P. 1
Kiyi ve Liman Yapilari

Kiyi ve Liman Yapilari

|Views: 84|Likes:
Yayınlayan: Elchin Sattarov
Kiyi ve Liman Yapilari ornekler
Kiyi ve Liman Yapilari ornekler

More info:

Categories:Types, Research
Published by: Elchin Sattarov on Dec 17, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

03/16/2013

pdf

text

original

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ
İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ















KIYI VE LİMAN YAPILARI








Doç. Dr. Murat İhsan KÖMÜRCÜ


1. KIYI MÜHENDİSLİĞİ’NDE TEMEL KAVRAMLAR

1.1. Dalga Profili

Tabiattaki dalgalar, oldukça karmaşık yapıdadır. Ancak, incelemeyi basitleştirmek için, idealize
edilmiş "sinüs dalgası" kavramından yararlanılır (Şekil 1.1).
H
L
z
x
a
a
q
deniz tabanı
C
durgun su seviyesi
h

Şekil 1.1 Sinüs dalgasının tanımı

Sinüs dalgasında, dalga şekli veya profili, durgun su seviyesinden düşey mesafenin (q), zamanın (t)
ve yerin (x) fonksiyonu olarak tanımlanır:

(
¸
(

¸

|
.
|

\
|
÷ t = q
T
t
L
x
2 aSin (1.1)

Burada; bağımlı değişken q dalga profilini, x ve t bağımsız değişkenleri, (yer ve zaman) temsil
etmektedir. L, T ve a ise dalga parametreleridir. Başlıca dalga parametreleri şunlardır:

Su Derinliği (d): Durgun su seviyesi ile deniz tabanı arasındaki düşey uzaklıktır.
Dalga Tepesi ve dalga çukuru: Dalga profilinin en üst ve en alt noktaları,
Dalga Genliği (a): Durgun su seviyesinden dalga tepesine (veya çukuruna) kadar olan düşey
uzaklıktır.
Dalga Yüksekliği (H): Dalga çukuru ile dalga tepesi arasındaki düşey mesafedir (H=2a).
Dalga Boyu (Uzunluğu) (L): Birbirini izleyen iki dalga tepesi veya çukuru arasındaki yatay
uzaklıktır.
Dalga Periyodu (T): Sabit bir noktadan geçen artarda iki tepe veya çukurun geçmesi için gerekli
olan süredir.
Dalga Frekansı (f): Birim zamanda bir noktadan geçen dalgaların sayısıdır (f=1/T).

Dalga Dikliği (S): Dalga yüksekliğinin uzunluğuna oranıdır (S=H/L).

Dalgaların derin denizden kıyıya yaklaşma yönlerine göre birbirine dik dalga cephesi ve dalga
ortagonali (dalga diki) Şekil 1.2'de görülmektedir.









Şekil 1.2 Dalga cephesi ve dalga ortogonali

Dalga Ortogonali: Dalganın kıyıya doğru hareket doğrultusudur.
Dalga Cephesi: Dalga hareket yönüne dik olan ve dalga sırtlarının birleştirilmesiyle elde edilen
doğrultudur.

1.2. Kısa Periyotlu Dalgalar (T < 30 s)

Denizde görülen rüzgâr dalgaları ile ölü deniz dalgalarının (swell) periyotları genellikle 3-20 s
arasındadır. Rüzgâr dalgaları, rüzgar hızının, 1 m/s'lik kritik hızı aştıklarında açık deniz üzerinde
oluşurlar. Dalga oluşumunun ilk aşamasında, uzunluğu 5-10 cm, yüksekliği 1-2 cm ve kendiliğinden
oluşan çırpıntılar gözlenir. Rüzgarın devam etmesi ile bunların yükseklikleri, periyotları ve uzunlukları da
artar; rüzgâr hızına, fırtına süresine ve kabarma uzunluğuna (feç) ve su derinliğine bağlı olarak
maksimum büyüklüğe ulaşırlar. Örneğin Karadeniz'de oluşan dalgaların periyotları; 4 ile 12 s arasında
değişmektedir. Bu değerler; geldiği yöne (feç değeri), süreye ve rüzgar hızına bağlı olarak çok değişir.

1.3. Uzun Periyotlu Dalgalar

Periyotları 30 s ile birkaç saat arasında olan dalgalar, "periyodik dalgalar" olarak bilinir.
Uzunlukları fazla (kıyıda birkaç km'den, okyanuslarda 100 km'ye kadar) ve yükseklikleri az olduğundan
(okyanuslarda birkaç dm olup 10 m su derinliğinde fark edilmezler), sadece kıyı boyunca
gözlenebilmektedirler. Bu tip dalgalara örnek olarak sismik faaliyetler sonucu ortaya çıkan tsunami
gösterilebilir. Özellikle sismik faaliyetlerin yoğun olduğu Pasifik okyanusunda 10 m'den daha büyük
tsunamiler, Japonya'yı, Hawaii'yi ve Dünyanın bir çok kıyı yöresini tehdit edebilmektedir. Uzun periyotlu
dalga hareketine bir diğer örnek ise liman rezonansıdır (harbour resonance). Ayın dünya etrafındaki
dönüşüyle ortaya çıkan gel-git (med-cezir) dalgaları (tide) ile büyük fırtınalardan sonra ortaya çıkan
fırtına kabarmaları da uzun süreli dalgalardır.
Dalga cephesi
ortogonal
Dalga
cephesi


1.4. Dalgaların Sınıflandırılması

Deniz dalgaları, çeşitli kriterlere göre sınıflandırılabilir. Bu sınıflandırma, 5 değişik şekilde
yapılabilir:

a. Su derinliğine bağlı olarak:

Dalgalar, su derinliğine göre aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir. Şekil 1.3’te su tanecik
yörüngelerinin herbir bölge için aldığı şekiller görülebilir.

Derin Su : d/L > 1/2
Ara Derinlik : 1/25 < d/L < 1/2 (geçiş derinliği)
Sığ Su : d/L ≤ 1/25



Şekil 1.3 Su taneciklerinin yörüngeleri

b. Dalga yüksekliğine bağlı olarak:

Dalga yüksekliği sonsuz küçük ise: H / L ÷ 0 ve H / d ÷ 0
H/L ile kıyaslanarak H
2
/L
2
mertebesindeki terimler ihmal edilebilir. Doğadaki dalgaların dalga
dikliği, H/L 0.02 - 0.06 arasındadır. Bu küçük değerler nedeniyle dalgaları linearize etmenin (düzgün
biçimlerde varsaymanın) iyi bir yaklaşım olduğu düşünülebilir. Bu şekilde tanımlanan dalgalara; "Küçük
Genlikli Dalgalar, Lineer Dalgalar, Sinüzoidal Dalgalar, Basit Harmonik Dalgalar, Airy Dalgaları veya
Birinci Derece Dalgalar" gibi isimler verilmektedir. Dalga yüksekliği su yüksekliğiyle kıyaslanabilecek
büyüklükte ise (aynı mertebedense) bu dalgalara "Yüksek Dalgalar" denir.




c. Yükseklik, boy ve derinliğe bağlı olarak:

Dalga yüksekliği, boyu ve su derinliği (H, L, d), boyutsuz bir sayı oluşturacak şekilde ifade edilebilir.
Bu şekilde inceleme kolaylaşır. Sözü edilen sayıya "Ursell Sayısı"veya "Stokes Parametresi" denir.

3
2
d
L H
U
·
= (1.2)

Bu sayı, eğer belli bir değerden küçük ise dalga hareketi "Stokes Teorisi" ile iyi bir şekilde açıklanabilir
ve böylece "Stokes Dalgaları"ndan söz edilebilir. Limit durumda (u << 1) teori, basit dalga teorisine
dönüşür.

d. Dalga hareketi karakteristiklerine bağlı olarak:

Dalganın akışkana göre hareketine bağlı olarak dalgalar ya “ilerleyen” (progressive) veya
“yansıyan” (standing) olabilir. Su parçacıklarının hareketine bağlı olarak dalgalar ya “salınımlı”
(oscilatory) ya da “taşınımlı” (translatory) olabilir. Salınımlıda su parçacıkları kapalı ya da kapalıya yakın
yörüngeler izlerler. Diğer bir anlatımla; çevrim sonunda orijinal yerlerine geri dönerler. Örneğin
sinüzoidal bir dalga, salınımlı bir dalgadır. Taşınımlı dalgalarda ise, su parçacıkları dalga hareketi ile
ilerlerler ve orijinal yerlerine geri dönmezler. Örneğin akarsulardaki taşınım dalgaları veya sahillerdeki
rüzgâr dalgaları, taşınımlı dalgalara örnek gösterilebilir.
Eğer bir dalganın hareketi ve yüzey profili eşit zaman aralıklarında tekrarlanıyorsa buna “periyodik
dalga” denir. Sinüzoidal dalga periyodiktir.

e. Dalgayı üreten kuvvete göre sınıflandırma:

Dalga oluşumu bir güç (kuvvet) tarafından gerçekleştirilir. Rüzgâr dalgaları, rüzgârın teğetsel
bileşeninin deniz yüzeyindeki etkisiyle, gel-git (met-cezir), güneş ve ayın çekimi sonucu oluşur. Bunların
her birinin ayırt edilebilmesi ve tanınması periyotları dikkate alınarak yapılır.
30 saniyeden kısa periyotlu dalgalara "kısa periyotlu dalgalar", uzun olanlara da "uzun periyotlu
dalgalar" denir. Kıyı mühendisliğinde periyotları 4-15 sn arasında değişen ve rüzgârlar tarafından
üretilen dalgalara büyük önem verilir. Bu tipteki dalgalara, "ağırlık dalgaları” (gravity waves) denir.
Çünkü akışkanı denge durumuna getirmeye çalışan kuvvet yerçekimi kuvvetidir. Tablo 1.1’de dalgalar,
üreten kuvvetler ve periyot aralıkları verilmiştir.

1.5. Akıntılar

Denizde görülen akıntılar çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir. Bunlardan biri, kısa periyotlu
dalgalarla ilgili akıntılar ile gel-git akıntılarıdır. Okyanus akıntıları ise uzun süreli rüzgârlarla
bağlantılıdır. Kısa periyotlu dalgalar kıyıya vardıklarında dalga sapması olayı ile dalga cepheleri, taban eş
derinlik eğrilerinin etkisiyle kıyıya paralel duruma gelecek şekilde yön değiştirirler. Normal olarak

dalgalar, kıyıya belli bir açı ile gelirler ve kırılan dalgaların momentumu sonucu kıyıya paralel bir akıntı
oluştururlar. Bu tip akıntıya "kıyıya paralel akıntı" adı verilir. İşte bu akıntılar sonucu oluşan sediment
(katı madde) hareketi ile askı halinde kırılma bölgesi içerisine getirilen malzeme birikir.

Tablo 1.1 Dalgalar, sebepleri ve periyotları

Dalga İsmi Üreten Kuvvet Periyot
Rüzgar dalgası (wind wave) Rüzgar kayma gerilmesi (5-15) sn
Ölü deniz dalgası (swell) Rüzgar kayma gerilmesi 30 sn
Liman rezonansı (harbor resonance) Tsunami (2-40) sn
Tsunami Yer sarsıntısı (5-60) sn
Gel-git (tide) Ay ve güneşin çekimi (12-24) saat
Fırtına kabarması (storm surge) Atmosfer - su kütlesi etkileşimi (1-30) gün

1.6. Temel Dalga Parametreleri

Dalga profilinin (Şekil 1.2) iyi tanınması için dalgayı oluşturan parametrelerin ve bunların
arasındaki bağıntıların bilinmesi gerekir. Temel dalga parametreleri şunlardır: Dalga yüksekliği (veya
genliği), dalga periyodu (veya boyu) ve su derinliği. Derin denizdeki su derinliği dalga hareketini
etkilemez. Bu özel durum için temel dalga parametreleri dalga yüksekliği ve dalga periyodudur. Bu temel
parametreler yardımıyla dalga hareketinin tüm özellikleri ortaya konulabilir. Dalga boyu (L), hızı (C) ve
periyodu (T) arasında,

2
2 2
2
tanh 1.5613 tanh(4.0243 / )
2
gT d
L T d T
L
t
t
| |
= ~
|
\ .
(1.3)

T
L
C = (1.4)

şeklinde bir ilişki vardır. L değişkeni hem solda hem de sağda yer aldığından verilen T ve d yardımıyla L'yi
hesaplayabilmek için tatonman yapmak gerekir (çözümler, grafikler ve tablolar şeklinde düzenlenmiştir).
Örneğin ağırlık dalgası tabloları (GWT) bu maksatla kullanılabilir. Eşitliğin sağındaki ifade yaklaşık değer
vermektedir. Ayrıca, aşağıdaki denklem yaklaşık %1.5 hata ile istenilen derinlikteki dalga boyunun
belirlenmesinde kullanılabilir.
485 , 0
0
0
))
L
d
5 , 5 (tanh( L L · = (1.5)

Derin Deniz Sınırı: Su derinliğinin dalga boyuna oranının (d/L) 1/2 olduğu su derinliğine "derin deniz
sınırı" denir. Derin deniz sınırından derindeki bölgeler "derin deniz", kıyı tarafındaki bölgeler ise "sığ su"
olarak adlandırılır. Derin denizdeki dalga parametreleri "0" indisi ile gösterilir. Derin denizde tanh(2td/L)
~ 1 alınabilir. Bu durumda 2.3 eşitliğinden, derin deniz dalga boyu ve hızı,

2
2
0
T 56 . 1
2
T g
L · =
t ·
·
= (1.6)

T 56 . 1
2
T g
C
0
· =
t ·
·
= (1.7)

olarak hesaplanır. Dalga periyodu sabittir.

1.7. Dalgaların Değişime Uğraması (Dalga Transformasyonu)

Dalgalar, derin sulardan kıyıya doğru hareketleri sırasında taban topografyası, adalar, dalgakıranlar,
vb. nedenlerle değişime uğrarlar. Böylece, dalgaların yüksekliği, uzunluğu, hızı ve yönü değişebilir,
periyodu ise sabit kalır. Sonuçta belli bir derinliğe geldiklerinde dengelerini kaybederek kırılırlar.
Eğer dalga hareketi bir yatay düzlem içinde düşünülürse sabit fazlı bir eğri olan "dalga cephesi"
ayırt edilebilir. Dalga cephesi, peşi sıra tepe noktalarının birleştirilmesiyle yatay düzlemde bir eğri ile
gösterilebilir. Dalga yayılma yönü ise, dalga cephesine dik yönde "dalga ortogonalleri" ile
tanımlanmaktadır. Dalga cephesi, ortogonal yönünde C hızı ile yayılır. Açık denizde üretilen dalgalar,
kıyıya doğru ilerlerken derin deniz sınırından (d/L
0
=0.5) itibaren aşağıdaki değişikliklere maruz kalır.

1.7.1. Dalga Sığlaşması (Shoaling)

Dalgalar, taban sürtünmesi nedeniyle sığlaşmaya maruz kalır. Sığlaşma sonucu dalga yüksekliği
açık denizden itibaren azalmaya başlar, ancak çok sığ bölgelerde dalga yüksekliği artar. Sığlaşma
etkisiyle dalga yüksekliğinde oluşan değişim, "sığlaşma katsayısı" (K
s
) ile ifade edilir. Herhangi bir
noktadaki dalga yüksekliği şöyle belirlenir:

s r 0
K K H H · · = (1.8)

Burada H ve H
0
, ilgili noktadaki ve derin denizdeki dalga yükseklikleri, K
r
ve K
s
ise sapma ve sığlaşma
katsayılarıdır. Sapma katsayısı bir sonraki bölümde incelenecektir. Sığlaşma katsayısı ise şöyle
hesaplanır:

5 . 0 5 . 0
s
) L / d 4 sinh(
L / d 4
1
L
d 2
tanh K
÷ ÷
(
¸
(

¸

t
t
+
(
¸
(

¸

|
.
|

\
| t
= (1.9)

1.7.2. Dalga Sapması (Refraction)

Dalgaların tabana temas etmeleri sonucu dalga sapması oluşur. Dalgalar geçiş bölgesine
(1/25<d/L<1/2) girdiklerinde daha derinde bulunan dalganın bir kısmı sığdakine kıyasla daha hızlı

hareket eder ve dalga cephesinin taban konturlarına paralel duruma gelmesini sağlar. Dalga sapması, şu
iki nedenle çok önemlidir:

a) Dalga yüksekliğinin artmasına veya azalmasına neden olur,
b) Kırılma anında dalgaların yaklaşma açısını kontrol eder.

Periyodu T olan bir dalga için 1.6 ve 1.7 eşitlikleriyle hesaplanan L
0
ve C
0
değerleri, en büyük dalga boyu
ve dalga hızı değerlerdir. Su derinliğinin azalmasına bağlı olarak dalga hızı ve boyundaki azalma,

L
d 2
tanh
L
L
C
C
0 0
t
= = (1.10)

şeklinde hesaplanır. Herhangi iki nokta arasında ise aşağıdaki hali alır.

) L / d 2 tanh(
) L / d 2 tanh(
L
L
C
C
1 1
2 2
1
2
1
2
t
t
= = (1.11)

Snell Yasası: Dalga sapması diyagramlarının çizilmesinde kullanılan ve ismine "Ortogonal Yöntem"
denen yöntem, Snell Yasası'na bağlı olarak geliştirilmiştir (Şekil 1.4). Şekilde görüldüğü gibi d
0
'dan d
1
'e
(d
0
>d
1
) ani düşen bir basamaktan geçen bir dalga göz önüne alalım. BE çizgisi, basamağı göstermektedir.
T periyodunda ve tepe çizgisi üzerinde bulunan bir A noktası, C
0
hızı ile L
0
yolunu kat ederek B'ye
gidecektir. Aynı zamanda E noktası da C
1
hızı ile (C
1
<C
0
) D'ye (L
1
<L
0
) gidecektir. L
1
<L
0
olduğundan,
tepe çizgisinin yeni pozisyonu (BD) dönme hareketi yaparak ve BE basamağına yönelir ve o
1
<o
0
olur.
Geometriden;














Şekil 1.4 Snell Yasası

Derin Deniz Bölgesi (d/L
0
≤ 0.5)
L
0
=C
0
·T
L
1
=C
1
·T
o
1

E
A
D
B
d
0

d
1

Geçiş Bölgesi (d/L
0
< 0.5)
d
0
>d
1
, C
0
>C
1
, L
0
>L
1

AE ve BD: Dalga cepheleri, AB ve ED: Dalga ortogonalleridir
o
0
o
0


Sino
0
=L
0
/BE, Sino
1
=L
1
/BE (1.12)

) L / d 2 tanh(
) L / d 2 tanh(
C
C
L
L
Sin
Sin
0 0
1 1
0
1
0
1
0
1
t
t
= = =
o
o
(1.13)

yazılabilir. Bu, Snell Yasasıdır ve dalga refraksiyonunun hesabı için temel denklemdir. Taban eş derinlik
eğrilerinin (konturların) düz ve kıyıya paralel olması ve düzensiz halde olması durumlarında dalga
sapması aşağıdaki gibi olur:

a. Düz Paralel Konturlar Üzerindeki Dalga Sapması :

Denizlerde derinlik değişimi basamaklar şeklinde olmayıp düzgün ve yavaş olmaktadır. Dalga
sapması hesabında derinlik konturları, d/L
0
= 0.5, 0.4, vb gibi rölatif derinliklere göre hesaplanır. Derinlik
değişimleri, orta konturlardaki basamaklar olduğu varsayılarak, Snell Yasası'nın, her adım için
uygulaması yapılır. Örneğin d
1
ve d
2
su derinliklerinde (d
1
>d
2
) eşitlik şu şekilde yazılır:

) L / d 2 tanh(
) L / d 2 tanh(
C
C
L
L
Sin
Sin
1 1
2 2
1
2
1
2
1
2
t
t
= = =
o
o
(1.14)

Şekil 1.6’dan de görüldüğü gibi dalga sırt çizgileri (dalga cephesi) taban konturlarına paralel
olurken dalga ortogonalları dik konum alırlar. Sapma değişimleri, orta konturlarda göz önüne alınır.
Bunun sonucunda x uzunluğu sabit kalırken dikine uzaklıklar artmaktadır. 1 ve 2 bölgeleri için;



Bölge No:0 d/L
0
=0.5



Bölge No:1 d/L
0
=0.4



Bölge No: 2 d/L
0
=0.3


Bölge No: 3 d/L
0
=0.2


Bölge No:4 d/L
0
=0.1
Dalga
KIYI ÇİZGİSİ ortogonalleri

Şekil 1.6 Düz Paralel Konturlar Üzerinde Dalga Sapması
B
1

L
1

x
B
2

L
2

x


1
1 1 1
B
B
Cos xCos
x
o o = ¬ = (1.15)

2
2 2 2
B
B
Cos xCos
x
o o = ¬ = (1.16)

0.5 0.5
1 1
2 2
r
B Cos
K
B Cos
o
o
| | | |
= =
| |
\ . \ .
(1.17)

yazılabilir. Burada K
r
sapma (refraksiyon) katsayısıdır. 2 bölgesindeki dalga cephesinin kıyıyla yaptığı o
2

açısı Snell Yasası'ndan (1.18 eşitliği) şöyle hesaplanır:

( )
o o
t
t
o
2
2
1
1
2 2
1 1
1
2
2
=
|
\

|
.
| =

¸

(
¸
( Arc
L
L
Sin Arc
d L
d L
Sin sin sin
tanh /
tanh( / )
(1.18)

NOT : o
1
>o
2
olduğundan, Coso
1
<Coso
2
olur. Yukarıdaki eşitliklere göre B
1
<B
2
ve düz paralel konturlar
halinde, kıyıya yaklaşırken K
r
<1 olur.

b. Karmaşık Konturlar İçin Dalga Sapması:

Kıyı topografyası genellikle çok karmaşıktır ve taban konturları birbirine ve kıyıya paralel değildir.
Bu durum, özellikle yakın kıyıda çok daha belirgindir. Karışık topografya durumunda da yine Snell
Yasası'ndan yararlanılır. Bu maksatla geliştirilmiş analitik ve grafik yöntemler yardımıyla sapma hesabı
yapılabilmektedir.

1.7.3. Dalga Kırınımı (Diffraction)

Su dalgalarında görülen difraksiyon olayı, aynen diğer dalgalarda, ses ve ışık dalgalarında olduğu
gibidir. Bu süreçte dalga enerjisi, yanal olarak (lateral=dalga ilerleme yönüne dik) durgun su bölgesi
yönünde taşınır. Difraksiyon olayı, Şekil 1.7'de şematik olarak gösterilmiştir. Şekilde görüldüğü gibi
dalgalar, “gölge bölgeye” (shadow region) doğrudan ilerleyemezler. Bununla beraber dalga hareketiyle
gölge bölgeye, A-B düzlemi üzerinde, yana doğru enerji taşınımı başlar. Bu bölgede oluşan dalgalar,
"difraksiyona uğramış dalgalar" olarak tanımlanır. Difraksiyona uğramış dalga yüksekliği ile gelen dalga
yüksekliği arasındaki orana "difraksiyon katsayısı" denir.

i
d
H
H
K = (1.19)


Burada, H, difraksiyona maruz kalmış dalga yüksekliği, K
d
difraksiyon katsayısı ve H
i
gelen dalga
yüksekliğidir.











Şekil 1.7 Dalgaların Bir Engel Etrafında Kırınımı

Bir dalgakıran sonucu oluşan kırınım katsayıları Tablo 1.2'de verilmiştir. Bu tabloda; u
0
ve u,
sırasıyla, gelen dalganın uzantısının ve kırınım katsayısı istenen noktanın dalgakıranla yaptığı açılar, r,
kırınım katsayısı istenen noktanın dalgakıran ucuna (müzvarına) uzaklığı ve L, dalgakıran müzvarındaki
dalga uzunluğudur (Şekil 1.8).









Şekil 1.8 Dalga kırınım terimlerinin tanımı


1.7.4. Dalga Yansıması (Reflection)

Dalgalar, bir engel ile karşılaştıklarında dalga yansıması oluşur. Engeller, kıyıdaki dik kayalıklar,
deniz tabanındaki ani yükselişler, kumsal eğimi vb şekilde doğal olabildiği gibi, kıyı duvarları,
dalgakıranlar vb gibi yapay mühendislik yapıları şeklinde de olabilir. Yansıyan ve ilerleyen dalga
yükseklikleri arasındaki orana “yansıma katsayısı” (C
r
) adı verilir:

i
r
r
H
H
C = (1.20)

Dalgakıran

Gölge Bölge

Kıyı Çizgisi
Gelen dalga ortog.
Gelen dalga cephesi
Difraksiyona uğramış dalga
Q
0

Q
r
Dalga Yönü
M
Dalgakıran

Tablo 1.2 Kırınım katsayıları (tek dalgakıran durumunda)
r/L
θ
0

0 15 30 45 60 75 90 105 120 135 150 165 180
Θ
0
= 15
0
½ 0,49 0,79 0,83 0,90 0,97 1,01 1,03 1,02 1,01 0,99 0,99 1,00 1,00
1 0,38 0,73 0,83 0,95 1,04 1,04 0,99 0,98 1,01 1,01 1,00 1,00 1,00
2 0,21 0,68 0,86 1,05 1,03 0,97 1,02 0,99 1,00 1,00 1,00 1,00 1,00
5 0,13 0,63 0,99 1,04 1,03 1,02 0,99 0,99 1,00 1,01 1,00 1,00 1,00
10 0,35 0,58 1,10 1,05 0,98 0,99 1,01 1,00 1,00 1,00 1,00 1,00 1,00
Θ
0
= 30
0

½ 0,61 0,63 0,68 0,76 0,87 0,97 1,03 1,05 1,03 1,01 0,99 0,95 1,00
1 0,50 0,53 0,63 0,78 0,95 1,06 1,05 0,98 0,98 1,01 1,01 0,97 1,00
2 0,40 0,44 0,59 0,84 1,07 1,03 0,96 1,02 0,98 1,01 0,99 0,95 1,00
5 0,27 0,32 0,55 1,00 1,04 1,04 1,02 0,99 0,99 1,00 1,01 0,97 1,00
10 0,20 0,24 0,54 1,12 1,06 0,97 0,99 1,01 1,00 1,00 1,00 0,98 1,00
Θ
0
= 45
0

½ 0,49 0,50 0,55 0,63 0,73 0,85 0,96 1,04 1,06 1,04 1,00 0,99 1,00
1 0,38 0,40 0,47 0,59 0,76 0,95 1,07 1,06 0,98 0,97 1,01 1,01 1,00
2 0,29 0,31 0,39 0,56 0,83 1,08 1,04 0,96 1,03 0,98 1,01 1,00 1,00
5 0,18 0,20 0,29 0,54 1,01 1,04 1,05 1,03 1,00 0,99 1,01 1,00 1,00
10 0,13 0,15 0,22 0,53 1,13 1,07 0,96 0,98 1,02 0,99 1,00 1,00 1,00
Θ
0
= 60
0

½ 0,40 0,41 0,45 0,32 0,60 0,72 0,85 1,13 1,04 1,06 1,03 1,01 1,00
1 0,31 0,32 0,36 0,44 0,57 0,75 0,96 1,08 1,06 0,98 0,98 1,01 1,00
2 0,22 0,23 0,28 0,37 0,55 0,83 1,08 1,04 0,96 1,03 0,98 1,01 1,00
5 0,14 0,15 0,18 0,28 0,53 1,01 1,04 1,05 1,03 0,99 0,99 1,00 1,00
10 0,10 0,11 0,13 0,21 0,52 1,14 1,07 0,96 0,98 1,01 1,00 1,00 1,00
Θ
0
= 75
0

½ 0,34 0,35 0,38 0,42 0,50 0,59 0,71 0,85 0,97 1,04 1,05 1,02 1,00
1 0,25 0,26 0,29 0,34 0,43 0,56 0,75 0,95 1,02 1,06 0,98 0,98 1,00
2 0,18 0,19 0,22 0,26 0,36 0,54 0,83 1,09 1,04 0,96 1,03 0,99 1,00
5 0,12 0,12 0,13 0,17 0,27 0,52 1,01 1,04 1,05 1,03 0,99 0,99 1,00
10 0,08 0,01 0,10 0,13 0,20 0,52 1,14 1,07 0,96 0,98 1,01 1,00 1,00
Θ
0
= 90
0

½ 0,31 0,31 0,33 0,36 0,41 0,49 0,59 0,71 0,85 0,96 1,03 1,03 1,00
1 0,22 0,23 0,24 0,28 0,33 0,42 0,56 0,75 0,96 1,07 1,05 0,99 1,00
2 0,16 0,16 0,18 0,20 0,26 0,35 0,54 0,69 1,08 1,04 0,96 1,02 1,00
5 0,10 0,10 0,11 0,13 0,16 0,27 0,53 1,01 1,04 1,05 1,02 0,99 1,00
10 0,07 0,07 0,08 0,09 0,13 0,20 0,52 1,14 1,07 0,96 0,99 1,01 1,00
Θ
0
= 105
0

½ 0,28 0,28 0,29 0,32 0,35 0,41 0,49 0,59 0,72 0,85 0,97 1,01 1,00
1 0,20 0,20 0,24 0,23 0,27 0,33 0,42 0,56 0,75 0,95 1,06 1,04 1,00
2 0,14 0,14 0,13 0,17 0,20 0,25 0,35 0,54 0,83 1,08 1,03 0,97 1,00
5 0,09 0,09 0,10 0,11 0,13 0,17 0,27 0,52 1,02 1,04 1,04 1,02 1,00
10 0,07 0,06 0,08 0,08 0,09 0,12 0,20 0,52 1,14 1,07 0,97 0,99 1,00
Θ
0
= 120
0

½ 0,25 0,26 0,27 0,28 0,31 0,35 0,41 0,50 0,60 0,73 0,87 0,97 1,00
1 0,18 0,19 0,19 0,21 0,23 0,27 0,33 0,43 0,57 0,76 0,95 1,04 1,00
2 0,13 0,13 0,14 0,14 0,17 0,20 0,26 0,36 0,55 0,83 1,07 1,03 1,00
5 0,08 0,08 0,08 0,09 0,11 0,13 0,16 0,27 0,53 1,01 1,04 1,03 1,00
10 0,06 0,06 0,06 0,07 0,07 0,09 0,13 0,20 0,52 1,13 1,06 0,98 1,00
Θ
0
= 135
0

½ 0,24 0,24 0,25 0,26 0,28 0,32 0,36 0,42 0,52 0,63 0,76 0,90 1,00
1 0,18 0,17 0,18 0,19 0,21 0,23 0,28 0,34 0,44 0,59 0,78 0,95 1,00
2 0,12 0,12 0,13 0,14 0,14 0,17 0,20 0,26 0,37 0,56 0,84 1,05 1,00
5 0,08 0,07 0,08 0,08 0,09 0,11 0,13 0,17 0,28 0,54 1,00 1,04 1,00
10 0,06 0,06 0,06 0,06 0,07 0,08 0,09 0,13 0,21 0,53 1,12 1,05 1,00
Θ
0
= 150
0

½ 0,23 0,23 0,24 0,25 0,27 0,29 0,33 0,38 0,45 0,55 0,68 0,83 1,00
1 0,16 0,17 0,17 0,18 0,19 0,22 0,24 0,29 0,36 0,47 0,63 0,83 1,00
2 0,12 0,12 0,12 0,13 0,14 0,15 0,18 0,22 0,28 0,39 0,59 0,86 1,00
5 0,07 0,07 0,08 0,08 0,08 0,10 0,11 0,13 0,18 0,29 0,55 0,99 1,00
10 0,05 0,05 0,05 0,06 0,06 0,07 0,08 0,10 0,13 0,22 0,54 1,10 1,00


Denklemde; H
r
yansıyan dalga yüksekliği, H
i
ise gelen dalga (yapı önü) yüksekliğidir. Yansımada
kullanılan terimler, Şekil 1.9’da gösterilmiştir. Dalga yansıma, yapı veya kumsal eğimine, yüzey
pürüzlülüğüne, poroziteye ve gelen dalga dikliğine (H/L) bağlıdır.


Şekil 1.9 Yapı veya kumsaldan yansıma

Yansıma katsayısı, (0-1) arasında değişir. Tam bir yansımada C
r
=1 olur. Böyle bir durumda iki
dalga süperpoze edilir ve elde edilen duran dalga “Klapoti” olarak adlandırılır (Şekil 1.10).


Şekil 1.10 Düşey bir duvarda yansıyan dalga ile şekillenen durağan dalga

Yansıma katsayısı C
r
aşağıdaki denklem (Seelig 1983) yardımıyla bulunabilir.

2
2
r
b
a
C
ç +
ç ·
= (1.21)

Burada, ξ Iribarren Sayısı’dır ve aşağıdaki denklemle belirlenebilir (Battjes 1974). a ve b katsayıları, yapı
geometrisine ve dalgaların düzenli olup olmamasına bağlı olarak Tablo 1.3’ten alınabilir.


0 i
L H cot
1
u
= ç (
u
= u =
cot
1
tan m ) (1.22)

Denklemde, m (tanθ) yapı veya kumsal eğimi, L
0
açık deniz dalga boyudur. Yansıma katsayısı,
dalga dikliği’nin artması ve yapı veya kumsal eğiminin azalmasıyla azalmaktadır.

Tablo 1.3 Yansıma için a ve b katsayı değerleri

Yapı a b
Düzgün yüzey ve düzenli dalga 1.0 5.5
Düzgün yüzey ve düzensiz dalga 1.1 5.7
Taş dolgu yüzey dalgakıran 0.6 6.6
Dolos dolgu yüzey dalgakıran ve düzenli dalga 0.56 10.0
Tetrapod dolgu yüzey dalgakıran ve düzensiz dalga 0.48 9.6
Kumsal 0.5 5.5


1.7.5. Dalga Kırılması (Breaking)

Yerçekimi etkisiyle su parçacıklarının dalgadan ayrılması olayına "dalga kırılması" denir. Burada
önemli olan nokta, dalga sırtındaki parçacık hızının (u) dalga hızından (C) daha küçük olmasıdır. Sırttaki
parçacık hızı, belli bir periyot için dalga yüksekliği ile ilişkilidir. Böylece, dalga yükseklikleri arttıkça bu
hız, sonunda dalga hızına eşit olur. Tam bu anda dalga dengesini kaybederek kırılır. Ayrıca, dalga
sığlaşan bölgeye yaklaştıkça artan parçacık hızı, azalan dalga hızına eşit olacak ve bu durum, dalganın
kırılmasına neden olacaktır. Dalga kırılması parametreleri Şekil 1.11’de gösterilmiştir. Kırılmayı
etkileyen değişkenler;

b 0
b 0
H H
f m, ,
d L
| |
= o
|
\ .


a) Kıyı eğimi (m),
b) Derin deniz dalga dikliği (H
0
/L
0
),
c) Derin deniz yaklaşım açısı (o
0
)’dır.

Maksimum dalga yüksekliği maksimum dalga dikliği ile sınırlıdır. Maksimum dalga dikliğine
kadar dalga stabil kalır. Dalgalar maksimum dalga yüksekliğine ulaştıklarında stabiliteleri bozularak
kırılırlar.















Şekil 1.11 Kırılma parametreleri



Tabiatta yapılan gözlemlerde bu sınırın aşağıdaki gibi olduğu görülmüştür:

b
b
max
H
0.78 0.86
d
| |
= ÷
|
\ .
(1.23)


Bu eşitlik, düzgün bir tabandaki ideal dalganın kırılma durumunu vermektedir. Gerçekte ara ve sığ
su derinliklerinde kırılma olayını H, T, d ve taban eğimi m (tan|) belirler. Sığ suda kırılmaya ilişkin dalga
karakteristiklerini belirlemek çok güçtür. Bu konuda pek çok araştırma ve gözlem yapılmış olmasına
rağmen eğimli bir sahilde dalga kırılma mekanizması henüz çözülebilmiş değildir. Bu nedenle kırılma
derinliği (d
b
) ve kırılma yüksekliği (H
b
)'nin tahmini için arazide ve laboratuarda büyük miktarda verilerin
kullanılmasıyla diyagramlar düzenlenmiştir. Kırılmadan önceki dalga yüksekliği;

1
0 0 r s
H H K K = (1.24)

eşitliğinden hesaplanır. Burada, K
r
ve K
s
sırasıyla, kırılma derinliğindeki sapma ve sığlaşma katsayıları,
H
0
ise, derin su dalga yüksekliğidir.
Kırılma noktasına kadar ki su hareketi, yalnızca bir salınım şeklindedir. Bu noktadan sonra ise bir
kütle taşınımı söz konusudur. Kıyıdaki kum hareketinin büyük bir kısmı, kırılma noktası ile kıyı arasında
(sörf bölgesinde) oluşur. Bu nedenle, kırılma yüksekliği ve kırılma noktasındaki dalga açısı (kırılma açısı,
o
b
), kıyı boyu sediment taşınım rejiminde çok önemli parametrelerdir. Ayrıca, dalgakıran ve rıhtım gibi
derin sularda yapılacak yapıların üzerine etkiyen kuvvetin belirlenmesinde de kırılma derinliği ile yapı
derinliğinin ilişkisi çok önemlidir.
Kırılma yüksekliğinin kırılma derinliğine oranı "kırılma indisi" (|) olarak adlandırılır ve
şöyle hesaplanır:

| = H
b
/d
b
= b - a.H
0
/L
0
(1.25)


d
b
H
b
1

m

SS
Kırılma
noktası


a = 5[1-exp(-43m)] (1.26)

b = 1.12/[1+exp(-60m)] (1.27)

Burada; H
0
ve L
0
derin denizdeki dalga yüksekliği ve uzunluğu ve m taban eğimidir (m=tan|, |:
tabanın yatayla yaptığı açı).
Dalga kırılma derinliğini ve yüksekliğini, dalgaları etkileyen bütün parametreleri dikkate alarak
hesaplamak için en yaygın olarak kullanılan yöntemlerden biri aşağıda verilmiştir.

1. d
b
için bir d
1
seçilir,
2. d
1
’e bağlı olarak L
1
hesaplanır,
3. L
1
’den K
r
ve K
s
hesaplanır,
4.
1
0 0 r s
H H K K = hesaplanır,
5. Goda’nın grafiklerinden Birben tarafından elde edilmiş olan

H
b
=(H
0

/T)
2
+0,8.m
0,125
.T
0,5
.( H
0

)
0,75
+0,785.10
-3
.T
2
(1.28)

formülünden H
b
hesaplanır,
6. d
2
Denklem 1.25’den hesaplanır,
7. d
1
=d
2
ise d
b
=d
1
alınır ve kırılma anındaki dalga yüksekliği, hesaplanan H
b
olur,
8. d
1
≠d
2
ise d
1
=d
2
alınır ve işlemler baştan itibaren d
1
=d
2
oluncaya kadar tekrar edilir.

1.7.6. Kırılma Tipleri

Sığ suda 4 tip kırılma tarif edilmiştir (Şekil 1.12). Bunlar:

a. Taşarak Kırılma (Spilling): Dalga cephesinde sürekli olarak köpüklerin aşağı akması
biçiminde görülen olay dalganın kayboluşuna kadar sürer. Bu kırılma, düzgün eğimler üzerinde sığlaşan
ve nispeten yüksek dikliğe sahip dalgalarca oluşturulur.
b. Dalarak Kırılma (Plunging): Dalga dikliğinin artması ile dalga tepesi öne doğru bükülür ve
dalganın ön yüzü konkav biçimini alarak dalar ve kırılır.
c. Çökerek Kırılma (Collapsing): Buradaki kırılma biçimi dalarak ve şişerek kırılmanın arasında
oluşmaktadır.
d. Şişerek Kırılma (Surging): Bu tip kırılma dalga dikliğinin az ve taban eğiminin çok fazla
görüldüğü sahillerde oluşur. Dalga tepesi, dalmadan önce dalarak kırılmaya benzer şekilde bir pik değere
ulaşır ve dalga tabanı sahil yüzeyi üzerinde şişerek yükselir ve sonunda kırılır.

Kırılma aşağıda verilen boyutsuz kırılma parametresi (Irribarren Number) ile sınıflandırılmıştır.

0 0 0 0
m tan
H L H L
o
ç = = (1.29)


Burada, m (tano) yapı eğimi, H
0
ve L
0
derin deniz dalga yüksekliği ve dalga uzunluğudur. İrribaren Sayısı
yardımıyla dik yapı yüzeyleri üzerindeki kırılma tipleri Tablo 1.4'te verilmiştir:



Şekil 1.12 Kırılma tipleri



Tablo 1.4 Çeşitli Irribaren Sayıları için kırılma tipleri

Kırılma Tipi Irribaren Sayısı Eğim
Taşarak (spilling) ç < 0.5 (Düz sahiller)
Dalarak (plunging) 0.5<ç<2.5
Çökerek (collapsing) 2.5 <ç < 3.4
Şişerek (surging) 3.4 < ç (Dik eğimli sahiller)


1.7.7. Dalga Tırmanması, Dalga Çekilmesi ve Dalga Aşması ( Run Up, Run Down and Overtopping)

Dalgalar, bir kıyı yapısı ile karşılaştıklarında kinetik enerjileri potansiyel enerjiye veya sürtünme
ile ısıya dönüşünceye kadar yapı yüzeyi üzerinde tırmanır. Dalganın yapı üzerinde tırmanabileceği en üst
seviyeye "tırmanma yüksekliği" (R
u
) adı verilir. En yüksek tırmanma seviyesinden sonra dalga
yerçekiminin etkisiyle çekilmeye başlayacaktır. Bu çekilme miktarına da "dalga çekilmesi" (R
d
) adı
verilir.
Eğimli yüzeyler üzerinde yer alan tırmanma olayı deneysel olarak incelenmiş ve çeşitli eğimler için
değişik değerler elde edilmiştir. Bu verileri ve İrribaren Sayısını (ç) kullanarak (d/H) >3 olan derin sular
ve sürekli düzgün yüzeyler için aşağıdaki sonuçlara varılmıştır:


ç
|
ç
ç ç
ç
= s ¬ =
< s ¬ = ÷ +
> ¬ =
tan
/
.
. . . .
. .
H L
R
H
R
H
R
H
u
u
u
0
2 7
2 7 4 0 0 308 353
4 0 2 3
(1.30)














Şekil 1.12 Dalga tırmanması ve çekilmesi


Yüzey pürüzlülüğü, dalga tırmanmasını azaltır. Geçirimli yüzeylere sahip taş dolgu dalgakıranlar
için dalga tırmanması şu formülle hesaplanabilir:

R
H
a
b
u
=
+
ç
ç 1
(1.31)

Burada, a ve b, yapının pürüzlülüğüne ve geçirimliliğine bağlı katsayılardır. Kırma taş (ocak taşı) ile kaplı
dalgakıranlar için a ~ 0,8 ve b ~ 0,5 değerleri alınabilir.
Tırmanmaya ilişkin yukarıda verilen eşitlikler, yapıya dik olarak gelen dalgalar için geçerlidir.
Eğer dalga, yapıya bir açı ile geliyorsa tırmanma, yapıya dik gelen bileşenin büyüklüğüne bağlı olarak
azalacaktır. Bu açının belli bir değerine kadar (o‘<60°) tırmanmada bir azalmanın olmayacağı varsayılır.
Tırmanma sırasında enerjinin bir kısmı yapı yüzeyi tarafından yansıtılır. Geçirimsiz, sürekli
yüzeyler için yansıma katsayıları şu şekilde verilmektedir:

o

>60° durumunda C
r
=1.0 (1.32)
o

<60° durumunda
ç s 2.8 ise ¬ C
r
= 0.1·ç
2
(1.33)
ç > 2.8 ise ¬ C
r
= 0.86 (1.34)
R
U

o
Deniz Tabanı
d
OSS
R
d

o
Deniz Tabanı
d
OSS


Taşdolgu dalgakıranlar için bu yansıma katsayıları 0.5 ile çarpılmalıdır. Yapının projelendirilmesi
sırasında yapının yüksekliğini belirlemek için tırmanma yüksekliği (veya aşma hacmi) hakkında bilgiye
ihtiyaç vardır. Mesela, proje kriterleri, eğer dalga aşmasına izin vermiyorsa yapı yüksekliği; su derinliği
ve tırmanma seviyesi toplamından büyük olmalıdır (d + R
u
). Bunun yanında, çok büyük çaptaki dalga
aşmaları, hem yapının dengesini tehlikeye sokabilir ve hem de yapı arkasındaki araziyi (veya yolu) deniz
taşkınlarına maruz bırakabilir.

1.8. Proje Dalga Yüksekliğinin Belirlenmesi

Kıyı yapılarının boyutlandırılmasında belirlenmesi ve karar verilmsei gereken en önemli
büyüklüklerden biri, proje dalgasının yüksekliği ve periyodudur. Proje dalgası yüksekliği, hem kıyı
yapısının dayanıklılığı ve ömrünü ve hem de yapının toplam maliyetini belirler. Bunun seçimi, ilk yatırım
maliyeti ile bakım masraflarının muhtemel değerini tayin eder.
Tekerrür aralığının ve dolayısıyla proje dalgasının büyük seçilmesi durumunda yapının stabilitesi
artarken boyutları ve ilk yatırım maliyeti de yükselir. Proje dalgası küçük seçildiğinde ise, bakım
masrafları artarken, ilk yatırım maliyeti ve yapının güvenirliği (stabilitesi) azalır. O halde belirli bir
optimizasyon söz konusudur.
Herhangi bir kıyı yapısının proje aşamasında proje dalga yüksekliğine karar verilebilmesi için
dalgaların açık denizden başlayarak proje bölgesine gelinceye kadar geçen süreç içinde, çeşitli şekillerde
uğradıkları değişiklikler belirlenmelidir (dalga transformasyonu). Başka bir ifadeyle, açık denizde oluşan
dalgaların proje bölgesine ulaştığı andaki özelliklerinin bilinmesi gerekir.

1.8.1. Proje Dalgasının Seçimi

Uygulamada, çeşitli yapıların projelendirilmesinde yapının esnekliği ve oluşabilecek hasarın
onarılması gibi kriterler göz önünde bulundurulur. Bu konuda genel kabul görmüş bir yaklaşım şekli
şöyledir:
Açık deniz platformları gibi, yalnızca bir ekstrem dalga dizisinin yapının tamamını tehlikeye
atacağı rijid yapılar, H
1/100
'e göre; dalga enerjisini kısmen yutabilecek yarı esnek yapılar ise H
1/10
ile H
1/100

arasındaki bir dalgaya göre, taşdolgu yapılar gibi esnek yapılar ise H
1/3
'e göre (belirgin dalga)
boyutlandırılır.

1.8.2. Dalga Kırılmasının Etkisi

Dalga karakteristikleri açısından en önemli özellik, dalganın yapıya ulaştığı anda kırılıp
kırılmadığıdır.

1.8.2.1. Kırılmamış Dalga Durumu

Dalgalar yapıya kırılmadan ulaşıyorsa, (yapı kırılma bölgesinin açığında yapılacaksa), proje dalgası
şartları, yapının özelliği de göz önüne alınarak doğrudan dalga istatistiği çalışmaları ile belirlenir.

Derin denizde oluşan dalgalar, yapı önüne gelene kadar sapma ve sığlaşma nedeniyle değişime
uğradığından, çeşitli yönden gelebilecek dalgaların yapı önündeki yükseklikleri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Çünkü, derin denizde oluşabilecek yüksek bir dalga, sapma ve sığlaşma katsayılarının küçük olması
nedeniyle yapı önünde önemli ölçüde küçülebilir. Başka yönden gelen ve derin denizdeki yüksekliği daha
az olan bir dalganın sapma ve sığlaşma etkileri daha az olabileceğinden, yapı önündeki yüksekliği daha
fazla olabilir. Bu konuda yapılmış bir çalışmanın sonuçları Tablo 1.5'te verilmektedir.

Tablo 1.5 Yapı Önündeki Proje Dalgasının Belirlenmesi

YÖN H
0
(m) T (sn) K
r
K
s
H=H
0
K
r
K
s
(m)
8.0 0.20 1.0
NW 5 10.0 0.14 0.7
12.0 0.08 0.4

8.0 0.30 1.2
WNW 4.0 10.0 0.24 1.0
12.0 0.18 0.7

8.0 0.70 2.5
W 3.5 10.0 0.60 2.1
12.0 0.40 1.4

8.0 1.40 4.2
WSW 3 10.0 1.20 3.6
12.0 1.00 3.0

1.8.2.2. Kırılan Dalga Durumu

Sığ sularda yapının, kırılan dalganın etkisi altında kaldığı durumlarda d
s
yapı önü su derinliği
önemli bir etken olmaktadır. Yapıda en büyük etkiyi, yapıdan belli bir uzaklıkta kırılmaya başlayıp tam
yapı üzerinde patlayan dalgalar oluşturmaktadır. Sahil eğimine (m) bağlı olarak değişen dalganın kırılma
noktası, yapının yerleşim yerinin ve tipinin belirlenmesinde çok önemli bir rol oynar. Dalga kırılma
aralığı (mesafesi) (dalgaların kırılmaları esnasında kat ettikleri yatay mesafe) x
p
ile kırılan dalga
yüksekliği H
b
arasındaki ilişki;

x
p
= t
p
H
b
= (4.0-9.25m)H
b
(1.35)

olarak tariflenmiş olup, m yapı önü eğimidir. Proje dalgası yüksekliği olarak yapının üzerinde kırılan
dalganın yüksekliği seçilirse, bu durumda H
b
değeri, yapı önündeki ds su derinliğine bağlı olarak
belirlenir.





2. KIYI KORUMA YAPILARI

2.1. Kıyı Gerisini Koruma Yapıları

Bu yapılar; mevcut veya düzenlenmiş (Karayolu Güzergahı, Regresyon Alanı vb.) kıyıyı korumak
için kıyıya paralel inşa edilirler. Kıyıya paralel yapılar, proje alanı içersinde kıyı gerisinin sabit kalmasını
sağlarken, önlerindeki kıyının katı madde taşınım miktarını, özelliklede kıyıya dik taşınımı ve kıyıboyu
taşınımın kıyıya dik dağılımını değiştirmektedirler. Bunlar;

a. Kıyı Duvarları
b. Kıyı Perdeleri
c. Kıyı Kaplamaları’dır.

2.1.1. Kıyı Duvarları (Seawalls)

Bu yapılar şiddetli (büyük) dalga etkisindeki kıyılarda yapılır ve diğer koruma yapılarına göre daha
büyük (hacimli) yapılardır. Asıl amaçları, dalga etkisine karşı koyarak kıyı erozyonunu engellemek ve
kıyıyı korumaktır.

a. Beton Kıyı Duvarları















Şekil 2.1 Eğri Yüzeyli Beton Kıyı Duvarı

Beton Bloklu Kıyı Duvarlarında; Dalga Kırılması ve Geri dönüş Akımlarının Olumsuz Etkilerini
(Oyulma) önleyici bir sistem (Topuk ve Topuk Kazığı) oluşturulmalı, kaymaya ve devrilmeye karşı
stabilite sağlanmalı, dalga aşması söz konusu ise önleyici tedbir alınmalıdır.


6 m
5 m
8 m
Taş Dolgu
Palplanş Duvarı
Temel
Kazıklar
Dolgu
5.5 m
1.8 m

Yüzey Şekillerine göre:





Düşey Yüzeyli Düz Yüzeyli Basamaklı Eğri Yüzeyli


Şekil 2.2 Yüzey Şekilleri (Beton Kıyı Duvarları)


b. Taş Dolgu veya Beton Blok Kıyı Duvarları

Bu tür yapılar; yüzey pürüzlülüğünden dolayı dalga enerjisini sönümlemede başarılıdırlar. Üst
yüzeyleri, büyük ocak taşlarından veya özel şekillerde üretilmiş beton bloklardan (Kuadripod Tetrapod,
Tribar, Dollos vb), çekirdek tabakaları ise daha ince malzemeden imal edilebilirler. Bu yapılar esnek
olduklarından büyük dalga etkilerinde dahi fonksiyonlarını kaybetmezler.











Şekil 2.3 Taş Dolgu Kıyı Duvarı

Yüzey Şekillerine göre;






Düz Palyeli

Şekil 2.4 Yüzey Şekilleri (Taş Dolgu Kıyı Duvarı)


( 0- 0.4 ) ton
0.00
( 0- 2 ) ton
3.00 m
Yüzey Kaplaması
Dolgu
- 3.00
1
1
2
5
1
1
5
2

2.1.2. Kıyı Perdeleri (Bulkheads)

Orta ve Küçük Şiddetli dalga etkisine maruz kıyılarda inşa edilen düşey yüzeyli yapılardır. Asıl
amaçları, dalga etkisindeki geri dolgunun kaymaya karşı tutulması ve korunmasını sağlamaktır. Bu tür
yapılarda geri dolgunun topuktan kaçmasını engelleyecek önlemler alınmalıdır.


Şekil 2.5 Kıyı Perdesi Örnekleri

YapıldıklarınMalzemeye Göre:

a. Ahşap
b. Çelik
c. Beton
d. Kompozit


Kıyı Perdesi önü su derinliği; d
s
<2*H
max
ise yapı önü oyulmayı önleyici bir topuk inşası
(anroşman koruma) yapılmalıdır.


2.1.3. Kıyı Kaplamaları (Revetments)

Kıyı Çizgisini ve gerisini küçük dalgalara ve akıntılara karşı koruyan hafif (küçük) yapılardır. Ana
elemanları, koruma tabakası, filtre ve topuktur. Eğer gerek görülürse topuk kazığı ve su aşmasını
engelleyecek elemanlarda inşa edilir.



Şekil 2.6 Taş Dolgu Kıyı Kaplaması

Koruyucu Tabakasının Yapıldığı Malzemeye Göre ;

a. Taş
b. Beton
c. Beton Blok (Kuadripod Tetrapod, Tribar, Dollos vb)
d. Kum veya Beton Dolu Torba
e. İnce Taş Dolu Gabion
f. Bitkilendirme

Filtre Tabakası; Taneli, Geotekstil veya kompozit malzemeden oluşturulabilir.

Gabion: İçi ince taş doldurularak oluşturulmuş telden diktörtgen sebetlerdir.

Boyutları: 3-4 m uzunluğunda
1-3 m genişliğinde
0.3-1 m kalınlığında’dır.


Dalga kırılması ve şev üzerinden geri dönüş akımlarının büyük olması durumunda; topukla birlikte
bu noktaya bir kazıkta çakılabilir.
Kaplama tabakasında üsten su aşması durumunda, kaplama arkasında erozyon, kret seviyesindeki
malzemenin taşınması ve drenaj problemleri oluşabilir. Bu yüzden üst yüzeydeki kaplamanında belirli bir
kalınlık ve genişlikte olması yada su aşmasını engelleyici bir yapının yapılması gerekir.

2.2. Kıyı Stabilite Yapıları

Bu yapılar; kıyı çizgisiyle bağlantılı veya bağlantısız olarak inşa edilebilirler. Asıl amaçları,
kıyıboyu ve kıyıya dik malzeme hareketi mekaniğini (dalga ve akıntı özelliklerini değiştirerek)
değiştirerek kıyıda hareket eden veya bulunan malzemeyi kıyı bölgesinde tutarak, kıyıyı ve dolayısıyla
da kıyı gerisini korumaktır. Bu yapılar, küçük ve orta büyüklükteki dalgalara karşı kıyı bölgesinde iyi bir
koruma sağlarlar. Fırtına dalgalarının etkisini azaltarak da kıyı erozyonunu önlemede başarılıdırlar.
Bunlar;

a. Mahmuzlar
b. Jetler
c. Açık Deniz Mendirekleri
d. Suni Besleme’dir.

2.2.1. Mahmuzlar (Groins)

Mahmuzlar, kıyı bölgesinde hareket eden katı maddeyi tutmak, koruyucu sahil veya yeni bir kıyı
çizgisi oluşturmak, bir kıyıdaki erozyonu önlemek, risk altındaki bir kıyı duvarını korumak gibi
sebeplerle genellikle kıyıya dik inşa edilen kıyı yapılarıdır.

a. Genel Bilgiler

Mahmuzlar, dar (5-8 m) ve uzun (30-200 m) yapılardır.

Mahmuzlar;
Plandaki Şekillerine Göre:







Düz Mah. L Mah. T Mah. Kırık Mah. Y Mah. Açılı Mah.

Şekil 2.7 Mahmuzların Planda Şekilleri

Profildeki Şekillerine Göre:






Sabit Kretli Mah. Değişken Kretli Mah.

Şekil 2.8 Mahmuzların Profilde Şekilleri

Yapıldıkları Malzemeye Göre: Beton Blok (Kuadripod Tetrapod, Tribar, Dollos vb), Ahşap, Çelik, Asvalt
ve Taş Dolgu Mah.

Geçirimliliklerine Göre: Geçirimli, Geçirimsiz Mah.

Yüksekliklerine Göre: Yüksek, Alçak Mah.

Uzunluklarına Göre: Uzun, Kısa Mahmuz olarak sınıflandırılabilir.

Mahmuzlar tek yapılabildiği gibi bir seri halinde de yapılabilir. Mahmuzların yapıldığı kıyı bölgesi
dengeye ulaşıncaya kadar Menba taraflarında yığılma mansap taraflarında is oyulma oluşur.








Tek Mahmuz Seri Mahmuzlar

Şekil 2.9 Tek ve Seri Halinde Düz Mahmuzlar

b. Projelendirme Kriterleri

Kıyı bölgesindeki sediment taşınımı ile mahmuzlar arasındaki karşılıklı etkileşim çok karışıktır ve
henüz tam anlamıyla anlaşılamadığından, her zaman ve her yerde geçerli kriterleri ortaya koymak zordur.
Ancak, şu ana kadar yapılan çalışmalardan elde edilen genel esaslar şöyle özetlenebilir:

- Mahmuzlar, sadece kıyı boyu sediment taşınımını engeller; kıyıya dik taşınımda etkin değildir.
Bu durum sadece düz mahmuzlar için geçerlidir. L ve T şeklindeki mahmuzlar kıyıya dik
taşınımın tutulmasında da yardımcı olur.
- Mahmuzların civarındaki ve mahmuz sisteminin arasındaki kıyı şekli, kıyı boyu sediment
taşınımının miktar ve yönüne bağlıdır.
- Mahmuzların memba tarafında yığılan sediment, tabii kıyı profilini değiştirir ve yeni bir kıyı şekli
oluşur.
- Mahmuzların arasına dalgalar tarafından yığılan su kütlesi, bazen “rip akıntısı” şeklinde
açıkdenize dönebilir.
- Mahmuzların yol açtığı kıyı değişimleri ve mahmuzların üstünden veya müzvarından geçen
katımadde miktarları; mahmuzların boy ve yüksekliğine, su seviyesine ve yörenin dalga iklimine
bağlıdır.
- Memba tarafında malzeme yığılması (fillet) nedeniyle, mansap tarafının tabii dengesi bozulur ve
yeni denge şartları oluşuncaya kadar bu kısımda oyulmalar gözlenir.

c. Mahmuz Boyları ve Aralıkları

Mahmuzlar, sadece inşa bölgelerini ve yakın kıyıyı koruyan yapılardır. Bu nedenle, tekil veya
sistem halinde yapılacak mahmuzlar, tüm koruma yöresini kapsayacak şekilde yapılmalıdır.
Mahmuz uzunlukları (L) ile aralıkları (G) arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Bu konuda kesin bir
kriter olmamakla beraber düz mahmuzlarda;

G/L= 1.5 - 2,

T ve L şeklindeki mahmuzlarda ise;

G/L= 2.0-2.5

değerleri önerilmektedir. Projelendirmede, yöresel dalga ve sediment özellikleri dikkate alınarak
matematiksel ve fiziksel model çalışmaları sonucu optimum çözüm elde edilebilir.

d. Kıyıya Etkileri

Mahmuzlar kıyı boyu katımadde (sediment) hareketini engellediklerinden, memba (updrift)
taraflarında yığılma (fillet), malzeme akımının kesilmesi sebebiyle, mansap (downdrift) taraflarında
oyulma oluşur. Bu oyulma, kıyı yeniden dengeye ulaşana kadar devam eder (Şekil 2.10a). Bu nedenle,
mahmuzların mansap taraflarının, kaya gibi erozyona dayanıklı malzemeden oluşması uygundur.
Mahmuz sistemlerinin de membalarında yığılma, mansaplarında ise oyulma olur (Şekil 2.10b).


NET TAŞINIM YÖNÜ


yığılma yığılma

++++++
++
- -- - -

++++++

++ -- -- - -- -- - ++ ++
- - - -

oyulma oyulma


(a) (b)

Şekil 2.10 Mahmuzların Kıyıya Etkileri

e. Yapısal Özellikleri

Mahmuzlar; geçirimliliklerine göre geçirimli ve geçirimsiz; yüksekliklerine göre yüksek ve alçak
ve uzunluklarına göre de kısa ve uzun mahmuzlar olarak sınıflandırılabilir. Ancak, uygulamada,
yapıldıkları malzeme türüne göre ahşap, çelik, beton ve taş dolgu mahmuzlar olarak sınıflandırılırlar.

Ahşap Mahmuzlar:

Ahşap mahmuzlar, kalas ve kazıklarla desteklenen ahşap perdelerden oluşan geçirimsiz yapılardır.
Yapının iç kısmındaki ahşap perde (sheet pile), üst ve alt kısımlarda mahmuz boyunca uzanan ahşap
kalasla (wale) ve belirli aralıklarla ve çaprazlama iki taraftan yerleştirilen yuvarlak kazıklarla (round
piles) desteklenir (Şekil 2.11). Kalasların kalınlıkları en az 20 cm, kazıkların çapları da en az 30 cm
olmalıdır. Ahşap perdeler, ya geçmeli (tongue and groove) olarak yapılır ya da çivilerle birleştirilir. Bu
şekilde geçirimsiz bir gövde teşkil edilir. Çakıl gibi iri malzemeden oluşan kıyılarda, yuvarlak kazıkların
belirli aralıklarla çakılmasıyla geçirimli mahmuzlar yapılabilir. Şekil 2.12’de, Yakakent Balıkçı Barınağı
yakınında yapılan tip bir mahmuz görülmektedir.











Şekil 2.11 Ahşap Mahmuz
Yuvarlak
Kazıklar
A
A
Ahşap
Yuvarlak
Kazıklar
Ahşap
Perde
Ahşap
Kalaslar
Su Seviyesi
A-A Kesiti



Şekil 2.12 Yakakent Balıkçı Barınağı Bitişiğindeki Ahşap Mahmuzlar
Çelik Mahmuzlar:

Çelik mahmuzlar; genellikle, düz, eğrisel ya da Z şeklindeki çelik levhaların (palplanş) iç içe
geçmesi ve bunların ahşap kalas ve kazıklarla desteklenmesi şeklinde yapılı. Ayrıca, içi doldurulmuş çelik
borulardan oluşan mahmuz türleri de vardır.

Beton Mahmuzlar:

Beton mahmuzlar, daha önceleri, yapının içinden kum geçmesini sağlayacak şekilde geçirimli
olarak yapılıyordu. Ancak, daha sonra, ön gerilmeli betondan yapılan geçirimsiz mahmuzlar
geliştirilmiştir. Bu mahmuzların üst kısmında, yerinde döküm beton başlık bulunur.

Taşdolgu Mahmuzlar:

Taşdolgu mahmuzlar, ocak artığı gibi ince ve geçirimsiz malzemeden oluşan çekirdek tabakasının
üzerine, dalgalarla hareket etmeyecek ağırlıktaki kaya bloklardan yapılan üst koruma tabakasından oluşur
(Şekil 2.13). Geçirimsizliği sağlamak önemli ise, kaya blokların arası beton ya da asfalt sıva ile
doldurulabilir. Bu, yapının dalgalara karşı stabilitesini de artırır.
Mahmuz tipinin seçiminde en önemli faktörler; ekonomi (malzemenin elde edilebilmesi, bakım ve
onarım masrafları vb), dalga şartları ve temel malzemesi durumudur. Uygulamada en çok taşdolgu
mahmuzlar kullanılmaktadır. Bu mahmuzların en önemli avantajları; esnek olmaları, kolaylıkla
onarılabilmeleri, dalgaların önemli bir kısmını absorbe edip yansıtmamaları ve malzemelerinin ucuz
olmasıdır. Buna karşılık, çok miktarda malzeme gerektirmeleri, ilk yatırım maliyetlerinin pahalı oluşu vb
dezavantajları vardır.




Şekil 2.13 T Şeklinde Taşdolgu Mahmuz

2.2.2. Jetler (Jetties)

Jetler, liman giriş kanallarını veya nehir-deniz ağızlarını dalgalara karşı korumak ve buraların katı
madde ile dolmasını önlemek için (gemi trafiğini aksatmayacak su derinliğini sağlamak) inşa edilen
yapılardır. Bu yapılar inşa edilirken Navigasyon çalışması da yapılmalıdır. Kıyıya etkileri ve yapısal
özellikleri, mahmuzlarla aynıdır.

a. Yer Seçimi:

Jetlerin yer seçimi ve aralıklarının belirlenmesi çok önemlidir ve bazen model çalışmalarını da
kapsayan hidrolik, navigasyon ve sedimentasyon çalışmalarını kapsayan ayrıntılı araştırmalar
yapılmalıdır.

b. Kıyıya Etkileri:

Mahmuzlar gibi jetlerin de memba taraflarında sediment tutulması nedeniyle yığılma ve
mansaplarında da oyulma olur. Membada yığılan sediment miktarı, yapının boyuna ve kıyıyla yaptığı
açıya bağlıdır. Bu açının dik olması halinde maksimum yığılma olur.

c. Yapısal Özellikleri:

Jetlerde yapı malzemesi olarak genellikle taşdolgu kullanılır. Kaya malzemenin yeterli stabilitesi
sağlamaması durumunda kuadripod, tetrapod vb özel şekillerde yapılan beton bloklar da kullanılabilir.
Ahşap, çelik veya beton kazıklarla yapılan jetler de yaygın olarak kullanılmaktadır.

2.2.3. Açıkdeniz Mendirekleri (Offshore Breakwaters, Detached Breakwaters)

Açık deniz mendirekleri, koruma bölgesinde hareket eden katı maddeyi tutmak, koruyucu sahil
veya yeni bir kıyı çizgisi oluşturmak gibi sebeplerle genellikle kıyıyla bağlantısı olmayan ve genellikle
kıyıya paralel yapılan yapılardır. Mahmuzlar gibi tek yada seri halinde yapılabilir.







Şekil 2.14 Tek ve seri halde açıkdeniz mendirekleri

Açık deniz mendirekleri, kendileri ile kıyı arasındaki bölgede dalga enerjisini azaltarak kıyı
korumasına yardımcı olurlar. Yapıya çarparak yansıyan veya yayılan dalgalar, mendireğin kenarlarından
geçerken dalga dönmesi nedeniyle küçülür ve enerjileri azalır. Sonuç olarak, dalgaların katı madde taşıma
kapasiteleri de azalarak yapıların kıyı taraflarında katı madde yığılması başlar ve bu yığılma kıyı
çizgisinden yapıya doğru zamanla hareket eder (Salient, muska). Bu yığılma bazen yapıya kadar ulaşarak
mendirekle kıyı birleşir (Tombolo).



Şekil 2.15 Açık Deniz Mendirekleri ve Kıyıya Etkileri
L
X
L
L L G G


Kıyı çizgisindeki değişim ve mendireklerin arkasına sediment yığılmasının hesabı için
çeşitli öneriler yapılmıştır. Genel olarak, kıyıdan uzaklık (X), mendirek boyu (L) ve aralığı (G)
arasındaki ilişkilerin etkin olduğu söylenebilir. X/L<1 olması durumunda tombolo olması
muhtemeldir. X/L oranının büyümesi halinde kıyıdaki değişim azalır. Ayrıca, G/X ve G/L
boyutsuz değişkenleri de önemli parametrelerdir.

Yapıldıkları Malzemeye Göre: Taş Dolgu veya Beton Bloklardan (Kuadripod Tetrapod, Tribar, Dollos
vb) oluşturulabilirler.



Şekil 2.16 Seri Halde Açıkdeniz Mendirekleri Uygulaması

2.2.4. Kumsal Besleme

Gittikçe popüler olan bu yöntem kıyı erozyonu için oldukça etkin sonuçlar vermektedir. Bu
yöntemde kıyı besleme bölgesi dışındaki bir kaynaktan sağlanan kum ile kıyı beslenmektedir. Amacı;
kıyıyı korumak, eğlence-dinlenme amaçlı plaj oluşturmak veya her iki fonksiyonu bir arada yerine
getirmektir.
Planda ve profilde besleme sonrası meydana gelen dengesizlik, kıyıboyu ve kıyıya dik katı madde
hareketi sonrası zamanla dengeye gelir.






Şekil 2.17 Beslemede Katımadde Taşınımı

Beslemeden
Önceki Kıyı Çiz.
Beslemeden
Sonraki Kıyı Çiz.
Kıyı Beslemesi


Tasarım ve inşa profilleri: Besleme malzemesi plajın denge profilinden daha dik yerleştirilir.
Beslenmiş plaj profilinin dengeye ulaştıktan sonra alacağı şekil tasarım profilidir. Projeye göre inşa
edilmesi gereken profil inşa profilidir.






Şekil 2.18 Tasarım ve İnşa Profilleri

Besleme malzemesinin kıyı profilinde yerleştirilebileceği bölgeler





a. Kumul Besleme b. Plaj Besleme






c. Profil Besleme d. Bar Besleme

Şekil 2.19 Besleme Bölgeleri


Malzeme karadan kamyonlarla yapılacaksa a ve b, denizden yapılacaksa c ve d uygun

Besleme Yöntemleri:

Direkt Yerleştirme (Karadan yada denizden getirilen malzeme projeye uygun yerleştirilir)

Yakın Kıyı Yerleştirmesi ( Bu yöntemde denizden taranan malzeme kıyı bölgesinde daha sığ sulara
pompalanır ve dalga ve akıntı yardımıyla kıyı bölgesinde yayılır)

Sürekli Stok (Besleme malzemesi, Kıyıda mahmuz vb kıyı yapısı membasında tutulur ihtiyaç oldukça
mansap tarafına by-pass yapılır)
Tasarım Profili
İnşa Profili
Eski Kıyı
Profili
OSS
OSS
OSS
OSS
OSS


Yapılarla Birlikte Besleme:

Mahmuz vb kıyı yapılarıyla birlikte beslem yapılması projenin performansını artırır. Çünkü yapılar
malzeme kaymını önlemede yardımcı olurlar.






Şekil 2.20 Yapılı Kıyı Beslemesi

Besleme kumu ya mevcut kıyının kumu ile aynı çapta ya da daha büyük çapta olması gerekir. Aksi
taktirde beslenen kum çok çabuk erozyona uğrar.

D
besleme
> D
mevcut olan

Besleme Malzemesi Karadan veya Kıyı Bölgesinden temin edildiği gibi açık denizden e temin edilebilir.

2.3. Yapı Tipi Seçimi

Yapı tipi seçiminde;

a. Dalga şartları; (Örneğin; dalga yüksekliğinin büyük olduğu durumlarda ahşap mahmuzlar uygun
değil, basabaklı ve eğri yüzeyli kıyı duvarları düz yüzeylilere göre daha uygun olabilir.

b. Malzeme Durumu; (Kolay bulunabilen malzeme, ekonomik olmalı ve bakım onarım maliyeti de
dikkate alınmalı)

c. Temel Durumu; (Zayıf zeminlere yükün geniş alanlara yayıldığı taş dolgu)










Beslemeden
Önceki Kıyı Çiz.
Beslemeden
Sonraki Kıyı Çiz.
Mahmuz

3. TAŞDOLGU DALGAKIRANLAR (MENDİREKLER)

Dalgakıranlar (mendirekler) çoğunlukla bir kıyı koruma yapısı ve liman elamanı olarak
kullanılırlar. Birçok farklı tipte dalgakıran bulunmaktadır. Bunları başlıcaları; ayrık, yüzen, düşey yüzlü,
kazıklı ve taş dolgu dalgakıranlardır. Çoğunlukla uygulamada kullanılan dalgakıran türü, taş dolgu
dalgakıranlardır. Şekli oldukça basittir ve taşlardan müteşekkildir. Dalgakıranlar, dalga kuvvetlerinin
sebep olduğu yer değiştirmelere karşı koyacak yeterinde büyük kayalardan oluşan homojen bir
yapıdadırlar. Büyük taşlar çok pahalıdırlar çünkü; çoğu taş ocağı esas olarak ince ve küçük
malzemelerden çokça vermesine rağmen, büyük taşlar açısından oldukça verimsizdir. Onun için
geleneksel taş dolgu yapılar, dışı büyük taşlarla kaplı koruyucu tabaka (armour layer) ile çevrili ince
taşlardan oluşan bir çekirdek (core) tabakasına sahiptir. İnce malzemenin yıkanıp gitmesini önleyebilmek
için bir filtre tabakası oluşturulması şarttır. Filtre tabakası koruyucu tabakanın (armour layer) tam altında
yeralır ve alt tabaka (under layer) olarak adlandırılır. Yapı, koruyucu tabaka (armour layer), filtre tabakası
(veya tabakaları, fitler layer(s)) ve çekirdekten oluşan çok tabakalı bir sistemdir. Koruyucu tabakanın
aşağı kısımları bir topuk (toe) palyesi (berm) ile desteklenir. Geleneksel bir taş dolgu dalgakıran Şekil
3.1’de verilmiştir. Yeterince büyük blokların bulunamadığı yerlerde ve sert iklime sahip bölgelerde taş
dolgu koruyucu tabakada değişik beton elemanlarda kullanılmaktadır (Şekil 3.2).













Şekil 3.1 Tipik Çoklu Tabakalı Taş Dolgu Dalgakıranın En Kesiti

3.1. Planlama Esasları

3.1.1. Yapılış Maksatları

1. Kıyıyı dalga etkilerine karşı korumak. Bir limanda veya yaklaşım kanalında, gemilerin rahatça
hareket edebilmesi (navigasyon) için dalga etkilerinin en aza indirilmesi dalgakıranların en önemli
görevidir.
2. Liman ve yaklaşım kanalı girişlerinde sediment yığılmasını önleyerek tarama ihtiyacını en aza
indirmek.
3. Yükleme rıhtımlarına ilave olarak rıhtım alanı oluşturmak.
4. Kıyıdaki akıntıları yönlendirmek.
Çekirdek
Deniz tabanı
Alt tabaka
Kret Tırmanma ucu
Koruyucu tabaka
Deniz yönü
Ayak



Şekil 3.2 Taşdolgu Yerine Kullanılan Beton Elemanlar

3.1.2. Yer Seçimi

Dalgakıranların en önemli görevi, gemiler ve tekneler için dalgalardan korunmuş bir alan
oluşturmaktır. Bu nedenle, yer seçiminde en önemli faktör, minimum dalga girişini sağlayacak bir bölge
ve konumun seçilmesidir. Bunu belirlemek için, derin deniz dalga tahminlerinin yanısıra, sığlaşma,
sapma ve dönme nedeniyle dalgaların yön ve yüksekliklerinde oluşacak değişimler de analiz edilmelidir.
Mendirek yerinin seçiminde; gemi girişi için yeterli derinliğin sağlanması, liman içine sediment girişinin
en az olması vb. faktörler de göz önünde bulundurulmalıdır.

3.2. Yapısal Özellikleri

a. Türleri:
Kıyıyla bağlantılı dalgakıranlar genellikle kaya dolgu veya beton bloklardan yapılır. Şev eğimleri
1/1.5 ile 1/3 arasında değişir. Kırılan ve kırılmayan dalgalar durumunda en genel halde tavsiye edilen taş
dolgu dalgakıran tipleri Şekil 3.3 ve 3.4’de verilmiştir. Çok yüksek dalgalara (H>5m) maruz
dalgakıranlarda çok ağır taşlar (W>15ton) kullanılması gerekebilir. Ancak, bu büyüklükteki taşların
ocaklarda elde edilebilmeleri, taşınmaları ve yerleştirmeleri oldukça güç ve masraflıdır. Bu durumlarda,

özellikle denize bakan şevlerde, koruyucu tabaka olarak ya dikdörtgen şeklinde veya blokların birbirine
kenetlenmesi suretiyle yapının stabilitesini artıran tetrapod, tripot vb özel şekillerden yapılmış beton
bloklar kullanılması uygundur (Şekil 3.2 ve 3.5). Uygulamada en çok karşılaşılan taşdolgu dalgakıranların
bazı yapısal özellikleri şöyledir:

1. Enkesit Şekli: Bu yapıların en iç kısımlarında geçirimsizliği sağlamak için ocak artığı malzemeden (0-
400 kg veya W/200-W/4000) çekirdek tabakası yapılır. Bu tabakanın dışında, filtre tabakası yapılır.
Bunun gayesi, çekirdek bölgesindeki malzemenin, dalga etkisi ile taşınmasını önlemek ve ayrıca, dalga
enerjisinin bir kısmını geçirimlilik yoluyla absorbe etmektir. Dalgakıran yapımı sırasında, koruyucu
tabaka yerleştirilene kadar filtre tabakası dalgalara maruz kalabileceğinden, bu tabakanın çok küçük
taşlardan yapılması doğru olmaz. Uygulamada genellikle filtre tabakasında, koruyucu tabakada kullanılan
taş ağırlığının (W) 1/10’u ağırlığında (W/10) taşlar kullanılır. Filtre tabakasının dışında ise W ağırlığında
iri bloklardan oluşan koruyucu tabaka bulunur. Bazı durumlarda, stabiliteyi artırmak için dış kısımlarda
yatay veya maksimum 1/6 eğiminde bir sahanlık (palye) yapılabilir(Şekil 3.3-3.4).













Şekil 3.3 Kırılmayan Dalga Durumunda Önerilen Taşdolgu Dalgakıran Enkesiti













Şekil 3.4 Kırılan Dalga Durumunda Önerilen Taşdolgu Dalgakıran Enkesiti
Deniz tarafı
Max. tasarım SWL
SWL (minimum)
-H
Çekirdek
W/200-W/6000
W
Kret
Filtre
-2H
W/10-W/15
Liman tarafı
Koruyucu
Tabaka
θ
Deniz tarafı
Max. tasarım SWL
Çekirdek
W/200-W/4000
W
Kret
-1.3H
θ
W/10
Min. tasarım SWL
W/10
2r
3r
Deniz tarafı
r



Şekil 3.5 Tetrapod ve Taşdolgu Dalgakıran

2. Kret Kotu ve Kret Genişliği: Kret kotu iç taraftaki şevin stabilitesine ve blok özelliklerine doğrudan
etki eder. Kret kotu düşük seçilirse, dalga aşması nedeniyle iç bloktaki taşların stabilitesi tehlikeye girer.
Genel olarak, kret kotunun sakin su seviyesinden (1-1.5)H
1/3
kadar yukarıda seçilmesi uygun olur. Bu
hesaplarda, belli bir proje dalgası dikkate alınarak bu dalganın tırmanma miktarı (R
u
) hesaplanır ve kret
kotu buna göre de belirlenebilir.
Kret genişliğinin seçiminde esas faktör, inşa sırasında makinelerin rahatlıkla çalışabilmesinin
sağlanmasıdır. Kret genişliği, blok büyüklüğüne bağlı olarak şöyle hesaplanır:

3 1
s
Δ
γ
W
k n B
|
|
.
|

\
|
· · = (3.1)

Burada:
B : Kret genişliği (m),
W : Taş ağırlığı (ton),
n : Blok sayısı,
¸
s
: Blokların özgül ağırlığı (t/m
3
),
Δ
k : Ampirik bir katsayı, taş bloklarda (1-1.3) arasındadır.

3.Kronman Betonu: Taşdolgu dalgakıranın kret kotunu düşük tutmak için veya kretten bir yol geçmesini
sağlamak gayesiyle bu yapıların üst kısmına “kronman betonu” (veya dalga perdesi) denen bir beton
yapılır (Şekil 3.6).

4.Koruyucu Dış Tabakanın Özellikleri: Taşdolgu dalgakıranlarda en pahalı bölge dalgaya karşı koyan
en dış tabakadır. Bu nedenle, bu bölgeyi, gerekenden fazla derin yapmak maliyeti önemli ölçüde artırır.
Genel olarak bu tabaka, sakin su seviyesinden 1.5H
b
kadar derinliğe indirilir. Eğer kretten dalga aşması
bir sorun oluşturmuyorsa, iç şevde daha küçük taş blokları kullanılabilir. Aksi halde dış tabaka, sakin su
seviyesine kadar indirilmelidir.












Şekil 3.6 Kronman Betonlu Taşdolgu Dalgakıran Kesiti

5.Koruyucu Dış Tabaka ve Alt Tabakaların Kalınlığı:

Dış Tabaka ve alt tabaka kalınlıkları hesaplanırken aşağıdaki formül kullanılır:

3 1
s
Δ
γ
W
k n r
|
|
.
|

\
|
· · = (3.2)

Tabakadaki yerleştirme yoğunluğu (birim alandaki koruyucu tabaka sayısı) ise verilmiş olan formül
ile tahmin edilir:

3 2
s
Δ
A
W
γ
100
P
1 k n
A
N
|
.
|

\
|
·
|
.
|

\
|
÷ · · = (3.3)

r : Ortalama tabaka kalınlığı
n : Taş veya beton blok sayısı
W : Taş ağırlığı (ton)
¸
s
: Blokların özgül ağırlığı (t/m
3
)
N
A
: Verilen bir yüzey alanı (A) için gerekli olan koruyucu birim sayısı
Δ
k : Tabaka katsayısı

Deniz tarafı
Liman tarafı
θ
O.S.S.
Dalga
Perdesi

Formüllerde verilen
Δ
k ve kaplama tabakası için ortalama porozite (P) yapılan deneysel çalışmalar
ile belirlenmiş ve bu değerler Tablo 3.1’de sunulmuştur.

Tablo 3.1 Değişik Koruyucu Birimler İçin Tabaka Katsayısı ve Poroziteler

Koruyucu Tabaka n Yerleştirme
Δ
k P
Ocaktaşı ( düz)
1
2 Rastgele 1.02 38
Ocaktaşı ( pürüzlü)
2
2 Rastgele 1.00 37
Ocaktaşı ( pürüzlü) ≥ 3 Rastgele 1.00 40
Ocaktaşı (paralel yüzlü)
3
2 Özel - 27
Ocaktaşı
4
Sınıflandırılmış Rastgele - 37
Küp 2 Rastgele 1.10 47
Tetrapod
1
2 Rastgele 1.04 50
1 Hudson ( 1974)
2 Carver ve Davidson (1983)
3 Tabaka kalınlığı, paralel yüzlü taşların uzun boyutunun 2 katıdır. Gözeneklilik, düzeltilmiş küplerin
düzgün bir Çizimde yerleştirilerek tek tabaka üzerinde yapılan testlere göre belirlenir.
4 En küçük tabaka kalınlığı küp biçiminde W
50
riprap boyutunun 2 katıdır. Sınıflandırılmış tabaka
kalınlığının ≥ 1.25 küp biçiminde W
50
riprap boyutu

6.Yer Seçiminde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar: Bir dalgakıranı, istenen maksatları sağlayacak
şekilde, planda değişik şekillerde yerleştirmek mümkündür. Ancak, ekonomi için mümkün olduğunca şu
şartlara dikkat edilmelidir: Dalgakıran boyu kısa olmalıdır; dalgakıran boyunca su derinliği az olmalıdır;
taşlar kısa mesafeden taşınmalı ve taş ocağı yeterli büyüklükte bloklar verebilmelidir; taban zemini çok
zayıf olmamalıdır.

3.3. Taşdolgu Dalgakıranların Blok Ağırlıklarının (W) Belirlenmesi

Kıyı yapıları üzerine gelen dalgaların yaptığı tesirler çok karmaşık olup yapıya gelen kuvvetlerin
ve dağılımlarının tam olarak bulunabilmesi çok zordur. Koruyucu tabaka, belirli değişim aralığında
rastgele büyüklükte ve şekildeki taş blokların düzensiz olarak birleşmesinden oluşmaktadır. Günümüzde
kullanılan teorik ve ampirik blok ağırlıklarını veren formüller bir takım ön kabullerle çıkarılmış
olduğundan, kullanılırken bunların dikkate alınması gerekmektedir.
Taşdolgu kıyı koruma yapıları ve dalgakıranlar üzerindeki çalışmalar 19. yüzyılın başında baslamış
olup, 1930 yılına kadar, kullanılabilecek bir metot ortaya çıkmamıştır. Blok ağırlıklarının hesabı tamamen
gözlem ve deneyimlere dayandırılıyorken, daha sonraları çeşitli ülkelerde yapılan deneysel ve teorik
çalışmalar sonucunda 20'ye yakın formül ortaya konulmuş olup günümüzde en çok kullanılanlardan biri
Hudson formülüdür. Bu formül eski ve ciddi sınırlamalar içeren bir formüldür. Dalgakıranlarda çeşitli
kuvvetler rol oynar. Bu kuvvetler ağırlık, dalga kuvvetleri (hidrolik basınç ve emme) ve atalet kuvvetleri,
toprak basıncı İçsel toprak basıncı, yapı arkasındaki toprak dolgu), su seviyesindeki değişimlerden dolayı

dışsal basınçlar ve deprem kuvvetleridir. Formül her bir koruyucu birimin dalga kuvvetleri karşısında
stabilitesini sürdürebilmesi için kuvvetler dengesi prensibine dayanır.

3.3.1. Blok Ağırlıklarının Belirlenmesi

Taş dolgu dalgakıranların tasarımında, koruyucu tabaka taş büyüklüğü, tasarım dalgası
karakteristikleri kullanılarak Hudson eşitliğinden bulunmuştur:

( )
3
3
tan
( )
1
× ×
=
÷ ×
s
r D
H
W ton
S K
¸ u
(3.4)

Burada,
W : Koruyucu tabaka taş ağırlığı (ton),
H : Proje dalgası yüksekliği (m),
u : Şev açısı,
¸
s
: Blok özgül ağırlığı (ton/m
3
),
Sr : Sr= ¸
s

w
olup burada ¸
w
suyun özgül ağırlığı (ton/m
3
),
K
D
: Stabilite (hasar) katsayısıdır.
Taş dolgu dalgakıranların tasarımında, verilen derin deniz dalga şartı için, üç tasarım durumu göz
önüne alınır (Şekil 3.7).

Şekil 3.7 Dalgakıran Tasarım Aşamaları


Şekil 3.7’de gösterilen tasarımın dalgası karakteristikleri;
H
o
: derin deniz tasarım dalga yüksekliği
T : dalga periyodu
o
0
: derin deniz yaklaşım açısı
d
s
: yapı derinliği
H
ds
: yapı derinliğindeki dalga yüksekliği
H
b
: Kırılma anındaki dalga yüksekliği
d
b
: dalganın kırılma derinliği
d' : d
b
‘den x
p
uzaklıktaki derinliktir.

Hudson eşitliğinde kullanılan tasarım dalgası yüksekliğine, yapı derinliği (d
s
)‘ndeki, kırılan yada
kırılmayan dalga durumuna göre karar verilir. K
D
katsayısı da kırılan ve kırılmayan durumlar için seçilir
(Tablo 3.2). Bu durumlara göre tasarım aşamaları aşağıdaki gibidir:

1. Verilen derin deniz tasarım dalgası için (H
0
,T )
- H
b
hesaplanır,
- d
b
hesaplanır,
- x
p
hesaplanır,
( )
p p b b
x H 4 9.25m H = t = ÷
- d
b
gözönüne alınarak d
s
yerleştirilir.
2. Tasarım için uygun olan durum Şekil 3.7’ye göre seçilir ve hesap yapılır.
3. Uygun olan H ve K
D
parametresi Hudson eşitliğinde kullanılır.

Tasarım Durumları:

Durum 1:
- d
s
> d
b
=> Yapıya kırılmadan ulaşan dalgalar (NB)
-
ds 0 s r
H H K K = × × hesaplanır.
- K
DNB
kullanılır. (K
DNB
kırılmayan durum için K
D
katsayısıdır.)
- Hudson Eşitliği;
( )
3
s ds
r DNB
γ × H ×tanθ
W(ton) =
(S -1)×K


Durum 2:
- d’ s d
s
s d
b
=> Yapı üzerinde kırılan dalgalar (BW)
- H
b
kullanılır.
- K
DB
Kullanılır.
- Hudson Eşitliği;
( )
3
s b
r DB
γ × H ×tanθ
W(ton) =
(S -1)×K



Durum 3:
- d
s
<d
b
=> Yapıya ulaşmadan kırılan dalgalar
- d
s
ve
'
p
x kullanılarak
'
b
H hesaplanır. (Şekil 3.8)
- ( )
p p b b
x H 4 9.25m H = t = ÷
-
K
DB
kullanılır.

- Hudson Eşitliği;
' 3
s b
r DB
γ ×(H ) ×tanθ
W(ton) =
(S -1)×K


Tablo 3.2 K
D
değerleri
Dalgakıran Gövdesi Dalgakıran Müzvarı
Eğim
cotα
K
D
(b)
K
D

Koruyucu tabaka n Yerleştirme
Kırılan
dalga
Kırılmayan
dalga
Kırılan
dalga
Kırılmayan
dalga
Ocaktaşı
Pürüzsüz yüzey 2 rasgele 1.2 2.4 1.2 1.9 1.5-3
Pürüzsüz yüzey >3 rasgele 1.6 3.2 1.4 2.3 (c)
Pürüzlü köşeli 1 rasgele
(d)
(d) 2.9 (d) 2.3 (c)
1.9 3.2 1.5
Pürüzlü köşeli 2 rasgele 2.0 4.0 1.6 2.8 2.0
1.3 2.3 3.0
Pürüzlü köşeli >3 özel
(e)
2.2 4.5 2.1 4.2 (c)
Pürüzlü köşeli 2 özel
(e)
5.8 7.0 5.3 6.4 (c)
Parallelepiped 2 rasgele 7.0-20.0 8.5-24.0 - - (c)
5.0 6.0 1.5
Tetrapod, Quadripod 2 rasgele 7.0 8.0 4.5 5.5 2.0
3.5 4.0 3.0
8.3 9.0 1.5
Tribar 2 rasgele 9.0 10.0 7.8 8.5 2.0
6.0 6.5 3.0
Dolos 2 rasgele 15.0 31.0
8.0 16.0 2.0
(b)

7.0 14.0 3.0
Modified Cube 2 rasgele 6.5 7.5 - 5.0 (c)
Hexapod 2 rasgele 8.0 9.5 5.0 7.0 (c)
Toskanes 2 rasgele 11.0 22.0 - - (c)
Tribar 1 üniform 12.0 15.0 7.5 9.5 (c)
Ocaktaşı
Graded Köşeli - rasgele 2.2 2.5 - - -





Şekil 3.8 Tam Yapı Önünde Kırılan Dalga Yüksekliği




Taş kategorileri: İki sıralı kaplamada (0.75-1.25)W, tek sıralı kaplamada (1-1.25)W arasındadır. (3.4)
eşitliğindeki H proje dalgasının seçiminde dikkatli olunmalıdır. Eşitlikten de görüleceği gibi, blok
ağırlıkları, H’nın küpü ile orantılıdır. Dolayısıyla, H’nın gerektiğinden büyük seçilmesi halinde çok
büyük bloklara gerek duyulacaktır. Bu ise, maliyeti önemli ölçüde artıracağı gibi, büyük taş bloklarının
temin edilmesi de oldukça güçtür. Tam yapı üzerinde kırılan dalgalar en tahripkar dalgalar olduğundan,
uygulamada proje dalgası olarak, tam yapı üzerinde kırılan dalga seçilmektedir.

3.4. Taşdolgu Dalgakıranlarda Hasar Nedenleri

Taşdolgu dagakıranlar çok eski zamanlardandan beri kullanılan ve günümüzde en yaygın tipte kıyı
koruma yapılarıdır. Bu yapılar, genelde dalgayı geri yansıtmazlar. Dalgalar bu tip yapılar üzerinde
tırmanarak enerjisini kaybeder. Bu nedenle, koruyucu tabakadaki malzeme çeşitli su etkilerine maruz
kalır. Taşdolgu dalgakıranlarda görülen hasarlar genelde aşağıdaki nedenlerden oluşmaktadır (Şekil 3.9):
1.
s 0
tg
2
H L
u
) olduğunda kırılan dalgalar nedeniyle tamamen yıkılma.
2. Dalganın hareketi nedeniyle blokların yerinden çıkması,
3. Özellikle dik şevlerde, şevin tamamen kayması,
4. Bazı durumlarda blokların küçük hareketlere başlamaları ve bunların zamanla artması sonucu
stabilitenin bozulması,
5. Dalga perdesinin altının ayrılması,
6. Dalga aşması sonucu iç şevin bozulması,
7. Çekirdek malzemesinin çok kaba olması nedeniyle suyun dalgakıran içinde yükselerek
yıkanmaya yol açması,
8. Topuk erozyonu,
9. Taban malzemesinin yetersizliği,
10. Malzemenin yeterince iyi olmaması,
11. Kötü işçilik.

Bunların ışığı altında dalgakıranlarda dört değişik stabilitenin olduğu söylenebilir:

a) Tüm yapının stabilitesi ki bu daha çok en üst tabakanın stabilitesine bağlıdır.
b) Blokların tekil stabilitesi olup yerleştirilme biçimine ve sistemine bağlıdır.
c) Geoteknik stabilite
d) Blokların yapısal direncidir.

Bunların hepsi bir birine bağlıdır ve birinin olmaması diğerlerini de tehlikeye sokar.





















Şekil 3.9 Taşdolgu Dalgakıranlarda Hasar Nedenleri

3.4.1. Taşdolgu Dalgakıranlarda Hasarı Azaltma Yöntemleri

Uygulamada en çok karşılaşılan hasar nedeni, dış kaplamanın yetersiz kalması sonucu şevdeki
taşların yerlerinden oynaması veya kaymasıdır (2, 3 ve 4). Bunu önlemek için ya iri bloklar kullanılmalı,
veya şev eğimi küçük tutulmalıdır.
İri taş blokları için uygun taş ocakları bulmak güçtür. Ayrıca, bu blokların taşınıp yerleştirilmeleri
zordur. Yerinde dökülen beton blokların ise maliyetleri çok yüksektir. Şev eğiminin küçük tutulması
durumunda, dolgu hacmi ve dolayısıyla yapı maliyeti artmaktadır. Tetrapod, tripot, dolos vb. özel
şekillerde yapılmış beton bloklarla yapı elemanlarının birbirine iyi kenetlenmesi nedeniyle tüm yapı
8
O.S.S O.S.S
9
3
4
5
5
7
2
1
6
Şev eğimi > Sürtünme açısı
Kayma Taban
Alt tabaka

monolitik (tek) bir eleman gibi çalışmakta ve yapı stabilitesi artmaktadır. Ancak, bu elemanların hem
kalıp ve beton masrafları çoktur; hem de yapımlarında kalifiye işçilik gerekmektedir.
Stabilite sorunlarını azaltmak için son yıllarda geliştirilen ve “dinamik stabilite” adı verilen bir
teknikten yararlanılmaktadır. Dinamik stabilitenin temel ilkesi şudur: Madem ki oluşan fırtınalar bir hasar
kesiti meydana getiriyor; o halde oluşan hasar kesiti proje kesiti olarak uygulanırsa oluşacak hasar
azalacaktır. Bu teknik, son yıllarda oldukça başarıyla uygulanmaktadır. Dinamik stabilite tekniğinin
uygulanmasıyla, palyeli (bermli) kesitlerin daha iyi sonuç verdiği belirlenmiştir. Palye, kırılan dalganın
enerjisinin önemli bir kısmını absorbe eden (yutan) ve yaklaşık olarak yatay olan (eğimi 1/5 ile 1/10
arasında) bir kısımdır. Palyeli dalgakıranlar, üç farklı eğimden oluşan bir S kesiti şeklindedir (Şekil 3.10).











Şekil 3.10 Palyeli Bir Taşdolgu Dalgakıran Kesiti

























O.S.S.
d
s

Ocak Artığı
(0-400) Kg

Kret Kotu


4. LİMANLAR

4.1. Genel Bilgiler

4.1.1. Tanımlar

Liman, çesitli büyüklükteki gemi ve teknelerin sığınak, malzeme temini, yakıt doldurması, tamir
veya yolcu ve yük taşıması için uygun yerleşim ve emniyetini sağlayarak fırtınalardan korunması
maksadıyla yapılan ve çevresi kısmen çevrili olan su alanıdır. Liman ve barınak genelde eş anlamlı olarak
kullanılmakla beraber aralarında az da olsa fark vardır.
Barınaklar, genellikle gemi veya teknelerin dalga ve akıntılara karşı korunması için yapılır. Buna
karşılık, gemi ve teknelerin barınma ihtiyaçlarının yanısıra, bakım ve onarım, yükleme ve boşaltma,
depolama vb. hizmetlerinin görüldüğü yerler liman adını almaktadır. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi,
limanlar barınaklardan daha geniş kapsamlıdır.

4.1.2. Limanların Sınıflandırılması

a. Kuruluş Şekilleri Bakımından:

a
1
. Tabii Limanlar: Ek bir yapı gerektirmeden, tabii olarak koruma sağlayan limanlardır.
a
2
. Suni Limanlar: Tabii olarak korunamayıp, mendireklerle teşkil edilen limanlardır.

b. Coğrafi Yapı Bakımından:

b
1
. Deniz Kıyısı Limanları: Deniz kıyılarında kurulan limanlardır; liman denince genellikle akla
deniz kıyısı limanları gelmektedir.
b
2
. Mansap Limanları: Nehirlerin denize döküldükleri yerlerde yapılan limanlardır.
b
3
. Nehir Limanları: Geniş yataklı ve düzgün rejimli akarsularda, nehir ulaşımı maksadıyla inşa
edilen nehir limanları, akarsuların elverişsiz olması nedeniyle Ülkemizde çok azdır.

c. Gördükleri Hizmet Bakımından:

Barınma ve Sığınma Limanları, Askeri Limanlar, Ticaret Limanları, Petrol Limanları, Sanayi
Limanları, Balıkçı Limanları, Yat Limanları, Gemi Yapım ve Onarım Limanları, Serbest Bölge Limanları
ve Çok Maksatlı Limanlar.

4.1.3. Bir Limanın Ana Elemanları

Bir limanda bulunması zorunlu olan ana elemanlar şunlardır:


1. Ana ve Tali Mendirekler: Eğer liman tabii olarak korunamıyorsa, gemi ve tekneleri dalga ve
akıntılara karşı korumak için ana ve tali mendirek inşa etmek zorunludur.
2. Liman Giriş Ağzı: Gemilerin limana giriş yapacağı kısımdır.
3. Manevra Alanı: Liman içindeki gemilerin rıhtım ve iskelelere emniyetli biçimde
yanaşabilmeleri ve buralardan ayrılabilmeleri için gerekli alandır.
4. Demirleme Alanı:
5. Liman İçi Yapıları: Bunlar, yükleme ve boşaltma için yapılan rıhtım ve iskele gibi yapılardır.






M







Şekil 4.1 Bir Limanın Ana Elemanları

4.2. Liman Planlamasının Temel İlkeleri

4.2.1 Liman Planlamasının Hedefi

Liman planlamasının hedefi, en az maliyetli ve en fonksiyonel liman tesislerinin kurulmasıdır. Bu
hedefe yönelik planlar yapılırken limanın gelecekteki muhtemel yük ve yolcu trafiği iyi tahmin ve etüt
edilmelidir. Bir limanın yapımından veya geliştirilmesinden önce, uzun dönemi kapsayan bir master
plan hazırlanmalıdır. Bazen, yeni tesisler yapmak yerine, mevcutları revize etmek daha uygun bir çözüm
olabilir. İlk yatırım maliyetini düşük tutmak için, talep doğdukça yeni yapıların yapılması daha ekonomik
olabilmektedir.

4.2.2. Planlama Aşamaları

a. Limana Olan İhtiyacın Belirlenmesi: Askeri maksatlarla, iç ve dış ticaret gayesiyle limana olan
ihtiyacın ortaya konması gerekir.
b. Fizibilite Çalışmalarının Yapılması: İhtiyaçları gidermek için yapılacak yatırımların rantabl
olup olmadığı belirlenir.


Tali Mendirek
Ana Mendirek
Giriş Ağzı
Rıhtım
Manevra
Alanı
Rıhtım
Rıhtım
Rıhtım

4.2.3. Liman Yerinin Seçimi

Bir bölgede, ekonomik ve sosyal araştırmalar sonucu liman yapılmasına karar verildikten sonra,
aşağıdaki parametreler incelenerek liman yerinin seçimine karar verilir:
a. Bölgedeki dalga ve akıntı durumu ayrıntılı olarak incelenerek, en az dalga ve akıntıya maruz
olan yer seçilmelidir.
b. Katı madde taşınımın az olduğu bölgeler tercih edilmelidir.
c. Topoğrafik şartların uygun olması gerekir. Liman yerinde kıyı çizgisinin gerisinde yeterli bir
kara alanı, deniz tarafında ise yeterli derinlikte su alanı bulunmalıdır.
d. Limanın hem kara ve hem de deniz tarafındaki jeolojik yapı ve zemin, üzerine etkiyecek yükleri
taşıyabilmelidir.
e. Liman yeri, bölgedeki ana ulaşım ağlarına yakın olmalıdır.

4.3. Dalgakıran Konumunun Seçimi

Liman yeri belirlendikten sonra, bu yerde yapılacak ana ve tali mendireğin (dalgakıran) konumu
belirlenmelidir. Bu aşamada dikkate alınacak en önemli konu, liman içinin dalga, akıntı ve sedimentten
korunması olmalıdır. Liman yapılacak yörenin rüzgar ve/veya dalga gözlemleri kullanılarak bir hakim
(etkin=dominant) dalga yönü belirlenir ve ana mendirek bu yöne dik olarak planlanır. Diğer yönlerden
gelecek dalga, akıntı ve sedimenti önlemek için de genellikle bir tali mendireğin yapılması gereklidir.
Mendirek konumlarının seçiminde an önemli etkenlerden biri olan sediment hareketinin etkisi, daha sonra
incelenecektir.

4.4. Liman Giriş Ağzı

Bir liman giriş ağzının iyi bir şekilde planlanması için giriş ağzının yeri, yönü, açıklığı ve derinliği
uygun olmalıdır.

4.4.1. Giriş Ağzının Yeri

Limanların giriş ağızları, fırtınalı havalarda gemilerin güvenle yaklaşıp girebilecekleri bir biçimde
olmalıdır. Bu yer, girecek gemilerin büyüklüğüne de bağlıdır. Giriş ağızları, bu parametrelere bağlı
olarak, genellikle kıyıdan (600-1000)m açıkta bulunur.

4.4.2. Giriş Ağzının Yönü

Bir limanın giriş ağzı, limana girecek gemilerin dalgalara arkasını verecek şekilde manevra
yapmasına imkan vermelidir. Genellikle giriş ağzının yönü, hakim dalga yönüne paralel olarak seçilir
(Şekil 4.2).










Şekil 4.2 Liman Giriş Ağzının Yönü

4.4.3. Giriş Ağzının Açıklığı

Liman giriş ağızlarının genişliğni belirlemede en etkin faktör, limana girecek gemilerin
büyüklüğüdür. Bu genişlik, en az limana girecek en büyük geminin uzunluğu kadar olmalıdır. Giriş ağzı
çok geniş olan limanlarda, dalga, akıntı ve sediment girişi bakımından büyük sorunlar ortaya çıkar.
Genellikle, küçük limanlarda (100-150)m, büyük limanlarda (150-250)m
genişlik yeterli olmalıdır. Giriş ağzının şevli dalgakıranlarla oluşturulması durumunda giriş ağzı genişliği
su yüzeyinde değil, tabanda ana ve tali mendireklerin müzvarları arasındaki mesafe olarak dikkate
alınmalıdır.

4.4.4. Giriş Ağzının Derinliği

Giriş ağzın derinliği, aşağıdaki eşitlikle bulunur:

1
2
+ + = t
H
d (4.1)

Burada
d : derinlik,
H : dalga yüksekliği,
t : limana girecek en büyük geminin su kesimidir.

Su kesimi değerleri (t), gemi büyüklüğüne ve dolu ağırlığına göre belirlenip tablolar halinde
verilir. Örneğin, boyu 65 m, eni 10 m, ağırlığı 1000 t olan küçük bir geminin su çekimi 4 m, boyu 150 m,
eni 20 m ve ağırlığı 13000 t olan büyük bir geminin su çekimi ise 9 m’dir. Giriş ağzı derinliği, ticaret
limanlarında (8-12) m, büyük tanker limanlarında ise (13-18) m’dir.

4.5. Liman İçi Yapıları

Gemilerin yanaşıp bağlandığı, yükleme ve boşaltma yaptığı ve yolcu indirip bindirdiği deniz
yapılarına genel bir ifadeyle “dok” veya “yanaşma yeri” adı verilir. Kıyıya az-çok paralel olan yanaşma
yerlerine “rıhtım”, bir ucundan kıyıyla bağlantılı olarak denize uzanan yanaşma yerlerine ise “iskele”
denir. Rıhtımların sadece bir tarafı yanaşma yeri olarak kullanılabilirken, iskelelerin her iki tarafı da
kullanılabilmektedir.
Hakim dalga
yönü

Rıhtım ve iskelelerin uzunluk ve derinlikleri; ;yanaşacak gemilerin büyüklüğü, ağırlığı, sayısı ve
genel olarak deniz trafiği ile yakından ilişkilidir. Rıhtımlar, genellikle yekpare beton veya beton
bloklardan, iskeleler ise daha çok çelik kazıklar üzerine inşa edilirler.
Yanaşma yerlerinden başka, liman içinde gemilerin bağlanmaları için özel düzenekler de
yapılabilir. Bunların, deniz tabanına çakılan kazıklarla yapılanlarına “dolphin”, yüzer tipte olanlarına ise
“şamandıra” adı verilir.
Liman içi yapıları genellikle dik yüzeyli ve betondan yapıldığından, liman içine giren dalgaların bu
yapılara çarpıp yansımaları sonucu önemli ölçüde liman içi çalkantıları meydana gelmektedir. Örneğin,
Hopa Limanı’nda büyük fırtınalarda (130-150) cm çalkantılar meydana gelmiştir. Bu ise, liman içi
trafiğini olumsuz yönde etkilemiştir. Bunu önlemek için, ya liamn içinde enerji yutucu tesisler yapılmalı,
ya da giriş ağzı değiştirilerek (genellikle ana mendireğin boyu uzatılıp yönü değiştirilerek) limana dalga
girişi azaltılmalıdır.
Yanaşma yapılarının projelendirilmesinde asıl etken, zemin durumudur. Çok zayıf zeminlerde
kazıklı yapılar yapılması uygun bir çözüm olabilir.

4.4. Diğer Liman Türleri

a. Yat Limanları: İç ve dış turizme yönelik olarak yapılan yat limanlarının yapımına, özellikle son
yıllarda büyük bir hız verilmiştir. Yat limanlarında, genel bir limandan farklı olarak, limanın kara
kısmında park yerleri ile sosyal hizmet binaları (market, kafeterya vb) bulunur. Bu limanlar, genellikle
şehir merkezlerinin dışında, kolaylıkla ulaşılabilecek yerlerde yapılmalıdır. Ayrıca, liman yerinde deniz
sporlarının da yapılabilmesi gerekir.

b. Balıkçı Barınakları: Açık deniz balıkçılığının gelişmediği ülkelerde, küçük balıkçı teknelerinin
barınması, ticari faaliyetlerini yürütmesi, bakım ve onarımı için yapılan balıkçı barınaklarında, iskele ve
rıhtımdan başka, teknelerin bakım ve onarımı için çekek yerleri, ağ açma ve depolama yerleri ile soğuk
hava deposu gibi ek bölümler bulunmalıdır.
















5. KIYI YAPILARININ NEDEN OLDUĞU KIYI DEĞİŞİMLERİ

5.1. Giriş

Şimdiye kadar, herhangi bir kıyı yapısının mevcut olmadığı bir kıyıdaki katı madde taşınımı
incelenmişti. Liman, barınak, mahmuz v.b. gibi çeşitli kıyı yapıları, kıyıdaki katı madde taşınım rejimini
önemli ölçüde etkileyerek, oyulma veya dolmalara neden olurlar. Bu etkileşimin nedenleri ve
mekanizması iyi incelenirse, kıyı yapılarının pek çok olumsuz etkisi yok edilebileceği gibi, mahmuzlar
yardımıyla sahil genişletilmesi örneğinde olduğu gibi bu yapılardan yararlanılması da mümkündür.
Herhangi bir yapının bulunmadığı bir kıyı yöresi, sediment taşınım rejimi açısından, belirli bir süre
sonra dinamik bir dengeye ulaşır. Hakim dalga yönüne bağlı olarak, kıyının bir yöresinden diğerine
mevsimlik bir taşınım olabilir.
Bir kıyı yöresinin bir yıllık dönemdeki durumunu dikkate alınırsa, yöreye gelen dalgaların yönleri,
mevsimlere bağlı olarak değişebilir. Örneğin, hakim dalga yönü, kış mevsiminde kuzeybatı, yaz
mevsiminde kuzeydoğu ise, kış mevsimindeki taşınım batıdan doğuya (Q
d
, Q
sağ
), yaz mevsimindeki
taşınım ise doğudan batıya doğru (Q
b
, Q
sol
) olacaktır. Bu iki taşınım miktarı arasındaki fark, o yörenin net
taşınımını (Q
n
) verir (Şekil 5.1).












Şekil 5.1 Sediment Hareketinin Mevsimlik Değişimi

Yukarıda anlatılan süreç, yıldan yıla az da olsa bir değişiklik göstermesine karşın, uzun bir süre
sonunda, kıyı belli bir dengeye ulaşır ve bir dış müdahale olmadığı sürece bu denge konumu devam
eder.Kıyıda yapılan bir yapı, bu dengeyi bozarak kıyı değişimlerine neden olur.
Kıyıda değişimlere (oyulma veya dolma) neden olan en önemli yapılar ve bunların olumlu ve
olumsuz etkileri aşağıda özetlenmiştir.

5.2. Liman ve Barınaklar

Çeşitli maksatlarla yapılan liman (harbour) ve balıkçı barınakları (fishery harbour), yukarıda
açıklanan kıyı dengesini bozarak bazı sorunlara yol açmaktadır. Örnek olarak, yukarıda belirtilen
yöredeki yıllık net taşınım yönünün batıdan doğuya doğru olduğunu varsayalım. Kıyıda yapılacak bir
Q
sol
Yığılma

Q
sağ
Yaz Profili

Oyulma

Kış Profili

Yığılma

Oyulma

+
=
Oyulma veya Yığılma

Oyulma veya Yığılma

Q
sağ
Q
sol
Bir Yıllık Dönem

Kıyı Çizgisi


yapı sediment hareketine engel olacağından, yapının batı kısmında (updrift, memba) sediment yığılması,
malzeme akımı kesileceği için de doğu kısmında (downdrift, mansap) oyulma olur. Batı kısmında yığılan
malzeme, burada sığlaşmaya neden olur. Kırılan dalgalar bu malzemeyi asılı (süspansiyon, suspended)
hale getirir. Kırılma sonucu oluşan akıntı ve dalgalar bu asılı malzemeyi, ana mendireğin uç (müzvar, tip)
kısmına doğru taşır. Müzvarda kırınıma uğrayan dalgaların yükseklikleri havza içinde giderek azalır. Bir
dalganın yüksekliği azaldıkça; hızı, dolayısıyla sediment taşıma kapasitesi de azalacağından, havzadaki
dalgalar sedimenti taşımak için yetersiz kalır ve sediment tabana çökelmeye başlar.


a. Sığlaşma Başlangıcı b. Sığlaşma Sonucu Havzanın Dolması

Şekil 5.2 Bir Liman veya Balıkçı Barınağındaki Sığlaşma Sorunu

5.3. Mahmuzlar

Mahmuzlar (groin), esas itibarıyla kıyı koruyucu yapılardır. Yapılış maksatları, dalgaların
enerjilerini küçültmek, kıyıdaki oyulmayı azaltmak veya önlemek, kıyı genişlemesi sağlayarak sahil
kazanılmasına yardımcı olmak ve kum tutucu (kum kapanı) görevini yerine getirerek uygun bir kum alma
yapısı olarak işlev görmek olarak özetlenebilir.
Mahmuzlar da, tıpkı liman ve barınaklarda olduğu gibi, memba taraflarında sediment yığılmasına
neden olurken, mansap taraflarında oyulmalara yol açmaktadır. Ayrıntılı arazi ve laboratuvar çalısmaları
sonucu, bir yöre için en uygun mahmuz tipi (düz, T veya L mahmuzlar), konumu ve büyüklüğü belirlenir.
Çoğu defa, birden fazla mahmuzdan oluşan bir mahmuz sisteminin (groin field) oluşturulması
gerekmektedir. Bir mahmuz sisteminin kıyıya etkisi Şekil 5.3’te şematik olarak gösterilmiştir.

¬ Net Taşınım Yönü






Şekil 5.3 Üç Adet Düz Mahmuzdan Oluşan Mahmuz Sisteminin Kıyıya Etkisi



¬ Net Taşınım Yönü
+

+
+
+
-
+
-

-


5.4. Açık Deniz Mendirekleri

Açık deniz mendirekleri, kıyıdan açıkta ve kıyı çizgisine paralel olarak yapılan ve asıl gayeleri
kıyıyı genişletmek ve korumak olan yapılardır. Bu yapılar, gelen dalga enerjisini kırdığından, bunlarla
kıyı arasında ilerleyen dalgaların sediment taşıma kapasitesi azalır. Dalgalar, taşıdıkları sedimenti yapı ile
kıyı arasında bırakarak burada kum yığılmasına (tombolo) neden olurlar. Açık deniz mendirekleri, bir
veya birden fazla yapılabilir. Optimum projelendirme için arazi ve laboratuvar çalışmaları gerekli
olmaktadır. Bir açık deniz mendireğinin neden olduğu kıyı değişimi Şekil 5.4’te şematik olarak
gösterilmiştir.








Şekil 5.4 Bir Açık Deniz Mendireğinin Kıyıya Etkisi

5.5. Kıyı Duvarları ve Tahkimatlar

Kıyı duvarları (istinat duvarları) ve kıyı tahkimatları, kıyıya paralel koruyucu yapılardır. Ancak, bu
yapılar, yansıma nedeniyle dalga enerjilerini sönümleyemedikleri için kıyı erozyonunu
önleyememektedir. Ayrıca, halkın kıyıyla ilişkisini kesmeleri nedeniyle, fonksiyonel olmaktan uzaktırlar.
Tüm bu olumsuz etkileri nedeniyle, modern kıyı mühendisliğinde kıyıya paralel yapılardan mümkün
olduğunca kaçınılmaktadır. Bunun yerine, kıyıya dik yapılar (mahmuzlar) veya açık deniz mendirekleri
tercih edilmektedir. Kıyı tahkimatları, ancak çok acil ve kısa süreli projeler için tercih edilmektedir.

Açık Deniz Mendireği
Tombolo

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->