P. 1
Elvada Gülsarı

Elvada Gülsarı

|Views: 44|Likes:
Yayınlayan: Abdurrahman Taner

More info:

Published by: Abdurrahman Taner on Nov 11, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

11/11/2012

pdf

text

original

elveda gülsarı Kapak Düzeni: Nur-Olcay Okan Dizgi-Tertip: Ötüken Kapak Baskısı: Birlik Ofset Baskı: Özener Matbaası Cilt: Yediğim Mücellithanesi İstanbul - Aralık 1997 1 Yaşlı adam kırık-dökük bir arabaya binmiş geliyordu. Arabayı çeken taypalma yorga1 Gülsan da çok yaşlı ve bitkindi. Bir deri bir kemik kalmıştı. Önlerindeki yokuş yol, açılmış ince bir bağırsak gibi, ta belin oraya kadar uzanıyordu. İşte bu engin, çıplak ve ıssız bozkırda, kış günleri bora, kasırga eksik olmaz, yaz günlerinde ise cehennem sıcağı ortalığı yakar kavururdu. Bu dik yokuşu ağır ağır çıkmak, Tanabay'ın pek gücüne giderdi. Hiç sevmezdi yavaş yürümeyi. Yavaş yürümek bir işkence idi onun için. Gençliğinde, ilçe parti komitesi toplantılarına katıldığı günlerin dönüşünde, bu yokuşa geldiği zaman, kamçıyı basar, atını dörtnala sürerdi. Ama bir öküz arabasına binmiş ise, yoldaşlarını arabada bırakıp yere atlar, şekpenini2 omuzuna atar, başlardı koşarcasına yokuşu 1 Taypalma yorga: Yorga atlaryorgalama biçimlerine göre "yol yorga", "kiytin yorga", "şaldır yorga", "sapkın yorga", "koy yorga", "su yorga" ve "taypalma yorga"... gibi adlar alırlar. "Su yorga" ve "taypalma yorga" dünyanın en değerli binek ve yarış atlarıdır. "Taypalma yorga" ve "Su yorga" dörtnala koşmasını bilmeyen ama dörtnala giden yarış atlarını geçen, güzel yürüyüşlü, hızlı, binicisini hiç sarsmayan, su gibi akıp giden, uzun mesafe koşusunda eşsiz bir at cinsidir (çevirenin notu). 2 Şekpen: tnce yün kumaştan, elle dikilmiş, uzun, bol bedenli üst giyimi. 6/Elveda Gülsan Elveda Gülsan/7 tırmanmaya. Sanki düşmana saldınyormuş gibi öfkeyle ileri atılır, yokuşun beline varıncaya kadar hiç durmazdı. Sonunda nefes nefese yokuşun beline, artık inişin başlayacağı tepeye varınca, "oh be!" derdi kendi kendine. Ciğerleri körük gibi şişip inerek, yüreği kafesinden çıkacakmış gibi çarparak, orada oturup biraz dinlenir, ta aşağıda ağır ağır gelen arabaya bakardı. O bir türlü ilerlemek bilmeyen arabada oturmaktansa, böylesi çok daha iyiydi onun için. Rahmetli Çora, o zamanlar, arkadaşının bu sabırsızlığına, tezcanlılığına güler: - Senin işlerin neden uz gitmiyor biliyor musun Tana-bay? derdi. Çok tezcanlı, çok sabırsız oluşundan. Vallahi ondan! Aynı anda 'hem havadakini kapmak, hem yerdekini yalayıp yutmak' istiyorsun. Dünya çapındaki bir devrimin hemen gerçekleşmesini diliyorsun. Öyle bir çırpıda olmaz bu işler. Dünya devrimi şöyle dursun, sen bizim şu eski Aleksandrovka yokuşunu bile araba ile ve araba yolundan tırmanmaya tahammül edemiyorsun. Arabadan atlayıp iniyor ve arkanda seni kovalayan iri bir aç kurt varmış gibi başlıyorsun koşmaya. Ne yararı oluyor bu telâşın? Tepeye ilk varan sen olunca ödül mü veriyorlar? Yine ©rada oturup geriden gelenleri

2

yüreğini sızlatan ağır düşüncelere dalıp gitmekten* kendini alamamıştı. Yeni sürülmüş ve yağmur emmiş bir tarlada yürür gibi. belki bir çivi ucu.. son günlerini yaşıyorlardı. Uzayıp giden bozkırı aşacak. Karamsar düşüncelere dalmış Tanabay ara sıra dizginleri sallayıp 3 . çevresindeki her şeyin birbirini kovalarcasına akıp geçtiğini Tanabay nereden bilecekti? Önündeki uzun yol. eskimiş hamutun keçesini delip çıkan sivri bir şey. yola beraber çıktıkları arkadaşlarından kimse kalmamıştı. ayaklarını da zor kaldırıyordu bastığı yerden. yaşlı. göğsünün sol yanını pek acıtıyordu. Artık yola yalnız çıkıyordu. Şunu iyi bil dostum. belki bir diken. Bu uzun yolda at yorulurdu elbet. Omuzundaki nasırın üzerinde açılmış küçük bir 1 Menduvana: Güzel kokulu. Atın. dipsiz bir uçurum gibi görünüyordu. çoktan gücünü yitirmiş. daha zorlu yolculukları da olmuştu. bazıları eceliyle ölmüştü. ne de hızlı.. beynini dplduran. Tanabay atın yorulmaya başladığını anlamıştı ama. Ne olurdu yorulmuşsa? Bundan daha kötü seferleri. gözlerinin karardığını. Dokuzyüz otuzlu yıllarda hep birlikte yürüdükleri.enginel elveda gülsarı bekliyorsun. ank yüreği sızım sızım sızlıyor. 8/Elveda Gülsan yara ateş gibi yanıyor. Daha epeyce yol vardı önlerinde. Kocayınca insan uysallaşı-yor.www. boynunu sıkan hamut nefes almasını daha da güçleştiriyordu. Aleksandrovka yokuşuna nasıl çıktığının farkında bile olmamıştı. Gülsan'ya. Atı kendi haline bırakmıştı. Arık hayvan. başkalarının da gelmesini. dağların eteğinden döne dolana gideceklerdi. Bunları da bilemezdi Tanabay. yavaş yürümeyi alışkanlık haline getiriyordu. sonra kanala gelecek. köşelerine çekilmiş. çok eskiden. sarı-beyaz çiçekleri olan. Bir kısmı da iyice kocadıklan için evlerinden çıkmaz olmuş. İleride uzayıp duran ulu mor dağlar ise koyu-kara bir bulut idi. hayvanları sarhoş eden otsu bitki. Aslında ne yavaş yürüyordu. Ters dönmüş paldımın kenarı sağrısına batıyor. Bu defa Tanabay. son adımlarını atmakta olduğunu Tanabay elbette bilmiyordu. Varsın biraz yorulsun-du. o da dayanılmaz bir acı veriyordu. Bu eski ve bozuk yolda arabanın tekerlekleri gıcırdıyor.com. seninle beraber olmalarını beklemek zorundasın. Itakırdıyordu. Ne zaman söylemişti Çora bunları? Çok. dünyanın çember gibi yuvarlanıp üstüne üstüne geldiğini. dünya devrimini tek başına gerçekleştiremezsin. zaman zaman kapkara. bütün bunlara dayanarak yürümeye çalışıyordu. Kötü-rüm bir atın çektiği eski bir arabaya binip Tanabay'a eşlik edecek kimse kalmamıştı artık. Bunların bazıları savaşta. Taypalma yorga Gülsarı'nın. Aleksandrovka yokuşunu son defa tırmanmakta. Sonunda nasıl olsa varacaklardı eve. Bugünün gençleri ise otomobile biniyorlardı. Hayvanın menduvana1 otu yemiş gibi başının döndüğünü.cizgiliforum.

yüksek dağlan. o bitiş çizgisine hiç böylesine yavaş. Gökyüzündeki güneş de artık dağdan dağa kişneyerek koşan bir kızıl aygır değildi. son koşusunun bitiş noktasına ulaşmak için zorlanıyor. Bütün bunlar eskidendi. takırdıyor-du. Ah ne güzeldi o günler! Anasının bir yudum sütünde. Gülsan'nın uzun yeleli anası da ona sıcacık bir süt bulutu gibi görünürdü. o taypal] ma yorga yürüyüşüyle devam ediyordu yoluna. O Gülsarı denilen saf kuluncuk da. Sonra. bayırlan.com. Hep doğudan doğuyor. güneş ışıklannı kovalardı. dünya ve onunla birlikte her şey değişmişti. yine de anasının memesini bırakmaz. O taypal-ma yorgalığı sayesinde çok güzel günler yaşadı. doyulmaz bir zevk. er başına gün vursa çizmesiyle su geçer? Elveda Gülsan/9 mesi. Yemyeşil çayırları. Bu san kuluncuk. O bozuk yolda arabanın tekerlekleri takırtılarla döni meye devam ediyordu. ne tatlıydı anasının sütü! Yazık ki o günler göz açıp kapayıncaya kadar gelip geçmiş. Gülsan'nın sönmeye başlamış bir mum gibi cılız ışıklı belleğinde.enginel elveda gülsarı atı yüreklendirecek bir şeyler söylüyordu ama.www. onu geri çevirirdi. O günlerde yılkılar. güneş ve ışınları gözünün önüne geliverdi. i Doğuştan taypalma yorga bir at idi Gülsan. taypalma yorga Gülsan. kulaklarını kısarak gelen üyir1 aygırı daha fazla uzaklaşmasını engeller. göle yansıyan gölgeler gibi. hep batıya bakıyor ve batıdan batıyordu. kendine özgü o '• güzel yorga gidişini hiç bozmamıştı. sanki yakalayacakmış gibi. Uzun yeleli anasından ilk sütünü emdiği. Oh. Hey güzel günler hey! Bir dağdan öbür dağa kişneyerek koşan aygır gibi. Yılkılar da 4 . Oysa bugün "At başına kün tavsa avızdıkpen su işer. Bu güzel yürüyüşlü yorganın bir gün arabaya koşulacağını o zamanlar hiç kimse aklından bile geçirmezdi. Başını karnının altına sokup o sütü içmek. Bugüne kadar. Kara toprağın toynaklarının altında kaydığım hisset1 At başına gün vursa ağzındaki gemiyle su içer. kendisi. Bozuk yol üzerinde tekerlekler takırdıyor. yeryüzü. Karnı iyice doyardı da.. Hepsi geçip gitti. er başına kün tuvsa etigimen su geşer'^diyen atasözünü doğruluyordu Gülsarı'nın durumu.. ayakları yukarıda. . Gülsan da o haline rağmen. sütü nasıl da tatlıydı! Anasının sütü boldu ve kuluncuk sütten boğulacak kadar çok içerdi. ama bir adım attıkça çizgi de bir adım geriliyordu sanki.. Böyle düşünmek Gülsan'ya küfretmek olurdu. bütün ilgisi bundan ibaret kalıyordu. anasımn bir süt bulutuna dönüşmesini nasıl da severdi! Memeleri ne kadar yumuşak. Çizgi hep bir adım ötesindeydi. ama çok kötü günleri de oldu. Şimdi. gökyüzü. çırpınıyordu. dört ayak üstüne kalkıp onun peşinden koşmaya başladığı günden beri.cizgiliforum. gövdeleri aşağıda yürürlerdi sanki. düş kadar güzel o dünyayı. belli belirsiz anılarını uyandırdı: Çok gerilerde kalan o güneşli yaz günlerini hatırladı. ne kadar dolgun. bütün dünya vardı. Bir türlü sıyıra-mıyordu kendini o ağır düşüncelerden. biraz daha. anası. bir yudum daha içerdi. bir mut-: luluktu onun için.. böylesine ağır varmamıştı.

cabağılar bulunur. gözlerine ve burun deliklerine kar taneleri giriyordu. Artık. o eşsiz güzellikteki yaz günleri bir daha canlandı gözlerinde.:. birer birer gözlerinin önüne geliverdi. Gülsan. Ve. dişi atlar ve erginleşmemiş dişi ve erkek taylar. bir yandan da soğuk rüzgâr karşısında tiril tiril titriyordu. gövdeleri aşağıda yürümüyordu artık. O erişilmez yazın güzel dünyası ağır ağır batıp gitti. Sonra birden tipi dindi.com. o bir üyir yılkı. Küçücük bir kulun olduğu zamanlardaki gibi anası onu kişneyerek çağınyor. o görkemli. kulunlar. yeşil çayırlar. Bir yandan ateş gibi yanıyor. öyle güzel geçen bir yaz mevsimini bir daha ömrü boyunca hiç görmedi. O. gözlerinde kıvılcımlar parlayıp güneşi dağdan dağa atlarken görünce. otlamayı. birer birer yok oldular. gözlerinin önüne çöken sis perdesini delip geçecek gücü bulamıyordu kendisinde. ama o. kulakları uğulduyordu. sürü başı aygırdan başka. çakıllann üzerine basınca garç-gurç sesler çıkarıyordu. ama görüntü ondan uzaklaşıyordu. o tuhaf eski dünyaya yeniden dönebilmek için boynundaki hamutu silkip atmak. nice nice yollar tepmiş. o yemyeşil çayırlar. iyi-kötü günleriyle uzun yıllar sürecek bir hayat yolu böyle geçecekti ve şimdi de bu yolun sonuna gelmiş bulunuyordu. Zaten sütü de kalmamıştı. şanltılı dereler. O ulu ve dumanlı dağlar. Gülsarı'nın anası uzun yeleli kısrak da artık ona pek yüz vermiyordu. tipiler arasında kayboldu. Tanabay dizginleri bıraktı. Ama gözlerinde canlanan o dünya bir görüntüden ibaretti. yaklaşıyorum samyor. Yavaşça arabadan indi. başı dönüyor.enginel elveda gülsarı ayaklan yukanda. canını yakıyordu. karnını otlayarak doyurmayı öğrenmek zorunda kaldı. Uyuşan bacaklannı gererek ve 5 . Emmek için yanı1 Üyir: Başında bir aygır bulunan ve en çok elli kadar attan oluşan yılkı sürüsü. gerçek değildi. Onu bırakıp gitmek istemiyordu anası. Bu da ona dayanılıriaz bir işkence oluyordu. ayağının altında yer sarsılır gibi olunca. uzun yeleli anasının karaltısını hâlâ görüyordu. Ancak şimdi. Gülsan. ama bu öyle halsiz bir kişneyiş idi ki sesini kendisi bile duyamadı. Yılkılar da dörtnala uzaklaşıp gittiler.cizgiliforum. bacakları titriyor. Hamutun altındaki yaranın zonklamasını da hissetmiyordu şfmdi. Kan ter içinde kalmıştı. oraya varmak için canını dişine takarak ilerlemeye çalışıyordu. güneşli günler. Gülsan. kaba yeleli anası tavlı kısrak. Bu sürüde. nice nice insanları taşımıştı. bir zamanlar yemyeşil olan çayın ezip çiğniyor. Onu çağıran. Toynakları. O uzun ömür boyunca sırtından eyer düşmemiş. Tekerleklerin gıcırtısı duyulmaz oldu. çöpler yüzüne çarpıyor. yılkılar kuyruklanyla ona sürtü-nerek geçiyor. Ama. Ulu dağlar. sırtını ısırıyor. hiç gelmemişti o yollann sonu. San yorga olduğu yerde durdu. 10/Elveda Gülsan na sokulacak olsa. Sulanan gözleri karan-yor. onu iki yanından arabaya bağlayan kayıştan koparmak istiyor. Savrulan otlar. onu bekleyen anasına sesini duElveda Gülsan/11 yurmak için olanca gücünü toplayarak kişnedi.www.

kendi aceleciliğine de kızıyordu şimdi. feri sönmüş ve bomboştu.cizgiliforum. pek acıklı bir halde duruyordu. karnından ba-caklanna. " O kadar da zorlamamıştım" dedi Tanabay. bir hayat izi göremedi. çevresine bakındı. Yolun ortasında kalakaldım. Onu oğlunun evinden bir an önce çıkmaya mecbur eden duruma da. Güneş uzakta. Ama o evde mi! 6 . gemini çıkardı. ne giden. yola erkenden çıkması gerekirdi. Aü iyice yorup bu hallere düşmesine sebep oldum. "Böyle olacağını bilsem hiç bugün yola çıkar mıydım?" diye hayıflandı. Oysa Tanabay yola öğleden epeyce sonra çıkmıştı. yolda gelip gidenlere rastlayabilirdi. cılız ışığını belli belirsiz gösteriyordu. karışık kır sakalını yukarıya kaldırarak.com. Bozkır hâlâ donuk. Gocuğunun eskimiş yenini gözüne siper ederek.www. ank böğrü körük gibi şişiyordu. O kirli ter. hamutunu. Yanm kucak kuru otu. Yıbn bu mevsiminde gelip gidenler çok az olurdu zaten. şimdi ter ve kirin kan-şımıyla koyu kahverengindeydi. Issız kalmış bir qyin pencereleri gibi olan o gözlerde Tanabay. O zaman. Tanabay atın gözlerinin içine bakınca üzüntüden yüzü sapsan oldu. Hayvanın. Ne oldu sana? İncecik boynunu dik tutamayan at. Tanabay bir avuç otu hayvanın ağzına uzatü: . ince bir bulutun üzerinde. kaldıramadığı başını hamuttan sarkıtmış. kurt yelesi gibi görünen erimemiş kar kalıntıları vardı. toynaklanna kadar çizgi çizgi iniyordu. sert ve cansızdı. "Şimdi ne ileri gidebilirim ne de geri. Çaresiz arabanın yanına döndü. Uzaklarda çep-çevre dağlar vardı. Taypalma yorganın dudaklan kımıldadı ama otu ağzına alamadı. yamaçlarda karlar erimişti. Yalnız vadilerin kuytusunda ve kamışların gölgesinde. Güçsüzlükten ve soğuktan zangır zangır titriyordu. atı dinlendirmeliydi. Gocuğunun yeniyle hayvanın burnunu ve boynunu sildi. Bı» mevsimde yapılacak iş miydi bu? Belki bir motorlu araç görürüm diye bir tümseğe çıkıp baktı." Gerçekten de iyi etmemişti. Dağlara kadar uzanan bozlar yolunda ise İ 12/ElvedaGülsarı ne bir gelen vardı. Bir zamanlar altın şansı olan tüyleri. Tanabay bu durumu görünce ürperdi. hiçbir canlılık. Ama hiçbir şey yoktu görünürlerde. ye biraz. döke saça atın önüne getirip koydu. Geceyi orada geçirmeli. Sonra kolanını çözdü. Tanabay. Hemen arabaya koşup yiyecek aradı.enginel elveda gülsarı suratım asarak atın başına gelip durdu. sabahı beklemesi. yüreği sızladı. yan yumuk gözleri yuva-lanna gömülmüş. Ama Gülsan ota ağzını bile sürmedi. Toprak daha çözülmemişti ve rüzgâr sazlıklardan eski karın hafif kokusunu getiriyordu. Tanabay telaşlandı. Geç vakitte yola çıkacağına.Al. Ka-burgalan inip inip kalkıyor. Yapış yapış salya içinde olan gem sımsıcaktı. ne oluyor sana? dedi. Hava bozacak gibi değildi ama yine de soğuk vardı ve insana güven vermiyordu. Şubatın sonuydu. batıya doğru baktı. Yorganın haline bakarak: Vah vah! dedi. Düzde.

Atı ve arabayı orada bırakıp yayan yürürse. vallahi ağzını açmaz. Bütün bunları unutmuştu o anda. 'artık işe yaramazsın1 diye kovulacak olduktan sonra. babamızın. hatta komşumuzun köpeğinin bile yaptıklarından sorumlu tutulurduk. dostumuzun. ağzını açmamıştı. "Asla! Asla kalmazdım.. iyice büzülmüş. sen çeneni açma!" diyordu durmadan.. hepimizin sonu bu" diye söylendi. aklından geçen bütün bu acı sözleri şamar gibi patlatırdı suratına: "Beni partiye kabul eden de sen değilsin. Ne yapacağını bilemiyor. hele şu koI Elveda Gülsan/13 camış çağımda. öylece duruyordu. hırslandıkça da bir ateş basü ve gömleğinin yakasını çözüp derin derin solumaya başladı. Ne diye nefes tüketiyo-rum|ki! Bugünkü gençlerin hepsi öyle! İnsanlar çok değişti artık.www.cizgiliforum. iş! İş yaparken de babamızı yüzüstü bırakmazdık biz. hiçbir şeye karar veremiyordu.Ne oldu sana? Neyin var? diye hayvana iyice sokulunca. yelen iyice seyrelmiş. ne akılla partiye üye olursun?. vakit geçirmemesi gerektiğini düşündü ve yine atın yanına gitti.. kocasının babası değil miyim? Ama çenesi durmuyor! . Sonra ne yapacağını bilemeden arabanın çevresini hızlı adımlarla dolandı. yılkı çobanlığı yapacak olduktan sonra. at bitkin. Hee. çok mu hastasın? Neyin var arkadaş. Benim partiden çıkanlmamla ilgili söz söylemek sana düşmez! Bu benim bileceğim iş ha gelincik. gece yakın. Sonunda. sana ne bundan!" Arabanın etrafında dolanarak bir kez daha tekrarladı: "Bu seni hiç ilgilendirmez. Gelini burada olsa. konuşursun elbet! Okutup adam ettik çünkü sizi! Oysa bizden lâf değil. "Bir kadın kaynatası ile öyle mi konuşur? Ne olursam olayım. yola yayan çıkar yine de geceyi o evde geçirmezdim" diye söylendi. Oğlunun evindeyken gelini ile tartışmamak için kendini tutmuş. onun ağır ağır inlediğini işitti. anamızın. gece yansına doğru çay kenanndaki orman kulübesi ne 7 . Gülsan. "Uyukluyor müsün.. kurumuş ağaca benzeyen ayaklarını birleştirmiş. çıkaran da. saygıda kusur etmezdik.Ömür boyu koyun çobanlığı. hepimiz yaşlandık. Buz gibi soğumuştu kulakları. iş isterlerdi. nasıl olursam olayım.com. başkarma olmak istiyor. Hay haddini bilmez hay! Gözü hep yukarılarda. dese. . düşmanımızın. O zaman işlerin nasıl olup bittiğini sen nereden bileceksin a budala gelin! Şimdi dilin bir karış. Yelesinin bu kadar seyrelmiş ve hafiflemiş olduğunu görünce içi burkuldu: "Çok kocamışsın.. Oysa varacağı yer uzak. bilmediğin konularda çeneni açma sen!" Başka söz bulamadığı için "Sen karışma. Baş olmak. Kadın: Babanı istemiyorum. Basbayağı korkuyor karısından. onun da karısından geri kalır yanı yok! Karısı konuşurken o yere bakıyor ve ağzını açıp tek kelime bile söylemiyor.enginel elveda gülsarı Tanabay öfkeyle elini kaldırdı.Bak sen şu ka-nnın dediğine! Oğluma gelince. Ama şimdi patlamıştı. koşumu yine üzerinde. çok! Tanabay söylendikçe hırslandı. gün boyu arabanın etrafında dolanıp dura14/ElvedaGülsan mayacağını. neyin var?" Parmaklarını yelesinin altından sokup kulak dibini tuttu.

o ünlü yorgayı o halde görünce yüreği sızladı. koyun korası. Kansına karşı işlediği bazı kusurları olmuştu. Hayvana çok acımış "Ben bu atı almam" diyememişti. Ata ot vermek için samanlığa gitti. o binile binile binilmez hale gelen yorgaya bakarak.. Tanabay gözlerini karısından kaçırarak: . atın yemiyle uğraşıyordu. Bacadan duman tütmeye. Tanabay oraya yöneldi. Sonra alaylı bir gülümseme ile ekledi: Belki yine yorgaya binip gece seferlerine çıkmak istersin. bir zamanlar siz biniyor-muşsunuz ona. yemek ısıtsana. Buranın yeni başkarması genç tarım mühendisi onu görünce: . hanımefendisi. Elveda Gülsan/15 leştirdi" dedi. Ama Tanabay bir türlü dönmüyor.Amaan sen de..com. Bizim durumumuz ondan farklı mı sanki? Zaman kimseyi kayırmaz. "Demek kader bizi bir kez daha bir1 Kora: Hem ağıl. at korasına1 bir uğrayın. hem tavla anlamına gelen hayvan barınağıdır. demişti. Gülsan'yi zor tanıdı: . Karısı kapının önüne çıkarak seslendi: 8 . açık kora.. Geçen güz Tanabay. Bu atla ilgili bazı anılan vardı.Gülsan'nın ta kendisi. Kansı ile beraber orada oturuyorlardı. Gençti. Sen söylemesen onu asla tanıyamazdım. nelerden söz ediyorsun? diye elini sallayan Tanabay konuyu kapadı ve dışan çıktı. anı gitmiş vahi kalmış bir iskelet mi? . At korası. İstediğini yap. hem ahır.Ben de onu demek istiyorum zaten. Atı yedeğine alıp evine doğru yola koyuldu.enginel elveda gülsarı ulaşırdı.Niye dikilip duruyorsun.www. olduğu zaman birinci eş. benden sana izin! . baybişe yemeği ısıtmaya 1 Baybişe: Evin hanımı. Bu kulübenin bir buçuk kilometre yakınında su işlerine bakan görevlinin kulübesi de vardı. Tanabay da Tanabay idi. . her canlı yaşlanır. 16/ElvedaGülsan başlamıştı. onu tanırsınız. Yaşlı kadınlara saygı hitabı. yaz günlerinde otların biçilip demetlenmesine gözcülük ediyor.Şaştım kaldım doğrusu. Yaşlı bir at ama işinizi görür. Karısının o olayları unuttuğunu sanıyordu.Nasıl bir at vereceksiniz. Orada.Gidin görün. unutmamıştı demek. Birden fazla e. ifadesidir.Haa! Bu gerçekten Gülsan mı? diye şaştı kaldı.cizgiliforum. açlıktan ölüyorum ben! .Bunda şaşılacak bir şey yok. Tanabay burada. olarak belirlenir. Bunlan kurcalamanın hiçbir yaran olmazdı şimdi.. size bir at vereceğiz. örtülü kora. dedi Tanabay'ın baybişesi1 dalgın dalgın başını sallayarak. kış günlerinde ise çobanlann bu otlan vaktinden önce almalanna engel oluyordu. .. Karısı.Aksakal. bir iş için hayvanlann kışlağı olan merkeze uğramıştı. . her şey eskir. Onun için konuyu değiştirmek istedi ve kansına çıkıştı: . Nesi varmış tanınmayacak? diye bir şeyler geveledi. Gülsan Gülsan iken.

gel artık! dedi. satıcı kadınlar onu "Hey ihtiyar. Tanabay'ın titreyen eline atın salyası aktı. .Hadi yavrum. yirmiden fazla senin yaşın. Onu kepek lapası ve kıyılmış pancarla besledi. Batı Cephesinde de. korkulacak bir şey kalmaz. Çuvalın içindeki küçük bir çıkını aldı. Cepheden cepheye koşarak tam altı yıl askerlik yapmıştı. Şimdi ne yapacaktı? Atı yolun ortasında bırakıp gitmeye gönlü elvermiyordu. Gülsan pişinin kokusunu derin derin içine çekti ama ağzına alıp yiyemedi.Ne yapacağız Gülsan? Burada böyle kımıldamadan duracak mıyız? dedi. Boşuna dememişler "Kırk yıl kırgında kalsan. Evet evet. O çuvalla gelinine patates götürmüştü. Bundan sonra atı yularından tutup yürüttü.. bak aklıma ne geldi...www. Yine de onu canlandırıp güçlendirdiğini sanıyordu. bir durup bir giderek eve varırız değil mi? Bir vardık mı. Sonunda yurduna dönüp trenden indiği zaman. Sonra yorgayı eliyle hafifçe dürttü.Hey. Tanabay güz boyunca. Başka bir sefer de göğsünden yaralanmış ve hastahanede iki ay tedavi gördükten sonra kendi birliğine yetişmişti. Tanabay da ölmemiş. ecel gelmeyince ölmezsin" diye.com. bir ayağını kaldırıp ağırlığım öteki ayağına verdi. Tanabay atla beraber yürürken "artık gücü kalmadı zavallının" diye düşündü. Onbaşı Tanabay Bakasov. Ne gereği vardı artık. Gülsan'nın dişleri iyice aşınmıştı. at elini cüzdanına!" diye karşılamışlardı. zor yiyordu yemini.enginel elveda gülsarı . Savaş yıllannda 9 . Doğu Cephesinde de çarpışmış.Hadi Gülsanm. kış boyunca ata baktı. gayret et yavrum. Yaşlı adam ve yaşlı at. . "Dur hele. Kadınlann 'ihtiyar' demelerine aldırmadı. yürü! At hareket etti." Tanabay kamçının sapı ile arabayı karıştırarak dipteki boş çuvalı çıkardı. O zaman Tanabay kırıntıları kendi eliyle soktu hayvanın ağzına. Kansı o geçmiş olaydan bir daha söz etmedi. Japonya'nın tesliminden sonra terhis olup yurduna dönmüştü. Gerçi artık genç değildi ama yaşlı da sayılmazdı. Bizim baybişe ile ben seni yine iyileştiririz. biraz gayret edersek. Tann onu korumuştu. takılmak için söylüyorlardı çünkü. Pişinin yarısını kendisine ayırdı. Elveda Gülsan/17 .... dedi. Ama Tanabay onu yemeyi unutmuştu. . Bir defasında araba ile gelirken mayına çarpmışlar. Ama.cizgiliforum. yürü. tekerlekler gıcırdadı. yemek ısındı da soğudu bile. Salya sıcaktı ve bu Tanabay'ı sevindirdi. böyle bir iş gelmişti başlarına. Kansı yolda yemesi için pişi koymuştu o çıkına. ye Gülsanm. At kımıldadı. onun şoku ile epey sarsılmıştı.. araba sarsıldı. "Kaç yaşındasın Gülsan? Yirmi yaşında mı? Yoksa daha mı fazla. Gülsan biraz durduktan sonra ağzındaki kırıntılan çiğnemeye başladı. Tanabay ve Gülsan ilk kez savaştan sonra karşılaştılar. öbür yansım da ufalayıp atın ağzına tuttu. işte bugün. ağır ağır dağ yoluna koyuldu.. O zaman Tanabay. Durmak işimize gelmez.

10 . diyordu. Yazlan sik sık ve topluca kendisini ziyaret ederlerdi. zafer kazanıldıktan sonra köyüne dönerken. gücükuvveti yerinde. gırtlağına kadar borca batmış ve banka bjr kapik bile vermiyordu artık. Gelecek için daha yıllar yılı kan ter içinde kalıp fedakârlık etmesi. Kılık kıyafeti. Gönlü hoş ve iyimserdi. Terhis olduktan bir yıl sonra kansı ona güzel bir kız çocuk doğurdu. geleceği toz pembe görmekte pek acele ettiğini şimdi çok iyi anlıyordu. önünde hiçbir engel kalmamıştı. Çalışırken o çekiç sesleri arasında günlük sıkıntıları unutup gidiyordu Tanabay. Büyük kızının kocası kamyon sürücüsüydü. Savaştan sonra aynı işi yapıyor.cizgiliforum. Tanabay kendisi için asıl hayatın yeni yeni başladığını düşünüyordu. saygılarını sunmak ve gönül almak için gelirlerdi. Büyük istasyonlarda maksimkalan (asker getiren katar) bando-mızıka ve coşkun bir neşe ile karşılamışlardı. Ne var ki oğlu hayırsızın biri olup çıkmıştı.enginel elveda gülsarı güneş ve soğuktan yanmış. Şimdi ikisi de evliydiler ve çocuklan vardı. Tanabay her darbeyi indirişte. O güne kadar olup bitenlerin. Kadınlar eskimiş oto lastiklerinElvedaGülsan/19 den yapılmış ayakkabıları giyiyorlardı çıplak ayaklarına. sabahtan akşama kadar. gerçek ve tatlı hayat asıl şimdi başlayacaktı. yüzü kınşmıştı. Bunun için savaşmamış mıydı? Kan ve ateş arasında canını dişine takmamış mıydı? Savaş bitmiş. yaMaşma! Dur. düşmanı yendik. tadını unutmuşlardı. Doğrusu kendisi de. dağda yaşayan kocamış kaynata ve kaynanasını görmek. Ama bu başka bir hikâye. yendik. * Ama Tanabay öyle düşünmekte. Oğlu sekizine basmış ve okula başlamıştı. O sesleri. gönlü gençti.. kızgın demirden kıvılcımlar saçılıyordu. Ve çekiç cevap verir gibi tekrarlıyordu: "Yendik. Öyle hızlı dövüyordu ki. zaferi kazandık. bu işin ustası olmuştu. ara sıra bugün bile duyar gibi oluyordu. Savaş bittikten. hafif kırlaşan sakalı bıyığı ile biraz yaşlanmış görünse de. çıplaktılar.com. Bundan başka bir amacı yoktu. hep çalışacaktı. Örs çın çın ötüyor. karısı da kızlarından çok memnundular. Dünyaya yeniden gelmiş gibiydi ve artık yalnız geleceği düşünüyordu: Çoluk-çocukla kaygısız bir hayat yaşamak için önce başlarını sokacak bir ev yapacaktı. Çocujdar nice zamandır şekerin yüzünü bile görmemiş. O zamanlar açtılar.www. çektiği sıkıntıların önemi yoktu artık. dik. Ondan sonra doğan çocuğu da kızdı. Evde hasretle bekleniyordu. örsün üzerindeki kızgın demiri hiç durmadan dövüyordu. Ama Tanabay "Dür. zafer kazanılmış olduğuna göre. Bu damadı bütün ev halkım kamyo18/ElvedaGülsan na bindirir. Sonra bu yuvada herkesin mutlu olması için çalışacak. Gençliğinde bir demirci yanında çalışmış. çocuk başı kadar büyük bir çekiçle. hu-ha! hu-ha! diye nefes alıp veriyor ve bir yandanJla düşünüyordu: En önemlisi savaşı kazanmış olmamız. demir dövmüş. usta yoldaşı o kor gibi madeni çevirecek zaman bile bulamıyordu bazen.. Kolhoz. nice nice güçlüklere göğüs germesi gerekecekti. Onları unutacak. yaklaşma!" der gibi çekici indirdikçe bütün bu sıkıntıları da uzaklaştınyordu sanki.

ne zaman çalışmaya başlayacaklar?" dedi ihtiyarlar. Temmuzun sıcağında bile o eski yün yeleğini çıkarmıyordu üzerinden. Gece-gündüz. Eskiden.com. Hatırlıyorsun değil mi? Savaş başlayınca biz bu ihtiyarları yılkıya bakmaları için dağlara göndermiştik. Ama söyledikleri pek etkili olurdu. Çora'dan başka hiç kimse Tanabay'ı demirci dükkânından aşırıp yılkıcı olmaya razı edemezdi. dik!" O günlerde böyle düşünen yalnız Tanabay değildi. dedi Çora İhtiyarlar. koşturmak kolay mı? Dervişbay'ı hatırlıyor musun? At üstünde donup öldü zavallı. Tanabay Çora'nın gençliğini hatırlamıştı. Bazen öyle sözler söylerdi ki. Bu yüzden toplantılarda sık sık yerinden fırlar. herkese iyi davranan bir gençti. yüzü kırış kırış olmuştu. Daha sonra Tanabay yılkıcı oldu ve dağlara çıktı. eskiden beri iki can dost idiler.İki gün önce dağa gidip geldim. Tanabay daha savaştan döndüğü gün anlamıştı bunu. kimileri tarlada. "Peki nerdeler. her türlü işlerde çalışıyorlar" dedim. O zamanlar Çora köyün yakışıklısıydı. Çora iyice zayıflamış. "Onu biliyoruz" dediler. . Orduya at gerektiğinde o 11 .cizgiliforum. zenginlerin. Çora ile o. Can dostu Çora razı etmişti onu bu işe. yani komünizm idealine karşı çıkanlara gereksiz bir hoşgörü göstermekle suçlardı. dedi. O günlerde herkes savaşı kazanmış olmanın gururuyla avunuyor ve zafer ekmeğin yerini tutuyordu. gazetelerden okuyup öğrendiği cümlelerle ve acımasız bir şekilde atıp tutardı. hatta böyle oluşuna kızardı. kimileri iş yerlerinde. Tanabay'ı razı etmek için demirci dükkânına kendisi gelmiş ve arkadaşını razı ettikten sonra ona: . Çora.Ben senin çekice yapışıp kaldığını sanıyor. koparıp ayıramam diye korkuyordum. konuşmuşlardı. İkisi. Mallarına el koyacakları kişilerin listesini beraber hazırladılar. Sağ kalanların hepsinin döndüğünü söyledim. Merhum Çora o zamanlar kolhozun başkanı idi. Kalbi zayıf olduğu için çürüğe çıkarılmıştı. "Peki yılkıya kim bakacak? Biz ölelim diye mi bekliyorlar? Zaten bir ayağımız çukurda!" Ben çok üzüldüm ve utandım. kulakların (toprak sahiplerinin) mal ve mülklerini bu kolhoza katmaya birlikte karar vermişlerdi. kendisi bile ürkerdi söylediklerinden. Tanabay onunrişte bu yumuşaklığını beğenmez.enginel elveda gülsarı dik. onların bu işin üstesinden gelemeyeceğini sen de bilirsin.www. O zamandan beri çalışıyorlar orada. Görgü ise görgülü. Onu. yaz-kış demeden at üstünde dolaşmak. pek yaşlanmış. Yumuşak huylu. Savaşın başından sonuna kadar ve savaştan sonra da hep bu görevde kaldı. Tanabay bu konuda büyük çaba gösterdi. bir kolhoz kurmaya. Savaş yüzü görmemiş olsa da. bilgi ise bilgili bir delikanlıydı. Yılkılara bakmanın aksakalların işi olmadığını. askere giden gençlerin dönüp dönmediğini sordular. bir deri bir kemik kalmıştı. karşıt görüşte olanlara. demir atölyesinin yakınındaki arkın kenarına çö-mellp oturmuş. zayıflamıştı. Beli 20/Elveda Gülsan bükülmüş. "Çalışmaya çoktan başladılar. ta komsomol oldukları günlerde. dinlediği siyasî nutuklardan öğrenmişti. Söylediklerinin hemen hemen hepsini.

kolaylaşmadı. İkisi birden ayağa kalktılar. o zaman daha iyi anlarsın. Bazı geceler gözüme uyku girmiyor. İş üstüne iş biniyordu. Bir daha da birbirlerini hiç göremez oldular. baybişemle bir görüşeyim. Sağ olsunlar! Onlara şükran borçluyuz. bekle biraz! diye atını sürüp onun yanına geldi. Tanabay da yumuşadı: . eskisi gibi uzun uzun dertleşmeyi ne kadar isterdim. halkı nasıl doyururum. Zaman akıp gitti. Belki doğru olartçda budur. bunu utanç verici bir iş sayıyorlar. İkisi başbaşa verip konuşmak. Sen gidersen peşinden başkalarını da göndeririz. dedi Turgay. O sarı tayı. buruşuk yüzlü.. dedi alttan alarak. .. dağlıç türü kuzunun kuyruk ucunun üzerindeki yağlı top kısmı gibi duruyordu.cizgiliforum. böyle işte! Sen bir düşün Ta-nahafy. Yaşın yetmişe dayanınca. artık savaş bitti.Ama içlerinde bir tanesi var. yaşlı Turgay'ın baktığı yılkı içinde ilk kez gördü.Tanabay. Kılını çeksen yağ çıkar demiyorum ya ben de. hizmetlerini Elveda Gülsan/21 ödeyemeyiz. Oysa işler azalmadı. .İşte. Boş bir zaman bulup sana gelmeyi.. ufacık ve köse bir ihtiyardı. Başındaki kocaman börk. Ülke için istediğin bu coşkulu iyilik ateşinde yanıp gitmesen bari. Tanabay. hep düşünüyorum: İşleri nasıl yoluna koyarım. Halkımız aklını başına topladı.enginel elveda gülsarı atları terbiye edip yetiştiren de yine bu aksakallar oldu. dedi Tanabay. hep aynısın Çora. Şimdi yılkı bakmayı askerden dönen gençlerimiz hor görüyor. Tanabay demirci dükkânına doğru yürüdü.. Yaa.Şaka yapıyorum aksakal. Uzak yerlere gidip medeniyet öğrendiler ya. uzun uzun dertleşmek fırsatını hiç bulamadılar. Savaşta biz neler görmedik ki! Bizim de yumuşamamız gerekmez miydi? Belki insan hayatında asıl önemli olan budur" diye düşünüyordu. gözlerine düşen kocaman börkü yukarı doğru kaldırıp üzengide doğrularak bir 12 . atlar koradan çıkarılıp sayım yapıldıktan sonra ihtiyar Turgay'a sitem etti: I 22/Elveda Gülsan . artık herkes daha iyi yaşamak istiyor. Sanki. plan hedefine nasıl ulaşırım?.Pekâlâ Çora. Bakacak göreceksin.. şimdi dağda at çobanlığı ağırlarına gidiyor. dağda taşta at koştur da anlarsın.www. aydınlık günler gelmiş olmalıydı. Konuşmaları bitmişti. Eyerden eğilip arkadaşının yüzüne baktı: "Bana da-rılmadın değil mi? Başımı kaşıyacak vakit bulamıyorum. ne görüyorsan o. İçinden "bizim başımıza gelmeyen kalmadı oysa sen hiçbir şey görmedin. kusura bakma. Görüşmeyeli çok oldu. Genel olarak bunun gibi ihtiyarlar alıngan ve acı dilli olurlar: Ama Turgay kızmadı: .Vere vere bana bunları mı veriyorsun aksakal.com. elin serçe parmağı gibi büyümeden kalmıştı. Düşünüyorum da. O konuşmadan bir süre sonra Tanabay dağa çıktı. Çora arkasından seslendi: .. atların hali hiç de iyi değil! Turgay.

İyi öyleyse. sana çok teşekkür ederim. dile düşürme. ben de biraz anlarım bu işten.. Atın iyisi de öyle olur. gözleri yaldır yaldır parlar. . . olduğu yere düşüp kalır! . . gelişecek.enginel elveda gülsarı kamçısının sapıyla ilerisini göstererek "Bak..Hele bir görelim. uçan bir kuş gibi rahat uçuyordu.cizgiliforum. kan dökmekten çekinmezlerdi.Demek ona Gülsan diyorsunuz? 13 . hayran kaldım doğrusu. Bakmasını bilmezsen onu mahvedersin. Bilirsin. elde etmek için peşine düşenler çok olur. sesimi duyunca usturanın keskin ağzı gibi her şeyi yarıp geçer.. Adı 'GÜLSARI1 unutma. .Ben bunun gibisini görmedim. Taya yetişmek için bindikleri atlan dörtnala kaldırdı-¦ lar ama yetişemediler. .com.Hangisi? Şu tostoparlak görünen küçük tay mı? Ufak tefek bir şey. çöp gibi kalır. sırtı da pek kısa. gül gibi olur. böyle bir yorganın değerine paha biçilemezdi. sarı tayın yolunu kesip ileriye doğru sürdüler. Yine yılkıya katılmak için kocaman bir yanm daire çizerek koşuyordu. Oyun için yanşan çocuklar gibi neşe ile coşarak tayın J|peşinden kendi atlarını sürüyorlardı. dedi ihtiyar yılkıcı övünerek. Baktıkça yüreğin sızlar. 24/Elveda Gülsan . ama hiç dörtnala kalkmıyor. Ama onlar.www. yetişecek.Ooo! Şuna bak! Şu koşmanın güzelliğine bak! Harika bir şey bu! .Merak etme aksakal. Sesimi de tanır ha! Bir nâra atayım da seyret hele: Ayyyyt! Ayyyt! Ayyyt! Gördün mü? San tay dönüp dolaşıp yılkıya katıldı. Çok güzel yetiştirmişsin bu tayı. hınldadı ve sonuna kadar kurulElveda Gülsan/23 muş bir oyuncak at gibi ileri fırladı. Çocuk değilim. Atlarını mahmuzlayıp yılkının çevresini dolandılar.Bak Tanabay! dedi. Güzel yorga güzel kız gibidir. dedi Tanabay.Yorga at az mı yani? . Turgay börkünü başından çıkarıp Tanabay'a: . Eski devirde olsa. Büyüyor. Sonra ensesini kaşıyarak ciddi bir tenbihte bulundu: "Ama dikkat et. Başını kaldırdı. nazar değmesin! Kimselere bir şey söyleme. Onların sesini duyan > tay hızını arttınyor. .Epey geç doğdu da ondan. San tay da koşmak için fırsat arıyordu zaten. Ama kötü birine düşerse solar gider. . bindikleri atlann terlerini soğutmak için bir hayli gezdirmek zorunda kaldılar.Evet.Söyledim sana.Turgay ağam. oysa sarı tay hep yorga koşuyordu.Doğuştan yorga. özelliği ne onun? . Kırgız atalar böyle bir yorga için birbirlerine düşer. bir kız iyi bir ere düştüğü zaman daha da güzelleşir. dedi ihtiyar. şu sağ kanatta otlayan san tayı görüyor musun? İşte o bir harika!" . San tayın yorgalamasını keyifle seyreden Tanabay sevinçle bağırı-¦ yordu: . şöyle bir silkinip perçemini geri attı.Peki. çok güzel taydır o.

Yol başında aynlırken Turgay aga son bir öğüt daha verdi: . onları yolun başına kadar yürüyerek uğurladı. Zamanla yılkı ona alıştı. idi. tepinmeye başladılar. getir göster bana.enginel elveda gülsarı . Şimdilik ağzına gem. atından inmeden. eldivenli ellerini birbirlerine sürterek. Turgay aga yaşlanınca çenesi düşük bir ihtiyar olmuştu.Sahipleri onlan yalnız bırakmıyor. sırtına gocuk giymeye başladı. Ara sıra bir yerlere gidip sonra yine geliyordu... Dağlar yine o dağlardı. başında asker kalpağı olan bir efendi gelmişti. 14 . yılkı ve dağlar Tanabay'a kaldı.www. Eyer vurulacak ve binilecek hale geldiği zaman pek zorlama. Geçen yaz kız torunum gelmişti. Değişen tek şey yılkının efendisiydi. San tay o zaman henüz bir cabağı1. fısıtlısı ile yine uykuya dalıyorlardı. Bunun se1 Cabağı: At yavrusuna altı aylık oluncaya kadar 'kulun'. 1 Elveda Gülsan/25 kalın. o zamana kadar sağ kalırsam. Tanabay. Sonra kar yağdı. Bundan sonra Turgay ve kendisi gibi >%şlı kansı. sırtına eyer vurulmamıştı. Gece rüzgârının hışırtısı. ama uzun süre yerde kalmıyordu. adı Gülsan. Hiçbir şey değişmemişti.Evet. Çayırlar.com. kulaklarını kabartıyorlardı: Efendilerini yanıbaşlarında görmek güven veriyordu onlara. Sabırla yetiştir onu. Onu iyice terbiye ettikten sonra. yoksa yorga gidişi bozulur. Yaşlı yılkıcının yerine. Bütün gece Tanabay'a öğüt verdi. Keçe çadır. Yardımcısı için de bir çadır vardı ama. Bende biraz kaldı. yüzünü ovuşturarak dolanıp duruyordu yanlarında.San taya şimdilik hiç dokunma. onu yadırgamadı. Ne bilsindi Gülsan nasıl bir ömür süreceğini. ona bir yardımcı vermemişlerdi daha. eşya-lannı yükledikleri deveyi yedeklerine alıp gittiler. O söylenince yahut öksürünce. elleri morardı. Ayazlı gecelerde atlar bir kuytuda kümeliyor. yadsınmadı. uzunca boylu. kendisi için neler söyleneceğini ve ileride başına neler neler geleceğini!. bir yaşına gelince 'tay' denir (çevirenin notu). Sık sık ve lapa lapa yağıyor.cizgiliforum. Terli iken suç içmemesine de dikkat et. Şimdilik yalnız idare edecekti işleri. atlar başlarım hafifçe çeviriyor. Unutma. şınl şırıl akan sular hep aynı. birbirlerine iyice sokularak. zayıf. Tanabay da ses çıkarmadan dinledi. sabaha kadar kımıldamadan duruyor. Yine başına buyruk bir taydı. Canı gibi sevdi onu. Bundan sonra boş kalan keçe çadıra döndü. Kansıyla buraya yerleşeceklerdi. şişti. Adını o koydu. Atlar toynaklanyla kan eşelemeye. altı aydan bir yaşına ulaşıncaya kadar 'cabağı'. vücutları kırağından bembeyaz olu-yordu. gür idi. Hiç kimseyi de bindirme. Cabağı Gülsan'nın tüyleri uzadı ama özellikle geceleri yine üşüyordu. gemini fazla çekme. Artık ayağına çizme. Turgay'la yaşlı karısı oradan aynlırlarken. Eskisi gibi koşup duruyordu üyirin arasında. Sahiplerinin ağzı yüzü soldu.

ayak seslerini duyuyordu. Şimdi çıt çıkmıyordu. O sırada bir silah sesi duyuldu. Atlar irkildi.com. İşte bu gelişlerden birinde. Gülsan o güne kadar kurt ulumasını hiç duymamıştı. Atlar büyük bir gürültü çıkararak koşsalar da sahiplerinin öfkeli bağırmalannı duydular. yandan gehyordu. zaten korku içinde bekleşen atlar ürktü. belirsiz bir yöne doğru koşmaya başladılar. Gülsan. hınldayarak. Bir gün dağlarda bora koptu. atlann yelelerine. Hayvanlar gözlerini açamaz oldular. O sesin ve kendilerinin sahibi şimdi yanlannda. Ulumayı duyunca bir an olduğu yerde donmuş gibi kaldı. İçinde bir şeyler kopmuş gibi sarsıldı ve güç doğruldu. Yılkı sesin geldiği yöne koştu. ardından bir silah sesi daha. hışımla üzerine yürüdü. Sonra önden duyulmaya başladı. Dağdan yuvarlanan kayalar gibi birbirlerini sürükleyerek. Artık hiçbir kuvvet durduramazdı onlan. Ama yılkı onun harıltısını. O müthiş çifteden sonra bir daha yılkıdan aynlıp tek başına durmaya kalkışmadı. iğne-leye iğneleye. Sahipleri neredeydi? Böyle korkulu bir zamanda o neredeydi? Hiç olmazsa sesini duysalar. bazılarını çiftelemeye başladı. Uğursuz. başına üsır usır düşerek yığılıyordu.cizgiliforum. kann üzerinden bir karaltının süzülüp geçtiğini ve sonra kaybolduğunu görünce artık yerinde duramayıp ürkerek geri sıçradı. Karanlıkta. Gülsan da neye uğradıklannı anlayamadan çılgınca koşuyordu yılkının ardından. kafasını eğip kulaklarını kısıyor. cabağıları ortalarına aldılar. uzaktan uzağa bir uluma duyuldu.www. göz gözü görmeyen karanlığa dalıp uzaklaşıyordu. yılkıyı bir arada tutmak için etrafında dolanıyor. kulak kabarttılar. Gülsan'nın nefesi kesilecekti ner-deyse. Kar savrula savrula. olanca güçlerini ayaklarına vererek. acı acı kişneyerek. felaket habercisi bir sessizlik idi bu. Aygır. biraz rahatlayacaklardı. başlarıyla vurarak kulunları. Elveda Gülsan/27 15 . Sesler önce geriden. hınltısız dururken. İşte o zaman. Sonra yine sinirli. ama ne kendi görünüyor ne de sesi duyuyordu. iterek koşuyorlardı. Titreye titreye birbirlerine sokuluyorlardı. faltaşı gibi açılan gözlerle çevresine baktı ve korkudan donup kaldı olduğu yerde. ağır-laştı. arada bir dörtnala koşarak. Aralarına giremeyince daha da uzakta tek başına durdu ve bu yüzden üyir aygırının hışmına uğradı. güçlü toynaklanyla kan eşeliyor. Hiç unutamayacağı o çiftenin acısıyla yılkıya yanaşıp kenarda ama onlann yanında durdu. önlerindeydi. Yaşlı dişi atlar. Kar yağıyor ve Gülsan'nın burun deliklerine giriyor. isli gocuğunun kokusunu alsalar. onu yılkıya katmak için karnına müthiş bir çifte indirdi. Bir türlü giremiyordu aralanna. İyice rahatsızlanıp korkuya kapıldılar. Gülsan yine ortaya girmek için yaşlı atlan itmeye.enginel elveda gülsarı Gülsarı Tanabay'ın sesini işte bu kış tanıdı ve bir daha ömrü boyunca unutmadı. Gülsan'yı hâlâ kümelenmiş yılkıdan uzakta tek başına duruyor görünce. öfkeli bir halde geri 26/Elveda GQIsan geliyordu üyer aygın. Gülsarı'yı ortadan sürüp kenara çıkardılar. kuyruklarına yapıştı. Atlar sessiz.

itinkurdun uluduğu o soğuk geceleri. Yere çömelerek iki eliyld aldığı soğuk. Atlar o günleri hatırlamıyorlardı ama.. O pek şiddetli kış ve zorlu günleri sanki hiç yaşamamışlardı.Sonra öfkeye kapılıp böylesine ağır sözler söylediği için kendisini affettirmeye çalışmasını da. Sonra anbar memurunu çağırıp emretti: . otu nerde? Tuzu nerde? Ağzımızı açıp yel yutarak geçiriyoruz 28/Elveda Gülsan günlerimizi. . ürün zamanına kadar dayanırız. sanki demirden olan bu kabuğu tepinen atların toynaklarının bile kıramadığını.. Hâlâ dinmeyen. o bo-ranlı günleri at üstünde geçirdiğini. Tanabay da kar yedi. Dondurucu ayazı. Sen beni bağışla. Böyle mi yapacaktık bu işleri? Gel de nasıl bir keçe çadırda yaşadığımızı. ölüp gittiklerini de unutmamıştı. unutmamıştı. kolhozun başkanına ölen atlann hesabını verirken. elini ayağını ısıtmak için çalı-çırpı yaktığını. Yeni tüyleriyle sırtlan parlamaya başladı. Sonra dağdan inip. Ama Çora'nın 16 . bahar geldiğinde. üzüntümden. Yakında inek doğuracak. sonra yeşillendi. seyrekleşme-yen kar taneleri. Savaş cephesinde durumumuzu bundan yüz kat daha iyiydi. dedi Çora.Ona beş kilo un ver! Onun bu davramşı karşısında Tanabay'ın utancı daha da arttı. körük gibi soluyor. Tanabay önce unu almamayı düşünmüştü. sağrılanndan süzülüyordu. sulann kalın bir buz tabakası olup toprağı örttüğünü. öfkeyle bağırmasını da unutmamıştı: .Sen. sonra avuç avuç yuttu o soğuk kan.Bana niye öyle bakıyorsun! Karşında bir faşist mi var! diye bağırmıştı. kara toprak göründü. Kalın kar eridi. bu atlan kendi elimle öldürmüşüm gibi bakıyorsun bana! Bu sözler karşısında kolhoz başkanının kül gibi olan yüzüyle kendisine şaşkın. Sen de orada oturup. Yılkı onun sesiyle biraz yüreklendi ve peşinden koşmaya başladı.enginel elveda gülsarı Sesi kısılmıştı ama bağırmaya devam ediyordu: Kayyt! Kayyt! Kayt! (Dön! Dön! Dön!) diyordu efendileri. gövdeleri şişip şişip iniyordu. demeyi geçirdi aklından. at sütünden kımız da yaparız. bembeyaz kan yüzüne götürdü. Bulut gibi buhar çıkıyordu sırtlanndan. O zorlu kışa dayanamayan zayıf atların düştükleri yerden kalkamadıklarını. . suskun bakışını da unutmamış-tı.Hay Allah! Onu ne karıştırıyorsun? Her şeyi birbirine karıştırır yokuşa sürersin zaten! Ver! diye kestirip attı Çora.. bir süre yüzüjıdeki yangını söndürmek için öylece durdu. . acımdan konuştum böyle. adam unutmamıştı..cizgiliforum. . atların sıcak sırtında eriyor. dişimizi biraz daha sıkar. diye kekelemişti.. Tan atarken Tanabay yılkıyı eski yerine getirmişti.com. Atlar ofaya gelince durdular. çadırın tamtakır içini bir gör! Kuru ekmek bile bulamıyoruz. Gülsan da toparlandı ve eski gücüne kavuştu.. Yılkının kışlık korası nerde? Yemi. Ateş gibi yanan dudaklanyla kar yutuyorlardı. cıdavlanndan.Peki. ağlamamak için dudaklannı ısırdığını.www. kirli-san bir su gibi.Asıl sen beni bağışla.. Ama hâlâ korkudan titriyor. Atlar tüylerini döktüler. ana okulu ne olacak? dedi anbarcı.

Atlara sert davranmıyordu Tanabay. doruklarda hâlâ erimeyen karların beyazlığı göz ka-niaştınyordu. yılkı uykuya dalınca. hatta keyfinden şarkı söylemesi pek hoşuna giderdi Gülsan'nın. tozlann savrulduğunu.enginel elveda gülsarı anbarcıya söylediklerini duyduktan ve yüzünün aldığı rengi gördükten sonra düşündüğünü söylemekten vazgeçti. Bazen de yanından geçerken kamçısıyla arkasına hafifçe vururdu. Gülsarı ne kadar hırslanır. sı-nm gibi ince. büyük bir tay olmuştu.Biraz soğut da iç. O bahar san yorga gençliğinin en güzel dönemini yaşadı. Tanabay'ın onu yüreklendiren sesi. yavaş yavaş iç. En çok sevdiği şeydi koşmak. Onun işi gücü koşmak. yıl30/Elveda Gülsan kıya doğru akan bir yıldız gibi gelirse. düzlükler. koşu temposunu onun türküsüne uydururdu sanki. bazen bu yüzden kamçılarını savurarak birbirleriyle kapıştıkları da oluyordu. Bu yüzden sahibine bir rahat nefes aldırmıyordu. Bunların hiçbirisini unutmamıştı. koşup oynadığı yerleri görüyordu. Canı yanmazdı ama yine de şaşınr. başı ise soylu yorgaya yaraşır biçimdeydi: Bir tutamlık fazla yağı yok. Karısına: . yaşadığı ortamın bir parçası gibi görüyordu. yine koşmaktı. Gülsarı bu kez de düşünde koşuyordu: Toynaklarıyla taşlan çınlattığını. omuz arası geniş.. Dilediğince koşuyor. kısa.. Onu yadsımıyor. şımarıyordu. Boyu uzun. YıUacılar aygırları ayırmaya çalışıyor. kalçası dar. oynuyor. Böyle zamanlarda. onları belledi: Bazıları hüzünlü. Bahar yağmurlarından sonra güneş pırıl pınl parlıyor. yadırgamıyordu. sözlü. 17 . Karısının işte o undan yaptığı lakşa çorbasını içerken ağızını nasıl yaktığını da unutmamıştı. küçük bir çocuk değilsin ya. Öteki tayları da koşturup peşinden sürüklüyor. Hava karanp yıldızlar ışıldayınca. kara toprak yeşeriyor. Zamanla bu türkülere iyice alıştı. Sahibi Tanabay da onu. dar geçitlerden dik yokuşlara koşuyor. genç kısrakları kovalamaya başlamıştı. ne kadar çok kaynatmışsın bunu! diye kaşığı elinden bırakmıştı. Gülsarı'nın bu niteliklerinden haberi yoktu elbet. düzlükten bayıra. kalın kıvnk dudaklar. duygulu. kulaklannda rüzgârın uğuldadığını. yamaçlar yemyeşil uzanıyor. fıldır fıldır dönen tabak gibi yuvarlak birbirinden uzak gözler..www. ayaklarının altında toprağın kaydığını.cizgiliforum. Bütün bunları işitiyor. .com. şimdi. Yılkıcıların da rahaEI veda Gülsarı/29 ü kaçmıştı bu yüzden. ne kadar çok koşarsa. Aygırlar birbirleriyle dövüşmeye. Koşuyordu. onların arasında sarı bir yıldız gibi akıp gidiyordu: Çakıllı dere boyundan düzlüğe. Topaç gibi ve kabank tüylü bir cabağı iken. ürperir ve başlardı koşmaya. uzun. Bazen koşup uzaklara gittiği zaman onun küfürlerini işitmiyor değildi. onun ardınca dörtnala gelen efendisi de o kadar keyiflenirdi.Beni yakıp öldürmeye mi niyetlisin. demişti karısı. Gülsan'nın keyfine diyecek yoktu. hayatının. tümsek burnu. Mayıs gelmişti..

başı döndü. Tanabay upuzun bir ağaç tekneye parça parça kaya tuzu dökerdi. Tanabay bir elini atın başına uzattı. Ama gözlerinde bir kızgınlık. Çünkü bu kementler binek atlan-nı. tılmış. Kurtulmak için tekrar tekrar şaElveda Gülsan/31 ha kalkıyordu.Yuları. İşte o zaman boynundaki ilmik sıkıldı ve Gülsan neye uğradığım anlamadan irkildi. Hiç böyle bir şey gelmemişti başına.. Gülsan da onlann arasındaydı ve tadını çıkara çıkara tuz yalıyordu. Öteki atlar kaçıştılar. . yer sarsılıyor. Atlar tuz yalamayı pek sever ve bunu bir ziyafet sayarlardı kendileri için. ama Gülsan hâlâ kılım kıpırdatmıyordu. Sonunda kendim tuzağa düşürenlerle başbaşa kaldı.enginel elveda gülsarı sözsüz bütün türkülerini. Gülsan hiç umursamadı. Kadınlar bağırıp çağırarak çocuklanm çadırlara doğru kovaladılar. Bu arada çocuklar da koşup geldiler. oralarda dolamp Gülsarı'yı rahatsız ederlerdi. ipi sımsıkı tutan yardımcısı da geldi. gözünü kamaştıran halkalar oluşuyordu önünde. Ona hiç dokunmazlardı. Ama o ne kadar çırpınsa. insanlar birbirlerinin üzerine yığılıyordu sanki. tepindi. İşte o sırada sahibi ve onun yardımcısı. tuttuğu ipi koluna dolayarak yan taraftan yaklaştı. yavaş yavaş ve olabildiğince yumuşak bir sesle onu yatıştırmaya çalışıyordu. ağzı yüzü berelenmiş. Her zaman ata biner. Ama. rahat dur! Efendisinin ardından. yardımcısı da ardındaydı. sağılacak kısrakları yakalamak için kullanılırdı.www. Atlar koşup geldiler ve başladılar tuz yalamaya. Öteki atlar boyunlanna kıl kement geçirilince huysuzlaşır. gemi ver bana! 18 .Gel Gülsan.. Bir gün Tanabay boş bir kovaya vurarak "po! po! po!" diye atlan tuz yalamaya çağırdı. şaha kalkarlardı. bir öfke yoktu. şaha kalktı. Hırıldadı. * Sahibi. O sırada bovjnunu sıkan ip biraz gevşedi ve Gülsan ipip ucunu tutan ¦ adimlan sürüklemeye başladı. dağa sonradan gelen yılkıcılann çocuklanydı. Ama onun yanına sokulup. Atlann arasından kendine yol açıp su içmek için çaya gitmek istedi. soluk almaşım zorlaştırıyordu. Soluk soluğa • kalmıştı. Güneş gözüne vuruyor.cizgiliforum. Gülsan tek gözüyle gördü onu. Dağlar yıkılıyor. Ama adamlar tekrar ayağa kalktılar ve ilmek Gülsan'nın boynunu yine ve da-.. toz toprak içinde kalmıştı. tuz yalamaya devam ediyordu.com. Sonunda adamları uzaklaştırmak için kendini onlann üzerine attı. ilmekde o kadar boynunu sı: kıyor. Kam sızan dudaklannı kımıldatarak. Birden her yanım saran koyu karanlığı ön ayaklanyla delmeye ça•. onu okşadı ve geriye bakmadan yardımcısına seslendi: . hiç korkma. nefesi kesildi. Yorga dehşete düştü. lışü. Epeyce tuz yaladığı için susamıştı. Adamın üstü başı yır. Bunlar.ha çok sıkmaya başladı. Gülsarı tuzağı anlayamamış. Sahibi önünde. Sahibinin yılkıya tuz yalatmasından da çok hoşlanırdı Gülsan. başını okşadılar ve at kuyruğundan yapılmış ilmiği boynuna geçiriverdiler. Korkma. işte bu tuzu yalamak Gülsarı'ya bir felâket getirdi. ellerinde ucu kementli sopalarla yaklaştılar. .

sonra kilitlenmiş gibi çakılıp kaldı ağzında. Akşam olunca eyerini de almadılar üzerinden. Yorga yoruldu. Ama o zıpladıkça ağızlık ağzını yırtıcak kadar sıkılıyor. o buruklukça acıtan şeyi çıkardıkları zaman biraz kendine geldi. Adamlar şimdi sırtına bir şeyler koyuyor. sakin ol! Korkma! Yorganın gözünü bir avucu ile kapatıp başlığı kafasına geçiri verdi. Kayış sıkıldıkça canı yanıyordu ama asıl acı veren ağzındaki o bükme. dağlar.Bükmeyi ver! dedi yardımcısına. başı dönüyor. Yorga. Ter içinde kalmış. Yorga acılar içinde arka ayaklarının üstüne çöktü ve artık direnemedi. O zaman o adamın çevresinde bir daire çizmeye başladı. yavaşladı. Bu zorlu. O adamı silkinip atmak istedi sırtından. O anda soğuk demir ağızlık dişlerine çarparak şıngırdadı. dönüyor. her şey dönüyordu. . Adamlar ona su içirmediler. Yine de kişne-yerek olanca gücüyle şaha kalktı. yürümeye başladı. Bir an yine başı döndü ve sonra donup kaldı. Çaresizdi. Yalnız ağzından o bükmeyi. sırtında bir adamın oturduğunu gördü.cizgiliforum. sahibinin üstüne nasıl bindiğini. i Sakin ol Gülsan. durmadan döndü. onu sırtından iki kez atmayı başardı. 32/Elveda Gülsan Elveda Gülsarı/33 Yardımcısı yorganın üst dudağının altına hemen kayış bükmeyi geçirdi ve çevirmeye başladı. kaçıp gitmesini engelliyordu. Sahibi kamçısını şaklatıyor. eyeri sırtına vurmak gerekiyordu. Kıpır-dayamıyor.com. Adamların isteği de buydu zaten. ne zaman bindiğini anlayamamıştı. çok da susamıştı. Gemin dizgini iki taraftan gerilip eyerin başına bağlandığı için başını dik tutmak zorunda kalıyor. Döndü. Yan gözle geriye bakınca. Üzengiler toplanıp eyerin kaltağına bağlanmıştı. gökteki bulutlar. yana sıçradf. Gülsarı'nın gözleri kararıyor. dünya dönüyor. ama çember açılmıyor. silkindi. Yalnız kolanlarım gevşeterek bir ağa-¦> ca bağlayıp bıraktılar. sağa sola çeviremiyor ve uzanıp yatamıyordu. Şimdi gemi ağzına geçirmek. ama iki defasında da adam kalkıp yine bindi üstüne. Sonra başını öne eğip arka ayaklarım havaya kaldırdı.enginel elveda gülsarı Yardımcısı atın başına geçirilecek takımı verdi. çizmesinin topu-ğuyla durmadan karnına vuruyordu. keçe çadırlar dönüyor. merada otlayan atlar dönüyor. Kafasına başlık geçirilince yine hınldamaya. eziyetli koşu sürüp gitti. yine döndü. tepinmeye başlamıştı ama Tanabay onun üst dudağım sımsıkı yakalamıştı. 19 . sırtına bir ağırlık çökmüştü.www. o demir ağızlık idi. Bu acıdan. göğüs altından kayışlar geçirip sıkıyorlardı. çözülmüyordu. Bu acı ile gözleri yuvalarından fırlayacaktı nerdeyse. soluk alamıyor. Her yanı kayışlarla sarılmış. üzerine oturmuş adamın topukları kanuna batıyordu. Ama başka bir atın üzerinde olan ikinci adam yularının uzun ipini çekiyor. dönüyor. canı müthiş yanıyordu. O çember yolun bir noktada açılacağım ve oradan son hızla uzaklaşacağını umuyor.

Sonunda doru tay onu buldu. Başını Gülsarı'nın boynuna koydu. sızım sızım sızlıyordu. Kolanların vücudunu sıktığım yerler ve eyerin vurduğu sırtı acıyor. Yenik. başını bile oyna-tamıyordu. Bu. 34/Elveda Gülsan Gülsan'yı arıyordu. Yorga Gülsîtfı ömründe ilk kez ağlıyordu.enginel elveda gülsarı jGülsan bütün gece öyle durdu. Gülsan doru tayın sesini pek yakınında işitti. otluyor-du. Gülsan olsa yine onunla koşar. ateş başında oturup sohbet eden adamları. Bu kez dişi tay onun boynuna asıldı. Yorga da onun boynuna dokunup aynı şeyi yapmak istiyordu ama. Bahara uyanmış dağlara bakıp gülümsüyor. gözünden iri iri damlalar düşmeye başladı. Alnındaki ak sakar ay ışığında parlıyordu. Yumuşak. Sabah erkenden sahibi geldi yanına. hep onun yanında olurdu. her zaman olduğu gibi yayılmış. ağzını açmak istediği zaman müthiş canı yandı ve kişneyemedi. Gülsan onun neler söylediğini nereden bilecekti? 20 . Gülsarı onun kişnemesini işitti. Kendisi. Sonra. o onlardan kaçıyor. sevgi dolu ses tonuyla konuştu. toynaklarından çıkan sesleri. ufak-tefek alnı sakarlı bir doru kısrak idi. tabii. omuzlannı.. onunla koşmak istiyordu. onunla otlayan. kulun oldukları zamandan beri onunla koşup zıplayan. Ne oldu? Çok mu üşüdün? Ee. çocukların köpek gibi ses çıkararak onları havlattıklarını. boynun omurgasını kütürdetiyordu. hatta yere inmiş gibi daha çok panl-dıyordu. Dişi tay yine Gülsan ile olmak. Öyle de susamıştı ki! Ah doru tay ona içecek su getirebilse! Gülsan'dan hiçbir karşılık görmeyen genç kısrak koşup gitti. Derenin öbür yakasında. buz gibi olmuşsun. sesini hemen tanıdı. Yıldızlar yeryüzüne iyice yaklaşrnış. Keçe çadırların yanında ateşi. atlara gece bekçiliği yapan yılkıcıların bağırışlarını da duyuyordu Gülsarı. Ağzının kenarları yara bere içinde kalmıştı.Oy Gülsan oy! dedi. sımsıcak dudakla-nnı onun tüylerine dokundurdu. Susuzluktan da ölecekti nerdeyse. . Derenin öbür yakasına geçip gözden kaybolunca-ya kadar Gülsan ona baktı durdu.www. O da kişneyerek cevap vermek istedi ama. ağır ağır kımıldamaya büyümeye başladılar. Serin suyun kokusunu da getirmiş oluyordu böylece. Ağzındaki o demirin tadı da pek kötüydü. Yanına sokuldu. Sanki herkes unutmuştu onu. yılgın. her şeyi duyuyordu. Dağlar gecenin karanlık kuşağından sıyrılıp ay ışığında kendilerini göstermeye.. oynaşan. yükseldi. Pekâlâ! Tanabay Gülsan'nın boynunu okşadı. dişleriyle onu kaşımaya başladı. Öylece duran Gütearı'yı o sırada bir arayan vardı. oynar. Başını hafif oynatacak olsa gem ağzını yırtarcasına acıtıyordu. Aygırlar onun peşine çoktan düşmeye başlamışlardı ama.com. Onunla kimse ilgilenmiyordu. başıyla dürtükledi. üzüntülüydü. Oysa Gülsan kımıldayamıyordu. Dün beni çok yordun.cizgiliforum. Başına nîden böyle bir felâket geldiğini anlayamıyordu. İkisi de henüz tam ergin çağa gelmiş sayılmazlardı. Onların kişnemelerini. öylece duruyordu orada. Biraz sonra ay doğdu. Dereyi geçip geldiği için ayaklan ıslaktı. Hırıldayarak ve başını sallayarak Gülsan'yı çağırdı. yılkı.

ileri atılıp başını derin suya daldırdı.enginel elveda gülsarı . Sarı yorgayı. Artık yolundaki taşlara ayağın sürçmez. binicisini hiç sarsmadan. daha önce düşünmeliydim. çok canın yandı..tıp. sonra onu yedeğine alıp dereye götürdü. Sen bu haldeyken arabanın ne önemi var. Böyle sürüp gidecek değildi elbet. 21 . diyordu Tanabay.Bağışla beni Gülsarı. Çok iyi yetiştirmişsin Gülsan'yı. Ah. Öylesine bitikti. Gülsarı suya girince titredi.. bağışla! dedi Tanabay. o tıngır-mıngır sesleri de kesiliyordu. ürperdi. Sahibi sırtına bindiği zaman. Sarı yorga son bir kez daha durdu ve bir daha adımını atamadı.. Lanet olsun arabaya. koşumlara. adım atacak gücü kalmadığı için olduğu yerde durunca tekerlek gıcırtısı. iyi günler göreceksin. Alışacaksın. fırlatılan ok gibi dümdüz giderken görünler ona hayran kalıyor ve kenara çekilip seyrediyorlardı: . sonra yine dizginlere yapışıyordu: . Bak görürsün. bu defa hayvan kendi yürek atışlarını duyuyordu: tum-top. kolonlara da iyice alıştı.. her şey yoluna girecek. üstüne su dolu bir kap koysan damlası bile dökmeden götürür! Eski yılkıcı ihtiyar Turgay. diyordu. ağır ağır. tumtop!. Tanabay.. Benim de aklım başımda değil.Hadi Gülsan.com. soyun sopun dert görmesin. İşte şimdi bunu öğrendin. yürü yavrum. Ara sıra at. bacakları titriyor ve güçlükle durabiliyordu ayakta. ağzındaki gemi ûSulca çıkardı. Kırık dökük arabanın tekerlekleri. din36/Elveda Gülsan lenmesini bekliyor.cizgiliforum. tıngır mıngır dönüyordu. Böyle. her şeye lanet! Yeter ki san sağ salim eve ulaştırayım. Ama hala arabaya koşuluydu. Tanabay Gülsarı'nın başlığını çözdü. çok geç oldu. asıl bundan sonra parlayacak onun yıldızı! demişti. kızma dostum. eski bozuk yolda. Bir süre sonra Gülsan eyere de. Gülsan'yi böyle görünce Tanabay'a teşekkür etmişti: . ah! Ne güzeldi bu serin su! Ne güzeldi suya kavuşmak! Ve şimdi efendisine nasıl da şükran duyuyordu! -^ ݧte böyle. Üzerindeki ağırlığı hissetmez oldu. taypalma yorganın o güzel gidişini bozmamak için dizginleri çekip onu yavaşlatıyordu. Yalvardı: . diye atıyordu yüreği.Sağ olasın Tanabay. hayat bu işte! Merak etElveda Gülsan/35 me.. yürek atışları da kulaklarındaydı: Tıp. hiçbir engel çıkmaz. ama ne yaparsın.Ne oldu Gülsarı sana? Bak hava iyice kararıyor! Ama at artık onu arılamıyordu. kuş gibi uçmak istiyordu ama. Kendi başı kendine ağır geldiği için boynunu aşağıya doğru eğmiş. koşmak.tıp. dura kalka birbuçuk saat kadar gittiler.. .Bana darılma. At durunca ve tekerlek sesleri kesilince. Tanabay telaşlanıp atın bir o yanına bir bu yanına geçti. Doğru. Yaşlı Tanabay Gülsarı'nın biraz soluklanmasını..Aşkolsun! diyorlardı.www. Bugüne kadar başı boş koşup oynadın. Çok mu acıktın? Çok mu susadın?.

onların ve sonra bozkırın üzerine geceyi sermeye başlamıştı. karardık bozkırın ortasında bir hayal gibi duruyordu. son demlerini yaşayan sarı yorgayı yedeğinde götürürken. Başlığı. birbirimizden pek farkımız yok.cizgiliforum.Hadi Sangül. sen önden bildiğin gibi yürü. yapmamız gereken buydu. onun başhğını ve dizginini omuzuna atan Tanabay arkada. sönmeye. Tanabay önden gidip dizginleri çekiyor. dedi. I Elveda Gülsarı/37 olayları. ah o eski günler ah! Ne eşi bulunmaz bir yorga idi o!.enginel elveda gülsarı Gocuğunu çıkardı. Yalnız ikisi. ne büyük iyilikler yaptığını. kolu uyuşunca dizginleri omuzuna atıyordu. seni bırakıp gitmem. batı taraflarında. koşumları arabanın içine attı. Yorga gittikçe yavaşlıyordu. Düşünmemeye çalışırdı o acı veren geçmişi. dili yok bir hayvan! Onu kim düşünüp hatırlayacak? Kimleri taşımadı sırtında kimleri gururlandırmadı? Ama yaşlamp bu hale gelince herkes unuttu onu. Hadi. Tanabay atın dizginini eline aldı. Karanlık. dedi ve gocuğunu tekrar giydi. O güne kadar hiç düşünmemişti bunları.. . "Vah Gülsarım. batman batman doluyordu kafasına. gelinin o acı sözlerini dinledikten sonra. karanlık yolda. Ancak ağır hastalandığımız ya da öldüğümüz zaman hatırlıyoruz birbirimizi. Gülsarı ara sıra duruyordu. Ama bugün. Sonra atı biraz dinlendirmek için durdu. Yola koyulup yavaş yavaş yürüdüler: Yaşlı bir at ve yaşlı bir adam: Arkalarıda terkedilmiş kırık-dökük bir araba. geçmiş yıllarını hatırlayıverdi. Korkma. Biraz dinlenip tekrar adım atacak hale gelinceye 38/Elveda Gülsarı kadar Tanabay da yanında bekliyordu. Aslında Tanabay unuttuğu için değil... önlerinde. kararmaya başlamış bir kızıllık vardı. Bu ağır düşünceler sanki bir ormandan ansızın çıkıp. Sonra yine ağır ağır yola koyuluyorlardı: Gülsan ara sıra duruyordu. Biraz dinlenip tekrar adım atacak hale gelinceye kadar Tanabay da yanında bekliyordu. Tanabay'ın kendisi de pek şaştı. Sonra yine ağır ağır yola koyuluyorlardı: Yaşlı bir at. Tanabay yürürken sarı yorga ile ilgili uzak geçmişi. İşte Gülsarı da ağzı var. dağların üzerine kanadını düşürmeye.. 22 . ne eşsiz bir insan olduğunu. Şu haline bak zavallının. Demek ki düşünmemek unutmak demek değilmiş.com. vah! ne hale gelmişsin! Turgay merhum seni böyle görse. Hamutsuz koşumsuz kalan cılız gövdesine göre kafası kocamandı ve soğuk. ben de arkandan geliyorum. ancak o son demde anlıyoruz. kara yolun üzerine inen. hamutu da atın başından usulca çıkarıp. arkadaşlarını bir bir hatırlıyordu: "Hepimiz böyleyiz işte. O yitirdiğimizin ne iyi. dizginleri de çıkardı hayvanın başından: ." Geçmişe uzanan günlerin anılarını bir bir aklına düşürmesine. yürümeye çalış. istemediği için düşünmüyordu geçmişini.www..İşte. oğlunun ve gelininin 0 davranışlarını görüp. At önde. tartma kayışlarını çözdü. yaşlı bir adam. mezarından doğrulup kalkardı" dedi. diye düşünüyordu. yürüyorlardı.

çaresiz hayvanın yanında öylece bekledi. uyuşan boynunu salladı. yolu aydınlattı. dudaklarında acı bir gülümseme belirdi. Bu 23 . . ahmak olanı da. Çok beklemeden beline ağrılar girmişti. Ama Tana. Tanabay ve yorga. Kalk. ana yoldan çıkıp çay kıyısında uzanan dar yola sapacaktı.. Işık saçan iki göz. Bunların içinde akıllı olanı da vardı. Yaşlı at ve yaşlı adam. böyle ölmene izin vermem. Yorga orada durdu. nice nice kolhoz başkanı görmüştü. bu Gülsarı'dır. Yorganın geçtiği bu yolda. O zaman. Sonra kulağım göğsüne yapıştınp yürek atışlarını dinledi. yola bakarak "Aa. uzaktan bir motorlu aracın farlan şavkıdı. Gerçi o aracın onlara bir yardımı olamazdı. köprünün başında durup bekliyorlardı. dördü dört tarafa açılan ayaklannı güçlükle toplayarak doğruldu. Yine de. Evvelce buradan çok geçtiği için doğru yolu hatırlardı.. Hava rüzgârlı değilse. elini alnına götürüp gözüne siper yapar. yakınlarında olan bir çoban.www. tepkili uçağın gerisinden çıkan gaz çizgisi gibi uzun süre havada asılı kalırdı. akıllarına getiriyorlar mıydı hiç?" diye geçiyordu aklından. Sonra da ona vurduğu için kendine kızdı.ranHk bastığı halde Tanabay atın gözlerine bakmaya korkuyordu. Ama hepsi de.com. ağır ağır yürüyerek. ama eve ulaşmak için en kestirme yol da bu idi. İnleye inleye olduğu yerde durdu. yine de tercih ediyordu o yolu. Bunu uzaktan görenler de. Bir yatarsa bir daha kalkamazdı çünkü. Namuslusu da vardı. kalk. kolhoz başkanlıklarının ilk gününden son günüae kadar. gerilerinde. Gülsa-rı'nın toynaklarından çıkan o toz izi. gecenin karanlığını yırttı. İhtiyar adam öyle düşünürken. Kadere boyun eğmekten başka ne gelirdi elinden? Tehlikeyi göze alıp şimdi köprüyü geçecek. kötüsü de. sağrısını okşadı. Bu patika dağa doğru tırmanıyordu.Dayan Gülsan. Böyle bir ata binmek. Tanabay be-lini" püküp. titreye titreye. az sonra. başkarmalar? Sabahtan akşama kadar üzerinden inmedikleri Gülsarı'yı düşünüyor. Ka-. Hayvanın yüreği yosun kaplamış değirmen taşlarının dönüşü gibi. doğruldu. Gülsan Gülsarı olalı. Yere uzanıp yatmak için ayaklarını kırpmaya başladı. dura takıla ve pek düzensiz vuruyordu. bir Kırgız genci için gerçekten büyük mutluluk sayılırdı. ine-kalka.cizgiliforum. haydi kalk!. sebebini kendisi de bilmeden bekledi orada. Gerçi dağ içinde şaşırması da mümkündü. "Bu ıssız yolda nihayet birileri göründü" diye düşündü. Tanabay'ın Gülsan ile o yolda gitmekte olduğunu hemen anlarlardı. "Neredeydiler şimdi o başkanlar. Sonra. çayın üzerindeki köprüye ulaşabildiler. Gülsan'ya binmişlerdi.• bay buna izin vermedi. başkası olamaz!" derdi ve onun sırtındaki adama imrenirdi. O talihli adamın yerinde olmak isterdi.enginel elveda gülsarı Tanabay. kuyruklu yıldızın kuyruğu gibi. Gözlerine bakmadan boynunu. sakın yatma! diye dizginle kafasına hafifçe vurdu. ince uzun bir toz bulutu bırakırlardı. bir zamanlar Gülsa-rı'ya binmiş olarak ve tozu dumana katarak gittiği günleri hatırlayınca." Gülsan. bağırmaya başladı: "Anlaşana be hayvan! Ölmek mi istiElveda Gülsan/39 yorsun sen! Hayır. Yeter ki at dayansıridı. bu uzun yolun üzerinde.

. Sonra kamyonu durdurup başını pencereden uzatarak sordu: "Hey ihtiyar ne oldu? O arabayı yolda bırakıp giden sen misin?" . Sürücü.At bitkin.Peki ne oldu arabaya. gece orda kalır. Adam az ileride durup şarıl şarıl işemeye başladı. tekniktir. Belki koşum işe yarar diye baktık ama o da beş para etmez. 1 Sangov: Bir Kırgız aşireti. Arkada lambalar kızıl bir ışıkla köprüyü aydınlattı. çok yaşlı. Anı gitmiş vahi kalmış o attan ne hayır gelir artık. burada ne işi var bu adamın? . Sonra da marşa basıp yanındakine: Bunamış bu ihtiyar! diye mırıldandı. İstersen yardım edelim sana? . yaşlı adamla yanındaki atı. .Kapat çeneni! dedi sürücü. Yapması gerekeni söyledim ona. çekemedi. dedi şoför alaylı alaylı gülerek. Kamyon hareket etti. Elveda Gülsarı/41 . sen bilirsin. Onun gibi kartların damatların da zamanı geçti artık. .Pek acımasızsın. Atla kamyonun arkasına. dedi Tanabay.Hadi bas git! dedi Tanabay kaşlarını çatarak. Zaten at-araba eskiden kalmış.Eve. ormanın içine ha? Ama ben o tarafa gitmiyohım. üzerine düşen parlak aşık. Ta oraya dağın. Başhksız.Gelirken gördüğümüz terkedilmiş araba onun olmalı. eyersiz ve sıska yaratık attan çok bir köpeğe benziyordu.Boş versene sen! Benim başıma gelmeyen kalmadı zaten.Çok tuhaf. Yaklaşınca farlar gözünü kamaştırdı ve Tanabay ellerini gözlerine siper etti. "Govsarı" da denir (çevirenin notu). Kamyonun şoför mahallinde iki kişi vardı. Terkedilmiş kınk-dökük bir araba.Tahmin etmiştim.. Nefesindeki keskin votka kokusu Tanabay'ın burnuna kadar geliyordu. niye bıraktın? diye sordu adam.cizgiliforum. Bunlar yaşlı adama ve kötürüm ata hayretle baktılar. Tanabay hiç sesini çıkarmadı..Uff! diye bir ıslık çaldı şoför. Sarıgov ' vadisine.Bu ölüyü mü? İtiver dereye gitsin. . aynı şey senin başına gelse ne yapardın? dedi sürücünün yanındaki adam.enginel elveda gülsarı bir kamyondu. Bir an. Kamyon geçerken eski köprü sarsılıp gıcırdadı. .com. sabah evine gidersin. Şoför kamyondan indi. dönemeçte direksiyonu kırarak ve esneyerek cevap verdi: •• " . Peki nereye gidiyorsun? . dedi şoför. . yanında yakınında kimseler yok. şoföre: 40/Elveda Gülsan .www. seni sovhozda bırakayım.Evet. Bugün önemli o^n makinedir. bembeyaz iki hayalet gibi gösterdi.Sağ ol. Atı bırakıp gidemem.Ne diye aşağıladın o ihtiyarı. benim. Sürücünün yanında oturan ince uzun boylu ve kalpaklı delikanlı.. Savaşta da öyleydi. 24 .Eh. hayvansın sen! dedi delikanlı . .Her yerde tek-nojbji geçiyor artık.Hımm.. . dedi gecenin bu vaktinde. .

Kar yine yağıyordu ama yerde kalmıyor. orada dizilip onu seyrederlerdi. rüzgârda yelesi savrulur.Hey. ayaklan yerden kesilir ve binicisini kuş gibi uçurmak isterdi. "Elbet bir gün yakalarız seni!" derlerdi. Elveda Gülsarı/43 25 . Tam hizalarına gelince seslenirlerdi: .Hadi Sarıgül. dursana biraz! der ve ardından gülüşür-lerdi. çay boyunca uzanan ve güçlükle görünen patikada ağır ağır yürüyorlardı. bozkır çiçeklenince yine düze indiler. yıldızlar. ne güzel eklenirlerdi! Bu şakacı kadınların alaylanna karşı gelmek ne mümkün! Tana-bay'ı yaka paça attan indirir. Dağların ardından Ay başına kaldırıyor. . Genç yorga onun haya42/Elveda Gülsan tına iki-üç yıl geç girmiş olsaydı. iter kakalar. Beyaz kırmızı başörtülü kadınlar. Onun bu coşkusunu sezen Gülsarı da daha bir alımlıçalımlı yürümeye başlardı. Onun tam olarak doğmasım bekliyorlardı. canımız çıkıyor sen ise yorgaya binip çalım satıyorsun! derlerdi. Büyülenmiş gibi kımıldamadan. ana yoldan patikaya çevirdi. dedi oğlum. Saçı sakalı ağardıktan sonra bir kır ata benzeyecek. Altında Gülsan gibi bir yorga olunca. Karanlıkta. El ele tutuşup yola dizilir. Gelin siz de yılkıcı olun bakalım! Ama o zaman kocalanniza söyleyin. Gülsarı'nın terbiye edildiği yıl yılkılar yaylada her zamankinden fazla kaldılar.com.Söyle bakalım. Pek görkemli görünürdü.Yaa. eyerin üzerinde daha da dikleşir. atı. Böyle bir yorgaya binenin gösteriş yapmaması da biraz zordu doğrusu. yaşlılık dönemine girecekti. O yıl güz uzun sürdü. atın geçiş hızına göre başlannı çevirerek hayran hayran bakarlardı ona. kendilerine daha genç başka kadınlar bulsunlar. Gerçekten de yakaladıktan olurdu.enginel elveda gülsarı Kamyon gitti ve bulundukları yer bir an kapkaranlık • /¦ oldu. patırdı gürültü arasında elinden kamçısını çekip alırlardı: . yılkıcı.cizgiliforum. dağdan köye gitmek için tarlaların arasından geçerken. Bu yüzden ot sıkıntısı çekmediler ve hayvanlar da kışı kolay atlattı. bize ne zaman kımız getireceksin? Biz sabahtan akşama kadar tarlada iki büklüm olup çalışıyoruz. soğuk gökyüzünde henüz cılız ve donuk parıltılarıyla yolu pek aydınlatmıyordu. kış da hafif geçti. sen öyle san bakalım! Tanabay'ı yine tartaklamaya başlarlardı. hemen eriyordu. çalışmaya giden kadınlarla karşılaşınca.Sizi yılkıcı olmaktan alıkoyan mı var. Ahh. Tanabay'ın savaştan sonra geçirdiği en güzel dönem belki o yıldı. yüreği coşkuyla dolardı. el-âle-me gösteriş yapmaktan da kendini alamıyordu. Çünkü siz dağlarda soğuktan donup kalırsınız! . önünü keserlerdi. Bahar gelince yılkılar dağa çıktılar. Tanabay'ın gözü karanlığa biraz alıştıktan sonra tekrar Sarıgül'ün başına geldi: . gidelim artık! Köprüyü geçtikten sonra Tanabay. Kuyruğunu yukarı doğru kaldırarak sallar.www. yorgaya yol vermek için ekinlerin arasına kaçışır. o erkeklik gururunu pek tatmin edemeyecekti. Hele. belki o yorgaya binip gezmenin keyfini süremeyecek.

* "X) yıl Tanabay köy denetim kuruluna üye seçilmişti. Bibican'ı bile bir kez olsun bin-dermemişti. merkeze her gelişinde durmadan sorar. yolda o kadına rastladıkları zaman sevinirdi. Çünkü kolhozun tembellikle suçlanmaması için komşu kolhozların eksiğini 44/Elveda Gülsart de kapatmak zorunda kalmışlardı. Yarım yamalak bir ev kurabilenler. unutulmaya başlanmıştı. eli yumuşardı. Kolhozcular ne zaman gün göreceklerdi? Zaman geçip gidiyordu.com. Kadın önde.Yavaş ol bakalım Gülsan. Bazan hiç konuşmaz. yavaş ol biraz! derdi. etlde sütü de devlete maliyetinin çok aşağısında bir para karşılığında vermek zorunda kalıyorlardı. göz göze gelirlerdi. sığır koralarının hali de pek perişandı. Belki o da binmek istememiş olabilirdi. Kolhoz devlete. Ot-yem saklayacak yerleri.Hayır yoldaşlar. Yazın hayvanlar yayılıp otluyor.enginel elveda gülsarı Ne denli yalvarsalar da. onlar hemen arkasında giderlerdi. güzel günler ne zaman gelecek? Halk daha ne kadar sıkınü çekecek?. Koyun. yavaşlatırdı. yönetimdekileri sıkıştırırdı: "İşler niye kötü gidiyor. yıkık-dökük durumları. Ev yapmak için gerekli malzemeyi ancak onlar bulabiliyordu. kendi bahçelerinde yetiştirdikleri azbuçuk sebze ve kolhozdan aşırabil-dikleri yiyeceklerle kıt kanaat geçinebiliyorlardı. bazen de fısıltı halinde konuşurlardı. Bu yüzden Gülsarı sahibinin rahatladığını sezerdi.. birden neşesi yerine gelirdi." derdi. paylarına düşenden daha fazla tahıl. Hemen her defasında o kadınla karşılaşır. Tanabay onlann hiçbirini bin-dirmemişti Gülsan'ya. Elde edebildikleri tahılı da. daha fazla hayvan vermek zorunda kalmıştı. Bunları bulup buluşturup verebilecek kimse çıkmıyordu. Gülsan onun bu halini gözlerinden. Kolhozun kasası tam-takırdı. pek az ürün almışlardı. O günlerde kolhozdaki işlerin pek kötü gittiğini Gülsarı nereden bilecekti? Orada çalışanların eline hiçbir şey geçmiyordu. Başkaları bir yana. Yine bu yüzden. olabildiği kadar besleniyor. ancak açık-pazarda hayvanlarını patateslerini satabilenlerdi. ağıl anbar yapacak malzemeleri bile yoktu.cizgiliforum. ne zaman düzelecek. Ne ot vardı ne saman. Böyle zamanlarda sahibinin sesi tathlaşır. bu sıkıntıları Gülsarı nereden bilecekti? Bir yıl önce havalar kurak gitmiş.*büyük bir kusur işliyoruz! diyordu kurul 26 . ama kış gelince açlıktan ölüyor. neşesi yerine gelirdi. kınlıyorlardı. Büyük bir yanlışlık var. Bibi-can't'görünce Tanabay'ın yüreği hoplar.www. . Sahibinin bunu derdini. Savaş yıllarında bakımsız kalan evlerinin perişan hali. Denetim kurulu üyesi Tanabay Babasov. Onu her görüşünde yüreği kafesinden çıkacakmış gibi heyecanlanır. şimdi daha da beterdi. Kendisinden başka kimseyi bindir-mezdi. bu böyle olmamalı. Bu böyle sürüp gidecek miydi. Kolhozcular. Onunla karşılaşınca atın dizginlerini çeker. Savaş yılları ve zafer avuntusu gerilerde kalmış. bu işte. Bu yüzden. işi gereğLsık sık köye inmek zorunda kalıyordu. el hareketlerinden sezerdi. sesinden. Kadınla karşılaşınca Tanabay: . böyle olmayacaktı.

ama savaştan sonra. niye sesin çıkmıyor. kendisinin canla başla çalışması değildi yalnız. kalan bu! Kâr-kazanç yok. hırsız. O günlerde herkes bu olayı konuşmuş.com. sizin de hakkınızdan geleceğiz!" diyordu. "Kendime de. öz kardeşine kötülük etmişti. idare et bakalım. Sizi aç gözlüler sizi! Aç gözlü it. Kırgız töresine göre. sonra da götürüp tarlalara atmak 27 . 46/Elveda Gülsan Elveda Gülsarı/47 O bu düşünceler içinde yüzerken yoldaşları onu dürtüp uyandırır: Ey. neden böyle oluyor?" diye düşünür. Kulıbay'ı. y Tanabay da onlara sert sert bakıyor ve içinden cevap veriyordu: "Durun hele! Önünde sonunda bizim dediğimiz olacak. Aradan çok zaman geçmiş olsa da. Tanabay. dedikodusunu yapmıştı. Bugün geriye dönüp şöyle bir bakıyordu da. bir anadan doğmuş gibi kanndaş sayılırlar. malımıza mülkümüze el koyarsın ha! Al.. babasının birinci kansından. Sonra yine başlardı o gürültülü tartışma: Kış ortasında ev ev dolaşarak gübre toplamak. gördün mü işleri ne hale getirdiniz!" der gibi kıs kıs güldüklerini. işte devlete verdiklerimiz. Canını sıkan başka durumlar da vardı. nasılmış. kavgaya varan tartışmalar başlardı. sonra konuş. "Sen bir kulaksın!" diye sürdürmesi gerekir miydi? O. Tanabay ne yapmışsa kolhozun iyiliği için yapmıştı. uyuyor musun yoksa? derlerdi. Üstelik o adamlar kendisine yabancı da değildi. Tanabay'ı itten aşağı görüyor. Nefret etmelerinin bir sebebi vardı elbet. Onun yolundaydılar. Buna göre Tanabay öz kardeşine el kaldırmış. Bazı insanlara diş biliyordu.Al işte! Bunlara bak da doğru olmayan. taş gibi oturmuştu. Tanabay başını iki eli arasına alır "Nasıl oluyor. İşlerin bu kadar kötü gitmesini aklım almıyor doğrusu. Kasaya giren bu. Ama böyle mi yapmalıydı? Böyle yapması mı gerekirdi? Önceleri haklı olduğundan hiç kuşkusu yoktu. Tanabay ise daha küçük ikinci karısından doğmuştu. Yalnız sen komünistsin de biz hepimiz halk düşmanı mıyız? Söze başkaları da karışır. Ya biz çalışmasını bilmiyoruz ya da siz yönetmesini.www. kendisiyle alay ettiklerini biliyordu. işte ürettiklerimiz. "Toprak sahibiyiz.cizgiliforum. Muhasebeci bir tomar kâğıdı Tanabay'ın önüne sürerek cevap veriyordu: . yanlış olan neymiş göster! İşte plan.enginel elveda gülsarı üyesi Tanabay. kolhoza da boş yere düşman kazanmış değil miyim?" derdi kendi kendine. ona yaptıkları Kulıbay'ın ve oğlunun yüreğini kanatmış. O kişiler Tanabay'ı gördükleri zaman içlerinden "Yaa. Onu bu Elveda Gülsarı/45 kadar üzen. Sibirya'ya sürülmüş ve savaşa kadar yedi yıl orada kalmıştı. kulakız diye. Çek cezanı! Sa-valta geberip gidemedin!" der gibiydiler.. nefret ediyorlardı. zaman zaman bu olayı uzun uzun düşünürdü. Daha ne istiyorsun? Önce durumu öğren. Ama. çok başka yargılara varıyordu. itten artanı yalar işte böyle. Kulıbay'ın çocukları da babalarına ben-zemişti. dalıp giderdi. Bunlardan biri ağabeyi Kulıbay idi. orta halli iyi bir çiftçi değil miydi? Kulıbay. çıkan bu. Belki onların çocukları da akrabaları Ta-nabay'dan nefret edeceklerdi. bir babadan olan çocuklar.

kolhozun işlerini yürütmüştü. Tanabay onun yerinde olsa. Bu yüzden kimseyi çalıştıramazlardı.enginel elveda gülsarı gerekiyor. sahibinin yumuşayıp dizginleri çekeceğini. dizginlere sıkı sıkı asıldığı zaman. parasızlık onun sorunu oluyor. hasta kalbiyle sonuna kadar direnmiş. Eleştirmek kolaydı.cizgiliforum. Ama bunda da asıl suçlu yine kendisiydi. Eski sulama arkını da onarmaları. kısa iple atılamayan bir düğüm. Oysa Çora kolhozun bütün işlerinden sorumluydu. yine de öyle olduğu günlerde ondan korkardı. bir hışımla ata bindiği. ama o yine de yılmıyor.com. ama arabaların tekerlekleri yok. Kolhoz başkanlığından sonra iki yıl da partiyi örgütleme işinde çalıştı. gece gündüz çalışıyordu... Sabahtan akşama kadar çalışacaklardı da ellerine ne geçecekti? Kısası kısa iple kirmev1 düğüm bağlanamıyordu. başlıbaşına büyük bir işti ve üstesinden gelemezlerdi. ideallerinin gerçekleşeceğine olan güveni tazelenmiş olarak ayrılmıştı. Bu. kazma batmazdı. Bahar gelince yapılacak ertelenmez başka işler vardı. yalnız yılkıdan sorumluydu. çıldınr. Daha nice işler nice sorunlar vardı! Bütün bu işleri düşününce insan ürperiyordu. Ak sakarlı doru kısrağın dudakları 28 . Tanabay ona hiçbir zaman kırbaç vurmuş değildi. Ama. O zaman kadın parmaklarıyla onun yelesini tarar. azarlıyor. halka ve hayvanlara yakacak. Çora. yama küçüktü). Hiç kimsenin elleri o kadının elleri kadar yumuşak. (Delik büyük. Tanabay. okşayıcı değildi. insanlarla nasıl konuşacağını.www. soruyor. onları nasıl ikna edeceğini çok iyi bilirdi. Tanabay kaç kez öfkeli bir şekilde hesap sormak için gelmiş. çare arıyorlardı. yol üstünde o kadına rastladıkları zaman. kadınla fısıldanarak konuşacaklarını bilirdi. Tanabay'ın işi yalnız yılkılara bakmaktı. Çora'yı dinledikten sonra sakinleşmiş. Oysa Çora. Durum böyle de olsa. suratı asılmış olarak çıktığı. ot toplamak. İşler uz gitmeyince çalışanlar onun yakasına yapışıyor. onun hangi ağır düşünceler ve dertler içinde olduğunu Gülsan bilemezdi. Bütün bu işlerden yeni arklar açmaya vakit kalmıyordu. yenilerini açmaları gerekiyordu. kendini asardı. tohum ekmek. kıtlık. Döllenecek hayvanları ayırmak. Peki. bel-bo-yun eğmeden. sırtındaki ağırlığın birdenbire hafifleyeceğini. Tanabay onun değerini çok sonra anlamıştı.. Kış günlerinde toprak donar. toplantı odasından kaşları çatılmış. onarmak için kereste ve demir çember gerek. döl alma zamanı için gerekli kapalı korayı nereye. onu durduracağını. Bunları almak için para nerde? Kim borç verir? Verse bile sonra nasıl öderiz? Banka boş sözlere güvenip kredi vermezdi. ama her defasın-di. cesaretlerini yitirmeden. Kolhozun başkarması (başkanı) Çora idi. Sağıcılar da süt sağmaya yanaşmıyorlardı. kaskatı olur. merkezdekiler sık sık çağırıp ondan hesap 1 Kirmev düğüm: Gemicilerin izbarc bağına benzeyen ama ondan daha sağlam. akıyor. nasıl kuracaklardı? Koranın damı delinmiş. O yalnız öyle zamanlarda sahibinin mutsuz olduğunu sezerdi. parti toplantılarında ve kolhoz başkarmasın-da (idaresinde) sorunları dile getiriyor. boynunu okşardı. Her şey ondan sorulurdu.. Yetecek kadar ne ot var ne de başka yem. koyun korasını. Yalnız bir defa. Çöra'ya olan güveni sarsıldı.

Karanfil kokuşuydu bu.Niçin durayım Tanabay? Neye yarar? Sen akıllı adamsın.. Dikkat et ha! . Sahibinin eyer üstünde olduğunu unuturdu. sözleri pek anlaşılmazdı. yorgayı kendi haline bırakırdı. çayı geçerek ta yaylaya götürürdü sahibini. bekle biraz! .. Özellikle kokusundan anlardı o olduğunu. Bundan sonra Tanabay derin bir düşünceye dalardı. . acılarını anlatan sözlerdi bunlar. İşte. eleğimizi astık artık. 48/Elveda Gülsarı Dizginleri gevşetir. Ama sen. ama herhalde anılarda kalmış yiğitlerin yaşadığı dönemi ve onların aşklarını. Gülsarı beni seviyor. Bıraksam aygırlarla it gibi dövüşür.Öyle demek istemedim. 29 . Konuşmaya vaktim yok. Ama bırakmıyorum. Kadın imalı.www. . duruşundan hemen tanırdı. sonra çok üzülürsün. Tanabay eyerin üzerinde yana doğru eğilerek konuşurdu onunla. Sonra hafiften bir yır duyulurdu. . O kadar.Çünkü sen başkasın. diye işi şakaya vurmak istemişti Tanabay.Evet. şimdi seni denetliyorum. bir koyulaşırdı. Gülsarı öyle zamanlarda sahibini çok severdi. ne de olsa daha pek genç. yürüyüşünden. Benim derdim zaten başımdan aşıyor. biraz daha okşa onu! demişti Tanabay. sıcak ve yumuşaktı onun elleri. Ne var bunda? . hafif hafif yorgalardı.Ne suçum var ki? Buradan geçiyordum. çok iyi bildiği yoldan. Kadın. çok iyi bildiği hoş bir otun kokusuna benzetir ve öyle algılardı. Gül-sarı. bir açılır.Bak.. Onun kokusunu.Bibican.Bu benim her zamanki yolum. dalgın bir cevap vermişti: .. O kadını da severdi kendince..Ama çok sık denetler oldun. sevdiği. İkisi birbirlerinden habersiz kendi kendilerine giderlerdi sanki. Kadın bazen gülümsüyor... onu taşıyordu boynunda. Yılkıda olsa hiç böyle sakin durmaz. Ayrılıp uzaklaşırken kadın bir kez daha arkasına bakar. sen de geçiyordun.Peki sen? . Tanabay hafif sesle bir türkü söyler.. Cephede ölen bir askerin karısı. görüyor musun Bibican! Seni nasıl da seviyor.Ne yani? Başkaları sevmiyor mu demek istiyorsun? . şınl şınl bir derenin dibinde ayışığı vuran taşlar gibi parlar. kurumuş karanfil tanelerini boncuk gibi dizerek bir kolye yapmış. bazen kaşlarım çatıyor. ama şimdi asıl yoluma sapıyorum. karşılaştık. . Sık sık eyerleyip binişim de bu yüzden zaten.Benim için üzülecek ne var ki? .Ben de denetim komisyonunda üyeyim. Elveda Gül sarı/49 .Kaybedecek neyim var ki? Ben bir dulum. ben yalnız senin adına üzülmek istemiyorum.cizgiliforum. Hadi. hadi hoşça kal.enginel elveda gülsarı kadar sevimli.. başım sallardı. Bak kulağını nasıl buzağılar gibi indiriyor. Onu uzaktan görür görmez. biz unumuzu eledik.com. Bu kadının gözleri de yeryüzünde başka hiç kimsede yoktu. . Gözleri. bazen de 'olmaz!' anlamında başını sallıyordu. O da bildiği yoldan.. .. aygırlar bir yerini incitir diy^ korkuyorum. dur.

onu bir kez daha seyretmeden ayrılmak istemiyordu oralardan.. Ve kadın kendi yoluna yürüyüp gitti. oradan okulun önüne gidip bakü. yorga için de çok güzel bir dönemdi o.www. Tanabay. Gol 30 . düşmanın mı? . sonra karşıda yola nasıl devam ettiklerini hiç farketmezdi. yama üstüne yama 50/Elveda Gülsan vurulmuş iş elbisesini çıkarıp. Bibican işe giderken küçük kızını kaynanasının evine bırakırdı. biliyor ama ona bakmamaya çalışıyordu. her şeyi. İyi bir insandı o. Onun yaşında birine âşık olması doğru olmazdı.. Atın çayı nasıl geçtiğini.düşmanı. Bibican ela onun uzaktan kendisine baktığını seziyor. Dediğim gibi. Kadının her halini seviyordu Tanabay: Yürüyüşünü. Bibican. çocuğunu yıkayıp temizliyordu. Bundan sonra Tanabay da kendi yoluna devam ederdi ama... köyün kenannda bulunan kendi evine gidişini görmeden. Artık. kadın yine hayalinde. Yürük atın ünü. Kadın.. Ancak yorga. üyire yaklaştıklarını sezince yürüyüşünü birden hızlandırır ve Tanabay da kendine gelerek dizginlere asılırdı: . ama her şey zamanında olmalıydı.enginel elveda gülsarı .cizgiliforum. ama kendinin düşmanısın sen. her şeyi. bütün gerçekleri.com. Onur-. Daha düne kadar mahalle arasında top peşinde koşan bir bacaksız bir de bakarsın bütün ülkeye nam salar. geleceği.Beni ne sanıyorsun. el üstünde tutulan bir şöhret olur.Trrr Gülsarı! Telaşın ne? derdi. öylesin.. futbolcunun ününe benzer. Tanabay için de. geçmişi. Sonunda Bibican kendi evinin avlusuna girip kaybolurdu.. Aslında gözünü belli bir yönden ayırmıyor. kapkaranlık ve sessiz evde yatağına girdiği zaman.. gözlerimin önünde olurdu: İşte şimdi Bibican evinin kapısını açıyordu. su ısıtıyor. Uzun yıllardan beri kendisine dargın olan üvey ağabeyi Kulıbay'ı. işten çıkınca da gelip onu alırdı. Üstelik Tanabay'ın iyi bir karısı vardı ve onu incitmemeleri gerekirdi. entarisiyle kuyuya su almaya gidiyordu.. Kadın böyle düşünürdü ama bu düşünceler Tanabay'ı umutsuzluğa.Hayır. her şeyi.Sen ne dersen de.Nedenmiş o? Nasıl böyle düşünürsün? . O zaman her şeyi unuturdu: Kolhozu.. peşlerinden koşup gelen küçük köpeği bile sev lyordu. kızının elinden tutup evden çıkışım. koyu renkli başörtüsünün içinde daha beyaz görünen yüzünü. mutsuzluğa sokardı: "Kaderimiz böyleymiş. Sonra ateşi yakıyor. kolundan tutup götürdüğü kızım. dostu. o da kendi ineğini karşılıyordu. . göievi gereği dolaşıyormuş gibi. zaman zaman düşlerine girip onu kan ter içinde yataktan fırlatan savaş günlerini. gözlerini çayın karşı yakasındaki sisli havaya çevirir ve yanık bir türkü tuttururdu. kendisini ve Tanabay'ı işte bu gerçeklere inandırmaya çalışıyordu. döne dolaşa kadının kaynanasının evinden çıkmasını bekliyordu. neylersin!" der. Tanabay'la kendisinin birbirlerini sevemeyeceklerini düşünürdü: Tanabay evli barklı bir adamdı. bir sokaktan öbür sokağa geçti ve sonra atın başım değirmenden yana çevirdi. çolukçocuğu. İşte şimdi köyün sığırları meradan dönüyor.

İhtiyar Turgay'ın dedikleri oldu. beni küçük düşürme. Üzengi-) ler 31 .enginel elveda gülsarı atmaya. başlıo2/Elveda Gülsan ğını. heyecanla! bekliyorlardı.! daha özenli olarak taktı. Savaştan sonra böyle büyük bir şenlik. onu dillerinden düşürmü-yorlardı. Sahibi çok heyecanlıydı: . Genci yaşlısı herkes tanıdı onu. O anlı-şanlı futbolcunun yerini başkası alır. ağları dalgalandırmaya devam ettikçe ismi de yayılır. Komşu çiftliklerden gelenler atlarını eyerlemeye başla. Gülsan'nın ben olduğumu söyle! Hadi Gülsan. Onu ilk unutanlar da. Daha 'R' sesini bile telaffuz edemeyen. komşu kolhozlardan ve Kazakistan'dan pek çok insan gelmişti. O yılın baharında yorganın yıldızı iyice parladı. "Hayır. Bilmeyen kalmadı: "Gülsan!" "Tanabay'ın yorgası!". baksana şuna. Gülsan. güçlülük getirdiğini. Tanabay o sabah erkenden kalkıp aünı eyerledi. üzengileri. böyle büyük kalabalık ilk kez görülüyordu. Kendini rezil mi edeceksin? Göreyim seni! diyordu. gururu. kızıl bayraklar dalgalanıyor. atın atı kıskanmamasıdır.. Göğün altı şimdi azan-kazan1 idi. Sahibine düşmanlık etmek için atının maytabanına (toynağın yumuşak ortasına) çivi çakanları da biliyoruz. Dağlardan. kimisi at üstünde. Ama giderek yıldızı sönmeye k Elveda Gülsan/51 başlar. heyecanlı. Atlann takınılan da pek süslüydü. Kızıl. başı döner gibi oldu. "Ben Gülsarı'yım" derdi biri. meraklıydı. onun nasıl bir yücelik. » Yanş kazanan atın ünü de öyle başlar. Yarış kazandıkça ünü yankı yankı yayılır. onca atı bir arada görünce. henüz koşup tozlu topraklı sokaklarda atçılık oynamaya başlayan çocuklar bile hep "Gülsan" olmak isterlerdi.www. Kıskançlığın doksan türlüsü varmış. Hay aü kıskanan zavallı hay! Neyse." diyor. o büyük yarıştan sonra öğrendi.. öteye beriye | koşuyor.. kolanlan her zamankinden daha dikkatli. genellikle vaktiyle ona övgüler düzüp göklere çıkaranlar olur. yüzümü! kara çıkarma. Gülsan benim!" diye itiraz ederdi öteki: Annee. insanlar da atlan kıskanmayı henüz öğrenemediler.. sonunda unutulup gider. o büyük kalabalığı. Böyle diyoruz ama. Kazaklar kendi atlarıyla katılacaklardı yarışlara. bırakalım bunu. "Köyün övüncü.com. Gülsan sahibinin gözlerinin parıltısından ve ellerinin titremesinden olağanüstü bir şeylerinf olacağını seziyordu. çevreler..] dılar. kimisi yaya. belki yanı-lıjpruz. O gürültülü kalabalıkta sabırsız. Bayram töreninden sonra çayın karşı kıyısındaki düzlükte gösteriler başladı. Tanrıya şükür. Çok büyük bir kalabalık toplanmıştı. Atla insan arasındaki tek fark. göz kamaştırıyordu. yeşil havlular. deeeh! Zuvvv!" Şöhretin ne olduğunu. Atlar bu konuda kıskançlık nedir bilmezler. Sonra atlılar çayın karşı tarafında bir araya] geldiler. Çocuklar. yarışın bir an önce başlamasını istiyor.Hadi bakalım Gülsan. sana güveniyorum. Bir Mayıs'ta yapılmıştı o yarış. öyle biter.cizgiliforum. sarı yorga.

ünlü bir batınn adı söylenerek çağrılır. cirit oynuyor. Şimdi toynaklar yeri dövüyor.enginel elveda gülsarı şıngırdıyor. toynaklarıyla 1. Genellikle boyların ya da eski. biraz yana açılarak elindeki beyaz mendili havaya kaldırdı ve büyük yarış başladı. Sonunda. Onların boş bıraktıklan alanda başka gösteriler başladı: Güreşiyor. Sonunda aksakallar yarışçıların beklediği işareti ver. şenliği. Toybaşı. Oniki Kazak boyunun ortak uranı 54/Elveda Gülsarı 32 . Yüzlerce el kalktı.www. topraklan sıçratarak. Daha nice hünerler gösteriyor. ellerini açarak seyircilere doğiu biraz ilerlediler. eyerden sarkıp yere bırakılan paraları topluyorlardı. atlarım dörtnala sürüyor. Atlar sahırsızlanıyor. uçuyorlardı. yarışçıların bir ucundan öbür ucuna giderek son denetimini yaptı. Tanabay atın gemini gevşetti ve yorga fırlayıp çıktı or.j rıyla dolanıp duruyorlardı onların yanında. göz alıyordu. kayışlara. Yarışçılar uran salıp2. Yarışa katılacak biniciler atlarını bir araya getirdiler. diliyle itiyor. Boyların ayrı ayrı uranları da vardır. Ama Gülsarı dörtna1 Toybaşı: Toyu. gerilerinde bir toz bulutu yükseliyordu.j diler. dua edildi vellütün kalabalık "Amiin!" diye yüzlerini sıvazlayarak ellerini indirdiler. Bundan sonra yarışçılar atlarını dokuz kilometre ilerideki başlama noktasına doğru dörtnala sürdüler.¦] yorlardı. başlıklara takılan gümüşler parlı--'¦ yor. Bunun üzerine. j toplu halde durdular. başlama çizgisinde başlarını bir hizaya getirerek dizildiler. başlarına birer beyaz çevre geçiren biniciler. birbirlerini düşürmeye çalışıyor. uğul uğul bir ses çıktı kalabalıktan: "İşte Gülsan! Gülsan! Gülsan!" Yarışa katılacak elli kadar atlı vardı. açıldı. Gülsan da fırlamıştı elbet.j taya. Ve o 1 1 Azan-kazan: Her ağızdan çıkan ayn sesin. her türlü sesin birbirine karışmasından meydana gelen büyük gürültü. Atların hepsi birden ok gibi fırladılar. Başlama noktasına giderken Gülsarı gemi dişliyor. yer sarsılıyor. yarışı yönetenlerin başı 2 Uran: Aynı dâva uğrunda. bir an önce fırlayıp koşmak isti. Önce. atıyla. aynı bayrak altında toplanmak ve savaşmak için millî parola. olanca gücüyle¦] koşmak istiyordu. sahibinin dizgini serbest bırakıp kendini niye salıvermediğini ani ay amıyordu. Vücudunu odlara salan bir ruha bürünmüştü. dedi. Toybaşı1 yarışçılara seslendi: -"Haydi şimdi bir Fatiha okuyalım. Elveda Gülsarı/53 anda. Yansı düzenleyen ve yöneten aksakallar da atla. seyircileri coşturuyorlardı. saçlarını ustura ile kazıtıp.com.cizgiliforum. şöyle bir kendi ekseninde döndü. Gülsan kaslarının gerildiğini. hayır dua edelim. Bundan ı bir an önce kurtulmak için ok gibi fırlamak. gücünün arttığını hissetti. ne yana gideceğini bilemeden. ön ayaklarının j toynaklanyla yeri eşeliyor.

tarladan ana yola \ çıktıklarını. Gülsarı bu durumu pek farketmedi. _. Sanki koşmuyor da. Yokuş aşağı giderken güneş daha çok ka-. bu-zakşı oyunlarında. Koşu. gürültü. açıl-! maya başladılar. çakılın yüzüne gözüne geldiğini farkediyordu. çamurun. Uran salmak ya da uran çağırmak. sahibi ise dizginleri hâlâ sıkı tutuyor. kuşkuyla iki yanına bakınıyordu. Soluğu kesilmişti.enginel elveda gülsarı la gitmesini bilmiyor. Atlar. gücü de bu yorga gidişiydi işte. Gülsarı öndeki atlara bir bir yetişip onlan geride bırakıyordu.. On kadar at ileriye doğru arayı iyice açmış. " . Gülsarı'nın yeüşemeyeceği kadar uzaklaşmışlardı. du. O atlara binmiş olanların yüzlerinden öfke fışkırıyor. Gülsarı kendini geçip giden atlan görüyor. bir an. Sonunda ciyren atın hızı kesildi. yorulmaya başladıkları göründü. Kanatlanıp uçmak istiyordu. birsüre yan yana idiler. sonra aralanmaya. ama birbirlerini bir baş kadar bile geçemiyorlardı. Birden sahibinin "Haydi Gülsarı!" dediğini duydu. Sıcak ter içinde kalmıştı. güneş başına vuruyor ve onu üzerine yuvarlanan ateşten bir top gibi görüyordu. at yarışlarında.com. ikisi iki yanından onunla bir hizada koşmaya başladılar. Gülsarı. ağırlığını tamamen yitirmiş gibi oldu.. Çok hırslıydı Karakök. binicisinin ve eyerin ağırlığını duymaz olmuştu. spor gösterilerinde yaygın olarak devam etmektedir (çevirenin notu). kızgın tarladan ve taze pelinlerden çıkan bir koku kaplamıştı. Ciyren at. İyi atlardı. O yalnız öbür atların kendisini geçip gittiğini. karışıklık. 33 . Gülsan iki aün gözlerini. Onun güçsüzlüğü de. Karakök inatçıydı.\ lundan geçen atlıların uranlarını. İçini saran yarış hırsı onu bir Düldül yapmıştı şimdi. atların toynaklarından sıçrayan kilin. bu da Gülsarı'yı çileden çıkarıyordu. gemlerini. az sonra ardından toynakların sesini yine duydu. Ama ne kadar ter atarsa o kadar hafifliyordu sanki. yolun yansına kadar böylece sürdü. vb. Ötekiler Gülsarı'dan da gerideydiler. kamçı şaklatmalarını du-! yuyordu. ağızları açılıp dişleri görünen atları geçip gidiyordu. Havayı. Binicilerinin saklayan kırbaçları altında hırsla koşuyor. Karakök ve ciyren peşin-'den yetiştiler. yorga gidişini hızlandırıyordu sade-j ce. günümüzde daha çok kökpar. O yokuşu. Sonunda. Bir an sağına soluna suçlu suçlu bakü ve sonra Sanğül onu göremez oldu. patırtı dinmiş gibiydi. Bu öfke ve yüzüne çarpan rüzgârdan gözleri kararıyor.maştınyordu gözlerini. Oysa yorga gücünü harcamamıştı daha. 'Abak'tır. yerle gök arasında. heyecanla. Sağından so. uzanıp duran başlarını. dev bir dalganın köpükleri gibi taşıp tırmandı ve sonra.cizgiliforum. Elveda Gülsarı/55 Ama önünde biri karakök1. kamçılar saklıyor. öbürü ciyren2 donlu iki at daha vardı. O andan itibaren de güneş topu üzerine daha hızlı düşmeye başlamıştı sanki.www. Gülsarı'nın Karakök'ü geride bırakması hiç de kolay olmadı. Gülsarı'nın onlara yetişmesi epeyce uzun sürdü. Onları geçmişti ama. Artık. gem kayışlarını görüyor--. önde giden atlarıa yavaşladıkları. Şimdi atbaşı gidiyorlardı. yanya-' na öylece donup kalmış gibiydiler.»Ama bir yokuşa geldiklerinde yetişti onlara.

bunlar gözünde halkalamyordu. sevinçliydi. Sonunda çaresiz o da yenilgiyi kabul etti.com. Sahibi onunla konuşsun. Gün ışınlarıyla dere dibinde ışıldayan küçük taşlar gibi gözlerini. Coşkulu. her zamankinden farklı olarak. Zaferi kazanan Tanabay ellerini kaldırarak şükür duasını yaptı.cizgiliforum. kadın da. başörtüsü beyazdı. Önündeki atları geçip geride bıraktıktan sonra Gülsan rahat bir soluk aldı. kızılımtırak olanına "Kızıl kök". o kadar uzak görünüyordu ki o uzun yolun sonu! Birden soluğu kesildi. ufak benekleri olanına "tarlan kök" denmektedir.. Kadın "Amin" diye ellerini yüzünden indirirken görüp tanımıştı 1 Manas destanında geçen çok hızlı koşan savaş atlarına tulpar deniyor. yeri göğü inleten ve etrafını bir çit gibi çeviren insanların önünden koşarak çayırı bir dolandı. gidip onun yanında durmak istiyordu. Gülsan biraz soluk alıp kendini toparlayınca. Yanş alanına gözleri alev alev yanarak. sahibini de aralarına almıştı. Bu donun koyusuna "karakök". biraz koyusuna "küren ciyren". "Tanabay! Tanabay! Tana-bay!" diye de sahibini alkışlıyorlardı. Derken. ondan ve Tanabay'dan ayıramıyordu.. İş bu kadarla bitmiyordu.. Düşüp bayılacaktı nerdeyse. coşkun naralar atıyor. çevresini saran kalabalık biraz açıldı. yorga Gülsan. Artık.www. Doğrusu pek acıklı bir durumdu bu. Ön sırada duruyordu. ağız ve kasık kısımları sarımtırak olanına "şabdar" denir. Bu defa. o coşkun kalabalık. Ama. ak sakarlı kısrağın dolgun ve sıcak dudaklarına benzeyen 34 . büyük bir zafer kazanmış kumandan edasıyla girdi. Gülsan. daha açık seçik duyuyordu onların sesini. "Gülsan! Gülsarı! Gülsan!" diye yorgayı. "Gülsan! Gülsan! Gülsan!" diye bağınyorlardı. güzel. Yüreklenip ok gibi atıldı ileri doğru. Bütün kalabalık ellerini kaldırarak ona uydu ve akansular gibi yüzlerini sıvazlıyarak bir ağızdan "Amin!" dediler. Tam al olanına "kan ciyren". Şimdi ileride çayın panltısını. demiri andıran tonuna "temir karakök". 56/Elveda Gülsan haykınşlannı duydu. O sesler Gülsan'ya yeni bir güç verdi. çayırı görüyor. Gerisinde neler olduğunu. yakından. o iki atın kendisine yetişip yetişmediklerini bilemiyordu.enginel elveda gülsarı Öfkeden gözleri donuk-laşmış. insanların 1 Karakök: Güvercin donlu (gri) atlara genellikle "kök at" denir. Şu insanların verdiği güce bir bakın! San yorga. daha önceleri yaptığı gibi. güçlü ve ünlü olduğunu anlamıştı. Büyük ödülü kazanan tulpar1 ile binicisine yer açtılar. Şimdi. Gülsarı onu da geçmişti. o kadar büyük kalabalığın içinden o kadım görüp tanıdı ve ona doğru yürüdü. Onlan kendi hallerine bırakmıyorlardı. • Bu sesler atın üzerindeki etkisini yine gösterdi. Şimdi daha. iki kola açılıp ona yaklaşıyordu. Elveda Gülsan/57 onu. Ama önündeki kalabalık dalgalanıyor. Sonra. biraz açığına "açık ciyren". 2 Ciyren: Al donlu attır. güçsüz kalan ayakları üzerinde ölürcesine koşuyordu. Gülsan'yı da.

en heyecanlısı. Bir gün önceki yarışı kazanıp bâygeyi (birincilik ödülünü) kazanarak halk arasında nam saldığı için. Güneş. engelleyin!" Heybetli bir küren2 aygıra binmiş. Çekişme. 1 Kökpar: At üstünde oynanan bir takım oyunudur. boğuluyor gibi oluyor. kendi takımına kazandırmak için mücadele ederler. meydana bırakılan. en meraklısı kökpar idi. Gülsan yine en güçlü at olduğunu gösterdi. yormadı. Kırgız ve Kazak atlılar. Atlılar. aksakallar 'alaman-bâyge'ye izin verdiler. dağ göçüyormuş gibi bir gürültüyle.www. şansını sınayabilirdi. Böylece epey vakit geçti. rakiplerinin çekiştirmesinden parça parça olmuş bir Kazak yiğidi. atının ve kendisinin hünerini. nâra atarak. böylece 'alaman bâyge'yi kazanmış olma şerefini de götürmüş olurdu köyüne. Işığı azaldığı için artık gözleri kamaştırmıyordu. O sırada bir ses yükseldi: "Kazaklar kaptı! Tutun. herkesin gözdesi. Taraflar. gücünü.. Mayısın ikinci günü. Gülsarı idi. çabuk!" 35 . sırtındaki asker gömleği.enginel elveda gülsarı parmaklarıyla onun yelesini tarasın. o büyük çekişmede Gülsan atların arasında eziliyor. "alaman bâyge" denilen ödülü kazanmış olurdu. Gülsarı sahibinin niçin böyle yaptığını anlamıyor. dişlerini göstererek oldukları yerde dönüyorlardı. kim daha hünerli. O zorlu. yarış meydanına. kalabalığın olduğu yere indiler. itişip kakışma başladı. Ve Tanabay o oğlağı bir türlü ele geçi-remiyordu. eyerinin üzerine atıp onu kendi köyüne götürür. Kimin atı deneyimli ve hızlı. açığa çıkmak istiyordu. çoğunluk kökparın sonlarına kadar yine fazla koşturmadı. geleneklere uyup uran salarak. Bu defa da yıldızı parlayan. Böyle güçlü ve çok rakip arasından kökparı yerden kaldırıp almak hiç de kolay değildi. kadına yaklaşmasına izin vermiyordu. kökparı o kapar.Tutun! Küren atı yakalayın! diye bağırıyordu Kırgızlar. şaşıp kalıyor. Ama. Kökpar serke''yi alanın ortasına bırakan toybaşı "Alaman!" diye bağırdı. onu kapanın elinden almak için at koşturuyor. Güneş batmak üzere olduğu ve gölgelerin iyice uzadığı bir sırada. Kökpar Oyunu''nda.cizgiliforum. Tanabay onun dizginlerini başka tarafa çekiyor. bacağının altına sıkıştırmış. itişip kakışıyor. akın akın doluyordu oyun alanına. baüya doğru gi-• diyordu. Atlar birbirlerini sıkıştırarak. Kazak bozkırının ufkunda batacağı yere yaklaşıyor ve yusyuvarlak bir yumurta sarısı gibi görünüyordu. nedense. Bunlar meydana bırakılan bir kökparı eyerden eğilip kapmak. kökparın başlamasını heyecanla beklerken. boynunu okşasındı. "Tanabay! Onu ancak sen yakalayabilirsin. At yarışlarının. kurnaz ve güçlü ise. Onunla konuşması gerekmez miydi? Onu nasıl görmüyordu? Ertesi gün. . Bu oyuna herkes katılabilir. Kökparı kapan.. Kökparcılar bir anda kökpar serkeyi kapmak için atıldılar. geniş meydanda asıl mücadeleyi verecekleri "alaman-bâyge" için hazırlanıyorlardı. atlı oyunların. o kadar atlının arasından oğlağı çekip almış. 58/Elveda Gülsarı Halk. içi saman doldurulmuş oğlak veya buzağı tulumunu kapmak.com. kızıyordu.

Yırtık asker gömlekli Kazak da kökparı bu kez sağa geçirmekte gecikmedi.ye başladı. güneşe doğru koşmaya devam ediyordu. kökparı öbür tarafına geçirecekti. Tek kazanma umudu teke tek çekişmeydi. kızıl dumanlara. O alev topun içine girecek. Gülsarı'yı yeniden geriletip sağa geçmeyi göze alamadı. Elveda Gülsarı/59 uçuyordu. Kazak uzaklaşmak istedi ama Gülsarı'yı geçmek ne mümkün! Ta60/Elveda Gülsarı nabay. . Kazak hemşehrileri onun bindiği aygırın çevresini sarıp ona siper olurlarsa bir daha onu yakalayamaz ve kökpar Kazaklara gi-deıdi.Yok arkadaş! Alamazsın! dedi Kazak. kolla kendini! diye bir nara attı Tanabay.www. itişip kakışma şimdi başlamıştı. Şimdi bağnş-. ¦ Kazak yiğidin bindiği küren aygır ok gibi fırlayıp Kazakları da. Kazak yiğide. Tanabay Gülsarı'yı küren aygırın sağına geçirdi. 36 . Kökparı da taşıdığı için küren aygırın yükü ağırdı ve Gülsarı'nın ona yetişmesi zor olmadı. Tanabay. Ama Kazak hemen sol yanına geçirdi kökparı. kapışma içindeyken. 2 Küren: Koyu al donlu at.Aferin! Gerçekten çok iyisin! diye bağırarak onu övmekten kendini alamadı Tanabay. İtişip kakıştılar ama yine de kökp arı yakaladı ve çekm . . Bir avı paylaşamayan iki kartal gibiydiler. elleri kan içinde kalmıştı. kendini kovalayan Kırgızlardan ve yardımına koşacak Kazak hemşehrilerinden uzaklaşması için zaman bırakıyordu. Birbirlerinin ellerine ve kökpara pençe gibi geçiriyorlar-dı tırnaklarını.com. Kazak aynı şeyi yapacak. hırıldıyor. Kazak yiğit kökparı o tarafında tutuyordu. . Gülsarı uçtu.malar ve öbür atların toynak sesleri gittikçe geride kalıyor ve küren aygırla aralarındaki mesafe kapanıyordu. Asıl çekişme. İkisinin de birkaç tırnağı sökülmüş. sahibinin hâlâ dizgini niçin gevşetmediğini anlayamıyordu. batmak üzere olan güneşe doğru 1 Kökpar serke: Kökpar oyununda kullanılan oğlak (tulumu). Tanabay'ın iki eli de boş olduğu için daha kolay hareket etmişti. Kollarını birbirlerine dolamışlardı. Kırgızları da geride bırakmaya başlayınca Tanabay sarı yorganın dizginini salıverdi.Hadi Kazak kardeş.enginel elveda gülsarı Küren aygıra binmiş Kazak. Gülsarı ile küren aygır atbaşı hizaya gelince Tanabay kökparı yakalamak için uzandı.Körük gibi soluyor. Onun için Gülsarı'yı küren aygıra yapışırca-sına yaklaştırdı ve bir anda Kazağın eyerine asıldı. şimdi baldırlarının üzerine aldığı kökpara abanmış. Onlar böylesine bir çekişme. bağınşıyorlardı. Bu yüzden biraz geride kalıp bu kez solundan yetişti küren aygıra. Gülsarı'nın hızı ve kendi çevikliği sayesinde küren aygırının boynuna kapandı. Gülsarı.Tanabay şimdi onun soluna geçmek zorundaydı. Kaçan güneşi yakalayacakmış gibi bir hızla süzüldü. İki at yan yana.cizgiliforum. ışınlara karışıp yok olacaktı sanki. „ * Ama Tanabay işini biliyordu. Şimdi ikisi birden asılıyordu kökpara.

Artık varış çizgisinapek yakındılar. "Sağ ol Gülsanm! Canım ciğerim benim! Sağ ol" dedi Tanabay. toynak sesleri ve başka gürültülerle. kolları uzun ve çekiç gibiydi. dalga dalga. Arkadaşları yetişip çevresini sardılar ve hep birlikte koşmaya başla-dılar. kovalanan da yoktu.düşenler. uğul uğul ve yeri sarsarak devam ediyordu. sadece ucu görünüyordu. Bir yandan kök-parı sımsıkı tutarkeı. Tanabay bunların. Böyle bir yarışta. kökp. * Atlı arkadaşları bağrışıyordu: . Gerçekten de Tanabay. Kazak yiğidi güçlüydü. Tanabay birden sağ ayağını üzengiden çıkardı. üzengi kayışının altına almak ve sonra fırlayıp uzaklaşmaktan başka bir şey düi ünmüyonan ı. Kovalayan.Yakalayın! Tutun! Bırakmayın! diye bağınyorlardı birbirlerine. Devrilen atlar .Sonunda Kazak gencinin parmakları çözüldü.Gülsarı! Gülsan aldı! Kazak takımından bir grup Tanabay'ın önünü kesmek için atıldı. Gülsarı onun her hareketinden ne istediğini hemen anlıyor ve isteneni yapıyordu. olanca gücüyle kökpan çektiği ve küren aygın da ittiği için. Güneş topunun büyük bölümü batmış. böyle bir oyunda bütün bunlar olurdu. Atını olduğu yerde bir kez daha çevirdi ve Kazaklardan kaçmaya başladı. güneşi yakalamaya gidiyorlardı! Bir batırlık. Artık bağıran çağıran yoktu. Şimdi Kırgızlara. rı bütünüyle ele geçirip.com. Ama kökpar elinElveda Gülsan/61 deydi artık.Bir o yana bir bu yana koşturan atlılar. yiğitlik ve beceri oyunu olan kökpara bize armağan eden atalarımız nur içinde yatsınlar! Ruhları şad olsun! İki at yanyana koşuyor ve kökpar serke ikisi arasında gerilip hırpalanıyordu. Bunlar: J.enginel elveda gülsarı iki at ds olanca güçleriyle ve hırsla koşuyor.www. Onu kolu ve ayağıyla sağlama aldıktan sonra bir zafer narası attı ve yorgayı olduğu yere çevirerek küren aygırdan uzaklaştırmaya başladı. Gülsan bir kez daha olduğu yerde dönüp koşarken. Ana Tanabay'ın da tecrübesi vardı. atlarının peşinden sendeleyerek koşanlar vardı. o engin bozkırda kanatlarını gererek kavisler çizen kuşlara benziyorlardı.Sıkı tutun! diye bağırdı. akşam serinliğinde. canlarını dişlerine lakmış. salıverilen kökparla birlikte aü-run öbür tarafına düşmekten güç kurtuldu. yardımına gelecek kendi takım arkadaşlannın önünü kesmelerine fırsat vermemeliydi. Alaman-bâyge. Yarışçılar şimdi bağırıp çağırmayı bırakmış. Kazak kökparı bırakırken hasmını uyarmaktan geri kalmadı: . Tanabay takım arkadaşlarının korumasına girmişti. kendi takım arkadaşlarına doğru koşuyordu. Kimse kimseyi suçlayamazdı bu yüzden: Erlik göstermek ve er meydanında başa gelene razı olmak! Bunlar bir anadan doğmuş kardeşler gibidirler. Nara atanlar vardı. ayağı ile küren aygırı itmeye başladı.cizgiliforum. Yine de oyunu bitirmek istemiyor gibi koşturuyor62/Elveda Gülsarı 37 . Alaca karanlık çökmüştü.

Binicisi Kazak yiğit de öyle. öbürleri de onu korumakta görevli refakatçilerdi sanki. Çayın öbür yakasındaki Kırgız köyüne varacaklar ve oyun bitecekti. Gülsarı da.www. Görürsünüz. Gülsan'nın önünü kesmek için Kazak atlarından kaçışı gözümün önünden gitmiyor.Evet öyle. Yanında kollayanlar olmasa. Sonuna geliyorlardı artık. Gülsarı'yı ye-dekleyip karşı tarafa geçirdiler. çok ağır bir gün geçirmişti. niçin suskun ve yüzleri niçin gergindi? Bir ezgi mi dinliyorlardı? Kazak tamburası ile Kırgız kopuzu gümbürdediği zaman. bây-geyi almışlardı.Doğru. Bozkıra yayılıyor.. tıpkı böyle bir uyumla at koşturuyor. İki yanında iki yiğit başlığından tutup götürüyordu onu.. Atlılar.Haydi Tanabay. Ayaklarını öyle açıyor. O olmasa bâygeyi kazanamazdık! . Grup grup. İki yiğit. Tanabay da çok yorgundu. dağlardan sel gibi iniyorlardı. şimdi ise anlı-şanlı bir tulpar olmuştu. Tanabay da adım atamazlardı. yaralanan hatırları da. Yarışçılar niçin bağırmıyor. Kökparcılar bir evde toplanmışlardı ve herkes Gülsa-n'dan söz ediyordu. görünüyordu. köpürüp kaymadı. . Bacakları titriyor. düşman eline düşmesin diye savaşçı arkadaşları böyle getiriyor. yıkılacak gibi oluyordu. Belki eski zamanlarda. buyur Gülsan'nın şerefine içelim. Karanlıkta bile parlıyor. Yiğitlerden biri Tanabay'ın elinden serkeyi abp köye koşturdu atını. . ama tam bir uyum içindeydiler. Göz gözü görmüyordu. Gülsarı ortada amiral gemisi. sağ olun! diye seslendiler. yine birlikte koşuyorlardı. Çok zor.. öyle süzülüyordu ki karnı otlara değiyordu.Siz de sağ olun hoşça kalın. İşte. ama küren aygır da arslan gibiydi doğrusu. Hava çok karanlıktı. Ama o zaman daha küçüktü. Atların nallan suyun dibindeki çakıllara çarparak sağır edici sesler çıkardı. kurtarıyorlardı. Güz gelince yine karşılaşırız! dediler ve atlarının başını çevirip kendi köylerine yollandılar. Tana-bay'ı bir eve konuk etmişlerdi. Gem vurulmaya ve binilmeye alıştırıl-dığı günden bu yana hiç bu kadar yorulmamıştı. Su çalkalandı. Öbürleri de Tanabay'ın yanlarından ve ardından gelerek onu kolluyorlardı. Ne gam! Yenmişler.Yarış için çok teşekkür ederiz. Elveda Gülsarı/63 Kazaklar çayı geçmeden kıyıda durup onları uğurladılar. Tanabay ve onu çembere alan kök-parcı arkadaşları. Eyere attığı serkenin üzerine abanmış başı ileri geri sallanıyor.cizgiliforum. çay hemen önlerindeydi.enginel elveda gülsarı lardı atlarını. Kırgızlar ise: . dışarıda bağlıydı.com. ileride o da nam salacak. vuruşarak büyük zafer kazanan. atlarını çaydan sürüp geçtiler. Gür çalıların arasından onun parlak köpüklerini görüyorlardı. Kazandı hayvan. Yorga da öbür atlarla birlikte. çakıllı geniş geçit oracıktaydı. kara bir dalga gibi bir tepeden inip başka bir tepeye tırmanıyorlardı. kendini zor tutuyordu. Gülsarı çok yorgundu. . 38 . Şarıl şarıl akan çaya yaklaşmışlardı. Yeşil çayır.

Geç saatlere kadar içki sofrasında alaman-bâyge'den 64/Elveda Gülsarı söz ettiler.. Oysa onun nefesinden böyle pis bir kokunun yayılması pek nadir görülürdü.www. Bahçelerde elma ağaçlan tepeden tırnağa çiçek açmıştı ve dallardan birinde bir bülbül ötüyordu. . Hadi Gülsarı..enginel elveda gülsarı . çayırda yuvarlanıp sırtını kaşımak. Sonunda sahibi çıkageldi. 39 . Alaman-bâygenin gürültüsü hâlâ çıkmamıştı kulaklarından.Nasılsın bakalım. At değil. saçtığı o pis kokudan da tiksinecekti. Ama sahibi hâlâ gelip bakmıyordu ona. Sokaklar sessiz. Bütün köy uykudaydı. şakıyor sonra kendi se-siiti dinler gibi duruyor. Eski batırların savaşa giderken bindikleri atlar herhalde böyle idiler. Tanabay dizginleri çekerek atı yavaşlattı. Evden çıkanlar!.. titriyordu. ben ise.com. Tanabay yorganın yanına geldi. biraz konuştu. Şakıyor. Düldül o! Düldül! . Orada bir güzel dinleneceğiz.cizgiliforum. Cephedeyken bile sarhoş olacak kadar içmezdim. Karanlıkta sallanıyor. senin şerefine içtim biraz. Omuzları sızım sızım sızlıyordu. Kökparcıların naralarını hâlâ duyuyordu. Yarışın. Yalnız uzaktan.. Bülbülün şakımasından başka çıt yok. Teri kuruması için sabaha kadar ona ne su vereceklerdi ne de yem. yine şakıyordu. ama biraz daha vakti var. ama canını sıkan açlık değildi. Ben de ölüyorum yorgunluktan. Gülsarı'mn üstün niteliklerni anlatıp durdular..Ey Tanabay. darılma bana.Öyle. Elveda Gülsarı/65 yordu. hafif hafif bir traktör sesi duyulu1 Maytaban: At toynağının altında ve iç ortasındaki yumuşak yer. Ne demek istediğimi anlıyor musun Gülsarı? Nereden anlayacaksın! Sen üyire git-rriâk istiyorsun. silkinmek. Hırıldıyor. Gülsan ne bilsindi bir yıl sonra yeni bir efendisi olacağını ve onun hep böyle kokacağını! Sarı yorga adamdan da. Bu güz onlarla otlasın. gemini dilinin altından üstüne çıkararak terini soğutuyordu. üyir atlarıyla dolaşmaktı..Ah ne güzel bir sessizlik bu! dedi yüksek sesle.. Adamlar evde onu överlerken Gülsan da dışarıda. yelesini okşadı. kararımı bilirim ben. Bana öyle bakma.Kısrakların peşinde dolanmaya başladı bile. Ay yükselmiş. çekişmenin nasıl geçtiğini. Sonra atlara binip her biri kendi yollarına gittiler. başının altını sıvazladı: . Bu terkedilmiş sessiz köyde ne işi vardı bu bülbülün. pencereler ışıksızdı. Önümüzdeki baharda üyirin içine salacağım. Neyse. terin soğudu mu biraz? Çok mu yoruldun? dedi.. hele tam gelişsin de. keskin bir koku yayılıyordu nefesinden. Zaferi kutluyoruz.. dağların yukarısına çıkmıştı. işte gidiyoruz kendi evimize. Şimdi asıl istediği. Ayaklarının maytabanı1 ateş gibi yanıyordu. Az içtim. Tanabay atın kulaklarım sıkıştırdı. Ayakları beton gibi kaskaü olmuştu. kendini toplasın biraz. Gülsarı'yı kısrağa ne zaman salacaksın? ..

Su buz gibiydi. iki direği kalmıştı yalnız kapı olduğunu gösteren. Tanıdığı kadımn oturduğu evin avlu kapısıydı burası. iyi yalan uyduruyorsun ve güldü: Bir karar veremeyip at üstünde dolaşıp duracaksın sanmıştım. At. ama sahibi başka tarafa çevirdi atın başını. Çayırı geçip suyun kıyısına geldiler. Bibican kapıyı açarak.Uff! Dışarısı çok soğuk! dedi titreyerek. .www. Dizgini bir o yana. Aslında kapının kanadı kınk döküktü. Tanabay birden dizgini çekip atı geriye çevirdi. benim.Sen misin? Bu saate kadar neredeydin dedi.Kim o? dedi içerden bir ses. . Gülsarı'mn istediği de buydu zaten. . İçeride bir ışık yandı ve cam hafifçe aydınlandı. Sahibi eyerin üstünde sessiz duruyor. Köpek yine .Bir an önce üyerin yamna varmak istiyordu. En kenardaki sokaktan geçip dere kıyısına inmeleri. Geri dönmelerine ne gerek vardı? Bir gün içinde kaç defa koşacaktı? Onun bu düşüncelerine cevap olarak. Gemini hırsla garş-gurş dişleyerek çaresiz geri döndü. Aç kapıyı. Sonunda derin bir iç çekerek dizginleri oynattı ve oradan uzaklaştırdılar. kokusu geldi Gül-san'nın burnuna. ay ışığı vurmuş dere dibindeki taşlar gibi parladı.com.Benim Bibican. 66/Elveda Gülsarı Bol otlu çayın yeniden geçtiler.havlayarak yanlanna geldi.enginel elveda gülsarı Demirci dükkânının önünden geçtiler. yoluna devam etti. oradan saparak üyi-rin bulunduğu yere doğru gitmeleri gerekiyordu. Çocuk gibisin. Orta yarı açıktı. San yorga. bir bu yana çekiyor. Bibican bir şey söylemedi. suları sıçratıyordu. Sahibinin bir yanlışlık yaptığını düşünen Gülsarı geri gitmek istemedi. . biliyorsun yılkı çok uzakta. eğrilmiş. Ama atı ve binicisini tanıyınca kuyruğunu sallayarak sustu.. dedi Tanabay. madem ki geldin gir içeri. Çay geçidinin ortasına gelince. Çok bitkinim.kadının yanına gelip yelesini okşamasını istedi ama kadın gelmedi.Affedersin Bibican. Ne dikilip duruyorsun. Tanabay kırbacını Gülsarı'nın göğsüne indirdi. ne yapacağını bilemiyordu.. Sahibi eyerin üzerinde pek huzursuz duruyordu. Kara saçları omuzuna dökülmüştü.cizgiliforum. Pencereye yaklaşıp hafifçe camı tıklattı. karar veremeden düşünüyordu. Köyün ortasındaki sokaktan geçip. o sokağın sonundaki bir kapının önünde durdular. . kökpardan çok geç döndük. Evin küçük kızının yanındaki hiç ayrılmayan küçük köpek havlayarak karşıladı onlan. 40 . karanfilin. Aüm da çok yoruldu. Kadının kendi vücudunun kokusu ile o otun. Tanabay attan indi. Terini soğutmam gerek. ağzı ile dizgini çekip ileri doğru gitmeye çalıştı. . Üzerinde yakası açık beyaz bir gece entarisi vardı. Kuyruğunu sallayarak sustu. Gülsarı 'run nalları çakılları dövüyor. Bibican'ın gözleri güldü. Gülsarı'yı yularından tutup avluya girdi. Sahibinin ona kırbaçla vurmasından hiç hoşlanmazdı Gülsan. Tanabay aün başını çaya doğru çevirdi ve o yolda Gülsan'yi mahmuzladı. Ev sessiz ve pencereleri ışıksızdı. geldikleri yolu yeniden aştılar ve yeniden o evin önüne gelip durdular. Kurumuş. Kapının kanadını itti.

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı - Şimdi geliyorum, atı bağlayayım da. - Şu tarafa, fırının yanına bağla. Sahibinin elleri hiçbir zaman bu kadar titrememişti. Gemini ağzından alırken, kolanları çözerken, bu işi ilk kez Elveda Gülsarı/67 yapıyormuş gibi eli kolu titriyordu. Kolanın birini çözmüş, öbürünü çözmeyi unutmuştu. Bibican'la birlikte içeri girdiler ve lamba söndü. At, içinde bulunduğu bu avluyu yadırgıyordu. Ây, göğün ortasında, ışıl ışıl. Gülsan başını kaldınp uzaklara bakınca, o mehtaplı gecede sisler içine gömülmüş görkemli dağlan gördü. Hassas kulaklannı en ufak sese kabartıyor, çıt çıksa duyuyordu. Sulama arkının şarıltısını, az önceMi traktörün uzaktan uzağa yayılan sesini, meyva bah-çesinge o yalnız bülbülün yanık yanık şakımasını, her şeyi... Oralardaki bir elma ağacının beyaz çiçekleri uçuşup yorganın başına, yelesine dolmuştu. Gecenin karanlığı yavaş yavaş açılmaya, aydınlanmaya başladı. San yorga vücudunun ağırlığını bir o ayağına bir bu ayağına geçirerek sahibini bekleyip duruyordu. Bundan sonra aynı yerde nice nice geceleri sabahlara kadar bekleyerek geçireceğini bilmiyordu henüz. Şafak sökerken Tanabay evden çıktı. Sımsıcak olmuş elleriyle Sangül'ün gemini takıp kolanlanm sıkmaya başladı. O güzel karanfil kokusu onun ellerine de sinmişti. Bibican Tanabay'ı uğurlarken ellerini onun beline doladı. Tanabay da onu uzun uzun öptü. - Bıyıklann diken gibi batıyor, diye fısıldadı kadın. Hadi acele et, ortalık iyice aydınlanmış çabuk bin atına. Kadın dönüp eve girerken Tanabay fısıldadı: - Bibican, gelsene biraz, dedi atı göstererek, "Onu da okşa biraz.yoksa üzülür". "Ha, doğru ya, unuttum. Bak, başı elma çiçekleriyle örtülmüş... dedi gülerek. Ve sonra onu, ak sakarlı doru kısrağın dudaklan gibi dolgun ve yumuşak parmaklarıyla okşadı. Çayı geçtikten sonra Tanabay bir türkü tutturdu. Gülsan bir an önce üyirin bulunduğu yere, oradaki atlara ulaşmak için hızını arttırdı. 68/Elveda Gülsan Elveda Gülsan/69 O Mayıs geceleri Tanabay için çok güzel geçen geceler oldu. O ay atlara gece bekçiliği yapmak sırası onundu. Gülsan için de yeni gece hayatı başlamıştı. Gündüzleri öbür atlarla otluyor, dinleniyordu. Akşam olunca sahibi sırtına atlıyor, birlikte yılkıyı bir kuytuya götürüyor, ortalık kararınca Bibican'ın evine gidiyorlardı. Sabaha doğru, ortalık iyice aydınlanmadan ve kimselere görünmeden, güçlükle seçilen dar patikaları aşıp, yılkıyı bıraktıkları yere geliyorlardı. Sahibi yılkıyı topluyor, sayıyor, bir kayıp olmadığını anlayınca rahat bir nefes alıyordu. Gülsan için pek kolay bir hayat değildi bu. Sahibi Bibican'ın evine giderken de, oradan dönerken de pek acele ediyordu. O

41

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı karanlık gecelerde, geçit-çayır demeden hep koşuyordu. Ne yapsın, sahibi öyle istiyordu. Gülsan'ya kalsa yılkıdan hiç ayrılmazdı. Canı başka şeyler istiyordu. Artık o da tam bir aygır olmuştu. Üyir ile şimdilik geçiniyordu ama kısrak yüzünden birbirlerine düşmanca bakmaya başlamışlardı. Güllsan zaman zaman kaz gibi havaya uzatarak, kuyruğunu kaldırarak kısraklann yolunu kesiyor, yüksek sesle kişniyor, sağnlanna sokulup diş atmaya çalışıyordu. Dişi atlar da bunu üyir aygının kıskandırmak için fırsat biliyor ve ona sokuluyorlardı. Gülsarı'yı uzaklaştırmak için koşup gelen aygır onun epeyce canını yakıyordu. Çünkü hem daha büyük, hem de dövüşçüydü. Yine de Gülsan, geceler boyu Bibican'ın avlusunda bağlı durmaktansa, üyir başının hışmına uğramak pahasına kısrak peşinde koşmaya razıydı. Orada bağlı durduğu gecelerde hep kısraklan düşünüyor, canı onlan istiyordu. Durduğu yerde eşiniyor, tepiniyor, sonra yatışıyordu. Eğer o tatsız olay olmasaydı, kimbilir o geceler daha ne kadar sürerdi... Gülsan her zamanki gibi o gece de, o kadının avlusunda, bağlı olduğu yerde, üyirdeki atları düşünerek sahibini •bekliyordu. Uykusu geldiği için biraz kestirmek istiyor, ama yulan yüksek bir yere bağlı olduğu için uzanıp yatamıyor, biraz başını indirecek olsa bu defa da gem ağzını yırtar-casına acıtıyordu. Yine de olduğu yerde dalıp gidecekti neredeyse. Sessiz, ağır bir hava vardı ve gökyüzü bulutluydu. "jGülsan, dalıp gider gibi olduğu bir sırada, birisi sallıyor, dallannı çekip eğiyormuş gibi ağaçların hışırdadığını duydu. Bu arada bir rüzgâr çevrintisi oldu ve avluda boş bir kova devrilip tangur tungur ses çıkararak yuvarlandı. İpteki çamaşırlar savrulup uçtu. Köpek korkudan havlamaya ve oradan oraya koşarak sığınacak bir yer aramaya başladı. At ürktü, hınldadı, sonra kulaklannı dikerek bir süre şaşkın durdu. Başını kaldırdığı zaman ufukta kapkara, korkunç ye kaynayan bir şeyin bozkıra, yılkının bulunduğu tarafa gelmekte olduğunu gördü. Bir an sonra koyu karanlık şimşeklerle yanldı. Gök, bütün ağaçlar yıkılıyormuş gibi gümbürdedi. Hemen ardından gür bir sağanak boşanmaya başladı. Şimdi Gülsan, sırtına kamçı yiyormuş gibi tepiniyor, ipini koparıp yılkının yanına koşmak istiyordu. O korkunç felaket yılkının, onun cinslerinin üzerine geliyordu ve içgüdüsü onu cinslerini korumaya çağınyordu. Mutlaka gitmeliydi at kardeşlerini kurtarmaya. Ama ipi koparamıyor, bu yüzden de çılgına dönüyordu. Yuları, geme, onu oradan bırakmayan her şeye düşmandı, sağa sola atılıyor, tepiniyor, eşiniyor, yılkıya sesini duyurmak ve onlardan ses almak için acı acı kişniyordu. Ama cevap olarak ancak fırtınanın uğultusu geliyordu kulaklarına. Ah, o gece ipini bir koparabilse, yıl' kıya bir varabilseydiL. Sahibi beyaz fanilesiyle evden fırladı. Ardından kadın da çıktı beyaz gece entarisini giymiş olarak. Ama bir anda 70/Elveda Gülsan ikisi de sınl-sıklam oldular. Çakan şimşeğin ışığında, ıslak yüzleri, korkulu gözleri görünüp silindi. Sundurma bir an için aydınlandı. Sonra korkunç bir gürleme oldu.

42

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı - Dur! Sakin ol! diye bağırıyordu Tanabay an çözmeye çalışarak. Ama at onun sesini duyamıyor, onu o kılıkta tanı-yamıyordu. Hiddetle üzerine atıldı. Bu arada toynaklarının darbesi altında kalan finn çöktü. Tanabay koluyla başını koruyarak, duvara sürüne sürüne ona yaklaştı, başlığını tuttu ve kadına: - Çabuk, çöz yuları! diye bağırdı Kadın yuları çözer çözmez, Gülsan kapıya doğru atıldı ve Tanabay'ı sürüklemeye başladı. - Çabuk kamçıyı! Bibican kamçıyı uzattı. - Dur! İnatçı hayvan! Dur yoksa gebertirim ha! diye kamçıyla atın başına vurdu. Ne yapıp yapacak, eyere atlayacaktı. Üyire ulaşmak, onların başında olmak zorundaydı. Fırtına onları kimbilir nereye kaçırmış, nereye sürüklemişti! San yorganın amacı da bundan başka bir şey değildi zaten. İçgüdüsü, o ilâhi.sezgi, bu kıyamet saatinde mutlaka onlann yanında olması gerektiğini söylüyordu ona. Bu yüzden kişniyor, şahlanıyor, kurtulup koşmak için ipini koparmaya çalışıyordu. Yağmur sel gibiydi. Şimşekler çakıyor, gök gürlüyor, fırtına uğulduyordu. -Tut şunu! diye bağırdı Tanabay. Kadın başlığı tutunca o da sıçrayıp eyere atladı. Ama o daha eyere yerleşmeden Gülsan kadını su birikintileri içinde sürüklemeye başlamıştı. Gülsan ne efendisinin sesine, ne kamçı darbelerine aldırıyor, yalnız içgüdüsüne uyarak, şimşekli geceyi ve amansız fırtınayı yanp kuş gibi uçuyordu. O güne kadar ne büyük yanşlarda, ne ödüllü koşularda böylesine hızlı koş-mamışü. Kabanp taşan çaydan, kara çahlann arasından, deElveda Gülsan/71 reden tepeden, artık hiçbir emrine boyun eğmediği efendisini alıp götürdü. Tanabay, çılgına dönmüş atın kendisini nereye götürdüğünü anlayamıyordu bile.Yağmur yüzüne, gözüne.bütün gövdesine vuruyor, ama içi alev alev yanıyordu. Tek bir düşünce vardı kafasında: "Yılkı nerede? Aman Tannm! Vadiye inip demiryoluna doğru gitmesinler, demiryoluna düşmesinler! Mutlaka kaza olur! Allahım, sen koru onlan! Ey Albak! (ervah, atalar ruhu) siz koruyun yılkıyı! Sakın aya-ğîfı sürçmesin Gülsarı! Sakın düşme! Beni yılkıya ulaştır" diyordu Düzde, yokuşta, şimşekler karanlığı bıçak gibi yanp beyazlaüyordu, sonra yine koyu karanlık oluyordu. Fırtına yine uğul uğuldu, yağmur ise fırtınanın şiddetiyle kırbaç gibi iniyordu. Gece, göz kamaştıran bir ışıkla aydınlanıyor, sonra ka-fanyor, sonra yine ışık, yine karanlık... San yorga şahlanıyor, ağzını yırtacak gibi kişniyordu. Üyiri anyor, kendince onu bulmak, görmek için yakanyor-du: "Neredesiniz! Neredesiniz! Kişneyin, ses verin bana!" demek istiyordu. Ama onun sesine karşılık gök gürlemesi duyuluyordu yalnız. O yine ileri atılıyor, koşuyor, koşuyordu. Bir karanlık, bir aydınlık oluyordu. Sonra yine karanlık, yine aydınlık...

43

Yürü eve gidelim Altıke.www. dumanını savura savura bir tren geçiyordu..com. diye mınldandı Tanabay. Tanabay yılkıya. toprak canlanıyordu. Tanabay hiçbir şey demedi. Bozkırdan buğular çıkıyor. Tanekem1 geliyor bak!" diye atını dörtnala sürdü. şapkasız başı ve asık suratıyla.Giyinmeye de mi vakit bulamadın? Talihin yokmuş! Çizmenle pahtolununun ayağında olmasına şükür. fırtına ve yağmur ise bir sürüye dalan kurtlardı sanki.. Caydar apa çok merak etti. Kaz kanadı renginde bulutlar şimdi ufukta kaz katan gibi görünüyordu ve çok yükseklerdeydiler. Güneş açılmış. yiyecek ve giyecek bir şeyler getireyim. Tanabay'ın yardımına koşmak için komşularla birlikte atlanmış. Bu halinle insanlara görünmen hiç iyi olmaz değil mi? . Ama doğu yönünde gök gürlemeleri devam ediyordu daha.Ben aşağıda beklerim. Yolunu yitirdiğini sandılar.Yolumu şaşırdım. bir başka türlü yolunu şaşıran kocasının gelişiu seyretti. hava ısınıyordu. kansı yumuşak sesle: • . dedi. 44 .. .enginel elveda gülsarı Fırtına şafağa kadar sürdü. Tanabay'ın karısı ise Tanabay'ı anyordu. Tanabay'a dönüp yavaş sesle: 1 Taneke: Tanabay aka'nın kısaltılarak söylenişi 2 Apa: ana Elveda Gül san/73 . Ama karısı Caydar onun yolunu şaşırmadığını biliyordu. Tanabay'ın önünde yepyeni bir dünya açılmıştı. Yılkılar açılıp koşarak ve çamurlu yeri toynaklarıyla çiğneyerek çayı geçtiler ve bir bayıra çıktılar. Atlardan. Kara toprak bir koyun sürüsü. kulun ve taylardan yitip giden yoktu. İkisi de atlannı sürdüler.cizgiliforum. . acınacak bir durumdaydı. bozkınn bir ucunda. Onlarla beraber olan komşu çocuğu birden bağırdı: "İste Caydar apa. 72/Elveda Gülsan Birkaç yılkıcı bozkırda at koşturarak dağılıp kaybola-lan yılkılarını arıyorlardı. Hepsi tamamdı. Hiç sesin' "îkarmadan.. Ah çocuk ah. Sonra yavaş yavaş bulutlar seyrelmeye başladı. Gece boyu koşmaktan canı çıkan yorganın üstünde. Çocuklar boyuna yetişti! Sen ise. ıpıslak fanilesi. pek perişan. yılkıyı aramış ve bir kuytuda bulmuşlardı.Biz de sizi anyorduk Taneke. Birbirlerne tek söz etmediler. Ta uzakta. Yalnız çocuk atlan getirmek için vadiye inince. Dişlenmiş koyunlar gibi kara yerden buğular yükseliyordu.. gidip onaralım bari. çocuk sevinçle. Hiç utanmıyor musun? Artık genç de değilsin.Sen burada kal. Fırtına çadırlara yıktı. Caydar apa2 ise atını kımıldatmadı bile. otlağa doğru sürdü. dedi Tanabay. Bugün hepimizin çok işi var. . Tanabay yoktu. Karısıyla böyle karşılaştılar.. Ne diyebilirdi ki? Vadiye inen çocuk atlan toplamış geliyordu. diye Caydar çocuğu çevirdi.

Gülsan sahibinin bir türkü tutturmasını istiyordu o anda. çevik. Ömründe bir kez. mahvoldun Gülsan. Gülsarı'nın daha ileriye gidecek gücü yoktu. Ama Tanabay susuyordu. son kez..enginel elveda gülsarı Tanabay atından inip yeşil otlann üzerinde biraz yürüdü. her zaman yaptıklan gibi köyün ke74/Elveda Gülsan nanndaki o eve doğru yönelmiş.. üyir üyir yılkı. durs tump.www. Gülsarı. durs? tump. Oysa Gülsan.. Sonra birden yüzükoyun uzandı. Tanabay yılkıyı düz ovadan geçirip. At. Ve dağlar önlerinde uzanıp gidiyordu.Gücün kuvvetin kalmadı değil mi? Çok mu kötü durumdasın? Bittin.. titriyordu.. diye. kafasını. Gülsan sahibini hiç böyle görmemişti: Tanabay yattığı yerde sarsıla sarsıla ağlıyordu. Vakit ilerlemiş. Tanabay söylenip durdu ama artık at onu duymuyordu. hızlı adımlarla ilerliyorlardı. Şimdi iyi bir ateş yakabilirdi. Tanabay durup düşündü. Şimdi köy gerilerde kalmıştı. Oysa eskiden hiç üşümezdin sen. atlar kişniyor.. Ayağını büküp uzanmak isteyince Tanabay bu defa engel olmadı. Hoşça kal avıl! Önlerinde dağlar vardı. Yük taşıyan beygir ve develer. ku-laklannı dolduruyor ve başka bir ses duyurmuyordu.Belki gerekir diye çakışım da yamna alıp dere kenanna indi. Bir yıldız sessizce kayarak kayboldu. Yürek atışları. ata binmiş kadınlar. yankılanan tepeye doğru sürdü. soğuk yere uzanıp yattıktan sonra da. Tanabay üzerindeki gocuğu çıkanp hayvanın üzerine örttü. Dura kalka. İnsanlar bağırıyor. Çevrede dolanıp geçen yıldan kalma kuru ot saplannı topladı. oradan geçerken.Sen biraz yat. .com. 45 . bu yüzden de sahibinden bir kamçı yemişti. Orada kurumuş fidanlar bulunca pek sevindi.. bunları kucaklayıp getirdi. Boztorgay ise hâlâ ötüyordu. Ay doğdu. biraz öteye kondu. Ellerine diken batmış kamyordu. Gelecek bahara kadar hoşça kal bozkır!... başını bir o yana bir bu yana çevirerek inlemeye devam etti. Elveda Gülsan/75 . yanlannda koşuşan uzun tüylü köpekler. Sürü sürü koyun. dedi Tanabay ben biraz çalı-çırpı topla-yayım. Yılkılar. Yüreği kafasının içindeydi.. ağır ağır yürüyordu. Yan tarafta kalan köye bakmamaya çalışıyordu. dinlene dinlene çay yatağına kadar gelebilmişti ama oradan öteye gidemiyordu. gece yarısına az bir zaman kalmıştı. Kovalanan bir atın yüreği gibi hızlı atıyordu yüreği: Dur-durs. koyun-kuzu meliyor. ele geçirdiği artık yitirdiğini bildiği için bu ağlaması. Alnı sakarlı kısrağın dudakları gibi dolgun ve yumuşak parmakları olan kadının evine uğramadan geçip gittiler. şavkı dağlara vurdu ve sonra kendi halesinin ortasında gökyüzüne asılıp kaldı. bir insan gibi inim inim inliyordu. her türlü ses çıkıyordu. Ayaklannın dibinden bir boztorgay cik cik öterek pırr diye havalandı. Bir gün sonra dağın yolunu tuttular. daha geçenlerde büyük bir yanşta şenlenen. Gelecek bahara kadar dönmeyeceklerdi Göç kafilesi de çay boyunca yürüyerek köyden uzaklaşıyordu. Üşüyor. durs-tump.cizgiliforum... çocuklar. Tanabay başını eğmiş..

kış gelinceye kadar tutanaklarda unutulup kalacaktı. Şimşeklerin çakıp çakıp sönmesini de. ödüllü oyunlar düzenlenecekti. yaylaya çıkmanın pek de kötü bir şey olmadığını göstermek istercesine. Yılkılar döllenecek. güçlükle nefes alıyordu. "Derslerin-nin iyi gitmediğini bilseydik ya da bizim yanımızda okusa-lardı daha başarılı olurlardı" diye söyleneceklerdi. bir süredir unuttukları sıkıntıları. Çobanlar nerede olurlarsa olsunlar.www. Kışı sağ salim atlatmışlar.enginel elveda gülsarı Gülsan eskiden yanında ateş yakılınca pek ürkerdi. kış çekildi ve yerini altı ay sürecek yaza bıraktı. Aftıa bu kez o alevlerden hiç korkmadı. sürü besleyerek göçebe hayaü yaşayanlar için. Gülsan koşup geliyor. yok olan yılkısını bulmak için uçtuğunu görüyordu. fırtınalı. O yılki kış da işte böyle gelip gitmişti. acıları yeniden yaşamaya başlayacaklardı. Tanabay ateşin ba-şında. bir alçalıyor. Ona pek eyer vurmuyor. başıyla. Tanabay bu baharda Gülsarı'yı üyire saldı. birileri dünyadan göçüp gidecekti. damgalan vurulacaktı. Sonra. Havalar ısındı. Yine bayramlar olacak. Gece. Kimisi âşık olacak. bir kulun anasından biraz ayrılacak. çok eski zamanlardan beri nasıl idiyse yine öyleydi. Herbiri-nin hayatında değişiklikler olacaktı. burnuyla. bozkırda çılgınca koştuğunu.. Kulunları.. Alevler bir yükseliyor.bir çuvalın üzerinde oturuyor. koyunlar kuzulaya76/Elveda Gülsarı cak. Pek çok işleri olacaktı ama kış ve kışın çekilen sıkıntılar bir süre unutulacaktı. ateşin başında oturan ve bir zamanlar sahibi olan yaşlı adam da gözüne bir görünüp bir kayboluyordu. Hayvanlar yeşeren yaylaya yayıldılar. cin gibi çarpacaktı. sıkıştıracak.com.. Kendinden geçmiş olan at şimdi. Gülsan biraz ısınınca titremesi kesildi. Ama gözlerinin önündeki san perde kalkmamıştı. cabağılan nasıl kollayıp koruduğunu bir görmeliydiniz. Bir cabağı.cizgiliforum. yarışlar. Yiyecek kıtlığı. kimisi sevdiğinden ayrılacak. gereğinde yavrular iki anadan süt emecek. Bu aydınlık dünyada. göz kamaştıncı bir ışıkla aydınlanyor. gücünü kısraklara saklamalıydı artık. çadırlar. yıkık ve soğuk koralar. O. kişneyip şahlandığını. yılkılar. Et kombinasına hayvan götürecekler. birileri dünyaya gelecek. et ve süt bollaşacakü. sahibiyle birlikte. üyirden uzaklaşacak olsa. sonra kararıyor. ak buğrasına binip yine gelecekti. kış onları dağda kırda arayıp bulacak. bakımları yapılacak. Arada bir kalkıp atın üstünden kayan gocuğu düzeltiyor.. yün kırkılacak.. sonra yine ışık. sıskalaşan. Gülsarı'nın çok iyi bir aygır olacağı belliydi. çok yağışlı bir gecede. kış. yine karanlık. Ateşin ısısı ve dumanı onun vücudunu yalayıp geçiyordu. hayvanların kırılıp gitmesi.. tekrar örtüyor ve yine ateşin başına geçip ellerini ısıtıyordu. Aygır olmuştu artık. Yatılı okulda çocukları başarılı olanlar sevinecek olamayanlar üzülecekti. onları iterek üyirin 46 . iyice zayıflayan hayvanlar baharda bozkıra inip yayılmışlardı. ateş zayıfladıkça kuru ot ve dallan üstüne atıyordu. Ve çobanlar. Kış yirminci yüzyılda da olsa. Göğsü sıkışmış. çok az biniyordu.

dedi. Bu adamı niçin sevmediğini de bilmiyorduTana-bay.enginel elveda gülsarı içine sokuyordu. Yılkıya nasıl baksın? Bu yüzden bütün işler Tanabay' a kalıyor ve o da gece gündüz attan inmiyordu. dedi karısı. ' Elveda Gülsan/77 yatıyordu. bu son.www. Ne var ki. O kış kolhozda bazı değişiklikler oldu. Üstelik artık yardımcısı da yoktu. sabah çayım içmek için evine dönmüştü. O gün Tanabay yılkıyı erkenden çayıra salmış. Ünü arttıkça üst düzey yöneticilerinin gözüne batıyor. bir yandan kahvaltı ediyor. Çayını yudumlarken karısına: . Kahvaltı sofrasında kızını dizine oturtmuş. aynlamıyordu.cizgiliforum. Ama gelen konuğu geri çeviremez. Karısı evden çıktı ve döndü: . yorgaya eyer vurmayacağım artık.Sen bilirsin.. İşi hiç bitmez.. madem ki durum böyle.Yeni bir başkan gelmişti. Tanabay'ın her hatırlayışında yüreğini yakan bir olaydı bu. bir yandan da kansıyle aile sorunlannı konuşuyorlardı. Tanabay at çiftliği başkanı İbrahim'i hiç sevmezdi. Tanabay her gün hastahaneye gidip arkadaşının hatınnı sormak istiyordu ama işten vakit bulamıyor. Kalbi iyice teklemeye başlamıştı çünkü. Ama kansı Caydar'ın süt çağında bir bebeği vardı kucağında. biri geliyor galiba. Kısacası Tanabay hastahaneye arkadaşını gör-Jmeye gidemedi. Hayvanlara bakmak bir motorlu araca bakmak gibi olmuyordu ki! Elindeki motor olsa. . Tanabay karısına: . çok çocuklu bir aile reisi gibidir. hemen üyi-ri toplayıp başka bir yere götürüyordu. Kasabaya inip yatılı okulda okuyan çocuklannı görmek istiyordu. biraz daha fazla para geçerdi ellerine. At çiftliği başkanı. dağdan indikleri vakit kansıyle birlikte ziyaret etmeye karar verdiler. Yardımcı çekip gidince. Ücretler hiç de öyle tamah edilecek bir şey değildi ama yine de iki kişinin kazancı. Bu sırada dışarıdan toynak sesleri işitildi. onlann ona sahip olma emellerini arttırıyordu. durdurur. dedi. i yılkıcı dediğin. Yanında genç biri de var. Güleryüzlü bir adam olmasına 47 . karışım yardımcı kadrosuna geçirmişti. "Oraya 78/Elveda Gülsan kadar gitmişken istasyon yakınında kurulan pazara da uğrar. bir daha vakit bulamam. iki ayn musluk sayılırdı. ben yorgayı eyerliyorum. Komşu yılkıcılara: "Biraz benim yılkıya da göz-kulak olun" diye gitmek istediği zaman.. ağırlaması gerekirdi. kendisi hastahanede . aynı zamanda bir felâket getirmişti ona. Kızını da kucağına alarak dışarı çıktı. 'gidersin.com.Çık bak bakalım. ovaya inip yerleşmelerine zaman kalmadan o korkunç olay geldi başlanna. Özellikle ilkbahar ve kış mevsimlerinde başını kaşıyacak vakit bulamaz. O zaman onu daha sonra. Yorga Gülsan'nın ünü. Bir üstün özelliği de şu idi: Birileri gelip atlan rahatsız etmeye kalkışsa..İbrahim. Çora'nın hastahaneden çıkıp evinde yattığını öğrendi. Malcı.. Çora görevi ona devretmiş.Caydar. çocuklara ve hanıma üst-baş alırım" diye düşünüyordu. Tanabay istemeye istemeye kalktı.

beyini-ze iyi bakıyor musunuz? . bütün gününü büyük deftere birtakım sayılar yazmakla geçirir. rahat edin. En iyisi yılkıcılık. üzerine de yu-1 muşak postları koydu. Hayvancılığın nasıl bir iş olduğunu kendisi de biliyordu ve bunu İbrahim'in ağzından ilk kez duymuyordu. . diye onun elini sıktı. İbrahim atından indi. . ortalıkta görünmezdi. dedi. him. herkesin et ve süt işiyle uğraşmasında ülkenin pek yararı olmayacağını söylemek istiyordu. ekinle ya da başka bir işle uğraşacak olsan eline pek bir şey geçmez. Başta İbrahim'in kendisi olmak üzere oradakiler bu yapıcı eleştirilerinden dolayı ona teşekkür eder. 48 .www. Caydar konuklara yeni yaygıyı serdi.Kımız getir. Buğdayı onlar yetiştiriyor. Öyle değil mi Caydar baybişe? Caydar başını salladı.com. işlerin görülmediğinden yakınıyordu. koyunculuktur. İbrahim Caydar'a da gülümsedi: . Yılkı çiftliğini iyileştirmek. . O yılkıcıların hepsine 'bay' diye hitab ederdi.Bu zamanda en iyi iş hayvan beslemek. İki kolunu birden havaya kaldırarak: . İbrahim her fırsatta söylerdi bunu. Tanabay biraz soğuk davranarak. Oysa tarlayla. vaad üstüne vaad vererek. Çora onları kendi eliyle seçip almıştı.Buyrun. . Parti toplantılarında Tanabay onun bu davranışını dobra dobra eleştiriyor. bay! dedi. Adam. Tanabay hiçbir şey söylemedi. Tanabay karısına: . . Böyle şey olur muydu? Hak mıydı bu? Toplantı üstüne toplantı yaparak. içeri girin. Yılkıcılar kendi bildikleri gibi hareket ediyorlardı.Esselamü aleyküm. Neyse ki yılkıcılar işlerini bilen adamlardı. aç ve açıkta kalan yine onlar oluyordu.enginel elveda gülsarı rağmen kanı ısınmamış-tı.Mallar canlar iyiler mi? Nasılsınız? dedi İbrahim ablak yüzüyle her zamanki gibi gülümseyerek.Allah razı olsun. Tanabay. Öteki işlerde çalışanlar o yokluğa daha ne zamana kadar dayanabilirlerdi? Savaşa kadar durumlar böyle miydi? O zamanlar güz gelince her evin kapısına iki-üç araba buğday getirilirdi. Hiç olmazsa et süt eksik olmaz.Aleykümselam. Elveda Gülsan/79 . Adı var da kendisi yok gibiydi. onlara güzel. I.İyi.İyi misiniz Caydar baybişe? Sağlığınız nasıl. işleri tamamlamak için hiçbir şey yapmazdı. Belki hiçbir şey yapmadığı için hoşlanmıyordu ondan. halkı ne zamana kadar oyalayabilirsiniz? Çora ağır iş yapan 80/Elveda Gülsarı insanlara emeklerinin karşılığını veremediği. ona nedense hiç güvenmiyordu. sözler söylemekten başka elinden bir şey gelmediği içir hasta yüreği dayanamamış. çok şükür. Kımız içtiler ve biraz havadan sudan söz etiler. iyiyiz.cizgiliforum.İyiyiz. başlarını sallardı ama sonunda değişen bir şey olmazdı. Ya şimdi? Herkes koltuğunda boş çuvalla dolaşıyordu.diyordu İbra-. siz varken benim gözüm arkada kalmaz. Şöyle buyrun. büsbütün kötüleşmişti.

Seni pek çıkaramadım evlat. Yetiştiriyor. biz.Hayır. gözlerini yerden kaldırmadan öylece durdu. Yılkıcı Bakasov'a Gülsarı yorga. binek atı olarak kullanılmak üzre at korasına gö'nderilsin.enginel elveda gülsarı Ama Tanabay'ın yüreğini sızlatan bu gerçekleri İbra-] him'e anlatmanın hiçbir yaran yoktu. İşte.. biraz daha verir misiniz? Kımız içerken yine şundan bundan söz ettiler. . emre karşı gelmiş olmalıydı. Ah Gülsan! Onu vermeye dayanamazdı.Evet Taneke. Ama Gülsarı başkaydı. Kımız da çok güzelmiş Caydar baybişe.. üzüntüden ne yapacağını bilemiyordu. Kâğıdı dörde katlayıp. iş yerlerine birçok at göndermişti. şaşıp kalmıştı. Bu zorlama sohbet sırasında Tanabay tatsız bir haber alacağını seziyor ama ne olduğunu bilemiyordu.cizgiliforum.. kendi durumunu da dikkate almalı. Tanabay serinkanlılığım korumaya çalışarak başını hafifçe kaldırdı ve cevap verdi: . Sordu: . sen çok anlayışlı bir adamsın.Pekâlâ İbrahim.. merhum Abalak'ın oğlu musun yoksa? .Bu delikanlı benimle geldi. niçin yetiştiriyordu ki? Kolhoz için yetiştiriyordu onlan. dedi İbrahim alttan alarak. .. Al. ama onu sonra konuşuruz. Görevi Eydu onun.Taneke. biraz daha kımız içip sohbete devam etsek olmaz mı? .com. yorgaya binip kasabaya inmek-ve yine bir. Kolhoz başkanı (İmza okunamıyordu) 5 Mart 1950" Elveda Gülsan/81 Tanabay'ın beti benzi atmış. O düşünüp durdukça. Hele şu kımızımızı bir içelim de. Zaten o anda sohbeti uzatmak da istemiyordu Tanabay. Tanabay kâğıttaki yazıyı okuyunca gözlerine inanamadı. . niçin bakıyor. İçi. diye onun sözünü kesti İbrahim. oku. Tanabay. İbrahim sabırsızlanmaya. çeşitli bri-dlara. Yılkı yetiştirdiği bu uzun yıllarda.O yılkıyı. Sonunda İbrahim cebinden bir kâğıt çıkardı: . onun oğluyum. Mis gibi kokuyof. Ama bu adamlar buraya niçin gelmişlerdi? Bunu sormak da pek yakışık almazdı. Bir iş için geldik buraya. eski asker gömleğinin göğüs cebine koydu. İri iri harflerle şunlar yazılıydı: "Buyruk. Bir süre.Zaman dediğin nasıl da çabuk geçiyor? Yılkılara bakmak ister misin? Seyretmesi güzeldir doğrusu. Ne etse de vermeseydi Gülsarı'yı? Çok iyi düşünmeli. .İşte Taneke. önce işine dönmek istiyordu. kâğıtta yazılı iş için. bu küçük iş için geldik buraya. biz buraya şu iş için geldik. sonra binek atı olarak ya da başka işlerde kullanılmak üzere kolhoza veriyordu. İbrahim'in yanında hiç konuşmadan oturan delikanlının kim olduğunu pek çıkaramıyordu..Elbette olur. Onları bir an önce başın-| dan savmak. huzuru kaçmaya başladı.www. Aslına bakarsa bunda pek şaşılacak bir şey de yoktu. 49 . yüreği parçalanıyor. işiniz kaçmaz nasıl olsa.

tilki postundan yapılmış tebeteyini' düzeltmeye başladı. artık acele etmelerine gerek kalmamıştı. Alttan almaya. İlk yaptığı toplantıda oradakilere gözdağı vermiş. Sonra sabırsızlanıp çizmelerini çekiştirmeye. Tanabay alnındaki teri kuruladı..O beş aygırın bana gereği yok..Biz artık gitsek iyi olur Taneke.enginel elveda gülsarı "Seni kurnaz tilki seni! Bu sözüne kanacağımı mı sanıyorsun!" dedi Tanabay içinden. gönlünü hoş etmeye. . gözünün yaşına bakmadığını unutmaması gerekirdi.com. "dediğim dedik" der. bunun sözü bile olmaz. Kardeşini bile kayırmadığını. tek kısrağın bile kısır kalmaz.Nasıl anlamazsınız Taneke? Başkan bizim önderimiz. Saygı duymamız gerek. geçimsiz bir kişi olduğu söyleniyordu kulaktan kulağa.. ama artık bütün kolhozlann büyüyüp gelişeceğini. Senin başkan binecek 1 Tebetey: ince kürklü kalpak. Bunun için de kolhozcular tarım tekniği ve hayvan yetiştirme tekniği kurslarına katılmak zorunda kalacaklarmış. Başkanın yüzünü görmemişti daha. hürmette kusur etmemeye çalışmalıydı. Gülsarı'yı hemen götüreceğini sanıyordu. Gerçekten de çok geçmeden afişler asıldı. bunu da kendisinin yöneteceğini bildirmiş. kurslar başladı.daha doğrusu onun okunamayan imzasıyla ilk karşılaşması işte böyle oldu. Tanabay'ın yeni kolhoz başkanıyla.www. . güçlüklerin.. Kolhozda bundan böyle modern tarım ve hayvancılık tekniklerinin kullanılacağını.. Ama o kurslarda çobanların uyuklamaktan başka bir şey yapmamış olmaları ayrı mesele. uzaklardan onu görmeye geliyorlar. . Tanabay'ın yüzüne bakarak: . hiç dinlemez.Bak Zavferma (at çiftliği başkanı). Karşısında Tanabay'dan başka biri olsaydı. Elveda Gülsan/83 başka at mı bulamadı? Korada at mı yok? Niçin Gülsan'yı istiyor? Gülsarı'dan başkasına binemez mi yani? . Ama birdenbire. 82/Elveda Gülsan bunları mahkemeye vereceğini söylemiş. Sık sık bölge merkezine gidiyor. kolhozlann ufak oluşundan ileri geldiğini. görevini gereği gibi yerine getirmeyenlere asla hoşgörülü davranmayacağını. Veririz be^ aygırı. Hepimizin başkam. Onun nasıl bir adam olduğunu çok iyi biliyor. herkesin gözü onda. Ağzına ilk geleni söylemekten vazgeçerek: . Halkın arasında dolaşıyor.. Ama karşısında Tana-bay vardı. O Çora'nın yerine atandığı zaman Tanabay dağa çıkmış bulunuyordu. alıp götürürdü Gülsarı'yı.cizgiliforum. Kısraklara saldım onu. kolhoz başkanına Gülsarı'yı veremeyeceğimi söyle... İbrahim.Ne olmuş yani? Başka ata binse gözden mi düşer? Oraya buraya gidiyor diye ille de yorga ata binmesi mi ge- 50 . Daha önce yüksek mevkilerde bulunduğu. Çünkü o benim damızlık aygırım. onun yerine beş aygır veririz.Aman Taneke. Bütün sıkıntıların. kendisinin bunun için atandığını da söylemiş. Yine havadan sudan söz ettiler. dedi. Sorunun çözüldüğünü. tembellere. İbrahim şaşırmıştı.

Gerekir yahut gerekmez. Siz savaşta bulundunuz Taneke. öyle" anlamında başını salladı. İbrahim derin derin iç çekerek Caydar'a döndü ve yalvarır gibi: ... inan84/Elveda Gülsan <j: madiğin şeyleri söyleyerek yaranmaya mı çalışıyorsun? dedi Caydar. Haklı olup olmadığımı o söylesin.Ee. dedi. İbrahim iki kolunu yana açarak kekeledi: . Hepsi sustu. Açıklayamazdı zaten.Orada siz otomobille. hop oturup hop kalkıyordu. adamları bekletme.Ver gitsin. İbrahim sözüne devam etti: .Siz Çora'nın 'verme' diyeceğini mi sanıyorsunuz? O razı oldu bile. Öyle değil mi? . 51 . İşte.Hiç doğru değil bu davranışınız.İşte akıl bu. dedi İbrahim.. . .Kendim binecek değilim ki.. Onu bize başkan diye göndermişler. Delikanlı "evet. bütün köy bilsin. generale yakışana.cizgiliforum. ona bu atı elleriyle teslim edeceğini söyleyen kendisiydi. mahvolmamı istiyorsunuz benden. . asker de askere yakışana biner. yakışmıyor doğrusu. Ben eşeğe de binerim. Bu onun bileceği iş. Yellisini başkan saymamak demektir bu! Çora zaten hasta. bana emredilmiş bir görev. Ablak'ın oğlunu da ata binip getirsin diye gönderdiler benimle.Halk da her şeyi öğrensin. mesele bu değil ki. Başkanla onun arasını açmaya ne gerek var? Çora parti komitesinde çalışacak artık.sen ne diye bu kadar ısrar ediyor. orada çalışırım. ne olmuş. sizi seviyoruz. Niçin başka olduğunu açıklamadı. Ben küçük bir adamım. Atın kemente takılmak üzere olduğunu sezdi ve kestirip attı: . yeni başkanla iş görecek. general ise kamyonla mı dolaşıyordu? General.Kızmanıza. kendisine sorun. Hiç olmazsa orada elimdeki balyozu çekip alamazsınız! .Çekip gitmemi. biraz duraklayarak.www. Çetin cevizdi Tanabay. Başkana yorgayı tavsiye eden.com.O başka. bizim konuğumuz sayılır.enginel elveda gülsarı . Ama çocuk gibi davranıyorsunuz. Şimdi İbrahim'e sinirlenmeye başlamış.Durumumuza bakın. Ne olur bunun sonu. artık başkan olmayan eskisine gidelim diyorsunuz. O halletsin bu sorunu.Siz söyleyin Caydar baybişe. Halk ne der buna? Kırgızlara yakışır mı bu? . koca bir köy adamın altına binilecek gibi bir at bulup veremiyoruz.. bir at nedir ki? Yılkıda her çeşit at var. Ama bu bir emir. onu merkezden gönderdiler.Demir-ci dükkanına gider. yorga bile olsa.. istediğine binersen.. Caydar derin bir iç çekerek kocasına: . çok teşekkür ederim Caydar baybişe. Söz konusu Çora olunca Tanabay sustu. keski ta başından söyleseydiniz.Yeni başkan dururken. sinirlenmenize ne gerek var Taneke?Bi-zim size saygımız var. Onu kendi haline bırakalım. Başkan yeni geldi. Kendi kendinize bela yaratıyorsunuz. dedi Tanabay. Bu meseleyi gidip Çora ile konuşurum. Şimdi onu götüremezse rezil olacaktı.Vermiyorum! Beni beğenmiyorsanız kovun.

Gülsarı'nın bu yabancı adamlann onu üyirden niçin kopanp aldıklarım. Ama aynı anda çadırdan çıkan Caydar ona doğru koştu: . hatta sağ ön ayağında bukağımn bıraktığı ufacık nasın bile görüyordu. açık san donunu. Ama sen sağ-salim döndün. Başkan ne derse o olur. Kişnediği-zaman ağzından çıkan buharı. Gülsarı'yı götüren adamlar bayın aşıp gözden kaybolmak üzereydiler. Sapsarı bir benizle ve koşarak kansının karşısına dikildi.. gözElveda Gülsan/85 lerini yerden kaldırmıyor. Onun yürüyüşünü. sana özel olan 86/Elveda Gülsan neyin var? Bizde olan her şey kolhoza ait. Büyük bir boşlukta. o da yetim kalmış 52 . Bizim halimiz. kırbaçlaya kırbaç-laya geri döndü. Şimdi beni iyi dinle: Gülsan senin kendi malın mı? Kendinin olan. Sırtında. . ne yaptığımı söyleyecek değilim. İçindeki kuşkuyu anlamıyor muyum sanıyorsun! Ama boşuna. Akşama kadar yılkının yanında kaldı. ama bakmasa da her şeyi görüyordu. Neden sonra başını kaldırdığı zaman. o karanlık gecelerdeki macerası için yorgadan öcünü alıyordu! Sert bir çekişle atın başını çevirdi. Atın her yanını. üzüntüler içinde öylece oturuyordu. Önce kollarım indir bakalım! dedi Caydar her zamanki serinkanlılığı ile. hayatımız böyle...Pekâlâ. Kim yönetiyor bu kolhozu.Sen. Ne istersen onu yap.Dur! Sakın gitme! diye bağırdı. her tüyünü. Gülsarı'nın bir o yanına bir bu yanına geçerek kamçısını kaldırıp kaldırıp hayvana indirdiğini görüyordu. sağrısında İbrahim'in vurduğu kamçı izlerini görüyordu. Çadır evin önüne gelince atlayıp indi. Yalnız şunu unutma: Üç çocuğun var. bir at korasının başkanlığından Kolhoz Başkanı yardımcılığına terfi ettirildi ve bütün at koralarının sorumlusu oldu. Aradan çok geçmeden.. Gülsan'nın üyirden ayrılmak istemeyişini. Daha da yararlı olutsana. İbrahim'in. Yine de yeri gelmişken söyleyeyim: Beni bırakıp gitmek istiyorsan hiç durma! O benden çok daha iyi. sahibinden. başına başka başlık geçirildiğini gördü (Kendine ait olan başlığı ölürdü de vermezdi). çaresizlik içinde. daha güzel. Yine yok. Bütün üyir yetim kalmış gibiydi. tamam.. Niçin ver dedin atı? diye sordu soluk soluğa. ama yine sinirlerini yatıştıramadı. sağrısını görüyordu.. Başkan....böğrünü. Bunların hiç önemi yok artık. Ben de onun gibi dul kalabilirdim. Yüksek sesle haykırarak peşlerinden koşmak için atım mahmuzladı. Sert sert bakarak: . daha genç. kulunlardan. Ablak'ın oğlunun elindeki dizginlere asılıp var gücüyle çektiğini. her şeyini görüyor ve acılar. Yorga da kolhozun. Nasıl da beklenmiştim ben bahtsız! Ne ettiğimi. Gülsan'mn yakalandığım. Onları ne yapacaksın? Onlara ne söyleyeceksin ve onlar ne diyecek? Ben onlara ne diyeceğim? Karar senin. Onunla ilgisi yok.İbrahim'in Caydar'a tekrar tekrar teşekkür etmesi boşuna değilmiş. Sen niçin?. Tanabay birden ürpertici bir kuşkuya kapıldı: Caydar. Tanabay başka bir atın üzerinde eyerde oturuyor. savrulan yelesini. Tanabay atını sürüp gitti. kısraklardan niçin ayiçdıklarını anlamadığım belirten korkulu bakışlarını görüyordu. Tanabay dayanamadı. her şeyini. belinde.

dedi Tanabay.. Ocakta ateş yanıyordu. Anne deve günlerce botasını aradı. günlerce bozla-dı.. kopuz çalarken tanımış. beraber otlayamayacaklannı... çırpımp duruyordu. Ana deve bütün gün kırlarda dolaşarak. göçebe atalarının şanlı geçmişinden kalan o yanık bozlağı çalıp söylemeye başladı: Bu küçücük beyaz botasını (yavrusunu) yitiren ana devenin yakarışı. bir daha ona ak sütünü emziremeyeceğini söylüyordu gözyaşları içinde: "Neredesin kara gözlü botacı-ğım? Ses ver bana! Damla damla süt akıyordu memelerinden! Sıcacık süt süzülüp akıyor. 88/Elveda Gülsan Tam o sırada. kendi düşüncelerine dalıp gitmişti. Ev sessizdi. her şey gözlerinin önündeydi. bozlaya bozlaya yavrusunu arıyordu. O şimdi kopuzun dalga dalga sesine. o hayaller içinde yüzdüpnü de görüyordu. Kızlar birbirlerine sarılmış yatıyorlardı..www...com. Solgun.. sevmişti. gözlerinin çevresindeki kırışıkları. Sımsıcak ve güzel kokulu memelerinden. suskun olarak eve girdi. Tanabay'ın kendisi de eskisi gibi değildi. bozlağı idi. 8 53 . Neredesin kara gözlü küçüm botam? Memelerinden süzülüp süt aktı.Her şey.enginel elveda gülsarı gibiydi.cizgiliforum. Gözü kapalı ama herşeyi görerek: Yıllar yılı sıcak demeden.. şafak sökerken onunla otlamaya çıkamayacağını. Artık Elveda Gûlsan/87 akşam üzerleri botasını yar kıyısında gezdiremeyeceğini. Caydar şankopuzunu (demir kopuzunu) eline aldı. • Hava kararınca çadır evine döndü. kumlar üzerinde beraber yürüyeme-yeceklerini. bana botasını yitiren akmayanın bozlağını çalsana bir. Sonra yumuşak bir sesle: Sen şu kopuzunu eline alsana. dedi. o da değişmiş gibiydi.. San yorga gönül çırağını söndürmüş. . gencecik t|r kız iken. birlikte gezip tozdukları o güzel günleri. O anda Caydar Tanabay'ı unutmuş bile. uçsuz bucaksız bozkır uzanıyordu. boynundaki ağzının kenarındaki.. genç ve güzel Caydar'ı: Saç örgüleri beline kadar inen esmer güzeli o şirin kızı. Gülsarı at korasında. Güneş değişmiş. Neredesin? Ses ver bana! Mis kokulu memelerinden anasının ak sütü süzülen botam.. Tanabay onu. Neredesin? Ses ver bana! memelerinden anamn ak sütü akıp süzülüyor. başını kaldırmadan. Şimdi Tanabay. Karısı ellerine ibrikle su döktü.. her şeyi kendisiyle birlikte alıp götürmüştü." k Caydar güzel kopuz çalardı. Sonra o kırışıklar arasında koybolup giden gençliğini. kendi gençliğini. Sonra önüne yemek getirdi Canım yemek istemiyor. Tanabay şimdi onun. kendisindekine benzer dertleri ve özlemleri paylaştığını. karanlık gecenin koynunda. gözü kapalı olarak dinliyordu onu. ağarmış saçlarını. Artık her şey başka. gökyüzü değişmişti. Kopuzunu. Çadır evin dışında. soğuk demeden her işte çalışıp yıpranmış ellerini. Kızları uyumuşlardı. Kora denilen o at hapishanesine ilk kez kapatılmıştı. nefesini ayarladıktan sonra. her şey değişmişti.. ağıdı.

enginel elveda gülsarı Tanabay bir sabah Gülsan'yı üyirin içinde koşup gezerken görünce çok sevindi. bu gülünç takımı alıp atmak geçti aklından. sırtında ağır bir üzengi. keyfine bak. Ama Gülsan çok geçmeden yine kaçıp geldi.www. Atın yanına gelince başında başka bir başlık. İki yanım bereleyen ağır • üzehgelere da aldırış etmiyordu. pelin kokusu başım döndürüyordu. Kısrak kokusu. Tanabay bindiği atın üzengilerinde doğrularak bağırdı ve yılkıyı uzaklara sürdü: -Ayt! Ayt! Ayt!. hepsinin o tiksindirici kokuyu saçtıklannı da unutmuştu. Tanabay bunu görünce yine sevindi." dedi Tanabay. Pis pis kokan bir meyhanenizi önünde beklediğini. Daha dün. o çamurlu yolda gelirlerken yarıştaymış gibi koşarak yeni efendisini nasıl zıp zıp zıplattığım. Ben kimseye bir şey söylemem. Yeni sahibi güçlükle eyere tırmandıktan soma nasıl hırıltılar çıkardığını. kulun kokusu. Yorga eyerliydi. kulun kokusu. . hayvana yaklaştı ama Gülsan kaçıp kurtuldu.. Yılkıyı biraz harekete getirmek istedi. ağzım yırtarcasına geme asıldığım ve kırbacı kafasına kafasına indirdiğini de. Elveda Gülsarı/89 yanına. havaya kansan pelin kokusu başını döndürmüş.. boynunu kız gibi uzattı. 54 . Çok iyi etmişsin. Çünkü onun aklı kısraklardaydı. süt kokusu. Evet. Bu defa başında başlık sırtında eyer yoktu. yorga üyirin arasına girince herşeyi unutuver-mişti: Kısrak kokusu. Tüh! tiye tiksinerek tükürdü. Yorgayı tutmak. üyirin bir o 1 Biye: Dört yaşını geçmiş dişi at. sıçnyor. Gülsan silkindi. Hadi koş. ona hiç de yakışmayan bir eyer gördü. Kulunları olan biye1 atlar onlan çağırmak için kişnedi-ler. Gülsarı'yı aramaya çıkanlar oraya gelmeden Gülsan biraz keyfine baksındı. şahlanarak koştular. o gülünç kadife minder umurunda değildi. mest olmuştu.Gülsarı! Gülsarı! Nasılsın. havayı kokladı. sonra yeni efendisinin arkadaşlarıyla o meyhaneden çıktıklarını. Onu aramak için peşine düşenlerin yolda olduklannı bilmiyordu elbet. süt kokusu. Bunlar. Eyerin üzerinde kalın kadife bir minder görünce çok kızdı. Üzerindeki o gülünç eyer. güldü. "Demek yularını koparıp kaçtın ha? Aferin sana. Gülsan'yı bir kez daha üyirden ayırarak alıp gittiler. büyük gürültülerle yakınından geçen kamyondan ürkerek gemi zorlayıp dişlediğini unutmuştu. yeşil ova gün ışığında pınl pırıl parlıyordu. bölge merkezinde gemi çıkanlmadan büyük bir ağaca bağlandığını.. iyi misin? diye yorganın yanına koştu.cizgiliforum. Kısrakları çok özlemişti ve o yüzden sahibinin yüzüne bile bakmıyordu. kopuk yuları boynundan sarkıyordu. Genç kısraklar zıplayarak. Sonra yılkının önüne çıkıp yeni aygın arkalara iterek onun yerini aldı. Tanabay yılkıyı eski yerine getirdikten sonra köyden iki atlı geldi..com. başını dikti. bu yüzden onun.. Sanki ata bir erkek değil de koca kalçalı bir kadın binecekti. Yeleleri rüzgârdan savruluyor. bir bu yanına geçiyordu. Hınldıyor.

Çok yorulmuştu..Ne biçim insanlarsınız siz! Eliniz ayağımz yok mu? Başkamn atına bakamıyor musunuz? Daha iyi bağlayın onu! Gülsarı üçüncü kez kaçıp gelince Tanabay kızdı: 90/Elveda Gülsarı . Başına bir yular taktı. bir kere daha kement geçirdi boynuna. Onca yerden.Ne oluyor? Ne var? . ama birileri gelip onu iteliyor. Yaklaşıp bakınca Gülsan'yı gördü. pek anlayamıyordu. Onu kovup uzaklaştırdı. Aman Tanrım! O ne? Yorganın ayağına zincir köstek vurulmuştu. 55 . pranga vurulmuş bir hapishane kaçkını gibi buraya kadar koşmuştu hayvan. Her yanı kan içindeydi. Komşu yılkılardan olan bir delikanlının da yardımıyla atı geri götürürlerken.. Hava ağarmaya başlamıştı. yoksa şehirde bir mezbahada mı. Seyisleri de bezdirmişti Tanabaylı da." 1 Doğrusu inanılır gibi değildi. aygırlar dövüşüyor. zincir bacaklarına vuruyor ve hayvan inliyordu. Yılkım yeni aygırı da onun bu halinden Elveda Gülsan/91 yararlanıp basıyordu çifteyi. Her fırsatta kaçıp geliyordu.cizgiliforum. yılkıda bir şeyler oluyor. zor uyudu.Ay it herif ay! diye bağırarak koştu Tanabay. geç yatmıştı. Onu ısırıyor.yan yolda Gülsarı'yı arayanlarla karşılaştılar. Tanabay Gülsarı'yı onlara teslim ederken çıkıştı: .. sersemin tekisin sen! Onu bir kere daha yakaladı. Gülsan'nın o haline yüreği sızladı.enginel elveda gülsarı Biraz durup düşündükten soma. . öc alıyordu. elleri de kana bulanmıştı. Bir kere daha ağzına geleni söyledi onlara. Gülsarı yine kaçıp geldi galiba. Elindeki sopayı var gücüyle o aygırın sırüna indirdi ve • sopa ikiye bölündü.. Hiç de iyi yorumlanmayacak bir düş gördü o gece: Savaşta.. elini kanla yıkıyorsun! Kan bu kan! ha! ha! ha! hi! hi! hi!. dereyi tepeyi aşarak nasıl gelebilmişti buraya? Bütün gece seke seke geldiği belliydi.Sen akıllanmayacak mısın hiç? Ne diye ikide bir kaçıp geliyorsun? Ahmağın.com." diyorlardı. bağırıp çağırıyor. Uyur-uyanık kendi kendine 'kan görmek iyi değildir' dedi.www. Bir yere gidip ellerini yıkamak istiyor. Sonra kendi elleriyle götürüp bakıcılarına teslim etti. beni rahat bırakmayacak bu hayvan! Tanabay alelacele giyindi. . • -Tanabay! Tanabay! Uyan! diye sarstı karısı. Ucu kementli sopasını kaparak kavga yerine koştu..Yine mi? Hay başımın belası. O gün Tanabay otlaktan geç gelmiş. cephede miydi. alay ediyorlardı onunla: "Ey Tanabay.. .Dinlesene. "İyi ile kötü birbirinde ayrılmaz.. düzü bayırı geçerek. . "Tanrım! Ne kötülük etmişler sana! Kim vurdu bu zinciri ayaklanna? Buna rağmen o kadar uzaklardan ta buraya geldin ha! Ah zavallı sersem ah!.Tek başına. Talihsiz yorga olduğu yerde dönüyor. ne olacağı bilinmez" diye bir yılkıyı çadırın yakınında bıraktı. kemendi alıp atın boynuna geçirdi. tepiyor. gözlerinden yaşlar aktı. Ama Gülsan'nın akıllanmaya niyeti yoktu.

ne yapacağız şimdi? Aklını başına topla artık. Ne eyerler yapılırdı eskiden! Her eyerin bir tarihçesi. başka biri de 92/Elveda Gülsan bunu İbrahim'in kulağına fısıldamıştı. hayvan suyu geçerken yırtılıp çıkmıştı. Kim yapmış. Ablası küçük kardeşini sırtına alıp evin yolunu tuttu. . Çok yorulmuştu. değerli yürük atlara.www. Herbiri eşsiz bir sanat eseri olan şeyler vardı. Ağır ağır giderek attığı zinciri getirdi. Sonra hayvanın başını tutup okşadı. Tanabay atın orasına burasına baktı.cizgiliforum. Zincirin keçe kaplaması da eski ve çürümüş olacak ki. Tanabay bir süre oturduğu yerden kalkmadı. Zinciri var gücüyle uzağa bir yere fırlatıp attı. atın ayağına geçirmişti.. kendine işkence ediyorsun. Ama ayağında zincir kösteğin bağlandığı yer cılk yara olmuştu. bunu mutlaka o yapmıştır" diye düşündü. Bu yüzden de demir Gülsan'nın ayak derisini sıyırmıştı. "İbrahim bu zinciri yaşlı birinden bulup almıştır. ama köstekli atı çalamazlardı. Atın yara beresine merhem sürdü. leğeni. bakırdan. Buna rağmen Gülsan onca yerden kaçıp gelebilmişti. Atı iple bağ-lasan ipi keserler. Caydar yorganın başını tutup elleriyle gözlerini gölgeledi. Gümüşten.Peki. Gülsan'nın ayağındaki zincir kösteğin çıkarılmasına bütün aile yardım etti. ne güzel deri işleri yaparlardı. ne zaman yapmış. Bugün böyleşini kimse yapamazdı. O paslı zincire evirip çevirip baktı ve ustalığına hayran kaldı. sürahiyi. kime yapmış.. O zalim ise gidip bu kösteği almış. Yalnız o muydu unutulup giden. ne güzel süslemeler. büyük kız yuları tuttu. Ah zavallı Gülsanm. hırsızlar çalıp götürmesin diye böyle köstekler vurulurdu. Artık böyle köstek vurulmuyordu atlara. Onu geri vermezse başı derde girerdi çünkü.enginel elveda gülsarı Tanabay üzgün üzgün başını sallayarak "Vah! Vah!" dedi. Nereye gitsen hep aynı şeyleri görüyorsun. her şeyi.. elini kolunu yaralamak pahasına zincir kösteği çıkarabildi. tabağı. Yaşlılardan biri bu kösteği hatıra olarak saklamış. Artıfc zincir kösteklere gerek kalmadığı için bu işçilik unutulup gitmişti. küçük kız ise çevrelerinde merakla dolanıp durdu. Ondan başka kimse bu kadar acımasız olamaz. Kan ter içinde kalarak.com. demirden ne güzel aletler. yüzünü dudakla-nna yaklaştırdı. Caybar yorganın yularından tutup evin önündeki bağlama direğine bağladı. künyesi vardı. Bunu yapan kişi gerçekten büyük bir usta idi. "Şimdi her şeyi alüminyumdan yapıyorlar: Tencereyi. çünkü köstek kilitliydi. Bütün bunlar yol olup gitmişti. akıllılıklarının bir belgesiydi. Eski Kırgız ustalarının hünerlerinin. Aldığı yaralar iyileşirdi. Eski bir demirci olması ve o işi yaparken kazandığı tecrübe Tanabay'ın işine yaramıştı. tahtadan ne güzel oymalar. Hem ne kadar kaba şeyler! Yazık! O ünlü eyer ustaları yok artık.. yapan kişi karşılık olarak ne almış? 56 . kaşığı. Böyle keçe kaplamalı zincir köstekler eskiden kullanılırdı. Gülsan da dudaklarını onun gözüne sürüp sevinçle gözlerini yumdu. Sonra aletlerini topladı... Eski zamanlarda. Çok üzüldü. ne olduğunu ne olduğunu sen de bilmiyorsun elbet.

dağlarda sürü otlatanlar. ata-babalarımızın ustalıkları unutulup gidiyor! El işleri.. Herhalde yakında herkes. çadır evlerden söz etmişti. Caydar baybişe. o sayede oturabiliyorlardı içinde. dalıp giderdi. keçe çadırlardan. yok edildi. Bir de şu ağaç çatkılara bak! Nesi çatkı. her tarafı isle kaplanmış keçe çadırda oturuyordu. halk sanatının. onanma başlardı. deliniyordu. neden böyle olduğunu bilemezdi. daha iyisini bulamamıştı.www. On-lann yerine kış evleri yapılmaya başlandı. Hatta bazıları yakıldı. Bu gerçek iyice anlaşılmıştı. Ama işte. Keçe değil. sınanmışü. Sen bu evin sahibi misin? Nesin? Bizim de insan gibi yaşamaya hakkımız olacak mı. Oysa gençliğinde kendisi de eski törelerin mezan-i* kazanlardan biri olmuştu. Bunu nasıl anlayamamış. göz nuru değil midir?. yağmur giriyordu. kurum mübarek! Kum gibi de dağılıyor. gençlerin 57 . Pişmanlık içindeydi. Böylece çadır evler gerçekten yıkıldı.. kendi milletinin.. Yüzyıllar boyu geliştirilmiş. eski çadır ustalarının bu dünyadan çoktan göçüp gittiklerini. otomobille dolaşacakmış! Hepsi birElveda Gülsan/93 birinin aynı olan otomobillerle. Ne var ki.. her şeyi değerlendirilmiş. O deliklerden rüzgâr giriyor. olmayacak mı?. el sanatları kaybolup gitti. Aslında bunu birilerinden duymuş ve kendi görüşü olarak söylemişti: "Yok olsun çadır evler! Eski usuller yok olsun!" demişti. Keçe evin direkleri kınldı. Yalnız plaka numaralan farklı olacakmış. . Hatta birkomsomol toplantısında. ihtiyar Turgay'dan kalan eski. Keçe kaplamalar da kesilip evlerde kullanıldı." Tanabay zaman zaman bunlan düşünür. göçüp konanlar için. el hünerlerinin yok olup gitmesine üzü-lür. daha ne kadar sürüp gidecek bu azap! diye yakınırdı Caydar. Günlerce çuvaldız ve kalın ip düşmüyordu Caydar'ın elinden. Caydar yeniden çuvaldızı ve kalın ipi eline alır. bahçe parmaklıklan yapıldı. İnsanoğlu bugüne kadar bu durum için. Ama bir yerini onarıyor.com. bugün-yann bu işi halledeceğim diye onu oyalıyordu. demişti. çadırsız yapamazlardı. yorulmak bilmeden. kar giriyor. durup 94/Elveda Gülsan oturmak.bunda kimin suçlu olduğunu. el hüneri. nasıl dili vanp söylemişti! Şimdi Tanabay. Çadır evler devrim öncesinin evleridir ve bunlardan vazgeçilmelidir. atalannın en güzel buluşlanndan biriydi. Oysa insan ruhunun aynası. bir-iki hafta sonra başka bir yeri dağılıp yırtılıyor.Ama bir gün köye inip yöneticilere yeni bir çadıra ihtiyacı olduğunu söyleyince. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi. İlk zamanlar Tanabay karısını avutuyor. kışlatanlar. Çok eski bir çadırdı.. yatıştırıyor.enginel elveda gülsarı Hepsi bilinirdi. çadırların yıkılmasını istemek gibi bir sözü ağzına nasıl almış.Allahım.cizgiliforum. nesi ağaç bunun! Gidip şu yöneticileri biraz sıkıştır da bize de yeni keçe versinler. yama üstüne yama vuruyordu da. Keçeleri parça parça olmuştu. hayvancılıkla geçinenler. Keçe evlerin yok edilmesini istemişti. Keçe çadır. Bunlardan ağıl çitleri. Tanabay o sözleri nasıl söylediğine bugün hayret ediyordu.

yırtık. bakımı gfcrek. dedi Tanabay. niye düzelmiyor başkan? dedi. Ama ne evdi! Yürekler acısı bir görünümü vardı çadırın. ne dersen de. onların yıkanmaları gerek. Yu-karıdakilerin de düşünmesi gerekirdi. bez çadırdan barınak olur muydu hiç? Otursan kalkamıyorsun? Tepesi alçak ve adım atacak yeri yok.. ne kap-kacak Elveda Gülsan/95 koyacak yeri var. havanın tozu toprağı içerde. O bez çadır keçe çadırın yerini asla tutamazdı. İçinde ateş de yakamıyorsun. Tanabay sustu. kendine baktı. Her şey için dilekçe yazıp bekliyoruz. Ne yaparsan yap. O zamanlar ne aptallıklar ettiğini anlayıp acı acı gülümsedi: "Gereksiz! ha! ha! ha!". .her şeye. "Kolhoza gereği.Öyleyse bana yapağı verin. » Tanabay bir gün Çora'ya rastladı. yorganın ayağını parçalayan zinci-re.. Ve. çocuklarımız var.Bu işler niye böyle gidiyor. Çocuklar kalkıp dolaşacaklar. öfkeyle..www. Yünü kolhozun kendi işleri için kullanmanın hiçbir yararı yokmuş. Yoo. Ne eşya. ben palatkada oturmam. Palatka denilen o bez çadırda ancak bekâr bir adam oturabilir. o da geçici bir süre için. kesinlikle olmaz.. Tanabay o zincir kösteği keçeden evine götürdü.Yoo.enginel elveda gülsarı ise bu işi hiç bilmediklerini öğrendi. dökük keçe evde oturmaya devam etti. Nasıl cevap vereceklerini Tanrı bilir.Öyle diyorlar. öylesine soğuk. Oysa o keçe çadırı onarmak için biraz yapağı yeterdi ve bu çok gerekliydi.Palatkada oturacağıma elek gibi delik deşik keçe çadırda otururum daha iyi! dedi. Bir komşu.. bir eş-dost gelecek olsa. Zaten kolhozda keçe de yoktu.cizgiliforum. Ama. hırsla dişlerini gıcırdattı. onlara da oturacak bir yer yok. Evin içine baktı.. Çora üzgün üzgün başını salladı: . O böyle hid96/Elveda Gülsan 58 . • . Yazın güneşin bütün sıcağı..Bu konuyu zamanında ikimiz de düşünemedik.. kendisi de suçlu sayılırdı. Bir bakıma kendisi de sorumlu. diye diretti Caydar. kolhoza gereksizmiş. Tanabay'a çadır ev yerine palatka denilen bez çadır vermek istediler ama Caydar buna şiddetle karşı çıktı: . biz o yapağıdan keçeyi kendimiz yaparız. Yapağı çok değerli bir malmış.com.Ne yapağısı? Aklını mı oynattın sen? Elde ettiğimiz bütün yapağıyı plan gereği devlete veriyoruz. Tanabay ailesi. Oysa biz bir aileyiz. çok da kıtmış. . yabancı ülkelere satılıyormuş. O günlerde birçok yılkıcı palatka denilen o bez çadırda oturmak zorunda kaldılar. asla oturmam palatkada!. kışın ise it bağlasan durmaz. yararı yokmuş!" Bu çok acı sözler uzun zaman aklından çıkmadı. kolhoz ürünlerinden her yıl tonlarca yün kırkıyorlardı. kolhozda bir gram yün kalmıyor!.. o yama üstüne yama vurulmuş. Ona bütün sıkıntılarını anlattı: .

.enginel elveda gülsarı det içindeyken. Yirmi iki çomak boyu uzağa düşürmüştü çeliği..Karabay zuvvv. Çocuk elindeki uzunca. doğru ölçsün diye yanına geliyor.Yüz oldu. bahar gülüyordu.. kural gereği.. Çünkü. görün! Bu benim Gülsarım! Gördünüz mü nasıl yorga gidiyor!.Alın götürün! Bu zinciri de başkana verin ve deyin ki: Bir daha bu zinciri yorganın ayağına vurmaya kalkarsa. Güneşli. aklına geleni söylemesinin cezasını hep çekecekti. İşaret yerine varmadan dinlenmek zorunda kaldı. Çocuklardan biri çeliği havaya attı..yirmi iki daha eder yüz. tam yüz! Öteki çocuklar da bağırdılar: . Yeşeren yapraklarda.... At korasının yanında çocuklar çelik-çomak oynuyorlardı... Üç vuruş hakkı vardı. Gülsan'nın peşine düşen atlılar çıkagelmesinler mi! Tanabay. bozlayarak!" Kaybeden çocuk derin bir soluk aldı ve ağıdını söyleyerek koşmaya başladı: I Gökbay.www. Dobra dobra konuşmasınını. Oradan çeliği bir kere daha havalandırıp olanca gücüyle vurdu.. çomakla vurduğu yerden çeliğin düştüğü yere kadar olan mesafeyi ölçmeye başladı: Bir. başka zaman bulamamışlar gibi. sonra var gücüyle çomağıyla vurdu ve çelik çok uzaklara düştü. on. bakın. Zuvv!) Ağıdı hiç kesmeden. mahmuzlar gibi topuklanyla vuruyor. başı dönüyordu..cizgiliforum.. Akbay Buzağını bakmıyor Nerede yürüyorsun oynayıp Ay ay ay karabay. Bu sözleri söylememeli.. hırsından dudakları titreyerek bağırdı onlara: . geçitlerde ve yamaçlarda biten otlarda.oynap Ay. Bu yüzden nefesi yetmedi.Yaşasın! Tam yüz sayı yaptı! Ne eksik ne fazla. çok güzel bir gündü. hile yapmasın diye. (Gökbay. yedi. hiç durmadan ağıt söyleyerek koşacaktı. Ne yaparsın? Oyunun kuralı böyleydi işter. Kazanmıştı.Kazanan çocuk bağırdı: "Ne duruyorsun? Hadi koş bakalım zırlayarak. Yirmi iki! dedi çocuk. onu denetliyorlardı.Deeeh! Haydi hızlan bakalım! diyor. diye sevinçle bağırmaya başladı. Öbür çocuklar. iki. o zincirle onun kafasını ezerim! Bunu söylemeyi-sakın unutmayın!. . o kadar yerden.com.Tam yüz! Şimdi kaybeden çocuğun üzüntüsünü belirtmek için ağıt yakması gerekiyordu. geri dönüp yeniden başlayacaktı koşmaya.. bir yandan da çocuklara sesleniyordu: "Hey çocuklar. Kazanan kaybedenin sırtına bindi: . bir adım bile ara vermeden söyleyerek koşması gerekiyordu. onbeş.." 59 .Ay. Hepsi Elveda Gülsan/97 çeliğin düştüğü yere koştular. Üçüncü vuruşa sıra geldi. Yeniden çocuk ise ağlayacaktı nerdeyse. Kazanan çocuk çeliğin düştüğü yere bir işaret koydu. tüten toprakta. Çünkü şimdi kaybeden onu başlangıç yerine kadar eşek gibi sırtında taşımak zorundaydı... Şimdi. Kazanan çocuk sevinçten uçuyordu.Daha önceki toplam yetmiş sekiz idi. bu kadar ağır konuşmamalıydı. Ama ikinci defa da başaramadı. Akbay A Buzavındı bakpay Kayda cürsin.. üç.

Ah. öbür eliyle gömleğinin düğmeleriyle oynayıp duruyor. kayışla değil. onu kendi bölmesinde tek başına bırakmışlardı. geniş taraklı ayaklarını iki yana açmış. nemli toprak kokusu vardı havada. parlak madenden bir şeyleri beyaz bir bezin üzerine yerleştiriyordu. sonra dışarıdaki adamlara seslendi: . Huysuz-lanıyordu. Yeni başkan da oradaydı! Kısa bacaklı.Herkes onutmuştu onu. bazıları eyer vurularak binilmiş. Ötekilerden farklı olarak. Ah bir kaçabilse. Süvari pantolonu giymişti. Nasıl koparsın! Bağırsa belki duyarlardı. ayağının altındaki samanları çiğneyerek ve korayı inleten bir sesle acı acı kişnedi: Neredesiniiiz! Neredesiniiiz? Dışarıdaki bakıcılardan biri küreği kaparak içeri girdi ve ona bağırdı: . rahat dur! diye bağırdılar. burun delikleri titreye litreye bahar havasını içine çekti. Adamların hepsi birden . nasıl parıl parıl parlayan bir gündü! Yorga.com. gübre yığını üzerine 60 . Bazı atlar arabaya koşulmuş.Dışarıda çocuklar oynuyordu.Hadi ne duruyorsunuz. Bugün Gülsarı'nın çevresinde niçin bu kadar çok adam vardı? Adamlardan biri. Ah! Ne güzel. Madenler parlıyor. hayvanın güzünü alıElveda Gülsan/99 yordu. bir elini beline dayamış. 98/Elveda Gülsarı At korasında ondan başka hayvan yoktu.Ne kişneyip duruyorsun? Rahat dur. Ah şimdi geniş bozkırdaki üyirin yanına bir varabilseydi Gülsan! Gözünün önüne engin bozkır. Damarlarındaki kan taşar gibi akmaya başladı. Yeşil yaprak kokusu. Sonra tilki derisinden tebe-teyini ahır kapısındaki bir çiviye astı. Gülsan'yı iki yandan bağlı olduğu zincirlerden tutarak avluya çıkardılar. iki yanından zincirle bağlamışlardı onu. İbrahim ötekilere "Hadi hazır olun!" dedikten sora. tepiniyor. boz renkli bir tulum giymiş olanı.enginel elveda gülsarı Bu sırada Gülsan at korasında hapsedilmişti. Sabahtan beri ne yem vermişler ne de su içirmiş-lerdi. koşabilsey-di! Çifteler savurmaya. Gökyüzünde ve yılkının tepesinde uçan kazlar da kanat çırparak onu çağırıyorlardı. * Bunun üzerine iki bakıcı.Tebetey yere. bozkırda yayılıp otlayan yılkılar geliyordu. tezekleri dışarı çıkanyorlardı. . yoksa karışmam ha! dedi. Sırtına eyer de vurmamışlardı. Öteki adamlar iplerle Gülsarı'nın çevresini sarmışlardı.Çıkar! dedi dışarıdakiler.küt. Ağzından dünkü gibi yine o pis koku yayılıyordu. o kollarını sıvamamış-tı. Bağlıydı. başlayın! Başlayalım mı Co-ul Aldanoviç? dedi İbrahim saygıyla başkana bakarak. İple. ka-barıyordu.cizgiliforum. Gülsan yularını koparmaya çalışıyor. Başını ahırın yukansmdaki küçük penceresine doğru kaldırdı.www.Yavaş ol. Atçılar ahırları temizliyor.Dışarı çıkarayım mı? . çırpınıyordu. telaşlı telaşlı dolanmaya başladı. Başkan başını saljadı. havayı dövmeye başladı.

com. yeni başkan. gözlerini dört yana çevirip ürkek ürkek bakıyordu.Amma da güçlüymiş ha! . .www. İkisi de birer sigara yakıp tüttürerek. İpler derisini çiziyor. çırpınıyor. Dizleriyle.Artık traktör bile gelse yerinden kımıldayamaz! O zaman. Akbay Buzavındı bakpay. Onu oradan alıp silkeleyerek tekrar as-tı. bir havlu ile durmadan ağzını yüzünü silen İbrahim de başkanın yanına gelip çömeldi. acıdan 100/ElvedaGülsan bacaklarını karnına çekiyor.cizgiliforum. Bir daha silkindi. Çabuk bitirin işinizi. Kalın bir ipi dü-ğümleyip ucunu sırtından aşırıp uzattılar. Önünde yatan at değil de baş düşmanı olan bir insanmış gibi kin kusarak bakıyordu ona.Başını tutun! Yere bastırın! Bağla! Çek! Eh. bastınyorlardı. Niçin yapıyorlardı bunu? İpi neden arka bacaklarına doğru çekiyor. Atın ter içinde kalan vücudu. Ve kendini bırakıverdi. Gülsan gövdesinin bütün ağırlığıyla ve büyük gürültüyle yere yıkıldı. Sonra. ne yapacağı hiç belli olmaz" dedi. Atın düğümü! Adamlar yorganın dört ayağını bir araya getirip sımsıkı bağlamışlardı. ayakları uyuştu. Bütün vücudu zangır zangır titriyordu.Bastırın. boşta kalan arka ayaklarından biriyle tekme savurmaya başladı. üstüne çıkın! Sıkı tutun! Hepsi birden yorga atın üstüne abandılar. Ter içinde kalan. başına ve boynuna basanları silkeleyip atıyordu. Ay. Ne olmuştu? Neden yana düşmüş yatıyordu? Ağaçlar niçin gökyüzüne doğru uzanıyorlardı? Yerde böylesine uygunsuz. bundan sonra olacakları görmek için beklediler. ay Karabay. onu neden böyle bağlıyorlardı? Gülsarı hırıldıyor. Kayda kettin oynap. Ne yapacaklardı bu adamlar? . İbrahim yine bağır bağır bağırıyordu: . Akşam içtiği votkanın pis kokusunu hayvanın yüzüne savurarak baktı. bakarsınız çifte atar.Yine başkana döndü: "Siz şöyle biraz kenarda dursanız iyi olur Corakul Aldanoviç. Ama adamlar yine abanıyor. toynakları vücuduna batıyordu.enginel elveda gülsarı düştü. Gülsarı hâlâ çırpınıyor. böylesine rahatsız yatışı neden? Yok. burnunun dibine çömeldi. bir daha gerindi. acılar içinde kıvranıyor.Çabuk olun! Çabuk olun! diye bar bar bağırıyordu İbrahim. zuvvvv! 61 . Kora avlusunun dışında çocuklar çelik çomak oynamaya devam ediyorlardı: Elveda Gülsarı/101 Gökbay. Yer sarsıldı. . Boynuna at kuyruğu kılından yapılmış kement geçirilince Gülsarı'nın tüyleri diken diken oldu. yere yapıştırılan atın başına sokuldu.Tamam bitirdik işini! . Kolları güçlü adamlar ipe asıldı. Güneş de yuvarlanıp üstüne düşmüştü sanki. yok! Olur şey değildi bu! Gülsarı başını salladı. Şimdi şuradan da bağlayın. Sonra kasları kasıldı. Apan seni soymak. kollarıyla sımsıkı bastırdılar. "Yıkın yere!" dedi. at denen hayvan akılsızdır. İp çatır-dayarak gerildi. oldu işte.

Birilerinin eli Gülsarının kasıkları üzerinde dolanmaya başladı. Dizleri ve gövdeleriyle. Akbay Buzağını bakmıyor Nereye gittin oynayıp Anan seni dövecek Ay.enginel elveda gülsarı (Gökbay.bakıyorlardı: . Tilki postundan yapılmış tebeteyini asılı olduğunu çividen aldı. .. bir de Sibirya'ya sürdürdü.İşte Corakul Aldanoviç.Hayır. Buzavındı bakpay Kayda cürsin oynap Apan seni soymak Ay. bakın! Bakın ne yapıyorlar?. zuvvvv!) Güneş yine her zamanki gibi parlıyordu. Birden korkunç bir acıyla canı çıkayazdı. Kafasını yere iyice yapıştırdılar. Kora dışındaki çocuklar hâlâ çelik-çomak oynuyorlardı: Gökbay. İbrahim yine sordu: . Öz kardeşine bile acımadı da malına mülküne el koydu. Olanlar olduktan sonra da Gülsan bir süre öylece bağlı kaldı. Üyirin üzerinden kazlar kanat çırparak onu çağırıyor. Kaça kaça vardığı yer bu oldu! Tanabay'ın söylediklerine de aldırmayın. Engin bozkırı ve orada yayılıp otlayan yılkıyı Gülsan son bir kez daha gördü. yine olmadı. orasını burası düzeltti ve ter içinde kalan kafasına geçirdi. Rahatlamıştı. karabay. İbrahim yaptığı işten gururlanıyordu. bir daha kaçamaz.Başlayalım mı Corakul Aldanoviç? Başkan yine bir şey söylemeden başını salladı. Karabay. Bunun üzerine İbrahim ayağa kalktı. Şimdi yanaş bakalım şöyle. Kora dışında çelik-çomak oynayan çocuklar şimdi çite tırmanıp serçe gibi dizilmiş. ay. Şimdi çıt çıkmıyordu.Amma da bildin ha! Hiç de değil! Onların konuşmalarını duyan İbrahim elini havaya kaldırarak bağırdı: . Kanın dinmesini bekliyorlardı.. sinekleri kovamıyordu. İşaret noktasına ulaşamadın. temizliyorlar. 102/Elveda Gülsan Gülsarı etine değen soğuk bir şeyle ürperdi.Toynaklarını düzeltiyor...www. Böyle acımasız adamın kime hayrı dokunur zaten. Herkes kımıldadı. ne işiniz var orada? Haydi defolun! Gidin oynayın! Çocuklar çitten atladılar ve koşarak gittiler. ay. Zuvvv Gülsarı'm! Güneş parlıyordu. Akbay . her şey tamam.Hey. Dünya pırıl pınldı. burnuna sinekler konuyor ve o. İbrahim ellerini oğuşturarak: . Başına..com. silkeledi. Ah! Kıpkızıl bir alev içine düşmüş gibi yandı. Yeni efendisi tam gözlerinin önüne çömelmiş bakıyordu. sımsıkı bağlanmış atın üzerine abandılar. Gözlerinde şimşekler çaktı. unutun gitsin! O öyle kötü bir adam işte. Dünya başına yıkıldı ve sonra zifiri bir karanlık oldu. . 10 62 . zuvvvv! .. o gidemiyordu. Beni sırtında taşıyacaksın.cizgiliforum.Hey.

yine o kaçış yolunda olabilseydi.. . Kırgızlar boşuna söylememişler: "Bir yerden bir yere taşın da. Öyle çok... bir yukan bir aşağı gidip gelen başı ağrıyordu. Hapishaneden kaçmış bir mahkûm gibi. Sır dolu bir gece. ayak bilekleri kanıyordu. şaşkındı. dağ arkaçlarım dan inen üyire ulaşabilseydi! Oysa o zincir onu tutuyor.. Bu yüzden de bitkindi. bir karanlık. O zamanki gibi şimdi de adım atacak hali kalmamıştı. bacaklarını oynatıp toynakları ya-riarcasına koşabilse. dedi. acıtıyordu.www.. Ay çıkmış. Öğle olunca. bir yükselip bir alçalıyordu. hayvanın toprağa değen yanını donduruyordu. Çok gerilerde kalan bir dönemde. İki hafta sonra.cizgiliforum. yine karanlık. Ay başının üzerinde bir görünüyor..com. Soğuktan kaskatı olan kara yer... ayaklannı yere basınca da fırlatılmış bir taş gibi gidip kayboluyordu. ayağına zincir köstek vurularak yılkıya döndüğü zamanki gibi. yorga atın toprağa değen yanını donduruyordu. Yaşlı bir adam ve yaşlı bir Elveda Gülsarı/103 at.. Ah bir kalkabilse. bir daha. Soğuktan kaskatı olan kara yer. Çay kenarında alev alev yanan bir ateş. Oysa Tanabay üzgündü. Bir ışık. bir şey bekliyor gibiydi. ayağındaki zincirleri şangırdatarak. Bir sıçnyor. her yer karanlık ve sessizdi.Geçenlerde çok kötü bir düş gördüm. alış-veriş için pazara. güz boyunca. sonra rüzgârlı açık gökte tekrar kaybolmuştu.Neyin var senin? diye soruyordu durmadan Caydar. göğsünü gerip temiz havayla ciğerlerini şişirerek rüzgâr gibi uçabilseydi! Yankılar yapan kişne-mesiyle dağ arkaçlanndaki yılkıyı çağırabilseydi! Kulunların. sonra yine sekip yine sıç-rayarak. Tanabay cevap vermiyordu. Göçüp konmak için pek çok hazırlık gerekiyordu: Un öğütmek için değirmene. yerinden kımıldamasına engel oluyordu. iki sıçnyor. ayakkabıcıya gidilecekti.. Ama bir gün konuştu: . seke seke. Köstekli ayaklarla yürüyünce yol bitmiyor. O zaman tek başınaydı. kansı ona bir çift söz söylecek vakit bulamıyordu. O zamanki gibi şimdi de zincirleri koparamı-5lördu.. haline şükredersin" diye.enginel elveda gülsarı Geceydi..Soru sormayayım diye mi söylüyorsun bunu? 63 . kısrakların kokusunu ala ala. düşünceli asık suratlı olarak geri geliyordu Tanabay. kış boyunca. öyle zor işler çıkar ki şaşakalırsınız. Yaz boyunca. Tanabay hep telaşlıydı. Tedirgindi.. Bu ışık atın gözlerini kamaştırıyor. Zincir köstek şangırdıyor.. ta bahara kadar hep orada kalacaklardı. Bir evden başka bir eve taşınmak çok zahmetli bir iştir. Kansı da pek şaşıyordu onun bu haline. yılkıya gidiyor. Büyük bir ağırlık inen boynunu kaldıramıyordu hayvan... her yer ıssız. ... Köstekle yürümek bir cehennem azabı!. Yatılı okulda okuyan çocuğu da gidip görmeliydi. sonra yine ışık. biyelerin. Sabah erkenden kalkıp atına atlıyor. yeni otlaklar bulmak için dağ arkaçla104//ElvedaGülsan rında konuşlanmaları gerekiyordu. zincirli ön ayaklarını şaha kalkar gibi yukan kaldınnca. bir daha. Çay kenannda alev alev bir ateş yanıyordu. At. Alevler rüzgârdan oynuyor. bir sekip bir sıçrayarak. Her yer karanlık.

çocuklan da götürelim.Hemen döneceğim Cyadar. 64 . iğdiş edilmiş yorga... ıssız avlu ve tek başına bırakılmış. Issız ahır. dedi. sen gidedur. Caydar ise küçük kızı kucağına oturtmuştu. Tanabay etrafa bakındı.. Tanrıya inanmayan sen değil miydin? Kocakarıların 'kâfir!' diye beddua ettikleri kişi sen değil miydin? Ee. gece-gündüz yılkının başından ayrılmıyorsun. Başım hafifçe eğmiş.enginel elveda gülsarı . Sonra büyük kızını kucaklayıp attan indirdi.. . büyük bir acı duyarak inledi. gerçekten kötü bir düş gördüm. Öğle tatili olmadan daireye uğrayıp bitirmem gereken bir iş var. Sonra.Ne zaran var.cizgiliforum. . gönlünü al. kapalı koraya girdi. . Tanabay demirci dükkânının önünden geçerken atını durdurdu. geleneğimizdir. Yüreğini bir aç kurt 106/ElvedaGülsan ısınyor. bir çardağın altında bağlı duruyordu. parçalıyordu sanki. Kora loş olduğu için bir süre gözlerinin karanlığa alışmasını bekledi. İşte o zaman gördü günlerdir olacağını sezdiği o büyük felâketi. sokaklarda karşılaştıklan insanlarla selamlaştılar. Kuyruğunu da sarmış.Bekle biraz. Tanabay büyük kızlannı atın terkisine. herşey. Sessizce ve kimseye görünmeden. . Ahırda canlı yoktu. diye surat asü Tanabay.Hayır. merak etme.com. onu annesinin bindiği atın arkasına oturttu. Kansına: . Gülsarı.Aman Allahım. Köye geldiler. yatsam da kalksam da aklımdan çıkaramıyorum. kımıldamadan duruyordu zavallı hayvan. ama cesaret edemiyordu. tövbe etmen gerek. Atlann hepsi işe götürülmüştü. Göçe çıkmadan önce gidip hastalan yoklamak bizim töremiz. Bir zamanlar düşlere. Ben tek başıma bütün işlerin hangisine bakayım? Hiçbir şey yapamıyorsan bari git de Çora'yı gör. her şey korkunç görünüyordu şimdi. Yorganın yanına varmak istiyor. bir iple ucunu kaldınp boynuna bağlamışlardı.. Ben de görmeliyim. bugün-yann göç edeceğimizden haberin yokmuş gibisin.. hatırını sor.Daha sonra giderim. Aklı başından gitmiş gibiydi. Elveda Gülsan/105 Ertesi gün üyiri genç bir yılkıcıya emanet ederek atlara binip yola koyuldular. yaşlanıyorsun artık Tanabay. sırtından büyük bir yük atmış gibi biraz rahatladı. Aralık duran arka ayaklannın arasında küp gibi şişmiş bir yara görünüyordu. demirciye uğramadan dosdoğru at korasına gitti. kadere kısmete. ses-seda çıkmıyordu. Tanabay öfkeyle dudaklarını ısırdı.Ayn ayn gitmemiz doğru olur mu? .Daha sonra ne zaman? Köye gitmeye niçin korkuyorsun? İstersen yann beraber gidelim. .Yine ne oldu? Nereye gidiyorsun? . Tanabay atından indi. . hemen döneceğim zaten. Aynca at nalı ve bazı demir parçaları alacağım.Vay itler vay! Vay hainler vay! Biliyordum kötü bir şey yapacağını! diye yumruklannı sıktı.. at bakıcılanndan birini bulmak için öbür avluya çıktı.. Çora'ya benim de yolda olduğumu söylersin.www.

Kendi kendine Elveda Gülsan/107 konuşuyor. Ama. Bindiği aü sürüp yılkıyı toparlarken düşünüyordu: "Belki yeni başkam kötülemekle haksızlık ediyo--rum.Bu bizim yeni başkan çok kötü bir adam. Şaşıracak. işte bunu da biliyorum ve bunda yanılmıyorum. buralara gelemeyecek. Peki ama.www. . savaş biteli onca yıl oldu da durumlar niçin düzelmiyordu? Onlar. Ona ne yapmışlar biliyor musun? O itler. bilmediğimiz çok şey var.. Bizler dağda. Hadi ben yaralıyorum diyelim. bilemez oldum galiba. yeni yardım gelecekmiş. İşleri çok ve zor.. dedi. O uğursuz savaş olmasaydı belki daha da düzelecekti.. Tanabay. kolhozu nasıl kurduklarım. Sen ise işin aslını dinleyip öğrenmeden konuşuyorsun. eskimiş çadırlarının üstüne nasıl yama üstüne yama vuruyorlarsa kolhozun işleri de öyle gidiyordu: Yama 65 . ne var ki bu düşüncelerden hiçbir sonuç çıkaramıyor-du. Her şeyi alt üst ederek eski düzeni nasıl yıktıklarını. Çora'nın kendisi söyledi.. Daha yeni başkan oldu. Çok gerilerde kalan o günlerde. üzüntün de çabuk geçer diye düşündüm. O akşam. içini çeke çeke yemeğini yedikten sonra yılkıya gitti ve geç saatlere kadar orada kaldı. sonuncusu da olmayacak. ne zaman gün göreceğiz? Nutuklardaki sözlere göre her şey yakında düzelecek. onu iğdiş etmişler! .. buranın yabancısı sayılır. Yeni bir plan yaptıklarını söylüyor. Bir an önce görürsen." Tanabay bozkırda dolanıp duruyor. Artık Gülsan hiç kaçmayacak. Belki saçmalıyorum. dedi. yumurtlayacaklan o mutlu barış çağını. kolhozun işleri düzelecekmiş.Bırak şimdi başkanı. Ama biliyorum ki başkaları da benim gibi düşünüyor.Biliyorum. Gerçekten de başlangıçta işler biraz düzelmişti. çok iyi olacakqmış. sessiz. . ama istese de unutamıyordu o korkunç olayı.Ne oldu? . Atalarımız bu işi yapa-gelmiş. O arman uğrunda canla başla didindikleri günleri de.. o parlak hayalleri.. derin derin düşünüyor. At korasında gördükleri gözünün önünden gitmiyordu. Artık kimsenin yapabileceği bir şey yoktu. Küçük bir çocuk değilsin ya! Bu ilk değil ki.cizgiliforum.Çora'nın evinde söylemek istemedim. umutlan hatırlıyordu. dilerim ki yanılmış ola-'yım. boztorgayların koyunların üzerine yuva kurup --.enginel elveda gülsarı Tanabay olduğu yerde geri döndü. sendeleye sendeleye ayrıldı oradan. keçeden evlerine döndükleri zaman Tanabay karısına. seni köye götürmek isteyişimin sebebi de buydu zaten. büyük bir üzüntü içinde olayı anlattı: . o parlak armanı (ülküyü). halka. Yılın oniki ayında yılkı peşinde koştuğum için çok şeyleri göremez. asıl köklere nasıl balta vurduklarım da.com. korkulacak ne var bunda? Tanabay katısına cevap veremedi.Yıldan yıla yaşlanıyorum elbet.Gördüğüm korkulu düş çıktı.nasıl vaadettikleri-ni. küfürler savuruyor. Yalnız: . bunu can-yüreğimle seziyorum. Bunu herkes bilir. senin yorgayı iğdiş ettirdi diye hemen kötülemeye kalkma adamı. merada yaşayan insanlarız. ne zamana kadar böyle sürecek bu hayat.

söyleyeceklerini başkana söylüyor. kolhozu kuranlardan birisin.cizgiliforum. ama bunlar da eskileri-1 ne hiç benzemiyordu. jâna uzun süre gözüne uyku girmedi. Ya yanlış düşünmüyorsam? Ne olacak o zaman? Yoo. şimdi anlat bakalım. ac ona tuhaf ve küçümseyerek bakmıştı. onu kuran çiftçiler tarafından yönetilmiyor. kolhozun meseleleri önemsizdi. Ne oluyordu böyle? Elveda Gülsan/109 "Çora iyileşir iyileşmez onu konuşturur.! plan gereğini yapın ve plan hedefine ulaşın. ben de kendi fikirlerimi söylerim" diye düşündü Tanabay. başkaları tarafından yönetiliyordu. Bunun da hiçbir yararı olmuyor. O başkalarının da biri böyle diyor.Hepsi boş sözlerdi. cahil bir çoban. Parti toplantılann-j da ise daha çok uluslararası durumlardan söz ediliyordu.! önce onlarla konuşurdu. hiçbir verimli sonuç alınamıyor. bu da mümkün değil. konuşmuyor/ onları dinlemeye tenezzül etmiyorlardı. Tanabay artık halkın arasında görünmekten.com. "Eğer yanlış düşünüyorsam söylesin.] Onlara göre. onların! soru yağmuruna tutulmaktan korkar olmuştu. Kolhoz.. bazı meseleleri açıklamaya kalkışınca da. I Kimse kimseyi dinlemiyordu. Neden böyle oluyordu? Şimdi neden kolhozu eskiden olduğu gibi kendi malı değil de bir başkasının malı olarak görüyordu? Eskiden.. sora-l caklannı ondan soruyor. toplantılarda alınan her karar bir yasa yerine geçer ve uygulanırdı. sorular sor-1 sa. Hepsi aynı şeyi söylüyordu: Çalışın.[ du. Bugünküler ise kolhoz bürosundanl dışarı çıkmıyor. konuşulmaya değmezdi. Elbette benim şu günlerde kafam çok karışık. "Bak. Tanabay ona kolhozun durumun anlatmaya. Eskiden biri temsilci. O zaman I çok konuşuyordun. Ona. dosdoğru halkın arasına girer. Halkla. Ama yok! Olmuyordu bunlar! Nasıl olsun? İlçe merke-l zinden bir takım temsilciler geliyor.enginel elveda gülsarı üstüne yama vuruyor. Ben kimim ki? Sıradan bir yılkıcı." Hepsi bu ka-[ dardı.. uygulamaları gerektiğini ve uygulandığını bilirdi. Bambaşka insanlardı. bir yetkili geldi mi. işin aslını öğrenirim. çok çalışın." Tanabay gecenin ilerleyen saatlerinde evine döndü. Yukarıdakiler benden daha akıllıdır herhalde. beğenmemişti. ihtiyacını bildirse.. Onun görüşlerini fikirlerini tutmamış. hiçbir gediği kapatamıyorlardı. Dışarıdan gelenler ve hiç gelmeyen dışarıdakiler yönetiyordu. Tanabay daha geçenlerde bir yetkilinin geldiğini. savaştan ve kolhozun kurulmasından önce. Halk yararına bir karar alındıktan sonra. köylünün kendisiyle görüşmüyor. neden bu durumla-1 ra düştük?" diyecek olsalar ne cevap verebilirdi onlara? Bü-I tün halkı toplayıp bir açıklama yapsalar iyi olurdu herhalde.birini tıkamaya vakit kalmadan bir başka gediğin açıldığım görünüyorlardı. bu-j nun başka hiçbir mesele yokmuş gibi dilbilgisi üzerine bhj nutuk çektiğini hatırladı.! Herkes düşüncesini söylese. biri şöyle. sonra d*ona bağırıp çağınyorlar-l di. Kolhozun durumunu düşünmekten kendini 66 . Oysa bugün toplantılarda alınan 108/ElvedaGülsan kararların hiçbir önemi kalmamıştı. I sen parti üyesisin..www.

Görüşmeyeli ne kadar oldu? Bahardan beri görüşmüyoruz değil mi? Kımız ve dağ havası yarıyor tabii. kuzu-koyun meliyor.Şimdi Tanabay o kadından da. 12 O yılın sonbaharında Tanabay Bakasov'un hayati birdenbire değişiverdi.. Yine bir cevap bulamıyordu. Tanabay arkadaşını öyle görünce sevindi. sonra gökte sıra sıra dizilip uzaklara giden. Sonunda başbaşa kalabildiler.. hastalığı tam atlatamamış olduğunu gösteriyordu. sen hiç yaşlanmıyorsun.. nice nice geceler geçirdiği o eve. Geçidi aştıktan sonra. Kalabalığın çın çın. yine işlere yumulacak hale gelmişsin" dedi içinden. Köyün kıyısındaki o eve.kavuşma dileğinde bulunan genç kızlarla kafile ilerliyordu.cizgiliforum. zuv-şuv sesleri doldu-ruyordu havayı.. o avluya şöyle bir baktı: Yorgasına binip gittiği. Her şey geçmişte kalmıştı. Tanabay bu çağrıya uyarak ertesi gün kolhoz bürosuna gitti. "Çok iyi. dostlar vedalaşıyor. İnsanlar bağırışıyor. yarın köye gele-cekmişsin. . O ana deve. İlkbahardaki durumuna göre biraz daha iyi görünüyorsa da.. kulunlar. yamaçlardan. Yanına gelip gidenler pek çoktu. Göç öncesi yapılacak işler pek çoktu. Altı ay süren yaz ve güz çabuk geçerdi.enginel elveda gülsarı alamıyor "Uz gitmeyen nedir. parti örgütlenme dairesinde idi. taylar kişniyor.. o yorgadan da ayrılıyordu. Tanabay kendi yılkısını büyük çayırdan. dağ eteğindeki otlakta yılkıyı durdurdu. içinde bir şeyler kopmuş gibi sızladı. günlerce ve günlerce. bozla-ya bozlaya. dedi haberci. ayrılık türküsü söyleyen. Oysa benim bir ayağım çukura düştü bile. helâlelleşiyordu.. Çora bir süre sustu ve asıl konuya geçti: "Mesele şu Tanabay.. Sonumuz geliyor işte. Üyir üyir yılkı.Ey Tanabay.. solgun ve buruşuk yanaklarını oğuşturarak arkadaşına bakıp gülümsedi: . Tam o günlerde kolhozdan bir haberci geldi: "Beni Çora gönderdi. O zaman Çora. gözden kaybolan yaban kazları gibi uçup gidiyorlardı onun için iç dünyasında. yitik botasını arıyordu: Neredesin kara gözlü 11 O/Elveda Gülsan botacığım? Ses ver bana! Memelerim sütle dolup akıyor. köyün uzağından geçirdi. sonra birlikte ilçe merkezindeki toplantıya gide-cekmişsiniz". Kızıldan yeşile renk renk entarilerini giymiş gencecik gelinler. Ama onlar kışı da orada geçirecekler ve ancak ilkbaharda döneceklerdi. Mis gibi kokan ananın ak sütü. Yüreği.... yine eskisi gibisin. sonra kışı geçireceği dağ arkacına çıkacaktı. böğüren sığırlar ve yük kervanı çay boyunca dağ yoluna düşmüşlerdi.com. Burada kısa bir süre konaklayacak. sürü sürü koyun. Çora da orada. 'Turnaya beylik versen tepende 67 . Çora ile başbaşa oturup bir dertleşme fırsatını bulamadı. terslik nerden geliyor?"'diye düşündü durdu. o akmaya. Sonunda dağ arkaçlarına göç başladı.. Baharda gelen.www. solgun dudakları ve zayıflığı. Neşesi yerine gelmiş gibiydi ama yine de işten başını kaşıyacak vakti yokty.

Koyun gütmek ve bakmak çok zor bir iş. Hiç bu kadar kötü olmamıştı. karımla da görüşüp tartışmalıyız" diye ekledi. Caydar nasıl? Çocuklar iyi mi? Böylece çoluk çocuktan. O işi becerip beceremeyeceğim hiç belli değil.cizgiliforum. Ben yorgaya binip gideceğim. . Şimdi de yardım edecek. . onu canından usandırdı hayvan. diye kollannı açarak güldü. Başkanı yanına bile sokmak istemiyor. Biliyor musun bir kamyonumuz var artık? Yakında bir tane taha alacağız. diye güldü Tanabay. Gülsarı'ya sen mi biniyorsun? Demek başkan sana çok iyi davranıyor? diye şaşkınlığını belirtti Tanabay. 112/Elveda Gülsan . Başkan oraya vardı bile.ı|k edeceksin". Yarın kurul üyelerine bir cevap vermem gerek. Sen atını ahıra bırak. -Yaa. Akıllı kadındır o. Kızma gücenme. bu durumda sen de yardım etmek zorundasın.Hemen karar verme Çora.Bunu çok istiyorum Tanabay. Saat yedide Raykom'da (ilçe merkezinde) olmam gerek. ben yılkıcılığı öğrendim. Ne yaparsa yapsın onu sevmiyor. en kötü durumda olan sürülerin bakımı ve bu işlerin düzeltilmesi için yardımcı olmalarını istedi. sıkıntılarını anlatırsın. özellikle de koyunculukta işler çok kötü gidiyor. her şeyi anlatırsın. Partinin ilçe yönetim kurulu bütün komünistlere ve komsomollara emir çıkardı. İşte o zaman yorgaya binince ne ağrım kalıyor. Caydar'la sonra konuşursun.enginel elveda gülsarı gagalayıp durur' derler ya. havadan sudan konuşmaya başladılar. "Caydar olmasa sen çoktan bir yerlerde boynun altında kalıp giderdin" diye takıldı Çora. Başka çaresi de yok. dedi Çora. kamyondan geri kalmaz o. . Çora da telaşlıydı ve saatine bakıyordu.. Öldürse bile uysallaşmaz onun altında Şimdi ben biniyorum.Düşün elbet. Rahat ede-ceğiz. . kurtulmak için verdi onu bana. Yarın hayvan üreticilerinin toplantısına gideceğiz. büroyu doldurmaya başlamışlardı. Fırsat bulursam ben de gider anlatırım. "Gülsan nedense başkam hiç sevmedi.Sayıp sevdiğini bilmem. beni bu güç durumdan kurtaracaksın: Bir koyun alıp çoban. Eee. Emir böyle. Elveda Gülsan/111 Bu konuda en kötüsü de bizim kolhoz. Çok büyük yardımın oldu. Hayvancılık işlerinde. dedi. Senden bir ricam daha olacak. Yılkı bakımını üstlendiğin zaman beni zor bir işten kurtardın. Tanabay biraz düşündü: . kıvranıyorum. ama sabaha kadar kararını ver. Parti böyle emrediyor. Bazen yüreğime bir ağrı saplanıyor.Başının etini yiyeceğimden hiç kuşkun olmasın. başedemediği için.Demek öyle. Çok iyi yetiştirmişsin onu. Dağlardan çağrılan çobanlar gelmeye. bütün sorumluluğu üzerime alırım.Hadi. Eşsiz bir at.com. Böyle dese de.www. ben de öyleyim işte. derdini. "Bu çobanlık işini bir düşüneyim. ben şimdi gidiyorum. Çora'ya pek ağır sözler söyleyeceğini o anda bilmiyordu. çok geçmeden bunu yapacağını. ne 68 . hastalıktan sağlıktan.. Ben de bütün suçu. Vakti gelince. Tanabay kendisini çok düşündüren bir meseleyi ortaya atmak istiyordu ama buna fırsat bulamadı. Sabah erkenden herkes kamyona binip gidecek.

Herkes aracın başına toplanmıştı. benim doktorum da. Sen onun üzerine çıkıp bir konuşma yapmıştın: "İşte yoldaşlar. bugünün gençlerine ne oluyor? Oğlumu görmek için yatılı okula gittim. O keyifle şöyle bir istasyona vardık. Hatırlıyor musun... Demek artık kolhozun bir kamyonu var? Doğrusu kolhoz için çok gerekliydi. Büyüyünce adam olacak mı.Hatırlıyor musun Çora. 'orduya gerek' diye almışlardı bizden. Çora ciddileşti: . Köyde bayram sevinci yaşandı. ilacım da Gülsan. Güneşin pırıl pınl doğuşu gibi.enginel elveda gülsarı sızım. büijsosyalizmin meyvesidir!" demiştin.Bilmiyorum. sonra da iğdiş ettirdiğini Elveda Gülsan/113 anlatmak istiyordu. Yaa..Hey Allah! Sana bir şey beğendirmek de çok zor. 114/ElvedaGülsan . Giderken de gelirken de şarkılar söyledik. ne diyeyim bilmem ki.Yok. İş-güç yoktu. hatırlıyor musun? Ben kızıl bayrağı gece bile elimden hiç bırakmadım. Otomobil de neydi ki! Hani 'Şu' kanalında çalışmaya gidenler dönüşlerinde gramafon getirmişlerdi.Neden sevmiyorsun? . Sonra onu. Hepsi. Beni her zaman yumuşak başlı olmakla suçlardın.Onu ben de sevmiyorum. peki. Onu kolhozun kamyonu sanmıştık. neden eskisi gibi türkü söylemez olduk Çora? . Gülsan'mn ayağına zincir vurarak ne hale getirdiğini. Artık neden yüzümüz gülmüyor. Bâğınp çağırmaktan. Sırf bu yüzden ömür boyu parti örgütçüsü olmaya razıyım. naralar attık. Ama Tanabay gülmüyordu. Vakti çoktan gelmişti. Şimdi yeni başkanı da beğenmiyorsun. yaşlanıyoruz artık. türküler söylemekten sesimiz kısılmıştı. Artık bunlan söylemenin yersiz ve gereksiz olduğunu düşündü. Ben şoför mahallinin hemen arkasında duruyor.. türkülerimizi söyledik.. Çok sevinmiştik. Yaz sonlarına rastlayan bir gündü." diye güldü Çora. benim söylemek istediğim o değil.. Suskunluğu uzatmamak için yeni öğrendiği sevindirici haberden söz etmeye başladı. Oradaki parkta bira içmiştik. Gramafo-nu olanlann evleri gece yanlanna kadar dolup taşardı. . bu da sosyalizmin meyvesi idi..com. . Güzel günlerdi hey. dedJ.. aptalın teki ve kötü yürekli olduğunu düşünüyorum. Evlerinin bahçesine çıkanr.cizgiliforum.nara atmak zamanımız geçti. nasıl bir adam olduğunu daha anlayamadım. "En çok çalışan kırmızı başörtülü kızın şarkısı" nı tekrar tekrar dinlemişti. Yeni yeni şarkılar dinliyorduk.Bize kamyon vermiş olmalan çok iyi.Başkanı.. İşe yeni başladı. elimde kocaman bir kızıl bayrak dalgalandırıyordum. . İkisi de sustu. savaştan az önce bir kamyon almıştık.. nasıl bir adam 69 . Ah. orada çalarlardı gramafonlan.. Tanabay Çora'ya. gençlik gitti.. neylersin! O zaman bizimle beraber olan yiğitlerin çoğu savaşta öldüler. tamam şarkı söylemek.www.bu yaşta bize yakışır mı?. toplantıdan sonra hepimiz kamyona doluşmuştuk.Ah Tanabay. "Kimi sevmiyorsun? dedi Çora gülmekten sulanan gözlerini silerek? . Bir yırlarımızı yırladık.. hepsi hatırımda. Tanabay o günleri hatırlayıp konuştukça coşuyordu: .

hoşuma da gitmiyor. Zaten bugünlerde anlamadığım çok şey var. bir söylediklerini bin kere söylüyorlar sanki. iyi okuyor.. Okuyup bir şeyler öğreniyorlar. Başbaşa oturup dertleşmek istiyordum seninle. gidip biçeyim. Öyleyse niçin istiyor kımız getirmemi? Nasıl konuştuklarını bir görseydin! Ben çocukken Aleksandrovka'da Efremov adında bir Rus'un yanında çalışıyorum. Avluda dolaşü.Ev gerçekten öyle. pek üzülmüştü. bu kötü günler geçecek.. senin evin dikkatimi çekti.İkinci sınıfa geçti. günlerin dağda geçiyor. neler gerektiğini söyle. bir gün sokaktan geçerken.Başka bir sefer. Ağabeyi Kulıbay'la araları açıktı. ellerini hazır-ol durumda yanlarına yapıştırıyorlar. Caydar'ın akrabaları yoktu..enginel elveda gülsarı olacak bilemiyorum. ya da bir bekçi bırakıyorlardı.Bahar gelince elbirliğiyle onaralım onu. iyi okuyor mu? . Anlamıyorum.. başkana yaltaklanmayı. Çora. onunokuduğu enstitüde gençlerin hepsi iyi okuyormuş.Da-ha şimdiden öğrenmiş büyüklerine. Dersleri nasıl.www. hatırladığı şeyi söyledi: -Bak ne diyeceğim. Samansur'a da teşekkür ederim. umut onlarda. Sen genç-lerijdç beğenmiyorsun ama. Eline orağı aldı: "Tanabay ağanın bahçesini yaban otları sarmış. fırsat bulursak. bugünün gençlerini pek de fena görmüyorum. Tanabay da boş duran evine bakmaya gitti. * Çora kâğıtlarını toplayıp çantasına yerleştirirken: . diye düşünüyordu. Tıpkı o kilisedeki ilâhileri söyleyenler gibi. seninle uzun uzun konuşuruz Tanabay. cam.cizgiliforum. Bugün bizim çocuklarımız sahneye çıkıyor. Sen evine bir bak.. Tanabay'in da iki kız kardeşi vardı ama onlar başka köyde oturuyorlardı. Bizim Samansur yaz tatilinde bura-[ İl Elveda Gülsarı/115 ya geldiği zaman senin evin halini görmüş. at korasına doğru yola koyuldu. Ne olacaklarını zaman gösterecek. söylediklerinin hepsi birbirine benziyor. ayıklayayım" dedi.. serçeler çöpleniyor.com. dedi. uçuşuyormuş. O Rus beni bir "Kızıl yumurta bayramında" (Paskalya) kiliseye götürmüştü. her şeye aldırma.. Sen cephedeyken Caydar yapayalnızken bile o ev bakımsız değildi. Çok eskimiş. tozlanmıştı. Çora eşikte bir an durdu. viran olmuş evin. Öbür yılkıcılar dağa çıktıkları zaman evlerinde ya akrabalarım oturtuyor. Bana: "Okul müdürüne sık sık kımız getir baba" dedi. Sanırım fena okumuyor. Çora'mn öğrenci oğlunun biçtiği otlar kurumuş. odaların içinde.. Sen canını sıkma bunlarla. Bilgili gençler yetişiyor. Sıvalan düşmüş. hiçbir şey anlamıyorum bu olanlardan. oğluma bakıyorum da. Caydar çok iyi bakıyordu.. bir bakan yok. . Ben çok gerilerde kaldım galiba. Hiç ilgilenmiyorsun.çerçeve kırılmış. Suratları asık. Samansur'un anlattığına göre. Biliyorum. Bu 70 . Niye getirecekmişim? Aslında kötü bir öğrenci de değil.. kötü giden işleri onlar düzeltecek. Ben inancımı yitirmedim. Yürürken kurumuş saplar ayaklarının altında çatırdıyordu. hepimiz birden kalkınacağız. harman yeriymiş gibi.evini bir bekleyen. şarkı söylüyorlar. Bakımsız ev böyle olur elbet.

öbür atlann arasında bir bakışta farkediliyordu. Mırıldayan. mutlaka olur!". Çevredeki alanları da binek atlan doldurmuştu. Daha kamyondan inmeden o atların arasında Gülsan'sını görmüştü.Hey gençler. Bahardan beri görmediği yorganın yanına koşuyordu. Altın şansı donu. Elveda Gülsan/117 Yorga. at arabalarıyla dolup taşıyordu.com. dedi Tanabay. tepinen atların arasına dalıp gitti. Önce biraz isteksiz davrandılar. şiş kebapçılar. Amerikan Studebaker kamyonlarıyla Slovakya. Çora orada onları bekliyordu: . seyyar çaycılar. "Hele dağlık yerlerden ekin taşımak ne kadar kolay olurdu! Çamur. "İşte böylesi çok iyi" dedi Tanabay içinden. ne güzel bir attı o! Tanabay öbür atların arasından geçip ona sokuldu: . bağıra bağıra müşteri çağırıyorlardı. sen nereye gidiyorsun? . Kamyonun üstü açık olduğu için rüzgâr yüzlerine vuruyor."Ama işin en iyi yanı. Binanın önündeki alan kamyonlarla. ömrünü yine dağlarda geçirecek demekti. Ey Tanabay.cizgiliforum. Savaşta çok binmişti. Ortalığı duman ve et kokusu sarmıştı.bilmediğini soracak.Şimdi geliyorum. Bu.Merhaba Gülsan! Nasılsın bakalım! İyi misin? Halin nice mübarek hayvan? Yorga gözlerini çevirip baktı. . salona girip yerlerinizi alın. güçlü cıdavı. Çora'mn kendisini razı edeceğini biliyordu. İşte şimdi de yılkıcılıktan çobanlığa geçecekti. Gerçi kesin kararım henüz vermiş değildi ama. bize akıl verirle?. Ah. Studebaker. Tanabay "Bizda de böyle kamyonlar olsa!" diye pek hayıflanmıştı. dedi Tanabay. ayaklarım oynatıp hınldadı. Avusturya yollarını bir baştan bir başa geçmişti. Ömrünü dağda kırda geçiren bizim gibiler ne bilir ki? Onlar gerekeni söyler. bakarsın işler düzelir. neler yapılması gerektiğini söyleyecekler. Üç tonluk yeni 'Gaz' marka kamyonu hepsi çok beğenmişti. biz de yeni bir şevkle işe sarılırız".www. Bu defa da Çora'mn dediği olacaktı. "Savaş bitince böyle maşınlar bizde de olur. kolhozun ne durumda olduğunu. Ta savaş116/ElvödaGülsan tan bu yana ilk kez biniyordu kamyona. toplantı hemen başlayacak. Merkez kalabalıktı.enginel elveda gülsarı yüzden Tanabay'ın evi başsız-gözsüz kalmış ve harabeye dönmüştü. 71 . yuvarlak sağnsı. eski sahibini hemen ta-nıİı. Büyükler bizden iyi bilirler elbet. Ertesi sabah kamyona binip ilçenin yolunu tuttular. Çobanlar "Kral gibi gidiyoruz" diye sevinmişlerdi. batak dinlemeden gidiyor bu kamyonlar!" gidiyoFdu.Çabuk olun. Gençler şarkı söylemeye başladılar. üç akslı ve çekişi güçlü bir kamyondu. dedi söyleyin de dinleyelim. yavaş yavaş birbirlerine uydular ve sonra coştular. bu yüzden konuşamıyorlardı. Herhalde herkes bildiğini anlatacak. kalkık burnu ve kapkara parlak gözleriyle. sonunda böyle bir toplantının yapılıyor olması. öteki atların arasında eyerlenmiş olarak duruyordu. şarkı söylesenize! Bizim gibi yaşlılara bakmayın.

Bulatbekov Âsim ile Zarlikov Bektay. Tanabay kapıdan içeri adımını atınca Çora ile kolhoz başkanı Aldanov onu durdurdular: . pankartlarla donatılmıştı: "Komünistler en önde!". Çora havayı yumuşatmak istedi: .Ne inatçı adamsın! Onlarla konuşmana ne gerek var? Konuşmasan olmaz mı yani? İtiraz edecek halleri mi var. . Sonra şu defteri al eline.O kadar olur mu hiç? Bu görevi isteyerek üstlendiğini söyleyecek ve söz vereceksin. Görmeden nasıl söz veririm? . "Komsomol. Uslu olursan bir kötülük etmezler sana. çok hareket ediyor olmalısın.Madem ki mesele halledilmiş. Çok koşuyor.Tanabay. istediğin koyunları alacaksın. iyi bakıyordu. Önce geldiğini belli eden imzayı at. her koyundan üç kilo yün çıkaracağına. "Hadi Gülsan. düşümde bile görmedim." Toplantı yapılacak binanın cephesi baştan başa kızıl bayraklarla.Dur hele.Ama ben o sürüyü görmedim bile. biraz buraya gelir misin? dedi Aldanov. Elini atın torbasına sokup baktı. sonra kalabalık dağıldı: Elveda Gülsan/119 72 .. .Ama onlarla konuşmadım. Toplantıya gelenler salona dolmaya başlamışlardı.Hepsi o kadar mı? .www. sen istediğin koyun sürüsünü seçersin. her şeyi anladın mı? Unutma sakın! . ben gidiyorum. Onun için konuşman gerekiyor.Neden söz edeceğim? Konu ne? . kabul ederler mi bakalım? Başkan sinirlendi: • . benim konuşmama ne gerek vardı? diye yürüyüp gitti Tanabay. bir komünist olarak geri 118/Elveda Gülsarı kalmış koyunculuk işinde çalışmaya karar verdiğini söylersin. Sovyet Gençliğinin Öncüsüdür" gibi sözler vardı bu pankartlarda. 13 Toplantı akşama kadar sürdü. Ama şimdi iyi ellerdesin. . dedi. şimdilik esen kal. . Çora elindeki listeye bakarak: . Ayrıca iki genç komsomolu da yardımcı alıp onları yetiştireceğini söylersin.enginel elveda gülsarı ^ . partinin ve halkın huzurunda söz vereceksin^ .Bu da söz mü. yulaf tanelerini gördü. Karar verildiğine göre mesele halledilmiştir! . ona da şükür.Hiç de fena durumda değilsin Gülsan. . dedi Çora kolunu tutarak.Hiç merak etme. Seni konuşmacılar listesine aldık. dersin. Hem parti üyesisin.Unutmadım! Unutmadım! diye öfkeyle bağırarak Tanabay salona girdi. adamlar sıkıştıkları için birbirini itip kakmaya başlamışlardı. Her yüz koyundan yüz on kuzu elde edeceğine. Başından çok kötü olaylar geçti değil mi? Hepsini biliyorum.com. Demek Çora onu aç bırakmıyor.cizgiliforum.Ben bir komünistim.Kimmiş onlar? Salon dolmaya.. Cıdavlann genişlemiş. onlara söz mü düşer? Onları yetiştirme görevini sana biz verdik. hem de başarılı bir yılkıcı.

. her şey onun düşmanıydı.. ha ulaşıyoruz" diye düşünmüş. Şikâyet etmezsin. demişti. kimileri de köylerine gittiler. kuzuların sağ kalması gerekiyordu. aklını kurcalayıp duran şeylerin hiçbirini söyleyememişti. umudunu yitirmemişti. hayat yolunun önündeki engelleri aşmaya. "Kısa kes. gençliği yitip gitmişti. kendilerini bir anda yine aşağıda buluyorlardı. Sekreter doğru söylemişti: Tanabay'ın da düşündüğü gibi. Eh. Ne var ki. Ne söz ya! Her koyunun en az bir kuzu doğurması.com. 'size şeker alırım' diye umutlandırmışü onları. nasıl elde edildiğini de bilmiyorlardı.. madem ki çalışmak zorundaydılar. Şimdi işleri yoluna koyabilmesi için pek çok ter dökmesi gerekiyordu. Kendisi dişe dokunur bir şey söylememişti ama başkalarısın söylediklerini dinlemişti hiç olmazsa. yalmz kendi yapacağın işler için söz ver. soğuk.. Tanabay. nasıl alacaksın kilolarca yünü? Kumdan altın çıkarmaktan daha beter bir iş bu. ne yapsınlar.. Başka türlü olmuyordu. Nasıl olacaktı bu iş? Yağmur. derken omuzu nasır tutuyor. ne çileler çekmişti.enginel elveda gülsarı Kimi dağa. Öyle ince ve hafifti ki. Yün mü dedin? Yün dediğin dallardan toplanmıyordu. hayat arabasının tekerleği omuzunu bıçak gibi yaralıyor. kendimiz yapacağız" demişti. Neler neler gelmişti başına. Şimdi ise başka düşünüyordu: Sıkıntılar bitmiyor ve amaç da ulaşılacak gibi görünmüyordu artık. Eğer yaptığın işi seviyor. Toplantıdaki konuşmasında ise daha büyük sözler vermişti: "Yüz koyundan yüz on kuzu. çok zor bir iş. işte kendisinin de •saçları ağarmıştı..www. arkadan omuz vereceksin. sonra yaylayı geçtiler. her omuz vuruşta. Kürsüye çıktığı zaman cesaretini yitirmiş. O büyük 73 . sana söylediklerimden başka bir şey söyleme. bir aşağı gidiyorlardı. kimileri kolhoza. yara üstüne yara. Herhalde bazı yöneticiler yünün nerden. O gözlüklü konuşmacı. meyvasını da alıyorsan.. İşte. konuşmasında doğru bir söz söylemişti: "Hiç kimse bize yol döşemedi. savaştan sonra hayat kendiliğinden düzgün bir akışa yönelmezdi. Oysa.. nasırların hiç önemi 120/ElvedaGülsan yok.. kaldırmaya çalışacaksın. Hava ka-raYmış. Kolhoz diye diye. Bu arada birçok yanlışlıklar. "amacımıza ha ulaştık. yani Bölge Yürütme Kurulu sekreteri. her koyundan üç kilo yün alacağım" demişti. yolumuzu kendimiz açacak. rüzgâr. Tanabay kamyonun içinde kuytu bir köşeye oturup yakasını kaldırdı ve kendi düşüncelerine daldı. kızlara tatlı-şeker gibi şeyler almak için bir dükkâna girecek kadar bile vakit bulamamıştı. memnun olursun. şimdi de koyun çobanı olduk bakalım bu işle nasıl başa çıkacağız? Cay-dar buna ne diyecek?. İşte. Nereden.. Tepedeki hedefe tam ulaşacaklarını sandıkları zaman. Kolhoz dedikleri herhalde zor bir işti. rüzgâr çıkmıştı. Güz mevsimindeydiler. bedende can taşıdıkça. kimi sürülerinin başına. Bu derdi başına saran Çora idi. çalışacaklardı. kusurlar da olmuştu ama.. toplantı böyle bitmiş oldu.cizgiliforum. bu dünyada yaşadıkça. Otuzlu yılların başlarından itibaren hep böyle olmuştu: Bir yukan. Tende beden.. Tanabay hemşehrileriyle birlikte kamyona bindi Aleksadrovka yokuşunu." Tanabay da onun söyle dediğinden başka bir şey söylememişti. üflesen uçar.

başın derde girmez. Şimdi Gülsan'nın tek tutkusu koşmaktı. sonra indi kürsüden. kurulmuş bir oyuncak araba gibi fırlamış. bunları anlamıyor.. kolhoza ömür boyu emek verdiği halde. Evvelce o adam hakkında çok şey duymuş. Belki de. "Pekâlâ dostum. ne yazılmışsa onu okuyacaksın. Sonra da gocuğuna sıkıca sarındı. O da işleri oluruna bırakmayı. Kalbi sıkıştırıyordu yine. O zaman her şey iyi gider. okşayıcı konuşacaksın. Yumuşak. Çünkü o Çora'nın bildiklerini bilmiyor. pek saf kalmışsın. pekâlâ. Şimdi o sözlerinden utanç duyuyordu. ona bir şeyler olmuştu. Ah Tanabay! Tanabay! Hayat sana hiçbir şey öğretmemiş. Ya ev nasıldı? Evde onu neler bekliyordu?. Böyle bir adam değildi o! Çora değişmişti. Artık nerede. parti örgütçüsü Çora'nın içi pek rahat değildi.com.enginel elveda gülsarı sözleri geveledi. Günboyu bağlı duran at. Karanlık yolda. fırsat bulursam. Başka yoldaşları beklemeden tek başına gitti. Rüzgâr şiddetleniyordu. Yüreğinde-ki ağrı dindi. bir 122/ElvedaGülsarı köşede suratını asıp oturmuştu. Böyle hızlı koşarak insanların ondan aldıkları şeylere yetişecek. O 74 . Toplantıdan sonra Çora ile tek kelime konuşmadan kamyona binmiş. Oysa Çora pek beğenmişti.. anlamak da istemiyordu. insanlar onu başka her tutkudan mahrum bırakmışlardı. Atın dizginlerini serbest bıraktı. ne söyleyeceğini. Bu konuda tecrübeliydi. Çora. taypalma bir yorga olduğunu gösterdi. O da bir an önce evine ulaşmak isti-yirdu. O.cizgiliforum. Başkaları nasıl konuşursa sen de öyje konuşacaksın. Sırtındaki biniciden ve yürüdüğü yoldan başka bir şey düşünmesin diye.. onun kötü durumlara düşmesini istemezdi. yukarıdakilere kendini beğendiremediği için olsa gerek. Tanabay'a bir kötülük edilmesini. sağ kalırsak. Hele bölge yönetim kurulu sekreterinin sözlerini çok beğenmişti. Neden böyle çekimserdi? Neden bu kadarla yetinmişti? Hastalığı mı onu bu hale getirdi? Yoksa. hava iyice soğumuştu ve eve de daha çok vardı. burada nelerin söylenip nelerin söylenmemesi gerektiğini çok iyi öğrenmişti. Bir belânın sinsi sinsi geldiğini seziyor gi-. bir gün bütün bunları yüzüne çarpacağım. ama o gün kendisini ilk kez görmüştü. Çora'ya yakışan bu değildi. çok düzenli ve hızlı bir koşu tutturdu. kolhozun başkanlığından ayrıldığı için mi böyleydi? Tana-bay'ı sıkı sıkı uyarmasının sebebi neydi? Yoo." diye düşündü Elveda Gülsan/121 Tanabay. kimlerin önünde nasıl konuşacağını bilmen gerek. onları yakalayacaktı sanki. Toplantıdan memnun ayrılmıştı. Yine de. Ama hiçbir zaman ulaşamıyordu onlara..biydi. yorga ata binerek döndü. hızını kesmeden koşuyordu. Eski tutku ve özelliklerinden kala kala bu taypalma yürüyüşü kalmıştı. Bütün meseleleri kestirmeden bir çırpıda halletmek istiyorsun! Oysa zaman çok değişti. Oysa Tanabay onun öğütlerini istemeye istemeye kabul etmişti. Gençliğinde nasılsan şimdi de öylesin. Başka tutkularının hepsi yok olmuştu.www. Çora bu tür toplantılardaki konuşmalann asıl amacını. onların havasına uyacak. Rüzgâra karşı at sürmek Çora'ya iyi geldi. herkese ayak uydurmayı öğrenmişti galiba.

ne de güzel yaraşıyordu görkemli" dağlara! Tanrı onlan sanki o gece yaratmıştı. Aydınlık ve gölge nasıl yanyana ise. baştan ayağa ürperdi. sevinçten. Ertesi sabah Tanabay çadır evinden çıkıp etrafa bakınca gözlerine inanamadı: Doruklan karla kaplanmış dağlar daha da yaklaşmış gibiydiler. Ama bu bir hayaldi artık.com. Hava soğudu ve her yeri sis kapladı. arada sırada..mutluluk ve acıyı beraber getiriyordu: Bir yanda kıvanç. Tanabay. yüreğinde bir acı duydu. Bunu biliyorum. Sonra da bunun cevabını.. ansızın dağla-nn doruklarına düşen kar gibi. Herkesin kaderi ayrıydı. Belki bu ormanlar. İnsan ömrünün yansı böyle hayallerle. Ama bu durum pek Elveda Gülsan/123 uzun sürmedi. mutlu olamayacağını düşündü.. bir silkinir. 75 . bitik bir at. coşkular içinde. bir yanda kaygı.. mutluluktan uçarak. duygulandı. Seni kendi haline bıraksam. Ah Tanabay! Tanabay! 14 "Karanlık bir gece ve yolun ortasında kalmış iki can: Yaşlı bir adam ve yaşlı. insanların hepsinin birden talihli. karası kara. ona binip türküler söyleyerek. ama gönlü yaşlanmak istemez. Çay kıyısında alev alev bir ateş yanıyordu. Ayın başlarında iki gün yağmurlu geçti. evrenin sonsuzluğu ve onun sırları vardı. gelip geçiyordu. Hayat dediğin böyleydi işte. Bir gün içinde sis dağıldı ve güneş açıldı. ama her şey elle çizilmiş gibi belirgin. dağlara ve gökyüzüne bakarken. Uzayıp giden o maviliklerin derinliklerinde. her şeyi berbat edersin. "Siz kendi örgütünüzün üyesini nasıl yetiştiriyorsunuz!" derlerdi bize. bu nasıl başıboşluk!" derlerdi. Yıllar yılları çağrıştırıyor ve tıpkı taypalma yorganın düzenli adımlan gibi birbirine ekleniyordu.enginel elveda gülsarı zaman her şey yerine oturur. "Bu nasıl disiplin. "Artık Bibicanbeni beklemiyordur. birden doğrulup koşmak ister. Bir daha kalktı ve gidip Gülsan'nın başucunda oturdu. düşlerle geçiyordu işte. Tanabay... bunun hesabını vermek bize düşerdi. Gülsan'ya binip geceleri evine gittiği Bibican'ı hatırladı... Çoban olup koyun sürüsünün başına geçtiği o yılda. Karşısında uludağlar vardı: Bir yanı pırıl pırıl.. İşte öyle. o kadının karşısına çıkıverir-di. Hayatının bütün olayları gözünün önünden gelip geçiyor. insanın kaderi de öyle. o pırıl pırıl aydınlık ve tertemiz hava karşısında." İnsan yaşlanır. Ah şimdi yorga yanında olsa. Kar. akı ak. yamaçlar gölgeli. tertemiz. düzelir. dağlara kar yağdığını görünce belki beni düşünmüştür. o güz sonunda. Doruklar bembeyaz. bu güzel hayaller yüzünden hayat bu kadar tatlıydı. gelir gelmez giden o baharda neler olmuştu?" 15 Ekim ayı geldiği zaman dağlar sonbaharın altın sarısı rengine bürünmüştü. Karla kaplı dorukların yukarısında sınırsız bir mavilik uzanıyordu gökyüzüne doğru. ters bir şey söyler.cizgiliforum. ölümle pençeleşen atın üzerindeki gocuğu ile onu ıkı sıkı sarıyordu. Tanabay oturduğu yerden sık sık kalkıyor.. pırıl pınl ve görkemli. ama kimbilir.. aydınlık bir yanı gölgeli.www.

cizgiliforum. Varsın yılkıcılığın eski önemini yitirdiğini söylesinlerdi. Şimdi kolhozun bütün Elveda Gülsan/125 koyun üretme birimlerinden sorumlu İbrahim'e defalarca başvurmuş. Komşu çobanlar da sürülerini otlağa salıyorlardı. Sürüde çobanın bir de yardımcısı olması gerekirdi.www. ama kolhoz yardımcı vermemişti.Taneke. yardımcı istemiş. . Üyirin başında iyi bir aygır varsa. Sürüler. ak-boz adacıklar gibi görünüyorlardı. ama İbrahim her seferinde bir. okumayanlar ise koyun sözünü duymak bile istemiyorlar. günboyu başlarında bulunacaksın. akla yatkın olduğunu kabul ediyor. ama olayı böyle takur-tukur bir hesapla değerlendirmek onun onuruna dokunuyor. Şimdi. Oysa koyunları bırakıp gidemezsin. anlaşmak mı. "Siz akıllı bir adamsı¦ nız. ayrı iş idi. Ona göre atların yerini hiçbir şey tutamazdı. Allah korusun! Ona radyo almalı. onları otlağa bırakıp hemen dönerim. hatta daha uzak yerlere gidip çalışıyorlar. keski bu görevi başkasına verseydiler! Sizin arka çıktığınız komsomol çobanı Bektay gibileriyle iş yapmak mı. Tana-bay'ın beş yüz baş koyundan oluşan iyi bir sürüsü vardı. kara toprağın yeşil nimetini otluyorlardı. Motorlu araç çıkınca. güz dağlarının sararmış otlaklarında.com. anlarsınız. süt. başka işlerle meşgul olabilir ya da bir yere gidebilirdi. bahane ile onu başından savmıştı. onların sabrını ölçecek kuzulama mevsimine daha epeyce vakit vardı. sürü oradan uzaklaştı. ama Tanabay çobanlığa alışamamıştı daha. yılkının nah dama atılmış görünüyordu.sözde büyük bir üzüntü içinde. demiryollarında. Akşam olunca eline çifteyi alıp gece yansına kadar ağılın çevresinde dolanırdı. Ama beş yüz koyun. ağılın kapısını açtı ve çadır evdeki karısına seslendi: 124/ElvedaGülsan . Gençler okuyor. Sonra Tanabay devralırdı nöbeti. Hepsi şehre gidiyor. Gebe koyunların çoğu daha önce bir-iki kez doğurmuşlardı. Koyun üretme işi daha kazançlıydı: Yün. Tanabay bunların doğru. Bazen kızını sırtına alarak koyun gütmeye de giderdi. Bu gidişle beni mahkemeye verecekler. Ya ben ne yapayım? Kolhozdaki bütün hayvanlardan beni sorumlu tutuyorlar. Ben de '\he yapacağımı şaşırdım. Bugüne kadar her şey yolundaydı çok şükür. sinema filmi 76 . çobanların gerçek sınavı olacak. Ağılın kapısı açılınca. Siz yalmz bir sürüye bakıyor ve T>öyle yakmıyorsunuz. işler de bir kat artacaktı. Kuzulamadan sonra hayvanlar da. Başıma bela aldım. Bu da Tanabay için durup dinlenmeden çalışmak demekti. Ancak. Koyunlara bakmak atlara bakmaktan elbette daha kolaydı. yamacın orasında burasında ve dağ eteklerinde bir ırmak gibi kıvnla kıvrıla ve dalgalanarak akıyor. size yardımcıyı nerden bulayım? diyordu İb. Caydar sürünün gece bekçisi olarak maaşa bağlanmıştı.enginel elveda gülsarı Tanabay atını eyerledi.Caydar. beş yüz ayrı dert. insan yılkıyı yarım gün bırakır. et. ben koyunları çıkarıyorum. canını sıkıyordu. deri alınıyordu koyunlardan.

Kasabada karşılaştıkları zaman bile Tanabay Bektay'la konuşmaz. gürleyerek bir anda ortaya çıkü..Ee.. suratını asar.. kükreyerek. yüzüme bakıp öyle öfkelenme. Ölesiye-bitesiye çalışan bizdik. O akşam Tanabay koyunları otlaktan sürüp getirdi ve hiçbirine zarar gelmeden açık koraya soktu. .Taneke. öksürüp aksınyor. Bunun için pişman da değiliz.enginel elveda gülsarı getirtmeli. şimdi de bize nefes aldırmak istemiyor. Onunla bir görüşüp biraz öğüt verseniz. Kar lapa lapa yağıyordu.. diyor. Sizler urra! urra! diye avaz avaz bağırdınız. benim gelişim bir ziyan mı? Zararı mı var sana? . Bütün bunları istiyor benden. ben dondum.. üzerlerine düşen karı silkeleyerek. Kış erken bastırdı. Hazırlıksız. görürdüm şimdi senin ne durumda olduğunu. Ama gece yansı Caydar onu yatağından kaldırdı: . Bektay'ın söylediklerini de dinlemezdi. Karısının elleri buz gibiydi. Sonraları yollan ayrıldı. açık sözlü bu delikanlıya yazık olduğunu düşünür. Aslında İbrahim'in söyledikleri doğruydu. Sinema. Sizler için çalıştık biz. onun yanlış yolda olduğunu görmek onu üzerdi. çoluk-çocuğunla geçir. diyorum Taneke. Bunlar olmazsa ben de başımı alıp giderim. insan gibi yaşamadınız. Ama. Kasım ayında kış birden bastırdı. ölesiye bi126/Elveda Gülsarı tesiye çalışünız.cizgiliforum. insan gibi yaşamamıza engel olmak istiyorsunuz. gazete istemek şöyle dursun. darılma ama boş yere nefes tüketiyorsun.www..com. Tanabay dişlerini sıkarak cevap verirdi: . ama dobra dobra konuştuğu için takdir eder. yakışıklı bir delikanlı olan Bektay'la anlaşmak hiç de kolay değildi. Sadece uşaklık ederdiniz. Sen git bu vaktini evinde. gazete bulup vermeliymişim. Tanabay nöbete çıktı. Sana sadece "köle" derlerdi. Bir yandan da mert. ona çıkışırdı: . Pek geçimsiz. Buz gibi soğuyan tüfeği de ıpıslak olmuştu. haftada bir dağa gidecek çerçi bulmalıymışım. senin gibi insanları hiç sevmiyorum ben. Hava karanlık ama yer bembeElveda Gülsarı/127 yazdı. Ekim ayı yağışsız geçmişti. Tanabay sözde himayesine aldığı komsomoUarla görüşmek istiyor ama buna vakit bulamıyordu? Asim Bulatbekov pek becerikli olmasa da geçinilmesi kolay bir delikanlıydı.Olsun olmasın.. boylu-boslu. Parıl parıldı. Bana akıl verenler hiç de az değil. Tanabay'ı görür görmez. Yeni keçe çadır. Kar yağıyor. nasıl konuştuğunu. yetiyor da artıyor bile. Üzerine yağan karın kendisine özgü kokusu yayıbyordu. sen değil. kendi adını bile unuturdun. bir şiddet okurdunuz. O zamanlar biz canımızı dişimize takarak çalışmasaydık. hiçbir şeyi beğenmiyor. • Ak buğranın sırtında. tedbirsiz yakaladığı çobanların iki ayağını bir pabuca soktu. Çekik kara gözlerinde her zaman bir öfke. Tanabay Bektay'ı sevmezdi. Koyunlar tedirgin oluyor.Kalk Tanabay.Sözüne dikkat et evlat. içten içe ona saygı duyardı. başlanın o yana bu 77 .

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı yana sallıyorlardı. Kar dinecek gibi değildi. "Hele durun bakalım, başımıza bundan beteri de gelecek" diye düşündü Tanabay gocuğuna daha sıkı sarılarak. "Ay kış baba, erken geldin, çok erken geldin. İyiye mi, kötüye mi işaret bu? Belki de güz sonuna doğru biraz yumuşarsın... Yumuşarsın değil mi kış baba? Kuzulama mevsiminde çekip gitsen iyi olur. Senden bütün dileğimiz bu. Şimdi ne istersen yap, o zamana kadar vaktin var kış-baba..." Kış baba cevap vermiyordu. Sabahleyin herkesi erkenden ayağa kaldırıp telaşlandırmak, şaşkına çevirmek için, gece boyu yağarak her yanı örtmeye, kar tepeleri oluşturmaya devam ediyordu. Dağlar gecenin karanlığında, kıpırdamadan duran hayaletler gibiydiler. Dağların umurunda değildi kış. Didinip helak olacak, ordan oraya koşacak olanlar çobanlardı. Dağlar her zamanki gibi dimdik, hareketsiz ve sessiz idiler. Unutamayacaklan o kış işte böyle başladı. Erken gelen bu kışın insanların başına daha neler açacağını kimse bilmiyordu henüz. İlk kar gece boyu dinmeden yağarak her yeri kapladı. Birkaç gün sonra yine yağdı, sonra yine... ta çobanları güz otlaklarından kaçınncaya kadar. Koyunlar artık dereboyla-rında, karın az olduğu yerlerde yayılmaya başladılar. Sıra, çobanların yüzyıllar boyu edindikleri tecrübelerine, hünerlerine başvurmaya gelmişti: Bilmeyen birinin 'burada kardan başka bir şey yok' diye çekip gittiği yerde, çobanlar koyunlara ot bulmak zorundaydılar. Bunu yapamayanlara çoban mı denirdi?.. Ara sıra kolhozun yöneticilerinden biri çıkagelir, çevreye ve duruma göz atar, bir yığın soru sorar, büyük vaadlerde bulunur, sonra alelacele döner, sıcak evinin başköşesine kurulurdu. Çoban yine amansız kışla başbaşa kalıverirdi. 128/ElvedaGülsan Elveda Gülsan/129 Tanabay, kolhoz merkezine inip durumu anlatmak için fırsat kolluyordu: Kuzulama zamanı için neler düşündüklerini, ne gibi tedbirler alındığını öğrenmek istiyor, bunun için çırpınıyordu. Ama boşunaydı bu çırpınışı. Başını kaşıyacak zamanı yoktu. Bir defa Caydar yatılı okulda okuyan çocuklarını görmek için gitti, ama hiç gecikmeden dönüp geldi. Dağdaki durumları çok güçtü. Tanabay küçük kızlarını evde bırakıp bir yere gidemezdi. Küçük kızını atın üzerinde kucağına oturtuyor, kürkünün uçlanyla sanp sarmalıyordu. O üşümüyordu ve halinden memnundu. Büyük kız ise babasının arkasında oturuyor ve üşüyordu. Tanabay Caydar'ın yokluğunda işte bu halde gidiyordu. Caydar yokken ocaktaki ateş bile alevsiz, korsuz, bir yetim gibi kalıyordu. Ertesi gün anaları dönüp gelince nasıl sevindiler, nasıl! İkisi iki taraftan analarının boynuna sarılmış, bırakmıyorlardı. Zor ayrıldılar annelerinin boynundan. Babalan baba idi, ama analarının yerini tutamazdı.. Vakit böyle geçip gidiyordu. Kışın ne yapacağı, nasıl geçeceği belli değildi daha. Bir bakıyorsunuz bıçak gibi bir ayaz oluyor, bir de bakıyorsunuz ytımuşayıveriyordu. İki kez kar fırtınası oldu, ardından fırtına dindi ve hava ısındı, karlar eridi. Bu ani

78

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı değişiklikler Tanabay'ı endişelendiriyordu: Kuzulama döneminde havalar ısınırsa iyi, ama ya ısınmazsa! Hali nice olurdu? Gebe koyunların karnı şişmeye başlamıştı. Kuzusu iri ya da ikiz doğuracak koyunların karınları iyice şişmişti. Çok zayıflamış, omurgaları iyice dışa vurmaya başlamıştı. Bunda da şaşılacak bir şey yoktu. Ağıza alınacak otlar kar altında kalmıştı ve hayvanların karnındaki kuzular da analarının kanıyla büyüyordu. Çobanlar bu durumdaki koyunlara yem yedirmek zorundaydılar. Sürülerin bulunduğu dağlara yem götürmeliydiler ama kolhozun anban yılan yalamış gibi tamtakırdı. Ağır işlerde çalıştırılan atlara verilecek birer avuç yulaftan ve tohumluk tahıldan başka bir şey yoktu. Tanabay her sabah erkenden sürüyü koradan çıkarırken, gebe koyunların karnını tutup bakıyor, memelerini elliyordu. Eğer her şey uz giderse, kuzularla ilgili olarak verdiği sözü yerine getirebileceğini hesaplıyordu ama yün konusunda verdiği sözü yerine getirmesi mümkün olamayacaktı. Kışın tüyleri az uzuyordu. Uzaması şöyle dursun bazı koiunlar tüy dökmeye başlamıştı bile. Açlıktı.koyunların yeterince beslenememesiydi bunların sebebi. Yem verebilse, ot verebilse yün'de alabilirdi. Tanabay üzülüyor, elinden bir şey gelmediği için kendi kendisine kızıyordu: Ne diye dinlemişti Çora'yı! Ne diye vermişti o sözleri! Büyük büyük sözler eder, vaadde bulunursun ha! Böylesine salak adamın biriyim ben! Partiye söz verirsin, millete söz verirsin ha! Hiç olmazsa böyle büyük sözler vermeseydi ya! Partiyi, vatanı bu işe karıştırmanın ne gereği vardı? Sıradan bir eski kolhoz işçisi değil miydi?.. Yoo, bunları söylemeliymişim! Yerli yersiz söylenecek sözler miydi bunlar! Neden herkes böyle yapıyor, birilerine yaranmak için yapamayacağa şeyleri vaadediyor?.. Suç kendisinindi. Ne yaptıysa kendisine yapmıştı.Dü-şünmeden konuşmuştu.Onlann söyle dediklerini söylemiş, onların istediklerini yapmıştı. Ama, onların umurunda mı? Söz veren onlar olmadığına göre kolayca kurtarırlardı kendilerini. Yalnız, Çora için üzülüyordu Tanabay. Çünkü o da iyi durumda değildi. Bir gün iyi olsa, iki gün hasta oluyordu. Ömrünü başkalarına dert anlatmakla, onları inandırmaya çalışmakla geçirmişti. Ama neye yaramıştı bütün bunlar? Artık o da ihtiyatlı davranıyor, söyleyeceği sözleri düşünüp taşınıp söylüyordu. Sonunda hasta oldu işte. Hasta olduğuna göre emekli olsaydı ya... Kış hükmünü sürüyor, çobanlan bir ümitlendirip bir ümitsizliğe düşürüyordu. Tanabay'ın sürüsünden iki koyun 130/ElvedaGülsan açlıktan öldü. Kendisinin yardım sözü verdiği genç çoban- | lann sürülerinden de birkaç koyun ölüp giti. Bir sürüde ölen koyunların bulunması elbette olağandı. Bir kış içinde on ka- J dar koyun yitirmek pek önemli bir zarar sayılmazdı. Asıl sıkıntı, asıl kırım, ilerde, baharın başlangıcında olacaktı. Sonra havalar birden ısındı. Koyunların memeleri de süüe dolup şişmeye başladı. Ama pek zayıftılar-, bir deri bir kemik kalmışlardı.Yine de memeleri, her gün, her saat, biraz daha pembeleşerek şişiyordu. Böylesine zayıf oldukları halde,

79

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı karmlarındaki yavrularını ve süt dolu memelerini nasıl taşıyordu bu zavallılar? Başka bir sürüden birkaç koyunun kuzuladığı haberini duydular. Demek çiftleştirme döneminde zamanlama hatası yapılmıştı ve bu da bunun ilk belirtisiydi. Bir-iki hafta sonra, ağaçtan elma düşer gibi, kuzularda dökülüvereceklerdi. Şimdi hazırlıklı olmalı, acele tedbir almalıydılar. Çobanın en zorlu günleri olacaktı o günler. Zavallı çoban, koyunların sağ-salim doğum yapmaları için hepsiyle tek tek uğraşır, çobanlık yaptığına bin pişman olurdu. Aynı anda hangisine yetişecek, hangisine bakacaktı? Ama kuzular esenliğe kavuşunca, hele büyüyüp kuyruklarını sallaya sallaya koşmaya başlâVınca, çobanın keyfine diyecek olmazdı. Zor olsun, zâr olsundu da,tek o günleri görsündü. O zaman utancından el âlemin yüzüne bakamaz duruma düşmezdi. Kuzulama zamamnda kolhozdan yardımcı kadınlar geldi. Bunların çoğu yaşlı ya da çocuksuz kadınlardı. Köyde bu durumda olan kadınlar güçlükle razı edilmiş, onlar da nazlana nazlana gelmişlerdi.Tanabay'ın sürüsüne iki yardımcı verildi. Bunlar yatak yorganlarını, bez çadırlarım ve kullanacakları eşyayı da kendileri getirmişlerdi.Yardımcı-lar gelince işler biraz yoluna girmeye başladı. Aslında bir Elveda Gülsan/131 sürü için en az yedi yardımcı gerekirdi. İbrahim, sürü kuzulama yerine geçer geçmez bu kadar yardımcıyı göndereceğine yemin etmiş, kesin söz vermiş, şimdilik iki yardımcıyla idare etmesini istemişti. Sürüler, dağ eteğindeki kuzulama merkezine inmeye başladılar.Tanabay sürüyü kuzulama merkezine götürür-ken.kadınlann eşyalarını taşımaya ve yeni konak yerine ça-dıdannın kurulmasına yardım etmesini Asim Bulatkov'dan riö(a etti. Onların kafilesini sabah erkenden yolcu ettikten sonra, kendisi sürüyü toplayıp arkalarından gitmeye başladı. Koyunlar hem yüklü, hem zayıf oldukları için onlan yormak istemiyor, ağır ağır gidiyordu. Kuzulama yeri Beş Ağaç Vadisi idi. Acemi çobanlara bu yolu göstermek için daha iki kez vadiden dağa gidip gelecekti. Koyunlar pek ağır ilerliyordu ve Tanabay da onlan zorlamıyordu. Fakat bu ağır gidişe köpeğin cam sıkılmış olacak ki sürüden ayrılmaya başladı. Oraya buraya gidiyor, sonra dönüp geliyordu. Güneş batmak üzereydi ama hava hâlâ ılıktı. Sürü dağın eteğine indikçe ısı da artıyordu. Vadinin güneş gören yamaçlarında yeşil otlar çıkmaya başlamıştı. Yolda koyunların biri kuzuladı. Bu kadar erken doğmaması gerekirdi diye düşünen Tanabay, yeni doğmuş kuzunun kulağım, burnunu temizledi. İlk kuzuların en az bir hafta sonra doğması gerekirdi ama işte ilk kuzu doğmuştu bile. Bu da nesi! Al sana beklenmedik bir olay! diyordu Tanabay. Ya yolda ardı ardına kuzulamaya başlarlarsa? diye endişelenen Tanabay öteki koyunları yokladı. Ondan başkaları doğuracak gibi görünmüyorlardı. Tanabay biraz rahatladı. Küçük kızları bu ük kuzuyu görünce pek sevineceklerdi. İlk kuzu her zaman en sevimlisi olurdu. Bu kuzu da gerçekten pek sevimliydi. Kapkara kirpikli,

80

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı kara tırnaklı.bembe-yaz bir kuzucuk. Sürüde kaba tüylü birkaç koyun vardı, ku132/ElvedaGülsan zulayan koyun da bunlardan biriydi. İnce tüylü koyun-lar.tüysüz denecek kadar pek ince kürklü kuzular doğururlardı. Oysa kaba yünlü koyunların kuzuları bunun gibi tüylü ve sağlıklı olurdu. - Hoşgeldin kuzucuk, demek acelen vardı, gel gör öyleyse aydınlık dünyayı! dedi Tanabay. Doğuşun kutlu olsun dölbaşı! Senin gibi birçok kuzumuz olsun, o kadar çok olsun ki toprak görünmesin. Melemeler kulağımızı doldursun ve hepsi yaşasın... Tanabay kuzuyu başının üzerinde dolandırdı: "Ey koruyucu Çoban Ata, koyunların koruyucu ruhu! İşte sürünün ilk kuzusu! Onu kolla, bütün kuzuları kolla! Biz çobanları da kolla!..." Onları çepeçevre dağlar sarıyordu ve dağlar kımıldamadan, suskun, öylece duruyorlardı. Tanabay kuzuyu koynuna alıp kürklü paltosunun içine yerleştirdi. Koyunları sürmeye başladı. Ana koyun onun peşinden ayrılmıyor, acı acı meliyordu. Tanabay eğildi, koyuna yavrusunu gösterdi: "Gel bak, dedi kuzucuğun sapasağlam, kaybolmuş değil, korkma!" Kuzu Tanabay'ın kucağında ve kürkünün arasında kurumuş, ısınmıştı. Akşama doğru sürüyü kuzulama korasına getirmişti. Konak yerinde büyük keçe çadır kurulmuş, duman tütüyordu. Yardımcı kadınların palatkalan da dikilmişti. İşler yolunda görünüyordu. Yalnız Asim yoktu görünürlerde. O da yarın sürüsünü getirmek zorundaydı. Onun için deveyi alıp geri gitmiş olmalıydı.Görünüşe göre bir terslik yoktu. Ama biraz sonra Tanabay, gördükleri karşısında, kızgın çölde başını güneş çarpmış gibi, beyninden vuruldu. Her şeyin kolhoz yöneticilerinin söylediği gibi olmayacağını biliyordu ama yine de bu kadar kötü bir durumla karşılaşacağını beklemiyordu, sözde kapalı kuzulama korasımn saz damı çökmüş, duvarı yıkılmış, delik deşik olmuş, kapısı penElvedaGülsan/133 ceresi çürümüş, çatının tartmaları, kirişleri iyice bel vermiş. Rüzgâr her yerden girip çıkıyor ve içerisi sanki bir kar deposu! Dışarıdaki karlar eridiği halde içeride öbek öbek kar var.. Böyle bir durumla karşılaşacağını aklına bile getiremezdi. Eski, açık koranın duvarları da yıkılmıştı. Tanabay neye uğradığım şaşırmış, aklı başından gitmişti.Kızlannın ilk doğan kuzuyu görüp sevinç çığlığı atışlarım bile gözü görmedi. Kuzuyu alelacele onların ellerine tutuşturup kuzula-mi korasına ve çevreye bakmaya gitti. Nereye gitse, neye baksa, yıkılmışlık, bakımsızlık görüyordu.Besbelli savaş yıllarından beri buraya hiç el sürülmemiş, hiç onarım yapılmamıştı. Her yıl kuzulama mevsiminde çobanlar ellerinden geleni yaparak o dönemi atlatmış, sonra da kapalı kuzulama korasım yağmurun, rüzgârın, insafına bırakarak çekip gitmişlerdi. Koranın sözde çatısında yana düşmüş, çürümüş bir balya ot, şuraya buraya savrulmuş saman yığınları da vardı. Her nasılsa iki yarım çuval arpa unu ile bir sandık tuz da vardı bir köşede.Koyunlara verilecek yem, kuzuların altına serilecek

81

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı saman ve kuru otlar bunlardan ibaretti.Yine o köşede cam kırılmış birkaç fener, paslı bir gaz tenekesi,iki kürek ve kırık bir tırmık görünüyordu. O anda Tanabay'ın aklından, hepsinin üzerine gazyağı döküp ateşe vermek, yakıp kül etmek, sonra da elini kolunu sallaya sallaya çekip gitmek geçiyordu. Tanabay, geçen yıldan kalan ve kaskatı olan gübre ve kar yığınlarına takılıyor, tökezleniyor, ne diyeceğini, ne yapacağını bilemiyordu. Durmadan aym şeyi tekrarlıyordu kendi kendine: "Aman Tanrım, bunu nasıl yaparlar! Nasıl yaparlar! Nasıl yaparlar!..." Sonra koradan fırlayıp çıktı, atını eyerlemeye başladı, elleri titriyordu atı eyerlerken. Hemen kolhoza gidecek, gece yarısında herkesi ayağa kaldıracak, onlara günlerini gösterecekti! O İbrahim denen adamın, o başkan olacak Alda134/ElvedaGülsan noviç'in ve Çora'nın yakalanna yapışacak, canlarına okuyacaktı! Hiç acımayacaktı. Madem ki Tanabay'a böyle bir itlik etmişlerdi, onlar da kendisinden başka türlüsünü bekleme-sinlerdi! Bu kadarı da olmazdı. Canına tak! etmişti artık! Caydar dizginlere yapıştı: - Dur! Nereye gidiyorsun! dedi. Sakın gitme, in aşağı! Hadi beni dinle de in aşağı! Tanabay'ı durdurmak ne mümkün! - Bırak! Bırak dizgini! diye bağırıyor, atı kırbaçlayarak karısının üzerine doğru sürüyordu. "Bırak beni, geberteceğim onları! Geberteceğim!" - Hayır olmaz! ille de birini öldürmek istiyorsan beni öldür! İki yardımcı kadın onların yanına koşup geldi. Kız da gelip ağlamaya başladılar. - Baba! Baba, gitme! diyorlardı. Tanabay'ın hiddeti biraz geçti, ama yine de gitmek istiyordu. - Tutma beni! Görmüyor musun doğuracak koyunlar? Görmüyor musun burasının nasıl bir yer olduğunu? Yarın onları nereye sokacağız, hani kuzu barınağı? Nerde yem? Hepsi ölüp gidecek, sonra cevabını kim verecek! Bırakın da gideyim! - Dur da dinle biraz! Diyelim ki gittin, hepsini ayağa kaldırıp bağırdın, çağırdıaNeyi halletmiş olacaksın? Bugü-. ne kadar bir şey yapmamışlarsa, çaresini bulamadıkları içindir, güçleri, imkânları olsaydı, kolhoz yeni bir kora yaptırmaz mıydı? -Hiç olmazsa damı onarmahydılar. Hani bunun kapısı, hani pencereler? Kora değil, bir yıkıntı bu- içi kar dolu. On yıldan beri el sürmemişler! O çürümüş otlar neye yarar, hangisine yeter? Kuzuların altına ne sereceğiz? Sen, kuzular da, koyunlar da kırılıp gitsin mi istiyorsun? Hadi bırak beni! • Elveda Gülsan/135 - Yeter Tanabay, yeter! Kendini herkesten üstün mü sanıyorsun? Herkese ne olursa bize de o olacak, biz de herkes gibi idare edeceğiz. Madem ki durum böyle, hiç vakit yitirmeden yapmamız gereken işleri düşün sen! Bırak onları! İşin sorumlusu biziz, işleri de bizim yapmamız gerekir. Yolda gelirken yar dibinde sık çalılar gördüm. Çok dikenli ama yine de damı onlarla örtebiliriz, üstüne de gübre atanz, bastırırız. Kuzuların altına sermek için de

82

İkinci yardımcı koyunları güdüyordu. Ah bu kadınlar! Allah canlarını almasın! Sanki çay içmek için gelmiş konuklar gibi. Ço136/ElvedaGülsan ra'nın hakkı vardı doğrusu: Caydar olmasa. Ama o zaman bütün bölüm.com. "Acaba doğuran koyun var mı?" diye büyük kızını ikide bir sürünün yanına yolluyordu. sürükleye sürükleye getirebildiler.Temiz bir yaygı serdi.Hadi siz eve gidin! diye onlan çadıra gönderdi.. Tanabay istemeye istemeye indi atından. bütün ordu çalışıyordu. Sonra yıkanması için kocasının ellerine su döktü.. Babalan: . Caydar tezek ateşinden çaydanlığı aldı. Kaybedecek bir dakikaları da yoktu. Küçük parçalar halinde sapsarı tereyağı da koydu sofraya. Belki ancak savaşta gece gündüz demeden siper kazdıkları günlerde bu kadar yorulmuştu. Oysa şimdi yalnız kendisi. geçtikleri yeri tırnak gibi çizerek o dikenli çalıları kan ter içinde koraya kadar getirebildiler. küfürler savuruyordu. Tanabay kadınlara acıyordu ama. tereyağlı çayı içmeye başladılar. Başka ne yapabiliriz zaten. Yardımcı kadınları çağırdı ve hep beraber sofraya oturdular.. çayı koyu koyu demledi. bir de kendisi. genç çobanların sürülerini kuzulama yerine getirmelerine yardım etti. Orası Beş Ağaç Vadisi idi. Evde kimse ağzını açıp bir laf söylemeye cesaret edemiyordu. Kar bir başlarsa bütün bu çabalar boşa gidecekti. Hepsinden zoru korayı temizlemek ve o çok dikenli yabangüllerini kesmek oldu. keyifli keyifli çaylarını içiyor ve sohbet ediyorlardı.Hava bozmazsa bütün bunları yaparız. Öyle çok yapılacak iş vardı! Ama hiç olmazsa o gece koyunlan kapatacak bir yer gerekiyordu. Kadınlar da yardıma geldi. ama bu yere adını veren beş ağaçtan bir kütük bile kalmamıştı.Kızlar bile taş taşımaya başladılar. Tana-bay'ın hiç sesi çıkmıyordu.Koranın yıkılmış taş duvannı onarmaya başladı. Öyle bir hiddete kapıldığı için şimdi kendisinden utanıyor. Tanabay'ın nerede boynunu kırıp kaldığını bir Allah bilirdi. Koraya kadar çeke çeke. ne yapsın. İki büklüm olarak. karısı ve yardımcı kadınlardan biri vardı. Yardımcı kadınlar da Caydar'dan yana olarak gitmemesi için Tanabay'ı zorlamaya başladılar. 16 Ertesi gün Tanabay. O çalıların arasında Tanabay'ın çizmeleri parçalandı. Uzun süren bir hastalıktan sonra yeni ayağa kalkmış gibi. Tu! diye yere tükürdü ve keçe çadıra girip oturdu. başı düşüyordu.Hayatı boyunca bu kadar çok çalışıp yorulduğunu hatırlamıyordu. Tanabay "Atasına lanet bu yerin!" diye kargışlar okuyor. belle çıkardıkları o çalıları bir demet haline getiriyorlardı ama çok dikenli oldukları için ne ata yükleyebili-yor ne de sırtlarına alabiliyorlardı. başka çare yoktu.Şekerlemeler çıkardı. Kazmayla. bütün alay. Hava bozuverirse! diye ikide bir başını kaldırıp bulutlara bakıyordu. kimsenin yüzüne bakmadan duvarı örüyordu. asker kaputu lime lime oldu.www. Sonra da bir hafta durup dinlenmeden korayı onarmak için çalıştı.cizgiliforum.enginel elveda gülsarı kurumuş otlan biçe-rk. 83 . Çayını içtikten sonra dışarı çık-tı.

bir koyun daha kuzuladı. Durmadan taşıdılar. Tanabay.com. Çobanlar kışın bu tezekle ısınırlar. "Başladı! Başladı!" dedi Tanabay yüreği hoplayarak.cizgiliforum. koranın az çok temizlenmiş köşesine götürdüler. Kuzuları buraya yatırdı ve üzerine bir çuval örttü. sözde kapalı koranın bir köşesine saman döşedi. İkisi birden ellerindeki yükü bırakarak sürünün yanına koştular.. temizlenmesi de çok daha kolay olacaktı. akıp gidiyordu. Ve. Oysa bütün korayı temizleseler koyun ve kuzular buraya sığmazdı. Koyun tezeğinin sıcaklığı çok güzeldir. Hava soğuk olduğu için analarını da oraya getirdi. öbür uçta! Ana koyun. Dört-beş koyun daha doğurmak üzereydiler. Sürüye bakınca. Bu yetmiyormuş gibi camlan kınk fenerleri rüzgâr sık sık söndürüyordu. Neye yarardı sadece düşünmek! "Umutsuzluğun 84 . hepsi önemliydi yapılacak işlerin. Bütün gece. çatıdaki delikleri tıkamaya çalıştılar. îkiz doğurmuştu.Duydun mu? diye seslendi karısına. Her gün yirmişer. altın gibi saf ve parlak olur. Bugün yarın doğacak kuzular için hiç olmazsa koranın bir köşesini temizleyip hazır hale getirmek istiyorlardı. Neredeydi kuzu? tşte.Caydar kuzuyu kucaklayıp eteğine sardı. soğuk mu soğuk bir yerde. gece boyu. hiç yakınmıyorlardı. Tam zamanında yetişmiş. başlamıştı! Güneş doğmadan bunlar da doğuracaklardı. henüz 138/ElvedaGülsarı doğmuş ve titreyip duran kuzusunu yalıyordu. kendi eteğine sarıp sarmaladı. O sırada. Doğum sancısından inliyorlardı. ku-zucuğu donup ölmekten kurtarmışlardı. koradan çıkardığı sepeti dışarı taşırken. Cıvık cıvık pis kokulu gübreyi. Durmadan dudaklarını ısınyordu. O bir tek köşe neye yarayacaktı? Tanabay zembillerle gübreyi doldururken. is kokan fenerlerin cılız mı cılız ışığında. Evet. taşıyanlara yardım ederken ve sonra yine koraya dönerken "Ne olacak? Ne yapacağız?" sorusu çıkmıyordu aklından.enginel elveda gülsarı Hepsi zor. îki gün iki geceden beri durup dinlenmeden yapıyorlardı bu işi. Neyse ki yardımcı kadınlar da Tanabay ve Caydar gibi canla başla çalışıyor. Eğer koranın damı açık olmasa.www. mideleri bulanıyordu ve kollan uyuşmuştu. zaman durmuyor. endişeliydi. anasının da ayaklannı yere vurarak ona cevap verdiğini gördü.yine doluydu. Tanabay da bunları kucakladı. kulağına bir kuzu melemesi geldi. biraz ötede. Ama buradaki gübre kar ve yağmur altında kalmış ve onu oradan çıkarıp korayı temizlemek çok zor bir işti. Hepsini yapmaya kalksan alü ayda bitmezdi. içindeki gübre de kuru olsa. Düşünceli. Sonra bir gece. Çiğnenip tezek olmuş kuru gübreyi kalJ Elveda Gülsan/137 dınp keser çıkarıp atarlardı. M Koranın dışına taşıyıp yığdıkları gübre dağ gibi olmuştu ama içerisi . Fenerin titrek ışığıyla doğan kuzuyu aramaya koyuldular. Duvardaki. tan ağarıncaya kadar taşıyordu. . Başlan dönüyor. Yardımcı kadınları sürünün başına çağırdılar. sonra bir gün bir gece daha. Kuzulayan koyunları sürüden ayırarak. Bir gün bir gece. pis mi pis ve cıvık cıvık gübreyi sepetlerle dışarı taşıyorlardı. otuzar koyun doğuracaktı.

O gün doğan ilk kuzunun sırtına (2). yavruyu aramaya başladıkları zaman. Geri çekilecek. pek acımasız başlamıştı. çabayı bırakmamak.cizgiliforum. umutsuzluğa yenilmemek dileğinden başka ne gelirdi elinden? Ama öyle çok iş vardı ki. Ellerinden geldiği kadannı yapmalıydılar. Arazi keşfi yapıyor. Bir süre sonra İbrahim geldi. Bir bakarsın. buz tutmuş bayırların üzeltine kış bütün ağırlığıyla abanıyordu. kuzulamak üzere olan on koyun daha ayrılmıştı. Bari yeterince saman olsaydı şu kuzulama günlerinde. Dört yanı da ulu dağlarla kuşatılmıştı. Gökyüzü soğuk. Ve orası. ikizlerin sırtına da (3) sayısını yazdı. tek canlı yoktu. Tepelerin ardında karlı dağlar. Çobanın iki ayağı bir pabuca girerdi öyle günlerde ve şimdi o günler başlamıştı bile. Onu göremez ve kendi haline bırakır-san. kara bulutlar kaplamıştı. kaça-cafc*bir yer yoktu. o kargaşada onlan birbirleriyle buluşturmak çok zor olurdu. Sürüden. size han sarayı veremem ya. Analarına da aynı numaraları yazarak belirledi. çaresizlik anlamında kolunu salladı ve koraya doğru yürümeye başladı. Sürü. Çadırdan bir şişe siyah boya alıp geldi. yüreği yandı. Yıkık koranın içinde ilk kuzuların ve analarının acı acı melemesi geliyordu kulağına. "Yollar açılmadan dağa nasıl saman yollayabilirim?" derdi mesela. Böyle yapmazsa. O da yoktu.enginel elveda gülsarı canı cehenneme!" diye. Sonra. onların da ardında daha yüksek ve doruklan bembeyaz dağlar vardı. bir çalının arkasında bunlardan biri kuzulayıverir. İbrahim buna da bir bahane buluyordu.kuzu yaş topraktan soğuk kapar ve çok geçmeden ölürdü. savunma hattı çök-müştü. Yapılacak iş. Biraz daha yaklaşırsa o vadi bulutların karanlığına gömülüp kaybolacaktı.com. kolhozun kuzu140/ElvedaGülsan 85 . bitecek gibi değil. iki tepe arasında kıvnla kıvrıla uzanıyordu.Bu ölüm-kalım savaşında ya bir mucize olur sağ kalırsın ya da ölürsün! Tanabay. başındaki kıllann sayısından da çoktu. Soğuk bir rüzgâr toprağı yalayarak esiyor. Siperler bozulmuş. Elveda Gülsan/139 az ilerideki bir tepenin üzerine çıkarak sessiz sessiz çevreye baktı.Yine de direnmek zorundaydı. • "Ne olacaksa olsun!" dedi sonunda. Oralan ıpıssızdı. Ne utanmaz adamdı bu İbrahim! "Eee. sabahleyin sürüyü otlağa çıkarmadan önce. Suyu iyice azalmış bir derenin yatağı. henüz bitmiş kısa otlan güçlükle kopanp otlaya-rak ağır ağır ilerliyordu. Çıplak yarlar beyaz yamaçların üzerine kara bulutlar gibi çöküyor. koyun korasına el uzatsanız tutulacak gibi yakın görünüyordu. ne gibi savunma tedbirleri alacağını düşünüyordu. Tanabay tepenin üzerinde bu düşüncelere dalmış gitmişti. Doğuracak her koyunun yardımına koşmalıydı. Tanabay bu korkunç durum karşısında bir kez daha ürperdi. Ve bu defa. pek ani.www. ayazın şiddeti artıyordu. O yamaçta onlan bir an bile yalnız bırakmağa gelmezdi. Birden bire kendini savaş meydanında bulmuştu sanki: Tanklar üstüne üstüne geliyordu ve onun elinde savunması için hiçbir şey yoktu.

" Bunları söyledikten sonra oldjuğu yere yığılırcasına çöktü. Bir daha da onu kuzulama korasında hiç gören olmadı. Zayıf koyunları besleyecek yem yoktu. Geçici bir süre için de olsa kimse çalışmak için buraya gelmek istemiyor. hapse! Hiçbir yerden hiçbir şey bulamıyorum. hayvanlarla ilgili her şeyden ve tek tek her hayvandan sorumluyum. hava ısınmaya başlamıştı. İstersen öldür beni. Birden sopuk bastırmış. Ama Tanabay onları bekleyen felaketi seziyordu. Koyun-kuzu ayağını yere basamaz oldu. Her yer kapanmış. koyunlar 86 . Bunlar da yeni doğmuş. Bir şeyler yapmak gerektiğini söylüyorum.. İleride daha kimbi'?. sana durumu gösteriyor. lan kuzuların acı acı melemeleri kulakları dolduruyordu.com. bu belayı niye sardım başıma! Niye!. düşünmüyorum mu sanıyorsunuz. Tanabay.. . Vadinin biraz yukarısına konuşlanan Asim ve Bektay'ın sürülerinde kuzulama henüz başlamamıştı. geriye asıl işleri gören üç kişi kalıyordu.. karla. çok geçmeden bulutlar dağılmış. bahar gerçekten gelsin. hava tekrar bozmasın! Ah bahar gelse! Havanın durmadan değişmesi çok kötü. i . Zavallı saf Tanabay da onun içtenliğine kanıp kendi söylediklerinden utandı. Tanabay'ın sürüsünden yüz kadar koyun kuzulamıştı. sisle geldi. dünya karanlığa gömülmüştü.Koyunlar zayıf olduğu için sütleri yetmiyor. paramparça et! Yine de yapabileceğim bir şey yok. "Aman Tanrım. Bu iki yüzlü adam.. soluk alacak vakitleri kalmamıştı.. analarından ilk sütü emzirmekten ve onları eldeki imkânlarla sıcak tutmaya çalışmaktan. Akan ve biriken sular buz tuttu. umduğu gibi değil! Bir gece ansızın yağmurla. anlatıyorum.. Başka bir şey bekleme. Ah sersem kafam! Bu görevi niye aldım. lir neler olacaktı?. yarın benden hesap soracaksınız! . koranın içindeki gübreElvedaGülsarı/141 leri atıp kuzuların altına saman taşımaktan başka iş yapmıyorlardı. Beni oyunda. ama hiç de Tanabay'ın beklediği.Şakanın hiç sırası değil. eğlencede mi sanıyorsunuz?. ötekilerden. aç ka. başka da yok. kara bulutlar gökyüzünü kaplamış ve lapa lapa kar yağmıştı. dedi İbrahim. Kuzular peş peşe doğuruyorlardı. Kuzular birbirlerine sokularak titreşiyor. Açık ve kapalı koranın. henüz komünizme tam anlamıyla ulaşmış değiliz" diyordu. Sizden. Buranın sorumlusu benim.Ben durumu bilmiyorum. iki eliyle yüzünü kapatıp ağlamaya başladı ve Tanabay'ı hayretler içinde bıraktı. ben ise bütün sürülerden.. Tanabay adamı bir yumrukta yere sermemek için kendini zor tuttu. Şükürler olsun. Kapalı koranın çürüyen damından yağmur doldu içeriye. Her zaman sürünün başında bulunan yaşlı kadın yardımcı ile Tanabay'ın altı yaşındaki büyük kızı hesaba katılmazsa.enginel elveda gülsarı lama korası bunlar işte. i Bir gün önce çok büyük bir korku geçirdiler. her şeyden sorumluyum.cizgiliforum. Çobanların gündüzü gecesine karışmış. keçe çadırın ve her şeyin üzerine dondurucu ıslaklığıyla geldi." diye düşünüyordu. Bundan sonra İbrahim atına binip gitti. Bahar gelmesine geldi. titreyen bacakları üzerinde dik durmaya çalışan kuzuları alıp kurulamaktan. Nemli bir bahar kokusu sardı ortalığı. "Beni hapse atacaklar.www.

donup kalan ölü hayvanlan sürüyerek çıkanyor. kabir gibi soğuk korada donan kuzuların arasında çabalayıp duruyordu. İki ayağı. iğne atsan yere düşmezdi. Çobanların kara günleriydi bunlar. ağzına bir lokma yiyecek alacak vakit bulamıyordu. Kar yağdı.enginel elveda gülsarı o soğukta ayakta doğururken inim inim inliyorlardı. Bunları hiçbir güç engelleyemezdi. Yorgan ıpıslak olmuştu. karanlıkta kıstırılmış iki hayvandı sanki. j Koyunlar artık otlağa gitmek istemiyorlardı. Bu soğukta..Kuzuları çadıra getirin! dedi.com. su birikintilerine batıp batıp çıkıyordu. bu yağmurda. Çocuklar üşüyor. yine yağmur. Yağmurluğun etekleri. kendisi de yardıma koştu. kadınlara seslendi: . Tanabay keçe çadıra koştu.Çabuk demir çubuğu ver! Kürek! Şuraya gübre dök! 142/ElvedaGülsarı Suyun önünü kes! Koraya doğru akan suyun yönünü değiştirmek için kaskatı olmuş toprağı kazarak arklar açmaya çalışıyordu. açık ağılda. ötekilere de durmadan bağırıyordu: . yine yağmur. Hepsi meleşiyordu ve kokulan da dayanılır gibi değildi. karına kadar suya batmış vücutlanndan keçeleşmiş tüyleri avuç avuç dökülüyordu. ne bulacaklardı 87 . .Işık getir! Şuraya tut! Dikilip durma öyle! Gece sis bastırdı. Bahar. Gaz lambasını yaktı. herkese lanet okuyordu. Soluk alamıyordu insan..Zavallı çoban.www. yağmur yağdı.. kurtarabildiği kadarını kurtaracaktı.. sonra yine kar. bir sürü hayvan vardı. kapılardan. Yağmurluklara sarılıp ellerindeki fenerle oradan oraya koşturuyorlardı.. yağmur ve kann altında. Dışarı fırladı. Kısa bir süre diner gibi oluyor. yeni doğan kuzuları işte böyle. Tanabay başına gelenler için kargışlar yağdırıyor. Ama çadıra kaç kuzu alabilirlerdi ki! Elden geleni yapacak. Karanlıkta cıvık cıvık gübreye. dışarıda bir yere yığıyor. Boğuk sesiyle kendine de. Gökyüzü kalbura dönmüştü sanki. Tanabay onları yataklanyla birlikte kucaklayarak çadırın daha iyice bir yerine yerleştirdi. kırık pencereden. Bir damla uyku uyuyamıyor. Dışanda. Çadırın her tarafından su sızıyordu. Yine kar. istediği yerden. Şafak söktü. Kendileri de yardımcı kadınların palatkalanna sığındılar. üzerine branda bezi sermişlerdi.. Böylece kuzulara da yer açmış bulunuyordu çadırda. Kızlar uyuyordu.cizgiliforum. Yine de kapalı koradaki kadar kötü değildi. Ölüm kolayca giriyordu koraya: Yıkık çatıdan.Yağmur tepelerine tepelerine iniyor. Tanabay bitkindi. Ayağında ağır çizmelerle her yere yetişmeye çalışıyordu. ana sütü yerine soğuk su ile karşıladı. Girin-ci de zayıf koyunları ve yeni doğmuş kuzuları kırıp geçiriElveda Gülsan/143 yordu. Yağmur dinmek bilmiyordu. yığıyordu. Çadır kuzularla tıklım tıklım dolmuştu. Bugün yarın doğuracak koyunlardı bun-lar. su birikintileri içinde nasıl yürüyecek. yaralı bir kuşun kanatlan gibi yeltek yeltek savru-luyordu. çeneleri kilitleniyor. Yorganın üzerine bir keçe örttü. Üstü başı sınl-sıklam ve çamur içinde. Eşyaların hepsini bir köşeye yığmış. ağlıyorlardı.

hatta üçüz doğuran koyanlar vardı ki! Bunlar bir servetti ve bu servet gözünün önünde yok olup gidiyordu. koyunlar birbirleriyle sözleşmişler gibi. her şeyden nefret ediyordu.Hadi bakalım. güçlükle nefes alıyor. Gözünün gördüğü herşeyden tiksiniyordu. büyüdü.com. yaradılışa aykın ve akıl almayan. tepelerine günboyu yağmur boşanıyor. bülbül gibi şakıyordu. şimdi git de ölüp kalan kurulan koradan çıkar. kendinden. kırılıp giden koyunlardan. güzel sözler söylüyor. canından bezdiriyordu. uğruna helak olduğu işlerden.. Öyle de çok ikiz. "Bunun hepsi kim için? Ne için? Bakamayacak olduktan sonra neden koyun yetiştiriyoruz? Bunun suçlusu kim? Kim? Söyleyin suçlu kim? Suç sende elbet. Tanabay.. zulmet gibi. bu düşünceleri kafasından kovmak istedi. Tanabay'ın damarları öfkeden mosmor oldu.karanlıkta gözleri görmeyenler gibi el yordamıyla yolunu 88 .cizgiliforum. gecesini gündüzüne katarak çalıştığı. fenerleri söndürüyordu. güzünün önünde kınlıp giden kuzuların sayısını şaşırmıştı. Zavallı yaşlı kadın. dışarıya at! Şuradaki su birikintisinde boğulup yatan hayvanı çek çıkar!. ruhunu sıkıyordu o düşünceler. Tanabay. bütün hayatından.. Bu öfke büyüdü. senin gibi konuşanda: Ooo. kuzulama döneminin biraz gecikmesinden başka bir şey istemezdi. doğurmak üzere yatan koyunların üzerine basıyorlardı. biz her şeyi biliyoruz. çamurun içinde ölüyorlardı.enginel elveda gülsarı otlamak için? Başına bir çuval geçiren yaşlı kadın elindeki değnekle koyunları dışarı çıkarmaya çalışıyor.. Hadi bakalım. kimmişsin sen. Ama gitmiyor. Oy o kuzulama döneminin uykusuz geçen geceleri oy! Ayakları pislik deryasında yüzerken. dizboyu çamur ve sidikle vıcık vıcık olmuş gübrelerin üzerinden geçerken aklına geliyor. Kuzusundan aynlmış koyunlar aklını yitirmiş gibi acı acı meleşerek dolaşıyor. sürgün olup birbirlerinin üzerine sıçratıyorlardı. sözde kapalı koranın içinde rüzgâr uğul uğul esiyor. nini yiyor. ama sanki ağıl daha iyiymiş gibi koyunlar çıkış kapısına varmadan geri dönüyorlardı.. göster kendini!. birbirlerine çarpıyor. onları geride bırakacağız! Söz veriyoruz! Yaa. Şimdi yıkık-dökük koradan. Bütün emekleri boşa gitmişti. işkence gibi bir şey vardı. Hep beraber sürüyü otlatmaya çıkarabildiler. Bütün bu olanlarda tabiî olmayan.. nefrete dönüştü. Bütün duyulan uyuşmuş gibi bir süre dalıp gitti. Sağ kalanlar ise öksürüyor.!" Bu düşünceler daha çok geceleri. 144/ElvedaGülsan Ama. onu öfkeden kudurtuyor. Değneğini sırtlannda kıracak kadar kızıyordu koyunlara. Sonra türlü türlü düşüncelerle aklını oynatmaktan korkarak. Bu âfet başladığı andan itibaren Tanabay zaman kavramını yitirmiş. çaresizlikten ağlayarak koyunları yeniden toplamaya çalışıyor ama koyunlar yine geri dönüyordu. peşi peşine kuzuluyorlardı. bey-. ilerde olanlara yetişecek. Öbür kadınlan da yardıma çağırdı. Tanabay küfürler savurarak ağıla çıktı. Nedendi bu erken kuzulama!. Karaya vurmuş balık gibi çırpınarak. işler yolunda! Çok ilerleyeceğiz. Yeni doğan kuzular aynı gün vıcık vıcık gübrenin.www.

Bundan sonra ona herkesin 'ihtiyar' diyece-< ğinif yaşlı. Parmağınızı çekip kuzuları öteye beriye itseniz.enginel elveda gülsarı buluyor. kımıldayacak güçleri yoktu. anasız kalan kuzuları. Eyerden. Eğer gelmezse bir daha gözüme görünmesin! Bunu da söyle.Hay kalkamaz olsun da gelemez olsun! dedi Tanabay öfkeyle. Gün açıldı. O çamurda yürünmüyordu. süt yoktu.Yine de "İki-üç gün içinde yolda öleceksem bile gelirim" dedi. İnsan bakmaya korkuyordu. Akşama doğru geldiği zaman yüzü ve dudaklan soğuktan mosmor olmuş. Günlerden beri üzerlerinden yağmurluklarını hiç çıkarma-mışlardı. Kendine de. çekiştiriyorlardı. omurgaları. O zamana kadar ölmeden kalsalar bile bunlardan ne et alınabilirdi ne de yün.www. Açtılar. yakanıp temizlenmeye vakti yoktu. Rüzgâr dindi. Caydar kocasım susturmak istedi ama kocasının çok kızdığını görünce buna cesaret edemedi. Yeniden küreklere. O gece feneri yakarken şişmiş. Elveda Gülsan/145 Çoktan beri aynaya bakmamıştı. Ama bunun pek yaran yoktu artık. kuzuları ölen koyunların ajtına götürmeliydiler. zembille çamur taşıyıp açık ağılda bir yol açtılar.. Neyse ki öğleye doğru don çözüldü. sağ koyunlar böyleydi işte! Kuzulamış koyunlardan ve bunların kuzularından kaç tanesi erişebilirdi bahar bereketine. Zavallı yavrular süt diye acı acı meliyor. şimdi kendisine ne diyecekleri umurunda değildi. vakit kaybediyorlardı çünkü. emzirmek istemiyor. Çora'yı bul. hemen buraya gelmesini söyle. Sepetle. emmek istiyorlardı. kocadığı-nı bilmiyordu. tos vuruyorlardı. insanların parmaklarına yapışıyor.Koştura koştura git. yeni doğmuş kuzuları ezmemek için dört ayak olup emekliyor.com. su birikintilerinin donduğunu gördüler. Yardımcı kadın gitti. O büyük felâketin karşısında çaresiz kalınca. kan içinde kalmış ellerini gördü.cizgiliforum. Zavallı kadınlarla ufacık kızımı daha ne zamana kadar böyle çalıştırabilirim? diye yakınıyordu. Bu hayvanlar 146/ElvedaGülsan otlağa çıkamayacak demekti. sağ kalan gebe koyunlar iyice zayıflamış. Bulutlar dağıldı. küçücük ve soğuk dudakları meme arıyor.. feneri güçlükle bulup yakıyordu.. iyice çöktüğünü. yardımcı kadınlardan genç olanına atını eyerlemesini söyledi: . Bu yüzden son günlerde saçlarının iyice ağardığını.Çora hasta Taneke. Ayaklan çivi gibi ince. bir deri bir kemik kalmışlardı. kocamış biri olarak tanınacağını da bilmiyordu ama. Üçüncü gün hava açılmaya başladı. karınlan şiş. Tanabay "Umutsuzluk şeytan başına" diye rahat bir nefes aldı. Ağlayana sızlayana meme yok. iliklerine kadar ıslanmıştı. Yemek yemeye.Tanabay onlara hiçbir şey 89 . bu defa da yağmurluğun eteğini ağızlarına alıyor. yatıyor. bitkin bir durumda kayarak indi: . yanındakilere de bir dakika dinlenme fırsatı vermiyordu. Açlıktan ağlaya ağlaya peşinizden gelen yetim çocuklar gibiydiler. Şimdi. hava düzeliyor derken bir talihsizlik daha geldi başlarına: Bir sabah uyanınca toprağın kaskatı olduğunu. fırlamış. tırmıklara sarıldılar. . Koyunlar o kuzuların kendilerinin olmadığını kokularından anlıyor. Olan olmuş. Eğer bunlara sağ demek doğruysa. sis dağlara yükseldi.

Tanabay çok korktu. memelerine yapışmak istiyor ama anaları süserek. yoluyorlardı. Acımasızların. Orada kuzuları analarına kabul ettirmeye çalıştılar. Yaşlı kadına hiddetle bağırdı: . İkiz doğuran koyunlardan biri yavrularını istemiyor. . . Çok kızmıştı ama kızına vurduğu için yüreği de paramparça olmuştu. Tannm! Bacak kadar kızın ne gücü olabilirdi ki! Tanabay kuzulan anasının memesine yapıştırmış. Tanabay'a yardım edtrim düşüncesiyle. Hiç durdurma! Birbirlerinin yünlerini yeme-sinler! Bir dakika daha gecikirsen öldürürüm seni! "Düşman yakana yapışınca kurt da bacağını ısırır" derler ya. Yürüyüp de nereye gidecekti? Tekrar döndü. Demek açlıktan ölmek üzereydiler ve ne bulurlarsa yiyeceklerdi. salgın hastalık gibi bütün koyunlara geçer.enginel elveda gülsarı söyleyemiyordu. baba. uğursuzların "Ben sağ kalayım da başkaları ölürse ölsün" demeleri gibi. hiç vurmazdı. Sürüde bir koyun böyle bir davranışta bulunur-şfe. Tanabay hepsine lanet okur gibi oradan uzaklaştı. .cizgiliforum. düşüyorlar! dedi kız ağlamaklı bir sesle. Koyunların ağıla getirildiklerini görünce kan beynine sıçradı: Koyunlar birbirlerinin yünlerini yiyor.www. onlan ben emzireyim. bak ayakta duramıyor.. O sırada kızı da koşup onu karşıladı: 150/ElvedaGülsan 90 . Oysa çocuklanna. . O sırada Tanabay da sürüye bir bakmak için dışarı çıkmıştı.Baba. Biraz yatışmcaya kadar yürüdü. dilini tutamadı. kuzular emmeye başlamışlardı ki. dönüp dönüp tos vuruyor ve silkiniyordu. onun elinden kurtululup kaçmaya başladı.Hayır. bu. düşe kalka analarına sokuluyor.Emerler. Küçük kız kuzuları tutamıyor.com. Kuzular meleElveda Gülsan/147 ye meleye. emerler ama sen onlan tutamıyorsun. kıtlık hüküm sürerken. Yalnız bir defa kendini kaybetti. telaşa kapıldı. öğle zamanı koyunları ağıla doğru getiriyordu. onları emzirmiyordu. tekmeleyerek uzaklaştı-nyordu onlan. ikiz doğuran koyun da önce kendini düşünüyordu. koyun başıyla kızı itip yere yıktı.Sen analarını tut. ememiyorlar. Açlık. Çocuk burnunu çeke çeke sessizce ağlıyordu. tabiat da canlılarda sağ kalma içgüdüsünü uyarıyor olmalı.Kızından nasıl özür dileyeceğini bilemiyordu. yavrularını bile iste-miyen koyunu ve kuzularını yakalayıp koradan çıkardılar açık ağıla getirdiler. Kızıyla birlikte açlıktan gözü dönmüş. Tanabay koyunu tuttu. Asıl büyük felaketle uğraşırken daha küçük aksilikler de olmuyor değildi. bu işi beceremiyordu. kızı da kuzuları tutup analarının memesine yapıştırdı. O koyunu gjören öbür koyunlar da aynı içgüdü ile yavrularına süt vermeyi reddedebilirlerdi.Tanabay kızının becereksizliğine dayanamadı ve yüzüne şaman indirdi. Yaşlı yardımcı kadın bir gün.Bu da ne demek oluyor cadı kadın! Ne yaptıklarını görmüyor musun? Niye bağırmıyorsun onlara! Çabuk otlağa sür onları. Ama koyun direniyor.

Ne de olsa artık Irgatlar Komitesinin üyesiydi. Çora okumuş.Sonra bir kom-somol hücresine katıldı. onu coşkulara gömüyor. bilgilenmek zorundaydı. Bu Efremov. Kulıbay başka bir ağanın çobanı oldu.cizgiliforum. kendi ufak tefek eşyalarını koydukları torbayı omuzlarına atmış. O zengin mal sahibi onları aldatmıştı. işler nida ilerliyordu. bambaşka bir hayat başlamıştı. Ağabeyi ile birlikte söylendiler. Sabah eritenden akşam karardığına kadar o da bir ırgat gibi çalışırdı. kendilerinden olan ağalardan memnun olmadıkları için Rus ağaların yanında çalışmayı yeğ tutarlardı. Gençlere okumayı öğretiyor. Yok olsunlardı! Her şey bir anda ve çabuk çabuk ol-malıydı. Kolektifleştirme başladığı zaman Tanabay kollarını sıvadı.. Paralarını alamadılar. mollalar. Tanabay ayrılırken zengin adama: "Hele bir büyüyeyim de gösteririm sana!" demişti. Toprak ve sürü sahibi olmayı. O Tanabay'dan beş yaş daha büyüktü. Buğday ektiği bir tarlası. Tanabay köyüne dönüp yerleşti.. Bundan sonra devrim yapıldı.. bölük pörçük aklına gelip gidiyordu. Bunun üzerine iki zavallı. ta çocukken koyun güdüyordu. Tanabay ise Aleksandrovka'da Efre-mov adında bir Rus'un yanında ırgat olarak çalışmaya başladı. Bu yenilik Tanabay'ın başım döndürüyor.Gün TaElveda Gülsan/151 nabaş'ın günüydü artık. Buğdayı Evliya-Ata kasabasındaki değirmene götürdü. Hak yemiyordu. Tanabay "Irgatlar ve Yoksul Köylüler Komitesi"ne üye seçildi. hayvan. Köylülerin yeni hayata geçişleri için bu uğurda toprak. emek ve büyük ideal. onları bilgilendirmeye çalışıyordu. Tanabay Rusçayı o zaman öğrendi. Burada da Çora ile beraber çalıştılar.enginel elveda gülsarı lerinde. Efremov sert bir adamdı ama âdil idi. gece toplantılarına.. her şeye. Partiye de beraber girdiler. yepyeni fikirlerin kök salması için tarlayı 91 . konuşmalara katılıyordu. zararlı otlar gibi köklerinden sökülüp atılıyordu. Yeni. Araba da sürüyordu artık? EvliyaAta kasabasına gide gele.www. Yoksullar yükseliyor. Tanabayların günü de böylece doğmuştu.com. "Ben zengin olursam çobanın hakkını yemem" demişti kendi kendine. hukuk. toprak sahipleri. yakındılar ama onları dinleyen olmadı. iki öküzü.Tanabay bütün gün at üstünde dolaşıyor. Tanabay da öğrenmek.. iki aü vardı. O yıl ikisinin yollan ayrıldı. kültürlü bir adamdı. ağa olmayı o zaman koymuştu kafasına. Kulıbay ağzını bile açmamıştı. Ağası Ku-lıbay ile birlikte. her şeye ortak olmak için Tanabay çalışmayacaktı da kim çalışacaktı? Gözleri çıksındı kulakların (toprak sahiplerinin). O zengini böyle korkutamayacaklannı biliyordu. Yeni. geçmişin bazı olayları. görgüsünü arttırdı ve gözü açıldı. O devirde yoksul Kızgızlar. Bir zaman. erkinlik^ıak. burunlarını çeke çeke gitmişlerdi. Aradan ancak bir yıl geçtikten sonra sadece karın tokluğuna çalıştıklarını anladılar. zengin bir çiftçi değildi. Her şey altüst oldu. uzaktan akrabaları olan bir zenginin koyunlarını güdüyorlardı. canla-başla çalıştı. Tanabay'ın asıl işi onun öküzlerine ve atlarına bakmaktı. sürükleyip götüriiyordu. Zenginler.Her şeye birden kavuştu: Toprak. Çora ile işte o zamanlar karşılaşıp tanıştılar.

Anneleri ayrı olsa da babalan birdi. ağa akrabalan olan başkaları da çıkabilirdi. Tanabay bir horoz gibi mağrur. Ev kendisinindi. Bu tarladaki bütün zararlı otlar yok edilmeliydi.com. sessiz oturuyordu. İkisi de kendi işlerine dalmışlardı. Tabiî sabanı. Birkaç koyun. Çiftçilik yapıyordu. berisini düşünür. Ertesi gün Kulıbay onu görmeye geldi. Köy Sovyeti toplantılarında sıra Kulıbay'ın adına gelince Çora şöyle konuştu: . Sen de bir entelektüelsin. Tanabay gece gündüz attan inmeden. Ötesini düşünür. 92 . Herkes onun ağzına bakıyor.. Öyleyse o da bir kulaktır. Mallarına siz el koymazsınız bunu ben kendim yapanm. Neydi o. dedi. O da yoksul bir aileden geliyor.cizgiliforum. Benim ağabeyim diye çekinmeyin.Yoldaşlar. Benim ağabeyim diye kayırmayın. nız neden? Sen hiç Allah'tan korkmaz mısınız Tanabay? "-¦ t . "Kulıbay'a dokunmayın" dese. Devrim aleyhinde de değil. iki koşum aü bir de taylı biyesi (kısrağı) vardı. şey diyorlar. ağa grubuna sokma-. Bunun üzerine çeşitli fikirler. kimi karşı çıkıyordu.Benim zengin bir ağa olduğumu. Bu durumda zengin sayılmazdı ama yoksul da değildi. ondan yararlanabiliriz.Eski zengin. Uzatmaya ne gerek var. hiç karşı çıkmadı. bir inek. Listede adı var mı? Var. burada iyi düşünmemiz gereken bir durum var: Kulıbay'ı kulaklar arasında sayıp mallarına el koyacak mıyız.Beni neden toprak ağası saydınız? Neden malıma el koyuyorsunuz? İkimiz beraber ırgatlık etmedik mi? Kulak denen o zengin toprak sahipleri ikimizi birden kovmadılar mı? . kestirip atamazsın. ağabeyi de kendi hayatını bir düzene sokmuştu... Bir dulla evlenmişti. . sen hep böylesin! Gazetelerde okumuş adamlar için. Bu gün sen de bir zenginsin. Gerçi o günlerde birbirlerini seyrek görüyorlardı ama aralan fena değildi. Hasat zamanı bir ırgat tutuyordu. O zaman ne olacaktı. Ağabeyine karşı gelmek zorunda kalmıştı. Tanabay ayağa kalktı: . Söz sırası Tanabay'a geldi.www. Ne de olsa Kulıbay ağabeyi idi. onun ne diyeceğini bekliyordu ve bu da onun çok canını sıkıyordu. Korkarsın. o meclisten bu meclise. koymayacak mıyız? Kulıbay gibilerin kol152/ElvedaGülsan hoza yardımı olabilir. tırmık ve yaba gibi bazı tarım araçlan da. Kulakların listeleri hazırlandı ve bu listeye Kulıbay da alındı. entelektüel.enginel elveda gülsarı temizlemek gerekiyordu. Ama beni kulak grubuna. Çok çalışıyor ve iyi yaşıyordu. Ha.Onlar eski hikâye.Bak Çora. Tanabay ağabeyini soğuk karşıladı ve elini de uzatmadı.Bunları çok görüyorsan hepsini alın. korkaklıkla suçlayabilirlerdi. çeşitli görüşler ortaya atıldı. kulak olduğumu naElvedaGülsan/153 sil söylersin? Neyim varsa kendi emeğimle. "Kendiniz karar verin" dese. gece gündüz çalışarak alın terimle elde ettim. onu samimiyetsizlikle. Kimi Çora'nın dediğini kabul ediyor. o oturumdan bu oturuma koşarken.. . Sovyet iktidan uğruna ben öz babama merhamet etmem. bu işin sonu ne olur? diye bir karar veremez.

ekin biçme zamanından az önce. Evet. ardına bile bakmadan gitmiş ve olaya inanmıştı.. yeşil buğdaylan yolmaya. Köyden uzaklaştıktan sonra. Kulıbay başını öne eğerek. Ezilmiş ve çiğnenmiş yerde buğdaylar sa-rarıp solmuş ve bunu gören Tanabay öfkeden kudurarak kükremişti: . düşman sınıfındansın. Yooo. tarlanın içinde çiğnenmiş yeri gördü. en önemlisi de kolhozlarda işler düzelmeye başladı. o günlerde köy halkı onu dışladı. "Düşmanlarımın içi bu kadar yanmışsa üzerine tuz yalasınlar! Ne dedikleri umurunda değil!" diye savunmuştu kendisini..www.O yıl ürün boldu. Bu olayın üzerinden yirmi jj| yıl geçmiş ve bu süre içinde birbirleriyle tek kelime konuş-\* mamışlardı. O günlerde Tanabay'dan yana olanlar. Tanabay bunlara pek inanmıştı: "Bana düşmanlıkla-nndan. yolduğu. çiğneyip ezmeye başlamış.Yıldan yıla daha iyi oluyor* kalkmıyoruz..com. hiç kimseyle vedalaşmadan gitmiş. bu engeli kaldırmalıyız. Yavaş yavaş bütün görevlilerden uzaklaştırıldı. Kolhoz kurabilmemiz için önce bu sınıfı yok etmemiz gerek. başaklar ka154/ElvedaGülsan vuzlanna sığmıyordu. Yine köylülerin anlattıklarına göre. Kulıbay orada. Sen ..Tanabay bir gün. bunlar Kulıbay'ı önlerine katarak götürmüşler. ezip çiğnediği yeri. onu haklı bulanlar pek azdı. Hayat tarzı tamamen değişti. kapana kısılmış bir kurt gibi can havliyle. İşte bütün bunlar dolaşıyordu ağızdan ağıza. köyde ne dedikodular olmuş. kargışlanmış olmama sevinmek için uyduruyorlar" demişti. Kulıbay tutuklanıp götürülürken hüngür hüngür ağlıyormuş.Bazılan bunu Tanabay'ın yüzüne karşı da söylüyordu. 93 . Onu götürmekte olan milisler zor zaptetmişler." diye savunuyordu kendini... yola zor çıkarmışlar. birden kolhozun buğday tarlasına dalmış. sağa sola bakmadan. Kendini savunmuyor değildi: "Kulaklar kohhozlan yakıp yıktılar. ileride. işçileri öldürdüler. Taneler başaklara. başka bir şey söylemeden. Birden. Kulıbay'ı kulaklar sınıfına kaüp Sibirya'ya sürdükleri zaman.. kolhozun güz buğdayı ekilmiş tarlalan boyunca ilerlemeye başlamışlar.. sel gibi söz yaşı dökmüş ve "Allah Tanabay'ı ondurmasın!" diye kargışlamış. kökünden söküp çıkarmaya.Köye iki atlı milis gelmiş.Vay zalim vay! Vay hain vay! Demek kolhoz ekinine zarar verirsin! Sen gerçekten bir kulaksın! Bunu yapan kulak değildir de nedir!" Sonra atından inmeden.. seçimlerde ona oy vermez oldular.enginel elveda gülsarı yeni zengin hepsi bir bizim için. Sen bizim yolumuzun üzerinde bir engelsin. Çoğu onu kınıyordu: "Tann insana böyle bir akraba vermesin! Böyle bir kardeşin olacağına hiç olmasın daha iyi!" diyorlardı.. Sanki boğalar güreşmiş gibi yer alt üst olmuş.cizgiliforum. Tanabay'ın gayretleri hiç de de boşa gitmedi. kolhozun ekinlerine bakmaya gitmişti. hayır.. " Bu son konuşmalan oldu. Açıktan açığa olmasa da. neler neler söylemişlerdi! Öteye beriye koşup bu konuyu konuşanlar çoktu ve herkes başka başka şeyler söylüyordu: . beni kötülemek için. Kulıbay'ın saplan kökünden çıkardığı..

Artık bunların hepsi gerilerde kalmıştı. O ilanlar okunur. Bir de ne görsün! Tavan kirişi çökmüş ve Caydar altında kalmıştı. karşı koyamadığı bir ağırlığın altında yavaş yavaş çöktü ve gözlerini yumdu. hareketlerinde de bir gevşeme.Tanabay! Tanabay kurtar! diye bağırıyordu kansı -aydar. nereye gideceklerini bilemiyorlardı..Peki ne olmuştu öyleyse? O doğru yolu mu yitirmişlerdi? Ne zaman ve nasıl başlamıştı bu? Başarma. kayıtsız.cizgiliforum. kolhozun ilk kamyonetini.enginel elveda gülsarı Tanabay o geçen günleri en küçük ayrıntılarına kadar hatırlıyordu. Kirişin bir ucu duvardan kurtulup kaymış. . kara tahtaya kimlerin adıi'azılmış. kırmızı ve kara ilan tahtalan vardı. Bezgin. 156/ElvedaGülsan Yardımcılar Caydar'ın sesinin geldiği yöne koştular. . Neden böyle olmuştu? Suç ve kusur kimdeydi. Boş sözlerden. Kolhozda işler neden yürümüyordu.iş bitirme yansım ele alalım mesela. Kadınlar Caydar'ın yüzünü gözünü sıvazlayarak ağlıyorlardı. hiçbir işin sonu alınamıyordu. bir uyuşma başlamıştı. Tanabay da koştu peşlerinden. Tanabay ne olduğunu anlayamadan yerin-ien sıçradı. bunlara bakardı. taşıyamadığı.. ya da kimler yazılmalı diye düşünür. öbür ucu da çatının ağırlığını taşıya-madığı için çökmüştü. Ürken koyunlar Tanabay'ın ayağına basa basa kaçıyor.yerine getirilemeyecek vaadlerden ibaret kalmıştı her şey. Tanabay. Herkes kızıl tahtaya kimlerin. neden herşey darmadağın olmuştu? Yanlış yola mı girmişlerdi? Hayır. Düşüncelerinde de.. Hiç bir mesele çözülmüyor. O günlerin "Kızıl baş örtülü emekçi kız" şarkısını. o kamyonetin arkasında elinde kızıl bayrakla nasıl durduğunu da hatırlıyor. Kızarmış gözlerinin kapanıp açılışından onun uykusuzlukla savaştığı pek belli oluyordu. tartışılırdı. Ama o defterde kalıyordu o sözler. kolhozlann yeni yeni güçlenmeye başladığı o güzel günlere asılıp kalmıştı sanki. dolanıp duruElveda Gülsan/155 yordu. Tanabay bütün gece koranın içinde bir yandan o pek zahmetli işleri yaparken. tuttukları yol yanlış değildi. başı ağnyor. başı yavaş yavaş kaydı. Uyur-uyanık bir ürperti geçirdi.www. O da duvara yaslandı. Boğuk bir çığlık ve gürültüyle uyandı. eskimemişi nerede. Verilen sözler bir deftere yazılıyordu. düşüne düşüne yorgun düştü. Peki yenisi. Acıdan inliyordu. Eskiden. halin nicedir. Caydar sürünerek kirişin altından çıktı. Tanabay'ın uykusu bir anda açılıver-di. O sırada genç yardımcı kadının duvara yaslandığını gördü.Herkes çok etkilenirdi bundan. Çöken kirişin altına girip omuzu ile kaldırdı. olduğu yere çöktü ve uyuyakaldı. olamazdı. 94 .. Ne var ki bütün hayaü. bir yandan da ayrı bir azap veren geçmişi düşünmekten kendini alamıyordu. gözlerinden uyku akıyordu. gözünün önüne getiriyordu. üzgün. Eskimiş bir usul olduğu söyleniyordu.Caydar! diye haykırdı. işler nasıl? diye soran. Sonunda dizleri büküldü. Tanabay onu uyandırmadı.com. Kendini bir türlü işe veremiyor. Ne oluyor. arayan yoktu.

Şimdi ne yapacaksınız? böylesine zor ve önemli günlerde işte kalkamıyorum! Ne yapacaksınız şimdi? . Her şey düzelir. 95 . düşen kirişin altında ezilip ölen bir koyun buldu orada. nereye geldiğimi de görüyorsun. . Tanabay da. Zavallı kuzusu. Yer. Ağlama! Sen iyileşmene bak. Yaklaşınca çobanı tanıdı: Bektay idi bu. Olan oldu. Çadıra gelince Tanabay bir daha bütün vücuduna baktı. Hiçbir şey senin sağlığından daha önemli değil. Değneğiyle koyunların sırtına vura vura.Hey. nereden gelip nereye gidiyorsun? İyi misin?! . görürsünüz.cizgiliforum. ince pardesüyü çıkarıp yere serdi. şükretti. "Gebe koyunlara böyle vurmak da ne oluyor. Az önceki telaş ve korkudan onu görmemişlerdi. karısının gövdesini elle yoklamaya başladı: . Tanabay gelen çobanı uyarmak için ona doğru yürüdü. Ah benim zavallı kan-1 çığım ah! Böyle derken karısının yüzünü gözünü okşuyordu. Ama o kalın kiriş çok sert inmişti sırtına. Çok şaşırmıştı. Caydar'ı üzerine yatırdılar ve koradan çıkardılar. Ağlamaya başladı: .www.Oy sırtım! Sırtım! . ona doğru sürüyordu. Kadınlar ona bir döşek serdiler.j rin yıkılıp gitmesi umurumda değil. Görünürde yara bere yoktu. dedi Bektay. çekiştirip duruyordu.Sen neler söylüyorsun Caydar. Artık şaşkınlık ve korkuyu atlatmışlardı. biriki gün içinde kalkarım. gece yağan karla bembeyaz olmuştu. çöken kirişin altına bir destek koyup..Nereden geldiğimi sorma. Çok yatmam." İki sürü birbirine karışacaktı ve bu da hiç iyi olmazdı. Bir de ne görsün! Karların üzerinden bir koyun sürüsü ağır ağır beriye doğru geliyordu! "Bu da ne oluyor? Kimin sürüsü? Çoban sürüyü neden buraya getiriyor?. \ Şafak sokmuştu. Hepsi Caydar'ı avutmaya başladı. Sen sağ kaldığına şükret. her ye.. . ateşi yaktılar. Caydar da bu tatlı sözler karşısında ve gözyaşları arasında gülümsedi: .Pekâlâ.enginel elveda gülsarı Tanabay korkudan aklını kaçıracaktı nerdeyse. yıkılmasın diye duvara da bir direk dayadı.com.Ne oldu? Neren acıyor? . Sonra. bir büyük felâketi bu kadarla atlattıklarına şükrederek ve sendeleye sendeleye koraya doğru yürüdü. Caydar kımıldayamıyordu.Çok mu fena? Hani neresi? Hadi yardım edin bana! Üzerindeki uzun. ölü anasının memesine yapışmış. Öksüz kuzuyu kucağına aldı ve ona bir süt anası aramaya koyuldu. Bundan sonra yine Caydar'a bakmak için koradan çıktı. deli mi bu?" diye düşündü Tanabay. . üzme kendini. ama sakın bana gücenmeyin. Tanabay. Tanabay bunu görünce ne büyük bir tehlike atlattıklarını bir kez daha düşündü ve karısının sağ kaldığına sevindi.Hey Bektay! Sen misin? Bektay cevap vermedi. Elveda Gülsan/157 Tatlı söz hazineden değerlidir derler ya.Aman Tanrım! dedi Tanabay. başka bir şey düşünme! İşlerin yüzüstü kalması. Kadınları yana itip.

Dili tutulmuş. Şu haline. biz de onlara öyle yaparız. Atan başı sen de! Yetti artık!.. usandım böyle yaşamaktan! .com. Başını yukarı kaldır di. yapıştırılmış gibi duruyordu. Yürüyüp gitti. Bir kere daha tükürdü ve değne-ğiyle koyunları gösterdi: . yüzü kapkara olmuştu. Orada pisliklere bata bata ölüp gideceksia Sana o da az! Yine de herkese bağırır durursun. Başkalanndan neyim eksik? Ben de kasabada yaşar. Eldivenlerini muşambasının alüna.Al bunları! İster say ister sayma. Yem yok.Peki ne oluyor? . öle-yite çalışmana bak. Ayaklarını yeri döver gibi hızlı basıyor. Öfkeyle yere tükürdü ve kann üzerindeki tükrüğünı kızgınlığını belli ederek ayağıyla ezdi. çocukluk etme! Ne yaptığını bir düşün! Kendini düşün! Duyuyor musun beni? Bektay başını çevirdi: .Niçin. Meydan okur gibi bakıyordu.Git başkasına anlat. ağıl yok.cizgiliforum. her yanını ateş bastı ve boğulacak gibi oldu. . Selamına karşılık ver158/ElvedaGülsan Elveda Gülsan/159 medi. • . Bu koyunlarla ömrümü niye tüketeyim.İşte böyle yaparım. Arkasına bakmadan gidiyordu Bektay. Yabankedisi gibi bakan gözlerinde kin ve nefret vardı. Neden sonra: . ayak izlerinin çukuru hemen su doluyordu. Yetti artık! Bıktım.Ayaklarım nereye çekerse.Yapılır! En doğrusu bu. Yakışıklı yüzüne o kara sakal yakışmıyor. Hadi hoşça kal! Bektay değneğini başı üzerinde birkaç kez döndürerek olanca gücüyle ta uzaklara fırlattı ve yürüdü gitti.enginel elveda gülsarı Beline sımsıkı bir ip dolamıştı. başım nereye yönelirse! . Sakalı büyümüş.Dur! Bekle biraz! diye peşinden koşmaya başladı. nasıl yaparsın bunu! .Niye olacak? Beni yardımcı alan sensin! . İyi düşün Bektay. Tanabay donakalmıştı. konuşamıyor-du. ne olur dinle beni! Sana her şeyi anlatacağım! diyen Tanabay koşup Bektay'in yanına geldi.www. . neye 'benzediğine de bir bak! İnsana benzer yanın kalmamış. Hepsi üçyüz e beş baş. Başkaları da senin gibi olsun istiyorsun.Ne olmuş yani? Dur. göğsüne sokmuştu.Peki bunu niye bana söylüyorsun? .Nasıl gidersin. aylık ücret alırım. dur gitme! Neler söylüyorsun sen? Nereye gidermişsin? Bektay'ın gelişinden ve söylediklerinden şaşkına dönen Tanabay'ın kan beynine sıçradı. barınak yok! Rahat Jpırak beni! Sen git. Onlar bize nasıl yapıyorlarsa. seni dinleyecek başka aptallar bul! 96 .Sen ne söylediğini biliyor musun evlat? Bu koyunlar bugün yarın kuzulayacak! Yapılacak iş mi bu seninki! Hiç böyle şey yapılır mı? . .Rahat bırak beni! Sen kendini düşün.. Ben de herkes gibi yaşamak istiyorum. .Gidiyorum. nereye? . Tanabay'ın yanına yaklaştı ve birkaç adım önünde durdu.Bektay.

.Seni hapse atarlar hey çocuk! . Bektay kolunu çekip kurtardı ve yürümeye devam etti.Dur diyorum sana! diye Tanabay onun koluna yapıştı. böyle bırakıp gitmeye hakkın yok! diye Bektay'ın omuzuna yapıştı bu defa. daha hızlı gitmek istediği için üzerindeki binici dizginleri çekiyordu. göstermiş olurlardı. . . Deri ceketli ve muşambalı bir adamdı. Çok üzgündü. öbür tarafa inip gözden kaybplmuştu bile. Onu üyirden ve ilk sahibinden zorla ayırdıkları günden beri pek çok insan binmişti sırtına. mahvolacak! diye mırıldandı. Kalktıktan sonra biraz soluklandı. onu arka ayaklan üzerine kaldırırlardı. Gülsan ahırda sahibinin iyileşmesini beklerken neredeyse ayaklan tutulmuştu. Merkezden gelen haürlı konuklan yorgaya bindirirlerdi. yürüyordu. Toynaklardan çamur ve kar sıçrıyordu. Muşambasının düğümleri iliklenme-mişti. Kuyrukları düğümlendiğine göre yollan uzundu. ahırda kapalı ve bağlı durma-sıydı.Mahvolacak zavallı çocuk.Böyle yaşamaktansa hapse girmek daha iyi! dedi ve ardına bakmadan yürümeye devam etti. Elleri kar ve çamur içindeydi.Senin gibi kaçakları cephede kurşuna dizerlerdi! Bektay devam ediyordu yoluna. bir yabancıydı. Atlardan birinin donu san. Binicilerin iyisi de vardı kötüsü de.com. dizginlerini hayvanın dudaklarını yırtarcasına birden çeker.Sen bir kaçaksın! Kaçak! Bektay yoluna devam ediyordu.. Gösteriş meraklısı olanlan da görmüştü. Böylece herkese.enginel elveda gülsarı . Onun hoşlanmadığı tek şey. yorga ata bindiklerini . Ama o anda beyaz doruklar bir kıpırdadı ve sonra karanlıklar içinde yok oldu. . bilmeyeni de. Koşmak tutkusu hiç 97 . dağlara doğru yol almaya başladılar. Hepsi birdi onun için. Bir daha. Yanındaki doru ata binen Çora idi. • Dizgini kısa olan at Gülsan idi. Bektay'ın sürüsünü toplayıp kendi korasına sürdü. bir daha yaparlardı bunu.cizgiliforum. Bunlar eyere kuruldukları zaman kendilerini Elveda Gülsan/161 büyümüş sanan ahmaklardı. Ayak izleri gözden kaybolduğu yönde uzayıp gidiyordu.Hızlı. dur! Konuşalım biraz. Çeşit çeşit eyer vurmuşlardı.www. Tanabay bakakaldı. 17 Köyden iki atlı çıktı. Elbiseleri boya ve muşamba kokuyordu. . neye uğradığını anlayamamıştı. Böyleleri atı hızla sürerken. ( Bektay onu dinlemek istemiyor. Gülsan için sırtında kim olursa olsun farketmezdi. * Tanabay kendine gelip başını kaldırdığı zaman Bektay bayırın belini aşmış. Şimdi üzerindeki sahibi değil. Çenesine yediği müthiş bir I F 160/Elveda Giilsan yumruk Tanabay'ı yere sermiş. bırakmam seni.Dur Bektay. ötekininki doru idi. Onu kendine çevirdi.Hayır. Gülsan bunların hepsine alışmıştı. Eyerde doğru dürüst oturmasını bileni de. .

Gülsarı güçlüydü. Tam binilecek attı. onun gidiş temposuna uygun olarak sallana sallana giderken bunları düşünüyordu.cizgiliforum. bir gemi gibi geniş dünyayı yara yara alıp götürüyordu insanı. parti 98 . Uzun yıllardır bulunuyordu şimdiki görevinde. Sırtındaki binicinin kim olduğu artık ilgilendirmiyordu onu. yönetmek. Konuşmazsa konuşmasın. Bu defa Gülsarı'nın sırtında. büyük bir iş. Asıl sorumlu o değil. insanların ondan çekindiklerini gösteriyordu. Şu sarı yorga da eşsizdi doğrusu. Dostu-yâranı vardı nasıl olsa. Bazı memurlar yanlarında çalıştıkları. zaman kap162/Elveda Gülsarı ma savaşından zarar görenler de çobanlar ve sürüler oluyor. Çobanların işlerini denetlemeye gelmişti. Buraya bir yabancı göndermekle hata ettiklerini anlasmlardı.. Herkesin yapamayacağı. İşlerin hiç de iyi olmadığını bildiği halde yine de keyfi yerindeydi. Hükümet etmek. engel tanımıyor. Hatta bundan sinsi sinsi bir çıkar bile umuyordu. Onların bu yer kapma. Bu sekreter de bölgeye yeni gelmişti. partinin ilçe kurulunun birinci sekreteriydi. kodamanlar. o kişinin saygınlığını. güvenilir bir kişi olduğunu göstermemiş miydi? Ama bunun şimdilik bir yaran yoktu. Hiçbir şey yapılamıyordu bunu önlemek için. Zamanı gelince kendisini desteklerlerdi. Astlar üstlerine saygılı olmazsa bu disiplin bozulurdu. yenişememişlerdi. Parti örgütçüsü hiç konuşmuyordu. bu. Aslında o ilçede sadece bir müfettiş. güzeldi.com. ilçe merkezinden kolho-zu denetlemesi için gönderilen bir müfettiş vardı. yine koşmak istiyordu. Durum gerçekten kötüydü. çok saygı duyulan ve önem verilen bir kişi olmalıydı. Segizbayev uzaktan bir seyirci olarak kalacaktı. gönderdikleri sekreterin başarısını. Niye kendisini düşünmemişler. kaldıramayacağı ağır bir işti! Segizbayev. O yıl kışla bahar bir birine meydan okumuş. büyük bir sorumluluk idi. Aslında bölgede kışın geç gitmesi. Disiplin böyle gerektirirdi. Suya çamura batmıyor. Kuzulama dönemi kötü gittiği için üzüntülü olmalıydı. hiçe saymışlardı da bir yabancı atamışlardı! Burada yıllardır görev yapmış.. başarısızlığını görsünlerdi. Yukarıdakiler. İşte. Eğer biniciye sarı yorgayı sunmuşlar-sa. Her yıl böyle oluyor. Ama Segizbayev buraya teftiş için gelmişti ve işlerin böyle kötü gitmesine cevap verecekfbir resmi sorumlu bulmak zorundaydı. emrinde bulundukları kişilerle yüz-göz olmaya devam ediyorlardı ama bunlar günün birinde öyle bir sille yerlerdi ki neye uğradıklarını şaşırırlardı.www. daha yüksek makama gelmesi gerekirdi. böyle olduğunu da herkes ve tabii Segizbayev de biliyordu. koyunkuzu kırılıp gidiyordu. taypalma yorganın düzgün adımlarına. mutlu olurdu. Artık terfi etmesi. korkarsa korksundu.enginel elveda gülsarı azalmamıştı: Koşmak. daha koşmak. Ama biniciler için hangi ata bindikleri önemliydi. Kendisine kolhozun parti örgütçüsü eşlik ettiğine göre. Boş konuşmalarla koskoca bir amirin canını sıkmaması gerekiyordu belki. baharın geç gelmesi ve koyun-kuzunun kırılıp gitmesi ona hiçbir zarar vermezdi. Ona binen zevk alır. varsın bunun sıkıntısını o çeksindi. partinin ilçe merkezinin bir üyesiydi.

. Sağlık durumu her yıl daha da bozuluyordu. Çora da kendi düşüncelerine dalmıştı.. Sorumluluktan kaçamazdı. Gençler iyi öğrenim görüyorlardı. şimdi de çekip gidiyor" demezler miydi? Bu durumda ayrılırsa vicdan azabından kurtulamazdı. kolhozu borç batağına saplamış. Günlerinin çoğunu merkezde geçiriyordu. İşler de böyle sürüp gidemezdi. "Sen işte böyle bir adamsın" diye nasıl söylersin? 18 Ulu dağlar sisli. bilmeyen bir adamdı. Bu adam "İşleri böyle berbat bir hale getirdiğiniz için sizi mahkemeye vereceğim" demişti. ama onu merkezdekiler "biraz daha sabret" diye oyalamaktan başka bir şey yapmıyorlardı. 99 . Üzülen yalnız o imiş!. Tatili geçirmeye gelen oğlu Samansur da söylemişti: "Artık işten çekil" demişti. catkannınan turma"' diyordu o içinden. gelmemiş mi belli değil. Tepeler güneş görmüyor ve öfkeli. bunu bir ar-namus meselesi yapıyor. Çora. niçin bekleyeceklerdi? "Aldanov görevi kendiliğinden bırakacakmış" gibi bir söylenti de dolaşıyordu ortada. söz vermişti. bağırıp çağıran ama hiçbir iş görmeyen.. oysa yorganın kulağının arkası yeni yeni hafifçe terlemeye başlamıştı. Artık ondan hayır gelmeyeceği anlaşılmıştı çünkü.com. karamsarlık yiyip bitiriyordu onu.. Bir yandan evham. Kimbilir. Herkese umut vermiş. Niçin sabredecek.cizgiliforum. Bakışları üzgün. Aslında kaşlarını çatması da. Samansur akıllı bir çocuktu. Ona belki bu yüzden bekle diyorlardı. Ama bunu Çora görür müydü. Böyle yanındaki gibi bir denetçi değil.. Uzun yıllardan beri kalbinden rahatsızdı. gerçek yardım gelmeliydi. görmez miydi? Herhalde göremezdi. Ülkede neler olup bittiğini. belki yardım gelirdi. İşlerin nasıl yönetilmesi gerektiğini söyleyip duruyordu fırsat buldukça. sanki kolhozu düşünen yalnız o imiş. babasından daha iyi biliyordu. Çekilmesine çekilirdi ama. SözElvedaGülsan/163 de bitip tükenmeyen işlerin üstesinden gelmeye çalışıyordu orada. onun durumunun parti toplantısında görüşülmesi gerektiğini söylüyor. bir geliyor. Biliyordu bu hastalıktan kurtulamayacağını. Ama bu yardım daha fazla gecikmemeliydi. Hiçbir şey umurunda değildi. Bütün dağdakiler suç-luymuş da. Soğuk bir gidiyor. soğuk bakışlarla gökyüzüne uzanıyorlar. dudak ucuyla 164/E!vedaGülsan gülümsemesi de yapmacıktı. böbür-kibir oturuyor atin üstünde. Çora'nın da ayrılma vakti gelmişti ar-üjt. Sözünü yerine getirmeden işi bırakırsa insanların karşısına ne yüzle çıkardı? Ona ne derlerdi? "İşleri karmakarışık etmiş. Versindi mahkemeye! Mahkemeye vermekle işlerin düzeleceğini mi sanıyordu? Kaşlarım çatmış. Her zaman hastalanıyordu. puslu. meseleleri. Tanabay söylediklerinde haklı çıkmıştı. Yeni başkan. Her yer balçık. Gidecekse bir an önce gitmesi iyi olurdu. Bahar gelmiş mi. belki bir gün işler bilimsel olarak ele alınır ve düzelirdi.. Ama.enginel elveda gülsarı örgütçüsünün altındaki at ter içinde kalmış. beti-benzi sararmış.www. "Ölmesen oba kap. gözleri iyice çökmüştü. işleri yüzüstü bırakarak çekilmek istemiyordu.

Gelsinler! diye mırıldandı Tanabay. Böyle bir yerde neler çektiğini anlatma fırsatı doğmuştu. Sonra ağır adımlarla geldi. "Ne olursa olacak. Felâket! Bu iki yavru da ölecekti demek! Bu ne uğursuzluk. gelin bakalım. aç ve susuz bırak. yıkık-dökük korada. İçindeki o ateş. "Haa! Gülsan bu!" diye Sevindi. yetti!" diyor. Bir koyun daha kuzuladı. Ama yorgaya binmiş olan deri ceketli adamı tanıyamadı. kızı koşarak yanına geldi: . . acı ve öfke içinde bunalıyordu. Bektay'a yüzünü kızartacak. Öfkesi yalnız onun çekip gitmesine değildi. Tanabay'ın da direnecek gücü kalmamıştı artık. gelin hele!. başkanlar geliyor! dedi. sürüsünü benim sürüme katıp gitmesine de kızmıyorum" diyordu. karısının sırtı hâlâ ağrıyor ve kalkamıyordu.cizgiliforum. Öyle yakınıp sızlanmayacaktı. gelin! Tam da zamanında gelmişsiniz ha!" diye söylendi. yavruları koyacak sıcak bir yer bulamıyordu. Kızarsalar kızsınlar! Sen adamı yemsiz. Bir yanda soğuk ve rüzgâr. belini doğrultamamıştı. Açtılar. Tanabay ölen hayvanları toplayıp dışarı çıkarıyordu ki. sonra da ne olmuş bakalım diye görmeye gel! Gelin. İlçe merkezinden gelen biri olmalıydı. utandıracaktı. yatarsan kalkamaz ol! Elveda Gülsarı/165 sil olur da onun çenesini kapatacak bir laf bulamazdı! "Çoban değneğini fırlatıp attı da gitti sümüklü!" Onun bu yaptığını Tanabay'ın aklı almıyordu. Nasıl olsa kolhozdan onun yerine birini gönderirlerdi. Koradan çıkınca iki atlı gördü. sen git annene bak. Öte yandan. Aynı anda birkaç koyun birden doğuruyor. Kuzular acı acı meleşiyor. ama hiç değişmemiş" diye düşündü. bir yanda dayanılmaz pis kokularla bunalıyordu. 100 . başka şey düşünmeye çalışıyor. Tanabay onları beklemedi. kuzuları nereye koyacağını bilemiyordu. Koranın arkasına geçerek elindeki ölü kuzuları öbür ölülerin üzerine attı. "Yumurtalarını başka kuşların yuvalarına bırakan kökek kuşu gibi. "Yaa. Cehenneme kadar gitsindi.com. susuzdular ve sinek gibi kırılıp gidiyorlardı. Salya gibi laf eden o yeni yetmeye! O sümüklüye! Ömrünü kolhoza adayan kendisi gibi yaşlı bir komünist na1 Ölmezsen vebaya tutul. onu yerin dibine batıracak sözler bulup söyleyemediği için kızıyordu daha çok.Baba. O iki kişiden biri Çora idi. Kalkmak istemişti ama. Tanabay "yetti artık. hem de ikiz. Ne de güzeldi yavruları! Ama onları nereye koyacaktı? Analarının memeleri boştu.. öle-yite çalışıyordu. Ama hemen karar değiştirdi. Sütü nereden bulacaktı. bu ne acı! İşte şurada bir yığın koyun ölüsü vardı. koyunlar birbirlerini iterek ayaklarını basacak yer bulmaya çalışıyorlardı.. Saçını başını yolsa da. Bunlar yetmiyormuş gibi. Bektay'ın sürüyü bırakıp gidişini bir an bile aklından çıkaramıyor. O. kolumu kaldıracak gücüm kalmadı" diyordu.www. ama bir an sonra yine o olay geliyordu aklına. Onlara çıkışacak.enginel elveda gülsarı Delik-deşik. korasız. Can-baş koyup yaptığı işlerle alay edilmesini aklı almıyordu. o sevgi uyanıverdi "Görmeyeli çok oldu.

Evet. Planı baltalayan. Çora'nın yerine Tanabay cevap verdi: Elveda Gülsan/167 . Dünya umurunda değildi.Söz verdim. kırbacını uzatıp..www.İşte. İçindeki acının bu dürtüsüyle isyan etti. onu doğduğuna pişman | etmek için. Sonra bağırdı: .Neye söz verdin? . Dudakları titremeye başladı.com. Bir an donakaldı ve ağzını açmadı.Herhalde kuzular benim komünist olduğumu bilmiyorlar! diye patladı Tanabay. Suçlu gibi duruyordu. Sen komünist bir çoban olduğun halde kuzuFann neden ölüyor? . boşanmıştı. Bunları Çora'ya bakarak söylüyordu. Aradığı suçluyu bulmuş olmanın sevinciyle ve bu küstah çobana haddini bildirmek. Tanabay'a selam bile ver. zor durumda kalacağını biliyordu.Ben nasılsam nasılım. kuzuların da bu yüzden plüyor! dedi Segizba-yev.Rezalet bu! Nereye gitsen aynı şey. Dostunun önünde suçlanacağım. Sonra Tanabay'a döndü: . Segizbayev'in yüzü birden kıpkırmızı oldu. Olduğum gibiyim. Şunlara bak!. Çora'nın yüzü perişandı. Bu herif hiç umurunda değildi. bizi geri bırakmaya çalışıyorsun! . dizgin kayısıyla oynar gibi duruyordu.enginel elveda gülsarı Konuklar koranın önüne gelip durmuşlardı.Hatırlamıyorum. Önce Çora'ya ba-1 ğırdı: "Siz burada ne yapıyorsunuz? Adamların verdikleri 1 sözleri bile bilmiyorlar. Ağzına geleni söyleyecekti artık. gönlünün yayı kopmuş.. hiçbir şey söylemiyor.Ne oluyor yoldaş? dedi ölü koyun yığınlarını göstererek.Eee. kendi örgütünün komünistlerini böyle* mi eğitiyorsun? Bu ne biçim komünist? Sizden cevap istiyo-1 rum! Çora başını öne eğmiş. Böyle derken.Evet.Nee! Sen sosyalistlik adına söz vermemiş miydin? . . daha başka diyeceğin var mı? Çora araya girdi: . evet öylesin! Kolhoz malına isteyerek zarar veren bir halk düşmanısın! Senin gibilerinin partide işi yok! Se/ün yerin hapishane! Sosyalistlik yarışında önümüze engel çıkarıyorsun. Birden öfkelendi. koyun ölülerini gösteriyordu.^ meden bağırıp çağırmaya başladı: . . sert bakışlı görünüyordu. Yorganın üzerindeki adam ise 166/ElvedaGülsan 'Ijj i* öfkeli. Sanki içinden onu tutan bir bağ.Niye öyle konuşuyorsun Tanabay? Neden her şeyi anlatmıyorsun? 101 . üzengiler üzerinde doğruldu. soluk soluğa idiler. Segizbayev'e dik dik bakarak sordu: . Ama içi acılarla doluydu.cizgiliforum. malların kınlma-| sına sebep olanlar bunlar işte! Bugüne kadar ne yaptınız burada? Komünistleri. . benim yerim hapishane! Hapishane! diye cevap veren Tanabay için bu herifin sözleri bardağı taşıran son damla olmuştu. Atlar ter içinde.

yapmamalıydım. . kaçalım buradan. bir değneğe da-ğ yanarak topallaya topallaya kocasının yanına geldi: . ileri geri gidiyordu. . Ama Tanabay onu iterek savuşturdu. Bu sırada Çora da sıçrayıp atına atlamak fırsatını buldu: . İki adam atlarının başlarını çevirdiler. at şaha kalkıyor. Bir yandan da bağırıyordu: . Korkudan benzi sapsarı olan Caydar. Lanet olsun verdiğim söze! Lanet olsun ömür boyu verdiğim emeklere! Hepsinin canı cehenneme! Defol git! Benim yerim hapishanedir! Sen bu deri ceketli yeni efendiyi niye getirdin buraya? Beni çileden çıkarması için mi? Beni hapse tıksın diye mi? Hadi bakalım.com. çekil! İndireyim şu tırmığı deri ceketli herifin kafasına! Genç yardımcı kadın koşarak geldi.enginel elveda gülsarı . Arkasında duvara asılı duran tırmığı kaptığı gibi Segizbayev'in üzerine yürüdü "Defol buradan it oğlu it! Yok ol!" diye Segizbayev'e vurmak için tırmığı kaldırdı ve başladı savurmaya. Koşarken sendeliyordu. kolhoz için ölesiye-bitesiye çalıştığımı söylemek için mi? Bunu da biliyorum!. Tanabay arkalarından koşunca atlarını dörtnala kaldırdılar. Çora sapsarı olmuştu. hapishane!" diye soluk soluğa geri döndü. gemin neden dudaklarını yırtarcasına gerildiğini ve hayvanın şimşek çakan gözleriyle* ona çılgınca baktığını Tanabay anlamıyor.cizgiliforum. 168/ElvedaGülsan r Korkudan ne yapacağını şaşıran Segizbayev yorganın dizginini çekiyor.Tanabay! Tanabay! Sakin ol.. Atından indi. Gülsan'nın kafasının neden öyle inip inip kalktığım. sizi öldürecek! diye bağırdı. Tanabay'ın gözü dönmüştü. Köpek de havlayarak atların peşine düştü.Benim yerim hapishane! Hapishane! Defolun buradan defolun! Benim yerim hapishane! Hapishane! Sonunda "Yerim hapishane. bir daha atın başına indi. kuyruğunu sallaya sallaya yanında dolanıyor. bir aferin bekliyordu. görevini yapmış olmamn övüncüyle. beni hapse tıksana it oğlu it! Bu sözleri Segizbayev'e dönerek söyleyen Tanabay eline bir şeyler geçirmek için arandı.Defol git başımdan! diye Tanabay onu eliyle itti. Belime kadar boka battığımı söylemek için mi? Bunu ben de biliyorum.Boş yere vurdum. büyük bir iş başarmış.Ay sen ne yaptın! ne yaptın! .Gülsan çekil önümden. Köpeği.Boş yere de ne demek? Çok kötü oldu! Elveda Gülsan/169 102 . Ama Tanabay onun farkında bile değildi. Bir daha kaldırdı tırmığı. aklını başına topla! ..Bu yüzden Segizbayev'e kaldırılan tırmık atın başına küt diye indi. Yerden eline gelen bir avuç toprağfalıp üzerlerine attı.www. Ömrüm boyunca ahmaklık ettiğimi. ama bir yandan da bağırıyordu: .Çabuk. Tanabay'ın kollarına asılarak tırmığı almaya çalıştı.Yaa! Demek öyle? Sana da anlatmam gerekiyor öyle mi! Sen niye geldin buraya? Niye geldiniz? Şimdi ben soruyorum: Kuzuların kırılıp gittiğini söylemek için mi? Bunu ben de biliyorum.

yem ve ot bulunmadığını. Ama mesele de bundan ibaret değildi. çizmelerine yapışmış Gülsan'nın sarı tüylerinden tanımıştı. ben suçlu değilim. Tanabay Bakasov. uykusuz geçen geceleri.www. kargışlar yağdırmıştı.Yaptığı terbiyesizlik için her cezaya razıydı. 19 O olaydan üç gün sonra. onu. ama kendisi de ağlı-jferdu onunla birlikte. her şeyi anlatırsam. vurmamalıydım. "Bunun ne işi var burada? Leş bekleyen kuzguna benziyor" diye düşündü Tanabay ona sırt çevirerek. nasıl yaşadıklarım öğrenirler belki. .Ağlama Tanabay." Fakat bir dakika sonra başından geçenleri tekrar hatırlayarak. anlayış gösterebilirler..ne diye işi uzatıyorlar?" diyordu Tanabay. çoban Tanabay'ın ensesine bakıp içini çekiyor." Ne olacaksa bir an önce olsun!" O kapalı kapının ardında herkes toplanmış olmalıydı. 103 . Böyle deyince de yine kuşkulara kapılıyordu. hiç suçum yok!" diyordu kendi kendine. O şartlarda işlerin nasıl yürütüldüğüne kendileri karar versinlerdi. Tanabay başını kaldırıp bakmamış. Hükümet temsilcisine el kaldırmıştı. Belki her şeyi anlatırsam. yandaki bekleme odasında çağrılmasını bekliyordu. Bektay'ın çekip gittiğini. nasıl bir kış geçirdiğimizi. giriniz! dedi. dedi Tanabay soluğu kesilerek. İki büklüm olarak çöktü. "Gülsarı'yı kan ter içinde bırakıp hayvanın kılları çizmesine yapıştığına göre.cizgiliforum. İbrahim de bekliyordu. Çağrılmayı bekleyen Tanabay için vakit geçmek bilmiyordu. Çobanların nasıl çalıştıklarını. Tanabay başını kaldırıp bakınca kapının ardında gözden kayboldu.. başka çobanlara kolaylık sağlarlar. Birkaç dakika önce Çora da girmişti içeri. kendisinin suçlu olup olmadığına karar verememişti. Bu üç gün içinde uzun uzun düşünmüş. keçe çadır bile olmadığını. ağlama! diyor. Karısı arkasından tutup sırtım sıvazlayarak: .Yorgaya boş yere vurdum.enginel elveda gülsarı . hüngür hüngür ağlamaya başladı. kuşkusuz bu ağır bir suç idi. pek acelesi olmalı" diye geçirdi aklından.Bakasov yoldaş. Bunca emek vermekle aptallık ettiğini söylemişti. Sonra sustu. Üzerinde Gülsa-rı'nın teri ve tüyleri bulunan çizmeler. Neden sonra kurul yazıcısı kapıdan uzatıp: . "Hayır. "Artık bana kim inanır?" diyordu kendi kendine. Diken üstünde oturur gibiydi. yumruklanm sıkıp dizlerinin 170/ElvedaGülsarr arasına kısürıyor. Elleriyle yüzünü kapattı ve sarsıla sarsıla. Tanabay'ın önünde biraz duraladı. "Ne diye bekletiyorlar. parti ilçe komitesi olağanüstü toplandı. Yaptıklarına pişman değildi. acılara gömülüyor.Aklım mı oynattın sen! Ne yaptığım biliyor musun? Elbette biliyorum. İbrahim.com.. O güne kadar kocasının ağladığım hiç görmemişti. "Belki bunun başkalarına bir yararı olur. Ben bir halk düşmanıyım. nedense. "Beni cezalandıracaklara cezalandırsınlar" dedi kendi kendine. Ne var ki öfkeye kapılıp ağzına geleni söylemişti: Kolhoz için o güne kadar yaptıklarını kötüle-miş. Bekleme odasında. hiç konuşmuyordu.

cizgiliforum. bu iğrenç rapora karşı koyacak gücünün olmadığını anladı. yüzünün bütün kanı çekilmiş olanı ise Çora. Onun karşısında kolhoz başkanı Aldanov vardı. Kendini savunmak için söylemeyi düşündüğü şeyler.Segizbayev'in kendisinden de 172/ElvedaGülsan kötü ve korkunçtu. . Çobanların her zaman 'o yok. Yürek atışları kulağının içinde güm güm ederek içeri girdi.. İçlerinden biri: . Her şeyi.enginel elveda gülsarı Tanabay irkildi. Niye merhamet bekleyeyim ki? Suçlu muyum ben?" Kendisi için bir karar vermek üzere toplananların birbirine gizli rakip iki gruptan oluştuğunu ve bu olaydan iki tarafın da kendilerine bir pay çıkarmak için çırpındıklarını Tanabay bilmiyordu.www. Birinci sekreterin sağ yanında azametli bir tavırla Segizbayev oturuyordu şimdi. Her yanını ter bastı. Tanabay. masanın uç tara-ûnda Tanabay'a yakın yerde oturuyor.com. Onu görür görmez nefreti uyandı. Tanabay'ı karamsarlığa düşürdü. hırıldayarak soluyordu. Bu kâğıt. gerek sözle. Bir anda gözleri kararmış gibi herşey bulanık göründü. yüreği hızlı hızlı çarpmaya başladı. Parti sekreteri. Bu sözlerin hiçbir önemi yoktu artık. kabından dökülen cıva gibi bir anda dağılıp gitti kafasında. gerginliğini otoritesini sarsacak noktaya getirmeden işi nasıl bir çözüme kavuşturacağını pek bilemiyordu. Kendini küçük düşürmeyecek bir çözüm yolu arıyordu kafasında. Bu. Bu anlatılanlar arasında Tanabay'ın reddedeceği hiçbir şey yoktu. Bu korkunç. Segizyayev'in kendi yerine göz diktiğini seziyordu ama. Gözlerindeki bulanıklık geçmemişti daha. Aklını 104 . Tırmıkla saldırabileceği bir şey değildi bu kâğıt. uzun masanın ucundaki sandalyeyi gösterdi. Tanabay içinden "bunlar kollarını iyice sıvamışlar" diye düşündü. bu yok' yakınmalarından farklı bir değeri olmayacaktı bu sözlerin.Oturunuz! diyen ilçe kurulu birinci sekreteri Kaşka-tayev. Suratı asıktı. herkesi açık seçik görüyordu şimdi. yeşil çuha üzerinde parmaklarını sinirli sinirli hareket ettiriyordu. Elveda Güisan/171 Masada oturanlar arasında en kara suratlısı dalağı patlamış gibi kızanp bozaranı Segizbayev idi. kurşun gibi ağırlaşan ellerini dizlerinin üzerine koyarak oturdu. En solgunu.Komünist Bakasov'un durumunu konuşacağız. "Bakalım ne olacak?" der gibi bir bekleyiş içindeydiler. Çora. Tanabay konusundaki olumsuz tavrını apaçık belli ediyordu. Ama raporun genel havası. hepsi olmuştu. ifade tarzı pek ağırdı. Sonunda. Orada duran adamlar bir sis bulutu içindeydiler sanki. Başını kaldırıp masanın çevresindekilere baktı. Segizbayev'in raporunu okudu. gerek fiille işlediği suçlar tek tek anlatılıyordu. Kaçkatayev. dedi kelimelerin üzerine basa basa. Raporda.Sözde komünist demek istiyorsunuz herhalde. birinci sekreter başını önündeki kağıtlardan kaldırdı: . "Aktaş" kolhozunun çobanı Tanabay Bakasov'un. "Merhamet bekleyecek değilim. Gözleri iyice açıldı. diye mırıldandı.

Yani halkı ezen bir ağa! Evet. Ama mermiler vücuduna tam isabet ediyor. masadakilere tek tek baktı. ne de bir başkasının. ilçe parti komitesinin ideolojik çalışmalarda başarısız olduğunu da gösteriyor. şimdi olduğu gibi çığlık çığlık yanacağını aklına bile getirmemişti. Aldanov: "Gördünüz mü nasıl işler oluyor?" der gibi. bir yukan tırmanıp ağzına geliyordu. dedi Tanabay suratını asarak. Bazı yoldaşları uyarmak isterim ki. "Deri ceketli" sözünü bir yana bırakalım. bütün vücudunu kevgire çeviriyordu. Meselenin bir de ÖQür yanı var. Bana "Deri ceketli yeni efendi" dedi. bir kopmuş gibi çöküyor. Onun için o sözlerimi geri almak şöyle dursun. partiye kayıtlı komünistlerle kayıtlı olmayanlar arasında yürütülen siyaset ve eğitimle ilgili çalışmaların hiç de iyi gitmediğini göstermesidir. Mesele.Evet. Ama haklı olduğumu görüyorsunuz.! Kiminle.com. "Yeni efendi" imişim. bir Sovyet vatandaşı ve partinin temsilcisi olan ben.Bakasov yoldaş.. evet. onun gibi düşünenlerden sorumluyuz. komünist Bakasov'un davranışı basit bir kabadayılıktan öte bir durumdur. Elveda Gülsan/173 Bakasov gibi komünistlerden. Şaşırmışlardı. Bakasov'un beni aşağılaması da değil. Aktaş kolhozunda hayvanlarla ilgili durumu. Kabadayılarla başa çıkmak için başka usullerimiz de var. partinin aşağılanmasına izin veremem. Bu olay.ard niyetini anlıyor musunuz? Daha başka bir şey söylemeye gerek yok sanırım. yoksa başkaları da mı var? Bunu bilmeliyiz. Bu olayın en önemli yanı. hapishanedir" dedim. "Senin yerin parti değil. Ben ilçe parti komitesini temsil ediyorum. Kimse bir şey söyleyemedi. tıpkı cephede olduğu gibi uğulduyordu kulaklarında.cizgiliforum.. "Yeni* efendi" demek de ne oluyor! Bakasov'a göre ben. Bu yoldaşlara şunu söylemek istiyorum. Ey Tanrım! 105 . Bu görüşte olan yalnız Bakasov mu. Bakasov'un tehlikeli ve tavırlarının düşmanca olduğunda ısrar ediyorum.enginel elveda gülsarı mı kaçırmıştı? Bu korkunç -apcr karşısında onun söyleyeceklerinin ne değeri olurdu \v. Sonra güm! diye aşağı ve hop! diye yine yukarı çıkıyordu.. duymazlıktan gelemem. Ah. nasıl çarpışırdı? Raporun okunmasından sonra Kaşkatayev Tpnabay'a sordu: . Bakasov komünistlik adına verdiği sözü unuttuğunu söyleyince ona "halk düşmanı" dedim. Biz hepimiz. Herkesi süzüyor. Bu sözlerimle ona hakaret ettiğimi kabul ediyorum. Kendisinden özür dilemeyi de düşünüyordum. parti üyesi Segizbayev yoldaşın raporunu dinlediniz. bunu görmezlikten. izin verirseniz ben durumu biraz açıklamak istiyorum. öyle! Bunun ne demek olduğunu. ah! Neler geçmemişti Tanabay'ın başından. Eğer bu basit bir kabadayılıktan ibaret olsaydı. O raporda yazılanlardan hepsi korkmuş gibiydi. Böyle olunca da. Savaşın ilk gününden sonuna kadar ateş altında yürümüştü.Parti üyesi yoldaşlar.www. inanın ki onu bu kurula getirmezdim. işlerin fena olduğunu görünce çok üzüldüm. demek oluyor ki partiyi temsil ediyorum. Anlattıklarının doğruluğunu kabul ediyor musunuz? . yüreğini. Segizbayev'in konuşması. Segizbayev söz alıp konuşmaya başladı: . ama ne kendisinin.. böbürleniyordu. Yüreği.

. .com. Onun için. Kimsenin gözünün yaşına bakmazdım" diye geçirdi aklından. sürgüne tutulan. "Deve istiyordu ki biye1 alabilsin. Omuzunda komsomol rozeti bulunan bir genç ayağa ilkti. . Demek oluyor ki ben başından beri hep bir halk düşmanıymışım! Öyleyse benim fikirlerimi. kendinizi savunmak için ne diyeceksiniz? dedi. yıkık-dökük kora için. Beni yanlış anlamanızı istemiyorum. Bakasov suç işlemiştir. maddesine uymaktadır. Sesiyle olduğu gibi.. tam tersi.Söz istiyorum! dedi bir ses. emeklerim. Ceza Kanununun 58. "Raporumda belirttiğim hususlara bir kez daha kısaca değinmek istiyorum: Bakasov bizim yönetim düzenimizden.Hiçbir şey.Bakasov yoldaş.''•Kaşkatayev bu isteğe karşı çıkamazdı ve bu da Segizbayev taraftarlarının gücünü arttırırdı. Tanabay onu yeni farkediyordu. Çakıyor ha çakıyordu!. Suçu. kolhozdan nefret ediyor. her kelimesi de bir çivi idi. Sosyalist rekabetten nefret ediyor. Kaşkatayev sinirlenmeye başlamıştı: .cizgiliforum. komite Tanabay'ı mahkemeye sevketme kararı almazsa. ola ola 'halk düşmanı' mı olacaktım? Bana böyle mi diyeceklerdi? Bir gün bana böyle diyeceklerine asla inanmazdım! Ben zavallı. kolhozun parti örgütleyicisi Çora Sayakov'un da önünde açıkça söylemekten çekinmedi. Bir hükümet temsilcisine görevi başındayken saldırmıştır. kırılıp giden kuzular için. . Elveda Gülsarı/175 . Bizim sosyal düzenimizin hepsinden nefret ediyor. beti benziyle de çocukluktan henüz çıktığını belli ediyordu. gürle bakalım. . Yine de çocuk sayılırdı daha. hepsini bastır.Siz kendinizin samimi bir komünist olduğunuza inanıyor musunuz? 1 Biye: Dört yadını geçmiş dişi at... İçinden "Hadi evlat. savunmamı niçin dinleyeceksiniz? Ne isterseniz yapın.Hayır.enginel elveda gülsarı Hayatimin aslı haline gelen çalışmam. Bu odadan suçlu olarak çıkmalı ve tutuklanmalıdır. bence asla mümkün değildir!. hiç değilse partiden çıkarılmasını istiyordu." Segizbayev aşın isteklerde bulunduğunun farkındaydı. Hele onun parti üyesi olarak kalması.Şimdi bunu kanıtlayamam.www. hiç acıma. parti içinde herhangi bir yerde bulunması.Suçlu olduğunuzu kabul ediyor musunuz? . Hepsi söylendi zaten. Senin yaşındayken ben de öyle yapardım. Oradakilerin en genciydi.. baş dayanağım olan armanım (ülküm) ne oldu? Nereye gitti? Ölesiye-bitesiye çalışmamın sonunda.Hayır. siz bilirsiniz. 106 . ömür boyu çabalamam. Segizbayev'in dili bir çekiç. Bunu.Yani siz kendinizi herkesten daha akıllı mı sanıyorsunuz? . Onun bu davranışlarının Ceza Kanununa göre cezalandırılması gerekir. Bütün bunlar kimin umurunda? diye düşünüyordu. talihsiz Bektay için dert174/ElvedaGülsan lenip duruyorum.. kendimin herkesten daha ahmak olduğumu düşünüyorum.

Peki. dedi Kerimbekov. merhamet duygularımızı uyandırmaya çalışıyorsunuz. Bu hayalden Kaşkatayev'in sesiyle sıyrıldı: . işlerin ne durumda olduğunu. İşte onun için "Bakasov yoldaş niye öyle davrandı?" diye düşünmeElveda Gülsan/177 107 . Biri araya girdi: .Yaa. somut kanıtlar.Hepimiz aynı kurallara bağlıyız. onun ne durumda. kurulumuzda bir yoldaşımızın durumunu tartışıyoruz. Bir komünistin meselesi var. Sürü bakımının ne «lduğunu.Affedersiniz ama. gerçekler gerek. o duruma çobanın sizden daha az üzüldüğünü mü sanıyorsunuz? Bunu hiç düşünmediniz mi? Onun sürüsüne vardığınız zaman. Biraz duraladı. . Sanki. Kolhozlarda kuzulama döneminde çobanların ne zor günler geçirdiklerini bilmeyen var mı? Ben görevim gereği dağlarda. burası bir mahkeme salonu değil.Ben burada Segizbayev yoldaşın tutumunun ve onun davranışının da ele alınmasını.cizgiliforum.Konuşun Kerimbekov. Onlardan çok şey istiyoruz ama gerekli yardımı yapmıyoruz. onun üzerinde duruyoruz. Bize duygu değil kanıt gerek. biz de bir suçluyu yargılamıyoruz. bana da halk düşmanı deyin bakalım. Öfkeli.. tartışılmasını talep ediyorum. suçlayıcı konuşmasına devam etti: Kolhozumuza en çok emeği geçmiş. Ancak ben. İşte bunun için utanıyorum. dedi Kerimbekov. oraya varır varmaz bağırıp çağırmaya başlamışsınız.. toprağı çiğneyerek bozduğu ekin tarlası gözünün önüne geldi gitti. Bu durumları görünce insanın içi kan ağlıyor!. Kolhoz koralarının ne durumda olduklarını gördünüz mü hiç? Yem var mı. tecrübeli komünist çobana hakaret etme yetkisini size kim verdi? Hadi.. Duygu denen şeyi sakız gibi uzatabilirsiniz. Bir de şu var: İşler hep eskisi gibi gidiyor. Bize Tarım Enstitüsünde öğrettikleri gibi değil. Sanki gök gürlemesi onun içinde kopmuştu ama sesi duyulmuyordu. kırlarda sık sık dolaşırım.www. Siz bunu kolhozun durumuna çok üzüldüğünüz için yaptığınızı söylüyorsunuz. Sinirlerini yatıştırmaya çalışıyordu ama bunu başaramadı. -Kerimbekov serinkanlı olmaya çalışıyordu. bu yaşlı. kuzuların neden kırılıp gittiklerini çok iyi bilirim. bizim gönlümüzü yumuşatmaya. Oralarda genç çobanlarla konuşurken utanıyorum. hangi şartlar altında yaşadığını sordunuz mu? Kuzuların neye kırılıp gittiğini sordunuz mu? Kendi raporunuzdan da anlaşıldığına göre.Ben Bakasov yoldaşın davranışım doğru bulmuyorum.com.. Segizbayev onun sözünü keserek karşılık verdi: . Kulıbay'ın buğdayları söküp çıkararak. demek böyle? Komsomollarda iş ve disiplin böyle mi oldu? Kurallar böyle mi oldu? 176/ElvedaGülsan . Yine o anda baştan başa irkildi.enginel elveda gülsarı O anda. ot var mı? Ben de bir çoban çocuğuyum. . Segizbayev yoldaşın sözlerine de katılmıyorum. Bu davranışı için partiden bir ceza alması gerektiğine de inanıyorum. bulutlan ve karanlığı yararak çakan şimşeğin o bir anlık ışıltısında görmüştü o tarlayı.Kerimbekov yoldaş.

O durmadan kendi kendine sorular soruyordu: "Ben ne uğruna hayatımı adamış. ama açıklamak istediğim. İlçe Merkez Komitesinin aldığı ka. Kerîmbekov'u desteklediler. İş iştir. öyle olsun! Hepinizin canı cehenneme! Bunun başkalarına bir yaran olacaksa hiç üzülmezdim.konuyu saptırıyorsunuz Kerimbekov yoldaş.Açıklamak istediğim. siz bizi asıl meseleden uzaklaştırı-yor.Neyi açıklayacaksınız Sayakov yoldaş? Bakasov'un partiye karşı davranışı ve sözleri apaçık değil mi? Açıklanacak başka bir şey yok. hayatımı buna harcamış olmam. Bunu herkes kabul eder.Oturunuz... duygu da duygu.. silkeleyip atyı artık beni! Artık hiç birşeyin önemi yok benim için. Bu yaptıklarım..ran daha sonra kolhoz komünistlerine bildirirsiniz. . raporda yazılanların doğruluğunu kabul ediyor musunuz? diye sordu Çora'ya. Ama Tanabay yıkılmış. hoşgörü. siz kolhozun parti örgütleyicisi olarak. beti benzi sapsarı olarak sandalyeden usulca kalktı: .Neyi açıklayacaksınız? . onların ne konuştuklarını dinlemiyordu bile. . merhamet duygulan yerine. koyun ve kuzular için ömrümü harcadım. Siz. dedi. ne akılsız imişim meğer ben! Kolhoz için. Sayakov yoldaş.enginel elveda gülsarı miz gerek. ne uğruna canımı dişime takarak çalışmışım? Buradakilerin hiçbiri dağdaki sürülerle ilgilenmiyor! Umurlarında bile değil! Ne budala. ama şunu da düşünün: Bakasov..Her şeyden önce ben.www. onu bu duruma getiren nedir? İşte bunu düşünelim. 108 . Bakasov meselesini kendi parti örgütümüzde ele almamıza izin verilmesini isterdim. Üstelik tehlikeli bir adammışım. Bakasov'un saldırısı hepimizi ilgilendirir. saklamak mı istiyordunuz? Ayıp! Oturunuz! Böylece tartışma başladı... Bana göre Burada bulunanların hepsi kabul eder ki... Kerimbekov yoldaş." diyordu içinden. halk düşmanıymışım! Madem ki öyle diyorsunuz. . Kaşkatayev'in keyfi kaçmıştı: . kolhozun en iyi çobanlarından biridir. komsomol işlerini haleyola sokmak için kafa yorsamz daha iyi edersiniz. Böyle birini o davranışta bulunmak #i zorunda bırakan. dedi. komünist Bakasov ağır bir suç işlemiştir. Bu ne biçim hareket? Hiç böylesi görülmüş müdür? Temsilcilerimize hiç kimsenin tırmıkla saldırmasına göz yumamayız. Hem siz Segizba-1 yev yoldaşa bu olayı bu kurula bildirmemesini niçin rica et-f tiniz? Onu şikâyetten niçin vazgeçirmek istediniz? Meseleyi örtbas etmek. Çora.Evet. hepimiz için yapılmış gibidir.Buna gerek yok. Hadi ezdiniz.com. Komünistleri eğitme görevini gereği gibi yapamadığı178/ElvedaGülsan Elveda Gülsan/179 nız için size de bir ceza verilmesi gerek. Artık parti içinde ona yer yok. parti yetkilisinin otoritesini sarsacak bir davranışı hoş göremeyiz. Bir ara Tanabay'ı savunmada başarıya ulaşır gibi oldular. Başka söyleyecek bir şeyiniz var mı? .cizgiliforum. onların umurunda değil. Aslında bu olaydan siz de sorumlusunuz. kendinden geçmiş. O hareketi elbet bir ceza görür. Makine ve traktör istasyonunun müdürü ile ilçe gazetesi redaktörü.

. Şimdi oyunuza sunuyorum: Bakasov partiden çıkarılsın diyenler el kaldırsın! Kurul yedi üyeden oluşuyordu. fazlası değil.Tutanağa geçin: İlçe Parti Komitesi kararıyla. Kurul üyesi yoldaşlar.Kerimbekov'un önerisini kabul edenler. Her yanı buz gibi soğumuştu. Disipline uymanızı rica ediyorum sizden! Artık her şey ilçe merkezi komitesi birinci sekreterine kalmıştı.www. Bu konuda Seğizbayev yoldaşa hak veriyorum. yorga Gülsan. Bu önerinin oya konulması durumu değiştirmez. Kendinize gelin. Kerimbekov oturduğu yerden fırlayarak bağırdı: „ * . Tanabay onun yüzünün aldığı biçimden. .. bir parti üyesi olan Bakasov'a onur kırıcı sözler söylediği.. Sıra oylamaya gelmişti. dedi Kaşkatayev sert sert. 109 .. Evinizde değil.Bir dakika yoldaş Kaşkatayev. ne dediğini bilmiyor! diye bağırdı Seğizbayev oturduğu yerden. Kabul edenler?. 180/ElvedaGülsan "İşte bu da bitti" diye düşündü Tanabay. bakındı. herkesin önünde beni kafamı kırmakla tehdit etti. Sonra "çıkarılsın" diye el kaldırdı. hakaret ettiği. . sonucu ancak Kaşkatayev'in yazıcıya verdiği emirden çıkardı: . İsterseniz çağıralım. bir komite temsilcisine ya-kışlnayacak bir yöntem kullandığı için. Kerimbekov ısrar ediyordu: .Gereği yok.com." sözlerini duyunca anlayabildi.cizgiliforum.Sayıklıyor. partinin ilçe merkezi kurul toplantısında bulunuyorsunuz.Bakasov yoldaşın parti üyeliğinden ihracı konusunda bir öneri var. Aynı zamanda.Bakasov'u mahkemeye sevketmeye ve aleyhinde bir dava açmaya gerek yok sanıyorum. Kaşkatayev henüz oyunu bildirmemişti. Ama ona artık partide yer verilemez.. Kaşkatayev de Segizbayev'in isteği doğrultusunda karar verdi: . Ama Kaşkatayev'in kafasında başka bir hesap vardı ve bunu da oya sundu: .. şu anda bekleme salonunda oturuyor. köstek. el-kol hareketiyle konuşmasından bir şeylere çok öfkelendiğini anlamıştı. hiçbirini görmüyordu.. Bunlardan üçü Baka-sov'un ihracı lehinde. Oturun.Sonra ne oldu sanıyorsunuz yani? Olan şu: Biz ata zincir vurmak zorunda kaldığımız için. . Bunu öneriyorum. büyük bir hata yapmıyor muyuz? Bir öneri daha var: Baka-sov'a ağır bir uyarı ve tekdir cezası verilsin. Tanabay kalkan parmaklara bakmıyor. O.enginel elveda gülsarı Kolhoz başkanı Aldanov söz aldı. bunun için de oylanması gerekmezdi. bana bu tehditleri savururken duyan tanıklar var..Ben Segizbayev'e tekdir cezası verilmesini öneriyorum.Sakin olun yoldaşlar! dedi Kaşkatayev. Aldanov köpürüyordu: . Tanabay Bakasov parti üyeliğinden çıkarılmıştır. ama neye öfkelendiğini ancak "Zincir. üçü de aleyhinde olduklarını bildirdiler. Bir an durdu. Bu kadarı yeter zaten. Kaşkatayev yoldaş. ilçe komite üyesi Seğizbayev yoldaşa da tekdir cezası verilsin.

Yoldaş Bakasov.cizgiliforum. 110 . ceketinin altındaki kazağın iç kısmında. onun omuzlanndaki kaygı yükünü. Aşın bir serinkanlılık idi bu.Hımmm! Demek partiye güceniksin yani? Dikkat et yoldaş. daha da eziliyordu. Ama Tanabay bütün bunlan çekilmez buluyor.Bırakmam mı gerek? dedi Tanabay. Bir şey söylemek ister misiniz? Ne düşünüyorsunuz? Tanabay dönüp baktı. . gitmek için kımıldamaya. İşte böyle evlat. Üyeler. sabırlı görünüyordu. masamn üzerine bırakın. Vücudunun kokusu ve sıcaklığı sinen kılıfı. Büyük bir üzüntü içinde: J . Bu kadan kötüydü.www. HerhalElvedaGülsan/181 de bir söyleyeceğiniz olmalı ama tek söz etmediniz ve belki de bunlann sebebi çektiklerinizdir. burada herkesi susturamam M. o ağır darbeyi hafifletmeye çalışıyordu ve Tanabay onun karşısında kendini pek acemi görüyor. Kaşkatayev'in buz gibi soğuk ve cilalı masasımn üzerine bıraktı. ne diyorsunuz bu olanlara. Sen ise hâlâ kırgınsın. samnm bizim kapılar sana açılmaz! Binadan dışan çıkınca Tanabay serinkanlı. .Bakasov. Ona el kaldırmış. Kendisinden bile iğreniyordu sanki. Olardan şimdi şimdi anlıyordu.Ne diyebilirdim ki oğul. Kart. kusacakmış gibi iğreniyordu. üçe karşı dört oyla önerinin reddedilmesini sağladı. Böyle olunca. O yandan. Kılıfı çekip çıkardı. güzel bir akşamüstüydü. güneş pınl pırıl. Seni mahkemede yargılanmaktan. Bu deri kılıfı Caydar dikmişti. oyun oynuyorlardı. dağlara kavuşmak en iyisiydi.Evet. Yalnız şunu söyleyebilirim: Ben suçlu değilim.enginel elveda gülsarı Yine üç lehte. üye kartım çıkarmak için elini koynuna soktu. Karşısındaki tanımadığı o delikanlı. Bir an evvel gitmek. Biz kapılann tamamen kapanmadığını. nereye gidiyorsunuz? diye durdurdu onu Kaşkatayev. Ama bunu açıklayamıyorum. Komite binasının önündeki alanda çocuklar koşuşuyor. sonuçtan memnun değilsin. Kılıf ince bir kayışla boynuna asılıydı. Daha kötü bir şey olmadan gitmeliydi buradan. bir deri kılıfın içindeydi. üç aleyhte el kalktı. er-geç partiye dönebileceğinizi umuyoruz. hakaret etmiş olsam da suçlu değilim. hapisten kurtardı. Bu sırada hemen ardından kendisine hitap eden bir ses duydu. . Hemen az sonra Kaşkatayev sinirli sinirli konuştu: . Segizbayev böylece tekdir cezasından kurtuldu. Sonra yine hiç kimseye bakmadan gitmeye hazırlandı. Parti üyesi kartını teslim ediniz. Ve yine Kaşkatayev Segizbayev lehinde oy kullanarak. Demek sen parti üyesi olmaya da lâyık değilmişsin. bu yandan insanlar gelip geçiyordu. neye baksa. Hava sımsıcaktı. Tanabay da her şeyin bittiğini düşünerek kimsenin yüzüne bakmadan. Ezici bir sessizlik vardı. Artık parti üyesi değilsiniz. Konuşan Kerimbekov idi ve sesinde bir içtenlik vardı: . arak her şey bittiğine göre. yerlerinden kalkmaya başladılar. Parti sana doğru yolu gösterdi. Üyelik kartını taşımaya hakkınız yok! Tanabay. Bırakırken masamn soğukluğunu hissederek ürperdi.com. kalkıp kapıya doğru yürüdü.

Ne de olsa attı. . diye söze başlamıştı ki dilini ısınp susmak zorunda katdı. . nasıl konuşulacağını. kanı ise kararıp kaskatı olmuştu sanki. Ne yapmıştı bugün? Kaşkatayev sesini yükseltir yükseltmez. Aleksandrovka yokuşunu geçtikten sonra yetişti. ölçüp biçip konuşmasını öğrenemedim daha. İki eski dost. Ben dobra dobra söylerim. Mutlaka düşüne taşına söylüyordu. durduğu yerde ayağını oynattı.Elbette söylerim. iki komünist olarak ko-nögalım. Tanabay'ın tırmıkla kafasına vurduğunu unutmuş olmalıydı. içi kaltı ravuk=Dışı parlak. Oysa Çora okumuş biriydi..Ne istiyorsun? Sen kendi yoluna git! . hayvanın başını dağ yoluna çevirdi. Ağırlığını bir ayağından öbürüne geçirdi. Nerede. hep yöneten kişi olmuştu. Segizbaye ve Kaşkatayev gibilerinin söyledikleri gibi olmadığını bil miyor muydu? Onların sözlerinin "Dışı cıltıravuk. Yanına yaklaşın182/ElvedaGülsan ca. Sadece kendini öyle gösteriyorsun.ensesi. Ömür boyu önemli işler de bulunmuş.Bunu söyleyemezsin! dedi Çora üzüntüyle. Sonra. O ise halka doğruyu söylemekten korkuyordu. bilmek istiyorsan. Kendi atına atlayarak. bütün işi çalışmak. Öfkesi kaynayan kazan gibiydi. kollarını gevşetti. içi karanlık ve soğuk" olduğunu "ho lâf-boş lâf' olduğunu bilmiyor muydu? Bu Çora kimi kandı rıyordu? Niçin kandırıyordu? Elveda Gülsarı/183 Çora ona yetiştiği.. çok büyük! Atın boynuna sarıldı ve gözyaşlarını tutamayarak hüngür hüngür ağladı.Ben senin dostun değilim. Aradım. Ah Gülsan. . terlemiş atının gemini çekip onunla yanyana koşturmaya başladığı zaman da dönüp bakmadı ona. ne 111 . hep ihtiyatlı. .Seninle konuşmak istiyorum..Hey Tanabay. beraber döneriz diye aradım seni. Gövdesi tunçtan bir heykel gibi güçlüydü. yine çalışmaktı. ah! Onun boynu. hayvandı işte. unut gitsin! diye fısıldadı yorgaya. sus-pus olmuş. Tanabay ona bakmadan: .www. ama gitmişsin. Beni bağışla. Tanabay'ın ona doğru geldiğini görünce. evin girişiyle konuk odasımn baş köşesine giden yol gibi güzeldi.enginel elveda gülsarı Atlann bırakıldığı yerde. gelip geçen insanların önünde öyle ağlamaktan utanarak kendini tuttu. Biraz bana bak. Peşinden koşan yorgayı nal seslerinden tanımıştı. Nereden öğrenmişti bütün bunları? Doğru: Kendisi cahildi. Derdim çok büyük Gülsarı. Çora da onun için eskisinden farklı bir kişiydi artık. Hiç değilim! Sen de uzun süredir komünist olmaktan çıktın.cizgiliforum.Bana gücenme Gülsarı. söz dinleyen bir öğrenci gibi başını kaldırmadan oturmuştu yerinde. çalışmak. Hep çekingen. Şimdi ne yapacaktı ki? Halk ona güvenmişti. * Çora ona. Gülsan kendi atının yanına bağlanmıştı.com. aradım bulamadım. Yine yüreği sızladı ve kaşlarını çattı. Bana sırt çevirme Tanabay. eski bir dosta bakar gibi baktı kara gözleriyle. İşlerin. Arkasına dönüp bakmadı. komünist de değilim artık. Tanabay sert bir şekilde sözünü kesmişti çünkü: .

com. dalıp gidiyor. koluna girerek büroya götürmüşlerdi. her evin önünde durup sesleniyordu: . yoldan ayrıldı. kanı çekilmiş yüzünden soğuk ter şıp şıp damlıyordu. Çora'yı odasında yalnız bırakarak ön odaya geçmişti. Tanabay'a bir şeyler söylemek için elini uzattı. hinldayarak koşmaya başladı. Acıdan inliyor. Geçen her saniye. Tanabay'la konuşmaya çalıştığını sanıyordu. Çora adamların gelmelerini beklerken zaman hiç bekElveda Gülsarı/185 .cizgiliforum. çabuk! Çabuk! .Oy kalbim! Göğsüm! diye inledi Çora. sonra at bakıcıları onu. Çora'nın acılarla. Gözleri göz çukurlarına baüp yitmiş gibiydi. dudaklarını ısırıyor. lemiyor. "Gülsan. bu son saatlerinde anlıyordu hayatın değerini. Çora'nın yüzü ölü gibi. Ççra'nın yüreğine bıçak gibi saplanan o sözleri söyledikten sonra ardına bakmadan gidiyordu. çabuk! Hemen parti bürosuna gidin! Toplantı var. ben sapıyorum. Çora gönderdi.Ne oldu? Acelen ne? . 20 O akşam. sızılarla geçen ömrünü de damla damla tüketiyor ve Çora. bir eliyle kalbini bastırıyor. Göğsünü masaya dayamış. Tanabay'ın ardından bağırmak istiyordu. Eyerdeki adam acılar içinde kıvranıyor. çabuk eve götür beni! Çabuk Gülsan! Çabuk!. Orada sobayı yakmaya çalışıyor. çabuk gelsinler. sapsarı olmuştu. Oysa Tanabay. Sesi iyice kısılmıştı. Kulaklarını kıstı. Durup dinlenmeden. köye döndükten sonra bir süre samanların üzerine uzanıp dinlenmiş. Gece bekçisi kadın lambayı yakmış. çağırdıklarının gelmesini bekliyordu. Ara sıra gözleri kararıyor.www.Hey! Kim var evde? Dışarı çıkın. arada bir çıkıp kapı aralığından Çora'ya bakıyor. Ölüm kadar korkunç bir şey vardı bu seste ve Gülsan bunu sezmişti. Tutamadığı dizginler Gülsan'nın boynundan sarkıp sallanıyordu. tarlaların içinden sürüp uzaklaştı. o zaman kendini hâlâ at sırtında. Yorga.. Köydeki bütün komünistlerin acele toplanmaları için haberci çıkarmış. her derdi sinesine çekerek ve 112 . Çora. Zor duruyordu atın üstünde.. dişleriyle aün yelesine 184/ElvedaGülsan sarılıyordu. ancak bunca yıl sonra. iç çekip başını sallaya sallaya yine ön odaya geçiyordu. elleriyle.Ben bilmiyorum..enginel elveda gülsarı söyleneceğini öğrenemedim. diyor. şimdi onların bir an önce gelmelerini bekliyordu. Tanabay atının başını çevirdi. Bütün bunları Tanabay göremedi. O sırada Çora idare odasında oturuyor. Eve götürmek istemişlerdi ama Çora büroya gitmekte ısrar etmişti. Burada yolumuz ayrılıyor. damla damla akıp gidiyordu. Tanabay henüz dağ yolundayken. sonra aynı elini göğsüne bastırdı. adamın sesinden ürkmüştü. köy sokaklarında at koşturan bir haberci. yelesine yapışıp soluk almaya çalıştı. Atın boynuna. ağzını burnunu iyice açarak güçlükle soluk alıyordu. Sesi çıkmıyordu. .

Ve bunca zamanın nasıl geçip gittiğini anlayamamıştı.. ama bunların pek çoğunu başaramamıştı. Tanabay hiç konuşmadan atın ağızlığını çıkardı. elinde bir fenerle kapının önünde onu bekliyordu. işte şimdi yakasına sımsıkı yapışmışa. Sen kapının önünde bekle. Başını kaldırıp dikleşti.Ne oldu Çora? Neyin var? diye sordular gelenler. Kolhozumuz hakkında. Saatlerce. Şu haline bir bak! Sen hiç canını. umutsuz bir çığlıkla tutmaya çalışıyordu "Her şeyi.. Her şeyi anlatacağım.. Dönüşü olmayan bir sona geliyordu. Dışarıdan. Herkes her şeyi bilsin: Tanabay'ın partiden çıkarılmasına karşı geldiğimi bilsinler.enginel elveda gülsarı üstesinden gelmek için çalışarak geçirmişti yıllarını. Ama işin güçlüğü hiçbir zaman yıldırmamışti onu. ah! Çıldırdın mı sen! Toplantı yapacak başka vakit bulamadın mı? Hadi eve gidelim. nefes nefese gelmişti.. son görevini yapmak için bütün gücünü topladı. 21 Tanabay evine geç vakitte ulaştı.. Kocasını görür görmez ağlamaya ı başladı: 186/ElvedaGülsan . Acılarım bastırıp. Kıvrım kıvrım sarp yollardan gitmek zorunda kalmıştı. hayatını düşünmez misin! Çora dinlemiyordu. Onu yıldırmayan güç. ne yapacağını da görsünler. söylemek istediklerimi bir söy-leyebilsem" diye düşündü. Yeter ki bunları anlatacak kadar zamanım olsun.Ah. geçiyordu. Sonunda böyle olacağını önceden bilseydi. sessiz sessiz. şimdi herkesin yüzüne daha korkusuz bakabilirdi belki. "Ah bir dayanabilsem. su göğsüne dökülüyordu.. Benden sonra onun ne söyleyeceğini de. Zaman ağır mı ağır. parti örgütleyicisi Çora Sayakov ayağa kalktı. Zaman kötüydü. Tanabay'ı partiden nasıl ihraç ettiklerini anlatacağım. Nerede kalmışlardı çağırdığı insanlar? Niye gecikiyorlardı? Çok uzakta değillerdi ki!. ... tıp tıp akıyor.. Nerede kaldılar? Biraz çabuk gelseler. Toplantıdan sonra beni eve götürürsün. toplantıyı açarak konuşmaya başladı. Korkma.. sırtından eyeri aldı. insanlarımız hakkında her şeyi anlatacağım. Uçup gitmekte olan canını. İlacını içerken kendisini götürmeye çalışan karısını eliyle itti. gelenlerin sesini duydu. İşlerin kötü gittiğini bir bakışta anladı. şapkasını çıkardı. . Caydar feneri 113 . kaçacağı başka yol yoktu artık. Hadi çık... şimdi daha iyiyim. gözünü dört açarak bakmıştı yollara. acı mı acı damlalar halinde.." İlk gelen karısı oldu. Aldanov hakkında ne düşündüğümü de bilsinler. Sapacağı.com. Komünistler kendileri karar versin. dedi karısına. çoktu. her şeyi anlatmam gerek onlara. Bu işin nasıl olduğunu.cizgiliforum.www. Komünistlerin hepsi gelince. Armanı (gerçekleştirmek istediği ülküsü) büyüktü. Elinde ilaçlar olduğu halde koşarak. Çıkma-z| saplanıp başka yola geçtiği de olmuştu.Bir şeyim yok.. Kendimi de olduğum gibi anlatacağım. Dişleri titreyip bardağa çarpıyor. Acımasız zaman tıp tip damlıyordu. Gözleri yollarda kalan Caydar.

bağıra çağıra karanlıklara dalmak.enginel elveda gülsarı tutuyordu. "Evet ölmek daha iyiydi!. Tanabay hâlâ ağzım açıp tek lâf etmiyordu ve bu suskunluğu korku veriyordu. Çok huzursuzdu. diye bir-küfür savurdu Tanabay. Karısı içinden "Keski kasabada içip zil-zurna sarhoş olsaydı. uz gitmeyen işler için kaygılanmak. hiç kimseyi görmek istemiyor. Karanlıkta bir süre dolandıktan sonra kapalı koraya girdi. Ona söyleyecek söz. Bir halk düşmanı olarak suçlandığım hatırlıyordu. Tanabay ona tek lâf etmiyordu. böyle yaşamaktansa ölmek daha iyi. Bu bize az bile. orada uzanıp kaldı. çalışmak.. biraz dinlen. yeni çobanın da. verecek cevap bulamadığını da hatırlıyordu. diye düşündü. . Hiçbir şeyin anlamı. Elveda Gülsan/187 . değeri yoktu artık. kuzular meleşiyordu. Artık ölmekten başka yapacağı ne vardı? Ölsün. Yanıbaşında koyunlar öksürüp aksırıyor. Ne diye öyle bakıyorsun? Ne diye dikilip kaldın? . Sonra Komite toplantısı canlanıyordu gözünde. Bunlar geliyordu aklına. düşüp kafasını kınncaya kadar koşmak." Uyandığı zaman başı kazan gibiyidi. yeniden o tırmığı kapmak. yorganın üzerinde kendisine bar bar bağırışı kulaklarında uğulduyor. belki o zaman bu kadar üzgün olmazdı" diye düşündü.Niye bağırmayacakmışım! Neden gizleyecekmişim! Bir köpek gibi kovdular beni. koşmak. Sen tfe haketmiştin. .Ne yorulması? Partiden kovdular beni! . hapse tıkma tehditlerini yeniden duyuyordu. bembeyaz kar üzerinde Bektay'ın kapkara ayak izleri geliyordu gözlerinin önüne.. sallaya sallaya. demek korada idi! Dışarıda şafak aydınlığı vardı. sürünün de. Yattığı yerde bir o yana bir bu yana dönüyor. Uzun süre kendine gelemedi. Sonra açık koraya çıktı. O gün hava ısınmış. Oysa Caydar'ın ona iyi haberleri vardı. 114 . yardımcı kadınlar duyacak. Hiçbir şeyi.Çok mu yoruldun? .. . kuzuları kıra çıkarmışlar ve hayvanlar taze ot otlamış-lardı. Nerede olduğunu.Bektay'ın da. koşmak.Bektay'ın sürüsünü ayırdılar. Aa. sonra 188/ElvedaGülsan bir dere yatağına girmek. Bir köşeye yığılmış samanın üzerine çöktü.com.. sesini bütün dünyaya duyurmak. Koyunlara bir göz attı...Ben bilirim ne yapacağımı! Tanabay kapalı koraya gitti. Onlara saman ve arpa unu göndermişlerdi. Bunu haketmiştim zaten. dünyada ne varsa unutup uyumaya çalışıyor ama uyuyamıyordu: İşte. Halk düşmanı ha! Ömür boyu çırpınmasının sonunda gördüğü karşılık bu idi.cizgiliforum..Hadi yat. onu hiçbir şey ilgilendirmiyordu. Segizbayev'in. . Yaşamak. dedi Caydar. onun hakaretlerini. ne zaman nasıl yattığını bilemedi. O niçin uyanmıştı? Niçin? Hiç uyanmamayı istedi. yeni bir çoban göndermişler.www. Bunların hepsini gözünde canlandırıp aklına getirince. Cam ne konuşmak istiyordu ne de yemek.Çok bağırma. Bütün bunlar gözünde canlanınca.. daha iyiydi.

. Su buz gibiydi. Dışan çıkıp gelen atlıya 'hoş geldin' dedi.cizgiliforum. . budalalık olduğunu anladı. Kalkıp çaya kadar uzandı. O akşam hava bozmaya başladı. istasyona karşılamaya gitmişler. Dönüp evine geldi. Nerden geliyorsun? .. hiç kimseye belli etmeden bir yerlere sokuşturdu. Yağmur ya da kar yağacak gibiydi. Onu ilk farkeden ve karşılayan Caydar oldu. gidecektir. Daha sonra otlağa gitti. 190/ElvedaGülsan Elveda Gülsarı/191 115 . Sağ ol.. çok işler yapacaktı. dedi. Ben görevimi yaptım. .. yalnız bir kez verilen cana. Caydar kocasımn sözlerinden utanarak: . dediler. O sırada Tana->ay korada temizlik yapıyordu. Şimdi biraz kendine gelmişti. Çora'nın çok hasta olduğunu sana bildirmemi söylediler.Biraz dışan çıkar mısın. Mutlak gelsin. saçmalık.Bir iş için köye inmiştim. bu defa çok ağır hasta. "Ay Allah! Yine mi Çora?" diye düşündü. gelen var. Karşılaştıklan zaman biraz konuştular.com. Aytbay atının başım çevirdi. Önceki acılan birden depreşiverdi. Tanabay yine kaşlannı çatmaya çalışıyor. hiç konuşmadan ve durmadan çalışıyordu. yakındaki sürülerden birinin çobanıydı..Ha.. Gidip gitmemek sana kalmış. Eğilip avuçlarıyla su içti. Bu yüzden Tanabay onlara içinden teşekkür ediyor. in aündan. Avuçlayıp aldığı su. Sonra biraz durarak: . sürüyü koraya getirdi.. nasıl kıyardı? Segizbayev gibileri için ölmeye değer miydi. Kansı kapalı koranın kapılına geldi: . gökyüzünü kara bulutlar kaplamıştı. Az önce aklından geçirdiği kendini öldürmek düşüncesinin. Gelen.Sen bilirsin Taneke. Karanlık basıyor. hiçbir şey olmamış gibi çalıştılar. o her zaman hastadır zaten. Hayır! Daha yaşayacaktı. Tanabay kamının ses tonundan kötü bir haber alacağını sezmişti. Değişen bir şey yoktu sanki. Yine var gücüyle işe koyuldu. ama bu ani değişiklikten kuşkulanmasınlar diye kendini tutuyordu. İnsan denen varlığa. . Tüfeğini. Oradan geliyorum.www. fişekliği. ama gitmeyeceğim. gider. Yeni doğmuş kuzulan soğuktan koruElvedaGülsan/189 mak için çare aramalıydılar. . Dağlar sislere bürünmüş. O gün. Korayı temizleyip yere kuru saman yaymak gerekiyordu. demek sensin Aytbay. Çayın kıyısında küçük buz parçalan yüzüyordu. Burada işler başımdan aşkın. Seni görmek istiyor. dedi. Okuldaki oğlunu da çağırmışlar. Onu görmek istemiyordu. o da bir avuç daha alarak üstüne döke döke içiyordu. Hava kararmaya başladığı sırada bir atlının gelmekte olduğunu gördüler.enginel elveda gülsarı . içeri buyur.Gider. Gördüğün gibi hava da bozuyor. ama olanlan unutmak ve cesaretini yitirmemek için kendini zorluyordu. haber verdim. yaşadıkça da bu yerleri daha çok çiğneyecek. şimdi gitmem gerek. Artık karısına.Ben doktor değilim ki.Haber verdiğin için sağ ol.İyi düşün. kızlanna ve yardımcılara daha yumuşak davranmak istiyor. titreyen parmaklan arasından akıyor.

Benim adıma nasıl cevap verirsin! Gidip gitmeyeceğime ancak ben karar verebilirim. Ama öfkesi kabarmıştı bir kere. kuşağım. El ne dermiş? Ne derse desin! Umurumda değil. Sonra el ne der? . Çora'ya söylediklerini aklından çıkaramıyor. iyi misin.www.Boş yere ısrar etme. ben başka yola. Sen hep insanlığı. Benim dostum-mostum yok artık. Tanabay bu konuda karısıyla konuşmamak için eve gitmiyor. . kor parçası sıçrayabilir. Ölüm döşeğine yattığım zaman beni yoklamaya da gelmesinler. ". .Sen ne dediğini düşündün mü hiç Tanabay! . "Gelmezsen gelme!" diye söylendi Tanabay. hafiften kar yağmaya başlamıştı. keçeye. saygıyı. Tek başıma da ölebilirim. bunu yapamazdı. İnadını kıramıyor. Tanabay'ın muşambasını.. eldivenlerini ve önemli ziyaretlere giderken giydiği börkünü ve ceketini de getirmişti.Bak Tanabay.cizgiliforum." Sonunda Caydar geldi. homurdanmaya devam ediyordu: "Gidip de ne yapacağım? Nasılsın.com. Benim için hiçbir şeyin önemi yok artık. Git oraya! İnsanlığını unutma.enginel elveda gülsarı Tanabay hiçbir şey söylemedi... giyeceklere el sürmedi.Hayır! dedi Tanabay başını inatla sallayarak. benden bir isteğin var mı? diyeceğim. O başka yola gitti.. :4 . Şimdi istiyorum. bugüne kadar senden benim için bir şey yapmanı hiç istemedim. Bu ilk değil ki. çok düşündüm de ne oldu? Sonunda partiden kovdular beni. gücen-mişliğini bana bırak. kıvılcım. ." Karanlık iyice bastırmış. gitmeyeceğim. Büyük sessizlik içinde. emekli olsaydı. kar tanelerinin yere düşerken çıkardığı o varyok ses bile duyuluyordu. Benim için hiçbir şeyin önemi yok artık. inleyip durdu da yine at sırtından inmedi. Hay senin canından değerli şefliğin batsın! Bundan sonra seni bir daha görürsem gözlerim çıksın! Kızarsan kız. gitmeyeceğim! . dedi. 116 . iyiliği düşünürsün.Hadi giyin. yeni çizmelerini..Hadi vakit kaybetme. Tanabay'a göre bir şey değildi bu. Sonra ömür boyu içinde ukde kalsın mı istiyorsun? . Ben çadıra gidip ateşe bakacağım. Nasıl yardım edebilirim mi diyeceğim?" Hayır. Gerçekten dost idiyse şimdiye kadar neredeydi? Hayır. Acını.. Tanabay yerinden kıpırdamadı. Gitmeyeceğim dedim. Elini hiddetle salladı ve sonra kalkıp koraya gitti. Tanabay'ın giyeceklerini orada bırakarak çadıra gitti. Caydar. "Beni zorla gönderemezsin.Niye ukde kalacakmış? Korkma ölmez. şimdi böyle ağırlaşmazdı.. . Atlı uzaklaştıktan sonra karısına çıkıştı: . Ömür boyu hastalıktan kurtulmadı. Bir süre yatar yüıe kalkar. birbirlerini iten koyunlara küfürler savuruyordu.. meleşen kuzuları bir köşeye sürüyor. karısı da onun yanına gelmiyordu.İşi vaktinde bıraksaydı. Ben de kızıyorum ve kimsenin umurunda olmuyor.. Artık umurumda değil.Düşünecek ne var bunda! Yetti artık! Düşündüm. Yatışmıyordu. Bir zamanlar dost idik ama artık bitti.İyi düşün Tanabay. Doğuran koyunların kuzularını alıyor.

enginel elveda gülsarı Caydar yine geldi: . bu inadından utanmaya başladı. Caydar. onu zorlayan yok. . Öfke aklımı başımdan aldı. karanlıklar içinde yapayalnız yol alıyor.Evet. Caydar devam etti: "Eğer bir erkek değilsen. . sen evde sümüğünü çeke çeke otur. Süsmek için başını eğen bir boğa gibi. Hayvanım hayvan!. ondan söz eden gaze--'. Onun elini sıkıp ilk kutlayan da Qora idi. Kar ince ince sepeliyordu. O zaman senin yerine ben giderim. Düşüncelere dalıp gitmişti. duygularımı böylesine açığa vurmam niye? Nelere uğradığımı. hayatının uzak geçmişini düşünüyordu. dipsiz bir girdap gibi döne döne akıyordu.cizgiliforum. "Ya bu karanlıkta yolunu şaşınrsa. partiye birlikte girmişlerdi. öldürsen bile sözünden dönmezdi. ay-t dın'genci o idi." Biraz durdu. Ben şimdi gidiyorum. Tanabay hiç sesini çıkarmadan giyinmeye başladı. kar taneleri başına. eyer üzerinde Elveda Gülsarı/193 kımıldamadan oturuyordu.Atı eyerledin mi? dedi Caydar. İlk adımı yine karısı attığı için memnundu. Caydar bir adım daha yaklaştı.Sabah erken yola çıksam olmaz mı? dedi. yitip giderse ne olur? Ne yapalım. Komsomola birlikte katılmışlardı. Üzüntümü.Hadi kalk giyin! Tanabay emre uyan bir asker gibi ayağa kalktı. 117 . Çora da gencecik idi o zamanlar. ne kadar acı çektiğimi herkes görüp anlasın diye mi? Karımı da çok üzdüm. Kanal açılmasında beraber çalıştıklarını hatırlıyordu. ağır ağır atı eyerlemeye gitti. Onu sözünden caydıramazdı artık. Bunu nasıl yaptığını kendisi de anlayamamıştı. Sözünü geri almak da zoruna gidiyordu.www. kendi istedi. onun ne suçu var? Beceriksiz. Sonunda reddettiği ağır hasta dostunun çağrısına uyarak." Tanabay ata eyer vururken yaptıklarından.! teyi ilk gösteren Çora olmuştu. • . Dağlarda gece. Gelip geçen günleri.. Kendi resmini basan. fenerin solgun ışığında yüz ifadesinin korkunç olduğunu ve gözlerinden od fışkırdığını gördü Tana192/ElvedaGülsan bay. seyrek ama iri iri düşüyordu yere. Köyün yüzünü ağartan bir gençti.com. . sakalına yapışıp kalıyordu. Çocukluk günlerini de. yoksa iş işten geçmiş olur.. hemen şimdi gitmelisin. koluna.Canımı sıkmasana! Gitmeyeceğim dedim ya! Caydar öfkeyle bağırdı: . işe yaramaz adamın biriyim ben.Daha giyinmedin mi? . omuzuna. "Hay inatçı kadın! Bu karanlıkta nasıl gidecek?" diyordu aü eyerlerken..Öyleyse hemen giyin! diye muşambasını uzattı. bana hemen atı eyerle!" Tanabay. Yine de bir onur meselesi yaparak: . gitmezsin. Köy halkının okumuş. Tanabay kan silkip atmak için bir harekette bulunmuyor. kaşlarını çatarak Caydar'ın yanına geldi. Baharın son kan.Olmaz. "Bir hayvandan farkım yok benim.

Artık kendini bağışlayabilir miydi? Karla kaplı sokaklardan geçerken. ağaçlara bağlanmış atları gördü. sabahın bu erken saatinde... yer yarılsa da içine girsem diye düşünüyordu. yüksek sesle ağıt söylemeye başladılar: • Oy ciğerim oy! Vay ciğerim vay! "Kazaklar da gelmiş" dedi Tanabay içinden. öyle bir ses duyar gibi olmuştu. pişmanlık ve utanç duygularının ağırlığı altında eziliyor. önünde bir atlı grubu gördü. buz gibi soğuk havayı içine çekiyordu. Sonra atını dörtnala 194/EtvedaGülsan » " kaldırdı. ilçeden dönerken Çora'nın yorgaya binerken kendisine yetiştiği zamanı da canlandırıyordu gözünde.. "Olamaz! Nasıl olur. Aman Tannm! Ne ağır sözler söylemişti Çora'ya. Kar hâlâ yağıyordu. kimsecikler görünmüyordu.enginel elveda gülsarı ¦¦¦'.. bütün bölgede olduğu gibi onların da çok iyi tanıyıp saydıkları. Onu düşünüyordu: "Çora nasıl acaba? Ağır hasta olarak yatıyor muydu.. Tanabay atını hızlandırdı ve az sonra köy göründü. bir an önce varsaydı. dönüşü olmayan yolculuğuna çıkarken.. Birden. Sonra hep birden eyerleri üzerinde ileri geri sallanarak. ona öyle gelmiş.www. olamaz!" diyordu. Tanabay üzengiler üzerinde doğrularak kalktı. O zaman anladı Çora'dan hiçbir umut kalmadığını: Çora ölmüştü! Çayın karşı yakasında oturan Kazaklar. Önündeki bayın aşınca oraya varacaktı.he-lalleşmek için onu çağırmış." Şafak söktü.cizgiliforum. onun cenaze törenine katılmaya geliyorlardı. son sözünü söylemek. Çora nasıldı acaba? Biraz daha hızlı gitse. Bir şey işitmedi. yumuşamaya başladı.. suçluluk. yüreği burkuldu. 118 .com. olanları konuşmak helalleşmek mi istiyor?. Herhalde. "1 Tanabay'in Çora'ya karşı buz kesilen yüreği yavaş yavaş çözülmeye. Ölüm döşeğine yatmış bir adamın son dileğini yerine getirmemek bağışlanır bir suç muydu? Bu dileği yerine getirmemek şerefsizlik değil de neydi? Tanabay. köy sokaklan. pek değerli komşuları Çora'nın ölümü için yas tutmaya. sonra birden kesilen çığlığı idi bu. öyle olmasa okuldaki oğlunu ne diye çağırsınlar? Belki bana bir diyeceği vardır. Çora'yı bir öz kardeş gibi sevdikleri. Çok kısa bir süre öylece durdu. Ağlayan birinin ta göğe yükselen. Ağzından burnundan soluyor. kar altında kalan bahçelerin çıplak ağaçları arasından uzayıp gidiyordu her yana. ne kadar hakaret etseler azdı. Sonra evlerden birinin önünde toplanmış kalabalığı. Buradan. O saatte sokaklar ıpıssızdı. O ev Çora'nın eviydi! O kalabalık niye toplanmıştı oraya? Ne olmuştu? Yoksa Çora. köy tarafından şafağın sessizliğini bozan soğuk bir ses geldi kulağına. ne bağışlanmaz bir davranıştı bu! Bir kara yüzlü olmuştu. Atını mahmuzladı ve o bayıra çıktı. oysa kendisi inatla bu çağrıyı reddetmişti. Ne büyük aptallık.. parça parça oldu. Bu defa çok ciddi galiba. Pekâlâ mümkün olan olaydan sanki kendisi sorumluymuş gibi.. Biricik dostu Çora. rüzgâra kulak verdi. Caydar niye yüzüne tükür-memişti onun! Ona ne deseler. Bunlar sessizce Çora'nın evine doğru gidiyorlardı. Derken. Atın başını çekip durdurdu.

Bibican'ın yarsız ve yalnız kalması. bir mutlu ve aydınlık gün görmeden yaşlanıp gitmesi içindi. ağladılar. Örtüyü kar kaplamıştı. Gözleri yaş doluydu. eyersiz tutmak. Ama Bibican gelmedi. Tanabay. bağışla! diye ağlıyordu Tanabay.com. karşı196/Elveda Gülsan sında duran Bibican için. Sonra Tanabay kalabalığın arasına girdi. "Biz ta en eski atalarımızdan beri herşeyde beraber olduk: Tasada ortak. Çora'nın öğrenci oğlu Samansur. kıvançta ortak. Gözleri kararmıştı.enginel elveda gülsarı Tanabay "Sağ olun Kazak soydaşlar. öylece duruyordu. bir sağa. avluda. .. Şimdiki ağlayışı. yüzünü duvara dayamış.Bağışla beni Çora! Bağışla beni! diyordu durmadan. toylarda ortak..cizgiliforum. ağladılar.www. Kucaklaştılar. Sonra o da dövüne dövüne. Birileri gelip onları ayırdı. Tanabay yüzünü bindiği atın yelesine gömdü. İşte. Herkesi yakından görüyordu şimdi ve o sırada. öncekinden de büyük hıçkırıklarla sarsıla sarsıla ağlamaya başladı. bir gelenekti. Gülsan orada bağlı duruyordu.Artık senin baban yok! Benim Çora'm yok! Bağışla. Yalnız Çora'dan değil.. Bibican Tanabay'a gözlerini dikti. Birkaç kişi onu attan indirdiler. Beli bükülmüş. dedi. . çektiği bunca sıkıntı için ve eziyetler için. dile getiremeyip içine attığı her şey için ağlıyordu. bağışla beni Çora diye bozladı Tanabay. sonra tekrar başını kaldırdı ve tekrar kapandı... Çora'nın oğluna götürün onu. o müthiş fırtınalı gece için. Sahibi ölen atlara böyle kara örtü örtmek. Kara bir örtü koymuşlardı üstüne.. Tanabay. bu dünyadan göçen dostu için sel gibi gözyaşı dökmeye başladı. Tanabay'a döndü.. Tanabay bunu duymamıştı. Gelmedi ama. Çora'nın evine gelmişti. bu çığlıklanyla Bibican'dan da bağışlanmasını diler gibiydi. beni avutsa. "Bibican yanıma gelse. kader ikisini ayırdığı için. işlediği suçlar için.. köyün ıssız sokaklarında yankılanan bir haykırışla: * Çoraaa! Çoraaaa! Çoraaa! diye. o da kendisi gibi ağlıyordu. . Çora'sız kalan bizlerle birlikte ağlayın!". Hıçkırıklar doldurmuştu havayı. bir sola sallanarak. Sahipsiz kalmıştı soylu yorga. onu. gözyaşlarımı kendi eliyle silse. Ağlayın kardeşlerim. Gözyaşları iri iri damlalar halinde akıyordu. sağ olun" dedi içinden. koluna girip kalabalığın arasından geçirdiler. kamburu çıkmıştı.. Neler neler içinde o gözyaşları. Tanabay'ı yatıştırmaya çalışanlar başkaları oldu: 119 ." diye düşünüyordu bir yandan. yarışElvedaGülsan/195 larda ortak. Çevresindeki yüzler bulanık bulanıktı. Karalara bürünmüş Gülsan için. Bibican'ı da gördü.. O sırada biri: Tanabay'ın inmesine yardım edin.Bağışla beni Çora. ömür boyu yitirdiği her şey içindi: Artık hiç göremeyeceği Çora için.

kara bir şerit gibi görünüyordu. Çora'yı ben öldürdüm! O hiç gereksiz acı sözleri söyleyen dilimle öldürdüm!. konuşan bir insanım. topla kendini. sarsılıyor. Tanabay Çora'dan af diledi.. tüten semaverin yanından ve avluda yanan ateşlerin dumanlan içinden geçerek. Çora'mn yanında. dışanda konuşalım. Gökyüzünde donakalmış gibi hareketsiz duran bulutların arasından. Tanabay'ın yedeğindeydi. yumuşak. ikimiz. evin arkasındaki bahçeye geldiler. dilsiz hayvandan daha dilsiz. Kamyonun hemen ardında iki kişi yürüyordu. yan kapaklan indirilmiş bir kamyon. saElveda Gülsan/197 hipsiz. karalara bürünmüş Gülsan'yı götürüyordu yedeğinde.Sabır Tanabay." diyordu. ikincisi Tanabay idi. "Bu Samansur daha düne kadar koşup oynayan bir 120 . Birlikte evden çıktılar.. Tanabay. Tann sana konuşma dili vermemiş. eyersiz. Kendini topla artık..enginel elveda gülsarı . gözyaşlarını dindiremiyordu. . Köyün dışındaki yol. Çora'dan aynldık. sanki. Çora'mn son seferi için açıyorlardı o yolu. sabır. güneşli. tepe üzerindeki mezarlığa kadar uzandı. O yolda sen niye kîşneyerek beni durdurmadın? Ne yapalım. İkisi de kendi düşüncelerine dalmıştı. Çora'yı dönüşsüz yolculuğuna çıkaran cenaze alayı. "Hayat dediğin bu işte. bembeyaz karla kaplıydı. Geriye kalanların hepsi atlıydılar. Artık Çora yok. Aynı kamyonda. çocukları ve yakın akrabaları oturuyordu. Cenaze alayı. Yetim kalmış Gülsan. Ama. acısını daha da arttınyordu. Bu sözler onu avutamıyor. Mezarlıkta Samansur'la birlikte kabre indiler. Oradan da 198/ElvedaGülsan ark boyunca yürüyerek devrilmiş bir ağacın yanında durdular ve bu ağacın üzerine oturdular. arkama bakmadan çekip gittim. Yol. Cenaze alayının önünde. Atların toynakları altında ezilen bu yol genişliyor. dedi. Tanabay durmadan tekrarlıyordu: . Yumuşak kar taneleri hâlâ uçuşuyordu havada.Bağışla Çora! Bağışla! Bağışla! Cenaze aşından sonra Samansur Tanabay'ın koluna girerek onu dışan çıkardı: .Taneke.cizgiliforum. belli belirsiz. beyaz bir top gibi görünüyordu. Ta-iabay içinden onunla da konuşuyordu: "İşte böyle Gülsan. çağıltısız kara bir çay gibi akıyordu. Çora'yı ebedî uykusuna yatacağı mekâna yerleştirdiler. Yaya yürüyenlerden biri Çora'nın oğlu Samansur. sen ve ben. Çora'nın yolu bitmiş oldu. dediler. Mezarlığa giden yol boyunca. size söyleyeceklerim var. 22 Çora'mn cenaze namazı ikindide kılındı ve onu toprağa verdiler.Bağışla beni Çora. Oysa benim dilim var.www. bir gün bitiverir" diyordu Tanabay. Göl kadar gözyaşı dökmek Çora'yı geri getirmez. Suskundular. karısı. daha kötüyüm. Ve orada.. bağışla! Beni duyuyor musun? Bağışla. binicisiz. Sarsılıyor. İnsanların arasından. beyaz keçeden kefene sarılmış Çora'mn cenazesini taşıyordu. Dostunu o yolda öylece bırakıp.. bağışla! Bir tepecik meydana getirdiler.com.

Son ana kadar bilinci yerindeydi. Hayatın anlamı da budur". Sessiz hıçkırıklarla sarsıla sarsıla ağlıyordu.enginel elveda gülsarı çocuktu. benim parti üyelik kartımı o götürüp teslim etsin. Dilerim babası gibi olur. ileri götürürler. ama söyleyemeden gitti. Çora dünyadan göçüp gitmişti. Sizi çok bekledi Taneke.Partiden çıkarıldığıma göre. Yalnız. dedi. Çora kendisiyle birlikte.Samansur. tıpkısıydı babasının. Böyle de olmalı. Biz yolda olduğunu. Babanın yerini oğul alır. Tıpkısı. . Çocuk babasının gençliğine çok benziyordu. bizden bilgili. beni düşündüren bir durum var. biliyorum. Çora'mn aile içindeki yerini o dolduracak artık. Partinin ilçe merkezi komitesine. Tanabay. Söyleyeceklerini söyle bana. bir şeyler söylüyordu ama anlayamadık. Kendi eliyle götürmesini söyle. onun üyelik kartını oraya götürmeye hakkım yok.Ben geldiğimde babam daha ölmemişti Taneke.Biliyorum Samansur. Size bir şeyler söylemek istiyordu herhalde. ona layık evlat olduğunu gösterir. size iletmemi istediği bir sözünü söyleyeceğim. Kendilerine de. Tanabay hiçbir şey söylemedi. Artık Ço-ra'nın yerine Çora sensin. Beni Partiden çıkardıklarını biliyor musun? . dedi S^mansur.. Boşuna dememişler "Babalar ölür. benim Tanabayım'a söyle. Ölümünden bir saat önce yetiştim. . Biz de bunun için babayız. "Tanabay nerede? Gelmedi mi?" diye sorup durdu. hâlâ birilerini bekliyor gibiydi. Seni Çora'yı dinler gibi dinleyeceğim.Kulağım sende oğlum. Tanabay'ın bir yansını. bana kızmamasını istiyorum. ama Samansur babasının delikanlılık çağını bilmiyor.Sağ ol Samansur. dedi. Artık son nefesini verdiğinde. Babana da şükran duyuyorum. ama oğullar onu yaşatırlar" diye. hayatımn çok önemli bir bölümünü ve daha birçok şeyi alıp götürmüştü.com.www. Çora'yı bilenler ve ananlar var oldukça Çora ölmez! . Tanabay biliyordu.cizgiliforum.Ben size babamın bir vasiyetini. Tanabay bunu o anda farketti. Görüşmemiz gerekiyordu. Elveda Gülsan/199 . 121 . bizden ileri olsunlar. şimdi kocaman bir delikanlı. Dudakları yine kımıldıyor. Yetişemedim. ondan özür diliyorum. kocamış bir adam gibi sakalını sıvazlıyordu: . Herhalde bu acı onu olgunlaştırmış. . başkası götürmesin. Oysa onlar ikisi bir kişi gibiydiler. Şimdi onunla iki büyük insan gibi konuşuyoruz. Oğullarımızın bizden daha bilgili. Gözleri sönüyordu.Babam size şunları söylememi tenbih etti: "Oğlum. başkalarına da yararlı olsunlar. bunlan söylediğin için sağ ol. Tanabay Çora'mn sesini duyar gibi oldu ve irkildi. bjunu söylemeyi sakın unutma. az sonra geleceğini söylüyorduk her soruşunda. Oğullar bizden akıllı.. ah yetişemedim! Suç benim! . Kendimi hiç bağışlamayacağım. daha başarılı olmasını dileriz. Oğullar babalarının işlerini sürdürür. . beni bağışlamasını. Bundan sonra gücü kalmadı.Evet biliyorum. artık sen aile reisi oldun. dedi Tanabay hıçkınklannı keserek.

her türlü düşünceler üşüşüyordu kafasına. büyük at Gülsan. büyük dost. kışın ayazında.cizgiliforum. Karşıdan gelen rüzgâr atın yelesini savuruyor. ufukta tek başına parlayan o yıldıza doğru koşuyordu. Ertesi sabah.com. 122 . . bir elin parmak-*ları gibiydiler. Demek daha bitmemişti. yeryüzüne yayılıyordu. Neyleyim ki bu felaket geldi başıma. zorda ve kolayda. ben niye güvenmeyeyim? Komitedekilere söyleyiniz: "Komünist Çora SayaV *^v 200/Elveda Gülsan kov'un ölüm döşeğinde iken son isteği. ayrılamazlardı.enginel elveda gülsarı . sonra alev alev yükseliyor. kötü günlerde. daha dün partiden kovulan Tanabay'ı niçin seçmiş. sayıldığım anlatacaktı. hızlı ve düzenli koşma niteliğini yitirmemişti ve gücünün doruğundaydı. • Tanabay yol boyunca düşündü: Çora parti komitesine üyelik kartını götürmesi için. Yine anılar.Bunu candan gönülden yapmak isterim Samansur. doğan güneşe. Ama gerçekti. Besbelli ki Gülsan. Gençliklerinde Çora ile birlikte. Tanabay'ın yüzüne vuruyordu. Tanabay çoktandır binmemişti yorga Gülsan'ya. Beyaz sisler arasından. 'Çora konuşamazdı' derken yine yüreği parçalandı. Ayazdan kaskaü olmuş yol namlı yorganın nallan altında eziliyor. Ben babamın vasiyetini söyleyerek görevimi yaptım. Hiçbir zaman Çora'dan öğrenemeyecekti bunu. İleride. Tanabay'ı uçar gibi götürüyordu Gülsan. Artık Çora konuşamazdı. gözün ulaşamadığı bir uzaklıkta. kafasında yeniden canlamyordu. Bu vasiyeti yerine getirmenizi sözden rica ediyorum. Şafağın doğurgan rahminden sökün eden ilk ışıklarla yeni bir gün doğuyordu. . Şimdi o. Can dostu Çora Sayakov'un vasiyetini yerine getirecek olan Tanabay vardı eyerde.Orasını bilemem Taneke. ne sağ iken ne de öldükten sonra Çora'dan kopanl-f?nayı haketmediğini anlardı. donmuş yolu nallanyla döverek koşuyordu. tan ağarmadan önce Tanabay atlandı. Sen götürüp versen olmaz mı. Babam bu vasiyeti kime niçin bıraktığını biliyordur. İyi günlerde. yazın sıcağında. çıtırdıyor. Gülsarı yine eskisi kadar hızlı koşuyordu.www. Onun. Kendisini de anlatacaktı. Buna kendiniz karar verirsiniz. nasıl canla başla çalıştıklarım anlatacaktı. Babam size güveniyordu. Bunu biliniyorlarsa öğrensinlerdi. vasiyeti böyleydi" deyin. Ço-ra'nın son dileğini yerine getirecekti. Unutmaya çalıştığı ne varsa. Çora ile Tanabay. hepsi gözünün önünde. çınlıyordu. bunca kişi arasından. Çora'nın parti Elveda Gülsarı/201 üyelik kartını teslim etmeye gidiyordu. Kartı verecek ve Çora'nın nasıl bir adam olduğunu anlatacaktı onlara.Hayır olmaz. şafak ağır ağır sökmekteydi. altın renkli ışınlar süzülüyor. Gülsan. herkes tarafından nasıl sevildiğini. Belki o zaman herkes Tana-Jbay'ın. niçin bunu vasiyet olarak söylemişti? Bunun anlamı neydi? Bu bir sınav mıydı? Tanabay'ın partiden atılmasına karşı olduğunu mu anlatmak istemişti? Bu soruların cevabım veremiyordu.

Tanabay. göz açıp kapayıncaya kadar Tanabay'ı ilçe merkezine ulaştırdı. iş saati henüz başlıyordu. Biraz düşündü ve birden üzüntü ve öfke ile "Bu nasıl olur? Bu iş bu kadar basit mi" diye düşündü.Tanıyorum. Tanabay hiçbir yana sapmadan. o buna tanıktır" diyecekti. Lütfen bir daha söyler misiniz? Onu görmem gerek. Sekreter kadın biraz duraladıktan sonra tekrar içeri girdi ve döndü: 123 .Benim yoldaş Kaşkatayev'e söyleyecek sözlerim var. "Bunun ne önemi var. isterseniz Çora'nın oğlu Samansur'a sorun. diye cevap verdi kadın. . "Herkesin yanında söylenmiş bir vasiyet. . balığın karaya çıkması gibiydi onun için.. üyelik karünı benim getirip teslim etmemi vasiyet etti. kaskaü olmuş yolda çın çın sesler çıkararak düzlüğü aşıyor. Aleksandrovka yokuşuna yaklaşıyordu. sağda. Onu yeniden partiye alsalar çok sevinecekti. "Ben sanıyordum ki.Onu görmeye geldim. Kendi suçunu da kabul edecek. Sayakov'un kartını kayıt bölümüne teslim etmenizi söyledi.cizgiliforum. Yine düşünüyordu: Başkan ne diyecekti? Nasıl karşılayacaktı? Koridor boştu.. Yeter ki içini dökmeye fırsat versinler! Tanabay Parti sekreterinin odasına nasıl gireceğini.Odasında. Adım Bakasov. Gülsan. köpükler içinde kalan yorgayı dosdoğru komite binasımn önüne sürdü. Nasıl bu kadar çabuk geldiğini Tanabay da anlayamadı. atını bağladı. dedi kadın her şeyi bilirmiş gibi bir gülümseme ile..Selam. Ya ona "Sen partiden atılmış bir adamsın. ölmekte olan bir adam her şeyi sayıklar. Orada indi. . Koridorun sonunda. Ölmeden az önce. Başkanın sekreteri kadın içeride pek az kaldı.Yoldaş Kaşkatayev meşgul. Tanabay dosdoğru Kaş-katayev'in bürosuna yöneldi. . Parti dışında kalmak. özür dileyecekti. İşte bunun için geldim. bir dakika bekleyin.www.. Bu da ne demek oluyor? diye bir an şaşkınlık geçirdi. Aktaş kolhozunun çobanıyım. "Kayıt bölümü. . dedi kadın kapıyı sıkıca kapatarak. Çora'nın ölüm döşeğinde söylediği vasiyetidir" diyecekti. koridorun sağında. dedi kadın." derlerse ne cevap verecekti?.İyilik. partinin ilçe yönetim kurulu bürosuna geldiğinde daireler yeni açılıyor." Kadına döndü: . durumu nasıl anlatacağını da düşünüyordu. üstünü başını düzeltti ve yüreğinin güm güm atma202/Elveda Gülsan sim yatıştıramadan bürodan içeri girdi. Hemen görürsünüz.com. Namlı yorga. partinin resmi belgesine el sürme hakkım nereden aldın?" derlerse! "Bu.. Bu süre için bile Tanabay heyecandan yerinde duramadı.Pekâlâ. Tanabay böyle düşüncelere dalmış giderken. Kabul odasındaki sekreter kadına: . Halktan gelip gidenler yoktu daha. Öyleyse ona söyleyin: Bizim parti örgütçüsü Çora Sayakov yoldaş vefat etti.. Çok önemli. önündeki masaya Çora'nın kartını nasıl bırakacağım.Yoldaş Kaşkatayev odasında mı? . İyi misiniz? dedi ...enginel elveda gülsarı Yeter ki ona kulak verip dinlesinler.

Çora'dan kalan son anı bu oldu. Tanabay'ın yanan yüreğine su serpmiş. Irakları yakın eden Gülsan'nın bu koşusu.. sancılarını azaltmıştı. Bozkır ve rüzgâr.Çok meşgul. Bir-iki gün öncesine kadar o kılıfta kendi üyelik kartım taşıyordu. Sonunda Tanabay kartı memura uzattı.. argımak' Gülsarı. "Hoşça kal Çora! Elveda!" diyordu içinden. babasının adını. Koridorda yürümeye başladı. boş yere beklemeyin. .enginel elveda gülsarı .com. Üzerinde ufak bir pencere olan kapıda "Kayıt Bölümü" yazısı vardı. onu sırtına alıp 1 Argımak: En iyi cins at. Ölüm kaydını düştü. Sonra. kart numarasını ve partiye giriş tarihini yazdı. Atın dizginini tuttu ye inmesine yardım etti. Tanabay dışarı çıktı. soylu Gülsarı. sonra bu kılıfın içinden Çora'nın üyelik kartını çıkardı.Bitti. Kayış bağı da olan deri kılıfı. keçe çadırdan. .Bitti mi? dedi Tanabay. karla kaplı ulu dağların ardından Ay doğuyordu ve onu seyredecekti. Sonra kadın o defterde bir yeri göstererek Tanabay'a imza attırdı. Aktaş kolhozundan geliyorum.Çora'yı kaybettik! Artık Çora yok. Karşıda. Ve küçük pencere tekrar kapandı. Caydar çocukları yatırmak için çadıra girmişti. Daha sonra keçe çadırın arkasındaki koytaşın1 üzerine oturdu. karttaki numarayı aldı. . Gülsan'nın nal seslerine uyarak onlara doğru koşuyordu. Caydar da kocasını kucakladı1 ve ikisi birlikte Çora için ağladılar. eşelenip yeni odun atılan ateşin çıtırtılarını duydu. o küçücük pencereden kartı alan memurun yaptıklarını seyre koyuldu. 204/Elveda Gülsan köye doğru uçtu. Her şey tamam! Hepsi bitti! Ve.. . Kartı çıkarırken küçük pencerenin gerisindeki kadın sabırla bekledi. dedi. Yalnız kalmak istiyordu. Koytaşın üzerinde dağlan seyrederek oturan Tanabay.Güle güle. Caydar! Benim dostum Çora yok artık! diyen Tanabay yeniden hüngür hüngür ağladı. ona-sarılıp başını omuzuna koydu. Bizim Parti ifrgütçünHiz Çora Sayakov vefat etti. gitseniz iyi olur". Bozlarda bahar yeşilliği görülmeye başlamıştı.Evet bitti.www. önce." Daha da yumaşattı sesini: "Sizi görmek istemiyor.. soyadını. . Büyük bir deftere adını. Tanabay çıktı. Kapıya vurdu. Karısı sessizce karşıladı.Parti üyelik kartı teslim etmeye geldim. Tanabay Caydar'a döndü. ağladı. Tanabay hemen o akşam dağdaki çadır evine döndü. Sonra daha samimi bir ses tonuyla: Elveda Gülsan/203 "Konuşacak bir şey kalmamış. Pencere açıldı ve içeriden bir ses: . Kadın memur.Ne istiyorsunuz? dedi. dedi. Yorganın yularını çekerken: . sağlıkla. Gülsan. . Tanabay elini koynuna soktu. insanın yüreğini yolup alırcasına 124 .Peki. Sonra karısının kopuzundan.cizgiliforum.

inceliklerini öğretmiş ve delikanlı avcılıkta babasım geçmiş. havada uçan hiçbir canlı kurtulamazmış onun okundan. gBoz Geyik'in sürüsünü de kınp geçirmiş. Geyik kaçmış. yeni doğmuş yavrulan da.enginel elveda gülsarı hüzünlü ezgiler geldi kulağına. Nişan almış ve bir atışta Tav-Teke'yi de vurmuş. ne söylediğini bilmediğini düşünmüş ve gülmüş." Tanabay. dere-tepe. Oysa bugüne kadar. şimdi ben topal ayağımla kaçacağım. Ne sağa gidecek yol varmış ne sola. kar-buz. ıssız ve engin bozkırda. Elveda Gülsan/205 . yalnızdı. çok eski bir zamanda. hiçbir yana gidemez durumda kalmış. Oku fırlatmış.com. Attığı ok boşa gitmezmiş. Onu vurma!". Genç avcı da pe206/Elveda Gülsan şine düşmüş.. Genç avcı. Vurulan Tav-Teke yardan aşağı yuvarlanıp gitmiş.cizgiliforum. oradan ne aşağı gidebilir. Yakın dağlardaki bütün av hayvanlarını öldürmüş. Gerçekten kımıldamadan duruyormuş Boz Geyik. yayılan sürüye bakarlar. acıdan inim inim inlemiş. hiçbir şeyin merhem olamayacağı acılarla ağıdını söyleyen. Genç avcı topal geyiği yakalayamıyor-muş. Gelip durduğu yerden hiçbir tarafa adım atamaz. 1 Koytaşı: Çoban çadırlarının yanında bulundurulan büyük kaya. gözyaşlan dökerek yalvarmış: "Geyik soyunu kırıp tükettin. başını vuracak. bozla!. ne yukarı çıka-bilirmiş.. Bunu bilen kansı Caydar ona "Karagül-Botam" bozlağını çalışıyordu. Boz Geyik genç avcıya. avcı kovalamış ve kovalamaca günlerce sürmüş. "Bozla kopuz. ah dedikçe nefesiyle yel savuran çok büyük acılı bir insan atılan. acımadan vurmuş. Yaşlı avcı.www. bir kovalamaca başlamış. onulmaz derdini gömecek bir yer arayarak koşan bir adamın acı çığlıklannı andıran bir ezgiydi. ağlayan bir adamın bozlamasını anlatıyordu kopuzun telleri. Bunun üzerine çıkıp uzaklara. Çok. geyiğin ön ayağını sıyınp geçmiş. "Gördün mü. ağlıyordu.. demiş Boz Geyik. yaşlı bir avcının yiğit bir oğlu varmış. efsanedeki o yalnız adam gibi acılıydı. senin de sonun olacak!". Yalnızlıklar içinde kalan bir adamın hıçkmklan.. nişan almış. hiç kımıldamayacağım. onu sadece hafifçe yaralamış. Genç avcı yaşlı geyiğin bunadığını. Ama genç avcı onu dinlememiş.. Sonra genç avcıya dönmüş: "Hadi beni de vur.. Öyle bir yere gelmiş ki. Ama vuramayacaksın! Bu senin son atışın olacak. Yayını düşürmüş. Bunun için yalvanyorum sana. gebe hayvanlan isi. genç avcının başına hiç böyle bir şey gelmemiş. üstü başı parça parça olmuş. vurabilirsen vur bakalım!" Genç avcı yine gülmüş: "Sen de kaçabilirsen kaç bakalım! Benden vebal gitti. Yerde kaçan. Yakaladığım zaman kafanı koparacağım seni bunak hayvan!" Topal Boz Geyik kaçmaya başlamış. Dağ-taş. genç oğluna avcılığın bütün hünerlerini. Soyumuzun tamamen yok olmaması için eşim TavTeke'yi sağ bırakmanı istiyorum. yüreğime nişan al. Ok. Geride yalnız dişi Boz Geyikle onun yaşlı erkeği kalmış. O zaman Boz Geyik. Boz Geyiğin onu dik kayalara sürüklediğini farketmemiş. Hiç kimsenin avutamayacağı. yakalayabilirsen yakala... hiçbir zaman attığı ok hedefinden şaşmamış. 125 .

tepelerin birinden "Buradayım baba!" diye bir Elveda Gülsan/207 ses gelmiş kulağına.Ah zavallı oğlum.. . gece dememiş. Babası oğlunu aramaya çıkmış. yaralı bir kuş gibi. baş döndürücü bir yermiş.www.Sorma baba. Yolda oğlunun yayını bulunca. hiç sorma! Kargışlandım. sırtında kürkü kalmamış. .. çıkılamaz.. ne gökyüzünü. oğlunu kendi eliyle öldürmeye gönlü razı olmuyormuş. Sonunda. öyle acılar içinde ağlasın! Bunu diliyorum. kalkmış. Elbisesi lime lime. kımıldayamadan kalmış. Başını çevirip bakamıyor bile. İnilemez. dik kayalardan. nişan almış ve vurmuş oğlunu. karanlık dar boğazlardan geçerek. başına bir bela geldiğini anlamış. bana acıyorsan. lanetlendim. Bir de ne görsün! Oğlu dimdik bir kayanın tepesinde tünemiş. Günlerden beri burada böyle bekliyorum.cizgiliforum. çek okunu! Kurtar beni bu acıdan. kayadan kayaya. buraya koşmuş. Her yana bakmış. senin baban da. Boz Geyik beni bura. Kader beni böyle arbadı1 botam! 126 . Zavallı baba ne yapsın? Çığlık çığlık inletmiş dağlan.. Kargışlarım tutsun seni Karagül. Yalvarırım. dağlara. her yanı derin bir uçurum olan bir kayanın üzerinde. ne aşağı. kımıldamaya korku-yormuş. Karagül botam! Yalnızım. gündüz dememiş. Ama hiçbir çare yokmuş oğlunu kurtarmak için.. Akşama kadar karar verememiş.com. Gidip yere düşen cesedin üzerine kapanmış ve başlamış bozlamaya: Seni ben öldürdüm. Genç avcı.enginel elveda gülsarı Boz Geyik onu orada bırakmış ve gitmeden önce de şöyle demiş: "Artık buradan hiçbir yere gidemeyeceksin! Hiçbir kimse de seni kurtaramayacak! Soyumu kırıp yok ederek beni nasıl dayanılmaz acılar içinde bırakmışsan.. Oğlu acılar içinde inleyerek yalvan-yormuş: "Haydi baba. Oraya koşmuş. Kargışlarım tutsun! Lanet sana!" Boz Geyik böyle lanefokuduktan sonra. parça parça ediyormuş.. güneş batmak üzereyken. ağlaya ağlaya gitmiş. elini çabuk tut! Vur beni! Vur beni! Sonra da yıka ve göm!" Onun yalvanşı ve o hali. kımıldamadan. Sonra da okunu taşlara vurarak parçalamış. Pek ağır kargışladı ve bırakıp gitti. Acımasızlığımın cezasını çekiyorum. düşecek!. Biraz kımıldayacak olsa uçuruma yuvarlanırmış. vur beni! Daha fazla acı çekmek istemiyorsan. Zavallı baba korkular içinde. yüreğini parçalaya parçalaya. Yaşlı baba sesin geldiği yana bakmış. öldür de kurtar beni!. kendimi soldurdum botam! Felek beni böyle kargadı botam. oraya nasıl geldiğini bilemiyormuş. ulaşılamaz. Düştü. ne sağa. Çömelip yüzünü kayaya dayamış. zavallı babanın yüreğini yolup yolup kopanyor. kımıldamaya korkarak duruyor! Başında börkü. dağlar taşlar arasında koşa koşa. ne sola bakabiliyor. Ne yukarı.ya aldatarak sürükledi. oraya nasıl çıktın? . Senin yüzünü de göremiyorum baba! Vur beni baba! Kurtar bu işkenceden! Hadi baba. gözyaşlarını seller gibi akıtarak bağırıyormuş: "Karagüüüül! Neredesin? Karagüüül! Ses ver bana!" Ona yalnız kendi sesinin yankılan cevap veriyormuş: "Karagüüül! Neredesin!" Birden. Ama eli varmıyor.. Ne yeri. kayalara tırmanmış. ne de güneşi görebiliyorum. dağdan dağa sekerek.

tuzağa düşürdü.Hayır. Ona nefretle bakıyordu. karanlığa gömülmüş sıradağların ardında yavaş yavaş yükselmeye başladı. son denemesiydi. kopuzuyla ünlü ve eşsiz avcı Karagül'ün pek acıklı yırını çalmaya devam ediyordu: Avcılar avcısı güçlü Karagül Al kanlar içinde yatıyor botam!.com. Kamyonun üzerindeki adam: 127 . Bu. Eski sekreteri tanıdığından. bozlağı dinliyordu. onun da kendisini tanıyacağından hiç kuşkusu yoktu. başkaları da ondan övgüyle söz etmişlerdi. kendisini dinlerse. Tanabay'ın bir şey söylemesini bekledi. ateşin yanında oturuyor.cizgiliforum.. Bürodan çıktı. Merhum Çora da. Bektay idi. Sen de yüreğimi kül ettin botam! Ciğerimi yoldun. Biri kamyonun üzerinde duruyor. kanattın botam! Yaradılanlan yok ettin botam. . koytaşın üzerinde oturmuş. boş fıçıyı bir tahtanın üzerinde yuvarlayarak kamyona çıkarmaya çalışıyordu. Caydar. ona her şeyi olduğu gibi anlatmak isElveda Gülsan/209 tiyordu. Merkez Komitesi Birinci Sekreteri kolhoz çobam Tanabay'ı tanıyor olamaz mı? Tanış olup birbirlerine saygı beslemiş olamazlar mıydı? Bu yeni yazıcıya da onun için böyle demişti zaten. 23 Tan ağanyordu. Bu onun son başvurusu. Oradaki birahanenin önünden geçerken. Soğuk bir adam değildi. Ta eski çağlardan kalan bu Kırgız ağıdını dinledikçe içindeki sızı daha da arttı. kabul odasındaki yazıcı kadın. o büyük olayı izleyen günleri de hatırlıyordu. belki bir yardımı olurdu. ikincisi yerde. sağ olun. tükettin botam! Bu eleme beni sen attın botam! Seni ellerimle öldürdüm botam. dedi Tanabay. Tanabay yola koyuldu ve otobüs durağına doğru yürümeye başladı. Tanabay'ı görür görmez gözünü ondan çevireme-den bir an donakaldı. 208/Elveda Gülsan Avcılığı sana öğrettim botam.www.Onun başka yere tayin edildiğini duymadınız mı? . kendisini bağışlamasını istedi. onunla özel bir konu-oa görüşecektim. keçe evin içinde. İşte bu yerdeki genç adam bir ara başını çevirip ona baktı. o da beni tanıyordu. ses çıkarmadan.Eğer işiniz önemliyse yeni sekretere söyleyeyim. Tanabay can çekişen atın başucunda. Eski sekreteri tanıyordum. Buna inanıyordu. .Hayır. duymadım. kendimi soldurdum botam! Tanabay keçe çadırın dışında. Ama Tanabay onun başka bir merkeze atandığını ancak oraya varınca öğrendi. o sizinle görüşür. Yalnızım. Yuvarladığı fıçıyı durdurup. Neslini kuruttun. O yıl Bölge Merkezinde yapılan büyük genel kurul toplantısında konuşmasını dinlediği birinci sekreteri görmek. bir kamyona boş bira fıçılarını yükleyen iki kişiye gözü takıldı. Tanabay ölen dostundan bir kere daha. Kusura bakmayın. J . Ay. Kimseyi rahatsız etmek istemem. O olaydan bir süre sonra Tanabay'ın Bölge Merkezine gidip geldiğinden kimsenin haberi yoktu. kımıldamadan. dedi. Az sonra dağı aşıp bütünüyle ortaya çıktı ve dorukların üzerinde bir yere asılıp kaldı. sağ olun.enginel elveda gülsarı 1 Arbadı: Bana oyun oynadı.

Kendisi partiden . yazık oldu. Bektay ise Tanabay'dan gözünü ayırmadan fıçıyı tutmaya çalışıyordu." 128 . canlı sesi çıkmaz orada. Daha başka ne yapsındı Tanabay? Yürüyüp gitmişti. onu bağışlayacağını söylemek istiyordu. en mutlu dönemi. Ama içinden "Olacağı buydu işte.com. Tanabay onun sürüyü bırakıp gittiğinden başka bir şey söylemedi. Bektay cevap bile vermemişti. kimseyle konuşmak istemiyordu. Aklını başına toplayıp hatasını düzelteceğini umuyordu. Bunu yüzüne vurabilirdi. Ama ben yaşadıkça sen hiç ölmeyeceksin Gülsan. onunla vedalaşıyor. Ot bitmez.. onun yoluna giden bir kamyona binip oturdu. Bektay'a acımıştı. aralarında olup biteni unutacağını. ısrarla bir şey söylemesini bekleyerek kendisine bakışı gözünden gitmiyordu.www. Fıçı aşağı doğru kayıyor.. Göğsünden hınlülar geliyor. "Cezaevinden çıktıktan sonra bana uğra. Onun.. Ona bu fırsatı vermemek için geri dönmedi ve yoluna devam etti. seninle beraber gi-'İdecek. uyuyor musun? Ne bekliyorsun? diye bağırdı ona. tyi bir insan olabilirdi. ateşin yanında kiI Elveda Gülsarı/211 mıldamadan yatıyordu. kovulmak gibi bir felakete uğradığına göre. Hep çekingen davranıyor.. Bir tulpar idin Gülsan. Aklını başına toplar. Benim kanatlarım oldun Gülsan! Haya-jtımın en güzel günleri. Demek bira 210/Elveda Gülsan işçiliğine yükseldin" diye düşündü. bir eliyle fıçının aşağı yuvarlanmasını durdurmaya çalışırken. Sonra biraz adımlarını yavaşlatarak "Aslında iyi çocuktu. ateşin alevlerine kirpiklerini hiç indirmeden bakıyor. helalleşiyordu: "Sen yılkının en iyisiydin. Bektay onun inandığı dâvayı küçümsemekte haklı olacaktı. Tanabay ona selam vermedi. Tanabay da tanık olarak dinlenmişti. Çünkü her zaman hatırlayacağım seni. yorga ile son konuşmasım yapıyor. Bütün vücudunda hayat belirtileri yavaş yavaş azalıyordu. Partiden çıkarıldıktan sonra da kendine güvenini yitirmişti. ama artık senin toynak seslerini duyamayacağım.enginel elveda gülsarı . Senin ayak seslerin kulağımda en güzel bir ezgi gibi kalacak. yapabileceğin işler konusunda konuşuruz" demişti. Tanabay. Bektay'a. Bektay'ın sürüyü bırakıp gitmesinden sonra kolhoz onu mahkemeye vermiş. 24 Yorga Gülsan başım yere koymuş. Ama Bektay onun partiden çıkarıldığını biliyorsa. kimse iğneleyici bir söz etmiyordu. doğru yola girerse. Seni hiç unutmayacağım Gülsan! Gözümün önünde sönüp gidiyorsun doğuştan tulpar Gülsan! Bir gün öbür dünyada karşılaşınz. nal izlerini bırakacağın toprak yok. Uyuşmuş ayaklan kurumuş bir ağaç gibi kaska-* ti olmuştu. O dünyada senin koşacağın yol yok. Dönüp biraz konuşsam mı?" diye geçirdi aklından. onunla konuşulamazdı. Oysa onun partiden çıkarılmış olmasını kimse yüzüne vurmuyor.cizgiliforum.Hey. gözünün feri sönüyordu. Ama o bir suçluluk duygusuna kapılmıştı. Ama Bektay yaptık&rından pişmanlık duyacak bir adam değildi. Tanabay. Bektay'ı düşünmekten kendini alamıyordu.

Kendini yaşlı görmesi. sadece çekirgelerin cır-cırları duyuluyordu. partiden çıkanhşından yedi yıl sonra olmuştu. "Can çıkar huy çıkmaz. Çayır sessizdi. kocamışlık çağına böylesine çabuk ulaştığına şaşıyor. Tanabay dere boyunda ot biçiyordu. 129 . "Sonunda gelip bulduk sizi Taneke!" dedi İbrahim ağzı kulaklarına vararak. 1 Gazik: Arazi arabası.. göz açıp kapayıncaya kadar akıp gittiğini düşünüyor. yakınında bir gazikin1 durduğunu ve içinden iki adamın indiğini farketmedi. Seni gidi iki yüzlü. kolhozun mallan1 Sangov: Bir Kırgız aşiretinin adı.Hoşgeldiniz çocuklar. sonra evlenmişlerdi. Belki Tanabay kendisini kocamış sayacak kadar yaşlı değildi. okula gitmiş.Selam Taneke! Nasılsınız. Kızları büyümüş. yaşlı karısı Caydar'la orada bir evde oturuyorlardı. O bu işe daldığı sırada. âmiri kim olursa o da onun kulu. giden paşam! der. kuvvetli görünüyordu. Tanabay o sırada Sarıgov1 vadisinde. "Gözüm ısırıyor" diye düşündü ama kim olduğunu çıkaramıyordu. nasıl da dalkavukluk ediyor! Böylesi bulunmaz doğrusu! Gelen ağam. Üzerindeki gömleği kollarından çıkarıp. hiç yabancı gelmiyordu.. Dönüp bakınca İbrahim'i tanıdı. zevkli bir işti onun için.cizgiliforum. kahve rengini almıştı. ama insanı yaşlandıran yıllar değil. kölesi olur. Tam ot biçilecek güzel bir hava vardı. Niç değişmemişti İbrahim.com. Eskisi gibi tombul yanaklıydı. Bu olay. . "Parti İlçe Merkezi birinci sekreteri sizi görmek için bizzat geldi!".Beni tanımadınız mı baba! diye gülümsedi. Bir yaz günüydü. 212/Elveda Gülsan na bekçilik yapıyor. evlenip ayrı bir aile olmuştu. ot biçmek. Bir yerlerde görmüştü. Tanabay İbrahim'in kurnazlığını içinden takdir ederek "Seni kurnaz tilki seni!" diye geçirdi aklından. birçok şeye. yaşlıların giydiği geniş pantolonun (şalvarın) üzerine sarkıtmıştı. hep dört ayağının üzerine düşer. can çekişmekte olan yorganın başında oturan Tanabay. Belli bir tempo ile tırpan çalmak. iyi misiniz? Kolay gelsin! dedi yanıbaşında bir ses. kendisinin de yaşlandığına üzülüyordu." . zamanın. geriye doğru uzanan bir sıra oluşturuyordu. yalnız biraz göbek bağlamıştı. İbrahim'le gelen ve Tanabay'ın kolunu sıkıp bırakmayan genç adam: . O gece. yorga Gülsan gibi hızlı koşarak. Tırpanı her savuruşunda kesilen otlar çalgının ucunda toplanıyor. çile idi. Oğlu da Teknik Okulu bitirdikten sonra ilçe merkezinde bir işe girmiş. Elveda Gülsan/213 Tanabay dikkatle baktı.enginel elveda gülsarı Tanabay atına bunlan söylerken. Bu yiğit delikanlı "tepse temir üzgendey"1 güçlü. sonunun çok yaklaştığına inanmasıydı. nasılsınız? diye Tanabay onların elini sıktı. 'partiye geri dön' diyen adamın davetini kabul etmekte bunca vakit yitirdiğine pişman oluyordu. bütün geçmişini düşünce süzgecinden geçirmekten kendini alamıyor. özellikle de.www. Yüzü güneşten yanmış. kendisini unutmayıp peşinden gelen.

Düşümde görsem inanmazdım. Hem de ne güzel yapmışlar. Gelin şöyle biraz yürüyelim. biliyorum.com. Geçenlerde. esen misin yiğidim?" Böylece tanıdığı genç adam.. Köyde de değişiklikler var. Üzerinde kurşunî renkte güzel bir elbise. çok şey değişti artık. Evin yanında anban.Can kulağımla dinliyorum balam.Biliyorum gözüm. İbrahim. O aşağılanma bir kan pıhtısı olmuş. Şimdi sizi görmeye gelişimin asıl sebebini anlatayım: Gelin. Doğrusu kıskandım onlan. Beş-yüz baş hayvanı rahatça alacak kadar geniş. "Herhalde şehirli" diye düşündü. çok zor günler geçirdiğim Beş Ağaç vadisine gitmiştim. Görüyorum ki gücünüz kuvvetiniz yerinde. o yaltak adam. . seve seve. Çok iyi olmuş. yüzü nurluydu. Bazen gözüme inanamıyorum. Biliyor1 Tepse temir üzgendey: Tepecek olsa demiri bükecek kadar güçlü. Tanabay ve Kerimbekov çayın geçip dere kıyısında bir yere oturdular. O derin acıyı söküp atamamıştı yüreğinden.. göze girmek için hemen kollarını sıvadı: . hemen konuya geçmeliyim.Nasıl tanımazsınız. diye tırpanı eline aldı. ağzını açamıyordu. . Daha yapılacak çok şey var. Başka sürülerin durumu da böyle. * Tanabay şaşırıp kalmış. hem eski günleri.Madem ki tanıdınız. at korası da var. diye İbrahim onun adını söylemek isterken Tanabay onu durdurdu: M . Kendi kolhozumuzdaki değişme ve gelişmeleri görüyorum. Sizin durumunuzu yeniden ele alalım. Hem sevinmiş. sizinle biraz konuşalım Taneke.cizgiliforum. Onlan da yapmaya çalışacağız. başında hasır şapka vardı.. . Birçok şey düzene girdi. . Çoban için de güzel bir ev yapmışlar. 130 . otlan biçedu-run" dedi. Dilerim bu iyi gelişme devam etsin. o korkunç olayı hatırlayarak içi sızlamıştı.Tabii yoldaş Kerimbekov.Dur. Çayır biçtiğinize göre sağlığınız iyi çok şükür. . Ne zaman gitsem yeni bir ev yapıldığını görüyorum. . Sizi böyle gördüğüme sevindim. Güç olacağına geç olsun daha iyi.. dur da kendim bulayım! dedi. donup kalmıştı yüreğinde. Taneke. sevincini belli eden bir gülümseme ile: "Tanıdım balam. İbrahim'e dönerek: "Siz de tırpanı alın. Yeni bir kora yapmışlar. partiye yeniden katılın. Kerimbekov idi: Tanabay'ın partiden çıkarıldığı o toplanüda. O yarayı deşmek istemiyordu. Seni gördüğüme ben de çok sevindim. Gün geçtikçe daha da iyiye gidiyor gibi.Benim buraya ne amaçla geldiğimi herhalde anlamışsınızdır Taneke. Çok doğru söylüyorsun.Doğru Taneke. Ve.www. 214/Elveda Gülsan Elveda Gülsan/215 sunuz. Çatısı çinko ile örtülmüş.. bu yoldaş. ısrarla savunan komsomol sekreteri Kerimbekov! . daha da düzelecek. tanıdım! Seni nasıl unuturum? Aman mısın. onu mertçe.Bizim de amacımız bu.enginel elveda gülsarı Gülen gözleri güven veriyordu. Geçen gün kurul toplantısında bu konuyu konuştuk. vaktiyle çobanlık yaptığım.

ne cevap verecekti. Gülsarı'nın üzerindeki adam kendisi gibi mi düşünecekti 216/Elveda Gülsan bakalım? Ya ona: "Sana ne. Neden öyle yapmıştı. o toz bulutu upuzun ve göğe doğru yükselen bir kuyruk gibi hep geride kalırdı. Anlı şanlı yorgayı. Tanabay. gitmek zor geliyordu. olur mu?" Böylece o gün için ayrıldılar. beyaz bir toz bulutu yükseliyordu. İçi yandı. "Bunadım galiba" diyordu kendi kendine. evimize varan yoldan daha kısa artık. Ta-nabay durduğu yerde onları uzaktan bir süre seyretti. Gülsan'nın nasıl güçlükle koştuğunu düşündü: Toz bulutunun içinde kaldığı için soluğu kesiliyor. Yazın o kurak bozkırda." Aradan bir yıl daha geçtikten sonra Tanabay Gülsa-n'yı bir arabaya koşulmuş olarak gördü. dur.. biraz düşünmeme fırsat ver. Atın şaşkın gözlerini o toz bulutundan kurtulmak için bütün gücüyle nasıl ileri atıldığım ve yine de kurtulamadığını görür gibiydi. İkimiz de kocadık.Çok sağ ol iki gözüm. Oysa şimdi Gülsan kendi kaldırdığı bulutu geçemiyor. benim gibi bir ihtiyarı unutmadığın için çok teşekkür ederim.. Ağırlaşmıştı. îşe yaramazın biri olup kaldım evladım. dedi. Ama ona yetişmeden dizgini çekip durdurdu atını. Fırlayıp gi-. Gülsa-n'mn ardındaki o toz bulutu hiçbir zaman ona yetişemezdi.www. sonunda 131 .com. tozdan kurtulmak isteyen binici de onu durmadan kırbaçlıyor olmalıydı. decek kadar dinç değildi artık. "Ah Gülsan. sen de kötülemişsin!" diye geçirdi aklından. nasıl istersem öyle sürerim.enginel elveda gülsarı . Atına binip yola koyuldu. Tanabay "bugün giderim. Yorga bir kuş gibi uçup giderken. yann giderim" diye ilçe merkezine gidip başvurmayı erteledi durdu. toz her ya-' nını sanyor ve Gülsan kendi kaldırdığı toz bulutu içinde kalıyordu. Adamın önünü kesmek için atım dörtnala kaldırdı. Görür görmez de anlamıştı onun Gülsan olduğunu. Bundan sonra partiye ne yararım olur? Ne hizmetim olabilir. O günlerde Gülsan'yı çok az görüyordu. Artık kime ne yararımız olur? Bende güç kalmadı. Bu arada vakit geçip gidiyordu. Bu arada Gülsan. Sonra da atının başım çevirip geri döndü. Tanabay bağırmaktan kendini alamadı: "Hey. "Bizim devrimiz geçmiş Gülsarı. Merkeze giderken yan yoldan dönüşünün ahmaklıktan başka bir şey olmadığını biliyordu. Biraz durduktan sonra aklından geçenleri olduğu gibi söyledi: "Gördüğün gibi artık ihtiyar oldum. Sakın bana gücenme. bunak moruk!" derse. ¦* Bir gün gerçekten gitmeye karar verdi. Ama yolun yansına gelince atının başını çevirdi ve geri döndü. Demek o da yaşlanmış. düzensiz bir koşuyla ondan uzaklaşıyordu. bir yorganın toz kaldırarak koştuğunu görmüştü. toz bulutunun içinde bir görünüp bir kaybolarak. öyle zorlama Gülsan'yı!" dedi. Biliyordu ama yine de kalkıp gidemiyordu. Gülsan'nın sırtındaki adamın onun sesini duyamayacağını bilse de. Sonumuza varan yol. Tanabay onu uzaktan seyrederken içinden bir şeyler koptu. sen-ne karışı yorsun.. Gülsan'nın koşup gittiği yolda. Benim devrim geçti artık. Merkeze inmek için yola koyulduğu o gün.cizgiliforum. hızı azalmıştı.

Hadi. Tanabay'a dayanılmaz geldi ve hemen başını başka tarafa çevirdi. İkinci torunu dünyaya gelmişti çünkü. Atın da. Dediğini yaptırmak. yedi yaşlarında bir çocuk vardı. Oğlunun terfi etmesine de onun bu tıyneti engel olmuştu. övünçle bağınyordu: . çıplak topuklarını mahmuzlar gibi hayvamn karnına vuruyor. anlı şanlı yanş atı Gülsan bu hallere düşmüştü! Çocuk kıvançla. Ama bu konuda ağzını açıp oğluna tek kelime söylemez. Gelin bundan da kaynatasını sorumlu tutuyordu: . ukalanın. Tanabay'ın gelini de onlardan biriydi işte. Kocasına ne isterse yaptırır. Tanabay onu dereden çıkardı. Üzerinde kısa pantolunlu. Gelinini sevmiyordu Caydar. Doğum arma-ğını olarak kestiği bir koyunun etini. • Çocuk ata belki ilk kez biniyordu. Onun için ona yavaş. cump! diye suya gömülüverdi. atın yamna götürdü. Ata binmiş olmaktan gururlanıyor. boynuna eski bir hamut geçirilmiş. uysal bir at vermişlerdi. Evlendiği orak ağızlı gelin ise. bir çuval patates ve Caydar'ın pişirip hazırladığı bazı yiyecekler ve öte-beri götürmüştü onlara. bir daha düşme. yılkıcılıkla geçirecek olduktan sonra parti üyesi olmanın ne yararı var? Seni partiden de 218/ElvedaGülsarı 132 . Daha sonra Tanabay Gülsan'yı bir daha gördü. Demek. Gülsan dereden çıkıp yolda durmuş.com.www. "Ayaklan sızlıyor. ilçedeki oğlunun evine bir kutlama için gitmişti. Fakat yorga dikçe olan karşı kıyıya geçerken çocuk atın sırtından kaydı. Ve şimdi Gülsan o yolun kıyısında can çekişiyordu. yırtık fanileli. belli etmemeye çalışırdı. Şimdi dereyi geçeceğim! . Sonra çocuğu kaldınp yine atın sırtına oturttu: . o ne isterse o olurdu. dırdırcının tekiydi.cizgiliforum. yürütüyordu. hadi. Tanabay'ın da kaderiymiş: Gülsan en sonunda yine Tanabay'ın eline düştü. bir o ayağım kaldırarak bekliyordu. Onu öyle görmektense görmemek daha iyiydi. ayağa kaldırmıştı. bir bu ayağını. Caydar hasta olduğunu söyleyerek gelmemişti. karşısındakini aşağılamaktan çekinmeyenler vardır. Tanabay çok iyi biliyordu onun niçin gelmediğim.Dede. üste çıkmak için ağzına geleni söylemekten. beslemiş. Tanabay'ı son kez Aleksandrovka yokuşundan buraya kadar getirmişti. gerçekten hasta" diye düşündü Tanabay.Hadi git bakalım. Oğullan pısırıktı. Onun geleceği yere başka birini atamışlardı. Tanabay. Çocuk dizgini sallayarak atı dereye sürdü.Anneee! diye bağırdı korkan çocuk.Ömrünü çobanlık. bak ben Capayev 'oldum. geç de ben de göreyim! diye Tanabay çocuğu yüreklendirdi.enginel elveda gülsarı bacaklarının koşma gücü bitip. 1 Capayev: Ünlü bir süvari kumandanı Elveda Gülsan/217 . kınk-dökük bir arabayı çektiğini görmek. dedi. Tanabay onu iyice bakmış. Ve işte şimdi yorga.

Sanki karşısında konuşan gelini değil de bir yabancıydı. gözlerini kapadı.Yaa.. gocuğunu omuzuna atmış yaşlı Tanabay öylece duruyordu. Yüz yıl çalışsa bundan başka bir şey olamayacak! Sizin umurunuzda mı? Dağda oturuyorsunuz Biz de senin yüzünden sıkıntı çekiyoruz!. Aklı başında bir kadınla evlenmediği için işinde yükselemedi" diyemedi. çok mu gereklisin partiye? Ne zaman gelecek acaba diye gözlerini dört açıp seni mi bekliyorlar? Senin gibi bir ihtiyar olmadan işlerini yapamazlar mı sanıyorsun! diye bar bar bağırdı gelin..Madem ki böyle.. Evet.enginel elveda gülsarı kovdular işte. Dağlar göründü. Artık ayrılık zamanı gelmişti. yan yatıyordu. geç de olsa yola koyulmuştu. artık sona varan yol eve 133 . Böylesine yakınıydı. Bu yüzden çocuğun yükselemiyor. yararlı. sönmüş ateşin dumanı belli belirsiz tütüyordu. bir başkası olsaydı. kötü de olsa. Herkesi de kendisi gibi sanır. "Kocanın yükselmesine engel olan ben değilim. Çatlamış toynaklarında yıpranıp incelmiş nallan görünüyordu. öz oğlunun karısıydı.. Taşlara basa basa. saygısı yok. Ateşin başında oturan Tanabay bunları da hatırlıyor. Başında başlığının deri izleri vardı. Son bir kez atın başlığını çıkardı ve ardına dönüp bakmadan yürüdü gitti. Tanabay geldiğine. İhtiyarlık gelip çatmıştı.' Tanrı'nın yılkısına katılmıştı. . Yine acı düşüncelere daldı. Gitmeliydi. Sönmüş ateşin başında saçları ağarmış. ben de partiye yeniden girmek için başvurayım bari. "İyi kadın kStü erkeği zor (güçlü) kılar. Gelinini susturmak. Tanabay son bir kez. Tanabay işte bu yüzden o geceyi onların evinde geçirmek istememiş. ben yararlıyım. Ama hiç de senin söylediğin gibi değil albastı! Beni yararlı görüyorlar. Artık bu asil toynaklar yere basamayacak. iyi de olsa. onun Gülsarı olduğuna inanamadı: Zavallı hayvan ne kadar da zayıfü! Can çekişirken son bir çırpınışla kafasını geriye atmış. baktı da. Tanabay ölen ata baktı.com. İnsan kendi kolunu koparıp atabilir miydi? Hiç sesini çıkarmadı.www. albastı kadın! Senin gibi albastılar nereden çıkarlar bilmem ki? Kimseye sevgisi. istiyorlar. arlanması utanması yok. atın üzerine eğildi. kötü kadın iyi erkeği hor kılar" demiş atalarımız" diyecekti ama. Tanabay bu sözlerin altında kalır mıydı hiç? Ama. Gülsan öbür dünyaya göçmüş. Çay kıyısında. '. Hayvanın buz gibi olmuş göz kapaklarını parmaklarıyla indirdi. kaskatı olup kalmıştı." Elveda Gülsan/219 25 Tan ağardı. geleceğine pişman olmuştu. demişti çekine çekine. kara yolda iz bırakamayacaklardı. sakinleştirmek için: . gözünün önüne getiriyor ve kendi kendine mırıldanıyordu: "Ahmak. tartışmadı. onun kendisinde iş yok. Bir yabancı. Yorga atın J gocuğa ihtiyacı yoktu artık. Kendisinden başka kimseyi düşünmez. dağı aşa aşa yürüyordu.cizgiliforum. oğlunu karısının önünde küçük düşürmekten çekindiği için bunu da söyleyemedi. Dört ayağı dört yana açılmış. uçsuz bucaksız bozkırın üzerinden karanlık kalktı.

tek başına dağların eteklerine doğru uçan yabankazına. kanat çırparken ölmek istiyorum..com. doğuştan tulpar.enginel elveda gülsarı varan yoldan kısaydı: "Gökyüzünde sıra sıra uçuşan kazların kanat çırpınışına kendi kanatlarının gücü yetmediği için geride kalıp tek başına donarak ölen kaz gibi ölmek istemiyorum.Uç yabankazı uç! Kanatlann yorulmadan arkadaşlanna yetiş! diye derin bir iç çekti. Aleksandrovka yokuşunda öldü. Gülsan'm. Yaşlı gözlerle. Her şeyi gözümün önüne getirdim. Çok yaşamam artık. "Samansur'a bir mektup yazarım.cizgiliforum. bozlaya bozlaya. ananın sütü.. Neredesin kara gözlü botam? Ses ver bana! Dolup taşan memelerinden süt akıyor. Sonra: . yüzünü. düzü-yokuşu aşarak yürüyordu. Bir yuvadan uçup gideceğim zaman. onun gibi.. tıpkı yorga Gülsan gibi. uzun uzun baktı. yitirdiği yavrusunu günlerden beri arıyordu: Neredesin kara gözlü güzel botam? Memelerinden güzel kokulu ak süt akıyor. benim rulpanm. Tanabay Bakasov'u çok iyi tanırsın. Güzel kokulu. Ona derim ki: Yorga 220/Elveda Gülsan Gülsan'yı hatırhyor musun? Hatırlarsın elbet. yeni sabaha. Ömrümün sonunda armandaşlarımdan (ülkücü arkadaşlarımdan) ayrı kalmak istemiyorum.. yüzünü silmiyordu. Düşünüyorum da. Babanın parti üye kartını teslim etmek için ilçe merkezine gittiğimde ben o yorgaya binmiştim.Elveda Gülsan! Elveda! dedi. Bütün gece onun başı ucunda oturdum. Kart bir koyunun ömrü ne kadarsa benim de o kadar ömrüm kaldı.. SON 134 . benim partiye yeniden girmeme yardımcı olmam istiyorum. Bütün gece. Bunlar. baban Çora'nın. sakalım ıpıslak etmişti. Yabankazı yolunu şaşırmış.Ana deve." diye düşünüyordu. yanık ağıdın ezgisi geldi kulaklarına: Elveda Gülsan/221 . 'Yamansız yahşi olmaz' derler ya. bütün geçmişimi düşündüm. bir yol üstünde ben de öleceğim. . dün gece ilçeden dönerken.." Atın başlığım omuzuna almış. kendi parti kartım parti komitesine benim teslim etmemi istemesinin bir sebebi vardı. sürüden ayrılmıştı. işte benim armanım bu.www. o yuvayı benimle paylaşanlar üzerimde cıvıl cıvıl uçuşsunlar. sen beni... İki gözüm Samansur. Çora'nın oğlu Samansur. Arkadaşlanna yetişmek için acele ediyordu. Gözünü. Beni yola çıkarıp uğurlamışün. Gözlerinden akan yaşlar.. Yürürken o eski. İşte o at. bir gün. Gözyaşlan daha çok akmaya başladı. doğuştan taypalma Gülsarı için dökülen yaşlardı.

135 . yazarın bu eserinde de yoğun olarak vardır. sevap ve günahlarıyla yeniden yaşıyormuş gibi hayalinde canlandırır. sevinç ve açılarıyla. okur için derin edebî haz. Bunu. Ama. Bir şey daha var: Tanabay'ın o çok özverili ama çileli hayatını okurken. o birkaç saatlik süre içinde kendi çocukluğunu. Aşk ve heyecan. bugünkü dağılma ya da çöküşün kaçınılmazlığını da görüyoruz bu çok duygulandıran ve düşündüren romanda. gençliğini ve yaşlılığını. yüreği üzüntülerle dolu olarak geçirdiği bir kaç saatlik süre içinde kendisiyle.Kazak ellerinin doğasını. onun gençliğinde yürekten bağlandığı bir siyasî rejimin.. Kırgız . Tanabay'ın. geçmişiyle hesaplaşmasından anlıyoruz. ama siyasî rejim onun ömrünü mutsuzluklar ve sıkıntılar içinde geçirmesine sebep olmuştur.. Cins ve ünlü bir yorga olan Gülsarı adındaki atın doğumundan. romanın ana konusu gibi görünür. Fanabay. Aytmatov. daha az çalkantılı. Kırgız .elveda gülsarı Aytmatov'un yayınladığımız diğer eserleri: Dişi Kurdun Rüyaları (roman) Cemile-Sultanmurat (hikâyeler) Yıldırım Sesli Manasçı-Yüzyüze-Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek (hikâyeler) Beyaz Gemi (hikâye) Gün Olur Asra Bedel (roman) Cengiz Han'a Küsen Bulut (roman) • Kızıl Elma-OğuUa Buluşma-Beyaz Yağmur Asker Çocuğu-Deve Gözü (hikâyeler) Elveda Gülsan (roman) elveda gulsarı Elveda Güisan. kendine özgü anlatım hiçimi ve gücü ile. umut ve umutsuzluklarda. 0 kendini devrime. komünizmin. can çekiştiğini. daha az çileli geçmemiştir.Kazak Türklerinin töresini ve folklorunu da pek canlı olarak gözler önüne seriyor. can çekişen sevgili atının başında. yaşlanarak ölümüne kadar geçen fırtınalı hayat macerası. çarpıcı örneklerle eleştiri. mutlu yarınlara adamış. Bu kadar değil. ünlü yazar Cengiz Âytmatov'un en güzel romanlarından biridir. atın sahibi Tanabay'ın ve Tanabay gibi devrime inanmış Kırgız gençlerinin hayatı.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->