P. 1
Arapça Kökenli Osmanlıca Sözcükler

Arapça Kökenli Osmanlıca Sözcükler

|Views: 187|Likes:
Yayınlayan: Sinan Ataseven

More info:

Published by: Sinan Ataseven on Dec 18, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

05/17/2014

pdf

text

original

T.C.

YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI ARAP DİLİ BELAĞATI BİLİM DALI

ARAPÇA KÖKENLİ OSMANLICA SÖZCÜKLER

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Hazırlayan Yaşar AVCI

VAN – 2006

T.C. YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI ARAP DİLİ BELAĞATI BİLİM DALI

ARAPÇA KÖKENLİ OSMANLICA SÖZCÜKLER

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Hazırlayan Yaşar AVCI

Danışman Doç. Dr. Yakup CİVELEK

VAN - 2006

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜNE

Bu çalışma jürimiz tarafından ........................................................................... ANABİLİM DALI, .................................................................................... BİLİM DALI’nda YÜKSEK LİSANS TEZİ olarak kabul edilmiştir.

İmza

Başkan : .......................................................

Üye (Danışman) : ........................................

Üye : ............................................................

Üye : ............................................................

Üye : ............................................................

ONAY : Yukarıdaki imzaların, adı geçen öğretim üyelerine ait olduğunu onaylarım.

... / ... / 2006

............................................ Enstitü Müdürü

.........37-64 IV...................... BÖLÜM ARAPÇA DİL KURALLARINA UYGUN /AYKIRI OLARAK TÜRETİLEN KELİMELER…………………………………...........………...........22 III.... GENİŞLEMESİNE VE KAYMASINA UĞRAYAN KELİMELER…………22-64 3...........89-93 KAYNAKÇA…………………………………………………………… ……94-95 ÖZET…………………………………………………………………………..................1-11 II.............III GİRİŞ ………………………………………………………………………IV-VIII I...22-27 3........II KISALTMALAR.. BÖLÜM ARAPÇADAN OSMANLICAYA GEÇERKEN ANLAM DARALMASINA...96-97 ABSTRACT…………………………………………………………………................ 3) Anlamı kayan bazı kelimeler…………………………………………................98-99 .......27-37 3.. BÖLÜM OSMANLICANIN YAPISI VE TARİHİ GELİŞİMİ………………....................12......... 2) Anlamı genişleyen bazı kelimeler……………………………………......65-88 SONUÇ...............I İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ…………………………………………………………………………............. 1) AnlamI daralan bazı kelimeler ……………………………………….. BÖLÜM ARAPÇADA CEMİ’ (ÇOĞUL) İKEN OSMANLICADA MÜFRET (TEKİL) OLARAK KULLANILAN BAZI KELİMELER…………………………….......... ……………………………........

Zira dil insanla birlikte hep varolmuş insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir vasıtadır.II ÖNSÖZ Dilbilimcilerce kabul gören tanıma göre. Dr. insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta. kimi zaman da anlam bakımından cereyan etmektedir. toplumsal bir olgudur. kendine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık. Ancak dilin vasıta olması anlaşmayı sağlaması bakımındandır. Bir başka ifadeyle. Bu değişim kimi zaman ses hususiyetleri. yabancı dillerle olan kelime alışverişidir. kendine ait kanunlara sahip ve ne zaman ve nasıl ortaya çıktığı kesin olarak bilinmeyen dil ve dil üzerine çalışmalar insanoğlunun zihnini sürekli meşgul etmiştir. Doç. geçmişte. Yakup Civelek’e ve diğer tüm hocalarıma ve arkadaşlarıma teşekkürü borç bilirim. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli anlaşmalar sistemi. insanların duyduklarını ve düşündüklerini anlatmak için kullandıkları söz dizgesi olan dil. Buna rağmen hatalarımız varsa hoşgörüyle karşılanmasını ümit ediyorum. ticaret. Bu çalışma süresince bana sürekli yol gösterip yardımlarını esirgemeyen başta danışman hocam Yard. komşuluk. Toplumlar geçmişten bugüne kadar birbirleriyle etkileşim içindedirler. Yaşar AVCI Van – 2006 . seslerden örülmüş toplumsal bir müessese olarak tanımlanmaktadır. gerek semantik değişikliğe neden olan başlıca etken. günümüz Türkçesi‘yle eski Arapça ve günümüz Arapçası göz önünde tutularak karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. sosyal ve kültürel ilişkilerin yanında fetihler sonucunda ortaya çıkan din ve kültür alış verişi yoluyla gerçekleşmiştir. Dil. Bütün diller canlı birer varlık olup tüm canlılar gibi sürekli bir değişim içerisindedirler. kimi zaman dil bilgisi. Etkileşim. İnsanlar anlatmak için dil denilen vasıtaya başvururlar. Bu çalışmada Arapçadan Türkçeye geçtikten sonra şu ya da bu şekilde anlam kaymasına uğrayan kelimeler. Bir dildeki gerek fonetik.

a.t.i.m.i.III KISALTMALAR a.i. a. vb.zf. b.y. a.s.t. a. a.i.e. : Arapça : Arapça birleşik isim : Arapça Farsça isim : Arapça Farsça tamlama : Adı geçen eser : Adı geçen makale : Arapça isim : Arapça isim tamlaması : Arapça nida : Arapça sıfat : Arapça sıfat tamlaması : Arapça zarf : Birleşik : Dip notlarda cüz. f i.f. k. s t t. a.g.g.t. yy. i. a. : Zarf : yer yok : ve benzeri : ve saire .i.f.n. o.s. zf. o o.b.t. vs.g. Metinde cemi : Edat : Farsça : İsim : İsim tamlaması : Kelime grubu : Osmanlıca : Osmanlıca isim : Osmanlıca sıfat : Metinde sıfat. a. a. a. c. a. e.s. Dipnotlarda sayfa : Türkçe : Eserin basım tarihi yok.

Arapça ve Farsçanın belirli bir ölçüde ve şekilde Türkçe’yle birleşmesinden doğmuş bir dildir. özellikle İslam dinini kabul ettikleri VIII. Hürriyet-Gösteri. İngilizce’de Latince ve eski Yunanca’dan çok önce alınmış veya o dillere dayanarak daha yakın zamanda üretilmiş pek çok kelime vardır. Osmanlı Türkleri de Klasik Arapça ve Farsçanın zengin söz dağarcığından. Türkçe Üzerine Denemeler ve Eleştiriler. atalarından miras kalan Türkçe kelime hazinesini genişletmişlerdir. şekil ve kaideleri içine alan bir yazı dilidir. Arapça ve Farsçadan birçok kelime girmeye başlamıştır. 1998. Kara. Yapılan bir araştırmada. http://www. “Türkçede Kaç Sözcük Var?”. Türkmen Türkçesi ve Türkmen Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar. s. Mehmet. Başta Türkçe olmak üzere Arapça ve Farsça birçok şekilleri ve kaideleri içine alan bir dildir.IV GİRİŞ Osmanlıca. Çünkü Osmanlıca.com/forum/viewtopic. Türkçe esas olmak üzere Arapça ve Farsça birçok kelime. Ankara. Böyle olmakla birlikte bu üç dili bilen bir kimse yine Osmanlıca bir metni rahat anlayamaz. çeşitli kültürlerin etkisiyle Uygurca’da bu oran yükselmiştir.65 Çotuksöken. Dünya dilleri içerisinde kelime hazinesinin zenginliği bakımından İngilizce’ye yaklaşmış tek dil Osmanlı Türkçesidir. 2 1 1 2 . Anadolu’da kendilerinden önce bulunan Bizanslıların. Türkçedeki değişikliklerin başlangıcı için kesin bir tarih belirtilmemekte ancak yapılan bir araştırmaya göre. Türkçe de geçmişte ve günümüzde yabancı toplumlarla yaşadığı ve halen yaşamakta olduğu kültürel etkileşim nedeniyle mütemadiyen dönen bir değişim çarkının içinde yer almaktadır. Bu gelişim süreci içerisinde ortaya çıkan Osmanlıca da Türk dilinin umumi gelişmesi tarihinde ikinci devrede meydana gelen lehçedir.wowturkey. Konunun bu çalışma ile ilgili boyutuna gelince.php?t=3233&start=30. Ferit Develioğlu. Mustafa Nihat Özön’ün sözlükleri) incelenmiş ve Türkçeye Arapça ve Farsçadan ortalama 60-70 bin dolayında sözcüğün girdiği tesbit edilmiştir. Yusuf. GökTürkçede yabancı unsurların oranı %1 nisbetinde iken. ayrıca Müslüman hükümdarların tebaası olan Avrupalıların konuşma dillerinden yararlanarak. Türkler İslamiyeti kabulünden sonra Türkçeye. Türkçe de köklü değişikliklerin yaygın olarak görülmeye başlaması Türklerin değişik din ve kültürlerle karşılaştıkları devirlere rastlar ki. Mayıs-Haziran 1999. yüzyıl bunun başlangıç tarihi sayılabilir. Osmanlıca sözlükler (Redhouse.

Macarca. . Yazılı Türk dilleriyle sözlü Türk lehçelerinin sözvarlığında ortak sözcüklerin yanı sıra yerel özellik gösteren sözcüklerle yabancı dillerden (Çince. Bulgarca. Hintçe. yüzyıl arasındaki Türkçeyi mi. Rusça. Bunlara göre söz varlığının tespitinde temel alınacak kriterin iyi tespit edilmesi gerekmektedir.V Bu yabancı kelimeler Türkçeye ilk etapta olduğu gibi alınmasına rağmen zaman içerisinde kimisi anlam. Bazı araştırmacılar. Anadolu'da XIII. günümüzde yeryüzünde yaşayan yaklaşık 150 milyon Türk'ün konuştuğu çağdaş Türkçeyi mi (çağdaş Türk dil ve lehçeleri). İngilizce. İtalyanca. Latince. kimi zaman mübalağa. Zamanla bu kelimeler mecaz anlamlar kazanmış. Yunanca.XIX. kimisi dilbilgisi kimisi de ses hususiyetleri bakımından değişime uğramıştır. Bunun sonucu olarakta kelime asıl anlamlarından çok farklı hatta tamamen zıt anlamlarda kullanılmıştır. Bu çalışmalarda Osmanlıcanın hangi dönemini ele alınacağı konusu tartışılmıştır. Tabiî ki bu süreç Osmanlıcada bütün kelimeler için böyle değildir. Rumca. Acaba bu tespitte tarihsel Türkçeyi mi. Muhtemelen bu kelimelerin birçoğu Türkçeye ilk geçişinde Arapçadaki gerçek manasıyla kullanılarak kelime dile iyice yerlemiş ve Türkçeymiş gibi benimsenmiştir. . yoksa bugünkü Türkiye Türkçesi'ni mi esas almak gerektiği önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. bütün dünyada konuşulan Türk dilleri ve lehçeleri ve bunların ağızlarını göz önünde bulundurarak Türkçe'nin sözvarlığının birkaç milyon sözcükten oluştuğunu ileri sürmüşlerdir. Bu tanımdan hareketle Osmanlıcanın da söz varlığı üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Tarihsel ve bugünkü Türkçeyi genel Türkçeyi. Arapça. Portekizce. Bu bağlamda Osmanlıcanın sözvarlığı konusunda da şunları söyleyebiliriz: Bilindiği üzere sözvarlığı terimi "bir dildeki yerli ve yabancı sözcük. İspanyolca.) binlerce sözcük bulunmaktadır. Sanskritçe. kimi zaman da kinaye maksatlı olarakta gelişmtir. Almanca. Japonca vd. Fransızca. Amerikanca. Farsça. Hatta söz varlığının tespitinde Osmanlıca olarak sınırlandırmak yerine genel anlamda Türk dili’nin söz varlığının tespit edilmesi gerektiğine dair görüşler öne sürülmültür. kalıp kullanım vs'nin tümü" olarak tanımlanmaktadır.

Ağız derlemelerini içeren yayınlarda geçip de bu sözlüklere alınmamış olanları da hesaba katarsak bu sayı 80 bine ulaşır. 2 cilt 1998. Bugün de kullanılan sözcükler ile Arapçadan ve Farsçadan giren sözcükleri çıkardıktan sonra. yüzyıl Anadolu Türkçesi'ni göz önüne alarak bugünden düne doğru giderek bir sıralama yapabiliriz: 1-Bugün Türkçe sözlüklerde ve sözlük bölümü de içeren ansiklopedilerde 100-150 bin dolayında sözcük bulunduğunu görürüz (Resmi TDK'nın Türkçe Sözlük'ünde. 70 bin dolayında. birkaç bin yerli sözcük daha buna ekleyebiliriz. XIII. Son 5-10 yılın gazete. (Günümüz Türkçesi'nde Osmanlıca sözcüklerin sayısı sekizbin dolayındadır. 5-Deyim de atasözleri sözlüklerinde de ölçünlü dilde ve yöre ağızlarında kullanılan 15-20 bin dolayında deyim ve atasözümüzün bulunduğunu saptarız.). Yerli ve yabancı sözcüklerin yanı sıra yabancı ad tabanlarından Türkçe yapım işlevli eklerle üretilen melez sözcükler de bu sayının içindedir. Türkçeye.) 3-Tarama Sözlüğü (Atatürk'ün TDK'sı) ile eski harfli kitapların yayımlarında yer alan sözlük bölümleri.-XX. bu kaynaklardan bize 8-10 bin sözcük kalmaktadır. Mustafa Nihat Özön'ün sözlükleri) incelediğimizde. Bunlara kalıp kullanımları da eklersek bu sayı 30-35 bini bulur. bize yaşayan ve ölmüş olan sözcüklerin dökümünü verir. Dil Devrimi sürecinde ölçünlü dile yöre ağızlarından da pek çok sözcük katılmıştır. .Osmanlıca sözlükleri (Redhouse.. Nitekim Dil devrimi sürecinde bu yola başvurulmuştur. bu sözlüklerde 100 binin üzerinde terim türetildi. Arapça ve Farsçadan ortalama 60-70 bin dolayında sözcüğün girmiş olduğunu görürüz. 6-Atatürk'ün kurduğu Türk Dil Kurumu'nca 1928-1983 yılları arasında 100'ün üstünde terim sözlüğü hazırlandı. 4-Anadolu'nun çeşitli yörelerinden derlenen sözlük birimlerini içeren Derleme Sözlüğü'nde (Atatürk'ün TDK'sı) 60-70 bin dolayında sözcük bulunmaktadır.VI Bizi daha yakından ilgilendiren ise Anadolu Türkçesi. Ferit Develioğlu. Bunlar ölü sözcükler durumundadır. 2. bunların yarıya yakınının tutunduğu kabul edilir. dergi ve kitapları taranacak olsa. Kimileri kolaylıkla diriltilip kullanıma sokulabilir.

Konumuzla ilgil olarak Osmanlıcadaki Arapça sözcüklere ilişkin yapılan bir araştırmada Türk Dil Kurumu Türkçe sözlük (2005)’teki sözlerin kökenlerine ait sayısal döküme bir göz atalım: TÜRKÇE SÖZLÜK (2005)’TEKİ SÖZCÜKLERİN KÖKENLERİ Almanca Arapça Arnavutça Bulgarca Ermenice Farsça Fince Fransızca İbranice İngilizce İspanyolca İtalyanca Japonca Korece Latince Macarca Moğolca Norveç Portekizce Rumca Rusça Slavca Soğdca Yunanca 85 6463 1 8 23 1374 2 4974 9 538 36 632 7 1 147 19 13 2 4 14 40 24 1 399 3 Çotuksöken.e. a. Hürriyet-Gösteri.php?t=3233&start=30. kültür. Mayıs-Haziran 1999. sanat vd.g.com/forum/viewtopic. alanlarla ilgili terim sözlüklerini de incelersek bunlarda ölçünlü dile henüz girmemiş 20-25 bine yakın terim bulunduğunu görürüz. http://www. üniversitelerimiz ve özel yayınevlerince basılan çeşitli bilim.VII 7-Türk Dil Kurumu dışında.” 3 Türkçedeki yabancı kelimler konusunda çeşitli tespitler yapılmıştır. “Türkçede Kaç Sözcük Var?”. .wowturkey.

Arapçadan Osmanlıcaya geçen birtakım sözcüklerde meydana gelen anlam kayması. Buradaki amaç: “Osmanlılar Arapçadan aldıkları kelimeleri olduğu gibi mi kullanmışlar. .VIII Tablodada görüldüğü üzere Türkçede yer alan Arapça köklü kelimeler bütün diğer dillere oranla daha fazladır. anlam genişlemesi ve anlam daralmasına uğrayan kelimelerin incelenmesi buna ilaveten Arap dilinde çoğulken Osmanlıcada tekil olarak kullanılan birtakım sözcüklerin incelenmesi ile sınırlıdır. İşte tezimizin konusu olan Osmanlıcadaki Arapça kelimeleri incelemeye bizi sevk eden de her şeyden önce bu durum sebep olmuştur. Osmanlıcadaki Arapça kelimeleri inceleyerek “Amaç” bölümünde zikredilen sorulara cevaplar bulmaya çalıştık. Çünkü böyle bir çalışma daha ileriki safhalarda – belki doktora düzeyinde – yapılması gereken bir çalışma olduğunu düşünmektetyiz. Sonuç bölümünde ise bu karşılaştırma yöntemiyle ulaştığımız neticeleri nesnel olarak ortaya koymaya gayret ettik. İkinci bölümde. yoksa bu kelimelere yeni anlamlar mı yüklemişler? Arapçadan Osmanlıcaya geçen bu kelimelerde anlam daralması veya anlam kayması olmuş mu? Osmanlılar Arap dili kurallarına uygun veya aykırı bir şekilde Arapça kelime köklerinden yeni kelimeler türetmişler mi?” gibi sorulara cevap bulmaya calıştık. Farklılıkları ve benzerlikleri bu yöntemle ortaya koymaya çalıştık. Osmanlıcadaki bazı Arapça kelimeleri incelerken klasik sözlüklere başvurduk. B) Araştırmanın Yöntem ve Amacı: Araştırmamızda. Bunu yaparken de öncelikle Osmanlıcada kullanılan Arapça kelimeleri klasik sözlüklerde karşılıklarını tespit edip Osmanlıcadaki kullanımlarıyla karşılaştırma yolunu seçtik. Bunu yaparken de karşılaştırma yöntemini kullandık. Ele aldığımız sözcüklerde daha çok günlük hayatta kullanılanları tercih ettik. A) Araştırmanın Kapsamı: Araştırmamız Osmanlıcadaki bütün Arapça kelimeleri ihtiva etmemektedir. Araştırmamızın birinci bölümünde Osmanlıcanın dil yapısı ve tarihi gelişimi hakkında bilgi verdik. Osmanlıcadaki Arapça kelimelerin tarihsel gelişimlerini inceleme yoluna gitmedik. Osmanlılar’ın Arapçadan aldıkları kelimeleri nasıl kullandıklarını inceleme yoluna gittik. daha sonra bu kelimelerin Osmanlıcadaki kullanımını inceleyerek karşılaştırma yoluna gittik.

onları denetimi altında tutabilir. XIII. Türklerin de Öztürkçeden Osmanlı Türkçesi’ne geçişleri. Komisyon. 19 İstanbul. artık tamamıyla yerleşmiş ve umumileşmiş bulunmaktadır. yüzyıldan XX. 1978. Osmanlı Türkçesi Grameri. Türkiye Türkçesi’nin tarihî devrinin XIII.1 BİRİNCİ BÖLÜM OSMANLICANIN YAPISI VE TARİHİ GELİŞİMİ Türk filolojisiyle ilgili dilimizde ve yabancı dillerde yazılan bilimsel eserlerde. yüksek olduğu devrelerde şuuru da şuuraltını da şuur ötesini de etkiler. Osmanlı Türklüğünün devlet ve resmi yazışma dili olarak tanımlanır. Bu sebeple Öztürkçeden Osmanlıcaya geçiş süreci her şeyden önce İslamiyet’in kabulü ve yayılması ile ilgili tarihsel bir açılım yapmayı zorunlu kılmaktadır. Oğuz Türklerinin kullandığı dilin devamı olan ve Selçukluların son zamanlarından Cumhuriyet devrine kadar 700 yıl kullanılan ve her disipline ilişkin verimlerini ortaya koyan. bir bilgi meselesi yahut aklî bir düzenlemeden çok bir inanç ve heyecan yükleme olayına dayanır. dinin toplum vicdanındaki kabulü ve etkisiyledir. yüzyılın başlarına kadar devam eden ve kendi içerisinde üç devreye ayrılan Osmanlıca bugün artık tarihe karışmış bir yazı dilidir. İslamî tanımlama ve anlatım biçimleri. “Yeni Rehber Ansiklopedisi”. Ferdin yahut bir toplumun ruhî gelişim ve değişimi. Osmanlı Türkçesi. münasebete girdikleri kültür ve medeniyet halkalarının derin izlerini taşırlar. Osmanlıca dilinin doğuşunda ve gelişiminde şüphesiz büyük etkisi vardır ve Osmanlı toplumunun her kesiminde ferdin ve toplumun nahiv duygularının uç noktalarını ifadelendirme ve anlamlandırmada. 69 İstanbul 1994. böylece adlandırılması. Bu iman ve heyecan. Milletlerin dili ve tarihî seyri içindeki gelişim ve değişimi. başlarına kadar olan devresindeki eski yazı dilimiz için Osmanlıca deyiminin kullanılması. bu inanç ve heyecana uygun bir biçimde dünyanın yorumlanması ve düzenlenmesinin imkânlarını verir. . Osmanlıca dilinin tüm boşluklarını doldurur. Faruk Kadri. yüzyıldan XX. aynı 4 5 5 Timurtaş. 4 Osmanlıca. İslam kültür ve medeniyetinin. C. Bilgi ve şuur. XVI.

İlahî dinlerin verdiği bakış açısı ve ölçüler. Esasen. Bu farklılıklar millî renk ve üslûpları oluşturur. çözecek. Ötüken-Söğüt Yayınları. yeni bir heyecan ve iman coşkusu. farklı toplulukların yaşadıkları farklı hayat şartlarından ötürü değişik olur. ahlâkın ve aklî düzenlemelerin ilkelerini belirleyen bir kaynak konumundadır. kadim medeniyetlerin bütününün temelinde. inançları nispetinde. I. Sağlıklı kültürlerde din. değerlendirir ve yine inançlarının heyecanı ölçüsünde hayatlarını şekillendirirler. seciyesi ve yaşama şartları farklıdır. Aynı emir ve değerleri gerçekleştirme biçimi. imanı besleyici ve pekiştirici görevler yüklenir. efsaneleşmiş. Ayrıca her topluluğun o zamana kadarki tarihî birikimi ve seciyesi de farklı olduğundan. aynı emir ve değerleri hayatlarına hâkim kılacaklardır. Bu aynı zamanda toplumun ruhî canlılığının harekete geçmesi anlamını taşır. İnsan davranışının temeli ve yönünü bu ruhî güç ve manevî kaynaklar oluşturur. 14 İstanbul 1985. Hepsi de aynı bakış açısından meselelerine bakacak. Ahmet Bican Ercilasun. Hayata karşı duruşu ve davranış ölçüleri aynı olsa da her toplumun tarihî birikimi.2 zamanda. İnsanlar dış dünyayı. toplumu. Bu yüzden giyim kuşamda. Yeni bir din. 6 . belli bir coğrafya veya topluluk ile sınırlı olmayıp bütün insanlar içindir. güzel sanatlarda. ona fizik ve fizikötesi âlemler hakkında kavrayış biçimleri kazandıran en büyük güçtür. Bu sebeple İslam medeniyetinin içyapısı her yerde aynı. ancak her topluluğun bu yapıyı hayata hâkim kılış biçimi farklıdır. Ayrıca kendi bakış açısının ve değerlerinin hâkim kılınmasını emreder. “Büyük Türk Klasikler”i. Din insanlara belli bir inanç yapısını va’z eder ve insanlardan muayyen ölçülere uygun olarak yaşamalarını ister. iktisadî ve içtimaî organizasyonlarda farklılıklar meydana gelir. kendi dünyalarını sosyal donanımları ve geleneklerine uygun biçimde tanzim edeceklerdir. Aynı imana sahip farklı topluluklar.Dr. gelişme istikametleri de farklı olur ve her toplulukta Doç. insanı içinden kavrayan şekillendiren. girdiği her toplulukta. etrafı ve boşlukları doldurulmuş bir hayat anlayış ve kavrayışına götürür. C. Bu durum farklı hayat üslûplarının doğuşuna yol açar. On Üçüncü Yüzyıla Kadar Türk Dünyası. Din. kendi bakış açısı doğrultusunda yeni bir hayat hamlesi ve bir yaşama üslûbu geliştirir. hurafeleşmiş yahut asliyetini korumuş haliyle din vardır. dinin bakış açısı ve ölçüleri ile kavrar. 6 Yeni bir din.

Osmanlı Türkçesinin oluşumu dinin toplum yaşantısı üzerindeki etkileri dikkate alındığında Türklerin İslam medeniyeti ve dolayısıyla Arap ve Fars kültürleriyle tanışmalarından sonradır. Ana Britannica.g. a. Osmanlıcanın doğuşuna nereden bakılırsa bakılsın mutabık olunan müşterek nokta.” 8 Batı kaynaklarında da Osmanlıcanın yapay bir dil olduğu yaygın kanısı vardır. 69 İstanbul 1994. böylesi geniş bir sahaya yayılmış. Komisyon. Bu dilin tasnif ve tanımlama çabaları tarihî yönden oldukça eskiye dayanır. Divan’ında Oğuzca ve Hâkâniye adlı iki edebî şiveden bahseder. 229 Ana Yay. 8 7 9 . Bunlardan Oğuz Türklerinin kullandığı Oğuzca.. Ana Britannica Osmanlı Türkçesini. Bu büyük değişim çok geçmeden edebî mahsullerin ana maddesi olan dil üzerinde de tesirini icra etmiştir. Nitekim Osmanlıca da Türkçe.e. Üç dilin imkânlarını kullanan. Bu medeniyetin Türk ülkesinde teşekkül etmiş medrese ve emsali ilim ve kültür merkezlerinde Arapça ve Farsçayı öğrenen okumuş zümre. Türklerin İslam yüksek medeniyet ve edebî mahsulleriyle hemhâl olmaya başladığı dönemlerde meydana geldiğidir. Arapça ve Farsçadan mürekkep bir lisan olmasıyla bilinir. C. Sözgelimi “Kaşgarlı Mahmud. İslamiyet. daha sonra Türklüğün İslamî devresi içinde ve Osmanlı Hanedanına nispetle Osmanlı Türkçesi veya Osmanlıca adını almıştır. doğuşu ile birlikte Arap yarımadasında ve ulaştığı her yerde topluluklara üstün bir hayat hamlesi kazandırmıştır. 7 Onuncu asra gelindiğinde İslam medeniyet dairesine büyük ölçüde girmiş olan Türkler kendi şartları içinde gerçekleştirdiği hayatını İslamî ölçülerle şekillendirmeye başlarlar. “Türkiye Türkçesinin Osmanlı döneminde yüksek sınıf ve aydınlarca yazı dili olarak kullanılan biçimine verilen ad” şeklinde tanımlamıştır. “Yeni Rehber Ansiklopedisi”. XVII. İstanbul 1989. XVI. 9 Komisyon. Osmanlıca.3 farklı değerler öne geçer. sadece inanç ve amelle kalmayarak bu dinin yaratığı medeniyeti de bütün müesseseleriyle kabul ediyorlardı. derin mâziye sahip lisanın mahiyetini temelden kavrayabilmek için onun hangi şart ve tesirlerle nasıl meydana geldiği meselesinden hareket etmek gerekir. asırda girmeye başlayan Türkler. Bu noktada mütecessis bilim adamlarından Ömer Faruk Akün’ün görüşü şöyledir: “Mâveraünnehir’de karşılaştıkları İslamiyet’e VIII. Osmanlı Türkçesi. 15. bu iki büyük İslamî dilin kitap dünyası ile temasa Ercılasun. C. köklü.

Divanları dolduran şiirlerde adeta bir yaylı saz gibi baştanbaşa ahenk kesilen Farsça karşısında Türkçe ne olabilir. vezin ve nazım şekillerinden başlayarak şiirin her türlü motif ve ilham konularına kadar gelenekleri yerine oturmuş. duygu ve düşünceyi en kesif bir halde küçük bir hacme sığdıran rubaîler. seviyesine kolay erişilmez görünen bir edebiyata doğru yön değiştirirken bu türlü problem ve engeller kaçınılmaz surette kendisini beklemekteydi. bu geçiş ve klasik İran şiiriyle temas ve deneme devresinin ilk vesika ve mahsullerinden mahrum . yeni ve o nisbette çekici. Türk edebiyatı. önce sayılanlarla birlikte bu edebiyatın etrafında döndüğü başlıca ilham konularıydı. Tantanalı kasidelerin dış âleme açılan nesîb ve teşbiblerinde çevreden ve tabiattan seçilmiş manzaralar. gelişme ve varlığını Türk soyundan hükümdar saraylarının himaye ve teşvikine borçlu bir edebiyattı. Ünlü şairlerin elden ele dolaşan divanlarındaki şiirlerin nazım şekilleri Türk edebiyatının geleneğindekilerden çok farklı. ne yapabilirdi? Türk edebiyatı kendi geleneklerinden çok ayrılan. bütün belâgat kaideleri esasa bağlanmış. şarabın kadehten kadehe devrettiği içki meclisleri. gazellerde sevgili yahut sâki ile bir arada olunan gül bahçeleri. şekilleri. Saray şairlerinin hükümdarlar için parlak medhiyeler düzdükleri kasideler. kâh kısalan hecelerine göre gruplanmış kalıpları ile bir ahenk oluşturan aruzun. vezni. kelimeleri belirli hece sayı ve duraklarında toplayan ritminden bambaşkaydı. sesleri bu şekilde uzayıp bükülmeyen Türkçeye gelmez sistemiyle mısra dizmek veya Türkçeyi ona uydurmak. kahramanları hep aynı olan aşk maceralarının anlatıldığı mesneviler bu edebiyatı meydana getiriyordu.4 geldiklerinde onların taşıyıcısı olduğu Arap ve Fars edebiyatlarını tanıma imkânı elde ederler. Arapça ve Farsçanın kâh uzayan. motifleri. hele vezni ise kendisinin. başlangıçtan belli ki çok çetin bir uğraşma ve hayli tecrübe isteyecek bir işti. ağır başlı terci’ bend ve terkib-i bendler. Bu edebiyat. tarz ve zevkleriyle bu edebiyatı nasıl benimsedi? Fars edebî kültürünü almış Türk münevveri başlangıçta hemen Türkçe mısralarla onu denemeye çalıştı mı? Türk edebiyat tarihi. Arapçanın daha ziyade bir ilim dili olmak hüviyetini göstermesine karşılık Farsça ile Arap edebiyatından aldığı şekil ve konuları kendine adapte ederek oldukça gelişmiş bir edebiyat meydana gelmişti. Türk dilinin yayıldığı sahaların hangisinde ve hangi zamanda ifadesi. hepsinde değişmez bir ideal ve bir güzelin vasfedildiği vuslatsız bir aşkın ıstıraplarının terennüm edildiği sıra sıra gazeller. duyuş.

Kılıçarslan b. asra doğru Atabetü’l-Hakâyık takip eder. Divan-ı Lügati’t-Türk’te saf bir dille ve aruz vezniyle mısralar yer alır. İbni Sînâ gibi Türk asıllı âlimler eserlerinde Arapçayı ilim dili kabul etmişlerse bu çağın şairleri de başlangıçta Farsçayı edebî dil olarak benimsemişlerdir yabancı kültürlerin canlı olduğu ve Farsça konuşan halkın çoğunluğu teşkil ettiği sahalarda siyasî hâkimiyet kurmuş Türk hanedan saraylarında edebî dil Farsça idi. Türkçeye geçişte çok gecikilmiştir. Fars kültür havzası içinde veya yakınındaki Türk siyasî hâkimiyet sahalarında Türk münevverleri arasında edebî faaliyet önce Farsça ile başlamış. Tökiş. Sultan Melikşah’tan itibaren Selçuklu Sarayı Farsça söyleyen bir kısmı Türk asıllı şairlerin ocağı olmuş. Toganşah b. Karahanlılar ülkesinde Şark Türkçesi 1070’te Kutadgu Bilig’i verir. İbrahim. Nüfusu yoğun şekilde Türk olan ve halkın konuşma dilinin Türkçe olduğu daha doğudaki hâkimiyet bölgelerinde ise İslamî Türk edebiyatı Türk diliyle mahsullerini daha erken vermeye başlamıştır. klasik şiirin dili olabilmek için gerekli teşvik ve şartları henüz bulamamıştı. Irak Selçuklu Hükümdarı Sultan Tuğrul gibi hanedan mensuplarından başka Harezmşahlardan Atsız. Hangi millîyetten olursa olsun Farsça yazan ve söyleyen şairler bu saray çevresinde geniş bir takdir ve himaye görmekteydi. Bugün İslamî Türk edebiyatının en eski mahsulü sayılan Kutadgu Bilig ve Atabetü’l-Hakâyık aruzla yazılmalarına. Samanoğulları’nı takip eden Harezmşahlar zamanında saray Fars dili ve edebiyatının adeta atölyesi halindeydi. XII. sarayı dolduran kasideciler yanında bizzat Melikşah. Süleyman Selçukî.5 bulunmaktadır. asırlar arasında klasik İran şiirine heveslenen Türk asıllı şairlerin İranlı şairler gibi eselerini Farsça yazdıklarıdır. bunları az bir zaman farkı ile XII. Ancak ortada bilinen bir şey varsa o da XI-XIII. Nasıl Fârâbî. Bütün Selçuklu ailesinin şiire düşkün olduğunu kaydeden Nizami-i Aruzî. taşıdıkları . onun oğulları Alâeddin Muhammed ile Taceddin Ali Şah. ayrıca Merginan Melik Yabgu da Fars diliyle şiirler yazmışlardır. asırda yine Şark Türkçesinde klasik edebiyatın başlıca nazım şekillerinden rubaî varlığını hissettirirken Mâveraünnehir’den İran’a uzanan bölgede hep Farsça ile görülen edebî faaliyet henüz Türkçe bir esere ulaşamaz. hele Alparslan’ın oğlu Toganşah’ın şiir ve şairlere alakasını büyük bir övgüyle belirtmektedir. Alparslan. İran dili ve edebiyatının hâkim olunduğu bu ortamda Türkçe. Sultan Sencer’in yeğeni Celaleddin b. İslamî Türk edebiyatı teşekkül devresinde bölgelere göre farklı bir seyir takip etmiştir.

6 Arapça ve Farsça kelimelere.. yüzyıllarda edebî dil olarak yazılı mahsullerini henüz ortaya koymamış gözüken Batı Türkçesi. Bunlarda sadece basit bir cüzünün kullanıldığı görülen bir parça hariç. Divan-ı Lügati’t-Türk’ün getirdiği şiir parçalarının bir kısmı. bu kültürün tesiri altında yeni Farsçadan azımsanmayacak derecede kelimeler almasına karşılık kendi kelime varlığından bir kısmını unutmaya başlamış olduğu Kaşgarlı Mahmud tarafından belirtilen Oğuz lehçesi Türk hanedan sülalelerinin Gazne. İslamî kültürden gelen çeşitli unsurlara rağmen divan şiirinin mayasını teşkil eden klasik İran şiirinin belirgin akislerini göstermezler. 391-392. İstanbul 1994. Bütünüyle mesnevi şeklinde yazılmış olmakla beraber nazım örgüsünde millî nazım geleneğinden gelen dörtlüklerin 173 defa yer alması. yani Oğuz lehçesi sahasında ancak XIII. methiyede teşbibe yer verilmesi dışında asıl İran kasideleriyle herhangi bir benzerlik bulunmadığı gibi klasik Fars şiirindeki unsur ve motiflerin kullanıldığını gösterecek bir taraf da yoktur. Divan Edebiyatı. Diyanet Vakfı Yay. Hatta nazım şekli bakımından bile tam bir benzerlikten söz edilemez. hepsi aruzun Kutadgu Bilig ve Atabetü’lHakâyık’ın müşterek vezni olan mütekârib bahrinden başka bahirleri üzerinde çalışılmış. yüzyılda ilk ve sınırlı belirtilerini verir. kaside ve gazeldeki kafiye tertibine gidilmeksizin Türk edebiyatının kendi geleneğindeki nazım şekilleri kullanılmıştır. Arapça ve Farsça kelimelerin yer almadığı bu manzumelerden biri bir methiye olup kaside şeklinde yazılmaya pek müsait ve Kaşgarlı Mahmud da başındaki “koşuk” sözünü “kaside” diye karşılamışken gerek nazım şekli gerekse muhtevası itibariyle klasik İran kasidesi tesirinden herhangi bir iz taşımaması bakımından çok dikkate değer. Kutadgu Bilig’de eserin kendisine ithaf edildiği Kâşgar Hükümdarı Tavgaç Uluğ Buğra Han için Arap edebiyatından Fars şiirine adapte edilmiş kaside geleneğine uygun şekilde ve eserin esas nazım şekli olan mesnevi tarzında yazılmış methiyenin teşbib parçasındaki tabiat tasvirinde. Türkçeyi aruzda denemenin bir başka tipte örneklerini verir. henüz klasik İran şiirinin nüfuz dairesine tam girilmemiş olduğunun ayrıca bir delilidir. “TDV İslam Ansiklopedisi”. IX. XI ve XII. Büyük Selçuklu. Akün. 10 . hele Atabetü’l-Hakâyık’ın baştan sona kadar bu dörtlüklerle yazılması. 10 Divan şiirinin asıl hüviyetini bulmuş örnekleriyle meydana çıkışı. asırda. İran kültür sahasına komşu bir çevrede XI. Ömer Faruk.

Nizâmî-i Gencevî’nin. Zahir-i Faryâbî. 1188’de Nizamî’den Leyla ve Mecnûn’un macerasını kendi namına kaleme almasını isterken gönderdiği mektupta konuyu yazacağı dilin Arapça veya Farsça olması dileğini özellikle belirtir ve “Türklerin sıfatı bizim uyabileceğimiz bir sıfat değildir. Nizâmi-i Gencevî. Türkçenin şiirde mısra hacmine ulaşabilmesi önce mülemmâlarda başlar. Mâveraünnehir’de yetişmiş olan Selçuklu devri şairi Sûzenî-i Semerkandî’nin kafiyelerinden bir kısmını Türkçe kelimelerle ördüğü mülemma kasidesi gibi çeşitli mülemmâlar Farsçanın içinden yavaş yavaş Türkçeyi de hissettirmeye başlar. zira yüksek soydan bir kimseye yakışacak olan öylece yüksek söz olmalıdır. Arapçanın da yerine geçerek edebiyatın asıl dili sayılmakta olan Farsça ile yazıyorlardı.7 Harezmşahlar ve Abegliler’in hâkimiyet kurdukları. Bazılarının. Türkçe .” diye açıklamalarına karşı. bununla Gazneli Sultan Mahmud’a telmihte bulunulduğu şeklindeki yorumlarına ve “Bizim vefamız Türklerinki gibi de değil ki kırılsın. hikâyeyi yazarken Türk sıfatlık bize vefa değil. İranlı nüfusun ağır bastığı bölgelerde daha yazı dili olma durumuna geçmemiş bulunuyordu. Bu ortamda Nizâmî-i Gencevî’nin Türk diline karşı yüksek tabakanın tutum ve zihniyetini aksettiren bir ifadesini hatırlamak yerinde olacaktır. Bazılarının ana dilleri namına yapabildikleri ise Farsça şiirleri arasına serpinti kabilinden Türkçe kelimeler ve ibarecikler koymaktan ileri geçmiyordu. İran edebiyatı hayranlığının hüküm sürdüğü bu hanedan saraylarında Ferruhî. orada doğrudan doğruya Türkçenin kastedilmiş olduğu üzerinde durularak bu tarz yorumlanmayı haklı gösterecek hükümler yürütülmüştür. Enverî. kasten birkaç manaya çekilecek surette yazdığı bu ifadelerinde. Onun ifadelerinin bu yönden yorumlandığı bazı tercümelerini. Hakân-ı Kebir Minuçihr’in oğlu Şirvanşah Hükümdarı Celâlüddevle ve’d-din Ebü’l Muzaffer Ahistan. Muizzî. Hüsrev-i Dihlevî gibi Türk asıllı şairler şiirlerini Türkçe değil. Türklere yaraşır söz söylemek bize yakışmaz. devrin saray insanının Türkçeyi kendisine ve içinde bulunduğu yüksek muhite layık bir dil görmeyen tavrı ortaya çıkar.” yolunda bir ifade kullanır. meselenin daha iyi görülebilmesini sağlamaları bakımından zikretmek yerinde olacaktır: “Bak.

asrın ikinci yarısından itibaren yeni ve kesintisiz bir hâkimiyet kurduğu Anadolu Selçukluları Türkiye’sinde. C. Divan edebiyatı dediğimiz İran edebiyatı estetiğinin mahsulü klasik şiire ilkin kendi ana dilleri yerine Farsça ile başlamışlardı.g. IX.. içinde bulunulan bölgelere ve oralarda mevcut değişik şartlara göre olmuştur. Farsça şiirler arasındaki Türkçe kelimeler bu geçişin ilk basamakları. bölgede gittikçe kuvvet kazanmaya başlayan tasavvuf cereyanıdır. Yüksek sülaleden doğan atama yüksek söz lazımdır. yerleşme devresinin ilk gaileleri aşılıp siyasî ve iktisadî istikrara erişildiği XII.e. Mülemmalar. ilk habercileridir. Alaeddin Keykubad devrinden başlayarak tasavvufî düşünce hız kazanır. Öte yandan yine aynı sebeplerle bu defa Orta Asya ve özellikle Horasan sahasından Türkmen şeyh ve dervişleri de bu çağda akın akın Anadolu’ya gelirler. İstanbul 1994. Böylece XIII. doğrudan 11 Akün. Büyük merkezlerde Farsça bilen şehir halkına aynı dille hitap eden eserler yanında. tasavvufî fikriyatını geniş halk tabakalarına yaymak şevkiyle yazılan dinî ve tasavvufî eserlerde Oğuz Türkçesi edebiyat ve yazı dili hüviyetiyle kendini göstermeye başlar. a. Farsçadan Türkçeye geçiş vakıası. Nisbelerinden Anadolu’da doğdukları veya burada yetiştikleri anlaşılan yerli şairlerin eser ve şiirlerini hep Farsça ile yazdıkları bu devrede Türk diliyle yazılı bir edebiyattan henüz nişan dahi yoktur. İzzeddin Kılıçarslan zamanından bu yana edebiyat dili ve sıfatı ile Arapçadan daha öne çıkan Farsçanın şiirde. asrın ilk çeyreğinin sonlarına doğru Moğol istilasından kaçıp Anadolu’ya gelen birçok büyük sûfînin tesiriyle I. hükümdar ve devlet erkânının saraylarında rakipsiz bir hâkimiyet ve rağbet elde ettiği bilinmektedir. 392 Diyanet Vakfı Yay. asrın ilk yarısı içinde. Sultan ve emirlerin himayesinde devrin ünlü İran ediplerinin yanı sıra çeşitli ülkelerden ilim ve düşünce adamlarının bir araya geldikleri saraylar ve medreseler Fars diliyle büyük bir edebî ve ilmî faaliyete sahne olmakta. XI. Bu şiirde Türkçeye geçiş azdan aza küçük denemelerle olacaktı.” 11 Türklüğün. XIII. Görülen şudur ki adı geçen bu merkezlerdeki Türk asıllı şairler. . Anadolu’da Türk diliyle yazılı bir edebiyata varışta gözden kaçırılmaması gereken diğer bir husus.8 konuşmak bize yakışmaz ve vefa değildir. asrın ikinci yarısından sonra. “TDV İslam Ansiklopedisi”.. bu dilde birçok fikir ve edebiyat eseri meydana getirilmekteydi.

393. zamanla kendi mecralarından beslenerek ve özgün yapısıyla bir devir edebiyatının Osmanlıca veya Osmanlı Türkçesi tabir edilen dilini oluşturacaktır. dağınık mısra. Tanzimat’a kadar 12 Akün. hakkındaki farklı ölüm tarihlerine göre 1220’den yahut en geç 1250’den önce yazılmış olan Çarhnâme’sinde bu edebiyatın günümüze gelmiş ilk örneğiyle karşılaşılır. Başlangıçta tamamıyla bu dillere gösterilen itibar. Farsça yazılmış olsalar da Mevlâna Celâleddin’in Divan-ı Kebir’ini dolduran gazellerdeki aşk terennümleriyle Anadolu’da klasik edebiyat ve onun asırlara yayılan özel dili Osmanlıca üzerinde derin tesirler yarattığı şüphesizdir. Oğuz Türkçesinin Anadolu’daki ilk şairlerinden biri sayabileceğimiz Horasanlı Ahmed Fakih’in. Diğer taraftan 1228’de Konya’ya gelmiş olan Mevlâna Celaleddin-i Rûmî’nin şiirlerinde Türkçe başlı başına bir manzume çapına çıkamasa da beyit seviyesine yükselen dağınık ifadeler halinde kendini gösterir. beyit ve mülemmalardan ibaret kalmayıp sayısı on ikiyi bulan gazelin başından sonuna kadar yer alabilecek duruma gelir. Sultan Veled bununla da yetinmeyerek İbtidânâme’sinin yetmiş altı beytiyle Rebâbnâme’sinin 162 beyitlik bir bölümünü de Anadolu Türkçesi ile meydana getirir. Gerek on bin beyitlik İbtidânâme’sinde gerekse sekiz bin beyitlik Rebâbnâme’sinde Türkçeye hâkim olamadığını bildiren sözlerinde onun aruzlu ifadede nasıl zorlandığı. 12 Osmanlı Türkçesi. . Sultan Veled’in Türkçe mısraları ise daha sonra geleceklerin bir nevi öncülüğünü yapar. Sultan Veled’in büyük Farsça Divan’ında Türkçe. bu yüzden her ikisinde ara yerde yaptığı bu Türkçe çıkışlardan sonra söyleyeceklerini daha rahat anlatabilmek için yine Farsçaya döndüğü görülür. Tarihsel süreç içerisinde oluşumuna kaynaklık eden İslamî referanslardan sonra Osmanlıca çeşitli devinimler sonucu üç döneme ayrıldı.9 doğruya Farsça bilmeyen bir kitleyi irşâd gayesini güden Türkçe dinî-tasavvufî bir edebiyatın doğuşuna şahit olunur. yukarıda zikrettiğimiz muhtelif dönemlerde özellikle İslam kültür ve edebiyatıyla münasebetler sonucunda teşekkül etmiş ve ilk edebî nüvelerini Arap ve Fars dilleriyle icra etmiş olmalarının tabiî sonucu olarak teşekkül etmiştir. Oğlu Sultan Veled’de ise Türkçe çok daha ileri bir mevki kazanır.

Osmanlıların kuruluş döneminde (14. Şeyh Galip gibi şairlerle Âşık Çelebi. Şeyhî. giderek büyük önem kazandı. sıfat ve fiillerin yanı sıra. hatta 17. Klasik Osmanlıca: 16. Şiir dilinde de sık sık Arapça ve Farsçaya uygun tümcelerle eylemsiz. Gülşehrî. Bununla birlikte. yüzyılda da sürmüştür. Nef’î. Bizans’ın Osmanlılarca yıkılmasından sonra. Ahmed-i Dâî. Eski Osmanlıca döneminde bir süs ögesi olarak kullanılan seci. Tanzimat döneminde. Öğretici eserlerinde yalın bir Türkçe kullanan şair. Arapçadan alınma öğeler arasında Arapça ad. yüzyıl boyunca. Âşık Paşa. Klasik Osmanlıca Bâkî. yazar ve bilginler hüner ve ustalıklarını göstermek istediklerinde bu sanat dilinde yazmayı seçerler. özellikle de İranlı şair ve bilginleri kendisine çekti. 15. Eski Osmanlıcanın özellikleri 16.yy. Anadolu Selçukluları döneminde ilk ürünlerini veren edebî dil daha da gelişmeye başladı. Ayrıca İslam bilimlerinin okutulduğu medreselerin Arapçaya verdiği önem ile bilim ve sanat çevrelerinin Farsçaya verdiği değer Türk edebiyatının Arapça ve Farsçaya daha çok yaklaşmasına sebep oldu. yüzyılın ikinci yarısı bir geçiş dönemi olmakla birlikte.) Karamanlılar ve öbür beyliklerin Türkçeyi resmi dil kabul etmeleriyle birlikte. Eski Osmanlıca görece yalın ve Türkçe sözcük dağarcığı zengin bir dildi. etken ve . Necatî ve Ahmed Paşa gibi yazarların eserlerinde Türkçe sözcükler ve dil bilgisi özellikleri ağır basıyordu. Eski Osmanlıca: Anadolu Selçukluları dönemini içine alarak 15. Osmanlıcanın tarihi Eski Osmanlıca (Eski Anadolu Türkçesi). siyasî birliği kurmak amacıyla “Millet-i Osmaniye” kavramını kullanan aydınlar tarafından Osmanlı topraklarında konuşulup yazılan Türkçeye “Osmanî” (Osmanlıca) ya da “Lisan-ı Osmanî” adı verilir. Kadı Burhaneddin. Veysî ve Nergisî gibi yazarların verimlerini kapsayan divan edebiyatının dilidir. Klasik Osmanlıcada hem Arapça hem de Farsça ögelere çok yer verilmiştir. Mercimek Ahmed. yüzyılın sonuna değin gelir. 15. öznesiz dizeler ve beyitler kullanılmaya başlanır. Nedim. yüzyılın başından 19. yüzyılın ortasına değin süren bu evrede Arapça ve Farsça sözcüklerin yanı sıra bu dillerin kurallarının da benimsenmesiyle Osmanlıca halk dilinden giderek uzaklaşarak yüksek tabakaya özgü bir dil niteliğini kazanır. Nâbî. yüzyıla kadar İstanbul’da başlayan saray yaşamı Türk şairlerin yanı sıra Arap.10 “Lisan-ı Türkî” diye tabir edilen dil. Süleyman Çelebi. Klasik Osmanlıca ve Yeni Osmanlıca olmak üzere üç döneme ayrılır.

Aslında Tanzimat yazarlarının ortaya attığı sözcüklerin hepsi yeni değildi. XVII. 229 İstanbul 1989. çokluk. alet ve küçültme belirten sıfatlar. Yeni Osmanlıca: Tanzimat’ın ilanıyla birlikte Batı etkisinde gelişen Tanzimat ve Servet-i Fünûn edebiyatının dilidir. Eskiden olduğu gibi bu dönemde de süslü ve yalın düz yazı birlikte varlığını sürdürdü. Geliştirilen yeni dil. dil çevresi bakımından üçlü bir terkibin ürünü olan Osmanlıca. dünya görüşü ve yaşama biçimlerini Osmanlıcanın imkânlarıyla karşılamaya çalıştılar. Dili ustalıkla kullanmalarına karşın. her ne kadar sözcükleri. yaptıkları değişiklikler sonucunda Yeni Osmanlıca zor anlaşılır bir dil durumuna gelir. ad ve sıfat tamlamaları. yapıcılık ve layıklık belirten sıfatlar. Ayrıca Osmanlıcaya Fransızcadan bazı deyimler soktular. 19. oran. “güzel”i yaratmaya yönelince. 13 Komisyon. Namık Kemal. birçok bağlama ve ünleme ilgeciyle sayılar yer alır. Batı uygarlığı etkisinde gelişen yeni gereksinim. etnisitiye dönüş nedeniyle terk edilen kadim bir edebiyat ve tefekkür dili olarak anılacaktır. tamlamaları ve yeni kavramları karşılayan deyimleriyle değişik bir nitelik kazandıysa da. meslek. Arapça ve Farsça sözlüklerden birçok eski sözcük aktardılar. Servet-i Fünûn yazarları. yeni ve değişik bir dil arayışına girdiler.11 edilgen eylem ortaçları. abartma ve küçültme belirten adlar. yüzyılın ortasından Yeni Lisan ve Millî Edebiyat akımlarının başladığı 1911’e değin süren bu dönemde. benzetme. “Ana Britannica”.. Tanzimat’tan sonra çıkan gazete ve dergiler geniş bir kitleye seslendiklerinden. C. 13 Cumhuriyet sonrası yeni devlet konseptinde. Ziya Paşa ve Recaizâde Ekrem gibi ünlü şair ve yazarlar. sözcükler tamlama oluşturacak biçimde yan yana getirildiğinde yeni bir nitelik ve özel bir anlam kazanıyordu. eğitimlerini divan edebiyatından aldıkları için Klasik Osmanlıca yazmayı sürdüren Şinasi. yine üst tabakanın ve aydınların dili olmaya devam etti. . o dönem için yalın sayılabilecek bir Osmanlıca kullandılar. erillik ve dişillik kategorileriyle birlikte yer adları yapmaya yarayana ilgeçler. Ana Yay. Osmanlıca. deyim ve terimler Arapça ve Farsça tamlamalarla karşılandı. Bu dönem Osmanlıcasına da hem Arapçadan hem de Farsçadan yeni sözcük ve kavramlar girdi ve Batı’dan alınan kavram. Arapça köklerden yeni sözcükleri türettiler ve eski sözcüklerden yeni tamlamalar oluşturdular. eylemden türeme sıfatlar.

Bu da gösteriyor ki kelime iki yönden anlam kaymasına uğramıştır. bir şeye akıl yormaz. anlaşılmaz. el-Mubâhü’l-Munîr.i. Bu kelimenin kullanılışı Tasavvuftan geçmiştir. 2005. Osmanlıcada ise. Arapçada çoğul olarak kullanılan bu kelime.” gibi anlamlarda kullanılmıştır. İstanbul. Nefislerini ruhlarına bedel ettikleri. Ancak “Abdal” kelimesi daha sonraları Osmanlıcada ve Türkçede tekil anlamında: “Ahmak. Günümüz Türkçesinde de bu şekilde kullanılmaktadır. Bu anlamın dışında Osmanlıcada “kimi gezgin dervişlere verilen san. 14 15 16 15 Ahmet b. Denilebilir ki bu kelimeler Arapçadan Osmanlıcaya geçerken tekil hallerini yitirmişlerdir. BÖLÜM ARAPÇADA CEMİ’ (ÇOĞUL) İKEN OSMANLICADA MÜFRET (TEKİL) OLARAK KULLANILAN BAZI KELİMELER Bu kategoriye giren kelimeler Arapça asıllarında çoğul oldukları halde Osmanlıcada tekil olarak algılanmış ve hatta birçoğunun tekil hali Osmanlıcaya alınmamış ve kullanılmamıştır. derviş adam. ad. Ali el-feyûmî. yahut erenlerden biri ölünce Allah tarafından bir başkasının onun yerine geçirilmesi dolayısıyla Hak âşıklarının bir kısmına “abdâl” denilmiştir. Bu kelimenin tekili olan “acîbe” kelimesi Osmanlıcada kullanılmayıp onun yerine tekil manada “aca’ib” kelimesi kullanılmıştır. Aca’ib ‫( ﻋﺠﺎﺋﺐ‬a. 14. İskender. Safderun.y. karşılık” 14 anlamına gelen “bedîl” kelimesinin çoğuludur. 39 Beyrut t. Kâmûs-i Türkî.): Arapçada “acîbe”nin çoğulu olarak kullanılan bu kelime “Tuhaf. 16. 16 Sami.): Birinin yerine geçmek.i. garip” anlamlarında kullanılmıştır. Şimdi bu gruba giren kelimeleri gözden geçirelim: Abdal ‫( اﺑﺪال‬a. I. Öte yandan bu kelime Arapçada isim olduğu halde Osmanlıcada sıfat olarak kullanılmıştır. . Ankara 1995.12 II. değiştirmek. Şemsedddin. Pala. dilenci kılıklı üstü başı perişan kimse” anlamında da kullanılmıştır. diledikleri zaman diledikleri yerde kendilerine bedel birer cesetle görünebildikleri. bir tek kişi için kimi zaman “ahmak” kimi zaman “Salih kimse” manasında kullanılmıştır. Muhammed b. Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü.

Denilebilir ki bu kelime hem anlam hem de lafız olarak değişikliğe uğramıştır. terbiyeler. 21 Sami. beden yapısı. Örneğin. insanlar. Örneğin: Bizm bu ilde çok ahbablarımız var.e. Ahlâk ‫( اﺧﻼق‬a. bünye” anlamlarına gelmektedir. Oysa doğrusu “Her şeyin bir edebi vardır. 82.i. Arapçada çoğul olarak kullanılan bu kelime Osmanlıcada ve günümüz Türkçesinde tekil olarak kullanılmaktadır. yaratık.” şeklinde olmalıydı.): “Hulk” kelimesinin çoğuludur. “Akrabalara bayram ziyaretine gideceğiz. Ancak Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde kelime tekil olarak kullanılmaktadır. yaratılıştan gelen özellik. 19 Mutçalı.” gibi. Serdar.): “edebe” fiilinin mastarından türetilmiş çoğul bir isimdir.): Arapçada “karib” kelimesinin çoğuludur ve birden fazla kişi için kullanılmaktadır. yapı. yapma. yaratıklar. Divan Edebiyatında daha çok “Habibullah” (Allah’ın sevgilisi) şeklinde peygamberlerimiz için kullanılmaktadır. “Ahlâk” kelimesi ise. 245.e. kişilik” 21 20 19 anlamlarına gelmektedir. a. sevgili” gibi anlamlara gelmektedir. utanmalar. a. Ahbâb ‫( اﺣﺒﺎب‬a. a.13 Âdâb ‫( اداب‬a. 217.) : Arapçadaki “Habîb” kelimesinin çoğuludur. İstanbul 1995.g. “yaratma. Osmanlıcada: “İnsanın yaratılıştan getirdiği yada terbiye ile elde ettiği manevî ve kalbî durumlardır. mahlukat.g.i.g. Mesela günlük kullanımda “Her şeyin bir âdâbı vardır. Akrabâ ‫( اﻗﺮﺑﺎء‬a. “İncelikler. ilk kez yapma. usûller. Pala. beşer. mizaç. Çoğul olarak kullanıldığında sonuna “-lar” çoğul eki getirilmektedir. a.i. 245.” “Ahlâk” kelimesi çoğul olmasına rağmen Osmanlıcada tekil anlama gelecek şekilde kullanılmıştır: “Yaptığın ahlaksızlıklara rıza gösterecek değilim. Görünürde hiçbir anlam kayması bulunmamaktadır. “huy.e. Mu’cem’ul-Arabiyyu’l-Hadîs. ademoğlu. “Sevilen. Mutçalı. “Hulk” sözcüğüde Arap dilinde. 9. Bunun yanı sıra bu kelimenin Arapça şekli “ekriba”dır.” şeklinde kullanımları vardır.i. 18 Ancak günümüz Türkçesi’nde bu kelime tekil anlama gelecek şekilde kullanılmaktadır. 20 Mutçalı. mahluk. karakter.” gibi. 18 17 . kaideler” 17 gibi anlamlara gelmektedir.g.e.

listeler” 28 anlamlarına gelen “beyan” kelimesinin çoğuludur. Amele ‫( ﻋﻤﻠﮫ‬a. Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde kelime tekilmiş gibi kullanılmaktadır. 29 Dolayısıyla bu kelime. Bekir – Kahraman.): Arapçada “Beyannameler. a. Bekir – Kahraman. 142. ırgat. a. Hayrettin. söylev. Osmanlıcada.e. sınıf. 27 Sami. 24 Mutçalı.” “Amil “ lisanımızda bu manayla kuıllanılmaz bunun cem’i olan “amele” kelimesi Türkçede müfret gibi kullanılır. Sami. haberler. 25 Sami.e. demeç. Osmanlıcada.g. emsal. "[denk] rakip. 30. Özellikle günümüz Türkçesinde sık olarak yanlış kullanılan bir sözcüktür.): Arapçada “a’zâ”. denk.g. “organ. benzer” anlamlarına gelen “kırn” kelimesinin çoğuludur. 29 Topaloğlu. Beyanat ‫( ﺑﯿﺎﻧﺎت‬a. a. Osmanlıcada.g.” gibi. Arapça. 82. küfüv. 599. dost.” veya “Bu konuyu mutlaka akranlarınla görüşmelisin. “Bir şeyin 26 25 anlamındaki “uzv” (altı) riyasetinde tahtı (başkanlığında) olarak bir meclis veya heyeti terkîb eden efradın heyet-i mecmuası ve her biribu mana ile müfred-i Arabiyyesi (Arapça tekili) olan “uzuv” asla ist’mâl olmadığından hem cemi’ (çoğul) hem de galat olarak müfret (tekil) gibi kullanılır. “Birden fazla açıklama. açıklamalar. A’zâ ‫( اﻋﻀﺎء‬a. İstanbul 2005.e. a. 951. gündelikle ağır işlerde bulunan adam. “Rençber. bildiri” içermektedir. a.g.g. çalışmak” 24 gibi anlamlara gelen “amile” fiilinin çoğuludur. 26 Topaloğlu. 131. 118 23 22 .i. “Nutuk.i): “Yapmak. 703. a. yaş. Mutçalı.i.e.” 27 Kelimenin her iki dildeki manalarında hiçbi fark yokmuş gibi görünse de bu kelime Türkçede yanlış olarak kullanılmaktadır. a. akran.g. işlemek. a. rutbe.g. “Eşler. Bu sözcük Türkçede tekil anlama gelecek şekilde kullanılmıştır: “Akranımla beni karşı karşıya getirme. 30 Devellioğlu. demeç” 30 gibi manaları anlamlarında kullanılmıştır.Türkçe Yeni Kâmûs.g. Bazen olumsuz bir manaya gelecek şekilde de Türkçemizde kullanılmaktadır: “Amele gibi adam.14 Akrân ‫( اﻗﺮان‬a. 272.e. izahat. Mesela konuşurken “uzuvlarımız. denk ve benzer olanlar” 23 22 anlamlarına gelmektedir.e.i. 28 Mutçalı. üyelik” kelimesinin çoğuludur.): Arapçada.e. ondan ne olur!” gibi. (resmî) raporlar.e. Osmanlıcada. organlarımız” yerine “azalarımız” denir. halce.

“otorite.” Emlâk ‫( اﻣﻼك‬a.g.e. Günümüz anlamlarında Türkçe’sinde bu sözcük genellikle tekil anlamda kullanılmaktaır. kıyafetler” 35 34 33 anlamlarına gelmektedir. “Efkâr dağıtıyorum. a. 35 Sami.e.” anlamlarına gelmektedir. 33 Mutçalı. 786. yetke” 36 gibi anlamlara gelmektedir. “Giyecek. a. kaygı” gibi olumsuz anlamlarda kullanılıyor. Osmanlıcada.” gibi.g. Elbise ‫( اﻟﺒﺴﮫ‬a. Efkâr ‫( اﻓﻜﺎر‬a. a. servetler.e.15 Örneğin: “Bakan beyanatlarında şunları ifade etti.g. 238.i. 34 Mutçalı. “Ecdatlarımıza layık olamadık. libas. endişe. maksat” anlamlarına gelmektedir.” veya ilgili makama beyanatta bulundum”gibi. büyükbabalar” 32 31 anlamlarına gelmektedir.’den mutlaka kendinden istifade edilen şeyler. Ancak Günümüz Türkçesi’nde ve Osmanlıcada tekil anlamda kullanılmaktadır. tasa. Arap dilinde. dedeler. “Giyecekler. gayr-ı menkuller” gibi anlamlara gelmektedir. İkinci kaymaya gelince. “büyükbaba.i. 847. “Emlak” kelimesi ise.e. vesvese.” gibi.i. fikir.g. 106. Ancak konuşma dilinde bariz farklılıklar vardır. “Mallar. düşünce. Arapçada “mülk”. 32 31 . Ecdâd ‫( اﺟﺪاد‬a. “Düşünceler.): “Düşünme.): “Libâs” kelimesinin çoğuludur. Erzâk ‫( ارزاق‬a. Osmanlıcada. fikirler. Mesela. Osmanlıcada. Arap dilinde “ced” kelimesi.i. a.e.i. “Yiyecek vb. vesvese.g. Bu kelime konuşma dilinde iki yönden anlam kaymasına uğramıştır. 153. cet” “Atalar. mülkler.): “Meleke” fillinden türetilmiş bir isim olan “mülk” kelimesinin çoğuludur. niyet. a.) : “Cedd” sözcüğünün çoğuludur. dede. Birincisi bu kelime çoğunlukla konuşma dilinde “endişe. Devellioğlu. elbiseler. rey” anlamlarına gelen “fikr” kelimesinin çoğuludur. görüş. Mutçalı. Arapçada. Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde bu kelime tekil anlamda kullanılmış ve kullanılmaktadır.) : “Razaka” fiilinin mastarı olan “rızk” sözcüğünün çoğuludur. a. ata. kullanılmıştır. Örneğin: “Yemin törenine katılmak içn yeni elbiselerimi giydim. 671. güç. kılıklar.g. 36 Mutçalı.e. düşünme. bu sözcük çoğul olduğu halde tekilmiş gibi kullanılmaktadır. Osmanlıcadaki anlamlarıyla Arap dilindeki anlamları aşağı yukarı aynı.

caniler.g.e. yenilecek içilecek şeyler.g.e. yük kapasitesi. yük.e. “Yanlar. Osmanlıcada. Eşkıya’ ‫( اﺷﻘﯿﺎء‬a. suçlular” 40 39 gibi anlamlara gelmektedir. “Bütünün özelliklerini taşıyan parçaları.s.” 38 gibi anlamlara gelmektedir. bağışlar. “sınf” kelimesinin çoğuludur.i): Arapçada “Taraf” kelimesinin çoğuludur. Daha sonraları bu çoğul anlamından uzaklaşarak tekil olarak kullanılmış ve günümüz Türkçesinde de tekil olarak kullanılmaktadır: “Köyün yakınlarında bir eşkıya vuruldu. ruh sahibi olmayan maddeler” manalarına gelmektedir. kötü durumda.s): “Şakîy” kelimesinin çoğuludur. Osmanlıcada. sıkıntıda olanlar. a. kıyılar. 284.” gibi.g. malzeme. Eşya ‫( اﺷﯿﺎء‬a. 42 Mutçalı. nev’ileri. Hayrettin.” gibi. Osmanlıcada genellikle “el sanatları ya da küçük ticaretle geçinen kimseler” anlamına gelmektedir.): Arapçada. uçlar. “Dağ hırsızları.g. a.” veya Eşkıyalar şehre indi. 135. a. “Şeyler. çamaşır. 453.): Arapçada. her aybaşında askere verilen maaşlar. Bekir – Kahraman. 39 Mutçalı.g. yatak vs. Etrâf ‫( اﻃﺮاف‬a. 41 Mutçalı.16 yağmurlar.” gibi. Bu sözcük daha sonraları Osmanlıcada çoğul anlamını kaybetmiş ve günümüz Türkçesi’nde de tekil anlamıyla kullanılır olmuştur: “Erzaklar alıp yaylaya çıktık. mülkler” 37 anlamlarına gelmektedir. Mesela: “Esnaflar yönetimden memnun değil. azıklar” manalarına gelmektedir. 464. Bekir – Kahraman.e. elbise. Osmanlıcada. Hayrettin. cihetler” 42 gibi anlamlara gelmektedir. a. şanssızlar.e. vasıfları. nesneler” 41 anlamına gelen “şey’” kelimesinin çoğuludur. Topaloğlu. 230. hainler.g. 38 37 . Esnaf ‫( اﺻﻨﺎف‬a. a.e. 40 Devellioğlu.i. Eşya kelimesi gerçekte çoğul olduğu halde tekil olarak algılanan bir kelime olup “Yazlığa giderken bir tek eşya bile getirmemiş. “yiyecek. içecek. haydutlar” anlamındadır.” veya “Eşyaları arabaya yüklemeye unutmayın!” gibi örneklerini çoğaltmak mümükündür. “mutsuzlar. 520. Günümüz Türkçesi’nde resmi ifadelerde doğru olarak kullanılmasına rağmen konuşma dilinde çoğul anlamında kullanılmaktadır. a. “Mefruşat vesair levazım. Osmanlıcada ve günümüz Topaloğlu.

a. Mesela: “Evliyalar yüzü suyu hürmetine” gibi. Günümüz Türkçesi’nde tekil anlamda kullanılmaktadır. 48 Mutçalı. Beyrut 1967 45 Devellioğlu. Cubrân Mes’ûd.): Arapçada “velede” fiilinden türetilmiş bir mastar olan “velet” kelimesinin çoğuludur.y. Evrâk ‫( اوراق‬a.): “Velî” kelimesinin çoğuludur. oğullar. Arapçada. Bekir – Kahraman.i): “Fakîr” kelimesinin çoğuludur. a. nesil” anlamlarında kullanılmıştır. Hayrettin.e. Günümüz Türkçe’sinde “evrak” sözcüğü tekil anlamlarda kullanılmaktadır: “Evrakları aldın mı?” gibi. “Yakın.g. bitişikler. yazılmış kâğıtlar. “Velîler.g. 44 43 . “Her doğrulan kimse hem erkek hem de bayan için kullanılır. mektuplar tezkereler. Fukarâ’ ‫( ﻓﻘﺮاء‬a. Osmanlıcada. y. 324. musluk.): “Varaka” fiilinden türetilmiş bir mastar olan “varak” kelimesinin çoğuludur. “Fakirler 49 48 Doğan. kağıtlar kağıt paralar. sülale. ekseriyetle bir yapraktan ibaret matbu gazeteler vs. destek verenler.e. sahipler” gibi anlamlara gelmektedir. a.17 Türkçesi’nde hem tekil hem de çoğul anlamlarında kullanılmaktadır. Osmanlıcada. Evliya ‫( اوﻟﯿﺎء‬a. 355. yardımcılar. tahrirler. 46 Mutçalı. Bu misalin manası bir Arab’ın düşündüğü gibi düşünülecek olursa şöyle bir anlam çıkar: “Velilerler yüzü suyu hürmetine” gibi anlamsız bir ifade ortaya çıkar..g.i. a. yaldızlama kağıtları” anlamlarına gelmektedir. “Omurgası kırık. 1013 47 Sami.i. komşular. velâyet ve kerâmet sahibi. Evlat ‫( اوﻻد‬a. “yapraklar. “çocuklar. 975 49 Topaloğlu. 223. a. yoksul. D. “ağaç ve ot yaprakları. Osmanlıcada. 289.e. “Evlat” kelimesi günümüz Türkçesi’nde tekil anlamda kullanılmaktadır. efendiler. banknotlar. lüle. “evladım Kur’an’ın yasakladığı fiillerden uzak dur” gibi. Er-râid. Ayrıca günümüz Türkçesi’nde mecaz olarak “çevre” anlamını da kazanmıştır.e. Osmanlıcada.g.e. 1626.g. yaldızlanması meram olunan şeye yapıştırılmak üzere döğülmüş altın sayfası veya taklidi. Büyük Türkçe Sözlük. Arap dilinde. (metal) plakalar” anlamlarına gelmektedir.i. hakka yakın adam” 47 46 anlamlarındadır. yakında olanlar. Mesela: “Evlatlarımı kaybettim”. ilk sayfadan ibaret yapraklar. veliler. kızlar” 45 44 43 gibi anlamlara gelmektedir. 1994. derviş” manalarına gelmektedir. Mehmet. Ülke Yayınları.

nihayetler” gibi anlamlara gelmektedir.e. Mutçalı. 153.Türkçe Ansiklopedik Lugat.): Arap dilinde “Melek” kelimesinin çoğuludur. süratle yürümek” anlamlarına gelen “Se’a” fiilinden türetilmiş bir isimdir. a. Ayrıca bu sözcük Osmanlıcada daha çok tekil anlamda kullanılmıştır. “Olaylar.i. bucaklar” 54 53 anlamlarında kullanılmıştır. iki şeyi birbirinden ayıran fasılalar. çabalamalar” gibi anlamlara gelmektedir. “sınırlar.i. “Fukaranın kimi kimsesi yoktu. çok halîm ve çok mâsum adam” anlamlarında kullanılmıştır. sa’y etmek. 322. Hudûd ‫( ﺣﺪود‬a. vakalar.” gibi.): Arap dilinde. Devellioğlu. Örnek Sözlük. kastetmek. 55 Yolcu. uçlar. 53 Cubrân Mes’ûd. gitmek.e.): Apap dilinde “Hadîs” kelimesinin çoğuludur.g. Günümüz Türkçesi’nde bazen de Osmanlıcada tekil anlamlarda kullanılmaktadır: “Türkiye Cumhuriyeti’nin hudutları kanla çizilmiştir. Osmanlıcada. hadiseler. 52 Devellioğlu. çabalamak. Ankara 1996. 54 Devellioğlu. Mesâî ‫( ﻣﺴﺎﻋﻲ‬a. Görüldüğü gibi sözcüğün her iki dildeki anlamları aynı olmasına rağmen Osmanlıcada bu kelime tekil anlamda kullanılmıştır. mevzular. “ilgi ile karşılanan haber. konular. “Nezd-i ilahiye bulunan ruhaniyyûnun her biri. çalışmak. 408. Bu sözcüğün Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde kullanımı tekildir: “Bugün havadislerde ne var?” veya “Son havadislerden bahset. yeni söz” 52 51 anlamlarına anlamlarında kullanılmıştır. Osmanlıcada. 452.e. Kelime çoğul olmasına rağmen Osmanlıcada tekil olarak 55 kullanılmaktadır. Melâike ‫( ﻣﻼﺋﻜﮫ‬a. muhtaçlar” 50 gibi anlamlara gelmektedir.g.” gibi. Ferit. Görüldüğü üzere kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam daralması söz konusudur.g. “Çalışmalar.” gibi. Ferit. (mecazi) çok güzel. 51 50 . hiç yalan söyler mi?” gibi.18 yoksullar. Ankara 1970. a. a. 553. 425. “Koşmak. “Melaike gibi adam. talihsizlik mevzuları” gelmektedir. Osmanlıca. Günümüz Türkçesi’nde de tekil anlama gelecek şekilde kullanılmaktadır. “Melekler anlamına gelmektedir. Osmanlıcada.i): “Arapçada “hadd” kelimesinin çoğuludur. İsmet. Ferit. Havâdis ‫( ﺣﻮادث‬a. “sınırlar. kozlar.i. cehdler. Osmanlıcada.

Ruhlar. reform. cevherler. ıslah etme.i.e. Bu kelime Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde tekil anlama gelecek şekilde kullanılmaktadır: “Talebeler İstiklâl Marşı’nı söylemek için sıraya girdiler. 60 Mutçalı. gözler. kanûn koyma. Osmanlıcada. Teblîgât ‫( ﺗﺒﻠﯿﻐ ﺎت‬a. hayatlar. kendileri. canlar. Osmanlıcada. iştahlar” gibi anlamlara gelmektedir. Kelime olarak Arap dilinde. “Bir maaşla dokuz nüfûsa bakıyorum. 1512. insanlardaki hayvaniyetler. hayvânî hayatlar.g.ve günümüz Türkçe’sinde “tekil” anlamıyla kullanılmış ve kullanılmaktadır. 59 Topaloğlu. . düzeltmeler.g.g.e. ulaştırmalar.19 Nüfûs ‫( ﻧﻔﻮس‬i): Arapçadaki “nefs” kelimesinin çoğuludur. a. yoluna koymalar. nutfeler. hayatlar. düzene koyma. a.g. talep ediciler. canlar. “Tebligât” kelimesi Osmanlıcada -son dönemlerde. kendileri. şehvete.e. 57 56 “Nüfûs” kelimesi günümüzde ya tekil olarak kişi anlamında ya da topluluk ismi manasında kullanılmaktadır. içmek gibi maddi ihtiyaca olan eğilim. 904.g. ayarlama.e. a. asıllar. 378.g. Bekir – Kahraman. 245. Tanzîmât ‫( ﺗﻨﻈﯿﻤ ﺎت‬a. “Talepte istekte bulunanlar. ihbarlar” 60 anlamlarına gelmektedir. Talebe ‫( ﻃﺎﻟﺒﮫ‬i): “Talebe” fiilinden türetilmiş bir ism-i fail olan “tâlib” kelimesinin çoğuludur. merkezleri.i. Bu kelime de “ulaşmak. a.” gibi. 61 “Yetiştirmeler. 525. Hayrettin. a. resmî kağıtlar. 70. nakiller.” gibi. yetişmek. a.e. Osmanlıcada. eriştirmeler. mayalar. olmak” anlamlarına gelen “Beleğe” fiilnden türetilmiştir. merniler. bir şeyin mülhakatından sarfı nazarla asılları. bildiriler. “Ruhlar.” 62 gibi anlamlara gelmektedir. insanlardaki hayvaniyetler. 1466. nesir ve 56 57 Mutçalı.” gibi.e. sular” anlamlarına gelmektedir. 61 Sami. düzen vermeler. “Tanzîm” kelimesi Arapçada “düzenleme. Sami. istekler.g. bilhassa mahkemeye ait yazıları ilgiliye imza karşılığında verme” manalarında kullanılmıştır. lise ve üniversite öğrencileri. duyurular. 62 Cubrân Mes’ûd. “Bana bu olayla ilgili teblîgât yapılmadı. götürmeler. “Tebliğler.): “Belleğa” sülasi mezid rubai fiilinin mastarı olan “teblîğ” kelimesinin çoğuludur. a. düzenlemeler. 58 Mutçalı.e. şahıslar zatlar.) : “Nazzame” sülasi mezid rubai fiilinin mastarı olan “Tanzîm” kelimesinin çoğuludur.” 59 58 gibi anlamlara gelmektedir.

“Bu konuda ulemaya tanışmak lazım. 66 Devellioğlu. 67 Mutçalı.e.” gibi.e. garip iş. az bulunur hoşa giden şeyler. a. (ayet. “Tenzîlât” kelimesinde “tenzîl” kelimesinin çoğuludur.i. 68 67 Devellioğlu. kök. “Tuhfe” kelimesinin çoğuludur.g.) : “ ‘Alime” fiilinin ism-i failinin çoğuludur. a.g. inzal etme. anlaşılmaz. çoğul olduğu halde tekil olarak kullanılmaktadır. Görüldüğü gibi kelime Arapçada çoğul olmasına rağmen Osmanlıcada tekil anlamda kullanılmaktadır. gülünç. Usûl ‫( اﺻﻮل‬a.g. Kelime çoğul olmasına rağmen Türkçede tekil olarak kabul edilen kelimelerdendir. âlimler. kökler. a. başlangıç bilgi.i. Bugünkü Türkçemizde bu kelime.e. Osmanlıcada. “İlim sahipleri. 1338. azaltma. Sultan Abdülmecit zamanında. “Nezele” fiilinin tef’îl kalıbından mastarıdır Arapçada. a. hoşa gitmeyen” gibi anlamlara gelmektedir. 86. “Hediyeler.) : “Tahefe” fiil kökünden türetilmiş bir isimdir. 1346.i.): “Tezîl” kelimesi Arap dilinde. 592. Tenzîlât ‫( ﺗﻨﺰﯾﻼت‬a. başlangıç. hoşa giden şeyler. uzmanlar” anlamına gelmektedir. a. gülünç. “Asıllar. münasebetsiz.g. “ilim sahipleri ilmiye sınıfına mensup olanlara” denirdi. elçi) gönderme.i. Mutçalı.g. az bulunur. “Hediyeler. Tuhaf ‫( ﺗﺤﻒ‬a. 1839 yılının 3 Kasım günü Gülhane’de okunan ve Gülhane Hatt-ı Hümayunu adıyla anılan bir padişah fermanı olup Büyük Reşit Paşa tarafından ilan edilen ıslahat tasarısı ve bu ıslahatın devri” 63 anlamlarına gelmektedir. yol.e. münasebetsiz. “fiyat indirme” anlamına gelmektedir. anlaşılması güç” 66 65 64 anlamlarında kullanılmıştır. bir ilmin veya teniğin asıl mevzuundan önce öğrenilmesi gereken esas. 64 63 . alçaltma. eğlenceli. indirme” anlamlarına gelmektedir. Arapça aslı çoğul olmasına rağmen bu kelime Osmanlıcada konuşma dilinde “tekil” anlamda kullanılmıştır. “Temel. bilginler. peygamber. hoşa gitmeyen (hâl). 65 Mutçalı. 68 Devellioğlu. “İndirme.e. Osmanlıcada. Osmanlı’da ise. a. Arapçada. eğlenceli. Osmanlıca’da.g. orijinal” anlamlarına gelen “asl” sözcüğünün çoğuludur. Ulemâ ‫( ﻋﻠﻤﺎء‬a. 877. şey.20 nazım olarak yazmalar.): Arapçada. 1234. asalet.e.

Modern Türkçede tekil anlama gelecek şekilde kullanılmaktadır.” gibi. hakikat. “vaka.21 yöntem. düzen” 69 anlamlarına gelmektedir. a. Vukû’at ‫( وﻗﻮﻋﺎت‬a. 1004. çarpışma.e. nizam. tertip. a. gerçek. olayların cereyanı. kaide. 71 Devellioğlu.g. gelişimi. 1385. “Bizim usûllerimiz sizinkine benzemez.g. a.e. 70 69 .): Arap dilinde. polisi ilgilendiren hadiseler” anlamına gelmektedir.g.i. Bu kelime Arapçada çoğul olduğu halde Türkçede tekil olarak kabul edilen kelimelerdendir. “olan bitenler. kaza. Devellioğlu. Osmanlıcada. terslik.e. Görüldüğü gibi kelime hem anlam kaymasına uğramış hem de özellikle Osmanlının son dönemlerinde tekil olarak kullanılagelmiştir. dövüş” 70 anlamlarına gelen “vak’a” 71 kelimesinin çoğuludur. olay. Mutçalı. 1350.

BÖLÜM: ARAPÇADAN OSMANLICAYA GEÇERKEN ANLAM DARALMASINA.53 Beyrut t. Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar. a..s. muhteşem (ordu). 73 72 .e. 92.): “Bekere” fiilinden türetilmiş bir sıfattır. “İlk doğan. 110 75 Devellioğlu.): Arapçada. Cezâ ‫( ﺟﺰاء‬a. a. 76 Sami. karşılık” 77 75 74 72 73 anlamlarındadır. bakir.g.g. çömlekçi. “Çekici. “bir şeye verilen mükafat veya ceza. II. daha öncesi olmayan.e. “Çok büyük. bakire er görmedik kız gibi anlamlara gelmektedir.e. 1993. 74 Mutçalı.): Arapçada.s. Ank. Bu kelime Arapçadan Osmanlıcaya geçerken. er görmedik kız” anlamlarında kullanılmıştır.e. Cerrâr ‫( ﺟﺮار‬a.e.g. Osmanlıcada. “İlk doğan çocuk. yeni ve her şeyin evveli” anlamlarında kullanılmamıştır: “Bozulmamış. 77 Ebî Abdurrahman el-Halil b. a. GENİŞLEMESİNE VE KAYMASINA UĞRAYAN BAZI KELİMELER 3. ukûbet. “Arapçada gerek iyi ve gerek kötü karşılık manasına gelip “mükafat” yerine dahi isti’mâl olunursa da lisanımızda yalnız “edilen mukâbele. Ahmet Talat.y. römorkör. 473. a. Bu kelime zamanla Osmanlıcada ve günümüz anlamlarını yitirerek “dilenci=para çekici” 76 bu anlamında gibi anlamlara gelmektedir.g. Onay. büyük olan. dilenci. harp aletleriyle donatılmış kalabalık ordu” Türkçesi’nde kullanılmıştır. Ahmet el-Ferâhidî. arkasından sürükleyen. yeni.g. 1.22 III. kabahat ve cinayet sahibine gerek dünyada ve gerek Mutçalı. ilk. çekici” gibi anlamlara gelmektedir. “cerre” fiilinden türetilmiş bir sıfattır. azâb cürüm. Kelimenin Arapçadaki gerçek manası “genel ve geniş anlamda bir karşılık”tır.Ayn. Anlamı Daralan Bazı Kelimeler: Bikr ‫( ﺑﻜﺮ‬a. Osmanlıca’da. Kitabü’l. bakire. Yani kelime Osmanlıcaya geçerken bu anlamlarını yitirmiştir. 166. 66 Ahterî.i. a.

aşırı davranış. Türkçede bu sözcükten “keramet sahibi.. arka çıkanlar. cani. “velî” kelimesinin çoğuludur. İsmail ve diğer. gaddarlık. canavarlık. 1377 83 Mutçalı. ahlaksızlık. rezalet. bir veya birkaç kişiyle para karşılığında cinsel ilişkide bulunma. veli insanlar. Günümüz Türkçesinde de daha çok “İçinde bulunulan toplumun kurallarına uymayan cinsel ilişkide bulunma. 453 80 Devellioğlu.23 ahrette kötülüğe karşılığa haşr olunmuştur. 85 Parlatır. ahlaksız söz” 84 83 gibi anlamlara gelmektedir. komşular. 284. 475. Osmanlıcada ise. a. 647 84 Devellioğlu.e. efendiler. Bu kelime Arapçadan Türkçeye geçerken bazı anlamlarını yitirmiştir. a. Ayrıca bu kelime çoğul olmasına rağmen tekil olarak Türkçemizde kullanılmaktadır. a. 1013 82 Devellioğlu. “Zalimlik.g..e.g. Bu kelime Arapçadan Osmanlıcaya geçerken anlam daralmasına uğrayarak sadece “dağ hırsızları.e. bitişikler.” gibi. teröristler.g. 804. sıkıntıda.g. Ferit. hain. bir çocuğun her türlü hareketinden ve halinden sorumlu kimse” 82 anlaşılmaktadır. Osmanlıcadaki ve günümüz Türkçesi’ndeki anlamına gelince sadece kabahatın. 322. Fuhş ‫( ﻓﺤﺶ‬a.kötü şeylerin karşılığını içerir. Görüldüğü gibi kelimenin Arapçadaki Sami. . şansız. kötü durumda. sözde veya fiilde çirkinlik.g.e. koruyucular. suçlu” anlamlarına gelmektedir. Evliyâ’ ‫( اوﻟﯿﺎء‬i): Arapçada “velî” kelimesinin çoğuludur. kötülük.i): “Fehuşe” fiilinin mastarıdır. Ank. Türkçe Sözlük. I. Yani Arap dilinde hem olumlu -iyi. destek verenler.e.” 78 79 85 anlamlarında kullanılmaktadır. 1998. a. “Mutsuz. tekil olarak kullanılmaktadır: “Evliyalar suyu hürmetine” gibi. yardımcılar. kanun nazarında sorumlular.e. sahipler” 81 anlamlarına gelmektedir. dostlar. kötü. hamiler. Mutçalı. a. kısacası kötülüğün karşılığı olmak suretiyle manası daralmıştır. hatanın. 81 Mutçalı. “Haddini aşma. haydutlar” 80 79 78 anlamında kullanılmış ve günümüz Türkçesi’nde de bu şekilde kıllanılmaktadır. “Yakın. açık saçık.g. Türk Dil Kurumu.g. “Yaptığın bu kötülüklerin cezasını mutlaka çekeceksin. taşkınlık. hem de olumsuz. suçun. a.e. Eşkıyâ ‫( اﺷﻘﯿﺎء‬s): Arapçadaki “şekîy” kelimesinin çoğuludur. orospuluk” gibi anlamlarda kullanılmıştır. veliler. akrabalar. namusa aykırı hareket. Ayrıca bu kelime Türkçede çoğul değil. a. yakında olanlar.

hatır kalma” gibi sadece olumsuzluk ifade eden anlamlarda kullanılmıştır. 531.e. 323 88 Sami.g.g.e. umma. beklenilme.y. istem.e.t.i. Ahterî Kebîr 1978 y. yol gözlemek” gelmektedir. Bu kelime Osmanlıcada daha çok “talihsizlik. bahtsızlık “anlamları üzerinde yoğunlaşmış ve anlamı daralmış. a. firar. manalarında kullanılmıştır. Ankara 1994. gözleme. 90 Devellioğlu. 548. 86 bahtsızlık. “yüksek” 94 93 92 anlamına gelmektedir. 180. “Bir şeyin tesiri altında kalmak. Sözcüğün Arapçadaki manası genel bir anlam ifade etmektedir.24 manası daha genel bir anlam ifade ederken Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde anlam daralması olmuştur. Şu durumda kelime Arapçadan Osmanlıcaya geçerken anlamı daralmıştır. ihtiyar. İnfi’âl ‫( اﻧﻔﻌﺎل‬i): “Fa’ale” fiilinin infi’âl kalıbından mastarıdır.e.g. 91 Doğan. kaçış. Topaloğlu.e. a. yani kelime Arapçadan Türkçeye geçerken anlam daralmasına uğramıştır. Kelimenin günümüz Türkçesi’nde özellikle konuşma dilinde daha çok “beddua” anlamında kullanıldığını görüyoruz. Mutçalı. a. İdbâr ‫( ادﺑﺎر‬s): “Debera” fiilinin if’al kalıbından mastarıdır. Büyük Türkçe Sözlük. etkilenmek” 87 gibi anlamlara gelmektedir. “aliyye” kelimesi Arapçada. 93 Mutçalı. İntizâr ‫( اﻧﺘﻈﺎر‬a. İrade-i aliyye ‫( ارادهءﻋﺎﻟﯿﺔ‬a. 89 Ahterî Mustafa Efendi. Bekir – Kahraman.g. Hayrettin. güceniklik. 531. 594.): “Bekleme. “Geri çekilme. talihsizlik” gibi anlamlara gelmektedir. a. Osmanlıcada. kızgınlık. 91 89 88 gibi anlamlara gözlenilme” 90 “Bekleme. Mehmet.g. a. “Etkilenme” derken hüzün de sevinç de öfke de insanı etkileyebilir. 92 Yolcu. “içerlenme.s. Osmanlıcada. Sıfat tamlaması olarak Türkçeye çevirirsek “yüksek buyruk” anlamına gelir. Osmanlıcada bu tamlama daha çok “sadrazamın buyrukları” için kullanılmıştır.e. 257. seçim” gibi anlamlara gelmektedir. 44. 94 Devellioğlu.g. 87 86 . a.e. İsmet.g. Bu tamlamada bir anlam daralması hatta anlam kayması söz konusudur. “irade. a.): “İrade” kelimesi “erade” fiilinden türetilmiş bir mastarolup.

Merakeş. localar. Trablus. a. nankörlük etmek. a. Osmanlıcada ise daha çok “Büyük camilerde Cemaluddîn Muhammed b. II. siyasi çevreler” 101 gibi manalara gelmektedir. Berberiyye. Kur’an-ı Kerim’in inmesiyle beraber bu kelime yeni bir anlam kazanmıştır. “Mahfil” kelimesinin çoğuludur.): “Kefere” fiilinin ism-i failidir.g. Portekiz” 99 98 anlamlarında kullanılmıştır.e. Fas. Eskiden Afrika’nın Mısır hariç kuzey kısmındaki bölgelerine tabir olunurdu. Abdullah el. 100 Mahâfil ‫( ﻣﺤﺎﻓﻞ‬a.e. olağan-olağanüstü.g.i. Beyrut t.g. Kelimenin Arapçadaki manasıyla Osmanlıcadaki manasını karşılaştırdığımızda ilk bakışta önemli bir fark göze çapmıyor. V. “heyecanlı. Hayrettin. 100 Yakût b. güneşin battığı yer” gibi anlamlara gelmektedir. 144 Beyrut t. 621.e. kapamak 95 gibi anlamlara gelmektedir.” 45. Afrika’nın Mısır ötesindeki şimal (kuzey) kısmı. “İman eksikliği. 99 Devellioğlu. V. hadiseler dizisi 96 anlamlarına gelmektedir. 101 Mutçalı. Lisanü’l Arap. Görüldüğü gibi kelimenin kullanımında bir anlam daralması söz konusudur. 95 . Tunus Mağrib ülkelerinden sayılır. sıradan. a. “Batı tarafında olan memleketler.e. Daha çok Cezayir yerine kullanılmıştır. Yani her iki dilde de “cereyan eden şey” anlamına geliyor.i. örtmek. 1478. “Toplantılar. Manzûr el-Mısrî. Ancak sözcük Arapçadaki aslında “cereyan eden olumlu-olumsuz.g. olaylar. sergüzeşt.e. hakkı tanımamak Allah’ın verdiği nimetlere karşılık nankörlük etmek” gibi anlamlara Kur’an’da gelmektedir. “a. Mağrib ‫( ﻣﻐﺮب‬a.g. Mâcerâ ‫( ﻣﺎﺟﺮي‬a. Osmanlıcada bu kelime anlam daralmasına uğrayarak Kur’an-ı Kerim’deki anlamıyla kullanılmıştır.25 Kafir ‫( ﻛﺎﻓﺮ‬a. Mukerrem b. gurup vakti veya yeri. 161.): Arapçada. 98 Mutçalı. ilginç. 97 Parlatır. 672. kongreler. politik. İspanya.i): “Ma” ism-i mevsul. Osmanlıcada. Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde. 96 Topaloğlu.): “Hafele” fiilininden türetilmiş bir alet ismidir. Bekir – Kahraman. 182.y. sıra dışı şey. “cera” fiil-i mazidir. “Cereyan eden şey.sıra dışı her şey” anlamlarına geliyor.Hamevî. Kuran-ı Kerim’in siyakı bu kelimeye yeni bir anlam yüklemiştir: “Allah’ı inkâr etmek. serüven” 97 anlamlarında kullanılmaktadır. a. “Akşam namazı.y. Mucemü’l-Buldân.i.

110 Cubrân.g. II. yol kesme” ve benzeri her türlü suça teşebbüsü içine alır.g. talepte istekte bulunanlar.i): “Şeribe” fiilinden türetilmiş bir mekan ismidir. 847. Görüldüğü gibi sözcük Arapçada genel bir anlam ifade Devellioğlu.26 hükümdarlara veya müezzinlere ayrılmış ve etrafı parmaklıkla çevrilmiş olan yer” 102 anlamında kullanılmıştır. a. Osmanlıcada bu kelime: “İçecek yer” anlamının dışında daha çok “yaratılış. somut anlamdan mecâzî soyut anlama doğru bir kayış söz konusudur. Hayrettin. a. 974. a. “kötü niyet” anlamına gelmektedir. ahlak” 105 gibi anlamlarda kullanılmıştır.e. Bekir – Kahraman. 673. 245.g. içilecek yer .g. “içmek.e. müteallim” gibi anlamlara gelmektedir.g. 110 109 talep lise ve üniversite öğrencileri” 111 gibi anlamlara gelmektedir. Hayrettin. peşine düşenler. Osmanlıcada.e. kişnin meyil ve arzusu” 103 104 gibi anlamlara gelmektedir.e. Ahterî. kötülük etmeye kalkışma. 525.e. mizaç.g.e. “tabiat. 195. Sözcük Arapçada bir izafet tamlaması olup geniş bir mana ifade etmektedir. Günümüz Türkçesi’nde bu sözcüğün anlamı. 104 Topaloğlu.g. 103 102 . 754. a. 1002. gasb. Meşrep ‫( ﻣﺸﺮب‬a. 886. a. huy. Mehmet. arabozuculuk. bir devlet büyüğünü veya önemli bir kişiyi plan kurarak öldürme” 108 gibi anlamlara gelmektedir. Bu sözcüğün Arapçadan Osmanlıcaya geçişinde gerçek.g. 109 Mutçalı. Bekir – Kahraman. mizaç” 106 gibi manalara kaymıştır. a. Osmanlıcada ve günümüz Türkçe’sinde: “Önemli bir kimseyi öldürme veya öldürmeye teşebbüs. a. 107 Sûikasd ‫( ﺳﻮء ﻗﺼﺪ‬a. Dolayısıyla bu kelimenin kullanımında Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde bir anlam daralması söz konusudur.i. a.e.e. ediciler. 1545.e. Yani kötü niyet. 107 Cubrân Mes’ûd. su içilen yer. Serdar. 205 105 Devellioğlu. huy. Dolayısıyla kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam daralması söz konusudur. 106 Parlatır.): “Talebe” fiilinden türetilmiş bir İsm-i fail olan “tâlib” kelimesinin çoğuludur “Arayanlar.i. “hırsızlık.e. 111 Topaloğlu. birinin gizlice canına kıymaya.g. Görüldüğü gibi Osmanlıcada sözcüğün kullanımında bir anlam daralması söz konusudur. Talebe ‫( ﻃﺎﻟﺒﮫ‬a.g. a. 112 “İlim tahsil eden adam.): Arapçada. 112 Sami. 108 Doğan.e. Mes’ûd. tahsil ve talimle meşgul olan adam.g. a. a.

Kelime Arapçada “ra’iyye” manasında sözcüğünün çoğulu Osmanlıcada özellikle “Hristiyan” kullanılmaktadır. Re’âyâ ‫( رﻋﺎﯾﺎ‬a. Ayrıca Osmanlıcada “hayvan sürüleri” manasından ziyade “halk. a. 117 Mutçalı. Osmanlı” 118 117 gibi anlamlarında kullanılmıştır. 119 Parlatır. 1992. 48.) hayattayken “Allah’a kulluk eden” 120 anlamıyla kullanılmaya 121 başlayan kelime daha sonra Osmanlıcada. devlet görevlileri” 116 manalarına olup gelmektedir. 739. “Sürüler. vatandaşlar. 2. Hayrettin. hayvanlar.g.): “Re’a” fiilinden türetilmiş bir mastar olan “raiye” kelimesinin çoğuludur. Bizanslılar” anlamındadır. 576. a. bir hükümdarın hüküm ve idaresine tabi halk. Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde bu sözcüğün anlamı daralmış ve Arapçadaki çoğul anlamıyla değil. a. Osmanlıcada. 121 Yeğin. Arap diyarından olmayan kimse. Oysa Arapçada insan-hayvan. 329 Topaloğlu. “İbadet eden. 118 Devellioğlu. a. “Bir hükümdarın idaresi altında bulunan halk. a. 114 113 otlayan insan topluluğu.e.27 etmektedir. 120 el-Ferâhîdî. 1869. Muhammed (s.i. tekil anlamda kullanılmıştır.g. a.g. Osmanlıcada. mü’min. zaid” Mutçalı. 350. bir çobanın güttüğü hayvanlar.e. a. Anadolu. Günümüz Türkçesi’nde de daha çok. idare edilenler. 1078. kavim” 115 gibi anlamlara gelmektedir.e.a.e. 3.e.e. Ancak genellikle Osmanlıcada 119 “Romalılar”ın karşılığı olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki ve Türkçedeki kullanımında bir anlam daralması söz konusudur. 115 Cubrân Mes’ûd. bütün halk.g.g. idare edilen bütün canlılar dikkate alınmıştır.i.g.):Arapçada.v. 3. II. Arap ülkesinin istediği yer. “Rumlar. Rûm ‫( روم‬a. Yani daha genel bir kullanımı söz konusudur.g. “Romalı. “Müslüman ülkelerde oturan Yunan asıllı kimse” anlamında kullanılmaktadır. Müslüman olmayan halk” anlamında da kullanılmıştır. Serdar.e. İstanbul. tebaalar. Yeni Lugat. Abullah. 116 Yeğin. 114 113 . Daha Hz. Bekir – Kahraman. hayvan sürüleri.g. a.e.): “Abede” fiilinden türetilmiş bir ism-i faildir. Hristiyan tebaa. 143. Anlamı Genişleyen Bazı Kelimeler: Âbid ‫( ﻋﺎﺑﺪ‬a. II.

e. 265.e. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesi söz konusudur. 132 Parlatır. 178 Beyrut 1995. a.g. Arapçada bu fiil. a. Mutçalı. “Kabile. kaba ve sofu” 122 anlamlarında da kullanıldığı olmuştur. “Zaid. yani zîl-hiccenin dokuzuncu günü” anlamlarına gelmektedir. a. 131 Sami. “Kırmızı” manasına gelecek şekilde de kullanılmıştır. I.e. 124 Pala. “nişan.e. ‘Akd ‫( ﻋﻘﺪ‬a. Muhtar’üs-Sıhâh.g.):“Akede” fiilinden türetilmiş bir sıfattır. 125 Yolcu. Ayrıca Osmanlı’da yücelik bakımından padişah meclisine arş denilirdi. Yani bu sözcüğün kullanımı Osmanlıcada daha geneldir.g.): Arapçada. gibi anlamlara 126 gelmektedir. evin damı” dışında “Çardak. Osmanlıcada ve günümüz 131 Türkçe’sinde ise. “bağlamak.28 anlamlarıyla kullanılmıştır. 130 Topaloğlu. a. Osmanlıcada bu anlamların manasında da kullanılmıştır. 584. a.g. Osmanlıcada bu anlamlardan farklı olarak.i): Arapçada. Abdulkadir er-Razî. “Bayramdan bir gün evvelki gün” 132 anlamındadır. I. Dolayısıyla bu kelime Divan Edebiyatı’nda terim anlamı kazanmıştır. “Nesir halindeki bir sözü vezne döküp şiirleştirme” Âl ‫( ال‬a.e. geçirmek. düğümlemek. icra edilme. Ankara 1995. 111. krallık. a. 123 .g.e. a.e.g. 131. düğün arefesi” gibi. toplantı düzenlemek” anlamlara gelmektedir. 16. sultanlık tahdı. a. hanedan aile. 34 127 Muhammed b.i.e.e. Osmanlıcada ise. imtiyaz ve taltif için Pala. 27. 49. Ebû Bekr b. Osmanlı’da bu sözcük Edebiyat’ta.g. “yazılı kağıt. düzen” 125 anlamında da kullanılmıştır. ruhsat. a. 47. Bu anlamlardan farklı olarak Osmanlı’da 124 123 gibi Divan Edebiyatı’nda. 1060. a. diploma.i. Bekir – Kahraman. 129 Cubrân Mes’ud.i. “beş duyuyla elde edilen bilgi” 130 129 Arapçada ayrıca alem ismi olarakta kullanılmaktadır. Berât ‫( ﺑﺮات‬a.s. patent” 122 133 anlamına gelmektedir.): “Areşe” fiilinden türetilmiş bir mastardır. “Sülale.g. ‘Arefe ‫( ﻋﺮﻓﮫ‬a. Hatta günümüz Türkçesi’nde özel olmayan durumlar için bile kullanılmaktadır: “Tatil arefesi. lisans.g.): Arapçada.g. 933.e. Hayrettin. 126 Doğan. Arş ‫( ﻋﺮش‬a. çadır” 128 127 gibi manalara gelmektedir. izin. rütbe. 128 Devellioğlu. a. 133 Mutçalı. “Kurban Bayramı’dan önceki gün.g.e.

a. a. I. II. “Aşığın çektiği ayrılık acısı” 140 anlamında kullanılmıştır. 715.g. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımı daha geneldir. 140 Pala. a.g. 138 Devellioğlu. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcada ihtiva ettiği anlam genişlemiştir.g. a.i. a. gözle kulak arasının üstündeki yer. 449.g. Mehmet. Buna göre bid’ad. 182. 157.e.a. Devellioğlu. alın” 137 gibi anlamlara gelmektedir. 141 Doğan. 135 134 . ilk kez yaratma” 135 anlamlarına gelmektedir. Mesûd. 139 Cehennem kelimesi Kur’an-ı Kerim’de yetmiş yedi yerde geçmektedir. Cehennem ‫( ﺟﺤﻨﻢ‬i. “İbda” kelimesi de “beda” fiilinin if’âl kalıbından mastarıdır. Bu anlamın dışında Bazen “çok sıcak yer” anlamına gelecek şekilde kullanıldığı da olmuştur. çok sıkıntılı yer.g. a. “daha önceden bir örneği olmaksızın yapılan.e. “Beda” fiilinin anlamı.g. Hadis No:867 2/592). (Müslim Cuma/43. Cebîn ‫( ﺟﺒﯿﻦ‬a.e. El-Ferahîdî. ön cephe.e. 136 Yeğin. yüreksiz. 139 İbn Manzûr. 107.): Arapçada. a.29 verilen ferman” 134 anlamlarında kullanılmıştır. 138 ”Korkak. “Alın. Bazı Arap dil bilimcileri Cehennem’in “derin kuyu” anlamına gelen Arapça kökenli bir kelime olduğunu ileri sürmüşlerse de. “Temmuz ayında Ankara cehennem gibiydi. Osmanlıcada bu anlamların dışında.e.e. Hz Peygamber(s. Osmanlıcada daha çok Kur’an’daki anlamıyla kullanılmıştır. Mesela. 67.v.e. 137 Cübran. Bid’at ‫( ﺑﺪﻋﺖ‬a.): “Dinde sonradan ortaya çıkan her şey bid’attır” buyurmuşlardır.i. sonradan icad edilen şey” anlamındadır.g. “Sonradan ihtas edilen adetler” 136 anlamlarında da kullanılmıştır. çoğunluk İbranice ge-hinnom (Hinnam Vadisi) kelimesinin Arapçalaşmış (Muarreb) formu olduğu tezini savunmuşlardır.): Cehennem kelimesinin etimolojik kökleri tartışmalıdır. “Daha önce olmayan bir şeyi yaratma.” gibi. Kur’an-ı Kerim’in siyakı bu kelimeye farklı bir anlam yüklemiştir: “Ahiret’teki azap yurdu”. Günümüz Türkçesi’nde özellikle günlük konuşmalarda “Cehennem” kelimesi Kur’an’daki anlamının dışında “çok sıcak yer. Fıkıh anlamının dışında Osmanlıcada. alçak” gibi manalarda da kullanılmıştır. hamamlarda altından külhandan gelen alev ve duman geçen kısım” 141 anlamlarına gelecek şekilde kullanılmaktadır. a.g. Divan Edebiyatı’nda daha çok. 53.): “İbda” kökünden türetilmiştir. 107.e.

e. a. Arapçadaki anlamıyla daha genel kullanımları da vardır. aslı olmayan şeyler. İstanbul 1991 143 142 . masallar” anlamında.g. anlamında kullanılmaktadır. 242. “güzel ahlaklı olmak. Bu fiil Arapçada.i. 526.s. a. 148 Mutçalı. “Nefes.): “Cemule” fiilinden türetilmiş muştak bir isimdir. Ancak ikisi aynı şey değildir. “Saflar. a. 169. güzel şekilli olmak” “Cemal” kelimesi ise. Asıl anlamı olan “gezgin olma hali” Osmanlıcadaki anlamı olan “hareket etme hali”nin bir parçasıdır. seyyah. 145 Mutçalı. 133. 277. Aynı zamanda “eski zamanların ilahlarına 150 ve kahramanlarına ait olarak gösterilen garip olaylar” 151 anlamı da vardır. Cevvâl ‫( ﺟﻮال‬a. 151 Çanga. efsane.): Arapçada. “güzellik” kelime daha çok. “Yüz güzelliği” 143 144 142 gibi anlamlara gelmektedir. zaman” anlamlara gelmektedir. hurafe” 149 manalarına gelmektedir. turist” anlamlarına gelmektedir.i.e.e.f.e.e. Osmanlıcada bu anlamların dışında. a.g. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımı daha geneldir. Bu anlamların dışında Osmanlıcada. vakit. Çünkü “hareket” birçok şeyi kapsar. 149 el-Ferâhîdî. saat. Osmanlıcada bu anlamında kullanılmıştır. dokuz yerde “Esâtîrü’lEvvelîn” tamlaması geçmektedir. a.): “Câle” fiilinden türetilmiş mübalâğalı bir isimdir. 210 150 Yeğin. “Evvelkilere ait hikâyeler. Arapçada. an. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımlarında anlam genişlemesi olduğu söylenebilir.g.i. Kur’an-ı Kerim’de. “Koşan. “Kan ve gözyaşı dökmek” 148 147 gibi anlamlarına gelmektedir. Cübran Mes’ud. Mutçalı. Mahmut.): Farsça’da. Osmanlıcada bu kelime hem Farsça hem de Arapça anlamını ihtiva edecek şekilde kullanılmıştır. 162.30 Cemâl ‫( ﺟﻤﺎل‬a. soluk. hareket eden” 145 146 manalarında kullanılmıştır. Bu yönden bakıldığında kelimenin anlamı genişletilmiş diyebiliriz. seyyar.g. Kur’an-ı Kerîm Lugatı. 144 Devellioğlu. Osmanlıcada. 146 Devellioğlu. a. dolaşan.e. 130. seyir halinde olan.g. a. hak ile söylenen doğru söz” anlamında da kullanılmıştır. masal.g. “Gezgin. Dem ‫( دم‬a. 142. 206.g. seyahat eden.g.e. gezici. Esatîr ‫( اﺳﺎﻃﯿﺮ‬a.e.g.e. Sözcük Türkçeye geçerken bir nevi tümevarıma uğramıştır. “Uydurma şeyler. a. 147 Devellioğlu. a. içki.

“Çamaşır yıkayıcı. 243 154 Sami. a. ölü gibi anlamlara gelmektedir. muharabe. yerler.e. akit yapanlar” 153 gibi anlamlara gelmektedir. 155 Mutçalı. fırkalar.): “Gassele” fiilinde türetilmiş bir sıfattır. a. 334. 158 er-Razî. cihetler.e.g.g. iki şeyi birbirinden ayırma. “taraf” kelimesinin çoğuludur. Bu anlamları yanında Osmanlıcada. Mesela: “selase-i gassele” (içki dışında “içki kadehi” kadehini üçleme) gibi. Arapçada. cihetler. I.e. yıkayıcı” 156 157 155 manasındadır. Topaloğlu. altı tarafın. memleketler. Bu sözcük Osmanlıcada yalın olarak kullanıldığı gibi çeşitli tamlamalar içinde de kullanımı vardır: “Hadd-i Ekber. verilen ceza” 159 158 anlamlarına gelmektedir.e. Osmanlıcada bazen bu anlamları anlamında da kullanılmıştır. Dolayısıyla bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesi söz konusudur.g.g. seviyeler. taraftarlıklar. “Yanlar. “Sınır. Arapçadaki kullanımından farklı olarak mecâzî anlamda “çevre” manasını da kazanmıştır. 625. 367.g. bek’alar.e. a. Gassâl ‫( ﻏﺴﺎل‬a. yanlar. muhasımlar” 154 anlamlarına gelmektedir. Etrâf ‫( اﻃﺮاف‬a. canipler. himayeler. a. a. Hayrettin.e. indler. çamaşırcı” yıkayan. a. 159 Devellioğlu. gibi cihetlerin her biri. Osmanlıcada. Arapçada ise.e. ön ve arka. Bu kullanım günümüz Türkçesi’nde de devam etmektedir. nezdler. Osmanlıcada. Bu sözcük Osmanlıcada.s. uçlar.c:Hudûd): Arapçada.i. aralarında muhalefet bulunan aksâmın her biri.e. tarafgirlikler.g. a. yani üst ve alt. gruplar. Had ‫( ﺣﺪ‬a. kelimenin böyle bir anlamı yoktur. 153 152 . 334. “karar. gerçek değer. hadd-i sanî “gibi. kıyılar. 125. bir önermede konu ile yüklemden her biri” manalarına gelecek şekilde de kullanılmıştır. Bekir – Kahraman. “Kenarlar. 156 Devellioğlu.g. sağ ve sol.): Arapçada. hısımlar. iki devlet toprağının birleştiği yer. tesahübler. a. “Gasleden. Yeğin. 133.i. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımı daha geneldir.31 sıralar” 152 anlamına gelecek şekilde kullanımları da vardır.g. “Etrâf” kelimesi Osmanlıcada hem çoğul hem de tekil olarak kullanılmaktadır. kıtalar. 53. 157 Devellioğlu. muhakeme ve murafaada yahud güreş ve onun gibi bir müsabakada bulunan iki muhalif şahıs veya heyetin her biri.

32

Halvet ‫( ﺣﻠﻮت‬a.i.): “ Yalnızlık, İnsanın kendisiyle baş başa kaldığı yer, İnsanın nefsiyle baş başa kalması, ibadet evi”
160

manalarına gelmektedir.
161

Osmanlıcada bu anlamların yanında; “hamamın sıcak bölmesi”

anlamında da

kullanılmıştır. Dolayısıyla bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesi söz konusudur. Huşû’ ‫( ﺧﺸﻮع‬a.i.): “Huşu” kelimesi “heşeâ” fiilinin türevidir. “Basık, çökmüş, yolu olmayan tozlu yer, mütevazi, itaatkar alçak ses”
163 162

anlamlarına

gelmektedir. Bu anlamların yanında Osmanlıcada; “Sükûn, tenezzül, alçak gönüllülük, korkuyla karşılık sevgiden gelen ebedi bir hal” gibi anlamlara gelecek şekilde kullanılmıştır. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesinden söz edebiliriz. İhtiyâr ‫( اﺧﺘﯿﺎر‬a.i.): “Hayr” sözcüğünün ifti’âl kalıbından mastarıdır. “Seçim, tercih, seçenek, alternatif, özgür istek”
164 165

anlamlarına gelmektedir. Osmanlıcada; gibi anlamlarda kullanılmıştır. İhtiyar

“Seçim, tercih, yaşlı, koca, pir, şeyh”

kelimesi Arapçada sadece “seçim, tercih” anlamlarına geliyor ki bu manalar Osmanlıcada da vardır. Ancak sözcüğün günümüz Türkçesi’nde kullanılan anlamı “yaşlılık” tır ki Arapçada böyle bir manası yoktur. Islahât ‫( اﺻﻼﺣﺎت‬a.i.): “Saleha” fiilinin İf’âl kalıbından mastarıdır. “Bozmanın zıddı, düzeltme, iyileştirme”
167 166

gibi anlamlara gelmektedir. Osmanlıcada bu

anlamların yanında daha çok ; “yenilik, yeniden düzenleme, reform, iyileştirme işleri” gibi anlamlarda kullanılmıştır. Daha sonra bu kullanım modern Arapçada da

kullanılır olmuştur. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesi olmuştur. Kâime ‫( ﻗﺎﺋﻤﮫ‬a.i.): Klasik Arapçada; “ayak, bacak, destek, payanda, kılıç kabzasının başı” gibi anlamlara gelmektedir. Modern Arapçada daha çok “liste,

Cübran Mes’ud, a.g.e. 641. Devellioğlu, a.g.e. 382. 162 İbn Manzûr, a.g.e. VIII, 72. 163 Yeğin, a.g.e. 234. 164 Mutçalı, a.g.e. 254. 165 Sami, a.g.e. 80. 167 el- Feyyûmî, a.g.e. 345. 168 Devellioğlu, a.g.e. 473.
161

160

33

katalok, tablo, fatura”

168

manalarında kullanılmaktadır. Osmanlıcada bu anlamların manasında da kullanılmıştır. Dolayısıyla bu sözcüğün

yanında; “Kâğıt para”

169

Osmanlıcada anlam genişlemesine uğradığını söyleyebiliriz. Kadem ‫( ﻗﺪم‬a.i.c:ekdâm):“Kademe” fiilinden yapılmış bir isimdir. Arapçada; “ayak, adım”
170

gibi manalara gelmektedir. Osmanlıcada bu anlamların yanında;
171

“Metrenin üçte biri kadar uzunluk, on iki parmak uzunluğu, yarım arşın, uğur”

gibi

anlamlara gelecek şekilde de kullanımları vardır. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında anlam genişlemesi söz konusudur. Kadir, kadr ‫( ﻗﺪر‬a.s.Kudret’ten): Arapçada; “Kadir sahibi, onur itibar, rütbe, derece, her şeyin ne fazla ne az eşit olması”
172

gibi anlamlara gelmektedir.
173

Osmanlıcada bu anlamların yanında; “kıymet, değer”

gibi manalara da

gelmektedir. Osmanlıcada bu kelime Farsça isimlerle terkip oluşturularak farklı şekillerde kullanılmıştır; “Kadir-endâş, kadir- şinâs, kadir- âşnâ gibi. Kanâat ‫( ﻗﻨﺎﻋﺔ‬a.i.) : “Kana’” fiilinden türetilmiş bir isimdir. Arapçada; “kismete razı olma, bir şeyi yeter görüp fazlasını istememe”
174

gibi anlamlara
175

gelmektedir. Bu anlamların dışında Osmanlıcada; “kanma, kanış, görüş, tahmin” gibi anlamlarda da kullanılmıştır. La’l ‫( ﻟﻌﻞ‬a.i.): “Arapçada; “Kıymetli taş, kırmızı ve değerli bir süs taşı”
177

176

anlamlarına gelmektedir. Osmanlıcada; “Kırmızı, al, kırmızı ve değerli bir süs taşı, dudak” gibi anlamlara gelmektedir. Görüldüğü üzere bu kelimenin Osmanlıcadaki

kullanımı daha geneldir. Latîfe ‫( ﻟﻄﯿﻔﮫ‬a.i.c:letâif): “Letufe” fiilinden türetilmiş bir isimdir. “Latif” sözcüğü Arapçada, “küçük bedenli, ince, zarif”
178

anlamlarına gelmektedir. “Latife”

Mutçalı, a.g.e. 739. Devellioğlu, a.g.e. 579. 171 Mutçalı, a.g.e. 693 172 Devellioğlu, a.g.e. 574. 173 Cubrân Mes’ud, a.g.e. 1159 174 Devellioğlu, a.g.e. 575. 175 Mutçalı, a.g.e. 731. 176 Devellioğlu, a.g.e. 584. 177 İbn Manzûr, a.g.e. XI, 607 178 Devellioğlu, a.g.e. 646. 179 El Feyyûmî, a.g.e. II, 553
170

169

34

sözcüğü de; “nükteli söz, latife; şaka, espri; kurnazlık”

179

anlamlarına gelmektedir.

Bu anlamların yanın da “Latîfe” kelimesi Osmanlıcada özel isim ve iltifat olarak ta kullanılmıştır. Ma’den ‫( ﻣﻌﺪن‬a.i.): Arapça; “filiz, maden, mineral; maden damarı, sahipsiz define, kaynak bir şeyin doğduğu çıktığı yer”
180

manalarına gelmektedir.
181

Osmanlıcada bu anlamların yanında “bir haslet ve hususiyetin kaynağı”

manasına

gelecek şekilde de kullanılmıştır. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesinden söz edebiliriz. Ma’kûliyyet ‫( ﻣﻌﻘﻠﯿﺖ‬a.i.) : “Ma’kul” kelimesi; “Akele” fiilinin ism-i Mef’ulundan türetilmiş bir isimdir. “Ma’kuliyye”; “Ma’kul” fiil köklü kelime sonuna nisbet ya’sı eklenerek türetilen bir mensub isimdir. Bu mensub isim sonuna “yuvarlak te” getirilerek “Ma’kuliyyet” kelimesi üretilmiştir. Arapçada bu tür

kelimeler “mastar-ı sinâi”(yapma mastar) olarak isimlendirilmektedir. Kelime olarak; “makulluk, akla uygunluk, anlayışlılık, menkul olmayış” manalarına gelmektedir. Bu anlamların dışında Osmanlıcada “idrak, akıl sahibi olma, anlaşırlılık” da kullanılmıştır. Maktûan ‫( ﻣﻘﻄﻮﻋﺎ‬a.zf.): “Kate’a” fiilinden türetilmiş bir ism-i mef’uldur. Arapçada; “kesilmiş, sona erdirilmiş, ikiye bölünmüş, bozuşmuş, halledilmiş, susturulmuş”
183 182

anlamlarında

gibi manalara gelmektedir. Osmanlıcada daha çok bu anlamların
184

dışında; “götürü olarak, toptan”

anlamlarında kullanılmıştır. Bu sözcüğün

Arapçadaki anlamları Osmanlıcada fazla kullanılmadığı için bir anlam kayması, bazen gerçek anlamında kullanıldığı için de bir anlam genişlemesinden söz edebiliriz. Ma’rifet ‫( ﻣﻌﺮﻓﮫ‬a.i.c: Maârif): “‘Arefe” fiilinden türetilmiş bir isimdir. “Bilgi, kabiliyet, maharet, marifet, vukuf, derin bilgi, bilgili kişi; marife”
185

anlamlarına gelmektedir. Bunun dışında Osmanlıcada; “hoşa gitmeyen hareket,
180

Mutçalı, a.g.e. 797 Mutçalı, a.g.e. 556 182 Yeğin, a.g.e. 370. 183 Devellioğlu, a.g.e. 688. 184 Mutçalı, a.g.e. 715 185 Devellioğlu, a.g.e. 688. 186 Mutçalı, a.g.e. 563
181

Arapçada. 406 193 Sami. önceden “içinde dini derslerin okutulduğu yer” anlamına gelmekteydi. Bu sözcüğü Osmanlılar yükselme döneminde. daha da genişletilerek Frenklerin farklı milletleri için de kullanılır oldu. Daha sonra dini cemaati. “Bir şeyin döneceği devredeceği. Kur’an’da din anlamıyla kullanılır.i. Arapçada. a. 191 Devellioğlu.g.i. 715.): “Derese” fiilinden türetilmiş bir isimdir.e. sohbet.g.i. Dolayısıyla bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımı daha geneldir. Mutçalı.e. “gece sohbeti. Sözcüğün “gece sohbeti” manası her iki dilde de var. Ayrıca Astronomi’de “yörünge” anlamında da kullanılmaktadır. Medrese ‫( ﻣﺪرﺳﮫ‬a.e. 190 Devellioğlu.e.g. a. . Ancak bu sözcüğün anlam içeriğini Osmanlılar genişletmiştir. Ancak Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde daha ziyade “okullardaki gösteriler” manasında kullanılıyor ki bu bulunmamaktadır.) : Arapça “milla”’dan gelen millet sözcüğü.e. Müsâmere ‫ﻣﺴﺎﻣﺮه‬ (a. 283 189 Yeğin.e.): “Semer” sözcüğünün 191 mufa’ale kalıbından mastarıdır. a. Daha sonra bu kullanım Arapçaya da geçmiştir. 775. a. aracı. 187 188 manada bir kullanım Arapçada Devellioğlu. Dolayısıyla bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımı daha geneldir. a.g. 694. özellikle İslam ümmetini ifade edecek şekilde genişledi. a. gece sohbet ve muzâkeresi. ikinci el” 186 gibi anlamlarda kullanılmıştır.35 vasıta. 393. “içinde dini ve dünyevi derslerin okunduğu yer” 189 anlamında kullanmışlardır.g. muhabbet” 192 anlamlarına gelmektedir. Osmanlı Devleti’nde Rum ve Ermeni hırıstiyanları ile Yahudiler gibi örgütlü ve kanunen tanınmış dinî cemaatlere. “sebep. Modern Arapçada da bu şekilde kullanılmaktadır. 190 Dolayısıyla sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesi olmuştur. Osmanlıcada .i. Bu anlamların dışında Osmanlıcada.): “Dâre” fiilinden türetilmiş bir isimdir. 1334. üzerinde hareket edeceği yer” 188 187 anlamlarına gelmektedir. okullarda verilen temsil” manalarında kullanılmıştır.g. Millet ‫( ﻣﻠﺖ‬a. 192 Mutçalı.g. a. Medâr ‫( ﻣﺪار‬a. vesile” manalarında kullanılmıştır. “gece toplanıp konuşma.e.

“gri. noksanlar” 196 anlamlarına gelmektedir. 198 el. a. 335. abdesti veya gülsü bozan şeylerden biri bulunmayan” 199 gibi anlamlara gelmektedir.i. Nâfızü’l-Kelimeteyn” gibi. 199 Yazır. “cesur. a. akan yıldız” manaları dışında “erkek adı” olarak ta kullanılmaktadır. 573 İstanbul t. 461. kusurlar. III.g. “Nefeze” sözcükte. “okun delmesi. Mutçalı. kurşuni. Osmanlıcada “kıvılcım. nüfuslu“ anlamlarında da kullanılmıştır.e. Tâhir ‫( ﻃﺎھﺮ‬a. Arapçada.g. a.hem de bir anlam kayması söz konusudur. Osmanlıcada bu sözcük bu anlamları yanında.g. Osmanlıcada bu anlamların yanında “şüpheler” anlamında da kullanılmıştır.): “Nefeze” fiilinden türetilmiş bir ism-i faildir.e. 198 Kur’an-ı Kerim’de Cin süresi dokuzuncu ayette. 525. pak. “lekeler.e. “tesir yapan.e. “Temiz olan. “Şevebe” fiilinden türetilmiştir. Nâfız kelimesi Osmanlıcada farklı terkipler içinde de kullanılmıştır. 903. 200 Cübran Mes’ud. işleyen” 195 anlamlarına gelmektedir. Kur’ân-i Kerîm Meâli. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında -Kur’an’daki anlamına göre. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesi söz konusudur. 195 194 .i. 197 Mutçalı.36 Nâfiz ‫( ﻧﺎﻓﺬ‬a. Arapçada. “parlak alev.y. -Klasik Arapçadaki anlamına göre.i. kıvılcım” gibi anlamlara gelecek şekilde kullanılmıştır. sözü geçen.e. I. içeriye giren.): “Şâibe” kelimesinin çoğuludur. “erkek adı” ve “müzikte el-Feyyûmî. a. kendine itaat edilen. yararak geçmek” 193 gibi anlamlara 194 gelmektedir. 979. 196 Yeğin. a. delip geçen. siyahla beyazın karışımında oluşan renk” 197 gibi anlamlara gelmektedir. Mehmet Hamdi. 403. Şihâb ‫( ﺷﮭﺎب‬a.g. Osmanlıcada bu anlamların yanında. “Nafiz” sözcüğü de “delen.g.e. yürekli kimse” manalarında da kullanılmaktadır. a.bir hem anlam genişlemesi.g. Dolayısıyla kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesi söz konusudur. Arapçada. “Nâfız-ül-Emr.): “Tahare” fiilinin ism-i fa’ilidir. kargının delmesi.i. Arapçada konuşma dilinde. ayıplar.): “Şehibe” fiilinden türetilmiş bir isimdir. Şevâib ‫( ﺷﻮاﺋﺐ‬a.Ferâhîdî.

acayip. 976 209 Devellioğlu. 205 206 Ûlu’l-Emr ‫( اوﻟﻮاﻻﻣﺮ‬a. garip” 209 anlamlarına gelmektedir. 204 Mutçalı. 205 Devellioğlu.) : “Neffese” fiilinin Tefa’ül kalıbından mastarıdır. a.e. heykel” 201 Devellioğlu. a. 1294.g. Ümerâ ‫( اﻣﺮ‬a. 1 211 Devellioğlu.b.e.i.g. a.i. a. “Padişah.g.g. 904. “[Hastalık vb. Müslümanların emiri” anlamına gelmektedir. 25. 203 Devellioğlu. Böyle bir kullanım Arapçada yoktur. a. a. Osmanlıcada bu anlamlara ilaveten “okulda ders araları verilen dinlenme. a.e.e. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesi söz konosudur.e. yarbay.e. a. “Büyük ve önemli bir olayı gelecek 210 kuşaklara anlatmak için meydana getirilen.e. kanun vâzıı” manalarında da kullanılmıştır.g. Arapçada “nefes alma. 208 Mutçalı. Anlamı Kayan Bazı Kelimeler: Âbide ‫( اﺑﺪه‬a.s. simge niteliğindeki yapı. “Halife.g. den dolayı veya olumsuz bir çağrışım ile] şişkin olmak.i. Osmanlıcada bu anlamların yanında. Osmanlıcada bu anlamın dışında 204 “binbaşı. veya şişmek kabarmak” 207 anlamlarına gelmektedir.): “Vereme” fiilinden türetilmiş bir isimdir.g.): Arapçada.e. deniz suyunun dalga ile sahile vurması” anlamlarına da gelmektedir. 202 . “Emirler” 203 anlamına gelmektedir. “harika. 206 Mutçalı. Dolayısıyla bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımı daha genekdir.g. 1355. albay rütbesinde bulunan formalı subaylar”’a da bu ad verilirdi. 3. alışılmamış şey. anıt. Teneffüs ‫( ﺗﻨﻔﺲ‬a. Mutçalı. a.e. 207 Devellioğlu. Verem ‫( ورم‬a.g.): Arapçada. Görüldüğü gibi Bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesi söz konusudur. 5. 1379.37 makam” 200 olarak ta kullanılmıştır. 1346.e. 25.g. a. 1218. yorgunluk atmak için dinlenmek” 202 201 anlamlarındadır.i.) : “Emr” kelimesinin ism-i mef’ulu olan “emîr” kelimesinin çoğuludur. Osmanlıcada bu anlamların yanında. 210 Mutçalı.g. 3.e. 208 “Tüberkiloz hastalığının karşılığı” olarak kullanılmaktadır. Osmanlıcada. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımı daha geneldir. Arapçada. a. görülmemiş.

İkincisi Arapçada mana olarak “olağanüstü olağan dışı” bir şeyi ifade ederken Türkçeye “anıt” olarak geçmiştir ki bu anlamda genelden özele bir geçiş söz konusudur. 213 212 . gezme” 211 anlamlarına gelmektedir. Bu kelime Arapçadan Osmanlıcaya geçişindeki anlam kayması iki yönlüdür: Birincisi sıfattan isme geçiştir. a. 19. 929. 16. a. a. 34 215 Devellioğlu.g. çömez” manalarında kullanılır ki Arapçada bu anlamlar için kullanılması söz konusu değildir. müstesna” 213 gibi anlamlara gelmektedir. Mutçalı. Arap olmayan.i.):Arapçada.) Havai.e. “gayri. Arab’ın gayri. yabancı.s. yabancılar” manalarında kullanılmıştır. bir şey öğrenmeye yeni başlayan. çok taşınma.e. Dolayısıyla sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur.i. ”Arab’ın gayri olan kavimler 215 ve ümmetlerden birine mensup bulunan. olağan dışı.e.38 anlamlarına kullanılmıştır. “(Afak kelimesinin çoğuluna ya’ı nisbet ilhakıyla teşkil olunmuş galat bir tabirdir. İran’lı.g. Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde bu 217 kelime.g. lüzumsuz ehemmiyetsiz söz” 212 manalarında kullanılmıştır. Âfâkî ‫( اﻻﻓﺎﻗﻰ‬a. “Ğayr” kelimesi Arapçada. dışında. hariç. “tecrübesiz.g. acayip olabilir.g. a. ancak Arapçada bu acayip şeyin ne olduğu belirtilmemiştir. Farsî: tecrübesiz. toy. Fars” anlamlarına gelmektedir. Arapçada. 218 Doğan. “Uzak bir ülke veya bölgeden gelen. Ağyar kelimesi 214 Osmanlıcada.e. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur.): “Ğayr” sözcüğünün çoğuludur. 214 İbn-Manzûr. a. 5. Osmanlıcada. 137. “Başkaları. Acem. Sami. Arapçada sadece yabancı manasında kullanılan Osmanlıcaya geçerken “herhangi bir branş veya mevzudaki yabancılık” anlamında değişikliğe uğramıştır. Ağyâr ‫( اﻏﯿﺎر‬a. Kelimenin Arapçadaki manası sıfatken Osmanlıcada isim olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla bu kelimede bir anlam kayması söz konusudur. şakird” 216 manalarına gelmektedir.e.g. ‘Acemî ‫( ﻋﺠﻤﻲ‬a. yetenek kazanmamış. el.): Arap dilinde “Ufuk” kelimesinin çoğuluna nisbet ya’sı eklenerek türetilmiş bir kelimedir. “Arap olmayan.g. Yani gelecek nesillere kalan yapı veya eser harika. 216 Mutçalı. V.e. Osmanlıca’ya. a. a. 552 217 Sami. maharetsiz.e.

ekmek satan. yine (onun üzerine) manasıyla bazı ism-i mef’ullere ilhâk olarak bir lugat-ı mürekkebe teşkil eder.e.g.i. aynı türden muhteviyatlı kitaplarda bölüm” 223 222 anlamlarına gelmektedir. 223 Cubran Mes’ud. a. a. “bir yerde uzun süre kalma. Osmanlıcada ise.e. Osmanlıcada bu tamlama sözcüklerin Arapçadaki kullanım alanlarından farklı olarak.g. çok sarhoş” anlamlarına kullanılmıştır.): “Bâb” kelimesi “bina. “Bekiye” fiili. zararına” anlamlarına gelecek şekilde kullanılmaktadır. Görüldüğü gibi bu kelime Osmanlıca anlamında umulmadık bir anlam kazandı. 220 219 . ‘Ayyâş ‫( ﻋﯿﺎش‬a.g. a. “Saâdet” sözcüğü “sa’ide” fiilinden türetilmiş bir sıfattır.39 Aleyh ‫( ﻋﻠﯿﮫ‬i): “’Ala” harf-i ceriyle zamiri muttasılın müzekker gaibi olan “hu”dan ibaret bir Arapça terkiptir. 226 Yolcu. 150. oda veya evin girişi. onun kötülüğüne. Bekâ ‫( ﺑﻘﺎ‬a. a. anlamlarında kullanılmıştır.g. Beka kelimesi de Arapçada. Osmanlıcada . paşa ünvanı” İstanbul” 224 anlamlarına gelmektedir. 949 221 Topaloğlu. başarı. 593. Bekir -Kahraman. ekmekçi” 221 220 anlamlarına gelmektedir.s. Hâlbuki Arapçadaki kullanımında böyle olumsuz bir anlam yoktur.e. (onun üzerine.): “Aiş” kökünden türetilmiş mübalağalı bir isimdir.g. neşe. “onun üzerine. Hayrettin.): “Bekiye” fiilinden türetilmiş bir mastardır.g. Görüldüğü gibi bu sözcük Osmanlıcada Arapça anlamından farklı olarak “onun zıddına. aynı hal üzerinde kalma” 225 anlamlarına gelmektedir. “evvel ki hal üzerinde kalmak. a. “çok içen. 389 225 Devellioğlu.e. Sami. 290 222 Samî.e. 957. 76. ona) manasıyla kullanılır.t. a. (onun zıddına ve ona karşı) manasıyla yine böyle terkîbâtta bulunur.” 219 gibi manalara gelmektedir. “Sultan sarayı.e. “alâ harf-i ceriyle zamiri muttasılın müfred müzekker gaibi olan (hu)’dan ibaret Arapça terkip olup. 297 224 Mutçalı. Arapçada anlam olarak. Bâb-ı Saâdet ‫( ﺑﺎب ﺳﻌﺪت‬a. “çok müreffeh. ona karşı. a. Adeta taban tabana bir zıtlık var ki bu da bir dilden başka bir dile kelime geçişinde bir kelimenin ne kadar değişebileceğini gösteriyor. “mutluluk. a. çok içki içen.i.g.e . bekrî. saadet. ona” 218 gibi anlamlara gelmektedir. fenanın (yoklu) zıddı olarak Mutçalı. Arapçada. muvaffakiyet. işrete müptelâ.e.g.

Osmanlıcada. Bakkâl ‫( ﺑﻘﺎل‬a.i. “Beled” kelimesi. Osmanlılar bu kurum için bir terim aramışlar nihayet “belediye”yi bulmuşlardı. 75. 232 Devellioğlu.”Belediye” ise “Şehirle ilgili.g.Carl Brown. şehir. Bu kelime daha sonraları bir “kurum adı “olarak Türkçeden Arapça’ya geçti.e. Belediye ‫( ﺑﻠﺪﯾﮫ‬a. a.e. Dolayısı ile bu terkibin Arapça tam anlamına gelen karşılığı “yüksek kapı”dır.e. Osmanlıcada ise. “Ülke. a. “varlığın geçiciliğini” anlatmak için kullanılır. yüce. şeker.e. 68 Lewis Geofrey.g. Osmanlıcada ise.e. 85. “Beytü’l-mâl” kelimesinin bu anlamlarda kullanımları Osmanlıların tasarrufudur. 306-307 (Haz: Elçin Genç) İstanbul 2000. Dolayısıyla bu terkip Osmanlıcada anlam kaymasına uğramıştır.): “Beled” kelimesinden türetilmiş bir isimdir. “Kapı. peynir.t. 331 231 Devellioğlu. a. Beytü’l-Mâl ‫( ﺑﯿﺖ اﻟﻤﺎل‬a.e. mal evi” gibi manalara gelmektedir. “Yüksek.): “bâb” kelimesi Arapçada. husus” böyle uzun” 229 228 anlamlarına gelmektedir. a.s. 227 Cubran Mes’ud. 594 229 Devellioğlu.g. 230 gibi manalara gelmektedir. pirinç.i. İmparatorluk Mirası. “sadece meyve ve sebze satan esnaf” 231 anlamındadır. a. 121. a.): “Bakele” fiilinden türetilmiş mubalağalı bir isimdir. zeytin ve benzerleri gibi şeyler satan kimse” gibi manalara gelmektedir.t): Arapçada.e.40 kullanılmaktadır.g. “şeriat mahkemelerinde mirasçıları bulunmayan ölmüş kimselere ait malların hesabı görülen daire” 233 anlamında kullanılmıştır. madde. Arapçada. a. 19. Tanzimat’tan önce “Devlet Hazinesi” anlamında kullanılmıştır.i. “para evi. kısım. “Alî kelimesi de. Tanzimat’tan sonra ise. “Dildeki Osmanlı Mirası” L. kasaba. yüzyıl öncesinde ne bu terim ne de ilgili kurum vardı.g. 232 “sebzeci. 227 Bâb-î âlî ‫( ﺑﺎب ﻋﺎﻟﻲ‬a. ulu. Osmanlıcada bu sözcük. ülkeyle ilgili” gibi anlamlara gelmektedir.g.g. 230 Cubran Mes’ud. tasarruf evi. Görüldüğü gibi Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur. “Osmanlı hükümeti” bir kurum adı olmuştur. köy” 226 gibi anlamlara gelmektedir. bend. İlk belediye Kırım Savaşı sırasında İstanbul’un bir semtinde kurulmuştu. Mutçalı. 297 228 Mutçalı. 226 225 .

yurt. Osmanlıcada bu terkip ilkin 1869’da kurulan bir okulun adıdır. bir bayanın erkeklerin bulunduğu her ortamda ve her hangi bir vakitte takınacağı hoş bir tavır” anlamını kazanmıştır. 237 Cilve ‫( ﺟﻠﻮه‬a.”’Alime” fiilinin tef’il kalıbından ism-i failidir. naz. a.Tefsir. tecelli” 239 anlamlarında kullanılmaktadır.e. a.e.e.): “Cennet” kelimesi. a. Yusuf Ebu Hayyan.e. el-Bahru’l-Muhit fi’t. 592. 91. “setr. “kız Öğretmenler evi. “Kız Öğretmenler Okulu” anlamındadır. 238 anlamına gelmektedir. 480. 234 Onay. ortaya çıkma” gibi anlamlarda kullanılmıştır. 238 Samî.g. 100. 111. Dâru’l. bütün iyiliklerin ve güzelliklerin olduğu yer. Osmanlıcada.): Arapçada: “duvak açma” Osmanlıcada ise. naz. “Bayan öğretmenler” anlamına gelir.e. usta” anlamlarına gelmektedir.g.i. a.g. Yine Divan Edebiyatı’da: ”Sevgilinin yurdu.41 Cennet ‫( ﺟﻨﺖ‬a. I. Beyrut. 236 Mutçalı. Kelime Arapçada daha ziyade “düğün gecesi” için kullanılmaktadır.i.” anlamların da da kullanılmıştır. hoca. a.g. Dolayısıyla sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur. “Mu’allim” kelimesi 241 ise. üstat.g. 235 Pala. XIII. bayan öğretmenler 242 yurdu” gibi anlamlara gelmektedir. Burada “dar” kelimesi Arapçadaki anlamının dışında “okul” anlamında kullanılmıştır. “kırıtma.g.e. görünme. 125 237 Devellioğlu. “muallime” kelimesinin çoğuludur. mekân” 240 anlamlarına gelmektedir. mesken. Yani bu terkip Arap dilinde. bir suret-i hasen ve latifede zuhûr. a. örtmek. 240 Mutçalı. İbn Manzûr. O halde bu terkip Arapçada.): “Dâr” kelimesi Arapçada. “konak.i. saray. 241 Devellioğlu. 1992. mahal. “Öğretmen. Divan Edebiyatı’da daha çok “behişt” olarak karşımıza çıkan “cennet” bazen kelimenin çoğulu olarak “cinan” 236 şeklinde kullanılır. “Mallimat” kelimesi ise. 233 . Dolayısıyla bir anlam kayması söz konusudur. a. hoşa gitmek için yapılan davranış.g. Görüldüğü üzere bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında “zaman ve mekân kısıtlaması ortadan kalkmış. a.e.e. 200. gizlemek” 235 234 manasını ifade eden “cenne” fiilin mastar-ı bina-i meresidir. tecelli.g. 109. a. 354 .g. kırıtma. “Dilberrâne hareket. 239 Yolcu. ev.Mu’allimat ‫( دار اﻟﻤﻌﻠﻤﺎت‬a.e. 174.t. Muhammed b. saray bahçesi.

Aslında 19. “İslâh maksadıyla bir şeye engel olmak. Örneğin: “zatür-ri’a.g.i.): “Dâu” kelimesi Arapçada.b. bilimsel tıp öğrenimi yapma ihtiyacı olduğunu söylemişti. İslam’ın Temel Kavramları. 249 1866’da kurulan Osmanlı Tıp Cemiyeti bir tıbbî ıstılahlar lûgatı hazırladı. a.g. 200. idare etmek. “tilki” 248 anlamına gelmektedir. “Hikmet” kelimesinin kökü “hükm”’dür. “hükm” mastarı sözlükte. “illet. Cemiyet Fransızca yerine Osmanlıcaya ağırlık vermişti. bunun nedeni yabancı lisan öğrenme arzusu değil.b. “Sa’leb” kelimesi Arapçada. a. çeşit” 243 manalarına gelmektedir.): “Dar” kelimesi yukarıda da ifade edildiği gibi. 245 Ece. “konak. 674 Devellioğlu. 96 249 Bernard Lewis. Mes’ud.e. “Daru’l-fünûn” terkibi kurum adı olarak ilk defa Osmanlılarda kullanılmıştır. Dolayısıyla bu terkibi tam Türkçeye çevirirsek “tilki hastalığı” anlamına gelir. hastalık. “sanat evi. cins.g.g. Daru’l-hikmet ‫( دار اﻟﺤﻜﻢ‬a. saray” gibi manalara gelmektedir. 1 Ağustos 1933’te Darü’l-fünûn yerine üniversite kurulmuştur. 83-84. 652 248 Mutçalı.fünûn ‫( دار اﻟﻔﻨﻮن‬a. teknik evi” gibi manalara gelir. Bu terkibi Arapçadan Türkçeye çevirirsek. saç kıran” anlamlarında kullanılmıştır. sözde ve davranışta en iyiyi yakalamak” gibi anlamlara gelir. Osmanlı devletinde.e. iyiliğin elde edilmesine çalışmak. tür. 275 İstanbul 2000. yurt.e.b.42 Daru’l. 247 Cubran. Londra 1961 . 97.e. Daü’s-sa’leb ‫(داء اﻟﺜﻌﻠﺐ‬a. Ancak bu kelime Osmanlıcada bu anlamlardan farklı olarak eğitim kurumu adı olup “üniversite” anlamına gelmektedir. a. “Fünûn” kelimesi ise. talebelere Fransızca öğreneceklerini.e.g. “kötülükleri ortadan kaldırmak. Hüseyin K. ev. a. “Şeyhülislamlık makamının bir ismi” kullanılmıştır.i. 245 Hikmet’te “hükm” kökünden gelen bir kelimedir ve aynı kökten gelen kelimeler içerisinde en zengin anlam sahasına sahiptir. 1838 yılında II. maraz” 247 246 olarak anlamlarına gelmektedir. Mahmut İstanbul’da Mekteb-i Tıbbiyye’yi açarken. felsefe. a. The Emergence of Modern Turkey.): “Dâr” sözcüğünün yukarıda anlamlarını 244 zikretmiştik. dau’s-sa’leb” terimlerinin 242 243 Mutçalı. yüzyılın ilk yarısında Türk hekimlerinin dili Fransızcaydı. tahakküm etmek”’tir.”sanat. mesken. 246 Yeğin. “Osmanlıcada “saç döken hastalığı.i.

fikirler. “Topluluk. Mes’ûd. şiir kitabı” 253 gibi anlamlara gelmektedir. “Dildeki Osmanlı Mirası”.e. 306. 325. kurul.e.g. 255 Topaloğlu. Osmanlıcada. 252 Bernard Lewis. Efkâr ‫( اﻓﻜﺎر‬a. L. Carl Brown.i. daha sonra “hanedanımız” çok sonraları da “devletimiz” anlamını kazanmıştır. meclis. görüşler.): “Fekere” fiilinden türetilmiş bir mastar olan “fikr” sözcüğünün çoğuludur.” 252 Dîvân ‫( دﯾﻮان‬a. Hayrettin. ihtiyaçlar.g. değişme” 251 250 anlamlarına gelmektedir. 251 250 . L. 202. Arapça terimleri üretme ve değiştirme yoluna gitmişlerdi. “devle” kelimesi Osmanlı döneminden önce “Devlet” anlamını almıştır. niyet.g. “İlk Abbasi halifesi Emevilerin devrinin geçtiğini. (Haz: Elçin Genç) 253 Cubrân.” Devle ‫( دوﻟﮫ‬a.e. İmparatorluk Mirası. Ortak İslam kültürüyle iç içe olan “divan” kelimesi doğu dillerinde çeşitli anlamlarda kullanılmıştır. 254 Doğan. düşünme.g.e. 289.):Arapçada.e. endişe. Bu kelime Osmanlıcada ve günümüz Türkçe’sinde çoğunlukla “endişe. dönme. 688. a. devlet işlerinin görüldüğü yer. Zaman zaman da muhtemelen Arapçada uygun bir terim bulamayınca. Geofrey Lewis.i.yüzyıl da Osmanlı’da çıkmıştır. maksat” gibi manalara gelmektedir. Bu sözcük günümüz Türkçe’sinde anlam kaymasına uğrayarak “oturulan ve yatılan yer. Carl Brown. “düşünceler. artık kendi sıralarının geldiğini söylerken bu kelimeyi kullanmıştı. Ayrıca Osmanlıcada bu sözcük tekilmiş gibi kullanılmaktadır.43 kullanılmasını tavsiye ediyordu. Eski Osmanlı kültüründe sağlam bir yer edinmiş olan “divan” sözcüğü bugün bazı anlamlarıyla kullanımdan düşmüştür. Ama bir soyutlama olarak “devlet” ile “iktidarda bulunanlar” anlamındaki “hükümet” arasındaki ayrım 19. a. alakalar” 256 255 254 anlamlarına gelmektedir. XI.g. İmparatorluk Mirası (Haz: Elçin Gen) İbn Mansûr. “Çağdaş Arapçanın Siyaset Terminolojisinde Osmanlı Mirası”. “tefekkürler. vesvese kaygı. sedir” anlamlarında kullanılmaktadır. “elden ele geçme. tasa” gibi anlamlarda kullanılmaktadır.i. vesvese. Arapçada.): “Devene” fiilinden türetilmiş bir isimdir. Arapçada. 138. 256 Samî. a. ancak konuşma dilinde bariz farklılıklar göze çarpmaktadır. Görüldüğü gibi sözcük anlamları aşağı yukarı aynı. “Sıramız” anlamına gelen söz. Bekir – Kahraman. Uzun süre bu ayrımı yalnız Osmanlılar kullanmıştır. a. a.

261 Görüldüğü üzere bu terkip ilk defa Osmanlıcada. 261 Devellioğlu. şafak” 260 259 anlamlarına gelmektedir. dinin emirlere riayet etmemek” 262 anlamlarına gelmektedir. 264 Muhammed b. hazırda olmayan. Arapçada.s. “Fiskiye” kelimesi “Fisk” kelimesine nisbet ya’sı eklenerek türetilen bir mensub isimdir. a. “Bir yerden çıkmak. “İnsanın duyu organlarından saklı kalan. 319.i. “gelecek zamanın aydınlığı.g. Görüldüğü üzere bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında hem bir anlam kayması hem de bir anlam genişlemesinden söz edilebilir. hazırda Mutçalı. 317. gelecek zamanın fecri” gibi anlamlara gelmektedir. bir edebiyat akımı olarak kullanılmıştır. çocuğun oynadığı su püskürten oyuncak” anlamında kullanılmıştır.g. 259 Yolcu. doğru yoldan ayrılma” manası kazanmıştır. faktörler” Osmanlıcada. Bır başka deyişle gayb. Bu terkip Osmanlıcada.e. “yukarıya doğru su fışkırtan alet. aydınlık. Arapça’ya çevirirsek 263 “fesat yeri” anlamına gelmektedir. “1908 Meşrutiyet’ten sonra Edebiyat-ı cedîde’ye benzemek gayreti ve Servet-i Fünûn mecmuasında bir ekol oluşturmak arzusuyla toplanan gençlerin takındıkları addır”. Bekir – Kahraman. a. Kur’an’ın gelişiyle anlam sahası genişlemiş.g. elbise” gibi anlamlarda da kullanılmıştır.e. vasıtalar. Hayrettin. a. gözle görülmeyen. a. kızıllık.g. Gayb ‫( ﻏﯿﺐ‬a. “gelecek” anlamındadır. 372. “Sabaha karşı ufkun gün doğuşu tarafında hasıl olan.e.e. fecir.t. insanin bilgisinden gizlenen. 1342 258 257 . Bu sözcük galat olarak 258 “giyilecek eşya.i. “Sebepler. Bu terkibi Arapçadan Türkçeye çevirirsek. Yakub el. a.e. 263 Devellioğlu. “sebeb” kelimesinin çoğuludur. Yeğin. Kâmûsü’l-Muhît I. kabuklu şeyi kabuğundan çıkarmak.g.e. “yoldan çıkma.): “Gayebe” fiilinin mastarıdır. Fiskıye ‫( ﻓﺴﻘﯿﮫ‬a.g.g. din kaidelerinin çiğnemek. 262 Topaloğlu.. 546.): “Feseka” kelimesinden türetilmiştir. 257 gibi anlamlara gelmektedir.. 4.44 Esbâb ‫( اﺳﺒﺎب‬a.): Arapçada. bağlar. 133. yuvadan çıkmak.i. “Âti” kelimesi ise. Arapça anlamı.): “Fecr” kelimesi “fecere” fiilinin mastarıdır.Firûzâbâdî. “Gizli olan. Osmanlıcada anlam kaymasına uğrayarak. Fecr-i Atî ‫( ﻓﺠﺮ اﺗﻲ‬a. a. İslamdan önce hayvanlar ve bitkiler hakkında kullanılan bu kelime.e. şüphe” 264 anlamlarına gelmektedir. 260 Mutçalı. a. tan yerinin ağarması. 303.

“ruh. 335.. “bahçe” 270 anlamına gelen “hedîke” kelimesinin çoğuludur. kişiye ait 271 bahçe” anlamına gelir. 267 Sami. Osmanlıcada. hareket. Görüldüğü gibi her iki dildeki kullanımda bariz bir fark görülmemekle birlikte Osmanlıcada gayb kelimesi bazen. Osmanlıcada. sır” 265 anlamlarında kullanılmıştır. 269 Hadâik-i hassa ‫( ﺣﺪاﺋﻖ ﺧﺎص‬a. odacılar.i. hafif canlı.. 274 Devellioğlu. Arapçada. 270 Topaloğlu. a. 266 265 .e. a..g. “Padişah’ın saray bahçeleri” kullanılmıştır.t. a.e. Osmanlıcada. odacı ve Çavuş kabilinden olup kendilerine mahsus kıyafetleri vardır”.): “Hafif” Kelimesi “heffe” fiilinden türetilmiş bir sıfattır.45 olmayan” anlamındadır.e.g. tin. Hademe ‫( ﺧﺎدﻣﮫ‬a.g. hafif kuvvetli” gibi anlamlara gelir. ”sır.g. “özel. Görüldüğü gibi Osmanlıcada bu tamlamanın kullanımı tamamen kelime anlamlarının dışındadır. Devellioğlu.i.g. kayıp. hayatın cevheri.s.): ”Hadâik” kelimesi Arapçada. 271 Devellioğlu. Dolayısıyla bir anlam farklılaşması söz konusudur. 155. Ahterî. 273 Yolcu. 269 Mutçalı.g. 272 el-Feyyûmî. a. ”devlet dairelerindeki hizmetçiler ve odacılar” 268 için kullanılmaktadır. yeğni” 273 272 manalarına gelmektedir. metafizik. a.g. hizmetçiler. 175.t. kuvvet. 268 Parlatır. Kelime Arapçada çoğul iken Osmanlıcada tekil olarak kullanılmasının yanı sıra Arapçadaki anlamında. Osmanlıcada bu tamlama “hoş sohbet” 274 anlamında kullanılmaktadır.e. “Ağır olmayan. bilinmeyen ve gözle görülmeyen şeyler. belirsiz. 574. bir resmi 267 dairenin aylık işlerinin gören adamlar ki. I. 83.e.g. has” gibi anlamlara gelmektedir. Bekir – Kahraman. “Ruh” kelimesi Arapçada. görülmeyen şey.e. kişiye ait. bir maddeden çıkartılan hulasa.g. Hayrettin. Bu terkibi Türkçeleştirirsek. 401. “ev içindeki hizmetlileri” ifade ederken Osmanlıcada ve günümüz Türkçe’side. metafizik” anlamında kullanılmıştır. “özel. “hass” kelimesi de. 367. I. 371.. a.):Arapçadaki “hâdım” kelimesinin çoğuludur. “Allah’ın insan’dan gizlediği her şeye “gayb” denir. a.e. Tasavvuf’ta. “hizmetliler” 266 anlamına gelmektedir.e.e. anlamında Hafifü’l-rûh ‫( ﺧﻔﯿﻒ اﻟﺮوح‬a. a. öz “ anlamlarına gelmektedir. “Gizli olan.e. “hafif ruhlu. can. a.g. Bu terkibi Türkçeleştirirsek. a. 923.

g. Hâla ‫( ﺧﺎﻟﺔ‬a. a.g. “Annenin kız kardeşi. takdir. Görüldüğü gibi bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında tam bir anlam kayması söz konusudur. saadet.): “Hafz” kelimesi “hafize” kelimesinin mastarıdır.): Arapçada.): “Hazze” fiilinin mastarıdır.g. 163. “Kur’an-ı Kerîm’i başından sonuna kadar ezberleyen kimse”ye denir.g. Harem ‫( ﺣﺮم‬a.g. 178 282 Devellioğlu.e.g. a. “yasak. a.g. Hayrettin. Cubrân Mes’ûd. zevce. eş.418. Osmanlıcada “hâfız” kelimesi daha çok.. 371. kutsal nesne. girilmesi yasak olan yer “ 280 279 anlamındadır. anlamında kullanılmıştır. “ pay. Osmanlıcada.e. 279 Mutçalı. 579 Devellioğlu. Osmanlıcada. kutsal.i. “saray ve konaklarda kadınlara ayrılan bölüm” anlamında kullanılmıştır. 280 Sami. mutluluk” manalarında kullanılmıştır. hisse. a. zararlı şeylerden uzak tutmak. zevklenme. 94.i. “Kur’an-ı Kerîm’i usûl ve saygı ile okumak. Osmanlıcada. 545. 277 Topaloğlu. kutsal yer. “sevinç duyma.i. ”Bu terkip Arapçada.46 Hafz-ı Kur’an ‫( ﺣﻔﻆ ﻗﺮان‬a. 278 Devellioğlu.t. a.e. 276 275 .sevinç. anlamında kullanılmıştır.e.e. 282 hoşlanma.e. Günümüz Türkçesi’nde de -Arapça anlamından farklı olarakOsmanlıcada kazandığı anlamıyla kullanılmaktadır. ”girilmesi herkese izin verilmeyen muazzez ve muhterem yer.e. sır saklamak” “ezberlemek” 275 276 gibi anlamlara gelmektedir. tabu. Görüldüğü gibi kelimenin Arapçadan Osmanlıcaya geçişinde ciddi bir anlam kayması olmuştur.376. Sözcük her iki dildede birinin kız kardeşi anlamına geliyor ama kimin kız kardeşi olduğuna bakıldığında anlam kayması apaçık görülmektedir. kısmet. Dolayısıyla bu terkibin içinde yer alan “hafz” kelimesi Osmanlıcada anlam kaymasına uğramıştır. Arapçada. Kelimenin sözcük anlamlarına bakıldığında herhangi bir anlam kayması yokmuş gibi görünse de bu kelime Osmanlıcada daha çok. “Bir şeyi korumak.i.g. a. 281 Mutçalı. Bekir – Kahraman. cem” etmek manalarına gelir. (iyi) şans” 281 anlamlarına gelmektedir. a. kader.): Arap dilinde. mukaddes. “Babanın kız kardeşi” 278 277 anlamlarındadır. Hazz ‫( ﺣﻆ‬a. malı muhafaza etmek.e. a. saray ve konaklarda kadınlara ayrılan bölüm” gibi anlamlara gelmektedir. teyze” Osmanlıcada.

Huld ‫( ﺧﻠﺪ‬a.1979. 288 Devellioğlu. 286 sahtekârlık. 957. 286 Sami. “ölmüş bir şeye 284 tahassür (hasret çekme) beyan eder”. “Alim. Klasik Arapçada “sınırlı bir zamanı” ifade ederken. Esasü’l-Belâğa. “Ne kadar yanlış!. a. Sami. “uzun zaman” 290 anlamına geldiği görülmektedir. a. 285 Mutçalı.): Arapçada “çare tedbir. Beyrut. “sonsuz zaman. bir yadırgamayı ifade ederken Türkçede hasretten doğan hüznü anlatmaktadır. Hükemâ ‫( ﺣﻜﻤﺎء‬a. “sonsuzluk. ebediyet” 289 anlamlarına gelmektedir. Mutçalı.i.47 Heyhât ‫( ھﯿﮭﺎت‬a. 187. ebedi” anlamı kazanmıştır.): “Hakeme” fiilinden türetilmiş soyut bir isimdir. maslahat.g. Aldatma. bilgin. Osmanlıcada.i. alimler. “sonsuz zaman.i. dubara” manalarında kullanılmıştır. Modern Arapçada zaman sınırlaması kalkmış. hayırlı işlerde tedbirli ve tecrubeli olmak” 285 gibi manalara gelmektedir. Görüldüğü gibi bu sözcük Arapçada anlam kaymasına uğramıştır. On dokuzuncu yüzyılda hükümetin Osmanlıca kaynaklarda bugünkü anlamıyla kullanıldığını görüyoruz. “Oyun.e.g. 206. 284 283 . 1518.e. Osmanlıcada da. 563. ilim sahibi. Allah’ın güzel isimlerinden” 287 288 Osmanlıcada. bilginler” anlamlarına gelmektedir. Hîle ‫( ﺣﯿﻠﮫ‬a. “halede” fiilinden türetilmiş bir mastardır.g. 171. Dolayısıyla bir anlam kayması söz konusudur. a. bitmiş.): Arapçada. 463. 290 Ebu’l-Kasım ez-Zemahşeri.g.e. 287 Mutçalı. 241.g. hiç öyle şey olur muymuş!” 283 manalarına gelmektedir.e. Osmanlıcada. a. Klasik Arapçada. Görüldüğü gibi bu sözcük Osmanlıcadaki kullanımında tam bir anlam kayması söz konusudur. a. Ayrıca Kur’an-ı Kerim’de geçen Cennetler’den biridir. hükema. a.): Arapçada. ebedi” gibi anlamlara gelse de Klasik Arap dil sözcüklerine göz atıldığında bu kelimenin gerçekten sonsuzluk değil. “hükümet” anlamı yoktur.g. bir nevi “hüküm” demektir. bir malın özelliklerinin bozmak. a. Her ne kadar günümüz Arapça’sında. ”sonu olmayan.e. hikmet sahibi. Dikkatle tetkik edilirse sözcük Arapçada bir kınamayı.g. “hakimler. bilge. “Hekîm” sözcüğünün çoğuludur. bu nasıl düşünce böyle!.e.e. 289 Mutçalı. cennet” anlamlarında kullanılmıştır.

e. 75. yok etme” manalarına gelmektedir. 555. “öldürme. büyük gösteriş” 297 296 gibi anlamına gelmektedir.e. a. 480. sıradanlık” gibi özellikleri getirmektedir.i. suskun. Kök olarak “kata’a” fiilinden gelmektedir. İdrâr ‫( ادرار‬a. İ’dâm ‫( اﻋﺪام‬a. “yok etme imha etme” 292 anlamlarına gelmektedir. beraberinde “siliklik. tımar etmek.): Arapçada “derre” fiilnin if’âl kalıbından mastarıdır.g. “tantana. Her iki dildeki manalar dikkatlice incelendiğinde görülüyor ki. Dolayısıyla bu kelime Osmanlıcada bir anlam kaymasına uğramıştır. Arapçada ki aslında “utangaçlık” demek olup bu his.e. Arapçada.i.e.g. mahçup” Osmanlıcada. sidik” 295 294 gibi anlamına anlamlarına gelmektedir. mebzul olmak” gelmektedir. ilişkiyi kesmek. İhtişâm ‫( اﺣﺘﺸﺎم‬a. a. 490. a. vücudunu kaldırma.g. Klasik Arapçada bu sözcük. “tantana. Bu vasıflar Osmanlıcadaki. “kestirmek. “idrar. gelmemek” anlamlarına gelmektedir. “utanmak.i. a. Ikta’ ‫( اﻗﻄﺎع‬a. 294 Mutçalı. 296 Mutçalı. Görüldüğü gibi bu terkip Osmanlıcada gerçek anlamının dışında kullanılmıştır.): “Haşmet” sözcüğünün ifti’âl kalıbından mastarıdır.g. mütevazi. 262. “ölüm cezasının infaz edilmesi” anlamını kazanması Osmanlı Devleti’nin etkisiyledir. Görüldüğü gibi aslı Arapça olan bu kelime. a. Osmanlıcada.): “Kat’” kelimesinin türevlerindendir. Arapçada.t.): Terkip olarak Arapçadan Türkçeye çevirirsek “yerin oğlu” anlamına gelmektedir.e. 171 297 Sami. Mutçalı.g. “İ’dam” sözcüğünün Modern Arapçada. 295 Devellioğlu. İslam devletlerinde.i.e.i. .48 İbn-i arz ‫( اﺑﻦ ارض‬a. Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde anlam kaymasına uğramıştır. depdebe. Arapçada.): “Adime” fiilinin if’al kalıbından mastarıdır. 293 Yeğin. 293 Osmanlıcada.g.e.g. 252. manalarına gelmektedir. “bol bol fazla miktarda su akıtmak. parlaklık” gibi vasıfların zıttır. sözcüğün Arapçadaki manası ile Türkçedeki manası taban tabana zıttır. a. a. “gurbette bulunan garip yolcu” 291 anlamında kullanılmıştır. devlete ait tarım arazisinde işleyenlere devamlı ve irsi bir kiracı gibi tasarruf hakkı verilmesi esasına dayanan 291 292 Devellioğlu. Osmanlıcada.

g. İltifat ise. teveccüh” kullanılmaktadır. 797.g. İnfi’âl ‫( اﻧﻔﻌﺎل‬a. 304 Yeğin. Arapçada. 268.): “Letefe” fiilinin İfti’al kalıbından mastarıdır. 301 Devellioğlu. a. Yani etkilenme derken bütün iyi veya kötü duygular insanı etkileyebilir.g. Doğan. a. a. 470. gönül alma.i.g. “ilmiyye” kelimesi “ilim” kelimesinden türetilmiş bir mastardır.g.e. “ilimle 301 ilgili.e. Osmanlıcada ve günümüz Türkçe’sinde 304 daha çok. İltifât ‫( اﻟﺘﻔﺎت‬a. 302 Mutçalı. yöneltmek” şahsa çevirme” 303 302 gibi anlamlara gelmektedir. çevirmek. “şeriat ve fıkıhla uğraşan sarıklı. “padişahın toprak bağışlaması.e. tedirginlik. 532. öğrenme. maktuan ihale” gibi manalara gelmektedir. Dolayısıyla kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması veya genişlemesinden söz edilebilir. 513. gibi anlamlarda Görüldüğü gibi bu sözcük her iki dilde de anlamları aynıymış gibi görülse de iyi tetkik edildiğinde bir ince bir farkın olduğu görülmektedir. heyecanlanma” 305 anlamlarına gelmektedir.g. “Etkilenme.e. 299 298 . a. “döndürmek. 299 delil gösterilerek susturma. bilgiyle ilgili” anlamlarına gelmektedir. Devellioğlu. cübbeli hocalar sınıfına verilen ad” anlamında kullanılmıştır.): “Fe’ale” fiilinin infiâl kalıbından mastarıdır. 300 Mutçalı. uyarılma. a. a. İlmiyye ‫( ﻋﻠﻤﯿﮫ‬a. a. Dolayısıyla bu kelimenin Türkçedeki kullanımında kullanımında bir anlam kayması veya bir anlam genilemesinden söz edebiliriz.e.i. “İlim sözcüğüde Arap dilinde. 306 Sami. Osmanlı’da. ”yüzünü çevirip bakma. dikkat. “Letefe” fiili Arap dilinde. 590. Yine heyecanlanma derken sevinç te korku da öfke de heyecana sebeb olabilir. a. gönlünü hoş etme. güce gitme. Görüldüğü gibi bu sözcük Osmanlıcada bir kurum adı olarak kullanılmaktadır. “Bilgi.g.e. anlayış. 180.g. sözü başka bir anlamlarına gelmektedir. 306 Osmanlıcada. “Gücenme.g. hatır kalma” manalarına gelmektedir.i. 668.): Arap dilinde.e.e. a.49 toprak sistemidir. hatır sorma. 797. Dolayısıyla “İlmiye” kelimesi. “güler yüzle muamele. 305 Mutçalı. Görüldüğü gibi sözcüğün Arap dilindeki manası daha genel ve geniş bir anlam ifade etmektedir. bilgilenme. idrak” 300 anlamlarına gelmektedir. 298 Osmanlıcada “ikta’” kelimesi. 303 Mutçalı.e.

e. “rey sahibi olup keyfi iş görme. Arapçada.): “Nazera” fiilinin İnfi’âl kalıbından mastarıdır. 172. “temellük” kelimesinin de tamamıyla bu manaya geldiği “tacu’l-arûs”’da açık olduğundan Osmanlıcada kullanılan bu kelimenin yerine “temellük” kullanmak Mutçalı.e.e. “ders almak.g. Osmanlıcada.) : Arapçada. İntizâr ‫( اﻧﺘﻈﺎر‬a. a. anlamlarında kullanılmaktadır.e. Böyle bir kullanım Arapça’ya “mülk” maddesi asla istif’al babından gelmeyip uygun değildir. a.g. a. a. 847. umumun yararına olarak bir şeyi sahibinden satın almak.): “Âbere” fiilinin if’al kalıbından mastarıdır. Osmanlıcada ve günümüz Türkçe’sinde. 551. 896.50 Dolayısıyla bu kelimenin kullanımında bir anlam kayması veya daralmasından söz edebiliriz. İstimlâk ‫( اﺳﺘﻤﻼك‬a.e. hesaba katmak. 310 Doğan. kamulaştırma” manalarına gelmektedir. 308 307 . 546. Osmanlıcadaki kullanımında 1789 Fransız ihtilalinden sonra “bağımsızlık” anlamında kullanılmıştır. Kelimenin her iki dildeki sözcük anlamlarına bakıldığında sanki anlam kayması yokmuş gibi görülüyor. beklenti içinde olma” “bekleme. a. 309 Mutçalı. ibret almak. a. prestij. İstiklâl ‫( اﺳﺘﻘﻼل‬a. “saygınlık.e. a. haysiyet” 310 309 gibi manalara gelmektedir. “bekleme. Ancak Osmanlıcada özellikle son dönemlerinde ve günümüz Türkçe’sinde bu sözcük “beddua” anlamında kullanılmış ve kullanılmaktadır. 312 Mutçalı. gözleme.i.g. Görüldüğü gibi sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur.g. 77. umma. Daha sonra Araplar da böyle bir kullanım yerleşmiştir.): “Meleke” fiilinin İstif’al kalıbından mastarıdır. İ’tibâr ‫( اﻋﺘﺒﺎر‬a.i. ele geçirme. dikkate almak. 311 Ahterî. 565. “Elde etme. “mülk alma. Arapçada. bir yeri satın alma. anlamlarına gelmektedir. başkalarının fikrine ve emrine tabi olmaktan uzak kalma” 311 manalarındadır.g. Arapçada. Osmanlıcada. terekkub (umma)” 308 307 manalarına gelmektedir.e. sahip olma” 313 312 anlamlarına gelmektedir. 313 Devellioğlu. “Kale” kökünden türetilmiş bir mastardır. Sami. göz önüne almak” şeref. edinme.i. Arapçada anlam olarak.i.g.g.

316 Böyle bir kullanım Osmanlıların tasarrufudur. Osmanlıcada başın tamamını ifade etmektedir. 581.e.e.g. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur. yazı parası” 320 anlamlarında kullanılmıştır. 576. Dolayısı ile bu sözcük Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur. anlayış” 318 317 anlamına gelmektedir. “kamış.g. stil tarz. 319 Mutçalı. terbiye. akıl. Görüldüğü gibi bu sözcüğün Osmanlıcadaki anlamıyla Arapçada kullanılmamaktadır. Cubran. Görüldüğü gibi Arapçada “kafa” kelimesi başın Arka tarafını yani enseyi ifade ederken. el yazısı.e. Mes’ûd. 567. Kasaba ‫( ﻗﺼﺒﮫ‬a. Kâime-i mu’teber-i Osmaniye ‫( ﻗﺎﺋﻤﮫء ﻣﻌﺘﺒﺮ ﻋﺜﻤﺎﻧﯿﮫ‬a.g.g. baş.e. manalarına gelmektedir. çeşit. yazı sitili. a.e. a. 320 Devellioğlu.i. tüp. 318 Devellioğlu.): Arapçada. 315 314 .i. İz’an ‫( اذﻋﺎن‬a.g. Devellioğlu. edep” anlamlarında kullanılmıştır. 727.g. Osmanlı Devleti’nde Sultan Abdülmecid’in saltanatı zamanında çıkarılan “Osmanlı kağıt parası”’nın adıdır.):Arapçada. “kamış kalem. Osmanlıda.): Arapçada “kalem” kelimesi. “anlayış. Her iki dildeki anlamları karşılaştırdığımızda bariz bir fark ortaya çıkmaktadır. a. a.i. “ense. daire(kalem). zeka. 695. Şu halde “Kalemiye” kelimesi Arapçada.):“Parçalamak. 722. 579. hat üslubu.e.51 gerekir. “kalemle ilgili” manasına gelir. kafanın arka kısmı” Osmanlıcada ise. kağıt” gibi anlamlara gelmektedir. ince boru. 316 Devellioğlu. boyu eğmek” 314 gibi manalara 315 gelmektedir. “Kasaba” kelimesi Arapçada. cins (kalem) 319 anlamlarına gelmektedir. “resmi dairelerde görülen işlem için ödenen ücret. kırmak” anlamlarına gelen “Kasabe” fiilinden türetilmiş bir isimdir. Osmanlıda bu sözcüğün kullanılmasında bir anlam farklılaşması söz konusudur.g.e. kavrayış. a. akıl. “kafa. “itaat etmek. büro.i. Osmanlıcada daha çok. a. Kalemiye ‫( ﻗﻠﻤﯿﮫ‬a. a. Arapçada böyle bir kullanım yoktur.t): Bu terkibi Türkçeye çevirirsek. 317 Mutçalı.i. “Osmanlı’da geçerli olan para. Kafâ ‫( ﻗﻔﺎء‬a. Dolayısı ile bu kelimenin Osmanlıcada bu şekilde kullanımı Arapça’ya göre yanlıştır. bölüm.

g. kamış. 311.): Arapçada. a. Türkçede yerel. 19. Kavmiyet şeklindeki bu kullanım Arapçada terimin kullanılmasından çok önceye dayanmaktadır.m. 708. Osmanlıcada bu kelime anlam kaymasına uğrayarak daha çok “köy. a.m.g. 309. Ama Osmanlılar’daki kadı. Kavmiye ‫( ﻗﻮﻣﯿﮫ‬a. Mutçalı.g.e. Arapçada. Bu terim Arapçadan alınarak Osmanlıcada kullanılmıştır. idari yapının bir parçasıydı. 743.y. 713.g. nefes borusu “ 322 321 gibi anlamlara gelmektedir.e. kamış kalem nefes boğumlarından her biri. İslam veya Osmanlılık gibi büyük birimlere sadakat yerine.e. karşılama. a. Osmanlılar bu terimi kesinlikle olumsuz anlamda kullanıyorlardı. Klasik kadıdan daha büyük bir saygınlığı vardı. önceden takdir etme. hukuk sistemi.e. 327 Devellioğlu. coğrafi olarak tanımlanmış bir yetki alanı bulunan bir devlet görevlisiydi. a. a.g. 323 Kazâ ‫( ﻗﻀﺎء‬a. hizipçi ve millîyetçi sadakatleri olumsuz bir şekilde ifade etmek için kullanılan bu terim. “takip etme. (bir kadının yargı yetkisinin bulunduğu bölge) kaza. 322 321 .e.i. 326 Mutçalı. şekil. 324 Mutçalı. 325 Lewis. 325 Görüldüğü gibi her iki dildeki kullanımda arada bir fark yokmuş gibi görünse de incelendiğinde bir nuansın olduğu görülmektedir. y.) : Arapçadaki “kavm” isim köklü kelimeye nisbet ya’sı eklenerek türetilmiş bir mensub isimdir. daha küçük birimlere sadakati ifade edip eleştirmek için kavmiyet diyorlardı. Osmanlı kadısı.i.i. Görüldüğü gibi bu sözcük Osmanlıcada anlam kaymasına uğramıştır. bir şeyin dış görünüşü. peşinden gitme” 327 326 manalarına gelmektedir. klasik İslami anlayıştaki kadıdan çok farklı bir nitelik taşıyordu. sonları Türkçe metinlerde yer almaktadır. Osmanlıcada bu kelime. “kılık. adalet sistemi” 324 gibi anlamlara gelmektedir. Terimin kullanıldığı en eski örnekler. a. Arapça’ya geçince “Araplık” anlamında kullanılmıştır. Kıyâfet ‫( ﻗﯿﺎﻓﺖ‬a. suret. a.g. kabileci. (borcu) ödeme kadılık.g.): “Keyefe” fiilinden türetilmiş bir isimdir. Kavmiye kelimesine “kabilecilik” diyebiliriz. 590. 619.52 pipo sapı. 323 Lewis. Devellioğlu. bir kimsenin giyindiklerinin bütünü” anlamlarına gelmektedir. kasaba” anlamlarında kullanılmıştır. heyet. “bitirme.

mümtazlar.g. 329 328 . 335 Mutçalı. Gerçekten Satrancı “Leclâc” icat etmemiştir. “Açma. “Sarma.g): “Leffe” fiilinin mastarıdır. “büyükler.g. Osmanlıca en yaygın biçimiyle “incelik. Leclâc ‫( ﻟﺠﻼج‬a. yayılma. kocamanlar. Arapçada.k. “kebure” fiilininden türetilen “kebîr” sözcüğünün çoğuludur. ihtiyarlar” 328 anlamlarına gelmektedir. “aldırış etmem. “Büyükler.g. basım. “kekeleyen. 331 Devellioğlu. kibirli. Lâubâlî ‫( ﻻاﺑﺎﻟﻲ‬a.e.e. ilan. 885.e. aldırmam. ulular. kumarbaz” 332 gibi anlamlara gelmektedir. kapsamlılar.e 649. Görüldüğü gibi sözcük Osmanlıcada fiil olma özelliğini kaybetmiş adeta isimleşmiştir. ince. dolama” 333 gibi manalara gelmektedir.i. cemiyet-i beşeriyyenin sunûf-u âliyesine mensp kerim ve alicenab. 335 Pala.g. nüfuslular. “neşere” fiilinin mastarıdır.s.): Arapçada. nazik. a. “bir söz ya da beytin ilk bölümünde ez az iki şeyi söyleyip sonra onlardan her biriyle ilgili benzerlik ya da karışıklıkları kullanma sanatıdır. Bu terkip Osmanlıcada Edebiyat’ta bir terim olarak kullanılmaktadır. terbiyeli. “satranç oyununun icatçısı” olarak kullanılmaktadır. duyuru. ilgisiz.” Dolayısıyla bu terkibin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kaymasından söz edilebilir. üstünler. “Neşr” sözcüğü. 621.e. kekeme. büyüklük taslayan” manalarına gelmektedir. 330 Sami. Osmanlıcada daha çok.e. a. naziklik” anlamlarına gelmesi yönünden de kaymaya uğramıştır.zf): Arapçada. 334 Mutçalı.e. yayın. 1142. 788. önemliler. görgülü. Leff-ü neşr ‫( ﻟﻒ ﻧﺸﺮ‬a. a. yaşlılar. a. 330 zarif. Görüldüğü gibi sözcük Arapçadaki aslında “büyüklük. saygısız bir tarzda senli benli olmak” 331 gibi anlamlara gelmektedir. engel. yeniden diriltme/ canlandırma” 334 anlamlarına gelmektedir. 329 Osmanlıcada.g. Osmanlıcada ise. Bu oyunu İran’a getirip yaymıştır.e. a.g. 1291. 746. 332 Mutçalı.i.g. Terim anlamı.53 Kibâr ‫( ﻛﺒﺎر‬a. a. 344. yayma. Böylece kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur.g. vurdumduymaz. Devellioğlu. neşretme. 333 Cubran. umursamam” anlamlarına gelmektedir. şümulle. üstünlük ve seçkinlik” gibi manalar ifade ederken.): “Leclece” fiilinden türetilmiş bir isimdir. a. genişler. Mes’ûd. a. “aldırmaz.

): “Hakeme” fiilinden türetilmiş bir isimdir. vükelanın ve diğer zevatın müracaat edecekleri ve padişaha yakınlarının bulunduğu daire. Mahkeme-i Evkâf ‫( ﻣﺤﻜﻢ اوﻗﺎف‬a. “Halasa” fiili kendini kurtarmak. “male” fiilinden türetilmiş bir mastardır. a.): “Halasa” fiilinden türetilmiş bir isimdir.1998. Meşrutiyetin ilanından az sonra verilen addır. kurtarılacak yer. “Mâl” sözcüğü. …dığı sürece” “Beyne” 337 336 anlamlarına gelmektedir. para” 343 anlamlarına gelmektedir.e.i. bağımsız olmak” 341 340 anlamlarına gelmektedir.t. akar.zf. “vakıf” sözcüğünün çoğuludur. emin. 354. “devlet gelir ve giderlerinin Yazıcı. emtia. a.g. Bu terkibi Türkçeye çevirirsek. “iki şeyin arası. dünyalık. servet. içinde. o ey(i) ki.e. 342 Pala. ortasında. 667. mal ve paraya mahsup” gibi manalara gelmektedir. parayla ilgili.g.54 Mâbeyn ‫( ﻣﺎ ﺑﯿﻦ‬a. tüccar eşyası. sığınma” gibi anlamlara gelmektedir. Mahlâs ‫( ﻣﺨﻠﺺ‬a. Osmanlıcada. sarayda. “malla ilgili. Osmanlıcada. güvenilir yer.i. sözcüğü ise. “haremle (kadınlar dairesi ile) selâmlık (erkekler dairesi) arasındaki oda. 626 337 336 . 341 Mutçalı. VI. Yazıcı.g. aradaki şey” gibi manalara gelir.): “Arapçada. her ne zaman. Şu halde kelime Osmanlıcada -Arapçadaki kullanımından farklı olarak. “eskiden Evkaf Müfettişliği denilen daireye II. “özgürleştirilmiş. “(n)ın arasında.. “Vakıflar” anlamına gelmektedir. 677.): Arapçada “mâ” edatı “.yapan. İst.e. Günümüz Türkçesi’nde hem Mâliye ‫( ﻣﺎﻟﯿﮫ‬a. “mal.g.e. 186. 74.yaparsa. “Evkâf” ise. 339 Bu mahkemenin görevi.e. a. cihad tevcih etmek. içine.e.. 340 el-Ferâhîdî. ortasına” manalarına gelmektedir. mülk. her ne . 242. yargılamanın yapıldığı yer” anlamına gelmektedir. a. Hüseyin. padişah sarayı” 338 manalarına gelmektedir. 339 Devellioğlu.g.isimleşmiştir.s. 343 Yolcu. …yaptıkça. a. muhtelif vakıflar arasındaki ihtilafları gidermekti. Mahlâs ise. Osmanlı’da. Bu terkibi Türkçeleştirirsek “Vakıflar Mahkemesi” anlamına gelir. Edevatı Rabtı’l-Cümeli fî’l Luğati’l-Ârabiyye. Bu anlamda bir kullanım Osmanlıların tasarrufudur. “Mahkeme.e. Divan Edebiyatı’nda şairlerin 342 şiirlerinde kullandıkları takma ada ”mahlas” nesir hem de şiirde kullanılmaktadır. Osmanlıcada. denilir. “Maliye” sözcüğü de. arasına. a. özgür olmak.g. 329.. yer. kurtulma.g. 338 Devellioğlu. a.

311 350 Devellioğlu. ”sakalı traş edilmiş. 348 Mutçalı. a.): “Taraşa” fiilinin ism-i mef’uludur. “Sultan Mahmut’un Yeniçeri Ocağını kaldırdığı (1826) yılında “Asakîr-i Mansûre-i Muhammediye” (Muhammedin Muzaffer Askerleri) adıyla kurulan askeri teşkilatın masrafına karşılık olarak ayrılan devlet gelirlerine verilen isim” 347 olarak kullanmıştır. Osmanlılar’da bu terkip. Mecâl ‫( ﻣﺠﺎل‬a. Klasik Atrapça’da. a. Dolayısıyla bu sözcük Arapçada anlam kaymasına uğramıştır.e. define. ihtisas. “Hâzine” kelimesi.e. alan. sınır. ”Et-taraşu” ismi ise. 340.e. saha.g. kasa. bezginlik” gibi halleri anlatmak için kullanılan bir sözcüktür. Görüldüğü gibi bu sözcük Osmanlıcada. devletin gelir ve gider işleriyle uğraşan daire” 344 anlamlarında kullanılmıştır. Bu sözcük günümüzde “Maliye” ismiyle kullanılmaktadır. üstün gelmiş” her şeyin ziyade toplandığı yer” 346 345 anlamlarına gelmektedir. had.g. İstifrağ etmek” 348 anlamlarına gelir. “Maliye” kelimesine.e. geniş yer.e. a. 351 el-Feyyûmî. Görüldüğü gibi Arapça dil kurallarına göre türetilmiş Osmanlıların tasarrufu olan bu sözcük bu anlamda Arapçada kullanılmamaktadır. “devletin gelir ve gider işiyle uğraşan daire” anlamını Osmanlılar yüklemişlerdir. 701.e. 439.g. sakalsız” anlamlarında kullanılmıştır. açıklık. 1290.): “Cevelan” fiilinden türetilmiş bir isimdir. oda. Hayrettin. a.e. rahat hareket edilebilen yer. “nasare” fiilinin ism-i Mefuludur. 690. Osmanlıcadaki anlamıyla kelimenin Arapça karşılığı “Mahlûk”tur. Modern Arapçada. a.. “zayıf işitmek.g. a. kıymetli eşyadan ibaret yük. Osmanlıcada bu sözcük. 692. 519. “hazine.g.i. manyetik alan” imkân fırsat” 353 manalarına gelmektedir. Bekir – Kahraman.e.s. a. 142. Topaloğlu. anlamlarına gelen “hazine” fiilin den türetilmiş bir ism-i mef’uldur. VI. 349 İbn Manzûr. a. 352 Mutçalı. kapsam. 347 Devellioğlu.g. “Nasrolunmuş. a. “dönülecek yer” 352 351 anlamına gelmektedir. “boş yer. 346 Yolcu. sağır olmak” 349 350 manalarına gelmektedir. kuvvet. 345 344 .55 idaresine ait.g. Devellioğlu. “yorgunluk. Matrûş ‫( ﻣﻄﺮوش‬a. iktidar. Mesela. a. 241. “Kusmak. I.e. anlamlarına gelir.g.g.e. 353 Sami. Osmanlıcada. Allah yardımıyla galip. Mansûre Hazinesi ‫ : ﻣﻨﺼﻮره ﺧﺰﯾﻨﺴﮫ‬Mansûr.g.

): “Mecid” kelimesi Arapçada.e.e. (daha ziyada yirmi kuruşluk sikkelere verilen bir addır).g. Osmanlıcada ise. “Me’zûn” 361 sözcüğü ise ismi mefûldur.ikil) : “Meleke” kelimesinden türetilmiş bir mastardır. 265 357 Sami.i. müsaade edilmiş” gibi anlamlara gelir. Mecidiye ‫( ﻣﺠﺪﯾﮫ‬a. 729. “mezun olmak. iki ülke. Meşreb ‫( ﻣﺸﺮب‬a.g. 359 Devellioğlu.e 1351.i. asil” 354 anlamlarına gelmektedir. Arapçadaki bu sözcüğün asıl anlamının Osmanlıcadaki kullanımlarıyla hiçbir ilgisi yoktur. övgüye layık. a. a. Görüldüğü gibi bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında bir soyutlama söz konusudur. “yaratılış. “Sultan Abdülhamid’in tahta çıkışının altıncı yılında(1844) onun adına kesilmiş olan altın ve gümüş sikkelere” verilen addır.56 “gelmeye mecalim yok” gibi. a. Görüldüğü gibi bu sözcük Osmanlıcada yeni anlamlar kazanmıştır. Bu sözcüğün Osmanlıcadaki anlamları için Arapçada. Osmanlıcada.g. 358 Mutçalı.i. “izin vermek. iki hükümdarlık” 358 anlamlarına gelmektedir. büyük. adet” anlamlarında kullanılmıştır.g. 357 tabiat. müsaade etmek” 360 gibi anlamlara gelmektedir. ahlâk. “Eflak ve 359 Boğdan’ın ikisine birden verilen ada” (Memleketeyn)” denilirdi. 360 Yolcu.g. 355 354 . ”Mecid ile 355 ilgili” anlamındadır. I. Görüldüğü gibi bu sözcüğün Osmanlıcada ki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur. 710. Devellioğlu.e.g. a. a.g.e. 361 Devellioğlu. “teherruc” kelimesi kullanılmaktadır.e.): “Şeribe” fiilinin ism-i mekanıdır. “şan. “İzin verilmiş. yaratılış” 356 gibi anlamlarına gelmektedir. iki memleket. Mecidiyye ise.” gibi. izinli olma. Osmanlıcada ise. içecek. 43. Böyle bir kullanım Arapçanın tasarrufudur. Aynı zamanda ism-i mekandır. mizaç. Arapçada “iki krallık. bitirme” anlamlarına gelmektedir. a. ve şeref sahibi. a. tînet. 821. 766. Mutçalı. 847. Memleketeyn ‫( ﻣﻤﻠﻜﺘﯿﻦ‬a.. huy. “İçecek yer. Me’zûniyet ‫( ﻣﺎذﻧﯿﺖ‬a. ulu. a.): “Ezine” fiilinden türetilmiş bir isimdir. “Ezine” fiili Arapçada.i.e. 356 el-Firûzâbâdî.e.g. Dolayısıla bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur: “Haraketleri hoşuma gitmediş hafif meşreb bir insan olduğunu gördüm. Osmanlıcada.

“sıra. 171.g. 718. misafir” manasında kullanılmaktadır ki. Arapçada. Osmanlıcada. 1298.g. görkemli. edepli” 368 367 manalarına gelmektedir. 363 362 . esasında bir insanın bir yere konuk olabilmesi için öncelikle uzun ya da kısa bir yolculuk yapmış olması gerekmektedir.i. Samî. a.e 1395.g. duygusuzluk. yolculuk esnasında birinin evine inen konuk.türetilmiş bir sıfattır.): “Ketebe” fiilinden türetilmiş bir mekan ismidir. heybetli. a.): “Kata’a” fiilinin mufa’ale babından mastarıdır.i. “Belirli bir kira karşılığında arazinin kesime verilmesi veya toprak için verilen muayyen vergi” manalarına gelmektedir. Osmanlıcada.s. Mes’ûd. boykot.): “Haşmet”’ten -if’ti’al kalıbına sokularak. Misâfir ‫( ﻣﺴﺎﻓﺮ‬a.i. a. yolcu. 142.e.e. soğukluk.g. 879. okul medrese” anlamlarında kullanılmıştır. Arapçada. çekingen. a. 392. içinde bayan ve erkek memurların çalıştığı yer” 363 362 gibi anlamlara gelmektedir. Buna bakarak denilebilir ki Arapçadaki anlamıyla Osmanlıcadaki anlamı arasında bir önceliksonralık ilişkisi oluşmuştur. bırakma. komşuya giden kimse. yabancı” 364 anlamlarına gelmektedir. Arapçada. Mukataâ ‫( ﻣﻘﺎﻃﻌﮫ‬a. 368 Sami.e. 366 Mutçalı. “Utangaç. Muhteşem ‫( ﻣﺤﺘﺸﻢ‬a.e. eğitim yeri. “medrese” kullanılmaktadır. gösterişli” anlamlarına gelmektedir.): “Sefere” fiilinin mufa’ale kalıbından ism-i failidir. Arapçada okul yerine daha çok. Osmanlıcada. Osmanlıcada ise. a.e.g. Arapçada.57 Mektep ‫( ﻣﻜﺘﺐ‬a. Yoldan gelen. Görüldüğü üzere bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımı farklılaşmıştır. “Tâbî olan hışmın çokluğuyla herkesin hürmetini celb eden. 367 Devellioğlu. öğretim yeri. birbirinden kesmek ve kesişmek. terbiyeli. a. Her iki dilde de Cubran. ziyaretçi. 364 Mutçalı. kesintiye uğratma” 366 gibi anlamlara gelmektedir. gözün saydam tabakasında herhangi bir sebepten dolayı meydana gelen beyaz leke” 365 manalarına gelmektedir. Görüldüğü üzere bu sözcük Osmanlıcada anlam kaymasına uğramıştır. yolcu. mütevazı.g. “Çocukları ve gençlerin ilim tahsili için deva ettikleri bina ve daire.g. a. 365 Devellioğlu. “seyahat eden yolcu. ülfeti terk eylemek.e. “Kesişmek. Bu sözcük Arapçadaki aslında “yolcu” manasında kullanılırken Osmanlıcaya en yaygın biçimiyle “konuk.

Müfreze ‫( ﻣﻔﺮزه‬a. tertipli. “müftü. Sözcüğün Osmanlıcada kullanılan anlamı için Arapçada. ruhsat. “ifraz olunmuş. tim” anlamlarında kullanılmaktadır.e. fetva veren. fetva makamı” manalarına gelmektedir. 371 Sami. müftülük. “yardım etmek.e. 653.): “Fereze” fiilinden türetilmiş bir isimdir.g. Yüzyıl Arapça’sında –Türkçede çok daha önceden. Arapçada. a. Arapçada. Dolayısı ile bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur. 372 Mutçalı. 1332.g.g. a. Arapçada. Bu Sözcüğün Osmanlıcadaki anlamları.bu kelimeler yeni anlamlar kazanmıştır. birlik. 373 Devellioğlu. Bekir – Kahraman. sistematik.): “Nazeme” fiilinden türetilmiş bir ism-i mefuldur. Osmanlıcada.e. 851. “izin. “bir manasına gelmektedir.): “Fetiye” fiilinden türetilmiş bir isimdir.): “Sa’ade” fiilinin mufa’ale kalıbından mastarıdır. Osmanlıcada topluluk adı olmuştur. Hıritiyanlık’taki piskoposluk makamına benzer bir konum 369 Devellioğlu. ayrılmış. 370 . bu duruma göre bir yorum yapmak gerekirse kelimenin Osmanlıcaya geçişinde adeta bir karşıtlık. Osmanlıcada. Görüldüğü üzere Arapçada İsm-i mef’ul olan bir sözcük Osmanlıcada İsm-i fail anlamında kullanılmıştır. a. Topaloğlu. bir zıtlık düşünülmüştür. 374 Mutçalı. mani. muavenet” 370 anlamlarına gelmektedir. Arapçada bu kelimenin karşılığı “Muntezim’dir.58 anlamları karşılaştırdığımızda. sistemli” 369 gibi anlamlara gelmektedir.g. 371 “muavenet. Ancak bu sözcük topluluk anlamını Osmanlı’da kazanmıştır.g. “utangaçlık” ve “gösteriş” iki zıt kavramdır. “düzenli. izin. 816.e. 19. 184.e. Sözcük Arapçada bir tekil iken. a. Müftî ‫( ﻣﻔﺘﻲ‬a. Ancak Osmanlı’da ism-i fail olarak kullanılmıştır.e. kopmuş” askeri birlikten ayrılan kol” 374 373 372 anlamlarına gelmektedir. a. “Osmanlı İmparatorluğunda Müftülük –İslam tarihinde ilk defaklasik İslam’ınkinden çok farklı.g. mezuniyet.i. bir düzene göre işleyen. 653. yardım. Muntazam ‫( ﻣﻨﺘﻈﻢ‬a. “grup. engel olmayıp serbest bırakma” anlamlarında kullanılmıştır. icazet” kullanılmakta olup bu kelime Arapçada yalnız “yardım” manasında kullanılmaktadır. Modern Arapçada bu sözcük. Hayrettin.i.s.i. Müsâ’ade ‫( ﻣﺴﺎﻋﺪه‬a. a.

a.m.): “Nevvere” fiilinden türetilmiş bir isimdir.e.Feyyûmî. Görüldüğü gibi kelimenin Osmanlıcadaki kullanımı Arapçadaki asıl anlamından çok farklıdır. son derece gelişmiş. meyve çekirdeklendi.g. “Aydın. a. herhangi kabahatli bir kimsenin malının hükümetçe padişah adına zabt edilmesi” 379 anlamlarında kullanılmıştır. Bekir – Kahraman. Arapçadaki anlamı. Devlet otoritesi altında çalışan. kesin olarak tanımlanmış bir yargı alanı bulunan bir yerin müftüsü olması fikri klasik İslam inanç ve normlarına yalnız yabancı değil aynı zamanda denilebilir ki aykırıydı”. kadın adı” 377 376 gibi anlamlara manalara gelmektedir. a. 381 Devellioğlu. 377 Devellioğlu.e.i. Arapçada. Hayrettin. 376 375 . a. a. Hayrettin. “Işık verdi. Selçuklu döneminde Şeyhülislam (Baş müftü) bulunan yargı bölgeleri saptanmış.g. Arapça aslında böyle bir kullanım yoktur. Kelimenin kökü Arapça olmasına rağmen bu anlamda bir kullanım Arapçada yoktur.i.g. Râbia ‫( راﺑﻌﮫ‬a. Dolayısıyla bu sözcük Osmanlı’da anlam kaymasına uğramıştır. Osmanlılar’da.e. “Dışarı çıkma. Müsâdere ‫( ﻣﺴﺎدره‬a. a. temizlik pudrası sürdü” gelmektedir. lambayı yaktı. entelektüel” kelimelerinin karşılığı olarak kullanılmıştır.59 haline gelmişti.): “Sudûr” kelimesinden türetilmiş bir isimdir.s. yasak bir şeyin kanuna uygun olarak zabtı. Tanzimat’tan önce. aydınlattı.g. aydınlandı. Lewis.): “Rabi’” kelimesinin müennesidir. 307.e.e. 381 “Tanzimat’tan sonra kolağası derecesinde olan sivil memurlukta bir rütbe” olarak kullanılmıştır. ağaç çiçekçıkardı. “Münevver” kelimesi ilk defa Osmanlıcada Batıdaki. 335 379 Devellioğlu. Belirli bir bölgede yargı yetkisine sahip ve ulema hiyerarşisinde belirli bir yer işgal eden müftü fikri Türkçe’dir. saatteki salisenin altmışta biri” 380 manalarına gelmektedir. 1044. 868. a. sadır olma. 458.e. yol gösterdi. kademeleri tanımlanmış bir müftüler kurumu ortaya çıkmıştı.g. entelektüel. bitki yetişti. kaynaklanmak” 378 gibi anlamlara gelmektedir. “memnû. 879. “Rabia” kelimesinin “rütbe” anlamında kullanılması Osmanlıların tasarrufudur. Osmanlıcada “Aydın. 375 Münevver ‫( ﻣﻨﻮر‬a. 380 Topaloğlu. 124. Osmanlıcada.g. Bekir – Kahraman. 378 el. I. “dördüncü. Topaloğlu. “Sudûr” kelimesi de.g.

Arapçada genellikle Cebrail (a.t. “Emin.): “Sahn” kelimesi Arapçada. emniyette. “Türk müziğinin mürekkep ve en eski terkiplerinden birinin adıdır. Fatih Sultan Mehmet Han zamanında kurulmuş bir “Okul”’un adıdır. güvenilmez.b.i. Her iki dildeki kullanımda görüldüğü gibi bu sözcüğün Arapça aslındaki manalarıyla Osmanlıcadaki manaların hiçbir ilişkisi yoktur. “ruhların rahatı” anlamına gelir. 346 386 Mutçalı. Osmanlıcada ise. silah namlusu” 385 manalarına gelmektedir.g. a. 1076. tehlikeden uzak” gibi anlamlara gelmektedir. güzel.e. a.):Aslı Arapça olan ve Osmanlıcada kullanılan bu tamlamayı Türkçeye çevirirsek. avlu.i. disk” 388 anlamlarına gelmektedir. 328. iç bahçe. a. 385 Mutçalı. Yani Arapçada anlam olarak olumsuz özellikleri ifade ederken.e. sekiz avlu” gibi anlamlara gelir. Osmanlıcada olumlu özellikleri ifade etmektedir. “sekiz meydan. hoş.olumlu olma yönünden bir zıtlık vardır. pür ve revnak 384 olan. 1046.s. Osmanlıcada bir kurum adı olmuştur. Bu terkibi Arapçadan Türkçeye çevirirsek “güvenilir ruh” anlamına gelir.): “Er’an” sözcüğünün müennesi olup. ahmak. Osmanlıcada ise. “can. Dolayısıyla bu terkibin Osmanlıcadaki kullanımı Arapça aslından farklıdır.i. Sahn-ı semân ‫( ﺻﺤﻦ ﺛﻤﺎن‬a.s) için kullanılmaktadır. “iyi.g. “ruh” kelimesi. a. “sekiz“anlamına gelmektedir. Osmanlıcada bu terkip. hayat. uçarı. Ruhu’l-Emîn ‫( روح اﻻﻣﯿﻦ‬a.e.60 Rahatü’l-Ervah ‫( راﺣﺔ اﻻرواح‬a.t. saçmalayan düşüncesiz. yüzey.e. 472 383 382 . öğün. Osmanlıcada Arapça aslından farklı bir anlamda kullanılmıştır. “Seman ise. 346 387 Devellioğlu. “emune” fiilinden 386 türetilmiş bir sıfattır. “müzikte bir makam adı” 387 olarak kullanılmıştır. dürüst. satıh. Hatta kullanım açısından olumsuz. latif.g. kadın adı” manalarında kullanılmıştır. bilir bilmez konuşan. sahan. 388 Mutçalı. dönek” 383 anlamlarına gelmektedir. 382 Bu manada bir kullanım Arapça aslına uygun değildir. a. Mutçalı. güvenilir. Ra’nâ ‫( رﻋﻨﺎ‬a.): Arapçada.g. ruh.g. a. 1051.e. “Emîn” sözcüğü ise. a. düzlem. diyebiliriz. Görüldüğü gibi bu tamlama. kararsız. Devellioğlu. “sersem. Osmanlıcada. 384 Devellioğlu.g.g. Arapçada.e. Bu terkibi Türkçeleştirirsek. “tabak.e.

a.g. 390 . “sürçme” ve “hata” gibi manalara gelmektedir. a.): “Sakat” sözcüğünün çoğuludur. hatalar. 868.e. “inzibat 397 memuru.): “Şahane” fiilinden türetilmiş bir isimdir. 393 Ahteri. ”düşmeler. a. Şafak ‫( ﺷ ﻔﻖ‬a. 392 Yolcu.g. 394 Mutçalı. 1167. sürçmeler .e. 271 391 Sami. a.e. Osmanlıcada ve Modern karanlık” 395 önceki anlamına gelmektedir.g. “gemi ve benzerlerinde taşınan yük. “nağme ile şiir okuyan .61 Sakatât ‫( ﺳﻘﻄﺎت‬a. polis memuru. Şâdî ‫( ﺷﺎدي‬a. 395 Doğan. hayvanın adeten yenilmeyen yerleri.i.) : “Şefeka” fiilinden türetilmiş bir mastardır. 727. mahkeme hademesi. Arapçada. 393 Devellioğlu.i.e. Arapçada ise yenilmeyen unsurlarını ifade etmektedir.g. Arapçadakinden farklı anlamlar yüklenmiştir Şahne ‫( ﺷﺤﻨﮫ‬a. manalarında kullanılmıştır. 1013. Osmanlıcada ve Modern Türkçede kullanılan gerçek Arapça (yani Arapların türettiği) kelimelerin bazılarına. Arapçada “güneşin batışından sonraki alaca karanlık” Türkçede “güneşin doğuşundan 394 anlamındadır. 397 Devellioğlu. deri ve kuyruk gibi” noksanlar” 391 390 389 anlamlara gelmektedir. edebiyattan hisse alan” 393 392 anlamlarında kullanılmıştır.e. a. Görüldüğü gibi bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur.e. kusurlar. Görüldüğü gibi Osmanlıcada “şahne” sözcüğünün karşılığı Arapça aslında “şihne”dir. devrilmeler. Arapçada.e. odu ambarı memuru. 389 Mutçalı. 1169. acemi ocağı neferi. harmanlara nerâret eden kimse” manalarında kullanılmıştır. 450. a. a. “düşük yerler. a.g.g. “sultanın sarayına odun götüren yeniçeri.i.i. 440. yıkılmalar.): “Şâde” fiilinden türetilmiş bir isimdir. Ararça’da “şihne” sözcüğü. 396 Cübrân Mes’ûd. Görüldüğü gibi sözcük Arapçada genel olarak “düşme”. a. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımı olumlu bir anlam ifade ederken Arapçada ki kullanımı olumsuz bir mana ifade etmektedir. Osmanlıcada. mübaşir” manalarına gelmektedir. ilimden.g. emniyet memuru.g. Osmanlıcada. Osmanlıcada. Her ne kadar “Ahteri kebir” de Osmanlıcadaki kullanımına yakın olsa da Osmanlıcada hayvanın etinden ayrı tutulsa da hayvanın yenilen unsurlarını.g.e. muayyen zamanlarda yeteri kadar yiyecek toplamak” 396 anlamlarına gelmektedir.e.

g. Bunun dışında Arapçada bu kelime. “şarap. güneş şemsiyesi. 400 Yolcu.i. “Teribe” fiilinin mastarıdır. 772. 456. bâde. Bu bağlamda bir anlam daralmasından ziyade bir anlam kaymasından da söz edebiliriz. meyva suyu” hamr. 403 Mutçalı.e. 517.e. mey. yağmur” Osmanlıcada.e.): “Şems” kelimesine nisbet ya’sı eklenerek türetilmiş bir isimdir. yük. anlamlarına gelmektedir. 445. “gelincik. güneşlik.” 403 anlamlarına gelmektedir.” anlamlarına gelmektedir. Osmanlıcada ise. “Tarab” ise. Osmanlıcada. a. “ güneşle ilgili. a. şarap.b. 402 Mutçalı.e. Günümüz Türkçe’sinde “güneşlik. anlamlarında kullanılmıştır.i. “Şarap” kelimesinin Arapçadaki 401 anlamının daha genel olduğunu ve Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam daralması olduğunu görmekteyiz. Kelime olarak “neşe. a.e. perde” 402 anlamlarına gelmektedir. 399 398 . Şarâb ‫( ﺷﺮاب‬a.) : “Şevk” kelimesi yukarıda belirttiğimiz gibi “şâke” kelimesinden türetilmiş bir mastardır.g. “kargo. sadece olumsuz içecekler için kullanılmıştır.g. Şemsiye ‫( ﺷﻤﺴﯿﮫ‬a. güneşle ilgili” anlamları unutulmuş tamamen “yağmurluk” anlamında kullanılmaktadır. eğlenme. 401 Sami.g.62 Arapça aslında “Şahne” kelimesi. Arapçada. Cübrân Mes’ûd a.): “Şeribe” fiilinden türetilmiş bir isimdir. a. Arapçada. Arapçada. “Şihne” kelimesinin ilk hecesinde bulunan (a) harfi Osmanlıcadaki kullanımında (i)’ye dönüşmüştür. Şakâik ‫( ﺷﻘﺎﺋﻖ‬a. Şevk-i Tarab‫( ﺷ ﻮق ﻃ ﺮب‬a. sevinç. a. Osmanlıcada daha çok.g. hem olumlu he de olumsuz içecekler için kullanılmıştır. “güneşle ilgili. Devellioğlu.e. Bu sözcük Osmanlıcada tam bir anlam kaymasına uğramıştır. 1170. “aynı baba ve anneden olma kız kardeş. lale” 399 398 gibi anlamlara gelmektedir. sahpa” 400 anlamına gelmektedir. 889. yağmurluk” gibi manalarda kullanılmıştır.g. Görüldüğü gibi bu sözcüğün Arapça aslıyla Osmanlıcadaki kullanımının hiçbir ilgisi yoktur.):”Şekîke” sözcüğünün çoğuludur. Selim tarafından tertip edilen “müzikte mürekkep bir makam”ın adıdır.i. güneşlik. coşkunluk. “içecek.i. Bu bağlamda bu kelimenin Türkçedeki kullanımında bir anlam kaymasından söz edebiliriz. yarım baş ağrısı. Osmanlıcada II.

“hayvani sesle.i. 406 Mutçalı. işaretle kovup uzaklaştırmak. 405 404 409 manalarına . a. 307. Arapçada. aklı başında olanlar” 404 anlamlarına gelmektedir. basiret sahipleri. Osmanlıcada bu 407 anlamın dışında daha çok.e. Osmanlıcada tekil olarak kullanılmıştır.e. 586. Osmanlıcada bu anlamda. “akıl satan.i. a. “akıl sahipleri. dahiliye. 408 Osmanlı devleti zamanında. a.): “Akl” kelimesinin çoğuludur.g. akıllılar. Kelime Osmanlıcadaki kullanımında iki yönden anlam kaymasına uğramıştır. Vezîr ‫( وزﯾﺮ‬i): Kelimenin kökenine ilişkin bir tartışma vardır. Osmanlıcadaki kullanımı menfidir. akıllı geçinmek 405 isteyen. Ama Abbası dönemi boyunca terimin kullanıldığı çok kesin kanıtlanmaktadır. Bu bağlamda bu sözcük Osmanlıcada anlam kaymasına uğramıştır. İknci olarak kelimenin Arapçadaki manası “akıllılar” şeklinde müspettir. “en yüksek rütbelere ulaşmış paşa” anlamındaydı. Modern Arapçada. 407 Devellioğlu.e. “ahırda büyütülmüş hayvan. Görüldüğü üzere bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımı Arapça aslından farklıdır. 408 Lewis. hayvan yemi” 406 manalarına gelmektedir. Kimileri Arapça kimileri de Farsça kökenli olduğunu ileri sürmektedirler. kendinin akıllı ve bilgili sanan” manalarında kullanılmıştır. 944.63 Ukâlâ ‫( ﻋﻘﺎﻻء‬a. a. 1346. anlayabilenler. idrak sahipleri.g. “sipahilere. Daha sonra kurum değiştikçe terimin anlamı da değişmiş ama bu değişiklik belirli sınırlar içinde kalmıştır. Yalnızca “Vezir” kelimesi değil hemen hemen bütün bakanlıkları isimleri Osmanlıcadan Arapça’ya geçmiştir: “Hariciye. Mutçalı. a. IV. Arapçada. “Bakan” anlamında kullanılmaktadır.e. 589. Ulûfe ‫( ﻋﻠﻮﻓﮫ‬a. menetmek” gelmektedir.g. yasaklamak. Arapçada.g.): “Zecere” fiilinden türetilmiş bir mastardır. makuller. yeniçerilere üç ayda bir verilen maaş” anlamında kullanılmıştır.g. 409 İbn Manzûr. Arapçada çoğul olarak kullanılırken.m. Sami. Osmanlıca’da. “Nâzır” terimini daha çok kullanmışlardır. 318.i. maliye. a. Zecr ‫( زﺟﺮ‬a.g. adliye” bütün bu kelimelerin Modern Arapçadaki kullanımı Osmanlıcanın etkisini taşımaktadır. Şöyle ki.): “’Alefe” fiilinden türetilmiş bir isimdir.e.

“misafir kabul etmek. Ziyafet ‫( ﺿﯿﺎﻓﺖ‬a. nezaket. Görüldüğü üzere “zevk” kelimesinin Osmanlıcadaki kullanımı. eziyet etmek. “zorlamak. Mutçalı. eğilim” 412 411 gibi manaslarına gelmektedir. 1423. konuk olmak” manalarındadır.e. a. a.g. “eğlenme.): Arapça’’da. Arapçadaki aslından tamamen farklıdır. Görüldüğü üzere bu kelime Osmanlıcada Arapçadaki orijinal anlamından farklıdır. boş vakit geçirme. “şölen.g.g. angarya çalıştırma” 410 anlamındadır. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur. anlayış algılama.i. cünbüş. 412 Devellioğlu. hissetme. “bir şeyin lezzetini almak için dilde tatma. Zevk ‫( ذوق‬a. tatma tad. güzeli çirkinden ayırt etme kabiliyeti.e.i. tadım. toy. 411 410 . kutlama. Devellioğlu. alay etme” anlamlarına gelmektedir. kibarlık. 1412. misafir olmak. a.): Arapçada. Osmanlıcada. Görüldüğü gibi bu sözcüğün Arapça aslından farlı olarak Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam farklılaşması söz konusudur. 300. haz. tatlı dillilik. misafire yedirip içirme” manalarında kullanılmıştır. meyil.64 Osmanlıcada.e. Osmanlıcada.

65 IV. 414 413 . Zamanla bu ayrım ortadan kalktı ve nihayet Türkçede daha sonra Arapçada ve öteki İslam halklarının dilinde bugünkü anlamıyla Batı dillerindeki “republic” teriminin karşılığı olarak yerleşti. Böyle bir durumla karşılaşan Osmanlılar şöyle bir yöntem takip etmişlerdir: “Arapça’ya başvurmak. BÖLÜM ARAPÇA DİL KURALLARINA UYGUN / AYKIRI ŞEKİLDE TÜRETTİLEN BAZI KELİMELER Bir takım sözcükler vardır ki kökü Arapça olmasına rağmen Osmanlıcada girdiği şekil Arapçada olmayıp Arapça’ya benzetilerek Osmanlıcada kullanılmak üzere şekillendirilmiştir.e. halk. ahali. Arapçada günümüzdeki Cumhuriyet anlamında kullanılmadan önce.): “Cumhuriye” kelimesi ilk bakışta açık ve sahih bir Arapça’dır. Cumhuriyet ‫( ﺟﻤﮭﻮرﯾﺔ‬o. Kelime. - İngilizlerin Latinceyi kullandıkları gibi.m. günümüz Cumhuriyet. 415 Davetiye ‫( دﻋﻮﺗﯿﮫ‬a. a. 131.Arapça ve Farsça sözcüklerden yeni kelimeler üreterek bir bilim dili inşası çabasına girmişlerdir. gibi meseleler Osmanlı’da yabancı kelimelere karşılık bulma ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. kitle. hak yığını” 414 anlamlarına gelen “cumhur’dan üretilmiş bir soyut isimdir.g. soyut bir terimdi. Ama tarihsel ve semantik açıdan Osmanlıca’dır. 303.i. karşılaşılan yeni hukuki ve siyasi sorunlar. Arap dilinde “da’vet” kelimesi “Çağrı.g. Cumhuriyetçilikti. “Kalabalık. orada bulunmasa üretme yolu ile Arapça köklerden yeni kelimeler uydurmaktı. 73. 415 Lewis. Kelime. bir takım bilimsel eserlerin Osmanlıcaya çevrilmesi.” 413 Bir diğer açıdan Osmanlılar.): “Da’vet” sözcüğünden Arapça dil bilgisi kurallarına aykırı bir şekilde üretilmiş bir kelimedir. a.g.e. Levend. Mutçalı. İlk kullanımındaki Türkçe’sindeki Cumhuriyet değil. Türk yüz yılarında bu anlamda anlamı kullanılmıştır. On sekizinci asrın başlarında yeni tıbbın Osmanlıya girmesi. Sözcüksel açıdan kelime gerçekten Arapça’dır. Bu faaliyetin on sekizinci asrın başlarına kadar uzanan bir geçmişi olduğunu söyleyebiliriz. a. izdiham.

polis teşkilatı” 421 manalarına gelmektedir. göze çarpan. mükemmel. mümtaz.davul” gibi. Hem kök olarak hem de ek olarak Arapça olmasına rağmen kök ile ekin bu şekilde birleşmiş hali Arapçada yoktur. a. 116. Osmanlıcada. alışılmamış.e. cezp etme. birinci sınıf. “güvenlik.g. 269. Fâikiyyet ‫( ﻓﺎءﻗﯿﺖ‬o. bir değişim sonucu bu hale gelmiştir. 240. Arapçada bu kelimenin karşılığı “saydaliyye”dir. a. Farsça gibi görünmekle birlikte Türkler’in ürettiği bir kelimedir. Davul ‫( داول‬i.g.g. eczâcı dükkanı.e. ecza dolabı” 420 anlamlarında kullanılmıştır. “İsim. anormal” 422 manalarına gelmektedir. “üstünlük Mutçalı. korkusuzluk. çekme. seçkin. mahkemenin gönderdiği çağrı kağıdı. Emniyet ‫( اﻣﻨﯿﺔ‬a.g.i. a. 418 Sami.): Arapçada “fâik kelimesi. “iki tarafı deri ile kaplanmış. çağrı kağıdı.g. çok iyi. Eczâne ‫( اﺟﺰاﺧﺎﻧﮫ‬o. “eczane.tabul. çomakla vurularak çalınır ve büyük bir ses çıkarır. a. 679. a. bilinen mûsikî aleti ki köylerde zurna ile beraber çalınır”. 420 Devellioğlu.e.): Zaten mastar olan “emn” kelimesine edat-ı mastaryye eklenerek Arapça kaideye göre yanlış türetilmiş bir sözcüktür. Osmanlıcada. Arapçada “ilaç” yerine daha çok “deva” kelimesi kullanılmaktadır. 417 416 .): Arapça “tabl” kelimesinden türetilmiş bir Osmanlıca isimdir. Osmanlıcada.g.i. Devellioğlu. “ilaç” anlamını daha önce Türkçede kazanmıştır. “üstün.e. istek talep” 417 416 anlamlarına gelmektedir. 422 Sami. güvenme.e. 418 Türkçede. Görüldüğü üzere sözcüğün köküne bakıldığında kökü Arapça’dır ve aldığı ek de Arapça’dır. parçalar” 419 anlamına gelen ecza kelimesi. a. davet eden hizmetliye verilen bahşiş” gibi manalarda kullanılmıştır.66 davet.e. “davul olarak kullanılan bu kelime muhtemelen.) : Arapçada “cüzler. 419 Mutçalı. Osmanlıcada. a. 202. “Bu sözcüğün “Davul” şeklindeki kullanımı Arapçada yoktur.. “Faikiyyet” sözcüğü Osmanlıcada. 260. duyulmamış. inanma. dikkat çeken. 600. “table.g. 421 Devellioğlu. “Eczane” kelimesi ilk kez Türkçede kullanılmıştır.e.

aldatılmak.g. anlamında kullanılmıştır. trajedi bahtsızlık” 426 gibi anlamlarda kullanılmıştır.e. Felâket ‫( ﻓﻼﻛﺔ‬o. Mutçalı. 364. Fak‫( ﻓﻖ‬a. a. hububat” 430 429 gibi anlamlara gelmektedir.67 yükseklik” 423 anlamında kullanılmıştır.g. 648. a.g. mahcubiyet” anlamlarına gelen “hacele” fiilinden yapılmış bir kelimedir. 1001.g.s. Osmanlıcada.i. Böyle bir kullanım Arapçada yoktur. 215. Hayrettin. çekirdek. utangaçlık.i. a. a. 427 Hacâlet ‫( ﺧﺠﺎﻟﺖ‬o. a. Osmanlıcada.e.g. tahıl. “dikkatsizlik ve gafletle dokunaklı bir söz söylemek.e. 425 Sami. “Fah” kelimesi Arapçada. bela. Bir telaffuz hatası vardır. kapan” 425 424 anlamlarına gelmektedir. 427 Sami. Hubeybî ‫( ﺣﺒﯿﺒﻲ‬o. utangaçlıkla şaşırma” 428 Osmasnlıca’da bü gibi anlamlarda kullanılmıştır. “müsibet. Osmanlıcada.e.): “felek” sözcüğünden müştak bir kelime gibi kullanılsa da Arapça dili kurallarına göre uydurma ve yanlış bir sözdür. Osmanlılar “habbe” ismini “fu’aylun kalıbına sokarak bu ismi üretmişlerdir. 431 Devellioğlu. Hubeyb ‫( ﺣﺒﯿﺐ‬o. faka basmak” gibi manalara gelmektedir. “çekingenlik.g. a.): Arapçadaki. 429 Topaloğlu. Arapçada yoktur. a. Büyük bir olasılıkla “Osmanlıcada kullanılan “fak” sözcüğü Arapçadaki “fah” sözcüğünden galattır. 430 Devellioğlu. Bekir – Kahraman. bir galat sözdür.e.e. “küçük tane. tanecik” Böyle bir kullanım Osmanlıların tasarrufudur. 450. 428 Devellioğlu. Osmanlıcada bir “hubeybî” sözcüğü. Bu durum Arapça dili kurallarına aykırı bir şekilde Arapçadaki kök haline yine Arapça bir ek getirilerek türetilmiş bir sözcüktür. 305.”utanma.e. baltayı taşa vurmak. 426 Devellioğlu. 297.): Arapçada. “tohum. “Hacâle” şeklindeki bir kullanım Osmanlıcanın tasarrufudur. a.i. Böyle kullanım Osmanlılar’ın tasarrufudur.): “Fah” kelimesinden tahrif edilmiş. sözcük.g. “tuzak.g. a. Devellioğlu.): Osmanlıların “hubeyb” kelimesine nisbet ya’sı getirilerek “tanecikli” türettikleri 431 anlamlarına gelmektedir.e. 55. 424 423 .g. 450.e. pot kırmak.

sonuçlanmak. Modern Arapçada. 433 432 . ele Mutçalı. neticelenmek. Fransızlar bile bizim bu uydurma tabirimizden yayılarak. “Özgürlük.e. 75. “islamiyet. “Ortaya çıkarmak. faydalar. a.g.g. İstihsâl ‫( اﺳﺘﺤﺼﺎل‬o.g.68 Hürriyet ‫( ﺣﺮﯾﺖ‬o. bizde kullanılır olmuştur. İhtisâs ‫( اﺣﺘﺴﺎس‬o. a.a. 435 Sami. yararlar. Arapçada “hasele” fiili. İslamiyet ‫اﺳﻼﻣﯿﺖ‬ (o.): Osmanlıcada. Sözcüğün Türkçede ilk kez yeni bir anlam kazanmaya başlaması on sekizinci yüzyıl sonlarında olmuştur. a. 434 Devellioğlu.e. ikinci anlamda. meydana gelmek. Arapçada böyle bir kelime bulunmaması bakımından yanlış ise de.i. bazenda istisna ve imtiyazı ifade eder. yer almak” 436 anlamlarına gelmektedir.): Arapçadaki “hiss” mastarından türetilmiş bir kelimedir. Fransızca’daki “sensation” (hislenme. 403.i. “Tedarik etmek. Arapçada “hurr”’den türetilmiş soyut bir isim olan “hurriyya”’dan gelir. a. 173. lisanlarında mastariyye edatıyla “islamisme” tabirini teşkil etmişken son olarak Arapça kesb-i vukûfiyle bunun munasebetsizliğini anlayınca. (Fransızca “sensation” denilen hali ifade için icad olup Edebiyata girmiş bir kelime ise de Arapçadaki “hiss” maddesi ifti’âl kalıbından asla tasrif olunmaz His tâbiri bunu ifadeye kafi değilse ihsas kelimesinin kullanmak gerekmektedir. “Menfaatler.g. Müslümanlık” 434 433 432 “hiss” kelimesi anlamlarında kullanılmıştır. his alma) denilen hali ifade için Osmanlıların uydurduğu bir kelimedir. Sami.i. kısıtlanmama” anlamlarına gelmektedir.e. “İstehsale” fiili ise.) :”Hürriyet sözcüğü.g. Klasik İslam uygarlığında genel olarak hukuki ve sosyal anlamda. Müslüman olma” 435 anlamında kullanılmaktadır. “İslamlık.e. Osmanlıcada.):“hasele” fiilin istif’al kalıbından mastarıdır. köleliğin ve kölelik statüsünün karşıtını. bağımsızlık. 540. 157. 436 Mutçalı. bunu ifadede yeterli değilse “ihsâs” kelimesi kullanılır.e. Mastar olan bir kelimeyi tekrar edet.i. kaderin karşıtı olan irade serbestliğini belirtir. bu tabiri terk ederek yerine “İslam” kullanmaya başladıkları halde bizim bilerek böyle yanlış kelimeler kullanmaktaki israrımız abes değil mi? Modern Arapçada bu tabir. Arapçada “İslam” kelimesi zaten mastardır.mastariyye ilavesiyle ikinci kez mastar yapmak Arapça kaidelere pek uygun olmasa gerek.

sorgulama” 440 gibi anlamlar taşımaktadır. Kelimenin hiçbir politik anlamı yoktu.): “Kalebe” fiilinin infiâl kalıbından mastarıdır. İstihbarât ‫( اﺳﺘﺤﺒﺎرات‬o. “Hasıl etme. 548. cevap alma maksadıyla söyletme. Arapça bir kelimeden Arapça dil kurallarına göre türetilmiş olmasına rağmen Osmanlıcanın Mutçalı. Arapçada bu kelime yerine “intâc” kullanılır. üretme. 441 Mutçalı.Osmanlıcada “İstihsâl” sözcüğü. dinleme.i. “Kötü değişim” anlamında kullanılmaktadır. 724. Bu sözcük Arapça dili kurallarına uygun bir şekilde türetilmiş olmasına rağmen Arapçada kullanılmayıp Osmanlılar’ın tasarrufu olan bir kelimedir. ele geçirilme” gibi anlamlara gelecek şekilde kullanılmıştır. İştirâkî ‫( اﺷﺘﺮاﻛﻲ‬o. “Sorma. 438 437 . “Devrim” kelimesinin tam karşılığı Arapçada “savra”dır. a.): “Cevebe” fiilinin istif’âl kalıbından mastarıdır.g. gensoru” anlamlarında kullanılmaktadır. Bu kelime şu anda günümüz Modern Arapçası’nda. hatta Kur’an-ı Kerîm’de bulunan bir terimdir. elde etme.i. “devir.g. cevap isteme. 544. 174.e.g. Devellioğlu.g. a. “Devir. inceleme.g. dönüş” 441 gibi anlamlara gelmektedir. “Haber toplama merkezi” anlamında kullanılmıştır. ele geçirme. araştırma” 439 gibi manalara gelmektedir. “Tekik. a. Arapçadaki “İnkılâb” terimi tarihin bir aşamasında olumsuz bir anlam yüklenmiştir. Osmanlılar’da bu kelime daha sonra bir kurum adını almıştır.i. 213. a. 439 Mutçalı. İnkılâb kuşkusuz klasik Arapçada.e. sorgulama. İnkılâb ‫( اﻧﻘﻼب‬o. Şu anda bu terimin Türkçedeki kullanımıyla Arapçadaki kullanımı farklıdır. Klasik Arapçada inkılâb.): “Şerike” fiilinin ifti’al kalıbından mastarıdır. “Soru. dönüş” demekti. Yine bu sözcüğü Osmanlılar Arapça dil kurallarına göre türetmişlerdir. 440 Devellioğlu. a. “İnkılâb” kelimesi modern politik anlamda ilk kez 1870 yılında Osmanlıcada kullanılmıştır. meydana 438 getirme.69 geçirmek” 437 manasındadır. röportaj.e.e. İsticvâb ‫( اﺳﺘﺠﻮاب‬o.cevap alma.): Arapçada “haber” kelimesinin İstif’âl kalıbından mastarının çoğuludur. Kelimenin kökü Arapça olmasına ve Arapça dil kurallarına göre türetilmiş olmasına rağmen Osmanlıların tasarrufu olan bir kelimedir. Osmanlıcada.e.i.

g. Kaîm-makam ‫( ﻗﺎﺋﻢ ﻣﻘﺎم‬a.): Bugün ki Arapçada. resim” 445 444 anlamlarında anlamlarına gelmektedir.yüzyıl Osmanlı Devletinde kazanmıştır. ancak modern anlamını. adet. 442.g. a.türetilmiş bir kelimedir. 819. Kelimenin sonuna tekrar nisbet ya’sı getirilerek Arap dili kuraklarına aykırı şekilde ikinci kez mastar yapılmıştır. a. a. Klasik Arapçada. zamanla yaygınlaşıp standart Osmanlıca terim haline gelmiştir. örnek alınan” maalarına gelmektedir. Osmanlılar Fransızca terime karşılık olarak Arapça’ya başvurmuş terimim bire bir çeviriyle “kaim. 447 Devellioğlu. 446 Lewis. darbı mesel. 445 Yolcu.i. [deniz] binbaşı” kullanılmaktadır.):Arapça “mesel” sözcüğünün galat olarak “Masal”’a dönüşmesiyle oluşan bir kelimedir. bölüşme” gibi anlamlara gelmektedir. 448 Mutçalı. Bu tabir Modern Arapçada. “paylaşma.e. a.e.g. birinin yerinin tutan. 443 . 565.e.e. ibret. Mutçalı.”Benzerlik. özdeyiş.e. 142. yarbay.i. Masal ‫( ﻣﺼﺎل‬o. Osmanlıcada. töre. Modern Arapçada. I. 442 448 447 er-Razî. nizam. a. Arap dilinde “Mesel” sözcüğü. Çünkü “kurb” kelimesi zaten mastardır. Daha sonra bu Osmanlıca kelime Arapçada da kullanıla gelmiştir. ortak koşma. kaide. yasa. 444 Mutçalı. a. 446 Kurbiyyet ‫( ﻗﺮﺑﻲ‬o. örnek. bir devletin idaresi için tertip olunan tüzükler topluluğu. düstur. devletin ilk kez kanun yaptığını ilan ettiği 19. 739. 631.makam” haline getirmişlerdir.g. “sosyalist” 443 442 anlamına da gelmektedir.g.m. atasözü.b. Kanûn ‫( ﻗﺎﻧﻮن‬o. kaymakam” anlamlarına gelmektedir. Daha sonraları bu kelime fazla Arapça bulunarak Türkçeden atılmıştır.i.): Osmanlıcada. Aslında bu kelime Fransız lievtenant (birinin yerine bakan kişi) kelimesinin çevirisidir. Çok eski dönemlerden beri kullanılan bu kelime Klasik Arapça metinlerinde özellikle Memlûk metinlerinde geçer.i.”Birinin yerine geçen.g. a. usûl.g. “kanun. “kaymakam. “Kanûn” büyük anlam değişikliğine uğramış.): “Karube” fiilinin mastarından -Arapça gramer kuralları yönünden yanlış olmakla beraber. ders.e. “yakınlık” anlamına gelmektedir. Bu kelime Osmanlıcada ilk kez Osmanlı Sosyalist Fırkasını tanımlamak için kullanılmış. 306.70 tasarrufu olan bir kelimedir.

Ma’dûmiyyet 450 ‫ﻣﻌﺪوﻣﯿﺖ‬ (oi. a.):Kelimenin kökü “mal”dır. Böyle bir kullanım Arapçada mevcut değildir.g. Hayrettin. “Maliye kelimesi ism-i mensubun sonuna “yuvarlak ta” getirilerek yapma mastar yapılmıştır. anlamlarında kullanılmıştır. Mahiyye ‫( ﻣﺎھﯿﮫ‬o.g. Osmanlıcada bu kelime “aylık” 453 anlamında kullanılmıştır. yokluk” 451 olan bir yapma kelimedir. a.g. 453 Devellioğlu. Maliyet ‫( ﻣﺎﻟﯿﺖ‬o. Mahviyet ‫( ﻣﺤﻮﯾﺖ‬o.i. 197. kendine ehemmiyet vermeyiş.e. 1379. Arap dilinde. 455 Ahterî. “Kaybetmek. 261. “çocuklara söylenilen hikâye. Maliyet kelimesi ise “Maliye” Sami. Osmanlıcada.e. cin ve peri hikayesi. ”(Sonradan türetilmiş kelime) Mağdur olan adamın hali. .71 Osmanlıcada. Osmanlıcada. Osmanlıcadaki kullanımında sözcüğün fonotiğinde bir kaymadan söz edilebilir.): Arapçada. a. 670. 1355. 683. fazla tevazu.): Arapça kaidesince ”mahv”’dan türetilmiş bir sözcük olup Arapça’ya benzetilerek Osmanlılar tarafından yapılan bir kelimedir.g.i. a. muhtaçlık” 452 manalarında kullanılmıştır.g. Osmanlıcada.i. 677.e.e. a. a. Çünkü Arapçadaki “mesel” sözcüğü Osmanlıcada “masal”’a dönüşmüş ve “mesel” sözcüğünün anlamından da tamamen kopmuştur. alçakgönüllülük” 454 manalarında kullanılmıştır. “Maliyyun” kelimesi ism-mensubdur. Mağdûriyet ‫( ﻣﻐﺪورﯾﺖ‬o.): “Ğadere” fiilnin ism-i mef’ulundan türetilmiş Arabi olmayan Osmanlıların tasarrufu olan bir yapma kelimedir. “Mal” kelimeside “meyl” kelimesinden türetilmiştir.e.g. 454 Devellioğlu. ilgi çekici öykü” 449 gibi anlamlarda kullanılmıştır.e.e. “kendini hiçe sayma. inanılmayacak hikaye. 452 Sami. 451 Devellioğlu. Bekir – Kahraman. saçma sapan söz. Topaloğlu. a. yok etmek” manalarına gelen“’Ademe” fiilinin ism-i mef’ulundan türetilmiş Arabi olmayan Osmanlıların tasarrufu “madumluk.i. kendisine haksızlık edilmiş veya zarar ve ziyana uğramış olanın hali.g. “o şey ki” anlamına gelen “ma hiye” kelimesinden yapılmış Arabi olmayan Osmanlıların tasarrufu olan bir kelimedir. “Maliyye” kelimesi Arapça bir kelimedir. “Devletin gelir ve giderleriyle uğraşan daire” 449 450 455 anlamındadır.): Arap dilinde.

g. 690. “Malûm” sözcüğünün çoğuludur.g. Osmanlıcada. korunmuş. 557. ayın ve yıldızların doğması” 463 462 gibi anlamlara gelmektedir. “Doğmak. bilgi” anlamına gelmektedir.g. a.e. 496. İbn Manzûr. Masûniyet ‫( ﻣﺼﻮﻧﯿﺖ‬o.) : “Dabahe” fiilinin ism-i mef’ulunun çoğuludur. “mahfuzluk. a. Böyle bir çoğul kullanımı Arapça’ya Osmanlıcadan geçmiştir. 458 Mutçalı. sağlam” 460 459 458 manalarına gelmektedir. “bilmek. 462 el-Firûzâbâdî a. 461 Devellioğlu.e. kitaplar. Devellioğlu. Matla’ ‫( ﻣﻄﻠﻊ‬o. Osmanlıcada “malum olan. 961 463 Pala. tanımak.): Arapçada. salim. 496. “saklanmış.g.g.g. savunmak.i.72 kelimesinin Türkçeleşmiş halidir. doğacak yer. “’Alime” sözcüğü Arapçada. korunan. I. Aynı zamanda Arapçada ism-i mekanıdır. Ma’lûmât ‫( ﻣﻌﻠﻮﻣﺎت‬o. Modern Arapçada.e.i. I. 459 Mutçalı. “Masûniyet” kelimesi Osmanlıcada. (arabanın makinenin vb.e. eminlik. korunma. basılmış şeyler. “Matbuat. Bu kelime Osmanlıcanın tasarrufudur.i.g. a. biliş.) : “Tele’a” kelimesinin mim’li mastarıdır.e. yayınlar” anlamlarında kullanılmaktadır. “Bir eyin mal olma değeri” anlamında kullanılmıştır. dokunulmazlık” gibi anlamlarda kullanılmıştır. himaye etmek. Arapçada “ma’lu”’un çoğulu olarak. bilinen şeyler. a. çabalayarak bir şey elde etme” 456 manalarına gelmektedir. 358.e. “basılmış şeyler. 698.i. Matbu’at ‫( ﻣﻄﺒﻮﻋﺎت‬o. Bu sözcük Osmamlıca’da bir edebiyat terimi olarak kullanılmıştır: “Divan edebiyatında Gazel veya Kasidenin ilk beytine verilen ad”dır. (en çok) gazeteler” 461 anlamlarında kullanılmıştır.): “’Alime” fiilinin ism-i mef’ulundan türetilmiş Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. “korumak.e. çalışarak. siyanet olunmuş.nin) bakımını yapmak” gibi anlamlara gelen “savene” fiilinin ism-i mef’ulundan yapılmış bir kelimedir. sağlamlık. muhafaza etmek. 457 456 . “meâlîm” 457 kelimesi kullanılır. “masûn” kelimesi de. Osmanlıcada. a. 699. “Ma’lûmat” şeklinde bir kullanım Arapçada yoktur. güneşin. a. 460 Devellioğlu. Görüldüğü üzere bu kelimenin kökü Arapça olmasına rağmen Osmanlıların tasarrufu olan bir kelimedir.e. a.g.

Kökü Arapça olmasına rağmen Arapça dil kurallarına göre yapılmış tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. 469 Mutçalı.g.): Arapçada. ücretsizlik” 465 gibi anlamlara gelmektedir.e. yüz yılda Osmanlılar tarafından türetilmiş daha sonra Arapça’ya geçmiş “Medeniye” şekline sokulmuştur. a.): “Ketebe” fiilinden türetilmiş bir mastardır aynı zamanda ism-i mekandır. “Medeniyet “kelimesi 19.g. “cins. Mekteb-i fûnûn. yerli. “Şahane” kelimesi Farsça’da. cengaver” 470 gibi anlamlara gelmektedir. Mecâniyyet ‫( ﻣﺠﺎﻧﯿﺖ‬o. “funûn” kelimesi “fen” kelimesinin çoğuludur. “mecanilik. Arapçada.g. Devellioğlu. 468 Mutçalı. a.73 Mebdeiyyet ‫( ﻣﺒﺪﺋﯾﺖ‬o. .e. Medeniyet bir nevi onun Türkçeleşmiş halidir. Osmanlıcada.g. tür çeşit.t. seküler” 466 gibi anlamlara gelmektedir. 709. “Harbiye” kelimesi ise. 825. “savaşçı. 671.g. Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. Mefkûre kelimesi Ziya Gökalp’in Arapça “fakara” kelimesinden türettiği tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. “şehirde oturan. 470 Mutçalı. “harb” kelimesine nisbet ya’sı eklenerek türetilmiş bir mensub isimdir. a. çok 464 465 Devellioğlu. “uygarlık. medeni. uygar. Medeniye kelimesi de Arapça bir kelimedir. teknik alan” anlamlarına gelmektedir. 466 Mutçalı. hükümdara ait.) : “Bedee” fiilinden türetilen bir isim olan “Mebde” sözcüğüne nisbet ya’sı eklenerek türetilmiş bir mensub isimdir. medeniyet” 468 467 Günümüz Arapça’sında bu kelime. a.i.i.e.e. a.harbiyyey-i şahâne ‫( ﻣﻜﺘﺐ ﻓﻨﻮن ﺣﺮﺑﯿﮫء ﺷﺎھﺎﻧﮫ‬a.i.g. Medeniyet ‫( ﻣﺪﻧﯿﺖ‬o. 826.): “Mecene” fiilinden türetilmiş bir mensub mastar isimdir. anlamlarında kullanılmaktadır. “şehir” anlamına gelen “Medine “ kelimesine nisbet ya’sı eklenerek türetilmiştir.f. 469 Mefkûre ‫( ﻣﻔﻜﻮره‬o. 707.) : Ziya Gökalp Arapça “fakara” (düşünmek) kökünden Mefkûre’yi üretmiş. a.e. bu terim tamamen benimsenmiş uzun yıllar “ülkü” kelimesi üretilip yerleşene kadar kullanılmıştır. “Başlangıç olma işi” 464 anlamına gelmektedir. 158. sanat. 322.e.i. 467 Geofrey Lewis a.m.g. “Medeni” kelimesi. Arapça dil kurallarına göre yeni kelime üretme yöntemine Ziya Gökalp ve o dönemde yaşayan düşünürler başvurmuşlardır. hükümdara yakışacak şekilde.

Osmanlıcada.g. a.e.i. tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir ism-i mensub kelimedir. 478 Devellioğlu.g. a.s. a. Terkibi oluşturan kelimeler her ne kadar Arapça ve Farsça olsa da Osmanlıcanın tasarrufu olan bir terimdir. “sultana ait mektep anlamına gelen bu terkip Osmanlı’da. 728.g. delil.e.) : Elefe” fiilinin ism-i Mef’ulundan Arapça dil kurallarında uygun şekilde türetilmiş. güç.e. “Nescolunmuş. a. “Sultanla ilgili. “Kale muhafazasına me’mûr olanlara tahsis olunan ulufeyi göstermek üzere verilen vesika” Osmanlıcada kullanılmıştır. birinin yaptığı işi yapmak. mühürlenmiş. Osmanlıcada. sultana ait” gibi anlamlara gelir. Ayrıca “Mısır.g. Trablus ve Cezair darphanelerinde basılan Osmanlı altınları” hakkında oralarca bu tabir kullanılırdı.g. 724. dokunmuş şeyler.) : “Necese” fiilinin ism-i mefulundan yapılmıştır. Osmanlıcada bu terkip “Harp Okulu” 472 manasında kullanılmıştır. “alışkanlık” 475 474 anlamında kullanılmıştır. Mekteb-i Sultani ‫( ﻣﻜﺘﺐ ﺳﻠﻄﺎﻧﻲ‬a. 723. “Mühürlü. a. a. sultan ailesinden olan.g.e.i. 880. Arapçada. Kelimenin kökü Arapça tasarrufu 478 Osmanlıcanın olan bir kelimedir. 477 Mutçalı. 475 Devellioğlu. Mencûsât ‫( ﻣﻨﺠﻮﺳﺎت‬o. dokumalar” anlamına gelmektedir. hükümdar.e.e.e.i. ”Bugünkü Galatasaray Lisesi” nin yerinde olan okulun adıydı.): “Sultan” kelimesi “padişah. “Dokumak. “Nesece” fiili Arapçada. Me’lûfiyyet ‫( مﺄﻟﻮﻓﯿﺖ‬o. 473 Yolcu. 474 Devellioğlu. a. “hükümdara ait savaş sanat okulu” anlamına gelmektedir. aynı şekilde davranmak= aynı yolun yolcusu olmak” olmasında rağmen tamamen 477 476 anlamında da anlamındadır. Memhûr ‫( ﻣﻤﮭﻮر‬o.g. kuvvet” 473 anlamlarına gelmektedir.g. 472 471 . Arapça dil kurallarına uygun bir şekilde sonuna “te” getirilerek mastar-ı sinai yapılmıştır. han. 733. Devellioğlu. Yeniçeriler’de.) : “Mühr” kelimesinden yapılmıştır. Devellioğlu. 430. 728.e.74 mükemmel“ 471 anlamlarına gelmektedir. Arapça dil kurallarına aykırı bir şekilde türetilmiş tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. 476 Devellioğlu.t. a. Bu terkibin tam karşılığını verecek olursak. . 1168. “Sultan” kelimesinin sonundaki “i” eki aditlik “i”sidir.

taifiyyet. kavmiyet” 483 manalarında kullanmışlardır. a.e. uğraşılan şey. “aynı kavim ve cinsten olma.e. işte bulunma. 113 485 Yolcu. bir şeyin icrasını 485 üzerine almak.” 484 manasındadır.i. meshetme. a. 775. “’Ahide” fiili kelime olarak. “Hüküm giyinceye kadar hapsedilme.) : “Vakafe” fiilinin ism-i mefulundan Arapça dili kurallarına göre türetilmiş ama Osmanlıcanın tasarrufu olan mensub bir kelimedir. “mesh verilen ve üzerine pabuç giyilen. Mevkûfiyyet ‫( ﻣﻮﻗﻮﻓﯿﺖ‬o.i.e. karşılıklı and içmek”. a. “Söz vermek.e. “meşgul olma. yüzölçümü” 479 Osmanlılar “Mesh” yerine 480 galat bir şekilde “Mest” kullanmışlardır. a. a. Arapça dili kurallarına uygun bir şekilde sonuna “te” eklenerek yapay mastar yapılmıştır. Osmanlıcada. kısa konçlu hafif ve yumuşak ayakkabı” manalarına gelmektedir. Millîyet ‫( ﻣﻠﯿﺖ‬o. Osmanlıların yaptığı bir Arapça kelimedir. Bu kelime Osmanlıcada. vakfolunma. 480 . “Mesh” kelimesi Arapçada. sözleşme yapmak.g.g. ait. III.) : “Mesahe” fiilinden Arapça dili kurallarına aykırı bir şekilde türetilmiş tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. 751. “Silme. 833. Meşgûliyyet ‫( ﻣﺸﻐﻮﻟﯿﺖ‬o. anlamındadır. Muahede ‫( ﻣﻌﺎھﺪه‬o.75 Mest ‫( ﻣﺴﺖ‬o. 481 Devellioğlu. “Muahede” 479 Mutçalı.g. 527. a. Osmanlıcada “mest” kelimesi. iştigal. 759. “Allahu tealanın ayetlerinde emrettiği ve yasakladığı her şey. Bu sözcükte olduğu gibi Osmanlılar Arapça dili kurallarına uygun veya aykırı bir şekilde Arapça köklerden kelimeler yapmışlardır. “Ahd” mastarı Arapçada. a.g. mesaha.i. “Ahede” fiili ise “sözleşmek.g. 482 Devellioğlu. Devellioğlu. iş güç” kullanılmıştır. 484 İbn Manzûr.e.g. ahdetmek.) :“’Ahede” fiilinin mufa’ale kalıbından ism-i mefuludur.): “Millet” kelimesine nisbet ya’sı eklenerek yapılan bir kelimedir. Osmanlılar bu kelimeyi.i. ovalama. bağlı olma” 482 481 gibi anlamlarda gibi anlamlara gelmektedir.): “Meşgûl” ism-i mef’ûlüne edatı masdariyye ilavesiyle yapılmış bir kelime olup Arapçada kullanılmamaktadır.e. 453.i.g. temizleme. cinsiyet. “Mesahe” fiilinin mastarı olan “Mesh” kelimesinden bozmadır. 483 Devellioğlu.e. tavsiye etmek” anlamlarına gelmektedir.

Arapçada. sürüncemede kalan işler” 490 için de bu kelime kullanılırdı ve hala daha günümüz Türkçe’sinde kullanılmaktadır.e. 489 İbn Manzûr.e.g. a. Mu’âfiyyet ‫( ﻣﻌﺎﻓﯿﺖ‬o. 77.): Osmanlıların “muhtâr” kelimesinden yaptıkları bir Arapça kelimedir. 489 takılmak kalmak. henüz karar verilmemiş olanlar. ilan levhası” gibi anlamlarda kullanılmaktadır.g. imtiyaz” Osmanlıları yaptığı Arapça bir kelimedir. anlamında kullanılmıştır. Osmanlıcada. 488 Sami. a. bağışıklık. 76.e. 491 Devellioğlu. Arapça dil kurallarına göre türetilmiş tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. Muhtâriyet ‫( ﻣﺨﺘﺎرﯾﺖ‬o. Osmanlıların tasarrufu olan bir kelimedir.i. Muahede kelimesi tek başına Osmanlıcada kullanıldığı gibi farklı terkipler oluşturularak da kullanılmıştır: “Muahede-i bî-tarafî. .i.g.) : “’Alike” fiilinin Tef’il kalıbından ism-i Mefuludur. 487 (lugatı muvellide Türklerin yaptığı bir 488 Arapça kelimedir) Affedilmiş olma.i. Mu’ayyeniyet ‫( ﻣﻌﯿﻨﯿﺖ‬o.): “Hatabe” fiilinin türevlerindendir.e. X. “askılar. ”Affedilmiş olma.g. a. Muâhede-i ittifâkiyye. 784. a. alternatifi olan” 493 492 anlamına gelen 486 487 Devellioğlu. Osmanlıcada. 492 Devellioğlu. istisna. Mu’allaka ‫( ﻣﻌﻠﻘﮫ‬o. a. “seçeneği. ”Asılı olmak.76 kelimesi de “karşılıklı and içmek.e. 493 Mutçalı. 1367. Devellioğlu.i.g. “Odun toplamak” anlamına gelmektedir. Muâhede-i ticârî” gibi. “Muhtâr” kelimesi Arapçada. Osmanlıcada. a.e. Terim olarak ise İslam’dan önce Arap şairlerinin beğenilip Kabe duvarına asılmış olan meşhur kasideleri anlamında kullanılmaktadır. Muhtatab ‫( ﻣﺤﺘﻄﺐ‬o. afiş.e.g. kendini kurtaramamak” anlamlarına gelmektedir. belirlilik” 491 anlamına gelmektedir.e.): ” “’Ayenne” fiilinin ism-i Mefulundan (Muayyen). 784. anlaşmak” 486 anlamlarında Osmanlıcada kullanılmıştır.) : “Afâ“ fiilinden türetilmiş bir ism-i mef’ul mensub bir kelimedir. “hallolunmamış. tutunmak. a.i. a.g. Arapçada. Muallaka ise.g. “Baltalık” “Muhtatab” kelimesi. 254. yapışmak. “Bellilik. Kelimenin sonuna “te” getirilerek yapay mastara dönüştürmüştür. yafta. 785. 261 490 Devellioğlu.

(u)’ya. eleştirici” 498 anlamlarına gelmektedir. “tenkid” kelimesini kullandılar. Bu kelimenin karşılığı olarak Arapçada daha çok “müdir” kullanılmaktadır.) : “Nakade” fiilinin tef’il kalıbından ism-i failidir. Bu kelimenin kökü Arapça olmasına rağmen tamamen Osmanlılar’ın tasarrufu olan bir kelimedir Mu’teberiyyet ‫( ﻣﻌﺘﺒﺮﯾﺖ‬o. “güvenirlik. Arapçadaki “nakkât” (tenkitçi) karşılığı olarak Osmanlıcada “münekkid” kullanılırdı. Arapça dilinin kurallarına uygun bir şekilde sonuna nisbet ya’sı getirilerek ism-i mensub yapılmıştır. yürürlükte olma. Mutçalı. erkinlik. “matbah”dır. özerklik” 494 anlamlarına gelmektedir. “Tenkitçi. Arapçada. Görüldüğü gibi bu sözcük Osmanlıcaya geçerken bir ses kaymasına uğramış (a). bakan” 497 anlamında kullanılmıştır.g. “matbah” kelimesinden galat olarak yapılmış bir kelimedir. Mutfak ‫( ﻣﻄﻔﻖ‬o. “İdare eden. “Mustakıll” kelimesinin müennesidir. kendi kendine hareket edebilme.) : Arapçada kullanılmayan Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir.g. a.e 805.s. “’abere” fiilinin ifti’al kalıbından ism-i mefuludur. Münekkid ‫( ﻣﻨﻘﺪ‬o.) : “Kelle” fiilin istif’al kalıbından ism-i failidir. 495 494 . yiyecekleri hazırlama sanatı. Devellioğlu. Müstakille ‫( ﻣﺴﺘﻘﻠﮫ‬o.e.g. 496 Doğan. a. Müdrir ‫( ﻣﺪرر‬o. 847.e. a. 868. 498 Devellioğlu. Arapçada bulunmayıp Osmanlıların bir tasarrufu olarak Arapçanın kurallarına göre yapılmış bir kelimedir. Eleştiri için Araplar nakd veya intikad derken. “azlık.aş odası” 496 manalarına gelmektedir.g. 818. Türkler. “yemek pişirilen yer.e. (b) de(f)’ye dönüşmüştür. Osmanlıcada “muhtâriyet” sözcüğü. Osmanlıcada. 798 497 Devellioğlu. önemsiz miktarda olma. Bu kelime bir ekle tenkitçi haline getirilmiş sonra da eleştirici kelimesi üretilmiştir. Yine Arapça kurarlarla uygun bir şekilde sonuna “te” eklenerek yapay mastar yapılmıştır.77 anlamına gelmektedir. a.e. Arapçada bu kelimenin tam karşılığı.): Arapçada. Bu kelime. Osmanlıcada.) : “Mu’teber” kelimesi. Osmanlıcada.g. “muhtarlık. sağlamlık.i.i. geçerlilik” 495 gibi manalarda kullanılmıştır.i. a.s. iradesi ve iradesi kendi elinde olma.

Ayrıca Nezaket kelimesi Osmanlıcada. a.e. a. Osmanlıcada. “naziklik.):“Nâle” fiilinin ism-i failinden türetilmiş bir mensub isimdir. a. 92.g. a.78 yetersizlik. “murada erme.g. Müşkilat ‫( ﻣﺸﻜﻼت‬o. zayıflık.s. musta’merât.):“Meleke” “Satın alınmış 500 fiilinin mülkve İstif’al kalıbından ism-i Osmanlıca’a. Kelimenin sonuna “te” eklenerek Arapça dili kurallarına uygun bir şekilde yapay mastar yapılmıştır. Nezaket ‫( ﻧﺰاﻛﺖ‬o. ihtiyaç” 499 gibi anlamlara gelmektedir.) : “Şekele” fiilinin if’al kalıbından ism-i mef’ulunun müennesinin çoğuludur. manalarıyle kullanılıyorsa da Arapçada “mülk” maddesi istif’al babından gelmediğinden bu dahi “istimlâk” gibi galat ve esassızdır.e. “bayan adı” olarak da kullanılmıştır. Müstemlek mefuludur. tek başına. Bu kelime Arapça dil kurallarına göre türetilmiş olmasına rağmen Osmanlıcanın tasarrufu olan yapma kelimedir.g. a. 501 Devellioğlu. Bu kelimenin günlük Arapçadaki karşılığı. ele geçirme” 503 anlamlarında kullanılmıştır. Osmanlıcada.i. a. 902.): “Nezeke” fiil kökünden Arapça dil kurallarına göre yapılmış bir isimdir. terbiye.g.i. Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. 957.e. “Güçlükler. 1340. 500 499 . “Nailiyyet” kelimesi Arapça dil kurallarına göre türetilmiş Osmanlıcanın tasarrufu olan yapma kelimelerdendir.e. Osmanlıcada bu anlamların dışında. 504 Devellioğlu. Arapçada “müşkil” kelimesinin çoğulu olarak “Meşâkil” kullanılmaktadır. ‫ﻣﺴﺘﻤﻠﻚ‬ (o. 502 Devellioğlu. Mutçalı. Nailiyyet ‫( ﻧﺎﺋﻟﯿﺖ‬o. Ancak Osmanlıcada yazımı “yuvarlak te” şeklinde değildir. 894. “bağımsız. incelik. zorluklar” 502 anlamına gelmektedir.g. Osmanlıların türettiği yapma kelimelerdendir. Bu kelime Arapça gramer kurallarına uygun bir şekilde türetilmiş olmasına rağmen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. ehemmiyet” 504 gibi anlamlara gelmektedir. 503 Devellioğlu.e 723.” 501 manalarında kulanılmıştır.e.i. kendi kendine” gibi yeni anlamlar kazanmıştır. sömürülen yer” anlamında da kullanılmaktadır.g. Sami. Ancak bu kelime günümüz kullanımında anlam genişlemesine uğrayarak “sömürge toprağı. ”müsta’mere”dir.

a.) : “Nesefe” fiilinden türetilmiş bir mastar olan “nısf” kelimesine Arapça kaideye aykırı bir şekilde Osmanlılar tarafından türetilmiş bir kelimedir. a. 1045. Osmanlılar kelimenin sonuna ”te” getirerek Arapça dili kurallarına 511 uydurarak kelimeyi mastarlaştırmışlardır. “Ra’ade” fiili. a. Kelimenin 507 506 505 anlamına gelmektedir. “gök gürlemesi. Osmanlıcada bu sözcük. 1077. 1082. Noksaniyyet ‫( ﻧﻘﺼﺎﻧﯿﺖ‬o. 997.79 Nısfet ‫( ﻧﺼﻔﺖ‬o. “Torpil” 509 anlamında kullanılmıştır.i. Osmanlıcanın tasarrufu olan ve Arapçada kullanılmayan yapma kelimelerdendir.) :Arapçada. a. Ra’diyye kelimesi Osmanlıcada.i.g.e.e. 510 Devellioğlu.g. “Kadınlık” anlamda bir kullanım Arapçada yoktur. Arapçada psikoloji yerine. ruha dair” dir.) : Ziya Gökalp’in Arapça dili kurallarına göre türettiği bir kelimedir. “eksiklik” anlamına gelmektedir.g.) : “Resehe” kelimesinin türevlerinden olan mensub bir isimdir.e. “psikoloji” 510 anlamında kullanılmıştır.e.g. Nisviyyet ‫( ﻧﺼﻔﯿﺖ‬o. hazakat. .g. Kelimenin kökü Arapça olmasına rağmen bu kelime tamamen Osmanlıcanın tasarrufudur. 507 Devellioğlu. Osmamlıca’da.e. II. meleke. korkutmak” 508 gibi anlamlara gelmektedir. “Sağlamlık maharet. a. Ra’diyye ‫( رﻋﺪﯾﮫ‬o. “nefsiyye” kelimesi kullanılmaktadır. Devellioğlu.i. Rüsûhiyyet ‫( رﺳ ﻮھﯿﺖ‬o. “Yarımlık” “Nısfiyyet” tir. “Er-ra’adu” ismi ise. “bulutları sürükleyen bir melek ismi” olarak klasik sözlüklerde geçmektedir. 996. Arapça anlamı ise.g. “ruh ile ilgili.e. 1009. 511 Devellioğlu. a. a.e. Osmanlıcada bu kelime. Arapçada bu sözcüğün karşılığı anlamına gelmektedir.i. incelik” 505 506 gibi anlamlara gelmektedir.) : “Nakasa” kelimesinin türevlerinden olan bir mensub isimdir. ”kadın” anlamına gelen “nisa” kelimesinin Arapça gramer kurallarına uydurularak Osmanlılar tarafından türetilmiş ve tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir.i. 508 El-Ferâhidî.) : “Ra’ade” fiilinin mastarından türetilmiş bir ism-i mensubtur.g.i. 35 509 Devellioğlu. Devellioğlu. Bu yöntemle Osmanlıcada pek çok kelime türetilmiştir. Rûhiyât ‫( روﺣﯿ ﺎت‬o. Bu sonundaki “te” eki onu mastarlaştırmıştır.

e. Sâniye ‫( ﺛﺎﻧﯿ ﮫ‬o.i. “sebebe” fiil kökünden türetilmiş bir mastardır. bir işe karışmaya veya vazife icabı bir iş yapmaya. Osmanlılar kelimeyi Arapça dili kurallarına uygun bir şekilde sonuna “te” getirilerek mastarlaştırılmışlardır. a. Arapça gramer kurallarına uygun bir şekilde sonuna ”te” eklenerek mastar haline dönüştürülmüştür. üstü minderli ve şilteli kerevet” 516 anlamlarına gelmektedir.e.80 Sailiyyet ‫( ﺳ ﺎﺋﻟﯿ ﺖ‬o. “Sâle” fiilinden türetilmiş bir ism-i faildir. yarbaylık derecesinde mülki bir rütbe”. dilencilik” Salahiyyet 512 gibi anlamlara gelmektedir. “Odanın en yukarı tarafında üstüne minder veyastık koymaya mahsus kerevet. 704. 382. 514 Sami. Tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. îcâb ettirme. Devellioğlu. bir harekette bulunmaya hakkı olma” 513 anlamlarına gelen “Salahiyet” kelimesine eski Arapça sözlüklerde rastlamıyoruz.) : “Kamaşmak. akan şeyler hali.i. şaşırmak. Tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir.):“Sebeb” kelimesi Arapçadaki.i.) : “Sail” sözcüğü. “Dakikanın altmışta biri.g.g.i. Sebebiyyet ‫( ﺳ ﺒﺒﯿﺖ‬o. 713.e. a. Devellioğlu. 1096.g. fiil kökünden türetilmiş bir ism-i ‫( ﺻ ﻼﺣﯿﺖ‬o. a. Ancak modern sözlüklerde geçmektedir. Osmanlıcada. Günümüz Türkçesinde “yetki” ile birlikte “salahiyat” kelimesi hala kullanılmaktadır. 513 512 . salahiyyet kelimesi tamamen Osmanlılar’ın ürettiği bir kelimedir.) : “Sani” kelimesinin müennesidir. “Sâil” kelimesinin sonuna nisbet ya’sı eklenerek ism-i mensub yapılmıştır.g. Arapçada “sebebiyet” kelimesinin karşılığı olarak “tesbîb” kullanılmaktadır.i. 516 Sami. “Akıcılık.):“Salaha” mensubdur. a.g. Bu anlamlarının dışında Osmanlıcada kadın olarak da kullanılmış ve günümüzde de kullanılmaktadır. Sonra yine Arapça dili kurallarına uygun bir şekilde sonuna ”te” getirilerek mastar yapılmıştır. 1099.e. “Sebeb” kelimesinin sonuna nisbet ya’sı eklenerek ism-i mensub yapılmış ve bu şekilde Arapça kaideye uydurulmuştur. 515 Mutçalı. bir şeyin vukû ve husûlünü icab ve intac edecek hal” 514 anlamlarındadır. “Sebep olma. a. hayret etmek” 515 anlamlarına gelen “Sedire” fiilinden türetilmiş bir ism-i mefuldur. Sedîr ‫( ﺳ ﺪﯾﺮ‬o. “Yetki.e.

“Temsilcilik. hiçbir kaideye bağlı kalmadan. han. a. Sami.i. Bu kelimenin manası. 521 Devellioğlu. kılla ilgili”dir.i.) : “Şebâb” kelimesinden uydurma bir şekilde yapılmıştır. 518 Osmanlıcada. (durulma). dinme. Şa’riyye ‫( ﺷ ﻌﺮﯾﮫ‬o. 1009. Türk müziğindeki iki basit usûlden biri ve nim sofyandan sonra en küçüğü” anlamlarında kullanılmıştır. rükûd.i. halk şiirinde bir formenin adı. Türk (Anadolu). azalma” anlamlarına gelmektedir. Böyle bir anlamda Arapçada kullanılmamaktadır. “şehriye.g.s. yönetim. 519 Sami. 730. 520 Devellioğlu. işitilerek öğrenilen. Bu kelime Osmanlıcada anlam kaymasına uğramıştır. Görüldüğü gibi sözcüğün kökü Arapça olmasına rağmen Arapça dil kurallarına aykırı bir şekilde Osmanlıların uydurduğu bir kelimedir.g. rahat. vekillik. “şebibe” veya “şebâb”’dır. 1120. ajans.g. “Gençlik.e. Osmanlıcada ise. Bu kelimenin Arapça karşılığı. şerîatla ilgili” anlamlarına gelmektedir. çorbalık makarna” 520 anlamına gelmektedir.e. Şebâbet ‫( ﺷ ﺒﺎﺑﺖ‬o.e. “Semâ’a mensup. Kelimenin sonundaki “i” mensubiyet. Makaranın kıl gibi ince olmasından kinaye olarak bu ad verilmiştir. a. “şa’r” isim köklü kelimeye nisbet ya’sı eklenerek türetilmiş bir mensub isimdir. “Durgunluk.e. Şer’iyye Vekâleti ‫“ : ﺷ ﺮﻋﯿﮫ وﻛﺎﻟ ﺔ‬Şer’” kelimesine nisbet ‘ya’sı eklenerek türetilmiş bir mensub isimdir. Arapça 519 517 olmayıp Osmanlılar’ın uydurduğu bir kelimedir.g. tazelik. kervansaray” 522 anlamlarına gelmektedir.e.e.g.81 Semâi ‫( ﺳ ﻤﺎﻋﻲ‬o. a. durma. “Büyük Millet Meclisi icra vekillerine dair kanunla teşkil 517 518 Devellioğlu. . “kıla mensup. “şerîata ait. 730. idare. “Anlam olarak. civanlık” 521 anlamlarına gelmektedir. Sükûnet ‫( ﺳ ﻜﻮﻧﺖ‬o.) : Arapçada. a. a. 522 Mutçalı. âsâyış. 1172.g. Osmanlılar’ın tasarrufudur. aitlik” “i”sidir. Osmanlıcada.): Mastara tâi mastariyye ilhakına hacet olmadığından. a. 1175. “vekalet” kelimesi “Vekele” kelimesinden türetilmiş bir mastardır. ârâm (dinlnme).) : “Semi’e” fiilinden türetilmiş bir isimdir.

Osmanlıcada. Şey’iyyet ‫( ﺷ ﻲﺌﯾ ﺖ‬o. Arapçada. 234.i.i.e. “şükranlık” anlamına gelmektedir.e. bir daire veya kimse için ayrılmış para” 523 524 529 Devellioğlu. “Ödenek. hatıra getirme.g. yok iken ortaya çıkma.g. 527 Sami. 1187.) : “Şukraniyye” kelimesi“Şekere” (teşekkür etmek) fiilinin mastarından türetilmiş bir ism-i mensubdur. a.i. a. Tahsîsât ‫( ﺗﺨﺼﯿ ﺼﺎت‬o. 528 Devellioğlu. Tahaddüs ‫( ﺗﺤ ﺪث‬o. “hikaye etme.82 olunan vekâlet” 523 anlamındadır. a. Görüldüğü gibi Arapçadaki gerçek anlamının Türkçedekiyle hiçbir ilgisi yoktur.g. “Çalımla çaka satarak yürümek.e. salınmak.e. Şükraniyyet ‫( ﺷ ﻜﺮاﻧﯿﺖ‬o. “Hatırlama. a.e. a. Osmanlıcada anlam olarak.” 527 manalarında Osmanlıcada kullanılmıştır.):“Şey” kelimesinden türetilmiş bir ism-i mensubdur. “nesnellik. Objektiflik” 524 anlamlarında kullanılmıştır. bahse girmek” 526 anlamlarına gelmektedir.g.) : “Hadese” fiilinin türevlerindendir. 526 Mutçalı. meydana çıkarma” 525 anlamlarına gelmektedir. Tahkiye ‫( ﺗﺤﻜﯿ ﮫ‬o. 1192. 525 Devellioğlu.) : “Hakâ” (hikâye etmek) kelimesinden türetilmiş tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir.i. 1214. . Arapça dil kurallarına uygun bir şekilde kelimenin sonuna “te” getirilerek yapma mastar yapılmıştır. unutulduktan sonra hatırlanan şey manalarıyla kullanılıyorsa da Arapçada manaları büsbütün başka olduğundan yanlıştır. Tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. Kelimenin kökü Arapça olmasına rağmen Osmanlıların Arapça dili kurallarına uydurarak türettikleri bir isimdir. Osmanlıcada. Osmanlılar’ın Arapça’ya kazandırdıkları bir kelimedir. Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. “Sezgi. Tahattur ‫( ﺗﺨﻄ ﺮ‬o. 388.i. Bu terkip Osmanlılara mahsus bir kullanımdır.e.) : “Tahassese” mezid rubai fiilinin mastarı olan “tahsis” kelimesinin çoğuludur. anlatma” 528 gibi anlamlara gelmektedir. Daha sonra kaldırılarak yerine “Diyanet İşleri reisliği” makamı tahsis olunmuştur.) : “Hatere” fiilinin tefe’ul kalıbından mastarıdır. Osmanlıcada.g. 1219. a.i. Devellioğlu.g. Böyle bir kullanım Arapçada yoktur.

83

anlamlarında Osmanlıcada kullanılmıştır. Kelime Arapça dili kurallarına göre “çoğul” olmasına rağmen Osmanlıcada “tekil” anlamda kullanılmıştır. Ta’kîbât ‫( ﺗﻌﻘﯿﺒ ﺎت‬o.i.) : “Tâkîb” kelimesinin çoğuludur. “Tâkîb” kelimesi, “Akabe” fiilinin tefil babından mastarıdır. “Arkasına düşme, arkasından gitme, kovalama”
530 531

gibi anlamları vardır. “Ta’kîbât” ise; Osmanlıcada “kovuşturma”

anlamında kullanılmıştır. Kelime Arapçada “çoğul” olmasına rağmen “tekil” anlamında kullanılmıştır. Yeni bir anlam ve -kökü Arapça olmasına rağmen- yeni bir kelime Osmanlılar tarafından üretilmiştir. Tayyare ‫( ﻃﯿ ﺎره‬a.i.) : Bu kelimeyi Eğitimci ve şair Fazıl Ahmet Aykaç (1884 -1967) Arapça “târa” (uçmak) kökünden türetmiştir.
532

“tâir” kelimesinin “fe’âle”
533

mubalağa veznine sokulmasıyla elde ediliştir. Arapça karşılığı olarak “çok uçan” anlamındadır. Ancak Osmanlıcada; “Uçak, havadan beleşten gelen para”

anlamında kullanılmıştır. Daha sonra bu kelime Araplar tarafından da kullanılmaya başlamıştır. Gerçi bugün kimi Araplar “Tayyâre” yerine “tâira” kelimesini kullanmaktadırlar. Tebâdül ‫( ﺗﺒ ﺎدل‬o.i.) : “Bedel” kelimesinin tefa’ul kalıbından mastarıdır. Osmanlıcada; “birbirine bedel olma, birbirinin yerini tutma, değişme”
534

gibi

anlamlarda kullanılmıştır. Bu kelime Arapça dili kurallarına uygun bir şekilde türetilmiş tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. Tebâdür ‫( ﺗﺒ ﺎدر‬o.i.):“Tebadere” sülasi mezid humasi fiilinin mastarıdır. “Bedere” fiil kökünden türetilmiştir. Osmanlıcada “ansızın akla gelme, iki şairin
535

birbirinden habersiz olarak aynı şiiri söylemesi” Arapça karşılığı “tevârüd” dür.

anlamındadır. Bu kelimenin

529 530

Devellioğlu, a.g.e. 1222. Devellioğlu, a.g.e. 583. 531 Devellioğlu, a.g.e. 1227. 532 Geofrey Lewis, a.g.m. 322. 533 Devellioğlu, a.g.e. 1247. 534 Devellioğlu, a.g.e. 1251. 535 Devellioğlu, a.g.e. 1251.

84

Tebellûr ‫( ﺗﺒﻠ ﺮ‬o.i.) : “Tebellere” sulasi mezid humasi fiilinin mastarıdır. Osmanlılar’ın tasarrufu olan bir kelimedir. Osmanlıcada; “Billurlaşma” kullanılmıştır. Böyle bir kullanım Arapçada yoktur. Teberru’ât ‫( ﺗﺒﺮﻋ ﺎت‬o.i.): “Teberra’a” sulasi mezid humasi fiilinin mastarı olan “teberru’” kelimesinin çoğuludur. “Üstün gelmek, kabiliyetli olmak”
538 537 536

anlamında

anlamlarına gelen “Bere’a” fiil kökünden türetilmiştir. “Teberru’” kelimesi Osmanlıcada; “bağış, affetrme, bağışlama” anlamlarındadır. Arapçada bu

kelimenin muadili “idare” kelimesidir. Kelimenin kökü Arapça olmasına rağmen ve Arapça dil kurallarına uygun bir şekilde türetilmesine rağmen Osmanlıların tasarrufu olan bir kelimedir. Tedfîn ‫ﺗﺪﻓﯿﻦ‬ (o.i.) : “Deffene” sülasi mezid rubai fiilinin mastarıdır. Bu
539

kelimenin kökü “defnetmek, gömmek, saklamak”

anlamlarına gelen “Defene”
540

fiilidir. “Tedfîn” kelimesini “defn” manasıyla kullananlar var ise de “defn” zaten mu’tedî olup tef’il kalıbından asla gelmediğinden galattır kullanılmamalıdır. Osmanlıcada; “defnetme, gömme”
541

anlamlarına gelmektedir. Kelimenin kökü

Arapça olmasına rağmen Osmanlıların Arapça kaideye uydurarak yaptıkları bir kelimedir. Böyle bir kullanım Arapçada yoktur. Tekabüd ‫( ﺗﻜﺒ ﺪ‬o.i.) : “Kebede” fiilinin tefa’ul kalıbından mastarıdır. Fiil olarak “Yıkılmak,
543 544

harap

olmak, ise;

sertleşmek,

katılaşmak” et,

542

gibi

anlamlara katı, sert”

gelmektedir.

İsim olarak

“karındaki siyah “Bir organın

karaciğer,

anlamlarındadır.

Osmanlıcada;

kebedleşmesi (harap

olması),

karaciğerleşmesi” yapma kelimedir.

anlamına gelmektedir. Bu kelime Osmanlıların uydurduğu bir

Devellioğlu, a.g.e. 1253. Mutçalı, a.g.e. 50. 538 Devellioğlu, a.g.e. 1253. 539 Topaloğlu, Bekir – Kahraman, Hayrettin, a.g.e. 104. 540 Sami, a.g.e. 391. 541 Devellioğlu, a.g.e. 1262. 542 Mutçalı, a.g.e. 746. 543 İbn Manzûr, a.g.e. III, 374 544 Devellioğlu, a.g.e. 1278.
537

536

85

Tekeylüs ‫( ﺗﻘﯿﻠﺲ‬o.i.):“Yemeklerin mide ve bağırsaklarda ezilerek lenf damarları tarafından emilmeye elverişli bir hale gelmesi”
545

anlamına gelmektedir.

Batıda tıp alanında ortaya çıkan yeni terimleri Osmanlılar olduğu gibi kullanmamışlardır. Ya Arapçadan ya da Farsçadan kelime üretme yoluna gitmişlerdir. Bu sözcük de bu tür sözcüklerdendir. Tekke ‫( ﺗﻜﺔ‬o.i.):”Eski zamanda tarikata bağlı olan kişilerin toplanıp ayin yaptıkları yer, dergâh, tarikattan olanların barımndıkları ibadet ve tören yaptıkları yer; aynı yol ya da alışkanlıktaki insanların toplanıp oturdukları yer, işsiz güçsüz kimselerin buluşup sığındıkları ye; esrar içilen üstü kapalı yer”
546

anlamlarında

Osmanlıcada kullanılmıştır. Bu sözcük Arapçadaki; “tekiyye” kelimesinden galattır. Temehhür ‫( ﺗﻤﮭﺮ‬o.i.):Osmanlılar Arapçadaki; “Mehere” fiilini tefe’ul kalıbına sokarak bu kelimeyi elde etmişlerdir. Nitekim bu sözcük; “mehere” fiilinin tefe’ul kalıbından mastarıdır. Maharet kelimesinden türetilmiştir. “Mahir olma, yetenekli, becerikli olma”
547

anlamlarında Osmanlıcada kullanılmıştır.

Temennâ ‫( ﺗﻤﻨﻲ‬o.i.) : Arapça dili kurallarına aykırı bir şekilde türetilmiş bir kelimedir. “Temenni” kelimesi bozularak yapılmıştır. “Temennâ” kelimesi Osmanlıcada “el ile selam verme”
548

anlamındadır.

Temevvüt ‫( ﺗﻤﻮت‬o.i.) : “Mate” fiilinin Tefa’ül kalıbından mastarıdır. Osmanlıcada; “bir organın işlevini yok etmesi, çürüyüp ölü hale gelmesi”
549

anlamındadır. Bu kelime Arapçada bulunmayıp Osmanlıcanın bir tasarrufu olarak Arapçanın kurallarına göre yapılmış bir kelimedir. Tenkîd ‫( ﺗﻨﻘﯿﺪ‬o.i.): Osmanlılar; “Nekade” fiilinin tef’îl babından bu kelimeyi türetmişlerdir. Arapçada “nakd” maddesi tef’îl babından gelmediğinden bunun yerine “intikâd” ve “tenkâd” kullanılırsa daha doğru olur. Osmanlıcada; “bir konuya ait bir yazıyı veya eseri değer bakımından gözden geçirme, eleştirme” kullanılmıştır.
550

manalarında

Devellioğlu, a.g.e. 1279. Parlatır, a.g.e. II, 2172. 547 Devellioğlu, a.g.e. 1287. 548 Devellioğlu, a.g.e. 1287. 549 Devellioğlu, a.g.e. 1288. 550 Devellioğlu, a.g.e. 1296.
546

545

Terzîl ‫ﺗﺮذﯾﻞ‬ (o. “hızlandırma.):Osmanlıcada.): Osmanlıcada “alışkanlık.e. Böyle bir kullanım Arapçada yoktur.): “Rezele” sülasi mezid rubai fiilinin mastarıdır. bir uzvu mafsal yerinden kesip atmak” 553 anlamına gelmektedir. a. 1312. uygun bulma” anlamlarında kullanılmıştır. 555 Devellioğlu. 553 Devellioğlu. Tesmîm ‫( ﺗﺜﻤﯿﻢ‬o. Osmanlıcada. a. Böyle bir kullanım Arapçada yoktur. Zaten mastar içine alan bu kelime “yet” edatı mastariyye ilavesiyle teşekkül etmiş esassız ve yanlış bir sözdür.i. 1297. “münasip. Umumiyet ‫( ﻋﻤﻮﻣﯿﺖ‬o.g. Tesrîr ‫( ﺗﺴﺮﯾﺮ‬o.):Osmanlıların Arapçadaki “surur” kelimesinden türettikleri bir kelimedir. Arapçada. orada” anlamlarına gelen “semme” kelimesinin mastarıdır.g. a.g.e.86 Tensîb ‫ﺗﻨﺼﯿﺐ‬ (o. Ünsiyyet ‫( اﻧﺴﯿﺖ‬o.i. Osmanlılar’ın Arapça gramer kurallarına uydurarak türettikleri bir kelimedir. Böyle bir kullanım Osmanlılara mahsustur. 551 552 Devellioğlu. ”mafsalların yüzlerini birbirinden ayırma işi. “Umum” kelimesi mastar olduğu halde Osmanlıcada ikinci defa mastar yapılarak “Umumiyyet”’e dönüşmüştür.g. a.g. “Sevindirme. 1313. hızlandırılma. ahbaplık.): “Nasebe” fiilinin tef’îl kalıbından 551 mastarıdır. Osmanlıcada.g.e. Osmanlılar’ın Arapça kaideye uygun bir şekilde uydurduğu bir kelimedir.i.) : “Sur’at” kelimesinden türetilmiştir. a. 1307. a. genellik” 556 555 gibi anlamlara gelmektedir. 552 Osmanlıcada. 557 Devellioğlu. göre. “Umumilik.e.e.g. 1313. arkadaşlık” 557 anlamlarında kullanılmıştır. çabuklaştırma” 554 anlamlarında kullanılmıştır. Böyle bir anlamlarında kullanılmıştır. 1357.e. Osmanlılar’ın Arapça gramer kurallarına uydurarak türettikleri bir kelimedir. sevindirilme” kullanım Arapçada yoktur. 554 Devellioğlu. “üns” veya “ülfet” sözleri bunun manasını ifadeye yeter. a. Arapçada bulunmayıp Osmanlıcanın bir tasarrufu olarak Arapçanın kurallarına göre yapılmış bir kelimedir.i. .e. rezil edilme” anlamlarında kullanılmıştır.i. bir şeyin herkese ait olması.i. Tesrî’ ‫( ﺗﺴﺮﯾﻊ‬o.) : “Orası. Devellioğlu. Arapçada asla böyle bir söz kullanılmaz. 1348.i. 556 Devellioğlu. Osmanlıcada. “rezil etme.

“Doğum veya ikamet yeri. hatıra gelen.i.):“Verede” kelimesinin ism-i failinden yapılmıştır.g.i. a. Varide kelimesinin çoğuludur.): “Utm” kelimesinden yapılmıştır. 1366 563 Devellioğlu. Validiyyet ‫( واﻟﺪﯾﺖ‬o. Osmanlıcada çeşitli idari birimlerin aldıkları isimlerin hemen hemen hepsi Arapça’dır. a. Vâlî kelimesi de bunlardan bir tanesidir. Devellioğlu. 1352.i. a. Vatan ‫( وﻃﻦ‬a. “Gelir (yıllık. a.i.e.) : “Veliye” kelimesinin ism-i failidir.e.e.g. vatan. Bu kelime Arapçada yer almayan Osmanlıcanın bir tasarrufu olarak Arapça dil kurallarına göre türetilmiş bir kelimedir. 1352. Bu kalıb tasğir (küçültme) kalıbıdır. “Vâlî” kelimesi de Modern Arapçadaki yerel yönetim birimi anlamını önceden taşımıyordu. 1367. Utme ‫( ﻋﺘﻤﮫ‬o. Osmanlıcada. Osmanlıcada.) : “Vatan” kelimesi. Kelimenin kökü Arapça olmasına rağmen bu kelime Osmanlıcanın ürettiği bir kelimedir.g.g. Böyle bir kullanım Arapçada yoktur. Arapça dili kurallarına aykırı bir şekilde türetilmiştir. Tamamen Osmanlıların uydurduğu kelimelerdendir. Kelimeler bugünkü anlamlarını ve kullanımlarını Osmanlı döneminde kazanmıştır. Mutçalı. aylık).) : “Uzvun” kelimesinin fu’aylun kalıbına sokulması ile elde edilmiş bir çoğul isimdir. “Bir vilayeti idare eden en büyük memur” 561 anlamındadır. “Uzuvcuklar. 564 Mutçalı. 560 Devellioğlu.e. ayrıca “Şeyh Bedreddin’in bir eseri”nin adıdır. “Uzeyve” kelimesinin çoğuludur. Uzeyvat ‫( ﻋﻀﯿﻮات‬o.e. Vâlî ‫( واﻟﻲ‬a.) : “Annelik ve babalık vasfı” 562 anlamına gelmektedir. memleket” 564 anlamlarına gelen klasik bir Arapça sözlüğün Türkçeleştirilmiş şeklidir.g. “Yabani zeytin ağacı” 558 anlamına gelmektedir. 562 Devellioğlu.e. Arapçada. a. içe doğan şeyler” 563 anlamına gelmektedir. a.87 Görüldüğü gibi kelimenin kökü Arapça olmasına rağmen Osmanlılar’ın ürettiği kelimelerdendir.e. Vâridât ‫( واردات‬o. 548.i.g. Bu kelime bu anlamı Osmanlı döneminde kazanmıştır. a. 1014.i.g. 559 558 . 992. 561 Mutçalı. küçük uzuvlar” 560 anlamına gelmektedir. yurt. Utme ise “zeytinimsi meyve” 559 anlamındadır.

Vakainamelerde de bu kelimeye rastlanır. aşikâr.i.88 Klasik Arapça kullanımda anlamı. ait olunan yöre”dir. (Haz: Elçin Gen) 572 Devellioğlu.) : Arapçadaki “Vilâdet” kelimesinden bozma Osmanlıca bir kelimedir.g. Ancak Arapçada bu ”te” yuvarlaktır. anlamına gelmektedir.) : “Vazehe” kelimesinden türetilmiştir.e. Lewis.i.i. “Viladet” kelimesinin Arapçadaki anlamı. “Bir şeyi zabteden. Böyle bir kullanım Zâbit ‫( ﺿﺎﺑﻂ‬a. memleket. parlak açık.örneğin. ayan beyan” gibi anlamları vardır. “a. el-Ferâidî. güçsüzlük. Carl Brown. “Vezah” 566 kelimesi de. 1398.e. Muharabeleri anlatırken zabitlerden bahsederler. Osmanlıcada 571 daha XVII.) : “Za’fiyye” kelimesi “Za’afe” fiilinden Arapça dili kurallarına uygun bir şekilde türetilmiş bir mesub isimdir.e. açıklık” anlamlarındadır. “açık beyaz. Bu kelime Osmanlıcada. “doğurma”dır. 328-329.g. a. Z3abit terimi.i.g. Modern 565 Arapçadaki anlamını Osmanlının etkisiyle kazanmıştır. 569 Mutçalı. 571 Bernard Lewis. Vazahât ‫وﺿﺎﺣﺖ‬ (o.g. a.i. a. 1400.”. Böyle bir kullanım Arapçada yoktur Velâdet ‫( وﻻدت‬o.” dediğinin yaptıran. Veladî ‫وﻻدي‬ (o. 309. manalarında kullanılmıştır. 1010. “ev. 568 Devellioğlu. Osmanlıcada bu kelime “anadan doğma” Arapçada yoktur. yüzyılda yaygın kullanıma girmişti.e. subay” 570 569 Osmanlıcada.e. elinde tutan ve sıkıca yakalayan kişidir. İmparatorluk Mirası. a.g.g. L. 266. Za’fiyyet ‫( ﺿﻌﻔﯿﺖ‬o. 567 Mutçalı. Vezahat kelimesi ise “vazihlik. dermansızlık” 572 anlamlarında kullanılmıştır.): “Zabete” fiilinin ismi failidir. 1376.e. 566 565 . Arapçada.g.g. a.) : Arapçadaki “viladi” 568 567 Veladet kelimesinden bozmadır.m.e. Bu ism-i mensub kelimenin sonuna yine Arapça dil kurallarına uygun bir şekilde “te” getirilerek yapma mastar yapılmıştır. a. “Tuttuğunu koparan. a. “Zayıflık. 570 Devellioğlu. 498. kelimesi ise Osmanlıcada “doğma” anlamına gelmektedir.

ism-i alet. ism-i Tafdil. ﻋﻠﻤﺎء‬vukuat/‫ . ism-i zaman. Bu tür kelimeler Osmanlıcada isimleşmiştir. ism-i tasğır. وﻗﻌﺖ‬evliya/‫” اوﻟﯿﺎء‬ gibi. İsim durumunda olan mastarların yalnız aslî olanı değil. اﷲ‬Cehennem/‫ . 5) Arapçada çoğul oldukları halde Osmanlıcada bazı kelimeler tekil anlamlarıyla kullanılmıştır: “Ukala/‫ . ﺟﺰاء‬Şarap /‫ . Bu tespitler dışında araştırmamızda ulaştığımız sonuçları üç ana başlık altında inceleyeceğiz: A. ﻗﯿﺎﻓﺖ‬ misafir/‫” ﻣﺴﺎﻓﺮ‬gibi. Osmanlıcada pek çok Arapça kelime kullanılmıştır. ﺑﺎش‬kıyâfet/‫. ﻗﺎﻧﻮن‬afet/‫ ” اﻋﻔﺖ‬gibi. mastar. ﻣﻠﻚ‬nafaka/‫. ﻧﻔﻘﮫ‬ Bid’at/‫ ” ﺑﺪﻋﺖ‬gibi. Ancak Osmanlıcada Arapça fiiller –şekil olarak değil – anlam olarak yer almamıştır. isim.ﻣﻌﺪن‬Arefe/ ‫ . اﻋﺘﺒﺎر‬baş/‫ .89 SONUÇ Osmanlıca Türkçe başta olmak üzere Arapça ve Farsça birçok kelime. 2) Osmanlıların Arapçadan aldıkları kelimelerin bir kısmında anlam daralması olmuştur:”Ceza/ ‫ . ism-i fail. her çeşit ve şekilleri Osmanlıcada kullanılmıştır. ﻋﻘﻼء‬ulema/‫ . Özellikle Dini literatür de kullanılan kelimeler bu kabildendir: “Allah/‫ . mubalağalı fail. laedri” gibi Arapçada fiil olan kelimeler. . Bunların büyük bir kısmı umumiyetle isim ve sıfatlardır./ ﺣﯿﻠﺔ‬ayyâş/‫ . “Laubâli. başka bir deyişle anlam genişlemesi olmuştur: “Ma’den/ ‫ . ﻋﺮﻓﮫ‬Kâime/‫ . Osmanlıcada Arapça fiil anlamıyla kullanılmamıştır. 3) Arapçadan Osmanlıcaya geçen kelimelerin bir kısmında kelimenin içerdiği anlamın kapsamı genişlemiş. şekil ve kaideleri içine alan bir dildir. Bunlar da on iki çeşittir.Anlam değişikliğine uğramış kelimeler: 1)Arapçadan Osmanlıcaya gecen bir takım kelimelerde anlam kaymaları olmuştur: “Hîle‫ . ﺟﻨﺖ‬Melek/‫ . ﻗﺎﺋﻣﮫ‬kanûn/‫ . ism-i Mekan. ﺟﮭﻨﻢ‬Cennet/‫ . ﺷﻔﻖ‬itbâr/‫ . ism-i Meful. sıfat-ı Müşebbeke. ism-i mensub. ﻋﯿﺎش‬şafak/‫ . Osmanlıcada Arapça isimlerin her cinsi kullanılmıştır. 4) Arapçadan Osmanlıcaya geçen bir takım kelimeler Osmanlıcada orijinal anlamlarıyla kullanılmıştır. ﺷﺮاب‬mûR / ‫ ” روم‬gibi.

Osmanlıcada.ﻋﻤﻮﻣﯿﺖ‬gibi.ﻛﺎﻓﺮ. اﻗﻄﺎع . meydena gelme) manaları taşıyan. 2) Mastarlar: Arapçadaki mastarların büyük bir kısmı Osmanlıcada kullanılmıştır. ﺑﯿﺖ اﻟﻤﺎل . rubai. اﺻﻼح .‫ ”ﻣﺪرﺳﮫ‬gibi.Asıl Mastarlar Üç harfli yalın fiillerin mastarları ek almış dörtlü. b. oluşu gösteren fiillerden yapılır.Yapma Mastarlar Arapça kaideye göre ism-i mensub ismin sonuna “yuvarlak te” getirilerek yapılan mastarlardır: “‫ ”ﻣﻌﺎﻓﯿﺖ .ﻣﻌﻠﻢ . hades ve hudûs (sonradan ortaya çıkma.Aslında mastar oldukları halde -Arapça kurallarına aykırı bir şekildeOsmanlıcada ikinci kez mastar yapılarak kullanılan kelimeler vardır: “ ‫اﻧﺴﯿﺖ . humasi. . -an” sıfat fiil karşılık olan ism-i fail. Camid isimlerin küçük bir kısmı Osmanlıcada kullanılmıştır. iş. Bu mastarları iki grupta ele alabiliriz: a. ﻧﻘﺼﺎﻧﯿﺖ . sülasi. ﻓﺤﺮ‬ . beşli.Osmanlıcada kullanılan Arapça kelimelerin yapısı: 1) İsimler: Arapçada isimler “camid” ve “muştak” olarak ikiye ayrılmaktadır.ﻗﺎﺋم . istenildiği zaman bırakılan hareket.90 B.ﺿﻌﻔﯿﺖ‬ ‫ ”ﺗﺴﻠﻤﯿﺖ . ﻣﺪﻧﯿﺖ‬gibi. c. yapılan. ﺣﺎﻛﻤﯿﺖ . Osmanlıcada daha çok türetilmiş (mûştak) isimler kullanılmıştır: 1) İsim Tamlamaları Osmanlıcada Arapça tamlamalar fazla kullanılmamıştır. yani istenildiği zaman ortaya çıkarılan.ﻣﻨﻘﺪ . داراﻟﻔﻨﻮن‬gibi. ﺑﺎﻃﻦ‬gibi. altılı fiillerin mastarları Osmanlıcada kullanılmıştır: “‫اﺳﺘﺨﺒﺎرات . اﺟﺘﻤﺎع . 3) İsm-i Fâiller: Türkçedeki “-en. اﻧﻘﻼب . Ancak Arapça yapılan izafet terkiplerinde her iki kelimenin de Arapça olması şartına uyulur: “‫ ” اﺑﻦ ﻋﺮض . südasi fiillerin bir kismının ism-i failleri Osmanlıcada kullanılmıştır: “‫“ ﻣﻠﺘﺰم .

Fakat türkçede bugün tek “y”li şekil kullanılmaktadır: “‫ ”ﻣﺎﻟﯿﮫ . Osmanlıların Arapça köklerden türettikleri yeni kelimelerin büyük çoğunluğu bugün modern Arapçada da kullanılmaktadır: “‫ ”ﻣﻔﻜﻮره. ﻣﺠﻠﺲ آﻟﻲ ﺗﻨﻈﻤﺎت‬gibi. ﻓﺴﻘﯿﮫ‬gibi.ﻣﻐﻠﻮب. Osmanlılar. en. Bunun dışında azda olsa ism-i tasğir de Osmanlıcada kullanılmıştır. yüzyılda ve 20. ﻣﻌﻠﻮم‬gibi. ﻏﺴﺎل‬gibi. bir kısmının Farsçadır.دوﻟﮫ‬gibi. -mış.91 4) İsm-i Mef’uller: İsm-i fail gibi fiilden türetilmiş sıfatlardandır. İsm-i zaman ve ism-i mekan isimleri Osmanlıcada fazla kullanılmamıştır: “‫ ” ﻣﻜﺘﺐ . Osmanlıcada mubalağa siğasının en çok “fa’al” vezni kullanılmıştır: “ ‫ ”ﻋﯿﺎش . Türkçede nisbî fazlalık sıfatlardan önce “daha. 6) İsm-i Tafdîl: Vasıf anlamının bir kimse veya nesnede öbürüne veya öbürlerine nisbetle daha çok yahut en çok olduğunu bildiren sıfatlardır. mubalağa manası ifade eden isimlerdir. ism-i zaman ve ism-i mekan ismlerinin “mef’il ve mef’al” vezinleri yani kıyasi olanları kullanılır. Osmanlıcada bazen tamlamalar içinde bazen tek başına ism-i tafdîller kullanılmıştır: “ ‫ ” ﺑﺎب آﻟﻲ. Diğer kelime çeşitleri gibi vezinleri yoktur. 9) İsm-i Mensûb: Bunlar aidiyet ve nisbet isimleridir. Bu kelimelerin bir kısmının kökü Arapça. özellikle 19. İsm-i mef’ul. Aslında Arapçada nisbet eki “-iyyun” şeklinde olup “y” harfi şeddelidir. Arapça ism-i mef’ullerin Türkçedeki karşılıkları (edilgen) fiillerden “an. -mış olan) eklerinin eklenmesiyle yapıla kelimelerdir. (-miş olan. daha çok”. fiilin ifade ettiği iş ve harekete maruz kalan kimse veya nesneyi gösteren ve onun sıfatı olan kelimedir. 8) İsm-i Zaman ve İsm-i Mekan: Arapçada zaman ve yer bildiren isimlerdir. 12) Arapça kaidelere göre Osmanlıcada türetilmiş kelimeler: Osmanlıcada Arapça kaidelere göre Arapça olmayan birçok kelime türetilmiştir. -miş. ﻣﻄﻠﻊ‬gibi.ﺣﺮﯾﺖ . . sülasi ve zaid fiillerin büyük bir kısmının ism-i mef’ulleri kullanılmıştır: “‫ ” ﻣﺨﺘﻄﺐ. Osmanlıcada. Osmanlıcada. mutlak fazlalık ise “en” zarfları getirilmek suretiyle anlatılır. 7) Mubalağalı Failler: Arapçada çokluk.

ü’ye dönüşmüştür.ﻗﻠﺐ‬kalp ‫ – ﻣﺸﺮب‬meşrep” gibi. u. Arapça kelimelerin vokalleri çoğaltılmış. “‫-ﻣﻜﺘﺐ‬mektep. Bütün bu neticeler ışığında şunları söyleyebiliriz: Bir dilin başka dillerden etkilenmesi.ﻣﺴﺎﻓﺮ‬misafir” gibi. . Aslan sabah kahvaltısında tavşan yediği zaman kulakları uzamaz. i (â. û. Bu inceltme hadisesi çok geniş ölçüde yapılmış büyük bir değişikliktir.t” şeklinde söylemektedir: “‫-ادب‬edep. ‫. Osmanlıların bu anlayışla Arapçadan yararlanarak ürettikleri pek çok kelime giderek Arapların söz dağarcığında da yerleşmeye başlamıştır. yeter ki bu kelimeyi tarihi ve kültürel potasında yoğurup eritebilsin. -a. c. Arapça asıllı kelimelerde bütün ‘e’ler ‘a’. Arapça kelime ve hece sonundaki “b. o dillerden kelime alması onun orijinalliğini bozmaz. C – Osmanlıcaya geçen kelimelerde söyleyiş değişiklikleri 1) Arapçada uzun ve kısa olmak üzere şu altı vokal vardır: a. Arapçadan aldıkları kelimelerin birçoğunu kendi kültürel ve tarihi potalarında yoğurarak kendilerine mal etmişlerdir. 3) Bazen de Türkçe vokalleri ile beraber kelimenin şekli değiştirilmiştir: “‫. bütün ‘ü’ler ‘u’ idi. ‫ – ﻣﻔﺘﻲ‬müfti” gibi. ‫ – ﻣﺠﻠﺲ‬meclis. Farsçadan ve Arapçadan kelimeler alarak Ataları’ndan miras kalan Türkçe kelime hazinesini genişletmişlerdir. 2) Türkçede Arapça kelimelerin kısa vokalleri inceltilmiştir. ‫– ﻣﻤﻜﻦ‬ mümkün. ama aslan her zaman aslandır. 4) Türkçe. e’ye.” Osmanlılar da bunu büyük ölçüde başarmışlardır. Bu noktada Fransız şair Valery’nin bir sözünü zikretmek yerinde olur: “Aslan vücudu yediği hayvanlardan meydana gelir. ç. ‫ ﻣﺸﻜﻼت‬müşkilat” gibi.92 yüzyılın başlarında klasik dilleri Arapça ve Farsçayı tıpkı Latinceden ve Yunancadan yararlanan batılılar gibi yeni kelimeler üretecek bir kaynak olarak kullanmışlardır. Öğlende geyik yediği zaman boynuzları çıkmaz. ‘ü’ ve ‘e’ bir Türkçeleşme’dir. bu kelimelerin vokalleri de aşağı yukarı Türkçede olduğu gibi dokuza çıkarılmıştır: “‫ – وﻛﯿﻞ‬vekil. Fakat Türkçede. d” konsonantları Türkçede “p. î). u.

Bunları kendilerine göre yoğuramamışlar -bu kelimelerin bir kısmı dini içerikli kelimeler olup bu kelimeler de anlamlarını büyük ölcüde Kur’an’dan almışlardır. .93 Ancak bazı Arapça kelimeler Arapçadaki orijinal anlamlarıyla kullanılmıştır. Bundan dolayı bu kelimelerin anlam çerçevesi İslam toplumlarında çok az değişiklik göstermiştir. Anlam olarak ta bu kelimeler Osmanlıcaya ifade zenginliği kazandıran unsurlardı.veya bu tür kelimelerin yerleşebilmesi ve hazmedilmesi için zamana ihtiyaçları vardı. Ancak bu tür kelimeler Türkçenin bünyesini bozacak düzeyde değildi..

Osmanlı Yayınevi. ERGİN Muharrem. İstanbul 2002.Arap. y. . t. Mukerrem b. “Ana Britannica”. ANIL Zeynep Ayca. “Ahmet Cevdet Paşanın Kavaid-i Osmaniye Adlı Eserindeki Dilbilgisi Terimleri”. ERCILASUN.94 KAYNAKÇA AKÜN. BİLGİLİ Ertuğrul.K. İstanbul 2001. Beyrut 1992. Agop. El-Bahru’l-Muhit fi’t-Tefsir. Osmanlıca. İstanbul 2000. Yusuf. ÇAKIR. Mehmet. Beyrut. Ankara 1974. FEYYÛMÎ. Yâkût b. Ahmet. Âgâh Sırrı. Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri. DOĞAN D. Osmanlı Türkçesi. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat. KÖPRÜLÜ. Manzûr el-Mısrî. İstanbul 1993. ERGİN Muharrem. Lisanü’l. Ankara 2000.y. Ankara 1972. Kemal ve diğer. Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi.y. İBN MANZÛR. Ankara 1998. Her Yönüyle Dil. Türkmen Türkçesi ve Türkmen Edebiyatı Üzerine Araştırmalar.Türkçe Sözlük. y. Abdullah. Mehmet.y. AHTERÎ.Endülüsî. “TDV İslam Ansiklopedisi”. Hüseyin K. Türk Dünyası El Kitabı. Türkçenin Sırları. Ülke Yayınları 2001. Ana Yay. Muhammed b. Mahmut. Divan Edebiyatı. FİRÛZÂBÂDÎ. KOMİSYON. Mayıs-Haziran 1999. Ömer Faruk. Beyrut. Beyrut. Kur’an-ı Kerîm Lugatı. Kıtabu’l-Ayn. Türkçe Üzerine Denemeler ve Eleştiriler. Mu’cemü’l. Ötüken-Söğüt Yayınları. İstanbul 1985. t. “Büyük Türk Klasikler”i. Kubbealtı Neşriyatı. “Osmanlıca”. Arap Dilinin Türk Diline Etkisi. 1978. Türk Dil Bilgisi. Ahmet Bican. Cemaluddin Muhammed b. FERÂHİDÎ. Ebî Abdurrahman el-Halil b. M. AKSAN Doğan. Aslı Arapça Olup Türkçeye Anlam Kaymasına Uğrayarak Geçmiş Kelimeler (Yüksek Lisans Tezi). DEVELLİOĞLU Ferit. Nihat Sami. Türk Dil Kurumu. KOMİSYON.. HAMEVÎ. ECE. Ankara 1962.y.Buldân. İstanbul 1994. İstanbul 1991. http://www. Ankara 1992. CUBRÂN Mes’ûd. Beyrut 1995..A-23. Bursa 1984-1985. LEVEND.D. İstanbul 1989. Ahmet b.com/forum/viewtopic. Mustafa Efendi. Ötüken Yayınevi 1980. Uludağ Ünivesitesi İlahiyat Fakültesi (Lisans Tezi). Beyrut.y. Nafız. sayı: 540. Beyrut 1967. Devlet Dili Olarak Türkçe. Muhammed b. Fuat. Muhammed b. Büyük Türkçe Sözlük. t. yayınları. Ahterî Kebîr. Ali. Yakûp Kâmûsü’l-Muhît. Yusuf El. s. DİLAÇAR. On Üçüncü Yüzyıla Kadar Türk Dünyası.y. Aralık 1996. EBU HAYYAN. T. İslamı’ın Temel Kavramları. BANARLI. DEMİRAY. ÇANGA. Diyanet Vakfı Yay. Akçağ Yayınları.php?t=3233&start=30. Hürriyet-Gösteri.y. t. “Yeni Rehber Ansiklopedisi”. el-Mubâhü’l-Munîr. Türk Edebiyatı Tarihi. er-Râid. ÇOTUKSÖKEN. y. İstanbul 1994.. Ankara 1970. KARA. “Türkçede Kaç Sözcük Var?”.wowturkey.

İmparatorluk Mirası. Beyrut 1995. Ebu’l Kasım. Mu’cemü’l-Arabıyyu’l-Hadîs. İstanbul 1995. Osmanlı Türkçesi Grameri. Arapça. Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar. Örnek Sözlük. Edevatu Rabtı’l. Yeni Lugat. TOPALOĞLU. Bekir. MENGİ Mine. TİETSE Andreas. . Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü. Ankara 1995. LEWİS Geofrey.95 LEWİS Bernard. “Dildeki Osmanlı Mirası” L. YAZICI. Abdülkadir.y. İstanbul 2005. “Çağdaş Arapçanın Siyasi Terminolojide Osmanlı Mirası” L. TİMURTAŞ Faruk Kadri . ONAY Ahmet Talat. (Haz : Elçin Genç) İstanbul 2000. Ankara 1993. Mehmet Hamdi. İsmet.Cümeli Fi’l Lugati’l. Kurân-i Kerîm Meâli. Hüseyin. Ankara 1996. İstanbul 1995.KARAMAN. Kâmûs-i Türkî. Muhtaru’s-Sıhah. ER-RÂZÎ Muhammed b. Esâsu’l-belâğa. Carl Brown. The Emergence of Modern Turkey. İstanbul 1998.Türkçe Yeni Kamus. Beyrut 1979. İstanbul 1992. Carl Brown. YAZIR. Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı. Londra 1961.Arabiyye. Hayrettin. YOLCU. Ankara 1995. İmparatorluk Mirası. PALA İskender. MUTÇALI Serdar. Ebî Bekr b. İstanbul t. SAMİ Şemseddin. İstanbul 2002. Eski Türk Edebiyatı Tarihi. YEĞİN Abdullah. ZEMAHŞERİ. (Haz : Elçin Genç) İstanbul 2000. LEWİS Bernard. İstanbul 1967.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->