elveda gülsarı Kapak Düzeni: Nur-Olcay Okan Dizgi-Tertip: Ötüken Kapak Baskısı: Birlik Ofset Baskı: Özener Matbaası Cilt: Yediğim Mücellithanesi İstanbul - Aralık 1997 1 Yaşlı adam kırık-dökük bir arabaya binmiş geliyordu. Arabayı çeken taypalma yorga1 Gülsan da çok yaşlı ve bitkindi. Bir deri bir kemik kalmıştı. Önlerindeki yokuş yol, açılmış ince bir bağırsak gibi, ta belin oraya kadar uzanıyordu. İşte bu engin, çıplak ve ıssız bozkırda, kış günleri bora, kasırga eksik olmaz, yaz günlerinde ise cehennem sıcağı ortalığı yakar kavururdu. Bu dik yokuşu ağır ağır çıkmak, Tanabay'ın pek gücüne giderdi. Hiç sevmezdi yavaş yürümeyi. Yavaş yürümek bir işkence idi onun için. Gençliğinde, ilçe parti komitesi toplantılarına katıldığı günlerin dönüşünde, bu yokuşa geldiği zaman, kamçıyı basar, atını dörtnala sürerdi. Ama bir öküz arabasına binmiş ise, yoldaşlarını arabada bırakıp yere atlar, şekpenini2 omuzuna atar, başlardı koşarcasına yokuşu 1 Taypalma yorga: Yorga atlaryorgalama biçimlerine göre "yol yorga", "kiytin yorga", "şaldır yorga", "sapkın yorga", "koy yorga", "su yorga" ve "taypalma yorga"... gibi adlar alırlar. "Su yorga" ve "taypalma yorga" dünyanın en değerli binek ve yarış atlarıdır. "Taypalma yorga" ve "Su yorga" dörtnala koşmasını bilmeyen ama dörtnala giden yarış atlarını geçen, güzel yürüyüşlü, hızlı, binicisini hiç sarsmayan, su gibi akıp giden, uzun mesafe koşusunda eşsiz bir at cinsidir (çevirenin notu). 2 Şekpen: tnce yün kumaştan, elle dikilmiş, uzun, bol bedenli üst giyimi. 6/Elveda Gülsan Elveda Gülsan/7 tırmanmaya. Sanki düşmana saldınyormuş gibi öfkeyle ileri atılır, yokuşun beline varıncaya kadar hiç durmazdı. Sonunda nefes nefese yokuşun beline, artık inişin başlayacağı tepeye varınca, "oh be!" derdi kendi kendine. Ciğerleri körük gibi şişip inerek, yüreği kafesinden çıkacakmış gibi çarparak, orada oturup biraz dinlenir, ta aşağıda ağır ağır gelen arabaya bakardı. O bir türlü ilerlemek bilmeyen arabada oturmaktansa, böylesi çok daha iyiydi onun için. Rahmetli Çora, o zamanlar, arkadaşının bu sabırsızlığına, tezcanlılığına güler: - Senin işlerin neden uz gitmiyor biliyor musun Tana-bay? derdi. Çok tezcanlı, çok sabırsız oluşundan. Vallahi ondan! Aynı anda 'hem havadakini kapmak, hem yerdekini yalayıp yutmak' istiyorsun. Dünya çapındaki bir devrimin hemen gerçekleşmesini diliyorsun. Öyle bir çırpıda olmaz bu işler. Dünya devrimi şöyle dursun, sen bizim şu eski Aleksandrovka yokuşunu bile araba ile ve araba yolundan tırmanmaya tahammül edemiyorsun. Arabadan atlayıp iniyor ve arkanda seni kovalayan iri bir aç kurt varmış gibi başlıyorsun koşmaya. Ne yararı oluyor bu telâşın? Tepeye ilk varan sen olunca ödül mü veriyorlar? Yine ©rada oturup geriden gelenleri

2

Aslında ne yavaş yürüyordu. çevresindeki her şeyin birbirini kovalarcasına akıp geçtiğini Tanabay nereden bilecekti? Önündeki uzun yol. zaman zaman kapkara. ayaklarını da zor kaldırıyordu bastığı yerden. Atın.com. Bu eski ve bozuk yolda arabanın tekerlekleri gıcırdıyor. Ters dönmüş paldımın kenarı sağrısına batıyor. Artık yola yalnız çıkıyordu. dünya devrimini tek başına gerçekleştiremezsin. seninle beraber olmalarını beklemek zorundasın. Dokuzyüz otuzlu yıllarda hep birlikte yürüdükleri. belki bir çivi ucu. ne de hızlı. Ne zaman söylemişti Çora bunları? Çok. belki bir diken. Itakırdıyordu. ank yüreği sızım sızım sızlıyor. çok eskiden. Bu defa Tanabay.enginel elveda gülsarı bekliyorsun. gözlerinin karardığını. o da dayanılmaz bir acı veriyordu. Arık hayvan. başkalarının da gelmesini. İleride uzayıp duran ulu mor dağlar ise koyu-kara bir bulut idi. yola beraber çıktıkları arkadaşlarından kimse kalmamıştı. Bir kısmı da iyice kocadıklan için evlerinden çıkmaz olmuş. Bugünün gençleri ise otomobile biniyorlardı. Bu uzun yolda at yorulurdu elbet. beynini dplduran.www. hayvanları sarhoş eden otsu bitki. Kötü-rüm bir atın çektiği eski bir arabaya binip Tanabay'a eşlik edecek kimse kalmamıştı artık. yüreğini sızlatan ağır düşüncelere dalıp gitmekten* kendini alamamıştı. sarı-beyaz çiçekleri olan. yavaş yürümeyi alışkanlık haline getiriyordu. Gülsan'ya. bütün bunlara dayanarak yürümeye çalışıyordu. Ne olurdu yorulmuşsa? Bundan daha kötü seferleri. Karamsar düşüncelere dalmış Tanabay ara sıra dizginleri sallayıp 3 . boynunu sıkan hamut nefes almasını daha da güçleştiriyordu. daha zorlu yolculukları da olmuştu.cizgiliforum. Atı kendi haline bırakmıştı. dünyanın çember gibi yuvarlanıp üstüne üstüne geldiğini. Sonunda nasıl olsa varacaklardı eve.. Aleksandrovka yokuşunu son defa tırmanmakta. çoktan gücünü yitirmiş. Kocayınca insan uysallaşı-yor. Omuzundaki nasırın üzerinde açılmış küçük bir 1 Menduvana: Güzel kokulu. son günlerini yaşıyorlardı. Daha epeyce yol vardı önlerinde. 8/Elveda Gülsan yara ateş gibi yanıyor. son adımlarını atmakta olduğunu Tanabay elbette bilmiyordu. Bunları da bilemezdi Tanabay. göğsünün sol yanını pek acıtıyordu. sonra kanala gelecek. dağların eteğinden döne dolana gideceklerdi. Aleksandrovka yokuşuna nasıl çıktığının farkında bile olmamıştı. eskimiş hamutun keçesini delip çıkan sivri bir şey. köşelerine çekilmiş. Yeni sürülmüş ve yağmur emmiş bir tarlada yürür gibi. Hayvanın menduvana1 otu yemiş gibi başının döndüğünü. Şunu iyi bil dostum. dipsiz bir uçurum gibi görünüyordu. yaşlı. Varsın biraz yorulsun-du. bazıları eceliyle ölmüştü.. Taypalma yorga Gülsarı'nın. Bunların bazıları savaşta. Uzayıp giden bozkırı aşacak. Tanabay atın yorulmaya başladığını anlamıştı ama.

ama çok kötü günleri de oldu. gökyüzü. kendine özgü o '• güzel yorga gidişini hiç bozmamıştı. güneş ışıklannı kovalardı. göle yansıyan gölgeler gibi. kulaklarını kısarak gelen üyir1 aygırı daha fazla uzaklaşmasını engeller. bir mut-: luluktu onun için. hep batıya bakıyor ve batıdan batıyordu. anası. yeryüzü. güneş ve ışınları gözünün önüne geliverdi. Oysa bugün "At başına kün tavsa avızdıkpen su işer. Hepsi geçip gitti. o taypal] ma yorga yürüyüşüyle devam ediyordu yoluna. sütü nasıl da tatlıydı! Anasının sütü boldu ve kuluncuk sütten boğulacak kadar çok içerdi.cizgiliforum. Böyle düşünmek Gülsan'ya küfretmek olurdu. böylesine ağır varmamıştı. Karnı iyice doyardı da. Oh. er başına kün tuvsa etigimen su geşer'^diyen atasözünü doğruluyordu Gülsarı'nın durumu. Yemyeşil çayırları. Uzun yeleli anasından ilk sütünü emdiği. Hep doğudan doğuyor. ama bir adım attıkça çizgi de bir adım geriliyordu sanki. O taypal-ma yorgalığı sayesinde çok güzel günler yaşadı. dört ayak üstüne kalkıp onun peşinden koşmaya başladığı günden beri. Bozuk yol üzerinde tekerlekler takırdıyor. Ah ne güzeldi o günler! Anasının bir yudum sütünde. Gülsan da o haline rağmen. Bu san kuluncuk. dünya ve onunla birlikte her şey değişmişti. onu geri çevirirdi. belli belirsiz anılarını uyandırdı: Çok gerilerde kalan o güneşli yaz günlerini hatırladı. yine de anasının memesini bırakmaz. bütün dünya vardı. bütün ilgisi bundan ibaret kalıyordu. Kara toprağın toynaklarının altında kaydığım hisset1 At başına gün vursa ağzındaki gemiyle su içer.. bayırlan. bir yudum daha içerdi. Gülsan'nın uzun yeleli anası da ona sıcacık bir süt bulutu gibi görünürdü. O Gülsarı denilen saf kuluncuk da... er başına gün vursa çizmesiyle su geçer? Elveda Gülsan/9 mesi.com. ne tatlıydı anasının sütü! Yazık ki o günler göz açıp kapayıncaya kadar gelip geçmiş. Başını karnının altına sokup o sütü içmek.enginel elveda gülsarı atı yüreklendirecek bir şeyler söylüyordu ama.www. anasımn bir süt bulutuna dönüşmesini nasıl da severdi! Memeleri ne kadar yumuşak.. ayakları yukarıda. gövdeleri aşağıda yürürlerdi sanki. Sonra. Gülsan'nın sönmeye başlamış bir mum gibi cılız ışıklı belleğinde. Hey güzel günler hey! Bir dağdan öbür dağa kişneyerek koşan aygır gibi. Çizgi hep bir adım ötesindeydi. yüksek dağlan. O bozuk yolda arabanın tekerlekleri takırtılarla döni meye devam ediyordu. kendisi. o bitiş çizgisine hiç böylesine yavaş. biraz daha. sanki yakalayacakmış gibi. çırpınıyordu. Gökyüzündeki güneş de artık dağdan dağa kişneyerek koşan bir kızıl aygır değildi. Yılkılar da 4 . Bugüne kadar. i Doğuştan taypalma yorga bir at idi Gülsan. Bütün bunlar eskidendi. . takırdıyor-du. doyulmaz bir zevk. düş kadar güzel o dünyayı. taypalma yorga Gülsan. Bir türlü sıyıra-mıyordu kendini o ağır düşüncelerden. ne kadar dolgun. Şimdi. Bu güzel yürüyüşlü yorganın bir gün arabaya koşulacağını o zamanlar hiç kimse aklından bile geçirmezdi. O günlerde yılkılar. son koşusunun bitiş noktasına ulaşmak için zorlanıyor.

Gülsan. ayağının altında yer sarsılır gibi olunca. Ama gözlerinde canlanan o dünya bir görüntüden ibaretti. Bu sürüde. O ulu ve dumanlı dağlar. hiç gelmemişti o yollann sonu. ama o. bir yandan da soğuk rüzgâr karşısında tiril tiril titriyordu. öyle güzel geçen bir yaz mevsimini bir daha ömrü boyunca hiç görmedi. Ancak şimdi. Bu da ona dayanılıriaz bir işkence oluyordu. Gülsan. kaba yeleli anası tavlı kısrak. kulunlar. Ama. Bir yandan ateş gibi yanıyor.com. Onu çağıran. Artık. nice nice insanları taşımıştı. Gülsarı'nın anası uzun yeleli kısrak da artık ona pek yüz vermiyordu. o eşsiz güzellikteki yaz günleri bir daha canlandı gözlerinde. Kan ter içinde kalmıştı. Savrulan otlar.cizgiliforum. O uzun ömür boyunca sırtından eyer düşmemiş. yılkılar kuyruklanyla ona sürtü-nerek geçiyor. sırtını ısırıyor. Onu bırakıp gitmek istemiyordu anası. Hamutun altındaki yaranın zonklamasını da hissetmiyordu şfmdi. gözlerinin önüne çöken sis perdesini delip geçecek gücü bulamıyordu kendisinde.:. gerçek değildi. Tanabay dizginleri bıraktı. San yorga olduğu yerde durdu. o görkemli. o bir üyir yılkı. başı dönüyor. Ulu dağlar. sürü başı aygırdan başka. o tuhaf eski dünyaya yeniden dönebilmek için boynundaki hamutu silkip atmak. 10/Elveda Gülsan na sokulacak olsa.enginel elveda gülsarı ayaklan yukanda. o yemyeşil çayırlar. Yılkılar da dörtnala uzaklaşıp gittiler. çöpler yüzüne çarpıyor. bacakları titriyor. şanltılı dereler. Sonra birden tipi dindi. gövdeleri aşağıda yürümüyordu artık. birer birer gözlerinin önüne geliverdi. tipiler arasında kayboldu. otlamayı. Ve. oraya varmak için canını dişine takarak ilerlemeye çalışıyordu. uzun yeleli anasının karaltısını hâlâ görüyordu. Küçücük bir kulun olduğu zamanlardaki gibi anası onu kişneyerek çağınyor. Gülsan. Toynakları. iyi-kötü günleriyle uzun yıllar sürecek bir hayat yolu böyle geçecekti ve şimdi de bu yolun sonuna gelmiş bulunuyordu. Uyuşan bacaklannı gererek ve 5 . Zaten sütü de kalmamıştı. yeşil çayırlar. birer birer yok oldular. Yavaşça arabadan indi. cabağılar bulunur. O erişilmez yazın güzel dünyası ağır ağır batıp gitti. yaklaşıyorum samyor. dişi atlar ve erginleşmemiş dişi ve erkek taylar. Tekerleklerin gıcırtısı duyulmaz oldu. onu bekleyen anasına sesini duElveda Gülsan/11 yurmak için olanca gücünü toplayarak kişnedi. Emmek için yanı1 Üyir: Başında bir aygır bulunan ve en çok elli kadar attan oluşan yılkı sürüsü. onu iki yanından arabaya bağlayan kayıştan koparmak istiyor. ama görüntü ondan uzaklaşıyordu. çakıllann üzerine basınca garç-gurç sesler çıkarıyordu. gözlerinde kıvılcımlar parlayıp güneşi dağdan dağa atlarken görünce. bir zamanlar yemyeşil olan çayın ezip çiğniyor. ama bu öyle halsiz bir kişneyiş idi ki sesini kendisi bile duyamadı.www. nice nice yollar tepmiş. kulakları uğulduyordu. O. Sulanan gözleri karan-yor. güneşli günler. gözlerine ve burun deliklerine kar taneleri giriyordu. karnını otlayarak doyurmayı öğrenmek zorunda kaldı. canını yakıyordu.

yüreği sızladı. Bozkır hâlâ donuk. " O kadar da zorlamamıştım" dedi Tanabay. ne giden. yola erkenden çıkması gerekirdi. kaldıramadığı başını hamuttan sarkıtmış. O kirli ter. Ama hiçbir şey yoktu görünürlerde. Güçsüzlükten ve soğuktan zangır zangır titriyordu. Şubatın sonuydu. Ama o evde mi! 6 . Issız kalmış bir qyin pencereleri gibi olan o gözlerde Tanabay.enginel elveda gülsarı suratım asarak atın başına gelip durdu. Yanm kucak kuru otu. kurt yelesi gibi görünen erimemiş kar kalıntıları vardı. Gocuğunun yeniyle hayvanın burnunu ve boynunu sildi. döke saça atın önüne getirip koydu. Geç vakitte yola çıkacağına.Al. Yapış yapış salya içinde olan gem sımsıcaktı. Tanabay bu durumu görünce ürperdi. Tanabay atın gözlerinin içine bakınca üzüntüden yüzü sapsan oldu. bir hayat izi göremedi. Ne oldu sana? İncecik boynunu dik tutamayan at. Gocuğunun eskimiş yenini gözüne siper ederek. Tanabay. feri sönmüş ve bomboştu. Ka-burgalan inip inip kalkıyor. kendi aceleciliğine de kızıyordu şimdi. batıya doğru baktı. sabahı beklemesi. ince bir bulutun üzerinde. Taypalma yorganın dudaklan kımıldadı ama otu ağzına alamadı. yamaçlarda karlar erimişti. karışık kır sakalını yukarıya kaldırarak. Bir zamanlar altın şansı olan tüyleri." Gerçekten de iyi etmemişti. pek acıklı bir halde duruyordu. Dağlara kadar uzanan bozlar yolunda ise İ 12/ElvedaGülsarı ne bir gelen vardı. Tanabay telaşlandı. Toprak daha çözülmemişti ve rüzgâr sazlıklardan eski karın hafif kokusunu getiriyordu. Hayvanın. "Şimdi ne ileri gidebilirim ne de geri. Çaresiz arabanın yanına döndü. Yalnız vadilerin kuytusunda ve kamışların gölgesinde. atı dinlendirmeliydi. ne oluyor sana? dedi. "Böyle olacağını bilsem hiç bugün yola çıkar mıydım?" diye hayıflandı. Aü iyice yorup bu hallere düşmesine sebep oldum. şimdi ter ve kirin kan-şımıyla koyu kahverengindeydi. sert ve cansızdı.cizgiliforum. O zaman. Hemen arabaya koşup yiyecek aradı. Oysa Tanabay yola öğleden epeyce sonra çıkmıştı. Yorganın haline bakarak: Vah vah! dedi. Ama Gülsan ota ağzını bile sürmedi. toynaklanna kadar çizgi çizgi iniyordu. ye biraz. Yıbn bu mevsiminde gelip gidenler çok az olurdu zaten. Geceyi orada geçirmeli. Bı» mevsimde yapılacak iş miydi bu? Belki bir motorlu araç görürüm diye bir tümseğe çıkıp baktı. yan yumuk gözleri yuva-lanna gömülmüş. Hava bozacak gibi değildi ama yine de soğuk vardı ve insana güven vermiyordu. Sonra kolanını çözdü. hamutunu.www. çevresine bakındı. Düzde.com. Güneş uzakta. Tanabay bir avuç otu hayvanın ağzına uzatü: . cılız ışığını belli belirsiz gösteriyordu. yolda gelip gidenlere rastlayabilirdi. Uzaklarda çep-çevre dağlar vardı. gemini çıkardı. hiçbir canlılık. Yolun ortasında kalakaldım. Onu oğlunun evinden bir an önce çıkmaya mecbur eden duruma da. ank böğrü körük gibi şişiyordu. karnından ba-caklanna.

. koşumu yine üzerinde. Benim partiden çıkanlmamla ilgili söz söylemek sana düşmez! Bu benim bileceğim iş ha gelincik.www. gün boyu arabanın etrafında dolanıp dura14/ElvedaGülsan mayacağını. vallahi ağzını açmaz. Yelesinin bu kadar seyrelmiş ve hafiflemiş olduğunu görünce içi burkuldu: "Çok kocamışsın. gece yansına doğru çay kenanndaki orman kulübesi ne 7 . babamızın. gece yakın. Oğlunun evindeyken gelini ile tartışmamak için kendini tutmuş. "Asla! Asla kalmazdım. dese. kocasının babası değil miyim? Ama çenesi durmuyor! . aklından geçen bütün bu acı sözleri şamar gibi patlatırdı suratına: "Beni partiye kabul eden de sen değilsin. iş isterlerdi.. saygıda kusur etmezdik. hatta komşumuzun köpeğinin bile yaptıklarından sorumlu tutulurduk.Ömür boyu koyun çobanlığı.. hepimizin sonu bu" diye söylendi. Buz gibi soğumuştu kulakları. . 'artık işe yaramazsın1 diye kovulacak olduktan sonra. at bitkin. dostumuzun. Ne diye nefes tüketiyo-rum|ki! Bugünkü gençlerin hepsi öyle! İnsanlar çok değişti artık.Ne oldu sana? Neyin var? diye hayvana iyice sokulunca.enginel elveda gülsarı Tanabay öfkeyle elini kaldırdı. anamızın. Sonunda. Hay haddini bilmez hay! Gözü hep yukarılarda.com. düşmanımızın. Basbayağı korkuyor karısından. hepimiz yaşlandık. Bütün bunları unutmuştu o anda. çok mu hastasın? Neyin var arkadaş. bilmediğin konularda çeneni açma sen!" Başka söz bulamadığı için "Sen karışma. yola yayan çıkar yine de geceyi o evde geçirmezdim" diye söylendi. yelen iyice seyrelmiş. hiçbir şeye karar veremiyordu. öylece duruyordu. Gelini burada olsa.cizgiliforum. iyice büzülmüş. başkarma olmak istiyor. hırslandıkça da bir ateş basü ve gömleğinin yakasını çözüp derin derin solumaya başladı. Baş olmak. Oysa varacağı yer uzak. ne akılla partiye üye olursun?. "Bir kadın kaynatası ile öyle mi konuşur? Ne olursam olayım. iş! İş yaparken de babamızı yüzüstü bırakmazdık biz. Hee. konuşursun elbet! Okutup adam ettik çünkü sizi! Oysa bizden lâf değil. Kadın: Babanı istemiyorum. Gülsan. Ama şimdi patlamıştı. sana ne bundan!" Arabanın etrafında dolanarak bir kez daha tekrarladı: "Bu seni hiç ilgilendirmez.. onun da karısından geri kalır yanı yok! Karısı konuşurken o yere bakıyor ve ağzını açıp tek kelime bile söylemiyor. nasıl olursam olayım. "Uyukluyor müsün. Ne yapacağını bilemiyor. sen çeneni açma!" diyordu durmadan. hele şu koI Elveda Gülsan/13 camış çağımda. yılkı çobanlığı yapacak olduktan sonra. O zaman işlerin nasıl olup bittiğini sen nereden bileceksin a budala gelin! Şimdi dilin bir karış. çok! Tanabay söylendikçe hırslandı. vakit geçirmemesi gerektiğini düşündü ve yine atın yanına gitti. Sonra ne yapacağını bilemeden arabanın çevresini hızlı adımlarla dolandı.. onun ağır ağır inlediğini işitti. ağzını açmamıştı.Bak sen şu ka-nnın dediğine! Oğluma gelince. çıkaran da. neyin var?" Parmaklarını yelesinin altından sokup kulak dibini tuttu. Atı ve arabayı orada bırakıp yayan yürürse. kurumuş ağaca benzeyen ayaklarını birleştirmiş.

Gülsan Gülsan iken. ifadesidir. Buranın yeni başkarması genç tarım mühendisi onu görünce: ... örtülü kora. o binile binile binilmez hale gelen yorgaya bakarak. Sen söylemesen onu asla tanıyamazdım. Yaşlı kadınlara saygı hitabı. o ünlü yorgayı o halde görünce yüreği sızladı. yemek ısıtsana. Karısı kapının önüne çıkarak seslendi: 8 . bir iş için hayvanlann kışlağı olan merkeze uğramıştı.Gidin görün. . kış günlerinde ise çobanlann bu otlan vaktinden önce almalanna engel oluyordu. Tanabay oraya yöneldi. Kansına karşı işlediği bazı kusurları olmuştu. Yaşlı bir at ama işinizi görür. Karısı. anı gitmiş vahi kalmış bir iskelet mi? . Elveda Gülsan/15 leştirdi" dedi. Birden fazla e. koyun korası.Bunda şaşılacak bir şey yok. Karısının o olayları unuttuğunu sanıyordu. Gülsan'yi zor tanıdı: . Ama Tanabay bir türlü dönmüyor. Hayvana çok acımış "Ben bu atı almam" diyememişti. unutmamıştı demek. olarak belirlenir.www. yaz günlerinde otların biçilip demetlenmesine gözcülük ediyor..Aksakal. demişti.Amaan sen de. Kansı ile beraber orada oturuyorlardı. Tanabay burada. Atı yedeğine alıp evine doğru yola koyuldu. İstediğini yap..Nasıl bir at vereceksiniz. At korası. dedi Tanabay'ın baybişesi1 dalgın dalgın başını sallayarak. Gençti. Orada. atın yemiyle uğraşıyordu.Şaştım kaldım doğrusu. Onun için konuyu değiştirmek istedi ve kansına çıkıştı: . size bir at vereceğiz. Tanabay gözlerini karısından kaçırarak: . Bizim durumumuz ondan farklı mı sanki? Zaman kimseyi kayırmaz.Ben de onu demek istiyorum zaten. Bacadan duman tütmeye. Nesi varmış tanınmayacak? diye bir şeyler geveledi.. bir zamanlar siz biniyor-muşsunuz ona. . her şey eskir. Bu kulübenin bir buçuk kilometre yakınında su işlerine bakan görevlinin kulübesi de vardı. 16/ElvedaGülsan başlamıştı. Bunlan kurcalamanın hiçbir yaran olmazdı şimdi. Sonra alaylı bir gülümseme ile ekledi: Belki yine yorgaya binip gece seferlerine çıkmak istersin. açlıktan ölüyorum ben! .enginel elveda gülsarı ulaşırdı.cizgiliforum. açık kora.Haa! Bu gerçekten Gülsan mı? diye şaştı kaldı. at korasına1 bir uğrayın.com. Geçen güz Tanabay. Bu atla ilgili bazı anılan vardı. Tanabay da Tanabay idi. onu tanırsınız. hanımefendisi. her canlı yaşlanır. baybişe yemeği ısıtmaya 1 Baybişe: Evin hanımı. benden sana izin! . Ata ot vermek için samanlığa gitti.Gülsan'nın ta kendisi. .Niye dikilip duruyorsun. "Demek kader bizi bir kez daha bir1 Kora: Hem ağıl. hem ahır. hem tavla anlamına gelen hayvan barınağıdır. nelerden söz ediyorsun? diye elini sallayan Tanabay konuyu kapadı ve dışan çıktı. olduğu zaman birinci eş.

kış boyunca ata baktı.. Salya sıcaktı ve bu Tanabay'ı sevindirdi.. biraz gayret edersek. Onbaşı Tanabay Bakasov. Gülsan pişinin kokusunu derin derin içine çekti ama ağzına alıp yiyemedi. Pişinin yarısını kendisine ayırdı. Batı Cephesinde de. Japonya'nın tesliminden sonra terhis olup yurduna dönmüştü. ye Gülsanm. Onu kepek lapası ve kıyılmış pancarla besledi. takılmak için söylüyorlardı çünkü. Ne gereği vardı artık.Hadi yavrum. Cepheden cepheye koşarak tam altı yıl askerlik yapmıştı. Tanabay da ölmemiş. Durmak işimize gelmez.Hadi Gülsanm. araba sarsıldı." Tanabay kamçının sapı ile arabayı karıştırarak dipteki boş çuvalı çıkardı.. Kadınlann 'ihtiyar' demelerine aldırmadı.Ne yapacağız Gülsan? Burada böyle kımıldamadan duracak mıyız? dedi. Bundan sonra atı yularından tutup yürüttü. Yine de onu canlandırıp güçlendirdiğini sanıyordu.cizgiliforum. Evet evet. böyle bir iş gelmişti başlarına. . Bir defasında araba ile gelirken mayına çarpmışlar. "Kaç yaşındasın Gülsan? Yirmi yaşında mı? Yoksa daha mı fazla. Doğu Cephesinde de çarpışmış. bir ayağını kaldırıp ağırlığım öteki ayağına verdi. onun şoku ile epey sarsılmıştı. bir durup bir giderek eve varırız değil mi? Bir vardık mı. O zaman Tanabay kırıntıları kendi eliyle soktu hayvanın ağzına. gel artık! dedi. yürü! At hareket etti. satıcı kadınlar onu "Hey ihtiyar. "Dur hele.. . Gülsan'nın dişleri iyice aşınmıştı. Savaş yıllannda 9 . işte bugün. Kansı o geçmiş olaydan bir daha söz etmedi. dedi. tekerlekler gıcırdadı. Bizim baybişe ile ben seni yine iyileştiririz. at elini cüzdanına!" diye karşılamışlardı.Hey. gayret et yavrum. öbür yansım da ufalayıp atın ağzına tuttu. Tanabay güz boyunca.enginel elveda gülsarı . ecel gelmeyince ölmezsin" diye. . Sonunda yurduna dönüp trenden indiği zaman. Şimdi ne yapacaktı? Atı yolun ortasında bırakıp gitmeye gönlü elvermiyordu. bak aklıma ne geldi. At kımıldadı. Tanabay atla beraber yürürken "artık gücü kalmadı zavallının" diye düşündü. Gülsan biraz durduktan sonra ağzındaki kırıntılan çiğnemeye başladı.com. Çuvalın içindeki küçük bir çıkını aldı. Tanabay'ın titreyen eline atın salyası aktı. ağır ağır dağ yoluna koyuldu.. O çuvalla gelinine patates götürmüştü.. Elveda Gülsan/17 .. Tanabay ve Gülsan ilk kez savaştan sonra karşılaştılar. yürü. Ama. yirmiden fazla senin yaşın. Boşuna dememişler "Kırk yıl kırgında kalsan.www. Yaşlı adam ve yaşlı at. Tann onu korumuştu. zor yiyordu yemini. yemek ısındı da soğudu bile. Başka bir sefer de göğsünden yaralanmış ve hastahanede iki ay tedavi gördükten sonra kendi birliğine yetişmişti.. Kansı yolda yemesi için pişi koymuştu o çıkına. Sonra yorgayı eliyle hafifçe dürttü. Ama Tanabay onu yemeyi unutmuştu. Gerçi artık genç değildi ama yaşlı da sayılmazdı. korkulacak bir şey kalmaz. O zaman Tanabay.

Kolhoz. örsün üzerindeki kızgın demiri hiç durmadan dövüyordu. Tanabay kendisi için asıl hayatın yeni yeni başladığını düşünüyordu. saygılarını sunmak ve gönül almak için gelirlerdi. hu-ha! hu-ha! diye nefes alıp veriyor ve bir yandanJla düşünüyordu: En önemlisi savaşı kazanmış olmamız. önünde hiçbir engel kalmamıştı. gırtlağına kadar borca batmış ve banka bjr kapik bile vermiyordu artık. dik. Terhis olduktan bir yıl sonra kansı ona güzel bir kız çocuk doğurdu. yaklaşma!" der gibi çekici indirdikçe bütün bu sıkıntıları da uzaklaştınyordu sanki. nice nice güçlüklere göğüs germesi gerekecekti. O sesleri. demir dövmüş.com. diyordu. Büyük kızının kocası kamyon sürücüsüydü. Onları unutacak. çektiği sıkıntıların önemi yoktu artık. Yazlan sik sık ve topluca kendisini ziyaret ederlerdi.. hafif kırlaşan sakalı bıyığı ile biraz yaşlanmış görünse de. O güne kadar olup bitenlerin. Gönlü hoş ve iyimserdi. Ama Tanabay "Dür. Savaştan sonra aynı işi yapıyor.www. Öyle hızlı dövüyordu ki.cizgiliforum. zafer kazanılmış olduğuna göre. bu işin ustası olmuştu. hep çalışacaktı. Bundan başka bir amacı yoktu. kızgın demirden kıvılcımlar saçılıyordu. Şimdi ikisi de evliydiler ve çocuklan vardı. Ondan sonra doğan çocuğu da kızdı. * Ama Tanabay öyle düşünmekte. zaferi kazandık. Bu damadı bütün ev halkım kamyo18/ElvedaGülsan na bindirir. Ama bu başka bir hikâye. Bunun için savaşmamış mıydı? Kan ve ateş arasında canını dişine takmamış mıydı? Savaş bitmiş. zafer kazanıldıktan sonra köyüne dönerken. Gelecek için daha yıllar yılı kan ter içinde kalıp fedakârlık etmesi. çıplaktılar. O zamanlar açtılar. Ve çekiç cevap verir gibi tekrarlıyordu: "Yendik. Büyük istasyonlarda maksimkalan (asker getiren katar) bando-mızıka ve coşkun bir neşe ile karşılamışlardı. Kılık kıyafeti. yüzü kınşmıştı. çocuk başı kadar büyük bir çekiçle. ara sıra bugün bile duyar gibi oluyordu. Ne var ki oğlu hayırsızın biri olup çıkmıştı. yendik. geleceği toz pembe görmekte pek acele ettiğini şimdi çok iyi anlıyordu. gerçek ve tatlı hayat asıl şimdi başlayacaktı. yaMaşma! Dur. sabahtan akşama kadar..enginel elveda gülsarı güneş ve soğuktan yanmış. Kadınlar eskimiş oto lastiklerinElvedaGülsan/19 den yapılmış ayakkabıları giyiyorlardı çıplak ayaklarına. Çocujdar nice zamandır şekerin yüzünü bile görmemiş. tadını unutmuşlardı. Evde hasretle bekleniyordu. Gençliğinde bir demirci yanında çalışmış. Sonra bu yuvada herkesin mutlu olması için çalışacak. Dünyaya yeniden gelmiş gibiydi ve artık yalnız geleceği düşünüyordu: Çoluk-çocukla kaygısız bir hayat yaşamak için önce başlarını sokacak bir ev yapacaktı. Oğlu sekizine basmış ve okula başlamıştı. Savaş bittikten. Doğrusu kendisi de. Çalışırken o çekiç sesleri arasında günlük sıkıntıları unutup gidiyordu Tanabay. Tanabay her darbeyi indirişte. Örs çın çın ötüyor. düşmanı yendik. gönlü gençti. dağda yaşayan kocamış kaynata ve kaynanasını görmek. usta yoldaşı o kor gibi madeni çevirecek zaman bile bulamıyordu bazen. karısı da kızlarından çok memnundular. gücükuvveti yerinde. 10 .

Söylediklerinin hemen hemen hepsini. Ama söyledikleri pek etkili olurdu. bir kolhoz kurmaya. Çora ile o. kimileri iş yerlerinde. O günlerde herkes savaşı kazanmış olmanın gururuyla avunuyor ve zafer ekmeğin yerini tutuyordu. Merhum Çora o zamanlar kolhozun başkanı idi. ta komsomol oldukları günlerde. Savaş yüzü görmemiş olsa da. Mallarına el koyacakları kişilerin listesini beraber hazırladılar. pek yaşlanmış. herkese iyi davranan bir gençti. Temmuzun sıcağında bile o eski yün yeleğini çıkarmıyordu üzerinden. kimileri tarlada. Çora. Tanabay'ı razı etmek için demirci dükkânına kendisi gelmiş ve arkadaşını razı ettikten sonra ona: . İkisi. Savaşın başından sonuna kadar ve savaştan sonra da hep bu görevde kaldı. askere giden gençlerin dönüp dönmediğini sordular. dedi. karşıt görüşte olanlara. ne zaman çalışmaya başlayacaklar?" dedi ihtiyarlar. Tanabay daha savaştan döndüğü gün anlamıştı bunu. zayıflamıştı. yaz-kış demeden at üstünde dolaşmak. Onu. Bu yüzden toplantılarda sık sık yerinden fırlar. Görgü ise görgülü. Beli 20/Elveda Gülsan bükülmüş. konuşmuşlardı. koşturmak kolay mı? Dervişbay'ı hatırlıyor musun? At üstünde donup öldü zavallı. zenginlerin. Tanabay Çora'nın gençliğini hatırlamıştı. Eskiden. dik!" O günlerde böyle düşünen yalnız Tanabay değildi. bir deri bir kemik kalmıştı. "Çalışmaya çoktan başladılar.com. yüzü kırış kırış olmuştu. "Peki nerdeler. Çora'dan başka hiç kimse Tanabay'ı demirci dükkânından aşırıp yılkıcı olmaya razı edemezdi. Daha sonra Tanabay yılkıcı oldu ve dağlara çıktı. Bazen öyle sözler söylerdi ki.enginel elveda gülsarı dik. kendisi bile ürkerdi söylediklerinden. Sağ kalanların hepsinin döndüğünü söyledim. Can dostu Çora razı etmişti onu bu işe. hatta böyle oluşuna kızardı. gazetelerden okuyup öğrendiği cümlelerle ve acımasız bir şekilde atıp tutardı.www. dinlediği siyasî nutuklardan öğrenmişti. Yılkılara bakmanın aksakalların işi olmadığını. . demir atölyesinin yakınındaki arkın kenarına çö-mellp oturmuş.cizgiliforum. onların bu işin üstesinden gelemeyeceğini sen de bilirsin. O zamandan beri çalışıyorlar orada. eskiden beri iki can dost idiler. dedi Çora İhtiyarlar. Hatırlıyorsun değil mi? Savaş başlayınca biz bu ihtiyarları yılkıya bakmaları için dağlara göndermiştik. koparıp ayıramam diye korkuyordum. Tanabay onunrişte bu yumuşaklığını beğenmez. "Onu biliyoruz" dediler. Çora iyice zayıflamış. O zamanlar Çora köyün yakışıklısıydı. Gece-gündüz. kulakların (toprak sahiplerinin) mal ve mülklerini bu kolhoza katmaya birlikte karar vermişlerdi. bilgi ise bilgili bir delikanlıydı. her türlü işlerde çalışıyorlar" dedim.İki gün önce dağa gidip geldim. yani komünizm idealine karşı çıkanlara gereksiz bir hoşgörü göstermekle suçlardı. Tanabay bu konuda büyük çaba gösterdi. Yumuşak huylu. Orduya at gerektiğinde o 11 . Kalbi zayıf olduğu için çürüğe çıkarılmıştı. "Peki yılkıya kim bakacak? Biz ölelim diye mi bekliyorlar? Zaten bir ayağımız çukurda!" Ben çok üzüldüm ve utandım.Ben senin çekice yapışıp kaldığını sanıyor.

İçinden "bizim başımıza gelmeyen kalmadı oysa sen hiçbir şey görmedin. Düşünüyorum da. artık savaş bitti. Eyerden eğilip arkadaşının yüzüne baktı: "Bana da-rılmadın değil mi? Başımı kaşıyacak vakit bulamıyorum. atlar koradan çıkarılıp sayım yapıldıktan sonra ihtiyar Turgay'a sitem etti: I 22/Elveda Gülsan . Şimdi yılkı bakmayı askerden dönen gençlerimiz hor görüyor. artık herkes daha iyi yaşamak istiyor. hep aynısın Çora. şimdi dağda at çobanlığı ağırlarına gidiyor. O sarı tayı. ufacık ve köse bir ihtiyardı. eskisi gibi uzun uzun dertleşmeyi ne kadar isterdim.enginel elveda gülsarı atları terbiye edip yetiştiren de yine bu aksakallar oldu. Yaa. Bir daha da birbirlerini hiç göremez oldular. Bazı geceler gözüme uyku girmiyor. Ülke için istediğin bu coşkulu iyilik ateşinde yanıp gitmesen bari. ne görüyorsan o. O konuşmadan bir süre sonra Tanabay dağa çıktı.Vere vere bana bunları mı veriyorsun aksakal. Çora arkasından seslendi: . atların hali hiç de iyi değil! Turgay. Uzak yerlere gidip medeniyet öğrendiler ya..cizgiliforum.Şaka yapıyorum aksakal..Tanabay. dedi Turgay. Belki doğru olartçda budur.. gözlerine düşen kocaman börkü yukarı doğru kaldırıp üzengide doğrularak bir 12 . Tanabay. Bakacak göreceksin. plan hedefine nasıl ulaşırım?. . baybişemle bir görüşeyim. böyle işte! Sen bir düşün Ta-nahafy. dedi Tanabay. Genel olarak bunun gibi ihtiyarlar alıngan ve acı dilli olurlar: Ama Turgay kızmadı: . halkı nasıl doyururum. Görüşmeyeli çok oldu. Başındaki kocaman börk. . İkisi başbaşa verip konuşmak. elin serçe parmağı gibi büyümeden kalmıştı. kusura bakma.com. İş üstüne iş biniyordu. dağlıç türü kuzunun kuyruk ucunun üzerindeki yağlı top kısmı gibi duruyordu. dedi alttan alarak. dağda taşta at koştur da anlarsın. hep düşünüyorum: İşleri nasıl yoluna koyarım.Ama içlerinde bir tanesi var. Konuşmaları bitmişti. Zaman akıp gitti. aydınlık günler gelmiş olmalıydı. hizmetlerini Elveda Gülsan/21 ödeyemeyiz..Pekâlâ Çora. bunu utanç verici bir iş sayıyorlar.. bekle biraz! diye atını sürüp onun yanına geldi. yaşlı Turgay'ın baktığı yılkı içinde ilk kez gördü.www. Sen gidersen peşinden başkalarını da göndeririz. İkisi birden ayağa kalktılar. Oysa işler azalmadı. buruşuk yüzlü. Sağ olsunlar! Onlara şükran borçluyuz. kolaylaşmadı. Tanabay demirci dükkânına doğru yürüdü. o zaman daha iyi anlarsın. Yaşın yetmişe dayanınca. Sanki.. Boş bir zaman bulup sana gelmeyi.İşte. Halkımız aklını başına topladı. Tanabay da yumuşadı: . Savaşta biz neler görmedik ki! Bizim de yumuşamamız gerekmez miydi? Belki insan hayatında asıl önemli olan budur" diye düşünüyordu. Kılını çeksen yağ çıkar demiyorum ya ben de. uzun uzun dertleşmek fırsatını hiç bulamadılar.

Hangisi? Şu tostoparlak görünen küçük tay mı? Ufak tefek bir şey.Doğuştan yorga.Ben bunun gibisini görmedim. çok güzel taydır o. sana çok teşekkür ederim.Epey geç doğdu da ondan. . olduğu yere düşüp kalır! . Ama kötü birine düşerse solar gider. dile düşürme. ben de biraz anlarım bu işten. elde etmek için peşine düşenler çok olur. dedi ihtiyar yılkıcı övünerek. şu sağ kanatta otlayan san tayı görüyor musun? İşte o bir harika!" .Yorga at az mı yani? . sarı tayın yolunu kesip ileriye doğru sürdüler. Sesimi de tanır ha! Bir nâra atayım da seyret hele: Ayyyyt! Ayyyt! Ayyyt! Gördün mü? San tay dönüp dolaşıp yılkıya katıldı.Evet. dedi ihtiyar. özelliği ne onun? . .İyi öyleyse. nazar değmesin! Kimselere bir şey söyleme. bir kız iyi bir ere düştüğü zaman daha da güzelleşir. Ama onlar. Bilirsin.Peki.com. Eski devirde olsa.Demek ona Gülsan diyorsunuz? 13 . gül gibi olur.enginel elveda gülsarı kamçısının sapıyla ilerisini göstererek "Bak. hınldadı ve sonuna kadar kurulElveda Gülsan/23 muş bir oyuncak at gibi ileri fırladı. . Başını kaldırdı. böyle bir yorganın değerine paha biçilemezdi.Ooo! Şuna bak! Şu koşmanın güzelliğine bak! Harika bir şey bu! . Çok güzel yetiştirmişsin bu tayı. Sonra ensesini kaşıyarak ciddi bir tenbihte bulundu: "Ama dikkat et. kan dökmekten çekinmezlerdi. gelişecek. hayran kaldım doğrusu. Adı 'GÜLSARI1 unutma. sesimi duyunca usturanın keskin ağzı gibi her şeyi yarıp geçer.Bak Tanabay! dedi. . Atın iyisi de öyle olur. Oyun için yanşan çocuklar gibi neşe ile coşarak tayın J|peşinden kendi atlarını sürüyorlardı. Onların sesini duyan > tay hızını arttınyor. Turgay börkünü başından çıkarıp Tanabay'a: . . . uçan bir kuş gibi rahat uçuyordu. gözleri yaldır yaldır parlar. şöyle bir silkinip perçemini geri attı. çöp gibi kalır. San tayın yorgalamasını keyifle seyreden Tanabay sevinçle bağırı-¦ yordu: . Güzel yorga güzel kız gibidir. dedi Tanabay. Baktıkça yüreğin sızlar. sırtı da pek kısa.Hele bir görelim. yetişecek. .Merak etme aksakal. Çocuk değilim.Turgay ağam. Bakmasını bilmezsen onu mahvedersin. San tay da koşmak için fırsat arıyordu zaten.Söyledim sana. 24/Elveda Gülsan .. Büyüyor..www. oysa sarı tay hep yorga koşuyordu. ama hiç dörtnala kalkmıyor.. bindikleri atlann terlerini soğutmak için bir hayli gezdirmek zorunda kaldılar. Yine yılkıya katılmak için kocaman bir yanm daire çizerek koşuyordu. Taya yetişmek için bindikleri atlan dörtnala kaldırdı-¦ lar ama yetişemediler. Atlarını mahmuzlayıp yılkının çevresini dolandılar. Kırgız atalar böyle bir yorga için birbirlerine düşer.cizgiliforum.

gür idi. onları yolun başına kadar yürüyerek uğurladı.. Kansıyla buraya yerleşeceklerdi. Yol başında aynlırken Turgay aga son bir öğüt daha verdi: . Sık sık ve lapa lapa yağıyor. ama uzun süre yerde kalmıyordu. o zamana kadar sağ kalırsam. altı aydan bir yaşına ulaşıncaya kadar 'cabağı'. Dağlar yine o dağlardı. kulaklarını kabartıyorlardı: Efendilerini yanıbaşlarında görmek güven veriyordu onlara. Cabağı Gülsan'nın tüyleri uzadı ama özellikle geceleri yine üşüyordu. Terli iken suç içmemesine de dikkat et. başında asker kalpağı olan bir efendi gelmişti.. tepinmeye başladılar. birbirlerine iyice sokularak. Tanabay. yoksa yorga gidişi bozulur. Turgay aga yaşlanınca çenesi düşük bir ihtiyar olmuştu.com. sırtına gocuk giymeye başladı. onu yadırgamadı.Sahipleri onlan yalnız bırakmıyor. Eyer vurulacak ve binilecek hale geldiği zaman pek zorlama. Ayazlı gecelerde atlar bir kuytuda kümeliyor. kendisi için neler söyleneceğini ve ileride başına neler neler geleceğini!. eşya-lannı yükledikleri deveyi yedeklerine alıp gittiler. Bende biraz kaldı. 14 . yüzünü ovuşturarak dolanıp duruyordu yanlarında. Artık ayağına çizme. Yardımcısı için de bir çadır vardı ama. zayıf. sırtına eyer vurulmamıştı.enginel elveda gülsarı . fısıtlısı ile yine uykuya dalıyorlardı. Unutma. Bundan sonra boş kalan keçe çadıra döndü. yadsınmadı. Atlar toynaklanyla kan eşelemeye. sabaha kadar kımıldamadan duruyor. Çayırlar. şişti. eldivenli ellerini birbirlerine sürterek. vücutları kırağından bembeyaz olu-yordu. O söylenince yahut öksürünce. bir yaşına gelince 'tay' denir (çevirenin notu).Evet. Değişen tek şey yılkının efendisiydi. Bunun se1 Cabağı: At yavrusuna altı aylık oluncaya kadar 'kulun'. atlar başlarım hafifçe çeviriyor. Eskisi gibi koşup duruyordu üyirin arasında. Şimdilik ağzına gem. adı Gülsan. getir göster bana. Onu iyice terbiye ettikten sonra.www. Hiçbir şey değişmemişti. atından inmeden. Gece rüzgârının hışırtısı. Bundan sonra Turgay ve kendisi gibi >%şlı kansı. ona bir yardımcı vermemişlerdi daha. Ara sıra bir yerlere gidip sonra yine geliyordu. Bütün gece Tanabay'a öğüt verdi. Zamanla yılkı ona alıştı. Ne bilsindi Gülsan nasıl bir ömür süreceğini. Adını o koydu. yılkı ve dağlar Tanabay'a kaldı. Sabırla yetiştir onu. uzunca boylu. Sonra kar yağdı. Sahiplerinin ağzı yüzü soldu. Turgay'la yaşlı karısı oradan aynlırlarken. Hiç kimseyi de bindirme. Şimdilik yalnız idare edecekti işleri. elleri morardı. gemini fazla çekme. Canı gibi sevdi onu. Keçe çadır.San taya şimdilik hiç dokunma. idi. Yine başına buyruk bir taydı. 1 Elveda Gülsan/25 kalın. şınl şırıl akan sular hep aynı.cizgiliforum. San tay o zaman henüz bir cabağı1. Yaşlı yılkıcının yerine. Geçen yaz kız torunum gelmişti. Tanabay da ses çıkarmadan dinledi.

iğne-leye iğneleye.enginel elveda gülsarı Gülsarı Tanabay'ın sesini işte bu kış tanıdı ve bir daha ömrü boyunca unutmadı. hınltısız dururken. Gülsan o güne kadar kurt ulumasını hiç duymamıştı. acı acı kişneyerek. Atlar irkildi. Sesler önce geriden. Elveda Gülsan/27 15 . Karanlıkta. belirsiz bir yöne doğru koşmaya başladılar. Artık hiçbir kuvvet durduramazdı onlan. cabağıları ortalarına aldılar. faltaşı gibi açılan gözlerle çevresine baktı ve korkudan donup kaldı olduğu yerde. olanca güçlerini ayaklarına vererek. kann üzerinden bir karaltının süzülüp geçtiğini ve sonra kaybolduğunu görünce artık yerinde duramayıp ürkerek geri sıçradı. hınldayarak. yılkıyı bir arada tutmak için etrafında dolanıyor.cizgiliforum. Gülsan yine ortaya girmek için yaşlı atlan itmeye. Aralarına giremeyince daha da uzakta tek başına durdu ve bu yüzden üyir aygırının hışmına uğradı. onu yılkıya katmak için karnına müthiş bir çifte indirdi. Sahipleri neredeydi? Böyle korkulu bir zamanda o neredeydi? Hiç olmazsa sesini duysalar. Gülsan'nın nefesi kesilecekti ner-deyse.www. Gülsan da neye uğradıklannı anlayamadan çılgınca koşuyordu yılkının ardından. O sırada bir silah sesi duyuldu. İşte bu gelişlerden birinde. ağır-laştı. Ama yılkı onun harıltısını. göz gözü görmeyen karanlığa dalıp uzaklaşıyordu. iterek koşuyorlardı. hışımla üzerine yürüdü. kulak kabarttılar. Gülsarı'yı ortadan sürüp kenara çıkardılar. biraz rahatlayacaklardı. yandan gehyordu. Gülsan. İçinde bir şeyler kopmuş gibi sarsıldı ve güç doğruldu. isli gocuğunun kokusunu alsalar. güçlü toynaklanyla kan eşeliyor. Kar yağıyor ve Gülsan'nın burun deliklerine giriyor. Atlar sessiz. Aygır. başına üsır usır düşerek yığılıyordu. atlann yelelerine. başlarıyla vurarak kulunları. O müthiş çifteden sonra bir daha yılkıdan aynlıp tek başına durmaya kalkışmadı. Hiç unutamayacağı o çiftenin acısıyla yılkıya yanaşıp kenarda ama onlann yanında durdu. Yılkı sesin geldiği yöne koştu. İyice rahatsızlanıp korkuya kapıldılar. Ulumayı duyunca bir an olduğu yerde donmuş gibi kaldı. Titreye titreye birbirlerine sokuluyorlardı. ama ne kendi görünüyor ne de sesi duyuyordu. Sonra önden duyulmaya başladı. Bir türlü giremiyordu aralanna. Kar savrula savrula. felaket habercisi bir sessizlik idi bu. uzaktan uzağa bir uluma duyuldu. önlerindeydi. bazılarını çiftelemeye başladı. Gülsan'yı hâlâ kümelenmiş yılkıdan uzakta tek başına duruyor görünce. Bir gün dağlarda bora koptu. zaten korku içinde bekleşen atlar ürktü. Şimdi çıt çıkmıyordu. arada bir dörtnala koşarak. ardından bir silah sesi daha. O sesin ve kendilerinin sahibi şimdi yanlannda. Atlar büyük bir gürültü çıkararak koşsalar da sahiplerinin öfkeli bağırmalannı duydular. Sonra yine sinirli. kuyruklarına yapıştı. Yaşlı dişi atlar. Dağdan yuvarlanan kayalar gibi birbirlerini sürükleyerek. ayak seslerini duyuyordu. İşte o zaman.com. öfkeli bir halde geri 26/Elveda GQIsan geliyordu üyer aygın. kafasını eğip kulaklarını kısıyor. Hayvanlar gözlerini açamaz oldular. Uğursuz.

. O zorlu kışa dayanamayan zayıf atların düştükleri yerden kalkamadıklarını. üzüntümden. Sonra anbar memurunu çağırıp emretti: . at sütünden kımız da yaparız.Hay Allah! Onu ne karıştırıyorsun? Her şeyi birbirine karıştırır yokuşa sürersin zaten! Ver! diye kestirip attı Çora. diye kekelemişti. elini ayağını ısıtmak için çalı-çırpı yaktığını. itinkurdun uluduğu o soğuk geceleri. . acımdan konuştum böyle. atların sıcak sırtında eriyor.. Sonra dağdan inip. Kalın kar eridi.. öfkeyle bağırmasını da unutmamıştı: . Atlar tüylerini döktüler. . Yılkı onun sesiyle biraz yüreklendi ve peşinden koşmaya başladı. sanki demirden olan bu kabuğu tepinen atların toynaklarının bile kıramadığını.. sulann kalın bir buz tabakası olup toprağı örttüğünü. bahar geldiğinde. sağrılanndan süzülüyordu. ölüp gittiklerini de unutmamıştı.. bir süre yüzüjıdeki yangını söndürmek için öylece durdu.Sen. Bulut gibi buhar çıkıyordu sırtlanndan.www. demeyi geçirdi aklından. Ama Çora'nın 16 . O pek şiddetli kış ve zorlu günleri sanki hiç yaşamamışlardı. Gülsan da toparlandı ve eski gücüne kavuştu.Bana niye öyle bakıyorsun! Karşında bir faşist mi var! diye bağırmıştı.Asıl sen beni bağışla. Tanabay da kar yedi. Hâlâ dinmeyen. suskun bakışını da unutmamış-tı.Peki. sonra avuç avuç yuttu o soğuk kan. sonra yeşillendi.Ona beş kilo un ver! Onun bu davramşı karşısında Tanabay'ın utancı daha da arttı. kirli-san bir su gibi. Sen beni bağışla. Atlar ofaya gelince durdular. bembeyaz kan yüzüne götürdü. ürün zamanına kadar dayanırız. . Yere çömelerek iki eliyld aldığı soğuk. Savaş cephesinde durumumuzu bundan yüz kat daha iyiydi.enginel elveda gülsarı Sesi kısılmıştı ama bağırmaya devam ediyordu: Kayyt! Kayyt! Kayt! (Dön! Dön! Dön!) diyordu efendileri.. . gövdeleri şişip şişip iniyordu. ana okulu ne olacak? dedi anbarcı.Sonra öfkeye kapılıp böylesine ağır sözler söylediği için kendisini affettirmeye çalışmasını da. ağlamamak için dudaklannı ısırdığını. körük gibi soluyor. Atlar o günleri hatırlamıyorlardı ama. dişimizi biraz daha sıkar. cıdavlanndan. Sen de orada oturup. kara toprak göründü.com. kolhozun başkanına ölen atlann hesabını verirken. Yılkının kışlık korası nerde? Yemi.. Dondurucu ayazı. unutmamıştı. bu atlan kendi elimle öldürmüşüm gibi bakıyorsun bana! Bu sözler karşısında kolhoz başkanının kül gibi olan yüzüyle kendisine şaşkın. Tan atarken Tanabay yılkıyı eski yerine getirmişti. Yakında inek doğuracak. Tanabay önce unu almamayı düşünmüştü. Böyle mi yapacaktık bu işleri? Gel de nasıl bir keçe çadırda yaşadığımızı. Ateş gibi yanan dudaklanyla kar yutuyorlardı. Yeni tüyleriyle sırtlan parlamaya başladı. dedi Çora. Ama hâlâ korkudan titriyor. çadırın tamtakır içini bir gör! Kuru ekmek bile bulamıyoruz.cizgiliforum. adam unutmamıştı. o bo-ranlı günleri at üstünde geçirdiğini. seyrekleşme-yen kar taneleri. otu nerde? Tuzu nerde? Ağzımızı açıp yel yutarak geçiriyoruz 28/Elveda Gülsan günlerimizi.

yıl30/Elveda Gülsan kıya doğru akan bir yıldız gibi gelirse.. Gülsarı bu kez de düşünde koşuyordu: Toynaklarıyla taşlan çınlattığını. başı ise soylu yorgaya yaraşır biçimdeydi: Bir tutamlık fazla yağı yok. Mayıs gelmişti. yadırgamıyordu. Bu yüzden sahibine bir rahat nefes aldırmıyordu. dar geçitlerden dik yokuşlara koşuyor. Gülsarı'nın bu niteliklerinden haberi yoktu elbet. Atlara sert davranmıyordu Tanabay. genç kısrakları kovalamaya başlamıştı. Koşuyordu. Karısına: . sı-nm gibi ince. düzlükten bayıra. hatta keyfinden şarkı söylemesi pek hoşuna giderdi Gülsan'nın. duygulu. Hava karanp yıldızlar ışıldayınca. tozlann savrulduğunu. onları belledi: Bazıları hüzünlü. Gülsan'nın keyfine diyecek yoktu.. . yavaş yavaş iç. En çok sevdiği şeydi koşmak. kısa. şimdi. onun ardınca dörtnala gelen efendisi de o kadar keyiflenirdi. fıldır fıldır dönen tabak gibi yuvarlak birbirinden uzak gözler.Beni yakıp öldürmeye mi niyetlisin. Aygırlar birbirleriyle dövüşmeye. ürperir ve başlardı koşmaya. yaşadığı ortamın bir parçası gibi görüyordu. Sahibi Tanabay da onu. omuz arası geniş. doruklarda hâlâ erimeyen karların beyazlığı göz ka-niaştınyordu. Öteki tayları da koşturup peşinden sürüklüyor. Tanabay'ın onu yüreklendiren sesi. Boyu uzun.Biraz soğut da iç. Böyle zamanlarda. Dilediğince koşuyor. yine koşmaktı. YıUacılar aygırları ayırmaya çalışıyor. Bunların hiçbirisini unutmamıştı. Bahar yağmurlarından sonra güneş pırıl pınl parlıyor.cizgiliforum. sözlü.. Karısının işte o undan yaptığı lakşa çorbasını içerken ağızını nasıl yaktığını da unutmamıştı. 17 . büyük bir tay olmuştu. koşu temposunu onun türküsüne uydururdu sanki. bazen bu yüzden kamçılarını savurarak birbirleriyle kapıştıkları da oluyordu. hayatının. yamaçlar yemyeşil uzanıyor. Canı yanmazdı ama yine de şaşınr. Onu yadsımıyor. yılkı uykuya dalınca. şımarıyordu. düzlükler.www. tümsek burnu. Onun işi gücü koşmak. oynuyor. O bahar san yorga gençliğinin en güzel dönemini yaşadı. Topaç gibi ve kabank tüylü bir cabağı iken. kalın kıvnk dudaklar. Bütün bunları işitiyor. kulaklannda rüzgârın uğuldadığını. ne kadar çok koşarsa. uzun. Yılkıcıların da rahaEI veda Gülsarı/29 ü kaçmıştı bu yüzden. Bazen de yanından geçerken kamçısıyla arkasına hafifçe vururdu. onların arasında sarı bir yıldız gibi akıp gidiyordu: Çakıllı dere boyundan düzlüğe.com. ayaklarının altında toprağın kaydığını. kalçası dar.enginel elveda gülsarı anbarcıya söylediklerini duyduktan ve yüzünün aldığı rengi gördükten sonra düşündüğünü söylemekten vazgeçti. kara toprak yeşeriyor. ne kadar çok kaynatmışsın bunu! diye kaşığı elinden bırakmıştı. demişti karısı. koşup oynadığı yerleri görüyordu. Zamanla bu türkülere iyice alıştı. Gülsarı ne kadar hırslanır.. küçük bir çocuk değilsin ya. Bazen koşup uzaklara gittiği zaman onun küfürlerini işitmiyor değildi.

Sahibi önünde. tuttuğu ipi koluna dolayarak yan taraftan yaklaştı. Hırıldadı. Sahibinin yılkıya tuz yalatmasından da çok hoşlanırdı Gülsan. ilmekde o kadar boynunu sı: kıyor. Gülsan tek gözüyle gördü onu. bir öfke yoktu. Çünkü bu kementler binek atlan-nı. Her zaman ata biner. Yorga dehşete düştü. tepindi. ipi sımsıkı tutan yardımcısı da geldi. İşte o zaman boynundaki ilmik sıkıldı ve Gülsan neye uğradığım anlamadan irkildi. .www. dağa sonradan gelen yılkıcılann çocuklanydı. Sonunda adamları uzaklaştırmak için kendini onlann üzerine attı. Tanabay upuzun bir ağaç tekneye parça parça kaya tuzu dökerdi. rahat dur! Efendisinin ardından. Bunlar. Öteki atlar kaçıştılar. Ama. Kurtulmak için tekrar tekrar şaElveda Gülsan/31 ha kalkıyordu. nefesi kesildi.Gel Gülsan. hiç korkma. Gülsan hiç umursamadı. ağzı yüzü berelenmiş. tuz yalamaya devam ediyordu.enginel elveda gülsarı sözsüz bütün türkülerini.. Atlar koşup geldiler ve başladılar tuz yalamaya. işte bu tuzu yalamak Gülsarı'ya bir felâket getirdi. yardımcısı da ardındaydı. Bu arada çocuklar da koşup geldiler. yavaş yavaş ve olabildiğince yumuşak bir sesle onu yatıştırmaya çalışıyordu. Bir gün Tanabay boş bir kovaya vurarak "po! po! po!" diye atlan tuz yalamaya çağırdı. O sırada bovjnunu sıkan ip biraz gevşedi ve Gülsan ipip ucunu tutan ¦ adimlan sürüklemeye başladı. başı döndü.. Epeyce tuz yaladığı için susamıştı. İşte o sırada sahibi ve onun yardımcısı. yer sarsılıyor.. gözünü kamaştıran halkalar oluşuyordu önünde. Birden her yanım saran koyu karanlığı ön ayaklanyla delmeye ça•. Güneş gözüne vuruyor. Sonunda kendim tuzağa düşürenlerle başbaşa kaldı. Öteki atlar boyunlanna kıl kement geçirilince huysuzlaşır. Tanabay bir elini atın başına uzattı. insanlar birbirlerinin üzerine yığılıyordu sanki. ama Gülsan hâlâ kılım kıpırdatmıyordu.Yuları. şaha kalkarlardı. Kadınlar bağırıp çağırarak çocuklanm çadırlara doğru kovaladılar. tılmış. başını okşadılar ve at kuyruğundan yapılmış ilmiği boynuna geçiriverdiler. Ama o ne kadar çırpınsa. * Sahibi. Ama gözlerinde bir kızgınlık.cizgiliforum. lışü. Atlann arasından kendine yol açıp su içmek için çaya gitmek istedi. sağılacak kısrakları yakalamak için kullanılırdı. Adamın üstü başı yır. Soluk soluğa • kalmıştı. oralarda dolamp Gülsarı'yı rahatsız ederlerdi. .ha çok sıkmaya başladı. toz toprak içinde kalmıştı. Gülsarı tuzağı anlayamamış. Atlar tuz yalamayı pek sever ve bunu bir ziyafet sayarlardı kendileri için. Ama onun yanına sokulup. Gülsan da onlann arasındaydı ve tadını çıkara çıkara tuz yalıyordu.com. Ama adamlar tekrar ayağa kalktılar ve ilmek Gülsan'nın boynunu yine ve da-. Korkma. Ona hiç dokunmazlardı. Kam sızan dudaklannı kımıldatarak. gemi ver bana! 18 . onu okşadı ve geriye bakmadan yardımcısına seslendi: . şaha kalktı. Dağlar yıkılıyor. soluk almaşım zorlaştırıyordu. Hiç böyle bir şey gelmemişti başına. ellerinde ucu kementli sopalarla yaklaştılar.

O adamı silkinip atmak istedi sırtından. Şimdi gemi ağzına geçirmek. kaçıp gitmesini engelliyordu. onu sırtından iki kez atmayı başardı.www. dönüyor. durmadan döndü. Bu acıdan. O zaman o adamın çevresinde bir daire çizmeye başladı. dağlar. Yan gözle geriye bakınca. sakin ol! Korkma! Yorganın gözünü bir avucu ile kapatıp başlığı kafasına geçiri verdi. çözülmüyordu.cizgiliforum. ama çember açılmıyor. dönüyor. Gemin dizgini iki taraftan gerilip eyerin başına bağlandığı için başını dik tutmak zorunda kalıyor.enginel elveda gülsarı Yardımcısı atın başına geçirilecek takımı verdi. canı müthiş yanıyordu. O çember yolun bir noktada açılacağım ve oradan son hızla uzaklaşacağını umuyor. silkindi. merada otlayan atlar dönüyor. başı dönüyor. Kayış sıkıldıkça canı yanıyordu ama asıl acı veren ağzındaki o bükme. yana sıçradf. yürümeye başladı. Yorga yoruldu. Üzengiler toplanıp eyerin kaltağına bağlanmıştı. Yorga. soluk alamıyor. Ama o zıpladıkça ağızlık ağzını yırtıcak kadar sıkılıyor. 32/Elveda Gülsan Elveda Gülsarı/33 Yardımcısı yorganın üst dudağının altına hemen kayış bükmeyi geçirdi ve çevirmeye başladı. tepinmeye başlamıştı ama Tanabay onun üst dudağım sımsıkı yakalamıştı. çizmesinin topu-ğuyla durmadan karnına vuruyordu. Kafasına başlık geçirilince yine hınldamaya. göğüs altından kayışlar geçirip sıkıyorlardı. ama iki defasında da adam kalkıp yine bindi üstüne. keçe çadırlar dönüyor. eyeri sırtına vurmak gerekiyordu. 19 . dünya dönüyor. Sahibi kamçısını şaklatıyor. Akşam olunca eyerini de almadılar üzerinden. Yalnız kolanlarım gevşeterek bir ağa-¦> ca bağlayıp bıraktılar. ne zaman bindiğini anlayamamıştı. Ter içinde kalmış. Yorga acılar içinde arka ayaklarının üstüne çöktü ve artık direnemedi. Adamların isteği de buydu zaten. Adamlar şimdi sırtına bir şeyler koyuyor. çok da susamıştı. Ama başka bir atın üzerinde olan ikinci adam yularının uzun ipini çekiyor. Adamlar ona su içirmediler. Sonra başını öne eğip arka ayaklarım havaya kaldırdı. i Sakin ol Gülsan. Gülsarı'nın gözleri kararıyor. sağa sola çeviremiyor ve uzanıp yatamıyordu. her şey dönüyordu. sahibinin üstüne nasıl bindiğini. sırtına bir ağırlık çökmüştü. Yine de kişne-yerek olanca gücüyle şaha kalktı. Çaresizdi. sırtında bir adamın oturduğunu gördü. o buruklukça acıtan şeyi çıkardıkları zaman biraz kendine geldi. Bir an yine başı döndü ve sonra donup kaldı. o demir ağızlık idi. O anda soğuk demir ağızlık dişlerine çarparak şıngırdadı. Yalnız ağzından o bükmeyi. sonra kilitlenmiş gibi çakılıp kaldı ağzında. Her yanı kayışlarla sarılmış. gökteki bulutlar. Bu zorlu. yavaşladı. üzerine oturmuş adamın topukları kanuna batıyordu. . eziyetli koşu sürüp gitti.com.Bükmeyi ver! dedi yardımcısına. yine döndü. Kıpır-dayamıyor. Döndü. Bu acı ile gözleri yuvalarından fırlayacaktı nerdeyse.

Bahara uyanmış dağlara bakıp gülümsüyor.Oy Gülsan oy! dedi. onunla otlayan. hep onun yanında olurdu. her şeyi duyuyordu. Yumuşak. Öylece duran Gütearı'yı o sırada bir arayan vardı. Dereyi geçip geldiği için ayaklan ıslaktı. Dün beni çok yordun.com. üzüntülüydü. onunla koşmak istiyordu. buz gibi olmuşsun. sımsıcak dudakla-nnı onun tüylerine dokundurdu. İkisi de henüz tam ergin çağa gelmiş sayılmazlardı. öylece duruyordu orada. gözünden iri iri damlalar düşmeye başladı. Sabah erkenden sahibi geldi yanına. . Gülsarı onun kişnemesini işitti. Gülsan onun neler söylediğini nereden bilecekti? 20 . hatta yere inmiş gibi daha çok panl-dıyordu. yılgın. otluyor-du. çocukların köpek gibi ses çıkararak onları havlattıklarını. Derenin öbür yakasına geçip gözden kaybolunca-ya kadar Gülsan ona baktı durdu. Kolanların vücudunu sıktığım yerler ve eyerin vurduğu sırtı acıyor. ateş başında oturup sohbet eden adamları. Yanına sokuldu. Onunla kimse ilgilenmiyordu. yılkı. Başını Gülsarı'nın boynuna koydu. başıyla dürtükledi. Yorga da onun boynuna dokunup aynı şeyi yapmak istiyordu ama. o onlardan kaçıyor. Derenin öbür yakasında. 34/Elveda Gülsan Gülsan'yı arıyordu. ağır ağır kımıldamaya büyümeye başladılar. Serin suyun kokusunu da getirmiş oluyordu böylece. toynaklarından çıkan sesleri.www. Alnındaki ak sakar ay ışığında parlıyordu. sızım sızım sızlıyordu. Öyle de susamıştı ki! Ah doru tay ona içecek su getirebilse! Gülsan'dan hiçbir karşılık görmeyen genç kısrak koşup gitti. Dişi tay yine Gülsan ile olmak.enginel elveda gülsarı jGülsan bütün gece öyle durdu. Ağzının kenarları yara bere içinde kalmıştı. Sonra. Yorga Gülsîtfı ömründe ilk kez ağlıyordu.cizgiliforum. O da kişneyerek cevap vermek istedi ama. oynaşan. dişleriyle onu kaşımaya başladı. sesini hemen tanıdı. Bu. Sanki herkes unutmuştu onu. boynun omurgasını kütürdetiyordu. yükseldi. atlara gece bekçiliği yapan yılkıcıların bağırışlarını da duyuyordu Gülsarı. Başını hafif oynatacak olsa gem ağzını yırtarcasına acıtıyordu. Yıldızlar yeryüzüne iyice yaklaşrnış. tabii. Susuzluktan da ölecekti nerdeyse. Yenik. Ağzındaki o demirin tadı da pek kötüydü.. Pekâlâ! Tanabay Gülsan'nın boynunu okşadı. oynar. Aygırlar onun peşine çoktan düşmeye başlamışlardı ama. Oysa Gülsan kımıldayamıyordu. Gülsan olsa yine onunla koşar. Onların kişnemelerini.. Sonunda doru tay onu buldu. Keçe çadırların yanında ateşi. her zaman olduğu gibi yayılmış. Biraz sonra ay doğdu. Ne oldu? Çok mu üşüdün? Ee. Başına nîden böyle bir felâket geldiğini anlayamıyordu. omuzlannı. Hırıldayarak ve başını sallayarak Gülsan'yı çağırdı. Gülsan doru tayın sesini pek yakınında işitti. kulun oldukları zamandan beri onunla koşup zıplayan. sevgi dolu ses tonuyla konuştu. ufak-tefek alnı sakarlı bir doru kısrak idi. ağzını açmak istediği zaman müthiş canı yandı ve kişneyemedi. Bu kez dişi tay onun boynuna asıldı. Dağlar gecenin karanlık kuşağından sıyrılıp ay ışığında kendilerini göstermeye. Kendisi. başını bile oyna-tamıyordu.

taypalma yorganın o güzel gidişini bozmamak için dizginleri çekip onu yavaşlatıyordu...Bağışla beni Gülsarı. Böyle. diyordu. Gülsan'yi böyle görünce Tanabay'a teşekkür etmişti: . her şey yoluna girecek. din36/Elveda Gülsan lenmesini bekliyor. Öylesine bitikti. Bugüne kadar başı boş koşup oynadın. adım atacak gücü kalmadığı için olduğu yerde durunca tekerlek gıcırtısı. İşte şimdi bunu öğrendin. Alışacaksın. hiçbir engel çıkmaz. eski bozuk yolda. Tanabay Gülsarı'nın başlığını çözdü.tıp. ileri atılıp başını derin suya daldırdı.Sağ olasın Tanabay.. Benim de aklım başımda değil. her şeye lanet! Yeter ki san sağ salim eve ulaştırayım. hayat bu işte! Merak etElveda Gülsan/35 me. kolonlara da iyice alıştı. 21 . Yalvardı: .www. Kendi başı kendine ağır geldiği için boynunu aşağıya doğru eğmiş. koşumlara. Ara sıra at. ağzındaki gemi ûSulca çıkardı. çok geç oldu. Çok iyi yetiştirmişsin Gülsan'yı. Sarı yorga son bir kez daha durdu ve bir daha adımını atamadı. Tanabay. ağır ağır. yürü yavrum. sonra yine dizginlere yapışıyordu: . Bir süre sonra Gülsan eyere de. Sahibi sırtına bindiği zaman. Ah.tıp. iyi günler göreceksin. Artık yolundaki taşlara ayağın sürçmez. kuş gibi uçmak istiyordu ama. Tanabay telaşlanıp atın bir o yanına bir bu yanına geçti. Üzerindeki ağırlığı hissetmez oldu. At durunca ve tekerlek sesleri kesilince.Bana darılma. o tıngır-mıngır sesleri de kesiliyordu. ah! Ne güzeldi bu serin su! Ne güzeldi suya kavuşmak! Ve şimdi efendisine nasıl da şükran duyuyordu! -^ ݧte böyle. soyun sopun dert görmesin.cizgiliforum.. daha önce düşünmeliydim. kızma dostum. üstüne su dolu bir kap koysan damlası bile dökmeden götürür! Eski yılkıcı ihtiyar Turgay. binicisini hiç sarsmadan.. Sarı yorgayı. Lanet olsun arabaya. ürperdi.Hadi Gülsan. tumtop!. Böyle sürüp gidecek değildi elbet. çok canın yandı. bu defa hayvan kendi yürek atışlarını duyuyordu: tum-top. sonra onu yedeğine alıp dereye götürdü. asıl bundan sonra parlayacak onun yıldızı! demişti.enginel elveda gülsarı .Aşkolsun! diyorlardı. diyordu Tanabay. bacakları titriyor ve güçlükle durabiliyordu ayakta. Sen bu haldeyken arabanın ne önemi var.. Bak görürsün.com. Kırık dökük arabanın tekerlekleri. fırlatılan ok gibi dümdüz giderken görünler ona hayran kalıyor ve kenara çekilip seyrediyorlardı: . Yaşlı Tanabay Gülsarı'nın biraz soluklanmasını.. diye atıyordu yüreği. bağışla! dedi Tanabay. Doğru. Gülsarı suya girince titredi. koşmak. . ama ne yaparsın. Ama hala arabaya koşuluydu. tıngır mıngır dönüyordu. dura kalka birbuçuk saat kadar gittiler. Çok mu acıktın? Çok mu susadın?.Ne oldu Gülsarı sana? Bak hava iyice kararıyor! Ama at artık onu arılamıyordu.. yürek atışları da kulaklarındaydı: Tıp.

. Tanabay önden gidip dizginleri çekiyor. geçmiş yıllarını hatırlayıverdi. Tanabay atın dizginini eline aldı. Tanabay yürürken sarı yorga ile ilgili uzak geçmişi. Başlığı. Sonra yine ağır ağır yola koyuluyorlardı: Yaşlı bir at. Korkma. vah! ne hale gelmişsin! Turgay merhum seni böyle görse. koşumları arabanın içine attı. dedi. istemediği için düşünmüyordu geçmişini. dili yok bir hayvan! Onu kim düşünüp hatırlayacak? Kimleri taşımadı sırtında kimleri gururlandırmadı? Ama yaşlamp bu hale gelince herkes unuttu onu. Tanabay'ın kendisi de pek şaştı. birbirimizden pek farkımız yok. Demek ki düşünmemek unutmak demek değilmiş. Yorga gittikçe yavaşlıyordu. Hadi. onların ve sonra bozkırın üzerine geceyi sermeye başlamıştı. Karanlık. İşte Gülsarı da ağzı var..İşte. O güne kadar hiç düşünmemişti bunları. ben de arkandan geliyorum. tartma kayışlarını çözdü. Biraz dinlenip tekrar adım atacak hale gelinceye 38/Elveda Gülsarı kadar Tanabay da yanında bekliyordu. yaşlı bir adam. sönmeye. Sonra yine ağır ağır yola koyuluyorlardı: Gülsan ara sıra duruyordu. "Vah Gülsarım. seni bırakıp gitmem.Hadi Sangül.. Bu ağır düşünceler sanki bir ormandan ansızın çıkıp. sen önden bildiğin gibi yürü. dağların üzerine kanadını düşürmeye. dizginleri de çıkardı hayvanın başından: .. ne büyük iyilikler yaptığını. hamutu da atın başından usulca çıkarıp. I Elveda Gülsarı/37 olayları. batı taraflarında.com. diye düşünüyordu. 22 . kararmaya başlamış bir kızıllık vardı. dedi ve gocuğunu tekrar giydi. oğlunun ve gelininin 0 davranışlarını görüp. Aslında Tanabay unuttuğu için değil. son demlerini yaşayan sarı yorgayı yedeğinde götürürken. ah o eski günler ah! Ne eşi bulunmaz bir yorga idi o!. Ancak ağır hastalandığımız ya da öldüğümüz zaman hatırlıyoruz birbirimizi.cizgiliforum. yürümeye çalış. ne eşsiz bir insan olduğunu. Hamutsuz koşumsuz kalan cılız gövdesine göre kafası kocamandı ve soğuk." Geçmişe uzanan günlerin anılarını bir bir aklına düşürmesine. At önde. yürüyorlardı. O yitirdiğimizin ne iyi. Düşünmemeye çalışırdı o acı veren geçmişi. batman batman doluyordu kafasına. Yalnız ikisi.. Ama bugün. Sonra atı biraz dinlendirmek için durdu. onun başhğını ve dizginini omuzuna atan Tanabay arkada. arkadaşlarını bir bir hatırlıyordu: "Hepimiz böyleyiz işte. kara yolun üzerine inen. karardık bozkırın ortasında bir hayal gibi duruyordu. ancak o son demde anlıyoruz. karanlık yolda. Yola koyulup yavaş yavaş yürüdüler: Yaşlı bir at ve yaşlı bir adam: Arkalarıda terkedilmiş kırık-dökük bir araba. gelinin o acı sözlerini dinledikten sonra. önlerinde. Şu haline bak zavallının. Biraz dinlenip tekrar adım atacak hale gelinceye kadar Tanabay da yanında bekliyordu. kolu uyuşunca dizginleri omuzuna atıyordu.enginel elveda gülsarı Gocuğunu çıkardı. .www. yapmamız gereken buydu. Gülsarı ara sıra duruyordu. mezarından doğrulup kalkardı" dedi.

bu uzun yolun üzerinde.ranHk bastığı halde Tanabay atın gözlerine bakmaya korkuyordu. ağır ağır yürüyerek. akıllarına getiriyorlar mıydı hiç?" diye geçiyordu aklından. Ama Tana. gerilerinde. kötüsü de. Yaşlı at ve yaşlı adam. Yeter ki at dayansıridı. O talihli adamın yerinde olmak isterdi. Kadere boyun eğmekten başka ne gelirdi elinden? Tehlikeyi göze alıp şimdi köprüyü geçecek. tepkili uçağın gerisinden çıkan gaz çizgisi gibi uzun süre havada asılı kalırdı. çaresiz hayvanın yanında öylece bekledi. bir zamanlar Gülsa-rı'ya binmiş olarak ve tozu dumana katarak gittiği günleri hatırlayınca. İhtiyar adam öyle düşünürken. . ana yoldan çıkıp çay kıyısında uzanan dar yola sapacaktı. bu Gülsarı'dır. Gözlerine bakmadan boynunu. Çok beklemeden beline ağrılar girmişti. kuyruklu yıldızın kuyruğu gibi. Bu 23 . yola bakarak "Aa. Ama hepsi de. Bunu uzaktan görenler de. Hayvanın yüreği yosun kaplamış değirmen taşlarının dönüşü gibi. Gülsan'ya binmişlerdi. ine-kalka.enginel elveda gülsarı Tanabay.. titreye titreye. Namuslusu da vardı. Sonra. Gerçi o aracın onlara bir yardımı olamazdı. "Bu ıssız yolda nihayet birileri göründü" diye düşündü.• bay buna izin vermedi. Bir yatarsa bir daha kalkamazdı çünkü. yine de tercih ediyordu o yolu. sebebini kendisi de bilmeden bekledi orada. yakınlarında olan bir çoban. Böyle bir ata binmek. Sonra da ona vurduğu için kendine kızdı. kolhoz başkanlıklarının ilk gününden son günüae kadar. Sonra kulağım göğsüne yapıştınp yürek atışlarını dinledi. Tanabay'ın Gülsan ile o yolda gitmekte olduğunu hemen anlarlardı. ahmak olanı da." Gülsan. uzaktan bir motorlu aracın farlan şavkıdı. sakın yatma! diye dizginle kafasına hafifçe vurdu. Hava rüzgârlı değilse. uyuşan boynunu salladı. Gerçi dağ içinde şaşırması da mümkündü. "Neredeydiler şimdi o başkanlar. başkarmalar? Sabahtan akşama kadar üzerinden inmedikleri Gülsarı'yı düşünüyor. gecenin karanlığını yırttı. elini alnına götürüp gözüne siper yapar.cizgiliforum. başkası olamaz!" derdi ve onun sırtındaki adama imrenirdi. Bunların içinde akıllı olanı da vardı. ama eve ulaşmak için en kestirme yol da bu idi. Tanabay ve yorga. bağırmaya başladı: "Anlaşana be hayvan! Ölmek mi istiElveda Gülsan/39 yorsun sen! Hayır. Yere uzanıp yatmak için ayaklarını kırpmaya başladı. O zaman. Tanabay be-lini" püküp. Yine de. çayın üzerindeki köprüye ulaşabildiler. Yorga orada durdu. nice nice kolhoz başkanı görmüştü. dura takıla ve pek düzensiz vuruyordu. Kalk. ince uzun bir toz bulutu bırakırlardı. Ka-. yolu aydınlattı. Gülsan Gülsarı olalı. Bu patika dağa doğru tırmanıyordu. kalk. dördü dört tarafa açılan ayaklannı güçlükle toplayarak doğruldu.. böyle ölmene izin vermem. Yorganın geçtiği bu yolda. haydi kalk!. doğruldu. Evvelce buradan çok geçtiği için doğru yolu hatırlardı. köprünün başında durup bekliyorlardı.www.com. Gülsa-rı'nın toynaklarından çıkan o toz izi. az sonra.Dayan Gülsan. Işık saçan iki göz. İnleye inleye olduğu yerde durdu. sağrısını okşadı. bir Kırgız genci için gerçekten büyük mutluluk sayılırdı. dudaklarında acı bir gülümseme belirdi.

. Sarıgov ' vadisine. Onun gibi kartların damatların da zamanı geçti artık.cizgiliforum.At bitkin. 1 Sangov: Bir Kırgız aşireti. Kamyon geçerken eski köprü sarsılıp gıcırdadı. Bugün önemli o^n makinedir. şoföre: 40/Elveda Gülsan . .Sağ ol. Kamyon hareket etti. Atla kamyonun arkasına. İstersen yardım edelim sana? .com..www. . Tanabay hiç sesini çıkarmadı. Şoför kamyondan indi. sabah evine gidersin. sen bilirsin.Her yerde tek-nojbji geçiyor artık. çekemedi.Bu ölüyü mü? İtiver dereye gitsin. Kamyonun şoför mahallinde iki kişi vardı.Hadi bas git! dedi Tanabay kaşlarını çatarak.Gelirken gördüğümüz terkedilmiş araba onun olmalı.Çok tuhaf. Savaşta da öyleydi.Tahmin etmiştim. 24 . ormanın içine ha? Ama ben o tarafa gitmiyohım. Başhksız. Bir an. Arkada lambalar kızıl bir ışıkla köprüyü aydınlattı. aynı şey senin başına gelse ne yapardın? dedi sürücünün yanındaki adam. Sonra da marşa basıp yanındakine: Bunamış bu ihtiyar! diye mırıldandı. . .Eve. seni sovhozda bırakayım. Zaten at-araba eskiden kalmış. Terkedilmiş kınk-dökük bir araba. dedi şoför.Pek acımasızsın. üzerine düşen parlak aşık. Sürücü. Bunlar yaşlı adama ve kötürüm ata hayretle baktılar. gece orda kalır. eyersiz ve sıska yaratık attan çok bir köpeğe benziyordu. Yapması gerekeni söyledim ona.. Nefesindeki keskin votka kokusu Tanabay'ın burnuna kadar geliyordu. dedi Tanabay. Elveda Gülsarı/41 . Peki nereye gidiyorsun? .Peki ne oldu arabaya.enginel elveda gülsarı bir kamyondu.Boş versene sen! Benim başıma gelmeyen kalmadı zaten. yaşlı adamla yanındaki atı. burada ne işi var bu adamın? .Uff! diye bir ıslık çaldı şoför.Kapat çeneni! dedi sürücü. dönemeçte direksiyonu kırarak ve esneyerek cevap verdi: •• " . dedi gecenin bu vaktinde. Anı gitmiş vahi kalmış o attan ne hayır gelir artık. . Sonra kamyonu durdurup başını pencereden uzatarak sordu: "Hey ihtiyar ne oldu? O arabayı yolda bırakıp giden sen misin?" . Sürücünün yanında oturan ince uzun boylu ve kalpaklı delikanlı. benim. .. hayvansın sen! dedi delikanlı . Adam az ileride durup şarıl şarıl işemeye başladı. çok yaşlı. . niye bıraktın? diye sordu adam. bembeyaz iki hayalet gibi gösterdi. yanında yakınında kimseler yok.Evet. "Govsarı" da denir (çevirenin notu).Eh. dedi şoför alaylı alaylı gülerek.Hımm. tekniktir. Belki koşum işe yarar diye baktık ama o da beş para etmez. Atı bırakıp gidemem.Ne diye aşağıladın o ihtiyarı. Yaklaşınca farlar gözünü kamaştırdı ve Tanabay ellerini gözlerine siper etti. . Ta oraya dağın. .

Dağların ardından Ay başına kaldırıyor. hemen eriyordu. çalışmaya giden kadınlarla karşılaşınca. Gelin siz de yılkıcı olun bakalım! Ama o zaman kocalanniza söyleyin.enginel elveda gülsarı Kamyon gitti ve bulundukları yer bir an kapkaranlık • /¦ oldu. . Gülsarı'nın terbiye edildiği yıl yılkılar yaylada her zamankinden fazla kaldılar. Karanlıkta. soğuk gökyüzünde henüz cılız ve donuk parıltılarıyla yolu pek aydınlatmıyordu. ne güzel eklenirlerdi! Bu şakacı kadınların alaylanna karşı gelmek ne mümkün! Tana-bay'ı yaka paça attan indirir. Hele.www. "Elbet bir gün yakalarız seni!" derlerdi.com.Sizi yılkıcı olmaktan alıkoyan mı var. kendilerine daha genç başka kadınlar bulsunlar. el-âle-me gösteriş yapmaktan da kendini alamıyordu. Saçı sakalı ağardıktan sonra bir kır ata benzeyecek.cizgiliforum. Böyle bir yorgaya binenin gösteriş yapmaması da biraz zordu doğrusu. canımız çıkıyor sen ise yorgaya binip çalım satıyorsun! derlerdi. o erkeklik gururunu pek tatmin edemeyecekti. Ahh. ana yoldan patikaya çevirdi. dağdan köye gitmek için tarlaların arasından geçerken. gidelim artık! Köprüyü geçtikten sonra Tanabay. yüreği coşkuyla dolardı. önünü keserlerdi.Hey. Büyülenmiş gibi kımıldamadan. yılkıcı. El ele tutuşup yola dizilir.Söyle bakalım.Yaa. yıldızlar. Tam hizalarına gelince seslenirlerdi: . orada dizilip onu seyrederlerdi. Beyaz kırmızı başörtülü kadınlar. Pek görkemli görünürdü. bozkır çiçeklenince yine düze indiler. Gerçekten de yakaladıktan olurdu.Hadi Sarıgül. atı. Altında Gülsan gibi bir yorga olunca. bize ne zaman kımız getireceksin? Biz sabahtan akşama kadar tarlada iki büklüm olup çalışıyoruz. Çünkü siz dağlarda soğuktan donup kalırsınız! . ayaklan yerden kesilir ve binicisini kuş gibi uçurmak isterdi. Genç yorga onun haya42/Elveda Gülsan tına iki-üç yıl geç girmiş olsaydı. Bu yüzden ot sıkıntısı çekmediler ve hayvanlar da kışı kolay atlattı. belki o yorgaya binip gezmenin keyfini süremeyecek. kış da hafif geçti. dursana biraz! der ve ardından gülüşür-lerdi. çay boyunca uzanan ve güçlükle görünen patikada ağır ağır yürüyorlardı. dedi oğlum. Tanabay'ın savaştan sonra geçirdiği en güzel dönem belki o yıldı. atın geçiş hızına göre başlannı çevirerek hayran hayran bakarlardı ona. sen öyle san bakalım! Tanabay'ı yine tartaklamaya başlarlardı. Tanabay'ın gözü karanlığa biraz alıştıktan sonra tekrar Sarıgül'ün başına geldi: . Onun tam olarak doğmasım bekliyorlardı. yorgaya yol vermek için ekinlerin arasına kaçışır. iter kakalar. rüzgârda yelesi savrulur. Elveda Gülsarı/43 25 . Bahar gelince yılkılar dağa çıktılar. eyerin üzerinde daha da dikleşir. Kar yine yağıyordu ama yerde kalmıyor. Kuyruğunu yukarı doğru kaldırarak sallar. O yıl güz uzun sürdü. Onun bu coşkusunu sezen Gülsarı da daha bir alımlıçalımlı yürümeye başlardı. patırdı gürültü arasında elinden kamçısını çekip alırlardı: . yaşlılık dönemine girecekti.

Hemen her defasında o kadınla karşılaşır. eli yumuşardı. paylarına düşenden daha fazla tahıl. kınlıyorlardı. sığır koralarının hali de pek perişandı. Tanabay onlann hiçbirini bin-dirmemişti Gülsan'ya. Sahibinin bunu derdini. göz göze gelirlerdi. Ot-yem saklayacak yerleri. daha fazla hayvan vermek zorunda kalmıştı.www. O günlerde kolhozdaki işlerin pek kötü gittiğini Gülsarı nereden bilecekti? Orada çalışanların eline hiçbir şey geçmiyordu. Denetim kurulu üyesi Tanabay Babasov. şimdi daha da beterdi. Böyle zamanlarda sahibinin sesi tathlaşır. Kadın önde. merkeze her gelişinde durmadan sorar. Onunla karşılaşınca atın dizginlerini çeker. ama kış gelince açlıktan ölüyor. Ne ot vardı ne saman. onlar hemen arkasında giderlerdi. . ne zaman düzelecek. yolda o kadına rastladıkları zaman sevinirdi. Bu yüzden Gülsarı sahibinin rahatladığını sezerdi. Onu her görüşünde yüreği kafesinden çıkacakmış gibi heyecanlanır. Kendisinden başka kimseyi bindir-mezdi. kendi bahçelerinde yetiştirdikleri azbuçuk sebze ve kolhozdan aşırabil-dikleri yiyeceklerle kıt kanaat geçinebiliyorlardı.*büyük bir kusur işliyoruz! diyordu kurul 26 .cizgiliforum.. pek az ürün almışlardı. Kadınla karşılaşınca Tanabay: .enginel elveda gülsarı Ne denli yalvarsalar da. bazen de fısıltı halinde konuşurlardı. Çünkü kolhozun tembellikle suçlanmaması için komşu kolhozların eksiğini 44/Elveda Gülsart de kapatmak zorunda kalmışlardı. neşesi yerine gelirdi. Büyük bir yanlışlık var. ağıl anbar yapacak malzemeleri bile yoktu. sesinden.Yavaş ol bakalım Gülsan. bu işte. yavaş ol biraz! derdi. ancak açık-pazarda hayvanlarını patateslerini satabilenlerdi. bu böyle olmamalı. el hareketlerinden sezerdi." derdi. Kolhoz devlete. yıkık-dökük durumları. Bazan hiç konuşmaz. yavaşlatırdı. yönetimdekileri sıkıştırırdı: "İşler niye kötü gidiyor. Başkaları bir yana. olabildiği kadar besleniyor. böyle olmayacaktı. etlde sütü de devlete maliyetinin çok aşağısında bir para karşılığında vermek zorunda kalıyorlardı. Belki o da binmek istememiş olabilirdi.Hayır yoldaşlar. Bu böyle sürüp gidecek miydi. Bibi-can't'görünce Tanabay'ın yüreği hoplar. Yarım yamalak bir ev kurabilenler. unutulmaya başlanmıştı. Ev yapmak için gerekli malzemeyi ancak onlar bulabiliyordu. bu sıkıntıları Gülsarı nereden bilecekti? Bir yıl önce havalar kurak gitmiş.com. Kolhozcular ne zaman gün göreceklerdi? Zaman geçip gidiyordu. Savaş yılları ve zafer avuntusu gerilerde kalmış. Savaş yıllarında bakımsız kalan evlerinin perişan hali. işi gereğLsık sık köye inmek zorunda kalıyordu. Kolhozcular. * "X) yıl Tanabay köy denetim kuruluna üye seçilmişti. güzel günler ne zaman gelecek? Halk daha ne kadar sıkınü çekecek?. Bibican'ı bile bir kez olsun bin-dermemişti. Yine bu yüzden. Bu yüzden. Kolhozun kasası tam-takırdı. Koyun. Bunları bulup buluşturup verebilecek kimse çıkmıyordu. birden neşesi yerine gelirdi. Gülsan onun bu halini gözlerinden. Elde edebildikleri tahılı da. Yazın hayvanlar yayılıp otluyor.

neden böyle oluyor?" diye düşünür. kavgaya varan tartışmalar başlardı. y Tanabay da onlara sert sert bakıyor ve içinden cevap veriyordu: "Durun hele! Önünde sonunda bizim dediğimiz olacak. itten artanı yalar işte böyle. Buna göre Tanabay öz kardeşine el kaldırmış. Ama böyle mi yapmalıydı? Böyle yapması mı gerekirdi? Önceleri haklı olduğundan hiç kuşkusu yoktu. Bunlardan biri ağabeyi Kulıbay idi. kendisiyle alay ettiklerini biliyordu. zaman zaman bu olayı uzun uzun düşünürdü. 46/Elveda Gülsan Elveda Gülsarı/47 O bu düşünceler içinde yüzerken yoldaşları onu dürtüp uyandırır: Ey.Al işte! Bunlara bak da doğru olmayan. Belki onların çocukları da akrabaları Ta-nabay'dan nefret edeceklerdi. Kulıbay'ın çocukları da babalarına ben-zemişti. Nefret etmelerinin bir sebebi vardı elbet. yanlış olan neymiş göster! İşte plan. Tanabay. Ama.cizgiliforum. "Sen bir kulaksın!" diye sürdürmesi gerekir miydi? O. babasının birinci kansından. Tanabay ise daha küçük ikinci karısından doğmuştu. Muhasebeci bir tomar kâğıdı Tanabay'ın önüne sürerek cevap veriyordu: . kolhoza da boş yere düşman kazanmış değil miyim?" derdi kendi kendine. Aradan çok zaman geçmiş olsa da. Ya biz çalışmasını bilmiyoruz ya da siz yönetmesini. sonra da götürüp tarlalara atmak 27 .. Daha ne istiyorsun? Önce durumu öğren. orta halli iyi bir çiftçi değil miydi? Kulıbay. Kasaya giren bu. kalan bu! Kâr-kazanç yok. sizin de hakkınızdan geleceğiz!" diyordu. hırsız. Sizi aç gözlüler sizi! Aç gözlü it. bir babadan olan çocuklar. Yalnız sen komünistsin de biz hepimiz halk düşmanı mıyız? Söze başkaları da karışır. Sibirya'ya sürülmüş ve savaşa kadar yedi yıl orada kalmıştı. Bazı insanlara diş biliyordu. Çek cezanı! Sa-valta geberip gidemedin!" der gibiydiler. kulakız diye. Üstelik o adamlar kendisine yabancı da değildi. Onu bu Elveda Gülsarı/45 kadar üzen. Onun yolundaydılar. nefret ediyorlardı. Bugün geriye dönüp şöyle bir bakıyordu da. "Toprak sahibiyiz. taş gibi oturmuştu. niye sesin çıkmıyor. gördün mü işleri ne hale getirdiniz!" der gibi kıs kıs güldüklerini. nasılmış. Tanabay başını iki eli arasına alır "Nasıl oluyor. Tanabay ne yapmışsa kolhozun iyiliği için yapmıştı. O kişiler Tanabay'ı gördükleri zaman içlerinden "Yaa. Canını sıkan başka durumlar da vardı. çok başka yargılara varıyordu. uyuyor musun yoksa? derlerdi.com. malımıza mülkümüze el koyarsın ha! Al. öz kardeşine kötülük etmişti. dalıp giderdi. Sonra yine başlardı o gürültülü tartışma: Kış ortasında ev ev dolaşarak gübre toplamak. kendisinin canla başla çalışması değildi yalnız. sonra konuş.enginel elveda gülsarı üyesi Tanabay. çıkan bu. ona yaptıkları Kulıbay'ın ve oğlunun yüreğini kanatmış.www. işte ürettiklerimiz. İşlerin bu kadar kötü gitmesini aklım almıyor doğrusu. Kulıbay'ı. işte devlete verdiklerimiz. O günlerde herkes bu olayı konuşmuş. bir anadan doğmuş gibi kanndaş sayılırlar.ama savaştan sonra. Tanabay'ı itten aşağı görüyor. dedikodusunu yapmıştı. idare et bakalım. Kırgız töresine göre. "Kendime de..

Bütün bu işlerden yeni arklar açmaya vakit kalmıyordu. Durum böyle de olsa. Tanabay onun değerini çok sonra anlamıştı. Ama bunda da asıl suçlu yine kendisiydi.cizgiliforum. Tanabay onun yerinde olsa. koyun korasını. suratı asılmış olarak çıktığı. Bunları almak için para nerde? Kim borç verir? Verse bile sonra nasıl öderiz? Banka boş sözlere güvenip kredi vermezdi. Oysa Çora kolhozun bütün işlerinden sorumluydu. Ak sakarlı doru kısrağın dudakları 28 . Tanabay ona hiçbir zaman kırbaç vurmuş değildi. Oysa Çora. Tanabay'ın işi yalnız yılkılara bakmaktı. kolhozun işlerini yürütmüştü. Yetecek kadar ne ot var ne de başka yem.www. boynunu okşardı. Tanabay kaç kez öfkeli bir şekilde hesap sormak için gelmiş. onu durduracağını. yol üstünde o kadına rastladıkları zaman.. Hiç kimsenin elleri o kadının elleri kadar yumuşak. soruyor. Eleştirmek kolaydı. nasıl kuracaklardı? Koranın damı delinmiş. Bu yüzden kimseyi çalıştıramazlardı.. kıtlık. kadınla fısıldanarak konuşacaklarını bilirdi. Kolhozun başkarması (başkanı) Çora idi. dizginlere sıkı sıkı asıldığı zaman. tohum ekmek.. kısa iple atılamayan bir düğüm. Peki. Her şey ondan sorulurdu. İşler uz gitmeyince çalışanlar onun yakasına yapışıyor. Çöra'ya olan güveni sarsıldı. bel-bo-yun eğmeden. azarlıyor. Daha nice işler nice sorunlar vardı! Bütün bu işleri düşününce insan ürperiyordu. kazma batmazdı. Kış günlerinde toprak donar. halka ve hayvanlara yakacak. hasta kalbiyle sonuna kadar direnmiş. Döllenecek hayvanları ayırmak. parti toplantılarında ve kolhoz başkarmasın-da (idaresinde) sorunları dile getiriyor. ot toplamak. Çora'yı dinledikten sonra sakinleşmiş. okşayıcı değildi. toplantı odasından kaşları çatılmış. bir hışımla ata bindiği. ama her defasın-di. çare arıyorlardı. akıyor. yama küçüktü). onları nasıl ikna edeceğini çok iyi bilirdi. Ama. O yalnız öyle zamanlarda sahibinin mutsuz olduğunu sezerdi. ama arabaların tekerlekleri yok. Yalnız bir defa. parasızlık onun sorunu oluyor. Sağıcılar da süt sağmaya yanaşmıyorlardı. çıldınr. Bu. başlıbaşına büyük bir işti ve üstesinden gelemezlerdi. yalnız yılkıdan sorumluydu. kaskatı olur. onarmak için kereste ve demir çember gerek. kendini asardı. Eski sulama arkını da onarmaları. merkezdekiler sık sık çağırıp ondan hesap 1 Kirmev düğüm: Gemicilerin izbarc bağına benzeyen ama ondan daha sağlam. yine de öyle olduğu günlerde ondan korkardı. ama o yine de yılmıyor. döl alma zamanı için gerekli kapalı korayı nereye. sırtındaki ağırlığın birdenbire hafifleyeceğini. Tanabay. ideallerinin gerçekleşeceğine olan güveni tazelenmiş olarak ayrılmıştı.com. yenilerini açmaları gerekiyordu. sahibinin yumuşayıp dizginleri çekeceğini. onun hangi ağır düşünceler ve dertler içinde olduğunu Gülsan bilemezdi. gece gündüz çalışıyordu. cesaretlerini yitirmeden. Sabahtan akşama kadar çalışacaklardı da ellerine ne geçecekti? Kısası kısa iple kirmev1 düğüm bağlanamıyordu. O zaman kadın parmaklarıyla onun yelesini tarar.enginel elveda gülsarı gerekiyor. (Delik büyük. Bahar gelince yapılacak ertelenmez başka işler vardı. Kolhoz başkanlığından sonra iki yıl da partiyi örgütleme işinde çalıştı. Çora. insanlarla nasıl konuşacağını..

yorgayı kendi haline bırakırdı. Bu kadının gözleri de yeryüzünde başka hiç kimsede yoktu.enginel elveda gülsarı kadar sevimli. Elveda Gül sarı/49 .Öyle demek istemedim. Ne var bunda? . hafif hafif yorgalardı. . Ama sen. Benim derdim zaten başımdan aşıyor.. sen de geçiyordun.cizgiliforum. O da bildiği yoldan. . Onu uzaktan görür görmez. Bıraksam aygırlarla it gibi dövüşür. Bundan sonra Tanabay derin bir düşünceye dalardı. 48/Elveda Gülsarı Dizginleri gevşetir. Sonra hafiften bir yır duyulurdu. . Dikkat et ha! . sıcak ve yumuşaktı onun elleri.Kaybedecek neyim var ki? Ben bir dulum. aygırlar bir yerini incitir diy^ korkuyorum. Kadın imalı. 29 . sözleri pek anlaşılmazdı. duruşundan hemen tanırdı. biz unumuzu eledik.www. Gülsarı beni seviyor. eleğimizi astık artık.Benim için üzülecek ne var ki? . Karanfil kokuşuydu bu... ama herhalde anılarda kalmış yiğitlerin yaşadığı dönemi ve onların aşklarını. çayı geçerek ta yaylaya götürürdü sahibini.Ama çok sık denetler oldun. dalgın bir cevap vermişti: . . yürüyüşünden. kurumuş karanfil tanelerini boncuk gibi dizerek bir kolye yapmış. Hadi. İkisi birbirlerinden habersiz kendi kendilerine giderlerdi sanki.. Gül-sarı. ben yalnız senin adına üzülmek istemiyorum. Kadın bazen gülümsüyor. bazen kaşlarım çatıyor.Çünkü sen başkasın. Konuşmaya vaktim yok. ama şimdi asıl yoluma sapıyorum... O kadar.Ne suçum var ki? Buradan geçiyordum. şınl şınl bir derenin dibinde ayışığı vuran taşlar gibi parlar.. Bak kulağını nasıl buzağılar gibi indiriyor. bazen de 'olmaz!' anlamında başını sallıyordu. hadi hoşça kal.. Sahibinin eyer üstünde olduğunu unuturdu. Gülsarı öyle zamanlarda sahibini çok severdi. bir koyulaşırdı. ne de olsa daha pek genç.Niçin durayım Tanabay? Neye yarar? Sen akıllı adamsın. onu taşıyordu boynunda. Ama bırakmıyorum. görüyor musun Bibican! Seni nasıl da seviyor. diye işi şakaya vurmak istemişti Tanabay. O kadını da severdi kendince. karşılaştık. . Özellikle kokusundan anlardı o olduğunu.Bak.Ne yani? Başkaları sevmiyor mu demek istiyorsun? . Tanabay hafif sesle bir türkü söyler. başım sallardı. Kadın. İşte. Cephede ölen bir askerin karısı. çok iyi bildiği yoldan. şimdi seni denetliyorum. Yılkıda olsa hiç böyle sakin durmaz. . biraz daha okşa onu! demişti Tanabay. Gözleri.Evet. Sık sık eyerleyip binişim de bu yüzden zaten. acılarını anlatan sözlerdi bunlar. bir açılır.Peki sen? . dur. sevdiği..Ben de denetim komisyonunda üyeyim. Onun kokusunu.Bibican. çok iyi bildiği hoş bir otun kokusuna benzetir ve öyle algılardı.. sonra çok üzülürsün. Ayrılıp uzaklaşırken kadın bir kez daha arkasına bakar..com. Tanabay eyerin üzerinde yana doğru eğilerek konuşurdu onunla.Bu benim her zamanki yolum. bekle biraz! .

yorga için de çok güzel bir dönemdi o.. geçmişi. ama kendinin düşmanısın sen. O zaman her şeyi unuturdu: Kolhozu. her şeyi. gözlerimin önünde olurdu: İşte şimdi Bibican evinin kapısını açıyordu. Bibican işe giderken küçük kızını kaynanasının evine bırakırdı. Sonra ateşi yakıyor. zaman zaman düşlerine girip onu kan ter içinde yataktan fırlatan savaş günlerini. Tanabay'la kendisinin birbirlerini sevemeyeceklerini düşünürdü: Tanabay evli barklı bir adamdı. Üstelik Tanabay'ın iyi bir karısı vardı ve onu incitmemeleri gerekirdi.. üyire yaklaştıklarını sezince yürüyüşünü birden hızlandırır ve Tanabay da kendine gelerek dizginlere asılırdı: . Artık. kadın yine hayalinde. Yürük atın ünü. koyu renkli başörtüsünün içinde daha beyaz görünen yüzünü. Gol 30 .düşmanı. Aslında gözünü belli bir yönden ayırmıyor.Sen ne dersen de.. peşlerinden koşup gelen küçük köpeği bile sev lyordu. Kadın.. Tanabay için de. . Onur-. Sonunda Bibican kendi evinin avlusuna girip kaybolurdu. kızının elinden tutup evden çıkışım. kapkaranlık ve sessiz evde yatağına girdiği zaman. dostu. neylersin!" der. Ve kadın kendi yoluna yürüyüp gitti. İşte şimdi köyün sığırları meradan dönüyor. Bundan sonra Tanabay da kendi yoluna devam ederdi ama.. oradan okulun önüne gidip bakü. çolukçocuğu. kolundan tutup götürdüğü kızım. bir sokaktan öbür sokağa geçti ve sonra atın başım değirmenden yana çevirdi. onu bir kez daha seyretmeden ayrılmak istemiyordu oralardan. o da kendi ineğini karşılıyordu. kendisini ve Tanabay'ı işte bu gerçeklere inandırmaya çalışıyordu. Daha düne kadar mahalle arasında top peşinde koşan bir bacaksız bir de bakarsın bütün ülkeye nam salar..Nedenmiş o? Nasıl böyle düşünürsün? . sonra karşıda yola nasıl devam ettiklerini hiç farketmezdi. döne dolaşa kadının kaynanasının evinden çıkmasını bekliyordu. geleceği. su ısıtıyor. Kadının her halini seviyordu Tanabay: Yürüyüşünü. Dediğim gibi. Bibican ela onun uzaktan kendisine baktığını seziyor. entarisiyle kuyuya su almaya gidiyordu.. el üstünde tutulan bir şöhret olur..Trrr Gülsarı! Telaşın ne? derdi. Tanabay.enginel elveda gülsarı . işten çıkınca da gelip onu alırdı.cizgiliforum. düşmanın mı? . Bibican.. köyün kenannda bulunan kendi evine gidişini görmeden. Atın çayı nasıl geçtiğini.www. Kadın böyle düşünürdü ama bu düşünceler Tanabay'ı umutsuzluğa. bütün gerçekleri. Onun yaşında birine âşık olması doğru olmazdı. İyi bir insandı o. Ancak yorga. her şeyi.Hayır.com. Uzun yıllardan beri kendisine dargın olan üvey ağabeyi Kulıbay'ı. yama üstüne yama 50/Elveda Gülsan vurulmuş iş elbisesini çıkarıp. göievi gereği dolaşıyormuş gibi.Beni ne sanıyorsun. biliyor ama ona bakmamaya çalışıyordu. ama her şey zamanında olmalıydı. her şeyi. futbolcunun ününe benzer. çocuğunu yıkayıp temizliyordu. gözlerini çayın karşı yakasındaki sisli havaya çevirir ve yanık bir türkü tuttururdu. öylesin.. mutsuzluğa sokardı: "Kaderimiz böyleymiş.

Yarış kazandıkça ünü yankı yankı yayılır. heyecanlı. Gülsan. Üzengi-) ler 31 . Ama giderek yıldızı sönmeye k Elveda Gülsan/51 başlar. Tanabay o sabah erkenden kalkıp aünı eyerledi. meraklıydı." diyor. deeeh! Zuvvv!" Şöhretin ne olduğunu. Kızıl.! daha özenli olarak taktı. » Yanş kazanan atın ünü de öyle başlar. Dağlardan. insanlar da atlan kıskanmayı henüz öğrenemediler. öyle biter. yeşil havlular. böyle büyük kalabalık ilk kez görülüyordu. atın atı kıskanmamasıdır. Böyle diyoruz ama. yüzümü! kara çıkarma.com. Sahibine düşmanlık etmek için atının maytabanına (toynağın yumuşak ortasına) çivi çakanları da biliyoruz. genellikle vaktiyle ona övgüler düzüp göklere çıkaranlar olur. "Köyün övüncü. sana güveniyorum. bırakalım bunu. sarı yorga. "Ben Gülsarı'yım" derdi biri. beni küçük düşürme. kimisi yaya. Bayram töreninden sonra çayın karşı kıyısındaki düzlükte gösteriler başladı.. Sonra atlılar çayın karşı tarafında bir araya] geldiler. öteye beriye | koşuyor. onca atı bir arada görünce. "Hayır. o büyük kalabalığı. Daha 'R' sesini bile telaffuz edemeyen. kimisi at üstünde. Genci yaşlısı herkes tanıdı onu. Çocuklar. Tanrıya şükür. Atlann takınılan da pek süslüydü. Gülsan benim!" diye itiraz ederdi öteki: Annee.] dılar. heyecanla! bekliyorlardı. yarışın bir an önce başlamasını istiyor. Kazaklar kendi atlarıyla katılacaklardı yarışlara. Göğün altı şimdi azan-kazan1 idi. O anlı-şanlı futbolcunun yerini başkası alır.www. kızıl bayraklar dalgalanıyor.. başlıo2/Elveda Gülsan ğını. O yılın baharında yorganın yıldızı iyice parladı. Onu ilk unutanlar da. Savaştan sonra böyle büyük bir şenlik. Kıskançlığın doksan türlüsü varmış. üzengileri. Gülsan sahibinin gözlerinin parıltısından ve ellerinin titremesinden olağanüstü bir şeylerinf olacağını seziyordu. Sahibi çok heyecanlıydı: . Atlar bu konuda kıskançlık nedir bilmezler. Kendini rezil mi edeceksin? Göreyim seni! diyordu. Bir Mayıs'ta yapılmıştı o yarış. İhtiyar Turgay'ın dedikleri oldu. o büyük yarıştan sonra öğrendi. Atla insan arasındaki tek fark. baksana şuna. Bilmeyen kalmadı: "Gülsan!" "Tanabay'ın yorgası!". O gürültülü kalabalıkta sabırsız. henüz koşup tozlu topraklı sokaklarda atçılık oynamaya başlayan çocuklar bile hep "Gülsan" olmak isterlerdi. kolanlan her zamankinden daha dikkatli. onun nasıl bir yücelik.. Çok büyük bir kalabalık toplanmıştı. Komşu çiftliklerden gelenler atlarını eyerlemeye başla. Hay aü kıskanan zavallı hay! Neyse. belki yanı-lıjpruz. sonunda unutulup gider. Gülsan'nın ben olduğumu söyle! Hadi Gülsan.. başı döner gibi oldu. gururu. güçlülük getirdiğini.cizgiliforum. çevreler. ağları dalgalandırmaya devam ettikçe ismi de yayılır.. onu dillerinden düşürmü-yorlardı.Hadi bakalım Gülsan. göz kamaştırıyordu. komşu kolhozlardan ve Kazakistan'dan pek çok insan gelmişti.enginel elveda gülsarı atmaya.

j diler. biraz yana açılarak elindeki beyaz mendili havaya kaldırdı ve büyük yarış başladı. yer sarsılıyor. açıldı. ünlü bir batınn adı söylenerek çağrılır. j toplu halde durdular. Yarışa katılacak biniciler atlarını bir araya getirdiler. ellerini açarak seyircilere doğiu biraz ilerlediler. Ve o 1 1 Azan-kazan: Her ağızdan çıkan ayn sesin. şenliği. diliyle itiyor. Bundan sonra yarışçılar atlarını dokuz kilometre ilerideki başlama noktasına doğru dörtnala sürdüler. cirit oynuyor. Oniki Kazak boyunun ortak uranı 54/Elveda Gülsarı 32 . Toybaşı1 yarışçılara seslendi: -"Haydi şimdi bir Fatiha okuyalım. seyircileri coşturuyorlardı. Ama Gülsarı dörtna1 Toybaşı: Toyu. Genellikle boyların ya da eski. olanca gücüyle¦] koşmak istiyordu. Şimdi toynaklar yeri dövüyor. Bundan ı bir an önce kurtulmak için ok gibi fırlamak. Başlama noktasına giderken Gülsarı gemi dişliyor. Daha nice hünerler gösteriyor.com. Gülsan da fırlamıştı elbet. uğul uğul bir ses çıktı kalabalıktan: "İşte Gülsan! Gülsan! Gülsan!" Yarışa katılacak elli kadar atlı vardı. saçlarını ustura ile kazıtıp. başlıklara takılan gümüşler parlı--'¦ yor. birbirlerini düşürmeye çalışıyor. Vücudunu odlara salan bir ruha bürünmüştü. Yansı düzenleyen ve yöneten aksakallar da atla. Boyların ayrı ayrı uranları da vardır.j rıyla dolanıp duruyorlardı onların yanında. ön ayaklarının j toynaklanyla yeri eşeliyor. gerilerinde bir toz bulutu yükseliyordu.www. başlama çizgisinde başlarını bir hizaya getirerek dizildiler. Sonunda aksakallar yarışçıların beklediği işareti ver. Elveda Gülsarı/53 anda. şöyle bir kendi ekseninde döndü. Atlar sahırsızlanıyor. topraklan sıçratarak. aynı bayrak altında toplanmak ve savaşmak için millî parola. atıyla. yarışı yönetenlerin başı 2 Uran: Aynı dâva uğrunda. dedi. Önce.j taya. başlarına birer beyaz çevre geçiren biniciler. Onların boş bıraktıklan alanda başka gösteriler başladı: Güreşiyor. Gülsan kaslarının gerildiğini. Tanabay atın gemini gevşetti ve yorga fırlayıp çıktı or.cizgiliforum. her türlü sesin birbirine karışmasından meydana gelen büyük gürültü. Toybaşı.enginel elveda gülsarı şıngırdıyor. hayır dua edelim. bir an önce fırlayıp koşmak isti. gücünün arttığını hissetti. toynaklarıyla 1. Atların hepsi birden ok gibi fırladılar. Sonunda. Yarışçılar uran salıp2. sahibinin dizgini serbest bırakıp kendini niye salıvermediğini ani ay amıyordu. atlarım dörtnala sürüyor. dua edildi vellütün kalabalık "Amiin!" diye yüzlerini sıvazlayarak ellerini indirdiler. uçuyorlardı.¦] yorlardı. yarışçıların bir ucundan öbür ucuna giderek son denetimini yaptı. ne yana gideceğini bilemeden. kayışlara. göz alıyordu. eyerden sarkıp yere bırakılan paraları topluyorlardı. Bunun üzerine. Yüzlerce el kalktı.

ağızları açılıp dişleri görünen atları geçip gidiyordu. bir an. 'Abak'tır. yorulmaya başladıkları göründü. yorga gidişini hızlandırıyordu sade-j ce. Oysa yorga gücünü harcamamıştı daha. Binicilerinin saklayan kırbaçları altında hırsla koşuyor. güneş başına vuruyor ve onu üzerine yuvarlanan ateşten bir top gibi görüyordu. ikisi iki yanından onunla bir hizada koşmaya başladılar. Gülsarı öndeki atlara bir bir yetişip onlan geride bırakıyordu. Sonunda ciyren atın hızı kesildi. İyi atlardı. Kanatlanıp uçmak istiyordu. " . On kadar at ileriye doğru arayı iyice açmış. gemlerini. at yarışlarında. O yokuşu. günümüzde daha çok kökpar. Çok hırslıydı Karakök.»Ama bir yokuşa geldiklerinde yetişti onlara. heyecanla. O yalnız öbür atların kendisini geçip gittiğini. bu-zakşı oyunlarında. binicisinin ve eyerin ağırlığını duymaz olmuştu. Sanki koşmuyor da. öbürü ciyren2 donlu iki at daha vardı. 33 . önde giden atlarıa yavaşladıkları. yanya-' na öylece donup kalmış gibiydiler. bu da Gülsarı'yı çileden çıkarıyordu. çamurun. Gülsan iki aün gözlerini. Uran salmak ya da uran çağırmak. Gülsarı. gürültü. Bu öfke ve yüzüne çarpan rüzgârdan gözleri kararıyor. Soluğu kesilmişti. Bir an sağına soluna suçlu suçlu bakü ve sonra Sanğül onu göremez oldu. Yokuş aşağı giderken güneş daha çok ka-. O atlara binmiş olanların yüzlerinden öfke fışkırıyor. patırtı dinmiş gibiydi.www. ağırlığını tamamen yitirmiş gibi oldu. Gülsarı bu durumu pek farketmedi. _. Ötekiler Gülsarı'dan da gerideydiler. çakılın yüzüne gözüne geldiğini farkediyordu. atların toynaklarından sıçrayan kilin. kamçılar saklıyor.enginel elveda gülsarı la gitmesini bilmiyor. ama birbirlerini bir baş kadar bile geçemiyorlardı. du. kuşkuyla iki yanına bakınıyordu. Gülsarı kendini geçip giden atlan görüyor. kızgın tarladan ve taze pelinlerden çıkan bir koku kaplamıştı. Atlar. Onun güçsüzlüğü de.. Sağından so. Gülsarı'nın Karakök'ü geride bırakması hiç de kolay olmadı. vb. Birden sahibinin "Haydi Gülsarı!" dediğini duydu. gem kayışlarını görüyor--. sonra aralanmaya. Şimdi atbaşı gidiyorlardı. sahibi ise dizginleri hâlâ sıkı tutuyor. Ama ne kadar ter atarsa o kadar hafifliyordu sanki. Sıcak ter içinde kalmıştı. açıl-! maya başladılar. karışıklık. yolun yansına kadar böylece sürdü. Karakök ve ciyren peşin-'den yetiştiler. uzanıp duran başlarını.com. dev bir dalganın köpükleri gibi taşıp tırmandı ve sonra.\ lundan geçen atlıların uranlarını.maştınyordu gözlerini. Elveda Gülsarı/55 Ama önünde biri karakök1. Sonunda. tarladan ana yola \ çıktıklarını. yerle gök arasında. O andan itibaren de güneş topu üzerine daha hızlı düşmeye başlamıştı sanki. Havayı. gücü de bu yorga gidişiydi işte.. az sonra ardından toynakların sesini yine duydu. İçini saran yarış hırsı onu bir Düldül yapmıştı şimdi. Artık. kamçı şaklatmalarını du-! yuyordu. Karakök inatçıydı. Gülsarı'nın yeüşemeyeceği kadar uzaklaşmışlardı. birsüre yan yana idiler. Onları geçmişti ama. Gülsarı'nın onlara yetişmesi epeyce uzun sürdü. Ciyren at. spor gösterilerinde yaygın olarak devam etmektedir (çevirenin notu). Koşu.cizgiliforum.

Şimdi. Düşüp bayılacaktı nerdeyse. Ön sırada duruyordu. her zamankinden farklı olarak. ufak benekleri olanına "tarlan kök" denmektedir. o kadar uzak görünüyordu ki o uzun yolun sonu! Birden soluğu kesildi. Gerisinde neler olduğunu. 56/Elveda Gülsan haykınşlannı duydu. coşkun naralar atıyor. Önündeki atları geçip geride bıraktıktan sonra Gülsan rahat bir soluk aldı. Kadın "Amin" diye ellerini yüzünden indirirken görüp tanımıştı 1 Manas destanında geçen çok hızlı koşan savaş atlarına tulpar deniyor. Doğrusu pek acıklı bir durumdu bu. bunlar gözünde halkalamyordu.www.. ağız ve kasık kısımları sarımtırak olanına "şabdar" denir.com. "Gülsan! Gülsan! Gülsan!" diye bağınyorlardı. daha açık seçik duyuyordu onların sesini. güçsüz kalan ayakları üzerinde ölürcesine koşuyordu. o kadar büyük kalabalığın içinden o kadım görüp tanıdı ve ona doğru yürüdü. Tam al olanına "kan ciyren". Onlan kendi hallerine bırakmıyorlardı. Şu insanların verdiği güce bir bakın! San yorga. "Gülsan! Gülsarı! Gülsan!" diye yorgayı. başörtüsü beyazdı. ondan ve Tanabay'dan ayıramıyordu. 2 Ciyren: Al donlu attır. Gülsan'yı da.. yorga Gülsan. ak sakarlı kısrağın dolgun ve sıcak dudaklarına benzeyen 34 . Bütün kalabalık ellerini kaldırarak ona uydu ve akansular gibi yüzlerini sıvazlıyarak bir ağızdan "Amin!" dediler. Büyük ödülü kazanan tulpar1 ile binicisine yer açtılar. çayırı görüyor. yakından. demiri andıran tonuna "temir karakök". yeri göğü inleten ve etrafını bir çit gibi çeviren insanların önünden koşarak çayırı bir dolandı. Yüreklenip ok gibi atıldı ileri doğru. iki kola açılıp ona yaklaşıyordu. Elveda Gülsan/57 onu. • Bu sesler atın üzerindeki etkisini yine gösterdi. insanların 1 Karakök: Güvercin donlu (gri) atlara genellikle "kök at" denir. "Tanabay! Tanabay! Tana-bay!" diye de sahibini alkışlıyorlardı. o coşkun kalabalık. İş bu kadarla bitmiyordu.enginel elveda gülsarı Öfkeden gözleri donuk-laşmış. Gülsarı onu da geçmişti. Şimdi ileride çayın panltısını. Gülsan biraz soluk alıp kendini toparlayınca. sahibini de aralarına almıştı. o iki atın kendisine yetişip yetişmediklerini bilemiyordu. Sonra. Sonunda çaresiz o da yenilgiyi kabul etti. Ama önündeki kalabalık dalgalanıyor. biraz koyusuna "küren ciyren". Bu donun koyusuna "karakök". büyük bir zafer kazanmış kumandan edasıyla girdi.cizgiliforum. kadın da. daha önceleri yaptığı gibi. Ama. Yanş alanına gözleri alev alev yanarak. Zaferi kazanan Tanabay ellerini kaldırarak şükür duasını yaptı. Derken. çevresini saran kalabalık biraz açıldı.. Bu defa. güzel. Gün ışınlarıyla dere dibinde ışıldayan küçük taşlar gibi gözlerini. sevinçliydi. Artık. Gülsan. gidip onun yanında durmak istiyordu. Coşkulu. biraz açığına "açık ciyren". Şimdi daha. kızılımtırak olanına "Kızıl kök". güçlü ve ünlü olduğunu anlamıştı. O sesler Gülsan'ya yeni bir güç verdi. Sahibi onunla konuşsun.

Bunlar meydana bırakılan bir kökparı eyerden eğilip kapmak. kökparın başlamasını heyecanla beklerken. Bu oyuna herkes katılabilir. kızıyordu. kim daha hünerli. Kökpar Oyunu''nda. atının ve kendisinin hünerini.com. Böylece epey vakit geçti. Atlılar. o büyük çekişmede Gülsan atların arasında eziliyor. bacağının altına sıkıştırmış. kurnaz ve güçlü ise. Gülsarı idi. eyerinin üzerine atıp onu kendi köyüne götürür. çabuk!" 35 . "Tanabay! Onu ancak sen yakalayabilirsin. "alaman bâyge" denilen ödülü kazanmış olurdu. geniş meydanda asıl mücadeleyi verecekleri "alaman-bâyge" için hazırlanıyorlardı. böylece 'alaman bâyge'yi kazanmış olma şerefini de götürmüş olurdu köyüne. boynunu okşasındı. atlı oyunların.Tutun! Küren atı yakalayın! diye bağırıyordu Kırgızlar. çoğunluk kökparın sonlarına kadar yine fazla koşturmadı. At yarışlarının.enginel elveda gülsarı parmaklarıyla onun yelesini tarasın. Kazak bozkırının ufkunda batacağı yere yaklaşıyor ve yusyuvarlak bir yumurta sarısı gibi görünüyordu. itişip kakışıyor. O sırada bir ses yükseldi: "Kazaklar kaptı! Tutun. Kökparcılar bir anda kökpar serkeyi kapmak için atıldılar. Bu defa da yıldızı parlayan. rakiplerinin çekiştirmesinden parça parça olmuş bir Kazak yiğidi. gücünü. kökparı o kapar. Kırgız ve Kazak atlılar. aksakallar 'alaman-bâyge'ye izin verdiler. Gülsan yine en güçlü at olduğunu gösterdi. akın akın doluyordu oyun alanına. Kökparı kapan. O zorlu. herkesin gözdesi. Güneş batmak üzere olduğu ve gölgelerin iyice uzadığı bir sırada. onu kapanın elinden almak için at koşturuyor. Çekişme.www. Güneş. Mayısın ikinci günü. . dişlerini göstererek oldukları yerde dönüyorlardı. yormadı.cizgiliforum. açığa çıkmak istiyordu. itişip kakışma başladı. Kimin atı deneyimli ve hızlı. Kökpar serke''yi alanın ortasına bırakan toybaşı "Alaman!" diye bağırdı. boğuluyor gibi oluyor. o kadar atlının arasından oğlağı çekip almış. engelleyin!" Heybetli bir küren2 aygıra binmiş. en heyecanlısı. içi saman doldurulmuş oğlak veya buzağı tulumunu kapmak. Ve Tanabay o oğlağı bir türlü ele geçi-remiyordu. baüya doğru gi-• diyordu. sırtındaki asker gömleği. Böyle güçlü ve çok rakip arasından kökparı yerden kaldırıp almak hiç de kolay değildi. Onunla konuşması gerekmez miydi? Onu nasıl görmüyordu? Ertesi gün. kalabalığın olduğu yere indiler. en meraklısı kökpar idi. Taraflar. Atlar birbirlerini sıkıştırarak. Bir gün önceki yarışı kazanıp bâygeyi (birincilik ödülünü) kazanarak halk arasında nam saldığı için. yarış meydanına.. kendi takımına kazandırmak için mücadele ederler. 58/Elveda Gülsarı Halk. Ama. nâra atarak. 1 Kökpar: At üstünde oynanan bir takım oyunudur. dağ göçüyormuş gibi bir gürültüyle. nedense. Işığı azaldığı için artık gözleri kamaştırmıyordu. şansını sınayabilirdi. geleneklere uyup uran salarak. Gülsarı sahibinin niçin böyle yaptığını anlamıyor. Tanabay onun dizginlerini başka tarafa çekiyor.. kadına yaklaşmasına izin vermiyordu. meydana bırakılan. şaşıp kalıyor.

O alev topun içine girecek. İkisinin de birkaç tırnağı sökülmüş. Kazak uzaklaşmak istedi ama Gülsarı'yı geçmek ne mümkün! Ta60/Elveda Gülsarı nabay. Kazak hemşehrileri onun bindiği aygırın çevresini sarıp ona siper olurlarsa bir daha onu yakalayamaz ve kökpar Kazaklara gi-deıdi. Bu yüzden biraz geride kalıp bu kez solundan yetişti küren aygıra. Kaçan güneşi yakalayacakmış gibi bir hızla süzüldü. Kırgızları da geride bırakmaya başlayınca Tanabay sarı yorganın dizginini salıverdi. batmak üzere olan güneşe doğru 1 Kökpar serke: Kökpar oyununda kullanılan oğlak (tulumu). Tanabay'ın iki eli de boş olduğu için daha kolay hareket etmişti. Gülsarı ile küren aygır atbaşı hizaya gelince Tanabay kökparı yakalamak için uzandı.Aferin! Gerçekten çok iyisin! diye bağırarak onu övmekten kendini alamadı Tanabay. ışınlara karışıp yok olacaktı sanki. Kazak yiğit kökparı o tarafında tutuyordu.malar ve öbür atların toynak sesleri gittikçe geride kalıyor ve küren aygırla aralarındaki mesafe kapanıyordu. Ama Kazak hemen sol yanına geçirdi kökparı. Kazak aynı şeyi yapacak. kökparı öbür tarafına geçirecekti. Gülsarı uçtu.com.Körük gibi soluyor. itişip kakışma şimdi başlamıştı. Asıl çekişme. Kollarını birbirlerine dolamışlardı. Tanabay. İtişip kakıştılar ama yine de kökp arı yakaladı ve çekm . Kökparı da taşıdığı için küren aygırın yükü ağırdı ve Gülsarı'nın ona yetişmesi zor olmadı. bağınşıyorlardı. kapışma içindeyken. .Yok arkadaş! Alamazsın! dedi Kazak.ye başladı. Onlar böylesine bir çekişme.enginel elveda gülsarı Küren aygıra binmiş Kazak. ¦ Kazak yiğidin bindiği küren aygır ok gibi fırlayıp Kazakları da. Tanabay Gülsarı'yı küren aygırın sağına geçirdi. Şimdi ikisi birden asılıyordu kökpara. Bir avı paylaşamayan iki kartal gibiydiler. Gülsarı'yı yeniden geriletip sağa geçmeyi göze alamadı. şimdi baldırlarının üzerine aldığı kökpara abanmış. Birbirlerinin ellerine ve kökpara pençe gibi geçiriyorlar-dı tırnaklarını.cizgiliforum.Hadi Kazak kardeş. Tek kazanma umudu teke tek çekişmeydi. kızıl dumanlara. Onun için Gülsarı'yı küren aygıra yapışırca-sına yaklaştırdı ve bir anda Kazağın eyerine asıldı. Gülsarı'nın hızı ve kendi çevikliği sayesinde küren aygırının boynuna kapandı. „ * Ama Tanabay işini biliyordu. elleri kan içinde kalmıştı. . güneşe doğru koşmaya devam ediyordu. Yırtık asker gömlekli Kazak da kökparı bu kez sağa geçirmekte gecikmedi. Kazak yiğide. kolla kendini! diye bir nara attı Tanabay. Şimdi bağnş-.www. Gülsarı. kendini kovalayan Kırgızlardan ve yardımına koşacak Kazak hemşehrilerinden uzaklaşması için zaman bırakıyordu. 36 . sahibinin hâlâ dizgini niçin gevşetmediğini anlayamıyordu. . İki at yan yana. hırıldıyor. 2 Küren: Koyu al donlu at.Tanabay şimdi onun soluna geçmek zorundaydı. Elveda Gülsarı/59 uçuyordu.

Gülsarı! Gülsan aldı! Kazak takımından bir grup Tanabay'ın önünü kesmek için atıldı.enginel elveda gülsarı iki at ds olanca güçleriyle ve hırsla koşuyor. kökp. Şimdi Kırgızlara.cizgiliforum. Gülsarı onun her hareketinden ne istediğini hemen anlıyor ve isteneni yapıyordu.Sıkı tutun! diye bağırdı. kolları uzun ve çekiç gibiydi. Kazak kökparı bırakırken hasmını uyarmaktan geri kalmadı: . yardımına gelecek kendi takım arkadaşlannın önünü kesmelerine fırsat vermemeliydi. Nara atanlar vardı. Arkadaşları yetişip çevresini sardılar ve hep birlikte koşmaya başla-dılar. o engin bozkırda kanatlarını gererek kavisler çizen kuşlara benziyorlardı. Alaman-bâyge. Alaca karanlık çökmüştü. üzengi kayışının altına almak ve sonra fırlayıp uzaklaşmaktan başka bir şey düi ünmüyonan ı. rı bütünüyle ele geçirip. Tanabay takım arkadaşlarının korumasına girmişti.com. olanca gücüyle kökpan çektiği ve küren aygın da ittiği için. Kovalayan. Ana Tanabay'ın da tecrübesi vardı. dalga dalga. Artık varış çizgisinapek yakındılar. Gülsan bir kez daha olduğu yerde dönüp koşarken. canlarını dişlerine lakmış. akşam serinliğinde.düşenler. Ama kökpar elinElveda Gülsan/61 deydi artık. Tanabay bunların.Sonunda Kazak gencinin parmakları çözüldü. "Sağ ol Gülsanm! Canım ciğerim benim! Sağ ol" dedi Tanabay. Böyle bir yarışta. kovalanan da yoktu. * Atlı arkadaşları bağrışıyordu: . kendi takım arkadaşlarına doğru koşuyordu. ayağı ile küren aygırı itmeye başladı.www. Bunlar: J. salıverilen kökparla birlikte aü-run öbür tarafına düşmekten güç kurtuldu. sadece ucu görünüyordu. Bir yandan kök-parı sımsıkı tutarkeı. Tanabay birden sağ ayağını üzengiden çıkardı. Artık bağıran çağıran yoktu. uğul uğul ve yeri sarsarak devam ediyordu. Devrilen atlar . yiğitlik ve beceri oyunu olan kökpara bize armağan eden atalarımız nur içinde yatsınlar! Ruhları şad olsun! İki at yanyana koşuyor ve kökpar serke ikisi arasında gerilip hırpalanıyordu.Yakalayın! Tutun! Bırakmayın! diye bağınyorlardı birbirlerine. Kimse kimseyi suçlayamazdı bu yüzden: Erlik göstermek ve er meydanında başa gelene razı olmak! Bunlar bir anadan doğmuş kardeşler gibidirler. Kazak yiğidi güçlüydü. güneşi yakalamaya gidiyorlardı! Bir batırlık. atlarının peşinden sendeleyerek koşanlar vardı. Onu kolu ve ayağıyla sağlama aldıktan sonra bir zafer narası attı ve yorgayı olduğu yere çevirerek küren aygırdan uzaklaştırmaya başladı. böyle bir oyunda bütün bunlar olurdu. toynak sesleri ve başka gürültülerle.Bir o yana bir bu yana koşturan atlılar. Güneş topunun büyük bölümü batmış. Atını olduğu yerde bir kez daha çevirdi ve Kazaklardan kaçmaya başladı. Yine de oyunu bitirmek istemiyor gibi koşturuyor62/Elveda Gülsarı 37 . Yarışçılar şimdi bağırıp çağırmayı bırakmış. Gerçekten de Tanabay.

Çayın öbür yakasındaki Kırgız köyüne varacaklar ve oyun bitecekti. tıpkı böyle bir uyumla at koşturuyor.cizgiliforum.com.. dışarıda bağlıydı. Gem vurulmaya ve binilmeye alıştırıl-dığı günden bu yana hiç bu kadar yorulmamıştı. Gülsarı da. çok ağır bir gün geçirmişti. İşte. Tanabay da çok yorgundu.enginel elveda gülsarı lardı atlarını. kurtarıyorlardı. Ama o zaman daha küçüktü. Görürsünüz. . Atların nallan suyun dibindeki çakıllara çarparak sağır edici sesler çıkardı. İki yanında iki yiğit başlığından tutup götürüyordu onu. Grup grup. çakıllı geniş geçit oracıktaydı. Yeşil çayır. . kara bir dalga gibi bir tepeden inip başka bir tepeye tırmanıyorlardı.Doğru. yine birlikte koşuyorlardı.www. ileride o da nam salacak. Ne gam! Yenmişler. Gülsarı ortada amiral gemisi. Bacakları titriyor. bây-geyi almışlardı.. Binicisi Kazak yiğit de öyle. Karanlıkta bile parlıyor. ama tam bir uyum içindeydiler. Tanabay ve onu çembere alan kök-parcı arkadaşları. Gür çalıların arasından onun parlak köpüklerini görüyorlardı. atlarını çaydan sürüp geçtiler. Yiğitlerden biri Tanabay'ın elinden serkeyi abp köye koşturdu atını. Gülsarı'yı ye-dekleyip karşı tarafa geçirdiler. Şarıl şarıl akan çaya yaklaşmışlardı. öbürleri de onu korumakta görevli refakatçilerdi sanki. öyle süzülüyordu ki karnı otlara değiyordu.. Hava çok karanlıktı. Kırgızlar ise: .Haydi Tanabay. Yarışçılar niçin bağırmıyor. Güz gelince yine karşılaşırız! dediler ve atlarının başını çevirip kendi köylerine yollandılar. yaralanan hatırları da. Atlılar. Bozkıra yayılıyor. düşman eline düşmesin diye savaşçı arkadaşları böyle getiriyor. Yanında kollayanlar olmasa. buyur Gülsan'nın şerefine içelim. İki yiğit.Siz de sağ olun hoşça kalın. Kazandı hayvan. köpürüp kaymadı.Yarış için çok teşekkür ederiz. Öbürleri de Tanabay'ın yanlarından ve ardından gelerek onu kolluyorlardı. Su çalkalandı. Ayaklarını öyle açıyor. yıkılacak gibi oluyordu. Yorga da öbür atlarla birlikte. Kökparcılar bir evde toplanmışlardı ve herkes Gülsa-n'dan söz ediyordu. vuruşarak büyük zafer kazanan. ama küren aygır da arslan gibiydi doğrusu. 38 . Tanabay da adım atamazlardı. görünüyordu. dağlardan sel gibi iniyorlardı. Çok zor. Gülsarı çok yorgundu. Eyere attığı serkenin üzerine abanmış başı ileri geri sallanıyor. Sonuna geliyorlardı artık. . çay hemen önlerindeydi. Tana-bay'ı bir eve konuk etmişlerdi. Gülsan'nın önünü kesmek için Kazak atlarından kaçışı gözümün önünden gitmiyor. O olmasa bâygeyi kazanamazdık! .Evet öyle. Göz gözü görmüyordu. Elveda Gülsarı/63 Kazaklar çayı geçmeden kıyıda durup onları uğurladılar. Belki eski zamanlarda. niçin suskun ve yüzleri niçin gergindi? Bir ezgi mi dinliyorlardı? Kazak tamburası ile Kırgız kopuzu gümbürdediği zaman. şimdi ise anlı-şanlı bir tulpar olmuştu. kendini zor tutuyordu. sağ olun! diye seslendiler.

Sonunda sahibi çıkageldi. Tanabay dizginleri çekerek atı yavaşlattı. Ne demek istediğimi anlıyor musun Gülsarı? Nereden anlayacaksın! Sen üyire git-rriâk istiyorsun. ama biraz daha vakti var.Kısrakların peşinde dolanmaya başladı bile. Cephedeyken bile sarhoş olacak kadar içmezdim. Neyse. Oysa onun nefesinden böyle pis bir kokunun yayılması pek nadir görülürdü.. pencereler ışıksızdı. Bana öyle bakma.. Hırıldıyor. Ama sahibi hâlâ gelip bakmıyordu ona. Gülsarı'yı kısrağa ne zaman salacaksın? ...enginel elveda gülsarı . Hadi Gülsarı.. keskin bir koku yayılıyordu nefesinden.www. terin soğudu mu biraz? Çok mu yoruldun? dedi. Ay yükselmiş. Omuzları sızım sızım sızlıyordu. Orada bir güzel dinleneceğiz. Bütün köy uykudaydı. Ben de ölüyorum yorgunluktan.Ey Tanabay. . Gülsan ne bilsindi bir yıl sonra yeni bir efendisi olacağını ve onun hep böyle kokacağını! Sarı yorga adamdan da. saçtığı o pis kokudan da tiksinecekti. silkinmek. Teri kuruması için sabaha kadar ona ne su vereceklerdi ne de yem.. Eski batırların savaşa giderken bindikleri atlar herhalde böyle idiler. Bu terkedilmiş sessiz köyde ne işi vardı bu bülbülün. şakıyor sonra kendi se-siiti dinler gibi duruyor. Alaman-bâygenin gürültüsü hâlâ çıkmamıştı kulaklarından.. kendini toplasın biraz. çayırda yuvarlanıp sırtını kaşımak. titriyordu. Zaferi kutluyoruz. başının altını sıvazladı: . hele tam gelişsin de. Sonra atlara binip her biri kendi yollarına gittiler. senin şerefine içtim biraz. Kökparcıların naralarını hâlâ duyuyordu. hafif hafif bir traktör sesi duyulu1 Maytaban: At toynağının altında ve iç ortasındaki yumuşak yer. Şimdi asıl istediği. Karanlıkta sallanıyor. Ayaklarının maytabanı1 ateş gibi yanıyordu.Nasılsın bakalım. ama canını sıkan açlık değildi. Önümüzdeki baharda üyirin içine salacağım. Düldül o! Düldül! ... kararımı bilirim ben. işte gidiyoruz kendi evimize.Ah ne güzel bir sessizlik bu! dedi yüksek sesle. biraz konuştu. Ayakları beton gibi kaskaü olmuştu. Az içtim. yelesini okşadı. dağların yukarısına çıkmıştı. darılma bana.cizgiliforum. Evden çıkanlar!. Tanabay yorganın yanına geldi. 39 . Bülbülün şakımasından başka çıt yok. Adamlar evde onu överlerken Gülsan da dışarıda. Gülsarı'mn üstün niteliklerni anlatıp durdular. Bahçelerde elma ağaçlan tepeden tırnağa çiçek açmıştı ve dallardan birinde bir bülbül ötüyordu. çekişmenin nasıl geçtiğini. Bu güz onlarla otlasın. Tanabay atın kulaklarım sıkıştırdı.Öyle. Elveda Gülsarı/65 yordu. Şakıyor. Sokaklar sessiz. Yarışın. ben ise.com. Geç saatlere kadar içki sofrasında alaman-bâyge'den 64/Elveda Gülsarı söz ettiler. Yalnız uzaktan. yine şakıyordu. üyir atlarıyla dolaşmaktı. At değil. gemini dilinin altından üstüne çıkararak terini soğutuyordu..

. Dizgini bir o yana. Köpek yine .cizgiliforum. Sonunda derin bir iç çekerek dizginleri oynattı ve oradan uzaklaştırdılar. Kadının kendi vücudunun kokusu ile o otun. Aüm da çok yoruldu. karar veremeden düşünüyordu. Orta yarı açıktı. .enginel elveda gülsarı Demirci dükkânının önünden geçtiler. iyi yalan uyduruyorsun ve güldü: Bir karar veremeyip at üstünde dolaşıp duracaksın sanmıştım. Aç kapıyı. Tanabay birden dizgini çekip atı geriye çevirdi. Bibican bir şey söylemedi.Sen misin? Bu saate kadar neredeydin dedi. Ne dikilip duruyorsun. Kuyruğunu sallayarak sustu.kadının yanına gelip yelesini okşamasını istedi ama kadın gelmedi. biliyorsun yılkı çok uzakta. Kapının kanadını itti.havlayarak yanlanna geldi. Gemini hırsla garş-gurş dişleyerek çaresiz geri döndü. Bibican'ın gözleri güldü. geldikleri yolu yeniden aştılar ve yeniden o evin önüne gelip durdular. Terini soğutmam gerek. Tanabay aün başını çaya doğru çevirdi ve o yolda Gülsan'yi mahmuzladı. Üzerinde yakası açık beyaz bir gece entarisi vardı. Evin küçük kızının yanındaki hiç ayrılmayan küçük köpek havlayarak karşıladı onlan. madem ki geldin gir içeri. Çocuk gibisin. Bibican kapıyı açarak.com. Çay geçidinin ortasına gelince. Ama atı ve binicisini tanıyınca kuyruğunu sallayarak sustu. Gülsarı'mn istediği de buydu zaten.Uff! Dışarısı çok soğuk! dedi titreyerek. suları sıçratıyordu. iki direği kalmıştı yalnız kapı olduğunu gösteren. Kurumuş. eğrilmiş.www. Kara saçları omuzuna dökülmüştü. karanfilin. At.. Tanıdığı kadımn oturduğu evin avlu kapısıydı burası. Ev sessiz ve pencereleri ışıksızdı.Bir an önce üyerin yamna varmak istiyordu. San yorga. ay ışığı vurmuş dere dibindeki taşlar gibi parladı. Sahibi eyerin üzerinde pek huzursuz duruyordu. kokusu geldi Gül-san'nın burnuna. .Kim o? dedi içerden bir ses. benim. 40 . ağzı ile dizgini çekip ileri doğru gitmeye çalıştı. Tanabay kırbacını Gülsarı'nın göğsüne indirdi.Benim Bibican.. Çayırı geçip suyun kıyısına geldiler. Sahibinin bir yanlışlık yaptığını düşünen Gülsarı geri gitmek istemedi. Aslında kapının kanadı kınk döküktü. bir bu yana çekiyor. .Affedersin Bibican. Köyün ortasındaki sokaktan geçip. Gülsarı'yı yularından tutup avluya girdi. Sahibinin ona kırbaçla vurmasından hiç hoşlanmazdı Gülsan. oradan saparak üyi-rin bulunduğu yere doğru gitmeleri gerekiyordu. Gülsarı 'run nalları çakılları dövüyor. Su buz gibiydi. 66/Elveda Gülsarı Bol otlu çayın yeniden geçtiler. ama sahibi başka tarafa çevirdi atın başını. Pencereye yaklaşıp hafifçe camı tıklattı. Tanabay attan indi. dedi Tanabay. kökpardan çok geç döndük. İçeride bir ışık yandı ve cam hafifçe aydınlandı. Sahibi eyerin üstünde sessiz duruyor. . Çok bitkinim. ne yapacağını bilemiyordu. yoluna devam etti. Geri dönmelerine ne gerek vardı? Bir gün içinde kaç defa koşacaktı? Onun bu düşüncelerine cevap olarak. En kenardaki sokaktan geçip dere kıyısına inmeleri. o sokağın sonundaki bir kapının önünde durdular. .

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı - Şimdi geliyorum, atı bağlayayım da. - Şu tarafa, fırının yanına bağla. Sahibinin elleri hiçbir zaman bu kadar titrememişti. Gemini ağzından alırken, kolanları çözerken, bu işi ilk kez Elveda Gülsarı/67 yapıyormuş gibi eli kolu titriyordu. Kolanın birini çözmüş, öbürünü çözmeyi unutmuştu. Bibican'la birlikte içeri girdiler ve lamba söndü. At, içinde bulunduğu bu avluyu yadırgıyordu. Ây, göğün ortasında, ışıl ışıl. Gülsan başını kaldınp uzaklara bakınca, o mehtaplı gecede sisler içine gömülmüş görkemli dağlan gördü. Hassas kulaklannı en ufak sese kabartıyor, çıt çıksa duyuyordu. Sulama arkının şarıltısını, az önceMi traktörün uzaktan uzağa yayılan sesini, meyva bah-çesinge o yalnız bülbülün yanık yanık şakımasını, her şeyi... Oralardaki bir elma ağacının beyaz çiçekleri uçuşup yorganın başına, yelesine dolmuştu. Gecenin karanlığı yavaş yavaş açılmaya, aydınlanmaya başladı. San yorga vücudunun ağırlığını bir o ayağına bir bu ayağına geçirerek sahibini bekleyip duruyordu. Bundan sonra aynı yerde nice nice geceleri sabahlara kadar bekleyerek geçireceğini bilmiyordu henüz. Şafak sökerken Tanabay evden çıktı. Sımsıcak olmuş elleriyle Sangül'ün gemini takıp kolanlanm sıkmaya başladı. O güzel karanfil kokusu onun ellerine de sinmişti. Bibican Tanabay'ı uğurlarken ellerini onun beline doladı. Tanabay da onu uzun uzun öptü. - Bıyıklann diken gibi batıyor, diye fısıldadı kadın. Hadi acele et, ortalık iyice aydınlanmış çabuk bin atına. Kadın dönüp eve girerken Tanabay fısıldadı: - Bibican, gelsene biraz, dedi atı göstererek, "Onu da okşa biraz.yoksa üzülür". "Ha, doğru ya, unuttum. Bak, başı elma çiçekleriyle örtülmüş... dedi gülerek. Ve sonra onu, ak sakarlı doru kısrağın dudaklan gibi dolgun ve yumuşak parmaklarıyla okşadı. Çayı geçtikten sonra Tanabay bir türkü tutturdu. Gülsan bir an önce üyirin bulunduğu yere, oradaki atlara ulaşmak için hızını arttırdı. 68/Elveda Gülsan Elveda Gülsan/69 O Mayıs geceleri Tanabay için çok güzel geçen geceler oldu. O ay atlara gece bekçiliği yapmak sırası onundu. Gülsan için de yeni gece hayatı başlamıştı. Gündüzleri öbür atlarla otluyor, dinleniyordu. Akşam olunca sahibi sırtına atlıyor, birlikte yılkıyı bir kuytuya götürüyor, ortalık kararınca Bibican'ın evine gidiyorlardı. Sabaha doğru, ortalık iyice aydınlanmadan ve kimselere görünmeden, güçlükle seçilen dar patikaları aşıp, yılkıyı bıraktıkları yere geliyorlardı. Sahibi yılkıyı topluyor, sayıyor, bir kayıp olmadığını anlayınca rahat bir nefes alıyordu. Gülsan için pek kolay bir hayat değildi bu. Sahibi Bibican'ın evine giderken de, oradan dönerken de pek acele ediyordu. O

41

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı karanlık gecelerde, geçit-çayır demeden hep koşuyordu. Ne yapsın, sahibi öyle istiyordu. Gülsan'ya kalsa yılkıdan hiç ayrılmazdı. Canı başka şeyler istiyordu. Artık o da tam bir aygır olmuştu. Üyir ile şimdilik geçiniyordu ama kısrak yüzünden birbirlerine düşmanca bakmaya başlamışlardı. Güllsan zaman zaman kaz gibi havaya uzatarak, kuyruğunu kaldırarak kısraklann yolunu kesiyor, yüksek sesle kişniyor, sağnlanna sokulup diş atmaya çalışıyordu. Dişi atlar da bunu üyir aygının kıskandırmak için fırsat biliyor ve ona sokuluyorlardı. Gülsarı'yı uzaklaştırmak için koşup gelen aygır onun epeyce canını yakıyordu. Çünkü hem daha büyük, hem de dövüşçüydü. Yine de Gülsan, geceler boyu Bibican'ın avlusunda bağlı durmaktansa, üyir başının hışmına uğramak pahasına kısrak peşinde koşmaya razıydı. Orada bağlı durduğu gecelerde hep kısraklan düşünüyor, canı onlan istiyordu. Durduğu yerde eşiniyor, tepiniyor, sonra yatışıyordu. Eğer o tatsız olay olmasaydı, kimbilir o geceler daha ne kadar sürerdi... Gülsan her zamanki gibi o gece de, o kadının avlusunda, bağlı olduğu yerde, üyirdeki atları düşünerek sahibini •bekliyordu. Uykusu geldiği için biraz kestirmek istiyor, ama yulan yüksek bir yere bağlı olduğu için uzanıp yatamıyor, biraz başını indirecek olsa bu defa da gem ağzını yırtar-casına acıtıyordu. Yine de olduğu yerde dalıp gidecekti neredeyse. Sessiz, ağır bir hava vardı ve gökyüzü bulutluydu. "jGülsan, dalıp gider gibi olduğu bir sırada, birisi sallıyor, dallannı çekip eğiyormuş gibi ağaçların hışırdadığını duydu. Bu arada bir rüzgâr çevrintisi oldu ve avluda boş bir kova devrilip tangur tungur ses çıkararak yuvarlandı. İpteki çamaşırlar savrulup uçtu. Köpek korkudan havlamaya ve oradan oraya koşarak sığınacak bir yer aramaya başladı. At ürktü, hınldadı, sonra kulaklannı dikerek bir süre şaşkın durdu. Başını kaldırdığı zaman ufukta kapkara, korkunç ye kaynayan bir şeyin bozkıra, yılkının bulunduğu tarafa gelmekte olduğunu gördü. Bir an sonra koyu karanlık şimşeklerle yanldı. Gök, bütün ağaçlar yıkılıyormuş gibi gümbürdedi. Hemen ardından gür bir sağanak boşanmaya başladı. Şimdi Gülsan, sırtına kamçı yiyormuş gibi tepiniyor, ipini koparıp yılkının yanına koşmak istiyordu. O korkunç felaket yılkının, onun cinslerinin üzerine geliyordu ve içgüdüsü onu cinslerini korumaya çağınyordu. Mutlaka gitmeliydi at kardeşlerini kurtarmaya. Ama ipi koparamıyor, bu yüzden de çılgına dönüyordu. Yuları, geme, onu oradan bırakmayan her şeye düşmandı, sağa sola atılıyor, tepiniyor, eşiniyor, yılkıya sesini duyurmak ve onlardan ses almak için acı acı kişniyordu. Ama cevap olarak ancak fırtınanın uğultusu geliyordu kulaklarına. Ah, o gece ipini bir koparabilse, yıl' kıya bir varabilseydiL. Sahibi beyaz fanilesiyle evden fırladı. Ardından kadın da çıktı beyaz gece entarisini giymiş olarak. Ama bir anda 70/Elveda Gülsan ikisi de sınl-sıklam oldular. Çakan şimşeğin ışığında, ıslak yüzleri, korkulu gözleri görünüp silindi. Sundurma bir an için aydınlandı. Sonra korkunç bir gürleme oldu.

42

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı - Dur! Sakin ol! diye bağırıyordu Tanabay an çözmeye çalışarak. Ama at onun sesini duyamıyor, onu o kılıkta tanı-yamıyordu. Hiddetle üzerine atıldı. Bu arada toynaklarının darbesi altında kalan finn çöktü. Tanabay koluyla başını koruyarak, duvara sürüne sürüne ona yaklaştı, başlığını tuttu ve kadına: - Çabuk, çöz yuları! diye bağırdı Kadın yuları çözer çözmez, Gülsan kapıya doğru atıldı ve Tanabay'ı sürüklemeye başladı. - Çabuk kamçıyı! Bibican kamçıyı uzattı. - Dur! İnatçı hayvan! Dur yoksa gebertirim ha! diye kamçıyla atın başına vurdu. Ne yapıp yapacak, eyere atlayacaktı. Üyire ulaşmak, onların başında olmak zorundaydı. Fırtına onları kimbilir nereye kaçırmış, nereye sürüklemişti! San yorganın amacı da bundan başka bir şey değildi zaten. İçgüdüsü, o ilâhi.sezgi, bu kıyamet saatinde mutlaka onlann yanında olması gerektiğini söylüyordu ona. Bu yüzden kişniyor, şahlanıyor, kurtulup koşmak için ipini koparmaya çalışıyordu. Yağmur sel gibiydi. Şimşekler çakıyor, gök gürlüyor, fırtına uğulduyordu. -Tut şunu! diye bağırdı Tanabay. Kadın başlığı tutunca o da sıçrayıp eyere atladı. Ama o daha eyere yerleşmeden Gülsan kadını su birikintileri içinde sürüklemeye başlamıştı. Gülsan ne efendisinin sesine, ne kamçı darbelerine aldırıyor, yalnız içgüdüsüne uyarak, şimşekli geceyi ve amansız fırtınayı yanp kuş gibi uçuyordu. O güne kadar ne büyük yanşlarda, ne ödüllü koşularda böylesine hızlı koş-mamışü. Kabanp taşan çaydan, kara çahlann arasından, deElveda Gülsan/71 reden tepeden, artık hiçbir emrine boyun eğmediği efendisini alıp götürdü. Tanabay, çılgına dönmüş atın kendisini nereye götürdüğünü anlayamıyordu bile.Yağmur yüzüne, gözüne.bütün gövdesine vuruyor, ama içi alev alev yanıyordu. Tek bir düşünce vardı kafasında: "Yılkı nerede? Aman Tannm! Vadiye inip demiryoluna doğru gitmesinler, demiryoluna düşmesinler! Mutlaka kaza olur! Allahım, sen koru onlan! Ey Albak! (ervah, atalar ruhu) siz koruyun yılkıyı! Sakın aya-ğîfı sürçmesin Gülsarı! Sakın düşme! Beni yılkıya ulaştır" diyordu Düzde, yokuşta, şimşekler karanlığı bıçak gibi yanp beyazlaüyordu, sonra yine koyu karanlık oluyordu. Fırtına yine uğul uğuldu, yağmur ise fırtınanın şiddetiyle kırbaç gibi iniyordu. Gece, göz kamaştıran bir ışıkla aydınlanıyor, sonra ka-fanyor, sonra yine ışık, yine karanlık... San yorga şahlanıyor, ağzını yırtacak gibi kişniyordu. Üyiri anyor, kendince onu bulmak, görmek için yakanyor-du: "Neredesiniz! Neredesiniz! Kişneyin, ses verin bana!" demek istiyordu. Ama onun sesine karşılık gök gürlemesi duyuluyordu yalnız. O yine ileri atılıyor, koşuyor, koşuyordu. Bir karanlık, bir aydınlık oluyordu. Sonra yine karanlık, yine aydınlık...

43

dumanını savura savura bir tren geçiyordu.Yürü eve gidelim Altıke. İkisi de atlannı sürdüler. kansı yumuşak sesle: • . Tanabay yılkıya. diye mınldandı Tanabay. otlağa doğru sürdü. Gece boyu koşmaktan canı çıkan yorganın üstünde. pek perişan.. Ah çocuk ah. şapkasız başı ve asık suratıyla.. Kaz kanadı renginde bulutlar şimdi ufukta kaz katan gibi görünüyordu ve çok yükseklerdeydiler. acınacak bir durumdaydı. Tanabay hiçbir şey demedi. Kara toprak bir koyun sürüsü. Ama karısı Caydar onun yolunu şaşırmadığını biliyordu. Tanabay'a dönüp yavaş sesle: 1 Taneke: Tanabay aka'nın kısaltılarak söylenişi 2 Apa: ana Elveda Gül san/73 . Karısıyla böyle karşılaştılar.Giyinmeye de mi vakit bulamadın? Talihin yokmuş! Çizmenle pahtolununun ayağında olmasına şükür. fırtına ve yağmur ise bir sürüye dalan kurtlardı sanki. Dişlenmiş koyunlar gibi kara yerden buğular yükseliyordu.cizgiliforum. kulun ve taylardan yitip giden yoktu. Bu halinle insanlara görünmen hiç iyi olmaz değil mi? . bir başka türlü yolunu şaşıran kocasının gelişiu seyretti. Onlarla beraber olan komşu çocuğu birden bağırdı: "İste Caydar apa. .enginel elveda gülsarı Fırtına şafağa kadar sürdü. 44 .com. dedi. ıpıslak fanilesi. Sonra yavaş yavaş bulutlar seyrelmeye başladı. Fırtına çadırlara yıktı. 72/Elveda Gülsan Birkaç yılkıcı bozkırda at koşturarak dağılıp kaybola-lan yılkılarını arıyorlardı. Hiç sesin' "îkarmadan. Tanabay'ın karısı ise Tanabay'ı anyordu. bozkınn bir ucunda.. yiyecek ve giyecek bir şeyler getireyim. Hepsi tamamdı.Sen burada kal. gidip onaralım bari. diye Caydar çocuğu çevirdi. Bozkırdan buğular çıkıyor. yılkıyı aramış ve bir kuytuda bulmuşlardı. çocuk sevinçle. Tanabay yoktu. hava ısınıyordu.www. Ne diyebilirdi ki? Vadiye inen çocuk atlan toplamış geliyordu. Güneş açılmış... Yılkılar açılıp koşarak ve çamurlu yeri toynaklarıyla çiğneyerek çayı geçtiler ve bir bayıra çıktılar. dedi Tanabay. . .. Caydar apa2 ise atını kımıldatmadı bile. Caydar apa çok merak etti. Tanekem1 geliyor bak!" diye atını dörtnala sürdü. Ama doğu yönünde gök gürlemeleri devam ediyordu daha. Birbirlerne tek söz etmediler. Tanabay'ın yardımına koşmak için komşularla birlikte atlanmış.Biz de sizi anyorduk Taneke. Atlardan. Yalnız çocuk atlan getirmek için vadiye inince.Ben aşağıda beklerim. Hiç utanmıyor musun? Artık genç de değilsin. Çocuklar boyuna yetişti! Sen ise. Bugün hepimizin çok işi var. toprak canlanıyordu. Ta uzakta. Tanabay'ın önünde yepyeni bir dünya açılmıştı. Yolunu yitirdiğini sandılar.Yolumu şaşırdım.

her türlü ses çıkıyordu. Vakit ilerlemiş. yankılanan tepeye doğru sürdü.. Ömründe bir kez. Ay doğdu. ele geçirdiği artık yitirdiğini bildiği için bu ağlaması. Çevrede dolanıp geçen yıldan kalma kuru ot saplannı topladı. İnsanlar bağırıyor.. Tanabay yılkıyı düz ovadan geçirip. Gülsan sahibini hiç böyle görmemişti: Tanabay yattığı yerde sarsıla sarsıla ağlıyordu.. . son kez. Tanabay üzerindeki gocuğu çıkanp hayvanın üzerine örttü.. şavkı dağlara vurdu ve sonra kendi halesinin ortasında gökyüzüne asılıp kaldı. Bir gün sonra dağın yolunu tuttular. titriyordu. gece yarısına az bir zaman kalmıştı. Ayağını büküp uzanmak isteyince Tanabay bu defa engel olmadı.Belki gerekir diye çakışım da yamna alıp dere kenanna indi.. üyir üyir yılkı. dinlene dinlene çay yatağına kadar gelebilmişti ama oradan öteye gidemiyordu. Elveda Gülsan/75 . Tanabay durup düşündü.. 45 . Tanabay söylenip durdu ama artık at onu duymuyordu. Gülsarı. Gülsan sahibinin bir türkü tutturmasını istiyordu o anda. yanlannda koşuşan uzun tüylü köpekler. Orada kurumuş fidanlar bulunca pek sevindi. kafasını.. Ama Tanabay susuyordu. ku-laklannı dolduruyor ve başka bir ses duyurmuyordu. Yük taşıyan beygir ve develer. Şimdi iyi bir ateş yakabilirdi. Tanabay başını eğmiş. Gülsarı'nın daha ileriye gidecek gücü yoktu.com.enginel elveda gülsarı Tanabay atından inip yeşil otlann üzerinde biraz yürüdü. At. çevik.. Dura kalka. soğuk yere uzanıp yattıktan sonra da. durs? tump.. Yan tarafta kalan köye bakmamaya çalışıyordu. Ayaklannın dibinden bir boztorgay cik cik öterek pırr diye havalandı. daha geçenlerde büyük bir yanşta şenlenen. biraz öteye kondu.www. atlar kişniyor. Gelecek bahara kadar hoşça kal bozkır!.. ağır ağır yürüyordu. Yüreği kafasının içindeydi. hızlı adımlarla ilerliyorlardı.Sen biraz yat. Şimdi köy gerilerde kalmıştı. her zaman yaptıklan gibi köyün ke74/Elveda Gülsan nanndaki o eve doğru yönelmiş. Kovalanan bir atın yüreği gibi hızlı atıyordu yüreği: Dur-durs. diye. durs tump. ata binmiş kadınlar. Yürek atışları. Gelecek bahara kadar dönmeyeceklerdi Göç kafilesi de çay boyunca yürüyerek köyden uzaklaşıyordu.cizgiliforum. Üşüyor. Sürü sürü koyun. dedi Tanabay ben biraz çalı-çırpı topla-yayım. mahvoldun Gülsan. çocuklar.. Ve dağlar önlerinde uzanıp gidiyordu. Bir yıldız sessizce kayarak kayboldu. Oysa Gülsan.. Ellerine diken batmış kamyordu. Oysa eskiden hiç üşümezdin sen. Yılkılar. koyun-kuzu meliyor. Hoşça kal avıl! Önlerinde dağlar vardı. Boztorgay ise hâlâ ötüyordu. bunları kucaklayıp getirdi. Alnı sakarlı kısrağın dudakları gibi dolgun ve yumuşak parmakları olan kadının evine uğramadan geçip gittiler. Sonra birden yüzükoyun uzandı. durs-tump. başını bir o yana bir bu yana çevirerek inlemeye devam etti. bir insan gibi inim inim inliyordu. bu yüzden de sahibinden bir kamçı yemişti..Gücün kuvvetin kalmadı değil mi? Çok mu kötü durumdasın? Bittin. oradan geçerken.

göz kamaştıncı bir ışıkla aydınlanyor. Çobanlar nerede olurlarsa olsunlar. kış onları dağda kırda arayıp bulacak. kişneyip şahlandığını.. Göğsü sıkışmış. "Derslerin-nin iyi gitmediğini bilseydik ya da bizim yanımızda okusa-lardı daha başarılı olurlardı" diye söyleneceklerdi. Bir cabağı. Kış yirminci yüzyılda da olsa. Kışı sağ salim atlatmışlar. kimisi sevdiğinden ayrılacak. Gülsan biraz ısınınca titremesi kesildi. Ateşin ısısı ve dumanı onun vücudunu yalayıp geçiyordu. Gece. ateşin başında oturan ve bir zamanlar sahibi olan yaşlı adam da gözüne bir görünüp bir kayboluyordu. Yine bayramlar olacak. et ve süt bollaşacakü. Arada bir kalkıp atın üstünden kayan gocuğu düzeltiyor. çok yağışlı bir gecede.com. Ona pek eyer vurmuyor. başıyla. Aftıa bu kez o alevlerden hiç korkmadı. tekrar örtüyor ve yine ateşin başına geçip ellerini ısıtıyordu. sıskalaşan. yıkık ve soğuk koralar.enginel elveda gülsarı Gülsan eskiden yanında ateş yakılınca pek ürkerdi. Ama gözlerinin önündeki san perde kalkmamıştı. cabağılan nasıl kollayıp koruduğunu bir görmeliydiniz. üyirden uzaklaşacak olsa. sonra kararıyor. Sonra. sürü besleyerek göçebe hayaü yaşayanlar için. ak buğrasına binip yine gelecekti. Kimisi âşık olacak. fırtınalı. kış. O yılki kış da işte böyle gelip gitmişti. gereğinde yavrular iki anadan süt emecek. burnuyla. onları iterek üyirin 46 .. kış gelinceye kadar tutanaklarda unutulup kalacaktı. çok eski zamanlardan beri nasıl idiyse yine öyleydi.. cin gibi çarpacaktı. Yatılı okulda çocukları başarılı olanlar sevinecek olamayanlar üzülecekti.. yaylaya çıkmanın pek de kötü bir şey olmadığını göstermek istercesine. sıkıştıracak. bakımları yapılacak. Tanabay bu baharda Gülsarı'yı üyire saldı. Pek çok işleri olacaktı ama kış ve kışın çekilen sıkıntılar bir süre unutulacaktı. Alevler bir yükseliyor. Şimşeklerin çakıp çakıp sönmesini de.. Kulunları. Et kombinasına hayvan götürecekler. hayvanların kırılıp gitmesi. Hayvanlar yeşeren yaylaya yayıldılar. yarışlar. sonra yine ışık. Yiyecek kıtlığı. damgalan vurulacaktı. koyunlar kuzulaya76/Elveda Gülsarı cak. O.cizgiliforum. gücünü kısraklara saklamalıydı artık. çok az biniyordu. ödüllü oyunlar düzenlenecekti. Gülsarı'nın çok iyi bir aygır olacağı belliydi. sahibiyle birlikte.. Ve çobanlar. güçlükle nefes alıyordu. ateş zayıfladıkça kuru ot ve dallan üstüne atıyordu.www. bir kulun anasından biraz ayrılacak. Yılkılar döllenecek. çadırlar. acıları yeniden yaşamaya başlayacaklardı. birileri dünyadan göçüp gidecekti. Havalar ısındı. bir süredir unuttukları sıkıntıları. yün kırkılacak. bir alçalıyor. Kendinden geçmiş olan at şimdi. yılkılar. Bu aydınlık dünyada. Tanabay ateşin ba-şında.bir çuvalın üzerinde oturuyor. Aygır olmuştu artık. kış çekildi ve yerini altı ay sürecek yaza bıraktı. yok olan yılkısını bulmak için uçtuğunu görüyordu. Gülsan koşup geliyor. Herbiri-nin hayatında değişiklikler olacaktı. birileri dünyaya gelecek. bozkırda çılgınca koştuğunu. yine karanlık. iyice zayıflayan hayvanlar baharda bozkıra inip yayılmışlardı.

Üstelik artık yardımcısı da yoktu. Malcı. Tanabay'ın her hatırlayışında yüreğini yakan bir olaydı bu. karışım yardımcı kadrosuna geçirmişti.. Güleryüzlü bir adam olmasına 47 . At çiftliği başkanı.com. dedi karısı. bir yandan kahvaltı ediyor. hemen üyi-ri toplayıp başka bir yere götürüyordu. çocuklara ve hanıma üst-baş alırım" diye düşünüyordu. Tanabay istemeye istemeye kalktı. Bu adamı niçin sevmediğini de bilmiyorduTana-bay. Ama kansı Caydar'ın süt çağında bir bebeği vardı kucağında.. çok çocuklu bir aile reisi gibidir. bu son. kendisi hastahanede .cizgiliforum. Çora'nın hastahaneden çıkıp evinde yattığını öğrendi.Yeni bir başkan gelmişti. İşi hiç bitmez. "Oraya 78/Elveda Gülsan kadar gitmişken istasyon yakınında kurulan pazara da uğrar. aynı zamanda bir felâket getirmişti ona. Kızını da kucağına alarak dışarı çıktı. bir yandan da kansıyle aile sorunlannı konuşuyorlardı.. Yardımcı çekip gidince. Çora görevi ona devretmiş. ben yorgayı eyerliyorum. ovaya inip yerleşmelerine zaman kalmadan o korkunç olay geldi başlanna. i yılkıcı dediğin. biraz daha fazla para geçerdi ellerine. Yanında genç biri de var. O gün Tanabay yılkıyı erkenden çayıra salmış.. Karısı evden çıktı ve döndü: . Özellikle ilkbahar ve kış mevsimlerinde başını kaşıyacak vakit bulamaz. Kasabaya inip yatılı okulda okuyan çocuklannı görmek istiyordu. bir daha vakit bulamam. Komşu yılkıcılara: "Biraz benim yılkıya da göz-kulak olun" diye gitmek istediği zaman. Yorga Gülsan'nın ünü. dedi.İbrahim. 'gidersin. Bir üstün özelliği de şu idi: Birileri gelip atlan rahatsız etmeye kalkışsa. yorgaya eyer vurmayacağım artık. Hayvanlara bakmak bir motorlu araca bakmak gibi olmuyordu ki! Elindeki motor olsa. iki ayn musluk sayılırdı. Kalbi iyice teklemeye başlamıştı çünkü. Ama gelen konuğu geri çeviremez. . onlann ona sahip olma emellerini arttırıyordu.Çık bak bakalım. Kısacası Tanabay hastahaneye arkadaşını gör-Jmeye gidemedi. Yılkıya nasıl baksın? Bu yüzden bütün işler Tanabay' a kalıyor ve o da gece gündüz attan inmiyordu. durdurur.enginel elveda gülsarı içine sokuyordu. O kış kolhozda bazı değişiklikler oldu..www. sabah çayım içmek için evine dönmüştü. Çayını yudumlarken karısına: . O zaman onu daha sonra.Caydar. Ünü arttıkça üst düzey yöneticilerinin gözüne batıyor. Tanabay karısına: . aynlamıyordu. ağırlaması gerekirdi. Tanabay at çiftliği başkanı İbrahim'i hiç sevmezdi. Kahvaltı sofrasında kızını dizine oturtmuş. madem ki durum böyle.Sen bilirsin. Ücretler hiç de öyle tamah edilecek bir şey değildi ama yine de iki kişinin kazancı. biri geliyor galiba. Bu sırada dışarıdan toynak sesleri işitildi. dedi. dağdan indikleri vakit kansıyle birlikte ziyaret etmeye karar verdiler. Tanabay her gün hastahaneye gidip arkadaşının hatınnı sormak istiyordu ama işten vakit bulamıyor. ' Elveda Gülsan/77 yatıyordu. Ne var ki.

İyi misiniz Caydar baybişe? Sağlığınız nasıl. İbrahim Caydar'a da gülümsedi: . Tanabay karısına: . içeri girin. Ya şimdi? Herkes koltuğunda boş çuvalla dolaşıyordu. him. .diyordu İbra-. iyiyiz. rahat edin.Aleykümselam. .cizgiliforum.beyini-ze iyi bakıyor musunuz? . 48 . Böyle şey olur muydu? Hak mıydı bu? Toplantı üstüne toplantı yaparak. Parti toplantılarında Tanabay onun bu davranışını dobra dobra eleştiriyor. Başta İbrahim'in kendisi olmak üzere oradakiler bu yapıcı eleştirilerinden dolayı ona teşekkür eder. sözler söylemekten başka elinden bir şey gelmediği içir hasta yüreği dayanamamış.www. dedi. Şöyle buyrun. işlerin görülmediğinden yakınıyordu.enginel elveda gülsarı rağmen kanı ısınmamış-tı.Kımız getir. vaad üstüne vaad vererek. Buğdayı onlar yetiştiriyor. ortalıkta görünmezdi. Adı var da kendisi yok gibiydi. İbrahim her fırsatta söylerdi bunu. Elveda Gülsan/79 . Öyle değil mi Caydar baybişe? Caydar başını salladı. İbrahim atından indi.Buyrun. . ekinle ya da başka bir işle uğraşacak olsan eline pek bir şey geçmez. Tanabay hiçbir şey söylemedi. En iyisi yılkıcılık. onlara güzel. üzerine de yu-1 muşak postları koydu. O yılkıcıların hepsine 'bay' diye hitab ederdi. çok şükür. . Adam. Yılkıcılar kendi bildikleri gibi hareket ediyorlardı. Öteki işlerde çalışanlar o yokluğa daha ne zamana kadar dayanabilirlerdi? Savaşa kadar durumlar böyle miydi? O zamanlar güz gelince her evin kapısına iki-üç araba buğday getirilirdi. Yılkı çiftliğini iyileştirmek.İyiyiz. ona nedense hiç güvenmiyordu. . Hayvancılığın nasıl bir iş olduğunu kendisi de biliyordu ve bunu İbrahim'in ağzından ilk kez duymuyordu.Allah razı olsun. Caydar konuklara yeni yaygıyı serdi. I. koyunculuktur. diye onun elini sıktı. Hiç olmazsa et süt eksik olmaz. Neyse ki yılkıcılar işlerini bilen adamlardı.Esselamü aleyküm.İyi. Tanabay. İki kolunu birden havaya kaldırarak: . bay! dedi. başlarını sallardı ama sonunda değişen bir şey olmazdı. bütün gününü büyük deftere birtakım sayılar yazmakla geçirir. Çora onları kendi eliyle seçip almıştı.Bu zamanda en iyi iş hayvan beslemek. Kımız içtiler ve biraz havadan sudan söz etiler.com. büsbütün kötüleşmişti. aç ve açıkta kalan yine onlar oluyordu.Mallar canlar iyiler mi? Nasılsınız? dedi İbrahim ablak yüzüyle her zamanki gibi gülümseyerek. işleri tamamlamak için hiçbir şey yapmazdı. siz varken benim gözüm arkada kalmaz. herkesin et ve süt işiyle uğraşmasında ülkenin pek yararı olmayacağını söylemek istiyordu. Belki hiçbir şey yapmadığı için hoşlanmıyordu ondan. Oysa tarlayla. Tanabay biraz soğuk davranarak. halkı ne zamana kadar oyalayabilirsiniz? Çora ağır iş yapan 80/Elveda Gülsarı insanlara emeklerinin karşılığını veremediği.

Kolhoz başkanı (İmza okunamıyordu) 5 Mart 1950" Elveda Gülsan/81 Tanabay'ın beti benzi atmış. Ne etse de vermeseydi Gülsarı'yı? Çok iyi düşünmeli.Seni pek çıkaramadım evlat. .www. biz buraya şu iş için geldik. Tanabay serinkanlılığım korumaya çalışarak başını hafifçe kaldırdı ve cevap verdi: . biraz daha kımız içip sohbete devam etsek olmaz mı? . Bu zorlama sohbet sırasında Tanabay tatsız bir haber alacağını seziyor ama ne olduğunu bilemiyordu.Hayır. bu küçük iş için geldik buraya. Tanabay. . çeşitli bri-dlara. . niçin yetiştiriyordu ki? Kolhoz için yetiştiriyordu onlan.Elbette olur. Kımız da çok güzelmiş Caydar baybişe. Aslına bakarsa bunda pek şaşılacak bir şey de yoktu.Taneke.com. Yılkı yetiştirdiği bu uzun yıllarda.. işiniz kaçmaz nasıl olsa. eski asker gömleğinin göğüs cebine koydu. Bir süre. Ama bu adamlar buraya niçin gelmişlerdi? Bunu sormak da pek yakışık almazdı. onun oğluyum. Onları bir an önce başın-| dan savmak. sen çok anlayışlı bir adamsın..Pekâlâ İbrahim.. ama onu sonra konuşuruz. huzuru kaçmaya başladı.İşte Taneke. biraz daha verir misiniz? Kımız içerken yine şundan bundan söz ettiler. Ah Gülsan! Onu vermeye dayanamazdı. iş yerlerine birçok at göndermişti.Zaman dediğin nasıl da çabuk geçiyor? Yılkılara bakmak ister misin? Seyretmesi güzeldir doğrusu. niçin bakıyor. Mis gibi kokuyof. 49 . binek atı olarak kullanılmak üzre at korasına gö'nderilsin. İri iri harflerle şunlar yazılıydı: "Buyruk. Ama Gülsarı başkaydı. önce işine dönmek istiyordu. kâğıtta yazılı iş için.cizgiliforum. İbrahim sabırsızlanmaya. Kâğıdı dörde katlayıp. Sordu: . emre karşı gelmiş olmalıydı. Tanabay kâğıttaki yazıyı okuyunca gözlerine inanamadı. kendi durumunu da dikkate almalı. İbrahim'in yanında hiç konuşmadan oturan delikanlının kim olduğunu pek çıkaramıyordu. gözlerini yerden kaldırmadan öylece durdu. Al. İşte. oku.. Yılkıcı Bakasov'a Gülsarı yorga.. şaşıp kalmıştı. dedi İbrahim alttan alarak. Bir iş için geldik buraya. Sonunda İbrahim cebinden bir kâğıt çıkardı: . sonra binek atı olarak ya da başka işlerde kullanılmak üzere kolhoza veriyordu.O yılkıyı. Yetiştiriyor. .Bu delikanlı benimle geldi.. Hele şu kımızımızı bir içelim de. merhum Abalak'ın oğlu musun yoksa? .Evet Taneke. yorgaya binip kasabaya inmek-ve yine bir. İçi. Zaten o anda sohbeti uzatmak da istemiyordu Tanabay. biz. Görevi Eydu onun. diye onun sözünü kesti İbrahim. O düşünüp durdukça.enginel elveda gülsarı Ama Tanabay'ın yüreğini sızlatan bu gerçekleri İbra-] him'e anlatmanın hiçbir yaran yoktu. yüreği parçalanıyor. üzüntüden ne yapacağını bilemiyordu.

. bunun sözü bile olmaz. Karşısında Tanabay'dan başka biri olsaydı. İlk yaptığı toplantıda oradakilere gözdağı vermiş.. Sorunun çözüldüğünü. Onun nasıl bir adam olduğunu çok iyi biliyor.com. alıp götürürdü Gülsarı'yı. . Saygı duymamız gerek. Başkanın yüzünü görmemişti daha. Çünkü o benim damızlık aygırım. gözünün yaşına bakmadığını unutmaması gerekirdi. güçlüklerin.. hürmette kusur etmemeye çalışmalıydı. artık acele etmelerine gerek kalmamıştı. Ama o kurslarda çobanların uyuklamaktan başka bir şey yapmamış olmaları ayrı mesele.www. gönlünü hoş etmeye. Sonra sabırsızlanıp çizmelerini çekiştirmeye. Gülsarı'yı hemen götüreceğini sanıyordu. "dediğim dedik" der. Kolhozda bundan böyle modern tarım ve hayvancılık tekniklerinin kullanılacağını. Ama karşısında Tana-bay vardı.Ne olmuş yani? Başka ata binse gözden mi düşer? Oraya buraya gidiyor diye ille de yorga ata binmesi mi ge- 50 . geçimsiz bir kişi olduğu söyleniyordu kulaktan kulağa.cizgiliforum. Ama birdenbire. İbrahim şaşırmıştı. Senin başkan binecek 1 Tebetey: ince kürklü kalpak. Kardeşini bile kayırmadığını. Hepimizin başkam. kolhozlann ufak oluşundan ileri geldiğini. dedi. Halkın arasında dolaşıyor.daha doğrusu onun okunamayan imzasıyla ilk karşılaşması işte böyle oldu. Yine havadan sudan söz ettiler. Kısraklara saldım onu. tembellere..enginel elveda gülsarı "Seni kurnaz tilki seni! Bu sözüne kanacağımı mı sanıyorsun!" dedi Tanabay içinden.Nasıl anlamazsınız Taneke? Başkan bizim önderimiz. bunu da kendisinin yöneteceğini bildirmiş. ama artık bütün kolhozlann büyüyüp gelişeceğini. 82/Elveda Gülsan bunları mahkemeye vereceğini söylemiş. Elveda Gülsan/83 başka at mı bulamadı? Korada at mı yok? Niçin Gülsan'yı istiyor? Gülsarı'dan başkasına binemez mi yani? . Tanabay'ın yüzüne bakarak: .O beş aygırın bana gereği yok. O Çora'nın yerine atandığı zaman Tanabay dağa çıkmış bulunuyordu. Sık sık bölge merkezine gidiyor. kurslar başladı. hiç dinlemez. . Alttan almaya. . Veririz be^ aygırı. onun yerine beş aygır veririz. Tanabay'ın yeni kolhoz başkanıyla. Bunun için de kolhozcular tarım tekniği ve hayvan yetiştirme tekniği kurslarına katılmak zorunda kalacaklarmış. Daha önce yüksek mevkilerde bulunduğu. tek kısrağın bile kısır kalmaz. İbrahim.Biz artık gitsek iyi olur Taneke. Tanabay alnındaki teri kuruladı.. Ağzına ilk geleni söylemekten vazgeçerek: ... herkesin gözü onda.Aman Taneke. kolhoz başkanına Gülsarı'yı veremeyeceğimi söyle. tilki postundan yapılmış tebeteyini' düzeltmeye başladı. Bütün sıkıntıların. Gerçekten de çok geçmeden afişler asıldı. görevini gereği gibi yerine getirmeyenlere asla hoşgörülü davranmayacağını. uzaklardan onu görmeye geliyorlar.Bak Zavferma (at çiftliği başkanı). kendisinin bunun için atandığını da söylemiş..

. hop oturup hop kalkıyordu. Ben küçük bir adamım. dedi. general ise kamyonla mı dolaşıyordu? General. Halk ne der buna? Kırgızlara yakışır mı bu? .Ver gitsin.com.Hiç doğru değil bu davranışınız. Başkan yeni geldi.Kızmanıza. Yellisini başkan saymamak demektir bu! Çora zaten hasta. Başkanla onun arasını açmaya ne gerek var? Çora parti komitesinde çalışacak artık.O başka. Öyle değil mi? . Başkana yorgayı tavsiye eden.www. İbrahim derin derin iç çekerek Caydar'a döndü ve yalvarır gibi: .Yeni başkan dururken.Durumumuza bakın. artık başkan olmayan eskisine gidelim diyorsunuz. ona bu atı elleriyle teslim edeceğini söyleyen kendisiydi. Şimdi onu götüremezse rezil olacaktı.. .Halk da her şeyi öğrensin. O halletsin bu sorunu. biraz duraklayarak. ..enginel elveda gülsarı .. Bu onun bileceği iş. inan84/Elveda Gülsan <j: madiğin şeyleri söyleyerek yaranmaya mı çalışıyorsun? dedi Caydar. bizim konuğumuz sayılır.. sizi seviyoruz.Siz Çora'nın 'verme' diyeceğini mi sanıyorsunuz? O razı oldu bile. bir at nedir ki? Yılkıda her çeşit at var. kendisine sorun. koca bir köy adamın altına binilecek gibi bir at bulup veremiyoruz. öyle" anlamında başını salladı. dedi Tanabay.Demir-ci dükkanına gider. Hiç olmazsa orada elimdeki balyozu çekip alamazsınız! . 51 . Onu kendi haline bırakalım. Söz konusu Çora olunca Tanabay sustu. mesele bu değil ki. İbrahim iki kolunu yana açarak kekeledi: . çok teşekkür ederim Caydar baybişe. Haklı olup olmadığımı o söylesin. bütün köy bilsin.Gerekir yahut gerekmez. onu merkezden gönderdiler. Caydar derin bir iç çekerek kocasına: . İbrahim sözüne devam etti: . istediğine binersen. İşte.sen ne diye bu kadar ısrar ediyor. generale yakışana. keski ta başından söyleseydiniz. ne olmuş. sinirlenmenize ne gerek var Taneke?Bi-zim size saygımız var. asker de askere yakışana biner.Çekip gitmemi.Siz söyleyin Caydar baybişe. Ablak'ın oğlunu da ata binip getirsin diye gönderdiler benimle.Orada siz otomobille. Ben eşeğe de binerim. Ama bu bir emir. mahvolmamı istiyorsunuz benden. Açıklayamazdı zaten.İşte akıl bu. Niçin başka olduğunu açıklamadı.cizgiliforum. yeni başkanla iş görecek. . adamları bekletme.Vermiyorum! Beni beğenmiyorsanız kovun. Şimdi İbrahim'e sinirlenmeye başlamış. orada çalışırım. Çetin cevizdi Tanabay. dedi İbrahim. Siz savaşta bulundunuz Taneke. Hepsi sustu. Kendi kendinize bela yaratıyorsunuz. Ne olur bunun sonu.Ee. bana emredilmiş bir görev. Ama çocuk gibi davranıyorsunuz. Atın kemente takılmak üzere olduğunu sezdi ve kestirip attı: . yakışmıyor doğrusu.. yorga bile olsa..Kendim binecek değilim ki. Bu meseleyi gidip Çora ile konuşurum. Delikanlı "evet. Onu bize başkan diye göndermişler.

İçindeki kuşkuyu anlamıyor muyum sanıyorsun! Ama boşuna. her şeyini görüyor ve acılar. Tanabay başka bir atın üzerinde eyerde oturuyor. sağrısını görüyordu. Büyük bir boşlukta. Gülsarı'nın bu yabancı adamlann onu üyirden niçin kopanp aldıklarım. Daha da yararlı olutsana. Yüksek sesle haykırarak peşlerinden koşmak için atım mahmuzladı. Bütün üyir yetim kalmış gibiydi. Sırtında. o karanlık gecelerdeki macerası için yorgadan öcünü alıyordu! Sert bir çekişle atın başını çevirdi.Pekâlâ. Ama aynı anda çadırdan çıkan Caydar ona doğru koştu: . her tüyünü. İbrahim'in. Kim yönetiyor bu kolhozu. Gülsan'nın üyirden ayrılmak istemeyişini.. bir at korasının başkanlığından Kolhoz Başkanı yardımcılığına terfi ettirildi ve bütün at koralarının sorumlusu oldu. Ne istersen onu yap. Tanabay dayanamadı. Onunla ilgisi yok. ne yaptığımı söyleyecek değilim. Gülsarı'yı götüren adamlar bayın aşıp gözden kaybolmak üzereydiler. hatta sağ ön ayağında bukağımn bıraktığı ufacık nasın bile görüyordu. gözElveda Gülsan/85 lerini yerden kaldırmıyor..böğrünü.. çaresizlik içinde.. Ama sen sağ-salim döndün. Sen niçin?.. Şimdi beni iyi dinle: Gülsan senin kendi malın mı? Kendinin olan. Önce kollarım indir bakalım! dedi Caydar her zamanki serinkanlılığı ile. sağrısında İbrahim'in vurduğu kamçı izlerini görüyordu. Bunların hiç önemi yok artık. Gülsarı'nın bir o yanına bir bu yanına geçerek kamçısını kaldırıp kaldırıp hayvana indirdiğini görüyordu. Onları ne yapacaksın? Onlara ne söyleyeceksin ve onlar ne diyecek? Ben onlara ne diyeceğim? Karar senin. Yalnız şunu unutma: Üç çocuğun var. Onun yürüyüşünü. Sert sert bakarak: . sahibinden. Ben de onun gibi dul kalabilirdim. Neden sonra başını kaldırdığı zaman. Çadır evin önüne gelince atlayıp indi. başına başka başlık geçirildiğini gördü (Kendine ait olan başlığı ölürdü de vermezdi). daha genç. Yorga da kolhozun. Başkan. Tanabay birden ürpertici bir kuşkuya kapıldı: Caydar. sana özel olan 86/Elveda Gülsan neyin var? Bizde olan her şey kolhoza ait. hayatımız böyle. Yine yok. kısraklardan niçin ayiçdıklarını anlamadığım belirten korkulu bakışlarını görüyordu. üzüntüler içinde öylece oturuyordu. Tanabay atını sürüp gitti. kırbaçlaya kırbaç-laya geri döndü. ama bakmasa da her şeyi görüyordu. Akşama kadar yılkının yanında kaldı. Nasıl da beklenmiştim ben bahtsız! Ne ettiğimi. Aradan çok geçmeden. Kişnediği-zaman ağzından çıkan buharı. Niçin ver dedin atı? diye sordu soluk soluğa. Başkan ne derse o olur. Atın her yanını. . açık san donunu. ama yine sinirlerini yatıştıramadı. kulunlardan.Sen. daha güzel.Dur! Sakın gitme! diye bağırdı. Sapsarı bir benizle ve koşarak kansının karşısına dikildi.. tamam. her şeyini. Yine de yeri gelmişken söyleyeyim: Beni bırakıp gitmek istiyorsan hiç durma! O benden çok daha iyi. o da yetim kalmış 52 .. Bizim halimiz.. Gülsan'mn yakalandığım.İbrahim'in Caydar'a tekrar tekrar teşekkür etmesi boşuna değilmiş.. savrulan yelesini. belinde. Ablak'ın oğlunun elindeki dizginlere asılıp var gücüyle çektiğini.

Sonra önüne yemek getirdi Canım yemek istemiyor. • Hava kararınca çadır evine döndü. kendisindekine benzer dertleri ve özlemleri paylaştığını. 88/Elveda Gülsan Tam o sırada. Kızlar birbirlerine sarılmış yatıyorlardı. o hayaller içinde yüzdüpnü de görüyordu. uçsuz bucaksız bozkır uzanıyordu. dedi Tanabay.. gözlerinin çevresindeki kırışıkları. Caydar şankopuzunu (demir kopuzunu) eline aldı. gözü kapalı olarak dinliyordu onu. kendi gençliğini. kendi düşüncelerine dalıp gitmişti.." k Caydar güzel kopuz çalardı. Artık her şey başka. her şey değişmişti.. suskun olarak eve girdi.. O şimdi kopuzun dalga dalga sesine. Solgun. Gülsarı at korasında. Sonra yumuşak bir sesle: Sen şu kopuzunu eline alsana.. Tanabay şimdi onun. o da değişmiş gibiydi.Her şey.. San yorga gönül çırağını söndürmüş. Neredesin kara gözlü küçüm botam? Memelerinden süzülüp süt aktı. Neredesin? Ses ver bana! memelerinden anamn ak sütü akıp süzülüyor. her şey gözlerinin önündeydi. ... göçebe atalarının şanlı geçmişinden kalan o yanık bozlağı çalıp söylemeye başladı: Bu küçücük beyaz botasını (yavrusunu) yitiren ana devenin yakarışı. bozlaya bozlaya yavrusunu arıyordu. kopuz çalarken tanımış. Gözü kapalı ama herşeyi görerek: Yıllar yılı sıcak demeden. her şeyi kendisiyle birlikte alıp götürmüştü. Neredesin? Ses ver bana! Mis kokulu memelerinden anasının ak sütü süzülen botam. Ocakta ateş yanıyordu. Kora denilen o at hapishanesine ilk kez kapatılmıştı. 8 53 .cizgiliforum. Ana deve bütün gün kırlarda dolaşarak.com. Sonra o kırışıklar arasında koybolup giden gençliğini. Tanabay onu. Ev sessizdi. bozlağı idi... Kızları uyumuşlardı. bana botasını yitiren akmayanın bozlağını çalsana bir. bir daha ona ak sütünü emziremeyeceğini söylüyordu gözyaşları içinde: "Neredesin kara gözlü botacı-ğım? Ses ver bana! Damla damla süt akıyordu memelerinden! Sıcacık süt süzülüp akıyor.. Şimdi Tanabay. genç ve güzel Caydar'ı: Saç örgüleri beline kadar inen esmer güzeli o şirin kızı. günlerce bozla-dı. Sımsıcak ve güzel kokulu memelerinden. Güneş değişmiş. başını kaldırmadan. Anne deve günlerce botasını aradı.. ağarmış saçlarını. ağıdı.www.. Kopuzunu. şafak sökerken onunla otlamaya çıkamayacağını. soğuk demeden her işte çalışıp yıpranmış ellerini. Çadır evin dışında. kumlar üzerinde beraber yürüyeme-yeceklerini. Karısı ellerine ibrikle su döktü.. O anda Caydar Tanabay'ı unutmuş bile. Tanabay'ın kendisi de eskisi gibi değildi.enginel elveda gülsarı gibiydi. karanlık gecenin koynunda. gencecik t|r kız iken. gökyüzü değişmişti. dedi. sevmişti. beraber otlayamayacaklannı. çırpımp duruyordu. Artık Elveda Gûlsan/87 akşam üzerleri botasını yar kıyısında gezdiremeyeceğini. nefesini ayarladıktan sonra. boynundaki ağzının kenarındaki. birlikte gezip tozdukları o güzel günleri.

Genç kısraklar zıplayarak. Hınldıyor. Yılkıyı biraz harekete getirmek istedi. büyük gürültülerle yakınından geçen kamyondan ürkerek gemi zorlayıp dişlediğini unutmuştu. Çok iyi etmişsin. Çünkü onun aklı kısraklardaydı. hayvana yaklaştı ama Gülsan kaçıp kurtuldu. Sonra yılkının önüne çıkıp yeni aygın arkalara iterek onun yerini aldı...cizgiliforum.www.. bu yüzden onun. Sanki ata bir erkek değil de koca kalçalı bir kadın binecekti. Bunlar. Tanabay bunu görünce yine sevindi. şahlanarak koştular. Yeni sahibi güçlükle eyere tırmandıktan soma nasıl hırıltılar çıkardığını. üyirin bir o 1 Biye: Dört yaşını geçmiş dişi at. havayı kokladı. kulun kokusu. pelin kokusu başım döndürüyordu. Gülsan silkindi. Eyerin üzerinde kalın kadife bir minder görünce çok kızdı. Tanabay yılkıyı eski yerine getirdikten sonra köyden iki atlı geldi. Yorgayı tutmak. "Demek yularını koparıp kaçtın ha? Aferin sana. Pis pis kokan bir meyhanenizi önünde beklediğini. ona hiç de yakışmayan bir eyer gördü. Onu aramak için peşine düşenlerin yolda olduklannı bilmiyordu elbet. süt kokusu. o gülünç kadife minder umurunda değildi. Tanabay bindiği atın üzengilerinde doğrularak bağırdı ve yılkıyı uzaklara sürdü: -Ayt! Ayt! Ayt!. o çamurlu yolda gelirlerken yarıştaymış gibi koşarak yeni efendisini nasıl zıp zıp zıplattığım.. Ama Gülsan çok geçmeden yine kaçıp geldi. Ben kimseye bir şey söylemem. Tüh! tiye tiksinerek tükürdü. havaya kansan pelin kokusu başını döndürmüş. iyi misin? diye yorganın yanına koştu. güldü. Kulunları olan biye1 atlar onlan çağırmak için kişnedi-ler. Elveda Gülsarı/89 yanına. Kısrakları çok özlemişti ve o yüzden sahibinin yüzüne bile bakmıyordu. boynunu kız gibi uzattı. Bu defa başında başlık sırtında eyer yoktu. sonra yeni efendisinin arkadaşlarıyla o meyhaneden çıktıklarını. Gülsarı'yı aramaya çıkanlar oraya gelmeden Gülsan biraz keyfine baksındı. başını dikti. bölge merkezinde gemi çıkanlmadan büyük bir ağaca bağlandığını. yorga üyirin arasına girince herşeyi unutuver-mişti: Kısrak kokusu. Yorga eyerliydi. Yeleleri rüzgârdan savruluyor." dedi Tanabay. Atın yanına gelince başında başka bir başlık. Evet.enginel elveda gülsarı Tanabay bir sabah Gülsan'yı üyirin içinde koşup gezerken görünce çok sevindi. mest olmuştu. Hadi koş. bir bu yanına geçiyordu. sırtında ağır bir üzengi. kulun kokusu. kopuk yuları boynundan sarkıyordu. sıçnyor. keyfine bak. hepsinin o tiksindirici kokuyu saçtıklannı da unutmuştu. Gülsan'yı bir kez daha üyirden ayırarak alıp gittiler. bu gülünç takımı alıp atmak geçti aklından. 54 . İki yanım bereleyen ağır • üzehgelere da aldırış etmiyordu.Gülsarı! Gülsarı! Nasılsın. yeşil ova gün ışığında pınl pırıl parlıyordu. Üzerindeki o gülünç eyer. Daha dün.com. Kısrak kokusu. süt kokusu. ağzım yırtarcasına geme asıldığım ve kırbacı kafasına kafasına indirdiğini de. ..

ama birileri gelip onu iteliyor. bir kere daha kement geçirdi boynuna. . Yaklaşıp bakınca Gülsan'yı gördü." 1 Doğrusu inanılır gibi değildi. Gülsan'nın o haline yüreği sızladı.Tek başına. 55 .. Başına bir yular taktı. Hiç de iyi yorumlanmayacak bir düş gördü o gece: Savaşta. Uyur-uyanık kendi kendine 'kan görmek iyi değildir' dedi. tepiyor. Talihsiz yorga olduğu yerde dönüyor. Seyisleri de bezdirmişti Tanabaylı da. düzü bayırı geçerek. . Yılkım yeni aygırı da onun bu halinden Elveda Gülsan/91 yararlanıp basıyordu çifteyi.. beni rahat bırakmayacak bu hayvan! Tanabay alelacele giyindi. Her fırsatta kaçıp geliyordu. ne olacağı bilinmez" diye bir yılkıyı çadırın yakınında bıraktı.. Elindeki sopayı var gücüyle o aygırın sırüna indirdi ve • sopa ikiye bölündü. • -Tanabay! Tanabay! Uyan! diye sarstı karısı.. .. "Tanrım! Ne kötülük etmişler sana! Kim vurdu bu zinciri ayaklanna? Buna rağmen o kadar uzaklardan ta buraya geldin ha! Ah zavallı sersem ah!. Hava ağarmaya başlamıştı. . alay ediyorlardı onunla: "Ey Tanabay. Ama Gülsan'nın akıllanmaya niyeti yoktu. aygırlar dövüşüyor. Çok yorulmuştu.enginel elveda gülsarı Biraz durup düşündükten soma." diyorlardı. Onca yerden. "İyi ile kötü birbirinde ayrılmaz. Onu ısırıyor. dereyi tepeyi aşarak nasıl gelebilmişti buraya? Bütün gece seke seke geldiği belliydi. Aman Tanrım! O ne? Yorganın ayağına zincir köstek vurulmuştu. cephede miydi.com.www. Her yanı kan içindeydi. Tanabay Gülsarı'yı onlara teslim ederken çıkıştı: .Ne biçim insanlarsınız siz! Eliniz ayağımz yok mu? Başkamn atına bakamıyor musunuz? Daha iyi bağlayın onu! Gülsarı üçüncü kez kaçıp gelince Tanabay kızdı: 90/Elveda Gülsarı . elini kanla yıkıyorsun! Kan bu kan! ha! ha! ha! hi! hi! hi!.yan yolda Gülsarı'yı arayanlarla karşılaştılar. Sonra kendi elleriyle götürüp bakıcılarına teslim etti. Ucu kementli sopasını kaparak kavga yerine koştu. sersemin tekisin sen! Onu bir kere daha yakaladı. zincir bacaklarına vuruyor ve hayvan inliyordu. bağırıp çağırıyor. Komşu yılkılardan olan bir delikanlının da yardımıyla atı geri götürürlerken.Sen akıllanmayacak mısın hiç? Ne diye ikide bir kaçıp geliyorsun? Ahmağın.. zor uyudu. Bir yere gidip ellerini yıkamak istiyor..Dinlesene.cizgiliforum. O gün Tanabay otlaktan geç gelmiş. Bir kere daha ağzına geleni söyledi onlara. kemendi alıp atın boynuna geçirdi. pek anlayamıyordu. Gülsarı yine kaçıp geldi galiba. yoksa şehirde bir mezbahada mı. pranga vurulmuş bir hapishane kaçkını gibi buraya kadar koşmuştu hayvan..Yine mi? Hay başımın belası.Ay it herif ay! diye bağırarak koştu Tanabay. geç yatmıştı. öc alıyordu. Onu kovup uzaklaştırdı. gözlerinden yaşlar aktı.Ne oluyor? Ne var? . yılkıda bir şeyler oluyor. elleri de kana bulanmıştı.

Kan ter içinde kalarak. ne olduğunu ne olduğunu sen de bilmiyorsun elbet.. Eski bir demirci olması ve o işi yaparken kazandığı tecrübe Tanabay'ın işine yaramıştı. Atın yara beresine merhem sürdü.. Buna rağmen Gülsan onca yerden kaçıp gelebilmişti. Caydar yorganın başını tutup elleriyle gözlerini gölgeledi. Caybar yorganın yularından tutup evin önündeki bağlama direğine bağladı. Ne eyerler yapılırdı eskiden! Her eyerin bir tarihçesi. Gülsan'nın ayağındaki zincir kösteğin çıkarılmasına bütün aile yardım etti. sürahiyi. Ağır ağır giderek attığı zinciri getirdi. Bütün bunlar yol olup gitmişti. Ama ayağında zincir kösteğin bağlandığı yer cılk yara olmuştu. . yapan kişi karşılık olarak ne almış? 56 . O zalim ise gidip bu kösteği almış. "Şimdi her şeyi alüminyumdan yapıyorlar: Tencereyi. bunu mutlaka o yapmıştır" diye düşündü. Atı iple bağ-lasan ipi keserler. atın ayağına geçirmişti. Yalnız o muydu unutulup giden. bakırdan. her şeyi. Artık böyle köstek vurulmuyordu atlara. Zinciri var gücüyle uzağa bir yere fırlatıp attı. Herbiri eşsiz bir sanat eseri olan şeyler vardı. Kim yapmış. Çok yorulmuştu. Aldığı yaralar iyileşirdi. demirden ne güzel aletler. ama köstekli atı çalamazlardı.cizgiliforum. Sonra hayvanın başını tutup okşadı. ne güzel süslemeler. küçük kız ise çevrelerinde merakla dolanıp durdu.com. Gülsan da dudaklarını onun gözüne sürüp sevinçle gözlerini yumdu. Böyle keçe kaplamalı zincir köstekler eskiden kullanılırdı. Zincirin keçe kaplaması da eski ve çürümüş olacak ki. tabağı. Tanabay atın orasına burasına baktı. Çok üzüldü. Hem ne kadar kaba şeyler! Yazık! O ünlü eyer ustaları yok artık. Yaşlılardan biri bu kösteği hatıra olarak saklamış. künyesi vardı. "İbrahim bu zinciri yaşlı birinden bulup almıştır. Bu yüzden de demir Gülsan'nın ayak derisini sıyırmıştı.enginel elveda gülsarı Tanabay üzgün üzgün başını sallayarak "Vah! Vah!" dedi. O paslı zincire evirip çevirip baktı ve ustalığına hayran kaldı. hırsızlar çalıp götürmesin diye böyle köstekler vurulurdu. Eski zamanlarda. ne yapacağız şimdi? Aklını başına topla artık. kime yapmış. elini kolunu yaralamak pahasına zincir kösteği çıkarabildi. değerli yürük atlara. ne güzel deri işleri yaparlardı. Ablası küçük kardeşini sırtına alıp evin yolunu tuttu. başka biri de 92/Elveda Gülsan bunu İbrahim'in kulağına fısıldamıştı. Tanabay bir süre oturduğu yerden kalkmadı... tahtadan ne güzel oymalar. hayvan suyu geçerken yırtılıp çıkmıştı. Bunu yapan kişi gerçekten büyük bir usta idi. leğeni. Onu geri vermezse başı derde girerdi çünkü. Bugün böyleşini kimse yapamazdı. Ah zavallı Gülsanm. kendine işkence ediyorsun.. Sonra aletlerini topladı.Peki. kaşığı. çünkü köstek kilitliydi. yüzünü dudakla-nna yaklaştırdı. Gümüşten. Eski Kırgız ustalarının hünerlerinin. Artıfc zincir kösteklere gerek kalmadığı için bu işçilik unutulup gitmişti.www. Ondan başka kimse bu kadar acımasız olamaz. büyük kız yuları tuttu.. akıllılıklarının bir belgesiydi. Nereye gitsen hep aynı şeyleri görüyorsun. ne zaman yapmış.

Keçe değil.cizgiliforum. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi. Caydar yeniden çuvaldızı ve kalın ipi eline alır.com. Sen bu evin sahibi misin? Nesin? Bizim de insan gibi yaşamaya hakkımız olacak mı. her tarafı isle kaplanmış keçe çadırda oturuyordu. Keçeleri parça parça olmuştu. İlk zamanlar Tanabay karısını avutuyor. el sanatları kaybolup gitti. otomobille dolaşacakmış! Hepsi birElveda Gülsan/93 birinin aynı olan otomobillerle. kurum mübarek! Kum gibi de dağılıyor. yağmur giriyordu. Bunu nasıl anlayamamış. çadırsız yapamazlardı.. yatıştırıyor. el hüneri. çadırların yıkılmasını istemek gibi bir sözü ağzına nasıl almış. olmayacak mı?.bunda kimin suçlu olduğunu. kışlatanlar.. neden böyle olduğunu bilemezdi. Caydar baybişe. dalıp giderdi.Allahım. o sayede oturabiliyorlardı içinde. yorulmak bilmeden. Bu gerçek iyice anlaşılmıştı." Tanabay zaman zaman bunlan düşünür.Ama bir gün köye inip yöneticilere yeni bir çadıra ihtiyacı olduğunu söyleyince. Böylece çadır evler gerçekten yıkıldı. onanma başlardı. Keçe kaplamalar da kesilip evlerde kullanıldı.. Keçe evlerin yok edilmesini istemişti. kar giriyor. Oysa gençliğinde kendisi de eski törelerin mezan-i* kazanlardan biri olmuştu. Oysa insan ruhunun aynası. bugün-yann bu işi halledeceğim diye onu oyalıyordu. daha iyisini bulamamıştı. göz nuru değil midir?. Yüzyıllar boyu geliştirilmiş. Ne var ki. Ama işte. Aslında bunu birilerinden duymuş ve kendi görüşü olarak söylemişti: "Yok olsun çadır evler! Eski usuller yok olsun!" demişti. el hünerlerinin yok olup gitmesine üzü-lür. Keçe çadır. hayvancılıkla geçinenler. bahçe parmaklıklan yapıldı. Hatta birkomsomol toplantısında. Hatta bazıları yakıldı. çadır evlerden söz etmişti. nasıl dili vanp söylemişti! Şimdi Tanabay. her şeyi değerlendirilmiş. bir-iki hafta sonra başka bir yeri dağılıp yırtılıyor. Pişmanlık içindeydi. halk sanatının. deliniyordu. yama üstüne yama vuruyordu da.. İnsanoğlu bugüne kadar bu durum için. O deliklerden rüzgâr giriyor. dağlarda sürü otlatanlar. . kendi milletinin. demişti. Keçe evin direkleri kınldı. eski çadır ustalarının bu dünyadan çoktan göçüp gittiklerini. gençlerin 57 .enginel elveda gülsarı Hepsi bilinirdi. yok edildi. ihtiyar Turgay'dan kalan eski. nesi ağaç bunun! Gidip şu yöneticileri biraz sıkıştır da bize de yeni keçe versinler. daha ne kadar sürüp gidecek bu azap! diye yakınırdı Caydar. ata-babalarımızın ustalıkları unutulup gidiyor! El işleri.www. Çok eski bir çadırdı. Bir de şu ağaç çatkılara bak! Nesi çatkı. Bunlardan ağıl çitleri. Yalnız plaka numaralan farklı olacakmış. On-lann yerine kış evleri yapılmaya başlandı. Ama bir yerini onarıyor. Herhalde yakında herkes. Günlerce çuvaldız ve kalın ip düşmüyordu Caydar'ın elinden.. Tanabay o sözleri nasıl söylediğine bugün hayret ediyordu. göçüp konanlar için. sınanmışü. Çadır evler devrim öncesinin evleridir ve bunlardan vazgeçilmelidir. durup 94/Elveda Gülsan oturmak. atalannın en güzel buluşlanndan biriydi. keçe çadırlardan.

her şeye. kesinlikle olmaz. hırsla dişlerini gıcırdattı. öfkeyle. Tanabay'a çadır ev yerine palatka denilen bez çadır vermek istediler ama Caydar buna şiddetle karşı çıktı: . çok da kıtmış. Yünü kolhozun kendi işleri için kullanmanın hiçbir yararı yokmuş. dökük keçe evde oturmaya devam etti. onların yıkanmaları gerek.Öyleyse bana yapağı verin.. O böyle hid96/Elveda Gülsan 58 .. Tanabay o zincir kösteği keçeden evine götürdü.Öyle diyorlar. yararı yokmuş!" Bu çok acı sözler uzun zaman aklından çıkmadı. Ve. Her şey için dilekçe yazıp bekliyoruz. .Palatkada oturacağıma elek gibi delik deşik keçe çadırda otururum daha iyi! dedi. dedi Tanabay.. O günlerde birçok yılkıcı palatka denilen o bez çadırda oturmak zorunda kaldılar.. kolhozda bir gram yün kalmıyor!...Bu konuyu zamanında ikimiz de düşünemedik. ne dersen de. Ama ne evdi! Yürekler acısı bir görünümü vardı çadırın. Ne eşya. yabancı ülkelere satılıyormuş. İçinde ateş de yakamıyorsun. Bir komşu..Yoo. Yoo. bir eş-dost gelecek olsa. kolhoza gereksizmiş. » Tanabay bir gün Çora'ya rastladı. Yapağı çok değerli bir malmış. onlara da oturacak bir yer yok.cizgiliforum. çocuklarımız var. Tanabay ailesi. ben palatkada oturmam. o yama üstüne yama vurulmuş. • . kolhoz ürünlerinden her yıl tonlarca yün kırkıyorlardı. Çocuklar kalkıp dolaşacaklar. Oysa o keçe çadırı onarmak için biraz yapağı yeterdi ve bu çok gerekliydi. biz o yapağıdan keçeyi kendimiz yaparız. Palatka denilen o bez çadırda ancak bekâr bir adam oturabilir. niye düzelmiyor başkan? dedi. Ona bütün sıkıntılarını anlattı: . öylesine soğuk. Evin içine baktı. Yazın güneşin bütün sıcağı. o da geçici bir süre için. Çora üzgün üzgün başını salladı: . ne kap-kacak Elveda Gülsan/95 koyacak yeri var. asla oturmam palatkada!. kışın ise it bağlasan durmaz. . Ama.Bu işler niye böyle gidiyor. Tanabay sustu. yorganın ayağını parçalayan zinci-re.Ne yapağısı? Aklını mı oynattın sen? Elde ettiğimiz bütün yapağıyı plan gereği devlete veriyoruz.www. Yu-karıdakilerin de düşünmesi gerekirdi. diye diretti Caydar. yırtık. Oysa biz bir aileyiz. Ne yaparsan yap... Nasıl cevap vereceklerini Tanrı bilir. kendisi de suçlu sayılırdı. "Kolhoza gereği. Bir bakıma kendisi de sorumlu.enginel elveda gülsarı ise bu işi hiç bilmediklerini öğrendi. O zamanlar ne aptallıklar ettiğini anlayıp acı acı gülümsedi: "Gereksiz! ha! ha! ha!". kendine baktı. O bez çadır keçe çadırın yerini asla tutamazdı.com. havanın tozu toprağı içerde. bez çadırdan barınak olur muydu hiç? Otursan kalkamıyorsun? Tepesi alçak ve adım atacak yeri yok. bakımı gfcrek. Zaten kolhozda keçe de yoktu.

onu denetliyorlardı.Daha önceki toplam yetmiş sekiz idi. hırsından dudakları titreyerek bağırdı onlara: .Tam yüz! Şimdi kaybeden çocuğun üzüntüsünü belirtmek için ağıt yakması gerekiyordu. Üçüncü vuruşa sıra geldi. Dobra dobra konuşmasınını. çomakla vurduğu yerden çeliğin düştüğü yere kadar olan mesafeyi ölçmeye başladı: Bir.Yüz oldu. doğru ölçsün diye yanına geliyor.. İşaret yerine varmadan dinlenmek zorunda kaldı. Yeşeren yapraklarda." 59 .Ay... . bakın. diye sevinçle bağırmaya başladı.com.yirmi iki daha eder yüz.. onbeş. o kadar yerden. Kazanan çocuk sevinçten uçuyordu.oynap Ay. Kazanan kaybedenin sırtına bindi: . mahmuzlar gibi topuklanyla vuruyor. Bu sözleri söylememeli. o zincirle onun kafasını ezerim! Bunu söylemeyi-sakın unutmayın!. bir adım bile ara vermeden söyleyerek koşması gerekiyordu.. Yirmi iki! dedi çocuk. Akbay Buzağını bakmıyor Nerede yürüyorsun oynayıp Ay ay ay karabay. çok güzel bir gündü. Oradan çeliği bir kere daha havalandırıp olanca gücüyle vurdu.. Yeniden çocuk ise ağlayacaktı nerdeyse..Kazanan çocuk bağırdı: "Ne duruyorsun? Hadi koş bakalım zırlayarak.. At korasının yanında çocuklar çelik-çomak oynuyorlardı.. tam yüz! Öteki çocuklar da bağırdılar: . Hepsi Elveda Gülsan/97 çeliğin düştüğü yere koştular. Bu yüzden nefesi yetmedi.Deeeh! Haydi hızlan bakalım! diyor. on. hiç durmadan ağıt söyleyerek koşacaktı. Üç vuruş hakkı vardı. bozlayarak!" Kaybeden çocuk derin bir soluk aldı ve ağıdını söyleyerek koşmaya başladı: I Gökbay. Çocuklardan biri çeliği havaya attı. bahar gülüyordu.. Zuvv!) Ağıdı hiç kesmeden. tüten toprakta. yedi.Karabay zuvvv.www. Çünkü şimdi kaybeden onu başlangıç yerine kadar eşek gibi sırtında taşımak zorundaydı.... görün! Bu benim Gülsarım! Gördünüz mü nasıl yorga gidiyor!. geri dönüp yeniden başlayacaktı koşmaya. sonra var gücüyle çomağıyla vurdu ve çelik çok uzaklara düştü.. Güneşli. Akbay A Buzavındı bakpay Kayda cürsin..cizgiliforum. aklına geleni söylemesinin cezasını hep çekecekti.enginel elveda gülsarı det içindeyken. hile yapmasın diye. başka zaman bulamamışlar gibi. Kazanan çocuk çeliğin düştüğü yere bir işaret koydu. geçitlerde ve yamaçlarda biten otlarda. kural gereği..Alın götürün! Bu zinciri de başkana verin ve deyin ki: Bir daha bu zinciri yorganın ayağına vurmaya kalkarsa... Kazanmıştı. başı dönüyordu. üç. (Gökbay. Çocuk elindeki uzunca. Çünkü.. bir yandan da çocuklara sesleniyordu: "Hey çocuklar. Gülsan'nın peşine düşen atlılar çıkagelmesinler mi! Tanabay. Şimdi. iki. bu kadar ağır konuşmamalıydı.Yaşasın! Tam yüz sayı yaptı! Ne eksik ne fazla. Öbür çocuklar. Ama ikinci defa da başaramadı. Ne yaparsın? Oyunun kuralı böyleydi işter. Yirmi iki çomak boyu uzağa düşürmüştü çeliği.

rahat dur! diye bağırdılar. Ah! Ne güzel. başlayın! Başlayalım mı Co-ul Aldanoviç? dedi İbrahim saygıyla başkana bakarak. iki yanından zincirle bağlamışlardı onu. öbür eliyle gömleğinin düğmeleriyle oynayıp duruyor. Gülsan yularını koparmaya çalışıyor.Yavaş ol. Sabahtan beri ne yem vermişler ne de su içirmiş-lerdi. Adamların hepsi birden . havayı dövmeye başladı. Ağzından dünkü gibi yine o pis koku yayılıyordu. Sonra tilki derisinden tebe-teyini ahır kapısındaki bir çiviye astı. telaşlı telaşlı dolanmaya başladı. Huysuz-lanıyordu. Nasıl koparsın! Bağırsa belki duyarlardı.Herkes onutmuştu onu. kayışla değil. Öteki adamlar iplerle Gülsarı'nın çevresini sarmışlardı. Gülsan'yı iki yandan bağlı olduğu zincirlerden tutarak avluya çıkardılar. boz renkli bir tulum giymiş olanı. İbrahim ötekilere "Hadi hazır olun!" dedikten sora. tepiniyor. bir elini beline dayamış. geniş taraklı ayaklarını iki yana açmış. koşabilsey-di! Çifteler savurmaya. nasıl parıl parıl parlayan bir gündü! Yorga. Süvari pantolonu giymişti. gübre yığını üzerine 60 . .com. Ötekilerden farklı olarak. 98/Elveda Gülsarı At korasında ondan başka hayvan yoktu. tezekleri dışarı çıkanyorlardı. Sırtına eyer de vurmamışlardı. o kollarını sıvamamış-tı. * Bunun üzerine iki bakıcı.Ne kişneyip duruyorsun? Rahat dur.www. Bağlıydı.Dışarı çıkarayım mı? . Ah.Tebetey yere. Yeni başkan da oradaydı! Kısa bacaklı. ka-barıyordu. çırpınıyordu. Yeşil yaprak kokusu.Dışarıda çocuklar oynuyordu. burun delikleri titreye litreye bahar havasını içine çekti. Bugün Gülsarı'nın çevresinde niçin bu kadar çok adam vardı? Adamlardan biri. nemli toprak kokusu vardı havada. Başını ahırın yukansmdaki küçük penceresine doğru kaldırdı. Damarlarındaki kan taşar gibi akmaya başladı. parlak madenden bir şeyleri beyaz bir bezin üzerine yerleştiriyordu. Bazı atlar arabaya koşulmuş.Çıkar! dedi dışarıdakiler. sonra dışarıdaki adamlara seslendi: .küt.enginel elveda gülsarı Bu sırada Gülsan at korasında hapsedilmişti.Hadi ne duruyorsunuz. ayağının altındaki samanları çiğneyerek ve korayı inleten bir sesle acı acı kişnedi: Neredesiniiiz! Neredesiniiiz? Dışarıdaki bakıcılardan biri küreği kaparak içeri girdi ve ona bağırdı: . Atçılar ahırları temizliyor.cizgiliforum. Madenler parlıyor. bazıları eyer vurularak binilmiş. İple. bozkırda yayılıp otlayan yılkılar geliyordu. Gökyüzünde ve yılkının tepesinde uçan kazlar da kanat çırparak onu çağırıyorlardı. onu kendi bölmesinde tek başına bırakmışlardı. Başkan başını saljadı. hayvanın güzünü alıElveda Gülsan/99 yordu. yoksa karışmam ha! dedi. Ah bir kaçabilse. Ah şimdi geniş bozkırdaki üyirin yanına bir varabilseydi Gülsan! Gözünün önüne engin bozkır.

Akşam içtiği votkanın pis kokusunu hayvanın yüzüne savurarak baktı. Bir daha silkindi. Niçin yapıyorlardı bunu? İpi neden arka bacaklarına doğru çekiyor. İkisi de birer sigara yakıp tüttürerek. Önünde yatan at değil de baş düşmanı olan bir insanmış gibi kin kusarak bakıyordu ona. bundan sonra olacakları görmek için beklediler. Kayda kettin oynap. Ama adamlar yine abanıyor. bir havlu ile durmadan ağzını yüzünü silen İbrahim de başkanın yanına gelip çömeldi. Gülsan gövdesinin bütün ağırlığıyla ve büyük gürültüyle yere yıkıldı. Ay. ayakları uyuştu. . boşta kalan arka ayaklarından biriyle tekme savurmaya başladı.www.Başını tutun! Yere bastırın! Bağla! Çek! Eh. "Yıkın yere!" dedi. burnunun dibine çömeldi. Dizleriyle.Tamam bitirdik işini! . toynakları vücuduna batıyordu. Gülsarı hâlâ çırpınıyor. Kora avlusunun dışında çocuklar çelik çomak oynamaya devam ediyorlardı: Elveda Gülsarı/101 Gökbay. Apan seni soymak. kollarıyla sımsıkı bastırdılar. Boynuna at kuyruğu kılından yapılmış kement geçirilince Gülsarı'nın tüyleri diken diken oldu. onu neden böyle bağlıyorlardı? Gülsarı hırıldıyor. yere yapıştırılan atın başına sokuldu. Ter içinde kalan.Yine başkana döndü: "Siz şöyle biraz kenarda dursanız iyi olur Corakul Aldanoviç. Şimdi şuradan da bağlayın.enginel elveda gülsarı düştü.Amma da güçlüymiş ha! . . yeni başkan. acılar içinde kıvranıyor. Yer sarsıldı. bastınyorlardı. çırpınıyor. Ve kendini bırakıverdi. yok! Olur şey değildi bu! Gülsarı başını salladı. Onu oradan alıp silkeleyerek tekrar as-tı. Bütün vücudu zangır zangır titriyordu. Ne yapacaklardı bu adamlar? . acıdan 100/ElvedaGülsan bacaklarını karnına çekiyor. Çabuk bitirin işinizi. ay Karabay.cizgiliforum. Kalın bir ipi dü-ğümleyip ucunu sırtından aşırıp uzattılar. Güneş de yuvarlanıp üstüne düşmüştü sanki. gözlerini dört yana çevirip ürkek ürkek bakıyordu.Bastırın. ne yapacağı hiç belli olmaz" dedi. Sonra. oldu işte. Sonra kasları kasıldı. Atın düğümü! Adamlar yorganın dört ayağını bir araya getirip sımsıkı bağlamışlardı. başına ve boynuna basanları silkeleyip atıyordu. İbrahim yine bağır bağır bağırıyordu: .Çabuk olun! Çabuk olun! diye bar bar bağırıyordu İbrahim. at denen hayvan akılsızdır. İpler derisini çiziyor. Akbay Buzavındı bakpay. Kolları güçlü adamlar ipe asıldı. bir daha gerindi. üstüne çıkın! Sıkı tutun! Hepsi birden yorga atın üstüne abandılar. Ne olmuştu? Neden yana düşmüş yatıyordu? Ağaçlar niçin gökyüzüne doğru uzanıyorlardı? Yerde böylesine uygunsuz. böylesine rahatsız yatışı neden? Yok. İp çatır-dayarak gerildi. zuvvvv! 61 .Artık traktör bile gelse yerinden kımıldayamaz! O zaman. bakarsınız çifte atar. Atın ter içinde kalan vücudu.com.

bir daha kaçamaz. Öz kardeşine bile acımadı da malına mülküne el koydu. Olanlar olduktan sonra da Gülsan bir süre öylece bağlı kaldı. Beni sırtında taşıyacaksın. Kanın dinmesini bekliyorlardı. ay. Buzavındı bakpay Kayda cürsin oynap Apan seni soymak Ay. Bunun üzerine İbrahim ayağa kalktı.Hayır.enginel elveda gülsarı (Gökbay.Toynaklarını düzeltiyor. sımsıkı bağlanmış atın üzerine abandılar. bakın! Bakın ne yapıyorlar?. Rahatlamıştı.Hey. Şimdi çıt çıkmıyordu. 10 62 . her şey tamam.. Dünya pırıl pınldı. Şimdi yanaş bakalım şöyle. Engin bozkırı ve orada yayılıp otlayan yılkıyı Gülsan son bir kez daha gördü. karabay. yine olmadı. orasını burası düzeltti ve ter içinde kalan kafasına geçirdi. Birden korkunç bir acıyla canı çıkayazdı.Amma da bildin ha! Hiç de değil! Onların konuşmalarını duyan İbrahim elini havaya kaldırarak bağırdı: .www. .. burnuna sinekler konuyor ve o. Karabay.. ne işiniz var orada? Haydi defolun! Gidin oynayın! Çocuklar çitten atladılar ve koşarak gittiler. bir de Sibirya'ya sürdürdü. Yeni efendisi tam gözlerinin önüne çömelmiş bakıyordu. İbrahim yine sordu: .. Kora dışında çelik-çomak oynayan çocuklar şimdi çite tırmanıp serçe gibi dizilmiş. Akbay Buzağını bakmıyor Nereye gittin oynayıp Anan seni dövecek Ay. 102/Elveda Gülsan Gülsarı etine değen soğuk bir şeyle ürperdi.. Kafasını yere iyice yapıştırdılar.İşte Corakul Aldanoviç. Başına.Başlayalım mı Corakul Aldanoviç? Başkan yine bir şey söylemeden başını salladı. Üyirin üzerinden kazlar kanat çırparak onu çağırıyor. silkeledi. unutun gitsin! O öyle kötü bir adam işte. İbrahim ellerini oğuşturarak: . Böyle acımasız adamın kime hayrı dokunur zaten. ay.. Birilerinin eli Gülsarının kasıkları üzerinde dolanmaya başladı. Gözlerinde şimşekler çaktı.cizgiliforum. o gidemiyordu. İşaret noktasına ulaşamadın. Dünya başına yıkıldı ve sonra zifiri bir karanlık oldu. . Tilki postundan yapılmış tebeteyini asılı olduğunu çividen aldı. Dizleri ve gövdeleriyle. zuvvvv! .com. zuvvvv!) Güneş yine her zamanki gibi parlıyordu. Herkes kımıldadı. Kora dışındaki çocuklar hâlâ çelik-çomak oynuyorlardı: Gökbay. Zuvvv Gülsarı'm! Güneş parlıyordu. Kaça kaça vardığı yer bu oldu! Tanabay'ın söylediklerine de aldırmayın. Akbay .Hey. İbrahim yaptığı işten gururlanıyordu. temizliyorlar. Ah! Kıpkızıl bir alev içine düşmüş gibi yandı. sinekleri kovamıyordu.bakıyorlardı: .

. bir sekip bir sıçrayarak. O zamanki gibi şimdi de zincirleri koparamı-5lördu. sonra rüzgârlı açık gökte tekrar kaybolmuştu.. Yatılı okulda okuyan çocuğu da gidip görmeliydi. ayağındaki zincirleri şangırdatarak... ayak bilekleri kanıyordu. hayvanın toprağa değen yanını donduruyordu. Zincir köstek şangırdıyor.. Büyük bir ağırlık inen boynunu kaldıramıyordu hayvan. Yaşlı bir adam ve yaşlı bir Elveda Gülsarı/103 at.www.Neyin var senin? diye soruyordu durmadan Caydar. Çok gerilerde kalan bir dönemde. .yine o kaçış yolunda olabilseydi. Ay çıkmış. acıtıyordu. Hapishaneden kaçmış bir mahkûm gibi. bir daha. kısrakların kokusunu ala ala. dedi. Sır dolu bir gece.com. düşünceli asık suratlı olarak geri geliyordu Tanabay. güz boyunca. Soğuktan kaskatı olan kara yer. İki hafta sonra. kansı ona bir çift söz söylecek vakit bulamıyordu. biyelerin. yeni otlaklar bulmak için dağ arkaçla104//ElvedaGülsan rında konuşlanmaları gerekiyordu. .. Öyle çok. Bir ışık. Çay kenannda alev alev bir ateş yanıyordu. bir karanlık. Tanabay hep telaşlıydı. her yer karanlık ve sessizdi. kış boyunca.. Ay başının üzerinde bir görünüyor. bir daha.. iki sıçnyor.enginel elveda gülsarı Geceydi. At. yorga atın toprağa değen yanını donduruyordu..Geçenlerde çok kötü bir düş gördüm. Öğle olunca. ayakkabıcıya gidilecekti. zincirli ön ayaklarını şaha kalkar gibi yukan kaldınnca. Çay kenarında alev alev yanan bir ateş. Alevler rüzgârdan oynuyor. Soğuktan kaskatı olan kara yer. bir şey bekliyor gibiydi. bacaklarını oynatıp toynakları ya-riarcasına koşabilse. yılkıya gidiyor... Göçüp konmak için pek çok hazırlık gerekiyordu: Un öğütmek için değirmene. Köstekli ayaklarla yürüyünce yol bitmiyor... Bu yüzden de bitkindi. Tedirgindi. ayaklannı yere basınca da fırlatılmış bir taş gibi gidip kayboluyordu. haline şükredersin" diye. O zamanki gibi şimdi de adım atacak hali kalmamıştı. ta bahara kadar hep orada kalacaklardı. şaşkındı.. Köstekle yürümek bir cehennem azabı!. Bir sıçnyor. ayağına zincir köstek vurularak yılkıya döndüğü zamanki gibi. dağ arkaçlarım dan inen üyire ulaşabilseydi! Oysa o zincir onu tutuyor.. Kırgızlar boşuna söylememişler: "Bir yerden bir yere taşın da. Bir evden başka bir eve taşınmak çok zahmetli bir iştir. seke seke. Her yer karanlık.. O zaman tek başınaydı. bir yükselip bir alçalıyordu. öyle zor işler çıkar ki şaşakalırsınız. Sabah erkenden kalkıp atına atlıyor. Kansı da pek şaşıyordu onun bu haline. Ama bir gün konuştu: . sonra yine ışık. Ah bir kalkabilse. Yaz boyunca... yine karanlık. yerinden kımıldamasına engel oluyordu. göğsünü gerip temiz havayla ciğerlerini şişirerek rüzgâr gibi uçabilseydi! Yankılar yapan kişne-mesiyle dağ arkaçlanndaki yılkıyı çağırabilseydi! Kulunların. Bu ışık atın gözlerini kamaştırıyor. Tanabay cevap vermiyordu. alış-veriş için pazara.Soru sormayayım diye mi söylüyorsun bunu? 63 . Oysa Tanabay üzgündü. her yer ıssız.cizgiliforum. sonra yine sekip yine sıç-rayarak. bir yukan bir aşağı gidip gelen başı ağrıyordu.

Sonra büyük kızını kucaklayıp attan indirdi. bir iple ucunu kaldınp boynuna bağlamışlardı. sokaklarda karşılaştıklan insanlarla selamlaştılar. kımıldamadan duruyordu zavallı hayvan.Ayn ayn gitmemiz doğru olur mu? .Aman Allahım. tövbe etmen gerek. gece-gündüz yılkının başından ayrılmıyorsun. Aralık duran arka ayaklannın arasında küp gibi şişmiş bir yara görünüyordu. Tanabay demirci dükkânının önünden geçerken atını durdurdu.Vay itler vay! Vay hainler vay! Biliyordum kötü bir şey yapacağını! diye yumruklannı sıktı.Hemen döneceğim Cyadar. Tanrıya inanmayan sen değil miydin? Kocakarıların 'kâfir!' diye beddua ettikleri kişi sen değil miydin? Ee. Kuyruğunu da sarmış. Ben de görmeliyim.www.Bekle biraz. Aklı başından gitmiş gibiydi. diye surat asü Tanabay.Hayır. Bir zamanlar düşlere. ses-seda çıkmıyordu. yatsam da kalksam da aklımdan çıkaramıyorum. her şey korkunç görünüyordu şimdi. Aynca at nalı ve bazı demir parçaları alacağım.Daha sonra giderim. iğdiş edilmiş yorga.. . hemen döneceğim zaten.. .enginel elveda gülsarı . ıssız avlu ve tek başına bırakılmış. Öğle tatili olmadan daireye uğrayıp bitirmem gereken bir iş var. 64 . . Yüreğini bir aç kurt 106/ElvedaGülsan ısınyor. kadere kısmete. onu annesinin bindiği atın arkasına oturttu. Göçe çıkmadan önce gidip hastalan yoklamak bizim töremiz.. Çora'ya benim de yolda olduğumu söylersin. Kansına: . Tanabay etrafa bakındı. sırtından büyük bir yük atmış gibi biraz rahatladı.. ama cesaret edemiyordu. Köye geldiler. Tanabay büyük kızlannı atın terkisine. Yorganın yanına varmak istiyor. yaşlanıyorsun artık Tanabay. Atlann hepsi işe götürülmüştü.. gönlünü al. Ben tek başıma bütün işlerin hangisine bakayım? Hiçbir şey yapamıyorsan bari git de Çora'yı gör. Caydar ise küçük kızı kucağına oturtmuştu. . hatırını sor. Sessizce ve kimseye görünmeden. Kora loş olduğu için bir süre gözlerinin karanlığa alışmasını bekledi.cizgiliforum. .Yine ne oldu? Nereye gidiyorsun? . Tanabay öfkeyle dudaklarını ısırdı.Ne zaran var. at bakıcılanndan birini bulmak için öbür avluya çıktı. geleneğimizdir. Issız ahır. gerçekten kötü bir düş gördüm. Gülsarı. Başım hafifçe eğmiş. dedi. demirciye uğramadan dosdoğru at korasına gitti.com. Sonra. Tanabay atından indi. bir çardağın altında bağlı duruyordu. Elveda Gülsan/105 Ertesi gün üyiri genç bir yılkıcıya emanet ederek atlara binip yola koyuldular. büyük bir acı duyarak inledi. kapalı koraya girdi.Daha sonra ne zaman? Köye gitmeye niçin korkuyorsun? İstersen yann beraber gidelim. sen gidedur.. parçalıyordu sanki.. çocuklan da götürelim. . bugün-yann göç edeceğimizden haberin yokmuş gibisin.. İşte o zaman gördü günlerdir olacağını sezdiği o büyük felâketi. Ahırda canlı yoktu. herşey. merak etme.

keçeden evlerine döndükleri zaman Tanabay karısına. büyük bir üzüntü içinde olayı anlattı: . kolhozun işleri düzelecekmiş. Daha yeni başkan oldu.cizgiliforum. O uğursuz savaş olmasaydı belki daha da düzelecekti. Bindiği aü sürüp yılkıyı toparlarken düşünüyordu: "Belki yeni başkam kötülemekle haksızlık ediyo--rum. .com. Küçük bir çocuk değilsin ya! Bu ilk değil ki. merada yaşayan insanlarız. O arman uğrunda canla başla didindikleri günleri de. o parlak armanı (ülküyü). Ona ne yapmışlar biliyor musun? O itler. bilmediğimiz çok şey var.. boztorgayların koyunların üzerine yuva kurup --. Yalnız: . kolhozu nasıl kurduklarım. umutlan hatırlıyordu. Bizler dağda. onu iğdiş etmişler! .enginel elveda gülsarı Tanabay olduğu yerde geri döndü.Yıldan yıla yaşlanıyorum elbet. Gerçekten de başlangıçta işler biraz düzelmişti.. küfürler savuruyor.Bırak şimdi başkanı. çok iyi olacakqmış. Çora'nın kendisi söyledi. halka. Tanabay. yumurtlayacaklan o mutlu barış çağını. yeni yardım gelecekmiş. Belki saçmalıyorum. At korasında gördükleri gözünün önünden gitmiyordu. Yılın oniki ayında yılkı peşinde koştuğum için çok şeyleri göremez. senin yorgayı iğdiş ettirdi diye hemen kötülemeye kalkma adamı.Bu bizim yeni başkan çok kötü bir adam. buralara gelemeyecek. bunu can-yüreğimle seziyorum.. Çok gerilerde kalan o günlerde. o parlak hayalleri. İşleri çok ve zor.www. dedi. derin derin düşünüyor." Tanabay bozkırda dolanıp duruyor. Kendi kendine Elveda Gülsan/107 konuşuyor.Çora'nın evinde söylemek istemedim. ne var ki bu düşüncelerden hiçbir sonuç çıkaramıyor-du. Ama biliyorum ki başkaları da benim gibi düşünüyor. savaş biteli onca yıl oldu da durumlar niçin düzelmiyordu? Onlar. buranın yabancısı sayılır. . Hadi ben yaralıyorum diyelim.. dilerim ki yanılmış ola-'yım. Artık Gülsan hiç kaçmayacak. bilemez oldum galiba. O akşam. dedi.Biliyorum.Gördüğüm korkulu düş çıktı. Ama.. içini çeke çeke yemeğini yedikten sonra yılkıya gitti ve geç saatlere kadar orada kaldı. korkulacak ne var bunda? Tanabay katısına cevap veremedi. Peki ama. sessiz. asıl köklere nasıl balta vurduklarım da. üzüntün de çabuk geçer diye düşündüm. sendeleye sendeleye ayrıldı oradan. Yeni bir plan yaptıklarını söylüyor. Artık kimsenin yapabileceği bir şey yoktu. Sen ise işin aslını dinleyip öğrenmeden konuşuyorsun..nasıl vaadettikleri-ni. ama istese de unutamıyordu o korkunç olayı. Bir an önce görürsen. eskimiş çadırlarının üstüne nasıl yama üstüne yama vuruyorlarsa kolhozun işleri de öyle gidiyordu: Yama 65 . sonuncusu da olmayacak. seni köye götürmek isteyişimin sebebi de buydu zaten. işte bunu da biliyorum ve bunda yanılmıyorum. Şaşıracak. ne zaman gün göreceğiz? Nutuklardaki sözlere göre her şey yakında düzelecek.. Atalarımız bu işi yapa-gelmiş. Her şeyi alt üst ederek eski düzeni nasıl yıktıklarını.Ne oldu? . Bunu herkes bilir. ne zamana kadar böyle sürecek bu hayat.

cizgiliforum.Hepsi boş sözlerdi.enginel elveda gülsarı üstüne yama vuruyor.! plan gereğini yapın ve plan hedefine ulaşın.. ben de kendi fikirlerimi söylerim" diye düşündü Tanabay. bu-j nun başka hiçbir mesele yokmuş gibi dilbilgisi üzerine bhj nutuk çektiğini hatırladı. I sen parti üyesisin. Yukarıdakiler benden daha akıllıdır herhalde. Tanabay ona kolhozun durumun anlatmaya. "Eğer yanlış düşünüyorsam söylesin. Onun görüşlerini fikirlerini tutmamış. toplantılarda alınan her karar bir yasa yerine geçer ve uygulanırdı. Tanabay artık halkın arasında görünmekten. kolhozun meseleleri önemsizdi. köylünün kendisiyle görüşmüyor.. Eskiden biri temsilci.com. Kolhozun durumunu düşünmekten kendini 66 .] Onlara göre. bir yetkili geldi mi. Kolhoz. Ama yok! Olmuyordu bunlar! Nasıl olsun? İlçe merke-l zinden bir takım temsilciler geliyor. Ona. beğenmemişti. çok çalışın. Parti toplantılann-j da ise daha çok uluslararası durumlardan söz ediliyordu.. O zaman I çok konuşuyordun. Bambaşka insanlardı. Tanabay daha geçenlerde bir yetkilinin geldiğini. onu kuran çiftçiler tarafından yönetilmiyor. "Bak. Halk yararına bir karar alındıktan sonra. bazı meseleleri açıklamaya kalkışınca da.! önce onlarla konuşurdu. Neden böyle oluyordu? Şimdi neden kolhozu eskiden olduğu gibi kendi malı değil de bir başkasının malı olarak görüyordu? Eskiden." Hepsi bu ka-[ dardı. ac ona tuhaf ve küçümseyerek bakmıştı. Bugünküler ise kolhoz bürosundanl dışarı çıkmıyor. ihtiyacını bildirse." Tanabay gecenin ilerleyen saatlerinde evine döndü. dosdoğru halkın arasına girer. ama bunlar da eskileri-1 ne hiç benzemiyordu. işin aslını öğrenirim.[ du. I Kimse kimseyi dinlemiyordu. Ya yanlış düşünmüyorsam? Ne olacak o zaman? Yoo. söyleyeceklerini başkana söylüyor. Halkla. onların! soru yağmuruna tutulmaktan korkar olmuştu.birini tıkamaya vakit kalmadan bir başka gediğin açıldığım görünüyorlardı. başkaları tarafından yönetiliyordu. Bunun da hiçbir yararı olmuyor. sorular sor-1 sa.. uygulamaları gerektiğini ve uygulandığını bilirdi. Ne oluyordu böyle? Elveda Gülsan/109 "Çora iyileşir iyileşmez onu konuşturur. O başkalarının da biri böyle diyor.! Herkes düşüncesini söylese. Hepsi aynı şeyi söylüyordu: Çalışın. bu da mümkün değil. Elbette benim şu günlerde kafam çok karışık. savaştan ve kolhozun kurulmasından önce.www. konuşmuyor/ onları dinlemeye tenezzül etmiyorlardı. jâna uzun süre gözüne uyku girmedi. Dışarıdan gelenler ve hiç gelmeyen dışarıdakiler yönetiyordu. kolhozu kuranlardan birisin.. neden bu durumla-1 ra düştük?" diyecek olsalar ne cevap verebilirdi onlara? Bü-I tün halkı toplayıp bir açıklama yapsalar iyi olurdu herhalde. hiçbir verimli sonuç alınamıyor. konuşulmaya değmezdi. Ben kimim ki? Sıradan bir yılkıcı. Oysa bugün toplantılarda alınan 108/ElvedaGülsan kararların hiçbir önemi kalmamıştı. şimdi anlat bakalım. sora-l caklannı ondan soruyor. sonra d*ona bağırıp çağınyorlar-l di. biri şöyle. hiçbir gediği kapatamıyorlardı. cahil bir çoban.

. Altı ay süren yaz ve güz çabuk geçerdi. günlerce ve günlerce... Burada kısa bir süre konaklayacak. yine işlere yumulacak hale gelmişsin" dedi içinden. Her şey geçmişte kalmıştı. Tam o günlerde kolhozdan bir haberci geldi: "Beni Çora gönderdi.Ey Tanabay. kuzu-koyun meliyor. Baharda gelen. o avluya şöyle bir baktı: Yorgasına binip gittiği. sonra gökte sıra sıra dizilip uzaklara giden. Sonunda dağ arkaçlarına göç başladı. Yanına gelip gidenler pek çoktu. Çora da orada. helâlelleşiyordu.enginel elveda gülsarı alamıyor "Uz gitmeyen nedir.. kulunlar. içinde bir şeyler kopmuş gibi sızladı. yine eskisi gibisin. böğüren sığırlar ve yük kervanı çay boyunca dağ yoluna düşmüşlerdi.cizgiliforum. O zaman Çora. dostlar vedalaşıyor. yitik botasını arıyordu: Neredesin kara gözlü 11 O/Elveda Gülsan botacığım? Ses ver bana! Memelerim sütle dolup akıyor. Geçidi aştıktan sonra. Tanabay kendi yılkısını büyük çayırdan. Üyir üyir yılkı. Oysa benim bir ayağım çukura düştü bile. Yüreği. terslik nerden geliyor?"'diye düşündü durdu. O ana deve.Şimdi Tanabay o kadından da. solgun ve buruşuk yanaklarını oğuşturarak arkadaşına bakıp gülümsedi: .com. o yorgadan da ayrılıyordu. sürü sürü koyun. taylar kişniyor. Çora ile başbaşa oturup bir dertleşme fırsatını bulamadı. Kalabalığın çın çın. Kızıldan yeşile renk renk entarilerini giymiş gencecik gelinler. parti örgütlenme dairesinde idi. Görüşmeyeli ne kadar oldu? Bahardan beri görüşmüyoruz değil mi? Kımız ve dağ havası yarıyor tabii.kavuşma dileğinde bulunan genç kızlarla kafile ilerliyordu. Sonumuz geliyor işte.www.. hastalığı tam atlatamamış olduğunu gösteriyordu.. Neşesi yerine gelmiş gibiydi ama yine de işten başını kaşıyacak vakti yokty. yarın köye gele-cekmişsin.. 'Turnaya beylik versen tepende 67 . köyün uzağından geçirdi.. Sonunda başbaşa kalabildiler. yamaçlardan. İnsanlar bağırışıyor. o akmaya. Mis gibi kokan ananın ak sütü. Çora bir süre sustu ve asıl konuya geçti: "Mesele şu Tanabay. İlkbahardaki durumuna göre biraz daha iyi görünüyorsa da. Tanabay bu çağrıya uyarak ertesi gün kolhoz bürosuna gitti.. bozla-ya bozlaya. dedi haberci. Tanabay arkadaşını öyle görünce sevindi. nice nice geceler geçirdiği o eve.. sen hiç yaşlanmıyorsun. Göç öncesi yapılacak işler pek çoktu. "Çok iyi.. dağ eteğindeki otlakta yılkıyı durdurdu. solgun dudakları ve zayıflığı. Yine bir cevap bulamıyordu. . zuv-şuv sesleri doldu-ruyordu havayı. ayrılık türküsü söyleyen. gözden kaybolan yaban kazları gibi uçup gidiyorlardı onun için iç dünyasında. Köyün kıyısındaki o eve. sonra birlikte ilçe merkezindeki toplantıya gide-cekmişsiniz"... Ama onlar kışı da orada geçirecekler ve ancak ilkbaharda döneceklerdi. sonra kışı geçireceği dağ arkacına çıkacaktı. 12 O yılın sonbaharında Tanabay Bakasov'un hayati birdenbire değişiverdi.

Parti böyle emrediyor. derdini.enginel elveda gülsarı gagalayıp durur' derler ya.Hemen karar verme Çora. Caydar nasıl? Çocuklar iyi mi? Böylece çoluk çocuktan. -Yaa. Böyle dese de. kamyondan geri kalmaz o. Yılkı bakımını üstlendiğin zaman beni zor bir işten kurtardın. onu canından usandırdı hayvan. İşte o zaman yorgaya binince ne ağrım kalıyor. kurtulmak için verdi onu bana.Hadi. Gülsarı'ya sen mi biniyorsun? Demek başkan sana çok iyi davranıyor? diye şaşkınlığını belirtti Tanabay. Çora'ya pek ağır sözler söyleyeceğini o anda bilmiyordu. ne 68 .ı|k edeceksin". Koyun gütmek ve bakmak çok zor bir iş. Akıllı kadındır o.Sayıp sevdiğini bilmem. 112/Elveda Gülsan . Başka çaresi de yok. Elveda Gülsan/111 Bu konuda en kötüsü de bizim kolhoz. Fırsat bulursam ben de gider anlatırım. her şeyi anlatırsın. Hiç bu kadar kötü olmamıştı. ama sabaha kadar kararını ver. havadan sudan konuşmaya başladılar. . Senden bir ricam daha olacak.Bunu çok istiyorum Tanabay. kıvranıyorum. Hayvancılık işlerinde. Sen atını ahıra bırak. diye kollannı açarak güldü. "Gülsan nedense başkam hiç sevmedi. özellikle de koyunculukta işler çok kötü gidiyor.Başının etini yiyeceğimden hiç kuşkun olmasın.Düşün elbet. Başkanı yanına bile sokmak istemiyor. . Emir böyle.www. Caydar'la sonra konuşursun. dedi Çora. "Caydar olmasa sen çoktan bir yerlerde boynun altında kalıp giderdin" diye takıldı Çora.. bütün sorumluluğu üzerime alırım. Ne yaparsa yapsın onu sevmiyor. Partinin ilçe yönetim kurulu bütün komünistlere ve komsomollara emir çıkardı. Çok büyük yardımın oldu. ben yılkıcılığı öğrendim. Yarın hayvan üreticilerinin toplantısına gideceğiz. Bazen yüreğime bir ağrı saplanıyor. büroyu doldurmaya başlamışlardı. başedemediği için. Rahat ede-ceğiz. Biliyor musun bir kamyonumuz var artık? Yakında bir tane taha alacağız. Saat yedide Raykom'da (ilçe merkezinde) olmam gerek. Ben yorgaya binip gideceğim.Demek öyle. Çora da telaşlıydı ve saatine bakıyordu. Öldürse bile uysallaşmaz onun altında Şimdi ben biniyorum. karımla da görüşüp tartışmalıyız" diye ekledi. Vakti gelince. dedi. . Ben de bütün suçu. ben de öyleyim işte.com. en kötü durumda olan sürülerin bakımı ve bu işlerin düzeltilmesi için yardımcı olmalarını istedi. Tanabay biraz düşündü: . beni bu güç durumdan kurtaracaksın: Bir koyun alıp çoban. Yarın kurul üyelerine bir cevap vermem gerek.cizgiliforum. çok geçmeden bunu yapacağını. Kızma gücenme. Eee. hastalıktan sağlıktan.. O işi becerip beceremeyeceğim hiç belli değil. ben şimdi gidiyorum. sıkıntılarını anlatırsın. Şimdi de yardım edecek. Tanabay kendisini çok düşündüren bir meseleyi ortaya atmak istiyordu ama buna fırsat bulamadı. Eşsiz bir at. bu durumda sen de yardım etmek zorundasın. Çok iyi yetiştirmişsin onu. diye güldü Tanabay. Dağlardan çağrılan çobanlar gelmeye. . Sabah erkenden herkes kamyona binip gidecek. "Bu çobanlık işini bir düşüneyim. Başkan oraya vardı bile.

Onu kolhozun kamyonu sanmıştık...Ah Tanabay. sonra da iğdiş ettirdiğini Elveda Gülsan/113 anlatmak istiyordu. . Ben şoför mahallinin hemen arkasında duruyor. nasıl bir adam olduğunu daha anlayamadım.Neden sevmiyorsun? .enginel elveda gülsarı sızım. savaştan az önce bir kamyon almıştık. Vakti çoktan gelmişti... Bâğınp çağırmaktan.www. bugünün gençlerine ne oluyor? Oğlumu görmek için yatılı okula gittim. .Bilmiyorum. Suskunluğu uzatmamak için yeni öğrendiği sevindirici haberden söz etmeye başladı.Hatırlıyor musun Çora. Otomobil de neydi ki! Hani 'Şu' kanalında çalışmaya gidenler dönüşlerinde gramafon getirmişlerdi. Gramafo-nu olanlann evleri gece yanlanna kadar dolup taşardı. aptalın teki ve kötü yürekli olduğunu düşünüyorum.. . Çok sevinmiştik.. O keyifle şöyle bir istasyona vardık. "En çok çalışan kırmızı başörtülü kızın şarkısı" nı tekrar tekrar dinlemişti. Hepsi. İkisi de sustu. neylersin! O zaman bizimle beraber olan yiğitlerin çoğu savaşta öldüler. neden eskisi gibi türkü söylemez olduk Çora? .. türkülerimizi söyledik.bu yaşta bize yakışır mı?. nasıl bir adam 69 . bu da sosyalizmin meyvesi idi... büijsosyalizmin meyvesidir!" demiştin. Ah.cizgiliforum. tamam şarkı söylemek. Şimdi yeni başkanı da beğenmiyorsun. peki. Çora ciddileşti: . Artık bunlan söylemenin yersiz ve gereksiz olduğunu düşündü. Gülsan'mn ayağına zincir vurarak ne hale getirdiğini. Sonra onu.com. Büyüyünce adam olacak mı.. Sen onun üzerine çıkıp bir konuşma yapmıştın: "İşte yoldaşlar. elimde kocaman bir kızıl bayrak dalgalandırıyordum. orada çalarlardı gramafonlan.Hey Allah! Sana bir şey beğendirmek de çok zor. İşe yeni başladı. Hatırlıyor musun.Bize kamyon vermiş olmalan çok iyi. "Kimi sevmiyorsun? dedi Çora gülmekten sulanan gözlerini silerek? .. Artık neden yüzümüz gülmüyor. Köyde bayram sevinci yaşandı. ilacım da Gülsan. hepsi hatırımda. Ama Tanabay gülmüyordu.nara atmak zamanımız geçti. Yeni yeni şarkılar dinliyorduk. Güzel günlerdi hey. İş-güç yoktu..Yok. ne diyeyim bilmem ki. Giderken de gelirken de şarkılar söyledik. gençlik gitti.. Sırf bu yüzden ömür boyu parti örgütçüsü olmaya razıyım. Güneşin pırıl pınl doğuşu gibi. 'orduya gerek' diye almışlardı bizden. Oradaki parkta bira içmiştik. Evlerinin bahçesine çıkanr. benim söylemek istediğim o değil.Onu ben de sevmiyorum. naralar attık." diye güldü Çora. Herkes aracın başına toplanmıştı.Başkanı. Yaz sonlarına rastlayan bir gündü. Tanabay Çora'ya. Tanabay o günleri hatırlayıp konuştukça coşuyordu: . benim doktorum da. dedJ. 114/ElvedaGülsan . yaşlanıyoruz artık. Beni her zaman yumuşak başlı olmakla suçlardın. türküler söylemekten sesimiz kısılmıştı. Bir yırlarımızı yırladık. toplantıdan sonra hepimiz kamyona doluşmuştuk. hatırlıyor musun? Ben kızıl bayrağı gece bile elimden hiç bırakmadım. Demek artık kolhozun bir kamyonu var? Doğrusu kolhoz için çok gerekliydi. Yaa.

neler gerektiğini söyle. Çora eşikte bir an durdu. ayıklayayım" dedi. cam. Çora'mn öğrenci oğlunun biçtiği otlar kurumuş. Çora. günlerin dağda geçiyor. Sen evine bir bak. Zaten bugünlerde anlamadığım çok şey var. bir söylediklerini bin kere söylüyorlar sanki. Dersleri nasıl. hoşuma da gitmiyor.. tozlanmıştı. Yürürken kurumuş saplar ayaklarının altında çatırdıyordu. Başbaşa oturup dertleşmek istiyordum seninle. gidip biçeyim. Sen cephedeyken Caydar yapayalnızken bile o ev bakımsız değildi.enginel elveda gülsarı olacak bilemiyorum. Ben inancımı yitirmedim..Başka bir sefer. senin evin dikkatimi çekti.Bahar gelince elbirliğiyle onaralım onu. Tanabay'in da iki kız kardeşi vardı ama onlar başka köyde oturuyorlardı. seninle uzun uzun konuşuruz Tanabay. Hiç ilgilenmiyorsun. Ağabeyi Kulıbay'la araları açıktı. O Rus beni bir "Kızıl yumurta bayramında" (Paskalya) kiliseye götürmüştü... Niye getirecekmişim? Aslında kötü bir öğrenci de değil. Çok eskimiş. kötü giden işleri onlar düzeltecek. başkana yaltaklanmayı. ya da bir bekçi bırakıyorlardı. pek üzülmüştü. Sıvalan düşmüş. fırsat bulursak. Samansur'a da teşekkür ederim.çerçeve kırılmış.evini bir bekleyen. Sen genç-lerijdç beğenmiyorsun ama. Eline orağı aldı: "Tanabay ağanın bahçesini yaban otları sarmış. Bugün bizim çocuklarımız sahneye çıkıyor. Caydar'ın akrabaları yoktu..www. odaların içinde. Bu 70 .Ev gerçekten öyle. bugünün gençlerini pek de fena görmüyorum. harman yeriymiş gibi. Öyleyse niçin istiyor kımız getirmemi? Nasıl konuştuklarını bir görseydin! Ben çocukken Aleksandrovka'da Efremov adında bir Rus'un yanında çalışıyorum. Ben çok gerilerde kaldım galiba.com. Bizim Samansur yaz tatilinde bura-[ İl Elveda Gülsarı/115 ya geldiği zaman senin evin halini görmüş. iyi okuyor mu? . Tıpkı o kilisedeki ilâhileri söyleyenler gibi. oğluma bakıyorum da.. * Çora kâğıtlarını toplayıp çantasına yerleştirirken: . viran olmuş evin. ellerini hazır-ol durumda yanlarına yapıştırıyorlar. uçuşuyormuş. dedi. Avluda dolaşü.. onunokuduğu enstitüde gençlerin hepsi iyi okuyormuş. umut onlarda.İkinci sınıfa geçti. Sanırım fena okumuyor. hiçbir şey anlamıyorum bu olanlardan. söylediklerinin hepsi birbirine benziyor. Bana: "Okul müdürüne sık sık kımız getir baba" dedi. Biliyorum.. bir gün sokaktan geçerken. şarkı söylüyorlar.Da-ha şimdiden öğrenmiş büyüklerine. iyi okuyor. Ne olacaklarını zaman gösterecek. serçeler çöpleniyor. Caydar çok iyi bakıyordu.. Sen canını sıkma bunlarla. Bilgili gençler yetişiyor. bu kötü günler geçecek. at korasına doğru yola koyuldu. diye düşünüyordu. Anlamıyorum. hepimiz birden kalkınacağız. Samansur'un anlattığına göre.. Öbür yılkıcılar dağa çıktıkları zaman evlerinde ya akrabalarım oturtuyor. Bakımsız ev böyle olur elbet. her şeye aldırma. . Tanabay da boş duran evine bakmaya gitti. Okuyup bir şeyler öğreniyorlar. Suratları asık. bir bakan yok. hatırladığı şeyi söyledi: -Bak ne diyeceğim.cizgiliforum.

ayaklarım oynatıp hınldadı. Çobanlar "Kral gibi gidiyoruz" diye sevinmişlerdi. kolhozun ne durumda olduğunu. öbür atlann arasında bir bakışta farkediliyordu. şiş kebapçılar. yavaş yavaş birbirlerine uydular ve sonra coştular. 71 . Büyükler bizden iyi bilirler elbet. Avusturya yollarını bir baştan bir başa geçmişti. bize akıl verirle?. ne güzel bir attı o! Tanabay öbür atların arasından geçip ona sokuldu: . Ey Tanabay. biz de yeni bir şevkle işe sarılırız".www. üç akslı ve çekişi güçlü bir kamyondu. Herhalde herkes bildiğini anlatacak. Ertesi sabah kamyona binip ilçenin yolunu tuttular. Üç tonluk yeni 'Gaz' marka kamyonu hepsi çok beğenmişti. tepinen atların arasına dalıp gitti. bu yüzden konuşamıyorlardı. Ömrünü dağda kırda geçiren bizim gibiler ne bilir ki? Onlar gerekeni söyler. Merkez kalabalıktı. sonunda böyle bir toplantının yapılıyor olması. Önce biraz isteksiz davrandılar. toplantı hemen başlayacak. yuvarlak sağnsı. "Savaş bitince böyle maşınlar bizde de olur. Ta savaş116/ElvödaGülsan tan bu yana ilk kez biniyordu kamyona. Bu defa da Çora'mn dediği olacaktı.Şimdi geliyorum.enginel elveda gülsarı yüzden Tanabay'ın evi başsız-gözsüz kalmış ve harabeye dönmüştü. mutlaka olur!".cizgiliforum. Daha kamyondan inmeden o atların arasında Gülsan'sını görmüştü. eski sahibini hemen ta-nıİı. batak dinlemeden gidiyor bu kamyonlar!" gidiyoFdu. dedi Tanabay. bakarsın işler düzelir. Studebaker. Bahardan beri görmediği yorganın yanına koşuyordu."Ama işin en iyi yanı. sen nereye gidiyorsun? . Çora'mn kendisini razı edeceğini biliyordu. Tanabay "Bizda de böyle kamyonlar olsa!" diye pek hayıflanmıştı. İşte şimdi de yılkıcılıktan çobanlığa geçecekti. Kamyonun üstü açık olduğu için rüzgâr yüzlerine vuruyor. seyyar çaycılar. salona girip yerlerinizi alın. "Hele dağlık yerlerden ekin taşımak ne kadar kolay olurdu! Çamur. Çevredeki alanları da binek atlan doldurmuştu. ömrünü yine dağlarda geçirecek demekti.bilmediğini soracak.Hey gençler. Binanın önündeki alan kamyonlarla.Merhaba Gülsan! Nasılsın bakalım! İyi misin? Halin nice mübarek hayvan? Yorga gözlerini çevirip baktı. Bu. neler yapılması gerektiğini söyleyecekler. dedi Tanabay. Ah. Amerikan Studebaker kamyonlarıyla Slovakya. Elveda Gülsan/117 Yorga. kalkık burnu ve kapkara parlak gözleriyle.com. . "İşte böylesi çok iyi" dedi Tanabay içinden. Çora orada onları bekliyordu: . Ortalığı duman ve et kokusu sarmıştı. bağıra bağıra müşteri çağırıyorlardı. at arabalarıyla dolup taşıyordu. öteki atların arasında eyerlenmiş olarak duruyordu. Altın şansı donu. Savaşta çok binmişti. dedi söyleyin de dinleyelim. şarkı söylesenize! Bizim gibi yaşlılara bakmayın. Gençler şarkı söylemeye başladılar.Çabuk olun. güçlü cıdavı. Mırıldayan. Gerçi kesin kararım henüz vermiş değildi ama.

biraz buraya gelir misin? dedi Aldanov. şimdilik esen kal. Cıdavlann genişlemiş. dedi. Başından çok kötü olaylar geçti değil mi? Hepsini biliyorum.Ama onlarla konuşmadım. . bir komünist olarak geri 118/Elveda Gülsarı kalmış koyunculuk işinde çalışmaya karar verdiğini söylersin.Ben bir komünistim. partinin ve halkın huzurunda söz vereceksin^ . her şeyi anladın mı? Unutma sakın! .Unutmadım! Unutmadım! diye öfkeyle bağırarak Tanabay salona girdi. yulaf tanelerini gördü. "Komsomol. Hem parti üyesisin. Önce geldiğini belli eden imzayı at. Onun için konuşman gerekiyor. Sovyet Gençliğinin Öncüsüdür" gibi sözler vardı bu pankartlarda. .. Her yüz koyundan yüz on kuzu elde edeceğine.enginel elveda gülsarı ^ . düşümde bile görmedim. pankartlarla donatılmıştı: "Komünistler en önde!". iyi bakıyordu.cizgiliforum. Ama şimdi iyi ellerdesin. "Hadi Gülsan.Bulatbekov Âsim ile Zarlikov Bektay. Uslu olursan bir kötülük etmezler sana.Neden söz edeceğim? Konu ne? . benim konuşmama ne gerek vardı? diye yürüyüp gitti Tanabay. . Ayrıca iki genç komsomolu da yardımcı alıp onları yetiştireceğini söylersin. dedi Çora kolunu tutarak. sen istediğin koyun sürüsünü seçersin. hem de başarılı bir yılkıcı. sonra kalabalık dağıldı: Elveda Gülsan/119 72 . . dersin.Bu da söz mü..Hiç merak etme.com. Toplantıya gelenler salona dolmaya başlamışlardı. Çora havayı yumuşatmak istedi: .Ne inatçı adamsın! Onlarla konuşmana ne gerek var? Konuşmasan olmaz mı yani? İtiraz edecek halleri mi var.www. istediğin koyunları alacaksın.Hiç de fena durumda değilsin Gülsan. adamlar sıkıştıkları için birbirini itip kakmaya başlamışlardı. Çok koşuyor.O kadar olur mu hiç? Bu görevi isteyerek üstlendiğini söyleyecek ve söz vereceksin. 13 Toplantı akşama kadar sürdü.Hepsi o kadar mı? .Tanabay. Demek Çora onu aç bırakmıyor." Toplantı yapılacak binanın cephesi baştan başa kızıl bayraklarla. ben gidiyorum. çok hareket ediyor olmalısın. Çora elindeki listeye bakarak: . Seni konuşmacılar listesine aldık.Madem ki mesele halledilmiş.Ama ben o sürüyü görmedim bile. Sonra şu defteri al eline.Dur hele. onlara söz mü düşer? Onları yetiştirme görevini sana biz verdik. Tanabay kapıdan içeri adımını atınca Çora ile kolhoz başkanı Aldanov onu durdurdular: . Görmeden nasıl söz veririm? . her koyundan üç kilo yün çıkaracağına. kabul ederler mi bakalım? Başkan sinirlendi: • . .Kimmiş onlar? Salon dolmaya. Karar verildiğine göre mesele halledilmiştir! . ona da şükür. Elini atın torbasına sokup baktı.

www. arkadan omuz vereceksin. 'size şeker alırım' diye umutlandırmışü onları. Kolhoz diye diye. Öyle ince ve hafifti ki. her şey onun düşmanıydı. soğuk. demişti.. rüzgâr. nasıl elde edildiğini de bilmiyorlardı.. toplantı böyle bitmiş oldu. Güz mevsimindeydiler. Bu arada birçok yanlışlıklar. sana söylediklerimden başka bir şey söyleme. sonra yaylayı geçtiler. İşte. yalmz kendi yapacağın işler için söz ver. İşte. Şimdi ise başka düşünüyordu: Sıkıntılar bitmiyor ve amaç da ulaşılacak gibi görünmüyordu artık. ne yapsınlar.com.. her koyundan üç kilo yün alacağım" demişti. nasırların hiç önemi 120/ElvedaGülsan yok. aklını kurcalayıp duran şeylerin hiçbirini söyleyememişti. konuşmasında doğru bir söz söylemişti: "Hiç kimse bize yol döşemedi. Yün mü dedin? Yün dediğin dallardan toplanmıyordu.enginel elveda gülsarı Kimi dağa. Bu derdi başına saran Çora idi. Sekreter doğru söylemişti: Tanabay'ın da düşündüğü gibi. hayat yolunun önündeki engelleri aşmaya. kuzuların sağ kalması gerekiyordu. Ne söz ya! Her koyunun en az bir kuzu doğurması. Tepedeki hedefe tam ulaşacaklarını sandıkları zaman. ha ulaşıyoruz" diye düşünmüş. her omuz vuruşta.. kaldırmaya çalışacaksın. madem ki çalışmak zorundaydılar. çalışacaklardı. çok zor bir iş. Hava ka-raYmış. kusurlar da olmuştu ama. derken omuzu nasır tutuyor. Tende beden. Şikâyet etmezsin.. Tanabay. O büyük 73 . bu dünyada yaşadıkça.. Ne var ki... işte kendisinin de •saçları ağarmıştı. kendilerini bir anda yine aşağıda buluyorlardı. Nasıl olacaktı bu iş? Yağmur. savaştan sonra hayat kendiliğinden düzgün bir akışa yönelmezdi. kendimiz yapacağız" demişti. Şimdi işleri yoluna koyabilmesi için pek çok ter dökmesi gerekiyordu. bedende can taşıdıkça. Tanabay hemşehrileriyle birlikte kamyona bindi Aleksadrovka yokuşunu. rüzgâr çıkmıştı. Nereden. Oysa. kimi sürülerinin başına. Eğer yaptığın işi seviyor. Eh." Tanabay da onun söyle dediğinden başka bir şey söylememişti.cizgiliforum. kızlara tatlı-şeker gibi şeyler almak için bir dükkâna girecek kadar bile vakit bulamamıştı. hayat arabasının tekerleği omuzunu bıçak gibi yaralıyor. "Kısa kes. üflesen uçar. şimdi de koyun çobanı olduk bakalım bu işle nasıl başa çıkacağız? Cay-dar buna ne diyecek?. ne çileler çekmişti.. memnun olursun. Neler neler gelmişti başına. "amacımıza ha ulaştık. Kendisi dişe dokunur bir şey söylememişti ama başkalarısın söylediklerini dinlemişti hiç olmazsa. Kolhoz dedikleri herhalde zor bir işti. kimileri kolhoza. bir aşağı gidiyorlardı. O gözlüklü konuşmacı. Herhalde bazı yöneticiler yünün nerden. Tanabay kamyonun içinde kuytu bir köşeye oturup yakasını kaldırdı ve kendi düşüncelerine daldı. gençliği yitip gitmişti. Toplantıdaki konuşmasında ise daha büyük sözler vermişti: "Yüz koyundan yüz on kuzu.. Kürsüye çıktığı zaman cesaretini yitirmiş. yolumuzu kendimiz açacak. Otuzlu yılların başlarından itibaren hep böyle olmuştu: Bir yukan. meyvasını da alıyorsan. umudunu yitirmemişti. kimileri de köylerine gittiler. yani Bölge Yürütme Kurulu sekreteri... nasıl alacaksın kilolarca yünü? Kumdan altın çıkarmaktan daha beter bir iş bu. Başka türlü olmuyordu. yara üstüne yara.

bunları anlamıyor. O 74 . Başka tutkularının hepsi yok olmuştu.enginel elveda gülsarı sözleri geveledi. fırsat bulursam.. ama o gün kendisini ilk kez görmüştü. Yumuşak. Hele bölge yönetim kurulu sekreterinin sözlerini çok beğenmişti. Bir belânın sinsi sinsi geldiğini seziyor gi-. kimlerin önünde nasıl konuşacağını bilmen gerek.biydi. taypalma bir yorga olduğunu gösterdi.. bir 122/ElvedaGülsarı köşede suratını asıp oturmuştu. O da bir an önce evine ulaşmak isti-yirdu. Kalbi sıkıştırıyordu yine. Şimdi o sözlerinden utanç duyuyordu. Günboyu bağlı duran at. Başkaları nasıl konuşursa sen de öyje konuşacaksın. hava iyice soğumuştu ve eve de daha çok vardı. Başka yoldaşları beklemeden tek başına gitti. Böyle bir adam değildi o! Çora değişmişti. pek saf kalmışsın. O zaman her şey iyi gider. Belki de. Ama hiçbir zaman ulaşamıyordu onlara. Rüzgâra karşı at sürmek Çora'ya iyi geldi. Bu konuda tecrübeliydi. Toplantıdan memnun ayrılmıştı. Yüreğinde-ki ağrı dindi. sağ kalırsak. O.. Çora. Böyle hızlı koşarak insanların ondan aldıkları şeylere yetişecek. onların havasına uyacak. Sırtındaki biniciden ve yürüdüğü yoldan başka bir şey düşünmesin diye. çok düzenli ve hızlı bir koşu tutturdu. kolhoza ömür boyu emek verdiği halde. "Pekâlâ dostum. Oysa Çora pek beğenmişti. Tanabay'a bir kötülük edilmesini. Eski tutku ve özelliklerinden kala kala bu taypalma yürüyüşü kalmıştı. sonra indi kürsüden. okşayıcı konuşacaksın. ne yazılmışsa onu okuyacaksın. kolhozun başkanlığından ayrıldığı için mi böyleydi? Tana-bay'ı sıkı sıkı uyarmasının sebebi neydi? Yoo. Atın dizginlerini serbest bıraktı. Artık nerede. ne söyleyeceğini.cizgiliforum. herkese ayak uydurmayı öğrenmişti galiba. ona bir şeyler olmuştu. başın derde girmez. Çora'ya yakışan bu değildi. yorga ata binerek döndü." diye düşündü Elveda Gülsan/121 Tanabay. Bütün meseleleri kestirmeden bir çırpıda halletmek istiyorsun! Oysa zaman çok değişti. Yine de. O da işleri oluruna bırakmayı. Rüzgâr şiddetleniyordu. Ah Tanabay! Tanabay! Hayat sana hiçbir şey öğretmemiş. Gençliğinde nasılsan şimdi de öylesin.. pekâlâ. Ya ev nasıldı? Evde onu neler bekliyordu?. bir gün bütün bunları yüzüne çarpacağım.www. Çünkü o Çora'nın bildiklerini bilmiyor. Oysa Tanabay onun öğütlerini istemeye istemeye kabul etmişti. onları yakalayacaktı sanki. yukarıdakilere kendini beğendiremediği için olsa gerek. parti örgütçüsü Çora'nın içi pek rahat değildi. hızını kesmeden koşuyordu. anlamak da istemiyordu. Evvelce o adam hakkında çok şey duymuş. Karanlık yolda. onun kötü durumlara düşmesini istemezdi. burada nelerin söylenip nelerin söylenmemesi gerektiğini çok iyi öğrenmişti. kurulmuş bir oyuncak araba gibi fırlamış. Çora bu tür toplantılardaki konuşmalann asıl amacını.com. Toplantıdan sonra Çora ile tek kelime konuşmadan kamyona binmiş. insanlar onu başka her tutkudan mahrum bırakmışlardı. Şimdi Gülsan'nın tek tutkusu koşmaktı. Sonra da gocuğuna sıkıca sarındı. Neden böyle çekimserdi? Neden bu kadarla yetinmişti? Hastalığı mı onu bu hale getirdi? Yoksa.

İşte öyle.. Yıllar yılları çağrıştırıyor ve tıpkı taypalma yorganın düzenli adımlan gibi birbirine ekleniyordu. ansızın dağla-nn doruklarına düşen kar gibi. Ayın başlarında iki gün yağmurlu geçti. ters bir şey söyler. Karşısında uludağlar vardı: Bir yanı pırıl pırıl.. ona binip türküler söyleyerek. yamaçlar gölgeli. Hayatının bütün olayları gözünün önünden gelip geçiyor. bu nasıl başıboşluk!" derlerdi. İnsan ömrünün yansı böyle hayallerle. duygulandı. insanların hepsinin birden talihli. gelir gelmez giden o baharda neler olmuştu?" 15 Ekim ayı geldiği zaman dağlar sonbaharın altın sarısı rengine bürünmüştü. 75 . Herkesin kaderi ayrıydı.com. ama her şey elle çizilmiş gibi belirgin. dağlara kar yağdığını görünce belki beni düşünmüştür. Ama bu durum pek Elveda Gülsan/123 uzun sürmedi. o güz sonunda. Aydınlık ve gölge nasıl yanyana ise. o kadının karşısına çıkıverir-di." İnsan yaşlanır. bitik bir at. Doruklar bembeyaz. "Artık Bibicanbeni beklemiyordur. "Bu nasıl disiplin. karası kara.. Karla kaplı dorukların yukarısında sınırsız bir mavilik uzanıyordu gökyüzüne doğru. coşkular içinde. Ah Tanabay! Tanabay! 14 "Karanlık bir gece ve yolun ortasında kalmış iki can: Yaşlı bir adam ve yaşlı. "Siz kendi örgütünüzün üyesini nasıl yetiştiriyorsunuz!" derlerdi bize.www. bir yanda kaygı. aydınlık bir yanı gölgeli. Hayat dediğin böyleydi işte. baştan ayağa ürperdi. Bir gün içinde sis dağıldı ve güneş açıldı.. ne de güzel yaraşıyordu görkemli" dağlara! Tanrı onlan sanki o gece yaratmıştı. Kar. düşlerle geçiyordu işte. insanın kaderi de öyle.enginel elveda gülsarı zaman her şey yerine oturur... Gülsan'ya binip geceleri evine gittiği Bibican'ı hatırladı. tertemiz.. Bir daha kalktı ve gidip Gülsan'nın başucunda oturdu.. düzelir. Tanabay. Hava soğudu ve her yeri sis kapladı. Ertesi sabah Tanabay çadır evinden çıkıp etrafa bakınca gözlerine inanamadı: Doruklan karla kaplanmış dağlar daha da yaklaşmış gibiydiler. pırıl pınl ve görkemli. Tanabay oturduğu yerden sık sık kalkıyor... Bunu biliyorum. ölümle pençeleşen atın üzerindeki gocuğu ile onu ıkı sıkı sarıyordu. Seni kendi haline bıraksam. bunun hesabını vermek bize düşerdi. mutlu olamayacağını düşündü. yüreğinde bir acı duydu.mutluluk ve acıyı beraber getiriyordu: Bir yanda kıvanç. Belki bu ormanlar. Çoban olup koyun sürüsünün başına geçtiği o yılda. bir silkinir. ama gönlü yaşlanmak istemez. arada sırada. bu güzel hayaller yüzünden hayat bu kadar tatlıydı. Çay kıyısında alev alev bir ateş yanıyordu. akı ak. mutluluktan uçarak. evrenin sonsuzluğu ve onun sırları vardı.cizgiliforum. Ama bu bir hayaldi artık. Uzayıp giden o maviliklerin derinliklerinde. gelip geçiyordu. Ah şimdi yorga yanında olsa. Tanabay.. sevinçten. her şeyi berbat edersin. o pırıl pırıl aydınlık ve tertemiz hava karşısında. ama kimbilir. birden doğrulup koşmak ister. dağlara ve gökyüzüne bakarken. Sonra da bunun cevabını.

ama kolhoz yardımcı vermemişti. yamacın orasında burasında ve dağ eteklerinde bir ırmak gibi kıvnla kıvrıla ve dalgalanarak akıyor. "Siz akıllı bir adamsı¦ nız. bahane ile onu başından savmıştı. Bu gidişle beni mahkemeye verecekler. et.cizgiliforum. . Başıma bela aldım. ben koyunları çıkarıyorum. okumayanlar ise koyun sözünü duymak bile istemiyorlar. Bugüne kadar her şey yolundaydı çok şükür. Sürüler. ama Tanabay çobanlığa alışamamıştı daha.Taneke. yardımcı istemiş. beş yüz ayrı dert.com. Akşam olunca eline çifteyi alıp gece yansına kadar ağılın çevresinde dolanırdı. sinema filmi 76 . onların sabrını ölçecek kuzulama mevsimine daha epeyce vakit vardı. Şimdi. demiryollarında.www. Ancak. günboyu başlarında bulunacaksın. ama İbrahim her seferinde bir. akla yatkın olduğunu kabul ediyor. kara toprağın yeşil nimetini otluyorlardı. Kuzulamadan sonra hayvanlar da. size yardımcıyı nerden bulayım? diyordu İb. Hepsi şehre gidiyor. Tana-bay'ın beş yüz baş koyundan oluşan iyi bir sürüsü vardı. çobanların gerçek sınavı olacak. onları otlağa bırakıp hemen dönerim. canını sıkıyordu. Siz yalmz bir sürüye bakıyor ve T>öyle yakmıyorsunuz. Komşu çobanlar da sürülerini otlağa salıyorlardı. hatta daha uzak yerlere gidip çalışıyorlar. insan yılkıyı yarım gün bırakır. ağılın kapısını açtı ve çadır evdeki karısına seslendi: 124/ElvedaGülsan . ak-boz adacıklar gibi görünüyorlardı. işler de bir kat artacaktı. Gebe koyunların çoğu daha önce bir-iki kez doğurmuşlardı. deri alınıyordu koyunlardan. başka işlerle meşgul olabilir ya da bir yere gidebilirdi. Gençler okuyor. Üyirin başında iyi bir aygır varsa. Sürüde çobanın bir de yardımcısı olması gerekirdi. keski bu görevi başkasına verseydiler! Sizin arka çıktığınız komsomol çobanı Bektay gibileriyle iş yapmak mı. süt. yılkının nah dama atılmış görünüyordu. Tanabay bunların doğru. Sonra Tanabay devralırdı nöbeti. anlarsınız. Koyun üretme işi daha kazançlıydı: Yün. Ama beş yüz koyun. güz dağlarının sararmış otlaklarında. Allah korusun! Ona radyo almalı. Oysa koyunları bırakıp gidemezsin. anlaşmak mı. Varsın yılkıcılığın eski önemini yitirdiğini söylesinlerdi. Bu da Tanabay için durup dinlenmeden çalışmak demekti. ayrı iş idi.enginel elveda gülsarı Tanabay atını eyerledi. sürü oradan uzaklaştı. Motorlu araç çıkınca. Ben de '\he yapacağımı şaşırdım. Ağılın kapısı açılınca. Bazen kızını sırtına alarak koyun gütmeye de giderdi. ama olayı böyle takur-tukur bir hesapla değerlendirmek onun onuruna dokunuyor. Koyunlara bakmak atlara bakmaktan elbette daha kolaydı. Ya ben ne yapayım? Kolhozdaki bütün hayvanlardan beni sorumlu tutuyorlar. Şimdi kolhozun bütün Elveda Gülsan/125 koyun üretme birimlerinden sorumlu İbrahim'e defalarca başvurmuş.sözde büyük bir üzüntü içinde. Ona göre atların yerini hiçbir şey tutamazdı.Caydar. Caydar sürünün gece bekçisi olarak maaşa bağlanmıştı.

Onunla bir görüşüp biraz öğüt verseniz. O akşam Tanabay koyunları otlaktan sürüp getirdi ve hiçbirine zarar gelmeden açık koraya soktu. tedbirsiz yakaladığı çobanların iki ayağını bir pabuca soktu. Sizler için çalıştık biz. Bir yandan da mert.www. Bana akıl verenler hiç de az değil. • Ak buğranın sırtında. Parıl parıldı. yetiyor da artıyor bile.. O zamanlar biz canımızı dişimize takarak çalışmasaydık. Ölesiye-bitesiye çalışan bizdik. Üzerine yağan karın kendisine özgü kokusu yayıbyordu. yakışıklı bir delikanlı olan Bektay'la anlaşmak hiç de kolay değildi. Kar yağıyor. kükreyerek. darılma ama boş yere nefes tüketiyorsun. diyor. üzerlerine düşen karı silkeleyerek. başlanın o yana bu 77 . Bunun için pişman da değiliz. suratını asar. senin gibi insanları hiç sevmiyorum ben.Kalk Tanabay. Ekim ayı yağışsız geçmişti. Sana sadece "köle" derlerdi. Ama gece yansı Caydar onu yatağından kaldırdı: . Hazırlıksız.Sözüne dikkat et evlat.. Çekik kara gözlerinde her zaman bir öfke. Hava karanlık ama yer bembeElveda Gülsarı/127 yazdı.cizgiliforum. haftada bir dağa gidecek çerçi bulmalıymışım.. Pek geçimsiz. Sonraları yollan ayrıldı. Koyunlar tedirgin oluyor. ölesiye bi126/Elveda Gülsarı tesiye çalışünız. Tanabay nöbete çıktı.. Sen git bu vaktini evinde.enginel elveda gülsarı getirtmeli. Ama. şimdi de bize nefes aldırmak istemiyor. Tanabay Bektay'ı sevmezdi. boylu-boslu. . Bektay'ın söylediklerini de dinlemezdi. açık sözlü bu delikanlıya yazık olduğunu düşünür. Kasabada karşılaştıkları zaman bile Tanabay Bektay'la konuşmaz. sen değil. Buz gibi soğuyan tüfeği de ıpıslak olmuştu. diyorum Taneke. Tanabay sözde himayesine aldığı komsomoUarla görüşmek istiyor ama buna vakit bulamıyordu? Asim Bulatbekov pek becerikli olmasa da geçinilmesi kolay bir delikanlıydı..Olsun olmasın. Tanabay dişlerini sıkarak cevap verirdi: .. Aslında İbrahim'in söyledikleri doğruydu.com.. yüzüme bakıp öyle öfkelenme. gürleyerek bir anda ortaya çıkü. kendi adını bile unuturdun. bir şiddet okurdunuz. insan gibi yaşamamıza engel olmak istiyorsunuz. Kış erken bastırdı. Sadece uşaklık ederdiniz. Sinema. Tanabay'ı görür görmez. ben dondum. onun yanlış yolda olduğunu görmek onu üzerdi. ona çıkışırdı: . gazete istemek şöyle dursun. çoluk-çocuğunla geçir. Kasım ayında kış birden bastırdı.Taneke. Bunlar olmazsa ben de başımı alıp giderim. benim gelişim bir ziyan mı? Zararı mı var sana? . Sizler urra! urra! diye avaz avaz bağırdınız. ama dobra dobra konuştuğu için takdir eder. hiçbir şeyi beğenmiyor. Karısının elleri buz gibiydi. insan gibi yaşamadınız. öksürüp aksınyor. görürdüm şimdi senin ne durumda olduğunu. Bütün bunları istiyor benden. gazete bulup vermeliymişim.Ee. Yeni keçe çadır. içten içe ona saygı duyardı. Kar lapa lapa yağıyordu. nasıl konuştuğunu.

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı yana sallıyorlardı. Kar dinecek gibi değildi. "Hele durun bakalım, başımıza bundan beteri de gelecek" diye düşündü Tanabay gocuğuna daha sıkı sarılarak. "Ay kış baba, erken geldin, çok erken geldin. İyiye mi, kötüye mi işaret bu? Belki de güz sonuna doğru biraz yumuşarsın... Yumuşarsın değil mi kış baba? Kuzulama mevsiminde çekip gitsen iyi olur. Senden bütün dileğimiz bu. Şimdi ne istersen yap, o zamana kadar vaktin var kış-baba..." Kış baba cevap vermiyordu. Sabahleyin herkesi erkenden ayağa kaldırıp telaşlandırmak, şaşkına çevirmek için, gece boyu yağarak her yanı örtmeye, kar tepeleri oluşturmaya devam ediyordu. Dağlar gecenin karanlığında, kıpırdamadan duran hayaletler gibiydiler. Dağların umurunda değildi kış. Didinip helak olacak, ordan oraya koşacak olanlar çobanlardı. Dağlar her zamanki gibi dimdik, hareketsiz ve sessiz idiler. Unutamayacaklan o kış işte böyle başladı. Erken gelen bu kışın insanların başına daha neler açacağını kimse bilmiyordu henüz. İlk kar gece boyu dinmeden yağarak her yeri kapladı. Birkaç gün sonra yine yağdı, sonra yine... ta çobanları güz otlaklarından kaçınncaya kadar. Koyunlar artık dereboyla-rında, karın az olduğu yerlerde yayılmaya başladılar. Sıra, çobanların yüzyıllar boyu edindikleri tecrübelerine, hünerlerine başvurmaya gelmişti: Bilmeyen birinin 'burada kardan başka bir şey yok' diye çekip gittiği yerde, çobanlar koyunlara ot bulmak zorundaydılar. Bunu yapamayanlara çoban mı denirdi?.. Ara sıra kolhozun yöneticilerinden biri çıkagelir, çevreye ve duruma göz atar, bir yığın soru sorar, büyük vaadlerde bulunur, sonra alelacele döner, sıcak evinin başköşesine kurulurdu. Çoban yine amansız kışla başbaşa kalıverirdi. 128/ElvedaGülsan Elveda Gülsan/129 Tanabay, kolhoz merkezine inip durumu anlatmak için fırsat kolluyordu: Kuzulama zamanı için neler düşündüklerini, ne gibi tedbirler alındığını öğrenmek istiyor, bunun için çırpınıyordu. Ama boşunaydı bu çırpınışı. Başını kaşıyacak zamanı yoktu. Bir defa Caydar yatılı okulda okuyan çocuklarını görmek için gitti, ama hiç gecikmeden dönüp geldi. Dağdaki durumları çok güçtü. Tanabay küçük kızlarını evde bırakıp bir yere gidemezdi. Küçük kızını atın üzerinde kucağına oturtuyor, kürkünün uçlanyla sanp sarmalıyordu. O üşümüyordu ve halinden memnundu. Büyük kız ise babasının arkasında oturuyor ve üşüyordu. Tanabay Caydar'ın yokluğunda işte bu halde gidiyordu. Caydar yokken ocaktaki ateş bile alevsiz, korsuz, bir yetim gibi kalıyordu. Ertesi gün anaları dönüp gelince nasıl sevindiler, nasıl! İkisi iki taraftan analarının boynuna sarılmış, bırakmıyorlardı. Zor ayrıldılar annelerinin boynundan. Babalan baba idi, ama analarının yerini tutamazdı.. Vakit böyle geçip gidiyordu. Kışın ne yapacağı, nasıl geçeceği belli değildi daha. Bir bakıyorsunuz bıçak gibi bir ayaz oluyor, bir de bakıyorsunuz ytımuşayıveriyordu. İki kez kar fırtınası oldu, ardından fırtına dindi ve hava ısındı, karlar eridi. Bu ani

78

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı değişiklikler Tanabay'ı endişelendiriyordu: Kuzulama döneminde havalar ısınırsa iyi, ama ya ısınmazsa! Hali nice olurdu? Gebe koyunların karnı şişmeye başlamıştı. Kuzusu iri ya da ikiz doğuracak koyunların karınları iyice şişmişti. Çok zayıflamış, omurgaları iyice dışa vurmaya başlamıştı. Bunda da şaşılacak bir şey yoktu. Ağıza alınacak otlar kar altında kalmıştı ve hayvanların karnındaki kuzular da analarının kanıyla büyüyordu. Çobanlar bu durumdaki koyunlara yem yedirmek zorundaydılar. Sürülerin bulunduğu dağlara yem götürmeliydiler ama kolhozun anban yılan yalamış gibi tamtakırdı. Ağır işlerde çalıştırılan atlara verilecek birer avuç yulaftan ve tohumluk tahıldan başka bir şey yoktu. Tanabay her sabah erkenden sürüyü koradan çıkarırken, gebe koyunların karnını tutup bakıyor, memelerini elliyordu. Eğer her şey uz giderse, kuzularla ilgili olarak verdiği sözü yerine getirebileceğini hesaplıyordu ama yün konusunda verdiği sözü yerine getirmesi mümkün olamayacaktı. Kışın tüyleri az uzuyordu. Uzaması şöyle dursun bazı koiunlar tüy dökmeye başlamıştı bile. Açlıktı.koyunların yeterince beslenememesiydi bunların sebebi. Yem verebilse, ot verebilse yün'de alabilirdi. Tanabay üzülüyor, elinden bir şey gelmediği için kendi kendisine kızıyordu: Ne diye dinlemişti Çora'yı! Ne diye vermişti o sözleri! Büyük büyük sözler eder, vaadde bulunursun ha! Böylesine salak adamın biriyim ben! Partiye söz verirsin, millete söz verirsin ha! Hiç olmazsa böyle büyük sözler vermeseydi ya! Partiyi, vatanı bu işe karıştırmanın ne gereği vardı? Sıradan bir eski kolhoz işçisi değil miydi?.. Yoo, bunları söylemeliymişim! Yerli yersiz söylenecek sözler miydi bunlar! Neden herkes böyle yapıyor, birilerine yaranmak için yapamayacağa şeyleri vaadediyor?.. Suç kendisinindi. Ne yaptıysa kendisine yapmıştı.Dü-şünmeden konuşmuştu.Onlann söyle dediklerini söylemiş, onların istediklerini yapmıştı. Ama, onların umurunda mı? Söz veren onlar olmadığına göre kolayca kurtarırlardı kendilerini. Yalnız, Çora için üzülüyordu Tanabay. Çünkü o da iyi durumda değildi. Bir gün iyi olsa, iki gün hasta oluyordu. Ömrünü başkalarına dert anlatmakla, onları inandırmaya çalışmakla geçirmişti. Ama neye yaramıştı bütün bunlar? Artık o da ihtiyatlı davranıyor, söyleyeceği sözleri düşünüp taşınıp söylüyordu. Sonunda hasta oldu işte. Hasta olduğuna göre emekli olsaydı ya... Kış hükmünü sürüyor, çobanlan bir ümitlendirip bir ümitsizliğe düşürüyordu. Tanabay'ın sürüsünden iki koyun 130/ElvedaGülsan açlıktan öldü. Kendisinin yardım sözü verdiği genç çoban- | lann sürülerinden de birkaç koyun ölüp giti. Bir sürüde ölen koyunların bulunması elbette olağandı. Bir kış içinde on ka- J dar koyun yitirmek pek önemli bir zarar sayılmazdı. Asıl sıkıntı, asıl kırım, ilerde, baharın başlangıcında olacaktı. Sonra havalar birden ısındı. Koyunların memeleri de süüe dolup şişmeye başladı. Ama pek zayıftılar-, bir deri bir kemik kalmışlardı.Yine de memeleri, her gün, her saat, biraz daha pembeleşerek şişiyordu. Böylesine zayıf oldukları halde,

79

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı karmlarındaki yavrularını ve süt dolu memelerini nasıl taşıyordu bu zavallılar? Başka bir sürüden birkaç koyunun kuzuladığı haberini duydular. Demek çiftleştirme döneminde zamanlama hatası yapılmıştı ve bu da bunun ilk belirtisiydi. Bir-iki hafta sonra, ağaçtan elma düşer gibi, kuzularda dökülüvereceklerdi. Şimdi hazırlıklı olmalı, acele tedbir almalıydılar. Çobanın en zorlu günleri olacaktı o günler. Zavallı çoban, koyunların sağ-salim doğum yapmaları için hepsiyle tek tek uğraşır, çobanlık yaptığına bin pişman olurdu. Aynı anda hangisine yetişecek, hangisine bakacaktı? Ama kuzular esenliğe kavuşunca, hele büyüyüp kuyruklarını sallaya sallaya koşmaya başlâVınca, çobanın keyfine diyecek olmazdı. Zor olsun, zâr olsundu da,tek o günleri görsündü. O zaman utancından el âlemin yüzüne bakamaz duruma düşmezdi. Kuzulama zamamnda kolhozdan yardımcı kadınlar geldi. Bunların çoğu yaşlı ya da çocuksuz kadınlardı. Köyde bu durumda olan kadınlar güçlükle razı edilmiş, onlar da nazlana nazlana gelmişlerdi.Tanabay'ın sürüsüne iki yardımcı verildi. Bunlar yatak yorganlarını, bez çadırlarım ve kullanacakları eşyayı da kendileri getirmişlerdi.Yardımcı-lar gelince işler biraz yoluna girmeye başladı. Aslında bir Elveda Gülsan/131 sürü için en az yedi yardımcı gerekirdi. İbrahim, sürü kuzulama yerine geçer geçmez bu kadar yardımcıyı göndereceğine yemin etmiş, kesin söz vermiş, şimdilik iki yardımcıyla idare etmesini istemişti. Sürüler, dağ eteğindeki kuzulama merkezine inmeye başladılar.Tanabay sürüyü kuzulama merkezine götürür-ken.kadınlann eşyalarını taşımaya ve yeni konak yerine ça-dıdannın kurulmasına yardım etmesini Asim Bulatkov'dan riö(a etti. Onların kafilesini sabah erkenden yolcu ettikten sonra, kendisi sürüyü toplayıp arkalarından gitmeye başladı. Koyunlar hem yüklü, hem zayıf oldukları için onlan yormak istemiyor, ağır ağır gidiyordu. Kuzulama yeri Beş Ağaç Vadisi idi. Acemi çobanlara bu yolu göstermek için daha iki kez vadiden dağa gidip gelecekti. Koyunlar pek ağır ilerliyordu ve Tanabay da onlan zorlamıyordu. Fakat bu ağır gidişe köpeğin cam sıkılmış olacak ki sürüden ayrılmaya başladı. Oraya buraya gidiyor, sonra dönüp geliyordu. Güneş batmak üzereydi ama hava hâlâ ılıktı. Sürü dağın eteğine indikçe ısı da artıyordu. Vadinin güneş gören yamaçlarında yeşil otlar çıkmaya başlamıştı. Yolda koyunların biri kuzuladı. Bu kadar erken doğmaması gerekirdi diye düşünen Tanabay, yeni doğmuş kuzunun kulağım, burnunu temizledi. İlk kuzuların en az bir hafta sonra doğması gerekirdi ama işte ilk kuzu doğmuştu bile. Bu da nesi! Al sana beklenmedik bir olay! diyordu Tanabay. Ya yolda ardı ardına kuzulamaya başlarlarsa? diye endişelenen Tanabay öteki koyunları yokladı. Ondan başkaları doğuracak gibi görünmüyorlardı. Tanabay biraz rahatladı. Küçük kızları bu ük kuzuyu görünce pek sevineceklerdi. İlk kuzu her zaman en sevimlisi olurdu. Bu kuzu da gerçekten pek sevimliydi. Kapkara kirpikli,

80

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı kara tırnaklı.bembe-yaz bir kuzucuk. Sürüde kaba tüylü birkaç koyun vardı, ku132/ElvedaGülsan zulayan koyun da bunlardan biriydi. İnce tüylü koyun-lar.tüysüz denecek kadar pek ince kürklü kuzular doğururlardı. Oysa kaba yünlü koyunların kuzuları bunun gibi tüylü ve sağlıklı olurdu. - Hoşgeldin kuzucuk, demek acelen vardı, gel gör öyleyse aydınlık dünyayı! dedi Tanabay. Doğuşun kutlu olsun dölbaşı! Senin gibi birçok kuzumuz olsun, o kadar çok olsun ki toprak görünmesin. Melemeler kulağımızı doldursun ve hepsi yaşasın... Tanabay kuzuyu başının üzerinde dolandırdı: "Ey koruyucu Çoban Ata, koyunların koruyucu ruhu! İşte sürünün ilk kuzusu! Onu kolla, bütün kuzuları kolla! Biz çobanları da kolla!..." Onları çepeçevre dağlar sarıyordu ve dağlar kımıldamadan, suskun, öylece duruyorlardı. Tanabay kuzuyu koynuna alıp kürklü paltosunun içine yerleştirdi. Koyunları sürmeye başladı. Ana koyun onun peşinden ayrılmıyor, acı acı meliyordu. Tanabay eğildi, koyuna yavrusunu gösterdi: "Gel bak, dedi kuzucuğun sapasağlam, kaybolmuş değil, korkma!" Kuzu Tanabay'ın kucağında ve kürkünün arasında kurumuş, ısınmıştı. Akşama doğru sürüyü kuzulama korasına getirmişti. Konak yerinde büyük keçe çadır kurulmuş, duman tütüyordu. Yardımcı kadınların palatkalan da dikilmişti. İşler yolunda görünüyordu. Yalnız Asim yoktu görünürlerde. O da yarın sürüsünü getirmek zorundaydı. Onun için deveyi alıp geri gitmiş olmalıydı.Görünüşe göre bir terslik yoktu. Ama biraz sonra Tanabay, gördükleri karşısında, kızgın çölde başını güneş çarpmış gibi, beyninden vuruldu. Her şeyin kolhoz yöneticilerinin söylediği gibi olmayacağını biliyordu ama yine de bu kadar kötü bir durumla karşılaşacağını beklemiyordu, sözde kapalı kuzulama korasımn saz damı çökmüş, duvarı yıkılmış, delik deşik olmuş, kapısı penElvedaGülsan/133 ceresi çürümüş, çatının tartmaları, kirişleri iyice bel vermiş. Rüzgâr her yerden girip çıkıyor ve içerisi sanki bir kar deposu! Dışarıdaki karlar eridiği halde içeride öbek öbek kar var.. Böyle bir durumla karşılaşacağını aklına bile getiremezdi. Eski, açık koranın duvarları da yıkılmıştı. Tanabay neye uğradığım şaşırmış, aklı başından gitmişti.Kızlannın ilk doğan kuzuyu görüp sevinç çığlığı atışlarım bile gözü görmedi. Kuzuyu alelacele onların ellerine tutuşturup kuzula-mi korasına ve çevreye bakmaya gitti. Nereye gitse, neye baksa, yıkılmışlık, bakımsızlık görüyordu.Besbelli savaş yıllarından beri buraya hiç el sürülmemiş, hiç onarım yapılmamıştı. Her yıl kuzulama mevsiminde çobanlar ellerinden geleni yaparak o dönemi atlatmış, sonra da kapalı kuzulama korasım yağmurun, rüzgârın, insafına bırakarak çekip gitmişlerdi. Koranın sözde çatısında yana düşmüş, çürümüş bir balya ot, şuraya buraya savrulmuş saman yığınları da vardı. Her nasılsa iki yarım çuval arpa unu ile bir sandık tuz da vardı bir köşede.Koyunlara verilecek yem, kuzuların altına serilecek

81

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı saman ve kuru otlar bunlardan ibaretti.Yine o köşede cam kırılmış birkaç fener, paslı bir gaz tenekesi,iki kürek ve kırık bir tırmık görünüyordu. O anda Tanabay'ın aklından, hepsinin üzerine gazyağı döküp ateşe vermek, yakıp kül etmek, sonra da elini kolunu sallaya sallaya çekip gitmek geçiyordu. Tanabay, geçen yıldan kalan ve kaskatı olan gübre ve kar yığınlarına takılıyor, tökezleniyor, ne diyeceğini, ne yapacağını bilemiyordu. Durmadan aym şeyi tekrarlıyordu kendi kendine: "Aman Tanrım, bunu nasıl yaparlar! Nasıl yaparlar! Nasıl yaparlar!..." Sonra koradan fırlayıp çıktı, atını eyerlemeye başladı, elleri titriyordu atı eyerlerken. Hemen kolhoza gidecek, gece yarısında herkesi ayağa kaldıracak, onlara günlerini gösterecekti! O İbrahim denen adamın, o başkan olacak Alda134/ElvedaGülsan noviç'in ve Çora'nın yakalanna yapışacak, canlarına okuyacaktı! Hiç acımayacaktı. Madem ki Tanabay'a böyle bir itlik etmişlerdi, onlar da kendisinden başka türlüsünü bekleme-sinlerdi! Bu kadarı da olmazdı. Canına tak! etmişti artık! Caydar dizginlere yapıştı: - Dur! Nereye gidiyorsun! dedi. Sakın gitme, in aşağı! Hadi beni dinle de in aşağı! Tanabay'ı durdurmak ne mümkün! - Bırak! Bırak dizgini! diye bağırıyor, atı kırbaçlayarak karısının üzerine doğru sürüyordu. "Bırak beni, geberteceğim onları! Geberteceğim!" - Hayır olmaz! ille de birini öldürmek istiyorsan beni öldür! İki yardımcı kadın onların yanına koşup geldi. Kız da gelip ağlamaya başladılar. - Baba! Baba, gitme! diyorlardı. Tanabay'ın hiddeti biraz geçti, ama yine de gitmek istiyordu. - Tutma beni! Görmüyor musun doğuracak koyunlar? Görmüyor musun burasının nasıl bir yer olduğunu? Yarın onları nereye sokacağız, hani kuzu barınağı? Nerde yem? Hepsi ölüp gidecek, sonra cevabını kim verecek! Bırakın da gideyim! - Dur da dinle biraz! Diyelim ki gittin, hepsini ayağa kaldırıp bağırdın, çağırdıaNeyi halletmiş olacaksın? Bugü-. ne kadar bir şey yapmamışlarsa, çaresini bulamadıkları içindir, güçleri, imkânları olsaydı, kolhoz yeni bir kora yaptırmaz mıydı? -Hiç olmazsa damı onarmahydılar. Hani bunun kapısı, hani pencereler? Kora değil, bir yıkıntı bu- içi kar dolu. On yıldan beri el sürmemişler! O çürümüş otlar neye yarar, hangisine yeter? Kuzuların altına ne sereceğiz? Sen, kuzular da, koyunlar da kırılıp gitsin mi istiyorsun? Hadi bırak beni! • Elveda Gülsan/135 - Yeter Tanabay, yeter! Kendini herkesten üstün mü sanıyorsun? Herkese ne olursa bize de o olacak, biz de herkes gibi idare edeceğiz. Madem ki durum böyle, hiç vakit yitirmeden yapmamız gereken işleri düşün sen! Bırak onları! İşin sorumlusu biziz, işleri de bizim yapmamız gerekir. Yolda gelirken yar dibinde sık çalılar gördüm. Çok dikenli ama yine de damı onlarla örtebiliriz, üstüne de gübre atanz, bastırırız. Kuzuların altına sermek için de

82

sürükleye sürükleye getirebildiler. Tanabay'ın nerede boynunu kırıp kaldığını bir Allah bilirdi. ama bu yere adını veren beş ağaçtan bir kütük bile kalmamıştı. Başka ne yapabiliriz zaten.Hayatı boyunca bu kadar çok çalışıp yorulduğunu hatırlamıyordu.com. Tanabay istemeye istemeye indi atından. İkinci yardımcı koyunları güdüyordu. Ah bu kadınlar! Allah canlarını almasın! Sanki çay içmek için gelmiş konuklar gibi. Tana-bay'ın hiç sesi çıkmıyordu.. 16 Ertesi gün Tanabay. Oysa şimdi yalnız kendisi. Öyle bir hiddete kapıldığı için şimdi kendisinden utanıyor. Tanabay kadınlara acıyordu ama. Babalan: . Yardımcı kadınları çağırdı ve hep beraber sofraya oturdular. çayı koyu koyu demledi. geçtikleri yeri tırnak gibi çizerek o dikenli çalıları kan ter içinde koraya kadar getirebildiler. Koraya kadar çeke çeke. karısı ve yardımcı kadınlardan biri vardı. Ço136/ElvedaGülsan ra'nın hakkı vardı doğrusu: Caydar olmasa.. Hepsinden zoru korayı temizlemek ve o çok dikenli yabangüllerini kesmek oldu. Kadınlar da yardıma geldi. başka çare yoktu. belle çıkardıkları o çalıları bir demet haline getiriyorlardı ama çok dikenli oldukları için ne ata yükleyebili-yor ne de sırtlarına alabiliyorlardı. Hava bozuverirse! diye ikide bir başını kaldırıp bulutlara bakıyordu. asker kaputu lime lime oldu. Küçük parçalar halinde sapsarı tereyağı da koydu sofraya. "Acaba doğuran koyun var mı?" diye büyük kızını ikide bir sürünün yanına yolluyordu.cizgiliforum. başı düşüyordu. Evde kimse ağzını açıp bir laf söylemeye cesaret edemiyordu. İki büklüm olarak.. Orası Beş Ağaç Vadisi idi.www. ne yapsın. Kazmayla. Sonra yıkanması için kocasının ellerine su döktü. kimsenin yüzüne bakmadan duvarı örüyordu. Çayını içtikten sonra dışarı çık-tı. küfürler savuruyordu. bir de kendisi. bütün ordu çalışıyordu. tereyağlı çayı içmeye başladılar. genç çobanların sürülerini kuzulama yerine getirmelerine yardım etti. Uzun süren bir hastalıktan sonra yeni ayağa kalkmış gibi. O çalıların arasında Tanabay'ın çizmeleri parçalandı. Sonra da bir hafta durup dinlenmeden korayı onarmak için çalıştı.Koranın yıkılmış taş duvannı onarmaya başladı. bütün alay. Kar bir başlarsa bütün bu çabalar boşa gidecekti.Hadi siz eve gidin! diye onlan çadıra gönderdi. Öyle çok yapılacak iş vardı! Ama hiç olmazsa o gece koyunlan kapatacak bir yer gerekiyordu.Kızlar bile taş taşımaya başladılar. Caydar tezek ateşinden çaydanlığı aldı. Tanabay "Atasına lanet bu yerin!" diye kargışlar okuyor. Tu! diye yere tükürdü ve keçe çadıra girip oturdu. Belki ancak savaşta gece gündüz demeden siper kazdıkları günlerde bu kadar yorulmuştu. Kaybedecek bir dakikaları da yoktu. Ama o zaman bütün bölüm.Temiz bir yaygı serdi.enginel elveda gülsarı kurumuş otlan biçe-rk. Yardımcı kadınlar da Caydar'dan yana olarak gitmemesi için Tanabay'ı zorlamaya başladılar.Şekerlemeler çıkardı. keyifli keyifli çaylarını içiyor ve sohbet ediyorlardı. 83 .Hava bozmazsa bütün bunları yaparız.

enginel elveda gülsarı Hepsi zor. O bir tek köşe neye yarayacaktı? Tanabay zembillerle gübreyi doldururken. Sürüye bakınca. ku-zucuğu donup ölmekten kurtarmışlardı. Yardımcı kadınları sürünün başına çağırdılar. Her gün yirmişer. M Koranın dışına taşıyıp yığdıkları gübre dağ gibi olmuştu ama içerisi . Tanabay. hepsi önemliydi yapılacak işlerin. akıp gidiyordu. Çobanlar kışın bu tezekle ısınırlar. Koyun tezeğinin sıcaklığı çok güzeldir.. koradan çıkardığı sepeti dışarı taşırken.Caydar kuzuyu kucaklayıp eteğine sardı. Başlan dönüyor. Neyse ki yardımcı kadınlar da Tanabay ve Caydar gibi canla başla çalışıyor. mideleri bulanıyordu ve kollan uyuşmuştu.www. tan ağarıncaya kadar taşıyordu. Duvardaki. soğuk mu soğuk bir yerde.Duydun mu? diye seslendi karısına. "Başladı! Başladı!" dedi Tanabay yüreği hoplayarak. Tanabay da bunları kucakladı. Sonra bir gece. sonra bir gün bir gece daha. temizlenmesi de çok daha kolay olacaktı. Tam zamanında yetişmiş. Düşünceli.yine doluydu. anasının da ayaklannı yere vurarak ona cevap verdiğini gördü. altın gibi saf ve parlak olur. Neye yarardı sadece düşünmek! "Umutsuzluğun 84 . hiç yakınmıyorlardı. pis mi pis ve cıvık cıvık gübreyi sepetlerle dışarı taşıyorlardı. sözde kapalı koranın bir köşesine saman döşedi. Hava soğuk olduğu için analarını da oraya getirdi. kendi eteğine sarıp sarmaladı. Çiğnenip tezek olmuş kuru gübreyi kalJ Elveda Gülsan/137 dınp keser çıkarıp atarlardı. çatıdaki delikleri tıkamaya çalıştılar. henüz 138/ElvedaGülsarı doğmuş ve titreyip duran kuzusunu yalıyordu. öbür uçta! Ana koyun.com. Bugün yarın doğacak kuzular için hiç olmazsa koranın bir köşesini temizleyip hazır hale getirmek istiyorlardı. Durmadan dudaklarını ısınyordu. Oysa bütün korayı temizleseler koyun ve kuzular buraya sığmazdı. bir koyun daha kuzuladı.cizgiliforum. koranın az çok temizlenmiş köşesine götürdüler. O sırada. Ve. Dört-beş koyun daha doğurmak üzereydiler. Eğer koranın damı açık olmasa. Doğum sancısından inliyorlardı. taşıyanlara yardım ederken ve sonra yine koraya dönerken "Ne olacak? Ne yapacağız?" sorusu çıkmıyordu aklından. içindeki gübre de kuru olsa. otuzar koyun doğuracaktı. gece boyu. Durmadan taşıdılar. Neredeydi kuzu? tşte. kulağına bir kuzu melemesi geldi. Cıvık cıvık pis kokulu gübreyi. Bütün gece. Hepsini yapmaya kalksan alü ayda bitmezdi. is kokan fenerlerin cılız mı cılız ışığında. Kuzulayan koyunları sürüden ayırarak. başlamıştı! Güneş doğmadan bunlar da doğuracaklardı. Bir gün bir gece. . biraz ötede. îkiz doğurmuştu. İkisi birden ellerindeki yükü bırakarak sürünün yanına koştular. endişeliydi. Kuzuları buraya yatırdı ve üzerine bir çuval örttü. Evet. Bu yetmiyormuş gibi camlan kınk fenerleri rüzgâr sık sık söndürüyordu. Ama buradaki gübre kar ve yağmur altında kalmış ve onu oradan çıkarıp korayı temizlemek çok zor bir işti. Fenerin titrek ışığıyla doğan kuzuyu aramaya koyuldular. zaman durmuyor. îki gün iki geceden beri durup dinlenmeden yapıyorlardı bu işi.

Sonra. İbrahim buna da bir bahane buluyordu. Çıplak yarlar beyaz yamaçların üzerine kara bulutlar gibi çöküyor. "Yollar açılmadan dağa nasıl saman yollayabilirim?" derdi mesela. Gökyüzü soğuk. Bari yeterince saman olsaydı şu kuzulama günlerinde. Siperler bozulmuş. O gün doğan ilk kuzunun sırtına (2). Elveda Gülsan/139 az ilerideki bir tepenin üzerine çıkarak sessiz sessiz çevreye baktı. yavruyu aramaya başladıkları zaman. ayazın şiddeti artıyordu. Tepelerin ardında karlı dağlar. iki tepe arasında kıvnla kıvrıla uzanıyordu. Tanabay bu korkunç durum karşısında bir kez daha ürperdi. Geri çekilecek. Sürü. O da yoktu. savunma hattı çök-müştü.cizgiliforum. o kargaşada onlan birbirleriyle buluşturmak çok zor olurdu.com. Çadırdan bir şişe siyah boya alıp geldi.enginel elveda gülsarı canı cehenneme!" diye.Bu ölüm-kalım savaşında ya bir mucize olur sağ kalırsın ya da ölürsün! Tanabay. Ve orası. onların da ardında daha yüksek ve doruklan bembeyaz dağlar vardı. kaça-cafc*bir yer yoktu. • "Ne olacaksa olsun!" dedi sonunda. Sürüden.kuzu yaş topraktan soğuk kapar ve çok geçmeden ölürdü. bitecek gibi değil. kara bulutlar kaplamıştı.Yine de direnmek zorundaydı. Suyu iyice azalmış bir derenin yatağı. çaresizlik anlamında kolunu salladı ve koraya doğru yürümeye başladı. Yıkık koranın içinde ilk kuzuların ve analarının acı acı melemesi geliyordu kulağına. Ellerinden geldiği kadannı yapmalıydılar. kolhozun kuzu140/ElvedaGülsan 85 . size han sarayı veremem ya. yüreği yandı. Birden bire kendini savaş meydanında bulmuştu sanki: Tanklar üstüne üstüne geliyordu ve onun elinde savunması için hiçbir şey yoktu. Bir bakarsın. Soğuk bir rüzgâr toprağı yalayarak esiyor. umutsuzluğa yenilmemek dileğinden başka ne gelirdi elinden? Ama öyle çok iş vardı ki. Analarına da aynı numaraları yazarak belirledi. başındaki kıllann sayısından da çoktu. kuzulamak üzere olan on koyun daha ayrılmıştı. Doğuracak her koyunun yardımına koşmalıydı. henüz bitmiş kısa otlan güçlükle kopanp otlaya-rak ağır ağır ilerliyordu.www. Tanabay tepenin üzerinde bu düşüncelere dalmış gitmişti. pek ani. Çobanın iki ayağı bir pabuca girerdi öyle günlerde ve şimdi o günler başlamıştı bile. ne gibi savunma tedbirleri alacağını düşünüyordu. Yapılacak iş. Ve bu defa. çabayı bırakmamak. O yamaçta onlan bir an bile yalnız bırakmağa gelmezdi. pek acımasız başlamıştı. Dört yanı da ulu dağlarla kuşatılmıştı. sabahleyin sürüyü otlağa çıkarmadan önce. buz tutmuş bayırların üzeltine kış bütün ağırlığıyla abanıyordu. Biraz daha yaklaşırsa o vadi bulutların karanlığına gömülüp kaybolacaktı. Oralan ıpıssızdı. Onu göremez ve kendi haline bırakır-san. Ne utanmaz adamdı bu İbrahim! "Eee. ikizlerin sırtına da (3) sayısını yazdı. Bir süre sonra İbrahim geldi. Arazi keşfi yapıyor. bir çalının arkasında bunlardan biri kuzulayıverir. tek canlı yoktu. koyun korasına el uzatsanız tutulacak gibi yakın görünüyordu. Böyle yapmazsa.

ben ise bütün sürülerden. i Bir gün önce çok büyük bir korku geçirdiler. yarın benden hesap soracaksınız! . Bundan sonra İbrahim atına binip gitti. Kuzular peş peşe doğuruyorlardı. Kuzular birbirlerine sokularak titreşiyor. umduğu gibi değil! Bir gece ansızın yağmurla. Zavallı saf Tanabay da onun içtenliğine kanıp kendi söylediklerinden utandı. Nemli bir bahar kokusu sardı ortalığı. hapse! Hiçbir yerden hiçbir şey bulamıyorum.www. Şükürler olsun. soluk alacak vakitleri kalmamıştı. başka da yok. koranın içindeki gübreElvedaGülsarı/141 leri atıp kuzuların altına saman taşımaktan başka iş yapmıyorlardı. Zayıf koyunları besleyecek yem yoktu. sisle geldi. paramparça et! Yine de yapabileceğim bir şey yok. "Beni hapse atacaklar.. "Aman Tanrım.Şakanın hiç sırası değil. bahar gerçekten gelsin. analarından ilk sütü emzirmekten ve onları eldeki imkânlarla sıcak tutmaya çalışmaktan. Birden sopuk bastırmış. Açık ve kapalı koranın. henüz komünizme tam anlamıyla ulaşmış değiliz" diyordu. lan kuzuların acı acı melemeleri kulakları dolduruyordu..Koyunlar zayıf olduğu için sütleri yetmiyor. koyunlar 86 .Ben durumu bilmiyorum. İstersen öldür beni.enginel elveda gülsarı lama korası bunlar işte. Beni oyunda.cizgiliforum. karla. sana durumu gösteriyor. dedi İbrahim. i .. hava tekrar bozmasın! Ah bahar gelse! Havanın durmadan değişmesi çok kötü. her şeyden sorumluyum. Ah sersem kafam! Bu görevi niye aldım. bu belayı niye sardım başıma! Niye!. çok geçmeden bulutlar dağılmış. Bir daha da onu kuzulama korasında hiç gören olmadı.com. Başka bir şey bekleme. keçe çadırın ve her şeyin üzerine dondurucu ıslaklığıyla geldi.. iki eliyle yüzünü kapatıp ağlamaya başladı ve Tanabay'ı hayretler içinde bıraktı. geriye asıl işleri gören üç kişi kalıyordu. Her yer kapanmış. İleride daha kimbi'?. dünya karanlığa gömülmüştü. Bunlar da yeni doğmuş. titreyen bacakları üzerinde dik durmaya çalışan kuzuları alıp kurulamaktan." diye düşünüyordu. Buranın sorumlusu benim. Bahar gelmesine geldi. hayvanlarla ilgili her şeyden ve tek tek her hayvandan sorumluyum. Her zaman sürünün başında bulunan yaşlı kadın yardımcı ile Tanabay'ın altı yaşındaki büyük kızı hesaba katılmazsa. anlatıyorum. düşünmüyorum mu sanıyorsunuz.. eğlencede mi sanıyorsunuz?. hava ısınmaya başlamıştı. Vadinin biraz yukarısına konuşlanan Asim ve Bektay'ın sürülerinde kuzulama henüz başlamamıştı. lir neler olacaktı?. Çobanların gündüzü gecesine karışmış. Tanabay. Bir şeyler yapmak gerektiğini söylüyorum. Ama Tanabay onları bekleyen felaketi seziyordu. Geçici bir süre için de olsa kimse çalışmak için buraya gelmek istemiyor. . Tanabay'ın sürüsünden yüz kadar koyun kuzulamıştı.. Kapalı koranın çürüyen damından yağmur doldu içeriye. ama hiç de Tanabay'ın beklediği. Tanabay adamı bir yumrukta yere sermemek için kendini zor tuttu. Bu iki yüzlü adam. ötekilerden. kara bulutlar gökyüzünü kaplamış ve lapa lapa kar yağmıştı. Akan ve biriken sular buz tuttu.. aç ka. Koyun-kuzu ayağını yere basamaz oldu." Bunları söyledikten sonra oldjuğu yere yığılırcasına çöktü. Sizden.

Kuzuları çadıra getirin! dedi.. yığıyordu. Yağmurluklara sarılıp ellerindeki fenerle oradan oraya koşturuyorlardı.Işık getir! Şuraya tut! Dikilip durma öyle! Gece sis bastırdı. Gökyüzü kalbura dönmüştü sanki.. Dışanda. Hepsi meleşiyordu ve kokulan da dayanılır gibi değildi. j Koyunlar artık otlağa gitmek istemiyorlardı. sonra yine kar. istediği yerden.Çabuk demir çubuğu ver! Kürek! Şuraya gübre dök! 142/ElvedaGülsarı Suyun önünü kes! Koraya doğru akan suyun yönünü değiştirmek için kaskatı olmuş toprağı kazarak arklar açmaya çalışıyordu. kırık pencereden. kapılardan. Tanabay onları yataklanyla birlikte kucaklayarak çadırın daha iyice bir yerine yerleştirdi. ağlıyorlardı. Tanabay keçe çadıra koştu.www.Zavallı çoban. karanlıkta kıstırılmış iki hayvandı sanki. su birikintileri içinde nasıl yürüyecek. Yorganın üzerine bir keçe örttü. yeni doğan kuzuları işte böyle.. Bir damla uyku uyuyamıyor. yine yağmur. dışarıda bir yere yığıyor. . Gaz lambasını yaktı. Tanabay başına gelenler için kargışlar yağdırıyor. Karanlıkta cıvık cıvık gübreye.Yağmur tepelerine tepelerine iniyor. ne bulacaklardı 87 . Yorgan ıpıslak olmuştu. bu yağmurda. Bahar. Çadırın her tarafından su sızıyordu. kurtarabildiği kadarını kurtaracaktı. donup kalan ölü hayvanlan sürüyerek çıkanyor.. Ölüm kolayca giriyordu koraya: Yıkık çatıdan.com. Tanabay bitkindi. Girin-ci de zayıf koyunları ve yeni doğmuş kuzuları kırıp geçiriElveda Gülsan/143 yordu. Çobanların kara günleriydi bunlar. Boğuk sesiyle kendine de. yağmur yağdı. kendisi de yardıma koştu. Çadır kuzularla tıklım tıklım dolmuştu.. iğne atsan yere düşmezdi. Üstü başı sınl-sıklam ve çamur içinde. Böylece kuzulara da yer açmış bulunuyordu çadırda. Çocuklar üşüyor. Kısa bir süre diner gibi oluyor. Yine kar. Yine de kapalı koradaki kadar kötü değildi.enginel elveda gülsarı o soğukta ayakta doğururken inim inim inliyorlardı. ağzına bir lokma yiyecek alacak vakit bulamıyordu. Soluk alamıyordu insan. herkese lanet okuyordu. yine yağmur. Şafak söktü. yağmur ve kann altında. açık ağılda. Bugün yarın doğuracak koyunlardı bun-lar. ana sütü yerine soğuk su ile karşıladı. Eşyaların hepsini bir köşeye yığmış. çeneleri kilitleniyor. su birikintilerine batıp batıp çıkıyordu. Ama çadıra kaç kuzu alabilirlerdi ki! Elden geleni yapacak. Yağmur dinmek bilmiyordu.. bir sürü hayvan vardı.cizgiliforum. Ayağında ağır çizmelerle her yere yetişmeye çalışıyordu. üzerine branda bezi sermişlerdi. Yağmurluğun etekleri. İki ayağı. kadınlara seslendi: . Kendileri de yardımcı kadınların palatkalanna sığındılar. Kızlar uyuyordu. yaralı bir kuşun kanatlan gibi yeltek yeltek savru-luyordu. Bu soğukta. Kar yağdı. kabir gibi soğuk korada donan kuzuların arasında çabalayıp duruyordu. karına kadar suya batmış vücutlanndan keçeleşmiş tüyleri avuç avuç dökülüyordu. ötekilere de durmadan bağırıyordu: . Bunları hiçbir güç engelleyemezdi. Dışarı fırladı.

Hadi bakalım. güzünün önünde kınlıp giden kuzuların sayısını şaşırmıştı. ilerde olanlara yetişecek.Hadi bakalım. kırılıp giden koyunlardan. ruhunu sıkıyordu o düşünceler. Bu âfet başladığı andan itibaren Tanabay zaman kavramını yitirmiş. Tanabay. nefrete dönüştü. kendinden. 144/ElvedaGülsan Ama. Sağ kalanlar ise öksürüyor.com.www. çamurun içinde ölüyorlardı.karanlıkta gözleri görmeyenler gibi el yordamıyla yolunu 88 . Bu öfke büyüdü. Tanabay'ın damarları öfkeden mosmor oldu. ama sanki ağıl daha iyiymiş gibi koyunlar çıkış kapısına varmadan geri dönüyorlardı. onu öfkeden kudurtuyor. peşi peşine kuzuluyorlardı. uğruna helak olduğu işlerden.. Öbür kadınlan da yardıma çağırdı. Nedendi bu erken kuzulama!. yaradılışa aykın ve akıl almayan. Öyle de çok ikiz.. hatta üçüz doğuran koyanlar vardı ki! Bunlar bir servetti ve bu servet gözünün önünde yok olup gidiyordu. fenerleri söndürüyordu. Sonra türlü türlü düşüncelerle aklını oynatmaktan korkarak. Ama gitmiyor. bütün hayatından.!" Bu düşünceler daha çok geceleri. tepelerine günboyu yağmur boşanıyor. bülbül gibi şakıyordu. bu düşünceleri kafasından kovmak istedi. senin gibi konuşanda: Ooo. Oy o kuzulama döneminin uykusuz geçen geceleri oy! Ayakları pislik deryasında yüzerken. işler yolunda! Çok ilerleyeceğiz.. biz her şeyi biliyoruz. şimdi git de ölüp kalan kurulan koradan çıkar. Şimdi yıkık-dökük koradan. Tanabay... canından bezdiriyordu. Hep beraber sürüyü otlatmaya çıkarabildiler. Bütün bu olanlarda tabiî olmayan. büyüdü. Kuzusundan aynlmış koyunlar aklını yitirmiş gibi acı acı meleşerek dolaşıyor. "Bunun hepsi kim için? Ne için? Bakamayacak olduktan sonra neden koyun yetiştiriyoruz? Bunun suçlusu kim? Kim? Söyleyin suçlu kim? Suç sende elbet. kuzulama döneminin biraz gecikmesinden başka bir şey istemezdi. Bütün duyulan uyuşmuş gibi bir süre dalıp gitti. gecesini gündüzüne katarak çalıştığı. Gözünün gördüğü herşeyden tiksiniyordu.. bey-. sözde kapalı koranın içinde rüzgâr uğul uğul esiyor. Bütün emekleri boşa gitmişti. Zavallı yaşlı kadın. her şeyden nefret ediyordu. kimmişsin sen. sürgün olup birbirlerinin üzerine sıçratıyorlardı. birbirlerine çarpıyor. çaresizlikten ağlayarak koyunları yeniden toplamaya çalışıyor ama koyunlar yine geri dönüyordu. onları geride bırakacağız! Söz veriyoruz! Yaa. Değneğini sırtlannda kıracak kadar kızıyordu koyunlara. nini yiyor. zulmet gibi. güzel sözler söylüyor. göster kendini!. dışarıya at! Şuradaki su birikintisinde boğulup yatan hayvanı çek çıkar!. doğurmak üzere yatan koyunların üzerine basıyorlardı. koyunlar birbirleriyle sözleşmişler gibi. Yeni doğan kuzular aynı gün vıcık vıcık gübrenin. dizboyu çamur ve sidikle vıcık vıcık olmuş gübrelerin üzerinden geçerken aklına geliyor.cizgiliforum.enginel elveda gülsarı otlamak için? Başına bir çuval geçiren yaşlı kadın elindeki değnekle koyunları dışarı çıkarmaya çalışıyor. Tanabay küfürler savurarak ağıla çıktı. Karaya vurmuş balık gibi çırpınarak. güçlükle nefes alıyor. işkence gibi bir şey vardı.

enginel elveda gülsarı buluyor. Olan olmuş. su birikintilerinin donduğunu gördüler. emmek istiyorlardı. iyice çöktüğünü. Bulutlar dağıldı. tırmıklara sarıldılar. bitkin bir durumda kayarak indi: . feneri güçlükle bulup yakıyordu. kımıldayacak güçleri yoktu. Şimdi. Gün açıldı. sağ kalan gebe koyunlar iyice zayıflamış. O büyük felâketin karşısında çaresiz kalınca.. bir deri bir kemik kalmışlardı. Zavallı kadınlarla ufacık kızımı daha ne zamana kadar böyle çalıştırabilirim? diye yakınıyordu. bu defa da yağmurluğun eteğini ağızlarına alıyor. omurgaları. Kendine de.Hay kalkamaz olsun da gelemez olsun! dedi Tanabay öfkeyle. . yardımcı kadınlardan genç olanına atını eyerlemesini söyledi: . kocadığı-nı bilmiyordu. Ama bunun pek yaran yoktu artık. Rüzgâr dindi. yanındakilere de bir dakika dinlenme fırsatı vermiyordu. Üçüncü gün hava açılmaya başladı. İnsan bakmaya korkuyordu. Ağlayana sızlayana meme yok. Akşama doğru geldiği zaman yüzü ve dudaklan soğuktan mosmor olmuş.. kocamış biri olarak tanınacağını da bilmiyordu ama.com.Koştura koştura git. Sepetle. Elveda Gülsan/145 Çoktan beri aynaya bakmamıştı.Tanabay onlara hiçbir şey 89 . Açlıktan ağlaya ağlaya peşinizden gelen yetim çocuklar gibiydiler. tos vuruyorlardı. Neyse ki öğleye doğru don çözüldü. Bu yüzden son günlerde saçlarının iyice ağardığını. anasız kalan kuzuları. vakit kaybediyorlardı çünkü. hava düzeliyor derken bir talihsizlik daha geldi başlarına: Bir sabah uyanınca toprağın kaskatı olduğunu. çekiştiriyorlardı. kuzuları ölen koyunların ajtına götürmeliydiler. Bundan sonra ona herkesin 'ihtiyar' diyece-< ğinif yaşlı. kan içinde kalmış ellerini gördü. yatıyor. yeni doğmuş kuzuları ezmemek için dört ayak olup emekliyor. Zavallı yavrular süt diye acı acı meliyor. Ayaklan çivi gibi ince.Çora hasta Taneke. O gece feneri yakarken şişmiş. Bu hayvanlar 146/ElvedaGülsan otlağa çıkamayacak demekti. sis dağlara yükseldi.. şimdi kendisine ne diyecekleri umurunda değildi. Yeniden küreklere. Günlerden beri üzerlerinden yağmurluklarını hiç çıkarma-mışlardı. Eğer gelmezse bir daha gözüme görünmesin! Bunu da söyle. Tanabay "Umutsuzluk şeytan başına" diye rahat bir nefes aldı.cizgiliforum. Caydar kocasım susturmak istedi ama kocasının çok kızdığını görünce buna cesaret edemedi. Parmağınızı çekip kuzuları öteye beriye itseniz. Çora'yı bul. hemen buraya gelmesini söyle. fırlamış. insanların parmaklarına yapışıyor. Eyerden. O zamana kadar ölmeden kalsalar bile bunlardan ne et alınabilirdi ne de yün. karınlan şiş. Yemek yemeye. O çamurda yürünmüyordu. Koyunlar o kuzuların kendilerinin olmadığını kokularından anlıyor. Eğer bunlara sağ demek doğruysa. zembille çamur taşıyıp açık ağılda bir yol açtılar. Yardımcı kadın gitti. yakanıp temizlenmeye vakti yoktu. emzirmek istemiyor. küçücük ve soğuk dudakları meme arıyor. sağ koyunlar böyleydi işte! Kuzulamış koyunlardan ve bunların kuzularından kaç tanesi erişebilirdi bahar bereketine. süt yoktu. iliklerine kadar ıslanmıştı.www. Açtılar.Yine de "İki-üç gün içinde yolda öleceksem bile gelirim" dedi.

Hiç durdurma! Birbirlerinin yünlerini yeme-sinler! Bir dakika daha gecikirsen öldürürüm seni! "Düşman yakana yapışınca kurt da bacağını ısırır" derler ya. O sırada kızı da koşup onu karşıladı: 150/ElvedaGülsan 90 . düşüyorlar! dedi kız ağlamaklı bir sesle. bu işi beceremiyordu. Koyunların ağıla getirildiklerini görünce kan beynine sıçradı: Koyunlar birbirlerinin yünlerini yiyor. Biraz yatışmcaya kadar yürüdü. koyun başıyla kızı itip yere yıktı. . Küçük kız kuzuları tutamıyor. dilini tutamadı. İkiz doğuran koyunlardan biri yavrularını istemiyor. Sürüde bir koyun böyle bir davranışta bulunur-şfe. baba. . kuzular emmeye başlamışlardı ki.Tanabay kızının becereksizliğine dayanamadı ve yüzüne şaman indirdi. ikiz doğuran koyun da önce kendini düşünüyordu.Kızından nasıl özür dileyeceğini bilemiyordu. . onlan ben emzireyim. O koyunu gjören öbür koyunlar da aynı içgüdü ile yavrularına süt vermeyi reddedebilirlerdi. kızı da kuzuları tutup analarının memesine yapıştırdı. uğursuzların "Ben sağ kalayım da başkaları ölürse ölsün" demeleri gibi. Yaşlı yardımcı kadın bir gün. yoluyorlardı. bu.cizgiliforum.. yavrularını bile iste-miyen koyunu ve kuzularını yakalayıp koradan çıkardılar açık ağıla getirdiler. Tanabay hepsine lanet okur gibi oradan uzaklaştı. Yürüyüp de nereye gidecekti? Tekrar döndü.www. Çok kızmıştı ama kızına vurduğu için yüreği de paramparça olmuştu. . kıtlık hüküm sürerken. Tannm! Bacak kadar kızın ne gücü olabilirdi ki! Tanabay kuzulan anasının memesine yapıştırmış. hiç vurmazdı. Orada kuzuları analarına kabul ettirmeye çalıştılar. Yalnız bir defa kendini kaybetti. ememiyorlar. Tanabay koyunu tuttu.enginel elveda gülsarı söyleyemiyordu. bak ayakta duramıyor. memelerine yapışmak istiyor ama anaları süserek.com. Oysa çocuklanna. Yaşlı kadına hiddetle bağırdı: .Sen analarını tut. Kızıyla birlikte açlıktan gözü dönmüş. Tanabay çok korktu.Hayır. salgın hastalık gibi bütün koyunlara geçer. O sırada Tanabay da sürüye bir bakmak için dışarı çıkmıştı. öğle zamanı koyunları ağıla doğru getiriyordu. onun elinden kurtululup kaçmaya başladı.Baba. Açlık. Tanabay'a yardım edtrim düşüncesiyle. Asıl büyük felaketle uğraşırken daha küçük aksilikler de olmuyor değildi. onları emzirmiyordu. telaşa kapıldı. Ama koyun direniyor. tekmeleyerek uzaklaştı-nyordu onlan. Acımasızların.Emerler. tabiat da canlılarda sağ kalma içgüdüsünü uyarıyor olmalı. Kuzular meleElveda Gülsan/147 ye meleye. dönüp dönüp tos vuruyor ve silkiniyordu. düşe kalka analarına sokuluyor. Çocuk burnunu çeke çeke sessizce ağlıyordu. emerler ama sen onlan tutamıyorsun.Bu da ne demek oluyor cadı kadın! Ne yaptıklarını görmüyor musun? Niye bağırmıyorsun onlara! Çabuk otlağa sür onları. Demek açlıktan ölmek üzereydiler ve ne bulurlarsa yiyeceklerdi.

Tanabay da öğrenmek. zengin bir çiftçi değildi. Buğdayı Evliya-Ata kasabasındaki değirmene götürdü. Araba da sürüyordu artık? EvliyaAta kasabasına gide gele. Ağabeyi ile birlikte söylendiler. emek ve büyük ideal. Kulıbay başka bir ağanın çobanı oldu. gece toplantılarına. Bir zaman. Tanabay ise Aleksandrovka'da Efre-mov adında bir Rus'un yanında ırgat olarak çalışmaya başladı. bambaşka bir hayat başlamıştı. Tanabay ayrılırken zengin adama: "Hele bir büyüyeyim de gösteririm sana!" demişti. hayvan. Ağası Ku-lıbay ile birlikte. "Ben zengin olursam çobanın hakkını yemem" demişti kendi kendine. Bunun üzerine iki zavallı. geçmişin bazı olayları. Çora okumuş. Burada da Çora ile beraber çalıştılar. onları bilgilendirmeye çalışıyordu. iki öküzü. Bu Efremov.enginel elveda gülsarı lerinde. Paralarını alamadılar. Kulıbay ağzını bile açmamıştı. Partiye de beraber girdiler.com. zararlı otlar gibi köklerinden sökülüp atılıyordu.. iki aü vardı. Köylülerin yeni hayata geçişleri için bu uğurda toprak. Tanabay Rusçayı o zaman öğrendi. O devirde yoksul Kızgızlar. bilgilenmek zorundaydı. Gençlere okumayı öğretiyor. Buğday ektiği bir tarlası. Aradan ancak bir yıl geçtikten sonra sadece karın tokluğuna çalıştıklarını anladılar. Yok olsunlardı! Her şey bir anda ve çabuk çabuk ol-malıydı. Bu yenilik Tanabay'ın başım döndürüyor.Her şeye birden kavuştu: Toprak. Hak yemiyordu. mollalar. sürükleyip götüriiyordu. ağa olmayı o zaman koymuştu kafasına.. canla-başla çalıştı. O zengini böyle korkutamayacaklannı biliyordu. kendilerinden olan ağalardan memnun olmadıkları için Rus ağaların yanında çalışmayı yeğ tutarlardı.www. Çora ile işte o zamanlar karşılaşıp tanıştılar. burunlarını çeke çeke gitmişlerdi. Toprak ve sürü sahibi olmayı. Tanabay'ın asıl işi onun öküzlerine ve atlarına bakmaktı. onu coşkulara gömüyor. O Tanabay'dan beş yaş daha büyüktü. Zenginler. toprak sahipleri. Kolektifleştirme başladığı zaman Tanabay kollarını sıvadı. her şeye ortak olmak için Tanabay çalışmayacaktı da kim çalışacaktı? Gözleri çıksındı kulakların (toprak sahiplerinin). Bundan sonra devrim yapıldı. Her şey altüst oldu. işler nida ilerliyordu.Tanabay bütün gün at üstünde dolaşıyor. O zengin mal sahibi onları aldatmıştı.. kendi ufak tefek eşyalarını koydukları torbayı omuzlarına atmış. ta çocukken koyun güdüyordu. uzaktan akrabaları olan bir zenginin koyunlarını güdüyorlardı. Tanabay "Irgatlar ve Yoksul Köylüler Komitesi"ne üye seçildi.cizgiliforum. Yeni. Tanabay köyüne dönüp yerleşti. Efremov sert bir adamdı ama âdil idi. her şeye.. Tanabayların günü de böylece doğmuştu. görgüsünü arttırdı ve gözü açıldı. Sabah eritenden akşam karardığına kadar o da bir ırgat gibi çalışırdı. Yeni. hukuk. Yoksullar yükseliyor. yepyeni fikirlerin kök salması için tarlayı 91 .Gün TaElveda Gülsan/151 nabaş'ın günüydü artık. erkinlik^ıak. yakındılar ama onları dinleyen olmadı. Ne de olsa artık Irgatlar Komitesinin üyesiydi. konuşmalara katılıyordu.. kültürlü bir adamdı. bölük pörçük aklına gelip gidiyordu. O yıl ikisinin yollan ayrıldı.Sonra bir kom-somol hücresine katıldı.

sessiz oturuyordu. Neydi o. Uzatmaya ne gerek var.. berisini düşünür. ağabeyi de kendi hayatını bir düzene sokmuştu. Çiftçilik yapıyordu. Tanabay ağabeyini soğuk karşıladı ve elini de uzatmadı. Söz sırası Tanabay'a geldi. O da yoksul bir aileden geliyor. Sovyet iktidan uğruna ben öz babama merhamet etmem.cizgiliforum. "Kendiniz karar verin" dese. Tanabay ayağa kalktı: . Benim ağabeyim diye çekinmeyin.Yoldaşlar. bir inek. bu işin sonu ne olur? diye bir karar veremez. şey diyorlar. kimi karşı çıkıyordu. Mallarına siz el koymazsınız bunu ben kendim yapanm. ağa grubuna sokma-.com. gece gündüz çalışarak alın terimle elde ettim. 92 . O zaman ne olacaktı. Ev kendisinindi. nız neden? Sen hiç Allah'tan korkmaz mısınız Tanabay? "-¦ t . "Kulıbay'a dokunmayın" dese. Kimi Çora'nın dediğini kabul ediyor. ağa akrabalan olan başkaları da çıkabilirdi. Korkarsın. kestirip atamazsın. koymayacak mıyız? Kulıbay gibilerin kol152/ElvedaGülsan hoza yardımı olabilir. çeşitli görüşler ortaya atıldı. .Bak Çora.. Ağabeyine karşı gelmek zorunda kalmıştı. Tabiî sabanı. dedi. İkisi de kendi işlerine dalmışlardı. Bunun üzerine çeşitli fikirler. Ne de olsa Kulıbay ağabeyi idi. ondan yararlanabiliriz.www.Bunları çok görüyorsan hepsini alın. Bir dulla evlenmişti. hiç karşı çıkmadı. Gerçi o günlerde birbirlerini seyrek görüyorlardı ama aralan fena değildi. Tanabay gece gündüz attan inmeden.. Herkes onun ağzına bakıyor. o oturumdan bu oturuma koşarken. Sen de bir entelektüelsin. Ama beni kulak grubuna. iki koşum aü bir de taylı biyesi (kısrağı) vardı.Eski zengin. Ötesini düşünür. entelektüel. tırmık ve yaba gibi bazı tarım araçlan da. o meclisten bu meclise.Benim zengin bir ağa olduğumu.Beni neden toprak ağası saydınız? Neden malıma el koyuyorsunuz? İkimiz beraber ırgatlık etmedik mi? Kulak denen o zengin toprak sahipleri ikimizi birden kovmadılar mı? . . sen hep böylesin! Gazetelerde okumuş adamlar için. Ertesi gün Kulıbay onu görmeye geldi. Anneleri ayrı olsa da babalan birdi. Kulakların listeleri hazırlandı ve bu listeye Kulıbay da alındı. kulak olduğumu naElvedaGülsan/153 sil söylersin? Neyim varsa kendi emeğimle. Tanabay bir horoz gibi mağrur. Öyleyse o da bir kulaktır. onu samimiyetsizlikle. Bu durumda zengin sayılmazdı ama yoksul da değildi. Devrim aleyhinde de değil. korkaklıkla suçlayabilirlerdi. Benim ağabeyim diye kayırmayın. Listede adı var mı? Var. Çok çalışıyor ve iyi yaşıyordu. Ha. Bu tarladaki bütün zararlı otlar yok edilmeliydi. Hasat zamanı bir ırgat tutuyordu.. burada iyi düşünmemiz gereken bir durum var: Kulıbay'ı kulaklar arasında sayıp mallarına el koyacak mıyız.enginel elveda gülsarı temizlemek gerekiyordu. Birkaç koyun. Bu gün sen de bir zenginsin. Köy Sovyeti toplantılarında sıra Kulıbay'ın adına gelince Çora şöyle konuştu: .Onlar eski hikâye. onun ne diyeceğini bekliyordu ve bu da onun çok canını sıkıyordu.

onu haklı bulanlar pek azdı. başka bir şey söylemeden.www.cizgiliforum. yola zor çıkarmışlar. Kendini savunmuyor değildi: "Kulaklar kohhozlan yakıp yıktılar. Kulıbay'ı kulaklar sınıfına kaüp Sibirya'ya sürdükleri zaman. hiç kimseyle vedalaşmadan gitmiş. Yavaş yavaş bütün görevlilerden uzaklaştırıldı. bunlar Kulıbay'ı önlerine katarak götürmüşler.Tanabay bir gün. neler neler söylemişlerdi! Öteye beriye koşup bu konuyu konuşanlar çoktu ve herkes başka başka şeyler söylüyordu: . Kulıbay'ın saplan kökünden çıkardığı. Kulıbay tutuklanıp götürülürken hüngür hüngür ağlıyormuş. Açıktan açığa olmasa da. yolduğu. Köyden uzaklaştıktan sonra.enginel elveda gülsarı yeni zengin hepsi bir bizim için. kolhozun güz buğdayı ekilmiş tarlalan boyunca ilerlemeye başlamışlar. Evet.Yıldan yıla daha iyi oluyor* kalkmıyoruz. seçimlerde ona oy vermez oldular. İşte bütün bunlar dolaşıyordu ağızdan ağıza. kargışlanmış olmama sevinmek için uyduruyorlar" demişti... Bu olayın üzerinden yirmi jj| yıl geçmiş ve bu süre içinde birbirleriyle tek kelime konuş-\* mamışlardı.com. Sen bizim yolumuzun üzerinde bir engelsin. Taneler başaklara. Sanki boğalar güreşmiş gibi yer alt üst olmuş. ezip çiğnediği yeri. ekin biçme zamanından az önce. o günlerde köy halkı onu dışladı.. tarlanın içinde çiğnenmiş yeri gördü..Vay zalim vay! Vay hain vay! Demek kolhoz ekinine zarar verirsin! Sen gerçekten bir kulaksın! Bunu yapan kulak değildir de nedir!" Sonra atından inmeden.. Hayat tarzı tamamen değişti. hayır. Kulıbay başını öne eğerek. Yooo. " Bu son konuşmalan oldu. işçileri öldürdüler. başaklar ka154/ElvedaGülsan vuzlanna sığmıyordu. sel gibi söz yaşı dökmüş ve "Allah Tanabay'ı ondurmasın!" diye kargışlamış. Tanabay'ın gayretleri hiç de de boşa gitmedi. kapana kısılmış bir kurt gibi can havliyle.. 93 .. Sen .. Tanabay bunlara pek inanmıştı: "Bana düşmanlıkla-nndan. Kulıbay orada. Kolhoz kurabilmemiz için önce bu sınıfı yok etmemiz gerek. Çoğu onu kınıyordu: "Tann insana böyle bir akraba vermesin! Böyle bir kardeşin olacağına hiç olmasın daha iyi!" diyorlardı.O yıl ürün boldu. "Düşmanlarımın içi bu kadar yanmışsa üzerine tuz yalasınlar! Ne dedikleri umurunda değil!" diye savunmuştu kendisini. beni kötülemek için. sağa sola bakmadan. ardına bile bakmadan gitmiş ve olaya inanmıştı.. bu engeli kaldırmalıyız. Yine köylülerin anlattıklarına göre.. O günlerde Tanabay'dan yana olanlar. çiğneyip ezmeye başlamış. Ezilmiş ve çiğnenmiş yerde buğdaylar sa-rarıp solmuş ve bunu gören Tanabay öfkeden kudurarak kükremişti: . yeşil buğdaylan yolmaya. köyde ne dedikodular olmuş. kökünden söküp çıkarmaya.Köye iki atlı milis gelmiş. Onu götürmekte olan milisler zor zaptetmişler. kolhozun ekinlerine bakmaya gitmişti." diye savunuyordu kendini. ileride. Birden. en önemlisi de kolhozlarda işler düzelmeye başladı. düşman sınıfındansın.Bazılan bunu Tanabay'ın yüzüne karşı da söylüyordu. birden kolhozun buğday tarlasına dalmış...

ya da kimler yazılmalı diye düşünür. Tanabay da koştu peşlerinden. Kendini bir türlü işe veremiyor. üzgün. Tanabay bütün gece koranın içinde bir yandan o pek zahmetli işleri yaparken.com. gözünün önüne getiriyordu. o kamyonetin arkasında elinde kızıl bayrakla nasıl durduğunu da hatırlıyor. tuttukları yol yanlış değildi. Verilen sözler bir deftere yazılıyordu.iş bitirme yansım ele alalım mesela. gözlerinden uyku akıyordu. kolhozun ilk kamyonetini. Tanabay'ın uykusu bir anda açılıver-di. başı yavaş yavaş kaydı. Tanabay. karşı koyamadığı bir ağırlığın altında yavaş yavaş çöktü ve gözlerini yumdu. bunlara bakardı. tartışılırdı. Ne oluyor. Ne var ki bütün hayaü.Tanabay! Tanabay kurtar! diye bağırıyordu kansı -aydar.Caydar! diye haykırdı. Ürken koyunlar Tanabay'ın ayağına basa basa kaçıyor. Neden böyle olmuştu? Suç ve kusur kimdeydi. Peki yenisi.enginel elveda gülsarı Tanabay o geçen günleri en küçük ayrıntılarına kadar hatırlıyordu. Kirişin bir ucu duvardan kurtulup kaymış. O sırada genç yardımcı kadının duvara yaslandığını gördü. Tanabay ne olduğunu anlayamadan yerin-ien sıçradı. öbür ucu da çatının ağırlığını taşıya-madığı için çökmüştü. eskimemişi nerede. hiçbir işin sonu alınamıyordu. Bir de ne görsün! Tavan kirişi çökmüş ve Caydar altında kalmıştı. Caydar sürünerek kirişin altından çıktı. bir yandan da ayrı bir azap veren geçmişi düşünmekten kendini alamıyordu. Kadınlar Caydar'ın yüzünü gözünü sıvazlayarak ağlıyorlardı. kırmızı ve kara ilan tahtalan vardı. Eskiden. Uyur-uyanık bir ürperti geçirdi.cizgiliforum. O da duvara yaslandı. Artık bunların hepsi gerilerde kalmıştı. dolanıp duruElveda Gülsan/155 yordu. düşüne düşüne yorgun düştü. Eskimiş bir usul olduğu söyleniyordu.yerine getirilemeyecek vaadlerden ibaret kalmıştı her şey.. arayan yoktu. O ilanlar okunur. kara tahtaya kimlerin adıi'azılmış.www. işler nasıl? diye soran. kolhozlann yeni yeni güçlenmeye başladığı o güzel günlere asılıp kalmıştı sanki. Tanabay onu uyandırmadı. . Boğuk bir çığlık ve gürültüyle uyandı. O günlerin "Kızıl baş örtülü emekçi kız" şarkısını. Bezgin. Kızarmış gözlerinin kapanıp açılışından onun uykusuzlukla savaştığı pek belli oluyordu. 94 . Boş sözlerden. taşıyamadığı. Acıdan inliyordu. başı ağnyor. . Ama o defterde kalıyordu o sözler. olduğu yere çöktü ve uyuyakaldı. Herkes kızıl tahtaya kimlerin..Peki ne olmuştu öyleyse? O doğru yolu mu yitirmişlerdi? Ne zaman ve nasıl başlamıştı bu? Başarma.. halin nicedir. neden herşey darmadağın olmuştu? Yanlış yola mı girmişlerdi? Hayır. Çöken kirişin altına girip omuzu ile kaldırdı. Hiç bir mesele çözülmüyor.. 156/ElvedaGülsan Yardımcılar Caydar'ın sesinin geldiği yöne koştular. bir uyuşma başlamıştı. Kolhozda işler neden yürümüyordu.Herkes çok etkilenirdi bundan. Sonunda dizleri büküldü. Düşüncelerinde de. kayıtsız. olamazdı. nereye gideceklerini bilemiyorlardı. hareketlerinde de bir gevşeme.

görürsünüz. Ama o kalın kiriş çok sert inmişti sırtına. . Kadınları yana itip. her ye.enginel elveda gülsarı Tanabay korkudan aklını kaçıracaktı nerdeyse.Aman Tanrım! dedi Tanabay. 95 .Oy sırtım! Sırtım! . Değneğiyle koyunların sırtına vura vura. . Her şey düzelir.Çok mu fena? Hani neresi? Hadi yardım edin bana! Üzerindeki uzun.Şimdi ne yapacaksınız? böylesine zor ve önemli günlerde işte kalkamıyorum! Ne yapacaksınız şimdi? .. Ağlama! Sen iyileşmene bak.Hey. üzme kendini. yıkılmasın diye duvara da bir direk dayadı. Sonra. ince pardesüyü çıkarıp yere serdi. Öksüz kuzuyu kucağına aldı ve ona bir süt anası aramaya koyuldu. düşen kirişin altında ezilip ölen bir koyun buldu orada." İki sürü birbirine karışacaktı ve bu da hiç iyi olmazdı. Elveda Gülsan/157 Tatlı söz hazineden değerlidir derler ya.Nereden geldiğimi sorma. "Gebe koyunlara böyle vurmak da ne oluyor. \ Şafak sokmuştu. Tanabay. Çadıra gelince Tanabay bir daha bütün vücuduna baktı.. şükretti. nereye geldiğimi de görüyorsun.Sen neler söylüyorsun Caydar. Yer.cizgiliforum. Ah benim zavallı kan-1 çığım ah! Böyle derken karısının yüzünü gözünü okşuyordu. biriki gün içinde kalkarım. Caydar da bu tatlı sözler karşısında ve gözyaşları arasında gülümsedi: . ateşi yaktılar. Ağlamaya başladı: . ama sakın bana gücenmeyin. Tanabay bunu görünce ne büyük bir tehlike atlattıklarını bir kez daha düşündü ve karısının sağ kaldığına sevindi. Artık şaşkınlık ve korkuyu atlatmışlardı. Bundan sonra yine Caydar'a bakmak için koradan çıktı. Çok şaşırmıştı. Tanabay da. deli mi bu?" diye düşündü Tanabay. dedi Bektay. ona doğru sürüyordu. Tanabay gelen çobanı uyarmak için ona doğru yürüdü. Bir de ne görsün! Karların üzerinden bir koyun sürüsü ağır ağır beriye doğru geliyordu! "Bu da ne oluyor? Kimin sürüsü? Çoban sürüyü neden buraya getiriyor?. nereden gelip nereye gidiyorsun? İyi misin?! . Caydar'ı üzerine yatırdılar ve koradan çıkardılar. Yaklaşınca çobanı tanıdı: Bektay idi bu. Olan oldu. Görünürde yara bere yoktu. Hepsi Caydar'ı avutmaya başladı. karısının gövdesini elle yoklamaya başladı: . başka bir şey düşünme! İşlerin yüzüstü kalması. Zavallı kuzusu. çekiştirip duruyordu.Hey Bektay! Sen misin? Bektay cevap vermedi. Caydar kımıldayamıyordu. Kadınlar ona bir döşek serdiler.j rin yıkılıp gitmesi umurumda değil. Hiçbir şey senin sağlığından daha önemli değil. Az önceki telaş ve korkudan onu görmemişlerdi. gece yağan karla bembeyaz olmuştu.www. ölü anasının memesine yapışmış. Sen sağ kaldığına şükret. Çok yatmam. .Pekâlâ. çöken kirişin altına bir destek koyup.Ne oldu? Neren acıyor? . bir büyük felâketi bu kadarla atlattıklarına şükrederek ve sendeleye sendeleye koraya doğru yürüdü.com.

Yakışıklı yüzüne o kara sakal yakışmıyor. Ayaklarını yeri döver gibi hızlı basıyor. Hepsi üçyüz e beş baş.Niye olacak? Beni yardımcı alan sensin! . . çocukluk etme! Ne yaptığını bir düşün! Kendini düşün! Duyuyor musun beni? Bektay başını çevirdi: .. Şu haline. Yetti artık! Bıktım.Bektay. aylık ücret alırım. nasıl yaparsın bunu! . dur gitme! Neler söylüyorsun sen? Nereye gidermişsin? Bektay'ın gelişinden ve söylediklerinden şaşkına dönen Tanabay'ın kan beynine sıçradı. Bir kere daha tükürdü ve değne-ğiyle koyunları gösterdi: . Başkalanndan neyim eksik? Ben de kasabada yaşar. Hadi hoşça kal! Bektay değneğini başı üzerinde birkaç kez döndürerek olanca gücüyle ta uzaklara fırlattı ve yürüdü gitti.Gidiyorum.Sen ne söylediğini biliyor musun evlat? Bu koyunlar bugün yarın kuzulayacak! Yapılacak iş mi bu seninki! Hiç böyle şey yapılır mı? . Ben de herkes gibi yaşamak istiyorum. . Dili tutulmuş. Yabankedisi gibi bakan gözlerinde kin ve nefret vardı. konuşamıyor-du.Nasıl gidersin. nereye? . .www. biz de onlara öyle yaparız.Al bunları! İster say ister sayma. Öfkeyle yere tükürdü ve kann üzerindeki tükrüğünı kızgınlığını belli ederek ayağıyla ezdi. usandım böyle yaşamaktan! .Dur! Bekle biraz! diye peşinden koşmaya başladı. • . Yem yok.Peki bunu niye bana söylüyorsun? .com. neye 'benzediğine de bir bak! İnsana benzer yanın kalmamış. Yürüyüp gitti. Eldivenlerini muşambasının alüna.Ayaklarım nereye çekerse. barınak yok! Rahat Jpırak beni! Sen git. başım nereye yönelirse! . Arkasına bakmadan gidiyordu Bektay.Peki ne oluyor? .İşte böyle yaparım. Onlar bize nasıl yapıyorlarsa. Başını yukarı kaldır di. öle-yite çalışmana bak. seni dinleyecek başka aptallar bul! 96 . yüzü kapkara olmuştu..cizgiliforum.Niçin. Sakalı büyümüş. Orada pisliklere bata bata ölüp gideceksia Sana o da az! Yine de herkese bağırır durursun.enginel elveda gülsarı Beline sımsıkı bir ip dolamıştı. Meydan okur gibi bakıyordu. Selamına karşılık ver158/ElvedaGülsan Elveda Gülsan/159 medi. Tanabay'ın yanına yaklaştı ve birkaç adım önünde durdu. İyi düşün Bektay. ayak izlerinin çukuru hemen su doluyordu.Git başkasına anlat. ağıl yok. Neden sonra: . Bu koyunlarla ömrümü niye tüketeyim.Yapılır! En doğrusu bu.Ne olmuş yani? Dur. . ne olur dinle beni! Sana her şeyi anlatacağım! diyen Tanabay koşup Bektay'in yanına geldi. Atan başı sen de! Yetti artık!. her yanını ateş bastı ve boğulacak gibi oldu.Rahat bırak beni! Sen kendini düşün. göğsüne sokmuştu. Tanabay donakalmıştı. yapıştırılmış gibi duruyordu. Başkaları da senin gibi olsun istiyorsun.

Böyleleri atı hızla sürerken. neye uğradığını anlayamamıştı.cizgiliforum. . Deri ceketli ve muşambalı bir adamdı. Gülsan için sırtında kim olursa olsun farketmezdi. Merkezden gelen haürlı konuklan yorgaya bindirirlerdi. Gösteriş meraklısı olanlan da görmüştü.Dur Bektay. Bir daha. 17 Köyden iki atlı çıktı. mahvolacak! diye mırıldandı. Hepsi birdi onun için. • Dizgini kısa olan at Gülsan idi. . Gülsan bunların hepsine alışmıştı. Çeşit çeşit eyer vurmuşlardı. Ayak izleri gözden kaybolduğu yönde uzayıp gidiyordu. dizginlerini hayvanın dudaklarını yırtarcasına birden çeker. Tanabay bakakaldı. bir daha yaparlardı bunu.com. Onu üyirden ve ilk sahibinden zorla ayırdıkları günden beri pek çok insan binmişti sırtına. . Bektay kolunu çekip kurtardı ve yürümeye devam etti. Onu kendine çevirdi.enginel elveda gülsarı .Hayır. * Tanabay kendine gelip başını kaldırdığı zaman Bektay bayırın belini aşmış. Kuyrukları düğümlendiğine göre yollan uzundu. Ama o anda beyaz doruklar bir kıpırdadı ve sonra karanlıklar içinde yok oldu. Elbiseleri boya ve muşamba kokuyordu. Bunlar eyere kuruldukları zaman kendilerini Elveda Gülsan/161 büyümüş sanan ahmaklardı. Binicilerin iyisi de vardı kötüsü de. . öbür tarafa inip gözden kaybplmuştu bile. Çok üzgündü. Kalktıktan sonra biraz soluklandı.. Elleri kar ve çamur içindeydi. Çenesine yediği müthiş bir I F 160/Elveda Giilsan yumruk Tanabay'ı yere sermiş. bilmeyeni de. Böylece herkese. onu arka ayaklan üzerine kaldırırlardı. dağlara doğru yol almaya başladılar. dur! Konuşalım biraz. yürüyordu.www. Yanındaki doru ata binen Çora idi.Mahvolacak zavallı çocuk. ( Bektay onu dinlemek istemiyor. göstermiş olurlardı. Eyerde doğru dürüst oturmasını bileni de. Gülsan ahırda sahibinin iyileşmesini beklerken neredeyse ayaklan tutulmuştu.Sen bir kaçaksın! Kaçak! Bektay yoluna devam ediyordu. bırakmam seni. Bektay'ın sürüsünü toplayıp kendi korasına sürdü. . Muşambasının düğümleri iliklenme-mişti. bir yabancıydı. Onun hoşlanmadığı tek şey. ötekininki doru idi.Böyle yaşamaktansa hapse girmek daha iyi! dedi ve ardına bakmadan yürümeye devam etti. Toynaklardan çamur ve kar sıçrıyordu.Seni hapse atarlar hey çocuk! . daha hızlı gitmek istediği için üzerindeki binici dizginleri çekiyordu.Senin gibi kaçakları cephede kurşuna dizerlerdi! Bektay devam ediyordu yoluna. böyle bırakıp gitmeye hakkın yok! diye Bektay'ın omuzuna yapıştı bu defa. ahırda kapalı ve bağlı durma-sıydı.Dur diyorum sana! diye Tanabay onun koluna yapıştı. Şimdi üzerindeki sahibi değil. Atlardan birinin donu san. Koşmak tutkusu hiç 97 . yorga ata bindiklerini .Hızlı. .

Eğer biniciye sarı yorgayı sunmuşlar-sa. Aslında o ilçede sadece bir müfettiş. yine koşmak istiyordu. O yıl kışla bahar bir birine meydan okumuş. mutlu olurdu. Dostu-yâranı vardı nasıl olsa. partinin ilçe kurulunun birinci sekreteriydi. gönderdikleri sekreterin başarısını. Çobanların işlerini denetlemeye gelmişti. zaman kap162/Elveda Gülsarı ma savaşından zarar görenler de çobanlar ve sürüler oluyor. Zamanı gelince kendisini desteklerlerdi. o kişinin saygınlığını. Konuşmazsa konuşmasın. daha koşmak. yenişememişlerdi.enginel elveda gülsarı azalmamıştı: Koşmak. Her yıl böyle oluyor. başarısızlığını görsünlerdi. emrinde bulundukları kişilerle yüz-göz olmaya devam ediyorlardı ama bunlar günün birinde öyle bir sille yerlerdi ki neye uğradıklarını şaşırırlardı. çok saygı duyulan ve önem verilen bir kişi olmalıydı. Şu sarı yorga da eşsizdi doğrusu. güvenilir bir kişi olduğunu göstermemiş miydi? Ama bunun şimdilik bir yaran yoktu. güzeldi. büyük bir iş. kodamanlar. Bu defa Gülsarı'nın sırtında. Ona binen zevk alır. Suya çamura batmıyor. ilçe merkezinden kolho-zu denetlemesi için gönderilen bir müfettiş vardı. Aslında bölgede kışın geç gitmesi. Durum gerçekten kötüydü. bir gemi gibi geniş dünyayı yara yara alıp götürüyordu insanı. Artık terfi etmesi. Bazı memurlar yanlarında çalıştıkları. Sırtındaki binicinin kim olduğu artık ilgilendirmiyordu onu. Herkesin yapamayacağı. Boş konuşmalarla koskoca bir amirin canını sıkmaması gerekiyordu belki. korkarsa korksundu. Hiçbir şey yapılamıyordu bunu önlemek için. insanların ondan çekindiklerini gösteriyordu. Hükümet etmek. parti 98 . Niye kendisini düşünmemişler. kaldıramayacağı ağır bir işti! Segizbayev. baharın geç gelmesi ve koyun-kuzunun kırılıp gitmesi ona hiçbir zarar vermezdi. Hatta bundan sinsi sinsi bir çıkar bile umuyordu. engel tanımıyor.com. onun gidiş temposuna uygun olarak sallana sallana giderken bunları düşünüyordu.cizgiliforum.. Kendisine kolhozun parti örgütçüsü eşlik ettiğine göre. koyunkuzu kırılıp gidiyordu. Kuzulama dönemi kötü gittiği için üzüntülü olmalıydı. bu. Tam binilecek attı. İşlerin hiç de iyi olmadığını bildiği halde yine de keyfi yerindeydi. Asıl sorumlu o değil. büyük bir sorumluluk idi. Parti örgütçüsü hiç konuşmuyordu.. Onların bu yer kapma. Ama Segizbayev buraya teftiş için gelmişti ve işlerin böyle kötü gitmesine cevap verecekfbir resmi sorumlu bulmak zorundaydı. daha yüksek makama gelmesi gerekirdi. Bu sekreter de bölgeye yeni gelmişti. Uzun yıllardır bulunuyordu şimdiki görevinde. hiçe saymışlardı da bir yabancı atamışlardı! Burada yıllardır görev yapmış. taypalma yorganın düzgün adımlarına. varsın bunun sıkıntısını o çeksindi. Yukarıdakiler. Disiplin böyle gerektirirdi.www. Segizbayev uzaktan bir seyirci olarak kalacaktı. Astlar üstlerine saygılı olmazsa bu disiplin bozulurdu. Gülsarı güçlüydü. partinin ilçe merkezinin bir üyesiydi. Buraya bir yabancı göndermekle hata ettiklerini anlasmlardı. Ama biniciler için hangi ata bindikleri önemliydi. yönetmek. böyle olduğunu da herkes ve tabii Segizbayev de biliyordu. İşte.

bilmeyen bir adamdı.. Ülkede neler olup bittiğini.enginel elveda gülsarı örgütçüsünün altındaki at ter içinde kalmış. Ama bunu Çora görür müydü. niçin bekleyeceklerdi? "Aldanov görevi kendiliğinden bırakacakmış" gibi bir söylenti de dolaşıyordu ortada.. kolhozu borç batağına saplamış. Aslında kaşlarını çatması da. sanki kolhozu düşünen yalnız o imiş. belki bir gün işler bilimsel olarak ele alınır ve düzelirdi. puslu. Biliyordu bu hastalıktan kurtulamayacağını.. soğuk bakışlarla gökyüzüne uzanıyorlar. babasından daha iyi biliyordu. İşler de böyle sürüp gidemezdi. Bir yandan evham. dudak ucuyla 164/E!vedaGülsan gülümsemesi de yapmacıktı. belki yardım gelirdi.. Üzülen yalnız o imiş!. Yeni başkan. oysa yorganın kulağının arkası yeni yeni hafifçe terlemeye başlamıştı. şimdi de çekip gidiyor" demezler miydi? Bu durumda ayrılırsa vicdan azabından kurtulamazdı. Çekilmesine çekilirdi ama. işleri yüzüstü bırakarak çekilmek istemiyordu. Soğuk bir gidiyor. onun durumunun parti toplantısında görüşülmesi gerektiğini söylüyor. Gençler iyi öğrenim görüyorlardı. İşlerin nasıl yönetilmesi gerektiğini söyleyip duruyordu fırsat buldukça. Sözünü yerine getirmeden işi bırakırsa insanların karşısına ne yüzle çıkardı? Ona ne derlerdi? "İşleri karmakarışık etmiş.com. görmez miydi? Herhalde göremezdi. söz vermişti. Bahar gelmiş mi. bunu bir ar-namus meselesi yapıyor. beti-benzi sararmış. Versindi mahkemeye! Mahkemeye vermekle işlerin düzeleceğini mi sanıyordu? Kaşlarım çatmış. Ona belki bu yüzden bekle diyorlardı. Bütün dağdakiler suç-luymuş da. Gidecekse bir an önce gitmesi iyi olurdu. catkannınan turma"' diyordu o içinden. Tepeler güneş görmüyor ve öfkeli. meseleleri.www. SözElvedaGülsan/163 de bitip tükenmeyen işlerin üstesinden gelmeye çalışıyordu orada. Günlerinin çoğunu merkezde geçiriyordu. ama onu merkezdekiler "biraz daha sabret" diye oyalamaktan başka bir şey yapmıyorlardı. 99 . Niçin sabredecek. Hiçbir şey umurunda değildi. Artık ondan hayır gelmeyeceği anlaşılmıştı çünkü. Çora. bağırıp çağıran ama hiçbir iş görmeyen. Çora'nın da ayrılma vakti gelmişti ar-üjt. Samansur akıllı bir çocuktu. Herkese umut vermiş. gerçek yardım gelmeliydi. Sorumluluktan kaçamazdı. Tanabay söylediklerinde haklı çıkmıştı. gelmemiş mi belli değil. Böyle yanındaki gibi bir denetçi değil. Ama. Uzun yıllardan beri kalbinden rahatsızdı. Her yer balçık. bir geliyor. Sağlık durumu her yıl daha da bozuluyordu. böbür-kibir oturuyor atin üstünde. Kimbilir. Her zaman hastalanıyordu.cizgiliforum. Bakışları üzgün.. gözleri iyice çökmüştü. "Sen işte böyle bir adamsın" diye nasıl söylersin? 18 Ulu dağlar sisli. Ama bu yardım daha fazla gecikmemeliydi. "Ölmesen oba kap. Çora da kendi düşüncelerine dalmıştı.. Bu adam "İşleri böyle berbat bir hale getirdiğiniz için sizi mahkemeye vereceğim" demişti. Tatili geçirmeye gelen oğlu Samansur da söylemişti: "Artık işten çekil" demişti. karamsarlık yiyip bitiriyordu onu.

. o sevgi uyanıverdi "Görmeyeli çok oldu. kızı koşarak yanına geldi: . sonra da ne olmuş bakalım diye görmeye gel! Gelin. Saçını başını yolsa da. Tanabay "yetti artık. acı ve öfke içinde bunalıyordu. Ama hemen karar değiştirdi. sen git annene bak. Bektay'ın sürüyü bırakıp gidişini bir an bile aklından çıkaramıyor. başkanlar geliyor! dedi.cizgiliforum. Koranın arkasına geçerek elindeki ölü kuzuları öbür ölülerin üzerine attı. Böyle bir yerde neler çektiğini anlatma fırsatı doğmuştu. yavruları koyacak sıcak bir yer bulamıyordu.www. korasız. "Haa! Gülsan bu!" diye Sevindi. Kalkmak istemişti ama. Bunlar yetmiyormuş gibi. aç ve susuz bırak. karısının sırtı hâlâ ağrıyor ve kalkamıyordu. Sonra ağır adımlarla geldi. Bektay'a yüzünü kızartacak. belini doğrultamamıştı. Bir koyun daha kuzuladı. Felâket! Bu iki yavru da ölecekti demek! Bu ne uğursuzluk. koyunlar birbirlerini iterek ayaklarını basacak yer bulmaya çalışıyorlardı. kuzuları nereye koyacağını bilemiyordu. Ne de güzeldi yavruları! Ama onları nereye koyacaktı? Analarının memeleri boştu. Cehenneme kadar gitsindi. bu ne acı! İşte şurada bir yığın koyun ölüsü vardı. Açtılar. kolumu kaldıracak gücüm kalmadı" diyordu.. öle-yite çalışıyordu. Öfkesi yalnız onun çekip gitmesine değildi. hem de ikiz. Sütü nereden bulacaktı. Ama yorgaya binmiş olan deri ceketli adamı tanıyamadı. Salya gibi laf eden o yeni yetmeye! O sümüklüye! Ömrünü kolhoza adayan kendisi gibi yaşlı bir komünist na1 Ölmezsen vebaya tutul. Tanabay'ın da direnecek gücü kalmamıştı artık. sürüsünü benim sürüme katıp gitmesine de kızmıyorum" diyordu. Nasıl olsa kolhozdan onun yerine birini gönderirlerdi. gelin hele!. utandıracaktı. başka şey düşünmeye çalışıyor. "Yaa. Bir yanda soğuk ve rüzgâr. İçindeki o ateş.enginel elveda gülsarı Delik-deşik. Can-baş koyup yaptığı işlerle alay edilmesini aklı almıyordu. Öyle yakınıp sızlanmayacaktı. "Ne olursa olacak.Baba. gelin bakalım. O iki kişiden biri Çora idi. Aynı anda birkaç koyun birden doğuruyor. Kuzular acı acı meleşiyor. susuzdular ve sinek gibi kırılıp gidiyorlardı. Onlara çıkışacak.Gelsinler! diye mırıldandı Tanabay. bir yanda dayanılmaz pis kokularla bunalıyordu. yetti!" diyor. Tanabay ölen hayvanları toplayıp dışarı çıkarıyordu ki. Tanabay onları beklemedi. yatarsan kalkamaz ol! Elveda Gülsarı/165 sil olur da onun çenesini kapatacak bir laf bulamazdı! "Çoban değneğini fırlatıp attı da gitti sümüklü!" Onun bu yaptığını Tanabay'ın aklı almıyordu. onu yerin dibine batıracak sözler bulup söyleyemediği için kızıyordu daha çok. Öte yandan. yıkık-dökük korada. O.com. gelin! Tam da zamanında gelmişsiniz ha!" diye söylendi. 100 . ama bir an sonra yine o olay geliyordu aklına. "Yumurtalarını başka kuşların yuvalarına bırakan kökek kuşu gibi. . Koradan çıkınca iki atlı gördü. ama hiç değişmemiş" diye düşündü. İlçe merkezinden gelen biri olmalıydı. Kızarsalar kızsınlar! Sen adamı yemsiz.

zor durumda kalacağını biliyordu.Neye söz verdin? .Ne oluyor yoldaş? dedi ölü koyun yığınlarını göstererek.. . Olduğum gibiyim. Bu herif hiç umurunda değildi.www.enginel elveda gülsarı Konuklar koranın önüne gelip durmuşlardı. Bunları Çora'ya bakarak söylüyordu. bizi geri bırakmaya çalışıyorsun! .Herhalde kuzular benim komünist olduğumu bilmiyorlar! diye patladı Tanabay. Çora'nın yüzü perişandı. Dudakları titremeye başladı. Yorganın üzerindeki adam ise 166/ElvedaGülsan 'Ijj i* öfkeli. Planı baltalayan.Rezalet bu! Nereye gitsen aynı şey. Atlar ter içinde.Evet. Sonra bağırdı: .Nee! Sen sosyalistlik adına söz vermemiş miydin? . boşanmıştı. sert bakışlı görünüyordu. malların kınlma-| sına sebep olanlar bunlar işte! Bugüne kadar ne yaptınız burada? Komünistleri.Niye öyle konuşuyorsun Tanabay? Neden her şeyi anlatmıyorsun? 101 . benim yerim hapishane! Hapishane! diye cevap veren Tanabay için bu herifin sözleri bardağı taşıran son damla olmuştu. Böyle derken.com. kendi örgütünün komünistlerini böyle* mi eğitiyorsun? Bu ne biçim komünist? Sizden cevap istiyo-1 rum! Çora başını öne eğmiş.cizgiliforum.^ meden bağırıp çağırmaya başladı: . hiçbir şey söylemiyor. koyun ölülerini gösteriyordu.Ben nasılsam nasılım.Söz verdim. soluk soluğa idiler.Eee. Dünya umurunda değildi. onu doğduğuna pişman | etmek için.İşte. İçindeki acının bu dürtüsüyle isyan etti. Aradığı suçluyu bulmuş olmanın sevinciyle ve bu küstah çobana haddini bildirmek. Sanki içinden onu tutan bir bağ. Tanabay'a selam bile ver. Segizbayev'e dik dik bakarak sordu: .Hatırlamıyorum. . . Sen komünist bir çoban olduğun halde kuzuFann neden ölüyor? . üzengiler üzerinde doğruldu. kırbacını uzatıp. Birden öfkelendi. Ağzına geleni söyleyecekti artık. Bir an donakaldı ve ağzını açmadı. Ama içi acılarla doluydu. Segizbayev'in yüzü birden kıpkırmızı oldu. Önce Çora'ya ba-1 ğırdı: "Siz burada ne yapıyorsunuz? Adamların verdikleri 1 sözleri bile bilmiyorlar. Suçlu gibi duruyordu. evet öylesin! Kolhoz malına isteyerek zarar veren bir halk düşmanısın! Senin gibilerinin partide işi yok! Se/ün yerin hapishane! Sosyalistlik yarışında önümüze engel çıkarıyorsun.Evet. Şunlara bak!. daha başka diyeceğin var mı? Çora araya girdi: . Sonra Tanabay'a döndü: .. Çora'nın yerine Tanabay cevap verdi: Elveda Gülsan/167 . gönlünün yayı kopmuş. Dostunun önünde suçlanacağım. kuzuların da bu yüzden plüyor! dedi Segizba-yev. dizgin kayısıyla oynar gibi duruyordu.

bir daha atın başına indi. Gülsan'nın kafasının neden öyle inip inip kalktığım.cizgiliforum.www. İki adam atlarının başlarını çevirdiler.com. bir değneğe da-ğ yanarak topallaya topallaya kocasının yanına geldi: . kuyruğunu sallaya sallaya yanında dolanıyor. görevini yapmış olmamn övüncüyle.. Bu sırada Çora da sıçrayıp atına atlamak fırsatını buldu: .Boş yere vurdum. Belime kadar boka battığımı söylemek için mi? Bunu ben de biliyorum.Yaa! Demek öyle? Sana da anlatmam gerekiyor öyle mi! Sen niye geldin buraya? Niye geldiniz? Şimdi ben soruyorum: Kuzuların kırılıp gittiğini söylemek için mi? Bunu ben de biliyorum. Tanabay'ın gözü dönmüştü. . Tanabay arkalarından koşunca atlarını dörtnala kaldırdılar. yapmamalıydım.Tanabay! Tanabay! Sakin ol. Ama Tanabay onu iterek savuşturdu. ama bir yandan da bağırıyordu: . kaçalım buradan.Bu yüzden Segizbayev'e kaldırılan tırmık atın başına küt diye indi. sizi öldürecek! diye bağırdı. at şaha kalkıyor. 168/ElvedaGülsan r Korkudan ne yapacağını şaşıran Segizbayev yorganın dizginini çekiyor. Ömrüm boyunca ahmaklık ettiğimi. Ama Tanabay onun farkında bile değildi. Köpeği.Çabuk. Bir yandan da bağırıyordu: .Ay sen ne yaptın! ne yaptın! .Benim yerim hapishane! Hapishane! Defolun buradan defolun! Benim yerim hapishane! Hapishane! Sonunda "Yerim hapishane. Bir daha kaldırdı tırmığı.. bir aferin bekliyordu. Korkudan benzi sapsarı olan Caydar. . kolhoz için ölesiye-bitesiye çalıştığımı söylemek için mi? Bunu da biliyorum!. hapishane!" diye soluk soluğa geri döndü.enginel elveda gülsarı . beni hapse tıksana it oğlu it! Bu sözleri Segizbayev'e dönerek söyleyen Tanabay eline bir şeyler geçirmek için arandı. Çora sapsarı olmuştu. büyük bir iş başarmış. aklını başına topla! . Köpek de havlayarak atların peşine düştü. ileri geri gidiyordu. Arkasında duvara asılı duran tırmığı kaptığı gibi Segizbayev'in üzerine yürüdü "Defol buradan it oğlu it! Yok ol!" diye Segizbayev'e vurmak için tırmığı kaldırdı ve başladı savurmaya. Yerden eline gelen bir avuç toprağfalıp üzerlerine attı.Gülsan çekil önümden. Lanet olsun verdiğim söze! Lanet olsun ömür boyu verdiğim emeklere! Hepsinin canı cehenneme! Defol git! Benim yerim hapishanedir! Sen bu deri ceketli yeni efendiyi niye getirdin buraya? Beni çileden çıkarması için mi? Beni hapse tıksın diye mi? Hadi bakalım. Koşarken sendeliyordu. Atından indi. gemin neden dudaklarını yırtarcasına gerildiğini ve hayvanın şimşek çakan gözleriyle* ona çılgınca baktığını Tanabay anlamıyor. Tanabay'ın kollarına asılarak tırmığı almaya çalıştı. çekil! İndireyim şu tırmığı deri ceketli herifin kafasına! Genç yardımcı kadın koşarak geldi.Boş yere de ne demek? Çok kötü oldu! Elveda Gülsan/169 102 .Defol git başımdan! diye Tanabay onu eliyle itti.

kuşkusuz bu ağır bir suç idi.Bakasov yoldaş. ama kendisi de ağlı-jferdu onunla birlikte. hiç konuşmuyordu. parti ilçe komitesi olağanüstü toplandı. Tanabay'ın önünde biraz duraladı. Ne var ki öfkeye kapılıp ağzına geleni söylemişti: Kolhoz için o güne kadar yaptıklarını kötüle-miş. 103 . Üzerinde Gülsa-rı'nın teri ve tüyleri bulunan çizmeler.cizgiliforum. Belki her şeyi anlatırsam. "Ne diye bekletiyorlar. Tanabay Bakasov. Ben bir halk düşmanıyım.ne diye işi uzatıyorlar?" diyordu Tanabay. başka çobanlara kolaylık sağlarlar. acılara gömülüyor. Karısı arkasından tutup sırtım sıvazlayarak: . giriniz! dedi.Yorgaya boş yere vurdum. hiç suçum yok!" diyordu kendi kendine.www. çoban Tanabay'ın ensesine bakıp içini çekiyor. kendisinin suçlu olup olmadığına karar verememişti. kargışlar yağdırmıştı. Birkaç dakika önce Çora da girmişti içeri. Bekleme odasında. Böyle deyince de yine kuşkulara kapılıyordu. İbrahim de bekliyordu. Tanabay başını kaldırıp bakmamış. vurmamalıydım. Çağrılmayı bekleyen Tanabay için vakit geçmek bilmiyordu. nedense. yandaki bekleme odasında çağrılmasını bekliyordu." Ne olacaksa bir an önce olsun!" O kapalı kapının ardında herkes toplanmış olmalıydı. nasıl yaşadıklarım öğrenirler belki. Ama mesele de bundan ibaret değildi. dedi Tanabay soluğu kesilerek. Bu üç gün içinde uzun uzun düşünmüş. hüngür hüngür ağlamaya başladı. anlayış gösterebilirler." Fakat bir dakika sonra başından geçenleri tekrar hatırlayarak. keçe çadır bile olmadığını. . İbrahim. O güne kadar kocasının ağladığım hiç görmemişti. uykusuz geçen geceleri. "Belki bunun başkalarına bir yararı olur. Bektay'ın çekip gittiğini. Tanabay başını kaldırıp bakınca kapının ardında gözden kayboldu.. yumruklanm sıkıp dizlerinin 170/ElvedaGülsarr arasına kısürıyor. onu. Çobanların nasıl çalıştıklarını.Ağlama Tanabay. "Beni cezalandıracaklara cezalandırsınlar" dedi kendi kendine. nasıl bir kış geçirdiğimizi. 19 O olaydan üç gün sonra.Yaptığı terbiyesizlik için her cezaya razıydı.Aklım mı oynattın sen! Ne yaptığım biliyor musun? Elbette biliyorum. İki büklüm olarak çöktü. Elleriyle yüzünü kapattı ve sarsıla sarsıla. Yaptıklarına pişman değildi. ağlama! diyor. "Gülsarı'yı kan ter içinde bırakıp hayvanın kılları çizmesine yapıştığına göre. Hükümet temsilcisine el kaldırmıştı. çizmelerine yapışmış Gülsan'nın sarı tüylerinden tanımıştı.enginel elveda gülsarı . "Hayır.. "Artık bana kim inanır?" diyordu kendi kendine. her şeyi anlatırsam. Diken üstünde oturur gibiydi. yem ve ot bulunmadığını. O şartlarda işlerin nasıl yürütüldüğüne kendileri karar versinlerdi. pek acelesi olmalı" diye geçirdi aklından. "Bunun ne işi var burada? Leş bekleyen kuzguna benziyor" diye düşündü Tanabay ona sırt çevirerek. Bunca emek vermekle aptallık ettiğini söylemişti. ben suçlu değilim.com.. Sonra sustu. Neden sonra kurul yazıcısı kapıdan uzatıp: .

Yürek atışları kulağının içinde güm güm ederek içeri girdi. hırıldayarak soluyordu.Sözde komünist demek istiyorsunuz herhalde. Birinci sekreterin sağ yanında azametli bir tavırla Segizbayev oturuyordu şimdi. Onun karşısında kolhoz başkanı Aldanov vardı. hepsi olmuştu. Çobanların her zaman 'o yok. Bu kâğıt. Elveda Güisan/171 Masada oturanlar arasında en kara suratlısı dalağı patlamış gibi kızanp bozaranı Segizbayev idi. Aklını 104 . kabından dökülen cıva gibi bir anda dağılıp gitti kafasında. birinci sekreter başını önündeki kağıtlardan kaldırdı: . Onu görür görmez nefreti uyandı. Bu anlatılanlar arasında Tanabay'ın reddedeceği hiçbir şey yoktu. diye mırıldandı. Suratı asıktı. Tanabay konusundaki olumsuz tavrını apaçık belli ediyordu. Çora. İçlerinden biri: . herkesi açık seçik görüyordu şimdi.Komünist Bakasov'un durumunu konuşacağız. Kendini küçük düşürmeyecek bir çözüm yolu arıyordu kafasında.enginel elveda gülsarı Tanabay irkildi. Her şeyi. kurşun gibi ağırlaşan ellerini dizlerinin üzerine koyarak oturdu.www. Parti sekreteri. Raporda. "Bakalım ne olacak?" der gibi bir bekleyiş içindeydiler. Tanabay içinden "bunlar kollarını iyice sıvamışlar" diye düşündü. dedi kelimelerin üzerine basa basa. Orada duran adamlar bir sis bulutu içindeydiler sanki. ifade tarzı pek ağırdı. Bu korkunç. Segizyayev'in kendi yerine göz diktiğini seziyordu ama. Ama raporun genel havası.cizgiliforum.. Gözleri iyice açıldı. Niye merhamet bekleyeyim ki? Suçlu muyum ben?" Kendisi için bir karar vermek üzere toplananların birbirine gizli rakip iki gruptan oluştuğunu ve bu olaydan iki tarafın da kendilerine bir pay çıkarmak için çırpındıklarını Tanabay bilmiyordu. bu iğrenç rapora karşı koyacak gücünün olmadığını anladı.Oturunuz! diyen ilçe kurulu birinci sekreteri Kaşka-tayev.com. Tanabay. Gözlerindeki bulanıklık geçmemişti daha.Segizbayev'in kendisinden de 172/ElvedaGülsan kötü ve korkunçtu. . "Aktaş" kolhozunun çobanı Tanabay Bakasov'un. Bir anda gözleri kararmış gibi herşey bulanık göründü. Segizbayev'in raporunu okudu. yüreği hızlı hızlı çarpmaya başladı. masanın uç tara-ûnda Tanabay'a yakın yerde oturuyor. yüzünün bütün kanı çekilmiş olanı ise Çora. Tırmıkla saldırabileceği bir şey değildi bu kâğıt. gerek fiille işlediği suçlar tek tek anlatılıyordu. uzun masanın ucundaki sandalyeyi gösterdi. Başını kaldırıp masanın çevresindekilere baktı. Kaçkatayev. yeşil çuha üzerinde parmaklarını sinirli sinirli hareket ettiriyordu. Bu. gerek sözle. Bu sözlerin hiçbir önemi yoktu artık. Tanabay'ı karamsarlığa düşürdü. Her yanını ter bastı. Sonunda. gerginliğini otoritesini sarsacak noktaya getirmeden işi nasıl bir çözüme kavuşturacağını pek bilemiyordu. bu yok' yakınmalarından farklı bir değeri olmayacaktı bu sözlerin. Kendini savunmak için söylemeyi düşündüğü şeyler. "Merhamet bekleyecek değilim. En solgunu.

. böbürleniyordu. Ah. hapishanedir" dedim.. Bu olay. "Yeni* efendi" demek de ne oluyor! Bakasov'a göre ben. onun gibi düşünenlerden sorumluyuz. inanın ki onu bu kurula getirmezdim. Yani halkı ezen bir ağa! Evet. Aktaş kolhozunda hayvanlarla ilgili durumu. Bakasov'un tehlikeli ve tavırlarının düşmanca olduğunda ısrar ediyorum. Aldanov: "Gördünüz mü nasıl işler oluyor?" der gibi. "Senin yerin parti değil. bir kopmuş gibi çöküyor. "Yeni efendi" imişim. Onun için o sözlerimi geri almak şöyle dursun. Biz hepimiz. "Deri ceketli" sözünü bir yana bırakalım. Ey Tanrım! 105 . bunu görmezlikten.. Bana "Deri ceketli yeni efendi" dedi. Kendisinden özür dilemeyi de düşünüyordum. parti üyesi Segizbayev yoldaşın raporunu dinlediniz. işlerin fena olduğunu görünce çok üzüldüm. tıpkı cephede olduğu gibi uğulduyordu kulaklarında. Ama mermiler vücuduna tam isabet ediyor. bütün vücudunu kevgire çeviriyordu. Bazı yoldaşları uyarmak isterim ki. Savaşın ilk gününden sonuna kadar ateş altında yürümüştü. masadakilere tek tek baktı.www. Elveda Gülsan/173 Bakasov gibi komünistlerden. Mesele. ah! Neler geçmemişti Tanabay'ın başından. Bakasov komünistlik adına verdiği sözü unuttuğunu söyleyince ona "halk düşmanı" dedim. yoksa başkaları da mı var? Bunu bilmeliyiz. demek oluyor ki partiyi temsil ediyorum. ne de bir başkasının. Bu sözlerimle ona hakaret ettiğimi kabul ediyorum. izin verirseniz ben durumu biraz açıklamak istiyorum.Parti üyesi yoldaşlar. öyle! Bunun ne demek olduğunu. Bakasov'un beni aşağılaması da değil. evet. Eğer bu basit bir kabadayılıktan ibaret olsaydı. Bu görüşte olan yalnız Bakasov mu.ard niyetini anlıyor musunuz? Daha başka bir şey söylemeye gerek yok sanırım. Kabadayılarla başa çıkmak için başka usullerimiz de var. şimdi olduğu gibi çığlık çığlık yanacağını aklına bile getirmemişti. Anlattıklarının doğruluğunu kabul ediyor musunuz? . Ama haklı olduğumu görüyorsunuz. duymazlıktan gelemem. partinin aşağılanmasına izin veremem. Böyle olunca da.! Kiminle. yüreğini. Bu yoldaşlara şunu söylemek istiyorum. Yüreği. Segizbayev'in konuşması. Kimse bir şey söyleyemedi.com. bir yukan tırmanıp ağzına geliyordu. bir Sovyet vatandaşı ve partinin temsilcisi olan ben. Sonra güm! diye aşağı ve hop! diye yine yukarı çıkıyordu. Meselenin bir de ÖQür yanı var. Şaşırmışlardı. Bu olayın en önemli yanı. partiye kayıtlı komünistlerle kayıtlı olmayanlar arasında yürütülen siyaset ve eğitimle ilgili çalışmaların hiç de iyi gitmediğini göstermesidir. komünist Bakasov'un davranışı basit bir kabadayılıktan öte bir durumdur. ilçe parti komitesinin ideolojik çalışmalarda başarısız olduğunu da gösteriyor. Herkesi süzüyor.enginel elveda gülsarı mı kaçırmıştı? Bu korkunç -apcr karşısında onun söyleyeceklerinin ne değeri olurdu \v. O raporda yazılanlardan hepsi korkmuş gibiydi.Evet. ama ne kendisinin. dedi Tanabay suratını asarak.Bakasov yoldaş.cizgiliforum.. Segizbayev söz alıp konuşmaya başladı: . Ben ilçe parti komitesini temsil ediyorum. nasıl çarpışırdı? Raporun okunmasından sonra Kaşkatayev Tpnabay'a sordu: .

kolhozdan nefret ediyor. Bunu. Senin yaşındayken ben de öyle yapardım. . yıkık-dökük kora için.Şimdi bunu kanıtlayamam.Hiçbir şey. Suçu.www. Bütün bunlar kimin umurunda? diye düşünüyordu. bence asla mümkün değildir!. 106 . . Elveda Gülsarı/175 . hepsini bastır. .Siz kendinizin samimi bir komünist olduğunuza inanıyor musunuz? 1 Biye: Dört yadını geçmiş dişi at. Yine de çocuk sayılırdı daha.. Sosyalist rekabetten nefret ediyor. Omuzunda komsomol rozeti bulunan bir genç ayağa ilkti. Bu odadan suçlu olarak çıkmalı ve tutuklanmalıdır. hiç acıma.Bakasov yoldaş.cizgiliforum.. tam tersi. Bir hükümet temsilcisine görevi başındayken saldırmıştır.. baş dayanağım olan armanım (ülküm) ne oldu? Nereye gitti? Ölesiye-bitesiye çalışmamın sonunda. ömür boyu çabalamam. Kimsenin gözünün yaşına bakmazdım" diye geçirdi aklından.Suçlu olduğunuzu kabul ediyor musunuz? . komite Tanabay'ı mahkemeye sevketme kararı almazsa. ola ola 'halk düşmanı' mı olacaktım? Bana böyle mi diyeceklerdi? Bir gün bana böyle diyeceklerine asla inanmazdım! Ben zavallı. Tanabay onu yeni farkediyordu. Demek oluyor ki ben başından beri hep bir halk düşmanıymışım! Öyleyse benim fikirlerimi. siz bilirsiniz. Ceza Kanununun 58. hiç değilse partiden çıkarılmasını istiyordu. . Bizim sosyal düzenimizin hepsinden nefret ediyor. Beni yanlış anlamanızı istemiyorum.Hayır. beti benziyle de çocukluktan henüz çıktığını belli ediyordu.Hayır. Oradakilerin en genciydi. kırılıp giden kuzular için. Kaşkatayev sinirlenmeye başlamıştı: .. Hepsi söylendi zaten. emeklerim. Bakasov suç işlemiştir. "Deve istiyordu ki biye1 alabilsin. Segizbayev'in dili bir çekiç. kolhozun parti örgütleyicisi Çora Sayakov'un da önünde açıkça söylemekten çekinmedi.Söz istiyorum! dedi bir ses. kendinizi savunmak için ne diyeceksiniz? dedi." Segizbayev aşın isteklerde bulunduğunun farkındaydı.. her kelimesi de bir çivi idi. İçinden "Hadi evlat. . kendimin herkesten daha ahmak olduğumu düşünüyorum. Onun bu davranışlarının Ceza Kanununa göre cezalandırılması gerekir. "Raporumda belirttiğim hususlara bir kez daha kısaca değinmek istiyorum: Bakasov bizim yönetim düzenimizden. Sesiyle olduğu gibi. savunmamı niçin dinleyeceksiniz? Ne isterseniz yapın. maddesine uymaktadır.''•Kaşkatayev bu isteğe karşı çıkamazdı ve bu da Segizbayev taraftarlarının gücünü arttırırdı. Çakıyor ha çakıyordu!.Yani siz kendinizi herkesten daha akıllı mı sanıyorsunuz? .com. Onun için. parti içinde herhangi bir yerde bulunması.enginel elveda gülsarı Hayatimin aslı haline gelen çalışmam. Hele onun parti üyesi olarak kalması. talihsiz Bektay için dert174/ElvedaGülsan lenip duruyorum. gürle bakalım. sürgüne tutulan.

Yaa. Bir de şu var: İşler hep eskisi gibi gidiyor. . Bu hayalden Kaşkatayev'in sesiyle sıyrıldı: .com. Kolhoz koralarının ne durumda olduklarını gördünüz mü hiç? Yem var mı. Sanki.Ben Bakasov yoldaşın davranışım doğru bulmuyorum. Bu davranışı için partiden bir ceza alması gerektiğine de inanıyorum. Bize Tarım Enstitüsünde öğrettikleri gibi değil. İşte onun için "Bakasov yoldaş niye öyle davrandı?" diye düşünmeElveda Gülsan/177 107 . Sanki gök gürlemesi onun içinde kopmuştu ama sesi duyulmuyordu.Ben burada Segizbayev yoldaşın tutumunun ve onun davranışının da ele alınmasını. bizim gönlümüzü yumuşatmaya. Peki. biz de bir suçluyu yargılamıyoruz. Sinirlerini yatıştırmaya çalışıyordu ama bunu başaramadı. Yine o anda baştan başa irkildi.Kerimbekov yoldaş. bana da halk düşmanı deyin bakalım. oraya varır varmaz bağırıp çağırmaya başlamışsınız. o duruma çobanın sizden daha az üzüldüğünü mü sanıyorsunuz? Bunu hiç düşünmediniz mi? Onun sürüsüne vardığınız zaman. dedi Kerimbekov. somut kanıtlar. Duygu denen şeyi sakız gibi uzatabilirsiniz. kurulumuzda bir yoldaşımızın durumunu tartışıyoruz.. kuzuların neden kırılıp gittiklerini çok iyi bilirim. Segizbayev yoldaşın sözlerine de katılmıyorum. merhamet duygularımızı uyandırmaya çalışıyorsunuz. -Kerimbekov serinkanlı olmaya çalışıyordu. demek böyle? Komsomollarda iş ve disiplin böyle mi oldu? Kurallar böyle mi oldu? 176/ElvedaGülsan .Konuşun Kerimbekov. Oralarda genç çobanlarla konuşurken utanıyorum. Onlardan çok şey istiyoruz ama gerekli yardımı yapmıyoruz. Kolhozlarda kuzulama döneminde çobanların ne zor günler geçirdiklerini bilmeyen var mı? Ben görevim gereği dağlarda. Öfkeli. ot var mı? Ben de bir çoban çocuğuyum. burası bir mahkeme salonu değil.cizgiliforum. toprağı çiğneyerek bozduğu ekin tarlası gözünün önüne geldi gitti. bulutlan ve karanlığı yararak çakan şimşeğin o bir anlık ışıltısında görmüştü o tarlayı. tecrübeli komünist çobana hakaret etme yetkisini size kim verdi? Hadi.. gerçekler gerek.. kırlarda sık sık dolaşırım. .www. Siz bunu kolhozun durumuna çok üzüldüğünüz için yaptığınızı söylüyorsunuz. hangi şartlar altında yaşadığını sordunuz mu? Kuzuların neye kırılıp gittiğini sordunuz mu? Kendi raporunuzdan da anlaşıldığına göre. Bize duygu değil kanıt gerek. Kulıbay'ın buğdayları söküp çıkararak. onun ne durumda. işlerin ne durumda olduğunu. Ancak ben. suçlayıcı konuşmasına devam etti: Kolhozumuza en çok emeği geçmiş. Sürü bakımının ne «lduğunu. tartışılmasını talep ediyorum. Segizbayev onun sözünü keserek karşılık verdi: ..Hepimiz aynı kurallara bağlıyız. Biri araya girdi: . Biraz duraladı.Affedersiniz ama. Bu durumları görünce insanın içi kan ağlıyor!. dedi Kerimbekov.enginel elveda gülsarı O anda. İşte bunun için utanıyorum. bu yaşlı. onun üzerinde duruyoruz. Bir komünistin meselesi var.

. Artık parti içinde ona yer yok. Hadi ezdiniz. onu bu duruma getiren nedir? İşte bunu düşünelim.Neyi açıklayacaksınız Sayakov yoldaş? Bakasov'un partiye karşı davranışı ve sözleri apaçık değil mi? Açıklanacak başka bir şey yok. Bir ara Tanabay'ı savunmada başarıya ulaşır gibi oldular... O durmadan kendi kendine sorular soruyordu: "Ben ne uğruna hayatımı adamış. Kerimbekov yoldaş. kolhozun en iyi çobanlarından biridir.konuyu saptırıyorsunuz Kerimbekov yoldaş. Bakasov'un saldırısı hepimizi ilgilendirir.. ne akılsız imişim meğer ben! Kolhoz için. Kaşkatayev'in keyfi kaçmıştı: . Bakasov meselesini kendi parti örgütümüzde ele almamıza izin verilmesini isterdim. Bana göre Burada bulunanların hepsi kabul eder ki. komsomol işlerini haleyola sokmak için kafa yorsamz daha iyi edersiniz. 108 .com. İlçe Merkez Komitesinin aldığı ka.. ne uğruna canımı dişime takarak çalışmışım? Buradakilerin hiçbiri dağdaki sürülerle ilgilenmiyor! Umurlarında bile değil! Ne budala. dedi." diyordu içinden.Her şeyden önce ben. Hem siz Segizba-1 yev yoldaşa bu olayı bu kurula bildirmemesini niçin rica et-f tiniz? Onu şikâyetten niçin vazgeçirmek istediniz? Meseleyi örtbas etmek. raporda yazılanların doğruluğunu kabul ediyor musunuz? diye sordu Çora'ya. Böyle birini o davranışta bulunmak #i zorunda bırakan. Aslında bu olaydan siz de sorumlusunuz. Bu yaptıklarım. siz bizi asıl meseleden uzaklaştırı-yor. Kerîmbekov'u desteklediler.. duygu da duygu. Komünistleri eğitme görevini gereği gibi yapamadığı178/ElvedaGülsan Elveda Gülsan/179 nız için size de bir ceza verilmesi gerek.cizgiliforum. hayatımı buna harcamış olmam. Başka söyleyecek bir şeyiniz var mı? . öyle olsun! Hepinizin canı cehenneme! Bunun başkalarına bir yaran olacaksa hiç üzülmezdim. ama açıklamak istediğim..Neyi açıklayacaksınız? . saklamak mı istiyordunuz? Ayıp! Oturunuz! Böylece tartışma başladı. parti yetkilisinin otoritesini sarsacak bir davranışı hoş göremeyiz..enginel elveda gülsarı miz gerek. İş iştir. beti benzi sapsarı olarak sandalyeden usulca kalktı: . dedi. Üstelik tehlikeli bir adammışım. halk düşmanıymışım! Madem ki öyle diyorsunuz.Açıklamak istediğim. Makine ve traktör istasyonunun müdürü ile ilçe gazetesi redaktörü. ama şunu da düşünün: Bakasov. Çora. komünist Bakasov ağır bir suç işlemiştir. silkeleyip atyı artık beni! Artık hiç birşeyin önemi yok benim için. koyun ve kuzular için ömrümü harcadım. . O hareketi elbet bir ceza görür..ran daha sonra kolhoz komünistlerine bildirirsiniz. Bu ne biçim hareket? Hiç böylesi görülmüş müdür? Temsilcilerimize hiç kimsenin tırmıkla saldırmasına göz yumamayız.Buna gerek yok. onların ne konuştuklarını dinlemiyordu bile.www. Sayakov yoldaş. . . Ama Tanabay yıkılmış. kendinden geçmiş. merhamet duygulan yerine.Evet. Siz. Bunu herkes kabul eder. hepimiz için yapılmış gibidir.Oturunuz. siz kolhozun parti örgütleyicisi olarak. onların umurunda değil. hoşgörü.

Kerimbekov'un önerisini kabul edenler.Sayıklıyor.Ben Segizbayev'e tekdir cezası verilmesini öneriyorum.com. üçü de aleyhinde olduklarını bildirdiler. köstek." sözlerini duyunca anlayabildi.Bakasov'u mahkemeye sevketmeye ve aleyhinde bir dava açmaya gerek yok sanıyorum. Her yanı buz gibi soğumuştu. hiçbirini görmüyordu. İsterseniz çağıralım. Ama Kaşkatayev'in kafasında başka bir hesap vardı ve bunu da oya sundu: . şu anda bekleme salonunda oturuyor. Kaşkatayev henüz oyunu bildirmemişti. büyük bir hata yapmıyor muyuz? Bir öneri daha var: Baka-sov'a ağır bir uyarı ve tekdir cezası verilsin. Bunlardan üçü Baka-sov'un ihracı lehinde. Disipline uymanızı rica ediyorum sizden! Artık her şey ilçe merkezi komitesi birinci sekreterine kalmıştı. Sonra "çıkarılsın" diye el kaldırdı.Sakin olun yoldaşlar! dedi Kaşkatayev.Sonra ne oldu sanıyorsunuz yani? Olan şu: Biz ata zincir vurmak zorunda kaldığımız için. herkesin önünde beni kafamı kırmakla tehdit etti. Kabul edenler?. Kendinize gelin. hakaret ettiği.. Oturun. . Kurul üyesi yoldaşlar...www.. bir komite temsilcisine ya-kışlnayacak bir yöntem kullandığı için.cizgiliforum. Bunu öneriyorum. Evinizde değil.. Aynı zamanda. partinin ilçe merkezi kurul toplantısında bulunuyorsunuz.Gereği yok. sonucu ancak Kaşkatayev'in yazıcıya verdiği emirden çıkardı: . . Bu önerinin oya konulması durumu değiştirmez. bunun için de oylanması gerekmezdi. Kerimbekov ısrar ediyordu: . 180/ElvedaGülsan "İşte bu da bitti" diye düşündü Tanabay. Tanabay kalkan parmaklara bakmıyor. dedi Kaşkatayev sert sert.enginel elveda gülsarı Kolhoz başkanı Aldanov söz aldı.Tutanağa geçin: İlçe Parti Komitesi kararıyla. Tanabay onun yüzünün aldığı biçimden. O. Şimdi oyunuza sunuyorum: Bakasov partiden çıkarılsın diyenler el kaldırsın! Kurul yedi üyeden oluşuyordu. yorga Gülsan.. ilçe komite üyesi Seğizbayev yoldaşa da tekdir cezası verilsin. Bu kadarı yeter zaten. Ama ona artık partide yer verilemez. ama neye öfkelendiğini ancak "Zincir. . el-kol hareketiyle konuşmasından bir şeylere çok öfkelendiğini anlamıştı. Bir an durdu. Aldanov köpürüyordu: . bana bu tehditleri savururken duyan tanıklar var. fazlası değil. bir parti üyesi olan Bakasov'a onur kırıcı sözler söylediği. .Bir dakika yoldaş Kaşkatayev. bakındı. Kerimbekov oturduğu yerden fırlayarak bağırdı: „ * . Sıra oylamaya gelmişti. Bu konuda Seğizbayev yoldaşa hak veriyorum. ne dediğini bilmiyor! diye bağırdı Seğizbayev oturduğu yerden. 109 . Kaşkatayev de Segizbayev'in isteği doğrultusunda karar verdi: .Bakasov yoldaşın parti üyeliğinden ihracı konusunda bir öneri var.. Tanabay Bakasov parti üyeliğinden çıkarılmıştır. Kaşkatayev yoldaş.

HerhalElvedaGülsan/181 de bir söyleyeceğiniz olmalı ama tek söz etmediniz ve belki de bunlann sebebi çektiklerinizdir. hapisten kurtardı. Hemen az sonra Kaşkatayev sinirli sinirli konuştu: . ne diyorsunuz bu olanlara. Tanabay da her şeyin bittiğini düşünerek kimsenin yüzüne bakmadan. Olardan şimdi şimdi anlıyordu.Bakasov. o ağır darbeyi hafifletmeye çalışıyordu ve Tanabay onun karşısında kendini pek acemi görüyor. Kılıf ince bir kayışla boynuna asılıydı. Bırakırken masamn soğukluğunu hissederek ürperdi.Hımmm! Demek partiye güceniksin yani? Dikkat et yoldaş. Kılıfı çekip çıkardı. Karşısındaki tanımadığı o delikanlı. onun omuzlanndaki kaygı yükünü. Konuşan Kerimbekov idi ve sesinde bir içtenlik vardı: . sabırlı görünüyordu. üç aleyhte el kalktı. Parti üyesi kartını teslim ediniz. Kart. . ceketinin altındaki kazağın iç kısmında. Biz kapılann tamamen kapanmadığını. Ama Tanabay bütün bunlan çekilmez buluyor. bir deri kılıfın içindeydi.Bırakmam mı gerek? dedi Tanabay. oyun oynuyorlardı. Ona el kaldırmış. kusacakmış gibi iğreniyordu. Segizbayev böylece tekdir cezasından kurtuldu. Sen ise hâlâ kırgınsın.Ne diyebilirdim ki oğul. Parti sana doğru yolu gösterdi. samnm bizim kapılar sana açılmaz! Binadan dışan çıkınca Tanabay serinkanlı. Üyeler.com. neye baksa. kalkıp kapıya doğru yürüdü. arak her şey bittiğine göre. Kendisinden bile iğreniyordu sanki. yerlerinden kalkmaya başladılar. sonuçtan memnun değilsin. gitmek için kımıldamaya. Kaşkatayev'in buz gibi soğuk ve cilalı masasımn üzerine bıraktı. Bu sırada hemen ardından kendisine hitap eden bir ses duydu.www. Hava sımsıcaktı. üçe karşı dört oyla önerinin reddedilmesini sağladı. güneş pınl pırıl. Daha kötü bir şey olmadan gitmeliydi buradan. nereye gidiyorsunuz? diye durdurdu onu Kaşkatayev. Ama bunu açıklayamıyorum. Böyle olunca. Yalnız şunu söyleyebilirim: Ben suçlu değilim. hakaret etmiş olsam da suçlu değilim. Sonra yine hiç kimseye bakmadan gitmeye hazırlandı. Bu kadan kötüydü. üye kartım çıkarmak için elini koynuna soktu. güzel bir akşamüstüydü. İşte böyle evlat. Ezici bir sessizlik vardı. masamn üzerine bırakın. Komite binasının önündeki alanda çocuklar koşuşuyor.cizgiliforum. Ve yine Kaşkatayev Segizbayev lehinde oy kullanarak. Bu deri kılıfı Caydar dikmişti.enginel elveda gülsarı Yine üç lehte. Demek sen parti üyesi olmaya da lâyık değilmişsin.Yoldaş Bakasov. Aşın bir serinkanlılık idi bu.Evet. . dağlara kavuşmak en iyisiydi. O yandan. bu yandan insanlar gelip geçiyordu. Bir an evvel gitmek. . Vücudunun kokusu ve sıcaklığı sinen kılıfı. daha da eziliyordu. Üyelik kartını taşımaya hakkınız yok! Tanabay. Seni mahkemede yargılanmaktan. Bir şey söylemek ister misiniz? Ne düşünüyorsunuz? Tanabay dönüp baktı. Artık parti üyesi değilsiniz. burada herkesi susturamam M. 110 . Büyük bir üzüntü içinde: J . er-geç partiye dönebileceğinizi umuyoruz.

Yine yüreği sızladı ve kaşlarını çattı. gelip geçen insanların önünde öyle ağlamaktan utanarak kendini tuttu. Ne yapmıştı bugün? Kaşkatayev sesini yükseltir yükseltmez. Tanabay ona bakmadan: . hep ihtiyatlı. evin girişiyle konuk odasımn baş köşesine giden yol gibi güzeldi. çok büyük! Atın boynuna sarıldı ve gözyaşlarını tutamayarak hüngür hüngür ağladı. Bana sırt çevirme Tanabay. Nereden öğrenmişti bütün bunları? Doğru: Kendisi cahildi. komünist de değilim artık. Tanabay'ın tırmıkla kafasına vurduğunu unutmuş olmalıydı. içi kaltı ravuk=Dışı parlak. unut gitsin! diye fısıldadı yorgaya. Şimdi ne yapacaktı ki? Halk ona güvenmişti. sus-pus olmuş.com. Yanına yaklaşın182/ElvedaGülsan ca. Sadece kendini öyle gösteriyorsun. Nerede. Ömür boyu önemli işler de bulunmuş. beraber döneriz diye aradım seni. Öfkesi kaynayan kazan gibiydi. Ben dobra dobra söylerim. . diye söze başlamıştı ki dilini ısınp susmak zorunda katdı. Hiç değilim! Sen de uzun süredir komünist olmaktan çıktın. bütün işi çalışmak. yine çalışmaktı. Ah Gülsan.cizgiliforum. Tanabay sert bir şekilde sözünü kesmişti çünkü: . .Hey Tanabay. Tanabay'ın ona doğru geldiğini görünce. bilmek istiyorsan.Elbette söylerim. Derdim çok büyük Gülsarı. ama gitmişsin. Segizbaye ve Kaşkatayev gibilerinin söyledikleri gibi olmadığını bil miyor muydu? Onların sözlerinin "Dışı cıltıravuk. Hep çekingen. ne 111 .Seninle konuşmak istiyorum. ölçüp biçip konuşmasını öğrenemedim daha. Gövdesi tunçtan bir heykel gibi güçlüydü. Ağırlığını bir ayağından öbürüne geçirdi.Bunu söyleyemezsin! dedi Çora üzüntüyle.Ben senin dostun değilim. kollarını gevşetti. kanı ise kararıp kaskatı olmuştu sanki. içi karanlık ve soğuk" olduğunu "ho lâf-boş lâf' olduğunu bilmiyor muydu? Bu Çora kimi kandı rıyordu? Niçin kandırıyordu? Elveda Gülsarı/183 Çora ona yetiştiği. İki eski dost. Ne de olsa attı.. * Çora ona. aradım bulamadım. Beni bağışla. Kendi atına atlayarak.Ne istiyorsun? Sen kendi yoluna git! . eski bir dosta bakar gibi baktı kara gözleriyle. nasıl konuşulacağını. . hayvandı işte..Bana gücenme Gülsarı. Çora da onun için eskisinden farklı bir kişiydi artık. söz dinleyen bir öğrenci gibi başını kaldırmadan oturmuştu yerinde. O ise halka doğruyu söylemekten korkuyordu. çalışmak. ah! Onun boynu. Oysa Çora okumuş biriydi.. hayvanın başını dağ yoluna çevirdi.www. Biraz bana bak. Aradım. Arkasına dönüp bakmadı. iki komünist olarak ko-nögalım. terlemiş atının gemini çekip onunla yanyana koşturmaya başladığı zaman da dönüp bakmadı ona. Peşinden koşan yorgayı nal seslerinden tanımıştı. durduğu yerde ayağını oynattı. Gülsan kendi atının yanına bağlanmıştı.ensesi.enginel elveda gülsarı Atlann bırakıldığı yerde. İşlerin. Aleksandrovka yokuşunu geçtikten sonra yetişti. . Mutlaka düşüne taşına söylüyordu. hep yöneten kişi olmuştu. Sonra.

Ççra'nın yüreğine bıçak gibi saplanan o sözleri söyledikten sonra ardına bakmadan gidiyordu. Atın boynuna. lemiyor. arada bir çıkıp kapı aralığından Çora'ya bakıyor. bir eliyle kalbini bastırıyor. adamın sesinden ürkmüştü. 20 O akşam. yoldan ayrıldı. çabuk gelsinler.. Gözleri göz çukurlarına baüp yitmiş gibiydi. Çora'nın yüzü ölü gibi. yelesine yapışıp soluk almaya çalıştı.Hey! Kim var evde? Dışarı çıkın. Çora. Çora'nın acılarla. Eve götürmek istemişlerdi ama Çora büroya gitmekte ısrar etmişti. Sesi çıkmıyordu. dalıp gidiyor. Çora gönderdi. sonra aynı elini göğsüne bastırdı. Acıdan inliyor. Burada yolumuz ayrılıyor. Çora'yı odasında yalnız bırakarak ön odaya geçmişti. diyor. şimdi onların bir an önce gelmelerini bekliyordu.www. Çora adamların gelmelerini beklerken zaman hiç bekElveda Gülsarı/185 . sapsarı olmuştu. Oysa Tanabay.Oy kalbim! Göğsüm! diye inledi Çora. her evin önünde durup sesleniyordu: . Göğsünü masaya dayamış. sızılarla geçen ömrünü de damla damla tüketiyor ve Çora. iç çekip başını sallaya sallaya yine ön odaya geçiyordu. köy sokaklarında at koşturan bir haberci. Ara sıra gözleri kararıyor. her derdi sinesine çekerek ve 112 . Bütün bunları Tanabay göremedi. Geçen her saniye. dişleriyle aün yelesine 184/ElvedaGülsan sarılıyordu. ancak bunca yıl sonra.. Gece bekçisi kadın lambayı yakmış. Durup dinlenmeden. ağzını burnunu iyice açarak güçlükle soluk alıyordu. dudaklarını ısırıyor.enginel elveda gülsarı söyleneceğini öğrenemedim. tarlaların içinden sürüp uzaklaştı. köye döndükten sonra bir süre samanların üzerine uzanıp dinlenmiş. Orada sobayı yakmaya çalışıyor. O sırada Çora idare odasında oturuyor. hinldayarak koşmaya başladı. elleriyle.Ne oldu? Acelen ne? . Tanabay henüz dağ yolundayken.cizgiliforum. Kulaklarını kıstı. Köydeki bütün komünistlerin acele toplanmaları için haberci çıkarmış. Eyerdeki adam acılar içinde kıvranıyor. çabuk! Çabuk! . Zor duruyordu atın üstünde. çağırdıklarının gelmesini bekliyordu. Tanabay'la konuşmaya çalıştığını sanıyordu. Tanabay'ın ardından bağırmak istiyordu. "Gülsan. damla damla akıp gidiyordu. koluna girerek büroya götürmüşlerdi.Ben bilmiyorum. çabuk! Hemen parti bürosuna gidin! Toplantı var. Tanabay'a bir şeyler söylemek için elini uzattı.. Yorga. Sesi iyice kısılmıştı. sonra at bakıcıları onu.com. Tutamadığı dizginler Gülsan'nın boynundan sarkıp sallanıyordu. o zaman kendini hâlâ at sırtında. Ölüm kadar korkunç bir şey vardı bu seste ve Gülsan bunu sezmişti. ben sapıyorum. çabuk eve götür beni! Çabuk Gülsan! Çabuk!. . kanı çekilmiş yüzünden soğuk ter şıp şıp damlıyordu. bu son saatlerinde anlıyordu hayatın değerini. Tanabay atının başını çevirdi.

insanlarımız hakkında her şeyi anlatacağım. Benden sonra onun ne söyleyeceğini de. Şu haline bir bak! Sen hiç canını.. Herkes her şeyi bilsin: Tanabay'ın partiden çıkarılmasına karşı geldiğimi bilsinler. Elinde ilaçlar olduğu halde koşarak.. tıp tıp akıyor. Gözleri yollarda kalan Caydar. söylemek istediklerimi bir söy-leyebilsem" diye düşündü. Dışarıdan. acı mı acı damlalar halinde. Armanı (gerçekleştirmek istediği ülküsü) büyüktü. işte şimdi yakasına sımsıkı yapışmışa. 21 Tanabay evine geç vakitte ulaştı.. nefes nefese gelmişti.. Zaman kötüydü.. Her şeyi anlatacağım.. su göğsüne dökülüyordu.. umutsuz bir çığlıkla tutmaya çalışıyordu "Her şeyi. her şeyi anlatmam gerek onlara. Komünistler kendileri karar versin. İşlerin kötü gittiğini bir bakışta anladı. İlacını içerken kendisini götürmeye çalışan karısını eliyle itti. şimdi herkesin yüzüne daha korkusuz bakabilirdi belki. elinde bir fenerle kapının önünde onu bekliyordu. Zaman ağır mı ağır. Nerede kalmışlardı çağırdığı insanlar? Niye gecikiyorlardı? Çok uzakta değillerdi ki!. Saatlerce. Başını kaldırıp dikleşti. Acılarım bastırıp. gelenlerin sesini duydu. ama bunların pek çoğunu başaramamıştı. Kıvrım kıvrım sarp yollardan gitmek zorunda kalmıştı. .enginel elveda gülsarı üstesinden gelmek için çalışarak geçirmişti yıllarını. ne yapacağını da görsünler. Bu işin nasıl olduğunu.. Tanabay hiç konuşmadan atın ağızlığını çıkardı.. Kendimi de olduğum gibi anlatacağım. Yeter ki bunları anlatacak kadar zamanım olsun. Dişleri titreyip bardağa çarpıyor. Sonunda böyle olacağını önceden bilseydi. Kocasını görür görmez ağlamaya ı başladı: 186/ElvedaGülsan .Bir şeyim yok. geçiyordu. ah! Çıldırdın mı sen! Toplantı yapacak başka vakit bulamadın mı? Hadi eve gidelim.com. Korkma. son görevini yapmak için bütün gücünü topladı. Çıkma-z| saplanıp başka yola geçtiği de olmuştu. sırtından eyeri aldı. çoktu.Ne oldu Çora? Neyin var? diye sordular gelenler. Dönüşü olmayan bir sona geliyordu. şapkasını çıkardı.Ah. Acımasız zaman tıp tip damlıyordu. . şimdi daha iyiyim. Sen kapının önünde bekle. toplantıyı açarak konuşmaya başladı. Tanabay'ı partiden nasıl ihraç ettiklerini anlatacağım. Nerede kaldılar? Biraz çabuk gelseler. "Ah bir dayanabilsem. Komünistlerin hepsi gelince. dedi karısına.... Toplantıdan sonra beni eve götürürsün. kaçacağı başka yol yoktu artık. Aldanov hakkında ne düşündüğümü de bilsinler. parti örgütleyicisi Çora Sayakov ayağa kalktı. Hadi çık. Caydar feneri 113 .cizgiliforum." İlk gelen karısı oldu. gözünü dört açarak bakmıştı yollara. Ve bunca zamanın nasıl geçip gittiğini anlayamamıştı.. Kolhozumuz hakkında. Uçup gitmekte olan canını. Sapacağı. Ama işin güçlüğü hiçbir zaman yıldırmamışti onu.www.. sessiz sessiz. Onu yıldırmayan güç. hayatını düşünmez misin! Çora dinlemiyordu.

yeniden o tırmığı kapmak. onun hakaretlerini.. yorganın üzerinde kendisine bar bar bağırışı kulaklarında uğulduyor. Karanlıkta bir süre dolandıktan sonra kapalı koraya girdi. kuzular meleşiyordu. Hiçbir şeyin anlamı.Ben bilirim ne yapacağımı! Tanabay kapalı koraya gitti. Ona söyleyecek söz. yardımcı kadınlar duyacak.. dünyada ne varsa unutup uyumaya çalışıyor ama uyuyamıyordu: İşte. uz gitmeyen işler için kaygılanmak. Nerede olduğunu. Bu bize az bile. Bütün bunlar gözünde canlanınca. Bunların hepsini gözünde canlandırıp aklına getirince. Cam ne konuşmak istiyordu ne de yemek. Yanıbaşında koyunlar öksürüp aksırıyor. Çok huzursuzdu.www. çalışmak. Uzun süre kendine gelemedi. Elveda Gülsan/187 . sürünün de. . kuzuları kıra çıkarmışlar ve hayvanlar taze ot otlamış-lardı.. diye bir-küfür savurdu Tanabay. hapse tıkma tehditlerini yeniden duyuyordu. Bir köşeye yığılmış samanın üzerine çöktü.com. Tanabay hâlâ ağzım açıp tek lâf etmiyordu ve bu suskunluğu korku veriyordu. sesini bütün dünyaya duyurmak.enginel elveda gülsarı tutuyordu. sonra 188/ElvedaGülsan bir dere yatağına girmek. daha iyiydi. Artık ölmekten başka yapacağı ne vardı? Ölsün. dedi Caydar. ne zaman nasıl yattığını bilemedi. verecek cevap bulamadığını da hatırlıyordu.. Oysa Caydar'ın ona iyi haberleri vardı.. orada uzanıp kaldı. böyle yaşamaktansa ölmek daha iyi. biraz dinlen. yeni bir çoban göndermişler. . Koyunlara bir göz attı. O niçin uyanmıştı? Niçin? Hiç uyanmamayı istedi. Sonra açık koraya çıktı. hiç kimseyi görmek istemiyor. Sen tfe haketmiştin. "Evet ölmek daha iyiydi!. Sonra Komite toplantısı canlanıyordu gözünde. diye düşündü. belki o zaman bu kadar üzgün olmazdı" diye düşündü. Bunu haketmiştim zaten.cizgiliforum. 114 . koşmak. değeri yoktu artık. Aa.Ne yorulması? Partiden kovdular beni! .Hadi yat.Çok bağırma. bağıra çağıra karanlıklara dalmak. bembeyaz kar üzerinde Bektay'ın kapkara ayak izleri geliyordu gözlerinin önüne. Segizbayev'in. Karısı içinden "Keski kasabada içip zil-zurna sarhoş olsaydı.Çok mu yoruldun? . . Tanabay ona tek lâf etmiyordu.. Ne diye öyle bakıyorsun? Ne diye dikilip kaldın? . Yaşamak. Bunlar geliyordu aklına.Niye bağırmayacakmışım! Neden gizleyecekmişim! Bir köpek gibi kovdular beni. sallaya sallaya.Bektay'ın da. düşüp kafasını kınncaya kadar koşmak. yeni çobanın da.. Bir halk düşmanı olarak suçlandığım hatırlıyordu. demek korada idi! Dışarıda şafak aydınlığı vardı. koşmak.Bektay'ın sürüsünü ayırdılar. Yattığı yerde bir o yana bir bu yana dönüyor. . onu hiçbir şey ilgilendirmiyordu. Halk düşmanı ha! Ömür boyu çırpınmasının sonunda gördüğü karşılık bu idi." Uyandığı zaman başı kazan gibiyidi. Onlara saman ve arpa unu göndermişlerdi. Hiçbir şeyi. O gün hava ısınmış..

.. şimdi gitmem gerek. Dağlar sislere bürünmüş. yakındaki sürülerden birinin çobanıydı.Bir iş için köye inmiştim.enginel elveda gülsarı .. gidecektir. Ben görevimi yaptım. Dönüp evine geldi. Seni görmek istiyor. haber verdim. hiçbir şey olmamış gibi çalıştılar. içeri buyur.cizgiliforum. o da bir avuç daha alarak üstüne döke döke içiyordu. Kansı kapalı koranın kapılına geldi: . yaşadıkça da bu yerleri daha çok çiğneyecek.. Bu yüzden Tanabay onlara içinden teşekkür ediyor. Çayın kıyısında küçük buz parçalan yüzüyordu.Biraz dışan çıkar mısın.. demek sensin Aytbay. Tanabay kamının ses tonundan kötü bir haber alacağını sezmişti.Ha. Nerden geliyorsun? . Karşılaştıklan zaman biraz konuştular. Karanlık basıyor. Sonra biraz durarak: . in aündan. Burada işler başımdan aşkın. Eğilip avuçlarıyla su içti.Haber verdiğin için sağ ol. budalalık olduğunu anladı. Daha sonra otlağa gitti.. Değişen bir şey yoktu sanki. ama bu ani değişiklikten kuşkulanmasınlar diye kendini tutuyordu. yalnız bir kez verilen cana. Sağ ol. O gün. Dışan çıkıp gelen atlıya 'hoş geldin' dedi. .www.İyi düşün. "Ay Allah! Yine mi Çora?" diye düşündü. .Ben doktor değilim ki.. kızlanna ve yardımcılara daha yumuşak davranmak istiyor. Az önce aklından geçirdiği kendini öldürmek düşüncesinin. nasıl kıyardı? Segizbayev gibileri için ölmeye değer miydi. Oradan geliyorum. Aytbay atının başım çevirdi. Tanabay yine kaşlannı çatmaya çalışıyor. ama olanlan unutmak ve cesaretini yitirmemek için kendini zorluyordu. Kalkıp çaya kadar uzandı. saçmalık. Onu ilk farkeden ve karşılayan Caydar oldu. Onu görmek istemiyordu. titreyen parmaklan arasından akıyor. Okuldaki oğlunu da çağırmışlar. istasyona karşılamaya gitmişler. Hayır! Daha yaşayacaktı. Su buz gibiydi. sürüyü koraya getirdi. Tüfeğini. Mutlak gelsin. Avuçlayıp aldığı su. Korayı temizleyip yere kuru saman yaymak gerekiyordu.com.. Yağmur ya da kar yağacak gibiydi. Caydar kocasımn sözlerinden utanarak: . dedi. O sırada Tana->ay korada temizlik yapıyordu. bu defa çok ağır hasta. Gördüğün gibi hava da bozuyor.Sen bilirsin Taneke. Yeni doğmuş kuzulan soğuktan koruElvedaGülsan/189 mak için çare aramalıydılar. Çora'nın çok hasta olduğunu sana bildirmemi söylediler.Gider. hiç konuşmadan ve durmadan çalışıyordu. gelen var. Hava kararmaya başladığı sırada bir atlının gelmekte olduğunu gördüler. dedi. fişekliği. 190/ElvedaGülsan Elveda Gülsarı/191 115 . Gidip gitmemek sana kalmış. O akşam hava bozmaya başladı. Şimdi biraz kendine gelmişti. İnsan denen varlığa. Önceki acılan birden depreşiverdi. Artık karısına. çok işler yapacaktı. hiç kimseye belli etmeden bir yerlere sokuşturdu. o her zaman hastadır zaten. gider. . Yine var gücüyle işe koyuldu. ama gitmeyeceğim. dediler. Gelen. gökyüzünü kara bulutlar kaplamıştı.

Benim için hiçbir şeyin önemi yok artık. Ama öfkesi kabarmıştı bir kere. şimdi böyle ağırlaşmazdı.Hadi giyin. Tanabay bu konuda karısıyla konuşmamak için eve gitmiyor.com. dedi.Hadi vakit kaybetme.Düşünecek ne var bunda! Yetti artık! Düşündüm. Nasıl yardım edebilirim mi diyeceğim?" Hayır. Tanabay'ın giyeceklerini orada bırakarak çadıra gitti. gitmeyeceğim! . karısı da onun yanına gelmiyordu... kuşağım.www. benden bir isteğin var mı? diyeceğim.. Gerçekten dost idiyse şimdiye kadar neredeydi? Hayır. . çok düşündüm de ne oldu? Sonunda partiden kovdular beni. . Doğuran koyunların kuzularını alıyor.. Ben çadıra gidip ateşe bakacağım. "Beni zorla gönderemezsin. O başka yola gitti. 116 . giyeceklere el sürmedi. Bu ilk değil ki.. Şimdi istiyorum. bunu yapamazdı. keçeye. meleşen kuzuları bir köşeye sürüyor... gücen-mişliğini bana bırak. El ne dermiş? Ne derse desin! Umurumda değil. Tanabay'ın muşambasını. Ömür boyu hastalıktan kurtulmadı. Sonra ömür boyu içinde ukde kalsın mı istiyorsun? . Benim için hiçbir şeyin önemi yok artık. iyi misin. inleyip durdu da yine at sırtından inmedi. Benim dostum-mostum yok artık.Boş yere ısrar etme." Sonunda Caydar geldi. Atlı uzaklaştıktan sonra karısına çıkıştı: . yeni çizmelerini. Sen hep insanlığı. Git oraya! İnsanlığını unutma.enginel elveda gülsarı Tanabay hiçbir şey söylemedi. kıvılcım. . Çora'ya söylediklerini aklından çıkaramıyor. Yatışmıyordu.İyi düşün Tanabay. homurdanmaya devam ediyordu: "Gidip de ne yapacağım? Nasılsın. "Gelmezsen gelme!" diye söylendi Tanabay. birbirlerini iten koyunlara küfürler savuruyordu.Niye ukde kalacakmış? Korkma ölmez. bugüne kadar senden benim için bir şey yapmanı hiç istemedim.Bak Tanabay. Ölüm döşeğine yattığım zaman beni yoklamaya da gelmesinler. kar tanelerinin yere düşerken çıkardığı o varyok ses bile duyuluyordu. Hay senin canından değerli şefliğin batsın! Bundan sonra seni bir daha görürsem gözlerim çıksın! Kızarsan kız. İnadını kıramıyor. Tanabay yerinden kıpırdamadı. eldivenlerini ve önemli ziyaretlere giderken giydiği börkünü ve ceketini de getirmişti.Sen ne dediğini düşündün mü hiç Tanabay! . Sonra el ne der? . :4 . Bir zamanlar dost idik ama artık bitti. Ben de kızıyorum ve kimsenin umurunda olmuyor. Artık umurumda değil.Hayır! dedi Tanabay başını inatla sallayarak. Acını. Caydar. kor parçası sıçrayabilir. emekli olsaydı. . Bir süre yatar yüıe kalkar. hafiften kar yağmaya başlamıştı. iyiliği düşünürsün.Benim adıma nasıl cevap verirsin! Gidip gitmeyeceğime ancak ben karar verebilirim. Büyük sessizlik içinde.İşi vaktinde bıraksaydı. Tek başıma da ölebilirim.. saygıyı.. ". Elini hiddetle salladı ve sonra kalkıp koraya gitti. gitmeyeceğim. Gitmeyeceğim dedim. Tanabay'a göre bir şey değildi bu." Karanlık iyice bastırmış.cizgiliforum. ben başka yola.

! teyi ilk gösteren Çora olmuştu. . partiye birlikte girmişlerdi. Tanabay kan silkip atmak için bir harekette bulunmuyor. bana hemen atı eyerle!" Tanabay. Dağlarda gece. ne kadar acı çektiğimi herkes görüp anlasın diye mi? Karımı da çok üzdüm. "Bir hayvandan farkım yok benim. 117 . ay-t dın'genci o idi. Düşüncelere dalıp gitmişti. . Köyün yüzünü ağartan bir gençti. Kendi resmini basan. Çora da gencecik idi o zamanlar. • . Onu sözünden caydıramazdı artık. omuzuna." Tanabay ata eyer vururken yaptıklarından.enginel elveda gülsarı Caydar yine geldi: . Baharın son kan.. kar taneleri başına. Sözünü geri almak da zoruna gidiyordu.com. onun ne suçu var? Beceriksiz. yoksa iş işten geçmiş olur. Caydar devam etti: "Eğer bir erkek değilsen. sen evde sümüğünü çeke çeke otur. yitip giderse ne olur? Ne yapalım. Çocukluk günlerini de. Köy halkının okumuş. ağır ağır atı eyerlemeye gitti. fenerin solgun ışığında yüz ifadesinin korkunç olduğunu ve gözlerinden od fışkırdığını gördü Tana192/ElvedaGülsan bay. eyer üzerinde Elveda Gülsarı/193 kımıldamadan oturuyordu. sakalına yapışıp kalıyordu. Tanabay hiç sesini çıkarmadan giyinmeye başladı.Atı eyerledin mi? dedi Caydar. O zaman senin yerine ben giderim.Hadi kalk giyin! Tanabay emre uyan bir asker gibi ayağa kalktı. Sonunda reddettiği ağır hasta dostunun çağrısına uyarak. gitmezsin. hemen şimdi gitmelisin. bu inadından utanmaya başladı. Kanal açılmasında beraber çalıştıklarını hatırlıyordu. Gelip geçen günleri. hayatının uzak geçmişini düşünüyordu. Öfke aklımı başımdan aldı. kendi istedi. Onun elini sıkıp ilk kutlayan da Qora idi. karanlıklar içinde yapayalnız yol alıyor.Öyleyse hemen giyin! diye muşambasını uzattı. Hayvanım hayvan!. Caydar bir adım daha yaklaştı.Daha giyinmedin mi? . Yine de bir onur meselesi yaparak: . "Ya bu karanlıkta yolunu şaşınrsa. dipsiz bir girdap gibi döne döne akıyordu. Komsomola birlikte katılmışlardı. İlk adımı yine karısı attığı için memnundu.. duygularımı böylesine açığa vurmam niye? Nelere uğradığımı. Üzüntümü. kaşlarını çatarak Caydar'ın yanına geldi. Bunu nasıl yaptığını kendisi de anlayamamıştı.Evet.cizgiliforum." Biraz durdu. onu zorlayan yok.Canımı sıkmasana! Gitmeyeceğim dedim ya! Caydar öfkeyle bağırdı: . Ben şimdi gidiyorum. Caydar. "Hay inatçı kadın! Bu karanlıkta nasıl gidecek?" diyordu aü eyerlerken.Olmaz. Kar ince ince sepeliyordu.Sabah erken yola çıksam olmaz mı? dedi. seyrek ama iri iri düşüyordu yere. .. Süsmek için başını eğen bir boğa gibi.www. işe yaramaz adamın biriyim ben. öldürsen bile sözünden dönmezdi. koluna. ondan söz eden gaze--'.

bütün bölgede olduğu gibi onların da çok iyi tanıyıp saydıkları. O ev Çora'nın eviydi! O kalabalık niye toplanmıştı oraya? Ne olmuştu? Yoksa Çora.cizgiliforum. yer yarılsa da içine girsem diye düşünüyordu. yüreği burkuldu. bir an önce varsaydı..com. Artık kendini bağışlayabilir miydi? Karla kaplı sokaklardan geçerken. Çora'yı bir öz kardeş gibi sevdikleri.www. son sözünü söylemek. köy sokaklan. sabahın bu erken saatinde. Ağlayan birinin ta göğe yükselen.he-lalleşmek için onu çağırmış. Biricik dostu Çora. suçluluk.. yumuşamaya başladı. Ağzından burnundan soluyor. öyle bir ses duyar gibi olmuştu. Çora nasıldı acaba? Biraz daha hızlı gitse. Önündeki bayın aşınca oraya varacaktı. Caydar niye yüzüne tükür-memişti onun! Ona ne deseler. Ne büyük aptallık. Atını mahmuzladı ve o bayıra çıktı. Pekâlâ mümkün olan olaydan sanki kendisi sorumluymuş gibi. öyle olmasa okuldaki oğlunu ne diye çağırsınlar? Belki bana bir diyeceği vardır.enginel elveda gülsarı ¦¦¦'. onun cenaze törenine katılmaya geliyorlardı. olanları konuşmak helalleşmek mi istiyor?. rüzgâra kulak verdi. Sonra hep birden eyerleri üzerinde ileri geri sallanarak. Atın başını çekip durdurdu. Birden. Çok kısa bir süre öylece durdu.. ilçeden dönerken Çora'nın yorgaya binerken kendisine yetiştiği zamanı da canlandırıyordu gözünde. kar altında kalan bahçelerin çıplak ağaçları arasından uzayıp gidiyordu her yana. kimsecikler görünmüyordu. Tanabay üzengiler üzerinde doğrularak kalktı. pişmanlık ve utanç duygularının ağırlığı altında eziliyor. sonra birden kesilen çığlığı idi bu. Tanabay atını hızlandırdı ve az sonra köy göründü. Kar hâlâ yağıyordu. Onu düşünüyordu: "Çora nasıl acaba? Ağır hasta olarak yatıyor muydu. yüksek sesle ağıt söylemeye başladılar: • Oy ciğerim oy! Vay ciğerim vay! "Kazaklar da gelmiş" dedi Tanabay içinden. Ölüm döşeğine yatmış bir adamın son dileğini yerine getirmemek bağışlanır bir suç muydu? Bu dileği yerine getirmemek şerefsizlik değil de neydi? Tanabay.. ne kadar hakaret etseler azdı. köy tarafından şafağın sessizliğini bozan soğuk bir ses geldi kulağına.. 118 . pek değerli komşuları Çora'nın ölümü için yas tutmaya.. dönüşü olmayan yolculuğuna çıkarken. parça parça oldu. O saatte sokaklar ıpıssızdı. Herhalde. Aman Tannm! Ne ağır sözler söylemişti Çora'ya." Şafak söktü. Bunlar sessizce Çora'nın evine doğru gidiyorlardı. Bir şey işitmedi. Derken. ona öyle gelmiş. Bu defa çok ciddi galiba.. Sonra evlerden birinin önünde toplanmış kalabalığı. ne bağışlanmaz bir davranıştı bu! Bir kara yüzlü olmuştu. olamaz!" diyordu. "Olamaz! Nasıl olur. Buradan. "1 Tanabay'in Çora'ya karşı buz kesilen yüreği yavaş yavaş çözülmeye. oysa kendisi inatla bu çağrıyı reddetmişti. önünde bir atlı grubu gördü.. buz gibi soğuk havayı içine çekiyordu. Sonra atını dörtnala 194/EtvedaGülsan » " kaldırdı.. ağaçlara bağlanmış atları gördü. O zaman anladı Çora'dan hiçbir umut kalmadığını: Çora ölmüştü! Çayın karşı yakasında oturan Kazaklar.

İşte. . Sonra Tanabay kalabalığın arasına girdi. Sahipsiz kalmıştı soylu yorga. onu. o müthiş fırtınalı gece için. Gülsan orada bağlı duruyordu. yarışElvedaGülsan/195 larda ortak. Çevresindeki yüzler bulanık bulanıktı. Çora'nın öğrenci oğlu Samansur. . Tanabay'a döndü. öncekinden de büyük hıçkırıklarla sarsıla sarsıla ağlamaya başladı. Neler neler içinde o gözyaşları. Kara bir örtü koymuşlardı üstüne.enginel elveda gülsarı Tanabay "Sağ olun Kazak soydaşlar. gözyaşlarımı kendi eliyle silse. toylarda ortak. çektiği bunca sıkıntı için ve eziyetler için. Herkesi yakından görüyordu şimdi ve o sırada. kıvançta ortak... Gözleri kararmıştı. kader ikisini ayırdığı için. Gelmedi ama. avluda. Beli bükülmüş. ömür boyu yitirdiği her şey içindi: Artık hiç göremeyeceği Çora için.. dedi. bağışla beni Çora diye bozladı Tanabay. bağışla! diye ağlıyordu Tanabay. Tanabay. köyün ıssız sokaklarında yankılanan bir haykırışla: * Çoraaa! Çoraaaa! Çoraaa! diye. Bibican Tanabay'a gözlerini dikti. "Bibican yanıma gelse. Çora'sız kalan bizlerle birlikte ağlayın!". Şimdiki ağlayışı. Kucaklaştılar. Çora'nın oğluna götürün onu. yüzünü duvara dayamış. Gözleri yaş doluydu." diye düşünüyordu bir yandan. Bibican'ı da gördü.. Birileri gelip onları ayırdı. Tanabay bunu duymamıştı. bu dünyadan göçen dostu için sel gibi gözyaşı dökmeye başladı. beni avutsa. bir mutlu ve aydınlık gün görmeden yaşlanıp gitmesi içindi. Sonra o da dövüne dövüne. koluna girip kalabalığın arasından geçirdiler.Bağışla beni Çora. kamburu çıkmıştı. Sahibi ölen atlara böyle kara örtü örtmek. Ama Bibican gelmedi. öylece duruyordu. sağ olun" dedi içinden. dile getiremeyip içine attığı her şey için ağlıyordu..Artık senin baban yok! Benim Çora'm yok! Bağışla. "Biz ta en eski atalarımızdan beri herşeyde beraber olduk: Tasada ortak. O sırada biri: Tanabay'ın inmesine yardım edin. bu çığlıklanyla Bibican'dan da bağışlanmasını diler gibiydi. Birkaç kişi onu attan indirdiler. Yalnız Çora'dan değil.com. Hıçkırıklar doldurmuştu havayı. Çora'nın evine gelmişti. o da kendisi gibi ağlıyordu.. Örtüyü kar kaplamıştı. sonra tekrar başını kaldırdı ve tekrar kapandı.cizgiliforum. Ağlayın kardeşlerim. Gözyaşları iri iri damlalar halinde akıyordu. ağladılar. Bibican'ın yarsız ve yalnız kalması.. Tanabay. bir sağa... karşı196/Elveda Gülsan sında duran Bibican için. eyersiz tutmak. işlediği suçlar için. . bir gelenekti. Tanabay yüzünü bindiği atın yelesine gömdü. ağladılar.. Tanabay'ı yatıştırmaya çalışanlar başkaları oldu: 119 . bir sola sallanarak. Karalara bürünmüş Gülsan için.Bağışla beni Çora! Bağışla beni! diyordu durmadan.www.

O yolda sen niye kîşneyerek beni durdurmadın? Ne yapalım." diyordu. sabır. bağışla! Beni duyuyor musun? Bağışla. Çora'mn yanında. Tann sana konuşma dili vermemiş. Oysa benim dilim var. gözyaşlarını dindiremiyordu. beyaz bir top gibi görünüyordu. yumuşak.enginel elveda gülsarı . Cenaze alayı.cizgiliforum. Kamyonun hemen ardında iki kişi yürüyordu. Artık Çora yok.www. Tanabay Çora'dan af diledi. Yetim kalmış Gülsan... güneşli. bembeyaz karla kaplıydı. Bu sözler onu avutamıyor. Oradan da 198/ElvedaGülsan ark boyunca yürüyerek devrilmiş bir ağacın yanında durdular ve bu ağacın üzerine oturdular. beyaz keçeden kefene sarılmış Çora'mn cenazesini taşıyordu. belli belirsiz. Cenaze alayının önünde. "Hayat dediğin bu işte. tepe üzerindeki mezarlığa kadar uzandı. çocukları ve yakın akrabaları oturuyordu. dilsiz hayvandan daha dilsiz. bir gün bitiverir" diyordu Tanabay. binicisiz. . dışanda konuşalım. ikimiz. "Bu Samansur daha düne kadar koşup oynayan bir 120 . Çora'yı ben öldürdüm! O hiç gereksiz acı sözleri söyleyen dilimle öldürdüm!. eyersiz. daha kötüyüm.Sabır Tanabay.. sarsılıyor.Bağışla Çora! Bağışla! Bağışla! Cenaze aşından sonra Samansur Tanabay'ın koluna girerek onu dışan çıkardı: . kara bir şerit gibi görünüyordu. sen ve ben. Mezarlıkta Samansur'la birlikte kabre indiler.com. Göl kadar gözyaşı dökmek Çora'yı geri getirmez. İkisi de kendi düşüncelerine dalmıştı. İnsanların arasından. karalara bürünmüş Gülsan'yı götürüyordu yedeğinde. size söyleyeceklerim var. Çora'mn son seferi için açıyorlardı o yolu. dediler. Çora'yı ebedî uykusuna yatacağı mekâna yerleştirdiler. çağıltısız kara bir çay gibi akıyordu.. Tanabay durmadan tekrarlıyordu: . Birlikte evden çıktılar. Mezarlığa giden yol boyunca. topla kendini. Yumuşak kar taneleri hâlâ uçuşuyordu havada. yan kapaklan indirilmiş bir kamyon. Atların toynakları altında ezilen bu yol genişliyor. evin arkasındaki bahçeye geldiler. arkama bakmadan çekip gittim. Ama. Çora'nın yolu bitmiş oldu. acısını daha da arttınyordu. Kendini topla artık. Köyün dışındaki yol. Tanabay'ın yedeğindeydi. Çora'dan aynldık.Taneke. Dostunu o yolda öylece bırakıp. Ta-iabay içinden onunla da konuşuyordu: "İşte böyle Gülsan.. konuşan bir insanım. bağışla! Bir tepecik meydana getirdiler. Gökyüzünde donakalmış gibi hareketsiz duran bulutların arasından. Yaya yürüyenlerden biri Çora'nın oğlu Samansur. karısı. 22 Çora'mn cenaze namazı ikindide kılındı ve onu toprağa verdiler. dedi. Yol. Aynı kamyonda. Sarsılıyor. saElveda Gülsan/197 hipsiz. Geriye kalanların hepsi atlıydılar. Ve orada. ikincisi Tanabay idi. sanki. Suskundular. Tanabay. Çora'yı dönüşsüz yolculuğuna çıkaran cenaze alayı.Bağışla beni Çora. tüten semaverin yanından ve avluda yanan ateşlerin dumanlan içinden geçerek.

Artık Ço-ra'nın yerine Çora sensin. Babanın yerini oğul alır. artık sen aile reisi oldun. ama söyleyemeden gitti. Son ana kadar bilinci yerindeydi.Ben geldiğimde babam daha ölmemişti Taneke. Yetişemedim.Partiden çıkarıldığıma göre. 121 . Böyle de olmalı. Size bir şeyler söylemek istiyordu herhalde. Tanabay'ın bir yansını. bir şeyler söylüyordu ama anlayamadık. hâlâ birilerini bekliyor gibiydi. Şimdi onunla iki büyük insan gibi konuşuyoruz.. Dilerim babası gibi olur. "Tanabay nerede? Gelmedi mi?" diye sorup durdu. Kendimi hiç bağışlamayacağım. Boşuna dememişler "Babalar ölür. Kendi eliyle götürmesini söyle. Çora'yı bilenler ve ananlar var oldukça Çora ölmez! . ah yetişemedim! Suç benim! .enginel elveda gülsarı çocuktu. bizden bilgili. Artık son nefesini verdiğinde. Hayatın anlamı da budur". hayatımn çok önemli bir bölümünü ve daha birçok şeyi alıp götürmüştü. Çora'mn aile içindeki yerini o dolduracak artık. Beni Partiden çıkardıklarını biliyor musun? . az sonra geleceğini söylüyorduk her soruşunda. Oğullar babalarının işlerini sürdürür. Elveda Gülsan/199 . .Kulağım sende oğlum. Partinin ilçe merkezi komitesine. tıpkısıydı babasının. ama oğullar onu yaşatırlar" diye. Dudakları yine kımıldıyor. Biz de bunun için babayız.www. dedi. bunlan söylediğin için sağ ol. bjunu söylemeyi sakın unutma. Babana da şükran duyuyorum. ona layık evlat olduğunu gösterir. bizden ileri olsunlar.cizgiliforum. Tanabay Çora'mn sesini duyar gibi oldu ve irkildi. Sizi çok bekledi Taneke. beni düşündüren bir durum var. Sessiz hıçkırıklarla sarsıla sarsıla ağlıyordu. Oysa onlar ikisi bir kişi gibiydiler. Tanabay. daha başarılı olmasını dileriz. bana kızmamasını istiyorum. dedi S^mansur. Biz yolda olduğunu. Çora kendisiyle birlikte. ama Samansur babasının delikanlılık çağını bilmiyor. Seni Çora'yı dinler gibi dinleyeceğim. size iletmemi istediği bir sözünü söyleyeceğim. dedi.. biliyorum. . Oğullarımızın bizden daha bilgili. Söyleyeceklerini söyle bana.Samansur. dedi Tanabay hıçkınklannı keserek. Çocuk babasının gençliğine çok benziyordu.Evet biliyorum.com.Biliyorum Samansur. kocamış bir adam gibi sakalını sıvazlıyordu: . Tanabay bunu o anda farketti. . benim parti üyelik kartımı o götürüp teslim etsin.Sağ ol Samansur. . başkası götürmesin. Kendilerine de. Tanabay hiçbir şey söylemedi. Çora dünyadan göçüp gitmişti. Yalnız. onun üyelik kartını oraya götürmeye hakkım yok. Herhalde bu acı onu olgunlaştırmış. Gözleri sönüyordu. benim Tanabayım'a söyle.Ben size babamın bir vasiyetini. şimdi kocaman bir delikanlı. Tıpkısı. Oğullar bizden akıllı. beni bağışlamasını. başkalarına da yararlı olsunlar. ileri götürürler. Görüşmemiz gerekiyordu.Babam size şunları söylememi tenbih etti: "Oğlum. Ölümünden bir saat önce yetiştim. Bundan sonra gücü kalmadı. Tanabay biliyordu. ondan özür diliyorum.

Gülsan.cizgiliforum.Orasını bilemem Taneke. Tanabay çoktandır binmemişti yorga Gülsan'ya. sayıldığım anlatacaktı. şafak ağır ağır sökmekteydi. doğan güneşe. İyi günlerde. hepsi gözünün önünde. çıtırdıyor. Hiçbir zaman Çora'dan öğrenemeyecekti bunu. büyük dost. Çora ile Tanabay. yazın sıcağında.com. her türlü düşünceler üşüşüyordu kafasına. bir elin parmak-*ları gibiydiler. tan ağarmadan önce Tanabay atlandı. Tanabay'ı uçar gibi götürüyordu Gülsan. kışın ayazında. gözün ulaşamadığı bir uzaklıkta. herkes tarafından nasıl sevildiğini. Artık Çora konuşamazdı. Yine anılar. Kendisini de anlatacaktı. Beyaz sisler arasından. bunca kişi arasından. ufukta tek başına parlayan o yıldıza doğru koşuyordu. . daha dün partiden kovulan Tanabay'ı niçin seçmiş. altın renkli ışınlar süzülüyor.www. Babam bu vasiyeti kime niçin bıraktığını biliyordur. kötü günlerde. 122 . Ertesi sabah. Gülsarı yine eskisi kadar hızlı koşuyordu. Gençliklerinde Çora ile birlikte. hızlı ve düzenli koşma niteliğini yitirmemişti ve gücünün doruğundaydı. Kartı verecek ve Çora'nın nasıl bir adam olduğunu anlatacaktı onlara. büyük at Gülsan. Ben babamın vasiyetini söyleyerek görevimi yaptım. çınlıyordu. Neyleyim ki bu felaket geldi başıma. zorda ve kolayda. Karşıdan gelen rüzgâr atın yelesini savuruyor. sonra alev alev yükseliyor. Unutmaya çalıştığı ne varsa. Ço-ra'nın son dileğini yerine getirecekti. niçin bunu vasiyet olarak söylemişti? Bunun anlamı neydi? Bu bir sınav mıydı? Tanabay'ın partiden atılmasına karşı olduğunu mu anlatmak istemişti? Bu soruların cevabım veremiyordu. Ama gerçekti.Hayır olmaz. Sen götürüp versen olmaz mı. kafasında yeniden canlamyordu. Buna kendiniz karar verirsiniz. ayrılamazlardı. Demek daha bitmemişti. Çora'nın parti Elveda Gülsarı/201 üyelik kartını teslim etmeye gidiyordu. Şimdi o. vasiyeti böyleydi" deyin. Ayazdan kaskaü olmuş yol namlı yorganın nallan altında eziliyor. Besbelli ki Gülsan.Bunu candan gönülden yapmak isterim Samansur. Tanabay'ın yüzüne vuruyordu. Babam size güveniyordu. Belki o zaman herkes Tana-Jbay'ın. donmuş yolu nallanyla döverek koşuyordu. Onun. Can dostu Çora Sayakov'un vasiyetini yerine getirecek olan Tanabay vardı eyerde. .enginel elveda gülsarı . ne sağ iken ne de öldükten sonra Çora'dan kopanl-f?nayı haketmediğini anlardı. Şafağın doğurgan rahminden sökün eden ilk ışıklarla yeni bir gün doğuyordu. ben niye güvenmeyeyim? Komitedekilere söyleyiniz: "Komünist Çora SayaV *^v 200/Elveda Gülsan kov'un ölüm döşeğinde iken son isteği. yeryüzüne yayılıyordu. Bu vasiyeti yerine getirmenizi sözden rica ediyorum. Bunu biliniyorlarsa öğrensinlerdi. nasıl canla başla çalıştıklarım anlatacaktı. İleride. • Tanabay yol boyunca düşündü: Çora parti komitesine üyelik kartını götürmesi için. 'Çora konuşamazdı' derken yine yüreği parçalandı.

Tanabay dosdoğru Kaş-katayev'in bürosuna yöneldi.www. isterseniz Çora'nın oğlu Samansur'a sorun.. Çora'nın ölüm döşeğinde söylediği vasiyetidir" diyecekti.İyilik.Selam... Gülsan. Onu yeniden partiye alsalar çok sevinecekti. Hemen görürsünüz. kaskaü olmuş yolda çın çın sesler çıkararak düzlüğü aşıyor. Yeter ki içini dökmeye fırsat versinler! Tanabay Parti sekreterinin odasına nasıl gireceğini. iş saati henüz başlıyordu. Koridorun sonunda. Tanabay. "Herkesin yanında söylenmiş bir vasiyet. Öyleyse ona söyleyin: Bizim parti örgütçüsü Çora Sayakov yoldaş vefat etti. Halktan gelip gidenler yoktu daha. Kabul odasındaki sekreter kadına: . özür dileyecekti." derlerse ne cevap verecekti?.. İşte bunun için geldim. balığın karaya çıkması gibiydi onun için. Adım Bakasov. "Ben sanıyordum ki.Benim yoldaş Kaşkatayev'e söyleyecek sözlerim var. Bu süre için bile Tanabay heyecandan yerinde duramadı. bir dakika bekleyin. Çok önemli.Odasında. . Sayakov'un kartını kayıt bölümüne teslim etmenizi söyledi. diye cevap verdi kadın. Aleksandrovka yokuşuna yaklaşıyordu. Başkanın sekreteri kadın içeride pek az kaldı.Tanıyorum. . Orada indi.Yoldaş Kaşkatayev meşgul. .enginel elveda gülsarı Yeter ki ona kulak verip dinlesinler.. Aktaş kolhozunun çobanıyım. atını bağladı. dedi kadın her şeyi bilirmiş gibi bir gülümseme ile.cizgiliforum. göz açıp kapayıncaya kadar Tanabay'ı ilçe merkezine ulaştırdı. "Bunun ne önemi var. üyelik karünı benim getirip teslim etmemi vasiyet etti." Kadına döndü: . . Tanabay böyle düşüncelere dalmış giderken.com.Onu görmeye geldim. o buna tanıktır" diyecekti. Biraz düşündü ve birden üzüntü ve öfke ile "Bu nasıl olur? Bu iş bu kadar basit mi" diye düşündü.Pekâlâ. Namlı yorga. sağda. partinin resmi belgesine el sürme hakkım nereden aldın?" derlerse! "Bu. dedi kadın kapıyı sıkıca kapatarak. Ölmeden az önce. Nasıl bu kadar çabuk geldiğini Tanabay da anlayamadı. Tanabay hiçbir yana sapmadan. ... Parti dışında kalmak. ölmekte olan bir adam her şeyi sayıklar. Lütfen bir daha söyler misiniz? Onu görmem gerek. "Kayıt bölümü. Yine düşünüyordu: Başkan ne diyecekti? Nasıl karşılayacaktı? Koridor boştu. dedi kadın. partinin ilçe yönetim kurulu bürosuna geldiğinde daireler yeni açılıyor. durumu nasıl anlatacağını da düşünüyordu. önündeki masaya Çora'nın kartını nasıl bırakacağım. köpükler içinde kalan yorgayı dosdoğru komite binasımn önüne sürdü. Kendi suçunu da kabul edecek. Bu da ne demek oluyor? diye bir an şaşkınlık geçirdi. koridorun sağında.Yoldaş Kaşkatayev odasında mı? . Sekreter kadın biraz duraladıktan sonra tekrar içeri girdi ve döndü: 123 . İyi misiniz? dedi . Ya ona "Sen partiden atılmış bir adamsın.. üstünü başını düzeltti ve yüreğinin güm güm atma202/Elveda Gülsan sim yatıştıramadan bürodan içeri girdi.

. Yorganın yularını çekerken: . onu sırtına alıp 1 Argımak: En iyi cins at. Üzerinde ufak bir pencere olan kapıda "Kayıt Bölümü" yazısı vardı. eşelenip yeni odun atılan ateşin çıtırtılarını duydu. Büyük bir deftere adını. Çora'dan kalan son anı bu oldu. sancılarını azaltmıştı. Daha sonra keçe çadırın arkasındaki koytaşın1 üzerine oturdu. ona-sarılıp başını omuzuna koydu. Sonunda Tanabay kartı memura uzattı. Gülsan. Sonra karısının kopuzundan. karla kaplı ulu dağların ardından Ay doğuyordu ve onu seyredecekti. sağlıkla. Caydar da kocasını kucakladı1 ve ikisi birlikte Çora için ağladılar. Caydar! Benim dostum Çora yok artık! diyen Tanabay yeniden hüngür hüngür ağladı. Bozlarda bahar yeşilliği görülmeye başlamıştı. Irakları yakın eden Gülsan'nın bu koşusu. Koridorda yürümeye başladı. babasının adını. soylu Gülsarı. argımak' Gülsarı. Gülsan'nın nal seslerine uyarak onlara doğru koşuyordu. Kadın memur. Tanabay'ın yanan yüreğine su serpmiş.. dedi. .. gitseniz iyi olur". Sonra daha samimi bir ses tonuyla: Elveda Gülsan/203 "Konuşacak bir şey kalmamış.Peki. o küçücük pencereden kartı alan memurun yaptıklarını seyre koyuldu. Tanabay dışarı çıktı. Kayış bağı da olan deri kılıfı. Tanabay elini koynuna soktu..Güle güle. Sonra kadın o defterde bir yeri göstererek Tanabay'a imza attırdı. . kart numarasını ve partiye giriş tarihini yazdı. Ve küçük pencere tekrar kapandı. boş yere beklemeyin. . Tanabay hemen o akşam dağdaki çadır evine döndü. Kapıya vurdu. Koytaşın üzerinde dağlan seyrederek oturan Tanabay. keçe çadırdan. Bir-iki gün öncesine kadar o kılıfta kendi üyelik kartım taşıyordu. karttaki numarayı aldı.Parti üyelik kartı teslim etmeye geldim. Tanabay çıktı. dedi.. Sonra. soyadını. insanın yüreğini yolup alırcasına 124 . ağladı. önce.Çora'yı kaybettik! Artık Çora yok. 204/Elveda Gülsan köye doğru uçtu. Bozkır ve rüzgâr. Ölüm kaydını düştü.Ne istiyorsunuz? dedi.Çok meşgul.Bitti mi? dedi Tanabay. .Bitti. Karşıda.Evet bitti. . Pencere açıldı ve içeriden bir ses: . sonra bu kılıfın içinden Çora'nın üyelik kartını çıkardı.www. "Hoşça kal Çora! Elveda!" diyordu içinden." Daha da yumaşattı sesini: "Sizi görmek istemiyor.cizgiliforum. Karısı sessizce karşıladı.com. Atın dizginini tuttu ye inmesine yardım etti. Her şey tamam! Hepsi bitti! Ve. Caydar çocukları yatırmak için çadıra girmişti. Tanabay Caydar'a döndü. Yalnız kalmak istiyordu. Aktaş kolhozundan geliyorum. Kartı çıkarırken küçük pencerenin gerisindeki kadın sabırla bekledi. Bizim Parti ifrgütçünHiz Çora Sayakov vefat etti.enginel elveda gülsarı .

onu sadece hafifçe yaralamış. Boz Geyiğin onu dik kayalara sürüklediğini farketmemiş. Ama vuramayacaksın! Bu senin son atışın olacak. acıdan inim inim inlemiş. genç oğluna avcılığın bütün hünerlerini. "Gördün mü. Yaşlı avcı. Dağ-taş. yüreğime nişan al.. Ne sağa gidecek yol varmış ne sola. ne yukarı çıka-bilirmiş. Geyik kaçmış. Gelip durduğu yerden hiçbir tarafa adım atamaz.. onulmaz derdini gömecek bir yer arayarak koşan bir adamın acı çığlıklannı andıran bir ezgiydi. Bunun için yalvanyorum sana." Tanabay. Bunun üzerine çıkıp uzaklara. Yayını düşürmüş. 1 Koytaşı: Çoban çadırlarının yanında bulundurulan büyük kaya. genç avcının başına hiç böyle bir şey gelmemiş. gBoz Geyik'in sürüsünü de kınp geçirmiş. Oysa bugüne kadar. avcı kovalamış ve kovalamaca günlerce sürmüş.. yalnızdı.com. kar-buz. acımadan vurmuş. Genç avcı da pe206/Elveda Gülsan şine düşmüş. yeni doğmuş yavrulan da. nişan almış. inceliklerini öğretmiş ve delikanlı avcılıkta babasım geçmiş. Elveda Gülsan/205 . yaşlı bir avcının yiğit bir oğlu varmış. hiçbir yana gidemez durumda kalmış.. oradan ne aşağı gidebilir.. dere-tepe.www. efsanedeki o yalnız adam gibi acılıydı. Genç avcı yaşlı geyiğin bunadığını. vurabilirsen vur bakalım!" Genç avcı yine gülmüş: "Sen de kaçabilirsen kaç bakalım! Benden vebal gitti. hiçbir zaman attığı ok hedefinden şaşmamış. çok eski bir zamanda. Sonra genç avcıya dönmüş: "Hadi beni de vur. ıssız ve engin bozkırda.cizgiliforum. hiç kımıldamayacağım. Geride yalnız dişi Boz Geyikle onun yaşlı erkeği kalmış. Bunu bilen kansı Caydar ona "Karagül-Botam" bozlağını çalışıyordu. ah dedikçe nefesiyle yel savuran çok büyük acılı bir insan atılan. Yakın dağlardaki bütün av hayvanlarını öldürmüş. gözyaşlan dökerek yalvarmış: "Geyik soyunu kırıp tükettin. ağlayan bir adamın bozlamasını anlatıyordu kopuzun telleri. Yerde kaçan. başını vuracak. Ok.. Soyumuzun tamamen yok olmaması için eşim TavTeke'yi sağ bırakmanı istiyorum. senin de sonun olacak!". yayılan sürüye bakarlar. Genç avcı. Gerçekten kımıldamadan duruyormuş Boz Geyik. bozla!. Öyle bir yere gelmiş ki. üstü başı parça parça olmuş. Çok. Yalnızlıklar içinde kalan bir adamın hıçkmklan. bir kovalamaca başlamış.. Hiç kimsenin avutamayacağı. geyiğin ön ayağını sıyınp geçmiş. Nişan almış ve bir atışta Tav-Teke'yi de vurmuş. O zaman Boz Geyik. Ama genç avcı onu dinlememiş. Onu vurma!". Oku fırlatmış. Genç avcı topal geyiği yakalayamıyor-muş. Attığı ok boşa gitmezmiş. şimdi ben topal ayağımla kaçacağım. ne söylediğini bilmediğini düşünmüş ve gülmüş. "Bozla kopuz. demiş Boz Geyik. Yakaladığım zaman kafanı koparacağım seni bunak hayvan!" Topal Boz Geyik kaçmaya başlamış. havada uçan hiçbir canlı kurtulamazmış onun okundan. ağlıyordu. hiçbir şeyin merhem olamayacağı acılarla ağıdını söyleyen. gebe hayvanlan isi.enginel elveda gülsarı hüzünlü ezgiler geldi kulağına. 125 .. Boz Geyik genç avcıya. yakalayabilirsen yakala. Vurulan Tav-Teke yardan aşağı yuvarlanıp gitmiş.

kımıldamaya korkarak duruyor! Başında börkü. gözyaşlarını seller gibi akıtarak bağırıyormuş: "Karagüüüül! Neredesin? Karagüüül! Ses ver bana!" Ona yalnız kendi sesinin yankılan cevap veriyormuş: "Karagüüül! Neredesin!" Birden. Zavallı baba ne yapsın? Çığlık çığlık inletmiş dağlan. ne gökyüzünü. vur beni! Daha fazla acı çekmek istemiyorsan. Pek ağır kargışladı ve bırakıp gitti.. Ne yukarı. dik kayalardan.. Sonra da okunu taşlara vurarak parçalamış. Ne yeri. Yalvarırım. her yanı derin bir uçurum olan bir kayanın üzerinde. karanlık dar boğazlardan geçerek. dağlara. öyle acılar içinde ağlasın! Bunu diliyorum. Elbisesi lime lime. kayalara tırmanmış. çıkılamaz. ne aşağı.. Her yana bakmış.www.. ağlaya ağlaya gitmiş.com. gündüz dememiş. Sonunda. Karagül botam! Yalnızım.. Başını çevirip bakamıyor bile. ne sağa. Yolda oğlunun yayını bulunca. elini çabuk tut! Vur beni! Vur beni! Sonra da yıka ve göm!" Onun yalvanşı ve o hali. Gidip yere düşen cesedin üzerine kapanmış ve başlamış bozlamaya: Seni ben öldürdüm. kayadan kayaya.. öldür de kurtar beni!. Boz Geyik beni bura. Bir de ne görsün! Oğlu dimdik bir kayanın tepesinde tünemiş. kalkmış.enginel elveda gülsarı Boz Geyik onu orada bırakmış ve gitmeden önce de şöyle demiş: "Artık buradan hiçbir yere gidemeyeceksin! Hiçbir kimse de seni kurtaramayacak! Soyumu kırıp yok ederek beni nasıl dayanılmaz acılar içinde bırakmışsan.Sorma baba. Ama hiçbir çare yokmuş oğlunu kurtarmak için.ya aldatarak sürükledi. . ulaşılamaz. güneş batmak üzereyken. Genç avcı. Senin yüzünü de göremiyorum baba! Vur beni baba! Kurtar bu işkenceden! Hadi baba. Kargışlarım tutsun seni Karagül. hiç sorma! Kargışlandım.cizgiliforum. Babası oğlunu aramaya çıkmış. ne de güneşi görebiliyorum. Çömelip yüzünü kayaya dayamış. başına bir bela geldiğini anlamış. Kader beni böyle arbadı1 botam! 126 . oğlunu kendi eliyle öldürmeye gönlü razı olmuyormuş. Düştü. oraya nasıl geldiğini bilemiyormuş. yüreğini parçalaya parçalaya. ne sola bakabiliyor. Acımasızlığımın cezasını çekiyorum. Biraz kımıldayacak olsa uçuruma yuvarlanırmış. İnilemez. Oğlu acılar içinde inleyerek yalvan-yormuş: "Haydi baba. yaralı bir kuş gibi.. sırtında kürkü kalmamış. Yaşlı baba sesin geldiği yana bakmış. gece dememiş. kendimi soldurdum botam! Felek beni böyle kargadı botam. parça parça ediyormuş. nişan almış ve vurmuş oğlunu. oraya nasıl çıktın? . Günlerden beri burada böyle bekliyorum. . çek okunu! Kurtar beni bu acıdan. Zavallı baba korkular içinde. Oraya koşmuş.Ah zavallı oğlum. kımıldamaya korku-yormuş. dağdan dağa sekerek. Ama eli varmıyor. baş döndürücü bir yermiş. bana acıyorsan. kımıldamadan. dağlar taşlar arasında koşa koşa. düşecek!. zavallı babanın yüreğini yolup yolup kopanyor. Kargışlarım tutsun! Lanet sana!" Boz Geyik böyle lanefokuduktan sonra. kımıldayamadan kalmış.. lanetlendim. tepelerin birinden "Buradayım baba!" diye bir Elveda Gülsan/207 ses gelmiş kulağına. buraya koşmuş. senin baban da. Akşama kadar karar verememiş.

tükettin botam! Bu eleme beni sen attın botam! Seni ellerimle öldürdüm botam. Buna inanıyordu. Ay. sağ olun. Bu.enginel elveda gülsarı 1 Arbadı: Bana oyun oynadı. o büyük olayı izleyen günleri de hatırlıyordu. Oradaki birahanenin önünden geçerken.www. O yıl Bölge Merkezinde yapılan büyük genel kurul toplantısında konuşmasını dinlediği birinci sekreteri görmek. bozlağı dinliyordu. J . dedi. belki bir yardımı olurdu. Tanabay can çekişen atın başucunda.Hayır. Tanabay'ı görür görmez gözünü ondan çevireme-den bir an donakaldı. ses çıkarmadan. ateşin yanında oturuyor. kendisini dinlerse. İşte bu yerdeki genç adam bir ara başını çevirip ona baktı. boş fıçıyı bir tahtanın üzerinde yuvarlayarak kamyona çıkarmaya çalışıyordu. koytaşın üzerinde oturmuş. Eski sekreteri tanıdığından.cizgiliforum. Caydar.Hayır. onun da kendisini tanıyacağından hiç kuşkusu yoktu. Bektay idi. Ta eski çağlardan kalan bu Kırgız ağıdını dinledikçe içindeki sızı daha da arttı. kopuzuyla ünlü ve eşsiz avcı Karagül'ün pek acıklı yırını çalmaya devam ediyordu: Avcılar avcısı güçlü Karagül Al kanlar içinde yatıyor botam!.Onun başka yere tayin edildiğini duymadınız mı? . son denemesiydi. Soğuk bir adam değildi. ikincisi yerde. Eski sekreteri tanıyordum. karanlığa gömülmüş sıradağların ardında yavaş yavaş yükselmeye başladı. Ona nefretle bakıyordu. dedi Tanabay. keçe evin içinde. . Bu onun son başvurusu. kabul odasındaki yazıcı kadın. sağ olun.com. Ama Tanabay onun başka bir merkeze atandığını ancak oraya varınca öğrendi. Biri kamyonun üzerinde duruyor. ona her şeyi olduğu gibi anlatmak isElveda Gülsan/209 tiyordu. kendimi soldurdum botam! Tanabay keçe çadırın dışında. Tanabay ölen dostundan bir kere daha. Sen de yüreğimi kül ettin botam! Ciğerimi yoldun. Kusura bakmayın.Eğer işiniz önemliyse yeni sekretere söyleyeyim. Tanabay yola koyuldu ve otobüs durağına doğru yürümeye başladı. Kimseyi rahatsız etmek istemem. başkaları da ondan övgüyle söz etmişlerdi. Merkez Komitesi Birinci Sekreteri kolhoz çobam Tanabay'ı tanıyor olamaz mı? Tanış olup birbirlerine saygı beslemiş olamazlar mıydı? Bu yeni yazıcıya da onun için böyle demişti zaten. o sizinle görüşür. bir kamyona boş bira fıçılarını yükleyen iki kişiye gözü takıldı. Tanabay'ın bir şey söylemesini bekledi. Az sonra dağı aşıp bütünüyle ortaya çıktı ve dorukların üzerinde bir yere asılıp kaldı. .. kendisini bağışlamasını istedi. 23 Tan ağanyordu. 208/Elveda Gülsan Avcılığı sana öğrettim botam. kımıldamadan. Kamyonun üzerindeki adam: 127 . O olaydan bir süre sonra Tanabay'ın Bölge Merkezine gidip geldiğinden kimsenin haberi yoktu. duymadım. Merhum Çora da. Bürodan çıktı. tuzağa düşürdü. o da beni tanıyordu. Yuvarladığı fıçıyı durdurup. Yalnızım. kanattın botam! Yaradılanlan yok ettin botam. onunla özel bir konu-oa görüşecektim. Neslini kuruttun.

Bektay'ın sürüyü bırakıp gitmesinden sonra kolhoz onu mahkemeye vermiş. Bektay'a.Hey. Bunu yüzüne vurabilirdi. Tanabay. yazık oldu. Dönüp biraz konuşsam mı?" diye geçirdi aklından. Ama içinden "Olacağı buydu işte. Çünkü her zaman hatırlayacağım seni. Aklını başına toplar. Benim kanatlarım oldun Gülsan! Haya-jtımın en güzel günleri. Fıçı aşağı doğru kayıyor.. onunla konuşulamazdı. gözünün feri sönüyordu. 24 Yorga Gülsan başım yere koymuş. Onun. Demek bira 210/Elveda Gülsan işçiliğine yükseldin" diye düşündü. ateşin yanında kiI Elveda Gülsarı/211 mıldamadan yatıyordu.enginel elveda gülsarı .cizgiliforum. yapabileceğin işler konusunda konuşuruz" demişti. Ona bu fırsatı vermemek için geri dönmedi ve yoluna devam etti. Seni hiç unutmayacağım Gülsan! Gözümün önünde sönüp gidiyorsun doğuştan tulpar Gülsan! Bir gün öbür dünyada karşılaşınz." 128 . Daha başka ne yapsındı Tanabay? Yürüyüp gitmişti. Göğsünden hınlülar geliyor.. Tanabay onun sürüyü bırakıp gittiğinden başka bir şey söylemedi. Ama o bir suçluluk duygusuna kapılmıştı. canlı sesi çıkmaz orada. kimseyle konuşmak istemiyordu. Ama Bektay yaptık&rından pişmanlık duyacak bir adam değildi. kovulmak gibi bir felakete uğradığına göre. Bir tulpar idin Gülsan. Bektay'ı düşünmekten kendini alamıyordu. O dünyada senin koşacağın yol yok.. Senin ayak seslerin kulağımda en güzel bir ezgi gibi kalacak. Uyuşmuş ayaklan kurumuş bir ağaç gibi kaska-* ti olmuştu. Oysa onun partiden çıkarılmış olmasını kimse yüzüne vurmuyor. Hep çekingen davranıyor. Ot bitmez. Aklını başına toplayıp hatasını düzelteceğini umuyordu. Bektay onun inandığı dâvayı küçümsemekte haklı olacaktı.com. Partiden çıkarıldıktan sonra da kendine güvenini yitirmişti. aralarında olup biteni unutacağını. tyi bir insan olabilirdi. uyuyor musun? Ne bekliyorsun? diye bağırdı ona. yorga ile son konuşmasım yapıyor. "Cezaevinden çıktıktan sonra bana uğra. Bektay'a acımıştı. Ama ben yaşadıkça sen hiç ölmeyeceksin Gülsan. helalleşiyordu: "Sen yılkının en iyisiydin. onunla vedalaşıyor. bir eliyle fıçının aşağı yuvarlanmasını durdurmaya çalışırken. Tanabay ona selam vermedi. Bektay cevap bile vermemişti.www. onun yoluna giden bir kamyona binip oturdu. kimse iğneleyici bir söz etmiyordu. seninle beraber gi-'İdecek. Bektay ise Tanabay'dan gözünü ayırmadan fıçıyı tutmaya çalışıyordu. ısrarla bir şey söylemesini bekleyerek kendisine bakışı gözünden gitmiyordu. doğru yola girerse. en mutlu dönemi. Bütün vücudunda hayat belirtileri yavaş yavaş azalıyordu. Tanabay da tanık olarak dinlenmişti.. Sonra biraz adımlarını yavaşlatarak "Aslında iyi çocuktu. Tanabay. ateşin alevlerine kirpiklerini hiç indirmeden bakıyor. nal izlerini bırakacağın toprak yok. Kendisi partiden . Ama Bektay onun partiden çıkarıldığını biliyorsa. ama artık senin toynak seslerini duyamayacağım. onu bağışlayacağını söylemek istiyordu.

Eskisi gibi tombul yanaklıydı. kolhozun mallan1 Sangov: Bir Kırgız aşiretinin adı. "Parti İlçe Merkezi birinci sekreteri sizi görmek için bizzat geldi!". 'partiye geri dön' diyen adamın davetini kabul etmekte bunca vakit yitirdiğine pişman oluyordu. Kendini yaşlı görmesi. zamanın. .Beni tanımadınız mı baba! diye gülümsedi. sadece çekirgelerin cır-cırları duyuluyordu. Oğlu da Teknik Okulu bitirdikten sonra ilçe merkezinde bir işe girmiş. özellikle de. ama insanı yaşlandıran yıllar değil. Yüzü güneşten yanmış. hiç yabancı gelmiyordu. Tırpanı her savuruşunda kesilen otlar çalgının ucunda toplanıyor. Tam ot biçilecek güzel bir hava vardı. sonunun çok yaklaştığına inanmasıydı. kahve rengini almıştı.www. Tanabay o sırada Sarıgov1 vadisinde. can çekişmekte olan yorganın başında oturan Tanabay. partiden çıkanhşından yedi yıl sonra olmuştu. 129 . Bu olay." . kuvvetli görünüyordu. okula gitmiş. Bir yerlerde görmüştü. iyi misiniz? Kolay gelsin! dedi yanıbaşında bir ses. 212/Elveda Gülsan na bekçilik yapıyor.com. 1 Gazik: Arazi arabası. nasıl da dalkavukluk ediyor! Böylesi bulunmaz doğrusu! Gelen ağam. Çayır sessizdi.Hoşgeldiniz çocuklar. Dönüp bakınca İbrahim'i tanıdı. hep dört ayağının üzerine düşer. Seni gidi iki yüzlü. kocamışlık çağına böylesine çabuk ulaştığına şaşıyor. Niç değişmemişti İbrahim. "Can çıkar huy çıkmaz. zevkli bir işti onun için. yorga Gülsan gibi hızlı koşarak. geriye doğru uzanan bir sıra oluşturuyordu. "Sonunda gelip bulduk sizi Taneke!" dedi İbrahim ağzı kulaklarına vararak.cizgiliforum.Selam Taneke! Nasılsınız. evlenip ayrı bir aile olmuştu. âmiri kim olursa o da onun kulu. bütün geçmişini düşünce süzgecinden geçirmekten kendini alamıyor. nasılsınız? diye Tanabay onların elini sıktı. Bu yiğit delikanlı "tepse temir üzgendey"1 güçlü. Tanabay İbrahim'in kurnazlığını içinden takdir ederek "Seni kurnaz tilki seni!" diye geçirdi aklından. Elveda Gülsan/213 Tanabay dikkatle baktı. Bir yaz günüydü. O gece. "Gözüm ısırıyor" diye düşündü ama kim olduğunu çıkaramıyordu. O bu işe daldığı sırada. Üzerindeki gömleği kollarından çıkarıp. yaşlıların giydiği geniş pantolonun (şalvarın) üzerine sarkıtmıştı. İbrahim'le gelen ve Tanabay'ın kolunu sıkıp bırakmayan genç adam: . yalnız biraz göbek bağlamıştı. kendisini unutmayıp peşinden gelen. Kızları büyümüş. kendisinin de yaşlandığına üzülüyordu. giden paşam! der.. yakınında bir gazikin1 durduğunu ve içinden iki adamın indiğini farketmedi. ot biçmek.enginel elveda gülsarı Tanabay atına bunlan söylerken. sonra evlenmişlerdi. kölesi olur. yaşlı karısı Caydar'la orada bir evde oturuyorlardı. çile idi.. Tanabay dere boyunda ot biçiyordu. Belli bir tempo ile tırpan çalmak. göz açıp kapayıncaya kadar akıp gittiğini düşünüyor. Belki Tanabay kendisini kocamış sayacak kadar yaşlı değildi. birçok şeye.

sizinle biraz konuşalım Taneke. Üzerinde kurşunî renkte güzel bir elbise.com. Kerimbekov idi: Tanabay'ın partiden çıkarıldığı o toplanüda. Başka sürülerin durumu da böyle. Sizin durumunuzu yeniden ele alalım. Hem de ne güzel yapmışlar. o yaltak adam. başında hasır şapka vardı. Beş-yüz baş hayvanı rahatça alacak kadar geniş. tanıdım! Seni nasıl unuturum? Aman mısın. göze girmek için hemen kollarını sıvadı: .Tabii yoldaş Kerimbekov. Şimdi sizi görmeye gelişimin asıl sebebini anlatayım: Gelin. otlan biçedu-run" dedi. ağzını açamıyordu.Biliyorum gözüm.Can kulağımla dinliyorum balam. ..Bizim de amacımız bu. hemen konuya geçmeliyim. Hem sevinmiş. at korası da var.. dur da kendim bulayım! dedi.Dur. Geçenlerde. Geçen gün kurul toplantısında bu konuyu konuştuk. O yarayı deşmek istemiyordu.. Ne zaman gitsem yeni bir ev yapıldığını görüyorum. . çok zor günler geçirdiğim Beş Ağaç vadisine gitmiştim. Güç olacağına geç olsun daha iyi.Doğru Taneke.. Düşümde görsem inanmazdım. partiye yeniden katılın. İbrahim'e dönerek: "Siz de tırpanı alın. Dilerim bu iyi gelişme devam etsin. Köyde de değişiklikler var. Doğrusu kıskandım onlan. seve seve. 130 . çok şey değişti artık. hem eski günleri. o korkunç olayı hatırlayarak içi sızlamıştı. Gelin şöyle biraz yürüyelim. onu mertçe. bu yoldaş. 214/Elveda Gülsan Elveda Gülsan/215 sunuz. biliyorum. . O derin acıyı söküp atamamıştı yüreğinden. esen misin yiğidim?" Böylece tanıdığı genç adam.Madem ki tanıdınız. Çok doğru söylüyorsun. sevincini belli eden bir gülümseme ile: "Tanıdım balam. diye tırpanı eline aldı.cizgiliforum. . Çok iyi olmuş. "Herhalde şehirli" diye düşündü. Onlan da yapmaya çalışacağız. . diye İbrahim onun adını söylemek isterken Tanabay onu durdurdu: M . Birçok şey düzene girdi. Çatısı çinko ile örtülmüş. Taneke. Biliyor1 Tepse temir üzgendey: Tepecek olsa demiri bükecek kadar güçlü. Kendi kolhozumuzdaki değişme ve gelişmeleri görüyorum. . Evin yanında anban.Benim buraya ne amaçla geldiğimi herhalde anlamışsınızdır Taneke.enginel elveda gülsarı Gülen gözleri güven veriyordu.. yüzü nurluydu. Seni gördüğüme ben de çok sevindim. ısrarla savunan komsomol sekreteri Kerimbekov! . Bazen gözüme inanamıyorum. Yeni bir kora yapmışlar. vaktiyle çobanlık yaptığım. Daha yapılacak çok şey var. Tanabay ve Kerimbekov çayın geçip dere kıyısında bir yere oturdular. Gün geçtikçe daha da iyiye gidiyor gibi. donup kalmıştı yüreğinde. Ve. Çoban için de güzel bir ev yapmışlar. Sizi böyle gördüğüme sevindim. Çayır biçtiğinize göre sağlığınız iyi çok şükür. İbrahim. Görüyorum ki gücünüz kuvvetiniz yerinde. * Tanabay şaşırıp kalmış.www. daha da düzelecek. O aşağılanma bir kan pıhtısı olmuş.Nasıl tanımazsınız.

tozdan kurtulmak isteyen binici de onu durmadan kırbaçlıyor olmalıydı. toz her ya-' nını sanyor ve Gülsan kendi kaldırdığı toz bulutu içinde kalıyordu. Biraz durduktan sonra aklından geçenleri olduğu gibi söyledi: "Gördüğün gibi artık ihtiyar oldum. Sonumuza varan yol. bunak moruk!" derse. O günlerde Gülsan'yı çok az görüyordu. nasıl istersem öyle sürerim. "Ah Gülsan. Adamın önünü kesmek için atım dörtnala kaldırdı. toz bulutunun içinde bir görünüp bir kaybolarak. Fırlayıp gi-. beyaz bir toz bulutu yükseliyordu. benim gibi bir ihtiyarı unutmadığın için çok teşekkür ederim. sen de kötülemişsin!" diye geçirdi aklından. "Bizim devrimiz geçmiş Gülsarı. decek kadar dinç değildi artık. Atın şaşkın gözlerini o toz bulutundan kurtulmak için bütün gücüyle nasıl ileri atıldığım ve yine de kurtulamadığını görür gibiydi." Aradan bir yıl daha geçtikten sonra Tanabay Gülsa-n'yı bir arabaya koşulmuş olarak gördü. düzensiz bir koşuyla ondan uzaklaşıyordu. dedi. Ağırlaşmıştı. Demek o da yaşlanmış.www. İkimiz de kocadık. dur.cizgiliforum. Merkeze inmek için yola koyulduğu o gün. Ama yolun yansına gelince atının başını çevirdi ve geri döndü. ne cevap verecekti.enginel elveda gülsarı . îşe yaramazın biri olup kaldım evladım. Gülsa-n'mn ardındaki o toz bulutu hiçbir zaman ona yetişemezdi. Tanabay. Bu arada Gülsan.. Yorga bir kuş gibi uçup giderken. sen-ne karışı yorsun. Yazın o kurak bozkırda. Sonra da atının başım çevirip geri döndü. Görür görmez de anlamıştı onun Gülsan olduğunu. Tanabay bağırmaktan kendini alamadı: "Hey. yann giderim" diye ilçe merkezine gidip başvurmayı erteledi durdu. Anlı şanlı yorgayı. Gülsan'nın nasıl güçlükle koştuğunu düşündü: Toz bulutunun içinde kaldığı için soluğu kesiliyor. evimize varan yoldan daha kısa artık. Bundan sonra partiye ne yararım olur? Ne hizmetim olabilir. hızı azalmıştı. ¦* Bir gün gerçekten gitmeye karar verdi. Bu arada vakit geçip gidiyordu.com. "Bunadım galiba" diyordu kendi kendine. gitmek zor geliyordu. biraz düşünmeme fırsat ver. Oysa şimdi Gülsan kendi kaldırdığı bulutu geçemiyor. Ta-nabay durduğu yerde onları uzaktan bir süre seyretti. olur mu?" Böylece o gün için ayrıldılar. İçi yandı. öyle zorlama Gülsan'yı!" dedi..Çok sağ ol iki gözüm. Neden öyle yapmıştı. sonunda 131 . Biliyordu ama yine de kalkıp gidemiyordu. Ama ona yetişmeden dizgini çekip durdurdu atını. Sakın bana gücenme. Merkeze giderken yan yoldan dönüşünün ahmaklıktan başka bir şey olmadığını biliyordu. Gülsan'nın sırtındaki adamın onun sesini duyamayacağını bilse de. Artık kime ne yararımız olur? Bende güç kalmadı. Atına binip yola koyuldu. o toz bulutu upuzun ve göğe doğru yükselen bir kuyruk gibi hep geride kalırdı. Gülsarı'nın üzerindeki adam kendisi gibi mi düşünecekti 216/Elveda Gülsan bakalım? Ya ona: "Sana ne. Gülsan'nın koşup gittiği yolda. Tanabay onu uzaktan seyrederken içinden bir şeyler koptu. Benim devrim geçti artık.. Tanabay "bugün giderim. bir yorganın toz kaldırarak koştuğunu görmüştü.

Hadi git bakalım. yırtık fanileli. dırdırcının tekiydi. Doğum arma-ğını olarak kestiği bir koyunun etini.com. Tanabay onu iyice bakmış. Tanabay'ı son kez Aleksandrovka yokuşundan buraya kadar getirmişti. Tanabay. Atın da. belli etmemeye çalışırdı. Fakat yorga dikçe olan karşı kıyıya geçerken çocuk atın sırtından kaydı. Kocasına ne isterse yaptırır. Oğullan pısırıktı. çıplak topuklarını mahmuzlar gibi hayvamn karnına vuruyor. Caydar hasta olduğunu söyleyerek gelmemişti. Demek. Ve işte şimdi yorga. o ne isterse o olurdu. bir daha düşme. Onu öyle görmektense görmemek daha iyiydi. ilçedeki oğlunun evine bir kutlama için gitmişti. Sonra çocuğu kaldınp yine atın sırtına oturttu: . boynuna eski bir hamut geçirilmiş. yedi yaşlarında bir çocuk vardı. dedi. ayağa kaldırmıştı. üste çıkmak için ağzına geleni söylemekten. kınk-dökük bir arabayı çektiğini görmek. 1 Capayev: Ünlü bir süvari kumandanı Elveda Gülsan/217 . Tanabay'ın da kaderiymiş: Gülsan en sonunda yine Tanabay'ın eline düştü. bir bu ayağını. İkinci torunu dünyaya gelmişti çünkü. Evlendiği orak ağızlı gelin ise.Ömrünü çobanlık.Hadi. cump! diye suya gömülüverdi. hadi. yürütüyordu. Tanabay çok iyi biliyordu onun niçin gelmediğim. Gülsan dereden çıkıp yolda durmuş.Anneee! diye bağırdı korkan çocuk. Tanabay'a dayanılmaz geldi ve hemen başını başka tarafa çevirdi. ukalanın. Gelinini sevmiyordu Caydar. Çocuk dizgini sallayarak atı dereye sürdü. Dediğini yaptırmak. uysal bir at vermişlerdi. Daha sonra Tanabay Gülsan'yı bir daha gördü. Tanabay'ın gelini de onlardan biriydi işte.enginel elveda gülsarı bacaklarının koşma gücü bitip. anlı şanlı yanş atı Gülsan bu hallere düşmüştü! Çocuk kıvançla. bir çuval patates ve Caydar'ın pişirip hazırladığı bazı yiyecekler ve öte-beri götürmüştü onlara. Onun için ona yavaş. gerçekten hasta" diye düşündü Tanabay. Ve şimdi Gülsan o yolun kıyısında can çekişiyordu. Oğlunun terfi etmesine de onun bu tıyneti engel olmuştu. atın yamna götürdü. Gelin bundan da kaynatasını sorumlu tutuyordu: . bir o ayağım kaldırarak bekliyordu. • Çocuk ata belki ilk kez biniyordu. Şimdi dereyi geçeceğim! . övünçle bağınyordu: .Dede.www. beslemiş. "Ayaklan sızlıyor. karşısındakini aşağılamaktan çekinmeyenler vardır. geç de ben de göreyim! diye Tanabay çocuğu yüreklendirdi. Ama bu konuda ağzını açıp oğluna tek kelime söylemez. Üzerinde kısa pantolunlu. Ata binmiş olmaktan gururlanıyor. Tanabay onu dereden çıkardı.cizgiliforum. Onun geleceği yere başka birini atamışlardı. bak ben Capayev 'oldum. yılkıcılıkla geçirecek olduktan sonra parti üyesi olmanın ne yararı var? Seni partiden de 218/ElvedaGülsarı 132 .

. Çatlamış toynaklarında yıpranıp incelmiş nallan görünüyordu. Ama hiç de senin söylediğin gibi değil albastı! Beni yararlı görüyorlar. iyi de olsa.Madem ki böyle. Hayvanın buz gibi olmuş göz kapaklarını parmaklarıyla indirdi. baktı da. onun kendisinde iş yok. Tanabay ölen ata baktı. Bir yabancı. Herkesi de kendisi gibi sanır. Aklı başında bir kadınla evlenmediği için işinde yükselemedi" diyemedi. Son bir kez atın başlığını çıkardı ve ardına dönüp bakmadan yürüdü gitti. . Dağlar göründü. Bu yüzden çocuğun yükselemiyor. "Kocanın yükselmesine engel olan ben değilim. sönmüş ateşin dumanı belli belirsiz tütüyordu. Tanabay geldiğine. arlanması utanması yok. albastı kadın! Senin gibi albastılar nereden çıkarlar bilmem ki? Kimseye sevgisi. Sönmüş ateşin başında saçları ağarmış. Yüz yıl çalışsa bundan başka bir şey olamayacak! Sizin umurunuzda mı? Dağda oturuyorsunuz Biz de senin yüzünden sıkıntı çekiyoruz!." Elveda Gülsan/219 25 Tan ağardı. "İyi kadın kStü erkeği zor (güçlü) kılar. sakinleştirmek için: . geleceğine pişman olmuştu. dağı aşa aşa yürüyordu. kaskatı olup kalmıştı. saygısı yok.Yaa. yararlı. çok mu gereklisin partiye? Ne zaman gelecek acaba diye gözlerini dört açıp seni mi bekliyorlar? Senin gibi bir ihtiyar olmadan işlerini yapamazlar mı sanıyorsun! diye bar bar bağırdı gelin. Gülsan öbür dünyaya göçmüş. ben de partiye yeniden girmek için başvurayım bari. ben yararlıyım. Artık ayrılık zamanı gelmişti. Ateşin başında oturan Tanabay bunları da hatırlıyor. Başında başlığının deri izleri vardı.cizgiliforum. İhtiyarlık gelip çatmıştı. Yorga atın J gocuğa ihtiyacı yoktu artık..enginel elveda gülsarı kovdular işte. öz oğlunun karısıydı. Artık bu asil toynaklar yere basamayacak. uçsuz bucaksız bozkırın üzerinden karanlık kalktı. Sanki karşısında konuşan gelini değil de bir yabancıydı..' Tanrı'nın yılkısına katılmıştı. artık sona varan yol eve 133 . gözünün önüne getiriyor ve kendi kendine mırıldanıyordu: "Ahmak. geç de olsa yola koyulmuştu. Yine acı düşüncelere daldı. Çay kıyısında. Tanabay bu sözlerin altında kalır mıydı hiç? Ama. Kendisinden başka kimseyi düşünmez. Taşlara basa basa. Evet. kötü de olsa. bir başkası olsaydı. İnsan kendi kolunu koparıp atabilir miydi? Hiç sesini çıkarmadı. '. kötü kadın iyi erkeği hor kılar" demiş atalarımız" diyecekti ama. Tanabay işte bu yüzden o geceyi onların evinde geçirmek istememiş. oğlunu karısının önünde küçük düşürmekten çekindiği için bunu da söyleyemedi.. gocuğunu omuzuna atmış yaşlı Tanabay öylece duruyordu. demişti çekine çekine.com. Böylesine yakınıydı. istiyorlar. tartışmadı. Gelinini susturmak. kara yolda iz bırakamayacaklardı. yan yatıyordu.www. Gitmeliydi. onun Gülsarı olduğuna inanamadı: Zavallı hayvan ne kadar da zayıfü! Can çekişirken son bir çırpınışla kafasını geriye atmış. Tanabay son bir kez. gözlerini kapadı. Dört ayağı dört yana açılmış. atın üzerine eğildi.

Güzel kokulu. benim partiye yeniden girmeme yardımcı olmam istiyorum. Çok yaşamam artık. onun gibi.. sürüden ayrılmıştı. Bütün gece. "Samansur'a bir mektup yazarım. Bütün gece onun başı ucunda oturdum. tıpkı yorga Gülsan gibi. yitirdiği yavrusunu günlerden beri arıyordu: Neredesin kara gözlü güzel botam? Memelerinden güzel kokulu ak süt akıyor. o yuvayı benimle paylaşanlar üzerimde cıvıl cıvıl uçuşsunlar. Bunlar. . düzü-yokuşu aşarak yürüyordu. bozlaya bozlaya." diye düşünüyordu. 'Yamansız yahşi olmaz' derler ya.. Sonra: . Gözyaşlan daha çok akmaya başladı. yanık ağıdın ezgisi geldi kulaklarına: Elveda Gülsan/221 . yüzünü silmiyordu. Her şeyi gözümün önüne getirdim. bütün geçmişimi düşündüm. dün gece ilçeden dönerken. sakalım ıpıslak etmişti.. kanat çırparken ölmek istiyorum. Tanabay Bakasov'u çok iyi tanırsın. Gözlerinden akan yaşlar. Aleksandrovka yokuşunda öldü. SON 134 .Ana deve.com. kendi parti kartım parti komitesine benim teslim etmemi istemesinin bir sebebi vardı.cizgiliforum. bir yol üstünde ben de öleceğim. ananın sütü..www.. Düşünüyorum da. Yabankazı yolunu şaşırmış. tek başına dağların eteklerine doğru uçan yabankazına.Elveda Gülsan! Elveda! dedi. Beni yola çıkarıp uğurlamışün. doğuştan tulpar. Gözünü... İki gözüm Samansur. uzun uzun baktı. Babanın parti üye kartını teslim etmek için ilçe merkezine gittiğimde ben o yorgaya binmiştim. Bir yuvadan uçup gideceğim zaman. Yaşlı gözlerle. Gülsan'm. Kart bir koyunun ömrü ne kadarsa benim de o kadar ömrüm kaldı.." Atın başlığım omuzuna almış. Ona derim ki: Yorga 220/Elveda Gülsan Gülsan'yı hatırhyor musun? Hatırlarsın elbet. Yürürken o eski. yüzünü. benim rulpanm. doğuştan taypalma Gülsarı için dökülen yaşlardı. Neredesin kara gözlü botam? Ses ver bana! Dolup taşan memelerinden süt akıyor. Arkadaşlanna yetişmek için acele ediyordu. bir gün. sen beni. Çora'nın oğlu Samansur. işte benim armanım bu.enginel elveda gülsarı varan yoldan kısaydı: "Gökyüzünde sıra sıra uçuşan kazların kanat çırpınışına kendi kanatlarının gücü yetmediği için geride kalıp tek başına donarak ölen kaz gibi ölmek istemiyorum. yeni sabaha. Ömrümün sonunda armandaşlarımdan (ülkücü arkadaşlarımdan) ayrı kalmak istemiyorum.Uç yabankazı uç! Kanatlann yorulmadan arkadaşlanna yetiş! diye derin bir iç çekti. baban Çora'nın. İşte o at..

onun gençliğinde yürekten bağlandığı bir siyasî rejimin. umut ve umutsuzluklarda. yüreği üzüntülerle dolu olarak geçirdiği bir kaç saatlik süre içinde kendisiyle. komünizmin. 135 . ama siyasî rejim onun ömrünü mutsuzluklar ve sıkıntılar içinde geçirmesine sebep olmuştur. atın sahibi Tanabay'ın ve Tanabay gibi devrime inanmış Kırgız gençlerinin hayatı. çarpıcı örneklerle eleştiri. sevinç ve açılarıyla. mutlu yarınlara adamış. geçmişiyle hesaplaşmasından anlıyoruz. yazarın bu eserinde de yoğun olarak vardır. ünlü yazar Cengiz Âytmatov'un en güzel romanlarından biridir. daha az çileli geçmemiştir. o birkaç saatlik süre içinde kendi çocukluğunu. Aytmatov.Kazak Türklerinin töresini ve folklorunu da pek canlı olarak gözler önüne seriyor. can çekiştiğini. Cins ve ünlü bir yorga olan Gülsarı adındaki atın doğumundan. Tanabay'ın. 0 kendini devrime.. Bir şey daha var: Tanabay'ın o çok özverili ama çileli hayatını okurken. Kırgız . kendine özgü anlatım hiçimi ve gücü ile. daha az çalkantılı. Aşk ve heyecan. sevap ve günahlarıyla yeniden yaşıyormuş gibi hayalinde canlandırır.elveda gülsarı Aytmatov'un yayınladığımız diğer eserleri: Dişi Kurdun Rüyaları (roman) Cemile-Sultanmurat (hikâyeler) Yıldırım Sesli Manasçı-Yüzyüze-Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek (hikâyeler) Beyaz Gemi (hikâye) Gün Olur Asra Bedel (roman) Cengiz Han'a Küsen Bulut (roman) • Kızıl Elma-OğuUa Buluşma-Beyaz Yağmur Asker Çocuğu-Deve Gözü (hikâyeler) Elveda Gülsan (roman) elveda gulsarı Elveda Güisan. Kırgız .. gençliğini ve yaşlılığını. yaşlanarak ölümüne kadar geçen fırtınalı hayat macerası. Ama. bugünkü dağılma ya da çöküşün kaçınılmazlığını da görüyoruz bu çok duygulandıran ve düşündüren romanda. romanın ana konusu gibi görünür. Fanabay.Kazak ellerinin doğasını. Bunu. can çekişen sevgili atının başında. Bu kadar değil. okur için derin edebî haz.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful