elveda gülsarı Kapak Düzeni: Nur-Olcay Okan Dizgi-Tertip: Ötüken Kapak Baskısı: Birlik Ofset Baskı: Özener Matbaası Cilt: Yediğim Mücellithanesi İstanbul - Aralık 1997 1 Yaşlı adam kırık-dökük bir arabaya binmiş geliyordu. Arabayı çeken taypalma yorga1 Gülsan da çok yaşlı ve bitkindi. Bir deri bir kemik kalmıştı. Önlerindeki yokuş yol, açılmış ince bir bağırsak gibi, ta belin oraya kadar uzanıyordu. İşte bu engin, çıplak ve ıssız bozkırda, kış günleri bora, kasırga eksik olmaz, yaz günlerinde ise cehennem sıcağı ortalığı yakar kavururdu. Bu dik yokuşu ağır ağır çıkmak, Tanabay'ın pek gücüne giderdi. Hiç sevmezdi yavaş yürümeyi. Yavaş yürümek bir işkence idi onun için. Gençliğinde, ilçe parti komitesi toplantılarına katıldığı günlerin dönüşünde, bu yokuşa geldiği zaman, kamçıyı basar, atını dörtnala sürerdi. Ama bir öküz arabasına binmiş ise, yoldaşlarını arabada bırakıp yere atlar, şekpenini2 omuzuna atar, başlardı koşarcasına yokuşu 1 Taypalma yorga: Yorga atlaryorgalama biçimlerine göre "yol yorga", "kiytin yorga", "şaldır yorga", "sapkın yorga", "koy yorga", "su yorga" ve "taypalma yorga"... gibi adlar alırlar. "Su yorga" ve "taypalma yorga" dünyanın en değerli binek ve yarış atlarıdır. "Taypalma yorga" ve "Su yorga" dörtnala koşmasını bilmeyen ama dörtnala giden yarış atlarını geçen, güzel yürüyüşlü, hızlı, binicisini hiç sarsmayan, su gibi akıp giden, uzun mesafe koşusunda eşsiz bir at cinsidir (çevirenin notu). 2 Şekpen: tnce yün kumaştan, elle dikilmiş, uzun, bol bedenli üst giyimi. 6/Elveda Gülsan Elveda Gülsan/7 tırmanmaya. Sanki düşmana saldınyormuş gibi öfkeyle ileri atılır, yokuşun beline varıncaya kadar hiç durmazdı. Sonunda nefes nefese yokuşun beline, artık inişin başlayacağı tepeye varınca, "oh be!" derdi kendi kendine. Ciğerleri körük gibi şişip inerek, yüreği kafesinden çıkacakmış gibi çarparak, orada oturup biraz dinlenir, ta aşağıda ağır ağır gelen arabaya bakardı. O bir türlü ilerlemek bilmeyen arabada oturmaktansa, böylesi çok daha iyiydi onun için. Rahmetli Çora, o zamanlar, arkadaşının bu sabırsızlığına, tezcanlılığına güler: - Senin işlerin neden uz gitmiyor biliyor musun Tana-bay? derdi. Çok tezcanlı, çok sabırsız oluşundan. Vallahi ondan! Aynı anda 'hem havadakini kapmak, hem yerdekini yalayıp yutmak' istiyorsun. Dünya çapındaki bir devrimin hemen gerçekleşmesini diliyorsun. Öyle bir çırpıda olmaz bu işler. Dünya devrimi şöyle dursun, sen bizim şu eski Aleksandrovka yokuşunu bile araba ile ve araba yolundan tırmanmaya tahammül edemiyorsun. Arabadan atlayıp iniyor ve arkanda seni kovalayan iri bir aç kurt varmış gibi başlıyorsun koşmaya. Ne yararı oluyor bu telâşın? Tepeye ilk varan sen olunca ödül mü veriyorlar? Yine ©rada oturup geriden gelenleri

2

Itakırdıyordu. yüreğini sızlatan ağır düşüncelere dalıp gitmekten* kendini alamamıştı. Arık hayvan. Artık yola yalnız çıkıyordu. göğsünün sol yanını pek acıtıyordu. sarı-beyaz çiçekleri olan. bazıları eceliyle ölmüştü. Daha epeyce yol vardı önlerinde. başkalarının da gelmesini. Atın. köşelerine çekilmiş. Hayvanın menduvana1 otu yemiş gibi başının döndüğünü.. Sonunda nasıl olsa varacaklardı eve. gözlerinin karardığını. Bu defa Tanabay. son günlerini yaşıyorlardı. o da dayanılmaz bir acı veriyordu. Bunların bazıları savaşta. yaşlı.cizgiliforum. Bu uzun yolda at yorulurdu elbet. yola beraber çıktıkları arkadaşlarından kimse kalmamıştı.www. Ters dönmüş paldımın kenarı sağrısına batıyor. Karamsar düşüncelere dalmış Tanabay ara sıra dizginleri sallayıp 3 . ne de hızlı. bütün bunlara dayanarak yürümeye çalışıyordu. Ne olurdu yorulmuşsa? Bundan daha kötü seferleri. Atı kendi haline bırakmıştı. ank yüreği sızım sızım sızlıyor.com. Şunu iyi bil dostum. Bugünün gençleri ise otomobile biniyorlardı. Kocayınca insan uysallaşı-yor. İleride uzayıp duran ulu mor dağlar ise koyu-kara bir bulut idi. Taypalma yorga Gülsarı'nın. zaman zaman kapkara. çok eskiden. Bu eski ve bozuk yolda arabanın tekerlekleri gıcırdıyor. Varsın biraz yorulsun-du. belki bir çivi ucu. Dokuzyüz otuzlu yıllarda hep birlikte yürüdükleri. Ne zaman söylemişti Çora bunları? Çok. beynini dplduran. boynunu sıkan hamut nefes almasını daha da güçleştiriyordu. Bunları da bilemezdi Tanabay. ayaklarını da zor kaldırıyordu bastığı yerden. dünyanın çember gibi yuvarlanıp üstüne üstüne geldiğini. çevresindeki her şeyin birbirini kovalarcasına akıp geçtiğini Tanabay nereden bilecekti? Önündeki uzun yol. Uzayıp giden bozkırı aşacak. Aslında ne yavaş yürüyordu. Yeni sürülmüş ve yağmur emmiş bir tarlada yürür gibi. dipsiz bir uçurum gibi görünüyordu. Aleksandrovka yokuşunu son defa tırmanmakta. belki bir diken.enginel elveda gülsarı bekliyorsun. Omuzundaki nasırın üzerinde açılmış küçük bir 1 Menduvana: Güzel kokulu. Aleksandrovka yokuşuna nasıl çıktığının farkında bile olmamıştı. 8/Elveda Gülsan yara ateş gibi yanıyor. daha zorlu yolculukları da olmuştu. yavaş yürümeyi alışkanlık haline getiriyordu. Tanabay atın yorulmaya başladığını anlamıştı ama. Bir kısmı da iyice kocadıklan için evlerinden çıkmaz olmuş.. hayvanları sarhoş eden otsu bitki. çoktan gücünü yitirmiş. sonra kanala gelecek. dağların eteğinden döne dolana gideceklerdi. Gülsan'ya. eskimiş hamutun keçesini delip çıkan sivri bir şey. seninle beraber olmalarını beklemek zorundasın. Kötü-rüm bir atın çektiği eski bir arabaya binip Tanabay'a eşlik edecek kimse kalmamıştı artık. son adımlarını atmakta olduğunu Tanabay elbette bilmiyordu. dünya devrimini tek başına gerçekleştiremezsin.

yine de anasının memesini bırakmaz. Gökyüzündeki güneş de artık dağdan dağa kişneyerek koşan bir kızıl aygır değildi.. ama çok kötü günleri de oldu. er başına gün vursa çizmesiyle su geçer? Elveda Gülsan/9 mesi. Uzun yeleli anasından ilk sütünü emdiği. i Doğuştan taypalma yorga bir at idi Gülsan. Gülsan'nın uzun yeleli anası da ona sıcacık bir süt bulutu gibi görünürdü. böylesine ağır varmamıştı. Yemyeşil çayırları. Oysa bugün "At başına kün tavsa avızdıkpen su işer. o taypal] ma yorga yürüyüşüyle devam ediyordu yoluna. anasımn bir süt bulutuna dönüşmesini nasıl da severdi! Memeleri ne kadar yumuşak. biraz daha. sütü nasıl da tatlıydı! Anasının sütü boldu ve kuluncuk sütten boğulacak kadar çok içerdi. kulaklarını kısarak gelen üyir1 aygırı daha fazla uzaklaşmasını engeller. Böyle düşünmek Gülsan'ya küfretmek olurdu. düş kadar güzel o dünyayı. Şimdi. dört ayak üstüne kalkıp onun peşinden koşmaya başladığı günden beri. Bozuk yol üzerinde tekerlekler takırdıyor.cizgiliforum. doyulmaz bir zevk. Oh. Hep doğudan doğuyor. Bu güzel yürüyüşlü yorganın bir gün arabaya koşulacağını o zamanlar hiç kimse aklından bile geçirmezdi. kendisi. onu geri çevirirdi. Bütün bunlar eskidendi. Sonra. dünya ve onunla birlikte her şey değişmişti. bütün ilgisi bundan ibaret kalıyordu. gökyüzü. çırpınıyordu.com. Kara toprağın toynaklarının altında kaydığım hisset1 At başına gün vursa ağzındaki gemiyle su içer. Yılkılar da 4 .. gövdeleri aşağıda yürürlerdi sanki. kendine özgü o '• güzel yorga gidişini hiç bozmamıştı. hep batıya bakıyor ve batıdan batıyordu. takırdıyor-du.enginel elveda gülsarı atı yüreklendirecek bir şeyler söylüyordu ama. yeryüzü. Gülsan da o haline rağmen.. Bir türlü sıyıra-mıyordu kendini o ağır düşüncelerden. Hepsi geçip gitti. . anası. Hey güzel günler hey! Bir dağdan öbür dağa kişneyerek koşan aygır gibi. O taypal-ma yorgalığı sayesinde çok güzel günler yaşadı. O bozuk yolda arabanın tekerlekleri takırtılarla döni meye devam ediyordu. ne tatlıydı anasının sütü! Yazık ki o günler göz açıp kapayıncaya kadar gelip geçmiş. ama bir adım attıkça çizgi de bir adım geriliyordu sanki. o bitiş çizgisine hiç böylesine yavaş. Bu san kuluncuk. ne kadar dolgun. göle yansıyan gölgeler gibi. er başına kün tuvsa etigimen su geşer'^diyen atasözünü doğruluyordu Gülsarı'nın durumu.. sanki yakalayacakmış gibi. güneş ve ışınları gözünün önüne geliverdi. Başını karnının altına sokup o sütü içmek. bir mut-: luluktu onun için. Ah ne güzeldi o günler! Anasının bir yudum sütünde. O Gülsarı denilen saf kuluncuk da. son koşusunun bitiş noktasına ulaşmak için zorlanıyor. taypalma yorga Gülsan. bir yudum daha içerdi. Gülsan'nın sönmeye başlamış bir mum gibi cılız ışıklı belleğinde. ayakları yukarıda. Karnı iyice doyardı da. güneş ışıklannı kovalardı. belli belirsiz anılarını uyandırdı: Çok gerilerde kalan o güneşli yaz günlerini hatırladı. bayırlan. Çizgi hep bir adım ötesindeydi. O günlerde yılkılar. Bugüne kadar. yüksek dağlan. bütün dünya vardı.www.

ama bu öyle halsiz bir kişneyiş idi ki sesini kendisi bile duyamadı. oraya varmak için canını dişine takarak ilerlemeye çalışıyordu. sırtını ısırıyor. Gülsan. o görkemli. O ulu ve dumanlı dağlar. Ancak şimdi. Savrulan otlar. Ve. karnını otlayarak doyurmayı öğrenmek zorunda kaldı. Tekerleklerin gıcırtısı duyulmaz oldu. başı dönüyor. kulunlar. Zaten sütü de kalmamıştı. Onu bırakıp gitmek istemiyordu anası.www. onu bekleyen anasına sesini duElveda Gülsan/11 yurmak için olanca gücünü toplayarak kişnedi. bir yandan da soğuk rüzgâr karşısında tiril tiril titriyordu. birer birer gözlerinin önüne geliverdi. kulakları uğulduyordu. Gülsan. tipiler arasında kayboldu. yılkılar kuyruklanyla ona sürtü-nerek geçiyor. nice nice yollar tepmiş. Bu sürüde. canını yakıyordu. Sonra birden tipi dindi. Yavaşça arabadan indi. otlamayı.enginel elveda gülsarı ayaklan yukanda. Uyuşan bacaklannı gererek ve 5 . Sulanan gözleri karan-yor. Ama. gözlerinin önüne çöken sis perdesini delip geçecek gücü bulamıyordu kendisinde. Bu da ona dayanılıriaz bir işkence oluyordu. gözlerine ve burun deliklerine kar taneleri giriyordu. O uzun ömür boyunca sırtından eyer düşmemiş. Küçücük bir kulun olduğu zamanlardaki gibi anası onu kişneyerek çağınyor. sürü başı aygırdan başka. Onu çağıran. onu iki yanından arabaya bağlayan kayıştan koparmak istiyor. gövdeleri aşağıda yürümüyordu artık. Kan ter içinde kalmıştı. iyi-kötü günleriyle uzun yıllar sürecek bir hayat yolu böyle geçecekti ve şimdi de bu yolun sonuna gelmiş bulunuyordu. çöpler yüzüne çarpıyor. gözlerinde kıvılcımlar parlayıp güneşi dağdan dağa atlarken görünce. birer birer yok oldular. nice nice insanları taşımıştı. Toynakları. kaba yeleli anası tavlı kısrak. ama görüntü ondan uzaklaşıyordu. cabağılar bulunur. O.cizgiliforum. 10/Elveda Gülsan na sokulacak olsa. yeşil çayırlar. Bir yandan ateş gibi yanıyor. O erişilmez yazın güzel dünyası ağır ağır batıp gitti. o eşsiz güzellikteki yaz günleri bir daha canlandı gözlerinde. Ama gözlerinde canlanan o dünya bir görüntüden ibaretti. o tuhaf eski dünyaya yeniden dönebilmek için boynundaki hamutu silkip atmak. ayağının altında yer sarsılır gibi olunca. o bir üyir yılkı.:. çakıllann üzerine basınca garç-gurç sesler çıkarıyordu. o yemyeşil çayırlar. Gülsan. Artık. yaklaşıyorum samyor. Hamutun altındaki yaranın zonklamasını da hissetmiyordu şfmdi. bacakları titriyor. güneşli günler. Emmek için yanı1 Üyir: Başında bir aygır bulunan ve en çok elli kadar attan oluşan yılkı sürüsü. gerçek değildi. hiç gelmemişti o yollann sonu. uzun yeleli anasının karaltısını hâlâ görüyordu. Yılkılar da dörtnala uzaklaşıp gittiler. ama o.com. Ulu dağlar. bir zamanlar yemyeşil olan çayın ezip çiğniyor. Tanabay dizginleri bıraktı. öyle güzel geçen bir yaz mevsimini bir daha ömrü boyunca hiç görmedi. şanltılı dereler. Gülsarı'nın anası uzun yeleli kısrak da artık ona pek yüz vermiyordu. San yorga olduğu yerde durdu. dişi atlar ve erginleşmemiş dişi ve erkek taylar.

Gocuğunun yeniyle hayvanın burnunu ve boynunu sildi. sabahı beklemesi. kendi aceleciliğine de kızıyordu şimdi. bir hayat izi göremedi." Gerçekten de iyi etmemişti. O zaman. atı dinlendirmeliydi. ne oluyor sana? dedi. O kirli ter. Oysa Tanabay yola öğleden epeyce sonra çıkmıştı. Onu oğlunun evinden bir an önce çıkmaya mecbur eden duruma da. ince bir bulutun üzerinde. Tanabay telaşlandı. Bozkır hâlâ donuk. yola erkenden çıkması gerekirdi. Geceyi orada geçirmeli. Yapış yapış salya içinde olan gem sımsıcaktı. kaldıramadığı başını hamuttan sarkıtmış. pek acıklı bir halde duruyordu. ye biraz. ne giden. Tanabay bu durumu görünce ürperdi. karışık kır sakalını yukarıya kaldırarak. yamaçlarda karlar erimişti. cılız ışığını belli belirsiz gösteriyordu. Ama Gülsan ota ağzını bile sürmedi. Bı» mevsimde yapılacak iş miydi bu? Belki bir motorlu araç görürüm diye bir tümseğe çıkıp baktı. Geç vakitte yola çıkacağına. Yanm kucak kuru otu.Al. Yalnız vadilerin kuytusunda ve kamışların gölgesinde. döke saça atın önüne getirip koydu. Gocuğunun eskimiş yenini gözüne siper ederek. yolda gelip gidenlere rastlayabilirdi. Yorganın haline bakarak: Vah vah! dedi. batıya doğru baktı.enginel elveda gülsarı suratım asarak atın başına gelip durdu. Dağlara kadar uzanan bozlar yolunda ise İ 12/ElvedaGülsarı ne bir gelen vardı. toynaklanna kadar çizgi çizgi iniyordu. Ka-burgalan inip inip kalkıyor. Düzde. Tanabay bir avuç otu hayvanın ağzına uzatü: . Hava bozacak gibi değildi ama yine de soğuk vardı ve insana güven vermiyordu. Toprak daha çözülmemişti ve rüzgâr sazlıklardan eski karın hafif kokusunu getiriyordu. Tanabay. karnından ba-caklanna.cizgiliforum. "Böyle olacağını bilsem hiç bugün yola çıkar mıydım?" diye hayıflandı. Uzaklarda çep-çevre dağlar vardı. kurt yelesi gibi görünen erimemiş kar kalıntıları vardı.www.com. Yolun ortasında kalakaldım. ank böğrü körük gibi şişiyordu. Tanabay atın gözlerinin içine bakınca üzüntüden yüzü sapsan oldu. şimdi ter ve kirin kan-şımıyla koyu kahverengindeydi. " O kadar da zorlamamıştım" dedi Tanabay. Hayvanın. hiçbir canlılık. Issız kalmış bir qyin pencereleri gibi olan o gözlerde Tanabay. Yıbn bu mevsiminde gelip gidenler çok az olurdu zaten. Ne oldu sana? İncecik boynunu dik tutamayan at. yüreği sızladı. "Şimdi ne ileri gidebilirim ne de geri. Bir zamanlar altın şansı olan tüyleri. Ama hiçbir şey yoktu görünürlerde. sert ve cansızdı. yan yumuk gözleri yuva-lanna gömülmüş. çevresine bakındı. Sonra kolanını çözdü. feri sönmüş ve bomboştu. Aü iyice yorup bu hallere düşmesine sebep oldum. Güçsüzlükten ve soğuktan zangır zangır titriyordu. Çaresiz arabanın yanına döndü. Ama o evde mi! 6 . hamutunu. Şubatın sonuydu. Güneş uzakta. Hemen arabaya koşup yiyecek aradı. gemini çıkardı. Taypalma yorganın dudaklan kımıldadı ama otu ağzına alamadı.

kocasının babası değil miyim? Ama çenesi durmuyor! . 'artık işe yaramazsın1 diye kovulacak olduktan sonra. hepimizin sonu bu" diye söylendi. "Uyukluyor müsün.. Hay haddini bilmez hay! Gözü hep yukarılarda. anamızın. dostumuzun.com. ağzını açmamıştı. sen çeneni açma!" diyordu durmadan. Kadın: Babanı istemiyorum. konuşursun elbet! Okutup adam ettik çünkü sizi! Oysa bizden lâf değil. çok mu hastasın? Neyin var arkadaş. iyice büzülmüş. neyin var?" Parmaklarını yelesinin altından sokup kulak dibini tuttu. öylece duruyordu. Ne diye nefes tüketiyo-rum|ki! Bugünkü gençlerin hepsi öyle! İnsanlar çok değişti artık. iş! İş yaparken de babamızı yüzüstü bırakmazdık biz. hırslandıkça da bir ateş basü ve gömleğinin yakasını çözüp derin derin solumaya başladı. at bitkin. koşumu yine üzerinde. Gülsan. vakit geçirmemesi gerektiğini düşündü ve yine atın yanına gitti. "Bir kadın kaynatası ile öyle mi konuşur? Ne olursam olayım. Yelesinin bu kadar seyrelmiş ve hafiflemiş olduğunu görünce içi burkuldu: "Çok kocamışsın. çıkaran da.cizgiliforum. Benim partiden çıkanlmamla ilgili söz söylemek sana düşmez! Bu benim bileceğim iş ha gelincik. gün boyu arabanın etrafında dolanıp dura14/ElvedaGülsan mayacağını. Bütün bunları unutmuştu o anda. Sonra ne yapacağını bilemeden arabanın çevresini hızlı adımlarla dolandı. aklından geçen bütün bu acı sözleri şamar gibi patlatırdı suratına: "Beni partiye kabul eden de sen değilsin.Ömür boyu koyun çobanlığı. babamızın. çok! Tanabay söylendikçe hırslandı. yılkı çobanlığı yapacak olduktan sonra. başkarma olmak istiyor. yola yayan çıkar yine de geceyi o evde geçirmezdim" diye söylendi.Bak sen şu ka-nnın dediğine! Oğluma gelince.Ne oldu sana? Neyin var? diye hayvana iyice sokulunca. Hee. gece yakın. dese. Sonunda. sana ne bundan!" Arabanın etrafında dolanarak bir kez daha tekrarladı: "Bu seni hiç ilgilendirmez. hatta komşumuzun köpeğinin bile yaptıklarından sorumlu tutulurduk. Ama şimdi patlamıştı. hepimiz yaşlandık.. ne akılla partiye üye olursun?. gece yansına doğru çay kenanndaki orman kulübesi ne 7 . nasıl olursam olayım. saygıda kusur etmezdik. Atı ve arabayı orada bırakıp yayan yürürse. .. Buz gibi soğumuştu kulakları.. vallahi ağzını açmaz.enginel elveda gülsarı Tanabay öfkeyle elini kaldırdı. onun da karısından geri kalır yanı yok! Karısı konuşurken o yere bakıyor ve ağzını açıp tek kelime bile söylemiyor. Baş olmak. kurumuş ağaca benzeyen ayaklarını birleştirmiş. iş isterlerdi.www. düşmanımızın. Oysa varacağı yer uzak. yelen iyice seyrelmiş. hiçbir şeye karar veremiyordu. "Asla! Asla kalmazdım. Oğlunun evindeyken gelini ile tartışmamak için kendini tutmuş. Basbayağı korkuyor karısından. bilmediğin konularda çeneni açma sen!" Başka söz bulamadığı için "Sen karışma. Ne yapacağını bilemiyor. Gelini burada olsa. hele şu koI Elveda Gülsan/13 camış çağımda. onun ağır ağır inlediğini işitti. O zaman işlerin nasıl olup bittiğini sen nereden bileceksin a budala gelin! Şimdi dilin bir karış..

. Hayvana çok acımış "Ben bu atı almam" diyememişti. olarak belirlenir. Tanabay oraya yöneldi. Geçen güz Tanabay. o binile binile binilmez hale gelen yorgaya bakarak. hem ahır.Haa! Bu gerçekten Gülsan mı? diye şaştı kaldı. Kansı ile beraber orada oturuyorlardı. hanımefendisi. baybişe yemeği ısıtmaya 1 Baybişe: Evin hanımı. onu tanırsınız. Bacadan duman tütmeye. Bizim durumumuz ondan farklı mı sanki? Zaman kimseyi kayırmaz. demişti. Elveda Gülsan/15 leştirdi" dedi.Aksakal. koyun korası. Tanabay gözlerini karısından kaçırarak: . Atı yedeğine alıp evine doğru yola koyuldu. atın yemiyle uğraşıyordu. bir iş için hayvanlann kışlağı olan merkeze uğramıştı. At korası. Bu atla ilgili bazı anılan vardı. Sen söylemesen onu asla tanıyamazdım.enginel elveda gülsarı ulaşırdı. Karısı.cizgiliforum. ifadesidir. Buranın yeni başkarması genç tarım mühendisi onu görünce: . Kansına karşı işlediği bazı kusurları olmuştu.Nasıl bir at vereceksiniz. yemek ısıtsana. o ünlü yorgayı o halde görünce yüreği sızladı. hem tavla anlamına gelen hayvan barınağıdır. Orada. Tanabay da Tanabay idi. Ama Tanabay bir türlü dönmüyor. .Gülsan'nın ta kendisi. İstediğini yap. açık kora... Nesi varmış tanınmayacak? diye bir şeyler geveledi. Karısı kapının önüne çıkarak seslendi: 8 . Yaşlı bir at ama işinizi görür. Bunlan kurcalamanın hiçbir yaran olmazdı şimdi. at korasına1 bir uğrayın. . Birden fazla e. Sonra alaylı bir gülümseme ile ekledi: Belki yine yorgaya binip gece seferlerine çıkmak istersin. bir zamanlar siz biniyor-muşsunuz ona. Gülsan'yi zor tanıdı: . nelerden söz ediyorsun? diye elini sallayan Tanabay konuyu kapadı ve dışan çıktı.Gidin görün. size bir at vereceğiz. açlıktan ölüyorum ben! . Karısının o olayları unuttuğunu sanıyordu. Yaşlı kadınlara saygı hitabı. Gençti. olduğu zaman birinci eş. benden sana izin! .com. kış günlerinde ise çobanlann bu otlan vaktinden önce almalanna engel oluyordu. dedi Tanabay'ın baybişesi1 dalgın dalgın başını sallayarak. Tanabay burada. yaz günlerinde otların biçilip demetlenmesine gözcülük ediyor.. anı gitmiş vahi kalmış bir iskelet mi? . 16/ElvedaGülsan başlamıştı.Ben de onu demek istiyorum zaten.Amaan sen de.. Bu kulübenin bir buçuk kilometre yakınında su işlerine bakan görevlinin kulübesi de vardı. Onun için konuyu değiştirmek istedi ve kansına çıkıştı: .Bunda şaşılacak bir şey yok. Ata ot vermek için samanlığa gitti. . her canlı yaşlanır.Niye dikilip duruyorsun. örtülü kora.Şaştım kaldım doğrusu.www. unutmamıştı demek. "Demek kader bizi bir kez daha bir1 Kora: Hem ağıl. Gülsan Gülsan iken. her şey eskir.

takılmak için söylüyorlardı çünkü. Tann onu korumuştu.Ne yapacağız Gülsan? Burada böyle kımıldamadan duracak mıyız? dedi.. yürü! At hareket etti. Bir defasında araba ile gelirken mayına çarpmışlar. Tanabay atla beraber yürürken "artık gücü kalmadı zavallının" diye düşündü. Cepheden cepheye koşarak tam altı yıl askerlik yapmıştı. Onbaşı Tanabay Bakasov. yemek ısındı da soğudu bile.com. At kımıldadı. Gerçi artık genç değildi ama yaşlı da sayılmazdı. Ne gereği vardı artık. Tanabay da ölmemiş. . Bundan sonra atı yularından tutup yürüttü. Kansı o geçmiş olaydan bir daha söz etmedi. Tanabay'ın titreyen eline atın salyası aktı. Çuvalın içindeki küçük bir çıkını aldı. Tanabay güz boyunca.. Japonya'nın tesliminden sonra terhis olup yurduna dönmüştü. Sonunda yurduna dönüp trenden indiği zaman. böyle bir iş gelmişti başlarına. Tanabay ve Gülsan ilk kez savaştan sonra karşılaştılar. satıcı kadınlar onu "Hey ihtiyar... Kadınlann 'ihtiyar' demelerine aldırmadı.. . gel artık! dedi. zor yiyordu yemini. O zaman Tanabay. Bizim baybişe ile ben seni yine iyileştiririz. dedi. onun şoku ile epey sarsılmıştı. Gülsan biraz durduktan sonra ağzındaki kırıntılan çiğnemeye başladı. "Kaç yaşındasın Gülsan? Yirmi yaşında mı? Yoksa daha mı fazla.Hadi yavrum. O çuvalla gelinine patates götürmüştü. yirmiden fazla senin yaşın.enginel elveda gülsarı . biraz gayret edersek. bir ayağını kaldırıp ağırlığım öteki ayağına verdi. yürü. Boşuna dememişler "Kırk yıl kırgında kalsan. Batı Cephesinde de. "Dur hele. işte bugün.Hey.. ye Gülsanm." Tanabay kamçının sapı ile arabayı karıştırarak dipteki boş çuvalı çıkardı.cizgiliforum. Savaş yıllannda 9 . Salya sıcaktı ve bu Tanabay'ı sevindirdi. Yaşlı adam ve yaşlı at.Hadi Gülsanm. . Sonra yorgayı eliyle hafifçe dürttü. Doğu Cephesinde de çarpışmış. öbür yansım da ufalayıp atın ağzına tuttu. Onu kepek lapası ve kıyılmış pancarla besledi. Kansı yolda yemesi için pişi koymuştu o çıkına. bir durup bir giderek eve varırız değil mi? Bir vardık mı. at elini cüzdanına!" diye karşılamışlardı. kış boyunca ata baktı. bak aklıma ne geldi. Ama Tanabay onu yemeyi unutmuştu. Gülsan pişinin kokusunu derin derin içine çekti ama ağzına alıp yiyemedi. O zaman Tanabay kırıntıları kendi eliyle soktu hayvanın ağzına. Yine de onu canlandırıp güçlendirdiğini sanıyordu. korkulacak bir şey kalmaz. Durmak işimize gelmez. Pişinin yarısını kendisine ayırdı.. ecel gelmeyince ölmezsin" diye. Şimdi ne yapacaktı? Atı yolun ortasında bırakıp gitmeye gönlü elvermiyordu. Ama. ağır ağır dağ yoluna koyuldu. Elveda Gülsan/17 . araba sarsıldı. Başka bir sefer de göğsünden yaralanmış ve hastahanede iki ay tedavi gördükten sonra kendi birliğine yetişmişti.. tekerlekler gıcırdadı. gayret et yavrum.www. Gülsan'nın dişleri iyice aşınmıştı. Evet evet.

Büyük kızının kocası kamyon sürücüsüydü. Bunun için savaşmamış mıydı? Kan ve ateş arasında canını dişine takmamış mıydı? Savaş bitmiş. yaMaşma! Dur. gücükuvveti yerinde. O sesleri. yaklaşma!" der gibi çekici indirdikçe bütün bu sıkıntıları da uzaklaştınyordu sanki. Kolhoz. Dünyaya yeniden gelmiş gibiydi ve artık yalnız geleceği düşünüyordu: Çoluk-çocukla kaygısız bir hayat yaşamak için önce başlarını sokacak bir ev yapacaktı. yendik. örsün üzerindeki kızgın demiri hiç durmadan dövüyordu. nice nice güçlüklere göğüs germesi gerekecekti. hu-ha! hu-ha! diye nefes alıp veriyor ve bir yandanJla düşünüyordu: En önemlisi savaşı kazanmış olmamız. Tanabay kendisi için asıl hayatın yeni yeni başladığını düşünüyordu. zafer kazanıldıktan sonra köyüne dönerken. Ondan sonra doğan çocuğu da kızdı. O güne kadar olup bitenlerin. zaferi kazandık. Şimdi ikisi de evliydiler ve çocuklan vardı. Oğlu sekizine basmış ve okula başlamıştı. Onları unutacak.enginel elveda gülsarı güneş ve soğuktan yanmış. Çalışırken o çekiç sesleri arasında günlük sıkıntıları unutup gidiyordu Tanabay. Gönlü hoş ve iyimserdi. * Ama Tanabay öyle düşünmekte. Ama Tanabay "Dür. Kılık kıyafeti. kızgın demirden kıvılcımlar saçılıyordu. diyordu. karısı da kızlarından çok memnundular. Sonra bu yuvada herkesin mutlu olması için çalışacak. hafif kırlaşan sakalı bıyığı ile biraz yaşlanmış görünse de. Terhis olduktan bir yıl sonra kansı ona güzel bir kız çocuk doğurdu. 10 . Bundan başka bir amacı yoktu. Büyük istasyonlarda maksimkalan (asker getiren katar) bando-mızıka ve coşkun bir neşe ile karşılamışlardı. saygılarını sunmak ve gönül almak için gelirlerdi. bu işin ustası olmuştu. çektiği sıkıntıların önemi yoktu artık.. düşmanı yendik. O zamanlar açtılar.www. Örs çın çın ötüyor. ara sıra bugün bile duyar gibi oluyordu. Ve çekiç cevap verir gibi tekrarlıyordu: "Yendik. dik. zafer kazanılmış olduğuna göre. Evde hasretle bekleniyordu. Tanabay her darbeyi indirişte. Ama bu başka bir hikâye. Kadınlar eskimiş oto lastiklerinElvedaGülsan/19 den yapılmış ayakkabıları giyiyorlardı çıplak ayaklarına. tadını unutmuşlardı. gırtlağına kadar borca batmış ve banka bjr kapik bile vermiyordu artık. hep çalışacaktı. dağda yaşayan kocamış kaynata ve kaynanasını görmek. usta yoldaşı o kor gibi madeni çevirecek zaman bile bulamıyordu bazen. Çocujdar nice zamandır şekerin yüzünü bile görmemiş. Ne var ki oğlu hayırsızın biri olup çıkmıştı. demir dövmüş. geleceği toz pembe görmekte pek acele ettiğini şimdi çok iyi anlıyordu.cizgiliforum. Yazlan sik sık ve topluca kendisini ziyaret ederlerdi. yüzü kınşmıştı. Gelecek için daha yıllar yılı kan ter içinde kalıp fedakârlık etmesi. sabahtan akşama kadar. çocuk başı kadar büyük bir çekiçle. çıplaktılar. gönlü gençti. önünde hiçbir engel kalmamıştı. Doğrusu kendisi de. gerçek ve tatlı hayat asıl şimdi başlayacaktı. Savaştan sonra aynı işi yapıyor. Bu damadı bütün ev halkım kamyo18/ElvedaGülsan na bindirir. Öyle hızlı dövüyordu ki. Savaş bittikten. Gençliğinde bir demirci yanında çalışmış..com.

Savaşın başından sonuna kadar ve savaştan sonra da hep bu görevde kaldı. Görgü ise görgülü. Bazen öyle sözler söylerdi ki. Yumuşak huylu. onların bu işin üstesinden gelemeyeceğini sen de bilirsin. ne zaman çalışmaya başlayacaklar?" dedi ihtiyarlar. Onu. eskiden beri iki can dost idiler. O zamanlar Çora köyün yakışıklısıydı. Çora. Kalbi zayıf olduğu için çürüğe çıkarılmıştı. Eskiden. Ama söyledikleri pek etkili olurdu. "Peki nerdeler. Söylediklerinin hemen hemen hepsini. kimileri iş yerlerinde. Gece-gündüz. Beli 20/Elveda Gülsan bükülmüş. Tanabay bu konuda büyük çaba gösterdi. yüzü kırış kırış olmuştu. yani komünizm idealine karşı çıkanlara gereksiz bir hoşgörü göstermekle suçlardı.enginel elveda gülsarı dik. zenginlerin. zayıflamıştı. Daha sonra Tanabay yılkıcı oldu ve dağlara çıktı.İki gün önce dağa gidip geldim. askere giden gençlerin dönüp dönmediğini sordular. Can dostu Çora razı etmişti onu bu işe. Tanabay daha savaştan döndüğü gün anlamıştı bunu. her türlü işlerde çalışıyorlar" dedim. herkese iyi davranan bir gençti. Yılkılara bakmanın aksakalların işi olmadığını. Temmuzun sıcağında bile o eski yün yeleğini çıkarmıyordu üzerinden. Tanabay onunrişte bu yumuşaklığını beğenmez. bir kolhoz kurmaya. koparıp ayıramam diye korkuyordum.www. Tanabay'ı razı etmek için demirci dükkânına kendisi gelmiş ve arkadaşını razı ettikten sonra ona: . pek yaşlanmış. Tanabay Çora'nın gençliğini hatırlamıştı. dinlediği siyasî nutuklardan öğrenmişti. yaz-kış demeden at üstünde dolaşmak.com. Mallarına el koyacakları kişilerin listesini beraber hazırladılar. Sağ kalanların hepsinin döndüğünü söyledim. koşturmak kolay mı? Dervişbay'ı hatırlıyor musun? At üstünde donup öldü zavallı. Çora ile o. dedi. "Onu biliyoruz" dediler. İkisi. gazetelerden okuyup öğrendiği cümlelerle ve acımasız bir şekilde atıp tutardı. Çora iyice zayıflamış. Hatırlıyorsun değil mi? Savaş başlayınca biz bu ihtiyarları yılkıya bakmaları için dağlara göndermiştik. kimileri tarlada. demir atölyesinin yakınındaki arkın kenarına çö-mellp oturmuş. Çora'dan başka hiç kimse Tanabay'ı demirci dükkânından aşırıp yılkıcı olmaya razı edemezdi. O günlerde herkes savaşı kazanmış olmanın gururuyla avunuyor ve zafer ekmeğin yerini tutuyordu. bir deri bir kemik kalmıştı. "Çalışmaya çoktan başladılar. "Peki yılkıya kim bakacak? Biz ölelim diye mi bekliyorlar? Zaten bir ayağımız çukurda!" Ben çok üzüldüm ve utandım. konuşmuşlardı. Orduya at gerektiğinde o 11 . bilgi ise bilgili bir delikanlıydı. dedi Çora İhtiyarlar. . Merhum Çora o zamanlar kolhozun başkanı idi. Bu yüzden toplantılarda sık sık yerinden fırlar. kendisi bile ürkerdi söylediklerinden.cizgiliforum. O zamandan beri çalışıyorlar orada.Ben senin çekice yapışıp kaldığını sanıyor. hatta böyle oluşuna kızardı. karşıt görüşte olanlara. ta komsomol oldukları günlerde. Savaş yüzü görmemiş olsa da. kulakların (toprak sahiplerinin) mal ve mülklerini bu kolhoza katmaya birlikte karar vermişlerdi. dik!" O günlerde böyle düşünen yalnız Tanabay değildi.

Çora arkasından seslendi: . atların hali hiç de iyi değil! Turgay. Tanabay demirci dükkânına doğru yürüdü. Halkımız aklını başına topladı.www. artık herkes daha iyi yaşamak istiyor. Sen gidersen peşinden başkalarını da göndeririz.cizgiliforum. hep düşünüyorum: İşleri nasıl yoluna koyarım. . o zaman daha iyi anlarsın. . Boş bir zaman bulup sana gelmeyi. Yaa. elin serçe parmağı gibi büyümeden kalmıştı. ufacık ve köse bir ihtiyardı. şimdi dağda at çobanlığı ağırlarına gidiyor. eskisi gibi uzun uzun dertleşmeyi ne kadar isterdim. Bazı geceler gözüme uyku girmiyor. atlar koradan çıkarılıp sayım yapıldıktan sonra ihtiyar Turgay'a sitem etti: I 22/Elveda Gülsan . bunu utanç verici bir iş sayıyorlar. gözlerine düşen kocaman börkü yukarı doğru kaldırıp üzengide doğrularak bir 12 . Bir daha da birbirlerini hiç göremez oldular. böyle işte! Sen bir düşün Ta-nahafy. kolaylaşmadı. Yaşın yetmişe dayanınca. Eyerden eğilip arkadaşının yüzüne baktı: "Bana da-rılmadın değil mi? Başımı kaşıyacak vakit bulamıyorum.com. aydınlık günler gelmiş olmalıydı. Başındaki kocaman börk. yaşlı Turgay'ın baktığı yılkı içinde ilk kez gördü. ne görüyorsan o. Zaman akıp gitti. artık savaş bitti. Belki doğru olartçda budur.Pekâlâ Çora. bekle biraz! diye atını sürüp onun yanına geldi.Vere vere bana bunları mı veriyorsun aksakal. dedi Tanabay. İkisi birden ayağa kalktılar. O konuşmadan bir süre sonra Tanabay dağa çıktı.. plan hedefine nasıl ulaşırım?. İkisi başbaşa verip konuşmak. Savaşta biz neler görmedik ki! Bizim de yumuşamamız gerekmez miydi? Belki insan hayatında asıl önemli olan budur" diye düşünüyordu. İş üstüne iş biniyordu. Konuşmaları bitmişti.İşte. uzun uzun dertleşmek fırsatını hiç bulamadılar. Tanabay da yumuşadı: . Oysa işler azalmadı... Bakacak göreceksin.Şaka yapıyorum aksakal.enginel elveda gülsarı atları terbiye edip yetiştiren de yine bu aksakallar oldu. Düşünüyorum da. hep aynısın Çora. halkı nasıl doyururum. Sanki. kusura bakma. hizmetlerini Elveda Gülsan/21 ödeyemeyiz. O sarı tayı. Tanabay. baybişemle bir görüşeyim. Sağ olsunlar! Onlara şükran borçluyuz.Ama içlerinde bir tanesi var. Uzak yerlere gidip medeniyet öğrendiler ya. dedi alttan alarak.. Genel olarak bunun gibi ihtiyarlar alıngan ve acı dilli olurlar: Ama Turgay kızmadı: .. İçinden "bizim başımıza gelmeyen kalmadı oysa sen hiçbir şey görmedin. Ülke için istediğin bu coşkulu iyilik ateşinde yanıp gitmesen bari. Görüşmeyeli çok oldu. Kılını çeksen yağ çıkar demiyorum ya ben de. buruşuk yüzlü. dağlıç türü kuzunun kuyruk ucunun üzerindeki yağlı top kısmı gibi duruyordu. dağda taşta at koştur da anlarsın.. dedi Turgay. Şimdi yılkı bakmayı askerden dönen gençlerimiz hor görüyor.Tanabay.

Ooo! Şuna bak! Şu koşmanın güzelliğine bak! Harika bir şey bu! . .Merak etme aksakal. . ama hiç dörtnala kalkmıyor. çöp gibi kalır. uçan bir kuş gibi rahat uçuyordu. Taya yetişmek için bindikleri atlan dörtnala kaldırdı-¦ lar ama yetişemediler.Evet. yetişecek. bindikleri atlann terlerini soğutmak için bir hayli gezdirmek zorunda kaldılar. Eski devirde olsa. Ama kötü birine düşerse solar gider. çok güzel taydır o. böyle bir yorganın değerine paha biçilemezdi. .com. şöyle bir silkinip perçemini geri attı. sesimi duyunca usturanın keskin ağzı gibi her şeyi yarıp geçer. Çok güzel yetiştirmişsin bu tayı. gelişecek. Kırgız atalar böyle bir yorga için birbirlerine düşer. Bakmasını bilmezsen onu mahvedersin. . bir kız iyi bir ere düştüğü zaman daha da güzelleşir. özelliği ne onun? . San tay da koşmak için fırsat arıyordu zaten.Bak Tanabay! dedi.Doğuştan yorga. . hayran kaldım doğrusu. şu sağ kanatta otlayan san tayı görüyor musun? İşte o bir harika!" .Epey geç doğdu da ondan. Atın iyisi de öyle olur. kan dökmekten çekinmezlerdi. Turgay börkünü başından çıkarıp Tanabay'a: . hınldadı ve sonuna kadar kurulElveda Gülsan/23 muş bir oyuncak at gibi ileri fırladı. Büyüyor..Peki. Oyun için yanşan çocuklar gibi neşe ile coşarak tayın J|peşinden kendi atlarını sürüyorlardı. dedi Tanabay. Yine yılkıya katılmak için kocaman bir yanm daire çizerek koşuyordu. nazar değmesin! Kimselere bir şey söyleme. gül gibi olur. San tayın yorgalamasını keyifle seyreden Tanabay sevinçle bağırı-¦ yordu: .enginel elveda gülsarı kamçısının sapıyla ilerisini göstererek "Bak. Sonra ensesini kaşıyarak ciddi bir tenbihte bulundu: "Ama dikkat et.Yorga at az mı yani? . Başını kaldırdı. Çocuk değilim. 24/Elveda Gülsan . .. Ama onlar. dedi ihtiyar. oysa sarı tay hep yorga koşuyordu.cizgiliforum.www.İyi öyleyse. . dedi ihtiyar yılkıcı övünerek. Sesimi de tanır ha! Bir nâra atayım da seyret hele: Ayyyyt! Ayyyt! Ayyyt! Gördün mü? San tay dönüp dolaşıp yılkıya katıldı. sırtı da pek kısa. gözleri yaldır yaldır parlar..Turgay ağam.Hangisi? Şu tostoparlak görünen küçük tay mı? Ufak tefek bir şey. sana çok teşekkür ederim. Baktıkça yüreğin sızlar. Bilirsin. Atlarını mahmuzlayıp yılkının çevresini dolandılar.Ben bunun gibisini görmedim.Hele bir görelim. Onların sesini duyan > tay hızını arttınyor. Güzel yorga güzel kız gibidir. ben de biraz anlarım bu işten. dile düşürme.Demek ona Gülsan diyorsunuz? 13 .Söyledim sana. Adı 'GÜLSARI1 unutma. sarı tayın yolunu kesip ileriye doğru sürdüler. elde etmek için peşine düşenler çok olur. olduğu yere düşüp kalır! .

Şimdilik ağzına gem. Ayazlı gecelerde atlar bir kuytuda kümeliyor. ama uzun süre yerde kalmıyordu. Zamanla yılkı ona alıştı. Onu iyice terbiye ettikten sonra. Yaşlı yılkıcının yerine. Şimdilik yalnız idare edecekti işleri. uzunca boylu. Cabağı Gülsan'nın tüyleri uzadı ama özellikle geceleri yine üşüyordu. Sık sık ve lapa lapa yağıyor.cizgiliforum. getir göster bana.. eldivenli ellerini birbirlerine sürterek. ona bir yardımcı vermemişlerdi daha.www. Kansıyla buraya yerleşeceklerdi. şişti. Tanabay. Eskisi gibi koşup duruyordu üyirin arasında. Ara sıra bir yerlere gidip sonra yine geliyordu. Gece rüzgârının hışırtısı.com. Hiç kimseyi de bindirme. fısıtlısı ile yine uykuya dalıyorlardı. birbirlerine iyice sokularak. gemini fazla çekme. adı Gülsan. Keçe çadır. eşya-lannı yükledikleri deveyi yedeklerine alıp gittiler. gür idi. sabaha kadar kımıldamadan duruyor. Atlar toynaklanyla kan eşelemeye. 14 . Bundan sonra Turgay ve kendisi gibi >%şlı kansı. vücutları kırağından bembeyaz olu-yordu. Bende biraz kaldı. o zamana kadar sağ kalırsam. başında asker kalpağı olan bir efendi gelmişti. Bütün gece Tanabay'a öğüt verdi. Tanabay da ses çıkarmadan dinledi. kendisi için neler söyleneceğini ve ileride başına neler neler geleceğini!. yüzünü ovuşturarak dolanıp duruyordu yanlarında. Unutma. bir yaşına gelince 'tay' denir (çevirenin notu).Evet. tepinmeye başladılar. Sahiplerinin ağzı yüzü soldu. Artık ayağına çizme.Sahipleri onlan yalnız bırakmıyor.San taya şimdilik hiç dokunma. Sonra kar yağdı. Bunun se1 Cabağı: At yavrusuna altı aylık oluncaya kadar 'kulun'.. Yol başında aynlırken Turgay aga son bir öğüt daha verdi: . Adını o koydu. atlar başlarım hafifçe çeviriyor. elleri morardı.enginel elveda gülsarı . Yardımcısı için de bir çadır vardı ama. onları yolun başına kadar yürüyerek uğurladı. Geçen yaz kız torunum gelmişti. idi. sırtına eyer vurulmamıştı. Bundan sonra boş kalan keçe çadıra döndü. Sabırla yetiştir onu. Turgay'la yaşlı karısı oradan aynlırlarken. Terli iken suç içmemesine de dikkat et. Çayırlar. San tay o zaman henüz bir cabağı1. Eyer vurulacak ve binilecek hale geldiği zaman pek zorlama. Ne bilsindi Gülsan nasıl bir ömür süreceğini. yoksa yorga gidişi bozulur. Hiçbir şey değişmemişti. şınl şırıl akan sular hep aynı. atından inmeden. zayıf. kulaklarını kabartıyorlardı: Efendilerini yanıbaşlarında görmek güven veriyordu onlara. yadsınmadı. sırtına gocuk giymeye başladı. 1 Elveda Gülsan/25 kalın. Değişen tek şey yılkının efendisiydi. altı aydan bir yaşına ulaşıncaya kadar 'cabağı'. O söylenince yahut öksürünce. Turgay aga yaşlanınca çenesi düşük bir ihtiyar olmuştu. Yine başına buyruk bir taydı. onu yadırgamadı. yılkı ve dağlar Tanabay'a kaldı. Dağlar yine o dağlardı. Canı gibi sevdi onu.

Elveda Gülsan/27 15 . uzaktan uzağa bir uluma duyuldu. göz gözü görmeyen karanlığa dalıp uzaklaşıyordu. Dağdan yuvarlanan kayalar gibi birbirlerini sürükleyerek. faltaşı gibi açılan gözlerle çevresine baktı ve korkudan donup kaldı olduğu yerde. acı acı kişneyerek. İçinde bir şeyler kopmuş gibi sarsıldı ve güç doğruldu. kulak kabarttılar. O sesin ve kendilerinin sahibi şimdi yanlannda. felaket habercisi bir sessizlik idi bu. olanca güçlerini ayaklarına vererek. yandan gehyordu. belirsiz bir yöne doğru koşmaya başladılar. Atlar irkildi. Hiç unutamayacağı o çiftenin acısıyla yılkıya yanaşıp kenarda ama onlann yanında durdu. Gülsan'nın nefesi kesilecekti ner-deyse. bazılarını çiftelemeye başladı. Gülsan'yı hâlâ kümelenmiş yılkıdan uzakta tek başına duruyor görünce. Gülsan. Ulumayı duyunca bir an olduğu yerde donmuş gibi kaldı. isli gocuğunun kokusunu alsalar. ama ne kendi görünüyor ne de sesi duyuyordu. Aralarına giremeyince daha da uzakta tek başına durdu ve bu yüzden üyir aygırının hışmına uğradı. Titreye titreye birbirlerine sokuluyorlardı. Gülsan da neye uğradıklannı anlayamadan çılgınca koşuyordu yılkının ardından. başlarıyla vurarak kulunları. Artık hiçbir kuvvet durduramazdı onlan. kuyruklarına yapıştı. Hayvanlar gözlerini açamaz oldular. yılkıyı bir arada tutmak için etrafında dolanıyor. Bir gün dağlarda bora koptu. Gülsarı'yı ortadan sürüp kenara çıkardılar. cabağıları ortalarına aldılar. güçlü toynaklanyla kan eşeliyor. ağır-laştı. Sonra yine sinirli. kann üzerinden bir karaltının süzülüp geçtiğini ve sonra kaybolduğunu görünce artık yerinde duramayıp ürkerek geri sıçradı. hınldayarak. Atlar sessiz. O müthiş çifteden sonra bir daha yılkıdan aynlıp tek başına durmaya kalkışmadı.www.cizgiliforum. Kar yağıyor ve Gülsan'nın burun deliklerine giriyor. Karanlıkta. iterek koşuyorlardı. atlann yelelerine. iğne-leye iğneleye. zaten korku içinde bekleşen atlar ürktü. Aygır. Ama yılkı onun harıltısını. İyice rahatsızlanıp korkuya kapıldılar. Gülsan yine ortaya girmek için yaşlı atlan itmeye. Bir türlü giremiyordu aralanna. İşte bu gelişlerden birinde. Şimdi çıt çıkmıyordu. Atlar büyük bir gürültü çıkararak koşsalar da sahiplerinin öfkeli bağırmalannı duydular. hınltısız dururken. Gülsan o güne kadar kurt ulumasını hiç duymamıştı. kafasını eğip kulaklarını kısıyor. İşte o zaman. Sesler önce geriden. öfkeli bir halde geri 26/Elveda GQIsan geliyordu üyer aygın.com. onu yılkıya katmak için karnına müthiş bir çifte indirdi. Uğursuz. ayak seslerini duyuyordu. Yılkı sesin geldiği yöne koştu. O sırada bir silah sesi duyuldu. ardından bir silah sesi daha. Kar savrula savrula.enginel elveda gülsarı Gülsarı Tanabay'ın sesini işte bu kış tanıdı ve bir daha ömrü boyunca unutmadı. başına üsır usır düşerek yığılıyordu. önlerindeydi. Yaşlı dişi atlar. biraz rahatlayacaklardı. hışımla üzerine yürüdü. Sonra önden duyulmaya başladı. Sahipleri neredeydi? Böyle korkulu bir zamanda o neredeydi? Hiç olmazsa sesini duysalar. arada bir dörtnala koşarak.

bu atlan kendi elimle öldürmüşüm gibi bakıyorsun bana! Bu sözler karşısında kolhoz başkanının kül gibi olan yüzüyle kendisine şaşkın. sonra avuç avuç yuttu o soğuk kan. Atlar o günleri hatırlamıyorlardı ama. Atlar tüylerini döktüler. sonra yeşillendi. kirli-san bir su gibi. elini ayağını ısıtmak için çalı-çırpı yaktığını. Gülsan da toparlandı ve eski gücüne kavuştu. ağlamamak için dudaklannı ısırdığını. gövdeleri şişip şişip iniyordu.Hay Allah! Onu ne karıştırıyorsun? Her şeyi birbirine karıştırır yokuşa sürersin zaten! Ver! diye kestirip attı Çora. adam unutmamıştı. Hâlâ dinmeyen.. Tan atarken Tanabay yılkıyı eski yerine getirmişti. sanki demirden olan bu kabuğu tepinen atların toynaklarının bile kıramadığını.. demeyi geçirdi aklından. dedi Çora. O pek şiddetli kış ve zorlu günleri sanki hiç yaşamamışlardı. bembeyaz kan yüzüne götürdü. Kalın kar eridi. acımdan konuştum böyle. kara toprak göründü. at sütünden kımız da yaparız. Tanabay da kar yedi. unutmamıştı. . Sen beni bağışla.. Sonra dağdan inip. Yere çömelerek iki eliyld aldığı soğuk.Sen.Peki. Bulut gibi buhar çıkıyordu sırtlanndan. sağrılanndan süzülüyordu.com. dişimizi biraz daha sıkar.enginel elveda gülsarı Sesi kısılmıştı ama bağırmaya devam ediyordu: Kayyt! Kayyt! Kayt! (Dön! Dön! Dön!) diyordu efendileri.. bahar geldiğinde. cıdavlanndan. . çadırın tamtakır içini bir gör! Kuru ekmek bile bulamıyoruz. üzüntümden. Tanabay önce unu almamayı düşünmüştü. O zorlu kışa dayanamayan zayıf atların düştükleri yerden kalkamadıklarını.. Dondurucu ayazı. Yeni tüyleriyle sırtlan parlamaya başladı. Yılkının kışlık korası nerde? Yemi. körük gibi soluyor. ölüp gittiklerini de unutmamıştı. ürün zamanına kadar dayanırız. bir süre yüzüjıdeki yangını söndürmek için öylece durdu. atların sıcak sırtında eriyor. seyrekleşme-yen kar taneleri. o bo-ranlı günleri at üstünde geçirdiğini. .Asıl sen beni bağışla.. ana okulu ne olacak? dedi anbarcı.www. Ama Çora'nın 16 .Sonra öfkeye kapılıp böylesine ağır sözler söylediği için kendisini affettirmeye çalışmasını da. Böyle mi yapacaktık bu işleri? Gel de nasıl bir keçe çadırda yaşadığımızı. Atlar ofaya gelince durdular. Ama hâlâ korkudan titriyor..Bana niye öyle bakıyorsun! Karşında bir faşist mi var! diye bağırmıştı.cizgiliforum. Sonra anbar memurunu çağırıp emretti: . Sen de orada oturup. .Ona beş kilo un ver! Onun bu davramşı karşısında Tanabay'ın utancı daha da arttı. itinkurdun uluduğu o soğuk geceleri. sulann kalın bir buz tabakası olup toprağı örttüğünü. Yılkı onun sesiyle biraz yüreklendi ve peşinden koşmaya başladı. Yakında inek doğuracak. kolhozun başkanına ölen atlann hesabını verirken. öfkeyle bağırmasını da unutmamıştı: . diye kekelemişti. Ateş gibi yanan dudaklanyla kar yutuyorlardı. Savaş cephesinde durumumuzu bundan yüz kat daha iyiydi. otu nerde? Tuzu nerde? Ağzımızı açıp yel yutarak geçiriyoruz 28/Elveda Gülsan günlerimizi. suskun bakışını da unutmamış-tı.

Topaç gibi ve kabank tüylü bir cabağı iken. duygulu. Bazen koşup uzaklara gittiği zaman onun küfürlerini işitmiyor değildi.. Gülsarı bu kez de düşünde koşuyordu: Toynaklarıyla taşlan çınlattığını. omuz arası geniş.Biraz soğut da iç. onları belledi: Bazıları hüzünlü. fıldır fıldır dönen tabak gibi yuvarlak birbirinden uzak gözler. şimdi. ne kadar çok kaynatmışsın bunu! diye kaşığı elinden bırakmıştı. kısa. Böyle zamanlarda. Karısına: . dar geçitlerden dik yokuşlara koşuyor. 17 .com. ne kadar çok koşarsa. sı-nm gibi ince. Dilediğince koşuyor. onun ardınca dörtnala gelen efendisi de o kadar keyiflenirdi. onların arasında sarı bir yıldız gibi akıp gidiyordu: Çakıllı dere boyundan düzlüğe. doruklarda hâlâ erimeyen karların beyazlığı göz ka-niaştınyordu. Bazen de yanından geçerken kamçısıyla arkasına hafifçe vururdu. Onun işi gücü koşmak. yılkı uykuya dalınca. düzlükten bayıra. Mayıs gelmişti. Sahibi Tanabay da onu. yamaçlar yemyeşil uzanıyor. Aygırlar birbirleriyle dövüşmeye. demişti karısı. Koşuyordu. Bütün bunları işitiyor. Hava karanp yıldızlar ışıldayınca. tozlann savrulduğunu. Yılkıcıların da rahaEI veda Gülsarı/29 ü kaçmıştı bu yüzden. koşu temposunu onun türküsüne uydururdu sanki. En çok sevdiği şeydi koşmak. Gülsarı'nın bu niteliklerinden haberi yoktu elbet. genç kısrakları kovalamaya başlamıştı. yavaş yavaş iç.cizgiliforum. kulaklannda rüzgârın uğuldadığını. şımarıyordu. kara toprak yeşeriyor. O bahar san yorga gençliğinin en güzel dönemini yaşadı.www. Atlara sert davranmıyordu Tanabay. yaşadığı ortamın bir parçası gibi görüyordu. Bu yüzden sahibine bir rahat nefes aldırmıyordu. Boyu uzun.enginel elveda gülsarı anbarcıya söylediklerini duyduktan ve yüzünün aldığı rengi gördükten sonra düşündüğünü söylemekten vazgeçti. hayatının. Gülsan'nın keyfine diyecek yoktu. Öteki tayları da koşturup peşinden sürüklüyor. Bahar yağmurlarından sonra güneş pırıl pınl parlıyor. Tanabay'ın onu yüreklendiren sesi. bazen bu yüzden kamçılarını savurarak birbirleriyle kapıştıkları da oluyordu. yadırgamıyordu. tümsek burnu.. büyük bir tay olmuştu. yine koşmaktı. . kalçası dar. uzun. başı ise soylu yorgaya yaraşır biçimdeydi: Bir tutamlık fazla yağı yok. Karısının işte o undan yaptığı lakşa çorbasını içerken ağızını nasıl yaktığını da unutmamıştı. Zamanla bu türkülere iyice alıştı. yıl30/Elveda Gülsan kıya doğru akan bir yıldız gibi gelirse.Beni yakıp öldürmeye mi niyetlisin. YıUacılar aygırları ayırmaya çalışıyor. ayaklarının altında toprağın kaydığını. hatta keyfinden şarkı söylemesi pek hoşuna giderdi Gülsan'nın. ürperir ve başlardı koşmaya. Gülsarı ne kadar hırslanır. koşup oynadığı yerleri görüyordu. kalın kıvnk dudaklar. Bunların hiçbirisini unutmamıştı. düzlükler.. sözlü. küçük bir çocuk değilsin ya. Canı yanmazdı ama yine de şaşınr. Onu yadsımıyor.. oynuyor.

Atlar koşup geldiler ve başladılar tuz yalamaya. Öteki atlar boyunlanna kıl kement geçirilince huysuzlaşır. gözünü kamaştıran halkalar oluşuyordu önünde. İşte o sırada sahibi ve onun yardımcısı. onu okşadı ve geriye bakmadan yardımcısına seslendi: .cizgiliforum. Bir gün Tanabay boş bir kovaya vurarak "po! po! po!" diye atlan tuz yalamaya çağırdı. tılmış. Kadınlar bağırıp çağırarak çocuklanm çadırlara doğru kovaladılar. .Gel Gülsan. Sonunda kendim tuzağa düşürenlerle başbaşa kaldı.www. Tanabay bir elini atın başına uzattı. rahat dur! Efendisinin ardından. toz toprak içinde kalmıştı. Epeyce tuz yaladığı için susamıştı.enginel elveda gülsarı sözsüz bütün türkülerini. Sahibi önünde. Bu arada çocuklar da koşup geldiler. Güneş gözüne vuruyor. Korkma. Kam sızan dudaklannı kımıldatarak. Hiç böyle bir şey gelmemişti başına. tuttuğu ipi koluna dolayarak yan taraftan yaklaştı. Ama adamlar tekrar ayağa kalktılar ve ilmek Gülsan'nın boynunu yine ve da-. Atlann arasından kendine yol açıp su içmek için çaya gitmek istedi. ama Gülsan hâlâ kılım kıpırdatmıyordu. ellerinde ucu kementli sopalarla yaklaştılar. ilmekde o kadar boynunu sı: kıyor.Yuları. sağılacak kısrakları yakalamak için kullanılırdı. işte bu tuzu yalamak Gülsarı'ya bir felâket getirdi.com. yavaş yavaş ve olabildiğince yumuşak bir sesle onu yatıştırmaya çalışıyordu. Gülsan hiç umursamadı. yer sarsılıyor. Soluk soluğa • kalmıştı.. Ama. Her zaman ata biner. Tanabay upuzun bir ağaç tekneye parça parça kaya tuzu dökerdi. bir öfke yoktu. nefesi kesildi.ha çok sıkmaya başladı. yardımcısı da ardındaydı. dağa sonradan gelen yılkıcılann çocuklanydı. Gülsan tek gözüyle gördü onu. O sırada bovjnunu sıkan ip biraz gevşedi ve Gülsan ipip ucunu tutan ¦ adimlan sürüklemeye başladı. Ama o ne kadar çırpınsa. lışü.. Ona hiç dokunmazlardı. Hırıldadı. Yorga dehşete düştü. Sonunda adamları uzaklaştırmak için kendini onlann üzerine attı. ipi sımsıkı tutan yardımcısı da geldi. Birden her yanım saran koyu karanlığı ön ayaklanyla delmeye ça•. Gülsan da onlann arasındaydı ve tadını çıkara çıkara tuz yalıyordu. Kurtulmak için tekrar tekrar şaElveda Gülsan/31 ha kalkıyordu. şaha kalkarlardı. başını okşadılar ve at kuyruğundan yapılmış ilmiği boynuna geçiriverdiler. Öteki atlar kaçıştılar. oralarda dolamp Gülsarı'yı rahatsız ederlerdi. Bunlar. şaha kalktı. Atlar tuz yalamayı pek sever ve bunu bir ziyafet sayarlardı kendileri için. tuz yalamaya devam ediyordu. * Sahibi. Çünkü bu kementler binek atlan-nı. başı döndü. Ama gözlerinde bir kızgınlık. Sahibinin yılkıya tuz yalatmasından da çok hoşlanırdı Gülsan. hiç korkma. Gülsarı tuzağı anlayamamış. soluk almaşım zorlaştırıyordu. . tepindi. Ama onun yanına sokulup. Dağlar yıkılıyor.. insanlar birbirlerinin üzerine yığılıyordu sanki. ağzı yüzü berelenmiş. Adamın üstü başı yır. gemi ver bana! 18 . İşte o zaman boynundaki ilmik sıkıldı ve Gülsan neye uğradığım anlamadan irkildi.

başı dönüyor. göğüs altından kayışlar geçirip sıkıyorlardı.Bükmeyi ver! dedi yardımcısına. Gemin dizgini iki taraftan gerilip eyerin başına bağlandığı için başını dik tutmak zorunda kalıyor. dünya dönüyor. O anda soğuk demir ağızlık dişlerine çarparak şıngırdadı. Ama o zıpladıkça ağızlık ağzını yırtıcak kadar sıkılıyor. Kafasına başlık geçirilince yine hınldamaya. Ter içinde kalmış. O çember yolun bir noktada açılacağım ve oradan son hızla uzaklaşacağını umuyor. keçe çadırlar dönüyor. yine döndü.www. . Bu acıdan. ama iki defasında da adam kalkıp yine bindi üstüne. Döndü. çözülmüyordu. Yorga acılar içinde arka ayaklarının üstüne çöktü ve artık direnemedi. dönüyor. dağlar. ama çember açılmıyor. ne zaman bindiğini anlayamamıştı. Sahibi kamçısını şaklatıyor. eyeri sırtına vurmak gerekiyordu. kaçıp gitmesini engelliyordu. O zaman o adamın çevresinde bir daire çizmeye başladı. o demir ağızlık idi. yürümeye başladı. Adamlar şimdi sırtına bir şeyler koyuyor. i Sakin ol Gülsan. silkindi. o buruklukça acıtan şeyi çıkardıkları zaman biraz kendine geldi. Kıpır-dayamıyor. Akşam olunca eyerini de almadılar üzerinden. Bu zorlu. Ama başka bir atın üzerinde olan ikinci adam yularının uzun ipini çekiyor. Üzengiler toplanıp eyerin kaltağına bağlanmıştı. Gülsarı'nın gözleri kararıyor. Adamların isteği de buydu zaten. merada otlayan atlar dönüyor. eziyetli koşu sürüp gitti. Bu acı ile gözleri yuvalarından fırlayacaktı nerdeyse. çizmesinin topu-ğuyla durmadan karnına vuruyordu. Kayış sıkıldıkça canı yanıyordu ama asıl acı veren ağzındaki o bükme. Yorga. Yine de kişne-yerek olanca gücüyle şaha kalktı. durmadan döndü. Her yanı kayışlarla sarılmış. sonra kilitlenmiş gibi çakılıp kaldı ağzında. Yalnız kolanlarım gevşeterek bir ağa-¦> ca bağlayıp bıraktılar. yana sıçradf. O adamı silkinip atmak istedi sırtından. çok da susamıştı. Bir an yine başı döndü ve sonra donup kaldı. tepinmeye başlamıştı ama Tanabay onun üst dudağım sımsıkı yakalamıştı.com. 32/Elveda Gülsan Elveda Gülsarı/33 Yardımcısı yorganın üst dudağının altına hemen kayış bükmeyi geçirdi ve çevirmeye başladı. Şimdi gemi ağzına geçirmek. sırtına bir ağırlık çökmüştü. canı müthiş yanıyordu. sırtında bir adamın oturduğunu gördü. sakin ol! Korkma! Yorganın gözünü bir avucu ile kapatıp başlığı kafasına geçiri verdi.cizgiliforum. sahibinin üstüne nasıl bindiğini. Çaresizdi. 19 . soluk alamıyor. onu sırtından iki kez atmayı başardı. Yan gözle geriye bakınca. üzerine oturmuş adamın topukları kanuna batıyordu.enginel elveda gülsarı Yardımcısı atın başına geçirilecek takımı verdi. Sonra başını öne eğip arka ayaklarım havaya kaldırdı. gökteki bulutlar. her şey dönüyordu. Yorga yoruldu. Yalnız ağzından o bükmeyi. yavaşladı. sağa sola çeviremiyor ve uzanıp yatamıyordu. Adamlar ona su içirmediler. dönüyor.

www. Başına nîden böyle bir felâket geldiğini anlayamıyordu. oynaşan. . onunla koşmak istiyordu. ağır ağır kımıldamaya büyümeye başladılar. Ağzının kenarları yara bere içinde kalmıştı. boynun omurgasını kütürdetiyordu. Yıldızlar yeryüzüne iyice yaklaşrnış. Dişi tay yine Gülsan ile olmak. Alnındaki ak sakar ay ışığında parlıyordu. Dağlar gecenin karanlık kuşağından sıyrılıp ay ışığında kendilerini göstermeye. sızım sızım sızlıyordu.com. İkisi de henüz tam ergin çağa gelmiş sayılmazlardı. Keçe çadırların yanında ateşi. Serin suyun kokusunu da getirmiş oluyordu böylece. Öylece duran Gütearı'yı o sırada bir arayan vardı. kulun oldukları zamandan beri onunla koşup zıplayan. Gülsan onun neler söylediğini nereden bilecekti? 20 . Başını hafif oynatacak olsa gem ağzını yırtarcasına acıtıyordu. oynar. her şeyi duyuyordu. Kendisi. Onların kişnemelerini. toynaklarından çıkan sesleri. başını bile oyna-tamıyordu. Susuzluktan da ölecekti nerdeyse.enginel elveda gülsarı jGülsan bütün gece öyle durdu. Derenin öbür yakasında. omuzlannı. Başını Gülsarı'nın boynuna koydu. Sonunda doru tay onu buldu. Bu kez dişi tay onun boynuna asıldı. Gülsan olsa yine onunla koşar. Hırıldayarak ve başını sallayarak Gülsan'yı çağırdı. her zaman olduğu gibi yayılmış.. sesini hemen tanıdı. Gülsarı onun kişnemesini işitti. Dereyi geçip geldiği için ayaklan ıslaktı. Bahara uyanmış dağlara bakıp gülümsüyor. Aygırlar onun peşine çoktan düşmeye başlamışlardı ama. ağzını açmak istediği zaman müthiş canı yandı ve kişneyemedi. hatta yere inmiş gibi daha çok panl-dıyordu. Bu. Sanki herkes unutmuştu onu. Yorga Gülsîtfı ömründe ilk kez ağlıyordu. dişleriyle onu kaşımaya başladı.cizgiliforum. 34/Elveda Gülsan Gülsan'yı arıyordu. Dün beni çok yordun. tabii. Onunla kimse ilgilenmiyordu. öylece duruyordu orada. yılgın. yükseldi. çocukların köpek gibi ses çıkararak onları havlattıklarını. Kolanların vücudunu sıktığım yerler ve eyerin vurduğu sırtı acıyor. hep onun yanında olurdu. yılkı. Gülsan doru tayın sesini pek yakınında işitti. Ne oldu? Çok mu üşüdün? Ee. ateş başında oturup sohbet eden adamları. buz gibi olmuşsun.. Sonra. Yumuşak. atlara gece bekçiliği yapan yılkıcıların bağırışlarını da duyuyordu Gülsarı. onunla otlayan. Pekâlâ! Tanabay Gülsan'nın boynunu okşadı. ufak-tefek alnı sakarlı bir doru kısrak idi. Biraz sonra ay doğdu. Yenik. başıyla dürtükledi. Oysa Gülsan kımıldayamıyordu. Ağzındaki o demirin tadı da pek kötüydü. sımsıcak dudakla-nnı onun tüylerine dokundurdu. O da kişneyerek cevap vermek istedi ama.Oy Gülsan oy! dedi. o onlardan kaçıyor. Derenin öbür yakasına geçip gözden kaybolunca-ya kadar Gülsan ona baktı durdu. gözünden iri iri damlalar düşmeye başladı. otluyor-du. Yorga da onun boynuna dokunup aynı şeyi yapmak istiyordu ama. Sabah erkenden sahibi geldi yanına. Öyle de susamıştı ki! Ah doru tay ona içecek su getirebilse! Gülsan'dan hiçbir karşılık görmeyen genç kısrak koşup gitti. sevgi dolu ses tonuyla konuştu. Yanına sokuldu. üzüntülüydü.

Bak görürsün. ağır ağır. Yaşlı Tanabay Gülsarı'nın biraz soluklanmasını. Tanabay Gülsarı'nın başlığını çözdü.. eski bozuk yolda.enginel elveda gülsarı .Ne oldu Gülsarı sana? Bak hava iyice kararıyor! Ama at artık onu arılamıyordu. Tanabay telaşlanıp atın bir o yanına bir bu yanına geçti. dura kalka birbuçuk saat kadar gittiler. hiçbir engel çıkmaz. Yalvardı: . Gülsan'yi böyle görünce Tanabay'a teşekkür etmişti: . ah! Ne güzeldi bu serin su! Ne güzeldi suya kavuşmak! Ve şimdi efendisine nasıl da şükran duyuyordu! -^ ݧte böyle. Üzerindeki ağırlığı hissetmez oldu. üstüne su dolu bir kap koysan damlası bile dökmeden götürür! Eski yılkıcı ihtiyar Turgay. fırlatılan ok gibi dümdüz giderken görünler ona hayran kalıyor ve kenara çekilip seyrediyorlardı: . kolonlara da iyice alıştı. ağzındaki gemi ûSulca çıkardı. ama ne yaparsın.. adım atacak gücü kalmadığı için olduğu yerde durunca tekerlek gıcırtısı.Bana darılma. çok geç oldu. Ama hala arabaya koşuluydu. Kırık dökük arabanın tekerlekleri.tıp. Ah. Lanet olsun arabaya. Alışacaksın.com.www. Doğru. asıl bundan sonra parlayacak onun yıldızı! demişti. . daha önce düşünmeliydim. Benim de aklım başımda değil. sonra onu yedeğine alıp dereye götürdü. her şeye lanet! Yeter ki san sağ salim eve ulaştırayım. koşmak. İşte şimdi bunu öğrendin. çok canın yandı. diyordu Tanabay. At durunca ve tekerlek sesleri kesilince.Aşkolsun! diyorlardı. ileri atılıp başını derin suya daldırdı. Sen bu haldeyken arabanın ne önemi var. yürek atışları da kulaklarındaydı: Tıp. yürü yavrum. Tanabay. tumtop!. Bir süre sonra Gülsan eyere de. diye atıyordu yüreği. kızma dostum.. tıngır mıngır dönüyordu. bu defa hayvan kendi yürek atışlarını duyuyordu: tum-top. 21 . Gülsarı suya girince titredi. bağışla! dedi Tanabay. Kendi başı kendine ağır geldiği için boynunu aşağıya doğru eğmiş. taypalma yorganın o güzel gidişini bozmamak için dizginleri çekip onu yavaşlatıyordu. Sahibi sırtına bindiği zaman. diyordu. Bugüne kadar başı boş koşup oynadın.tıp. her şey yoluna girecek. Böyle. iyi günler göreceksin. Artık yolundaki taşlara ayağın sürçmez.Sağ olasın Tanabay. Böyle sürüp gidecek değildi elbet. Çok iyi yetiştirmişsin Gülsan'yı.. ürperdi. hayat bu işte! Merak etElveda Gülsan/35 me. kuş gibi uçmak istiyordu ama. bacakları titriyor ve güçlükle durabiliyordu ayakta.Hadi Gülsan. koşumlara.cizgiliforum.. Sarı yorgayı. sonra yine dizginlere yapışıyordu: .Bağışla beni Gülsarı. Ara sıra at. binicisini hiç sarsmadan. Sarı yorga son bir kez daha durdu ve bir daha adımını atamadı. Çok mu acıktın? Çok mu susadın?.. o tıngır-mıngır sesleri de kesiliyordu. Öylesine bitikti.. soyun sopun dert görmesin.. din36/Elveda Gülsan lenmesini bekliyor.

Ancak ağır hastalandığımız ya da öldüğümüz zaman hatırlıyoruz birbirimizi. Sonra yine ağır ağır yola koyuluyorlardı: Yaşlı bir at. Biraz dinlenip tekrar adım atacak hale gelinceye kadar Tanabay da yanında bekliyordu. mezarından doğrulup kalkardı" dedi. ne eşsiz bir insan olduğunu. Tanabay yürürken sarı yorga ile ilgili uzak geçmişi. Tanabay'ın kendisi de pek şaştı.. Yalnız ikisi. oğlunun ve gelininin 0 davranışlarını görüp. diye düşünüyordu. Korkma. istemediği için düşünmüyordu geçmişini. hamutu da atın başından usulca çıkarıp. Tanabay atın dizginini eline aldı. sen önden bildiğin gibi yürü. ancak o son demde anlıyoruz. "Vah Gülsarım. karardık bozkırın ortasında bir hayal gibi duruyordu. kolu uyuşunca dizginleri omuzuna atıyordu. dağların üzerine kanadını düşürmeye. dili yok bir hayvan! Onu kim düşünüp hatırlayacak? Kimleri taşımadı sırtında kimleri gururlandırmadı? Ama yaşlamp bu hale gelince herkes unuttu onu. karanlık yolda. Yorga gittikçe yavaşlıyordu. son demlerini yaşayan sarı yorgayı yedeğinde götürürken. arkadaşlarını bir bir hatırlıyordu: "Hepimiz böyleyiz işte. tartma kayışlarını çözdü. onların ve sonra bozkırın üzerine geceyi sermeye başlamıştı. İşte Gülsarı da ağzı var.enginel elveda gülsarı Gocuğunu çıkardı. yaşlı bir adam. dedi. önlerinde. seni bırakıp gitmem.İşte. kara yolun üzerine inen. Biraz dinlenip tekrar adım atacak hale gelinceye 38/Elveda Gülsarı kadar Tanabay da yanında bekliyordu. Demek ki düşünmemek unutmak demek değilmiş. yürümeye çalış. geçmiş yıllarını hatırlayıverdi. ben de arkandan geliyorum.. batı taraflarında. I Elveda Gülsarı/37 olayları. dedi ve gocuğunu tekrar giydi. yürüyorlardı. kararmaya başlamış bir kızıllık vardı. dizginleri de çıkardı hayvanın başından: . Ama bugün.cizgiliforum. Tanabay önden gidip dizginleri çekiyor.com. Sonra yine ağır ağır yola koyuluyorlardı: Gülsan ara sıra duruyordu. 22 . Aslında Tanabay unuttuğu için değil.. yapmamız gereken buydu. Gülsarı ara sıra duruyordu. ah o eski günler ah! Ne eşi bulunmaz bir yorga idi o!. birbirimizden pek farkımız yok. Hamutsuz koşumsuz kalan cılız gövdesine göre kafası kocamandı ve soğuk. Başlığı. At önde. sönmeye. Hadi.. Şu haline bak zavallının. ne büyük iyilikler yaptığını. koşumları arabanın içine attı.www. O güne kadar hiç düşünmemişti bunları. vah! ne hale gelmişsin! Turgay merhum seni böyle görse. Karanlık. batman batman doluyordu kafasına. Düşünmemeye çalışırdı o acı veren geçmişi. Yola koyulup yavaş yavaş yürüdüler: Yaşlı bir at ve yaşlı bir adam: Arkalarıda terkedilmiş kırık-dökük bir araba.. O yitirdiğimizin ne iyi. gelinin o acı sözlerini dinledikten sonra.Hadi Sangül. . onun başhğını ve dizginini omuzuna atan Tanabay arkada. Bu ağır düşünceler sanki bir ormandan ansızın çıkıp. Sonra atı biraz dinlendirmek için durdu." Geçmişe uzanan günlerin anılarını bir bir aklına düşürmesine.

Hayvanın yüreği yosun kaplamış değirmen taşlarının dönüşü gibi. Bu patika dağa doğru tırmanıyordu. Ama hepsi de.Dayan Gülsan. yolu aydınlattı. elini alnına götürüp gözüne siper yapar. Gülsan Gülsarı olalı. nice nice kolhoz başkanı görmüştü. kuyruklu yıldızın kuyruğu gibi. bu uzun yolun üzerinde.www. Bu 23 . Sonra. "Bu ıssız yolda nihayet birileri göründü" diye düşündü. doğruldu. dura takıla ve pek düzensiz vuruyordu." Gülsan. Çok beklemeden beline ağrılar girmişti. Yorga orada durdu. sebebini kendisi de bilmeden bekledi orada. başkası olamaz!" derdi ve onun sırtındaki adama imrenirdi.. Gülsa-rı'nın toynaklarından çıkan o toz izi. Kadere boyun eğmekten başka ne gelirdi elinden? Tehlikeyi göze alıp şimdi köprüyü geçecek. O talihli adamın yerinde olmak isterdi. Yaşlı at ve yaşlı adam. akıllarına getiriyorlar mıydı hiç?" diye geçiyordu aklından. çaresiz hayvanın yanında öylece bekledi. haydi kalk!. başkarmalar? Sabahtan akşama kadar üzerinden inmedikleri Gülsarı'yı düşünüyor. gecenin karanlığını yırttı. İnleye inleye olduğu yerde durdu. Böyle bir ata binmek. Ama Tana. Yine de. dudaklarında acı bir gülümseme belirdi. uyuşan boynunu salladı.com. Gerçi dağ içinde şaşırması da mümkündü. Evvelce buradan çok geçtiği için doğru yolu hatırlardı. kötüsü de. kalk. Bunların içinde akıllı olanı da vardı. Yeter ki at dayansıridı. "Neredeydiler şimdi o başkanlar. az sonra.. Tanabay ve yorga. İhtiyar adam öyle düşünürken. Gözlerine bakmadan boynunu. O zaman. ana yoldan çıkıp çay kıyısında uzanan dar yola sapacaktı. dördü dört tarafa açılan ayaklannı güçlükle toplayarak doğruldu. tepkili uçağın gerisinden çıkan gaz çizgisi gibi uzun süre havada asılı kalırdı. Gülsan'ya binmişlerdi. Yorganın geçtiği bu yolda.• bay buna izin vermedi. Namuslusu da vardı. bu Gülsarı'dır. Gerçi o aracın onlara bir yardımı olamazdı. Işık saçan iki göz. . yola bakarak "Aa. Ka-. sağrısını okşadı. ama eve ulaşmak için en kestirme yol da bu idi. bağırmaya başladı: "Anlaşana be hayvan! Ölmek mi istiElveda Gülsan/39 yorsun sen! Hayır. böyle ölmene izin vermem. sakın yatma! diye dizginle kafasına hafifçe vurdu. Yere uzanıp yatmak için ayaklarını kırpmaya başladı. Tanabay'ın Gülsan ile o yolda gitmekte olduğunu hemen anlarlardı.enginel elveda gülsarı Tanabay. Kalk. bir zamanlar Gülsa-rı'ya binmiş olarak ve tozu dumana katarak gittiği günleri hatırlayınca. Sonra kulağım göğsüne yapıştınp yürek atışlarını dinledi. Bunu uzaktan görenler de. gerilerinde. köprünün başında durup bekliyorlardı. Bir yatarsa bir daha kalkamazdı çünkü. titreye titreye. ahmak olanı da. yakınlarında olan bir çoban. çayın üzerindeki köprüye ulaşabildiler. bir Kırgız genci için gerçekten büyük mutluluk sayılırdı.ranHk bastığı halde Tanabay atın gözlerine bakmaya korkuyordu. Sonra da ona vurduğu için kendine kızdı. Tanabay be-lini" püküp. kolhoz başkanlıklarının ilk gününden son günüae kadar. uzaktan bir motorlu aracın farlan şavkıdı. ağır ağır yürüyerek.cizgiliforum. Hava rüzgârlı değilse. yine de tercih ediyordu o yolu. ince uzun bir toz bulutu bırakırlardı. ine-kalka.

Çok tuhaf. . . Bunlar yaşlı adama ve kötürüm ata hayretle baktılar. Savaşta da öyleydi. Arkada lambalar kızıl bir ışıkla köprüyü aydınlattı. eyersiz ve sıska yaratık attan çok bir köpeğe benziyordu. yaşlı adamla yanındaki atı. şoföre: 40/Elveda Gülsan .com. . Atı bırakıp gidemem.cizgiliforum. çekemedi. niye bıraktın? diye sordu adam.Boş versene sen! Benim başıma gelmeyen kalmadı zaten.Eh. Terkedilmiş kınk-dökük bir araba. Nefesindeki keskin votka kokusu Tanabay'ın burnuna kadar geliyordu. Elveda Gülsarı/41 .. Başhksız. Kamyon hareket etti. hayvansın sen! dedi delikanlı .. benim. gece orda kalır..Ne diye aşağıladın o ihtiyarı. İstersen yardım edelim sana? .Hadi bas git! dedi Tanabay kaşlarını çatarak.enginel elveda gülsarı bir kamyondu. .. yanında yakınında kimseler yok. Bir an. dedi Tanabay.Sağ ol. . ormanın içine ha? Ama ben o tarafa gitmiyohım. burada ne işi var bu adamın? . bembeyaz iki hayalet gibi gösterdi. Yapması gerekeni söyledim ona.Hımm. 24 . . Onun gibi kartların damatların da zamanı geçti artık. Peki nereye gidiyorsun? .At bitkin.Evet. tekniktir. Atla kamyonun arkasına. Adam az ileride durup şarıl şarıl işemeye başladı.Kapat çeneni! dedi sürücü. Kamyonun şoför mahallinde iki kişi vardı. Belki koşum işe yarar diye baktık ama o da beş para etmez.Eve. Yaklaşınca farlar gözünü kamaştırdı ve Tanabay ellerini gözlerine siper etti. 1 Sangov: Bir Kırgız aşireti. Şoför kamyondan indi. . Sürücü.Peki ne oldu arabaya. dedi gecenin bu vaktinde. Anı gitmiş vahi kalmış o attan ne hayır gelir artık. Kamyon geçerken eski köprü sarsılıp gıcırdadı. Ta oraya dağın. sen bilirsin.Tahmin etmiştim.Bu ölüyü mü? İtiver dereye gitsin.Her yerde tek-nojbji geçiyor artık.Gelirken gördüğümüz terkedilmiş araba onun olmalı. Sarıgov ' vadisine. Sonra kamyonu durdurup başını pencereden uzatarak sordu: "Hey ihtiyar ne oldu? O arabayı yolda bırakıp giden sen misin?" . Sürücünün yanında oturan ince uzun boylu ve kalpaklı delikanlı.Pek acımasızsın. aynı şey senin başına gelse ne yapardın? dedi sürücünün yanındaki adam. Bugün önemli o^n makinedir.www. dedi şoför alaylı alaylı gülerek. üzerine düşen parlak aşık. Zaten at-araba eskiden kalmış. dedi şoför. çok yaşlı. sabah evine gidersin. "Govsarı" da denir (çevirenin notu).Uff! diye bir ıslık çaldı şoför. dönemeçte direksiyonu kırarak ve esneyerek cevap verdi: •• " . seni sovhozda bırakayım. Tanabay hiç sesini çıkarmadı. Sonra da marşa basıp yanındakine: Bunamış bu ihtiyar! diye mırıldandı. . .

Genç yorga onun haya42/Elveda Gülsan tına iki-üç yıl geç girmiş olsaydı. o erkeklik gururunu pek tatmin edemeyecekti. Gerçekten de yakaladıktan olurdu. el-âle-me gösteriş yapmaktan da kendini alamıyordu. Gülsarı'nın terbiye edildiği yıl yılkılar yaylada her zamankinden fazla kaldılar.Söyle bakalım. yüreği coşkuyla dolardı. ana yoldan patikaya çevirdi. dağdan köye gitmek için tarlaların arasından geçerken.Sizi yılkıcı olmaktan alıkoyan mı var. orada dizilip onu seyrederlerdi. O yıl güz uzun sürdü. çay boyunca uzanan ve güçlükle görünen patikada ağır ağır yürüyorlardı. belki o yorgaya binip gezmenin keyfini süremeyecek. sen öyle san bakalım! Tanabay'ı yine tartaklamaya başlarlardı.cizgiliforum. Gelin siz de yılkıcı olun bakalım! Ama o zaman kocalanniza söyleyin.Hey. önünü keserlerdi. kış da hafif geçti. Kuyruğunu yukarı doğru kaldırarak sallar.com. dedi oğlum.Yaa. yaşlılık dönemine girecekti. Ahh. kendilerine daha genç başka kadınlar bulsunlar. Tanabay'ın gözü karanlığa biraz alıştıktan sonra tekrar Sarıgül'ün başına geldi: . "Elbet bir gün yakalarız seni!" derlerdi. rüzgârda yelesi savrulur. Onun tam olarak doğmasım bekliyorlardı. eyerin üzerinde daha da dikleşir. soğuk gökyüzünde henüz cılız ve donuk parıltılarıyla yolu pek aydınlatmıyordu. Pek görkemli görünürdü. Bu yüzden ot sıkıntısı çekmediler ve hayvanlar da kışı kolay atlattı.www. atı. Dağların ardından Ay başına kaldırıyor. iter kakalar. Onun bu coşkusunu sezen Gülsarı da daha bir alımlıçalımlı yürümeye başlardı. Hele. Böyle bir yorgaya binenin gösteriş yapmaması da biraz zordu doğrusu. bozkır çiçeklenince yine düze indiler. ne güzel eklenirlerdi! Bu şakacı kadınların alaylanna karşı gelmek ne mümkün! Tana-bay'ı yaka paça attan indirir. Elveda Gülsarı/43 25 .Hadi Sarıgül. Çünkü siz dağlarda soğuktan donup kalırsınız! . Saçı sakalı ağardıktan sonra bir kır ata benzeyecek. ayaklan yerden kesilir ve binicisini kuş gibi uçurmak isterdi. canımız çıkıyor sen ise yorgaya binip çalım satıyorsun! derlerdi. yılkıcı.enginel elveda gülsarı Kamyon gitti ve bulundukları yer bir an kapkaranlık • /¦ oldu. Kar yine yağıyordu ama yerde kalmıyor. El ele tutuşup yola dizilir. hemen eriyordu. Karanlıkta. Altında Gülsan gibi bir yorga olunca. Büyülenmiş gibi kımıldamadan. patırdı gürültü arasında elinden kamçısını çekip alırlardı: . Bahar gelince yılkılar dağa çıktılar. atın geçiş hızına göre başlannı çevirerek hayran hayran bakarlardı ona. Beyaz kırmızı başörtülü kadınlar. Tam hizalarına gelince seslenirlerdi: . . dursana biraz! der ve ardından gülüşür-lerdi. çalışmaya giden kadınlarla karşılaşınca. Tanabay'ın savaştan sonra geçirdiği en güzel dönem belki o yıldı. gidelim artık! Köprüyü geçtikten sonra Tanabay. bize ne zaman kımız getireceksin? Biz sabahtan akşama kadar tarlada iki büklüm olup çalışıyoruz. yıldızlar. yorgaya yol vermek için ekinlerin arasına kaçışır.

yavaş ol biraz! derdi. Bu yüzden Gülsarı sahibinin rahatladığını sezerdi. Savaş yılları ve zafer avuntusu gerilerde kalmış. Bu yüzden. Koyun. sesinden.Yavaş ol bakalım Gülsan. Başkaları bir yana. Ot-yem saklayacak yerleri. Belki o da binmek istememiş olabilirdi. etlde sütü de devlete maliyetinin çok aşağısında bir para karşılığında vermek zorunda kalıyorlardı. Çünkü kolhozun tembellikle suçlanmaması için komşu kolhozların eksiğini 44/Elveda Gülsart de kapatmak zorunda kalmışlardı. Kolhozcular ne zaman gün göreceklerdi? Zaman geçip gidiyordu. Savaş yıllarında bakımsız kalan evlerinin perişan hali. ama kış gelince açlıktan ölüyor. Ne ot vardı ne saman.enginel elveda gülsarı Ne denli yalvarsalar da.Hayır yoldaşlar. Kadın önde. . Bunları bulup buluşturup verebilecek kimse çıkmıyordu. bu böyle olmamalı. Onu her görüşünde yüreği kafesinden çıkacakmış gibi heyecanlanır. daha fazla hayvan vermek zorunda kalmıştı. Kolhozcular. bu işte. yıkık-dökük durumları. Hemen her defasında o kadınla karşılaşır. Kolhozun kasası tam-takırdı. el hareketlerinden sezerdi. böyle olmayacaktı. Böyle zamanlarda sahibinin sesi tathlaşır. Elde edebildikleri tahılı da. paylarına düşenden daha fazla tahıl.com. Bibi-can't'görünce Tanabay'ın yüreği hoplar. merkeze her gelişinde durmadan sorar. sığır koralarının hali de pek perişandı. kınlıyorlardı. kendi bahçelerinde yetiştirdikleri azbuçuk sebze ve kolhozdan aşırabil-dikleri yiyeceklerle kıt kanaat geçinebiliyorlardı. şimdi daha da beterdi. yönetimdekileri sıkıştırırdı: "İşler niye kötü gidiyor. Gülsan onun bu halini gözlerinden. Bu böyle sürüp gidecek miydi. eli yumuşardı. Yarım yamalak bir ev kurabilenler. Yazın hayvanlar yayılıp otluyor. ne zaman düzelecek. ancak açık-pazarda hayvanlarını patateslerini satabilenlerdi. ağıl anbar yapacak malzemeleri bile yoktu. Sahibinin bunu derdini." derdi. işi gereğLsık sık köye inmek zorunda kalıyordu. Büyük bir yanlışlık var. Yine bu yüzden. Bazan hiç konuşmaz. * "X) yıl Tanabay köy denetim kuruluna üye seçilmişti.*büyük bir kusur işliyoruz! diyordu kurul 26 .cizgiliforum. Ev yapmak için gerekli malzemeyi ancak onlar bulabiliyordu. Tanabay onlann hiçbirini bin-dirmemişti Gülsan'ya. Denetim kurulu üyesi Tanabay Babasov. Kendisinden başka kimseyi bindir-mezdi. yavaşlatırdı. güzel günler ne zaman gelecek? Halk daha ne kadar sıkınü çekecek?. Bibican'ı bile bir kez olsun bin-dermemişti.www. Kolhoz devlete. yolda o kadına rastladıkları zaman sevinirdi. Kadınla karşılaşınca Tanabay: . birden neşesi yerine gelirdi. onlar hemen arkasında giderlerdi.. bu sıkıntıları Gülsarı nereden bilecekti? Bir yıl önce havalar kurak gitmiş. O günlerde kolhozdaki işlerin pek kötü gittiğini Gülsarı nereden bilecekti? Orada çalışanların eline hiçbir şey geçmiyordu. göz göze gelirlerdi. bazen de fısıltı halinde konuşurlardı. olabildiği kadar besleniyor. pek az ürün almışlardı. Onunla karşılaşınca atın dizginlerini çeker. neşesi yerine gelirdi. unutulmaya başlanmıştı.

Sizi aç gözlüler sizi! Aç gözlü it. Aradan çok zaman geçmiş olsa da. yanlış olan neymiş göster! İşte plan. Canını sıkan başka durumlar da vardı. Üstelik o adamlar kendisine yabancı da değildi. Sonra yine başlardı o gürültülü tartışma: Kış ortasında ev ev dolaşarak gübre toplamak. Yalnız sen komünistsin de biz hepimiz halk düşmanı mıyız? Söze başkaları da karışır. kalan bu! Kâr-kazanç yok. kavgaya varan tartışmalar başlardı. babasının birinci kansından. "Toprak sahibiyiz. çok başka yargılara varıyordu. sonra da götürüp tarlalara atmak 27 . Tanabay başını iki eli arasına alır "Nasıl oluyor.cizgiliforum. Tanabay ne yapmışsa kolhozun iyiliği için yapmıştı. y Tanabay da onlara sert sert bakıyor ve içinden cevap veriyordu: "Durun hele! Önünde sonunda bizim dediğimiz olacak. Kulıbay'ı. Kasaya giren bu. İşlerin bu kadar kötü gitmesini aklım almıyor doğrusu. Tanabay'ı itten aşağı görüyor. nasılmış.. öz kardeşine kötülük etmişti. bir anadan doğmuş gibi kanndaş sayılırlar. "Kendime de. dalıp giderdi.com. Ama böyle mi yapmalıydı? Böyle yapması mı gerekirdi? Önceleri haklı olduğundan hiç kuşkusu yoktu. dedikodusunu yapmıştı. Belki onların çocukları da akrabaları Ta-nabay'dan nefret edeceklerdi. Bunlardan biri ağabeyi Kulıbay idi. taş gibi oturmuştu. malımıza mülkümüze el koyarsın ha! Al. işte ürettiklerimiz. nefret ediyorlardı. çıkan bu. uyuyor musun yoksa? derlerdi. itten artanı yalar işte böyle. Sibirya'ya sürülmüş ve savaşa kadar yedi yıl orada kalmıştı. niye sesin çıkmıyor. Ya biz çalışmasını bilmiyoruz ya da siz yönetmesini. Kulıbay'ın çocukları da babalarına ben-zemişti. O kişiler Tanabay'ı gördükleri zaman içlerinden "Yaa. hırsız. Tanabay. Çek cezanı! Sa-valta geberip gidemedin!" der gibiydiler. Bazı insanlara diş biliyordu. O günlerde herkes bu olayı konuşmuş. Bugün geriye dönüp şöyle bir bakıyordu da. Buna göre Tanabay öz kardeşine el kaldırmış. Nefret etmelerinin bir sebebi vardı elbet. neden böyle oluyor?" diye düşünür. zaman zaman bu olayı uzun uzun düşünürdü. "Sen bir kulaksın!" diye sürdürmesi gerekir miydi? O. Muhasebeci bir tomar kâğıdı Tanabay'ın önüne sürerek cevap veriyordu: . kolhoza da boş yere düşman kazanmış değil miyim?" derdi kendi kendine. işte devlete verdiklerimiz. kendisiyle alay ettiklerini biliyordu.www. bir babadan olan çocuklar. Onu bu Elveda Gülsarı/45 kadar üzen.enginel elveda gülsarı üyesi Tanabay. Tanabay ise daha küçük ikinci karısından doğmuştu.ama savaştan sonra. orta halli iyi bir çiftçi değil miydi? Kulıbay. kendisinin canla başla çalışması değildi yalnız. 46/Elveda Gülsan Elveda Gülsarı/47 O bu düşünceler içinde yüzerken yoldaşları onu dürtüp uyandırır: Ey.Al işte! Bunlara bak da doğru olmayan. gördün mü işleri ne hale getirdiniz!" der gibi kıs kıs güldüklerini. Onun yolundaydılar. Ama. idare et bakalım. Daha ne istiyorsun? Önce durumu öğren. Kırgız töresine göre.. sizin de hakkınızdan geleceğiz!" diyordu. sonra konuş. ona yaptıkları Kulıbay'ın ve oğlunun yüreğini kanatmış. kulakız diye.

onları nasıl ikna edeceğini çok iyi bilirdi. merkezdekiler sık sık çağırıp ondan hesap 1 Kirmev düğüm: Gemicilerin izbarc bağına benzeyen ama ondan daha sağlam. kolhozun işlerini yürütmüştü. Eski sulama arkını da onarmaları. ot toplamak.. Durum böyle de olsa. sırtındaki ağırlığın birdenbire hafifleyeceğini. Hiç kimsenin elleri o kadının elleri kadar yumuşak. azarlıyor. parasızlık onun sorunu oluyor. kıtlık. Yalnız bir defa. yol üstünde o kadına rastladıkları zaman. O zaman kadın parmaklarıyla onun yelesini tarar.www. kaskatı olur. Ak sakarlı doru kısrağın dudakları 28 . İşler uz gitmeyince çalışanlar onun yakasına yapışıyor. onarmak için kereste ve demir çember gerek.com. cesaretlerini yitirmeden. Kolhozun başkarması (başkanı) Çora idi. Kış günlerinde toprak donar. O yalnız öyle zamanlarda sahibinin mutsuz olduğunu sezerdi. başlıbaşına büyük bir işti ve üstesinden gelemezlerdi. ama arabaların tekerlekleri yok. akıyor.enginel elveda gülsarı gerekiyor. Ama. kazma batmazdı. boynunu okşardı. koyun korasını. Kolhoz başkanlığından sonra iki yıl da partiyi örgütleme işinde çalıştı. bir hışımla ata bindiği. parti toplantılarında ve kolhoz başkarmasın-da (idaresinde) sorunları dile getiriyor. yalnız yılkıdan sorumluydu. Tanabay'ın işi yalnız yılkılara bakmaktı. ama her defasın-di. Oysa Çora kolhozun bütün işlerinden sorumluydu. Bahar gelince yapılacak ertelenmez başka işler vardı. Bu. Bütün bu işlerden yeni arklar açmaya vakit kalmıyordu. Sağıcılar da süt sağmaya yanaşmıyorlardı. Sabahtan akşama kadar çalışacaklardı da ellerine ne geçecekti? Kısası kısa iple kirmev1 düğüm bağlanamıyordu. ideallerinin gerçekleşeceğine olan güveni tazelenmiş olarak ayrılmıştı. Ama bunda da asıl suçlu yine kendisiydi..cizgiliforum. Peki. Çöra'ya olan güveni sarsıldı. suratı asılmış olarak çıktığı. Bu yüzden kimseyi çalıştıramazlardı. gece gündüz çalışıyordu. Tanabay. dizginlere sıkı sıkı asıldığı zaman. tohum ekmek. toplantı odasından kaşları çatılmış. hasta kalbiyle sonuna kadar direnmiş. yine de öyle olduğu günlerde ondan korkardı. bel-bo-yun eğmeden. okşayıcı değildi. Bunları almak için para nerde? Kim borç verir? Verse bile sonra nasıl öderiz? Banka boş sözlere güvenip kredi vermezdi. Tanabay onun yerinde olsa. Döllenecek hayvanları ayırmak. Tanabay ona hiçbir zaman kırbaç vurmuş değildi. (Delik büyük. Çora'yı dinledikten sonra sakinleşmiş. Tanabay onun değerini çok sonra anlamıştı. sahibinin yumuşayıp dizginleri çekeceğini.. ama o yine de yılmıyor. onun hangi ağır düşünceler ve dertler içinde olduğunu Gülsan bilemezdi. Daha nice işler nice sorunlar vardı! Bütün bu işleri düşününce insan ürperiyordu. soruyor. insanlarla nasıl konuşacağını. kendini asardı. yama küçüktü). kadınla fısıldanarak konuşacaklarını bilirdi. Eleştirmek kolaydı. çare arıyorlardı. yenilerini açmaları gerekiyordu. Çora. Oysa Çora. onu durduracağını. halka ve hayvanlara yakacak. kısa iple atılamayan bir düğüm. nasıl kuracaklardı? Koranın damı delinmiş.. Her şey ondan sorulurdu. Tanabay kaç kez öfkeli bir şekilde hesap sormak için gelmiş. çıldınr. Yetecek kadar ne ot var ne de başka yem. döl alma zamanı için gerekli kapalı korayı nereye.

O kadar.. bir açılır. diye işi şakaya vurmak istemişti Tanabay. şınl şınl bir derenin dibinde ayışığı vuran taşlar gibi parlar. Bundan sonra Tanabay derin bir düşünceye dalardı. sözleri pek anlaşılmazdı. . sıcak ve yumuşaktı onun elleri.Bibican.Ama çok sık denetler oldun. 29 . Gülsarı öyle zamanlarda sahibini çok severdi. bazen de 'olmaz!' anlamında başını sallıyordu. sen de geçiyordun. Gözleri.. Elveda Gül sarı/49 . şimdi seni denetliyorum. dalgın bir cevap vermişti: . biraz daha okşa onu! demişti Tanabay. Ayrılıp uzaklaşırken kadın bir kez daha arkasına bakar. çok iyi bildiği hoş bir otun kokusuna benzetir ve öyle algılardı. İkisi birbirlerinden habersiz kendi kendilerine giderlerdi sanki..Bu benim her zamanki yolum.www. Dikkat et ha! .Peki sen? . . çok iyi bildiği yoldan. 48/Elveda Gülsarı Dizginleri gevşetir... çayı geçerek ta yaylaya götürürdü sahibini... onu taşıyordu boynunda. Tanabay hafif sesle bir türkü söyler. Tanabay eyerin üzerinde yana doğru eğilerek konuşurdu onunla. ama şimdi asıl yoluma sapıyorum. Özellikle kokusundan anlardı o olduğunu. Ne var bunda? . yorgayı kendi haline bırakırdı.. Konuşmaya vaktim yok.Ne yani? Başkaları sevmiyor mu demek istiyorsun? . . Hadi. Bak kulağını nasıl buzağılar gibi indiriyor. Yılkıda olsa hiç böyle sakin durmaz. başım sallardı. bir koyulaşırdı. Kadın imalı.cizgiliforum. eleğimizi astık artık.Benim için üzülecek ne var ki? . Ama sen. Sahibinin eyer üstünde olduğunu unuturdu. O da bildiği yoldan. Onun kokusunu. acılarını anlatan sözlerdi bunlar. ben yalnız senin adına üzülmek istemiyorum. Ama bırakmıyorum. yürüyüşünden. Cephede ölen bir askerin karısı. biz unumuzu eledik. Kadın.. Bu kadının gözleri de yeryüzünde başka hiç kimsede yoktu. Sık sık eyerleyip binişim de bu yüzden zaten.Ben de denetim komisyonunda üyeyim.Çünkü sen başkasın..com. dur. Onu uzaktan görür görmez. O kadını da severdi kendince. aygırlar bir yerini incitir diy^ korkuyorum. İşte. sevdiği.Ne suçum var ki? Buradan geçiyordum. . sonra çok üzülürsün. bazen kaşlarım çatıyor. hafif hafif yorgalardı.Öyle demek istemedim. . Bıraksam aygırlarla it gibi dövüşür. duruşundan hemen tanırdı. ama herhalde anılarda kalmış yiğitlerin yaşadığı dönemi ve onların aşklarını. Kadın bazen gülümsüyor. Benim derdim zaten başımdan aşıyor. Karanfil kokuşuydu bu.. Gülsarı beni seviyor. ne de olsa daha pek genç. Sonra hafiften bir yır duyulurdu. hadi hoşça kal. kurumuş karanfil tanelerini boncuk gibi dizerek bir kolye yapmış. bekle biraz! .Bak.Evet.Niçin durayım Tanabay? Neye yarar? Sen akıllı adamsın. görüyor musun Bibican! Seni nasıl da seviyor.Kaybedecek neyim var ki? Ben bir dulum.enginel elveda gülsarı kadar sevimli. . karşılaştık. Gül-sarı.

sonra karşıda yola nasıl devam ettiklerini hiç farketmezdi.Beni ne sanıyorsun. kolundan tutup götürdüğü kızım. bir sokaktan öbür sokağa geçti ve sonra atın başım değirmenden yana çevirdi. Onur-. dostu. o da kendi ineğini karşılıyordu. Tanabay'la kendisinin birbirlerini sevemeyeceklerini düşünürdü: Tanabay evli barklı bir adamdı.enginel elveda gülsarı .Trrr Gülsarı! Telaşın ne? derdi. kadın yine hayalinde. futbolcunun ününe benzer.. Sonra ateşi yakıyor. döne dolaşa kadının kaynanasının evinden çıkmasını bekliyordu. köyün kenannda bulunan kendi evine gidişini görmeden. onu bir kez daha seyretmeden ayrılmak istemiyordu oralardan. Tanabay.. kızının elinden tutup evden çıkışım. el üstünde tutulan bir şöhret olur. Atın çayı nasıl geçtiğini. Artık. Tanabay için de. mutsuzluğa sokardı: "Kaderimiz böyleymiş.www. zaman zaman düşlerine girip onu kan ter içinde yataktan fırlatan savaş günlerini. geleceği. Dediğim gibi. üyire yaklaştıklarını sezince yürüyüşünü birden hızlandırır ve Tanabay da kendine gelerek dizginlere asılırdı: . gözlerimin önünde olurdu: İşte şimdi Bibican evinin kapısını açıyordu.Nedenmiş o? Nasıl böyle düşünürsün? . her şeyi. işten çıkınca da gelip onu alırdı. İşte şimdi köyün sığırları meradan dönüyor.Sen ne dersen de. ama kendinin düşmanısın sen. O zaman her şeyi unuturdu: Kolhozu. Bibican işe giderken küçük kızını kaynanasının evine bırakırdı.. su ısıtıyor. geçmişi.cizgiliforum. Üstelik Tanabay'ın iyi bir karısı vardı ve onu incitmemeleri gerekirdi. gözlerini çayın karşı yakasındaki sisli havaya çevirir ve yanık bir türkü tuttururdu. entarisiyle kuyuya su almaya gidiyordu. yorga için de çok güzel bir dönemdi o. her şeyi. çolukçocuğu.. kendisini ve Tanabay'ı işte bu gerçeklere inandırmaya çalışıyordu. peşlerinden koşup gelen küçük köpeği bile sev lyordu. düşmanın mı? . Ve kadın kendi yoluna yürüyüp gitti. Gol 30 . yama üstüne yama 50/Elveda Gülsan vurulmuş iş elbisesini çıkarıp. kapkaranlık ve sessiz evde yatağına girdiği zaman. Yürük atın ünü. bütün gerçekleri. Onun yaşında birine âşık olması doğru olmazdı. biliyor ama ona bakmamaya çalışıyordu. Kadın böyle düşünürdü ama bu düşünceler Tanabay'ı umutsuzluğa. Kadının her halini seviyordu Tanabay: Yürüyüşünü. çocuğunu yıkayıp temizliyordu. Kadın.Hayır. . Uzun yıllardan beri kendisine dargın olan üvey ağabeyi Kulıbay'ı.. İyi bir insandı o. Bibican ela onun uzaktan kendisine baktığını seziyor. öylesin. göievi gereği dolaşıyormuş gibi.. koyu renkli başörtüsünün içinde daha beyaz görünen yüzünü.. Bundan sonra Tanabay da kendi yoluna devam ederdi ama. Aslında gözünü belli bir yönden ayırmıyor. ama her şey zamanında olmalıydı. Bibican. Sonunda Bibican kendi evinin avlusuna girip kaybolurdu.com. Ancak yorga. neylersin!" der. Daha düne kadar mahalle arasında top peşinde koşan bir bacaksız bir de bakarsın bütün ülkeye nam salar. oradan okulun önüne gidip bakü... her şeyi..düşmanı.

cizgiliforum. Bayram töreninden sonra çayın karşı kıyısındaki düzlükte gösteriler başladı. Gülsan'nın ben olduğumu söyle! Hadi Gülsan. "Ben Gülsarı'yım" derdi biri. Çocuklar. başlıo2/Elveda Gülsan ğını. belki yanı-lıjpruz. Tanrıya şükür. henüz koşup tozlu topraklı sokaklarda atçılık oynamaya başlayan çocuklar bile hep "Gülsan" olmak isterlerdi. sonunda unutulup gider. Üzengi-) ler 31 . üzengileri. genellikle vaktiyle ona övgüler düzüp göklere çıkaranlar olur.com. heyecanla! bekliyorlardı. Kazaklar kendi atlarıyla katılacaklardı yarışlara. Bilmeyen kalmadı: "Gülsan!" "Tanabay'ın yorgası!". Atlar bu konuda kıskançlık nedir bilmezler. Yarış kazandıkça ünü yankı yankı yayılır. Bir Mayıs'ta yapılmıştı o yarış.. yeşil havlular.Hadi bakalım Gülsan. Hay aü kıskanan zavallı hay! Neyse.. Çok büyük bir kalabalık toplanmıştı. heyecanlı.! daha özenli olarak taktı. başı döner gibi oldu. Genci yaşlısı herkes tanıdı onu. Savaştan sonra böyle büyük bir şenlik. gururu. insanlar da atlan kıskanmayı henüz öğrenemediler. Böyle diyoruz ama. "Hayır. böyle büyük kalabalık ilk kez görülüyordu. Ama giderek yıldızı sönmeye k Elveda Gülsan/51 başlar. Gülsan benim!" diye itiraz ederdi öteki: Annee. o büyük yarıştan sonra öğrendi. onca atı bir arada görünce. ağları dalgalandırmaya devam ettikçe ismi de yayılır. kimisi yaya. Sonra atlılar çayın karşı tarafında bir araya] geldiler. sana güveniyorum." diyor.] dılar. güçlülük getirdiğini. Atlann takınılan da pek süslüydü. İhtiyar Turgay'ın dedikleri oldu. yüzümü! kara çıkarma. kimisi at üstünde. deeeh! Zuvvv!" Şöhretin ne olduğunu. Onu ilk unutanlar da. meraklıydı.enginel elveda gülsarı atmaya. bırakalım bunu.. Daha 'R' sesini bile telaffuz edemeyen. onu dillerinden düşürmü-yorlardı. o büyük kalabalığı. O anlı-şanlı futbolcunun yerini başkası alır. Tanabay o sabah erkenden kalkıp aünı eyerledi. göz kamaştırıyordu. öteye beriye | koşuyor. Atla insan arasındaki tek fark. onun nasıl bir yücelik. O yılın baharında yorganın yıldızı iyice parladı. Komşu çiftliklerden gelenler atlarını eyerlemeye başla. atın atı kıskanmamasıdır. kolanlan her zamankinden daha dikkatli. » Yanş kazanan atın ünü de öyle başlar. Kızıl. Gülsan sahibinin gözlerinin parıltısından ve ellerinin titremesinden olağanüstü bir şeylerinf olacağını seziyordu. Sahibi çok heyecanlıydı: . yarışın bir an önce başlamasını istiyor. sarı yorga. Göğün altı şimdi azan-kazan1 idi. Sahibine düşmanlık etmek için atının maytabanına (toynağın yumuşak ortasına) çivi çakanları da biliyoruz. Kıskançlığın doksan türlüsü varmış. beni küçük düşürme. çevreler. Kendini rezil mi edeceksin? Göreyim seni! diyordu... Gülsan. kızıl bayraklar dalgalanıyor. O gürültülü kalabalıkta sabırsız. "Köyün övüncü.www. baksana şuna. komşu kolhozlardan ve Kazakistan'dan pek çok insan gelmişti. Dağlardan. öyle biter.

birbirlerini düşürmeye çalışıyor. şenliği.com. bir an önce fırlayıp koşmak isti. Bunun üzerine. gücünün arttığını hissetti. sahibinin dizgini serbest bırakıp kendini niye salıvermediğini ani ay amıyordu. Oniki Kazak boyunun ortak uranı 54/Elveda Gülsarı 32 . cirit oynuyor.cizgiliforum. Ve o 1 1 Azan-kazan: Her ağızdan çıkan ayn sesin. Sonunda aksakallar yarışçıların beklediği işareti ver. atlarım dörtnala sürüyor. Boyların ayrı ayrı uranları da vardır. şöyle bir kendi ekseninde döndü. ne yana gideceğini bilemeden. göz alıyordu.www. atıyla. biraz yana açılarak elindeki beyaz mendili havaya kaldırdı ve büyük yarış başladı. Gülsan da fırlamıştı elbet. eyerden sarkıp yere bırakılan paraları topluyorlardı. uğul uğul bir ses çıktı kalabalıktan: "İşte Gülsan! Gülsan! Gülsan!" Yarışa katılacak elli kadar atlı vardı. yarışçıların bir ucundan öbür ucuna giderek son denetimini yaptı. aynı bayrak altında toplanmak ve savaşmak için millî parola. saçlarını ustura ile kazıtıp.j rıyla dolanıp duruyorlardı onların yanında. Sonunda. başlıklara takılan gümüşler parlı--'¦ yor. başlarına birer beyaz çevre geçiren biniciler. Ama Gülsarı dörtna1 Toybaşı: Toyu. Toybaşı1 yarışçılara seslendi: -"Haydi şimdi bir Fatiha okuyalım. her türlü sesin birbirine karışmasından meydana gelen büyük gürültü. uçuyorlardı. kayışlara. Vücudunu odlara salan bir ruha bürünmüştü.enginel elveda gülsarı şıngırdıyor. Yarışa katılacak biniciler atlarını bir araya getirdiler. topraklan sıçratarak. Yüzlerce el kalktı. Yarışçılar uran salıp2. Gülsan kaslarının gerildiğini. seyircileri coşturuyorlardı. diliyle itiyor. dedi. ön ayaklarının j toynaklanyla yeri eşeliyor. j toplu halde durdular. Atların hepsi birden ok gibi fırladılar. Yansı düzenleyen ve yöneten aksakallar da atla. Toybaşı.¦] yorlardı. ünlü bir batınn adı söylenerek çağrılır. açıldı. Bundan ı bir an önce kurtulmak için ok gibi fırlamak. hayır dua edelim.j diler. başlama çizgisinde başlarını bir hizaya getirerek dizildiler.j taya. Elveda Gülsarı/53 anda. toynaklarıyla 1. dua edildi vellütün kalabalık "Amiin!" diye yüzlerini sıvazlayarak ellerini indirdiler. Tanabay atın gemini gevşetti ve yorga fırlayıp çıktı or. Önce. gerilerinde bir toz bulutu yükseliyordu. Başlama noktasına giderken Gülsarı gemi dişliyor. Onların boş bıraktıklan alanda başka gösteriler başladı: Güreşiyor. Genellikle boyların ya da eski. Şimdi toynaklar yeri dövüyor. yer sarsılıyor. yarışı yönetenlerin başı 2 Uran: Aynı dâva uğrunda. Daha nice hünerler gösteriyor. Bundan sonra yarışçılar atlarını dokuz kilometre ilerideki başlama noktasına doğru dörtnala sürdüler. Atlar sahırsızlanıyor. olanca gücüyle¦] koşmak istiyordu. ellerini açarak seyircilere doğiu biraz ilerlediler.

du.enginel elveda gülsarı la gitmesini bilmiyor. _. gücü de bu yorga gidişiydi işte. binicisinin ve eyerin ağırlığını duymaz olmuştu. bir an. Çok hırslıydı Karakök. birsüre yan yana idiler.maştınyordu gözlerini. Oysa yorga gücünü harcamamıştı daha. Ama ne kadar ter atarsa o kadar hafifliyordu sanki. Şimdi atbaşı gidiyorlardı. gürültü. yerle gök arasında. çamurun. Sonunda ciyren atın hızı kesildi. Karakök inatçıydı. güneş başına vuruyor ve onu üzerine yuvarlanan ateşten bir top gibi görüyordu. Bu öfke ve yüzüne çarpan rüzgârdan gözleri kararıyor. O yalnız öbür atların kendisini geçip gittiğini.www. spor gösterilerinde yaygın olarak devam etmektedir (çevirenin notu). On kadar at ileriye doğru arayı iyice açmış. sonra aralanmaya. kamçılar saklıyor. karışıklık. ağızları açılıp dişleri görünen atları geçip gidiyordu. 'Abak'tır. bu-zakşı oyunlarında. O andan itibaren de güneş topu üzerine daha hızlı düşmeye başlamıştı sanki. Gülsarı bu durumu pek farketmedi. Gülsan iki aün gözlerini. açıl-! maya başladılar. O yokuşu. 33 .com. Ötekiler Gülsarı'dan da gerideydiler. Gülsarı kendini geçip giden atlan görüyor. Atlar. tarladan ana yola \ çıktıklarını. O atlara binmiş olanların yüzlerinden öfke fışkırıyor. öbürü ciyren2 donlu iki at daha vardı. Karakök ve ciyren peşin-'den yetiştiler. Bir an sağına soluna suçlu suçlu bakü ve sonra Sanğül onu göremez oldu. İçini saran yarış hırsı onu bir Düldül yapmıştı şimdi. Onun güçsüzlüğü de. İyi atlardı. atların toynaklarından sıçrayan kilin. Soluğu kesilmişti.cizgiliforum. Gülsarı. Onları geçmişti ama. heyecanla. ikisi iki yanından onunla bir hizada koşmaya başladılar. Havayı. ama birbirlerini bir baş kadar bile geçemiyorlardı. vb. Ciyren at. Artık. yanya-' na öylece donup kalmış gibiydiler. Gülsarı'nın yeüşemeyeceği kadar uzaklaşmışlardı. " . az sonra ardından toynakların sesini yine duydu. uzanıp duran başlarını.\ lundan geçen atlıların uranlarını. Gülsarı öndeki atlara bir bir yetişip onlan geride bırakıyordu. sahibi ise dizginleri hâlâ sıkı tutuyor. gemlerini. bu da Gülsarı'yı çileden çıkarıyordu. Koşu. Kanatlanıp uçmak istiyordu. kamçı şaklatmalarını du-! yuyordu. çakılın yüzüne gözüne geldiğini farkediyordu.»Ama bir yokuşa geldiklerinde yetişti onlara. Uran salmak ya da uran çağırmak. dev bir dalganın köpükleri gibi taşıp tırmandı ve sonra. Sanki koşmuyor da. Sıcak ter içinde kalmıştı. ağırlığını tamamen yitirmiş gibi oldu. yorulmaya başladıkları göründü. kızgın tarladan ve taze pelinlerden çıkan bir koku kaplamıştı. Sonunda. günümüzde daha çok kökpar. Yokuş aşağı giderken güneş daha çok ka-. önde giden atlarıa yavaşladıkları. Birden sahibinin "Haydi Gülsarı!" dediğini duydu. yorga gidişini hızlandırıyordu sade-j ce. Sağından so.. yolun yansına kadar böylece sürdü. Binicilerinin saklayan kırbaçları altında hırsla koşuyor. Elveda Gülsarı/55 Ama önünde biri karakök1. gem kayışlarını görüyor--. at yarışlarında. Gülsarı'nın Karakök'ü geride bırakması hiç de kolay olmadı. Gülsarı'nın onlara yetişmesi epeyce uzun sürdü. kuşkuyla iki yanına bakınıyordu.. patırtı dinmiş gibiydi.

enginel elveda gülsarı Öfkeden gözleri donuk-laşmış. insanların 1 Karakök: Güvercin donlu (gri) atlara genellikle "kök at" denir. gidip onun yanında durmak istiyordu. Gülsan biraz soluk alıp kendini toparlayınca. 2 Ciyren: Al donlu attır. Zaferi kazanan Tanabay ellerini kaldırarak şükür duasını yaptı. daha açık seçik duyuyordu onların sesini.. Yanş alanına gözleri alev alev yanarak.www. Derken. sevinçliydi. ağız ve kasık kısımları sarımtırak olanına "şabdar" denir. "Gülsan! Gülsan! Gülsan!" diye bağınyorlardı. ufak benekleri olanına "tarlan kök" denmektedir. Elveda Gülsan/57 onu. Onlan kendi hallerine bırakmıyorlardı. daha önceleri yaptığı gibi. Yüreklenip ok gibi atıldı ileri doğru. sahibini de aralarına almıştı. yorga Gülsan. büyük bir zafer kazanmış kumandan edasıyla girdi. Coşkulu. o kadar uzak görünüyordu ki o uzun yolun sonu! Birden soluğu kesildi. ak sakarlı kısrağın dolgun ve sıcak dudaklarına benzeyen 34 . o coşkun kalabalık. o iki atın kendisine yetişip yetişmediklerini bilemiyordu. Tam al olanına "kan ciyren". kızılımtırak olanına "Kızıl kök".com. Sonra. güzel. Bütün kalabalık ellerini kaldırarak ona uydu ve akansular gibi yüzlerini sıvazlıyarak bir ağızdan "Amin!" dediler. Önündeki atları geçip geride bıraktıktan sonra Gülsan rahat bir soluk aldı. biraz koyusuna "küren ciyren". Ama. Doğrusu pek acıklı bir durumdu bu. Sahibi onunla konuşsun. çevresini saran kalabalık biraz açıldı. çayırı görüyor. güçsüz kalan ayakları üzerinde ölürcesine koşuyordu. yeri göğü inleten ve etrafını bir çit gibi çeviren insanların önünden koşarak çayırı bir dolandı. O sesler Gülsan'ya yeni bir güç verdi. Düşüp bayılacaktı nerdeyse. Kadın "Amin" diye ellerini yüzünden indirirken görüp tanımıştı 1 Manas destanında geçen çok hızlı koşan savaş atlarına tulpar deniyor. Gün ışınlarıyla dere dibinde ışıldayan küçük taşlar gibi gözlerini. o kadar büyük kalabalığın içinden o kadım görüp tanıdı ve ona doğru yürüdü. bunlar gözünde halkalamyordu.. biraz açığına "açık ciyren".cizgiliforum. "Gülsan! Gülsarı! Gülsan!" diye yorgayı. coşkun naralar atıyor. Gerisinde neler olduğunu. iki kola açılıp ona yaklaşıyordu. Sonunda çaresiz o da yenilgiyi kabul etti. Şimdi ileride çayın panltısını. Gülsan'yı da. İş bu kadarla bitmiyordu. Gülsan. Artık. Ama önündeki kalabalık dalgalanıyor. • Bu sesler atın üzerindeki etkisini yine gösterdi. Bu defa. kadın da. ondan ve Tanabay'dan ayıramıyordu. Şimdi daha. demiri andıran tonuna "temir karakök". her zamankinden farklı olarak. güçlü ve ünlü olduğunu anlamıştı. Bu donun koyusuna "karakök".. Şu insanların verdiği güce bir bakın! San yorga. 56/Elveda Gülsan haykınşlannı duydu. Gülsarı onu da geçmişti. Büyük ödülü kazanan tulpar1 ile binicisine yer açtılar. yakından. "Tanabay! Tanabay! Tana-bay!" diye de sahibini alkışlıyorlardı. başörtüsü beyazdı. Ön sırada duruyordu. Şimdi.

Ve Tanabay o oğlağı bir türlü ele geçi-remiyordu. boğuluyor gibi oluyor. şansını sınayabilirdi. gücünü. çoğunluk kökparın sonlarına kadar yine fazla koşturmadı. en heyecanlısı. Bu defa da yıldızı parlayan. sırtındaki asker gömleği. Mayısın ikinci günü. herkesin gözdesi. At yarışlarının. Işığı azaldığı için artık gözleri kamaştırmıyordu. kim daha hünerli. akın akın doluyordu oyun alanına. Atlılar.www. nedense. Gülsarı sahibinin niçin böyle yaptığını anlamıyor. atının ve kendisinin hünerini. Kökpar serke''yi alanın ortasına bırakan toybaşı "Alaman!" diye bağırdı. itişip kakışma başladı. Atlar birbirlerini sıkıştırarak. bacağının altına sıkıştırmış. içi saman doldurulmuş oğlak veya buzağı tulumunu kapmak. Gülsarı idi. 58/Elveda Gülsarı Halk. Onunla konuşması gerekmez miydi? Onu nasıl görmüyordu? Ertesi gün. nâra atarak. boynunu okşasındı. kalabalığın olduğu yere indiler. şaşıp kalıyor. Ama. O zorlu. Bunlar meydana bırakılan bir kökparı eyerden eğilip kapmak. Kökpar Oyunu''nda. Kökparı kapan. yormadı. 1 Kökpar: At üstünde oynanan bir takım oyunudur. "alaman bâyge" denilen ödülü kazanmış olurdu. Kökparcılar bir anda kökpar serkeyi kapmak için atıldılar. kurnaz ve güçlü ise. en meraklısı kökpar idi. Taraflar.enginel elveda gülsarı parmaklarıyla onun yelesini tarasın. Bu oyuna herkes katılabilir. böylece 'alaman bâyge'yi kazanmış olma şerefini de götürmüş olurdu köyüne. O sırada bir ses yükseldi: "Kazaklar kaptı! Tutun. o kadar atlının arasından oğlağı çekip almış. Güneş. rakiplerinin çekiştirmesinden parça parça olmuş bir Kazak yiğidi. kendi takımına kazandırmak için mücadele ederler. onu kapanın elinden almak için at koşturuyor. atlı oyunların. Kimin atı deneyimli ve hızlı. meydana bırakılan.com. yarış meydanına. dağ göçüyormuş gibi bir gürültüyle. Böyle güçlü ve çok rakip arasından kökparı yerden kaldırıp almak hiç de kolay değildi. o büyük çekişmede Gülsan atların arasında eziliyor.Tutun! Küren atı yakalayın! diye bağırıyordu Kırgızlar. Tanabay onun dizginlerini başka tarafa çekiyor. Kırgız ve Kazak atlılar. Bir gün önceki yarışı kazanıp bâygeyi (birincilik ödülünü) kazanarak halk arasında nam saldığı için. engelleyin!" Heybetli bir küren2 aygıra binmiş. . aksakallar 'alaman-bâyge'ye izin verdiler. kadına yaklaşmasına izin vermiyordu. çabuk!" 35 . kızıyordu.cizgiliforum. baüya doğru gi-• diyordu. Gülsan yine en güçlü at olduğunu gösterdi.. Güneş batmak üzere olduğu ve gölgelerin iyice uzadığı bir sırada. Kazak bozkırının ufkunda batacağı yere yaklaşıyor ve yusyuvarlak bir yumurta sarısı gibi görünüyordu. eyerinin üzerine atıp onu kendi köyüne götürür. geleneklere uyup uran salarak. Böylece epey vakit geçti. itişip kakışıyor. açığa çıkmak istiyordu. kökparın başlamasını heyecanla beklerken. dişlerini göstererek oldukları yerde dönüyorlardı. "Tanabay! Onu ancak sen yakalayabilirsin. kökparı o kapar. Çekişme.. geniş meydanda asıl mücadeleyi verecekleri "alaman-bâyge" için hazırlanıyorlardı.

Kazak yiğit kökparı o tarafında tutuyordu. 2 Küren: Koyu al donlu at. sahibinin hâlâ dizgini niçin gevşetmediğini anlayamıyordu.Aferin! Gerçekten çok iyisin! diye bağırarak onu övmekten kendini alamadı Tanabay. İki at yan yana. Asıl çekişme. Kırgızları da geride bırakmaya başlayınca Tanabay sarı yorganın dizginini salıverdi. Gülsarı uçtu. Onlar böylesine bir çekişme.Körük gibi soluyor. . İkisinin de birkaç tırnağı sökülmüş.ye başladı. O alev topun içine girecek. kendini kovalayan Kırgızlardan ve yardımına koşacak Kazak hemşehrilerinden uzaklaşması için zaman bırakıyordu. Onun için Gülsarı'yı küren aygıra yapışırca-sına yaklaştırdı ve bir anda Kazağın eyerine asıldı. İtişip kakıştılar ama yine de kökp arı yakaladı ve çekm . Şimdi ikisi birden asılıyordu kökpara. Kollarını birbirlerine dolamışlardı.www. Yırtık asker gömlekli Kazak da kökparı bu kez sağa geçirmekte gecikmedi. kökparı öbür tarafına geçirecekti. bağınşıyorlardı. Ama Kazak hemen sol yanına geçirdi kökparı. güneşe doğru koşmaya devam ediyordu.cizgiliforum. itişip kakışma şimdi başlamıştı. Kökparı da taşıdığı için küren aygırın yükü ağırdı ve Gülsarı'nın ona yetişmesi zor olmadı. Birbirlerinin ellerine ve kökpara pençe gibi geçiriyorlar-dı tırnaklarını. hırıldıyor. Bu yüzden biraz geride kalıp bu kez solundan yetişti küren aygıra. elleri kan içinde kalmıştı.Tanabay şimdi onun soluna geçmek zorundaydı. Elveda Gülsarı/59 uçuyordu. ¦ Kazak yiğidin bindiği küren aygır ok gibi fırlayıp Kazakları da. ışınlara karışıp yok olacaktı sanki. Bir avı paylaşamayan iki kartal gibiydiler. 36 . Tanabay'ın iki eli de boş olduğu için daha kolay hareket etmişti. . Gülsarı'nın hızı ve kendi çevikliği sayesinde küren aygırının boynuna kapandı.Yok arkadaş! Alamazsın! dedi Kazak. Gülsarı. Tek kazanma umudu teke tek çekişmeydi. kapışma içindeyken. şimdi baldırlarının üzerine aldığı kökpara abanmış. Şimdi bağnş-. „ * Ama Tanabay işini biliyordu.Hadi Kazak kardeş. Gülsarı ile küren aygır atbaşı hizaya gelince Tanabay kökparı yakalamak için uzandı. Tanabay. Kaçan güneşi yakalayacakmış gibi bir hızla süzüldü.enginel elveda gülsarı Küren aygıra binmiş Kazak. kızıl dumanlara. Kazak uzaklaşmak istedi ama Gülsarı'yı geçmek ne mümkün! Ta60/Elveda Gülsarı nabay. Gülsarı'yı yeniden geriletip sağa geçmeyi göze alamadı.com.malar ve öbür atların toynak sesleri gittikçe geride kalıyor ve küren aygırla aralarındaki mesafe kapanıyordu. Kazak aynı şeyi yapacak. Tanabay Gülsarı'yı küren aygırın sağına geçirdi. . batmak üzere olan güneşe doğru 1 Kökpar serke: Kökpar oyununda kullanılan oğlak (tulumu). kolla kendini! diye bir nara attı Tanabay. Kazak yiğide. Kazak hemşehrileri onun bindiği aygırın çevresini sarıp ona siper olurlarsa bir daha onu yakalayamaz ve kökpar Kazaklara gi-deıdi.

Artık varış çizgisinapek yakındılar.Yakalayın! Tutun! Bırakmayın! diye bağınyorlardı birbirlerine. ayağı ile küren aygırı itmeye başladı. yardımına gelecek kendi takım arkadaşlannın önünü kesmelerine fırsat vermemeliydi. Tanabay bunların. Arkadaşları yetişip çevresini sardılar ve hep birlikte koşmaya başla-dılar. kovalanan da yoktu. toynak sesleri ve başka gürültülerle. o engin bozkırda kanatlarını gererek kavisler çizen kuşlara benziyorlardı.enginel elveda gülsarı iki at ds olanca güçleriyle ve hırsla koşuyor. Şimdi Kırgızlara.Gülsarı! Gülsan aldı! Kazak takımından bir grup Tanabay'ın önünü kesmek için atıldı.cizgiliforum.Bir o yana bir bu yana koşturan atlılar. canlarını dişlerine lakmış. Kimse kimseyi suçlayamazdı bu yüzden: Erlik göstermek ve er meydanında başa gelene razı olmak! Bunlar bir anadan doğmuş kardeşler gibidirler. Yine de oyunu bitirmek istemiyor gibi koşturuyor62/Elveda Gülsarı 37 . Alaca karanlık çökmüştü. Böyle bir yarışta.Sıkı tutun! diye bağırdı. dalga dalga. Artık bağıran çağıran yoktu.Sonunda Kazak gencinin parmakları çözüldü. atlarının peşinden sendeleyerek koşanlar vardı. "Sağ ol Gülsanm! Canım ciğerim benim! Sağ ol" dedi Tanabay. * Atlı arkadaşları bağrışıyordu: . akşam serinliğinde. rı bütünüyle ele geçirip. Bir yandan kök-parı sımsıkı tutarkeı. Gülsarı onun her hareketinden ne istediğini hemen anlıyor ve isteneni yapıyordu. Kazak kökparı bırakırken hasmını uyarmaktan geri kalmadı: . kendi takım arkadaşlarına doğru koşuyordu. Alaman-bâyge. yiğitlik ve beceri oyunu olan kökpara bize armağan eden atalarımız nur içinde yatsınlar! Ruhları şad olsun! İki at yanyana koşuyor ve kökpar serke ikisi arasında gerilip hırpalanıyordu. Gülsan bir kez daha olduğu yerde dönüp koşarken. Tanabay birden sağ ayağını üzengiden çıkardı. Devrilen atlar . Atını olduğu yerde bir kez daha çevirdi ve Kazaklardan kaçmaya başladı. uğul uğul ve yeri sarsarak devam ediyordu. kolları uzun ve çekiç gibiydi. sadece ucu görünüyordu. Onu kolu ve ayağıyla sağlama aldıktan sonra bir zafer narası attı ve yorgayı olduğu yere çevirerek küren aygırdan uzaklaştırmaya başladı. Yarışçılar şimdi bağırıp çağırmayı bırakmış. Gerçekten de Tanabay. Nara atanlar vardı. güneşi yakalamaya gidiyorlardı! Bir batırlık. Tanabay takım arkadaşlarının korumasına girmişti. Bunlar: J.www. Ana Tanabay'ın da tecrübesi vardı. böyle bir oyunda bütün bunlar olurdu. üzengi kayışının altına almak ve sonra fırlayıp uzaklaşmaktan başka bir şey düi ünmüyonan ı.com.düşenler. Kovalayan. salıverilen kökparla birlikte aü-run öbür tarafına düşmekten güç kurtuldu. olanca gücüyle kökpan çektiği ve küren aygın da ittiği için. Ama kökpar elinElveda Gülsan/61 deydi artık. Kazak yiğidi güçlüydü. kökp. Güneş topunun büyük bölümü batmış.

Tanabay ve onu çembere alan kök-parcı arkadaşları. . Bacakları titriyor. Belki eski zamanlarda. yine birlikte koşuyorlardı. düşman eline düşmesin diye savaşçı arkadaşları böyle getiriyor. Kökparcılar bir evde toplanmışlardı ve herkes Gülsa-n'dan söz ediyordu. öbürleri de onu korumakta görevli refakatçilerdi sanki. Gülsarı'yı ye-dekleyip karşı tarafa geçirdiler. öyle süzülüyordu ki karnı otlara değiyordu. dışarıda bağlıydı. Gülsarı da. ama küren aygır da arslan gibiydi doğrusu. .. Göz gözü görmüyordu.Doğru. Atların nallan suyun dibindeki çakıllara çarparak sağır edici sesler çıkardı. Yiğitlerden biri Tanabay'ın elinden serkeyi abp köye koşturdu atını. Gem vurulmaya ve binilmeye alıştırıl-dığı günden bu yana hiç bu kadar yorulmamıştı. köpürüp kaymadı.. Sonuna geliyorlardı artık. Bozkıra yayılıyor. İki yiğit.com. Ama o zaman daha küçüktü. Güz gelince yine karşılaşırız! dediler ve atlarının başını çevirip kendi köylerine yollandılar. Eyere attığı serkenin üzerine abanmış başı ileri geri sallanıyor. Çok zor. dağlardan sel gibi iniyorlardı. tıpkı böyle bir uyumla at koşturuyor.Evet öyle.. Şarıl şarıl akan çaya yaklaşmışlardı. Kırgızlar ise: . Yeşil çayır. Gür çalıların arasından onun parlak köpüklerini görüyorlardı. Gülsarı çok yorgundu. Gülsan'nın önünü kesmek için Kazak atlarından kaçışı gözümün önünden gitmiyor. çay hemen önlerindeydi. Su çalkalandı. niçin suskun ve yüzleri niçin gergindi? Bir ezgi mi dinliyorlardı? Kazak tamburası ile Kırgız kopuzu gümbürdediği zaman. görünüyordu. Atlılar. Görürsünüz. Karanlıkta bile parlıyor. atlarını çaydan sürüp geçtiler.Yarış için çok teşekkür ederiz. şimdi ise anlı-şanlı bir tulpar olmuştu. kendini zor tutuyordu. O olmasa bâygeyi kazanamazdık! . sağ olun! diye seslendiler. bây-geyi almışlardı. vuruşarak büyük zafer kazanan. Çayın öbür yakasındaki Kırgız köyüne varacaklar ve oyun bitecekti. Binicisi Kazak yiğit de öyle.cizgiliforum. yıkılacak gibi oluyordu. kurtarıyorlardı. ileride o da nam salacak. Öbürleri de Tanabay'ın yanlarından ve ardından gelerek onu kolluyorlardı. Tanabay da adım atamazlardı.Haydi Tanabay. 38 .enginel elveda gülsarı lardı atlarını. kara bir dalga gibi bir tepeden inip başka bir tepeye tırmanıyorlardı. İki yanında iki yiğit başlığından tutup götürüyordu onu. buyur Gülsan'nın şerefine içelim. Ne gam! Yenmişler. çakıllı geniş geçit oracıktaydı. Gülsarı ortada amiral gemisi.www.Siz de sağ olun hoşça kalın. çok ağır bir gün geçirmişti. Yarışçılar niçin bağırmıyor. . Yanında kollayanlar olmasa. ama tam bir uyum içindeydiler. Tanabay da çok yorgundu. İşte. Grup grup. Yorga da öbür atlarla birlikte. Ayaklarını öyle açıyor. Tana-bay'ı bir eve konuk etmişlerdi. Hava çok karanlıktı. yaralanan hatırları da. Elveda Gülsarı/63 Kazaklar çayı geçmeden kıyıda durup onları uğurladılar. Kazandı hayvan.

Bu güz onlarla otlasın. Düldül o! Düldül! . Hadi Gülsarı. Neyse. Önümüzdeki baharda üyirin içine salacağım. Bülbülün şakımasından başka çıt yok. Sonunda sahibi çıkageldi. yine şakıyordu. Tanabay atın kulaklarım sıkıştırdı. . Şakıyor. Sonra atlara binip her biri kendi yollarına gittiler. Yalnız uzaktan.Öyle. şakıyor sonra kendi se-siiti dinler gibi duruyor. Zaferi kutluyoruz.cizgiliforum. gemini dilinin altından üstüne çıkararak terini soğutuyordu.. ama canını sıkan açlık değildi. pencereler ışıksızdı. Elveda Gülsarı/65 yordu. ben ise. Cephedeyken bile sarhoş olacak kadar içmezdim.. Tanabay dizginleri çekerek atı yavaşlattı.. Ne demek istediğimi anlıyor musun Gülsarı? Nereden anlayacaksın! Sen üyire git-rriâk istiyorsun. dağların yukarısına çıkmıştı.. Geç saatlere kadar içki sofrasında alaman-bâyge'den 64/Elveda Gülsarı söz ettiler. biraz konuştu. Ama sahibi hâlâ gelip bakmıyordu ona.Nasılsın bakalım. Eski batırların savaşa giderken bindikleri atlar herhalde böyle idiler.enginel elveda gülsarı . yelesini okşadı. Evden çıkanlar!. kendini toplasın biraz. darılma bana. Ayakları beton gibi kaskaü olmuştu. saçtığı o pis kokudan da tiksinecekti. Bahçelerde elma ağaçlan tepeden tırnağa çiçek açmıştı ve dallardan birinde bir bülbül ötüyordu. çekişmenin nasıl geçtiğini. silkinmek. hele tam gelişsin de. başının altını sıvazladı: .www.Ey Tanabay. üyir atlarıyla dolaşmaktı. titriyordu.. keskin bir koku yayılıyordu nefesinden. ama biraz daha vakti var.. Teri kuruması için sabaha kadar ona ne su vereceklerdi ne de yem. Yarışın. Ben de ölüyorum yorgunluktan. terin soğudu mu biraz? Çok mu yoruldun? dedi. Ay yükselmiş. hafif hafif bir traktör sesi duyulu1 Maytaban: At toynağının altında ve iç ortasındaki yumuşak yer. Sokaklar sessiz. Karanlıkta sallanıyor. Adamlar evde onu överlerken Gülsan da dışarıda.. Omuzları sızım sızım sızlıyordu.Kısrakların peşinde dolanmaya başladı bile. senin şerefine içtim biraz. kararımı bilirim ben. Az içtim. Bu terkedilmiş sessiz köyde ne işi vardı bu bülbülün. Gülsarı'yı kısrağa ne zaman salacaksın? .com. Bana öyle bakma. çayırda yuvarlanıp sırtını kaşımak.. Alaman-bâygenin gürültüsü hâlâ çıkmamıştı kulaklarından. Oysa onun nefesinden böyle pis bir kokunun yayılması pek nadir görülürdü. işte gidiyoruz kendi evimize. Gülsan ne bilsindi bir yıl sonra yeni bir efendisi olacağını ve onun hep böyle kokacağını! Sarı yorga adamdan da. Şimdi asıl istediği.Ah ne güzel bir sessizlik bu! dedi yüksek sesle. Hırıldıyor. Orada bir güzel dinleneceğiz. At değil. Kökparcıların naralarını hâlâ duyuyordu.. Ayaklarının maytabanı1 ateş gibi yanıyordu.. Gülsarı'mn üstün niteliklerni anlatıp durdular. 39 . Bütün köy uykudaydı. Tanabay yorganın yanına geldi.

www. İçeride bir ışık yandı ve cam hafifçe aydınlandı. Köyün ortasındaki sokaktan geçip. Ev sessiz ve pencereleri ışıksızdı. Bibican kapıyı açarak. Çay geçidinin ortasına gelince. Dizgini bir o yana. kökpardan çok geç döndük. iyi yalan uyduruyorsun ve güldü: Bir karar veremeyip at üstünde dolaşıp duracaksın sanmıştım. Terini soğutmam gerek. Geri dönmelerine ne gerek vardı? Bir gün içinde kaç defa koşacaktı? Onun bu düşüncelerine cevap olarak.com. Bibican bir şey söylemedi. Kadının kendi vücudunun kokusu ile o otun. ne yapacağını bilemiyordu. benim. Çayırı geçip suyun kıyısına geldiler.Sen misin? Bu saate kadar neredeydin dedi. ama sahibi başka tarafa çevirdi atın başını. Tanabay kırbacını Gülsarı'nın göğsüne indirdi. yoluna devam etti.. . . 40 . En kenardaki sokaktan geçip dere kıyısına inmeleri. Köpek yine . Gülsarı 'run nalları çakılları dövüyor. Tanabay birden dizgini çekip atı geriye çevirdi. 66/Elveda Gülsarı Bol otlu çayın yeniden geçtiler.enginel elveda gülsarı Demirci dükkânının önünden geçtiler. iki direği kalmıştı yalnız kapı olduğunu gösteren.cizgiliforum. Aç kapıyı. ağzı ile dizgini çekip ileri doğru gitmeye çalıştı. Bibican'ın gözleri güldü.havlayarak yanlanna geldi. Kuyruğunu sallayarak sustu. Üzerinde yakası açık beyaz bir gece entarisi vardı. Pencereye yaklaşıp hafifçe camı tıklattı. Kapının kanadını itti. Ne dikilip duruyorsun. oradan saparak üyi-rin bulunduğu yere doğru gitmeleri gerekiyordu. Tanıdığı kadımn oturduğu evin avlu kapısıydı burası. Evin küçük kızının yanındaki hiç ayrılmayan küçük köpek havlayarak karşıladı onlan. Aslında kapının kanadı kınk döküktü. Sahibinin ona kırbaçla vurmasından hiç hoşlanmazdı Gülsan.kadının yanına gelip yelesini okşamasını istedi ama kadın gelmedi. Çok bitkinim. Çocuk gibisin.Benim Bibican. Kara saçları omuzuna dökülmüştü. Tanabay attan indi. . kokusu geldi Gül-san'nın burnuna.Bir an önce üyerin yamna varmak istiyordu. dedi Tanabay. . At. Sahibi eyerin üstünde sessiz duruyor. karanfilin. . Gülsarı'yı yularından tutup avluya girdi. geldikleri yolu yeniden aştılar ve yeniden o evin önüne gelip durdular. bir bu yana çekiyor.Affedersin Bibican. San yorga. karar veremeden düşünüyordu. madem ki geldin gir içeri. .Kim o? dedi içerden bir ses. o sokağın sonundaki bir kapının önünde durdular. suları sıçratıyordu. Ama atı ve binicisini tanıyınca kuyruğunu sallayarak sustu.. Sahibi eyerin üzerinde pek huzursuz duruyordu. ay ışığı vurmuş dere dibindeki taşlar gibi parladı. Aüm da çok yoruldu. eğrilmiş. Orta yarı açıktı. Gülsarı'mn istediği de buydu zaten. biliyorsun yılkı çok uzakta.Uff! Dışarısı çok soğuk! dedi titreyerek. Tanabay aün başını çaya doğru çevirdi ve o yolda Gülsan'yi mahmuzladı. Sahibinin bir yanlışlık yaptığını düşünen Gülsarı geri gitmek istemedi. Su buz gibiydi. Gemini hırsla garş-gurş dişleyerek çaresiz geri döndü. Kurumuş. Sonunda derin bir iç çekerek dizginleri oynattı ve oradan uzaklaştırdılar.

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı - Şimdi geliyorum, atı bağlayayım da. - Şu tarafa, fırının yanına bağla. Sahibinin elleri hiçbir zaman bu kadar titrememişti. Gemini ağzından alırken, kolanları çözerken, bu işi ilk kez Elveda Gülsarı/67 yapıyormuş gibi eli kolu titriyordu. Kolanın birini çözmüş, öbürünü çözmeyi unutmuştu. Bibican'la birlikte içeri girdiler ve lamba söndü. At, içinde bulunduğu bu avluyu yadırgıyordu. Ây, göğün ortasında, ışıl ışıl. Gülsan başını kaldınp uzaklara bakınca, o mehtaplı gecede sisler içine gömülmüş görkemli dağlan gördü. Hassas kulaklannı en ufak sese kabartıyor, çıt çıksa duyuyordu. Sulama arkının şarıltısını, az önceMi traktörün uzaktan uzağa yayılan sesini, meyva bah-çesinge o yalnız bülbülün yanık yanık şakımasını, her şeyi... Oralardaki bir elma ağacının beyaz çiçekleri uçuşup yorganın başına, yelesine dolmuştu. Gecenin karanlığı yavaş yavaş açılmaya, aydınlanmaya başladı. San yorga vücudunun ağırlığını bir o ayağına bir bu ayağına geçirerek sahibini bekleyip duruyordu. Bundan sonra aynı yerde nice nice geceleri sabahlara kadar bekleyerek geçireceğini bilmiyordu henüz. Şafak sökerken Tanabay evden çıktı. Sımsıcak olmuş elleriyle Sangül'ün gemini takıp kolanlanm sıkmaya başladı. O güzel karanfil kokusu onun ellerine de sinmişti. Bibican Tanabay'ı uğurlarken ellerini onun beline doladı. Tanabay da onu uzun uzun öptü. - Bıyıklann diken gibi batıyor, diye fısıldadı kadın. Hadi acele et, ortalık iyice aydınlanmış çabuk bin atına. Kadın dönüp eve girerken Tanabay fısıldadı: - Bibican, gelsene biraz, dedi atı göstererek, "Onu da okşa biraz.yoksa üzülür". "Ha, doğru ya, unuttum. Bak, başı elma çiçekleriyle örtülmüş... dedi gülerek. Ve sonra onu, ak sakarlı doru kısrağın dudaklan gibi dolgun ve yumuşak parmaklarıyla okşadı. Çayı geçtikten sonra Tanabay bir türkü tutturdu. Gülsan bir an önce üyirin bulunduğu yere, oradaki atlara ulaşmak için hızını arttırdı. 68/Elveda Gülsan Elveda Gülsan/69 O Mayıs geceleri Tanabay için çok güzel geçen geceler oldu. O ay atlara gece bekçiliği yapmak sırası onundu. Gülsan için de yeni gece hayatı başlamıştı. Gündüzleri öbür atlarla otluyor, dinleniyordu. Akşam olunca sahibi sırtına atlıyor, birlikte yılkıyı bir kuytuya götürüyor, ortalık kararınca Bibican'ın evine gidiyorlardı. Sabaha doğru, ortalık iyice aydınlanmadan ve kimselere görünmeden, güçlükle seçilen dar patikaları aşıp, yılkıyı bıraktıkları yere geliyorlardı. Sahibi yılkıyı topluyor, sayıyor, bir kayıp olmadığını anlayınca rahat bir nefes alıyordu. Gülsan için pek kolay bir hayat değildi bu. Sahibi Bibican'ın evine giderken de, oradan dönerken de pek acele ediyordu. O

41

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı karanlık gecelerde, geçit-çayır demeden hep koşuyordu. Ne yapsın, sahibi öyle istiyordu. Gülsan'ya kalsa yılkıdan hiç ayrılmazdı. Canı başka şeyler istiyordu. Artık o da tam bir aygır olmuştu. Üyir ile şimdilik geçiniyordu ama kısrak yüzünden birbirlerine düşmanca bakmaya başlamışlardı. Güllsan zaman zaman kaz gibi havaya uzatarak, kuyruğunu kaldırarak kısraklann yolunu kesiyor, yüksek sesle kişniyor, sağnlanna sokulup diş atmaya çalışıyordu. Dişi atlar da bunu üyir aygının kıskandırmak için fırsat biliyor ve ona sokuluyorlardı. Gülsarı'yı uzaklaştırmak için koşup gelen aygır onun epeyce canını yakıyordu. Çünkü hem daha büyük, hem de dövüşçüydü. Yine de Gülsan, geceler boyu Bibican'ın avlusunda bağlı durmaktansa, üyir başının hışmına uğramak pahasına kısrak peşinde koşmaya razıydı. Orada bağlı durduğu gecelerde hep kısraklan düşünüyor, canı onlan istiyordu. Durduğu yerde eşiniyor, tepiniyor, sonra yatışıyordu. Eğer o tatsız olay olmasaydı, kimbilir o geceler daha ne kadar sürerdi... Gülsan her zamanki gibi o gece de, o kadının avlusunda, bağlı olduğu yerde, üyirdeki atları düşünerek sahibini •bekliyordu. Uykusu geldiği için biraz kestirmek istiyor, ama yulan yüksek bir yere bağlı olduğu için uzanıp yatamıyor, biraz başını indirecek olsa bu defa da gem ağzını yırtar-casına acıtıyordu. Yine de olduğu yerde dalıp gidecekti neredeyse. Sessiz, ağır bir hava vardı ve gökyüzü bulutluydu. "jGülsan, dalıp gider gibi olduğu bir sırada, birisi sallıyor, dallannı çekip eğiyormuş gibi ağaçların hışırdadığını duydu. Bu arada bir rüzgâr çevrintisi oldu ve avluda boş bir kova devrilip tangur tungur ses çıkararak yuvarlandı. İpteki çamaşırlar savrulup uçtu. Köpek korkudan havlamaya ve oradan oraya koşarak sığınacak bir yer aramaya başladı. At ürktü, hınldadı, sonra kulaklannı dikerek bir süre şaşkın durdu. Başını kaldırdığı zaman ufukta kapkara, korkunç ye kaynayan bir şeyin bozkıra, yılkının bulunduğu tarafa gelmekte olduğunu gördü. Bir an sonra koyu karanlık şimşeklerle yanldı. Gök, bütün ağaçlar yıkılıyormuş gibi gümbürdedi. Hemen ardından gür bir sağanak boşanmaya başladı. Şimdi Gülsan, sırtına kamçı yiyormuş gibi tepiniyor, ipini koparıp yılkının yanına koşmak istiyordu. O korkunç felaket yılkının, onun cinslerinin üzerine geliyordu ve içgüdüsü onu cinslerini korumaya çağınyordu. Mutlaka gitmeliydi at kardeşlerini kurtarmaya. Ama ipi koparamıyor, bu yüzden de çılgına dönüyordu. Yuları, geme, onu oradan bırakmayan her şeye düşmandı, sağa sola atılıyor, tepiniyor, eşiniyor, yılkıya sesini duyurmak ve onlardan ses almak için acı acı kişniyordu. Ama cevap olarak ancak fırtınanın uğultusu geliyordu kulaklarına. Ah, o gece ipini bir koparabilse, yıl' kıya bir varabilseydiL. Sahibi beyaz fanilesiyle evden fırladı. Ardından kadın da çıktı beyaz gece entarisini giymiş olarak. Ama bir anda 70/Elveda Gülsan ikisi de sınl-sıklam oldular. Çakan şimşeğin ışığında, ıslak yüzleri, korkulu gözleri görünüp silindi. Sundurma bir an için aydınlandı. Sonra korkunç bir gürleme oldu.

42

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı - Dur! Sakin ol! diye bağırıyordu Tanabay an çözmeye çalışarak. Ama at onun sesini duyamıyor, onu o kılıkta tanı-yamıyordu. Hiddetle üzerine atıldı. Bu arada toynaklarının darbesi altında kalan finn çöktü. Tanabay koluyla başını koruyarak, duvara sürüne sürüne ona yaklaştı, başlığını tuttu ve kadına: - Çabuk, çöz yuları! diye bağırdı Kadın yuları çözer çözmez, Gülsan kapıya doğru atıldı ve Tanabay'ı sürüklemeye başladı. - Çabuk kamçıyı! Bibican kamçıyı uzattı. - Dur! İnatçı hayvan! Dur yoksa gebertirim ha! diye kamçıyla atın başına vurdu. Ne yapıp yapacak, eyere atlayacaktı. Üyire ulaşmak, onların başında olmak zorundaydı. Fırtına onları kimbilir nereye kaçırmış, nereye sürüklemişti! San yorganın amacı da bundan başka bir şey değildi zaten. İçgüdüsü, o ilâhi.sezgi, bu kıyamet saatinde mutlaka onlann yanında olması gerektiğini söylüyordu ona. Bu yüzden kişniyor, şahlanıyor, kurtulup koşmak için ipini koparmaya çalışıyordu. Yağmur sel gibiydi. Şimşekler çakıyor, gök gürlüyor, fırtına uğulduyordu. -Tut şunu! diye bağırdı Tanabay. Kadın başlığı tutunca o da sıçrayıp eyere atladı. Ama o daha eyere yerleşmeden Gülsan kadını su birikintileri içinde sürüklemeye başlamıştı. Gülsan ne efendisinin sesine, ne kamçı darbelerine aldırıyor, yalnız içgüdüsüne uyarak, şimşekli geceyi ve amansız fırtınayı yanp kuş gibi uçuyordu. O güne kadar ne büyük yanşlarda, ne ödüllü koşularda böylesine hızlı koş-mamışü. Kabanp taşan çaydan, kara çahlann arasından, deElveda Gülsan/71 reden tepeden, artık hiçbir emrine boyun eğmediği efendisini alıp götürdü. Tanabay, çılgına dönmüş atın kendisini nereye götürdüğünü anlayamıyordu bile.Yağmur yüzüne, gözüne.bütün gövdesine vuruyor, ama içi alev alev yanıyordu. Tek bir düşünce vardı kafasında: "Yılkı nerede? Aman Tannm! Vadiye inip demiryoluna doğru gitmesinler, demiryoluna düşmesinler! Mutlaka kaza olur! Allahım, sen koru onlan! Ey Albak! (ervah, atalar ruhu) siz koruyun yılkıyı! Sakın aya-ğîfı sürçmesin Gülsarı! Sakın düşme! Beni yılkıya ulaştır" diyordu Düzde, yokuşta, şimşekler karanlığı bıçak gibi yanp beyazlaüyordu, sonra yine koyu karanlık oluyordu. Fırtına yine uğul uğuldu, yağmur ise fırtınanın şiddetiyle kırbaç gibi iniyordu. Gece, göz kamaştıran bir ışıkla aydınlanıyor, sonra ka-fanyor, sonra yine ışık, yine karanlık... San yorga şahlanıyor, ağzını yırtacak gibi kişniyordu. Üyiri anyor, kendince onu bulmak, görmek için yakanyor-du: "Neredesiniz! Neredesiniz! Kişneyin, ses verin bana!" demek istiyordu. Ama onun sesine karşılık gök gürlemesi duyuluyordu yalnız. O yine ileri atılıyor, koşuyor, koşuyordu. Bir karanlık, bir aydınlık oluyordu. Sonra yine karanlık, yine aydınlık...

43

Yürü eve gidelim Altıke. Caydar apa çok merak etti. Bozkırdan buğular çıkıyor. Tanekem1 geliyor bak!" diye atını dörtnala sürdü.Giyinmeye de mi vakit bulamadın? Talihin yokmuş! Çizmenle pahtolununun ayağında olmasına şükür. kansı yumuşak sesle: • . Bugün hepimizin çok işi var. Kara toprak bir koyun sürüsü. . Yalnız çocuk atlan getirmek için vadiye inince. Sonra yavaş yavaş bulutlar seyrelmeye başladı.Biz de sizi anyorduk Taneke. Gece boyu koşmaktan canı çıkan yorganın üstünde. yiyecek ve giyecek bir şeyler getireyim. Hiç sesin' "îkarmadan.. dedi Tanabay. Ta uzakta. İkisi de atlannı sürdüler. Atlardan. kulun ve taylardan yitip giden yoktu. Kaz kanadı renginde bulutlar şimdi ufukta kaz katan gibi görünüyordu ve çok yükseklerdeydiler. Ama doğu yönünde gök gürlemeleri devam ediyordu daha. Dişlenmiş koyunlar gibi kara yerden buğular yükseliyordu. otlağa doğru sürdü. Onlarla beraber olan komşu çocuğu birden bağırdı: "İste Caydar apa. ıpıslak fanilesi. dedi. toprak canlanıyordu.enginel elveda gülsarı Fırtına şafağa kadar sürdü. Hiç utanmıyor musun? Artık genç de değilsin. hava ısınıyordu.. 44 . Ama karısı Caydar onun yolunu şaşırmadığını biliyordu. Yılkılar açılıp koşarak ve çamurlu yeri toynaklarıyla çiğneyerek çayı geçtiler ve bir bayıra çıktılar. yılkıyı aramış ve bir kuytuda bulmuşlardı. dumanını savura savura bir tren geçiyordu. Tanabay'ın önünde yepyeni bir dünya açılmıştı. . bir başka türlü yolunu şaşıran kocasının gelişiu seyretti. . Tanabay yoktu... Tanabay hiçbir şey demedi. fırtına ve yağmur ise bir sürüye dalan kurtlardı sanki.. bozkınn bir ucunda. Çocuklar boyuna yetişti! Sen ise. acınacak bir durumdaydı. Birbirlerne tek söz etmediler.cizgiliforum. Hepsi tamamdı. Yolunu yitirdiğini sandılar. Fırtına çadırlara yıktı. diye Caydar çocuğu çevirdi. Tanabay yılkıya. gidip onaralım bari.Yolumu şaşırdım. Tanabay'ın karısı ise Tanabay'ı anyordu. 72/Elveda Gülsan Birkaç yılkıcı bozkırda at koşturarak dağılıp kaybola-lan yılkılarını arıyorlardı. Bu halinle insanlara görünmen hiç iyi olmaz değil mi? .www. şapkasız başı ve asık suratıyla. Güneş açılmış.Sen burada kal. Tanabay'a dönüp yavaş sesle: 1 Taneke: Tanabay aka'nın kısaltılarak söylenişi 2 Apa: ana Elveda Gül san/73 ..Ben aşağıda beklerim.com. pek perişan. diye mınldandı Tanabay. Ah çocuk ah. çocuk sevinçle. Karısıyla böyle karşılaştılar. Ne diyebilirdi ki? Vadiye inen çocuk atlan toplamış geliyordu. Tanabay'ın yardımına koşmak için komşularla birlikte atlanmış. Caydar apa2 ise atını kımıldatmadı bile.

Ve dağlar önlerinde uzanıp gidiyordu. dinlene dinlene çay yatağına kadar gelebilmişti ama oradan öteye gidemiyordu.. Tanabay durup düşündü. 45 . Gülsarı.cizgiliforum. Yük taşıyan beygir ve develer.. diye. Yüreği kafasının içindeydi. Elveda Gülsan/75 . Tanabay söylenip durdu ama artık at onu duymuyordu. Bir gün sonra dağın yolunu tuttular.Belki gerekir diye çakışım da yamna alıp dere kenanna indi. oradan geçerken. Gelecek bahara kadar hoşça kal bozkır!. bunları kucaklayıp getirdi. Tanabay yılkıyı düz ovadan geçirip. durs-tump. hızlı adımlarla ilerliyorlardı. ata binmiş kadınlar. bir insan gibi inim inim inliyordu. Alnı sakarlı kısrağın dudakları gibi dolgun ve yumuşak parmakları olan kadının evine uğramadan geçip gittiler. Üşüyor. Tanabay üzerindeki gocuğu çıkanp hayvanın üzerine örttü.. Şimdi iyi bir ateş yakabilirdi. İnsanlar bağırıyor. her türlü ses çıkıyordu. Gülsarı'nın daha ileriye gidecek gücü yoktu. daha geçenlerde büyük bir yanşta şenlenen. . Hoşça kal avıl! Önlerinde dağlar vardı. gece yarısına az bir zaman kalmıştı. çocuklar. Şimdi köy gerilerde kalmıştı. Gülsan sahibinin bir türkü tutturmasını istiyordu o anda. ağır ağır yürüyordu. son kez... Boztorgay ise hâlâ ötüyordu. durs tump. koyun-kuzu meliyor. Çevrede dolanıp geçen yıldan kalma kuru ot saplannı topladı. Ayağını büküp uzanmak isteyince Tanabay bu defa engel olmadı.. Gelecek bahara kadar dönmeyeceklerdi Göç kafilesi de çay boyunca yürüyerek köyden uzaklaşıyordu. yanlannda koşuşan uzun tüylü köpekler. Kovalanan bir atın yüreği gibi hızlı atıyordu yüreği: Dur-durs. şavkı dağlara vurdu ve sonra kendi halesinin ortasında gökyüzüne asılıp kaldı.. Yılkılar.. yankılanan tepeye doğru sürdü. Ellerine diken batmış kamyordu. Bir yıldız sessizce kayarak kayboldu. Ömründe bir kez.. durs? tump. Yan tarafta kalan köye bakmamaya çalışıyordu. üyir üyir yılkı. soğuk yere uzanıp yattıktan sonra da. bu yüzden de sahibinden bir kamçı yemişti. Ayaklannın dibinden bir boztorgay cik cik öterek pırr diye havalandı. ku-laklannı dolduruyor ve başka bir ses duyurmuyordu. başını bir o yana bir bu yana çevirerek inlemeye devam etti. Ay doğdu.Sen biraz yat. Sürü sürü koyun. At.www.enginel elveda gülsarı Tanabay atından inip yeşil otlann üzerinde biraz yürüdü. Vakit ilerlemiş. çevik. titriyordu. biraz öteye kondu. Tanabay başını eğmiş. her zaman yaptıklan gibi köyün ke74/Elveda Gülsan nanndaki o eve doğru yönelmiş... ele geçirdiği artık yitirdiğini bildiği için bu ağlaması.. kafasını.Gücün kuvvetin kalmadı değil mi? Çok mu kötü durumdasın? Bittin.. Ama Tanabay susuyordu. Gülsan sahibini hiç böyle görmemişti: Tanabay yattığı yerde sarsıla sarsıla ağlıyordu. dedi Tanabay ben biraz çalı-çırpı topla-yayım. Sonra birden yüzükoyun uzandı. Yürek atışları. Orada kurumuş fidanlar bulunca pek sevindi. Oysa Gülsan. Oysa eskiden hiç üşümezdin sen. mahvoldun Gülsan. Dura kalka.com. atlar kişniyor.

Pek çok işleri olacaktı ama kış ve kışın çekilen sıkıntılar bir süre unutulacaktı. burnuyla. Yılkılar döllenecek. yine karanlık. çadırlar. güçlükle nefes alıyordu. Göğsü sıkışmış. Et kombinasına hayvan götürecekler. Kışı sağ salim atlatmışlar. sıskalaşan. bir alçalıyor. tekrar örtüyor ve yine ateşin başına geçip ellerini ısıtıyordu.com. çok eski zamanlardan beri nasıl idiyse yine öyleydi. fırtınalı. Arada bir kalkıp atın üstünden kayan gocuğu düzeltiyor. Kimisi âşık olacak. yarışlar. Kış yirminci yüzyılda da olsa.. Ateşin ısısı ve dumanı onun vücudunu yalayıp geçiyordu. yılkılar. kimisi sevdiğinden ayrılacak.. çok yağışlı bir gecede. Yiyecek kıtlığı. Yatılı okulda çocukları başarılı olanlar sevinecek olamayanlar üzülecekti. cin gibi çarpacaktı. Gülsarı'nın çok iyi bir aygır olacağı belliydi. acıları yeniden yaşamaya başlayacaklardı. sonra kararıyor. Şimşeklerin çakıp çakıp sönmesini de. "Derslerin-nin iyi gitmediğini bilseydik ya da bizim yanımızda okusa-lardı daha başarılı olurlardı" diye söyleneceklerdi.. Yine bayramlar olacak.www. Alevler bir yükseliyor. kişneyip şahlandığını. Ama gözlerinin önündeki san perde kalkmamıştı. Tanabay bu baharda Gülsarı'yı üyire saldı. ateşin başında oturan ve bir zamanlar sahibi olan yaşlı adam da gözüne bir görünüp bir kayboluyordu. yok olan yılkısını bulmak için uçtuğunu görüyordu. Sonra. yün kırkılacak. göz kamaştıncı bir ışıkla aydınlanyor. Gülsan koşup geliyor.bir çuvalın üzerinde oturuyor. ateş zayıfladıkça kuru ot ve dallan üstüne atıyordu. Kendinden geçmiş olan at şimdi. Tanabay ateşin ba-şında. bir süredir unuttukları sıkıntıları. Herbiri-nin hayatında değişiklikler olacaktı.enginel elveda gülsarı Gülsan eskiden yanında ateş yakılınca pek ürkerdi. gereğinde yavrular iki anadan süt emecek. kış gelinceye kadar tutanaklarda unutulup kalacaktı... Çobanlar nerede olurlarsa olsunlar. Ve çobanlar. damgalan vurulacaktı. üyirden uzaklaşacak olsa. yaylaya çıkmanın pek de kötü bir şey olmadığını göstermek istercesine. sonra yine ışık. bir kulun anasından biraz ayrılacak. onları iterek üyirin 46 . Gülsan biraz ısınınca titremesi kesildi. kış çekildi ve yerini altı ay sürecek yaza bıraktı. O yılki kış da işte böyle gelip gitmişti.. Aftıa bu kez o alevlerden hiç korkmadı. iyice zayıflayan hayvanlar baharda bozkıra inip yayılmışlardı. çok az biniyordu. başıyla. Ona pek eyer vurmuyor. O.cizgiliforum. gücünü kısraklara saklamalıydı artık. birileri dünyadan göçüp gidecekti. sürü besleyerek göçebe hayaü yaşayanlar için. sahibiyle birlikte. bozkırda çılgınca koştuğunu. kış. cabağılan nasıl kollayıp koruduğunu bir görmeliydiniz. sıkıştıracak. Bu aydınlık dünyada. ödüllü oyunlar düzenlenecekti. Kulunları. birileri dünyaya gelecek. bakımları yapılacak. yıkık ve soğuk koralar. Gece. koyunlar kuzulaya76/Elveda Gülsarı cak. Hayvanlar yeşeren yaylaya yayıldılar. hayvanların kırılıp gitmesi. kış onları dağda kırda arayıp bulacak. ak buğrasına binip yine gelecekti. Bir cabağı. Havalar ısındı. Aygır olmuştu artık. et ve süt bollaşacakü.

Malcı. "Oraya 78/Elveda Gülsan kadar gitmişken istasyon yakınında kurulan pazara da uğrar. Ücretler hiç de öyle tamah edilecek bir şey değildi ama yine de iki kişinin kazancı. biraz daha fazla para geçerdi ellerine. biri geliyor galiba. çok çocuklu bir aile reisi gibidir. bir yandan kahvaltı ediyor. Tanabay at çiftliği başkanı İbrahim'i hiç sevmezdi. Hayvanlara bakmak bir motorlu araca bakmak gibi olmuyordu ki! Elindeki motor olsa.Yeni bir başkan gelmişti. Kasabaya inip yatılı okulda okuyan çocuklannı görmek istiyordu.Çık bak bakalım.. O zaman onu daha sonra. O gün Tanabay yılkıyı erkenden çayıra salmış. aynlamıyordu. dedi. Bir üstün özelliği de şu idi: Birileri gelip atlan rahatsız etmeye kalkışsa. Tanabay istemeye istemeye kalktı. Bu adamı niçin sevmediğini de bilmiyorduTana-bay. Bu sırada dışarıdan toynak sesleri işitildi. Özellikle ilkbahar ve kış mevsimlerinde başını kaşıyacak vakit bulamaz. ağırlaması gerekirdi. dağdan indikleri vakit kansıyle birlikte ziyaret etmeye karar verdiler. Kalbi iyice teklemeye başlamıştı çünkü. Yılkıya nasıl baksın? Bu yüzden bütün işler Tanabay' a kalıyor ve o da gece gündüz attan inmiyordu. Çora'nın hastahaneden çıkıp evinde yattığını öğrendi. kendisi hastahanede .com. Yanında genç biri de var. Tanabay'ın her hatırlayışında yüreğini yakan bir olaydı bu. Kızını da kucağına alarak dışarı çıktı. hemen üyi-ri toplayıp başka bir yere götürüyordu. ovaya inip yerleşmelerine zaman kalmadan o korkunç olay geldi başlanna. Karısı evden çıktı ve döndü: . Kısacası Tanabay hastahaneye arkadaşını gör-Jmeye gidemedi. bu son. Kahvaltı sofrasında kızını dizine oturtmuş.cizgiliforum. ' Elveda Gülsan/77 yatıyordu. durdurur.www. . Komşu yılkıcılara: "Biraz benim yılkıya da göz-kulak olun" diye gitmek istediği zaman. aynı zamanda bir felâket getirmişti ona. onlann ona sahip olma emellerini arttırıyordu. Tanabay karısına: .. sabah çayım içmek için evine dönmüştü. ben yorgayı eyerliyorum.enginel elveda gülsarı içine sokuyordu.. İşi hiç bitmez. dedi.. Çora görevi ona devretmiş. madem ki durum böyle. Yorga Gülsan'nın ünü. iki ayn musluk sayılırdı. Ünü arttıkça üst düzey yöneticilerinin gözüne batıyor. bir daha vakit bulamam. Güleryüzlü bir adam olmasına 47 . Üstelik artık yardımcısı da yoktu. çocuklara ve hanıma üst-baş alırım" diye düşünüyordu. Ama gelen konuğu geri çeviremez. yorgaya eyer vurmayacağım artık. Ama kansı Caydar'ın süt çağında bir bebeği vardı kucağında. 'gidersin. karışım yardımcı kadrosuna geçirmişti. Çayını yudumlarken karısına: . Yardımcı çekip gidince. dedi karısı. i yılkıcı dediğin.Caydar.İbrahim. O kış kolhozda bazı değişiklikler oldu.. Tanabay her gün hastahaneye gidip arkadaşının hatınnı sormak istiyordu ama işten vakit bulamıyor. Ne var ki.Sen bilirsin. bir yandan da kansıyle aile sorunlannı konuşuyorlardı. At çiftliği başkanı.

vaad üstüne vaad vererek. Elveda Gülsan/79 . . çok şükür. ekinle ya da başka bir işle uğraşacak olsan eline pek bir şey geçmez. Öteki işlerde çalışanlar o yokluğa daha ne zamana kadar dayanabilirlerdi? Savaşa kadar durumlar böyle miydi? O zamanlar güz gelince her evin kapısına iki-üç araba buğday getirilirdi. ortalıkta görünmezdi. .Aleykümselam.cizgiliforum. İbrahim atından indi. dedi. Tanabay karısına: . . işlerin görülmediğinden yakınıyordu. sözler söylemekten başka elinden bir şey gelmediği içir hasta yüreği dayanamamış. Belki hiçbir şey yapmadığı için hoşlanmıyordu ondan. Caydar konuklara yeni yaygıyı serdi.Esselamü aleyküm. diye onun elini sıktı. herkesin et ve süt işiyle uğraşmasında ülkenin pek yararı olmayacağını söylemek istiyordu.diyordu İbra-. Buğdayı onlar yetiştiriyor. Adam. Çora onları kendi eliyle seçip almıştı.İyi misiniz Caydar baybişe? Sağlığınız nasıl. Tanabay biraz soğuk davranarak. .beyini-ze iyi bakıyor musunuz? . I.com. üzerine de yu-1 muşak postları koydu. Parti toplantılarında Tanabay onun bu davranışını dobra dobra eleştiriyor. Öyle değil mi Caydar baybişe? Caydar başını salladı. Böyle şey olur muydu? Hak mıydı bu? Toplantı üstüne toplantı yaparak. bay! dedi.www. Hayvancılığın nasıl bir iş olduğunu kendisi de biliyordu ve bunu İbrahim'in ağzından ilk kez duymuyordu.İyi. İbrahim Caydar'a da gülümsedi: . bütün gününü büyük deftere birtakım sayılar yazmakla geçirir. aç ve açıkta kalan yine onlar oluyordu. iyiyiz. başlarını sallardı ama sonunda değişen bir şey olmazdı.Allah razı olsun. Tanabay. Oysa tarlayla. Hiç olmazsa et süt eksik olmaz. . büsbütün kötüleşmişti. 48 . rahat edin.Bu zamanda en iyi iş hayvan beslemek. Yılkıcılar kendi bildikleri gibi hareket ediyorlardı. ona nedense hiç güvenmiyordu. Kımız içtiler ve biraz havadan sudan söz etiler.Buyrun. koyunculuktur. Ya şimdi? Herkes koltuğunda boş çuvalla dolaşıyordu.Kımız getir. Adı var da kendisi yok gibiydi. halkı ne zamana kadar oyalayabilirsiniz? Çora ağır iş yapan 80/Elveda Gülsarı insanlara emeklerinin karşılığını veremediği. Neyse ki yılkıcılar işlerini bilen adamlardı.İyiyiz. O yılkıcıların hepsine 'bay' diye hitab ederdi. Tanabay hiçbir şey söylemedi.enginel elveda gülsarı rağmen kanı ısınmamış-tı. En iyisi yılkıcılık. Başta İbrahim'in kendisi olmak üzere oradakiler bu yapıcı eleştirilerinden dolayı ona teşekkür eder. him. Şöyle buyrun. onlara güzel. siz varken benim gözüm arkada kalmaz. içeri girin. İbrahim her fırsatta söylerdi bunu. işleri tamamlamak için hiçbir şey yapmazdı. İki kolunu birden havaya kaldırarak: .Mallar canlar iyiler mi? Nasılsınız? dedi İbrahim ablak yüzüyle her zamanki gibi gülümseyerek. Yılkı çiftliğini iyileştirmek.

Ne etse de vermeseydi Gülsarı'yı? Çok iyi düşünmeli. yorgaya binip kasabaya inmek-ve yine bir.İşte Taneke.. üzüntüden ne yapacağını bilemiyordu. Kolhoz başkanı (İmza okunamıyordu) 5 Mart 1950" Elveda Gülsan/81 Tanabay'ın beti benzi atmış.Taneke. Hele şu kımızımızı bir içelim de. ama onu sonra konuşuruz. Mis gibi kokuyof. merhum Abalak'ın oğlu musun yoksa? . Sordu: . O düşünüp durdukça.Zaman dediğin nasıl da çabuk geçiyor? Yılkılara bakmak ister misin? Seyretmesi güzeldir doğrusu. Ama bu adamlar buraya niçin gelmişlerdi? Bunu sormak da pek yakışık almazdı.Seni pek çıkaramadım evlat. Tanabay kâğıttaki yazıyı okuyunca gözlerine inanamadı. .. İçi. işiniz kaçmaz nasıl olsa. kâğıtta yazılı iş için. Al. Yılkı yetiştirdiği bu uzun yıllarda. diye onun sözünü kesti İbrahim. Ama Gülsarı başkaydı. eski asker gömleğinin göğüs cebine koydu.Elbette olur.. biz buraya şu iş için geldik. iş yerlerine birçok at göndermişti. yüreği parçalanıyor. bu küçük iş için geldik buraya. kendi durumunu da dikkate almalı.Pekâlâ İbrahim. . niçin bakıyor. Bir iş için geldik buraya. Yetiştiriyor. Kımız da çok güzelmiş Caydar baybişe. niçin yetiştiriyordu ki? Kolhoz için yetiştiriyordu onlan. onun oğluyum.Hayır. Zaten o anda sohbeti uzatmak da istemiyordu Tanabay.Bu delikanlı benimle geldi. Ah Gülsan! Onu vermeye dayanamazdı. Yılkıcı Bakasov'a Gülsarı yorga. çeşitli bri-dlara. binek atı olarak kullanılmak üzre at korasına gö'nderilsin.Evet Taneke. sen çok anlayışlı bir adamsın. biraz daha kımız içip sohbete devam etsek olmaz mı? . 49 . Bu zorlama sohbet sırasında Tanabay tatsız bir haber alacağını seziyor ama ne olduğunu bilemiyordu.O yılkıyı. huzuru kaçmaya başladı. Görevi Eydu onun. biz. . sonra binek atı olarak ya da başka işlerde kullanılmak üzere kolhoza veriyordu. dedi İbrahim alttan alarak. İbrahim sabırsızlanmaya. Aslına bakarsa bunda pek şaşılacak bir şey de yoktu.. oku. Sonunda İbrahim cebinden bir kâğıt çıkardı: . önce işine dönmek istiyordu. Onları bir an önce başın-| dan savmak. İşte. Bir süre. . gözlerini yerden kaldırmadan öylece durdu.enginel elveda gülsarı Ama Tanabay'ın yüreğini sızlatan bu gerçekleri İbra-] him'e anlatmanın hiçbir yaran yoktu. İri iri harflerle şunlar yazılıydı: "Buyruk.cizgiliforum. şaşıp kalmıştı... Kâğıdı dörde katlayıp. emre karşı gelmiş olmalıydı. Tanabay serinkanlılığım korumaya çalışarak başını hafifçe kaldırdı ve cevap verdi: . Tanabay. biraz daha verir misiniz? Kımız içerken yine şundan bundan söz ettiler. İbrahim'in yanında hiç konuşmadan oturan delikanlının kim olduğunu pek çıkaramıyordu.com.www.

Ama o kurslarda çobanların uyuklamaktan başka bir şey yapmamış olmaları ayrı mesele. kolhozlann ufak oluşundan ileri geldiğini. Çünkü o benim damızlık aygırım.www. Senin başkan binecek 1 Tebetey: ince kürklü kalpak. Karşısında Tanabay'dan başka biri olsaydı. bunun sözü bile olmaz. görevini gereği gibi yerine getirmeyenlere asla hoşgörülü davranmayacağını. İlk yaptığı toplantıda oradakilere gözdağı vermiş. güçlüklerin..com. herkesin gözü onda. tembellere.O beş aygırın bana gereği yok.. gözünün yaşına bakmadığını unutmaması gerekirdi. Daha önce yüksek mevkilerde bulunduğu.. kendisinin bunun için atandığını da söylemiş. kurslar başladı.Biz artık gitsek iyi olur Taneke. Hepimizin başkam.. Başkanın yüzünü görmemişti daha.Nasıl anlamazsınız Taneke? Başkan bizim önderimiz. Bütün sıkıntıların. . Tanabay'ın yüzüne bakarak: . onun yerine beş aygır veririz. . geçimsiz bir kişi olduğu söyleniyordu kulaktan kulağa. O Çora'nın yerine atandığı zaman Tanabay dağa çıkmış bulunuyordu.. Gerçekten de çok geçmeden afişler asıldı. artık acele etmelerine gerek kalmamıştı.. Ağzına ilk geleni söylemekten vazgeçerek: .Ne olmuş yani? Başka ata binse gözden mi düşer? Oraya buraya gidiyor diye ille de yorga ata binmesi mi ge- 50 . . Tanabay alnındaki teri kuruladı. "dediğim dedik" der. 82/Elveda Gülsan bunları mahkemeye vereceğini söylemiş. Kısraklara saldım onu. Bunun için de kolhozcular tarım tekniği ve hayvan yetiştirme tekniği kurslarına katılmak zorunda kalacaklarmış. tilki postundan yapılmış tebeteyini' düzeltmeye başladı. bunu da kendisinin yöneteceğini bildirmiş. Tanabay'ın yeni kolhoz başkanıyla. Saygı duymamız gerek. Gülsarı'yı hemen götüreceğini sanıyordu. Yine havadan sudan söz ettiler.cizgiliforum.enginel elveda gülsarı "Seni kurnaz tilki seni! Bu sözüne kanacağımı mı sanıyorsun!" dedi Tanabay içinden. uzaklardan onu görmeye geliyorlar. Kardeşini bile kayırmadığını.Bak Zavferma (at çiftliği başkanı).. Sık sık bölge merkezine gidiyor. Kolhozda bundan böyle modern tarım ve hayvancılık tekniklerinin kullanılacağını. Alttan almaya. gönlünü hoş etmeye. Ama birdenbire. İbrahim. Elveda Gülsan/83 başka at mı bulamadı? Korada at mı yok? Niçin Gülsan'yı istiyor? Gülsarı'dan başkasına binemez mi yani? .daha doğrusu onun okunamayan imzasıyla ilk karşılaşması işte böyle oldu. kolhoz başkanına Gülsarı'yı veremeyeceğimi söyle. hürmette kusur etmemeye çalışmalıydı. Ama karşısında Tana-bay vardı. alıp götürürdü Gülsarı'yı.. Veririz be^ aygırı. Onun nasıl bir adam olduğunu çok iyi biliyor.Aman Taneke. dedi. İbrahim şaşırmıştı. ama artık bütün kolhozlann büyüyüp gelişeceğini. tek kısrağın bile kısır kalmaz. Sorunun çözüldüğünü. hiç dinlemez. Halkın arasında dolaşıyor. Sonra sabırsızlanıp çizmelerini çekiştirmeye.

Şimdi İbrahim'e sinirlenmeye başlamış. Atın kemente takılmak üzere olduğunu sezdi ve kestirip attı: .Durumumuza bakın. Öyle değil mi? . Bu meseleyi gidip Çora ile konuşurum. bir at nedir ki? Yılkıda her çeşit at var.Yeni başkan dururken. Delikanlı "evet. O halletsin bu sorunu. Siz savaşta bulundunuz Taneke. kendisine sorun. bana emredilmiş bir görev. . çok teşekkür ederim Caydar baybişe. . Kendi kendinize bela yaratıyorsunuz.Vermiyorum! Beni beğenmiyorsanız kovun.Orada siz otomobille.Ver gitsin. adamları bekletme. . Ben küçük bir adamım. ne olmuş. sinirlenmenize ne gerek var Taneke?Bi-zim size saygımız var.Hiç doğru değil bu davranışınız. Haklı olup olmadığımı o söylesin. 51 . ona bu atı elleriyle teslim edeceğini söyleyen kendisiydi..İşte akıl bu. İbrahim derin derin iç çekerek Caydar'a döndü ve yalvarır gibi: . artık başkan olmayan eskisine gidelim diyorsunuz. Ablak'ın oğlunu da ata binip getirsin diye gönderdiler benimle. Ne olur bunun sonu. koca bir köy adamın altına binilecek gibi bir at bulup veremiyoruz.Siz söyleyin Caydar baybişe. Ben eşeğe de binerim. Açıklayamazdı zaten. orada çalışırım.Gerekir yahut gerekmez. hop oturup hop kalkıyordu. Yellisini başkan saymamak demektir bu! Çora zaten hasta. Hiç olmazsa orada elimdeki balyozu çekip alamazsınız! .www. Caydar derin bir iç çekerek kocasına: .Kızmanıza. biraz duraklayarak. öyle" anlamında başını salladı. Hepsi sustu. istediğine binersen.Halk da her şeyi öğrensin. mesele bu değil ki. yorga bile olsa. İşte.sen ne diye bu kadar ısrar ediyor. onu merkezden gönderdiler. Başkanla onun arasını açmaya ne gerek var? Çora parti komitesinde çalışacak artık. bütün köy bilsin. yeni başkanla iş görecek. Başkan yeni geldi. mahvolmamı istiyorsunuz benden. Söz konusu Çora olunca Tanabay sustu. asker de askere yakışana biner. Ama bu bir emir.enginel elveda gülsarı ..Demir-ci dükkanına gider. keski ta başından söyleseydiniz.Ee.. generale yakışana.Kendim binecek değilim ki. dedi. Şimdi onu götüremezse rezil olacaktı. Onu kendi haline bırakalım. Ama çocuk gibi davranıyorsunuz. dedi İbrahim... inan84/Elveda Gülsan <j: madiğin şeyleri söyleyerek yaranmaya mı çalışıyorsun? dedi Caydar. Niçin başka olduğunu açıklamadı. Bu onun bileceği iş. Halk ne der buna? Kırgızlara yakışır mı bu? . İbrahim iki kolunu yana açarak kekeledi: .Çekip gitmemi..com. sizi seviyoruz. Başkana yorgayı tavsiye eden. yakışmıyor doğrusu.O başka. bizim konuğumuz sayılır..Siz Çora'nın 'verme' diyeceğini mi sanıyorsunuz? O razı oldu bile. İbrahim sözüne devam etti: . general ise kamyonla mı dolaşıyordu? General. Onu bize başkan diye göndermişler. Çetin cevizdi Tanabay.cizgiliforum. dedi Tanabay.

her şeyini görüyor ve acılar. Ablak'ın oğlunun elindeki dizginlere asılıp var gücüyle çektiğini. kısraklardan niçin ayiçdıklarını anlamadığım belirten korkulu bakışlarını görüyordu. Gülsan'nın üyirden ayrılmak istemeyişini. gözElveda Gülsan/85 lerini yerden kaldırmıyor. Ama sen sağ-salim döndün. Sert sert bakarak: . Gülsarı'yı götüren adamlar bayın aşıp gözden kaybolmak üzereydiler. hayatımız böyle. Niçin ver dedin atı? diye sordu soluk soluğa..Sen. Neden sonra başını kaldırdığı zaman. Başkan. Kim yönetiyor bu kolhozu. o da yetim kalmış 52 . daha genç. ama yine sinirlerini yatıştıramadı. ne yaptığımı söyleyecek değilim. Büyük bir boşlukta. Daha da yararlı olutsana. İçindeki kuşkuyu anlamıyor muyum sanıyorsun! Ama boşuna. Yorga da kolhozun. Tanabay atını sürüp gitti. Tanabay dayanamadı. hatta sağ ön ayağında bukağımn bıraktığı ufacık nasın bile görüyordu. kulunlardan. ama bakmasa da her şeyi görüyordu. Yine yok. tamam. . İbrahim'in. Ben de onun gibi dul kalabilirdim. Onun yürüyüşünü. her şeyini. Bunların hiç önemi yok artık. sana özel olan 86/Elveda Gülsan neyin var? Bizde olan her şey kolhoza ait.böğrünü. Önce kollarım indir bakalım! dedi Caydar her zamanki serinkanlılığı ile. başına başka başlık geçirildiğini gördü (Kendine ait olan başlığı ölürdü de vermezdi). Gülsarı'nın bu yabancı adamlann onu üyirden niçin kopanp aldıklarım. sağrısını görüyordu. Çadır evin önüne gelince atlayıp indi. bir at korasının başkanlığından Kolhoz Başkanı yardımcılığına terfi ettirildi ve bütün at koralarının sorumlusu oldu.. üzüntüler içinde öylece oturuyordu.Pekâlâ..İbrahim'in Caydar'a tekrar tekrar teşekkür etmesi boşuna değilmiş. sağrısında İbrahim'in vurduğu kamçı izlerini görüyordu. Sapsarı bir benizle ve koşarak kansının karşısına dikildi. Başkan ne derse o olur. Aradan çok geçmeden. daha güzel. çaresizlik içinde. Yine de yeri gelmişken söyleyeyim: Beni bırakıp gitmek istiyorsan hiç durma! O benden çok daha iyi. Bütün üyir yetim kalmış gibiydi. Sırtında. Ama aynı anda çadırdan çıkan Caydar ona doğru koştu: . Atın her yanını. Tanabay başka bir atın üzerinde eyerde oturuyor. savrulan yelesini. Kişnediği-zaman ağzından çıkan buharı. belinde.. Onları ne yapacaksın? Onlara ne söyleyeceksin ve onlar ne diyecek? Ben onlara ne diyeceğim? Karar senin. Şimdi beni iyi dinle: Gülsan senin kendi malın mı? Kendinin olan.. Ne istersen onu yap.Dur! Sakın gitme! diye bağırdı. Akşama kadar yılkının yanında kaldı. açık san donunu. Nasıl da beklenmiştim ben bahtsız! Ne ettiğimi. o karanlık gecelerdeki macerası için yorgadan öcünü alıyordu! Sert bir çekişle atın başını çevirdi. Gülsan'mn yakalandığım. Onunla ilgisi yok. Gülsarı'nın bir o yanına bir bu yanına geçerek kamçısını kaldırıp kaldırıp hayvana indirdiğini görüyordu... sahibinden. kırbaçlaya kırbaç-laya geri döndü. her tüyünü. Yüksek sesle haykırarak peşlerinden koşmak için atım mahmuzladı.. Tanabay birden ürpertici bir kuşkuya kapıldı: Caydar. Sen niçin?. Bizim halimiz. Yalnız şunu unutma: Üç çocuğun var..

Sonra önüne yemek getirdi Canım yemek istemiyor. Anne deve günlerce botasını aradı..enginel elveda gülsarı gibiydi. gökyüzü değişmişti. Solgun.. Tanabay onu. Neredesin? Ses ver bana! memelerinden anamn ak sütü akıp süzülüyor. 8 53 . o da değişmiş gibiydi. Kora denilen o at hapishanesine ilk kez kapatılmıştı. her şey değişmişti. kumlar üzerinde beraber yürüyeme-yeceklerini. kopuz çalarken tanımış.. Neredesin kara gözlü küçüm botam? Memelerinden süzülüp süt aktı. kendisindekine benzer dertleri ve özlemleri paylaştığını. bana botasını yitiren akmayanın bozlağını çalsana bir. Sonra o kırışıklar arasında koybolup giden gençliğini. o hayaller içinde yüzdüpnü de görüyordu.www. nefesini ayarladıktan sonra. dedi Tanabay.. Artık her şey başka. Artık Elveda Gûlsan/87 akşam üzerleri botasını yar kıyısında gezdiremeyeceğini. Ocakta ateş yanıyordu.. boynundaki ağzının kenarındaki. Kızlar birbirlerine sarılmış yatıyorlardı.. bozlağı idi. O şimdi kopuzun dalga dalga sesine. beraber otlayamayacaklannı. suskun olarak eve girdi.. günlerce bozla-dı.cizgiliforum. Ev sessizdi. Şimdi Tanabay. Kopuzunu....com. genç ve güzel Caydar'ı: Saç örgüleri beline kadar inen esmer güzeli o şirin kızı. Gülsarı at korasında. gözlerinin çevresindeki kırışıkları. bir daha ona ak sütünü emziremeyeceğini söylüyordu gözyaşları içinde: "Neredesin kara gözlü botacı-ğım? Ses ver bana! Damla damla süt akıyordu memelerinden! Sıcacık süt süzülüp akıyor.. ağıdı. karanlık gecenin koynunda. Caydar şankopuzunu (demir kopuzunu) eline aldı. çırpımp duruyordu. • Hava kararınca çadır evine döndü. O anda Caydar Tanabay'ı unutmuş bile. 88/Elveda Gülsan Tam o sırada. kendi düşüncelerine dalıp gitmişti. her şey gözlerinin önündeydi. soğuk demeden her işte çalışıp yıpranmış ellerini. Ana deve bütün gün kırlarda dolaşarak. Tanabay'ın kendisi de eskisi gibi değildi. her şeyi kendisiyle birlikte alıp götürmüştü. Karısı ellerine ibrikle su döktü. ağarmış saçlarını. Çadır evin dışında.. Güneş değişmiş." k Caydar güzel kopuz çalardı. gözü kapalı olarak dinliyordu onu.. gencecik t|r kız iken. Gözü kapalı ama herşeyi görerek: Yıllar yılı sıcak demeden. Sonra yumuşak bir sesle: Sen şu kopuzunu eline alsana. göçebe atalarının şanlı geçmişinden kalan o yanık bozlağı çalıp söylemeye başladı: Bu küçücük beyaz botasını (yavrusunu) yitiren ana devenin yakarışı. bozlaya bozlaya yavrusunu arıyordu.Her şey. dedi. Neredesin? Ses ver bana! Mis kokulu memelerinden anasının ak sütü süzülen botam. şafak sökerken onunla otlamaya çıkamayacağını. Kızları uyumuşlardı. sevmişti. Sımsıcak ve güzel kokulu memelerinden. uçsuz bucaksız bozkır uzanıyordu. başını kaldırmadan. San yorga gönül çırağını söndürmüş.. Tanabay şimdi onun. birlikte gezip tozdukları o güzel günleri. . kendi gençliğini.

Kulunları olan biye1 atlar onlan çağırmak için kişnedi-ler. büyük gürültülerle yakınından geçen kamyondan ürkerek gemi zorlayıp dişlediğini unutmuştu." dedi Tanabay. o gülünç kadife minder umurunda değildi. Kısrak kokusu. Çok iyi etmişsin. Ben kimseye bir şey söylemem. .Gülsarı! Gülsarı! Nasılsın. pelin kokusu başım döndürüyordu. Gülsan'yı bir kez daha üyirden ayırarak alıp gittiler. Çünkü onun aklı kısraklardaydı. süt kokusu. Bunlar. süt kokusu. Yeni sahibi güçlükle eyere tırmandıktan soma nasıl hırıltılar çıkardığını. bu gülünç takımı alıp atmak geçti aklından. başını dikti. Yeleleri rüzgârdan savruluyor. şahlanarak koştular. Gülsarı'yı aramaya çıkanlar oraya gelmeden Gülsan biraz keyfine baksındı. kopuk yuları boynundan sarkıyordu. hepsinin o tiksindirici kokuyu saçtıklannı da unutmuştu. kulun kokusu. Hınldıyor. Tanabay yılkıyı eski yerine getirdikten sonra köyden iki atlı geldi. mest olmuştu. Bu defa başında başlık sırtında eyer yoktu. bölge merkezinde gemi çıkanlmadan büyük bir ağaca bağlandığını.enginel elveda gülsarı Tanabay bir sabah Gülsan'yı üyirin içinde koşup gezerken görünce çok sevindi. Onu aramak için peşine düşenlerin yolda olduklannı bilmiyordu elbet. 54 . havayı kokladı.. üyirin bir o 1 Biye: Dört yaşını geçmiş dişi at. sırtında ağır bir üzengi. hayvana yaklaştı ama Gülsan kaçıp kurtuldu.. Yorga eyerliydi. boynunu kız gibi uzattı. o çamurlu yolda gelirlerken yarıştaymış gibi koşarak yeni efendisini nasıl zıp zıp zıplattığım. bir bu yanına geçiyordu. Yorgayı tutmak.. Yılkıyı biraz harekete getirmek istedi. havaya kansan pelin kokusu başını döndürmüş. bu yüzden onun. Evet. Pis pis kokan bir meyhanenizi önünde beklediğini. Üzerindeki o gülünç eyer. Hadi koş. Genç kısraklar zıplayarak. Sanki ata bir erkek değil de koca kalçalı bir kadın binecekti.www. Atın yanına gelince başında başka bir başlık. Ama Gülsan çok geçmeden yine kaçıp geldi. Eyerin üzerinde kalın kadife bir minder görünce çok kızdı.cizgiliforum. Sonra yılkının önüne çıkıp yeni aygın arkalara iterek onun yerini aldı. ona hiç de yakışmayan bir eyer gördü.. güldü. kulun kokusu. ağzım yırtarcasına geme asıldığım ve kırbacı kafasına kafasına indirdiğini de. Daha dün. Tanabay bunu görünce yine sevindi.com. İki yanım bereleyen ağır • üzehgelere da aldırış etmiyordu. yorga üyirin arasına girince herşeyi unutuver-mişti: Kısrak kokusu. keyfine bak. Gülsan silkindi. sıçnyor. yeşil ova gün ışığında pınl pırıl parlıyordu.. Kısrakları çok özlemişti ve o yüzden sahibinin yüzüne bile bakmıyordu. Elveda Gülsarı/89 yanına. iyi misin? diye yorganın yanına koştu. Tanabay bindiği atın üzengilerinde doğrularak bağırdı ve yılkıyı uzaklara sürdü: -Ayt! Ayt! Ayt!. Tüh! tiye tiksinerek tükürdü. sonra yeni efendisinin arkadaşlarıyla o meyhaneden çıktıklarını. "Demek yularını koparıp kaçtın ha? Aferin sana.

bir kere daha kement geçirdi boynuna. Çok yorulmuştu. alay ediyorlardı onunla: "Ey Tanabay. . yılkıda bir şeyler oluyor. . "İyi ile kötü birbirinde ayrılmaz. Seyisleri de bezdirmişti Tanabaylı da.Tek başına.Dinlesene. ama birileri gelip onu iteliyor. kemendi alıp atın boynuna geçirdi. Gülsan'nın o haline yüreği sızladı. Komşu yılkılardan olan bir delikanlının da yardımıyla atı geri götürürlerken. • -Tanabay! Tanabay! Uyan! diye sarstı karısı. Başına bir yular taktı. Ama Gülsan'nın akıllanmaya niyeti yoktu. Bir yere gidip ellerini yıkamak istiyor. geç yatmıştı. O gün Tanabay otlaktan geç gelmiş. Uyur-uyanık kendi kendine 'kan görmek iyi değildir' dedi. . düzü bayırı geçerek. elini kanla yıkıyorsun! Kan bu kan! ha! ha! ha! hi! hi! hi!. Sonra kendi elleriyle götürüp bakıcılarına teslim etti. .Yine mi? Hay başımın belası. Ucu kementli sopasını kaparak kavga yerine koştu. pranga vurulmuş bir hapishane kaçkını gibi buraya kadar koşmuştu hayvan.Ne oluyor? Ne var? . Her yanı kan içindeydi.enginel elveda gülsarı Biraz durup düşündükten soma. Her fırsatta kaçıp geliyordu. Hiç de iyi yorumlanmayacak bir düş gördü o gece: Savaşta..Sen akıllanmayacak mısın hiç? Ne diye ikide bir kaçıp geliyorsun? Ahmağın.. yoksa şehirde bir mezbahada mı. ne olacağı bilinmez" diye bir yılkıyı çadırın yakınında bıraktı.." 1 Doğrusu inanılır gibi değildi.Ne biçim insanlarsınız siz! Eliniz ayağımz yok mu? Başkamn atına bakamıyor musunuz? Daha iyi bağlayın onu! Gülsarı üçüncü kez kaçıp gelince Tanabay kızdı: 90/Elveda Gülsarı . Talihsiz yorga olduğu yerde dönüyor. bağırıp çağırıyor.www.. Elindeki sopayı var gücüyle o aygırın sırüna indirdi ve • sopa ikiye bölündü. gözlerinden yaşlar aktı. sersemin tekisin sen! Onu bir kere daha yakaladı. tepiyor." diyorlardı. Onca yerden. Tanabay Gülsarı'yı onlara teslim ederken çıkıştı: .. Yaklaşıp bakınca Gülsan'yı gördü..com. "Tanrım! Ne kötülük etmişler sana! Kim vurdu bu zinciri ayaklanna? Buna rağmen o kadar uzaklardan ta buraya geldin ha! Ah zavallı sersem ah!. pek anlayamıyordu. Hava ağarmaya başlamıştı. öc alıyordu. cephede miydi. Onu ısırıyor.. Bir kere daha ağzına geleni söyledi onlara. Gülsarı yine kaçıp geldi galiba.yan yolda Gülsarı'yı arayanlarla karşılaştılar. beni rahat bırakmayacak bu hayvan! Tanabay alelacele giyindi. 55 . aygırlar dövüşüyor. Yılkım yeni aygırı da onun bu halinden Elveda Gülsan/91 yararlanıp basıyordu çifteyi. zincir bacaklarına vuruyor ve hayvan inliyordu. zor uyudu..Ay it herif ay! diye bağırarak koştu Tanabay. dereyi tepeyi aşarak nasıl gelebilmişti buraya? Bütün gece seke seke geldiği belliydi. elleri de kana bulanmıştı.cizgiliforum. Onu kovup uzaklaştırdı. Aman Tanrım! O ne? Yorganın ayağına zincir köstek vurulmuştu.

kaşığı. bakırdan. demirden ne güzel aletler. Tanabay atın orasına burasına baktı. hayvan suyu geçerken yırtılıp çıkmıştı. O zalim ise gidip bu kösteği almış. "İbrahim bu zinciri yaşlı birinden bulup almıştır. yüzünü dudakla-nna yaklaştırdı. Gülsan'nın ayağındaki zincir kösteğin çıkarılmasına bütün aile yardım etti. atın ayağına geçirmişti. Böyle keçe kaplamalı zincir köstekler eskiden kullanılırdı. künyesi vardı. ne güzel süslemeler. akıllılıklarının bir belgesiydi. Onu geri vermezse başı derde girerdi çünkü.. tabağı. Atı iple bağ-lasan ipi keserler. Gümüşten. ama köstekli atı çalamazlardı. Ondan başka kimse bu kadar acımasız olamaz. Caybar yorganın yularından tutup evin önündeki bağlama direğine bağladı. her şeyi. tahtadan ne güzel oymalar. yapan kişi karşılık olarak ne almış? 56 . değerli yürük atlara. Hem ne kadar kaba şeyler! Yazık! O ünlü eyer ustaları yok artık. ne zaman yapmış. çünkü köstek kilitliydi.. Çok üzüldü. Artık böyle köstek vurulmuyordu atlara. Nereye gitsen hep aynı şeyleri görüyorsun. Kan ter içinde kalarak. Atın yara beresine merhem sürdü. başka biri de 92/Elveda Gülsan bunu İbrahim'in kulağına fısıldamıştı. Kim yapmış. Çok yorulmuştu. Ama ayağında zincir kösteğin bağlandığı yer cılk yara olmuştu. Aldığı yaralar iyileşirdi.cizgiliforum. Yaşlılardan biri bu kösteği hatıra olarak saklamış. Zinciri var gücüyle uzağa bir yere fırlatıp attı.. hırsızlar çalıp götürmesin diye böyle köstekler vurulurdu. Ah zavallı Gülsanm. Ablası küçük kardeşini sırtına alıp evin yolunu tuttu. Artıfc zincir kösteklere gerek kalmadığı için bu işçilik unutulup gitmişti. Eski zamanlarda. büyük kız yuları tuttu.. Gülsan da dudaklarını onun gözüne sürüp sevinçle gözlerini yumdu. bunu mutlaka o yapmıştır" diye düşündü. Sonra hayvanın başını tutup okşadı. ne olduğunu ne olduğunu sen de bilmiyorsun elbet. Bu yüzden de demir Gülsan'nın ayak derisini sıyırmıştı. Zincirin keçe kaplaması da eski ve çürümüş olacak ki. Ne eyerler yapılırdı eskiden! Her eyerin bir tarihçesi. Tanabay bir süre oturduğu yerden kalkmadı.enginel elveda gülsarı Tanabay üzgün üzgün başını sallayarak "Vah! Vah!" dedi. .. ne güzel deri işleri yaparlardı. Bugün böyleşini kimse yapamazdı. elini kolunu yaralamak pahasına zincir kösteği çıkarabildi. "Şimdi her şeyi alüminyumdan yapıyorlar: Tencereyi. Eski bir demirci olması ve o işi yaparken kazandığı tecrübe Tanabay'ın işine yaramıştı. Bunu yapan kişi gerçekten büyük bir usta idi. Bütün bunlar yol olup gitmişti. kime yapmış. Eski Kırgız ustalarının hünerlerinin. küçük kız ise çevrelerinde merakla dolanıp durdu. Caydar yorganın başını tutup elleriyle gözlerini gölgeledi. leğeni. ne yapacağız şimdi? Aklını başına topla artık. sürahiyi.www.Peki.com. Herbiri eşsiz bir sanat eseri olan şeyler vardı. Ağır ağır giderek attığı zinciri getirdi. Sonra aletlerini topladı. kendine işkence ediyorsun.. Buna rağmen Gülsan onca yerden kaçıp gelebilmişti. Yalnız o muydu unutulup giden. O paslı zincire evirip çevirip baktı ve ustalığına hayran kaldı.

. dağlarda sürü otlatanlar. el sanatları kaybolup gitti. O deliklerden rüzgâr giriyor. çadırsız yapamazlardı. İnsanoğlu bugüne kadar bu durum için. el hünerlerinin yok olup gitmesine üzü-lür. Herhalde yakında herkes. nesi ağaç bunun! Gidip şu yöneticileri biraz sıkıştır da bize de yeni keçe versinler.. nasıl dili vanp söylemişti! Şimdi Tanabay. neden böyle olduğunu bilemezdi.enginel elveda gülsarı Hepsi bilinirdi. Böylece çadır evler gerçekten yıkıldı. yok edildi.www. Ne var ki. eski çadır ustalarının bu dünyadan çoktan göçüp gittiklerini. Caydar yeniden çuvaldızı ve kalın ipi eline alır. Aslında bunu birilerinden duymuş ve kendi görüşü olarak söylemişti: "Yok olsun çadır evler! Eski usuller yok olsun!" demişti. On-lann yerine kış evleri yapılmaya başlandı. Hatta birkomsomol toplantısında. durup 94/Elveda Gülsan oturmak. sınanmışü. halk sanatının. Keçe değil.Allahım.. Keçeleri parça parça olmuştu. otomobille dolaşacakmış! Hepsi birElveda Gülsan/93 birinin aynı olan otomobillerle. daha ne kadar sürüp gidecek bu azap! diye yakınırdı Caydar. Keçe evin direkleri kınldı. deliniyordu. daha iyisini bulamamıştı. yatıştırıyor. kışlatanlar. Bu gerçek iyice anlaşılmıştı. Ama bir yerini onarıyor." Tanabay zaman zaman bunlan düşünür. Keçe çadır. Bir de şu ağaç çatkılara bak! Nesi çatkı. Pişmanlık içindeydi. gençlerin 57 .Ama bir gün köye inip yöneticilere yeni bir çadıra ihtiyacı olduğunu söyleyince. Yalnız plaka numaralan farklı olacakmış. yama üstüne yama vuruyordu da.cizgiliforum. Oysa insan ruhunun aynası. yorulmak bilmeden. ata-babalarımızın ustalıkları unutulup gidiyor! El işleri. el hüneri. onanma başlardı. Keçe kaplamalar da kesilip evlerde kullanıldı. o sayede oturabiliyorlardı içinde. Yüzyıllar boyu geliştirilmiş. Sen bu evin sahibi misin? Nesin? Bizim de insan gibi yaşamaya hakkımız olacak mı. bugün-yann bu işi halledeceğim diye onu oyalıyordu. çadır evlerden söz etmişti. hayvancılıkla geçinenler. Çadır evler devrim öncesinin evleridir ve bunlardan vazgeçilmelidir.com. Keçe evlerin yok edilmesini istemişti. her tarafı isle kaplanmış keçe çadırda oturuyordu. Oysa gençliğinde kendisi de eski törelerin mezan-i* kazanlardan biri olmuştu. Tanabay o sözleri nasıl söylediğine bugün hayret ediyordu. Bunlardan ağıl çitleri.. her şeyi değerlendirilmiş. çadırların yıkılmasını istemek gibi bir sözü ağzına nasıl almış. bir-iki hafta sonra başka bir yeri dağılıp yırtılıyor.. Hatta bazıları yakıldı. olmayacak mı?. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi. Ama işte. göz nuru değil midir?. bahçe parmaklıklan yapıldı. atalannın en güzel buluşlanndan biriydi.bunda kimin suçlu olduğunu. yağmur giriyordu. Bunu nasıl anlayamamış. Caydar baybişe. İlk zamanlar Tanabay karısını avutuyor. Çok eski bir çadırdı. ihtiyar Turgay'dan kalan eski. kendi milletinin. dalıp giderdi. keçe çadırlardan. kar giriyor. göçüp konanlar için. Günlerce çuvaldız ve kalın ip düşmüyordu Caydar'ın elinden. . demişti. kurum mübarek! Kum gibi de dağılıyor.

. hırsla dişlerini gıcırdattı. Ve.Ne yapağısı? Aklını mı oynattın sen? Elde ettiğimiz bütün yapağıyı plan gereği devlete veriyoruz.. kolhoza gereksizmiş. Ona bütün sıkıntılarını anlattı: . onların yıkanmaları gerek. kışın ise it bağlasan durmaz. • .her şeye. .. çocuklarımız var. Ne eşya. Ama. Oysa o keçe çadırı onarmak için biraz yapağı yeterdi ve bu çok gerekliydi. çok da kıtmış. Yazın güneşin bütün sıcağı. bez çadırdan barınak olur muydu hiç? Otursan kalkamıyorsun? Tepesi alçak ve adım atacak yeri yok. havanın tozu toprağı içerde. kesinlikle olmaz. yabancı ülkelere satılıyormuş. diye diretti Caydar. Oysa biz bir aileyiz. kendine baktı.. biz o yapağıdan keçeyi kendimiz yaparız. öylesine soğuk. Yu-karıdakilerin de düşünmesi gerekirdi.Bu işler niye böyle gidiyor. O böyle hid96/Elveda Gülsan 58 . ne dersen de. Ama ne evdi! Yürekler acısı bir görünümü vardı çadırın.. O zamanlar ne aptallıklar ettiğini anlayıp acı acı gülümsedi: "Gereksiz! ha! ha! ha!". o da geçici bir süre için. ne kap-kacak Elveda Gülsan/95 koyacak yeri var. Çocuklar kalkıp dolaşacaklar. onlara da oturacak bir yer yok.. kolhoz ürünlerinden her yıl tonlarca yün kırkıyorlardı. Zaten kolhozda keçe de yoktu. İçinde ateş de yakamıyorsun. Her şey için dilekçe yazıp bekliyoruz. Tanabay o zincir kösteği keçeden evine götürdü. dedi Tanabay.enginel elveda gülsarı ise bu işi hiç bilmediklerini öğrendi. Çora üzgün üzgün başını salladı: ..Palatkada oturacağıma elek gibi delik deşik keçe çadırda otururum daha iyi! dedi. ben palatkada oturmam. kendisi de suçlu sayılırdı. asla oturmam palatkada!.Öyleyse bana yapağı verin. Palatka denilen o bez çadırda ancak bekâr bir adam oturabilir. dökük keçe evde oturmaya devam etti. Tanabay sustu.. yorganın ayağını parçalayan zinci-re. O bez çadır keçe çadırın yerini asla tutamazdı. Tanabay ailesi.com.Yoo. o yama üstüne yama vurulmuş. Nasıl cevap vereceklerini Tanrı bilir. yırtık. O günlerde birçok yılkıcı palatka denilen o bez çadırda oturmak zorunda kaldılar. Bir bakıma kendisi de sorumlu. Bir komşu. Evin içine baktı. Ne yaparsan yap. Yünü kolhozun kendi işleri için kullanmanın hiçbir yararı yokmuş. bakımı gfcrek.cizgiliforum. Yapağı çok değerli bir malmış. yararı yokmuş!" Bu çok acı sözler uzun zaman aklından çıkmadı.Öyle diyorlar. öfkeyle. kolhozda bir gram yün kalmıyor!.www. » Tanabay bir gün Çora'ya rastladı.Bu konuyu zamanında ikimiz de düşünemedik. Tanabay'a çadır ev yerine palatka denilen bez çadır vermek istediler ama Caydar buna şiddetle karşı çıktı: . niye düzelmiyor başkan? dedi. Yoo... bir eş-dost gelecek olsa. "Kolhoza gereği.

yirmi iki daha eder yüz. çok güzel bir gündü. hırsından dudakları titreyerek bağırdı onlara: . Bu yüzden nefesi yetmedi. sonra var gücüyle çomağıyla vurdu ve çelik çok uzaklara düştü.Tam yüz! Şimdi kaybeden çocuğun üzüntüsünü belirtmek için ağıt yakması gerekiyordu.Yüz oldu.Yaşasın! Tam yüz sayı yaptı! Ne eksik ne fazla. hiç durmadan ağıt söyleyerek koşacaktı. hile yapmasın diye.www. onu denetliyorlardı.com.. Şimdi. Güneşli.. tam yüz! Öteki çocuklar da bağırdılar: . onbeş..Karabay zuvvv. bozlayarak!" Kaybeden çocuk derin bir soluk aldı ve ağıdını söyleyerek koşmaya başladı: I Gökbay. Akbay A Buzavındı bakpay Kayda cürsin. Bu sözleri söylememeli.. Dobra dobra konuşmasınını... başı dönüyordu. Akbay Buzağını bakmıyor Nerede yürüyorsun oynayıp Ay ay ay karabay." 59 . görün! Bu benim Gülsarım! Gördünüz mü nasıl yorga gidiyor!. Çocuklardan biri çeliği havaya attı. bir yandan da çocuklara sesleniyordu: "Hey çocuklar. bahar gülüyordu. Üç vuruş hakkı vardı. doğru ölçsün diye yanına geliyor.Alın götürün! Bu zinciri de başkana verin ve deyin ki: Bir daha bu zinciri yorganın ayağına vurmaya kalkarsa. geri dönüp yeniden başlayacaktı koşmaya. Kazanan kaybedenin sırtına bindi: . bakın.. Yeniden çocuk ise ağlayacaktı nerdeyse.. iki. . Çocuk elindeki uzunca. Ne yaparsın? Oyunun kuralı böyleydi işter. bir adım bile ara vermeden söyleyerek koşması gerekiyordu.Deeeh! Haydi hızlan bakalım! diyor. Yirmi iki! dedi çocuk.enginel elveda gülsarı det içindeyken.Ay. o zincirle onun kafasını ezerim! Bunu söylemeyi-sakın unutmayın!.. diye sevinçle bağırmaya başladı.. Oradan çeliği bir kere daha havalandırıp olanca gücüyle vurdu. on. başka zaman bulamamışlar gibi. Yirmi iki çomak boyu uzağa düşürmüştü çeliği. geçitlerde ve yamaçlarda biten otlarda.cizgiliforum.. At korasının yanında çocuklar çelik-çomak oynuyorlardı.. kural gereği. Yeşeren yapraklarda.. Ama ikinci defa da başaramadı. tüten toprakta. Kazanan çocuk çeliğin düştüğü yere bir işaret koydu. aklına geleni söylemesinin cezasını hep çekecekti. İşaret yerine varmadan dinlenmek zorunda kaldı.. Çünkü şimdi kaybeden onu başlangıç yerine kadar eşek gibi sırtında taşımak zorundaydı. üç. Zuvv!) Ağıdı hiç kesmeden. çomakla vurduğu yerden çeliğin düştüğü yere kadar olan mesafeyi ölçmeye başladı: Bir.. o kadar yerden. Hepsi Elveda Gülsan/97 çeliğin düştüğü yere koştular. Gülsan'nın peşine düşen atlılar çıkagelmesinler mi! Tanabay. Çünkü. Öbür çocuklar..oynap Ay.Daha önceki toplam yetmiş sekiz idi. Kazanan çocuk sevinçten uçuyordu... mahmuzlar gibi topuklanyla vuruyor.. yedi. (Gökbay.Kazanan çocuk bağırdı: "Ne duruyorsun? Hadi koş bakalım zırlayarak. bu kadar ağır konuşmamalıydı. Kazanmıştı. Üçüncü vuruşa sıra geldi.

Başını ahırın yukansmdaki küçük penceresine doğru kaldırdı. hayvanın güzünü alıElveda Gülsan/99 yordu. Gülsan yularını koparmaya çalışıyor. İbrahim ötekilere "Hadi hazır olun!" dedikten sora. Yeni başkan da oradaydı! Kısa bacaklı. bozkırda yayılıp otlayan yılkılar geliyordu. Adamların hepsi birden . Atçılar ahırları temizliyor. başlayın! Başlayalım mı Co-ul Aldanoviç? dedi İbrahim saygıyla başkana bakarak. Huysuz-lanıyordu. onu kendi bölmesinde tek başına bırakmışlardı. burun delikleri titreye litreye bahar havasını içine çekti. Bugün Gülsarı'nın çevresinde niçin bu kadar çok adam vardı? Adamlardan biri. sonra dışarıdaki adamlara seslendi: . Ah bir kaçabilse. Öteki adamlar iplerle Gülsarı'nın çevresini sarmışlardı. parlak madenden bir şeyleri beyaz bir bezin üzerine yerleştiriyordu. Sırtına eyer de vurmamışlardı. Sabahtan beri ne yem vermişler ne de su içirmiş-lerdi. Yeşil yaprak kokusu. Bağlıydı. Madenler parlıyor. havayı dövmeye başladı.Dışarıda çocuklar oynuyordu. Damarlarındaki kan taşar gibi akmaya başladı. Gökyüzünde ve yılkının tepesinde uçan kazlar da kanat çırparak onu çağırıyorlardı. ka-barıyordu.Tebetey yere. nasıl parıl parıl parlayan bir gündü! Yorga.com. rahat dur! diye bağırdılar. Ötekilerden farklı olarak.Çıkar! dedi dışarıdakiler. geniş taraklı ayaklarını iki yana açmış. nemli toprak kokusu vardı havada. gübre yığını üzerine 60 . öbür eliyle gömleğinin düğmeleriyle oynayıp duruyor. telaşlı telaşlı dolanmaya başladı. Ah şimdi geniş bozkırdaki üyirin yanına bir varabilseydi Gülsan! Gözünün önüne engin bozkır. Başkan başını saljadı.Dışarı çıkarayım mı? . Nasıl koparsın! Bağırsa belki duyarlardı. boz renkli bir tulum giymiş olanı. Ah. Sonra tilki derisinden tebe-teyini ahır kapısındaki bir çiviye astı.Ne kişneyip duruyorsun? Rahat dur. Süvari pantolonu giymişti.Herkes onutmuştu onu.enginel elveda gülsarı Bu sırada Gülsan at korasında hapsedilmişti. yoksa karışmam ha! dedi. . tezekleri dışarı çıkanyorlardı. ayağının altındaki samanları çiğneyerek ve korayı inleten bir sesle acı acı kişnedi: Neredesiniiiz! Neredesiniiiz? Dışarıdaki bakıcılardan biri küreği kaparak içeri girdi ve ona bağırdı: . tepiniyor. bazıları eyer vurularak binilmiş. koşabilsey-di! Çifteler savurmaya. * Bunun üzerine iki bakıcı. İple. 98/Elveda Gülsarı At korasında ondan başka hayvan yoktu. bir elini beline dayamış.Yavaş ol. çırpınıyordu.Hadi ne duruyorsunuz.küt.cizgiliforum. Gülsan'yı iki yandan bağlı olduğu zincirlerden tutarak avluya çıkardılar. iki yanından zincirle bağlamışlardı onu. o kollarını sıvamamış-tı.www. Bazı atlar arabaya koşulmuş. kayışla değil. Ağzından dünkü gibi yine o pis koku yayılıyordu. Ah! Ne güzel.

Artık traktör bile gelse yerinden kımıldayamaz! O zaman. Sonra. ne yapacağı hiç belli olmaz" dedi. böylesine rahatsız yatışı neden? Yok. oldu işte. bundan sonra olacakları görmek için beklediler. bakarsınız çifte atar.enginel elveda gülsarı düştü. üstüne çıkın! Sıkı tutun! Hepsi birden yorga atın üstüne abandılar.cizgiliforum. Şimdi şuradan da bağlayın.Yine başkana döndü: "Siz şöyle biraz kenarda dursanız iyi olur Corakul Aldanoviç. Bir daha silkindi. Niçin yapıyorlardı bunu? İpi neden arka bacaklarına doğru çekiyor. . bastınyorlardı. Apan seni soymak. Kora avlusunun dışında çocuklar çelik çomak oynamaya devam ediyorlardı: Elveda Gülsarı/101 Gökbay. Güneş de yuvarlanıp üstüne düşmüştü sanki. Ter içinde kalan. başına ve boynuna basanları silkeleyip atıyordu. bir daha gerindi.com. İp çatır-dayarak gerildi. "Yıkın yere!" dedi. . Boynuna at kuyruğu kılından yapılmış kement geçirilince Gülsarı'nın tüyleri diken diken oldu.Bastırın. Gülsan gövdesinin bütün ağırlığıyla ve büyük gürültüyle yere yıkıldı. Bütün vücudu zangır zangır titriyordu.www. Onu oradan alıp silkeleyerek tekrar as-tı. Ay. acıdan 100/ElvedaGülsan bacaklarını karnına çekiyor. gözlerini dört yana çevirip ürkek ürkek bakıyordu. Akbay Buzavındı bakpay. Dizleriyle. boşta kalan arka ayaklarından biriyle tekme savurmaya başladı. bir havlu ile durmadan ağzını yüzünü silen İbrahim de başkanın yanına gelip çömeldi. Kalın bir ipi dü-ğümleyip ucunu sırtından aşırıp uzattılar. yeni başkan. zuvvvv! 61 . Yer sarsıldı. Kolları güçlü adamlar ipe asıldı. Ne olmuştu? Neden yana düşmüş yatıyordu? Ağaçlar niçin gökyüzüne doğru uzanıyorlardı? Yerde böylesine uygunsuz.Çabuk olun! Çabuk olun! diye bar bar bağırıyordu İbrahim. ayakları uyuştu.Tamam bitirdik işini! . Sonra kasları kasıldı. İkisi de birer sigara yakıp tüttürerek. Kayda kettin oynap. Atın düğümü! Adamlar yorganın dört ayağını bir araya getirip sımsıkı bağlamışlardı. acılar içinde kıvranıyor. İpler derisini çiziyor. Akşam içtiği votkanın pis kokusunu hayvanın yüzüne savurarak baktı. çırpınıyor. Gülsarı hâlâ çırpınıyor. at denen hayvan akılsızdır. yere yapıştırılan atın başına sokuldu. Atın ter içinde kalan vücudu. Önünde yatan at değil de baş düşmanı olan bir insanmış gibi kin kusarak bakıyordu ona. Ama adamlar yine abanıyor. onu neden böyle bağlıyorlardı? Gülsarı hırıldıyor. Ne yapacaklardı bu adamlar? . Çabuk bitirin işinizi. ay Karabay. İbrahim yine bağır bağır bağırıyordu: .Amma da güçlüymiş ha! . yok! Olur şey değildi bu! Gülsarı başını salladı. Ve kendini bırakıverdi. burnunun dibine çömeldi. kollarıyla sımsıkı bastırdılar. toynakları vücuduna batıyordu.Başını tutun! Yere bastırın! Bağla! Çek! Eh.

www. İşaret noktasına ulaşamadın. Olanlar olduktan sonra da Gülsan bir süre öylece bağlı kaldı. bir daha kaçamaz. o gidemiyordu.Hayır. Üyirin üzerinden kazlar kanat çırparak onu çağırıyor. ne işiniz var orada? Haydi defolun! Gidin oynayın! Çocuklar çitten atladılar ve koşarak gittiler. orasını burası düzeltti ve ter içinde kalan kafasına geçirdi. zuvvvv!) Güneş yine her zamanki gibi parlıyordu. sımsıkı bağlanmış atın üzerine abandılar. Birilerinin eli Gülsarının kasıkları üzerinde dolanmaya başladı. Dünya başına yıkıldı ve sonra zifiri bir karanlık oldu. unutun gitsin! O öyle kötü bir adam işte. Kora dışındaki çocuklar hâlâ çelik-çomak oynuyorlardı: Gökbay. bir de Sibirya'ya sürdürdü. sinekleri kovamıyordu. her şey tamam. Bunun üzerine İbrahim ayağa kalktı. Şimdi yanaş bakalım şöyle. . ay. Birden korkunç bir acıyla canı çıkayazdı. Kanın dinmesini bekliyorlardı. Herkes kımıldadı.. İbrahim yine sordu: .cizgiliforum. Dizleri ve gövdeleriyle. Karabay.. yine olmadı. İbrahim yaptığı işten gururlanıyordu. Buzavındı bakpay Kayda cürsin oynap Apan seni soymak Ay.Başlayalım mı Corakul Aldanoviç? Başkan yine bir şey söylemeden başını salladı. Yeni efendisi tam gözlerinin önüne çömelmiş bakıyordu. zuvvvv! .com.Hey. Öz kardeşine bile acımadı da malına mülküne el koydu. silkeledi. temizliyorlar..Hey. Kaça kaça vardığı yer bu oldu! Tanabay'ın söylediklerine de aldırmayın. Böyle acımasız adamın kime hayrı dokunur zaten. ay. Kafasını yere iyice yapıştırdılar. Ah! Kıpkızıl bir alev içine düşmüş gibi yandı. Şimdi çıt çıkmıyordu. Engin bozkırı ve orada yayılıp otlayan yılkıyı Gülsan son bir kez daha gördü.. Dünya pırıl pınldı. Beni sırtında taşıyacaksın.bakıyorlardı: .enginel elveda gülsarı (Gökbay. Tilki postundan yapılmış tebeteyini asılı olduğunu çividen aldı.. Akbay . Kora dışında çelik-çomak oynayan çocuklar şimdi çite tırmanıp serçe gibi dizilmiş. 102/Elveda Gülsan Gülsarı etine değen soğuk bir şeyle ürperdi.İşte Corakul Aldanoviç.. bakın! Bakın ne yapıyorlar?. karabay. Başına. burnuna sinekler konuyor ve o. İbrahim ellerini oğuşturarak: . Zuvvv Gülsarı'm! Güneş parlıyordu. . Rahatlamıştı. Gözlerinde şimşekler çaktı.Amma da bildin ha! Hiç de değil! Onların konuşmalarını duyan İbrahim elini havaya kaldırarak bağırdı: . Akbay Buzağını bakmıyor Nereye gittin oynayıp Anan seni dövecek Ay. 10 62 .Toynaklarını düzeltiyor.

bir daha. Köstekli ayaklarla yürüyünce yol bitmiyor.com. Zincir köstek şangırdıyor.Soru sormayayım diye mi söylüyorsun bunu? 63 .. ayaklannı yere basınca da fırlatılmış bir taş gibi gidip kayboluyordu. dağ arkaçlarım dan inen üyire ulaşabilseydi! Oysa o zincir onu tutuyor. İki hafta sonra.yine o kaçış yolunda olabilseydi. her yer karanlık ve sessizdi. Göçüp konmak için pek çok hazırlık gerekiyordu: Un öğütmek için değirmene. bir yukan bir aşağı gidip gelen başı ağrıyordu.. Sabah erkenden kalkıp atına atlıyor.. sonra rüzgârlı açık gökte tekrar kaybolmuştu. Yaşlı bir adam ve yaşlı bir Elveda Gülsarı/103 at. göğsünü gerip temiz havayla ciğerlerini şişirerek rüzgâr gibi uçabilseydi! Yankılar yapan kişne-mesiyle dağ arkaçlanndaki yılkıyı çağırabilseydi! Kulunların. Köstekle yürümek bir cehennem azabı!.. .. ayağına zincir köstek vurularak yılkıya döndüğü zamanki gibi. Öğle olunca. yeni otlaklar bulmak için dağ arkaçla104//ElvedaGülsan rında konuşlanmaları gerekiyordu. Yatılı okulda okuyan çocuğu da gidip görmeliydi. Bir evden başka bir eve taşınmak çok zahmetli bir iştir. hayvanın toprağa değen yanını donduruyordu. Bir sıçnyor. düşünceli asık suratlı olarak geri geliyordu Tanabay.www. Bu yüzden de bitkindi. kış boyunca. haline şükredersin" diye. dedi. Kansı da pek şaşıyordu onun bu haline. Ama bir gün konuştu: .. Tanabay cevap vermiyordu. Her yer karanlık.. zincirli ön ayaklarını şaha kalkar gibi yukan kaldınnca.cizgiliforum.. Soğuktan kaskatı olan kara yer. sonra yine sekip yine sıç-rayarak. alış-veriş için pazara. Çok gerilerde kalan bir dönemde. Yaz boyunca.. Ay çıkmış. At.. ayakkabıcıya gidilecekti. Bir ışık. kansı ona bir çift söz söylecek vakit bulamıyordu. bir şey bekliyor gibiydi.. yorga atın toprağa değen yanını donduruyordu. Alevler rüzgârdan oynuyor.Neyin var senin? diye soruyordu durmadan Caydar. yerinden kımıldamasına engel oluyordu. yılkıya gidiyor. bacaklarını oynatıp toynakları ya-riarcasına koşabilse. Çay kenarında alev alev yanan bir ateş. Tanabay hep telaşlıydı. güz boyunca. kısrakların kokusunu ala ala... seke seke. bir sekip bir sıçrayarak. sonra yine ışık.. . Soğuktan kaskatı olan kara yer. Sır dolu bir gece.Geçenlerde çok kötü bir düş gördüm. biyelerin.. ayak bilekleri kanıyordu. Hapishaneden kaçmış bir mahkûm gibi. O zaman tek başınaydı. bir yükselip bir alçalıyordu. her yer ıssız. ta bahara kadar hep orada kalacaklardı. Öyle çok. yine karanlık. Kırgızlar boşuna söylememişler: "Bir yerden bir yere taşın da. O zamanki gibi şimdi de zincirleri koparamı-5lördu.enginel elveda gülsarı Geceydi. Ay başının üzerinde bir görünüyor.. ayağındaki zincirleri şangırdatarak. bir karanlık.. öyle zor işler çıkar ki şaşakalırsınız. bir daha. şaşkındı. O zamanki gibi şimdi de adım atacak hali kalmamıştı. Ah bir kalkabilse. Oysa Tanabay üzgündü. acıtıyordu. Büyük bir ağırlık inen boynunu kaldıramıyordu hayvan. Tedirgindi. Çay kenannda alev alev bir ateş yanıyordu.. iki sıçnyor. Bu ışık atın gözlerini kamaştırıyor.

hatırını sor. bugün-yann göç edeceğimizden haberin yokmuş gibisin.com.Daha sonra giderim..Hemen döneceğim Cyadar. Kansına: . Atlann hepsi işe götürülmüştü. Bir zamanlar düşlere. Elveda Gülsan/105 Ertesi gün üyiri genç bir yılkıcıya emanet ederek atlara binip yola koyuldular. Sonra. Issız ahır. Aralık duran arka ayaklannın arasında küp gibi şişmiş bir yara görünüyordu. Tanabay büyük kızlannı atın terkisine.Yine ne oldu? Nereye gidiyorsun? .enginel elveda gülsarı . İşte o zaman gördü günlerdir olacağını sezdiği o büyük felâketi.Ne zaran var. çocuklan da götürelim. at bakıcılanndan birini bulmak için öbür avluya çıktı. tövbe etmen gerek. Tanabay etrafa bakındı. Başım hafifçe eğmiş.Bekle biraz. merak etme. Gülsarı. demirciye uğramadan dosdoğru at korasına gitti. Ben de görmeliyim. dedi. bir iple ucunu kaldınp boynuna bağlamışlardı. Köye geldiler. Tanabay demirci dükkânının önünden geçerken atını durdurdu.. iğdiş edilmiş yorga.www. Tanrıya inanmayan sen değil miydin? Kocakarıların 'kâfir!' diye beddua ettikleri kişi sen değil miydin? Ee. Kuyruğunu da sarmış. kapalı koraya girdi. yaşlanıyorsun artık Tanabay. kadere kısmete..Hayır... Aklı başından gitmiş gibiydi. ıssız avlu ve tek başına bırakılmış. Yüreğini bir aç kurt 106/ElvedaGülsan ısınyor. sokaklarda karşılaştıklan insanlarla selamlaştılar. Sonra büyük kızını kucaklayıp attan indirdi. ses-seda çıkmıyordu. Öğle tatili olmadan daireye uğrayıp bitirmem gereken bir iş var. Tanabay atından indi. Sessizce ve kimseye görünmeden. Çora'ya benim de yolda olduğumu söylersin.cizgiliforum. geleneğimizdir. bir çardağın altında bağlı duruyordu.Daha sonra ne zaman? Köye gitmeye niçin korkuyorsun? İstersen yann beraber gidelim. diye surat asü Tanabay. onu annesinin bindiği atın arkasına oturttu. Tanabay öfkeyle dudaklarını ısırdı. . sen gidedur. herşey. sırtından büyük bir yük atmış gibi biraz rahatladı. gönlünü al. Caydar ise küçük kızı kucağına oturtmuştu.. Yorganın yanına varmak istiyor. . ama cesaret edemiyordu. kımıldamadan duruyordu zavallı hayvan. Ben tek başıma bütün işlerin hangisine bakayım? Hiçbir şey yapamıyorsan bari git de Çora'yı gör. Kora loş olduğu için bir süre gözlerinin karanlığa alışmasını bekledi. . gerçekten kötü bir düş gördüm.Vay itler vay! Vay hainler vay! Biliyordum kötü bir şey yapacağını! diye yumruklannı sıktı.. . hemen döneceğim zaten. . 64 . Ahırda canlı yoktu. Göçe çıkmadan önce gidip hastalan yoklamak bizim töremiz.Aman Allahım. büyük bir acı duyarak inledi. parçalıyordu sanki. gece-gündüz yılkının başından ayrılmıyorsun. her şey korkunç görünüyordu şimdi.. . Aynca at nalı ve bazı demir parçaları alacağım.Ayn ayn gitmemiz doğru olur mu? . yatsam da kalksam da aklımdan çıkaramıyorum.

Gördüğüm korkulu düş çıktı. onu iğdiş etmişler! .. korkulacak ne var bunda? Tanabay katısına cevap veremedi. . merada yaşayan insanlarız. bilemez oldum galiba. ne zaman gün göreceğiz? Nutuklardaki sözlere göre her şey yakında düzelecek. O akşam. büyük bir üzüntü içinde olayı anlattı: . içini çeke çeke yemeğini yedikten sonra yılkıya gitti ve geç saatlere kadar orada kaldı. eskimiş çadırlarının üstüne nasıl yama üstüne yama vuruyorlarsa kolhozun işleri de öyle gidiyordu: Yama 65 . Hadi ben yaralıyorum diyelim. yumurtlayacaklan o mutlu barış çağını. Belki saçmalıyorum. Artık kimsenin yapabileceği bir şey yoktu. senin yorgayı iğdiş ettirdi diye hemen kötülemeye kalkma adamı. derin derin düşünüyor. buralara gelemeyecek. At korasında gördükleri gözünün önünden gitmiyordu.Bırak şimdi başkanı. İşleri çok ve zor. Çok gerilerde kalan o günlerde. üzüntün de çabuk geçer diye düşündüm. Ama. sonuncusu da olmayacak.Çora'nın evinde söylemek istemedim. o parlak armanı (ülküyü). boztorgayların koyunların üzerine yuva kurup --. küfürler savuruyor. dedi. kolhozun işleri düzelecekmiş. asıl köklere nasıl balta vurduklarım da.. ne zamana kadar böyle sürecek bu hayat. Sen ise işin aslını dinleyip öğrenmeden konuşuyorsun. Çora'nın kendisi söyledi. dedi. O arman uğrunda canla başla didindikleri günleri de.Ne oldu? . Daha yeni başkan oldu. Ama biliyorum ki başkaları da benim gibi düşünüyor. Şaşıracak. Yılın oniki ayında yılkı peşinde koştuğum için çok şeyleri göremez. Peki ama. Tanabay. halka.. savaş biteli onca yıl oldu da durumlar niçin düzelmiyordu? Onlar. Artık Gülsan hiç kaçmayacak. Yalnız: . kolhozu nasıl kurduklarım." Tanabay bozkırda dolanıp duruyor.com. umutlan hatırlıyordu. buranın yabancısı sayılır. ne var ki bu düşüncelerden hiçbir sonuç çıkaramıyor-du. işte bunu da biliyorum ve bunda yanılmıyorum.Biliyorum.Bu bizim yeni başkan çok kötü bir adam. sessiz.Yıldan yıla yaşlanıyorum elbet. Kendi kendine Elveda Gülsan/107 konuşuyor. Yeni bir plan yaptıklarını söylüyor. dilerim ki yanılmış ola-'yım. bilmediğimiz çok şey var. Ona ne yapmışlar biliyor musun? O itler.. .nasıl vaadettikleri-ni. çok iyi olacakqmış. Bunu herkes bilir. Küçük bir çocuk değilsin ya! Bu ilk değil ki. o parlak hayalleri..enginel elveda gülsarı Tanabay olduğu yerde geri döndü. sendeleye sendeleye ayrıldı oradan.www. Bindiği aü sürüp yılkıyı toparlarken düşünüyordu: "Belki yeni başkam kötülemekle haksızlık ediyo--rum. bunu can-yüreğimle seziyorum.cizgiliforum.. ama istese de unutamıyordu o korkunç olayı. O uğursuz savaş olmasaydı belki daha da düzelecekti. Bizler dağda. Bir an önce görürsen. Gerçekten de başlangıçta işler biraz düzelmişti. keçeden evlerine döndükleri zaman Tanabay karısına. Her şeyi alt üst ederek eski düzeni nasıl yıktıklarını.. Atalarımız bu işi yapa-gelmiş. yeni yardım gelecekmiş. seni köye götürmek isteyişimin sebebi de buydu zaten.

işin aslını öğrenirim. Kolhozun durumunu düşünmekten kendini 66 . Bugünküler ise kolhoz bürosundanl dışarı çıkmıyor. kolhozu kuranlardan birisin. Tanabay ona kolhozun durumun anlatmaya. ama bunlar da eskileri-1 ne hiç benzemiyordu.. konuşmuyor/ onları dinlemeye tenezzül etmiyorlardı. biri şöyle.[ du. Tanabay artık halkın arasında görünmekten.www. Parti toplantılann-j da ise daha çok uluslararası durumlardan söz ediliyordu. kolhozun meseleleri önemsizdi. Hepsi aynı şeyi söylüyordu: Çalışın. Bambaşka insanlardı. bir yetkili geldi mi. Ben kimim ki? Sıradan bir yılkıcı. Neden böyle oluyordu? Şimdi neden kolhozu eskiden olduğu gibi kendi malı değil de bir başkasının malı olarak görüyordu? Eskiden. onların! soru yağmuruna tutulmaktan korkar olmuştu. sorular sor-1 sa. toplantılarda alınan her karar bir yasa yerine geçer ve uygulanırdı.. savaştan ve kolhozun kurulmasından önce. neden bu durumla-1 ra düştük?" diyecek olsalar ne cevap verebilirdi onlara? Bü-I tün halkı toplayıp bir açıklama yapsalar iyi olurdu herhalde. Oysa bugün toplantılarda alınan 108/ElvedaGülsan kararların hiçbir önemi kalmamıştı. "Bak. bu da mümkün değil.! plan gereğini yapın ve plan hedefine ulaşın... başkaları tarafından yönetiliyordu. sonra d*ona bağırıp çağınyorlar-l di. jâna uzun süre gözüne uyku girmedi. ihtiyacını bildirse. "Eğer yanlış düşünüyorsam söylesin.! Herkes düşüncesini söylese. hiçbir gediği kapatamıyorlardı." Tanabay gecenin ilerleyen saatlerinde evine döndü. konuşulmaya değmezdi. dosdoğru halkın arasına girer. Elbette benim şu günlerde kafam çok karışık. Ya yanlış düşünmüyorsam? Ne olacak o zaman? Yoo. Onun görüşlerini fikirlerini tutmamış. cahil bir çoban. Ona. Yukarıdakiler benden daha akıllıdır herhalde. ac ona tuhaf ve küçümseyerek bakmıştı. çok çalışın. Ne oluyordu böyle? Elveda Gülsan/109 "Çora iyileşir iyileşmez onu konuşturur. onu kuran çiftçiler tarafından yönetilmiyor. Ama yok! Olmuyordu bunlar! Nasıl olsun? İlçe merke-l zinden bir takım temsilciler geliyor.Hepsi boş sözlerdi." Hepsi bu ka-[ dardı. O başkalarının da biri böyle diyor. şimdi anlat bakalım. ben de kendi fikirlerimi söylerim" diye düşündü Tanabay. sora-l caklannı ondan soruyor.. Tanabay daha geçenlerde bir yetkilinin geldiğini.] Onlara göre. bu-j nun başka hiçbir mesele yokmuş gibi dilbilgisi üzerine bhj nutuk çektiğini hatırladı. beğenmemişti.com. bazı meseleleri açıklamaya kalkışınca da. I Kimse kimseyi dinlemiyordu. I sen parti üyesisin. hiçbir verimli sonuç alınamıyor.birini tıkamaya vakit kalmadan bir başka gediğin açıldığım görünüyorlardı. Dışarıdan gelenler ve hiç gelmeyen dışarıdakiler yönetiyordu.enginel elveda gülsarı üstüne yama vuruyor. Bunun da hiçbir yararı olmuyor. Halkla.! önce onlarla konuşurdu. Halk yararına bir karar alındıktan sonra.cizgiliforum. söyleyeceklerini başkana söylüyor. Kolhoz. Eskiden biri temsilci. uygulamaları gerektiğini ve uygulandığını bilirdi. köylünün kendisiyle görüşmüyor. O zaman I çok konuşuyordun.

. o akmaya. Çora da orada. köyün uzağından geçirdi. İlkbahardaki durumuna göre biraz daha iyi görünüyorsa da.. bozla-ya bozlaya..enginel elveda gülsarı alamıyor "Uz gitmeyen nedir.Ey Tanabay. zuv-şuv sesleri doldu-ruyordu havayı. Oysa benim bir ayağım çukura düştü bile.. Altı ay süren yaz ve güz çabuk geçerdi. yitik botasını arıyordu: Neredesin kara gözlü 11 O/Elveda Gülsan botacığım? Ses ver bana! Memelerim sütle dolup akıyor.www. dedi haberci. kulunlar. Burada kısa bir süre konaklayacak. dağ eteğindeki otlakta yılkıyı durdurdu. Görüşmeyeli ne kadar oldu? Bahardan beri görüşmüyoruz değil mi? Kımız ve dağ havası yarıyor tabii.. . o yorgadan da ayrılıyordu. helâlelleşiyordu. sonra birlikte ilçe merkezindeki toplantıya gide-cekmişsiniz".. 'Turnaya beylik versen tepende 67 . Tam o günlerde kolhozdan bir haberci geldi: "Beni Çora gönderdi. Tanabay kendi yılkısını büyük çayırdan. O zaman Çora.. Tanabay bu çağrıya uyarak ertesi gün kolhoz bürosuna gitti. Çora bir süre sustu ve asıl konuya geçti: "Mesele şu Tanabay. Geçidi aştıktan sonra. Köyün kıyısındaki o eve. Neşesi yerine gelmiş gibiydi ama yine de işten başını kaşıyacak vakti yokty. Kızıldan yeşile renk renk entarilerini giymiş gencecik gelinler. yarın köye gele-cekmişsin. O ana deve.. içinde bir şeyler kopmuş gibi sızladı. taylar kişniyor. yine işlere yumulacak hale gelmişsin" dedi içinden. Kalabalığın çın çın. sonra kışı geçireceği dağ arkacına çıkacaktı. solgun dudakları ve zayıflığı. nice nice geceler geçirdiği o eve.cizgiliforum. Sonunda dağ arkaçlarına göç başladı. o avluya şöyle bir baktı: Yorgasına binip gittiği. hastalığı tam atlatamamış olduğunu gösteriyordu.Şimdi Tanabay o kadından da. Çora ile başbaşa oturup bir dertleşme fırsatını bulamadı. Göç öncesi yapılacak işler pek çoktu.. yine eskisi gibisin. günlerce ve günlerce. Her şey geçmişte kalmıştı. yamaçlardan. kuzu-koyun meliyor. Tanabay arkadaşını öyle görünce sevindi. 12 O yılın sonbaharında Tanabay Bakasov'un hayati birdenbire değişiverdi. Baharda gelen. dostlar vedalaşıyor. terslik nerden geliyor?"'diye düşündü durdu. parti örgütlenme dairesinde idi.com. Sonumuz geliyor işte. ayrılık türküsü söyleyen. böğüren sığırlar ve yük kervanı çay boyunca dağ yoluna düşmüşlerdi. Ama onlar kışı da orada geçirecekler ve ancak ilkbaharda döneceklerdi... Mis gibi kokan ananın ak sütü.. Yine bir cevap bulamıyordu. Yanına gelip gidenler pek çoktu. gözden kaybolan yaban kazları gibi uçup gidiyorlardı onun için iç dünyasında. "Çok iyi. solgun ve buruşuk yanaklarını oğuşturarak arkadaşına bakıp gülümsedi: . Yüreği. Üyir üyir yılkı. İnsanlar bağırışıyor. sonra gökte sıra sıra dizilip uzaklara giden. sen hiç yaşlanmıyorsun.kavuşma dileğinde bulunan genç kızlarla kafile ilerliyordu. Sonunda başbaşa kalabildiler. sürü sürü koyun..

Partinin ilçe yönetim kurulu bütün komünistlere ve komsomollara emir çıkardı. -Yaa.ı|k edeceksin". karımla da görüşüp tartışmalıyız" diye ekledi. Vakti gelince. Ben yorgaya binip gideceğim. Çok iyi yetiştirmişsin onu.Sayıp sevdiğini bilmem. Ne yaparsa yapsın onu sevmiyor. . diye kollannı açarak güldü. büroyu doldurmaya başlamışlardı. Eee. Hayvancılık işlerinde. Şimdi de yardım edecek. "Bu çobanlık işini bir düşüneyim. Elveda Gülsan/111 Bu konuda en kötüsü de bizim kolhoz. hastalıktan sağlıktan. Yarın kurul üyelerine bir cevap vermem gerek. diye güldü Tanabay. Bazen yüreğime bir ağrı saplanıyor. "Caydar olmasa sen çoktan bir yerlerde boynun altında kalıp giderdin" diye takıldı Çora.. O işi becerip beceremeyeceğim hiç belli değil. Başkan oraya vardı bile. havadan sudan konuşmaya başladılar. Akıllı kadındır o.. başedemediği için.com. Çora da telaşlıydı ve saatine bakıyordu. "Gülsan nedense başkam hiç sevmedi. sıkıntılarını anlatırsın.Bunu çok istiyorum Tanabay. Parti böyle emrediyor. Yılkı bakımını üstlendiğin zaman beni zor bir işten kurtardın. çok geçmeden bunu yapacağını. Biliyor musun bir kamyonumuz var artık? Yakında bir tane taha alacağız. ben şimdi gidiyorum. Senden bir ricam daha olacak. bu durumda sen de yardım etmek zorundasın.cizgiliforum. Caydar nasıl? Çocuklar iyi mi? Böylece çoluk çocuktan. onu canından usandırdı hayvan. Rahat ede-ceğiz. Çora'ya pek ağır sözler söyleyeceğini o anda bilmiyordu. bütün sorumluluğu üzerime alırım.Demek öyle. Caydar'la sonra konuşursun. dedi Çora.Hemen karar verme Çora. Saat yedide Raykom'da (ilçe merkezinde) olmam gerek. Yarın hayvan üreticilerinin toplantısına gideceğiz. Fırsat bulursam ben de gider anlatırım. 112/Elveda Gülsan . derdini.Hadi. ben yılkıcılığı öğrendim. kıvranıyorum. Tanabay biraz düşündü: . İşte o zaman yorgaya binince ne ağrım kalıyor. Sabah erkenden herkes kamyona binip gidecek. Sen atını ahıra bırak. Kızma gücenme. beni bu güç durumdan kurtaracaksın: Bir koyun alıp çoban.Başının etini yiyeceğimden hiç kuşkun olmasın. . en kötü durumda olan sürülerin bakımı ve bu işlerin düzeltilmesi için yardımcı olmalarını istedi. Koyun gütmek ve bakmak çok zor bir iş. Hiç bu kadar kötü olmamıştı. Gülsarı'ya sen mi biniyorsun? Demek başkan sana çok iyi davranıyor? diye şaşkınlığını belirtti Tanabay. kamyondan geri kalmaz o. Dağlardan çağrılan çobanlar gelmeye.enginel elveda gülsarı gagalayıp durur' derler ya. ne 68 . Başkanı yanına bile sokmak istemiyor. ben de öyleyim işte. Ben de bütün suçu. Böyle dese de. Emir böyle. Eşsiz bir at. ama sabaha kadar kararını ver. Başka çaresi de yok. kurtulmak için verdi onu bana. Öldürse bile uysallaşmaz onun altında Şimdi ben biniyorum. Çok büyük yardımın oldu. her şeyi anlatırsın.www. dedi. . . Tanabay kendisini çok düşündüren bir meseleyi ortaya atmak istiyordu ama buna fırsat bulamadı.Düşün elbet. özellikle de koyunculukta işler çok kötü gidiyor.

nasıl bir adam olduğunu daha anlayamadım.. toplantıdan sonra hepimiz kamyona doluşmuştuk. Köyde bayram sevinci yaşandı. büijsosyalizmin meyvesidir!" demiştin. Ah. Şimdi yeni başkanı da beğenmiyorsun.. Tanabay o günleri hatırlayıp konuştukça coşuyordu: . Demek artık kolhozun bir kamyonu var? Doğrusu kolhoz için çok gerekliydi. Sırf bu yüzden ömür boyu parti örgütçüsü olmaya razıyım. bugünün gençlerine ne oluyor? Oğlumu görmek için yatılı okula gittim. Sen onun üzerine çıkıp bir konuşma yapmıştın: "İşte yoldaşlar. türkülerimizi söyledik.cizgiliforum. neylersin! O zaman bizimle beraber olan yiğitlerin çoğu savaşta öldüler.nara atmak zamanımız geçti.. Onu kolhozun kamyonu sanmıştık.bu yaşta bize yakışır mı?. peki. Giderken de gelirken de şarkılar söyledik. 114/ElvedaGülsan . Büyüyünce adam olacak mı.Neden sevmiyorsun? .. .com. O keyifle şöyle bir istasyona vardık. ne diyeyim bilmem ki.. Yaa.Başkanı.Bize kamyon vermiş olmalan çok iyi. Bir yırlarımızı yırladık. dedJ. Gülsan'mn ayağına zincir vurarak ne hale getirdiğini. Güzel günlerdi hey.Onu ben de sevmiyorum. naralar attık. Beni her zaman yumuşak başlı olmakla suçlardın. ilacım da Gülsan. Herkes aracın başına toplanmıştı. yaşlanıyoruz artık.Ah Tanabay. Çora ciddileşti: . Otomobil de neydi ki! Hani 'Şu' kanalında çalışmaya gidenler dönüşlerinde gramafon getirmişlerdi. Yeni yeni şarkılar dinliyorduk. "Kimi sevmiyorsun? dedi Çora gülmekten sulanan gözlerini silerek? .." diye güldü Çora.Hey Allah! Sana bir şey beğendirmek de çok zor.. Vakti çoktan gelmişti. orada çalarlardı gramafonlan... Evlerinin bahçesine çıkanr.www.. İş-güç yoktu. Hepsi. . Bâğınp çağırmaktan. Suskunluğu uzatmamak için yeni öğrendiği sevindirici haberden söz etmeye başladı. 'orduya gerek' diye almışlardı bizden. Artık neden yüzümüz gülmüyor. Ben şoför mahallinin hemen arkasında duruyor. Ama Tanabay gülmüyordu. neden eskisi gibi türkü söylemez olduk Çora? . elimde kocaman bir kızıl bayrak dalgalandırıyordum. Gramafo-nu olanlann evleri gece yanlanna kadar dolup taşardı. Çok sevinmiştik. Hatırlıyor musun. Artık bunlan söylemenin yersiz ve gereksiz olduğunu düşündü. . savaştan az önce bir kamyon almıştık. gençlik gitti.Yok.. hepsi hatırımda. hatırlıyor musun? Ben kızıl bayrağı gece bile elimden hiç bırakmadım. aptalın teki ve kötü yürekli olduğunu düşünüyorum. benim doktorum da.Hatırlıyor musun Çora. tamam şarkı söylemek. türküler söylemekten sesimiz kısılmıştı. sonra da iğdiş ettirdiğini Elveda Gülsan/113 anlatmak istiyordu. Yaz sonlarına rastlayan bir gündü.. Oradaki parkta bira içmiştik. nasıl bir adam 69 .Bilmiyorum. İkisi de sustu. Sonra onu. benim söylemek istediğim o değil. bu da sosyalizmin meyvesi idi. Tanabay Çora'ya..enginel elveda gülsarı sızım. İşe yeni başladı. Güneşin pırıl pınl doğuşu gibi. "En çok çalışan kırmızı başörtülü kızın şarkısı" nı tekrar tekrar dinlemişti.

. tozlanmıştı.enginel elveda gülsarı olacak bilemiyorum.Ev gerçekten öyle. onunokuduğu enstitüde gençlerin hepsi iyi okuyormuş. bir söylediklerini bin kere söylüyorlar sanki.. Sen evine bir bak. Sıvalan düşmüş. hoşuma da gitmiyor.. her şeye aldırma. at korasına doğru yola koyuldu. Başbaşa oturup dertleşmek istiyordum seninle. Tanabay'in da iki kız kardeşi vardı ama onlar başka köyde oturuyorlardı. cam. Öyleyse niçin istiyor kımız getirmemi? Nasıl konuştuklarını bir görseydin! Ben çocukken Aleksandrovka'da Efremov adında bir Rus'un yanında çalışıyorum. bir gün sokaktan geçerken.Başka bir sefer. Sen genç-lerijdç beğenmiyorsun ama. hepimiz birden kalkınacağız. serçeler çöpleniyor. Ne olacaklarını zaman gösterecek.Da-ha şimdiden öğrenmiş büyüklerine. Ben inancımı yitirmedim. ellerini hazır-ol durumda yanlarına yapıştırıyorlar.. söylediklerinin hepsi birbirine benziyor.www. Ağabeyi Kulıbay'la araları açıktı..evini bir bekleyen. diye düşünüyordu. * Çora kâğıtlarını toplayıp çantasına yerleştirirken: . hiçbir şey anlamıyorum bu olanlardan. Eline orağı aldı: "Tanabay ağanın bahçesini yaban otları sarmış. Çok eskimiş. günlerin dağda geçiyor. bu kötü günler geçecek. Anlamıyorum. Okuyup bir şeyler öğreniyorlar. bir bakan yok. hatırladığı şeyi söyledi: -Bak ne diyeceğim. Hiç ilgilenmiyorsun. şarkı söylüyorlar. Bugün bizim çocuklarımız sahneye çıkıyor. pek üzülmüştü. Bakımsız ev böyle olur elbet. Sen canını sıkma bunlarla. ayıklayayım" dedi. Tanabay da boş duran evine bakmaya gitti. Sanırım fena okumuyor. iyi okuyor mu? . dedi. Öbür yılkıcılar dağa çıktıkları zaman evlerinde ya akrabalarım oturtuyor. Tıpkı o kilisedeki ilâhileri söyleyenler gibi. gidip biçeyim. Bu 70 .. Samansur'a da teşekkür ederim. başkana yaltaklanmayı. Biliyorum.com. . Çora. Caydar çok iyi bakıyordu. viran olmuş evin.. Sen cephedeyken Caydar yapayalnızken bile o ev bakımsız değildi. neler gerektiğini söyle. Çora eşikte bir an durdu. ya da bir bekçi bırakıyorlardı. Avluda dolaşü.. Caydar'ın akrabaları yoktu.çerçeve kırılmış. oğluma bakıyorum da.İkinci sınıfa geçti. senin evin dikkatimi çekti. Yürürken kurumuş saplar ayaklarının altında çatırdıyordu. fırsat bulursak. Bilgili gençler yetişiyor. Samansur'un anlattığına göre. Dersleri nasıl. uçuşuyormuş.. iyi okuyor.cizgiliforum. Çora'mn öğrenci oğlunun biçtiği otlar kurumuş.Bahar gelince elbirliğiyle onaralım onu. Zaten bugünlerde anlamadığım çok şey var.. Ben çok gerilerde kaldım galiba. harman yeriymiş gibi. seninle uzun uzun konuşuruz Tanabay. O Rus beni bir "Kızıl yumurta bayramında" (Paskalya) kiliseye götürmüştü. odaların içinde. bugünün gençlerini pek de fena görmüyorum. kötü giden işleri onlar düzeltecek. Suratları asık. Bana: "Okul müdürüne sık sık kımız getir baba" dedi. umut onlarda. Niye getirecekmişim? Aslında kötü bir öğrenci de değil. Bizim Samansur yaz tatilinde bura-[ İl Elveda Gülsarı/115 ya geldiği zaman senin evin halini görmüş.

Gerçi kesin kararım henüz vermiş değildi ama.bilmediğini soracak.Hey gençler. mutlaka olur!".enginel elveda gülsarı yüzden Tanabay'ın evi başsız-gözsüz kalmış ve harabeye dönmüştü. Mırıldayan. Gençler şarkı söylemeye başladılar. neler yapılması gerektiğini söyleyecekler. Daha kamyondan inmeden o atların arasında Gülsan'sını görmüştü. Herhalde herkes bildiğini anlatacak. seyyar çaycılar. Önce biraz isteksiz davrandılar. Merkez kalabalıktı. Elveda Gülsan/117 Yorga. tepinen atların arasına dalıp gitti.www. ömrünü yine dağlarda geçirecek demekti. "Hele dağlık yerlerden ekin taşımak ne kadar kolay olurdu! Çamur. şiş kebapçılar. Bahardan beri görmediği yorganın yanına koşuyordu. salona girip yerlerinizi alın."Ama işin en iyi yanı. Çobanlar "Kral gibi gidiyoruz" diye sevinmişlerdi. Büyükler bizden iyi bilirler elbet. Ah. Savaşta çok binmişti. Binanın önündeki alan kamyonlarla. bağıra bağıra müşteri çağırıyorlardı. öbür atlann arasında bir bakışta farkediliyordu. Tanabay "Bizda de böyle kamyonlar olsa!" diye pek hayıflanmıştı. "İşte böylesi çok iyi" dedi Tanabay içinden. Ta savaş116/ElvödaGülsan tan bu yana ilk kez biniyordu kamyona. Ömrünü dağda kırda geçiren bizim gibiler ne bilir ki? Onlar gerekeni söyler. batak dinlemeden gidiyor bu kamyonlar!" gidiyoFdu. Çora orada onları bekliyordu: . dedi söyleyin de dinleyelim. toplantı hemen başlayacak.cizgiliforum. bize akıl verirle?. at arabalarıyla dolup taşıyordu. eski sahibini hemen ta-nıİı. Bu defa da Çora'mn dediği olacaktı. bakarsın işler düzelir. Çevredeki alanları da binek atlan doldurmuştu. yavaş yavaş birbirlerine uydular ve sonra coştular. "Savaş bitince böyle maşınlar bizde de olur. kolhozun ne durumda olduğunu. üç akslı ve çekişi güçlü bir kamyondu. Bu. Ertesi sabah kamyona binip ilçenin yolunu tuttular. ayaklarım oynatıp hınldadı. sonunda böyle bir toplantının yapılıyor olması. öteki atların arasında eyerlenmiş olarak duruyordu.Merhaba Gülsan! Nasılsın bakalım! İyi misin? Halin nice mübarek hayvan? Yorga gözlerini çevirip baktı. Çora'mn kendisini razı edeceğini biliyordu. bu yüzden konuşamıyorlardı. Ortalığı duman ve et kokusu sarmıştı. ne güzel bir attı o! Tanabay öbür atların arasından geçip ona sokuldu: . kalkık burnu ve kapkara parlak gözleriyle. Üç tonluk yeni 'Gaz' marka kamyonu hepsi çok beğenmişti. 71 . dedi Tanabay. Amerikan Studebaker kamyonlarıyla Slovakya. Studebaker.com. güçlü cıdavı. .Çabuk olun. Avusturya yollarını bir baştan bir başa geçmişti. Kamyonun üstü açık olduğu için rüzgâr yüzlerine vuruyor. şarkı söylesenize! Bizim gibi yaşlılara bakmayın. Altın şansı donu. dedi Tanabay. İşte şimdi de yılkıcılıktan çobanlığa geçecekti.Şimdi geliyorum. yuvarlak sağnsı. Ey Tanabay. sen nereye gidiyorsun? . biz de yeni bir şevkle işe sarılırız".

Elini atın torbasına sokup baktı.Hepsi o kadar mı? ." Toplantı yapılacak binanın cephesi baştan başa kızıl bayraklarla. Görmeden nasıl söz veririm? . Sovyet Gençliğinin Öncüsüdür" gibi sözler vardı bu pankartlarda. dedi.. Toplantıya gelenler salona dolmaya başlamışlardı.Dur hele. her şeyi anladın mı? Unutma sakın! . Hem parti üyesisin.Madem ki mesele halledilmiş. bir komünist olarak geri 118/Elveda Gülsarı kalmış koyunculuk işinde çalışmaya karar verdiğini söylersin. şimdilik esen kal. Cıdavlann genişlemiş.www. dersin.Kimmiş onlar? Salon dolmaya.Hiç de fena durumda değilsin Gülsan. ona da şükür. istediğin koyunları alacaksın. ben gidiyorum.Ne inatçı adamsın! Onlarla konuşmana ne gerek var? Konuşmasan olmaz mı yani? İtiraz edecek halleri mi var. sen istediğin koyun sürüsünü seçersin. benim konuşmama ne gerek vardı? diye yürüyüp gitti Tanabay. Başından çok kötü olaylar geçti değil mi? Hepsini biliyorum. Karar verildiğine göre mesele halledilmiştir! . partinin ve halkın huzurunda söz vereceksin^ . yulaf tanelerini gördü. Onun için konuşman gerekiyor. her koyundan üç kilo yün çıkaracağına. hem de başarılı bir yılkıcı.Bulatbekov Âsim ile Zarlikov Bektay.Hiç merak etme.Neden söz edeceğim? Konu ne? . Demek Çora onu aç bırakmıyor. Ayrıca iki genç komsomolu da yardımcı alıp onları yetiştireceğini söylersin. . biraz buraya gelir misin? dedi Aldanov. Her yüz koyundan yüz on kuzu elde edeceğine.Ama onlarla konuşmadım. . Uslu olursan bir kötülük etmezler sana.enginel elveda gülsarı ^ . kabul ederler mi bakalım? Başkan sinirlendi: • .Ama ben o sürüyü görmedim bile. Çora havayı yumuşatmak istedi: . "Hadi Gülsan. iyi bakıyordu.O kadar olur mu hiç? Bu görevi isteyerek üstlendiğini söyleyecek ve söz vereceksin. Çok koşuyor. . Çora elindeki listeye bakarak: .cizgiliforum. "Komsomol.Tanabay. pankartlarla donatılmıştı: "Komünistler en önde!". adamlar sıkıştıkları için birbirini itip kakmaya başlamışlardı. Tanabay kapıdan içeri adımını atınca Çora ile kolhoz başkanı Aldanov onu durdurdular: .. Ama şimdi iyi ellerdesin. Önce geldiğini belli eden imzayı at. . Seni konuşmacılar listesine aldık.Bu da söz mü.com. dedi Çora kolunu tutarak. sonra kalabalık dağıldı: Elveda Gülsan/119 72 . Sonra şu defteri al eline. çok hareket ediyor olmalısın. . onlara söz mü düşer? Onları yetiştirme görevini sana biz verdik.Unutmadım! Unutmadım! diye öfkeyle bağırarak Tanabay salona girdi. 13 Toplantı akşama kadar sürdü.Ben bir komünistim. düşümde bile görmedim.

demişti. Şikâyet etmezsin.. yani Bölge Yürütme Kurulu sekreteri. Neler neler gelmişti başına. arkadan omuz vereceksin. kendilerini bir anda yine aşağıda buluyorlardı. kusurlar da olmuştu ama. yara üstüne yara. Eh. kimileri de köylerine gittiler. Kürsüye çıktığı zaman cesaretini yitirmiş. her koyundan üç kilo yün alacağım" demişti. umudunu yitirmemişti. derken omuzu nasır tutuyor. Başka türlü olmuyordu. "Kısa kes. kuzuların sağ kalması gerekiyordu. Kolhoz dedikleri herhalde zor bir işti. rüzgâr çıkmıştı. Otuzlu yılların başlarından itibaren hep böyle olmuştu: Bir yukan.. Bu derdi başına saran Çora idi. Tende beden. Herhalde bazı yöneticiler yünün nerden. Güz mevsimindeydiler. aklını kurcalayıp duran şeylerin hiçbirini söyleyememişti. çalışacaklardı. Eğer yaptığın işi seviyor. Şimdi ise başka düşünüyordu: Sıkıntılar bitmiyor ve amaç da ulaşılacak gibi görünmüyordu artık.. Nereden. Kolhoz diye diye. her omuz vuruşta. nasıl alacaksın kilolarca yünü? Kumdan altın çıkarmaktan daha beter bir iş bu. meyvasını da alıyorsan. İşte. her şey onun düşmanıydı. Hava ka-raYmış. Bu arada birçok yanlışlıklar.. İşte. yolumuzu kendimiz açacak. memnun olursun. toplantı böyle bitmiş oldu. ne çileler çekmişti. O büyük 73 .com. Tanabay hemşehrileriyle birlikte kamyona bindi Aleksadrovka yokuşunu. kızlara tatlı-şeker gibi şeyler almak için bir dükkâna girecek kadar bile vakit bulamamıştı. soğuk. gençliği yitip gitmişti. sana söylediklerimden başka bir şey söyleme. kimi sürülerinin başına. Sekreter doğru söylemişti: Tanabay'ın da düşündüğü gibi. bedende can taşıdıkça.. nasıl elde edildiğini de bilmiyorlardı. nasırların hiç önemi 120/ElvedaGülsan yok. Şimdi işleri yoluna koyabilmesi için pek çok ter dökmesi gerekiyordu. savaştan sonra hayat kendiliğinden düzgün bir akışa yönelmezdi... kaldırmaya çalışacaksın. hayat yolunun önündeki engelleri aşmaya. sonra yaylayı geçtiler. işte kendisinin de •saçları ağarmıştı. üflesen uçar. hayat arabasının tekerleği omuzunu bıçak gibi yaralıyor.cizgiliforum. madem ki çalışmak zorundaydılar. Tanabay. kimileri kolhoza. ha ulaşıyoruz" diye düşünmüş. Yün mü dedin? Yün dediğin dallardan toplanmıyordu. Oysa. O gözlüklü konuşmacı.. kendimiz yapacağız" demişti. çok zor bir iş. bu dünyada yaşadıkça. konuşmasında doğru bir söz söylemişti: "Hiç kimse bize yol döşemedi. 'size şeker alırım' diye umutlandırmışü onları. şimdi de koyun çobanı olduk bakalım bu işle nasıl başa çıkacağız? Cay-dar buna ne diyecek?. yalmz kendi yapacağın işler için söz ver. ne yapsınlar.. Ne söz ya! Her koyunun en az bir kuzu doğurması. Öyle ince ve hafifti ki." Tanabay da onun söyle dediğinden başka bir şey söylememişti... Ne var ki. rüzgâr.enginel elveda gülsarı Kimi dağa..www. Toplantıdaki konuşmasında ise daha büyük sözler vermişti: "Yüz koyundan yüz on kuzu. bir aşağı gidiyorlardı. Tepedeki hedefe tam ulaşacaklarını sandıkları zaman. "amacımıza ha ulaştık. Kendisi dişe dokunur bir şey söylememişti ama başkalarısın söylediklerini dinlemişti hiç olmazsa. Tanabay kamyonun içinde kuytu bir köşeye oturup yakasını kaldırdı ve kendi düşüncelerine daldı. Nasıl olacaktı bu iş? Yağmur.

O zaman her şey iyi gider. Başka tutkularının hepsi yok olmuştu. taypalma bir yorga olduğunu gösterdi. Böyle hızlı koşarak insanların ondan aldıkları şeylere yetişecek.www. Sırtındaki biniciden ve yürüdüğü yoldan başka bir şey düşünmesin diye. Ah Tanabay! Tanabay! Hayat sana hiçbir şey öğretmemiş.cizgiliforum. Çora'ya yakışan bu değildi. Karanlık yolda. fırsat bulursam. hava iyice soğumuştu ve eve de daha çok vardı. sağ kalırsak. çok düzenli ve hızlı bir koşu tutturdu. Hele bölge yönetim kurulu sekreterinin sözlerini çok beğenmişti. Evvelce o adam hakkında çok şey duymuş.. pekâlâ. yorga ata binerek döndü. ona bir şeyler olmuştu. sonra indi kürsüden. insanlar onu başka her tutkudan mahrum bırakmışlardı." diye düşündü Elveda Gülsan/121 Tanabay. yukarıdakilere kendini beğendiremediği için olsa gerek. onların havasına uyacak. bir gün bütün bunları yüzüne çarpacağım. Ya ev nasıldı? Evde onu neler bekliyordu?. ama o gün kendisini ilk kez görmüştü. ne yazılmışsa onu okuyacaksın. anlamak da istemiyordu. burada nelerin söylenip nelerin söylenmemesi gerektiğini çok iyi öğrenmişti. Çünkü o Çora'nın bildiklerini bilmiyor. kolhozun başkanlığından ayrıldığı için mi böyleydi? Tana-bay'ı sıkı sıkı uyarmasının sebebi neydi? Yoo.biydi.enginel elveda gülsarı sözleri geveledi. Ama hiçbir zaman ulaşamıyordu onlara. Artık nerede. Rüzgâr şiddetleniyordu. herkese ayak uydurmayı öğrenmişti galiba. Rüzgâra karşı at sürmek Çora'ya iyi geldi. parti örgütçüsü Çora'nın içi pek rahat değildi. Neden böyle çekimserdi? Neden bu kadarla yetinmişti? Hastalığı mı onu bu hale getirdi? Yoksa. Bütün meseleleri kestirmeden bir çırpıda halletmek istiyorsun! Oysa zaman çok değişti. okşayıcı konuşacaksın. Eski tutku ve özelliklerinden kala kala bu taypalma yürüyüşü kalmıştı. bunları anlamıyor. Toplantıdan sonra Çora ile tek kelime konuşmadan kamyona binmiş. Başka yoldaşları beklemeden tek başına gitti. Günboyu bağlı duran at. Şimdi Gülsan'nın tek tutkusu koşmaktı. Çora bu tür toplantılardaki konuşmalann asıl amacını. O da bir an önce evine ulaşmak isti-yirdu. O da işleri oluruna bırakmayı. onun kötü durumlara düşmesini istemezdi. ne söyleyeceğini. Bir belânın sinsi sinsi geldiğini seziyor gi-. bir 122/ElvedaGülsarı köşede suratını asıp oturmuştu. Böyle bir adam değildi o! Çora değişmişti. Yüreğinde-ki ağrı dindi. hızını kesmeden koşuyordu. O. Başkaları nasıl konuşursa sen de öyje konuşacaksın. O 74 . Oysa Çora pek beğenmişti. Gençliğinde nasılsan şimdi de öylesin. Atın dizginlerini serbest bıraktı. Yumuşak. Çora. başın derde girmez.. Bu konuda tecrübeliydi. kimlerin önünde nasıl konuşacağını bilmen gerek. Toplantıdan memnun ayrılmıştı. Kalbi sıkıştırıyordu yine. Sonra da gocuğuna sıkıca sarındı. kolhoza ömür boyu emek verdiği halde. kurulmuş bir oyuncak araba gibi fırlamış. pek saf kalmışsın. Şimdi o sözlerinden utanç duyuyordu. onları yakalayacaktı sanki.. "Pekâlâ dostum..com. Tanabay'a bir kötülük edilmesini. Belki de. Yine de. Oysa Tanabay onun öğütlerini istemeye istemeye kabul etmişti.

Sonra da bunun cevabını. sevinçten. Karla kaplı dorukların yukarısında sınırsız bir mavilik uzanıyordu gökyüzüne doğru. o pırıl pırıl aydınlık ve tertemiz hava karşısında. birden doğrulup koşmak ister. Hava soğudu ve her yeri sis kapladı.cizgiliforum. Tanabay oturduğu yerden sık sık kalkıyor. bu güzel hayaller yüzünden hayat bu kadar tatlıydı. Ama bu durum pek Elveda Gülsan/123 uzun sürmedi. bir yanda kaygı. Bunu biliyorum. düzelir. Seni kendi haline bıraksam. Hayat dediğin böyleydi işte. insanın kaderi de öyle. Herkesin kaderi ayrıydı. Ah şimdi yorga yanında olsa. karası kara. ters bir şey söyler. aydınlık bir yanı gölgeli. Kar. o kadının karşısına çıkıverir-di. bunun hesabını vermek bize düşerdi. Hayatının bütün olayları gözünün önünden gelip geçiyor. gelip geçiyordu. ansızın dağla-nn doruklarına düşen kar gibi. İşte öyle. pırıl pınl ve görkemli. Uzayıp giden o maviliklerin derinliklerinde. Bir gün içinde sis dağıldı ve güneş açıldı. arada sırada. "Siz kendi örgütünüzün üyesini nasıl yetiştiriyorsunuz!" derlerdi bize. "Bu nasıl disiplin.com. ama gönlü yaşlanmak istemez. Yıllar yılları çağrıştırıyor ve tıpkı taypalma yorganın düzenli adımlan gibi birbirine ekleniyordu. Ertesi sabah Tanabay çadır evinden çıkıp etrafa bakınca gözlerine inanamadı: Doruklan karla kaplanmış dağlar daha da yaklaşmış gibiydiler. Tanabay.. "Artık Bibicanbeni beklemiyordur. ölümle pençeleşen atın üzerindeki gocuğu ile onu ıkı sıkı sarıyordu. yamaçlar gölgeli. Ama bu bir hayaldi artık.. dağlara kar yağdığını görünce belki beni düşünmüştür...enginel elveda gülsarı zaman her şey yerine oturur.. evrenin sonsuzluğu ve onun sırları vardı. Aydınlık ve gölge nasıl yanyana ise. Karşısında uludağlar vardı: Bir yanı pırıl pırıl. İnsan ömrünün yansı böyle hayallerle. düşlerle geçiyordu işte. Gülsan'ya binip geceleri evine gittiği Bibican'ı hatırladı.. baştan ayağa ürperdi." İnsan yaşlanır.. Ah Tanabay! Tanabay! 14 "Karanlık bir gece ve yolun ortasında kalmış iki can: Yaşlı bir adam ve yaşlı. ama kimbilir. insanların hepsinin birden talihli. gelir gelmez giden o baharda neler olmuştu?" 15 Ekim ayı geldiği zaman dağlar sonbaharın altın sarısı rengine bürünmüştü. 75 . duygulandı. mutlu olamayacağını düşündü. dağlara ve gökyüzüne bakarken.. her şeyi berbat edersin. bir silkinir. Ayın başlarında iki gün yağmurlu geçti. Bir daha kalktı ve gidip Gülsan'nın başucunda oturdu. mutluluktan uçarak. Doruklar bembeyaz. ama her şey elle çizilmiş gibi belirgin. yüreğinde bir acı duydu. Çay kıyısında alev alev bir ateş yanıyordu. ona binip türküler söyleyerek. Tanabay. bitik bir at. Çoban olup koyun sürüsünün başına geçtiği o yılda. ne de güzel yaraşıyordu görkemli" dağlara! Tanrı onlan sanki o gece yaratmıştı.. coşkular içinde.www.mutluluk ve acıyı beraber getiriyordu: Bir yanda kıvanç. akı ak. bu nasıl başıboşluk!" derlerdi... tertemiz. o güz sonunda. Belki bu ormanlar.

size yardımcıyı nerden bulayım? diyordu İb. Kuzulamadan sonra hayvanlar da. Ya ben ne yapayım? Kolhozdaki bütün hayvanlardan beni sorumlu tutuyorlar.Caydar. et. Şimdi kolhozun bütün Elveda Gülsan/125 koyun üretme birimlerinden sorumlu İbrahim'e defalarca başvurmuş. Koyun üretme işi daha kazançlıydı: Yün. yamacın orasında burasında ve dağ eteklerinde bir ırmak gibi kıvnla kıvrıla ve dalgalanarak akıyor. keski bu görevi başkasına verseydiler! Sizin arka çıktığınız komsomol çobanı Bektay gibileriyle iş yapmak mı. ama kolhoz yardımcı vermemişti. Şimdi. anlarsınız. okumayanlar ise koyun sözünü duymak bile istemiyorlar. Üyirin başında iyi bir aygır varsa. yardımcı istemiş. Ben de '\he yapacağımı şaşırdım. Varsın yılkıcılığın eski önemini yitirdiğini söylesinlerdi. ak-boz adacıklar gibi görünüyorlardı. kara toprağın yeşil nimetini otluyorlardı. canını sıkıyordu. sürü oradan uzaklaştı. insan yılkıyı yarım gün bırakır. bahane ile onu başından savmıştı. Komşu çobanlar da sürülerini otlağa salıyorlardı. ama İbrahim her seferinde bir. Siz yalmz bir sürüye bakıyor ve T>öyle yakmıyorsunuz.sözde büyük bir üzüntü içinde. Bu gidişle beni mahkemeye verecekler. Sürüler.com. Ancak. Hepsi şehre gidiyor. Tana-bay'ın beş yüz baş koyundan oluşan iyi bir sürüsü vardı. günboyu başlarında bulunacaksın. ama Tanabay çobanlığa alışamamıştı daha. Sürüde çobanın bir de yardımcısı olması gerekirdi. deri alınıyordu koyunlardan. hatta daha uzak yerlere gidip çalışıyorlar. ayrı iş idi. .cizgiliforum. Oysa koyunları bırakıp gidemezsin. ben koyunları çıkarıyorum.Taneke. çobanların gerçek sınavı olacak. Caydar sürünün gece bekçisi olarak maaşa bağlanmıştı. başka işlerle meşgul olabilir ya da bir yere gidebilirdi. Koyunlara bakmak atlara bakmaktan elbette daha kolaydı. Ama beş yüz koyun. ağılın kapısını açtı ve çadır evdeki karısına seslendi: 124/ElvedaGülsan . Akşam olunca eline çifteyi alıp gece yansına kadar ağılın çevresinde dolanırdı. Motorlu araç çıkınca. Bugüne kadar her şey yolundaydı çok şükür. güz dağlarının sararmış otlaklarında. anlaşmak mı. Bazen kızını sırtına alarak koyun gütmeye de giderdi. akla yatkın olduğunu kabul ediyor.enginel elveda gülsarı Tanabay atını eyerledi. Bu da Tanabay için durup dinlenmeden çalışmak demekti. Allah korusun! Ona radyo almalı. Gebe koyunların çoğu daha önce bir-iki kez doğurmuşlardı. Ağılın kapısı açılınca. ama olayı böyle takur-tukur bir hesapla değerlendirmek onun onuruna dokunuyor. Sonra Tanabay devralırdı nöbeti. sinema filmi 76 . süt. beş yüz ayrı dert. yılkının nah dama atılmış görünüyordu.www. Başıma bela aldım. onları otlağa bırakıp hemen dönerim. onların sabrını ölçecek kuzulama mevsimine daha epeyce vakit vardı. Tanabay bunların doğru. Gençler okuyor. işler de bir kat artacaktı. "Siz akıllı bir adamsı¦ nız. demiryollarında. Ona göre atların yerini hiçbir şey tutamazdı.

Parıl parıldı. Sizler için çalıştık biz.Olsun olmasın. gürleyerek bir anda ortaya çıkü.. görürdüm şimdi senin ne durumda olduğunu. yüzüme bakıp öyle öfkelenme. diyor. çoluk-çocuğunla geçir. Tanabay'ı görür görmez. Sen git bu vaktini evinde. Ama gece yansı Caydar onu yatağından kaldırdı: . boylu-boslu. Sadece uşaklık ederdiniz. Bunun için pişman da değiliz. Sana sadece "köle" derlerdi. öksürüp aksınyor. Sonraları yollan ayrıldı. gazete istemek şöyle dursun. Tanabay Bektay'ı sevmezdi. Koyunlar tedirgin oluyor. senin gibi insanları hiç sevmiyorum ben. tedbirsiz yakaladığı çobanların iki ayağını bir pabuca soktu. Karısının elleri buz gibiydi. yakışıklı bir delikanlı olan Bektay'la anlaşmak hiç de kolay değildi. O akşam Tanabay koyunları otlaktan sürüp getirdi ve hiçbirine zarar gelmeden açık koraya soktu. Bütün bunları istiyor benden. Buz gibi soğuyan tüfeği de ıpıslak olmuştu... Onunla bir görüşüp biraz öğüt verseniz. Aslında İbrahim'in söyledikleri doğruydu.www. üzerlerine düşen karı silkeleyerek. insan gibi yaşamadınız.. onun yanlış yolda olduğunu görmek onu üzerdi. suratını asar. Pek geçimsiz. Sinema. Tanabay dişlerini sıkarak cevap verirdi: .com. hiçbir şeyi beğenmiyor. Çekik kara gözlerinde her zaman bir öfke. ölesiye bi126/Elveda Gülsarı tesiye çalışünız.Kalk Tanabay. bir şiddet okurdunuz. Tanabay sözde himayesine aldığı komsomoUarla görüşmek istiyor ama buna vakit bulamıyordu? Asim Bulatbekov pek becerikli olmasa da geçinilmesi kolay bir delikanlıydı. içten içe ona saygı duyardı. Ama. Sizler urra! urra! diye avaz avaz bağırdınız. gazete bulup vermeliymişim. haftada bir dağa gidecek çerçi bulmalıymışım. darılma ama boş yere nefes tüketiyorsun. Ekim ayı yağışsız geçmişti. Kış erken bastırdı. benim gelişim bir ziyan mı? Zararı mı var sana? .Sözüne dikkat et evlat. Kar lapa lapa yağıyordu. Kar yağıyor. açık sözlü bu delikanlıya yazık olduğunu düşünür. Hava karanlık ama yer bembeElveda Gülsarı/127 yazdı. yetiyor da artıyor bile.. nasıl konuştuğunu. Kasabada karşılaştıkları zaman bile Tanabay Bektay'la konuşmaz. ben dondum. şimdi de bize nefes aldırmak istemiyor. Yeni keçe çadır. Bektay'ın söylediklerini de dinlemezdi. sen değil. Bunlar olmazsa ben de başımı alıp giderim. Hazırlıksız. Kasım ayında kış birden bastırdı. O zamanlar biz canımızı dişimize takarak çalışmasaydık. ona çıkışırdı: . Bir yandan da mert. insan gibi yaşamamıza engel olmak istiyorsunuz.Ee.Taneke. başlanın o yana bu 77 .enginel elveda gülsarı getirtmeli. kendi adını bile unuturdun. • Ak buğranın sırtında.. Bana akıl verenler hiç de az değil. Ölesiye-bitesiye çalışan bizdik. kükreyerek. Üzerine yağan karın kendisine özgü kokusu yayıbyordu..cizgiliforum. Tanabay nöbete çıktı. diyorum Taneke. ama dobra dobra konuştuğu için takdir eder. .

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı yana sallıyorlardı. Kar dinecek gibi değildi. "Hele durun bakalım, başımıza bundan beteri de gelecek" diye düşündü Tanabay gocuğuna daha sıkı sarılarak. "Ay kış baba, erken geldin, çok erken geldin. İyiye mi, kötüye mi işaret bu? Belki de güz sonuna doğru biraz yumuşarsın... Yumuşarsın değil mi kış baba? Kuzulama mevsiminde çekip gitsen iyi olur. Senden bütün dileğimiz bu. Şimdi ne istersen yap, o zamana kadar vaktin var kış-baba..." Kış baba cevap vermiyordu. Sabahleyin herkesi erkenden ayağa kaldırıp telaşlandırmak, şaşkına çevirmek için, gece boyu yağarak her yanı örtmeye, kar tepeleri oluşturmaya devam ediyordu. Dağlar gecenin karanlığında, kıpırdamadan duran hayaletler gibiydiler. Dağların umurunda değildi kış. Didinip helak olacak, ordan oraya koşacak olanlar çobanlardı. Dağlar her zamanki gibi dimdik, hareketsiz ve sessiz idiler. Unutamayacaklan o kış işte böyle başladı. Erken gelen bu kışın insanların başına daha neler açacağını kimse bilmiyordu henüz. İlk kar gece boyu dinmeden yağarak her yeri kapladı. Birkaç gün sonra yine yağdı, sonra yine... ta çobanları güz otlaklarından kaçınncaya kadar. Koyunlar artık dereboyla-rında, karın az olduğu yerlerde yayılmaya başladılar. Sıra, çobanların yüzyıllar boyu edindikleri tecrübelerine, hünerlerine başvurmaya gelmişti: Bilmeyen birinin 'burada kardan başka bir şey yok' diye çekip gittiği yerde, çobanlar koyunlara ot bulmak zorundaydılar. Bunu yapamayanlara çoban mı denirdi?.. Ara sıra kolhozun yöneticilerinden biri çıkagelir, çevreye ve duruma göz atar, bir yığın soru sorar, büyük vaadlerde bulunur, sonra alelacele döner, sıcak evinin başköşesine kurulurdu. Çoban yine amansız kışla başbaşa kalıverirdi. 128/ElvedaGülsan Elveda Gülsan/129 Tanabay, kolhoz merkezine inip durumu anlatmak için fırsat kolluyordu: Kuzulama zamanı için neler düşündüklerini, ne gibi tedbirler alındığını öğrenmek istiyor, bunun için çırpınıyordu. Ama boşunaydı bu çırpınışı. Başını kaşıyacak zamanı yoktu. Bir defa Caydar yatılı okulda okuyan çocuklarını görmek için gitti, ama hiç gecikmeden dönüp geldi. Dağdaki durumları çok güçtü. Tanabay küçük kızlarını evde bırakıp bir yere gidemezdi. Küçük kızını atın üzerinde kucağına oturtuyor, kürkünün uçlanyla sanp sarmalıyordu. O üşümüyordu ve halinden memnundu. Büyük kız ise babasının arkasında oturuyor ve üşüyordu. Tanabay Caydar'ın yokluğunda işte bu halde gidiyordu. Caydar yokken ocaktaki ateş bile alevsiz, korsuz, bir yetim gibi kalıyordu. Ertesi gün anaları dönüp gelince nasıl sevindiler, nasıl! İkisi iki taraftan analarının boynuna sarılmış, bırakmıyorlardı. Zor ayrıldılar annelerinin boynundan. Babalan baba idi, ama analarının yerini tutamazdı.. Vakit böyle geçip gidiyordu. Kışın ne yapacağı, nasıl geçeceği belli değildi daha. Bir bakıyorsunuz bıçak gibi bir ayaz oluyor, bir de bakıyorsunuz ytımuşayıveriyordu. İki kez kar fırtınası oldu, ardından fırtına dindi ve hava ısındı, karlar eridi. Bu ani

78

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı değişiklikler Tanabay'ı endişelendiriyordu: Kuzulama döneminde havalar ısınırsa iyi, ama ya ısınmazsa! Hali nice olurdu? Gebe koyunların karnı şişmeye başlamıştı. Kuzusu iri ya da ikiz doğuracak koyunların karınları iyice şişmişti. Çok zayıflamış, omurgaları iyice dışa vurmaya başlamıştı. Bunda da şaşılacak bir şey yoktu. Ağıza alınacak otlar kar altında kalmıştı ve hayvanların karnındaki kuzular da analarının kanıyla büyüyordu. Çobanlar bu durumdaki koyunlara yem yedirmek zorundaydılar. Sürülerin bulunduğu dağlara yem götürmeliydiler ama kolhozun anban yılan yalamış gibi tamtakırdı. Ağır işlerde çalıştırılan atlara verilecek birer avuç yulaftan ve tohumluk tahıldan başka bir şey yoktu. Tanabay her sabah erkenden sürüyü koradan çıkarırken, gebe koyunların karnını tutup bakıyor, memelerini elliyordu. Eğer her şey uz giderse, kuzularla ilgili olarak verdiği sözü yerine getirebileceğini hesaplıyordu ama yün konusunda verdiği sözü yerine getirmesi mümkün olamayacaktı. Kışın tüyleri az uzuyordu. Uzaması şöyle dursun bazı koiunlar tüy dökmeye başlamıştı bile. Açlıktı.koyunların yeterince beslenememesiydi bunların sebebi. Yem verebilse, ot verebilse yün'de alabilirdi. Tanabay üzülüyor, elinden bir şey gelmediği için kendi kendisine kızıyordu: Ne diye dinlemişti Çora'yı! Ne diye vermişti o sözleri! Büyük büyük sözler eder, vaadde bulunursun ha! Böylesine salak adamın biriyim ben! Partiye söz verirsin, millete söz verirsin ha! Hiç olmazsa böyle büyük sözler vermeseydi ya! Partiyi, vatanı bu işe karıştırmanın ne gereği vardı? Sıradan bir eski kolhoz işçisi değil miydi?.. Yoo, bunları söylemeliymişim! Yerli yersiz söylenecek sözler miydi bunlar! Neden herkes böyle yapıyor, birilerine yaranmak için yapamayacağa şeyleri vaadediyor?.. Suç kendisinindi. Ne yaptıysa kendisine yapmıştı.Dü-şünmeden konuşmuştu.Onlann söyle dediklerini söylemiş, onların istediklerini yapmıştı. Ama, onların umurunda mı? Söz veren onlar olmadığına göre kolayca kurtarırlardı kendilerini. Yalnız, Çora için üzülüyordu Tanabay. Çünkü o da iyi durumda değildi. Bir gün iyi olsa, iki gün hasta oluyordu. Ömrünü başkalarına dert anlatmakla, onları inandırmaya çalışmakla geçirmişti. Ama neye yaramıştı bütün bunlar? Artık o da ihtiyatlı davranıyor, söyleyeceği sözleri düşünüp taşınıp söylüyordu. Sonunda hasta oldu işte. Hasta olduğuna göre emekli olsaydı ya... Kış hükmünü sürüyor, çobanlan bir ümitlendirip bir ümitsizliğe düşürüyordu. Tanabay'ın sürüsünden iki koyun 130/ElvedaGülsan açlıktan öldü. Kendisinin yardım sözü verdiği genç çoban- | lann sürülerinden de birkaç koyun ölüp giti. Bir sürüde ölen koyunların bulunması elbette olağandı. Bir kış içinde on ka- J dar koyun yitirmek pek önemli bir zarar sayılmazdı. Asıl sıkıntı, asıl kırım, ilerde, baharın başlangıcında olacaktı. Sonra havalar birden ısındı. Koyunların memeleri de süüe dolup şişmeye başladı. Ama pek zayıftılar-, bir deri bir kemik kalmışlardı.Yine de memeleri, her gün, her saat, biraz daha pembeleşerek şişiyordu. Böylesine zayıf oldukları halde,

79

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı karmlarındaki yavrularını ve süt dolu memelerini nasıl taşıyordu bu zavallılar? Başka bir sürüden birkaç koyunun kuzuladığı haberini duydular. Demek çiftleştirme döneminde zamanlama hatası yapılmıştı ve bu da bunun ilk belirtisiydi. Bir-iki hafta sonra, ağaçtan elma düşer gibi, kuzularda dökülüvereceklerdi. Şimdi hazırlıklı olmalı, acele tedbir almalıydılar. Çobanın en zorlu günleri olacaktı o günler. Zavallı çoban, koyunların sağ-salim doğum yapmaları için hepsiyle tek tek uğraşır, çobanlık yaptığına bin pişman olurdu. Aynı anda hangisine yetişecek, hangisine bakacaktı? Ama kuzular esenliğe kavuşunca, hele büyüyüp kuyruklarını sallaya sallaya koşmaya başlâVınca, çobanın keyfine diyecek olmazdı. Zor olsun, zâr olsundu da,tek o günleri görsündü. O zaman utancından el âlemin yüzüne bakamaz duruma düşmezdi. Kuzulama zamamnda kolhozdan yardımcı kadınlar geldi. Bunların çoğu yaşlı ya da çocuksuz kadınlardı. Köyde bu durumda olan kadınlar güçlükle razı edilmiş, onlar da nazlana nazlana gelmişlerdi.Tanabay'ın sürüsüne iki yardımcı verildi. Bunlar yatak yorganlarını, bez çadırlarım ve kullanacakları eşyayı da kendileri getirmişlerdi.Yardımcı-lar gelince işler biraz yoluna girmeye başladı. Aslında bir Elveda Gülsan/131 sürü için en az yedi yardımcı gerekirdi. İbrahim, sürü kuzulama yerine geçer geçmez bu kadar yardımcıyı göndereceğine yemin etmiş, kesin söz vermiş, şimdilik iki yardımcıyla idare etmesini istemişti. Sürüler, dağ eteğindeki kuzulama merkezine inmeye başladılar.Tanabay sürüyü kuzulama merkezine götürür-ken.kadınlann eşyalarını taşımaya ve yeni konak yerine ça-dıdannın kurulmasına yardım etmesini Asim Bulatkov'dan riö(a etti. Onların kafilesini sabah erkenden yolcu ettikten sonra, kendisi sürüyü toplayıp arkalarından gitmeye başladı. Koyunlar hem yüklü, hem zayıf oldukları için onlan yormak istemiyor, ağır ağır gidiyordu. Kuzulama yeri Beş Ağaç Vadisi idi. Acemi çobanlara bu yolu göstermek için daha iki kez vadiden dağa gidip gelecekti. Koyunlar pek ağır ilerliyordu ve Tanabay da onlan zorlamıyordu. Fakat bu ağır gidişe köpeğin cam sıkılmış olacak ki sürüden ayrılmaya başladı. Oraya buraya gidiyor, sonra dönüp geliyordu. Güneş batmak üzereydi ama hava hâlâ ılıktı. Sürü dağın eteğine indikçe ısı da artıyordu. Vadinin güneş gören yamaçlarında yeşil otlar çıkmaya başlamıştı. Yolda koyunların biri kuzuladı. Bu kadar erken doğmaması gerekirdi diye düşünen Tanabay, yeni doğmuş kuzunun kulağım, burnunu temizledi. İlk kuzuların en az bir hafta sonra doğması gerekirdi ama işte ilk kuzu doğmuştu bile. Bu da nesi! Al sana beklenmedik bir olay! diyordu Tanabay. Ya yolda ardı ardına kuzulamaya başlarlarsa? diye endişelenen Tanabay öteki koyunları yokladı. Ondan başkaları doğuracak gibi görünmüyorlardı. Tanabay biraz rahatladı. Küçük kızları bu ük kuzuyu görünce pek sevineceklerdi. İlk kuzu her zaman en sevimlisi olurdu. Bu kuzu da gerçekten pek sevimliydi. Kapkara kirpikli,

80

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı kara tırnaklı.bembe-yaz bir kuzucuk. Sürüde kaba tüylü birkaç koyun vardı, ku132/ElvedaGülsan zulayan koyun da bunlardan biriydi. İnce tüylü koyun-lar.tüysüz denecek kadar pek ince kürklü kuzular doğururlardı. Oysa kaba yünlü koyunların kuzuları bunun gibi tüylü ve sağlıklı olurdu. - Hoşgeldin kuzucuk, demek acelen vardı, gel gör öyleyse aydınlık dünyayı! dedi Tanabay. Doğuşun kutlu olsun dölbaşı! Senin gibi birçok kuzumuz olsun, o kadar çok olsun ki toprak görünmesin. Melemeler kulağımızı doldursun ve hepsi yaşasın... Tanabay kuzuyu başının üzerinde dolandırdı: "Ey koruyucu Çoban Ata, koyunların koruyucu ruhu! İşte sürünün ilk kuzusu! Onu kolla, bütün kuzuları kolla! Biz çobanları da kolla!..." Onları çepeçevre dağlar sarıyordu ve dağlar kımıldamadan, suskun, öylece duruyorlardı. Tanabay kuzuyu koynuna alıp kürklü paltosunun içine yerleştirdi. Koyunları sürmeye başladı. Ana koyun onun peşinden ayrılmıyor, acı acı meliyordu. Tanabay eğildi, koyuna yavrusunu gösterdi: "Gel bak, dedi kuzucuğun sapasağlam, kaybolmuş değil, korkma!" Kuzu Tanabay'ın kucağında ve kürkünün arasında kurumuş, ısınmıştı. Akşama doğru sürüyü kuzulama korasına getirmişti. Konak yerinde büyük keçe çadır kurulmuş, duman tütüyordu. Yardımcı kadınların palatkalan da dikilmişti. İşler yolunda görünüyordu. Yalnız Asim yoktu görünürlerde. O da yarın sürüsünü getirmek zorundaydı. Onun için deveyi alıp geri gitmiş olmalıydı.Görünüşe göre bir terslik yoktu. Ama biraz sonra Tanabay, gördükleri karşısında, kızgın çölde başını güneş çarpmış gibi, beyninden vuruldu. Her şeyin kolhoz yöneticilerinin söylediği gibi olmayacağını biliyordu ama yine de bu kadar kötü bir durumla karşılaşacağını beklemiyordu, sözde kapalı kuzulama korasımn saz damı çökmüş, duvarı yıkılmış, delik deşik olmuş, kapısı penElvedaGülsan/133 ceresi çürümüş, çatının tartmaları, kirişleri iyice bel vermiş. Rüzgâr her yerden girip çıkıyor ve içerisi sanki bir kar deposu! Dışarıdaki karlar eridiği halde içeride öbek öbek kar var.. Böyle bir durumla karşılaşacağını aklına bile getiremezdi. Eski, açık koranın duvarları da yıkılmıştı. Tanabay neye uğradığım şaşırmış, aklı başından gitmişti.Kızlannın ilk doğan kuzuyu görüp sevinç çığlığı atışlarım bile gözü görmedi. Kuzuyu alelacele onların ellerine tutuşturup kuzula-mi korasına ve çevreye bakmaya gitti. Nereye gitse, neye baksa, yıkılmışlık, bakımsızlık görüyordu.Besbelli savaş yıllarından beri buraya hiç el sürülmemiş, hiç onarım yapılmamıştı. Her yıl kuzulama mevsiminde çobanlar ellerinden geleni yaparak o dönemi atlatmış, sonra da kapalı kuzulama korasım yağmurun, rüzgârın, insafına bırakarak çekip gitmişlerdi. Koranın sözde çatısında yana düşmüş, çürümüş bir balya ot, şuraya buraya savrulmuş saman yığınları da vardı. Her nasılsa iki yarım çuval arpa unu ile bir sandık tuz da vardı bir köşede.Koyunlara verilecek yem, kuzuların altına serilecek

81

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı saman ve kuru otlar bunlardan ibaretti.Yine o köşede cam kırılmış birkaç fener, paslı bir gaz tenekesi,iki kürek ve kırık bir tırmık görünüyordu. O anda Tanabay'ın aklından, hepsinin üzerine gazyağı döküp ateşe vermek, yakıp kül etmek, sonra da elini kolunu sallaya sallaya çekip gitmek geçiyordu. Tanabay, geçen yıldan kalan ve kaskatı olan gübre ve kar yığınlarına takılıyor, tökezleniyor, ne diyeceğini, ne yapacağını bilemiyordu. Durmadan aym şeyi tekrarlıyordu kendi kendine: "Aman Tanrım, bunu nasıl yaparlar! Nasıl yaparlar! Nasıl yaparlar!..." Sonra koradan fırlayıp çıktı, atını eyerlemeye başladı, elleri titriyordu atı eyerlerken. Hemen kolhoza gidecek, gece yarısında herkesi ayağa kaldıracak, onlara günlerini gösterecekti! O İbrahim denen adamın, o başkan olacak Alda134/ElvedaGülsan noviç'in ve Çora'nın yakalanna yapışacak, canlarına okuyacaktı! Hiç acımayacaktı. Madem ki Tanabay'a böyle bir itlik etmişlerdi, onlar da kendisinden başka türlüsünü bekleme-sinlerdi! Bu kadarı da olmazdı. Canına tak! etmişti artık! Caydar dizginlere yapıştı: - Dur! Nereye gidiyorsun! dedi. Sakın gitme, in aşağı! Hadi beni dinle de in aşağı! Tanabay'ı durdurmak ne mümkün! - Bırak! Bırak dizgini! diye bağırıyor, atı kırbaçlayarak karısının üzerine doğru sürüyordu. "Bırak beni, geberteceğim onları! Geberteceğim!" - Hayır olmaz! ille de birini öldürmek istiyorsan beni öldür! İki yardımcı kadın onların yanına koşup geldi. Kız da gelip ağlamaya başladılar. - Baba! Baba, gitme! diyorlardı. Tanabay'ın hiddeti biraz geçti, ama yine de gitmek istiyordu. - Tutma beni! Görmüyor musun doğuracak koyunlar? Görmüyor musun burasının nasıl bir yer olduğunu? Yarın onları nereye sokacağız, hani kuzu barınağı? Nerde yem? Hepsi ölüp gidecek, sonra cevabını kim verecek! Bırakın da gideyim! - Dur da dinle biraz! Diyelim ki gittin, hepsini ayağa kaldırıp bağırdın, çağırdıaNeyi halletmiş olacaksın? Bugü-. ne kadar bir şey yapmamışlarsa, çaresini bulamadıkları içindir, güçleri, imkânları olsaydı, kolhoz yeni bir kora yaptırmaz mıydı? -Hiç olmazsa damı onarmahydılar. Hani bunun kapısı, hani pencereler? Kora değil, bir yıkıntı bu- içi kar dolu. On yıldan beri el sürmemişler! O çürümüş otlar neye yarar, hangisine yeter? Kuzuların altına ne sereceğiz? Sen, kuzular da, koyunlar da kırılıp gitsin mi istiyorsun? Hadi bırak beni! • Elveda Gülsan/135 - Yeter Tanabay, yeter! Kendini herkesten üstün mü sanıyorsun? Herkese ne olursa bize de o olacak, biz de herkes gibi idare edeceğiz. Madem ki durum böyle, hiç vakit yitirmeden yapmamız gereken işleri düşün sen! Bırak onları! İşin sorumlusu biziz, işleri de bizim yapmamız gerekir. Yolda gelirken yar dibinde sık çalılar gördüm. Çok dikenli ama yine de damı onlarla örtebiliriz, üstüne de gübre atanz, bastırırız. Kuzuların altına sermek için de

82

Tana-bay'ın hiç sesi çıkmıyordu. Uzun süren bir hastalıktan sonra yeni ayağa kalkmış gibi.Hadi siz eve gidin! diye onlan çadıra gönderdi. bir de kendisi. Ama o zaman bütün bölüm. Ah bu kadınlar! Allah canlarını almasın! Sanki çay içmek için gelmiş konuklar gibi. bütün ordu çalışıyordu. genç çobanların sürülerini kuzulama yerine getirmelerine yardım etti. Küçük parçalar halinde sapsarı tereyağı da koydu sofraya.Hava bozmazsa bütün bunları yaparız.Koranın yıkılmış taş duvannı onarmaya başladı. Oysa şimdi yalnız kendisi. Kar bir başlarsa bütün bu çabalar boşa gidecekti. "Acaba doğuran koyun var mı?" diye büyük kızını ikide bir sürünün yanına yolluyordu. belle çıkardıkları o çalıları bir demet haline getiriyorlardı ama çok dikenli oldukları için ne ata yükleyebili-yor ne de sırtlarına alabiliyorlardı.. Sonra yıkanması için kocasının ellerine su döktü. tereyağlı çayı içmeye başladılar. Yardımcı kadınları çağırdı ve hep beraber sofraya oturdular. çayı koyu koyu demledi.Şekerlemeler çıkardı. başka çare yoktu. Evde kimse ağzını açıp bir laf söylemeye cesaret edemiyordu. Orası Beş Ağaç Vadisi idi. küfürler savuruyordu. kimsenin yüzüne bakmadan duvarı örüyordu. geçtikleri yeri tırnak gibi çizerek o dikenli çalıları kan ter içinde koraya kadar getirebildiler. Tu! diye yere tükürdü ve keçe çadıra girip oturdu.www. Ço136/ElvedaGülsan ra'nın hakkı vardı doğrusu: Caydar olmasa. O çalıların arasında Tanabay'ın çizmeleri parçalandı.Kızlar bile taş taşımaya başladılar.com. başı düşüyordu.. Yardımcı kadınlar da Caydar'dan yana olarak gitmemesi için Tanabay'ı zorlamaya başladılar. ama bu yere adını veren beş ağaçtan bir kütük bile kalmamıştı. Tanabay "Atasına lanet bu yerin!" diye kargışlar okuyor. 83 . Tanabay'ın nerede boynunu kırıp kaldığını bir Allah bilirdi. İkinci yardımcı koyunları güdüyordu. Çayını içtikten sonra dışarı çık-tı. asker kaputu lime lime oldu. Öyle çok yapılacak iş vardı! Ama hiç olmazsa o gece koyunlan kapatacak bir yer gerekiyordu. ne yapsın. Belki ancak savaşta gece gündüz demeden siper kazdıkları günlerde bu kadar yorulmuştu. Tanabay kadınlara acıyordu ama. Tanabay istemeye istemeye indi atından. Kazmayla.Temiz bir yaygı serdi.enginel elveda gülsarı kurumuş otlan biçe-rk. sürükleye sürükleye getirebildiler.. Kadınlar da yardıma geldi. Başka ne yapabiliriz zaten. İki büklüm olarak. Hava bozuverirse! diye ikide bir başını kaldırıp bulutlara bakıyordu. 16 Ertesi gün Tanabay.Hayatı boyunca bu kadar çok çalışıp yorulduğunu hatırlamıyordu. Babalan: . Kaybedecek bir dakikaları da yoktu.cizgiliforum. keyifli keyifli çaylarını içiyor ve sohbet ediyorlardı. Öyle bir hiddete kapıldığı için şimdi kendisinden utanıyor. Caydar tezek ateşinden çaydanlığı aldı. Hepsinden zoru korayı temizlemek ve o çok dikenli yabangüllerini kesmek oldu. karısı ve yardımcı kadınlardan biri vardı. bütün alay. Koraya kadar çeke çeke. Sonra da bir hafta durup dinlenmeden korayı onarmak için çalıştı.

anasının da ayaklannı yere vurarak ona cevap verdiğini gördü. biraz ötede. İkisi birden ellerindeki yükü bırakarak sürünün yanına koştular. Hava soğuk olduğu için analarını da oraya getirdi. Sonra bir gece. Tanabay. tan ağarıncaya kadar taşıyordu.www. Durmadan taşıdılar. taşıyanlara yardım ederken ve sonra yine koraya dönerken "Ne olacak? Ne yapacağız?" sorusu çıkmıyordu aklından. Düşünceli. kulağına bir kuzu melemesi geldi. Neredeydi kuzu? tşte. öbür uçta! Ana koyun.Duydun mu? diye seslendi karısına.cizgiliforum. "Başladı! Başladı!" dedi Tanabay yüreği hoplayarak. Bu yetmiyormuş gibi camlan kınk fenerleri rüzgâr sık sık söndürüyordu. başlamıştı! Güneş doğmadan bunlar da doğuracaklardı. kendi eteğine sarıp sarmaladı. zaman durmuyor. Çobanlar kışın bu tezekle ısınırlar. Ama buradaki gübre kar ve yağmur altında kalmış ve onu oradan çıkarıp korayı temizlemek çok zor bir işti. akıp gidiyordu. Ve. koradan çıkardığı sepeti dışarı taşırken. çatıdaki delikleri tıkamaya çalıştılar. . Kuzuları buraya yatırdı ve üzerine bir çuval örttü.com.enginel elveda gülsarı Hepsi zor. O sırada. hiç yakınmıyorlardı. gece boyu.yine doluydu. Bugün yarın doğacak kuzular için hiç olmazsa koranın bir köşesini temizleyip hazır hale getirmek istiyorlardı.. Neye yarardı sadece düşünmek! "Umutsuzluğun 84 . Kuzulayan koyunları sürüden ayırarak. Duvardaki. Yardımcı kadınları sürünün başına çağırdılar. M Koranın dışına taşıyıp yığdıkları gübre dağ gibi olmuştu ama içerisi . Cıvık cıvık pis kokulu gübreyi. Doğum sancısından inliyorlardı. Koyun tezeğinin sıcaklığı çok güzeldir.Caydar kuzuyu kucaklayıp eteğine sardı. Dört-beş koyun daha doğurmak üzereydiler. sonra bir gün bir gece daha. Hepsini yapmaya kalksan alü ayda bitmezdi. altın gibi saf ve parlak olur. endişeliydi. koranın az çok temizlenmiş köşesine götürdüler. hepsi önemliydi yapılacak işlerin. Durmadan dudaklarını ısınyordu. temizlenmesi de çok daha kolay olacaktı. Sürüye bakınca. Her gün yirmişer. is kokan fenerlerin cılız mı cılız ışığında. Evet. içindeki gübre de kuru olsa. mideleri bulanıyordu ve kollan uyuşmuştu. bir koyun daha kuzuladı. Tam zamanında yetişmiş. Fenerin titrek ışığıyla doğan kuzuyu aramaya koyuldular. sözde kapalı koranın bir köşesine saman döşedi. Oysa bütün korayı temizleseler koyun ve kuzular buraya sığmazdı. Çiğnenip tezek olmuş kuru gübreyi kalJ Elveda Gülsan/137 dınp keser çıkarıp atarlardı. otuzar koyun doğuracaktı. Eğer koranın damı açık olmasa. ku-zucuğu donup ölmekten kurtarmışlardı. pis mi pis ve cıvık cıvık gübreyi sepetlerle dışarı taşıyorlardı. Tanabay da bunları kucakladı. Bütün gece. soğuk mu soğuk bir yerde. henüz 138/ElvedaGülsarı doğmuş ve titreyip duran kuzusunu yalıyordu. O bir tek köşe neye yarayacaktı? Tanabay zembillerle gübreyi doldururken. îkiz doğurmuştu. Bir gün bir gece. Başlan dönüyor. Neyse ki yardımcı kadınlar da Tanabay ve Caydar gibi canla başla çalışıyor. îki gün iki geceden beri durup dinlenmeden yapıyorlardı bu işi.

buz tutmuş bayırların üzeltine kış bütün ağırlığıyla abanıyordu. Tanabay bu korkunç durum karşısında bir kez daha ürperdi.Yine de direnmek zorundaydı. Biraz daha yaklaşırsa o vadi bulutların karanlığına gömülüp kaybolacaktı. Suyu iyice azalmış bir derenin yatağı. Tanabay tepenin üzerinde bu düşüncelere dalmış gitmişti. çaresizlik anlamında kolunu salladı ve koraya doğru yürümeye başladı. Yapılacak iş. Çobanın iki ayağı bir pabuca girerdi öyle günlerde ve şimdi o günler başlamıştı bile. ayazın şiddeti artıyordu. Bir bakarsın. Ellerinden geldiği kadannı yapmalıydılar. Sonra. Ve orası. • "Ne olacaksa olsun!" dedi sonunda. sabahleyin sürüyü otlağa çıkarmadan önce.kuzu yaş topraktan soğuk kapar ve çok geçmeden ölürdü. Sürüden. Oralan ıpıssızdı. Ve bu defa. Analarına da aynı numaraları yazarak belirledi. Çıplak yarlar beyaz yamaçların üzerine kara bulutlar gibi çöküyor. koyun korasına el uzatsanız tutulacak gibi yakın görünüyordu. Böyle yapmazsa. Ne utanmaz adamdı bu İbrahim! "Eee. bir çalının arkasında bunlardan biri kuzulayıverir. Gökyüzü soğuk. Elveda Gülsan/139 az ilerideki bir tepenin üzerine çıkarak sessiz sessiz çevreye baktı. Bari yeterince saman olsaydı şu kuzulama günlerinde. Tepelerin ardında karlı dağlar. ne gibi savunma tedbirleri alacağını düşünüyordu. O da yoktu. pek acımasız başlamıştı. pek ani. Çadırdan bir şişe siyah boya alıp geldi. İbrahim buna da bir bahane buluyordu.com. Birden bire kendini savaş meydanında bulmuştu sanki: Tanklar üstüne üstüne geliyordu ve onun elinde savunması için hiçbir şey yoktu. kuzulamak üzere olan on koyun daha ayrılmıştı. Soğuk bir rüzgâr toprağı yalayarak esiyor. o kargaşada onlan birbirleriyle buluşturmak çok zor olurdu. yüreği yandı. bitecek gibi değil. kara bulutlar kaplamıştı. Bir süre sonra İbrahim geldi. Dört yanı da ulu dağlarla kuşatılmıştı. onların da ardında daha yüksek ve doruklan bembeyaz dağlar vardı.Bu ölüm-kalım savaşında ya bir mucize olur sağ kalırsın ya da ölürsün! Tanabay.enginel elveda gülsarı canı cehenneme!" diye. iki tepe arasında kıvnla kıvrıla uzanıyordu. Siperler bozulmuş. kolhozun kuzu140/ElvedaGülsan 85 . ikizlerin sırtına da (3) sayısını yazdı. Yıkık koranın içinde ilk kuzuların ve analarının acı acı melemesi geliyordu kulağına. henüz bitmiş kısa otlan güçlükle kopanp otlaya-rak ağır ağır ilerliyordu. kaça-cafc*bir yer yoktu. başındaki kıllann sayısından da çoktu. yavruyu aramaya başladıkları zaman. tek canlı yoktu. savunma hattı çök-müştü. size han sarayı veremem ya. Sürü. Onu göremez ve kendi haline bırakır-san. Doğuracak her koyunun yardımına koşmalıydı.cizgiliforum. çabayı bırakmamak. Geri çekilecek.www. umutsuzluğa yenilmemek dileğinden başka ne gelirdi elinden? Ama öyle çok iş vardı ki. O yamaçta onlan bir an bile yalnız bırakmağa gelmezdi. Arazi keşfi yapıyor. O gün doğan ilk kuzunun sırtına (2). "Yollar açılmadan dağa nasıl saman yollayabilirim?" derdi mesela.

Vadinin biraz yukarısına konuşlanan Asim ve Bektay'ın sürülerinde kuzulama henüz başlamamıştı. keçe çadırın ve her şeyin üzerine dondurucu ıslaklığıyla geldi. "Beni hapse atacaklar. koyunlar 86 . umduğu gibi değil! Bir gece ansızın yağmurla. i .Şakanın hiç sırası değil.. karla.Ben durumu bilmiyorum. Kuzular peş peşe doğuruyorlardı. sisle geldi. Bundan sonra İbrahim atına binip gitti. hava tekrar bozmasın! Ah bahar gelse! Havanın durmadan değişmesi çok kötü. analarından ilk sütü emzirmekten ve onları eldeki imkânlarla sıcak tutmaya çalışmaktan.. anlatıyorum. i Bir gün önce çok büyük bir korku geçirdiler. Ama Tanabay onları bekleyen felaketi seziyordu. Buranın sorumlusu benim.Koyunlar zayıf olduğu için sütleri yetmiyor. ama hiç de Tanabay'ın beklediği. yarın benden hesap soracaksınız! . Çobanların gündüzü gecesine karışmış. başka da yok. Bahar gelmesine geldi. Akan ve biriken sular buz tuttu. aç ka. hapse! Hiçbir yerden hiçbir şey bulamıyorum. Koyun-kuzu ayağını yere basamaz oldu. eğlencede mi sanıyorsunuz?... Her yer kapanmış. Tanabay'ın sürüsünden yüz kadar koyun kuzulamıştı. hayvanlarla ilgili her şeyden ve tek tek her hayvandan sorumluyum. ben ise bütün sürülerden. Kuzular birbirlerine sokularak titreşiyor. Bunlar da yeni doğmuş. Şükürler olsun. titreyen bacakları üzerinde dik durmaya çalışan kuzuları alıp kurulamaktan.com. .. Başka bir şey bekleme. Birden sopuk bastırmış. Açık ve kapalı koranın. dünya karanlığa gömülmüştü.. Ah sersem kafam! Bu görevi niye aldım. sana durumu gösteriyor. her şeyden sorumluyum. düşünmüyorum mu sanıyorsunuz. Sizden.www. Her zaman sürünün başında bulunan yaşlı kadın yardımcı ile Tanabay'ın altı yaşındaki büyük kızı hesaba katılmazsa. Zayıf koyunları besleyecek yem yoktu. iki eliyle yüzünü kapatıp ağlamaya başladı ve Tanabay'ı hayretler içinde bıraktı. kara bulutlar gökyüzünü kaplamış ve lapa lapa kar yağmıştı. Beni oyunda. İstersen öldür beni.enginel elveda gülsarı lama korası bunlar işte. Nemli bir bahar kokusu sardı ortalığı.. paramparça et! Yine de yapabileceğim bir şey yok. lir neler olacaktı?. bahar gerçekten gelsin. Tanabay adamı bir yumrukta yere sermemek için kendini zor tuttu. İleride daha kimbi'?. Bir şeyler yapmak gerektiğini söylüyorum. Geçici bir süre için de olsa kimse çalışmak için buraya gelmek istemiyor. koranın içindeki gübreElvedaGülsarı/141 leri atıp kuzuların altına saman taşımaktan başka iş yapmıyorlardı. bu belayı niye sardım başıma! Niye!. lan kuzuların acı acı melemeleri kulakları dolduruyordu. ötekilerden. dedi İbrahim. "Aman Tanrım. henüz komünizme tam anlamıyla ulaşmış değiliz" diyordu. Bu iki yüzlü adam. soluk alacak vakitleri kalmamıştı. Tanabay. hava ısınmaya başlamıştı. Zavallı saf Tanabay da onun içtenliğine kanıp kendi söylediklerinden utandı. Kapalı koranın çürüyen damından yağmur doldu içeriye.cizgiliforum. Bir daha da onu kuzulama korasında hiç gören olmadı. çok geçmeden bulutlar dağılmış." diye düşünüyordu." Bunları söyledikten sonra oldjuğu yere yığılırcasına çöktü. geriye asıl işleri gören üç kişi kalıyordu.

Hepsi meleşiyordu ve kokulan da dayanılır gibi değildi. Ölüm kolayca giriyordu koraya: Yıkık çatıdan. sonra yine kar.Zavallı çoban. Boğuk sesiyle kendine de.cizgiliforum.. Şafak söktü. yığıyordu. Çobanların kara günleriydi bunlar. Bir damla uyku uyuyamıyor. Girin-ci de zayıf koyunları ve yeni doğmuş kuzuları kırıp geçiriElveda Gülsan/143 yordu. Böylece kuzulara da yer açmış bulunuyordu çadırda.Yağmur tepelerine tepelerine iniyor.Çabuk demir çubuğu ver! Kürek! Şuraya gübre dök! 142/ElvedaGülsarı Suyun önünü kes! Koraya doğru akan suyun yönünü değiştirmek için kaskatı olmuş toprağı kazarak arklar açmaya çalışıyordu. ne bulacaklardı 87 .. j Koyunlar artık otlağa gitmek istemiyorlardı. Eşyaların hepsini bir köşeye yığmış. Dışanda. İki ayağı. Çadırın her tarafından su sızıyordu. bu yağmurda. Tanabay onları yataklanyla birlikte kucaklayarak çadırın daha iyice bir yerine yerleştirdi. iğne atsan yere düşmezdi. . karanlıkta kıstırılmış iki hayvandı sanki. Yine kar.. çeneleri kilitleniyor. kapılardan. üzerine branda bezi sermişlerdi. Ama çadıra kaç kuzu alabilirlerdi ki! Elden geleni yapacak. ağzına bir lokma yiyecek alacak vakit bulamıyordu. Yorganın üzerine bir keçe örttü. yeni doğan kuzuları işte böyle. istediği yerden. ağlıyorlardı.com. kırık pencereden. bir sürü hayvan vardı. kadınlara seslendi: . kendisi de yardıma koştu. donup kalan ölü hayvanlan sürüyerek çıkanyor. Kar yağdı. yağmur yağdı. Tanabay keçe çadıra koştu. yine yağmur. Bahar. Tanabay bitkindi. su birikintilerine batıp batıp çıkıyordu. Kızlar uyuyordu.www. Karanlıkta cıvık cıvık gübreye. kabir gibi soğuk korada donan kuzuların arasında çabalayıp duruyordu. Kendileri de yardımcı kadınların palatkalanna sığındılar. Bunları hiçbir güç engelleyemezdi. Kısa bir süre diner gibi oluyor. yağmur ve kann altında. Çocuklar üşüyor. Üstü başı sınl-sıklam ve çamur içinde. Yağmur dinmek bilmiyordu. Ayağında ağır çizmelerle her yere yetişmeye çalışıyordu. Bugün yarın doğuracak koyunlardı bun-lar.Kuzuları çadıra getirin! dedi. herkese lanet okuyordu. dışarıda bir yere yığıyor. karına kadar suya batmış vücutlanndan keçeleşmiş tüyleri avuç avuç dökülüyordu. ana sütü yerine soğuk su ile karşıladı. Tanabay başına gelenler için kargışlar yağdırıyor. açık ağılda. Yağmurluklara sarılıp ellerindeki fenerle oradan oraya koşturuyorlardı. Yağmurluğun etekleri.. Bu soğukta. Çadır kuzularla tıklım tıklım dolmuştu.. Dışarı fırladı. Gaz lambasını yaktı. su birikintileri içinde nasıl yürüyecek. yaralı bir kuşun kanatlan gibi yeltek yeltek savru-luyordu. ötekilere de durmadan bağırıyordu: . yine yağmur. Yorgan ıpıslak olmuştu. kurtarabildiği kadarını kurtaracaktı..enginel elveda gülsarı o soğukta ayakta doğururken inim inim inliyorlardı. Gökyüzü kalbura dönmüştü sanki. Yine de kapalı koradaki kadar kötü değildi.Işık getir! Şuraya tut! Dikilip durma öyle! Gece sis bastırdı. Soluk alamıyordu insan.

Bütün emekleri boşa gitmişti. ilerde olanlara yetişecek. Şimdi yıkık-dökük koradan. dizboyu çamur ve sidikle vıcık vıcık olmuş gübrelerin üzerinden geçerken aklına geliyor. Hadi bakalım. bütün hayatından. onu öfkeden kudurtuyor. şimdi git de ölüp kalan kurulan koradan çıkar. kuzulama döneminin biraz gecikmesinden başka bir şey istemezdi. Nedendi bu erken kuzulama!. Bütün duyulan uyuşmuş gibi bir süre dalıp gitti. bülbül gibi şakıyordu. hatta üçüz doğuran koyanlar vardı ki! Bunlar bir servetti ve bu servet gözünün önünde yok olup gidiyordu. büyüdü. Zavallı yaşlı kadın. ruhunu sıkıyordu o düşünceler. Karaya vurmuş balık gibi çırpınarak. Kuzusundan aynlmış koyunlar aklını yitirmiş gibi acı acı meleşerek dolaşıyor. güzel sözler söylüyor. Hep beraber sürüyü otlatmaya çıkarabildiler. Bu öfke büyüdü. sözde kapalı koranın içinde rüzgâr uğul uğul esiyor.. bu düşünceleri kafasından kovmak istedi. Gözünün gördüğü herşeyden tiksiniyordu. kırılıp giden koyunlardan. Sonra türlü türlü düşüncelerle aklını oynatmaktan korkarak. bey-. kendinden. canından bezdiriyordu. Öyle de çok ikiz. yaradılışa aykın ve akıl almayan. peşi peşine kuzuluyorlardı.cizgiliforum. tepelerine günboyu yağmur boşanıyor.com. birbirlerine çarpıyor. Tanabay küfürler savurarak ağıla çıktı. gecesini gündüzüne katarak çalıştığı.www. Öbür kadınlan da yardıma çağırdı.. uğruna helak olduğu işlerden. güzünün önünde kınlıp giden kuzuların sayısını şaşırmıştı. Bütün bu olanlarda tabiî olmayan. Sağ kalanlar ise öksürüyor. Değneğini sırtlannda kıracak kadar kızıyordu koyunlara.enginel elveda gülsarı otlamak için? Başına bir çuval geçiren yaşlı kadın elindeki değnekle koyunları dışarı çıkarmaya çalışıyor.... işler yolunda! Çok ilerleyeceğiz. Yeni doğan kuzular aynı gün vıcık vıcık gübrenin. Oy o kuzulama döneminin uykusuz geçen geceleri oy! Ayakları pislik deryasında yüzerken. Bu âfet başladığı andan itibaren Tanabay zaman kavramını yitirmiş. biz her şeyi biliyoruz.. fenerleri söndürüyordu. koyunlar birbirleriyle sözleşmişler gibi. çaresizlikten ağlayarak koyunları yeniden toplamaya çalışıyor ama koyunlar yine geri dönüyordu.Hadi bakalım. zulmet gibi. Tanabay. Tanabay. Ama gitmiyor.!" Bu düşünceler daha çok geceleri. işkence gibi bir şey vardı. Tanabay'ın damarları öfkeden mosmor oldu. ama sanki ağıl daha iyiymiş gibi koyunlar çıkış kapısına varmadan geri dönüyorlardı. 144/ElvedaGülsan Ama. kimmişsin sen. senin gibi konuşanda: Ooo. her şeyden nefret ediyordu. sürgün olup birbirlerinin üzerine sıçratıyorlardı. dışarıya at! Şuradaki su birikintisinde boğulup yatan hayvanı çek çıkar!.karanlıkta gözleri görmeyenler gibi el yordamıyla yolunu 88 . güçlükle nefes alıyor. çamurun içinde ölüyorlardı. göster kendini!. nini yiyor. "Bunun hepsi kim için? Ne için? Bakamayacak olduktan sonra neden koyun yetiştiriyoruz? Bunun suçlusu kim? Kim? Söyleyin suçlu kim? Suç sende elbet. doğurmak üzere yatan koyunların üzerine basıyorlardı. onları geride bırakacağız! Söz veriyoruz! Yaa. nefrete dönüştü.

küçücük ve soğuk dudakları meme arıyor. iliklerine kadar ıslanmıştı. O büyük felâketin karşısında çaresiz kalınca. Sepetle. Parmağınızı çekip kuzuları öteye beriye itseniz. Eğer bunlara sağ demek doğruysa. Eyerden.cizgiliforum. Bundan sonra ona herkesin 'ihtiyar' diyece-< ğinif yaşlı. İnsan bakmaya korkuyordu. O zamana kadar ölmeden kalsalar bile bunlardan ne et alınabilirdi ne de yün.Çora hasta Taneke. Çora'yı bul. su birikintilerinin donduğunu gördüler. iyice çöktüğünü. çekiştiriyorlardı. vakit kaybediyorlardı çünkü.Koştura koştura git. Caydar kocasım susturmak istedi ama kocasının çok kızdığını görünce buna cesaret edemedi. sağ koyunlar böyleydi işte! Kuzulamış koyunlardan ve bunların kuzularından kaç tanesi erişebilirdi bahar bereketine. yanındakilere de bir dakika dinlenme fırsatı vermiyordu. Üçüncü gün hava açılmaya başladı.. Yardımcı kadın gitti. Yemek yemeye. kuzuları ölen koyunların ajtına götürmeliydiler. yatıyor. karınlan şiş. Açtılar. Rüzgâr dindi. omurgaları. Bu yüzden son günlerde saçlarının iyice ağardığını. Ayaklan çivi gibi ince. yeni doğmuş kuzuları ezmemek için dört ayak olup emekliyor. zembille çamur taşıyıp açık ağılda bir yol açtılar. şimdi kendisine ne diyecekleri umurunda değildi. süt yoktu. kocamış biri olarak tanınacağını da bilmiyordu ama. bitkin bir durumda kayarak indi: . kımıldayacak güçleri yoktu. kocadığı-nı bilmiyordu. fırlamış. . yakanıp temizlenmeye vakti yoktu. insanların parmaklarına yapışıyor. yardımcı kadınlardan genç olanına atını eyerlemesini söyledi: .. hemen buraya gelmesini söyle. Günlerden beri üzerlerinden yağmurluklarını hiç çıkarma-mışlardı.. Ağlayana sızlayana meme yok. emmek istiyorlardı. Ama bunun pek yaran yoktu artık. O çamurda yürünmüyordu. kan içinde kalmış ellerini gördü. bir deri bir kemik kalmışlardı. Gün açıldı.com. Elveda Gülsan/145 Çoktan beri aynaya bakmamıştı. bu defa da yağmurluğun eteğini ağızlarına alıyor. Zavallı kadınlarla ufacık kızımı daha ne zamana kadar böyle çalıştırabilirim? diye yakınıyordu. Açlıktan ağlaya ağlaya peşinizden gelen yetim çocuklar gibiydiler.Hay kalkamaz olsun da gelemez olsun! dedi Tanabay öfkeyle. Olan olmuş.www.Tanabay onlara hiçbir şey 89 .enginel elveda gülsarı buluyor. hava düzeliyor derken bir talihsizlik daha geldi başlarına: Bir sabah uyanınca toprağın kaskatı olduğunu. emzirmek istemiyor. Akşama doğru geldiği zaman yüzü ve dudaklan soğuktan mosmor olmuş. Kendine de. anasız kalan kuzuları. Yeniden küreklere. Neyse ki öğleye doğru don çözüldü. tırmıklara sarıldılar. sis dağlara yükseldi. Tanabay "Umutsuzluk şeytan başına" diye rahat bir nefes aldı. Bu hayvanlar 146/ElvedaGülsan otlağa çıkamayacak demekti. Şimdi. Zavallı yavrular süt diye acı acı meliyor. Koyunlar o kuzuların kendilerinin olmadığını kokularından anlıyor.Yine de "İki-üç gün içinde yolda öleceksem bile gelirim" dedi. Bulutlar dağıldı. Eğer gelmezse bir daha gözüme görünmesin! Bunu da söyle. sağ kalan gebe koyunlar iyice zayıflamış. feneri güçlükle bulup yakıyordu. tos vuruyorlardı. O gece feneri yakarken şişmiş.

Yürüyüp de nereye gidecekti? Tekrar döndü. Küçük kız kuzuları tutamıyor.www. Yalnız bir defa kendini kaybetti. kızı da kuzuları tutup analarının memesine yapıştırdı.Baba. onun elinden kurtululup kaçmaya başladı.Sen analarını tut. kuzular emmeye başlamışlardı ki.Kızından nasıl özür dileyeceğini bilemiyordu. Oysa çocuklanna. ememiyorlar.Emerler.com. O koyunu gjören öbür koyunlar da aynı içgüdü ile yavrularına süt vermeyi reddedebilirlerdi. bak ayakta duramıyor. Orada kuzuları analarına kabul ettirmeye çalıştılar. ikiz doğuran koyun da önce kendini düşünüyordu..cizgiliforum. . düşüyorlar! dedi kız ağlamaklı bir sesle. Demek açlıktan ölmek üzereydiler ve ne bulurlarsa yiyeceklerdi. telaşa kapıldı. .Tanabay kızının becereksizliğine dayanamadı ve yüzüne şaman indirdi. Yaşlı yardımcı kadın bir gün. Kızıyla birlikte açlıktan gözü dönmüş. bu işi beceremiyordu. Yaşlı kadına hiddetle bağırdı: . Hiç durdurma! Birbirlerinin yünlerini yeme-sinler! Bir dakika daha gecikirsen öldürürüm seni! "Düşman yakana yapışınca kurt da bacağını ısırır" derler ya. onlan ben emzireyim. onları emzirmiyordu.Bu da ne demek oluyor cadı kadın! Ne yaptıklarını görmüyor musun? Niye bağırmıyorsun onlara! Çabuk otlağa sür onları. . O sırada Tanabay da sürüye bir bakmak için dışarı çıkmıştı. Tannm! Bacak kadar kızın ne gücü olabilirdi ki! Tanabay kuzulan anasının memesine yapıştırmış. İkiz doğuran koyunlardan biri yavrularını istemiyor. hiç vurmazdı. tekmeleyerek uzaklaştı-nyordu onlan.enginel elveda gülsarı söyleyemiyordu. Ama koyun direniyor. Tanabay koyunu tuttu. Asıl büyük felaketle uğraşırken daha küçük aksilikler de olmuyor değildi. . yavrularını bile iste-miyen koyunu ve kuzularını yakalayıp koradan çıkardılar açık ağıla getirdiler. Çok kızmıştı ama kızına vurduğu için yüreği de paramparça olmuştu. düşe kalka analarına sokuluyor. dönüp dönüp tos vuruyor ve silkiniyordu. O sırada kızı da koşup onu karşıladı: 150/ElvedaGülsan 90 . kıtlık hüküm sürerken. memelerine yapışmak istiyor ama anaları süserek. emerler ama sen onlan tutamıyorsun. bu. Tanabay'a yardım edtrim düşüncesiyle. koyun başıyla kızı itip yere yıktı. öğle zamanı koyunları ağıla doğru getiriyordu. tabiat da canlılarda sağ kalma içgüdüsünü uyarıyor olmalı. baba. uğursuzların "Ben sağ kalayım da başkaları ölürse ölsün" demeleri gibi. Tanabay hepsine lanet okur gibi oradan uzaklaştı. Kuzular meleElveda Gülsan/147 ye meleye. Acımasızların. dilini tutamadı. Çocuk burnunu çeke çeke sessizce ağlıyordu.Hayır. Tanabay çok korktu. yoluyorlardı. salgın hastalık gibi bütün koyunlara geçer. Biraz yatışmcaya kadar yürüdü. Sürüde bir koyun böyle bir davranışta bulunur-şfe. Koyunların ağıla getirildiklerini görünce kan beynine sıçradı: Koyunlar birbirlerinin yünlerini yiyor. Açlık.

zengin bir çiftçi değildi. bilgilenmek zorundaydı. erkinlik^ıak. burunlarını çeke çeke gitmişlerdi. "Ben zengin olursam çobanın hakkını yemem" demişti kendi kendine. hayvan. Kulıbay ağzını bile açmamıştı. Toprak ve sürü sahibi olmayı. uzaktan akrabaları olan bir zenginin koyunlarını güdüyorlardı. Hak yemiyordu. Yeni.Her şeye birden kavuştu: Toprak. Bu yenilik Tanabay'ın başım döndürüyor. Kulıbay başka bir ağanın çobanı oldu. Araba da sürüyordu artık? EvliyaAta kasabasına gide gele. kültürlü bir adamdı. zararlı otlar gibi köklerinden sökülüp atılıyordu. Çora okumuş. O devirde yoksul Kızgızlar. her şeye ortak olmak için Tanabay çalışmayacaktı da kim çalışacaktı? Gözleri çıksındı kulakların (toprak sahiplerinin). yepyeni fikirlerin kök salması için tarlayı 91 .Tanabay bütün gün at üstünde dolaşıyor. O zengini böyle korkutamayacaklannı biliyordu. ta çocukken koyun güdüyordu. Ne de olsa artık Irgatlar Komitesinin üyesiydi. Yok olsunlardı! Her şey bir anda ve çabuk çabuk ol-malıydı. Çora ile işte o zamanlar karşılaşıp tanıştılar.www. Zenginler. onu coşkulara gömüyor.Sonra bir kom-somol hücresine katıldı. Efremov sert bir adamdı ama âdil idi. Tanabay Rusçayı o zaman öğrendi. Burada da Çora ile beraber çalıştılar. konuşmalara katılıyordu. Ağası Ku-lıbay ile birlikte. hukuk.com. onları bilgilendirmeye çalışıyordu. O zengin mal sahibi onları aldatmıştı. bambaşka bir hayat başlamıştı. Köylülerin yeni hayata geçişleri için bu uğurda toprak. Tanabayların günü de böylece doğmuştu. Kolektifleştirme başladığı zaman Tanabay kollarını sıvadı. Ağabeyi ile birlikte söylendiler. Tanabay'ın asıl işi onun öküzlerine ve atlarına bakmaktı. Buğday ektiği bir tarlası... Yoksullar yükseliyor. Tanabay "Irgatlar ve Yoksul Köylüler Komitesi"ne üye seçildi. Sabah eritenden akşam karardığına kadar o da bir ırgat gibi çalışırdı. işler nida ilerliyordu. ağa olmayı o zaman koymuştu kafasına.Gün TaElveda Gülsan/151 nabaş'ın günüydü artık. Tanabay ise Aleksandrovka'da Efre-mov adında bir Rus'un yanında ırgat olarak çalışmaya başladı. canla-başla çalıştı. kendi ufak tefek eşyalarını koydukları torbayı omuzlarına atmış. Bunun üzerine iki zavallı. Tanabay ayrılırken zengin adama: "Hele bir büyüyeyim de gösteririm sana!" demişti. Buğdayı Evliya-Ata kasabasındaki değirmene götürdü. görgüsünü arttırdı ve gözü açıldı. O Tanabay'dan beş yaş daha büyüktü. geçmişin bazı olayları. Tanabay da öğrenmek. toprak sahipleri. bölük pörçük aklına gelip gidiyordu. Her şey altüst oldu. Yeni. O yıl ikisinin yollan ayrıldı. iki öküzü. Gençlere okumayı öğretiyor. sürükleyip götüriiyordu.cizgiliforum. her şeye.. Bir zaman. emek ve büyük ideal. Bu Efremov. Tanabay köyüne dönüp yerleşti. mollalar. gece toplantılarına. Partiye de beraber girdiler..enginel elveda gülsarı lerinde. yakındılar ama onları dinleyen olmadı.. iki aü vardı. Bundan sonra devrim yapıldı. Paralarını alamadılar. Aradan ancak bir yıl geçtikten sonra sadece karın tokluğuna çalıştıklarını anladılar. kendilerinden olan ağalardan memnun olmadıkları için Rus ağaların yanında çalışmayı yeğ tutarlardı.

ağa akrabalan olan başkaları da çıkabilirdi. Bunun üzerine çeşitli fikirler.Yoldaşlar. O zaman ne olacaktı. Köy Sovyeti toplantılarında sıra Kulıbay'ın adına gelince Çora şöyle konuştu: . Devrim aleyhinde de değil. berisini düşünür.www.. Herkes onun ağzına bakıyor. Listede adı var mı? Var. Bir dulla evlenmişti. Sen de bir entelektüelsin. Gerçi o günlerde birbirlerini seyrek görüyorlardı ama aralan fena değildi. Ev kendisinindi. Benim ağabeyim diye kayırmayın.. bu işin sonu ne olur? diye bir karar veremez. nız neden? Sen hiç Allah'tan korkmaz mısınız Tanabay? "-¦ t . O da yoksul bir aileden geliyor. gece gündüz çalışarak alın terimle elde ettim. entelektüel.Onlar eski hikâye. Kulakların listeleri hazırlandı ve bu listeye Kulıbay da alındı.. çeşitli görüşler ortaya atıldı. Uzatmaya ne gerek var. şey diyorlar. "Kendiniz karar verin" dese. o oturumdan bu oturuma koşarken. korkaklıkla suçlayabilirlerdi.enginel elveda gülsarı temizlemek gerekiyordu.com. hiç karşı çıkmadı. Birkaç koyun. iki koşum aü bir de taylı biyesi (kısrağı) vardı. dedi. ağabeyi de kendi hayatını bir düzene sokmuştu. Tanabay ayağa kalktı: . Tanabay bir horoz gibi mağrur. kimi karşı çıkıyordu. Bu durumda zengin sayılmazdı ama yoksul da değildi. Kimi Çora'nın dediğini kabul ediyor.Beni neden toprak ağası saydınız? Neden malıma el koyuyorsunuz? İkimiz beraber ırgatlık etmedik mi? Kulak denen o zengin toprak sahipleri ikimizi birden kovmadılar mı? . Korkarsın. o meclisten bu meclise. burada iyi düşünmemiz gereken bir durum var: Kulıbay'ı kulaklar arasında sayıp mallarına el koyacak mıyız. Ne de olsa Kulıbay ağabeyi idi. İkisi de kendi işlerine dalmışlardı.cizgiliforum. "Kulıbay'a dokunmayın" dese. Tanabay gece gündüz attan inmeden. Bu tarladaki bütün zararlı otlar yok edilmeliydi. Çok çalışıyor ve iyi yaşıyordu.Benim zengin bir ağa olduğumu.Eski zengin. Çiftçilik yapıyordu. ağa grubuna sokma-. Hasat zamanı bir ırgat tutuyordu. Söz sırası Tanabay'a geldi. Benim ağabeyim diye çekinmeyin. Ama beni kulak grubuna.Bunları çok görüyorsan hepsini alın. ondan yararlanabiliriz. onun ne diyeceğini bekliyordu ve bu da onun çok canını sıkıyordu.Bak Çora. Ha. koymayacak mıyız? Kulıbay gibilerin kol152/ElvedaGülsan hoza yardımı olabilir. Tanabay ağabeyini soğuk karşıladı ve elini de uzatmadı. Ötesini düşünür. kulak olduğumu naElvedaGülsan/153 sil söylersin? Neyim varsa kendi emeğimle. Tabiî sabanı. 92 . sen hep böylesin! Gazetelerde okumuş adamlar için. sessiz oturuyordu. bir inek. Öyleyse o da bir kulaktır. . Anneleri ayrı olsa da babalan birdi. Mallarına siz el koymazsınız bunu ben kendim yapanm. Ertesi gün Kulıbay onu görmeye geldi. kestirip atamazsın. Sovyet iktidan uğruna ben öz babama merhamet etmem.. Ağabeyine karşı gelmek zorunda kalmıştı. Bu gün sen de bir zenginsin. tırmık ve yaba gibi bazı tarım araçlan da. . onu samimiyetsizlikle. Neydi o.

. ezip çiğnediği yeri. Kulıbay'ı kulaklar sınıfına kaüp Sibirya'ya sürdükleri zaman. başka bir şey söylemeden... kolhozun ekinlerine bakmaya gitmişti. Kulıbay başını öne eğerek. neler neler söylemişlerdi! Öteye beriye koşup bu konuyu konuşanlar çoktu ve herkes başka başka şeyler söylüyordu: . Sen bizim yolumuzun üzerinde bir engelsin. Bu olayın üzerinden yirmi jj| yıl geçmiş ve bu süre içinde birbirleriyle tek kelime konuş-\* mamışlardı. Kendini savunmuyor değildi: "Kulaklar kohhozlan yakıp yıktılar. yeşil buğdaylan yolmaya. Sen . İşte bütün bunlar dolaşıyordu ağızdan ağıza. sağa sola bakmadan. Yavaş yavaş bütün görevlilerden uzaklaştırıldı. ileride.. Hayat tarzı tamamen değişti.. bunlar Kulıbay'ı önlerine katarak götürmüşler.O yıl ürün boldu. kökünden söküp çıkarmaya. O günlerde Tanabay'dan yana olanlar. " Bu son konuşmalan oldu. Taneler başaklara. yola zor çıkarmışlar. Sanki boğalar güreşmiş gibi yer alt üst olmuş.Tanabay bir gün.. ardına bile bakmadan gitmiş ve olaya inanmıştı.Bazılan bunu Tanabay'ın yüzüne karşı da söylüyordu..www. en önemlisi de kolhozlarda işler düzelmeye başladı.Yıldan yıla daha iyi oluyor* kalkmıyoruz. çiğneyip ezmeye başlamış. kargışlanmış olmama sevinmek için uyduruyorlar" demişti. Yine köylülerin anlattıklarına göre. Evet. köyde ne dedikodular olmuş. bu engeli kaldırmalıyız.. hayır. Yooo. kapana kısılmış bir kurt gibi can havliyle. birden kolhozun buğday tarlasına dalmış." diye savunuyordu kendini. Kulıbay orada. yolduğu. Tanabay bunlara pek inanmıştı: "Bana düşmanlıkla-nndan.. kolhozun güz buğdayı ekilmiş tarlalan boyunca ilerlemeye başlamışlar. Çoğu onu kınıyordu: "Tann insana böyle bir akraba vermesin! Böyle bir kardeşin olacağına hiç olmasın daha iyi!" diyorlardı. Ezilmiş ve çiğnenmiş yerde buğdaylar sa-rarıp solmuş ve bunu gören Tanabay öfkeden kudurarak kükremişti: . "Düşmanlarımın içi bu kadar yanmışsa üzerine tuz yalasınlar! Ne dedikleri umurunda değil!" diye savunmuştu kendisini. Köyden uzaklaştıktan sonra. Tanabay'ın gayretleri hiç de de boşa gitmedi. beni kötülemek için.cizgiliforum. Kolhoz kurabilmemiz için önce bu sınıfı yok etmemiz gerek.enginel elveda gülsarı yeni zengin hepsi bir bizim için. o günlerde köy halkı onu dışladı. tarlanın içinde çiğnenmiş yeri gördü. sel gibi söz yaşı dökmüş ve "Allah Tanabay'ı ondurmasın!" diye kargışlamış. Açıktan açığa olmasa da. Birden. ekin biçme zamanından az önce.Vay zalim vay! Vay hain vay! Demek kolhoz ekinine zarar verirsin! Sen gerçekten bir kulaksın! Bunu yapan kulak değildir de nedir!" Sonra atından inmeden. Kulıbay'ın saplan kökünden çıkardığı. Onu götürmekte olan milisler zor zaptetmişler.com. onu haklı bulanlar pek azdı. seçimlerde ona oy vermez oldular. işçileri öldürdüler. Kulıbay tutuklanıp götürülürken hüngür hüngür ağlıyormuş.. başaklar ka154/ElvedaGülsan vuzlanna sığmıyordu. hiç kimseyle vedalaşmadan gitmiş. 93 .Köye iki atlı milis gelmiş.. düşman sınıfındansın..

O ilanlar okunur. Acıdan inliyordu. başı yavaş yavaş kaydı. ya da kimler yazılmalı diye düşünür. Neden böyle olmuştu? Suç ve kusur kimdeydi. bir yandan da ayrı bir azap veren geçmişi düşünmekten kendini alamıyordu. gözünün önüne getiriyordu. nereye gideceklerini bilemiyorlardı. öbür ucu da çatının ağırlığını taşıya-madığı için çökmüştü. Kolhozda işler neden yürümüyordu. O sırada genç yardımcı kadının duvara yaslandığını gördü. halin nicedir. Uyur-uyanık bir ürperti geçirdi. kolhozlann yeni yeni güçlenmeye başladığı o güzel günlere asılıp kalmıştı sanki. Kendini bir türlü işe veremiyor. Hiç bir mesele çözülmüyor. düşüne düşüne yorgun düştü. arayan yoktu. taşıyamadığı. Düşüncelerinde de. tartışılırdı..Herkes çok etkilenirdi bundan. karşı koyamadığı bir ağırlığın altında yavaş yavaş çöktü ve gözlerini yumdu. Eskimiş bir usul olduğu söyleniyordu. Peki yenisi. dolanıp duruElveda Gülsan/155 yordu. 156/ElvedaGülsan Yardımcılar Caydar'ın sesinin geldiği yöne koştular.cizgiliforum. başı ağnyor. Sonunda dizleri büküldü. Tanabay bütün gece koranın içinde bir yandan o pek zahmetli işleri yaparken. Tanabay onu uyandırmadı.yerine getirilemeyecek vaadlerden ibaret kalmıştı her şey. Kızarmış gözlerinin kapanıp açılışından onun uykusuzlukla savaştığı pek belli oluyordu. o kamyonetin arkasında elinde kızıl bayrakla nasıl durduğunu da hatırlıyor. tuttukları yol yanlış değildi. neden herşey darmadağın olmuştu? Yanlış yola mı girmişlerdi? Hayır. Ne oluyor. Boğuk bir çığlık ve gürültüyle uyandı. kayıtsız.iş bitirme yansım ele alalım mesela. Bir de ne görsün! Tavan kirişi çökmüş ve Caydar altında kalmıştı. Eskiden. hareketlerinde de bir gevşeme. Çöken kirişin altına girip omuzu ile kaldırdı. O günlerin "Kızıl baş örtülü emekçi kız" şarkısını. üzgün. . 94 . kolhozun ilk kamyonetini. Herkes kızıl tahtaya kimlerin.. Boş sözlerden. işler nasıl? diye soran. Ürken koyunlar Tanabay'ın ayağına basa basa kaçıyor. olduğu yere çöktü ve uyuyakaldı. Kadınlar Caydar'ın yüzünü gözünü sıvazlayarak ağlıyorlardı. olamazdı. Ne var ki bütün hayaü.. kırmızı ve kara ilan tahtalan vardı. gözlerinden uyku akıyordu.Tanabay! Tanabay kurtar! diye bağırıyordu kansı -aydar. hiçbir işin sonu alınamıyordu.Caydar! diye haykırdı. Artık bunların hepsi gerilerde kalmıştı. kara tahtaya kimlerin adıi'azılmış. Verilen sözler bir deftere yazılıyordu.Peki ne olmuştu öyleyse? O doğru yolu mu yitirmişlerdi? Ne zaman ve nasıl başlamıştı bu? Başarma. bunlara bakardı.. bir uyuşma başlamıştı. Tanabay.www.enginel elveda gülsarı Tanabay o geçen günleri en küçük ayrıntılarına kadar hatırlıyordu. Kirişin bir ucu duvardan kurtulup kaymış. Ama o defterde kalıyordu o sözler. Tanabay ne olduğunu anlayamadan yerin-ien sıçradı. . Tanabay da koştu peşlerinden.com. Tanabay'ın uykusu bir anda açılıver-di. Caydar sürünerek kirişin altından çıktı. Bezgin. O da duvara yaslandı. eskimemişi nerede.

nereden gelip nereye gidiyorsun? İyi misin?! . düşen kirişin altında ezilip ölen bir koyun buldu orada. çekiştirip duruyordu.www. görürsünüz.cizgiliforum. bir büyük felâketi bu kadarla atlattıklarına şükrederek ve sendeleye sendeleye koraya doğru yürüdü. Zavallı kuzusu. Ağlamaya başladı: . Az önceki telaş ve korkudan onu görmemişlerdi. biriki gün içinde kalkarım. çöken kirişin altına bir destek koyup.j rin yıkılıp gitmesi umurumda değil. Artık şaşkınlık ve korkuyu atlatmışlardı. Kadınları yana itip. "Gebe koyunlara böyle vurmak da ne oluyor. Hiçbir şey senin sağlığından daha önemli değil. Caydar da bu tatlı sözler karşısında ve gözyaşları arasında gülümsedi: . yıkılmasın diye duvara da bir direk dayadı.Pekâlâ. nereye geldiğimi de görüyorsun. Sen sağ kaldığına şükret. Ama o kalın kiriş çok sert inmişti sırtına.Çok mu fena? Hani neresi? Hadi yardım edin bana! Üzerindeki uzun.Nereden geldiğimi sorma.Oy sırtım! Sırtım! . ateşi yaktılar. deli mi bu?" diye düşündü Tanabay. Tanabay gelen çobanı uyarmak için ona doğru yürüdü. Öksüz kuzuyu kucağına aldı ve ona bir süt anası aramaya koyuldu. Çok yatmam. Ah benim zavallı kan-1 çığım ah! Böyle derken karısının yüzünü gözünü okşuyordu. her ye. Hepsi Caydar'ı avutmaya başladı. Olan oldu. ama sakın bana gücenmeyin. ona doğru sürüyordu. Görünürde yara bere yoktu. Caydar kımıldayamıyordu. . ölü anasının memesine yapışmış. Elveda Gülsan/157 Tatlı söz hazineden değerlidir derler ya. Çadıra gelince Tanabay bir daha bütün vücuduna baktı.Hey. Kadınlar ona bir döşek serdiler. Tanabay da. karısının gövdesini elle yoklamaya başladı: . şükretti.Sen neler söylüyorsun Caydar. Yer. Yaklaşınca çobanı tanıdı: Bektay idi bu. gece yağan karla bembeyaz olmuştu. Sonra. Bundan sonra yine Caydar'a bakmak için koradan çıktı.Aman Tanrım! dedi Tanabay. dedi Bektay. Ağlama! Sen iyileşmene bak. Her şey düzelir. .Şimdi ne yapacaksınız? böylesine zor ve önemli günlerde işte kalkamıyorum! Ne yapacaksınız şimdi? . Bir de ne görsün! Karların üzerinden bir koyun sürüsü ağır ağır beriye doğru geliyordu! "Bu da ne oluyor? Kimin sürüsü? Çoban sürüyü neden buraya getiriyor?.. ince pardesüyü çıkarıp yere serdi.enginel elveda gülsarı Tanabay korkudan aklını kaçıracaktı nerdeyse. \ Şafak sokmuştu. 95 . başka bir şey düşünme! İşlerin yüzüstü kalması.. Caydar'ı üzerine yatırdılar ve koradan çıkardılar. Çok şaşırmıştı. Tanabay." İki sürü birbirine karışacaktı ve bu da hiç iyi olmazdı.Ne oldu? Neren acıyor? . Tanabay bunu görünce ne büyük bir tehlike atlattıklarını bir kez daha düşündü ve karısının sağ kaldığına sevindi.com.Hey Bektay! Sen misin? Bektay cevap vermedi. üzme kendini. Değneğiyle koyunların sırtına vura vura. .

Niye olacak? Beni yardımcı alan sensin! . Şu haline. Bu koyunlarla ömrümü niye tüketeyim. Başkalanndan neyim eksik? Ben de kasabada yaşar. çocukluk etme! Ne yaptığını bir düşün! Kendini düşün! Duyuyor musun beni? Bektay başını çevirdi: . göğsüne sokmuştu. barınak yok! Rahat Jpırak beni! Sen git. nereye? . yapıştırılmış gibi duruyordu. biz de onlara öyle yaparız. • . öle-yite çalışmana bak. ayak izlerinin çukuru hemen su doluyordu.cizgiliforum. . Orada pisliklere bata bata ölüp gideceksia Sana o da az! Yine de herkese bağırır durursun. İyi düşün Bektay. Yürüyüp gitti.Peki ne oluyor? .Ayaklarım nereye çekerse. seni dinleyecek başka aptallar bul! 96 . Yem yok.Sen ne söylediğini biliyor musun evlat? Bu koyunlar bugün yarın kuzulayacak! Yapılacak iş mi bu seninki! Hiç böyle şey yapılır mı? . konuşamıyor-du.Yapılır! En doğrusu bu. neye 'benzediğine de bir bak! İnsana benzer yanın kalmamış. Bir kere daha tükürdü ve değne-ğiyle koyunları gösterdi: . Atan başı sen de! Yetti artık!. yüzü kapkara olmuştu. nasıl yaparsın bunu! . başım nereye yönelirse! . Neden sonra: . . ağıl yok.Ne olmuş yani? Dur.enginel elveda gülsarı Beline sımsıkı bir ip dolamıştı.Dur! Bekle biraz! diye peşinden koşmaya başladı. Dili tutulmuş. usandım böyle yaşamaktan! .Bektay. Hadi hoşça kal! Bektay değneğini başı üzerinde birkaç kez döndürerek olanca gücüyle ta uzaklara fırlattı ve yürüdü gitti. Selamına karşılık ver158/ElvedaGülsan Elveda Gülsan/159 medi.www. Hepsi üçyüz e beş baş.. Ayaklarını yeri döver gibi hızlı basıyor. ne olur dinle beni! Sana her şeyi anlatacağım! diyen Tanabay koşup Bektay'in yanına geldi. aylık ücret alırım.com.Peki bunu niye bana söylüyorsun? . Arkasına bakmadan gidiyordu Bektay. her yanını ateş bastı ve boğulacak gibi oldu. Yakışıklı yüzüne o kara sakal yakışmıyor.İşte böyle yaparım.Gidiyorum. .Rahat bırak beni! Sen kendini düşün. .Nasıl gidersin.Git başkasına anlat. Meydan okur gibi bakıyordu. dur gitme! Neler söylüyorsun sen? Nereye gidermişsin? Bektay'ın gelişinden ve söylediklerinden şaşkına dönen Tanabay'ın kan beynine sıçradı. Onlar bize nasıl yapıyorlarsa. Başkaları da senin gibi olsun istiyorsun. Tanabay'ın yanına yaklaştı ve birkaç adım önünde durdu. Tanabay donakalmıştı. Sakalı büyümüş. Yabankedisi gibi bakan gözlerinde kin ve nefret vardı. Ben de herkes gibi yaşamak istiyorum. Öfkeyle yere tükürdü ve kann üzerindeki tükrüğünı kızgınlığını belli ederek ayağıyla ezdi. Eldivenlerini muşambasının alüna.Al bunları! İster say ister sayma. Yetti artık! Bıktım.Niçin.. Başını yukarı kaldır di.

Dur diyorum sana! diye Tanabay onun koluna yapıştı. Toynaklardan çamur ve kar sıçrıyordu. dizginlerini hayvanın dudaklarını yırtarcasına birden çeker. onu arka ayaklan üzerine kaldırırlardı. Elbiseleri boya ve muşamba kokuyordu. öbür tarafa inip gözden kaybplmuştu bile.Seni hapse atarlar hey çocuk! .Böyle yaşamaktansa hapse girmek daha iyi! dedi ve ardına bakmadan yürümeye devam etti. • Dizgini kısa olan at Gülsan idi. Böyleleri atı hızla sürerken. Atlardan birinin donu san. Onu üyirden ve ilk sahibinden zorla ayırdıkları günden beri pek çok insan binmişti sırtına. Bir daha. dağlara doğru yol almaya başladılar. . bir yabancıydı. .Dur Bektay. 17 Köyden iki atlı çıktı. Bektay'ın sürüsünü toplayıp kendi korasına sürdü.cizgiliforum. Merkezden gelen haürlı konuklan yorgaya bindirirlerdi. mahvolacak! diye mırıldandı. Tanabay bakakaldı. böyle bırakıp gitmeye hakkın yok! diye Bektay'ın omuzuna yapıştı bu defa.Hızlı. Gülsan için sırtında kim olursa olsun farketmezdi. . bırakmam seni. Şimdi üzerindeki sahibi değil. Kalktıktan sonra biraz soluklandı. yürüyordu. Onu kendine çevirdi. Koşmak tutkusu hiç 97 . . * Tanabay kendine gelip başını kaldırdığı zaman Bektay bayırın belini aşmış. ahırda kapalı ve bağlı durma-sıydı. göstermiş olurlardı. Böylece herkese.Hayır. Çeşit çeşit eyer vurmuşlardı. Bunlar eyere kuruldukları zaman kendilerini Elveda Gülsan/161 büyümüş sanan ahmaklardı. Gösteriş meraklısı olanlan da görmüştü. Elleri kar ve çamur içindeydi. bir daha yaparlardı bunu. ötekininki doru idi.. Eyerde doğru dürüst oturmasını bileni de. . daha hızlı gitmek istediği için üzerindeki binici dizginleri çekiyordu. Yanındaki doru ata binen Çora idi. Ama o anda beyaz doruklar bir kıpırdadı ve sonra karanlıklar içinde yok oldu. Çok üzgündü. yorga ata bindiklerini . bilmeyeni de. Hepsi birdi onun için. Gülsan bunların hepsine alışmıştı. ( Bektay onu dinlemek istemiyor. Kuyrukları düğümlendiğine göre yollan uzundu.Sen bir kaçaksın! Kaçak! Bektay yoluna devam ediyordu. Binicilerin iyisi de vardı kötüsü de. Onun hoşlanmadığı tek şey. Bektay kolunu çekip kurtardı ve yürümeye devam etti. dur! Konuşalım biraz.www. Deri ceketli ve muşambalı bir adamdı. Çenesine yediği müthiş bir I F 160/Elveda Giilsan yumruk Tanabay'ı yere sermiş.enginel elveda gülsarı . neye uğradığını anlayamamıştı. Muşambasının düğümleri iliklenme-mişti.Senin gibi kaçakları cephede kurşuna dizerlerdi! Bektay devam ediyordu yoluna. Gülsan ahırda sahibinin iyileşmesini beklerken neredeyse ayaklan tutulmuştu. Ayak izleri gözden kaybolduğu yönde uzayıp gidiyordu.com.Mahvolacak zavallı çocuk. .

Onların bu yer kapma.com. bu. Asıl sorumlu o değil. Kendisine kolhozun parti örgütçüsü eşlik ettiğine göre. partinin ilçe kurulunun birinci sekreteriydi. yenişememişlerdi. onun gidiş temposuna uygun olarak sallana sallana giderken bunları düşünüyordu. güzeldi.. Herkesin yapamayacağı. daha yüksek makama gelmesi gerekirdi. böyle olduğunu da herkes ve tabii Segizbayev de biliyordu.www. Disiplin böyle gerektirirdi. büyük bir iş. güvenilir bir kişi olduğunu göstermemiş miydi? Ama bunun şimdilik bir yaran yoktu. partinin ilçe merkezinin bir üyesiydi. Artık terfi etmesi. Zamanı gelince kendisini desteklerlerdi. Dostu-yâranı vardı nasıl olsa. Segizbayev uzaktan bir seyirci olarak kalacaktı. Aslında o ilçede sadece bir müfettiş. kodamanlar. varsın bunun sıkıntısını o çeksindi. yönetmek.cizgiliforum. İşlerin hiç de iyi olmadığını bildiği halde yine de keyfi yerindeydi. insanların ondan çekindiklerini gösteriyordu. yine koşmak istiyordu. Parti örgütçüsü hiç konuşmuyordu. Hükümet etmek. Ama biniciler için hangi ata bindikleri önemliydi. daha koşmak. Uzun yıllardır bulunuyordu şimdiki görevinde. Sırtındaki binicinin kim olduğu artık ilgilendirmiyordu onu. bir gemi gibi geniş dünyayı yara yara alıp götürüyordu insanı. büyük bir sorumluluk idi. Niye kendisini düşünmemişler. Durum gerçekten kötüydü. gönderdikleri sekreterin başarısını.. engel tanımıyor. emrinde bulundukları kişilerle yüz-göz olmaya devam ediyorlardı ama bunlar günün birinde öyle bir sille yerlerdi ki neye uğradıklarını şaşırırlardı. Her yıl böyle oluyor. Eğer biniciye sarı yorgayı sunmuşlar-sa. Çobanların işlerini denetlemeye gelmişti. zaman kap162/Elveda Gülsarı ma savaşından zarar görenler de çobanlar ve sürüler oluyor. Şu sarı yorga da eşsizdi doğrusu. korkarsa korksundu. Boş konuşmalarla koskoca bir amirin canını sıkmaması gerekiyordu belki. Bu sekreter de bölgeye yeni gelmişti. başarısızlığını görsünlerdi. Kuzulama dönemi kötü gittiği için üzüntülü olmalıydı. Hatta bundan sinsi sinsi bir çıkar bile umuyordu. koyunkuzu kırılıp gidiyordu. Astlar üstlerine saygılı olmazsa bu disiplin bozulurdu. mutlu olurdu. O yıl kışla bahar bir birine meydan okumuş. Hiçbir şey yapılamıyordu bunu önlemek için. Suya çamura batmıyor. Konuşmazsa konuşmasın. Aslında bölgede kışın geç gitmesi. Ona binen zevk alır. ilçe merkezinden kolho-zu denetlemesi için gönderilen bir müfettiş vardı. baharın geç gelmesi ve koyun-kuzunun kırılıp gitmesi ona hiçbir zarar vermezdi. Ama Segizbayev buraya teftiş için gelmişti ve işlerin böyle kötü gitmesine cevap verecekfbir resmi sorumlu bulmak zorundaydı. Yukarıdakiler. o kişinin saygınlığını. kaldıramayacağı ağır bir işti! Segizbayev. Gülsarı güçlüydü. taypalma yorganın düzgün adımlarına. Tam binilecek attı. Buraya bir yabancı göndermekle hata ettiklerini anlasmlardı. Bazı memurlar yanlarında çalıştıkları. Bu defa Gülsarı'nın sırtında. çok saygı duyulan ve önem verilen bir kişi olmalıydı. İşte. parti 98 . hiçe saymışlardı da bir yabancı atamışlardı! Burada yıllardır görev yapmış.enginel elveda gülsarı azalmamıştı: Koşmak.

Versindi mahkemeye! Mahkemeye vermekle işlerin düzeleceğini mi sanıyordu? Kaşlarım çatmış. "Sen işte böyle bir adamsın" diye nasıl söylersin? 18 Ulu dağlar sisli. gelmemiş mi belli değil. Ama. Üzülen yalnız o imiş!. babasından daha iyi biliyordu. Ülkede neler olup bittiğini. Böyle yanındaki gibi bir denetçi değil. gerçek yardım gelmeliydi.. Soğuk bir gidiyor. İşlerin nasıl yönetilmesi gerektiğini söyleyip duruyordu fırsat buldukça. Artık ondan hayır gelmeyeceği anlaşılmıştı çünkü. Gidecekse bir an önce gitmesi iyi olurdu. Ama bu yardım daha fazla gecikmemeliydi.. Ama bunu Çora görür müydü. Bahar gelmiş mi. puslu. Sorumluluktan kaçamazdı. Aslında kaşlarını çatması da. Çora'nın da ayrılma vakti gelmişti ar-üjt. Günlerinin çoğunu merkezde geçiriyordu. görmez miydi? Herhalde göremezdi. Kimbilir.enginel elveda gülsarı örgütçüsünün altındaki at ter içinde kalmış. Sağlık durumu her yıl daha da bozuluyordu. Hiçbir şey umurunda değildi. Bütün dağdakiler suç-luymuş da. Yeni başkan. sanki kolhozu düşünen yalnız o imiş. catkannınan turma"' diyordu o içinden. Ona belki bu yüzden bekle diyorlardı.. İşler de böyle sürüp gidemezdi.. Biliyordu bu hastalıktan kurtulamayacağını. Tepeler güneş görmüyor ve öfkeli.cizgiliforum. bir geliyor. Her zaman hastalanıyordu. Tatili geçirmeye gelen oğlu Samansur da söylemişti: "Artık işten çekil" demişti. Bakışları üzgün. ama onu merkezdekiler "biraz daha sabret" diye oyalamaktan başka bir şey yapmıyorlardı. bilmeyen bir adamdı. Her yer balçık. meseleleri.. niçin bekleyeceklerdi? "Aldanov görevi kendiliğinden bırakacakmış" gibi bir söylenti de dolaşıyordu ortada. oysa yorganın kulağının arkası yeni yeni hafifçe terlemeye başlamıştı. karamsarlık yiyip bitiriyordu onu. soğuk bakışlarla gökyüzüne uzanıyorlar. Bir yandan evham. Bu adam "İşleri böyle berbat bir hale getirdiğiniz için sizi mahkemeye vereceğim" demişti. şimdi de çekip gidiyor" demezler miydi? Bu durumda ayrılırsa vicdan azabından kurtulamazdı. Sözünü yerine getirmeden işi bırakırsa insanların karşısına ne yüzle çıkardı? Ona ne derlerdi? "İşleri karmakarışık etmiş.com. belki bir gün işler bilimsel olarak ele alınır ve düzelirdi. gözleri iyice çökmüştü. Samansur akıllı bir çocuktu. SözElvedaGülsan/163 de bitip tükenmeyen işlerin üstesinden gelmeye çalışıyordu orada. böbür-kibir oturuyor atin üstünde. işleri yüzüstü bırakarak çekilmek istemiyordu. Çora da kendi düşüncelerine dalmıştı. "Ölmesen oba kap. Uzun yıllardan beri kalbinden rahatsızdı. bunu bir ar-namus meselesi yapıyor. kolhozu borç batağına saplamış.. Çekilmesine çekilirdi ama. söz vermişti. Herkese umut vermiş. belki yardım gelirdi. Gençler iyi öğrenim görüyorlardı. Niçin sabredecek. Çora. beti-benzi sararmış. onun durumunun parti toplantısında görüşülmesi gerektiğini söylüyor. Tanabay söylediklerinde haklı çıkmıştı. bağırıp çağıran ama hiçbir iş görmeyen. 99 .www. dudak ucuyla 164/E!vedaGülsan gülümsemesi de yapmacıktı.

Cehenneme kadar gitsindi. Böyle bir yerde neler çektiğini anlatma fırsatı doğmuştu. Tanabay "yetti artık. İlçe merkezinden gelen biri olmalıydı. utandıracaktı. kolumu kaldıracak gücüm kalmadı" diyordu. "Yumurtalarını başka kuşların yuvalarına bırakan kökek kuşu gibi. yetti!" diyor.com. Bir yanda soğuk ve rüzgâr.www. Can-baş koyup yaptığı işlerle alay edilmesini aklı almıyordu. Aynı anda birkaç koyun birden doğuruyor. kızı koşarak yanına geldi: . Kızarsalar kızsınlar! Sen adamı yemsiz. Bektay'ın sürüyü bırakıp gidişini bir an bile aklından çıkaramıyor. Kalkmak istemişti ama. Bektay'a yüzünü kızartacak.Baba. sürüsünü benim sürüme katıp gitmesine de kızmıyorum" diyordu. sen git annene bak. bu ne acı! İşte şurada bir yığın koyun ölüsü vardı. öle-yite çalışıyordu. Ne de güzeldi yavruları! Ama onları nereye koyacaktı? Analarının memeleri boştu.Gelsinler! diye mırıldandı Tanabay. belini doğrultamamıştı. onu yerin dibine batıracak sözler bulup söyleyemediği için kızıyordu daha çok. Bir koyun daha kuzuladı. aç ve susuz bırak. başkanlar geliyor! dedi. Kuzular acı acı meleşiyor. gelin! Tam da zamanında gelmişsiniz ha!" diye söylendi.cizgiliforum. Öyle yakınıp sızlanmayacaktı. Sonra ağır adımlarla geldi. ama bir an sonra yine o olay geliyordu aklına. koyunlar birbirlerini iterek ayaklarını basacak yer bulmaya çalışıyorlardı. gelin hele!. bir yanda dayanılmaz pis kokularla bunalıyordu.. o sevgi uyanıverdi "Görmeyeli çok oldu. 100 . O. Tanabay'ın da direnecek gücü kalmamıştı artık. Sütü nereden bulacaktı. Tanabay onları beklemedi. Açtılar.enginel elveda gülsarı Delik-deşik. Koradan çıkınca iki atlı gördü. Öte yandan. hem de ikiz. ama hiç değişmemiş" diye düşündü. yıkık-dökük korada. gelin bakalım. Bunlar yetmiyormuş gibi.. Salya gibi laf eden o yeni yetmeye! O sümüklüye! Ömrünü kolhoza adayan kendisi gibi yaşlı bir komünist na1 Ölmezsen vebaya tutul. sonra da ne olmuş bakalım diye görmeye gel! Gelin. Onlara çıkışacak. Tanabay ölen hayvanları toplayıp dışarı çıkarıyordu ki. Ama hemen karar değiştirdi. acı ve öfke içinde bunalıyordu. "Ne olursa olacak. Nasıl olsa kolhozdan onun yerine birini gönderirlerdi. Öfkesi yalnız onun çekip gitmesine değildi. yatarsan kalkamaz ol! Elveda Gülsarı/165 sil olur da onun çenesini kapatacak bir laf bulamazdı! "Çoban değneğini fırlatıp attı da gitti sümüklü!" Onun bu yaptığını Tanabay'ın aklı almıyordu. "Yaa. . karısının sırtı hâlâ ağrıyor ve kalkamıyordu. Saçını başını yolsa da. susuzdular ve sinek gibi kırılıp gidiyorlardı. "Haa! Gülsan bu!" diye Sevindi. başka şey düşünmeye çalışıyor. O iki kişiden biri Çora idi. Koranın arkasına geçerek elindeki ölü kuzuları öbür ölülerin üzerine attı. yavruları koyacak sıcak bir yer bulamıyordu. İçindeki o ateş. Felâket! Bu iki yavru da ölecekti demek! Bu ne uğursuzluk. Ama yorgaya binmiş olan deri ceketli adamı tanıyamadı. korasız. kuzuları nereye koyacağını bilemiyordu.

Dünya umurunda değildi.Söz verdim. Sen komünist bir çoban olduğun halde kuzuFann neden ölüyor? . onu doğduğuna pişman | etmek için. . Atlar ter içinde. Çora'nın yüzü perişandı. Dudakları titremeye başladı. hiçbir şey söylemiyor.İşte. İçindeki acının bu dürtüsüyle isyan etti.Evet. dizgin kayısıyla oynar gibi duruyordu. benim yerim hapishane! Hapishane! diye cevap veren Tanabay için bu herifin sözleri bardağı taşıran son damla olmuştu.Rezalet bu! Nereye gitsen aynı şey.Eee.Ne oluyor yoldaş? dedi ölü koyun yığınlarını göstererek. Dostunun önünde suçlanacağım.Nee! Sen sosyalistlik adına söz vermemiş miydin? .cizgiliforum. . kuzuların da bu yüzden plüyor! dedi Segizba-yev. Sanki içinden onu tutan bir bağ. malların kınlma-| sına sebep olanlar bunlar işte! Bugüne kadar ne yaptınız burada? Komünistleri. evet öylesin! Kolhoz malına isteyerek zarar veren bir halk düşmanısın! Senin gibilerinin partide işi yok! Se/ün yerin hapishane! Sosyalistlik yarışında önümüze engel çıkarıyorsun. Sonra Tanabay'a döndü: . Segizbayev'e dik dik bakarak sordu: .com. Önce Çora'ya ba-1 ğırdı: "Siz burada ne yapıyorsunuz? Adamların verdikleri 1 sözleri bile bilmiyorlar. Şunlara bak!.Hatırlamıyorum.. Bu herif hiç umurunda değildi.^ meden bağırıp çağırmaya başladı: . koyun ölülerini gösteriyordu. Olduğum gibiyim. zor durumda kalacağını biliyordu. Ama içi acılarla doluydu.Herhalde kuzular benim komünist olduğumu bilmiyorlar! diye patladı Tanabay. Planı baltalayan.Evet. Birden öfkelendi. gönlünün yayı kopmuş. soluk soluğa idiler. Çora'nın yerine Tanabay cevap verdi: Elveda Gülsan/167 . sert bakışlı görünüyordu. Bunları Çora'ya bakarak söylüyordu. kırbacını uzatıp. Ağzına geleni söyleyecekti artık. üzengiler üzerinde doğruldu. Böyle derken.www.Neye söz verdin? . Sonra bağırdı: .Niye öyle konuşuyorsun Tanabay? Neden her şeyi anlatmıyorsun? 101 . Suçlu gibi duruyordu. Bir an donakaldı ve ağzını açmadı. Segizbayev'in yüzü birden kıpkırmızı oldu. Yorganın üzerindeki adam ise 166/ElvedaGülsan 'Ijj i* öfkeli. Tanabay'a selam bile ver. daha başka diyeceğin var mı? Çora araya girdi: .Ben nasılsam nasılım.. kendi örgütünün komünistlerini böyle* mi eğitiyorsun? Bu ne biçim komünist? Sizden cevap istiyo-1 rum! Çora başını öne eğmiş.enginel elveda gülsarı Konuklar koranın önüne gelip durmuşlardı. boşanmıştı. bizi geri bırakmaya çalışıyorsun! . Aradığı suçluyu bulmuş olmanın sevinciyle ve bu küstah çobana haddini bildirmek. .

Köpeği. Atından indi. kaçalım buradan. hapishane!" diye soluk soluğa geri döndü. at şaha kalkıyor. İki adam atlarının başlarını çevirdiler. kolhoz için ölesiye-bitesiye çalıştığımı söylemek için mi? Bunu da biliyorum!. Korkudan benzi sapsarı olan Caydar.Gülsan çekil önümden. çekil! İndireyim şu tırmığı deri ceketli herifin kafasına! Genç yardımcı kadın koşarak geldi.Ay sen ne yaptın! ne yaptın! . Koşarken sendeliyordu. Tanabay'ın kollarına asılarak tırmığı almaya çalıştı. Ama Tanabay onu iterek savuşturdu. Belime kadar boka battığımı söylemek için mi? Bunu ben de biliyorum.com. aklını başına topla! . Ama Tanabay onun farkında bile değildi. Bir yandan da bağırıyordu: . büyük bir iş başarmış. 168/ElvedaGülsan r Korkudan ne yapacağını şaşıran Segizbayev yorganın dizginini çekiyor. Köpek de havlayarak atların peşine düştü. bir daha atın başına indi. ileri geri gidiyordu.Çabuk. kuyruğunu sallaya sallaya yanında dolanıyor. yapmamalıydım. bir aferin bekliyordu. . görevini yapmış olmamn övüncüyle. Ömrüm boyunca ahmaklık ettiğimi.Boş yere de ne demek? Çok kötü oldu! Elveda Gülsan/169 102 . Bu sırada Çora da sıçrayıp atına atlamak fırsatını buldu: .www. bir değneğe da-ğ yanarak topallaya topallaya kocasının yanına geldi: .Boş yere vurdum.cizgiliforum. ama bir yandan da bağırıyordu: . Tanabay arkalarından koşunca atlarını dörtnala kaldırdılar.Tanabay! Tanabay! Sakin ol. Lanet olsun verdiğim söze! Lanet olsun ömür boyu verdiğim emeklere! Hepsinin canı cehenneme! Defol git! Benim yerim hapishanedir! Sen bu deri ceketli yeni efendiyi niye getirdin buraya? Beni çileden çıkarması için mi? Beni hapse tıksın diye mi? Hadi bakalım. gemin neden dudaklarını yırtarcasına gerildiğini ve hayvanın şimşek çakan gözleriyle* ona çılgınca baktığını Tanabay anlamıyor. Gülsan'nın kafasının neden öyle inip inip kalktığım. beni hapse tıksana it oğlu it! Bu sözleri Segizbayev'e dönerek söyleyen Tanabay eline bir şeyler geçirmek için arandı. . Yerden eline gelen bir avuç toprağfalıp üzerlerine attı.enginel elveda gülsarı . sizi öldürecek! diye bağırdı.Benim yerim hapishane! Hapishane! Defolun buradan defolun! Benim yerim hapishane! Hapishane! Sonunda "Yerim hapishane.Defol git başımdan! diye Tanabay onu eliyle itti. Arkasında duvara asılı duran tırmığı kaptığı gibi Segizbayev'in üzerine yürüdü "Defol buradan it oğlu it! Yok ol!" diye Segizbayev'e vurmak için tırmığı kaldırdı ve başladı savurmaya. Tanabay'ın gözü dönmüştü. Çora sapsarı olmuştu..Bu yüzden Segizbayev'e kaldırılan tırmık atın başına küt diye indi.Yaa! Demek öyle? Sana da anlatmam gerekiyor öyle mi! Sen niye geldin buraya? Niye geldiniz? Şimdi ben soruyorum: Kuzuların kırılıp gittiğini söylemek için mi? Bunu ben de biliyorum. Bir daha kaldırdı tırmığı..

Yorgaya boş yere vurdum. İbrahim.Yaptığı terbiyesizlik için her cezaya razıydı. parti ilçe komitesi olağanüstü toplandı. ben suçlu değilim. Ne var ki öfkeye kapılıp ağzına geleni söylemişti: Kolhoz için o güne kadar yaptıklarını kötüle-miş. Tanabay başını kaldırıp bakınca kapının ardında gözden kayboldu. Karısı arkasından tutup sırtım sıvazlayarak: .Ağlama Tanabay. 19 O olaydan üç gün sonra. Bekleme odasında. O güne kadar kocasının ağladığım hiç görmemişti. onu. Ama mesele de bundan ibaret değildi.enginel elveda gülsarı . çizmelerine yapışmış Gülsan'nın sarı tüylerinden tanımıştı. "Hayır. Ben bir halk düşmanıyım.com.Bakasov yoldaş. acılara gömülüyor. hiç konuşmuyordu." Fakat bir dakika sonra başından geçenleri tekrar hatırlayarak. "Gülsarı'yı kan ter içinde bırakıp hayvanın kılları çizmesine yapıştığına göre. anlayış gösterebilirler. hüngür hüngür ağlamaya başladı. 103 . Böyle deyince de yine kuşkulara kapılıyordu. Belki her şeyi anlatırsam.. Sonra sustu. kuşkusuz bu ağır bir suç idi. kendisinin suçlu olup olmadığına karar verememişti. Tanabay Bakasov.cizgiliforum." Ne olacaksa bir an önce olsun!" O kapalı kapının ardında herkes toplanmış olmalıydı. yem ve ot bulunmadığını. "Beni cezalandıracaklara cezalandırsınlar" dedi kendi kendine. dedi Tanabay soluğu kesilerek. Birkaç dakika önce Çora da girmişti içeri.www. İbrahim de bekliyordu. "Ne diye bekletiyorlar. ağlama! diyor. Tanabay'ın önünde biraz duraladı. Yaptıklarına pişman değildi. yandaki bekleme odasında çağrılmasını bekliyordu.. O şartlarda işlerin nasıl yürütüldüğüne kendileri karar versinlerdi. Bu üç gün içinde uzun uzun düşünmüş. ama kendisi de ağlı-jferdu onunla birlikte. uykusuz geçen geceleri.Aklım mı oynattın sen! Ne yaptığım biliyor musun? Elbette biliyorum. İki büklüm olarak çöktü. "Bunun ne işi var burada? Leş bekleyen kuzguna benziyor" diye düşündü Tanabay ona sırt çevirerek. vurmamalıydım. Tanabay başını kaldırıp bakmamış.. . her şeyi anlatırsam. nasıl yaşadıklarım öğrenirler belki. Üzerinde Gülsa-rı'nın teri ve tüyleri bulunan çizmeler. giriniz! dedi. nedense. keçe çadır bile olmadığını. Elleriyle yüzünü kapattı ve sarsıla sarsıla. Neden sonra kurul yazıcısı kapıdan uzatıp: . "Artık bana kim inanır?" diyordu kendi kendine. Çağrılmayı bekleyen Tanabay için vakit geçmek bilmiyordu. başka çobanlara kolaylık sağlarlar. Bunca emek vermekle aptallık ettiğini söylemişti.ne diye işi uzatıyorlar?" diyordu Tanabay. kargışlar yağdırmıştı. yumruklanm sıkıp dizlerinin 170/ElvedaGülsarr arasına kısürıyor. çoban Tanabay'ın ensesine bakıp içini çekiyor. pek acelesi olmalı" diye geçirdi aklından. hiç suçum yok!" diyordu kendi kendine. nasıl bir kış geçirdiğimizi. Bektay'ın çekip gittiğini. Hükümet temsilcisine el kaldırmıştı. "Belki bunun başkalarına bir yararı olur. Çobanların nasıl çalıştıklarını. Diken üstünde oturur gibiydi.

Komünist Bakasov'un durumunu konuşacağız. birinci sekreter başını önündeki kağıtlardan kaldırdı: . Suratı asıktı. herkesi açık seçik görüyordu şimdi. Bu sözlerin hiçbir önemi yoktu artık. diye mırıldandı. Bir anda gözleri kararmış gibi herşey bulanık göründü. hırıldayarak soluyordu. Elveda Güisan/171 Masada oturanlar arasında en kara suratlısı dalağı patlamış gibi kızanp bozaranı Segizbayev idi. Tanabay'ı karamsarlığa düşürdü. Segizyayev'in kendi yerine göz diktiğini seziyordu ama. kabından dökülen cıva gibi bir anda dağılıp gitti kafasında. kurşun gibi ağırlaşan ellerini dizlerinin üzerine koyarak oturdu. bu yok' yakınmalarından farklı bir değeri olmayacaktı bu sözlerin.Oturunuz! diyen ilçe kurulu birinci sekreteri Kaşka-tayev. dedi kelimelerin üzerine basa basa. "Aktaş" kolhozunun çobanı Tanabay Bakasov'un.. yeşil çuha üzerinde parmaklarını sinirli sinirli hareket ettiriyordu. Bu anlatılanlar arasında Tanabay'ın reddedeceği hiçbir şey yoktu. Sonunda. Bu korkunç. "Bakalım ne olacak?" der gibi bir bekleyiş içindeydiler. Gözleri iyice açıldı. "Merhamet bekleyecek değilim. . Onun karşısında kolhoz başkanı Aldanov vardı. İçlerinden biri: . Her yanını ter bastı. Bu kâğıt. hepsi olmuştu. Kendini savunmak için söylemeyi düşündüğü şeyler. Gözlerindeki bulanıklık geçmemişti daha. Kendini küçük düşürmeyecek bir çözüm yolu arıyordu kafasında. Bu.enginel elveda gülsarı Tanabay irkildi. Aklını 104 . Parti sekreteri. Orada duran adamlar bir sis bulutu içindeydiler sanki. masanın uç tara-ûnda Tanabay'a yakın yerde oturuyor.cizgiliforum. Raporda. Birinci sekreterin sağ yanında azametli bir tavırla Segizbayev oturuyordu şimdi. uzun masanın ucundaki sandalyeyi gösterdi.Sözde komünist demek istiyorsunuz herhalde. Tanabay. Onu görür görmez nefreti uyandı. Başını kaldırıp masanın çevresindekilere baktı. Tanabay konusundaki olumsuz tavrını apaçık belli ediyordu. En solgunu. Ama raporun genel havası. Çobanların her zaman 'o yok. Kaçkatayev. Çora. Tanabay içinden "bunlar kollarını iyice sıvamışlar" diye düşündü. Niye merhamet bekleyeyim ki? Suçlu muyum ben?" Kendisi için bir karar vermek üzere toplananların birbirine gizli rakip iki gruptan oluştuğunu ve bu olaydan iki tarafın da kendilerine bir pay çıkarmak için çırpındıklarını Tanabay bilmiyordu. bu iğrenç rapora karşı koyacak gücünün olmadığını anladı. Her şeyi. gerginliğini otoritesini sarsacak noktaya getirmeden işi nasıl bir çözüme kavuşturacağını pek bilemiyordu. ifade tarzı pek ağırdı.com. gerek sözle. yüreği hızlı hızlı çarpmaya başladı. Segizbayev'in raporunu okudu. gerek fiille işlediği suçlar tek tek anlatılıyordu. yüzünün bütün kanı çekilmiş olanı ise Çora.www. Yürek atışları kulağının içinde güm güm ederek içeri girdi.Segizbayev'in kendisinden de 172/ElvedaGülsan kötü ve korkunçtu. Tırmıkla saldırabileceği bir şey değildi bu kâğıt.

bir yukan tırmanıp ağzına geliyordu. Bakasov'un tehlikeli ve tavırlarının düşmanca olduğunda ısrar ediyorum.www.. Elveda Gülsan/173 Bakasov gibi komünistlerden. izin verirseniz ben durumu biraz açıklamak istiyorum. ah! Neler geçmemişti Tanabay'ın başından. Mesele. Bana "Deri ceketli yeni efendi" dedi. Segizbayev söz alıp konuşmaya başladı: . bir Sovyet vatandaşı ve partinin temsilcisi olan ben.Parti üyesi yoldaşlar.. O raporda yazılanlardan hepsi korkmuş gibiydi. "Yeni efendi" imişim. Kabadayılarla başa çıkmak için başka usullerimiz de var. Bu görüşte olan yalnız Bakasov mu. Segizbayev'in konuşması. Aktaş kolhozunda hayvanlarla ilgili durumu. Biz hepimiz. Bakasov komünistlik adına verdiği sözü unuttuğunu söyleyince ona "halk düşmanı" dedim. Bakasov'un beni aşağılaması da değil. Sonra güm! diye aşağı ve hop! diye yine yukarı çıkıyordu. öyle! Bunun ne demek olduğunu.Bakasov yoldaş. Aldanov: "Gördünüz mü nasıl işler oluyor?" der gibi. "Deri ceketli" sözünü bir yana bırakalım. Böyle olunca da. partiye kayıtlı komünistlerle kayıtlı olmayanlar arasında yürütülen siyaset ve eğitimle ilgili çalışmaların hiç de iyi gitmediğini göstermesidir. Bu sözlerimle ona hakaret ettiğimi kabul ediyorum. duymazlıktan gelemem. Kendisinden özür dilemeyi de düşünüyordum. Ama haklı olduğumu görüyorsunuz. ilçe parti komitesinin ideolojik çalışmalarda başarısız olduğunu da gösteriyor. Ah. şimdi olduğu gibi çığlık çığlık yanacağını aklına bile getirmemişti.. Onun için o sözlerimi geri almak şöyle dursun. Savaşın ilk gününden sonuna kadar ateş altında yürümüştü. Meselenin bir de ÖQür yanı var. "Senin yerin parti değil. yoksa başkaları da mı var? Bunu bilmeliyiz. partinin aşağılanmasına izin veremem. bunu görmezlikten.! Kiminle.enginel elveda gülsarı mı kaçırmıştı? Bu korkunç -apcr karşısında onun söyleyeceklerinin ne değeri olurdu \v. Ama mermiler vücuduna tam isabet ediyor. dedi Tanabay suratını asarak. inanın ki onu bu kurula getirmezdim. demek oluyor ki partiyi temsil ediyorum. tıpkı cephede olduğu gibi uğulduyordu kulaklarında. Ben ilçe parti komitesini temsil ediyorum. Herkesi süzüyor. nasıl çarpışırdı? Raporun okunmasından sonra Kaşkatayev Tpnabay'a sordu: . ne de bir başkasının.com. Bu yoldaşlara şunu söylemek istiyorum. Bazı yoldaşları uyarmak isterim ki. onun gibi düşünenlerden sorumluyuz. evet. Bu olay. masadakilere tek tek baktı. "Yeni* efendi" demek de ne oluyor! Bakasov'a göre ben.. Bu olayın en önemli yanı.cizgiliforum. yüreğini. bir kopmuş gibi çöküyor. Eğer bu basit bir kabadayılıktan ibaret olsaydı. parti üyesi Segizbayev yoldaşın raporunu dinlediniz. Anlattıklarının doğruluğunu kabul ediyor musunuz? . Kimse bir şey söyleyemedi. bütün vücudunu kevgire çeviriyordu.ard niyetini anlıyor musunuz? Daha başka bir şey söylemeye gerek yok sanırım. işlerin fena olduğunu görünce çok üzüldüm. Yüreği. Ey Tanrım! 105 . Yani halkı ezen bir ağa! Evet. Şaşırmışlardı. hapishanedir" dedim. komünist Bakasov'un davranışı basit bir kabadayılıktan öte bir durumdur. ama ne kendisinin.Evet. böbürleniyordu.

www. Çakıyor ha çakıyordu!. .. parti içinde herhangi bir yerde bulunması. Beni yanlış anlamanızı istemiyorum..Şimdi bunu kanıtlayamam. Bu odadan suçlu olarak çıkmalı ve tutuklanmalıdır." Segizbayev aşın isteklerde bulunduğunun farkındaydı.Suçlu olduğunuzu kabul ediyor musunuz? . . yıkık-dökük kora için. Yine de çocuk sayılırdı daha.Söz istiyorum! dedi bir ses. Bütün bunlar kimin umurunda? diye düşünüyordu. Oradakilerin en genciydi. kolhozun parti örgütleyicisi Çora Sayakov'un da önünde açıkça söylemekten çekinmedi. 106 . .com. bence asla mümkün değildir!. Sesiyle olduğu gibi. Suçu.. Senin yaşındayken ben de öyle yapardım. gürle bakalım. tam tersi. hiç acıma. ola ola 'halk düşmanı' mı olacaktım? Bana böyle mi diyeceklerdi? Bir gün bana böyle diyeceklerine asla inanmazdım! Ben zavallı. Kaşkatayev sinirlenmeye başlamıştı: . Bakasov suç işlemiştir. kırılıp giden kuzular için. Omuzunda komsomol rozeti bulunan bir genç ayağa ilkti. Ceza Kanununun 58. ömür boyu çabalamam. Sosyalist rekabetten nefret ediyor.Hiçbir şey. komite Tanabay'ı mahkemeye sevketme kararı almazsa. Bunu.. kolhozdan nefret ediyor. "Deve istiyordu ki biye1 alabilsin.enginel elveda gülsarı Hayatimin aslı haline gelen çalışmam. Hele onun parti üyesi olarak kalması. hepsini bastır. baş dayanağım olan armanım (ülküm) ne oldu? Nereye gitti? Ölesiye-bitesiye çalışmamın sonunda.''•Kaşkatayev bu isteğe karşı çıkamazdı ve bu da Segizbayev taraftarlarının gücünü arttırırdı.. Bizim sosyal düzenimizin hepsinden nefret ediyor. hiç değilse partiden çıkarılmasını istiyordu.Hayır. kendinizi savunmak için ne diyeceksiniz? dedi. Onun için. . Segizbayev'in dili bir çekiç.Yani siz kendinizi herkesten daha akıllı mı sanıyorsunuz? . Bir hükümet temsilcisine görevi başındayken saldırmıştır. Tanabay onu yeni farkediyordu. talihsiz Bektay için dert174/ElvedaGülsan lenip duruyorum. Hepsi söylendi zaten. Demek oluyor ki ben başından beri hep bir halk düşmanıymışım! Öyleyse benim fikirlerimi. Onun bu davranışlarının Ceza Kanununa göre cezalandırılması gerekir. siz bilirsiniz. beti benziyle de çocukluktan henüz çıktığını belli ediyordu. emeklerim. Kimsenin gözünün yaşına bakmazdım" diye geçirdi aklından. her kelimesi de bir çivi idi. İçinden "Hadi evlat. .Bakasov yoldaş. Elveda Gülsarı/175 . savunmamı niçin dinleyeceksiniz? Ne isterseniz yapın. "Raporumda belirttiğim hususlara bir kez daha kısaca değinmek istiyorum: Bakasov bizim yönetim düzenimizden.Siz kendinizin samimi bir komünist olduğunuza inanıyor musunuz? 1 Biye: Dört yadını geçmiş dişi at.cizgiliforum. kendimin herkesten daha ahmak olduğumu düşünüyorum. sürgüne tutulan. maddesine uymaktadır.Hayır.

Segizbayev yoldaşın sözlerine de katılmıyorum. Bize Tarım Enstitüsünde öğrettikleri gibi değil. Biraz duraladı. bulutlan ve karanlığı yararak çakan şimşeğin o bir anlık ışıltısında görmüştü o tarlayı.. demek böyle? Komsomollarda iş ve disiplin böyle mi oldu? Kurallar böyle mi oldu? 176/ElvedaGülsan . işlerin ne durumda olduğunu. dedi Kerimbekov. Yine o anda baştan başa irkildi. biz de bir suçluyu yargılamıyoruz. Biri araya girdi: .Konuşun Kerimbekov. hangi şartlar altında yaşadığını sordunuz mu? Kuzuların neye kırılıp gittiğini sordunuz mu? Kendi raporunuzdan da anlaşıldığına göre. kırlarda sık sık dolaşırım. burası bir mahkeme salonu değil. onun ne durumda. gerçekler gerek.com. Bu davranışı için partiden bir ceza alması gerektiğine de inanıyorum.Affedersiniz ama.www. Peki. Oralarda genç çobanlarla konuşurken utanıyorum. suçlayıcı konuşmasına devam etti: Kolhozumuza en çok emeği geçmiş. Onlardan çok şey istiyoruz ama gerekli yardımı yapmıyoruz. Ancak ben. Siz bunu kolhozun durumuna çok üzüldüğünüz için yaptığınızı söylüyorsunuz. -Kerimbekov serinkanlı olmaya çalışıyordu. Öfkeli. Duygu denen şeyi sakız gibi uzatabilirsiniz. toprağı çiğneyerek bozduğu ekin tarlası gözünün önüne geldi gitti. tartışılmasını talep ediyorum. Sürü bakımının ne «lduğunu. bu yaşlı. Kolhoz koralarının ne durumda olduklarını gördünüz mü hiç? Yem var mı. merhamet duygularımızı uyandırmaya çalışıyorsunuz.. Bu durumları görünce insanın içi kan ağlıyor!. Bu hayalden Kaşkatayev'in sesiyle sıyrıldı: . o duruma çobanın sizden daha az üzüldüğünü mü sanıyorsunuz? Bunu hiç düşünmediniz mi? Onun sürüsüne vardığınız zaman. kuzuların neden kırılıp gittiklerini çok iyi bilirim. Segizbayev onun sözünü keserek karşılık verdi: . Sanki. Kolhozlarda kuzulama döneminde çobanların ne zor günler geçirdiklerini bilmeyen var mı? Ben görevim gereği dağlarda. İşte onun için "Bakasov yoldaş niye öyle davrandı?" diye düşünmeElveda Gülsan/177 107 .Ben Bakasov yoldaşın davranışım doğru bulmuyorum. dedi Kerimbekov. .Hepimiz aynı kurallara bağlıyız. Bir de şu var: İşler hep eskisi gibi gidiyor. tecrübeli komünist çobana hakaret etme yetkisini size kim verdi? Hadi.Ben burada Segizbayev yoldaşın tutumunun ve onun davranışının da ele alınmasını.cizgiliforum. kurulumuzda bir yoldaşımızın durumunu tartışıyoruz. somut kanıtlar. onun üzerinde duruyoruz. Bize duygu değil kanıt gerek.enginel elveda gülsarı O anda. İşte bunun için utanıyorum..Kerimbekov yoldaş. oraya varır varmaz bağırıp çağırmaya başlamışsınız. Kulıbay'ın buğdayları söküp çıkararak. Sanki gök gürlemesi onun içinde kopmuştu ama sesi duyulmuyordu. Bir komünistin meselesi var.. Sinirlerini yatıştırmaya çalışıyordu ama bunu başaramadı. bizim gönlümüzü yumuşatmaya. bana da halk düşmanı deyin bakalım.Yaa. ot var mı? Ben de bir çoban çocuğuyum. .

Açıklamak istediğim... Bu yaptıklarım. Bana göre Burada bulunanların hepsi kabul eder ki. Siz.. Üstelik tehlikeli bir adammışım. silkeleyip atyı artık beni! Artık hiç birşeyin önemi yok benim için. . onu bu duruma getiren nedir? İşte bunu düşünelim. koyun ve kuzular için ömrümü harcadım.konuyu saptırıyorsunuz Kerimbekov yoldaş. İlçe Merkez Komitesinin aldığı ka. dedi.. Hem siz Segizba-1 yev yoldaşa bu olayı bu kurula bildirmemesini niçin rica et-f tiniz? Onu şikâyetten niçin vazgeçirmek istediniz? Meseleyi örtbas etmek. . O durmadan kendi kendine sorular soruyordu: "Ben ne uğruna hayatımı adamış. komünist Bakasov ağır bir suç işlemiştir. Aslında bu olaydan siz de sorumlusunuz.ran daha sonra kolhoz komünistlerine bildirirsiniz.Neyi açıklayacaksınız Sayakov yoldaş? Bakasov'un partiye karşı davranışı ve sözleri apaçık değil mi? Açıklanacak başka bir şey yok. halk düşmanıymışım! Madem ki öyle diyorsunuz. . hayatımı buna harcamış olmam. saklamak mı istiyordunuz? Ayıp! Oturunuz! Böylece tartışma başladı. onların ne konuştuklarını dinlemiyordu bile.www. beti benzi sapsarı olarak sandalyeden usulca kalktı: . duygu da duygu.Evet..Oturunuz.. ne uğruna canımı dişime takarak çalışmışım? Buradakilerin hiçbiri dağdaki sürülerle ilgilenmiyor! Umurlarında bile değil! Ne budala. raporda yazılanların doğruluğunu kabul ediyor musunuz? diye sordu Çora'ya. Çora. dedi. Makine ve traktör istasyonunun müdürü ile ilçe gazetesi redaktörü. Hadi ezdiniz. Bu ne biçim hareket? Hiç böylesi görülmüş müdür? Temsilcilerimize hiç kimsenin tırmıkla saldırmasına göz yumamayız.Her şeyden önce ben.cizgiliforum. Kaşkatayev'in keyfi kaçmıştı: . Artık parti içinde ona yer yok.com. kendinden geçmiş. hoşgörü. Böyle birini o davranışta bulunmak #i zorunda bırakan.. ama açıklamak istediğim.Buna gerek yok. Sayakov yoldaş. parti yetkilisinin otoritesini sarsacak bir davranışı hoş göremeyiz.. Bakasov meselesini kendi parti örgütümüzde ele almamıza izin verilmesini isterdim. komsomol işlerini haleyola sokmak için kafa yorsamz daha iyi edersiniz. merhamet duygulan yerine. 108 .Neyi açıklayacaksınız? . hepimiz için yapılmış gibidir. O hareketi elbet bir ceza görür.enginel elveda gülsarı miz gerek. siz kolhozun parti örgütleyicisi olarak. onların umurunda değil.. Bakasov'un saldırısı hepimizi ilgilendirir. ne akılsız imişim meğer ben! Kolhoz için. öyle olsun! Hepinizin canı cehenneme! Bunun başkalarına bir yaran olacaksa hiç üzülmezdim. siz bizi asıl meseleden uzaklaştırı-yor. ama şunu da düşünün: Bakasov. Ama Tanabay yıkılmış. Kerîmbekov'u desteklediler. kolhozun en iyi çobanlarından biridir. Komünistleri eğitme görevini gereği gibi yapamadığı178/ElvedaGülsan Elveda Gülsan/179 nız için size de bir ceza verilmesi gerek. Bunu herkes kabul eder. Kerimbekov yoldaş. Başka söyleyecek bir şeyiniz var mı? . Bir ara Tanabay'ı savunmada başarıya ulaşır gibi oldular." diyordu içinden. İş iştir.

İsterseniz çağıralım. Bunu öneriyorum...com. O.Sonra ne oldu sanıyorsunuz yani? Olan şu: Biz ata zincir vurmak zorunda kaldığımız için. Kaşkatayev henüz oyunu bildirmemişti. hakaret ettiği. 180/ElvedaGülsan "İşte bu da bitti" diye düşündü Tanabay. Kaşkatayev yoldaş. bunun için de oylanması gerekmezdi. şu anda bekleme salonunda oturuyor.Sayıklıyor. bir komite temsilcisine ya-kışlnayacak bir yöntem kullandığı için. bana bu tehditleri savururken duyan tanıklar var. üçü de aleyhinde olduklarını bildirdiler. Kurul üyesi yoldaşlar. Ama Kaşkatayev'in kafasında başka bir hesap vardı ve bunu da oya sundu: . ama neye öfkelendiğini ancak "Zincir. hiçbirini görmüyordu. dedi Kaşkatayev sert sert.www. Kerimbekov ısrar ediyordu: . el-kol hareketiyle konuşmasından bir şeylere çok öfkelendiğini anlamıştı.. ne dediğini bilmiyor! diye bağırdı Seğizbayev oturduğu yerden." sözlerini duyunca anlayabildi. Tanabay Bakasov parti üyeliğinden çıkarılmıştır.. Aynı zamanda. Bu konuda Seğizbayev yoldaşa hak veriyorum.Bir dakika yoldaş Kaşkatayev.Gereği yok. bir parti üyesi olan Bakasov'a onur kırıcı sözler söylediği. Bu kadarı yeter zaten. büyük bir hata yapmıyor muyuz? Bir öneri daha var: Baka-sov'a ağır bir uyarı ve tekdir cezası verilsin. Sonra "çıkarılsın" diye el kaldırdı. Her yanı buz gibi soğumuştu. Bunlardan üçü Baka-sov'un ihracı lehinde. Aldanov köpürüyordu: . Sıra oylamaya gelmişti.Sakin olun yoldaşlar! dedi Kaşkatayev. köstek. Evinizde değil.Tutanağa geçin: İlçe Parti Komitesi kararıyla.Bakasov'u mahkemeye sevketmeye ve aleyhinde bir dava açmaya gerek yok sanıyorum.Kerimbekov'un önerisini kabul edenler. Bir an durdu. yorga Gülsan. . fazlası değil. Kabul edenler?. Şimdi oyunuza sunuyorum: Bakasov partiden çıkarılsın diyenler el kaldırsın! Kurul yedi üyeden oluşuyordu. 109 . Oturun.. Kendinize gelin. . herkesin önünde beni kafamı kırmakla tehdit etti.cizgiliforum.Ben Segizbayev'e tekdir cezası verilmesini öneriyorum. .. Tanabay kalkan parmaklara bakmıyor. Kaşkatayev de Segizbayev'in isteği doğrultusunda karar verdi: . Kerimbekov oturduğu yerden fırlayarak bağırdı: „ * . ilçe komite üyesi Seğizbayev yoldaşa da tekdir cezası verilsin. Tanabay onun yüzünün aldığı biçimden.enginel elveda gülsarı Kolhoz başkanı Aldanov söz aldı. Disipline uymanızı rica ediyorum sizden! Artık her şey ilçe merkezi komitesi birinci sekreterine kalmıştı. partinin ilçe merkezi kurul toplantısında bulunuyorsunuz..Bakasov yoldaşın parti üyeliğinden ihracı konusunda bir öneri var. Bu önerinin oya konulması durumu değiştirmez. Ama ona artık partide yer verilemez. . sonucu ancak Kaşkatayev'in yazıcıya verdiği emirden çıkardı: . bakındı.

nereye gidiyorsunuz? diye durdurdu onu Kaşkatayev. Ve yine Kaşkatayev Segizbayev lehinde oy kullanarak. onun omuzlanndaki kaygı yükünü. Büyük bir üzüntü içinde: J .com. gitmek için kımıldamaya. Vücudunun kokusu ve sıcaklığı sinen kılıfı. Demek sen parti üyesi olmaya da lâyık değilmişsin. Kılıf ince bir kayışla boynuna asılıydı. Parti üyesi kartını teslim ediniz. O yandan.Bakasov.enginel elveda gülsarı Yine üç lehte. yerlerinden kalkmaya başladılar. Seni mahkemede yargılanmaktan. Yalnız şunu söyleyebilirim: Ben suçlu değilim. Hava sımsıcaktı. Ama Tanabay bütün bunlan çekilmez buluyor. o ağır darbeyi hafifletmeye çalışıyordu ve Tanabay onun karşısında kendini pek acemi görüyor.Ne diyebilirdim ki oğul. Ezici bir sessizlik vardı. .Evet. Tanabay da her şeyin bittiğini düşünerek kimsenin yüzüne bakmadan. Bu sırada hemen ardından kendisine hitap eden bir ses duydu. .Yoldaş Bakasov. ceketinin altındaki kazağın iç kısmında. bu yandan insanlar gelip geçiyordu. üye kartım çıkarmak için elini koynuna soktu. Böyle olunca. daha da eziliyordu. sonuçtan memnun değilsin. Kart. Karşısındaki tanımadığı o delikanlı. Hemen az sonra Kaşkatayev sinirli sinirli konuştu: . Bu kadan kötüydü. İşte böyle evlat. Sonra yine hiç kimseye bakmadan gitmeye hazırlandı. samnm bizim kapılar sana açılmaz! Binadan dışan çıkınca Tanabay serinkanlı. Ona el kaldırmış. Bu deri kılıfı Caydar dikmişti. bir deri kılıfın içindeydi. masamn üzerine bırakın. hakaret etmiş olsam da suçlu değilim. sabırlı görünüyordu. Daha kötü bir şey olmadan gitmeliydi buradan. Sen ise hâlâ kırgınsın. . Kendisinden bile iğreniyordu sanki. Kılıfı çekip çıkardı.Bırakmam mı gerek? dedi Tanabay.cizgiliforum. ne diyorsunuz bu olanlara. üçe karşı dört oyla önerinin reddedilmesini sağladı. üç aleyhte el kalktı. güzel bir akşamüstüydü. Artık parti üyesi değilsiniz. Ama bunu açıklayamıyorum. oyun oynuyorlardı. HerhalElvedaGülsan/181 de bir söyleyeceğiniz olmalı ama tek söz etmediniz ve belki de bunlann sebebi çektiklerinizdir. neye baksa. 110 . Bir şey söylemek ister misiniz? Ne düşünüyorsunuz? Tanabay dönüp baktı. Parti sana doğru yolu gösterdi. kusacakmış gibi iğreniyordu.www. Üyelik kartını taşımaya hakkınız yok! Tanabay. Konuşan Kerimbekov idi ve sesinde bir içtenlik vardı: . Aşın bir serinkanlılık idi bu.Hımmm! Demek partiye güceniksin yani? Dikkat et yoldaş. hapisten kurtardı. burada herkesi susturamam M. kalkıp kapıya doğru yürüdü. Biz kapılann tamamen kapanmadığını. arak her şey bittiğine göre. Bir an evvel gitmek. Kaşkatayev'in buz gibi soğuk ve cilalı masasımn üzerine bıraktı. Komite binasının önündeki alanda çocuklar koşuşuyor. Üyeler. er-geç partiye dönebileceğinizi umuyoruz. Bırakırken masamn soğukluğunu hissederek ürperdi. Segizbayev böylece tekdir cezasından kurtuldu. Olardan şimdi şimdi anlıyordu. dağlara kavuşmak en iyisiydi. güneş pınl pırıl.

Ben dobra dobra söylerim. Gövdesi tunçtan bir heykel gibi güçlüydü. Mutlaka düşüne taşına söylüyordu. Nerede. Tanabay ona bakmadan: . Yanına yaklaşın182/ElvedaGülsan ca. O ise halka doğruyu söylemekten korkuyordu. Peşinden koşan yorgayı nal seslerinden tanımıştı. ne 111 . . Derdim çok büyük Gülsarı. İşlerin.. gelip geçen insanların önünde öyle ağlamaktan utanarak kendini tuttu. Arkasına dönüp bakmadı. Biraz bana bak. . Hiç değilim! Sen de uzun süredir komünist olmaktan çıktın.com. Beni bağışla. Tanabay'ın ona doğru geldiğini görünce. evin girişiyle konuk odasımn baş köşesine giden yol gibi güzeldi. unut gitsin! diye fısıldadı yorgaya. . komünist de değilim artık. Ağırlığını bir ayağından öbürüne geçirdi.Bana gücenme Gülsarı.. beraber döneriz diye aradım seni. Tanabay sert bir şekilde sözünü kesmişti çünkü: .. içi karanlık ve soğuk" olduğunu "ho lâf-boş lâf' olduğunu bilmiyor muydu? Bu Çora kimi kandı rıyordu? Niçin kandırıyordu? Elveda Gülsarı/183 Çora ona yetiştiği. kanı ise kararıp kaskatı olmuştu sanki. Hep çekingen. çok büyük! Atın boynuna sarıldı ve gözyaşlarını tutamayarak hüngür hüngür ağladı. Ömür boyu önemli işler de bulunmuş. içi kaltı ravuk=Dışı parlak. kollarını gevşetti. çalışmak. ama gitmişsin. nasıl konuşulacağını. Ne yapmıştı bugün? Kaşkatayev sesini yükseltir yükseltmez. aradım bulamadım. Yine yüreği sızladı ve kaşlarını çattı. Sonra.ensesi. Sadece kendini öyle gösteriyorsun. iki komünist olarak ko-nögalım. terlemiş atının gemini çekip onunla yanyana koşturmaya başladığı zaman da dönüp bakmadı ona. Şimdi ne yapacaktı ki? Halk ona güvenmişti. Öfkesi kaynayan kazan gibiydi. Tanabay'ın tırmıkla kafasına vurduğunu unutmuş olmalıydı. yine çalışmaktı. Nereden öğrenmişti bütün bunları? Doğru: Kendisi cahildi. eski bir dosta bakar gibi baktı kara gözleriyle.Elbette söylerim. bilmek istiyorsan. hep ihtiyatlı. hayvandı işte.Ben senin dostun değilim. Bana sırt çevirme Tanabay. Aleksandrovka yokuşunu geçtikten sonra yetişti.Hey Tanabay.Ne istiyorsun? Sen kendi yoluna git! . Ne de olsa attı.enginel elveda gülsarı Atlann bırakıldığı yerde.Bunu söyleyemezsin! dedi Çora üzüntüyle. diye söze başlamıştı ki dilini ısınp susmak zorunda katdı. hayvanın başını dağ yoluna çevirdi.www. Çora da onun için eskisinden farklı bir kişiydi artık. Aradım. söz dinleyen bir öğrenci gibi başını kaldırmadan oturmuştu yerinde.cizgiliforum. ah! Onun boynu. Ah Gülsan. ölçüp biçip konuşmasını öğrenemedim daha. sus-pus olmuş. Segizbaye ve Kaşkatayev gibilerinin söyledikleri gibi olmadığını bil miyor muydu? Onların sözlerinin "Dışı cıltıravuk. bütün işi çalışmak.Seninle konuşmak istiyorum. Oysa Çora okumuş biriydi. * Çora ona. hep yöneten kişi olmuştu. Gülsan kendi atının yanına bağlanmıştı. Kendi atına atlayarak. İki eski dost. durduğu yerde ayağını oynattı. .

her derdi sinesine çekerek ve 112 . adamın sesinden ürkmüştü. Oysa Tanabay. Çora'nın acılarla. her evin önünde durup sesleniyordu: . kanı çekilmiş yüzünden soğuk ter şıp şıp damlıyordu. Orada sobayı yakmaya çalışıyor. diyor.. sonra at bakıcıları onu.Hey! Kim var evde? Dışarı çıkın. dudaklarını ısırıyor. Çora'nın yüzü ölü gibi. köy sokaklarında at koşturan bir haberci. Ççra'nın yüreğine bıçak gibi saplanan o sözleri söyledikten sonra ardına bakmadan gidiyordu. Gece bekçisi kadın lambayı yakmış. Ölüm kadar korkunç bir şey vardı bu seste ve Gülsan bunu sezmişti. Kulaklarını kıstı. damla damla akıp gidiyordu. Ara sıra gözleri kararıyor. bu son saatlerinde anlıyordu hayatın değerini.cizgiliforum. Gözleri göz çukurlarına baüp yitmiş gibiydi. Atın boynuna. çabuk gelsinler. sızılarla geçen ömrünü de damla damla tüketiyor ve Çora.Ben bilmiyorum.www. Tanabay'a bir şeyler söylemek için elini uzattı. çabuk eve götür beni! Çabuk Gülsan! Çabuk!. hinldayarak koşmaya başladı. Çora. iç çekip başını sallaya sallaya yine ön odaya geçiyordu. Göğsünü masaya dayamış. elleriyle. şimdi onların bir an önce gelmelerini bekliyordu. yelesine yapışıp soluk almaya çalıştı.Oy kalbim! Göğsüm! diye inledi Çora. Çora'yı odasında yalnız bırakarak ön odaya geçmişti. tarlaların içinden sürüp uzaklaştı. çabuk! Hemen parti bürosuna gidin! Toplantı var. ancak bunca yıl sonra. koluna girerek büroya götürmüşlerdi. sonra aynı elini göğsüne bastırdı. Eve götürmek istemişlerdi ama Çora büroya gitmekte ısrar etmişti.. arada bir çıkıp kapı aralığından Çora'ya bakıyor. Köydeki bütün komünistlerin acele toplanmaları için haberci çıkarmış. dişleriyle aün yelesine 184/ElvedaGülsan sarılıyordu. Bütün bunları Tanabay göremedi. ben sapıyorum. lemiyor. Eyerdeki adam acılar içinde kıvranıyor. çağırdıklarının gelmesini bekliyordu. çabuk! Çabuk! . Zor duruyordu atın üstünde. dalıp gidiyor. bir eliyle kalbini bastırıyor. O sırada Çora idare odasında oturuyor. 20 O akşam. köye döndükten sonra bir süre samanların üzerine uzanıp dinlenmiş. sapsarı olmuştu. Acıdan inliyor. Geçen her saniye.enginel elveda gülsarı söyleneceğini öğrenemedim. Çora adamların gelmelerini beklerken zaman hiç bekElveda Gülsarı/185 .. Tanabay'ın ardından bağırmak istiyordu. "Gülsan.com. Çora gönderdi. Sesi iyice kısılmıştı. . ağzını burnunu iyice açarak güçlükle soluk alıyordu. yoldan ayrıldı. Durup dinlenmeden. Sesi çıkmıyordu.Ne oldu? Acelen ne? . Burada yolumuz ayrılıyor. Tanabay henüz dağ yolundayken. Tanabay'la konuşmaya çalıştığını sanıyordu. Tanabay atının başını çevirdi. Yorga. o zaman kendini hâlâ at sırtında. Tutamadığı dizginler Gülsan'nın boynundan sarkıp sallanıyordu.

Nerede kaldılar? Biraz çabuk gelseler. Sen kapının önünde bekle. Dışarıdan. hayatını düşünmez misin! Çora dinlemiyordu. Herkes her şeyi bilsin: Tanabay'ın partiden çıkarılmasına karşı geldiğimi bilsinler. Bu işin nasıl olduğunu. su göğsüne dökülüyordu. Elinde ilaçlar olduğu halde koşarak. Gözleri yollarda kalan Caydar. sırtından eyeri aldı. gözünü dört açarak bakmıştı yollara. elinde bir fenerle kapının önünde onu bekliyordu. Acımasız zaman tıp tip damlıyordu. şimdi herkesin yüzüne daha korkusuz bakabilirdi belki. . Zaman ağır mı ağır. şapkasını çıkardı..Bir şeyim yok. sessiz sessiz. Kolhozumuz hakkında.cizgiliforum. Aldanov hakkında ne düşündüğümü de bilsinler. Her şeyi anlatacağım. Hadi çık. çoktu.. "Ah bir dayanabilsem. parti örgütleyicisi Çora Sayakov ayağa kalktı. Ve bunca zamanın nasıl geçip gittiğini anlayamamıştı. İlacını içerken kendisini götürmeye çalışan karısını eliyle itti. Sapacağı. Şu haline bir bak! Sen hiç canını... umutsuz bir çığlıkla tutmaya çalışıyordu "Her şeyi. söylemek istediklerimi bir söy-leyebilsem" diye düşündü. Caydar feneri 113 . .Ah. Çıkma-z| saplanıp başka yola geçtiği de olmuştu. dedi karısına. Yeter ki bunları anlatacak kadar zamanım olsun. Komünistlerin hepsi gelince. Sonunda böyle olacağını önceden bilseydi. İşlerin kötü gittiğini bir bakışta anladı. şimdi daha iyiyim. ama bunların pek çoğunu başaramamıştı.www. Saatlerce. Kıvrım kıvrım sarp yollardan gitmek zorunda kalmıştı. Zaman kötüydü.enginel elveda gülsarı üstesinden gelmek için çalışarak geçirmişti yıllarını. Uçup gitmekte olan canını. her şeyi anlatmam gerek onlara.... Tanabay hiç konuşmadan atın ağızlığını çıkardı..com. insanlarımız hakkında her şeyi anlatacağım. ne yapacağını da görsünler. Toplantıdan sonra beni eve götürürsün. Nerede kalmışlardı çağırdığı insanlar? Niye gecikiyorlardı? Çok uzakta değillerdi ki!. Dişleri titreyip bardağa çarpıyor. son görevini yapmak için bütün gücünü topladı. Komünistler kendileri karar versin. işte şimdi yakasına sımsıkı yapışmışa. gelenlerin sesini duydu. Kendimi de olduğum gibi anlatacağım. Onu yıldırmayan güç. Acılarım bastırıp. Ama işin güçlüğü hiçbir zaman yıldırmamışti onu. Armanı (gerçekleştirmek istediği ülküsü) büyüktü. Korkma. Benden sonra onun ne söyleyeceğini de. geçiyordu. tıp tıp akıyor.. toplantıyı açarak konuşmaya başladı. Tanabay'ı partiden nasıl ihraç ettiklerini anlatacağım.. 21 Tanabay evine geç vakitte ulaştı. Dönüşü olmayan bir sona geliyordu. Kocasını görür görmez ağlamaya ı başladı: 186/ElvedaGülsan ..Ne oldu Çora? Neyin var? diye sordular gelenler. acı mı acı damlalar halinde.. nefes nefese gelmişti." İlk gelen karısı oldu. Başını kaldırıp dikleşti. kaçacağı başka yol yoktu artık.. ah! Çıldırdın mı sen! Toplantı yapacak başka vakit bulamadın mı? Hadi eve gidelim..

orada uzanıp kaldı. 114 .. Sonra Komite toplantısı canlanıyordu gözünde. Segizbayev'in. Tanabay hâlâ ağzım açıp tek lâf etmiyordu ve bu suskunluğu korku veriyordu. diye bir-küfür savurdu Tanabay. demek korada idi! Dışarıda şafak aydınlığı vardı. koşmak.Bektay'ın sürüsünü ayırdılar.Bektay'ın da. uz gitmeyen işler için kaygılanmak. Tanabay ona tek lâf etmiyordu.. Bunu haketmiştim zaten.Ben bilirim ne yapacağımı! Tanabay kapalı koraya gitti. . Yattığı yerde bir o yana bir bu yana dönüyor. sallaya sallaya.com. Koyunlara bir göz attı. dedi Caydar. Ne diye öyle bakıyorsun? Ne diye dikilip kaldın? .Niye bağırmayacakmışım! Neden gizleyecekmişim! Bir köpek gibi kovdular beni. O gün hava ısınmış. verecek cevap bulamadığını da hatırlıyordu. Hiçbir şeyi. sesini bütün dünyaya duyurmak. düşüp kafasını kınncaya kadar koşmak. Bunlar geliyordu aklına. Çok huzursuzdu. Artık ölmekten başka yapacağı ne vardı? Ölsün. Hiçbir şeyin anlamı.enginel elveda gülsarı tutuyordu. O niçin uyanmıştı? Niçin? Hiç uyanmamayı istedi. sonra 188/ElvedaGülsan bir dere yatağına girmek. Aa. biraz dinlen. Bütün bunlar gözünde canlanınca.. Cam ne konuşmak istiyordu ne de yemek. ne zaman nasıl yattığını bilemedi. hiç kimseyi görmek istemiyor. daha iyiydi. Ona söyleyecek söz. Yanıbaşında koyunlar öksürüp aksırıyor. . yorganın üzerinde kendisine bar bar bağırışı kulaklarında uğulduyor. hapse tıkma tehditlerini yeniden duyuyordu. yeni bir çoban göndermişler. Yaşamak. . onun hakaretlerini. Halk düşmanı ha! Ömür boyu çırpınmasının sonunda gördüğü karşılık bu idi. Sen tfe haketmiştin. kuzular meleşiyordu. Bir köşeye yığılmış samanın üzerine çöktü. diye düşündü.. çalışmak. Nerede olduğunu. Uzun süre kendine gelemedi. Karanlıkta bir süre dolandıktan sonra kapalı koraya girdi. Bu bize az bile.Ne yorulması? Partiden kovdular beni! .. bağıra çağıra karanlıklara dalmak.. böyle yaşamaktansa ölmek daha iyi.www. Onlara saman ve arpa unu göndermişlerdi.Çok bağırma. kuzuları kıra çıkarmışlar ve hayvanlar taze ot otlamış-lardı. yeni çobanın da. yardımcı kadınlar duyacak. Elveda Gülsan/187 . yeniden o tırmığı kapmak. Karısı içinden "Keski kasabada içip zil-zurna sarhoş olsaydı. Sonra açık koraya çıktı. Bir halk düşmanı olarak suçlandığım hatırlıyordu.cizgiliforum." Uyandığı zaman başı kazan gibiyidi. dünyada ne varsa unutup uyumaya çalışıyor ama uyuyamıyordu: İşte. Oysa Caydar'ın ona iyi haberleri vardı. "Evet ölmek daha iyiydi!. Bunların hepsini gözünde canlandırıp aklına getirince. belki o zaman bu kadar üzgün olmazdı" diye düşündü. değeri yoktu artık..Çok mu yoruldun? . . onu hiçbir şey ilgilendirmiyordu.Hadi yat. koşmak. bembeyaz kar üzerinde Bektay'ın kapkara ayak izleri geliyordu gözlerinin önüne. sürünün de..

. O sırada Tana->ay korada temizlik yapıyordu. Tanabay kamının ses tonundan kötü bir haber alacağını sezmişti. Tanabay yine kaşlannı çatmaya çalışıyor. nasıl kıyardı? Segizbayev gibileri için ölmeye değer miydi. Oradan geliyorum. o her zaman hastadır zaten. Karanlık basıyor. . Az önce aklından geçirdiği kendini öldürmek düşüncesinin.Ben doktor değilim ki. Hayır! Daha yaşayacaktı. gelen var.Bir iş için köye inmiştim. Aytbay atının başım çevirdi. Tüfeğini. saçmalık. "Ay Allah! Yine mi Çora?" diye düşündü. gidecektir. Gördüğün gibi hava da bozuyor. kızlanna ve yardımcılara daha yumuşak davranmak istiyor. gider. 190/ElvedaGülsan Elveda Gülsarı/191 115 . yaşadıkça da bu yerleri daha çok çiğneyecek.. O akşam hava bozmaya başladı. hiçbir şey olmamış gibi çalıştılar.cizgiliforum. Dağlar sislere bürünmüş. Yağmur ya da kar yağacak gibiydi. şimdi gitmem gerek. demek sensin Aytbay. Burada işler başımdan aşkın. . Ben görevimi yaptım. Kansı kapalı koranın kapılına geldi: . Şimdi biraz kendine gelmişti..İyi düşün. O gün. Dönüp evine geldi. Artık karısına. çok işler yapacaktı. Okuldaki oğlunu da çağırmışlar. Yine var gücüyle işe koyuldu. Bu yüzden Tanabay onlara içinden teşekkür ediyor.enginel elveda gülsarı . budalalık olduğunu anladı.Ha. bu defa çok ağır hasta.. haber verdim. istasyona karşılamaya gitmişler. dedi. Mutlak gelsin.Biraz dışan çıkar mısın. hiç kimseye belli etmeden bir yerlere sokuşturdu. Çora'nın çok hasta olduğunu sana bildirmemi söylediler. yakındaki sürülerden birinin çobanıydı..www. ama gitmeyeceğim. gökyüzünü kara bulutlar kaplamıştı. Gidip gitmemek sana kalmış. Nerden geliyorsun? . Dışan çıkıp gelen atlıya 'hoş geldin' dedi. Seni görmek istiyor. dediler. Su buz gibiydi. Onu görmek istemiyordu.Gider. dedi. Korayı temizleyip yere kuru saman yaymak gerekiyordu. fişekliği.Sen bilirsin Taneke. Kalkıp çaya kadar uzandı. in aündan. içeri buyur.. Sağ ol. Eğilip avuçlarıyla su içti. titreyen parmaklan arasından akıyor. Önceki acılan birden depreşiverdi. yalnız bir kez verilen cana. sürüyü koraya getirdi. Hava kararmaya başladığı sırada bir atlının gelmekte olduğunu gördüler. Yeni doğmuş kuzulan soğuktan koruElvedaGülsan/189 mak için çare aramalıydılar. ama bu ani değişiklikten kuşkulanmasınlar diye kendini tutuyordu. Gelen. Avuçlayıp aldığı su. ama olanlan unutmak ve cesaretini yitirmemek için kendini zorluyordu. hiç konuşmadan ve durmadan çalışıyordu.com. Değişen bir şey yoktu sanki. Daha sonra otlağa gitti. Caydar kocasımn sözlerinden utanarak: . İnsan denen varlığa. o da bir avuç daha alarak üstüne döke döke içiyordu. Çayın kıyısında küçük buz parçalan yüzüyordu. . Sonra biraz durarak: ..Haber verdiğin için sağ ol.. Onu ilk farkeden ve karşılayan Caydar oldu. Karşılaştıklan zaman biraz konuştular.

Gitmeyeceğim dedim. Acını. Şimdi istiyorum.. eldivenlerini ve önemli ziyaretlere giderken giydiği börkünü ve ceketini de getirmişti. homurdanmaya devam ediyordu: "Gidip de ne yapacağım? Nasılsın.Hayır! dedi Tanabay başını inatla sallayarak.İşi vaktinde bıraksaydı.com. benden bir isteğin var mı? diyeceğim. Tanabay bu konuda karısıyla konuşmamak için eve gitmiyor.. dedi..Boş yere ısrar etme. Benim dostum-mostum yok artık. Ama öfkesi kabarmıştı bir kere. İnadını kıramıyor. meleşen kuzuları bir köşeye sürüyor. . gücen-mişliğini bana bırak.Hadi giyin.... Atlı uzaklaştıktan sonra karısına çıkıştı: . Bu ilk değil ki. ben başka yola.Bak Tanabay. Bir zamanlar dost idik ama artık bitti. :4 . Sen hep insanlığı. Ben çadıra gidip ateşe bakacağım. Hay senin canından değerli şefliğin batsın! Bundan sonra seni bir daha görürsem gözlerim çıksın! Kızarsan kız. Elini hiddetle salladı ve sonra kalkıp koraya gitti. Caydar. bugüne kadar senden benim için bir şey yapmanı hiç istemedim. karısı da onun yanına gelmiyordu. 116 . iyiliği düşünürsün. birbirlerini iten koyunlara küfürler savuruyordu. kıvılcım.İyi düşün Tanabay.. hafiften kar yağmaya başlamıştı. Benim için hiçbir şeyin önemi yok artık.Benim adıma nasıl cevap verirsin! Gidip gitmeyeceğime ancak ben karar verebilirim. Ölüm döşeğine yattığım zaman beni yoklamaya da gelmesinler. ". Ben de kızıyorum ve kimsenin umurunda olmuyor.. kar tanelerinin yere düşerken çıkardığı o varyok ses bile duyuluyordu. kuşağım. saygıyı.Sen ne dediğini düşündün mü hiç Tanabay! . giyeceklere el sürmedi.www. El ne dermiş? Ne derse desin! Umurumda değil. Tanabay'a göre bir şey değildi bu. Tanabay'ın giyeceklerini orada bırakarak çadıra gitti. bunu yapamazdı.enginel elveda gülsarı Tanabay hiçbir şey söylemedi. çok düşündüm de ne oldu? Sonunda partiden kovdular beni. Gerçekten dost idiyse şimdiye kadar neredeydi? Hayır. iyi misin. yeni çizmelerini. .cizgiliforum. keçeye. Büyük sessizlik içinde. . gitmeyeceğim! . . Nasıl yardım edebilirim mi diyeceğim?" Hayır. Yatışmıyordu. O başka yola gitti. gitmeyeceğim. Ömür boyu hastalıktan kurtulmadı. Tanabay yerinden kıpırdamadı. emekli olsaydı. Sonra ömür boyu içinde ukde kalsın mı istiyorsun? . Tanabay'ın muşambasını. Sonra el ne der? .Hadi vakit kaybetme.Niye ukde kalacakmış? Korkma ölmez.Düşünecek ne var bunda! Yetti artık! Düşündüm. Bir süre yatar yüıe kalkar. Artık umurumda değil. "Beni zorla gönderemezsin. Çora'ya söylediklerini aklından çıkaramıyor. Benim için hiçbir şeyin önemi yok artık. inleyip durdu da yine at sırtından inmedi." Karanlık iyice bastırmış. "Gelmezsen gelme!" diye söylendi Tanabay. Doğuran koyunların kuzularını alıyor. şimdi böyle ağırlaşmazdı." Sonunda Caydar geldi. kor parçası sıçrayabilir. Tek başıma da ölebilirim. Git oraya! İnsanlığını unutma..

Baharın son kan. • . . öldürsen bile sözünden dönmezdi. Köy halkının okumuş. kaşlarını çatarak Caydar'ın yanına geldi.! teyi ilk gösteren Çora olmuştu. ondan söz eden gaze--'. Süsmek için başını eğen bir boğa gibi.Canımı sıkmasana! Gitmeyeceğim dedim ya! Caydar öfkeyle bağırdı: . sakalına yapışıp kalıyordu. duygularımı böylesine açığa vurmam niye? Nelere uğradığımı.. Hayvanım hayvan!. partiye birlikte girmişlerdi.. dipsiz bir girdap gibi döne döne akıyordu. ağır ağır atı eyerlemeye gitti. ay-t dın'genci o idi.Hadi kalk giyin! Tanabay emre uyan bir asker gibi ayağa kalktı. gitmezsin.cizgiliforum. Üzüntümü. sen evde sümüğünü çeke çeke otur.www. Ben şimdi gidiyorum. eyer üzerinde Elveda Gülsarı/193 kımıldamadan oturuyordu. işe yaramaz adamın biriyim ben. Tanabay kan silkip atmak için bir harekette bulunmuyor. Onun elini sıkıp ilk kutlayan da Qora idi. Dağlarda gece. Çora da gencecik idi o zamanlar. koluna. Çocukluk günlerini de. karanlıklar içinde yapayalnız yol alıyor. "Bir hayvandan farkım yok benim. Öfke aklımı başımdan aldı.enginel elveda gülsarı Caydar yine geldi: . Kendi resmini basan. yitip giderse ne olur? Ne yapalım. seyrek ama iri iri düşüyordu yere. . Gelip geçen günleri.Öyleyse hemen giyin! diye muşambasını uzattı. onu zorlayan yok.Olmaz. bana hemen atı eyerle!" Tanabay.com.Atı eyerledin mi? dedi Caydar. . Onu sözünden caydıramazdı artık. ne kadar acı çektiğimi herkes görüp anlasın diye mi? Karımı da çok üzdüm. "Hay inatçı kadın! Bu karanlıkta nasıl gidecek?" diyordu aü eyerlerken. Yine de bir onur meselesi yaparak: . Sözünü geri almak da zoruna gidiyordu. hemen şimdi gitmelisin. onun ne suçu var? Beceriksiz. Kar ince ince sepeliyordu. kar taneleri başına. kendi istedi. "Ya bu karanlıkta yolunu şaşınrsa. bu inadından utanmaya başladı. Köyün yüzünü ağartan bir gençti. Tanabay hiç sesini çıkarmadan giyinmeye başladı. Bunu nasıl yaptığını kendisi de anlayamamıştı. Düşüncelere dalıp gitmişti.. Komsomola birlikte katılmışlardı. Caydar devam etti: "Eğer bir erkek değilsen. omuzuna. Kanal açılmasında beraber çalıştıklarını hatırlıyordu. 117 . İlk adımı yine karısı attığı için memnundu." Biraz durdu. Caydar. Sonunda reddettiği ağır hasta dostunun çağrısına uyarak. hayatının uzak geçmişini düşünüyordu. fenerin solgun ışığında yüz ifadesinin korkunç olduğunu ve gözlerinden od fışkırdığını gördü Tana192/ElvedaGülsan bay. Caydar bir adım daha yaklaştı. O zaman senin yerine ben giderim.Daha giyinmedin mi? ." Tanabay ata eyer vururken yaptıklarından.Sabah erken yola çıksam olmaz mı? dedi.Evet. yoksa iş işten geçmiş olur.

118 . Atını mahmuzladı ve o bayıra çıktı. Herhalde. Aman Tannm! Ne ağır sözler söylemişti Çora'ya. olamaz!" diyordu. onun cenaze törenine katılmaya geliyorlardı... Bunlar sessizce Çora'nın evine doğru gidiyorlardı. yüksek sesle ağıt söylemeye başladılar: • Oy ciğerim oy! Vay ciğerim vay! "Kazaklar da gelmiş" dedi Tanabay içinden. Kar hâlâ yağıyordu. parça parça oldu. sabahın bu erken saatinde. Ölüm döşeğine yatmış bir adamın son dileğini yerine getirmemek bağışlanır bir suç muydu? Bu dileği yerine getirmemek şerefsizlik değil de neydi? Tanabay." Şafak söktü. buz gibi soğuk havayı içine çekiyordu. Çora'yı bir öz kardeş gibi sevdikleri. oysa kendisi inatla bu çağrıyı reddetmişti. Ağzından burnundan soluyor. O saatte sokaklar ıpıssızdı. Atın başını çekip durdurdu. ağaçlara bağlanmış atları gördü. Derken.enginel elveda gülsarı ¦¦¦'. Çora nasıldı acaba? Biraz daha hızlı gitse. önünde bir atlı grubu gördü. dönüşü olmayan yolculuğuna çıkarken.com. Pekâlâ mümkün olan olaydan sanki kendisi sorumluymuş gibi. O zaman anladı Çora'dan hiçbir umut kalmadığını: Çora ölmüştü! Çayın karşı yakasında oturan Kazaklar. Sonra hep birden eyerleri üzerinde ileri geri sallanarak.. O ev Çora'nın eviydi! O kalabalık niye toplanmıştı oraya? Ne olmuştu? Yoksa Çora. Biricik dostu Çora.cizgiliforum... Tanabay atını hızlandırdı ve az sonra köy göründü. öyle olmasa okuldaki oğlunu ne diye çağırsınlar? Belki bana bir diyeceği vardır. köy tarafından şafağın sessizliğini bozan soğuk bir ses geldi kulağına. Onu düşünüyordu: "Çora nasıl acaba? Ağır hasta olarak yatıyor muydu. Çok kısa bir süre öylece durdu. yumuşamaya başladı. Caydar niye yüzüne tükür-memişti onun! Ona ne deseler. öyle bir ses duyar gibi olmuştu. Bu defa çok ciddi galiba. yer yarılsa da içine girsem diye düşünüyordu. pek değerli komşuları Çora'nın ölümü için yas tutmaya. ne kadar hakaret etseler azdı. Bir şey işitmedi. bütün bölgede olduğu gibi onların da çok iyi tanıyıp saydıkları. pişmanlık ve utanç duygularının ağırlığı altında eziliyor.. Artık kendini bağışlayabilir miydi? Karla kaplı sokaklardan geçerken..he-lalleşmek için onu çağırmış. köy sokaklan. suçluluk. Önündeki bayın aşınca oraya varacaktı. "Olamaz! Nasıl olur. bir an önce varsaydı. ne bağışlanmaz bir davranıştı bu! Bir kara yüzlü olmuştu. Sonra evlerden birinin önünde toplanmış kalabalığı. Ne büyük aptallık. yüreği burkuldu. olanları konuşmak helalleşmek mi istiyor?. Birden. kar altında kalan bahçelerin çıplak ağaçları arasından uzayıp gidiyordu her yana. "1 Tanabay'in Çora'ya karşı buz kesilen yüreği yavaş yavaş çözülmeye..www. sonra birden kesilen çığlığı idi bu. kimsecikler görünmüyordu. Buradan. ona öyle gelmiş. rüzgâra kulak verdi.. Tanabay üzengiler üzerinde doğrularak kalktı. Sonra atını dörtnala 194/EtvedaGülsan » " kaldırdı. son sözünü söylemek. Ağlayan birinin ta göğe yükselen. ilçeden dönerken Çora'nın yorgaya binerken kendisine yetiştiği zamanı da canlandırıyordu gözünde.

Herkesi yakından görüyordu şimdi ve o sırada. işlediği suçlar için. öylece duruyordu. Çora'nın oğluna götürün onu. öncekinden de büyük hıçkırıklarla sarsıla sarsıla ağlamaya başladı. gözyaşlarımı kendi eliyle silse. ağladılar. toylarda ortak.www. yarışElvedaGülsan/195 larda ortak. . bir mutlu ve aydınlık gün görmeden yaşlanıp gitmesi içindi. Tanabay'ı yatıştırmaya çalışanlar başkaları oldu: 119 . Şimdiki ağlayışı. köyün ıssız sokaklarında yankılanan bir haykırışla: * Çoraaa! Çoraaaa! Çoraaa! diye. bir gelenekti.Bağışla beni Çora! Bağışla beni! diyordu durmadan.cizgiliforum. koluna girip kalabalığın arasından geçirdiler.Bağışla beni Çora. Bibican Tanabay'a gözlerini dikti. Tanabay'a döndü. . Çora'nın evine gelmişti. Birileri gelip onları ayırdı. kader ikisini ayırdığı için. bir sola sallanarak. ömür boyu yitirdiği her şey içindi: Artık hiç göremeyeceği Çora için. Çevresindeki yüzler bulanık bulanıktı. O sırada biri: Tanabay'ın inmesine yardım edin. Tanabay.. Neler neler içinde o gözyaşları. o müthiş fırtınalı gece için. Kucaklaştılar.. onu. sağ olun" dedi içinden. bu çığlıklanyla Bibican'dan da bağışlanmasını diler gibiydi. Gözleri kararmıştı. Hıçkırıklar doldurmuştu havayı. bağışla beni Çora diye bozladı Tanabay.. İşte.. yüzünü duvara dayamış. Tanabay bunu duymamıştı. Tanabay yüzünü bindiği atın yelesine gömdü. Yalnız Çora'dan değil..Artık senin baban yok! Benim Çora'm yok! Bağışla. Bibican'ın yarsız ve yalnız kalması. Kara bir örtü koymuşlardı üstüne.. kıvançta ortak. Sonra Tanabay kalabalığın arasına girdi. Örtüyü kar kaplamıştı.. beni avutsa. Birkaç kişi onu attan indirdiler. "Bibican yanıma gelse. .. sonra tekrar başını kaldırdı ve tekrar kapandı. Ağlayın kardeşlerim... Ama Bibican gelmedi. "Biz ta en eski atalarımızdan beri herşeyde beraber olduk: Tasada ortak. ağladılar. dile getiremeyip içine attığı her şey için ağlıyordu.com.enginel elveda gülsarı Tanabay "Sağ olun Kazak soydaşlar. Beli bükülmüş. Sahibi ölen atlara böyle kara örtü örtmek. Karalara bürünmüş Gülsan için. dedi. Gözyaşları iri iri damlalar halinde akıyordu. Sahipsiz kalmıştı soylu yorga. Çora'sız kalan bizlerle birlikte ağlayın!". Gülsan orada bağlı duruyordu. Tanabay. çektiği bunca sıkıntı için ve eziyetler için. avluda. Gelmedi ama. o da kendisi gibi ağlıyordu. karşı196/Elveda Gülsan sında duran Bibican için. bu dünyadan göçen dostu için sel gibi gözyaşı dökmeye başladı. bir sağa. Sonra o da dövüne dövüne." diye düşünüyordu bir yandan. Gözleri yaş doluydu. bağışla! diye ağlıyordu Tanabay. kamburu çıkmıştı. eyersiz tutmak. Çora'nın öğrenci oğlu Samansur. Bibican'ı da gördü.

Dostunu o yolda öylece bırakıp. Yumuşak kar taneleri hâlâ uçuşuyordu havada. beyaz keçeden kefene sarılmış Çora'mn cenazesini taşıyordu. eyersiz. Atların toynakları altında ezilen bu yol genişliyor. sanki. karısı. binicisiz. tepe üzerindeki mezarlığa kadar uzandı.. Cenaze alayının önünde. Yol. "Hayat dediğin bu işte..enginel elveda gülsarı .cizgiliforum. Tanabay'ın yedeğindeydi. gözyaşlarını dindiremiyordu. 22 Çora'mn cenaze namazı ikindide kılındı ve onu toprağa verdiler. Sarsılıyor. Mezarlığa giden yol boyunca. bağışla! Beni duyuyor musun? Bağışla. Çora'dan aynldık.. "Bu Samansur daha düne kadar koşup oynayan bir 120 . daha kötüyüm. O yolda sen niye kîşneyerek beni durdurmadın? Ne yapalım. evin arkasındaki bahçeye geldiler. Tanabay durmadan tekrarlıyordu: . güneşli.Sabır Tanabay. kara bir şerit gibi görünüyordu. Çora'yı ebedî uykusuna yatacağı mekâna yerleştirdiler. dışanda konuşalım. Tanabay. Birlikte evden çıktılar. konuşan bir insanım. Oysa benim dilim var. ikincisi Tanabay idi. bağışla! Bir tepecik meydana getirdiler. Mezarlıkta Samansur'la birlikte kabre indiler.. Gökyüzünde donakalmış gibi hareketsiz duran bulutların arasından. karalara bürünmüş Gülsan'yı götürüyordu yedeğinde. acısını daha da arttınyordu. dediler. Köyün dışındaki yol. Çora'yı dönüşsüz yolculuğuna çıkaran cenaze alayı. . saElveda Gülsan/197 hipsiz. Çora'mn yanında. sarsılıyor.. Ve orada. ikimiz. sabır. Suskundular. belli belirsiz." diyordu. Göl kadar gözyaşı dökmek Çora'yı geri getirmez. yan kapaklan indirilmiş bir kamyon. Tanabay Çora'dan af diledi. Artık Çora yok.Bağışla Çora! Bağışla! Bağışla! Cenaze aşından sonra Samansur Tanabay'ın koluna girerek onu dışan çıkardı: . Yaya yürüyenlerden biri Çora'nın oğlu Samansur. Geriye kalanların hepsi atlıydılar. topla kendini.com. Aynı kamyonda. tüten semaverin yanından ve avluda yanan ateşlerin dumanlan içinden geçerek. çağıltısız kara bir çay gibi akıyordu. dedi. Oradan da 198/ElvedaGülsan ark boyunca yürüyerek devrilmiş bir ağacın yanında durdular ve bu ağacın üzerine oturdular. Yetim kalmış Gülsan. Ta-iabay içinden onunla da konuşuyordu: "İşte böyle Gülsan. bir gün bitiverir" diyordu Tanabay.Taneke.www. çocukları ve yakın akrabaları oturuyordu. bembeyaz karla kaplıydı. Ama. Kamyonun hemen ardında iki kişi yürüyordu. yumuşak. Kendini topla artık. beyaz bir top gibi görünüyordu. size söyleyeceklerim var. sen ve ben.Bağışla beni Çora. Tann sana konuşma dili vermemiş. Çora'mn son seferi için açıyorlardı o yolu. İkisi de kendi düşüncelerine dalmıştı. dilsiz hayvandan daha dilsiz. Bu sözler onu avutamıyor. Çora'yı ben öldürdüm! O hiç gereksiz acı sözleri söyleyen dilimle öldürdüm!. Çora'nın yolu bitmiş oldu. İnsanların arasından. arkama bakmadan çekip gittim. Cenaze alayı.

Ben size babamın bir vasiyetini. Kendimi hiç bağışlamayacağım. Babana da şükran duyuyorum. şimdi kocaman bir delikanlı. Çora'yı bilenler ve ananlar var oldukça Çora ölmez! . az sonra geleceğini söylüyorduk her soruşunda. Tanabay.Biliyorum Samansur. Partinin ilçe merkezi komitesine. Tanabay biliyordu. Kendi eliyle götürmesini söyle. ondan özür diliyorum. Tanabay hiçbir şey söylemedi. Sessiz hıçkırıklarla sarsıla sarsıla ağlıyordu.enginel elveda gülsarı çocuktu. ama oğullar onu yaşatırlar" diye. Çora dünyadan göçüp gitmişti. Son ana kadar bilinci yerindeydi. "Tanabay nerede? Gelmedi mi?" diye sorup durdu. Kendilerine de. dedi S^mansur.Partiden çıkarıldığıma göre. . Tanabay'ın bir yansını. Babanın yerini oğul alır. bir şeyler söylüyordu ama anlayamadık.Babam size şunları söylememi tenbih etti: "Oğlum. başkalarına da yararlı olsunlar. benim parti üyelik kartımı o götürüp teslim etsin. Bundan sonra gücü kalmadı. bunlan söylediğin için sağ ol. ah yetişemedim! Suç benim! . kocamış bir adam gibi sakalını sıvazlıyordu: . Artık son nefesini verdiğinde. Seni Çora'yı dinler gibi dinleyeceğim. ama Samansur babasının delikanlılık çağını bilmiyor. Söyleyeceklerini söyle bana. . hâlâ birilerini bekliyor gibiydi. Ölümünden bir saat önce yetiştim. Yetişemedim. biliyorum. beni bağışlamasını.Samansur. Biz yolda olduğunu.www. Dudakları yine kımıldıyor. ama söyleyemeden gitti. Tıpkısı.. Tanabay bunu o anda farketti. Şimdi onunla iki büyük insan gibi konuşuyoruz. bizden bilgili.Kulağım sende oğlum.Ben geldiğimde babam daha ölmemişti Taneke. Böyle de olmalı. Size bir şeyler söylemek istiyordu herhalde. Beni Partiden çıkardıklarını biliyor musun? . Gözleri sönüyordu. Görüşmemiz gerekiyordu. Hayatın anlamı da budur". 121 . Yalnız. Tanabay Çora'mn sesini duyar gibi oldu ve irkildi. Çora'mn aile içindeki yerini o dolduracak artık. ileri götürürler. Çora kendisiyle birlikte. Oğullar bizden akıllı. Oğullar babalarının işlerini sürdürür. dedi. . benim Tanabayım'a söyle. Oysa onlar ikisi bir kişi gibiydiler.com. hayatımn çok önemli bir bölümünü ve daha birçok şeyi alıp götürmüştü. bizden ileri olsunlar. .cizgiliforum. Elveda Gülsan/199 . Sizi çok bekledi Taneke.Sağ ol Samansur. bana kızmamasını istiyorum. Boşuna dememişler "Babalar ölür.. dedi Tanabay hıçkınklannı keserek. artık sen aile reisi oldun. beni düşündüren bir durum var. size iletmemi istediği bir sözünü söyleyeceğim. Herhalde bu acı onu olgunlaştırmış. başkası götürmesin. ona layık evlat olduğunu gösterir. bjunu söylemeyi sakın unutma. daha başarılı olmasını dileriz. tıpkısıydı babasının. onun üyelik kartını oraya götürmeye hakkım yok. Dilerim babası gibi olur. Biz de bunun için babayız. Artık Ço-ra'nın yerine Çora sensin. Çocuk babasının gençliğine çok benziyordu. dedi.Evet biliyorum. Oğullarımızın bizden daha bilgili.

Gençliklerinde Çora ile birlikte. Gülsan. sayıldığım anlatacaktı. Buna kendiniz karar verirsiniz. büyük at Gülsan. nasıl canla başla çalıştıklarım anlatacaktı. Bu vasiyeti yerine getirmenizi sözden rica ediyorum. tan ağarmadan önce Tanabay atlandı. İleride. bunca kişi arasından.Orasını bilemem Taneke. Besbelli ki Gülsan.Bunu candan gönülden yapmak isterim Samansur. Bunu biliniyorlarsa öğrensinlerdi. Babam size güveniyordu. Ama gerçekti. Tanabay'ı uçar gibi götürüyordu Gülsan. . Neyleyim ki bu felaket geldi başıma. Artık Çora konuşamazdı. ben niye güvenmeyeyim? Komitedekilere söyleyiniz: "Komünist Çora SayaV *^v 200/Elveda Gülsan kov'un ölüm döşeğinde iken son isteği. Sen götürüp versen olmaz mı. kışın ayazında. Şafağın doğurgan rahminden sökün eden ilk ışıklarla yeni bir gün doğuyordu. sonra alev alev yükseliyor. Gülsarı yine eskisi kadar hızlı koşuyordu. Ertesi sabah. Tanabay çoktandır binmemişti yorga Gülsan'ya. kafasında yeniden canlamyordu. altın renkli ışınlar süzülüyor. 'Çora konuşamazdı' derken yine yüreği parçalandı.enginel elveda gülsarı . çınlıyordu. Çora'nın parti Elveda Gülsarı/201 üyelik kartını teslim etmeye gidiyordu. Ço-ra'nın son dileğini yerine getirecekti. gözün ulaşamadığı bir uzaklıkta. niçin bunu vasiyet olarak söylemişti? Bunun anlamı neydi? Bu bir sınav mıydı? Tanabay'ın partiden atılmasına karşı olduğunu mu anlatmak istemişti? Bu soruların cevabım veremiyordu. şafak ağır ağır sökmekteydi. ufukta tek başına parlayan o yıldıza doğru koşuyordu. Belki o zaman herkes Tana-Jbay'ın. zorda ve kolayda.cizgiliforum. Tanabay'ın yüzüne vuruyordu. Babam bu vasiyeti kime niçin bıraktığını biliyordur. yeryüzüne yayılıyordu. vasiyeti böyleydi" deyin. Unutmaya çalıştığı ne varsa. • Tanabay yol boyunca düşündü: Çora parti komitesine üyelik kartını götürmesi için. 122 . çıtırdıyor. daha dün partiden kovulan Tanabay'ı niçin seçmiş.Hayır olmaz. hızlı ve düzenli koşma niteliğini yitirmemişti ve gücünün doruğundaydı. Can dostu Çora Sayakov'un vasiyetini yerine getirecek olan Tanabay vardı eyerde. Ben babamın vasiyetini söyleyerek görevimi yaptım. doğan güneşe. Hiçbir zaman Çora'dan öğrenemeyecekti bunu. kötü günlerde. Kartı verecek ve Çora'nın nasıl bir adam olduğunu anlatacaktı onlara. donmuş yolu nallanyla döverek koşuyordu.www. ne sağ iken ne de öldükten sonra Çora'dan kopanl-f?nayı haketmediğini anlardı.com. Onun. Çora ile Tanabay. hepsi gözünün önünde. ayrılamazlardı. Kendisini de anlatacaktı. Şimdi o. yazın sıcağında. her türlü düşünceler üşüşüyordu kafasına. bir elin parmak-*ları gibiydiler. herkes tarafından nasıl sevildiğini. İyi günlerde. Ayazdan kaskaü olmuş yol namlı yorganın nallan altında eziliyor. büyük dost. Karşıdan gelen rüzgâr atın yelesini savuruyor. Beyaz sisler arasından. Demek daha bitmemişti. Yine anılar. .

İşte bunun için geldim. . ölmekte olan bir adam her şeyi sayıklar. kaskaü olmuş yolda çın çın sesler çıkararak düzlüğü aşıyor. üyelik karünı benim getirip teslim etmemi vasiyet etti. . Orada indi. Koridorun sonunda. Kabul odasındaki sekreter kadına: . Bu süre için bile Tanabay heyecandan yerinde duramadı." derlerse ne cevap verecekti?.. Çora'nın ölüm döşeğinde söylediği vasiyetidir" diyecekti. "Herkesin yanında söylenmiş bir vasiyet. Başkanın sekreteri kadın içeride pek az kaldı.Selam.Onu görmeye geldim. o buna tanıktır" diyecekti. sağda.Pekâlâ. . dedi kadın her şeyi bilirmiş gibi bir gülümseme ile. Namlı yorga. Onu yeniden partiye alsalar çok sevinecekti. . Biraz düşündü ve birden üzüntü ve öfke ile "Bu nasıl olur? Bu iş bu kadar basit mi" diye düşündü.cizgiliforum. "Ben sanıyordum ki. köpükler içinde kalan yorgayı dosdoğru komite binasımn önüne sürdü. Tanabay hiçbir yana sapmadan. diye cevap verdi kadın. Sekreter kadın biraz duraladıktan sonra tekrar içeri girdi ve döndü: 123 .Yoldaş Kaşkatayev meşgul. Ölmeden az önce.Tanıyorum. . atını bağladı. Tanabay. Kendi suçunu da kabul edecek. üstünü başını düzeltti ve yüreğinin güm güm atma202/Elveda Gülsan sim yatıştıramadan bürodan içeri girdi." Kadına döndü: . Gülsan. iş saati henüz başlıyordu. isterseniz Çora'nın oğlu Samansur'a sorun. Çok önemli..Yoldaş Kaşkatayev odasında mı? . dedi kadın.İyilik. Nasıl bu kadar çabuk geldiğini Tanabay da anlayamadı. Yine düşünüyordu: Başkan ne diyecekti? Nasıl karşılayacaktı? Koridor boştu. Ya ona "Sen partiden atılmış bir adamsın. "Kayıt bölümü. göz açıp kapayıncaya kadar Tanabay'ı ilçe merkezine ulaştırdı.www. Halktan gelip gidenler yoktu daha. "Bunun ne önemi var. İyi misiniz? dedi . Öyleyse ona söyleyin: Bizim parti örgütçüsü Çora Sayakov yoldaş vefat etti..enginel elveda gülsarı Yeter ki ona kulak verip dinlesinler.. partinin resmi belgesine el sürme hakkım nereden aldın?" derlerse! "Bu. Aleksandrovka yokuşuna yaklaşıyordu..Odasında. Bu da ne demek oluyor? diye bir an şaşkınlık geçirdi.com. Adım Bakasov. özür dileyecekti. bir dakika bekleyin. durumu nasıl anlatacağını da düşünüyordu.. partinin ilçe yönetim kurulu bürosuna geldiğinde daireler yeni açılıyor. koridorun sağında. Hemen görürsünüz. dedi kadın kapıyı sıkıca kapatarak. Yeter ki içini dökmeye fırsat versinler! Tanabay Parti sekreterinin odasına nasıl gireceğini.. Tanabay dosdoğru Kaş-katayev'in bürosuna yöneldi. Aktaş kolhozunun çobanıyım.Benim yoldaş Kaşkatayev'e söyleyecek sözlerim var. Parti dışında kalmak. Lütfen bir daha söyler misiniz? Onu görmem gerek. önündeki masaya Çora'nın kartını nasıl bırakacağım. Sayakov'un kartını kayıt bölümüne teslim etmenizi söyledi.. Tanabay böyle düşüncelere dalmış giderken. balığın karaya çıkması gibiydi onun için.

Tanabay dışarı çıktı. Kadın memur. Bozlarda bahar yeşilliği görülmeye başlamıştı. Tanabay elini koynuna soktu. ona-sarılıp başını omuzuna koydu.com. Tanabay'ın yanan yüreğine su serpmiş. Sonra. . eşelenip yeni odun atılan ateşin çıtırtılarını duydu. . Sonra kadın o defterde bir yeri göstererek Tanabay'a imza attırdı. Tanabay çıktı. Yalnız kalmak istiyordu.. Sonra daha samimi bir ses tonuyla: Elveda Gülsan/203 "Konuşacak bir şey kalmamış. Her şey tamam! Hepsi bitti! Ve..Bitti. Gülsan'nın nal seslerine uyarak onlara doğru koşuyordu.Bitti mi? dedi Tanabay. keçe çadırdan. .enginel elveda gülsarı . Bozkır ve rüzgâr.Ne istiyorsunuz? dedi. sonra bu kılıfın içinden Çora'nın üyelik kartını çıkardı. . Koridorda yürümeye başladı. önce. Büyük bir deftere adını. soyadını. onu sırtına alıp 1 Argımak: En iyi cins at. sancılarını azaltmıştı. Sonra karısının kopuzundan. Ölüm kaydını düştü. Caydar çocukları yatırmak için çadıra girmişti. Daha sonra keçe çadırın arkasındaki koytaşın1 üzerine oturdu.. Koytaşın üzerinde dağlan seyrederek oturan Tanabay.Peki. Üzerinde ufak bir pencere olan kapıda "Kayıt Bölümü" yazısı vardı. Kayış bağı da olan deri kılıfı. Tanabay hemen o akşam dağdaki çadır evine döndü. . Çora'dan kalan son anı bu oldu. . karttaki numarayı aldı. gitseniz iyi olur".cizgiliforum. Yorganın yularını çekerken: . Tanabay Caydar'a döndü. Pencere açıldı ve içeriden bir ses: .Çok meşgul. Kapıya vurdu. Gülsan.Güle güle.. boş yere beklemeyin. o küçücük pencereden kartı alan memurun yaptıklarını seyre koyuldu. Kartı çıkarırken küçük pencerenin gerisindeki kadın sabırla bekledi.Çora'yı kaybettik! Artık Çora yok. Aktaş kolhozundan geliyorum. argımak' Gülsarı. 204/Elveda Gülsan köye doğru uçtu. Karısı sessizce karşıladı. Caydar! Benim dostum Çora yok artık! diyen Tanabay yeniden hüngür hüngür ağladı. kart numarasını ve partiye giriş tarihini yazdı. sağlıkla. Bizim Parti ifrgütçünHiz Çora Sayakov vefat etti. soylu Gülsarı.www. insanın yüreğini yolup alırcasına 124 . Atın dizginini tuttu ye inmesine yardım etti.Evet bitti. Sonunda Tanabay kartı memura uzattı. Karşıda. Bir-iki gün öncesine kadar o kılıfta kendi üyelik kartım taşıyordu." Daha da yumaşattı sesini: "Sizi görmek istemiyor. dedi. babasının adını. Ve küçük pencere tekrar kapandı. Caydar da kocasını kucakladı1 ve ikisi birlikte Çora için ağladılar. "Hoşça kal Çora! Elveda!" diyordu içinden. ağladı. dedi.Parti üyelik kartı teslim etmeye geldim. Irakları yakın eden Gülsan'nın bu koşusu. karla kaplı ulu dağların ardından Ay doğuyordu ve onu seyredecekti.

çok eski bir zamanda. genç oğluna avcılığın bütün hünerlerini. Yayını düşürmüş. ne yukarı çıka-bilirmiş. Yerde kaçan. hiçbir şeyin merhem olamayacağı acılarla ağıdını söyleyen. hiçbir yana gidemez durumda kalmış. efsanedeki o yalnız adam gibi acılıydı. Gelip durduğu yerden hiçbir tarafa adım atamaz. hiç kımıldamayacağım. yalnızdı.com. yaşlı bir avcının yiğit bir oğlu varmış. bir kovalamaca başlamış. Boz Geyiğin onu dik kayalara sürüklediğini farketmemiş. kar-buz. Nişan almış ve bir atışta Tav-Teke'yi de vurmuş. 125 .www.. Geride yalnız dişi Boz Geyikle onun yaşlı erkeği kalmış. Ama vuramayacaksın! Bu senin son atışın olacak. ne söylediğini bilmediğini düşünmüş ve gülmüş. dere-tepe. nişan almış. acıdan inim inim inlemiş. ıssız ve engin bozkırda. onulmaz derdini gömecek bir yer arayarak koşan bir adamın acı çığlıklannı andıran bir ezgiydi. yüreğime nişan al. başını vuracak. gBoz Geyik'in sürüsünü de kınp geçirmiş. Hiç kimsenin avutamayacağı. Yalnızlıklar içinde kalan bir adamın hıçkmklan. Yaşlı avcı. Çok. yeni doğmuş yavrulan da. Bunu bilen kansı Caydar ona "Karagül-Botam" bozlağını çalışıyordu. Attığı ok boşa gitmezmiş. avcı kovalamış ve kovalamaca günlerce sürmüş. acımadan vurmuş. demiş Boz Geyik.. gözyaşlan dökerek yalvarmış: "Geyik soyunu kırıp tükettin.." Tanabay. Vurulan Tav-Teke yardan aşağı yuvarlanıp gitmiş. Soyumuzun tamamen yok olmaması için eşim TavTeke'yi sağ bırakmanı istiyorum. üstü başı parça parça olmuş. Ama genç avcı onu dinlememiş. Geyik kaçmış.enginel elveda gülsarı hüzünlü ezgiler geldi kulağına. hiçbir zaman attığı ok hedefinden şaşmamış. Sonra genç avcıya dönmüş: "Hadi beni de vur. ağlayan bir adamın bozlamasını anlatıyordu kopuzun telleri. Genç avcı topal geyiği yakalayamıyor-muş. Genç avcı.cizgiliforum. havada uçan hiçbir canlı kurtulamazmış onun okundan. ağlıyordu. yakalayabilirsen yakala. 1 Koytaşı: Çoban çadırlarının yanında bulundurulan büyük kaya. Bunun üzerine çıkıp uzaklara. inceliklerini öğretmiş ve delikanlı avcılıkta babasım geçmiş. Oku fırlatmış. O zaman Boz Geyik. gebe hayvanlan isi. Boz Geyik genç avcıya.. şimdi ben topal ayağımla kaçacağım. Genç avcı yaşlı geyiğin bunadığını. Dağ-taş. Bunun için yalvanyorum sana. Elveda Gülsan/205 . onu sadece hafifçe yaralamış. Yakaladığım zaman kafanı koparacağım seni bunak hayvan!" Topal Boz Geyik kaçmaya başlamış.. ah dedikçe nefesiyle yel savuran çok büyük acılı bir insan atılan. yayılan sürüye bakarlar. Genç avcı da pe206/Elveda Gülsan şine düşmüş. "Bozla kopuz. senin de sonun olacak!".. Ok. Ne sağa gidecek yol varmış ne sola. Öyle bir yere gelmiş ki. Gerçekten kımıldamadan duruyormuş Boz Geyik. genç avcının başına hiç böyle bir şey gelmemiş.. Onu vurma!". vurabilirsen vur bakalım!" Genç avcı yine gülmüş: "Sen de kaçabilirsen kaç bakalım! Benden vebal gitti. bozla!. Yakın dağlardaki bütün av hayvanlarını öldürmüş. oradan ne aşağı gidebilir.. "Gördün mü. geyiğin ön ayağını sıyınp geçmiş. Oysa bugüne kadar.

kayadan kayaya. ne aşağı. Düştü. Kargışlarım tutsun! Lanet sana!" Boz Geyik böyle lanefokuduktan sonra. başına bir bela geldiğini anlamış. Ne yeri.enginel elveda gülsarı Boz Geyik onu orada bırakmış ve gitmeden önce de şöyle demiş: "Artık buradan hiçbir yere gidemeyeceksin! Hiçbir kimse de seni kurtaramayacak! Soyumu kırıp yok ederek beni nasıl dayanılmaz acılar içinde bırakmışsan. öyle acılar içinde ağlasın! Bunu diliyorum. gece dememiş. Yolda oğlunun yayını bulunca. elini çabuk tut! Vur beni! Vur beni! Sonra da yıka ve göm!" Onun yalvanşı ve o hali. parça parça ediyormuş. her yanı derin bir uçurum olan bir kayanın üzerinde. kayalara tırmanmış. Ama eli varmıyor. kımıldamadan. Kargışlarım tutsun seni Karagül. zavallı babanın yüreğini yolup yolup kopanyor. karanlık dar boğazlardan geçerek. ağlaya ağlaya gitmiş. Biraz kımıldayacak olsa uçuruma yuvarlanırmış. Sonunda. ne de güneşi görebiliyorum.cizgiliforum. kımıldamaya korku-yormuş. senin baban da. Oğlu acılar içinde inleyerek yalvan-yormuş: "Haydi baba. Ne yukarı. yüreğini parçalaya parçalaya. Senin yüzünü de göremiyorum baba! Vur beni baba! Kurtar bu işkenceden! Hadi baba. Bir de ne görsün! Oğlu dimdik bir kayanın tepesinde tünemiş.www. Ama hiçbir çare yokmuş oğlunu kurtarmak için.com.Sorma baba. vur beni! Daha fazla acı çekmek istemiyorsan. tepelerin birinden "Buradayım baba!" diye bir Elveda Gülsan/207 ses gelmiş kulağına.. İnilemez. Pek ağır kargışladı ve bırakıp gitti. kalkmış. dağdan dağa sekerek. Sonra da okunu taşlara vurarak parçalamış. kımıldamaya korkarak duruyor! Başında börkü. Çömelip yüzünü kayaya dayamış. Acımasızlığımın cezasını çekiyorum. Günlerden beri burada böyle bekliyorum. oraya nasıl çıktın? . . Oraya koşmuş. Zavallı baba ne yapsın? Çığlık çığlık inletmiş dağlan. çıkılamaz. dik kayalardan.. hiç sorma! Kargışlandım.. Karagül botam! Yalnızım. dağlar taşlar arasında koşa koşa. Kader beni böyle arbadı1 botam! 126 . Her yana bakmış. Babası oğlunu aramaya çıkmış. buraya koşmuş. bana acıyorsan. Boz Geyik beni bura. Akşama kadar karar verememiş. güneş batmak üzereyken.. kımıldayamadan kalmış. Elbisesi lime lime. oğlunu kendi eliyle öldürmeye gönlü razı olmuyormuş.ya aldatarak sürükledi. gözyaşlarını seller gibi akıtarak bağırıyormuş: "Karagüüüül! Neredesin? Karagüüül! Ses ver bana!" Ona yalnız kendi sesinin yankılan cevap veriyormuş: "Karagüüül! Neredesin!" Birden. Zavallı baba korkular içinde. baş döndürücü bir yermiş.. lanetlendim. sırtında kürkü kalmamış. Genç avcı. . gündüz dememiş. ne gökyüzünü. ulaşılamaz.. nişan almış ve vurmuş oğlunu. Yaşlı baba sesin geldiği yana bakmış. yaralı bir kuş gibi.. Yalvarırım. ne sola bakabiliyor. kendimi soldurdum botam! Felek beni böyle kargadı botam. oraya nasıl geldiğini bilemiyormuş. dağlara. ne sağa. Başını çevirip bakamıyor bile.. düşecek!.Ah zavallı oğlum. çek okunu! Kurtar beni bu acıdan. Gidip yere düşen cesedin üzerine kapanmış ve başlamış bozlamaya: Seni ben öldürdüm. öldür de kurtar beni!.

bozlağı dinliyordu. . Yuvarladığı fıçıyı durdurup. Tanabay ölen dostundan bir kere daha. Merhum Çora da. kopuzuyla ünlü ve eşsiz avcı Karagül'ün pek acıklı yırını çalmaya devam ediyordu: Avcılar avcısı güçlü Karagül Al kanlar içinde yatıyor botam!.Hayır. kabul odasındaki yazıcı kadın. Bürodan çıktı. O yıl Bölge Merkezinde yapılan büyük genel kurul toplantısında konuşmasını dinlediği birinci sekreteri görmek. kımıldamadan. Ta eski çağlardan kalan bu Kırgız ağıdını dinledikçe içindeki sızı daha da arttı. J . ikincisi yerde. Oradaki birahanenin önünden geçerken. onun da kendisini tanıyacağından hiç kuşkusu yoktu. son denemesiydi. Ama Tanabay onun başka bir merkeze atandığını ancak oraya varınca öğrendi. . Kimseyi rahatsız etmek istemem. O olaydan bir süre sonra Tanabay'ın Bölge Merkezine gidip geldiğinden kimsenin haberi yoktu. Biri kamyonun üzerinde duruyor. Tanabay'ın bir şey söylemesini bekledi. kendisini dinlerse. ateşin yanında oturuyor.. Sen de yüreğimi kül ettin botam! Ciğerimi yoldun. Kamyonun üzerindeki adam: 127 . Az sonra dağı aşıp bütünüyle ortaya çıktı ve dorukların üzerinde bir yere asılıp kaldı. onunla özel bir konu-oa görüşecektim. dedi Tanabay. o büyük olayı izleyen günleri de hatırlıyordu. Eski sekreteri tanıdığından. Bektay idi.Hayır. sağ olun. Ona nefretle bakıyordu. kendisini bağışlamasını istedi. sağ olun. o sizinle görüşür. Tanabay can çekişen atın başucunda. Tanabay'ı görür görmez gözünü ondan çevireme-den bir an donakaldı. Ay.Eğer işiniz önemliyse yeni sekretere söyleyeyim.enginel elveda gülsarı 1 Arbadı: Bana oyun oynadı. o da beni tanıyordu. keçe evin içinde. duymadım. Bu.Onun başka yere tayin edildiğini duymadınız mı? . Caydar. boş fıçıyı bir tahtanın üzerinde yuvarlayarak kamyona çıkarmaya çalışıyordu. Neslini kuruttun. koytaşın üzerinde oturmuş. tuzağa düşürdü. 208/Elveda Gülsan Avcılığı sana öğrettim botam. İşte bu yerdeki genç adam bir ara başını çevirip ona baktı. Buna inanıyordu. Tanabay yola koyuldu ve otobüs durağına doğru yürümeye başladı. karanlığa gömülmüş sıradağların ardında yavaş yavaş yükselmeye başladı.www. tükettin botam! Bu eleme beni sen attın botam! Seni ellerimle öldürdüm botam. Soğuk bir adam değildi.com. ses çıkarmadan. belki bir yardımı olurdu. bir kamyona boş bira fıçılarını yükleyen iki kişiye gözü takıldı. başkaları da ondan övgüyle söz etmişlerdi. Bu onun son başvurusu. Kusura bakmayın. dedi. Merkez Komitesi Birinci Sekreteri kolhoz çobam Tanabay'ı tanıyor olamaz mı? Tanış olup birbirlerine saygı beslemiş olamazlar mıydı? Bu yeni yazıcıya da onun için böyle demişti zaten. Eski sekreteri tanıyordum. kanattın botam! Yaradılanlan yok ettin botam. Yalnızım. ona her şeyi olduğu gibi anlatmak isElveda Gülsan/209 tiyordu. kendimi soldurdum botam! Tanabay keçe çadırın dışında. 23 Tan ağanyordu.cizgiliforum.

nal izlerini bırakacağın toprak yok.Hey. "Cezaevinden çıktıktan sonra bana uğra. Onun. Daha başka ne yapsındı Tanabay? Yürüyüp gitmişti. Ama o bir suçluluk duygusuna kapılmıştı. Bektay'a. onunla konuşulamazdı. Aklını başına toplayıp hatasını düzelteceğini umuyordu. Benim kanatlarım oldun Gülsan! Haya-jtımın en güzel günleri. Ama Bektay yaptık&rından pişmanlık duyacak bir adam değildi. Kendisi partiden . en mutlu dönemi. Bektay cevap bile vermemişti. onunla vedalaşıyor. onun yoluna giden bir kamyona binip oturdu. Dönüp biraz konuşsam mı?" diye geçirdi aklından.. Bir tulpar idin Gülsan. Bektay'ı düşünmekten kendini alamıyordu. Ot bitmez. kimseyle konuşmak istemiyordu.www. ateşin alevlerine kirpiklerini hiç indirmeden bakıyor. Tanabay. Bektay'ın sürüyü bırakıp gitmesinden sonra kolhoz onu mahkemeye vermiş. O dünyada senin koşacağın yol yok. Bektay ise Tanabay'dan gözünü ayırmadan fıçıyı tutmaya çalışıyordu. bir eliyle fıçının aşağı yuvarlanmasını durdurmaya çalışırken. canlı sesi çıkmaz orada. Tanabay onun sürüyü bırakıp gittiğinden başka bir şey söylemedi. tyi bir insan olabilirdi. Ona bu fırsatı vermemek için geri dönmedi ve yoluna devam etti. Bütün vücudunda hayat belirtileri yavaş yavaş azalıyordu. seninle beraber gi-'İdecek. Uyuşmuş ayaklan kurumuş bir ağaç gibi kaska-* ti olmuştu. Ama Bektay onun partiden çıkarıldığını biliyorsa. Göğsünden hınlülar geliyor. onu bağışlayacağını söylemek istiyordu.. gözünün feri sönüyordu. 24 Yorga Gülsan başım yere koymuş.enginel elveda gülsarı . Bunu yüzüne vurabilirdi. Seni hiç unutmayacağım Gülsan! Gözümün önünde sönüp gidiyorsun doğuştan tulpar Gülsan! Bir gün öbür dünyada karşılaşınz. kovulmak gibi bir felakete uğradığına göre. Ama içinden "Olacağı buydu işte. ama artık senin toynak seslerini duyamayacağım. Aklını başına toplar." 128 . uyuyor musun? Ne bekliyorsun? diye bağırdı ona.. doğru yola girerse.cizgiliforum. yorga ile son konuşmasım yapıyor. Senin ayak seslerin kulağımda en güzel bir ezgi gibi kalacak. Oysa onun partiden çıkarılmış olmasını kimse yüzüne vurmuyor. Partiden çıkarıldıktan sonra da kendine güvenini yitirmişti.com. yapabileceğin işler konusunda konuşuruz" demişti. aralarında olup biteni unutacağını. kimse iğneleyici bir söz etmiyordu. ateşin yanında kiI Elveda Gülsarı/211 mıldamadan yatıyordu. Hep çekingen davranıyor. Demek bira 210/Elveda Gülsan işçiliğine yükseldin" diye düşündü.. Çünkü her zaman hatırlayacağım seni. Ama ben yaşadıkça sen hiç ölmeyeceksin Gülsan. Tanabay ona selam vermedi. Fıçı aşağı doğru kayıyor. yazık oldu. Tanabay da tanık olarak dinlenmişti. helalleşiyordu: "Sen yılkının en iyisiydin. Bektay'a acımıştı. Sonra biraz adımlarını yavaşlatarak "Aslında iyi çocuktu. ısrarla bir şey söylemesini bekleyerek kendisine bakışı gözünden gitmiyordu. Tanabay. Bektay onun inandığı dâvayı küçümsemekte haklı olacaktı.

Niç değişmemişti İbrahim. Kızları büyümüş. Oğlu da Teknik Okulu bitirdikten sonra ilçe merkezinde bir işe girmiş. Dönüp bakınca İbrahim'i tanıdı. birçok şeye. sonra evlenmişlerdi. kahve rengini almıştı. İbrahim'le gelen ve Tanabay'ın kolunu sıkıp bırakmayan genç adam: .cizgiliforum. âmiri kim olursa o da onun kulu. "Can çıkar huy çıkmaz. hiç yabancı gelmiyordu. can çekişmekte olan yorganın başında oturan Tanabay. kendisinin de yaşlandığına üzülüyordu. yaşlı karısı Caydar'la orada bir evde oturuyorlardı. sonunun çok yaklaştığına inanmasıydı. okula gitmiş. O gece. geriye doğru uzanan bir sıra oluşturuyordu. yorga Gülsan gibi hızlı koşarak. ama insanı yaşlandıran yıllar değil. Çayır sessizdi. 'partiye geri dön' diyen adamın davetini kabul etmekte bunca vakit yitirdiğine pişman oluyordu. Tanabay İbrahim'in kurnazlığını içinden takdir ederek "Seni kurnaz tilki seni!" diye geçirdi aklından. kolhozun mallan1 Sangov: Bir Kırgız aşiretinin adı.Hoşgeldiniz çocuklar..com. zamanın. yaşlıların giydiği geniş pantolonun (şalvarın) üzerine sarkıtmıştı." . göz açıp kapayıncaya kadar akıp gittiğini düşünüyor. . Elveda Gülsan/213 Tanabay dikkatle baktı.. nasılsınız? diye Tanabay onların elini sıktı. Kendini yaşlı görmesi. sadece çekirgelerin cır-cırları duyuluyordu. Seni gidi iki yüzlü. çile idi. bütün geçmişini düşünce süzgecinden geçirmekten kendini alamıyor.Beni tanımadınız mı baba! diye gülümsedi. "Sonunda gelip bulduk sizi Taneke!" dedi İbrahim ağzı kulaklarına vararak. Belki Tanabay kendisini kocamış sayacak kadar yaşlı değildi.www. hep dört ayağının üzerine düşer. Bu yiğit delikanlı "tepse temir üzgendey"1 güçlü. Tam ot biçilecek güzel bir hava vardı. kuvvetli görünüyordu. Bir yaz günüydü. Tanabay dere boyunda ot biçiyordu. kendisini unutmayıp peşinden gelen. Tırpanı her savuruşunda kesilen otlar çalgının ucunda toplanıyor. "Gözüm ısırıyor" diye düşündü ama kim olduğunu çıkaramıyordu. 129 . iyi misiniz? Kolay gelsin! dedi yanıbaşında bir ses. "Parti İlçe Merkezi birinci sekreteri sizi görmek için bizzat geldi!".enginel elveda gülsarı Tanabay atına bunlan söylerken. Tanabay o sırada Sarıgov1 vadisinde. Bu olay. Belli bir tempo ile tırpan çalmak.Selam Taneke! Nasılsınız. O bu işe daldığı sırada. 212/Elveda Gülsan na bekçilik yapıyor. Bir yerlerde görmüştü. giden paşam! der. Üzerindeki gömleği kollarından çıkarıp. Yüzü güneşten yanmış. nasıl da dalkavukluk ediyor! Böylesi bulunmaz doğrusu! Gelen ağam. 1 Gazik: Arazi arabası. kölesi olur. yakınında bir gazikin1 durduğunu ve içinden iki adamın indiğini farketmedi. yalnız biraz göbek bağlamıştı. zevkli bir işti onun için. kocamışlık çağına böylesine çabuk ulaştığına şaşıyor. Eskisi gibi tombul yanaklıydı. özellikle de. ot biçmek. partiden çıkanhşından yedi yıl sonra olmuştu. evlenip ayrı bir aile olmuştu.

çok şey değişti artık. daha da düzelecek. ısrarla savunan komsomol sekreteri Kerimbekov! . başında hasır şapka vardı.cizgiliforum. Hem de ne güzel yapmışlar. Onlan da yapmaya çalışacağız. o korkunç olayı hatırlayarak içi sızlamıştı.. vaktiyle çobanlık yaptığım. Çok doğru söylüyorsun. tanıdım! Seni nasıl unuturum? Aman mısın. İbrahim'e dönerek: "Siz de tırpanı alın. esen misin yiğidim?" Böylece tanıdığı genç adam. Düşümde görsem inanmazdım.. Dilerim bu iyi gelişme devam etsin. Hem sevinmiş. Yeni bir kora yapmışlar.Nasıl tanımazsınız. Çok iyi olmuş. bu yoldaş. ağzını açamıyordu. O yarayı deşmek istemiyordu..enginel elveda gülsarı Gülen gözleri güven veriyordu.. hem eski günleri.Madem ki tanıdınız. . sizinle biraz konuşalım Taneke. at korası da var. diye İbrahim onun adını söylemek isterken Tanabay onu durdurdu: M . Seni gördüğüme ben de çok sevindim. hemen konuya geçmeliyim. Ve. . Bazen gözüme inanamıyorum. Evin yanında anban. Çoban için de güzel bir ev yapmışlar. sevincini belli eden bir gülümseme ile: "Tanıdım balam. otlan biçedu-run" dedi. Çayır biçtiğinize göre sağlığınız iyi çok şükür.Benim buraya ne amaçla geldiğimi herhalde anlamışsınızdır Taneke.. Beş-yüz baş hayvanı rahatça alacak kadar geniş. Taneke. partiye yeniden katılın. biliyorum. diye tırpanı eline aldı. . Başka sürülerin durumu da böyle. yüzü nurluydu. Birçok şey düzene girdi. Daha yapılacak çok şey var.Biliyorum gözüm. seve seve. Sizin durumunuzu yeniden ele alalım.Doğru Taneke. Geçen gün kurul toplantısında bu konuyu konuştuk. İbrahim. Biliyor1 Tepse temir üzgendey: Tepecek olsa demiri bükecek kadar güçlü. Köyde de değişiklikler var. çok zor günler geçirdiğim Beş Ağaç vadisine gitmiştim. Ne zaman gitsem yeni bir ev yapıldığını görüyorum. Kerimbekov idi: Tanabay'ın partiden çıkarıldığı o toplanüda.www. O aşağılanma bir kan pıhtısı olmuş. Gelin şöyle biraz yürüyelim. dur da kendim bulayım! dedi. Görüyorum ki gücünüz kuvvetiniz yerinde. donup kalmıştı yüreğinde.Tabii yoldaş Kerimbekov. 130 . . Kendi kolhozumuzdaki değişme ve gelişmeleri görüyorum. . Geçenlerde. göze girmek için hemen kollarını sıvadı: . Tanabay ve Kerimbekov çayın geçip dere kıyısında bir yere oturdular. Çatısı çinko ile örtülmüş. 214/Elveda Gülsan Elveda Gülsan/215 sunuz.Bizim de amacımız bu.Dur. Üzerinde kurşunî renkte güzel bir elbise. * Tanabay şaşırıp kalmış. "Herhalde şehirli" diye düşündü.com. o yaltak adam. Doğrusu kıskandım onlan.Can kulağımla dinliyorum balam. Sizi böyle gördüğüme sevindim. Güç olacağına geç olsun daha iyi. . onu mertçe. Gün geçtikçe daha da iyiye gidiyor gibi. O derin acıyı söküp atamamıştı yüreğinden. Şimdi sizi görmeye gelişimin asıl sebebini anlatayım: Gelin.

Bundan sonra partiye ne yararım olur? Ne hizmetim olabilir. ¦* Bir gün gerçekten gitmeye karar verdi. Görür görmez de anlamıştı onun Gülsan olduğunu. Artık kime ne yararımız olur? Bende güç kalmadı. Sonra da atının başım çevirip geri döndü. o toz bulutu upuzun ve göğe doğru yükselen bir kuyruk gibi hep geride kalırdı.cizgiliforum. öyle zorlama Gülsan'yı!" dedi. dur. sen-ne karışı yorsun." Aradan bir yıl daha geçtikten sonra Tanabay Gülsa-n'yı bir arabaya koşulmuş olarak gördü. decek kadar dinç değildi artık. Ta-nabay durduğu yerde onları uzaktan bir süre seyretti. Neden öyle yapmıştı. Merkeze giderken yan yoldan dönüşünün ahmaklıktan başka bir şey olmadığını biliyordu.com. Bu arada Gülsan. Tanabay bağırmaktan kendini alamadı: "Hey. biraz düşünmeme fırsat ver. Atın şaşkın gözlerini o toz bulutundan kurtulmak için bütün gücüyle nasıl ileri atıldığım ve yine de kurtulamadığını görür gibiydi. Gülsarı'nın üzerindeki adam kendisi gibi mi düşünecekti 216/Elveda Gülsan bakalım? Ya ona: "Sana ne. sonunda 131 . toz bulutunun içinde bir görünüp bir kaybolarak. Tanabay. Oysa şimdi Gülsan kendi kaldırdığı bulutu geçemiyor. bunak moruk!" derse. "Ah Gülsan. İkimiz de kocadık. Benim devrim geçti artık. Gülsa-n'mn ardındaki o toz bulutu hiçbir zaman ona yetişemezdi. Gülsan'nın koşup gittiği yolda. Ama ona yetişmeden dizgini çekip durdurdu atını. Bu arada vakit geçip gidiyordu. Gülsan'nın nasıl güçlükle koştuğunu düşündü: Toz bulutunun içinde kaldığı için soluğu kesiliyor. Adamın önünü kesmek için atım dörtnala kaldırdı. Biliyordu ama yine de kalkıp gidemiyordu.. tozdan kurtulmak isteyen binici de onu durmadan kırbaçlıyor olmalıydı. İçi yandı. Sakın bana gücenme. Gülsan'nın sırtındaki adamın onun sesini duyamayacağını bilse de. yann giderim" diye ilçe merkezine gidip başvurmayı erteledi durdu. "Bunadım galiba" diyordu kendi kendine. benim gibi bir ihtiyarı unutmadığın için çok teşekkür ederim. Biraz durduktan sonra aklından geçenleri olduğu gibi söyledi: "Gördüğün gibi artık ihtiyar oldum. Yorga bir kuş gibi uçup giderken. Ama yolun yansına gelince atının başını çevirdi ve geri döndü. Yazın o kurak bozkırda. ne cevap verecekti. Anlı şanlı yorgayı. gitmek zor geliyordu. Demek o da yaşlanmış. Tanabay "bugün giderim. düzensiz bir koşuyla ondan uzaklaşıyordu.Çok sağ ol iki gözüm. Ağırlaşmıştı. nasıl istersem öyle sürerim.enginel elveda gülsarı . îşe yaramazın biri olup kaldım evladım.. hızı azalmıştı. Tanabay onu uzaktan seyrederken içinden bir şeyler koptu. Fırlayıp gi-. sen de kötülemişsin!" diye geçirdi aklından. Sonumuza varan yol.. "Bizim devrimiz geçmiş Gülsarı. beyaz bir toz bulutu yükseliyordu. dedi. olur mu?" Böylece o gün için ayrıldılar. Atına binip yola koyuldu.www. toz her ya-' nını sanyor ve Gülsan kendi kaldırdığı toz bulutu içinde kalıyordu. Merkeze inmek için yola koyulduğu o gün. evimize varan yoldan daha kısa artık. O günlerde Gülsan'yı çok az görüyordu. bir yorganın toz kaldırarak koştuğunu görmüştü.

Tanabay'ın da kaderiymiş: Gülsan en sonunda yine Tanabay'ın eline düştü. "Ayaklan sızlıyor. yürütüyordu. Ve şimdi Gülsan o yolun kıyısında can çekişiyordu. Onun geleceği yere başka birini atamışlardı. cump! diye suya gömülüverdi. İkinci torunu dünyaya gelmişti çünkü. Tanabay'ın gelini de onlardan biriydi işte.Dede. bir bu ayağını. Tanabay'a dayanılmaz geldi ve hemen başını başka tarafa çevirdi. • Çocuk ata belki ilk kez biniyordu. Çocuk dizgini sallayarak atı dereye sürdü. Dediğini yaptırmak. ukalanın. Evlendiği orak ağızlı gelin ise. Caydar hasta olduğunu söyleyerek gelmemişti. bir daha düşme. Gelin bundan da kaynatasını sorumlu tutuyordu: .cizgiliforum. anlı şanlı yanş atı Gülsan bu hallere düşmüştü! Çocuk kıvançla. övünçle bağınyordu: . Tanabay. bir çuval patates ve Caydar'ın pişirip hazırladığı bazı yiyecekler ve öte-beri götürmüştü onlara. 1 Capayev: Ünlü bir süvari kumandanı Elveda Gülsan/217 . belli etmemeye çalışırdı. Sonra çocuğu kaldınp yine atın sırtına oturttu: . Ve işte şimdi yorga. Doğum arma-ğını olarak kestiği bir koyunun etini. dırdırcının tekiydi. Tanabay onu dereden çıkardı. bak ben Capayev 'oldum. Kocasına ne isterse yaptırır. yırtık fanileli. çıplak topuklarını mahmuzlar gibi hayvamn karnına vuruyor.Ömrünü çobanlık. yedi yaşlarında bir çocuk vardı. Atın da.Anneee! diye bağırdı korkan çocuk. Ata binmiş olmaktan gururlanıyor. o ne isterse o olurdu. Gülsan dereden çıkıp yolda durmuş. Oğlunun terfi etmesine de onun bu tıyneti engel olmuştu. bir o ayağım kaldırarak bekliyordu. Demek. Gelinini sevmiyordu Caydar. hadi. Ama bu konuda ağzını açıp oğluna tek kelime söylemez. Daha sonra Tanabay Gülsan'yı bir daha gördü. geç de ben de göreyim! diye Tanabay çocuğu yüreklendirdi. Şimdi dereyi geçeceğim! . Tanabay'ı son kez Aleksandrovka yokuşundan buraya kadar getirmişti. boynuna eski bir hamut geçirilmiş. yılkıcılıkla geçirecek olduktan sonra parti üyesi olmanın ne yararı var? Seni partiden de 218/ElvedaGülsarı 132 . Tanabay çok iyi biliyordu onun niçin gelmediğim. ilçedeki oğlunun evine bir kutlama için gitmişti.Hadi. Tanabay onu iyice bakmış. karşısındakini aşağılamaktan çekinmeyenler vardır.enginel elveda gülsarı bacaklarının koşma gücü bitip.www. dedi. Onu öyle görmektense görmemek daha iyiydi. Fakat yorga dikçe olan karşı kıyıya geçerken çocuk atın sırtından kaydı.com. ayağa kaldırmıştı.Hadi git bakalım. uysal bir at vermişlerdi. atın yamna götürdü. Onun için ona yavaş. beslemiş. kınk-dökük bir arabayı çektiğini görmek. gerçekten hasta" diye düşündü Tanabay. Üzerinde kısa pantolunlu. üste çıkmak için ağzına geleni söylemekten. Oğullan pısırıktı.

oğlunu karısının önünde küçük düşürmekten çekindiği için bunu da söyleyemedi.cizgiliforum. geleceğine pişman olmuştu. Yüz yıl çalışsa bundan başka bir şey olamayacak! Sizin umurunuzda mı? Dağda oturuyorsunuz Biz de senin yüzünden sıkıntı çekiyoruz!. öz oğlunun karısıydı. albastı kadın! Senin gibi albastılar nereden çıkarlar bilmem ki? Kimseye sevgisi. sakinleştirmek için: . "İyi kadın kStü erkeği zor (güçlü) kılar. yan yatıyordu. gözünün önüne getiriyor ve kendi kendine mırıldanıyordu: "Ahmak. saygısı yok. Dört ayağı dört yana açılmış. Ateşin başında oturan Tanabay bunları da hatırlıyor. tartışmadı. baktı da. onun Gülsarı olduğuna inanamadı: Zavallı hayvan ne kadar da zayıfü! Can çekişirken son bir çırpınışla kafasını geriye atmış. Aklı başında bir kadınla evlenmediği için işinde yükselemedi" diyemedi. Yine acı düşüncelere daldı. '. dağı aşa aşa yürüyordu. uçsuz bucaksız bozkırın üzerinden karanlık kalktı. Sönmüş ateşin başında saçları ağarmış. sönmüş ateşin dumanı belli belirsiz tütüyordu. . artık sona varan yol eve 133 .. Tanabay ölen ata baktı. Tanabay geldiğine.com. "Kocanın yükselmesine engel olan ben değilim. bir başkası olsaydı. demişti çekine çekine. Taşlara basa basa.Madem ki böyle. Tanabay son bir kez." Elveda Gülsan/219 25 Tan ağardı. Hayvanın buz gibi olmuş göz kapaklarını parmaklarıyla indirdi. Yorga atın J gocuğa ihtiyacı yoktu artık. Çatlamış toynaklarında yıpranıp incelmiş nallan görünüyordu. İhtiyarlık gelip çatmıştı. Tanabay bu sözlerin altında kalır mıydı hiç? Ama. gocuğunu omuzuna atmış yaşlı Tanabay öylece duruyordu. iyi de olsa. onun kendisinde iş yok. kötü kadın iyi erkeği hor kılar" demiş atalarımız" diyecekti ama. Ama hiç de senin söylediğin gibi değil albastı! Beni yararlı görüyorlar. İnsan kendi kolunu koparıp atabilir miydi? Hiç sesini çıkarmadı.. Böylesine yakınıydı. Gitmeliydi. Dağlar göründü. kötü de olsa. Herkesi de kendisi gibi sanır. Bir yabancı. geç de olsa yola koyulmuştu. Son bir kez atın başlığını çıkardı ve ardına dönüp bakmadan yürüdü gitti.' Tanrı'nın yılkısına katılmıştı. Gülsan öbür dünyaya göçmüş. Çay kıyısında. yararlı. Artık ayrılık zamanı gelmişti. ben de partiye yeniden girmek için başvurayım bari.www. gözlerini kapadı.. kara yolda iz bırakamayacaklardı. Evet. Bu yüzden çocuğun yükselemiyor. istiyorlar. kaskatı olup kalmıştı. atın üzerine eğildi.enginel elveda gülsarı kovdular işte. Kendisinden başka kimseyi düşünmez.. Artık bu asil toynaklar yere basamayacak. Tanabay işte bu yüzden o geceyi onların evinde geçirmek istememiş. Gelinini susturmak. Sanki karşısında konuşan gelini değil de bir yabancıydı.Yaa. arlanması utanması yok. Başında başlığının deri izleri vardı. çok mu gereklisin partiye? Ne zaman gelecek acaba diye gözlerini dört açıp seni mi bekliyorlar? Senin gibi bir ihtiyar olmadan işlerini yapamazlar mı sanıyorsun! diye bar bar bağırdı gelin. ben yararlıyım.

Yaşlı gözlerle. İşte o at. Her şeyi gözümün önüne getirdim. uzun uzun baktı. Kart bir koyunun ömrü ne kadarsa benim de o kadar ömrüm kaldı.cizgiliforum. benim rulpanm. Çok yaşamam artık. Bütün gece onun başı ucunda oturdum.. Ona derim ki: Yorga 220/Elveda Gülsan Gülsan'yı hatırhyor musun? Hatırlarsın elbet. yeni sabaha. Bir yuvadan uçup gideceğim zaman.com. sen beni. Gözünü. o yuvayı benimle paylaşanlar üzerimde cıvıl cıvıl uçuşsunlar.. dün gece ilçeden dönerken. Düşünüyorum da. Gözlerinden akan yaşlar. Sonra: . Tanabay Bakasov'u çok iyi tanırsın." Atın başlığım omuzuna almış.. "Samansur'a bir mektup yazarım. Ömrümün sonunda armandaşlarımdan (ülkücü arkadaşlarımdan) ayrı kalmak istemiyorum." diye düşünüyordu. İki gözüm Samansur. Beni yola çıkarıp uğurlamışün. Gözyaşlan daha çok akmaya başladı. bütün geçmişimi düşündüm. 'Yamansız yahşi olmaz' derler ya. bir yol üstünde ben de öleceğim. Gülsan'm. kanat çırparken ölmek istiyorum. Bunlar.. doğuştan tulpar. sakalım ıpıslak etmişti. yanık ağıdın ezgisi geldi kulaklarına: Elveda Gülsan/221 . ananın sütü. tıpkı yorga Gülsan gibi. SON 134 . Yabankazı yolunu şaşırmış.. Çora'nın oğlu Samansur.Elveda Gülsan! Elveda! dedi. bozlaya bozlaya.. yüzünü silmiyordu.Ana deve. kendi parti kartım parti komitesine benim teslim etmemi istemesinin bir sebebi vardı. düzü-yokuşu aşarak yürüyordu.. sürüden ayrılmıştı. bir gün. yitirdiği yavrusunu günlerden beri arıyordu: Neredesin kara gözlü güzel botam? Memelerinden güzel kokulu ak süt akıyor. doğuştan taypalma Gülsarı için dökülen yaşlardı.Uç yabankazı uç! Kanatlann yorulmadan arkadaşlanna yetiş! diye derin bir iç çekti. Neredesin kara gözlü botam? Ses ver bana! Dolup taşan memelerinden süt akıyor.. Güzel kokulu. Babanın parti üye kartını teslim etmek için ilçe merkezine gittiğimde ben o yorgaya binmiştim. Bütün gece. ..enginel elveda gülsarı varan yoldan kısaydı: "Gökyüzünde sıra sıra uçuşan kazların kanat çırpınışına kendi kanatlarının gücü yetmediği için geride kalıp tek başına donarak ölen kaz gibi ölmek istemiyorum. yüzünü. işte benim armanım bu. Arkadaşlanna yetişmek için acele ediyordu. baban Çora'nın. tek başına dağların eteklerine doğru uçan yabankazına. onun gibi. Aleksandrovka yokuşunda öldü. Yürürken o eski. benim partiye yeniden girmeme yardımcı olmam istiyorum.www.

0 kendini devrime.Kazak ellerinin doğasını. geçmişiyle hesaplaşmasından anlıyoruz. Cins ve ünlü bir yorga olan Gülsarı adındaki atın doğumundan. yazarın bu eserinde de yoğun olarak vardır. ama siyasî rejim onun ömrünü mutsuzluklar ve sıkıntılar içinde geçirmesine sebep olmuştur. umut ve umutsuzluklarda. romanın ana konusu gibi görünür. komünizmin. ünlü yazar Cengiz Âytmatov'un en güzel romanlarından biridir.. onun gençliğinde yürekten bağlandığı bir siyasî rejimin. çarpıcı örneklerle eleştiri. sevinç ve açılarıyla.elveda gülsarı Aytmatov'un yayınladığımız diğer eserleri: Dişi Kurdun Rüyaları (roman) Cemile-Sultanmurat (hikâyeler) Yıldırım Sesli Manasçı-Yüzyüze-Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek (hikâyeler) Beyaz Gemi (hikâye) Gün Olur Asra Bedel (roman) Cengiz Han'a Küsen Bulut (roman) • Kızıl Elma-OğuUa Buluşma-Beyaz Yağmur Asker Çocuğu-Deve Gözü (hikâyeler) Elveda Gülsan (roman) elveda gulsarı Elveda Güisan. Aşk ve heyecan. daha az çileli geçmemiştir. Kırgız . okur için derin edebî haz. can çekiştiğini.Kazak Türklerinin töresini ve folklorunu da pek canlı olarak gözler önüne seriyor. 135 . gençliğini ve yaşlılığını.. Bu kadar değil. yüreği üzüntülerle dolu olarak geçirdiği bir kaç saatlik süre içinde kendisiyle. Fanabay. yaşlanarak ölümüne kadar geçen fırtınalı hayat macerası. can çekişen sevgili atının başında. Bir şey daha var: Tanabay'ın o çok özverili ama çileli hayatını okurken. o birkaç saatlik süre içinde kendi çocukluğunu. kendine özgü anlatım hiçimi ve gücü ile. Tanabay'ın. sevap ve günahlarıyla yeniden yaşıyormuş gibi hayalinde canlandırır. Aytmatov. Kırgız . mutlu yarınlara adamış. atın sahibi Tanabay'ın ve Tanabay gibi devrime inanmış Kırgız gençlerinin hayatı. Ama. daha az çalkantılı. bugünkü dağılma ya da çöküşün kaçınılmazlığını da görüyoruz bu çok duygulandıran ve düşündüren romanda. Bunu.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful