P. 1
Selim Kaptanoğlu

Selim Kaptanoğlu

|Views: 192|Likes:
Yayınlayan: t24comtr

More info:

Published by: t24comtr on Nov 19, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
See more
See less

12/04/2012

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı

Komisyon : (10.236) Giriş : Tarih : 4/10/2012 Grup : Sayfa :1

ÜÇÜNCÜ OTURUM Açılma Saati: 16.34 BAġKAN : Mehmet Naci BOSTANCI (Amasya) ----0---BAġKAN – Sayın Selim Kaptanoğlu, geldiğiniz çok teĢekkür ediyoruz. HoĢ geldiniz. Televizyonlar görüntü aldıktan sonra onlar çıkacaklar, sadece yazılı basın burada kalacak, görüĢmemiz o çerçevede devam edecek. Bu arada, ben sizin kısa hayat hikâyenizi burada okuyayım: 1949 yılında Van‟da doğdunuz. Ġlk, orta ve lise Çanakkale, Çankırı ve Ankara. 66 yılında Ankara askerî tıbbiye öğrencisi olarak baĢladınız tıbbiye eğitimine, 72 yılında tamamladınız, tabip teğmen oldunuz. 73-76 arasında Bitlis Askerî Garnizon tabibi olarak çalıĢtınız. 76-80 Gülhane Askerî Tıp Akademisinde ortopedi alanında ihtisasınızı tamamladınız. 12 Eylül 80‟den kısa bir süre önce tabip binbaĢı rütbesiyle Ankara Mevki Hastanesi Ortopedi Bölüm ġefi görevine atandınız. 12 Eylül 80 sonrasında, MHP ve ülkücü kuruluĢlar davasında yirmi beĢ yıl hapis talebiyle yargılandınız, dokuz ay görevden alındınız, mahkeme kararıyla görevinize iade edildiniz. Üç buçuk yıl, Alparslan TürkeĢ‟in de kaldığı Ankara Mevki Hastanesi Tutuklu Servisi ġefliği görevinde bulundunuz. Askerlik mesleğinden binbaĢı rütbesindeyken atılmanız sonucunda Ġstanbul‟a yerleĢtiniz, iĢ hayatına geçtiniz. 89-91 yıllara arasında MHP Ġstanbul Ġl BaĢkanlığı yaptınız. 91‟de Özbekistan‟a gittiniz ve iĢ hayatınıza orada devam ettiniz. 94 yılında MHP‟de teĢkilattan sorumlu Genel Sekreter Yardımcılığı görevini üstlendiniz. Alparslan TürkeĢ‟in vefatından sonra tekrar Özbekistan‟a döndünüz, hâlen orada iĢ hayatınız sürüyor. Kısa ve veciz hayat hikâyeniz bu Ģekilde. Malum, biz darbe dönemlerini inceleyen bir komisyon olarak çalıĢıyoruz. Burada uzman arkadaĢlarımız da var. Esasen, bu alt komisyonda 5 vekil arkadaĢımız vardı ama hâlihazırda 2 kiĢiyiz burada, onlar da daha sonra katılabilirler. Biz, 12 Eylül döneminde ne oldu, neler yaĢandı, bunlara dair değerlendirme yapmak amacıyla bir alt komisyon olarak faaliyeti sürdürüyoruz ama genel anlamda 60‟tan 28 ġubat, 27 Nisan‟a kadar bütün dönemler inceleniyor, onlar ayrı alt komisyonlarda çalıĢmalarını sürdürüyorlar. 12 Eylül denildiğinde, otuz iki yıl öncesinden, o dönemde yaĢanan olaylardan bahsediyoruz. Burada, elbette toplu davalara, toplu olaylara, toplumda büyük travmalar yaratan ferdî cinayetlere iliĢkin birçok incelenecek konu var, bunlardan birisi de MHP davası, ülkücü kuruluĢlar davası ve o çerçevede yaĢananlar. Siz de hem bu davada yargılandınız hem de 1 numaralı sanık olarak yargılanan MHP Genel BaĢkanı Alparslan TürkeĢ‟le beraber uzun bir zamanınız geçti. Bu bakımdan, söyleyecekleriniz çok önemli. O çerçevede, önce isterseniz siz o dönemleri nasıl görüyorsunuz, hangi Ģartlarda yargılamalar oldu? Öyle bir hazırlığınız mı var? Bir sunumunuz olacak. Eksik bıraktığınız yerler olursa onlara da sorular Ģeklinde devam edebiliriz. O zaman, ben sözü size bırakıyorum. Buyurun. SELĠM KAPTANOĞLU – Sayın komisyon üyeleri, önce Türkiye‟deki darbelerin birçoğunun uzak yakın içinde olan bir insan olduğumu söyleyeyim, talebeliğimden beri bu iĢlere ilgi duyan bir insanım. Önce, darbelerle ilgili genel bir değerlendirme yapmak istiyorum, sonra özele gireceğim.

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : (10.236) Giriş : Tarih : 4/10/2012 Grup : Sayfa :2

27 Mayıs 1960 ihtilali, benim görüĢüme göre Türkiye‟de dıĢa bağımlı olmadan yapılan millî bir darbedir. Sebebi de Ģu bence: O ihtilal değiĢik subayların kendi baĢlarına birtakım arkadaĢlarını bir araya getirip oluĢturdukları komitenin yaptığı bir ihtilal yani yüzbaĢı rütbesinde Muzaffer Özdağ, Dündar Berkal gibi, albay rütbesinde TürkeĢ gibi, korgeneral rütbesinde Madanoğlu gibi, her birinin ayrı ayrı grupları var, bir araya geliyorlar, baĢlarına Cemal Gürsel‟i lider seçip darbe yapıyorlar. Bundan ders alan dıĢ güçler, Türkiye‟yi kontrol altında tutmak isteyen güçler bir Ģey yaptılar ondan sonra, Türkiye‟de yurt içi bölge komutanlıklarını kurdular -geçen gün patlamanın olduğu Afyon bunlardan bir tanesi- üç yerde yurt içi bölge komutanlıkları kuruldu, Türk ordusunun bütün mermileri orada saklandı yani birlik komutanlarının elinde eğitim mermisi dıĢında mermi yoktu. Bir albay, bir yarbay, bir binbaĢı kalkıp kendi baĢına bir Ģey yapmasın, komite kurmasın, ihtilal yapmasın diye böyle bir tedbir aldılar. Ondan sonra Türkiye‟de yapılan bütün ihtilaller, 12 Eylül 80 dâhil, emirkomuta zinciri içerisinde talimatla yapılan ihtilallerdir. En basit, 12 Eylül 1980 ihtilalinin emirkomuta zincirinde yapıldığını… Henry Kissinger‟in BaĢkan Carter‟a Damdaki Kemancı operasında söylediği laflar çok önemli “Bizim oğlanlar Türkiye‟de ihtilal yaptılar.” tabiri. Ben dıĢa bağımlı darbe olarak görüyorum. 12 Eylül askerî darbesi fikri, zikri olmayan bir hareket. Örnek olarak da Ģunu hatıra olarak anlatabilirim: Rahmetli Sedat Celasun benim çok iyi dostum, Jandarma Genel Komutanı, ihtilalden on gün sonra karısını ameliyat etmiĢtim Mevki Hastanesinde. Sordum: “PaĢam, ihtilali yaptınız, hayırlı olsun, iyi de oldu, sizin fikriniz ne PaĢam?” Ġhtilalin fikri, zikri ne yani. Bana “Selimciğim, biz Atatürk milliyetçisiyiz.” demiĢti. Ben de o tabiri ilk defa orada duymuĢtum, Atatürk milliyetçiliği tabirini, PaĢa‟dan. “PaĢam, siz kendi kendinizi kandırıyorsunuz, Türkiye‟de Atatürk milliyetçiliği diye bir Ģey olmaz, dünyada yok böyle bir Ģey, Ģahsa bağlı milliyetçilik olmaz, Lenin milliyetçiliği, Hitler milliyetçiliği olmaz. Türkiye‟de Atatürkçü iki sınıf insan var, biri ilkokul çocukları „Atam, Atam, sen kalk, ben yatam.‟ derler, bir de paĢalar var, baĢka kimse yok Atatürkçü falan, kandırmayın kendinizi.” dedim yani fikri, zikri olmayan bir hareket. Benim gördüğüm kadarıyla, malum güç, Türkiye‟de o dönemde de siyasetçiye yaptırmak istediği bir Ģeyi yaptırmak için önce askere rica ederdi, askerle konuĢurdu çünkü Amerika‟nın müttefiki askerdi öncelikle. Örnek olarak veriyorum: Ben MHP Genel Merkezinde çalıĢırken, 94‟lü yıllarda, Çekiç Güç‟ün uzatılmasıyla ilgili önerge Meclise gelirdi altı ayda bir. Bizim milletvekili arkadaĢlarımızın birçoğu “Ben bu sefer oy vermeyeceğim bu Çekiç Güç‟e, gerek yok.” falan derdi. Rahmeti TürkeĢ toplardı BaĢkanlık Divanını oylamadan bir iki gün önce “ArkadaĢlar, dün Genelkurmay BaĢkanı beni aradı -veya Kara Kuvvetleri Komutanı beni aradı- Çekiç Güç‟e „Evet‟ diyoruz.” “Efendim, niye „Evet‟ diyoruz?” “Evet‟ demezsek Irak‟ta sınır ötesi operasyon yapma Ģansımız yok.” derdi ve gidip kuzu kuzu herkes oyunu kullanırdı. Demek istediğim Ģu: Amerika Türkiye‟de siyasetçiye yaptırmak istediği Ģeyi askere telkin ederdi, o iĢte askeri kullanırdı, asker siyasetçiye yaptırırdı. Bu durum, 1991‟de yavaĢ yavaĢ değiĢmeye baĢladı. Rahmetli Özal‟ın “Irak‟a girelim.” önerisine Genelkurmay BaĢkanı rahmetli Necip Torumtay karĢı çıktı “Asker hazır değil.” diye. Bu müttefikimizi biraz kızdırdı. Arkasından, 1 Mart Tezkeresi tam iĢin tuzu biberi oldu. Orada Amerika asker müttefikine güvendi ve siyasetçilere baskı yaparak tezkereyi Meclisten çıkaracağını düĢündü. Askerini Ġskenderun Körfezi‟ne kadar gönderdi, bir ay orada denizde sallanıp durdular. Ama Türkiye‟de bir Ģey oldu. Mesela o oylamada CHP‟nin baĢındaki Deniz Baykal Bey tuttu “Tezkereye hayır.” diye grup kararı aldı, cezasını da kasetle gördü. Asker siyasetçiye baskı yapmadı, kendini ortaya koymadı. Ben bunu Genelkurmay Lojistik Daire BaĢkanına sordum, orgeneral. Bir askerî doktor arkadaĢımın muayenehanesinde karĢılaĢtık “PaĢam, niye siz tezkere için siyasetçiyle konuĢmanız? Ġyi olmaz mıydı Türkiye girseydi?” dedim. “Biz aptal

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : (10.236) Giriş : Tarih : 4/10/2012 Grup : Sayfa :3

mıyız oğlum? AK PARTĠ‟yi kahraman mı yapacaktık? Girseydik Irak‟a bunları kim götürürdü sonra?” dedi. Aynen, benim kulaklarımla duyduğum Ģeyi söylüyorum. Dolayısıyla, orada… Askerden nasıl intikam alındı? Çuvalla alındı. Nasıl alındı? Balyozla alınıyor. Nasıl alındı? Ergenekon‟la alınıyor, hâlâ alınıyor. Daha sonra, sivil otorite Amerika‟yla görüĢtü tezkereden on gün sonra “Sizin askere falan ihtiyacınız yok, bir Ģey söylemeye ihtiyacınız yok.” Ne yapılır, ne edilir? AnlaĢtılar. Artık askere bir Ģey söylemeye gerek kalmadı. Benim özellerime gelince: 12 Eylül ihtilalini içinde yaĢadım. 12 Eylül‟de MHP davasında yirmi beĢ yıl hapis istemiyle yargılandım Alparslan TürkeĢ‟e mektup yazdığım için yani “ArkadaĢın tayinini yapar mısınız efendim?” dediğim için, tabip teğmenken, Bitlis‟teyken bir pusula yazmıĢtım. “Sayın BaĢbuğum, size arkadaĢımı gönderiyorum, kendisi ülkücüdür, kardeĢimizdir -emniyet müdürü- yardımcı…” Bu pusula MĠT‟in eline geçmiĢ o sırada. MĠT, 12 Eylül ihtilalinde bu tip belgeleri MHP Genel Merkezine götürdü, çıkardı, bundan yargılandık yirmi beĢ yıl hapis istemiyle. Mesela, rahmetli Erbakan elebaĢlarından birisi olarak Kenan Evren tarafından gösteriliyordu yani ihtilalin nedeni olarak, on yedi yıl hapis istemiyle yargılandı. Biz, böyle bir pusuladan dolayı yirmi beĢ yıl istemiyle yargılandır. MHP davası da dâhil o davalar tam bir komedi. 12 Eylül yönetiminin ana politikası iti ite kırdırma politikası çok özür delerim- sağcı tutukluya solcu, komünist polis iĢkence yapıyordu, solcuya sağcı iĢkence yapıyordu yani iti ite kırdırıyor. Sağcı tutukluya solcu hâkim bakıyordu, solcu tutukluya sağcı hâkim bakıyordu. 12 Eylül yönetiminin kendi ekipleri olmadığı için bu ekipleri kullandılar. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Ġti ite kırdırmak diye onların tabiriyle söylüyorsunuz, değil mi? SELĠM KAPTANOĞLU – Evet, benim de tabirim o, onların da tabiri o. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) - Sizin de tabiriniz o. SELĠM KAPTANOĞLU – Evet, benim de tabirim o, ben içinde yaĢadım çünkü. Ben soldan da çok iĢkence yapılanı gördüm, sağdan da yapılanı gördüm, elimden geleni de yaptım. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Bu, bir benzetme mi yoksa… SELĠM KAPTANOĞLU – O yani baĢka bir Ģey değil. Benzetme diyelim, kendileri de öyle söylediler zaten. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Benzetme diyelim. SELĠM KAPTANOĞLU – Öyle diyelim. ġimdi mesela bir örnek vereceğim. 1983 yılıydı herhâlde, bir sol grup açlık grevi yaptı Türkiye genelinde, sol, bütün gruplar birleĢti. O grevde Diyarbakır‟da 24 kiĢi öldü açlık grevinde, Ġstanbul‟da 14 kiĢi öldü. Ankara‟da bana geldi çünkü ben Mevki Hastanesinde Tutuklu Servisi ġefiydim, 60 kiĢi. Ben de MHP davasından yargılanmıĢım, geriye dönmüĢüm, tutuklu servisi kuruluyor, Ģef bulunamıyor. En kıdemsiz benim, benden kıdemliler var, kimse görevi kabul etmek istemiyor. Niye? Çünkü cezaevinde sağcı var, solcu var, mafya var, siyasetçi var. Ġleride sıkıyönetim biter bela gelir diye kimse görevi kabul etmek istemiyordu. Ben imza attım, kendimi tutuklu servisinin Ģefi yaptım. Çocuklara yalvarıyorum “Yapmayın, bakın, öleceksiniz.” Yirmi gün, yirmi beĢ gün açlık grevi. Aralarında CHP Milletvekili Bakan Hasan Esat IĢık‟ın oğlu da vardı, Metin IĢık, Dev-Yol davasının sanığıydı. Babası birkaç defa gitti geldi, hâkimlerle konuĢtu, çocuk tahliye oldu. O arada inanılmaz bir Ģey gördüm ben, Genelkurmay‟dan yazılı bir emir geldi bana tutuklu servisinin Ģefi olarak, diyor ki emirde: “Bu tutuklulardan tedaviyi kabul etmeyeni bırak, ölsün, tedaviye zorlamayın.” BAġKAN – Bu resmî yazı mı?

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : (10.236) Giriş : Tarih : 4/10/2012 Grup : Sayfa :4

SELĠM KAPTANOĞLU – Resmî yazı. O günün tarihlerinde, açlık grevlerinin yapıldığı günlerde ki, bellidir o, bir defa yapıldı o büyük grev, Genelkurmay arĢivlerine girilirse bu görülür. BAġKAN – Sizde var mı o yazı? SELĠM KAPTAPOĞLU – Bende yok efendim. Ben yapmamam gereken bir Ģey yaptım, çocukları topladım -solun ileri gelenlerini, 60 kiĢinin 5 tanesini, lider pozisyonunda, Yasin Ketenoğlu falan vardı liderler arasında“Bakın arkadaĢlar, bu ihtilali kim yaptı? Amerika yaptırdı. Kime yaptırdı? Generallere yaptırdı. Sizin Amerikancı dediğiniz Alparslan TürkeĢ sizinle birlikte hapis yatıyor beĢ buçuk yıldan beri, dört yıldan beri ama bakanlık yapmıĢ birisinin çocuğunun ölmesine razı değiller, çocuğu taburcu ettiler, tahliye ettiler. Siz ölürseniz ananız ağlar sadece. ĠĢte emir.” O emri göstererek onlara -kanunsuz olduğu hâlde bunu yaptım- hepsi, Allah‟a Ģükür, kurtuldu, bir tanesi de ölmedi yani öyle atlattık olayı. O gününün tarihinde, Genelkurmay arĢivlerine girilirse bu yazılı emir orada var. Mesela Diyarbakır Cezaevinde, o günlerde yapılan iĢkenceler… Mamak‟ta yapılan iĢkenceler Diyarbakır‟dan farklı değil, aynı. Bugün Kürtçülük meselesinin, Türkiye'nin baĢına bela olan bu meselenin ana kaynaklarından birisi 12 Eylül yönetimidir, Diyarbakır Cezaevinde yapılan iĢkencelerdir. Ġki: Durup dururken Kürtçenin yasaklanmasıdır, Kürtçülerin eline “Bak, bunlar sizin ana dilde konuĢmanızı yasaklıyorlar.” diye propaganda malzemesi verilmesidir. Bir üçüncü yanlıĢları da o sırada güney ve doğuda halkın elindeki silahları toplamalarıdır. Halk teröriste karĢı silahsız hâle getirilmiĢtir, namusunu koruyamamıĢtır, PKK‟nın esiri olmuĢtur, ona hizmet etmek zorunda kalmıĢtır. Bu da Konseyin bariz hatalarından, 12 Eylül darbesinin Türkiye‟ye getirdiği en büyük kötülüklerden birisidir. Demin de söyledim, 12 Eylül‟ün ana yönetiminin iti ite vurdurma politikası vardı. Mesela, MHP davasında, benim yargılandığım davada davaya bakan savcı Nurettin Soyer Marksist Leninist bir savcıydı, hâkimlerin 3‟ü de Marksist Leninistti. Dev-Yol davasına bakan hâkimler de ülkücü hâkimlerdi. Bir gün, unutmuyorum, ben askerlikten atıldıktan sonra, iĢ bulamadım, bir arkadaĢım Nurettin Ersin PaĢa‟nın çok yakınıydı, kurmay yüzbaĢı ġakir Önem. Onunla beraber Nurettin PaĢa‟nın evine gittik bana iĢ vermeleri için, Sağlık Bakanlığında, Sigortada, bir yerde. Dedi ki bana: “Selimciğim, biz sizin mahkemelere hiç karıĢmadık, hâkimleri hiç müdahale etmedik, onlar vicdanlarına göre karar verdiler.” Ben dedim ki: “PaĢam, doğru söylüyorsunuz da sizin Ģimdi elinizde 100 ton altınınız olsa bu altını korumak için evin önüne iki üç tane iyi köpek bağlar mısınız korumak için?” “Bağlarım.” dedi. “Bu köpeklerin çok iyi olmasına, yırtıcı, dikkatli olmasına dikkat eder misiniz?” “Evet.” “Peki, daha sonra dönüp der misiniz ki: „Ey köpekler, köpekliğinizi iyi yapın.‟ Yani sizin bu hâkimlere bir Ģey söylemenize gerek yoktu ki. Zaten bizi mahvetsin diye bu adamları getirip koydunuz oraya, tarafsız değiller ki.” Bunun gibi… Bir gün, unutmuyorum, MHP davasında yargılanıyoruz, Lütfü Ülkümen vardı, rahmetli profesör, yanımda oturuyor, seksen yaĢında vardı, çok da karakterli bir insandı. Ağustosun sıcağı, adamcağızın uykusu geldi, kafayı hafifçe yere eğdi. Geldi asker kafaya dipçikledi “Kalk lan, bilmem ne çocuğu” diye. Adam kahrından bir ay sonra öldü, üzüntüden öldü. Bu tip muameleler oldu. Hatta ben kalktım orada müdahale ettim “Siz Ģerefsizsiniz, bizi yargılayamazsınız.” dedim. Beni dıĢarı attılar, mahkemenin dıĢına attılar, falan filan, bir sürü Ģeyler. 12 Eylül yönetiminin… Kenan Evren‟in 2001 yılında 12 Eylülün yıldönümünde televizyonlarda Rıza Müftüoğlu‟yla bir tartıĢması oldu. Bizim Rıza Müftüoğlu diye bir

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : (10.236) Giriş : Tarih : 4/10/2012 Grup : Sayfa :5

arkadaĢımız var, “Coplar ve 12 Eylül” falan diye bir kitap yayınlamıĢtı. Orada kalktı Kenan Evren dedi ki: “Eğer 12 Eylülde Alparslan TürkeĢ hapishaneden kaçırılsaydı biz karar vermiĢtik cezaevindeki bütün ülkücüleri öldürecektik. Alparslan TürkeĢ kaçırılsaydı cezaevindeki bütün tutuklular öldürülecekti.” Öldürmeyi göze alan bir zihniyet iĢkence yapmaz mı? Benim söylediğim bu. Rahmetli TürkeĢ cezaevindeyken bayağı eziyet gördü, ıstırap gördü, manevi iĢkence gördü en azından yani. Mesela, bir gün, hatırlıyorum, yattığı koğuĢ ile gittiği tuvaletin arası 50-60 metre, 2 tane asker yanında gidiyor, askere “Evladım, dizlerim kireçli, biraz yavaĢ yürüyebilir miyiz?” demiĢ koridorda giderken, o da Anadolu çocuğu “Olur komutanım.” demiĢ. TürkeĢ emekli asker ya, öyle biliyor Anadolu terbiyesiyle. Oradan, merkez komutanlığında görevli yüzbaĢı, vay sen misin bunu diyen, duymuĢ kalabalık içinde, TürkeĢ Bey‟in gözünün önünde askerin ağzını burnunu kırmıĢ. Ġçeri girdim, BaĢbuğ‟un odasına girdim, baktım ağlıyor. “BaĢbuğ‟um hayırdır?” dedim “Oğlum, benim yüzümden bir Anadolu çocuğunu dövdü benim yanımda, keĢke bana vursaydı. Ben buradan çekip gideceğim, kapıdan çıkıp gideceğim, beni öldürsünler isterlerse. Yeter artık.” dedi. Ben de orada yüzbaĢıyı dövmüĢtüm hatta hatırlıyorum, hatta ben onu dövdüm diye o da gitti bir tutuklunun bacağını kırdı. AĢağı indi, Hasan Üçüncü isminde kaçakçılıktan yatan bir tutuklu, ameliyat etmiĢiz aĢağıda, o hırsla iniyor aĢağıya, tekme atıyor, ameliyatlı bacağı yeniden kırdılar. Bunları hep yaĢadık, gördük. Bütün bunlar, Alparslan TürkeĢ‟in gördüğü o sıkıntılar, üzüntüler falan onda hep kaçma, kurtulma arzusunu yarattı. Burada, TürkeĢ Bey‟in kendi el yazısıyla, kurduğumuz planlar “Oğlum, helikopter saat kaçta geliyor? Nasıl gidiyoruz?” falan gibi. Ben bunları rahmetli TürkeĢ‟in sağlığında “12 Eylül‟de TürkeĢ” diye hatıralarımdan yayınladım. Bu kitabımın önsözünü de Alparslan TürkeĢ yazdı, onca da malum Ģeyler. Ülkücülere yapılan iĢkenceler C-5 denilen yerde yapılıyordu o zaman. Mesela, Korkut Özal, benim hastamdı yine, yatıyor, bacağını ameliyat etmiĢtim. Uluç Albay diye biri vardı, gece giriyor, kapısını kırarak odasına giriyor. Sabah geldim, Korkut Bey ağlamaklı. Müjgân Yenge de yanında yatıyor. “Doktorcuğum böyle Ģerefsizlik olur mu? Allah‟tan Müjgân‟ın baĢı örtülüydü geldiğinde” falan dedi. Hiç unutmuyorum bunları. Bunun gibi Ģeyler. Benim söyleyeceklerim Ģimdilik bu kadar. Bir sorunuz olursa sorularınızı cevaplamaya çalıĢayım. BAġKAN – Çok teĢekkürler. Biraz önce gösterdiğiniz “12 Eylül‟de TürkeĢ” kitabı değil mi? SELĠM KAPTANOĞLU - Evet. BAġKAN -Bu önsözde, TürkeĢ‟in yazdığı önsözde 12 Eylül harekâtının iktidara yürüyen MHP‟yi durdurma çabası olduğu ifade ediliyor. Sizin kanaatiniz nedir? SELĠM KAPTANOĞLU – Kesinlikle doğru. MHP 1973 seçimlerinde 3 milletvekili çıkardı. O gün güçlü olan mesela MSP‟nin (Millî Selamet Partisi) 48 milletvekili vardı. Alparslan TürkeĢ, ondan sonra Ġslama sahip çıktı, Türklüğe sahip çıktı, 1977 seçimlerinde 3 milletvekili 17‟ye çıktı. MSP‟nin de 48 milletvekili 24‟e düĢtü. Ġhtilal olmasaydı 80‟de, inanıyorum ki, MHP en az 100 milletvekili getirecekti. Zaten 12 Eylül ihtilali ülkücülere ve sola karĢı yapılan bir hareket. ġimdi, ben düĢünüyorum, o tarihlerde üniversitelerin kapılarında “Buraya Muhammed‟in piçleri giremez.” yazıldığı dönemde hiç ortada olmayanlar, müdahale etmeyenler daha sonra Ġslama sahip çıkıp iktidar oldular. Ama benim partim, benim hareketim, ülkücü hareket, Türklük gurur ve Ģuuru, Ġslam ahlak ve fazileti dediğim bir hareket maalesef Ġslama gerektiği kadar sahip çıkamadığı için hep muhalefette. Ama düĢünüyorum,

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : (10.236) Giriş : Tarih : 4/10/2012 Grup : Sayfa :6

belki de onlara verilen görev o Ģu anda çünkü Türkiye‟de Siyasi Partiler Kanunu değiĢmeden hiçbir Ģeyin normal olabileceğine inanmıyorum. Neden? Çünkü bir ülkeyi idare etmek istiyorsanız 3 kiĢi bulun, birini iktidar partisinin baĢına getirin, ikisini muhalefet yapın, onlara o görevleri verin. Her ilçede de 400 tane üye yapın, 401 gerekmiyor çünkü 401 olursa hâkim nezaretinde kongre yapmak lazım, 400 tane asker üye yazın, o 400 asker delegeliği yapsınlar, ilçe delegelerini seçsinler, onlar il delegelerini, onlar genel merkez delegelerini, onlar da genel baĢkanı, öyle… Bu Ģartlar altında, Avrupa, Amerika bizim her Ģeyimize karıĢıyor, kokorecimize, kebabımıza kadar, peki, neden Siyasi Partiler Kanunu‟nu değiĢtirmiyorlar? Çünkü kontrol altında tutabiliyorlar. Bir ülkücü hareketin, örnek veriyorum -kendi hareketim- yıllarca Ġslam için mücadele etmiĢ, Türklük için yapmıĢ, savaĢması gereken saha hangisi? Türkiye‟de 100 oyun yüzde 60‟ı, 70‟i sağ oydur, yüzde 30‟u sol oydur. Bunu herkes bilir. Ben niye gidip sağın oyuna talip olmam da gidip yüzde 30‟luk sol oya talip olurum? Hâlâ bilmiyorum yani. BAġKAN – Sizinle yapılan söyleĢilerde Silahlı Kuvvetler içinde MHP‟ye yönelik geniĢ bir sempatiden bahsediyorsunuz. 12 Eylül öncesinde TürkeĢ‟in Gülhane Askerî Hastanesine geliĢinde 300 kadar subayın törenle karĢıladığından hatta içinde bir sağ cuntanın varlığından bahsediyorsunuz. Nedir, ordu, cunta… MHP‟nin aynı zamanda bir cunta Ģeklinde örgütlenip orduyu kontrol etmek Ģeklinde çabaları mı söz konusuydu? SELĠM KAPTANOĞLU – 12 Eylül öncesinde Türkiye‟de bir ölüm kalım savaĢı vardı. Neydi ölüm kalım savaĢı? Türkiye‟yi Sovyetler Birliği‟nin hakimiyetine sokmak isteyen bir grup ile bir karĢı grup vardı. Ülkücüler de “Her Ģey Türk milleti ve Türklük için. Ne Amerika ne Rusya ne de Çin, her Ģey Türk milleti ve Türklük için.” diyorlardı. Mücadele buydu. Bu mücadele sadece sivil kesime değildi, orduda da sol teĢkilatlanma vardı ve sağ teĢkilatlanma vardı. Mesela, 12 Mart dönemi. 12 Mart‟ta sol cunta neredeyse muvaffak olup ihtilal yapacaktı ama demin söylediğim hâkim güç daha güçlü olduğu için son anda darbe ters döndü, sola vurdu. Alpaslan TürkeĢ‟e ordu içerisinde büyük sempati vardı. Mesela bir örnek anlatayım, basit bir örnek, daha önce bu gazetelerde geçtiği için söylüyorum. Ġhtilalden sonra bir gün 3 tane havacı astsubay çocuk hastaneye geldiler TürkeĢ Bey‟le görüĢmek için. Bunlar Mürted‟deki uçak bakım teknisyeni çocuklar, baĢkanlarıyla beraber, ülkücü bir teĢkilat vardı orada. “Ağabey, biz BaĢbuğ‟a bir Ģey soracağız, müsaade ederse yapacağız.” Geldiler, görüĢtürdük BaĢbuğ‟la. ġunu söylediler: “BaĢbuğ‟um, siz Kenan PaĢa‟yı öldürmemizi istiyorsanız eğer, size bu iĢkenceyi, Ģunu, bunu yapıyorlar burada biz onların uçağına bomba koyalım -çünkü bunlar uçak bakım teknisyeni, uçağın bakımını yapıyorlar- havada infilak ettirelim isterseniz.” TürkeĢ müsaade etmedi “Yok oğlum, bunların 5‟i bir yerde geziyor, bunlara bir Ģey olursa Haydar Saltık var, o daha berbat.” Onlar da hayatlarını TürkeĢ‟e borçlular yani. Yoksa Alparslan TürkeĢ için ordu içerisinde ölmeyi göze alan bir sürü insan vardı. Kaçırılma hikâyesi de öyle. Alparslan TürkeĢ isteseydi hapishaneden kaçardı. Alparslan TürkeĢ‟i yakınındaki bazı arkadaĢları yanılttı, “Kenan Evren size bir Ģey yapmaz. Nurettin Ersin sizin sınıf arkadaĢınız.” falan gibi. Bence TürkeĢ teslim olmamalıydı ihtilalde, yanlıĢ yaptı. BAġKAN – Nurettin Ersin ve Sedat Celasun‟un milliyetçi olduğunu ifade ediyorsunuz. SELĠM KAPTANOĞLU – Evet. BAġKAN – Yardımları oldu. SELĠM KAPTANOĞLU – Çok oldu. BAġKAN – Ne yaptılar?

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : (10.236) Giriş : Tarih : 4/10/2012 Grup : Sayfa :7

SELĠM KAPTANOĞLU – Mesela Sedat Celasun‟un oldu, bayağı oldu. En çok yardımı Necdet Üruğ yaptı ülkücülere ve Alparslan TürkeĢ‟e. Zaten Necdet Üruğ Genelkurmay BaĢkanı olduktan sonra biraz durum değiĢti, iĢkenceler azaldı. Mesela daha önce TürkeĢ Bey‟i hep hastaneden çıkarmaya çalıĢıyorlardı, Mamak‟a göndermeye çalıĢıyorlardı. Üç buçuk sene yattı. Benim gücüm yetmezdi onu orada üç buçuk sene tutmaya, tutuklu servisi Ģefi olduğum hâlde. Ama haber alıyorduk biz, TürkeĢ çıkacak, Mamak‟a geçecek diye. Hemen damadı vardı, Hamit HomriĢ arkadaĢımız, onunla birlikte Turgut Sunalp‟e gidiyorduk. Turgut Sunalp, Rahmetli, TürkeĢ Bey‟in çok iyi dostuydu, çok iyi arkadaĢıydı. “PaĢam, böyle böyle, TürkeĢ Mamak‟a gidecek.” diyordum, hemen Necdet Üruğ‟u arıyordu. Necdet Üruğ dayısıydı çünkü kendisinin. Necdet Üruğ Necdet Öztorun‟a, Kara Kuvvetleri Komutanına, telefon açıyordu; Kara Kuvvetleri Komutanı da BaĢhekime telefon açıp “TürkeĢ yatsın hastanede, göndermeyin Mamak‟a.” diyordu. O sayede yatırıyorduk yani. Hatta Recep Ergun‟un, Sıkıyönetim Komutanı, bundan haberi yok. Beni çağırdı bir gün Mamak‟a, “Sen ne halt ediyorsun, TürkeĢ niye yatıyor?” diye sordu. “PaĢam, hasta.” dedim. “Neyi var?” dedi. “Gözlerinden rahatsız, kalbinden rahatsız.” dedim. “BaĢka, baĢka?” dedi. “Dizlerinden rahatsız.” dedim. “BaĢka, baĢka?” dedi. Baktım dalga geçiyor hâlâ “PaĢam, kafasından rahatsız.” dedim. “Niye, kafasında ne varmıĢ?” dedi. “Erbakan, Ecevit falan dıĢarıdayken ben niye içerdeyim diye kafası bozuk, ondan yatıyor.” dedim. Bana küfür etti, “Yıkıl karĢımdan.” falan dedi. Dedim ki: “PaĢam, peki, taburcu edeyim ama taburcu etmeye kalktığımızda Necdet Üruğ‟a gidiyor, bir damadı var, o da Öztorun‟a söylüyor, Kara Kuvvetleri Komutanına, o da BaĢhekime telefon açıyor.” dedim. Tabii, bundan haberi yok Sıkıyönetim Komutanının. “Ha, o zaman bırak, kalsın.” dedi. Bunun gibi Ģeyler yani. Yani orada bayağı ülkücü arkadaĢlar vardı, çok vardı hem de ama tabii satanlar da oldu, TürkeĢ‟i satanlar da oldu. Mesela ihtilalin olacağını TürkeĢ‟e haber vermediler. Bir hafta önce ben kendisine, Rahmetliye söyledim. Evine gittim, “BaĢbuğ‟um, böyle böyle söylentiler var, ihtilal olacakmıĢ.” dedim. “Ne öneriyorsun bana oğlum?” dedi. “Kaçın Türkiye‟den.” dedim. “Niye kaçayım?” dedi. “Efendim, koruyamayız sizi, tutuklarlar sizi, yaparlar.” dedim. “Bakalım.” falan dedi. BaĢka arkadaĢlarımız vardı benden daha üst kademede, “Bir Ģey olmaz, Ersin sizin adamınız, Celasun size yakın, kimse size bir Ģey yapamaz.” demiĢler ama Kenan Evren‟in TürkeĢ‟e olan kinini hesap edemediler ki Alparslan TürkeĢ‟in Kenan Evren‟e karĢı çok faydaları var, sınıf arkadaĢı. TürkeĢ Bey‟le çok konuĢtum ben, lakabı “Kız Kenan.” okuldayken. “Pehlivan Kenan”, “Kız Kenan” derlermiĢ Kenan PaĢa‟ya. BAġKAN – Yani hem “pehlivan” hem “kız” nasıl… SELĠM KAPTANOĞLU – Nasıl bir pehlivansa öyle bir Ģey. “Kız kardeĢinin de tapuda iĢleri vardı, yaptım. Kara Kuvvetleri Komutanına yardımcı oldum.” dedi. Ama ben sonradan düĢündüm, doktor olarak da tespit ettim ki Kenan Evren‟de Alparslan TürkeĢ‟e karĢı korkunç bir kıskançlık vardı. Sebebi de Ģu: “Albay bu ya, bunun arkasından bu kadar okumuĢ adam nasıl gidiyor yani? Ben generalim kardeĢim, albay bu.” Bizim askerlikte vardır bu iĢler. Ama Ecevit, Rahmetli, kolej mezunu; onun arkasından gidiyor. Albay olunca zoruna gidiyor arkasından gitmek yani ve resmen kıskançlıktan olan Ģeyler, baĢka bir Ģey değil, benim Ģahsi kanaatim. Kan kusturdu yani. BAġKAN – Siz darbe olacağını nereden öğrendiniz? SELĠM KAPTANOĞLU – Bana geldi arkadaĢlar, söylediler. Genelkurmay istihbaratta arkadaĢlarım vardı, “Bir hafta, on gün sonra darbe olma ihtimali var.” dediler. Ben de gittim, söyledim TürkeĢ Bey‟e. Ertesi gün beni arkadaĢımız çağırdı, benden üst kademede olan ülkücü arkadaĢımız, “Sen ne halt ettin, akĢam TürkeĢ‟e gitmiĢsin, „Kaç.‟ demiĢsin.” dedi. Ki o sırada Erbakan yurt dıĢında kaçaktı. Ġhtilalin olması on gün o yüzden gecikmiĢ, Erbakan‟ın

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : (10.236) Giriş : Tarih : 4/10/2012 Grup : Sayfa :8

gelmesi beklenmiĢ. TürkeĢ kaçsaydı ihtilal belki olmayacaktı. Ġhtilal günü ben Mevki Hastanesindeyim, Mürted‟de havacı yüzbaĢı bir arkadaĢımız vardı, Kemal Yüksel diye. Sabahleyin birliğe gidiyorlar, “DıĢarı çıkmayın, yasak.” diyorlar bunlara. “Niye, ne oldu?” falan diyorlar. “Ġhtilal var bugün.” diyorlar. O 2 tane ülkücü arkadaĢımızı, astsubayı, apandisit krizi geçiriyormuĢ gibi ambulansa bindiriyor, birini Gülhane Hastanesine gönderiyor, birini de bana gönderiyor, Mevki‟ye, haber versinler diye. Bana gelen beni bulamıyor hastane içerisinde. Gülhane‟ye giden, Metin Denli Ağabeyimiz vardı, onu buluyor. O da gelip, Mehmet Ünlü falan var, onlarla birlikte Baki Ağabeye, Baki Tuğ‟a gidiyorlar, o da ülkücü bir ağabeyimiz Mamak‟ta. Diyorlar ki: “Ağabey, bugün ihtilal, haberiniz var mı? Partiye haber verdiniz mi?” O da diyor ki: “Verdik ama bir de gidin siz söyleyin.” diyor. Partiye gidiyorlar saat 2 civarında. Cevat Doğan diye bir sivil doktor ağabeyimiz var, onunla birlikte. Cevat Ağabey yukarı çıkıyor, TürkeĢ Bey gazetecilerle toplantı yapıyormuĢ, kapıyı açıyor, “BaĢbuğ‟um, bir Ģey söyleyeceğim, söyleyeceğim çok önemli.” falan diyor. “Oğlum, akĢam eve gel.” diyor o da. AkĢam gidip kapıda bekliyorlar. Orada ben olsam direkt gazetecilerin yanına girerdim, “BaĢbuğ‟um, bu akĢam ihtilal var.” derdim, ihtilal de olmazdı akĢam yani duyuldu diye. Olay bu. BAġKAN – Mevki Hastanesinde Alparslan TürkeĢ‟le yaklaĢık üç buçuk yıl geçirdiniz. Bu süre içerisinde birçok olaya, birçok konuĢmaya, birçok değerlendirmeye Ģahit olmuĢsunuzdur. MHP içerisinde çok güçlü ve karizmatik bir TürkeĢ kültü vardır. Daha önce çok yakından tanımadığınız birisini âdeta hanenizin bir ferdi gibi daha yakından görüyorsunuz. Yakından bir insana Ģahit olmak, iki farklı eğilim doğurur: Bir, birtakım insani zaaflarını görürsünüz, ondan dolayı daha farklı bakarsınız yahut da gözünüzde daha fazla yücelir. Bu süreçte sizin üzerinizde konuĢmalar, görüĢmeler; onlara iliĢkin bize söyleyeceğiniz tanıklık var mı? Hem de sizin üzerinizde ne tür bir etkisi oldu? SELĠM KAPTANOĞLU – ġimdi, bizim ülkücü hareket bir prizma Ģeklinde, üçgen Ģeklinde. Tabanda ülkücü gençlik vardı, tavanda TürkeĢ vardı, ortada da “ağabey” dediklerimiz vardı. Ülkücü hareketin tabanı 12 Eylülde çok güzel bir imtihan verdi, hiçbirisi liderini satmadı. Zaten en ufak bir ifade verseydi kurtarıyordu. Örnek: 3 kiĢiyi öldürmüĢ, 5 kiĢiyi öldürmüĢ. Savcı soruyor: “TürkeĢ mi sana talimat verdi?” “Evet” dese beraat zaten, problem yok. BaĢbuğ da çok güzel bir imtihan verdi yaĢlı olmasına rağmen. Dimdik ayakta durdu, bir gün bile sarsılmadı ama o üçgenin içerisindeki ağabey pozisyonundan çok açık verenler oldu. Örnek vereceğim: TürkeĢ Bey kalktı, savcının suratına iddianameyi fırlattı “Siz bizi yargılayamazsınız.” diye. Her gün bir ağabeyimizin avukatı geliyordu hastaneye, “Aman efendim, bu duruĢmada sakın siz karĢı çıkmayın. Bana söz verdiler, ben tahliye olacağım…” Bir sonraki duruĢmada diğeri geliyor. En son bana dedi ki: “Oğlum, bırak bunların hepsi çıksın, kendimizi savunmayalım bile, en son biz çıkarız nasıl olsa.” dedi. Yani böyle bir Ģey var. Yani böyle bir Ģey var. Alparslan TürkeĢ‟i ben talebeliğimden beri tanırım, on altı yaĢındayken tanıdım, ölünceye kadar da beraberdim. Tanıdığım için çok mutluyum, bir gün dahi, Allah‟ıma Ģükürler olsun, beni sarsmadı yani yüreğimdeki inancım sarsılmadı, hep yiğitti, hep yiğitti. BAġKAN – Bu 1976-1980 arasında Türkiye‟de Ģiddet çok ciddi bir yükseliĢ gösterdi ve bunu bir türlü önlemek mümkün olamadı. Devlet var, devletin güvenlik güçleri var. Niçin önlenemediğine dair çok farklı spekülasyonlar söz konusu, siz de biliyorsunuz. Niçin Türkiye önleyemedi bu Ģiddeti? MHP‟nin pozisyonu neydi? SELĠM KAPTANOĞLU – ġimdi, efendim, MHP‟ye Alparslan TürkeĢ‟in sürekli söylediği Ģey Ģuydu: “Kavga etmeyin.” Fakat benim mesela, örnek vereceğim, Erdoğan Turan, Partizan‟ı, Yönetim Kurulu üyelerinden bir çocuk. Sonradan çok samimi olduk

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : (10.236) Giriş : Tarih : 4/10/2012 Grup : Sayfa :9

kendisiyle. O Ģunu söylüyor: “Ağabey, Alparslan TürkeĢ „ArkadaĢlar, silahı bırakın.‟ dediği gün biz teĢkilat olarak anlardık ki emir veriyor ülkücülere „Bu akĢam saldırın.‟ diye.” Hâlbuki TürkeĢ “Silahı bırakın.” diyor. KarĢı propagandanın çok büyük etkisi var. Ülkücüler genelde savunma hâlinde kaldılar, genelde. Zaten imkânsızlıklar vardı. Örnek: 1 ülkücü 1 silahla 5 kiĢiyi öldürdü ama sol hiç onu yapmadı, 5 ayrı silah kullandı. Ülkücüler terörün içerisine bence atıldı, atılmak zorunda kaldı yani girmek zorunda kaldı kendilerini korumak için. Ben kendi Ģahsi kanaatimi söylüyorum. ġimdi, 1979 senesinde ihtilale beĢ altı ay kala Kıbrıs‟ta görevliydim. Bir askerî hastaneye BaĢhekim olarak atandım dört aylığına. Bir yazılı emir geldi bana o sırada Genelkurmaydan yine. “Komünistlerin subayları öldürecekleri ihbarı alınmıĢtır. Bundan böyle mümkün olduğu kadar subayların resmî elbiseyle sokakta gezmemeleri, alıĢveriĢlerini toplu yapmaları falan…” Yani ordu bilinçsizdi daha terörü önlemeye karĢı. 1979‟dan bahsediyorum. Öyle ben bilinçli olarak “Olaylar artsın, sonra bu iĢe müdahale edelim.” falan… O kadar zeki olduklarına inanmıyorum yani. Onlara talimat 1980‟de yapılsın diye geldi. 1979 diye gelseydi 1979‟da yapılırdı yani bugün gelseydi talimat, on gün sonra gene olurdu, ona inanıyorum. Bugün, tamam, Allah‟a Ģükür, Ģu anda bir Ģey gözükmüyor gibi ama yarın öbür gün diyelim ki Amerika‟nın istediği birtakım Ģeyler yapılmasa Türkiye‟de, siyasetçiler yapmasalar, karĢı çıksalar gene olur, bir Ģey değiĢmez. BAġKAN – Yani çaresiz bir durum mu? SELĠM KAPTANOĞLU – Vallahi bence öyle. Türkiye tam bağımsızlığını sağlamadıkça, ekonomik yönden, her yönden tam bağımsız olmadıkça her zaman o tehlike vardır, benim Ģahsi kanaatim. Yani öyle 20 tane, 30 tane, 40 tane generali tutuklamakla falan… Çünkü yapı, aynı yapı. 27 Mayıs ihtilalinden sonra Alparslan TürkeĢ 1.500 subayı bir gecede emekli etti. Emin Su‟cuları, Emekli Ġnkılap Subayları… Niye? Kadro fazlası olduğu için yani o zaman da yapıldı bu takım temizlikler. BAġKAN – Çok teĢekkür ediyorum. ġimdi, Selçuk Özdağ, Manisa Milletvekilimiz soracak. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – HoĢ geldiniz Selim Bey. SELĠM KAPTANOĞLU – HoĢ bulduk, sağ olun. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Darbeyi on gün önce öğrendiğinizi söylüyorsunuz. O yıllarda ben de öğrenciydim. Bana da darbe olacağına dair duyumlar gelmiĢti. Bu darbeyi Kenan Evren‟le Alparslan TürkeĢ‟in yapacağını söylemiĢlerdi, birlikte yapacaklarını söylemiĢlerdi, inanmamıĢtım. Siz on gün önce darbeyi öğreniyorsunuz ve Alparslan TürkeĢ‟e söylüyorsunuz ama MHP iddianamesine baktığımız zaman çeĢitli yerlerde toplantıların yapıldığını, bu toplantılarda Dündar TaĢer‟in Büyük Türkiye'si, Alparslan TürkeĢ‟in Dokuz IĢık‟ı veyahut da bilmem ne ufuklara doğru kitaplarıyla bazı sinahların tanımlandığı ve bunların da belge hâlinde Alparslan TürkeĢ‟te olduğu, Alparslan TürkeĢ‟in Genel Merkezde, MHP Genel Merkezinde olduğu ortaya çıktı daha sonra. SELĠM KAPTANOĞLU – Eğitimcilerin yaptığı çalıĢma mı acaba? SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Birilerinin yapmıĢ olduğu çalıĢma. Onlar eğitimci midir, yoksa partinin bir görevlisi midir, müfettiĢi midir, bilemiyorum. Madem on gün önce darbe olacağını Sayın Alparslan TürkeĢ öğrenmiĢti, siz söylemiĢtiniz, neden bu tür belgeleri Genel Merkezde muhafaza etti, bunları ortadan kaldırmadı? Kendisi 1960 darbesine karıĢmıĢ birisi. Birinci sorum bu. Niçin bu tür Ģeylere tevessül edildi? Bunlar darbecilere bir malzeme değil miydi? Veyahut da kendisi, siyasetle uğraĢan birisinin neden bu yollara tevessül ettiği de soru iĢareti benim kafamda. Ġkinci sorum ise: Siz 1960 darbesini millî bir darbe olarak değerlendirdiniz.

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : (10.236) Giriş : Tarih : 4/10/2012 Grup : Sayfa :10

SELĠM KAPTANOĞLU – Öyle düĢünüyorum. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – “Millî” kelimesini dıĢ bağlantısı olmayan darbe manasında mı kullandınız? SELĠM KAPTANOĞLU – Evet, tabii, tabii. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Yoksa darbelerin millîsi, gayrimillîsi olmaz; darbe darbedir. SELĠM KAPTANOĞLU – DıĢ bağlantısı olmayan. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Anladım efendim. Bu 1960 darbesinin yerli darbe olduğunu söylüyorsunuz, “DıĢ bağlantıları yoktur.” diyorsunuz; 1980 darbesinin ise dıĢ bağlantılı olduğunu söylüyorsunuz. Ama konuĢmanızda “12 Eylül harekâtının fikri ve zikri yoktu. Sordum bir generale -Celasun‟a veya birine, Ģu an hatırlamıyorum- dedi ki: „Atatürk milliyetçiliği bizim davamız.‟ ve ben de ona böyle böyle cevaplar verdim.” dediniz. Demek ki hem dıĢ bağlantılı olması hem de bir fikrinin olmaması tenakuz değil mi? Ġkinci sorum bu. SELĠM KAPTANOĞLU – Tenakuz değil, ideolojisi yok. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Üçüncü sorum: Alparslan TürkeĢ‟le beraber üç buçuk yıl kaldınız, Sayın BaĢkan da size sordu ve Alparslan TürkeĢ‟in herhangi bir zaafının olmadığını, dik durduğunu söylediniz ama bir konuĢmanızda da “Zaman zaman Amerika askerlere talimat verir, siyasilere dikte eder ve siyasetçiler onu uygularlar, mesela Çekiç Güç oylaması.” dediniz. SELĠM KAPTANOĞLU – Doğru. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Alparslan TürkeĢ gibi, 1960 ihtilalini yapmıĢ, daha sonra Ondörtler Grubuyla tasfiye edilmiĢ, yurt dıĢına gönderilmiĢ, bilahare yine darbe giriĢimlerinin içerisinde olmuĢ, Talat Aydemir darbe giriĢiminin içerisinde olmuĢ, 1971 öncesi yine aynı Ģekilde bu tür darbeleri bilen, askerlerin neler yapmak istediğini, hatta zaman zaman baĢkalarını da elçi olarak gönderen, 1980 darbesi öncesi yine darbe giriĢimlerinin içerisinde Ģöyle veya böyle bulunan veya en azından darbenin olacağını bilen bir Ģahıs, madem Türkiye‟yi çok iyi okuyor, iyi bir siyasetçi neden askerlerin dikte ettiği Ģeyle Çekiç Güç‟e “evet” veriyor? Bunun Amerika‟nın propagandası olduğunu, Amerikan projesi olduğunu, 46‟ncı paralelin üstünde bir Kürt devletinin kurulacağını göremiyor mu? Mesela aynı uygulamayı Muhsin Yazıcıoğlu bu Çekiç Güç uygulamalarında Türkiye‟de hep “hayır” oyu vermiĢ olan bir Ģahıstı, 7-8 milletvekiliyle -Ģu an hatırlamıyorum- bütün oylamalarda “hayır” verdi ama Alparslan TürkeĢ “evet” oyu verdi. Dördüncü sorum ise; Alparslan TürkeĢ neden SHP-Doğruyol Hükûmetine “evet” oyu vererek Leyla Zanaları, Hatip Dicleleri -Meclise taĢıyarak onları- Kürtçülük faaliyetinde bulunan kiĢileri Meclise taĢıdı? Hep kafamda bir düĢüncedir, bu konuyla ilgili bilginiz varsa bize söylerseniz memnun olurum. Bir de ayrıca, ”Bu Komisyon üyeleri bana Ģu soruyu sorsaydılar ben Ģöyle bir cevap verirdim.” veya “Sormalarını beklerdim…” Bizim sormadığımız bir soru var mı? Orijinal bir hatıranız var mı o döneme ait? TeĢekkür ederim. SELĠM KAPTANOĞLU – ġimdi, ben “12 Eylül, fikri, zikri olmayan bir hareket.” derken… Fikri var iĢte: Atatürk milliyetçiliği. Amerika‟nın dikte ettirdiği Ģey bu ama bu, bence fikir değil, o bakımdan söylüyorum. Bence fikri, zikri yok. Fikri yoksa var, gereksiz bir Ģey, Atatürk milliyetçiliği, fikir… Alparslan TürkeĢ yiğit bir lider tamam da Amerika‟ya karĢı dik durabilmiĢ midir Türkiye‟de? Ġnanmıyorum. Hiçbir lider dik duramadı ki bugüne kadar. Yani Ģartların gereği o

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : (10.236) Giriş : Tarih : 4/10/2012 Grup : Sayfa :11

gün Çekiç Güç‟e “evet” demesinin sebebi… Bilemiyorum yani… Ben olsam durabilir miydim? Ondan da emin değilim. ġartlar… Bugünkü BaĢbakan Amerika‟ya dik durabiliyor mu? Kim duruyor? Duran oldu mu bugüne kadar? Rahmetli Muhsin‟in 2 tane milletvekili vardı. Benim canım kardeĢim, Allah rahmet etsin. 3 kiĢi ile dik durmak kolay ama bir yerde söz sahibi olduğunuz zaman, bir iktidarın ortağı, bir koalisyonun ortağı, bir Ģey olduğunuz zaman da demek ki taviz vermek zorunda kalıyor insanlar, onu diyorum. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Bir soru sormuĢtum, neden bu belgeleri yok etmedi Alparslan TürkeĢ yani… SELĠM KAPTANOĞLU – Belgelere gelince, Ģimdi Alparslan TürkeĢ… Mesela, örnek: Benim kendi yazdığım mektup TürkeĢ‟e, belge iĢte, yargılanmaya sebep olan mektup. Bitlis‟ten yazıyorum, “BaĢbuğ‟um, Sayın Albay‟ım, size Bitlis‟ten dava arkadaĢımız Erol Basar‟ı gönderiyorum. Kendisi dava arkadaĢımızdır. Bitlis‟te MHP‟nin kurulup geliĢmesi için bize büyük yardımları oldu. Allah‟ın izniyle Milliyetçi Hareketin Dokuz IĢık dinamitini Doğu‟dan ateĢleyeceğiz. Tanrı Türk‟ü korusun. Ellerinizden öperim.” Mektup bu. “Tabip Teğmen Selim Kaptanoğlu.” Aradan dört sene geçiyor, bu mektup MHP Genel Merkezinde bulunuyor. Ben araĢtırdım, neyin nesidir diye. Alparslan TürkeĢ niye bunu Genel Merkeze koydu? Aptal mıydı? Niye koydu? Özel Kalem Müdürü Hamdi BaĢçavuĢ, MĠT ajanı. BaĢbakanlıktayken Özel Kalem Müdürlüğünü yapıyor, MĠT ajanı, adam. Ona vermiĢ mektubu, o da götürüp MĠT‟e vermiĢ. Ġhtilal günü MĠT, o tip evrakları çuvallar içerisinde getirip MHP Genel Merkezine koymuĢ. Nereden biliyorum ben? Benim babam TürkeĢ Bey‟in mektuplarını yazan insandır, dört sene Genel Merkezde. Her hafta Genel Merkezden babam evrak getirirdi, biz evde yakardık. Bu tip mektupları, bu tip ileride suç teĢkil edecek Ģeyleri yani. Ġhtilal gecesi ben saat 11.00‟de Baki Tuğ‟un evine gittim baĢka bir mesele için, ihtilal olacağını bilmiyorum. Gülhane‟den çıkmıĢım, Mevki‟ye tayin oldum, lojman lazım bana, Baki Ağabey bana lojman bulsun diye. “Ne lojmanı oğlum, bu akĢam ihtilal var saat ikide!” dedi. “Yapma Ağabey…” Atladım, Genel Merkeze gittim. Genel Merkezin önünde millet toplanmıĢ. Rahmetli Hasan Amca vardı, müstahdem, orada duruyor. Rahmetli Abdullah Çatlı oradaydı, Topal ile ikisi. Birkaç kiĢi… Kalabalık… Ġsmet Mirzaoğlu, arkadaĢlar… Çıktım, orada, “ArkadaĢlar, bu akĢam ihtilal var, haberiniz var mı?” dedim. Rahmetli Hasan Amca dedi ki: “Oğlum, söylüyorlar kimse inanmıyor, bir de sen söyle.” “Yakın partiyi.” dedim ama Ģüphelenmiyorum da çünkü evrakları biz yakıyoruz evde zaten yani evrakların MHP Genel Merkezinde bulunması mümkün değil. Sonradan gelen evraklar hepsi, MĠT‟ten gelen evraklar. TürkeĢ Bey‟in Ģöyle bir Ģeyi var, sonra ben sordum bunu: “BaĢbuğ‟um, niye siz hep MĠT elamanlarını çalıĢtırdınız yanınızda?” ġimdiki Genel BaĢkan hakkında da TürkeĢ Bey‟in yazısı var “MĠT elamanıdır.” diye. O mektubu eve ben götürdüm, Muharrem ġemsek‟e. Hastanedeyken yazdı o yazıyı. Muharrem ġemsek‟e ben götürdüm. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Kim Genel BaĢkan, hangi partinin? SELĠM KAPTANOĞLU – MHP‟nin Genel BaĢkanı. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – MHP‟nin Genel BaĢkanı? SELĠM KAPTANOĞLU – Evet, “Devlet Bahçeli MĠT ajanıdır.” diye, “Ona güvenilmez, inanılmaz.” diye mektup yazdı. Daha sonra basına sızdığını bilmiyorum. Muharrem ġemsek‟e ben götürdüm MÇP kurulurken. ġöyle bir fikri vardı: “Biz MĠT ajanı olduğunu bilirsek zarar vermez bize, kontrol altında tutabiliriz. Yabancı bize daha çok zarar verir.” Daha sonra bu Hamdi BaĢçavuĢ‟u -12 Eylül yönetiminin ilk yaptığı icraat odurMurgul Bakır ĠĢletmelerine Genel Müdür yaptılar, mükâfaten. Yani o MĠT elemanları MHP‟nin hep çok vardı içinde, sızan çok vardı. O tip belgeler de onlar vasıtasıyla sızdı, getirildi.

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : (10.236) Giriş : Tarih : 4/10/2012 Grup : Sayfa :12

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Alparslan TürkeĢ‟i nereye kaçıracaktınız? SELĠM KAPTANOĞLU – Mısır‟a. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – AnlaĢmıĢ mıydınız? SELĠM KAPTANOĞLU – Talat Altaylı diye bir kardeĢimiz var, onu Mısır‟a gönderdik, Hüsnü Mübarek‟le görüĢtü, “Gelsin.” demiĢ. Recep Aynacı diye bir kardeĢimiz var, helikopter pilotu. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Bu darbeyi hem Amerika‟nın yaptırdığını söylüyorsunuz hem de Mısır da o zaman Amerika‟nın… SELĠM KAPTANOĞLU – Biz öyle düĢündük. Çaresizdik yani oraya gideceğiz. ArkadaĢ oraya gitti, biz o zaman da bilmiyorduk gidip gitmediğini yani ama bize geldi “Tamam, problem yok.” dedi. Helikopter hazırlandı, Konya‟nın dıĢına kaçıracağız, o bölgeye, daha sonra alçak uçuĢla gideceğiz falan, bir sürü macera yani. TürkeĢ sonradan vazgeçti. Demirleri kestik beraber, TürkeĢ‟le birlikte. Her gün Ģınav çalıĢırdık, aĢağı indirmek için, iple aĢağı sarkıtacağız. GölbaĢı‟nda helikoptere bindireceğiz, götüreceğiz, falan filan. Sonra olmadı. BAġKAN – TürkeĢ kaçırılacağını biliyor muydu? SELĠM KAPTANOĞLU – Tabii biliyordu. Burada hepsi yazıyor kendi el yazısıyla. “Ben Mamak‟a gitmemek için kesin kararlıyım. Recep de kesin olarak hazır ise ister helikopter ister uçak ile 15 Temmuza kadar olan günlerde uçup gitmeliyiz.” Oğlu Tuğrul TürkeĢ itiraz etti buna. 2001‟de bir tartıĢmamız oldu “Benim babam kaçmak istemedi.” dedi. Dedim ki: “Bak Tuğrul‟cuğum, bu kitapta Alparslan TürkeĢ‟in kaçma hikâyeleri var, hepsi yazıyor, bu kitabın önsözünü de TürkeĢ yazmıĢ yani kendi önsözünü yazdığı bir kitap.” Diyor ki TürkeĢ Bey Ģeyinde… Hayatta ben pek bir Ģey yapamadım da Rahmetli TürkeĢ‟in bu kitapla ilgili bir önsözü var, o benim için çocuklarıma bırakacağım en büyük Ģeref niĢanesi, baĢka bir Ģey yok benim hayatımda. Diyor ki: “Öyleyse sormak gerekir, 12 Eylül askerî darbesinden geriye ne kalmıĢtır? ġimdi partimizde TeĢkilatlanmadan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapan Doktor Selim Kaptanoğlu‟nu uzun yıllar öncesinde tanımıĢtım. Gözünü budaktan sakınmayan, davamız için karĢısına çıkan engelleri, sınırları zorlamaktan zevk duyan bir arkadaĢımızdır. Kendisinin ülkücü harekete büyük hizmetleri olmuĢtur ama bunların içinden en önemlisi, 12 Eylül döneminde tutukluluk süremin üç buçuk yılını geçirdiğim Ankara‟daki Askerî Mevki Hastanesinde bu süre içinde yanımdan hiç ayrılmamasıydı. Lidere bağlılık, lidere ahde vefa, iyi ve kötü günlerinde liderin hep yanında olma, Selim Kaptanoğlu‟nun niteliğidir. Üç buçuk yıl, Ģahsıma yönelik 12 Eylül döneminin ağır baskılarına karĢı bir ülkü seddi gibi dikilmiĢ, mesajlarımı teĢkilatlarımıza iletmiĢ, bu yüzden canını bile ortaya koyarak subaylık mesleğinden olmuĢtur.” Benim için çocuklarıma bırakabileceğim hayatımda en büyük Ģey. O gün Tuğrul TürkeĢ Bey “Benim babam kaçmak istemedi, uyduruyorsunuz.” falan… “Oğlum, bunu ben yazdım, baban da bu kitabın önsözünü yazdı.” Ha, o zaman anladım ki Alparslan TürkeĢ bu tip meseleleri benim çocuklarıyla görüĢmüyor, ülkücülerle görüĢüyor. Yani kaçmak çok istedi. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Peki, Alparslan TürkeĢ cezaevindeyken hiç Ģöyle bir piĢmanlık duydu mu, “KeĢke darbeyi ben yapsaydım.” falan dedi mi size hiç? SELĠM KAPTANOĞLU – Hayır, ben onu suçladım. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Men dakka dukka yani ben darbe yaptım, Ģimdi de bana yaptılar. SELĠM KAPTANOĞLU – Onu hep ben suçladım. Öyle bir Ģey demedi, ben suçladım hep. ġunu söyledim TürkeĢ Bey‟e, dedim ki: “Bakın, 1979 senesine kadar Genelkurmay diyor ki: „Komünistlerin subayları öldüreceği ihbarı alınmıĢtır, toplu gezmesinler.‟ Ülkücü hareket,

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : (10.236) Giriş : Tarih : 4/10/2012 Grup : Sayfa :13

en büyük hatalarınızdan biri, madem ihtilal yapmayacaktınız, 1978‟deki 500 bin kiĢiyi Tandoğan Meydanı‟nda niye topladınız ki? Niye uyandırdınız yani onları?” SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Ne dedi? SELĠM KAPTANOĞLU – Hatalı olduğunu kabul etti. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – “Darbe yapsaydık.” mı dedi? SELĠM KAPTANOĞLU – “Darbe yapsaydık.” demedi, “Hatalıyım.” dedi. Ben “KeĢke yapsaydık.” dedim, “Yapsaydınız.” dedim yani. BAġKAN – O dönemde çeĢitli siyasi heyetler Genelkurmay BaĢkanı olarak Kenan Evren‟e gidip darbe yapmasını telkin ediyorlardı. Hiç MHP‟nin böyle bir giriĢimi oldu mu? SELĠM KAPTANOĞLU – Hayır, MHP‟de sadece Alparslan TürkeĢ‟in “Sıkıyönetim ilan edilsin.” diye müracaatı var. Ülkücüler sürekli öldürülüyor, müracaatı var “Sıkıyönetim ilan edilsin.” diye, onu istiyor. BAġKAN – Bir de Devlet Bahçeli‟ye iliĢkin, MĠT mensubu olduğuna dair bir mektuptan bahsettiniz. SELĠM KAPTANOĞLU – Evet, basına sızdı o. BAġKAN – Evet yani o çerçevede söylüyorsunuz değil mi? SELĠM KAPTANOĞLU – Tabii tabii, basına… BAġKAN – Böyle bir iddianız veya bir Ģeyler bildiğiniz… SELĠM KAPTANOĞLU – Hayır hayır, basına sızan Ģeyi söylüyorum. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Ama bir konuĢmanızda sanki “Mektubu ben götürdüm.” dediniz. SELĠM KAPTANOĞLU – Mektubu ben götürdüm. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – OkumuĢ muydunuz mektubu? SELĠM KAPTANOĞLU – Okudum. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Alparslan TürkeĢ‟in kendi el yazısı mıydı? SELĠM KAPTANOĞLU – Tabii, okudum. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Basına sızan değil, kendisinin bizzat okumuĢ olduğu, BaĢkanım. SELĠM KAPTANOĞLU – Ben yazdım, ben götürdüm, ben verdim. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Alparslan TürkeĢ‟in kendi el yazısıyla birlikte Muharrem ġemsek‟e… SELĠM KAPTANOĞLU – O sırada MHP yeni kuruluyordu, Milliyetçi Hareket Partisi yeni kuruluyordu ve Muharrem ġemsek Bey‟e o görev verilmiĢti kur diye. Muharrem ġemĢek Genel BaĢkan arayıĢı içerisindeydi. Bu arada Devlet Bahçeli de kendi olmak istiyordu. Muharrem Bey Devlet Bey‟i Ģikâyet etmiĢ Alparslan TürkeĢ‟e, “Benim iĢlerime müdahale ediyor efendim. Siz bana görev verdiği halde ama zorluk çıkarıyor.” falan gibi. TürkeĢ de o mektubu yazıp Muharrem‟e gönderdi. BAġKAN – Ama hep TürkeĢ Bey‟in yanındaydı Devlet Bahçeli aynı zamanda genel sekreteri olarak, değil mi? SELĠM KAPTANOĞLU – Tabii ama TürkeĢ‟in herkes yanındaydı. Diyorum ya “Kontrol altındaysa bir Ģey olmaz.” derdi yani. BAġKAN – Tabii, kim kimi kontrol ediyor, o da karıĢtı. Yani bunlar doğruysa tabii, sadece bir varsayım olarak söylüyorum. SELĠM KAPTANOĞLU – Tabii, orası Ģüpheli. Tabii, canım, benim kendi fikrim değil. BAġKAN – Bu arada ben de 2 veya 3 Eylülde yani 12 Eylülden dokuz gün önce Ankara‟ya gelmiĢtim. O zaman siyasalı yeni bitirmiĢtim. Bahçeli 3‟üncü caddedeki MHP

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : (10.236) Giriş : Tarih : 4/10/2012 Grup : Sayfa :14

Genel Merkezine doğru gittim, orada tanıdıklarım vardı. DıĢarıdaki varillerde bir Ģeyler yakıyorlardı. Dedim ki: Ne yakıyorsunuz? Dediler ki: “Darbe olacak, evrakları yakıyoruz.” SELĠM KAPTANOĞLU – Aynen böyle? BAġKAN – Eylülün baĢıydı yani 3 Eylül falandı. SELĠM KAPTANOĞLU – Ġhtilal gecesi de -12 Eylülde- Genel Merkezdeki silahları ben kaçırdım. BAġKAN – Ben de onlara dedim ki: Darbe olması imkânsız çünkü akademik olarak bakıldığında, bizim mülkiyedeki hocalar da darbe olmayacağını, artık Türkiye'nin o aĢamaları geçtiğini ifade ediyorlar. Hatta Milliyet gazetesinde, bakılsın, 1980‟in Temmuzunda bir yazı vardı bizim mülkiyeli bir hocanın “Türkiye‟de darbe olmaz” diye. Siz boĢuna telaĢa kapılıyorsunuz, darbe falan olmaz dedim. Ama 3 Eylül falandı, bol miktarda bir Ģeyler yakıyorlardı. SELĠM KAPTANOĞLU – Kesin haberleri vardı. 12 Eylül akĢamı gittiğimde arkadaĢlar rica ettiler, “Ağabey, bak burada bizim silahlarımız var aĢağıda. Senden ricamız, bir örgüt evimiz var, sen askersin, Ģu silahları al da oraya götür, bir Ģey olmasın.” dediler. Ben de polisin gözünün önünde -bundan yargılandım ben- doldurdum bagaja, arka taraf doldu. Çektim, korktum sonra. Ġhtilal saat ikide olacak denilmiĢ bana çünkü. Aldım, evime gittim, lojmana. Üç gün gezdirdim, gezdirdim arabada. Ya, ne yapacağım bu silahları? En son, Rahmetli Muhsin‟e haber gönderdim -o zaman kaçak Muhsin- “Ne yapacağız Muhsin?” dedim. “KardeĢ, fen fakültesinin bekçisi var, ona ver.” dedi. Gittik, bekçiye teslim ettik. Oraya gömdüler. Aradan bir iki ay geçti, bir gün eve geliyorum bu Anayasa Parkı‟nın oradan, Anıtkabir‟in arkasından. Polis orada kazı yapıyor, asker toplanmıĢ, greyderler, dozerler parkı kazıyorlar. Sordum, “Bu ne?” dedim. Dediler ki: “Ağabey, teröristler silah gömmüĢ, onu çıkaracaklar.” Dedim ki: Herhâlde solcuların silahları, bizimkiler fen fakültesinin bahçesinde ya. Baktım, ertesi günü Rahmetli Muhsin bana haber gönderiyor “Selim kaçsın.” diye. Nereye kaçayım yani askeriz, orada görevliyiz. Meğer Ģöyle olmuĢ: Rahmetli Muhsin‟le Sahir Solmaz gitmiĢler oradan silahları almıĢlar fen fakültesinden, orası tehlikeli diye, getirip bu tarafa gömmüĢler. Muhsin de kaçak, orada bir evde kalıyor, Anayasa Parkı‟nın yanında. Sair Solmaz, asteğmen, yakalanıyor. Ġfadesinde polis Muhsin‟in yerini soruyor. Muhsin‟in kaldığı yer de silahların gömüldüğü yerin karĢısı. O da Muhsin‟i yakalatmamak için “Biz buraya silah gömdük.” diyor. Muhsin camdan görecek, “Ha, demek ki Sahir yakalandı, ben de kaçayım.” diyecek yani. Tabii, biraz sonra Muhsin‟in yerini söylüyor, Muhsin de yakalanıyor falan filan. Ben o silahtan yargılandım daha sonra. Allah‟a Ģükür, onu da atlattık yani problem olmadı. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Peki, efendim. 1960 ihtilalini yapanlardan Ahmet Er… SELĠM KAPTANOĞLU – Ġyi tanırım. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) - …aynı zamanda Ondörtler Grubunun sürgüne gönderilenlerinden, hatıralarında Ģöyle bir Ģeyden bahsediyor: “Alparslan TürkeĢ‟le dil okulunda yatıyorduk. Alparslan TürkeĢ‟le volta atarken dedi ki: „Aynen Japonya‟nın yaptığı gibi, Almanya‟nın yaptığı gibi yapalım, bu Amerika‟yla iyi geçinelim. Bundan sonra Amerika‟yla bir müttefiklik anlaĢması yapalım cezaevinden çıkınca. Yeniden bir strateji belirleyelim.‟ dedi. Ben de ona dedim ki: „YanlıĢ bir strateji, doğru değil. Siz Ģimdi sola volta atacaksınız, ben sağa; yollarımız ayrılıyor sizinle.” Alparslan TürkeĢ‟in bu çekiç güç oylamalarında veya Doğru Yol-SHP iktidarında veya Leyla Zana‟ların Meclise taĢınmasında bu stratejide rolü var mıdır? SELĠM KAPTANOĞLU – Bilemiyorum.

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : (10.236) Giriş : Tarih : 4/10/2012 Grup : Sayfa :15

ġimdi, yalnız, demin “Muhsin Bey” dediniz ya o zaman Muhsin Bey‟le de ilgili bir iki hatıramı da anlatayım yani Rahmetliyle ilgili. Bir gün cezaevinde Muhsin Bey, ben de hastanedeyim. Rahmetli Kaya Alp Kartal bir pusula getirdi Muhsin Bey‟den TürkeĢ Bey‟e, “Selim Bey, çok önemli bu, hemen cevap verir misiniz?” dedi. Aldım pusulayı, TürkeĢ Bey‟in yanına çıkacağım, okuyayım yolda, merdivenden çıkarken dedim. Rahmetli yazmıĢ, diyor ki: “BaĢbuğ‟um biz cezaevinde komünistlere karĢı cezaevi yönetimiyle iĢ birliği yapıyoruz. Komünistlerin yapacağı olayları önceden bildiriyoruz. Buna rağmen cezaevi yönetimi komünistlerle bizi bir tutuyor, onlara da iĢkence yapıyor, bize de iĢkence yapıyor. Ne yapayım BaĢbuğ‟um?” diyor, soruyor. Ben de BaĢbuğ‟un zaten o gün çok morali falan bozuk- gitmedim BaĢbuğ‟un yanına. Geldim, “Kaya Ağabey, TürkeĢ Bey mektubu gördü.” dedim. “Ne dedi?” dedi. “Cezaevi yönetimine karĢı komünistlerle iĢ birliği yapsınlar.” dedi. ĠĢkenceler bitti bir anda. Aradan üç dört yıl geçti, Ġstanbul Ġl BaĢkanıyım. Rahmetli Muhsin, TürkeĢ Bey‟e karĢı bayrağı açmıĢ, beĢ altı ilin kongresini almıĢ. Bana geldiler birkaç arkadaĢıyla birlikte. Ġl BaĢkanıyım o zaman ben de. “Biz TürkeĢ Bey‟i artık götürmeye karar verdik partinin baĢından.” dediler. “Niye?” dedim. “YaĢlandı, beceremiyor bu iĢleri.” dediler. “Kimi getireceğiz?” dedim. “Biz Muhsin Bey‟i düĢünüyoruz.” dediler. Ben de Rahmetliye dedim ki: “Muhsinciğim ya, sen cezaevinde yönetime karĢı komünistlerle iĢ birliği yaptın mı?” dedim. “O, BaĢbuğ‟un emriydi, ben kendi baĢıma yapmadım.” dedi. Ben de “BaĢbuğ‟un emri değildi, benim ricamdı, BaĢbuğ mektubu görmedi.” dedim. Ben orada Alparslan TürkeĢ‟i götürmeleri fikrine karĢı çıktım, dedim ki: “Cezaevinde 200 kiĢi var, sen inisiyatif kullanamıyorsun, kendi baĢına hareket edemiyorsun, Türkiye‟yi, MHP‟yi mi idare edeceksin?” Ben Rahmetlinin Genel BaĢkanlığına karĢı çıkmıĢtım. Yani liderler hakkında değiĢik Ģeyler var. Alparslan TürkeĢ, benim gördüğümü kadarıyla… ġimdi, Alparslan TürkeĢ de asker, sonuç olarak bir asker. Mesela 12 Eylülde biz o kadar gıcık kaptık 12 Eylül yönetiminden, generallerden ama Alparslan TürkeĢ‟ten bir gün dahi ordu aleyhinde bir laf duyamadık. “Ordu bizim ordumuzdur. Komutanları namussuzsa değiĢir, önemli değil.” diye… Onun ayrı bir Ģeyi vardı, ahlakı değiĢikti yani bizim gibi değildi. Biz yapılan Ģeyleri falan gördükçe isyan ediyorduk. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Aynı ifadeyi Alparslan TürkeĢ de kullanmıĢtı bir programda, “Atatürk milliyetçisiyim.” diye bir ifade kullanmıĢtı. SELĠM KAPTANOĞLU – Yani yanlıĢ yapmıĢ kullandıysa. KeĢke söylemeseydi. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Evet, kendisine soru sordular… SELĠM KAPTANOĞLU – KeĢke yapmasaydı. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) - …”Sizin bir Ġslam davanız var mıydı? Türk-Ġslam ülküsünden ne kastediyorsunuz?” diye. “Benim milliyetçiliğim Atatürk milliyetçiliğidir.” ifadesini kullanmıĢtı. Show TV‟de kendi kulaklarımla duydum. SELĠM KAPTANOĞLU – TürkeĢ Bey Atatürk‟ü çok severdi, Atatürkçüydü yani ama “Atatürk milliyetçiliği” lafını kullandıysa cahilce bir laf yani. BAġKAN – Tabii, ben de tamamlayayım. Bu MHP ve ülkücü kuruluĢlar davasında savcıya karĢı savunma yaparken TürkeĢ Bey‟in “Dokuz IĢık”ın esasen CHP‟nin “Altı Ok”undan geldiğine iliĢkin beyanları vardı, hatırlarsınız. SELĠM KAPTANOĞLU – Doğrudur. BAġKAN – Çok teĢekkür ediyoruz, sağ olun Selim Bey. Geldiniz, bilgilerinizi paylaĢtınız, çok sağ olun. SELĠM KAPTANOĞLU – Rica ederim, ben teĢekkür ederim. BAġKAN – Toplantıyı kapatıyorum.

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : (10.236) Giriş : Tarih : 4/10/2012 Grup : Sayfa :16

Kapanma Saati: 17.33

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->