" diyerek ikrar verip ikrarında durmaktır, ilim ve irfanla olgunlaşıp erenler yolunda el ele el hakka insani kamil mertebesine erip o meydana gelmektir

Allah Allah deyip gel bu meydana Can baş feda edip götür kurbana Boyun eğip yüz sür Şahı Merdana Erenler bu meydan er meydanıdır. Canım erenlere kurban Serim meydanda meydanda İkrarım ezelden verdi Canım meydanda meydanda Gerçek olan olur gani Gani olan olur veli NESİMİ'yim yüzün beni Derim meydanda meydanda Alevilere göre Alevi inancının temeli ikrar vermektir ve ahdine sadık olmaktır. Yani “ÖL İKRAR VERME, ÖL İKRARINDAN DÖNME” anlayışı ile ikrarına sadık, sözünden dönmeyen, ahde vefalı, ve yolu uğruna canını seve seve verecek kamil insanı yaratmak Aleviliğin temel anlayışıdır. Alevilikte hak yemeden, hak yedirmeden insanca mutlu yaşamak "dünyada cennet” için mücadele etmek, insanlık yoluna hizmet etmek en büyük kurbandır. Alevilikte “kurban” lokmadır. [www.ramazankoc.com] 139

geçmişte Ahiler kendi cemaatlerine avcıları almamışlardır. irfan ve fazilet sahibi zâtları . bağlar ve bahçeler ve hatta cennet. Bu sonsuz muhabbet. Bu muhabbet ile insan ruhu. uzun süre çocuğu olmayanların çocuk sahibi olması halinde.com] 140 . Ali’nin doğumu ve Nevruz törenleri. Muhabbet ettiğimiz ve sevdiğimiz. Yâni. kirvelik. yıldızlar. ihsanlar ve ikramlar O’nun Zatının sıfatlarının ve esmasının güzelliğindendir. ancak zât ve sıfatlarıyla nihayetsiz kemâlde bulunan Allah içindir. Cenâb-ı Hak. Hakk’a yürüyen Can’a yapılan hizmet. Yediği yemek ve meyveleri ise lezzetleri için sever. Kendisine ihsan eden kimseleri. Hıdırellez şenlikleri. Allah sevgisidir. Allah-ü Teâlâ'nın kemâl ve cemâlini idrak ve takdir nispetinde kalpte hâsıl olan bir nûrdur. İnsan bir şeyi yada ondaki kemâl . bir Müslüman peygamberleri .ramazankoc. ağaçlar ve meyveler. Bunların tümü aslında ikrara yöneliktir ve ahde vefayı simgelerler. Hızır ve Muharrem oruçları. O'nun Allah'ı sevmesi içindir. Sırf sürür ve sevince kavuşur. Yetmiş deve ile Kabeden gelsem Amentü okusam abdestim alsam Ulu camilerde beş vaktim kılsam Mürşide varmadan yoktur çaresi Arafatta kurban kessem yedirsem Hac kurbanın kabul oldu dedirsem Pir aşkına su doldursam su versem Mürşide varmadan yoktur çaresi Kul Himmet ALEVİLİKLE İLGİLİ BAZI SORULAR VE CEVAPLAR Muhabbet Nedir? Ġnsan kime ve ne ölçüde muhabbet edecektir? Muhabbetullah. onlardaki kemalât için sever. Aleviler ulu orta yerlerde kurban kesmezler ve cana kıymazlar. Cem yapıldığında. kederlerden ve hüzünlerden kurtulur. insana lütfedilen bu sevgi kabiliyeti. düğün sırasında. Cenab-ı Hakk’ın güzelliğinin birer aynası ve cemalinin birer cilvesidir. Alevilerde kurban vardır fakat bayram namazı yoktur. insanın kalbine nihayetsiz bir muhabbet kabiliyeti ihsan etmiştir. çiçekler. Hz. müsahiplik tutulduğunda. Cenab-ı Hakk’ın sevgisine mazhar olmak en büyük bir bahtiyarlık ve saadettir. Meselâ . Ayrıca bütün güzellikler. yahut ondan aldığı lezzet ve gördüğü menfaat için sever . Öyle ise . İnsan ruhunu ulvî kemâle ulaştıran vesilelerin en sağlamı.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Bu temel anlayışı yine çeşitli törenlerle kurban adayarak yerine getirmektedirler. onlardan gördüğü lütuf ve ikramları için sever. Aleviler Piri evine geldiğinde. evliyaları . “Can olan hiçbir şeye kıyılamaz”dı onlar için. Kurban gece kesilmez. sırasında ve özel adaklarında Kurban keserler.. sünnet. [www.

Bu vadide. sözleri ve emirleriyle. ölçü koyduğu gibi. fiilleriyle. Peygamberimize benzemek ise.. nimetleri ve ihsanları da Allah için sevecektir. tehlikeye biz de düşmüş oluruz. razı olduğu insan modelidir. O'nun. itikad. Ne vakit O'na ittiba etseniz Allah da sizi sevecek. sevgimizde Allah’ın koyduğu ölçülere aynen uyarız. O'nu (SAV) -hâşâ.Allah gibi seviyorlar. Dört Halifeyi. Sonra da derecelerine göre. Bir mü'min O Rehber-i Ekmel'e benzediği ölçüde Allah'ı sevmiş ve O'nun muhabbetini kazanmış olur. orucunu tutacak. O'na ittiba etmek (tâbi olmak)tir.S.bütün namazlarını kılacak. Buna göre. Zira. O'nun ahlâkına [www.c. Bir mü'min. Allah nâmına değil de. Bu sebeple. Allah ve Resulünden sonra diğer peygamberleri. Allah'ın sevdiği. Allah da sizleri sevsin ve suçlarınızı mağfiretle örtsün. malımızdan ve akrabalarımızdan daha çok severiz.Allah gibi değil. Sonra Peygamberimizi (SAV) severiz. Allah da sizleri sevsin"[ Bediüzaman Said Nursî. ticaretlerine. Lem'alar] Bu âyet-i kerîme ve tefsirinden anlaşıldığı gibi. Böylece. Eğer bu zâtları. elçisi olarak. o zaman Hıristiyanların düştüğü vartaya. Öyleyse.. 31) Yukarıdaki âyet-i kerîmenin tefsirinde şöyle buyurulmaktadır: Allah'a (c. aklen ve vicdanen bilir ki. ahlâk ve ibadette Resûlüllah'a benzemek ve O'nun getirdiği bütün ahkâmı mümkün olduğu kadar tatbik etmekle Allah'ı sevmiş olur. Hepsini O yaratmıştır. Peygamberimiz (SAV).ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI İnsan.) imanınız varsa. Konuşmalarına..İsa'yı (A. bu hususta Kur'ân-ı Kerîm şu ölçüyü koymuştur: "De ki: Eğer Allah'a muhabbetiniz varsa hemen bana uyun ki.com] 141 . sonra Dört Halifeyi. Ama. hâşâ. Allah'ın sevdiği tarzı yapacaksınız. Biz Müslümanlar sınırsız ve nihayetsiz olarak ancak Allah'ı severiz. sünnet. O'nu. onlar Hz.) Allah'ın bir Resulü. Resûlüllah Efendimiz (SAV) gibi -farz.Ali (RA) ve Âl-i Beyt'in de müstesna bir yeri vardır. sırf kendi şahsiyetleri için sevsek. O'ndaki bütün kemalâtın kendi zâtından değil. elbette Allah'ı seveceksiniz. bütün Sahâbe-i Kirâmı Allah nâmına. Resûlüllah'a tâbi olmakta en ileri seviyede olmalarındadır. bütün evliyâları ve mü'minleri severiz. Allah Gafûr'dur. "Allah onları sevdiği ve sevmemizi istediği" için seviyoruz. Âl-i Beyt'i. yiyip içmelerine. Ve o sevdiği tarz ise Allah'ın sevdiği zâta benzemelisiniz. sevmediklerini sevmeyecek. insan kendindeki bu nihayetsiz muhabbet kabiliyetini. Kur'an'ı okuyacak. Ashâb-ı kirâmın büyüklüğü. Peygamber Efendimize (SAV) uymaya çalışmaktır. Allah'dan olduğuna iman ederiz. Zaten siz Allah'ı seversiniz. cemâl ve ihsanlar." (Âl-i İmrân. evvelâ ve bizzat Allah'a verecek. fikir ve his âlemlerine de ölçüler koymuştur. Allah'a ortak koşmakla küfre düşüyorlar. Rahîm'dir. zengin ise hacca gidecek ve zekât verecek. tâ ki. Hz. diğer bütün muhabbete lâyık zâtları. Kur'ân-ı Kerim. O'na benzemek ise. O'nun sevdiklerini sevecek. sonra diğer sahâbeleri severiz. Allah'ın kulu ve Resulü olarak severiz. Öyleyse onları seven her mü'min de. onlar gibi Peygamberimize (SAV) tâbi olmakla mükelleftirler.. Allah'ı sevmenin nasıl olacağına gelince. Sünnet-i Seniyye'ye tam riayet etmek isteyen bir mü'min. biz Müslümanlar başta Peygamberimiz (SAV) olmak üzere. Allah'ı sevmenin tarzı. insanların dünyevî ve uhrevî bütün davranışlarına ölçü getirmiştir. Allah için değil de. Madem Allah'ı seveceksiniz. Cenâb-ı Hakk'ın isim ve sıfatlarının tecellisine en kapsamlı bir ayna olduğunu bilir ve bu itibarla kendisini canımızdan. hep O'ndan gelmektedir. hâl ve davranışlarıyla O'nun bütün Sünnetine uymakla mümkün olur.ramazankoc. lezzet aldığı bütün bu mahlûkatın hepsi Allah'ındır. vâcib. Bunlarda tecelli eden bütün kemâl. Hülâsa.

Ehl-i Beyt'imi de benim için sevin. Cenâb-ı Hak Şûra suresinde şöyle buyurmaktadır: "Resulüm. Elbette. bütün ibadetleri terk ederek. (İmam-ı Şafiî'ye göre farzdır)." (Şûra sûresi.Ali (RA) ve Âl-i Beyt'i sevmek de. Beni de Allah için sevin. Hz." Diğer bir hadîslerinde ise: "Bir kimse. Ehl-i Beyt muhabbetinin dinimizdeki önemini en veciz ve en açık bir ifadeyle ümmet-i Muhammed'e ders vermektedir. dinimizde vaciptir. onların sevgisiyle bu dünyadan göçerse kıyamet günü benimle beraber olur" buyurmuşlardır. sahabelerimi. 23) Peygamber Efendimiz (SAV) bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurdular: "Size verdiği nimetlerden dolayı Allah'ı sevin. elbette kâfi değildir. zevcelerimi ve Ehl-i Beyt'imi sever de onların herhangi birine ta'n etmezse (ayıplamazsa).com] 142 . [www.ramazankoc. Peygamber Efendimizin (SAV) binler hâllerinden birisidir. Peygamberimizin sadece bir haliyle hâllenmek. sizden peygamberlik vazifesine karşılık ücret istemez. Yalnız Ehl-i Beyt'ine meveddet (sevgi ve saygı) istiyor. Bir Müslüman için.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI mümkün olduğu kadar uymaya çalışacaktır. EHL-Ġ BEYT SEVGĠSĠNĠN DĠNĠMĠZDEKĠ YERĠ NEDĠR ? Ehl-i Beyt'i Allah için sevmek. Bu Hadîs-i şerif.

hurafelerden. Abdülkadir-i Geylânî Hazretleri gibi nice büyük mürşitleri onların neslinden göndermiştir. Ve nihayet. Ehl-i Beyt'i seven bir mü'min. Birisi Allah’ın kitabı. sevdirmek ve onları ibadet vesilesiyle Allah'ın dergâhına sevketmek için gönderilmiştir. Cenâb-ı Hak. bizim Ehl-i Beyt'i sevmemiz onların sadece şahısları için değil. Ca'fer-i Sâdık. ilim ve irfan sahasında yaptıkları hizmetleri içindir. bütün insanlar. Ehl-i Beyt'i ibadet sorumluluğundan kurtarmadığını gösteren rivayetlerden bazıları: [www. Aziz ve Celîl olan Allah'ı Tanımak ve O'na İbadet için Yaratılmışlardır. Binâenaleyh. gerek ahlâka. bâtıl inançlardan korunmuş olarak orijinalliğini koruyabilmiştir.com] 143 . Ehl-i Beyt'i sevecek. hem uhrevî saadetlerini temin eden hükümlerle. Onların bu hizmetleri ile ümmet-i Muhammed'in itikatları ehl-i dalâletin sapık fikirlerinden. İslâm âlemini asırlar boyu irşad eden Zeyne'l-Âbidin. Bu hususu Bediüzzaman Hazretleri şöyle ifâde etmektedir: "Ehl-i Beyt'ten vazife-i Risaletçe muradı Sünnet-i Seniyye'sidir. Kur'ân-ı Kerîm'in ihtiva ettiği bütün itikadî esaslara iman ettiği gibi. esaslarla doludur. Onlara sarılsanız kurtuluş bulursunuz. muhabbetinden ve dostluğundan mahrum kalır. insan sadece soyut olarak Ehl-i Beyt'i sevmekle. Hz. Bu ölçü ise. gerekse ibadete dair bütün hükümlerine de inanacak ve onları hayatına tatbik edecektir. insanın yaratılış gayesini sadece bir sevgiye bağlamak olur. Peygamberimiz (SAV) insanlara Allah'ı tanıttırmak. Ehl-i Beyt'e sadece soyut bir sevgi beslemekle yetinilirse o takdirde Resûlüllah Efendimiz (SAV) insanlara sadece Ehl-i Beyt'i sevdirmek için gönderilmiş olur. yüz binlerce cilt kitaplar yazılmıştır.Peygamberin neslinden gelmek. sadıkane hizmetlerine bir mükâfat olarak.ramazankoc. Şunu da ifâde edelim ki. diğeri Ehl-i Beyt'imdir" buyurmaktadır. fedakâr. bütünüyle yaşamaktır. Kur'an'a yaptıkları hizmetleri.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Yine bir hadîs-i şeriflerinde Peygamberimiz (SAV) : "Sizlere iki şey bırakıyorum. Onların bu hâlis. Halbuki Kur'ân-ı Kerîm. Resûlüllah Efendimizin (SAV) Sünnet-i Seniyye'sini. Son olarak şu hakikati da ifâde edelim ki. insanların hem dünyevi. Halbuki. Her şey gibi Ehl-i Beyt'i sevmenin de bir ölçüsünün olması lâzımdır. Bu esasları izah için. onların feyzinden. İslâm Dini'nin yayılmasında gösterdikleri büyük fedakârlıkları. Halbuki. bizlere şu hakikat ders verilmiştir: Allah'ın Kitabı'na uyan her Müslüman. altı bin küsur ayetiyle. Bu hadîs-i şerifte Allah'ın Kitabına ve Ehl-i Beyt'e tutunmanın birlikte zikredilmesiyle. Sünnet-i Seniyye'yi terk eden hakikî Ehl-i Beyt'ten olmadığı gibi Ehl-i Beyt'e hakikî dost da olamaz"[ Lem'alar ] İbadet etmeyen bir insan. ibadet sorumluluğundan kurtulamaz. bu tarz bir anlayış. Ehl-i Beyt de dahil. Ve yine 'sanki Kur'ân-ı Kerîm insanların kalplerine sadece Ehl-i Beyt sevgisini yerleştirmek için nazil olmuş olur. Ehl-i Beyt'i seven her Müslüman da Allah'ın Kitabıyla amel edecektir. Kısaca.

O halde. beş vakit namazını vaktinde kılmadıkça. ibadeti. nihayet sabah namazı vaktinde Hz. canım benim. Ehl-i Beyt sevgisi de.Fatıma-i Zehraya hitaben "Ey benim kızım Fatıma-i Zehra. ben size ancak bu kadar yapabilirim. onlara benzemeli ve onlar gibi olmaya gayret etmelidir. Zira beni Hak Peygamber olarak gönderen Cenâb-ı Allah'a yemin ederim ki. evlat ve ailesi üzerine gelecek bir düşmanı gördüğü zaman düşmanın saldırısından aile ve çocuklarını korumak için telaşla "kaçınız" veya "Gizleniniz" diye nasıl bağırıp çağırırsa. Sabah namazından dönen Peygamber Efendimiz. Onlara ikram ve iyilikte bulunurum. evliyâ ve asfiyâlar da. Ehl-i Beyt'i hakiki mânâda sevmek de ancak bu yolla tahakkuk edebilir.com] 144 . Fatıma sabah namazına kalkmadı diye: "Yâ Fâtıma. hangi delille izah edilebilir. Meselâ: Zeyne'l-Âbidin Hazretleri. her lâhzasında ubudiyet vazifesini azamî sadakat ve azamî ihlâsla ifa etmişlerdir. Ruhü'l-Beyan tefsirinde der ki: "Ailene-Ehl-i Beyt'ine namazı emret. büyük bir gayret ve himmetle ümmet-i Muhammed'i (SAV) bu yola teşvik etmişlerdir. Nitekim.Peygamber'in hısımlık ve akrabalığına dayanarak.Hüseyin'in rahatsız olup ağlaması yüzünden bütün gece uykusuz kalmış. O'na ibadet etmeye perde değil. Yine de ben dünyada akrabalığı terk edemem. Sinan er-Rûmî (RA) rivayet ediyor ki. ne de aklen geçerlidir. aynı yolu takip etmişler. Onların neslinden gelen bütün kutuplar. onlar ve onlardan sonra gelen evlâtları. (yani beynamaz olarak âhirete gidersen) asla Cennet'e gidemezsin" buyurmuşlardı. Artık ötesi size aittir" buyurmuşlardır. canını Cehennem ateşinden kurtarmaya çalış. Hz. düşünülsün.3) Meşarik'teki bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz. Hz. Ehl-i Beyti seven her mü'min de. Evet .üzerinize gelecek azap ve cezayı def edip uzaklaştırmaya muktedir değilim. mücedditler. c.Hüseyin (RA) biraz uyur gibi olunca o da namazı kılmış. Hz. İsmail Hakkı Bursevi. insan evvelâ ve bizzat ibadet ve şükür ile Allah’ı sevecek diğer mahlûkatı ise Allah için sevecektir. Size nispetle ben öyle bir kimseye benzerim ki. vaktü's-salati" yani "namaz.Ali Efendimiz (RA) en çok Hasan ve Hüseyin Efendilerimizi (RA) sevdiği halde.Fâtıma-i Zehra bir gece henüz süt emmekte olan Hz. Allah'ı sevmeye. hayatlarının en büyük gayesi bilmişler ve ömürlerinin her anında. başını yastığa koyup dalmıştı. vesile olması icab eder. HZ. ibadette gevşeklik bile göstermek Al-i Beyt'in kendine caiz olmazken. "es-salatü. sakın namazını terk etme.2. gece ve gündüzde bin rekât namaz kılardı. eskiden olduğu gibi Hz. ancak Allah için olduğu takdirde makbuldür. 132) ayet-' kerimesi nazil olduktan sonra Peygamber Efemdimiz aylarca her gün sabah vakti Hz. KENDĠSĠNĠ SEVENLERĠN NAMAZLARINI KILDIĞI SÖYLENĠYOR. "Bizim namazımız kılınmıştır" [www. s.Fatıma'nın evine uğrar. Ehl-i Beyt. Bu muhabbetin. DOĞRU MUDUR? Böyle bir iddia ne dinen. kendin de ona sebatla devam et. en büyük fitneler ve siyaset çalkantıları içinde bile.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Mabîb b. onları örnek almalı.ALĠ'NĠN. ibadet vazifesini yerine getirmekle. Fatıma’nın evine uğramış.ramazankoc. Hz.Yukarıda belirtildiği gibi. ben Muhammed Mustafa'nın kızıyım diyerek. bazılarının Al-i Beyt'e olan muhabbetlerine güvenerek ibadeti terk etmeleri hangi akıl." (Taha suresi. Zira ben ahirette -farz ve vacipleri terk ve yasak olan şeyleri işlemeniz sebebiyle azaba sürüklenmenizi Allah dilerse. namaz vakti" diye çağırır ve Hz Fatıma'yı sabah namazına kaldırırdı (et-Tergib ve't-Terhib.

Ali'nin (RA) namaz kılmasıyla.3) “Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. rükû edin ." Cenâb-ı Hak. Hem Hz. Kur'ân-ı Kerîm'de namaz hakkında yüzden fazla ayet mevcuttur. Çünkü namaz.Ali'ye ve Haricîlere hitabetmiş olur. kendisinden sonra gelen mü'minlerin namazlarını kılması. bunlarda muhatap.Ali Efendimiz (RA) kendisini seven bütün Müslümanların namazlarını kıldığı tezi. Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki .com] 145 . bir an için doğru farz edilse. namazlarında derin saygı içindedirler” (Mü’minun Suresi. onun namazını bir başkası kılamaz. sünnet ve nafilelere de tam riayet etmişlerdir." (Bakara sûresi. 103) buyrulmaktadır. böyle bir anlayışa göre. Hiç kimse bir başkasının yerine namaz kılamaz. Ahiretteki azapla ilgili şöyle buyurulur: “Onlar suçlulara sorarlar: Sizi ‘Sakar’ cehennemine sürükleyen nedir? [www. şunu ifâde edelim ki: "Cenâb-ı Hak. Zaruret halinde de bu böyledir. Söz konusu iddianın aklen mümkün olmadığı hakkında bu kısa açıklamadan sonra. 2) “ Onlar ki. Halbuki. 286) buyurarak mükâfat ve cezada her Müslüman’ın bizzat kendisini sorumlu tutmuştur. namazı dosdoğru kılarlar…”(Bakara Suresi. sadece Hz. insanı hayâsızlıktan ve kötülükten men eder.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI diye bir iddiada bulunmamışlar." (Hac sûresi. Hz. Allah yaptıklarınızı bilir” (Ankebut suresi . o zaman namaz hakkında nazil olan bütün âyet-i kerîmeler ve Resûlüllah Efendimizin (SAV) buyurdukları bütün hadîs-i şerifler. "Onlar gaybe inanırlar." (Nisa sûresi.45) “Onlar ki . bir adamın yemek yemesiyle bütün evlâtlarının ve torunlarının da karınlarının doyacağını veya onun ilim sahibi olmasıyla bütün neslinin de âlim olacaklarını iddia etmeye benzer. kurtuluşa eresiniz. Hz. kıyamete kadar gelecek milyarlarca Müslümanın namazlarını kılmaya elbette ki ömrü yetmeyecektir. namazlarını kılmaya devam ederler “(Mü’minun Suresi. 45) "Ey iman edenler .ramazankoc. namazı da dosdoğru kıl. bir an için caiz farzedilse bile. Hz. her mü'minin kendi şahsına farz kılmıştır. 77) buyurulmuştur. hep mânâsız ve abes olmuş olur. 9) “Sana vahyolunan kitabı oku . namazı. Bir kimse namaz kılamayacak kadar hasta da olsa.Ali Efendimizin (RA) vefatından sonra namaz hakkında yazılan bütün eserler ve namaz için inşâ edilen bütün cami ve mescidler. O'nu seven bütün mü'minlerden namazın kalkacağını iddia etmek. aynen.Ali Efendimizin. secde edin . Bunlardan birkaçına göz atalım: "Şüphesiz namaz mü’minlere vakitlenmiş olarak farz kılındı.Ali Efendimizi (RA) candan sevdiğine göre. aksine sadece farzlarını eda etmekle kalmamış.Şüphesiz namaz . Diğer taraftan. Allah’a derinden saygı gösterenlerden başkasına ağır gelir” (Bakara Suresi. peygamberler dahil. Hz. ortaya şöyle bir durum çıkar: Haricîler dışında her mü'min. kıyamete kadar gelecek bütün mü'minlerdir. Bakara sûresinde: "Herkesin kazandığı hayrın sevabı kendine ve yaptığı fenalığın zararı da yine onadır.

[www. sizin birinizin evinin önünde bir nehir bulunsa. namazın bu azîm ehemmiyetindendir ki.Ali'yi ruh-u canlarıyla sevmektedirler. vakit namazını kazaya bırakmadığı gibi. Zira. Cenâb-ı Hak o namazlarla mü'minlerin hatalarını yıkar (ortadan kaldırır). Peygamberimiz (SAV) devamla şöyle buyurmuşlardır: "İşte bu hâl beş vakit namazın misâli gibidir. Öte yandan.com] 146 . cemaat sevabını dahi feda etmeyerek. bu ibadetin diğer sâlih amellerin çok fevkinde bulunduğunu ve kulu Rabbine yaklaştıran en büyük vesilenin "namaz" olduğunu izah ve ispat etmişlerdir. hiçbir Müslüman’ın namazı kılmaması gerekir. Beş vakit namazı kılmayan bir kimseye bir taahhüdüm yoktur. sahâbelerine iki grup halinde namaz kıldırmıştır." Peygamber Efendimiz (SAV) de: "Namaz dinin direğidir" buyurmuş ve birçok hadîs-i şerifleriyle namazın ehemmiyetini ümmetine ders vermiştir.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Suçlular şöyle cevap verirler: ‘Biz namaz kılanlardan değildik’ “ (Müdessir Suresi . İşte. Hz. onda kir diye bir şey kalır mı?" diye sormuş ve sahâbelerin. Şöyle ki: Farz-ı muhal olarak bu söylenti doğru olmuş olsa. bir kimse beş vakit namazı vaktinde kılarak gelirse. bazen sabahlara kadar namaz kılmıştır. Bir defasında ashabına: "Bana söyleyin bakalım. namazın farz oluşunu da ortadan kaldırır. Diğer taraftan bütün İslâm âlimleri namazın dinimizdeki yerini ortaya koyan yüzlerce cilt eser yazmışlar: İmandan sonra namazın geldiğini. kalmaz" demeleri üzerine."diye buyurmuşlardır. Ben Senin ümmetin üzerine beş vakit namaz farz ettim. Hem ahdettim ki. Allah-ü Teâlâ Hazretleri namazı her Müslüman’ın kendi şahsına farz kılmış ve başta Peygamber (SAV) Efendimiz olmak üzere bütün mü'minleri. bütün Müslümanlar. "Evet ya Resülallah. o nehirde her gün beş defa yıkansa. Resûlüllah (SAV) Efendimiz nafile namazlara da son derece önem vermiş. 40-43) Bir hadîs-i kudsîde de şöyle buyrulmuştur: "Allah-ü Teâlâ buyurdu ki. muhakkak ben onu Cennet'e koyarım.ramazankoc. Kendisi (SAV) savaşların en şiddetli anlarında bile. bu en büyük rahmet vesilesinden hissedar eylemiştir. böyle bir iddia.

[www. "Ya Rabbi. Kaldı ki. daha sonra terk edilecek.. Yani. bizzat her mü'min için farzdır. nasıl ortaya çıkacaktır? Böyle bir tezahür olmayınca. Cenâb-ı Hak bu ibadetsiz kimselere. Hz. Yeryüzünün tümü Müslümanlar için bir mesciddir. Şunu da ifâde edelim ki. Şayet böyle yapmayıp namazı bütün bütün terk etmişlerse. Hz. Yukarıdaki özrü ileri süren kimseler. işyerlerinde veya bir başka yerde kılabilirler. Kıyamete kadar gelecek her Müslüman.Ali Efendimizin (RA) vefatından sonra gelen bütün mü'minler. namaz kılmaya devanı etmişlerdir. namaz (cuma ve bayram namazları hariç) cami ile kayıtlı bir ibadet de değildir.Hasan ve Hz. Böyle bir mantığa göre. “HZ. Hz. kıyamete kadar namaz kılmayacak. ibadet etmeyeceklerdir. namazın farz oluşu Hz.Ali camide şehid oldu da.Ali (RA) veya başka herhangi bir şahsın hayatı ile sınırlı değildir.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI BAZI KĠMSELER. o takdirde.Ali'nin (RA) şehid edildiği aynı camide. namaz..Hüseyin Efendilerimiz (RA) olmak üzere bütün mü'minler. Kur'ân okumayı terk etmiş değillerdir.ALİ (RA) CAMİDE ŞEHİD EDİLDİĞİ İÇİN CAMİYE GİTMİYORUZ VE NAMAZ KILMIYORUZ” DĠYORLAR. Dinimizde "Hz. onun için.ramazankoc. bu özrün bahaneden başka bir şey olmadığı açıktır. Bu mükellefiyet belli bir zamanla kayıtlı. bu kulluk vazifesini yerine getirmekle mükelleftir. ne Hz. "Niçin namaz kılmadınız?" diye sorduğunda. inanan ve inanmayanlar birbirilerinden nasıl ayırt edileceklerdir? Âhirette." şeklinde cevap verebilirler mi? Verseler dahi böyle bir özür geçerli olabilir mi? Malûmdur ki. İslâm'ın bu ikinci ve üçüncü halifelerinin şehit olmalarıyla. kalpteki iman.Osman (RA) da Kur'ân-ı Kerîm okurken âsilerce şehid edildiler." diye bir kayıt yoktur.Ali (RA) şehid oluncaya kadar namaz kılınacak. namazlarını evlerinde. Hz. Bu durumda. ne de hiçbir sahâbe camiye gitmeyi. Bu hususta yüzden fazla âyet-i kerîme mevcuttur. BÖYLE BĠR ANLAYIġIN DĠNĠMĠZDE YERĠ VAR MIDIR? Kur'ân-ı Kerîm ve hadîs-i şeriflerle sabittir ki. Hz.Ömer (RA) mescidde sabah namazını kılarken İranlı bir mecusî tarafından.Ali (RA). başta Hz. sınırlı değildir.com] 147 .

belli bir mekâna değil.. Yani. binlerce yıldızda bir anda bulunup.c. her yerde.S. Allah'ın emirlerini meleklere tebliğ ettiği gibi. sinek onun önüne bir nokta koymakla üçü otuz yapmış olsun. o gün için bir büyük köy kadar olan Medine'de her insan Peygamberimizi (SAV) kısa zamanda bulabilir ve kendisiyle görüşebilirdi. Cebrail Aleyhisselâm. Kaldı ki. oruç. orucun farziyeti hakkındaki âyeti getirdiğinde.) elbette o emin elçisini uyarır ve Resûlullah Efendimizin (SAV) yerini haber verirdi. Buna karşı ne dersiniz? Bu iddianın ne kadar safsata olduğu şu hakikatlerin ışığı ile açıkça ortaya çıkar: Evvelâ.) elçisidir. O. ORUÇ. aslında üç gün olarak farz kılınmıştı. . Cebrail Aleyhisselâm'ın Resûlüllah Efendimizi (SAV) Medine'de bulamaması diye bir şey düşünülemez.) Peygamberimizi bulamamasından bahsetmenin imkânı yoktur. otuz güne çıkmış oldu.S.. şehr-i Ramazan (Ramazan ayı) diye buyrulmuştur. Kur'ân-ı Kerîm'de rakam yok.c. Kur'ân-ı Kerîm'de oruç.) Peygamber Efendimizi (SAV) bulamadığı bir an için düşünülse dahi. Farz-ı muhal olarak.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI DENĠLĠYOR KĠ. üç diye bir rakam verilmemiştir ki. harf vardır. [www. aynı anda Arş-ı A'zam'da Rabbine secde eden ve yine aynı anda Resûlüllah'a vahiy tebliğ eden büyük bir melektir. o an. ASLINDA ÜÇ GÜN OLARAK FARZ KILINMIġTI. ilmiyle. kudretiyle hazır ve nazır olan Allah (c. ay olarak farz kılınmıştır. Daha sonra bir sinek âyetteki üç rakamının önüne pisledi. Cebrail'in (A.) her şeyi bilen ve gören Allah'ın (c. Belli bir mekânda vahiy tebliğ mecburiyeti olmadığına göre. gün olarak değil. PEYGAMBER EFENDĠMĠZĠ (SAV) MEDĠNE'DE BULAMADI. Zira. Cebrail (A. âyeti kaydederek gitti. Cebrail'in (A.S. İddia: Deniliyor ki. Vahiy tebliği için o. her şeyi bilen. oruç için. Peygamber Efendimiz’i (sav) Medine’de bulamadı. Yirmi dokuz yahut otuz gün denmemiş.ramazankoc.* Böylece oruç. doğrudan Resûlüllah Efendimizin yanına gelirdi. Diğer taraftan. ORUCUN FARZ OLUġU HAKKINDAKĠ ÂYETĠ GETĠRDĠĞĠNDE. CEBRAĠL (AS).com] 148 . Kaldı ki.

. ne yıldıza. Ġbn-i Sebe. aradan 1400 sene gibi uzun bir zaman geçmesine rağmen.Ali'nin yüzüne karĢı. Ģirkin ve küfrün her nev'ini kesip atmaktadır. Zira açık bir gerçektir ki. (hiç kimseyi) doğurmadı ve (hiç kimseden) doğmadı.ramazankoc. O. Hiçbir Ģey O'na denk olmamıĢtır. Cenâb-ı Hak. -kim olursa olsun.Ali'ye "Ulûhiyet" Ġsnat Ettiklerini ĠĢitiyoruz. Hz. Ġnsan mahlûk olduğu gibi. O ise hiçbir Ģeye muhtaç değil)dir. Ģeriki olmayan bir Zât-ı Vâcibü'l-Vücûd" olduğunu bildirir. Cenâb-ı Hakk'ın.Ali'ye (RA) ilk defa ulûhiyet isnat eden Yahudi asıllı büyük Ġslâm düĢmanı Ġbn-i Sebe ve arkadaĢları olmuĢtur.nci âyetinde de Ģöyle buyurmaktadır: "Andolsun ki. Ġhlâs sûresinde Ģöyle buyurur: "De ki. Allah. O. Bu bâtıl düĢünceler.com] 149 . kısacası canlı ve cansız hiçbir yaratılmıĢa ulûhiyet isnat edilemeyeceğini ilân ve ispat eder. Ġslâm. ne ateĢe. birdir. Bazı Kimselerin Hz.Ali tarafından Medayin'e sürülmüĢtü. anasını ve arzda bulunanların hepsini yoketmek isterse. Halik olup. Mâide suresinin 17. Söz konusu iddianın gerçeklerden ne kadar uzak bir hurafe ne kadar sapık bir düĢünce olduğu. De ki: Eğer Allah. doğduğu. ne hayvana. Meryem'in oğlu Mesih'dir.' diyenler Ģüphesiz kâfir olmuĢtur. Alevî-Sünni bütün Müslümanlarca malûmdur. bütün yarattıkları da O'nun mahlûkudur.. -hiç kimseyi. kitaplar yayınladıklarını görüyoruz. tevhid dinidir.doğan ve doğuranların ilâh olamayacağını açık bir Ģekilde ilân etmekte. Hakiki Ma'bûd'un ancak Allah olduğunu.doğmadı) âyet-i kerîmesi. gizli telkinlerle yaĢatılmaya çalıĢıyor.bazı kimselerin hâlâ Ġbn-i Sebe'nin bu sapık fikrini ayakta tutmak için Ģiirler yazdıklarını. ne insana. doğurduğu da mahlûktur. -hâĢâ.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI * Arapçada sıfır nokta ile ifade edilir. Samed (herĢey O'na muhtaç. Maalesef. ne sıfatlarında. Cenâb-ı Hak. Allah ise. Meryem'in oğlu Mesih'i. benzeri. ne güneĢe. -sayıları az da olsa. 'Allah."Sen Allah'sın" demiĢ ve Hz. Daha önce de bahsettiğimiz gibi." Sûrede geçen "lem yelid ve lem yûled" (O. Ģirkin her Ģeklini reddeder. ne insanların kendi elleriyle yaptıkları putlara. "Ne zâtında. Bu Ġddiaya Ne Cevap Verebiliriz? Hemen Ģunu ifade edelim ki. Az da olsa. Allah'dır. bizzat Hz. kim [www.doğurmadı ve -hiç kimseden. ne fiillerinde misli.

Hepsi de Allah'a ortak koĢuyorlar.) Allah'ın oğludur' dediler.Üzeyr de (A.S. hâsılı zerrelerden yıldızlara.) veya Hz. Hıristiyanlar da 'Mesih Allah'ın oğludur dediler.Ali (RA) veya baĢka bir kula ulûhiyet isnat edenler. rüzgârların esmesinde.S. Nisa sûresi. henüz yaratılmadan. MüĢriklerin Allah'a ortak koĢtukları o mahlûklar.Ali'ye (RA) ulûhiyet isnad etmeleri Kur'an'ın hükümlerine zıd. onların ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir ki. nutfe ve yumurtalardan insanların ve hayvanların yaratılmasında. Kim de Allah'a ortak koĢarsa hakikatte pek uzak bir dalâlete sapmıĢtır. Biraz düĢünmekle hemen anlaĢılır ki. hastalıklardan. Ģu âlemde her an tezahür eden hadsiz tasarrufları ne ile izah edebilirler? Yani. Tevbe suresinde de bu âyeti te'yiden Ģöyle buyurmaktadır: "Yahudiler 'Üzeyr (A. Âyet-i Kerîmenin sonunda.) Hz.Isa (A. Hz.ramazankoc.). Hz. gerek Üzeyr (A. Bu bakımdan bazılarının Ġbn-i Sebe'nin maksatlı telkinlerine kapılarak Hz. yağmurların yağmasında. Allah'a oğul isnat eden ehli kitabın bu sözleri. dilediğini yaratır ve herĢeye kadirdir.Ali'yi (RA) Ģerik koĢmak arasında elbette bir fark yoktur. O'na Ģirk koĢan putperest. ölümden kendilerini kurtaramazlar. Ondan (Ģirkten) baĢkasını ise. Ġbn-i Sebe'nin açmıĢ olduğu dalâlet yolunda giden ve onun sapık fikirlerinin propagandasını yapan kimseler de bu âyetteki kahra müstahak olurlar. Ģu kâinat kimin kudret ve iradesi. hakikatsiz bir hayal ve vehimden ibarettir. o mevhum Ģeriklere bir hisse mi veriyorlar? Yâni.) Hz.S. Âyet-i Kerîmeden alınacak en büyük bir hisse de Ģudur: Ġster Yahudi.hiçbir mahlûka ulûhiyet izafe edilemeyeceğini. hepsi de Allah'ın lanetine müstahak oluyorlar. BozulmamıĢ hiçbir akıl böyle bir hurafe ve sapıklığı kabul etmez. dilediği kimseden mağfiret buyurur. -peygamber dahi olsa. Haktan bâtıla nasıl çevriliyorlar?" Âyet-i kerîmenin baĢında.S. meleklere Allah'ın kızları diyerek onlara ulûhiyetten hisse verenlerdir. Allah'ın kullarına ulûhiyet isnat edenlerin Ģüphesiz kâfir oldukları hiçbir tevil ve tereddüde yer bırakmayacak kadar açık olarak ifade edilmiĢtir. O. kimin ilim ve hikmetiyle idare ediliyorduysa.Ali de (RA) ancak kuldurlar. Hz.).Ġsa da (A.Üzeyr (A.S.S.birer ilâh gibi Cenâb-ı Hak'la ortak çalıĢtıklarını mı vehmediyorlar? Cenâb-ı Hak. Onlar da bizim gibi ihtiyaçlardan." buyrulmaktadır. Kur'ân-ı Kerîm. Allah onları kahretsin. Hz.) gerek Ġsa (A." Âyet-i Kerîmede.S.S. Zira.com] 150 .Üzeyr (A. mevsimlerin değiĢmesinde. ayette: "Doğrusu Allah kendisine ortak koĢulmasını bağıĢlamaz. Âyet-i Kerîmenin devamında geçen "daha önce küfredenlerden maksat.) Allah'a Ģerik koĢmakla Hz. Ģirki bütün nevileriyle reddetmiĢ. Evet. çekirdeklerden ağaçların icadında. Acaba. O halde. o zâtların -hâĢâ. daha önce küfredenlerin sözlerine benziyor. Üzeyr ve Ġsa'ya (A. ateĢperest ve diğer bütün müĢriklerin sözleriyle aynı noktada birleĢiyor.Ġsa'yı (A.) Allah'ın oğlu demenin tamamen uydurma ve hakikatten uzak bir iftira olduğu ifade edilmektedir. 116. bugün de yine o zâtın hâkimiyeti ve tasarrufu altındadır. edenlerin küfür ve dalâlete düĢeceklerini açıkça beyan etmiĢtir. gece ve gündüzün gelip gitmesinde. yerin ve aralarındaki herĢeyin mülkü (hakimiyeti) Allah'ındır. Hz.) ve gerekse melekleri Allah'a ortak koĢanların haktan bâtıla çevrildikleri ifade buyrulmaktadır.Ali (RA) her Ģeyden önce bir insandı. Bu ve benzeri inançlara itibar edilmez. ister Hıristiyan olsun. [www.S. bir mahlûktu.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI O'ndan bir Ģey kurtarabilir? Göklerin. Bu. Hz. galaksilere kadar cereyan eden hadsiz faaliyetlerde.S.

[www. ibadete lâyık ve müstehak ancak O'dur.Ali mahlûktur. varlığı Zâtındandır. hem Halik. elbet bütün bu hakikatleri biliyordu. hem de kendi evlâtları vardır. Hz.Ali de O'nun ihsanıyla hayatını devam ettirmiĢtir. Evet. Hz. Hz. Yine Ġhlâs suresinde Cenâb-ı Hak için:"O.Ali (RA) ilâh idiyse."buyrulmuĢtur.. ilmiyle ayakta durmaktadır. Bir Ģahsın hem ilâh. kimseden doğmadı ve kimseyi de doğurmadı. orucunu tutmuĢtur. Allah. aklı.Ali'nin -hâĢâ. Hz. Bunlar. Hz. hâlen de böyledir. hiçbir Ģeye muhtaç olmasa. Yani. Ġbn-i Sebe.ramazankoc. mümkindir. aĢk ve Ģevk ile Allah'a ibadet etmiĢ. eğer Hz. bir maksadın peĢindeydi. ancak bir kuldur. ihtiyacı ise nihayetsizdir. ilmi hudutsuz olup. olmaması muhaldir. Allah ile kâimdir. Onun iktidarı. Eğer Hz.com] 151 . Ģu kadarcık bir muhakemeyi bile yapamadılar ki. Fakat. onun kendi sözlerinden bile haberdar değillerdir. Hz.Ali'ye ulûhiyet isnad edenler. hayatı.A) varlığı ise.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Allah'ın vücûdu vâcibdir. ilmi sınırlı. o zaman insan olmaması lâzım gelir.Ali (RA) yaratılmadan evvel de böyleydi.hem ma'bûd. Ġbn-i Sebe'ye aldananlar. Çünkü. Hz. hem âbid. Bu hakikatleri bile bile Ġran'ın mecusîlikten yeni dönmüĢ ve Ġslâm'ı henüz lâyıkıyla anlayamamıĢ insanlarına Hz. insandır ve hadsiz ihtiyaç sahibi bir kuldur. böyle bir cürette bulunmazlardı. Hem Allah Kayyûm'dur. olması lâzım gelmiyor muydu? Son olarak Ģunu da ifâde edelim ki. Yani.Ali Efendimizin en sevmediği Ģey Ģirk olduğu halde. hissiyatı. Bütün mevcudat ise.Ali (RA) bir insan olduğuna göre. O'nun hutbelerini ihtiva eden "Nehcü'l-Belâğat" isimli eserini okumuĢ olsalardı. bir baĢlangıcı ve bir sonu vardır. hem mahlûk. hiç olmazsa. Hz. O'nun kudretiyle. Halbuki. namazını kılmıĢ. o.Ali'nin ulûhiyetini telkin etli.. bütün mevcudat. aklı. yani varlığı zâtından değildir. Hz. Zâtında kâimdir. mahduttur. cismaniyeti. kendisine ulûhiyet isnad edilmesinden o pak ruhunun ne kadar müteessir olacağı düĢünülsün. insan her yönüyle sınırlı olan bir mahlûktur. Bu.Ali (RA) ise hem baĢkasında doğmuĢtur. hissiyatı. O'nun da her cihetle sınırlı olması gerekir. bütün ömrü boyunca niçin ve kime iman ve ibadet etmiĢti? Kimin için namaz kılmıĢ ve kimin huzurunda secdeye kapanmıĢtı? Bu hurafeye göre. cismaniyeti.Ali'nin (RA) iktidarı. hem insan olamayacağı az bir düĢünceyle anlaĢılır.Ali ise. Hz.Ali'nin (R. Yâni. On yaĢından tâ vefatına kadar. "Ma'bûdün bilhak" tır.

hem Hz. kıyamete kadar Hz.Ali'nin hakkı olduğunu. O'nun son peygamber olduğunu kesin olarak beyan buyuruyor.V) Hâtemü'l-Enbiyâ olduğu. Allah alimdir (herşeyi bilendir).Muhammed'den sonra bir peygamber gelmeyecektir. Bu tezat dahi. Hz. diğerleri gibi İbn-i Sebe tarafından iddia edilmiştir. Dikkat edilirse.) başlayan peygamberlik müessesesi de Hâtemü'l-Enbiyâ (SAV) ile son bulmuştur. VE BUNLARA NASIL CEVAP VERMEK GEREKĠR? Bu yanlış inanç da.Ali'nin (RA) ilâh olduğunu telkin etmeye çalışıyor. her şeyin bir başlangıcı ve bir de nihayeti olduğu gibi." Bu âyet-i kerimede Cenâb-ı Hak. HZ. Hz.A.com] 152 .Muhammed'in (SAV) ismini zikrederek O'nun peygamberliğini açıkça ifâde ediyor. Önce. bu hakkın kendisinden zulmen alındığını telkine kalkıyordu. [www. Artık. Tezat ise hükümsüzdür. NEREDEN KAYNAKLANMAKTADIR.ramazankoc. Hilâfetin en evvel Hz.Âdem'le (A. peygamber olamayacağı gibi. nabza göre şerbet vermesini iyi beceriyordu.ALĠ'YE "PEYGAMBER" DEDĠKLERĠNĠ ĠġĠTĠYORUZ. bu üç iddia arasında tezat vardır. menfur faaliyetlerini sürdürürken. Bütün gayesi Müslümanların itikadını bozmak olan İbn-i Sebe. bazı kimselere Hz.Muhammed'in (S. BU ĠDDĠA. Ahzâb suresinde şu sekilde ifâde buyurulmaktadır : "Muhammed sizin ricalinizden hiçbirinin babası değil ve lâkin Allah'ın Resulü ve peygamberlerin hâtemidir (sonuncusudur). açıkça gösteriyor ki meselenin altında sadece ve sadece ifsat ve ihanet yatmaktadır.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI BAZI KĠMSELERĠN. hem de "Hateme'nnebiyyîn" buyurmakla. O'na peygamberlik isnad ediyor. bunun da geçerli olmayacağını anladığı zaman ise. Malûmdur ki.S. bunun tutmayacağını anladığı yerde. peygamber için de hilâfet söz konusu olamaz. Şöyle ki ilâh olan.

Böylece. daha sonra Hz." (Sebe' sûresi. 28) Cenâb-ı Hak. aksine hakkında bu gibi iddialarda bulunanların bir kısmını yaktırdığı. kendi aralarında merhametlidirler. Hz. Hz.Muhammed'in (SAV) son peygamber ve nebî olduğunu Kur'an haber vermiştir. hem de Hâteme'n-nebiyyîn buyurulnıasıyla artık kendinden sonra hiçbir nebînin gelmeyeceği ve nübüvvet kapısının O'nunla nihayet bulduğu kesinlikle bildirilmiş oluyor.Ali'ye peygamberlik isnad eden İbn-i Sebe ve taraftarlarının iddialarını kısaca tahlil edelim: Evvelâ : Hz.Muhammed'in (SAV) peygamberliğine Cenâb-ı Hak bizzat kendisi şahadet etmektedir. Cenâb-ı Hak Sebe sûresinde: "Seni de başka değil.Ali peygamberlikle vazifelendirilseydi. Âyet-i Kerîmede "Hateme'n-nebiyyîn" yerine "Hâteme'l-Mürselîn" buyurulsaydı. Bu isnadın hakikatten ne kadar uzak olduğu aşağıda yapacağımız bir mukayese ile çok daha iyi anlaşılır. her resûl nebidir." Âyetin başında Hz. son resûl de olmaktadır. Yüce Allah azamet-i celâliyle Muhammed Resûlüllah'dır buyuruyor.Ali dahil Dört Büyük Halifenin [www.Muhammed (SAV) son nebî olduğu gibi. Kendisinden ne yazıyla ne de sözle böyle bir şey asla vârid olmadığı gibi. hilâfeti zamanında da Kur'an-ı Kerim'in hükümleri harfiyyen uygulanmış. bu âyet-i kerimeyle. bu vazifeye herkesten önce kendisinin iman etmesi ve peygamberliğini ilân etmesi. Resûlullalı Efendimizin (SAV) peygamberliğinin bütün insanlara şâmil olduğunu açıkça beyan buyuruyor. âyet-i kerime bu husustaki bütün vehim ve vesveselerin kapısını kapatmış bulunmaktadır. Peygamber Efendimiz de kendi peygamberliğini tasdik. vehmîdir. Peygamberimizden (SAV) sonra kitap sahibi olmayan bir nebînin gönderilebileceği vehmine kapılabilirlerdi. fakat her nebî resûl değildir. Hz.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Bilindiği gibi. Zira. Hz. O'nları rükû ediciler. esassızdır. Böyle bir zâta peygamberlik isnadında bulunmak hiçbir esasa dayanmayan bir hezeyandır. Hz.ramazankoc. ancak bütün insanlara şâmil bir risaletle rahmetimizin müjdecisi.com] 153 . azabımızın habercisi (olarak). O'nun maiyetinde bulunanla da kâfirlere karşı şiddetli.Muhammed'in (SAV) peygamber olduğunu açıkça ifâde eden bir diğer âyet-i kerime de Sûre-i Feth'in şu âyetidir: "Muhammed Allah'ın resulüdür. Peygamberimizin son nebi olduğunu kabul etmiş ve bu uğurda maddi-manevî cihad etmiş. gönderdik ve lâkin insanların ekserisi bilmezler. belki bazı kimseler. Hz.Ali'ye (RA) kimlerin peygamberlik isnad ettiklerini sıra ile takdim edelim. Önce Hz. ilân ve başkalarına da tebliğ etmiştir. Âyet-i Kerimede Peygamberimiz (SAV) için hem resûl.Muhammed'in (SAV) peygamberliğini tasdik edenlerin kimler olduğunu. Yâni.Ali'ye peygamberlik isnad edilmesi bâtıldır. Yâni. secde ediciler olarak görürsün. O'nun için bir farz olurdu. Kur'ân-ı Kerîm'de. Kendisi daha on yaşında bir çocuk iken. kısacası çocukluğundan tâ vefatına kadar Allah ve Resulü yolunda çalışmıştır. Bu şehadeti hangi vehim gölgeleyebilir? Kur'an'ın bu açık beyanlarına rağmen. bir kısmını ise sürgüne gönderdiği tarihen sabittir. kendisine kitap indirilen peygamberlere resûl denir.

Ali (ra) Efendimizi değil de. onun vefatı üzerine bu safsatayı ortaya atarak taraftarlarını buna inandırmayı başarmıştır. Hz. Bu karşılaştırmayı yapabilecek kadar bir muhakeme gücüne sahip hiçbir Müslüman’ın. Hâlbuki İbn-i Sebe’nin bu iddiasının sadece Kur’an’a değil. sonra Peygamber Efendimize. Bu iddiayı ortaya atan veya onlara kapılan kimseler. gerekse bütün insanlara tatbikte azamî hassasiyet gösteren. Kur’an’ın hükümlerini gerek kendine. Hüseyin Efendilerimiz babalarını yaralı olduğu halde eve getirip hizmetinde bulunmuşlardı. Kur’ân-ı Kerîm’in ölçülerine ve Peygamberimizin (sav) tebliğ ettiği hakikatlere ne kadar ters düştüğünü. Resûlüllah Efendimizin âhir zaman peygamberi olduğuna iman etmişler ve O'nun peygamberliğim bütün cihana yaymak için canlarıyla. HZ. İbn-i Sebe’nin köhne hurafesine göre. onlar babaları diye haşa şeytana mı hizmet etmiş. Hasan ve Hz.ramazankoc. Daha önce de beyan ettiğimiz gibi. Hz. bâtıla hak demektir. ONUN KAMÇISININ ġAKIRTISIDIR” DENĠLĠYOR. bir önceki gibi yine İbn-i Sebe’nin köhne hurafelerinden biridir.com] 154 . Hasan ve Hz. Hz. BU ĠDDĠAYA NE DERSĠNĠZ? Bu iddia da. onun mu cenaze namazını kılmışlardı? İbn-i Mülcem. şeytanı öldürdüyse. Ali’nin (ra) göğe çekildiğini ve İbn-i Mülcem’in onun yerine şeytanı öldürdüğünü. Farz-ı muhâl olarak İbn-i Sebe'nin sapık itikadı bir an için kabul edilmiş olunsa. o anda camide bulunan Hz. akıl ve mantığa. her anı Hakk’ı zikretmekle [www.Ali dahil bütün sahâbe-i kirâma ve onlan takip eden bütün ehl-i tevhid Müslümanlara hatâ isnad edilmiş ve sadece bir grup hurâfecinin vehmî. ĠBN-Ġ MÜLCEM’ĠN ÖLDÜRDÜĞÜ ġAHSIN -HÂġÂ. Hz. o anda olay yerinde bulunmayan İbn-i Sebe.Muhammed'in âhirzaman peygamberi olduğuna iman etmişler ve O'nun getirdiği bütün farzları. vacipleri. İbn-i Sebe’nin sözlerinin. bu hurafeye kapılmışlardı. “O GÖĞE ÇIKMIġTIR. maalesef muhakeme edememişlerdi. mükâfatlandırılması lâzım gelmez miydi? Kendisine neden kısas uygulandı? Hz. GÖK GÜRÜLTÜSÜ DE. Bu kimseler. hayrı şerden ayıramayan bir takım cahil kimseler. hep Hz. Hz. Maalesef o zaman hakkı bâtıldan.Ali Efendimize nübüvvet isnadında bulunmak gibi bir hataya düşmemesi gerekir. ikinci olarak ateşperestlikten yeni dönmüş. sünnetleri fiilen yaşamışlardır.Ali Efendimize peygamberlik isnad edenler en başta İbn-i Sebe ve onun tabileri. o halde. o zâtların bilemediklerini kendisi nasıl bilmişti? Kaldı ki. ilim ve hikmete de ne kadar zıt olduğu gayet açıktır. ALĠ’NĠN ÖLMEDĠĞĠ. Hüseyin Efendilerimiz ve diğer sahabeler bilmediler mi? Şayet bilemedikleri iddia edilirse.ONUN KILIĞINA GĠRMĠġ BĠR ġEYTAN OLDUĞU ĠDDĠA EDĠLĠYOR VE. Hz. Hasan ve Hz. Ve nihayet bu münevver zevatı takip eden milyarlarca Müslüman. Ali’ye (ra) ulûhiyet isnat eden bu adam. hayalî safsatalarına hak denilmiş olunur.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI hepsi ve bütün sahâbiler. Hz. mallarıyla cihad etmişlerdir. hakikatlerin zıddına inkılâbıdır ve hakka bâtıl. fakat İslâm'ı henüz lâyıkıyla kavrayamamış bazı Şiî fırkalarıdır. Ali Efendimizin evlâtları masum birini öldürmekle katil mi olmuş oldular? Bütün ömrü boyunca Allah’tan azamî derecede korkan. bu takdirde başta Canâb-ı Allah'a. Bu ise. şu sorulara ne cevap vereceklerdir? Hz. Hüseyin Efendilerimize de ulûhiyet isnat ettiğine göre.Ali'ye (RA) kimlerin peygamberlik isnad ettiğine bakalım. nasıl oldu da bilebildi?İbn-i Sebe. bu seçkin zevatın bilemediğini. Şimdi bir de Hz.

) ONU MUHAMMED'E (SAV) GETĠRDĠ" DĠYE ĠDDĠA EDĠLĠYOR. Evvelâ. 2) Bu âyet-i kerîmede Cenâb-ı Hak. hak ve hakikatin ancak Kur'an'da olduğunu beyan buyurmuştur. HZ.ALĠ (RA)'A GÖNDERĠLDĠĞĠ HALDE CEBRAĠL (A. mü'minlerin O'na ve O'na indirilene iman etmeleri gerektiğini. Bunlar.) bu işi kasten. Nitekim Asr-ı Saâdet'te bazı Yahudiler. bu ve benzeri safsatalara imkân bırakmayacak kadar açıktır: "İman eden. sırf Kur'ân-ı Kerîm'i Cebrail (A. bu tamamen hayâl mahsulü. şeytanın kıyamete kadar yaşamasına Cenab-ı Hakk’ın müsaade ettiği Kur’an’ı Kerim’de açıkça ifade edilmiştir.) getirdiği için iman etmemişler ve bizzat Resûlüllah Efendimize. Yukarıdaki yersiz iddia için iki ihtimal düşünülebilir: Birisi." demişlerdir. henüz İslâm’ı lâyıkıyla öğrenme imkânı bulamamış bir takım insanlar.S. Yâni.ramazankoc. aşağıda mealini vereceğimiz âyet-i kerîme.Ali'ye (RA) gelmişken. Hz. Fakat ne yazık ki. bu safsataya kanmışlardır.Muhammed'e (SAV) getirdiğini iddia edenler.S.S. şeytana kapılmaktan müberrâ melek nev'ini yanlış bir kıyas ile birbirine karıştırmaktadırlar. bazı safdil insanların bu vehme kapılmaları dolayısıyla meseleyi kısaca tahlil etmekte fayda görüyoruz. BU HUSUSTA NE DĠYORSUNUZ? Bu iddia da diğerleri gibi Yahudilerden kaynaklanmaktadır. sâlih amel işleyen. [www. Cebrail'in (A.S. diğeri ise. Kur'ân-ı Kerîm'i Resûl-i Ekrem Efendimize indirdiğini.iman eden kimselerin de günahlarını keffaretlendirmiş. mes'elenin temelinde Yahudilerin Cebrail'e (A.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI geçen ve Cennet ile müjdelenen bu zâta yapılan böyle bir iftira. Âyet-i Kerîmenin bu açık beyanı karşısında değil aklın. şunu ifâde edelim ki. Vahiy. hâllerini ıslâh etmiştir. "Cebrail bizim düşmanımızdır. Gök gürlemesi mes’elesine gelince. Kaldı ki.) onu. Bununla beraber az da olsa." (Muhammed sûresi. "KUR'ÂN-I KERÎM.) düşmanlığı yatmaktadır. göğün gürlediğini. Muhammed'e indirilene -ki o Rablerinden gelen bir haktır. BAZILARI TARAFINDAN. köhne bir hurafedir.S. Cebrail'in (A. Ali şehid olmadan yahut dünyaya gelmeden önce de. hiçbir vehmin dahi şüphe ve tereddüde düşmemesi gerekir. Eğer sana gelen Mikâil olsaydı iman ederdik. aldanarak yaptığıdır. şeytanları bile hayrete düşürecek büyük bir zulümdür. şimşeğin çaktığını maalesef düşünememişlerdir. nefsin daima yanlış yola sevk ettiği ve şeytanın sürekli yanıltabildiği insan nev'i ile. Hz.com] 155 . kasten Hz.

Rûhu'l-Kudüs diyor.) O'nun şanına yakışmayan bu iftirayı yapanlara karşı Cenâb-ı Hak. emrine verilen melâikelere de yine O tebliğ eder. bu ilâhî haberi ve tezkiyeyi bir kenara bırakıp. şüphesiz Allah o kâfirlerin düşmanıdır. melekler de peygamberler gibi ismet sıfatı ile muttasıftırlar. ona itibar etmez. Bu takdirde Cebrail (A. Cenâb-ı Hak Kur'ân-ı Kerîm'inde Cebrail'i (A. karıştırmadan tebliğ eden.) bir anda binler yıldızda bulunup.S.) Allah'ın mahlûku. elçilerin. böyle bir ihtimal de tasavvur olunamaz. Allah'ın mükerrem bir elçisidir.) bilmemektir. vehim ve hayâl mahsulü bir itikada kapılmaz.S. Mikâiie düşman olur ise. Melâikelerin Resulü ve Sultanı'dır. Malumdur ki. (Melâike-i mukarrebin O'na itaat ederler. Cibrîl-i Emin hakkında hiç düşünülmez. O'nun arzusu ve iradesi Cenâb-ı Hakk'ın arzu ve iradesinin fevkine çıkmış olmaz mı? Cebrail'e (A.S. Böyle bir inanç kabul edildiği takdirde şöyle bir safsata ortaya çıkar: Peygamberleri Allah-ü Azîmüşşân değil de. 19-21) Âyet-i Kerîmedeki resulden murad. aynı anda haşmetli kanatlarıyla Arş-ı A'zam'da secde edebilmekte ve yine o anda binlerce yıldızda bulunup ayrı ayrı emirleri [www. O kendisine itaat olunandır.) Bütün melâike ve mukarrebin Cenâb-ı Hakk'ın huzurunda O'na itaat eder ve emrini dinlerler.) medh ü sena ediyor. Hâlis bir ubudiyetten başka hiçbir icad." (Tekvir sûresi.) ilâhî elçiliğini böyle bir elçiliğe benzetmek hem Allah'ı (C) hem de Cebrail'i (A. Ruhu'l Kudüs.) şöyle tavsif buyurmaktadır: "Muhakkak o (Kur'an) çok şerefli bir Resulün (getirdiği) Kelâmdır.) O emîndir. binler melâike-i kirâma Cenâb-ı Hakk'ın emirlerini unutmadan.S. sûre-i Bakara'da şöyle bir tehditte bulunmaktadır : "Kim Allah'ın meleklerine. 68) Görüldüğü gibi.S.com] 156 . hiçbir müdahale. Azim bir kudrete mâliktir. Nitekim.ramazankoc. (A. kendisine düşmanlık olarak kabul etmekte ve kendisinin de o kâfirlerin düşmanı olduğunu ilân etmektedir. O'nun ilmi insanlarınki gibi kesbî değil. hâşâ -Cebrail (A. Cebrail'in (A. Dıhye isimli sahâbe-i kirâmın timsâlinde huzur-u Nebevi'de vahyi tebliğ ederken. Zira O.S.S. elçisi olduğu halde. Hz.) tayin etmiş olur. İlâhî emirleri bütün Peygamberlere O getirdiği gibi." buyurulmuştur.Cebrail'in bu işi kasten değil de yanılarak. Tekvir sûresinde Cebrail'i (A. Görüldüğü gibi. yâni Peygamberimizi. Allah'a isyan etmeleri imkânsızdır. Rûhu'l-Emîn olan Cebrail'dir. bazen padişahlarını aldattıkları ve onların fermanlarını hile ile değiştirdikleri bir vakıadır. Şerre kabiliyetleri yoktur. meleklere ve peygamberlere düşmanlığı." (Bakara sûresi. Cenâb-ı Hak.S. "Meleklerin hiçbir cihetle hilâf-ı emir hareketleri yoktur. tezkiye ediyor ve O'na Rûhu'l-Emin. Hz. Kendisi yaratılıştan kâmildir. Cebrail'e.S. Bütün melekler hakkında muhal olan isyan ve günah. Bilindiği gibi dört büyük melek vardır ve Cebrail (A. Arş'ın sahibi (olan Allah) nezdinde çok itibarlıdır. peygamberlerine. Bu mükemmel yaratılışı sayesindedir ki.) bunlardan biridir. onlar hakkında. Cenâb-ı Hak. Yâni.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI İnsan nev'inde. vehbîdir. hattâ izinsiz şefaatları dahi olmaz. âyet-i kerimede. şaşırmadan.S. onlar yaratılışları itibariyle günahtan münezzehtirler. Cebrail (A.Ali'ye benzeterek yaptığı ihtimaline gelince. Zerre kadar aklı olan bir insan.

Allah'ın böyle bir elçisine unutma. Irak'ta da. bir defada değil. Mısır'da da aynı. Hz. emsalsiz bir cinayettir.Ali de dahil. en akılsız bir kimsenin dahi birbirilerine benzetmesi düşünülemezdi.S. sûre sûre inzal edilmiştir. Elbette herşeyi en güzel surette yaratan Cenâb-ı Hakk'ın. Deniliyor ki: "Kur'ân." Bu iddiaya ne dersiniz? Kur'ân Allah kelâmıdır. Avrupada'da aynı. O'nun geçmiş peygamberlere getirdiği âyetlere de şüpheyle bakmak icab eder.Peygamber'e indirilen Kur'ân olduğunda icmâ ve ittifak etmişlerdir. Amerika'da da. Bilindiği gibi. Doğumundan itibaren O'nunla alâkadar olmaya başlamış ve bu alâkası.) böyle bir hata yaptığı (hâşâ) bir an için düşünülse bile Cenâb-ı Hak kendisini ikaz ve hatasını tashih ederdi. Bu açık hakikate rağmen. [www. Hz. Binâenaleyh. Kur'an'ı yeniden toplamak değil. bazı yerler çıkarılarak. Kur'an'dan azaltma yapıldığı iddiası. kendisine. vahiy gelmeden önce de Resûlüllah Efendimiz. bütün ashâb bu Kur'an'ı kabul etmiştir. Zira Kur'an. Bu ise. bu Mushaf'ı.Ebûbekir Efendimizin hilâfeti sırasında olmuştu.com] 157 . Kur'an'ın tahrif(bozulma) ve tağyir(değiştirilme) iftirasını da taşımaktadır. nezâreti. Hz. Hz. yirmi üç sene zarfında âyet âyet. şaşırma. "Kur'an'ı biz indirdik. Kur'an'dan herhangi bir âyeti Kur'an'dan saymayarak çıkarmak küfür olduğu gibi. Hem Kur'ân-ı Azimüşşân.) yanılabildiği kabul edildiği takdirde. çıkarmak da tekfir sebebidir. Simdiki miktara indirildi.S. Kur'an'dan başka hiçbir semavi kitaba nasip olmamıştır. ashabın hafızlarının başkanlığı altında. İran'da da aynı.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI hadsiz meleklere tebliğ edebilmektedir. bütün sahâbileri büyük bir şüphe ve zan altına sokmak demektir. Ona herhangi bir şeyi eklemek gibi. koruyacak olan da biziz" buyurarak O'nda tahrif ve tağyir (azaltma-çoğaltma) yapılamayacağını kesinlikle haber vermiş.Ali'yi değil Cebrail'in. Kaldı ki. ona Kur'an'mış gibi fazladan bir şeyi ilâve etmek de yine küfürdür. Son olarak şu noktayı da nazara vermek lâzımdır : Peygamber Efendimize vahiy geldiğinde. bin dört yüz seneden beri bazı kimselerin nasıl olup da. Peygamber Efendimizin en büyük mûcizesidir. çocukluk ve gençlik yıllarında da aralıksız devam etmişti. milyarlar diller ile bıkılıp usanılmadan okunmuş ve hâlen okunmaktadır. Asr-ı Saâdet'ten bu yana milyonlar hafızların kalplerinde yazılmış. Bugün yeryüzündeki bütün Kur'an'lar aynıdır. Pakistan'da da. Halbuki Kur'an. Hz. Kur'an'ın üstünlüğüne şüphe düşürmek amacını taşımaktadır. yanılma isnad etmek aklen muhaldir. aslında bugün mevcut olan 6666 âyetten daha fazlaydı.) Muhammed'i (SAV) ilk defa vahiy tebliğ ederken görmüş değildi. Hz. Cebrail (A. Başta Hz. noksan ve kusurlu bir elçi yarattığı düşünülemez. gönüllerde taht kurmaya devam ettikçe. ortadan kaldırmak mümkün olmayacaktır.Ali Efendimiz. yine ashabın başkanlığı altında çoğaltmak olmuştur.ramazankoc. Kur'ân'ın Mushaf haline getirilmesi. Yâni. hizmeti ve muhafazası.S. Cenâb-ı Hak. İslâmiyeti söndürmek. Kur'an'ın korunmasını bu âyetle kıyamete kadar ilahi garanti altına almıştır. bu safsataya inandıkları ve bu hurafenin arkasından gittiklerini anlamak mümkün değildir. Böyle bir mânevi saltanat ve makam-ı ihtiram. böyle bir iddia. Farz-ı muhal olarak Cebrail'in (A.Osman zamanında. Böyle bir isnad herşeyden önce Cenâb-ı Hakk'ı bilmemek demektir. daima O'nun nezâret ve murakabesi altındaydı.Osman'ın (RA) yaptığı ise. İkinci Olarak: Böyle bir iddia.Ali Efendimiz on yaşlarındaydı.Osman ve Hz. Yani. Cebrail'in (A. hükümleriyle amel edildikçe. Peygamberimiz ile Hz.

İngiliz Sömürgeler Bakanı Gladiston'un söylediği şu söz. böyle bir suikasta göz yummak yakışır mı? Kaldı ki Hz. Kur'an'ın feyziyle asırlardır.Ali Efendimizin kendi eliyle yazdığı Kur'an da meydandadır. O'nunla amel etmiştir.com] 158 . mânevi ve ruhî kemalâtlarını O'ndan almışlardır. İslâm âleminde. Kur'an'ın tenkis ve tağyirine seyirci kalması. dünkü ve bugünkü bütün İslâm düşmanları bilmektedirler.ramazankoc. Bu iddia bir an için gerçek sayılsa. müfessirler. Bu Kur'an. Herbiri Kur'an'ı baştacı etmiş. Diğer taraftan. ya da Müslümanları O'ndan soğutmalıyız. razı olması düşünülebilir mi? Kur'an'ın bir mes'elesi için her türlü tehlikeyi göze alan birine. hakikatsiz şeyler bulunduğu kabullenilmesi gerekir ki. Kur'an'la ilgili her türlü isnad ve ithamı bu plânın bir parçası olarak görmeli. Kur'an'ın bir hakikatini imtisal için. Ne yapıp yapıp Kur'an'ı ortadan kaldırmalıyız. bu gerçeğin teyididir: "Bu Kur'an Müslümanların elinde bulundukça biz onlara hâkim olamayız.Âişe validemizle savaş yapmaktan bile çekinmemiştir. bütün bu âlimlerin ya cahil.Ali Efendimiz. âlimler." Bu yüzden şuurlu bir Müslüman.Talha ve Zübeyr ile. Nitekim bir asır önce. İslâm düşmanlarının bu sinsi plânlarını boşa çıkarmalıdır. ilhamını ondan alarak yüz binlerce cilt kıymetli eserler telif eylemişlerdir. fikrini. fakîhler yetişmişlerdir.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Bunu başta İbn-i Sebe. eserlerinin de asılsız. milyonlar müçtehidler. ilmini. Cennet arkadaşı Hz. Resûlüllah'ın pak zevcesi Hz. böyle bir iddiayı şeytanlar bile ileri süremez ve kimseye kabul ettiremez. Hz.Osman'ın Kur'an'ının aynıdır. [www. Âl-i Beyt de aynı Kur'an'ı okuyarak maneviyat fezasında terakki etmişler. Üçüncü Olarak: Hz. Kur'an'a olan ilgi ve irtibatını daha fazla artırarak. Hz. Kur'an'ın bir emrinin uygulanması uğruna bunca sevdikleriyle mücadeleyi göze alırken. ya da hilekâr olduğu. O.Ali Efendimiz hayatı boyunca O'nu okumuş. canı gibi sevdiği.

” Daha önce de ifâde ettiğimiz gibi. BU HAKKIN GASP EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASINA NE DERSĠNĠZ? Bu iddia da diğerleri gibi İbn-i Sebe’nin ortaya attığı bir fitnedir. Şirkin.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI HĠLÂFETĠN. onlara muhabbetin ehemmiyetini ve Müslümanların ashâb arasındaki ihtilâflara nasıl bakması gerektiğini izahta zaruret vardır.saadetler hazırladığını şöyle beyan ediyor: “Sâbikun’un birincileri. İbn-i Sebe’yi asla alâkadar etmezdi. ashaba karşı hürmeti kırmakla İslâmiyete şüphe ve tereddüt düşürmek ve Müslümanlar arasında ihtilâf çıkarmak ve bunu devam ettirmekti. ALĠ (RA)’IN HAKKI OLDUĞU HALDE. Şunu da bir ibret levhası olarak takdim edelim ki. Sahabeler. küfrün. Bu da Yahudilerin tezgâhladığı bir oyundur. Onun asıl maksadı. Bu öyle bir karanlıktı ki. onların hepsinden razı olmuş ve onları medh-ü sena etmişlerdir. ne de yol belliydi.İşte fevz-i azîm bu. O devrede Araplar zifirî bir karanlık içindeydiler. sorunun cevabına geçmeden önce. bir mezheb haline getirmek için çok gayret göstermiştir.Sahabelerin durumlarını hakkıyla takdir edebilmek için önce.müşterektir. Onlara hakaret etmeyi âdeta imanın bir gereği olarak takdim etmiştir. o yüce Zatın (asm) imanından feyiz almış ve yüce ahlâkından yakinen çok istifade etmişlerdir. Bu sebeple. ÖNCELĠKLE HZ. Bu oyunda başrolü oynayan da İbn-i Sebe’dir. buğz ve hakaret etmeyi bir din. hepsi Sahabe olma şerefinde. içlerinde ebeden muhalled olacaklar. Çâriyar Efendilerimizden hangisinin diğerlerinden daha faziletli ve hilâfetin öncelikle kimin hakkı olduğu. Ve onlara altlarından nehirler akan Cennetler hazırladı ki. tabiatın ve zulmün bütün nev’ileri o asırda katmer katmer toplanmıştı. Onların hepsi kurtuluşa erenler zümresindendir. Bu İslâm düşmanı sinsi gayretleri ve dehşetli plânlarıyla ashaba kin beslemeyi.ramazankoc. Cenâb-ı Hak. onlar daAllah’dan razı oldular. ashâb-ı kiramın dinimizdeki yerini. Şunu hemen belirtelim ki. Muhacirin ve Ensâr’a ihsan ile onların ardınca gidenler. Allah onlardan razı oldu. Asr-ı Saadet öncesine bir nazar gezdirmek lâzım geliyor. hilâfet münakaşalarının temelinde sahabe düşmanlığı yatmaktadır. sahâbe-i kirama hakareti ibadet [www. ashâb-ı kiramdan razı olduğunu ve onlar için ebedî nimetler. Allah ve Resulu.com] 159 . onda ne iz.

bunlara iltifat etmez ve vaktini gözetmezdi. Ali’nin (ra) hakkı iken Hz. Çünkü. muhabbetullah ve mehafetullah gibi ulvî vazifeleri terk ederek sahabeler hakkında dedikodu etmeyi bir inanç. O da onu. Ebûbekir (ra) Efendimiz hilâfet vazifesini iki buçuk sene hakkıyla ifa ettikten sonra. Ali (ra) Efendimiz. vâcibleri. O büyük bir nimetti. Ebubekir Efendimiz (ra) şöyle buyurmaktadır: “Vallahi ben bu işi (hilafeti) Resulullah’tan (sav) sordum.” Hz. Hz. Bazı kimseler. bütün ashâb-ı kiram. hadîste. fakat o makam onlara verilmiştir. o. Ali garabetçe Peygamber’e daha yakın. Hz. hilafetten çekildi. Hz. Ona rağbet edip.Hilâfetin. Tekebbür edenin değildir. sahâbe-i kiram efendilerimize. Ali Efendimiz İslâm’ın ittifak ve ittihadını bu derece düşündüğü halde. Kur’an’da. anındır ki. fıkıhda. Resûlullah Efendimizin (sav). bu iş ona talip olmayanındır.çok sinsi ve neticesi itibariyle de çok tehlikeli bir Yahudi oyunu vardır. Hz.Ali’nin en büyük düşmanı olan Ebûcehil ve emsali kâfirlere dil uzattıkları asla görülmemiştir. Hz. hemen halife seçimine teşebbüs etmişler ve daha Peygamber Efendimiz kabrine konulmadan bu seçimi gerçekleştirerek Hz. zikri. ümmet-i Muhammed’in birlik ve beraberliğinin muhafazasını göz önüne alarak. Evet. Ali dahil. Bu husus cidden düşündürücüdür. Ömer’in (ra) halife seçilmesini tavsiye etmiş. biz hangi akılla onun yolunu terk ederek niza ve ihtilâf yolunu açıyoruz? Müslümanların birlik ve beraberliğe en çok muhtaç oldukları bu zamanda. Şöyle buyurdular: “Ya Ebabekir. Bu talih kuşu Resulullah’ın saadetli günlerinde de daima onun başında dolanmaktaydı. umum ashâb kendisine bîat etmişlerdir. Ömer ise. Hz. âhirete teşrifleri üzerine.” Bu bakımdan dindeki garabet. hilafet ona sarıldı. Ebûbekir (ra) tarafından gasp edildiği iddiasıyla bütün sahabelere hata isnad edilmektedir. Hz. sahâbe-i kiram. Acaba. onun için müdafaa edenin değildir. içlerinde Hz. Çâriyâr-ı Güzin Efendilerimiz hiçbiri hilâfete. Allah’ın bir inayeti ve lütfü idi. mantıkta ve insafta yeri olmayan bu davranışların nokta-i istinadı nedir? Dinimizin getirdiği farzları. Peygamber’in. sünnetleri. orucu.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI telâkki eden bu kimselerin Kur’an’ın. şükrünü Allah’u teala ona vacip kıldı. Çok önemli bir hususu daha nazara vererek bu bahsi kapayalım. Lakin O. mertebe ise ruh ile nefistir. Hz. benimdir diyenin değildir. hilafet ona meftun oldu.Hz. Ortada. O. 1400 sene önce geçmiş birtakım hâdiseleri gündeme getirip Müslümanları birbirilerine düşürmeye çalışmak hangi akıl iledir ve bunda hangi maslahat ve fayda vardır? Sahabeler hakkındaki bu açıklamadan sonra şimdi mezkûr soruya cevap verelim: Halifeler devri tetkik edildiğinde görülür ki. O zaman şöyle düşünmek lâzım gelmez mi: Hz. Hz.com] 160 . bu vazifeyi onbir sene tam bir adaletle yürütmüş. onlar da bu tavsiyeye uyarak o zâtı halife seçmişlerdir. Ebubekir Efendimizin (ra) hilafetiyle ilgili olarak şöyle buyurur: “Hz. namazı. zekâtı. Ömer Efendimiz (ra) de Hz. Ebubekir ise mertebece ona yakındır. bizzat arzu ederek talip olmamışlar. sahabelerin ve Hz. kitaplarımızda ve hattâ akılda. sonunda bir suikaste maruz kalmış ve henüz vefat etmeden. Onlar o vazifeyi istememişler. “Hz. senindir denilir. fikri. Müslümanların birlik ve beraberliğini dikkate alarak kendi hakkını bilerek feda etti” diyorlar. Ebubekir hilafet için nazlandı. Ebûbekir’i (ra) ittifakla hilâfet makamına getirmişlerdir. bir ibadet gibi benimsemek ne meşru ve ne de mâkuldür. O. Ebûbekir Efendimize bîat etmişlerdir. Garabet et ile kandır. Ona küçüklük (tevazu) gösterenindir. Ali de dahil altı kişilik bir hey’et teşekkül ettirmiş ve [www. fakat hilâfet onlara lâyık görülmüştür. Bu. Ali (ra) Efendimiz dahil. O Resul-i Ekrem’in kader arkadaşıydı. Bu.ramazankoc. vefatı sırasında. nesepteki garabetin üstündedir. gerçekte. bi hakkın yerine getirdi ve Allah’ın bu nimetine layıkıyla mazhar oldu.

Hz. Ali’nin.ramazankoc. Ali Efendimiz zamanında ise. sahâbe-i kiramın icmâsım aynen kabul etmişler ve böylece ikinci bir icmâ meydana gelmiştir. İslâm’ın birlik ve bütünlüğünün korunduğu tam bir fütuhat ve inkişaf dönemi olmuştur. noksan görsün. Ve nihayet 14 asırdan beri bütün ümmet-i Muhammed bu iki cemaatin kanaat ve hükümlerini tasdik edip onların yolunda gitmekle üçüncü bir icmâ meydana getirmişlerdir. düşmanlıkta da ileri gidenler bulunacağını. Ali (ra) hilâfeti sırasında bu karışıklık ve ihtilâflarla uğraşmak zorunda kalmış. İşte. onlardan biri Ebûbekir. bu dönemde fethedilerek tevhid inancı bu beldelere yerleştirilmiştir. Ali Efendimizin evine gitmişler. Irak.” Ayrıca. Hz. Şu da var ki: Hz.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI aralarından birini halife seçmelerini istemiştir.a. Ali Efendimiz devrindeki ihtilâflar da. Peygamber Efendimizin karabet cihetiyle en yakını olmasına rağmen. Osman ve Ali’nin (r. [www. hilâfette en sona kalmasında. Bütün bu haber ve beyanların doğruluğunu. Kıbrıs ve daha birçok ülke. bir şüphe kalabilir? Mevzuya ışık tutması bakımından şu hususun da göz önüne alınmasında fayda vardır: Ashâb-ı kiram (ra) halife seçiminde yaptıkları tercihlerde başta âyet-i kerimelerin işarî mânâlarını ve Peygamber Efendimizin (sav) emir ve beyanlarını nazara almışlardır. Ali’nin ihtilâf ve fitneler içinde başa geçeceğini. Suriye. Hz. Mısır. Ömer ve Osman’ın (r. Şöyle ki: Hz. Hz. âsilerin tehditleri sebebiyle durumun nezaketini nazara alarak bu vazifeyi kabul etmiştir. Hz.com] 161 . hârika. kaderin hikmetli bir tanzimi vardır. onların verdiği hükmü tartabilsin. bütün İslâm ulemâsı. Ebûbekir. tesanüt ve İslâmî fütuhat onların hilâfete liyakatlerini ve hak üzere olduklarını ispatladığı gibi.anhüm) sıra ile hilafete geçeceklerini.anhüm) devirleri.v): “Benim ümmetim dalâlet üzerine toplanmaz” hadîs-i şerifleri de bu üç icmâın sıhhatine ayrı bir sened. hepsinin hilâfetinin cem’an 30 yıl süreceğini. dört halifenin de seçimi bu ümmetin en hayırlıları olan ve her biri bir müçtehid reyinde ve dirayetinde bulunan sahabelerin ittifakıyla olmuştur. kendisinden hilâfet vazifesini deruhte etmesini istirham etmişler. Hz. Bu hey’et müzakereler sonunda Hz. Onlar. Osman’ın şakîlerce şehid edilmesi üzerine sahâbe-i kiram efendilerimiz topluca Hz. Peygamber Efendimiz birçok kereler şöyle buyurmuştur: “Benden sonra iki kimseye bağlanın. cesaret. genişleyen İslâm âleminde çeşitli ihtilâflar baş göstermiştir. diğeri Ömerü’l-Fâruk’tur. Ali. Zübeyr. bütün sahabe. Osman’ın hilâfeti esnasında âsilerce Kur’an okunurken şehid edileceğini. ilk üç halife devrindeki ittihat. zaman ve hâdisat te’yid etmiştir. bu fütuhat dönemi durmuş. Osman’da karar kılmışlar ve başta Hz. icmâ ile en isabetli kararı vermişlerdir. Bununla beraber. bozabilsin. Artık. onun hilâfette sona kalmasındaki hikmeti açıkça göstermektedir. Ebûbekir. bu ise sarsılmaz bir icmâ meydana getirmiştir. ittifak karşısında artık hangi Müslümanın kalbinde bir tereddüt. kendisi hilâfete arzulu olmadığı halde. kendisini sevmekte ifrat edenler olduğu gibi. Bu üç icmâı sarsabilecek bir kuvvet düşünülebilir mi? Bu. Bilâhare. mazlûmen şehid edileceğini de açıkça haber vermişlerdir. ayrı bir mühürdür. Ömer hayatta olduğu müddetçe Müslümanlar arasında hiçbir fitne çıkmayacağını. Görüldüğü gibi. başta müçtehidîn-i izam efendilerimiz olmak üzere. Hz. Hz. bu icmâdan daha kuvvetli bir icmâ düşünülemez ki. Ömer. Hz. aynen bu karara uyarak kendisine bîat etmişlerdir. İran. Hz. keskin feraset ve emsalsiz ilmiyle her türlü sapık fikir ve bâtıl itikatların tasallutundan korumaya muvaffak olmuştur. Talha ve Âişe (ra) ile aralarında muharebe cereyan edeceğini. Ali (ra). Resûlullah Efendimizin (s.

İslâm âleminde çeşitli ihtilâfların ortaya çıktığı bir dönemde. Diğer taraftan. Ali Efendimiz ve Âl-i Beyt’ten başka hiçbir kuvvet. Sünnî Müslümanları Yezid'e ve O'nun zulmüne taraftar göstermek asla mümkün değildir. yeri göğü titreten. Hz." (Hûd sûresi. onları daima saygıyla ant ettiklerini yakînen bilirler. Hatta bir defasında onları mübarek kucağına alarak. 113) fermanına muhatap olan aklı başında bir mü'minin Yezid'in cinayetlerine taraftar olması nasıl düşünülebilir ve söylenebilir? Cihanda eşine ender rastlanan böylesine bir zulme ortak olmak. şahsı için bir kayıp gibi görünse de din-i İslâm için büyük hayır ve kazanç olmuştur. Hz. ne de hayâlen asla iştirak etmemişler. Buna binâen. dört hak mezhebin hepsinde de "Ehl-i Beyt'e muhabbetin vâcip olduğuna" hükmedilmiştir. Böylece bu ulvî vazifeyi yapma şerefine hepsi mazhar olmuşlardır.com] 162 . Bununla beraber. Zira. bu yüzden Müslümanlar arasında birlik ve dayanışmanın tehlikeye düşmesi kuvvetle muhtemeldi. BAZI ALEVÎLER EHL-Ġ SÜNNETE MENSUP MÜSLÜMANLARI YEZÎD'ĠN ZULMÜNE TARAFTAR OLMAKLA ĠTHAM EDĠYORLAR.ramazankoc. ne fikren. Ali’nin hilâfette sona kalması. Bu fevkalâde yanlış bir hüküm ve büyük hatadır. Eğer. BU ĠTHAMA KARġI NE DERSĠNĠZ? Şunu hemen ifâde edelim ki. kalben dahi olsa iştirak etmek mümkün müdür? Elbette ki değildir!. Hz. Ali Efendimiz (ra) ilk önce halife olsa idi. Bu ise İslâm’ın inkişafına büyük bir darbe olurdu. Fakat [www. Peygamber’e (sav) halife olmanın şerefi çok âlidir. Büyük ekseriyeti teşkil eden akl-ı selim sahibi Alevîler ise. Yezid ve taraftarları Ehl-i Beyt'e karşı misilsiz cinayet işlemişler ve ümmet'i Muhammed'in kalplerini yaralamışlardır. ne fiilen. yine de. sen de sev ve bunları sevenleri de sev. Bütün Müslümanlar. Evet. İnsafla düşünülecek olunursa. bir haksızlık yapmış olanlara meyletmeyiz. Hz. Cenâb-ı Hakk'ın: "Zâlimlere. Ehl-i Sünnet'e mensup Müslümanların Âl-i Bey'i ciddi olarak sevdiklerini ve onlara karşı muhabbet beslediklerini. hakkından gelemezdi. herhangi bir zulüm. Ehl-i Sünnet'e mensup Müslümanlara Yezid diyerek onları töhmet altında bırakmak hiç bir bakımdan doğru değildir. bir cinayet. bunları ben seviyorum. Ali (ra) ilk halife olsaydı. Şunu da ifade edelim. bu ithamı yapan Alevîler hakikatte azınlıktadırlar. Tâ ki. Hz. çocuğuna Yezid ismi verdiği görülmemiştir. Müslümanlar Ehl-i Beyt'i ciddi sevmişler ve Yezid'in işlediği emsalsiz zulme. Kur'ân-ı Kerim mü'minlere. Zira. o günden bugüne kadar hiçbir Müslüman’ın.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Bediüzzaman Hazretleri’nin dediği gibi. ateş size dokunmasın. zannediyoruz. dün olduğu gibi. Peygamber Efendimiz (SAV) de Hasan-Hüseyin Efendilerimize fevkalâde muhabbet göstermişler ve birçok hadîs-i şerîfleriyle mü'minleri onları sevmeye teşvik etmişlerdir. aksine bundan fevkalâde müteessir olmuşlardır. başta Emevîler olmak üzere çeşitli kabile ve ailelerde rekabet damarının uyanması. "Allah'ım. Ehl-i Beyt'i sevmek ve onlara yapılan zulümler karşısında müteessir olmak mü'minlerin imanlarının icabıdır. bugün de ızdırabını çekmektedirler. Müslümanlar Yezid ve taraftarlarından daima nefret etmişlerdir. o fitnelere karşı durup dayanamaz. "Ehl-i Beyt'e muhabbet etmelerini" emrettiği gibi. ehl-i insafı ağlatan bu cinayetlerin. ne kalben. meseleyi kısaca tahlil etmekte fayda vardır." buyurmuşlardır. Bunun en açık bir delili şudur ki. Bu bakımdan... diğer üç halife bu şereften mahrum kalırlardı. Evet.

evlâtlarını. Zira Cenâb-ı Hak bir hadîs-i kudsîde meâlen: "Her kim bir velî kuluma. Bu ithamda bulunanlar. senesinde vuk'ubulan o cinayeti yeniden görüşse. kutublar ve milyonlarca evliyâ mevcuttur. Cam gibi şeffaf olmalı. Nitekim. torunlarına ve akrabalarına kin besleyebilirler. câhiliye âdeti olan kan dâvalarından çok daha aşağı bir seviyededir. Bana savaş açan ise ebedî hüsran ile mahkûm olur. Halen bütün hutbelerde tazim ve dua mânâsında Çârıyâr Efendimizle birlikte Hasan ve Hüseyin Efendilerimizin de isimleri zikredilmektedir. İftira ise. O halde. Hüseyin isimlerini verenler pek çoktur. idam edebilir? Şu kaideyi de zikretmekte fayda mülâhaza ediyoruz: Herhangi bir kimseye bir olay isnat edildiğinde. sevilen kimse veya şeyler Allah'a götürmeli. [www. Halbuki. Hasan. Şu noktayı da ehemmiyetle nazara almak icap eder. o günkü masum insanları ve yine o günden bugüne kadar gelip geçen bütün Müslümanları. mücedditler. Yezid'in işlediği cinayetler yüzünden o günden bugüne kadar gelip geçen bütün sünnî Müslümanlar nasıl mes'ul tutulabilir? Böyle bir telâkki. muhabbet de. bugün. günahından. Ehl-i Sünnet'e mensup Müslümanların Yezid'i sevdiklerini ve o mel'unun cinayetlerine rıza gösterdiklerini iddia etmek büyük bir iftiradır. yani. Dinimize göre. Muhabbet madem Allah içindir. Öyle ise. acaba asıl faillerinin dışında kalan. bu muhabbet Azîz ve Celîl olan Rabbiyle kendi arasında bir hicap (perde) olur. buğzda ancak Allah için oldukları takdirde makbuldür ve ibadet sayılır. ancak cinayeti işleyenlerin kendilerine. o şahıs ile o olay arasında bir ilişki aranır." Bir kimseye iftira etmek böyle dehşetli bir cezayı netice verirse bütün Müslümanları. kan dâvası güdenler. değil İslâm hukukunda. Hint'te. O'nu göstermeli. mes'eleyi biraz daha vuzuha kavuşturmak için Kur'ân-ı Azîmüşşân'da zikredilen mühim bir düsturu nazara vermemiz yerinde olacaktır: Kur'ân-ı Kerîm'e göre. Bu hak dostlarını böyle bir zulme taraftar göstermek Cenâb-ı Hakk'a karşı muaraza. zulmedebilirler. Şu halde.ramazankoc. tazip edebilir. ehl-i insaf ve vicdan nazarında. "Bir kimse bir başkasının hatasından. O'nu perdelememeli. dinimizde en büyük bir günahtır. Aksi takdirde. bana savaş açmış olur. Mevzuumuzla yakın alâkası olması cihetiyle muhabbet ve buğz etme üzerine kısaca durmakta fayda görüyoruz. Bu kaideden hareketle. itiraz etmek demektir. Cenâb-ı Hak o kimseyi sözünü ispat edinceye kadar Cehennem'e bırakacaktır." buyurmaktadır. yahut akrabalarını sorumlu tutmak mümkün değildir. dünyada misli görülmemiş bir cinayete tarafgirlikle suçlamanın ne kadar büyük bir sorumluluk gerektirdiği ve neticesinin ne kadar vahim olacağı kıyas edilsin.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI çocuklarına Ali. şanına yakışmayan bir şeyi isnad etmekle eza ve cefa ederse. eğer selâhiyetli bir mahkeme hey'eti bir araya gelse ve hicretin 61. onlar mahkûm edilebilsinler? Böyle bir itham. Burada. düşmanlıklarını bütün Müslümanlara yaymalarının cahiliye mantığında bile yeri yoktur. Hakikat böyle iken. hangi adalet prensibiyle mahkûm edebilir. dünyadaki hiçbir hukuk sisteminde mevcut değildir. bir kimsenin işlediği bir cinayet yüzünden onun babasını. Dün Endülüs'te. sadece cinayeti işleyen kimsenin akrabalarına zulmederler. Yemen'de yaşamakta olan Müslümanlarla Yezid'in işlediği cinayetler arasında nasıl bir münasebet olabilir ki. Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluklarında yaşamış bulunan ve bugün Avrupa'da. Bilindiği gibi. yapmadığı bir şeyi isnad etse ve bu iftirasını insanlar arasında yaysa.com] 163 . bu câhiliye mantığı ile dahi hareket etseler. cinayetinden sorumlu tutulamaz". kardeşlerini. evlâtlarına. bahsedilen cinayete tarafgirlikle itham edilen Müslümanlar arasında nice müçtehitler. Peygamberimiz (SAV) şu hadîs-i şerîfiyle mü'minleri iftiradan şiddetle menetmiştir: "Her kim bir kimseye.

onlar gibi düşünüp ibadet edecektir. İslâmiyet’ten uzaklaşan. insan ister istemez ürperiyor. bütün insanların kalplerinde ona muhabbet kapılarını kapatmıştır. "İçkiyi Allah-ü Teâlâ'nın haram kıldığı ve bunun Kur'an'la sabit olduğu" söylendiğinde. "Ben Hasan ve Hüseyin Efendilerimizi seviyorum. yani onlar gibi inanıp yaşayacak. Yezid daha dünyada iken belâsını bulmuştur. Yezid'in yolunda giden. diğeri ise. Birisi.Hasan ve Hüseyin Efendilerimizi ancak ve ancak Allah için sevecek ve her hususta onlara benzemeye çalışacak. nifak ve iftiradan. Cenâb-ı Hak sadece Müslümanların değil. namazını ve orucunu terk eden bir Müslüman’ın hâli de bunun gibidir. başta. manevî bir haz duyduklarını iddia edebiliyorlar. sözüm ona. fısk ve sefahetten uzak kalmaya azamî hassasiyet gösterecektir. bir kimse şeytandan nefret ettiğini iddia etse de Allah'ın hiçbir emrini yerine getirmese ve O'nun haram kıldığı fiilleri işlese. Bu bakımdan. Yoksa. Şöyle ki. Hâl ve hareketlerinde Yezid'e benzemek ve ona sadece mücerret olarak lanet etmek. kendisine. muhabbet gibi o da Allah için olmalı ve buğz edilen kimseye benzemekten şiddetle kaçınılmalıdır. Yezid'e Allah için buğz edecek. Şu da bir hakikattir ki. onu sevmeyecek ve onun işlediği haram ve isyandan. içkiye müptelâ olan. Müslüman’a hiçbir hayır ve sevap kazandırmaz. Diğer taraftan Yezid İslâmiyet’i yaşamaktan gitgide uzaklaşmış. muhabbette iki temel esas vardır.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Bir mü'min. Kur'an'ın haram kıldığı ve necis olarak tabir ettiği şarabı takdis ediyor ve içkiden. Bugün de içki müptelâları arasında öylesine sapık bir çizgiye varanlar oluyor ki. bir Müslüman Hz. sonunda namazı terk etmiş. kurtuluşuna vesile olamaz.com] 164 . Buna göre bir Müslüman. Demek ki. Buğz meselesine gelince.ramazankoc. bu adamın şeytana laneti kendisini kulluk sorumluluğundan kurtaramaz. Kaldı ki. Yezid'e her gün yüzlerce defa lanet etmekle beraber. İçki iptilâsında o derece ileri gitmiştir ki. Bunlar. bu bana yeter" demek kişiyi kurtarmaz. içki müptelâsı olmuştur. [www. "Kur'an'da haramsa da. İncil'de helâldir" diyerek kendisini büyük bir tehlikeye atmıştır. Peygamberimiz olmak üzere muhabbete lâyık bütün zâtları ancak Allah için sevecek ve onlara elinden geldiğince benzemeye çalışacaktır. muhabbet edilen zâta hâl ve hareketlerde benzemeye çalışılmasıdır. muhabbetin Allah rızası için olması.

irşad ve iknaları hususuna lâyıkınca eğilmediklerini. Hâl böyle olunca. samimi insanlar bu ihtilâfın giderilmesine el birliği ile çalışsalar taraflar arasında samimi bir uhuvvetin tesisine ve Müslümanları birbirilerine sevdirmeye. dinin yüce hakikatleri kendilerine bizzat götürülerek.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Müslümanlar Arasında Asırlardan Beri Devam Eden bu Alevî-Sünnî Ġhtilâfının Sizce Hâl Çaresi Nedir? Dinimizde çözümü mümkün olmayacak hiçbir konu yoktur. dilleri ve milletleri bir olan. kaynaştırmaya. [www. Bu vatanda yaşayan bütün Sünnî Müslümanlar Hz. meselenin üzerine ilim ve irşad ile gidilsin. onlara uygun bir üslûpla. birer düşman vaziyetine sokulmak istenmişlerdir. Diğer taraftan.Ali ve bütün Ehl-i Beyt'i hakkıyla severler. devletin de bu sun'î ihtilâfın halline gereken ehemmiyeti vermediğini. bütün gayret ve himmetlerini bu ihtilâfın giderilmesine sarf etseler birlik ve beraberliği yeniden tesis edebilir ve dış kaynaklı entrikaları tesirsiz hale sokabilirler.com] 165 . birleştirmeye muvaffak olabilirler. Gerçekte. -Kur'an kursları açma ve vaizler tayin etme gibi hizmetlerin ihmal edildiğini müşahede ediyoruz. Tarihe baktığımızda Alevîlerin. hak ve hakikati onların kapısına götürmekte metod hatasına müştüklerini müşahede ediyoruz. Ancak bu sevgilerinde itidal üzere bulunurlar. "Onlar da bizim kardeşimizdir. Buna karşılık Sünnîlerin de Alevîlerin ikaz. Ne onlara ulûhiyet veya nübüvvet isnat eden aşırı bir Şia gibi. aksine kendilerine Yezid diyerek onlardan gitgide uzaklaştıklarını görüyoruz. güzel nasihatlerle yaklaşılmamış. şefkat esas tutulsun. bugün başta Diyanet camiası olmak üzere. gitgide birer hasım." denilerek kendilerine şefkat kucağı gereğince açılmamış. onlar da tenkit ve tahriklerle meseleyi çığırından çıkarmışlar ve bu ihtilâfı kapanması güç bir yara haline sokmuşlardır. Kanaatimiz odur ki. Yeter ki ihtilâflar karşılıklı anlayış içinde ele alınsın. İster Sünnî ister Alevî olsun. memleketimizin bütün münevver ve seçkin insanları.ramazankoc. Temelde dinleri. aynı tarih ve kültüre sahip bulunan ve aynı vatanda yaşayan bu insanlar. Sünnîlerdeki bu takdire şayan telâkkiyi her nasılsa ehemmiyetle nazara almadıklarını ve onlara gereğince yaklaşmadıklarını. ne de onların kadir ve şereflerini inkâr eden Haricîler gibi düşünürler. konuşularak izah edilmemiş ve onlara dinî tedrisat lâyıkınca götürülmemiştir. Alevîlerin iskân mahallerine camiler yapma.

kin ve adavetin ise zararlarını hakkıyla idrak etmeliyiz. diğer bir mü'min kardeşini." [www. Cenâb-ı Hak Müminlere. "Niçin hastalandın?" diye azarlamak yerine.com] 166 . onlara kin beslemek yerine. Alevî-Sünnî bütün Müslümanlar. hasbelkader açılmış bulunan yaralan büyük bir anlayış. âyet-i kerîmesinde ise. mülayim ve tatlı sözlerle mücadele et (ki davetin hüsn-ü te'sir hâsıl etsin). Bilindiği gibi. Allahü Teâlâ bize bu hususta en güzel ölçüyü Nahl sûresinin 125. Ve onlarla muhkem ve güzel mukaddemelerle. âyet) bu vazifeyi yapmaları hususunda mü'minlere şöyle emrediyor: "İçinizden insanları hayra çağıracak. hatalı da olsa sevecek ve hatasının düzeltilmesine çalışacaktır. onlara sarılmakla her türlü belâ ve musibetlerden kurtulacakları gibi. onlardaki hastalık mikroplarıyla mücadele eder. çevremizdekilere nasihat edeceğiz. bu şefkat ve merhamete uygun bir halet-i ruhiye içinde. Buna en büyük delilimiz ise o kapkara cahiliyet devrinden pırlanta misâl Asr-ı Saâdet'in zuhurudur. Hastalarını. Bu kaynaktan içen. Âyet-i kerîmeden anlaşıldığı gibi. Madem ki." Bizim dinimiz şefkat ve merhametin kaynağıdır. kendilerine açık deliller ve âyetler geldikten sonra. İhtilâfları bertaraf etmek. doktorlar hastalarını şefkat ve merhametle.ramazankoc. Kur'ân-ı Azîmüşşân'da ve Sünnet-i Seniyye'de. Cenâb-ı Hak Âl-i İmrân sûresinde şöyle buyuruyor : "Ey mü'minler. Hatalı kimselerle alâkayı kesmek. O halde O'nun ziyası altında marazî bir hayat yaşamak bize asla yakışmaz ve akıl kârı değildir. Bu ihtilâftan halletmenin tek yolu Kur'an ve sünnet-i Nebeviye'ye sarılmaktır. hoşgörü ve sabırla tedavi etmelidirler. Dolayısıyla fitnenin devamına sebep olan ve Müslümanları birbirine düşüren olumsuz davranışlardan da mü'minleri yasaklamış oluyor. Bir mü'min." Hucürât sûresi 10. kurtuluşa ererler. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. birlik ve beraberliğin faydalarını. umumî hatâları neticesi saplandıkları bataklıklardan da yine o iki sağlam ipe (hablülmetine) sarılmakla necat bulurlar. "Muhakkak mü'minler kardeştir. güzel telkinlerde bulunacağız. sabır ve anlayışla tedavi ederler. Siz (bir ihtilâf halinde) o kardeşlerin aralannı ıslâh edin ki merhamet olunasınız" buyruluyor. Mü'minler de aralarındaki ihtilâfları hallederken en azından bir doktor kadar hassas olmalıdırlar. Kur'an ve Sünnet böylesine zengin bir şifahanedir. aralarında bir ihtilâf olması halinde bunun ıslâhına çalışmalarını emrediyor. Vaktiyle. parçalanıp ayrılığa düşen Hıristiyan ve Yahudiler gibi olmayın. Âl-i İmrân sûresinde (104. iyiliği emredecek. onlara huzur ve mutluluk götürmeye çalışacağız. Cemiyetler. Kur'an ve Sünnet. onlara hakikati münasip bir lisanla tebliğ etmeli ve kendilerini şefkatle irşad etmeliyiz. Nitekim. âyet-i kerîmesinde şöyle beyan ediyor: "Habîbim! İnsanları Rabb-i Teâlâ'nın yoluna hikmetle (açık delillerle ve güzel vaazlarla) davet et. ikisi de beşerin maddî-mânevî bütün hastalıklarına şifa olarak gönderilmiştir. kötülükten alıkoyacak bir cemaat bulunsun. ihtilâfları halletmek için zikredilen birçok âyet ve hadîslerden numune olarak sadece birkaçını aşağıya alıyoruz." Bu izahlardan sonra mezkûr ihtilâfın çaresinin ne olduğu hususuna gelelim. ittifak halinde bu yaranın ıslâhı için gayret göstermeli. Zira. Zira. onları bir an önce sıhhate kavuşturmaya çalışırlar. "Medenilere galebe ikna iledir. İşte onlar için büyük bir azab vardır.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Cenâb-ı Hak. hurafeleri dağıtmak ve safsatalara nihayet vermek acil bir zarurettir. Biz bu emre uyarak. söz anlamayan vahşiler gibi icbar ile değildir. tefeyyüz eden biz Müslümanlar da.

Ancak kalbindeki marifetullah ile sizden üstün kılındı. güzel sözü tercih ederdi İşte. mematından da O hep ikinciliği muhafaza etti. Sevr mağarasında da ikinciydi.Ebûbekir'in (RA) faziletleri sayılamayacak kadar çoktur." En büyük bir kemâl." buyurarak mü'minler arasındaki muhabbet ve uhuvvetin ehemmiyetini en veciz bir şekilde ifâde buyurmuştur. adalet gibi kendi takdir sahamıza giren ve eserlerini müĢahede ettiğimiz faziletlere bakıp hüküm veriyoruz. muhabbet. marifet. Ġlk Müslüman olma Ģerefini O aldı. teslim ve tevekkül gibi seciyelerde sair sahâbelerin üstünde olmasıdır.Ebûbekir'in (RA) en mümtaz vasfı Allah'a bağlılık. Ġslâmiyette. Bu hususu Peygamber Efendimiz (SAV) Ģöyle ifâde buyurmuĢlardır: "Ebûbekir'in imanı.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Peygamberimiz de bu ve benzeri ayetleri örnek alarak mü'minleri ilim ve hikmetle irşad eder. yani tatlı dili. Doğru ve gerçeği anlatmakta daima kavl-i leyyini. İrşadında ve ikazında hiddet ve şiddet göstermezdi. desek mübalâğa etmiĢ olmayız. ġefkati itibariyle de müstesna idi. Asıl ismi Abdullah'dır. HAZRET-Ġ EBÛBEKĠR'ĠN (RA) FAZĠLETĠ Hz. onlara şefkat ve merhametle nasihatte bulunurdu. problemlerini ona çözdürürlerdi. Makam münasebetiyle bunlardan sadece birkaçını nazara vermekle iktifa edeceğiz. Muhataplarını samimî bir hava içerisinde karşılar. fedakârlıkta. ihlâsta. Artık O her zaman ikinciydi. [www." Ġmam-ı Gazali Hazretleri Ġhyâ-u Ulûm'unda bu hadîs-i Ģerifi te'yid eden bir baĢka hadîs daha zikreder: "Ebûbekir sizin üzerinize namaz. Nübüvvetten evvel ezelî ve ebedî bir nûr ve hakikatin taharrisinde idi. âlemlere rahmet olarak gönderilen iki cihanın şanı yüce efendisi Peygamberimiz (SAV). ikinci adam oldu. ferağatta da ikinciydi. Müdebbir ve hakîmdi. ibadet. güzel ahlâk. Resûlüllah Efendimizin (SAV) birinci halifesidir.ramazankoc. sadakatta. Aradığı ezelî esrarın anahtarlarının Peygamberimizde olabileceğini hissetmiĢti. Hz. bir hadîs-i şeriflerinde: "Mü'minler bir binanın taşları gibidirler. Ancak ilim. 1) Hz. Muhitinin en itibarlı insanlarındandı. oruç çokluğuyla üstün kılınmadı. Ġffetliydi. en büyük bir fazilet olan bu iman üstünlüğünün keyfiyetini bizler layığınca kavrayamıyoruz. Hz.Ebûbekir (RA). o zamanlarda bile fuhuĢ ve behimi arzulara itibar etmeyen bir karakter taĢıyordu. Bu hakikati idrâk edecek bir Ģuur ve kabul edecek bir fıtrat taĢıyordu. Ebûbekir'in imanı ağır gelir. Hissettiğini bekledi ve buldu. Tek sevmediği Ģey putperestlikti. merkezî bir Ģahsiyetti. Ekser insanlar. Hayatından da. hicrette de ikinciydi. bu irşadını hüccet ve delillere dayandırırdı. bütün mü'minlerin imanlarının hepsi ile tartılsa. Risalet-i Muhammediye'yi ilk defa o tasdik etti. Câhiliye devrinde bile mümtaz bir Ģahsiyete sahipti.com] 167 .Ebûbekir Efendimiz (RA) bütün harblerde Peygamber Efendimizle (SAV) beraber bulunmuĢ ve O'nun yanında savaĢarak bütün gücüyle O'nun (SAV) muhafazasına çalıĢmıĢtı. Birbirilerini yıkılmaktan muhafaza ederler.

Sıddîk ve Hz. Said Ġbn-i Cübeyr (RA) de: "Ey iman edenler. Bu âyet-i kerimelerden üçünü meâlen aĢağıda takdim ediyoruz.Ebûbekir hakkında nazil olduğunu söylemiĢtir.Ebûbekir Efendimizin bir diğer lâkabı da Atik idi.Ömer hakkında nazil olduğunu beyan etmiĢ ve "Çünkü hakiki sıddîklar bunlardır" buyurmuĢtur." buyurmuĢlardı.Ebûbekir'in kastedildiğini beyan ederek Ģöyle demiĢtir: "Bunun izahı Ģudur ki.Resûlüllah'la kıbleye karĢı ilk namaz kılan O'dur. derhal Hz. "ĠĢittin mi?" dediler. Kendisine Atik lâkabı bu hâdise üzerine verilmiĢti. Hz. vahyi ilk defa O'na tebliğ etmesi ve kendisinin erkekler içerisinde ilk Müslüman olmasıdır. Hz. Bu hususta Hz. Keza.Ebûbekir Efendimizin yanına koĢtular. hakkında birçok âyetlerin nazil olmasıdır. Talha. hakikatta Allah ve Resulüne karĢı sonsuz bir imanın tercümanı olmuĢ ve bu hâdise üzerine kendisi Sıddîk unvanına kavuĢmuĢtur.Ebûbekir Efendimize.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI O'na Sıddîk ünvanını kazandıran da yine bu üstün imanı idi. müĢrikler bu hâdiseyi kabul etmediler ve kendi akıllarınca büyük bir delil bulduklarını zannederek. Hz. Ondan yalan sâdır olmaz.Bunu Hz. 69) âyet-i kerîmesinde sıddîklar buyurulmakla." (Tevbe sûresi.Ebûbekir'in (RA) mümtaz vasıflarından birisi de Resûl-i Ekrem Efendimizin. iĢte onlar takvaya erenlerin tâ kendileridir.com] 168 . buyurdular. dediler. "Kim. Bir gün. ĠĢte. Yâni.Muhammed mi (SAV) söylüyor? . sıddîklarla. Saad Ġbn-i Ebî Vakkas.Ebûbekir (RA) kendilerine Ģu soruyu sordu: .Ebûbekir (RA) birçok sahâbenin de hidâyetine vesile olmuĢtur. Abdurrahman bin Avf (RA) birlikte Hz. Ģehidler buyurulmakla da diğer üç çâr-yâr efendilerimize iĢaret edildiği belirtilmiĢtir. Dediler ki." (Zümer sûresi. Ġmam-ı Begavî Tefsirinde. O'nun faziletlerini Azîz ve Celîl olan Allah (c) âyetleriyle bizzat ifâde buyurmuĢ ve kendisini ĢereflendirmiĢ ve izzetlendirmiĢtir. Lokman sûresinin 15.Öyle ise doğrudur. Allah'dan korkunuz ve sâdıklarla beraber olunuz. sâlihlerle (sâlih kullarla) beraberdirler. âyet-i kerimesinde. ġöyle ki: Resûlüllah Efendimiz (SAV) mi'râcdan teĢrif ettiklerinde. Efendimiz Hazretleri. zahirde bir tek cümle gibi görünen bu hüküm.ramazankoc. 2) O'nun en büyük bir fazileti de. . Yine.Evet. Ģehidlerle. Hz.Ebûbekir (RA) Ġslâm'a girdi." 4) Hz. Hz. Hz. Allah ve Peygamberine itaat ederse onlar Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerle. 119) âyet-i kerimesinin Hz.Ebûbekir'in (RA) yüzüne muhabbetle bakmıĢ ve: "Bu Cehennem ateĢinden âzad olmuĢtur. 'Sen [www. "Bana yönelenin yolunu tut" buyrulmakla.Ali (RA) Efendimiz Ģöyle buyurur: "Ġslâm'ı en evvel kabul eden Ebûbekir'dir.Ebûbekir'in yanına geldiler. bütün mahlûkatı gerilerde bırakarak Kavseyn makamına erdiğinden ve Allah ile bizzat görüĢtüğünden bahsediyor.Osman. Hz. 33) âyet-i kerimesinin Hz." (Nisa sûresi. 3) Hz. Zübeyr." Bu sözler karĢısında Hz. "Muhammed Ģimdi ne söylüyor? Mi'râca çıktığından. Hz.Ali Efendimiz (RA) yemin ederek: "Sıdkı getirene ve O'nu tasdik edenlere gelince.

artık onun için bundan daha büyük bir mertebe. nurlara kavuĢması ve o tehlikeli zamanda Resûl-i Ekrem Efendimizin O'nun kucağında uyuması. kendisi de AĢere-i MübeĢĢere'dendir[1]. Hz.Ebûbekir'in (RA) en büyük meziyetlerinden birisi de. Cennet'le müjdelenen on sahâbeden beĢi Hz. kâfirlerin kelimesini (küfürlerini) alçaltmıĢtı.âyet-i kerimesinde zikredilmiĢ ve Hz." O'nun sırf Ġslâm'ın istikbâli için gösterdiği bu candan teessür." buyurmuĢtu. Allah O'nun (arkadaĢının) üzerine (kalbine) sekinetini (kuvve-i maneviyesini) indirmiĢ. Az zaman sonra Resûlüllah Efendimiz. huzur bulması da. Allah-ü Teâlâ onunla beraber olursa. Peygamberimizin (SAV) kendisini teselli etmesi de Ģöyle beyan buyrulmuĢtur: "Peygamber o vakit arkadaĢına. lütuf ve inayetinin. Ancak Ebûbekir'in iyiliğinin ikramının karĢılığını veremedik.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Muhammed'in peygamberliğine inandın ve tasdik ettin mi?' Hz.Ebûbekir'in (RA) mazhar olduğu en büyük bir lütuf da kendisinin hicrette Resûl-i ZiĢan Efendimize arkadaĢ olmasıdır. 5) Hz. ama buna sen musab olursan Allah'ın dini gitti demektir. mes'elenin diğer mühim bir yönüdür." 6) Hz. O'na Cenâb-ı Hak Hazretleri kıyamette ikrâmda bulanacak. O'nu (Habibini) görmediğin ordularla te'yid etmiĢ. Bu arkadaĢlık izn-i ilâhî ile gerçekleĢmiĢtir. Ġmam-i Begavî. Hazret-i Sıddîk'ı tercih etmesi ve Ġlâhî iznin de bu yolda olması. Allah bizimle beraberdir' diyordu.Ebhubekir bu âyette "Ġkinin ikincisi" diye tavsif edilerek. bu ne büyük bir izzettir. Resûl-i Kibriya Efendimizle (SAV) Hazret-i Sıddîk (RA) ölüm tehlikesiyle karĢı karĢıya kaldıkları bir zamanda. AĢere-i MübeĢĢere dediğimiz. O'nun ne derece makbul ve ne derece sadık bir zât olduğunu aĢikâre göstermektedir.Ebûbekir'le beraber olduğunu açıkça beyan buyurmuĢtur. Ġlâhî iznin geldiğini haber verdi ve böylece birlikte hicret ettiler. O doğru sözlü bir peygamberdir.Ebûbekir vasıtasıyla Ġslâm'a kavuĢmuĢlardır. Fakat ben Allah'ın dostuyum. bu zâtların beĢi de bilâhare Cennet'le müjdelenmiĢlerdir.' diyerek hepsini Resûlüllah'ın (SAV) huzuruna götürdü.Ebûbekir. Bir zât ki. Ebûbekir benim kardeĢimdir. ben öldürülsem nihayet bir insanım. hiç kimsenin malının faidesi olmadı. Yani. O gün için Resûl-i Ekrem Efendimizin hizmetinde nice güzide sahâbeler ve çok yakın akrabaları bulunduğu halde. Tevbe sûresinin 40.com] 169 . Hicret sırasında.Ebûbekir (RA) Medine'ye hicret için hazırlandığı bir zamanda. bir devlet. Eğer dost edinseydim Ebübekir'i dost edinirdim. Resûlüllah Efendimiz (SAV) kendisine: "Ya Ebâbekir. bir makam nasıl tahayyül olunabilir? Evet. biraz sabret.Ebûbekir (RA) çok telâĢa kapılmıĢ ve endiĢesini Peygamber Efendimize (SAV) Ģöyle ifâde etmiĢti: "Yâ Resûlâllah. Hepsi de iman ettiler. Bana Ebûbekir'in malının verdiği faide gibi. iyilik edene mükâfatını verdik. Allahü Teâlâ onlarla beraber olduğunu haber veriyor ve onları muhafaza buyuruyor. bir Ģeref. MüĢrikler mağaranın kapısına doğru yaklaĢtıklarında Hz. Mesabih adlı kitapta Resûl-i Ekrem'den (SAV) Ģu hadîs-i Ģerifi nakleder: "Bize her nimet verene. mağarada bir gece birlikte kalmaları ve o süre içinde nice feyizlere. hıfz ve himayesinin. 'Amenna ve saddaknâ inandım ve tasdik ettim." Dikkate Ģayandır ki. servetiyle Ġslâm'a en fazla hizmet eden kiĢi olmasıdır. Siz de O'na iman ediniz. Hz.ramazankoc." Bu âyette Cenâb-ı Hak. 'Mahzun olma.Ebûbekir de. [www. belki benim hicretim için de bir izn-i ilâhî ola. mükâfatını verecektir. Hz. Ashâb-ı kirâmdan rivayet edildiğine göre.

Abdurrahman Bin Avf. ben hilâfete daha lâyıkım diyeceğinden endiĢe ediyorum.' buyurmuĢtur. Hicrette.Said bi'n Zeyd (Radiyallahü Anhüm) [2] Asr-ı Saâdet'te müĢrikler Ġslâmiyet'in inkiĢafını engellemek için her türlü teĢebbüslerde bulunmuĢlar."[2] 7) Resûlüllah Efendimizin (SAV) rahatsızlığı sırasında Hz. kendisinden sonra kime uyacaklarını ashâb-ı kirâma iĢaret buyurmuĢlardı. Hz. Maddeye düĢkün birtakım insanları böylece avlayacaklarını tahmin etmiĢlerdi.ÂiĢe'den Ģöyle bir rivayet yardır: "Resûlüllah hastalandığında bana. kırılmayan bir azim ve sarsılmayan bir celâdet ve cesaretle ortaya atıldı. Ebûbekir bizden ne hakla ve hangi sıfatla zekât istiyor. Hz.Osman.Ebûbekir'in bir gecelik ameli ne idi?" diye sorulduğunda. Bu fitne bir veba salgını gibi birçok muhitleri kuĢattı. Hz. Halbuki. Ebûbekir'den baĢkasının halife olmasından çekinir. Diğer taraftan bâzı insanları da dindeki hususiyetlerinden yakalamayı plânlayarak. Bir vasiyet yazdırayım.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Bu büyük Ģerefi Hz. Peygamber Efendimiz (SAV) âhirete teĢrif buyurduklarında insanların bir çoğu dinlerinden dönmüĢlerdi. Hz. 'bu mürtedlere birkaç gün mühlet versek nasıl olur?' demiĢtim. Hz. fakat Müslümanların çelikten iradeleri ve metin imanları karĢısında mağlûb düĢerek inkıraza uğramıĢlardı. vücutta baĢ gibidirler.com] 170 . Halifeyi tanımayacaklarını açıkça ilân ederek.Ömer'in "mürtedlere birkaç gün mühlet verme" talebini de [www. O'nun âhirete irtihâli üzerine dehĢetli bir plân ile yeniden ortaya çıktılar. Ömer'e tâbi olunuz. bu din kuvvetleĢip tamamlanmıĢtır. bütün ashâb arasında bu mühim vazifeye seçilmezdi. Bilhassa Cenâb-ı Hak. "Biz namazımızı kılar. Cevabında.Sa'd ibn-î Ebî Vakkas." buyurmuĢlardır." itirazda bulundular. arzu etmezler' buyurdu. [1] Cennet'le müjdelenen bu on mümtaz Sahâbe Ģunlardır: Hz.Ebûbekir. onlar benim yanımda.Ömer (RA) Ģöyle dile getirmiĢti: "Hz.Ebûbekir'in bir saatlik ameline gelince.ramazankoc.Muhammed Mustafa'ya (SAV) arkadaĢ olmak ve O'na hizmet etmek için emrolundu. Hz. peygamberlik selâhiyetiyle topladıkları zekâtları münasip yerlere veriyordu. Cenâb-ı Hak ve mü'minler. buyurdular ki: "Resûl-i Ekrem'le Mekke'den Medine'ye birlikte hicret ettiler. 'Bugün ben sizin dininizi kemâle erdirdim. Bu devlet ne O'ndan evvel ne de O'ndan sonra kimseye verilmemiĢtir. orucumuzu tutarız. kendi köĢelerine çekilerek fırsat kollamaya baĢlamıĢlardı. ĠĢte bu dehĢetli vaziyet karĢısında Sıddîk-ı Ekber eğilmeyen bir irade. o irtica ve irtidat hareketini dehĢetli bir mağlûbiyete uğrattı. Kendisinin Allah nazarında üstün derecesi olmasaydı." Kendisine: "Ey mü'minierin emiri. Artık Peygamberimize karĢı yapacak bir Ģeyleri kalmadığı için.Zübeyir. Hz. Mesâbîh-i ġerîfde zikredildiğine göre. 'Ey Ömer. çeĢitli muhit ve kabilelerde yalancı peygamberler ihdas etme yoluna gittiler.Ebûbekir'in bir gecelik veya bir saatlik ameline karĢılık bütün ömrüm boyunca yaptığım ibadetimi değiĢtirdim.Ali. Bununla beraber mes'ele sadece iĢaret plânında kalmıĢ değildir. fakat zekâtımızı vermeyiz" dediler. diyerek derhal atına bindi. Bir defasında Resûlüllah Efendimiz (SAV) de kendisine uymuĢlar ve böylece. Resûlüllah Efendimizin (SAV) hayatında bekledikleri fırsatı bulamayan bu Ġslâm düĢmanları ve münafıklar. Hz. Mağarada üç gün kaldılar." Bir baĢka hadîs-i Ģeriflerinde de Resûlüllah Efendimiz (SAV): "Benden sonra. 'Ey ÂiĢe. Bundan daha büyük devlet kimseye müyesser olmadı. Ben Hz. "Resûl-i Ekrem. Hz. mürtedlerin üzerilerine kahramanca yürüdü. üzerinizdeki nimetlerimi tamamladım. Bu plânlar kısa zamanda te'sirini gösterdi. Hz.Ömer.Ebûbekir'e varıp. islâm binası çökme tehlikesiyle karĢı karĢıya kalmıĢtı. Hatta Hz. Ebûbekir'e. Zira benden sonra birisinin çıkıp. Hz.Talha.Ebûbekir (RA) on yedi vakit imamet etmiĢti. bana baban Ebûbekir'i çağır. Hz.Ubeyde bin Cerrah ve Hz.

O zamana kadar Müslümanlar Hz.Ömer (RA). Ne zaman ki Hz. yeniden cesarete geldiler ve Sıddîk-ı Ekber'in peĢinden giderek mütrtedlerin üzerine yürüdüler ve onları hezimete uğratarak Ġslâm birliğini yeniden te'sis ve tahkime muvaffak oldular.Ömer'in (RA) en mümtaz vasıflarından biri de re'yindeki isabeti idi.Ömer Ġslâm'la Ģereflendi ve küllî bir fazilete mazhar oldu.Ömer (RA). Hz.Ömer Müslüman oldu." Ashâb-ı kirâmın: "Ey Allah'ın Resulü." Cenâb-ı Hak bu duayı Hz. rücû eden mürtecilerin ve mürtedlerin üzerine kahramancasına yürüdü. HZ. Hakkı bâtıldan ayırmada.ramazankoc. Ġbn-i Mes'ûd diyor ki. Kalanını Ömer'e verdim.Ömer (RA) külli kemalât sahibiydi. adaleti bihakkın tatbik etmede. yerini iman ve hikmetle doldur' diye dua buyurdular.Erkam'ın (RA) evinde gizli ibadet ederlerdi. bu rüyayı nasıl tabir edersiniz?" demeleri üzerine: Resûlüllah. fevkalâde bir temyiz kabiliyetine mazhardı. Ġslâm'ın inkiĢafında bir dönüm noktası olmuĢtur. O'nun Ġslâmiyete girmesi. eĢsiz bir mertebe kazanmıĢtı.ÖMER'ĠN (RA) FAZĠLETĠ Hz.com] 171 . tevekkül ve Ģükür gibi faziletler O'nda en mükemmel bir Ģekilde tecelli etmiĢti.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Ģiddetle reddederek derhal atına bindi ve dinden. Hz.Ömer (RA) Ġslâm nâmına bir rahmet timsâli oldu.Ömer'in (RA) Ġslâm'ın yayılmasında ve inkiĢafında hususî bir yeri vardır. Ġçtim. O Ġslâm olmazdan evvel Müslümanlar açıktan namaz kılamıyorlardı. "Hz. sabır. "Ġlimle" buyurdular. hastalıkları çıkar. Bir perĢembe gecesi Peygamber Efendimiz (SAV). Ömer'in göğsündeki kötü sıfatları. O kadar kandım ki. Cenâb-ı Hakk'a Ģöyle niyazda bulundu:"Ey Allah'ım! Ömer bin Hattâb ve Amr bin HiĢâm'dan birisiyle Ġslâm'ı aziz kıl. hakkı Ömer'in diline ve kalbine koydu. tevazu. Mesâbîh-i ġerif de Abdullah Ġbn-i Ömer'in (RA) rivayet ettiği bir hadîs-i Ģerîfde Peygamber Efendimiz (SAV) buyurdular ki: "Rüyamda bir bardak süt ile bana geldiler. mübarek elini Ömer'in üzerine koyarak 'Ya Rabbi. takva." Hz.Ömer hakkında kabul buyurdu. O'na (RA) Faruk yani.Ali (RA) Efendimiz de bu hadisi teyit ederek Ģöyle buyurdular: [www. kuvvetlendir. Hz. Bu hâli gören bütün sahâbeler." Hz. iyiyi kötüden. hakkı bâtıldan en iyi bir Ģekilde tefrik eden lâkabını bizzat Resûlüllah Efendimiz (SAV) vermiĢlerdi. Mesâbîh-i ġerif de geçen ve Ġbn-i Ömer'in (RA) rivayet ettiği bir hadîs-i Ģerifte Peygamberimiz (SAV) buyurdular ki: "Allah. çâr-yâr-ı güzîn efendilerimizin ikincisidir. Resûlüllah. tokluk alâmeti tırnaklarımda göründü. Bu duanın bereketiyle Hz. Zühd.

Ömer'in (RA) fikrindeki isabetini Abdullah Ġbn-i Abbas Ģöyle izah eder: "Hz. kendisi 40 yaĢına gelinceye kadar. dört baĢı mamur bir hükümetin varlığına büyük ihtiyaç duyulmuĢtu. O'nun devri.com] 172 . Hz. mutlaka O'nun gösterdiği gibi vâki olurdu. Mikâil'e düĢman olursa bilsin ki. kısacası hakikî medeniyeti götürmüĢtü. Halbuki. Hz. size izin verilip de davetli olduğunuz vakitten baĢka zamanlarda. devlet nedir bilmeyen. Cebrail'e." Bunun örnekleri pek çoktur. Zira O bizim sırlarımızı Muhammed'e götürür.) de biraz önce Bakara sûresini getirmiĢti. kudretli siyaseti ve dirayetiyle her köĢesinde nizam ve asayiĢin hükümran olduğu muazzam bir imparatorluk vücûda getirmiĢti.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI "Biz Ömer'in (RA) dilinden ne çıktıysa. asayiĢ memurlarıyla." (Bakara sûresi. sonra onun hakikat olduğunu gördük. "Ey ĢaĢkınlar. Hz. Rabbin sana muvafakat etti. Hilâfeti zamanında ġam. namaz vaktinin ne Ģekilde ilân edilmesinin uygun olacağı hususunda çeĢitli görüĢler ortaya atılmıĢ ve Resûlüllah Efendimiz (SAV). Hz.Ömer. bundan rahatsız oluyordu.Ömer. Hz. yıldırımı Cebrail (A. Ġran. o beldelere imanı.ramazankoc. 53) Son olarak bir örnek daha verelim. büyük gayreti. Sadece birkaçını zikredelim. kıtlığı. buna da muvaffak olmuĢ.Ömer (RA). Senin dediğine benzer bir tarzda âyet-i kerîme inzal buyurdu" dediler.S. "Biz O'nu hiç sevmeyiz.Ömer'in (RA) devlet idaresinde ve tedbirinde de eĢi ve benzeri yoktur. Diğer bir örnek: Hz. yüce Peygamber'i inkâr mı ediyorsunuz? Ben kesinlikle Ģehadet ederim ki. fetih devri.) geliyor" diye cevap verdi. o mes'ele.Ömer (RA).S. akla gelen bir diğer husus da fetihlerdir. O'nun fütuhatını Fahr-i Âlem Efendimiz Ģöyle haber vermiĢlerdi: [www.Ömer (RA) denilince. "Kim Allah'a. Yahudilerle bir muhaveresinde Yahudiler kendisine: "Muhammed'e hangi melek geliyor?" diye sordular. O'nun hilâfeti zamanında. Cebrail (A. Daha sonra bu kanaat vahiy ile de teyit edilmiĢtir. Ġktidarı rüyasında bile görmüĢ değildi.S.S. zafer devri olmuĢtur. ömrü deve otlatmakla geçmiĢ birisiydi." diyerek oradan ayrıldı ve Peygamber Efendimizin huzuruna gitti ve olanları nakletti.Ömer (RA) de "Cebrail (A. Meleklerine. Peygamber'in evlerine girmeyin. Peygamberlerine. ahlâkı ve fazileti.) sevmeyen Allah-ü Teâlâ'nın düĢmanıdır. mü'minlerin müsaade almadan Peygamberimizin (SAV) huzuruna girmelerine razı olmuyor. Yahudiler. ordusuyla. Hz. Cenâb-ı Hak Ģu âyet-i celîleyi inzal buyurdu: "Ey iman edenler! Yemek vaktini gözetmeksizin." (Ahzâb sûresi. Allah kâfirlerin düĢmanıdır.) alıp götürür.Ömer bir mes'ele hakkında benim fikrim Ģu merkezdedir dedi mi.) sevmiyor. Mısır gibi birçok ülke fethedilmiĢ ve Ġslâm topraklarına dâhil edilmiĢti." dediler. Bir yere gelecek olan azabı. Hazret-i Ömer'e hitaben: "Ey Ömer." Hz. Peygamberimiz (SAV) vahy-i Ġlâhî'yi beklemiĢ ve neticede bütün mü'min hanımlar için tesettür âyeti nazil olmuĢtur. Fethettiği yerleri Ġskender ve Timur gibi yakıp yıkmamıĢ. Ġslâm devletinin sınırları çok geniĢlemiĢ. Cebrail'i (A. bu arzusunu Peygamberimize ilettiğinde.S. Meselâ. Hazret-i Ömer'in görüĢünü kabul etmiĢtir. Hz. Bunun üzerine Resûlüllah Efendimiz (SAV). 98). kadısıyla.Ömer (RA) Resûl-i Ekrem Efendimizin zevcelerinin tepeden tırnağa kadar örtünmelerini arzu etmiĢ. terakki devri. siz Cebrail'i (A. Bu hususta bir âyetin inmesini Allah-ü Teâlâ Hazretlerinden yüz can ile istiyordu.

" diye karĢılık verdiler. sadece bir kiĢi Cehennem'e gidecek denilse korkarım ki o ben olayım. Herbirini tek tek seyrettim. Bunun örnekleri pek çoktur.Ömer. Çünkü O'nun halifelik zamanı uzundur. gerekse selef-i sâlihîn.Ebûbekir (RA) geliyordu.Ömer'in (RA) hakkında birçok medh ve senalarda bulunmuĢlardı. Tenhalarda göz yaĢı döker. Allah'tan afv ve mağfiret dilerdi. bende münafıklık alâmeti olarak bir Ģey görüyor musun?" En çok korktuğu ve en hassas davrandığı bir husus da "kul hakkı" idi. [www. Kendisi Cennet'le müjdelenmiĢ olduğu halde. bir kısmınınki dizden aĢağı idi. O'nun kemalâtını takdir edenlerin baĢında Hz." buyurduklarını naklederek Ģöyle dedi: "Ey Ömer.Ömer (RA)." Hz.Ömer (RA).Ali'nin Ģöyle buyurduklarını naklediyor: "Sâlihler zikredildiği zaman. Huzeyfetü'l.Ömer'in varlığının alâmeti idi.Ali (RA) Efendimiz de bu mevzuda Ģöyle buyurmuĢlardır: "Bir yerde huzur ve sükûn varsa. akıbetinden fazlasıyla korkarlardı.ramazankoc. Resûlüllah Efendimiz (SAV): "Ömer'in bereketiyle size fitne eriĢmez" diyerek ashaba O'nun zamanında Müslümanlar içerisine fitnenin giremeyeceğini haber vermiĢ ve nitekim haber verdiği gibi olmuĢtur.Ömer'den daha sevimli bir kimse yoktur" buyurdular. umarım ki o ben olayım. O'ndan sonra Ġslâm "giden" kimseye benzerdi. Hz.Ömer'in ilmi ağır gelirdi. Allah için doğru söyle. "Yâ Resûlâllah. Ömer akla gelmeli. Hz." Ġbn-i Mes'ûd Ģöyle buyurmuĢtur : "Hz. Yakınlığı artardı." Taberânî. "Benden sonra peygamber gelecek olsaydı Ömer bin Hattâb peygamber olurdu. Hz. uzaklığı artardı." Gerek ashâb-ı kirâm. Hazret-i Ebûbekir'e: "Ey Resülüllah'dan sonra beĢerin en hayırlısı" diye hitap etti. idare ve siyaset ilminin onda dokuzu Ömer ile kabre gitti. öldüğünde. Hz. ibadetlerine kesinlikle bel bağlamaz.Ebûbekir (RA) Peygamber Efendimizin (SAV)." Hz.Ömer'in idare ve siyasetteki ilmi mizanın bir gözüne ve yeryüzündeki diğer âlimlerin (bu husustaki) ilmi de diğer kefeye konsaydı. yerde sürünüyordu. bir tek insan Cennet'e girecek denilse.Yemanî Hazretleri. Allah'dan çok korkar ve Ģöyle derdi: "Eğer bütün insanlar Cennet'e girecek. Bir defasında." Bununla beraber Allah'ın rahmet ve keremine karĢı umudunu muhafaza eder ve "Bütün insanlar Cehennem'e. Resûl-i Kibriya Efendimiz sana münafıkların gizli sırlarını anlatmıĢtı. Bir kısmının gömleği dizinde." Sahâbe-i kirâm sordular ki. bir gün Hz. Ve Ġslâm dini O'nun zamanında her tarafa yayılır.Ömer'i (RA) Ģöyle anlatmıĢtır: "Ġslâm. Birer birer önümden geçtiler. Hz. Mesâbîh-i ġerifte zikredildiğine göre bir gün Hz. Bazısınınki dizinden yukarıda bulunuyordu. "Yeryüzünde benim için Hz. Bu husustaki hassasiyeti o dereceye varmıĢtı ki. Bunlar içerisinde en meĢhur olmuĢ birisini nakledelim. bu Hz.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI "Ümmetim bana rüyamda gösterildi.Huzeyfe'ye Ģöyle sordu: "Ey Huzeyfe." derdi.com] 173 . takvada da çok ileri bir mertebede idi. Hazret-i Ömer zamanında "gelen" kimseye benzerdi. Bunun üzerine Hz. bu rüyayı ne ile tabir buyurursunuz?" "Din-i Mübin ile tabir ederim. Fakat Ömer'i bir gömlek ile gördüm ki. Yine. sen bana böyle söylüyorsun ama ben Resûl-i Ekrem'den duydum : Ömerden daha hayırlı bir kimse üzerine gün doğmamıĢtır.

oğluna seslendi." denildi. onların yardımına koĢardı. kendisinin bundan mesul olacağını söyler ve bu Ģuurla vazifesine ziyâde hassasiyet gösterirdi. boynunu koparırdım. O esnada senin selâmını almadım. Bir defasında cemaatle namazda iken Peygamberimiz (SAV) Nâziat suresinin 24'üncü âyetini okuyordu.". mumu söndürerek bir baĢka mum yakmıĢ ve Hazret-i Osman'ın selâmını bundan sonra almıĢtı.Ömer (ra)‟in hilâfeti zamanında oğlu bir suç iĢlemiĢti.Ömer.Ömer tereddütsüz . Dünyanın en büyük imparatorları O'nun Ģecaatinden endiĢe eder ve titrerlerdi. Peygamber Efendimiz (SAV) kendisine. Hz. Adaletli Ömer.Durum tahkik edildi ve nihayet hüküm verildi. fevkalâde bir cesaret sahibi idi. Cezan bitinceye kadar sana su verilmeyecektir. Eğer cezan bitmeden ölürsen. Dul kadınların ihtiyaçlarını sorar öğrenir. Bu hale çok hayret eden Hz. Hz. selâmı almamıĢ. Kısas tatbik edilip . sen bir yola girsen Ģeytan senden korktuğu ve sana tesadüf etmemek istediği için o yola girmez. Bir defasında bir dul kadına bizzat kendi sırtında un taĢıdığı meĢhurdur." buyurdu. Hz. gider suyunu cennette inĢallah Resulullah‟ın yanında içersin.com] 174 . "Namazını kaza et. hakkındır. Durum. Bütün ümmetin namazları ile bir kıldık. veririz içersin suyunu." Bir baĢka hadîs-i Ģeriflerinde ise: "Ömer'i Ģeytan ne zaman görür ise O'nun heybetinden hemen yere düĢer. zira namazda konuĢtun. Hz. aceleyle mektubu tamamlayıp. Allah‟ın emri ve Kur‟an „ın hükmüydü bu… Hz.ramazankoc. Halifeliği sırasında geceleri Ģehri dolaĢır.Ömer'in huzuruna girmiĢ ve selâm vermiĢti. Ömer‟e (RA) hitaben Ģöyle konuĢmuĢlardı: "Ey Hattâb'ın oğlu Ömer.Hz.Ömer (RA). hak ve hakikati incitmeyen o büyük insan. Ömer ne yapıyor diye sorar sen de : “Ya Resulullah! Ömer . ġu anda yanan mum ise benim Ģahsıma aittir. namazda iken "Eğer ben o Firavun zamanında olsaydım. Hatta Ģeytan bile O'nu görünce yolunu değiĢtirirdi. Biz O'nun namazını kabul buyurduk. periĢan ve bitkin bir sesle “Baba su…Bir yudum su…” dedi. [www. Kadın ve annelerin gözleri yaĢlı idi… Hakk‟ın karĢısında bütün baĢlar eğikti.Ömer (RA). Namazdan sonra. Cenâb-ı Hak. Eğer sonuna kadar dayanır." Burada Ģu ibret verici olayı da dikkatinize sunmak istiyorum : Hz. ölmezsen.Osman (RA). Hararetten ve susuzluktan periĢan bir vaziyetteydi. Hak ve adalet güneĢi olan . Hz. ceza üçte ikisini geçtikten sonra oğlunun güç ve takatı kesilmiĢti. hükmü icra edecekti…Sahabelerin gözleri dolu. Cebrail (A. ġefkat dolu bakıĢlarıyla yüzünü babasına çevirdi. Çok celalli ve gayretli idi. Kapısında muhafız bulundurmazdı. Gözleriyle babasını aradı .Oğlu suçlu idi. Bir defasında Resûlullah Efendimiz. Onu yaktım ve selâmını öylece aldım. "Ben sizin en yüksek tanrınızım" dediği anlatılıyordu." dedi. Hz. Bir dere kenarında bir kurt bir koyunu öldürse. buyurmuĢlardı. O sırada bir mektup yazan Hz.) geldi ve "Ey Resulüm.Kısas yapılacaktı. uyuyan kervancıların kervanlarını beklerdi. “Oğlum benden su isteme.Ömer .S. Biz çok gayretli kulların gayretlerini severiz. O sırada yanan mum da Beytü'l-Mal'a aittir.Osman (RA). sebebini sorunca Ģu cevabı almıĢtı: "Sen selâm verdiğinde Müslümanların iĢlerine ait bir mektup yazıyordum.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Hilâfeti zamanında bir gün Hz. Ömer'e namazını kaza et deme. Bu ayette Firavun'un kendi askerlerine. bana bunun hesabını sorardı ve ben ne cevap verirdim.Resulullah (sav) sana. Alsaydım. oğlunu muhakeme etti. Kuran‟ı okuyor ve tatbik ediyor dersin…” Hazret-i Ömer (RA) mes'uliyet duygusunda da mümtaz bir Ģahsiyetti. Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki.Ömer‟e bildirildi.

Osman (RA) Peygamber Efendimiz'in (SAV) üçüncü halifesidir. Hz.Osman'a iĢaretle. iffetli idi. Kendisi en asil ve mümtaz bir aileye mensuptu. Ġslâmiyetten önce de iffet ve namusu ile tanınmıĢ ve utanç getirecek hiçbir harekette bulunmamıĢtı. O da onu sever. Hz. Ġbn-i Ömer. Peygamberimizin bir tek iĢaretiyle yüzlerce deveyi O'nun dâvasına bir anda feda etmiĢti. Hz.Ebûbekir.Osman.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI HZ. Resûl-i Ekrem Efendimiz. Resûl-i Ekrem Efendimiz neyi severse. Hz.Osman (RA) Peygamberimizin (SAV) iki kızı ile evlenmiĢti. Allah'dan çok korkardı. Bir defasında. O'nun vefatından sonra diğer bir kerimesi olan Ümmü Gülsüm ile izdivaç etmiĢtir. bir sıddîk ve iki Ģehid vardır!" Mesâbîh-i ġerifte ÂiĢe (R." buyurmuĢtur. Ġbn-i Mâce ve Tirmizî'de zikredilen bir hadîs-i Ģeriflerinde: "Muhakkak Allah.Anha) validemizin rivayet ettiği bir hadîs-i Ģerifte Peygamberimiz (SAV)." Hz.Resûllüh Efendimizin huzuruna girdiği zaman Peygamberimiz [www. Kendisi. Peygamberimiz dağa mübarek ayağı ile vurdu ve Ģöyle dedi: Ey dağ. "Ey Osman. cömert idi." buyurmuĢlardır.ramazankoc.com] 175 . Resûlüllah Efendimiz O'nun hakkında Ģöyle buyurmuĢlardı: "Ahlâkta bana en çok benzeyendir. Üzerinde bir peygamber.Osman (RA) hiçbir hususta Peygamberimizden ayrılmamıĢtı. eğer münafıklar onu çıkarmaya uğraĢırlarsa bana gelesiye kadar onu çıkarma. Allah sana (hilâfet denen) bir gömlek giydirecek." Hz. Peygamberimizden (SAV) Ģöyle rivayet eder: "Resûlüllah fitneyi bize naklederken mübarek parmağı ile Hz. beĢinci cedleri olan Abdül-Menafda birleĢir. Peygamberimizin ahlâkını takib ve taklid etmede o derece ileri idi ki. Merhamet ve Ģefkatte eĢsizdi. Âlim idi. Resûl-i Ekrem (SAV) ile dedeleri.Osman (RA) buyurdular ki. Hz. ârif idi. Hz.Osman da ondan zevk alırdı. "Resûlüllah ile beraber Hz.Ömer ve ben Sevr dağına çıkmıĢtık. Dağ sallanmaya baĢladı. Hz. Hilkaten doğru. O neden zevk duyarsa. sakin ol.Osman'ın (RA) en büyük faziletlerinden birisi de hayası idi.Osman'ın (RA) birçok yüksek özellikleri vardı. Bu sebeble Resûlüllah Efendimiz kendisine Zinnureyn lâkabını vermiĢti. halim.OSMAN'IN (RA) FAZĠLETĠ Hz. 'O fitnede bu mazlum olarak öldürülür' buyurmuĢtur. kerimemi Osman'a nikâhlamam için vahiy eyledi" buyurarak bu evliliklerin vahiy ile gerçekleĢtiğini beyan etmiĢlerdir. ilk olarak Peygamberimizin kerimeleri Rukiye ile izdivaç etmiĢ. Ümmü Gülsüm'ün vefatı üzerine Resûlüllah Efendimiz (SAV): "Bir kızım daha olsaydı verirdim. müstakim.

baĢka kimseleri incitmekten daha hafiftir. "Bizim mescidimizi bir zira' olsun geniĢleten Cennet'e girer.Osman (RA) hakkında inzal buyurduğu rivayet edilmiĢtir: "Yoksa o âhiret (azabından) korkarak.Osman (RA) ibadetlerine çok bağlı idi.com] 176 . mescidi büyütme iĢini üzerime alıyorum. bu belâya sabretmek. "Bu Ģakilere niçin karĢı çıkmıyorsun?" diye sorulduğunda. halim ve selim bir zâttı. Trablus.Osman Ġslâm dairesine giren çeĢitli milletleri bir arada idare etmeyi baĢarmıĢtı." (Enbiyâ sûresi. bir tek vücud haline getirmiĢti. "Bence." buyurmuĢtu. Canına kastedecek caniler evini kuĢattıkları zaman O oruçlu olarak. ashaba dar gelmeye baĢlamıĢtı. âdet ve an'aneleri birbirinden farklı olan o milletleri. Kalbi. huĢu ve huzur içinde Kur'ân-ı Kerîm okuyordu. Hz. iĢte bunlar oradan (Cehennem'den) uzaklaĢtırılmıĢlardır." buyurmuĢlardı. Merakis. Hz. kıyamda durur bir halde tâat ve ibadet eden (gibi) midir? De ki. Hz.Osman (RA) devrinde Ġslâm fütuhatı olanca hızıyla devam etmiĢ. Hz. 18) Bu âyetin nüzulüne Ģu hâdise sebeb olmuĢtur: Medine-i Münevvere'deki mescid. Afganistan ve Türkistan'ın da büyük bir kısmının fethedilmesiyle Müslümanlar Kafkas dağlarına kadar ulaĢmıĢ oluyorlardı. Hazret-i Osman hakkında birçok âyet-i kerime nazil olmuĢtur. 101) [www." dedi ve mescid-i Ģerifi geniĢletti. birbiriyle kaynaĢtırmıĢ. Hz.Osman (RA) devrinde fethedilmiĢti. Geceleri Kur'an okur ve namaz kılardı.Osman (RA) alçak gönüllü. Zamanında. namazını dosdoğru kılan. Kıbrıs hep Hz. Bunun hikmetini soran Hazret-i ÂiĢe'ye (R. ĠĢte doğru yola eriĢenlerden olmaları umulan bunlardır. bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" (Zümer sûresi. Mü'minlere karĢı hiçbir surette kin ve adavet beslemezdi. isyana sevkedememiĢti.Osman (RA) bunu iĢitince. Bunlardan birkaçını aĢağıda takdim ediyoruz: "Allah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve âhiret gününe iman eden. Hz." diye karĢılık vermiĢti. Azerbaycan. Allah korkusuyla doluydu.Ömer devrinde fethedilen ülkelere yenileri ilâve edilmiĢti. hilâfetinin son devresinde meydana gelen ve Ģehit olmasıyla neticelenen o kanlı fitne hareketi bile. kendileri için bizden en güzel (bir saadet) sebk etmiĢ (takdir edilmiĢ) olanlar. Rabbinin rahmetini umarak gecenin saatlerinde secdeye kapanır.ramazankoc. Horasan.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI (SAV) çıplak ayaklarını örtmüĢ ve toparlanmıĢtı. Bunun üzerine Resûüllah Efendimiz (SAV). 19) Evet. Berga.Osman hakkında nâzil olduğu rivayet edilmiĢtir: "ġüphe yok ki. mağlûb milletleri baĢkaldırmaya. zekâtı veren ve Allah'tan baĢkasından korkmayan kimseler imar eder. Irkları. Kendisine. Bu noktada o kadar muvaffak olmuĢtu ki. Ġran'ın fethini de yine O tamamlamıĢtı. ümmetimin içinde hayâ ve sehâ ile mevsuf olanların birincilerindendir." (Tevbe sûresi. meleklerin hayâ ettiği bir kiĢiden hayâ etmeyeyim mi?" Bir diğer hadîs-i Ģeriflerinde: "Osman. dilleri. ġu âyet-i kerimelerin de Hz. Günlerinin çoğu oruçla geçerdi. Cenâb-ı Hakk'ın Ģu âyet-i kerîmeyi de Hz.Anha) Resûlüllah (SAV) Ģu cevabı vermiĢti: "Ey ÂiĢe. Yine Ġbn-i Hacer'den rivayet edilen bir hadîs-i Ģeriflerinde de: "Benim ümmetimin haya itibariyle en Ģiddetlisi Osman'dır" buyurmuĢlardır. Hayatı boyunca hiçbir kimseyi incitmedi. "Ey Allah'ın Resulü! Bütün servetim sana feda olsun.

Zebur ve Ġncil'in de esrarından haberdarım.Ali'dir. Evet. " (Ġbn-i Mâce'den) "Osman Ġbn-i Affan dünyada ve âhirette bana herkesten yakındır. Hz. en müĢkil meseleleri o hallederdi. "Cennet'te her peygamberin bir arkadaĢı vardır.Ömer." derdi." ve "Ali olmasa Ömer helak olur. BeĢ yaĢından itibaren Resûlüllah Efedimizin yanında bulunmuĢ. Sahâbelerin çoğu ilmî mes'elelerde O'nun re'yine müracaat ederlerdi.Hatice (R." (Ġbn-i Mâce'den) HZ.Ali (RA) çocuk yaĢta. Bunları melekler karĢılayarak: "Bu size dünyada vaad olunan (mutlu) gününüzdür" diyerek cennet kapıları önünde tebrik ederler. Kadınlardan ilk Müslüman Hz.Ömer'in müĢavirliklerinde bulunmuĢ ve Ģeyhülislâmlık görevini deruhte etmiĢti. ledünniyat âleminde de bütün kutubların.Osman hakkında birçok hadîs-i Ģerifleri vardır.ALĠ'NĠN (RA) FAZĠLETĠ Dördüncü halife olan Hz. Hattâ Hz. hem damadıdır.Ebûbekir (RA). "Ben ilmin Ģehriyim. Sarf ve nahiv ilmini ilk defa istihraç eden O'dur. Bunun sebebi sorulduğunda. Hz. Bunlardan en önemlisi ilim ve irfandaki eriĢilmez mertebesiydi.com] 177 .Anhâ). 102) "O en büyük korku.Ali (RA) ilim ve marifet sahasında ulemâya üstâd olduğu gibi. hiç puta tapmadan ve Ģirke girmeden Müslüman olduğu için kendisine "Kerremallahü vecheh" denilmektedir. günümüze kadar gelen bütün âlim ve ârifler O'nun ilim ve marifetinin meyveleri olmuĢlardır.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI "Bunlar gönüllerinin dilediği (nimetler) içinde ebedî yaĢarlarken onun (Cehennemin) gizli sesini bile duymazlar. Hz. Ali de o Ģehrin kapısıdır. O'nun yüksek seciyeleri." buyurarak iĢaret etmiĢlerdi. "Ali'nin olmadığı bir istiĢare meclisinden Allah'a sığınırım. Kur'an'ın ahkâm ve esrarına derin bir vukufiyeti vardı. Muğlak mes'eleleri çözmede büyük bir maharet sahibiydi. Bunlardan ikisini aĢağıda takdim ediyoruz. O. yani Allah'ın Arslanıdır." demiĢti.Ali (RA). Vahyin ilk kâtiplerindendir. ilimlerini temelde Hz. insanî meziyetleri sayılamayacak kadar çoktur. bütün Ġslâm âlimleri. feyz ve irfanından had safhada istifade etmiĢtir.Ebûbekir ve Hz. Benim de Cennet'te arkadaĢım Osman'dır. çocuklardan ise Hz. Ġlimdeki bu iktidarından dolayı Hz." (Enbiyâ sûresi. Ünvanı ise. hakikaten bir ilim ve marifet çeĢmesiydi. O'nun bu vukufiyetine Peygamberimiz. mürĢidlerin ve müceddidlerin imam ve sultanı olmuĢtur. Ġslâm'ın bütün inceliklerine vâkıftı.ramazankoc. Bütün ehl-i tedkik ve tahkikin ittifakiyle Hz." (Enbiyâ sûresi.Ali (RA) Efendimiz. Sahâbeler arasında ilimde en ileriydi.Ali'nin (RA) künyesi Ebû'l-Hasan. O'nun ilim ve marifetine öyle bir bereket ihsan etmiĢti ki. Ģâh-ı velayet idi. lâkabı Haydar. herhangi bir mes'elede O'nun reyini almadan karar vermezdi. Kendisi de yeminle. Emîrü'l-Mü'minîn'dir. Hz.Ali'ye borçludurlar. erkeklerden Hz. gavsların.Ali (RA). Melekût [www. 103) Resûl-i Ekrem (SAV) Efendimizin de Hz. bunları asla tasaya düĢürmez. Peygamber Efendimizin (SAV) hem amcazadesi. Cenâb-ı Hak. "Tevrat. Peygamber Efendimizi yıkayıp kefenlemek de O'na nasib olmuĢtur. O'nun ta'lim ve terbiyesinden geçmiĢ. Ġslâm'a girenlerin üçüncüsüdür. Bu bakımdan kendisine "Ġlmin bânîsi" de denilmektedir. Arifler tabakasının en yüksek piriydi.

çelik bir irade. bütün savaĢlarda Resûlüllah'la beraber bulunmuĢtu. Sulhnâmenin baĢına Besmele-i ġerife. [www. Fakat Peygamberimizin unvanı olan Resûlüllah kelimesini silmemekte ısrar etti. en canlı demlerini yaĢıyordu. ubudiyette piĢmiĢ. hakikatların üzerindeki perdeler tek tek açılsa bile bu müĢahedeler O'nun imanındaki yakînini ziyâdeleĢtirmezdi. hicret edecekleri gün. Hendek muharebesinde ise.Ali. bir taraftan Müslümanları parçalamak isteyen Haricîlere.Ali'nin (RA) baĢlıca hususiyetlerinden biri de. vahdet deryasında kendinden geçerdi. Hakk'ın hatırını hiçbir Ģeye feda etmezdi. fevkalâde bir itidal ve metanet sahibi olmasıydı. Hz. makam-ı ferdiyete urûç etmiĢ. dünya ve ukbâ kayıtlarından azade olur. Hz. Hiçbir hâdise O'nun kuvve-i mâneviyesini kıramaz. bu huzur ve itidalini bozamazdı. lütfuyla muhafaza ettiği bir hücrede bulunuyordu. sonuna da "Muhammed Resülüllah'dır" yazdı. Hz. ilim ve irfan vadisindeki hizmetlerine hiç ara vermemesi. Ama bu hayatın. bu cümleleri sileceksiniz. Hz.ramazankoc. Hz. Velâyet-i kübrâya. Yâni. Gençliğin en hararetli. Hilâfeti zamanında. ihlâs ve sadâkat arĢına eriĢmiĢ. ellerinde kılıçlarıyla. ancak "Allah ve Resulünün uğrunda feda edilmekle" gerçek değerini kazanabileceğinin de Ģuurundaydı.Ali'yi huzuruna çağırdı ve kendisine. "Emrin baĢ üstüne. Ferah ve neĢ'esi. O sıralarda yaĢı yirmi üçe henüz varmıĢtı.Ali (RA). hiç tereddüt etmeden. "Biz zaten bunlara karĢıyız. ya Resûlallah.Ali." diye emir buyurdu. tasaffi etmiĢ bir ferd-i feriddi. O'nun bu tevekkülünü. nazarı ibretliydi. MüĢrikler bu duruma katiyen dayanamayarak hemen itiraz ettiler. müĢriklerin cengâverlerinden Velid bin Ukbey'yi bir kılıç darbesiyle yere sermiĢ. Hudeybiye AntlaĢması'nda sulha ait Ģartların yazılmasına me'mur edilmiĢti. Her an huzur ve müĢahede halindeydi. DıĢarıda KureyĢ'in gençleri. bunları sil de yerlerine "Bismikâllahümme (Yâ Allah. tedris ve irĢad faaliyetini kemâliyle devam ettirmesiydi. Celâdetli.com] 178 . fedakârlıkta da harikulade idi. sükûtu manâlı. müĢriklerin en güçlü bir bahadırı olarak bilinen ve yirmi-otuz kiĢiyi tek baĢına alt edebilen Amr bin Abdud'un boynunu uçurarak düĢmanın belini kırmıĢ ve muzafferiyette büyük payı olmuĢtu. Huzur-u Mevlâ'da. Hicret hâdisesinde hayatını hiç tereddüt etmeden fedayı göze alarak Resûlüllah Efendimizin emrini tereddütsüz yerine getiren Hz. cümlenin baĢ kısmını hemen yazdı. Buna rağmen bütün dünyayı aydınlatacak tevhid meĢ'alesinin sönmemesi için. bu gece benim yatağımda yatacaksın. Hz. Cenâb-ı Hakk'ın. Bunun üzerine Peygamberimiz. zevk ve sürürü ancak tâat ve ibadet idi. En güç Ģartlar altında bile itidal ve metanetini kaybetmezdi. Hz. Bedir'de.Ali (RA) o gün için o yatakta gecelemenin ne demek olduğunu çok iyi biliyordu. Öyle bir iz'an ve yakîne yükselmiĢti ki. bir taraftan Ġslâmiyete çeĢitli hurafe ve safsatalar sokmak isteyen Sebeiyecilere. cesaretli ve harbĢinâstı. Hz. Ģevk ile o yatağa girdi. bu yatağın müthiĢ bir suikasta sahne olabileceğinin pek âlâ farkındaydı. diğer taraftan da kendisiyle iktidar mücadelesi veren muhaliflerine karĢı kırılmaz bir azim." dediler.Ali Efendimiz hârika bir Ģecaata sahipti. bütün dünyanın orduları dahi toplansa. Hz. Zira O. hârika bir sabır ve tahammül ile yılmadan usanmadan mücadele vermiĢti. ancak senin isminle baĢlarım)' ve 'Muhammed bin Abdullah' (Abdullah oğlu Muhammedi) yaz" buyurdu.Ali (RA). "Ya Ali.Ali Efendimiz (RA) cesarette olduğu kadar. hayatın değerini bilmez değildi. Resûl-i Ekrem Efendimiz. Hz. Değil KureyĢ'in vahĢî gençleri.Ali de. Ġfrat ve tefritten son derece kaçınırdı. "ya Ali. Tebük hariç." dedi.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI âleminin derinliklerine dalmıĢ bir gavvas idi. bir tek hak kelimeyi feda etmemesi O'nun hakperestliğinin en büyük bir delilidir. itidalini sarsamazdı. hâne-i saadetin etrafını muhasara altına almıĢlardı. imanından gelen engin bir tevekkül ve hârika bir cesaretle ölümü hiçe sayarak yatağında derin bir uykuya daldı. Emsalsiz bir iman taĢırdı. O'nun takdire Ģayan bir ciheti de bu çetin mücadeleler içerisinde. belâ ve musibetler içinde yoğrulmuĢ. burada yine Resûlüllah'ın (SAV) emri olduğu halde.Ali (RA) fevkalâde hakperestti.

Bunlardan birini gece.Mü'minîn. müessir nutuklarıyla harekete getirebilir ve harb meydanlarına sevkedebilirdi. toprakvarî tevâzuundan dolayı kendisine. hevâî duygular ve Ģahsî iradelerle hareket etmedi. Bana eziyet eden dahi Allah'a eziyet etmiĢ olur. Sizden ne bir hediye isteriz. Bakara sûresi 274. Fasîh ve belîğ idi. ve 8.Ali ve Hz. birini gizli. Cömertlikte de örneği az bulunurdu. cihanın sultanı iken kendi evinin iĢlerini bizzat kendisi görürdü. âyet-i kerimeleri nazil oldu: "(Cennetlik olan iyi insanlar o kimselerdir ki. Emîrü'l.Fâtıma (RA) iyileĢmeleri halinde. cerrahın oku çekip çıkarmasından bile haberi olmadı. Kitleleri." [www. üç gün oruç tutmaya nezrettiler. Güzel ahlâkın da en canlı örneği idi. O'nun en mümtaz vasıflarından biri de emanette emin olmasıydı.. Ġkinci gün de yine iftar vakti bir yetim.Hasan ve Hüseyin Efendilerimize Ģifa ihsan etti. O asla nefsanî arzular. Hattâ.Hasan ve Hüseyin Efendilerimiz hastalandıklarında. Kendini O'na satamadı. Allah ile O'nun arasına giremedi. birini de aĢikâre hepsini tasadduk etti. birini gündüz. Zamanın halifesi. ne de bir teĢekkür.Ali (RA) her zaman huĢû ve huzur içerisindeydi..ramazankoc. O gün için üç günlük yiyecekleri vardı." "Ali'yi seven beni sevmiĢ olur. AkĢam üzeri iftar sofrasına oturduklarında kapıya bir yoksul geldi.. "Ġnsanlardan öyleleri vardır ki. Cenâb-ı Hak. Ali'ye eziyet eden bana eziyet etmiĢ olur. dört dirhem gümüĢü vardı. biraz bekleyin. dünyada) adaklarını yerine getirirler ve azabı salgın olan bir günden korkarlar." Ayrıca. "Buna lüzum yok. Son derece mütevazi idi." Hz. Resûl-i Ekrem Efendimiz hicret sırasında nezdinde bulunan emanetlerin sahiplerine teslimini O'na havale etmiĢti. Zühdü de emsalsizdi. Hz. O'nu hiçbir zaman aldatamadı.Ali hakkında nazil olduğu rivayet edilmektedir. Hz. Hz.Ali'nin (RA) bu cömertliğini tebcil etmiĢ ve ecrinin büyük olacağını Ģöyle buyurmuĢtu: "Mallarını gece gündüz. Hattâ Ģöyle bir hali meĢhur olmuĢtur: Bir gün.com] 179 .Ömer'in (RA) tavsiyesiyle. Bilhassa namaz anlarında bütün dünya altüst olsa haberi olmazdı. Dünyanın en büyük makamı. kendine bağlayamadı. okun çekilebilmesi için kendisine bayıltıcı bir ilâç verilmesi gerektiğini söyledi. Hz.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI Hz. Hattâ bir savaĢta mübarek ayağına bir ok isabet etmiĢ. Allah'ın rızası için nefislerini feda ederler. Nutkunda büyük bir te'sir vardı. iĢte onların. "Ebû Türab" denirdi. saltanatı." buyurdu. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır. bir esir geldi ve iftarlık ekmeklerini onlara vererek üç gün iftarsız oruç tuttular. üçüncü iftarda ise. ben namaza durunca oku çeker alırsınız. Yoksula. Ġkram etmeyi çok severdi. Rableri yanında ecirleri (mükâfatları) vardır. esire seve seve yemek yedirirler. O günkü iftarlık ekmeklerini O'na sadaka olarak verdiler. tâ kemiğine kadar iĢlemiĢti. gizli ve aĢikâre sarf eden kimseler var ya. (Sonra onlara Ģöyle derler) size ancak Allah rızası için yediriyoruz." âyet-i kerimesinin Hz. Cerraha gösterdiklerinde.Ali Efendimiz hakkında pek çok hadîs-i Ģerifler mevcuttur. Bunlardan bir kısmını aĢağıda takdim ediyoruz: "Ali'ye bakmak ibadettir. Ali'ye buğz eden bana buğz etmiĢ olur. Bunun üzerine Ġnsan sûresi 7. ondan sonra da öyle yaĢadı.âyet-i kerîmesinde Hz. Öyle bir havf ve haĢyet ile namaz kıldı ki. Hilâfeti deruhde etmeden önce nasıl yaĢamıĢ idiyse. Cenâb-ı Hak. Bütün hayatında günahlardan kaçınmıĢtı. Veciz ve hikmetli sözleri dertlere Ģifa ve ilaç gibiydi.. yetime.

edu. Mikdât ve Selmân'dır." Bunun üzerine Resûlüllah (SAV) Efendimiz Ģöyle buyurdu: "Ali onlardandır.html http://www.html http://www.sorularlaalevilik.de/soru1.html http://www.html http://www.antoloji.nl/dosyalar/Alevilik_nedir.nl/alevilik/aleviliginolsumu/index. Onları kendisinin de sevdiğini bana haber verdi.com/alevi-olmak-icin-sartlar-nelerdir-alevi-olma-sartlari-nelerdir.tr/~abayram/alevi.html [www. Nuh Aleyhisselâm'ın gemisi gibidir.html http://www." "Allah-ü Teâlâ dört kimseyi sevmeyi bana emretti.html http://stu.islamustundur.com/soru_cevap_27609_alevilik-nedirnicin-sunnilik-ile-karsit-gorunur.com/aleviliknedir." "Münafıkların kalbinde dört kimsenin muhabbeti toplanmaz: Ebûbekir.com/alevi/ http://www.turkcebilgi.ramazankoc.ezberim.htm http://www.com/forum/archive/index. Onlara tâbi olan selâmet bulur.alevikonseyi. onları bize isimlendir.enfal.php/f-3-p-2. Ömer.aleviweb.com/digerleri-mezhepler/39292-alevilik-nedir.html http://www. olmayan helak olur.htm http://www.com/turkcekitap/online/Alevilik/Alevilik_toc.inonu.com/content/view/543/47/ http://islamkutuphanesi.cemevi-gooi." ALEVİLİKLE İLGİLİ LİNKLER http://www.varolmak.com/dini-bilgiler/138857-alevilik-nedir-ozellikleri-nelerdir/ http://www.html http://nedir.mumsema.abkyol.ALEVĠLĠK & BEKTAġĠLĠK ARAġTIRMALARI "Ehl-i Beyt'im.com/index. Diğerleri Ebû Zerr.com] 180 ." Burada Ģöyle denildi: "Ya Resûlâllah. Osman ve Ali.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->