elveda gülsarı Kapak Düzeni: Nur-Olcay Okan Dizgi-Tertip: Ötüken Kapak Baskısı: Birlik Ofset Baskı: Özener Matbaası Cilt: Yediğim Mücellithanesi İstanbul - Aralık 1997 1 Yaşlı adam kırık-dökük bir arabaya binmiş geliyordu. Arabayı çeken taypalma yorga1 Gülsan da çok yaşlı ve bitkindi. Bir deri bir kemik kalmıştı. Önlerindeki yokuş yol, açılmış ince bir bağırsak gibi, ta belin oraya kadar uzanıyordu. İşte bu engin, çıplak ve ıssız bozkırda, kış günleri bora, kasırga eksik olmaz, yaz günlerinde ise cehennem sıcağı ortalığı yakar kavururdu. Bu dik yokuşu ağır ağır çıkmak, Tanabay'ın pek gücüne giderdi. Hiç sevmezdi yavaş yürümeyi. Yavaş yürümek bir işkence idi onun için. Gençliğinde, ilçe parti komitesi toplantılarına katıldığı günlerin dönüşünde, bu yokuşa geldiği zaman, kamçıyı basar, atını dörtnala sürerdi. Ama bir öküz arabasına binmiş ise, yoldaşlarını arabada bırakıp yere atlar, şekpenini2 omuzuna atar, başlardı koşarcasına yokuşu 1 Taypalma yorga: Yorga atlaryorgalama biçimlerine göre "yol yorga", "kiytin yorga", "şaldır yorga", "sapkın yorga", "koy yorga", "su yorga" ve "taypalma yorga"... gibi adlar alırlar. "Su yorga" ve "taypalma yorga" dünyanın en değerli binek ve yarış atlarıdır. "Taypalma yorga" ve "Su yorga" dörtnala koşmasını bilmeyen ama dörtnala giden yarış atlarını geçen, güzel yürüyüşlü, hızlı, binicisini hiç sarsmayan, su gibi akıp giden, uzun mesafe koşusunda eşsiz bir at cinsidir (çevirenin notu). 2 Şekpen: tnce yün kumaştan, elle dikilmiş, uzun, bol bedenli üst giyimi. 6/Elveda Gülsan Elveda Gülsan/7 tırmanmaya. Sanki düşmana saldınyormuş gibi öfkeyle ileri atılır, yokuşun beline varıncaya kadar hiç durmazdı. Sonunda nefes nefese yokuşun beline, artık inişin başlayacağı tepeye varınca, "oh be!" derdi kendi kendine. Ciğerleri körük gibi şişip inerek, yüreği kafesinden çıkacakmış gibi çarparak, orada oturup biraz dinlenir, ta aşağıda ağır ağır gelen arabaya bakardı. O bir türlü ilerlemek bilmeyen arabada oturmaktansa, böylesi çok daha iyiydi onun için. Rahmetli Çora, o zamanlar, arkadaşının bu sabırsızlığına, tezcanlılığına güler: - Senin işlerin neden uz gitmiyor biliyor musun Tana-bay? derdi. Çok tezcanlı, çok sabırsız oluşundan. Vallahi ondan! Aynı anda 'hem havadakini kapmak, hem yerdekini yalayıp yutmak' istiyorsun. Dünya çapındaki bir devrimin hemen gerçekleşmesini diliyorsun. Öyle bir çırpıda olmaz bu işler. Dünya devrimi şöyle dursun, sen bizim şu eski Aleksandrovka yokuşunu bile araba ile ve araba yolundan tırmanmaya tahammül edemiyorsun. Arabadan atlayıp iniyor ve arkanda seni kovalayan iri bir aç kurt varmış gibi başlıyorsun koşmaya. Ne yararı oluyor bu telâşın? Tepeye ilk varan sen olunca ödül mü veriyorlar? Yine ©rada oturup geriden gelenleri

2

www.cizgiliforum. Hayvanın menduvana1 otu yemiş gibi başının döndüğünü. yaşlı. Bugünün gençleri ise otomobile biniyorlardı. sonra kanala gelecek. çoktan gücünü yitirmiş. Itakırdıyordu. çok eskiden. Bir kısmı da iyice kocadıklan için evlerinden çıkmaz olmuş. daha zorlu yolculukları da olmuştu. Atın. Karamsar düşüncelere dalmış Tanabay ara sıra dizginleri sallayıp 3 .. Varsın biraz yorulsun-du. boynunu sıkan hamut nefes almasını daha da güçleştiriyordu. Omuzundaki nasırın üzerinde açılmış küçük bir 1 Menduvana: Güzel kokulu. Arık hayvan. Ne zaman söylemişti Çora bunları? Çok. gözlerinin karardığını. zaman zaman kapkara. dağların eteğinden döne dolana gideceklerdi. son günlerini yaşıyorlardı. Sonunda nasıl olsa varacaklardı eve. Bu uzun yolda at yorulurdu elbet. Dokuzyüz otuzlu yıllarda hep birlikte yürüdükleri. Tanabay atın yorulmaya başladığını anlamıştı ama. Bunları da bilemezdi Tanabay. eskimiş hamutun keçesini delip çıkan sivri bir şey. Artık yola yalnız çıkıyordu. Gülsan'ya. ayaklarını da zor kaldırıyordu bastığı yerden. bazıları eceliyle ölmüştü. Atı kendi haline bırakmıştı. belki bir diken. Kocayınca insan uysallaşı-yor. Daha epeyce yol vardı önlerinde. yola beraber çıktıkları arkadaşlarından kimse kalmamıştı. belki bir çivi ucu.. ne de hızlı. İleride uzayıp duran ulu mor dağlar ise koyu-kara bir bulut idi. Şunu iyi bil dostum. son adımlarını atmakta olduğunu Tanabay elbette bilmiyordu. Bu eski ve bozuk yolda arabanın tekerlekleri gıcırdıyor. dünyanın çember gibi yuvarlanıp üstüne üstüne geldiğini. Uzayıp giden bozkırı aşacak. göğsünün sol yanını pek acıtıyordu. Aslında ne yavaş yürüyordu. çevresindeki her şeyin birbirini kovalarcasına akıp geçtiğini Tanabay nereden bilecekti? Önündeki uzun yol. Ters dönmüş paldımın kenarı sağrısına batıyor. köşelerine çekilmiş. sarı-beyaz çiçekleri olan. dipsiz bir uçurum gibi görünüyordu. başkalarının da gelmesini. yavaş yürümeyi alışkanlık haline getiriyordu. bütün bunlara dayanarak yürümeye çalışıyordu. Aleksandrovka yokuşunu son defa tırmanmakta. seninle beraber olmalarını beklemek zorundasın. Yeni sürülmüş ve yağmur emmiş bir tarlada yürür gibi. yüreğini sızlatan ağır düşüncelere dalıp gitmekten* kendini alamamıştı.com. 8/Elveda Gülsan yara ateş gibi yanıyor. hayvanları sarhoş eden otsu bitki. Kötü-rüm bir atın çektiği eski bir arabaya binip Tanabay'a eşlik edecek kimse kalmamıştı artık. Bunların bazıları savaşta. Bu defa Tanabay. Aleksandrovka yokuşuna nasıl çıktığının farkında bile olmamıştı. dünya devrimini tek başına gerçekleştiremezsin. ank yüreği sızım sızım sızlıyor. beynini dplduran.enginel elveda gülsarı bekliyorsun. Taypalma yorga Gülsarı'nın. o da dayanılmaz bir acı veriyordu. Ne olurdu yorulmuşsa? Bundan daha kötü seferleri.

ne kadar dolgun. Hep doğudan doğuyor. Bozuk yol üzerinde tekerlekler takırdıyor. doyulmaz bir zevk. o taypal] ma yorga yürüyüşüyle devam ediyordu yoluna. O bozuk yolda arabanın tekerlekleri takırtılarla döni meye devam ediyordu.. böylesine ağır varmamıştı. Kara toprağın toynaklarının altında kaydığım hisset1 At başına gün vursa ağzındaki gemiyle su içer. O Gülsarı denilen saf kuluncuk da. yüksek dağlan. bütün dünya vardı. Sonra. sütü nasıl da tatlıydı! Anasının sütü boldu ve kuluncuk sütten boğulacak kadar çok içerdi. Uzun yeleli anasından ilk sütünü emdiği. anasımn bir süt bulutuna dönüşmesini nasıl da severdi! Memeleri ne kadar yumuşak. Gülsan'nın sönmeye başlamış bir mum gibi cılız ışıklı belleğinde. . Yılkılar da 4 . ne tatlıydı anasının sütü! Yazık ki o günler göz açıp kapayıncaya kadar gelip geçmiş. O taypal-ma yorgalığı sayesinde çok güzel günler yaşadı. bir mut-: luluktu onun için. biraz daha. Bu san kuluncuk. dünya ve onunla birlikte her şey değişmişti. Bu güzel yürüyüşlü yorganın bir gün arabaya koşulacağını o zamanlar hiç kimse aklından bile geçirmezdi. göle yansıyan gölgeler gibi. Bütün bunlar eskidendi. Böyle düşünmek Gülsan'ya küfretmek olurdu.. Gülsan'nın uzun yeleli anası da ona sıcacık bir süt bulutu gibi görünürdü. Hepsi geçip gitti. gökyüzü. Başını karnının altına sokup o sütü içmek. güneş ve ışınları gözünün önüne geliverdi. gövdeleri aşağıda yürürlerdi sanki. Bugüne kadar.cizgiliforum. onu geri çevirirdi. ama bir adım attıkça çizgi de bir adım geriliyordu sanki. Bir türlü sıyıra-mıyordu kendini o ağır düşüncelerden. son koşusunun bitiş noktasına ulaşmak için zorlanıyor. kulaklarını kısarak gelen üyir1 aygırı daha fazla uzaklaşmasını engeller. sanki yakalayacakmış gibi. anası. Çizgi hep bir adım ötesindeydi. Oysa bugün "At başına kün tavsa avızdıkpen su işer. Oh. Hey güzel günler hey! Bir dağdan öbür dağa kişneyerek koşan aygır gibi. bütün ilgisi bundan ibaret kalıyordu. kendine özgü o '• güzel yorga gidişini hiç bozmamıştı. bayırlan. güneş ışıklannı kovalardı.enginel elveda gülsarı atı yüreklendirecek bir şeyler söylüyordu ama. Gökyüzündeki güneş de artık dağdan dağa kişneyerek koşan bir kızıl aygır değildi. kendisi. taypalma yorga Gülsan. hep batıya bakıyor ve batıdan batıyordu. Şimdi.www. belli belirsiz anılarını uyandırdı: Çok gerilerde kalan o güneşli yaz günlerini hatırladı. Ah ne güzeldi o günler! Anasının bir yudum sütünde. çırpınıyordu. i Doğuştan taypalma yorga bir at idi Gülsan. Yemyeşil çayırları.com. Gülsan da o haline rağmen. ama çok kötü günleri de oldu. o bitiş çizgisine hiç böylesine yavaş. takırdıyor-du. yeryüzü. düş kadar güzel o dünyayı.. bir yudum daha içerdi. ayakları yukarıda. er başına gün vursa çizmesiyle su geçer? Elveda Gülsan/9 mesi. Karnı iyice doyardı da. yine de anasının memesini bırakmaz. O günlerde yılkılar. dört ayak üstüne kalkıp onun peşinden koşmaya başladığı günden beri.. er başına kün tuvsa etigimen su geşer'^diyen atasözünü doğruluyordu Gülsarı'nın durumu.

Ancak şimdi. Ve. sırtını ısırıyor. Onu bırakıp gitmek istemiyordu anası. bacakları titriyor. ama bu öyle halsiz bir kişneyiş idi ki sesini kendisi bile duyamadı. öyle güzel geçen bir yaz mevsimini bir daha ömrü boyunca hiç görmedi. Bu da ona dayanılıriaz bir işkence oluyordu. kaba yeleli anası tavlı kısrak. yaklaşıyorum samyor. kulakları uğulduyordu.:. Emmek için yanı1 Üyir: Başında bir aygır bulunan ve en çok elli kadar attan oluşan yılkı sürüsü. o görkemli. Ama. şanltılı dereler. o eşsiz güzellikteki yaz günleri bir daha canlandı gözlerinde. karnını otlayarak doyurmayı öğrenmek zorunda kaldı. başı dönüyor. ayağının altında yer sarsılır gibi olunca. Ulu dağlar. Hamutun altındaki yaranın zonklamasını da hissetmiyordu şfmdi. Artık. San yorga olduğu yerde durdu.cizgiliforum. güneşli günler. Gülsarı'nın anası uzun yeleli kısrak da artık ona pek yüz vermiyordu. birer birer gözlerinin önüne geliverdi. O. o bir üyir yılkı. dişi atlar ve erginleşmemiş dişi ve erkek taylar. Zaten sütü de kalmamıştı. Tanabay dizginleri bıraktı. Kan ter içinde kalmıştı.enginel elveda gülsarı ayaklan yukanda. uzun yeleli anasının karaltısını hâlâ görüyordu. gözlerine ve burun deliklerine kar taneleri giriyordu. nice nice yollar tepmiş. Küçücük bir kulun olduğu zamanlardaki gibi anası onu kişneyerek çağınyor. gövdeleri aşağıda yürümüyordu artık. Sonra birden tipi dindi.com.www. O uzun ömür boyunca sırtından eyer düşmemiş. canını yakıyordu. çöpler yüzüne çarpıyor. o tuhaf eski dünyaya yeniden dönebilmek için boynundaki hamutu silkip atmak. ama görüntü ondan uzaklaşıyordu. hiç gelmemişti o yollann sonu. o yemyeşil çayırlar. sürü başı aygırdan başka. Gülsan. Tekerleklerin gıcırtısı duyulmaz oldu. Yılkılar da dörtnala uzaklaşıp gittiler. iyi-kötü günleriyle uzun yıllar sürecek bir hayat yolu böyle geçecekti ve şimdi de bu yolun sonuna gelmiş bulunuyordu. Yavaşça arabadan indi. 10/Elveda Gülsan na sokulacak olsa. oraya varmak için canını dişine takarak ilerlemeye çalışıyordu. otlamayı. Savrulan otlar. yılkılar kuyruklanyla ona sürtü-nerek geçiyor. Toynakları. cabağılar bulunur. tipiler arasında kayboldu. yeşil çayırlar. gözlerinin önüne çöken sis perdesini delip geçecek gücü bulamıyordu kendisinde. birer birer yok oldular. ama o. bir yandan da soğuk rüzgâr karşısında tiril tiril titriyordu. Bir yandan ateş gibi yanıyor. gerçek değildi. kulunlar. Bu sürüde. Gülsan. Ama gözlerinde canlanan o dünya bir görüntüden ibaretti. O erişilmez yazın güzel dünyası ağır ağır batıp gitti. Sulanan gözleri karan-yor. Gülsan. O ulu ve dumanlı dağlar. onu iki yanından arabaya bağlayan kayıştan koparmak istiyor. nice nice insanları taşımıştı. onu bekleyen anasına sesini duElveda Gülsan/11 yurmak için olanca gücünü toplayarak kişnedi. Uyuşan bacaklannı gererek ve 5 . Onu çağıran. gözlerinde kıvılcımlar parlayıp güneşi dağdan dağa atlarken görünce. çakıllann üzerine basınca garç-gurç sesler çıkarıyordu. bir zamanlar yemyeşil olan çayın ezip çiğniyor.

Aü iyice yorup bu hallere düşmesine sebep oldum. toynaklanna kadar çizgi çizgi iniyordu. pek acıklı bir halde duruyordu. çevresine bakındı. O kirli ter. feri sönmüş ve bomboştu. yola erkenden çıkması gerekirdi. Uzaklarda çep-çevre dağlar vardı. ye biraz. Bı» mevsimde yapılacak iş miydi bu? Belki bir motorlu araç görürüm diye bir tümseğe çıkıp baktı. Şubatın sonuydu. kaldıramadığı başını hamuttan sarkıtmış. hamutunu. Düzde. yan yumuk gözleri yuva-lanna gömülmüş. Tanabay bir avuç otu hayvanın ağzına uzatü: . Taypalma yorganın dudaklan kımıldadı ama otu ağzına alamadı. Güneş uzakta. Yanm kucak kuru otu. Sonra kolanını çözdü. sert ve cansızdı.cizgiliforum. Yıbn bu mevsiminde gelip gidenler çok az olurdu zaten. kendi aceleciliğine de kızıyordu şimdi. Tanabay bu durumu görünce ürperdi. " O kadar da zorlamamıştım" dedi Tanabay. Yalnız vadilerin kuytusunda ve kamışların gölgesinde. Geç vakitte yola çıkacağına. Bozkır hâlâ donuk. yüreği sızladı. "Şimdi ne ileri gidebilirim ne de geri. O zaman. Bir zamanlar altın şansı olan tüyleri. ne oluyor sana? dedi. Hemen arabaya koşup yiyecek aradı. ince bir bulutun üzerinde. bir hayat izi göremedi. Hayvanın. kurt yelesi gibi görünen erimemiş kar kalıntıları vardı. yamaçlarda karlar erimişti. karışık kır sakalını yukarıya kaldırarak." Gerçekten de iyi etmemişti. "Böyle olacağını bilsem hiç bugün yola çıkar mıydım?" diye hayıflandı. Tanabay. Yorganın haline bakarak: Vah vah! dedi.Al. Çaresiz arabanın yanına döndü. Güçsüzlükten ve soğuktan zangır zangır titriyordu.www. batıya doğru baktı. döke saça atın önüne getirip koydu. hiçbir canlılık. Onu oğlunun evinden bir an önce çıkmaya mecbur eden duruma da. gemini çıkardı. şimdi ter ve kirin kan-şımıyla koyu kahverengindeydi. Ama hiçbir şey yoktu görünürlerde. Gocuğunun yeniyle hayvanın burnunu ve boynunu sildi. Tanabay atın gözlerinin içine bakınca üzüntüden yüzü sapsan oldu.com. yolda gelip gidenlere rastlayabilirdi. Yolun ortasında kalakaldım. Ama Gülsan ota ağzını bile sürmedi. karnından ba-caklanna. Tanabay telaşlandı. Issız kalmış bir qyin pencereleri gibi olan o gözlerde Tanabay. Ama o evde mi! 6 . sabahı beklemesi. Ka-burgalan inip inip kalkıyor. Geceyi orada geçirmeli. Gocuğunun eskimiş yenini gözüne siper ederek. Hava bozacak gibi değildi ama yine de soğuk vardı ve insana güven vermiyordu. Oysa Tanabay yola öğleden epeyce sonra çıkmıştı. Yapış yapış salya içinde olan gem sımsıcaktı. Ne oldu sana? İncecik boynunu dik tutamayan at. Dağlara kadar uzanan bozlar yolunda ise İ 12/ElvedaGülsarı ne bir gelen vardı. ne giden.enginel elveda gülsarı suratım asarak atın başına gelip durdu. ank böğrü körük gibi şişiyordu. cılız ışığını belli belirsiz gösteriyordu. atı dinlendirmeliydi. Toprak daha çözülmemişti ve rüzgâr sazlıklardan eski karın hafif kokusunu getiriyordu.

Ne yapacağını bilemiyor. başkarma olmak istiyor.. vakit geçirmemesi gerektiğini düşündü ve yine atın yanına gitti.Bak sen şu ka-nnın dediğine! Oğluma gelince. "Asla! Asla kalmazdım. "Uyukluyor müsün. Atı ve arabayı orada bırakıp yayan yürürse. 'artık işe yaramazsın1 diye kovulacak olduktan sonra. bilmediğin konularda çeneni açma sen!" Başka söz bulamadığı için "Sen karışma. ağzını açmamıştı. iş isterlerdi. Ama şimdi patlamıştı.Ne oldu sana? Neyin var? diye hayvana iyice sokulunca. Sonra ne yapacağını bilemeden arabanın çevresini hızlı adımlarla dolandı. Buz gibi soğumuştu kulakları. gece yansına doğru çay kenanndaki orman kulübesi ne 7 . at bitkin. koşumu yine üzerinde. onun ağır ağır inlediğini işitti. Gelini burada olsa. "Bir kadın kaynatası ile öyle mi konuşur? Ne olursam olayım. çok! Tanabay söylendikçe hırslandı. dostumuzun. öylece duruyordu. yelen iyice seyrelmiş.cizgiliforum.. yılkı çobanlığı yapacak olduktan sonra. hepimizin sonu bu" diye söylendi.enginel elveda gülsarı Tanabay öfkeyle elini kaldırdı. çıkaran da. Sonunda. Gülsan. neyin var?" Parmaklarını yelesinin altından sokup kulak dibini tuttu. çok mu hastasın? Neyin var arkadaş.com. . Oğlunun evindeyken gelini ile tartışmamak için kendini tutmuş. düşmanımızın. hele şu koI Elveda Gülsan/13 camış çağımda. Oysa varacağı yer uzak. Baş olmak. vallahi ağzını açmaz. hırslandıkça da bir ateş basü ve gömleğinin yakasını çözüp derin derin solumaya başladı. iş! İş yaparken de babamızı yüzüstü bırakmazdık biz.www. anamızın. Kadın: Babanı istemiyorum. kocasının babası değil miyim? Ama çenesi durmuyor! . Ne diye nefes tüketiyo-rum|ki! Bugünkü gençlerin hepsi öyle! İnsanlar çok değişti artık. onun da karısından geri kalır yanı yok! Karısı konuşurken o yere bakıyor ve ağzını açıp tek kelime bile söylemiyor. Bütün bunları unutmuştu o anda. konuşursun elbet! Okutup adam ettik çünkü sizi! Oysa bizden lâf değil. sen çeneni açma!" diyordu durmadan. O zaman işlerin nasıl olup bittiğini sen nereden bileceksin a budala gelin! Şimdi dilin bir karış..Ömür boyu koyun çobanlığı. hiçbir şeye karar veremiyordu. Basbayağı korkuyor karısından. hepimiz yaşlandık. Hay haddini bilmez hay! Gözü hep yukarılarda. Benim partiden çıkanlmamla ilgili söz söylemek sana düşmez! Bu benim bileceğim iş ha gelincik. saygıda kusur etmezdik. gece yakın. Yelesinin bu kadar seyrelmiş ve hafiflemiş olduğunu görünce içi burkuldu: "Çok kocamışsın. yola yayan çıkar yine de geceyi o evde geçirmezdim" diye söylendi.. aklından geçen bütün bu acı sözleri şamar gibi patlatırdı suratına: "Beni partiye kabul eden de sen değilsin. iyice büzülmüş. gün boyu arabanın etrafında dolanıp dura14/ElvedaGülsan mayacağını. kurumuş ağaca benzeyen ayaklarını birleştirmiş. ne akılla partiye üye olursun?. hatta komşumuzun köpeğinin bile yaptıklarından sorumlu tutulurduk. sana ne bundan!" Arabanın etrafında dolanarak bir kez daha tekrarladı: "Bu seni hiç ilgilendirmez. babamızın.. dese. nasıl olursam olayım. Hee.

Elveda Gülsan/15 leştirdi" dedi. koyun korası. 16/ElvedaGülsan başlamıştı.Amaan sen de.Gidin görün. Atı yedeğine alıp evine doğru yola koyuldu..Ben de onu demek istiyorum zaten. Gülsan Gülsan iken... hem tavla anlamına gelen hayvan barınağıdır. Tanabay gözlerini karısından kaçırarak: . Tanabay burada.Şaştım kaldım doğrusu. Ata ot vermek için samanlığa gitti.www. örtülü kora. Ama Tanabay bir türlü dönmüyor. İstediğini yap. onu tanırsınız.Nasıl bir at vereceksiniz. size bir at vereceğiz. bir zamanlar siz biniyor-muşsunuz ona. Tanabay da Tanabay idi. "Demek kader bizi bir kez daha bir1 Kora: Hem ağıl. Hayvana çok acımış "Ben bu atı almam" diyememişti.Niye dikilip duruyorsun. Kansı ile beraber orada oturuyorlardı. Kansına karşı işlediği bazı kusurları olmuştu. demişti. Birden fazla e.com. kış günlerinde ise çobanlann bu otlan vaktinden önce almalanna engel oluyordu. açlıktan ölüyorum ben! . . o binile binile binilmez hale gelen yorgaya bakarak. hem ahır. açık kora. Sen söylemesen onu asla tanıyamazdım.Bunda şaşılacak bir şey yok. yemek ısıtsana. Orada. olduğu zaman birinci eş. hanımefendisi.. at korasına1 bir uğrayın. Buranın yeni başkarması genç tarım mühendisi onu görünce: . . Bu atla ilgili bazı anılan vardı. yaz günlerinde otların biçilip demetlenmesine gözcülük ediyor. nelerden söz ediyorsun? diye elini sallayan Tanabay konuyu kapadı ve dışan çıktı. Karısı kapının önüne çıkarak seslendi: 8 . olarak belirlenir. dedi Tanabay'ın baybişesi1 dalgın dalgın başını sallayarak. anı gitmiş vahi kalmış bir iskelet mi? .Haa! Bu gerçekten Gülsan mı? diye şaştı kaldı. Karısı. bir iş için hayvanlann kışlağı olan merkeze uğramıştı. baybişe yemeği ısıtmaya 1 Baybişe: Evin hanımı. Karısının o olayları unuttuğunu sanıyordu.Aksakal. Bacadan duman tütmeye. At korası. her canlı yaşlanır. benden sana izin! . Gülsan'yi zor tanıdı: . ifadesidir.. .cizgiliforum. Bizim durumumuz ondan farklı mı sanki? Zaman kimseyi kayırmaz. Sonra alaylı bir gülümseme ile ekledi: Belki yine yorgaya binip gece seferlerine çıkmak istersin. Yaşlı bir at ama işinizi görür. Bunlan kurcalamanın hiçbir yaran olmazdı şimdi.Gülsan'nın ta kendisi. o ünlü yorgayı o halde görünce yüreği sızladı. Nesi varmış tanınmayacak? diye bir şeyler geveledi. atın yemiyle uğraşıyordu. Bu kulübenin bir buçuk kilometre yakınında su işlerine bakan görevlinin kulübesi de vardı. Onun için konuyu değiştirmek istedi ve kansına çıkıştı: . Gençti. Yaşlı kadınlara saygı hitabı.enginel elveda gülsarı ulaşırdı. Tanabay oraya yöneldi. Geçen güz Tanabay. her şey eskir. unutmamıştı demek.

. Çuvalın içindeki küçük bir çıkını aldı. Tann onu korumuştu. At kımıldadı. O zaman Tanabay. Kadınlann 'ihtiyar' demelerine aldırmadı. Tanabay ve Gülsan ilk kez savaştan sonra karşılaştılar. yürü. Boşuna dememişler "Kırk yıl kırgında kalsan. zor yiyordu yemini. Savaş yıllannda 9 . Bundan sonra atı yularından tutup yürüttü. öbür yansım da ufalayıp atın ağzına tuttu. Gerçi artık genç değildi ama yaşlı da sayılmazdı. Ama.. Kansı o geçmiş olaydan bir daha söz etmedi. Yine de onu canlandırıp güçlendirdiğini sanıyordu. Gülsan biraz durduktan sonra ağzındaki kırıntılan çiğnemeye başladı. Batı Cephesinde de. gayret et yavrum. Japonya'nın tesliminden sonra terhis olup yurduna dönmüştü. Sonra yorgayı eliyle hafifçe dürttü. tekerlekler gıcırdadı. . Tanabay güz boyunca. ye Gülsanm." Tanabay kamçının sapı ile arabayı karıştırarak dipteki boş çuvalı çıkardı.cizgiliforum. satıcı kadınlar onu "Hey ihtiyar. korkulacak bir şey kalmaz.. kış boyunca ata baktı. Onbaşı Tanabay Bakasov.com. Salya sıcaktı ve bu Tanabay'ı sevindirdi. Cepheden cepheye koşarak tam altı yıl askerlik yapmıştı. ağır ağır dağ yoluna koyuldu. Kansı yolda yemesi için pişi koymuştu o çıkına. takılmak için söylüyorlardı çünkü. "Kaç yaşındasın Gülsan? Yirmi yaşında mı? Yoksa daha mı fazla. at elini cüzdanına!" diye karşılamışlardı. Pişinin yarısını kendisine ayırdı. dedi. Evet evet. O çuvalla gelinine patates götürmüştü... yürü! At hareket etti..Hey. Tanabay'ın titreyen eline atın salyası aktı..enginel elveda gülsarı .Hadi yavrum. Ama Tanabay onu yemeyi unutmuştu. Onu kepek lapası ve kıyılmış pancarla besledi. araba sarsıldı..Ne yapacağız Gülsan? Burada böyle kımıldamadan duracak mıyız? dedi. gel artık! dedi. "Dur hele. yirmiden fazla senin yaşın. yemek ısındı da soğudu bile. Başka bir sefer de göğsünden yaralanmış ve hastahanede iki ay tedavi gördükten sonra kendi birliğine yetişmişti. Doğu Cephesinde de çarpışmış. Yaşlı adam ve yaşlı at. .Hadi Gülsanm. . bir durup bir giderek eve varırız değil mi? Bir vardık mı. Şimdi ne yapacaktı? Atı yolun ortasında bırakıp gitmeye gönlü elvermiyordu. bir ayağını kaldırıp ağırlığım öteki ayağına verdi. onun şoku ile epey sarsılmıştı.www. böyle bir iş gelmişti başlarına. bak aklıma ne geldi. Bir defasında araba ile gelirken mayına çarpmışlar. ecel gelmeyince ölmezsin" diye. Tanabay atla beraber yürürken "artık gücü kalmadı zavallının" diye düşündü. biraz gayret edersek. Sonunda yurduna dönüp trenden indiği zaman. Tanabay da ölmemiş. Elveda Gülsan/17 . Gülsan'nın dişleri iyice aşınmıştı. O zaman Tanabay kırıntıları kendi eliyle soktu hayvanın ağzına. Ne gereği vardı artık. Bizim baybişe ile ben seni yine iyileştiririz. Durmak işimize gelmez. Gülsan pişinin kokusunu derin derin içine çekti ama ağzına alıp yiyemedi. işte bugün.

Kılık kıyafeti. bu işin ustası olmuştu.com. zafer kazanıldıktan sonra köyüne dönerken. gırtlağına kadar borca batmış ve banka bjr kapik bile vermiyordu artık. Onları unutacak. hafif kırlaşan sakalı bıyığı ile biraz yaşlanmış görünse de. Ama Tanabay "Dür. kızgın demirden kıvılcımlar saçılıyordu. Şimdi ikisi de evliydiler ve çocuklan vardı. Kadınlar eskimiş oto lastiklerinElvedaGülsan/19 den yapılmış ayakkabıları giyiyorlardı çıplak ayaklarına.www. O zamanlar açtılar. Doğrusu kendisi de. yaklaşma!" der gibi çekici indirdikçe bütün bu sıkıntıları da uzaklaştınyordu sanki. nice nice güçlüklere göğüs germesi gerekecekti. yüzü kınşmıştı.. gerçek ve tatlı hayat asıl şimdi başlayacaktı. Dünyaya yeniden gelmiş gibiydi ve artık yalnız geleceği düşünüyordu: Çoluk-çocukla kaygısız bir hayat yaşamak için önce başlarını sokacak bir ev yapacaktı.enginel elveda gülsarı güneş ve soğuktan yanmış. Ama bu başka bir hikâye. O güne kadar olup bitenlerin. Kolhoz. usta yoldaşı o kor gibi madeni çevirecek zaman bile bulamıyordu bazen. Öyle hızlı dövüyordu ki. Ondan sonra doğan çocuğu da kızdı. 10 . Savaş bittikten. Bundan başka bir amacı yoktu. önünde hiçbir engel kalmamıştı. demir dövmüş. O sesleri. dağda yaşayan kocamış kaynata ve kaynanasını görmek. Gönlü hoş ve iyimserdi. çıplaktılar. karısı da kızlarından çok memnundular. Evde hasretle bekleniyordu.. Ne var ki oğlu hayırsızın biri olup çıkmıştı. gücükuvveti yerinde. * Ama Tanabay öyle düşünmekte. saygılarını sunmak ve gönül almak için gelirlerdi. Terhis olduktan bir yıl sonra kansı ona güzel bir kız çocuk doğurdu.cizgiliforum. Bunun için savaşmamış mıydı? Kan ve ateş arasında canını dişine takmamış mıydı? Savaş bitmiş. çocuk başı kadar büyük bir çekiçle. Gençliğinde bir demirci yanında çalışmış. çektiği sıkıntıların önemi yoktu artık. Çocujdar nice zamandır şekerin yüzünü bile görmemiş. ara sıra bugün bile duyar gibi oluyordu. Savaştan sonra aynı işi yapıyor. Büyük kızının kocası kamyon sürücüsüydü. düşmanı yendik. Çalışırken o çekiç sesleri arasında günlük sıkıntıları unutup gidiyordu Tanabay. Tanabay kendisi için asıl hayatın yeni yeni başladığını düşünüyordu. örsün üzerindeki kızgın demiri hiç durmadan dövüyordu. Yazlan sik sık ve topluca kendisini ziyaret ederlerdi. Gelecek için daha yıllar yılı kan ter içinde kalıp fedakârlık etmesi. Büyük istasyonlarda maksimkalan (asker getiren katar) bando-mızıka ve coşkun bir neşe ile karşılamışlardı. dik. tadını unutmuşlardı. zaferi kazandık. Örs çın çın ötüyor. Bu damadı bütün ev halkım kamyo18/ElvedaGülsan na bindirir. Sonra bu yuvada herkesin mutlu olması için çalışacak. sabahtan akşama kadar. hep çalışacaktı. zafer kazanılmış olduğuna göre. hu-ha! hu-ha! diye nefes alıp veriyor ve bir yandanJla düşünüyordu: En önemlisi savaşı kazanmış olmamız. Oğlu sekizine basmış ve okula başlamıştı. gönlü gençti. yendik. Tanabay her darbeyi indirişte. yaMaşma! Dur. geleceği toz pembe görmekte pek acele ettiğini şimdi çok iyi anlıyordu. Ve çekiç cevap verir gibi tekrarlıyordu: "Yendik. diyordu.

Gece-gündüz. Çora. Tanabay onunrişte bu yumuşaklığını beğenmez. Orduya at gerektiğinde o 11 . herkese iyi davranan bir gençti. zayıflamıştı. gazetelerden okuyup öğrendiği cümlelerle ve acımasız bir şekilde atıp tutardı. yüzü kırış kırış olmuştu. . karşıt görüşte olanlara. eskiden beri iki can dost idiler. konuşmuşlardı. Yumuşak huylu. kulakların (toprak sahiplerinin) mal ve mülklerini bu kolhoza katmaya birlikte karar vermişlerdi. Bu yüzden toplantılarda sık sık yerinden fırlar. Tanabay Çora'nın gençliğini hatırlamıştı. bir kolhoz kurmaya. Kalbi zayıf olduğu için çürüğe çıkarılmıştı. askere giden gençlerin dönüp dönmediğini sordular. Onu. Tanabay bu konuda büyük çaba gösterdi. O zamanlar Çora köyün yakışıklısıydı. Bazen öyle sözler söylerdi ki. koşturmak kolay mı? Dervişbay'ı hatırlıyor musun? At üstünde donup öldü zavallı. yani komünizm idealine karşı çıkanlara gereksiz bir hoşgörü göstermekle suçlardı. Savaşın başından sonuna kadar ve savaştan sonra da hep bu görevde kaldı. Tanabay'ı razı etmek için demirci dükkânına kendisi gelmiş ve arkadaşını razı ettikten sonra ona: .Ben senin çekice yapışıp kaldığını sanıyor. zenginlerin.İki gün önce dağa gidip geldim. Tanabay daha savaştan döndüğü gün anlamıştı bunu. "Peki yılkıya kim bakacak? Biz ölelim diye mi bekliyorlar? Zaten bir ayağımız çukurda!" Ben çok üzüldüm ve utandım. O zamandan beri çalışıyorlar orada. Merhum Çora o zamanlar kolhozun başkanı idi. ta komsomol oldukları günlerde. İkisi. O günlerde herkes savaşı kazanmış olmanın gururuyla avunuyor ve zafer ekmeğin yerini tutuyordu. dinlediği siyasî nutuklardan öğrenmişti. Yılkılara bakmanın aksakalların işi olmadığını. Çora ile o. dedi Çora İhtiyarlar. pek yaşlanmış. Beli 20/Elveda Gülsan bükülmüş. Savaş yüzü görmemiş olsa da. demir atölyesinin yakınındaki arkın kenarına çö-mellp oturmuş. ne zaman çalışmaya başlayacaklar?" dedi ihtiyarlar. bilgi ise bilgili bir delikanlıydı. "Peki nerdeler. Sağ kalanların hepsinin döndüğünü söyledim. kimileri iş yerlerinde. Can dostu Çora razı etmişti onu bu işe. Ama söyledikleri pek etkili olurdu. kendisi bile ürkerdi söylediklerinden. yaz-kış demeden at üstünde dolaşmak. Söylediklerinin hemen hemen hepsini. "Onu biliyoruz" dediler. her türlü işlerde çalışıyorlar" dedim. onların bu işin üstesinden gelemeyeceğini sen de bilirsin. Görgü ise görgülü. Hatırlıyorsun değil mi? Savaş başlayınca biz bu ihtiyarları yılkıya bakmaları için dağlara göndermiştik.cizgiliforum. Çora'dan başka hiç kimse Tanabay'ı demirci dükkânından aşırıp yılkıcı olmaya razı edemezdi. "Çalışmaya çoktan başladılar. dik!" O günlerde böyle düşünen yalnız Tanabay değildi.www. Temmuzun sıcağında bile o eski yün yeleğini çıkarmıyordu üzerinden.enginel elveda gülsarı dik. kimileri tarlada. Daha sonra Tanabay yılkıcı oldu ve dağlara çıktı. hatta böyle oluşuna kızardı. dedi. Mallarına el koyacakları kişilerin listesini beraber hazırladılar. bir deri bir kemik kalmıştı.com. Eskiden. koparıp ayıramam diye korkuyordum. Çora iyice zayıflamış.

Yaşın yetmişe dayanınca. elin serçe parmağı gibi büyümeden kalmıştı.Tanabay.enginel elveda gülsarı atları terbiye edip yetiştiren de yine bu aksakallar oldu. Kılını çeksen yağ çıkar demiyorum ya ben de. Bir daha da birbirlerini hiç göremez oldular.. İkisi birden ayağa kalktılar. Bakacak göreceksin. Tanabay demirci dükkânına doğru yürüdü. böyle işte! Sen bir düşün Ta-nahafy. Halkımız aklını başına topladı. Düşünüyorum da.İşte. ne görüyorsan o.Ama içlerinde bir tanesi var. Bazı geceler gözüme uyku girmiyor.. Belki doğru olartçda budur. atların hali hiç de iyi değil! Turgay. Uzak yerlere gidip medeniyet öğrendiler ya. gözlerine düşen kocaman börkü yukarı doğru kaldırıp üzengide doğrularak bir 12 . dağlıç türü kuzunun kuyruk ucunun üzerindeki yağlı top kısmı gibi duruyordu. . Konuşmaları bitmişti. Ülke için istediğin bu coşkulu iyilik ateşinde yanıp gitmesen bari. eskisi gibi uzun uzun dertleşmeyi ne kadar isterdim. yaşlı Turgay'ın baktığı yılkı içinde ilk kez gördü.com.cizgiliforum. İçinden "bizim başımıza gelmeyen kalmadı oysa sen hiçbir şey görmedin. hep aynısın Çora. Sanki. .Vere vere bana bunları mı veriyorsun aksakal. Çora arkasından seslendi: . kolaylaşmadı. Tanabay da yumuşadı: . ufacık ve köse bir ihtiyardı. bunu utanç verici bir iş sayıyorlar. Boş bir zaman bulup sana gelmeyi. Görüşmeyeli çok oldu. atlar koradan çıkarılıp sayım yapıldıktan sonra ihtiyar Turgay'a sitem etti: I 22/Elveda Gülsan . Eyerden eğilip arkadaşının yüzüne baktı: "Bana da-rılmadın değil mi? Başımı kaşıyacak vakit bulamıyorum.Pekâlâ Çora. İkisi başbaşa verip konuşmak. Zaman akıp gitti. O konuşmadan bir süre sonra Tanabay dağa çıktı. baybişemle bir görüşeyim. bekle biraz! diye atını sürüp onun yanına geldi.. Şimdi yılkı bakmayı askerden dönen gençlerimiz hor görüyor. buruşuk yüzlü. İş üstüne iş biniyordu. Sağ olsunlar! Onlara şükran borçluyuz. plan hedefine nasıl ulaşırım?. Tanabay. Sen gidersen peşinden başkalarını da göndeririz. dedi Tanabay. Savaşta biz neler görmedik ki! Bizim de yumuşamamız gerekmez miydi? Belki insan hayatında asıl önemli olan budur" diye düşünüyordu.. dedi Turgay.www. artık savaş bitti.. uzun uzun dertleşmek fırsatını hiç bulamadılar. dedi alttan alarak. Yaa. o zaman daha iyi anlarsın.. halkı nasıl doyururum. kusura bakma.Şaka yapıyorum aksakal. şimdi dağda at çobanlığı ağırlarına gidiyor. Oysa işler azalmadı. aydınlık günler gelmiş olmalıydı. Genel olarak bunun gibi ihtiyarlar alıngan ve acı dilli olurlar: Ama Turgay kızmadı: . artık herkes daha iyi yaşamak istiyor. dağda taşta at koştur da anlarsın. Başındaki kocaman börk. O sarı tayı. hizmetlerini Elveda Gülsan/21 ödeyemeyiz. hep düşünüyorum: İşleri nasıl yoluna koyarım.

sesimi duyunca usturanın keskin ağzı gibi her şeyi yarıp geçer. gelişecek. Taya yetişmek için bindikleri atlan dörtnala kaldırdı-¦ lar ama yetişemediler. Onların sesini duyan > tay hızını arttınyor.. nazar değmesin! Kimselere bir şey söyleme.cizgiliforum. yetişecek. elde etmek için peşine düşenler çok olur. oysa sarı tay hep yorga koşuyordu. kan dökmekten çekinmezlerdi. Sonra ensesini kaşıyarak ciddi bir tenbihte bulundu: "Ama dikkat et.Hangisi? Şu tostoparlak görünen küçük tay mı? Ufak tefek bir şey. Eski devirde olsa. bindikleri atlann terlerini soğutmak için bir hayli gezdirmek zorunda kaldılar.Epey geç doğdu da ondan.İyi öyleyse. çok güzel taydır o.Doğuştan yorga. gözleri yaldır yaldır parlar. dile düşürme.enginel elveda gülsarı kamçısının sapıyla ilerisini göstererek "Bak. dedi ihtiyar.. sırtı da pek kısa. Ama kötü birine düşerse solar gider. Atın iyisi de öyle olur. Baktıkça yüreğin sızlar.Merak etme aksakal.Yorga at az mı yani? .Bak Tanabay! dedi. Başını kaldırdı. . Çok güzel yetiştirmişsin bu tayı. Bilirsin.Hele bir görelim. Turgay börkünü başından çıkarıp Tanabay'a: . uçan bir kuş gibi rahat uçuyordu. . dedi Tanabay. . . Yine yılkıya katılmak için kocaman bir yanm daire çizerek koşuyordu. Adı 'GÜLSARI1 unutma. böyle bir yorganın değerine paha biçilemezdi. Atlarını mahmuzlayıp yılkının çevresini dolandılar.Evet. Güzel yorga güzel kız gibidir. şu sağ kanatta otlayan san tayı görüyor musun? İşte o bir harika!" . Büyüyor.Peki.Ooo! Şuna bak! Şu koşmanın güzelliğine bak! Harika bir şey bu! . ama hiç dörtnala kalkmıyor. San tay da koşmak için fırsat arıyordu zaten. Oyun için yanşan çocuklar gibi neşe ile coşarak tayın J|peşinden kendi atlarını sürüyorlardı. bir kız iyi bir ere düştüğü zaman daha da güzelleşir.www. ben de biraz anlarım bu işten. Çocuk değilim. çöp gibi kalır. sana çok teşekkür ederim. . Ama onlar. gül gibi olur.Söyledim sana.com.. 24/Elveda Gülsan . Kırgız atalar böyle bir yorga için birbirlerine düşer. hayran kaldım doğrusu.Turgay ağam. şöyle bir silkinip perçemini geri attı.Ben bunun gibisini görmedim. hınldadı ve sonuna kadar kurulElveda Gülsan/23 muş bir oyuncak at gibi ileri fırladı.Demek ona Gülsan diyorsunuz? 13 . olduğu yere düşüp kalır! . . özelliği ne onun? . sarı tayın yolunu kesip ileriye doğru sürdüler. San tayın yorgalamasını keyifle seyreden Tanabay sevinçle bağırı-¦ yordu: . dedi ihtiyar yılkıcı övünerek. . Bakmasını bilmezsen onu mahvedersin. Sesimi de tanır ha! Bir nâra atayım da seyret hele: Ayyyyt! Ayyyt! Ayyyt! Gördün mü? San tay dönüp dolaşıp yılkıya katıldı.

Dağlar yine o dağlardı. Bunun se1 Cabağı: At yavrusuna altı aylık oluncaya kadar 'kulun'.Sahipleri onlan yalnız bırakmıyor. Çayırlar. Zamanla yılkı ona alıştı. fısıtlısı ile yine uykuya dalıyorlardı. 14 . Sahiplerinin ağzı yüzü soldu. Sonra kar yağdı. Turgay aga yaşlanınca çenesi düşük bir ihtiyar olmuştu. yılkı ve dağlar Tanabay'a kaldı. Sık sık ve lapa lapa yağıyor. zayıf. Unutma. Ayazlı gecelerde atlar bir kuytuda kümeliyor. Turgay'la yaşlı karısı oradan aynlırlarken. ona bir yardımcı vermemişlerdi daha. Bütün gece Tanabay'a öğüt verdi. kulaklarını kabartıyorlardı: Efendilerini yanıbaşlarında görmek güven veriyordu onlara. Tanabay da ses çıkarmadan dinledi.. vücutları kırağından bembeyaz olu-yordu. O söylenince yahut öksürünce. uzunca boylu. gemini fazla çekme. elleri morardı. yadsınmadı. yüzünü ovuşturarak dolanıp duruyordu yanlarında. Canı gibi sevdi onu. sırtına eyer vurulmamıştı. onları yolun başına kadar yürüyerek uğurladı. Hiç kimseyi de bindirme. başında asker kalpağı olan bir efendi gelmişti. sırtına gocuk giymeye başladı. atlar başlarım hafifçe çeviriyor. tepinmeye başladılar. Yine başına buyruk bir taydı. gür idi. Değişen tek şey yılkının efendisiydi. Eyer vurulacak ve binilecek hale geldiği zaman pek zorlama. Tanabay. Bende biraz kaldı. Eskisi gibi koşup duruyordu üyirin arasında. Bundan sonra boş kalan keçe çadıra döndü. şişti. Keçe çadır. atından inmeden. Terli iken suç içmemesine de dikkat et. Yol başında aynlırken Turgay aga son bir öğüt daha verdi: . Şimdilik yalnız idare edecekti işleri.enginel elveda gülsarı . Geçen yaz kız torunum gelmişti.Evet. Yaşlı yılkıcının yerine. onu yadırgamadı. Şimdilik ağzına gem. San tay o zaman henüz bir cabağı1. ama uzun süre yerde kalmıyordu. altı aydan bir yaşına ulaşıncaya kadar 'cabağı'. bir yaşına gelince 'tay' denir (çevirenin notu). şınl şırıl akan sular hep aynı.com. Adını o koydu. yoksa yorga gidişi bozulur. birbirlerine iyice sokularak. Gece rüzgârının hışırtısı. kendisi için neler söyleneceğini ve ileride başına neler neler geleceğini!.cizgiliforum. Bundan sonra Turgay ve kendisi gibi >%şlı kansı. Hiçbir şey değişmemişti.San taya şimdilik hiç dokunma. Kansıyla buraya yerleşeceklerdi. Yardımcısı için de bir çadır vardı ama. Cabağı Gülsan'nın tüyleri uzadı ama özellikle geceleri yine üşüyordu. eldivenli ellerini birbirlerine sürterek. o zamana kadar sağ kalırsam. Atlar toynaklanyla kan eşelemeye. 1 Elveda Gülsan/25 kalın. adı Gülsan. Onu iyice terbiye ettikten sonra. eşya-lannı yükledikleri deveyi yedeklerine alıp gittiler. getir göster bana.. sabaha kadar kımıldamadan duruyor. idi.www. Ara sıra bir yerlere gidip sonra yine geliyordu. Artık ayağına çizme. Ne bilsindi Gülsan nasıl bir ömür süreceğini. Sabırla yetiştir onu.

olanca güçlerini ayaklarına vererek. İyice rahatsızlanıp korkuya kapıldılar. Yaşlı dişi atlar. Sonra önden duyulmaya başladı. Hiç unutamayacağı o çiftenin acısıyla yılkıya yanaşıp kenarda ama onlann yanında durdu. onu yılkıya katmak için karnına müthiş bir çifte indirdi.enginel elveda gülsarı Gülsarı Tanabay'ın sesini işte bu kış tanıdı ve bir daha ömrü boyunca unutmadı. acı acı kişneyerek. önlerindeydi. isli gocuğunun kokusunu alsalar. güçlü toynaklanyla kan eşeliyor. Artık hiçbir kuvvet durduramazdı onlan. iterek koşuyorlardı. Atlar büyük bir gürültü çıkararak koşsalar da sahiplerinin öfkeli bağırmalannı duydular. göz gözü görmeyen karanlığa dalıp uzaklaşıyordu. O müthiş çifteden sonra bir daha yılkıdan aynlıp tek başına durmaya kalkışmadı. Kar savrula savrula. bazılarını çiftelemeye başladı. atlann yelelerine. faltaşı gibi açılan gözlerle çevresine baktı ve korkudan donup kaldı olduğu yerde. Aygır. ağır-laştı. hınltısız dururken.cizgiliforum. kulak kabarttılar.www. uzaktan uzağa bir uluma duyuldu. O sırada bir silah sesi duyuldu. Bir türlü giremiyordu aralanna.com. felaket habercisi bir sessizlik idi bu. başlarıyla vurarak kulunları. Titreye titreye birbirlerine sokuluyorlardı. Aralarına giremeyince daha da uzakta tek başına durdu ve bu yüzden üyir aygırının hışmına uğradı. Gülsan. İşte bu gelişlerden birinde. Yılkı sesin geldiği yöne koştu. Gülsan o güne kadar kurt ulumasını hiç duymamıştı. O sesin ve kendilerinin sahibi şimdi yanlannda. cabağıları ortalarına aldılar. başına üsır usır düşerek yığılıyordu. ayak seslerini duyuyordu. Gülsarı'yı ortadan sürüp kenara çıkardılar. hışımla üzerine yürüdü. belirsiz bir yöne doğru koşmaya başladılar. İşte o zaman. Şimdi çıt çıkmıyordu. Kar yağıyor ve Gülsan'nın burun deliklerine giriyor. Bir gün dağlarda bora koptu. yandan gehyordu. Sesler önce geriden. yılkıyı bir arada tutmak için etrafında dolanıyor. öfkeli bir halde geri 26/Elveda GQIsan geliyordu üyer aygın. iğne-leye iğneleye. Karanlıkta. kafasını eğip kulaklarını kısıyor. Gülsan'yı hâlâ kümelenmiş yılkıdan uzakta tek başına duruyor görünce. ardından bir silah sesi daha. Gülsan yine ortaya girmek için yaşlı atlan itmeye. Sonra yine sinirli. Ulumayı duyunca bir an olduğu yerde donmuş gibi kaldı. ama ne kendi görünüyor ne de sesi duyuyordu. arada bir dörtnala koşarak. hınldayarak. Ama yılkı onun harıltısını. Dağdan yuvarlanan kayalar gibi birbirlerini sürükleyerek. Gülsan'nın nefesi kesilecekti ner-deyse. Atlar sessiz. Hayvanlar gözlerini açamaz oldular. Gülsan da neye uğradıklannı anlayamadan çılgınca koşuyordu yılkının ardından. Uğursuz. Atlar irkildi. Sahipleri neredeydi? Böyle korkulu bir zamanda o neredeydi? Hiç olmazsa sesini duysalar. kann üzerinden bir karaltının süzülüp geçtiğini ve sonra kaybolduğunu görünce artık yerinde duramayıp ürkerek geri sıçradı. zaten korku içinde bekleşen atlar ürktü. İçinde bir şeyler kopmuş gibi sarsıldı ve güç doğruldu. biraz rahatlayacaklardı. kuyruklarına yapıştı. Elveda Gülsan/27 15 .

Ona beş kilo un ver! Onun bu davramşı karşısında Tanabay'ın utancı daha da arttı.com. Tanabay önce unu almamayı düşünmüştü. otu nerde? Tuzu nerde? Ağzımızı açıp yel yutarak geçiriyoruz 28/Elveda Gülsan günlerimizi. Gülsan da toparlandı ve eski gücüne kavuştu. dedi Çora. bir süre yüzüjıdeki yangını söndürmek için öylece durdu. . cıdavlanndan. itinkurdun uluduğu o soğuk geceleri.. Savaş cephesinde durumumuzu bundan yüz kat daha iyiydi. sulann kalın bir buz tabakası olup toprağı örttüğünü. adam unutmamıştı. Tan atarken Tanabay yılkıyı eski yerine getirmişti.Hay Allah! Onu ne karıştırıyorsun? Her şeyi birbirine karıştırır yokuşa sürersin zaten! Ver! diye kestirip attı Çora.. atların sıcak sırtında eriyor. . Dondurucu ayazı. suskun bakışını da unutmamış-tı. ağlamamak için dudaklannı ısırdığını.. Sonra dağdan inip. Bulut gibi buhar çıkıyordu sırtlanndan. bembeyaz kan yüzüne götürdü. Sen beni bağışla. Yere çömelerek iki eliyld aldığı soğuk. sonra yeşillendi. Atlar tüylerini döktüler. O pek şiddetli kış ve zorlu günleri sanki hiç yaşamamışlardı. Sen de orada oturup. Yılkı onun sesiyle biraz yüreklendi ve peşinden koşmaya başladı. seyrekleşme-yen kar taneleri. Tanabay da kar yedi. acımdan konuştum böyle. kara toprak göründü. Hâlâ dinmeyen. Ateş gibi yanan dudaklanyla kar yutuyorlardı.Peki. Ama hâlâ korkudan titriyor. Atlar ofaya gelince durdular. o bo-ranlı günleri at üstünde geçirdiğini. Atlar o günleri hatırlamıyorlardı ama.cizgiliforum.Sonra öfkeye kapılıp böylesine ağır sözler söylediği için kendisini affettirmeye çalışmasını da. Yakında inek doğuracak.enginel elveda gülsarı Sesi kısılmıştı ama bağırmaya devam ediyordu: Kayyt! Kayyt! Kayt! (Dön! Dön! Dön!) diyordu efendileri. unutmamıştı. ürün zamanına kadar dayanırız. bu atlan kendi elimle öldürmüşüm gibi bakıyorsun bana! Bu sözler karşısında kolhoz başkanının kül gibi olan yüzüyle kendisine şaşkın. gövdeleri şişip şişip iniyordu. at sütünden kımız da yaparız. sanki demirden olan bu kabuğu tepinen atların toynaklarının bile kıramadığını. demeyi geçirdi aklından. dişimizi biraz daha sıkar. Sonra anbar memurunu çağırıp emretti: . çadırın tamtakır içini bir gör! Kuru ekmek bile bulamıyoruz. diye kekelemişti. öfkeyle bağırmasını da unutmamıştı: .www. ölüp gittiklerini de unutmamıştı... kolhozun başkanına ölen atlann hesabını verirken. bahar geldiğinde. Ama Çora'nın 16 . . . Yeni tüyleriyle sırtlan parlamaya başladı.Asıl sen beni bağışla. Böyle mi yapacaktık bu işleri? Gel de nasıl bir keçe çadırda yaşadığımızı.Sen. körük gibi soluyor. Yılkının kışlık korası nerde? Yemi. O zorlu kışa dayanamayan zayıf atların düştükleri yerden kalkamadıklarını.. sağrılanndan süzülüyordu. üzüntümden. elini ayağını ısıtmak için çalı-çırpı yaktığını. sonra avuç avuç yuttu o soğuk kan.Bana niye öyle bakıyorsun! Karşında bir faşist mi var! diye bağırmıştı. kirli-san bir su gibi.. Kalın kar eridi. ana okulu ne olacak? dedi anbarcı.

yavaş yavaş iç. En çok sevdiği şeydi koşmak. koşu temposunu onun türküsüne uydururdu sanki. şimdi. Karısına: . yamaçlar yemyeşil uzanıyor. koşup oynadığı yerleri görüyordu. kalçası dar.. şımarıyordu. Tanabay'ın onu yüreklendiren sesi. kalın kıvnk dudaklar. Gülsan'nın keyfine diyecek yoktu. Karısının işte o undan yaptığı lakşa çorbasını içerken ağızını nasıl yaktığını da unutmamıştı. Öteki tayları da koşturup peşinden sürüklüyor. doruklarda hâlâ erimeyen karların beyazlığı göz ka-niaştınyordu... başı ise soylu yorgaya yaraşır biçimdeydi: Bir tutamlık fazla yağı yok. Onun işi gücü koşmak. 17 . Koşuyordu. hatta keyfinden şarkı söylemesi pek hoşuna giderdi Gülsan'nın. ne kadar çok koşarsa. omuz arası geniş.com. yadırgamıyordu.enginel elveda gülsarı anbarcıya söylediklerini duyduktan ve yüzünün aldığı rengi gördükten sonra düşündüğünü söylemekten vazgeçti. bazen bu yüzden kamçılarını savurarak birbirleriyle kapıştıkları da oluyordu. duygulu. düzlükler. Aygırlar birbirleriyle dövüşmeye. Bunların hiçbirisini unutmamıştı. onların arasında sarı bir yıldız gibi akıp gidiyordu: Çakıllı dere boyundan düzlüğe. Gülsarı bu kez de düşünde koşuyordu: Toynaklarıyla taşlan çınlattığını. kısa. ayaklarının altında toprağın kaydığını. onun ardınca dörtnala gelen efendisi de o kadar keyiflenirdi. Hava karanp yıldızlar ışıldayınca. Boyu uzun. sı-nm gibi ince. büyük bir tay olmuştu. Gülsarı ne kadar hırslanır. Bahar yağmurlarından sonra güneş pırıl pınl parlıyor. genç kısrakları kovalamaya başlamıştı. uzun..Biraz soğut da iç.www. Dilediğince koşuyor. hayatının. küçük bir çocuk değilsin ya. ne kadar çok kaynatmışsın bunu! diye kaşığı elinden bırakmıştı. Canı yanmazdı ama yine de şaşınr. dar geçitlerden dik yokuşlara koşuyor. Bazen koşup uzaklara gittiği zaman onun küfürlerini işitmiyor değildi. Bütün bunları işitiyor.cizgiliforum. yıl30/Elveda Gülsan kıya doğru akan bir yıldız gibi gelirse. Yılkıcıların da rahaEI veda Gülsarı/29 ü kaçmıştı bu yüzden. Sahibi Tanabay da onu. yine koşmaktı. ürperir ve başlardı koşmaya. Bazen de yanından geçerken kamçısıyla arkasına hafifçe vururdu. yılkı uykuya dalınca. tozlann savrulduğunu. oynuyor. Gülsarı'nın bu niteliklerinden haberi yoktu elbet. Zamanla bu türkülere iyice alıştı. Mayıs gelmişti. tümsek burnu. Atlara sert davranmıyordu Tanabay. sözlü. . kulaklannda rüzgârın uğuldadığını. düzlükten bayıra. Onu yadsımıyor. Bu yüzden sahibine bir rahat nefes aldırmıyordu. fıldır fıldır dönen tabak gibi yuvarlak birbirinden uzak gözler. demişti karısı. onları belledi: Bazıları hüzünlü. kara toprak yeşeriyor.Beni yakıp öldürmeye mi niyetlisin. Böyle zamanlarda. YıUacılar aygırları ayırmaya çalışıyor. O bahar san yorga gençliğinin en güzel dönemini yaşadı. yaşadığı ortamın bir parçası gibi görüyordu. Topaç gibi ve kabank tüylü bir cabağı iken.

Gülsan tek gözüyle gördü onu. ağzı yüzü berelenmiş. Bunlar. ilmekde o kadar boynunu sı: kıyor. Atlann arasından kendine yol açıp su içmek için çaya gitmek istedi. lışü. tuttuğu ipi koluna dolayarak yan taraftan yaklaştı. Hırıldadı. bir öfke yoktu. Ona hiç dokunmazlardı. Tanabay upuzun bir ağaç tekneye parça parça kaya tuzu dökerdi.cizgiliforum. Kam sızan dudaklannı kımıldatarak. tılmış.. Sahibi önünde. başını okşadılar ve at kuyruğundan yapılmış ilmiği boynuna geçiriverdiler. hiç korkma. Güneş gözüne vuruyor. Öteki atlar boyunlanna kıl kement geçirilince huysuzlaşır. onu okşadı ve geriye bakmadan yardımcısına seslendi: .Gel Gülsan. Öteki atlar kaçıştılar.ha çok sıkmaya başladı. ipi sımsıkı tutan yardımcısı da geldi.www. ama Gülsan hâlâ kılım kıpırdatmıyordu. şaha kalktı. nefesi kesildi.com. başı döndü. Ama gözlerinde bir kızgınlık. Atlar koşup geldiler ve başladılar tuz yalamaya. Epeyce tuz yaladığı için susamıştı. yardımcısı da ardındaydı. İşte o sırada sahibi ve onun yardımcısı. Bir gün Tanabay boş bir kovaya vurarak "po! po! po!" diye atlan tuz yalamaya çağırdı. Soluk soluğa • kalmıştı. Sonunda adamları uzaklaştırmak için kendini onlann üzerine attı. sağılacak kısrakları yakalamak için kullanılırdı. O sırada bovjnunu sıkan ip biraz gevşedi ve Gülsan ipip ucunu tutan ¦ adimlan sürüklemeye başladı. Ama o ne kadar çırpınsa. Hiç böyle bir şey gelmemişti başına.. Her zaman ata biner. Bu arada çocuklar da koşup geldiler. Adamın üstü başı yır. oralarda dolamp Gülsarı'yı rahatsız ederlerdi. Korkma.enginel elveda gülsarı sözsüz bütün türkülerini. . Sahibinin yılkıya tuz yalatmasından da çok hoşlanırdı Gülsan. gemi ver bana! 18 . işte bu tuzu yalamak Gülsarı'ya bir felâket getirdi.Yuları. Yorga dehşete düştü. insanlar birbirlerinin üzerine yığılıyordu sanki. tepindi. rahat dur! Efendisinin ardından. tuz yalamaya devam ediyordu. . gözünü kamaştıran halkalar oluşuyordu önünde. Kurtulmak için tekrar tekrar şaElveda Gülsan/31 ha kalkıyordu. şaha kalkarlardı. Gülsan da onlann arasındaydı ve tadını çıkara çıkara tuz yalıyordu. Ama. Atlar tuz yalamayı pek sever ve bunu bir ziyafet sayarlardı kendileri için. Çünkü bu kementler binek atlan-nı. dağa sonradan gelen yılkıcılann çocuklanydı. İşte o zaman boynundaki ilmik sıkıldı ve Gülsan neye uğradığım anlamadan irkildi. Sonunda kendim tuzağa düşürenlerle başbaşa kaldı. soluk almaşım zorlaştırıyordu. Tanabay bir elini atın başına uzattı. Birden her yanım saran koyu karanlığı ön ayaklanyla delmeye ça•. ellerinde ucu kementli sopalarla yaklaştılar. yer sarsılıyor. Ama adamlar tekrar ayağa kalktılar ve ilmek Gülsan'nın boynunu yine ve da-. * Sahibi. Kadınlar bağırıp çağırarak çocuklanm çadırlara doğru kovaladılar. Ama onun yanına sokulup. Gülsarı tuzağı anlayamamış. yavaş yavaş ve olabildiğince yumuşak bir sesle onu yatıştırmaya çalışıyordu. Gülsan hiç umursamadı. Dağlar yıkılıyor.. toz toprak içinde kalmıştı.

silkindi. Ama başka bir atın üzerinde olan ikinci adam yularının uzun ipini çekiyor. dağlar. Yorga yoruldu. o demir ağızlık idi. sağa sola çeviremiyor ve uzanıp yatamıyordu. Üzengiler toplanıp eyerin kaltağına bağlanmıştı. Bir an yine başı döndü ve sonra donup kaldı. o buruklukça acıtan şeyi çıkardıkları zaman biraz kendine geldi.www. sırtına bir ağırlık çökmüştü. Her yanı kayışlarla sarılmış. sırtında bir adamın oturduğunu gördü. üzerine oturmuş adamın topukları kanuna batıyordu. çok da susamıştı. dönüyor.cizgiliforum. O adamı silkinip atmak istedi sırtından. Ama o zıpladıkça ağızlık ağzını yırtıcak kadar sıkılıyor. yürümeye başladı. Adamlar şimdi sırtına bir şeyler koyuyor. Sahibi kamçısını şaklatıyor. dönüyor. . O çember yolun bir noktada açılacağım ve oradan son hızla uzaklaşacağını umuyor. ama iki defasında da adam kalkıp yine bindi üstüne. sonra kilitlenmiş gibi çakılıp kaldı ağzında. yine döndü. yavaşladı. onu sırtından iki kez atmayı başardı.Bükmeyi ver! dedi yardımcısına. sahibinin üstüne nasıl bindiğini. Adamlar ona su içirmediler. Kıpır-dayamıyor. Adamların isteği de buydu zaten. yana sıçradf. soluk alamıyor. Yorga. Kafasına başlık geçirilince yine hınldamaya. keçe çadırlar dönüyor. Bu acıdan. eziyetli koşu sürüp gitti. Yalnız ağzından o bükmeyi. merada otlayan atlar dönüyor. 19 .com. durmadan döndü. göğüs altından kayışlar geçirip sıkıyorlardı. her şey dönüyordu. O anda soğuk demir ağızlık dişlerine çarparak şıngırdadı. canı müthiş yanıyordu. sakin ol! Korkma! Yorganın gözünü bir avucu ile kapatıp başlığı kafasına geçiri verdi. dünya dönüyor. çizmesinin topu-ğuyla durmadan karnına vuruyordu. Döndü. Bu acı ile gözleri yuvalarından fırlayacaktı nerdeyse. O zaman o adamın çevresinde bir daire çizmeye başladı. i Sakin ol Gülsan. Çaresizdi. 32/Elveda Gülsan Elveda Gülsarı/33 Yardımcısı yorganın üst dudağının altına hemen kayış bükmeyi geçirdi ve çevirmeye başladı. başı dönüyor. Kayış sıkıldıkça canı yanıyordu ama asıl acı veren ağzındaki o bükme.enginel elveda gülsarı Yardımcısı atın başına geçirilecek takımı verdi. Yalnız kolanlarım gevşeterek bir ağa-¦> ca bağlayıp bıraktılar. ama çember açılmıyor. Yan gözle geriye bakınca. çözülmüyordu. Bu zorlu. tepinmeye başlamıştı ama Tanabay onun üst dudağım sımsıkı yakalamıştı. ne zaman bindiğini anlayamamıştı. Gülsarı'nın gözleri kararıyor. Yine de kişne-yerek olanca gücüyle şaha kalktı. Ter içinde kalmış. kaçıp gitmesini engelliyordu. Akşam olunca eyerini de almadılar üzerinden. Gemin dizgini iki taraftan gerilip eyerin başına bağlandığı için başını dik tutmak zorunda kalıyor. Şimdi gemi ağzına geçirmek. Yorga acılar içinde arka ayaklarının üstüne çöktü ve artık direnemedi. Sonra başını öne eğip arka ayaklarım havaya kaldırdı. gökteki bulutlar. eyeri sırtına vurmak gerekiyordu.

34/Elveda Gülsan Gülsan'yı arıyordu. Derenin öbür yakasında. Öylece duran Gütearı'yı o sırada bir arayan vardı. sesini hemen tanıdı. Alnındaki ak sakar ay ışığında parlıyordu. otluyor-du. Sabah erkenden sahibi geldi yanına. her zaman olduğu gibi yayılmış. Oysa Gülsan kımıldayamıyordu. çocukların köpek gibi ses çıkararak onları havlattıklarını. Yumuşak.cizgiliforum. hatta yere inmiş gibi daha çok panl-dıyordu. onunla koşmak istiyordu. Sanki herkes unutmuştu onu. Gülsan doru tayın sesini pek yakınında işitti. Yanına sokuldu. Gülsarı onun kişnemesini işitti. İkisi de henüz tam ergin çağa gelmiş sayılmazlardı. hep onun yanında olurdu. Öyle de susamıştı ki! Ah doru tay ona içecek su getirebilse! Gülsan'dan hiçbir karşılık görmeyen genç kısrak koşup gitti..Oy Gülsan oy! dedi. Susuzluktan da ölecekti nerdeyse. ağır ağır kımıldamaya büyümeye başladılar.enginel elveda gülsarı jGülsan bütün gece öyle durdu. onunla otlayan. Bu kez dişi tay onun boynuna asıldı. . Yenik. Yorga da onun boynuna dokunup aynı şeyi yapmak istiyordu ama. O da kişneyerek cevap vermek istedi ama.. dişleriyle onu kaşımaya başladı. yılkı. omuzlannı. Biraz sonra ay doğdu. atlara gece bekçiliği yapan yılkıcıların bağırışlarını da duyuyordu Gülsarı. Onların kişnemelerini. Başını Gülsarı'nın boynuna koydu. Derenin öbür yakasına geçip gözden kaybolunca-ya kadar Gülsan ona baktı durdu. Keçe çadırların yanında ateşi. ateş başında oturup sohbet eden adamları. Dişi tay yine Gülsan ile olmak. tabii. Pekâlâ! Tanabay Gülsan'nın boynunu okşadı. sımsıcak dudakla-nnı onun tüylerine dokundurdu.www. başını bile oyna-tamıyordu. buz gibi olmuşsun. Gülsan onun neler söylediğini nereden bilecekti? 20 . Başına nîden böyle bir felâket geldiğini anlayamıyordu. Onunla kimse ilgilenmiyordu.com. kulun oldukları zamandan beri onunla koşup zıplayan. Sonunda doru tay onu buldu. Dereyi geçip geldiği için ayaklan ıslaktı. sevgi dolu ses tonuyla konuştu. başıyla dürtükledi. yılgın. her şeyi duyuyordu. Bahara uyanmış dağlara bakıp gülümsüyor. Aygırlar onun peşine çoktan düşmeye başlamışlardı ama. Yorga Gülsîtfı ömründe ilk kez ağlıyordu. ağzını açmak istediği zaman müthiş canı yandı ve kişneyemedi. sızım sızım sızlıyordu. Bu. Ağzının kenarları yara bere içinde kalmıştı. oynar. Ne oldu? Çok mu üşüdün? Ee. gözünden iri iri damlalar düşmeye başladı. Dün beni çok yordun. üzüntülüydü. Kendisi. o onlardan kaçıyor. Dağlar gecenin karanlık kuşağından sıyrılıp ay ışığında kendilerini göstermeye. toynaklarından çıkan sesleri. Yıldızlar yeryüzüne iyice yaklaşrnış. Kolanların vücudunu sıktığım yerler ve eyerin vurduğu sırtı acıyor. Gülsan olsa yine onunla koşar. Hırıldayarak ve başını sallayarak Gülsan'yı çağırdı. yükseldi. Sonra. Ağzındaki o demirin tadı da pek kötüydü. Serin suyun kokusunu da getirmiş oluyordu böylece. oynaşan. öylece duruyordu orada. boynun omurgasını kütürdetiyordu. Başını hafif oynatacak olsa gem ağzını yırtarcasına acıtıyordu. ufak-tefek alnı sakarlı bir doru kısrak idi.

tıngır mıngır dönüyordu. kuş gibi uçmak istiyordu ama. Bak görürsün. Yalvardı: .Sağ olasın Tanabay. . Lanet olsun arabaya. çok geç oldu. asıl bundan sonra parlayacak onun yıldızı! demişti.Bana darılma. Tanabay Gülsarı'nın başlığını çözdü.Bağışla beni Gülsarı.. soyun sopun dert görmesin. hiçbir engel çıkmaz.tıp. Üzerindeki ağırlığı hissetmez oldu. iyi günler göreceksin..com. Doğru.. kolonlara da iyice alıştı.tıp. Bugüne kadar başı boş koşup oynadın..Aşkolsun! diyorlardı. din36/Elveda Gülsan lenmesini bekliyor.cizgiliforum. bacakları titriyor ve güçlükle durabiliyordu ayakta. koşmak. bu defa hayvan kendi yürek atışlarını duyuyordu: tum-top. Gülsan'yi böyle görünce Tanabay'a teşekkür etmişti: . eski bozuk yolda. Bir süre sonra Gülsan eyere de. Sahibi sırtına bindiği zaman. Ah. sonra yine dizginlere yapışıyordu: . Böyle sürüp gidecek değildi elbet. her şey yoluna girecek.. çok canın yandı. tumtop!.. Sarı yorga son bir kez daha durdu ve bir daha adımını atamadı. Alışacaksın. ürperdi. Yaşlı Tanabay Gülsarı'nın biraz soluklanmasını. ağır ağır. İşte şimdi bunu öğrendin. Ama hala arabaya koşuluydu.Hadi Gülsan. 21 . Sarı yorgayı. Kendi başı kendine ağır geldiği için boynunu aşağıya doğru eğmiş. üstüne su dolu bir kap koysan damlası bile dökmeden götürür! Eski yılkıcı ihtiyar Turgay. At durunca ve tekerlek sesleri kesilince. fırlatılan ok gibi dümdüz giderken görünler ona hayran kalıyor ve kenara çekilip seyrediyorlardı: . ağzındaki gemi ûSulca çıkardı. kızma dostum. diyordu Tanabay.. o tıngır-mıngır sesleri de kesiliyordu. yürek atışları da kulaklarındaydı: Tıp. Öylesine bitikti. diyordu. Ara sıra at. dura kalka birbuçuk saat kadar gittiler. Çok mu acıktın? Çok mu susadın?.. Sen bu haldeyken arabanın ne önemi var. her şeye lanet! Yeter ki san sağ salim eve ulaştırayım. Artık yolundaki taşlara ayağın sürçmez. Böyle. Gülsarı suya girince titredi. Tanabay. diye atıyordu yüreği. ah! Ne güzeldi bu serin su! Ne güzeldi suya kavuşmak! Ve şimdi efendisine nasıl da şükran duyuyordu! -^ ݧte böyle. sonra onu yedeğine alıp dereye götürdü.Ne oldu Gülsarı sana? Bak hava iyice kararıyor! Ama at artık onu arılamıyordu. koşumlara. bağışla! dedi Tanabay. taypalma yorganın o güzel gidişini bozmamak için dizginleri çekip onu yavaşlatıyordu. ileri atılıp başını derin suya daldırdı. Tanabay telaşlanıp atın bir o yanına bir bu yanına geçti. Benim de aklım başımda değil. ama ne yaparsın. binicisini hiç sarsmadan. daha önce düşünmeliydim. yürü yavrum. Kırık dökük arabanın tekerlekleri.www.enginel elveda gülsarı . hayat bu işte! Merak etElveda Gülsan/35 me. Çok iyi yetiştirmişsin Gülsan'yı. adım atacak gücü kalmadığı için olduğu yerde durunca tekerlek gıcırtısı.

Demek ki düşünmemek unutmak demek değilmiş. Ama bugün. hamutu da atın başından usulca çıkarıp. Başlığı. Tanabay atın dizginini eline aldı. Hadi. Karanlık. Yorga gittikçe yavaşlıyordu. At önde. . batman batman doluyordu kafasına. istemediği için düşünmüyordu geçmişini. O güne kadar hiç düşünmemişti bunları. Yalnız ikisi.İşte. "Vah Gülsarım. dedi ve gocuğunu tekrar giydi. birbirimizden pek farkımız yok.. İşte Gülsarı da ağzı var. yürümeye çalış. 22 . sen önden bildiğin gibi yürü.Hadi Sangül. Düşünmemeye çalışırdı o acı veren geçmişi. karanlık yolda. Korkma.. önlerinde. Şu haline bak zavallının.. vah! ne hale gelmişsin! Turgay merhum seni böyle görse. mezarından doğrulup kalkardı" dedi. batı taraflarında. Ancak ağır hastalandığımız ya da öldüğümüz zaman hatırlıyoruz birbirimizi. karardık bozkırın ortasında bir hayal gibi duruyordu. Bu ağır düşünceler sanki bir ormandan ansızın çıkıp.enginel elveda gülsarı Gocuğunu çıkardı.www. Sonra yine ağır ağır yola koyuluyorlardı: Gülsan ara sıra duruyordu. Gülsarı ara sıra duruyordu. seni bırakıp gitmem. yapmamız gereken buydu. gelinin o acı sözlerini dinledikten sonra. kara yolun üzerine inen. ah o eski günler ah! Ne eşi bulunmaz bir yorga idi o!. koşumları arabanın içine attı. dağların üzerine kanadını düşürmeye. ne büyük iyilikler yaptığını. dedi. Tanabay yürürken sarı yorga ile ilgili uzak geçmişi. Aslında Tanabay unuttuğu için değil. oğlunun ve gelininin 0 davranışlarını görüp. yürüyorlardı. arkadaşlarını bir bir hatırlıyordu: "Hepimiz böyleyiz işte. Sonra yine ağır ağır yola koyuluyorlardı: Yaşlı bir at. Yola koyulup yavaş yavaş yürüdüler: Yaşlı bir at ve yaşlı bir adam: Arkalarıda terkedilmiş kırık-dökük bir araba. kolu uyuşunca dizginleri omuzuna atıyordu. Biraz dinlenip tekrar adım atacak hale gelinceye kadar Tanabay da yanında bekliyordu. geçmiş yıllarını hatırlayıverdi. tartma kayışlarını çözdü. dili yok bir hayvan! Onu kim düşünüp hatırlayacak? Kimleri taşımadı sırtında kimleri gururlandırmadı? Ama yaşlamp bu hale gelince herkes unuttu onu. Tanabay'ın kendisi de pek şaştı. ben de arkandan geliyorum. son demlerini yaşayan sarı yorgayı yedeğinde götürürken. yaşlı bir adam.com. Hamutsuz koşumsuz kalan cılız gövdesine göre kafası kocamandı ve soğuk. sönmeye. I Elveda Gülsarı/37 olayları. O yitirdiğimizin ne iyi. ancak o son demde anlıyoruz. Biraz dinlenip tekrar adım atacak hale gelinceye 38/Elveda Gülsarı kadar Tanabay da yanında bekliyordu." Geçmişe uzanan günlerin anılarını bir bir aklına düşürmesine. dizginleri de çıkardı hayvanın başından: .cizgiliforum. Sonra atı biraz dinlendirmek için durdu... onların ve sonra bozkırın üzerine geceyi sermeye başlamıştı. onun başhğını ve dizginini omuzuna atan Tanabay arkada. diye düşünüyordu. ne eşsiz bir insan olduğunu. kararmaya başlamış bir kızıllık vardı. Tanabay önden gidip dizginleri çekiyor.

sakın yatma! diye dizginle kafasına hafifçe vurdu. Sonra. az sonra. kötüsü de. kalk. Kalk. yine de tercih ediyordu o yolu. Yine de. Tanabay'ın Gülsan ile o yolda gitmekte olduğunu hemen anlarlardı. Yorga orada durdu.• bay buna izin vermedi. Gözlerine bakmadan boynunu.Dayan Gülsan. Hayvanın yüreği yosun kaplamış değirmen taşlarının dönüşü gibi." Gülsan. kolhoz başkanlıklarının ilk gününden son günüae kadar. Ka-. Yeter ki at dayansıridı. ağır ağır yürüyerek.ranHk bastığı halde Tanabay atın gözlerine bakmaya korkuyordu. uzaktan bir motorlu aracın farlan şavkıdı. Gülsa-rı'nın toynaklarından çıkan o toz izi. Tanabay be-lini" püküp. Namuslusu da vardı. Işık saçan iki göz. başkası olamaz!" derdi ve onun sırtındaki adama imrenirdi.. Sonra kulağım göğsüne yapıştınp yürek atışlarını dinledi. "Bu ıssız yolda nihayet birileri göründü" diye düşündü. İhtiyar adam öyle düşünürken. dura takıla ve pek düzensiz vuruyordu. .com. Ama Tana. ince uzun bir toz bulutu bırakırlardı. bu Gülsarı'dır. gerilerinde. Hava rüzgârlı değilse. yakınlarında olan bir çoban. çaresiz hayvanın yanında öylece bekledi. kuyruklu yıldızın kuyruğu gibi. haydi kalk!. Yere uzanıp yatmak için ayaklarını kırpmaya başladı. Sonra da ona vurduğu için kendine kızdı. Bunu uzaktan görenler de. Gülsan'ya binmişlerdi. doğruldu. Çok beklemeden beline ağrılar girmişti. ahmak olanı da. gecenin karanlığını yırttı. dudaklarında acı bir gülümseme belirdi. Bu 23 . Bunların içinde akıllı olanı da vardı. Evvelce buradan çok geçtiği için doğru yolu hatırlardı. ine-kalka. titreye titreye. Tanabay ve yorga. yola bakarak "Aa. Böyle bir ata binmek. Gerçi o aracın onlara bir yardımı olamazdı. bir zamanlar Gülsa-rı'ya binmiş olarak ve tozu dumana katarak gittiği günleri hatırlayınca. sağrısını okşadı. nice nice kolhoz başkanı görmüştü.cizgiliforum. Yaşlı at ve yaşlı adam. yolu aydınlattı. sebebini kendisi de bilmeden bekledi orada. Ama hepsi de. dördü dört tarafa açılan ayaklannı güçlükle toplayarak doğruldu. bu uzun yolun üzerinde. uyuşan boynunu salladı. böyle ölmene izin vermem. elini alnına götürüp gözüne siper yapar. bağırmaya başladı: "Anlaşana be hayvan! Ölmek mi istiElveda Gülsan/39 yorsun sen! Hayır. tepkili uçağın gerisinden çıkan gaz çizgisi gibi uzun süre havada asılı kalırdı. köprünün başında durup bekliyorlardı. Bu patika dağa doğru tırmanıyordu. O zaman. Yorganın geçtiği bu yolda. bir Kırgız genci için gerçekten büyük mutluluk sayılırdı. Gerçi dağ içinde şaşırması da mümkündü. başkarmalar? Sabahtan akşama kadar üzerinden inmedikleri Gülsarı'yı düşünüyor. Kadere boyun eğmekten başka ne gelirdi elinden? Tehlikeyi göze alıp şimdi köprüyü geçecek. ana yoldan çıkıp çay kıyısında uzanan dar yola sapacaktı. O talihli adamın yerinde olmak isterdi. "Neredeydiler şimdi o başkanlar. Bir yatarsa bir daha kalkamazdı çünkü. ama eve ulaşmak için en kestirme yol da bu idi.. İnleye inleye olduğu yerde durdu. akıllarına getiriyorlar mıydı hiç?" diye geçiyordu aklından. Gülsan Gülsarı olalı.www. çayın üzerindeki köprüye ulaşabildiler.enginel elveda gülsarı Tanabay.

Şoför kamyondan indi. 24 .Her yerde tek-nojbji geçiyor artık.Pek acımasızsın. Elveda Gülsarı/41 . . Tanabay hiç sesini çıkarmadı. . Adam az ileride durup şarıl şarıl işemeye başladı. çekemedi.At bitkin. eyersiz ve sıska yaratık attan çok bir köpeğe benziyordu. bembeyaz iki hayalet gibi gösterdi. Kamyon geçerken eski köprü sarsılıp gıcırdadı.Boş versene sen! Benim başıma gelmeyen kalmadı zaten. Yapması gerekeni söyledim ona. yaşlı adamla yanındaki atı. 1 Sangov: Bir Kırgız aşireti. Kamyonun şoför mahallinde iki kişi vardı. Anı gitmiş vahi kalmış o attan ne hayır gelir artık. sen bilirsin. Bir an. Ta oraya dağın.Sağ ol. Bugün önemli o^n makinedir. Nefesindeki keskin votka kokusu Tanabay'ın burnuna kadar geliyordu. Başhksız. Atla kamyonun arkasına. dedi Tanabay.. yanında yakınında kimseler yok. Onun gibi kartların damatların da zamanı geçti artık. Sürücü.Kapat çeneni! dedi sürücü. . . Peki nereye gidiyorsun? . niye bıraktın? diye sordu adam. "Govsarı" da denir (çevirenin notu). Terkedilmiş kınk-dökük bir araba. seni sovhozda bırakayım. üzerine düşen parlak aşık.Ne diye aşağıladın o ihtiyarı. Sarıgov ' vadisine.Evet. Yaklaşınca farlar gözünü kamaştırdı ve Tanabay ellerini gözlerine siper etti. tekniktir. Sonra kamyonu durdurup başını pencereden uzatarak sordu: "Hey ihtiyar ne oldu? O arabayı yolda bırakıp giden sen misin?" . dönemeçte direksiyonu kırarak ve esneyerek cevap verdi: •• " . dedi gecenin bu vaktinde. şoföre: 40/Elveda Gülsan . . Zaten at-araba eskiden kalmış.. Kamyon hareket etti. ormanın içine ha? Ama ben o tarafa gitmiyohım. aynı şey senin başına gelse ne yapardın? dedi sürücünün yanındaki adam. sabah evine gidersin. Bunlar yaşlı adama ve kötürüm ata hayretle baktılar. Sürücünün yanında oturan ince uzun boylu ve kalpaklı delikanlı. dedi şoför alaylı alaylı gülerek.enginel elveda gülsarı bir kamyondu.Peki ne oldu arabaya.Çok tuhaf. hayvansın sen! dedi delikanlı . . Arkada lambalar kızıl bir ışıkla köprüyü aydınlattı. Atı bırakıp gidemem.Tahmin etmiştim. . Savaşta da öyleydi.Eh. İstersen yardım edelim sana? .Bu ölüyü mü? İtiver dereye gitsin.Eve.cizgiliforum. Sonra da marşa basıp yanındakine: Bunamış bu ihtiyar! diye mırıldandı.Hımm. . gece orda kalır. benim.www. Belki koşum işe yarar diye baktık ama o da beş para etmez.Hadi bas git! dedi Tanabay kaşlarını çatarak.Gelirken gördüğümüz terkedilmiş araba onun olmalı.. .com. çok yaşlı. dedi şoför.Uff! diye bir ıslık çaldı şoför. burada ne işi var bu adamın? ..

sen öyle san bakalım! Tanabay'ı yine tartaklamaya başlarlardı. bozkır çiçeklenince yine düze indiler. Altında Gülsan gibi bir yorga olunca. ayaklan yerden kesilir ve binicisini kuş gibi uçurmak isterdi.cizgiliforum. patırdı gürültü arasında elinden kamçısını çekip alırlardı: .com. Saçı sakalı ağardıktan sonra bir kır ata benzeyecek. Ahh. yüreği coşkuyla dolardı. Onun bu coşkusunu sezen Gülsarı da daha bir alımlıçalımlı yürümeye başlardı. yorgaya yol vermek için ekinlerin arasına kaçışır. Gülsarı'nın terbiye edildiği yıl yılkılar yaylada her zamankinden fazla kaldılar. gidelim artık! Köprüyü geçtikten sonra Tanabay. dedi oğlum. Böyle bir yorgaya binenin gösteriş yapmaması da biraz zordu doğrusu. bize ne zaman kımız getireceksin? Biz sabahtan akşama kadar tarlada iki büklüm olup çalışıyoruz. atı. Kar yine yağıyordu ama yerde kalmıyor. Kuyruğunu yukarı doğru kaldırarak sallar. el-âle-me gösteriş yapmaktan da kendini alamıyordu. yaşlılık dönemine girecekti. Karanlıkta. Beyaz kırmızı başörtülü kadınlar.Sizi yılkıcı olmaktan alıkoyan mı var.Yaa. Bu yüzden ot sıkıntısı çekmediler ve hayvanlar da kışı kolay atlattı. ne güzel eklenirlerdi! Bu şakacı kadınların alaylanna karşı gelmek ne mümkün! Tana-bay'ı yaka paça attan indirir. Dağların ardından Ay başına kaldırıyor. kış da hafif geçti. Tanabay'ın gözü karanlığa biraz alıştıktan sonra tekrar Sarıgül'ün başına geldi: . belki o yorgaya binip gezmenin keyfini süremeyecek. "Elbet bir gün yakalarız seni!" derlerdi. soğuk gökyüzünde henüz cılız ve donuk parıltılarıyla yolu pek aydınlatmıyordu.www.Hadi Sarıgül. rüzgârda yelesi savrulur. Elveda Gülsarı/43 25 . atın geçiş hızına göre başlannı çevirerek hayran hayran bakarlardı ona. Hele. O yıl güz uzun sürdü. dağdan köye gitmek için tarlaların arasından geçerken. Çünkü siz dağlarda soğuktan donup kalırsınız! . Gerçekten de yakaladıktan olurdu. önünü keserlerdi. iter kakalar. orada dizilip onu seyrederlerdi.Söyle bakalım. Genç yorga onun haya42/Elveda Gülsan tına iki-üç yıl geç girmiş olsaydı. hemen eriyordu. ana yoldan patikaya çevirdi.enginel elveda gülsarı Kamyon gitti ve bulundukları yer bir an kapkaranlık • /¦ oldu. o erkeklik gururunu pek tatmin edemeyecekti. çay boyunca uzanan ve güçlükle görünen patikada ağır ağır yürüyorlardı. canımız çıkıyor sen ise yorgaya binip çalım satıyorsun! derlerdi. eyerin üzerinde daha da dikleşir. yıldızlar.Hey. Gelin siz de yılkıcı olun bakalım! Ama o zaman kocalanniza söyleyin. kendilerine daha genç başka kadınlar bulsunlar. Onun tam olarak doğmasım bekliyorlardı. El ele tutuşup yola dizilir. . Tam hizalarına gelince seslenirlerdi: . yılkıcı. Pek görkemli görünürdü. Tanabay'ın savaştan sonra geçirdiği en güzel dönem belki o yıldı. Büyülenmiş gibi kımıldamadan. Bahar gelince yılkılar dağa çıktılar. dursana biraz! der ve ardından gülüşür-lerdi. çalışmaya giden kadınlarla karşılaşınca.

www. Onu her görüşünde yüreği kafesinden çıkacakmış gibi heyecanlanır. Ot-yem saklayacak yerleri. Yazın hayvanlar yayılıp otluyor. Bazan hiç konuşmaz. neşesi yerine gelirdi. Yine bu yüzden. Bibican'ı bile bir kez olsun bin-dermemişti. ağıl anbar yapacak malzemeleri bile yoktu. ama kış gelince açlıktan ölüyor. pek az ürün almışlardı. şimdi daha da beterdi. kınlıyorlardı. güzel günler ne zaman gelecek? Halk daha ne kadar sıkınü çekecek?.*büyük bir kusur işliyoruz! diyordu kurul 26 . Böyle zamanlarda sahibinin sesi tathlaşır. Savaş yıllarında bakımsız kalan evlerinin perişan hali. Yarım yamalak bir ev kurabilenler. Kolhozcular ne zaman gün göreceklerdi? Zaman geçip gidiyordu. eli yumuşardı. birden neşesi yerine gelirdi. bu işte. Gülsan onun bu halini gözlerinden. Kadın önde. etlde sütü de devlete maliyetinin çok aşağısında bir para karşılığında vermek zorunda kalıyorlardı. O günlerde kolhozdaki işlerin pek kötü gittiğini Gülsarı nereden bilecekti? Orada çalışanların eline hiçbir şey geçmiyordu. Belki o da binmek istememiş olabilirdi. yıkık-dökük durumları. bu sıkıntıları Gülsarı nereden bilecekti? Bir yıl önce havalar kurak gitmiş." derdi.enginel elveda gülsarı Ne denli yalvarsalar da. işi gereğLsık sık köye inmek zorunda kalıyordu. ne zaman düzelecek. ancak açık-pazarda hayvanlarını patateslerini satabilenlerdi. Tanabay onlann hiçbirini bin-dirmemişti Gülsan'ya. unutulmaya başlanmıştı. Ne ot vardı ne saman. paylarına düşenden daha fazla tahıl. Kolhoz devlete. Bunları bulup buluşturup verebilecek kimse çıkmıyordu. Denetim kurulu üyesi Tanabay Babasov. Hemen her defasında o kadınla karşılaşır. sesinden. böyle olmayacaktı. Elde edebildikleri tahılı da. bu böyle olmamalı. Kolhozcular. onlar hemen arkasında giderlerdi.Yavaş ol bakalım Gülsan. Kolhozun kasası tam-takırdı. daha fazla hayvan vermek zorunda kalmıştı. yavaş ol biraz! derdi. * "X) yıl Tanabay köy denetim kuruluna üye seçilmişti. yavaşlatırdı. Bu yüzden Gülsarı sahibinin rahatladığını sezerdi. Bibi-can't'görünce Tanabay'ın yüreği hoplar. Onunla karşılaşınca atın dizginlerini çeker.Hayır yoldaşlar. Koyun. kendi bahçelerinde yetiştirdikleri azbuçuk sebze ve kolhozdan aşırabil-dikleri yiyeceklerle kıt kanaat geçinebiliyorlardı. bazen de fısıltı halinde konuşurlardı. Sahibinin bunu derdini.. Bu yüzden.cizgiliforum. . Çünkü kolhozun tembellikle suçlanmaması için komşu kolhozların eksiğini 44/Elveda Gülsart de kapatmak zorunda kalmışlardı. Savaş yılları ve zafer avuntusu gerilerde kalmış. Büyük bir yanlışlık var. Ev yapmak için gerekli malzemeyi ancak onlar bulabiliyordu. Başkaları bir yana. göz göze gelirlerdi. el hareketlerinden sezerdi. yönetimdekileri sıkıştırırdı: "İşler niye kötü gidiyor. Bu böyle sürüp gidecek miydi. Kadınla karşılaşınca Tanabay: . Kendisinden başka kimseyi bindir-mezdi. sığır koralarının hali de pek perişandı. olabildiği kadar besleniyor. merkeze her gelişinde durmadan sorar.com. yolda o kadına rastladıkları zaman sevinirdi.

Tanabay'ı itten aşağı görüyor. malımıza mülkümüze el koyarsın ha! Al. Daha ne istiyorsun? Önce durumu öğren. Sonra yine başlardı o gürültülü tartışma: Kış ortasında ev ev dolaşarak gübre toplamak.enginel elveda gülsarı üyesi Tanabay. Üstelik o adamlar kendisine yabancı da değildi. kavgaya varan tartışmalar başlardı. taş gibi oturmuştu. nefret ediyorlardı. yanlış olan neymiş göster! İşte plan. çıkan bu. Tanabay. nasılmış. Onu bu Elveda Gülsarı/45 kadar üzen. Ya biz çalışmasını bilmiyoruz ya da siz yönetmesini. sonra konuş. idare et bakalım. "Kendime de. uyuyor musun yoksa? derlerdi. Tanabay başını iki eli arasına alır "Nasıl oluyor. Buna göre Tanabay öz kardeşine el kaldırmış. Bazı insanlara diş biliyordu. zaman zaman bu olayı uzun uzun düşünürdü. Aradan çok zaman geçmiş olsa da. Sizi aç gözlüler sizi! Aç gözlü it. neden böyle oluyor?" diye düşünür. Tanabay ne yapmışsa kolhozun iyiliği için yapmıştı. kendisinin canla başla çalışması değildi yalnız. orta halli iyi bir çiftçi değil miydi? Kulıbay.www. dalıp giderdi.. Yalnız sen komünistsin de biz hepimiz halk düşmanı mıyız? Söze başkaları da karışır. bir anadan doğmuş gibi kanndaş sayılırlar. O kişiler Tanabay'ı gördükleri zaman içlerinden "Yaa. Kasaya giren bu. Belki onların çocukları da akrabaları Ta-nabay'dan nefret edeceklerdi. Kulıbay'ın çocukları da babalarına ben-zemişti. kendisiyle alay ettiklerini biliyordu. gördün mü işleri ne hale getirdiniz!" der gibi kıs kıs güldüklerini. Bugün geriye dönüp şöyle bir bakıyordu da. Ama. kulakız diye. dedikodusunu yapmıştı.com. hırsız.ama savaştan sonra. öz kardeşine kötülük etmişti. ona yaptıkları Kulıbay'ın ve oğlunun yüreğini kanatmış. Çek cezanı! Sa-valta geberip gidemedin!" der gibiydiler. y Tanabay da onlara sert sert bakıyor ve içinden cevap veriyordu: "Durun hele! Önünde sonunda bizim dediğimiz olacak. 46/Elveda Gülsan Elveda Gülsarı/47 O bu düşünceler içinde yüzerken yoldaşları onu dürtüp uyandırır: Ey. Muhasebeci bir tomar kâğıdı Tanabay'ın önüne sürerek cevap veriyordu: . "Toprak sahibiyiz. Bunlardan biri ağabeyi Kulıbay idi..cizgiliforum. Tanabay ise daha küçük ikinci karısından doğmuştu. İşlerin bu kadar kötü gitmesini aklım almıyor doğrusu. Nefret etmelerinin bir sebebi vardı elbet. Onun yolundaydılar. niye sesin çıkmıyor. Canını sıkan başka durumlar da vardı. kalan bu! Kâr-kazanç yok. sonra da götürüp tarlalara atmak 27 . Sibirya'ya sürülmüş ve savaşa kadar yedi yıl orada kalmıştı.Al işte! Bunlara bak da doğru olmayan. O günlerde herkes bu olayı konuşmuş. sizin de hakkınızdan geleceğiz!" diyordu. Ama böyle mi yapmalıydı? Böyle yapması mı gerekirdi? Önceleri haklı olduğundan hiç kuşkusu yoktu. Kırgız töresine göre. kolhoza da boş yere düşman kazanmış değil miyim?" derdi kendi kendine. itten artanı yalar işte böyle. bir babadan olan çocuklar. "Sen bir kulaksın!" diye sürdürmesi gerekir miydi? O. işte ürettiklerimiz. çok başka yargılara varıyordu. Kulıbay'ı. işte devlete verdiklerimiz. babasının birinci kansından.

Tanabay'ın işi yalnız yılkılara bakmaktı. döl alma zamanı için gerekli kapalı korayı nereye. İşler uz gitmeyince çalışanlar onun yakasına yapışıyor.. Hiç kimsenin elleri o kadının elleri kadar yumuşak. Ama bunda da asıl suçlu yine kendisiydi. Kolhozun başkarması (başkanı) Çora idi. Yetecek kadar ne ot var ne de başka yem. insanlarla nasıl konuşacağını. Bunları almak için para nerde? Kim borç verir? Verse bile sonra nasıl öderiz? Banka boş sözlere güvenip kredi vermezdi. azarlıyor. yine de öyle olduğu günlerde ondan korkardı. Döllenecek hayvanları ayırmak. Oysa Çora. Bütün bu işlerden yeni arklar açmaya vakit kalmıyordu. cesaretlerini yitirmeden. onu durduracağını. Ak sakarlı doru kısrağın dudakları 28 . kendini asardı. ama her defasın-di. O yalnız öyle zamanlarda sahibinin mutsuz olduğunu sezerdi. akıyor.. parti toplantılarında ve kolhoz başkarmasın-da (idaresinde) sorunları dile getiriyor. bel-bo-yun eğmeden. kolhozun işlerini yürütmüştü. Peki. yalnız yılkıdan sorumluydu. Tanabay kaç kez öfkeli bir şekilde hesap sormak için gelmiş. onarmak için kereste ve demir çember gerek.www. Durum böyle de olsa. Tanabay ona hiçbir zaman kırbaç vurmuş değildi. Bu yüzden kimseyi çalıştıramazlardı.. Eleştirmek kolaydı. toplantı odasından kaşları çatılmış. Çora. suratı asılmış olarak çıktığı. ideallerinin gerçekleşeceğine olan güveni tazelenmiş olarak ayrılmıştı. onun hangi ağır düşünceler ve dertler içinde olduğunu Gülsan bilemezdi. Yalnız bir defa. Ama. O zaman kadın parmaklarıyla onun yelesini tarar. halka ve hayvanlara yakacak.cizgiliforum. Tanabay onun değerini çok sonra anlamıştı. Her şey ondan sorulurdu. kazma batmazdı. sahibinin yumuşayıp dizginleri çekeceğini. Çora'yı dinledikten sonra sakinleşmiş. sırtındaki ağırlığın birdenbire hafifleyeceğini. çare arıyorlardı. Kış günlerinde toprak donar. (Delik büyük. Bu.enginel elveda gülsarı gerekiyor. Bahar gelince yapılacak ertelenmez başka işler vardı. onları nasıl ikna edeceğini çok iyi bilirdi. yol üstünde o kadına rastladıkları zaman. Daha nice işler nice sorunlar vardı! Bütün bu işleri düşününce insan ürperiyordu. koyun korasını. okşayıcı değildi. Çöra'ya olan güveni sarsıldı. Oysa Çora kolhozun bütün işlerinden sorumluydu. tohum ekmek. gece gündüz çalışıyordu. ot toplamak. soruyor. dizginlere sıkı sıkı asıldığı zaman. yenilerini açmaları gerekiyordu. parasızlık onun sorunu oluyor. kaskatı olur. Eski sulama arkını da onarmaları.. Tanabay onun yerinde olsa. Sabahtan akşama kadar çalışacaklardı da ellerine ne geçecekti? Kısası kısa iple kirmev1 düğüm bağlanamıyordu.com. Sağıcılar da süt sağmaya yanaşmıyorlardı. kıtlık. bir hışımla ata bindiği. ama o yine de yılmıyor. ama arabaların tekerlekleri yok. Tanabay. başlıbaşına büyük bir işti ve üstesinden gelemezlerdi. boynunu okşardı. kısa iple atılamayan bir düğüm. nasıl kuracaklardı? Koranın damı delinmiş. Kolhoz başkanlığından sonra iki yıl da partiyi örgütleme işinde çalıştı. merkezdekiler sık sık çağırıp ondan hesap 1 Kirmev düğüm: Gemicilerin izbarc bağına benzeyen ama ondan daha sağlam. yama küçüktü). kadınla fısıldanarak konuşacaklarını bilirdi. çıldınr. hasta kalbiyle sonuna kadar direnmiş.

Bak. Konuşmaya vaktim yok. kurumuş karanfil tanelerini boncuk gibi dizerek bir kolye yapmış. yürüyüşünden. İşte.Benim için üzülecek ne var ki? . . karşılaştık. acılarını anlatan sözlerdi bunlar. sözleri pek anlaşılmazdı. O da bildiği yoldan. Kadın. duruşundan hemen tanırdı... Onu uzaktan görür görmez.Çünkü sen başkasın. Bak kulağını nasıl buzağılar gibi indiriyor. çok iyi bildiği yoldan. hadi hoşça kal. Karanfil kokuşuydu bu. Özellikle kokusundan anlardı o olduğunu...Bu benim her zamanki yolum. Elveda Gül sarı/49 .Evet. İkisi birbirlerinden habersiz kendi kendilerine giderlerdi sanki. ben yalnız senin adına üzülmek istemiyorum.Ama çok sık denetler oldun.. şınl şınl bir derenin dibinde ayışığı vuran taşlar gibi parlar. ne de olsa daha pek genç.cizgiliforum. Tanabay eyerin üzerinde yana doğru eğilerek konuşurdu onunla. . 48/Elveda Gülsarı Dizginleri gevşetir. diye işi şakaya vurmak istemişti Tanabay. Kadın imalı. bazen de 'olmaz!' anlamında başını sallıyordu. Tanabay hafif sesle bir türkü söyler. sıcak ve yumuşaktı onun elleri. Gözleri.Ben de denetim komisyonunda üyeyim. O kadar. Bu kadının gözleri de yeryüzünde başka hiç kimsede yoktu.. hafif hafif yorgalardı. Sahibinin eyer üstünde olduğunu unuturdu.. Gülsarı beni seviyor.Kaybedecek neyim var ki? Ben bir dulum. Dikkat et ha! . bekle biraz! . O kadını da severdi kendince.Peki sen? . Yılkıda olsa hiç böyle sakin durmaz. Kadın bazen gülümsüyor.Ne suçum var ki? Buradan geçiyordum. ama herhalde anılarda kalmış yiğitlerin yaşadığı dönemi ve onların aşklarını. Bundan sonra Tanabay derin bir düşünceye dalardı. yorgayı kendi haline bırakırdı. Sonra hafiften bir yır duyulurdu. çayı geçerek ta yaylaya götürürdü sahibini. başım sallardı.. Ne var bunda? . Ama bırakmıyorum. bazen kaşlarım çatıyor. Ama sen. Ayrılıp uzaklaşırken kadın bir kez daha arkasına bakar..enginel elveda gülsarı kadar sevimli. eleğimizi astık artık. sen de geçiyordun. Cephede ölen bir askerin karısı. sevdiği.Niçin durayım Tanabay? Neye yarar? Sen akıllı adamsın. 29 . dalgın bir cevap vermişti: . Bıraksam aygırlarla it gibi dövüşür. Benim derdim zaten başımdan aşıyor.Öyle demek istemedim.. çok iyi bildiği hoş bir otun kokusuna benzetir ve öyle algılardı. aygırlar bir yerini incitir diy^ korkuyorum. bir koyulaşırdı.com. bir açılır. biraz daha okşa onu! demişti Tanabay. dur. . Hadi.Ne yani? Başkaları sevmiyor mu demek istiyorsun? .Bibican. ama şimdi asıl yoluma sapıyorum. görüyor musun Bibican! Seni nasıl da seviyor. Gülsarı öyle zamanlarda sahibini çok severdi. Sık sık eyerleyip binişim de bu yüzden zaten.. . . Gül-sarı. .www. onu taşıyordu boynunda. sonra çok üzülürsün. Onun kokusunu. şimdi seni denetliyorum. biz unumuzu eledik.

bütün gerçekleri. çocuğunu yıkayıp temizliyordu.enginel elveda gülsarı . Yürük atın ünü. gözlerini çayın karşı yakasındaki sisli havaya çevirir ve yanık bir türkü tuttururdu.com. Uzun yıllardan beri kendisine dargın olan üvey ağabeyi Kulıbay'ı. kızının elinden tutup evden çıkışım. kendisini ve Tanabay'ı işte bu gerçeklere inandırmaya çalışıyordu. düşmanın mı? . İşte şimdi köyün sığırları meradan dönüyor. biliyor ama ona bakmamaya çalışıyordu. Onur-. üyire yaklaştıklarını sezince yürüyüşünü birden hızlandırır ve Tanabay da kendine gelerek dizginlere asılırdı: . yorga için de çok güzel bir dönemdi o.. Bibican işe giderken küçük kızını kaynanasının evine bırakırdı..Beni ne sanıyorsun.cizgiliforum. futbolcunun ününe benzer. İyi bir insandı o. el üstünde tutulan bir şöhret olur. Sonunda Bibican kendi evinin avlusuna girip kaybolurdu. kolundan tutup götürdüğü kızım. her şeyi.. köyün kenannda bulunan kendi evine gidişini görmeden. Aslında gözünü belli bir yönden ayırmıyor.düşmanı. O zaman her şeyi unuturdu: Kolhozu. yama üstüne yama 50/Elveda Gülsan vurulmuş iş elbisesini çıkarıp. koyu renkli başörtüsünün içinde daha beyaz görünen yüzünü. Bibican. Gol 30 . işten çıkınca da gelip onu alırdı. Atın çayı nasıl geçtiğini.. entarisiyle kuyuya su almaya gidiyordu. Onun yaşında birine âşık olması doğru olmazdı. o da kendi ineğini karşılıyordu. Ancak yorga. zaman zaman düşlerine girip onu kan ter içinde yataktan fırlatan savaş günlerini. Ve kadın kendi yoluna yürüyüp gitti. oradan okulun önüne gidip bakü. Üstelik Tanabay'ın iyi bir karısı vardı ve onu incitmemeleri gerekirdi.Nedenmiş o? Nasıl böyle düşünürsün? . Artık.. göievi gereği dolaşıyormuş gibi. neylersin!" der. bir sokaktan öbür sokağa geçti ve sonra atın başım değirmenden yana çevirdi. her şeyi. gözlerimin önünde olurdu: İşte şimdi Bibican evinin kapısını açıyordu. Kadın. Daha düne kadar mahalle arasında top peşinde koşan bir bacaksız bir de bakarsın bütün ülkeye nam salar. Tanabay'la kendisinin birbirlerini sevemeyeceklerini düşünürdü: Tanabay evli barklı bir adamdı.Trrr Gülsarı! Telaşın ne? derdi. Sonra ateşi yakıyor. dostu. Bundan sonra Tanabay da kendi yoluna devam ederdi ama. Dediğim gibi. her şeyi. mutsuzluğa sokardı: "Kaderimiz böyleymiş. geçmişi. öylesin. su ısıtıyor. döne dolaşa kadının kaynanasının evinden çıkmasını bekliyordu. onu bir kez daha seyretmeden ayrılmak istemiyordu oralardan.. .. kapkaranlık ve sessiz evde yatağına girdiği zaman.. Kadın böyle düşünürdü ama bu düşünceler Tanabay'ı umutsuzluğa. Tanabay için de. peşlerinden koşup gelen küçük köpeği bile sev lyordu.Hayır. Tanabay.. Bibican ela onun uzaktan kendisine baktığını seziyor. Kadının her halini seviyordu Tanabay: Yürüyüşünü.www.Sen ne dersen de. ama her şey zamanında olmalıydı. ama kendinin düşmanısın sen. geleceği. kadın yine hayalinde. sonra karşıda yola nasıl devam ettiklerini hiç farketmezdi.. çolukçocuğu.

beni küçük düşürme. Dağlardan. Kazaklar kendi atlarıyla katılacaklardı yarışlara. kızıl bayraklar dalgalanıyor. Tanrıya şükür. Onu ilk unutanlar da. deeeh! Zuvvv!" Şöhretin ne olduğunu. bırakalım bunu. Hay aü kıskanan zavallı hay! Neyse.. o büyük yarıştan sonra öğrendi. "Hayır.] dılar. Genci yaşlısı herkes tanıdı onu. Savaştan sonra böyle büyük bir şenlik. yarışın bir an önce başlamasını istiyor. insanlar da atlan kıskanmayı henüz öğrenemediler. Atla insan arasındaki tek fark. Sahibi çok heyecanlıydı: . Daha 'R' sesini bile telaffuz edemeyen. O yılın baharında yorganın yıldızı iyice parladı.Hadi bakalım Gülsan. Sahibine düşmanlık etmek için atının maytabanına (toynağın yumuşak ortasına) çivi çakanları da biliyoruz. Kızıl. çevreler. O gürültülü kalabalıkta sabırsız. Bayram töreninden sonra çayın karşı kıyısındaki düzlükte gösteriler başladı. komşu kolhozlardan ve Kazakistan'dan pek çok insan gelmişti. Bir Mayıs'ta yapılmıştı o yarış. öyle biter..! daha özenli olarak taktı. Üzengi-) ler 31 . göz kamaştırıyordu. Atlann takınılan da pek süslüydü. o büyük kalabalığı. onu dillerinden düşürmü-yorlardı. heyecanlı. yüzümü! kara çıkarma. O anlı-şanlı futbolcunun yerini başkası alır. Kendini rezil mi edeceksin? Göreyim seni! diyordu. Kıskançlığın doksan türlüsü varmış. gururu." diyor. Göğün altı şimdi azan-kazan1 idi. üzengileri. "Ben Gülsarı'yım" derdi biri.. Gülsan'nın ben olduğumu söyle! Hadi Gülsan. kolanlan her zamankinden daha dikkatli. Gülsan benim!" diye itiraz ederdi öteki: Annee. atın atı kıskanmamasıdır. Böyle diyoruz ama. sana güveniyorum. başı döner gibi oldu. Sonra atlılar çayın karşı tarafında bir araya] geldiler. Tanabay o sabah erkenden kalkıp aünı eyerledi.cizgiliforum. Yarış kazandıkça ünü yankı yankı yayılır. heyecanla! bekliyorlardı. belki yanı-lıjpruz...com. meraklıydı. Komşu çiftliklerden gelenler atlarını eyerlemeye başla. onun nasıl bir yücelik. genellikle vaktiyle ona övgüler düzüp göklere çıkaranlar olur.enginel elveda gülsarı atmaya. sarı yorga. yeşil havlular. henüz koşup tozlu topraklı sokaklarda atçılık oynamaya başlayan çocuklar bile hep "Gülsan" olmak isterlerdi. onca atı bir arada görünce. Gülsan. Ama giderek yıldızı sönmeye k Elveda Gülsan/51 başlar. Çok büyük bir kalabalık toplanmıştı. "Köyün övüncü. baksana şuna. böyle büyük kalabalık ilk kez görülüyordu. öteye beriye | koşuyor. başlıo2/Elveda Gülsan ğını. kimisi at üstünde. İhtiyar Turgay'ın dedikleri oldu. Atlar bu konuda kıskançlık nedir bilmezler. Çocuklar. » Yanş kazanan atın ünü de öyle başlar. sonunda unutulup gider. kimisi yaya. Bilmeyen kalmadı: "Gülsan!" "Tanabay'ın yorgası!". güçlülük getirdiğini. Gülsan sahibinin gözlerinin parıltısından ve ellerinin titremesinden olağanüstü bir şeylerinf olacağını seziyordu. ağları dalgalandırmaya devam ettikçe ismi de yayılır.www.

toynaklarıyla 1. Ve o 1 1 Azan-kazan: Her ağızdan çıkan ayn sesin.j taya. diliyle itiyor. eyerden sarkıp yere bırakılan paraları topluyorlardı. başlıklara takılan gümüşler parlı--'¦ yor. Önce. Tanabay atın gemini gevşetti ve yorga fırlayıp çıktı or. j toplu halde durdular. Daha nice hünerler gösteriyor. şöyle bir kendi ekseninde döndü. Oniki Kazak boyunun ortak uranı 54/Elveda Gülsarı 32 . uçuyorlardı. Sonunda aksakallar yarışçıların beklediği işareti ver.¦] yorlardı. saçlarını ustura ile kazıtıp. Gülsan da fırlamıştı elbet. yarışçıların bir ucundan öbür ucuna giderek son denetimini yaptı. gücünün arttığını hissetti. Başlama noktasına giderken Gülsarı gemi dişliyor.www. Boyların ayrı ayrı uranları da vardır. Toybaşı. Bundan ı bir an önce kurtulmak için ok gibi fırlamak. yer sarsılıyor. Vücudunu odlara salan bir ruha bürünmüştü. Şimdi toynaklar yeri dövüyor. hayır dua edelim. başlama çizgisinde başlarını bir hizaya getirerek dizildiler. aynı bayrak altında toplanmak ve savaşmak için millî parola. Toybaşı1 yarışçılara seslendi: -"Haydi şimdi bir Fatiha okuyalım. dedi. yarışı yönetenlerin başı 2 Uran: Aynı dâva uğrunda. Atlar sahırsızlanıyor. cirit oynuyor. ellerini açarak seyircilere doğiu biraz ilerlediler. uğul uğul bir ses çıktı kalabalıktan: "İşte Gülsan! Gülsan! Gülsan!" Yarışa katılacak elli kadar atlı vardı. kayışlara. açıldı. birbirlerini düşürmeye çalışıyor. Onların boş bıraktıklan alanda başka gösteriler başladı: Güreşiyor. ne yana gideceğini bilemeden. Bunun üzerine. Yüzlerce el kalktı. olanca gücüyle¦] koşmak istiyordu. Bundan sonra yarışçılar atlarını dokuz kilometre ilerideki başlama noktasına doğru dörtnala sürdüler. topraklan sıçratarak. Elveda Gülsarı/53 anda.j rıyla dolanıp duruyorlardı onların yanında. sahibinin dizgini serbest bırakıp kendini niye salıvermediğini ani ay amıyordu. göz alıyordu. seyircileri coşturuyorlardı. Yansı düzenleyen ve yöneten aksakallar da atla. gerilerinde bir toz bulutu yükseliyordu. atlarım dörtnala sürüyor. Atların hepsi birden ok gibi fırladılar. Yarışçılar uran salıp2.j diler. Yarışa katılacak biniciler atlarını bir araya getirdiler. Ama Gülsarı dörtna1 Toybaşı: Toyu. her türlü sesin birbirine karışmasından meydana gelen büyük gürültü. atıyla. bir an önce fırlayıp koşmak isti.enginel elveda gülsarı şıngırdıyor. ön ayaklarının j toynaklanyla yeri eşeliyor. Sonunda.com. şenliği. Gülsan kaslarının gerildiğini.cizgiliforum. başlarına birer beyaz çevre geçiren biniciler. biraz yana açılarak elindeki beyaz mendili havaya kaldırdı ve büyük yarış başladı. Genellikle boyların ya da eski. dua edildi vellütün kalabalık "Amiin!" diye yüzlerini sıvazlayarak ellerini indirdiler. ünlü bir batınn adı söylenerek çağrılır.

binicisinin ve eyerin ağırlığını duymaz olmuştu. kamçılar saklıyor. Gülsarı. Koşu. kuşkuyla iki yanına bakınıyordu. du. Onları geçmişti ama. gücü de bu yorga gidişiydi işte. Karakök ve ciyren peşin-'den yetiştiler. On kadar at ileriye doğru arayı iyice açmış. çamurun. İyi atlardı. ağızları açılıp dişleri görünen atları geçip gidiyordu. kamçı şaklatmalarını du-! yuyordu. öbürü ciyren2 donlu iki at daha vardı.. sahibi ise dizginleri hâlâ sıkı tutuyor. Gülsarı bu durumu pek farketmedi. Oysa yorga gücünü harcamamıştı daha. patırtı dinmiş gibiydi. vb.\ lundan geçen atlıların uranlarını. açıl-! maya başladılar. sonra aralanmaya. Binicilerinin saklayan kırbaçları altında hırsla koşuyor. Çok hırslıydı Karakök. az sonra ardından toynakların sesini yine duydu. Onun güçsüzlüğü de. O andan itibaren de güneş topu üzerine daha hızlı düşmeye başlamıştı sanki. Kanatlanıp uçmak istiyordu. gemlerini. Sonunda. Sağından so. günümüzde daha çok kökpar. Sanki koşmuyor da. birsüre yan yana idiler. gürültü. İçini saran yarış hırsı onu bir Düldül yapmıştı şimdi. dev bir dalganın köpükleri gibi taşıp tırmandı ve sonra. Bu öfke ve yüzüne çarpan rüzgârdan gözleri kararıyor. önde giden atlarıa yavaşladıkları.maştınyordu gözlerini. Ötekiler Gülsarı'dan da gerideydiler. Havayı. " . Gülsarı kendini geçip giden atlan görüyor. Yokuş aşağı giderken güneş daha çok ka-. güneş başına vuruyor ve onu üzerine yuvarlanan ateşten bir top gibi görüyordu. Atlar. Gülsan iki aün gözlerini. tarladan ana yola \ çıktıklarını. O yalnız öbür atların kendisini geçip gittiğini. yorulmaya başladıkları göründü. bu-zakşı oyunlarında. 33 . Gülsarı'nın onlara yetişmesi epeyce uzun sürdü. kızgın tarladan ve taze pelinlerden çıkan bir koku kaplamıştı. spor gösterilerinde yaygın olarak devam etmektedir (çevirenin notu). Ama ne kadar ter atarsa o kadar hafifliyordu sanki. Sıcak ter içinde kalmıştı. bir an. Sonunda ciyren atın hızı kesildi. Bir an sağına soluna suçlu suçlu bakü ve sonra Sanğül onu göremez oldu. Karakök inatçıydı. atların toynaklarından sıçrayan kilin.com. at yarışlarında. Artık. Gülsarı'nın yeüşemeyeceği kadar uzaklaşmışlardı. ikisi iki yanından onunla bir hizada koşmaya başladılar. yerle gök arasında. yanya-' na öylece donup kalmış gibiydiler. Uran salmak ya da uran çağırmak. ağırlığını tamamen yitirmiş gibi oldu.enginel elveda gülsarı la gitmesini bilmiyor. O yokuşu. uzanıp duran başlarını.cizgiliforum. Soluğu kesilmişti. karışıklık. Elveda Gülsarı/55 Ama önünde biri karakök1. bu da Gülsarı'yı çileden çıkarıyordu. yorga gidişini hızlandırıyordu sade-j ce. Ciyren at. çakılın yüzüne gözüne geldiğini farkediyordu. heyecanla. 'Abak'tır. gem kayışlarını görüyor--. Gülsarı'nın Karakök'ü geride bırakması hiç de kolay olmadı. ama birbirlerini bir baş kadar bile geçemiyorlardı. Birden sahibinin "Haydi Gülsarı!" dediğini duydu.www. Şimdi atbaşı gidiyorlardı. yolun yansına kadar böylece sürdü. Gülsarı öndeki atlara bir bir yetişip onlan geride bırakıyordu.. O atlara binmiş olanların yüzlerinden öfke fışkırıyor.»Ama bir yokuşa geldiklerinde yetişti onlara. _.

cizgiliforum. Yanş alanına gözleri alev alev yanarak.. Bu defa. gidip onun yanında durmak istiyordu.com. çevresini saran kalabalık biraz açıldı. ufak benekleri olanına "tarlan kök" denmektedir. 56/Elveda Gülsan haykınşlannı duydu. Düşüp bayılacaktı nerdeyse. Onlan kendi hallerine bırakmıyorlardı. güzel. "Tanabay! Tanabay! Tana-bay!" diye de sahibini alkışlıyorlardı.enginel elveda gülsarı Öfkeden gözleri donuk-laşmış. iki kola açılıp ona yaklaşıyordu. ak sakarlı kısrağın dolgun ve sıcak dudaklarına benzeyen 34 . bunlar gözünde halkalamyordu. çayırı görüyor. o coşkun kalabalık. Şimdi daha. sahibini de aralarına almıştı. Gerisinde neler olduğunu. demiri andıran tonuna "temir karakök". Gülsan. Önündeki atları geçip geride bıraktıktan sonra Gülsan rahat bir soluk aldı. Bütün kalabalık ellerini kaldırarak ona uydu ve akansular gibi yüzlerini sıvazlıyarak bir ağızdan "Amin!" dediler. Sonunda çaresiz o da yenilgiyi kabul etti. Şu insanların verdiği güce bir bakın! San yorga. yeri göğü inleten ve etrafını bir çit gibi çeviren insanların önünden koşarak çayırı bir dolandı.www. Gülsarı onu da geçmişti. Sonra. Ama önündeki kalabalık dalgalanıyor. Coşkulu. daha açık seçik duyuyordu onların sesini. güçsüz kalan ayakları üzerinde ölürcesine koşuyordu. Ön sırada duruyordu. biraz koyusuna "küren ciyren". büyük bir zafer kazanmış kumandan edasıyla girdi. Kadın "Amin" diye ellerini yüzünden indirirken görüp tanımıştı 1 Manas destanında geçen çok hızlı koşan savaş atlarına tulpar deniyor. "Gülsan! Gülsan! Gülsan!" diye bağınyorlardı. biraz açığına "açık ciyren". Gün ışınlarıyla dere dibinde ışıldayan küçük taşlar gibi gözlerini. güçlü ve ünlü olduğunu anlamıştı. Bu donun koyusuna "karakök". Derken. her zamankinden farklı olarak. • Bu sesler atın üzerindeki etkisini yine gösterdi. Gülsan biraz soluk alıp kendini toparlayınca. Doğrusu pek acıklı bir durumdu bu. insanların 1 Karakök: Güvercin donlu (gri) atlara genellikle "kök at" denir.. kadın da. kızılımtırak olanına "Kızıl kök". ondan ve Tanabay'dan ayıramıyordu. Şimdi ileride çayın panltısını. sevinçliydi. ağız ve kasık kısımları sarımtırak olanına "şabdar" denir. yakından. Artık. coşkun naralar atıyor. o kadar büyük kalabalığın içinden o kadım görüp tanıdı ve ona doğru yürüdü. Şimdi. Büyük ödülü kazanan tulpar1 ile binicisine yer açtılar. o iki atın kendisine yetişip yetişmediklerini bilemiyordu. Yüreklenip ok gibi atıldı ileri doğru. başörtüsü beyazdı. İş bu kadarla bitmiyordu. o kadar uzak görünüyordu ki o uzun yolun sonu! Birden soluğu kesildi. yorga Gülsan. Gülsan'yı da. Sahibi onunla konuşsun. O sesler Gülsan'ya yeni bir güç verdi. Elveda Gülsan/57 onu. "Gülsan! Gülsarı! Gülsan!" diye yorgayı. 2 Ciyren: Al donlu attır. Tam al olanına "kan ciyren".. Zaferi kazanan Tanabay ellerini kaldırarak şükür duasını yaptı. Ama. daha önceleri yaptığı gibi.

açığa çıkmak istiyordu. Gülsarı sahibinin niçin böyle yaptığını anlamıyor. gücünü. o kadar atlının arasından oğlağı çekip almış. engelleyin!" Heybetli bir küren2 aygıra binmiş. kökparın başlamasını heyecanla beklerken. en heyecanlısı.. Bu oyuna herkes katılabilir. kim daha hünerli. onu kapanın elinden almak için at koşturuyor. Kökpar serke''yi alanın ortasına bırakan toybaşı "Alaman!" diye bağırdı. Kazak bozkırının ufkunda batacağı yere yaklaşıyor ve yusyuvarlak bir yumurta sarısı gibi görünüyordu. "alaman bâyge" denilen ödülü kazanmış olurdu. boynunu okşasındı. 1 Kökpar: At üstünde oynanan bir takım oyunudur. Böyle güçlü ve çok rakip arasından kökparı yerden kaldırıp almak hiç de kolay değildi. boğuluyor gibi oluyor. Atlar birbirlerini sıkıştırarak. kalabalığın olduğu yere indiler. Gülsarı idi.cizgiliforum. Kökpar Oyunu''nda. şaşıp kalıyor. Bunlar meydana bırakılan bir kökparı eyerden eğilip kapmak. kurnaz ve güçlü ise. Kimin atı deneyimli ve hızlı. kendi takımına kazandırmak için mücadele ederler. yormadı. Bir gün önceki yarışı kazanıp bâygeyi (birincilik ödülünü) kazanarak halk arasında nam saldığı için. At yarışlarının. çabuk!" 35 . atlı oyunların. akın akın doluyordu oyun alanına. Ve Tanabay o oğlağı bir türlü ele geçi-remiyordu. şansını sınayabilirdi. O sırada bir ses yükseldi: "Kazaklar kaptı! Tutun. Onunla konuşması gerekmez miydi? Onu nasıl görmüyordu? Ertesi gün. Kökparcılar bir anda kökpar serkeyi kapmak için atıldılar. herkesin gözdesi. 58/Elveda Gülsarı Halk. yarış meydanına. itişip kakışma başladı. nedense. kökparı o kapar. çoğunluk kökparın sonlarına kadar yine fazla koşturmadı. itişip kakışıyor. atının ve kendisinin hünerini. en meraklısı kökpar idi.com. rakiplerinin çekiştirmesinden parça parça olmuş bir Kazak yiğidi. O zorlu. o büyük çekişmede Gülsan atların arasında eziliyor. içi saman doldurulmuş oğlak veya buzağı tulumunu kapmak. kızıyordu. bacağının altına sıkıştırmış. geniş meydanda asıl mücadeleyi verecekleri "alaman-bâyge" için hazırlanıyorlardı. Kırgız ve Kazak atlılar. baüya doğru gi-• diyordu. böylece 'alaman bâyge'yi kazanmış olma şerefini de götürmüş olurdu köyüne. Güneş. dağ göçüyormuş gibi bir gürültüyle. Güneş batmak üzere olduğu ve gölgelerin iyice uzadığı bir sırada. Ama. sırtındaki asker gömleği. Bu defa da yıldızı parlayan. "Tanabay! Onu ancak sen yakalayabilirsin. Böylece epey vakit geçti.Tutun! Küren atı yakalayın! diye bağırıyordu Kırgızlar. eyerinin üzerine atıp onu kendi köyüne götürür. Taraflar. dişlerini göstererek oldukları yerde dönüyorlardı. . kadına yaklaşmasına izin vermiyordu.. Tanabay onun dizginlerini başka tarafa çekiyor. geleneklere uyup uran salarak. Mayısın ikinci günü. Işığı azaldığı için artık gözleri kamaştırmıyordu. Atlılar. aksakallar 'alaman-bâyge'ye izin verdiler. nâra atarak. meydana bırakılan. Gülsan yine en güçlü at olduğunu gösterdi.www. Kökparı kapan.enginel elveda gülsarı parmaklarıyla onun yelesini tarasın. Çekişme.

Kırgızları da geride bırakmaya başlayınca Tanabay sarı yorganın dizginini salıverdi. Kazak yiğit kökparı o tarafında tutuyordu. Birbirlerinin ellerine ve kökpara pençe gibi geçiriyorlar-dı tırnaklarını.Aferin! Gerçekten çok iyisin! diye bağırarak onu övmekten kendini alamadı Tanabay. İtişip kakıştılar ama yine de kökp arı yakaladı ve çekm . kolla kendini! diye bir nara attı Tanabay. .ye başladı. Şimdi bağnş-. Elveda Gülsarı/59 uçuyordu.malar ve öbür atların toynak sesleri gittikçe geride kalıyor ve küren aygırla aralarındaki mesafe kapanıyordu.Yok arkadaş! Alamazsın! dedi Kazak. Yırtık asker gömlekli Kazak da kökparı bu kez sağa geçirmekte gecikmedi.enginel elveda gülsarı Küren aygıra binmiş Kazak. Kazak uzaklaşmak istedi ama Gülsarı'yı geçmek ne mümkün! Ta60/Elveda Gülsarı nabay. . Kökparı da taşıdığı için küren aygırın yükü ağırdı ve Gülsarı'nın ona yetişmesi zor olmadı. . güneşe doğru koşmaya devam ediyordu. Kazak hemşehrileri onun bindiği aygırın çevresini sarıp ona siper olurlarsa bir daha onu yakalayamaz ve kökpar Kazaklara gi-deıdi. kendini kovalayan Kırgızlardan ve yardımına koşacak Kazak hemşehrilerinden uzaklaşması için zaman bırakıyordu. Kaçan güneşi yakalayacakmış gibi bir hızla süzüldü. Onlar böylesine bir çekişme. Kazak yiğide. Bir avı paylaşamayan iki kartal gibiydiler. Kazak aynı şeyi yapacak. Asıl çekişme. hırıldıyor. Gülsarı uçtu. 36 . Tanabay'ın iki eli de boş olduğu için daha kolay hareket etmişti. Gülsarı. „ * Ama Tanabay işini biliyordu. sahibinin hâlâ dizgini niçin gevşetmediğini anlayamıyordu.cizgiliforum. 2 Küren: Koyu al donlu at. Kollarını birbirlerine dolamışlardı. Şimdi ikisi birden asılıyordu kökpara. ışınlara karışıp yok olacaktı sanki. Tanabay.www.Körük gibi soluyor. kapışma içindeyken. şimdi baldırlarının üzerine aldığı kökpara abanmış. Tanabay Gülsarı'yı küren aygırın sağına geçirdi. Gülsarı'yı yeniden geriletip sağa geçmeyi göze alamadı. O alev topun içine girecek. Ama Kazak hemen sol yanına geçirdi kökparı.com. Onun için Gülsarı'yı küren aygıra yapışırca-sına yaklaştırdı ve bir anda Kazağın eyerine asıldı. elleri kan içinde kalmıştı. kökparı öbür tarafına geçirecekti. batmak üzere olan güneşe doğru 1 Kökpar serke: Kökpar oyununda kullanılan oğlak (tulumu).Hadi Kazak kardeş. itişip kakışma şimdi başlamıştı. İkisinin de birkaç tırnağı sökülmüş. İki at yan yana. Bu yüzden biraz geride kalıp bu kez solundan yetişti küren aygıra. bağınşıyorlardı. ¦ Kazak yiğidin bindiği küren aygır ok gibi fırlayıp Kazakları da. Gülsarı'nın hızı ve kendi çevikliği sayesinde küren aygırının boynuna kapandı. Tek kazanma umudu teke tek çekişmeydi. kızıl dumanlara. Gülsarı ile küren aygır atbaşı hizaya gelince Tanabay kökparı yakalamak için uzandı.Tanabay şimdi onun soluna geçmek zorundaydı.

canlarını dişlerine lakmış. Gülsan bir kez daha olduğu yerde dönüp koşarken. Güneş topunun büyük bölümü batmış. güneşi yakalamaya gidiyorlardı! Bir batırlık. dalga dalga. olanca gücüyle kökpan çektiği ve küren aygın da ittiği için.Sonunda Kazak gencinin parmakları çözüldü. Alaca karanlık çökmüştü. akşam serinliğinde. Böyle bir yarışta. Gerçekten de Tanabay. * Atlı arkadaşları bağrışıyordu: . kendi takım arkadaşlarına doğru koşuyordu. Ana Tanabay'ın da tecrübesi vardı.cizgiliforum. Tanabay birden sağ ayağını üzengiden çıkardı. yiğitlik ve beceri oyunu olan kökpara bize armağan eden atalarımız nur içinde yatsınlar! Ruhları şad olsun! İki at yanyana koşuyor ve kökpar serke ikisi arasında gerilip hırpalanıyordu. Yarışçılar şimdi bağırıp çağırmayı bırakmış. Kovalayan. yardımına gelecek kendi takım arkadaşlannın önünü kesmelerine fırsat vermemeliydi. kökp.Gülsarı! Gülsan aldı! Kazak takımından bir grup Tanabay'ın önünü kesmek için atıldı.Yakalayın! Tutun! Bırakmayın! diye bağınyorlardı birbirlerine. Kazak kökparı bırakırken hasmını uyarmaktan geri kalmadı: . Yine de oyunu bitirmek istemiyor gibi koşturuyor62/Elveda Gülsarı 37 . Alaman-bâyge. uğul uğul ve yeri sarsarak devam ediyordu. atlarının peşinden sendeleyerek koşanlar vardı. Ama kökpar elinElveda Gülsan/61 deydi artık. Tanabay bunların.com. Devrilen atlar . Artık varış çizgisinapek yakındılar. kolları uzun ve çekiç gibiydi. toynak sesleri ve başka gürültülerle. Arkadaşları yetişip çevresini sardılar ve hep birlikte koşmaya başla-dılar. Şimdi Kırgızlara. o engin bozkırda kanatlarını gererek kavisler çizen kuşlara benziyorlardı.www. Nara atanlar vardı.Sıkı tutun! diye bağırdı. Kimse kimseyi suçlayamazdı bu yüzden: Erlik göstermek ve er meydanında başa gelene razı olmak! Bunlar bir anadan doğmuş kardeşler gibidirler. salıverilen kökparla birlikte aü-run öbür tarafına düşmekten güç kurtuldu. böyle bir oyunda bütün bunlar olurdu. Gülsarı onun her hareketinden ne istediğini hemen anlıyor ve isteneni yapıyordu. ayağı ile küren aygırı itmeye başladı. rı bütünüyle ele geçirip. Atını olduğu yerde bir kez daha çevirdi ve Kazaklardan kaçmaya başladı. Bir yandan kök-parı sımsıkı tutarkeı.Bir o yana bir bu yana koşturan atlılar. Artık bağıran çağıran yoktu.enginel elveda gülsarı iki at ds olanca güçleriyle ve hırsla koşuyor. kovalanan da yoktu.düşenler. üzengi kayışının altına almak ve sonra fırlayıp uzaklaşmaktan başka bir şey düi ünmüyonan ı. Kazak yiğidi güçlüydü. Onu kolu ve ayağıyla sağlama aldıktan sonra bir zafer narası attı ve yorgayı olduğu yere çevirerek küren aygırdan uzaklaştırmaya başladı. Tanabay takım arkadaşlarının korumasına girmişti. "Sağ ol Gülsanm! Canım ciğerim benim! Sağ ol" dedi Tanabay. Bunlar: J. sadece ucu görünüyordu.

Tanabay da çok yorgundu. çay hemen önlerindeydi. Kırgızlar ise: . Gür çalıların arasından onun parlak köpüklerini görüyorlardı.. Gülsarı ortada amiral gemisi. Eyere attığı serkenin üzerine abanmış başı ileri geri sallanıyor.Siz de sağ olun hoşça kalın. Güz gelince yine karşılaşırız! dediler ve atlarının başını çevirip kendi köylerine yollandılar. 38 . dışarıda bağlıydı. . Gülsarı'yı ye-dekleyip karşı tarafa geçirdiler. Tanabay ve onu çembere alan kök-parcı arkadaşları. O olmasa bâygeyi kazanamazdık! . yaralanan hatırları da. Şarıl şarıl akan çaya yaklaşmışlardı. Sonuna geliyorlardı artık. çok ağır bir gün geçirmişti. Yeşil çayır. kurtarıyorlardı. Çok zor. öyle süzülüyordu ki karnı otlara değiyordu. Tanabay da adım atamazlardı. tıpkı böyle bir uyumla at koşturuyor. kendini zor tutuyordu. Bozkıra yayılıyor. Karanlıkta bile parlıyor. yine birlikte koşuyorlardı. görünüyordu. bây-geyi almışlardı.enginel elveda gülsarı lardı atlarını. İki yanında iki yiğit başlığından tutup götürüyordu onu. Gülsarı çok yorgundu. Grup grup. Elveda Gülsarı/63 Kazaklar çayı geçmeden kıyıda durup onları uğurladılar. köpürüp kaymadı. Göz gözü görmüyordu. İki yiğit. şimdi ise anlı-şanlı bir tulpar olmuştu. ama tam bir uyum içindeydiler. buyur Gülsan'nın şerefine içelim. Yarışçılar niçin bağırmıyor. Gülsan'nın önünü kesmek için Kazak atlarından kaçışı gözümün önünden gitmiyor. Bacakları titriyor. Belki eski zamanlarda. Hava çok karanlıktı. yıkılacak gibi oluyordu. Atlılar. Gem vurulmaya ve binilmeye alıştırıl-dığı günden bu yana hiç bu kadar yorulmamıştı. .Haydi Tanabay. Atların nallan suyun dibindeki çakıllara çarparak sağır edici sesler çıkardı. Öbürleri de Tanabay'ın yanlarından ve ardından gelerek onu kolluyorlardı.www. dağlardan sel gibi iniyorlardı. Yanında kollayanlar olmasa. Görürsünüz. atlarını çaydan sürüp geçtiler. kara bir dalga gibi bir tepeden inip başka bir tepeye tırmanıyorlardı. Ama o zaman daha küçüktü. . Çayın öbür yakasındaki Kırgız köyüne varacaklar ve oyun bitecekti. çakıllı geniş geçit oracıktaydı. İşte.Doğru. ileride o da nam salacak.Evet öyle. Gülsarı da.. Tana-bay'ı bir eve konuk etmişlerdi. Su çalkalandı. Yorga da öbür atlarla birlikte. Ne gam! Yenmişler. öbürleri de onu korumakta görevli refakatçilerdi sanki.cizgiliforum. ama küren aygır da arslan gibiydi doğrusu. vuruşarak büyük zafer kazanan.com. Binicisi Kazak yiğit de öyle. düşman eline düşmesin diye savaşçı arkadaşları böyle getiriyor. niçin suskun ve yüzleri niçin gergindi? Bir ezgi mi dinliyorlardı? Kazak tamburası ile Kırgız kopuzu gümbürdediği zaman.Yarış için çok teşekkür ederiz. Ayaklarını öyle açıyor.. Kazandı hayvan. sağ olun! diye seslendiler. Kökparcılar bir evde toplanmışlardı ve herkes Gülsa-n'dan söz ediyordu. Yiğitlerden biri Tanabay'ın elinden serkeyi abp köye koşturdu atını.

Adamlar evde onu överlerken Gülsan da dışarıda. üyir atlarıyla dolaşmaktı. Gülsan ne bilsindi bir yıl sonra yeni bir efendisi olacağını ve onun hep böyle kokacağını! Sarı yorga adamdan da. Kökparcıların naralarını hâlâ duyuyordu. şakıyor sonra kendi se-siiti dinler gibi duruyor. Teri kuruması için sabaha kadar ona ne su vereceklerdi ne de yem. Cephedeyken bile sarhoş olacak kadar içmezdim.. Bahçelerde elma ağaçlan tepeden tırnağa çiçek açmıştı ve dallardan birinde bir bülbül ötüyordu. Yalnız uzaktan. Yarışın. Gülsarı'mn üstün niteliklerni anlatıp durdular. gemini dilinin altından üstüne çıkararak terini soğutuyordu. pencereler ışıksızdı. biraz konuştu.. işte gidiyoruz kendi evimize.. Omuzları sızım sızım sızlıyordu. keskin bir koku yayılıyordu nefesinden. Tanabay yorganın yanına geldi.. . yine şakıyordu. ama biraz daha vakti var. dağların yukarısına çıkmıştı. ama canını sıkan açlık değildi. ben ise.com. Neyse. Alaman-bâygenin gürültüsü hâlâ çıkmamıştı kulaklarından. Ne demek istediğimi anlıyor musun Gülsarı? Nereden anlayacaksın! Sen üyire git-rriâk istiyorsun. Ayaklarının maytabanı1 ateş gibi yanıyordu. Sokaklar sessiz..Ey Tanabay.cizgiliforum. Karanlıkta sallanıyor. hele tam gelişsin de.Kısrakların peşinde dolanmaya başladı bile... çekişmenin nasıl geçtiğini. Zaferi kutluyoruz. At değil. başının altını sıvazladı: . Hırıldıyor. Düldül o! Düldül! . çayırda yuvarlanıp sırtını kaşımak. Ben de ölüyorum yorgunluktan.. Geç saatlere kadar içki sofrasında alaman-bâyge'den 64/Elveda Gülsarı söz ettiler. senin şerefine içtim biraz. saçtığı o pis kokudan da tiksinecekti. Tanabay atın kulaklarım sıkıştırdı. Şakıyor. Sonunda sahibi çıkageldi. hafif hafif bir traktör sesi duyulu1 Maytaban: At toynağının altında ve iç ortasındaki yumuşak yer.enginel elveda gülsarı .. Orada bir güzel dinleneceğiz. Sonra atlara binip her biri kendi yollarına gittiler. yelesini okşadı. kararımı bilirim ben. Elveda Gülsarı/65 yordu. Bu terkedilmiş sessiz köyde ne işi vardı bu bülbülün. Bu güz onlarla otlasın. 39 . Önümüzdeki baharda üyirin içine salacağım. Gülsarı'yı kısrağa ne zaman salacaksın? . Bülbülün şakımasından başka çıt yok. Evden çıkanlar!. silkinmek. Bana öyle bakma. Az içtim. Bütün köy uykudaydı. Ama sahibi hâlâ gelip bakmıyordu ona. Ayakları beton gibi kaskaü olmuştu. Oysa onun nefesinden böyle pis bir kokunun yayılması pek nadir görülürdü. kendini toplasın biraz. terin soğudu mu biraz? Çok mu yoruldun? dedi.www.Ah ne güzel bir sessizlik bu! dedi yüksek sesle. Şimdi asıl istediği.Öyle. Hadi Gülsarı. titriyordu..Nasılsın bakalım. Eski batırların savaşa giderken bindikleri atlar herhalde böyle idiler. Ay yükselmiş. Tanabay dizginleri çekerek atı yavaşlattı. darılma bana.

Çok bitkinim. suları sıçratıyordu. Kara saçları omuzuna dökülmüştü. geldikleri yolu yeniden aştılar ve yeniden o evin önüne gelip durdular. 66/Elveda Gülsarı Bol otlu çayın yeniden geçtiler.Uff! Dışarısı çok soğuk! dedi titreyerek. Aç kapıyı. Tanıdığı kadımn oturduğu evin avlu kapısıydı burası. Ne dikilip duruyorsun. madem ki geldin gir içeri. Pencereye yaklaşıp hafifçe camı tıklattı. Kadının kendi vücudunun kokusu ile o otun. Ama atı ve binicisini tanıyınca kuyruğunu sallayarak sustu. Dizgini bir o yana. . karar veremeden düşünüyordu. iyi yalan uyduruyorsun ve güldü: Bir karar veremeyip at üstünde dolaşıp duracaksın sanmıştım. oradan saparak üyi-rin bulunduğu yere doğru gitmeleri gerekiyordu. Gülsarı 'run nalları çakılları dövüyor.kadının yanına gelip yelesini okşamasını istedi ama kadın gelmedi. Gülsarı'mn istediği de buydu zaten.Sen misin? Bu saate kadar neredeydin dedi. Gülsarı'yı yularından tutup avluya girdi. . Terini soğutmam gerek.. Sonunda derin bir iç çekerek dizginleri oynattı ve oradan uzaklaştırdılar.Benim Bibican. . Sahibi eyerin üstünde sessiz duruyor. Kapının kanadını itti. Köpek yine . iki direği kalmıştı yalnız kapı olduğunu gösteren. . Sahibinin bir yanlışlık yaptığını düşünen Gülsarı geri gitmek istemedi. Üzerinde yakası açık beyaz bir gece entarisi vardı. Tanabay kırbacını Gülsarı'nın göğsüne indirdi. ağzı ile dizgini çekip ileri doğru gitmeye çalıştı. Tanabay attan indi. Çayırı geçip suyun kıyısına geldiler. dedi Tanabay. Ev sessiz ve pencereleri ışıksızdı. kokusu geldi Gül-san'nın burnuna. ama sahibi başka tarafa çevirdi atın başını. Aslında kapının kanadı kınk döküktü. Bibican kapıyı açarak. ay ışığı vurmuş dere dibindeki taşlar gibi parladı. . Aüm da çok yoruldu. eğrilmiş. Geri dönmelerine ne gerek vardı? Bir gün içinde kaç defa koşacaktı? Onun bu düşüncelerine cevap olarak. yoluna devam etti.enginel elveda gülsarı Demirci dükkânının önünden geçtiler. San yorga. Su buz gibiydi. Bibican'ın gözleri güldü. biliyorsun yılkı çok uzakta. 40 . Gemini hırsla garş-gurş dişleyerek çaresiz geri döndü. kökpardan çok geç döndük. Çocuk gibisin. o sokağın sonundaki bir kapının önünde durdular. Köyün ortasındaki sokaktan geçip. Evin küçük kızının yanındaki hiç ayrılmayan küçük köpek havlayarak karşıladı onlan.havlayarak yanlanna geldi. Çay geçidinin ortasına gelince.Kim o? dedi içerden bir ses. Tanabay aün başını çaya doğru çevirdi ve o yolda Gülsan'yi mahmuzladı. İçeride bir ışık yandı ve cam hafifçe aydınlandı. Sahibi eyerin üzerinde pek huzursuz duruyordu. Orta yarı açıktı. Tanabay birden dizgini çekip atı geriye çevirdi. bir bu yana çekiyor.cizgiliforum. Bibican bir şey söylemedi. At. Kuyruğunu sallayarak sustu. benim.Affedersin Bibican.Bir an önce üyerin yamna varmak istiyordu.com. karanfilin. .. ne yapacağını bilemiyordu.www. En kenardaki sokaktan geçip dere kıyısına inmeleri. Kurumuş. Sahibinin ona kırbaçla vurmasından hiç hoşlanmazdı Gülsan.

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı - Şimdi geliyorum, atı bağlayayım da. - Şu tarafa, fırının yanına bağla. Sahibinin elleri hiçbir zaman bu kadar titrememişti. Gemini ağzından alırken, kolanları çözerken, bu işi ilk kez Elveda Gülsarı/67 yapıyormuş gibi eli kolu titriyordu. Kolanın birini çözmüş, öbürünü çözmeyi unutmuştu. Bibican'la birlikte içeri girdiler ve lamba söndü. At, içinde bulunduğu bu avluyu yadırgıyordu. Ây, göğün ortasında, ışıl ışıl. Gülsan başını kaldınp uzaklara bakınca, o mehtaplı gecede sisler içine gömülmüş görkemli dağlan gördü. Hassas kulaklannı en ufak sese kabartıyor, çıt çıksa duyuyordu. Sulama arkının şarıltısını, az önceMi traktörün uzaktan uzağa yayılan sesini, meyva bah-çesinge o yalnız bülbülün yanık yanık şakımasını, her şeyi... Oralardaki bir elma ağacının beyaz çiçekleri uçuşup yorganın başına, yelesine dolmuştu. Gecenin karanlığı yavaş yavaş açılmaya, aydınlanmaya başladı. San yorga vücudunun ağırlığını bir o ayağına bir bu ayağına geçirerek sahibini bekleyip duruyordu. Bundan sonra aynı yerde nice nice geceleri sabahlara kadar bekleyerek geçireceğini bilmiyordu henüz. Şafak sökerken Tanabay evden çıktı. Sımsıcak olmuş elleriyle Sangül'ün gemini takıp kolanlanm sıkmaya başladı. O güzel karanfil kokusu onun ellerine de sinmişti. Bibican Tanabay'ı uğurlarken ellerini onun beline doladı. Tanabay da onu uzun uzun öptü. - Bıyıklann diken gibi batıyor, diye fısıldadı kadın. Hadi acele et, ortalık iyice aydınlanmış çabuk bin atına. Kadın dönüp eve girerken Tanabay fısıldadı: - Bibican, gelsene biraz, dedi atı göstererek, "Onu da okşa biraz.yoksa üzülür". "Ha, doğru ya, unuttum. Bak, başı elma çiçekleriyle örtülmüş... dedi gülerek. Ve sonra onu, ak sakarlı doru kısrağın dudaklan gibi dolgun ve yumuşak parmaklarıyla okşadı. Çayı geçtikten sonra Tanabay bir türkü tutturdu. Gülsan bir an önce üyirin bulunduğu yere, oradaki atlara ulaşmak için hızını arttırdı. 68/Elveda Gülsan Elveda Gülsan/69 O Mayıs geceleri Tanabay için çok güzel geçen geceler oldu. O ay atlara gece bekçiliği yapmak sırası onundu. Gülsan için de yeni gece hayatı başlamıştı. Gündüzleri öbür atlarla otluyor, dinleniyordu. Akşam olunca sahibi sırtına atlıyor, birlikte yılkıyı bir kuytuya götürüyor, ortalık kararınca Bibican'ın evine gidiyorlardı. Sabaha doğru, ortalık iyice aydınlanmadan ve kimselere görünmeden, güçlükle seçilen dar patikaları aşıp, yılkıyı bıraktıkları yere geliyorlardı. Sahibi yılkıyı topluyor, sayıyor, bir kayıp olmadığını anlayınca rahat bir nefes alıyordu. Gülsan için pek kolay bir hayat değildi bu. Sahibi Bibican'ın evine giderken de, oradan dönerken de pek acele ediyordu. O

41

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı karanlık gecelerde, geçit-çayır demeden hep koşuyordu. Ne yapsın, sahibi öyle istiyordu. Gülsan'ya kalsa yılkıdan hiç ayrılmazdı. Canı başka şeyler istiyordu. Artık o da tam bir aygır olmuştu. Üyir ile şimdilik geçiniyordu ama kısrak yüzünden birbirlerine düşmanca bakmaya başlamışlardı. Güllsan zaman zaman kaz gibi havaya uzatarak, kuyruğunu kaldırarak kısraklann yolunu kesiyor, yüksek sesle kişniyor, sağnlanna sokulup diş atmaya çalışıyordu. Dişi atlar da bunu üyir aygının kıskandırmak için fırsat biliyor ve ona sokuluyorlardı. Gülsarı'yı uzaklaştırmak için koşup gelen aygır onun epeyce canını yakıyordu. Çünkü hem daha büyük, hem de dövüşçüydü. Yine de Gülsan, geceler boyu Bibican'ın avlusunda bağlı durmaktansa, üyir başının hışmına uğramak pahasına kısrak peşinde koşmaya razıydı. Orada bağlı durduğu gecelerde hep kısraklan düşünüyor, canı onlan istiyordu. Durduğu yerde eşiniyor, tepiniyor, sonra yatışıyordu. Eğer o tatsız olay olmasaydı, kimbilir o geceler daha ne kadar sürerdi... Gülsan her zamanki gibi o gece de, o kadının avlusunda, bağlı olduğu yerde, üyirdeki atları düşünerek sahibini •bekliyordu. Uykusu geldiği için biraz kestirmek istiyor, ama yulan yüksek bir yere bağlı olduğu için uzanıp yatamıyor, biraz başını indirecek olsa bu defa da gem ağzını yırtar-casına acıtıyordu. Yine de olduğu yerde dalıp gidecekti neredeyse. Sessiz, ağır bir hava vardı ve gökyüzü bulutluydu. "jGülsan, dalıp gider gibi olduğu bir sırada, birisi sallıyor, dallannı çekip eğiyormuş gibi ağaçların hışırdadığını duydu. Bu arada bir rüzgâr çevrintisi oldu ve avluda boş bir kova devrilip tangur tungur ses çıkararak yuvarlandı. İpteki çamaşırlar savrulup uçtu. Köpek korkudan havlamaya ve oradan oraya koşarak sığınacak bir yer aramaya başladı. At ürktü, hınldadı, sonra kulaklannı dikerek bir süre şaşkın durdu. Başını kaldırdığı zaman ufukta kapkara, korkunç ye kaynayan bir şeyin bozkıra, yılkının bulunduğu tarafa gelmekte olduğunu gördü. Bir an sonra koyu karanlık şimşeklerle yanldı. Gök, bütün ağaçlar yıkılıyormuş gibi gümbürdedi. Hemen ardından gür bir sağanak boşanmaya başladı. Şimdi Gülsan, sırtına kamçı yiyormuş gibi tepiniyor, ipini koparıp yılkının yanına koşmak istiyordu. O korkunç felaket yılkının, onun cinslerinin üzerine geliyordu ve içgüdüsü onu cinslerini korumaya çağınyordu. Mutlaka gitmeliydi at kardeşlerini kurtarmaya. Ama ipi koparamıyor, bu yüzden de çılgına dönüyordu. Yuları, geme, onu oradan bırakmayan her şeye düşmandı, sağa sola atılıyor, tepiniyor, eşiniyor, yılkıya sesini duyurmak ve onlardan ses almak için acı acı kişniyordu. Ama cevap olarak ancak fırtınanın uğultusu geliyordu kulaklarına. Ah, o gece ipini bir koparabilse, yıl' kıya bir varabilseydiL. Sahibi beyaz fanilesiyle evden fırladı. Ardından kadın da çıktı beyaz gece entarisini giymiş olarak. Ama bir anda 70/Elveda Gülsan ikisi de sınl-sıklam oldular. Çakan şimşeğin ışığında, ıslak yüzleri, korkulu gözleri görünüp silindi. Sundurma bir an için aydınlandı. Sonra korkunç bir gürleme oldu.

42

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı - Dur! Sakin ol! diye bağırıyordu Tanabay an çözmeye çalışarak. Ama at onun sesini duyamıyor, onu o kılıkta tanı-yamıyordu. Hiddetle üzerine atıldı. Bu arada toynaklarının darbesi altında kalan finn çöktü. Tanabay koluyla başını koruyarak, duvara sürüne sürüne ona yaklaştı, başlığını tuttu ve kadına: - Çabuk, çöz yuları! diye bağırdı Kadın yuları çözer çözmez, Gülsan kapıya doğru atıldı ve Tanabay'ı sürüklemeye başladı. - Çabuk kamçıyı! Bibican kamçıyı uzattı. - Dur! İnatçı hayvan! Dur yoksa gebertirim ha! diye kamçıyla atın başına vurdu. Ne yapıp yapacak, eyere atlayacaktı. Üyire ulaşmak, onların başında olmak zorundaydı. Fırtına onları kimbilir nereye kaçırmış, nereye sürüklemişti! San yorganın amacı da bundan başka bir şey değildi zaten. İçgüdüsü, o ilâhi.sezgi, bu kıyamet saatinde mutlaka onlann yanında olması gerektiğini söylüyordu ona. Bu yüzden kişniyor, şahlanıyor, kurtulup koşmak için ipini koparmaya çalışıyordu. Yağmur sel gibiydi. Şimşekler çakıyor, gök gürlüyor, fırtına uğulduyordu. -Tut şunu! diye bağırdı Tanabay. Kadın başlığı tutunca o da sıçrayıp eyere atladı. Ama o daha eyere yerleşmeden Gülsan kadını su birikintileri içinde sürüklemeye başlamıştı. Gülsan ne efendisinin sesine, ne kamçı darbelerine aldırıyor, yalnız içgüdüsüne uyarak, şimşekli geceyi ve amansız fırtınayı yanp kuş gibi uçuyordu. O güne kadar ne büyük yanşlarda, ne ödüllü koşularda böylesine hızlı koş-mamışü. Kabanp taşan çaydan, kara çahlann arasından, deElveda Gülsan/71 reden tepeden, artık hiçbir emrine boyun eğmediği efendisini alıp götürdü. Tanabay, çılgına dönmüş atın kendisini nereye götürdüğünü anlayamıyordu bile.Yağmur yüzüne, gözüne.bütün gövdesine vuruyor, ama içi alev alev yanıyordu. Tek bir düşünce vardı kafasında: "Yılkı nerede? Aman Tannm! Vadiye inip demiryoluna doğru gitmesinler, demiryoluna düşmesinler! Mutlaka kaza olur! Allahım, sen koru onlan! Ey Albak! (ervah, atalar ruhu) siz koruyun yılkıyı! Sakın aya-ğîfı sürçmesin Gülsarı! Sakın düşme! Beni yılkıya ulaştır" diyordu Düzde, yokuşta, şimşekler karanlığı bıçak gibi yanp beyazlaüyordu, sonra yine koyu karanlık oluyordu. Fırtına yine uğul uğuldu, yağmur ise fırtınanın şiddetiyle kırbaç gibi iniyordu. Gece, göz kamaştıran bir ışıkla aydınlanıyor, sonra ka-fanyor, sonra yine ışık, yine karanlık... San yorga şahlanıyor, ağzını yırtacak gibi kişniyordu. Üyiri anyor, kendince onu bulmak, görmek için yakanyor-du: "Neredesiniz! Neredesiniz! Kişneyin, ses verin bana!" demek istiyordu. Ama onun sesine karşılık gök gürlemesi duyuluyordu yalnız. O yine ileri atılıyor, koşuyor, koşuyordu. Bir karanlık, bir aydınlık oluyordu. Sonra yine karanlık, yine aydınlık...

43

Sen burada kal.. şapkasız başı ve asık suratıyla. Tanabay hiçbir şey demedi. Kaz kanadı renginde bulutlar şimdi ufukta kaz katan gibi görünüyordu ve çok yükseklerdeydiler. Bu halinle insanlara görünmen hiç iyi olmaz değil mi? . Ama karısı Caydar onun yolunu şaşırmadığını biliyordu. kulun ve taylardan yitip giden yoktu.enginel elveda gülsarı Fırtına şafağa kadar sürdü. Ne diyebilirdi ki? Vadiye inen çocuk atlan toplamış geliyordu..Giyinmeye de mi vakit bulamadın? Talihin yokmuş! Çizmenle pahtolununun ayağında olmasına şükür. Karısıyla böyle karşılaştılar. diye Caydar çocuğu çevirdi. Hiç sesin' "îkarmadan. Sonra yavaş yavaş bulutlar seyrelmeye başladı. Yalnız çocuk atlan getirmek için vadiye inince. yılkıyı aramış ve bir kuytuda bulmuşlardı. . Onlarla beraber olan komşu çocuğu birden bağırdı: "İste Caydar apa. bozkınn bir ucunda.www. Kara toprak bir koyun sürüsü.. Hiç utanmıyor musun? Artık genç de değilsin. Caydar apa çok merak etti. gidip onaralım bari. Tanabay'a dönüp yavaş sesle: 1 Taneke: Tanabay aka'nın kısaltılarak söylenişi 2 Apa: ana Elveda Gül san/73 . Dişlenmiş koyunlar gibi kara yerden buğular yükseliyordu. acınacak bir durumdaydı. Tanabay yoktu. fırtına ve yağmur ise bir sürüye dalan kurtlardı sanki.Yolumu şaşırdım. Fırtına çadırlara yıktı..Biz de sizi anyorduk Taneke. İkisi de atlannı sürdüler. çocuk sevinçle. Hepsi tamamdı. Yolunu yitirdiğini sandılar. pek perişan. Birbirlerne tek söz etmediler. Tanabay'ın karısı ise Tanabay'ı anyordu. yiyecek ve giyecek bir şeyler getireyim.Ben aşağıda beklerim.Yürü eve gidelim Altıke. kansı yumuşak sesle: • . Bugün hepimizin çok işi var. Tanabay'ın önünde yepyeni bir dünya açılmıştı. Tanabay'ın yardımına koşmak için komşularla birlikte atlanmış... Tanabay yılkıya. 72/Elveda Gülsan Birkaç yılkıcı bozkırda at koşturarak dağılıp kaybola-lan yılkılarını arıyorlardı. dedi. hava ısınıyordu. Bozkırdan buğular çıkıyor. Çocuklar boyuna yetişti! Sen ise. 44 . Yılkılar açılıp koşarak ve çamurlu yeri toynaklarıyla çiğneyerek çayı geçtiler ve bir bayıra çıktılar. dedi Tanabay. Ama doğu yönünde gök gürlemeleri devam ediyordu daha. Caydar apa2 ise atını kımıldatmadı bile. Tanekem1 geliyor bak!" diye atını dörtnala sürdü. Gece boyu koşmaktan canı çıkan yorganın üstünde. Atlardan. diye mınldandı Tanabay.com. Ah çocuk ah. Ta uzakta. .cizgiliforum. . Güneş açılmış. ıpıslak fanilesi. dumanını savura savura bir tren geçiyordu. bir başka türlü yolunu şaşıran kocasının gelişiu seyretti. otlağa doğru sürdü. toprak canlanıyordu.

durs tump. şavkı dağlara vurdu ve sonra kendi halesinin ortasında gökyüzüne asılıp kaldı. ata binmiş kadınlar. Tanabay yılkıyı düz ovadan geçirip. Ay doğdu. Ellerine diken batmış kamyordu. durs? tump. Oysa eskiden hiç üşümezdin sen.Belki gerekir diye çakışım da yamna alıp dere kenanna indi.. Bir gün sonra dağın yolunu tuttular. Sürü sürü koyun. durs-tump. Dura kalka. Şimdi köy gerilerde kalmıştı. son kez.cizgiliforum. Orada kurumuş fidanlar bulunca pek sevindi. atlar kişniyor. Üşüyor. 45 . yanlannda koşuşan uzun tüylü köpekler. Yürek atışları. Gelecek bahara kadar dönmeyeceklerdi Göç kafilesi de çay boyunca yürüyerek köyden uzaklaşıyordu. Çevrede dolanıp geçen yıldan kalma kuru ot saplannı topladı. her zaman yaptıklan gibi köyün ke74/Elveda Gülsan nanndaki o eve doğru yönelmiş. Hoşça kal avıl! Önlerinde dağlar vardı.. bu yüzden de sahibinden bir kamçı yemişti. Ama Tanabay susuyordu. İnsanlar bağırıyor. Vakit ilerlemiş..com. soğuk yere uzanıp yattıktan sonra da. Ömründe bir kez. At. Gülsarı'nın daha ileriye gidecek gücü yoktu. dedi Tanabay ben biraz çalı-çırpı topla-yayım.. titriyordu. Boztorgay ise hâlâ ötüyordu. Gülsan sahibini hiç böyle görmemişti: Tanabay yattığı yerde sarsıla sarsıla ağlıyordu. koyun-kuzu meliyor. Gülsarı. Alnı sakarlı kısrağın dudakları gibi dolgun ve yumuşak parmakları olan kadının evine uğramadan geçip gittiler.. kafasını. Yüreği kafasının içindeydi. Gelecek bahara kadar hoşça kal bozkır!. Yılkılar. Tanabay durup düşündü. ku-laklannı dolduruyor ve başka bir ses duyurmuyordu. Bir yıldız sessizce kayarak kayboldu. Tanabay üzerindeki gocuğu çıkanp hayvanın üzerine örttü. her türlü ses çıkıyordu. Sonra birden yüzükoyun uzandı. . Gülsan sahibinin bir türkü tutturmasını istiyordu o anda. ele geçirdiği artık yitirdiğini bildiği için bu ağlaması. Tanabay söylenip durdu ama artık at onu duymuyordu. Yan tarafta kalan köye bakmamaya çalışıyordu.www.. yankılanan tepeye doğru sürdü. çocuklar. Tanabay başını eğmiş. hızlı adımlarla ilerliyorlardı. çevik. diye...Gücün kuvvetin kalmadı değil mi? Çok mu kötü durumdasın? Bittin. üyir üyir yılkı. bunları kucaklayıp getirdi.. biraz öteye kondu. Elveda Gülsan/75 .. ağır ağır yürüyordu. daha geçenlerde büyük bir yanşta şenlenen.. dinlene dinlene çay yatağına kadar gelebilmişti ama oradan öteye gidemiyordu. bir insan gibi inim inim inliyordu. Ayaklannın dibinden bir boztorgay cik cik öterek pırr diye havalandı. Oysa Gülsan.enginel elveda gülsarı Tanabay atından inip yeşil otlann üzerinde biraz yürüdü.Sen biraz yat. oradan geçerken. Kovalanan bir atın yüreği gibi hızlı atıyordu yüreği: Dur-durs.. mahvoldun Gülsan. Şimdi iyi bir ateş yakabilirdi. Yük taşıyan beygir ve develer. Ayağını büküp uzanmak isteyince Tanabay bu defa engel olmadı. başını bir o yana bir bu yana çevirerek inlemeye devam etti. Ve dağlar önlerinde uzanıp gidiyordu.. gece yarısına az bir zaman kalmıştı.

göz kamaştıncı bir ışıkla aydınlanyor. bir alçalıyor. Kulunları. cin gibi çarpacaktı. Göğsü sıkışmış. Arada bir kalkıp atın üstünden kayan gocuğu düzeltiyor. birileri dünyadan göçüp gidecekti. bir kulun anasından biraz ayrılacak. kış onları dağda kırda arayıp bulacak.com. sıkıştıracak. kış gelinceye kadar tutanaklarda unutulup kalacaktı. tekrar örtüyor ve yine ateşin başına geçip ellerini ısıtıyordu. Bu aydınlık dünyada. et ve süt bollaşacakü. yine karanlık. sonra kararıyor. ödüllü oyunlar düzenlenecekti. Gülsan biraz ısınınca titremesi kesildi. Yine bayramlar olacak. güçlükle nefes alıyordu. sıskalaşan. Gülsan koşup geliyor. birileri dünyaya gelecek. hayvanların kırılıp gitmesi. Kış yirminci yüzyılda da olsa. Gülsarı'nın çok iyi bir aygır olacağı belliydi. burnuyla. Ateşin ısısı ve dumanı onun vücudunu yalayıp geçiyordu... acıları yeniden yaşamaya başlayacaklardı. Ama gözlerinin önündeki san perde kalkmamıştı. Et kombinasına hayvan götürecekler. sürü besleyerek göçebe hayaü yaşayanlar için. sonra yine ışık.. bir süredir unuttukları sıkıntıları. çok eski zamanlardan beri nasıl idiyse yine öyleydi. Pek çok işleri olacaktı ama kış ve kışın çekilen sıkıntılar bir süre unutulacaktı. kimisi sevdiğinden ayrılacak. Aftıa bu kez o alevlerden hiç korkmadı. ateş zayıfladıkça kuru ot ve dallan üstüne atıyordu. kişneyip şahlandığını. cabağılan nasıl kollayıp koruduğunu bir görmeliydiniz. Kışı sağ salim atlatmışlar. bakımları yapılacak. damgalan vurulacaktı. Tanabay bu baharda Gülsarı'yı üyire saldı. yok olan yılkısını bulmak için uçtuğunu görüyordu. "Derslerin-nin iyi gitmediğini bilseydik ya da bizim yanımızda okusa-lardı daha başarılı olurlardı" diye söyleneceklerdi. O yılki kış da işte böyle gelip gitmişti.www. Bir cabağı.enginel elveda gülsarı Gülsan eskiden yanında ateş yakılınca pek ürkerdi. fırtınalı. yarışlar.cizgiliforum. Hayvanlar yeşeren yaylaya yayıldılar. O.. Tanabay ateşin ba-şında. yaylaya çıkmanın pek de kötü bir şey olmadığını göstermek istercesine. yün kırkılacak. sahibiyle birlikte. bozkırda çılgınca koştuğunu. üyirden uzaklaşacak olsa. çok az biniyordu. Yatılı okulda çocukları başarılı olanlar sevinecek olamayanlar üzülecekti. kış çekildi ve yerini altı ay sürecek yaza bıraktı. çadırlar.bir çuvalın üzerinde oturuyor. Herbiri-nin hayatında değişiklikler olacaktı. yılkılar. iyice zayıflayan hayvanlar baharda bozkıra inip yayılmışlardı. ateşin başında oturan ve bir zamanlar sahibi olan yaşlı adam da gözüne bir görünüp bir kayboluyordu. Aygır olmuştu artık. koyunlar kuzulaya76/Elveda Gülsarı cak. Çobanlar nerede olurlarsa olsunlar.. Ve çobanlar. gücünü kısraklara saklamalıydı artık. Alevler bir yükseliyor. başıyla. Kendinden geçmiş olan at şimdi. kış. ak buğrasına binip yine gelecekti. Yiyecek kıtlığı. Havalar ısındı. Sonra. onları iterek üyirin 46 . gereğinde yavrular iki anadan süt emecek. Kimisi âşık olacak. yıkık ve soğuk koralar. Yılkılar döllenecek.. Ona pek eyer vurmuyor. Gece. çok yağışlı bir gecede. Şimşeklerin çakıp çakıp sönmesini de.

Güleryüzlü bir adam olmasına 47 . Ne var ki. onlann ona sahip olma emellerini arttırıyordu. hemen üyi-ri toplayıp başka bir yere götürüyordu. O gün Tanabay yılkıyı erkenden çayıra salmış.İbrahim. Çora görevi ona devretmiş. ' Elveda Gülsan/77 yatıyordu. bir yandan da kansıyle aile sorunlannı konuşuyorlardı. Çayını yudumlarken karısına: .com. yorgaya eyer vurmayacağım artık.Caydar. durdurur. biri geliyor galiba. At çiftliği başkanı. Karısı evden çıktı ve döndü: .Yeni bir başkan gelmişti. dağdan indikleri vakit kansıyle birlikte ziyaret etmeye karar verdiler.enginel elveda gülsarı içine sokuyordu. aynlamıyordu. biraz daha fazla para geçerdi ellerine.Çık bak bakalım. Malcı. bir daha vakit bulamam. Kalbi iyice teklemeye başlamıştı çünkü. karışım yardımcı kadrosuna geçirmişti. kendisi hastahanede . iki ayn musluk sayılırdı. Yardımcı çekip gidince. madem ki durum böyle. Tanabay istemeye istemeye kalktı. i yılkıcı dediğin. ovaya inip yerleşmelerine zaman kalmadan o korkunç olay geldi başlanna. Tanabay karısına: . O zaman onu daha sonra. Hayvanlara bakmak bir motorlu araca bakmak gibi olmuyordu ki! Elindeki motor olsa. Kahvaltı sofrasında kızını dizine oturtmuş. bir yandan kahvaltı ediyor. Tanabay her gün hastahaneye gidip arkadaşının hatınnı sormak istiyordu ama işten vakit bulamıyor. Yılkıya nasıl baksın? Bu yüzden bütün işler Tanabay' a kalıyor ve o da gece gündüz attan inmiyordu.. Tanabay at çiftliği başkanı İbrahim'i hiç sevmezdi. dedi. Komşu yılkıcılara: "Biraz benim yılkıya da göz-kulak olun" diye gitmek istediği zaman.Sen bilirsin. Bu adamı niçin sevmediğini de bilmiyorduTana-bay. "Oraya 78/Elveda Gülsan kadar gitmişken istasyon yakınında kurulan pazara da uğrar.. Tanabay'ın her hatırlayışında yüreğini yakan bir olaydı bu. Yorga Gülsan'nın ünü. Ücretler hiç de öyle tamah edilecek bir şey değildi ama yine de iki kişinin kazancı. Bir üstün özelliği de şu idi: Birileri gelip atlan rahatsız etmeye kalkışsa. sabah çayım içmek için evine dönmüştü. Yanında genç biri de var. dedi. Bu sırada dışarıdan toynak sesleri işitildi. Ünü arttıkça üst düzey yöneticilerinin gözüne batıyor.www. Özellikle ilkbahar ve kış mevsimlerinde başını kaşıyacak vakit bulamaz.. 'gidersin. İşi hiç bitmez. O kış kolhozda bazı değişiklikler oldu. Kasabaya inip yatılı okulda okuyan çocuklannı görmek istiyordu.cizgiliforum. çok çocuklu bir aile reisi gibidir. ağırlaması gerekirdi. çocuklara ve hanıma üst-baş alırım" diye düşünüyordu. Çora'nın hastahaneden çıkıp evinde yattığını öğrendi. Üstelik artık yardımcısı da yoktu. .. dedi karısı. bu son. ben yorgayı eyerliyorum. aynı zamanda bir felâket getirmişti ona. Ama gelen konuğu geri çeviremez. Kısacası Tanabay hastahaneye arkadaşını gör-Jmeye gidemedi. Kızını da kucağına alarak dışarı çıktı. Ama kansı Caydar'ın süt çağında bir bebeği vardı kucağında..

Tanabay.İyi misiniz Caydar baybişe? Sağlığınız nasıl.Aleykümselam.diyordu İbra-. Caydar konuklara yeni yaygıyı serdi. dedi. En iyisi yılkıcılık. koyunculuktur. başlarını sallardı ama sonunda değişen bir şey olmazdı. ekinle ya da başka bir işle uğraşacak olsan eline pek bir şey geçmez. İbrahim Caydar'a da gülümsedi: .Kımız getir. I. İki kolunu birden havaya kaldırarak: . vaad üstüne vaad vererek. Neyse ki yılkıcılar işlerini bilen adamlardı.Esselamü aleyküm.cizgiliforum.İyi. Öyle değil mi Caydar baybişe? Caydar başını salladı.Allah razı olsun. bay! dedi. halkı ne zamana kadar oyalayabilirsiniz? Çora ağır iş yapan 80/Elveda Gülsarı insanlara emeklerinin karşılığını veremediği. Hiç olmazsa et süt eksik olmaz. . Adı var da kendisi yok gibiydi. diye onun elini sıktı.Mallar canlar iyiler mi? Nasılsınız? dedi İbrahim ablak yüzüyle her zamanki gibi gülümseyerek. Tanabay biraz soğuk davranarak. Başta İbrahim'in kendisi olmak üzere oradakiler bu yapıcı eleştirilerinden dolayı ona teşekkür eder. İbrahim atından indi. herkesin et ve süt işiyle uğraşmasında ülkenin pek yararı olmayacağını söylemek istiyordu. iyiyiz. İbrahim her fırsatta söylerdi bunu. Yılkı çiftliğini iyileştirmek. Buğdayı onlar yetiştiriyor. sözler söylemekten başka elinden bir şey gelmediği içir hasta yüreği dayanamamış. Tanabay hiçbir şey söylemedi. Belki hiçbir şey yapmadığı için hoşlanmıyordu ondan. Parti toplantılarında Tanabay onun bu davranışını dobra dobra eleştiriyor. . rahat edin.com. büsbütün kötüleşmişti. işlerin görülmediğinden yakınıyordu. siz varken benim gözüm arkada kalmaz. ona nedense hiç güvenmiyordu. Şöyle buyrun. Hayvancılığın nasıl bir iş olduğunu kendisi de biliyordu ve bunu İbrahim'in ağzından ilk kez duymuyordu. içeri girin. O yılkıcıların hepsine 'bay' diye hitab ederdi. Öteki işlerde çalışanlar o yokluğa daha ne zamana kadar dayanabilirlerdi? Savaşa kadar durumlar böyle miydi? O zamanlar güz gelince her evin kapısına iki-üç araba buğday getirilirdi. aç ve açıkta kalan yine onlar oluyordu. bütün gününü büyük deftere birtakım sayılar yazmakla geçirir. ortalıkta görünmezdi. Adam. Böyle şey olur muydu? Hak mıydı bu? Toplantı üstüne toplantı yaparak. Yılkıcılar kendi bildikleri gibi hareket ediyorlardı. Elveda Gülsan/79 . him. . Ya şimdi? Herkes koltuğunda boş çuvalla dolaşıyordu. işleri tamamlamak için hiçbir şey yapmazdı.Bu zamanda en iyi iş hayvan beslemek.www. Çora onları kendi eliyle seçip almıştı. çok şükür. üzerine de yu-1 muşak postları koydu. Kımız içtiler ve biraz havadan sudan söz etiler. onlara güzel. Tanabay karısına: .enginel elveda gülsarı rağmen kanı ısınmamış-tı.beyini-ze iyi bakıyor musunuz? .İyiyiz. Oysa tarlayla. .Buyrun. . 48 .

İri iri harflerle şunlar yazılıydı: "Buyruk. bu küçük iş için geldik buraya. Yetiştiriyor. önce işine dönmek istiyordu. şaşıp kalmıştı. . niçin yetiştiriyordu ki? Kolhoz için yetiştiriyordu onlan.Evet Taneke. binek atı olarak kullanılmak üzre at korasına gö'nderilsin. üzüntüden ne yapacağını bilemiyordu. biraz daha verir misiniz? Kımız içerken yine şundan bundan söz ettiler. . iş yerlerine birçok at göndermişti. Zaten o anda sohbeti uzatmak da istemiyordu Tanabay. Tanabay kâğıttaki yazıyı okuyunca gözlerine inanamadı. Aslına bakarsa bunda pek şaşılacak bir şey de yoktu. Hele şu kımızımızı bir içelim de. İbrahim'in yanında hiç konuşmadan oturan delikanlının kim olduğunu pek çıkaramıyordu. Bir iş için geldik buraya. biz buraya şu iş için geldik. Mis gibi kokuyof. gözlerini yerden kaldırmadan öylece durdu. Onları bir an önce başın-| dan savmak...O yılkıyı. kâğıtta yazılı iş için.Seni pek çıkaramadım evlat. Tanabay. . Sordu: .. Ama Gülsarı başkaydı.. Ne etse de vermeseydi Gülsarı'yı? Çok iyi düşünmeli. Bir süre. yorgaya binip kasabaya inmek-ve yine bir. Kâğıdı dörde katlayıp. Ama bu adamlar buraya niçin gelmişlerdi? Bunu sormak da pek yakışık almazdı. yüreği parçalanıyor. İçi. 49 . Sonunda İbrahim cebinden bir kâğıt çıkardı: . çeşitli bri-dlara. işiniz kaçmaz nasıl olsa. Tanabay serinkanlılığım korumaya çalışarak başını hafifçe kaldırdı ve cevap verdi: .www. huzuru kaçmaya başladı. sonra binek atı olarak ya da başka işlerde kullanılmak üzere kolhoza veriyordu. biz.Hayır. dedi İbrahim alttan alarak. Yılkıcı Bakasov'a Gülsarı yorga.İşte Taneke. emre karşı gelmiş olmalıydı.com. İşte. Bu zorlama sohbet sırasında Tanabay tatsız bir haber alacağını seziyor ama ne olduğunu bilemiyordu.Taneke. sen çok anlayışlı bir adamsın. eski asker gömleğinin göğüs cebine koydu. Görevi Eydu onun. diye onun sözünü kesti İbrahim. Yılkı yetiştirdiği bu uzun yıllarda.Zaman dediğin nasıl da çabuk geçiyor? Yılkılara bakmak ister misin? Seyretmesi güzeldir doğrusu.. biraz daha kımız içip sohbete devam etsek olmaz mı? . niçin bakıyor. onun oğluyum. .Elbette olur. Kımız da çok güzelmiş Caydar baybişe. Kolhoz başkanı (İmza okunamıyordu) 5 Mart 1950" Elveda Gülsan/81 Tanabay'ın beti benzi atmış. Ah Gülsan! Onu vermeye dayanamazdı. O düşünüp durdukça.enginel elveda gülsarı Ama Tanabay'ın yüreğini sızlatan bu gerçekleri İbra-] him'e anlatmanın hiçbir yaran yoktu.Bu delikanlı benimle geldi.cizgiliforum. merhum Abalak'ın oğlu musun yoksa? . İbrahim sabırsızlanmaya. Al.. kendi durumunu da dikkate almalı. oku.Pekâlâ İbrahim. ama onu sonra konuşuruz.

kolhozlann ufak oluşundan ileri geldiğini.. İbrahim şaşırmıştı.www. Senin başkan binecek 1 Tebetey: ince kürklü kalpak. Yine havadan sudan söz ettiler. Kardeşini bile kayırmadığını. alıp götürürdü Gülsarı'yı. herkesin gözü onda. 82/Elveda Gülsan bunları mahkemeye vereceğini söylemiş. Sık sık bölge merkezine gidiyor.. görevini gereği gibi yerine getirmeyenlere asla hoşgörülü davranmayacağını. bunu da kendisinin yöneteceğini bildirmiş.enginel elveda gülsarı "Seni kurnaz tilki seni! Bu sözüne kanacağımı mı sanıyorsun!" dedi Tanabay içinden. Hepimizin başkam. . artık acele etmelerine gerek kalmamıştı. hürmette kusur etmemeye çalışmalıydı. Ama o kurslarda çobanların uyuklamaktan başka bir şey yapmamış olmaları ayrı mesele.daha doğrusu onun okunamayan imzasıyla ilk karşılaşması işte böyle oldu.Bak Zavferma (at çiftliği başkanı). tembellere. hiç dinlemez. bunun sözü bile olmaz. Tanabay'ın yeni kolhoz başkanıyla. gönlünü hoş etmeye.O beş aygırın bana gereği yok. Ama karşısında Tana-bay vardı. Bunun için de kolhozcular tarım tekniği ve hayvan yetiştirme tekniği kurslarına katılmak zorunda kalacaklarmış. Saygı duymamız gerek. Başkanın yüzünü görmemişti daha. . ama artık bütün kolhozlann büyüyüp gelişeceğini.. dedi. "dediğim dedik" der. Alttan almaya. . Gülsarı'yı hemen götüreceğini sanıyordu.com. geçimsiz bir kişi olduğu söyleniyordu kulaktan kulağa. onun yerine beş aygır veririz..Nasıl anlamazsınız Taneke? Başkan bizim önderimiz. uzaklardan onu görmeye geliyorlar.cizgiliforum. Sonra sabırsızlanıp çizmelerini çekiştirmeye. Onun nasıl bir adam olduğunu çok iyi biliyor. kolhoz başkanına Gülsarı'yı veremeyeceğimi söyle. Kolhozda bundan böyle modern tarım ve hayvancılık tekniklerinin kullanılacağını. Tanabay'ın yüzüne bakarak: . İbrahim.Aman Taneke. kurslar başladı. Kısraklara saldım onu.. Tanabay alnındaki teri kuruladı. İlk yaptığı toplantıda oradakilere gözdağı vermiş. Elveda Gülsan/83 başka at mı bulamadı? Korada at mı yok? Niçin Gülsan'yı istiyor? Gülsarı'dan başkasına binemez mi yani? . Ağzına ilk geleni söylemekten vazgeçerek: . kendisinin bunun için atandığını da söylemiş. O Çora'nın yerine atandığı zaman Tanabay dağa çıkmış bulunuyordu.. Çünkü o benim damızlık aygırım. Sorunun çözüldüğünü.. Bütün sıkıntıların. Veririz be^ aygırı.Ne olmuş yani? Başka ata binse gözden mi düşer? Oraya buraya gidiyor diye ille de yorga ata binmesi mi ge- 50 . gözünün yaşına bakmadığını unutmaması gerekirdi. Karşısında Tanabay'dan başka biri olsaydı.. Gerçekten de çok geçmeden afişler asıldı. Halkın arasında dolaşıyor. tek kısrağın bile kısır kalmaz. Daha önce yüksek mevkilerde bulunduğu. tilki postundan yapılmış tebeteyini' düzeltmeye başladı. Ama birdenbire.Biz artık gitsek iyi olur Taneke. güçlüklerin.

Ne olur bunun sonu. yakışmıyor doğrusu.Kızmanıza. Başkana yorgayı tavsiye eden. bütün köy bilsin. dedi Tanabay. Onu kendi haline bırakalım. istediğine binersen.. generale yakışana. .cizgiliforum. inan84/Elveda Gülsan <j: madiğin şeyleri söyleyerek yaranmaya mı çalışıyorsun? dedi Caydar. Ben küçük bir adamım. yeni başkanla iş görecek. keski ta başından söyleseydiniz.. İşte. bir at nedir ki? Yılkıda her çeşit at var. Delikanlı "evet. mahvolmamı istiyorsunuz benden. Bu onun bileceği iş. ona bu atı elleriyle teslim edeceğini söyleyen kendisiydi. Siz savaşta bulundunuz Taneke.Ee. dedi.Orada siz otomobille. Halk ne der buna? Kırgızlara yakışır mı bu? .. bizim konuğumuz sayılır.com.Yeni başkan dururken.Demir-ci dükkanına gider.Siz söyleyin Caydar baybişe. Ama bu bir emir. adamları bekletme.Gerekir yahut gerekmez. . koca bir köy adamın altına binilecek gibi bir at bulup veremiyoruz.. Ablak'ın oğlunu da ata binip getirsin diye gönderdiler benimle.Halk da her şeyi öğrensin.O başka. Başkanla onun arasını açmaya ne gerek var? Çora parti komitesinde çalışacak artık..www. Açıklayamazdı zaten. sinirlenmenize ne gerek var Taneke?Bi-zim size saygımız var. Söz konusu Çora olunca Tanabay sustu. dedi İbrahim. Hiç olmazsa orada elimdeki balyozu çekip alamazsınız! . biraz duraklayarak. general ise kamyonla mı dolaşıyordu? General.İşte akıl bu. artık başkan olmayan eskisine gidelim diyorsunuz. Kendi kendinize bela yaratıyorsunuz. İbrahim derin derin iç çekerek Caydar'a döndü ve yalvarır gibi: . orada çalışırım.enginel elveda gülsarı . sizi seviyoruz. Başkan yeni geldi. çok teşekkür ederim Caydar baybişe. İbrahim iki kolunu yana açarak kekeledi: . mesele bu değil ki. kendisine sorun. Atın kemente takılmak üzere olduğunu sezdi ve kestirip attı: .sen ne diye bu kadar ısrar ediyor.Vermiyorum! Beni beğenmiyorsanız kovun. Hepsi sustu. Öyle değil mi? . onu merkezden gönderdiler. ne olmuş..Kendim binecek değilim ki.Hiç doğru değil bu davranışınız. İbrahim sözüne devam etti: .Çekip gitmemi. bana emredilmiş bir görev. Çetin cevizdi Tanabay. 51 . Haklı olup olmadığımı o söylesin. hop oturup hop kalkıyordu. asker de askere yakışana biner.Ver gitsin. Ben eşeğe de binerim. Şimdi onu götüremezse rezil olacaktı. Bu meseleyi gidip Çora ile konuşurum. Onu bize başkan diye göndermişler. .Siz Çora'nın 'verme' diyeceğini mi sanıyorsunuz? O razı oldu bile. Caydar derin bir iç çekerek kocasına: . Ama çocuk gibi davranıyorsunuz.Durumumuza bakın. öyle" anlamında başını salladı. Niçin başka olduğunu açıklamadı. Yellisini başkan saymamak demektir bu! Çora zaten hasta. O halletsin bu sorunu. yorga bile olsa.. Şimdi İbrahim'e sinirlenmeye başlamış.

. Kim yönetiyor bu kolhozu. Niçin ver dedin atı? diye sordu soluk soluğa. ama bakmasa da her şeyi görüyordu. ama yine sinirlerini yatıştıramadı.. o karanlık gecelerdeki macerası için yorgadan öcünü alıyordu! Sert bir çekişle atın başını çevirdi. çaresizlik içinde. Gülsarı'nın bir o yanına bir bu yanına geçerek kamçısını kaldırıp kaldırıp hayvana indirdiğini görüyordu.İbrahim'in Caydar'a tekrar tekrar teşekkür etmesi boşuna değilmiş. Ablak'ın oğlunun elindeki dizginlere asılıp var gücüyle çektiğini. başına başka başlık geçirildiğini gördü (Kendine ait olan başlığı ölürdü de vermezdi). Atın her yanını. Yorga da kolhozun. Yine de yeri gelmişken söyleyeyim: Beni bırakıp gitmek istiyorsan hiç durma! O benden çok daha iyi. Bunların hiç önemi yok artık. her şeyini görüyor ve acılar. sahibinden.. kırbaçlaya kırbaç-laya geri döndü. açık san donunu. kısraklardan niçin ayiçdıklarını anlamadığım belirten korkulu bakışlarını görüyordu. gözElveda Gülsan/85 lerini yerden kaldırmıyor. Onunla ilgisi yok. Sen niçin?. daha güzel. Kişnediği-zaman ağzından çıkan buharı. Aradan çok geçmeden. Gülsan'nın üyirden ayrılmak istemeyişini. Sapsarı bir benizle ve koşarak kansının karşısına dikildi. Tanabay birden ürpertici bir kuşkuya kapıldı: Caydar. tamam. Akşama kadar yılkının yanında kaldı. Onun yürüyüşünü. her şeyini. Yalnız şunu unutma: Üç çocuğun var. Nasıl da beklenmiştim ben bahtsız! Ne ettiğimi. Önce kollarım indir bakalım! dedi Caydar her zamanki serinkanlılığı ile. bir at korasının başkanlığından Kolhoz Başkanı yardımcılığına terfi ettirildi ve bütün at koralarının sorumlusu oldu. İbrahim'in.Dur! Sakın gitme! diye bağırdı.böğrünü. Yüksek sesle haykırarak peşlerinden koşmak için atım mahmuzladı. Gülsarı'nın bu yabancı adamlann onu üyirden niçin kopanp aldıklarım. .. Ama aynı anda çadırdan çıkan Caydar ona doğru koştu: . Bizim halimiz. Neden sonra başını kaldırdığı zaman.. hayatımız böyle.. Başkan. Tanabay başka bir atın üzerinde eyerde oturuyor.. sağrısında İbrahim'in vurduğu kamçı izlerini görüyordu. o da yetim kalmış 52 . Ben de onun gibi dul kalabilirdim. Bütün üyir yetim kalmış gibiydi. Daha da yararlı olutsana. sağrısını görüyordu. ne yaptığımı söyleyecek değilim. her tüyünü. Çadır evin önüne gelince atlayıp indi. kulunlardan. sana özel olan 86/Elveda Gülsan neyin var? Bizde olan her şey kolhoza ait. Yine yok. Ne istersen onu yap. Gülsan'mn yakalandığım. Onları ne yapacaksın? Onlara ne söyleyeceksin ve onlar ne diyecek? Ben onlara ne diyeceğim? Karar senin. Şimdi beni iyi dinle: Gülsan senin kendi malın mı? Kendinin olan. Tanabay dayanamadı.Pekâlâ. Sert sert bakarak: . üzüntüler içinde öylece oturuyordu.. savrulan yelesini. hatta sağ ön ayağında bukağımn bıraktığı ufacık nasın bile görüyordu.. Ama sen sağ-salim döndün. daha genç. Başkan ne derse o olur.Sen. Sırtında. Büyük bir boşlukta. İçindeki kuşkuyu anlamıyor muyum sanıyorsun! Ama boşuna. Gülsarı'yı götüren adamlar bayın aşıp gözden kaybolmak üzereydiler. Tanabay atını sürüp gitti. belinde.

Tanabay şimdi onun. gökyüzü değişmişti. O anda Caydar Tanabay'ı unutmuş bile. o hayaller içinde yüzdüpnü de görüyordu. çırpımp duruyordu.. Neredesin? Ses ver bana! Mis kokulu memelerinden anasının ak sütü süzülen botam. her şey gözlerinin önündeydi. Artık her şey başka... 88/Elveda Gülsan Tam o sırada. beraber otlayamayacaklannı. Gözü kapalı ama herşeyi görerek: Yıllar yılı sıcak demeden. Kızları uyumuşlardı. ağarmış saçlarını.Her şey. Ocakta ateş yanıyordu. Solgun. Sonra yumuşak bir sesle: Sen şu kopuzunu eline alsana. Caydar şankopuzunu (demir kopuzunu) eline aldı. Anne deve günlerce botasını aradı. Kızlar birbirlerine sarılmış yatıyorlardı.. gözü kapalı olarak dinliyordu onu... başını kaldırmadan. bozlağı idi.. Şimdi Tanabay. boynundaki ağzının kenarındaki. bana botasını yitiren akmayanın bozlağını çalsana bir.. Sonra o kırışıklar arasında koybolup giden gençliğini. karanlık gecenin koynunda. kendi gençliğini.. Gülsarı at korasında. kendisindekine benzer dertleri ve özlemleri paylaştığını. günlerce bozla-dı. O şimdi kopuzun dalga dalga sesine. Ana deve bütün gün kırlarda dolaşarak. Ev sessizdi. her şeyi kendisiyle birlikte alıp götürmüştü. göçebe atalarının şanlı geçmişinden kalan o yanık bozlağı çalıp söylemeye başladı: Bu küçücük beyaz botasını (yavrusunu) yitiren ana devenin yakarışı. nefesini ayarladıktan sonra. dedi Tanabay. . şafak sökerken onunla otlamaya çıkamayacağını. Çadır evin dışında.. suskun olarak eve girdi.enginel elveda gülsarı gibiydi. ağıdı. gencecik t|r kız iken. genç ve güzel Caydar'ı: Saç örgüleri beline kadar inen esmer güzeli o şirin kızı. soğuk demeden her işte çalışıp yıpranmış ellerini.. bozlaya bozlaya yavrusunu arıyordu. • Hava kararınca çadır evine döndü. dedi. Tanabay'ın kendisi de eskisi gibi değildi. Karısı ellerine ibrikle su döktü. Artık Elveda Gûlsan/87 akşam üzerleri botasını yar kıyısında gezdiremeyeceğini.. San yorga gönül çırağını söndürmüş. Neredesin kara gözlü küçüm botam? Memelerinden süzülüp süt aktı. kumlar üzerinde beraber yürüyeme-yeceklerini. 8 53 .com. Sımsıcak ve güzel kokulu memelerinden. kendi düşüncelerine dalıp gitmişti. Güneş değişmiş. uçsuz bucaksız bozkır uzanıyordu. Kopuzunu. gözlerinin çevresindeki kırışıkları. birlikte gezip tozdukları o güzel günleri. bir daha ona ak sütünü emziremeyeceğini söylüyordu gözyaşları içinde: "Neredesin kara gözlü botacı-ğım? Ses ver bana! Damla damla süt akıyordu memelerinden! Sıcacık süt süzülüp akıyor. sevmişti. kopuz çalarken tanımış. Neredesin? Ses ver bana! memelerinden anamn ak sütü akıp süzülüyor. Sonra önüne yemek getirdi Canım yemek istemiyor.www. Tanabay onu. Kora denilen o at hapishanesine ilk kez kapatılmıştı. her şey değişmişti.. o da değişmiş gibiydi." k Caydar güzel kopuz çalardı.cizgiliforum..

Yeni sahibi güçlükle eyere tırmandıktan soma nasıl hırıltılar çıkardığını..Gülsarı! Gülsarı! Nasılsın. Ben kimseye bir şey söylemem.cizgiliforum. Kısrakları çok özlemişti ve o yüzden sahibinin yüzüne bile bakmıyordu. hayvana yaklaştı ama Gülsan kaçıp kurtuldu. Tanabay yılkıyı eski yerine getirdikten sonra köyden iki atlı geldi. keyfine bak. ağzım yırtarcasına geme asıldığım ve kırbacı kafasına kafasına indirdiğini de. İki yanım bereleyen ağır • üzehgelere da aldırış etmiyordu. hepsinin o tiksindirici kokuyu saçtıklannı da unutmuştu. Üzerindeki o gülünç eyer. Tanabay bindiği atın üzengilerinde doğrularak bağırdı ve yılkıyı uzaklara sürdü: -Ayt! Ayt! Ayt!. . sıçnyor. süt kokusu. bu gülünç takımı alıp atmak geçti aklından. süt kokusu. Gülsarı'yı aramaya çıkanlar oraya gelmeden Gülsan biraz keyfine baksındı.com.. Bunlar. 54 . Atın yanına gelince başında başka bir başlık. Çok iyi etmişsin. Bu defa başında başlık sırtında eyer yoktu. güldü. Gülsan'yı bir kez daha üyirden ayırarak alıp gittiler. başını dikti. ona hiç de yakışmayan bir eyer gördü. Tüh! tiye tiksinerek tükürdü. Onu aramak için peşine düşenlerin yolda olduklannı bilmiyordu elbet. Tanabay bunu görünce yine sevindi. Ama Gülsan çok geçmeden yine kaçıp geldi. "Demek yularını koparıp kaçtın ha? Aferin sana. mest olmuştu. Yorga eyerliydi. Pis pis kokan bir meyhanenizi önünde beklediğini. Daha dün. Yorgayı tutmak. kulun kokusu. pelin kokusu başım döndürüyordu. bir bu yanına geçiyordu. kopuk yuları boynundan sarkıyordu. Evet. Gülsan silkindi. Sonra yılkının önüne çıkıp yeni aygın arkalara iterek onun yerini aldı. Yılkıyı biraz harekete getirmek istedi. yorga üyirin arasına girince herşeyi unutuver-mişti: Kısrak kokusu. üyirin bir o 1 Biye: Dört yaşını geçmiş dişi at. o gülünç kadife minder umurunda değildi. kulun kokusu.enginel elveda gülsarı Tanabay bir sabah Gülsan'yı üyirin içinde koşup gezerken görünce çok sevindi. Kulunları olan biye1 atlar onlan çağırmak için kişnedi-ler." dedi Tanabay. şahlanarak koştular. iyi misin? diye yorganın yanına koştu. bölge merkezinde gemi çıkanlmadan büyük bir ağaca bağlandığını. Hadi koş.. yeşil ova gün ışığında pınl pırıl parlıyordu. Hınldıyor. Genç kısraklar zıplayarak.. Elveda Gülsarı/89 yanına. havayı kokladı. Yeleleri rüzgârdan savruluyor. boynunu kız gibi uzattı. Eyerin üzerinde kalın kadife bir minder görünce çok kızdı. Kısrak kokusu. Çünkü onun aklı kısraklardaydı.www. sonra yeni efendisinin arkadaşlarıyla o meyhaneden çıktıklarını. sırtında ağır bir üzengi. havaya kansan pelin kokusu başını döndürmüş. büyük gürültülerle yakınından geçen kamyondan ürkerek gemi zorlayıp dişlediğini unutmuştu. Sanki ata bir erkek değil de koca kalçalı bir kadın binecekti. o çamurlu yolda gelirlerken yarıştaymış gibi koşarak yeni efendisini nasıl zıp zıp zıplattığım.. bu yüzden onun.

"Tanrım! Ne kötülük etmişler sana! Kim vurdu bu zinciri ayaklanna? Buna rağmen o kadar uzaklardan ta buraya geldin ha! Ah zavallı sersem ah!. Hava ağarmaya başlamıştı. ne olacağı bilinmez" diye bir yılkıyı çadırın yakınında bıraktı.. Talihsiz yorga olduğu yerde dönüyor. pranga vurulmuş bir hapishane kaçkını gibi buraya kadar koşmuştu hayvan.. ama birileri gelip onu iteliyor. zincir bacaklarına vuruyor ve hayvan inliyordu. bağırıp çağırıyor. Bir yere gidip ellerini yıkamak istiyor. beni rahat bırakmayacak bu hayvan! Tanabay alelacele giyindi. Her yanı kan içindeydi. aygırlar dövüşüyor. öc alıyordu. geç yatmıştı. Hiç de iyi yorumlanmayacak bir düş gördü o gece: Savaşta. Aman Tanrım! O ne? Yorganın ayağına zincir köstek vurulmuştu.Ne biçim insanlarsınız siz! Eliniz ayağımz yok mu? Başkamn atına bakamıyor musunuz? Daha iyi bağlayın onu! Gülsarı üçüncü kez kaçıp gelince Tanabay kızdı: 90/Elveda Gülsarı . Tanabay Gülsarı'yı onlara teslim ederken çıkıştı: .yan yolda Gülsarı'yı arayanlarla karşılaştılar. Onu kovup uzaklaştırdı." 1 Doğrusu inanılır gibi değildi. yılkıda bir şeyler oluyor. Onca yerden. bir kere daha kement geçirdi boynuna. cephede miydi.. Gülsarı yine kaçıp geldi galiba.. sersemin tekisin sen! Onu bir kere daha yakaladı." diyorlardı. . elini kanla yıkıyorsun! Kan bu kan! ha! ha! ha! hi! hi! hi!.Yine mi? Hay başımın belası. alay ediyorlardı onunla: "Ey Tanabay. zor uyudu.. Ama Gülsan'nın akıllanmaya niyeti yoktu.Ne oluyor? Ne var? .www. Ucu kementli sopasını kaparak kavga yerine koştu. Seyisleri de bezdirmişti Tanabaylı da. Her fırsatta kaçıp geliyordu. Yaklaşıp bakınca Gülsan'yı gördü. dereyi tepeyi aşarak nasıl gelebilmişti buraya? Bütün gece seke seke geldiği belliydi.Dinlesene.Ay it herif ay! diye bağırarak koştu Tanabay. .enginel elveda gülsarı Biraz durup düşündükten soma. düzü bayırı geçerek. . elleri de kana bulanmıştı. ..cizgiliforum. Uyur-uyanık kendi kendine 'kan görmek iyi değildir' dedi. Sonra kendi elleriyle götürüp bakıcılarına teslim etti. kemendi alıp atın boynuna geçirdi. Çok yorulmuştu. Gülsan'nın o haline yüreği sızladı. Komşu yılkılardan olan bir delikanlının da yardımıyla atı geri götürürlerken.. yoksa şehirde bir mezbahada mı. • -Tanabay! Tanabay! Uyan! diye sarstı karısı.Sen akıllanmayacak mısın hiç? Ne diye ikide bir kaçıp geliyorsun? Ahmağın. Yılkım yeni aygırı da onun bu halinden Elveda Gülsan/91 yararlanıp basıyordu çifteyi.Tek başına. gözlerinden yaşlar aktı. Onu ısırıyor. Bir kere daha ağzına geleni söyledi onlara. Elindeki sopayı var gücüyle o aygırın sırüna indirdi ve • sopa ikiye bölündü. pek anlayamıyordu.com.. 55 . O gün Tanabay otlaktan geç gelmiş. Başına bir yular taktı. tepiyor. "İyi ile kötü birbirinde ayrılmaz.

Gülsan da dudaklarını onun gözüne sürüp sevinçle gözlerini yumdu. ne yapacağız şimdi? Aklını başına topla artık. Herbiri eşsiz bir sanat eseri olan şeyler vardı. sürahiyi. Artık böyle köstek vurulmuyordu atlara. tabağı. Ne eyerler yapılırdı eskiden! Her eyerin bir tarihçesi. ne güzel süslemeler. Tanabay bir süre oturduğu yerden kalkmadı. Ah zavallı Gülsanm. "İbrahim bu zinciri yaşlı birinden bulup almıştır. Sonra aletlerini topladı. Eski bir demirci olması ve o işi yaparken kazandığı tecrübe Tanabay'ın işine yaramıştı. elini kolunu yaralamak pahasına zincir kösteği çıkarabildi.cizgiliforum. Zincirin keçe kaplaması da eski ve çürümüş olacak ki. . Atı iple bağ-lasan ipi keserler.enginel elveda gülsarı Tanabay üzgün üzgün başını sallayarak "Vah! Vah!" dedi. Buna rağmen Gülsan onca yerden kaçıp gelebilmişti. büyük kız yuları tuttu.. Tanabay atın orasına burasına baktı.Peki.. Onu geri vermezse başı derde girerdi çünkü.. Bütün bunlar yol olup gitmişti. Atın yara beresine merhem sürdü. değerli yürük atlara. Gülsan'nın ayağındaki zincir kösteğin çıkarılmasına bütün aile yardım etti. Zinciri var gücüyle uzağa bir yere fırlatıp attı. ne olduğunu ne olduğunu sen de bilmiyorsun elbet. her şeyi. Çok üzüldü. Caybar yorganın yularından tutup evin önündeki bağlama direğine bağladı. ne güzel deri işleri yaparlardı. yapan kişi karşılık olarak ne almış? 56 . demirden ne güzel aletler. Artıfc zincir kösteklere gerek kalmadığı için bu işçilik unutulup gitmişti.. leğeni.. O zalim ise gidip bu kösteği almış. yüzünü dudakla-nna yaklaştırdı. Hem ne kadar kaba şeyler! Yazık! O ünlü eyer ustaları yok artık. ama köstekli atı çalamazlardı. akıllılıklarının bir belgesiydi. Bugün böyleşini kimse yapamazdı. Nereye gitsen hep aynı şeyleri görüyorsun. Ağır ağır giderek attığı zinciri getirdi. Bu yüzden de demir Gülsan'nın ayak derisini sıyırmıştı. Ondan başka kimse bu kadar acımasız olamaz. tahtadan ne güzel oymalar. Yaşlılardan biri bu kösteği hatıra olarak saklamış. bunu mutlaka o yapmıştır" diye düşündü. bakırdan. hayvan suyu geçerken yırtılıp çıkmıştı. Eski zamanlarda. Ama ayağında zincir kösteğin bağlandığı yer cılk yara olmuştu. Bunu yapan kişi gerçekten büyük bir usta idi. O paslı zincire evirip çevirip baktı ve ustalığına hayran kaldı. Gümüşten. Kan ter içinde kalarak. başka biri de 92/Elveda Gülsan bunu İbrahim'in kulağına fısıldamıştı. kaşığı. Kim yapmış. Yalnız o muydu unutulup giden. Caydar yorganın başını tutup elleriyle gözlerini gölgeledi. ne zaman yapmış. Sonra hayvanın başını tutup okşadı. küçük kız ise çevrelerinde merakla dolanıp durdu. kendine işkence ediyorsun.. "Şimdi her şeyi alüminyumdan yapıyorlar: Tencereyi. hırsızlar çalıp götürmesin diye böyle köstekler vurulurdu. Ablası küçük kardeşini sırtına alıp evin yolunu tuttu. Eski Kırgız ustalarının hünerlerinin.com. çünkü köstek kilitliydi. Çok yorulmuştu. künyesi vardı. Böyle keçe kaplamalı zincir köstekler eskiden kullanılırdı.www. atın ayağına geçirmişti. kime yapmış. Aldığı yaralar iyileşirdi.

yatıştırıyor. Bir de şu ağaç çatkılara bak! Nesi çatkı. Ama işte. çadırsız yapamazlardı. her şeyi değerlendirilmiş. el sanatları kaybolup gitti. yok edildi.com. Keçeleri parça parça olmuştu. Yüzyıllar boyu geliştirilmiş. daha ne kadar sürüp gidecek bu azap! diye yakınırdı Caydar. Günlerce çuvaldız ve kalın ip düşmüyordu Caydar'ın elinden. deliniyordu. Keçe kaplamalar da kesilip evlerde kullanıldı.bunda kimin suçlu olduğunu. Caydar yeniden çuvaldızı ve kalın ipi eline alır. İnsanoğlu bugüne kadar bu durum için. sınanmışü. bir-iki hafta sonra başka bir yeri dağılıp yırtılıyor. Caydar baybişe. demişti. otomobille dolaşacakmış! Hepsi birElveda Gülsan/93 birinin aynı olan otomobillerle. Yalnız plaka numaralan farklı olacakmış. dağlarda sürü otlatanlar.. nasıl dili vanp söylemişti! Şimdi Tanabay.. durup 94/Elveda Gülsan oturmak. göçüp konanlar için. Keçe evin direkleri kınldı. dalıp giderdi. daha iyisini bulamamıştı. Keçe çadır.. Oysa gençliğinde kendisi de eski törelerin mezan-i* kazanlardan biri olmuştu. halk sanatının. Sen bu evin sahibi misin? Nesin? Bizim de insan gibi yaşamaya hakkımız olacak mı. Bunlardan ağıl çitleri. el hünerlerinin yok olup gitmesine üzü-lür. Tanabay o sözleri nasıl söylediğine bugün hayret ediyordu.www. gençlerin 57 .enginel elveda gülsarı Hepsi bilinirdi. Hatta birkomsomol toplantısında. Aslında bunu birilerinden duymuş ve kendi görüşü olarak söylemişti: "Yok olsun çadır evler! Eski usuller yok olsun!" demişti. Pişmanlık içindeydi. neden böyle olduğunu bilemezdi." Tanabay zaman zaman bunlan düşünür. kurum mübarek! Kum gibi de dağılıyor. Oysa insan ruhunun aynası. Keçe evlerin yok edilmesini istemişti. yorulmak bilmeden. eski çadır ustalarının bu dünyadan çoktan göçüp gittiklerini. İlk zamanlar Tanabay karısını avutuyor. Hatta bazıları yakıldı. Böylece çadır evler gerçekten yıkıldı. olmayacak mı?. onanma başlardı. ata-babalarımızın ustalıkları unutulup gidiyor! El işleri. çadırların yıkılmasını istemek gibi bir sözü ağzına nasıl almış. bugün-yann bu işi halledeceğim diye onu oyalıyordu. Herhalde yakında herkes. kendi milletinin. göz nuru değil midir?. Ne var ki. çadır evlerden söz etmişti. nesi ağaç bunun! Gidip şu yöneticileri biraz sıkıştır da bize de yeni keçe versinler. yama üstüne yama vuruyordu da. kar giriyor. kışlatanlar. keçe çadırlardan.Ama bir gün köye inip yöneticilere yeni bir çadıra ihtiyacı olduğunu söyleyince. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi. On-lann yerine kış evleri yapılmaya başlandı. Bu gerçek iyice anlaşılmıştı.cizgiliforum. ihtiyar Turgay'dan kalan eski. her tarafı isle kaplanmış keçe çadırda oturuyordu. bahçe parmaklıklan yapıldı.. . el hüneri. Bunu nasıl anlayamamış. hayvancılıkla geçinenler. yağmur giriyordu.Allahım. Çadır evler devrim öncesinin evleridir ve bunlardan vazgeçilmelidir. O deliklerden rüzgâr giriyor. Keçe değil. Ama bir yerini onarıyor. atalannın en güzel buluşlanndan biriydi. Çok eski bir çadırdı. o sayede oturabiliyorlardı içinde..

Bu işler niye böyle gidiyor. Yoo. Evin içine baktı.Yoo. yırtık.. Her şey için dilekçe yazıp bekliyoruz. kışın ise it bağlasan durmaz... o da geçici bir süre için. hırsla dişlerini gıcırdattı. O bez çadır keçe çadırın yerini asla tutamazdı. kolhozda bir gram yün kalmıyor!. . çok da kıtmış. Bir bakıma kendisi de sorumlu. dedi Tanabay. yararı yokmuş!" Bu çok acı sözler uzun zaman aklından çıkmadı.www. kolhoza gereksizmiş. onlara da oturacak bir yer yok. onların yıkanmaları gerek. Yünü kolhozun kendi işleri için kullanmanın hiçbir yararı yokmuş. o yama üstüne yama vurulmuş.. O zamanlar ne aptallıklar ettiğini anlayıp acı acı gülümsedi: "Gereksiz! ha! ha! ha!". • . » Tanabay bir gün Çora'ya rastladı. yabancı ülkelere satılıyormuş. Çora üzgün üzgün başını salladı: . öylesine soğuk.. dökük keçe evde oturmaya devam etti.Ne yapağısı? Aklını mı oynattın sen? Elde ettiğimiz bütün yapağıyı plan gereği devlete veriyoruz. Yazın güneşin bütün sıcağı. bakımı gfcrek.her şeye. havanın tozu toprağı içerde. O böyle hid96/Elveda Gülsan 58 . Bir komşu. biz o yapağıdan keçeyi kendimiz yaparız. ne dersen de. Ama. . yorganın ayağını parçalayan zinci-re. kolhoz ürünlerinden her yıl tonlarca yün kırkıyorlardı. kendine baktı.Öyle diyorlar. Oysa o keçe çadırı onarmak için biraz yapağı yeterdi ve bu çok gerekliydi. çocuklarımız var. ben palatkada oturmam. kesinlikle olmaz. diye diretti Caydar.cizgiliforum.com. Yapağı çok değerli bir malmış. öfkeyle.Öyleyse bana yapağı verin. Tanabay sustu. Çocuklar kalkıp dolaşacaklar. asla oturmam palatkada!.. Ve.. Oysa biz bir aileyiz.Palatkada oturacağıma elek gibi delik deşik keçe çadırda otururum daha iyi! dedi. Tanabay'a çadır ev yerine palatka denilen bez çadır vermek istediler ama Caydar buna şiddetle karşı çıktı: . "Kolhoza gereği. Ne yaparsan yap.Bu konuyu zamanında ikimiz de düşünemedik. Nasıl cevap vereceklerini Tanrı bilir. İçinde ateş de yakamıyorsun. bez çadırdan barınak olur muydu hiç? Otursan kalkamıyorsun? Tepesi alçak ve adım atacak yeri yok. Tanabay o zincir kösteği keçeden evine götürdü. ne kap-kacak Elveda Gülsan/95 koyacak yeri var. Palatka denilen o bez çadırda ancak bekâr bir adam oturabilir.. niye düzelmiyor başkan? dedi.. Zaten kolhozda keçe de yoktu. Ama ne evdi! Yürekler acısı bir görünümü vardı çadırın. Tanabay ailesi. Ne eşya. O günlerde birçok yılkıcı palatka denilen o bez çadırda oturmak zorunda kaldılar. bir eş-dost gelecek olsa. kendisi de suçlu sayılırdı. Yu-karıdakilerin de düşünmesi gerekirdi.enginel elveda gülsarı ise bu işi hiç bilmediklerini öğrendi. Ona bütün sıkıntılarını anlattı: .

Kazanmıştı. Yirmi iki çomak boyu uzağa düşürmüştü çeliği. Bu sözleri söylememeli.Alın götürün! Bu zinciri de başkana verin ve deyin ki: Bir daha bu zinciri yorganın ayağına vurmaya kalkarsa..oynap Ay. üç. Güneşli.. Kazanan çocuk sevinçten uçuyordu. Akbay Buzağını bakmıyor Nerede yürüyorsun oynayıp Ay ay ay karabay.. Yirmi iki! dedi çocuk.com... Bu yüzden nefesi yetmedi.Yüz oldu. başka zaman bulamamışlar gibi.. on. tam yüz! Öteki çocuklar da bağırdılar: .. bahar gülüyordu. Kazanan kaybedenin sırtına bindi: . Çünkü şimdi kaybeden onu başlangıç yerine kadar eşek gibi sırtında taşımak zorundaydı." 59 . görün! Bu benim Gülsarım! Gördünüz mü nasıl yorga gidiyor!.. hırsından dudakları titreyerek bağırdı onlara: .Yaşasın! Tam yüz sayı yaptı! Ne eksik ne fazla. . hiç durmadan ağıt söyleyerek koşacaktı.Ay. bir adım bile ara vermeden söyleyerek koşması gerekiyordu. Dobra dobra konuşmasınını. sonra var gücüyle çomağıyla vurdu ve çelik çok uzaklara düştü.Karabay zuvvv..www.. Gülsan'nın peşine düşen atlılar çıkagelmesinler mi! Tanabay.. Şimdi. bozlayarak!" Kaybeden çocuk derin bir soluk aldı ve ağıdını söyleyerek koşmaya başladı: I Gökbay. Çocuk elindeki uzunca. çomakla vurduğu yerden çeliğin düştüğü yere kadar olan mesafeyi ölçmeye başladı: Bir. mahmuzlar gibi topuklanyla vuruyor. Yeniden çocuk ise ağlayacaktı nerdeyse. aklına geleni söylemesinin cezasını hep çekecekti. Akbay A Buzavındı bakpay Kayda cürsin. Öbür çocuklar.Kazanan çocuk bağırdı: "Ne duruyorsun? Hadi koş bakalım zırlayarak.Daha önceki toplam yetmiş sekiz idi.Tam yüz! Şimdi kaybeden çocuğun üzüntüsünü belirtmek için ağıt yakması gerekiyordu. o zincirle onun kafasını ezerim! Bunu söylemeyi-sakın unutmayın!. Zuvv!) Ağıdı hiç kesmeden. Üçüncü vuruşa sıra geldi.. geri dönüp yeniden başlayacaktı koşmaya.. kural gereği.. diye sevinçle bağırmaya başladı. Hepsi Elveda Gülsan/97 çeliğin düştüğü yere koştular. iki..cizgiliforum. Yeşeren yapraklarda. Çocuklardan biri çeliği havaya attı. başı dönüyordu.Deeeh! Haydi hızlan bakalım! diyor. bu kadar ağır konuşmamalıydı. onu denetliyorlardı. doğru ölçsün diye yanına geliyor. yedi. bakın.. hile yapmasın diye. o kadar yerden.yirmi iki daha eder yüz. çok güzel bir gündü. Ne yaparsın? Oyunun kuralı böyleydi işter. Çünkü.. (Gökbay. tüten toprakta. Üç vuruş hakkı vardı. bir yandan da çocuklara sesleniyordu: "Hey çocuklar. Kazanan çocuk çeliğin düştüğü yere bir işaret koydu. Ama ikinci defa da başaramadı. Oradan çeliği bir kere daha havalandırıp olanca gücüyle vurdu.. İşaret yerine varmadan dinlenmek zorunda kaldı.. onbeş. At korasının yanında çocuklar çelik-çomak oynuyorlardı.enginel elveda gülsarı det içindeyken. geçitlerde ve yamaçlarda biten otlarda.

bozkırda yayılıp otlayan yılkılar geliyordu.Çıkar! dedi dışarıdakiler. Ah bir kaçabilse. 98/Elveda Gülsarı At korasında ondan başka hayvan yoktu. öbür eliyle gömleğinin düğmeleriyle oynayıp duruyor. Yeşil yaprak kokusu. nemli toprak kokusu vardı havada. Yeni başkan da oradaydı! Kısa bacaklı. Sonra tilki derisinden tebe-teyini ahır kapısındaki bir çiviye astı. bir elini beline dayamış.Yavaş ol. Sabahtan beri ne yem vermişler ne de su içirmiş-lerdi. Bugün Gülsarı'nın çevresinde niçin bu kadar çok adam vardı? Adamlardan biri. bazıları eyer vurularak binilmiş. Nasıl koparsın! Bağırsa belki duyarlardı. Başını ahırın yukansmdaki küçük penceresine doğru kaldırdı. Bağlıydı.Ne kişneyip duruyorsun? Rahat dur. burun delikleri titreye litreye bahar havasını içine çekti. tezekleri dışarı çıkanyorlardı. rahat dur! diye bağırdılar. kayışla değil. Gülsan yularını koparmaya çalışıyor. Başkan başını saljadı. sonra dışarıdaki adamlara seslendi: . boz renkli bir tulum giymiş olanı. koşabilsey-di! Çifteler savurmaya.enginel elveda gülsarı Bu sırada Gülsan at korasında hapsedilmişti. İple. Öteki adamlar iplerle Gülsarı'nın çevresini sarmışlardı. Huysuz-lanıyordu. hayvanın güzünü alıElveda Gülsan/99 yordu. parlak madenden bir şeyleri beyaz bir bezin üzerine yerleştiriyordu.cizgiliforum. o kollarını sıvamamış-tı. Ağzından dünkü gibi yine o pis koku yayılıyordu. Sırtına eyer de vurmamışlardı. Süvari pantolonu giymişti. Gülsan'yı iki yandan bağlı olduğu zincirlerden tutarak avluya çıkardılar. . iki yanından zincirle bağlamışlardı onu. onu kendi bölmesinde tek başına bırakmışlardı.com.Hadi ne duruyorsunuz. Damarlarındaki kan taşar gibi akmaya başladı.Herkes onutmuştu onu. telaşlı telaşlı dolanmaya başladı. yoksa karışmam ha! dedi. tepiniyor. Ah şimdi geniş bozkırdaki üyirin yanına bir varabilseydi Gülsan! Gözünün önüne engin bozkır.Dışarıda çocuklar oynuyordu.küt.www.Dışarı çıkarayım mı? . ka-barıyordu. gübre yığını üzerine 60 . çırpınıyordu. Atçılar ahırları temizliyor. geniş taraklı ayaklarını iki yana açmış. Bazı atlar arabaya koşulmuş. Ötekilerden farklı olarak. İbrahim ötekilere "Hadi hazır olun!" dedikten sora. Madenler parlıyor. ayağının altındaki samanları çiğneyerek ve korayı inleten bir sesle acı acı kişnedi: Neredesiniiiz! Neredesiniiiz? Dışarıdaki bakıcılardan biri küreği kaparak içeri girdi ve ona bağırdı: . * Bunun üzerine iki bakıcı. havayı dövmeye başladı. Ah! Ne güzel. Adamların hepsi birden . başlayın! Başlayalım mı Co-ul Aldanoviç? dedi İbrahim saygıyla başkana bakarak. Gökyüzünde ve yılkının tepesinde uçan kazlar da kanat çırparak onu çağırıyorlardı. Ah.Tebetey yere. nasıl parıl parıl parlayan bir gündü! Yorga.

Çabuk bitirin işinizi. Gülsarı hâlâ çırpınıyor. Ne yapacaklardı bu adamlar? . acılar içinde kıvranıyor. Kolları güçlü adamlar ipe asıldı.Bastırın. Bir daha silkindi. Ay.www.Başını tutun! Yere bastırın! Bağla! Çek! Eh.com. kollarıyla sımsıkı bastırdılar.Yine başkana döndü: "Siz şöyle biraz kenarda dursanız iyi olur Corakul Aldanoviç. gözlerini dört yana çevirip ürkek ürkek bakıyordu.Çabuk olun! Çabuk olun! diye bar bar bağırıyordu İbrahim. yeni başkan. . bundan sonra olacakları görmek için beklediler. bakarsınız çifte atar. Kalın bir ipi dü-ğümleyip ucunu sırtından aşırıp uzattılar. Ne olmuştu? Neden yana düşmüş yatıyordu? Ağaçlar niçin gökyüzüne doğru uzanıyorlardı? Yerde böylesine uygunsuz. Dizleriyle.Tamam bitirdik işini! . at denen hayvan akılsızdır. Sonra kasları kasıldı. yere yapıştırılan atın başına sokuldu. başına ve boynuna basanları silkeleyip atıyordu. çırpınıyor. Güneş de yuvarlanıp üstüne düşmüştü sanki. boşta kalan arka ayaklarından biriyle tekme savurmaya başladı.Amma da güçlüymiş ha! . Gülsan gövdesinin bütün ağırlığıyla ve büyük gürültüyle yere yıkıldı. bir daha gerindi. yok! Olur şey değildi bu! Gülsarı başını salladı.enginel elveda gülsarı düştü. İbrahim yine bağır bağır bağırıyordu: .cizgiliforum. Atın ter içinde kalan vücudu. Akbay Buzavındı bakpay. burnunun dibine çömeldi. İp çatır-dayarak gerildi. ayakları uyuştu. onu neden böyle bağlıyorlardı? Gülsarı hırıldıyor. Apan seni soymak. Yer sarsıldı. "Yıkın yere!" dedi. Akşam içtiği votkanın pis kokusunu hayvanın yüzüne savurarak baktı. Sonra. Onu oradan alıp silkeleyerek tekrar as-tı. oldu işte. Ve kendini bırakıverdi. İpler derisini çiziyor. Kayda kettin oynap. İkisi de birer sigara yakıp tüttürerek. . acıdan 100/ElvedaGülsan bacaklarını karnına çekiyor. Kora avlusunun dışında çocuklar çelik çomak oynamaya devam ediyorlardı: Elveda Gülsarı/101 Gökbay. Boynuna at kuyruğu kılından yapılmış kement geçirilince Gülsarı'nın tüyleri diken diken oldu.Artık traktör bile gelse yerinden kımıldayamaz! O zaman. bir havlu ile durmadan ağzını yüzünü silen İbrahim de başkanın yanına gelip çömeldi. bastınyorlardı. böylesine rahatsız yatışı neden? Yok. zuvvvv! 61 . Ama adamlar yine abanıyor. Ter içinde kalan. ne yapacağı hiç belli olmaz" dedi. ay Karabay. Bütün vücudu zangır zangır titriyordu. toynakları vücuduna batıyordu. üstüne çıkın! Sıkı tutun! Hepsi birden yorga atın üstüne abandılar. Niçin yapıyorlardı bunu? İpi neden arka bacaklarına doğru çekiyor. Önünde yatan at değil de baş düşmanı olan bir insanmış gibi kin kusarak bakıyordu ona. Atın düğümü! Adamlar yorganın dört ayağını bir araya getirip sımsıkı bağlamışlardı. Şimdi şuradan da bağlayın.

İşte Corakul Aldanoviç. Kanın dinmesini bekliyorlardı. Gözlerinde şimşekler çaktı.Hayır. İbrahim ellerini oğuşturarak: . Zuvvv Gülsarı'm! Güneş parlıyordu. Bunun üzerine İbrahim ayağa kalktı. ne işiniz var orada? Haydi defolun! Gidin oynayın! Çocuklar çitten atladılar ve koşarak gittiler.com. orasını burası düzeltti ve ter içinde kalan kafasına geçirdi.Amma da bildin ha! Hiç de değil! Onların konuşmalarını duyan İbrahim elini havaya kaldırarak bağırdı: . Yeni efendisi tam gözlerinin önüne çömelmiş bakıyordu. Şimdi yanaş bakalım şöyle. Kaça kaça vardığı yer bu oldu! Tanabay'ın söylediklerine de aldırmayın.Hey. burnuna sinekler konuyor ve o.www. bakın! Bakın ne yapıyorlar?.. bir de Sibirya'ya sürdürdü. 10 62 . her şey tamam.enginel elveda gülsarı (Gökbay. Kafasını yere iyice yapıştırdılar. Dünya başına yıkıldı ve sonra zifiri bir karanlık oldu. Beni sırtında taşıyacaksın. Böyle acımasız adamın kime hayrı dokunur zaten.bakıyorlardı: .Başlayalım mı Corakul Aldanoviç? Başkan yine bir şey söylemeden başını salladı. Olanlar olduktan sonra da Gülsan bir süre öylece bağlı kaldı. Üyirin üzerinden kazlar kanat çırparak onu çağırıyor. İşaret noktasına ulaşamadın.. . bir daha kaçamaz. Ah! Kıpkızıl bir alev içine düşmüş gibi yandı. Tilki postundan yapılmış tebeteyini asılı olduğunu çividen aldı. karabay. Şimdi çıt çıkmıyordu. Kora dışında çelik-çomak oynayan çocuklar şimdi çite tırmanıp serçe gibi dizilmiş.. Herkes kımıldadı. ay. Buzavındı bakpay Kayda cürsin oynap Apan seni soymak Ay. İbrahim yine sordu: . ay. temizliyorlar. Dizleri ve gövdeleriyle. zuvvvv!) Güneş yine her zamanki gibi parlıyordu. Rahatlamıştı. 102/Elveda Gülsan Gülsarı etine değen soğuk bir şeyle ürperdi. Birilerinin eli Gülsarının kasıkları üzerinde dolanmaya başladı.Toynaklarını düzeltiyor. Engin bozkırı ve orada yayılıp otlayan yılkıyı Gülsan son bir kez daha gördü. Karabay. Öz kardeşine bile acımadı da malına mülküne el koydu. Birden korkunç bir acıyla canı çıkayazdı.. Kora dışındaki çocuklar hâlâ çelik-çomak oynuyorlardı: Gökbay. sımsıkı bağlanmış atın üzerine abandılar. o gidemiyordu.Hey. yine olmadı.. Dünya pırıl pınldı. .. sinekleri kovamıyordu. Akbay . silkeledi. Başına. zuvvvv! . Akbay Buzağını bakmıyor Nereye gittin oynayıp Anan seni dövecek Ay.cizgiliforum. İbrahim yaptığı işten gururlanıyordu. unutun gitsin! O öyle kötü bir adam işte.

Öyle çok. Ay çıkmış. Çay kenarında alev alev yanan bir ateş.. yılkıya gidiyor. şaşkındı.. öyle zor işler çıkar ki şaşakalırsınız. Soğuktan kaskatı olan kara yer. Ama bir gün konuştu: .Soru sormayayım diye mi söylüyorsun bunu? 63 .. İki hafta sonra.www. Hapishaneden kaçmış bir mahkûm gibi. Her yer karanlık. ayağındaki zincirleri şangırdatarak. Oysa Tanabay üzgündü. O zamanki gibi şimdi de adım atacak hali kalmamıştı.. iki sıçnyor. bir daha. bir yükselip bir alçalıyordu.yine o kaçış yolunda olabilseydi. seke seke. kansı ona bir çift söz söylecek vakit bulamıyordu. biyelerin. bir yukan bir aşağı gidip gelen başı ağrıyordu.. düşünceli asık suratlı olarak geri geliyordu Tanabay. Sır dolu bir gece. Büyük bir ağırlık inen boynunu kaldıramıyordu hayvan. haline şükredersin" diye. sonra rüzgârlı açık gökte tekrar kaybolmuştu. Kırgızlar boşuna söylememişler: "Bir yerden bir yere taşın da. her yer ıssız..com. Bir evden başka bir eve taşınmak çok zahmetli bir iştir.. yine karanlık. ayağına zincir köstek vurularak yılkıya döndüğü zamanki gibi. Çok gerilerde kalan bir dönemde. hayvanın toprağa değen yanını donduruyordu. At. Bu yüzden de bitkindi... Bir ışık. ayak bilekleri kanıyordu. . her yer karanlık ve sessizdi. alış-veriş için pazara.. dağ arkaçlarım dan inen üyire ulaşabilseydi! Oysa o zincir onu tutuyor.. Öğle olunca.Neyin var senin? diye soruyordu durmadan Caydar. Yatılı okulda okuyan çocuğu da gidip görmeliydi. Köstekli ayaklarla yürüyünce yol bitmiyor. ayaklannı yere basınca da fırlatılmış bir taş gibi gidip kayboluyordu. dedi. kısrakların kokusunu ala ala. Göçüp konmak için pek çok hazırlık gerekiyordu: Un öğütmek için değirmene. Soğuktan kaskatı olan kara yer.. yerinden kımıldamasına engel oluyordu..enginel elveda gülsarı Geceydi. Yaz boyunca. ayakkabıcıya gidilecekti.. Zincir köstek şangırdıyor.. Tedirgindi. bir şey bekliyor gibiydi. Çay kenannda alev alev bir ateş yanıyordu. Alevler rüzgârdan oynuyor. sonra yine sekip yine sıç-rayarak. yeni otlaklar bulmak için dağ arkaçla104//ElvedaGülsan rında konuşlanmaları gerekiyordu.. Tanabay cevap vermiyordu. kış boyunca. acıtıyordu. bir karanlık. bacaklarını oynatıp toynakları ya-riarcasına koşabilse. güz boyunca.Geçenlerde çok kötü bir düş gördüm. Ay başının üzerinde bir görünüyor. bir daha. bir sekip bir sıçrayarak. Tanabay hep telaşlıydı. O zamanki gibi şimdi de zincirleri koparamı-5lördu. . zincirli ön ayaklarını şaha kalkar gibi yukan kaldınnca. ta bahara kadar hep orada kalacaklardı. göğsünü gerip temiz havayla ciğerlerini şişirerek rüzgâr gibi uçabilseydi! Yankılar yapan kişne-mesiyle dağ arkaçlanndaki yılkıyı çağırabilseydi! Kulunların. Ah bir kalkabilse. O zaman tek başınaydı.. Yaşlı bir adam ve yaşlı bir Elveda Gülsarı/103 at.. Kansı da pek şaşıyordu onun bu haline. Bir sıçnyor. Bu ışık atın gözlerini kamaştırıyor. Sabah erkenden kalkıp atına atlıyor. yorga atın toprağa değen yanını donduruyordu. Köstekle yürümek bir cehennem azabı!.cizgiliforum. sonra yine ışık.

Köye geldiler. parçalıyordu sanki. sen gidedur. gece-gündüz yılkının başından ayrılmıyorsun. dedi.. Ben de görmeliyim.Hayır.Aman Allahım. ama cesaret edemiyordu.. . 64 . Tanabay atından indi. Yüreğini bir aç kurt 106/ElvedaGülsan ısınyor. Tanrıya inanmayan sen değil miydin? Kocakarıların 'kâfir!' diye beddua ettikleri kişi sen değil miydin? Ee. kımıldamadan duruyordu zavallı hayvan. onu annesinin bindiği atın arkasına oturttu. Elveda Gülsan/105 Ertesi gün üyiri genç bir yılkıcıya emanet ederek atlara binip yola koyuldular. bugün-yann göç edeceğimizden haberin yokmuş gibisin. ıssız avlu ve tek başına bırakılmış. yaşlanıyorsun artık Tanabay. kadere kısmete.. çocuklan da götürelim. . Bir zamanlar düşlere.Daha sonra ne zaman? Köye gitmeye niçin korkuyorsun? İstersen yann beraber gidelim. bir iple ucunu kaldınp boynuna bağlamışlardı. hatırını sor. at bakıcılanndan birini bulmak için öbür avluya çıktı. Sonra. yatsam da kalksam da aklımdan çıkaramıyorum.Daha sonra giderim. Kora loş olduğu için bir süre gözlerinin karanlığa alışmasını bekledi. sırtından büyük bir yük atmış gibi biraz rahatladı. Göçe çıkmadan önce gidip hastalan yoklamak bizim töremiz.cizgiliforum. Başım hafifçe eğmiş.Hemen döneceğim Cyadar. . Tanabay demirci dükkânının önünden geçerken atını durdurdu. Tanabay öfkeyle dudaklarını ısırdı.Vay itler vay! Vay hainler vay! Biliyordum kötü bir şey yapacağını! diye yumruklannı sıktı.www. tövbe etmen gerek. Aklı başından gitmiş gibiydi.Yine ne oldu? Nereye gidiyorsun? ...Ayn ayn gitmemiz doğru olur mu? . İşte o zaman gördü günlerdir olacağını sezdiği o büyük felâketi. Çora'ya benim de yolda olduğumu söylersin. Issız ahır. merak etme.com. bir çardağın altında bağlı duruyordu.. . Ahırda canlı yoktu. Kuyruğunu da sarmış. gönlünü al. Caydar ise küçük kızı kucağına oturtmuştu. sokaklarda karşılaştıklan insanlarla selamlaştılar. Tanabay etrafa bakındı. her şey korkunç görünüyordu şimdi. Atlann hepsi işe götürülmüştü. Tanabay büyük kızlannı atın terkisine. büyük bir acı duyarak inledi. diye surat asü Tanabay.Ne zaran var. kapalı koraya girdi. Sessizce ve kimseye görünmeden. ..enginel elveda gülsarı . hemen döneceğim zaten.. demirciye uğramadan dosdoğru at korasına gitti. gerçekten kötü bir düş gördüm. Gülsarı. Aynca at nalı ve bazı demir parçaları alacağım. Kansına: . herşey. . Ben tek başıma bütün işlerin hangisine bakayım? Hiçbir şey yapamıyorsan bari git de Çora'yı gör. Aralık duran arka ayaklannın arasında küp gibi şişmiş bir yara görünüyordu. geleneğimizdir. Öğle tatili olmadan daireye uğrayıp bitirmem gereken bir iş var.Bekle biraz. Yorganın yanına varmak istiyor. iğdiş edilmiş yorga. ses-seda çıkmıyordu. Sonra büyük kızını kucaklayıp attan indirdi.

www. O arman uğrunda canla başla didindikleri günleri de. savaş biteli onca yıl oldu da durumlar niçin düzelmiyordu? Onlar. asıl köklere nasıl balta vurduklarım da.. bunu can-yüreğimle seziyorum. kolhozun işleri düzelecekmiş.cizgiliforum. Artık Gülsan hiç kaçmayacak. Hadi ben yaralıyorum diyelim. Ama biliyorum ki başkaları da benim gibi düşünüyor. umutlan hatırlıyordu. Bindiği aü sürüp yılkıyı toparlarken düşünüyordu: "Belki yeni başkam kötülemekle haksızlık ediyo--rum. Bir an önce görürsen. yumurtlayacaklan o mutlu barış çağını. işte bunu da biliyorum ve bunda yanılmıyorum.. Artık kimsenin yapabileceği bir şey yoktu. Daha yeni başkan oldu. buralara gelemeyecek. Bunu herkes bilir. yeni yardım gelecekmiş. Yeni bir plan yaptıklarını söylüyor. ama istese de unutamıyordu o korkunç olayı. merada yaşayan insanlarız.Gördüğüm korkulu düş çıktı. ne zamana kadar böyle sürecek bu hayat. küfürler savuruyor. Çok gerilerde kalan o günlerde. derin derin düşünüyor. korkulacak ne var bunda? Tanabay katısına cevap veremedi. o parlak hayalleri.. Atalarımız bu işi yapa-gelmiş. o parlak armanı (ülküyü). kolhozu nasıl kurduklarım.Çora'nın evinde söylemek istemedim. Kendi kendine Elveda Gülsan/107 konuşuyor. Gerçekten de başlangıçta işler biraz düzelmişti.Ne oldu? . bilmediğimiz çok şey var. Şaşıracak.enginel elveda gülsarı Tanabay olduğu yerde geri döndü. O akşam. Belki saçmalıyorum. buranın yabancısı sayılır.Yıldan yıla yaşlanıyorum elbet. seni köye götürmek isteyişimin sebebi de buydu zaten. Küçük bir çocuk değilsin ya! Bu ilk değil ki." Tanabay bozkırda dolanıp duruyor. At korasında gördükleri gözünün önünden gitmiyordu. sonuncusu da olmayacak. Ama. ne zaman gün göreceğiz? Nutuklardaki sözlere göre her şey yakında düzelecek. Her şeyi alt üst ederek eski düzeni nasıl yıktıklarını. Yılın oniki ayında yılkı peşinde koştuğum için çok şeyleri göremez. çok iyi olacakqmış. dedi. içini çeke çeke yemeğini yedikten sonra yılkıya gitti ve geç saatlere kadar orada kaldı. üzüntün de çabuk geçer diye düşündüm. Ona ne yapmışlar biliyor musun? O itler.. eskimiş çadırlarının üstüne nasıl yama üstüne yama vuruyorlarsa kolhozun işleri de öyle gidiyordu: Yama 65 . . .Bırak şimdi başkanı. O uğursuz savaş olmasaydı belki daha da düzelecekti. sessiz. Bizler dağda.Biliyorum. onu iğdiş etmişler! . Yalnız: . keçeden evlerine döndükleri zaman Tanabay karısına. büyük bir üzüntü içinde olayı anlattı: . boztorgayların koyunların üzerine yuva kurup --. dedi. İşleri çok ve zor. Tanabay. Sen ise işin aslını dinleyip öğrenmeden konuşuyorsun.nasıl vaadettikleri-ni.com.. dilerim ki yanılmış ola-'yım.. Peki ama. Çora'nın kendisi söyledi. halka.. sendeleye sendeleye ayrıldı oradan. senin yorgayı iğdiş ettirdi diye hemen kötülemeye kalkma adamı. ne var ki bu düşüncelerden hiçbir sonuç çıkaramıyor-du.Bu bizim yeni başkan çok kötü bir adam. bilemez oldum galiba.

bu-j nun başka hiçbir mesele yokmuş gibi dilbilgisi üzerine bhj nutuk çektiğini hatırladı.www. Ne oluyordu böyle? Elveda Gülsan/109 "Çora iyileşir iyileşmez onu konuşturur. sorular sor-1 sa.] Onlara göre. Halk yararına bir karar alındıktan sonra. ama bunlar da eskileri-1 ne hiç benzemiyordu. neden bu durumla-1 ra düştük?" diyecek olsalar ne cevap verebilirdi onlara? Bü-I tün halkı toplayıp bir açıklama yapsalar iyi olurdu herhalde. başkaları tarafından yönetiliyordu. Hepsi aynı şeyi söylüyordu: Çalışın. onların! soru yağmuruna tutulmaktan korkar olmuştu. Tanabay daha geçenlerde bir yetkilinin geldiğini.! Herkes düşüncesini söylese.. kolhozu kuranlardan birisin.[ du. O zaman I çok konuşuyordun. Eskiden biri temsilci. Kolhozun durumunu düşünmekten kendini 66 .enginel elveda gülsarı üstüne yama vuruyor. işin aslını öğrenirim. Ona.. hiçbir gediği kapatamıyorlardı. çok çalışın. ac ona tuhaf ve küçümseyerek bakmıştı. Halkla. dosdoğru halkın arasına girer. bu da mümkün değil. Bambaşka insanlardı. onu kuran çiftçiler tarafından yönetilmiyor." Tanabay gecenin ilerleyen saatlerinde evine döndü. Yukarıdakiler benden daha akıllıdır herhalde. biri şöyle.. Dışarıdan gelenler ve hiç gelmeyen dışarıdakiler yönetiyordu." Hepsi bu ka-[ dardı.cizgiliforum. bir yetkili geldi mi.com. cahil bir çoban. ben de kendi fikirlerimi söylerim" diye düşündü Tanabay. konuşmuyor/ onları dinlemeye tenezzül etmiyorlardı.! önce onlarla konuşurdu. toplantılarda alınan her karar bir yasa yerine geçer ve uygulanırdı. Elbette benim şu günlerde kafam çok karışık. Oysa bugün toplantılarda alınan 108/ElvedaGülsan kararların hiçbir önemi kalmamıştı. O başkalarının da biri böyle diyor.! plan gereğini yapın ve plan hedefine ulaşın. söyleyeceklerini başkana söylüyor. jâna uzun süre gözüne uyku girmedi. şimdi anlat bakalım. Kolhoz. sora-l caklannı ondan soruyor. Ben kimim ki? Sıradan bir yılkıcı. bazı meseleleri açıklamaya kalkışınca da. hiçbir verimli sonuç alınamıyor.. Neden böyle oluyordu? Şimdi neden kolhozu eskiden olduğu gibi kendi malı değil de bir başkasının malı olarak görüyordu? Eskiden. "Eğer yanlış düşünüyorsam söylesin. Ya yanlış düşünmüyorsam? Ne olacak o zaman? Yoo. Bunun da hiçbir yararı olmuyor. Parti toplantılann-j da ise daha çok uluslararası durumlardan söz ediliyordu. savaştan ve kolhozun kurulmasından önce.. Bugünküler ise kolhoz bürosundanl dışarı çıkmıyor. Tanabay ona kolhozun durumun anlatmaya. Ama yok! Olmuyordu bunlar! Nasıl olsun? İlçe merke-l zinden bir takım temsilciler geliyor.Hepsi boş sözlerdi. konuşulmaya değmezdi. I sen parti üyesisin. kolhozun meseleleri önemsizdi.birini tıkamaya vakit kalmadan bir başka gediğin açıldığım görünüyorlardı. Onun görüşlerini fikirlerini tutmamış. I Kimse kimseyi dinlemiyordu. köylünün kendisiyle görüşmüyor. sonra d*ona bağırıp çağınyorlar-l di. beğenmemişti. "Bak. ihtiyacını bildirse. Tanabay artık halkın arasında görünmekten. uygulamaları gerektiğini ve uygulandığını bilirdi.

dağ eteğindeki otlakta yılkıyı durdurdu. parti örgütlenme dairesinde idi. gözden kaybolan yaban kazları gibi uçup gidiyorlardı onun için iç dünyasında. solgun dudakları ve zayıflığı.. . Sonunda başbaşa kalabildiler. yine eskisi gibisin. sonra gökte sıra sıra dizilip uzaklara giden. 12 O yılın sonbaharında Tanabay Bakasov'un hayati birdenbire değişiverdi. Sonumuz geliyor işte.. helâlelleşiyordu. sonra birlikte ilçe merkezindeki toplantıya gide-cekmişsiniz". Oysa benim bir ayağım çukura düştü bile. Görüşmeyeli ne kadar oldu? Bahardan beri görüşmüyoruz değil mi? Kımız ve dağ havası yarıyor tabii. taylar kişniyor. ayrılık türküsü söyleyen. nice nice geceler geçirdiği o eve. Yüreği. sonra kışı geçireceği dağ arkacına çıkacaktı. 'Turnaya beylik versen tepende 67 . Burada kısa bir süre konaklayacak. kulunlar. İlkbahardaki durumuna göre biraz daha iyi görünüyorsa da. İnsanlar bağırışıyor.Ey Tanabay. Çora da orada. o yorgadan da ayrılıyordu. Çora bir süre sustu ve asıl konuya geçti: "Mesele şu Tanabay. terslik nerden geliyor?"'diye düşündü durdu. yamaçlardan. Her şey geçmişte kalmıştı. köyün uzağından geçirdi.Şimdi Tanabay o kadından da. Tanabay bu çağrıya uyarak ertesi gün kolhoz bürosuna gitti. Yanına gelip gidenler pek çoktu. bozla-ya bozlaya. Tam o günlerde kolhozdan bir haberci geldi: "Beni Çora gönderdi. Tanabay arkadaşını öyle görünce sevindi. yarın köye gele-cekmişsin.enginel elveda gülsarı alamıyor "Uz gitmeyen nedir. içinde bir şeyler kopmuş gibi sızladı. yitik botasını arıyordu: Neredesin kara gözlü 11 O/Elveda Gülsan botacığım? Ses ver bana! Memelerim sütle dolup akıyor. Kızıldan yeşile renk renk entarilerini giymiş gencecik gelinler..cizgiliforum... kuzu-koyun meliyor. Baharda gelen. böğüren sığırlar ve yük kervanı çay boyunca dağ yoluna düşmüşlerdi.kavuşma dileğinde bulunan genç kızlarla kafile ilerliyordu.. sürü sürü koyun. Neşesi yerine gelmiş gibiydi ama yine de işten başını kaşıyacak vakti yokty.. yine işlere yumulacak hale gelmişsin" dedi içinden.com.. dedi haberci. O ana deve. Tanabay kendi yılkısını büyük çayırdan. Mis gibi kokan ananın ak sütü.. Yine bir cevap bulamıyordu. günlerce ve günlerce. Kalabalığın çın çın. Köyün kıyısındaki o eve. Çora ile başbaşa oturup bir dertleşme fırsatını bulamadı. Geçidi aştıktan sonra. "Çok iyi.. Altı ay süren yaz ve güz çabuk geçerdi. dostlar vedalaşıyor. solgun ve buruşuk yanaklarını oğuşturarak arkadaşına bakıp gülümsedi: .. Göç öncesi yapılacak işler pek çoktu. hastalığı tam atlatamamış olduğunu gösteriyordu. Ama onlar kışı da orada geçirecekler ve ancak ilkbaharda döneceklerdi. zuv-şuv sesleri doldu-ruyordu havayı.www. Üyir üyir yılkı. o avluya şöyle bir baktı: Yorgasına binip gittiği.. O zaman Çora. sen hiç yaşlanmıyorsun.. Sonunda dağ arkaçlarına göç başladı. o akmaya.

Saat yedide Raykom'da (ilçe merkezinde) olmam gerek. sıkıntılarını anlatırsın. Çora'ya pek ağır sözler söyleyeceğini o anda bilmiyordu. Tanabay biraz düşündü: . büroyu doldurmaya başlamışlardı. Yarın hayvan üreticilerinin toplantısına gideceğiz.com. Öldürse bile uysallaşmaz onun altında Şimdi ben biniyorum. Vakti gelince.www. Kızma gücenme. 112/Elveda Gülsan . ama sabaha kadar kararını ver. beni bu güç durumdan kurtaracaksın: Bir koyun alıp çoban. Başkanı yanına bile sokmak istemiyor. "Gülsan nedense başkam hiç sevmedi.cizgiliforum. ne 68 . Senden bir ricam daha olacak. Elveda Gülsan/111 Bu konuda en kötüsü de bizim kolhoz. Sen atını ahıra bırak.Hemen karar verme Çora. Gülsarı'ya sen mi biniyorsun? Demek başkan sana çok iyi davranıyor? diye şaşkınlığını belirtti Tanabay. . Çok büyük yardımın oldu. havadan sudan konuşmaya başladılar.Başının etini yiyeceğimden hiç kuşkun olmasın. Bazen yüreğime bir ağrı saplanıyor. -Yaa.enginel elveda gülsarı gagalayıp durur' derler ya. Yarın kurul üyelerine bir cevap vermem gerek. Ben de bütün suçu. Çok iyi yetiştirmişsin onu. Ben yorgaya binip gideceğim. Emir böyle. ben şimdi gidiyorum. Hiç bu kadar kötü olmamıştı. Yılkı bakımını üstlendiğin zaman beni zor bir işten kurtardın. bütün sorumluluğu üzerime alırım. Şimdi de yardım edecek.Demek öyle. diye güldü Tanabay. kamyondan geri kalmaz o. Tanabay kendisini çok düşündüren bir meseleyi ortaya atmak istiyordu ama buna fırsat bulamadı. en kötü durumda olan sürülerin bakımı ve bu işlerin düzeltilmesi için yardımcı olmalarını istedi.. karımla da görüşüp tartışmalıyız" diye ekledi. O işi becerip beceremeyeceğim hiç belli değil.Bunu çok istiyorum Tanabay. Akıllı kadındır o. Eşsiz bir at. onu canından usandırdı hayvan. Koyun gütmek ve bakmak çok zor bir iş. İşte o zaman yorgaya binince ne ağrım kalıyor. Hayvancılık işlerinde. derdini. Parti böyle emrediyor. Ne yaparsa yapsın onu sevmiyor. "Bu çobanlık işini bir düşüneyim. Eee. ben yılkıcılığı öğrendim. bu durumda sen de yardım etmek zorundasın. çok geçmeden bunu yapacağını. "Caydar olmasa sen çoktan bir yerlerde boynun altında kalıp giderdin" diye takıldı Çora. . . Partinin ilçe yönetim kurulu bütün komünistlere ve komsomollara emir çıkardı. ben de öyleyim işte. Caydar nasıl? Çocuklar iyi mi? Böylece çoluk çocuktan. hastalıktan sağlıktan. Dağlardan çağrılan çobanlar gelmeye.ı|k edeceksin". başedemediği için. Çora da telaşlıydı ve saatine bakıyordu. kıvranıyorum. dedi. dedi Çora.Düşün elbet. Başka çaresi de yok. Rahat ede-ceğiz.Hadi. Caydar'la sonra konuşursun. Böyle dese de. her şeyi anlatırsın.Sayıp sevdiğini bilmem. diye kollannı açarak güldü. Biliyor musun bir kamyonumuz var artık? Yakında bir tane taha alacağız. . Fırsat bulursam ben de gider anlatırım. kurtulmak için verdi onu bana. Başkan oraya vardı bile.. Sabah erkenden herkes kamyona binip gidecek. özellikle de koyunculukta işler çok kötü gidiyor.

Oradaki parkta bira içmiştik. Hatırlıyor musun.enginel elveda gülsarı sızım. Herkes aracın başına toplanmıştı. Ben şoför mahallinin hemen arkasında duruyor. Hepsi.nara atmak zamanımız geçti. Güneşin pırıl pınl doğuşu gibi. Artık neden yüzümüz gülmüyor.. Evlerinin bahçesine çıkanr. Bâğınp çağırmaktan. 114/ElvedaGülsan . "Kimi sevmiyorsun? dedi Çora gülmekten sulanan gözlerini silerek? . Tanabay o günleri hatırlayıp konuştukça coşuyordu: . naralar attık. nasıl bir adam olduğunu daha anlayamadım. ne diyeyim bilmem ki..Hey Allah! Sana bir şey beğendirmek de çok zor..Ah Tanabay.Neden sevmiyorsun? . Giderken de gelirken de şarkılar söyledik. nasıl bir adam 69 . Artık bunlan söylemenin yersiz ve gereksiz olduğunu düşündü.. Sen onun üzerine çıkıp bir konuşma yapmıştın: "İşte yoldaşlar. Suskunluğu uzatmamak için yeni öğrendiği sevindirici haberden söz etmeye başladı. benim doktorum da.cizgiliforum. türküler söylemekten sesimiz kısılmıştı.Başkanı. neden eskisi gibi türkü söylemez olduk Çora? . İşe yeni başladı. sonra da iğdiş ettirdiğini Elveda Gülsan/113 anlatmak istiyordu. . gençlik gitti. Çok sevinmiştik.Bize kamyon vermiş olmalan çok iyi. Gülsan'mn ayağına zincir vurarak ne hale getirdiğini.. yaşlanıyoruz artık. aptalın teki ve kötü yürekli olduğunu düşünüyorum. Şimdi yeni başkanı da beğenmiyorsun. orada çalarlardı gramafonlan. türkülerimizi söyledik. dedJ. Güzel günlerdi hey. Ama Tanabay gülmüyordu. büijsosyalizmin meyvesidir!" demiştin. . ilacım da Gülsan. tamam şarkı söylemek.. bugünün gençlerine ne oluyor? Oğlumu görmek için yatılı okula gittim. neylersin! O zaman bizimle beraber olan yiğitlerin çoğu savaşta öldüler.. Çora ciddileşti: .. Vakti çoktan gelmişti. hepsi hatırımda. Bir yırlarımızı yırladık... Yaz sonlarına rastlayan bir gündü. "En çok çalışan kırmızı başörtülü kızın şarkısı" nı tekrar tekrar dinlemişti. İkisi de sustu. 'orduya gerek' diye almışlardı bizden. İş-güç yoktu. . Yeni yeni şarkılar dinliyorduk. bu da sosyalizmin meyvesi idi.Bilmiyorum. Tanabay Çora'ya. O keyifle şöyle bir istasyona vardık. Onu kolhozun kamyonu sanmıştık. Beni her zaman yumuşak başlı olmakla suçlardın.com.www. Yaa. Sırf bu yüzden ömür boyu parti örgütçüsü olmaya razıyım. Büyüyünce adam olacak mı.. Ah.Hatırlıyor musun Çora.Onu ben de sevmiyorum. toplantıdan sonra hepimiz kamyona doluşmuştuk. benim söylemek istediğim o değil. Otomobil de neydi ki! Hani 'Şu' kanalında çalışmaya gidenler dönüşlerinde gramafon getirmişlerdi. elimde kocaman bir kızıl bayrak dalgalandırıyordum. savaştan az önce bir kamyon almıştık.Yok. Demek artık kolhozun bir kamyonu var? Doğrusu kolhoz için çok gerekliydi. hatırlıyor musun? Ben kızıl bayrağı gece bile elimden hiç bırakmadım. peki.bu yaşta bize yakışır mı?. Köyde bayram sevinci yaşandı. Gramafo-nu olanlann evleri gece yanlanna kadar dolup taşardı. Sonra onu..." diye güldü Çora.

bir söylediklerini bin kere söylüyorlar sanki. Bizim Samansur yaz tatilinde bura-[ İl Elveda Gülsarı/115 ya geldiği zaman senin evin halini görmüş. Niye getirecekmişim? Aslında kötü bir öğrenci de değil. fırsat bulursak. Başbaşa oturup dertleşmek istiyordum seninle. Sen evine bir bak. Çora. seninle uzun uzun konuşuruz Tanabay. Sen genç-lerijdç beğenmiyorsun ama. şarkı söylüyorlar.. pek üzülmüştü. Bugün bizim çocuklarımız sahneye çıkıyor. Samansur'un anlattığına göre. Öyleyse niçin istiyor kımız getirmemi? Nasıl konuştuklarını bir görseydin! Ben çocukken Aleksandrovka'da Efremov adında bir Rus'un yanında çalışıyorum. hiçbir şey anlamıyorum bu olanlardan. iyi okuyor mu? . Öbür yılkıcılar dağa çıktıkları zaman evlerinde ya akrabalarım oturtuyor. diye düşünüyordu. Ben inancımı yitirmedim. cam.enginel elveda gülsarı olacak bilemiyorum. umut onlarda. Bu 70 . hepimiz birden kalkınacağız. Sanırım fena okumuyor. söylediklerinin hepsi birbirine benziyor. iyi okuyor. ayıklayayım" dedi. Çora'mn öğrenci oğlunun biçtiği otlar kurumuş. senin evin dikkatimi çekti. Caydar'ın akrabaları yoktu. uçuşuyormuş.Ev gerçekten öyle. kötü giden işleri onlar düzeltecek. Sıvalan düşmüş.çerçeve kırılmış.Bahar gelince elbirliğiyle onaralım onu. Bana: "Okul müdürüne sık sık kımız getir baba" dedi.cizgiliforum.. Dersleri nasıl. viran olmuş evin. Sen canını sıkma bunlarla. Caydar çok iyi bakıyordu. gidip biçeyim.com. . neler gerektiğini söyle. bu kötü günler geçecek. at korasına doğru yola koyuldu. Avluda dolaşü. Biliyorum. Anlamıyorum. odaların içinde... Okuyup bir şeyler öğreniyorlar. Suratları asık. tozlanmıştı. Yürürken kurumuş saplar ayaklarının altında çatırdıyordu. Zaten bugünlerde anlamadığım çok şey var.. oğluma bakıyorum da.www. serçeler çöpleniyor. Ben çok gerilerde kaldım galiba. bir gün sokaktan geçerken. Bakımsız ev böyle olur elbet.. bugünün gençlerini pek de fena görmüyorum. Çok eskimiş. Ağabeyi Kulıbay'la araları açıktı. Tanabay da boş duran evine bakmaya gitti. ellerini hazır-ol durumda yanlarına yapıştırıyorlar. hoşuma da gitmiyor. onunokuduğu enstitüde gençlerin hepsi iyi okuyormuş.. Hiç ilgilenmiyorsun.. Eline orağı aldı: "Tanabay ağanın bahçesini yaban otları sarmış..İkinci sınıfa geçti.evini bir bekleyen. Tıpkı o kilisedeki ilâhileri söyleyenler gibi. O Rus beni bir "Kızıl yumurta bayramında" (Paskalya) kiliseye götürmüştü. dedi.Başka bir sefer. Çora eşikte bir an durdu.Da-ha şimdiden öğrenmiş büyüklerine. her şeye aldırma. Sen cephedeyken Caydar yapayalnızken bile o ev bakımsız değildi. hatırladığı şeyi söyledi: -Bak ne diyeceğim. ya da bir bekçi bırakıyorlardı. başkana yaltaklanmayı. harman yeriymiş gibi.. * Çora kâğıtlarını toplayıp çantasına yerleştirirken: . günlerin dağda geçiyor. Ne olacaklarını zaman gösterecek. bir bakan yok. Tanabay'in da iki kız kardeşi vardı ama onlar başka köyde oturuyorlardı. Samansur'a da teşekkür ederim. Bilgili gençler yetişiyor.

Amerikan Studebaker kamyonlarıyla Slovakya. salona girip yerlerinizi alın. Bahardan beri görmediği yorganın yanına koşuyordu. . Ortalığı duman ve et kokusu sarmıştı. ne güzel bir attı o! Tanabay öbür atların arasından geçip ona sokuldu: . Çora orada onları bekliyordu: . Merkez kalabalıktı.Şimdi geliyorum. Tanabay "Bizda de böyle kamyonlar olsa!" diye pek hayıflanmıştı. Daha kamyondan inmeden o atların arasında Gülsan'sını görmüştü.enginel elveda gülsarı yüzden Tanabay'ın evi başsız-gözsüz kalmış ve harabeye dönmüştü. biz de yeni bir şevkle işe sarılırız". ayaklarım oynatıp hınldadı. bize akıl verirle?. Kamyonun üstü açık olduğu için rüzgâr yüzlerine vuruyor. öteki atların arasında eyerlenmiş olarak duruyordu. Bu defa da Çora'mn dediği olacaktı. Avusturya yollarını bir baştan bir başa geçmişti. güçlü cıdavı. öbür atlann arasında bir bakışta farkediliyordu. ömrünü yine dağlarda geçirecek demekti. Önce biraz isteksiz davrandılar. Elveda Gülsan/117 Yorga. yuvarlak sağnsı. şarkı söylesenize! Bizim gibi yaşlılara bakmayın. "Hele dağlık yerlerden ekin taşımak ne kadar kolay olurdu! Çamur. "İşte böylesi çok iyi" dedi Tanabay içinden. mutlaka olur!". bağıra bağıra müşteri çağırıyorlardı.com. kalkık burnu ve kapkara parlak gözleriyle.cizgiliforum. Savaşta çok binmişti. Gençler şarkı söylemeye başladılar. Ertesi sabah kamyona binip ilçenin yolunu tuttular. bu yüzden konuşamıyorlardı. şiş kebapçılar.bilmediğini soracak. 71 . Binanın önündeki alan kamyonlarla.Hey gençler. toplantı hemen başlayacak. Ey Tanabay. dedi söyleyin de dinleyelim.www. dedi Tanabay. kolhozun ne durumda olduğunu."Ama işin en iyi yanı. yavaş yavaş birbirlerine uydular ve sonra coştular. üç akslı ve çekişi güçlü bir kamyondu.Çabuk olun. batak dinlemeden gidiyor bu kamyonlar!" gidiyoFdu. sen nereye gidiyorsun? . Büyükler bizden iyi bilirler elbet. seyyar çaycılar. Ah. İşte şimdi de yılkıcılıktan çobanlığa geçecekti.Merhaba Gülsan! Nasılsın bakalım! İyi misin? Halin nice mübarek hayvan? Yorga gözlerini çevirip baktı. Altın şansı donu. bakarsın işler düzelir. Herhalde herkes bildiğini anlatacak. Studebaker. Bu. dedi Tanabay. neler yapılması gerektiğini söyleyecekler. Çora'mn kendisini razı edeceğini biliyordu. tepinen atların arasına dalıp gitti. Ömrünü dağda kırda geçiren bizim gibiler ne bilir ki? Onlar gerekeni söyler. "Savaş bitince böyle maşınlar bizde de olur. Ta savaş116/ElvödaGülsan tan bu yana ilk kez biniyordu kamyona. sonunda böyle bir toplantının yapılıyor olması. Çevredeki alanları da binek atlan doldurmuştu. Üç tonluk yeni 'Gaz' marka kamyonu hepsi çok beğenmişti. Mırıldayan. eski sahibini hemen ta-nıİı. Çobanlar "Kral gibi gidiyoruz" diye sevinmişlerdi. Gerçi kesin kararım henüz vermiş değildi ama. at arabalarıyla dolup taşıyordu.

çok hareket ediyor olmalısın. Ama şimdi iyi ellerdesin.Bulatbekov Âsim ile Zarlikov Bektay. Onun için konuşman gerekiyor. sonra kalabalık dağıldı: Elveda Gülsan/119 72 .Neden söz edeceğim? Konu ne? . Cıdavlann genişlemiş. Toplantıya gelenler salona dolmaya başlamışlardı. kabul ederler mi bakalım? Başkan sinirlendi: • . iyi bakıyordu. Önce geldiğini belli eden imzayı at.. Tanabay kapıdan içeri adımını atınca Çora ile kolhoz başkanı Aldanov onu durdurdular: .Tanabay. partinin ve halkın huzurunda söz vereceksin^ . biraz buraya gelir misin? dedi Aldanov. Karar verildiğine göre mesele halledilmiştir! .Hepsi o kadar mı? . 13 Toplantı akşama kadar sürdü. hem de başarılı bir yılkıcı.Kimmiş onlar? Salon dolmaya. sen istediğin koyun sürüsünü seçersin. Çora havayı yumuşatmak istedi: . Görmeden nasıl söz veririm? . dedi. şimdilik esen kal. Sonra şu defteri al eline. . Elini atın torbasına sokup baktı. istediğin koyunları alacaksın. Demek Çora onu aç bırakmıyor.Ama ben o sürüyü görmedim bile.Bu da söz mü.cizgiliforum. Seni konuşmacılar listesine aldık.Ben bir komünistim..Madem ki mesele halledilmiş. .Dur hele. adamlar sıkıştıkları için birbirini itip kakmaya başlamışlardı. Uslu olursan bir kötülük etmezler sana. her şeyi anladın mı? Unutma sakın! . "Komsomol. Başından çok kötü olaylar geçti değil mi? Hepsini biliyorum.Ne inatçı adamsın! Onlarla konuşmana ne gerek var? Konuşmasan olmaz mı yani? İtiraz edecek halleri mi var. düşümde bile görmedim. dedi Çora kolunu tutarak.Ama onlarla konuşmadım. Sovyet Gençliğinin Öncüsüdür" gibi sözler vardı bu pankartlarda. Hem parti üyesisin. dersin.O kadar olur mu hiç? Bu görevi isteyerek üstlendiğini söyleyecek ve söz vereceksin.Hiç merak etme. Her yüz koyundan yüz on kuzu elde edeceğine.com.www. "Hadi Gülsan.Hiç de fena durumda değilsin Gülsan. yulaf tanelerini gördü. bir komünist olarak geri 118/Elveda Gülsarı kalmış koyunculuk işinde çalışmaya karar verdiğini söylersin. Çok koşuyor. ona da şükür. . Ayrıca iki genç komsomolu da yardımcı alıp onları yetiştireceğini söylersin. pankartlarla donatılmıştı: "Komünistler en önde!".Unutmadım! Unutmadım! diye öfkeyle bağırarak Tanabay salona girdi. Çora elindeki listeye bakarak: . onlara söz mü düşer? Onları yetiştirme görevini sana biz verdik. ben gidiyorum. her koyundan üç kilo yün çıkaracağına. .enginel elveda gülsarı ^ . ." Toplantı yapılacak binanın cephesi baştan başa kızıl bayraklarla. benim konuşmama ne gerek vardı? diye yürüyüp gitti Tanabay.

hayat arabasının tekerleği omuzunu bıçak gibi yaralıyor.. derken omuzu nasır tutuyor. aklını kurcalayıp duran şeylerin hiçbirini söyleyememişti." Tanabay da onun söyle dediğinden başka bir şey söylememişti.. bu dünyada yaşadıkça. İşte. Tanabay. soğuk.. yalmz kendi yapacağın işler için söz ver. kimileri de köylerine gittiler. kendimiz yapacağız" demişti. kızlara tatlı-şeker gibi şeyler almak için bir dükkâna girecek kadar bile vakit bulamamıştı. Bu derdi başına saran Çora idi.. "amacımıza ha ulaştık. Öyle ince ve hafifti ki. Kendisi dişe dokunur bir şey söylememişti ama başkalarısın söylediklerini dinlemişti hiç olmazsa. hayat yolunun önündeki engelleri aşmaya. meyvasını da alıyorsan. Yün mü dedin? Yün dediğin dallardan toplanmıyordu. "Kısa kes.. madem ki çalışmak zorundaydılar. rüzgâr çıkmıştı. rüzgâr. Eğer yaptığın işi seviyor. Şikâyet etmezsin. yara üstüne yara. kimi sürülerinin başına. Oysa. İşte. gençliği yitip gitmişti. Bu arada birçok yanlışlıklar. her şey onun düşmanıydı. nasırların hiç önemi 120/ElvedaGülsan yok. Otuzlu yılların başlarından itibaren hep böyle olmuştu: Bir yukan.enginel elveda gülsarı Kimi dağa. Güz mevsimindeydiler. toplantı böyle bitmiş oldu. Nereden. Sekreter doğru söylemişti: Tanabay'ın da düşündüğü gibi. sana söylediklerimden başka bir şey söyleme. yani Bölge Yürütme Kurulu sekreteri. Tanabay hemşehrileriyle birlikte kamyona bindi Aleksadrovka yokuşunu. kusurlar da olmuştu ama. konuşmasında doğru bir söz söylemişti: "Hiç kimse bize yol döşemedi. nasıl alacaksın kilolarca yünü? Kumdan altın çıkarmaktan daha beter bir iş bu. Herhalde bazı yöneticiler yünün nerden. Eh.cizgiliforum. Neler neler gelmişti başına. ne çileler çekmişti. memnun olursun. Şimdi ise başka düşünüyordu: Sıkıntılar bitmiyor ve amaç da ulaşılacak gibi görünmüyordu artık. sonra yaylayı geçtiler. çok zor bir iş. umudunu yitirmemişti. Nasıl olacaktı bu iş? Yağmur. kaldırmaya çalışacaksın. Hava ka-raYmış. işte kendisinin de •saçları ağarmıştı. Ne söz ya! Her koyunun en az bir kuzu doğurması.. Tanabay kamyonun içinde kuytu bir köşeye oturup yakasını kaldırdı ve kendi düşüncelerine daldı.. Ne var ki. nasıl elde edildiğini de bilmiyorlardı. Tende beden. Başka türlü olmuyordu. her omuz vuruşta. Kolhoz diye diye.. kendilerini bir anda yine aşağıda buluyorlardı..com. demişti. üflesen uçar. Şimdi işleri yoluna koyabilmesi için pek çok ter dökmesi gerekiyordu. savaştan sonra hayat kendiliğinden düzgün bir akışa yönelmezdi. çalışacaklardı. kimileri kolhoza. bir aşağı gidiyorlardı. ha ulaşıyoruz" diye düşünmüş.. bedende can taşıdıkça.. Kürsüye çıktığı zaman cesaretini yitirmiş. Tepedeki hedefe tam ulaşacaklarını sandıkları zaman. arkadan omuz vereceksin. yolumuzu kendimiz açacak. Toplantıdaki konuşmasında ise daha büyük sözler vermişti: "Yüz koyundan yüz on kuzu. 'size şeker alırım' diye umutlandırmışü onları. Kolhoz dedikleri herhalde zor bir işti.. O büyük 73 . O gözlüklü konuşmacı.www. kuzuların sağ kalması gerekiyordu. ne yapsınlar. şimdi de koyun çobanı olduk bakalım bu işle nasıl başa çıkacağız? Cay-dar buna ne diyecek?. her koyundan üç kilo yün alacağım" demişti.

Şimdi o sözlerinden utanç duyuyordu. Çora'ya yakışan bu değildi. anlamak da istemiyordu. Kalbi sıkıştırıyordu yine. taypalma bir yorga olduğunu gösterdi. Yine de. ona bir şeyler olmuştu. Çora. Toplantıdan memnun ayrılmıştı. Sonra da gocuğuna sıkıca sarındı..com. Artık nerede. pekâlâ. Eski tutku ve özelliklerinden kala kala bu taypalma yürüyüşü kalmıştı. Rüzgâra karşı at sürmek Çora'ya iyi geldi. Evvelce o adam hakkında çok şey duymuş. onların havasına uyacak. Başka yoldaşları beklemeden tek başına gitti. Başkaları nasıl konuşursa sen de öyje konuşacaksın. O zaman her şey iyi gider. kurulmuş bir oyuncak araba gibi fırlamış. başın derde girmez. ama o gün kendisini ilk kez görmüştü. Şimdi Gülsan'nın tek tutkusu koşmaktı." diye düşündü Elveda Gülsan/121 Tanabay. hızını kesmeden koşuyordu. burada nelerin söylenip nelerin söylenmemesi gerektiğini çok iyi öğrenmişti. kolhoza ömür boyu emek verdiği halde. Oysa Çora pek beğenmişti.. sağ kalırsak. okşayıcı konuşacaksın. ne söyleyeceğini. Tanabay'a bir kötülük edilmesini. Sırtındaki biniciden ve yürüdüğü yoldan başka bir şey düşünmesin diye.biydi. hava iyice soğumuştu ve eve de daha çok vardı. kimlerin önünde nasıl konuşacağını bilmen gerek. çok düzenli ve hızlı bir koşu tutturdu. pek saf kalmışsın. yukarıdakilere kendini beğendiremediği için olsa gerek. O. Ya ev nasıldı? Evde onu neler bekliyordu?. Çünkü o Çora'nın bildiklerini bilmiyor. Bir belânın sinsi sinsi geldiğini seziyor gi-. onları yakalayacaktı sanki. sonra indi kürsüden. Ah Tanabay! Tanabay! Hayat sana hiçbir şey öğretmemiş. Belki de. insanlar onu başka her tutkudan mahrum bırakmışlardı. Bu konuda tecrübeliydi. Yüreğinde-ki ağrı dindi.cizgiliforum. bir gün bütün bunları yüzüne çarpacağım. Atın dizginlerini serbest bıraktı. Hele bölge yönetim kurulu sekreterinin sözlerini çok beğenmişti. herkese ayak uydurmayı öğrenmişti galiba. Çora bu tür toplantılardaki konuşmalann asıl amacını. Yumuşak. bir 122/ElvedaGülsarı köşede suratını asıp oturmuştu. Başka tutkularının hepsi yok olmuştu. Böyle hızlı koşarak insanların ondan aldıkları şeylere yetişecek. O 74 . Gençliğinde nasılsan şimdi de öylesin. onun kötü durumlara düşmesini istemezdi.enginel elveda gülsarı sözleri geveledi. Böyle bir adam değildi o! Çora değişmişti. O da işleri oluruna bırakmayı. O da bir an önce evine ulaşmak isti-yirdu. "Pekâlâ dostum. parti örgütçüsü Çora'nın içi pek rahat değildi. Rüzgâr şiddetleniyordu. Karanlık yolda. Toplantıdan sonra Çora ile tek kelime konuşmadan kamyona binmiş.. fırsat bulursam. kolhozun başkanlığından ayrıldığı için mi böyleydi? Tana-bay'ı sıkı sıkı uyarmasının sebebi neydi? Yoo. Oysa Tanabay onun öğütlerini istemeye istemeye kabul etmişti. Ama hiçbir zaman ulaşamıyordu onlara. Bütün meseleleri kestirmeden bir çırpıda halletmek istiyorsun! Oysa zaman çok değişti. Neden böyle çekimserdi? Neden bu kadarla yetinmişti? Hastalığı mı onu bu hale getirdi? Yoksa.. yorga ata binerek döndü. bunları anlamıyor.www. ne yazılmışsa onu okuyacaksın. Günboyu bağlı duran at.

Gülsan'ya binip geceleri evine gittiği Bibican'ı hatırladı. İnsan ömrünün yansı böyle hayallerle. Bunu biliyorum. Seni kendi haline bıraksam. mutlu olamayacağını düşündü. bunun hesabını vermek bize düşerdi. karası kara. aydınlık bir yanı gölgeli.. Karla kaplı dorukların yukarısında sınırsız bir mavilik uzanıyordu gökyüzüne doğru. Belki bu ormanlar. İşte öyle. Hayat dediğin böyleydi işte. insanın kaderi de öyle. Karşısında uludağlar vardı: Bir yanı pırıl pırıl. Tanabay. gelir gelmez giden o baharda neler olmuştu?" 15 Ekim ayı geldiği zaman dağlar sonbaharın altın sarısı rengine bürünmüştü. mutluluktan uçarak. birden doğrulup koşmak ister. o güz sonunda.. ama gönlü yaşlanmak istemez.mutluluk ve acıyı beraber getiriyordu: Bir yanda kıvanç.. Çoban olup koyun sürüsünün başına geçtiği o yılda. yamaçlar gölgeli. Ah şimdi yorga yanında olsa. ona binip türküler söyleyerek.com. coşkular içinde. Hayatının bütün olayları gözünün önünden gelip geçiyor.. Tanabay oturduğu yerden sık sık kalkıyor. ama kimbilir. o pırıl pırıl aydınlık ve tertemiz hava karşısında. ama her şey elle çizilmiş gibi belirgin. Aydınlık ve gölge nasıl yanyana ise. o kadının karşısına çıkıverir-di. Sonra da bunun cevabını. dağlara ve gökyüzüne bakarken. Ayın başlarında iki gün yağmurlu geçti. akı ak. baştan ayağa ürperdi. Uzayıp giden o maviliklerin derinliklerinde. yüreğinde bir acı duydu. 75 . düşlerle geçiyordu işte.www... insanların hepsinin birden talihli. her şeyi berbat edersin. Kar. ne de güzel yaraşıyordu görkemli" dağlara! Tanrı onlan sanki o gece yaratmıştı. Bir gün içinde sis dağıldı ve güneş açıldı. bir silkinir. ölümle pençeleşen atın üzerindeki gocuğu ile onu ıkı sıkı sarıyordu. Doruklar bembeyaz." İnsan yaşlanır.. Ama bu bir hayaldi artık.. Herkesin kaderi ayrıydı.. Hava soğudu ve her yeri sis kapladı. arada sırada. bu nasıl başıboşluk!" derlerdi. sevinçten. Bir daha kalktı ve gidip Gülsan'nın başucunda oturdu. bitik bir at. düzelir. pırıl pınl ve görkemli. Tanabay. tertemiz.enginel elveda gülsarı zaman her şey yerine oturur. bu güzel hayaller yüzünden hayat bu kadar tatlıydı. Çay kıyısında alev alev bir ateş yanıyordu..cizgiliforum. evrenin sonsuzluğu ve onun sırları vardı. Yıllar yılları çağrıştırıyor ve tıpkı taypalma yorganın düzenli adımlan gibi birbirine ekleniyordu. dağlara kar yağdığını görünce belki beni düşünmüştür. duygulandı. ansızın dağla-nn doruklarına düşen kar gibi. "Siz kendi örgütünüzün üyesini nasıl yetiştiriyorsunuz!" derlerdi bize. "Artık Bibicanbeni beklemiyordur. Ah Tanabay! Tanabay! 14 "Karanlık bir gece ve yolun ortasında kalmış iki can: Yaşlı bir adam ve yaşlı. bir yanda kaygı. Ama bu durum pek Elveda Gülsan/123 uzun sürmedi. Ertesi sabah Tanabay çadır evinden çıkıp etrafa bakınca gözlerine inanamadı: Doruklan karla kaplanmış dağlar daha da yaklaşmış gibiydiler. gelip geçiyordu.. ters bir şey söyler. "Bu nasıl disiplin.

. Ya ben ne yapayım? Kolhozdaki bütün hayvanlardan beni sorumlu tutuyorlar. bahane ile onu başından savmıştı. Sürüde çobanın bir de yardımcısı olması gerekirdi. Ben de '\he yapacağımı şaşırdım. anlarsınız. Bazen kızını sırtına alarak koyun gütmeye de giderdi. Ona göre atların yerini hiçbir şey tutamazdı. Bu da Tanabay için durup dinlenmeden çalışmak demekti. insan yılkıyı yarım gün bırakır. Koyun üretme işi daha kazançlıydı: Yün. onların sabrını ölçecek kuzulama mevsimine daha epeyce vakit vardı.www. Tanabay bunların doğru. Ağılın kapısı açılınca. keski bu görevi başkasına verseydiler! Sizin arka çıktığınız komsomol çobanı Bektay gibileriyle iş yapmak mı.com. çobanların gerçek sınavı olacak. ama Tanabay çobanlığa alışamamıştı daha. sinema filmi 76 . Komşu çobanlar da sürülerini otlağa salıyorlardı. sürü oradan uzaklaştı. et.Taneke. yamacın orasında burasında ve dağ eteklerinde bir ırmak gibi kıvnla kıvrıla ve dalgalanarak akıyor. Allah korusun! Ona radyo almalı. ak-boz adacıklar gibi görünüyorlardı. Kuzulamadan sonra hayvanlar da.enginel elveda gülsarı Tanabay atını eyerledi. Ancak. ayrı iş idi. ben koyunları çıkarıyorum. Ama beş yüz koyun. Oysa koyunları bırakıp gidemezsin.cizgiliforum. Şimdi. Siz yalmz bir sürüye bakıyor ve T>öyle yakmıyorsunuz. yılkının nah dama atılmış görünüyordu. güz dağlarının sararmış otlaklarında. Başıma bela aldım. Gençler okuyor. ama kolhoz yardımcı vermemişti. Üyirin başında iyi bir aygır varsa. günboyu başlarında bulunacaksın. Bu gidişle beni mahkemeye verecekler. hatta daha uzak yerlere gidip çalışıyorlar. Varsın yılkıcılığın eski önemini yitirdiğini söylesinlerdi. Motorlu araç çıkınca. süt. beş yüz ayrı dert. Caydar sürünün gece bekçisi olarak maaşa bağlanmıştı. ama olayı böyle takur-tukur bir hesapla değerlendirmek onun onuruna dokunuyor. Sonra Tanabay devralırdı nöbeti. ağılın kapısını açtı ve çadır evdeki karısına seslendi: 124/ElvedaGülsan . Gebe koyunların çoğu daha önce bir-iki kez doğurmuşlardı. yardımcı istemiş. Hepsi şehre gidiyor.sözde büyük bir üzüntü içinde. "Siz akıllı bir adamsı¦ nız. kara toprağın yeşil nimetini otluyorlardı. işler de bir kat artacaktı. başka işlerle meşgul olabilir ya da bir yere gidebilirdi. Tana-bay'ın beş yüz baş koyundan oluşan iyi bir sürüsü vardı. deri alınıyordu koyunlardan. size yardımcıyı nerden bulayım? diyordu İb. demiryollarında. ama İbrahim her seferinde bir. Şimdi kolhozun bütün Elveda Gülsan/125 koyun üretme birimlerinden sorumlu İbrahim'e defalarca başvurmuş. okumayanlar ise koyun sözünü duymak bile istemiyorlar. Koyunlara bakmak atlara bakmaktan elbette daha kolaydı. Sürüler. anlaşmak mı. Akşam olunca eline çifteyi alıp gece yansına kadar ağılın çevresinde dolanırdı. canını sıkıyordu. akla yatkın olduğunu kabul ediyor. Bugüne kadar her şey yolundaydı çok şükür. onları otlağa bırakıp hemen dönerim.Caydar.

sen değil. Üzerine yağan karın kendisine özgü kokusu yayıbyordu. suratını asar. ona çıkışırdı: . onun yanlış yolda olduğunu görmek onu üzerdi. öksürüp aksınyor. ama dobra dobra konuştuğu için takdir eder. açık sözlü bu delikanlıya yazık olduğunu düşünür..Taneke. Tanabay'ı görür görmez.. hiçbir şeyi beğenmiyor.Ee. Bana akıl verenler hiç de az değil. Kış erken bastırdı. Ekim ayı yağışsız geçmişti. diyor. Sizler urra! urra! diye avaz avaz bağırdınız.Olsun olmasın. Buz gibi soğuyan tüfeği de ıpıslak olmuştu. Koyunlar tedirgin oluyor. içten içe ona saygı duyardı. senin gibi insanları hiç sevmiyorum ben. insan gibi yaşamamıza engel olmak istiyorsunuz. • Ak buğranın sırtında. üzerlerine düşen karı silkeleyerek.Sözüne dikkat et evlat. Bektay'ın söylediklerini de dinlemezdi. şimdi de bize nefes aldırmak istemiyor.Kalk Tanabay. gazete istemek şöyle dursun. Kasabada karşılaştıkları zaman bile Tanabay Bektay'la konuşmaz. Tanabay nöbete çıktı. O zamanlar biz canımızı dişimize takarak çalışmasaydık. Ölesiye-bitesiye çalışan bizdik. gazete bulup vermeliymişim. yüzüme bakıp öyle öfkelenme.enginel elveda gülsarı getirtmeli.. başlanın o yana bu 77 . gürleyerek bir anda ortaya çıkü. haftada bir dağa gidecek çerçi bulmalıymışım. kendi adını bile unuturdun. bir şiddet okurdunuz. Bütün bunları istiyor benden. Kar yağıyor.. Bunun için pişman da değiliz. Kar lapa lapa yağıyordu. Ama gece yansı Caydar onu yatağından kaldırdı: . Karısının elleri buz gibiydi. Sadece uşaklık ederdiniz. Aslında İbrahim'in söyledikleri doğruydu. Pek geçimsiz. görürdüm şimdi senin ne durumda olduğunu. Yeni keçe çadır. Sinema. ben dondum. Kasım ayında kış birden bastırdı.. nasıl konuştuğunu. Tanabay sözde himayesine aldığı komsomoUarla görüşmek istiyor ama buna vakit bulamıyordu? Asim Bulatbekov pek becerikli olmasa da geçinilmesi kolay bir delikanlıydı. Çekik kara gözlerinde her zaman bir öfke. darılma ama boş yere nefes tüketiyorsun.www.com. diyorum Taneke. Tanabay dişlerini sıkarak cevap verirdi: . benim gelişim bir ziyan mı? Zararı mı var sana? . Bir yandan da mert. Sizler için çalıştık biz.. kükreyerek.. yetiyor da artıyor bile. Onunla bir görüşüp biraz öğüt verseniz. Hazırlıksız. Parıl parıldı. O akşam Tanabay koyunları otlaktan sürüp getirdi ve hiçbirine zarar gelmeden açık koraya soktu. Sana sadece "köle" derlerdi. yakışıklı bir delikanlı olan Bektay'la anlaşmak hiç de kolay değildi. Sen git bu vaktini evinde. çoluk-çocuğunla geçir. Sonraları yollan ayrıldı. boylu-boslu. . Ama. Tanabay Bektay'ı sevmezdi.cizgiliforum. ölesiye bi126/Elveda Gülsarı tesiye çalışünız. insan gibi yaşamadınız. Bunlar olmazsa ben de başımı alıp giderim. tedbirsiz yakaladığı çobanların iki ayağını bir pabuca soktu. Hava karanlık ama yer bembeElveda Gülsarı/127 yazdı.

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı yana sallıyorlardı. Kar dinecek gibi değildi. "Hele durun bakalım, başımıza bundan beteri de gelecek" diye düşündü Tanabay gocuğuna daha sıkı sarılarak. "Ay kış baba, erken geldin, çok erken geldin. İyiye mi, kötüye mi işaret bu? Belki de güz sonuna doğru biraz yumuşarsın... Yumuşarsın değil mi kış baba? Kuzulama mevsiminde çekip gitsen iyi olur. Senden bütün dileğimiz bu. Şimdi ne istersen yap, o zamana kadar vaktin var kış-baba..." Kış baba cevap vermiyordu. Sabahleyin herkesi erkenden ayağa kaldırıp telaşlandırmak, şaşkına çevirmek için, gece boyu yağarak her yanı örtmeye, kar tepeleri oluşturmaya devam ediyordu. Dağlar gecenin karanlığında, kıpırdamadan duran hayaletler gibiydiler. Dağların umurunda değildi kış. Didinip helak olacak, ordan oraya koşacak olanlar çobanlardı. Dağlar her zamanki gibi dimdik, hareketsiz ve sessiz idiler. Unutamayacaklan o kış işte böyle başladı. Erken gelen bu kışın insanların başına daha neler açacağını kimse bilmiyordu henüz. İlk kar gece boyu dinmeden yağarak her yeri kapladı. Birkaç gün sonra yine yağdı, sonra yine... ta çobanları güz otlaklarından kaçınncaya kadar. Koyunlar artık dereboyla-rında, karın az olduğu yerlerde yayılmaya başladılar. Sıra, çobanların yüzyıllar boyu edindikleri tecrübelerine, hünerlerine başvurmaya gelmişti: Bilmeyen birinin 'burada kardan başka bir şey yok' diye çekip gittiği yerde, çobanlar koyunlara ot bulmak zorundaydılar. Bunu yapamayanlara çoban mı denirdi?.. Ara sıra kolhozun yöneticilerinden biri çıkagelir, çevreye ve duruma göz atar, bir yığın soru sorar, büyük vaadlerde bulunur, sonra alelacele döner, sıcak evinin başköşesine kurulurdu. Çoban yine amansız kışla başbaşa kalıverirdi. 128/ElvedaGülsan Elveda Gülsan/129 Tanabay, kolhoz merkezine inip durumu anlatmak için fırsat kolluyordu: Kuzulama zamanı için neler düşündüklerini, ne gibi tedbirler alındığını öğrenmek istiyor, bunun için çırpınıyordu. Ama boşunaydı bu çırpınışı. Başını kaşıyacak zamanı yoktu. Bir defa Caydar yatılı okulda okuyan çocuklarını görmek için gitti, ama hiç gecikmeden dönüp geldi. Dağdaki durumları çok güçtü. Tanabay küçük kızlarını evde bırakıp bir yere gidemezdi. Küçük kızını atın üzerinde kucağına oturtuyor, kürkünün uçlanyla sanp sarmalıyordu. O üşümüyordu ve halinden memnundu. Büyük kız ise babasının arkasında oturuyor ve üşüyordu. Tanabay Caydar'ın yokluğunda işte bu halde gidiyordu. Caydar yokken ocaktaki ateş bile alevsiz, korsuz, bir yetim gibi kalıyordu. Ertesi gün anaları dönüp gelince nasıl sevindiler, nasıl! İkisi iki taraftan analarının boynuna sarılmış, bırakmıyorlardı. Zor ayrıldılar annelerinin boynundan. Babalan baba idi, ama analarının yerini tutamazdı.. Vakit böyle geçip gidiyordu. Kışın ne yapacağı, nasıl geçeceği belli değildi daha. Bir bakıyorsunuz bıçak gibi bir ayaz oluyor, bir de bakıyorsunuz ytımuşayıveriyordu. İki kez kar fırtınası oldu, ardından fırtına dindi ve hava ısındı, karlar eridi. Bu ani

78

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı değişiklikler Tanabay'ı endişelendiriyordu: Kuzulama döneminde havalar ısınırsa iyi, ama ya ısınmazsa! Hali nice olurdu? Gebe koyunların karnı şişmeye başlamıştı. Kuzusu iri ya da ikiz doğuracak koyunların karınları iyice şişmişti. Çok zayıflamış, omurgaları iyice dışa vurmaya başlamıştı. Bunda da şaşılacak bir şey yoktu. Ağıza alınacak otlar kar altında kalmıştı ve hayvanların karnındaki kuzular da analarının kanıyla büyüyordu. Çobanlar bu durumdaki koyunlara yem yedirmek zorundaydılar. Sürülerin bulunduğu dağlara yem götürmeliydiler ama kolhozun anban yılan yalamış gibi tamtakırdı. Ağır işlerde çalıştırılan atlara verilecek birer avuç yulaftan ve tohumluk tahıldan başka bir şey yoktu. Tanabay her sabah erkenden sürüyü koradan çıkarırken, gebe koyunların karnını tutup bakıyor, memelerini elliyordu. Eğer her şey uz giderse, kuzularla ilgili olarak verdiği sözü yerine getirebileceğini hesaplıyordu ama yün konusunda verdiği sözü yerine getirmesi mümkün olamayacaktı. Kışın tüyleri az uzuyordu. Uzaması şöyle dursun bazı koiunlar tüy dökmeye başlamıştı bile. Açlıktı.koyunların yeterince beslenememesiydi bunların sebebi. Yem verebilse, ot verebilse yün'de alabilirdi. Tanabay üzülüyor, elinden bir şey gelmediği için kendi kendisine kızıyordu: Ne diye dinlemişti Çora'yı! Ne diye vermişti o sözleri! Büyük büyük sözler eder, vaadde bulunursun ha! Böylesine salak adamın biriyim ben! Partiye söz verirsin, millete söz verirsin ha! Hiç olmazsa böyle büyük sözler vermeseydi ya! Partiyi, vatanı bu işe karıştırmanın ne gereği vardı? Sıradan bir eski kolhoz işçisi değil miydi?.. Yoo, bunları söylemeliymişim! Yerli yersiz söylenecek sözler miydi bunlar! Neden herkes böyle yapıyor, birilerine yaranmak için yapamayacağa şeyleri vaadediyor?.. Suç kendisinindi. Ne yaptıysa kendisine yapmıştı.Dü-şünmeden konuşmuştu.Onlann söyle dediklerini söylemiş, onların istediklerini yapmıştı. Ama, onların umurunda mı? Söz veren onlar olmadığına göre kolayca kurtarırlardı kendilerini. Yalnız, Çora için üzülüyordu Tanabay. Çünkü o da iyi durumda değildi. Bir gün iyi olsa, iki gün hasta oluyordu. Ömrünü başkalarına dert anlatmakla, onları inandırmaya çalışmakla geçirmişti. Ama neye yaramıştı bütün bunlar? Artık o da ihtiyatlı davranıyor, söyleyeceği sözleri düşünüp taşınıp söylüyordu. Sonunda hasta oldu işte. Hasta olduğuna göre emekli olsaydı ya... Kış hükmünü sürüyor, çobanlan bir ümitlendirip bir ümitsizliğe düşürüyordu. Tanabay'ın sürüsünden iki koyun 130/ElvedaGülsan açlıktan öldü. Kendisinin yardım sözü verdiği genç çoban- | lann sürülerinden de birkaç koyun ölüp giti. Bir sürüde ölen koyunların bulunması elbette olağandı. Bir kış içinde on ka- J dar koyun yitirmek pek önemli bir zarar sayılmazdı. Asıl sıkıntı, asıl kırım, ilerde, baharın başlangıcında olacaktı. Sonra havalar birden ısındı. Koyunların memeleri de süüe dolup şişmeye başladı. Ama pek zayıftılar-, bir deri bir kemik kalmışlardı.Yine de memeleri, her gün, her saat, biraz daha pembeleşerek şişiyordu. Böylesine zayıf oldukları halde,

79

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı karmlarındaki yavrularını ve süt dolu memelerini nasıl taşıyordu bu zavallılar? Başka bir sürüden birkaç koyunun kuzuladığı haberini duydular. Demek çiftleştirme döneminde zamanlama hatası yapılmıştı ve bu da bunun ilk belirtisiydi. Bir-iki hafta sonra, ağaçtan elma düşer gibi, kuzularda dökülüvereceklerdi. Şimdi hazırlıklı olmalı, acele tedbir almalıydılar. Çobanın en zorlu günleri olacaktı o günler. Zavallı çoban, koyunların sağ-salim doğum yapmaları için hepsiyle tek tek uğraşır, çobanlık yaptığına bin pişman olurdu. Aynı anda hangisine yetişecek, hangisine bakacaktı? Ama kuzular esenliğe kavuşunca, hele büyüyüp kuyruklarını sallaya sallaya koşmaya başlâVınca, çobanın keyfine diyecek olmazdı. Zor olsun, zâr olsundu da,tek o günleri görsündü. O zaman utancından el âlemin yüzüne bakamaz duruma düşmezdi. Kuzulama zamamnda kolhozdan yardımcı kadınlar geldi. Bunların çoğu yaşlı ya da çocuksuz kadınlardı. Köyde bu durumda olan kadınlar güçlükle razı edilmiş, onlar da nazlana nazlana gelmişlerdi.Tanabay'ın sürüsüne iki yardımcı verildi. Bunlar yatak yorganlarını, bez çadırlarım ve kullanacakları eşyayı da kendileri getirmişlerdi.Yardımcı-lar gelince işler biraz yoluna girmeye başladı. Aslında bir Elveda Gülsan/131 sürü için en az yedi yardımcı gerekirdi. İbrahim, sürü kuzulama yerine geçer geçmez bu kadar yardımcıyı göndereceğine yemin etmiş, kesin söz vermiş, şimdilik iki yardımcıyla idare etmesini istemişti. Sürüler, dağ eteğindeki kuzulama merkezine inmeye başladılar.Tanabay sürüyü kuzulama merkezine götürür-ken.kadınlann eşyalarını taşımaya ve yeni konak yerine ça-dıdannın kurulmasına yardım etmesini Asim Bulatkov'dan riö(a etti. Onların kafilesini sabah erkenden yolcu ettikten sonra, kendisi sürüyü toplayıp arkalarından gitmeye başladı. Koyunlar hem yüklü, hem zayıf oldukları için onlan yormak istemiyor, ağır ağır gidiyordu. Kuzulama yeri Beş Ağaç Vadisi idi. Acemi çobanlara bu yolu göstermek için daha iki kez vadiden dağa gidip gelecekti. Koyunlar pek ağır ilerliyordu ve Tanabay da onlan zorlamıyordu. Fakat bu ağır gidişe köpeğin cam sıkılmış olacak ki sürüden ayrılmaya başladı. Oraya buraya gidiyor, sonra dönüp geliyordu. Güneş batmak üzereydi ama hava hâlâ ılıktı. Sürü dağın eteğine indikçe ısı da artıyordu. Vadinin güneş gören yamaçlarında yeşil otlar çıkmaya başlamıştı. Yolda koyunların biri kuzuladı. Bu kadar erken doğmaması gerekirdi diye düşünen Tanabay, yeni doğmuş kuzunun kulağım, burnunu temizledi. İlk kuzuların en az bir hafta sonra doğması gerekirdi ama işte ilk kuzu doğmuştu bile. Bu da nesi! Al sana beklenmedik bir olay! diyordu Tanabay. Ya yolda ardı ardına kuzulamaya başlarlarsa? diye endişelenen Tanabay öteki koyunları yokladı. Ondan başkaları doğuracak gibi görünmüyorlardı. Tanabay biraz rahatladı. Küçük kızları bu ük kuzuyu görünce pek sevineceklerdi. İlk kuzu her zaman en sevimlisi olurdu. Bu kuzu da gerçekten pek sevimliydi. Kapkara kirpikli,

80

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı kara tırnaklı.bembe-yaz bir kuzucuk. Sürüde kaba tüylü birkaç koyun vardı, ku132/ElvedaGülsan zulayan koyun da bunlardan biriydi. İnce tüylü koyun-lar.tüysüz denecek kadar pek ince kürklü kuzular doğururlardı. Oysa kaba yünlü koyunların kuzuları bunun gibi tüylü ve sağlıklı olurdu. - Hoşgeldin kuzucuk, demek acelen vardı, gel gör öyleyse aydınlık dünyayı! dedi Tanabay. Doğuşun kutlu olsun dölbaşı! Senin gibi birçok kuzumuz olsun, o kadar çok olsun ki toprak görünmesin. Melemeler kulağımızı doldursun ve hepsi yaşasın... Tanabay kuzuyu başının üzerinde dolandırdı: "Ey koruyucu Çoban Ata, koyunların koruyucu ruhu! İşte sürünün ilk kuzusu! Onu kolla, bütün kuzuları kolla! Biz çobanları da kolla!..." Onları çepeçevre dağlar sarıyordu ve dağlar kımıldamadan, suskun, öylece duruyorlardı. Tanabay kuzuyu koynuna alıp kürklü paltosunun içine yerleştirdi. Koyunları sürmeye başladı. Ana koyun onun peşinden ayrılmıyor, acı acı meliyordu. Tanabay eğildi, koyuna yavrusunu gösterdi: "Gel bak, dedi kuzucuğun sapasağlam, kaybolmuş değil, korkma!" Kuzu Tanabay'ın kucağında ve kürkünün arasında kurumuş, ısınmıştı. Akşama doğru sürüyü kuzulama korasına getirmişti. Konak yerinde büyük keçe çadır kurulmuş, duman tütüyordu. Yardımcı kadınların palatkalan da dikilmişti. İşler yolunda görünüyordu. Yalnız Asim yoktu görünürlerde. O da yarın sürüsünü getirmek zorundaydı. Onun için deveyi alıp geri gitmiş olmalıydı.Görünüşe göre bir terslik yoktu. Ama biraz sonra Tanabay, gördükleri karşısında, kızgın çölde başını güneş çarpmış gibi, beyninden vuruldu. Her şeyin kolhoz yöneticilerinin söylediği gibi olmayacağını biliyordu ama yine de bu kadar kötü bir durumla karşılaşacağını beklemiyordu, sözde kapalı kuzulama korasımn saz damı çökmüş, duvarı yıkılmış, delik deşik olmuş, kapısı penElvedaGülsan/133 ceresi çürümüş, çatının tartmaları, kirişleri iyice bel vermiş. Rüzgâr her yerden girip çıkıyor ve içerisi sanki bir kar deposu! Dışarıdaki karlar eridiği halde içeride öbek öbek kar var.. Böyle bir durumla karşılaşacağını aklına bile getiremezdi. Eski, açık koranın duvarları da yıkılmıştı. Tanabay neye uğradığım şaşırmış, aklı başından gitmişti.Kızlannın ilk doğan kuzuyu görüp sevinç çığlığı atışlarım bile gözü görmedi. Kuzuyu alelacele onların ellerine tutuşturup kuzula-mi korasına ve çevreye bakmaya gitti. Nereye gitse, neye baksa, yıkılmışlık, bakımsızlık görüyordu.Besbelli savaş yıllarından beri buraya hiç el sürülmemiş, hiç onarım yapılmamıştı. Her yıl kuzulama mevsiminde çobanlar ellerinden geleni yaparak o dönemi atlatmış, sonra da kapalı kuzulama korasım yağmurun, rüzgârın, insafına bırakarak çekip gitmişlerdi. Koranın sözde çatısında yana düşmüş, çürümüş bir balya ot, şuraya buraya savrulmuş saman yığınları da vardı. Her nasılsa iki yarım çuval arpa unu ile bir sandık tuz da vardı bir köşede.Koyunlara verilecek yem, kuzuların altına serilecek

81

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı saman ve kuru otlar bunlardan ibaretti.Yine o köşede cam kırılmış birkaç fener, paslı bir gaz tenekesi,iki kürek ve kırık bir tırmık görünüyordu. O anda Tanabay'ın aklından, hepsinin üzerine gazyağı döküp ateşe vermek, yakıp kül etmek, sonra da elini kolunu sallaya sallaya çekip gitmek geçiyordu. Tanabay, geçen yıldan kalan ve kaskatı olan gübre ve kar yığınlarına takılıyor, tökezleniyor, ne diyeceğini, ne yapacağını bilemiyordu. Durmadan aym şeyi tekrarlıyordu kendi kendine: "Aman Tanrım, bunu nasıl yaparlar! Nasıl yaparlar! Nasıl yaparlar!..." Sonra koradan fırlayıp çıktı, atını eyerlemeye başladı, elleri titriyordu atı eyerlerken. Hemen kolhoza gidecek, gece yarısında herkesi ayağa kaldıracak, onlara günlerini gösterecekti! O İbrahim denen adamın, o başkan olacak Alda134/ElvedaGülsan noviç'in ve Çora'nın yakalanna yapışacak, canlarına okuyacaktı! Hiç acımayacaktı. Madem ki Tanabay'a böyle bir itlik etmişlerdi, onlar da kendisinden başka türlüsünü bekleme-sinlerdi! Bu kadarı da olmazdı. Canına tak! etmişti artık! Caydar dizginlere yapıştı: - Dur! Nereye gidiyorsun! dedi. Sakın gitme, in aşağı! Hadi beni dinle de in aşağı! Tanabay'ı durdurmak ne mümkün! - Bırak! Bırak dizgini! diye bağırıyor, atı kırbaçlayarak karısının üzerine doğru sürüyordu. "Bırak beni, geberteceğim onları! Geberteceğim!" - Hayır olmaz! ille de birini öldürmek istiyorsan beni öldür! İki yardımcı kadın onların yanına koşup geldi. Kız da gelip ağlamaya başladılar. - Baba! Baba, gitme! diyorlardı. Tanabay'ın hiddeti biraz geçti, ama yine de gitmek istiyordu. - Tutma beni! Görmüyor musun doğuracak koyunlar? Görmüyor musun burasının nasıl bir yer olduğunu? Yarın onları nereye sokacağız, hani kuzu barınağı? Nerde yem? Hepsi ölüp gidecek, sonra cevabını kim verecek! Bırakın da gideyim! - Dur da dinle biraz! Diyelim ki gittin, hepsini ayağa kaldırıp bağırdın, çağırdıaNeyi halletmiş olacaksın? Bugü-. ne kadar bir şey yapmamışlarsa, çaresini bulamadıkları içindir, güçleri, imkânları olsaydı, kolhoz yeni bir kora yaptırmaz mıydı? -Hiç olmazsa damı onarmahydılar. Hani bunun kapısı, hani pencereler? Kora değil, bir yıkıntı bu- içi kar dolu. On yıldan beri el sürmemişler! O çürümüş otlar neye yarar, hangisine yeter? Kuzuların altına ne sereceğiz? Sen, kuzular da, koyunlar da kırılıp gitsin mi istiyorsun? Hadi bırak beni! • Elveda Gülsan/135 - Yeter Tanabay, yeter! Kendini herkesten üstün mü sanıyorsun? Herkese ne olursa bize de o olacak, biz de herkes gibi idare edeceğiz. Madem ki durum böyle, hiç vakit yitirmeden yapmamız gereken işleri düşün sen! Bırak onları! İşin sorumlusu biziz, işleri de bizim yapmamız gerekir. Yolda gelirken yar dibinde sık çalılar gördüm. Çok dikenli ama yine de damı onlarla örtebiliriz, üstüne de gübre atanz, bastırırız. Kuzuların altına sermek için de

82

enginel elveda gülsarı kurumuş otlan biçe-rk. kimsenin yüzüne bakmadan duvarı örüyordu. geçtikleri yeri tırnak gibi çizerek o dikenli çalıları kan ter içinde koraya kadar getirebildiler. Tu! diye yere tükürdü ve keçe çadıra girip oturdu. Koraya kadar çeke çeke. Ah bu kadınlar! Allah canlarını almasın! Sanki çay içmek için gelmiş konuklar gibi.Hayatı boyunca bu kadar çok çalışıp yorulduğunu hatırlamıyordu.Temiz bir yaygı serdi. Yardımcı kadınları çağırdı ve hep beraber sofraya oturdular. Başka ne yapabiliriz zaten.Kızlar bile taş taşımaya başladılar. O çalıların arasında Tanabay'ın çizmeleri parçalandı. Çayını içtikten sonra dışarı çık-tı. Babalan: .cizgiliforum.. Tanabay "Atasına lanet bu yerin!" diye kargışlar okuyor. Oysa şimdi yalnız kendisi. 16 Ertesi gün Tanabay. ne yapsın. bütün alay. Tanabay'ın nerede boynunu kırıp kaldığını bir Allah bilirdi. başı düşüyordu. "Acaba doğuran koyun var mı?" diye büyük kızını ikide bir sürünün yanına yolluyordu. belle çıkardıkları o çalıları bir demet haline getiriyorlardı ama çok dikenli oldukları için ne ata yükleyebili-yor ne de sırtlarına alabiliyorlardı. bir de kendisi. Öyle çok yapılacak iş vardı! Ama hiç olmazsa o gece koyunlan kapatacak bir yer gerekiyordu. Tana-bay'ın hiç sesi çıkmıyordu. 83 . Sonra da bir hafta durup dinlenmeden korayı onarmak için çalıştı. Hepsinden zoru korayı temizlemek ve o çok dikenli yabangüllerini kesmek oldu. Kadınlar da yardıma geldi. Belki ancak savaşta gece gündüz demeden siper kazdıkları günlerde bu kadar yorulmuştu. İkinci yardımcı koyunları güdüyordu. Caydar tezek ateşinden çaydanlığı aldı.Koranın yıkılmış taş duvannı onarmaya başladı. sürükleye sürükleye getirebildiler.com. Tanabay istemeye istemeye indi atından.www. Ama o zaman bütün bölüm. genç çobanların sürülerini kuzulama yerine getirmelerine yardım etti. keyifli keyifli çaylarını içiyor ve sohbet ediyorlardı. Yardımcı kadınlar da Caydar'dan yana olarak gitmemesi için Tanabay'ı zorlamaya başladılar. başka çare yoktu. Sonra yıkanması için kocasının ellerine su döktü.Şekerlemeler çıkardı.. Hava bozuverirse! diye ikide bir başını kaldırıp bulutlara bakıyordu. Orası Beş Ağaç Vadisi idi. Uzun süren bir hastalıktan sonra yeni ayağa kalkmış gibi. asker kaputu lime lime oldu.. küfürler savuruyordu. bütün ordu çalışıyordu. karısı ve yardımcı kadınlardan biri vardı. İki büklüm olarak. Evde kimse ağzını açıp bir laf söylemeye cesaret edemiyordu. Ço136/ElvedaGülsan ra'nın hakkı vardı doğrusu: Caydar olmasa. Kaybedecek bir dakikaları da yoktu. Tanabay kadınlara acıyordu ama. Kar bir başlarsa bütün bu çabalar boşa gidecekti. Küçük parçalar halinde sapsarı tereyağı da koydu sofraya. ama bu yere adını veren beş ağaçtan bir kütük bile kalmamıştı. Kazmayla. çayı koyu koyu demledi. Öyle bir hiddete kapıldığı için şimdi kendisinden utanıyor. tereyağlı çayı içmeye başladılar.Hava bozmazsa bütün bunları yaparız.Hadi siz eve gidin! diye onlan çadıra gönderdi.

is kokan fenerlerin cılız mı cılız ışığında. Durmadan dudaklarını ısınyordu. çatıdaki delikleri tıkamaya çalıştılar.com. Bugün yarın doğacak kuzular için hiç olmazsa koranın bir köşesini temizleyip hazır hale getirmek istiyorlardı. Eğer koranın damı açık olmasa. O bir tek köşe neye yarayacaktı? Tanabay zembillerle gübreyi doldururken. "Başladı! Başladı!" dedi Tanabay yüreği hoplayarak. M Koranın dışına taşıyıp yığdıkları gübre dağ gibi olmuştu ama içerisi . Hava soğuk olduğu için analarını da oraya getirdi.enginel elveda gülsarı Hepsi zor. Neye yarardı sadece düşünmek! "Umutsuzluğun 84 . başlamıştı! Güneş doğmadan bunlar da doğuracaklardı. Neyse ki yardımcı kadınlar da Tanabay ve Caydar gibi canla başla çalışıyor. Başlan dönüyor. Sonra bir gece. O sırada. Ve. akıp gidiyordu. îki gün iki geceden beri durup dinlenmeden yapıyorlardı bu işi.Caydar kuzuyu kucaklayıp eteğine sardı. taşıyanlara yardım ederken ve sonra yine koraya dönerken "Ne olacak? Ne yapacağız?" sorusu çıkmıyordu aklından. altın gibi saf ve parlak olur. temizlenmesi de çok daha kolay olacaktı. hepsi önemliydi yapılacak işlerin. sözde kapalı koranın bir köşesine saman döşedi. Tam zamanında yetişmiş. Bir gün bir gece. Hepsini yapmaya kalksan alü ayda bitmezdi. kulağına bir kuzu melemesi geldi.Duydun mu? diye seslendi karısına. . Düşünceli. Çobanlar kışın bu tezekle ısınırlar. İkisi birden ellerindeki yükü bırakarak sürünün yanına koştular. Kuzuları buraya yatırdı ve üzerine bir çuval örttü. ku-zucuğu donup ölmekten kurtarmışlardı. hiç yakınmıyorlardı.cizgiliforum. henüz 138/ElvedaGülsarı doğmuş ve titreyip duran kuzusunu yalıyordu. soğuk mu soğuk bir yerde. Yardımcı kadınları sürünün başına çağırdılar. Çiğnenip tezek olmuş kuru gübreyi kalJ Elveda Gülsan/137 dınp keser çıkarıp atarlardı. pis mi pis ve cıvık cıvık gübreyi sepetlerle dışarı taşıyorlardı. Tanabay da bunları kucakladı. anasının da ayaklannı yere vurarak ona cevap verdiğini gördü.yine doluydu. îkiz doğurmuştu. Her gün yirmişer. bir koyun daha kuzuladı. Sürüye bakınca. Dört-beş koyun daha doğurmak üzereydiler. sonra bir gün bir gece daha. Doğum sancısından inliyorlardı. Fenerin titrek ışığıyla doğan kuzuyu aramaya koyuldular. Bu yetmiyormuş gibi camlan kınk fenerleri rüzgâr sık sık söndürüyordu. Kuzulayan koyunları sürüden ayırarak. tan ağarıncaya kadar taşıyordu. zaman durmuyor. Durmadan taşıdılar. endişeliydi. Bütün gece. biraz ötede. Evet. Ama buradaki gübre kar ve yağmur altında kalmış ve onu oradan çıkarıp korayı temizlemek çok zor bir işti. Koyun tezeğinin sıcaklığı çok güzeldir. mideleri bulanıyordu ve kollan uyuşmuştu. Tanabay. Neredeydi kuzu? tşte. kendi eteğine sarıp sarmaladı. Cıvık cıvık pis kokulu gübreyi. içindeki gübre de kuru olsa. Oysa bütün korayı temizleseler koyun ve kuzular buraya sığmazdı.www. öbür uçta! Ana koyun. koradan çıkardığı sepeti dışarı taşırken. gece boyu.. koranın az çok temizlenmiş köşesine götürdüler. Duvardaki. otuzar koyun doğuracaktı.

kaça-cafc*bir yer yoktu.cizgiliforum. kara bulutlar kaplamıştı. ikizlerin sırtına da (3) sayısını yazdı. Soğuk bir rüzgâr toprağı yalayarak esiyor. Bir süre sonra İbrahim geldi. Çadırdan bir şişe siyah boya alıp geldi. yüreği yandı. Çobanın iki ayağı bir pabuca girerdi öyle günlerde ve şimdi o günler başlamıştı bile. O da yoktu. İbrahim buna da bir bahane buluyordu. çaresizlik anlamında kolunu salladı ve koraya doğru yürümeye başladı. Ve orası. Sürü.enginel elveda gülsarı canı cehenneme!" diye. Geri çekilecek. yavruyu aramaya başladıkları zaman. Onu göremez ve kendi haline bırakır-san. Bari yeterince saman olsaydı şu kuzulama günlerinde. çabayı bırakmamak. O gün doğan ilk kuzunun sırtına (2). koyun korasına el uzatsanız tutulacak gibi yakın görünüyordu. Elveda Gülsan/139 az ilerideki bir tepenin üzerine çıkarak sessiz sessiz çevreye baktı. bitecek gibi değil. savunma hattı çök-müştü. Doğuracak her koyunun yardımına koşmalıydı.com. ne gibi savunma tedbirleri alacağını düşünüyordu.Yine de direnmek zorundaydı. iki tepe arasında kıvnla kıvrıla uzanıyordu. onların da ardında daha yüksek ve doruklan bembeyaz dağlar vardı. kuzulamak üzere olan on koyun daha ayrılmıştı. Tepelerin ardında karlı dağlar. o kargaşada onlan birbirleriyle buluşturmak çok zor olurdu. Biraz daha yaklaşırsa o vadi bulutların karanlığına gömülüp kaybolacaktı. Ve bu defa. Analarına da aynı numaraları yazarak belirledi. kolhozun kuzu140/ElvedaGülsan 85 . Ne utanmaz adamdı bu İbrahim! "Eee. Sürüden. Yapılacak iş. sabahleyin sürüyü otlağa çıkarmadan önce. Yıkık koranın içinde ilk kuzuların ve analarının acı acı melemesi geliyordu kulağına. Dört yanı da ulu dağlarla kuşatılmıştı. Oralan ıpıssızdı. Bir bakarsın. ayazın şiddeti artıyordu. "Yollar açılmadan dağa nasıl saman yollayabilirim?" derdi mesela. O yamaçta onlan bir an bile yalnız bırakmağa gelmezdi. Sonra. Siperler bozulmuş. umutsuzluğa yenilmemek dileğinden başka ne gelirdi elinden? Ama öyle çok iş vardı ki. Tanabay bu korkunç durum karşısında bir kez daha ürperdi. Gökyüzü soğuk.www. Çıplak yarlar beyaz yamaçların üzerine kara bulutlar gibi çöküyor.Bu ölüm-kalım savaşında ya bir mucize olur sağ kalırsın ya da ölürsün! Tanabay. pek ani. Suyu iyice azalmış bir derenin yatağı. buz tutmuş bayırların üzeltine kış bütün ağırlığıyla abanıyordu. Birden bire kendini savaş meydanında bulmuştu sanki: Tanklar üstüne üstüne geliyordu ve onun elinde savunması için hiçbir şey yoktu. başındaki kıllann sayısından da çoktu. bir çalının arkasında bunlardan biri kuzulayıverir. henüz bitmiş kısa otlan güçlükle kopanp otlaya-rak ağır ağır ilerliyordu. pek acımasız başlamıştı. Böyle yapmazsa. • "Ne olacaksa olsun!" dedi sonunda. Tanabay tepenin üzerinde bu düşüncelere dalmış gitmişti. Arazi keşfi yapıyor. tek canlı yoktu. size han sarayı veremem ya.kuzu yaş topraktan soğuk kapar ve çok geçmeden ölürdü. Ellerinden geldiği kadannı yapmalıydılar.

Zayıf koyunları besleyecek yem yoktu. Bir daha da onu kuzulama korasında hiç gören olmadı. İstersen öldür beni. Tanabay'ın sürüsünden yüz kadar koyun kuzulamıştı. Çobanların gündüzü gecesine karışmış. Bunlar da yeni doğmuş. geriye asıl işleri gören üç kişi kalıyordu. i Bir gün önce çok büyük bir korku geçirdiler. sana durumu gösteriyor.... i . Her yer kapanmış. bahar gerçekten gelsin.com. lir neler olacaktı?. soluk alacak vakitleri kalmamıştı. analarından ilk sütü emzirmekten ve onları eldeki imkânlarla sıcak tutmaya çalışmaktan..Ben durumu bilmiyorum. Başka bir şey bekleme. Koyun-kuzu ayağını yere basamaz oldu. Vadinin biraz yukarısına konuşlanan Asim ve Bektay'ın sürülerinde kuzulama henüz başlamamıştı.. Geçici bir süre için de olsa kimse çalışmak için buraya gelmek istemiyor.cizgiliforum.Şakanın hiç sırası değil. koyunlar 86 . Tanabay adamı bir yumrukta yere sermemek için kendini zor tuttu. yarın benden hesap soracaksınız! . bu belayı niye sardım başıma! Niye!. keçe çadırın ve her şeyin üzerine dondurucu ıslaklığıyla geldi. ötekilerden. Kuzular birbirlerine sokularak titreşiyor." Bunları söyledikten sonra oldjuğu yere yığılırcasına çöktü..Koyunlar zayıf olduğu için sütleri yetmiyor. ama hiç de Tanabay'ın beklediği. anlatıyorum. Zavallı saf Tanabay da onun içtenliğine kanıp kendi söylediklerinden utandı. Nemli bir bahar kokusu sardı ortalığı. Bir şeyler yapmak gerektiğini söylüyorum. çok geçmeden bulutlar dağılmış.www. hava tekrar bozmasın! Ah bahar gelse! Havanın durmadan değişmesi çok kötü. eğlencede mi sanıyorsunuz?. Beni oyunda. Bahar gelmesine geldi. dedi İbrahim. Şükürler olsun. Sizden. hapse! Hiçbir yerden hiçbir şey bulamıyorum. Her zaman sürünün başında bulunan yaşlı kadın yardımcı ile Tanabay'ın altı yaşındaki büyük kızı hesaba katılmazsa. sisle geldi. henüz komünizme tam anlamıyla ulaşmış değiliz" diyordu. paramparça et! Yine de yapabileceğim bir şey yok. düşünmüyorum mu sanıyorsunuz. titreyen bacakları üzerinde dik durmaya çalışan kuzuları alıp kurulamaktan. karla. ben ise bütün sürülerden. koranın içindeki gübreElvedaGülsarı/141 leri atıp kuzuların altına saman taşımaktan başka iş yapmıyorlardı. umduğu gibi değil! Bir gece ansızın yağmurla. "Beni hapse atacaklar. başka da yok. Kapalı koranın çürüyen damından yağmur doldu içeriye.. hava ısınmaya başlamıştı. Bundan sonra İbrahim atına binip gitti. aç ka. Birden sopuk bastırmış. Tanabay. Buranın sorumlusu benim.enginel elveda gülsarı lama korası bunlar işte. Kuzular peş peşe doğuruyorlardı. lan kuzuların acı acı melemeleri kulakları dolduruyordu. Ama Tanabay onları bekleyen felaketi seziyordu. iki eliyle yüzünü kapatıp ağlamaya başladı ve Tanabay'ı hayretler içinde bıraktı. Açık ve kapalı koranın. her şeyden sorumluyum. hayvanlarla ilgili her şeyden ve tek tek her hayvandan sorumluyum. "Aman Tanrım. Ah sersem kafam! Bu görevi niye aldım. Akan ve biriken sular buz tuttu. dünya karanlığa gömülmüştü. kara bulutlar gökyüzünü kaplamış ve lapa lapa kar yağmıştı. ." diye düşünüyordu. Bu iki yüzlü adam. İleride daha kimbi'?.

Bir damla uyku uyuyamıyor. Tanabay keçe çadıra koştu. su birikintileri içinde nasıl yürüyecek. Kar yağdı. Yorganın üzerine bir keçe örttü. yağmur yağdı. j Koyunlar artık otlağa gitmek istemiyorlardı.com. Tanabay bitkindi. Kendileri de yardımcı kadınların palatkalanna sığındılar. açık ağılda. yeni doğan kuzuları işte böyle..Çabuk demir çubuğu ver! Kürek! Şuraya gübre dök! 142/ElvedaGülsarı Suyun önünü kes! Koraya doğru akan suyun yönünü değiştirmek için kaskatı olmuş toprağı kazarak arklar açmaya çalışıyordu. kurtarabildiği kadarını kurtaracaktı.Kuzuları çadıra getirin! dedi. su birikintilerine batıp batıp çıkıyordu. yine yağmur.. Hepsi meleşiyordu ve kokulan da dayanılır gibi değildi. yığıyordu. kapılardan. Dışarı fırladı.cizgiliforum. Ama çadıra kaç kuzu alabilirlerdi ki! Elden geleni yapacak. Gökyüzü kalbura dönmüştü sanki. Böylece kuzulara da yer açmış bulunuyordu çadırda. Kızlar uyuyordu. Yorgan ıpıslak olmuştu. Soluk alamıyordu insan. yağmur ve kann altında. istediği yerden. kendisi de yardıma koştu. herkese lanet okuyordu. karanlıkta kıstırılmış iki hayvandı sanki. donup kalan ölü hayvanlan sürüyerek çıkanyor. bu yağmurda. ağlıyorlardı. Kısa bir süre diner gibi oluyor. Bahar.enginel elveda gülsarı o soğukta ayakta doğururken inim inim inliyorlardı. Çadırın her tarafından su sızıyordu. bir sürü hayvan vardı. ana sütü yerine soğuk su ile karşıladı. Çadır kuzularla tıklım tıklım dolmuştu. Bunları hiçbir güç engelleyemezdi. sonra yine kar. Karanlıkta cıvık cıvık gübreye. İki ayağı. çeneleri kilitleniyor. Yağmurluklara sarılıp ellerindeki fenerle oradan oraya koşturuyorlardı.. Dışanda. Eşyaların hepsini bir köşeye yığmış.. Çobanların kara günleriydi bunlar. dışarıda bir yere yığıyor. iğne atsan yere düşmezdi. Gaz lambasını yaktı. Girin-ci de zayıf koyunları ve yeni doğmuş kuzuları kırıp geçiriElveda Gülsan/143 yordu. Ayağında ağır çizmelerle her yere yetişmeye çalışıyordu. ötekilere de durmadan bağırıyordu: . Şafak söktü.Işık getir! Şuraya tut! Dikilip durma öyle! Gece sis bastırdı. Tanabay onları yataklanyla birlikte kucaklayarak çadırın daha iyice bir yerine yerleştirdi. Çocuklar üşüyor. ağzına bir lokma yiyecek alacak vakit bulamıyordu. Bugün yarın doğuracak koyunlardı bun-lar. ne bulacaklardı 87 . kırık pencereden. Yine de kapalı koradaki kadar kötü değildi. karına kadar suya batmış vücutlanndan keçeleşmiş tüyleri avuç avuç dökülüyordu. Bu soğukta. Yağmur dinmek bilmiyordu. Boğuk sesiyle kendine de. üzerine branda bezi sermişlerdi. yine yağmur. kadınlara seslendi: . kabir gibi soğuk korada donan kuzuların arasında çabalayıp duruyordu. Yine kar..Yağmur tepelerine tepelerine iniyor. yaralı bir kuşun kanatlan gibi yeltek yeltek savru-luyordu. Ölüm kolayca giriyordu koraya: Yıkık çatıdan. Üstü başı sınl-sıklam ve çamur içinde.www.Zavallı çoban. . Tanabay başına gelenler için kargışlar yağdırıyor. Yağmurluğun etekleri..

Sonra türlü türlü düşüncelerle aklını oynatmaktan korkarak. sözde kapalı koranın içinde rüzgâr uğul uğul esiyor. dışarıya at! Şuradaki su birikintisinde boğulup yatan hayvanı çek çıkar!. Bütün emekleri boşa gitmişti. senin gibi konuşanda: Ooo. bütün hayatından. güzel sözler söylüyor. "Bunun hepsi kim için? Ne için? Bakamayacak olduktan sonra neden koyun yetiştiriyoruz? Bunun suçlusu kim? Kim? Söyleyin suçlu kim? Suç sende elbet. biz her şeyi biliyoruz. koyunlar birbirleriyle sözleşmişler gibi.!" Bu düşünceler daha çok geceleri. Şimdi yıkık-dökük koradan. Bütün bu olanlarda tabiî olmayan. Öbür kadınlan da yardıma çağırdı.. zulmet gibi.. Sağ kalanlar ise öksürüyor.cizgiliforum. çaresizlikten ağlayarak koyunları yeniden toplamaya çalışıyor ama koyunlar yine geri dönüyordu. Hep beraber sürüyü otlatmaya çıkarabildiler. kuzulama döneminin biraz gecikmesinden başka bir şey istemezdi. kendinden. onu öfkeden kudurtuyor. Bütün duyulan uyuşmuş gibi bir süre dalıp gitti. şimdi git de ölüp kalan kurulan koradan çıkar. Yeni doğan kuzular aynı gün vıcık vıcık gübrenin.. işkence gibi bir şey vardı. Kuzusundan aynlmış koyunlar aklını yitirmiş gibi acı acı meleşerek dolaşıyor. Tanabay. Nedendi bu erken kuzulama!. canından bezdiriyordu.www. uğruna helak olduğu işlerden. onları geride bırakacağız! Söz veriyoruz! Yaa. her şeyden nefret ediyordu. kimmişsin sen. Oy o kuzulama döneminin uykusuz geçen geceleri oy! Ayakları pislik deryasında yüzerken. dizboyu çamur ve sidikle vıcık vıcık olmuş gübrelerin üzerinden geçerken aklına geliyor. nefrete dönüştü. ilerde olanlara yetişecek. Karaya vurmuş balık gibi çırpınarak. Tanabay'ın damarları öfkeden mosmor oldu. bu düşünceleri kafasından kovmak istedi. sürgün olup birbirlerinin üzerine sıçratıyorlardı.. Tanabay küfürler savurarak ağıla çıktı. gecesini gündüzüne katarak çalıştığı. güçlükle nefes alıyor. büyüdü. hatta üçüz doğuran koyanlar vardı ki! Bunlar bir servetti ve bu servet gözünün önünde yok olup gidiyordu. kırılıp giden koyunlardan. Zavallı yaşlı kadın.. bülbül gibi şakıyordu. çamurun içinde ölüyorlardı. işler yolunda! Çok ilerleyeceğiz.Hadi bakalım.. Tanabay. Bu âfet başladığı andan itibaren Tanabay zaman kavramını yitirmiş. ama sanki ağıl daha iyiymiş gibi koyunlar çıkış kapısına varmadan geri dönüyorlardı. bey-. birbirlerine çarpıyor. Bu öfke büyüdü. peşi peşine kuzuluyorlardı. Ama gitmiyor. nini yiyor. güzünün önünde kınlıp giden kuzuların sayısını şaşırmıştı. doğurmak üzere yatan koyunların üzerine basıyorlardı. tepelerine günboyu yağmur boşanıyor. göster kendini!. fenerleri söndürüyordu. 144/ElvedaGülsan Ama. ruhunu sıkıyordu o düşünceler. Hadi bakalım. Gözünün gördüğü herşeyden tiksiniyordu. Öyle de çok ikiz.karanlıkta gözleri görmeyenler gibi el yordamıyla yolunu 88 . yaradılışa aykın ve akıl almayan.com.enginel elveda gülsarı otlamak için? Başına bir çuval geçiren yaşlı kadın elindeki değnekle koyunları dışarı çıkarmaya çalışıyor. Değneğini sırtlannda kıracak kadar kızıyordu koyunlara.

O zamana kadar ölmeden kalsalar bile bunlardan ne et alınabilirdi ne de yün. Üçüncü gün hava açılmaya başladı. Parmağınızı çekip kuzuları öteye beriye itseniz.cizgiliforum. Şimdi. Eyerden. yeni doğmuş kuzuları ezmemek için dört ayak olup emekliyor. Zavallı yavrular süt diye acı acı meliyor. Olan olmuş. Ama bunun pek yaran yoktu artık. Ayaklan çivi gibi ince. sağ kalan gebe koyunlar iyice zayıflamış. Sepetle. Tanabay "Umutsuzluk şeytan başına" diye rahat bir nefes aldı. hemen buraya gelmesini söyle. bitkin bir durumda kayarak indi: . yatıyor. bir deri bir kemik kalmışlardı. iyice çöktüğünü. O büyük felâketin karşısında çaresiz kalınca. tos vuruyorlardı. . O gece feneri yakarken şişmiş. Açlıktan ağlaya ağlaya peşinizden gelen yetim çocuklar gibiydiler. çekiştiriyorlardı. Açtılar.enginel elveda gülsarı buluyor.Koştura koştura git.. Bulutlar dağıldı. tırmıklara sarıldılar. emmek istiyorlardı. Gün açıldı.www. Rüzgâr dindi. Bundan sonra ona herkesin 'ihtiyar' diyece-< ğinif yaşlı. Akşama doğru geldiği zaman yüzü ve dudaklan soğuktan mosmor olmuş. Kendine de.Tanabay onlara hiçbir şey 89 . anasız kalan kuzuları. Bu hayvanlar 146/ElvedaGülsan otlağa çıkamayacak demekti. vakit kaybediyorlardı çünkü. süt yoktu. yanındakilere de bir dakika dinlenme fırsatı vermiyordu. Yardımcı kadın gitti. Koyunlar o kuzuların kendilerinin olmadığını kokularından anlıyor. kan içinde kalmış ellerini gördü. insanların parmaklarına yapışıyor. Zavallı kadınlarla ufacık kızımı daha ne zamana kadar böyle çalıştırabilirim? diye yakınıyordu. şimdi kendisine ne diyecekleri umurunda değildi. İnsan bakmaya korkuyordu. kocadığı-nı bilmiyordu. Günlerden beri üzerlerinden yağmurluklarını hiç çıkarma-mışlardı. zembille çamur taşıyıp açık ağılda bir yol açtılar. sis dağlara yükseldi. fırlamış. yakanıp temizlenmeye vakti yoktu. Elveda Gülsan/145 Çoktan beri aynaya bakmamıştı. omurgaları.Çora hasta Taneke.. Eğer bunlara sağ demek doğruysa.. O çamurda yürünmüyordu. emzirmek istemiyor. Neyse ki öğleye doğru don çözüldü. kımıldayacak güçleri yoktu. karınlan şiş. küçücük ve soğuk dudakları meme arıyor. yardımcı kadınlardan genç olanına atını eyerlemesini söyledi: . iliklerine kadar ıslanmıştı. Yemek yemeye. kocamış biri olarak tanınacağını da bilmiyordu ama. kuzuları ölen koyunların ajtına götürmeliydiler. Bu yüzden son günlerde saçlarının iyice ağardığını. Yeniden küreklere. Caydar kocasım susturmak istedi ama kocasının çok kızdığını görünce buna cesaret edemedi.Yine de "İki-üç gün içinde yolda öleceksem bile gelirim" dedi. sağ koyunlar böyleydi işte! Kuzulamış koyunlardan ve bunların kuzularından kaç tanesi erişebilirdi bahar bereketine. Çora'yı bul. su birikintilerinin donduğunu gördüler.com.Hay kalkamaz olsun da gelemez olsun! dedi Tanabay öfkeyle. Eğer gelmezse bir daha gözüme görünmesin! Bunu da söyle. feneri güçlükle bulup yakıyordu. bu defa da yağmurluğun eteğini ağızlarına alıyor. hava düzeliyor derken bir talihsizlik daha geldi başlarına: Bir sabah uyanınca toprağın kaskatı olduğunu. Ağlayana sızlayana meme yok.

dilini tutamadı. Kuzular meleElveda Gülsan/147 ye meleye.Baba. Yürüyüp de nereye gidecekti? Tekrar döndü. ememiyorlar. bu. yoluyorlardı. Ama koyun direniyor.Bu da ne demek oluyor cadı kadın! Ne yaptıklarını görmüyor musun? Niye bağırmıyorsun onlara! Çabuk otlağa sür onları. Acımasızların. kuzular emmeye başlamışlardı ki. Tannm! Bacak kadar kızın ne gücü olabilirdi ki! Tanabay kuzulan anasının memesine yapıştırmış. Sürüde bir koyun böyle bir davranışta bulunur-şfe. Tanabay'a yardım edtrim düşüncesiyle. baba. Demek açlıktan ölmek üzereydiler ve ne bulurlarsa yiyeceklerdi. onlan ben emzireyim.com. dönüp dönüp tos vuruyor ve silkiniyordu. .Sen analarını tut. Çok kızmıştı ama kızına vurduğu için yüreği de paramparça olmuştu. Yaşlı kadına hiddetle bağırdı: . Oysa çocuklanna. Çocuk burnunu çeke çeke sessizce ağlıyordu. salgın hastalık gibi bütün koyunlara geçer. Küçük kız kuzuları tutamıyor. O sırada kızı da koşup onu karşıladı: 150/ElvedaGülsan 90 . ikiz doğuran koyun da önce kendini düşünüyordu.www. Açlık. İkiz doğuran koyunlardan biri yavrularını istemiyor. Yaşlı yardımcı kadın bir gün. telaşa kapıldı.cizgiliforum. Tanabay hepsine lanet okur gibi oradan uzaklaştı. . kızı da kuzuları tutup analarının memesine yapıştırdı..enginel elveda gülsarı söyleyemiyordu. Biraz yatışmcaya kadar yürüdü. Orada kuzuları analarına kabul ettirmeye çalıştılar. onun elinden kurtululup kaçmaya başladı. Yalnız bir defa kendini kaybetti. Asıl büyük felaketle uğraşırken daha küçük aksilikler de olmuyor değildi.Emerler. Tanabay çok korktu. emerler ama sen onlan tutamıyorsun. memelerine yapışmak istiyor ama anaları süserek. onları emzirmiyordu. tekmeleyerek uzaklaştı-nyordu onlan. bu işi beceremiyordu. koyun başıyla kızı itip yere yıktı.Hayır.Kızından nasıl özür dileyeceğini bilemiyordu.Tanabay kızının becereksizliğine dayanamadı ve yüzüne şaman indirdi. Tanabay koyunu tuttu. O sırada Tanabay da sürüye bir bakmak için dışarı çıkmıştı. kıtlık hüküm sürerken. . uğursuzların "Ben sağ kalayım da başkaları ölürse ölsün" demeleri gibi. Hiç durdurma! Birbirlerinin yünlerini yeme-sinler! Bir dakika daha gecikirsen öldürürüm seni! "Düşman yakana yapışınca kurt da bacağını ısırır" derler ya. hiç vurmazdı. öğle zamanı koyunları ağıla doğru getiriyordu. düşüyorlar! dedi kız ağlamaklı bir sesle. Koyunların ağıla getirildiklerini görünce kan beynine sıçradı: Koyunlar birbirlerinin yünlerini yiyor. bak ayakta duramıyor. düşe kalka analarına sokuluyor. tabiat da canlılarda sağ kalma içgüdüsünü uyarıyor olmalı. yavrularını bile iste-miyen koyunu ve kuzularını yakalayıp koradan çıkardılar açık ağıla getirdiler. O koyunu gjören öbür koyunlar da aynı içgüdü ile yavrularına süt vermeyi reddedebilirlerdi. . Kızıyla birlikte açlıktan gözü dönmüş.

Tanabay Rusçayı o zaman öğrendi. Paralarını alamadılar. Bunun üzerine iki zavallı. yepyeni fikirlerin kök salması için tarlayı 91 . uzaktan akrabaları olan bir zenginin koyunlarını güdüyorlardı. Tanabayların günü de böylece doğmuştu. işler nida ilerliyordu. Gençlere okumayı öğretiyor. sürükleyip götüriiyordu. "Ben zengin olursam çobanın hakkını yemem" demişti kendi kendine. Tanabay köyüne dönüp yerleşti. iki öküzü. Araba da sürüyordu artık? EvliyaAta kasabasına gide gele.Gün TaElveda Gülsan/151 nabaş'ın günüydü artık. her şeye ortak olmak için Tanabay çalışmayacaktı da kim çalışacaktı? Gözleri çıksındı kulakların (toprak sahiplerinin). emek ve büyük ideal. Kolektifleştirme başladığı zaman Tanabay kollarını sıvadı.Her şeye birden kavuştu: Toprak. bölük pörçük aklına gelip gidiyordu. Kulıbay başka bir ağanın çobanı oldu.. Ağası Ku-lıbay ile birlikte. Aradan ancak bir yıl geçtikten sonra sadece karın tokluğuna çalıştıklarını anladılar. toprak sahipleri. Bu yenilik Tanabay'ın başım döndürüyor. Tanabay ise Aleksandrovka'da Efre-mov adında bir Rus'un yanında ırgat olarak çalışmaya başladı. konuşmalara katılıyordu. geçmişin bazı olayları. her şeye. Köylülerin yeni hayata geçişleri için bu uğurda toprak. O zengin mal sahibi onları aldatmıştı. Buğday ektiği bir tarlası. Tanabay ayrılırken zengin adama: "Hele bir büyüyeyim de gösteririm sana!" demişti. Ne de olsa artık Irgatlar Komitesinin üyesiydi. hukuk. Burada da Çora ile beraber çalıştılar. canla-başla çalıştı..Sonra bir kom-somol hücresine katıldı. kendilerinden olan ağalardan memnun olmadıkları için Rus ağaların yanında çalışmayı yeğ tutarlardı.. Çora okumuş. O yıl ikisinin yollan ayrıldı. Yeni. ta çocukken koyun güdüyordu. görgüsünü arttırdı ve gözü açıldı. Tanabay da öğrenmek. yakındılar ama onları dinleyen olmadı. onu coşkulara gömüyor. Bu Efremov. Bundan sonra devrim yapıldı. Zenginler. Hak yemiyordu. erkinlik^ıak. Buğdayı Evliya-Ata kasabasındaki değirmene götürdü. O zengini böyle korkutamayacaklannı biliyordu. Ağabeyi ile birlikte söylendiler. bilgilenmek zorundaydı. Çora ile işte o zamanlar karşılaşıp tanıştılar. Yok olsunlardı! Her şey bir anda ve çabuk çabuk ol-malıydı. O Tanabay'dan beş yaş daha büyüktü. kültürlü bir adamdı. iki aü vardı. bambaşka bir hayat başlamıştı.www. kendi ufak tefek eşyalarını koydukları torbayı omuzlarına atmış.. gece toplantılarına. Toprak ve sürü sahibi olmayı.. burunlarını çeke çeke gitmişlerdi. hayvan. Partiye de beraber girdiler. mollalar. O devirde yoksul Kızgızlar.enginel elveda gülsarı lerinde. Tanabay'ın asıl işi onun öküzlerine ve atlarına bakmaktı. Yeni. zararlı otlar gibi köklerinden sökülüp atılıyordu. Efremov sert bir adamdı ama âdil idi. Yoksullar yükseliyor. zengin bir çiftçi değildi.cizgiliforum. Her şey altüst oldu.com. Kulıbay ağzını bile açmamıştı.Tanabay bütün gün at üstünde dolaşıyor. Sabah eritenden akşam karardığına kadar o da bir ırgat gibi çalışırdı. ağa olmayı o zaman koymuştu kafasına. Bir zaman. Tanabay "Irgatlar ve Yoksul Köylüler Komitesi"ne üye seçildi. onları bilgilendirmeye çalışıyordu.

koymayacak mıyız? Kulıbay gibilerin kol152/ElvedaGülsan hoza yardımı olabilir. Tanabay ayağa kalktı: .Eski zengin. Listede adı var mı? Var. Bu gün sen de bir zenginsin. Ev kendisinindi. Sovyet iktidan uğruna ben öz babama merhamet etmem. o meclisten bu meclise. Ne de olsa Kulıbay ağabeyi idi. ağa grubuna sokma-. burada iyi düşünmemiz gereken bir durum var: Kulıbay'ı kulaklar arasında sayıp mallarına el koyacak mıyız. Hasat zamanı bir ırgat tutuyordu. Uzatmaya ne gerek var. Bunun üzerine çeşitli fikirler..Benim zengin bir ağa olduğumu. Söz sırası Tanabay'a geldi. sessiz oturuyordu. Anneleri ayrı olsa da babalan birdi.. bu işin sonu ne olur? diye bir karar veremez.Beni neden toprak ağası saydınız? Neden malıma el koyuyorsunuz? İkimiz beraber ırgatlık etmedik mi? Kulak denen o zengin toprak sahipleri ikimizi birden kovmadılar mı? . entelektüel. Öyleyse o da bir kulaktır. ağabeyi de kendi hayatını bir düzene sokmuştu. O da yoksul bir aileden geliyor. iki koşum aü bir de taylı biyesi (kısrağı) vardı.Onlar eski hikâye. kimi karşı çıkıyordu. O zaman ne olacaktı. ondan yararlanabiliriz.Bunları çok görüyorsan hepsini alın.Yoldaşlar. Ha.cizgiliforum.Bak Çora. Bir dulla evlenmişti. onun ne diyeceğini bekliyordu ve bu da onun çok canını sıkıyordu. Köy Sovyeti toplantılarında sıra Kulıbay'ın adına gelince Çora şöyle konuştu: . kulak olduğumu naElvedaGülsan/153 sil söylersin? Neyim varsa kendi emeğimle. Ertesi gün Kulıbay onu görmeye geldi. Benim ağabeyim diye kayırmayın. çeşitli görüşler ortaya atıldı.com. Herkes onun ağzına bakıyor.. korkaklıkla suçlayabilirlerdi. Kimi Çora'nın dediğini kabul ediyor. Çok çalışıyor ve iyi yaşıyordu. Birkaç koyun.www. Tabiî sabanı. onu samimiyetsizlikle. dedi. nız neden? Sen hiç Allah'tan korkmaz mısınız Tanabay? "-¦ t .. sen hep böylesin! Gazetelerde okumuş adamlar için. hiç karşı çıkmadı. Neydi o. Tanabay bir horoz gibi mağrur. o oturumdan bu oturuma koşarken. kestirip atamazsın. Sen de bir entelektüelsin. Gerçi o günlerde birbirlerini seyrek görüyorlardı ama aralan fena değildi. bir inek. Korkarsın. Bu durumda zengin sayılmazdı ama yoksul da değildi. Mallarına siz el koymazsınız bunu ben kendim yapanm. şey diyorlar. "Kulıbay'a dokunmayın" dese. ağa akrabalan olan başkaları da çıkabilirdi. Tanabay ağabeyini soğuk karşıladı ve elini de uzatmadı. Devrim aleyhinde de değil. tırmık ve yaba gibi bazı tarım araçlan da. berisini düşünür. Ötesini düşünür.enginel elveda gülsarı temizlemek gerekiyordu. 92 . Çiftçilik yapıyordu. Ama beni kulak grubuna. . gece gündüz çalışarak alın terimle elde ettim. . Bu tarladaki bütün zararlı otlar yok edilmeliydi. "Kendiniz karar verin" dese. Ağabeyine karşı gelmek zorunda kalmıştı. Benim ağabeyim diye çekinmeyin. Tanabay gece gündüz attan inmeden. İkisi de kendi işlerine dalmışlardı. Kulakların listeleri hazırlandı ve bu listeye Kulıbay da alındı.

köyde ne dedikodular olmuş. Açıktan açığa olmasa da. ileride. ezip çiğnediği yeri. Taneler başaklara. sağa sola bakmadan..com. Ezilmiş ve çiğnenmiş yerde buğdaylar sa-rarıp solmuş ve bunu gören Tanabay öfkeden kudurarak kükremişti: . sel gibi söz yaşı dökmüş ve "Allah Tanabay'ı ondurmasın!" diye kargışlamış. kolhozun güz buğdayı ekilmiş tarlalan boyunca ilerlemeye başlamışlar. yolduğu. Kulıbay'ın saplan kökünden çıkardığı. Kulıbay'ı kulaklar sınıfına kaüp Sibirya'ya sürdükleri zaman. Hayat tarzı tamamen değişti.Bazılan bunu Tanabay'ın yüzüne karşı da söylüyordu. kargışlanmış olmama sevinmek için uyduruyorlar" demişti. Yooo. 93 .Tanabay bir gün. ardına bile bakmadan gitmiş ve olaya inanmıştı. İşte bütün bunlar dolaşıyordu ağızdan ağıza...Köye iki atlı milis gelmiş.. hiç kimseyle vedalaşmadan gitmiş. hayır. birden kolhozun buğday tarlasına dalmış. Bu olayın üzerinden yirmi jj| yıl geçmiş ve bu süre içinde birbirleriyle tek kelime konuş-\* mamışlardı.. bu engeli kaldırmalıyız. Köyden uzaklaştıktan sonra.. Çoğu onu kınıyordu: "Tann insana böyle bir akraba vermesin! Böyle bir kardeşin olacağına hiç olmasın daha iyi!" diyorlardı... işçileri öldürdüler.enginel elveda gülsarı yeni zengin hepsi bir bizim için. Sen bizim yolumuzun üzerinde bir engelsin.. "Düşmanlarımın içi bu kadar yanmışsa üzerine tuz yalasınlar! Ne dedikleri umurunda değil!" diye savunmuştu kendisini. düşman sınıfındansın.Yıldan yıla daha iyi oluyor* kalkmıyoruz. ekin biçme zamanından az önce. Sen . yola zor çıkarmışlar. Tanabay bunlara pek inanmıştı: "Bana düşmanlıkla-nndan. Kendini savunmuyor değildi: "Kulaklar kohhozlan yakıp yıktılar. seçimlerde ona oy vermez oldular. Onu götürmekte olan milisler zor zaptetmişler. onu haklı bulanlar pek azdı.O yıl ürün boldu. Kolhoz kurabilmemiz için önce bu sınıfı yok etmemiz gerek. yeşil buğdaylan yolmaya.. " Bu son konuşmalan oldu. o günlerde köy halkı onu dışladı.www.Vay zalim vay! Vay hain vay! Demek kolhoz ekinine zarar verirsin! Sen gerçekten bir kulaksın! Bunu yapan kulak değildir de nedir!" Sonra atından inmeden. en önemlisi de kolhozlarda işler düzelmeye başladı.cizgiliforum. Yavaş yavaş bütün görevlilerden uzaklaştırıldı. tarlanın içinde çiğnenmiş yeri gördü. Kulıbay tutuklanıp götürülürken hüngür hüngür ağlıyormuş. Birden.. O günlerde Tanabay'dan yana olanlar. bunlar Kulıbay'ı önlerine katarak götürmüşler. neler neler söylemişlerdi! Öteye beriye koşup bu konuyu konuşanlar çoktu ve herkes başka başka şeyler söylüyordu: . Evet. Sanki boğalar güreşmiş gibi yer alt üst olmuş. Kulıbay başını öne eğerek. Yine köylülerin anlattıklarına göre. kapana kısılmış bir kurt gibi can havliyle. beni kötülemek için. kolhozun ekinlerine bakmaya gitmişti.." diye savunuyordu kendini. kökünden söküp çıkarmaya. başaklar ka154/ElvedaGülsan vuzlanna sığmıyordu. Tanabay'ın gayretleri hiç de de boşa gitmedi. çiğneyip ezmeye başlamış. başka bir şey söylemeden. Kulıbay orada.

. Kızarmış gözlerinin kapanıp açılışından onun uykusuzlukla savaştığı pek belli oluyordu. arayan yoktu.Caydar! diye haykırdı. Tanabay onu uyandırmadı. Bir de ne görsün! Tavan kirişi çökmüş ve Caydar altında kalmıştı. kayıtsız. Sonunda dizleri büküldü. hiçbir işin sonu alınamıyordu. Caydar sürünerek kirişin altından çıktı. 94 . Uyur-uyanık bir ürperti geçirdi. Kirişin bir ucu duvardan kurtulup kaymış. bir uyuşma başlamıştı. gözünün önüne getiriyordu. düşüne düşüne yorgun düştü. Tanabay ne olduğunu anlayamadan yerin-ien sıçradı. Kadınlar Caydar'ın yüzünü gözünü sıvazlayarak ağlıyorlardı. Artık bunların hepsi gerilerde kalmıştı. nereye gideceklerini bilemiyorlardı. 156/ElvedaGülsan Yardımcılar Caydar'ın sesinin geldiği yöne koştular. . Peki yenisi. eskimemişi nerede. taşıyamadığı. Boş sözlerden.com.iş bitirme yansım ele alalım mesela. tuttukları yol yanlış değildi.. karşı koyamadığı bir ağırlığın altında yavaş yavaş çöktü ve gözlerini yumdu. Kendini bir türlü işe veremiyor. O günlerin "Kızıl baş örtülü emekçi kız" şarkısını. başı yavaş yavaş kaydı. tartışılırdı. Ne oluyor.cizgiliforum. öbür ucu da çatının ağırlığını taşıya-madığı için çökmüştü. neden herşey darmadağın olmuştu? Yanlış yola mı girmişlerdi? Hayır. Boğuk bir çığlık ve gürültüyle uyandı. O sırada genç yardımcı kadının duvara yaslandığını gördü. kara tahtaya kimlerin adıi'azılmış. Eskimiş bir usul olduğu söyleniyordu. Neden böyle olmuştu? Suç ve kusur kimdeydi. Herkes kızıl tahtaya kimlerin. Tanabay bütün gece koranın içinde bir yandan o pek zahmetli işleri yaparken. Çöken kirişin altına girip omuzu ile kaldırdı. O ilanlar okunur. o kamyonetin arkasında elinde kızıl bayrakla nasıl durduğunu da hatırlıyor. ya da kimler yazılmalı diye düşünür. Hiç bir mesele çözülmüyor. kolhozun ilk kamyonetini. üzgün.Tanabay! Tanabay kurtar! diye bağırıyordu kansı -aydar. kırmızı ve kara ilan tahtalan vardı.yerine getirilemeyecek vaadlerden ibaret kalmıştı her şey.Peki ne olmuştu öyleyse? O doğru yolu mu yitirmişlerdi? Ne zaman ve nasıl başlamıştı bu? Başarma. hareketlerinde de bir gevşeme. halin nicedir.www. Ne var ki bütün hayaü..enginel elveda gülsarı Tanabay o geçen günleri en küçük ayrıntılarına kadar hatırlıyordu. O da duvara yaslandı. olamazdı. Tanabay. Kolhozda işler neden yürümüyordu. Düşüncelerinde de. dolanıp duruElveda Gülsan/155 yordu. başı ağnyor. Ama o defterde kalıyordu o sözler. işler nasıl? diye soran. gözlerinden uyku akıyordu.Herkes çok etkilenirdi bundan. Bezgin. Tanabay da koştu peşlerinden. Eskiden. olduğu yere çöktü ve uyuyakaldı.. kolhozlann yeni yeni güçlenmeye başladığı o güzel günlere asılıp kalmıştı sanki. bir yandan da ayrı bir azap veren geçmişi düşünmekten kendini alamıyordu. Tanabay'ın uykusu bir anda açılıver-di. Acıdan inliyordu. Ürken koyunlar Tanabay'ın ayağına basa basa kaçıyor. . Verilen sözler bir deftere yazılıyordu. bunlara bakardı.

Görünürde yara bere yoktu. dedi Bektay. Ağlamaya başladı: . Ah benim zavallı kan-1 çığım ah! Böyle derken karısının yüzünü gözünü okşuyordu. Tanabay da. Elveda Gülsan/157 Tatlı söz hazineden değerlidir derler ya. deli mi bu?" diye düşündü Tanabay. Ama o kalın kiriş çok sert inmişti sırtına. Öksüz kuzuyu kucağına aldı ve ona bir süt anası aramaya koyuldu.Ne oldu? Neren acıyor? .Sen neler söylüyorsun Caydar. bir büyük felâketi bu kadarla atlattıklarına şükrederek ve sendeleye sendeleye koraya doğru yürüdü.com. Hiçbir şey senin sağlığından daha önemli değil. karısının gövdesini elle yoklamaya başladı: . biriki gün içinde kalkarım.Hey Bektay! Sen misin? Bektay cevap vermedi. . Caydar da bu tatlı sözler karşısında ve gözyaşları arasında gülümsedi: . nereden gelip nereye gidiyorsun? İyi misin?! . . Tanabay gelen çobanı uyarmak için ona doğru yürüdü. . çöken kirişin altına bir destek koyup. \ Şafak sokmuştu.Şimdi ne yapacaksınız? böylesine zor ve önemli günlerde işte kalkamıyorum! Ne yapacaksınız şimdi? . Kadınları yana itip. Caydar kımıldayamıyordu. üzme kendini. Tanabay. gece yağan karla bembeyaz olmuştu." İki sürü birbirine karışacaktı ve bu da hiç iyi olmazdı. ince pardesüyü çıkarıp yere serdi. Kadınlar ona bir döşek serdiler. Caydar'ı üzerine yatırdılar ve koradan çıkardılar. ona doğru sürüyordu. Az önceki telaş ve korkudan onu görmemişlerdi.j rin yıkılıp gitmesi umurumda değil. ateşi yaktılar. Bir de ne görsün! Karların üzerinden bir koyun sürüsü ağır ağır beriye doğru geliyordu! "Bu da ne oluyor? Kimin sürüsü? Çoban sürüyü neden buraya getiriyor?.Hey. 95 . Hepsi Caydar'ı avutmaya başladı. şükretti.Aman Tanrım! dedi Tanabay.www. Her şey düzelir. yıkılmasın diye duvara da bir direk dayadı.. Artık şaşkınlık ve korkuyu atlatmışlardı. düşen kirişin altında ezilip ölen bir koyun buldu orada. Bundan sonra yine Caydar'a bakmak için koradan çıktı. görürsünüz. Ağlama! Sen iyileşmene bak.Oy sırtım! Sırtım! . Sonra. Yaklaşınca çobanı tanıdı: Bektay idi bu. Sen sağ kaldığına şükret.Pekâlâ. Yer.enginel elveda gülsarı Tanabay korkudan aklını kaçıracaktı nerdeyse.cizgiliforum. Değneğiyle koyunların sırtına vura vura. Çadıra gelince Tanabay bir daha bütün vücuduna baktı.. Tanabay bunu görünce ne büyük bir tehlike atlattıklarını bir kez daha düşündü ve karısının sağ kaldığına sevindi. "Gebe koyunlara böyle vurmak da ne oluyor. Çok yatmam. Olan oldu. ama sakın bana gücenmeyin. Çok şaşırmıştı.Çok mu fena? Hani neresi? Hadi yardım edin bana! Üzerindeki uzun. Zavallı kuzusu. ölü anasının memesine yapışmış.Nereden geldiğimi sorma. nereye geldiğimi de görüyorsun. çekiştirip duruyordu. başka bir şey düşünme! İşlerin yüzüstü kalması. her ye.

usandım böyle yaşamaktan! . . Öfkeyle yere tükürdü ve kann üzerindeki tükrüğünı kızgınlığını belli ederek ayağıyla ezdi. Bu koyunlarla ömrümü niye tüketeyim.Gidiyorum. başım nereye yönelirse! .enginel elveda gülsarı Beline sımsıkı bir ip dolamıştı. göğsüne sokmuştu. öle-yite çalışmana bak. Hepsi üçyüz e beş baş. Ayaklarını yeri döver gibi hızlı basıyor. Yürüyüp gitti. nasıl yaparsın bunu! . . Yabankedisi gibi bakan gözlerinde kin ve nefret vardı. neye 'benzediğine de bir bak! İnsana benzer yanın kalmamış.cizgiliforum.Niye olacak? Beni yardımcı alan sensin! . Yakışıklı yüzüne o kara sakal yakışmıyor.Yapılır! En doğrusu bu.Ne olmuş yani? Dur. Hadi hoşça kal! Bektay değneğini başı üzerinde birkaç kez döndürerek olanca gücüyle ta uzaklara fırlattı ve yürüdü gitti. yapıştırılmış gibi duruyordu. • . Arkasına bakmadan gidiyordu Bektay. Sakalı büyümüş. Orada pisliklere bata bata ölüp gideceksia Sana o da az! Yine de herkese bağırır durursun.. Onlar bize nasıl yapıyorlarsa.www. Tanabay donakalmıştı.Niçin.com.Bektay. Yetti artık! Bıktım.Peki ne oluyor? . barınak yok! Rahat Jpırak beni! Sen git. Başını yukarı kaldır di. çocukluk etme! Ne yaptığını bir düşün! Kendini düşün! Duyuyor musun beni? Bektay başını çevirdi: . Meydan okur gibi bakıyordu.İşte böyle yaparım. Eldivenlerini muşambasının alüna.Rahat bırak beni! Sen kendini düşün. Ben de herkes gibi yaşamak istiyorum. yüzü kapkara olmuştu.Git başkasına anlat.. dur gitme! Neler söylüyorsun sen? Nereye gidermişsin? Bektay'ın gelişinden ve söylediklerinden şaşkına dönen Tanabay'ın kan beynine sıçradı. Neden sonra: . biz de onlara öyle yaparız. . ağıl yok. aylık ücret alırım. her yanını ateş bastı ve boğulacak gibi oldu. Başkaları da senin gibi olsun istiyorsun. konuşamıyor-du.Ayaklarım nereye çekerse.Peki bunu niye bana söylüyorsun? . Selamına karşılık ver158/ElvedaGülsan Elveda Gülsan/159 medi.Dur! Bekle biraz! diye peşinden koşmaya başladı. . Başkalanndan neyim eksik? Ben de kasabada yaşar. İyi düşün Bektay. ayak izlerinin çukuru hemen su doluyordu. Tanabay'ın yanına yaklaştı ve birkaç adım önünde durdu.Al bunları! İster say ister sayma.Nasıl gidersin. Atan başı sen de! Yetti artık!. seni dinleyecek başka aptallar bul! 96 . Bir kere daha tükürdü ve değne-ğiyle koyunları gösterdi: . Dili tutulmuş. Şu haline. nereye? .Sen ne söylediğini biliyor musun evlat? Bu koyunlar bugün yarın kuzulayacak! Yapılacak iş mi bu seninki! Hiç böyle şey yapılır mı? . ne olur dinle beni! Sana her şeyi anlatacağım! diyen Tanabay koşup Bektay'in yanına geldi. Yem yok.

Ama o anda beyaz doruklar bir kıpırdadı ve sonra karanlıklar içinde yok oldu. yorga ata bindiklerini .Seni hapse atarlar hey çocuk! . Deri ceketli ve muşambalı bir adamdı. Gülsan ahırda sahibinin iyileşmesini beklerken neredeyse ayaklan tutulmuştu. onu arka ayaklan üzerine kaldırırlardı. Çeşit çeşit eyer vurmuşlardı. Binicilerin iyisi de vardı kötüsü de. ötekininki doru idi. Böyleleri atı hızla sürerken. Elbiseleri boya ve muşamba kokuyordu. Ayak izleri gözden kaybolduğu yönde uzayıp gidiyordu. Onu üyirden ve ilk sahibinden zorla ayırdıkları günden beri pek çok insan binmişti sırtına.Böyle yaşamaktansa hapse girmek daha iyi! dedi ve ardına bakmadan yürümeye devam etti.Sen bir kaçaksın! Kaçak! Bektay yoluna devam ediyordu. Bektay'ın sürüsünü toplayıp kendi korasına sürdü.Dur Bektay. . ahırda kapalı ve bağlı durma-sıydı.www.Hızlı. bırakmam seni. . * Tanabay kendine gelip başını kaldırdığı zaman Bektay bayırın belini aşmış.Mahvolacak zavallı çocuk. bir yabancıydı. mahvolacak! diye mırıldandı. dizginlerini hayvanın dudaklarını yırtarcasına birden çeker. Çenesine yediği müthiş bir I F 160/Elveda Giilsan yumruk Tanabay'ı yere sermiş. . göstermiş olurlardı. Bektay kolunu çekip kurtardı ve yürümeye devam etti. öbür tarafa inip gözden kaybplmuştu bile. Bunlar eyere kuruldukları zaman kendilerini Elveda Gülsan/161 büyümüş sanan ahmaklardı.Senin gibi kaçakları cephede kurşuna dizerlerdi! Bektay devam ediyordu yoluna. 17 Köyden iki atlı çıktı. Tanabay bakakaldı. Gülsan için sırtında kim olursa olsun farketmezdi. Hepsi birdi onun için. Merkezden gelen haürlı konuklan yorgaya bindirirlerdi. Onun hoşlanmadığı tek şey.com. Gösteriş meraklısı olanlan da görmüştü.enginel elveda gülsarı . Toynaklardan çamur ve kar sıçrıyordu. Çok üzgündü. Elleri kar ve çamur içindeydi. Kalktıktan sonra biraz soluklandı. yürüyordu. bir daha yaparlardı bunu. . Şimdi üzerindeki sahibi değil.Hayır. neye uğradığını anlayamamıştı. daha hızlı gitmek istediği için üzerindeki binici dizginleri çekiyordu. . dağlara doğru yol almaya başladılar. Kuyrukları düğümlendiğine göre yollan uzundu. Atlardan birinin donu san. • Dizgini kısa olan at Gülsan idi. Böylece herkese. Koşmak tutkusu hiç 97 . . bilmeyeni de.. Eyerde doğru dürüst oturmasını bileni de. dur! Konuşalım biraz.cizgiliforum. ( Bektay onu dinlemek istemiyor. böyle bırakıp gitmeye hakkın yok! diye Bektay'ın omuzuna yapıştı bu defa. Yanındaki doru ata binen Çora idi. Muşambasının düğümleri iliklenme-mişti. Gülsan bunların hepsine alışmıştı. Onu kendine çevirdi.Dur diyorum sana! diye Tanabay onun koluna yapıştı. Bir daha.

Astlar üstlerine saygılı olmazsa bu disiplin bozulurdu. Hatta bundan sinsi sinsi bir çıkar bile umuyordu. yine koşmak istiyordu. hiçe saymışlardı da bir yabancı atamışlardı! Burada yıllardır görev yapmış. Asıl sorumlu o değil. Bazı memurlar yanlarında çalıştıkları. daha yüksek makama gelmesi gerekirdi. varsın bunun sıkıntısını o çeksindi. Zamanı gelince kendisini desteklerlerdi. baharın geç gelmesi ve koyun-kuzunun kırılıp gitmesi ona hiçbir zarar vermezdi. onun gidiş temposuna uygun olarak sallana sallana giderken bunları düşünüyordu. büyük bir iş. Kuzulama dönemi kötü gittiği için üzüntülü olmalıydı. partinin ilçe merkezinin bir üyesiydi. Artık terfi etmesi. O yıl kışla bahar bir birine meydan okumuş. Dostu-yâranı vardı nasıl olsa. Aslında o ilçede sadece bir müfettiş. güvenilir bir kişi olduğunu göstermemiş miydi? Ama bunun şimdilik bir yaran yoktu. Disiplin böyle gerektirirdi. zaman kap162/Elveda Gülsarı ma savaşından zarar görenler de çobanlar ve sürüler oluyor. Herkesin yapamayacağı. Ama Segizbayev buraya teftiş için gelmişti ve işlerin böyle kötü gitmesine cevap verecekfbir resmi sorumlu bulmak zorundaydı. kaldıramayacağı ağır bir işti! Segizbayev. büyük bir sorumluluk idi. Ona binen zevk alır. Niye kendisini düşünmemişler. Hükümet etmek. Bu defa Gülsarı'nın sırtında. emrinde bulundukları kişilerle yüz-göz olmaya devam ediyorlardı ama bunlar günün birinde öyle bir sille yerlerdi ki neye uğradıklarını şaşırırlardı. Uzun yıllardır bulunuyordu şimdiki görevinde. gönderdikleri sekreterin başarısını. başarısızlığını görsünlerdi. ilçe merkezinden kolho-zu denetlemesi için gönderilen bir müfettiş vardı. böyle olduğunu da herkes ve tabii Segizbayev de biliyordu.www. Onların bu yer kapma. güzeldi. Şu sarı yorga da eşsizdi doğrusu. mutlu olurdu. partinin ilçe kurulunun birinci sekreteriydi. bu. yenişememişlerdi. Hiçbir şey yapılamıyordu bunu önlemek için. Durum gerçekten kötüydü. bir gemi gibi geniş dünyayı yara yara alıp götürüyordu insanı. İşte. yönetmek.. Boş konuşmalarla koskoca bir amirin canını sıkmaması gerekiyordu belki. koyunkuzu kırılıp gidiyordu. Çobanların işlerini denetlemeye gelmişti. Tam binilecek attı.enginel elveda gülsarı azalmamıştı: Koşmak. kodamanlar. Suya çamura batmıyor. Konuşmazsa konuşmasın. Kendisine kolhozun parti örgütçüsü eşlik ettiğine göre. Gülsarı güçlüydü. Yukarıdakiler. o kişinin saygınlığını. Ama biniciler için hangi ata bindikleri önemliydi. korkarsa korksundu. çok saygı duyulan ve önem verilen bir kişi olmalıydı. Her yıl böyle oluyor. Sırtındaki binicinin kim olduğu artık ilgilendirmiyordu onu. Segizbayev uzaktan bir seyirci olarak kalacaktı. Buraya bir yabancı göndermekle hata ettiklerini anlasmlardı. Parti örgütçüsü hiç konuşmuyordu.com.. Bu sekreter de bölgeye yeni gelmişti. engel tanımıyor. İşlerin hiç de iyi olmadığını bildiği halde yine de keyfi yerindeydi. Aslında bölgede kışın geç gitmesi. Eğer biniciye sarı yorgayı sunmuşlar-sa. taypalma yorganın düzgün adımlarına. daha koşmak.cizgiliforum. insanların ondan çekindiklerini gösteriyordu. parti 98 .

Gidecekse bir an önce gitmesi iyi olurdu. Hiçbir şey umurunda değildi. onun durumunun parti toplantısında görüşülmesi gerektiğini söylüyor. belki yardım gelirdi. Her zaman hastalanıyordu.cizgiliforum. şimdi de çekip gidiyor" demezler miydi? Bu durumda ayrılırsa vicdan azabından kurtulamazdı. Ama bu yardım daha fazla gecikmemeliydi. Bu adam "İşleri böyle berbat bir hale getirdiğiniz için sizi mahkemeye vereceğim" demişti. söz vermişti. beti-benzi sararmış. Çora da kendi düşüncelerine dalmıştı. belki bir gün işler bilimsel olarak ele alınır ve düzelirdi. Üzülen yalnız o imiş!. bir geliyor. sanki kolhozu düşünen yalnız o imiş. Niçin sabredecek. Ama. İşlerin nasıl yönetilmesi gerektiğini söyleyip duruyordu fırsat buldukça. görmez miydi? Herhalde göremezdi. Tanabay söylediklerinde haklı çıkmıştı. babasından daha iyi biliyordu. Çekilmesine çekilirdi ama. Sorumluluktan kaçamazdı. gerçek yardım gelmeliydi. Sözünü yerine getirmeden işi bırakırsa insanların karşısına ne yüzle çıkardı? Ona ne derlerdi? "İşleri karmakarışık etmiş. karamsarlık yiyip bitiriyordu onu. Çora'nın da ayrılma vakti gelmişti ar-üjt. Tepeler güneş görmüyor ve öfkeli.. bağırıp çağıran ama hiçbir iş görmeyen. Versindi mahkemeye! Mahkemeye vermekle işlerin düzeleceğini mi sanıyordu? Kaşlarım çatmış. Uzun yıllardan beri kalbinden rahatsızdı. Gençler iyi öğrenim görüyorlardı. Sağlık durumu her yıl daha da bozuluyordu. İşler de böyle sürüp gidemezdi. Çora. 99 .enginel elveda gülsarı örgütçüsünün altındaki at ter içinde kalmış. SözElvedaGülsan/163 de bitip tükenmeyen işlerin üstesinden gelmeye çalışıyordu orada. niçin bekleyeceklerdi? "Aldanov görevi kendiliğinden bırakacakmış" gibi bir söylenti de dolaşıyordu ortada. Bir yandan evham. bunu bir ar-namus meselesi yapıyor. Bahar gelmiş mi. Kimbilir. ama onu merkezdekiler "biraz daha sabret" diye oyalamaktan başka bir şey yapmıyorlardı. Herkese umut vermiş. böbür-kibir oturuyor atin üstünde. "Ölmesen oba kap. gelmemiş mi belli değil.. kolhozu borç batağına saplamış. oysa yorganın kulağının arkası yeni yeni hafifçe terlemeye başlamıştı.. catkannınan turma"' diyordu o içinden. Ülkede neler olup bittiğini. Yeni başkan. Günlerinin çoğunu merkezde geçiriyordu.www. Her yer balçık. Samansur akıllı bir çocuktu. meseleleri.. Aslında kaşlarını çatması da. dudak ucuyla 164/E!vedaGülsan gülümsemesi de yapmacıktı. Biliyordu bu hastalıktan kurtulamayacağını. Bakışları üzgün.com. Ona belki bu yüzden bekle diyorlardı. gözleri iyice çökmüştü. Tatili geçirmeye gelen oğlu Samansur da söylemişti: "Artık işten çekil" demişti. Böyle yanındaki gibi bir denetçi değil. Artık ondan hayır gelmeyeceği anlaşılmıştı çünkü. işleri yüzüstü bırakarak çekilmek istemiyordu.. Bütün dağdakiler suç-luymuş da.. puslu. Ama bunu Çora görür müydü. soğuk bakışlarla gökyüzüne uzanıyorlar. Soğuk bir gidiyor. "Sen işte böyle bir adamsın" diye nasıl söylersin? 18 Ulu dağlar sisli. bilmeyen bir adamdı.

kolumu kaldıracak gücüm kalmadı" diyordu. Bektay'a yüzünü kızartacak. karısının sırtı hâlâ ağrıyor ve kalkamıyordu. "Haa! Gülsan bu!" diye Sevindi. gelin hele!. Kızarsalar kızsınlar! Sen adamı yemsiz. "Yaa. Bunlar yetmiyormuş gibi. o sevgi uyanıverdi "Görmeyeli çok oldu. Cehenneme kadar gitsindi. öle-yite çalışıyordu. Aynı anda birkaç koyun birden doğuruyor. Bir yanda soğuk ve rüzgâr. ama hiç değişmemiş" diye düşündü. Bektay'ın sürüyü bırakıp gidişini bir an bile aklından çıkaramıyor. gelin! Tam da zamanında gelmişsiniz ha!" diye söylendi. . Sonra ağır adımlarla geldi. O iki kişiden biri Çora idi. aç ve susuz bırak. susuzdular ve sinek gibi kırılıp gidiyorlardı.www. yavruları koyacak sıcak bir yer bulamıyordu.enginel elveda gülsarı Delik-deşik. 100 . yetti!" diyor. sürüsünü benim sürüme katıp gitmesine de kızmıyorum" diyordu. başkanlar geliyor! dedi. başka şey düşünmeye çalışıyor. hem de ikiz. koyunlar birbirlerini iterek ayaklarını basacak yer bulmaya çalışıyorlardı.com. sen git annene bak. Nasıl olsa kolhozdan onun yerine birini gönderirlerdi. Felâket! Bu iki yavru da ölecekti demek! Bu ne uğursuzluk. Salya gibi laf eden o yeni yetmeye! O sümüklüye! Ömrünü kolhoza adayan kendisi gibi yaşlı bir komünist na1 Ölmezsen vebaya tutul. sonra da ne olmuş bakalım diye görmeye gel! Gelin. korasız. Sütü nereden bulacaktı. Ama yorgaya binmiş olan deri ceketli adamı tanıyamadı. Öte yandan. kızı koşarak yanına geldi: . Tanabay "yetti artık. bir yanda dayanılmaz pis kokularla bunalıyordu. Ama hemen karar değiştirdi. ama bir an sonra yine o olay geliyordu aklına. yıkık-dökük korada. İlçe merkezinden gelen biri olmalıydı. belini doğrultamamıştı. Koradan çıkınca iki atlı gördü. Tanabay'ın da direnecek gücü kalmamıştı artık. Böyle bir yerde neler çektiğini anlatma fırsatı doğmuştu. utandıracaktı. Onlara çıkışacak. gelin bakalım. yatarsan kalkamaz ol! Elveda Gülsarı/165 sil olur da onun çenesini kapatacak bir laf bulamazdı! "Çoban değneğini fırlatıp attı da gitti sümüklü!" Onun bu yaptığını Tanabay'ın aklı almıyordu. Tanabay onları beklemedi. kuzuları nereye koyacağını bilemiyordu. Öyle yakınıp sızlanmayacaktı. Can-baş koyup yaptığı işlerle alay edilmesini aklı almıyordu. acı ve öfke içinde bunalıyordu. onu yerin dibine batıracak sözler bulup söyleyemediği için kızıyordu daha çok. bu ne acı! İşte şurada bir yığın koyun ölüsü vardı. Kuzular acı acı meleşiyor.Gelsinler! diye mırıldandı Tanabay. Saçını başını yolsa da. Bir koyun daha kuzuladı. Kalkmak istemişti ama. Ne de güzeldi yavruları! Ama onları nereye koyacaktı? Analarının memeleri boştu.. Tanabay ölen hayvanları toplayıp dışarı çıkarıyordu ki. Açtılar..Baba. O. "Yumurtalarını başka kuşların yuvalarına bırakan kökek kuşu gibi. Öfkesi yalnız onun çekip gitmesine değildi.cizgiliforum. "Ne olursa olacak. Koranın arkasına geçerek elindeki ölü kuzuları öbür ölülerin üzerine attı. İçindeki o ateş.

Dostunun önünde suçlanacağım. Yorganın üzerindeki adam ise 166/ElvedaGülsan 'Ijj i* öfkeli.İşte. soluk soluğa idiler.Hatırlamıyorum. Sonra bağırdı: .Nee! Sen sosyalistlik adına söz vermemiş miydin? . Segizbayev'in yüzü birden kıpkırmızı oldu. Aradığı suçluyu bulmuş olmanın sevinciyle ve bu küstah çobana haddini bildirmek. Dudakları titremeye başladı. kendi örgütünün komünistlerini böyle* mi eğitiyorsun? Bu ne biçim komünist? Sizden cevap istiyo-1 rum! Çora başını öne eğmiş. Bir an donakaldı ve ağzını açmadı.cizgiliforum. Çora'nın yerine Tanabay cevap verdi: Elveda Gülsan/167 . Bu herif hiç umurunda değildi. Birden öfkelendi. üzengiler üzerinde doğruldu. Tanabay'a selam bile ver.Ben nasılsam nasılım. hiçbir şey söylemiyor. Dünya umurunda değildi. gönlünün yayı kopmuş. Ama içi acılarla doluydu.Niye öyle konuşuyorsun Tanabay? Neden her şeyi anlatmıyorsun? 101 . dizgin kayısıyla oynar gibi duruyordu. Planı baltalayan. kırbacını uzatıp. bizi geri bırakmaya çalışıyorsun! .Evet.. boşanmıştı.Ne oluyor yoldaş? dedi ölü koyun yığınlarını göstererek. onu doğduğuna pişman | etmek için. Böyle derken.Eee. İçindeki acının bu dürtüsüyle isyan etti.www. Sen komünist bir çoban olduğun halde kuzuFann neden ölüyor? . benim yerim hapishane! Hapishane! diye cevap veren Tanabay için bu herifin sözleri bardağı taşıran son damla olmuştu. sert bakışlı görünüyordu. koyun ölülerini gösteriyordu. Segizbayev'e dik dik bakarak sordu: . Şunlara bak!. kuzuların da bu yüzden plüyor! dedi Segizba-yev.Herhalde kuzular benim komünist olduğumu bilmiyorlar! diye patladı Tanabay. Ağzına geleni söyleyecekti artık. Önce Çora'ya ba-1 ğırdı: "Siz burada ne yapıyorsunuz? Adamların verdikleri 1 sözleri bile bilmiyorlar.^ meden bağırıp çağırmaya başladı: . . Çora'nın yüzü perişandı. Olduğum gibiyim.com. . .Neye söz verdin? .Rezalet bu! Nereye gitsen aynı şey. Bunları Çora'ya bakarak söylüyordu. Suçlu gibi duruyordu. Sonra Tanabay'a döndü: . malların kınlma-| sına sebep olanlar bunlar işte! Bugüne kadar ne yaptınız burada? Komünistleri. daha başka diyeceğin var mı? Çora araya girdi: . zor durumda kalacağını biliyordu.Söz verdim.enginel elveda gülsarı Konuklar koranın önüne gelip durmuşlardı.Evet. Sanki içinden onu tutan bir bağ. Atlar ter içinde.. evet öylesin! Kolhoz malına isteyerek zarar veren bir halk düşmanısın! Senin gibilerinin partide işi yok! Se/ün yerin hapishane! Sosyalistlik yarışında önümüze engel çıkarıyorsun.

beni hapse tıksana it oğlu it! Bu sözleri Segizbayev'e dönerek söyleyen Tanabay eline bir şeyler geçirmek için arandı. Bir daha kaldırdı tırmığı. büyük bir iş başarmış. bir aferin bekliyordu. gemin neden dudaklarını yırtarcasına gerildiğini ve hayvanın şimşek çakan gözleriyle* ona çılgınca baktığını Tanabay anlamıyor. Lanet olsun verdiğim söze! Lanet olsun ömür boyu verdiğim emeklere! Hepsinin canı cehenneme! Defol git! Benim yerim hapishanedir! Sen bu deri ceketli yeni efendiyi niye getirdin buraya? Beni çileden çıkarması için mi? Beni hapse tıksın diye mi? Hadi bakalım. Ama Tanabay onu iterek savuşturdu. at şaha kalkıyor. Korkudan benzi sapsarı olan Caydar.com. kaçalım buradan. ama bir yandan da bağırıyordu: .Benim yerim hapishane! Hapishane! Defolun buradan defolun! Benim yerim hapishane! Hapishane! Sonunda "Yerim hapishane. ileri geri gidiyordu. kuyruğunu sallaya sallaya yanında dolanıyor.Ay sen ne yaptın! ne yaptın! . Gülsan'nın kafasının neden öyle inip inip kalktığım. Tanabay'ın gözü dönmüştü. bir daha atın başına indi. Tanabay'ın kollarına asılarak tırmığı almaya çalıştı. çekil! İndireyim şu tırmığı deri ceketli herifin kafasına! Genç yardımcı kadın koşarak geldi. Ama Tanabay onun farkında bile değildi. Bir yandan da bağırıyordu: . Koşarken sendeliyordu. Bu sırada Çora da sıçrayıp atına atlamak fırsatını buldu: . Arkasında duvara asılı duran tırmığı kaptığı gibi Segizbayev'in üzerine yürüdü "Defol buradan it oğlu it! Yok ol!" diye Segizbayev'e vurmak için tırmığı kaldırdı ve başladı savurmaya. Atından indi. Yerden eline gelen bir avuç toprağfalıp üzerlerine attı. 168/ElvedaGülsan r Korkudan ne yapacağını şaşıran Segizbayev yorganın dizginini çekiyor. Köpeği. bir değneğe da-ğ yanarak topallaya topallaya kocasının yanına geldi: . görevini yapmış olmamn övüncüyle. aklını başına topla! .. hapishane!" diye soluk soluğa geri döndü.Bu yüzden Segizbayev'e kaldırılan tırmık atın başına küt diye indi. Çora sapsarı olmuştu.. .Yaa! Demek öyle? Sana da anlatmam gerekiyor öyle mi! Sen niye geldin buraya? Niye geldiniz? Şimdi ben soruyorum: Kuzuların kırılıp gittiğini söylemek için mi? Bunu ben de biliyorum. İki adam atlarının başlarını çevirdiler. kolhoz için ölesiye-bitesiye çalıştığımı söylemek için mi? Bunu da biliyorum!.Tanabay! Tanabay! Sakin ol.Boş yere vurdum.Boş yere de ne demek? Çok kötü oldu! Elveda Gülsan/169 102 . Tanabay arkalarından koşunca atlarını dörtnala kaldırdılar. yapmamalıydım. Ömrüm boyunca ahmaklık ettiğimi.cizgiliforum. .Defol git başımdan! diye Tanabay onu eliyle itti.enginel elveda gülsarı .Çabuk.Gülsan çekil önümden. sizi öldürecek! diye bağırdı. Belime kadar boka battığımı söylemek için mi? Bunu ben de biliyorum. Köpek de havlayarak atların peşine düştü.www.

Bektay'ın çekip gittiğini. nedense. Tanabay başını kaldırıp bakınca kapının ardında gözden kayboldu. kuşkusuz bu ağır bir suç idi.ne diye işi uzatıyorlar?" diyordu Tanabay. ben suçlu değilim.com. Böyle deyince de yine kuşkulara kapılıyordu. hiç konuşmuyordu. nasıl bir kış geçirdiğimizi." Fakat bir dakika sonra başından geçenleri tekrar hatırlayarak." Ne olacaksa bir an önce olsun!" O kapalı kapının ardında herkes toplanmış olmalıydı.. çoban Tanabay'ın ensesine bakıp içini çekiyor.Yorgaya boş yere vurdum. Tanabay Bakasov. Birkaç dakika önce Çora da girmişti içeri.enginel elveda gülsarı . Hükümet temsilcisine el kaldırmıştı.Ağlama Tanabay. Çobanların nasıl çalıştıklarını. 103 . "Gülsarı'yı kan ter içinde bırakıp hayvanın kılları çizmesine yapıştığına göre. Neden sonra kurul yazıcısı kapıdan uzatıp: . kargışlar yağdırmıştı. keçe çadır bile olmadığını.Yaptığı terbiyesizlik için her cezaya razıydı. 19 O olaydan üç gün sonra. çizmelerine yapışmış Gülsan'nın sarı tüylerinden tanımıştı. giriniz! dedi.. Karısı arkasından tutup sırtım sıvazlayarak: . "Bunun ne işi var burada? Leş bekleyen kuzguna benziyor" diye düşündü Tanabay ona sırt çevirerek. başka çobanlara kolaylık sağlarlar. parti ilçe komitesi olağanüstü toplandı. hiç suçum yok!" diyordu kendi kendine. Yaptıklarına pişman değildi. onu.. hüngür hüngür ağlamaya başladı. Tanabay'ın önünde biraz duraladı. yumruklanm sıkıp dizlerinin 170/ElvedaGülsarr arasına kısürıyor. Bekleme odasında. Diken üstünde oturur gibiydi. "Ne diye bekletiyorlar. Ama mesele de bundan ibaret değildi. nasıl yaşadıklarım öğrenirler belki.Bakasov yoldaş. Ben bir halk düşmanıyım. kendisinin suçlu olup olmadığına karar verememişti. İbrahim de bekliyordu. uykusuz geçen geceleri. Sonra sustu. Belki her şeyi anlatırsam. Üzerinde Gülsa-rı'nın teri ve tüyleri bulunan çizmeler. vurmamalıydım. anlayış gösterebilirler.Aklım mı oynattın sen! Ne yaptığım biliyor musun? Elbette biliyorum. Çağrılmayı bekleyen Tanabay için vakit geçmek bilmiyordu. "Belki bunun başkalarına bir yararı olur. yandaki bekleme odasında çağrılmasını bekliyordu. dedi Tanabay soluğu kesilerek. "Hayır. İki büklüm olarak çöktü. pek acelesi olmalı" diye geçirdi aklından. Bunca emek vermekle aptallık ettiğini söylemişti. "Artık bana kim inanır?" diyordu kendi kendine. her şeyi anlatırsam.www. acılara gömülüyor. Elleriyle yüzünü kapattı ve sarsıla sarsıla. "Beni cezalandıracaklara cezalandırsınlar" dedi kendi kendine. O şartlarda işlerin nasıl yürütüldüğüne kendileri karar versinlerdi. yem ve ot bulunmadığını. İbrahim. ağlama! diyor. Tanabay başını kaldırıp bakmamış. Ne var ki öfkeye kapılıp ağzına geleni söylemişti: Kolhoz için o güne kadar yaptıklarını kötüle-miş. O güne kadar kocasının ağladığım hiç görmemişti. . Bu üç gün içinde uzun uzun düşünmüş. ama kendisi de ağlı-jferdu onunla birlikte.cizgiliforum.

Raporda.www. "Merhamet bekleyecek değilim. Tanabay içinden "bunlar kollarını iyice sıvamışlar" diye düşündü. Bu kâğıt. birinci sekreter başını önündeki kağıtlardan kaldırdı: .Komünist Bakasov'un durumunu konuşacağız. masanın uç tara-ûnda Tanabay'a yakın yerde oturuyor.. yüreği hızlı hızlı çarpmaya başladı. hepsi olmuştu. Tırmıkla saldırabileceği bir şey değildi bu kâğıt. gerginliğini otoritesini sarsacak noktaya getirmeden işi nasıl bir çözüme kavuşturacağını pek bilemiyordu.Segizbayev'in kendisinden de 172/ElvedaGülsan kötü ve korkunçtu. herkesi açık seçik görüyordu şimdi. yeşil çuha üzerinde parmaklarını sinirli sinirli hareket ettiriyordu. dedi kelimelerin üzerine basa basa. Niye merhamet bekleyeyim ki? Suçlu muyum ben?" Kendisi için bir karar vermek üzere toplananların birbirine gizli rakip iki gruptan oluştuğunu ve bu olaydan iki tarafın da kendilerine bir pay çıkarmak için çırpındıklarını Tanabay bilmiyordu. Bu sözlerin hiçbir önemi yoktu artık. Segizyayev'in kendi yerine göz diktiğini seziyordu ama. Bu anlatılanlar arasında Tanabay'ın reddedeceği hiçbir şey yoktu. Kendini küçük düşürmeyecek bir çözüm yolu arıyordu kafasında. Onu görür görmez nefreti uyandı.cizgiliforum. Tanabay konusundaki olumsuz tavrını apaçık belli ediyordu. Suratı asıktı. Her şeyi. "Aktaş" kolhozunun çobanı Tanabay Bakasov'un.com. bu yok' yakınmalarından farklı bir değeri olmayacaktı bu sözlerin. Her yanını ter bastı. gerek sözle. Yürek atışları kulağının içinde güm güm ederek içeri girdi. uzun masanın ucundaki sandalyeyi gösterdi. Tanabay'ı karamsarlığa düşürdü. ifade tarzı pek ağırdı. Kaçkatayev. kurşun gibi ağırlaşan ellerini dizlerinin üzerine koyarak oturdu. Bu. Çobanların her zaman 'o yok. Aklını 104 . Kendini savunmak için söylemeyi düşündüğü şeyler. Elveda Güisan/171 Masada oturanlar arasında en kara suratlısı dalağı patlamış gibi kızanp bozaranı Segizbayev idi.Sözde komünist demek istiyorsunuz herhalde. Onun karşısında kolhoz başkanı Aldanov vardı. diye mırıldandı.Oturunuz! diyen ilçe kurulu birinci sekreteri Kaşka-tayev. Bu korkunç. . yüzünün bütün kanı çekilmiş olanı ise Çora. "Bakalım ne olacak?" der gibi bir bekleyiş içindeydiler. Çora. En solgunu. Ama raporun genel havası. İçlerinden biri: . Segizbayev'in raporunu okudu. Parti sekreteri.enginel elveda gülsarı Tanabay irkildi. Başını kaldırıp masanın çevresindekilere baktı. gerek fiille işlediği suçlar tek tek anlatılıyordu. hırıldayarak soluyordu. Gözleri iyice açıldı. kabından dökülen cıva gibi bir anda dağılıp gitti kafasında. Birinci sekreterin sağ yanında azametli bir tavırla Segizbayev oturuyordu şimdi. Bir anda gözleri kararmış gibi herşey bulanık göründü. Sonunda. Orada duran adamlar bir sis bulutu içindeydiler sanki. bu iğrenç rapora karşı koyacak gücünün olmadığını anladı. Tanabay. Gözlerindeki bulanıklık geçmemişti daha.

ne de bir başkasının. "Yeni efendi" imişim. izin verirseniz ben durumu biraz açıklamak istiyorum. Bakasov komünistlik adına verdiği sözü unuttuğunu söyleyince ona "halk düşmanı" dedim. Bu görüşte olan yalnız Bakasov mu. Mesele. Kimse bir şey söyleyemedi. yüreğini. Anlattıklarının doğruluğunu kabul ediyor musunuz? . bunu görmezlikten. partinin aşağılanmasına izin veremem.. böbürleniyordu. "Senin yerin parti değil. işlerin fena olduğunu görünce çok üzüldüm. Kendisinden özür dilemeyi de düşünüyordum. nasıl çarpışırdı? Raporun okunmasından sonra Kaşkatayev Tpnabay'a sordu: . O raporda yazılanlardan hepsi korkmuş gibiydi.Bakasov yoldaş. Bu sözlerimle ona hakaret ettiğimi kabul ediyorum. Şaşırmışlardı. Sonra güm! diye aşağı ve hop! diye yine yukarı çıkıyordu. Bu olay. ah! Neler geçmemişti Tanabay'ın başından. Bana "Deri ceketli yeni efendi" dedi. Bakasov'un tehlikeli ve tavırlarının düşmanca olduğunda ısrar ediyorum. şimdi olduğu gibi çığlık çığlık yanacağını aklına bile getirmemişti. hapishanedir" dedim. Bu olayın en önemli yanı. Segizbayev'in konuşması. yoksa başkaları da mı var? Bunu bilmeliyiz. Herkesi süzüyor. demek oluyor ki partiyi temsil ediyorum. evet.www. Ben ilçe parti komitesini temsil ediyorum. ama ne kendisinin.! Kiminle.enginel elveda gülsarı mı kaçırmıştı? Bu korkunç -apcr karşısında onun söyleyeceklerinin ne değeri olurdu \v.. bütün vücudunu kevgire çeviriyordu. masadakilere tek tek baktı.ard niyetini anlıyor musunuz? Daha başka bir şey söylemeye gerek yok sanırım. duymazlıktan gelemem.cizgiliforum. ilçe parti komitesinin ideolojik çalışmalarda başarısız olduğunu da gösteriyor. bir Sovyet vatandaşı ve partinin temsilcisi olan ben. dedi Tanabay suratını asarak.. Biz hepimiz. onun gibi düşünenlerden sorumluyuz.com. öyle! Bunun ne demek olduğunu. Eğer bu basit bir kabadayılıktan ibaret olsaydı. Yüreği. Böyle olunca da. Meselenin bir de ÖQür yanı var. "Deri ceketli" sözünü bir yana bırakalım. Ama haklı olduğumu görüyorsunuz. "Yeni* efendi" demek de ne oluyor! Bakasov'a göre ben. partiye kayıtlı komünistlerle kayıtlı olmayanlar arasında yürütülen siyaset ve eğitimle ilgili çalışmaların hiç de iyi gitmediğini göstermesidir. Aldanov: "Gördünüz mü nasıl işler oluyor?" der gibi.. parti üyesi Segizbayev yoldaşın raporunu dinlediniz. bir kopmuş gibi çöküyor. Ah. Yani halkı ezen bir ağa! Evet. inanın ki onu bu kurula getirmezdim.Parti üyesi yoldaşlar. Bazı yoldaşları uyarmak isterim ki. Onun için o sözlerimi geri almak şöyle dursun. Ama mermiler vücuduna tam isabet ediyor. Elveda Gülsan/173 Bakasov gibi komünistlerden. tıpkı cephede olduğu gibi uğulduyordu kulaklarında. Savaşın ilk gününden sonuna kadar ateş altında yürümüştü. Segizbayev söz alıp konuşmaya başladı: . komünist Bakasov'un davranışı basit bir kabadayılıktan öte bir durumdur. Bu yoldaşlara şunu söylemek istiyorum. Ey Tanrım! 105 . Kabadayılarla başa çıkmak için başka usullerimiz de var. Aktaş kolhozunda hayvanlarla ilgili durumu. bir yukan tırmanıp ağzına geliyordu. Bakasov'un beni aşağılaması da değil.Evet.

. . .Hayır. hepsini bastır. Bir hükümet temsilcisine görevi başındayken saldırmıştır. Hele onun parti üyesi olarak kalması. baş dayanağım olan armanım (ülküm) ne oldu? Nereye gitti? Ölesiye-bitesiye çalışmamın sonunda. hiç değilse partiden çıkarılmasını istiyordu. Onun bu davranışlarının Ceza Kanununa göre cezalandırılması gerekir. Sosyalist rekabetten nefret ediyor. Bakasov suç işlemiştir. komite Tanabay'ı mahkemeye sevketme kararı almazsa. Beni yanlış anlamanızı istemiyorum. siz bilirsiniz. Bizim sosyal düzenimizin hepsinden nefret ediyor. Omuzunda komsomol rozeti bulunan bir genç ayağa ilkti. parti içinde herhangi bir yerde bulunması.cizgiliforum. Suçu. Çakıyor ha çakıyordu!. hiç acıma. talihsiz Bektay için dert174/ElvedaGülsan lenip duruyorum. bence asla mümkün değildir!.Şimdi bunu kanıtlayamam. maddesine uymaktadır. "Raporumda belirttiğim hususlara bir kez daha kısaca değinmek istiyorum: Bakasov bizim yönetim düzenimizden. Tanabay onu yeni farkediyordu. kırılıp giden kuzular için.Söz istiyorum! dedi bir ses.Bakasov yoldaş. Hepsi söylendi zaten.Hiçbir şey..com. kendinizi savunmak için ne diyeceksiniz? dedi.Hayır..Siz kendinizin samimi bir komünist olduğunuza inanıyor musunuz? 1 Biye: Dört yadını geçmiş dişi at.Yani siz kendinizi herkesten daha akıllı mı sanıyorsunuz? . yıkık-dökük kora için. Senin yaşındayken ben de öyle yapardım. Demek oluyor ki ben başından beri hep bir halk düşmanıymışım! Öyleyse benim fikirlerimi. Bu odadan suçlu olarak çıkmalı ve tutuklanmalıdır. Segizbayev'in dili bir çekiç. sürgüne tutulan.. Sesiyle olduğu gibi. Onun için. Bütün bunlar kimin umurunda? diye düşünüyordu. Kimsenin gözünün yaşına bakmazdım" diye geçirdi aklından." Segizbayev aşın isteklerde bulunduğunun farkındaydı. Kaşkatayev sinirlenmeye başlamıştı: . Yine de çocuk sayılırdı daha. ola ola 'halk düşmanı' mı olacaktım? Bana böyle mi diyeceklerdi? Bir gün bana böyle diyeceklerine asla inanmazdım! Ben zavallı. 106 . emeklerim. "Deve istiyordu ki biye1 alabilsin..Suçlu olduğunuzu kabul ediyor musunuz? . savunmamı niçin dinleyeceksiniz? Ne isterseniz yapın. Oradakilerin en genciydi.enginel elveda gülsarı Hayatimin aslı haline gelen çalışmam. . Bunu. İçinden "Hadi evlat.''•Kaşkatayev bu isteğe karşı çıkamazdı ve bu da Segizbayev taraftarlarının gücünü arttırırdı. ömür boyu çabalamam. gürle bakalım. Elveda Gülsarı/175 . . kolhozdan nefret ediyor. Ceza Kanununun 58.. kolhozun parti örgütleyicisi Çora Sayakov'un da önünde açıkça söylemekten çekinmedi. her kelimesi de bir çivi idi.www. beti benziyle de çocukluktan henüz çıktığını belli ediyordu. tam tersi. kendimin herkesten daha ahmak olduğumu düşünüyorum.

demek böyle? Komsomollarda iş ve disiplin böyle mi oldu? Kurallar böyle mi oldu? 176/ElvedaGülsan . Ancak ben. oraya varır varmaz bağırıp çağırmaya başlamışsınız.Ben Bakasov yoldaşın davranışım doğru bulmuyorum.Yaa. kırlarda sık sık dolaşırım. Bize duygu değil kanıt gerek. bulutlan ve karanlığı yararak çakan şimşeğin o bir anlık ışıltısında görmüştü o tarlayı. Bir de şu var: İşler hep eskisi gibi gidiyor. tartışılmasını talep ediyorum. . Siz bunu kolhozun durumuna çok üzüldüğünüz için yaptığınızı söylüyorsunuz. Bu durumları görünce insanın içi kan ağlıyor!. Onlardan çok şey istiyoruz ama gerekli yardımı yapmıyoruz.Konuşun Kerimbekov. Kolhoz koralarının ne durumda olduklarını gördünüz mü hiç? Yem var mı. bizim gönlümüzü yumuşatmaya. dedi Kerimbekov. tecrübeli komünist çobana hakaret etme yetkisini size kim verdi? Hadi. Kolhozlarda kuzulama döneminde çobanların ne zor günler geçirdiklerini bilmeyen var mı? Ben görevim gereği dağlarda.Kerimbekov yoldaş. İşte bunun için utanıyorum. Peki.enginel elveda gülsarı O anda..com. suçlayıcı konuşmasına devam etti: Kolhozumuza en çok emeği geçmiş. dedi Kerimbekov. Biri araya girdi: . Sürü bakımının ne «lduğunu. kuzuların neden kırılıp gittiklerini çok iyi bilirim.cizgiliforum. toprağı çiğneyerek bozduğu ekin tarlası gözünün önüne geldi gitti. o duruma çobanın sizden daha az üzüldüğünü mü sanıyorsunuz? Bunu hiç düşünmediniz mi? Onun sürüsüne vardığınız zaman. Bu davranışı için partiden bir ceza alması gerektiğine de inanıyorum. -Kerimbekov serinkanlı olmaya çalışıyordu.. Segizbayev onun sözünü keserek karşılık verdi: . Kulıbay'ın buğdayları söküp çıkararak. hangi şartlar altında yaşadığını sordunuz mu? Kuzuların neye kırılıp gittiğini sordunuz mu? Kendi raporunuzdan da anlaşıldığına göre. bana da halk düşmanı deyin bakalım. kurulumuzda bir yoldaşımızın durumunu tartışıyoruz. onun üzerinde duruyoruz.www. Oralarda genç çobanlarla konuşurken utanıyorum. Duygu denen şeyi sakız gibi uzatabilirsiniz. gerçekler gerek. Biraz duraladı. İşte onun için "Bakasov yoldaş niye öyle davrandı?" diye düşünmeElveda Gülsan/177 107 . biz de bir suçluyu yargılamıyoruz. Sanki gök gürlemesi onun içinde kopmuştu ama sesi duyulmuyordu. Bir komünistin meselesi var.. Sinirlerini yatıştırmaya çalışıyordu ama bunu başaramadı.Affedersiniz ama.Ben burada Segizbayev yoldaşın tutumunun ve onun davranışının da ele alınmasını. onun ne durumda. Bize Tarım Enstitüsünde öğrettikleri gibi değil. bu yaşlı. Öfkeli. burası bir mahkeme salonu değil. Sanki. .Hepimiz aynı kurallara bağlıyız. merhamet duygularımızı uyandırmaya çalışıyorsunuz. Bu hayalden Kaşkatayev'in sesiyle sıyrıldı: .. Yine o anda baştan başa irkildi. işlerin ne durumda olduğunu. somut kanıtlar. Segizbayev yoldaşın sözlerine de katılmıyorum. ot var mı? Ben de bir çoban çocuğuyum.

ne uğruna canımı dişime takarak çalışmışım? Buradakilerin hiçbiri dağdaki sürülerle ilgilenmiyor! Umurlarında bile değil! Ne budala. Bunu herkes kabul eder.Evet. siz bizi asıl meseleden uzaklaştırı-yor..ran daha sonra kolhoz komünistlerine bildirirsiniz..www. merhamet duygulan yerine.. ne akılsız imişim meğer ben! Kolhoz için.konuyu saptırıyorsunuz Kerimbekov yoldaş.. O durmadan kendi kendine sorular soruyordu: "Ben ne uğruna hayatımı adamış. dedi. 108 . onların ne konuştuklarını dinlemiyordu bile. Komünistleri eğitme görevini gereği gibi yapamadığı178/ElvedaGülsan Elveda Gülsan/179 nız için size de bir ceza verilmesi gerek. Kaşkatayev'in keyfi kaçmıştı: . kendinden geçmiş. Böyle birini o davranışta bulunmak #i zorunda bırakan. Makine ve traktör istasyonunun müdürü ile ilçe gazetesi redaktörü. İlçe Merkez Komitesinin aldığı ka. silkeleyip atyı artık beni! Artık hiç birşeyin önemi yok benim için. Hem siz Segizba-1 yev yoldaşa bu olayı bu kurula bildirmemesini niçin rica et-f tiniz? Onu şikâyetten niçin vazgeçirmek istediniz? Meseleyi örtbas etmek. Artık parti içinde ona yer yok. . komünist Bakasov ağır bir suç işlemiştir.Açıklamak istediğim. Bakasov meselesini kendi parti örgütümüzde ele almamıza izin verilmesini isterdim.. onların umurunda değil. Çora. Bu yaptıklarım. parti yetkilisinin otoritesini sarsacak bir davranışı hoş göremeyiz. . komsomol işlerini haleyola sokmak için kafa yorsamz daha iyi edersiniz. Ama Tanabay yıkılmış.Neyi açıklayacaksınız? . öyle olsun! Hepinizin canı cehenneme! Bunun başkalarına bir yaran olacaksa hiç üzülmezdim. beti benzi sapsarı olarak sandalyeden usulca kalktı: .. halk düşmanıymışım! Madem ki öyle diyorsunuz. duygu da duygu. ama açıklamak istediğim. Bu ne biçim hareket? Hiç böylesi görülmüş müdür? Temsilcilerimize hiç kimsenin tırmıkla saldırmasına göz yumamayız.Oturunuz. Bana göre Burada bulunanların hepsi kabul eder ki. hoşgörü.cizgiliforum. ama şunu da düşünün: Bakasov. hayatımı buna harcamış olmam. Bir ara Tanabay'ı savunmada başarıya ulaşır gibi oldular.Her şeyden önce ben.Neyi açıklayacaksınız Sayakov yoldaş? Bakasov'un partiye karşı davranışı ve sözleri apaçık değil mi? Açıklanacak başka bir şey yok.com. Başka söyleyecek bir şeyiniz var mı? . onu bu duruma getiren nedir? İşte bunu düşünelim.. kolhozun en iyi çobanlarından biridir. Kerimbekov yoldaş." diyordu içinden. koyun ve kuzular için ömrümü harcadım. hepimiz için yapılmış gibidir. Üstelik tehlikeli bir adammışım. dedi.. saklamak mı istiyordunuz? Ayıp! Oturunuz! Böylece tartışma başladı.. Sayakov yoldaş. siz kolhozun parti örgütleyicisi olarak. İş iştir. Kerîmbekov'u desteklediler.enginel elveda gülsarı miz gerek. O hareketi elbet bir ceza görür. Hadi ezdiniz. Siz. Aslında bu olaydan siz de sorumlusunuz. raporda yazılanların doğruluğunu kabul ediyor musunuz? diye sordu Çora'ya. Bakasov'un saldırısı hepimizi ilgilendirir. .Buna gerek yok.

Tanabay Bakasov parti üyeliğinden çıkarılmıştır. Sıra oylamaya gelmişti. Evinizde değil. Disipline uymanızı rica ediyorum sizden! Artık her şey ilçe merkezi komitesi birinci sekreterine kalmıştı. üçü de aleyhinde olduklarını bildirdiler. ne dediğini bilmiyor! diye bağırdı Seğizbayev oturduğu yerden.www. Kabul edenler?. O.. köstek.Bakasov yoldaşın parti üyeliğinden ihracı konusunda bir öneri var. hiçbirini görmüyordu. Kerimbekov ısrar ediyordu: . Kendinize gelin.Gereği yok.Sonra ne oldu sanıyorsunuz yani? Olan şu: Biz ata zincir vurmak zorunda kaldığımız için. Bunu öneriyorum. Bu önerinin oya konulması durumu değiştirmez.. şu anda bekleme salonunda oturuyor.enginel elveda gülsarı Kolhoz başkanı Aldanov söz aldı. Aldanov köpürüyordu: .. bir komite temsilcisine ya-kışlnayacak bir yöntem kullandığı için. Ama Kaşkatayev'in kafasında başka bir hesap vardı ve bunu da oya sundu: . Tanabay onun yüzünün aldığı biçimden. hakaret ettiği. Bu kadarı yeter zaten. Her yanı buz gibi soğumuştu. yorga Gülsan. Tanabay kalkan parmaklara bakmıyor.Bir dakika yoldaş Kaşkatayev. 109 . Kaşkatayev henüz oyunu bildirmemişti. bunun için de oylanması gerekmezdi. Kaşkatayev de Segizbayev'in isteği doğrultusunda karar verdi: .Bakasov'u mahkemeye sevketmeye ve aleyhinde bir dava açmaya gerek yok sanıyorum. Kerimbekov oturduğu yerden fırlayarak bağırdı: „ * ." sözlerini duyunca anlayabildi. .. partinin ilçe merkezi kurul toplantısında bulunuyorsunuz. Sonra "çıkarılsın" diye el kaldırdı. Kurul üyesi yoldaşlar.Sakin olun yoldaşlar! dedi Kaşkatayev.Sayıklıyor. Kaşkatayev yoldaş. Şimdi oyunuza sunuyorum: Bakasov partiden çıkarılsın diyenler el kaldırsın! Kurul yedi üyeden oluşuyordu. İsterseniz çağıralım.Kerimbekov'un önerisini kabul edenler. fazlası değil. Ama ona artık partide yer verilemez. el-kol hareketiyle konuşmasından bir şeylere çok öfkelendiğini anlamıştı.Tutanağa geçin: İlçe Parti Komitesi kararıyla.. Aynı zamanda.cizgiliforum.. sonucu ancak Kaşkatayev'in yazıcıya verdiği emirden çıkardı: .Ben Segizbayev'e tekdir cezası verilmesini öneriyorum. bana bu tehditleri savururken duyan tanıklar var. . büyük bir hata yapmıyor muyuz? Bir öneri daha var: Baka-sov'a ağır bir uyarı ve tekdir cezası verilsin. bir parti üyesi olan Bakasov'a onur kırıcı sözler söylediği. Bu konuda Seğizbayev yoldaşa hak veriyorum. bakındı. ama neye öfkelendiğini ancak "Zincir. Bunlardan üçü Baka-sov'un ihracı lehinde. . herkesin önünde beni kafamı kırmakla tehdit etti. ilçe komite üyesi Seğizbayev yoldaşa da tekdir cezası verilsin. 180/ElvedaGülsan "İşte bu da bitti" diye düşündü Tanabay.. Oturun.com. Bir an durdu. . dedi Kaşkatayev sert sert.

Yoldaş Bakasov. Artık parti üyesi değilsiniz. sabırlı görünüyordu. Hemen az sonra Kaşkatayev sinirli sinirli konuştu: . Seni mahkemede yargılanmaktan. kalkıp kapıya doğru yürüdü. Daha kötü bir şey olmadan gitmeliydi buradan. nereye gidiyorsunuz? diye durdurdu onu Kaşkatayev. Yalnız şunu söyleyebilirim: Ben suçlu değilim. güzel bir akşamüstüydü.www. üye kartım çıkarmak için elini koynuna soktu. O yandan. Ama Tanabay bütün bunlan çekilmez buluyor.cizgiliforum.Bakasov. Ama bunu açıklayamıyorum. bir deri kılıfın içindeydi. Kılıf ince bir kayışla boynuna asılıydı. sonuçtan memnun değilsin. Üyelik kartını taşımaya hakkınız yok! Tanabay. kusacakmış gibi iğreniyordu. . . Sen ise hâlâ kırgınsın. samnm bizim kapılar sana açılmaz! Binadan dışan çıkınca Tanabay serinkanlı. Hava sımsıcaktı. güneş pınl pırıl. Parti üyesi kartını teslim ediniz. 110 . arak her şey bittiğine göre. Bu sırada hemen ardından kendisine hitap eden bir ses duydu. gitmek için kımıldamaya. Parti sana doğru yolu gösterdi. masamn üzerine bırakın. Ve yine Kaşkatayev Segizbayev lehinde oy kullanarak.enginel elveda gülsarı Yine üç lehte. Sonra yine hiç kimseye bakmadan gitmeye hazırlandı.Hımmm! Demek partiye güceniksin yani? Dikkat et yoldaş. HerhalElvedaGülsan/181 de bir söyleyeceğiniz olmalı ama tek söz etmediniz ve belki de bunlann sebebi çektiklerinizdir. . Kılıfı çekip çıkardı. Böyle olunca. Kaşkatayev'in buz gibi soğuk ve cilalı masasımn üzerine bıraktı.com. Komite binasının önündeki alanda çocuklar koşuşuyor. o ağır darbeyi hafifletmeye çalışıyordu ve Tanabay onun karşısında kendini pek acemi görüyor. Tanabay da her şeyin bittiğini düşünerek kimsenin yüzüne bakmadan. dağlara kavuşmak en iyisiydi. Biz kapılann tamamen kapanmadığını. Üyeler. üç aleyhte el kalktı. Aşın bir serinkanlılık idi bu. hapisten kurtardı.Bırakmam mı gerek? dedi Tanabay. üçe karşı dört oyla önerinin reddedilmesini sağladı. Bırakırken masamn soğukluğunu hissederek ürperdi. Segizbayev böylece tekdir cezasından kurtuldu. daha da eziliyordu. Bu kadan kötüydü. yerlerinden kalkmaya başladılar. Ezici bir sessizlik vardı. ne diyorsunuz bu olanlara. Konuşan Kerimbekov idi ve sesinde bir içtenlik vardı: . Büyük bir üzüntü içinde: J . Bu deri kılıfı Caydar dikmişti.Ne diyebilirdim ki oğul. Olardan şimdi şimdi anlıyordu. Kart. Bir an evvel gitmek. Bir şey söylemek ister misiniz? Ne düşünüyorsunuz? Tanabay dönüp baktı. bu yandan insanlar gelip geçiyordu. ceketinin altındaki kazağın iç kısmında. er-geç partiye dönebileceğinizi umuyoruz. burada herkesi susturamam M. Karşısındaki tanımadığı o delikanlı. hakaret etmiş olsam da suçlu değilim. Vücudunun kokusu ve sıcaklığı sinen kılıfı. oyun oynuyorlardı. Ona el kaldırmış. Kendisinden bile iğreniyordu sanki. onun omuzlanndaki kaygı yükünü.Evet. İşte böyle evlat. neye baksa. Demek sen parti üyesi olmaya da lâyık değilmişsin.

Arkasına dönüp bakmadı. Ne de olsa attı. söz dinleyen bir öğrenci gibi başını kaldırmadan oturmuştu yerinde. bütün işi çalışmak. Tanabay sert bir şekilde sözünü kesmişti çünkü: . nasıl konuşulacağını. eski bir dosta bakar gibi baktı kara gözleriyle. . Öfkesi kaynayan kazan gibiydi. * Çora ona. Aradım. unut gitsin! diye fısıldadı yorgaya. . ne 111 . Tanabay'ın tırmıkla kafasına vurduğunu unutmuş olmalıydı. yine çalışmaktı. Mutlaka düşüne taşına söylüyordu. Gövdesi tunçtan bir heykel gibi güçlüydü. çok büyük! Atın boynuna sarıldı ve gözyaşlarını tutamayarak hüngür hüngür ağladı.. beraber döneriz diye aradım seni. Sonra.Bunu söyleyemezsin! dedi Çora üzüntüyle.Hey Tanabay. Nerede.com. gelip geçen insanların önünde öyle ağlamaktan utanarak kendini tuttu. terlemiş atının gemini çekip onunla yanyana koşturmaya başladığı zaman da dönüp bakmadı ona. sus-pus olmuş. Çora da onun için eskisinden farklı bir kişiydi artık. ama gitmişsin. Ağırlığını bir ayağından öbürüne geçirdi. komünist de değilim artık. içi kaltı ravuk=Dışı parlak. Hep çekingen.cizgiliforum. çalışmak. kanı ise kararıp kaskatı olmuştu sanki. evin girişiyle konuk odasımn baş köşesine giden yol gibi güzeldi. Bana sırt çevirme Tanabay. Ömür boyu önemli işler de bulunmuş. O ise halka doğruyu söylemekten korkuyordu. .Ne istiyorsun? Sen kendi yoluna git! . bilmek istiyorsan. diye söze başlamıştı ki dilini ısınp susmak zorunda katdı.Ben senin dostun değilim. iki komünist olarak ko-nögalım. Şimdi ne yapacaktı ki? Halk ona güvenmişti. Gülsan kendi atının yanına bağlanmıştı.Bana gücenme Gülsarı. Kendi atına atlayarak.. Beni bağışla. Biraz bana bak. Tanabay ona bakmadan: .. Derdim çok büyük Gülsarı. içi karanlık ve soğuk" olduğunu "ho lâf-boş lâf' olduğunu bilmiyor muydu? Bu Çora kimi kandı rıyordu? Niçin kandırıyordu? Elveda Gülsarı/183 Çora ona yetiştiği. Segizbaye ve Kaşkatayev gibilerinin söyledikleri gibi olmadığını bil miyor muydu? Onların sözlerinin "Dışı cıltıravuk. durduğu yerde ayağını oynattı. Tanabay'ın ona doğru geldiğini görünce. aradım bulamadım.ensesi. kollarını gevşetti. Peşinden koşan yorgayı nal seslerinden tanımıştı. Sadece kendini öyle gösteriyorsun. Ben dobra dobra söylerim. Hiç değilim! Sen de uzun süredir komünist olmaktan çıktın. Aleksandrovka yokuşunu geçtikten sonra yetişti. ölçüp biçip konuşmasını öğrenemedim daha.www.Seninle konuşmak istiyorum. hayvanın başını dağ yoluna çevirdi. hep ihtiyatlı. Ah Gülsan. İşlerin. Yanına yaklaşın182/ElvedaGülsan ca.Elbette söylerim. Nereden öğrenmişti bütün bunları? Doğru: Kendisi cahildi. Oysa Çora okumuş biriydi. hep yöneten kişi olmuştu. Yine yüreği sızladı ve kaşlarını çattı. Ne yapmıştı bugün? Kaşkatayev sesini yükseltir yükseltmez. İki eski dost.enginel elveda gülsarı Atlann bırakıldığı yerde. . hayvandı işte. ah! Onun boynu.

Gece bekçisi kadın lambayı yakmış. Eyerdeki adam acılar içinde kıvranıyor. ağzını burnunu iyice açarak güçlükle soluk alıyordu. Eve götürmek istemişlerdi ama Çora büroya gitmekte ısrar etmişti..com. sapsarı olmuştu. Tanabay'la konuşmaya çalıştığını sanıyordu. Ççra'nın yüreğine bıçak gibi saplanan o sözleri söyledikten sonra ardına bakmadan gidiyordu. Tanabay henüz dağ yolundayken. Tutamadığı dizginler Gülsan'nın boynundan sarkıp sallanıyordu. O sırada Çora idare odasında oturuyor. ancak bunca yıl sonra.enginel elveda gülsarı söyleneceğini öğrenemedim. her derdi sinesine çekerek ve 112 . sızılarla geçen ömrünü de damla damla tüketiyor ve Çora. bir eliyle kalbini bastırıyor. tarlaların içinden sürüp uzaklaştı. çabuk! Çabuk! .Hey! Kim var evde? Dışarı çıkın.Ben bilmiyorum. Çora gönderdi. çabuk! Hemen parti bürosuna gidin! Toplantı var. Zor duruyordu atın üstünde. dişleriyle aün yelesine 184/ElvedaGülsan sarılıyordu. Göğsünü masaya dayamış. koluna girerek büroya götürmüşlerdi. çabuk gelsinler.Oy kalbim! Göğsüm! diye inledi Çora. Orada sobayı yakmaya çalışıyor. Yorga. Köydeki bütün komünistlerin acele toplanmaları için haberci çıkarmış. Çora. yelesine yapışıp soluk almaya çalıştı. hinldayarak koşmaya başladı.www. köy sokaklarında at koşturan bir haberci. iç çekip başını sallaya sallaya yine ön odaya geçiyordu. lemiyor. Bütün bunları Tanabay göremedi. her evin önünde durup sesleniyordu: . Kulaklarını kıstı.Ne oldu? Acelen ne? . damla damla akıp gidiyordu. "Gülsan. Atın boynuna.. sonra at bakıcıları onu. elleriyle.cizgiliforum. adamın sesinden ürkmüştü. Çora adamların gelmelerini beklerken zaman hiç bekElveda Gülsarı/185 . şimdi onların bir an önce gelmelerini bekliyordu. Çora'nın yüzü ölü gibi. ben sapıyorum. . Sesi iyice kısılmıştı. Durup dinlenmeden. Tanabay'a bir şeyler söylemek için elini uzattı. Burada yolumuz ayrılıyor. diyor. yoldan ayrıldı. köye döndükten sonra bir süre samanların üzerine uzanıp dinlenmiş. arada bir çıkıp kapı aralığından Çora'ya bakıyor. Geçen her saniye. kanı çekilmiş yüzünden soğuk ter şıp şıp damlıyordu. 20 O akşam. sonra aynı elini göğsüne bastırdı. dalıp gidiyor. Ölüm kadar korkunç bir şey vardı bu seste ve Gülsan bunu sezmişti. Tanabay atının başını çevirdi. Ara sıra gözleri kararıyor. bu son saatlerinde anlıyordu hayatın değerini. Gözleri göz çukurlarına baüp yitmiş gibiydi. Çora'yı odasında yalnız bırakarak ön odaya geçmişti. Acıdan inliyor. Sesi çıkmıyordu. çağırdıklarının gelmesini bekliyordu. çabuk eve götür beni! Çabuk Gülsan! Çabuk!. Oysa Tanabay. o zaman kendini hâlâ at sırtında. Çora'nın acılarla. dudaklarını ısırıyor.. Tanabay'ın ardından bağırmak istiyordu.

ah! Çıldırdın mı sen! Toplantı yapacak başka vakit bulamadın mı? Hadi eve gidelim. "Ah bir dayanabilsem. Gözleri yollarda kalan Caydar. Başını kaldırıp dikleşti.. Sonunda böyle olacağını önceden bilseydi. Zaman ağır mı ağır. Komünistlerin hepsi gelince. şapkasını çıkardı. Kıvrım kıvrım sarp yollardan gitmek zorunda kalmıştı. gözünü dört açarak bakmıştı yollara." İlk gelen karısı oldu. Dışarıdan. Aldanov hakkında ne düşündüğümü de bilsinler. dedi karısına. geçiyordu. Bu işin nasıl olduğunu. Ve bunca zamanın nasıl geçip gittiğini anlayamamıştı..com. nefes nefese gelmişti.. Kendimi de olduğum gibi anlatacağım. tıp tıp akıyor. Dönüşü olmayan bir sona geliyordu. Onu yıldırmayan güç.Ah. Şu haline bir bak! Sen hiç canını. Caydar feneri 113 .. Herkes her şeyi bilsin: Tanabay'ın partiden çıkarılmasına karşı geldiğimi bilsinler. Toplantıdan sonra beni eve götürürsün.enginel elveda gülsarı üstesinden gelmek için çalışarak geçirmişti yıllarını. Sen kapının önünde bekle. Benden sonra onun ne söyleyeceğini de. Dişleri titreyip bardağa çarpıyor.. Hadi çık. Saatlerce. . hayatını düşünmez misin! Çora dinlemiyordu.. söylemek istediklerimi bir söy-leyebilsem" diye düşündü. ama bunların pek çoğunu başaramamıştı. şimdi daha iyiyim. Kolhozumuz hakkında. işte şimdi yakasına sımsıkı yapışmışa. Komünistler kendileri karar versin. Kocasını görür görmez ağlamaya ı başladı: 186/ElvedaGülsan . Elinde ilaçlar olduğu halde koşarak. sırtından eyeri aldı. Acımasız zaman tıp tip damlıyordu.. son görevini yapmak için bütün gücünü topladı. İlacını içerken kendisini götürmeye çalışan karısını eliyle itti. Uçup gitmekte olan canını.cizgiliforum. Nerede kalmışlardı çağırdığı insanlar? Niye gecikiyorlardı? Çok uzakta değillerdi ki!.Bir şeyim yok. elinde bir fenerle kapının önünde onu bekliyordu. Yeter ki bunları anlatacak kadar zamanım olsun. Tanabay'ı partiden nasıl ihraç ettiklerini anlatacağım. Ama işin güçlüğü hiçbir zaman yıldırmamışti onu. çoktu. Armanı (gerçekleştirmek istediği ülküsü) büyüktü. Çıkma-z| saplanıp başka yola geçtiği de olmuştu. toplantıyı açarak konuşmaya başladı... Sapacağı. her şeyi anlatmam gerek onlara. 21 Tanabay evine geç vakitte ulaştı. Nerede kaldılar? Biraz çabuk gelseler. Korkma. Zaman kötüydü. şimdi herkesin yüzüne daha korkusuz bakabilirdi belki. parti örgütleyicisi Çora Sayakov ayağa kalktı.Ne oldu Çora? Neyin var? diye sordular gelenler. gelenlerin sesini duydu. ne yapacağını da görsünler. acı mı acı damlalar halinde. sessiz sessiz.www. İşlerin kötü gittiğini bir bakışta anladı. umutsuz bir çığlıkla tutmaya çalışıyordu "Her şeyi.. Her şeyi anlatacağım. insanlarımız hakkında her şeyi anlatacağım. Tanabay hiç konuşmadan atın ağızlığını çıkardı. Acılarım bastırıp. kaçacağı başka yol yoktu artık. . su göğsüne dökülüyordu.....

. Ne diye öyle bakıyorsun? Ne diye dikilip kaldın? . Sen tfe haketmiştin. Yattığı yerde bir o yana bir bu yana dönüyor. Artık ölmekten başka yapacağı ne vardı? Ölsün. değeri yoktu artık. Ona söyleyecek söz. yeni bir çoban göndermişler.Çok bağırma. koşmak.. Bunların hepsini gözünde canlandırıp aklına getirince.Hadi yat. ne zaman nasıl yattığını bilemedi. Sonra Komite toplantısı canlanıyordu gözünde. Halk düşmanı ha! Ömür boyu çırpınmasının sonunda gördüğü karşılık bu idi. Hiçbir şeyi. .Ben bilirim ne yapacağımı! Tanabay kapalı koraya gitti. Koyunlara bir göz attı. orada uzanıp kaldı. hapse tıkma tehditlerini yeniden duyuyordu. "Evet ölmek daha iyiydi!. demek korada idi! Dışarıda şafak aydınlığı vardı. Karısı içinden "Keski kasabada içip zil-zurna sarhoş olsaydı. Uzun süre kendine gelemedi. koşmak. yorganın üzerinde kendisine bar bar bağırışı kulaklarında uğulduyor. onu hiçbir şey ilgilendirmiyordu. Çok huzursuzdu. belki o zaman bu kadar üzgün olmazdı" diye düşündü. Bir köşeye yığılmış samanın üzerine çöktü.www. O gün hava ısınmış. Bunlar geliyordu aklına. Nerede olduğunu. Bütün bunlar gözünde canlanınca. hiç kimseyi görmek istemiyor. Tanabay hâlâ ağzım açıp tek lâf etmiyordu ve bu suskunluğu korku veriyordu. Segizbayev'in. . yeniden o tırmığı kapmak.. yardımcı kadınlar duyacak. .Ne yorulması? Partiden kovdular beni! .Bektay'ın da. Karanlıkta bir süre dolandıktan sonra kapalı koraya girdi. Aa. onun hakaretlerini.. Elveda Gülsan/187 .. Bunu haketmiştim zaten. Oysa Caydar'ın ona iyi haberleri vardı. kuzuları kıra çıkarmışlar ve hayvanlar taze ot otlamış-lardı. dedi Caydar. sallaya sallaya. Tanabay ona tek lâf etmiyordu. bembeyaz kar üzerinde Bektay'ın kapkara ayak izleri geliyordu gözlerinin önüne. düşüp kafasını kınncaya kadar koşmak. Cam ne konuşmak istiyordu ne de yemek. dünyada ne varsa unutup uyumaya çalışıyor ama uyuyamıyordu: İşte. diye bir-küfür savurdu Tanabay. Yaşamak. verecek cevap bulamadığını da hatırlıyordu. bağıra çağıra karanlıklara dalmak. Onlara saman ve arpa unu göndermişlerdi. sonra 188/ElvedaGülsan bir dere yatağına girmek. Sonra açık koraya çıktı. O niçin uyanmıştı? Niçin? Hiç uyanmamayı istedi. Bu bize az bile. diye düşündü. kuzular meleşiyordu. çalışmak. Bir halk düşmanı olarak suçlandığım hatırlıyordu.cizgiliforum.com. sesini bütün dünyaya duyurmak..Çok mu yoruldun? .Niye bağırmayacakmışım! Neden gizleyecekmişim! Bir köpek gibi kovdular beni. . Yanıbaşında koyunlar öksürüp aksırıyor." Uyandığı zaman başı kazan gibiyidi.Bektay'ın sürüsünü ayırdılar. 114 .. böyle yaşamaktansa ölmek daha iyi. sürünün de. Hiçbir şeyin anlamı. daha iyiydi. yeni çobanın da.enginel elveda gülsarı tutuyordu. uz gitmeyen işler için kaygılanmak.. biraz dinlen.

Avuçlayıp aldığı su. ama gitmeyeceğim.Biraz dışan çıkar mısın. dedi.. Su buz gibiydi. gökyüzünü kara bulutlar kaplamıştı. yalnız bir kez verilen cana. Önceki acılan birden depreşiverdi. kızlanna ve yardımcılara daha yumuşak davranmak istiyor. Onu görmek istemiyordu.com. Korayı temizleyip yere kuru saman yaymak gerekiyordu. Yine var gücüyle işe koyuldu. içeri buyur.İyi düşün. Yeni doğmuş kuzulan soğuktan koruElvedaGülsan/189 mak için çare aramalıydılar. Nerden geliyorsun? . Hayır! Daha yaşayacaktı. .Ben doktor değilim ki.Gider. 190/ElvedaGülsan Elveda Gülsarı/191 115 . in aündan. . Artık karısına. Ben görevimi yaptım. Gelen. O sırada Tana->ay korada temizlik yapıyordu. Oradan geliyorum. Okuldaki oğlunu da çağırmışlar. dedi. Eğilip avuçlarıyla su içti. o her zaman hastadır zaten.cizgiliforum. yakındaki sürülerden birinin çobanıydı. hiç konuşmadan ve durmadan çalışıyordu. ama bu ani değişiklikten kuşkulanmasınlar diye kendini tutuyordu.Bir iş için köye inmiştim. çok işler yapacaktı. fişekliği.enginel elveda gülsarı . Karşılaştıklan zaman biraz konuştular. bu defa çok ağır hasta. O gün. dediler. şimdi gitmem gerek. Şimdi biraz kendine gelmişti. Daha sonra otlağa gitti. Seni görmek istiyor. Tanabay yine kaşlannı çatmaya çalışıyor. İnsan denen varlığa. gelen var. Aytbay atının başım çevirdi.. ama olanlan unutmak ve cesaretini yitirmemek için kendini zorluyordu.Ha. Değişen bir şey yoktu sanki..Haber verdiğin için sağ ol. Çayın kıyısında küçük buz parçalan yüzüyordu. hiçbir şey olmamış gibi çalıştılar. Az önce aklından geçirdiği kendini öldürmek düşüncesinin.www. gider. saçmalık. O akşam hava bozmaya başladı. Hava kararmaya başladığı sırada bir atlının gelmekte olduğunu gördüler. "Ay Allah! Yine mi Çora?" diye düşündü... Burada işler başımdan aşkın. . Gidip gitmemek sana kalmış. gidecektir. haber verdim. Karanlık basıyor. istasyona karşılamaya gitmişler. Yağmur ya da kar yağacak gibiydi. o da bir avuç daha alarak üstüne döke döke içiyordu. Kalkıp çaya kadar uzandı. sürüyü koraya getirdi. nasıl kıyardı? Segizbayev gibileri için ölmeye değer miydi. demek sensin Aytbay. Onu ilk farkeden ve karşılayan Caydar oldu. .. Dağlar sislere bürünmüş. Gördüğün gibi hava da bozuyor.. Bu yüzden Tanabay onlara içinden teşekkür ediyor. titreyen parmaklan arasından akıyor. Kansı kapalı koranın kapılına geldi: . Dönüp evine geldi.Sen bilirsin Taneke. Tanabay kamının ses tonundan kötü bir haber alacağını sezmişti. Sonra biraz durarak: . budalalık olduğunu anladı. Caydar kocasımn sözlerinden utanarak: . Mutlak gelsin. Sağ ol. Dışan çıkıp gelen atlıya 'hoş geldin' dedi. hiç kimseye belli etmeden bir yerlere sokuşturdu. Çora'nın çok hasta olduğunu sana bildirmemi söylediler. yaşadıkça da bu yerleri daha çok çiğneyecek. Tüfeğini.

Benim dostum-mostum yok artık. saygıyı. gitmeyeceğim! ..cizgiliforum. şimdi böyle ağırlaşmazdı. "Beni zorla gönderemezsin. İnadını kıramıyor.Benim adıma nasıl cevap verirsin! Gidip gitmeyeceğime ancak ben karar verebilirim. Ama öfkesi kabarmıştı bir kere. Nasıl yardım edebilirim mi diyeceğim?" Hayır.. . emekli olsaydı. Sen hep insanlığı. Tanabay'a göre bir şey değildi bu. iyiliği düşünürsün. Tek başıma da ölebilirim.. birbirlerini iten koyunlara küfürler savuruyordu.İyi düşün Tanabay. Doğuran koyunların kuzularını alıyor. Ben çadıra gidip ateşe bakacağım. inleyip durdu da yine at sırtından inmedi.Hadi giyin.Boş yere ısrar etme." Karanlık iyice bastırmış.Düşünecek ne var bunda! Yetti artık! Düşündüm.Hadi vakit kaybetme. Ben de kızıyorum ve kimsenin umurunda olmuyor. Atlı uzaklaştıktan sonra karısına çıkıştı: .com.. Git oraya! İnsanlığını unutma. Benim için hiçbir şeyin önemi yok artık. Bir zamanlar dost idik ama artık bitti. Yatışmıyordu. Caydar. Benim için hiçbir şeyin önemi yok artık. El ne dermiş? Ne derse desin! Umurumda değil. :4 . . Şimdi istiyorum." Sonunda Caydar geldi. Sonra el ne der? . Tanabay'ın muşambasını. Acını. 116 . Ölüm döşeğine yattığım zaman beni yoklamaya da gelmesinler. iyi misin. meleşen kuzuları bir köşeye sürüyor. Gerçekten dost idiyse şimdiye kadar neredeydi? Hayır. Ömür boyu hastalıktan kurtulmadı. "Gelmezsen gelme!" diye söylendi Tanabay. O başka yola gitti.. Tanabay yerinden kıpırdamadı. kor parçası sıçrayabilir. Bu ilk değil ki. Tanabay'ın giyeceklerini orada bırakarak çadıra gitti. yeni çizmelerini.. kuşağım. bunu yapamazdı. Artık umurumda değil.Hayır! dedi Tanabay başını inatla sallayarak. benden bir isteğin var mı? diyeceğim. homurdanmaya devam ediyordu: "Gidip de ne yapacağım? Nasılsın. Büyük sessizlik içinde.. keçeye. .www. Çora'ya söylediklerini aklından çıkaramıyor. çok düşündüm de ne oldu? Sonunda partiden kovdular beni. Elini hiddetle salladı ve sonra kalkıp koraya gitti. . Tanabay bu konuda karısıyla konuşmamak için eve gitmiyor. Gitmeyeceğim dedim. kar tanelerinin yere düşerken çıkardığı o varyok ses bile duyuluyordu..İşi vaktinde bıraksaydı. karısı da onun yanına gelmiyordu.. Sonra ömür boyu içinde ukde kalsın mı istiyorsun? . kıvılcım. hafiften kar yağmaya başlamıştı.Sen ne dediğini düşündün mü hiç Tanabay! . eldivenlerini ve önemli ziyaretlere giderken giydiği börkünü ve ceketini de getirmişti. ". ben başka yola.Niye ukde kalacakmış? Korkma ölmez. gücen-mişliğini bana bırak. gitmeyeceğim. Hay senin canından değerli şefliğin batsın! Bundan sonra seni bir daha görürsem gözlerim çıksın! Kızarsan kız.Bak Tanabay. bugüne kadar senden benim için bir şey yapmanı hiç istemedim. dedi. Bir süre yatar yüıe kalkar. giyeceklere el sürmedi.enginel elveda gülsarı Tanabay hiçbir şey söylemedi.

cizgiliforum. • . Kanal açılmasında beraber çalıştıklarını hatırlıyordu.enginel elveda gülsarı Caydar yine geldi: . ay-t dın'genci o idi.Canımı sıkmasana! Gitmeyeceğim dedim ya! Caydar öfkeyle bağırdı: . Yine de bir onur meselesi yaparak: ." Biraz durdu. Sonunda reddettiği ağır hasta dostunun çağrısına uyarak." Tanabay ata eyer vururken yaptıklarından. gitmezsin. koluna. ne kadar acı çektiğimi herkes görüp anlasın diye mi? Karımı da çok üzdüm. Çora da gencecik idi o zamanlar. Çocukluk günlerini de. ağır ağır atı eyerlemeye gitti. Onun elini sıkıp ilk kutlayan da Qora idi. Caydar bir adım daha yaklaştı. "Hay inatçı kadın! Bu karanlıkta nasıl gidecek?" diyordu aü eyerlerken. seyrek ama iri iri düşüyordu yere. Caydar devam etti: "Eğer bir erkek değilsen. Tanabay kan silkip atmak için bir harekette bulunmuyor.! teyi ilk gösteren Çora olmuştu. Köy halkının okumuş. Onu sözünden caydıramazdı artık. Caydar. "Bir hayvandan farkım yok benim. Baharın son kan. dipsiz bir girdap gibi döne döne akıyordu. karanlıklar içinde yapayalnız yol alıyor.Öyleyse hemen giyin! diye muşambasını uzattı. Komsomola birlikte katılmışlardı. Gelip geçen günleri. yitip giderse ne olur? Ne yapalım. Dağlarda gece. işe yaramaz adamın biriyim ben. Süsmek için başını eğen bir boğa gibi. Düşüncelere dalıp gitmişti. yoksa iş işten geçmiş olur. İlk adımı yine karısı attığı için memnundu. kendi istedi. hayatının uzak geçmişini düşünüyordu. sakalına yapışıp kalıyordu. Sözünü geri almak da zoruna gidiyordu. .. 117 . Öfke aklımı başımdan aldı.Olmaz. . duygularımı böylesine açığa vurmam niye? Nelere uğradığımı. Kendi resmini basan. fenerin solgun ışığında yüz ifadesinin korkunç olduğunu ve gözlerinden od fışkırdığını gördü Tana192/ElvedaGülsan bay. onu zorlayan yok. Köyün yüzünü ağartan bir gençti. Hayvanım hayvan!. kaşlarını çatarak Caydar'ın yanına geldi. ondan söz eden gaze--'..Hadi kalk giyin! Tanabay emre uyan bir asker gibi ayağa kalktı. bana hemen atı eyerle!" Tanabay. . partiye birlikte girmişlerdi.Daha giyinmedin mi? . eyer üzerinde Elveda Gülsarı/193 kımıldamadan oturuyordu.com.Evet.Atı eyerledin mi? dedi Caydar.. O zaman senin yerine ben giderim. sen evde sümüğünü çeke çeke otur.Sabah erken yola çıksam olmaz mı? dedi. Ben şimdi gidiyorum. kar taneleri başına.www. Bunu nasıl yaptığını kendisi de anlayamamıştı. omuzuna. Tanabay hiç sesini çıkarmadan giyinmeye başladı. Üzüntümü. onun ne suçu var? Beceriksiz. Kar ince ince sepeliyordu. bu inadından utanmaya başladı. hemen şimdi gitmelisin. "Ya bu karanlıkta yolunu şaşınrsa. öldürsen bile sözünden dönmezdi.

Herhalde. pek değerli komşuları Çora'nın ölümü için yas tutmaya. olanları konuşmak helalleşmek mi istiyor?..cizgiliforum... oysa kendisi inatla bu çağrıyı reddetmişti. dönüşü olmayan yolculuğuna çıkarken.. yüreği burkuldu. kar altında kalan bahçelerin çıplak ağaçları arasından uzayıp gidiyordu her yana. Bunlar sessizce Çora'nın evine doğru gidiyorlardı. Tanabay üzengiler üzerinde doğrularak kalktı. Tanabay atını hızlandırdı ve az sonra köy göründü. Bir şey işitmedi. O ev Çora'nın eviydi! O kalabalık niye toplanmıştı oraya? Ne olmuştu? Yoksa Çora. önünde bir atlı grubu gördü. ne bağışlanmaz bir davranıştı bu! Bir kara yüzlü olmuştu. Ağzından burnundan soluyor. kimsecikler görünmüyordu.. ağaçlara bağlanmış atları gördü. öyle olmasa okuldaki oğlunu ne diye çağırsınlar? Belki bana bir diyeceği vardır.he-lalleşmek için onu çağırmış.enginel elveda gülsarı ¦¦¦'. Ağlayan birinin ta göğe yükselen. Sonra atını dörtnala 194/EtvedaGülsan » " kaldırdı. Ne büyük aptallık. 118 . "Olamaz! Nasıl olur. onun cenaze törenine katılmaya geliyorlardı. olamaz!" diyordu. Çok kısa bir süre öylece durdu. bir an önce varsaydı. Derken.. Sonra evlerden birinin önünde toplanmış kalabalığı. Bu defa çok ciddi galiba. Çora nasıldı acaba? Biraz daha hızlı gitse. bütün bölgede olduğu gibi onların da çok iyi tanıyıp saydıkları. pişmanlık ve utanç duygularının ağırlığı altında eziliyor. Sonra hep birden eyerleri üzerinde ileri geri sallanarak. buz gibi soğuk havayı içine çekiyordu. O saatte sokaklar ıpıssızdı. köy tarafından şafağın sessizliğini bozan soğuk bir ses geldi kulağına. Atın başını çekip durdurdu.www. köy sokaklan. Çora'yı bir öz kardeş gibi sevdikleri. Aman Tannm! Ne ağır sözler söylemişti Çora'ya. ona öyle gelmiş.. Pekâlâ mümkün olan olaydan sanki kendisi sorumluymuş gibi. ilçeden dönerken Çora'nın yorgaya binerken kendisine yetiştiği zamanı da canlandırıyordu gözünde. Biricik dostu Çora. son sözünü söylemek. Onu düşünüyordu: "Çora nasıl acaba? Ağır hasta olarak yatıyor muydu. Ölüm döşeğine yatmış bir adamın son dileğini yerine getirmemek bağışlanır bir suç muydu? Bu dileği yerine getirmemek şerefsizlik değil de neydi? Tanabay. parça parça oldu." Şafak söktü.. Atını mahmuzladı ve o bayıra çıktı. Artık kendini bağışlayabilir miydi? Karla kaplı sokaklardan geçerken. yer yarılsa da içine girsem diye düşünüyordu. rüzgâra kulak verdi.. yumuşamaya başladı. Birden. suçluluk. öyle bir ses duyar gibi olmuştu. sonra birden kesilen çığlığı idi bu.com. Caydar niye yüzüne tükür-memişti onun! Ona ne deseler. yüksek sesle ağıt söylemeye başladılar: • Oy ciğerim oy! Vay ciğerim vay! "Kazaklar da gelmiş" dedi Tanabay içinden. Buradan. sabahın bu erken saatinde. Kar hâlâ yağıyordu. ne kadar hakaret etseler azdı. Önündeki bayın aşınca oraya varacaktı. O zaman anladı Çora'dan hiçbir umut kalmadığını: Çora ölmüştü! Çayın karşı yakasında oturan Kazaklar. "1 Tanabay'in Çora'ya karşı buz kesilen yüreği yavaş yavaş çözülmeye.

Birileri gelip onları ayırdı. Ama Bibican gelmedi. bir sola sallanarak. öncekinden de büyük hıçkırıklarla sarsıla sarsıla ağlamaya başladı. Sahibi ölen atlara böyle kara örtü örtmek.. Gözyaşları iri iri damlalar halinde akıyordu. Neler neler içinde o gözyaşları. bağışla beni Çora diye bozladı Tanabay. İşte. kıvançta ortak.www. avluda. bir mutlu ve aydınlık gün görmeden yaşlanıp gitmesi içindi. ağladılar. Ağlayın kardeşlerim. Sonra Tanabay kalabalığın arasına girdi. yüzünü duvara dayamış. Herkesi yakından görüyordu şimdi ve o sırada. Çora'nın oğluna götürün onu. "Bibican yanıma gelse.. bu dünyadan göçen dostu için sel gibi gözyaşı dökmeye başladı.com. .. yarışElvedaGülsan/195 larda ortak.Artık senin baban yok! Benim Çora'm yok! Bağışla. köyün ıssız sokaklarında yankılanan bir haykırışla: * Çoraaa! Çoraaaa! Çoraaa! diye. dedi. Tanabay. gözyaşlarımı kendi eliyle silse. Tanabay bunu duymamıştı. kader ikisini ayırdığı için. koluna girip kalabalığın arasından geçirdiler.Bağışla beni Çora! Bağışla beni! diyordu durmadan. ağladılar. Gelmedi ama. Tanabay yüzünü bindiği atın yelesine gömdü.Bağışla beni Çora. beni avutsa. Bibican'ı da gördü. dile getiremeyip içine attığı her şey için ağlıyordu. . Sahipsiz kalmıştı soylu yorga. bağışla! diye ağlıyordu Tanabay. Çora'nın öğrenci oğlu Samansur. sonra tekrar başını kaldırdı ve tekrar kapandı. onu... Çora'nın evine gelmişti." diye düşünüyordu bir yandan. Tanabay'ı yatıştırmaya çalışanlar başkaları oldu: 119 . sağ olun" dedi içinden.enginel elveda gülsarı Tanabay "Sağ olun Kazak soydaşlar. işlediği suçlar için. öylece duruyordu. çektiği bunca sıkıntı için ve eziyetler için. Tanabay'a döndü. Bibican Tanabay'a gözlerini dikti. bu çığlıklanyla Bibican'dan da bağışlanmasını diler gibiydi. Tanabay. Bibican'ın yarsız ve yalnız kalması. bir sağa. Gülsan orada bağlı duruyordu. Örtüyü kar kaplamıştı.cizgiliforum. Beli bükülmüş.. Kucaklaştılar.. o da kendisi gibi ağlıyordu. O sırada biri: Tanabay'ın inmesine yardım edin.. Kara bir örtü koymuşlardı üstüne. . bir gelenekti.. Şimdiki ağlayışı. Yalnız Çora'dan değil. Hıçkırıklar doldurmuştu havayı. Çevresindeki yüzler bulanık bulanıktı. Karalara bürünmüş Gülsan için. Çora'sız kalan bizlerle birlikte ağlayın!". ömür boyu yitirdiği her şey içindi: Artık hiç göremeyeceği Çora için. kamburu çıkmıştı. "Biz ta en eski atalarımızdan beri herşeyde beraber olduk: Tasada ortak. karşı196/Elveda Gülsan sında duran Bibican için. Gözleri kararmıştı.. toylarda ortak. Birkaç kişi onu attan indirdiler. Sonra o da dövüne dövüne. o müthiş fırtınalı gece için. eyersiz tutmak. Gözleri yaş doluydu.

Kendini topla artık. Yol. gözyaşlarını dindiremiyordu.Bağışla Çora! Bağışla! Bağışla! Cenaze aşından sonra Samansur Tanabay'ın koluna girerek onu dışan çıkardı: .. Oradan da 198/ElvedaGülsan ark boyunca yürüyerek devrilmiş bir ağacın yanında durdular ve bu ağacın üzerine oturdular. Yaya yürüyenlerden biri Çora'nın oğlu Samansur. Tanabay Çora'dan af diledi. 22 Çora'mn cenaze namazı ikindide kılındı ve onu toprağa verdiler. belli belirsiz. bağışla! Beni duyuyor musun? Bağışla. size söyleyeceklerim var. yumuşak. Birlikte evden çıktılar. Bu sözler onu avutamıyor. dediler.Bağışla beni Çora.cizgiliforum. . Çora'yı dönüşsüz yolculuğuna çıkaran cenaze alayı. Çora'yı ebedî uykusuna yatacağı mekâna yerleştirdiler. yan kapaklan indirilmiş bir kamyon. Çora'mn son seferi için açıyorlardı o yolu. Geriye kalanların hepsi atlıydılar. daha kötüyüm. dedi. Sarsılıyor. Dostunu o yolda öylece bırakıp.. saElveda Gülsan/197 hipsiz. topla kendini. beyaz bir top gibi görünüyordu. Ama. bembeyaz karla kaplıydı. Tann sana konuşma dili vermemiş. arkama bakmadan çekip gittim. çağıltısız kara bir çay gibi akıyordu. Çora'dan aynldık. O yolda sen niye kîşneyerek beni durdurmadın? Ne yapalım. dışanda konuşalım. karalara bürünmüş Gülsan'yı götürüyordu yedeğinde. tepe üzerindeki mezarlığa kadar uzandı. Göl kadar gözyaşı dökmek Çora'yı geri getirmez. binicisiz. tüten semaverin yanından ve avluda yanan ateşlerin dumanlan içinden geçerek. İnsanların arasından. Yumuşak kar taneleri hâlâ uçuşuyordu havada. "Hayat dediğin bu işte. Gökyüzünde donakalmış gibi hareketsiz duran bulutların arasından. Tanabay'ın yedeğindeydi.. Oysa benim dilim var.com. sabır. Aynı kamyonda. eyersiz. Köyün dışındaki yol.. Çora'nın yolu bitmiş oldu. ikimiz. Tanabay durmadan tekrarlıyordu: . ikincisi Tanabay idi. bağışla! Bir tepecik meydana getirdiler.Sabır Tanabay. İkisi de kendi düşüncelerine dalmıştı. çocukları ve yakın akrabaları oturuyordu. Kamyonun hemen ardında iki kişi yürüyordu. sanki. dilsiz hayvandan daha dilsiz.Taneke.. Ve orada. Artık Çora yok.enginel elveda gülsarı . Cenaze alayı. Yetim kalmış Gülsan. karısı. Çora'mn yanında." diyordu. beyaz keçeden kefene sarılmış Çora'mn cenazesini taşıyordu. Suskundular. sarsılıyor. Mezarlığa giden yol boyunca. Cenaze alayının önünde. Tanabay.www. acısını daha da arttınyordu. Ta-iabay içinden onunla da konuşuyordu: "İşte böyle Gülsan. bir gün bitiverir" diyordu Tanabay. Mezarlıkta Samansur'la birlikte kabre indiler. güneşli. "Bu Samansur daha düne kadar koşup oynayan bir 120 . Çora'yı ben öldürdüm! O hiç gereksiz acı sözleri söyleyen dilimle öldürdüm!. konuşan bir insanım. Atların toynakları altında ezilen bu yol genişliyor. kara bir şerit gibi görünüyordu. sen ve ben. evin arkasındaki bahçeye geldiler.

Çocuk babasının gençliğine çok benziyordu.Biliyorum Samansur. beni düşündüren bir durum var. .Sağ ol Samansur. Oğullarımızın bizden daha bilgili.Kulağım sende oğlum.Samansur. Biz de bunun için babayız. Hayatın anlamı da budur". artık sen aile reisi oldun. ama oğullar onu yaşatırlar" diye. Partinin ilçe merkezi komitesine. Sessiz hıçkırıklarla sarsıla sarsıla ağlıyordu. Babana da şükran duyuyorum. Kendilerine de. Kendimi hiç bağışlamayacağım. ona layık evlat olduğunu gösterir. 121 . size iletmemi istediği bir sözünü söyleyeceğim. Çora dünyadan göçüp gitmişti. bunlan söylediğin için sağ ol. az sonra geleceğini söylüyorduk her soruşunda. Elveda Gülsan/199 . Dilerim babası gibi olur. Gözleri sönüyordu. Tıpkısı.Partiden çıkarıldığıma göre. Söyleyeceklerini söyle bana. "Tanabay nerede? Gelmedi mi?" diye sorup durdu. Tanabay bunu o anda farketti. biliyorum. beni bağışlamasını. şimdi kocaman bir delikanlı. Son ana kadar bilinci yerindeydi. bir şeyler söylüyordu ama anlayamadık.Babam size şunları söylememi tenbih etti: "Oğlum. ama söyleyemeden gitti. bana kızmamasını istiyorum.enginel elveda gülsarı çocuktu. ama Samansur babasının delikanlılık çağını bilmiyor. hayatımn çok önemli bir bölümünü ve daha birçok şeyi alıp götürmüştü. dedi. kocamış bir adam gibi sakalını sıvazlıyordu: .cizgiliforum. Artık Ço-ra'nın yerine Çora sensin. Çora'yı bilenler ve ananlar var oldukça Çora ölmez! . benim parti üyelik kartımı o götürüp teslim etsin.Ben geldiğimde babam daha ölmemişti Taneke. . . başkalarına da yararlı olsunlar. ileri götürürler.Ben size babamın bir vasiyetini. ondan özür diliyorum. Babanın yerini oğul alır. Çora kendisiyle birlikte. Tanabay biliyordu. Yalnız. hâlâ birilerini bekliyor gibiydi.. Herhalde bu acı onu olgunlaştırmış. Bundan sonra gücü kalmadı. bizden bilgili. bizden ileri olsunlar. Yetişemedim. Böyle de olmalı. Oğullar babalarının işlerini sürdürür. . Şimdi onunla iki büyük insan gibi konuşuyoruz. daha başarılı olmasını dileriz. benim Tanabayım'a söyle. Size bir şeyler söylemek istiyordu herhalde. ah yetişemedim! Suç benim! . Beni Partiden çıkardıklarını biliyor musun? . Tanabay hiçbir şey söylemedi. Tanabay Çora'mn sesini duyar gibi oldu ve irkildi. dedi. Artık son nefesini verdiğinde.www. başkası götürmesin. onun üyelik kartını oraya götürmeye hakkım yok.com. Görüşmemiz gerekiyordu. Oysa onlar ikisi bir kişi gibiydiler. tıpkısıydı babasının. Biz yolda olduğunu. Boşuna dememişler "Babalar ölür.Evet biliyorum. Tanabay. Seni Çora'yı dinler gibi dinleyeceğim. dedi Tanabay hıçkınklannı keserek. Dudakları yine kımıldıyor. dedi S^mansur. Ölümünden bir saat önce yetiştim. Kendi eliyle götürmesini söyle. Sizi çok bekledi Taneke. Çora'mn aile içindeki yerini o dolduracak artık. Tanabay'ın bir yansını. bjunu söylemeyi sakın unutma. Oğullar bizden akıllı..

Sen götürüp versen olmaz mı. Onun. Yine anılar. yeryüzüne yayılıyordu. Gülsarı yine eskisi kadar hızlı koşuyordu. . . kafasında yeniden canlamyordu. büyük at Gülsan. Beyaz sisler arasından. herkes tarafından nasıl sevildiğini. Demek daha bitmemişti. Gülsan. ne sağ iken ne de öldükten sonra Çora'dan kopanl-f?nayı haketmediğini anlardı. Bu vasiyeti yerine getirmenizi sözden rica ediyorum. daha dün partiden kovulan Tanabay'ı niçin seçmiş. yazın sıcağında. • Tanabay yol boyunca düşündü: Çora parti komitesine üyelik kartını götürmesi için. nasıl canla başla çalıştıklarım anlatacaktı. 'Çora konuşamazdı' derken yine yüreği parçalandı. ufukta tek başına parlayan o yıldıza doğru koşuyordu. Tanabay'ın yüzüne vuruyordu.Orasını bilemem Taneke. zorda ve kolayda. altın renkli ışınlar süzülüyor. Unutmaya çalıştığı ne varsa.Bunu candan gönülden yapmak isterim Samansur. Can dostu Çora Sayakov'un vasiyetini yerine getirecek olan Tanabay vardı eyerde. hızlı ve düzenli koşma niteliğini yitirmemişti ve gücünün doruğundaydı. tan ağarmadan önce Tanabay atlandı. Karşıdan gelen rüzgâr atın yelesini savuruyor. İleride. kötü günlerde. kışın ayazında. sayıldığım anlatacaktı. Tanabay'ı uçar gibi götürüyordu Gülsan. çınlıyordu.www. sonra alev alev yükseliyor. Artık Çora konuşamazdı. bir elin parmak-*ları gibiydiler. donmuş yolu nallanyla döverek koşuyordu.enginel elveda gülsarı .Hayır olmaz. Kartı verecek ve Çora'nın nasıl bir adam olduğunu anlatacaktı onlara. Tanabay çoktandır binmemişti yorga Gülsan'ya. ben niye güvenmeyeyim? Komitedekilere söyleyiniz: "Komünist Çora SayaV *^v 200/Elveda Gülsan kov'un ölüm döşeğinde iken son isteği. Neyleyim ki bu felaket geldi başıma. ayrılamazlardı. büyük dost.cizgiliforum. İyi günlerde. her türlü düşünceler üşüşüyordu kafasına.com. vasiyeti böyleydi" deyin. Buna kendiniz karar verirsiniz. Kendisini de anlatacaktı. Çora'nın parti Elveda Gülsarı/201 üyelik kartını teslim etmeye gidiyordu. Ama gerçekti. doğan güneşe. niçin bunu vasiyet olarak söylemişti? Bunun anlamı neydi? Bu bir sınav mıydı? Tanabay'ın partiden atılmasına karşı olduğunu mu anlatmak istemişti? Bu soruların cevabım veremiyordu. gözün ulaşamadığı bir uzaklıkta. Besbelli ki Gülsan. Babam size güveniyordu. Bunu biliniyorlarsa öğrensinlerdi. Hiçbir zaman Çora'dan öğrenemeyecekti bunu. şafak ağır ağır sökmekteydi. Ben babamın vasiyetini söyleyerek görevimi yaptım. Gençliklerinde Çora ile birlikte. Ertesi sabah. Ayazdan kaskaü olmuş yol namlı yorganın nallan altında eziliyor. bunca kişi arasından. Şafağın doğurgan rahminden sökün eden ilk ışıklarla yeni bir gün doğuyordu. çıtırdıyor. Çora ile Tanabay. hepsi gözünün önünde. Şimdi o. 122 . Ço-ra'nın son dileğini yerine getirecekti. Babam bu vasiyeti kime niçin bıraktığını biliyordur. Belki o zaman herkes Tana-Jbay'ın.

partinin resmi belgesine el sürme hakkım nereden aldın?" derlerse! "Bu. o buna tanıktır" diyecekti. ölmekte olan bir adam her şeyi sayıklar. diye cevap verdi kadın. Yeter ki içini dökmeye fırsat versinler! Tanabay Parti sekreterinin odasına nasıl gireceğini. Çok önemli. Namlı yorga. durumu nasıl anlatacağını da düşünüyordu. Adım Bakasov. Orada indi. Halktan gelip gidenler yoktu daha. "Kayıt bölümü.. göz açıp kapayıncaya kadar Tanabay'ı ilçe merkezine ulaştırdı.. Kabul odasındaki sekreter kadına: ." derlerse ne cevap verecekti?.İyilik.Onu görmeye geldim.www. Lütfen bir daha söyler misiniz? Onu görmem gerek. bir dakika bekleyin. Sekreter kadın biraz duraladıktan sonra tekrar içeri girdi ve döndü: 123 . İşte bunun için geldim. Hemen görürsünüz. dedi kadın. isterseniz Çora'nın oğlu Samansur'a sorun. Yine düşünüyordu: Başkan ne diyecekti? Nasıl karşılayacaktı? Koridor boştu. partinin ilçe yönetim kurulu bürosuna geldiğinde daireler yeni açılıyor.Tanıyorum.cizgiliforum. koridorun sağında.. köpükler içinde kalan yorgayı dosdoğru komite binasımn önüne sürdü. Tanabay dosdoğru Kaş-katayev'in bürosuna yöneldi. kaskaü olmuş yolda çın çın sesler çıkararak düzlüğü aşıyor. Onu yeniden partiye alsalar çok sevinecekti. Koridorun sonunda. iş saati henüz başlıyordu. Başkanın sekreteri kadın içeride pek az kaldı..Odasında. Ya ona "Sen partiden atılmış bir adamsın. Çora'nın ölüm döşeğinde söylediği vasiyetidir" diyecekti.com.. Ölmeden az önce. Sayakov'un kartını kayıt bölümüne teslim etmenizi söyledi. İyi misiniz? dedi . Tanabay böyle düşüncelere dalmış giderken. Parti dışında kalmak. . atını bağladı. Bu süre için bile Tanabay heyecandan yerinde duramadı. . üyelik karünı benim getirip teslim etmemi vasiyet etti. Tanabay. "Bunun ne önemi var. Aktaş kolhozunun çobanıyım.enginel elveda gülsarı Yeter ki ona kulak verip dinlesinler." Kadına döndü: . ..Pekâlâ. Gülsan. . Aleksandrovka yokuşuna yaklaşıyordu. üstünü başını düzeltti ve yüreğinin güm güm atma202/Elveda Gülsan sim yatıştıramadan bürodan içeri girdi.Benim yoldaş Kaşkatayev'e söyleyecek sözlerim var. .. "Ben sanıyordum ki. Bu da ne demek oluyor? diye bir an şaşkınlık geçirdi. Biraz düşündü ve birden üzüntü ve öfke ile "Bu nasıl olur? Bu iş bu kadar basit mi" diye düşündü.. önündeki masaya Çora'nın kartını nasıl bırakacağım. dedi kadın kapıyı sıkıca kapatarak. sağda. "Herkesin yanında söylenmiş bir vasiyet. Nasıl bu kadar çabuk geldiğini Tanabay da anlayamadı. balığın karaya çıkması gibiydi onun için. özür dileyecekti. Öyleyse ona söyleyin: Bizim parti örgütçüsü Çora Sayakov yoldaş vefat etti. Kendi suçunu da kabul edecek. Tanabay hiçbir yana sapmadan.Selam.Yoldaş Kaşkatayev odasında mı? . dedi kadın her şeyi bilirmiş gibi bir gülümseme ile.Yoldaş Kaşkatayev meşgul.

ona-sarılıp başını omuzuna koydu. "Hoşça kal Çora! Elveda!" diyordu içinden. Bozkır ve rüzgâr.cizgiliforum. Atın dizginini tuttu ye inmesine yardım etti. . Sonra daha samimi bir ses tonuyla: Elveda Gülsan/203 "Konuşacak bir şey kalmamış. Tanabay çıktı. karttaki numarayı aldı." Daha da yumaşattı sesini: "Sizi görmek istemiyor. dedi. insanın yüreğini yolup alırcasına 124 .Ne istiyorsunuz? dedi. . Tanabay hemen o akşam dağdaki çadır evine döndü. Kapıya vurdu. Tanabay dışarı çıktı. karla kaplı ulu dağların ardından Ay doğuyordu ve onu seyredecekti. Kayış bağı da olan deri kılıfı. . soyadını. Sonunda Tanabay kartı memura uzattı. Tanabay elini koynuna soktu. soylu Gülsarı. Gülsan. Yorganın yularını çekerken: .. Her şey tamam! Hepsi bitti! Ve.. gitseniz iyi olur".Bitti mi? dedi Tanabay. Caydar da kocasını kucakladı1 ve ikisi birlikte Çora için ağladılar. sonra bu kılıfın içinden Çora'nın üyelik kartını çıkardı. Karısı sessizce karşıladı.Evet bitti. Caydar! Benim dostum Çora yok artık! diyen Tanabay yeniden hüngür hüngür ağladı. önce. Tanabay'ın yanan yüreğine su serpmiş. sağlıkla. Çora'dan kalan son anı bu oldu. Aktaş kolhozundan geliyorum. Gülsan'nın nal seslerine uyarak onlara doğru koşuyordu.. dedi. . Caydar çocukları yatırmak için çadıra girmişti. Büyük bir deftere adını. Pencere açıldı ve içeriden bir ses: .Peki. Üzerinde ufak bir pencere olan kapıda "Kayıt Bölümü" yazısı vardı. 204/Elveda Gülsan köye doğru uçtu. Kadın memur. kart numarasını ve partiye giriş tarihini yazdı. Karşıda. Kartı çıkarırken küçük pencerenin gerisindeki kadın sabırla bekledi. Koridorda yürümeye başladı. eşelenip yeni odun atılan ateşin çıtırtılarını duydu. Ölüm kaydını düştü..Güle güle. Bozlarda bahar yeşilliği görülmeye başlamıştı.Çora'yı kaybettik! Artık Çora yok. Tanabay Caydar'a döndü. sancılarını azaltmıştı.Bitti. Daha sonra keçe çadırın arkasındaki koytaşın1 üzerine oturdu. keçe çadırdan. argımak' Gülsarı.com. Irakları yakın eden Gülsan'nın bu koşusu. babasının adını. .Parti üyelik kartı teslim etmeye geldim. boş yere beklemeyin. Sonra. o küçücük pencereden kartı alan memurun yaptıklarını seyre koyuldu. onu sırtına alıp 1 Argımak: En iyi cins at. ağladı. Yalnız kalmak istiyordu.enginel elveda gülsarı . Sonra kadın o defterde bir yeri göstererek Tanabay'a imza attırdı. . Sonra karısının kopuzundan.Çok meşgul. Bizim Parti ifrgütçünHiz Çora Sayakov vefat etti. Bir-iki gün öncesine kadar o kılıfta kendi üyelik kartım taşıyordu. Koytaşın üzerinde dağlan seyrederek oturan Tanabay. Ve küçük pencere tekrar kapandı.www.

Yakın dağlardaki bütün av hayvanlarını öldürmüş. yalnızdı. Elveda Gülsan/205 .. Çok. Geride yalnız dişi Boz Geyikle onun yaşlı erkeği kalmış. geyiğin ön ayağını sıyınp geçmiş. Bunu bilen kansı Caydar ona "Karagül-Botam" bozlağını çalışıyordu. gebe hayvanlan isi. acımadan vurmuş. Yakaladığım zaman kafanı koparacağım seni bunak hayvan!" Topal Boz Geyik kaçmaya başlamış. onulmaz derdini gömecek bir yer arayarak koşan bir adamın acı çığlıklannı andıran bir ezgiydi. efsanedeki o yalnız adam gibi acılıydı. ah dedikçe nefesiyle yel savuran çok büyük acılı bir insan atılan. Hiç kimsenin avutamayacağı. senin de sonun olacak!". üstü başı parça parça olmuş. Oysa bugüne kadar. hiçbir zaman attığı ok hedefinden şaşmamış. "Gördün mü. Genç avcı yaşlı geyiğin bunadığını. Ama vuramayacaksın! Bu senin son atışın olacak.. ne yukarı çıka-bilirmiş.www. ne söylediğini bilmediğini düşünmüş ve gülmüş. yayılan sürüye bakarlar. genç avcının başına hiç böyle bir şey gelmemiş... onu sadece hafifçe yaralamış. Vurulan Tav-Teke yardan aşağı yuvarlanıp gitmiş. şimdi ben topal ayağımla kaçacağım. Oku fırlatmış. Öyle bir yere gelmiş ki. ıssız ve engin bozkırda. genç oğluna avcılığın bütün hünerlerini. Boz Geyik genç avcıya. kar-buz.cizgiliforum. Ne sağa gidecek yol varmış ne sola. gözyaşlan dökerek yalvarmış: "Geyik soyunu kırıp tükettin. acıdan inim inim inlemiş. yaşlı bir avcının yiğit bir oğlu varmış. O zaman Boz Geyik. Ok. hiç kımıldamayacağım. Boz Geyiğin onu dik kayalara sürüklediğini farketmemiş.com.. hiçbir şeyin merhem olamayacağı acılarla ağıdını söyleyen. Yalnızlıklar içinde kalan bir adamın hıçkmklan. havada uçan hiçbir canlı kurtulamazmış onun okundan. Geyik kaçmış. vurabilirsen vur bakalım!" Genç avcı yine gülmüş: "Sen de kaçabilirsen kaç bakalım! Benden vebal gitti. Bunun üzerine çıkıp uzaklara. oradan ne aşağı gidebilir. nişan almış. demiş Boz Geyik. yüreğime nişan al. Yerde kaçan.. Genç avcı da pe206/Elveda Gülsan şine düşmüş. Genç avcı topal geyiği yakalayamıyor-muş." Tanabay. Yaşlı avcı. 1 Koytaşı: Çoban çadırlarının yanında bulundurulan büyük kaya. Yayını düşürmüş. Gerçekten kımıldamadan duruyormuş Boz Geyik. dere-tepe. ağlayan bir adamın bozlamasını anlatıyordu kopuzun telleri. 125 . Attığı ok boşa gitmezmiş. yeni doğmuş yavrulan da. Ama genç avcı onu dinlememiş.enginel elveda gülsarı hüzünlü ezgiler geldi kulağına. yakalayabilirsen yakala. Bunun için yalvanyorum sana. inceliklerini öğretmiş ve delikanlı avcılıkta babasım geçmiş. başını vuracak. Soyumuzun tamamen yok olmaması için eşim TavTeke'yi sağ bırakmanı istiyorum. gBoz Geyik'in sürüsünü de kınp geçirmiş. bozla!. hiçbir yana gidemez durumda kalmış. Gelip durduğu yerden hiçbir tarafa adım atamaz. Nişan almış ve bir atışta Tav-Teke'yi de vurmuş. ağlıyordu. Sonra genç avcıya dönmüş: "Hadi beni de vur... çok eski bir zamanda. Dağ-taş. Genç avcı. bir kovalamaca başlamış. "Bozla kopuz. Onu vurma!". avcı kovalamış ve kovalamaca günlerce sürmüş.

Boz Geyik beni bura. Zavallı baba korkular içinde. Zavallı baba ne yapsın? Çığlık çığlık inletmiş dağlan. Yaşlı baba sesin geldiği yana bakmış. Oraya koşmuş. zavallı babanın yüreğini yolup yolup kopanyor. parça parça ediyormuş. Genç avcı. . yüreğini parçalaya parçalaya. kalkmış. kımıldamaya korkarak duruyor! Başında börkü. Yalvarırım. Gidip yere düşen cesedin üzerine kapanmış ve başlamış bozlamaya: Seni ben öldürdüm. kımıldayamadan kalmış. Karagül botam! Yalnızım. gündüz dememiş..Ah zavallı oğlum. Başını çevirip bakamıyor bile. tepelerin birinden "Buradayım baba!" diye bir Elveda Gülsan/207 ses gelmiş kulağına. Her yana bakmış. başına bir bela geldiğini anlamış. Kargışlarım tutsun seni Karagül. çıkılamaz. güneş batmak üzereyken. baş döndürücü bir yermiş. dik kayalardan. karanlık dar boğazlardan geçerek. elini çabuk tut! Vur beni! Vur beni! Sonra da yıka ve göm!" Onun yalvanşı ve o hali. bana acıyorsan. Ama eli varmıyor. kayalara tırmanmış. gözyaşlarını seller gibi akıtarak bağırıyormuş: "Karagüüüül! Neredesin? Karagüüül! Ses ver bana!" Ona yalnız kendi sesinin yankılan cevap veriyormuş: "Karagüüül! Neredesin!" Birden.. dağlar taşlar arasında koşa koşa. ne de güneşi görebiliyorum. ulaşılamaz. çek okunu! Kurtar beni bu acıdan.. Ama hiçbir çare yokmuş oğlunu kurtarmak için. hiç sorma! Kargışlandım.ya aldatarak sürükledi. Bir de ne görsün! Oğlu dimdik bir kayanın tepesinde tünemiş. İnilemez.cizgiliforum.com.. . öldür de kurtar beni!. Pek ağır kargışladı ve bırakıp gitti. Sonunda.enginel elveda gülsarı Boz Geyik onu orada bırakmış ve gitmeden önce de şöyle demiş: "Artık buradan hiçbir yere gidemeyeceksin! Hiçbir kimse de seni kurtaramayacak! Soyumu kırıp yok ederek beni nasıl dayanılmaz acılar içinde bırakmışsan. dağdan dağa sekerek. Oğlu acılar içinde inleyerek yalvan-yormuş: "Haydi baba. Elbisesi lime lime. oraya nasıl geldiğini bilemiyormuş.. Akşama kadar karar verememiş.www. Yolda oğlunun yayını bulunca. ne aşağı.. oğlunu kendi eliyle öldürmeye gönlü razı olmuyormuş. oraya nasıl çıktın? . nişan almış ve vurmuş oğlunu. ağlaya ağlaya gitmiş. ne sağa. Babası oğlunu aramaya çıkmış. Günlerden beri burada böyle bekliyorum. Kader beni böyle arbadı1 botam! 126 . Düştü. sırtında kürkü kalmamış.Sorma baba. kendimi soldurdum botam! Felek beni böyle kargadı botam. Acımasızlığımın cezasını çekiyorum. senin baban da. Sonra da okunu taşlara vurarak parçalamış.. her yanı derin bir uçurum olan bir kayanın üzerinde. kımıldamadan. Kargışlarım tutsun! Lanet sana!" Boz Geyik böyle lanefokuduktan sonra. kayadan kayaya. lanetlendim. ne sola bakabiliyor. Ne yukarı. düşecek!. vur beni! Daha fazla acı çekmek istemiyorsan. yaralı bir kuş gibi. gece dememiş. buraya koşmuş. kımıldamaya korku-yormuş. öyle acılar içinde ağlasın! Bunu diliyorum. Biraz kımıldayacak olsa uçuruma yuvarlanırmış. ne gökyüzünü. Ne yeri.. Çömelip yüzünü kayaya dayamış. dağlara. Senin yüzünü de göremiyorum baba! Vur beni baba! Kurtar bu işkenceden! Hadi baba.

duymadım. kendimi soldurdum botam! Tanabay keçe çadırın dışında.www. O yıl Bölge Merkezinde yapılan büyük genel kurul toplantısında konuşmasını dinlediği birinci sekreteri görmek. tükettin botam! Bu eleme beni sen attın botam! Seni ellerimle öldürdüm botam. Sen de yüreğimi kül ettin botam! Ciğerimi yoldun. tuzağa düşürdü. Bürodan çıktı.Eğer işiniz önemliyse yeni sekretere söyleyeyim. Tanabay'ı görür görmez gözünü ondan çevireme-den bir an donakaldı. Kusura bakmayın. ses çıkarmadan. ikincisi yerde. Kamyonun üzerindeki adam: 127 . onun da kendisini tanıyacağından hiç kuşkusu yoktu. . Ona nefretle bakıyordu. dedi Tanabay. kanattın botam! Yaradılanlan yok ettin botam. kendisini bağışlamasını istedi. Tanabay can çekişen atın başucunda. o sizinle görüşür. karanlığa gömülmüş sıradağların ardında yavaş yavaş yükselmeye başladı. İşte bu yerdeki genç adam bir ara başını çevirip ona baktı. Caydar. Merhum Çora da. Ta eski çağlardan kalan bu Kırgız ağıdını dinledikçe içindeki sızı daha da arttı. sağ olun.Hayır. sağ olun. koytaşın üzerinde oturmuş. Neslini kuruttun. Soğuk bir adam değildi.Onun başka yere tayin edildiğini duymadınız mı? . belki bir yardımı olurdu.enginel elveda gülsarı 1 Arbadı: Bana oyun oynadı.. Eski sekreteri tanıdığından. Bu. O olaydan bir süre sonra Tanabay'ın Bölge Merkezine gidip geldiğinden kimsenin haberi yoktu. ona her şeyi olduğu gibi anlatmak isElveda Gülsan/209 tiyordu. Az sonra dağı aşıp bütünüyle ortaya çıktı ve dorukların üzerinde bir yere asılıp kaldı. Bu onun son başvurusu. başkaları da ondan övgüyle söz etmişlerdi. Kimseyi rahatsız etmek istemem. Ay. bir kamyona boş bira fıçılarını yükleyen iki kişiye gözü takıldı.com. dedi. bozlağı dinliyordu. Yuvarladığı fıçıyı durdurup. Buna inanıyordu. Yalnızım. Oradaki birahanenin önünden geçerken. kımıldamadan. kendisini dinlerse. o da beni tanıyordu. ateşin yanında oturuyor. Tanabay'ın bir şey söylemesini bekledi. Biri kamyonun üzerinde duruyor. onunla özel bir konu-oa görüşecektim.cizgiliforum. Bektay idi.Hayır. boş fıçıyı bir tahtanın üzerinde yuvarlayarak kamyona çıkarmaya çalışıyordu. kopuzuyla ünlü ve eşsiz avcı Karagül'ün pek acıklı yırını çalmaya devam ediyordu: Avcılar avcısı güçlü Karagül Al kanlar içinde yatıyor botam!. 208/Elveda Gülsan Avcılığı sana öğrettim botam. Ama Tanabay onun başka bir merkeze atandığını ancak oraya varınca öğrendi. son denemesiydi. kabul odasındaki yazıcı kadın. 23 Tan ağanyordu. Eski sekreteri tanıyordum. . Tanabay yola koyuldu ve otobüs durağına doğru yürümeye başladı. Merkez Komitesi Birinci Sekreteri kolhoz çobam Tanabay'ı tanıyor olamaz mı? Tanış olup birbirlerine saygı beslemiş olamazlar mıydı? Bu yeni yazıcıya da onun için böyle demişti zaten. J . Tanabay ölen dostundan bir kere daha. keçe evin içinde. o büyük olayı izleyen günleri de hatırlıyordu.

Bir tulpar idin Gülsan.Hey. Sonra biraz adımlarını yavaşlatarak "Aslında iyi çocuktu. Tanabay. doğru yola girerse. Bektay'a.com. 24 Yorga Gülsan başım yere koymuş. Göğsünden hınlülar geliyor. kimseyle konuşmak istemiyordu. kovulmak gibi bir felakete uğradığına göre. Bektay'ı düşünmekten kendini alamıyordu. helalleşiyordu: "Sen yılkının en iyisiydin. Onun. Bektay'ın sürüyü bırakıp gitmesinden sonra kolhoz onu mahkemeye vermiş. Bektay onun inandığı dâvayı küçümsemekte haklı olacaktı. Kendisi partiden . "Cezaevinden çıktıktan sonra bana uğra. ateşin yanında kiI Elveda Gülsarı/211 mıldamadan yatıyordu. Ama o bir suçluluk duygusuna kapılmıştı. yorga ile son konuşmasım yapıyor. Çünkü her zaman hatırlayacağım seni. Bektay cevap bile vermemişti. Bunu yüzüne vurabilirdi. en mutlu dönemi.enginel elveda gülsarı . yapabileceğin işler konusunda konuşuruz" demişti. Partiden çıkarıldıktan sonra da kendine güvenini yitirmişti. ısrarla bir şey söylemesini bekleyerek kendisine bakışı gözünden gitmiyordu. nal izlerini bırakacağın toprak yok.. Ama Bektay yaptık&rından pişmanlık duyacak bir adam değildi. Fıçı aşağı doğru kayıyor.. Ama Bektay onun partiden çıkarıldığını biliyorsa. Tanabay da tanık olarak dinlenmişti. onunla konuşulamazdı. Dönüp biraz konuşsam mı?" diye geçirdi aklından. Uyuşmuş ayaklan kurumuş bir ağaç gibi kaska-* ti olmuştu. tyi bir insan olabilirdi. Bütün vücudunda hayat belirtileri yavaş yavaş azalıyordu. ama artık senin toynak seslerini duyamayacağım. yazık oldu. onunla vedalaşıyor. seninle beraber gi-'İdecek. gözünün feri sönüyordu. onun yoluna giden bir kamyona binip oturdu. Aklını başına toplar. Daha başka ne yapsındı Tanabay? Yürüyüp gitmişti. Tanabay. kimse iğneleyici bir söz etmiyordu. Benim kanatlarım oldun Gülsan! Haya-jtımın en güzel günleri. Ot bitmez. Ama ben yaşadıkça sen hiç ölmeyeceksin Gülsan. onu bağışlayacağını söylemek istiyordu. canlı sesi çıkmaz orada..www." 128 . Demek bira 210/Elveda Gülsan işçiliğine yükseldin" diye düşündü. Ona bu fırsatı vermemek için geri dönmedi ve yoluna devam etti. Seni hiç unutmayacağım Gülsan! Gözümün önünde sönüp gidiyorsun doğuştan tulpar Gülsan! Bir gün öbür dünyada karşılaşınz. uyuyor musun? Ne bekliyorsun? diye bağırdı ona. Oysa onun partiden çıkarılmış olmasını kimse yüzüne vurmuyor. bir eliyle fıçının aşağı yuvarlanmasını durdurmaya çalışırken..cizgiliforum. Tanabay onun sürüyü bırakıp gittiğinden başka bir şey söylemedi. Hep çekingen davranıyor. Tanabay ona selam vermedi. Ama içinden "Olacağı buydu işte. Senin ayak seslerin kulağımda en güzel bir ezgi gibi kalacak. Aklını başına toplayıp hatasını düzelteceğini umuyordu. Bektay'a acımıştı. Bektay ise Tanabay'dan gözünü ayırmadan fıçıyı tutmaya çalışıyordu. ateşin alevlerine kirpiklerini hiç indirmeden bakıyor. aralarında olup biteni unutacağını. O dünyada senin koşacağın yol yok.

.cizgiliforum. Kızları büyümüş.Hoşgeldiniz çocuklar. zevkli bir işti onun için. ama insanı yaşlandıran yıllar değil. Üzerindeki gömleği kollarından çıkarıp. Belli bir tempo ile tırpan çalmak. bütün geçmişini düşünce süzgecinden geçirmekten kendini alamıyor. birçok şeye. özellikle de. sonunun çok yaklaştığına inanmasıydı. Niç değişmemişti İbrahim. geriye doğru uzanan bir sıra oluşturuyordu. Tanabay o sırada Sarıgov1 vadisinde. sonra evlenmişlerdi. 'partiye geri dön' diyen adamın davetini kabul etmekte bunca vakit yitirdiğine pişman oluyordu. O gece. yaşlı karısı Caydar'la orada bir evde oturuyorlardı. göz açıp kapayıncaya kadar akıp gittiğini düşünüyor. kendisini unutmayıp peşinden gelen. zamanın. evlenip ayrı bir aile olmuştu. Tanabay dere boyunda ot biçiyordu. Tırpanı her savuruşunda kesilen otlar çalgının ucunda toplanıyor. Bu olay. Tam ot biçilecek güzel bir hava vardı. kölesi olur. "Sonunda gelip bulduk sizi Taneke!" dedi İbrahim ağzı kulaklarına vararak. okula gitmiş. Elveda Gülsan/213 Tanabay dikkatle baktı. Bir yerlerde görmüştü.Selam Taneke! Nasılsınız. O bu işe daldığı sırada. kocamışlık çağına böylesine çabuk ulaştığına şaşıyor. Dönüp bakınca İbrahim'i tanıdı. kuvvetli görünüyordu. kolhozun mallan1 Sangov: Bir Kırgız aşiretinin adı. Seni gidi iki yüzlü. Çayır sessizdi. nasıl da dalkavukluk ediyor! Böylesi bulunmaz doğrusu! Gelen ağam. Yüzü güneşten yanmış. yakınında bir gazikin1 durduğunu ve içinden iki adamın indiğini farketmedi. sadece çekirgelerin cır-cırları duyuluyordu. nasılsınız? diye Tanabay onların elini sıktı. hep dört ayağının üzerine düşer. kahve rengini almıştı. "Can çıkar huy çıkmaz. çile idi." .Beni tanımadınız mı baba! diye gülümsedi. Bu yiğit delikanlı "tepse temir üzgendey"1 güçlü.www. partiden çıkanhşından yedi yıl sonra olmuştu. 1 Gazik: Arazi arabası. Eskisi gibi tombul yanaklıydı. iyi misiniz? Kolay gelsin! dedi yanıbaşında bir ses. yorga Gülsan gibi hızlı koşarak. âmiri kim olursa o da onun kulu. İbrahim'le gelen ve Tanabay'ın kolunu sıkıp bırakmayan genç adam: .com. Kendini yaşlı görmesi. ot biçmek. giden paşam! der.. . yaşlıların giydiği geniş pantolonun (şalvarın) üzerine sarkıtmıştı. "Parti İlçe Merkezi birinci sekreteri sizi görmek için bizzat geldi!". 129 . 212/Elveda Gülsan na bekçilik yapıyor. kendisinin de yaşlandığına üzülüyordu. Oğlu da Teknik Okulu bitirdikten sonra ilçe merkezinde bir işe girmiş. Belki Tanabay kendisini kocamış sayacak kadar yaşlı değildi. can çekişmekte olan yorganın başında oturan Tanabay. Bir yaz günüydü. "Gözüm ısırıyor" diye düşündü ama kim olduğunu çıkaramıyordu. yalnız biraz göbek bağlamıştı. Tanabay İbrahim'in kurnazlığını içinden takdir ederek "Seni kurnaz tilki seni!" diye geçirdi aklından. hiç yabancı gelmiyordu.enginel elveda gülsarı Tanabay atına bunlan söylerken.

. Kerimbekov idi: Tanabay'ın partiden çıkarıldığı o toplanüda. Bazen gözüme inanamıyorum. . Birçok şey düzene girdi.Biliyorum gözüm. Dilerim bu iyi gelişme devam etsin. o korkunç olayı hatırlayarak içi sızlamıştı. yüzü nurluydu. at korası da var. Sizin durumunuzu yeniden ele alalım. . O derin acıyı söküp atamamıştı yüreğinden. Tanabay ve Kerimbekov çayın geçip dere kıyısında bir yere oturdular. seve seve.. Onlan da yapmaya çalışacağız.Can kulağımla dinliyorum balam. partiye yeniden katılın. Güç olacağına geç olsun daha iyi.www. sevincini belli eden bir gülümseme ile: "Tanıdım balam. Üzerinde kurşunî renkte güzel bir elbise. daha da düzelecek. sizinle biraz konuşalım Taneke. o yaltak adam.cizgiliforum. diye İbrahim onun adını söylemek isterken Tanabay onu durdurdu: M . Daha yapılacak çok şey var. Başka sürülerin durumu da böyle. başında hasır şapka vardı. Şimdi sizi görmeye gelişimin asıl sebebini anlatayım: Gelin. Düşümde görsem inanmazdım. vaktiyle çobanlık yaptığım. Çayır biçtiğinize göre sağlığınız iyi çok şükür. Köyde de değişiklikler var.Dur. Çok doğru söylüyorsun. O yarayı deşmek istemiyordu. Evin yanında anban. . Gelin şöyle biraz yürüyelim. * Tanabay şaşırıp kalmış. Seni gördüğüme ben de çok sevindim. Ve. Sizi böyle gördüğüme sevindim. Yeni bir kora yapmışlar. tanıdım! Seni nasıl unuturum? Aman mısın.Doğru Taneke. Çok iyi olmuş. diye tırpanı eline aldı.. Doğrusu kıskandım onlan. ısrarla savunan komsomol sekreteri Kerimbekov! . İbrahim'e dönerek: "Siz de tırpanı alın. dur da kendim bulayım! dedi. O aşağılanma bir kan pıhtısı olmuş. Görüyorum ki gücünüz kuvvetiniz yerinde. göze girmek için hemen kollarını sıvadı: .Benim buraya ne amaçla geldiğimi herhalde anlamışsınızdır Taneke.. onu mertçe. 214/Elveda Gülsan Elveda Gülsan/215 sunuz.Madem ki tanıdınız. "Herhalde şehirli" diye düşündü.Nasıl tanımazsınız. İbrahim. çok şey değişti artık. ağzını açamıyordu. Hem de ne güzel yapmışlar. . çok zor günler geçirdiğim Beş Ağaç vadisine gitmiştim. Biliyor1 Tepse temir üzgendey: Tepecek olsa demiri bükecek kadar güçlü.com. Gün geçtikçe daha da iyiye gidiyor gibi. esen misin yiğidim?" Böylece tanıdığı genç adam. 130 . Geçen gün kurul toplantısında bu konuyu konuştuk. Çoban için de güzel bir ev yapmışlar. Çatısı çinko ile örtülmüş. biliyorum.Bizim de amacımız bu. donup kalmıştı yüreğinde. Beş-yüz baş hayvanı rahatça alacak kadar geniş. Kendi kolhozumuzdaki değişme ve gelişmeleri görüyorum. Ne zaman gitsem yeni bir ev yapıldığını görüyorum. bu yoldaş. ..enginel elveda gülsarı Gülen gözleri güven veriyordu. Hem sevinmiş. Taneke. Geçenlerde. otlan biçedu-run" dedi. .Tabii yoldaş Kerimbekov. hemen konuya geçmeliyim. hem eski günleri.

Artık kime ne yararımız olur? Bende güç kalmadı. sen de kötülemişsin!" diye geçirdi aklından. Yorga bir kuş gibi uçup giderken. beyaz bir toz bulutu yükseliyordu. Yazın o kurak bozkırda. Anlı şanlı yorgayı. Sonra da atının başım çevirip geri döndü.com." Aradan bir yıl daha geçtikten sonra Tanabay Gülsa-n'yı bir arabaya koşulmuş olarak gördü.enginel elveda gülsarı .Çok sağ ol iki gözüm. evimize varan yoldan daha kısa artık. Demek o da yaşlanmış. hızı azalmıştı. nasıl istersem öyle sürerim. Gülsan'nın koşup gittiği yolda. Tanabay bağırmaktan kendini alamadı: "Hey. sonunda 131 . ¦* Bir gün gerçekten gitmeye karar verdi. Benim devrim geçti artık. Sonumuza varan yol. öyle zorlama Gülsan'yı!" dedi. Tanabay "bugün giderim. O günlerde Gülsan'yı çok az görüyordu. ne cevap verecekti. Bu arada Gülsan. tozdan kurtulmak isteyen binici de onu durmadan kırbaçlıyor olmalıydı. Gülsa-n'mn ardındaki o toz bulutu hiçbir zaman ona yetişemezdi. Sakın bana gücenme. Atına binip yola koyuldu. Biliyordu ama yine de kalkıp gidemiyordu. Neden öyle yapmıştı. Oysa şimdi Gülsan kendi kaldırdığı bulutu geçemiyor. decek kadar dinç değildi artık. "Bunadım galiba" diyordu kendi kendine. gitmek zor geliyordu. Fırlayıp gi-. îşe yaramazın biri olup kaldım evladım. Gülsarı'nın üzerindeki adam kendisi gibi mi düşünecekti 216/Elveda Gülsan bakalım? Ya ona: "Sana ne. Merkeze giderken yan yoldan dönüşünün ahmaklıktan başka bir şey olmadığını biliyordu. Tanabay onu uzaktan seyrederken içinden bir şeyler koptu. Ama ona yetişmeden dizgini çekip durdurdu atını. dur. dedi. Atın şaşkın gözlerini o toz bulutundan kurtulmak için bütün gücüyle nasıl ileri atıldığım ve yine de kurtulamadığını görür gibiydi. bunak moruk!" derse. düzensiz bir koşuyla ondan uzaklaşıyordu. Gülsan'nın sırtındaki adamın onun sesini duyamayacağını bilse de. o toz bulutu upuzun ve göğe doğru yükselen bir kuyruk gibi hep geride kalırdı.www. Ama yolun yansına gelince atının başını çevirdi ve geri döndü. biraz düşünmeme fırsat ver. Ta-nabay durduğu yerde onları uzaktan bir süre seyretti. Bundan sonra partiye ne yararım olur? Ne hizmetim olabilir. Gülsan'nın nasıl güçlükle koştuğunu düşündü: Toz bulutunun içinde kaldığı için soluğu kesiliyor. Tanabay. sen-ne karışı yorsun.. yann giderim" diye ilçe merkezine gidip başvurmayı erteledi durdu.. Biraz durduktan sonra aklından geçenleri olduğu gibi söyledi: "Gördüğün gibi artık ihtiyar oldum.cizgiliforum. Görür görmez de anlamıştı onun Gülsan olduğunu. Adamın önünü kesmek için atım dörtnala kaldırdı. "Bizim devrimiz geçmiş Gülsarı. Bu arada vakit geçip gidiyordu. Ağırlaşmıştı. Merkeze inmek için yola koyulduğu o gün. İçi yandı.. toz bulutunun içinde bir görünüp bir kaybolarak. İkimiz de kocadık. bir yorganın toz kaldırarak koştuğunu görmüştü. "Ah Gülsan. benim gibi bir ihtiyarı unutmadığın için çok teşekkür ederim. olur mu?" Böylece o gün için ayrıldılar. toz her ya-' nını sanyor ve Gülsan kendi kaldırdığı toz bulutu içinde kalıyordu.

www.com. Kocasına ne isterse yaptırır. Tanabay'a dayanılmaz geldi ve hemen başını başka tarafa çevirdi. dedi. 1 Capayev: Ünlü bir süvari kumandanı Elveda Gülsan/217 . Gülsan dereden çıkıp yolda durmuş. Caydar hasta olduğunu söyleyerek gelmemişti. üste çıkmak için ağzına geleni söylemekten. bir daha düşme. ukalanın. kınk-dökük bir arabayı çektiğini görmek. Onun geleceği yere başka birini atamışlardı. ilçedeki oğlunun evine bir kutlama için gitmişti. Fakat yorga dikçe olan karşı kıyıya geçerken çocuk atın sırtından kaydı. Gelinini sevmiyordu Caydar. İkinci torunu dünyaya gelmişti çünkü. Şimdi dereyi geçeceğim! . Sonra çocuğu kaldınp yine atın sırtına oturttu: . Tanabay onu iyice bakmış. hadi. Ve işte şimdi yorga. belli etmemeye çalışırdı. anlı şanlı yanş atı Gülsan bu hallere düşmüştü! Çocuk kıvançla. Tanabay'ın da kaderiymiş: Gülsan en sonunda yine Tanabay'ın eline düştü. Tanabay. Tanabay'ın gelini de onlardan biriydi işte. gerçekten hasta" diye düşündü Tanabay. Ama bu konuda ağzını açıp oğluna tek kelime söylemez.Ömrünü çobanlık. yürütüyordu. Üzerinde kısa pantolunlu. Atın da. Ata binmiş olmaktan gururlanıyor. Oğlunun terfi etmesine de onun bu tıyneti engel olmuştu. yırtık fanileli. bir bu ayağını. Evlendiği orak ağızlı gelin ise. karşısındakini aşağılamaktan çekinmeyenler vardır.enginel elveda gülsarı bacaklarının koşma gücü bitip. Çocuk dizgini sallayarak atı dereye sürdü. ayağa kaldırmıştı. o ne isterse o olurdu. Tanabay çok iyi biliyordu onun niçin gelmediğim. Dediğini yaptırmak. "Ayaklan sızlıyor. Gelin bundan da kaynatasını sorumlu tutuyordu: . uysal bir at vermişlerdi. Daha sonra Tanabay Gülsan'yı bir daha gördü. Demek.Hadi git bakalım. Tanabay onu dereden çıkardı. bir çuval patates ve Caydar'ın pişirip hazırladığı bazı yiyecekler ve öte-beri götürmüştü onlara. Onu öyle görmektense görmemek daha iyiydi. çıplak topuklarını mahmuzlar gibi hayvamn karnına vuruyor. • Çocuk ata belki ilk kez biniyordu. beslemiş. Ve şimdi Gülsan o yolun kıyısında can çekişiyordu. geç de ben de göreyim! diye Tanabay çocuğu yüreklendirdi. bak ben Capayev 'oldum. övünçle bağınyordu: . Doğum arma-ğını olarak kestiği bir koyunun etini. dırdırcının tekiydi.Anneee! diye bağırdı korkan çocuk. Tanabay'ı son kez Aleksandrovka yokuşundan buraya kadar getirmişti.Hadi. yılkıcılıkla geçirecek olduktan sonra parti üyesi olmanın ne yararı var? Seni partiden de 218/ElvedaGülsarı 132 . yedi yaşlarında bir çocuk vardı. boynuna eski bir hamut geçirilmiş. Oğullan pısırıktı. cump! diye suya gömülüverdi. atın yamna götürdü.cizgiliforum. bir o ayağım kaldırarak bekliyordu.Dede. Onun için ona yavaş.

Sönmüş ateşin başında saçları ağarmış. Artık bu asil toynaklar yere basamayacak. Yorga atın J gocuğa ihtiyacı yoktu artık.' Tanrı'nın yılkısına katılmıştı. saygısı yok. Son bir kez atın başlığını çıkardı ve ardına dönüp bakmadan yürüdü gitti. Gelinini susturmak.. Evet. Taşlara basa basa. atın üzerine eğildi. baktı da. Bu yüzden çocuğun yükselemiyor. gözünün önüne getiriyor ve kendi kendine mırıldanıyordu: "Ahmak. Yüz yıl çalışsa bundan başka bir şey olamayacak! Sizin umurunuzda mı? Dağda oturuyorsunuz Biz de senin yüzünden sıkıntı çekiyoruz!. Böylesine yakınıydı. ben yararlıyım. Kendisinden başka kimseyi düşünmez. onun Gülsarı olduğuna inanamadı: Zavallı hayvan ne kadar da zayıfü! Can çekişirken son bir çırpınışla kafasını geriye atmış.enginel elveda gülsarı kovdular işte. Aklı başında bir kadınla evlenmediği için işinde yükselemedi" diyemedi. tartışmadı. arlanması utanması yok. Tanabay geldiğine." Elveda Gülsan/219 25 Tan ağardı. sakinleştirmek için: . kötü de olsa. dağı aşa aşa yürüyordu. gocuğunu omuzuna atmış yaşlı Tanabay öylece duruyordu. ben de partiye yeniden girmek için başvurayım bari. geç de olsa yola koyulmuştu. kaskatı olup kalmıştı.. Ama hiç de senin söylediğin gibi değil albastı! Beni yararlı görüyorlar. demişti çekine çekine. Hayvanın buz gibi olmuş göz kapaklarını parmaklarıyla indirdi. İhtiyarlık gelip çatmıştı. Tanabay bu sözlerin altında kalır mıydı hiç? Ama. Gitmeliydi. Herkesi de kendisi gibi sanır. albastı kadın! Senin gibi albastılar nereden çıkarlar bilmem ki? Kimseye sevgisi. oğlunu karısının önünde küçük düşürmekten çekindiği için bunu da söyleyemedi. . Dağlar göründü.. "Kocanın yükselmesine engel olan ben değilim. Tanabay son bir kez. '. kara yolda iz bırakamayacaklardı. İnsan kendi kolunu koparıp atabilir miydi? Hiç sesini çıkarmadı.Madem ki böyle. iyi de olsa. geleceğine pişman olmuştu. Başında başlığının deri izleri vardı. Bir yabancı. uçsuz bucaksız bozkırın üzerinden karanlık kalktı. yan yatıyordu. istiyorlar. Artık ayrılık zamanı gelmişti. Sanki karşısında konuşan gelini değil de bir yabancıydı. "İyi kadın kStü erkeği zor (güçlü) kılar. Dört ayağı dört yana açılmış. Gülsan öbür dünyaya göçmüş.com. Ateşin başında oturan Tanabay bunları da hatırlıyor. Çay kıyısında.cizgiliforum. Tanabay işte bu yüzden o geceyi onların evinde geçirmek istememiş. gözlerini kapadı. çok mu gereklisin partiye? Ne zaman gelecek acaba diye gözlerini dört açıp seni mi bekliyorlar? Senin gibi bir ihtiyar olmadan işlerini yapamazlar mı sanıyorsun! diye bar bar bağırdı gelin.Yaa. sönmüş ateşin dumanı belli belirsiz tütüyordu. onun kendisinde iş yok.. bir başkası olsaydı. kötü kadın iyi erkeği hor kılar" demiş atalarımız" diyecekti ama. Çatlamış toynaklarında yıpranıp incelmiş nallan görünüyordu. Yine acı düşüncelere daldı. öz oğlunun karısıydı. yararlı. artık sona varan yol eve 133 . Tanabay ölen ata baktı.www.

Gözünü. benim partiye yeniden girmeme yardımcı olmam istiyorum. yitirdiği yavrusunu günlerden beri arıyordu: Neredesin kara gözlü güzel botam? Memelerinden güzel kokulu ak süt akıyor. Düşünüyorum da.Ana deve. o yuvayı benimle paylaşanlar üzerimde cıvıl cıvıl uçuşsunlar.. yanık ağıdın ezgisi geldi kulaklarına: Elveda Gülsan/221 . sakalım ıpıslak etmişti. Sonra: .cizgiliforum. Gözlerinden akan yaşlar. onun gibi. Yabankazı yolunu şaşırmış." diye düşünüyordu.. bozlaya bozlaya. bir yol üstünde ben de öleceğim. yüzünü. bir gün.com. sürüden ayrılmıştı.. Bütün gece. . Yaşlı gözlerle. SON 134 . benim rulpanm. bütün geçmişimi düşündüm. İki gözüm Samansur. Yürürken o eski. sen beni. Gözyaşlan daha çok akmaya başladı.enginel elveda gülsarı varan yoldan kısaydı: "Gökyüzünde sıra sıra uçuşan kazların kanat çırpınışına kendi kanatlarının gücü yetmediği için geride kalıp tek başına donarak ölen kaz gibi ölmek istemiyorum. Aleksandrovka yokuşunda öldü. doğuştan tulpar. Ona derim ki: Yorga 220/Elveda Gülsan Gülsan'yı hatırhyor musun? Hatırlarsın elbet. doğuştan taypalma Gülsarı için dökülen yaşlardı.. kanat çırparken ölmek istiyorum. Bütün gece onun başı ucunda oturdum. Beni yola çıkarıp uğurlamışün.www. yeni sabaha. 'Yamansız yahşi olmaz' derler ya.Uç yabankazı uç! Kanatlann yorulmadan arkadaşlanna yetiş! diye derin bir iç çekti. dün gece ilçeden dönerken.. Babanın parti üye kartını teslim etmek için ilçe merkezine gittiğimde ben o yorgaya binmiştim. Bunlar.. Çora'nın oğlu Samansur. Çok yaşamam artık. tıpkı yorga Gülsan gibi. Her şeyi gözümün önüne getirdim." Atın başlığım omuzuna almış. baban Çora'nın. "Samansur'a bir mektup yazarım. uzun uzun baktı. tek başına dağların eteklerine doğru uçan yabankazına. düzü-yokuşu aşarak yürüyordu.Elveda Gülsan! Elveda! dedi. Güzel kokulu. ananın sütü. Neredesin kara gözlü botam? Ses ver bana! Dolup taşan memelerinden süt akıyor. İşte o at. Bir yuvadan uçup gideceğim zaman.. Kart bir koyunun ömrü ne kadarsa benim de o kadar ömrüm kaldı. işte benim armanım bu. yüzünü silmiyordu. Gülsan'm. Tanabay Bakasov'u çok iyi tanırsın. Ömrümün sonunda armandaşlarımdan (ülkücü arkadaşlarımdan) ayrı kalmak istemiyorum... Arkadaşlanna yetişmek için acele ediyordu. kendi parti kartım parti komitesine benim teslim etmemi istemesinin bir sebebi vardı.

Fanabay. sevinç ve açılarıyla. mutlu yarınlara adamış. can çekiştiğini. kendine özgü anlatım hiçimi ve gücü ile.. bugünkü dağılma ya da çöküşün kaçınılmazlığını da görüyoruz bu çok duygulandıran ve düşündüren romanda. gençliğini ve yaşlılığını. Bunu. Kırgız . yüreği üzüntülerle dolu olarak geçirdiği bir kaç saatlik süre içinde kendisiyle. Aşk ve heyecan. okur için derin edebî haz. yazarın bu eserinde de yoğun olarak vardır. Ama. romanın ana konusu gibi görünür. Cins ve ünlü bir yorga olan Gülsarı adındaki atın doğumundan. umut ve umutsuzluklarda. daha az çalkantılı. çarpıcı örneklerle eleştiri.. 0 kendini devrime. ama siyasî rejim onun ömrünü mutsuzluklar ve sıkıntılar içinde geçirmesine sebep olmuştur. sevap ve günahlarıyla yeniden yaşıyormuş gibi hayalinde canlandırır. 135 . komünizmin.Kazak ellerinin doğasını. onun gençliğinde yürekten bağlandığı bir siyasî rejimin.Kazak Türklerinin töresini ve folklorunu da pek canlı olarak gözler önüne seriyor. geçmişiyle hesaplaşmasından anlıyoruz. yaşlanarak ölümüne kadar geçen fırtınalı hayat macerası. Kırgız . o birkaç saatlik süre içinde kendi çocukluğunu. atın sahibi Tanabay'ın ve Tanabay gibi devrime inanmış Kırgız gençlerinin hayatı. can çekişen sevgili atının başında. ünlü yazar Cengiz Âytmatov'un en güzel romanlarından biridir. Bu kadar değil. Tanabay'ın. Aytmatov.elveda gülsarı Aytmatov'un yayınladığımız diğer eserleri: Dişi Kurdun Rüyaları (roman) Cemile-Sultanmurat (hikâyeler) Yıldırım Sesli Manasçı-Yüzyüze-Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek (hikâyeler) Beyaz Gemi (hikâye) Gün Olur Asra Bedel (roman) Cengiz Han'a Küsen Bulut (roman) • Kızıl Elma-OğuUa Buluşma-Beyaz Yağmur Asker Çocuğu-Deve Gözü (hikâyeler) Elveda Gülsan (roman) elveda gulsarı Elveda Güisan. Bir şey daha var: Tanabay'ın o çok özverili ama çileli hayatını okurken. daha az çileli geçmemiştir.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful