elveda gülsarı Kapak Düzeni: Nur-Olcay Okan Dizgi-Tertip: Ötüken Kapak Baskısı: Birlik Ofset Baskı: Özener Matbaası Cilt: Yediğim Mücellithanesi İstanbul - Aralık 1997 1 Yaşlı adam kırık-dökük bir arabaya binmiş geliyordu. Arabayı çeken taypalma yorga1 Gülsan da çok yaşlı ve bitkindi. Bir deri bir kemik kalmıştı. Önlerindeki yokuş yol, açılmış ince bir bağırsak gibi, ta belin oraya kadar uzanıyordu. İşte bu engin, çıplak ve ıssız bozkırda, kış günleri bora, kasırga eksik olmaz, yaz günlerinde ise cehennem sıcağı ortalığı yakar kavururdu. Bu dik yokuşu ağır ağır çıkmak, Tanabay'ın pek gücüne giderdi. Hiç sevmezdi yavaş yürümeyi. Yavaş yürümek bir işkence idi onun için. Gençliğinde, ilçe parti komitesi toplantılarına katıldığı günlerin dönüşünde, bu yokuşa geldiği zaman, kamçıyı basar, atını dörtnala sürerdi. Ama bir öküz arabasına binmiş ise, yoldaşlarını arabada bırakıp yere atlar, şekpenini2 omuzuna atar, başlardı koşarcasına yokuşu 1 Taypalma yorga: Yorga atlaryorgalama biçimlerine göre "yol yorga", "kiytin yorga", "şaldır yorga", "sapkın yorga", "koy yorga", "su yorga" ve "taypalma yorga"... gibi adlar alırlar. "Su yorga" ve "taypalma yorga" dünyanın en değerli binek ve yarış atlarıdır. "Taypalma yorga" ve "Su yorga" dörtnala koşmasını bilmeyen ama dörtnala giden yarış atlarını geçen, güzel yürüyüşlü, hızlı, binicisini hiç sarsmayan, su gibi akıp giden, uzun mesafe koşusunda eşsiz bir at cinsidir (çevirenin notu). 2 Şekpen: tnce yün kumaştan, elle dikilmiş, uzun, bol bedenli üst giyimi. 6/Elveda Gülsan Elveda Gülsan/7 tırmanmaya. Sanki düşmana saldınyormuş gibi öfkeyle ileri atılır, yokuşun beline varıncaya kadar hiç durmazdı. Sonunda nefes nefese yokuşun beline, artık inişin başlayacağı tepeye varınca, "oh be!" derdi kendi kendine. Ciğerleri körük gibi şişip inerek, yüreği kafesinden çıkacakmış gibi çarparak, orada oturup biraz dinlenir, ta aşağıda ağır ağır gelen arabaya bakardı. O bir türlü ilerlemek bilmeyen arabada oturmaktansa, böylesi çok daha iyiydi onun için. Rahmetli Çora, o zamanlar, arkadaşının bu sabırsızlığına, tezcanlılığına güler: - Senin işlerin neden uz gitmiyor biliyor musun Tana-bay? derdi. Çok tezcanlı, çok sabırsız oluşundan. Vallahi ondan! Aynı anda 'hem havadakini kapmak, hem yerdekini yalayıp yutmak' istiyorsun. Dünya çapındaki bir devrimin hemen gerçekleşmesini diliyorsun. Öyle bir çırpıda olmaz bu işler. Dünya devrimi şöyle dursun, sen bizim şu eski Aleksandrovka yokuşunu bile araba ile ve araba yolundan tırmanmaya tahammül edemiyorsun. Arabadan atlayıp iniyor ve arkanda seni kovalayan iri bir aç kurt varmış gibi başlıyorsun koşmaya. Ne yararı oluyor bu telâşın? Tepeye ilk varan sen olunca ödül mü veriyorlar? Yine ©rada oturup geriden gelenleri

2

cizgiliforum. yaşlı. Varsın biraz yorulsun-du. Arık hayvan. ne de hızlı. göğsünün sol yanını pek acıtıyordu. yavaş yürümeyi alışkanlık haline getiriyordu. dünyanın çember gibi yuvarlanıp üstüne üstüne geldiğini. boynunu sıkan hamut nefes almasını daha da güçleştiriyordu. çevresindeki her şeyin birbirini kovalarcasına akıp geçtiğini Tanabay nereden bilecekti? Önündeki uzun yol. yola beraber çıktıkları arkadaşlarından kimse kalmamıştı. ayaklarını da zor kaldırıyordu bastığı yerden. belki bir diken. son adımlarını atmakta olduğunu Tanabay elbette bilmiyordu. Bunların bazıları savaşta. yüreğini sızlatan ağır düşüncelere dalıp gitmekten* kendini alamamıştı. Bugünün gençleri ise otomobile biniyorlardı. dağların eteğinden döne dolana gideceklerdi. Sonunda nasıl olsa varacaklardı eve. Bir kısmı da iyice kocadıklan için evlerinden çıkmaz olmuş. Ne olurdu yorulmuşsa? Bundan daha kötü seferleri. çoktan gücünü yitirmiş. Tanabay atın yorulmaya başladığını anlamıştı ama. Şunu iyi bil dostum. Bu defa Tanabay.www. o da dayanılmaz bir acı veriyordu. Ne zaman söylemişti Çora bunları? Çok. Omuzundaki nasırın üzerinde açılmış küçük bir 1 Menduvana: Güzel kokulu. Aslında ne yavaş yürüyordu. çok eskiden. bazıları eceliyle ölmüştü. Atı kendi haline bırakmıştı. Aleksandrovka yokuşunu son defa tırmanmakta. dipsiz bir uçurum gibi görünüyordu. köşelerine çekilmiş. Kocayınca insan uysallaşı-yor. zaman zaman kapkara. Bu uzun yolda at yorulurdu elbet. İleride uzayıp duran ulu mor dağlar ise koyu-kara bir bulut idi. Artık yola yalnız çıkıyordu.. daha zorlu yolculukları da olmuştu. Hayvanın menduvana1 otu yemiş gibi başının döndüğünü. belki bir çivi ucu. seninle beraber olmalarını beklemek zorundasın. son günlerini yaşıyorlardı. Taypalma yorga Gülsarı'nın. dünya devrimini tek başına gerçekleştiremezsin. başkalarının da gelmesini.enginel elveda gülsarı bekliyorsun. sarı-beyaz çiçekleri olan. Kötü-rüm bir atın çektiği eski bir arabaya binip Tanabay'a eşlik edecek kimse kalmamıştı artık. eskimiş hamutun keçesini delip çıkan sivri bir şey. Gülsan'ya. 8/Elveda Gülsan yara ateş gibi yanıyor. Bu eski ve bozuk yolda arabanın tekerlekleri gıcırdıyor. sonra kanala gelecek. Itakırdıyordu. Ters dönmüş paldımın kenarı sağrısına batıyor. Atın. Dokuzyüz otuzlu yıllarda hep birlikte yürüdükleri. beynini dplduran. Aleksandrovka yokuşuna nasıl çıktığının farkında bile olmamıştı. Yeni sürülmüş ve yağmur emmiş bir tarlada yürür gibi. hayvanları sarhoş eden otsu bitki. Karamsar düşüncelere dalmış Tanabay ara sıra dizginleri sallayıp 3 . bütün bunlara dayanarak yürümeye çalışıyordu.com.. Uzayıp giden bozkırı aşacak. ank yüreği sızım sızım sızlıyor. gözlerinin karardığını. Bunları da bilemezdi Tanabay. Daha epeyce yol vardı önlerinde.

son koşusunun bitiş noktasına ulaşmak için zorlanıyor. Bozuk yol üzerinde tekerlekler takırdıyor. Karnı iyice doyardı da. anası. Başını karnının altına sokup o sütü içmek. gökyüzü. kulaklarını kısarak gelen üyir1 aygırı daha fazla uzaklaşmasını engeller. Hep doğudan doğuyor. Kara toprağın toynaklarının altında kaydığım hisset1 At başına gün vursa ağzındaki gemiyle su içer. düş kadar güzel o dünyayı. Gülsan'nın sönmeye başlamış bir mum gibi cılız ışıklı belleğinde. O taypal-ma yorgalığı sayesinde çok güzel günler yaşadı. . Bugüne kadar. bayırlan.. Bu güzel yürüyüşlü yorganın bir gün arabaya koşulacağını o zamanlar hiç kimse aklından bile geçirmezdi. Oh.com. güneş ve ışınları gözünün önüne geliverdi. Böyle düşünmek Gülsan'ya küfretmek olurdu. yine de anasının memesini bırakmaz.cizgiliforum. Yılkılar da 4 . Hepsi geçip gitti. Yemyeşil çayırları. Ah ne güzeldi o günler! Anasının bir yudum sütünde. Gökyüzündeki güneş de artık dağdan dağa kişneyerek koşan bir kızıl aygır değildi. taypalma yorga Gülsan. Bütün bunlar eskidendi. böylesine ağır varmamıştı. güneş ışıklannı kovalardı.. çırpınıyordu. biraz daha.enginel elveda gülsarı atı yüreklendirecek bir şeyler söylüyordu ama. gövdeleri aşağıda yürürlerdi sanki. ama çok kötü günleri de oldu. göle yansıyan gölgeler gibi. sütü nasıl da tatlıydı! Anasının sütü boldu ve kuluncuk sütten boğulacak kadar çok içerdi. O bozuk yolda arabanın tekerlekleri takırtılarla döni meye devam ediyordu. Sonra. Bir türlü sıyıra-mıyordu kendini o ağır düşüncelerden. yeryüzü. O günlerde yılkılar. takırdıyor-du. hep batıya bakıyor ve batıdan batıyordu. kendine özgü o '• güzel yorga gidişini hiç bozmamıştı. bir yudum daha içerdi. Çizgi hep bir adım ötesindeydi. dört ayak üstüne kalkıp onun peşinden koşmaya başladığı günden beri. Gülsan da o haline rağmen. ne kadar dolgun. Şimdi. kendisi. ayakları yukarıda. O Gülsarı denilen saf kuluncuk da. bütün ilgisi bundan ibaret kalıyordu.. yüksek dağlan. ne tatlıydı anasının sütü! Yazık ki o günler göz açıp kapayıncaya kadar gelip geçmiş. er başına kün tuvsa etigimen su geşer'^diyen atasözünü doğruluyordu Gülsarı'nın durumu. bütün dünya vardı. bir mut-: luluktu onun için. Bu san kuluncuk. belli belirsiz anılarını uyandırdı: Çok gerilerde kalan o güneşli yaz günlerini hatırladı.. i Doğuştan taypalma yorga bir at idi Gülsan. anasımn bir süt bulutuna dönüşmesini nasıl da severdi! Memeleri ne kadar yumuşak. Uzun yeleli anasından ilk sütünü emdiği. er başına gün vursa çizmesiyle su geçer? Elveda Gülsan/9 mesi. doyulmaz bir zevk. Gülsan'nın uzun yeleli anası da ona sıcacık bir süt bulutu gibi görünürdü. ama bir adım attıkça çizgi de bir adım geriliyordu sanki. o bitiş çizgisine hiç böylesine yavaş. sanki yakalayacakmış gibi. Oysa bugün "At başına kün tavsa avızdıkpen su işer.www. onu geri çevirirdi. Hey güzel günler hey! Bir dağdan öbür dağa kişneyerek koşan aygır gibi. o taypal] ma yorga yürüyüşüyle devam ediyordu yoluna. dünya ve onunla birlikte her şey değişmişti.

Küçücük bir kulun olduğu zamanlardaki gibi anası onu kişneyerek çağınyor. o görkemli. Onu bırakıp gitmek istemiyordu anası. Toynakları. çakıllann üzerine basınca garç-gurç sesler çıkarıyordu. gövdeleri aşağıda yürümüyordu artık. San yorga olduğu yerde durdu. onu iki yanından arabaya bağlayan kayıştan koparmak istiyor. O erişilmez yazın güzel dünyası ağır ağır batıp gitti. başı dönüyor. bir zamanlar yemyeşil olan çayın ezip çiğniyor. Artık. O. şanltılı dereler. güneşli günler. otlamayı. nice nice yollar tepmiş. cabağılar bulunur. Tekerleklerin gıcırtısı duyulmaz oldu. Gülsan. Emmek için yanı1 Üyir: Başında bir aygır bulunan ve en çok elli kadar attan oluşan yılkı sürüsü.www. Uyuşan bacaklannı gererek ve 5 . gerçek değildi. o yemyeşil çayırlar. öyle güzel geçen bir yaz mevsimini bir daha ömrü boyunca hiç görmedi. Sonra birden tipi dindi. çöpler yüzüne çarpıyor. Bir yandan ateş gibi yanıyor.:. bacakları titriyor. dişi atlar ve erginleşmemiş dişi ve erkek taylar. o eşsiz güzellikteki yaz günleri bir daha canlandı gözlerinde. hiç gelmemişti o yollann sonu. Bu da ona dayanılıriaz bir işkence oluyordu. ama bu öyle halsiz bir kişneyiş idi ki sesini kendisi bile duyamadı. o bir üyir yılkı. canını yakıyordu. Ancak şimdi. birer birer yok oldular. karnını otlayarak doyurmayı öğrenmek zorunda kaldı.com. ayağının altında yer sarsılır gibi olunca. O ulu ve dumanlı dağlar. O uzun ömür boyunca sırtından eyer düşmemiş. Tanabay dizginleri bıraktı. Hamutun altındaki yaranın zonklamasını da hissetmiyordu şfmdi. Kan ter içinde kalmıştı. Yavaşça arabadan indi. Yılkılar da dörtnala uzaklaşıp gittiler. yılkılar kuyruklanyla ona sürtü-nerek geçiyor. ama görüntü ondan uzaklaşıyordu. yeşil çayırlar.cizgiliforum. sürü başı aygırdan başka. kulakları uğulduyordu. nice nice insanları taşımıştı. birer birer gözlerinin önüne geliverdi. bir yandan da soğuk rüzgâr karşısında tiril tiril titriyordu.enginel elveda gülsarı ayaklan yukanda. Gülsarı'nın anası uzun yeleli kısrak da artık ona pek yüz vermiyordu. kulunlar. gözlerine ve burun deliklerine kar taneleri giriyordu. Zaten sütü de kalmamıştı. o tuhaf eski dünyaya yeniden dönebilmek için boynundaki hamutu silkip atmak. Ulu dağlar. onu bekleyen anasına sesini duElveda Gülsan/11 yurmak için olanca gücünü toplayarak kişnedi. ama o. uzun yeleli anasının karaltısını hâlâ görüyordu. gözlerinin önüne çöken sis perdesini delip geçecek gücü bulamıyordu kendisinde. Ama. sırtını ısırıyor. 10/Elveda Gülsan na sokulacak olsa. Ve. Ama gözlerinde canlanan o dünya bir görüntüden ibaretti. Onu çağıran. yaklaşıyorum samyor. kaba yeleli anası tavlı kısrak. iyi-kötü günleriyle uzun yıllar sürecek bir hayat yolu böyle geçecekti ve şimdi de bu yolun sonuna gelmiş bulunuyordu. Sulanan gözleri karan-yor. Gülsan. Savrulan otlar. Bu sürüde. Gülsan. gözlerinde kıvılcımlar parlayıp güneşi dağdan dağa atlarken görünce. tipiler arasında kayboldu. oraya varmak için canını dişine takarak ilerlemeye çalışıyordu.

Uzaklarda çep-çevre dağlar vardı.www. ne oluyor sana? dedi. yolda gelip gidenlere rastlayabilirdi. Aü iyice yorup bu hallere düşmesine sebep oldum. kendi aceleciliğine de kızıyordu şimdi. Gocuğunun yeniyle hayvanın burnunu ve boynunu sildi. batıya doğru baktı. Yalnız vadilerin kuytusunda ve kamışların gölgesinde. atı dinlendirmeliydi. Gocuğunun eskimiş yenini gözüne siper ederek. Ka-burgalan inip inip kalkıyor. Tanabay. Ama o evde mi! 6 . kaldıramadığı başını hamuttan sarkıtmış. şimdi ter ve kirin kan-şımıyla koyu kahverengindeydi. sabahı beklemesi. çevresine bakındı. Onu oğlunun evinden bir an önce çıkmaya mecbur eden duruma da. cılız ışığını belli belirsiz gösteriyordu. Tanabay bu durumu görünce ürperdi. Çaresiz arabanın yanına döndü. Bı» mevsimde yapılacak iş miydi bu? Belki bir motorlu araç görürüm diye bir tümseğe çıkıp baktı. Tanabay telaşlandı. yamaçlarda karlar erimişti. Oysa Tanabay yola öğleden epeyce sonra çıkmıştı. karışık kır sakalını yukarıya kaldırarak. Şubatın sonuydu. yan yumuk gözleri yuva-lanna gömülmüş.enginel elveda gülsarı suratım asarak atın başına gelip durdu.cizgiliforum. feri sönmüş ve bomboştu. Issız kalmış bir qyin pencereleri gibi olan o gözlerde Tanabay. Toprak daha çözülmemişti ve rüzgâr sazlıklardan eski karın hafif kokusunu getiriyordu. "Şimdi ne ileri gidebilirim ne de geri. O zaman. kurt yelesi gibi görünen erimemiş kar kalıntıları vardı. Yanm kucak kuru otu. Geceyi orada geçirmeli. toynaklanna kadar çizgi çizgi iniyordu. Ama Gülsan ota ağzını bile sürmedi. Güneş uzakta. Ne oldu sana? İncecik boynunu dik tutamayan at. Taypalma yorganın dudaklan kımıldadı ama otu ağzına alamadı. sert ve cansızdı. döke saça atın önüne getirip koydu." Gerçekten de iyi etmemişti. Tanabay atın gözlerinin içine bakınca üzüntüden yüzü sapsan oldu. Yıbn bu mevsiminde gelip gidenler çok az olurdu zaten. Bozkır hâlâ donuk. Tanabay bir avuç otu hayvanın ağzına uzatü: . Dağlara kadar uzanan bozlar yolunda ise İ 12/ElvedaGülsarı ne bir gelen vardı.Al. ince bir bulutun üzerinde. Yorganın haline bakarak: Vah vah! dedi. Hava bozacak gibi değildi ama yine de soğuk vardı ve insana güven vermiyordu. Düzde. ne giden. karnından ba-caklanna. Yapış yapış salya içinde olan gem sımsıcaktı. O kirli ter. gemini çıkardı. "Böyle olacağını bilsem hiç bugün yola çıkar mıydım?" diye hayıflandı. ank böğrü körük gibi şişiyordu. Sonra kolanını çözdü. Güçsüzlükten ve soğuktan zangır zangır titriyordu. Yolun ortasında kalakaldım. Bir zamanlar altın şansı olan tüyleri. hamutunu. Hemen arabaya koşup yiyecek aradı. bir hayat izi göremedi. Hayvanın. yüreği sızladı. ye biraz. hiçbir canlılık. " O kadar da zorlamamıştım" dedi Tanabay. Ama hiçbir şey yoktu görünürlerde. pek acıklı bir halde duruyordu.com. yola erkenden çıkması gerekirdi. Geç vakitte yola çıkacağına.

. vakit geçirmemesi gerektiğini düşündü ve yine atın yanına gitti. konuşursun elbet! Okutup adam ettik çünkü sizi! Oysa bizden lâf değil. iyice büzülmüş. yola yayan çıkar yine de geceyi o evde geçirmezdim" diye söylendi. Gülsan. Ne diye nefes tüketiyo-rum|ki! Bugünkü gençlerin hepsi öyle! İnsanlar çok değişti artık. hatta komşumuzun köpeğinin bile yaptıklarından sorumlu tutulurduk. Ama şimdi patlamıştı. Baş olmak... onun ağır ağır inlediğini işitti. çok! Tanabay söylendikçe hırslandı. at bitkin. vallahi ağzını açmaz. "Bir kadın kaynatası ile öyle mi konuşur? Ne olursam olayım.com.. kocasının babası değil miyim? Ama çenesi durmuyor! . 'artık işe yaramazsın1 diye kovulacak olduktan sonra. onun da karısından geri kalır yanı yok! Karısı konuşurken o yere bakıyor ve ağzını açıp tek kelime bile söylemiyor. ne akılla partiye üye olursun?. Benim partiden çıkanlmamla ilgili söz söylemek sana düşmez! Bu benim bileceğim iş ha gelincik. dostumuzun. saygıda kusur etmezdik. bilmediğin konularda çeneni açma sen!" Başka söz bulamadığı için "Sen karışma. Atı ve arabayı orada bırakıp yayan yürürse. düşmanımızın. yelen iyice seyrelmiş. öylece duruyordu. Bütün bunları unutmuştu o anda. Kadın: Babanı istemiyorum. O zaman işlerin nasıl olup bittiğini sen nereden bileceksin a budala gelin! Şimdi dilin bir karış. Oysa varacağı yer uzak. iş isterlerdi. Basbayağı korkuyor karısından. anamızın. Sonunda. Oğlunun evindeyken gelini ile tartışmamak için kendini tutmuş. hepimizin sonu bu" diye söylendi.Bak sen şu ka-nnın dediğine! Oğluma gelince. Hee. Hay haddini bilmez hay! Gözü hep yukarılarda. gece yansına doğru çay kenanndaki orman kulübesi ne 7 .www.enginel elveda gülsarı Tanabay öfkeyle elini kaldırdı. . Sonra ne yapacağını bilemeden arabanın çevresini hızlı adımlarla dolandı. sana ne bundan!" Arabanın etrafında dolanarak bir kez daha tekrarladı: "Bu seni hiç ilgilendirmez. gece yakın. yılkı çobanlığı yapacak olduktan sonra. çok mu hastasın? Neyin var arkadaş. başkarma olmak istiyor. "Asla! Asla kalmazdım. neyin var?" Parmaklarını yelesinin altından sokup kulak dibini tuttu. Buz gibi soğumuştu kulakları.cizgiliforum.Ne oldu sana? Neyin var? diye hayvana iyice sokulunca. hele şu koI Elveda Gülsan/13 camış çağımda. iş! İş yaparken de babamızı yüzüstü bırakmazdık biz. Gelini burada olsa. babamızın. Yelesinin bu kadar seyrelmiş ve hafiflemiş olduğunu görünce içi burkuldu: "Çok kocamışsın.. gün boyu arabanın etrafında dolanıp dura14/ElvedaGülsan mayacağını. koşumu yine üzerinde. sen çeneni açma!" diyordu durmadan. hiçbir şeye karar veremiyordu. çıkaran da. ağzını açmamıştı. Ne yapacağını bilemiyor.Ömür boyu koyun çobanlığı. kurumuş ağaca benzeyen ayaklarını birleştirmiş. hırslandıkça da bir ateş basü ve gömleğinin yakasını çözüp derin derin solumaya başladı. nasıl olursam olayım. aklından geçen bütün bu acı sözleri şamar gibi patlatırdı suratına: "Beni partiye kabul eden de sen değilsin. hepimiz yaşlandık. "Uyukluyor müsün. dese.

hanımefendisi. unutmamıştı demek. koyun korası. dedi Tanabay'ın baybişesi1 dalgın dalgın başını sallayarak. Atı yedeğine alıp evine doğru yola koyuldu.Niye dikilip duruyorsun.Ben de onu demek istiyorum zaten. benden sana izin! . Karısının o olayları unuttuğunu sanıyordu. at korasına1 bir uğrayın. demişti. Sonra alaylı bir gülümseme ile ekledi: Belki yine yorgaya binip gece seferlerine çıkmak istersin.Nasıl bir at vereceksiniz. olarak belirlenir. Ama Tanabay bir türlü dönmüyor. olduğu zaman birinci eş. Onun için konuyu değiştirmek istedi ve kansına çıkıştı: .. . "Demek kader bizi bir kez daha bir1 Kora: Hem ağıl. kış günlerinde ise çobanlann bu otlan vaktinden önce almalanna engel oluyordu. hem ahır.Şaştım kaldım doğrusu.enginel elveda gülsarı ulaşırdı. Yaşlı bir at ama işinizi görür. Bizim durumumuz ondan farklı mı sanki? Zaman kimseyi kayırmaz..Aksakal.www. Geçen güz Tanabay. Bu kulübenin bir buçuk kilometre yakınında su işlerine bakan görevlinin kulübesi de vardı. Hayvana çok acımış "Ben bu atı almam" diyememişti. Gençti..com. ifadesidir.. Kansına karşı işlediği bazı kusurları olmuştu. yemek ısıtsana. Birden fazla e. Buranın yeni başkarması genç tarım mühendisi onu görünce: . Karısı. 16/ElvedaGülsan başlamıştı. Kansı ile beraber orada oturuyorlardı. baybişe yemeği ısıtmaya 1 Baybişe: Evin hanımı. örtülü kora. Gülsan Gülsan iken.. atın yemiyle uğraşıyordu. Orada.Gülsan'nın ta kendisi. Tanabay burada. her şey eskir.Haa! Bu gerçekten Gülsan mı? diye şaştı kaldı.Gidin görün.cizgiliforum. At korası. o ünlü yorgayı o halde görünce yüreği sızladı. açık kora.Amaan sen de. Bu atla ilgili bazı anılan vardı. Yaşlı kadınlara saygı hitabı. Gülsan'yi zor tanıdı: .Bunda şaşılacak bir şey yok. bir iş için hayvanlann kışlağı olan merkeze uğramıştı. size bir at vereceğiz. Tanabay da Tanabay idi. her canlı yaşlanır. yaz günlerinde otların biçilip demetlenmesine gözcülük ediyor. Nesi varmış tanınmayacak? diye bir şeyler geveledi. Bacadan duman tütmeye. anı gitmiş vahi kalmış bir iskelet mi? . o binile binile binilmez hale gelen yorgaya bakarak. . Tanabay gözlerini karısından kaçırarak: . hem tavla anlamına gelen hayvan barınağıdır. Elveda Gülsan/15 leştirdi" dedi. . nelerden söz ediyorsun? diye elini sallayan Tanabay konuyu kapadı ve dışan çıktı. Tanabay oraya yöneldi. onu tanırsınız. açlıktan ölüyorum ben! . Bunlan kurcalamanın hiçbir yaran olmazdı şimdi. Karısı kapının önüne çıkarak seslendi: 8 . İstediğini yap. bir zamanlar siz biniyor-muşsunuz ona. Ata ot vermek için samanlığa gitti. Sen söylemesen onu asla tanıyamazdım.

Elveda Gülsan/17 . Doğu Cephesinde de çarpışmış. Tanabay ve Gülsan ilk kez savaştan sonra karşılaştılar. Ama. Yaşlı adam ve yaşlı at. Bundan sonra atı yularından tutup yürüttü. Cepheden cepheye koşarak tam altı yıl askerlik yapmıştı. at elini cüzdanına!" diye karşılamışlardı. Durmak işimize gelmez. Kansı yolda yemesi için pişi koymuştu o çıkına. gayret et yavrum. böyle bir iş gelmişti başlarına. Başka bir sefer de göğsünden yaralanmış ve hastahanede iki ay tedavi gördükten sonra kendi birliğine yetişmişti.cizgiliforum. Pişinin yarısını kendisine ayırdı. "Dur hele. Gülsan'nın dişleri iyice aşınmıştı. Savaş yıllannda 9 .. Tanabay da ölmemiş. Salya sıcaktı ve bu Tanabay'ı sevindirdi. Onbaşı Tanabay Bakasov. Sonunda yurduna dönüp trenden indiği zaman. Onu kepek lapası ve kıyılmış pancarla besledi. yürü. Bir defasında araba ile gelirken mayına çarpmışlar." Tanabay kamçının sapı ile arabayı karıştırarak dipteki boş çuvalı çıkardı. Bizim baybişe ile ben seni yine iyileştiririz. Yine de onu canlandırıp güçlendirdiğini sanıyordu. ecel gelmeyince ölmezsin" diye.enginel elveda gülsarı .. At kımıldadı. O zaman Tanabay kırıntıları kendi eliyle soktu hayvanın ağzına. . öbür yansım da ufalayıp atın ağzına tuttu.. Gerçi artık genç değildi ama yaşlı da sayılmazdı. Kansı o geçmiş olaydan bir daha söz etmedi. yürü! At hareket etti. Şimdi ne yapacaktı? Atı yolun ortasında bırakıp gitmeye gönlü elvermiyordu. Sonra yorgayı eliyle hafifçe dürttü. Evet evet. satıcı kadınlar onu "Hey ihtiyar.www. dedi. tekerlekler gıcırdadı. bir durup bir giderek eve varırız değil mi? Bir vardık mı. Tann onu korumuştu. bak aklıma ne geldi.Hey.. biraz gayret edersek. araba sarsıldı. Tanabay'ın titreyen eline atın salyası aktı. yirmiden fazla senin yaşın. ye Gülsanm.. Ne gereği vardı artık. Tanabay atla beraber yürürken "artık gücü kalmadı zavallının" diye düşündü. "Kaç yaşındasın Gülsan? Yirmi yaşında mı? Yoksa daha mı fazla. takılmak için söylüyorlardı çünkü. onun şoku ile epey sarsılmıştı.Hadi Gülsanm. yemek ısındı da soğudu bile. korkulacak bir şey kalmaz.. O çuvalla gelinine patates götürmüştü. bir ayağını kaldırıp ağırlığım öteki ayağına verdi. Ama Tanabay onu yemeyi unutmuştu. .Hadi yavrum. işte bugün. Kadınlann 'ihtiyar' demelerine aldırmadı. kış boyunca ata baktı. O zaman Tanabay. .com. Gülsan pişinin kokusunu derin derin içine çekti ama ağzına alıp yiyemedi.. Batı Cephesinde de.Ne yapacağız Gülsan? Burada böyle kımıldamadan duracak mıyız? dedi. ağır ağır dağ yoluna koyuldu. gel artık! dedi.. Boşuna dememişler "Kırk yıl kırgında kalsan. Gülsan biraz durduktan sonra ağzındaki kırıntılan çiğnemeye başladı. Tanabay güz boyunca. zor yiyordu yemini. Çuvalın içindeki küçük bir çıkını aldı. Japonya'nın tesliminden sonra terhis olup yurduna dönmüştü.

saygılarını sunmak ve gönül almak için gelirlerdi. çocuk başı kadar büyük bir çekiçle. 10 . Ama Tanabay "Dür. demir dövmüş.www. hep çalışacaktı. Kolhoz. Ve çekiç cevap verir gibi tekrarlıyordu: "Yendik. yaMaşma! Dur. Örs çın çın ötüyor. Çocujdar nice zamandır şekerin yüzünü bile görmemiş. geleceği toz pembe görmekte pek acele ettiğini şimdi çok iyi anlıyordu. usta yoldaşı o kor gibi madeni çevirecek zaman bile bulamıyordu bazen. zafer kazanılmış olduğuna göre. gerçek ve tatlı hayat asıl şimdi başlayacaktı. yaklaşma!" der gibi çekici indirdikçe bütün bu sıkıntıları da uzaklaştınyordu sanki. ara sıra bugün bile duyar gibi oluyordu. Gönlü hoş ve iyimserdi. Gelecek için daha yıllar yılı kan ter içinde kalıp fedakârlık etmesi.. gırtlağına kadar borca batmış ve banka bjr kapik bile vermiyordu artık. hu-ha! hu-ha! diye nefes alıp veriyor ve bir yandanJla düşünüyordu: En önemlisi savaşı kazanmış olmamız. Kılık kıyafeti. sabahtan akşama kadar.com. Ne var ki oğlu hayırsızın biri olup çıkmıştı. dik. yendik. diyordu. Bu damadı bütün ev halkım kamyo18/ElvedaGülsan na bindirir. Ondan sonra doğan çocuğu da kızdı. Ama bu başka bir hikâye. Çalışırken o çekiç sesleri arasında günlük sıkıntıları unutup gidiyordu Tanabay. zafer kazanıldıktan sonra köyüne dönerken. Yazlan sik sık ve topluca kendisini ziyaret ederlerdi. gücükuvveti yerinde. Öyle hızlı dövüyordu ki. Savaş bittikten. O zamanlar açtılar..cizgiliforum. çıplaktılar. Bunun için savaşmamış mıydı? Kan ve ateş arasında canını dişine takmamış mıydı? Savaş bitmiş. düşmanı yendik. Onları unutacak. kızgın demirden kıvılcımlar saçılıyordu. Bundan başka bir amacı yoktu. O güne kadar olup bitenlerin. Sonra bu yuvada herkesin mutlu olması için çalışacak. Tanabay kendisi için asıl hayatın yeni yeni başladığını düşünüyordu. Oğlu sekizine basmış ve okula başlamıştı. Şimdi ikisi de evliydiler ve çocuklan vardı. zaferi kazandık. * Ama Tanabay öyle düşünmekte. Evde hasretle bekleniyordu. Büyük istasyonlarda maksimkalan (asker getiren katar) bando-mızıka ve coşkun bir neşe ile karşılamışlardı. Doğrusu kendisi de. Terhis olduktan bir yıl sonra kansı ona güzel bir kız çocuk doğurdu. Gençliğinde bir demirci yanında çalışmış. Savaştan sonra aynı işi yapıyor. hafif kırlaşan sakalı bıyığı ile biraz yaşlanmış görünse de. karısı da kızlarından çok memnundular. Dünyaya yeniden gelmiş gibiydi ve artık yalnız geleceği düşünüyordu: Çoluk-çocukla kaygısız bir hayat yaşamak için önce başlarını sokacak bir ev yapacaktı. bu işin ustası olmuştu. örsün üzerindeki kızgın demiri hiç durmadan dövüyordu. Büyük kızının kocası kamyon sürücüsüydü. gönlü gençti. önünde hiçbir engel kalmamıştı. Tanabay her darbeyi indirişte. nice nice güçlüklere göğüs germesi gerekecekti. O sesleri. çektiği sıkıntıların önemi yoktu artık.enginel elveda gülsarı güneş ve soğuktan yanmış. tadını unutmuşlardı. dağda yaşayan kocamış kaynata ve kaynanasını görmek. yüzü kınşmıştı. Kadınlar eskimiş oto lastiklerinElvedaGülsan/19 den yapılmış ayakkabıları giyiyorlardı çıplak ayaklarına.

İki gün önce dağa gidip geldim.Ben senin çekice yapışıp kaldığını sanıyor. "Peki nerdeler. zenginlerin. O zamanlar Çora köyün yakışıklısıydı. Eskiden. Onu. Temmuzun sıcağında bile o eski yün yeleğini çıkarmıyordu üzerinden. Savaşın başından sonuna kadar ve savaştan sonra da hep bu görevde kaldı. hatta böyle oluşuna kızardı. Görgü ise görgülü. Tanabay onunrişte bu yumuşaklığını beğenmez. herkese iyi davranan bir gençti. ne zaman çalışmaya başlayacaklar?" dedi ihtiyarlar.com. Yumuşak huylu. dedi Çora İhtiyarlar. Tanabay bu konuda büyük çaba gösterdi. her türlü işlerde çalışıyorlar" dedim. "Peki yılkıya kim bakacak? Biz ölelim diye mi bekliyorlar? Zaten bir ayağımız çukurda!" Ben çok üzüldüm ve utandım. O zamandan beri çalışıyorlar orada. ta komsomol oldukları günlerde. zayıflamıştı. "Çalışmaya çoktan başladılar.enginel elveda gülsarı dik. yaz-kış demeden at üstünde dolaşmak. Bazen öyle sözler söylerdi ki. Orduya at gerektiğinde o 11 . dedi. Hatırlıyorsun değil mi? Savaş başlayınca biz bu ihtiyarları yılkıya bakmaları için dağlara göndermiştik. . Beli 20/Elveda Gülsan bükülmüş. İkisi.cizgiliforum. Yılkılara bakmanın aksakalların işi olmadığını. gazetelerden okuyup öğrendiği cümlelerle ve acımasız bir şekilde atıp tutardı. Bu yüzden toplantılarda sık sık yerinden fırlar. Söylediklerinin hemen hemen hepsini. Daha sonra Tanabay yılkıcı oldu ve dağlara çıktı. bilgi ise bilgili bir delikanlıydı. kulakların (toprak sahiplerinin) mal ve mülklerini bu kolhoza katmaya birlikte karar vermişlerdi. koparıp ayıramam diye korkuyordum.www. O günlerde herkes savaşı kazanmış olmanın gururuyla avunuyor ve zafer ekmeğin yerini tutuyordu. demir atölyesinin yakınındaki arkın kenarına çö-mellp oturmuş. yani komünizm idealine karşı çıkanlara gereksiz bir hoşgörü göstermekle suçlardı. karşıt görüşte olanlara. Ama söyledikleri pek etkili olurdu. bir deri bir kemik kalmıştı. yüzü kırış kırış olmuştu. konuşmuşlardı. Can dostu Çora razı etmişti onu bu işe. Mallarına el koyacakları kişilerin listesini beraber hazırladılar. kimileri iş yerlerinde. Çora iyice zayıflamış. onların bu işin üstesinden gelemeyeceğini sen de bilirsin. Sağ kalanların hepsinin döndüğünü söyledim. Savaş yüzü görmemiş olsa da. koşturmak kolay mı? Dervişbay'ı hatırlıyor musun? At üstünde donup öldü zavallı. Çora ile o. Merhum Çora o zamanlar kolhozun başkanı idi. eskiden beri iki can dost idiler. kimileri tarlada. Tanabay daha savaştan döndüğü gün anlamıştı bunu. Tanabay'ı razı etmek için demirci dükkânına kendisi gelmiş ve arkadaşını razı ettikten sonra ona: . Çora'dan başka hiç kimse Tanabay'ı demirci dükkânından aşırıp yılkıcı olmaya razı edemezdi. kendisi bile ürkerdi söylediklerinden. bir kolhoz kurmaya. pek yaşlanmış. Çora. askere giden gençlerin dönüp dönmediğini sordular. dinlediği siyasî nutuklardan öğrenmişti. Kalbi zayıf olduğu için çürüğe çıkarılmıştı. Tanabay Çora'nın gençliğini hatırlamıştı. Gece-gündüz. dik!" O günlerde böyle düşünen yalnız Tanabay değildi. "Onu biliyoruz" dediler.

Çora arkasından seslendi: . Bakacak göreceksin. artık savaş bitti. Yaşın yetmişe dayanınca. elin serçe parmağı gibi büyümeden kalmıştı.Şaka yapıyorum aksakal. eskisi gibi uzun uzun dertleşmeyi ne kadar isterdim. Bir daha da birbirlerini hiç göremez oldular. Oysa işler azalmadı. baybişemle bir görüşeyim. dağda taşta at koştur da anlarsın. Kılını çeksen yağ çıkar demiyorum ya ben de. ufacık ve köse bir ihtiyardı. plan hedefine nasıl ulaşırım?. bekle biraz! diye atını sürüp onun yanına geldi. hizmetlerini Elveda Gülsan/21 ödeyemeyiz. İkisi başbaşa verip konuşmak. o zaman daha iyi anlarsın. O sarı tayı. Halkımız aklını başına topladı. Sanki. uzun uzun dertleşmek fırsatını hiç bulamadılar. kolaylaşmadı. Bazı geceler gözüme uyku girmiyor. Konuşmaları bitmişti. böyle işte! Sen bir düşün Ta-nahafy. dedi alttan alarak.cizgiliforum. Savaşta biz neler görmedik ki! Bizim de yumuşamamız gerekmez miydi? Belki insan hayatında asıl önemli olan budur" diye düşünüyordu. dağlıç türü kuzunun kuyruk ucunun üzerindeki yağlı top kısmı gibi duruyordu. İkisi birden ayağa kalktılar.Pekâlâ Çora. İçinden "bizim başımıza gelmeyen kalmadı oysa sen hiçbir şey görmedin.. Zaman akıp gitti. buruşuk yüzlü. hep aynısın Çora.. Düşünüyorum da.. Uzak yerlere gidip medeniyet öğrendiler ya. Yaa. aydınlık günler gelmiş olmalıydı. O konuşmadan bir süre sonra Tanabay dağa çıktı. Ülke için istediğin bu coşkulu iyilik ateşinde yanıp gitmesen bari. atlar koradan çıkarılıp sayım yapıldıktan sonra ihtiyar Turgay'a sitem etti: I 22/Elveda Gülsan . atların hali hiç de iyi değil! Turgay. Boş bir zaman bulup sana gelmeyi.Tanabay. kusura bakma..enginel elveda gülsarı atları terbiye edip yetiştiren de yine bu aksakallar oldu. Sen gidersen peşinden başkalarını da göndeririz. Başındaki kocaman börk. dedi Turgay. Belki doğru olartçda budur. şimdi dağda at çobanlığı ağırlarına gidiyor. Şimdi yılkı bakmayı askerden dönen gençlerimiz hor görüyor. yaşlı Turgay'ın baktığı yılkı içinde ilk kez gördü. ne görüyorsan o. dedi Tanabay. Sağ olsunlar! Onlara şükran borçluyuz. Genel olarak bunun gibi ihtiyarlar alıngan ve acı dilli olurlar: Ama Turgay kızmadı: .Ama içlerinde bir tanesi var. Tanabay. Tanabay demirci dükkânına doğru yürüdü. .. artık herkes daha iyi yaşamak istiyor. Eyerden eğilip arkadaşının yüzüne baktı: "Bana da-rılmadın değil mi? Başımı kaşıyacak vakit bulamıyorum.com.www.. . bunu utanç verici bir iş sayıyorlar.İşte.Vere vere bana bunları mı veriyorsun aksakal. İş üstüne iş biniyordu. halkı nasıl doyururum. gözlerine düşen kocaman börkü yukarı doğru kaldırıp üzengide doğrularak bir 12 . Tanabay da yumuşadı: . Görüşmeyeli çok oldu. hep düşünüyorum: İşleri nasıl yoluna koyarım.

Büyüyor. bindikleri atlann terlerini soğutmak için bir hayli gezdirmek zorunda kaldılar. . Sesimi de tanır ha! Bir nâra atayım da seyret hele: Ayyyyt! Ayyyt! Ayyyt! Gördün mü? San tay dönüp dolaşıp yılkıya katıldı. sırtı da pek kısa. dedi Tanabay.Bak Tanabay! dedi. özelliği ne onun? . oysa sarı tay hep yorga koşuyordu. .www.Demek ona Gülsan diyorsunuz? 13 . .Epey geç doğdu da ondan. hayran kaldım doğrusu.İyi öyleyse. Başını kaldırdı.Ben bunun gibisini görmedim.Söyledim sana. . gül gibi olur. kan dökmekten çekinmezlerdi. Çocuk değilim. hınldadı ve sonuna kadar kurulElveda Gülsan/23 muş bir oyuncak at gibi ileri fırladı. Turgay börkünü başından çıkarıp Tanabay'a: . böyle bir yorganın değerine paha biçilemezdi. yetişecek. gelişecek.. San tayın yorgalamasını keyifle seyreden Tanabay sevinçle bağırı-¦ yordu: . Baktıkça yüreğin sızlar.Merak etme aksakal. Sonra ensesini kaşıyarak ciddi bir tenbihte bulundu: "Ama dikkat et. 24/Elveda Gülsan . elde etmek için peşine düşenler çok olur. dedi ihtiyar yılkıcı övünerek.cizgiliforum. Ama onlar. bir kız iyi bir ere düştüğü zaman daha da güzelleşir.Hangisi? Şu tostoparlak görünen küçük tay mı? Ufak tefek bir şey. nazar değmesin! Kimselere bir şey söyleme. sana çok teşekkür ederim. . Kırgız atalar böyle bir yorga için birbirlerine düşer. Oyun için yanşan çocuklar gibi neşe ile coşarak tayın J|peşinden kendi atlarını sürüyorlardı.Doğuştan yorga. şu sağ kanatta otlayan san tayı görüyor musun? İşte o bir harika!" . uçan bir kuş gibi rahat uçuyordu. Onların sesini duyan > tay hızını arttınyor. Atın iyisi de öyle olur. Yine yılkıya katılmak için kocaman bir yanm daire çizerek koşuyordu. ben de biraz anlarım bu işten. dile düşürme. Bilirsin.. çok güzel taydır o. Adı 'GÜLSARI1 unutma. şöyle bir silkinip perçemini geri attı. Güzel yorga güzel kız gibidir.. Ama kötü birine düşerse solar gider. çöp gibi kalır. dedi ihtiyar.Evet. . San tay da koşmak için fırsat arıyordu zaten.Hele bir görelim.Turgay ağam.Yorga at az mı yani? . Atlarını mahmuzlayıp yılkının çevresini dolandılar.Ooo! Şuna bak! Şu koşmanın güzelliğine bak! Harika bir şey bu! . ama hiç dörtnala kalkmıyor. Eski devirde olsa.Peki. gözleri yaldır yaldır parlar. olduğu yere düşüp kalır! .enginel elveda gülsarı kamçısının sapıyla ilerisini göstererek "Bak. . sesimi duyunca usturanın keskin ağzı gibi her şeyi yarıp geçer.com. Çok güzel yetiştirmişsin bu tayı. Bakmasını bilmezsen onu mahvedersin. sarı tayın yolunu kesip ileriye doğru sürdüler. Taya yetişmek için bindikleri atlan dörtnala kaldırdı-¦ lar ama yetişemediler.

Kansıyla buraya yerleşeceklerdi. Atlar toynaklanyla kan eşelemeye. getir göster bana. atından inmeden. idi. gür idi. ona bir yardımcı vermemişlerdi daha.San taya şimdilik hiç dokunma. Şimdilik yalnız idare edecekti işleri. sırtına gocuk giymeye başladı. Çayırlar. ama uzun süre yerde kalmıyordu. Ayazlı gecelerde atlar bir kuytuda kümeliyor. yoksa yorga gidişi bozulur.www. Eskisi gibi koşup duruyordu üyirin arasında. kendisi için neler söyleneceğini ve ileride başına neler neler geleceğini!. tepinmeye başladılar. atlar başlarım hafifçe çeviriyor. Değişen tek şey yılkının efendisiydi. birbirlerine iyice sokularak. sabaha kadar kımıldamadan duruyor. Cabağı Gülsan'nın tüyleri uzadı ama özellikle geceleri yine üşüyordu. Ne bilsindi Gülsan nasıl bir ömür süreceğini. Şimdilik ağzına gem. o zamana kadar sağ kalırsam. Sonra kar yağdı. sırtına eyer vurulmamıştı. Artık ayağına çizme. Unutma. bir yaşına gelince 'tay' denir (çevirenin notu). Ara sıra bir yerlere gidip sonra yine geliyordu. Bunun se1 Cabağı: At yavrusuna altı aylık oluncaya kadar 'kulun'. eldivenli ellerini birbirlerine sürterek. Eyer vurulacak ve binilecek hale geldiği zaman pek zorlama.cizgiliforum. onları yolun başına kadar yürüyerek uğurladı. Bende biraz kaldı.Sahipleri onlan yalnız bırakmıyor. Bundan sonra Turgay ve kendisi gibi >%şlı kansı. adı Gülsan. zayıf. Bütün gece Tanabay'a öğüt verdi. Sabırla yetiştir onu.enginel elveda gülsarı . Dağlar yine o dağlardı. Tanabay da ses çıkarmadan dinledi. altı aydan bir yaşına ulaşıncaya kadar 'cabağı'. Yol başında aynlırken Turgay aga son bir öğüt daha verdi: ..Evet. şınl şırıl akan sular hep aynı. fısıtlısı ile yine uykuya dalıyorlardı. vücutları kırağından bembeyaz olu-yordu. Tanabay. 1 Elveda Gülsan/25 kalın. kulaklarını kabartıyorlardı: Efendilerini yanıbaşlarında görmek güven veriyordu onlara. San tay o zaman henüz bir cabağı1. 14 . Onu iyice terbiye ettikten sonra. Keçe çadır. Zamanla yılkı ona alıştı.. Turgay'la yaşlı karısı oradan aynlırlarken. başında asker kalpağı olan bir efendi gelmişti.com. Gece rüzgârının hışırtısı. Canı gibi sevdi onu. yadsınmadı. elleri morardı. O söylenince yahut öksürünce. Yine başına buyruk bir taydı. uzunca boylu. Bundan sonra boş kalan keçe çadıra döndü. Terli iken suç içmemesine de dikkat et. Sık sık ve lapa lapa yağıyor. Hiç kimseyi de bindirme. Sahiplerinin ağzı yüzü soldu. eşya-lannı yükledikleri deveyi yedeklerine alıp gittiler. yüzünü ovuşturarak dolanıp duruyordu yanlarında. Hiçbir şey değişmemişti. Adını o koydu. gemini fazla çekme. şişti. Geçen yaz kız torunum gelmişti. onu yadırgamadı. Yardımcısı için de bir çadır vardı ama. Yaşlı yılkıcının yerine. Turgay aga yaşlanınca çenesi düşük bir ihtiyar olmuştu. yılkı ve dağlar Tanabay'a kaldı.

Gülsan'nın nefesi kesilecekti ner-deyse. O müthiş çifteden sonra bir daha yılkıdan aynlıp tek başına durmaya kalkışmadı. yılkıyı bir arada tutmak için etrafında dolanıyor. zaten korku içinde bekleşen atlar ürktü. Yaşlı dişi atlar. Aygır. başına üsır usır düşerek yığılıyordu. yandan gehyordu. Gülsan yine ortaya girmek için yaşlı atlan itmeye. Ama yılkı onun harıltısını.com. Bir gün dağlarda bora koptu. İşte o zaman. Atlar irkildi. Ulumayı duyunca bir an olduğu yerde donmuş gibi kaldı. Uğursuz. hınldayarak. acı acı kişneyerek. kuyruklarına yapıştı. bazılarını çiftelemeye başladı. biraz rahatlayacaklardı. iterek koşuyorlardı. ağır-laştı. Gülsan o güne kadar kurt ulumasını hiç duymamıştı. O sırada bir silah sesi duyuldu. uzaktan uzağa bir uluma duyuldu. O sesin ve kendilerinin sahibi şimdi yanlannda. Artık hiçbir kuvvet durduramazdı onlan. Hayvanlar gözlerini açamaz oldular. güçlü toynaklanyla kan eşeliyor. arada bir dörtnala koşarak.cizgiliforum.www. Kar savrula savrula. önlerindeydi. göz gözü görmeyen karanlığa dalıp uzaklaşıyordu. Elveda Gülsan/27 15 . cabağıları ortalarına aldılar. İçinde bir şeyler kopmuş gibi sarsıldı ve güç doğruldu. Sonra önden duyulmaya başladı. felaket habercisi bir sessizlik idi bu. Atlar büyük bir gürültü çıkararak koşsalar da sahiplerinin öfkeli bağırmalannı duydular. belirsiz bir yöne doğru koşmaya başladılar. olanca güçlerini ayaklarına vererek. Sesler önce geriden. Yılkı sesin geldiği yöne koştu. kann üzerinden bir karaltının süzülüp geçtiğini ve sonra kaybolduğunu görünce artık yerinde duramayıp ürkerek geri sıçradı.enginel elveda gülsarı Gülsarı Tanabay'ın sesini işte bu kış tanıdı ve bir daha ömrü boyunca unutmadı. Atlar sessiz. Hiç unutamayacağı o çiftenin acısıyla yılkıya yanaşıp kenarda ama onlann yanında durdu. İşte bu gelişlerden birinde. Gülsan'yı hâlâ kümelenmiş yılkıdan uzakta tek başına duruyor görünce. atlann yelelerine. Gülsan da neye uğradıklannı anlayamadan çılgınca koşuyordu yılkının ardından. ayak seslerini duyuyordu. onu yılkıya katmak için karnına müthiş bir çifte indirdi. İyice rahatsızlanıp korkuya kapıldılar. kafasını eğip kulaklarını kısıyor. faltaşı gibi açılan gözlerle çevresine baktı ve korkudan donup kaldı olduğu yerde. ardından bir silah sesi daha. Titreye titreye birbirlerine sokuluyorlardı. Sahipleri neredeydi? Böyle korkulu bir zamanda o neredeydi? Hiç olmazsa sesini duysalar. başlarıyla vurarak kulunları. Karanlıkta. kulak kabarttılar. hınltısız dururken. hışımla üzerine yürüdü. Bir türlü giremiyordu aralanna. Sonra yine sinirli. Şimdi çıt çıkmıyordu. Kar yağıyor ve Gülsan'nın burun deliklerine giriyor. Gülsan. ama ne kendi görünüyor ne de sesi duyuyordu. Aralarına giremeyince daha da uzakta tek başına durdu ve bu yüzden üyir aygırının hışmına uğradı. öfkeli bir halde geri 26/Elveda GQIsan geliyordu üyer aygın. Dağdan yuvarlanan kayalar gibi birbirlerini sürükleyerek. Gülsarı'yı ortadan sürüp kenara çıkardılar. iğne-leye iğneleye. isli gocuğunun kokusunu alsalar.

acımdan konuştum böyle.Sen.. dedi Çora. O pek şiddetli kış ve zorlu günleri sanki hiç yaşamamışlardı. otu nerde? Tuzu nerde? Ağzımızı açıp yel yutarak geçiriyoruz 28/Elveda Gülsan günlerimizi. Yakında inek doğuracak. Yeni tüyleriyle sırtlan parlamaya başladı. Atlar o günleri hatırlamıyorlardı ama. kirli-san bir su gibi. Tanabay önce unu almamayı düşünmüştü. Dondurucu ayazı. dişimizi biraz daha sıkar. Tan atarken Tanabay yılkıyı eski yerine getirmişti. elini ayağını ısıtmak için çalı-çırpı yaktığını.com. Atlar ofaya gelince durdular. unutmamıştı. sonra avuç avuç yuttu o soğuk kan. bu atlan kendi elimle öldürmüşüm gibi bakıyorsun bana! Bu sözler karşısında kolhoz başkanının kül gibi olan yüzüyle kendisine şaşkın. demeyi geçirdi aklından.. kolhozun başkanına ölen atlann hesabını verirken... . Kalın kar eridi. bembeyaz kan yüzüne götürdü. ana okulu ne olacak? dedi anbarcı. bahar geldiğinde. ürün zamanına kadar dayanırız. Sen beni bağışla.enginel elveda gülsarı Sesi kısılmıştı ama bağırmaya devam ediyordu: Kayyt! Kayyt! Kayt! (Dön! Dön! Dön!) diyordu efendileri. sulann kalın bir buz tabakası olup toprağı örttüğünü. Hâlâ dinmeyen. cıdavlanndan. Böyle mi yapacaktık bu işleri? Gel de nasıl bir keçe çadırda yaşadığımızı. diye kekelemişti. sonra yeşillendi. çadırın tamtakır içini bir gör! Kuru ekmek bile bulamıyoruz. seyrekleşme-yen kar taneleri. Tanabay da kar yedi. Savaş cephesinde durumumuzu bundan yüz kat daha iyiydi.Sonra öfkeye kapılıp böylesine ağır sözler söylediği için kendisini affettirmeye çalışmasını da. Sonra anbar memurunu çağırıp emretti: .Hay Allah! Onu ne karıştırıyorsun? Her şeyi birbirine karıştırır yokuşa sürersin zaten! Ver! diye kestirip attı Çora. Sen de orada oturup. Atlar tüylerini döktüler.Bana niye öyle bakıyorsun! Karşında bir faşist mi var! diye bağırmıştı. adam unutmamıştı. O zorlu kışa dayanamayan zayıf atların düştükleri yerden kalkamadıklarını. Ama Çora'nın 16 . Ama hâlâ korkudan titriyor. o bo-ranlı günleri at üstünde geçirdiğini. sanki demirden olan bu kabuğu tepinen atların toynaklarının bile kıramadığını. sağrılanndan süzülüyordu. Yere çömelerek iki eliyld aldığı soğuk. bir süre yüzüjıdeki yangını söndürmek için öylece durdu. Gülsan da toparlandı ve eski gücüne kavuştu.www.Peki. Ateş gibi yanan dudaklanyla kar yutuyorlardı. . Yılkı onun sesiyle biraz yüreklendi ve peşinden koşmaya başladı.. itinkurdun uluduğu o soğuk geceleri. öfkeyle bağırmasını da unutmamıştı: .Asıl sen beni bağışla. gövdeleri şişip şişip iniyordu. atların sıcak sırtında eriyor. üzüntümden..cizgiliforum.Ona beş kilo un ver! Onun bu davramşı karşısında Tanabay'ın utancı daha da arttı.. Bulut gibi buhar çıkıyordu sırtlanndan. ağlamamak için dudaklannı ısırdığını. at sütünden kımız da yaparız. Sonra dağdan inip. . . körük gibi soluyor. ölüp gittiklerini de unutmamıştı. Yılkının kışlık korası nerde? Yemi. suskun bakışını da unutmamış-tı. kara toprak göründü.

Öteki tayları da koşturup peşinden sürüklüyor. En çok sevdiği şeydi koşmak. Böyle zamanlarda. O bahar san yorga gençliğinin en güzel dönemini yaşadı.enginel elveda gülsarı anbarcıya söylediklerini duyduktan ve yüzünün aldığı rengi gördükten sonra düşündüğünü söylemekten vazgeçti.www. büyük bir tay olmuştu. Karısına: . koşup oynadığı yerleri görüyordu. kalın kıvnk dudaklar. Gülsarı bu kez de düşünde koşuyordu: Toynaklarıyla taşlan çınlattığını. Zamanla bu türkülere iyice alıştı. sözlü. şımarıyordu. duygulu. Hava karanp yıldızlar ışıldayınca. Bütün bunları işitiyor. demişti karısı. Canı yanmazdı ama yine de şaşınr. yadırgamıyordu. yılkı uykuya dalınca. tümsek burnu. Boyu uzun. Bazen koşup uzaklara gittiği zaman onun küfürlerini işitmiyor değildi. Bu yüzden sahibine bir rahat nefes aldırmıyordu. şimdi. 17 . düzlükler. fıldır fıldır dönen tabak gibi yuvarlak birbirinden uzak gözler. ürperir ve başlardı koşmaya. Koşuyordu. YıUacılar aygırları ayırmaya çalışıyor. .. ne kadar çok koşarsa.. küçük bir çocuk değilsin ya. kalçası dar.. ayaklarının altında toprağın kaydığını. Bahar yağmurlarından sonra güneş pırıl pınl parlıyor. Dilediğince koşuyor. yıl30/Elveda Gülsan kıya doğru akan bir yıldız gibi gelirse. başı ise soylu yorgaya yaraşır biçimdeydi: Bir tutamlık fazla yağı yok. Yılkıcıların da rahaEI veda Gülsarı/29 ü kaçmıştı bu yüzden. Topaç gibi ve kabank tüylü bir cabağı iken. uzun. Gülsarı ne kadar hırslanır.Biraz soğut da iç. yaşadığı ortamın bir parçası gibi görüyordu. Atlara sert davranmıyordu Tanabay. onun ardınca dörtnala gelen efendisi de o kadar keyiflenirdi. onların arasında sarı bir yıldız gibi akıp gidiyordu: Çakıllı dere boyundan düzlüğe. Onu yadsımıyor. Bunların hiçbirisini unutmamıştı. Karısının işte o undan yaptığı lakşa çorbasını içerken ağızını nasıl yaktığını da unutmamıştı. kulaklannda rüzgârın uğuldadığını.Beni yakıp öldürmeye mi niyetlisin. Mayıs gelmişti. yine koşmaktı. bazen bu yüzden kamçılarını savurarak birbirleriyle kapıştıkları da oluyordu. oynuyor. Sahibi Tanabay da onu. dar geçitlerden dik yokuşlara koşuyor. Gülsan'nın keyfine diyecek yoktu. onları belledi: Bazıları hüzünlü. hayatının. ne kadar çok kaynatmışsın bunu! diye kaşığı elinden bırakmıştı. doruklarda hâlâ erimeyen karların beyazlığı göz ka-niaştınyordu. Aygırlar birbirleriyle dövüşmeye. Bazen de yanından geçerken kamçısıyla arkasına hafifçe vururdu. kısa. yavaş yavaş iç.com. Onun işi gücü koşmak.cizgiliforum. hatta keyfinden şarkı söylemesi pek hoşuna giderdi Gülsan'nın. tozlann savrulduğunu. genç kısrakları kovalamaya başlamıştı. yamaçlar yemyeşil uzanıyor. sı-nm gibi ince. düzlükten bayıra.. Tanabay'ın onu yüreklendiren sesi. kara toprak yeşeriyor. koşu temposunu onun türküsüne uydururdu sanki. omuz arası geniş. Gülsarı'nın bu niteliklerinden haberi yoktu elbet.

yavaş yavaş ve olabildiğince yumuşak bir sesle onu yatıştırmaya çalışıyordu. Kam sızan dudaklannı kımıldatarak. Ona hiç dokunmazlardı. tılmış. nefesi kesildi.com. tuz yalamaya devam ediyordu. Birden her yanım saran koyu karanlığı ön ayaklanyla delmeye ça•. gemi ver bana! 18 . İşte o sırada sahibi ve onun yardımcısı. başı döndü. Atlar koşup geldiler ve başladılar tuz yalamaya.cizgiliforum.Gel Gülsan. Ama adamlar tekrar ayağa kalktılar ve ilmek Gülsan'nın boynunu yine ve da-. Sahibi önünde. insanlar birbirlerinin üzerine yığılıyordu sanki. İşte o zaman boynundaki ilmik sıkıldı ve Gülsan neye uğradığım anlamadan irkildi. toz toprak içinde kalmıştı. soluk almaşım zorlaştırıyordu. başını okşadılar ve at kuyruğundan yapılmış ilmiği boynuna geçiriverdiler.. O sırada bovjnunu sıkan ip biraz gevşedi ve Gülsan ipip ucunu tutan ¦ adimlan sürüklemeye başladı. Kadınlar bağırıp çağırarak çocuklanm çadırlara doğru kovaladılar. Her zaman ata biner. bir öfke yoktu. Gülsan tek gözüyle gördü onu. rahat dur! Efendisinin ardından. Sonunda kendim tuzağa düşürenlerle başbaşa kaldı. ilmekde o kadar boynunu sı: kıyor. Ama gözlerinde bir kızgınlık.enginel elveda gülsarı sözsüz bütün türkülerini. onu okşadı ve geriye bakmadan yardımcısına seslendi: . Kurtulmak için tekrar tekrar şaElveda Gülsan/31 ha kalkıyordu. oralarda dolamp Gülsarı'yı rahatsız ederlerdi. Çünkü bu kementler binek atlan-nı. Gülsarı tuzağı anlayamamış. Ama o ne kadar çırpınsa. Soluk soluğa • kalmıştı. lışü.. tepindi. Gülsan hiç umursamadı. gözünü kamaştıran halkalar oluşuyordu önünde.www. Dağlar yıkılıyor. tuttuğu ipi koluna dolayarak yan taraftan yaklaştı. Ama onun yanına sokulup. * Sahibi. ipi sımsıkı tutan yardımcısı da geldi. hiç korkma. Bunlar. Tanabay upuzun bir ağaç tekneye parça parça kaya tuzu dökerdi. . Hırıldadı. Öteki atlar boyunlanna kıl kement geçirilince huysuzlaşır. dağa sonradan gelen yılkıcılann çocuklanydı. Adamın üstü başı yır. şaha kalktı. Atlann arasından kendine yol açıp su içmek için çaya gitmek istedi. ellerinde ucu kementli sopalarla yaklaştılar. Sonunda adamları uzaklaştırmak için kendini onlann üzerine attı. Korkma. Bu arada çocuklar da koşup geldiler. işte bu tuzu yalamak Gülsarı'ya bir felâket getirdi. Sahibinin yılkıya tuz yalatmasından da çok hoşlanırdı Gülsan. Ama. Yorga dehşete düştü. Epeyce tuz yaladığı için susamıştı. Hiç böyle bir şey gelmemişti başına. Gülsan da onlann arasındaydı ve tadını çıkara çıkara tuz yalıyordu. Atlar tuz yalamayı pek sever ve bunu bir ziyafet sayarlardı kendileri için. yer sarsılıyor. şaha kalkarlardı. Öteki atlar kaçıştılar. Tanabay bir elini atın başına uzattı.ha çok sıkmaya başladı.Yuları. yardımcısı da ardındaydı. Güneş gözüne vuruyor. ağzı yüzü berelenmiş.. sağılacak kısrakları yakalamak için kullanılırdı. . Bir gün Tanabay boş bir kovaya vurarak "po! po! po!" diye atlan tuz yalamaya çağırdı. ama Gülsan hâlâ kılım kıpırdatmıyordu.

.com. sahibinin üstüne nasıl bindiğini. canı müthiş yanıyordu. Adamlar ona su içirmediler. Bu zorlu. kaçıp gitmesini engelliyordu. silkindi.www. O anda soğuk demir ağızlık dişlerine çarparak şıngırdadı. sakin ol! Korkma! Yorganın gözünü bir avucu ile kapatıp başlığı kafasına geçiri verdi. o demir ağızlık idi. soluk alamıyor. eziyetli koşu sürüp gitti. dağlar. ama çember açılmıyor. dönüyor. yana sıçradf. Bir an yine başı döndü ve sonra donup kaldı. Yorga acılar içinde arka ayaklarının üstüne çöktü ve artık direnemedi. sırtında bir adamın oturduğunu gördü. Yalnız ağzından o bükmeyi. sağa sola çeviremiyor ve uzanıp yatamıyordu. keçe çadırlar dönüyor. Sonra başını öne eğip arka ayaklarım havaya kaldırdı. i Sakin ol Gülsan. Akşam olunca eyerini de almadılar üzerinden. tepinmeye başlamıştı ama Tanabay onun üst dudağım sımsıkı yakalamıştı. Gemin dizgini iki taraftan gerilip eyerin başına bağlandığı için başını dik tutmak zorunda kalıyor. o buruklukça acıtan şeyi çıkardıkları zaman biraz kendine geldi. Her yanı kayışlarla sarılmış. çözülmüyordu. göğüs altından kayışlar geçirip sıkıyorlardı. yürümeye başladı. Bu acıdan. Çaresizdi. yavaşladı. Ter içinde kalmış. Sahibi kamçısını şaklatıyor. Ama başka bir atın üzerinde olan ikinci adam yularının uzun ipini çekiyor. Şimdi gemi ağzına geçirmek. çok da susamıştı. Döndü. Kayış sıkıldıkça canı yanıyordu ama asıl acı veren ağzındaki o bükme.Bükmeyi ver! dedi yardımcısına. durmadan döndü. Ama o zıpladıkça ağızlık ağzını yırtıcak kadar sıkılıyor. Yine de kişne-yerek olanca gücüyle şaha kalktı. başı dönüyor. Yorga yoruldu. 19 . Üzengiler toplanıp eyerin kaltağına bağlanmıştı. merada otlayan atlar dönüyor. Bu acı ile gözleri yuvalarından fırlayacaktı nerdeyse. Yan gözle geriye bakınca. Yalnız kolanlarım gevşeterek bir ağa-¦> ca bağlayıp bıraktılar. O adamı silkinip atmak istedi sırtından. sırtına bir ağırlık çökmüştü. Kafasına başlık geçirilince yine hınldamaya. Adamlar şimdi sırtına bir şeyler koyuyor. Kıpır-dayamıyor. O zaman o adamın çevresinde bir daire çizmeye başladı. sonra kilitlenmiş gibi çakılıp kaldı ağzında. ne zaman bindiğini anlayamamıştı. yine döndü. eyeri sırtına vurmak gerekiyordu. 32/Elveda Gülsan Elveda Gülsarı/33 Yardımcısı yorganın üst dudağının altına hemen kayış bükmeyi geçirdi ve çevirmeye başladı.enginel elveda gülsarı Yardımcısı atın başına geçirilecek takımı verdi. O çember yolun bir noktada açılacağım ve oradan son hızla uzaklaşacağını umuyor. her şey dönüyordu.cizgiliforum. onu sırtından iki kez atmayı başardı. çizmesinin topu-ğuyla durmadan karnına vuruyordu. Adamların isteği de buydu zaten. dünya dönüyor. gökteki bulutlar. ama iki defasında da adam kalkıp yine bindi üstüne. üzerine oturmuş adamın topukları kanuna batıyordu. Gülsarı'nın gözleri kararıyor. dönüyor. Yorga.

toynaklarından çıkan sesleri. Bu kez dişi tay onun boynuna asıldı. Gülsan olsa yine onunla koşar. hatta yere inmiş gibi daha çok panl-dıyordu. Öylece duran Gütearı'yı o sırada bir arayan vardı. oynar. çocukların köpek gibi ses çıkararak onları havlattıklarını. Pekâlâ! Tanabay Gülsan'nın boynunu okşadı. öylece duruyordu orada. Yumuşak. Keçe çadırların yanında ateşi. Dün beni çok yordun. Hırıldayarak ve başını sallayarak Gülsan'yı çağırdı. her şeyi duyuyordu. buz gibi olmuşsun. tabii. Başını Gülsarı'nın boynuna koydu. yılgın. dişleriyle onu kaşımaya başladı. Sanki herkes unutmuştu onu.www. yılkı. Yenik. onunla otlayan. sımsıcak dudakla-nnı onun tüylerine dokundurdu. hep onun yanında olurdu.com. Bahara uyanmış dağlara bakıp gülümsüyor. sesini hemen tanıdı.cizgiliforum.Oy Gülsan oy! dedi. Kolanların vücudunu sıktığım yerler ve eyerin vurduğu sırtı acıyor. boynun omurgasını kütürdetiyordu. onunla koşmak istiyordu. ufak-tefek alnı sakarlı bir doru kısrak idi. Oysa Gülsan kımıldayamıyordu. Dişi tay yine Gülsan ile olmak. başını bile oyna-tamıyordu. Yıldızlar yeryüzüne iyice yaklaşrnış. sevgi dolu ses tonuyla konuştu. Yanına sokuldu. 34/Elveda Gülsan Gülsan'yı arıyordu. kulun oldukları zamandan beri onunla koşup zıplayan. Başını hafif oynatacak olsa gem ağzını yırtarcasına acıtıyordu. Gülsan doru tayın sesini pek yakınında işitti. sızım sızım sızlıyordu. Susuzluktan da ölecekti nerdeyse. Kendisi. ağzını açmak istediği zaman müthiş canı yandı ve kişneyemedi.enginel elveda gülsarı jGülsan bütün gece öyle durdu. Dereyi geçip geldiği için ayaklan ıslaktı. başıyla dürtükledi. gözünden iri iri damlalar düşmeye başladı. Dağlar gecenin karanlık kuşağından sıyrılıp ay ışığında kendilerini göstermeye. Serin suyun kokusunu da getirmiş oluyordu böylece. omuzlannı.. Aygırlar onun peşine çoktan düşmeye başlamışlardı ama. Sabah erkenden sahibi geldi yanına. Biraz sonra ay doğdu. Ağzındaki o demirin tadı da pek kötüydü. Bu. Ne oldu? Çok mu üşüdün? Ee. ağır ağır kımıldamaya büyümeye başladılar. Onunla kimse ilgilenmiyordu. otluyor-du.. Sonra. Gülsan onun neler söylediğini nereden bilecekti? 20 . Alnındaki ak sakar ay ışığında parlıyordu. . Ağzının kenarları yara bere içinde kalmıştı. üzüntülüydü. her zaman olduğu gibi yayılmış. Öyle de susamıştı ki! Ah doru tay ona içecek su getirebilse! Gülsan'dan hiçbir karşılık görmeyen genç kısrak koşup gitti. O da kişneyerek cevap vermek istedi ama. Gülsarı onun kişnemesini işitti. Yorga da onun boynuna dokunup aynı şeyi yapmak istiyordu ama. o onlardan kaçıyor. yükseldi. ateş başında oturup sohbet eden adamları. oynaşan. Derenin öbür yakasında. atlara gece bekçiliği yapan yılkıcıların bağırışlarını da duyuyordu Gülsarı. İkisi de henüz tam ergin çağa gelmiş sayılmazlardı. Yorga Gülsîtfı ömründe ilk kez ağlıyordu. Başına nîden böyle bir felâket geldiğini anlayamıyordu. Sonunda doru tay onu buldu. Onların kişnemelerini. Derenin öbür yakasına geçip gözden kaybolunca-ya kadar Gülsan ona baktı durdu.

her şey yoluna girecek. Böyle.. At durunca ve tekerlek sesleri kesilince. Kırık dökük arabanın tekerlekleri. diyordu Tanabay. diye atıyordu yüreği. tumtop!. Doğru. çok canın yandı. bu defa hayvan kendi yürek atışlarını duyuyordu: tum-top. hayat bu işte! Merak etElveda Gülsan/35 me. Yaşlı Tanabay Gülsarı'nın biraz soluklanmasını.Bağışla beni Gülsarı. diyordu. koşumlara... Üzerindeki ağırlığı hissetmez oldu. asıl bundan sonra parlayacak onun yıldızı! demişti.. Sahibi sırtına bindiği zaman. kolonlara da iyice alıştı. Ah. iyi günler göreceksin. Çok iyi yetiştirmişsin Gülsan'yı. yürek atışları da kulaklarındaydı: Tıp. ah! Ne güzeldi bu serin su! Ne güzeldi suya kavuşmak! Ve şimdi efendisine nasıl da şükran duyuyordu! -^ ݧte böyle. ileri atılıp başını derin suya daldırdı. Yalvardı: . Öylesine bitikti. Sen bu haldeyken arabanın ne önemi var.Bana darılma. Sarı yorga son bir kez daha durdu ve bir daha adımını atamadı. bacakları titriyor ve güçlükle durabiliyordu ayakta. Lanet olsun arabaya.www..Aşkolsun! diyorlardı. Kendi başı kendine ağır geldiği için boynunu aşağıya doğru eğmiş. yürü yavrum. Sarı yorgayı. dura kalka birbuçuk saat kadar gittiler. ağır ağır.Hadi Gülsan. sonra yine dizginlere yapışıyordu: . tıngır mıngır dönüyordu. Tanabay Gülsarı'nın başlığını çözdü.Ne oldu Gülsarı sana? Bak hava iyice kararıyor! Ama at artık onu arılamıyordu. Bir süre sonra Gülsan eyere de. Tanabay telaşlanıp atın bir o yanına bir bu yanına geçti.tıp. daha önce düşünmeliydim. Ara sıra at. ağzındaki gemi ûSulca çıkardı.. o tıngır-mıngır sesleri de kesiliyordu. kuş gibi uçmak istiyordu ama. Gülsan'yi böyle görünce Tanabay'a teşekkür etmişti: . çok geç oldu. bağışla! dedi Tanabay. binicisini hiç sarsmadan. koşmak. Ama hala arabaya koşuluydu.cizgiliforum.tıp. her şeye lanet! Yeter ki san sağ salim eve ulaştırayım. fırlatılan ok gibi dümdüz giderken görünler ona hayran kalıyor ve kenara çekilip seyrediyorlardı: . adım atacak gücü kalmadığı için olduğu yerde durunca tekerlek gıcırtısı. üstüne su dolu bir kap koysan damlası bile dökmeden götürür! Eski yılkıcı ihtiyar Turgay. eski bozuk yolda.enginel elveda gülsarı . Benim de aklım başımda değil. Tanabay. . Alışacaksın. Artık yolundaki taşlara ayağın sürçmez. Bugüne kadar başı boş koşup oynadın. Böyle sürüp gidecek değildi elbet. ürperdi. sonra onu yedeğine alıp dereye götürdü.Sağ olasın Tanabay. Gülsarı suya girince titredi. soyun sopun dert görmesin. hiçbir engel çıkmaz. din36/Elveda Gülsan lenmesini bekliyor. taypalma yorganın o güzel gidişini bozmamak için dizginleri çekip onu yavaşlatıyordu. 21 . ama ne yaparsın. İşte şimdi bunu öğrendin.com. Çok mu acıktın? Çok mu susadın?. kızma dostum. Bak görürsün...

. Sonra yine ağır ağır yola koyuluyorlardı: Gülsan ara sıra duruyordu. ah o eski günler ah! Ne eşi bulunmaz bir yorga idi o!. Yorga gittikçe yavaşlıyordu.cizgiliforum. yapmamız gereken buydu. dizginleri de çıkardı hayvanın başından: . yaşlı bir adam. Sonra atı biraz dinlendirmek için durdu. ancak o son demde anlıyoruz. dili yok bir hayvan! Onu kim düşünüp hatırlayacak? Kimleri taşımadı sırtında kimleri gururlandırmadı? Ama yaşlamp bu hale gelince herkes unuttu onu. Sonra yine ağır ağır yola koyuluyorlardı: Yaşlı bir at. arkadaşlarını bir bir hatırlıyordu: "Hepimiz böyleyiz işte. ne büyük iyilikler yaptığını. O güne kadar hiç düşünmemişti bunları. geçmiş yıllarını hatırlayıverdi. koşumları arabanın içine attı. önlerinde. Tanabay atın dizginini eline aldı.Hadi Sangül. Biraz dinlenip tekrar adım atacak hale gelinceye 38/Elveda Gülsarı kadar Tanabay da yanında bekliyordu. son demlerini yaşayan sarı yorgayı yedeğinde götürürken. karardık bozkırın ortasında bir hayal gibi duruyordu. İşte Gülsarı da ağzı var. seni bırakıp gitmem.com.. Yola koyulup yavaş yavaş yürüdüler: Yaşlı bir at ve yaşlı bir adam: Arkalarıda terkedilmiş kırık-dökük bir araba. batı taraflarında.. istemediği için düşünmüyordu geçmişini.. onun başhğını ve dizginini omuzuna atan Tanabay arkada. kolu uyuşunca dizginleri omuzuna atıyordu. . 22 ..www. Biraz dinlenip tekrar adım atacak hale gelinceye kadar Tanabay da yanında bekliyordu. Ancak ağır hastalandığımız ya da öldüğümüz zaman hatırlıyoruz birbirimizi. Tanabay'ın kendisi de pek şaştı. Korkma. At önde. I Elveda Gülsarı/37 olayları. kara yolun üzerine inen. "Vah Gülsarım. Tanabay yürürken sarı yorga ile ilgili uzak geçmişi. batman batman doluyordu kafasına. diye düşünüyordu. onların ve sonra bozkırın üzerine geceyi sermeye başlamıştı. Başlığı. O yitirdiğimizin ne iyi. Yalnız ikisi. gelinin o acı sözlerini dinledikten sonra. hamutu da atın başından usulca çıkarıp. Demek ki düşünmemek unutmak demek değilmiş. Hadi. karanlık yolda. ne eşsiz bir insan olduğunu. birbirimizden pek farkımız yok." Geçmişe uzanan günlerin anılarını bir bir aklına düşürmesine. Hamutsuz koşumsuz kalan cılız gövdesine göre kafası kocamandı ve soğuk. Düşünmemeye çalışırdı o acı veren geçmişi. dedi. kararmaya başlamış bir kızıllık vardı.enginel elveda gülsarı Gocuğunu çıkardı. Aslında Tanabay unuttuğu için değil. mezarından doğrulup kalkardı" dedi. Tanabay önden gidip dizginleri çekiyor. dağların üzerine kanadını düşürmeye. dedi ve gocuğunu tekrar giydi. oğlunun ve gelininin 0 davranışlarını görüp. ben de arkandan geliyorum. Bu ağır düşünceler sanki bir ormandan ansızın çıkıp. yürümeye çalış. yürüyorlardı. vah! ne hale gelmişsin! Turgay merhum seni böyle görse. sen önden bildiğin gibi yürü. sönmeye. Ama bugün. Gülsarı ara sıra duruyordu. Şu haline bak zavallının. tartma kayışlarını çözdü.İşte. Karanlık.

com. elini alnına götürüp gözüne siper yapar. Ama hepsi de. böyle ölmene izin vermem. bu uzun yolun üzerinde. ama eve ulaşmak için en kestirme yol da bu idi. Yere uzanıp yatmak için ayaklarını kırpmaya başladı. "Neredeydiler şimdi o başkanlar. Sonra. uyuşan boynunu salladı. Gülsa-rı'nın toynaklarından çıkan o toz izi. Yine de. başkası olamaz!" derdi ve onun sırtındaki adama imrenirdi. bağırmaya başladı: "Anlaşana be hayvan! Ölmek mi istiElveda Gülsan/39 yorsun sen! Hayır. kalk.cizgiliforum. Bu 23 .Dayan Gülsan. haydi kalk!. Sonra kulağım göğsüne yapıştınp yürek atışlarını dinledi. ana yoldan çıkıp çay kıyısında uzanan dar yola sapacaktı..ranHk bastığı halde Tanabay atın gözlerine bakmaya korkuyordu. kolhoz başkanlıklarının ilk gününden son günüae kadar. yine de tercih ediyordu o yolu." Gülsan. Kadere boyun eğmekten başka ne gelirdi elinden? Tehlikeyi göze alıp şimdi köprüyü geçecek. az sonra. dudaklarında acı bir gülümseme belirdi. gerilerinde. sakın yatma! diye dizginle kafasına hafifçe vurdu. nice nice kolhoz başkanı görmüştü. Işık saçan iki göz. çayın üzerindeki köprüye ulaşabildiler. Bunların içinde akıllı olanı da vardı. Kalk. Gözlerine bakmadan boynunu. Yaşlı at ve yaşlı adam.. Gerçi o aracın onlara bir yardımı olamazdı. bir Kırgız genci için gerçekten büyük mutluluk sayılırdı. ine-kalka. titreye titreye. Ama Tana. O zaman. Tanabay'ın Gülsan ile o yolda gitmekte olduğunu hemen anlarlardı. ince uzun bir toz bulutu bırakırlardı. Gülsan Gülsarı olalı. . Bu patika dağa doğru tırmanıyordu. kuyruklu yıldızın kuyruğu gibi. Çok beklemeden beline ağrılar girmişti. bu Gülsarı'dır. Yorga orada durdu. O talihli adamın yerinde olmak isterdi. Yeter ki at dayansıridı. Bir yatarsa bir daha kalkamazdı çünkü. Gülsan'ya binmişlerdi. İnleye inleye olduğu yerde durdu. tepkili uçağın gerisinden çıkan gaz çizgisi gibi uzun süre havada asılı kalırdı. Bunu uzaktan görenler de. çaresiz hayvanın yanında öylece bekledi.• bay buna izin vermedi.www. Sonra da ona vurduğu için kendine kızdı. İhtiyar adam öyle düşünürken. Namuslusu da vardı. Evvelce buradan çok geçtiği için doğru yolu hatırlardı. Hayvanın yüreği yosun kaplamış değirmen taşlarının dönüşü gibi. gecenin karanlığını yırttı. köprünün başında durup bekliyorlardı. başkarmalar? Sabahtan akşama kadar üzerinden inmedikleri Gülsarı'yı düşünüyor.enginel elveda gülsarı Tanabay. Böyle bir ata binmek. akıllarına getiriyorlar mıydı hiç?" diye geçiyordu aklından. sağrısını okşadı. "Bu ıssız yolda nihayet birileri göründü" diye düşündü. Gerçi dağ içinde şaşırması da mümkündü. yakınlarında olan bir çoban. sebebini kendisi de bilmeden bekledi orada. dördü dört tarafa açılan ayaklannı güçlükle toplayarak doğruldu. Yorganın geçtiği bu yolda. yola bakarak "Aa. ağır ağır yürüyerek. dura takıla ve pek düzensiz vuruyordu. Hava rüzgârlı değilse. Ka-. Tanabay be-lini" püküp. doğruldu. uzaktan bir motorlu aracın farlan şavkıdı. kötüsü de. yolu aydınlattı. ahmak olanı da. bir zamanlar Gülsa-rı'ya binmiş olarak ve tozu dumana katarak gittiği günleri hatırlayınca. Tanabay ve yorga.

sabah evine gidersin. Yapması gerekeni söyledim ona.Eh. Atla kamyonun arkasına. burada ne işi var bu adamın? . .com.Kapat çeneni! dedi sürücü. Sonra kamyonu durdurup başını pencereden uzatarak sordu: "Hey ihtiyar ne oldu? O arabayı yolda bırakıp giden sen misin?" . Kamyonun şoför mahallinde iki kişi vardı. çok yaşlı.Evet. üzerine düşen parlak aşık. 1 Sangov: Bir Kırgız aşireti.www.cizgiliforum. Arkada lambalar kızıl bir ışıkla köprüyü aydınlattı. aynı şey senin başına gelse ne yapardın? dedi sürücünün yanındaki adam. .. Terkedilmiş kınk-dökük bir araba. Yaklaşınca farlar gözünü kamaştırdı ve Tanabay ellerini gözlerine siper etti. tekniktir. bembeyaz iki hayalet gibi gösterdi.Hımm.Hadi bas git! dedi Tanabay kaşlarını çatarak. Kamyon geçerken eski köprü sarsılıp gıcırdadı.Peki ne oldu arabaya. dedi şoför.At bitkin.Çok tuhaf. Başhksız.Her yerde tek-nojbji geçiyor artık. Elveda Gülsarı/41 . Sürücü.Tahmin etmiştim.Ne diye aşağıladın o ihtiyarı.. Şoför kamyondan indi. eyersiz ve sıska yaratık attan çok bir köpeğe benziyordu. Bir an. . . Nefesindeki keskin votka kokusu Tanabay'ın burnuna kadar geliyordu. çekemedi. Peki nereye gidiyorsun? . seni sovhozda bırakayım.Boş versene sen! Benim başıma gelmeyen kalmadı zaten. Sürücünün yanında oturan ince uzun boylu ve kalpaklı delikanlı. Bugün önemli o^n makinedir. yaşlı adamla yanındaki atı. Zaten at-araba eskiden kalmış. Ta oraya dağın.Pek acımasızsın. niye bıraktın? diye sordu adam. yanında yakınında kimseler yok. . İstersen yardım edelim sana? . Sarıgov ' vadisine. Savaşta da öyleydi.Sağ ol. . Bunlar yaşlı adama ve kötürüm ata hayretle baktılar. dedi Tanabay. . 24 . . hayvansın sen! dedi delikanlı . dedi şoför alaylı alaylı gülerek. şoföre: 40/Elveda Gülsan .Uff! diye bir ıslık çaldı şoför.enginel elveda gülsarı bir kamyondu. . gece orda kalır. benim.Bu ölüyü mü? İtiver dereye gitsin. Tanabay hiç sesini çıkarmadı. Onun gibi kartların damatların da zamanı geçti artık.. Sonra da marşa basıp yanındakine: Bunamış bu ihtiyar! diye mırıldandı. Atı bırakıp gidemem.Eve. ormanın içine ha? Ama ben o tarafa gitmiyohım. Adam az ileride durup şarıl şarıl işemeye başladı. Kamyon hareket etti. Anı gitmiş vahi kalmış o attan ne hayır gelir artık. Belki koşum işe yarar diye baktık ama o da beş para etmez.Gelirken gördüğümüz terkedilmiş araba onun olmalı. sen bilirsin. dedi gecenin bu vaktinde.. dönemeçte direksiyonu kırarak ve esneyerek cevap verdi: •• " . "Govsarı" da denir (çevirenin notu).

Karanlıkta. Genç yorga onun haya42/Elveda Gülsan tına iki-üç yıl geç girmiş olsaydı.Sizi yılkıcı olmaktan alıkoyan mı var. atı.enginel elveda gülsarı Kamyon gitti ve bulundukları yer bir an kapkaranlık • /¦ oldu. ne güzel eklenirlerdi! Bu şakacı kadınların alaylanna karşı gelmek ne mümkün! Tana-bay'ı yaka paça attan indirir. Beyaz kırmızı başörtülü kadınlar. Gelin siz de yılkıcı olun bakalım! Ama o zaman kocalanniza söyleyin. Gerçekten de yakaladıktan olurdu. El ele tutuşup yola dizilir. Tanabay'ın gözü karanlığa biraz alıştıktan sonra tekrar Sarıgül'ün başına geldi: . Tam hizalarına gelince seslenirlerdi: . Dağların ardından Ay başına kaldırıyor. belki o yorgaya binip gezmenin keyfini süremeyecek. Büyülenmiş gibi kımıldamadan. Böyle bir yorgaya binenin gösteriş yapmaması da biraz zordu doğrusu. el-âle-me gösteriş yapmaktan da kendini alamıyordu. yüreği coşkuyla dolardı. "Elbet bir gün yakalarız seni!" derlerdi. Altında Gülsan gibi bir yorga olunca. Gülsarı'nın terbiye edildiği yıl yılkılar yaylada her zamankinden fazla kaldılar. sen öyle san bakalım! Tanabay'ı yine tartaklamaya başlarlardı. Pek görkemli görünürdü. dursana biraz! der ve ardından gülüşür-lerdi.Söyle bakalım. Kar yine yağıyordu ama yerde kalmıyor.www. Bahar gelince yılkılar dağa çıktılar. Ahh. dağdan köye gitmek için tarlaların arasından geçerken. Hele. Çünkü siz dağlarda soğuktan donup kalırsınız! . yıldızlar. bozkır çiçeklenince yine düze indiler. Onun bu coşkusunu sezen Gülsarı da daha bir alımlıçalımlı yürümeye başlardı. Elveda Gülsarı/43 25 . Saçı sakalı ağardıktan sonra bir kır ata benzeyecek.com. yaşlılık dönemine girecekti. iter kakalar. o erkeklik gururunu pek tatmin edemeyecekti. eyerin üzerinde daha da dikleşir. canımız çıkıyor sen ise yorgaya binip çalım satıyorsun! derlerdi. O yıl güz uzun sürdü. çalışmaya giden kadınlarla karşılaşınca. Kuyruğunu yukarı doğru kaldırarak sallar. . çay boyunca uzanan ve güçlükle görünen patikada ağır ağır yürüyorlardı.Hadi Sarıgül. soğuk gökyüzünde henüz cılız ve donuk parıltılarıyla yolu pek aydınlatmıyordu. bize ne zaman kımız getireceksin? Biz sabahtan akşama kadar tarlada iki büklüm olup çalışıyoruz. Bu yüzden ot sıkıntısı çekmediler ve hayvanlar da kışı kolay atlattı.Hey. orada dizilip onu seyrederlerdi. atın geçiş hızına göre başlannı çevirerek hayran hayran bakarlardı ona. kış da hafif geçti. yılkıcı. gidelim artık! Köprüyü geçtikten sonra Tanabay. önünü keserlerdi. dedi oğlum. rüzgârda yelesi savrulur. Tanabay'ın savaştan sonra geçirdiği en güzel dönem belki o yıldı. patırdı gürültü arasında elinden kamçısını çekip alırlardı: . hemen eriyordu. yorgaya yol vermek için ekinlerin arasına kaçışır. ayaklan yerden kesilir ve binicisini kuş gibi uçurmak isterdi. kendilerine daha genç başka kadınlar bulsunlar.Yaa. ana yoldan patikaya çevirdi. Onun tam olarak doğmasım bekliyorlardı.cizgiliforum.

yönetimdekileri sıkıştırırdı: "İşler niye kötü gidiyor. olabildiği kadar besleniyor. unutulmaya başlanmıştı. Onunla karşılaşınca atın dizginlerini çeker. Bu yüzden Gülsarı sahibinin rahatladığını sezerdi. Böyle zamanlarda sahibinin sesi tathlaşır. ne zaman düzelecek. Kadın önde.Yavaş ol bakalım Gülsan. Bazan hiç konuşmaz. daha fazla hayvan vermek zorunda kalmıştı. göz göze gelirlerdi. şimdi daha da beterdi.www. Başkaları bir yana. Ev yapmak için gerekli malzemeyi ancak onlar bulabiliyordu. Ot-yem saklayacak yerleri. paylarına düşenden daha fazla tahıl. .*büyük bir kusur işliyoruz! diyordu kurul 26 . Ne ot vardı ne saman. yavaş ol biraz! derdi. yıkık-dökük durumları. kınlıyorlardı." derdi. Bunları bulup buluşturup verebilecek kimse çıkmıyordu. Kolhoz devlete. ancak açık-pazarda hayvanlarını patateslerini satabilenlerdi.cizgiliforum. kendi bahçelerinde yetiştirdikleri azbuçuk sebze ve kolhozdan aşırabil-dikleri yiyeceklerle kıt kanaat geçinebiliyorlardı. Elde edebildikleri tahılı da. ama kış gelince açlıktan ölüyor. onlar hemen arkasında giderlerdi. Kolhozun kasası tam-takırdı. sığır koralarının hali de pek perişandı. Onu her görüşünde yüreği kafesinden çıkacakmış gibi heyecanlanır. O günlerde kolhozdaki işlerin pek kötü gittiğini Gülsarı nereden bilecekti? Orada çalışanların eline hiçbir şey geçmiyordu. Savaş yıllarında bakımsız kalan evlerinin perişan hali. Gülsan onun bu halini gözlerinden. sesinden. bu sıkıntıları Gülsarı nereden bilecekti? Bir yıl önce havalar kurak gitmiş. eli yumuşardı. Denetim kurulu üyesi Tanabay Babasov. birden neşesi yerine gelirdi. Hemen her defasında o kadınla karşılaşır. Belki o da binmek istememiş olabilirdi. merkeze her gelişinde durmadan sorar. yolda o kadına rastladıkları zaman sevinirdi. ağıl anbar yapacak malzemeleri bile yoktu. yavaşlatırdı. Yazın hayvanlar yayılıp otluyor. el hareketlerinden sezerdi. Koyun. Çünkü kolhozun tembellikle suçlanmaması için komşu kolhozların eksiğini 44/Elveda Gülsart de kapatmak zorunda kalmışlardı. etlde sütü de devlete maliyetinin çok aşağısında bir para karşılığında vermek zorunda kalıyorlardı. Kendisinden başka kimseyi bindir-mezdi. Yine bu yüzden. Bibi-can't'görünce Tanabay'ın yüreği hoplar. Kolhozcular ne zaman gün göreceklerdi? Zaman geçip gidiyordu. Büyük bir yanlışlık var. neşesi yerine gelirdi. Kadınla karşılaşınca Tanabay: . bu işte. güzel günler ne zaman gelecek? Halk daha ne kadar sıkınü çekecek?. Kolhozcular. pek az ürün almışlardı.com. bu böyle olmamalı. böyle olmayacaktı. Sahibinin bunu derdini.enginel elveda gülsarı Ne denli yalvarsalar da. işi gereğLsık sık köye inmek zorunda kalıyordu. Bu böyle sürüp gidecek miydi.. bazen de fısıltı halinde konuşurlardı. Tanabay onlann hiçbirini bin-dirmemişti Gülsan'ya. Yarım yamalak bir ev kurabilenler. Savaş yılları ve zafer avuntusu gerilerde kalmış. Bu yüzden. * "X) yıl Tanabay köy denetim kuruluna üye seçilmişti.Hayır yoldaşlar. Bibican'ı bile bir kez olsun bin-dermemişti.

Tanabay'ı itten aşağı görüyor. Ama. yanlış olan neymiş göster! İşte plan. kavgaya varan tartışmalar başlardı. İşlerin bu kadar kötü gitmesini aklım almıyor doğrusu. bir babadan olan çocuklar. Tanabay. O günlerde herkes bu olayı konuşmuş. malımıza mülkümüze el koyarsın ha! Al. dedikodusunu yapmıştı. "Sen bir kulaksın!" diye sürdürmesi gerekir miydi? O. sizin de hakkınızdan geleceğiz!" diyordu.cizgiliforum. ona yaptıkları Kulıbay'ın ve oğlunun yüreğini kanatmış. dalıp giderdi. orta halli iyi bir çiftçi değil miydi? Kulıbay. Muhasebeci bir tomar kâğıdı Tanabay'ın önüne sürerek cevap veriyordu: . Kulıbay'ı. Tanabay başını iki eli arasına alır "Nasıl oluyor. uyuyor musun yoksa? derlerdi. Onun yolundaydılar. Buna göre Tanabay öz kardeşine el kaldırmış. kolhoza da boş yere düşman kazanmış değil miyim?" derdi kendi kendine. çıkan bu. O kişiler Tanabay'ı gördükleri zaman içlerinden "Yaa. sonra da götürüp tarlalara atmak 27 . Canını sıkan başka durumlar da vardı.ama savaştan sonra. Ya biz çalışmasını bilmiyoruz ya da siz yönetmesini. kendisiyle alay ettiklerini biliyordu. kalan bu! Kâr-kazanç yok.Al işte! Bunlara bak da doğru olmayan.. Yalnız sen komünistsin de biz hepimiz halk düşmanı mıyız? Söze başkaları da karışır. Kasaya giren bu. Bugün geriye dönüp şöyle bir bakıyordu da. sonra konuş. kendisinin canla başla çalışması değildi yalnız. bir anadan doğmuş gibi kanndaş sayılırlar. "Kendime de.enginel elveda gülsarı üyesi Tanabay. Sizi aç gözlüler sizi! Aç gözlü it. öz kardeşine kötülük etmişti. neden böyle oluyor?" diye düşünür. Sibirya'ya sürülmüş ve savaşa kadar yedi yıl orada kalmıştı. Belki onların çocukları da akrabaları Ta-nabay'dan nefret edeceklerdi. taş gibi oturmuştu. işte ürettiklerimiz. Çek cezanı! Sa-valta geberip gidemedin!" der gibiydiler. Daha ne istiyorsun? Önce durumu öğren.www. Tanabay ne yapmışsa kolhozun iyiliği için yapmıştı. hırsız.com. kulakız diye. Tanabay ise daha küçük ikinci karısından doğmuştu. zaman zaman bu olayı uzun uzun düşünürdü. Sonra yine başlardı o gürültülü tartışma: Kış ortasında ev ev dolaşarak gübre toplamak. babasının birinci kansından. idare et bakalım. Üstelik o adamlar kendisine yabancı da değildi. Nefret etmelerinin bir sebebi vardı elbet. nefret ediyorlardı. işte devlete verdiklerimiz.. Kulıbay'ın çocukları da babalarına ben-zemişti. çok başka yargılara varıyordu. Kırgız töresine göre. gördün mü işleri ne hale getirdiniz!" der gibi kıs kıs güldüklerini. Ama böyle mi yapmalıydı? Böyle yapması mı gerekirdi? Önceleri haklı olduğundan hiç kuşkusu yoktu. Bazı insanlara diş biliyordu. "Toprak sahibiyiz. 46/Elveda Gülsan Elveda Gülsarı/47 O bu düşünceler içinde yüzerken yoldaşları onu dürtüp uyandırır: Ey. Onu bu Elveda Gülsarı/45 kadar üzen. y Tanabay da onlara sert sert bakıyor ve içinden cevap veriyordu: "Durun hele! Önünde sonunda bizim dediğimiz olacak. itten artanı yalar işte böyle. nasılmış. Bunlardan biri ağabeyi Kulıbay idi. Aradan çok zaman geçmiş olsa da. niye sesin çıkmıyor.

Döllenecek hayvanları ayırmak. yalnız yılkıdan sorumluydu. merkezdekiler sık sık çağırıp ondan hesap 1 Kirmev düğüm: Gemicilerin izbarc bağına benzeyen ama ondan daha sağlam. gece gündüz çalışıyordu. Eleştirmek kolaydı. insanlarla nasıl konuşacağını. kadınla fısıldanarak konuşacaklarını bilirdi.. okşayıcı değildi. başlıbaşına büyük bir işti ve üstesinden gelemezlerdi.www. toplantı odasından kaşları çatılmış. onu durduracağını. çare arıyorlardı. ama her defasın-di. onarmak için kereste ve demir çember gerek..com. kısa iple atılamayan bir düğüm. Yetecek kadar ne ot var ne de başka yem.cizgiliforum. Tanabay onun yerinde olsa. Çora'yı dinledikten sonra sakinleşmiş. O zaman kadın parmaklarıyla onun yelesini tarar. sahibinin yumuşayıp dizginleri çekeceğini. kaskatı olur. Ak sakarlı doru kısrağın dudakları 28 . dizginlere sıkı sıkı asıldığı zaman. Eski sulama arkını da onarmaları. Tanabay. azarlıyor. kazma batmazdı. Bu. yine de öyle olduğu günlerde ondan korkardı. İşler uz gitmeyince çalışanlar onun yakasına yapışıyor. Tanabay onun değerini çok sonra anlamıştı. Oysa Çora. (Delik büyük. kıtlık. Her şey ondan sorulurdu. ama arabaların tekerlekleri yok. Peki. parasızlık onun sorunu oluyor. Durum böyle de olsa. yenilerini açmaları gerekiyordu. nasıl kuracaklardı? Koranın damı delinmiş.. yama küçüktü). O yalnız öyle zamanlarda sahibinin mutsuz olduğunu sezerdi. Kolhoz başkanlığından sonra iki yıl da partiyi örgütleme işinde çalıştı. Bu yüzden kimseyi çalıştıramazlardı. hasta kalbiyle sonuna kadar direnmiş. koyun korasını. sırtındaki ağırlığın birdenbire hafifleyeceğini. Ama. Oysa Çora kolhozun bütün işlerinden sorumluydu. bel-bo-yun eğmeden. Bahar gelince yapılacak ertelenmez başka işler vardı. onları nasıl ikna edeceğini çok iyi bilirdi. parti toplantılarında ve kolhoz başkarmasın-da (idaresinde) sorunları dile getiriyor. ideallerinin gerçekleşeceğine olan güveni tazelenmiş olarak ayrılmıştı.. boynunu okşardı. kolhozun işlerini yürütmüştü. Tanabay ona hiçbir zaman kırbaç vurmuş değildi. çıldınr. Bunları almak için para nerde? Kim borç verir? Verse bile sonra nasıl öderiz? Banka boş sözlere güvenip kredi vermezdi. Hiç kimsenin elleri o kadının elleri kadar yumuşak. döl alma zamanı için gerekli kapalı korayı nereye. soruyor. kendini asardı. yol üstünde o kadına rastladıkları zaman. Çöra'ya olan güveni sarsıldı. Çora. Sağıcılar da süt sağmaya yanaşmıyorlardı. ot toplamak. Kış günlerinde toprak donar.enginel elveda gülsarı gerekiyor. halka ve hayvanlara yakacak. onun hangi ağır düşünceler ve dertler içinde olduğunu Gülsan bilemezdi. ama o yine de yılmıyor. Sabahtan akşama kadar çalışacaklardı da ellerine ne geçecekti? Kısası kısa iple kirmev1 düğüm bağlanamıyordu. akıyor. Kolhozun başkarması (başkanı) Çora idi. Tanabay kaç kez öfkeli bir şekilde hesap sormak için gelmiş. suratı asılmış olarak çıktığı. Daha nice işler nice sorunlar vardı! Bütün bu işleri düşününce insan ürperiyordu. Yalnız bir defa. cesaretlerini yitirmeden. bir hışımla ata bindiği. tohum ekmek. Tanabay'ın işi yalnız yılkılara bakmaktı. Bütün bu işlerden yeni arklar açmaya vakit kalmıyordu. Ama bunda da asıl suçlu yine kendisiydi.

Kadın imalı. İkisi birbirlerinden habersiz kendi kendilerine giderlerdi sanki. sen de geçiyordun. aygırlar bir yerini incitir diy^ korkuyorum.cizgiliforum. dur. Elveda Gül sarı/49 . Ne var bunda? .Ne yani? Başkaları sevmiyor mu demek istiyorsun? . sevdiği. Hadi. 29 .www. hafif hafif yorgalardı.com. . Yılkıda olsa hiç böyle sakin durmaz. Sahibinin eyer üstünde olduğunu unuturdu. karşılaştık.Peki sen? . Ayrılıp uzaklaşırken kadın bir kez daha arkasına bakar..Niçin durayım Tanabay? Neye yarar? Sen akıllı adamsın. Gülsarı beni seviyor.Öyle demek istemedim. Gülsarı öyle zamanlarda sahibini çok severdi.Bibican.. Gözleri. Özellikle kokusundan anlardı o olduğunu.. bazen de 'olmaz!' anlamında başını sallıyordu. sıcak ve yumuşaktı onun elleri. biz unumuzu eledik. Bak kulağını nasıl buzağılar gibi indiriyor. O kadar. Ama bırakmıyorum. duruşundan hemen tanırdı. . Karanfil kokuşuydu bu. İşte. eleğimizi astık artık. ama herhalde anılarda kalmış yiğitlerin yaşadığı dönemi ve onların aşklarını. acılarını anlatan sözlerdi bunlar. dalgın bir cevap vermişti: .. çok iyi bildiği hoş bir otun kokusuna benzetir ve öyle algılardı. başım sallardı. kurumuş karanfil tanelerini boncuk gibi dizerek bir kolye yapmış. Bu kadının gözleri de yeryüzünde başka hiç kimsede yoktu. . Bundan sonra Tanabay derin bir düşünceye dalardı. O da bildiği yoldan. Sonra hafiften bir yır duyulurdu.Ama çok sık denetler oldun.. Konuşmaya vaktim yok.. ama şimdi asıl yoluma sapıyorum. yorgayı kendi haline bırakırdı.Bak. diye işi şakaya vurmak istemişti Tanabay. bekle biraz! .Evet. bazen kaşlarım çatıyor. onu taşıyordu boynunda. Onun kokusunu. Benim derdim zaten başımdan aşıyor. . ben yalnız senin adına üzülmek istemiyorum. 48/Elveda Gülsarı Dizginleri gevşetir. şimdi seni denetliyorum. sözleri pek anlaşılmazdı.Ben de denetim komisyonunda üyeyim..Ne suçum var ki? Buradan geçiyordum.enginel elveda gülsarı kadar sevimli. Kadın..Bu benim her zamanki yolum.. Ama sen. Tanabay hafif sesle bir türkü söyler. bir açılır. yürüyüşünden.Kaybedecek neyim var ki? Ben bir dulum. Dikkat et ha! . bir koyulaşırdı. şınl şınl bir derenin dibinde ayışığı vuran taşlar gibi parlar.. Bıraksam aygırlarla it gibi dövüşür. Onu uzaktan görür görmez. hadi hoşça kal. Kadın bazen gülümsüyor.Çünkü sen başkasın. çok iyi bildiği yoldan.Benim için üzülecek ne var ki? . ne de olsa daha pek genç. O kadını da severdi kendince. . Sık sık eyerleyip binişim de bu yüzden zaten. Gül-sarı. . Tanabay eyerin üzerinde yana doğru eğilerek konuşurdu onunla. Cephede ölen bir askerin karısı. biraz daha okşa onu! demişti Tanabay. görüyor musun Bibican! Seni nasıl da seviyor. sonra çok üzülürsün.. çayı geçerek ta yaylaya götürürdü sahibini.

çocuğunu yıkayıp temizliyordu. ama kendinin düşmanısın sen. Bundan sonra Tanabay da kendi yoluna devam ederdi ama. zaman zaman düşlerine girip onu kan ter içinde yataktan fırlatan savaş günlerini.. öylesin. kolundan tutup götürdüğü kızım. Bibican ela onun uzaktan kendisine baktığını seziyor. Dediğim gibi. dostu. bütün gerçekleri. geçmişi. Üstelik Tanabay'ın iyi bir karısı vardı ve onu incitmemeleri gerekirdi. ama her şey zamanında olmalıydı. her şeyi..cizgiliforum. her şeyi. koyu renkli başörtüsünün içinde daha beyaz görünen yüzünü. işten çıkınca da gelip onu alırdı. geleceği. Ancak yorga..Trrr Gülsarı! Telaşın ne? derdi. İşte şimdi köyün sığırları meradan dönüyor. her şeyi. döne dolaşa kadının kaynanasının evinden çıkmasını bekliyordu. Tanabay'la kendisinin birbirlerini sevemeyeceklerini düşünürdü: Tanabay evli barklı bir adamdı. o da kendi ineğini karşılıyordu.. . gözlerini çayın karşı yakasındaki sisli havaya çevirir ve yanık bir türkü tuttururdu. yorga için de çok güzel bir dönemdi o. Aslında gözünü belli bir yönden ayırmıyor. Daha düne kadar mahalle arasında top peşinde koşan bir bacaksız bir de bakarsın bütün ülkeye nam salar. Sonunda Bibican kendi evinin avlusuna girip kaybolurdu.Hayır. Tanabay için de.. neylersin!" der. yama üstüne yama 50/Elveda Gülsan vurulmuş iş elbisesini çıkarıp. Atın çayı nasıl geçtiğini. Kadın böyle düşünürdü ama bu düşünceler Tanabay'ı umutsuzluğa. bir sokaktan öbür sokağa geçti ve sonra atın başım değirmenden yana çevirdi. gözlerimin önünde olurdu: İşte şimdi Bibican evinin kapısını açıyordu. Onun yaşında birine âşık olması doğru olmazdı. Tanabay. sonra karşıda yola nasıl devam ettiklerini hiç farketmezdi. düşmanın mı? . Kadının her halini seviyordu Tanabay: Yürüyüşünü. göievi gereği dolaşıyormuş gibi. İyi bir insandı o. kızının elinden tutup evden çıkışım. üyire yaklaştıklarını sezince yürüyüşünü birden hızlandırır ve Tanabay da kendine gelerek dizginlere asılırdı: . onu bir kez daha seyretmeden ayrılmak istemiyordu oralardan.düşmanı.. entarisiyle kuyuya su almaya gidiyordu. su ısıtıyor.Beni ne sanıyorsun.Nedenmiş o? Nasıl böyle düşünürsün? . Onur-. biliyor ama ona bakmamaya çalışıyordu. Artık. el üstünde tutulan bir şöhret olur.. kadın yine hayalinde. Bibican işe giderken küçük kızını kaynanasının evine bırakırdı.enginel elveda gülsarı . mutsuzluğa sokardı: "Kaderimiz böyleymiş. Bibican.Sen ne dersen de. O zaman her şeyi unuturdu: Kolhozu. futbolcunun ününe benzer. kendisini ve Tanabay'ı işte bu gerçeklere inandırmaya çalışıyordu. oradan okulun önüne gidip bakü. peşlerinden koşup gelen küçük köpeği bile sev lyordu. Uzun yıllardan beri kendisine dargın olan üvey ağabeyi Kulıbay'ı. çolukçocuğu.www. kapkaranlık ve sessiz evde yatağına girdiği zaman. Gol 30 . Kadın. köyün kenannda bulunan kendi evine gidişini görmeden.. Sonra ateşi yakıyor..com.. Ve kadın kendi yoluna yürüyüp gitti. Yürük atın ünü.

öyle biter. Bayram töreninden sonra çayın karşı kıyısındaki düzlükte gösteriler başladı. güçlülük getirdiğini.] dılar. Tanabay o sabah erkenden kalkıp aünı eyerledi. o büyük kalabalığı. başlıo2/Elveda Gülsan ğını. gururu. sarı yorga. komşu kolhozlardan ve Kazakistan'dan pek çok insan gelmişti. Üzengi-) ler 31 . Bir Mayıs'ta yapılmıştı o yarış. kimisi at üstünde. kimisi yaya. Bilmeyen kalmadı: "Gülsan!" "Tanabay'ın yorgası!". Göğün altı şimdi azan-kazan1 idi. baksana şuna.. Tanrıya şükür. "Ben Gülsarı'yım" derdi biri. İhtiyar Turgay'ın dedikleri oldu. onun nasıl bir yücelik. bırakalım bunu. çevreler. Atla insan arasındaki tek fark. üzengileri. o büyük yarıştan sonra öğrendi. yeşil havlular. Gülsan. Atlar bu konuda kıskançlık nedir bilmezler. Gülsan sahibinin gözlerinin parıltısından ve ellerinin titremesinden olağanüstü bir şeylerinf olacağını seziyordu.cizgiliforum.www. heyecanlı. meraklıydı. Genci yaşlısı herkes tanıdı onu. genellikle vaktiyle ona övgüler düzüp göklere çıkaranlar olur. "Hayır. Çok büyük bir kalabalık toplanmıştı. O anlı-şanlı futbolcunun yerini başkası alır. Çocuklar. belki yanı-lıjpruz. böyle büyük kalabalık ilk kez görülüyordu. onu dillerinden düşürmü-yorlardı. Ama giderek yıldızı sönmeye k Elveda Gülsan/51 başlar. » Yanş kazanan atın ünü de öyle başlar.enginel elveda gülsarı atmaya. "Köyün övüncü. Böyle diyoruz ama. Onu ilk unutanlar da. Kızıl. kızıl bayraklar dalgalanıyor." diyor. henüz koşup tozlu topraklı sokaklarda atçılık oynamaya başlayan çocuklar bile hep "Gülsan" olmak isterlerdi. Kendini rezil mi edeceksin? Göreyim seni! diyordu. Gülsan'nın ben olduğumu söyle! Hadi Gülsan. Yarış kazandıkça ünü yankı yankı yayılır.com. sana güveniyorum.! daha özenli olarak taktı. beni küçük düşürme. öteye beriye | koşuyor. Sonra atlılar çayın karşı tarafında bir araya] geldiler. insanlar da atlan kıskanmayı henüz öğrenemediler. O gürültülü kalabalıkta sabırsız. Komşu çiftliklerden gelenler atlarını eyerlemeye başla. kolanlan her zamankinden daha dikkatli..Hadi bakalım Gülsan. Hay aü kıskanan zavallı hay! Neyse.. ağları dalgalandırmaya devam ettikçe ismi de yayılır. Kazaklar kendi atlarıyla katılacaklardı yarışlara. yüzümü! kara çıkarma. Atlann takınılan da pek süslüydü. sonunda unutulup gider. atın atı kıskanmamasıdır. heyecanla! bekliyorlardı. Kıskançlığın doksan türlüsü varmış. onca atı bir arada görünce. başı döner gibi oldu. Gülsan benim!" diye itiraz ederdi öteki: Annee. yarışın bir an önce başlamasını istiyor. Sahibi çok heyecanlıydı: . Savaştan sonra böyle büyük bir şenlik. Dağlardan. göz kamaştırıyordu.. deeeh! Zuvvv!" Şöhretin ne olduğunu. Daha 'R' sesini bile telaffuz edemeyen. Sahibine düşmanlık etmek için atının maytabanına (toynağın yumuşak ortasına) çivi çakanları da biliyoruz. O yılın baharında yorganın yıldızı iyice parladı..

kayışlara.cizgiliforum. Başlama noktasına giderken Gülsarı gemi dişliyor. Genellikle boyların ya da eski.¦] yorlardı. atıyla. Ama Gülsarı dörtna1 Toybaşı: Toyu. Yarışçılar uran salıp2. Gülsan kaslarının gerildiğini. Toybaşı1 yarışçılara seslendi: -"Haydi şimdi bir Fatiha okuyalım. saçlarını ustura ile kazıtıp. aynı bayrak altında toplanmak ve savaşmak için millî parola. Yarışa katılacak biniciler atlarını bir araya getirdiler. olanca gücüyle¦] koşmak istiyordu. atlarım dörtnala sürüyor. bir an önce fırlayıp koşmak isti. açıldı. Vücudunu odlara salan bir ruha bürünmüştü. biraz yana açılarak elindeki beyaz mendili havaya kaldırdı ve büyük yarış başladı.enginel elveda gülsarı şıngırdıyor. her türlü sesin birbirine karışmasından meydana gelen büyük gürültü. Tanabay atın gemini gevşetti ve yorga fırlayıp çıktı or. Atlar sahırsızlanıyor. uçuyorlardı. eyerden sarkıp yere bırakılan paraları topluyorlardı. dedi. ellerini açarak seyircilere doğiu biraz ilerlediler. Toybaşı.j diler. j toplu halde durdular. başlama çizgisinde başlarını bir hizaya getirerek dizildiler. başlıklara takılan gümüşler parlı--'¦ yor. Bundan sonra yarışçılar atlarını dokuz kilometre ilerideki başlama noktasına doğru dörtnala sürdüler. Yüzlerce el kalktı.www. şenliği. Daha nice hünerler gösteriyor. ön ayaklarının j toynaklanyla yeri eşeliyor. uğul uğul bir ses çıktı kalabalıktan: "İşte Gülsan! Gülsan! Gülsan!" Yarışa katılacak elli kadar atlı vardı.j rıyla dolanıp duruyorlardı onların yanında. birbirlerini düşürmeye çalışıyor. Ve o 1 1 Azan-kazan: Her ağızdan çıkan ayn sesin. topraklan sıçratarak. toynaklarıyla 1. ünlü bir batınn adı söylenerek çağrılır. gerilerinde bir toz bulutu yükseliyordu.j taya. yer sarsılıyor. göz alıyordu. Yansı düzenleyen ve yöneten aksakallar da atla. hayır dua edelim. Onların boş bıraktıklan alanda başka gösteriler başladı: Güreşiyor. dua edildi vellütün kalabalık "Amiin!" diye yüzlerini sıvazlayarak ellerini indirdiler. diliyle itiyor. başlarına birer beyaz çevre geçiren biniciler. Gülsan da fırlamıştı elbet. yarışı yönetenlerin başı 2 Uran: Aynı dâva uğrunda. Oniki Kazak boyunun ortak uranı 54/Elveda Gülsarı 32 . Şimdi toynaklar yeri dövüyor. Sonunda. Önce. gücünün arttığını hissetti. cirit oynuyor. Sonunda aksakallar yarışçıların beklediği işareti ver. Bunun üzerine. Atların hepsi birden ok gibi fırladılar. Boyların ayrı ayrı uranları da vardır. Elveda Gülsarı/53 anda. ne yana gideceğini bilemeden.com. sahibinin dizgini serbest bırakıp kendini niye salıvermediğini ani ay amıyordu. seyircileri coşturuyorlardı. Bundan ı bir an önce kurtulmak için ok gibi fırlamak. şöyle bir kendi ekseninde döndü. yarışçıların bir ucundan öbür ucuna giderek son denetimini yaptı.

sahibi ise dizginleri hâlâ sıkı tutuyor. sonra aralanmaya. gem kayışlarını görüyor--. karışıklık. Gülsarı bu durumu pek farketmedi. kuşkuyla iki yanına bakınıyordu. Oysa yorga gücünü harcamamıştı daha. önde giden atlarıa yavaşladıkları. yorulmaya başladıkları göründü.cizgiliforum. Havayı. Gülsarı'nın yeüşemeyeceği kadar uzaklaşmışlardı. ikisi iki yanından onunla bir hizada koşmaya başladılar. yorga gidişini hızlandırıyordu sade-j ce. Atlar. gürültü. Bir an sağına soluna suçlu suçlu bakü ve sonra Sanğül onu göremez oldu. heyecanla. O yokuşu. ağırlığını tamamen yitirmiş gibi oldu. Ötekiler Gülsarı'dan da gerideydiler. ağızları açılıp dişleri görünen atları geçip gidiyordu. Binicilerinin saklayan kırbaçları altında hırsla koşuyor. yolun yansına kadar böylece sürdü. Ciyren at. kızgın tarladan ve taze pelinlerden çıkan bir koku kaplamıştı. bir an. Sıcak ter içinde kalmıştı. Artık. günümüzde daha çok kökpar. On kadar at ileriye doğru arayı iyice açmış. uzanıp duran başlarını. İçini saran yarış hırsı onu bir Düldül yapmıştı şimdi. öbürü ciyren2 donlu iki at daha vardı. kamçılar saklıyor. Elveda Gülsarı/55 Ama önünde biri karakök1.enginel elveda gülsarı la gitmesini bilmiyor. O atlara binmiş olanların yüzlerinden öfke fışkırıyor. yerle gök arasında. ama birbirlerini bir baş kadar bile geçemiyorlardı. du. Karakök ve ciyren peşin-'den yetiştiler. Kanatlanıp uçmak istiyordu.\ lundan geçen atlıların uranlarını. Onları geçmişti ama. çakılın yüzüne gözüne geldiğini farkediyordu.. gücü de bu yorga gidişiydi işte.. Gülsarı. Sağından so. Sonunda. Şimdi atbaşı gidiyorlardı. dev bir dalganın köpükleri gibi taşıp tırmandı ve sonra. O andan itibaren de güneş topu üzerine daha hızlı düşmeye başlamıştı sanki. Gülsarı'nın onlara yetişmesi epeyce uzun sürdü. Gülsarı'nın Karakök'ü geride bırakması hiç de kolay olmadı. _. Bu öfke ve yüzüne çarpan rüzgârdan gözleri kararıyor.»Ama bir yokuşa geldiklerinde yetişti onlara. binicisinin ve eyerin ağırlığını duymaz olmuştu. Çok hırslıydı Karakök. az sonra ardından toynakların sesini yine duydu. İyi atlardı. bu da Gülsarı'yı çileden çıkarıyordu. vb. Gülsarı öndeki atlara bir bir yetişip onlan geride bırakıyordu. Gülsan iki aün gözlerini. yanya-' na öylece donup kalmış gibiydiler. bu-zakşı oyunlarında. kamçı şaklatmalarını du-! yuyordu.maştınyordu gözlerini. tarladan ana yola \ çıktıklarını. çamurun. Onun güçsüzlüğü de.com. güneş başına vuruyor ve onu üzerine yuvarlanan ateşten bir top gibi görüyordu. 'Abak'tır. Ama ne kadar ter atarsa o kadar hafifliyordu sanki. Gülsarı kendini geçip giden atlan görüyor.www. Uran salmak ya da uran çağırmak. Soluğu kesilmişti. " . O yalnız öbür atların kendisini geçip gittiğini. Karakök inatçıydı. Birden sahibinin "Haydi Gülsarı!" dediğini duydu. at yarışlarında. gemlerini. açıl-! maya başladılar. spor gösterilerinde yaygın olarak devam etmektedir (çevirenin notu). Koşu. Yokuş aşağı giderken güneş daha çok ka-. atların toynaklarından sıçrayan kilin. Sonunda ciyren atın hızı kesildi. birsüre yan yana idiler. 33 . Sanki koşmuyor da. patırtı dinmiş gibiydi.

Bu defa. Gülsarı onu da geçmişti. Ama önündeki kalabalık dalgalanıyor. O sesler Gülsan'ya yeni bir güç verdi. Ön sırada duruyordu. güçsüz kalan ayakları üzerinde ölürcesine koşuyordu.com. "Gülsan! Gülsarı! Gülsan!" diye yorgayı. Şimdi daha. ondan ve Tanabay'dan ayıramıyordu. o kadar uzak görünüyordu ki o uzun yolun sonu! Birden soluğu kesildi. • Bu sesler atın üzerindeki etkisini yine gösterdi. Gerisinde neler olduğunu. Kadın "Amin" diye ellerini yüzünden indirirken görüp tanımıştı 1 Manas destanında geçen çok hızlı koşan savaş atlarına tulpar deniyor. daha açık seçik duyuyordu onların sesini. o coşkun kalabalık. "Gülsan! Gülsan! Gülsan!" diye bağınyorlardı. Gülsan'yı da. Ama. Sonra. Sonunda çaresiz o da yenilgiyi kabul etti. Zaferi kazanan Tanabay ellerini kaldırarak şükür duasını yaptı. "Tanabay! Tanabay! Tana-bay!" diye de sahibini alkışlıyorlardı. Coşkulu.cizgiliforum. güçlü ve ünlü olduğunu anlamıştı. ak sakarlı kısrağın dolgun ve sıcak dudaklarına benzeyen 34 . daha önceleri yaptığı gibi. ufak benekleri olanına "tarlan kök" denmektedir. Düşüp bayılacaktı nerdeyse.. büyük bir zafer kazanmış kumandan edasıyla girdi. Yüreklenip ok gibi atıldı ileri doğru. Sahibi onunla konuşsun. ağız ve kasık kısımları sarımtırak olanına "şabdar" denir. kadın da. coşkun naralar atıyor. Derken. Yanş alanına gözleri alev alev yanarak. Şimdi ileride çayın panltısını. Doğrusu pek acıklı bir durumdu bu. biraz koyusuna "küren ciyren". bunlar gözünde halkalamyordu. Şimdi. yorga Gülsan.enginel elveda gülsarı Öfkeden gözleri donuk-laşmış. Gün ışınlarıyla dere dibinde ışıldayan küçük taşlar gibi gözlerini. başörtüsü beyazdı. çayırı görüyor. biraz açığına "açık ciyren". çevresini saran kalabalık biraz açıldı. Gülsan. demiri andıran tonuna "temir karakök". kızılımtırak olanına "Kızıl kök". gidip onun yanında durmak istiyordu. Şu insanların verdiği güce bir bakın! San yorga. o kadar büyük kalabalığın içinden o kadım görüp tanıdı ve ona doğru yürüdü. Gülsan biraz soluk alıp kendini toparlayınca. Önündeki atları geçip geride bıraktıktan sonra Gülsan rahat bir soluk aldı.. Büyük ödülü kazanan tulpar1 ile binicisine yer açtılar. yeri göğü inleten ve etrafını bir çit gibi çeviren insanların önünden koşarak çayırı bir dolandı. Bu donun koyusuna "karakök". iki kola açılıp ona yaklaşıyordu. her zamankinden farklı olarak. 2 Ciyren: Al donlu attır. İş bu kadarla bitmiyordu. güzel. Artık.. yakından. sahibini de aralarına almıştı. 56/Elveda Gülsan haykınşlannı duydu. o iki atın kendisine yetişip yetişmediklerini bilemiyordu. Elveda Gülsan/57 onu. Tam al olanına "kan ciyren". Onlan kendi hallerine bırakmıyorlardı. Bütün kalabalık ellerini kaldırarak ona uydu ve akansular gibi yüzlerini sıvazlıyarak bir ağızdan "Amin!" dediler. insanların 1 Karakök: Güvercin donlu (gri) atlara genellikle "kök at" denir.www. sevinçliydi.

com. engelleyin!" Heybetli bir küren2 aygıra binmiş. atlı oyunların. akın akın doluyordu oyun alanına. bacağının altına sıkıştırmış. Güneş batmak üzere olduğu ve gölgelerin iyice uzadığı bir sırada. kalabalığın olduğu yere indiler. Ama. şansını sınayabilirdi. çabuk!" 35 . böylece 'alaman bâyge'yi kazanmış olma şerefini de götürmüş olurdu köyüne. 1 Kökpar: At üstünde oynanan bir takım oyunudur. kadına yaklaşmasına izin vermiyordu. Mayısın ikinci günü. 58/Elveda Gülsarı Halk... Işığı azaldığı için artık gözleri kamaştırmıyordu. sırtındaki asker gömleği. nedense. kökparı o kapar. O zorlu. rakiplerinin çekiştirmesinden parça parça olmuş bir Kazak yiğidi. Kırgız ve Kazak atlılar. kendi takımına kazandırmak için mücadele ederler. kökparın başlamasını heyecanla beklerken. Taraflar. meydana bırakılan. Güneş. Ve Tanabay o oğlağı bir türlü ele geçi-remiyordu. boynunu okşasındı. Kimin atı deneyimli ve hızlı. çoğunluk kökparın sonlarına kadar yine fazla koşturmadı. atının ve kendisinin hünerini. kim daha hünerli. . Gülsarı idi. itişip kakışıyor. At yarışlarının. şaşıp kalıyor. o büyük çekişmede Gülsan atların arasında eziliyor. baüya doğru gi-• diyordu. Bir gün önceki yarışı kazanıp bâygeyi (birincilik ödülünü) kazanarak halk arasında nam saldığı için. en heyecanlısı.cizgiliforum. Gülsan yine en güçlü at olduğunu gösterdi. dağ göçüyormuş gibi bir gürültüyle. "alaman bâyge" denilen ödülü kazanmış olurdu. O sırada bir ses yükseldi: "Kazaklar kaptı! Tutun. en meraklısı kökpar idi. geleneklere uyup uran salarak. yormadı. Bu oyuna herkes katılabilir. açığa çıkmak istiyordu. aksakallar 'alaman-bâyge'ye izin verdiler. Gülsarı sahibinin niçin böyle yaptığını anlamıyor. o kadar atlının arasından oğlağı çekip almış.Tutun! Küren atı yakalayın! diye bağırıyordu Kırgızlar. nâra atarak. içi saman doldurulmuş oğlak veya buzağı tulumunu kapmak. herkesin gözdesi. Atlar birbirlerini sıkıştırarak. kızıyordu. gücünü. itişip kakışma başladı. onu kapanın elinden almak için at koşturuyor. Kökpar Oyunu''nda. eyerinin üzerine atıp onu kendi köyüne götürür. Bu defa da yıldızı parlayan. "Tanabay! Onu ancak sen yakalayabilirsin. dişlerini göstererek oldukları yerde dönüyorlardı. Bunlar meydana bırakılan bir kökparı eyerden eğilip kapmak. Kazak bozkırının ufkunda batacağı yere yaklaşıyor ve yusyuvarlak bir yumurta sarısı gibi görünüyordu.www. Kökpar serke''yi alanın ortasına bırakan toybaşı "Alaman!" diye bağırdı.enginel elveda gülsarı parmaklarıyla onun yelesini tarasın. boğuluyor gibi oluyor. Böyle güçlü ve çok rakip arasından kökparı yerden kaldırıp almak hiç de kolay değildi. Onunla konuşması gerekmez miydi? Onu nasıl görmüyordu? Ertesi gün. Tanabay onun dizginlerini başka tarafa çekiyor. Çekişme. geniş meydanda asıl mücadeleyi verecekleri "alaman-bâyge" için hazırlanıyorlardı. Böylece epey vakit geçti. Kökparcılar bir anda kökpar serkeyi kapmak için atıldılar. yarış meydanına. Kökparı kapan. Atlılar. kurnaz ve güçlü ise.

batmak üzere olan güneşe doğru 1 Kökpar serke: Kökpar oyununda kullanılan oğlak (tulumu). sahibinin hâlâ dizgini niçin gevşetmediğini anlayamıyordu.www. . elleri kan içinde kalmıştı. itişip kakışma şimdi başlamıştı. 36 .malar ve öbür atların toynak sesleri gittikçe geride kalıyor ve küren aygırla aralarındaki mesafe kapanıyordu. Onun için Gülsarı'yı küren aygıra yapışırca-sına yaklaştırdı ve bir anda Kazağın eyerine asıldı. Gülsarı'nın hızı ve kendi çevikliği sayesinde küren aygırının boynuna kapandı. Ama Kazak hemen sol yanına geçirdi kökparı. bağınşıyorlardı. Gülsarı'yı yeniden geriletip sağa geçmeyi göze alamadı. Gülsarı ile küren aygır atbaşı hizaya gelince Tanabay kökparı yakalamak için uzandı. şimdi baldırlarının üzerine aldığı kökpara abanmış. O alev topun içine girecek. İtişip kakıştılar ama yine de kökp arı yakaladı ve çekm . ışınlara karışıp yok olacaktı sanki. İki at yan yana. Elveda Gülsarı/59 uçuyordu. Tanabay'ın iki eli de boş olduğu için daha kolay hareket etmişti. Kazak uzaklaşmak istedi ama Gülsarı'yı geçmek ne mümkün! Ta60/Elveda Gülsarı nabay. Şimdi ikisi birden asılıyordu kökpara. Bir avı paylaşamayan iki kartal gibiydiler.com. Kazak hemşehrileri onun bindiği aygırın çevresini sarıp ona siper olurlarsa bir daha onu yakalayamaz ve kökpar Kazaklara gi-deıdi. Asıl çekişme. . Kaçan güneşi yakalayacakmış gibi bir hızla süzüldü. Kökparı da taşıdığı için küren aygırın yükü ağırdı ve Gülsarı'nın ona yetişmesi zor olmadı. Onlar böylesine bir çekişme. 2 Küren: Koyu al donlu at.Yok arkadaş! Alamazsın! dedi Kazak.Aferin! Gerçekten çok iyisin! diye bağırarak onu övmekten kendini alamadı Tanabay.Hadi Kazak kardeş. Tek kazanma umudu teke tek çekişmeydi. kapışma içindeyken. kendini kovalayan Kırgızlardan ve yardımına koşacak Kazak hemşehrilerinden uzaklaşması için zaman bırakıyordu.cizgiliforum. kolla kendini! diye bir nara attı Tanabay. Tanabay Gülsarı'yı küren aygırın sağına geçirdi. Kollarını birbirlerine dolamışlardı. Tanabay. İkisinin de birkaç tırnağı sökülmüş. „ * Ama Tanabay işini biliyordu. güneşe doğru koşmaya devam ediyordu. Kırgızları da geride bırakmaya başlayınca Tanabay sarı yorganın dizginini salıverdi. ¦ Kazak yiğidin bindiği küren aygır ok gibi fırlayıp Kazakları da. hırıldıyor. kökparı öbür tarafına geçirecekti. Kazak aynı şeyi yapacak. Birbirlerinin ellerine ve kökpara pençe gibi geçiriyorlar-dı tırnaklarını.enginel elveda gülsarı Küren aygıra binmiş Kazak. Bu yüzden biraz geride kalıp bu kez solundan yetişti küren aygıra. Kazak yiğide. Gülsarı. . Yırtık asker gömlekli Kazak da kökparı bu kez sağa geçirmekte gecikmedi.ye başladı. Gülsarı uçtu. kızıl dumanlara.Tanabay şimdi onun soluna geçmek zorundaydı. Şimdi bağnş-. Kazak yiğit kökparı o tarafında tutuyordu.Körük gibi soluyor.

Sonunda Kazak gencinin parmakları çözüldü. Kazak kökparı bırakırken hasmını uyarmaktan geri kalmadı: . uğul uğul ve yeri sarsarak devam ediyordu.Yakalayın! Tutun! Bırakmayın! diye bağınyorlardı birbirlerine. yiğitlik ve beceri oyunu olan kökpara bize armağan eden atalarımız nur içinde yatsınlar! Ruhları şad olsun! İki at yanyana koşuyor ve kökpar serke ikisi arasında gerilip hırpalanıyordu. atlarının peşinden sendeleyerek koşanlar vardı. "Sağ ol Gülsanm! Canım ciğerim benim! Sağ ol" dedi Tanabay. toynak sesleri ve başka gürültülerle. sadece ucu görünüyordu. akşam serinliğinde. Nara atanlar vardı. böyle bir oyunda bütün bunlar olurdu. Kimse kimseyi suçlayamazdı bu yüzden: Erlik göstermek ve er meydanında başa gelene razı olmak! Bunlar bir anadan doğmuş kardeşler gibidirler. Güneş topunun büyük bölümü batmış. Alaman-bâyge. Bir yandan kök-parı sımsıkı tutarkeı. o engin bozkırda kanatlarını gererek kavisler çizen kuşlara benziyorlardı.enginel elveda gülsarı iki at ds olanca güçleriyle ve hırsla koşuyor.com.Gülsarı! Gülsan aldı! Kazak takımından bir grup Tanabay'ın önünü kesmek için atıldı. Kovalayan. Gülsarı onun her hareketinden ne istediğini hemen anlıyor ve isteneni yapıyordu. Devrilen atlar . kendi takım arkadaşlarına doğru koşuyordu.Sıkı tutun! diye bağırdı. Artık bağıran çağıran yoktu. * Atlı arkadaşları bağrışıyordu: . salıverilen kökparla birlikte aü-run öbür tarafına düşmekten güç kurtuldu. Alaca karanlık çökmüştü. olanca gücüyle kökpan çektiği ve küren aygın da ittiği için. Böyle bir yarışta. güneşi yakalamaya gidiyorlardı! Bir batırlık. Onu kolu ve ayağıyla sağlama aldıktan sonra bir zafer narası attı ve yorgayı olduğu yere çevirerek küren aygırdan uzaklaştırmaya başladı. kovalanan da yoktu.düşenler. Tanabay birden sağ ayağını üzengiden çıkardı. yardımına gelecek kendi takım arkadaşlannın önünü kesmelerine fırsat vermemeliydi. Arkadaşları yetişip çevresini sardılar ve hep birlikte koşmaya başla-dılar. Atını olduğu yerde bir kez daha çevirdi ve Kazaklardan kaçmaya başladı. Yine de oyunu bitirmek istemiyor gibi koşturuyor62/Elveda Gülsarı 37 . Ana Tanabay'ın da tecrübesi vardı. Bunlar: J. Yarışçılar şimdi bağırıp çağırmayı bırakmış. üzengi kayışının altına almak ve sonra fırlayıp uzaklaşmaktan başka bir şey düi ünmüyonan ı. canlarını dişlerine lakmış. ayağı ile küren aygırı itmeye başladı. dalga dalga.cizgiliforum. Gülsan bir kez daha olduğu yerde dönüp koşarken.www.Bir o yana bir bu yana koşturan atlılar. kolları uzun ve çekiç gibiydi. Şimdi Kırgızlara. Ama kökpar elinElveda Gülsan/61 deydi artık. Tanabay bunların. rı bütünüyle ele geçirip. kökp. Gerçekten de Tanabay. Tanabay takım arkadaşlarının korumasına girmişti. Kazak yiğidi güçlüydü. Artık varış çizgisinapek yakındılar.

Binicisi Kazak yiğit de öyle. Ne gam! Yenmişler. çakıllı geniş geçit oracıktaydı. Atlılar. Kırgızlar ise: . yine birlikte koşuyorlardı. yıkılacak gibi oluyordu. Atların nallan suyun dibindeki çakıllara çarparak sağır edici sesler çıkardı. dışarıda bağlıydı. bây-geyi almışlardı. Bacakları titriyor. İki yiğit. Gülsarı çok yorgundu. Eyere attığı serkenin üzerine abanmış başı ileri geri sallanıyor. O olmasa bâygeyi kazanamazdık! . düşman eline düşmesin diye savaşçı arkadaşları böyle getiriyor.Siz de sağ olun hoşça kalın. Gür çalıların arasından onun parlak köpüklerini görüyorlardı. ileride o da nam salacak. niçin suskun ve yüzleri niçin gergindi? Bir ezgi mi dinliyorlardı? Kazak tamburası ile Kırgız kopuzu gümbürdediği zaman.Yarış için çok teşekkür ederiz. Ayaklarını öyle açıyor. Gem vurulmaya ve binilmeye alıştırıl-dığı günden bu yana hiç bu kadar yorulmamıştı. Gülsarı ortada amiral gemisi. atlarını çaydan sürüp geçtiler. köpürüp kaymadı. sağ olun! diye seslendiler.Evet öyle. Yeşil çayır.Doğru. Tanabay da çok yorgundu. Sonuna geliyorlardı artık. öbürleri de onu korumakta görevli refakatçilerdi sanki. Yanında kollayanlar olmasa. öyle süzülüyordu ki karnı otlara değiyordu. Yiğitlerden biri Tanabay'ın elinden serkeyi abp köye koşturdu atını. . Öbürleri de Tanabay'ın yanlarından ve ardından gelerek onu kolluyorlardı. İşte.. ama tam bir uyum içindeydiler. çay hemen önlerindeydi. Grup grup. Tanabay da adım atamazlardı. Elveda Gülsarı/63 Kazaklar çayı geçmeden kıyıda durup onları uğurladılar..cizgiliforum. Yarışçılar niçin bağırmıyor. Gülsarı da. 38 .enginel elveda gülsarı lardı atlarını. . Gülsan'nın önünü kesmek için Kazak atlarından kaçışı gözümün önünden gitmiyor.Haydi Tanabay.www. çok ağır bir gün geçirmişti. Tanabay ve onu çembere alan kök-parcı arkadaşları. Çayın öbür yakasındaki Kırgız köyüne varacaklar ve oyun bitecekti. Kazandı hayvan. Şarıl şarıl akan çaya yaklaşmışlardı. Yorga da öbür atlarla birlikte. Gülsarı'yı ye-dekleyip karşı tarafa geçirdiler. Belki eski zamanlarda. Su çalkalandı. . görünüyordu. Ama o zaman daha küçüktü. Hava çok karanlıktı. Tana-bay'ı bir eve konuk etmişlerdi. kara bir dalga gibi bir tepeden inip başka bir tepeye tırmanıyorlardı. Göz gözü görmüyordu. İki yanında iki yiğit başlığından tutup götürüyordu onu. Karanlıkta bile parlıyor. Görürsünüz. Çok zor. kendini zor tutuyordu. Bozkıra yayılıyor. tıpkı böyle bir uyumla at koşturuyor. şimdi ise anlı-şanlı bir tulpar olmuştu. Kökparcılar bir evde toplanmışlardı ve herkes Gülsa-n'dan söz ediyordu. dağlardan sel gibi iniyorlardı. kurtarıyorlardı. vuruşarak büyük zafer kazanan.. Güz gelince yine karşılaşırız! dediler ve atlarının başını çevirip kendi köylerine yollandılar. ama küren aygır da arslan gibiydi doğrusu. yaralanan hatırları da.com. buyur Gülsan'nın şerefine içelim.

. kendini toplasın biraz. saçtığı o pis kokudan da tiksinecekti. Ayaklarının maytabanı1 ateş gibi yanıyordu.. Tanabay atın kulaklarım sıkıştırdı. keskin bir koku yayılıyordu nefesinden. Önümüzdeki baharda üyirin içine salacağım. silkinmek. yelesini okşadı. darılma bana. çayırda yuvarlanıp sırtını kaşımak. Adamlar evde onu överlerken Gülsan da dışarıda. Ben de ölüyorum yorgunluktan. biraz konuştu. Tanabay dizginleri çekerek atı yavaşlattı. Hırıldıyor. yine şakıyordu. Yarışın. At değil. senin şerefine içtim biraz. Teri kuruması için sabaha kadar ona ne su vereceklerdi ne de yem. Oysa onun nefesinden böyle pis bir kokunun yayılması pek nadir görülürdü. Hadi Gülsarı. Tanabay yorganın yanına geldi.www. Ayakları beton gibi kaskaü olmuştu. Az içtim. Sokaklar sessiz. Eski batırların savaşa giderken bindikleri atlar herhalde böyle idiler.enginel elveda gülsarı . hafif hafif bir traktör sesi duyulu1 Maytaban: At toynağının altında ve iç ortasındaki yumuşak yer.Kısrakların peşinde dolanmaya başladı bile.Ah ne güzel bir sessizlik bu! dedi yüksek sesle. şakıyor sonra kendi se-siiti dinler gibi duruyor. Bana öyle bakma.com. Ne demek istediğimi anlıyor musun Gülsarı? Nereden anlayacaksın! Sen üyire git-rriâk istiyorsun. Bülbülün şakımasından başka çıt yok. Omuzları sızım sızım sızlıyordu. Gülsarı'yı kısrağa ne zaman salacaksın? . hele tam gelişsin de. Düldül o! Düldül! . işte gidiyoruz kendi evimize.. Bu güz onlarla otlasın. ama biraz daha vakti var. Ay yükselmiş. Karanlıkta sallanıyor. Elveda Gülsarı/65 yordu.. Yalnız uzaktan. Sonra atlara binip her biri kendi yollarına gittiler. Bütün köy uykudaydı. ben ise. Gülsarı'mn üstün niteliklerni anlatıp durdular.. başının altını sıvazladı: . üyir atlarıyla dolaşmaktı. Şakıyor.. dağların yukarısına çıkmıştı. pencereler ışıksızdı.Ey Tanabay. Bahçelerde elma ağaçlan tepeden tırnağa çiçek açmıştı ve dallardan birinde bir bülbül ötüyordu.. Cephedeyken bile sarhoş olacak kadar içmezdim.Öyle.. Orada bir güzel dinleneceğiz. Geç saatlere kadar içki sofrasında alaman-bâyge'den 64/Elveda Gülsarı söz ettiler. Sonunda sahibi çıkageldi. Ama sahibi hâlâ gelip bakmıyordu ona. Gülsan ne bilsindi bir yıl sonra yeni bir efendisi olacağını ve onun hep böyle kokacağını! Sarı yorga adamdan da.. Zaferi kutluyoruz. çekişmenin nasıl geçtiğini.cizgiliforum. kararımı bilirim ben. titriyordu. Alaman-bâygenin gürültüsü hâlâ çıkmamıştı kulaklarından. ama canını sıkan açlık değildi. terin soğudu mu biraz? Çok mu yoruldun? dedi. 39 . Neyse. Evden çıkanlar!.. gemini dilinin altından üstüne çıkararak terini soğutuyordu.. Bu terkedilmiş sessiz köyde ne işi vardı bu bülbülün.Nasılsın bakalım. Şimdi asıl istediği. Kökparcıların naralarını hâlâ duyuyordu.

karanfilin. yoluna devam etti. ay ışığı vurmuş dere dibindeki taşlar gibi parladı.cizgiliforum. Evin küçük kızının yanındaki hiç ayrılmayan küçük köpek havlayarak karşıladı onlan. Ne dikilip duruyorsun. ne yapacağını bilemiyordu. Çay geçidinin ortasına gelince. At. Ev sessiz ve pencereleri ışıksızdı. Kuyruğunu sallayarak sustu.Benim Bibican. oradan saparak üyi-rin bulunduğu yere doğru gitmeleri gerekiyordu. . Köyün ortasındaki sokaktan geçip. dedi Tanabay. Tanabay aün başını çaya doğru çevirdi ve o yolda Gülsan'yi mahmuzladı.Kim o? dedi içerden bir ses. Sonunda derin bir iç çekerek dizginleri oynattı ve oradan uzaklaştırdılar. iyi yalan uyduruyorsun ve güldü: Bir karar veremeyip at üstünde dolaşıp duracaksın sanmıştım.. Bibican'ın gözleri güldü. kokusu geldi Gül-san'nın burnuna.kadının yanına gelip yelesini okşamasını istedi ama kadın gelmedi. En kenardaki sokaktan geçip dere kıyısına inmeleri. Gülsarı'yı yularından tutup avluya girdi. Gemini hırsla garş-gurş dişleyerek çaresiz geri döndü. iki direği kalmıştı yalnız kapı olduğunu gösteren. Kara saçları omuzuna dökülmüştü. Çok bitkinim. Su buz gibiydi. Bibican bir şey söylemedi.enginel elveda gülsarı Demirci dükkânının önünden geçtiler. 66/Elveda Gülsarı Bol otlu çayın yeniden geçtiler.Uff! Dışarısı çok soğuk! dedi titreyerek. Ama atı ve binicisini tanıyınca kuyruğunu sallayarak sustu. suları sıçratıyordu. .www. ama sahibi başka tarafa çevirdi atın başını. eğrilmiş. Çayırı geçip suyun kıyısına geldiler. ağzı ile dizgini çekip ileri doğru gitmeye çalıştı. Pencereye yaklaşıp hafifçe camı tıklattı. Sahibinin ona kırbaçla vurmasından hiç hoşlanmazdı Gülsan. Geri dönmelerine ne gerek vardı? Bir gün içinde kaç defa koşacaktı? Onun bu düşüncelerine cevap olarak. 40 . Sahibinin bir yanlışlık yaptığını düşünen Gülsarı geri gitmek istemedi. Gülsarı 'run nalları çakılları dövüyor.com. . Aslında kapının kanadı kınk döküktü. San yorga. geldikleri yolu yeniden aştılar ve yeniden o evin önüne gelip durdular. Kapının kanadını itti. Orta yarı açıktı. bir bu yana çekiyor. Aüm da çok yoruldu. Tanabay birden dizgini çekip atı geriye çevirdi. benim.Bir an önce üyerin yamna varmak istiyordu. Terini soğutmam gerek. Sahibi eyerin üzerinde pek huzursuz duruyordu. kökpardan çok geç döndük. Tanabay attan indi. Tanıdığı kadımn oturduğu evin avlu kapısıydı burası. o sokağın sonundaki bir kapının önünde durdular. madem ki geldin gir içeri.. Üzerinde yakası açık beyaz bir gece entarisi vardı. biliyorsun yılkı çok uzakta. Köpek yine . Aç kapıyı. Kadının kendi vücudunun kokusu ile o otun. Bibican kapıyı açarak. karar veremeden düşünüyordu.havlayarak yanlanna geldi. . Tanabay kırbacını Gülsarı'nın göğsüne indirdi. İçeride bir ışık yandı ve cam hafifçe aydınlandı. Sahibi eyerin üstünde sessiz duruyor. Kurumuş.Sen misin? Bu saate kadar neredeydin dedi. .Affedersin Bibican. Gülsarı'mn istediği de buydu zaten. Dizgini bir o yana. Çocuk gibisin. .

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı - Şimdi geliyorum, atı bağlayayım da. - Şu tarafa, fırının yanına bağla. Sahibinin elleri hiçbir zaman bu kadar titrememişti. Gemini ağzından alırken, kolanları çözerken, bu işi ilk kez Elveda Gülsarı/67 yapıyormuş gibi eli kolu titriyordu. Kolanın birini çözmüş, öbürünü çözmeyi unutmuştu. Bibican'la birlikte içeri girdiler ve lamba söndü. At, içinde bulunduğu bu avluyu yadırgıyordu. Ây, göğün ortasında, ışıl ışıl. Gülsan başını kaldınp uzaklara bakınca, o mehtaplı gecede sisler içine gömülmüş görkemli dağlan gördü. Hassas kulaklannı en ufak sese kabartıyor, çıt çıksa duyuyordu. Sulama arkının şarıltısını, az önceMi traktörün uzaktan uzağa yayılan sesini, meyva bah-çesinge o yalnız bülbülün yanık yanık şakımasını, her şeyi... Oralardaki bir elma ağacının beyaz çiçekleri uçuşup yorganın başına, yelesine dolmuştu. Gecenin karanlığı yavaş yavaş açılmaya, aydınlanmaya başladı. San yorga vücudunun ağırlığını bir o ayağına bir bu ayağına geçirerek sahibini bekleyip duruyordu. Bundan sonra aynı yerde nice nice geceleri sabahlara kadar bekleyerek geçireceğini bilmiyordu henüz. Şafak sökerken Tanabay evden çıktı. Sımsıcak olmuş elleriyle Sangül'ün gemini takıp kolanlanm sıkmaya başladı. O güzel karanfil kokusu onun ellerine de sinmişti. Bibican Tanabay'ı uğurlarken ellerini onun beline doladı. Tanabay da onu uzun uzun öptü. - Bıyıklann diken gibi batıyor, diye fısıldadı kadın. Hadi acele et, ortalık iyice aydınlanmış çabuk bin atına. Kadın dönüp eve girerken Tanabay fısıldadı: - Bibican, gelsene biraz, dedi atı göstererek, "Onu da okşa biraz.yoksa üzülür". "Ha, doğru ya, unuttum. Bak, başı elma çiçekleriyle örtülmüş... dedi gülerek. Ve sonra onu, ak sakarlı doru kısrağın dudaklan gibi dolgun ve yumuşak parmaklarıyla okşadı. Çayı geçtikten sonra Tanabay bir türkü tutturdu. Gülsan bir an önce üyirin bulunduğu yere, oradaki atlara ulaşmak için hızını arttırdı. 68/Elveda Gülsan Elveda Gülsan/69 O Mayıs geceleri Tanabay için çok güzel geçen geceler oldu. O ay atlara gece bekçiliği yapmak sırası onundu. Gülsan için de yeni gece hayatı başlamıştı. Gündüzleri öbür atlarla otluyor, dinleniyordu. Akşam olunca sahibi sırtına atlıyor, birlikte yılkıyı bir kuytuya götürüyor, ortalık kararınca Bibican'ın evine gidiyorlardı. Sabaha doğru, ortalık iyice aydınlanmadan ve kimselere görünmeden, güçlükle seçilen dar patikaları aşıp, yılkıyı bıraktıkları yere geliyorlardı. Sahibi yılkıyı topluyor, sayıyor, bir kayıp olmadığını anlayınca rahat bir nefes alıyordu. Gülsan için pek kolay bir hayat değildi bu. Sahibi Bibican'ın evine giderken de, oradan dönerken de pek acele ediyordu. O

41

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı karanlık gecelerde, geçit-çayır demeden hep koşuyordu. Ne yapsın, sahibi öyle istiyordu. Gülsan'ya kalsa yılkıdan hiç ayrılmazdı. Canı başka şeyler istiyordu. Artık o da tam bir aygır olmuştu. Üyir ile şimdilik geçiniyordu ama kısrak yüzünden birbirlerine düşmanca bakmaya başlamışlardı. Güllsan zaman zaman kaz gibi havaya uzatarak, kuyruğunu kaldırarak kısraklann yolunu kesiyor, yüksek sesle kişniyor, sağnlanna sokulup diş atmaya çalışıyordu. Dişi atlar da bunu üyir aygının kıskandırmak için fırsat biliyor ve ona sokuluyorlardı. Gülsarı'yı uzaklaştırmak için koşup gelen aygır onun epeyce canını yakıyordu. Çünkü hem daha büyük, hem de dövüşçüydü. Yine de Gülsan, geceler boyu Bibican'ın avlusunda bağlı durmaktansa, üyir başının hışmına uğramak pahasına kısrak peşinde koşmaya razıydı. Orada bağlı durduğu gecelerde hep kısraklan düşünüyor, canı onlan istiyordu. Durduğu yerde eşiniyor, tepiniyor, sonra yatışıyordu. Eğer o tatsız olay olmasaydı, kimbilir o geceler daha ne kadar sürerdi... Gülsan her zamanki gibi o gece de, o kadının avlusunda, bağlı olduğu yerde, üyirdeki atları düşünerek sahibini •bekliyordu. Uykusu geldiği için biraz kestirmek istiyor, ama yulan yüksek bir yere bağlı olduğu için uzanıp yatamıyor, biraz başını indirecek olsa bu defa da gem ağzını yırtar-casına acıtıyordu. Yine de olduğu yerde dalıp gidecekti neredeyse. Sessiz, ağır bir hava vardı ve gökyüzü bulutluydu. "jGülsan, dalıp gider gibi olduğu bir sırada, birisi sallıyor, dallannı çekip eğiyormuş gibi ağaçların hışırdadığını duydu. Bu arada bir rüzgâr çevrintisi oldu ve avluda boş bir kova devrilip tangur tungur ses çıkararak yuvarlandı. İpteki çamaşırlar savrulup uçtu. Köpek korkudan havlamaya ve oradan oraya koşarak sığınacak bir yer aramaya başladı. At ürktü, hınldadı, sonra kulaklannı dikerek bir süre şaşkın durdu. Başını kaldırdığı zaman ufukta kapkara, korkunç ye kaynayan bir şeyin bozkıra, yılkının bulunduğu tarafa gelmekte olduğunu gördü. Bir an sonra koyu karanlık şimşeklerle yanldı. Gök, bütün ağaçlar yıkılıyormuş gibi gümbürdedi. Hemen ardından gür bir sağanak boşanmaya başladı. Şimdi Gülsan, sırtına kamçı yiyormuş gibi tepiniyor, ipini koparıp yılkının yanına koşmak istiyordu. O korkunç felaket yılkının, onun cinslerinin üzerine geliyordu ve içgüdüsü onu cinslerini korumaya çağınyordu. Mutlaka gitmeliydi at kardeşlerini kurtarmaya. Ama ipi koparamıyor, bu yüzden de çılgına dönüyordu. Yuları, geme, onu oradan bırakmayan her şeye düşmandı, sağa sola atılıyor, tepiniyor, eşiniyor, yılkıya sesini duyurmak ve onlardan ses almak için acı acı kişniyordu. Ama cevap olarak ancak fırtınanın uğultusu geliyordu kulaklarına. Ah, o gece ipini bir koparabilse, yıl' kıya bir varabilseydiL. Sahibi beyaz fanilesiyle evden fırladı. Ardından kadın da çıktı beyaz gece entarisini giymiş olarak. Ama bir anda 70/Elveda Gülsan ikisi de sınl-sıklam oldular. Çakan şimşeğin ışığında, ıslak yüzleri, korkulu gözleri görünüp silindi. Sundurma bir an için aydınlandı. Sonra korkunç bir gürleme oldu.

42

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı - Dur! Sakin ol! diye bağırıyordu Tanabay an çözmeye çalışarak. Ama at onun sesini duyamıyor, onu o kılıkta tanı-yamıyordu. Hiddetle üzerine atıldı. Bu arada toynaklarının darbesi altında kalan finn çöktü. Tanabay koluyla başını koruyarak, duvara sürüne sürüne ona yaklaştı, başlığını tuttu ve kadına: - Çabuk, çöz yuları! diye bağırdı Kadın yuları çözer çözmez, Gülsan kapıya doğru atıldı ve Tanabay'ı sürüklemeye başladı. - Çabuk kamçıyı! Bibican kamçıyı uzattı. - Dur! İnatçı hayvan! Dur yoksa gebertirim ha! diye kamçıyla atın başına vurdu. Ne yapıp yapacak, eyere atlayacaktı. Üyire ulaşmak, onların başında olmak zorundaydı. Fırtına onları kimbilir nereye kaçırmış, nereye sürüklemişti! San yorganın amacı da bundan başka bir şey değildi zaten. İçgüdüsü, o ilâhi.sezgi, bu kıyamet saatinde mutlaka onlann yanında olması gerektiğini söylüyordu ona. Bu yüzden kişniyor, şahlanıyor, kurtulup koşmak için ipini koparmaya çalışıyordu. Yağmur sel gibiydi. Şimşekler çakıyor, gök gürlüyor, fırtına uğulduyordu. -Tut şunu! diye bağırdı Tanabay. Kadın başlığı tutunca o da sıçrayıp eyere atladı. Ama o daha eyere yerleşmeden Gülsan kadını su birikintileri içinde sürüklemeye başlamıştı. Gülsan ne efendisinin sesine, ne kamçı darbelerine aldırıyor, yalnız içgüdüsüne uyarak, şimşekli geceyi ve amansız fırtınayı yanp kuş gibi uçuyordu. O güne kadar ne büyük yanşlarda, ne ödüllü koşularda böylesine hızlı koş-mamışü. Kabanp taşan çaydan, kara çahlann arasından, deElveda Gülsan/71 reden tepeden, artık hiçbir emrine boyun eğmediği efendisini alıp götürdü. Tanabay, çılgına dönmüş atın kendisini nereye götürdüğünü anlayamıyordu bile.Yağmur yüzüne, gözüne.bütün gövdesine vuruyor, ama içi alev alev yanıyordu. Tek bir düşünce vardı kafasında: "Yılkı nerede? Aman Tannm! Vadiye inip demiryoluna doğru gitmesinler, demiryoluna düşmesinler! Mutlaka kaza olur! Allahım, sen koru onlan! Ey Albak! (ervah, atalar ruhu) siz koruyun yılkıyı! Sakın aya-ğîfı sürçmesin Gülsarı! Sakın düşme! Beni yılkıya ulaştır" diyordu Düzde, yokuşta, şimşekler karanlığı bıçak gibi yanp beyazlaüyordu, sonra yine koyu karanlık oluyordu. Fırtına yine uğul uğuldu, yağmur ise fırtınanın şiddetiyle kırbaç gibi iniyordu. Gece, göz kamaştıran bir ışıkla aydınlanıyor, sonra ka-fanyor, sonra yine ışık, yine karanlık... San yorga şahlanıyor, ağzını yırtacak gibi kişniyordu. Üyiri anyor, kendince onu bulmak, görmek için yakanyor-du: "Neredesiniz! Neredesiniz! Kişneyin, ses verin bana!" demek istiyordu. Ama onun sesine karşılık gök gürlemesi duyuluyordu yalnız. O yine ileri atılıyor, koşuyor, koşuyordu. Bir karanlık, bir aydınlık oluyordu. Sonra yine karanlık, yine aydınlık...

43

Fırtına çadırlara yıktı. Güneş açılmış. Karısıyla böyle karşılaştılar. acınacak bir durumdaydı. dedi.Yürü eve gidelim Altıke. Kara toprak bir koyun sürüsü.Sen burada kal. yılkıyı aramış ve bir kuytuda bulmuşlardı. Tanekem1 geliyor bak!" diye atını dörtnala sürdü. kulun ve taylardan yitip giden yoktu. Çocuklar boyuna yetişti! Sen ise.cizgiliforum. Tanabay'ın yardımına koşmak için komşularla birlikte atlanmış. Gece boyu koşmaktan canı çıkan yorganın üstünde. .com. Bu halinle insanlara görünmen hiç iyi olmaz değil mi? .Yolumu şaşırdım. diye Caydar çocuğu çevirdi. Hepsi tamamdı. Tanabay yılkıya. . dumanını savura savura bir tren geçiyordu. Yolunu yitirdiğini sandılar. yiyecek ve giyecek bir şeyler getireyim. Tanabay hiçbir şey demedi. toprak canlanıyordu. İkisi de atlannı sürdüler... ıpıslak fanilesi. dedi Tanabay.Giyinmeye de mi vakit bulamadın? Talihin yokmuş! Çizmenle pahtolununun ayağında olmasına şükür.. Ne diyebilirdi ki? Vadiye inen çocuk atlan toplamış geliyordu. Yılkılar açılıp koşarak ve çamurlu yeri toynaklarıyla çiğneyerek çayı geçtiler ve bir bayıra çıktılar.enginel elveda gülsarı Fırtına şafağa kadar sürdü. kansı yumuşak sesle: • . bozkınn bir ucunda. Kaz kanadı renginde bulutlar şimdi ufukta kaz katan gibi görünüyordu ve çok yükseklerdeydiler. 44 .. Hiç sesin' "îkarmadan. hava ısınıyordu. Yalnız çocuk atlan getirmek için vadiye inince. Hiç utanmıyor musun? Artık genç de değilsin. Bugün hepimizin çok işi var. Tanabay'ın karısı ise Tanabay'ı anyordu. Ama doğu yönünde gök gürlemeleri devam ediyordu daha. otlağa doğru sürdü. Onlarla beraber olan komşu çocuğu birden bağırdı: "İste Caydar apa. Dişlenmiş koyunlar gibi kara yerden buğular yükseliyordu. şapkasız başı ve asık suratıyla.www. fırtına ve yağmur ise bir sürüye dalan kurtlardı sanki. Tanabay'a dönüp yavaş sesle: 1 Taneke: Tanabay aka'nın kısaltılarak söylenişi 2 Apa: ana Elveda Gül san/73 . Atlardan. ... çocuk sevinçle. Tanabay'ın önünde yepyeni bir dünya açılmıştı. Ta uzakta.Biz de sizi anyorduk Taneke. Caydar apa2 ise atını kımıldatmadı bile. 72/Elveda Gülsan Birkaç yılkıcı bozkırda at koşturarak dağılıp kaybola-lan yılkılarını arıyorlardı. Bozkırdan buğular çıkıyor. diye mınldandı Tanabay. Birbirlerne tek söz etmediler. Ah çocuk ah. pek perişan. Tanabay yoktu. bir başka türlü yolunu şaşıran kocasının gelişiu seyretti. Ama karısı Caydar onun yolunu şaşırmadığını biliyordu. Caydar apa çok merak etti.Ben aşağıda beklerim. Sonra yavaş yavaş bulutlar seyrelmeye başladı. gidip onaralım bari.

bu yüzden de sahibinden bir kamçı yemişti. Ve dağlar önlerinde uzanıp gidiyordu.. çevik. soğuk yere uzanıp yattıktan sonra da. durs? tump. Boztorgay ise hâlâ ötüyordu. Alnı sakarlı kısrağın dudakları gibi dolgun ve yumuşak parmakları olan kadının evine uğramadan geçip gittiler. Tanabay söylenip durdu ama artık at onu duymuyordu. Çevrede dolanıp geçen yıldan kalma kuru ot saplannı topladı. çocuklar. oradan geçerken. Yük taşıyan beygir ve develer. Gelecek bahara kadar hoşça kal bozkır!. Oysa eskiden hiç üşümezdin sen. Yan tarafta kalan köye bakmamaya çalışıyordu. diye. Gülsarı. Ama Tanabay susuyordu. At. ku-laklannı dolduruyor ve başka bir ses duyurmuyordu. İnsanlar bağırıyor. Ömründe bir kez... Oysa Gülsan. Tanabay başını eğmiş. dinlene dinlene çay yatağına kadar gelebilmişti ama oradan öteye gidemiyordu. Vakit ilerlemiş.Sen biraz yat. Tanabay yılkıyı düz ovadan geçirip.. Bir gün sonra dağın yolunu tuttular. Sürü sürü koyun. biraz öteye kondu.com. Yılkılar. . Sonra birden yüzükoyun uzandı. yankılanan tepeye doğru sürdü. bunları kucaklayıp getirdi. hızlı adımlarla ilerliyorlardı. ata binmiş kadınlar. Orada kurumuş fidanlar bulunca pek sevindi.www. Yüreği kafasının içindeydi. durs-tump. Bir yıldız sessizce kayarak kayboldu. Elveda Gülsan/75 . Gülsan sahibinin bir türkü tutturmasını istiyordu o anda. başını bir o yana bir bu yana çevirerek inlemeye devam etti. dedi Tanabay ben biraz çalı-çırpı topla-yayım. 45 . Yürek atışları. üyir üyir yılkı. titriyordu..Belki gerekir diye çakışım da yamna alıp dere kenanna indi. koyun-kuzu meliyor. atlar kişniyor. Tanabay üzerindeki gocuğu çıkanp hayvanın üzerine örttü. daha geçenlerde büyük bir yanşta şenlenen. yanlannda koşuşan uzun tüylü köpekler. ağır ağır yürüyordu. şavkı dağlara vurdu ve sonra kendi halesinin ortasında gökyüzüne asılıp kaldı. Ayaklannın dibinden bir boztorgay cik cik öterek pırr diye havalandı. durs tump.. Dura kalka. Gelecek bahara kadar dönmeyeceklerdi Göç kafilesi de çay boyunca yürüyerek köyden uzaklaşıyordu. Şimdi köy gerilerde kalmıştı. Ayağını büküp uzanmak isteyince Tanabay bu defa engel olmadı.. son kez. Ellerine diken batmış kamyordu..Gücün kuvvetin kalmadı değil mi? Çok mu kötü durumdasın? Bittin.. kafasını. ele geçirdiği artık yitirdiğini bildiği için bu ağlaması. Tanabay durup düşündü. Ay doğdu.. her zaman yaptıklan gibi köyün ke74/Elveda Gülsan nanndaki o eve doğru yönelmiş. Gülsan sahibini hiç böyle görmemişti: Tanabay yattığı yerde sarsıla sarsıla ağlıyordu..cizgiliforum. Üşüyor. gece yarısına az bir zaman kalmıştı. Şimdi iyi bir ateş yakabilirdi. mahvoldun Gülsan. her türlü ses çıkıyordu. bir insan gibi inim inim inliyordu. Hoşça kal avıl! Önlerinde dağlar vardı.enginel elveda gülsarı Tanabay atından inip yeşil otlann üzerinde biraz yürüdü... Gülsarı'nın daha ileriye gidecek gücü yoktu. Kovalanan bir atın yüreği gibi hızlı atıyordu yüreği: Dur-durs.

göz kamaştıncı bir ışıkla aydınlanyor. gereğinde yavrular iki anadan süt emecek. bakımları yapılacak. kimisi sevdiğinden ayrılacak. birileri dünyaya gelecek. iyice zayıflayan hayvanlar baharda bozkıra inip yayılmışlardı. Hayvanlar yeşeren yaylaya yayıldılar. Arada bir kalkıp atın üstünden kayan gocuğu düzeltiyor. birileri dünyadan göçüp gidecekti. kış gelinceye kadar tutanaklarda unutulup kalacaktı. Ona pek eyer vurmuyor. yok olan yılkısını bulmak için uçtuğunu görüyordu. çok yağışlı bir gecede. sıskalaşan... üyirden uzaklaşacak olsa. kişneyip şahlandığını. Kulunları. Kışı sağ salim atlatmışlar. Ateşin ısısı ve dumanı onun vücudunu yalayıp geçiyordu. çadırlar. Aygır olmuştu artık. kış çekildi ve yerini altı ay sürecek yaza bıraktı. Sonra. Havalar ısındı.. burnuyla. çok az biniyordu. sürü besleyerek göçebe hayaü yaşayanlar için. bozkırda çılgınca koştuğunu. sıkıştıracak. Bir cabağı.www. Yılkılar döllenecek.. O. Herbiri-nin hayatında değişiklikler olacaktı. kış. Yine bayramlar olacak. ak buğrasına binip yine gelecekti. tekrar örtüyor ve yine ateşin başına geçip ellerini ısıtıyordu. Kimisi âşık olacak.. yine karanlık. damgalan vurulacaktı. gücünü kısraklara saklamalıydı artık. ateş zayıfladıkça kuru ot ve dallan üstüne atıyordu. Ve çobanlar. Şimşeklerin çakıp çakıp sönmesini de. sahibiyle birlikte. yıkık ve soğuk koralar. ödüllü oyunlar düzenlenecekti. acıları yeniden yaşamaya başlayacaklardı. Aftıa bu kez o alevlerden hiç korkmadı. Tanabay ateşin ba-şında. yılkılar. çok eski zamanlardan beri nasıl idiyse yine öyleydi. O yılki kış da işte böyle gelip gitmişti.. Yiyecek kıtlığı. Bu aydınlık dünyada. başıyla. Çobanlar nerede olurlarsa olsunlar. yaylaya çıkmanın pek de kötü bir şey olmadığını göstermek istercesine. "Derslerin-nin iyi gitmediğini bilseydik ya da bizim yanımızda okusa-lardı daha başarılı olurlardı" diye söyleneceklerdi. et ve süt bollaşacakü. bir alçalıyor. Ama gözlerinin önündeki san perde kalkmamıştı.com. fırtınalı. hayvanların kırılıp gitmesi. Alevler bir yükseliyor. güçlükle nefes alıyordu. bir süredir unuttukları sıkıntıları. onları iterek üyirin 46 . sonra kararıyor. cabağılan nasıl kollayıp koruduğunu bir görmeliydiniz. Gülsarı'nın çok iyi bir aygır olacağı belliydi. Gülsan biraz ısınınca titremesi kesildi. Tanabay bu baharda Gülsarı'yı üyire saldı. cin gibi çarpacaktı. Gülsan koşup geliyor. Et kombinasına hayvan götürecekler. sonra yine ışık. Gece. yarışlar. kış onları dağda kırda arayıp bulacak.enginel elveda gülsarı Gülsan eskiden yanında ateş yakılınca pek ürkerdi.cizgiliforum. Pek çok işleri olacaktı ama kış ve kışın çekilen sıkıntılar bir süre unutulacaktı. ateşin başında oturan ve bir zamanlar sahibi olan yaşlı adam da gözüne bir görünüp bir kayboluyordu. Yatılı okulda çocukları başarılı olanlar sevinecek olamayanlar üzülecekti. Kendinden geçmiş olan at şimdi. koyunlar kuzulaya76/Elveda Gülsarı cak.bir çuvalın üzerinde oturuyor. bir kulun anasından biraz ayrılacak. yün kırkılacak. Göğsü sıkışmış. Kış yirminci yüzyılda da olsa.

Yorga Gülsan'nın ünü. Üstelik artık yardımcısı da yoktu.İbrahim. O kış kolhozda bazı değişiklikler oldu. Yardımcı çekip gidince. Güleryüzlü bir adam olmasına 47 . ovaya inip yerleşmelerine zaman kalmadan o korkunç olay geldi başlanna. Kısacası Tanabay hastahaneye arkadaşını gör-Jmeye gidemedi.www. bir daha vakit bulamam... dedi. 'gidersin. dağdan indikleri vakit kansıyle birlikte ziyaret etmeye karar verdiler. O zaman onu daha sonra.Caydar.. Tanabay karısına: . Çora'nın hastahaneden çıkıp evinde yattığını öğrendi. bu son. ben yorgayı eyerliyorum. Komşu yılkıcılara: "Biraz benim yılkıya da göz-kulak olun" diye gitmek istediği zaman. Tanabay at çiftliği başkanı İbrahim'i hiç sevmezdi. Kızını da kucağına alarak dışarı çıktı. Malcı.. sabah çayım içmek için evine dönmüştü.cizgiliforum. Karısı evden çıktı ve döndü: . biri geliyor galiba. O gün Tanabay yılkıyı erkenden çayıra salmış. Kahvaltı sofrasında kızını dizine oturtmuş. Hayvanlara bakmak bir motorlu araca bakmak gibi olmuyordu ki! Elindeki motor olsa. Çayını yudumlarken karısına: . İşi hiç bitmez.enginel elveda gülsarı içine sokuyordu. Özellikle ilkbahar ve kış mevsimlerinde başını kaşıyacak vakit bulamaz. bir yandan da kansıyle aile sorunlannı konuşuyorlardı. Ne var ki. Ama gelen konuğu geri çeviremez. iki ayn musluk sayılırdı. Tanabay istemeye istemeye kalktı. karışım yardımcı kadrosuna geçirmişti. Tanabay her gün hastahaneye gidip arkadaşının hatınnı sormak istiyordu ama işten vakit bulamıyor. durdurur.Yeni bir başkan gelmişti. ' Elveda Gülsan/77 yatıyordu. dedi. Yılkıya nasıl baksın? Bu yüzden bütün işler Tanabay' a kalıyor ve o da gece gündüz attan inmiyordu. Ücretler hiç de öyle tamah edilecek bir şey değildi ama yine de iki kişinin kazancı. çok çocuklu bir aile reisi gibidir. biraz daha fazla para geçerdi ellerine. Ünü arttıkça üst düzey yöneticilerinin gözüne batıyor. At çiftliği başkanı. ağırlaması gerekirdi. Bu sırada dışarıdan toynak sesleri işitildi. i yılkıcı dediğin. Kalbi iyice teklemeye başlamıştı çünkü. Kasabaya inip yatılı okulda okuyan çocuklannı görmek istiyordu. "Oraya 78/Elveda Gülsan kadar gitmişken istasyon yakınında kurulan pazara da uğrar. yorgaya eyer vurmayacağım artık. . aynı zamanda bir felâket getirmişti ona. hemen üyi-ri toplayıp başka bir yere götürüyordu.Çık bak bakalım. Çora görevi ona devretmiş. bir yandan kahvaltı ediyor. onlann ona sahip olma emellerini arttırıyordu. Bir üstün özelliği de şu idi: Birileri gelip atlan rahatsız etmeye kalkışsa.. Ama kansı Caydar'ın süt çağında bir bebeği vardı kucağında. Bu adamı niçin sevmediğini de bilmiyorduTana-bay. çocuklara ve hanıma üst-baş alırım" diye düşünüyordu. Tanabay'ın her hatırlayışında yüreğini yakan bir olaydı bu. kendisi hastahanede .Sen bilirsin. madem ki durum böyle. Yanında genç biri de var.com. aynlamıyordu. dedi karısı.

Çora onları kendi eliyle seçip almıştı. Yılkıcılar kendi bildikleri gibi hareket ediyorlardı. rahat edin. Elveda Gülsan/79 . Öteki işlerde çalışanlar o yokluğa daha ne zamana kadar dayanabilirlerdi? Savaşa kadar durumlar böyle miydi? O zamanlar güz gelince her evin kapısına iki-üç araba buğday getirilirdi. İki kolunu birden havaya kaldırarak: . onlara güzel. İbrahim atından indi. bütün gününü büyük deftere birtakım sayılar yazmakla geçirir. Buğdayı onlar yetiştiriyor. Hayvancılığın nasıl bir iş olduğunu kendisi de biliyordu ve bunu İbrahim'in ağzından ilk kez duymuyordu.Esselamü aleyküm. çok şükür. siz varken benim gözüm arkada kalmaz. İbrahim her fırsatta söylerdi bunu.diyordu İbra-. . . İbrahim Caydar'a da gülümsedi: . bay! dedi. Neyse ki yılkıcılar işlerini bilen adamlardı. ortalıkta görünmezdi. sözler söylemekten başka elinden bir şey gelmediği içir hasta yüreği dayanamamış. him. işleri tamamlamak için hiçbir şey yapmazdı. . başlarını sallardı ama sonunda değişen bir şey olmazdı. Kımız içtiler ve biraz havadan sudan söz etiler. Adı var da kendisi yok gibiydi. Şöyle buyrun. . Başta İbrahim'in kendisi olmak üzere oradakiler bu yapıcı eleştirilerinden dolayı ona teşekkür eder.İyi misiniz Caydar baybişe? Sağlığınız nasıl. 48 . Ya şimdi? Herkes koltuğunda boş çuvalla dolaşıyordu. işlerin görülmediğinden yakınıyordu.Buyrun. Tanabay. I. En iyisi yılkıcılık. koyunculuktur. Oysa tarlayla.www. Yılkı çiftliğini iyileştirmek. halkı ne zamana kadar oyalayabilirsiniz? Çora ağır iş yapan 80/Elveda Gülsarı insanlara emeklerinin karşılığını veremediği. Öyle değil mi Caydar baybişe? Caydar başını salladı.com. O yılkıcıların hepsine 'bay' diye hitab ederdi. herkesin et ve süt işiyle uğraşmasında ülkenin pek yararı olmayacağını söylemek istiyordu.İyiyiz. Tanabay hiçbir şey söylemedi. Caydar konuklara yeni yaygıyı serdi.enginel elveda gülsarı rağmen kanı ısınmamış-tı. Adam. Belki hiçbir şey yapmadığı için hoşlanmıyordu ondan.Kımız getir.Aleykümselam. ekinle ya da başka bir işle uğraşacak olsan eline pek bir şey geçmez. Tanabay karısına: . iyiyiz.Mallar canlar iyiler mi? Nasılsınız? dedi İbrahim ablak yüzüyle her zamanki gibi gülümseyerek. içeri girin. dedi.cizgiliforum.Allah razı olsun.beyini-ze iyi bakıyor musunuz? . üzerine de yu-1 muşak postları koydu. .Bu zamanda en iyi iş hayvan beslemek. Tanabay biraz soğuk davranarak.İyi. vaad üstüne vaad vererek. diye onun elini sıktı. Hiç olmazsa et süt eksik olmaz. Parti toplantılarında Tanabay onun bu davranışını dobra dobra eleştiriyor. büsbütün kötüleşmişti. ona nedense hiç güvenmiyordu. Böyle şey olur muydu? Hak mıydı bu? Toplantı üstüne toplantı yaparak. aç ve açıkta kalan yine onlar oluyordu.

Mis gibi kokuyof. iş yerlerine birçok at göndermişti. Ama bu adamlar buraya niçin gelmişlerdi? Bunu sormak da pek yakışık almazdı. Sordu: . önce işine dönmek istiyordu.. Ah Gülsan! Onu vermeye dayanamazdı. diye onun sözünü kesti İbrahim. . Sonunda İbrahim cebinden bir kâğıt çıkardı: . Aslına bakarsa bunda pek şaşılacak bir şey de yoktu.Taneke. Bu zorlama sohbet sırasında Tanabay tatsız bir haber alacağını seziyor ama ne olduğunu bilemiyordu.. Tanabay. biraz daha kımız içip sohbete devam etsek olmaz mı? . İbrahim sabırsızlanmaya. kendi durumunu da dikkate almalı... İçi. . İri iri harflerle şunlar yazılıydı: "Buyruk. ama onu sonra konuşuruz. biraz daha verir misiniz? Kımız içerken yine şundan bundan söz ettiler. niçin bakıyor.www. Kolhoz başkanı (İmza okunamıyordu) 5 Mart 1950" Elveda Gülsan/81 Tanabay'ın beti benzi atmış.Pekâlâ İbrahim. Onları bir an önce başın-| dan savmak.Bu delikanlı benimle geldi. O düşünüp durdukça. Zaten o anda sohbeti uzatmak da istemiyordu Tanabay. İşte. Yılkıcı Bakasov'a Gülsarı yorga. . çeşitli bri-dlara. İbrahim'in yanında hiç konuşmadan oturan delikanlının kim olduğunu pek çıkaramıyordu. eski asker gömleğinin göğüs cebine koydu. Yetiştiriyor. Tanabay kâğıttaki yazıyı okuyunca gözlerine inanamadı. binek atı olarak kullanılmak üzre at korasına gö'nderilsin. Hele şu kımızımızı bir içelim de. dedi İbrahim alttan alarak. kâğıtta yazılı iş için. yorgaya binip kasabaya inmek-ve yine bir. emre karşı gelmiş olmalıydı. sen çok anlayışlı bir adamsın. biz.İşte Taneke. işiniz kaçmaz nasıl olsa. Bir iş için geldik buraya. .Evet Taneke. bu küçük iş için geldik buraya. 49 . Görevi Eydu onun. Tanabay serinkanlılığım korumaya çalışarak başını hafifçe kaldırdı ve cevap verdi: . Ama Gülsarı başkaydı. üzüntüden ne yapacağını bilemiyordu. şaşıp kalmıştı. Al. onun oğluyum. Kâğıdı dörde katlayıp. Bir süre.Hayır. sonra binek atı olarak ya da başka işlerde kullanılmak üzere kolhoza veriyordu. huzuru kaçmaya başladı.Seni pek çıkaramadım evlat. niçin yetiştiriyordu ki? Kolhoz için yetiştiriyordu onlan. merhum Abalak'ın oğlu musun yoksa? . Kımız da çok güzelmiş Caydar baybişe. Yılkı yetiştirdiği bu uzun yıllarda. Ne etse de vermeseydi Gülsarı'yı? Çok iyi düşünmeli. gözlerini yerden kaldırmadan öylece durdu. yüreği parçalanıyor.cizgiliforum. oku.Elbette olur.O yılkıyı..Zaman dediğin nasıl da çabuk geçiyor? Yılkılara bakmak ister misin? Seyretmesi güzeldir doğrusu.. biz buraya şu iş için geldik.enginel elveda gülsarı Ama Tanabay'ın yüreğini sızlatan bu gerçekleri İbra-] him'e anlatmanın hiçbir yaran yoktu.com.

"dediğim dedik" der. Elveda Gülsan/83 başka at mı bulamadı? Korada at mı yok? Niçin Gülsan'yı istiyor? Gülsarı'dan başkasına binemez mi yani? . görevini gereği gibi yerine getirmeyenlere asla hoşgörülü davranmayacağını.O beş aygırın bana gereği yok. Sonra sabırsızlanıp çizmelerini çekiştirmeye.com. Sık sık bölge merkezine gidiyor. gözünün yaşına bakmadığını unutmaması gerekirdi. Sorunun çözüldüğünü. kolhoz başkanına Gülsarı'yı veremeyeceğimi söyle.. Çünkü o benim damızlık aygırım.Ne olmuş yani? Başka ata binse gözden mi düşer? Oraya buraya gidiyor diye ille de yorga ata binmesi mi ge- 50 . Ama birdenbire. İbrahim şaşırmıştı. Ama o kurslarda çobanların uyuklamaktan başka bir şey yapmamış olmaları ayrı mesele. Kardeşini bile kayırmadığını. Gerçekten de çok geçmeden afişler asıldı.cizgiliforum. artık acele etmelerine gerek kalmamıştı. bunu da kendisinin yöneteceğini bildirmiş. geçimsiz bir kişi olduğu söyleniyordu kulaktan kulağa.Nasıl anlamazsınız Taneke? Başkan bizim önderimiz. Başkanın yüzünü görmemişti daha..Bak Zavferma (at çiftliği başkanı). İlk yaptığı toplantıda oradakilere gözdağı vermiş... onun yerine beş aygır veririz. Karşısında Tanabay'dan başka biri olsaydı. ama artık bütün kolhozlann büyüyüp gelişeceğini. Ağzına ilk geleni söylemekten vazgeçerek: . hiç dinlemez. Saygı duymamız gerek. tembellere. Veririz be^ aygırı. güçlüklerin.. Kısraklara saldım onu.www. kurslar başladı. . İbrahim. Alttan almaya. Daha önce yüksek mevkilerde bulunduğu. O Çora'nın yerine atandığı zaman Tanabay dağa çıkmış bulunuyordu. .daha doğrusu onun okunamayan imzasıyla ilk karşılaşması işte böyle oldu... Bunun için de kolhozcular tarım tekniği ve hayvan yetiştirme tekniği kurslarına katılmak zorunda kalacaklarmış. Senin başkan binecek 1 Tebetey: ince kürklü kalpak. Tanabay alnındaki teri kuruladı. gönlünü hoş etmeye.enginel elveda gülsarı "Seni kurnaz tilki seni! Bu sözüne kanacağımı mı sanıyorsun!" dedi Tanabay içinden. Hepimizin başkam. kendisinin bunun için atandığını da söylemiş. Tanabay'ın yüzüne bakarak: . Yine havadan sudan söz ettiler. alıp götürürdü Gülsarı'yı. bunun sözü bile olmaz. Tanabay'ın yeni kolhoz başkanıyla. Onun nasıl bir adam olduğunu çok iyi biliyor. 82/Elveda Gülsan bunları mahkemeye vereceğini söylemiş. uzaklardan onu görmeye geliyorlar. herkesin gözü onda.. tilki postundan yapılmış tebeteyini' düzeltmeye başladı. Ama karşısında Tana-bay vardı. hürmette kusur etmemeye çalışmalıydı. Halkın arasında dolaşıyor. Kolhozda bundan böyle modern tarım ve hayvancılık tekniklerinin kullanılacağını. tek kısrağın bile kısır kalmaz.Aman Taneke. kolhozlann ufak oluşundan ileri geldiğini. Bütün sıkıntıların. .Biz artık gitsek iyi olur Taneke. dedi. Gülsarı'yı hemen götüreceğini sanıyordu.

İbrahim derin derin iç çekerek Caydar'a döndü ve yalvarır gibi: .Orada siz otomobille. Onu kendi haline bırakalım. Başkan yeni geldi. .Kendim binecek değilim ki. İbrahim sözüne devam etti: . .. dedi.Ee. Delikanlı "evet. Hiç olmazsa orada elimdeki balyozu çekip alamazsınız! .Hiç doğru değil bu davranışınız.Demir-ci dükkanına gider. koca bir köy adamın altına binilecek gibi bir at bulup veremiyoruz. bizim konuğumuz sayılır.İşte akıl bu. Ben küçük bir adamım. Atın kemente takılmak üzere olduğunu sezdi ve kestirip attı: .Vermiyorum! Beni beğenmiyorsanız kovun. Ama çocuk gibi davranıyorsunuz. İşte.com. Söz konusu Çora olunca Tanabay sustu.. Onu bize başkan diye göndermişler.Ver gitsin. asker de askere yakışana biner. Kendi kendinize bela yaratıyorsunuz. keski ta başından söyleseydiniz. Şimdi İbrahim'e sinirlenmeye başlamış.cizgiliforum. . hop oturup hop kalkıyordu. artık başkan olmayan eskisine gidelim diyorsunuz.. yakışmıyor doğrusu. yorga bile olsa. biraz duraklayarak. bana emredilmiş bir görev. Haklı olup olmadığımı o söylesin.O başka.Siz Çora'nın 'verme' diyeceğini mi sanıyorsunuz? O razı oldu bile.Çekip gitmemi. dedi İbrahim. mahvolmamı istiyorsunuz benden. ona bu atı elleriyle teslim edeceğini söyleyen kendisiydi. Açıklayamazdı zaten. Ama bu bir emir.Gerekir yahut gerekmez. O halletsin bu sorunu. Yellisini başkan saymamak demektir bu! Çora zaten hasta.. Başkana yorgayı tavsiye eden. inan84/Elveda Gülsan <j: madiğin şeyleri söyleyerek yaranmaya mı çalışıyorsun? dedi Caydar. yeni başkanla iş görecek. Ablak'ın oğlunu da ata binip getirsin diye gönderdiler benimle. Halk ne der buna? Kırgızlara yakışır mı bu? . Çetin cevizdi Tanabay.Kızmanıza. Hepsi sustu.. adamları bekletme. çok teşekkür ederim Caydar baybişe. general ise kamyonla mı dolaşıyordu? General. sizi seviyoruz.sen ne diye bu kadar ısrar ediyor.www..enginel elveda gülsarı . generale yakışana. dedi Tanabay. Şimdi onu götüremezse rezil olacaktı.Siz söyleyin Caydar baybişe. Siz savaşta bulundunuz Taneke. ne olmuş. sinirlenmenize ne gerek var Taneke?Bi-zim size saygımız var. kendisine sorun. İbrahim iki kolunu yana açarak kekeledi: .. bütün köy bilsin. Öyle değil mi? . Bu meseleyi gidip Çora ile konuşurum. Caydar derin bir iç çekerek kocasına: . Başkanla onun arasını açmaya ne gerek var? Çora parti komitesinde çalışacak artık. istediğine binersen. Ne olur bunun sonu.Halk da her şeyi öğrensin. öyle" anlamında başını salladı. bir at nedir ki? Yılkıda her çeşit at var. Niçin başka olduğunu açıklamadı. mesele bu değil ki. orada çalışırım. Ben eşeğe de binerim. onu merkezden gönderdiler.Yeni başkan dururken. Bu onun bileceği iş. 51 .Durumumuza bakın.

Sert sert bakarak: . Ben de onun gibi dul kalabilirdim. her tüyünü.Pekâlâ.. Ne istersen onu yap. kırbaçlaya kırbaç-laya geri döndü. Yine yok. tamam. Neden sonra başını kaldırdığı zaman. Önce kollarım indir bakalım! dedi Caydar her zamanki serinkanlılığı ile. İçindeki kuşkuyu anlamıyor muyum sanıyorsun! Ama boşuna. açık san donunu. başına başka başlık geçirildiğini gördü (Kendine ait olan başlığı ölürdü de vermezdi). Tanabay dayanamadı.. ne yaptığımı söyleyecek değilim. daha güzel. Gülsarı'nın bu yabancı adamlann onu üyirden niçin kopanp aldıklarım. gözElveda Gülsan/85 lerini yerden kaldırmıyor. Gülsan'nın üyirden ayrılmak istemeyişini. Onunla ilgisi yok. Başkan ne derse o olur. . bir at korasının başkanlığından Kolhoz Başkanı yardımcılığına terfi ettirildi ve bütün at koralarının sorumlusu oldu. Tanabay atını sürüp gitti. Kim yönetiyor bu kolhozu..Dur! Sakın gitme! diye bağırdı. sahibinden. Nasıl da beklenmiştim ben bahtsız! Ne ettiğimi. hayatımız böyle.İbrahim'in Caydar'a tekrar tekrar teşekkür etmesi boşuna değilmiş. Başkan. Ama sen sağ-salim döndün. Gülsarı'yı götüren adamlar bayın aşıp gözden kaybolmak üzereydiler. Onun yürüyüşünü. Ablak'ın oğlunun elindeki dizginlere asılıp var gücüyle çektiğini. o da yetim kalmış 52 .böğrünü. savrulan yelesini. Şimdi beni iyi dinle: Gülsan senin kendi malın mı? Kendinin olan.. Yüksek sesle haykırarak peşlerinden koşmak için atım mahmuzladı. Bunların hiç önemi yok artık. belinde. çaresizlik içinde.. her şeyini görüyor ve acılar.. Tanabay birden ürpertici bir kuşkuya kapıldı: Caydar. Kişnediği-zaman ağzından çıkan buharı. Sen niçin?. Gülsan'mn yakalandığım. Atın her yanını. Gülsarı'nın bir o yanına bir bu yanına geçerek kamçısını kaldırıp kaldırıp hayvana indirdiğini görüyordu. Aradan çok geçmeden.. daha genç. kısraklardan niçin ayiçdıklarını anlamadığım belirten korkulu bakışlarını görüyordu. Tanabay başka bir atın üzerinde eyerde oturuyor. her şeyini. Büyük bir boşlukta. Sırtında. Ama aynı anda çadırdan çıkan Caydar ona doğru koştu: . Çadır evin önüne gelince atlayıp indi. Onları ne yapacaksın? Onlara ne söyleyeceksin ve onlar ne diyecek? Ben onlara ne diyeceğim? Karar senin. ama bakmasa da her şeyi görüyordu. kulunlardan. hatta sağ ön ayağında bukağımn bıraktığı ufacık nasın bile görüyordu. Bütün üyir yetim kalmış gibiydi. ama yine sinirlerini yatıştıramadı. sağrısını görüyordu. sağrısında İbrahim'in vurduğu kamçı izlerini görüyordu. Akşama kadar yılkının yanında kaldı.. o karanlık gecelerdeki macerası için yorgadan öcünü alıyordu! Sert bir çekişle atın başını çevirdi. İbrahim'in. Sapsarı bir benizle ve koşarak kansının karşısına dikildi. Yalnız şunu unutma: Üç çocuğun var. Yorga da kolhozun. Yine de yeri gelmişken söyleyeyim: Beni bırakıp gitmek istiyorsan hiç durma! O benden çok daha iyi. üzüntüler içinde öylece oturuyordu. Niçin ver dedin atı? diye sordu soluk soluğa. Bizim halimiz..Sen. Daha da yararlı olutsana. sana özel olan 86/Elveda Gülsan neyin var? Bizde olan her şey kolhoza ait.

Kopuzunu. Artık Elveda Gûlsan/87 akşam üzerleri botasını yar kıyısında gezdiremeyeceğini.cizgiliforum. her şey gözlerinin önündeydi.. ağarmış saçlarını. Güneş değişmiş. günlerce bozla-dı. gözlerinin çevresindeki kırışıkları. Ocakta ateş yanıyordu. göçebe atalarının şanlı geçmişinden kalan o yanık bozlağı çalıp söylemeye başladı: Bu küçücük beyaz botasını (yavrusunu) yitiren ana devenin yakarışı. San yorga gönül çırağını söndürmüş. her şeyi kendisiyle birlikte alıp götürmüştü. çırpımp duruyordu. ağıdı. beraber otlayamayacaklannı... Neredesin? Ses ver bana! Mis kokulu memelerinden anasının ak sütü süzülen botam. Neredesin? Ses ver bana! memelerinden anamn ak sütü akıp süzülüyor. şafak sökerken onunla otlamaya çıkamayacağını. • Hava kararınca çadır evine döndü. o hayaller içinde yüzdüpnü de görüyordu. dedi. Artık her şey başka. Gülsarı at korasında. gözü kapalı olarak dinliyordu onu. Solgun. bir daha ona ak sütünü emziremeyeceğini söylüyordu gözyaşları içinde: "Neredesin kara gözlü botacı-ğım? Ses ver bana! Damla damla süt akıyordu memelerinden! Sıcacık süt süzülüp akıyor.. genç ve güzel Caydar'ı: Saç örgüleri beline kadar inen esmer güzeli o şirin kızı. bozlağı idi. Anne deve günlerce botasını aradı.enginel elveda gülsarı gibiydi... kendi gençliğini. Tanabay onu. soğuk demeden her işte çalışıp yıpranmış ellerini. Gözü kapalı ama herşeyi görerek: Yıllar yılı sıcak demeden. Sonra o kırışıklar arasında koybolup giden gençliğini." k Caydar güzel kopuz çalardı. kumlar üzerinde beraber yürüyeme-yeceklerini. suskun olarak eve girdi. karanlık gecenin koynunda. bana botasını yitiren akmayanın bozlağını çalsana bir.. birlikte gezip tozdukları o güzel günleri. kopuz çalarken tanımış. kendi düşüncelerine dalıp gitmişti. uçsuz bucaksız bozkır uzanıyordu. o da değişmiş gibiydi. 8 53 . dedi Tanabay. bozlaya bozlaya yavrusunu arıyordu. Caydar şankopuzunu (demir kopuzunu) eline aldı. gencecik t|r kız iken. her şey değişmişti. nefesini ayarladıktan sonra. sevmişti... gökyüzü değişmişti.. 88/Elveda Gülsan Tam o sırada.. Şimdi Tanabay. başını kaldırmadan. Tanabay'ın kendisi de eskisi gibi değildi. Sonra yumuşak bir sesle: Sen şu kopuzunu eline alsana.www.Her şey. Kızlar birbirlerine sarılmış yatıyorlardı. kendisindekine benzer dertleri ve özlemleri paylaştığını. Neredesin kara gözlü küçüm botam? Memelerinden süzülüp süt aktı. Kızları uyumuşlardı. Sımsıcak ve güzel kokulu memelerinden. Ev sessizdi. Karısı ellerine ibrikle su döktü. Çadır evin dışında. Ana deve bütün gün kırlarda dolaşarak.com. Sonra önüne yemek getirdi Canım yemek istemiyor. O anda Caydar Tanabay'ı unutmuş bile.. boynundaki ağzının kenarındaki. . Tanabay şimdi onun.. Kora denilen o at hapishanesine ilk kez kapatılmıştı. O şimdi kopuzun dalga dalga sesine..

bir bu yanına geçiyordu. Evet. Gülsan'yı bir kez daha üyirden ayırarak alıp gittiler. havayı kokladı. Hadi koş. Pis pis kokan bir meyhanenizi önünde beklediğini. hepsinin o tiksindirici kokuyu saçtıklannı da unutmuştu. iyi misin? diye yorganın yanına koştu. Tanabay yılkıyı eski yerine getirdikten sonra köyden iki atlı geldi. havaya kansan pelin kokusu başını döndürmüş. Yorgayı tutmak. Ben kimseye bir şey söylemem. pelin kokusu başım döndürüyordu. kulun kokusu. başını dikti. Hınldıyor. Yorga eyerliydi. Yeleleri rüzgârdan savruluyor. ağzım yırtarcasına geme asıldığım ve kırbacı kafasına kafasına indirdiğini de. Çok iyi etmişsin. o çamurlu yolda gelirlerken yarıştaymış gibi koşarak yeni efendisini nasıl zıp zıp zıplattığım... bu gülünç takımı alıp atmak geçti aklından. Kulunları olan biye1 atlar onlan çağırmak için kişnedi-ler. Sanki ata bir erkek değil de koca kalçalı bir kadın binecekti.. Genç kısraklar zıplayarak. sonra yeni efendisinin arkadaşlarıyla o meyhaneden çıktıklarını. sıçnyor. Kısrak kokusu.. yeşil ova gün ışığında pınl pırıl parlıyordu. Kısrakları çok özlemişti ve o yüzden sahibinin yüzüne bile bakmıyordu.com. büyük gürültülerle yakınından geçen kamyondan ürkerek gemi zorlayıp dişlediğini unutmuştu. . sırtında ağır bir üzengi. o gülünç kadife minder umurunda değildi. 54 . üyirin bir o 1 Biye: Dört yaşını geçmiş dişi at. Bunlar.Gülsarı! Gülsarı! Nasılsın. süt kokusu. Eyerin üzerinde kalın kadife bir minder görünce çok kızdı. Tüh! tiye tiksinerek tükürdü." dedi Tanabay.enginel elveda gülsarı Tanabay bir sabah Gülsan'yı üyirin içinde koşup gezerken görünce çok sevindi.. ona hiç de yakışmayan bir eyer gördü. Gülsarı'yı aramaya çıkanlar oraya gelmeden Gülsan biraz keyfine baksındı.cizgiliforum. kopuk yuları boynundan sarkıyordu. şahlanarak koştular.www. Ama Gülsan çok geçmeden yine kaçıp geldi. Atın yanına gelince başında başka bir başlık. "Demek yularını koparıp kaçtın ha? Aferin sana. Daha dün. Çünkü onun aklı kısraklardaydı. Sonra yılkının önüne çıkıp yeni aygın arkalara iterek onun yerini aldı. Elveda Gülsarı/89 yanına. mest olmuştu. Yeni sahibi güçlükle eyere tırmandıktan soma nasıl hırıltılar çıkardığını. kulun kokusu. İki yanım bereleyen ağır • üzehgelere da aldırış etmiyordu. güldü. Tanabay bunu görünce yine sevindi. bu yüzden onun. keyfine bak. Yılkıyı biraz harekete getirmek istedi. Üzerindeki o gülünç eyer. süt kokusu. Gülsan silkindi. boynunu kız gibi uzattı. bölge merkezinde gemi çıkanlmadan büyük bir ağaca bağlandığını. Tanabay bindiği atın üzengilerinde doğrularak bağırdı ve yılkıyı uzaklara sürdü: -Ayt! Ayt! Ayt!. yorga üyirin arasına girince herşeyi unutuver-mişti: Kısrak kokusu. hayvana yaklaştı ama Gülsan kaçıp kurtuldu. Bu defa başında başlık sırtında eyer yoktu. Onu aramak için peşine düşenlerin yolda olduklannı bilmiyordu elbet.

.. pranga vurulmuş bir hapishane kaçkını gibi buraya kadar koşmuştu hayvan.yan yolda Gülsarı'yı arayanlarla karşılaştılar. Onu kovup uzaklaştırdı.. gözlerinden yaşlar aktı. Gülsarı yine kaçıp geldi galiba. . Bir kere daha ağzına geleni söyledi onlara. 55 .Ne oluyor? Ne var? . O gün Tanabay otlaktan geç gelmiş.Ne biçim insanlarsınız siz! Eliniz ayağımz yok mu? Başkamn atına bakamıyor musunuz? Daha iyi bağlayın onu! Gülsarı üçüncü kez kaçıp gelince Tanabay kızdı: 90/Elveda Gülsarı . düzü bayırı geçerek. Ama Gülsan'nın akıllanmaya niyeti yoktu. cephede miydi. Başına bir yular taktı.cizgiliforum.. Elindeki sopayı var gücüyle o aygırın sırüna indirdi ve • sopa ikiye bölündü.Ay it herif ay! diye bağırarak koştu Tanabay. Gülsan'nın o haline yüreği sızladı. Her fırsatta kaçıp geliyordu. Yılkım yeni aygırı da onun bu halinden Elveda Gülsan/91 yararlanıp basıyordu çifteyi. Komşu yılkılardan olan bir delikanlının da yardımıyla atı geri götürürlerken.. Aman Tanrım! O ne? Yorganın ayağına zincir köstek vurulmuştu. Seyisleri de bezdirmişti Tanabaylı da. Onca yerden. bir kere daha kement geçirdi boynuna.Yine mi? Hay başımın belası." 1 Doğrusu inanılır gibi değildi. sersemin tekisin sen! Onu bir kere daha yakaladı. ama birileri gelip onu iteliyor.com. zincir bacaklarına vuruyor ve hayvan inliyordu. ne olacağı bilinmez" diye bir yılkıyı çadırın yakınında bıraktı. alay ediyorlardı onunla: "Ey Tanabay. bağırıp çağırıyor. Bir yere gidip ellerini yıkamak istiyor. zor uyudu. yılkıda bir şeyler oluyor. Yaklaşıp bakınca Gülsan'yı gördü.. tepiyor." diyorlardı. Tanabay Gülsarı'yı onlara teslim ederken çıkıştı: . dereyi tepeyi aşarak nasıl gelebilmişti buraya? Bütün gece seke seke geldiği belliydi. Sonra kendi elleriyle götürüp bakıcılarına teslim etti. "İyi ile kötü birbirinde ayrılmaz. Her yanı kan içindeydi. . elleri de kana bulanmıştı. • -Tanabay! Tanabay! Uyan! diye sarstı karısı. Onu ısırıyor. Çok yorulmuştu. elini kanla yıkıyorsun! Kan bu kan! ha! ha! ha! hi! hi! hi!.Sen akıllanmayacak mısın hiç? Ne diye ikide bir kaçıp geliyorsun? Ahmağın.. pek anlayamıyordu. aygırlar dövüşüyor. kemendi alıp atın boynuna geçirdi. Ucu kementli sopasını kaparak kavga yerine koştu. Hiç de iyi yorumlanmayacak bir düş gördü o gece: Savaşta. Talihsiz yorga olduğu yerde dönüyor. Hava ağarmaya başlamıştı.enginel elveda gülsarı Biraz durup düşündükten soma. yoksa şehirde bir mezbahada mı.Dinlesene.. geç yatmıştı. . beni rahat bırakmayacak bu hayvan! Tanabay alelacele giyindi.www. Uyur-uyanık kendi kendine 'kan görmek iyi değildir' dedi. öc alıyordu. .Tek başına. "Tanrım! Ne kötülük etmişler sana! Kim vurdu bu zinciri ayaklanna? Buna rağmen o kadar uzaklardan ta buraya geldin ha! Ah zavallı sersem ah!.

kendine işkence ediyorsun. yüzünü dudakla-nna yaklaştırdı. Herbiri eşsiz bir sanat eseri olan şeyler vardı. çünkü köstek kilitliydi. Eski bir demirci olması ve o işi yaparken kazandığı tecrübe Tanabay'ın işine yaramıştı.. her şeyi. demirden ne güzel aletler. hayvan suyu geçerken yırtılıp çıkmıştı. Çok yorulmuştu. Eski zamanlarda. ama köstekli atı çalamazlardı.. O paslı zincire evirip çevirip baktı ve ustalığına hayran kaldı. O zalim ise gidip bu kösteği almış. Bütün bunlar yol olup gitmişti. Atı iple bağ-lasan ipi keserler. Ablası küçük kardeşini sırtına alıp evin yolunu tuttu. tabağı. Kan ter içinde kalarak. Sonra hayvanın başını tutup okşadı. Yaşlılardan biri bu kösteği hatıra olarak saklamış. Ah zavallı Gülsanm. Onu geri vermezse başı derde girerdi çünkü. .www. Eski Kırgız ustalarının hünerlerinin. Gülsan'nın ayağındaki zincir kösteğin çıkarılmasına bütün aile yardım etti. başka biri de 92/Elveda Gülsan bunu İbrahim'in kulağına fısıldamıştı. Tanabay bir süre oturduğu yerden kalkmadı. Caydar yorganın başını tutup elleriyle gözlerini gölgeledi. "Şimdi her şeyi alüminyumdan yapıyorlar: Tencereyi. elini kolunu yaralamak pahasına zincir kösteği çıkarabildi. "İbrahim bu zinciri yaşlı birinden bulup almıştır. kime yapmış.. Buna rağmen Gülsan onca yerden kaçıp gelebilmişti. leğeni. tahtadan ne güzel oymalar. değerli yürük atlara. ne zaman yapmış. Ondan başka kimse bu kadar acımasız olamaz. Ne eyerler yapılırdı eskiden! Her eyerin bir tarihçesi. büyük kız yuları tuttu. Gülsan da dudaklarını onun gözüne sürüp sevinçle gözlerini yumdu. bunu mutlaka o yapmıştır" diye düşündü. Nereye gitsen hep aynı şeyleri görüyorsun. Zinciri var gücüyle uzağa bir yere fırlatıp attı. hırsızlar çalıp götürmesin diye böyle köstekler vurulurdu. Gümüşten. Böyle keçe kaplamalı zincir köstekler eskiden kullanılırdı.cizgiliforum.com. yapan kişi karşılık olarak ne almış? 56 .. Çok üzüldü. ne olduğunu ne olduğunu sen de bilmiyorsun elbet. sürahiyi. Caybar yorganın yularından tutup evin önündeki bağlama direğine bağladı. ne güzel deri işleri yaparlardı. Artıfc zincir kösteklere gerek kalmadığı için bu işçilik unutulup gitmişti. akıllılıklarının bir belgesiydi. Ağır ağır giderek attığı zinciri getirdi. Tanabay atın orasına burasına baktı. atın ayağına geçirmişti. Hem ne kadar kaba şeyler! Yazık! O ünlü eyer ustaları yok artık.. Bugün böyleşini kimse yapamazdı. bakırdan. Ama ayağında zincir kösteğin bağlandığı yer cılk yara olmuştu. kaşığı. Aldığı yaralar iyileşirdi.. Sonra aletlerini topladı. Zincirin keçe kaplaması da eski ve çürümüş olacak ki. Bunu yapan kişi gerçekten büyük bir usta idi. Bu yüzden de demir Gülsan'nın ayak derisini sıyırmıştı. ne yapacağız şimdi? Aklını başına topla artık. Kim yapmış. Yalnız o muydu unutulup giden. ne güzel süslemeler. künyesi vardı. Artık böyle köstek vurulmuyordu atlara.enginel elveda gülsarı Tanabay üzgün üzgün başını sallayarak "Vah! Vah!" dedi. küçük kız ise çevrelerinde merakla dolanıp durdu.Peki. Atın yara beresine merhem sürdü.

bir-iki hafta sonra başka bir yeri dağılıp yırtılıyor. olmayacak mı?. Ama bir yerini onarıyor. Bir de şu ağaç çatkılara bak! Nesi çatkı. Bu gerçek iyice anlaşılmıştı. Pişmanlık içindeydi. kışlatanlar.cizgiliforum.. durup 94/Elveda Gülsan oturmak. Çadır evler devrim öncesinin evleridir ve bunlardan vazgeçilmelidir. Günlerce çuvaldız ve kalın ip düşmüyordu Caydar'ın elinden. dağlarda sürü otlatanlar. Keçe değil. Çok eski bir çadırdı. kurum mübarek! Kum gibi de dağılıyor. çadır evlerden söz etmişti. Keçe evlerin yok edilmesini istemişti. Hatta bazıları yakıldı. otomobille dolaşacakmış! Hepsi birElveda Gülsan/93 birinin aynı olan otomobillerle. yama üstüne yama vuruyordu da.www. Sen bu evin sahibi misin? Nesin? Bizim de insan gibi yaşamaya hakkımız olacak mı.enginel elveda gülsarı Hepsi bilinirdi. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi. göçüp konanlar için. bahçe parmaklıklan yapıldı. yatıştırıyor. göz nuru değil midir?. daha iyisini bulamamıştı. Keçe çadır. keçe çadırlardan. her şeyi değerlendirilmiş. bugün-yann bu işi halledeceğim diye onu oyalıyordu. İlk zamanlar Tanabay karısını avutuyor. Bunlardan ağıl çitleri. halk sanatının. kendi milletinin. Caydar yeniden çuvaldızı ve kalın ipi eline alır. onanma başlardı. Oysa insan ruhunun aynası. her tarafı isle kaplanmış keçe çadırda oturuyordu. hayvancılıkla geçinenler. yorulmak bilmeden. Yalnız plaka numaralan farklı olacakmış. Keçe kaplamalar da kesilip evlerde kullanıldı..bunda kimin suçlu olduğunu. Herhalde yakında herkes. Ne var ki. On-lann yerine kış evleri yapılmaya başlandı.. nasıl dili vanp söylemişti! Şimdi Tanabay. deliniyordu." Tanabay zaman zaman bunlan düşünür. çadırların yıkılmasını istemek gibi bir sözü ağzına nasıl almış. Oysa gençliğinde kendisi de eski törelerin mezan-i* kazanlardan biri olmuştu. Caydar baybişe. sınanmışü. Bunu nasıl anlayamamış. o sayede oturabiliyorlardı içinde. Aslında bunu birilerinden duymuş ve kendi görüşü olarak söylemişti: "Yok olsun çadır evler! Eski usuller yok olsun!" demişti.Ama bir gün köye inip yöneticilere yeni bir çadıra ihtiyacı olduğunu söyleyince. Böylece çadır evler gerçekten yıkıldı. atalannın en güzel buluşlanndan biriydi. neden böyle olduğunu bilemezdi. Keçe evin direkleri kınldı. İnsanoğlu bugüne kadar bu durum için. daha ne kadar sürüp gidecek bu azap! diye yakınırdı Caydar. Yüzyıllar boyu geliştirilmiş. dalıp giderdi. ihtiyar Turgay'dan kalan eski. yok edildi. el sanatları kaybolup gitti...com. kar giriyor. Ama işte.Allahım. çadırsız yapamazlardı. Keçeleri parça parça olmuştu. yağmur giriyordu. el hüneri. ata-babalarımızın ustalıkları unutulup gidiyor! El işleri. demişti. . gençlerin 57 . Tanabay o sözleri nasıl söylediğine bugün hayret ediyordu. Hatta birkomsomol toplantısında. el hünerlerinin yok olup gitmesine üzü-lür. eski çadır ustalarının bu dünyadan çoktan göçüp gittiklerini. nesi ağaç bunun! Gidip şu yöneticileri biraz sıkıştır da bize de yeni keçe versinler. O deliklerden rüzgâr giriyor.

enginel elveda gülsarı ise bu işi hiç bilmediklerini öğrendi. Yazın güneşin bütün sıcağı. Tanabay o zincir kösteği keçeden evine götürdü.. Tanabay'a çadır ev yerine palatka denilen bez çadır vermek istediler ama Caydar buna şiddetle karşı çıktı: . Ne yaparsan yap.Öyleyse bana yapağı verin.www. Her şey için dilekçe yazıp bekliyoruz. Yu-karıdakilerin de düşünmesi gerekirdi. Ve.Yoo. • . kışın ise it bağlasan durmaz.Palatkada oturacağıma elek gibi delik deşik keçe çadırda otururum daha iyi! dedi. Tanabay ailesi.. Palatka denilen o bez çadırda ancak bekâr bir adam oturabilir. kesinlikle olmaz.Öyle diyorlar.Ne yapağısı? Aklını mı oynattın sen? Elde ettiğimiz bütün yapağıyı plan gereği devlete veriyoruz. kolhozda bir gram yün kalmıyor!. Ama ne evdi! Yürekler acısı bir görünümü vardı çadırın. o da geçici bir süre için. O zamanlar ne aptallıklar ettiğini anlayıp acı acı gülümsedi: "Gereksiz! ha! ha! ha!". hırsla dişlerini gıcırdattı. yırtık. "Kolhoza gereği...her şeye.cizgiliforum. Bir bakıma kendisi de sorumlu. asla oturmam palatkada!.. havanın tozu toprağı içerde. Ona bütün sıkıntılarını anlattı: . . bez çadırdan barınak olur muydu hiç? Otursan kalkamıyorsun? Tepesi alçak ve adım atacak yeri yok. diye diretti Caydar. yorganın ayağını parçalayan zinci-re. dökük keçe evde oturmaya devam etti. Yoo. ne kap-kacak Elveda Gülsan/95 koyacak yeri var. Tanabay sustu. öylesine soğuk. » Tanabay bir gün Çora'ya rastladı.. yararı yokmuş!" Bu çok acı sözler uzun zaman aklından çıkmadı. bakımı gfcrek. Ne eşya. . öfkeyle. Evin içine baktı. bir eş-dost gelecek olsa.com. kendine baktı. o yama üstüne yama vurulmuş. Yünü kolhozun kendi işleri için kullanmanın hiçbir yararı yokmuş. İçinde ateş de yakamıyorsun. kendisi de suçlu sayılırdı. O bez çadır keçe çadırın yerini asla tutamazdı. biz o yapağıdan keçeyi kendimiz yaparız. Bir komşu. dedi Tanabay. Çora üzgün üzgün başını salladı: . Ama. kolhoza gereksizmiş. Oysa biz bir aileyiz.. O böyle hid96/Elveda Gülsan 58 .. çocuklarımız var. ne dersen de. Çocuklar kalkıp dolaşacaklar. Nasıl cevap vereceklerini Tanrı bilir. Yapağı çok değerli bir malmış. Zaten kolhozda keçe de yoktu. kolhoz ürünlerinden her yıl tonlarca yün kırkıyorlardı.. niye düzelmiyor başkan? dedi.Bu konuyu zamanında ikimiz de düşünemedik. onların yıkanmaları gerek. O günlerde birçok yılkıcı palatka denilen o bez çadırda oturmak zorunda kaldılar. onlara da oturacak bir yer yok. çok da kıtmış. Oysa o keçe çadırı onarmak için biraz yapağı yeterdi ve bu çok gerekliydi. ben palatkada oturmam.Bu işler niye böyle gidiyor. yabancı ülkelere satılıyormuş.

(Gökbay.. geçitlerde ve yamaçlarda biten otlarda. Kazanan kaybedenin sırtına bindi: . Bu yüzden nefesi yetmedi. Hepsi Elveda Gülsan/97 çeliğin düştüğü yere koştular. o zincirle onun kafasını ezerim! Bunu söylemeyi-sakın unutmayın!. bahar gülüyordu. üç. Dobra dobra konuşmasınını. Oradan çeliği bir kere daha havalandırıp olanca gücüyle vurdu.yirmi iki daha eder yüz. doğru ölçsün diye yanına geliyor.com. bozlayarak!" Kaybeden çocuk derin bir soluk aldı ve ağıdını söyleyerek koşmaya başladı: I Gökbay. Kazanan çocuk sevinçten uçuyordu. hiç durmadan ağıt söyleyerek koşacaktı. bir adım bile ara vermeden söyleyerek koşması gerekiyordu. kural gereği. Yeniden çocuk ise ağlayacaktı nerdeyse.. bu kadar ağır konuşmamalıydı. hırsından dudakları titreyerek bağırdı onlara: .Kazanan çocuk bağırdı: "Ne duruyorsun? Hadi koş bakalım zırlayarak.Alın götürün! Bu zinciri de başkana verin ve deyin ki: Bir daha bu zinciri yorganın ayağına vurmaya kalkarsa.. Zuvv!) Ağıdı hiç kesmeden. Ne yaparsın? Oyunun kuralı böyleydi işter. on.Karabay zuvvv. iki.. geri dönüp yeniden başlayacaktı koşmaya. Akbay A Buzavındı bakpay Kayda cürsin... İşaret yerine varmadan dinlenmek zorunda kaldı.. Güneşli... Çünkü şimdi kaybeden onu başlangıç yerine kadar eşek gibi sırtında taşımak zorundaydı.www. Kazanmıştı. mahmuzlar gibi topuklanyla vuruyor. Yeşeren yapraklarda. sonra var gücüyle çomağıyla vurdu ve çelik çok uzaklara düştü. At korasının yanında çocuklar çelik-çomak oynuyorlardı. onbeş. tüten toprakta. Çocuk elindeki uzunca. hile yapmasın diye.. Çocuklardan biri çeliği havaya attı.. Çünkü. Üçüncü vuruşa sıra geldi. başka zaman bulamamışlar gibi. tam yüz! Öteki çocuklar da bağırdılar: .Yaşasın! Tam yüz sayı yaptı! Ne eksik ne fazla. Ama ikinci defa da başaramadı. bir yandan da çocuklara sesleniyordu: "Hey çocuklar. . başı dönüyordu.enginel elveda gülsarı det içindeyken. Gülsan'nın peşine düşen atlılar çıkagelmesinler mi! Tanabay. görün! Bu benim Gülsarım! Gördünüz mü nasıl yorga gidiyor!. Akbay Buzağını bakmıyor Nerede yürüyorsun oynayıp Ay ay ay karabay.oynap Ay." 59 .Tam yüz! Şimdi kaybeden çocuğun üzüntüsünü belirtmek için ağıt yakması gerekiyordu.Yüz oldu. bakın.Deeeh! Haydi hızlan bakalım! diyor. Yirmi iki! dedi çocuk. Öbür çocuklar. çomakla vurduğu yerden çeliğin düştüğü yere kadar olan mesafeyi ölçmeye başladı: Bir. Üç vuruş hakkı vardı.Ay... Yirmi iki çomak boyu uzağa düşürmüştü çeliği. aklına geleni söylemesinin cezasını hep çekecekti. o kadar yerden..cizgiliforum. Bu sözleri söylememeli. çok güzel bir gündü. yedi... onu denetliyorlardı.Daha önceki toplam yetmiş sekiz idi. Şimdi. diye sevinçle bağırmaya başladı... Kazanan çocuk çeliğin düştüğü yere bir işaret koydu..

Yeşil yaprak kokusu.Hadi ne duruyorsunuz. ayağının altındaki samanları çiğneyerek ve korayı inleten bir sesle acı acı kişnedi: Neredesiniiiz! Neredesiniiiz? Dışarıdaki bakıcılardan biri küreği kaparak içeri girdi ve ona bağırdı: . Nasıl koparsın! Bağırsa belki duyarlardı. bir elini beline dayamış. Yeni başkan da oradaydı! Kısa bacaklı. Ah! Ne güzel. tepiniyor. iki yanından zincirle bağlamışlardı onu. bozkırda yayılıp otlayan yılkılar geliyordu. Ötekilerden farklı olarak. İbrahim ötekilere "Hadi hazır olun!" dedikten sora. Bugün Gülsarı'nın çevresinde niçin bu kadar çok adam vardı? Adamlardan biri. . Ağzından dünkü gibi yine o pis koku yayılıyordu. İple. koşabilsey-di! Çifteler savurmaya.enginel elveda gülsarı Bu sırada Gülsan at korasında hapsedilmişti. * Bunun üzerine iki bakıcı. Madenler parlıyor. bazıları eyer vurularak binilmiş. başlayın! Başlayalım mı Co-ul Aldanoviç? dedi İbrahim saygıyla başkana bakarak. tezekleri dışarı çıkanyorlardı. nasıl parıl parıl parlayan bir gündü! Yorga. Sonra tilki derisinden tebe-teyini ahır kapısındaki bir çiviye astı.Dışarı çıkarayım mı? . Ah şimdi geniş bozkırdaki üyirin yanına bir varabilseydi Gülsan! Gözünün önüne engin bozkır. Gökyüzünde ve yılkının tepesinde uçan kazlar da kanat çırparak onu çağırıyorlardı.Herkes onutmuştu onu.Ne kişneyip duruyorsun? Rahat dur.Dışarıda çocuklar oynuyordu. sonra dışarıdaki adamlara seslendi: . hayvanın güzünü alıElveda Gülsan/99 yordu. gübre yığını üzerine 60 .cizgiliforum. Bazı atlar arabaya koşulmuş. telaşlı telaşlı dolanmaya başladı. rahat dur! diye bağırdılar. o kollarını sıvamamış-tı. Gülsan yularını koparmaya çalışıyor. Sırtına eyer de vurmamışlardı.com.Çıkar! dedi dışarıdakiler. ka-barıyordu. Gülsan'yı iki yandan bağlı olduğu zincirlerden tutarak avluya çıkardılar. Adamların hepsi birden . nemli toprak kokusu vardı havada. Başını ahırın yukansmdaki küçük penceresine doğru kaldırdı.küt.Yavaş ol. 98/Elveda Gülsarı At korasında ondan başka hayvan yoktu.www. Bağlıydı. Ah bir kaçabilse. parlak madenden bir şeyleri beyaz bir bezin üzerine yerleştiriyordu. Süvari pantolonu giymişti. Ah. çırpınıyordu. burun delikleri titreye litreye bahar havasını içine çekti. Başkan başını saljadı. havayı dövmeye başladı. Atçılar ahırları temizliyor. öbür eliyle gömleğinin düğmeleriyle oynayıp duruyor. yoksa karışmam ha! dedi. Öteki adamlar iplerle Gülsarı'nın çevresini sarmışlardı. Huysuz-lanıyordu. Damarlarındaki kan taşar gibi akmaya başladı. geniş taraklı ayaklarını iki yana açmış. kayışla değil. boz renkli bir tulum giymiş olanı. onu kendi bölmesinde tek başına bırakmışlardı.Tebetey yere. Sabahtan beri ne yem vermişler ne de su içirmiş-lerdi.

Kayda kettin oynap. burnunun dibine çömeldi. boşta kalan arka ayaklarından biriyle tekme savurmaya başladı. yeni başkan. böylesine rahatsız yatışı neden? Yok. Ne olmuştu? Neden yana düşmüş yatıyordu? Ağaçlar niçin gökyüzüne doğru uzanıyorlardı? Yerde böylesine uygunsuz. Gülsarı hâlâ çırpınıyor. Sonra kasları kasıldı. acılar içinde kıvranıyor.Amma da güçlüymiş ha! . bastınyorlardı. kollarıyla sımsıkı bastırdılar.Artık traktör bile gelse yerinden kımıldayamaz! O zaman.cizgiliforum.com. at denen hayvan akılsızdır.www. toynakları vücuduna batıyordu. .Çabuk olun! Çabuk olun! diye bar bar bağırıyordu İbrahim. çırpınıyor. Niçin yapıyorlardı bunu? İpi neden arka bacaklarına doğru çekiyor.Başını tutun! Yere bastırın! Bağla! Çek! Eh. Yer sarsıldı. Dizleriyle. başına ve boynuna basanları silkeleyip atıyordu. Ama adamlar yine abanıyor. ayakları uyuştu. İp çatır-dayarak gerildi. Ay. Onu oradan alıp silkeleyerek tekrar as-tı. Bir daha silkindi. . Apan seni soymak. bundan sonra olacakları görmek için beklediler. üstüne çıkın! Sıkı tutun! Hepsi birden yorga atın üstüne abandılar. bir daha gerindi. acıdan 100/ElvedaGülsan bacaklarını karnına çekiyor. ay Karabay. Şimdi şuradan da bağlayın.Bastırın. "Yıkın yere!" dedi. Önünde yatan at değil de baş düşmanı olan bir insanmış gibi kin kusarak bakıyordu ona. Ter içinde kalan. ne yapacağı hiç belli olmaz" dedi. İkisi de birer sigara yakıp tüttürerek. İbrahim yine bağır bağır bağırıyordu: . yere yapıştırılan atın başına sokuldu. Kolları güçlü adamlar ipe asıldı. Akbay Buzavındı bakpay. Güneş de yuvarlanıp üstüne düşmüştü sanki. Bütün vücudu zangır zangır titriyordu.Tamam bitirdik işini! . zuvvvv! 61 . Atın ter içinde kalan vücudu. Sonra. bakarsınız çifte atar. Kora avlusunun dışında çocuklar çelik çomak oynamaya devam ediyorlardı: Elveda Gülsarı/101 Gökbay. Kalın bir ipi dü-ğümleyip ucunu sırtından aşırıp uzattılar. gözlerini dört yana çevirip ürkek ürkek bakıyordu. İpler derisini çiziyor.enginel elveda gülsarı düştü. bir havlu ile durmadan ağzını yüzünü silen İbrahim de başkanın yanına gelip çömeldi. Boynuna at kuyruğu kılından yapılmış kement geçirilince Gülsarı'nın tüyleri diken diken oldu.Yine başkana döndü: "Siz şöyle biraz kenarda dursanız iyi olur Corakul Aldanoviç. Akşam içtiği votkanın pis kokusunu hayvanın yüzüne savurarak baktı. Ne yapacaklardı bu adamlar? . Ve kendini bırakıverdi. Çabuk bitirin işinizi. oldu işte. Atın düğümü! Adamlar yorganın dört ayağını bir araya getirip sımsıkı bağlamışlardı. Gülsan gövdesinin bütün ağırlığıyla ve büyük gürültüyle yere yıkıldı. onu neden böyle bağlıyorlardı? Gülsarı hırıldıyor. yok! Olur şey değildi bu! Gülsarı başını salladı.

yine olmadı. ne işiniz var orada? Haydi defolun! Gidin oynayın! Çocuklar çitten atladılar ve koşarak gittiler. 10 62 . İşaret noktasına ulaşamadın. zuvvvv!) Güneş yine her zamanki gibi parlıyordu. burnuna sinekler konuyor ve o. Engin bozkırı ve orada yayılıp otlayan yılkıyı Gülsan son bir kez daha gördü. . İbrahim ellerini oğuşturarak: . Dünya başına yıkıldı ve sonra zifiri bir karanlık oldu. Böyle acımasız adamın kime hayrı dokunur zaten. Karabay. Dizleri ve gövdeleriyle. Kora dışında çelik-çomak oynayan çocuklar şimdi çite tırmanıp serçe gibi dizilmiş.Amma da bildin ha! Hiç de değil! Onların konuşmalarını duyan İbrahim elini havaya kaldırarak bağırdı: . ay. Akbay Buzağını bakmıyor Nereye gittin oynayıp Anan seni dövecek Ay. zuvvvv! ..com.enginel elveda gülsarı (Gökbay.. sımsıkı bağlanmış atın üzerine abandılar. Tilki postundan yapılmış tebeteyini asılı olduğunu çividen aldı. Olanlar olduktan sonra da Gülsan bir süre öylece bağlı kaldı. Birden korkunç bir acıyla canı çıkayazdı. Kanın dinmesini bekliyorlardı. Buzavındı bakpay Kayda cürsin oynap Apan seni soymak Ay.Hey. Öz kardeşine bile acımadı da malına mülküne el koydu.. her şey tamam. bir de Sibirya'ya sürdürdü.Hey. . karabay. Zuvvv Gülsarı'm! Güneş parlıyordu. Kafasını yere iyice yapıştırdılar. İbrahim yaptığı işten gururlanıyordu. orasını burası düzeltti ve ter içinde kalan kafasına geçirdi. Başına. o gidemiyordu. Dünya pırıl pınldı. Ah! Kıpkızıl bir alev içine düşmüş gibi yandı. İbrahim yine sordu: . Şimdi yanaş bakalım şöyle. Gözlerinde şimşekler çaktı.Toynaklarını düzeltiyor. bir daha kaçamaz. Beni sırtında taşıyacaksın. Akbay .Başlayalım mı Corakul Aldanoviç? Başkan yine bir şey söylemeden başını salladı. Şimdi çıt çıkmıyordu. Üyirin üzerinden kazlar kanat çırparak onu çağırıyor.İşte Corakul Aldanoviç. 102/Elveda Gülsan Gülsarı etine değen soğuk bir şeyle ürperdi. temizliyorlar.bakıyorlardı: ..Hayır. Birilerinin eli Gülsarının kasıkları üzerinde dolanmaya başladı. ay. unutun gitsin! O öyle kötü bir adam işte. Yeni efendisi tam gözlerinin önüne çömelmiş bakıyordu. silkeledi. Herkes kımıldadı. Kaça kaça vardığı yer bu oldu! Tanabay'ın söylediklerine de aldırmayın.cizgiliforum. Bunun üzerine İbrahim ayağa kalktı. sinekleri kovamıyordu.www. bakın! Bakın ne yapıyorlar?. Rahatlamıştı. Kora dışındaki çocuklar hâlâ çelik-çomak oynuyorlardı: Gökbay...

Alevler rüzgârdan oynuyor. ta bahara kadar hep orada kalacaklardı.. Sır dolu bir gece. yine karanlık. Çay kenannda alev alev bir ateş yanıyordu. göğsünü gerip temiz havayla ciğerlerini şişirerek rüzgâr gibi uçabilseydi! Yankılar yapan kişne-mesiyle dağ arkaçlanndaki yılkıyı çağırabilseydi! Kulunların.Geçenlerde çok kötü bir düş gördüm. Yaz boyunca. bir sekip bir sıçrayarak. Bu yüzden de bitkindi. haline şükredersin" diye. bir şey bekliyor gibiydi. dedi. her yer ıssız. . biyelerin. düşünceli asık suratlı olarak geri geliyordu Tanabay. Bir ışık.yine o kaçış yolunda olabilseydi.enginel elveda gülsarı Geceydi. bir daha. Sabah erkenden kalkıp atına atlıyor. Soğuktan kaskatı olan kara yer. hayvanın toprağa değen yanını donduruyordu.. sonra rüzgârlı açık gökte tekrar kaybolmuştu.. ayak bilekleri kanıyordu.. bir yükselip bir alçalıyordu... Kırgızlar boşuna söylememişler: "Bir yerden bir yere taşın da. Ay başının üzerinde bir görünüyor. Yatılı okulda okuyan çocuğu da gidip görmeliydi.cizgiliforum.. At. şaşkındı. O zamanki gibi şimdi de zincirleri koparamı-5lördu. Bir evden başka bir eve taşınmak çok zahmetli bir iştir. Çok gerilerde kalan bir dönemde. alış-veriş için pazara. acıtıyordu.. Her yer karanlık. ayakkabıcıya gidilecekti. ayağına zincir köstek vurularak yılkıya döndüğü zamanki gibi. ayaklannı yere basınca da fırlatılmış bir taş gibi gidip kayboluyordu. . Ama bir gün konuştu: ... Köstekli ayaklarla yürüyünce yol bitmiyor. Oysa Tanabay üzgündü. iki sıçnyor. kansı ona bir çift söz söylecek vakit bulamıyordu. Soğuktan kaskatı olan kara yer. zincirli ön ayaklarını şaha kalkar gibi yukan kaldınnca. Tanabay hep telaşlıydı.Neyin var senin? diye soruyordu durmadan Caydar. yerinden kımıldamasına engel oluyordu. Ay çıkmış. her yer karanlık ve sessizdi. Tedirgindi.. yeni otlaklar bulmak için dağ arkaçla104//ElvedaGülsan rında konuşlanmaları gerekiyordu. Bir sıçnyor. bir yukan bir aşağı gidip gelen başı ağrıyordu. seke seke. öyle zor işler çıkar ki şaşakalırsınız.. güz boyunca..com. ayağındaki zincirleri şangırdatarak. sonra yine sekip yine sıç-rayarak. Çay kenarında alev alev yanan bir ateş. Bu ışık atın gözlerini kamaştırıyor.. yılkıya gidiyor. bacaklarını oynatıp toynakları ya-riarcasına koşabilse.Soru sormayayım diye mi söylüyorsun bunu? 63 .. sonra yine ışık. Ah bir kalkabilse. Köstekle yürümek bir cehennem azabı!.www. Hapishaneden kaçmış bir mahkûm gibi. Tanabay cevap vermiyordu. kış boyunca.. O zamanki gibi şimdi de adım atacak hali kalmamıştı. Öyle çok. İki hafta sonra. bir daha. Öğle olunca. Kansı da pek şaşıyordu onun bu haline. Büyük bir ağırlık inen boynunu kaldıramıyordu hayvan. Göçüp konmak için pek çok hazırlık gerekiyordu: Un öğütmek için değirmene. dağ arkaçlarım dan inen üyire ulaşabilseydi! Oysa o zincir onu tutuyor. Yaşlı bir adam ve yaşlı bir Elveda Gülsarı/103 at. Zincir köstek şangırdıyor... kısrakların kokusunu ala ala. yorga atın toprağa değen yanını donduruyordu. O zaman tek başınaydı. bir karanlık.

Atlann hepsi işe götürülmüştü. Başım hafifçe eğmiş. kadere kısmete. yatsam da kalksam da aklımdan çıkaramıyorum.cizgiliforum. Ben tek başıma bütün işlerin hangisine bakayım? Hiçbir şey yapamıyorsan bari git de Çora'yı gör.Yine ne oldu? Nereye gidiyorsun? . ama cesaret edemiyordu. geleneğimizdir. bir çardağın altında bağlı duruyordu. kımıldamadan duruyordu zavallı hayvan.Aman Allahım. demirciye uğramadan dosdoğru at korasına gitti. merak etme.. tövbe etmen gerek..Ne zaran var. her şey korkunç görünüyordu şimdi.. . yaşlanıyorsun artık Tanabay. gerçekten kötü bir düş gördüm. Sessizce ve kimseye görünmeden. 64 . .Ayn ayn gitmemiz doğru olur mu? . hatırını sor. onu annesinin bindiği atın arkasına oturttu.Daha sonra giderim.com. Tanabay büyük kızlannı atın terkisine. Aklı başından gitmiş gibiydi. . Sonra. sırtından büyük bir yük atmış gibi biraz rahatladı. Tanabay etrafa bakındı. Kora loş olduğu için bir süre gözlerinin karanlığa alışmasını bekledi. diye surat asü Tanabay.Hayır.Daha sonra ne zaman? Köye gitmeye niçin korkuyorsun? İstersen yann beraber gidelim. iğdiş edilmiş yorga. Tanrıya inanmayan sen değil miydin? Kocakarıların 'kâfir!' diye beddua ettikleri kişi sen değil miydin? Ee. kapalı koraya girdi.. Aralık duran arka ayaklannın arasında küp gibi şişmiş bir yara görünüyordu. Tanabay öfkeyle dudaklarını ısırdı. Issız ahır. . Tanabay atından indi. Gülsarı. Göçe çıkmadan önce gidip hastalan yoklamak bizim töremiz. dedi.Vay itler vay! Vay hainler vay! Biliyordum kötü bir şey yapacağını! diye yumruklannı sıktı. . büyük bir acı duyarak inledi. ıssız avlu ve tek başına bırakılmış. herşey. Caydar ise küçük kızı kucağına oturtmuştu. hemen döneceğim zaten. Elveda Gülsan/105 Ertesi gün üyiri genç bir yılkıcıya emanet ederek atlara binip yola koyuldular..enginel elveda gülsarı . Bir zamanlar düşlere. gönlünü al. Öğle tatili olmadan daireye uğrayıp bitirmem gereken bir iş var. bugün-yann göç edeceğimizden haberin yokmuş gibisin. Ben de görmeliyim.. Ahırda canlı yoktu.www. parçalıyordu sanki. çocuklan da götürelim.Bekle biraz.Hemen döneceğim Cyadar. Köye geldiler. bir iple ucunu kaldınp boynuna bağlamışlardı. ses-seda çıkmıyordu. Kuyruğunu da sarmış. Sonra büyük kızını kucaklayıp attan indirdi.. sokaklarda karşılaştıklan insanlarla selamlaştılar. Tanabay demirci dükkânının önünden geçerken atını durdurdu. İşte o zaman gördü günlerdir olacağını sezdiği o büyük felâketi. Kansına: . Çora'ya benim de yolda olduğumu söylersin. Yorganın yanına varmak istiyor. Yüreğini bir aç kurt 106/ElvedaGülsan ısınyor. gece-gündüz yılkının başından ayrılmıyorsun.. Aynca at nalı ve bazı demir parçaları alacağım. . at bakıcılanndan birini bulmak için öbür avluya çıktı. sen gidedur.

senin yorgayı iğdiş ettirdi diye hemen kötülemeye kalkma adamı. Daha yeni başkan oldu. sendeleye sendeleye ayrıldı oradan. Bindiği aü sürüp yılkıyı toparlarken düşünüyordu: "Belki yeni başkam kötülemekle haksızlık ediyo--rum. merada yaşayan insanlarız.cizgiliforum.. Çora'nın kendisi söyledi.Gördüğüm korkulu düş çıktı. kolhozun işleri düzelecekmiş. Şaşıracak.. . ne zamana kadar böyle sürecek bu hayat.Yıldan yıla yaşlanıyorum elbet.com. Yeni bir plan yaptıklarını söylüyor. küfürler savuruyor. Hadi ben yaralıyorum diyelim. Her şeyi alt üst ederek eski düzeni nasıl yıktıklarını. üzüntün de çabuk geçer diye düşündüm. büyük bir üzüntü içinde olayı anlattı: .. ne zaman gün göreceğiz? Nutuklardaki sözlere göre her şey yakında düzelecek. O akşam. o parlak armanı (ülküyü). Gerçekten de başlangıçta işler biraz düzelmişti. Belki saçmalıyorum.Biliyorum.enginel elveda gülsarı Tanabay olduğu yerde geri döndü. Çok gerilerde kalan o günlerde. asıl köklere nasıl balta vurduklarım da... buralara gelemeyecek. savaş biteli onca yıl oldu da durumlar niçin düzelmiyordu? Onlar. Kendi kendine Elveda Gülsan/107 konuşuyor. halka.. Ona ne yapmışlar biliyor musun? O itler.Bu bizim yeni başkan çok kötü bir adam. Sen ise işin aslını dinleyip öğrenmeden konuşuyorsun." Tanabay bozkırda dolanıp duruyor. dilerim ki yanılmış ola-'yım. yumurtlayacaklan o mutlu barış çağını. o parlak hayalleri. Peki ama. O arman uğrunda canla başla didindikleri günleri de. . Küçük bir çocuk değilsin ya! Bu ilk değil ki. sessiz. Ama.Çora'nın evinde söylemek istemedim. çok iyi olacakqmış.nasıl vaadettikleri-ni. kolhozu nasıl kurduklarım. Artık Gülsan hiç kaçmayacak.Bırak şimdi başkanı. Ama biliyorum ki başkaları da benim gibi düşünüyor. Bizler dağda. bilemez oldum galiba.Ne oldu? . bilmediğimiz çok şey var. ama istese de unutamıyordu o korkunç olayı. ne var ki bu düşüncelerden hiçbir sonuç çıkaramıyor-du. derin derin düşünüyor. eskimiş çadırlarının üstüne nasıl yama üstüne yama vuruyorlarsa kolhozun işleri de öyle gidiyordu: Yama 65 . İşleri çok ve zor. korkulacak ne var bunda? Tanabay katısına cevap veremedi. yeni yardım gelecekmiş. boztorgayların koyunların üzerine yuva kurup --. Artık kimsenin yapabileceği bir şey yoktu. keçeden evlerine döndükleri zaman Tanabay karısına. umutlan hatırlıyordu. At korasında gördükleri gözünün önünden gitmiyordu. dedi. onu iğdiş etmişler! . içini çeke çeke yemeğini yedikten sonra yılkıya gitti ve geç saatlere kadar orada kaldı.. seni köye götürmek isteyişimin sebebi de buydu zaten. dedi. sonuncusu da olmayacak. işte bunu da biliyorum ve bunda yanılmıyorum.www. bunu can-yüreğimle seziyorum. Tanabay. Yalnız: . buranın yabancısı sayılır. Bunu herkes bilir. O uğursuz savaş olmasaydı belki daha da düzelecekti. Bir an önce görürsen. Atalarımız bu işi yapa-gelmiş. Yılın oniki ayında yılkı peşinde koştuğum için çok şeyleri göremez.

Eskiden biri temsilci.! Herkes düşüncesini söylese. bir yetkili geldi mi. Bugünküler ise kolhoz bürosundanl dışarı çıkmıyor. ama bunlar da eskileri-1 ne hiç benzemiyordu. söyleyeceklerini başkana söylüyor. Kolhozun durumunu düşünmekten kendini 66 .[ du.. bu da mümkün değil. Oysa bugün toplantılarda alınan 108/ElvedaGülsan kararların hiçbir önemi kalmamıştı. Bunun da hiçbir yararı olmuyor. ac ona tuhaf ve küçümseyerek bakmıştı. Yukarıdakiler benden daha akıllıdır herhalde. jâna uzun süre gözüne uyku girmedi. savaştan ve kolhozun kurulmasından önce.enginel elveda gülsarı üstüne yama vuruyor.. Ben kimim ki? Sıradan bir yılkıcı. hiçbir verimli sonuç alınamıyor.. sonra d*ona bağırıp çağınyorlar-l di. Neden böyle oluyordu? Şimdi neden kolhozu eskiden olduğu gibi kendi malı değil de bir başkasının malı olarak görüyordu? Eskiden. O başkalarının da biri böyle diyor. köylünün kendisiyle görüşmüyor. onu kuran çiftçiler tarafından yönetilmiyor. O zaman I çok konuşuyordun. Bambaşka insanlardı. beğenmemişti. başkaları tarafından yönetiliyordu. hiçbir gediği kapatamıyorlardı. biri şöyle. şimdi anlat bakalım. Ona. Elbette benim şu günlerde kafam çok karışık. konuşulmaya değmezdi. Tanabay ona kolhozun durumun anlatmaya.. Tanabay daha geçenlerde bir yetkilinin geldiğini. "Eğer yanlış düşünüyorsam söylesin. Ama yok! Olmuyordu bunlar! Nasıl olsun? İlçe merke-l zinden bir takım temsilciler geliyor. neden bu durumla-1 ra düştük?" diyecek olsalar ne cevap verebilirdi onlara? Bü-I tün halkı toplayıp bir açıklama yapsalar iyi olurdu herhalde.Hepsi boş sözlerdi. Halk yararına bir karar alındıktan sonra.birini tıkamaya vakit kalmadan bir başka gediğin açıldığım görünüyorlardı. Tanabay artık halkın arasında görünmekten. Ne oluyordu böyle? Elveda Gülsan/109 "Çora iyileşir iyileşmez onu konuşturur.] Onlara göre.! önce onlarla konuşurdu. I Kimse kimseyi dinlemiyordu.com. Parti toplantılann-j da ise daha çok uluslararası durumlardan söz ediliyordu. sorular sor-1 sa. Hepsi aynı şeyi söylüyordu: Çalışın.www. konuşmuyor/ onları dinlemeye tenezzül etmiyorlardı. Onun görüşlerini fikirlerini tutmamış. "Bak." Hepsi bu ka-[ dardı. ihtiyacını bildirse. ben de kendi fikirlerimi söylerim" diye düşündü Tanabay. çok çalışın. Kolhoz. bazı meseleleri açıklamaya kalkışınca da. Ya yanlış düşünmüyorsam? Ne olacak o zaman? Yoo.cizgiliforum. kolhozun meseleleri önemsizdi. sora-l caklannı ondan soruyor." Tanabay gecenin ilerleyen saatlerinde evine döndü. işin aslını öğrenirim. onların! soru yağmuruna tutulmaktan korkar olmuştu.. dosdoğru halkın arasına girer. bu-j nun başka hiçbir mesele yokmuş gibi dilbilgisi üzerine bhj nutuk çektiğini hatırladı. I sen parti üyesisin.! plan gereğini yapın ve plan hedefine ulaşın. uygulamaları gerektiğini ve uygulandığını bilirdi. kolhozu kuranlardan birisin. Halkla. Dışarıdan gelenler ve hiç gelmeyen dışarıdakiler yönetiyordu. cahil bir çoban. toplantılarda alınan her karar bir yasa yerine geçer ve uygulanırdı.

Baharda gelen.enginel elveda gülsarı alamıyor "Uz gitmeyen nedir. Burada kısa bir süre konaklayacak. kulunlar.. 'Turnaya beylik versen tepende 67 . Sonunda başbaşa kalabildiler. Çora bir süre sustu ve asıl konuya geçti: "Mesele şu Tanabay. .. gözden kaybolan yaban kazları gibi uçup gidiyorlardı onun için iç dünyasında.cizgiliforum.com. Neşesi yerine gelmiş gibiydi ama yine de işten başını kaşıyacak vakti yokty. hastalığı tam atlatamamış olduğunu gösteriyordu...kavuşma dileğinde bulunan genç kızlarla kafile ilerliyordu. Tanabay kendi yılkısını büyük çayırdan. "Çok iyi. Görüşmeyeli ne kadar oldu? Bahardan beri görüşmüyoruz değil mi? Kımız ve dağ havası yarıyor tabii. 12 O yılın sonbaharında Tanabay Bakasov'un hayati birdenbire değişiverdi.. o yorgadan da ayrılıyordu.. Tanabay arkadaşını öyle görünce sevindi.Şimdi Tanabay o kadından da. solgun ve buruşuk yanaklarını oğuşturarak arkadaşına bakıp gülümsedi: ..www. Tam o günlerde kolhozdan bir haberci geldi: "Beni Çora gönderdi. sürü sürü koyun. Göç öncesi yapılacak işler pek çoktu. solgun dudakları ve zayıflığı. yitik botasını arıyordu: Neredesin kara gözlü 11 O/Elveda Gülsan botacığım? Ses ver bana! Memelerim sütle dolup akıyor. o akmaya. sen hiç yaşlanmıyorsun. Köyün kıyısındaki o eve. taylar kişniyor.Ey Tanabay. Geçidi aştıktan sonra. Mis gibi kokan ananın ak sütü. Yanına gelip gidenler pek çoktu. o avluya şöyle bir baktı: Yorgasına binip gittiği. O zaman Çora. İnsanlar bağırışıyor. sonra birlikte ilçe merkezindeki toplantıya gide-cekmişsiniz". Altı ay süren yaz ve güz çabuk geçerdi. Yine bir cevap bulamıyordu.. Çora da orada. Sonumuz geliyor işte. helâlelleşiyordu. yine eskisi gibisin. Tanabay bu çağrıya uyarak ertesi gün kolhoz bürosuna gitti.. yamaçlardan. sonra kışı geçireceği dağ arkacına çıkacaktı. böğüren sığırlar ve yük kervanı çay boyunca dağ yoluna düşmüşlerdi. Her şey geçmişte kalmıştı. Kalabalığın çın çın. nice nice geceler geçirdiği o eve. O ana deve. zuv-şuv sesleri doldu-ruyordu havayı. dostlar vedalaşıyor. kuzu-koyun meliyor. İlkbahardaki durumuna göre biraz daha iyi görünüyorsa da. Yüreği. Kızıldan yeşile renk renk entarilerini giymiş gencecik gelinler. Çora ile başbaşa oturup bir dertleşme fırsatını bulamadı. sonra gökte sıra sıra dizilip uzaklara giden. terslik nerden geliyor?"'diye düşündü durdu.. Üyir üyir yılkı.. ayrılık türküsü söyleyen. Oysa benim bir ayağım çukura düştü bile.. Sonunda dağ arkaçlarına göç başladı. bozla-ya bozlaya. içinde bir şeyler kopmuş gibi sızladı. köyün uzağından geçirdi. dedi haberci. yine işlere yumulacak hale gelmişsin" dedi içinden. Ama onlar kışı da orada geçirecekler ve ancak ilkbaharda döneceklerdi.. yarın köye gele-cekmişsin. parti örgütlenme dairesinde idi. dağ eteğindeki otlakta yılkıyı durdurdu. günlerce ve günlerce.

dedi Çora. Hayvancılık işlerinde. Çora da telaşlıydı ve saatine bakıyordu. en kötü durumda olan sürülerin bakımı ve bu işlerin düzeltilmesi için yardımcı olmalarını istedi. Öldürse bile uysallaşmaz onun altında Şimdi ben biniyorum. Tanabay kendisini çok düşündüren bir meseleyi ortaya atmak istiyordu ama buna fırsat bulamadı. . çok geçmeden bunu yapacağını. Tanabay biraz düşündü: . Başka çaresi de yok. bütün sorumluluğu üzerime alırım. ne 68 . Senden bir ricam daha olacak. "Bu çobanlık işini bir düşüneyim. Sabah erkenden herkes kamyona binip gidecek. Bazen yüreğime bir ağrı saplanıyor.cizgiliforum. Saat yedide Raykom'da (ilçe merkezinde) olmam gerek. hastalıktan sağlıktan.Düşün elbet. Böyle dese de. Vakti gelince. Emir böyle. Hiç bu kadar kötü olmamıştı. Fırsat bulursam ben de gider anlatırım. Sen atını ahıra bırak. "Gülsan nedense başkam hiç sevmedi. Yılkı bakımını üstlendiğin zaman beni zor bir işten kurtardın.Sayıp sevdiğini bilmem. Eşsiz bir at. bu durumda sen de yardım etmek zorundasın.. havadan sudan konuşmaya başladılar. büroyu doldurmaya başlamışlardı. Caydar'la sonra konuşursun. Partinin ilçe yönetim kurulu bütün komünistlere ve komsomollara emir çıkardı..Demek öyle. kamyondan geri kalmaz o.com. Eee. "Caydar olmasa sen çoktan bir yerlerde boynun altında kalıp giderdin" diye takıldı Çora.Bunu çok istiyorum Tanabay. Koyun gütmek ve bakmak çok zor bir iş. . Ne yaparsa yapsın onu sevmiyor.ı|k edeceksin". karımla da görüşüp tartışmalıyız" diye ekledi. Caydar nasıl? Çocuklar iyi mi? Böylece çoluk çocuktan. Şimdi de yardım edecek. Biliyor musun bir kamyonumuz var artık? Yakında bir tane taha alacağız. Başkan oraya vardı bile. Ben yorgaya binip gideceğim. dedi. özellikle de koyunculukta işler çok kötü gidiyor. sıkıntılarını anlatırsın. -Yaa. derdini.www. kıvranıyorum. İşte o zaman yorgaya binince ne ağrım kalıyor. Akıllı kadındır o. diye güldü Tanabay. Çora'ya pek ağır sözler söyleyeceğini o anda bilmiyordu. diye kollannı açarak güldü. Parti böyle emrediyor. Ben de bütün suçu. . ben de öyleyim işte. 112/Elveda Gülsan . . Yarın hayvan üreticilerinin toplantısına gideceğiz. beni bu güç durumdan kurtaracaksın: Bir koyun alıp çoban. Gülsarı'ya sen mi biniyorsun? Demek başkan sana çok iyi davranıyor? diye şaşkınlığını belirtti Tanabay. Başkanı yanına bile sokmak istemiyor. Rahat ede-ceğiz. Dağlardan çağrılan çobanlar gelmeye. Yarın kurul üyelerine bir cevap vermem gerek. onu canından usandırdı hayvan. Kızma gücenme. başedemediği için.Hadi. ben yılkıcılığı öğrendim. Çok büyük yardımın oldu. O işi becerip beceremeyeceğim hiç belli değil. Elveda Gülsan/111 Bu konuda en kötüsü de bizim kolhoz. her şeyi anlatırsın. kurtulmak için verdi onu bana. ben şimdi gidiyorum. ama sabaha kadar kararını ver.Başının etini yiyeceğimden hiç kuşkun olmasın.enginel elveda gülsarı gagalayıp durur' derler ya. Çok iyi yetiştirmişsin onu.Hemen karar verme Çora.

Beni her zaman yumuşak başlı olmakla suçlardın. neden eskisi gibi türkü söylemez olduk Çora? . Demek artık kolhozun bir kamyonu var? Doğrusu kolhoz için çok gerekliydi.Yok. Tanabay Çora'ya. Artık neden yüzümüz gülmüyor. toplantıdan sonra hepimiz kamyona doluşmuştuk.Hatırlıyor musun Çora.nara atmak zamanımız geçti. Oradaki parkta bira içmiştik. Vakti çoktan gelmişti.. benim söylemek istediğim o değil. bugünün gençlerine ne oluyor? Oğlumu görmek için yatılı okula gittim. tamam şarkı söylemek. . Ah. büijsosyalizmin meyvesidir!" demiştin. "En çok çalışan kırmızı başörtülü kızın şarkısı" nı tekrar tekrar dinlemişti..com. hepsi hatırımda. Bir yırlarımızı yırladık.Neden sevmiyorsun? . naralar attık. Yeni yeni şarkılar dinliyorduk. Tanabay o günleri hatırlayıp konuştukça coşuyordu: . neylersin! O zaman bizimle beraber olan yiğitlerin çoğu savaşta öldüler.. Ama Tanabay gülmüyordu. Yaa.. Köyde bayram sevinci yaşandı.bu yaşta bize yakışır mı?. İşe yeni başladı.. 114/ElvedaGülsan .cizgiliforum. Bâğınp çağırmaktan. Gülsan'mn ayağına zincir vurarak ne hale getirdiğini. bu da sosyalizmin meyvesi idi.Başkanı. Şimdi yeni başkanı da beğenmiyorsun. elimde kocaman bir kızıl bayrak dalgalandırıyordum.Hey Allah! Sana bir şey beğendirmek de çok zor. Onu kolhozun kamyonu sanmıştık. gençlik gitti. nasıl bir adam 69 .. Güzel günlerdi hey. Yaz sonlarına rastlayan bir gündü. Herkes aracın başına toplanmıştı. Evlerinin bahçesine çıkanr. Sen onun üzerine çıkıp bir konuşma yapmıştın: "İşte yoldaşlar.. savaştan az önce bir kamyon almıştık." diye güldü Çora. dedJ. benim doktorum da. "Kimi sevmiyorsun? dedi Çora gülmekten sulanan gözlerini silerek? . sonra da iğdiş ettirdiğini Elveda Gülsan/113 anlatmak istiyordu. Sırf bu yüzden ömür boyu parti örgütçüsü olmaya razıyım. 'orduya gerek' diye almışlardı bizden. türküler söylemekten sesimiz kısılmıştı.... Ben şoför mahallinin hemen arkasında duruyor. Hatırlıyor musun. Artık bunlan söylemenin yersiz ve gereksiz olduğunu düşündü.. Suskunluğu uzatmamak için yeni öğrendiği sevindirici haberden söz etmeye başladı. türkülerimizi söyledik. .Bize kamyon vermiş olmalan çok iyi.Bilmiyorum. . aptalın teki ve kötü yürekli olduğunu düşünüyorum.enginel elveda gülsarı sızım. O keyifle şöyle bir istasyona vardık. Hepsi. peki. Güneşin pırıl pınl doğuşu gibi. Büyüyünce adam olacak mı. Çora ciddileşti: . İş-güç yoktu. Çok sevinmiştik. yaşlanıyoruz artık.. Otomobil de neydi ki! Hani 'Şu' kanalında çalışmaya gidenler dönüşlerinde gramafon getirmişlerdi. hatırlıyor musun? Ben kızıl bayrağı gece bile elimden hiç bırakmadım. İkisi de sustu.Onu ben de sevmiyorum.www. ne diyeyim bilmem ki. Gramafo-nu olanlann evleri gece yanlanna kadar dolup taşardı. ilacım da Gülsan.. orada çalarlardı gramafonlan. Sonra onu.Ah Tanabay. nasıl bir adam olduğunu daha anlayamadım. Giderken de gelirken de şarkılar söyledik.

. Sen canını sıkma bunlarla. hoşuma da gitmiyor. Tıpkı o kilisedeki ilâhileri söyleyenler gibi. Başbaşa oturup dertleşmek istiyordum seninle.evini bir bekleyen. dedi. Çora eşikte bir an durdu. söylediklerinin hepsi birbirine benziyor. her şeye aldırma. Sen evine bir bak. Ağabeyi Kulıbay'la araları açıktı. Sanırım fena okumuyor. Öbür yılkıcılar dağa çıktıkları zaman evlerinde ya akrabalarım oturtuyor. viran olmuş evin. ellerini hazır-ol durumda yanlarına yapıştırıyorlar. Bakımsız ev böyle olur elbet. Öyleyse niçin istiyor kımız getirmemi? Nasıl konuştuklarını bir görseydin! Ben çocukken Aleksandrovka'da Efremov adında bir Rus'un yanında çalışıyorum. gidip biçeyim. Anlamıyorum.www. Zaten bugünlerde anlamadığım çok şey var. Bugün bizim çocuklarımız sahneye çıkıyor. hepimiz birden kalkınacağız. serçeler çöpleniyor. at korasına doğru yola koyuldu. Suratları asık. hiçbir şey anlamıyorum bu olanlardan. Okuyup bir şeyler öğreniyorlar.. Ben inancımı yitirmedim. diye düşünüyordu. başkana yaltaklanmayı. pek üzülmüştü. onunokuduğu enstitüde gençlerin hepsi iyi okuyormuş. fırsat bulursak. umut onlarda. bir bakan yok.enginel elveda gülsarı olacak bilemiyorum. günlerin dağda geçiyor. tozlanmıştı. Avluda dolaşü. Yürürken kurumuş saplar ayaklarının altında çatırdıyordu. Hiç ilgilenmiyorsun. Bizim Samansur yaz tatilinde bura-[ İl Elveda Gülsarı/115 ya geldiği zaman senin evin halini görmüş. O Rus beni bir "Kızıl yumurta bayramında" (Paskalya) kiliseye götürmüştü. harman yeriymiş gibi. Çok eskimiş. Samansur'un anlattığına göre. seninle uzun uzun konuşuruz Tanabay. Biliyorum.cizgiliforum.. Dersleri nasıl. * Çora kâğıtlarını toplayıp çantasına yerleştirirken: .Başka bir sefer..Ev gerçekten öyle. Sıvalan düşmüş. Samansur'a da teşekkür ederim. bir gün sokaktan geçerken. oğluma bakıyorum da. Caydar çok iyi bakıyordu.çerçeve kırılmış. cam. neler gerektiğini söyle. odaların içinde. ya da bir bekçi bırakıyorlardı. kötü giden işleri onlar düzeltecek. Tanabay'in da iki kız kardeşi vardı ama onlar başka köyde oturuyorlardı. Caydar'ın akrabaları yoktu. Bana: "Okul müdürüne sık sık kımız getir baba" dedi. .İkinci sınıfa geçti.. Niye getirecekmişim? Aslında kötü bir öğrenci de değil. bugünün gençlerini pek de fena görmüyorum. bir söylediklerini bin kere söylüyorlar sanki. iyi okuyor. Bu 70 . Tanabay da boş duran evine bakmaya gitti. şarkı söylüyorlar. Sen cephedeyken Caydar yapayalnızken bile o ev bakımsız değildi.Bahar gelince elbirliğiyle onaralım onu. hatırladığı şeyi söyledi: -Bak ne diyeceğim.com..Da-ha şimdiden öğrenmiş büyüklerine. ayıklayayım" dedi.. Çora. Ben çok gerilerde kaldım galiba.. Sen genç-lerijdç beğenmiyorsun ama. iyi okuyor mu? . uçuşuyormuş. Çora'mn öğrenci oğlunun biçtiği otlar kurumuş. bu kötü günler geçecek. Bilgili gençler yetişiyor. Eline orağı aldı: "Tanabay ağanın bahçesini yaban otları sarmış... senin evin dikkatimi çekti. Ne olacaklarını zaman gösterecek.

kolhozun ne durumda olduğunu. Mırıldayan.Çabuk olun. Çevredeki alanları da binek atlan doldurmuştu. sonunda böyle bir toplantının yapılıyor olması. ayaklarım oynatıp hınldadı. öbür atlann arasında bir bakışta farkediliyordu.www. batak dinlemeden gidiyor bu kamyonlar!" gidiyoFdu.cizgiliforum.enginel elveda gülsarı yüzden Tanabay'ın evi başsız-gözsüz kalmış ve harabeye dönmüştü. Studebaker. dedi Tanabay. Gerçi kesin kararım henüz vermiş değildi ama. biz de yeni bir şevkle işe sarılırız". toplantı hemen başlayacak. bakarsın işler düzelir. Kamyonun üstü açık olduğu için rüzgâr yüzlerine vuruyor.com. seyyar çaycılar. dedi söyleyin de dinleyelim. Ey Tanabay. Ertesi sabah kamyona binip ilçenin yolunu tuttular. salona girip yerlerinizi alın. "Savaş bitince böyle maşınlar bizde de olur. "Hele dağlık yerlerden ekin taşımak ne kadar kolay olurdu! Çamur. Ömrünü dağda kırda geçiren bizim gibiler ne bilir ki? Onlar gerekeni söyler.Şimdi geliyorum. Bahardan beri görmediği yorganın yanına koşuyordu. Altın şansı donu. dedi Tanabay. Herhalde herkes bildiğini anlatacak. Üç tonluk yeni 'Gaz' marka kamyonu hepsi çok beğenmişti. bağıra bağıra müşteri çağırıyorlardı. Amerikan Studebaker kamyonlarıyla Slovakya. Tanabay "Bizda de böyle kamyonlar olsa!" diye pek hayıflanmıştı. kalkık burnu ve kapkara parlak gözleriyle. Elveda Gülsan/117 Yorga. Gençler şarkı söylemeye başladılar. sen nereye gidiyorsun? . tepinen atların arasına dalıp gitti. üç akslı ve çekişi güçlü bir kamyondu. Önce biraz isteksiz davrandılar. neler yapılması gerektiğini söyleyecekler. ne güzel bir attı o! Tanabay öbür atların arasından geçip ona sokuldu: . ömrünü yine dağlarda geçirecek demekti. Büyükler bizden iyi bilirler elbet. . Ah. yuvarlak sağnsı. Avusturya yollarını bir baştan bir başa geçmişti. Çora orada onları bekliyordu: . Savaşta çok binmişti. öteki atların arasında eyerlenmiş olarak duruyordu. Ta savaş116/ElvödaGülsan tan bu yana ilk kez biniyordu kamyona. yavaş yavaş birbirlerine uydular ve sonra coştular. şiş kebapçılar. 71 .bilmediğini soracak."Ama işin en iyi yanı. Merkez kalabalıktı. bize akıl verirle?. Daha kamyondan inmeden o atların arasında Gülsan'sını görmüştü. Çobanlar "Kral gibi gidiyoruz" diye sevinmişlerdi. şarkı söylesenize! Bizim gibi yaşlılara bakmayın.Hey gençler. Çora'mn kendisini razı edeceğini biliyordu. bu yüzden konuşamıyorlardı.Merhaba Gülsan! Nasılsın bakalım! İyi misin? Halin nice mübarek hayvan? Yorga gözlerini çevirip baktı. İşte şimdi de yılkıcılıktan çobanlığa geçecekti. "İşte böylesi çok iyi" dedi Tanabay içinden. Bu defa da Çora'mn dediği olacaktı. at arabalarıyla dolup taşıyordu. Ortalığı duman ve et kokusu sarmıştı. eski sahibini hemen ta-nıİı. mutlaka olur!". Binanın önündeki alan kamyonlarla. Bu. güçlü cıdavı.

"Komsomol.Tanabay.com. Hem parti üyesisin. benim konuşmama ne gerek vardı? diye yürüyüp gitti Tanabay.O kadar olur mu hiç? Bu görevi isteyerek üstlendiğini söyleyecek ve söz vereceksin. bir komünist olarak geri 118/Elveda Gülsarı kalmış koyunculuk işinde çalışmaya karar verdiğini söylersin.. Uslu olursan bir kötülük etmezler sana. Çok koşuyor. 13 Toplantı akşama kadar sürdü. istediğin koyunları alacaksın.Ama ben o sürüyü görmedim bile. her şeyi anladın mı? Unutma sakın! . düşümde bile görmedim." Toplantı yapılacak binanın cephesi baştan başa kızıl bayraklarla.Kimmiş onlar? Salon dolmaya. dedi Çora kolunu tutarak. iyi bakıyordu. Çora elindeki listeye bakarak: . Seni konuşmacılar listesine aldık.Ben bir komünistim. ben gidiyorum.Hiç de fena durumda değilsin Gülsan. . dersin. Her yüz koyundan yüz on kuzu elde edeceğine. Ama şimdi iyi ellerdesin. Toplantıya gelenler salona dolmaya başlamışlardı.Bu da söz mü. çok hareket ediyor olmalısın. . Karar verildiğine göre mesele halledilmiştir! .Ama onlarla konuşmadım. partinin ve halkın huzurunda söz vereceksin^ . "Hadi Gülsan. pankartlarla donatılmıştı: "Komünistler en önde!". . ona da şükür. Tanabay kapıdan içeri adımını atınca Çora ile kolhoz başkanı Aldanov onu durdurdular: .cizgiliforum. Cıdavlann genişlemiş. .Neden söz edeceğim? Konu ne? . dedi. Onun için konuşman gerekiyor. hem de başarılı bir yılkıcı.. sen istediğin koyun sürüsünü seçersin. Görmeden nasıl söz veririm? . Demek Çora onu aç bırakmıyor.Hiç merak etme. Ayrıca iki genç komsomolu da yardımcı alıp onları yetiştireceğini söylersin.Hepsi o kadar mı? .Unutmadım! Unutmadım! diye öfkeyle bağırarak Tanabay salona girdi. Başından çok kötü olaylar geçti değil mi? Hepsini biliyorum. kabul ederler mi bakalım? Başkan sinirlendi: • . onlara söz mü düşer? Onları yetiştirme görevini sana biz verdik. şimdilik esen kal. Elini atın torbasına sokup baktı. Sovyet Gençliğinin Öncüsüdür" gibi sözler vardı bu pankartlarda.Ne inatçı adamsın! Onlarla konuşmana ne gerek var? Konuşmasan olmaz mı yani? İtiraz edecek halleri mi var.www. Önce geldiğini belli eden imzayı at. biraz buraya gelir misin? dedi Aldanov.Bulatbekov Âsim ile Zarlikov Bektay. yulaf tanelerini gördü. her koyundan üç kilo yün çıkaracağına. Sonra şu defteri al eline.Madem ki mesele halledilmiş.enginel elveda gülsarı ^ . Çora havayı yumuşatmak istedi: . sonra kalabalık dağıldı: Elveda Gülsan/119 72 . .Dur hele. adamlar sıkıştıkları için birbirini itip kakmaya başlamışlardı.

yara üstüne yara. Ne söz ya! Her koyunun en az bir kuzu doğurması.. bedende can taşıdıkça.www. Yün mü dedin? Yün dediğin dallardan toplanmıyordu. Sekreter doğru söylemişti: Tanabay'ın da düşündüğü gibi.. Nasıl olacaktı bu iş? Yağmur. hayat yolunun önündeki engelleri aşmaya. Öyle ince ve hafifti ki. toplantı böyle bitmiş oldu. rüzgâr çıkmıştı. nasıl elde edildiğini de bilmiyorlardı. meyvasını da alıyorsan.enginel elveda gülsarı Kimi dağa. çalışacaklardı. rüzgâr. ha ulaşıyoruz" diye düşünmüş. Bu derdi başına saran Çora idi. her koyundan üç kilo yün alacağım" demişti. Şimdi işleri yoluna koyabilmesi için pek çok ter dökmesi gerekiyordu. Tanabay. Şimdi ise başka düşünüyordu: Sıkıntılar bitmiyor ve amaç da ulaşılacak gibi görünmüyordu artık. yani Bölge Yürütme Kurulu sekreteri. her şey onun düşmanıydı. yalmz kendi yapacağın işler için söz ver. Ne var ki. nasırların hiç önemi 120/ElvedaGülsan yok. çok zor bir iş. savaştan sonra hayat kendiliğinden düzgün bir akışa yönelmezdi. Kolhoz diye diye. Toplantıdaki konuşmasında ise daha büyük sözler vermişti: "Yüz koyundan yüz on kuzu. kaldırmaya çalışacaksın. Eğer yaptığın işi seviyor.... "amacımıza ha ulaştık. üflesen uçar. 'size şeker alırım' diye umutlandırmışü onları. kızlara tatlı-şeker gibi şeyler almak için bir dükkâna girecek kadar bile vakit bulamamıştı. kendimiz yapacağız" demişti. kuzuların sağ kalması gerekiyordu. bu dünyada yaşadıkça. Tende beden. Otuzlu yılların başlarından itibaren hep böyle olmuştu: Bir yukan. nasıl alacaksın kilolarca yünü? Kumdan altın çıkarmaktan daha beter bir iş bu. "Kısa kes.. soğuk. ne çileler çekmişti. kimileri kolhoza.com.. derken omuzu nasır tutuyor. Güz mevsimindeydiler.cizgiliforum. demişti.. Kürsüye çıktığı zaman cesaretini yitirmiş. Tanabay kamyonun içinde kuytu bir köşeye oturup yakasını kaldırdı ve kendi düşüncelerine daldı. sana söylediklerimden başka bir şey söyleme. Şikâyet etmezsin. umudunu yitirmemişti. Kolhoz dedikleri herhalde zor bir işti. memnun olursun. Tepedeki hedefe tam ulaşacaklarını sandıkları zaman. O gözlüklü konuşmacı. madem ki çalışmak zorundaydılar. bir aşağı gidiyorlardı. sonra yaylayı geçtiler.. ne yapsınlar. kendilerini bir anda yine aşağıda buluyorlardı. her omuz vuruşta. Nereden. İşte. Oysa. kusurlar da olmuştu ama. konuşmasında doğru bir söz söylemişti: "Hiç kimse bize yol döşemedi.. şimdi de koyun çobanı olduk bakalım bu işle nasıl başa çıkacağız? Cay-dar buna ne diyecek?. arkadan omuz vereceksin. kimileri de köylerine gittiler. Hava ka-raYmış. aklını kurcalayıp duran şeylerin hiçbirini söyleyememişti. yolumuzu kendimiz açacak. Kendisi dişe dokunur bir şey söylememişti ama başkalarısın söylediklerini dinlemişti hiç olmazsa. gençliği yitip gitmişti.. Neler neler gelmişti başına. Herhalde bazı yöneticiler yünün nerden. Başka türlü olmuyordu. Eh.." Tanabay da onun söyle dediğinden başka bir şey söylememişti. işte kendisinin de •saçları ağarmıştı. Bu arada birçok yanlışlıklar. Tanabay hemşehrileriyle birlikte kamyona bindi Aleksadrovka yokuşunu. kimi sürülerinin başına. O büyük 73 . hayat arabasının tekerleği omuzunu bıçak gibi yaralıyor. İşte.

Belki de. Ama hiçbir zaman ulaşamıyordu onlara.enginel elveda gülsarı sözleri geveledi. ama o gün kendisini ilk kez görmüştü. Ya ev nasıldı? Evde onu neler bekliyordu?. sağ kalırsak. "Pekâlâ dostum. Çora'ya yakışan bu değildi. Başka tutkularının hepsi yok olmuştu. başın derde girmez. Karanlık yolda.. anlamak da istemiyordu. kimlerin önünde nasıl konuşacağını bilmen gerek. pek saf kalmışsın. O da işleri oluruna bırakmayı. okşayıcı konuşacaksın. Sırtındaki biniciden ve yürüdüğü yoldan başka bir şey düşünmesin diye. Oysa Çora pek beğenmişti. Eski tutku ve özelliklerinden kala kala bu taypalma yürüyüşü kalmıştı. Bütün meseleleri kestirmeden bir çırpıda halletmek istiyorsun! Oysa zaman çok değişti. Rüzgâr şiddetleniyordu.com. Başka yoldaşları beklemeden tek başına gitti. Ah Tanabay! Tanabay! Hayat sana hiçbir şey öğretmemiş. onun kötü durumlara düşmesini istemezdi.. Gençliğinde nasılsan şimdi de öylesin. Hele bölge yönetim kurulu sekreterinin sözlerini çok beğenmişti.biydi.www. Bu konuda tecrübeliydi. yukarıdakilere kendini beğendiremediği için olsa gerek. onları yakalayacaktı sanki. bir gün bütün bunları yüzüne çarpacağım.cizgiliforum. bunları anlamıyor. Böyle hızlı koşarak insanların ondan aldıkları şeylere yetişecek. Evvelce o adam hakkında çok şey duymuş. Artık nerede... Şimdi o sözlerinden utanç duyuyordu. çok düzenli ve hızlı bir koşu tutturdu. Oysa Tanabay onun öğütlerini istemeye istemeye kabul etmişti. kolhozun başkanlığından ayrıldığı için mi böyleydi? Tana-bay'ı sıkı sıkı uyarmasının sebebi neydi? Yoo. Bir belânın sinsi sinsi geldiğini seziyor gi-." diye düşündü Elveda Gülsan/121 Tanabay. fırsat bulursam. taypalma bir yorga olduğunu gösterdi. Yüreğinde-ki ağrı dindi. yorga ata binerek döndü. O. Böyle bir adam değildi o! Çora değişmişti. Çora. Yine de. bir 122/ElvedaGülsarı köşede suratını asıp oturmuştu. insanlar onu başka her tutkudan mahrum bırakmışlardı. O zaman her şey iyi gider. Çünkü o Çora'nın bildiklerini bilmiyor. parti örgütçüsü Çora'nın içi pek rahat değildi. Şimdi Gülsan'nın tek tutkusu koşmaktı. Toplantıdan sonra Çora ile tek kelime konuşmadan kamyona binmiş. burada nelerin söylenip nelerin söylenmemesi gerektiğini çok iyi öğrenmişti. ona bir şeyler olmuştu. sonra indi kürsüden. Çora bu tür toplantılardaki konuşmalann asıl amacını. Günboyu bağlı duran at. Başkaları nasıl konuşursa sen de öyje konuşacaksın. Kalbi sıkıştırıyordu yine. herkese ayak uydurmayı öğrenmişti galiba. Sonra da gocuğuna sıkıca sarındı. ne söyleyeceğini. O da bir an önce evine ulaşmak isti-yirdu. Tanabay'a bir kötülük edilmesini. Yumuşak. Toplantıdan memnun ayrılmıştı. Rüzgâra karşı at sürmek Çora'ya iyi geldi. pekâlâ. hızını kesmeden koşuyordu. ne yazılmışsa onu okuyacaksın. kolhoza ömür boyu emek verdiği halde. O 74 . hava iyice soğumuştu ve eve de daha çok vardı. onların havasına uyacak. Neden böyle çekimserdi? Neden bu kadarla yetinmişti? Hastalığı mı onu bu hale getirdi? Yoksa. kurulmuş bir oyuncak araba gibi fırlamış. Atın dizginlerini serbest bıraktı.

ne de güzel yaraşıyordu görkemli" dağlara! Tanrı onlan sanki o gece yaratmıştı. baştan ayağa ürperdi. yamaçlar gölgeli. "Siz kendi örgütünüzün üyesini nasıl yetiştiriyorsunuz!" derlerdi bize. Bir daha kalktı ve gidip Gülsan'nın başucunda oturdu.cizgiliforum.www. Karşısında uludağlar vardı: Bir yanı pırıl pırıl. Hayatının bütün olayları gözünün önünden gelip geçiyor. Ama bu durum pek Elveda Gülsan/123 uzun sürmedi. sevinçten. düşlerle geçiyordu işte. evrenin sonsuzluğu ve onun sırları vardı. ama gönlü yaşlanmak istemez.. Çay kıyısında alev alev bir ateş yanıyordu. ona binip türküler söyleyerek. Kar.. o kadının karşısına çıkıverir-di. "Bu nasıl disiplin. Aydınlık ve gölge nasıl yanyana ise. İnsan ömrünün yansı böyle hayallerle. dağlara kar yağdığını görünce belki beni düşünmüştür. o güz sonunda. Ayın başlarında iki gün yağmurlu geçti. pırıl pınl ve görkemli. tertemiz. Herkesin kaderi ayrıydı. bitik bir at. Çoban olup koyun sürüsünün başına geçtiği o yılda. ters bir şey söyler. aydınlık bir yanı gölgeli. gelir gelmez giden o baharda neler olmuştu?" 15 Ekim ayı geldiği zaman dağlar sonbaharın altın sarısı rengine bürünmüştü. düzelir.. dağlara ve gökyüzüne bakarken. birden doğrulup koşmak ister. Seni kendi haline bıraksam. akı ak. o pırıl pırıl aydınlık ve tertemiz hava karşısında. Ah şimdi yorga yanında olsa. bu nasıl başıboşluk!" derlerdi. Karla kaplı dorukların yukarısında sınırsız bir mavilik uzanıyordu gökyüzüne doğru. İşte öyle. ölümle pençeleşen atın üzerindeki gocuğu ile onu ıkı sıkı sarıyordu. mutluluktan uçarak. Bir gün içinde sis dağıldı ve güneş açıldı. Doruklar bembeyaz. Uzayıp giden o maviliklerin derinliklerinde. Ertesi sabah Tanabay çadır evinden çıkıp etrafa bakınca gözlerine inanamadı: Doruklan karla kaplanmış dağlar daha da yaklaşmış gibiydiler. ama her şey elle çizilmiş gibi belirgin. her şeyi berbat edersin.. Tanabay oturduğu yerden sık sık kalkıyor. mutlu olamayacağını düşündü. bu güzel hayaller yüzünden hayat bu kadar tatlıydı.enginel elveda gülsarı zaman her şey yerine oturur. Tanabay. Sonra da bunun cevabını. bir silkinir. karası kara. gelip geçiyordu. insanların hepsinin birden talihli. bunun hesabını vermek bize düşerdi. Tanabay. Yıllar yılları çağrıştırıyor ve tıpkı taypalma yorganın düzenli adımlan gibi birbirine ekleniyordu. Bunu biliyorum..mutluluk ve acıyı beraber getiriyordu: Bir yanda kıvanç.. Ama bu bir hayaldi artık. "Artık Bibicanbeni beklemiyordur. Belki bu ormanlar. Hayat dediğin böyleydi işte. coşkular içinde. Hava soğudu ve her yeri sis kapladı.com. 75 ..." İnsan yaşlanır.. Gülsan'ya binip geceleri evine gittiği Bibican'ı hatırladı. insanın kaderi de öyle.. ansızın dağla-nn doruklarına düşen kar gibi. bir yanda kaygı. ama kimbilir. Ah Tanabay! Tanabay! 14 "Karanlık bir gece ve yolun ortasında kalmış iki can: Yaşlı bir adam ve yaşlı. arada sırada.. duygulandı. yüreğinde bir acı duydu.

ama kolhoz yardımcı vermemişti. ak-boz adacıklar gibi görünüyorlardı. Ama beş yüz koyun. süt. demiryollarında. yılkının nah dama atılmış görünüyordu. deri alınıyordu koyunlardan. Şimdi kolhozun bütün Elveda Gülsan/125 koyun üretme birimlerinden sorumlu İbrahim'e defalarca başvurmuş. .com. Ben de '\he yapacağımı şaşırdım. okumayanlar ise koyun sözünü duymak bile istemiyorlar. Akşam olunca eline çifteyi alıp gece yansına kadar ağılın çevresinde dolanırdı. size yardımcıyı nerden bulayım? diyordu İb. yamacın orasında burasında ve dağ eteklerinde bir ırmak gibi kıvnla kıvrıla ve dalgalanarak akıyor. kara toprağın yeşil nimetini otluyorlardı. Bu da Tanabay için durup dinlenmeden çalışmak demekti.sözde büyük bir üzüntü içinde. Bazen kızını sırtına alarak koyun gütmeye de giderdi.www. Sürüde çobanın bir de yardımcısı olması gerekirdi. et. Sonra Tanabay devralırdı nöbeti. ama İbrahim her seferinde bir. canını sıkıyordu. Varsın yılkıcılığın eski önemini yitirdiğini söylesinlerdi. yardımcı istemiş. Tanabay bunların doğru. Caydar sürünün gece bekçisi olarak maaşa bağlanmıştı. bahane ile onu başından savmıştı. ama olayı böyle takur-tukur bir hesapla değerlendirmek onun onuruna dokunuyor. anlarsınız. anlaşmak mı. Siz yalmz bir sürüye bakıyor ve T>öyle yakmıyorsunuz. Koyunlara bakmak atlara bakmaktan elbette daha kolaydı. ayrı iş idi. "Siz akıllı bir adamsı¦ nız. Oysa koyunları bırakıp gidemezsin. ama Tanabay çobanlığa alışamamıştı daha. Ya ben ne yapayım? Kolhozdaki bütün hayvanlardan beni sorumlu tutuyorlar.Caydar.enginel elveda gülsarı Tanabay atını eyerledi. Allah korusun! Ona radyo almalı. hatta daha uzak yerlere gidip çalışıyorlar. Sürüler. ben koyunları çıkarıyorum. Bugüne kadar her şey yolundaydı çok şükür. onları otlağa bırakıp hemen dönerim. Başıma bela aldım. sürü oradan uzaklaştı. çobanların gerçek sınavı olacak. Hepsi şehre gidiyor. Şimdi. akla yatkın olduğunu kabul ediyor. başka işlerle meşgul olabilir ya da bir yere gidebilirdi. Tana-bay'ın beş yüz baş koyundan oluşan iyi bir sürüsü vardı. Gebe koyunların çoğu daha önce bir-iki kez doğurmuşlardı. sinema filmi 76 . Koyun üretme işi daha kazançlıydı: Yün. insan yılkıyı yarım gün bırakır. ağılın kapısını açtı ve çadır evdeki karısına seslendi: 124/ElvedaGülsan . Ona göre atların yerini hiçbir şey tutamazdı. Kuzulamadan sonra hayvanlar da. Komşu çobanlar da sürülerini otlağa salıyorlardı. güz dağlarının sararmış otlaklarında. Bu gidişle beni mahkemeye verecekler. Gençler okuyor. işler de bir kat artacaktı. beş yüz ayrı dert. günboyu başlarında bulunacaksın.cizgiliforum.Taneke. Üyirin başında iyi bir aygır varsa. onların sabrını ölçecek kuzulama mevsimine daha epeyce vakit vardı. Ancak. Motorlu araç çıkınca. keski bu görevi başkasına verseydiler! Sizin arka çıktığınız komsomol çobanı Bektay gibileriyle iş yapmak mı. Ağılın kapısı açılınca.

içten içe ona saygı duyardı. ben dondum. yüzüme bakıp öyle öfkelenme. gürleyerek bir anda ortaya çıkü. başlanın o yana bu 77 . diyorum Taneke. Aslında İbrahim'in söyledikleri doğruydu. Ölesiye-bitesiye çalışan bizdik. sen değil.Taneke. Bütün bunları istiyor benden. Sinema.. Kış erken bastırdı. Sana sadece "köle" derlerdi. Parıl parıldı. insan gibi yaşamamıza engel olmak istiyorsunuz. Hava karanlık ama yer bembeElveda Gülsarı/127 yazdı. Bunlar olmazsa ben de başımı alıp giderim. boylu-boslu.Olsun olmasın. darılma ama boş yere nefes tüketiyorsun.. üzerlerine düşen karı silkeleyerek. suratını asar. senin gibi insanları hiç sevmiyorum ben. Ama. Buz gibi soğuyan tüfeği de ıpıslak olmuştu. Kasabada karşılaştıkları zaman bile Tanabay Bektay'la konuşmaz. Tanabay nöbete çıktı. Tanabay dişlerini sıkarak cevap verirdi: . gazete bulup vermeliymişim. görürdüm şimdi senin ne durumda olduğunu. Sizler urra! urra! diye avaz avaz bağırdınız.. • Ak buğranın sırtında. Tanabay'ı görür görmez. kükreyerek. Yeni keçe çadır. Kar lapa lapa yağıyordu. benim gelişim bir ziyan mı? Zararı mı var sana? . Ama gece yansı Caydar onu yatağından kaldırdı: . Sen git bu vaktini evinde. . ölesiye bi126/Elveda Gülsarı tesiye çalışünız. tedbirsiz yakaladığı çobanların iki ayağını bir pabuca soktu. O zamanlar biz canımızı dişimize takarak çalışmasaydık. ona çıkışırdı: . Tanabay Bektay'ı sevmezdi. çoluk-çocuğunla geçir. Çekik kara gözlerinde her zaman bir öfke. Sadece uşaklık ederdiniz.Ee. Ekim ayı yağışsız geçmişti. hiçbir şeyi beğenmiyor. onun yanlış yolda olduğunu görmek onu üzerdi.. Karısının elleri buz gibiydi. yetiyor da artıyor bile. kendi adını bile unuturdun.enginel elveda gülsarı getirtmeli. diyor.com. Tanabay sözde himayesine aldığı komsomoUarla görüşmek istiyor ama buna vakit bulamıyordu? Asim Bulatbekov pek becerikli olmasa da geçinilmesi kolay bir delikanlıydı. O akşam Tanabay koyunları otlaktan sürüp getirdi ve hiçbirine zarar gelmeden açık koraya soktu.. Bektay'ın söylediklerini de dinlemezdi. Kar yağıyor. Sizler için çalıştık biz. Koyunlar tedirgin oluyor.. öksürüp aksınyor.cizgiliforum.www. Bunun için pişman da değiliz. nasıl konuştuğunu. açık sözlü bu delikanlıya yazık olduğunu düşünür. Pek geçimsiz. insan gibi yaşamadınız. şimdi de bize nefes aldırmak istemiyor. Kasım ayında kış birden bastırdı. gazete istemek şöyle dursun. ama dobra dobra konuştuğu için takdir eder. bir şiddet okurdunuz..Sözüne dikkat et evlat. yakışıklı bir delikanlı olan Bektay'la anlaşmak hiç de kolay değildi. Bana akıl verenler hiç de az değil. haftada bir dağa gidecek çerçi bulmalıymışım.Kalk Tanabay. Onunla bir görüşüp biraz öğüt verseniz. Bir yandan da mert. Hazırlıksız. Sonraları yollan ayrıldı. Üzerine yağan karın kendisine özgü kokusu yayıbyordu.

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı yana sallıyorlardı. Kar dinecek gibi değildi. "Hele durun bakalım, başımıza bundan beteri de gelecek" diye düşündü Tanabay gocuğuna daha sıkı sarılarak. "Ay kış baba, erken geldin, çok erken geldin. İyiye mi, kötüye mi işaret bu? Belki de güz sonuna doğru biraz yumuşarsın... Yumuşarsın değil mi kış baba? Kuzulama mevsiminde çekip gitsen iyi olur. Senden bütün dileğimiz bu. Şimdi ne istersen yap, o zamana kadar vaktin var kış-baba..." Kış baba cevap vermiyordu. Sabahleyin herkesi erkenden ayağa kaldırıp telaşlandırmak, şaşkına çevirmek için, gece boyu yağarak her yanı örtmeye, kar tepeleri oluşturmaya devam ediyordu. Dağlar gecenin karanlığında, kıpırdamadan duran hayaletler gibiydiler. Dağların umurunda değildi kış. Didinip helak olacak, ordan oraya koşacak olanlar çobanlardı. Dağlar her zamanki gibi dimdik, hareketsiz ve sessiz idiler. Unutamayacaklan o kış işte böyle başladı. Erken gelen bu kışın insanların başına daha neler açacağını kimse bilmiyordu henüz. İlk kar gece boyu dinmeden yağarak her yeri kapladı. Birkaç gün sonra yine yağdı, sonra yine... ta çobanları güz otlaklarından kaçınncaya kadar. Koyunlar artık dereboyla-rında, karın az olduğu yerlerde yayılmaya başladılar. Sıra, çobanların yüzyıllar boyu edindikleri tecrübelerine, hünerlerine başvurmaya gelmişti: Bilmeyen birinin 'burada kardan başka bir şey yok' diye çekip gittiği yerde, çobanlar koyunlara ot bulmak zorundaydılar. Bunu yapamayanlara çoban mı denirdi?.. Ara sıra kolhozun yöneticilerinden biri çıkagelir, çevreye ve duruma göz atar, bir yığın soru sorar, büyük vaadlerde bulunur, sonra alelacele döner, sıcak evinin başköşesine kurulurdu. Çoban yine amansız kışla başbaşa kalıverirdi. 128/ElvedaGülsan Elveda Gülsan/129 Tanabay, kolhoz merkezine inip durumu anlatmak için fırsat kolluyordu: Kuzulama zamanı için neler düşündüklerini, ne gibi tedbirler alındığını öğrenmek istiyor, bunun için çırpınıyordu. Ama boşunaydı bu çırpınışı. Başını kaşıyacak zamanı yoktu. Bir defa Caydar yatılı okulda okuyan çocuklarını görmek için gitti, ama hiç gecikmeden dönüp geldi. Dağdaki durumları çok güçtü. Tanabay küçük kızlarını evde bırakıp bir yere gidemezdi. Küçük kızını atın üzerinde kucağına oturtuyor, kürkünün uçlanyla sanp sarmalıyordu. O üşümüyordu ve halinden memnundu. Büyük kız ise babasının arkasında oturuyor ve üşüyordu. Tanabay Caydar'ın yokluğunda işte bu halde gidiyordu. Caydar yokken ocaktaki ateş bile alevsiz, korsuz, bir yetim gibi kalıyordu. Ertesi gün anaları dönüp gelince nasıl sevindiler, nasıl! İkisi iki taraftan analarının boynuna sarılmış, bırakmıyorlardı. Zor ayrıldılar annelerinin boynundan. Babalan baba idi, ama analarının yerini tutamazdı.. Vakit böyle geçip gidiyordu. Kışın ne yapacağı, nasıl geçeceği belli değildi daha. Bir bakıyorsunuz bıçak gibi bir ayaz oluyor, bir de bakıyorsunuz ytımuşayıveriyordu. İki kez kar fırtınası oldu, ardından fırtına dindi ve hava ısındı, karlar eridi. Bu ani

78

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı değişiklikler Tanabay'ı endişelendiriyordu: Kuzulama döneminde havalar ısınırsa iyi, ama ya ısınmazsa! Hali nice olurdu? Gebe koyunların karnı şişmeye başlamıştı. Kuzusu iri ya da ikiz doğuracak koyunların karınları iyice şişmişti. Çok zayıflamış, omurgaları iyice dışa vurmaya başlamıştı. Bunda da şaşılacak bir şey yoktu. Ağıza alınacak otlar kar altında kalmıştı ve hayvanların karnındaki kuzular da analarının kanıyla büyüyordu. Çobanlar bu durumdaki koyunlara yem yedirmek zorundaydılar. Sürülerin bulunduğu dağlara yem götürmeliydiler ama kolhozun anban yılan yalamış gibi tamtakırdı. Ağır işlerde çalıştırılan atlara verilecek birer avuç yulaftan ve tohumluk tahıldan başka bir şey yoktu. Tanabay her sabah erkenden sürüyü koradan çıkarırken, gebe koyunların karnını tutup bakıyor, memelerini elliyordu. Eğer her şey uz giderse, kuzularla ilgili olarak verdiği sözü yerine getirebileceğini hesaplıyordu ama yün konusunda verdiği sözü yerine getirmesi mümkün olamayacaktı. Kışın tüyleri az uzuyordu. Uzaması şöyle dursun bazı koiunlar tüy dökmeye başlamıştı bile. Açlıktı.koyunların yeterince beslenememesiydi bunların sebebi. Yem verebilse, ot verebilse yün'de alabilirdi. Tanabay üzülüyor, elinden bir şey gelmediği için kendi kendisine kızıyordu: Ne diye dinlemişti Çora'yı! Ne diye vermişti o sözleri! Büyük büyük sözler eder, vaadde bulunursun ha! Böylesine salak adamın biriyim ben! Partiye söz verirsin, millete söz verirsin ha! Hiç olmazsa böyle büyük sözler vermeseydi ya! Partiyi, vatanı bu işe karıştırmanın ne gereği vardı? Sıradan bir eski kolhoz işçisi değil miydi?.. Yoo, bunları söylemeliymişim! Yerli yersiz söylenecek sözler miydi bunlar! Neden herkes böyle yapıyor, birilerine yaranmak için yapamayacağa şeyleri vaadediyor?.. Suç kendisinindi. Ne yaptıysa kendisine yapmıştı.Dü-şünmeden konuşmuştu.Onlann söyle dediklerini söylemiş, onların istediklerini yapmıştı. Ama, onların umurunda mı? Söz veren onlar olmadığına göre kolayca kurtarırlardı kendilerini. Yalnız, Çora için üzülüyordu Tanabay. Çünkü o da iyi durumda değildi. Bir gün iyi olsa, iki gün hasta oluyordu. Ömrünü başkalarına dert anlatmakla, onları inandırmaya çalışmakla geçirmişti. Ama neye yaramıştı bütün bunlar? Artık o da ihtiyatlı davranıyor, söyleyeceği sözleri düşünüp taşınıp söylüyordu. Sonunda hasta oldu işte. Hasta olduğuna göre emekli olsaydı ya... Kış hükmünü sürüyor, çobanlan bir ümitlendirip bir ümitsizliğe düşürüyordu. Tanabay'ın sürüsünden iki koyun 130/ElvedaGülsan açlıktan öldü. Kendisinin yardım sözü verdiği genç çoban- | lann sürülerinden de birkaç koyun ölüp giti. Bir sürüde ölen koyunların bulunması elbette olağandı. Bir kış içinde on ka- J dar koyun yitirmek pek önemli bir zarar sayılmazdı. Asıl sıkıntı, asıl kırım, ilerde, baharın başlangıcında olacaktı. Sonra havalar birden ısındı. Koyunların memeleri de süüe dolup şişmeye başladı. Ama pek zayıftılar-, bir deri bir kemik kalmışlardı.Yine de memeleri, her gün, her saat, biraz daha pembeleşerek şişiyordu. Böylesine zayıf oldukları halde,

79

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı karmlarındaki yavrularını ve süt dolu memelerini nasıl taşıyordu bu zavallılar? Başka bir sürüden birkaç koyunun kuzuladığı haberini duydular. Demek çiftleştirme döneminde zamanlama hatası yapılmıştı ve bu da bunun ilk belirtisiydi. Bir-iki hafta sonra, ağaçtan elma düşer gibi, kuzularda dökülüvereceklerdi. Şimdi hazırlıklı olmalı, acele tedbir almalıydılar. Çobanın en zorlu günleri olacaktı o günler. Zavallı çoban, koyunların sağ-salim doğum yapmaları için hepsiyle tek tek uğraşır, çobanlık yaptığına bin pişman olurdu. Aynı anda hangisine yetişecek, hangisine bakacaktı? Ama kuzular esenliğe kavuşunca, hele büyüyüp kuyruklarını sallaya sallaya koşmaya başlâVınca, çobanın keyfine diyecek olmazdı. Zor olsun, zâr olsundu da,tek o günleri görsündü. O zaman utancından el âlemin yüzüne bakamaz duruma düşmezdi. Kuzulama zamamnda kolhozdan yardımcı kadınlar geldi. Bunların çoğu yaşlı ya da çocuksuz kadınlardı. Köyde bu durumda olan kadınlar güçlükle razı edilmiş, onlar da nazlana nazlana gelmişlerdi.Tanabay'ın sürüsüne iki yardımcı verildi. Bunlar yatak yorganlarını, bez çadırlarım ve kullanacakları eşyayı da kendileri getirmişlerdi.Yardımcı-lar gelince işler biraz yoluna girmeye başladı. Aslında bir Elveda Gülsan/131 sürü için en az yedi yardımcı gerekirdi. İbrahim, sürü kuzulama yerine geçer geçmez bu kadar yardımcıyı göndereceğine yemin etmiş, kesin söz vermiş, şimdilik iki yardımcıyla idare etmesini istemişti. Sürüler, dağ eteğindeki kuzulama merkezine inmeye başladılar.Tanabay sürüyü kuzulama merkezine götürür-ken.kadınlann eşyalarını taşımaya ve yeni konak yerine ça-dıdannın kurulmasına yardım etmesini Asim Bulatkov'dan riö(a etti. Onların kafilesini sabah erkenden yolcu ettikten sonra, kendisi sürüyü toplayıp arkalarından gitmeye başladı. Koyunlar hem yüklü, hem zayıf oldukları için onlan yormak istemiyor, ağır ağır gidiyordu. Kuzulama yeri Beş Ağaç Vadisi idi. Acemi çobanlara bu yolu göstermek için daha iki kez vadiden dağa gidip gelecekti. Koyunlar pek ağır ilerliyordu ve Tanabay da onlan zorlamıyordu. Fakat bu ağır gidişe köpeğin cam sıkılmış olacak ki sürüden ayrılmaya başladı. Oraya buraya gidiyor, sonra dönüp geliyordu. Güneş batmak üzereydi ama hava hâlâ ılıktı. Sürü dağın eteğine indikçe ısı da artıyordu. Vadinin güneş gören yamaçlarında yeşil otlar çıkmaya başlamıştı. Yolda koyunların biri kuzuladı. Bu kadar erken doğmaması gerekirdi diye düşünen Tanabay, yeni doğmuş kuzunun kulağım, burnunu temizledi. İlk kuzuların en az bir hafta sonra doğması gerekirdi ama işte ilk kuzu doğmuştu bile. Bu da nesi! Al sana beklenmedik bir olay! diyordu Tanabay. Ya yolda ardı ardına kuzulamaya başlarlarsa? diye endişelenen Tanabay öteki koyunları yokladı. Ondan başkaları doğuracak gibi görünmüyorlardı. Tanabay biraz rahatladı. Küçük kızları bu ük kuzuyu görünce pek sevineceklerdi. İlk kuzu her zaman en sevimlisi olurdu. Bu kuzu da gerçekten pek sevimliydi. Kapkara kirpikli,

80

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı kara tırnaklı.bembe-yaz bir kuzucuk. Sürüde kaba tüylü birkaç koyun vardı, ku132/ElvedaGülsan zulayan koyun da bunlardan biriydi. İnce tüylü koyun-lar.tüysüz denecek kadar pek ince kürklü kuzular doğururlardı. Oysa kaba yünlü koyunların kuzuları bunun gibi tüylü ve sağlıklı olurdu. - Hoşgeldin kuzucuk, demek acelen vardı, gel gör öyleyse aydınlık dünyayı! dedi Tanabay. Doğuşun kutlu olsun dölbaşı! Senin gibi birçok kuzumuz olsun, o kadar çok olsun ki toprak görünmesin. Melemeler kulağımızı doldursun ve hepsi yaşasın... Tanabay kuzuyu başının üzerinde dolandırdı: "Ey koruyucu Çoban Ata, koyunların koruyucu ruhu! İşte sürünün ilk kuzusu! Onu kolla, bütün kuzuları kolla! Biz çobanları da kolla!..." Onları çepeçevre dağlar sarıyordu ve dağlar kımıldamadan, suskun, öylece duruyorlardı. Tanabay kuzuyu koynuna alıp kürklü paltosunun içine yerleştirdi. Koyunları sürmeye başladı. Ana koyun onun peşinden ayrılmıyor, acı acı meliyordu. Tanabay eğildi, koyuna yavrusunu gösterdi: "Gel bak, dedi kuzucuğun sapasağlam, kaybolmuş değil, korkma!" Kuzu Tanabay'ın kucağında ve kürkünün arasında kurumuş, ısınmıştı. Akşama doğru sürüyü kuzulama korasına getirmişti. Konak yerinde büyük keçe çadır kurulmuş, duman tütüyordu. Yardımcı kadınların palatkalan da dikilmişti. İşler yolunda görünüyordu. Yalnız Asim yoktu görünürlerde. O da yarın sürüsünü getirmek zorundaydı. Onun için deveyi alıp geri gitmiş olmalıydı.Görünüşe göre bir terslik yoktu. Ama biraz sonra Tanabay, gördükleri karşısında, kızgın çölde başını güneş çarpmış gibi, beyninden vuruldu. Her şeyin kolhoz yöneticilerinin söylediği gibi olmayacağını biliyordu ama yine de bu kadar kötü bir durumla karşılaşacağını beklemiyordu, sözde kapalı kuzulama korasımn saz damı çökmüş, duvarı yıkılmış, delik deşik olmuş, kapısı penElvedaGülsan/133 ceresi çürümüş, çatının tartmaları, kirişleri iyice bel vermiş. Rüzgâr her yerden girip çıkıyor ve içerisi sanki bir kar deposu! Dışarıdaki karlar eridiği halde içeride öbek öbek kar var.. Böyle bir durumla karşılaşacağını aklına bile getiremezdi. Eski, açık koranın duvarları da yıkılmıştı. Tanabay neye uğradığım şaşırmış, aklı başından gitmişti.Kızlannın ilk doğan kuzuyu görüp sevinç çığlığı atışlarım bile gözü görmedi. Kuzuyu alelacele onların ellerine tutuşturup kuzula-mi korasına ve çevreye bakmaya gitti. Nereye gitse, neye baksa, yıkılmışlık, bakımsızlık görüyordu.Besbelli savaş yıllarından beri buraya hiç el sürülmemiş, hiç onarım yapılmamıştı. Her yıl kuzulama mevsiminde çobanlar ellerinden geleni yaparak o dönemi atlatmış, sonra da kapalı kuzulama korasım yağmurun, rüzgârın, insafına bırakarak çekip gitmişlerdi. Koranın sözde çatısında yana düşmüş, çürümüş bir balya ot, şuraya buraya savrulmuş saman yığınları da vardı. Her nasılsa iki yarım çuval arpa unu ile bir sandık tuz da vardı bir köşede.Koyunlara verilecek yem, kuzuların altına serilecek

81

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı saman ve kuru otlar bunlardan ibaretti.Yine o köşede cam kırılmış birkaç fener, paslı bir gaz tenekesi,iki kürek ve kırık bir tırmık görünüyordu. O anda Tanabay'ın aklından, hepsinin üzerine gazyağı döküp ateşe vermek, yakıp kül etmek, sonra da elini kolunu sallaya sallaya çekip gitmek geçiyordu. Tanabay, geçen yıldan kalan ve kaskatı olan gübre ve kar yığınlarına takılıyor, tökezleniyor, ne diyeceğini, ne yapacağını bilemiyordu. Durmadan aym şeyi tekrarlıyordu kendi kendine: "Aman Tanrım, bunu nasıl yaparlar! Nasıl yaparlar! Nasıl yaparlar!..." Sonra koradan fırlayıp çıktı, atını eyerlemeye başladı, elleri titriyordu atı eyerlerken. Hemen kolhoza gidecek, gece yarısında herkesi ayağa kaldıracak, onlara günlerini gösterecekti! O İbrahim denen adamın, o başkan olacak Alda134/ElvedaGülsan noviç'in ve Çora'nın yakalanna yapışacak, canlarına okuyacaktı! Hiç acımayacaktı. Madem ki Tanabay'a böyle bir itlik etmişlerdi, onlar da kendisinden başka türlüsünü bekleme-sinlerdi! Bu kadarı da olmazdı. Canına tak! etmişti artık! Caydar dizginlere yapıştı: - Dur! Nereye gidiyorsun! dedi. Sakın gitme, in aşağı! Hadi beni dinle de in aşağı! Tanabay'ı durdurmak ne mümkün! - Bırak! Bırak dizgini! diye bağırıyor, atı kırbaçlayarak karısının üzerine doğru sürüyordu. "Bırak beni, geberteceğim onları! Geberteceğim!" - Hayır olmaz! ille de birini öldürmek istiyorsan beni öldür! İki yardımcı kadın onların yanına koşup geldi. Kız da gelip ağlamaya başladılar. - Baba! Baba, gitme! diyorlardı. Tanabay'ın hiddeti biraz geçti, ama yine de gitmek istiyordu. - Tutma beni! Görmüyor musun doğuracak koyunlar? Görmüyor musun burasının nasıl bir yer olduğunu? Yarın onları nereye sokacağız, hani kuzu barınağı? Nerde yem? Hepsi ölüp gidecek, sonra cevabını kim verecek! Bırakın da gideyim! - Dur da dinle biraz! Diyelim ki gittin, hepsini ayağa kaldırıp bağırdın, çağırdıaNeyi halletmiş olacaksın? Bugü-. ne kadar bir şey yapmamışlarsa, çaresini bulamadıkları içindir, güçleri, imkânları olsaydı, kolhoz yeni bir kora yaptırmaz mıydı? -Hiç olmazsa damı onarmahydılar. Hani bunun kapısı, hani pencereler? Kora değil, bir yıkıntı bu- içi kar dolu. On yıldan beri el sürmemişler! O çürümüş otlar neye yarar, hangisine yeter? Kuzuların altına ne sereceğiz? Sen, kuzular da, koyunlar da kırılıp gitsin mi istiyorsun? Hadi bırak beni! • Elveda Gülsan/135 - Yeter Tanabay, yeter! Kendini herkesten üstün mü sanıyorsun? Herkese ne olursa bize de o olacak, biz de herkes gibi idare edeceğiz. Madem ki durum böyle, hiç vakit yitirmeden yapmamız gereken işleri düşün sen! Bırak onları! İşin sorumlusu biziz, işleri de bizim yapmamız gerekir. Yolda gelirken yar dibinde sık çalılar gördüm. Çok dikenli ama yine de damı onlarla örtebiliriz, üstüne de gübre atanz, bastırırız. Kuzuların altına sermek için de

82

keyifli keyifli çaylarını içiyor ve sohbet ediyorlardı.com.. Koraya kadar çeke çeke.Temiz bir yaygı serdi. Tanabay kadınlara acıyordu ama. Babalan: . ama bu yere adını veren beş ağaçtan bir kütük bile kalmamıştı. Yardımcı kadınlar da Caydar'dan yana olarak gitmemesi için Tanabay'ı zorlamaya başladılar. İki büklüm olarak. çayı koyu koyu demledi. Öyle çok yapılacak iş vardı! Ama hiç olmazsa o gece koyunlan kapatacak bir yer gerekiyordu. küfürler savuruyordu. başı düşüyordu. tereyağlı çayı içmeye başladılar. Sonra da bir hafta durup dinlenmeden korayı onarmak için çalıştı. Sonra yıkanması için kocasının ellerine su döktü.Hava bozmazsa bütün bunları yaparız. Çayını içtikten sonra dışarı çık-tı. Kar bir başlarsa bütün bu çabalar boşa gidecekti. Uzun süren bir hastalıktan sonra yeni ayağa kalkmış gibi.Kızlar bile taş taşımaya başladılar. Tanabay'ın nerede boynunu kırıp kaldığını bir Allah bilirdi. Belki ancak savaşta gece gündüz demeden siper kazdıkları günlerde bu kadar yorulmuştu.www. bir de kendisi. Ço136/ElvedaGülsan ra'nın hakkı vardı doğrusu: Caydar olmasa. bütün alay.enginel elveda gülsarı kurumuş otlan biçe-rk. Orası Beş Ağaç Vadisi idi. İkinci yardımcı koyunları güdüyordu. Caydar tezek ateşinden çaydanlığı aldı. asker kaputu lime lime oldu.Hayatı boyunca bu kadar çok çalışıp yorulduğunu hatırlamıyordu. kimsenin yüzüne bakmadan duvarı örüyordu. Hava bozuverirse! diye ikide bir başını kaldırıp bulutlara bakıyordu. geçtikleri yeri tırnak gibi çizerek o dikenli çalıları kan ter içinde koraya kadar getirebildiler.Şekerlemeler çıkardı. bütün ordu çalışıyordu. Öyle bir hiddete kapıldığı için şimdi kendisinden utanıyor. Ama o zaman bütün bölüm. Kazmayla. Ah bu kadınlar! Allah canlarını almasın! Sanki çay içmek için gelmiş konuklar gibi.Koranın yıkılmış taş duvannı onarmaya başladı. Hepsinden zoru korayı temizlemek ve o çok dikenli yabangüllerini kesmek oldu. Küçük parçalar halinde sapsarı tereyağı da koydu sofraya. Kadınlar da yardıma geldi. belle çıkardıkları o çalıları bir demet haline getiriyorlardı ama çok dikenli oldukları için ne ata yükleyebili-yor ne de sırtlarına alabiliyorlardı. Tanabay istemeye istemeye indi atından. genç çobanların sürülerini kuzulama yerine getirmelerine yardım etti. Tanabay "Atasına lanet bu yerin!" diye kargışlar okuyor. Yardımcı kadınları çağırdı ve hep beraber sofraya oturdular. Kaybedecek bir dakikaları da yoktu. 16 Ertesi gün Tanabay. Başka ne yapabiliriz zaten. başka çare yoktu. Evde kimse ağzını açıp bir laf söylemeye cesaret edemiyordu. Tu! diye yere tükürdü ve keçe çadıra girip oturdu.. ne yapsın. karısı ve yardımcı kadınlardan biri vardı. O çalıların arasında Tanabay'ın çizmeleri parçalandı. Oysa şimdi yalnız kendisi. "Acaba doğuran koyun var mı?" diye büyük kızını ikide bir sürünün yanına yolluyordu.. 83 . sürükleye sürükleye getirebildiler.cizgiliforum. Tana-bay'ın hiç sesi çıkmıyordu.Hadi siz eve gidin! diye onlan çadıra gönderdi.

Dört-beş koyun daha doğurmak üzereydiler. Tam zamanında yetişmiş. Tanabay. koradan çıkardığı sepeti dışarı taşırken. O bir tek köşe neye yarayacaktı? Tanabay zembillerle gübreyi doldururken. Ama buradaki gübre kar ve yağmur altında kalmış ve onu oradan çıkarıp korayı temizlemek çok zor bir işti. sonra bir gün bir gece daha. zaman durmuyor. hepsi önemliydi yapılacak işlerin.enginel elveda gülsarı Hepsi zor. sözde kapalı koranın bir köşesine saman döşedi. îkiz doğurmuştu. Bu yetmiyormuş gibi camlan kınk fenerleri rüzgâr sık sık söndürüyordu. Kuzulayan koyunları sürüden ayırarak.Caydar kuzuyu kucaklayıp eteğine sardı. gece boyu. ku-zucuğu donup ölmekten kurtarmışlardı. kendi eteğine sarıp sarmaladı. Neyse ki yardımcı kadınlar da Tanabay ve Caydar gibi canla başla çalışıyor. temizlenmesi de çok daha kolay olacaktı. Cıvık cıvık pis kokulu gübreyi. Neye yarardı sadece düşünmek! "Umutsuzluğun 84 . Neredeydi kuzu? tşte. Çobanlar kışın bu tezekle ısınırlar. Durmadan dudaklarını ısınyordu. Düşünceli. Her gün yirmişer. Sürüye bakınca. anasının da ayaklannı yere vurarak ona cevap verdiğini gördü. Duvardaki. endişeliydi. Hepsini yapmaya kalksan alü ayda bitmezdi.. bir koyun daha kuzuladı.yine doluydu. Yardımcı kadınları sürünün başına çağırdılar. Bir gün bir gece. Fenerin titrek ışığıyla doğan kuzuyu aramaya koyuldular. mideleri bulanıyordu ve kollan uyuşmuştu. hiç yakınmıyorlardı. Hava soğuk olduğu için analarını da oraya getirdi. Bugün yarın doğacak kuzular için hiç olmazsa koranın bir köşesini temizleyip hazır hale getirmek istiyorlardı. "Başladı! Başladı!" dedi Tanabay yüreği hoplayarak. taşıyanlara yardım ederken ve sonra yine koraya dönerken "Ne olacak? Ne yapacağız?" sorusu çıkmıyordu aklından. Bütün gece. Başlan dönüyor. pis mi pis ve cıvık cıvık gübreyi sepetlerle dışarı taşıyorlardı. Eğer koranın damı açık olmasa. akıp gidiyordu. is kokan fenerlerin cılız mı cılız ışığında. soğuk mu soğuk bir yerde.com. Çiğnenip tezek olmuş kuru gübreyi kalJ Elveda Gülsan/137 dınp keser çıkarıp atarlardı. . çatıdaki delikleri tıkamaya çalıştılar. kulağına bir kuzu melemesi geldi. Durmadan taşıdılar. Ve. M Koranın dışına taşıyıp yığdıkları gübre dağ gibi olmuştu ama içerisi . İkisi birden ellerindeki yükü bırakarak sürünün yanına koştular. Evet. Doğum sancısından inliyorlardı. henüz 138/ElvedaGülsarı doğmuş ve titreyip duran kuzusunu yalıyordu. başlamıştı! Güneş doğmadan bunlar da doğuracaklardı. îki gün iki geceden beri durup dinlenmeden yapıyorlardı bu işi. tan ağarıncaya kadar taşıyordu. biraz ötede. içindeki gübre de kuru olsa. öbür uçta! Ana koyun. O sırada.www. altın gibi saf ve parlak olur.Duydun mu? diye seslendi karısına. Koyun tezeğinin sıcaklığı çok güzeldir. otuzar koyun doğuracaktı. Tanabay da bunları kucakladı. Oysa bütün korayı temizleseler koyun ve kuzular buraya sığmazdı. Kuzuları buraya yatırdı ve üzerine bir çuval örttü.cizgiliforum. Sonra bir gece. koranın az çok temizlenmiş köşesine götürdüler.

bitecek gibi değil. çaresizlik anlamında kolunu salladı ve koraya doğru yürümeye başladı. kolhozun kuzu140/ElvedaGülsan 85 . Bir bakarsın.www. Sonra. Gökyüzü soğuk. Siperler bozulmuş. Doğuracak her koyunun yardımına koşmalıydı. Çadırdan bir şişe siyah boya alıp geldi. İbrahim buna da bir bahane buluyordu. Böyle yapmazsa. Tanabay tepenin üzerinde bu düşüncelere dalmış gitmişti. Sürü.kuzu yaş topraktan soğuk kapar ve çok geçmeden ölürdü. sabahleyin sürüyü otlağa çıkarmadan önce. Sürüden. Ellerinden geldiği kadannı yapmalıydılar. Suyu iyice azalmış bir derenin yatağı. Yıkık koranın içinde ilk kuzuların ve analarının acı acı melemesi geliyordu kulağına. başındaki kıllann sayısından da çoktu. yüreği yandı. Tanabay bu korkunç durum karşısında bir kez daha ürperdi.Bu ölüm-kalım savaşında ya bir mucize olur sağ kalırsın ya da ölürsün! Tanabay. Biraz daha yaklaşırsa o vadi bulutların karanlığına gömülüp kaybolacaktı. Elveda Gülsan/139 az ilerideki bir tepenin üzerine çıkarak sessiz sessiz çevreye baktı. Tepelerin ardında karlı dağlar. umutsuzluğa yenilmemek dileğinden başka ne gelirdi elinden? Ama öyle çok iş vardı ki. Ve bu defa. pek ani.enginel elveda gülsarı canı cehenneme!" diye. savunma hattı çök-müştü. Birden bire kendini savaş meydanında bulmuştu sanki: Tanklar üstüne üstüne geliyordu ve onun elinde savunması için hiçbir şey yoktu. tek canlı yoktu.cizgiliforum. ikizlerin sırtına da (3) sayısını yazdı. O yamaçta onlan bir an bile yalnız bırakmağa gelmezdi. ne gibi savunma tedbirleri alacağını düşünüyordu.com. kaça-cafc*bir yer yoktu. ayazın şiddeti artıyordu. • "Ne olacaksa olsun!" dedi sonunda.Yine de direnmek zorundaydı. kara bulutlar kaplamıştı. Bir süre sonra İbrahim geldi. Yapılacak iş. çabayı bırakmamak. kuzulamak üzere olan on koyun daha ayrılmıştı. henüz bitmiş kısa otlan güçlükle kopanp otlaya-rak ağır ağır ilerliyordu. Geri çekilecek. O da yoktu. Çıplak yarlar beyaz yamaçların üzerine kara bulutlar gibi çöküyor. pek acımasız başlamıştı. Soğuk bir rüzgâr toprağı yalayarak esiyor. koyun korasına el uzatsanız tutulacak gibi yakın görünüyordu. Arazi keşfi yapıyor. Onu göremez ve kendi haline bırakır-san. Ve orası. buz tutmuş bayırların üzeltine kış bütün ağırlığıyla abanıyordu. iki tepe arasında kıvnla kıvrıla uzanıyordu. bir çalının arkasında bunlardan biri kuzulayıverir. Ne utanmaz adamdı bu İbrahim! "Eee. Dört yanı da ulu dağlarla kuşatılmıştı. Oralan ıpıssızdı. "Yollar açılmadan dağa nasıl saman yollayabilirim?" derdi mesela. Analarına da aynı numaraları yazarak belirledi. size han sarayı veremem ya. Çobanın iki ayağı bir pabuca girerdi öyle günlerde ve şimdi o günler başlamıştı bile. yavruyu aramaya başladıkları zaman. Bari yeterince saman olsaydı şu kuzulama günlerinde. O gün doğan ilk kuzunun sırtına (2). o kargaşada onlan birbirleriyle buluşturmak çok zor olurdu. onların da ardında daha yüksek ve doruklan bembeyaz dağlar vardı.

paramparça et! Yine de yapabileceğim bir şey yok." diye düşünüyordu. . "Aman Tanrım. çok geçmeden bulutlar dağılmış.. i . sana durumu gösteriyor. bu belayı niye sardım başıma! Niye!. yarın benden hesap soracaksınız! . Akan ve biriken sular buz tuttu. Zayıf koyunları besleyecek yem yoktu. Ama Tanabay onları bekleyen felaketi seziyordu. iki eliyle yüzünü kapatıp ağlamaya başladı ve Tanabay'ı hayretler içinde bıraktı.. titreyen bacakları üzerinde dik durmaya çalışan kuzuları alıp kurulamaktan. dedi İbrahim. Zavallı saf Tanabay da onun içtenliğine kanıp kendi söylediklerinden utandı. ben ise bütün sürülerden. ötekilerden. hava tekrar bozmasın! Ah bahar gelse! Havanın durmadan değişmesi çok kötü. sisle geldi. Vadinin biraz yukarısına konuşlanan Asim ve Bektay'ın sürülerinde kuzulama henüz başlamamıştı. Her zaman sürünün başında bulunan yaşlı kadın yardımcı ile Tanabay'ın altı yaşındaki büyük kızı hesaba katılmazsa. Koyun-kuzu ayağını yere basamaz oldu. Beni oyunda. Nemli bir bahar kokusu sardı ortalığı.. Ah sersem kafam! Bu görevi niye aldım.www. Birden sopuk bastırmış. soluk alacak vakitleri kalmamıştı. Her yer kapanmış. Çobanların gündüzü gecesine karışmış. Bir şeyler yapmak gerektiğini söylüyorum. hayvanlarla ilgili her şeyden ve tek tek her hayvandan sorumluyum. analarından ilk sütü emzirmekten ve onları eldeki imkânlarla sıcak tutmaya çalışmaktan.. bahar gerçekten gelsin. Bahar gelmesine geldi. kara bulutlar gökyüzünü kaplamış ve lapa lapa kar yağmıştı. umduğu gibi değil! Bir gece ansızın yağmurla. Tanabay adamı bir yumrukta yere sermemek için kendini zor tuttu. koranın içindeki gübreElvedaGülsarı/141 leri atıp kuzuların altına saman taşımaktan başka iş yapmıyorlardı. Tanabay'ın sürüsünden yüz kadar koyun kuzulamıştı. Geçici bir süre için de olsa kimse çalışmak için buraya gelmek istemiyor. hapse! Hiçbir yerden hiçbir şey bulamıyorum. Tanabay. koyunlar 86 . düşünmüyorum mu sanıyorsunuz. Kuzular peş peşe doğuruyorlardı. eğlencede mi sanıyorsunuz?. anlatıyorum. Başka bir şey bekleme.com.enginel elveda gülsarı lama korası bunlar işte. keçe çadırın ve her şeyin üzerine dondurucu ıslaklığıyla geldi.. lan kuzuların acı acı melemeleri kulakları dolduruyordu. Bunlar da yeni doğmuş. geriye asıl işleri gören üç kişi kalıyordu. i Bir gün önce çok büyük bir korku geçirdiler. hava ısınmaya başlamıştı. "Beni hapse atacaklar... Sizden. dünya karanlığa gömülmüştü. karla." Bunları söyledikten sonra oldjuğu yere yığılırcasına çöktü. İleride daha kimbi'?. Bundan sonra İbrahim atına binip gitti. başka da yok.Şakanın hiç sırası değil.Ben durumu bilmiyorum. Şükürler olsun. Buranın sorumlusu benim. İstersen öldür beni. henüz komünizme tam anlamıyla ulaşmış değiliz" diyordu. her şeyden sorumluyum.cizgiliforum. aç ka. Kapalı koranın çürüyen damından yağmur doldu içeriye. ama hiç de Tanabay'ın beklediği. lir neler olacaktı?. Kuzular birbirlerine sokularak titreşiyor. Bir daha da onu kuzulama korasında hiç gören olmadı. Açık ve kapalı koranın. Bu iki yüzlü adam.Koyunlar zayıf olduğu için sütleri yetmiyor.

Eşyaların hepsini bir köşeye yığmış. bir sürü hayvan vardı. Kızlar uyuyordu. İki ayağı. istediği yerden.Yağmur tepelerine tepelerine iniyor. Gaz lambasını yaktı. j Koyunlar artık otlağa gitmek istemiyorlardı. su birikintileri içinde nasıl yürüyecek. Şafak söktü. Kısa bir süre diner gibi oluyor. açık ağılda. Bu soğukta. iğne atsan yere düşmezdi. Dışarı fırladı. karına kadar suya batmış vücutlanndan keçeleşmiş tüyleri avuç avuç dökülüyordu. kabir gibi soğuk korada donan kuzuların arasında çabalayıp duruyordu.enginel elveda gülsarı o soğukta ayakta doğururken inim inim inliyorlardı. herkese lanet okuyordu.com. dışarıda bir yere yığıyor. kırık pencereden. Kar yağdı. Dışanda.. Yağmurluğun etekleri. yeni doğan kuzuları işte böyle.www.Işık getir! Şuraya tut! Dikilip durma öyle! Gece sis bastırdı.Çabuk demir çubuğu ver! Kürek! Şuraya gübre dök! 142/ElvedaGülsarı Suyun önünü kes! Koraya doğru akan suyun yönünü değiştirmek için kaskatı olmuş toprağı kazarak arklar açmaya çalışıyordu. Yağmur dinmek bilmiyordu. ağlıyorlardı.Zavallı çoban. Boğuk sesiyle kendine de.. kendisi de yardıma koştu.. Yine kar. Yine de kapalı koradaki kadar kötü değildi. Bir damla uyku uyuyamıyor. Çadırın her tarafından su sızıyordu. su birikintilerine batıp batıp çıkıyordu. Böylece kuzulara da yer açmış bulunuyordu çadırda. Bugün yarın doğuracak koyunlardı bun-lar. Tanabay bitkindi. Ama çadıra kaç kuzu alabilirlerdi ki! Elden geleni yapacak.Kuzuları çadıra getirin! dedi. donup kalan ölü hayvanlan sürüyerek çıkanyor. ağzına bir lokma yiyecek alacak vakit bulamıyordu. ana sütü yerine soğuk su ile karşıladı. karanlıkta kıstırılmış iki hayvandı sanki.. yine yağmur. Tanabay onları yataklanyla birlikte kucaklayarak çadırın daha iyice bir yerine yerleştirdi. Bunları hiçbir güç engelleyemezdi. Ölüm kolayca giriyordu koraya: Yıkık çatıdan. Hepsi meleşiyordu ve kokulan da dayanılır gibi değildi. Yorganın üzerine bir keçe örttü. kadınlara seslendi: . yağmur ve kann altında. Üstü başı sınl-sıklam ve çamur içinde. Yağmurluklara sarılıp ellerindeki fenerle oradan oraya koşturuyorlardı. yığıyordu. Çadır kuzularla tıklım tıklım dolmuştu. üzerine branda bezi sermişlerdi.. Çocuklar üşüyor. Bahar. yaralı bir kuşun kanatlan gibi yeltek yeltek savru-luyordu. kurtarabildiği kadarını kurtaracaktı. yağmur yağdı. Karanlıkta cıvık cıvık gübreye. Çobanların kara günleriydi bunlar. sonra yine kar. Yorgan ıpıslak olmuştu. yine yağmur. Tanabay başına gelenler için kargışlar yağdırıyor. Gökyüzü kalbura dönmüştü sanki. Tanabay keçe çadıra koştu. çeneleri kilitleniyor. Girin-ci de zayıf koyunları ve yeni doğmuş kuzuları kırıp geçiriElveda Gülsan/143 yordu. ötekilere de durmadan bağırıyordu: . Ayağında ağır çizmelerle her yere yetişmeye çalışıyordu. Kendileri de yardımcı kadınların palatkalanna sığındılar. ne bulacaklardı 87 . Soluk alamıyordu insan.cizgiliforum. bu yağmurda.. kapılardan. .

birbirlerine çarpıyor. bey-. zulmet gibi. fenerleri söndürüyordu. bu düşünceleri kafasından kovmak istedi. Öbür kadınlan da yardıma çağırdı. biz her şeyi biliyoruz. kimmişsin sen.. uğruna helak olduğu işlerden. sürgün olup birbirlerinin üzerine sıçratıyorlardı.. onları geride bırakacağız! Söz veriyoruz! Yaa. canından bezdiriyordu. koyunlar birbirleriyle sözleşmişler gibi. hatta üçüz doğuran koyanlar vardı ki! Bunlar bir servetti ve bu servet gözünün önünde yok olup gidiyordu. Hadi bakalım.Hadi bakalım. senin gibi konuşanda: Ooo.www. ilerde olanlara yetişecek. Karaya vurmuş balık gibi çırpınarak. Nedendi bu erken kuzulama!. bülbül gibi şakıyordu. Sağ kalanlar ise öksürüyor. güzünün önünde kınlıp giden kuzuların sayısını şaşırmıştı. Tanabay. tepelerine günboyu yağmur boşanıyor. Tanabay küfürler savurarak ağıla çıktı. Oy o kuzulama döneminin uykusuz geçen geceleri oy! Ayakları pislik deryasında yüzerken. 144/ElvedaGülsan Ama.com.cizgiliforum. Bütün bu olanlarda tabiî olmayan. Ama gitmiyor. işler yolunda! Çok ilerleyeceğiz. nefrete dönüştü. Bütün duyulan uyuşmuş gibi bir süre dalıp gitti.enginel elveda gülsarı otlamak için? Başına bir çuval geçiren yaşlı kadın elindeki değnekle koyunları dışarı çıkarmaya çalışıyor. büyüdü. Şimdi yıkık-dökük koradan. Yeni doğan kuzular aynı gün vıcık vıcık gübrenin. Gözünün gördüğü herşeyden tiksiniyordu. çaresizlikten ağlayarak koyunları yeniden toplamaya çalışıyor ama koyunlar yine geri dönüyordu. nini yiyor. gecesini gündüzüne katarak çalıştığı. ama sanki ağıl daha iyiymiş gibi koyunlar çıkış kapısına varmadan geri dönüyorlardı. Bu âfet başladığı andan itibaren Tanabay zaman kavramını yitirmiş. kendinden. sözde kapalı koranın içinde rüzgâr uğul uğul esiyor. Bu öfke büyüdü.. Öyle de çok ikiz. göster kendini!.. Sonra türlü türlü düşüncelerle aklını oynatmaktan korkarak. şimdi git de ölüp kalan kurulan koradan çıkar. "Bunun hepsi kim için? Ne için? Bakamayacak olduktan sonra neden koyun yetiştiriyoruz? Bunun suçlusu kim? Kim? Söyleyin suçlu kim? Suç sende elbet. ruhunu sıkıyordu o düşünceler. Tanabay. güçlükle nefes alıyor. onu öfkeden kudurtuyor. Bütün emekleri boşa gitmişti. Zavallı yaşlı kadın. her şeyden nefret ediyordu. kırılıp giden koyunlardan. Hep beraber sürüyü otlatmaya çıkarabildiler. dışarıya at! Şuradaki su birikintisinde boğulup yatan hayvanı çek çıkar!. işkence gibi bir şey vardı. dizboyu çamur ve sidikle vıcık vıcık olmuş gübrelerin üzerinden geçerken aklına geliyor. yaradılışa aykın ve akıl almayan. peşi peşine kuzuluyorlardı. bütün hayatından. kuzulama döneminin biraz gecikmesinden başka bir şey istemezdi. doğurmak üzere yatan koyunların üzerine basıyorlardı. çamurun içinde ölüyorlardı. güzel sözler söylüyor.. Değneğini sırtlannda kıracak kadar kızıyordu koyunlara.!" Bu düşünceler daha çok geceleri. Kuzusundan aynlmış koyunlar aklını yitirmiş gibi acı acı meleşerek dolaşıyor.karanlıkta gözleri görmeyenler gibi el yordamıyla yolunu 88 .. Tanabay'ın damarları öfkeden mosmor oldu.

Açtılar. yatıyor. tırmıklara sarıldılar. kocadığı-nı bilmiyordu. Kendine de. O gece feneri yakarken şişmiş. iyice çöktüğünü. hava düzeliyor derken bir talihsizlik daha geldi başlarına: Bir sabah uyanınca toprağın kaskatı olduğunu.enginel elveda gülsarı buluyor. insanların parmaklarına yapışıyor. çekiştiriyorlardı. . küçücük ve soğuk dudakları meme arıyor.Tanabay onlara hiçbir şey 89 . Yemek yemeye. emzirmek istemiyor. emmek istiyorlardı.Hay kalkamaz olsun da gelemez olsun! dedi Tanabay öfkeyle. Akşama doğru geldiği zaman yüzü ve dudaklan soğuktan mosmor olmuş. bir deri bir kemik kalmışlardı. su birikintilerinin donduğunu gördüler.com. Eyerden. Çora'yı bul.. Parmağınızı çekip kuzuları öteye beriye itseniz. bitkin bir durumda kayarak indi: . kocamış biri olarak tanınacağını da bilmiyordu ama. kımıldayacak güçleri yoktu. Açlıktan ağlaya ağlaya peşinizden gelen yetim çocuklar gibiydiler. süt yoktu. Zavallı yavrular süt diye acı acı meliyor. Yardımcı kadın gitti. Bu yüzden son günlerde saçlarının iyice ağardığını. Sepetle. Ayaklan çivi gibi ince. Bulutlar dağıldı.www. kuzuları ölen koyunların ajtına götürmeliydiler. Günlerden beri üzerlerinden yağmurluklarını hiç çıkarma-mışlardı. Ama bunun pek yaran yoktu artık. Üçüncü gün hava açılmaya başladı.Çora hasta Taneke. Zavallı kadınlarla ufacık kızımı daha ne zamana kadar böyle çalıştırabilirim? diye yakınıyordu. Yeniden küreklere. Olan olmuş. Tanabay "Umutsuzluk şeytan başına" diye rahat bir nefes aldı. yeni doğmuş kuzuları ezmemek için dört ayak olup emekliyor. karınlan şiş. şimdi kendisine ne diyecekleri umurunda değildi.. yardımcı kadınlardan genç olanına atını eyerlemesini söyledi: . Eğer gelmezse bir daha gözüme görünmesin! Bunu da söyle. yakanıp temizlenmeye vakti yoktu. Şimdi.Yine de "İki-üç gün içinde yolda öleceksem bile gelirim" dedi. tos vuruyorlardı. Ağlayana sızlayana meme yok. iliklerine kadar ıslanmıştı. Elveda Gülsan/145 Çoktan beri aynaya bakmamıştı. Eğer bunlara sağ demek doğruysa. yanındakilere de bir dakika dinlenme fırsatı vermiyordu. hemen buraya gelmesini söyle. sağ kalan gebe koyunlar iyice zayıflamış. Bundan sonra ona herkesin 'ihtiyar' diyece-< ğinif yaşlı. İnsan bakmaya korkuyordu. zembille çamur taşıyıp açık ağılda bir yol açtılar. sis dağlara yükseldi. Bu hayvanlar 146/ElvedaGülsan otlağa çıkamayacak demekti. Caydar kocasım susturmak istedi ama kocasının çok kızdığını görünce buna cesaret edemedi. bu defa da yağmurluğun eteğini ağızlarına alıyor.cizgiliforum. O çamurda yürünmüyordu. Rüzgâr dindi. fırlamış. anasız kalan kuzuları. feneri güçlükle bulup yakıyordu. Koyunlar o kuzuların kendilerinin olmadığını kokularından anlıyor. Gün açıldı. vakit kaybediyorlardı çünkü. omurgaları. O büyük felâketin karşısında çaresiz kalınca. kan içinde kalmış ellerini gördü. Neyse ki öğleye doğru don çözüldü. O zamana kadar ölmeden kalsalar bile bunlardan ne et alınabilirdi ne de yün.Koştura koştura git. sağ koyunlar böyleydi işte! Kuzulamış koyunlardan ve bunların kuzularından kaç tanesi erişebilirdi bahar bereketine..

Acımasızların.enginel elveda gülsarı söyleyemiyordu. Koyunların ağıla getirildiklerini görünce kan beynine sıçradı: Koyunlar birbirlerinin yünlerini yiyor. ikiz doğuran koyun da önce kendini düşünüyordu. . Tanabay çok korktu. dilini tutamadı. düşe kalka analarına sokuluyor. Tanabay koyunu tuttu. Yaşlı kadına hiddetle bağırdı: . onun elinden kurtululup kaçmaya başladı. tekmeleyerek uzaklaştı-nyordu onlan. emerler ama sen onlan tutamıyorsun. Tanabay'a yardım edtrim düşüncesiyle. yoluyorlardı. bu işi beceremiyordu.com. O koyunu gjören öbür koyunlar da aynı içgüdü ile yavrularına süt vermeyi reddedebilirlerdi.Sen analarını tut. bu. ememiyorlar.Tanabay kızının becereksizliğine dayanamadı ve yüzüne şaman indirdi. dönüp dönüp tos vuruyor ve silkiniyordu. Tannm! Bacak kadar kızın ne gücü olabilirdi ki! Tanabay kuzulan anasının memesine yapıştırmış. kızı da kuzuları tutup analarının memesine yapıştırdı. baba. Kuzular meleElveda Gülsan/147 ye meleye. Biraz yatışmcaya kadar yürüdü. Küçük kız kuzuları tutamıyor. Asıl büyük felaketle uğraşırken daha küçük aksilikler de olmuyor değildi. Kızıyla birlikte açlıktan gözü dönmüş. Tanabay hepsine lanet okur gibi oradan uzaklaştı. düşüyorlar! dedi kız ağlamaklı bir sesle. Sürüde bir koyun böyle bir davranışta bulunur-şfe. Yaşlı yardımcı kadın bir gün. öğle zamanı koyunları ağıla doğru getiriyordu. Çok kızmıştı ama kızına vurduğu için yüreği de paramparça olmuştu. O sırada Tanabay da sürüye bir bakmak için dışarı çıkmıştı. bak ayakta duramıyor.cizgiliforum. Çocuk burnunu çeke çeke sessizce ağlıyordu. koyun başıyla kızı itip yere yıktı. Yalnız bir defa kendini kaybetti. Orada kuzuları analarına kabul ettirmeye çalıştılar. Açlık.Bu da ne demek oluyor cadı kadın! Ne yaptıklarını görmüyor musun? Niye bağırmıyorsun onlara! Çabuk otlağa sür onları. onlan ben emzireyim. Hiç durdurma! Birbirlerinin yünlerini yeme-sinler! Bir dakika daha gecikirsen öldürürüm seni! "Düşman yakana yapışınca kurt da bacağını ısırır" derler ya. onları emzirmiyordu. telaşa kapıldı. Oysa çocuklanna. uğursuzların "Ben sağ kalayım da başkaları ölürse ölsün" demeleri gibi. . Demek açlıktan ölmek üzereydiler ve ne bulurlarsa yiyeceklerdi. . kuzular emmeye başlamışlardı ki. hiç vurmazdı. kıtlık hüküm sürerken.Kızından nasıl özür dileyeceğini bilemiyordu. .. Ama koyun direniyor. yavrularını bile iste-miyen koyunu ve kuzularını yakalayıp koradan çıkardılar açık ağıla getirdiler.www.Hayır.Emerler.Baba. İkiz doğuran koyunlardan biri yavrularını istemiyor. salgın hastalık gibi bütün koyunlara geçer. memelerine yapışmak istiyor ama anaları süserek. O sırada kızı da koşup onu karşıladı: 150/ElvedaGülsan 90 . tabiat da canlılarda sağ kalma içgüdüsünü uyarıyor olmalı. Yürüyüp de nereye gidecekti? Tekrar döndü.

. Kulıbay ağzını bile açmamıştı. erkinlik^ıak. Sabah eritenden akşam karardığına kadar o da bir ırgat gibi çalışırdı. ağa olmayı o zaman koymuştu kafasına. zararlı otlar gibi köklerinden sökülüp atılıyordu. mollalar.. Gençlere okumayı öğretiyor. bambaşka bir hayat başlamıştı. Tanabayların günü de böylece doğmuştu. Tanabay'ın asıl işi onun öküzlerine ve atlarına bakmaktı.. Araba da sürüyordu artık? EvliyaAta kasabasına gide gele. O zengini böyle korkutamayacaklannı biliyordu.enginel elveda gülsarı lerinde. Ağası Ku-lıbay ile birlikte. Yeni.. Kulıbay başka bir ağanın çobanı oldu. onu coşkulara gömüyor.Gün TaElveda Gülsan/151 nabaş'ın günüydü artık. ta çocukken koyun güdüyordu. burunlarını çeke çeke gitmişlerdi. Zenginler. O Tanabay'dan beş yaş daha büyüktü.. Hak yemiyordu. emek ve büyük ideal. zengin bir çiftçi değildi. Bu Efremov. Yoksullar yükseliyor. Çora ile işte o zamanlar karşılaşıp tanıştılar. Tanabay da öğrenmek.cizgiliforum. Toprak ve sürü sahibi olmayı. Aradan ancak bir yıl geçtikten sonra sadece karın tokluğuna çalıştıklarını anladılar. işler nida ilerliyordu. bilgilenmek zorundaydı. Köylülerin yeni hayata geçişleri için bu uğurda toprak. iki öküzü. Paralarını alamadılar. konuşmalara katılıyordu. Buğdayı Evliya-Ata kasabasındaki değirmene götürdü. Tanabay Rusçayı o zaman öğrendi. Tanabay köyüne dönüp yerleşti. Bunun üzerine iki zavallı. Burada da Çora ile beraber çalıştılar. Tanabay ise Aleksandrovka'da Efre-mov adında bir Rus'un yanında ırgat olarak çalışmaya başladı. uzaktan akrabaları olan bir zenginin koyunlarını güdüyorlardı. görgüsünü arttırdı ve gözü açıldı. kendi ufak tefek eşyalarını koydukları torbayı omuzlarına atmış. Her şey altüst oldu. O devirde yoksul Kızgızlar. gece toplantılarına. O yıl ikisinin yollan ayrıldı. Ne de olsa artık Irgatlar Komitesinin üyesiydi. "Ben zengin olursam çobanın hakkını yemem" demişti kendi kendine. canla-başla çalıştı. Tanabay "Irgatlar ve Yoksul Köylüler Komitesi"ne üye seçildi. kültürlü bir adamdı.Her şeye birden kavuştu: Toprak. Kolektifleştirme başladığı zaman Tanabay kollarını sıvadı. bölük pörçük aklına gelip gidiyordu. yepyeni fikirlerin kök salması için tarlayı 91 . Bir zaman. geçmişin bazı olayları. Buğday ektiği bir tarlası.Tanabay bütün gün at üstünde dolaşıyor. Efremov sert bir adamdı ama âdil idi. Yeni. hayvan. Bu yenilik Tanabay'ın başım döndürüyor.Sonra bir kom-somol hücresine katıldı. yakındılar ama onları dinleyen olmadı. Yok olsunlardı! Her şey bir anda ve çabuk çabuk ol-malıydı. her şeye ortak olmak için Tanabay çalışmayacaktı da kim çalışacaktı? Gözleri çıksındı kulakların (toprak sahiplerinin). Çora okumuş. toprak sahipleri.www. Partiye de beraber girdiler. Tanabay ayrılırken zengin adama: "Hele bir büyüyeyim de gösteririm sana!" demişti. Bundan sonra devrim yapıldı. iki aü vardı. onları bilgilendirmeye çalışıyordu. sürükleyip götüriiyordu. Ağabeyi ile birlikte söylendiler.com. kendilerinden olan ağalardan memnun olmadıkları için Rus ağaların yanında çalışmayı yeğ tutarlardı. her şeye. hukuk. O zengin mal sahibi onları aldatmıştı.

Herkes onun ağzına bakıyor. Söz sırası Tanabay'a geldi. o meclisten bu meclise. Bunun üzerine çeşitli fikirler. kulak olduğumu naElvedaGülsan/153 sil söylersin? Neyim varsa kendi emeğimle. Devrim aleyhinde de değil. kimi karşı çıkıyordu. çeşitli görüşler ortaya atıldı. Sen de bir entelektüelsin. Anneleri ayrı olsa da babalan birdi. Bir dulla evlenmişti.. Mallarına siz el koymazsınız bunu ben kendim yapanm. ağa akrabalan olan başkaları da çıkabilirdi. Gerçi o günlerde birbirlerini seyrek görüyorlardı ama aralan fena değildi.Yoldaşlar. kestirip atamazsın. gece gündüz çalışarak alın terimle elde ettim.. şey diyorlar. Tanabay gece gündüz attan inmeden. onu samimiyetsizlikle. hiç karşı çıkmadı. Öyleyse o da bir kulaktır. Listede adı var mı? Var. sessiz oturuyordu. ağa grubuna sokma-. Ağabeyine karşı gelmek zorunda kalmıştı. Çiftçilik yapıyordu. Benim ağabeyim diye çekinmeyin. Benim ağabeyim diye kayırmayın.www. Ama beni kulak grubuna. Kimi Çora'nın dediğini kabul ediyor. Ötesini düşünür. Ev kendisinindi.enginel elveda gülsarı temizlemek gerekiyordu.Onlar eski hikâye. Bu durumda zengin sayılmazdı ama yoksul da değildi. iki koşum aü bir de taylı biyesi (kısrağı) vardı. Tanabay bir horoz gibi mağrur. Ertesi gün Kulıbay onu görmeye geldi. Bu tarladaki bütün zararlı otlar yok edilmeliydi. burada iyi düşünmemiz gereken bir durum var: Kulıbay'ı kulaklar arasında sayıp mallarına el koyacak mıyız. tırmık ve yaba gibi bazı tarım araçlan da. "Kendiniz karar verin" dese. Köy Sovyeti toplantılarında sıra Kulıbay'ın adına gelince Çora şöyle konuştu: . Kulakların listeleri hazırlandı ve bu listeye Kulıbay da alındı. Çok çalışıyor ve iyi yaşıyordu..Benim zengin bir ağa olduğumu. entelektüel. bu işin sonu ne olur? diye bir karar veremez. Korkarsın. Ha. dedi. . Uzatmaya ne gerek var. Tabiî sabanı.Beni neden toprak ağası saydınız? Neden malıma el koyuyorsunuz? İkimiz beraber ırgatlık etmedik mi? Kulak denen o zengin toprak sahipleri ikimizi birden kovmadılar mı? . bir inek. koymayacak mıyız? Kulıbay gibilerin kol152/ElvedaGülsan hoza yardımı olabilir. sen hep böylesin! Gazetelerde okumuş adamlar için.. onun ne diyeceğini bekliyordu ve bu da onun çok canını sıkıyordu. nız neden? Sen hiç Allah'tan korkmaz mısınız Tanabay? "-¦ t . korkaklıkla suçlayabilirlerdi. o oturumdan bu oturuma koşarken. 92 .Bunları çok görüyorsan hepsini alın. . Ne de olsa Kulıbay ağabeyi idi. İkisi de kendi işlerine dalmışlardı.Eski zengin. Tanabay ağabeyini soğuk karşıladı ve elini de uzatmadı. berisini düşünür.Bak Çora.com.cizgiliforum. Neydi o. Tanabay ayağa kalktı: . ondan yararlanabiliriz. O da yoksul bir aileden geliyor. Bu gün sen de bir zenginsin. ağabeyi de kendi hayatını bir düzene sokmuştu. Hasat zamanı bir ırgat tutuyordu. "Kulıbay'a dokunmayın" dese. O zaman ne olacaktı. Sovyet iktidan uğruna ben öz babama merhamet etmem. Birkaç koyun.

Yavaş yavaş bütün görevlilerden uzaklaştırıldı. Kulıbay'ı kulaklar sınıfına kaüp Sibirya'ya sürdükleri zaman. yolduğu. yeşil buğdaylan yolmaya. Kulıbay'ın saplan kökünden çıkardığı. bu engeli kaldırmalıyız. Hayat tarzı tamamen değişti. başaklar ka154/ElvedaGülsan vuzlanna sığmıyordu. " Bu son konuşmalan oldu.www. kolhozun güz buğdayı ekilmiş tarlalan boyunca ilerlemeye başlamışlar. bunlar Kulıbay'ı önlerine katarak götürmüşler. başka bir şey söylemeden.. Tanabay'ın gayretleri hiç de de boşa gitmedi.Tanabay bir gün.Köye iki atlı milis gelmiş.enginel elveda gülsarı yeni zengin hepsi bir bizim için.com. Tanabay bunlara pek inanmıştı: "Bana düşmanlıkla-nndan.. neler neler söylemişlerdi! Öteye beriye koşup bu konuyu konuşanlar çoktu ve herkes başka başka şeyler söylüyordu: .Bazılan bunu Tanabay'ın yüzüne karşı da söylüyordu.. kökünden söküp çıkarmaya." diye savunuyordu kendini. "Düşmanlarımın içi bu kadar yanmışsa üzerine tuz yalasınlar! Ne dedikleri umurunda değil!" diye savunmuştu kendisini. Yine köylülerin anlattıklarına göre. en önemlisi de kolhozlarda işler düzelmeye başladı. Birden. köyde ne dedikodular olmuş. sağa sola bakmadan. işçileri öldürdüler. Açıktan açığa olmasa da. Sen .Vay zalim vay! Vay hain vay! Demek kolhoz ekinine zarar verirsin! Sen gerçekten bir kulaksın! Bunu yapan kulak değildir de nedir!" Sonra atından inmeden. hiç kimseyle vedalaşmadan gitmiş. Bu olayın üzerinden yirmi jj| yıl geçmiş ve bu süre içinde birbirleriyle tek kelime konuş-\* mamışlardı. kolhozun ekinlerine bakmaya gitmişti.. birden kolhozun buğday tarlasına dalmış.. Sen bizim yolumuzun üzerinde bir engelsin. seçimlerde ona oy vermez oldular.. ileride. onu haklı bulanlar pek azdı. Kolhoz kurabilmemiz için önce bu sınıfı yok etmemiz gerek. düşman sınıfındansın. Kulıbay tutuklanıp götürülürken hüngür hüngür ağlıyormuş..O yıl ürün boldu. çiğneyip ezmeye başlamış. sel gibi söz yaşı dökmüş ve "Allah Tanabay'ı ondurmasın!" diye kargışlamış. beni kötülemek için.. Kendini savunmuyor değildi: "Kulaklar kohhozlan yakıp yıktılar.Yıldan yıla daha iyi oluyor* kalkmıyoruz.. o günlerde köy halkı onu dışladı. Kulıbay başını öne eğerek. Onu götürmekte olan milisler zor zaptetmişler. hayır. Ezilmiş ve çiğnenmiş yerde buğdaylar sa-rarıp solmuş ve bunu gören Tanabay öfkeden kudurarak kükremişti: . kargışlanmış olmama sevinmek için uyduruyorlar" demişti. ezip çiğnediği yeri. Köyden uzaklaştıktan sonra. 93 .cizgiliforum.. İşte bütün bunlar dolaşıyordu ağızdan ağıza. Çoğu onu kınıyordu: "Tann insana böyle bir akraba vermesin! Böyle bir kardeşin olacağına hiç olmasın daha iyi!" diyorlardı.. ekin biçme zamanından az önce. Taneler başaklara. yola zor çıkarmışlar.. Kulıbay orada. Yooo. ardına bile bakmadan gitmiş ve olaya inanmıştı. kapana kısılmış bir kurt gibi can havliyle. O günlerde Tanabay'dan yana olanlar. tarlanın içinde çiğnenmiş yeri gördü. Evet. Sanki boğalar güreşmiş gibi yer alt üst olmuş.

Eskimiş bir usul olduğu söyleniyordu. O ilanlar okunur. Tanabay ne olduğunu anlayamadan yerin-ien sıçradı. Caydar sürünerek kirişin altından çıktı.com. Acıdan inliyordu. Herkes kızıl tahtaya kimlerin. Boş sözlerden. Tanabay'ın uykusu bir anda açılıver-di.. Ne oluyor. Çöken kirişin altına girip omuzu ile kaldırdı.. halin nicedir. gözlerinden uyku akıyordu. Kendini bir türlü işe veremiyor. Tanabay bütün gece koranın içinde bir yandan o pek zahmetli işleri yaparken. O sırada genç yardımcı kadının duvara yaslandığını gördü.Caydar! diye haykırdı. Neden böyle olmuştu? Suç ve kusur kimdeydi.yerine getirilemeyecek vaadlerden ibaret kalmıştı her şey. işler nasıl? diye soran. Düşüncelerinde de. .Peki ne olmuştu öyleyse? O doğru yolu mu yitirmişlerdi? Ne zaman ve nasıl başlamıştı bu? Başarma. gözünün önüne getiriyordu. başı ağnyor. Eskiden. Bir de ne görsün! Tavan kirişi çökmüş ve Caydar altında kalmıştı. Kızarmış gözlerinin kapanıp açılışından onun uykusuzlukla savaştığı pek belli oluyordu. düşüne düşüne yorgun düştü. nereye gideceklerini bilemiyorlardı. Kolhozda işler neden yürümüyordu. Tanabay. üzgün. neden herşey darmadağın olmuştu? Yanlış yola mı girmişlerdi? Hayır. Uyur-uyanık bir ürperti geçirdi. kolhozlann yeni yeni güçlenmeye başladığı o güzel günlere asılıp kalmıştı sanki. Hiç bir mesele çözülmüyor. kırmızı ve kara ilan tahtalan vardı.cizgiliforum. Artık bunların hepsi gerilerde kalmıştı. ya da kimler yazılmalı diye düşünür. . taşıyamadığı. Ama o defterde kalıyordu o sözler. olduğu yere çöktü ve uyuyakaldı. 156/ElvedaGülsan Yardımcılar Caydar'ın sesinin geldiği yöne koştular.. Kirişin bir ucu duvardan kurtulup kaymış.iş bitirme yansım ele alalım mesela. kara tahtaya kimlerin adıi'azılmış.www. Peki yenisi. arayan yoktu. Ne var ki bütün hayaü.Herkes çok etkilenirdi bundan. başı yavaş yavaş kaydı. Boğuk bir çığlık ve gürültüyle uyandı. bir yandan da ayrı bir azap veren geçmişi düşünmekten kendini alamıyordu. O da duvara yaslandı.Tanabay! Tanabay kurtar! diye bağırıyordu kansı -aydar. kayıtsız. 94 . Ürken koyunlar Tanabay'ın ayağına basa basa kaçıyor. Bezgin. bir uyuşma başlamıştı. hiçbir işin sonu alınamıyordu. Tanabay da koştu peşlerinden.. Kadınlar Caydar'ın yüzünü gözünü sıvazlayarak ağlıyorlardı. bunlara bakardı. dolanıp duruElveda Gülsan/155 yordu. kolhozun ilk kamyonetini. karşı koyamadığı bir ağırlığın altında yavaş yavaş çöktü ve gözlerini yumdu. Tanabay onu uyandırmadı. eskimemişi nerede. olamazdı. tartışılırdı. o kamyonetin arkasında elinde kızıl bayrakla nasıl durduğunu da hatırlıyor. Sonunda dizleri büküldü. Verilen sözler bir deftere yazılıyordu. öbür ucu da çatının ağırlığını taşıya-madığı için çökmüştü.enginel elveda gülsarı Tanabay o geçen günleri en küçük ayrıntılarına kadar hatırlıyordu. tuttukları yol yanlış değildi. O günlerin "Kızıl baş örtülü emekçi kız" şarkısını. hareketlerinde de bir gevşeme.

Çadıra gelince Tanabay bir daha bütün vücuduna baktı. \ Şafak sokmuştu. gece yağan karla bembeyaz olmuştu. karısının gövdesini elle yoklamaya başladı: . çekiştirip duruyordu. Kadınlar ona bir döşek serdiler. görürsünüz. nereye geldiğimi de görüyorsun. Sonra.Şimdi ne yapacaksınız? böylesine zor ve önemli günlerde işte kalkamıyorum! Ne yapacaksınız şimdi? . Tanabay gelen çobanı uyarmak için ona doğru yürüdü. Az önceki telaş ve korkudan onu görmemişlerdi. Ama o kalın kiriş çok sert inmişti sırtına. Hepsi Caydar'ı avutmaya başladı. Değneğiyle koyunların sırtına vura vura. Tanabay bunu görünce ne büyük bir tehlike atlattıklarını bir kez daha düşündü ve karısının sağ kaldığına sevindi.Aman Tanrım! dedi Tanabay. Görünürde yara bere yoktu. Çok yatmam. .Nereden geldiğimi sorma.Sen neler söylüyorsun Caydar. ince pardesüyü çıkarıp yere serdi.enginel elveda gülsarı Tanabay korkudan aklını kaçıracaktı nerdeyse. Caydar kımıldayamıyordu. nereden gelip nereye gidiyorsun? İyi misin?! .j rin yıkılıp gitmesi umurumda değil. "Gebe koyunlara böyle vurmak da ne oluyor. Caydar da bu tatlı sözler karşısında ve gözyaşları arasında gülümsedi: . ama sakın bana gücenmeyin. Ağlamaya başladı: . Çok şaşırmıştı. Tanabay. Sen sağ kaldığına şükret. Artık şaşkınlık ve korkuyu atlatmışlardı. ölü anasının memesine yapışmış.www. şükretti. Bundan sonra yine Caydar'a bakmak için koradan çıktı. Öksüz kuzuyu kucağına aldı ve ona bir süt anası aramaya koyuldu. Olan oldu. ateşi yaktılar.Çok mu fena? Hani neresi? Hadi yardım edin bana! Üzerindeki uzun. her ye. bir büyük felâketi bu kadarla atlattıklarına şükrederek ve sendeleye sendeleye koraya doğru yürüdü.. başka bir şey düşünme! İşlerin yüzüstü kalması. Hiçbir şey senin sağlığından daha önemli değil. yıkılmasın diye duvara da bir direk dayadı. üzme kendini.Oy sırtım! Sırtım! .com. çöken kirişin altına bir destek koyup. Elveda Gülsan/157 Tatlı söz hazineden değerlidir derler ya.Pekâlâ. Yer. biriki gün içinde kalkarım. Yaklaşınca çobanı tanıdı: Bektay idi bu. dedi Bektay..Hey Bektay! Sen misin? Bektay cevap vermedi. Kadınları yana itip. Ah benim zavallı kan-1 çığım ah! Böyle derken karısının yüzünü gözünü okşuyordu. Ağlama! Sen iyileşmene bak. . 95 . Zavallı kuzusu. . Caydar'ı üzerine yatırdılar ve koradan çıkardılar." İki sürü birbirine karışacaktı ve bu da hiç iyi olmazdı. Bir de ne görsün! Karların üzerinden bir koyun sürüsü ağır ağır beriye doğru geliyordu! "Bu da ne oluyor? Kimin sürüsü? Çoban sürüyü neden buraya getiriyor?.cizgiliforum. Tanabay da. deli mi bu?" diye düşündü Tanabay.Hey. ona doğru sürüyordu. düşen kirişin altında ezilip ölen bir koyun buldu orada.Ne oldu? Neren acıyor? . Her şey düzelir.

Atan başı sen de! Yetti artık!. aylık ücret alırım. Hadi hoşça kal! Bektay değneğini başı üzerinde birkaç kez döndürerek olanca gücüyle ta uzaklara fırlattı ve yürüdü gitti. biz de onlara öyle yaparız. yüzü kapkara olmuştu.Git başkasına anlat. konuşamıyor-du. ne olur dinle beni! Sana her şeyi anlatacağım! diyen Tanabay koşup Bektay'in yanına geldi. • . Öfkeyle yere tükürdü ve kann üzerindeki tükrüğünı kızgınlığını belli ederek ayağıyla ezdi. Arkasına bakmadan gidiyordu Bektay. yapıştırılmış gibi duruyordu. çocukluk etme! Ne yaptığını bir düşün! Kendini düşün! Duyuyor musun beni? Bektay başını çevirdi: . . Ben de herkes gibi yaşamak istiyorum. Tanabay donakalmıştı. Hepsi üçyüz e beş baş.Peki ne oluyor? . nereye? . Yakışıklı yüzüne o kara sakal yakışmıyor.www.Peki bunu niye bana söylüyorsun? .Nasıl gidersin. Yabankedisi gibi bakan gözlerinde kin ve nefret vardı.Al bunları! İster say ister sayma. Sakalı büyümüş. İyi düşün Bektay.Dur! Bekle biraz! diye peşinden koşmaya başladı. neye 'benzediğine de bir bak! İnsana benzer yanın kalmamış.. Şu haline. seni dinleyecek başka aptallar bul! 96 .Yapılır! En doğrusu bu. Başkalanndan neyim eksik? Ben de kasabada yaşar. her yanını ateş bastı ve boğulacak gibi oldu. Yürüyüp gitti.com. Eldivenlerini muşambasının alüna.Sen ne söylediğini biliyor musun evlat? Bu koyunlar bugün yarın kuzulayacak! Yapılacak iş mi bu seninki! Hiç böyle şey yapılır mı? . nasıl yaparsın bunu! .İşte böyle yaparım.Rahat bırak beni! Sen kendini düşün. Yetti artık! Bıktım. Dili tutulmuş. Bu koyunlarla ömrümü niye tüketeyim. Ayaklarını yeri döver gibi hızlı basıyor. öle-yite çalışmana bak. ağıl yok.Niçin. Başını yukarı kaldır di. . Tanabay'ın yanına yaklaştı ve birkaç adım önünde durdu. Bir kere daha tükürdü ve değne-ğiyle koyunları gösterdi: .enginel elveda gülsarı Beline sımsıkı bir ip dolamıştı. Neden sonra: . Yem yok. başım nereye yönelirse! . göğsüne sokmuştu. barınak yok! Rahat Jpırak beni! Sen git.Ayaklarım nereye çekerse. Meydan okur gibi bakıyordu.Gidiyorum. . usandım böyle yaşamaktan! . Selamına karşılık ver158/ElvedaGülsan Elveda Gülsan/159 medi. .Bektay.cizgiliforum. Orada pisliklere bata bata ölüp gideceksia Sana o da az! Yine de herkese bağırır durursun. ayak izlerinin çukuru hemen su doluyordu.Ne olmuş yani? Dur.. Onlar bize nasıl yapıyorlarsa.Niye olacak? Beni yardımcı alan sensin! . dur gitme! Neler söylüyorsun sen? Nereye gidermişsin? Bektay'ın gelişinden ve söylediklerinden şaşkına dönen Tanabay'ın kan beynine sıçradı. Başkaları da senin gibi olsun istiyorsun.

Çenesine yediği müthiş bir I F 160/Elveda Giilsan yumruk Tanabay'ı yere sermiş. Gösteriş meraklısı olanlan da görmüştü. Bektay kolunu çekip kurtardı ve yürümeye devam etti. dizginlerini hayvanın dudaklarını yırtarcasına birden çeker. Onu kendine çevirdi. Binicilerin iyisi de vardı kötüsü de.Dur Bektay.Böyle yaşamaktansa hapse girmek daha iyi! dedi ve ardına bakmadan yürümeye devam etti. bir yabancıydı. Merkezden gelen haürlı konuklan yorgaya bindirirlerdi. . • Dizgini kısa olan at Gülsan idi. Koşmak tutkusu hiç 97 . . Şimdi üzerindeki sahibi değil. neye uğradığını anlayamamıştı. Tanabay bakakaldı. göstermiş olurlardı. Elbiseleri boya ve muşamba kokuyordu. Ayak izleri gözden kaybolduğu yönde uzayıp gidiyordu. bilmeyeni de.www.Senin gibi kaçakları cephede kurşuna dizerlerdi! Bektay devam ediyordu yoluna.Dur diyorum sana! diye Tanabay onun koluna yapıştı. . Atlardan birinin donu san. Gülsan ahırda sahibinin iyileşmesini beklerken neredeyse ayaklan tutulmuştu. 17 Köyden iki atlı çıktı.com. Böylece herkese. Kalktıktan sonra biraz soluklandı. Gülsan bunların hepsine alışmıştı. daha hızlı gitmek istediği için üzerindeki binici dizginleri çekiyordu. . mahvolacak! diye mırıldandı.Mahvolacak zavallı çocuk.enginel elveda gülsarı . * Tanabay kendine gelip başını kaldırdığı zaman Bektay bayırın belini aşmış. Elleri kar ve çamur içindeydi. böyle bırakıp gitmeye hakkın yok! diye Bektay'ın omuzuna yapıştı bu defa. Bunlar eyere kuruldukları zaman kendilerini Elveda Gülsan/161 büyümüş sanan ahmaklardı. yürüyordu. dur! Konuşalım biraz. Muşambasının düğümleri iliklenme-mişti. Ama o anda beyaz doruklar bir kıpırdadı ve sonra karanlıklar içinde yok oldu.. Böyleleri atı hızla sürerken. ötekininki doru idi. Eyerde doğru dürüst oturmasını bileni de. Onun hoşlanmadığı tek şey. ( Bektay onu dinlemek istemiyor. yorga ata bindiklerini . Çok üzgündü. Yanındaki doru ata binen Çora idi. .Seni hapse atarlar hey çocuk! . Onu üyirden ve ilk sahibinden zorla ayırdıkları günden beri pek çok insan binmişti sırtına. ahırda kapalı ve bağlı durma-sıydı. öbür tarafa inip gözden kaybplmuştu bile. Bir daha. Çeşit çeşit eyer vurmuşlardı. bir daha yaparlardı bunu.Sen bir kaçaksın! Kaçak! Bektay yoluna devam ediyordu. Toynaklardan çamur ve kar sıçrıyordu. dağlara doğru yol almaya başladılar.Hızlı. Gülsan için sırtında kim olursa olsun farketmezdi. Hepsi birdi onun için.cizgiliforum. Deri ceketli ve muşambalı bir adamdı. Kuyrukları düğümlendiğine göre yollan uzundu. bırakmam seni. onu arka ayaklan üzerine kaldırırlardı.Hayır. . Bektay'ın sürüsünü toplayıp kendi korasına sürdü.

İşte. o kişinin saygınlığını. Yukarıdakiler. Aslında bölgede kışın geç gitmesi. gönderdikleri sekreterin başarısını. O yıl kışla bahar bir birine meydan okumuş. Astlar üstlerine saygılı olmazsa bu disiplin bozulurdu.cizgiliforum. Dostu-yâranı vardı nasıl olsa. hiçe saymışlardı da bir yabancı atamışlardı! Burada yıllardır görev yapmış. engel tanımıyor. Kuzulama dönemi kötü gittiği için üzüntülü olmalıydı. Parti örgütçüsü hiç konuşmuyordu. Zamanı gelince kendisini desteklerlerdi. Onların bu yer kapma. İşlerin hiç de iyi olmadığını bildiği halde yine de keyfi yerindeydi. Segizbayev uzaktan bir seyirci olarak kalacaktı. Aslında o ilçede sadece bir müfettiş. bir gemi gibi geniş dünyayı yara yara alıp götürüyordu insanı. taypalma yorganın düzgün adımlarına. partinin ilçe kurulunun birinci sekreteriydi. varsın bunun sıkıntısını o çeksindi. böyle olduğunu da herkes ve tabii Segizbayev de biliyordu. Kendisine kolhozun parti örgütçüsü eşlik ettiğine göre. Herkesin yapamayacağı. güvenilir bir kişi olduğunu göstermemiş miydi? Ama bunun şimdilik bir yaran yoktu. onun gidiş temposuna uygun olarak sallana sallana giderken bunları düşünüyordu. Tam binilecek attı. Ama Segizbayev buraya teftiş için gelmişti ve işlerin böyle kötü gitmesine cevap verecekfbir resmi sorumlu bulmak zorundaydı. Suya çamura batmıyor. Artık terfi etmesi. daha koşmak. kodamanlar. güzeldi. yönetmek.com. Hükümet etmek. yine koşmak istiyordu. Her yıl böyle oluyor. Konuşmazsa konuşmasın. Hatta bundan sinsi sinsi bir çıkar bile umuyordu. ilçe merkezinden kolho-zu denetlemesi için gönderilen bir müfettiş vardı. Çobanların işlerini denetlemeye gelmişti.www. başarısızlığını görsünlerdi. daha yüksek makama gelmesi gerekirdi. Hiçbir şey yapılamıyordu bunu önlemek için. çok saygı duyulan ve önem verilen bir kişi olmalıydı. Gülsarı güçlüydü..enginel elveda gülsarı azalmamıştı: Koşmak. korkarsa korksundu. Bazı memurlar yanlarında çalıştıkları. Sırtındaki binicinin kim olduğu artık ilgilendirmiyordu onu. bu. baharın geç gelmesi ve koyun-kuzunun kırılıp gitmesi ona hiçbir zarar vermezdi. Asıl sorumlu o değil. Buraya bir yabancı göndermekle hata ettiklerini anlasmlardı. Eğer biniciye sarı yorgayı sunmuşlar-sa. büyük bir sorumluluk idi. insanların ondan çekindiklerini gösteriyordu. partinin ilçe merkezinin bir üyesiydi. emrinde bulundukları kişilerle yüz-göz olmaya devam ediyorlardı ama bunlar günün birinde öyle bir sille yerlerdi ki neye uğradıklarını şaşırırlardı. Disiplin böyle gerektirirdi. Uzun yıllardır bulunuyordu şimdiki görevinde. zaman kap162/Elveda Gülsarı ma savaşından zarar görenler de çobanlar ve sürüler oluyor. Bu defa Gülsarı'nın sırtında. Niye kendisini düşünmemişler.. büyük bir iş. Durum gerçekten kötüydü. mutlu olurdu. Şu sarı yorga da eşsizdi doğrusu. Bu sekreter de bölgeye yeni gelmişti. Ona binen zevk alır. parti 98 . kaldıramayacağı ağır bir işti! Segizbayev. Ama biniciler için hangi ata bindikleri önemliydi. Boş konuşmalarla koskoca bir amirin canını sıkmaması gerekiyordu belki. yenişememişlerdi. koyunkuzu kırılıp gidiyordu.

belki yardım gelirdi. söz vermişti. Gidecekse bir an önce gitmesi iyi olurdu. Her yer balçık. Samansur akıllı bir çocuktu. Aslında kaşlarını çatması da. Ama. Tepeler güneş görmüyor ve öfkeli.www. Yeni başkan. Kimbilir. 99 . Sözünü yerine getirmeden işi bırakırsa insanların karşısına ne yüzle çıkardı? Ona ne derlerdi? "İşleri karmakarışık etmiş. beti-benzi sararmış. "Ölmesen oba kap. soğuk bakışlarla gökyüzüne uzanıyorlar. bağırıp çağıran ama hiçbir iş görmeyen. dudak ucuyla 164/E!vedaGülsan gülümsemesi de yapmacıktı. Biliyordu bu hastalıktan kurtulamayacağını. Günlerinin çoğunu merkezde geçiriyordu. Her zaman hastalanıyordu. gerçek yardım gelmeliydi.com. Herkese umut vermiş. meseleleri. bilmeyen bir adamdı.. İşler de böyle sürüp gidemezdi. babasından daha iyi biliyordu. "Sen işte böyle bir adamsın" diye nasıl söylersin? 18 Ulu dağlar sisli.enginel elveda gülsarı örgütçüsünün altındaki at ter içinde kalmış. görmez miydi? Herhalde göremezdi. oysa yorganın kulağının arkası yeni yeni hafifçe terlemeye başlamıştı. bunu bir ar-namus meselesi yapıyor. Tanabay söylediklerinde haklı çıkmıştı. puslu.. Ama bu yardım daha fazla gecikmemeliydi. Ona belki bu yüzden bekle diyorlardı.cizgiliforum. Gençler iyi öğrenim görüyorlardı. Niçin sabredecek. Sağlık durumu her yıl daha da bozuluyordu.. işleri yüzüstü bırakarak çekilmek istemiyordu. ama onu merkezdekiler "biraz daha sabret" diye oyalamaktan başka bir şey yapmıyorlardı. bir geliyor. Ama bunu Çora görür müydü. şimdi de çekip gidiyor" demezler miydi? Bu durumda ayrılırsa vicdan azabından kurtulamazdı. niçin bekleyeceklerdi? "Aldanov görevi kendiliğinden bırakacakmış" gibi bir söylenti de dolaşıyordu ortada. Böyle yanındaki gibi bir denetçi değil. İşlerin nasıl yönetilmesi gerektiğini söyleyip duruyordu fırsat buldukça. Bütün dağdakiler suç-luymuş da. Üzülen yalnız o imiş!. Versindi mahkemeye! Mahkemeye vermekle işlerin düzeleceğini mi sanıyordu? Kaşlarım çatmış. Çora da kendi düşüncelerine dalmıştı.. Çora'nın da ayrılma vakti gelmişti ar-üjt. Hiçbir şey umurunda değildi. Tatili geçirmeye gelen oğlu Samansur da söylemişti: "Artık işten çekil" demişti. Uzun yıllardan beri kalbinden rahatsızdı. Artık ondan hayır gelmeyeceği anlaşılmıştı çünkü.. Sorumluluktan kaçamazdı. Bu adam "İşleri böyle berbat bir hale getirdiğiniz için sizi mahkemeye vereceğim" demişti. gelmemiş mi belli değil. Çekilmesine çekilirdi ama. Soğuk bir gidiyor. kolhozu borç batağına saplamış. sanki kolhozu düşünen yalnız o imiş. Ülkede neler olup bittiğini. Bahar gelmiş mi. SözElvedaGülsan/163 de bitip tükenmeyen işlerin üstesinden gelmeye çalışıyordu orada.. karamsarlık yiyip bitiriyordu onu. catkannınan turma"' diyordu o içinden. belki bir gün işler bilimsel olarak ele alınır ve düzelirdi. onun durumunun parti toplantısında görüşülmesi gerektiğini söylüyor. gözleri iyice çökmüştü. Çora. Bir yandan evham. Bakışları üzgün. böbür-kibir oturuyor atin üstünde.

belini doğrultamamıştı. karısının sırtı hâlâ ağrıyor ve kalkamıyordu. yatarsan kalkamaz ol! Elveda Gülsarı/165 sil olur da onun çenesini kapatacak bir laf bulamazdı! "Çoban değneğini fırlatıp attı da gitti sümüklü!" Onun bu yaptığını Tanabay'ın aklı almıyordu. "Ne olursa olacak. Bunlar yetmiyormuş gibi. sen git annene bak.. Tanabay onları beklemedi. gelin! Tam da zamanında gelmişsiniz ha!" diye söylendi.www. gelin hele!. o sevgi uyanıverdi "Görmeyeli çok oldu. "Yumurtalarını başka kuşların yuvalarına bırakan kökek kuşu gibi. Nasıl olsa kolhozdan onun yerine birini gönderirlerdi. gelin bakalım. Böyle bir yerde neler çektiğini anlatma fırsatı doğmuştu.Baba. Can-baş koyup yaptığı işlerle alay edilmesini aklı almıyordu.. "Haa! Gülsan bu!" diye Sevindi. kuzuları nereye koyacağını bilemiyordu. sonra da ne olmuş bakalım diye görmeye gel! Gelin. Saçını başını yolsa da. "Yaa. Tanabay "yetti artık. bu ne acı! İşte şurada bir yığın koyun ölüsü vardı. Tanabay ölen hayvanları toplayıp dışarı çıkarıyordu ki. aç ve susuz bırak.com. Onlara çıkışacak. Öyle yakınıp sızlanmayacaktı. O iki kişiden biri Çora idi. Bir koyun daha kuzuladı. acı ve öfke içinde bunalıyordu. başkanlar geliyor! dedi. utandıracaktı. Ne de güzeldi yavruları! Ama onları nereye koyacaktı? Analarının memeleri boştu. öle-yite çalışıyordu.cizgiliforum. yetti!" diyor. hem de ikiz. susuzdular ve sinek gibi kırılıp gidiyorlardı. Kızarsalar kızsınlar! Sen adamı yemsiz. Öte yandan. Kalkmak istemişti ama. yavruları koyacak sıcak bir yer bulamıyordu. korasız. koyunlar birbirlerini iterek ayaklarını basacak yer bulmaya çalışıyorlardı. kolumu kaldıracak gücüm kalmadı" diyordu. yıkık-dökük korada. Ama yorgaya binmiş olan deri ceketli adamı tanıyamadı. Sonra ağır adımlarla geldi. O. Bektay'ın sürüyü bırakıp gidişini bir an bile aklından çıkaramıyor. İlçe merkezinden gelen biri olmalıydı. onu yerin dibine batıracak sözler bulup söyleyemediği için kızıyordu daha çok. Öfkesi yalnız onun çekip gitmesine değildi. Felâket! Bu iki yavru da ölecekti demek! Bu ne uğursuzluk. Koradan çıkınca iki atlı gördü. Bektay'a yüzünü kızartacak. Koranın arkasına geçerek elindeki ölü kuzuları öbür ölülerin üzerine attı. Bir yanda soğuk ve rüzgâr. ama hiç değişmemiş" diye düşündü. başka şey düşünmeye çalışıyor. Ama hemen karar değiştirdi.Gelsinler! diye mırıldandı Tanabay.enginel elveda gülsarı Delik-deşik. Aynı anda birkaç koyun birden doğuruyor. İçindeki o ateş. kızı koşarak yanına geldi: . Cehenneme kadar gitsindi. Salya gibi laf eden o yeni yetmeye! O sümüklüye! Ömrünü kolhoza adayan kendisi gibi yaşlı bir komünist na1 Ölmezsen vebaya tutul. Açtılar. Sütü nereden bulacaktı. Tanabay'ın da direnecek gücü kalmamıştı artık. 100 . Kuzular acı acı meleşiyor. bir yanda dayanılmaz pis kokularla bunalıyordu. sürüsünü benim sürüme katıp gitmesine de kızmıyorum" diyordu. . ama bir an sonra yine o olay geliyordu aklına.

evet öylesin! Kolhoz malına isteyerek zarar veren bir halk düşmanısın! Senin gibilerinin partide işi yok! Se/ün yerin hapishane! Sosyalistlik yarışında önümüze engel çıkarıyorsun. Dudakları titremeye başladı. . Tanabay'a selam bile ver..İşte. dizgin kayısıyla oynar gibi duruyordu. sert bakışlı görünüyordu. Sonra Tanabay'a döndü: . kırbacını uzatıp. Sen komünist bir çoban olduğun halde kuzuFann neden ölüyor? . Böyle derken.com. Önce Çora'ya ba-1 ğırdı: "Siz burada ne yapıyorsunuz? Adamların verdikleri 1 sözleri bile bilmiyorlar. onu doğduğuna pişman | etmek için. Birden öfkelendi.Ne oluyor yoldaş? dedi ölü koyun yığınlarını göstererek. Dünya umurunda değildi. İçindeki acının bu dürtüsüyle isyan etti. Segizbayev'in yüzü birden kıpkırmızı oldu.Herhalde kuzular benim komünist olduğumu bilmiyorlar! diye patladı Tanabay. Segizbayev'e dik dik bakarak sordu: . bizi geri bırakmaya çalışıyorsun! . Bu herif hiç umurunda değildi.Nee! Sen sosyalistlik adına söz vermemiş miydin? .Evet. Olduğum gibiyim. kuzuların da bu yüzden plüyor! dedi Segizba-yev. koyun ölülerini gösteriyordu. Bir an donakaldı ve ağzını açmadı.Neye söz verdin? .enginel elveda gülsarı Konuklar koranın önüne gelip durmuşlardı. Şunlara bak!. Çora'nın yüzü perişandı. Sonra bağırdı: . Ama içi acılarla doluydu. kendi örgütünün komünistlerini böyle* mi eğitiyorsun? Bu ne biçim komünist? Sizden cevap istiyo-1 rum! Çora başını öne eğmiş. .Niye öyle konuşuyorsun Tanabay? Neden her şeyi anlatmıyorsun? 101 . malların kınlma-| sına sebep olanlar bunlar işte! Bugüne kadar ne yaptınız burada? Komünistleri.www. Atlar ter içinde. Dostunun önünde suçlanacağım. soluk soluğa idiler. Yorganın üzerindeki adam ise 166/ElvedaGülsan 'Ijj i* öfkeli. Bunları Çora'ya bakarak söylüyordu. Sanki içinden onu tutan bir bağ. . boşanmıştı. üzengiler üzerinde doğruldu.Söz verdim. Aradığı suçluyu bulmuş olmanın sevinciyle ve bu küstah çobana haddini bildirmek.Ben nasılsam nasılım.Eee.cizgiliforum.Hatırlamıyorum. Çora'nın yerine Tanabay cevap verdi: Elveda Gülsan/167 . hiçbir şey söylemiyor.Evet. benim yerim hapishane! Hapishane! diye cevap veren Tanabay için bu herifin sözleri bardağı taşıran son damla olmuştu. Ağzına geleni söyleyecekti artık..Rezalet bu! Nereye gitsen aynı şey. zor durumda kalacağını biliyordu. Planı baltalayan. gönlünün yayı kopmuş.^ meden bağırıp çağırmaya başladı: . Suçlu gibi duruyordu. daha başka diyeceğin var mı? Çora araya girdi: .

Tanabay'ın gözü dönmüştü.cizgiliforum.enginel elveda gülsarı . Ama Tanabay onun farkında bile değildi. ileri geri gidiyordu. hapishane!" diye soluk soluğa geri döndü. Çora sapsarı olmuştu. Ama Tanabay onu iterek savuşturdu. İki adam atlarının başlarını çevirdiler. at şaha kalkıyor.. bir daha atın başına indi. Ömrüm boyunca ahmaklık ettiğimi.www. Bir daha kaldırdı tırmığı.Defol git başımdan! diye Tanabay onu eliyle itti. Köpeği. Koşarken sendeliyordu.com. . Arkasında duvara asılı duran tırmığı kaptığı gibi Segizbayev'in üzerine yürüdü "Defol buradan it oğlu it! Yok ol!" diye Segizbayev'e vurmak için tırmığı kaldırdı ve başladı savurmaya. Yerden eline gelen bir avuç toprağfalıp üzerlerine attı. Bu sırada Çora da sıçrayıp atına atlamak fırsatını buldu: .Ay sen ne yaptın! ne yaptın! . Bir yandan da bağırıyordu: . aklını başına topla! . Köpek de havlayarak atların peşine düştü. gemin neden dudaklarını yırtarcasına gerildiğini ve hayvanın şimşek çakan gözleriyle* ona çılgınca baktığını Tanabay anlamıyor.. Atından indi.Tanabay! Tanabay! Sakin ol. Tanabay arkalarından koşunca atlarını dörtnala kaldırdılar.Boş yere vurdum.Benim yerim hapishane! Hapishane! Defolun buradan defolun! Benim yerim hapishane! Hapishane! Sonunda "Yerim hapishane. Tanabay'ın kollarına asılarak tırmığı almaya çalıştı. kolhoz için ölesiye-bitesiye çalıştığımı söylemek için mi? Bunu da biliyorum!. . ama bir yandan da bağırıyordu: .Yaa! Demek öyle? Sana da anlatmam gerekiyor öyle mi! Sen niye geldin buraya? Niye geldiniz? Şimdi ben soruyorum: Kuzuların kırılıp gittiğini söylemek için mi? Bunu ben de biliyorum. kaçalım buradan. 168/ElvedaGülsan r Korkudan ne yapacağını şaşıran Segizbayev yorganın dizginini çekiyor.Gülsan çekil önümden. görevini yapmış olmamn övüncüyle.Bu yüzden Segizbayev'e kaldırılan tırmık atın başına küt diye indi. Lanet olsun verdiğim söze! Lanet olsun ömür boyu verdiğim emeklere! Hepsinin canı cehenneme! Defol git! Benim yerim hapishanedir! Sen bu deri ceketli yeni efendiyi niye getirdin buraya? Beni çileden çıkarması için mi? Beni hapse tıksın diye mi? Hadi bakalım. Korkudan benzi sapsarı olan Caydar. büyük bir iş başarmış.Boş yere de ne demek? Çok kötü oldu! Elveda Gülsan/169 102 . çekil! İndireyim şu tırmığı deri ceketli herifin kafasına! Genç yardımcı kadın koşarak geldi. bir aferin bekliyordu. bir değneğe da-ğ yanarak topallaya topallaya kocasının yanına geldi: . Belime kadar boka battığımı söylemek için mi? Bunu ben de biliyorum. sizi öldürecek! diye bağırdı. beni hapse tıksana it oğlu it! Bu sözleri Segizbayev'e dönerek söyleyen Tanabay eline bir şeyler geçirmek için arandı. kuyruğunu sallaya sallaya yanında dolanıyor.Çabuk. Gülsan'nın kafasının neden öyle inip inip kalktığım. yapmamalıydım.

Bu üç gün içinde uzun uzun düşünmüş. . kuşkusuz bu ağır bir suç idi.www. İki büklüm olarak çöktü. İbrahim. her şeyi anlatırsam.Aklım mı oynattın sen! Ne yaptığım biliyor musun? Elbette biliyorum. Bunca emek vermekle aptallık ettiğini söylemişti. dedi Tanabay soluğu kesilerek.Yorgaya boş yere vurdum. keçe çadır bile olmadığını. Tanabay'ın önünde biraz duraladı. 103 . Belki her şeyi anlatırsam. İbrahim de bekliyordu. pek acelesi olmalı" diye geçirdi aklından. Elleriyle yüzünü kapattı ve sarsıla sarsıla. O güne kadar kocasının ağladığım hiç görmemişti. hiç konuşmuyordu. Birkaç dakika önce Çora da girmişti içeri. "Artık bana kim inanır?" diyordu kendi kendine. çoban Tanabay'ın ensesine bakıp içini çekiyor. ama kendisi de ağlı-jferdu onunla birlikte. O şartlarda işlerin nasıl yürütüldüğüne kendileri karar versinlerdi.. yumruklanm sıkıp dizlerinin 170/ElvedaGülsarr arasına kısürıyor. Ben bir halk düşmanıyım. Bekleme odasında." Ne olacaksa bir an önce olsun!" O kapalı kapının ardında herkes toplanmış olmalıydı. 19 O olaydan üç gün sonra. yem ve ot bulunmadığını. Hükümet temsilcisine el kaldırmıştı. ben suçlu değilim. Yaptıklarına pişman değildi. Ama mesele de bundan ibaret değildi. onu. "Ne diye bekletiyorlar.com. Böyle deyince de yine kuşkulara kapılıyordu. giriniz! dedi.. Tanabay Bakasov. anlayış gösterebilirler. başka çobanlara kolaylık sağlarlar. Tanabay başını kaldırıp bakınca kapının ardında gözden kayboldu. "Beni cezalandıracaklara cezalandırsınlar" dedi kendi kendine. "Hayır. Sonra sustu.. "Gülsarı'yı kan ter içinde bırakıp hayvanın kılları çizmesine yapıştığına göre. hiç suçum yok!" diyordu kendi kendine.Ağlama Tanabay. Üzerinde Gülsa-rı'nın teri ve tüyleri bulunan çizmeler. "Bunun ne işi var burada? Leş bekleyen kuzguna benziyor" diye düşündü Tanabay ona sırt çevirerek." Fakat bir dakika sonra başından geçenleri tekrar hatırlayarak. nedense. Karısı arkasından tutup sırtım sıvazlayarak: . parti ilçe komitesi olağanüstü toplandı. Çobanların nasıl çalıştıklarını. uykusuz geçen geceleri.enginel elveda gülsarı .Bakasov yoldaş. Bektay'ın çekip gittiğini. çizmelerine yapışmış Gülsan'nın sarı tüylerinden tanımıştı. vurmamalıydım. Ne var ki öfkeye kapılıp ağzına geleni söylemişti: Kolhoz için o güne kadar yaptıklarını kötüle-miş.Yaptığı terbiyesizlik için her cezaya razıydı.cizgiliforum. Tanabay başını kaldırıp bakmamış. hüngür hüngür ağlamaya başladı. kargışlar yağdırmıştı. Diken üstünde oturur gibiydi. Neden sonra kurul yazıcısı kapıdan uzatıp: . nasıl bir kış geçirdiğimizi. nasıl yaşadıklarım öğrenirler belki. ağlama! diyor.ne diye işi uzatıyorlar?" diyordu Tanabay. "Belki bunun başkalarına bir yararı olur. acılara gömülüyor. kendisinin suçlu olup olmadığına karar verememişti. yandaki bekleme odasında çağrılmasını bekliyordu. Çağrılmayı bekleyen Tanabay için vakit geçmek bilmiyordu.

birinci sekreter başını önündeki kağıtlardan kaldırdı: . Kendini savunmak için söylemeyi düşündüğü şeyler.www. uzun masanın ucundaki sandalyeyi gösterdi. . Ama raporun genel havası. En solgunu. Segizyayev'in kendi yerine göz diktiğini seziyordu ama. Tanabay. Raporda. "Aktaş" kolhozunun çobanı Tanabay Bakasov'un. "Merhamet bekleyecek değilim. ifade tarzı pek ağırdı. Tanabay konusundaki olumsuz tavrını apaçık belli ediyordu. gerek sözle. Bu korkunç. hırıldayarak soluyordu. Tanabay'ı karamsarlığa düşürdü. Bu sözlerin hiçbir önemi yoktu artık. bu iğrenç rapora karşı koyacak gücünün olmadığını anladı. Bu anlatılanlar arasında Tanabay'ın reddedeceği hiçbir şey yoktu. gerek fiille işlediği suçlar tek tek anlatılıyordu. Çobanların her zaman 'o yok. "Bakalım ne olacak?" der gibi bir bekleyiş içindeydiler. Tanabay içinden "bunlar kollarını iyice sıvamışlar" diye düşündü. Kaçkatayev. Onun karşısında kolhoz başkanı Aldanov vardı. Niye merhamet bekleyeyim ki? Suçlu muyum ben?" Kendisi için bir karar vermek üzere toplananların birbirine gizli rakip iki gruptan oluştuğunu ve bu olaydan iki tarafın da kendilerine bir pay çıkarmak için çırpındıklarını Tanabay bilmiyordu. Gözleri iyice açıldı. Onu görür görmez nefreti uyandı.. Gözlerindeki bulanıklık geçmemişti daha. Tırmıkla saldırabileceği bir şey değildi bu kâğıt. gerginliğini otoritesini sarsacak noktaya getirmeden işi nasıl bir çözüme kavuşturacağını pek bilemiyordu. Birinci sekreterin sağ yanında azametli bir tavırla Segizbayev oturuyordu şimdi. Her şeyi. Yürek atışları kulağının içinde güm güm ederek içeri girdi. Segizbayev'in raporunu okudu. yüzünün bütün kanı çekilmiş olanı ise Çora.Sözde komünist demek istiyorsunuz herhalde. Başını kaldırıp masanın çevresindekilere baktı. kurşun gibi ağırlaşan ellerini dizlerinin üzerine koyarak oturdu. yeşil çuha üzerinde parmaklarını sinirli sinirli hareket ettiriyordu.Komünist Bakasov'un durumunu konuşacağız. yüreği hızlı hızlı çarpmaya başladı. Bu. Sonunda. Çora. Aklını 104 . Suratı asıktı. Bir anda gözleri kararmış gibi herşey bulanık göründü.com. hepsi olmuştu. Orada duran adamlar bir sis bulutu içindeydiler sanki. kabından dökülen cıva gibi bir anda dağılıp gitti kafasında.Segizbayev'in kendisinden de 172/ElvedaGülsan kötü ve korkunçtu. İçlerinden biri: . Her yanını ter bastı. herkesi açık seçik görüyordu şimdi. diye mırıldandı. Elveda Güisan/171 Masada oturanlar arasında en kara suratlısı dalağı patlamış gibi kızanp bozaranı Segizbayev idi. Kendini küçük düşürmeyecek bir çözüm yolu arıyordu kafasında. Bu kâğıt. bu yok' yakınmalarından farklı bir değeri olmayacaktı bu sözlerin. Parti sekreteri. masanın uç tara-ûnda Tanabay'a yakın yerde oturuyor.cizgiliforum.enginel elveda gülsarı Tanabay irkildi. dedi kelimelerin üzerine basa basa.Oturunuz! diyen ilçe kurulu birinci sekreteri Kaşka-tayev.

evet. bir Sovyet vatandaşı ve partinin temsilcisi olan ben. Savaşın ilk gününden sonuna kadar ateş altında yürümüştü.cizgiliforum. Segizbayev söz alıp konuşmaya başladı: . Şaşırmışlardı. Bazı yoldaşları uyarmak isterim ki. Sonra güm! diye aşağı ve hop! diye yine yukarı çıkıyordu. Yani halkı ezen bir ağa! Evet. Bu olayın en önemli yanı. "Deri ceketli" sözünü bir yana bırakalım. hapishanedir" dedim. masadakilere tek tek baktı. parti üyesi Segizbayev yoldaşın raporunu dinlediniz. demek oluyor ki partiyi temsil ediyorum.enginel elveda gülsarı mı kaçırmıştı? Bu korkunç -apcr karşısında onun söyleyeceklerinin ne değeri olurdu \v. partinin aşağılanmasına izin veremem. Herkesi süzüyor. Bu olay.com.. Aldanov: "Gördünüz mü nasıl işler oluyor?" der gibi. dedi Tanabay suratını asarak. partiye kayıtlı komünistlerle kayıtlı olmayanlar arasında yürütülen siyaset ve eğitimle ilgili çalışmaların hiç de iyi gitmediğini göstermesidir. Ama mermiler vücuduna tam isabet ediyor. ama ne kendisinin.! Kiminle. Bu sözlerimle ona hakaret ettiğimi kabul ediyorum. "Senin yerin parti değil.www. duymazlıktan gelemem. Anlattıklarının doğruluğunu kabul ediyor musunuz? .ard niyetini anlıyor musunuz? Daha başka bir şey söylemeye gerek yok sanırım.Bakasov yoldaş.. komünist Bakasov'un davranışı basit bir kabadayılıktan öte bir durumdur. tıpkı cephede olduğu gibi uğulduyordu kulaklarında. bir yukan tırmanıp ağzına geliyordu. Ey Tanrım! 105 . O raporda yazılanlardan hepsi korkmuş gibiydi. Böyle olunca da. onun gibi düşünenlerden sorumluyuz. ah! Neler geçmemişti Tanabay'ın başından. "Yeni efendi" imişim. Mesele. Kendisinden özür dilemeyi de düşünüyordum. ne de bir başkasının. Kimse bir şey söyleyemedi. Aktaş kolhozunda hayvanlarla ilgili durumu. Kabadayılarla başa çıkmak için başka usullerimiz de var. bir kopmuş gibi çöküyor. Bakasov komünistlik adına verdiği sözü unuttuğunu söyleyince ona "halk düşmanı" dedim. Elveda Gülsan/173 Bakasov gibi komünistlerden. Ah.Evet. Ama haklı olduğumu görüyorsunuz. Eğer bu basit bir kabadayılıktan ibaret olsaydı. bütün vücudunu kevgire çeviriyordu. şimdi olduğu gibi çığlık çığlık yanacağını aklına bile getirmemişti. Biz hepimiz. Meselenin bir de ÖQür yanı var. Bakasov'un tehlikeli ve tavırlarının düşmanca olduğunda ısrar ediyorum. bunu görmezlikten.. Segizbayev'in konuşması. yoksa başkaları da mı var? Bunu bilmeliyiz. nasıl çarpışırdı? Raporun okunmasından sonra Kaşkatayev Tpnabay'a sordu: . öyle! Bunun ne demek olduğunu. Bu yoldaşlara şunu söylemek istiyorum. ilçe parti komitesinin ideolojik çalışmalarda başarısız olduğunu da gösteriyor. Yüreği. Bu görüşte olan yalnız Bakasov mu.Parti üyesi yoldaşlar. inanın ki onu bu kurula getirmezdim. izin verirseniz ben durumu biraz açıklamak istiyorum. işlerin fena olduğunu görünce çok üzüldüm.. böbürleniyordu. Ben ilçe parti komitesini temsil ediyorum. yüreğini. "Yeni* efendi" demek de ne oluyor! Bakasov'a göre ben. Bana "Deri ceketli yeni efendi" dedi. Bakasov'un beni aşağılaması da değil. Onun için o sözlerimi geri almak şöyle dursun.

Bu odadan suçlu olarak çıkmalı ve tutuklanmalıdır. Suçu. Hele onun parti üyesi olarak kalması. . emeklerim. .cizgiliforum. Kaşkatayev sinirlenmeye başlamıştı: . gürle bakalım. Sesiyle olduğu gibi. Tanabay onu yeni farkediyordu. tam tersi. ola ola 'halk düşmanı' mı olacaktım? Bana böyle mi diyeceklerdi? Bir gün bana böyle diyeceklerine asla inanmazdım! Ben zavallı...Şimdi bunu kanıtlayamam.. beti benziyle de çocukluktan henüz çıktığını belli ediyordu. Beni yanlış anlamanızı istemiyorum. yıkık-dökük kora için. Bunu. hiç değilse partiden çıkarılmasını istiyordu. .Söz istiyorum! dedi bir ses.Hayır. savunmamı niçin dinleyeceksiniz? Ne isterseniz yapın. İçinden "Hadi evlat.Bakasov yoldaş. "Raporumda belirttiğim hususlara bir kez daha kısaca değinmek istiyorum: Bakasov bizim yönetim düzenimizden.enginel elveda gülsarı Hayatimin aslı haline gelen çalışmam. Demek oluyor ki ben başından beri hep bir halk düşmanıymışım! Öyleyse benim fikirlerimi. maddesine uymaktadır. Elveda Gülsarı/175 .Hiçbir şey.Hayır. Ceza Kanununun 58. kendinizi savunmak için ne diyeceksiniz? dedi. Bakasov suç işlemiştir. kırılıp giden kuzular için.Yani siz kendinizi herkesten daha akıllı mı sanıyorsunuz? . siz bilirsiniz. Onun için. Bütün bunlar kimin umurunda? diye düşünüyordu. . Oradakilerin en genciydi. bence asla mümkün değildir!. 106 . kolhozdan nefret ediyor. her kelimesi de bir çivi idi. kendimin herkesten daha ahmak olduğumu düşünüyorum. Segizbayev'in dili bir çekiç. . hiç acıma. Omuzunda komsomol rozeti bulunan bir genç ayağa ilkti. Kimsenin gözünün yaşına bakmazdım" diye geçirdi aklından. hepsini bastır. Senin yaşındayken ben de öyle yapardım.Siz kendinizin samimi bir komünist olduğunuza inanıyor musunuz? 1 Biye: Dört yadını geçmiş dişi at. Hepsi söylendi zaten. Onun bu davranışlarının Ceza Kanununa göre cezalandırılması gerekir. Bizim sosyal düzenimizin hepsinden nefret ediyor. baş dayanağım olan armanım (ülküm) ne oldu? Nereye gitti? Ölesiye-bitesiye çalışmamın sonunda. Sosyalist rekabetten nefret ediyor. "Deve istiyordu ki biye1 alabilsin. parti içinde herhangi bir yerde bulunması.com. komite Tanabay'ı mahkemeye sevketme kararı almazsa..''•Kaşkatayev bu isteğe karşı çıkamazdı ve bu da Segizbayev taraftarlarının gücünü arttırırdı. Bir hükümet temsilcisine görevi başındayken saldırmıştır." Segizbayev aşın isteklerde bulunduğunun farkındaydı. Yine de çocuk sayılırdı daha. sürgüne tutulan. talihsiz Bektay için dert174/ElvedaGülsan lenip duruyorum.Suçlu olduğunuzu kabul ediyor musunuz? . kolhozun parti örgütleyicisi Çora Sayakov'un da önünde açıkça söylemekten çekinmedi. ömür boyu çabalamam.. Çakıyor ha çakıyordu!.www.

tartışılmasını talep ediyorum. hangi şartlar altında yaşadığını sordunuz mu? Kuzuların neye kırılıp gittiğini sordunuz mu? Kendi raporunuzdan da anlaşıldığına göre.cizgiliforum. Bize duygu değil kanıt gerek. gerçekler gerek. Oralarda genç çobanlarla konuşurken utanıyorum. Siz bunu kolhozun durumuna çok üzüldüğünüz için yaptığınızı söylüyorsunuz. somut kanıtlar. Bize Tarım Enstitüsünde öğrettikleri gibi değil. oraya varır varmaz bağırıp çağırmaya başlamışsınız. demek böyle? Komsomollarda iş ve disiplin böyle mi oldu? Kurallar böyle mi oldu? 176/ElvedaGülsan . Bir komünistin meselesi var. Ancak ben..www. Bir de şu var: İşler hep eskisi gibi gidiyor. Öfkeli. dedi Kerimbekov.Ben burada Segizbayev yoldaşın tutumunun ve onun davranışının da ele alınmasını. bana da halk düşmanı deyin bakalım. Sinirlerini yatıştırmaya çalışıyordu ama bunu başaramadı. .Affedersiniz ama. Kolhoz koralarının ne durumda olduklarını gördünüz mü hiç? Yem var mı. toprağı çiğneyerek bozduğu ekin tarlası gözünün önüne geldi gitti. Sanki. İşte bunun için utanıyorum. dedi Kerimbekov. suçlayıcı konuşmasına devam etti: Kolhozumuza en çok emeği geçmiş. Bu hayalden Kaşkatayev'in sesiyle sıyrıldı: .Ben Bakasov yoldaşın davranışım doğru bulmuyorum. o duruma çobanın sizden daha az üzüldüğünü mü sanıyorsunuz? Bunu hiç düşünmediniz mi? Onun sürüsüne vardığınız zaman. bu yaşlı. tecrübeli komünist çobana hakaret etme yetkisini size kim verdi? Hadi.enginel elveda gülsarı O anda. onun ne durumda. Bu durumları görünce insanın içi kan ağlıyor!. işlerin ne durumda olduğunu. burası bir mahkeme salonu değil. Segizbayev onun sözünü keserek karşılık verdi: . kuzuların neden kırılıp gittiklerini çok iyi bilirim.. Biraz duraladı. merhamet duygularımızı uyandırmaya çalışıyorsunuz. Onlardan çok şey istiyoruz ama gerekli yardımı yapmıyoruz. kurulumuzda bir yoldaşımızın durumunu tartışıyoruz.com. İşte onun için "Bakasov yoldaş niye öyle davrandı?" diye düşünmeElveda Gülsan/177 107 . kırlarda sık sık dolaşırım. bizim gönlümüzü yumuşatmaya. Duygu denen şeyi sakız gibi uzatabilirsiniz. Kulıbay'ın buğdayları söküp çıkararak.. -Kerimbekov serinkanlı olmaya çalışıyordu.Hepimiz aynı kurallara bağlıyız. Segizbayev yoldaşın sözlerine de katılmıyorum. Sürü bakımının ne «lduğunu. ot var mı? Ben de bir çoban çocuğuyum. Sanki gök gürlemesi onun içinde kopmuştu ama sesi duyulmuyordu. Biri araya girdi: .. onun üzerinde duruyoruz.Yaa.Kerimbekov yoldaş. bulutlan ve karanlığı yararak çakan şimşeğin o bir anlık ışıltısında görmüştü o tarlayı. Peki. . Kolhozlarda kuzulama döneminde çobanların ne zor günler geçirdiklerini bilmeyen var mı? Ben görevim gereği dağlarda. biz de bir suçluyu yargılamıyoruz.Konuşun Kerimbekov. Yine o anda baştan başa irkildi. Bu davranışı için partiden bir ceza alması gerektiğine de inanıyorum.

. saklamak mı istiyordunuz? Ayıp! Oturunuz! Böylece tartışma başladı.ran daha sonra kolhoz komünistlerine bildirirsiniz. Hadi ezdiniz. siz bizi asıl meseleden uzaklaştırı-yor. Kerimbekov yoldaş. dedi. Başka söyleyecek bir şeyiniz var mı? . merhamet duygulan yerine. Komünistleri eğitme görevini gereği gibi yapamadığı178/ElvedaGülsan Elveda Gülsan/179 nız için size de bir ceza verilmesi gerek. Bunu herkes kabul eder. raporda yazılanların doğruluğunu kabul ediyor musunuz? diye sordu Çora'ya.. onların ne konuştuklarını dinlemiyordu bile.. Bir ara Tanabay'ı savunmada başarıya ulaşır gibi oldular. öyle olsun! Hepinizin canı cehenneme! Bunun başkalarına bir yaran olacaksa hiç üzülmezdim. halk düşmanıymışım! Madem ki öyle diyorsunuz. komünist Bakasov ağır bir suç işlemiştir. 108 .cizgiliforum. ama açıklamak istediğim. komsomol işlerini haleyola sokmak için kafa yorsamz daha iyi edersiniz. beti benzi sapsarı olarak sandalyeden usulca kalktı: . O hareketi elbet bir ceza görür. ne akılsız imişim meğer ben! Kolhoz için. Ama Tanabay yıkılmış.Neyi açıklayacaksınız? .Neyi açıklayacaksınız Sayakov yoldaş? Bakasov'un partiye karşı davranışı ve sözleri apaçık değil mi? Açıklanacak başka bir şey yok. .com. parti yetkilisinin otoritesini sarsacak bir davranışı hoş göremeyiz. siz kolhozun parti örgütleyicisi olarak. Artık parti içinde ona yer yok.Buna gerek yok. İş iştir. Bana göre Burada bulunanların hepsi kabul eder ki. kendinden geçmiş." diyordu içinden..www.Açıklamak istediğim.enginel elveda gülsarı miz gerek. ama şunu da düşünün: Bakasov.konuyu saptırıyorsunuz Kerimbekov yoldaş.. dedi. Bakasov'un saldırısı hepimizi ilgilendirir. Kaşkatayev'in keyfi kaçmıştı: .Oturunuz. Bu yaptıklarım... İlçe Merkez Komitesinin aldığı ka.. Bu ne biçim hareket? Hiç böylesi görülmüş müdür? Temsilcilerimize hiç kimsenin tırmıkla saldırmasına göz yumamayız. hoşgörü. .Evet. onu bu duruma getiren nedir? İşte bunu düşünelim. hepimiz için yapılmış gibidir.. Hem siz Segizba-1 yev yoldaşa bu olayı bu kurula bildirmemesini niçin rica et-f tiniz? Onu şikâyetten niçin vazgeçirmek istediniz? Meseleyi örtbas etmek. onların umurunda değil. hayatımı buna harcamış olmam. Çora. Makine ve traktör istasyonunun müdürü ile ilçe gazetesi redaktörü. Siz. O durmadan kendi kendine sorular soruyordu: "Ben ne uğruna hayatımı adamış.Her şeyden önce ben. Kerîmbekov'u desteklediler. Bakasov meselesini kendi parti örgütümüzde ele almamıza izin verilmesini isterdim. ne uğruna canımı dişime takarak çalışmışım? Buradakilerin hiçbiri dağdaki sürülerle ilgilenmiyor! Umurlarında bile değil! Ne budala. koyun ve kuzular için ömrümü harcadım. silkeleyip atyı artık beni! Artık hiç birşeyin önemi yok benim için. Aslında bu olaydan siz de sorumlusunuz. Böyle birini o davranışta bulunmak #i zorunda bırakan. . kolhozun en iyi çobanlarından biridir. Üstelik tehlikeli bir adammışım. Sayakov yoldaş. duygu da duygu.

. bakındı. ne dediğini bilmiyor! diye bağırdı Seğizbayev oturduğu yerden. Tanabay kalkan parmaklara bakmıyor. Oturun. bir komite temsilcisine ya-kışlnayacak bir yöntem kullandığı için. ilçe komite üyesi Seğizbayev yoldaşa da tekdir cezası verilsin. şu anda bekleme salonunda oturuyor. .www. Bu önerinin oya konulması durumu değiştirmez. Şimdi oyunuza sunuyorum: Bakasov partiden çıkarılsın diyenler el kaldırsın! Kurul yedi üyeden oluşuyordu.cizgiliforum.Bakasov'u mahkemeye sevketmeye ve aleyhinde bir dava açmaya gerek yok sanıyorum. Sonra "çıkarılsın" diye el kaldırdı.. Ama Kaşkatayev'in kafasında başka bir hesap vardı ve bunu da oya sundu: .Tutanağa geçin: İlçe Parti Komitesi kararıyla. Disipline uymanızı rica ediyorum sizden! Artık her şey ilçe merkezi komitesi birinci sekreterine kalmıştı.com. üçü de aleyhinde olduklarını bildirdiler. dedi Kaşkatayev sert sert. sonucu ancak Kaşkatayev'in yazıcıya verdiği emirden çıkardı: .. hakaret ettiği. Kaşkatayev de Segizbayev'in isteği doğrultusunda karar verdi: ... Sıra oylamaya gelmişti.Ben Segizbayev'e tekdir cezası verilmesini öneriyorum. Tanabay onun yüzünün aldığı biçimden. el-kol hareketiyle konuşmasından bir şeylere çok öfkelendiğini anlamıştı. hiçbirini görmüyordu. 109 . bir parti üyesi olan Bakasov'a onur kırıcı sözler söylediği. Aynı zamanda. . Kabul edenler?. Bir an durdu.enginel elveda gülsarı Kolhoz başkanı Aldanov söz aldı. 180/ElvedaGülsan "İşte bu da bitti" diye düşündü Tanabay. Bunlardan üçü Baka-sov'un ihracı lehinde. büyük bir hata yapmıyor muyuz? Bir öneri daha var: Baka-sov'a ağır bir uyarı ve tekdir cezası verilsin. Bunu öneriyorum. Kendinize gelin.Sakin olun yoldaşlar! dedi Kaşkatayev. İsterseniz çağıralım.Sonra ne oldu sanıyorsunuz yani? Olan şu: Biz ata zincir vurmak zorunda kaldığımız için.Bakasov yoldaşın parti üyeliğinden ihracı konusunda bir öneri var. Kerimbekov ısrar ediyordu: .Sayıklıyor. fazlası değil. Kaşkatayev henüz oyunu bildirmemişti. Tanabay Bakasov parti üyeliğinden çıkarılmıştır." sözlerini duyunca anlayabildi. Bu kadarı yeter zaten. bana bu tehditleri savururken duyan tanıklar var.Gereği yok. Her yanı buz gibi soğumuştu.. partinin ilçe merkezi kurul toplantısında bulunuyorsunuz. . Aldanov köpürüyordu: .. köstek. Kerimbekov oturduğu yerden fırlayarak bağırdı: „ * .Kerimbekov'un önerisini kabul edenler.Bir dakika yoldaş Kaşkatayev. Kaşkatayev yoldaş. Ama ona artık partide yer verilemez. bunun için de oylanması gerekmezdi. yorga Gülsan. Bu konuda Seğizbayev yoldaşa hak veriyorum. ama neye öfkelendiğini ancak "Zincir. herkesin önünde beni kafamı kırmakla tehdit etti. Kurul üyesi yoldaşlar. O. Evinizde değil..

kusacakmış gibi iğreniyordu.Ne diyebilirdim ki oğul. O yandan. Aşın bir serinkanlılık idi bu. Kılıfı çekip çıkardı. Artık parti üyesi değilsiniz. Hemen az sonra Kaşkatayev sinirli sinirli konuştu: .Hımmm! Demek partiye güceniksin yani? Dikkat et yoldaş. güneş pınl pırıl. Segizbayev böylece tekdir cezasından kurtuldu.Yoldaş Bakasov. Bu sırada hemen ardından kendisine hitap eden bir ses duydu. Bir şey söylemek ister misiniz? Ne düşünüyorsunuz? Tanabay dönüp baktı. kalkıp kapıya doğru yürüdü. Parti sana doğru yolu gösterdi. dağlara kavuşmak en iyisiydi. sonuçtan memnun değilsin. Ona el kaldırmış.Bırakmam mı gerek? dedi Tanabay. Üyeler. ne diyorsunuz bu olanlara.Evet. Demek sen parti üyesi olmaya da lâyık değilmişsin. Kaşkatayev'in buz gibi soğuk ve cilalı masasımn üzerine bıraktı. gitmek için kımıldamaya. Bir an evvel gitmek. masamn üzerine bırakın. Olardan şimdi şimdi anlıyordu. üç aleyhte el kalktı. Karşısındaki tanımadığı o delikanlı. Tanabay da her şeyin bittiğini düşünerek kimsenin yüzüne bakmadan. 110 . er-geç partiye dönebileceğinizi umuyoruz. arak her şey bittiğine göre. hapisten kurtardı. oyun oynuyorlardı. neye baksa. Konuşan Kerimbekov idi ve sesinde bir içtenlik vardı: . sabırlı görünüyordu. Ama bunu açıklayamıyorum.enginel elveda gülsarı Yine üç lehte.cizgiliforum. . İşte böyle evlat. Komite binasının önündeki alanda çocuklar koşuşuyor. üye kartım çıkarmak için elini koynuna soktu. bu yandan insanlar gelip geçiyordu. Seni mahkemede yargılanmaktan. samnm bizim kapılar sana açılmaz! Binadan dışan çıkınca Tanabay serinkanlı.Bakasov. Parti üyesi kartını teslim ediniz. . güzel bir akşamüstüydü. Kılıf ince bir kayışla boynuna asılıydı. Daha kötü bir şey olmadan gitmeliydi buradan. Ama Tanabay bütün bunlan çekilmez buluyor. Bu kadan kötüydü. Büyük bir üzüntü içinde: J . o ağır darbeyi hafifletmeye çalışıyordu ve Tanabay onun karşısında kendini pek acemi görüyor. Sen ise hâlâ kırgınsın. üçe karşı dört oyla önerinin reddedilmesini sağladı. HerhalElvedaGülsan/181 de bir söyleyeceğiniz olmalı ama tek söz etmediniz ve belki de bunlann sebebi çektiklerinizdir. Yalnız şunu söyleyebilirim: Ben suçlu değilim. burada herkesi susturamam M.www. bir deri kılıfın içindeydi. . Kendisinden bile iğreniyordu sanki. yerlerinden kalkmaya başladılar. Biz kapılann tamamen kapanmadığını. Bu deri kılıfı Caydar dikmişti. Hava sımsıcaktı. Ezici bir sessizlik vardı. Üyelik kartını taşımaya hakkınız yok! Tanabay. Böyle olunca. daha da eziliyordu. nereye gidiyorsunuz? diye durdurdu onu Kaşkatayev. Kart. Ve yine Kaşkatayev Segizbayev lehinde oy kullanarak. ceketinin altındaki kazağın iç kısmında. Bırakırken masamn soğukluğunu hissederek ürperdi. hakaret etmiş olsam da suçlu değilim. onun omuzlanndaki kaygı yükünü.com. Sonra yine hiç kimseye bakmadan gitmeye hazırlandı. Vücudunun kokusu ve sıcaklığı sinen kılıfı.

Ben dobra dobra söylerim. çok büyük! Atın boynuna sarıldı ve gözyaşlarını tutamayarak hüngür hüngür ağladı. unut gitsin! diye fısıldadı yorgaya. Hep çekingen. Oysa Çora okumuş biriydi. * Çora ona. iki komünist olarak ko-nögalım.Hey Tanabay. Ne yapmıştı bugün? Kaşkatayev sesini yükseltir yükseltmez. Yine yüreği sızladı ve kaşlarını çattı. . Nerede. sus-pus olmuş. hep yöneten kişi olmuştu. kollarını gevşetti. Beni bağışla. Ağırlığını bir ayağından öbürüne geçirdi. hep ihtiyatlı. bütün işi çalışmak. İki eski dost. O ise halka doğruyu söylemekten korkuyordu. içi karanlık ve soğuk" olduğunu "ho lâf-boş lâf' olduğunu bilmiyor muydu? Bu Çora kimi kandı rıyordu? Niçin kandırıyordu? Elveda Gülsarı/183 Çora ona yetiştiği. nasıl konuşulacağını. Tanabay'ın tırmıkla kafasına vurduğunu unutmuş olmalıydı. yine çalışmaktı. eski bir dosta bakar gibi baktı kara gözleriyle. içi kaltı ravuk=Dışı parlak. hayvanın başını dağ yoluna çevirdi. ölçüp biçip konuşmasını öğrenemedim daha. Biraz bana bak. komünist de değilim artık. Aradım. Çora da onun için eskisinden farklı bir kişiydi artık. beraber döneriz diye aradım seni.ensesi. Öfkesi kaynayan kazan gibiydi.Bana gücenme Gülsarı. söz dinleyen bir öğrenci gibi başını kaldırmadan oturmuştu yerinde. terlemiş atının gemini çekip onunla yanyana koşturmaya başladığı zaman da dönüp bakmadı ona. Arkasına dönüp bakmadı. Aleksandrovka yokuşunu geçtikten sonra yetişti. çalışmak. Ömür boyu önemli işler de bulunmuş. aradım bulamadım. Gövdesi tunçtan bir heykel gibi güçlüydü. Derdim çok büyük Gülsarı. Bana sırt çevirme Tanabay.cizgiliforum... Kendi atına atlayarak.Seninle konuşmak istiyorum.enginel elveda gülsarı Atlann bırakıldığı yerde.www. Şimdi ne yapacaktı ki? Halk ona güvenmişti. Ne de olsa attı. Peşinden koşan yorgayı nal seslerinden tanımıştı. evin girişiyle konuk odasımn baş köşesine giden yol gibi güzeldi. Mutlaka düşüne taşına söylüyordu. ama gitmişsin. Tanabay'ın ona doğru geldiğini görünce. Gülsan kendi atının yanına bağlanmıştı. durduğu yerde ayağını oynattı. .com. Nereden öğrenmişti bütün bunları? Doğru: Kendisi cahildi.. . Sadece kendini öyle gösteriyorsun. ne 111 . hayvandı işte.Elbette söylerim. Hiç değilim! Sen de uzun süredir komünist olmaktan çıktın. Tanabay ona bakmadan: . İşlerin. Ah Gülsan. . Yanına yaklaşın182/ElvedaGülsan ca. kanı ise kararıp kaskatı olmuştu sanki. Sonra. bilmek istiyorsan. diye söze başlamıştı ki dilini ısınp susmak zorunda katdı.Bunu söyleyemezsin! dedi Çora üzüntüyle. Segizbaye ve Kaşkatayev gibilerinin söyledikleri gibi olmadığını bil miyor muydu? Onların sözlerinin "Dışı cıltıravuk. ah! Onun boynu.Ne istiyorsun? Sen kendi yoluna git! . gelip geçen insanların önünde öyle ağlamaktan utanarak kendini tuttu.Ben senin dostun değilim. Tanabay sert bir şekilde sözünü kesmişti çünkü: .

ben sapıyorum. köye döndükten sonra bir süre samanların üzerine uzanıp dinlenmiş. Tutamadığı dizginler Gülsan'nın boynundan sarkıp sallanıyordu. yelesine yapışıp soluk almaya çalıştı. Eyerdeki adam acılar içinde kıvranıyor. sonra aynı elini göğsüne bastırdı. Gece bekçisi kadın lambayı yakmış. dalıp gidiyor. diyor. "Gülsan. Oysa Tanabay.com. ağzını burnunu iyice açarak güçlükle soluk alıyordu. Tanabay henüz dağ yolundayken. Tanabay atının başını çevirdi. Geçen her saniye. Orada sobayı yakmaya çalışıyor. çabuk! Hemen parti bürosuna gidin! Toplantı var. iç çekip başını sallaya sallaya yine ön odaya geçiyordu. çabuk eve götür beni! Çabuk Gülsan! Çabuk!. sonra at bakıcıları onu. bir eliyle kalbini bastırıyor. lemiyor. elleriyle. Tanabay'a bir şeyler söylemek için elini uzattı. Atın boynuna.cizgiliforum. Çora'yı odasında yalnız bırakarak ön odaya geçmişti. Ölüm kadar korkunç bir şey vardı bu seste ve Gülsan bunu sezmişti. Gözleri göz çukurlarına baüp yitmiş gibiydi.. Çora adamların gelmelerini beklerken zaman hiç bekElveda Gülsarı/185 .. O sırada Çora idare odasında oturuyor. koluna girerek büroya götürmüşlerdi. sapsarı olmuştu. arada bir çıkıp kapı aralığından Çora'ya bakıyor. çağırdıklarının gelmesini bekliyordu.enginel elveda gülsarı söyleneceğini öğrenemedim. her evin önünde durup sesleniyordu: . Eve götürmek istemişlerdi ama Çora büroya gitmekte ısrar etmişti.www. dişleriyle aün yelesine 184/ElvedaGülsan sarılıyordu. dudaklarını ısırıyor. tarlaların içinden sürüp uzaklaştı. kanı çekilmiş yüzünden soğuk ter şıp şıp damlıyordu. Sesi çıkmıyordu. damla damla akıp gidiyordu. ancak bunca yıl sonra. her derdi sinesine çekerek ve 112 . Burada yolumuz ayrılıyor. adamın sesinden ürkmüştü. Çora. Tanabay'ın ardından bağırmak istiyordu. Ara sıra gözleri kararıyor. Çora'nın yüzü ölü gibi. 20 O akşam.Ne oldu? Acelen ne? . Sesi iyice kısılmıştı. o zaman kendini hâlâ at sırtında. Çora gönderdi. şimdi onların bir an önce gelmelerini bekliyordu. Köydeki bütün komünistlerin acele toplanmaları için haberci çıkarmış. çabuk! Çabuk! . Kulaklarını kıstı. bu son saatlerinde anlıyordu hayatın değerini. yoldan ayrıldı. Çora'nın acılarla. Yorga. hinldayarak koşmaya başladı.. Göğsünü masaya dayamış. Durup dinlenmeden. . köy sokaklarında at koşturan bir haberci. sızılarla geçen ömrünü de damla damla tüketiyor ve Çora.Oy kalbim! Göğsüm! diye inledi Çora. Acıdan inliyor. Tanabay'la konuşmaya çalıştığını sanıyordu. Ççra'nın yüreğine bıçak gibi saplanan o sözleri söyledikten sonra ardına bakmadan gidiyordu.Hey! Kim var evde? Dışarı çıkın.Ben bilmiyorum. çabuk gelsinler. Zor duruyordu atın üstünde. Bütün bunları Tanabay göremedi.

" İlk gelen karısı oldu. toplantıyı açarak konuşmaya başladı. ah! Çıldırdın mı sen! Toplantı yapacak başka vakit bulamadın mı? Hadi eve gidelim. nefes nefese gelmişti.. sırtından eyeri aldı.enginel elveda gülsarı üstesinden gelmek için çalışarak geçirmişti yıllarını. kaçacağı başka yol yoktu artık. Tanabay hiç konuşmadan atın ağızlığını çıkardı. Caydar feneri 113 .cizgiliforum. Elinde ilaçlar olduğu halde koşarak. Komünistler kendileri karar versin. acı mı acı damlalar halinde. Sen kapının önünde bekle. Dişleri titreyip bardağa çarpıyor..Bir şeyim yok. "Ah bir dayanabilsem. Armanı (gerçekleştirmek istediği ülküsü) büyüktü. İşlerin kötü gittiğini bir bakışta anladı.. Gözleri yollarda kalan Caydar. Ve bunca zamanın nasıl geçip gittiğini anlayamamıştı.. Şu haline bir bak! Sen hiç canını. Nerede kalmışlardı çağırdığı insanlar? Niye gecikiyorlardı? Çok uzakta değillerdi ki!. Herkes her şeyi bilsin: Tanabay'ın partiden çıkarılmasına karşı geldiğimi bilsinler. ... ne yapacağını da görsünler.. işte şimdi yakasına sımsıkı yapışmışa. İlacını içerken kendisini götürmeye çalışan karısını eliyle itti. şimdi herkesin yüzüne daha korkusuz bakabilirdi belki. Acımasız zaman tıp tip damlıyordu. söylemek istediklerimi bir söy-leyebilsem" diye düşündü. Acılarım bastırıp. Korkma. Başını kaldırıp dikleşti. ama bunların pek çoğunu başaramamıştı. çoktu. gözünü dört açarak bakmıştı yollara... geçiyordu. dedi karısına. Hadi çık. Kocasını görür görmez ağlamaya ı başladı: 186/ElvedaGülsan . Çıkma-z| saplanıp başka yola geçtiği de olmuştu. Kolhozumuz hakkında. elinde bir fenerle kapının önünde onu bekliyordu.. Dışarıdan. hayatını düşünmez misin! Çora dinlemiyordu. Saatlerce. . Sapacağı. Kendimi de olduğum gibi anlatacağım. Ama işin güçlüğü hiçbir zaman yıldırmamışti onu. Zaman ağır mı ağır. Toplantıdan sonra beni eve götürürsün. Aldanov hakkında ne düşündüğümü de bilsinler. Dönüşü olmayan bir sona geliyordu.. Tanabay'ı partiden nasıl ihraç ettiklerini anlatacağım.com. son görevini yapmak için bütün gücünü topladı. Benden sonra onun ne söyleyeceğini de. şimdi daha iyiyim... parti örgütleyicisi Çora Sayakov ayağa kalktı. Yeter ki bunları anlatacak kadar zamanım olsun. tıp tıp akıyor. Nerede kaldılar? Biraz çabuk gelseler. Her şeyi anlatacağım. gelenlerin sesini duydu. Uçup gitmekte olan canını. sessiz sessiz. insanlarımız hakkında her şeyi anlatacağım.. Kıvrım kıvrım sarp yollardan gitmek zorunda kalmıştı. Sonunda böyle olacağını önceden bilseydi.Ne oldu Çora? Neyin var? diye sordular gelenler. şapkasını çıkardı. Onu yıldırmayan güç.www. Komünistlerin hepsi gelince. Zaman kötüydü. Bu işin nasıl olduğunu. su göğsüne dökülüyordu. 21 Tanabay evine geç vakitte ulaştı. umutsuz bir çığlıkla tutmaya çalışıyordu "Her şeyi. her şeyi anlatmam gerek onlara.Ah.

Bektay'ın da. Onlara saman ve arpa unu göndermişlerdi. bembeyaz kar üzerinde Bektay'ın kapkara ayak izleri geliyordu gözlerinin önüne. Koyunlara bir göz attı. "Evet ölmek daha iyiydi!. belki o zaman bu kadar üzgün olmazdı" diye düşündü..Ne yorulması? Partiden kovdular beni! . düşüp kafasını kınncaya kadar koşmak. yardımcı kadınlar duyacak. kuzuları kıra çıkarmışlar ve hayvanlar taze ot otlamış-lardı. . Elveda Gülsan/187 . bağıra çağıra karanlıklara dalmak.Ben bilirim ne yapacağımı! Tanabay kapalı koraya gitti.. Bunlar geliyordu aklına. dedi Caydar. Bunların hepsini gözünde canlandırıp aklına getirince.Niye bağırmayacakmışım! Neden gizleyecekmişim! Bir köpek gibi kovdular beni. O gün hava ısınmış. Hiçbir şeyi. Karısı içinden "Keski kasabada içip zil-zurna sarhoş olsaydı. orada uzanıp kaldı. Bunu haketmiştim zaten. Yaşamak. Bütün bunlar gözünde canlanınca... Halk düşmanı ha! Ömür boyu çırpınmasının sonunda gördüğü karşılık bu idi. diye düşündü. Ona söyleyecek söz. daha iyiydi. Bir halk düşmanı olarak suçlandığım hatırlıyordu. sallaya sallaya. 114 . koşmak. böyle yaşamaktansa ölmek daha iyi. onun hakaretlerini. Tanabay ona tek lâf etmiyordu. yorganın üzerinde kendisine bar bar bağırışı kulaklarında uğulduyor.cizgiliforum. ne zaman nasıl yattığını bilemedi. yeni bir çoban göndermişler. Aa. Hiçbir şeyin anlamı. koşmak. ." Uyandığı zaman başı kazan gibiyidi.Hadi yat. Segizbayev'in. sesini bütün dünyaya duyurmak. . çalışmak. Nerede olduğunu. Sen tfe haketmiştin. uz gitmeyen işler için kaygılanmak. Uzun süre kendine gelemedi.. Oysa Caydar'ın ona iyi haberleri vardı. diye bir-küfür savurdu Tanabay.. yeni çobanın da.Çok bağırma. Çok huzursuzdu.Bektay'ın sürüsünü ayırdılar. Yanıbaşında koyunlar öksürüp aksırıyor.. Bu bize az bile. sonra 188/ElvedaGülsan bir dere yatağına girmek. Sonra Komite toplantısı canlanıyordu gözünde. sürünün de. kuzular meleşiyordu. dünyada ne varsa unutup uyumaya çalışıyor ama uyuyamıyordu: İşte. Ne diye öyle bakıyorsun? Ne diye dikilip kaldın? . Karanlıkta bir süre dolandıktan sonra kapalı koraya girdi. .Çok mu yoruldun? . Sonra açık koraya çıktı. Artık ölmekten başka yapacağı ne vardı? Ölsün. yeniden o tırmığı kapmak. hapse tıkma tehditlerini yeniden duyuyordu.com. Cam ne konuşmak istiyordu ne de yemek. Bir köşeye yığılmış samanın üzerine çöktü. verecek cevap bulamadığını da hatırlıyordu. Tanabay hâlâ ağzım açıp tek lâf etmiyordu ve bu suskunluğu korku veriyordu.. demek korada idi! Dışarıda şafak aydınlığı vardı. biraz dinlen. O niçin uyanmıştı? Niçin? Hiç uyanmamayı istedi. değeri yoktu artık. hiç kimseyi görmek istemiyor. Yattığı yerde bir o yana bir bu yana dönüyor. onu hiçbir şey ilgilendirmiyordu.enginel elveda gülsarı tutuyordu.www.

Dönüp evine geldi. sürüyü koraya getirdi. demek sensin Aytbay. Çora'nın çok hasta olduğunu sana bildirmemi söylediler. şimdi gitmem gerek. Korayı temizleyip yere kuru saman yaymak gerekiyordu.Gider. Seni görmek istiyor. yalnız bir kez verilen cana. Şimdi biraz kendine gelmişti. . Karanlık basıyor. Nerden geliyorsun? . çok işler yapacaktı. Bu yüzden Tanabay onlara içinden teşekkür ediyor.Sen bilirsin Taneke.. istasyona karşılamaya gitmişler. Dışan çıkıp gelen atlıya 'hoş geldin' dedi.Bir iş için köye inmiştim. . Oradan geliyorum. haber verdim. Az önce aklından geçirdiği kendini öldürmek düşüncesinin. O akşam hava bozmaya başladı. Onu ilk farkeden ve karşılayan Caydar oldu. Sonra biraz durarak: . İnsan denen varlığa. 190/ElvedaGülsan Elveda Gülsarı/191 115 . içeri buyur. fişekliği. Eğilip avuçlarıyla su içti.. Artık karısına..com. bu defa çok ağır hasta.. Tüfeğini. yakındaki sürülerden birinin çobanıydı. saçmalık. Okuldaki oğlunu da çağırmışlar. kızlanna ve yardımcılara daha yumuşak davranmak istiyor.cizgiliforum. Aytbay atının başım çevirdi.Biraz dışan çıkar mısın. Gelen. Caydar kocasımn sözlerinden utanarak: . Çayın kıyısında küçük buz parçalan yüzüyordu. Gidip gitmemek sana kalmış. Daha sonra otlağa gitti. Ben görevimi yaptım. Avuçlayıp aldığı su. gökyüzünü kara bulutlar kaplamıştı.www. O sırada Tana->ay korada temizlik yapıyordu. Burada işler başımdan aşkın.. Yağmur ya da kar yağacak gibiydi. . "Ay Allah! Yine mi Çora?" diye düşündü. nasıl kıyardı? Segizbayev gibileri için ölmeye değer miydi. Mutlak gelsin. ama gitmeyeceğim. Kansı kapalı koranın kapılına geldi: .Haber verdiğin için sağ ol. o da bir avuç daha alarak üstüne döke döke içiyordu. Kalkıp çaya kadar uzandı. in aündan. Onu görmek istemiyordu. Tanabay yine kaşlannı çatmaya çalışıyor. O gün. Yine var gücüyle işe koyuldu. Yeni doğmuş kuzulan soğuktan koruElvedaGülsan/189 mak için çare aramalıydılar. Su buz gibiydi. Dağlar sislere bürünmüş. yaşadıkça da bu yerleri daha çok çiğneyecek. dediler. Değişen bir şey yoktu sanki. gidecektir.Ha. Karşılaştıklan zaman biraz konuştular. dedi. ama olanlan unutmak ve cesaretini yitirmemek için kendini zorluyordu. Önceki acılan birden depreşiverdi.. Hayır! Daha yaşayacaktı. . budalalık olduğunu anladı. gider.. o her zaman hastadır zaten. hiçbir şey olmamış gibi çalıştılar. Sağ ol. Gördüğün gibi hava da bozuyor. gelen var. hiç kimseye belli etmeden bir yerlere sokuşturdu.Ben doktor değilim ki. Tanabay kamının ses tonundan kötü bir haber alacağını sezmişti. hiç konuşmadan ve durmadan çalışıyordu. dedi.İyi düşün. ama bu ani değişiklikten kuşkulanmasınlar diye kendini tutuyordu. titreyen parmaklan arasından akıyor.enginel elveda gülsarı . Hava kararmaya başladığı sırada bir atlının gelmekte olduğunu gördüler.

Hadi vakit kaybetme. keçeye. .İyi düşün Tanabay. inleyip durdu da yine at sırtından inmedi. . Yatışmıyordu.. iyi misin.İşi vaktinde bıraksaydı.com. İnadını kıramıyor. çok düşündüm de ne oldu? Sonunda partiden kovdular beni. Bu ilk değil ki. Acını. Elini hiddetle salladı ve sonra kalkıp koraya gitti.. Sonra el ne der? . eldivenlerini ve önemli ziyaretlere giderken giydiği börkünü ve ceketini de getirmişti. Nasıl yardım edebilirim mi diyeceğim?" Hayır. Sonra ömür boyu içinde ukde kalsın mı istiyorsun? .www.Düşünecek ne var bunda! Yetti artık! Düşündüm. O başka yola gitti.. Bir zamanlar dost idik ama artık bitti. Tanabay'ın giyeceklerini orada bırakarak çadıra gitti. Benim dostum-mostum yok artık.Boş yere ısrar etme..." Sonunda Caydar geldi. Caydar. Benim için hiçbir şeyin önemi yok artık. bugüne kadar senden benim için bir şey yapmanı hiç istemedim. "Gelmezsen gelme!" diye söylendi Tanabay. Tanabay'ın muşambasını.Bak Tanabay.Benim adıma nasıl cevap verirsin! Gidip gitmeyeceğime ancak ben karar verebilirim. Git oraya! İnsanlığını unutma. Sen hep insanlığı. ben başka yola. Gitmeyeceğim dedim. dedi. kuşağım.cizgiliforum. homurdanmaya devam ediyordu: "Gidip de ne yapacağım? Nasılsın... Tanabay yerinden kıpırdamadı.. bunu yapamazdı. Bir süre yatar yüıe kalkar. "Beni zorla gönderemezsin. El ne dermiş? Ne derse desin! Umurumda değil. Ben çadıra gidip ateşe bakacağım. Ben de kızıyorum ve kimsenin umurunda olmuyor. giyeceklere el sürmedi. emekli olsaydı." Karanlık iyice bastırmış.Hadi giyin.. . şimdi böyle ağırlaşmazdı. kor parçası sıçrayabilir. Tek başıma da ölebilirim. Ömür boyu hastalıktan kurtulmadı.Niye ukde kalacakmış? Korkma ölmez. 116 . benden bir isteğin var mı? diyeceğim. yeni çizmelerini. birbirlerini iten koyunlara küfürler savuruyordu. kar tanelerinin yere düşerken çıkardığı o varyok ses bile duyuluyordu. Doğuran koyunların kuzularını alıyor. Tanabay'a göre bir şey değildi bu. gücen-mişliğini bana bırak. . Tanabay bu konuda karısıyla konuşmamak için eve gitmiyor. saygıyı. gitmeyeceğim. iyiliği düşünürsün. Hay senin canından değerli şefliğin batsın! Bundan sonra seni bir daha görürsem gözlerim çıksın! Kızarsan kız. hafiften kar yağmaya başlamıştı.Hayır! dedi Tanabay başını inatla sallayarak. Ama öfkesi kabarmıştı bir kere. Benim için hiçbir şeyin önemi yok artık.Sen ne dediğini düşündün mü hiç Tanabay! . Şimdi istiyorum. Çora'ya söylediklerini aklından çıkaramıyor. Ölüm döşeğine yattığım zaman beni yoklamaya da gelmesinler.enginel elveda gülsarı Tanabay hiçbir şey söylemedi. :4 . Atlı uzaklaştıktan sonra karısına çıkıştı: . meleşen kuzuları bir köşeye sürüyor. kıvılcım. gitmeyeceğim! . Artık umurumda değil. Gerçekten dost idiyse şimdiye kadar neredeydi? Hayır. karısı da onun yanına gelmiyordu. Büyük sessizlik içinde. ".

sakalına yapışıp kalıyordu. Köy halkının okumuş. bana hemen atı eyerle!" Tanabay." Biraz durdu. ay-t dın'genci o idi. onun ne suçu var? Beceriksiz. omuzuna. yoksa iş işten geçmiş olur. Yine de bir onur meselesi yaparak: . Tanabay kan silkip atmak için bir harekette bulunmuyor. Köyün yüzünü ağartan bir gençti. Komsomola birlikte katılmışlardı. "Ya bu karanlıkta yolunu şaşınrsa. . duygularımı böylesine açığa vurmam niye? Nelere uğradığımı. Ben şimdi gidiyorum. Sözünü geri almak da zoruna gidiyordu.Atı eyerledin mi? dedi Caydar. Onun elini sıkıp ilk kutlayan da Qora idi.Hadi kalk giyin! Tanabay emre uyan bir asker gibi ayağa kalktı.! teyi ilk gösteren Çora olmuştu. Üzüntümü. onu zorlayan yok.www. Kanal açılmasında beraber çalıştıklarını hatırlıyordu. Düşüncelere dalıp gitmişti.cizgiliforum. öldürsen bile sözünden dönmezdi. Baharın son kan. partiye birlikte girmişlerdi." Tanabay ata eyer vururken yaptıklarından. . kar taneleri başına. Tanabay hiç sesini çıkarmadan giyinmeye başladı.Olmaz. kaşlarını çatarak Caydar'ın yanına geldi. dipsiz bir girdap gibi döne döne akıyordu. hayatının uzak geçmişini düşünüyordu.Evet. hemen şimdi gitmelisin. ondan söz eden gaze--'.com. O zaman senin yerine ben giderim. Çora da gencecik idi o zamanlar. bu inadından utanmaya başladı.Daha giyinmedin mi? . Bunu nasıl yaptığını kendisi de anlayamamıştı. sen evde sümüğünü çeke çeke otur. "Bir hayvandan farkım yok benim. Kar ince ince sepeliyordu. Hayvanım hayvan!. Süsmek için başını eğen bir boğa gibi.. karanlıklar içinde yapayalnız yol alıyor. Caydar.enginel elveda gülsarı Caydar yine geldi: . • .Öyleyse hemen giyin! diye muşambasını uzattı. fenerin solgun ışığında yüz ifadesinin korkunç olduğunu ve gözlerinden od fışkırdığını gördü Tana192/ElvedaGülsan bay. yitip giderse ne olur? Ne yapalım.. "Hay inatçı kadın! Bu karanlıkta nasıl gidecek?" diyordu aü eyerlerken. Sonunda reddettiği ağır hasta dostunun çağrısına uyarak. Dağlarda gece. ağır ağır atı eyerlemeye gitti. seyrek ama iri iri düşüyordu yere. gitmezsin. . Öfke aklımı başımdan aldı.Canımı sıkmasana! Gitmeyeceğim dedim ya! Caydar öfkeyle bağırdı: . ne kadar acı çektiğimi herkes görüp anlasın diye mi? Karımı da çok üzdüm. eyer üzerinde Elveda Gülsarı/193 kımıldamadan oturuyordu.. Kendi resmini basan.Sabah erken yola çıksam olmaz mı? dedi. İlk adımı yine karısı attığı için memnundu. Çocukluk günlerini de. Gelip geçen günleri. 117 . Caydar bir adım daha yaklaştı. Onu sözünden caydıramazdı artık. koluna. işe yaramaz adamın biriyim ben. kendi istedi. Caydar devam etti: "Eğer bir erkek değilsen.

com. Derken. Atını mahmuzladı ve o bayıra çıktı. ne bağışlanmaz bir davranıştı bu! Bir kara yüzlü olmuştu.enginel elveda gülsarı ¦¦¦'. Bunlar sessizce Çora'nın evine doğru gidiyorlardı. buz gibi soğuk havayı içine çekiyordu. yer yarılsa da içine girsem diye düşünüyordu. Bir şey işitmedi. Buradan. dönüşü olmayan yolculuğuna çıkarken. önünde bir atlı grubu gördü. kimsecikler görünmüyordu. yumuşamaya başladı. Çora'yı bir öz kardeş gibi sevdikleri. parça parça oldu. öyle olmasa okuldaki oğlunu ne diye çağırsınlar? Belki bana bir diyeceği vardır. "1 Tanabay'in Çora'ya karşı buz kesilen yüreği yavaş yavaş çözülmeye. Herhalde. son sözünü söylemek. rüzgâra kulak verdi.. O zaman anladı Çora'dan hiçbir umut kalmadığını: Çora ölmüştü! Çayın karşı yakasında oturan Kazaklar. Ağzından burnundan soluyor..cizgiliforum. Birden. Bu defa çok ciddi galiba.. Ağlayan birinin ta göğe yükselen. sabahın bu erken saatinde. köy tarafından şafağın sessizliğini bozan soğuk bir ses geldi kulağına. öyle bir ses duyar gibi olmuştu. pişmanlık ve utanç duygularının ağırlığı altında eziliyor. Pekâlâ mümkün olan olaydan sanki kendisi sorumluymuş gibi. Önündeki bayın aşınca oraya varacaktı. Çora nasıldı acaba? Biraz daha hızlı gitse." Şafak söktü. Sonra hep birden eyerleri üzerinde ileri geri sallanarak. Tanabay atını hızlandırdı ve az sonra köy göründü. yüreği burkuldu. bütün bölgede olduğu gibi onların da çok iyi tanıyıp saydıkları. Tanabay üzengiler üzerinde doğrularak kalktı. Ölüm döşeğine yatmış bir adamın son dileğini yerine getirmemek bağışlanır bir suç muydu? Bu dileği yerine getirmemek şerefsizlik değil de neydi? Tanabay. kar altında kalan bahçelerin çıplak ağaçları arasından uzayıp gidiyordu her yana. olamaz!" diyordu. "Olamaz! Nasıl olur. Biricik dostu Çora. oysa kendisi inatla bu çağrıyı reddetmişti... sonra birden kesilen çığlığı idi bu. Ne büyük aptallık. Sonra evlerden birinin önünde toplanmış kalabalığı. köy sokaklan. Aman Tannm! Ne ağır sözler söylemişti Çora'ya. onun cenaze törenine katılmaya geliyorlardı. Sonra atını dörtnala 194/EtvedaGülsan » " kaldırdı. ağaçlara bağlanmış atları gördü.www. pek değerli komşuları Çora'nın ölümü için yas tutmaya. bir an önce varsaydı. Kar hâlâ yağıyordu. 118 . ona öyle gelmiş. Atın başını çekip durdurdu.. ilçeden dönerken Çora'nın yorgaya binerken kendisine yetiştiği zamanı da canlandırıyordu gözünde. Caydar niye yüzüne tükür-memişti onun! Ona ne deseler. ne kadar hakaret etseler azdı. Artık kendini bağışlayabilir miydi? Karla kaplı sokaklardan geçerken... olanları konuşmak helalleşmek mi istiyor?. Çok kısa bir süre öylece durdu. O saatte sokaklar ıpıssızdı. Onu düşünüyordu: "Çora nasıl acaba? Ağır hasta olarak yatıyor muydu.he-lalleşmek için onu çağırmış. yüksek sesle ağıt söylemeye başladılar: • Oy ciğerim oy! Vay ciğerim vay! "Kazaklar da gelmiş" dedi Tanabay içinden.. O ev Çora'nın eviydi! O kalabalık niye toplanmıştı oraya? Ne olmuştu? Yoksa Çora. suçluluk.

Kucaklaştılar. Bibican'ın yarsız ve yalnız kalması. karşı196/Elveda Gülsan sında duran Bibican için. Çora'nın evine gelmişti. Beli bükülmüş. Sahipsiz kalmıştı soylu yorga.com.. öncekinden de büyük hıçkırıklarla sarsıla sarsıla ağlamaya başladı. çektiği bunca sıkıntı için ve eziyetler için." diye düşünüyordu bir yandan.Bağışla beni Çora. Gülsan orada bağlı duruyordu.Bağışla beni Çora! Bağışla beni! diyordu durmadan. Örtüyü kar kaplamıştı. Neler neler içinde o gözyaşları. dedi. O sırada biri: Tanabay'ın inmesine yardım edin. Ağlayın kardeşlerim. Sonra Tanabay kalabalığın arasına girdi.cizgiliforum. Çevresindeki yüzler bulanık bulanıktı. kamburu çıkmıştı. Çora'nın oğluna götürün onu. . yüzünü duvara dayamış. beni avutsa. dile getiremeyip içine attığı her şey için ağlıyordu. Tanabay bunu duymamıştı. Sahibi ölen atlara böyle kara örtü örtmek. eyersiz tutmak. onu. sonra tekrar başını kaldırdı ve tekrar kapandı. sağ olun" dedi içinden. bir mutlu ve aydınlık gün görmeden yaşlanıp gitmesi içindi. avluda. Birkaç kişi onu attan indirdiler. ağladılar. Birileri gelip onları ayırdı. Tanabay. yarışElvedaGülsan/195 larda ortak... Gelmedi ama. Herkesi yakından görüyordu şimdi ve o sırada. Kara bir örtü koymuşlardı üstüne. Gözleri kararmıştı. bir gelenekti.. Çora'sız kalan bizlerle birlikte ağlayın!". öylece duruyordu. Bibican'ı da gördü. bağışla! diye ağlıyordu Tanabay. İşte. Sonra o da dövüne dövüne. bir sola sallanarak. bir sağa. toylarda ortak.Artık senin baban yok! Benim Çora'm yok! Bağışla. Bibican Tanabay'a gözlerini dikti. Karalara bürünmüş Gülsan için... Gözleri yaş doluydu. bağışla beni Çora diye bozladı Tanabay.. Hıçkırıklar doldurmuştu havayı.. Şimdiki ağlayışı. Tanabay'ı yatıştırmaya çalışanlar başkaları oldu: 119 . Ama Bibican gelmedi. ağladılar. . Tanabay.www. "Bibican yanıma gelse. Gözyaşları iri iri damlalar halinde akıyordu. o müthiş fırtınalı gece için. Tanabay'a döndü. bu dünyadan göçen dostu için sel gibi gözyaşı dökmeye başladı.enginel elveda gülsarı Tanabay "Sağ olun Kazak soydaşlar. köyün ıssız sokaklarında yankılanan bir haykırışla: * Çoraaa! Çoraaaa! Çoraaa! diye. işlediği suçlar için. . Çora'nın öğrenci oğlu Samansur. Tanabay yüzünü bindiği atın yelesine gömdü.. koluna girip kalabalığın arasından geçirdiler.. o da kendisi gibi ağlıyordu. ömür boyu yitirdiği her şey içindi: Artık hiç göremeyeceği Çora için. kader ikisini ayırdığı için. bu çığlıklanyla Bibican'dan da bağışlanmasını diler gibiydi. Yalnız Çora'dan değil. "Biz ta en eski atalarımızdan beri herşeyde beraber olduk: Tasada ortak. kıvançta ortak. gözyaşlarımı kendi eliyle silse.

Ta-iabay içinden onunla da konuşuyordu: "İşte böyle Gülsan. Yetim kalmış Gülsan.. Ve orada. İnsanların arasından. karalara bürünmüş Gülsan'yı götürüyordu yedeğinde. Ama. Geriye kalanların hepsi atlıydılar. Göl kadar gözyaşı dökmek Çora'yı geri getirmez. yan kapaklan indirilmiş bir kamyon. binicisiz.Bağışla beni Çora. size söyleyeceklerim var. Cenaze alayının önünde. kara bir şerit gibi görünüyordu. acısını daha da arttınyordu. Kamyonun hemen ardında iki kişi yürüyordu.www. bağışla! Bir tepecik meydana getirdiler. sarsılıyor. Köyün dışındaki yol. "Bu Samansur daha düne kadar koşup oynayan bir 120 . dilsiz hayvandan daha dilsiz. karısı.. Kendini topla artık. dedi. Çora'dan aynldık. çağıltısız kara bir çay gibi akıyordu. Cenaze alayı. arkama bakmadan çekip gittim.com. "Hayat dediğin bu işte. daha kötüyüm. Aynı kamyonda.Sabır Tanabay. Dostunu o yolda öylece bırakıp.. saElveda Gülsan/197 hipsiz. Suskundular. güneşli. . belli belirsiz. tepe üzerindeki mezarlığa kadar uzandı. bembeyaz karla kaplıydı. sen ve ben. ikimiz..Taneke. sanki. bağışla! Beni duyuyor musun? Bağışla. Atların toynakları altında ezilen bu yol genişliyor. İkisi de kendi düşüncelerine dalmıştı. Çora'yı ebedî uykusuna yatacağı mekâna yerleştirdiler. tüten semaverin yanından ve avluda yanan ateşlerin dumanlan içinden geçerek. gözyaşlarını dindiremiyordu. O yolda sen niye kîşneyerek beni durdurmadın? Ne yapalım. Tann sana konuşma dili vermemiş. 22 Çora'mn cenaze namazı ikindide kılındı ve onu toprağa verdiler. Çora'mn son seferi için açıyorlardı o yolu. Sarsılıyor. Bu sözler onu avutamıyor. dediler. Yaya yürüyenlerden biri Çora'nın oğlu Samansur. Yumuşak kar taneleri hâlâ uçuşuyordu havada. Çora'yı ben öldürdüm! O hiç gereksiz acı sözleri söyleyen dilimle öldürdüm!." diyordu. Tanabay'ın yedeğindeydi.cizgiliforum. Çora'mn yanında. evin arkasındaki bahçeye geldiler. Gökyüzünde donakalmış gibi hareketsiz duran bulutların arasından. konuşan bir insanım. beyaz keçeden kefene sarılmış Çora'mn cenazesini taşıyordu. Artık Çora yok. Çora'nın yolu bitmiş oldu.Bağışla Çora! Bağışla! Bağışla! Cenaze aşından sonra Samansur Tanabay'ın koluna girerek onu dışan çıkardı: . Oysa benim dilim var. Mezarlıkta Samansur'la birlikte kabre indiler. ikincisi Tanabay idi.. sabır. beyaz bir top gibi görünüyordu. çocukları ve yakın akrabaları oturuyordu. yumuşak.enginel elveda gülsarı . Mezarlığa giden yol boyunca. eyersiz. Tanabay Çora'dan af diledi. bir gün bitiverir" diyordu Tanabay. Yol. Birlikte evden çıktılar. Tanabay. dışanda konuşalım. Tanabay durmadan tekrarlıyordu: . Çora'yı dönüşsüz yolculuğuna çıkaran cenaze alayı. Oradan da 198/ElvedaGülsan ark boyunca yürüyerek devrilmiş bir ağacın yanında durdular ve bu ağacın üzerine oturdular. topla kendini.

Dilerim babası gibi olur. Biz yolda olduğunu. dedi Tanabay hıçkınklannı keserek. "Tanabay nerede? Gelmedi mi?" diye sorup durdu. Boşuna dememişler "Babalar ölür. Oğullarımızın bizden daha bilgili. benim Tanabayım'a söyle.Kulağım sende oğlum. biliyorum.Samansur. Gözleri sönüyordu. ama Samansur babasının delikanlılık çağını bilmiyor. bunlan söylediğin için sağ ol. Çora dünyadan göçüp gitmişti.Biliyorum Samansur. . ondan özür diliyorum.www. kocamış bir adam gibi sakalını sıvazlıyordu: .Partiden çıkarıldığıma göre. Oğullar bizden akıllı. Partinin ilçe merkezi komitesine. dedi. Kendilerine de. Size bir şeyler söylemek istiyordu herhalde. Herhalde bu acı onu olgunlaştırmış. benim parti üyelik kartımı o götürüp teslim etsin. şimdi kocaman bir delikanlı. Hayatın anlamı da budur".Ben geldiğimde babam daha ölmemişti Taneke.Evet biliyorum. Yetişemedim. ileri götürürler.Ben size babamın bir vasiyetini. Kendi eliyle götürmesini söyle. başkası götürmesin. Böyle de olmalı. Artık son nefesini verdiğinde. Kendimi hiç bağışlamayacağım. Şimdi onunla iki büyük insan gibi konuşuyoruz.Babam size şunları söylememi tenbih etti: "Oğlum. Çora kendisiyle birlikte. Babana da şükran duyuyorum. beni düşündüren bir durum var. Babanın yerini oğul alır. onun üyelik kartını oraya götürmeye hakkım yok. bizden bilgili.. Çora'yı bilenler ve ananlar var oldukça Çora ölmez! . artık sen aile reisi oldun. Tıpkısı. Bundan sonra gücü kalmadı.Sağ ol Samansur. hayatımn çok önemli bir bölümünü ve daha birçok şeyi alıp götürmüştü. Tanabay biliyordu. ah yetişemedim! Suç benim! . bizden ileri olsunlar. Beni Partiden çıkardıklarını biliyor musun? . . . Biz de bunun için babayız. Oğullar babalarının işlerini sürdürür. Görüşmemiz gerekiyordu. Tanabay hiçbir şey söylemedi..com. size iletmemi istediği bir sözünü söyleyeceğim. Seni Çora'yı dinler gibi dinleyeceğim. Sessiz hıçkırıklarla sarsıla sarsıla ağlıyordu. Yalnız. Tanabay Çora'mn sesini duyar gibi oldu ve irkildi. Dudakları yine kımıldıyor. Çocuk babasının gençliğine çok benziyordu. Sizi çok bekledi Taneke. Söyleyeceklerini söyle bana. bana kızmamasını istiyorum. başkalarına da yararlı olsunlar.enginel elveda gülsarı çocuktu. dedi S^mansur. beni bağışlamasını. Son ana kadar bilinci yerindeydi. az sonra geleceğini söylüyorduk her soruşunda. ama oğullar onu yaşatırlar" diye. bjunu söylemeyi sakın unutma. Artık Ço-ra'nın yerine Çora sensin. Ölümünden bir saat önce yetiştim. Oysa onlar ikisi bir kişi gibiydiler. Tanabay. Tanabay'ın bir yansını. hâlâ birilerini bekliyor gibiydi. 121 . ona layık evlat olduğunu gösterir. Tanabay bunu o anda farketti. dedi. . tıpkısıydı babasının. ama söyleyemeden gitti. daha başarılı olmasını dileriz. Elveda Gülsan/199 .cizgiliforum. bir şeyler söylüyordu ama anlayamadık. Çora'mn aile içindeki yerini o dolduracak artık.

Beyaz sisler arasından.www. büyük dost. Çora ile Tanabay. Tanabay çoktandır binmemişti yorga Gülsan'ya.com. Ama gerçekti. İleride. . Karşıdan gelen rüzgâr atın yelesini savuruyor. çınlıyordu. Tanabay'ı uçar gibi götürüyordu Gülsan. Artık Çora konuşamazdı. gözün ulaşamadığı bir uzaklıkta. Şimdi o. Sen götürüp versen olmaz mı. her türlü düşünceler üşüşüyordu kafasına. Buna kendiniz karar verirsiniz. Kartı verecek ve Çora'nın nasıl bir adam olduğunu anlatacaktı onlara. Ayazdan kaskaü olmuş yol namlı yorganın nallan altında eziliyor. Hiçbir zaman Çora'dan öğrenemeyecekti bunu.Orasını bilemem Taneke. Unutmaya çalıştığı ne varsa. donmuş yolu nallanyla döverek koşuyordu. herkes tarafından nasıl sevildiğini. Ertesi sabah. Gülsan. Ço-ra'nın son dileğini yerine getirecekti. kışın ayazında. 'Çora konuşamazdı' derken yine yüreği parçalandı.Hayır olmaz. ne sağ iken ne de öldükten sonra Çora'dan kopanl-f?nayı haketmediğini anlardı. Bu vasiyeti yerine getirmenizi sözden rica ediyorum. tan ağarmadan önce Tanabay atlandı. şafak ağır ağır sökmekteydi. Bunu biliniyorlarsa öğrensinlerdi. kötü günlerde. . ufukta tek başına parlayan o yıldıza doğru koşuyordu. Besbelli ki Gülsan. 122 . ayrılamazlardı. Gülsarı yine eskisi kadar hızlı koşuyordu. Belki o zaman herkes Tana-Jbay'ın. İyi günlerde. bunca kişi arasından. sayıldığım anlatacaktı. Demek daha bitmemişti.Bunu candan gönülden yapmak isterim Samansur. doğan güneşe. Çora'nın parti Elveda Gülsarı/201 üyelik kartını teslim etmeye gidiyordu. Ben babamın vasiyetini söyleyerek görevimi yaptım. hızlı ve düzenli koşma niteliğini yitirmemişti ve gücünün doruğundaydı. büyük at Gülsan. vasiyeti böyleydi" deyin. Onun. Şafağın doğurgan rahminden sökün eden ilk ışıklarla yeni bir gün doğuyordu. yeryüzüne yayılıyordu. ben niye güvenmeyeyim? Komitedekilere söyleyiniz: "Komünist Çora SayaV *^v 200/Elveda Gülsan kov'un ölüm döşeğinde iken son isteği. nasıl canla başla çalıştıklarım anlatacaktı.enginel elveda gülsarı . Neyleyim ki bu felaket geldi başıma. Babam bu vasiyeti kime niçin bıraktığını biliyordur. Yine anılar. sonra alev alev yükseliyor. Babam size güveniyordu. • Tanabay yol boyunca düşündü: Çora parti komitesine üyelik kartını götürmesi için. Gençliklerinde Çora ile birlikte. Can dostu Çora Sayakov'un vasiyetini yerine getirecek olan Tanabay vardı eyerde. niçin bunu vasiyet olarak söylemişti? Bunun anlamı neydi? Bu bir sınav mıydı? Tanabay'ın partiden atılmasına karşı olduğunu mu anlatmak istemişti? Bu soruların cevabım veremiyordu. hepsi gözünün önünde. daha dün partiden kovulan Tanabay'ı niçin seçmiş. zorda ve kolayda.cizgiliforum. kafasında yeniden canlamyordu. çıtırdıyor. yazın sıcağında. altın renkli ışınlar süzülüyor. Tanabay'ın yüzüne vuruyordu. Kendisini de anlatacaktı. bir elin parmak-*ları gibiydiler.

durumu nasıl anlatacağını da düşünüyordu. Tanabay böyle düşüncelere dalmış giderken. o buna tanıktır" diyecekti. Ölmeden az önce. Kabul odasındaki sekreter kadına: . önündeki masaya Çora'nın kartını nasıl bırakacağım. Bu süre için bile Tanabay heyecandan yerinde duramadı. Orada indi. üyelik karünı benim getirip teslim etmemi vasiyet etti. Aleksandrovka yokuşuna yaklaşıyordu.. Biraz düşündü ve birden üzüntü ve öfke ile "Bu nasıl olur? Bu iş bu kadar basit mi" diye düşündü. İyi misiniz? dedi . dedi kadın her şeyi bilirmiş gibi bir gülümseme ile. bir dakika bekleyin. Koridorun sonunda.. Tanabay.Tanıyorum. isterseniz Çora'nın oğlu Samansur'a sorun. diye cevap verdi kadın. "Kayıt bölümü.. Ya ona "Sen partiden atılmış bir adamsın. Halktan gelip gidenler yoktu daha.com. Çora'nın ölüm döşeğinde söylediği vasiyetidir" diyecekti...cizgiliforum. Kendi suçunu da kabul edecek. . dedi kadın kapıyı sıkıca kapatarak. Yine düşünüyordu: Başkan ne diyecekti? Nasıl karşılayacaktı? Koridor boştu. üstünü başını düzeltti ve yüreğinin güm güm atma202/Elveda Gülsan sim yatıştıramadan bürodan içeri girdi. ölmekte olan bir adam her şeyi sayıklar. köpükler içinde kalan yorgayı dosdoğru komite binasımn önüne sürdü. Yeter ki içini dökmeye fırsat versinler! Tanabay Parti sekreterinin odasına nasıl gireceğini. "Bunun ne önemi var. . "Herkesin yanında söylenmiş bir vasiyet. Onu yeniden partiye alsalar çok sevinecekti. Adım Bakasov.enginel elveda gülsarı Yeter ki ona kulak verip dinlesinler. Parti dışında kalmak. Aktaş kolhozunun çobanıyım..Yoldaş Kaşkatayev meşgul. Öyleyse ona söyleyin: Bizim parti örgütçüsü Çora Sayakov yoldaş vefat etti. Tanabay dosdoğru Kaş-katayev'in bürosuna yöneldi. . koridorun sağında. .Yoldaş Kaşkatayev odasında mı? . göz açıp kapayıncaya kadar Tanabay'ı ilçe merkezine ulaştırdı.Odasında.Pekâlâ.. atını bağladı. .www. sağda.Onu görmeye geldim." derlerse ne cevap verecekti?. Namlı yorga. Bu da ne demek oluyor? diye bir an şaşkınlık geçirdi. Başkanın sekreteri kadın içeride pek az kaldı.Selam. balığın karaya çıkması gibiydi onun için. dedi kadın. partinin ilçe yönetim kurulu bürosuna geldiğinde daireler yeni açılıyor. İşte bunun için geldim. kaskaü olmuş yolda çın çın sesler çıkararak düzlüğü aşıyor. "Ben sanıyordum ki. Nasıl bu kadar çabuk geldiğini Tanabay da anlayamadı. Lütfen bir daha söyler misiniz? Onu görmem gerek. Sayakov'un kartını kayıt bölümüne teslim etmenizi söyledi. partinin resmi belgesine el sürme hakkım nereden aldın?" derlerse! "Bu. iş saati henüz başlıyordu. Tanabay hiçbir yana sapmadan. Gülsan.Benim yoldaş Kaşkatayev'e söyleyecek sözlerim var. Çok önemli. Sekreter kadın biraz duraladıktan sonra tekrar içeri girdi ve döndü: 123 ." Kadına döndü: ..İyilik. özür dileyecekti. Hemen görürsünüz.

Parti üyelik kartı teslim etmeye geldim. Gülsan.Bitti.Güle güle. Caydar da kocasını kucakladı1 ve ikisi birlikte Çora için ağladılar. Bozlarda bahar yeşilliği görülmeye başlamıştı.. dedi. Kartı çıkarırken küçük pencerenin gerisindeki kadın sabırla bekledi. karttaki numarayı aldı. Ölüm kaydını düştü. Bizim Parti ifrgütçünHiz Çora Sayakov vefat etti. Üzerinde ufak bir pencere olan kapıda "Kayıt Bölümü" yazısı vardı. Sonra daha samimi bir ses tonuyla: Elveda Gülsan/203 "Konuşacak bir şey kalmamış.Ne istiyorsunuz? dedi. Bir-iki gün öncesine kadar o kılıfta kendi üyelik kartım taşıyordu. Kayış bağı da olan deri kılıfı. . Caydar çocukları yatırmak için çadıra girmişti. Çora'dan kalan son anı bu oldu. Yalnız kalmak istiyordu. Atın dizginini tuttu ye inmesine yardım etti. Büyük bir deftere adını. Ve küçük pencere tekrar kapandı. karla kaplı ulu dağların ardından Ay doğuyordu ve onu seyredecekti. Irakları yakın eden Gülsan'nın bu koşusu. Tanabay elini koynuna soktu. sağlıkla. gitseniz iyi olur". Karısı sessizce karşıladı. argımak' Gülsarı.. insanın yüreğini yolup alırcasına 124 . soyadını.. keçe çadırdan. Gülsan'nın nal seslerine uyarak onlara doğru koşuyordu. Daha sonra keçe çadırın arkasındaki koytaşın1 üzerine oturdu. . Sonunda Tanabay kartı memura uzattı. onu sırtına alıp 1 Argımak: En iyi cins at. Aktaş kolhozundan geliyorum. Sonra karısının kopuzundan. Sonra kadın o defterde bir yeri göstererek Tanabay'a imza attırdı. Koytaşın üzerinde dağlan seyrederek oturan Tanabay.cizgiliforum. kart numarasını ve partiye giriş tarihini yazdı. Bozkır ve rüzgâr. Pencere açıldı ve içeriden bir ses: . 204/Elveda Gülsan köye doğru uçtu. Kadın memur. Yorganın yularını çekerken: . sancılarını azaltmıştı. Caydar! Benim dostum Çora yok artık! diyen Tanabay yeniden hüngür hüngür ağladı.Bitti mi? dedi Tanabay.Çok meşgul. Koridorda yürümeye başladı. Tanabay çıktı. o küçücük pencereden kartı alan memurun yaptıklarını seyre koyuldu." Daha da yumaşattı sesini: "Sizi görmek istemiyor. . soylu Gülsarı. sonra bu kılıfın içinden Çora'nın üyelik kartını çıkardı.. Tanabay'ın yanan yüreğine su serpmiş. önce. Karşıda.Çora'yı kaybettik! Artık Çora yok. dedi. ona-sarılıp başını omuzuna koydu. .www. Tanabay hemen o akşam dağdaki çadır evine döndü. Tanabay dışarı çıktı. Kapıya vurdu. Sonra. ağladı. .Evet bitti. Tanabay Caydar'a döndü. Her şey tamam! Hepsi bitti! Ve. babasının adını. eşelenip yeni odun atılan ateşin çıtırtılarını duydu.enginel elveda gülsarı .Peki. boş yere beklemeyin.com. "Hoşça kal Çora! Elveda!" diyordu içinden. .

yeni doğmuş yavrulan da.cizgiliforum. "Bozla kopuz. gBoz Geyik'in sürüsünü de kınp geçirmiş. 125 . hiçbir zaman attığı ok hedefinden şaşmamış. Gerçekten kımıldamadan duruyormuş Boz Geyik. hiçbir şeyin merhem olamayacağı acılarla ağıdını söyleyen. genç oğluna avcılığın bütün hünerlerini. Öyle bir yere gelmiş ki. Yayını düşürmüş. başını vuracak. kar-buz. Hiç kimsenin avutamayacağı. Vurulan Tav-Teke yardan aşağı yuvarlanıp gitmiş. Boz Geyik genç avcıya. Genç avcı. ağlayan bir adamın bozlamasını anlatıyordu kopuzun telleri. yalnızdı. Yakaladığım zaman kafanı koparacağım seni bunak hayvan!" Topal Boz Geyik kaçmaya başlamış.. Geyik kaçmış. Genç avcı yaşlı geyiğin bunadığını. Gelip durduğu yerden hiçbir tarafa adım atamaz. Bunun için yalvanyorum sana. Dağ-taş.. hiç kımıldamayacağım. Yaşlı avcı. Yalnızlıklar içinde kalan bir adamın hıçkmklan. üstü başı parça parça olmuş...com. acımadan vurmuş. geyiğin ön ayağını sıyınp geçmiş. Sonra genç avcıya dönmüş: "Hadi beni de vur.www. yüreğime nişan al. oradan ne aşağı gidebilir. yayılan sürüye bakarlar. avcı kovalamış ve kovalamaca günlerce sürmüş. Oku fırlatmış. hiçbir yana gidemez durumda kalmış. ne söylediğini bilmediğini düşünmüş ve gülmüş. Ne sağa gidecek yol varmış ne sola. Geride yalnız dişi Boz Geyikle onun yaşlı erkeği kalmış. onu sadece hafifçe yaralamış. havada uçan hiçbir canlı kurtulamazmış onun okundan. Yakın dağlardaki bütün av hayvanlarını öldürmüş.. Oysa bugüne kadar. Bunun üzerine çıkıp uzaklara. şimdi ben topal ayağımla kaçacağım. "Gördün mü. çok eski bir zamanda. Çok. Ok. Onu vurma!". gebe hayvanlan isi. ıssız ve engin bozkırda. vurabilirsen vur bakalım!" Genç avcı yine gülmüş: "Sen de kaçabilirsen kaç bakalım! Benden vebal gitti. ah dedikçe nefesiyle yel savuran çok büyük acılı bir insan atılan. efsanedeki o yalnız adam gibi acılıydı. Attığı ok boşa gitmezmiş. Boz Geyiğin onu dik kayalara sürüklediğini farketmemiş. ağlıyordu. Genç avcı da pe206/Elveda Gülsan şine düşmüş. O zaman Boz Geyik. Bunu bilen kansı Caydar ona "Karagül-Botam" bozlağını çalışıyordu. genç avcının başına hiç böyle bir şey gelmemiş. gözyaşlan dökerek yalvarmış: "Geyik soyunu kırıp tükettin..." Tanabay. bozla!. nişan almış. bir kovalamaca başlamış. yakalayabilirsen yakala. 1 Koytaşı: Çoban çadırlarının yanında bulundurulan büyük kaya. Elveda Gülsan/205 . senin de sonun olacak!". ne yukarı çıka-bilirmiş. demiş Boz Geyik. Genç avcı topal geyiği yakalayamıyor-muş. inceliklerini öğretmiş ve delikanlı avcılıkta babasım geçmiş. Nişan almış ve bir atışta Tav-Teke'yi de vurmuş. Ama genç avcı onu dinlememiş. Yerde kaçan.. dere-tepe. yaşlı bir avcının yiğit bir oğlu varmış. onulmaz derdini gömecek bir yer arayarak koşan bir adamın acı çığlıklannı andıran bir ezgiydi. acıdan inim inim inlemiş. Ama vuramayacaksın! Bu senin son atışın olacak.enginel elveda gülsarı hüzünlü ezgiler geldi kulağına. Soyumuzun tamamen yok olmaması için eşim TavTeke'yi sağ bırakmanı istiyorum.

Yaşlı baba sesin geldiği yana bakmış. Kader beni böyle arbadı1 botam! 126 . her yanı derin bir uçurum olan bir kayanın üzerinde. gündüz dememiş. Yalvarırım. Acımasızlığımın cezasını çekiyorum.. oğlunu kendi eliyle öldürmeye gönlü razı olmuyormuş. . Yolda oğlunun yayını bulunca..enginel elveda gülsarı Boz Geyik onu orada bırakmış ve gitmeden önce de şöyle demiş: "Artık buradan hiçbir yere gidemeyeceksin! Hiçbir kimse de seni kurtaramayacak! Soyumu kırıp yok ederek beni nasıl dayanılmaz acılar içinde bırakmışsan. yüreğini parçalaya parçalaya. ne de güneşi görebiliyorum. oraya nasıl çıktın? .cizgiliforum. Ama hiçbir çare yokmuş oğlunu kurtarmak için. kımıldamaya korkarak duruyor! Başında börkü.. tepelerin birinden "Buradayım baba!" diye bir Elveda Gülsan/207 ses gelmiş kulağına.Sorma baba. Oraya koşmuş. Çömelip yüzünü kayaya dayamış. ne aşağı. yaralı bir kuş gibi. buraya koşmuş. Babası oğlunu aramaya çıkmış. Elbisesi lime lime. ne gökyüzünü. kımıldamaya korku-yormuş.www. senin baban da. vur beni! Daha fazla acı çekmek istemiyorsan... dağdan dağa sekerek. Zavallı baba korkular içinde.. öldür de kurtar beni!. Genç avcı. Sonra da okunu taşlara vurarak parçalamış. kımıldayamadan kalmış. oraya nasıl geldiğini bilemiyormuş. güneş batmak üzereyken. ne sola bakabiliyor. hiç sorma! Kargışlandım. öyle acılar içinde ağlasın! Bunu diliyorum. kendimi soldurdum botam! Felek beni böyle kargadı botam. Biraz kımıldayacak olsa uçuruma yuvarlanırmış. . ağlaya ağlaya gitmiş. başına bir bela geldiğini anlamış. Karagül botam! Yalnızım.. karanlık dar boğazlardan geçerek. dağlara. gözyaşlarını seller gibi akıtarak bağırıyormuş: "Karagüüüül! Neredesin? Karagüüül! Ses ver bana!" Ona yalnız kendi sesinin yankılan cevap veriyormuş: "Karagüüül! Neredesin!" Birden. Boz Geyik beni bura. kımıldamadan. kalkmış. baş döndürücü bir yermiş. sırtında kürkü kalmamış. dağlar taşlar arasında koşa koşa.. Kargışlarım tutsun! Lanet sana!" Boz Geyik böyle lanefokuduktan sonra. Akşama kadar karar verememiş. Düştü. bana acıyorsan. Ne yukarı. dik kayalardan. İnilemez. Pek ağır kargışladı ve bırakıp gitti. Ne yeri. düşecek!. çek okunu! Kurtar beni bu acıdan. ulaşılamaz. Oğlu acılar içinde inleyerek yalvan-yormuş: "Haydi baba. Bir de ne görsün! Oğlu dimdik bir kayanın tepesinde tünemiş. elini çabuk tut! Vur beni! Vur beni! Sonra da yıka ve göm!" Onun yalvanşı ve o hali. lanetlendim. Başını çevirip bakamıyor bile. zavallı babanın yüreğini yolup yolup kopanyor. Her yana bakmış. ne sağa. kayalara tırmanmış.ya aldatarak sürükledi.com. Sonunda. Senin yüzünü de göremiyorum baba! Vur beni baba! Kurtar bu işkenceden! Hadi baba. Gidip yere düşen cesedin üzerine kapanmış ve başlamış bozlamaya: Seni ben öldürdüm. Ama eli varmıyor. parça parça ediyormuş. çıkılamaz. Zavallı baba ne yapsın? Çığlık çığlık inletmiş dağlan.Ah zavallı oğlum. kayadan kayaya. nişan almış ve vurmuş oğlunu. Kargışlarım tutsun seni Karagül. Günlerden beri burada böyle bekliyorum. gece dememiş.

Caydar. keçe evin içinde. kendimi soldurdum botam! Tanabay keçe çadırın dışında. kopuzuyla ünlü ve eşsiz avcı Karagül'ün pek acıklı yırını çalmaya devam ediyordu: Avcılar avcısı güçlü Karagül Al kanlar içinde yatıyor botam!. o büyük olayı izleyen günleri de hatırlıyordu. Yuvarladığı fıçıyı durdurup. Sen de yüreğimi kül ettin botam! Ciğerimi yoldun.com. Tanabay can çekişen atın başucunda. Bu onun son başvurusu. 208/Elveda Gülsan Avcılığı sana öğrettim botam. karanlığa gömülmüş sıradağların ardında yavaş yavaş yükselmeye başladı. Oradaki birahanenin önünden geçerken. Ona nefretle bakıyordu.Hayır. Buna inanıyordu. son denemesiydi. . kendisini dinlerse. dedi.enginel elveda gülsarı 1 Arbadı: Bana oyun oynadı. sağ olun. Bektay idi. duymadım. İşte bu yerdeki genç adam bir ara başını çevirip ona baktı.Hayır. ikincisi yerde. dedi Tanabay. O yıl Bölge Merkezinde yapılan büyük genel kurul toplantısında konuşmasını dinlediği birinci sekreteri görmek. o sizinle görüşür. 23 Tan ağanyordu. Tanabay'ı görür görmez gözünü ondan çevireme-den bir an donakaldı. Biri kamyonun üzerinde duruyor. Ay. O olaydan bir süre sonra Tanabay'ın Bölge Merkezine gidip geldiğinden kimsenin haberi yoktu.www. Eski sekreteri tanıyordum. Neslini kuruttun. Bürodan çıktı. Kusura bakmayın. koytaşın üzerinde oturmuş. Kamyonun üzerindeki adam: 127 .cizgiliforum. başkaları da ondan övgüyle söz etmişlerdi. Bu. ses çıkarmadan. Kimseyi rahatsız etmek istemem. Yalnızım. J . Merhum Çora da. Tanabay yola koyuldu ve otobüs durağına doğru yürümeye başladı. Tanabay ölen dostundan bir kere daha.. kabul odasındaki yazıcı kadın. Ta eski çağlardan kalan bu Kırgız ağıdını dinledikçe içindeki sızı daha da arttı. . o da beni tanıyordu. tükettin botam! Bu eleme beni sen attın botam! Seni ellerimle öldürdüm botam. Ama Tanabay onun başka bir merkeze atandığını ancak oraya varınca öğrendi. bozlağı dinliyordu.Eğer işiniz önemliyse yeni sekretere söyleyeyim. tuzağa düşürdü. ateşin yanında oturuyor. Soğuk bir adam değildi. kendisini bağışlamasını istedi. Tanabay'ın bir şey söylemesini bekledi. ona her şeyi olduğu gibi anlatmak isElveda Gülsan/209 tiyordu. kımıldamadan. Az sonra dağı aşıp bütünüyle ortaya çıktı ve dorukların üzerinde bir yere asılıp kaldı. Eski sekreteri tanıdığından. bir kamyona boş bira fıçılarını yükleyen iki kişiye gözü takıldı. sağ olun. boş fıçıyı bir tahtanın üzerinde yuvarlayarak kamyona çıkarmaya çalışıyordu. onun da kendisini tanıyacağından hiç kuşkusu yoktu. onunla özel bir konu-oa görüşecektim.Onun başka yere tayin edildiğini duymadınız mı? . Merkez Komitesi Birinci Sekreteri kolhoz çobam Tanabay'ı tanıyor olamaz mı? Tanış olup birbirlerine saygı beslemiş olamazlar mıydı? Bu yeni yazıcıya da onun için böyle demişti zaten. kanattın botam! Yaradılanlan yok ettin botam. belki bir yardımı olurdu.

Demek bira 210/Elveda Gülsan işçiliğine yükseldin" diye düşündü. yazık oldu.cizgiliforum. bir eliyle fıçının aşağı yuvarlanmasını durdurmaya çalışırken. Aklını başına toplar. kimse iğneleyici bir söz etmiyordu. Göğsünden hınlülar geliyor. Dönüp biraz konuşsam mı?" diye geçirdi aklından. O dünyada senin koşacağın yol yok.. Bunu yüzüne vurabilirdi. Ama Bektay onun partiden çıkarıldığını biliyorsa. "Cezaevinden çıktıktan sonra bana uğra. ateşin yanında kiI Elveda Gülsarı/211 mıldamadan yatıyordu. tyi bir insan olabilirdi. ısrarla bir şey söylemesini bekleyerek kendisine bakışı gözünden gitmiyordu. seninle beraber gi-'İdecek. Ama Bektay yaptık&rından pişmanlık duyacak bir adam değildi. Tanabay da tanık olarak dinlenmişti. Onun. Çünkü her zaman hatırlayacağım seni. onunla konuşulamazdı. helalleşiyordu: "Sen yılkının en iyisiydin." 128 . Tanabay. Oysa onun partiden çıkarılmış olmasını kimse yüzüne vurmuyor. Tanabay ona selam vermedi. Bütün vücudunda hayat belirtileri yavaş yavaş azalıyordu. Daha başka ne yapsındı Tanabay? Yürüyüp gitmişti. Tanabay. Bektay'ı düşünmekten kendini alamıyordu. Bektay ise Tanabay'dan gözünü ayırmadan fıçıyı tutmaya çalışıyordu.enginel elveda gülsarı . onun yoluna giden bir kamyona binip oturdu. onunla vedalaşıyor. Fıçı aşağı doğru kayıyor. yorga ile son konuşmasım yapıyor. kimseyle konuşmak istemiyordu. nal izlerini bırakacağın toprak yok. Uyuşmuş ayaklan kurumuş bir ağaç gibi kaska-* ti olmuştu. Partiden çıkarıldıktan sonra da kendine güvenini yitirmişti.. Ama içinden "Olacağı buydu işte. Ona bu fırsatı vermemek için geri dönmedi ve yoluna devam etti. yapabileceğin işler konusunda konuşuruz" demişti. kovulmak gibi bir felakete uğradığına göre. canlı sesi çıkmaz orada. onu bağışlayacağını söylemek istiyordu. Bektay onun inandığı dâvayı küçümsemekte haklı olacaktı. Bektay'ın sürüyü bırakıp gitmesinden sonra kolhoz onu mahkemeye vermiş. en mutlu dönemi. Ama ben yaşadıkça sen hiç ölmeyeceksin Gülsan. ateşin alevlerine kirpiklerini hiç indirmeden bakıyor. uyuyor musun? Ne bekliyorsun? diye bağırdı ona. Ot bitmez. Bektay'a. Seni hiç unutmayacağım Gülsan! Gözümün önünde sönüp gidiyorsun doğuştan tulpar Gülsan! Bir gün öbür dünyada karşılaşınz. Hep çekingen davranıyor. Aklını başına toplayıp hatasını düzelteceğini umuyordu. Kendisi partiden . doğru yola girerse. Bektay cevap bile vermemişti. Bir tulpar idin Gülsan.. 24 Yorga Gülsan başım yere koymuş. Bektay'a acımıştı.www. Senin ayak seslerin kulağımda en güzel bir ezgi gibi kalacak. Ama o bir suçluluk duygusuna kapılmıştı.. Benim kanatlarım oldun Gülsan! Haya-jtımın en güzel günleri. gözünün feri sönüyordu. ama artık senin toynak seslerini duyamayacağım. aralarında olup biteni unutacağını.com.Hey. Tanabay onun sürüyü bırakıp gittiğinden başka bir şey söylemedi. Sonra biraz adımlarını yavaşlatarak "Aslında iyi çocuktu.

com. Tanabay o sırada Sarıgov1 vadisinde. İbrahim'le gelen ve Tanabay'ın kolunu sıkıp bırakmayan genç adam: . Niç değişmemişti İbrahim. yorga Gülsan gibi hızlı koşarak.Selam Taneke! Nasılsınız. ot biçmek. göz açıp kapayıncaya kadar akıp gittiğini düşünüyor. kahve rengini almıştı. Tırpanı her savuruşunda kesilen otlar çalgının ucunda toplanıyor. Belki Tanabay kendisini kocamış sayacak kadar yaşlı değildi. zamanın. yakınında bir gazikin1 durduğunu ve içinden iki adamın indiğini farketmedi. sonunun çok yaklaştığına inanmasıydı. kendisinin de yaşlandığına üzülüyordu. çile idi.enginel elveda gülsarı Tanabay atına bunlan söylerken. .Beni tanımadınız mı baba! diye gülümsedi. Belli bir tempo ile tırpan çalmak. Dönüp bakınca İbrahim'i tanıdı. Bu olay. Elveda Gülsan/213 Tanabay dikkatle baktı. partiden çıkanhşından yedi yıl sonra olmuştu. Seni gidi iki yüzlü. ama insanı yaşlandıran yıllar değil. O gece. evlenip ayrı bir aile olmuştu. kocamışlık çağına böylesine çabuk ulaştığına şaşıyor. can çekişmekte olan yorganın başında oturan Tanabay. geriye doğru uzanan bir sıra oluşturuyordu. "Sonunda gelip bulduk sizi Taneke!" dedi İbrahim ağzı kulaklarına vararak. Oğlu da Teknik Okulu bitirdikten sonra ilçe merkezinde bir işe girmiş. sadece çekirgelerin cır-cırları duyuluyordu. 129 .Hoşgeldiniz çocuklar.. yaşlıların giydiği geniş pantolonun (şalvarın) üzerine sarkıtmıştı. Tanabay dere boyunda ot biçiyordu. iyi misiniz? Kolay gelsin! dedi yanıbaşında bir ses.cizgiliforum. Tanabay İbrahim'in kurnazlığını içinden takdir ederek "Seni kurnaz tilki seni!" diye geçirdi aklından. 1 Gazik: Arazi arabası. "Can çıkar huy çıkmaz. kolhozun mallan1 Sangov: Bir Kırgız aşiretinin adı. 212/Elveda Gülsan na bekçilik yapıyor.. Bir yerlerde görmüştü. Yüzü güneşten yanmış. Tam ot biçilecek güzel bir hava vardı. hiç yabancı gelmiyordu. hep dört ayağının üzerine düşer. Çayır sessizdi. yaşlı karısı Caydar'la orada bir evde oturuyorlardı. Bir yaz günüydü.www. "Parti İlçe Merkezi birinci sekreteri sizi görmek için bizzat geldi!". bütün geçmişini düşünce süzgecinden geçirmekten kendini alamıyor. Kızları büyümüş. nasıl da dalkavukluk ediyor! Böylesi bulunmaz doğrusu! Gelen ağam. Üzerindeki gömleği kollarından çıkarıp. Kendini yaşlı görmesi. giden paşam! der. O bu işe daldığı sırada. birçok şeye. kendisini unutmayıp peşinden gelen. zevkli bir işti onun için. yalnız biraz göbek bağlamıştı. kölesi olur. âmiri kim olursa o da onun kulu. Bu yiğit delikanlı "tepse temir üzgendey"1 güçlü. okula gitmiş." . 'partiye geri dön' diyen adamın davetini kabul etmekte bunca vakit yitirdiğine pişman oluyordu. özellikle de. nasılsınız? diye Tanabay onların elini sıktı. "Gözüm ısırıyor" diye düşündü ama kim olduğunu çıkaramıyordu. kuvvetli görünüyordu. Eskisi gibi tombul yanaklıydı. sonra evlenmişlerdi.

"Herhalde şehirli" diye düşündü.Bizim de amacımız bu. Çayır biçtiğinize göre sağlığınız iyi çok şükür. at korası da var. diye İbrahim onun adını söylemek isterken Tanabay onu durdurdu: M .Can kulağımla dinliyorum balam. Çatısı çinko ile örtülmüş. . dur da kendim bulayım! dedi. Doğrusu kıskandım onlan. partiye yeniden katılın. biliyorum. hemen konuya geçmeliyim. Gün geçtikçe daha da iyiye gidiyor gibi. çok zor günler geçirdiğim Beş Ağaç vadisine gitmiştim. tanıdım! Seni nasıl unuturum? Aman mısın. donup kalmıştı yüreğinde.. Evin yanında anban. . Gelin şöyle biraz yürüyelim. ağzını açamıyordu. onu mertçe. esen misin yiğidim?" Böylece tanıdığı genç adam. Seni gördüğüme ben de çok sevindim. Üzerinde kurşunî renkte güzel bir elbise. Kendi kolhozumuzdaki değişme ve gelişmeleri görüyorum. . Ve. Birçok şey düzene girdi.. o korkunç olayı hatırlayarak içi sızlamıştı.Benim buraya ne amaçla geldiğimi herhalde anlamışsınızdır Taneke. Bazen gözüme inanamıyorum. sevincini belli eden bir gülümseme ile: "Tanıdım balam. Güç olacağına geç olsun daha iyi.Biliyorum gözüm. Şimdi sizi görmeye gelişimin asıl sebebini anlatayım: Gelin. 214/Elveda Gülsan Elveda Gülsan/215 sunuz. sizinle biraz konuşalım Taneke. İbrahim'e dönerek: "Siz de tırpanı alın. hem eski günleri. O aşağılanma bir kan pıhtısı olmuş.www. Ne zaman gitsem yeni bir ev yapıldığını görüyorum. Hem de ne güzel yapmışlar.. Sizi böyle gördüğüme sevindim. diye tırpanı eline aldı. Beş-yüz baş hayvanı rahatça alacak kadar geniş.com. bu yoldaş. Hem sevinmiş. Çok doğru söylüyorsun. Köyde de değişiklikler var. Sizin durumunuzu yeniden ele alalım. Biliyor1 Tepse temir üzgendey: Tepecek olsa demiri bükecek kadar güçlü. . 130 . O yarayı deşmek istemiyordu. Çoban için de güzel bir ev yapmışlar. otlan biçedu-run" dedi. Başka sürülerin durumu da böyle. İbrahim. yüzü nurluydu. Düşümde görsem inanmazdım.Madem ki tanıdınız. Tanabay ve Kerimbekov çayın geçip dere kıyısında bir yere oturdular. çok şey değişti artık. o yaltak adam.Nasıl tanımazsınız. ısrarla savunan komsomol sekreteri Kerimbekov! . .cizgiliforum. Yeni bir kora yapmışlar. göze girmek için hemen kollarını sıvadı: .Dur... Görüyorum ki gücünüz kuvvetiniz yerinde. Taneke. Çok iyi olmuş. * Tanabay şaşırıp kalmış.enginel elveda gülsarı Gülen gözleri güven veriyordu. Geçenlerde. O derin acıyı söküp atamamıştı yüreğinden. seve seve. daha da düzelecek. Daha yapılacak çok şey var. . Onlan da yapmaya çalışacağız. başında hasır şapka vardı.Tabii yoldaş Kerimbekov. Kerimbekov idi: Tanabay'ın partiden çıkarıldığı o toplanüda. Geçen gün kurul toplantısında bu konuyu konuştuk. vaktiyle çobanlık yaptığım. Dilerim bu iyi gelişme devam etsin.Doğru Taneke.

yann giderim" diye ilçe merkezine gidip başvurmayı erteledi durdu. düzensiz bir koşuyla ondan uzaklaşıyordu. nasıl istersem öyle sürerim. hızı azalmıştı. Sonumuza varan yol. o toz bulutu upuzun ve göğe doğru yükselen bir kuyruk gibi hep geride kalırdı. "Bizim devrimiz geçmiş Gülsarı. Benim devrim geçti artık. Ağırlaşmıştı. Biraz durduktan sonra aklından geçenleri olduğu gibi söyledi: "Gördüğün gibi artık ihtiyar oldum. toz bulutunun içinde bir görünüp bir kaybolarak. Sonra da atının başım çevirip geri döndü. biraz düşünmeme fırsat ver. îşe yaramazın biri olup kaldım evladım. Tanabay onu uzaktan seyrederken içinden bir şeyler koptu. Gülsan'nın koşup gittiği yolda. bunak moruk!" derse.cizgiliforum. beyaz bir toz bulutu yükseliyordu. Tanabay "bugün giderim. ne cevap verecekti. gitmek zor geliyordu. sen-ne karışı yorsun. Merkeze giderken yan yoldan dönüşünün ahmaklıktan başka bir şey olmadığını biliyordu. Ama yolun yansına gelince atının başını çevirdi ve geri döndü. Oysa şimdi Gülsan kendi kaldırdığı bulutu geçemiyor. Demek o da yaşlanmış. sen de kötülemişsin!" diye geçirdi aklından. decek kadar dinç değildi artık. Gülsan'nın nasıl güçlükle koştuğunu düşündü: Toz bulutunun içinde kaldığı için soluğu kesiliyor. Artık kime ne yararımız olur? Bende güç kalmadı.www. Yazın o kurak bozkırda. Gülsan'nın sırtındaki adamın onun sesini duyamayacağını bilse de. sonunda 131 . Neden öyle yapmıştı. Atına binip yola koyuldu. Anlı şanlı yorgayı.. Atın şaşkın gözlerini o toz bulutundan kurtulmak için bütün gücüyle nasıl ileri atıldığım ve yine de kurtulamadığını görür gibiydi. Fırlayıp gi-. Bu arada Gülsan. tozdan kurtulmak isteyen binici de onu durmadan kırbaçlıyor olmalıydı. toz her ya-' nını sanyor ve Gülsan kendi kaldırdığı toz bulutu içinde kalıyordu. Gülsa-n'mn ardındaki o toz bulutu hiçbir zaman ona yetişemezdi. benim gibi bir ihtiyarı unutmadığın için çok teşekkür ederim.." Aradan bir yıl daha geçtikten sonra Tanabay Gülsa-n'yı bir arabaya koşulmuş olarak gördü. Biliyordu ama yine de kalkıp gidemiyordu. Adamın önünü kesmek için atım dörtnala kaldırdı.enginel elveda gülsarı . "Bunadım galiba" diyordu kendi kendine. İkimiz de kocadık. evimize varan yoldan daha kısa artık. Sakın bana gücenme. Bu arada vakit geçip gidiyordu. İçi yandı. Yorga bir kuş gibi uçup giderken. Tanabay bağırmaktan kendini alamadı: "Hey.. "Ah Gülsan. bir yorganın toz kaldırarak koştuğunu görmüştü. ¦* Bir gün gerçekten gitmeye karar verdi. Ama ona yetişmeden dizgini çekip durdurdu atını. öyle zorlama Gülsan'yı!" dedi. O günlerde Gülsan'yı çok az görüyordu. dedi. Görür görmez de anlamıştı onun Gülsan olduğunu. Merkeze inmek için yola koyulduğu o gün.Çok sağ ol iki gözüm. dur. Tanabay. Ta-nabay durduğu yerde onları uzaktan bir süre seyretti. Bundan sonra partiye ne yararım olur? Ne hizmetim olabilir. Gülsarı'nın üzerindeki adam kendisi gibi mi düşünecekti 216/Elveda Gülsan bakalım? Ya ona: "Sana ne.com. olur mu?" Böylece o gün için ayrıldılar.

Ama bu konuda ağzını açıp oğluna tek kelime söylemez. Doğum arma-ğını olarak kestiği bir koyunun etini. kınk-dökük bir arabayı çektiğini görmek. gerçekten hasta" diye düşündü Tanabay. Onun geleceği yere başka birini atamışlardı. bir çuval patates ve Caydar'ın pişirip hazırladığı bazı yiyecekler ve öte-beri götürmüştü onlara. Onun için ona yavaş. Şimdi dereyi geçeceğim! .enginel elveda gülsarı bacaklarının koşma gücü bitip. yürütüyordu. çıplak topuklarını mahmuzlar gibi hayvamn karnına vuruyor. o ne isterse o olurdu. Demek. Daha sonra Tanabay Gülsan'yı bir daha gördü. "Ayaklan sızlıyor. bak ben Capayev 'oldum. Tanabay. dedi. Ve şimdi Gülsan o yolun kıyısında can çekişiyordu.Hadi. Gelin bundan da kaynatasını sorumlu tutuyordu: . hadi. • Çocuk ata belki ilk kez biniyordu. bir o ayağım kaldırarak bekliyordu. Oğullan pısırıktı. Ata binmiş olmaktan gururlanıyor. Tanabay'ı son kez Aleksandrovka yokuşundan buraya kadar getirmişti.cizgiliforum. Caydar hasta olduğunu söyleyerek gelmemişti. Tanabay çok iyi biliyordu onun niçin gelmediğim. boynuna eski bir hamut geçirilmiş. bir daha düşme. Tanabay onu dereden çıkardı. Evlendiği orak ağızlı gelin ise.www. cump! diye suya gömülüverdi. Gelinini sevmiyordu Caydar. Atın da. dırdırcının tekiydi. Üzerinde kısa pantolunlu.Anneee! diye bağırdı korkan çocuk. Tanabay'ın gelini de onlardan biriydi işte. geç de ben de göreyim! diye Tanabay çocuğu yüreklendirdi. yırtık fanileli. Sonra çocuğu kaldınp yine atın sırtına oturttu: . Tanabay'ın da kaderiymiş: Gülsan en sonunda yine Tanabay'ın eline düştü. övünçle bağınyordu: . Tanabay onu iyice bakmış. İkinci torunu dünyaya gelmişti çünkü. üste çıkmak için ağzına geleni söylemekten. Oğlunun terfi etmesine de onun bu tıyneti engel olmuştu. Fakat yorga dikçe olan karşı kıyıya geçerken çocuk atın sırtından kaydı. atın yamna götürdü. Onu öyle görmektense görmemek daha iyiydi. Kocasına ne isterse yaptırır. Ve işte şimdi yorga. ayağa kaldırmıştı. ukalanın. Dediğini yaptırmak. belli etmemeye çalışırdı.Ömrünü çobanlık.Dede.com. yedi yaşlarında bir çocuk vardı. uysal bir at vermişlerdi.Hadi git bakalım. Tanabay'a dayanılmaz geldi ve hemen başını başka tarafa çevirdi. beslemiş. anlı şanlı yanş atı Gülsan bu hallere düşmüştü! Çocuk kıvançla. karşısındakini aşağılamaktan çekinmeyenler vardır. yılkıcılıkla geçirecek olduktan sonra parti üyesi olmanın ne yararı var? Seni partiden de 218/ElvedaGülsarı 132 . bir bu ayağını. 1 Capayev: Ünlü bir süvari kumandanı Elveda Gülsan/217 . Gülsan dereden çıkıp yolda durmuş. ilçedeki oğlunun evine bir kutlama için gitmişti. Çocuk dizgini sallayarak atı dereye sürdü.

. kaskatı olup kalmıştı. Yüz yıl çalışsa bundan başka bir şey olamayacak! Sizin umurunuzda mı? Dağda oturuyorsunuz Biz de senin yüzünden sıkıntı çekiyoruz!. '. ben de partiye yeniden girmek için başvurayım bari. geleceğine pişman olmuştu. Başında başlığının deri izleri vardı. Bir yabancı. Dört ayağı dört yana açılmış. Bu yüzden çocuğun yükselemiyor. onun Gülsarı olduğuna inanamadı: Zavallı hayvan ne kadar da zayıfü! Can çekişirken son bir çırpınışla kafasını geriye atmış. istiyorlar. Yorga atın J gocuğa ihtiyacı yoktu artık.cizgiliforum. kara yolda iz bırakamayacaklardı. "Kocanın yükselmesine engel olan ben değilim. geç de olsa yola koyulmuştu.Yaa. çok mu gereklisin partiye? Ne zaman gelecek acaba diye gözlerini dört açıp seni mi bekliyorlar? Senin gibi bir ihtiyar olmadan işlerini yapamazlar mı sanıyorsun! diye bar bar bağırdı gelin. artık sona varan yol eve 133 . gözünün önüne getiriyor ve kendi kendine mırıldanıyordu: "Ahmak. bir başkası olsaydı. Hayvanın buz gibi olmuş göz kapaklarını parmaklarıyla indirdi. saygısı yok. ben yararlıyım. yararlı. "İyi kadın kStü erkeği zor (güçlü) kılar. Ama hiç de senin söylediğin gibi değil albastı! Beni yararlı görüyorlar. Herkesi de kendisi gibi sanır. Evet. Aklı başında bir kadınla evlenmediği için işinde yükselemedi" diyemedi.enginel elveda gülsarı kovdular işte. Yine acı düşüncelere daldı. İnsan kendi kolunu koparıp atabilir miydi? Hiç sesini çıkarmadı. Artık bu asil toynaklar yere basamayacak. arlanması utanması yok. Tanabay ölen ata baktı. Taşlara basa basa. Gülsan öbür dünyaya göçmüş.Madem ki böyle. demişti çekine çekine. iyi de olsa.www.. Tanabay işte bu yüzden o geceyi onların evinde geçirmek istememiş.. oğlunu karısının önünde küçük düşürmekten çekindiği için bunu da söyleyemedi. Gelinini susturmak.. Böylesine yakınıydı. Dağlar göründü.. kötü de olsa.' Tanrı'nın yılkısına katılmıştı. gocuğunu omuzuna atmış yaşlı Tanabay öylece duruyordu. Kendisinden başka kimseyi düşünmez. uçsuz bucaksız bozkırın üzerinden karanlık kalktı. onun kendisinde iş yok. yan yatıyordu. Artık ayrılık zamanı gelmişti. sakinleştirmek için: . sönmüş ateşin dumanı belli belirsiz tütüyordu. Gitmeliydi. Tanabay son bir kez. atın üzerine eğildi. Sanki karşısında konuşan gelini değil de bir yabancıydı. Çatlamış toynaklarında yıpranıp incelmiş nallan görünüyordu. tartışmadı. Ateşin başında oturan Tanabay bunları da hatırlıyor." Elveda Gülsan/219 25 Tan ağardı. İhtiyarlık gelip çatmıştı. öz oğlunun karısıydı. Tanabay bu sözlerin altında kalır mıydı hiç? Ama.com. Tanabay geldiğine. Sönmüş ateşin başında saçları ağarmış. gözlerini kapadı. dağı aşa aşa yürüyordu. Son bir kez atın başlığını çıkardı ve ardına dönüp bakmadan yürüdü gitti. albastı kadın! Senin gibi albastılar nereden çıkarlar bilmem ki? Kimseye sevgisi. Çay kıyısında. kötü kadın iyi erkeği hor kılar" demiş atalarımız" diyecekti ama. baktı da.

İki gözüm Samansur.. Ömrümün sonunda armandaşlarımdan (ülkücü arkadaşlarımdan) ayrı kalmak istemiyorum.Elveda Gülsan! Elveda! dedi. Düşünüyorum da. yüzünü silmiyordu. ananın sütü." Atın başlığım omuzuna almış.. sen beni. dün gece ilçeden dönerken. bütün geçmişimi düşündüm. onun gibi. Beni yola çıkarıp uğurlamışün. . sürüden ayrılmıştı.cizgiliforum.. Arkadaşlanna yetişmek için acele ediyordu. benim rulpanm. doğuştan tulpar. Neredesin kara gözlü botam? Ses ver bana! Dolup taşan memelerinden süt akıyor. Gözlerinden akan yaşlar... Yürürken o eski. Güzel kokulu. işte benim armanım bu. sakalım ıpıslak etmişti.. Ona derim ki: Yorga 220/Elveda Gülsan Gülsan'yı hatırhyor musun? Hatırlarsın elbet. bir yol üstünde ben de öleceğim. Bütün gece onun başı ucunda oturdum.Ana deve. Bir yuvadan uçup gideceğim zaman. Bunlar. Çok yaşamam artık. 'Yamansız yahşi olmaz' derler ya. yanık ağıdın ezgisi geldi kulaklarına: Elveda Gülsan/221 . doğuştan taypalma Gülsarı için dökülen yaşlardı. "Samansur'a bir mektup yazarım. yitirdiği yavrusunu günlerden beri arıyordu: Neredesin kara gözlü güzel botam? Memelerinden güzel kokulu ak süt akıyor. Yabankazı yolunu şaşırmış. yeni sabaha. İşte o at. Yaşlı gözlerle. uzun uzun baktı. baban Çora'nın. Gözünü. SON 134 . Aleksandrovka yokuşunda öldü. Sonra: . Gülsan'm. o yuvayı benimle paylaşanlar üzerimde cıvıl cıvıl uçuşsunlar. bozlaya bozlaya. Çora'nın oğlu Samansur. bir gün. kendi parti kartım parti komitesine benim teslim etmemi istemesinin bir sebebi vardı. Gözyaşlan daha çok akmaya başladı.enginel elveda gülsarı varan yoldan kısaydı: "Gökyüzünde sıra sıra uçuşan kazların kanat çırpınışına kendi kanatlarının gücü yetmediği için geride kalıp tek başına donarak ölen kaz gibi ölmek istemiyorum. Bütün gece." diye düşünüyordu.www. yüzünü. kanat çırparken ölmek istiyorum. düzü-yokuşu aşarak yürüyordu.. Her şeyi gözümün önüne getirdim.. Kart bir koyunun ömrü ne kadarsa benim de o kadar ömrüm kaldı. benim partiye yeniden girmeme yardımcı olmam istiyorum. Babanın parti üye kartını teslim etmek için ilçe merkezine gittiğimde ben o yorgaya binmiştim. tek başına dağların eteklerine doğru uçan yabankazına.com. Tanabay Bakasov'u çok iyi tanırsın.Uç yabankazı uç! Kanatlann yorulmadan arkadaşlanna yetiş! diye derin bir iç çekti. tıpkı yorga Gülsan gibi..

elveda gülsarı Aytmatov'un yayınladığımız diğer eserleri: Dişi Kurdun Rüyaları (roman) Cemile-Sultanmurat (hikâyeler) Yıldırım Sesli Manasçı-Yüzyüze-Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek (hikâyeler) Beyaz Gemi (hikâye) Gün Olur Asra Bedel (roman) Cengiz Han'a Küsen Bulut (roman) • Kızıl Elma-OğuUa Buluşma-Beyaz Yağmur Asker Çocuğu-Deve Gözü (hikâyeler) Elveda Gülsan (roman) elveda gulsarı Elveda Güisan. ama siyasî rejim onun ömrünü mutsuzluklar ve sıkıntılar içinde geçirmesine sebep olmuştur. Tanabay'ın. can çekiştiğini. yazarın bu eserinde de yoğun olarak vardır. Bir şey daha var: Tanabay'ın o çok özverili ama çileli hayatını okurken. daha az çileli geçmemiştir. bugünkü dağılma ya da çöküşün kaçınılmazlığını da görüyoruz bu çok duygulandıran ve düşündüren romanda. Cins ve ünlü bir yorga olan Gülsarı adındaki atın doğumundan. ünlü yazar Cengiz Âytmatov'un en güzel romanlarından biridir. mutlu yarınlara adamış. atın sahibi Tanabay'ın ve Tanabay gibi devrime inanmış Kırgız gençlerinin hayatı. Fanabay. Bunu. o birkaç saatlik süre içinde kendi çocukluğunu. can çekişen sevgili atının başında. Bu kadar değil. sevinç ve açılarıyla. Aşk ve heyecan. Kırgız . romanın ana konusu gibi görünür. 135 . çarpıcı örneklerle eleştiri. okur için derin edebî haz. kendine özgü anlatım hiçimi ve gücü ile. Aytmatov. onun gençliğinde yürekten bağlandığı bir siyasî rejimin. gençliğini ve yaşlılığını. umut ve umutsuzluklarda.Kazak ellerinin doğasını. yaşlanarak ölümüne kadar geçen fırtınalı hayat macerası. geçmişiyle hesaplaşmasından anlıyoruz. 0 kendini devrime.. Kırgız . sevap ve günahlarıyla yeniden yaşıyormuş gibi hayalinde canlandırır. yüreği üzüntülerle dolu olarak geçirdiği bir kaç saatlik süre içinde kendisiyle. Ama.Kazak Türklerinin töresini ve folklorunu da pek canlı olarak gözler önüne seriyor. komünizmin. daha az çalkantılı..