P. 1
öğrenme ve öğretmenin temel kuramları

öğrenme ve öğretmenin temel kuramları

|Views: 17|Likes:
Yayınlayan: ozgetoprak

More info:

Published by: ozgetoprak on Dec 10, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PPT, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

08/23/2013

pdf

text

original

Öğrenmeyi etkileyen faktörler nelerdir?

Zekâ Yetenek ve ilgi Uygun çevre şartları Motivasyon (güdüleme) Dikkat Öğrenmeye hazır olma Dil İhtiyaç vs..
ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Wechsler’e göre zekâ,

bireyin amaçlı davranma, akılcı düşünme ve çevresi ile etkilice başetmesi için kullandığı kapasite

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Woolfolk’a göre zekâ, bireyin kalıtım ya da öğrenme ürünü zihinsel işlevleri, bilgiyi edinme, hatırlama, geri getirme ve problem çözme ya da dünyaya uyum sağlamada kullanma yetenekleri

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Piaget’e göre zekâ,

çevre ile uyuşma, düşünce ile aksiyonun örgütlenmesi ve yeni baştan organize edilmesi demek olan belli bir uyumlu davranış örneğidir
ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Psikologlar zekâyı bir kapasite olarak tanımlarken, eğitimciler zekâyı yetenek olarak tanımlamaktadır.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Spearman’a göre g (genel zeka) faktörü, zekâ test maddelerinde performansı belirleyen temel unsurdur. Ayrıca her birine s denilen özel faktörler de belli yetenek ya da testlerde belirleyici rol oynamaktadır.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Louis Thurstone

Küme Etmen Kuramı

Zekâ belli sayıda birincil yeteneğe bölünebilir. “Birincil yetenek” dediği kavramla; sayısal problem çözme, sözel kavrama, bellek ezberleme, genel akıl yürütme, sözel akıcılık (sözcük türetme vb.), şekli ilişkilerini görebilme, algısal hız dediği yedi faktör vardır.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Edward Thorndike zekâyı soyut, mekanik ve toplumsal olmak üzere üç türe ayırır Howard Gardner zekâyı sözel, müzik, şekilsel, mantıksal, matematiksel, kendini tanıma, başkalarını anlama ve bedensel diye yedi türe ayırmaktadır.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Stenberg’e göre zeka çeşitli bileşenlerden meydana gelir. 1.Yaşantılardan yararlanma ve öğrenme yeteneği. 2.Soyut düşünme ya da akıl yürütme yeteneği. 3.Değişen ve belirsiz bir dünyanın kaprislerine uyma yeteneği. 4.Kişinin yapması gereken işleri süratle gerçekleştirmesi, kendini güdüleme yeteneği.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Zekâ, ne kalıtımın ne de çevrenin tek başına etkilediği bir unsur değildir, her ikisinin de sentezidir. Bunu şu şekilde formüle etmek mümkündür: Zekâ = çevre + Kalıtım.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

W. Stern, zekâ yaşının kavramını geliştirdi. Testte kazanılan puan toplamının, kronolojik yaşa olan oranı alınıyordu. Amerikalı psikolog Terman zekâ bölümü kavramını getirdi.
Zekâ Bölümü = Zekâ Yaşı / Takvim Yaşı * 100

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Son yıllarda Zekâ kavramı, klasik zekâ anlayışından farklı bir boyuta taşınmıştır. Yapılan araştırmalara göre zekâ testlerinden alınan puanlar çoğu ülkede geçen elli yıl içinde yaklaşık on beş puan artmıştır.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Zekanın tek tip olduğunu, doğuşla sabit bir düzeyde gelip hep aynı düzeyde kaldığını savunan eski inançlar, Howard Gardner'ın Çoklu Zeka Teorisi ile yıkılıyor.

Gardner'a göre yedi tip zeka doğuşta her çocukta değişik düzeylerde bulunuyor ve küçük yaşlardan başlayarak yaşam boyu bütün zeka tipleri geliştirilebiliyor.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Gardner, 7 tip zekayı, dilsel zeka, görsel zeka, matematik zekası, harakete dayalı (bedensel) zeka, müzik zekası, kişislerarası (sosyal) zeka ve kişinin kendine dönük zekası olarak adlandırıyor.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Gottman, çocuğun duygusal dünyasında uzmanlaşmasına yardım ederek yetişkin dünyasına hazırlanmasının çocuğun IQ’sundan daha önemli olduğunu söylemektedir. Gottman, çocuğun sağlıklı duygusal hayatını, “duygusal zekâ” (emotional intelligence) olarak adlandırıyor.
ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Robert Coles, "Çocukların Ahlâk Zekası" adlı kitabında, ailelerimizin ve ona bağlı olarak çocuklarımızın ahlak dışı oluşunu eleştirmekte, doğruluk-yanlışlık duygusunu geliştirebilen ve şahsi menfaatlerine aykırı olsa bile bu duyguya göre hareket etmeye istekli olan insanları yetiştirmenin bir uygarlık misyonu olduğu vurgulanılmaktadır.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Öğrenme teorilerinin çoğunu iki ana grupta toplamak mümkündür:

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

İnsanların öğrenmesi ile hayvanların öğrenmesi aynı kurallar içinde olur. İnsanda ve hayvanda öğrenen şey organizmadır. Öğrenme, organizmanın davranışında bir değişikliğin olmasıdır. Öğrenmede hayvan ve insan davranışlarını benzer olarak alanlara davranışçı ve geliştirdikleri kuramlara davranışçı kuramlar denilmiştir.
ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Davranışçılar, öğrenmeyi uyarıcı ile davranış arasında bağ kurma işi olarak görmektedirler. Bu yüzden davranışçıların genel adlı U-T (uyarantepki) kuramcılarıdır.
Davranışçılar, insan zihnini doğuştan boş olarak kabul ederler. Her şey sonradan öğrenilir.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Davranışçılar, “öğrenme” teriminden ziyade “koşullanma” terimini kullanırlar. Organizma çevreden gelen uyarıcılara tepki göstererek öğrenir.

Öğrenme, anlaşılabilir ve açıklanabilir. O nedenle de organizmanın (kara kutu) içinde olanlarla değil, dışa yansıyan hareketleriyle ilgilenilmelidir.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Davranışçılara göre, davranış değişmesine neden olan üç temel öğrenme süreci vardır. Bunlar: klasik koşullanma, edimsel koşullanma ve gözlem yoluyla öğrenmedir. Bu üç kuram davranış değişmesini farklı yorumlarla açıklamaktadırlar.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Pavlov kontrollü bir deneysel ortam oluşturduktan sonra, köpeğe düzenli olarak, yiyecek vermeden hemen önce zil sesi vermiştir. Bu ilişkiyi pek çok kere tekrarladıktan sonra, yiyecek vermediği durumlarda da zil sesini duyduğu zaman, köpeğin salya salgıladığını görmüştür. Diğer bir deyişle köpek zil sesine salya akıtmasını öğrenmiştir.
ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

• Koşullanmanın olması için, öncelikle yiyecek-salya örneğinde olduğu gibi, doğal bir uyarıcı-tepki bağının olması gerekir. • Koşullu uyarıcının koşulsuz uyarıcıdan hemen önce verilmesi, iki uyarıcının birleştirilmesi gerekir. Pavlov’un deneyinde köpek, zil sesi ile eti birleştirmektedir. • Koşullu uyarıcı ile koşulsuz uyarıcı bağının tekrarlanması gerekir. Ancak bazı korku yaratan durumlarda tek bir yaşantı da öğrenmeyi sağlayabilir.
ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Gagné, klasik koşullanmayı işaret öğrenme olarak tanımlamaktadır. Zil etin geleceğinin habercisi, işaretidir. Günlük hayatımızda bizi davranışa yönelten kapı zili, saat zili, trafik işaretleri karşısında gösterdiğimiz davranışlar birer işaret öğrenmedir.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Bazı durumlarda organizma, bir uyarıcı karşısında gösterdiği koşullu tepkiyi benzer durumlarda da gösterir. Buna uyarıcı genellemesi denir. Pavlov yaptığı deneylerde köpeğin farklı tonlardaki zil seslerine de salya salgıladığını göstermiştir. Benzer şekilde doktordan korkan bir çocuk, beyaz gömlek giyen kasaptan da korkabilir. Polis, itfaiye, cankurtaran arabaları benzer tepkiler alırlar.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Watson, beyaz fare ile oynayan küçük bir çocuğa, o fareye her dokunuşunda “korkutan bir gürültü” çıkartarak çocuğun fareden korkmasını sağlamıştır. Daha sonra çocuğun beyaz tavşandan ve hatta ak sakallı Noel Baba’dan bile korktuğu tespit edilmiştir.

Bu, uyarıcı genellemesine klasik bir örnektir.
ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Organizma benzer uyarıcılara benzer tepki gösterebildiği gibi uyarıcılar arasındaki farkı da ayırt edebilir. Bu duruma uyarıcıyı ayırt etme denir.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Klasik koşullanma yoluyla kazanılan davranışlar koşullu uyarıcıkoşulsuz uyarıcı bitişikliği ortadan kaldırıldığı zaman giderek azalır ve kaybolur. Buna davranışın sönmesi denir.
Sönen bir davranıştan sonra tekrar uyaran-tepki bağı, eskisinden daha kolay kurulur.

Bilgiler için değil ama, tutumlar, ilgiler ve duygularla ilgili öğrenmelerde klasik koĢullanma kullanılabilir.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Klasik koşullanma, insanların karmaşık bilgileri öğrenmesini açıklayamamaktadır. Ancak insanların, belli bir nesneye ya da olaya karşı gösterdiği bazı duyuşsal tepkilerin klasik koşullanma ile öğrenildiği sanılmaktadır.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Bazı boş inançlar da bu biçimde öğrenilebilir.
Klasik koşullanma ile açıklanan diğer bir öğrenme de fobik tepkilerdir.
ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

“Okul korkusu” veya “sınav korkusu” ve hatta “Matematik korkusu” denen duygular, klasik koşullanma programları ile azaltılabilir veya giderilebilir.
ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

2

EDİMSEL KOŞULLANMA (Burrhus Frederic Skinner)
ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Nasrettin Hoca, eşeğine nasıl okuma öğretti?

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Klasik koşullanma yoluyla öğrenmeyi sağlamak için, yapılan bir davranışa neden olan uyarıcının bilinmesi gerekir. Oysa insan davranışlarına neden olan uyarıcıları her zaman tahmin etmek mümkün değildir. İnsanlar çevrelerinde bulunan çeşitli nesnelerle etkileşim kurarak farklı davranışlarda bulunurlar.

Edimsel koşullanma, interaksiyon içinde bir öğrenmedir.
ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Skinner’e göre, tepkisel ve edimsel olmak üzere iki çeşit davranış vardır. Tepkisel davranışa neden olan uyarıcı her zaman bilinirken, edimsel davranışa neden olan uyarıcı çok belirgin değildir.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Tepkisel davranıĢ: Bilinen bir uyarıcı tarafından oluĢturulur. Örneğin; etin salya meydana getirmesi. Tüm refleksler tepkisel davranıĢa bir örnektir Karanlıkta göz bebeğinin büyümesi bir tepkisel davranıĢtır.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Edimsel davranıĢ: Bilinen bir uyarıcı tarafından oluĢturulmaz; organizma tarafından ortaya konur ve sonuçları tarafından kontrol edilir.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Klasik koşullanmada önce uyaran vardır ve organizma ona tepki gösterir. (U-T)

Edimsel davranıĢta önce tepki yapılır sonra tepkinin doğurduğu uyarıcı gelir.
(T-U)

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Skinner deneyinde, edimsel davranış olarak maniveleya basmayı kullanmıştır. Aç olan hayvan, manivelaya basarak yiyeceği elde eder, yiyeceği elde eden hayvan manivelaya basma davranışını sürdürür.
ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Burrhus Frederic (BF) Skinner (1904-1990

Skinner

box

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Davranış sonucunda organizmanın hoşuna giden bir durum ortaya çıkar. Örneğin yeni aldığınız bir kazağı giydiğiniz zaman arkadaşlarınız “Kazağın çok güzel, sana çok yakışmış” derse, o kazağı giyme davranışınız devam eder.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Davranışın sonucunda organizmanın hoşuna gitmeyen bir durum ortaya çıkar. Yeni kazağınızı giydiğiniz gün değer verdiğiniz bir arkadaşınız size yakışmadığını söylerse, o kazağı giymek istemezsiniz.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Skinner’e göre bir davranışın sonucu, organizma için hoşa giden, olumlu bir durum yaratıyorsa, o davranışın tekrar ortaya çıkma olasılığı artar.

Davranışın arkasından olumlu uyarıcı verilerek yapılan koşullamaya edimsel koşullama denir.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Bu tür koşullamada, davranışı izleyen ve organizma üzerinde hoşa gidici bir etki yaratarak, davranışın (edimin) ortaya çıkma olasılığını artıran uyarıcılara pekiştireç denir. Diğer bir deyişle pekiştirilen davranış öğrenilir.
ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Bir davranışın arkasından gelen ve organizma için hoşa gitmeyen bir durum yaratan uyarıcılar ise cezadır. Ceza davranışı zayıflatır ya da belli bir süre için durdurur.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Pekiştireçler olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bir davranış, organizmanın hoşuna gidecek bir uyarıcının doğrudan verilmesi ile pekiştiriliyorsa, buna olumlu pekiştirme denir. Sınıfta bir soruyu doğru cevaplandıran öğrenciye yaşına göre, aferin denmesi, başının okşanması, (+) puan verilmesi, gülümsenerek onaylanması birer olumlu pekiştirmedir.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Organizma hoş olmayan bir durumdan kurtarılarak da davranış pekiştirilebilir. Bu tür pekiştirmeye olumsuz pekiştirme denir. Bir öğrenci evindeki aile kavgalarından, sorunlarından kaçmak için okula geliyorsa, okul bu öğrenci için olumsuz pekiştireçtir. Çünkü öğrenci okula gelerek kendisine acı veren sorunlardan kurtulmakta ve rahat etmektedir.

rahatsız edici yüksek sesler, elektrik şoku
ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Olumsuz pekiştireçe örnekler: * Bir öğretmen her dersin başında, geçen dersteki konu ile ilgili öğrencileri sözlü yoklamaktadır. Özellikle çalışmayan öğrencileri seçip soru sormaktadır. Öğrenciler bu sıkıcı durumdan kurtulmak için her derse çalışarak gelmektedirler. •Otobüslerdeki hız kayıt ve kontrolü sağlayan cihaz 90 km hızı geçince ses çıkarmaya başlamaktadır. Aynı şekilde yeni arabalarda emniyet kemeri bağlanmadığı sürece giderek şiddeti artan bir ses sürücüyü rahatsız etmektedir. Sürücüler bu sesten kurtulmak için hız kontrolünü ve kemer bağlamayı öğrenmektedirler. * Sporcuların doping yapmalarını engellemek için, doping yaptığından kuşkulanılan sporcudan sürekli idrar alarak analiz etmek, sporcuyu caydıracaktır. Sigaralı, pis kokulu, aşırı disiplinli, gürültülü, azar ve söylenmenin olduğu ortamlardan kurtulmak için istenilen davranışların yapılmasını istemek…

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Unutmamak gerekir ki, hem olumlu hem de olumsuz pekiştirme organizmanın hoşuna giden bir etki yaratır ve davranışın tekrar ortaya çıkma olasılığını artırır. Pekiştireçler yoluyla birey istendik ve istenmedik davranışlar öğrenebilir. Bu nedenle pekiştireçler çok dikkatli kullanılmalı ve doğru davranışlar pekiştirilmelidir.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Yapılan bir davranışın sonucunda, organizma için olumsuz bir durum yaratan uyarıcılara ceza denir. Ceza da pekiştireç gibi iki türlüdür. Birinci tip cezada davranışın arkasından olumsuz uyarıcı doğrudan doğruya verilir. Çocuğun yaptığı bir davranış nedeniyle dövülmesi, azarlanması... İkinci tür cezada ise ortamda bulunan olumlu bir uyarıcı ortamdan çekilirek, organizma için olumsuz bir durum yaratılır. Çocuktan sevgiyi esirgeme, teneffüse çıkmayı yasaklama, arkadaşlarından ayırma...

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Pekiştireç davranışı güçlendirirken, ceza zayıflatır ya da belli bir süre için durdurur. Ceza davranışı kısa zamanda durdurduğu ve uygulaması kolay olduğu için öğretmenler ve ebeveynler tarafından sıkça kullanılmaktadır.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Ceza, istenmedik davranışların bastırılmasında etkili olabilir. Ancak davranış değişikliğine neden olmaz. Diğer bir deyişle istenmedik bir davranışı istendik yönde değiştirmez. Cezanın diğer bir olumsuz yönü ise saldırgan davranışlara neden olmasıdır.
ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Olumsuz pekiştirme ile ceza, çoğu zaman karıştırılmakta birinin yerine kullanılmaktadır. Oysa, olumsuz pekiştirmede, olumsuz pekiştireçler ortamdan çıkartılırken, cezada olumsuz pekiştireçler ortama konur. Olumsuz pekiştirmede, davranışın tekrar edilme olasılığı artarken, ceza, davranışı durdurur.

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

Premack ilkesi: Büyükannenin Kuralları Çok sık görülen (tercih edilen) davranış pekiştireç olarak kullanılarak, az gösterilen (tercih edilmeyen) davranış ortaya çıkarılmaya çalışılır. Örneğin, sebze yemeğini sevmeyen, ancak tatlıyı çok seven bir çocuğa, sebze yedirmek için “Sebze yemeğini bitirdikten sonra, tatlı yiyebilirsin” denebilir. “Şu kadar yazı yazarsanız, teneffüse çıkabilirsiniz” şeklinde okulda da çok kullanılır.
ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

EDĠMSEL KOġULLANMANIN EĞĠTĠME UYGULANMASI
Ödül ve cezanın eğitimde kullanılması Programlı öğretim

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

61

Edimsel koşullamanın getirdiği ilkeler günümüzde halen geçerliğini korumaktadır. Edimsel koşullanma özellikle çocuk eğitiminde, sınıfta disiplinin sağlanmasında, psiko-motor ve duyuşsal davranışların kazandırılmasında önemli rol oynamaktadır.

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

62

Pekiştireçlerin etkili bir biçimde kullanılması için göz önünde bulundurulması gereken hususlar:

Pekiştireç mutlaka doğru davranışı takip etmelidir. Pekiştireç hangi davranışın arkasından verilirse o davranışın ortaya çıkma sıklığını artırır. Örneğin sınıfta söz a, ö tür davranışları tekrar edecektir.
Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ 63

Öğrenci pekiştireci hangi davranışın sonucunda aldığını farketmelidir. Bunu sağlamak için pekiştirecin doğru davranıştan hemen sonra verilmesi gerekir. Aradan zaman geçtiyse, öğrenciye verilen pekiştirecin hangi davranışı için olduğunu açıklamak gerekir.

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

64

Öğrencide davranış değişikliği meydana getirmek için mümkün olduğunca olumlu pekiştireç kullanılmaya çalışılmalıdır. Ayrıca pekiştirecin verildiği durumda öğrenciyi etkileyen diğer uyarıcılar da göz önünde bulundurulmalıdır. Örneğin derste sıkılan bir öğrenciyi gürültü yapıyor diye sınıftan atan bir öğretmen, öğrencinin davranışını cezalandırmaktan çok pekiştirmiş olur.

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

65

Pekiştireçlerin değeri öğrenciden öğrenciye değişir. Bir öğrenci için yüksek not önemli bir pekiştireçken, sınıfta kalmaya niyetli bir öğrenci için hiçbir anlam ifade etmeyebilir. Pekiştireçler, öğrencilerin ihtiyaçlarına, yaşlarına, sosyal çevrelerine göre değişmektedir.

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

66

Pekiştirecin ne olacağının yanı sıra, ne zaman verileceği de önem taşımaktadır. Pekiştireç, yeni ve öğrenilmesi güç davranışların kazandırılmasında daha sık verilmelidir. Davranış öğrenildikten sonra pekiştireçlerin azaltılması daha etkili olacaktır.

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

67

Bazı ince pekiştirme çeşitleri
Öğrenilecek davranış yeni ve karmaşık ise her doğru davranış pekiştirilebilir. Buna sürekli pekiştirme denir. Ancak okul öğrenmelerinde tüm öğrencilerin davranışlarını sürekli pekiştirmek mümkün değildir. Ayrıca pekiştireç çok sık verilirse değerini yitirir ve pekiştireç olma özelliğini kaybeder. Bu nedenle pekiştireçler çoğunlukla belli aralıklarla verilir. Bu uygulamaya aralıklı pekiştirme denir.
Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ 68

Sabit zaman aralıklı pekiştirmede, pekiştireçler belli zamanlarda verilir. Memur maaşları, günlük yövmiyeler, öğrenciler için teneffüsler bu tip pekiştirmelere örnektir. Bu tür pekiştirmeye örnek olarak, öğrencilerin yazılı ve sözlü sınavlardan önce çalışıp, sonra çalışmamaları verilebilir.

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

69

Değişken zaman aralıklı pekiştirmede ise pekiştireçler beklenmedik zamanlarda verilir. Bu nedenle süpriz niteliğindedir. Birey de pekiştireç beklentisi olduğu sürece istenilen davranışı gösterir. Okulda öğretmenin, öğrencilerin bazı başarılarını pekiştirmesi, arada sırada başarısına yüksek puan vermesi bu tür pekiştirmedir. Okulda bu tür pekiştireçler öğrencinin sürekli çalışmasını sağlar.

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

70

Sabit oran aralıklı pekiştirmede kaç davranıştan sonra pekiştireç verileceği bellidir. Örneğin işçilere ürettikleri parça başına ücret verilmesi bu tür pekiştirmeye örnek gösterilebilir. Okulda da öğrencilere yaptıkları her ödev için not ya da yıldız verilmesi, doğru yanıtladıkları her 5 problem için tam puan verilmesi, sabit oranlı pekiştirmedir. Bu durumda öğrenciler yaptıkları doğru davranış sayısını artırarak istediği kadar pekiştireç alabilirler.

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

71

Değişken oran aralıklı pekiştirmede ise kaç doğru davranışa pekiştireç verileceği belirli değildir. Öğretmenin bir seferinde 5 problemi doğru çözeni, diğer seferinde 7 problemi doğru çözeni ödüllendirmesi bu tür pekiştirme tarifine örnek verilebilir.

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

72

KoĢullu AnlaĢma: Koşullu anlaşma, bireyin pekiştireci elde etmesi için belli bir şekilde davranmasını gerektirir. Örneğin, annenin çocuğuyla “ödevini bitirdiği taktirde oynamaya dışarı çıkabilirsin”, “Bir hafta boyunca odanı düzenli tuttuğun taktirde hafta sonununda çocuk tiyatrosuna götüreceğim.” gibi yaptığı sözleşmelerdir. Birey kendi kendisiyle de koşullu anlaşmalar yapabilir. Örneğin; Bu sınavdan başarılı olduğum taktirde hafta sonu sinemaya gideceğim, gibi..
Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ 73

Davranış değiştirmek amacıyla kullanılan diğer bir yöntem de, simgesel ödülle pekiştirmedir. Bu yöntemde çocuğa şeker, oyuncak, sokağa çıkma izni gibi doğrudan doğruya ihtiyacını karşılayacak bir ödül yerine, yıldız, puan, oyuncak, para vb. simgesel ödüller verilir. Çocuk bu simgesel ödülleri toplayarak daha sonra gerçek ödüle dönüştürür. Simgesel ödülle pekiştirme, okulda özellikle yavaş öğrenen ve özürlü çocuklarda, akademik ve sosyal davranışların geliştirilmesinde etkili bir biçimde kullanılabilir.
Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ 74

Simgesel ödülle pekiştirme, bir program çerçevesinde düzenlenir. Bu programı öğretmen kendisi hazırlayabileceği gibi, öğrenciyle birlikte de hazırlayabilir. Program hazırlanırken aşağıdaki işlemlerin yapılması gerekir.
Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ 75

Değiştirilmek istenilen davranışların belirlenmesi: Programın başarıya ulaşması için öncelikle öğrencide hangi davranışların değiştirilmek istendiğine karar verilmesi gerekir. Bu amaçla öğrencinin sınıftaki davranışları incelenir ve bu davranışlardan istenen ve istenmeyenler belirlenir.

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

76

Değiştirilecek davranışlar belirlendikten sonra simgesel ödülün ne olacağına ve her davranışın karşılığında kaç simge verileceğine öğrencilerle birlikte karar verilir. Simgesel ödül, öğrencinin adına açılan bir kartona yıldız çizme ya da yapıştırma, boncuk verme, renkli kartonlardan yapılmış küçük çiçek figürleri vb. olabilir.

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

77

Simgeler belirlendikten sonra elde edilen simgelerin nasıl harcanacağına, yani birincil pekiştireçlerin neler olacağına ve bunların kaç simgeye bedel olduğuna karar verilmesi gerekir. Pekiştireçler seçilirken öğrencinin ihtiyaç ve tercihleri göz önünde bulundurulmalıdır. Pekiştireçlerin bedeli, çocuk için çekiciliğine göre, çocukla birlikte belirlenmelidir.
Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ 78

Biçimlendirme: Edimsel koşullama süreci normal koşullarda çok zaman alır. Skinner kutusuna konan hayvanın kendi başına manivelaya basarak yiyeceği elde etmesi beklenirse, hayvan ya ölür yada tesadüfen yiyeceği elde etmeyi öğrenir. Oysa edimsel koşullamada bir başka yaklaşım olan biçimlendirme ile hayvanın daha kısa sürede yiyeceği elde etmesi sağlanabilir. Biçimlendirmenin temeli, organizmanın beklenen en yakın tepkisi pekiştirilerek, kademe kademe amaç davıanışa ulaşmasını sağlamaktır. Sonuç olarak, biçimlendirme, beklenen davranışa yakın olarak görülen bir tepkinin pekiştirilmesiyle başlayan ve kademeli bir şekilde istenen tepkiye daha yaklaşan tepkilerin pekiştirilmesi ve en sonunda da istenen tepkinin kazandırılmasıyla sonlanan bir süreçtir.
Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ 79

Programlı Öğretim Skinner’e göre öğrenmenin etkili bir şekilde oluşabilmesi için şu koşullar yerine getirilmelidir: > Öğrenilecek bilgi, küçük adımlarla öğrenciye sunulmalıdır. > Öğrenen kişiye öğrenmelerinin doğruluğu ya da yanlışlığı hakkında anında bilgi (dönüt) verilmelidir. > Öğrencinin kendi hızıyla öğrenmesine olanak verilmelidir.
Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ 80

Skinner, sınıftaki bu öğrenme problemlerine çözüm olarak alternatif bir öğretme tekniği olan programlı öğretimi önermiştir. Programlı öğretim materyallerini sunmak üzere kullanılan makinalara öğretme makinaları adı verilmektedir.

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

81

Programlı öğretim ilkeleri öğretim makinalarında kullanılarak yaygınlaştırılmıştır. Skinner sınıf öğretimine karşıdır. Çünkü toplu öğretimde her öğrenciye uygun uyarıcı, dönüt verilmemekte, pekiştirme yapılmamakta ve her öğrencinin doğru davranışı göstermesi sağlanamamaktadır.

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

82

Makinanın temel ögesi programdır. Programda öğrenciye öğretilecek konu, aşamalılık ilişikisi (öncelki öğrenmelerin sonraki öğrenmeleri destekleyecek şekilde sıralanması) dikkate alınarak küçük birimler halinde analiz edilir. Her birimi öğrenmek için öğrencinin ne yapacağına ilişkin yönergeler verilir.

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

83

Öğrenci; her birimi tamamladıktan sonra test edilir. Öğrencinin cevapları ile doğru cevaplar karşılaştırılarak doğru cevapları pekiştirilir. Bir sonraki öğrenme birimine geçirilir. Yanlış cevaplamışsa yanlışı düzeltmesi için yeni yönergeler verilir. Bu durum, öğrenme birimi tam olarak öğrenilinceye kadar sürer.

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

84

 Programlı öğrenmede öğrenme materyalinin sunumunu, bir kitabın

her bir sayfasının veya paragrafının ayrı ayrı bir dizi halinde gösterilmesi olarak algılamak olasıdır. İşlevsel bir mekanik/elektronik öğretme aygıtının birkaç ana parçası olmak zorundadır. Bunlar:

 Konu alanı bilgisinin depolanacağı bir depo (disk, disket, CDROM gibi. .)  Bilgilerin sunulacağı veya gösterileceği bir sitem (ekran gibi)  Öğrencilerin yanıtlarını veya iletilerini girebileceği bir girdi kabul sistemi   

(klavye, fare, mikrofongibi) Yanıtların kaydedileceği bir yanıt deposu Bir değerlendirme sistemi Öğrenci-sistem etkileşimini kontrol ve idare eden bir arabirim sistemi İşlemleri yapan bir işlemci (yongalar, devreler, değişik bellekler gibi)

Bu tür programlar genellikle doğrusal programlardır ve öğretme makinası dışında, programlı öğretim tekniğiyle hazırlanmış kitaplarda da uygulanabilir. Skinner, öğretme makinelerinde doğrusal programları tercih etmekle birlikte, bilgisayarların gelişimiyle dallı programlar yaygınlaşmıştır. Dallı programlarda öğrenciye öğrenmesi için birçok alternatif yönerge verilmekte öğrenci bunlardan kendisine en uygun olanını seçmektedir. ayrıca düzeltme çalışmaları için de çeşitli öneriler bulunmaktadır. Bu nedenle bilgisayar destekli öğretim orijinal öğretme makinelerinin ya da bireysel çalışma kitaplarının yerini almıştır.

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

86

10.12.2012

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

87

Edimsel (Operant) koşullanmaya bazen Araçsal (instrumental) koşullanma da denir.

10.12.2012

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

88

Puzzle boxes
Doktorası: "Animal Intelligence: An Experimental Study of the Associative Processes in Animals"

Sınama ve yanılma (trial-and-error)
Ödül ve ceza (reward and punishment)
10.12.2012

ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Ödüllendirilen davranış öğrenilir
Dr. Mustafa Ergün

89

Thorndike, çağrışımı, duygusal uyarıcılar ile harekete geçiriciler arasında kurulan bir bağ ya da bağlaşım olarak görmektedir. Bu nedenle onun kuramı, bağlaĢımcılık olarak adlandırılmaktadır.

10.12.2012

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

90

Thorndike’nin Görüşleri

Öğrenmeye

İlişkin

Temel

Bağlaşımcılık: Thorndike’ın ilgilendiği sadece uyarıcı koşullar ve davranış eğilimleri değil, aynı zamanda uyarıcı ve tepkiyi bir arada tutan şeyin ne olduğudur. Thorndike, uyarıcı ve tepkinin sinirsel bir bağla bağlandığına inanmaktadır.

10.12.2012

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

91

Deneme ve Yanılma: Thorndike’a göre öğrenmenin en temel formu deneme yanılma öğrenmesidir. İnsan ya da hayvan olsun, öğrenme durumunda olan organizma, belli bir problemlerle karşılaştığında kendisi amaca götürmeyen başarısız tepkileri eler. Haz ile sonuçlanan, başarıya götüren tepkiler kalıcı hale gelir. Thorndike bu duruma seçme ve bağlama adını vermektedir.
10.12.2012

Not:
Having taught one cat to escape from the puzzle box by operating a latch, he looked to see whether a second cat would acquire the correct solution simply by watching the first. A series of such experiments produced uniformly negative results, and Thorndike concluded that trial and error was the only form of learning available to animals other than humans.

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

92

Öğrenme Küçük Adımlarla Oluşur: Thorndike, problem çözme süresi, ardışık denemlerın sonucunda yavaş yavaş kısaldığından öğrenmenin birden bire içgörüsel bir şekilde değil, yavaş yavaş oluştuğuna karar vermiştir. Öğrenme, büyük atlamalardan çok, küçük sistemli adımlarla meydana gelir.

10.12.2012

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

93

Throndike’a göre öğrenme doğrudandır ve düşünme veya usa vurma yoluyla yönlendirilemez. Ona göre öğrenmede deneme yanılma yoluyla doğrudan seçme ve bağlama vardır.

10.12.2012

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

94

Thorndike’ın öğrenmeyle ilgili üç temel kanunu vardır. Bunlar: 1- Hazır bulunuşluluk 2-Tekrar

3- Etki kanunlarıdır.

10.12.2012

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

95

Hazır Bulunuşluluk Kanunu: a) Bir kişi, etkinlik göstermeye hazır ise, etkinliği yapmasına izin verilmesi ona mutluluk verir. b) Bir kişi etkinlik göstermeye hazır olduğu halde, etkinliğin yaptırılmaması, bireyde kızgınlık yaratır.

c) Bir kişi etkinliği yapmaya hazır olmadığı halde yapmaya zorlanırsa kızgınlık duyar.
Çocuk, düzgün yazı yazmaya hazır ve buna izin verilirse, yazmaktan haz duyar. Çocuk, kalem tutmaya hazır, fakat eline kalem almasına izin verilmezse, çocukta kızgınlık yaratır. Çocuk, düzgün yazı yazmaya zorlanırsa kızgınlık duyar.
10.12.2012 Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ 96

Tekrar Kanunu: 1930’dan önceki tekrar yasası, kısaca, tekrar ederek öğreniniz; tekrar etmediğimizde unuturuz şeklinde ifade edilmiştir. Ancak 1930’dan sonra tekrar yasası tamamen değiştirilmiştir. Tekrar etme, uyarıcı tepki arasındaki bağı güçlendirmediği gibi; kullanmama da bağın gücünü yok etmez. Bununla birlikte, tekrar etme, bağın gücünde az bir gelişme sağlayabilir. Kullanmama da biraz unutmaya yol açabilir.

10.12.2012

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

97

Etki Kanunu: 1930’dan önce: Eğer uyarıcının yol açtığı tepkinin sonucu haz verici ise uyarıcı ve tepki arasındaki bağ güçlenir, uyarıcının yol açtığı tepkinin sonucu rahatsız edici ise uyarıcı ve tepki arasındaki bağ zayıflar. Diğer bir deyişle, etki pekiştirilirse uyarıcı tepki arasındaki bağ güçlenir. Tepki cezalandırılırsa uyarıcı ve tepki arasındaki bağ zayıflar. 1930’dan sonra: Uyarıcıya karşı yapılan tepki haz verici bir sonuç yaratırsa uyarım ve tepki arasındaki bağın gücü artmaktadır. Ancak, tepki tatmin edici bir sonuç yaratmazsa ya da cezalandırılırsa bağın gücüne hiçbir etkisi olmamaktadır. Pekiştirilme ile davranış biçimlendirilebilirken, cezalandırma, istenmeyen davranışı yok etmemektedir.

10.12.2012

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

98

Thorndike’in etki kanunu, yani davranışın, sonuçları tarafından şekillendirildiği ilkesi, Skinner’in edimsel koşullama teorisinin temellerini oluşturmuştur.

10.12.2012

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

99

Thorndike’ın Eğitime ĠliĢkin GörüĢleri
Öğretimin düzenlenmesine, öğrenciye kazandırılacak hedef davranışları belirleyerek başlamalıdır. Bu hedef davranışları hazırbulunuşluk düzeyi (Hazırbulunuşluk kanunu) öğrencinin alınmalıdır.

belirlerken dikkate

10.12.2012

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

100

Öğrenme küçük birimler halinde oluştuğundan, öğrenme adım adım sağlanmalıdır. Öğrenci, uyarıcı durumdaki dikkati çeken baskın ögelere tepkide bulunur, diğer önemsiz ayrıntıları eler. Bu durumda, öğretme -öğrenme sürecinde, hedef davranışa yöneltecek uyarıcıların dikkati çekici nitelikte olması gerekir.

10.12.2012

Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

101

Doğru tepkiler hemen pekiştirilmeli, yanlışlar tekrar edilmeden düzeltilmelidir. Bu nedenle öğrenciye geribildirim (dönüt) verebilmek için düzenli olarak sınav yapmak gerekmektedir. Thorndike’ın sisteminde ceza yoktur. Çünkü ceza, uyarıcı ile tepki arasındaki bağı zayıflatmaz.

Öğretme - öğrenme ortamının gerçek yaşamın bir temsilcisi olmasına özen gösterilmelidir. Thorndike’ın “benzer ögeler transfer teorisi”ne göre iki durum arasındaki ortak ögeler ne kadar çok olursa, transfer o kadar yüksek olur.
Öğretme - öğrenme ortamında öğretmen değil, öğrenci etkin olmalı; yaparak yaşayarak öğrenmelidir.
10.12.2012 Dr. Mustafa Ergün ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ 102

Watson
 Watson'a göre karmaşık ve becerili bir davranışta uyarıcı ile tepki arasında meydana gelen bağların ardışıklığını sağlayan üç esas vardır: 

(a) bağ ilkesi:

Bu ilkeye göre karmaşık ya da becerili davranışı oluşturan koşullu uyaranla tepki arasında bir bağın oluşması ve bunun zincirleme olarak sürmesidir. bundan dolayı koşullanmış bir dizi uyarıcı-tepki bağları zinciri oluşmuş olur.

(b) sıklık ilkesi:

Belirli bir uyarıcıya karşı daha sık gösterilen bir tepkinin, aynı uyarıcı ile karşılaşıldığında gösterilme olasılığının daha fazla olmasıdır.

(c) yenilik ilkesi:
belirli bir uyarıcıya karşı yapılan en yeni davranışın, uyarıcı tekrar edildiği vakit, ortaya çıkma olasılığının daha yüksek olmasıdır.

edwın r. gutherıe
 a) bitişiklik ilkesi:

 Gutherie'ye göre, uyarıcı ile tepkinin birbirine bağlanması öğrenmenin temelini oluşturur. buna bitişiklik ilkesi denir. bitişiklik ilkesi bir uyarıcı durumu ile birlikte bulunmakta olan bir hareketin aynı uyarıcı ile karşılaşıldığında tekrardan görülmesi olarak açıklanabilir. örneğin aç bir kedi için en ideal hareket yiyecek elde etmek iken, sıkıcı bir taktirde olan kedi için bundan kurtulmaktır. burada uyarıcı ile tepkinin eş zamanlı olarak birleşmesi söz konusudur, yani öğrenme ideal bir tepki ideal bir uyaranla çağrışım yaptığı vakit oluşur.
 b) öğrenme ilk denemede oluşur ilkesi:  Bir uyarıcı bir tepki ile ilk kez bitiştiği vakit en yüksek birleştirici, cağrıştırıcı gücünü kazanır. yani öğrenme ilk denemede ya hep ya hiç biçiminde oluşur. bu ilke, her ne kadar alışkanlıkların uygulama sonucunda geliştikleri gerçeği ile çeliştiği izlenimini veriyorsa da, öğrenme ve unutma konusunda çok sayıda

düşüncenin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

 Davranışçı Kuram: Özet  1. Yaparak öğrenme esastır. Öğrenmede, öğrencinin yaparak öğrenmesi esastır. Çünkü öğrenci kendi yaptığı ile öğrenir.
 2. Öğrenmede, pekiştirme önemli bir yer tutar. Pekiştirme, davranışların tekrar edilme sıklığını arttıran uyarıcıların verilmesi işlemidir. Davranışlar, onları izleyen sonuçlardan etkilenir ve onlarla değiştirilir.  3. Becerilerin kazanılmasında ve öğrenilenlerin kalıcılığının sağlanmasında tekrar önemlidir. İnsan konuşma, müzik aleti çalma, yabancı bir dili konuşma v.b. becerileri tekrar yapmadan öğrenemez. Tekrar, öğrenmede gelişmeyi sağladığı sürece yararlıdır.  4. Öğrenmede güdülenmenin çok önemli bir yeri vardır. Öğrencinin bir davranışı öğrenebilmesi için o davranışı yapmaya istekli olası lazımdır. Bu nedenle, olumlu pekiştirme güdüleyici bir etkiye sahiptir.

1. Öğretirken öğrencinin kavrama gücünü göz önünde bulundurmak gerekir.

2. Uyarılan bir insan (motivasyon) uyarılmayana göre daha kolay öğrenir. 3. Uyarımın (motivasyon) ölçülü olmasına çok dikkat etmek gerekir. 4. Ödüllendirme ile kontrol edilen öğrenme genellikle, ceza ile kontrol edilen öğrenmeye oranla daha etkin olur. 5. Bireyin içinden gelen uyarım, dışından empoze edilen uyarıma oranla daha etkili öğretim sağlar. 6. Öğretimde esas olan başarıdır. 7. Bireylerin, kendileri için gerçekçi olan amaçları saptamaları hususunda yetişmeleri gerekir. 8. Öğrenmede geçmiş yaşantıların önemli bir yeri vardır. 9. Bireyin öğretime aktif olarak katılması, pasif alıcılığa tercih edilir. 10. Öğrenciye göre anlamlı olan konular, anlamsız ve anlaşılması güç olan konulara oranla daha kolay öğrenilir. 11. Becerilerin iyi öğrenilmesinde tekrarlanan alıştırmaların yerini hiçbir şey tutamaz. 12. Bireyin çalışma alışkanlıkları öğrenmeye yardım eder. 13. Öğrenci öğrenme yaşantıları arasındaki ilişkileri bizzat bulur ve ilişkileri gerekli durumlara uygulama deneyimi kazanırsa, öğrendiği şeyleri başka konulara transfer etmesi kolaylaşır. 14. Uzun süre hatırlanması istenen konuları sabitleştirmek için, ayrı zamanlarda ara sıra yapılan hatırlamalar yararlı olmaktadır.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->