elveda gülsarı Kapak Düzeni: Nur-Olcay Okan Dizgi-Tertip: Ötüken Kapak Baskısı: Birlik Ofset Baskı: Özener Matbaası Cilt: Yediğim Mücellithanesi İstanbul - Aralık 1997 1 Yaşlı adam kırık-dökük bir arabaya binmiş geliyordu. Arabayı çeken taypalma yorga1 Gülsan da çok yaşlı ve bitkindi. Bir deri bir kemik kalmıştı. Önlerindeki yokuş yol, açılmış ince bir bağırsak gibi, ta belin oraya kadar uzanıyordu. İşte bu engin, çıplak ve ıssız bozkırda, kış günleri bora, kasırga eksik olmaz, yaz günlerinde ise cehennem sıcağı ortalığı yakar kavururdu. Bu dik yokuşu ağır ağır çıkmak, Tanabay'ın pek gücüne giderdi. Hiç sevmezdi yavaş yürümeyi. Yavaş yürümek bir işkence idi onun için. Gençliğinde, ilçe parti komitesi toplantılarına katıldığı günlerin dönüşünde, bu yokuşa geldiği zaman, kamçıyı basar, atını dörtnala sürerdi. Ama bir öküz arabasına binmiş ise, yoldaşlarını arabada bırakıp yere atlar, şekpenini2 omuzuna atar, başlardı koşarcasına yokuşu 1 Taypalma yorga: Yorga atlaryorgalama biçimlerine göre "yol yorga", "kiytin yorga", "şaldır yorga", "sapkın yorga", "koy yorga", "su yorga" ve "taypalma yorga"... gibi adlar alırlar. "Su yorga" ve "taypalma yorga" dünyanın en değerli binek ve yarış atlarıdır. "Taypalma yorga" ve "Su yorga" dörtnala koşmasını bilmeyen ama dörtnala giden yarış atlarını geçen, güzel yürüyüşlü, hızlı, binicisini hiç sarsmayan, su gibi akıp giden, uzun mesafe koşusunda eşsiz bir at cinsidir (çevirenin notu). 2 Şekpen: tnce yün kumaştan, elle dikilmiş, uzun, bol bedenli üst giyimi. 6/Elveda Gülsan Elveda Gülsan/7 tırmanmaya. Sanki düşmana saldınyormuş gibi öfkeyle ileri atılır, yokuşun beline varıncaya kadar hiç durmazdı. Sonunda nefes nefese yokuşun beline, artık inişin başlayacağı tepeye varınca, "oh be!" derdi kendi kendine. Ciğerleri körük gibi şişip inerek, yüreği kafesinden çıkacakmış gibi çarparak, orada oturup biraz dinlenir, ta aşağıda ağır ağır gelen arabaya bakardı. O bir türlü ilerlemek bilmeyen arabada oturmaktansa, böylesi çok daha iyiydi onun için. Rahmetli Çora, o zamanlar, arkadaşının bu sabırsızlığına, tezcanlılığına güler: - Senin işlerin neden uz gitmiyor biliyor musun Tana-bay? derdi. Çok tezcanlı, çok sabırsız oluşundan. Vallahi ondan! Aynı anda 'hem havadakini kapmak, hem yerdekini yalayıp yutmak' istiyorsun. Dünya çapındaki bir devrimin hemen gerçekleşmesini diliyorsun. Öyle bir çırpıda olmaz bu işler. Dünya devrimi şöyle dursun, sen bizim şu eski Aleksandrovka yokuşunu bile araba ile ve araba yolundan tırmanmaya tahammül edemiyorsun. Arabadan atlayıp iniyor ve arkanda seni kovalayan iri bir aç kurt varmış gibi başlıyorsun koşmaya. Ne yararı oluyor bu telâşın? Tepeye ilk varan sen olunca ödül mü veriyorlar? Yine ©rada oturup geriden gelenleri

2

Daha epeyce yol vardı önlerinde. boynunu sıkan hamut nefes almasını daha da güçleştiriyordu. Bu uzun yolda at yorulurdu elbet. Bu eski ve bozuk yolda arabanın tekerlekleri gıcırdıyor. Bunları da bilemezdi Tanabay. dağların eteğinden döne dolana gideceklerdi. beynini dplduran. bazıları eceliyle ölmüştü. Ne zaman söylemişti Çora bunları? Çok. dipsiz bir uçurum gibi görünüyordu. yola beraber çıktıkları arkadaşlarından kimse kalmamıştı. Bir kısmı da iyice kocadıklan için evlerinden çıkmaz olmuş. sonra kanala gelecek. Aleksandrovka yokuşunu son defa tırmanmakta. son günlerini yaşıyorlardı. hayvanları sarhoş eden otsu bitki. Ne olurdu yorulmuşsa? Bundan daha kötü seferleri. çoktan gücünü yitirmiş. ayaklarını da zor kaldırıyordu bastığı yerden. yüreğini sızlatan ağır düşüncelere dalıp gitmekten* kendini alamamıştı. Bunların bazıları savaşta. eskimiş hamutun keçesini delip çıkan sivri bir şey. Taypalma yorga Gülsarı'nın. Arık hayvan. gözlerinin karardığını. Kocayınca insan uysallaşı-yor. Artık yola yalnız çıkıyordu. Bugünün gençleri ise otomobile biniyorlardı. Itakırdıyordu. dünyanın çember gibi yuvarlanıp üstüne üstüne geldiğini. dünya devrimini tek başına gerçekleştiremezsin..com.. belki bir çivi ucu. göğsünün sol yanını pek acıtıyordu. Bu defa Tanabay. Karamsar düşüncelere dalmış Tanabay ara sıra dizginleri sallayıp 3 .enginel elveda gülsarı bekliyorsun. sarı-beyaz çiçekleri olan. Atı kendi haline bırakmıştı. Kötü-rüm bir atın çektiği eski bir arabaya binip Tanabay'a eşlik edecek kimse kalmamıştı artık. Ters dönmüş paldımın kenarı sağrısına batıyor. zaman zaman kapkara. son adımlarını atmakta olduğunu Tanabay elbette bilmiyordu. Varsın biraz yorulsun-du. Atın. o da dayanılmaz bir acı veriyordu. daha zorlu yolculukları da olmuştu. bütün bunlara dayanarak yürümeye çalışıyordu.www. Hayvanın menduvana1 otu yemiş gibi başının döndüğünü. Aslında ne yavaş yürüyordu. belki bir diken. köşelerine çekilmiş. çevresindeki her şeyin birbirini kovalarcasına akıp geçtiğini Tanabay nereden bilecekti? Önündeki uzun yol. ank yüreği sızım sızım sızlıyor. Aleksandrovka yokuşuna nasıl çıktığının farkında bile olmamıştı. 8/Elveda Gülsan yara ateş gibi yanıyor. Şunu iyi bil dostum. Dokuzyüz otuzlu yıllarda hep birlikte yürüdükleri. İleride uzayıp duran ulu mor dağlar ise koyu-kara bir bulut idi. Omuzundaki nasırın üzerinde açılmış küçük bir 1 Menduvana: Güzel kokulu. Uzayıp giden bozkırı aşacak. Yeni sürülmüş ve yağmur emmiş bir tarlada yürür gibi. Tanabay atın yorulmaya başladığını anlamıştı ama. Gülsan'ya.cizgiliforum. seninle beraber olmalarını beklemek zorundasın. yavaş yürümeyi alışkanlık haline getiriyordu. Sonunda nasıl olsa varacaklardı eve. başkalarının da gelmesini. çok eskiden. yaşlı. ne de hızlı.

Yılkılar da 4 ... düş kadar güzel o dünyayı. bayırlan. Bozuk yol üzerinde tekerlekler takırdıyor. Bütün bunlar eskidendi. o bitiş çizgisine hiç böylesine yavaş. Kara toprağın toynaklarının altında kaydığım hisset1 At başına gün vursa ağzındaki gemiyle su içer. Böyle düşünmek Gülsan'ya küfretmek olurdu. çırpınıyordu.. Gülsan da o haline rağmen. O Gülsarı denilen saf kuluncuk da. Bu güzel yürüyüşlü yorganın bir gün arabaya koşulacağını o zamanlar hiç kimse aklından bile geçirmezdi. O günlerde yılkılar. yüksek dağlan. kendine özgü o '• güzel yorga gidişini hiç bozmamıştı. Yemyeşil çayırları. güneş ışıklannı kovalardı. yine de anasının memesini bırakmaz. Gülsan'nın sönmeye başlamış bir mum gibi cılız ışıklı belleğinde. Gökyüzündeki güneş de artık dağdan dağa kişneyerek koşan bir kızıl aygır değildi. Şimdi. Gülsan'nın uzun yeleli anası da ona sıcacık bir süt bulutu gibi görünürdü. Bugüne kadar. ama bir adım attıkça çizgi de bir adım geriliyordu sanki. Oh. bütün dünya vardı. hep batıya bakıyor ve batıdan batıyordu. ama çok kötü günleri de oldu. kendisi. sanki yakalayacakmış gibi.. er başına kün tuvsa etigimen su geşer'^diyen atasözünü doğruluyordu Gülsarı'nın durumu. kulaklarını kısarak gelen üyir1 aygırı daha fazla uzaklaşmasını engeller. bir mut-: luluktu onun için. taypalma yorga Gülsan. Karnı iyice doyardı da. sütü nasıl da tatlıydı! Anasının sütü boldu ve kuluncuk sütten boğulacak kadar çok içerdi. Ah ne güzeldi o günler! Anasının bir yudum sütünde. ne kadar dolgun. anasımn bir süt bulutuna dönüşmesini nasıl da severdi! Memeleri ne kadar yumuşak. Hep doğudan doğuyor. biraz daha. yeryüzü. gökyüzü. onu geri çevirirdi. i Doğuştan taypalma yorga bir at idi Gülsan. ne tatlıydı anasının sütü! Yazık ki o günler göz açıp kapayıncaya kadar gelip geçmiş. o taypal] ma yorga yürüyüşüyle devam ediyordu yoluna. Oysa bugün "At başına kün tavsa avızdıkpen su işer. er başına gün vursa çizmesiyle su geçer? Elveda Gülsan/9 mesi. Sonra. göle yansıyan gölgeler gibi. Bir türlü sıyıra-mıyordu kendini o ağır düşüncelerden. Hepsi geçip gitti. O taypal-ma yorgalığı sayesinde çok güzel günler yaşadı. Uzun yeleli anasından ilk sütünü emdiği. dört ayak üstüne kalkıp onun peşinden koşmaya başladığı günden beri. Hey güzel günler hey! Bir dağdan öbür dağa kişneyerek koşan aygır gibi. Çizgi hep bir adım ötesindeydi.com. bir yudum daha içerdi.enginel elveda gülsarı atı yüreklendirecek bir şeyler söylüyordu ama. O bozuk yolda arabanın tekerlekleri takırtılarla döni meye devam ediyordu. bütün ilgisi bundan ibaret kalıyordu.www. takırdıyor-du. doyulmaz bir zevk. son koşusunun bitiş noktasına ulaşmak için zorlanıyor. Başını karnının altına sokup o sütü içmek. Bu san kuluncuk.cizgiliforum. anası. dünya ve onunla birlikte her şey değişmişti. ayakları yukarıda. böylesine ağır varmamıştı. . gövdeleri aşağıda yürürlerdi sanki. güneş ve ışınları gözünün önüne geliverdi. belli belirsiz anılarını uyandırdı: Çok gerilerde kalan o güneşli yaz günlerini hatırladı.

tipiler arasında kayboldu. Ama gözlerinde canlanan o dünya bir görüntüden ibaretti. öyle güzel geçen bir yaz mevsimini bir daha ömrü boyunca hiç görmedi. Tanabay dizginleri bıraktı. Tekerleklerin gıcırtısı duyulmaz oldu. bir zamanlar yemyeşil olan çayın ezip çiğniyor. birer birer gözlerinin önüne geliverdi. o yemyeşil çayırlar. karnını otlayarak doyurmayı öğrenmek zorunda kaldı. o tuhaf eski dünyaya yeniden dönebilmek için boynundaki hamutu silkip atmak. kulunlar. ama bu öyle halsiz bir kişneyiş idi ki sesini kendisi bile duyamadı. Yavaşça arabadan indi. Yılkılar da dörtnala uzaklaşıp gittiler. şanltılı dereler. Emmek için yanı1 Üyir: Başında bir aygır bulunan ve en çok elli kadar attan oluşan yılkı sürüsü. Küçücük bir kulun olduğu zamanlardaki gibi anası onu kişneyerek çağınyor. bacakları titriyor. Onu bırakıp gitmek istemiyordu anası. Gülsan. Onu çağıran. çöpler yüzüne çarpıyor. O erişilmez yazın güzel dünyası ağır ağır batıp gitti. oraya varmak için canını dişine takarak ilerlemeye çalışıyordu. gözlerine ve burun deliklerine kar taneleri giriyordu. Toynakları. hiç gelmemişti o yollann sonu. Zaten sütü de kalmamıştı. sırtını ısırıyor. o görkemli. o bir üyir yılkı. gözlerinin önüne çöken sis perdesini delip geçecek gücü bulamıyordu kendisinde. çakıllann üzerine basınca garç-gurç sesler çıkarıyordu. Gülsarı'nın anası uzun yeleli kısrak da artık ona pek yüz vermiyordu. Ulu dağlar. otlamayı. Gülsan.com. dişi atlar ve erginleşmemiş dişi ve erkek taylar. Bu sürüde. kaba yeleli anası tavlı kısrak. Ve. Gülsan. nice nice insanları taşımıştı.enginel elveda gülsarı ayaklan yukanda. O. Ama.:. ayağının altında yer sarsılır gibi olunca. iyi-kötü günleriyle uzun yıllar sürecek bir hayat yolu böyle geçecekti ve şimdi de bu yolun sonuna gelmiş bulunuyordu. San yorga olduğu yerde durdu. Artık.www. sürü başı aygırdan başka. güneşli günler. gövdeleri aşağıda yürümüyordu artık. Sulanan gözleri karan-yor. Kan ter içinde kalmıştı. nice nice yollar tepmiş. O ulu ve dumanlı dağlar. gerçek değildi.cizgiliforum. Hamutun altındaki yaranın zonklamasını da hissetmiyordu şfmdi. ama o. uzun yeleli anasının karaltısını hâlâ görüyordu. O uzun ömür boyunca sırtından eyer düşmemiş. birer birer yok oldular. yeşil çayırlar. bir yandan da soğuk rüzgâr karşısında tiril tiril titriyordu. Uyuşan bacaklannı gererek ve 5 . kulakları uğulduyordu. o eşsiz güzellikteki yaz günleri bir daha canlandı gözlerinde. onu iki yanından arabaya bağlayan kayıştan koparmak istiyor. ama görüntü ondan uzaklaşıyordu. gözlerinde kıvılcımlar parlayıp güneşi dağdan dağa atlarken görünce. yaklaşıyorum samyor. yılkılar kuyruklanyla ona sürtü-nerek geçiyor. Bu da ona dayanılıriaz bir işkence oluyordu. Ancak şimdi. cabağılar bulunur. Bir yandan ateş gibi yanıyor. başı dönüyor. Savrulan otlar. onu bekleyen anasına sesini duElveda Gülsan/11 yurmak için olanca gücünü toplayarak kişnedi. 10/Elveda Gülsan na sokulacak olsa. canını yakıyordu. Sonra birden tipi dindi.

Issız kalmış bir qyin pencereleri gibi olan o gözlerde Tanabay. pek acıklı bir halde duruyordu. Hayvanın. ne giden. gemini çıkardı. ank böğrü körük gibi şişiyordu. karnından ba-caklanna. kaldıramadığı başını hamuttan sarkıtmış. Ka-burgalan inip inip kalkıyor. toynaklanna kadar çizgi çizgi iniyordu. hiçbir canlılık. Güneş uzakta. Şubatın sonuydu. Gocuğunun eskimiş yenini gözüne siper ederek. Hemen arabaya koşup yiyecek aradı. kendi aceleciliğine de kızıyordu şimdi. " O kadar da zorlamamıştım" dedi Tanabay. Uzaklarda çep-çevre dağlar vardı. Ama hiçbir şey yoktu görünürlerde. sabahı beklemesi. döke saça atın önüne getirip koydu. O kirli ter. Bı» mevsimde yapılacak iş miydi bu? Belki bir motorlu araç görürüm diye bir tümseğe çıkıp baktı." Gerçekten de iyi etmemişti. Hava bozacak gibi değildi ama yine de soğuk vardı ve insana güven vermiyordu. Toprak daha çözülmemişti ve rüzgâr sazlıklardan eski karın hafif kokusunu getiriyordu.www. Onu oğlunun evinden bir an önce çıkmaya mecbur eden duruma da. "Şimdi ne ileri gidebilirim ne de geri. şimdi ter ve kirin kan-şımıyla koyu kahverengindeydi. Dağlara kadar uzanan bozlar yolunda ise İ 12/ElvedaGülsarı ne bir gelen vardı. Yanm kucak kuru otu. Tanabay telaşlandı.cizgiliforum. Ne oldu sana? İncecik boynunu dik tutamayan at. O zaman. Bir zamanlar altın şansı olan tüyleri. Tanabay. yan yumuk gözleri yuva-lanna gömülmüş. yola erkenden çıkması gerekirdi. sert ve cansızdı.Al. çevresine bakındı. bir hayat izi göremedi. ye biraz. Yorganın haline bakarak: Vah vah! dedi. Geceyi orada geçirmeli. Yıbn bu mevsiminde gelip gidenler çok az olurdu zaten. yolda gelip gidenlere rastlayabilirdi. Yolun ortasında kalakaldım. yamaçlarda karlar erimişti. yüreği sızladı.com. feri sönmüş ve bomboştu. Çaresiz arabanın yanına döndü. atı dinlendirmeliydi. Yalnız vadilerin kuytusunda ve kamışların gölgesinde. Güçsüzlükten ve soğuktan zangır zangır titriyordu. hamutunu. cılız ışığını belli belirsiz gösteriyordu. Bozkır hâlâ donuk. Ama Gülsan ota ağzını bile sürmedi. Ama o evde mi! 6 . Sonra kolanını çözdü. batıya doğru baktı. ince bir bulutun üzerinde. Aü iyice yorup bu hallere düşmesine sebep oldum. Geç vakitte yola çıkacağına. Yapış yapış salya içinde olan gem sımsıcaktı. kurt yelesi gibi görünen erimemiş kar kalıntıları vardı. Oysa Tanabay yola öğleden epeyce sonra çıkmıştı. Tanabay atın gözlerinin içine bakınca üzüntüden yüzü sapsan oldu. Düzde. "Böyle olacağını bilsem hiç bugün yola çıkar mıydım?" diye hayıflandı. karışık kır sakalını yukarıya kaldırarak. Gocuğunun yeniyle hayvanın burnunu ve boynunu sildi. Taypalma yorganın dudaklan kımıldadı ama otu ağzına alamadı. Tanabay bir avuç otu hayvanın ağzına uzatü: . ne oluyor sana? dedi. Tanabay bu durumu görünce ürperdi.enginel elveda gülsarı suratım asarak atın başına gelip durdu.

anamızın. gece yakın. babamızın. hatta komşumuzun köpeğinin bile yaptıklarından sorumlu tutulurduk. ne akılla partiye üye olursun?.Ne oldu sana? Neyin var? diye hayvana iyice sokulunca. dostumuzun. Yelesinin bu kadar seyrelmiş ve hafiflemiş olduğunu görünce içi burkuldu: "Çok kocamışsın.Ömür boyu koyun çobanlığı. nasıl olursam olayım. Sonra ne yapacağını bilemeden arabanın çevresini hızlı adımlarla dolandı. hırslandıkça da bir ateş basü ve gömleğinin yakasını çözüp derin derin solumaya başladı. kurumuş ağaca benzeyen ayaklarını birleştirmiş.cizgiliforum. koşumu yine üzerinde. Sonunda. neyin var?" Parmaklarını yelesinin altından sokup kulak dibini tuttu. çok mu hastasın? Neyin var arkadaş. vakit geçirmemesi gerektiğini düşündü ve yine atın yanına gitti. sana ne bundan!" Arabanın etrafında dolanarak bir kez daha tekrarladı: "Bu seni hiç ilgilendirmez. yelen iyice seyrelmiş. dese. gece yansına doğru çay kenanndaki orman kulübesi ne 7 . O zaman işlerin nasıl olup bittiğini sen nereden bileceksin a budala gelin! Şimdi dilin bir karış. iş isterlerdi. Kadın: Babanı istemiyorum.. "Asla! Asla kalmazdım. . yola yayan çıkar yine de geceyi o evde geçirmezdim" diye söylendi. iyice büzülmüş. hepimizin sonu bu" diye söylendi. hele şu koI Elveda Gülsan/13 camış çağımda. kocasının babası değil miyim? Ama çenesi durmuyor! . Ama şimdi patlamıştı. Oysa varacağı yer uzak. sen çeneni açma!" diyordu durmadan. Ne diye nefes tüketiyo-rum|ki! Bugünkü gençlerin hepsi öyle! İnsanlar çok değişti artık. Buz gibi soğumuştu kulakları. öylece duruyordu. hiçbir şeye karar veremiyordu.. ağzını açmamıştı. hepimiz yaşlandık. "Uyukluyor müsün.Bak sen şu ka-nnın dediğine! Oğluma gelince.www. 'artık işe yaramazsın1 diye kovulacak olduktan sonra. düşmanımızın. gün boyu arabanın etrafında dolanıp dura14/ElvedaGülsan mayacağını. saygıda kusur etmezdik. onun ağır ağır inlediğini işitti. Oğlunun evindeyken gelini ile tartışmamak için kendini tutmuş. aklından geçen bütün bu acı sözleri şamar gibi patlatırdı suratına: "Beni partiye kabul eden de sen değilsin. "Bir kadın kaynatası ile öyle mi konuşur? Ne olursam olayım. yılkı çobanlığı yapacak olduktan sonra. at bitkin. onun da karısından geri kalır yanı yok! Karısı konuşurken o yere bakıyor ve ağzını açıp tek kelime bile söylemiyor. Ne yapacağını bilemiyor. bilmediğin konularda çeneni açma sen!" Başka söz bulamadığı için "Sen karışma. Gülsan. başkarma olmak istiyor.. konuşursun elbet! Okutup adam ettik çünkü sizi! Oysa bizden lâf değil.. Gelini burada olsa. Hee. çok! Tanabay söylendikçe hırslandı. çıkaran da.. Baş olmak. iş! İş yaparken de babamızı yüzüstü bırakmazdık biz. Basbayağı korkuyor karısından. Benim partiden çıkanlmamla ilgili söz söylemek sana düşmez! Bu benim bileceğim iş ha gelincik. Bütün bunları unutmuştu o anda. Atı ve arabayı orada bırakıp yayan yürürse.com. Hay haddini bilmez hay! Gözü hep yukarılarda. vallahi ağzını açmaz.enginel elveda gülsarı Tanabay öfkeyle elini kaldırdı.

olduğu zaman birinci eş.cizgiliforum. Orada. Tanabay burada.Aksakal.. Atı yedeğine alıp evine doğru yola koyuldu. hem tavla anlamına gelen hayvan barınağıdır.. olarak belirlenir. koyun korası.. yemek ısıtsana. bir zamanlar siz biniyor-muşsunuz ona. Gençti. Nesi varmış tanınmayacak? diye bir şeyler geveledi. her şey eskir. kış günlerinde ise çobanlann bu otlan vaktinden önce almalanna engel oluyordu. her canlı yaşlanır. Bunlan kurcalamanın hiçbir yaran olmazdı şimdi.Gülsan'nın ta kendisi. Tanabay oraya yöneldi.com. Bizim durumumuz ondan farklı mı sanki? Zaman kimseyi kayırmaz. Hayvana çok acımış "Ben bu atı almam" diyememişti.Bunda şaşılacak bir şey yok. 16/ElvedaGülsan başlamıştı. Sen söylemesen onu asla tanıyamazdım. hem ahır. Gülsan Gülsan iken. demişti.. Tanabay da Tanabay idi. unutmamıştı demek.enginel elveda gülsarı ulaşırdı. Bacadan duman tütmeye.Şaştım kaldım doğrusu. Sonra alaylı bir gülümseme ile ekledi: Belki yine yorgaya binip gece seferlerine çıkmak istersin. Yaşlı bir at ama işinizi görür. açlıktan ölüyorum ben! . o ünlü yorgayı o halde görünce yüreği sızladı. Ama Tanabay bir türlü dönmüyor. Buranın yeni başkarması genç tarım mühendisi onu görünce: . yaz günlerinde otların biçilip demetlenmesine gözcülük ediyor. Bu kulübenin bir buçuk kilometre yakınında su işlerine bakan görevlinin kulübesi de vardı.www. Gülsan'yi zor tanıdı: . "Demek kader bizi bir kez daha bir1 Kora: Hem ağıl. dedi Tanabay'ın baybişesi1 dalgın dalgın başını sallayarak. atın yemiyle uğraşıyordu. İstediğini yap.Amaan sen de. açık kora. o binile binile binilmez hale gelen yorgaya bakarak. örtülü kora.Ben de onu demek istiyorum zaten. bir iş için hayvanlann kışlağı olan merkeze uğramıştı. baybişe yemeği ısıtmaya 1 Baybişe: Evin hanımı. size bir at vereceğiz. Yaşlı kadınlara saygı hitabı.Niye dikilip duruyorsun. . Elveda Gülsan/15 leştirdi" dedi.. Onun için konuyu değiştirmek istedi ve kansına çıkıştı: . at korasına1 bir uğrayın. hanımefendisi. Bu atla ilgili bazı anılan vardı. Tanabay gözlerini karısından kaçırarak: . At korası. anı gitmiş vahi kalmış bir iskelet mi? . nelerden söz ediyorsun? diye elini sallayan Tanabay konuyu kapadı ve dışan çıktı.Gidin görün. . onu tanırsınız. Kansı ile beraber orada oturuyorlardı. Kansına karşı işlediği bazı kusurları olmuştu. Karısı kapının önüne çıkarak seslendi: 8 . Geçen güz Tanabay. . benden sana izin! . Ata ot vermek için samanlığa gitti.Haa! Bu gerçekten Gülsan mı? diye şaştı kaldı. Karısının o olayları unuttuğunu sanıyordu. ifadesidir. Karısı. Birden fazla e.Nasıl bir at vereceksiniz.

Kansı yolda yemesi için pişi koymuştu o çıkına. Boşuna dememişler "Kırk yıl kırgında kalsan. Elveda Gülsan/17 . kış boyunca ata baktı. bir durup bir giderek eve varırız değil mi? Bir vardık mı. Gülsan biraz durduktan sonra ağzındaki kırıntılan çiğnemeye başladı." Tanabay kamçının sapı ile arabayı karıştırarak dipteki boş çuvalı çıkardı. Ama. at elini cüzdanına!" diye karşılamışlardı.cizgiliforum. tekerlekler gıcırdadı. O çuvalla gelinine patates götürmüştü.. .Hey. Başka bir sefer de göğsünden yaralanmış ve hastahanede iki ay tedavi gördükten sonra kendi birliğine yetişmişti. Kadınlann 'ihtiyar' demelerine aldırmadı. Cepheden cepheye koşarak tam altı yıl askerlik yapmıştı. Kansı o geçmiş olaydan bir daha söz etmedi. gel artık! dedi. zor yiyordu yemini. O zaman Tanabay. araba sarsıldı. Tanabay ve Gülsan ilk kez savaştan sonra karşılaştılar. Pişinin yarısını kendisine ayırdı. böyle bir iş gelmişti başlarına. Tanabay atla beraber yürürken "artık gücü kalmadı zavallının" diye düşündü. Doğu Cephesinde de çarpışmış. Gülsan pişinin kokusunu derin derin içine çekti ama ağzına alıp yiyemedi. Yine de onu canlandırıp güçlendirdiğini sanıyordu. Japonya'nın tesliminden sonra terhis olup yurduna dönmüştü.com. Sonunda yurduna dönüp trenden indiği zaman.Ne yapacağız Gülsan? Burada böyle kımıldamadan duracak mıyız? dedi. Sonra yorgayı eliyle hafifçe dürttü. Bizim baybişe ile ben seni yine iyileştiririz. O zaman Tanabay kırıntıları kendi eliyle soktu hayvanın ağzına.www. . yemek ısındı da soğudu bile. Gülsan'nın dişleri iyice aşınmıştı.. . "Kaç yaşındasın Gülsan? Yirmi yaşında mı? Yoksa daha mı fazla.enginel elveda gülsarı . Tanabay güz boyunca.. ağır ağır dağ yoluna koyuldu.. gayret et yavrum. Tanabay da ölmemiş. ye Gülsanm. Ama Tanabay onu yemeyi unutmuştu..Hadi Gülsanm. Savaş yıllannda 9 . Tann onu korumuştu. Bundan sonra atı yularından tutup yürüttü. Gerçi artık genç değildi ama yaşlı da sayılmazdı. "Dur hele. onun şoku ile epey sarsılmıştı. ecel gelmeyince ölmezsin" diye. satıcı kadınlar onu "Hey ihtiyar. öbür yansım da ufalayıp atın ağzına tuttu. dedi. Çuvalın içindeki küçük bir çıkını aldı. biraz gayret edersek. Onu kepek lapası ve kıyılmış pancarla besledi. Yaşlı adam ve yaşlı at. Salya sıcaktı ve bu Tanabay'ı sevindirdi. Evet evet.. yürü! At hareket etti. bir ayağını kaldırıp ağırlığım öteki ayağına verdi. takılmak için söylüyorlardı çünkü. Batı Cephesinde de. Durmak işimize gelmez. yirmiden fazla senin yaşın. At kımıldadı. Ne gereği vardı artık. Tanabay'ın titreyen eline atın salyası aktı.. bak aklıma ne geldi. Şimdi ne yapacaktı? Atı yolun ortasında bırakıp gitmeye gönlü elvermiyordu.Hadi yavrum. yürü. Onbaşı Tanabay Bakasov.. Bir defasında araba ile gelirken mayına çarpmışlar. korkulacak bir şey kalmaz. işte bugün.

Ama Tanabay "Dür.cizgiliforum. bu işin ustası olmuştu.com. gönlü gençti. Öyle hızlı dövüyordu ki. Sonra bu yuvada herkesin mutlu olması için çalışacak. Bu damadı bütün ev halkım kamyo18/ElvedaGülsan na bindirir. karısı da kızlarından çok memnundular. yaMaşma! Dur. usta yoldaşı o kor gibi madeni çevirecek zaman bile bulamıyordu bazen. kızgın demirden kıvılcımlar saçılıyordu.. yaklaşma!" der gibi çekici indirdikçe bütün bu sıkıntıları da uzaklaştınyordu sanki. hu-ha! hu-ha! diye nefes alıp veriyor ve bir yandanJla düşünüyordu: En önemlisi savaşı kazanmış olmamız. Gelecek için daha yıllar yılı kan ter içinde kalıp fedakârlık etmesi. Dünyaya yeniden gelmiş gibiydi ve artık yalnız geleceği düşünüyordu: Çoluk-çocukla kaygısız bir hayat yaşamak için önce başlarını sokacak bir ev yapacaktı. dağda yaşayan kocamış kaynata ve kaynanasını görmek. Kılık kıyafeti. gücükuvveti yerinde. Onları unutacak. Tanabay kendisi için asıl hayatın yeni yeni başladığını düşünüyordu. zafer kazanılmış olduğuna göre. diyordu. * Ama Tanabay öyle düşünmekte. 10 . Kolhoz. hafif kırlaşan sakalı bıyığı ile biraz yaşlanmış görünse de. Ama bu başka bir hikâye.enginel elveda gülsarı güneş ve soğuktan yanmış. Terhis olduktan bir yıl sonra kansı ona güzel bir kız çocuk doğurdu. demir dövmüş. geleceği toz pembe görmekte pek acele ettiğini şimdi çok iyi anlıyordu. örsün üzerindeki kızgın demiri hiç durmadan dövüyordu. zafer kazanıldıktan sonra köyüne dönerken. düşmanı yendik. çocuk başı kadar büyük bir çekiçle. Ve çekiç cevap verir gibi tekrarlıyordu: "Yendik. dik. nice nice güçlüklere göğüs germesi gerekecekti. Savaştan sonra aynı işi yapıyor. Doğrusu kendisi de. gırtlağına kadar borca batmış ve banka bjr kapik bile vermiyordu artık. zaferi kazandık. Ondan sonra doğan çocuğu da kızdı. Savaş bittikten. Çocujdar nice zamandır şekerin yüzünü bile görmemiş. çektiği sıkıntıların önemi yoktu artık. ara sıra bugün bile duyar gibi oluyordu. Çalışırken o çekiç sesleri arasında günlük sıkıntıları unutup gidiyordu Tanabay. O sesleri.. Gönlü hoş ve iyimserdi. Tanabay her darbeyi indirişte. çıplaktılar.www. Gençliğinde bir demirci yanında çalışmış. yüzü kınşmıştı. önünde hiçbir engel kalmamıştı. tadını unutmuşlardı. Oğlu sekizine basmış ve okula başlamıştı. Ne var ki oğlu hayırsızın biri olup çıkmıştı. Yazlan sik sık ve topluca kendisini ziyaret ederlerdi. sabahtan akşama kadar. Bundan başka bir amacı yoktu. Kadınlar eskimiş oto lastiklerinElvedaGülsan/19 den yapılmış ayakkabıları giyiyorlardı çıplak ayaklarına. gerçek ve tatlı hayat asıl şimdi başlayacaktı. Bunun için savaşmamış mıydı? Kan ve ateş arasında canını dişine takmamış mıydı? Savaş bitmiş. Örs çın çın ötüyor. yendik. Büyük istasyonlarda maksimkalan (asker getiren katar) bando-mızıka ve coşkun bir neşe ile karşılamışlardı. Büyük kızının kocası kamyon sürücüsüydü. O güne kadar olup bitenlerin. Evde hasretle bekleniyordu. Şimdi ikisi de evliydiler ve çocuklan vardı. hep çalışacaktı. saygılarını sunmak ve gönül almak için gelirlerdi. O zamanlar açtılar.

bir deri bir kemik kalmıştı.www. Orduya at gerektiğinde o 11 . "Onu biliyoruz" dediler. kimileri tarlada. koşturmak kolay mı? Dervişbay'ı hatırlıyor musun? At üstünde donup öldü zavallı. Yumuşak huylu. Eskiden. "Peki yılkıya kim bakacak? Biz ölelim diye mi bekliyorlar? Zaten bir ayağımız çukurda!" Ben çok üzüldüm ve utandım. Kalbi zayıf olduğu için çürüğe çıkarılmıştı. Beli 20/Elveda Gülsan bükülmüş. Çora'dan başka hiç kimse Tanabay'ı demirci dükkânından aşırıp yılkıcı olmaya razı edemezdi. O zamanlar Çora köyün yakışıklısıydı. Söylediklerinin hemen hemen hepsini. herkese iyi davranan bir gençti. yaz-kış demeden at üstünde dolaşmak. zayıflamıştı. Onu. dik!" O günlerde böyle düşünen yalnız Tanabay değildi. Tanabay daha savaştan döndüğü gün anlamıştı bunu. Yılkılara bakmanın aksakalların işi olmadığını. dinlediği siyasî nutuklardan öğrenmişti. her türlü işlerde çalışıyorlar" dedim. İkisi. onların bu işin üstesinden gelemeyeceğini sen de bilirsin. bilgi ise bilgili bir delikanlıydı. ta komsomol oldukları günlerde. "Çalışmaya çoktan başladılar. Tanabay bu konuda büyük çaba gösterdi. yüzü kırış kırış olmuştu. Tanabay Çora'nın gençliğini hatırlamıştı. Görgü ise görgülü. Ama söyledikleri pek etkili olurdu. kendisi bile ürkerdi söylediklerinden. Temmuzun sıcağında bile o eski yün yeleğini çıkarmıyordu üzerinden. karşıt görüşte olanlara. Bu yüzden toplantılarda sık sık yerinden fırlar.com. zenginlerin. Savaşın başından sonuna kadar ve savaştan sonra da hep bu görevde kaldı. Can dostu Çora razı etmişti onu bu işe. O günlerde herkes savaşı kazanmış olmanın gururuyla avunuyor ve zafer ekmeğin yerini tutuyordu. Merhum Çora o zamanlar kolhozun başkanı idi.enginel elveda gülsarı dik. kimileri iş yerlerinde. koparıp ayıramam diye korkuyordum. gazetelerden okuyup öğrendiği cümlelerle ve acımasız bir şekilde atıp tutardı.İki gün önce dağa gidip geldim. Daha sonra Tanabay yılkıcı oldu ve dağlara çıktı. . Çora ile o.Ben senin çekice yapışıp kaldığını sanıyor. Sağ kalanların hepsinin döndüğünü söyledim. Savaş yüzü görmemiş olsa da.cizgiliforum. askere giden gençlerin dönüp dönmediğini sordular. Gece-gündüz. Çora iyice zayıflamış. "Peki nerdeler. hatta böyle oluşuna kızardı. Hatırlıyorsun değil mi? Savaş başlayınca biz bu ihtiyarları yılkıya bakmaları için dağlara göndermiştik. pek yaşlanmış. O zamandan beri çalışıyorlar orada. Tanabay onunrişte bu yumuşaklığını beğenmez. ne zaman çalışmaya başlayacaklar?" dedi ihtiyarlar. bir kolhoz kurmaya. Bazen öyle sözler söylerdi ki. dedi Çora İhtiyarlar. yani komünizm idealine karşı çıkanlara gereksiz bir hoşgörü göstermekle suçlardı. kulakların (toprak sahiplerinin) mal ve mülklerini bu kolhoza katmaya birlikte karar vermişlerdi. dedi. demir atölyesinin yakınındaki arkın kenarına çö-mellp oturmuş. konuşmuşlardı. eskiden beri iki can dost idiler. Tanabay'ı razı etmek için demirci dükkânına kendisi gelmiş ve arkadaşını razı ettikten sonra ona: . Çora. Mallarına el koyacakları kişilerin listesini beraber hazırladılar.

Vere vere bana bunları mı veriyorsun aksakal. kusura bakma. böyle işte! Sen bir düşün Ta-nahafy. ufacık ve köse bir ihtiyardı.Ama içlerinde bir tanesi var. Bir daha da birbirlerini hiç göremez oldular. Görüşmeyeli çok oldu. dağlıç türü kuzunun kuyruk ucunun üzerindeki yağlı top kısmı gibi duruyordu. Çora arkasından seslendi: . buruşuk yüzlü.. İkisi başbaşa verip konuşmak. . Genel olarak bunun gibi ihtiyarlar alıngan ve acı dilli olurlar: Ama Turgay kızmadı: . elin serçe parmağı gibi büyümeden kalmıştı. O sarı tayı. dedi alttan alarak. . dağda taşta at koştur da anlarsın.Şaka yapıyorum aksakal.. Sağ olsunlar! Onlara şükran borçluyuz. şimdi dağda at çobanlığı ağırlarına gidiyor. bunu utanç verici bir iş sayıyorlar. plan hedefine nasıl ulaşırım?. baybişemle bir görüşeyim. Bakacak göreceksin. Savaşta biz neler görmedik ki! Bizim de yumuşamamız gerekmez miydi? Belki insan hayatında asıl önemli olan budur" diye düşünüyordu. Düşünüyorum da. dedi Tanabay. Boş bir zaman bulup sana gelmeyi. İş üstüne iş biniyordu.cizgiliforum. Sen gidersen peşinden başkalarını da göndeririz.. Şimdi yılkı bakmayı askerden dönen gençlerimiz hor görüyor. Tanabay demirci dükkânına doğru yürüdü. Sanki. uzun uzun dertleşmek fırsatını hiç bulamadılar. İkisi birden ayağa kalktılar. Yaa. Zaman akıp gitti.Tanabay. o zaman daha iyi anlarsın. dedi Turgay. O konuşmadan bir süre sonra Tanabay dağa çıktı.enginel elveda gülsarı atları terbiye edip yetiştiren de yine bu aksakallar oldu.www..İşte.Pekâlâ Çora. artık savaş bitti. gözlerine düşen kocaman börkü yukarı doğru kaldırıp üzengide doğrularak bir 12 . Uzak yerlere gidip medeniyet öğrendiler ya. halkı nasıl doyururum. aydınlık günler gelmiş olmalıydı. bekle biraz! diye atını sürüp onun yanına geldi. İçinden "bizim başımıza gelmeyen kalmadı oysa sen hiçbir şey görmedin. ne görüyorsan o. Halkımız aklını başına topladı. Eyerden eğilip arkadaşının yüzüne baktı: "Bana da-rılmadın değil mi? Başımı kaşıyacak vakit bulamıyorum. atlar koradan çıkarılıp sayım yapıldıktan sonra ihtiyar Turgay'a sitem etti: I 22/Elveda Gülsan . artık herkes daha iyi yaşamak istiyor.. Bazı geceler gözüme uyku girmiyor. yaşlı Turgay'ın baktığı yılkı içinde ilk kez gördü. Oysa işler azalmadı. eskisi gibi uzun uzun dertleşmeyi ne kadar isterdim. Tanabay.. Belki doğru olartçda budur. Konuşmaları bitmişti. Kılını çeksen yağ çıkar demiyorum ya ben de. Başındaki kocaman börk. hep düşünüyorum: İşleri nasıl yoluna koyarım. Tanabay da yumuşadı: . Yaşın yetmişe dayanınca. atların hali hiç de iyi değil! Turgay. hizmetlerini Elveda Gülsan/21 ödeyemeyiz. kolaylaşmadı. Ülke için istediğin bu coşkulu iyilik ateşinde yanıp gitmesen bari. hep aynısın Çora.com.

. 24/Elveda Gülsan . . sarı tayın yolunu kesip ileriye doğru sürdüler.Hangisi? Şu tostoparlak görünen küçük tay mı? Ufak tefek bir şey.. uçan bir kuş gibi rahat uçuyordu. dedi ihtiyar yılkıcı övünerek. Baktıkça yüreğin sızlar. Bilirsin. Atın iyisi de öyle olur. Başını kaldırdı. Taya yetişmek için bindikleri atlan dörtnala kaldırdı-¦ lar ama yetişemediler. .İyi öyleyse.Demek ona Gülsan diyorsunuz? 13 .Bak Tanabay! dedi. . .Yorga at az mı yani? . elde etmek için peşine düşenler çok olur. . Oyun için yanşan çocuklar gibi neşe ile coşarak tayın J|peşinden kendi atlarını sürüyorlardı.Doğuştan yorga. Sesimi de tanır ha! Bir nâra atayım da seyret hele: Ayyyyt! Ayyyt! Ayyyt! Gördün mü? San tay dönüp dolaşıp yılkıya katıldı. çok güzel taydır o. şöyle bir silkinip perçemini geri attı. nazar değmesin! Kimselere bir şey söyleme.Ben bunun gibisini görmedim.www. böyle bir yorganın değerine paha biçilemezdi. Büyüyor. Ama kötü birine düşerse solar gider. Ama onlar.. özelliği ne onun? . gül gibi olur. hınldadı ve sonuna kadar kurulElveda Gülsan/23 muş bir oyuncak at gibi ileri fırladı. ama hiç dörtnala kalkmıyor. olduğu yere düşüp kalır! . dile düşürme. Sonra ensesini kaşıyarak ciddi bir tenbihte bulundu: "Ama dikkat et. Çok güzel yetiştirmişsin bu tayı. bir kız iyi bir ere düştüğü zaman daha da güzelleşir.enginel elveda gülsarı kamçısının sapıyla ilerisini göstererek "Bak.Ooo! Şuna bak! Şu koşmanın güzelliğine bak! Harika bir şey bu! . yetişecek. Kırgız atalar böyle bir yorga için birbirlerine düşer. sesimi duyunca usturanın keskin ağzı gibi her şeyi yarıp geçer.Söyledim sana. Onların sesini duyan > tay hızını arttınyor.Merak etme aksakal. Bakmasını bilmezsen onu mahvedersin. Eski devirde olsa. . kan dökmekten çekinmezlerdi.Peki. sırtı da pek kısa. Atlarını mahmuzlayıp yılkının çevresini dolandılar. Çocuk değilim.com. çöp gibi kalır. hayran kaldım doğrusu. sana çok teşekkür ederim. Adı 'GÜLSARI1 unutma. Güzel yorga güzel kız gibidir. ben de biraz anlarım bu işten. Yine yılkıya katılmak için kocaman bir yanm daire çizerek koşuyordu. San tayın yorgalamasını keyifle seyreden Tanabay sevinçle bağırı-¦ yordu: . San tay da koşmak için fırsat arıyordu zaten. bindikleri atlann terlerini soğutmak için bir hayli gezdirmek zorunda kaldılar.Evet. gelişecek. oysa sarı tay hep yorga koşuyordu. dedi Tanabay. gözleri yaldır yaldır parlar.Epey geç doğdu da ondan.Hele bir görelim. dedi ihtiyar. şu sağ kanatta otlayan san tayı görüyor musun? İşte o bir harika!" .Turgay ağam.cizgiliforum. Turgay börkünü başından çıkarıp Tanabay'a: ..

1 Elveda Gülsan/25 kalın.www. o zamana kadar sağ kalırsam. Zamanla yılkı ona alıştı. Sahiplerinin ağzı yüzü soldu. bir yaşına gelince 'tay' denir (çevirenin notu). altı aydan bir yaşına ulaşıncaya kadar 'cabağı'. sabaha kadar kımıldamadan duruyor. Sık sık ve lapa lapa yağıyor. Sabırla yetiştir onu. Tanabay da ses çıkarmadan dinledi. başında asker kalpağı olan bir efendi gelmişti. Değişen tek şey yılkının efendisiydi. gür idi. Adını o koydu. Eyer vurulacak ve binilecek hale geldiği zaman pek zorlama.enginel elveda gülsarı . gemini fazla çekme. Hiç kimseyi de bindirme. ama uzun süre yerde kalmıyordu. Onu iyice terbiye ettikten sonra. uzunca boylu.cizgiliforum. Kansıyla buraya yerleşeceklerdi. kendisi için neler söyleneceğini ve ileride başına neler neler geleceğini!. Unutma. Bundan sonra boş kalan keçe çadıra döndü. Bundan sonra Turgay ve kendisi gibi >%şlı kansı. onları yolun başına kadar yürüyerek uğurladı. Bunun se1 Cabağı: At yavrusuna altı aylık oluncaya kadar 'kulun'. yılkı ve dağlar Tanabay'a kaldı. adı Gülsan. tepinmeye başladılar. Eskisi gibi koşup duruyordu üyirin arasında. eldivenli ellerini birbirlerine sürterek. Yaşlı yılkıcının yerine. elleri morardı. Şimdilik yalnız idare edecekti işleri. Bütün gece Tanabay'a öğüt verdi. Gece rüzgârının hışırtısı.. Geçen yaz kız torunum gelmişti. birbirlerine iyice sokularak. Canı gibi sevdi onu. Yardımcısı için de bir çadır vardı ama.Sahipleri onlan yalnız bırakmıyor. zayıf. Ayazlı gecelerde atlar bir kuytuda kümeliyor. Bende biraz kaldı.com. Yol başında aynlırken Turgay aga son bir öğüt daha verdi: . Terli iken suç içmemesine de dikkat et. eşya-lannı yükledikleri deveyi yedeklerine alıp gittiler. Keçe çadır. Turgay aga yaşlanınca çenesi düşük bir ihtiyar olmuştu. Atlar toynaklanyla kan eşelemeye.San taya şimdilik hiç dokunma. yüzünü ovuşturarak dolanıp duruyordu yanlarında.. getir göster bana. vücutları kırağından bembeyaz olu-yordu. sırtına eyer vurulmamıştı. Ne bilsindi Gülsan nasıl bir ömür süreceğini. Sonra kar yağdı. onu yadırgamadı. yadsınmadı.Evet. 14 . atından inmeden. Çayırlar. Şimdilik ağzına gem. Cabağı Gülsan'nın tüyleri uzadı ama özellikle geceleri yine üşüyordu. ona bir yardımcı vermemişlerdi daha. Dağlar yine o dağlardı. atlar başlarım hafifçe çeviriyor. şınl şırıl akan sular hep aynı. fısıtlısı ile yine uykuya dalıyorlardı. O söylenince yahut öksürünce. Hiçbir şey değişmemişti. San tay o zaman henüz bir cabağı1. Artık ayağına çizme. Ara sıra bir yerlere gidip sonra yine geliyordu. şişti. yoksa yorga gidişi bozulur. kulaklarını kabartıyorlardı: Efendilerini yanıbaşlarında görmek güven veriyordu onlara. Yine başına buyruk bir taydı. Tanabay. sırtına gocuk giymeye başladı. idi. Turgay'la yaşlı karısı oradan aynlırlarken.

Kar savrula savrula. yandan gehyordu. Atlar sessiz. İşte o zaman. cabağıları ortalarına aldılar. Elveda Gülsan/27 15 . İyice rahatsızlanıp korkuya kapıldılar. İçinde bir şeyler kopmuş gibi sarsıldı ve güç doğruldu.www.enginel elveda gülsarı Gülsarı Tanabay'ın sesini işte bu kış tanıdı ve bir daha ömrü boyunca unutmadı. Gülsarı'yı ortadan sürüp kenara çıkardılar. biraz rahatlayacaklardı. Gülsan'nın nefesi kesilecekti ner-deyse. Hiç unutamayacağı o çiftenin acısıyla yılkıya yanaşıp kenarda ama onlann yanında durdu. ardından bir silah sesi daha. Gülsan yine ortaya girmek için yaşlı atlan itmeye. kann üzerinden bir karaltının süzülüp geçtiğini ve sonra kaybolduğunu görünce artık yerinde duramayıp ürkerek geri sıçradı. arada bir dörtnala koşarak. Dağdan yuvarlanan kayalar gibi birbirlerini sürükleyerek. isli gocuğunun kokusunu alsalar. iterek koşuyorlardı. acı acı kişneyerek. hınldayarak. O müthiş çifteden sonra bir daha yılkıdan aynlıp tek başına durmaya kalkışmadı. Atlar irkildi. öfkeli bir halde geri 26/Elveda GQIsan geliyordu üyer aygın. Bir türlü giremiyordu aralanna. felaket habercisi bir sessizlik idi bu. kulak kabarttılar. atlann yelelerine. Bir gün dağlarda bora koptu. Atlar büyük bir gürültü çıkararak koşsalar da sahiplerinin öfkeli bağırmalannı duydular. zaten korku içinde bekleşen atlar ürktü. hışımla üzerine yürüdü. belirsiz bir yöne doğru koşmaya başladılar. ama ne kendi görünüyor ne de sesi duyuyordu. göz gözü görmeyen karanlığa dalıp uzaklaşıyordu. Sesler önce geriden. yılkıyı bir arada tutmak için etrafında dolanıyor. ayak seslerini duyuyordu. Sonra önden duyulmaya başladı. İşte bu gelişlerden birinde. önlerindeydi. Şimdi çıt çıkmıyordu. başlarıyla vurarak kulunları. Sahipleri neredeydi? Böyle korkulu bir zamanda o neredeydi? Hiç olmazsa sesini duysalar. uzaktan uzağa bir uluma duyuldu. Ama yılkı onun harıltısını. kafasını eğip kulaklarını kısıyor. ağır-laştı. Uğursuz. O sırada bir silah sesi duyuldu. Kar yağıyor ve Gülsan'nın burun deliklerine giriyor. Aygır. Titreye titreye birbirlerine sokuluyorlardı. Hayvanlar gözlerini açamaz oldular.com. Ulumayı duyunca bir an olduğu yerde donmuş gibi kaldı. bazılarını çiftelemeye başladı. Aralarına giremeyince daha da uzakta tek başına durdu ve bu yüzden üyir aygırının hışmına uğradı. olanca güçlerini ayaklarına vererek. Gülsan o güne kadar kurt ulumasını hiç duymamıştı. hınltısız dururken. faltaşı gibi açılan gözlerle çevresine baktı ve korkudan donup kaldı olduğu yerde. Gülsan. onu yılkıya katmak için karnına müthiş bir çifte indirdi.cizgiliforum. güçlü toynaklanyla kan eşeliyor. başına üsır usır düşerek yığılıyordu. Yaşlı dişi atlar. O sesin ve kendilerinin sahibi şimdi yanlannda. kuyruklarına yapıştı. Yılkı sesin geldiği yöne koştu. Artık hiçbir kuvvet durduramazdı onlan. Karanlıkta. iğne-leye iğneleye. Gülsan'yı hâlâ kümelenmiş yılkıdan uzakta tek başına duruyor görünce. Gülsan da neye uğradıklannı anlayamadan çılgınca koşuyordu yılkının ardından. Sonra yine sinirli.

O zorlu kışa dayanamayan zayıf atların düştükleri yerden kalkamadıklarını. sağrılanndan süzülüyordu. Sonra dağdan inip. ana okulu ne olacak? dedi anbarcı. ürün zamanına kadar dayanırız. Atlar ofaya gelince durdular. üzüntümden. elini ayağını ısıtmak için çalı-çırpı yaktığını. at sütünden kımız da yaparız. Böyle mi yapacaktık bu işleri? Gel de nasıl bir keçe çadırda yaşadığımızı. Bulut gibi buhar çıkıyordu sırtlanndan. bembeyaz kan yüzüne götürdü.www. Yılkı onun sesiyle biraz yüreklendi ve peşinden koşmaya başladı. sonra yeşillendi. Gülsan da toparlandı ve eski gücüne kavuştu. sonra avuç avuç yuttu o soğuk kan. Sen de orada oturup..Asıl sen beni bağışla. o bo-ranlı günleri at üstünde geçirdiğini. seyrekleşme-yen kar taneleri. otu nerde? Tuzu nerde? Ağzımızı açıp yel yutarak geçiriyoruz 28/Elveda Gülsan günlerimizi. Yere çömelerek iki eliyld aldığı soğuk. demeyi geçirdi aklından.Bana niye öyle bakıyorsun! Karşında bir faşist mi var! diye bağırmıştı. . Ama hâlâ korkudan titriyor. acımdan konuştum böyle. Dondurucu ayazı.cizgiliforum. . Kalın kar eridi. Tanabay önce unu almamayı düşünmüştü. Ateş gibi yanan dudaklanyla kar yutuyorlardı..com. körük gibi soluyor. sanki demirden olan bu kabuğu tepinen atların toynaklarının bile kıramadığını. atların sıcak sırtında eriyor. Tan atarken Tanabay yılkıyı eski yerine getirmişti. adam unutmamıştı.. ağlamamak için dudaklannı ısırdığını. bahar geldiğinde. bir süre yüzüjıdeki yangını söndürmek için öylece durdu.Ona beş kilo un ver! Onun bu davramşı karşısında Tanabay'ın utancı daha da arttı. kara toprak göründü.Peki. Yılkının kışlık korası nerde? Yemi. dişimizi biraz daha sıkar. ölüp gittiklerini de unutmamıştı. Atlar o günleri hatırlamıyorlardı ama.. çadırın tamtakır içini bir gör! Kuru ekmek bile bulamıyoruz. Hâlâ dinmeyen.Sonra öfkeye kapılıp böylesine ağır sözler söylediği için kendisini affettirmeye çalışmasını da. O pek şiddetli kış ve zorlu günleri sanki hiç yaşamamışlardı. Ama Çora'nın 16 . cıdavlanndan.Sen. bu atlan kendi elimle öldürmüşüm gibi bakıyorsun bana! Bu sözler karşısında kolhoz başkanının kül gibi olan yüzüyle kendisine şaşkın. Tanabay da kar yedi. dedi Çora. Yakında inek doğuracak. Sonra anbar memurunu çağırıp emretti: . . gövdeleri şişip şişip iniyordu. kolhozun başkanına ölen atlann hesabını verirken.. sulann kalın bir buz tabakası olup toprağı örttüğünü. Yeni tüyleriyle sırtlan parlamaya başladı. itinkurdun uluduğu o soğuk geceleri. unutmamıştı. Savaş cephesinde durumumuzu bundan yüz kat daha iyiydi.Hay Allah! Onu ne karıştırıyorsun? Her şeyi birbirine karıştırır yokuşa sürersin zaten! Ver! diye kestirip attı Çora.enginel elveda gülsarı Sesi kısılmıştı ama bağırmaya devam ediyordu: Kayyt! Kayyt! Kayt! (Dön! Dön! Dön!) diyordu efendileri. suskun bakışını da unutmamış-tı.. kirli-san bir su gibi. .. Atlar tüylerini döktüler. diye kekelemişti. Sen beni bağışla. öfkeyle bağırmasını da unutmamıştı: .

Bazen de yanından geçerken kamçısıyla arkasına hafifçe vururdu. duygulu. küçük bir çocuk değilsin ya. fıldır fıldır dönen tabak gibi yuvarlak birbirinden uzak gözler. omuz arası geniş. Tanabay'ın onu yüreklendiren sesi. Zamanla bu türkülere iyice alıştı. Sahibi Tanabay da onu. Bahar yağmurlarından sonra güneş pırıl pınl parlıyor. Dilediğince koşuyor. bazen bu yüzden kamçılarını savurarak birbirleriyle kapıştıkları da oluyordu. Gülsarı'nın bu niteliklerinden haberi yoktu elbet. Topaç gibi ve kabank tüylü bir cabağı iken. yamaçlar yemyeşil uzanıyor. Koşuyordu. sözlü. dar geçitlerden dik yokuşlara koşuyor. Bunların hiçbirisini unutmamıştı. yadırgamıyordu. ne kadar çok kaynatmışsın bunu! diye kaşığı elinden bırakmıştı. doruklarda hâlâ erimeyen karların beyazlığı göz ka-niaştınyordu. tümsek burnu. genç kısrakları kovalamaya başlamıştı. tozlann savrulduğunu. başı ise soylu yorgaya yaraşır biçimdeydi: Bir tutamlık fazla yağı yok. düzlükler.. Karısına: .Biraz soğut da iç. kısa. oynuyor. Atlara sert davranmıyordu Tanabay. Bazen koşup uzaklara gittiği zaman onun küfürlerini işitmiyor değildi. Bu yüzden sahibine bir rahat nefes aldırmıyordu. hatta keyfinden şarkı söylemesi pek hoşuna giderdi Gülsan'nın. onların arasında sarı bir yıldız gibi akıp gidiyordu: Çakıllı dere boyundan düzlüğe. Öteki tayları da koşturup peşinden sürüklüyor. kalçası dar. koşup oynadığı yerleri görüyordu. Onun işi gücü koşmak. yıl30/Elveda Gülsan kıya doğru akan bir yıldız gibi gelirse. O bahar san yorga gençliğinin en güzel dönemini yaşadı. Hava karanp yıldızlar ışıldayınca. kara toprak yeşeriyor. Yılkıcıların da rahaEI veda Gülsarı/29 ü kaçmıştı bu yüzden. Gülsarı bu kez de düşünde koşuyordu: Toynaklarıyla taşlan çınlattığını. YıUacılar aygırları ayırmaya çalışıyor. demişti karısı. koşu temposunu onun türküsüne uydururdu sanki. uzun. Bütün bunları işitiyor. ayaklarının altında toprağın kaydığını. Canı yanmazdı ama yine de şaşınr. Böyle zamanlarda. sı-nm gibi ince. Gülsan'nın keyfine diyecek yoktu. yaşadığı ortamın bir parçası gibi görüyordu. büyük bir tay olmuştu. düzlükten bayıra. Boyu uzun. onları belledi: Bazıları hüzünlü. Mayıs gelmişti. ürperir ve başlardı koşmaya. Onu yadsımıyor.com. Karısının işte o undan yaptığı lakşa çorbasını içerken ağızını nasıl yaktığını da unutmamıştı. 17 . hayatının. ne kadar çok koşarsa.. . kalın kıvnk dudaklar.enginel elveda gülsarı anbarcıya söylediklerini duyduktan ve yüzünün aldığı rengi gördükten sonra düşündüğünü söylemekten vazgeçti. Gülsarı ne kadar hırslanır.www... şimdi.cizgiliforum.Beni yakıp öldürmeye mi niyetlisin. kulaklannda rüzgârın uğuldadığını. Aygırlar birbirleriyle dövüşmeye. yavaş yavaş iç. yine koşmaktı. onun ardınca dörtnala gelen efendisi de o kadar keyiflenirdi. yılkı uykuya dalınca. En çok sevdiği şeydi koşmak. şımarıyordu.

www. Hırıldadı. Birden her yanım saran koyu karanlığı ön ayaklanyla delmeye ça•. Gülsan hiç umursamadı. ellerinde ucu kementli sopalarla yaklaştılar. Öteki atlar kaçıştılar. Soluk soluğa • kalmıştı. tılmış. Adamın üstü başı yır. O sırada bovjnunu sıkan ip biraz gevşedi ve Gülsan ipip ucunu tutan ¦ adimlan sürüklemeye başladı. Kam sızan dudaklannı kımıldatarak. yer sarsılıyor. Gülsan da onlann arasındaydı ve tadını çıkara çıkara tuz yalıyordu. Yorga dehşete düştü. toz toprak içinde kalmıştı.. onu okşadı ve geriye bakmadan yardımcısına seslendi: . başını okşadılar ve at kuyruğundan yapılmış ilmiği boynuna geçiriverdiler.ha çok sıkmaya başladı. gözünü kamaştıran halkalar oluşuyordu önünde. lışü.Yuları. Kadınlar bağırıp çağırarak çocuklanm çadırlara doğru kovaladılar. Gülsarı tuzağı anlayamamış. Sahibinin yılkıya tuz yalatmasından da çok hoşlanırdı Gülsan.enginel elveda gülsarı sözsüz bütün türkülerini. İşte o zaman boynundaki ilmik sıkıldı ve Gülsan neye uğradığım anlamadan irkildi. şaha kalkarlardı.cizgiliforum. Çünkü bu kementler binek atlan-nı. yardımcısı da ardındaydı. Ama o ne kadar çırpınsa. Ama. Hiç böyle bir şey gelmemişti başına. İşte o sırada sahibi ve onun yardımcısı. Dağlar yıkılıyor.Gel Gülsan. şaha kalktı. soluk almaşım zorlaştırıyordu. bir öfke yoktu. Her zaman ata biner. Ama onun yanına sokulup. tuttuğu ipi koluna dolayarak yan taraftan yaklaştı. Bunlar.com.. Atlann arasından kendine yol açıp su içmek için çaya gitmek istedi. ilmekde o kadar boynunu sı: kıyor. nefesi kesildi. Güneş gözüne vuruyor. ağzı yüzü berelenmiş. Ona hiç dokunmazlardı. Ama gözlerinde bir kızgınlık. sağılacak kısrakları yakalamak için kullanılırdı. gemi ver bana! 18 . başı döndü. ama Gülsan hâlâ kılım kıpırdatmıyordu. Atlar tuz yalamayı pek sever ve bunu bir ziyafet sayarlardı kendileri için. Bir gün Tanabay boş bir kovaya vurarak "po! po! po!" diye atlan tuz yalamaya çağırdı. oralarda dolamp Gülsarı'yı rahatsız ederlerdi. Sonunda kendim tuzağa düşürenlerle başbaşa kaldı.. Öteki atlar boyunlanna kıl kement geçirilince huysuzlaşır. Ama adamlar tekrar ayağa kalktılar ve ilmek Gülsan'nın boynunu yine ve da-. hiç korkma. Tanabay upuzun bir ağaç tekneye parça parça kaya tuzu dökerdi. tepindi. Sahibi önünde. işte bu tuzu yalamak Gülsarı'ya bir felâket getirdi. Gülsan tek gözüyle gördü onu. Kurtulmak için tekrar tekrar şaElveda Gülsan/31 ha kalkıyordu. * Sahibi. . ipi sımsıkı tutan yardımcısı da geldi. insanlar birbirlerinin üzerine yığılıyordu sanki. tuz yalamaya devam ediyordu. Epeyce tuz yaladığı için susamıştı. Atlar koşup geldiler ve başladılar tuz yalamaya. Sonunda adamları uzaklaştırmak için kendini onlann üzerine attı. dağa sonradan gelen yılkıcılann çocuklanydı. rahat dur! Efendisinin ardından. Bu arada çocuklar da koşup geldiler. Korkma. yavaş yavaş ve olabildiğince yumuşak bir sesle onu yatıştırmaya çalışıyordu. . Tanabay bir elini atın başına uzattı.

başı dönüyor. Bu zorlu. o buruklukça acıtan şeyi çıkardıkları zaman biraz kendine geldi. Yalnız kolanlarım gevşeterek bir ağa-¦> ca bağlayıp bıraktılar. Yine de kişne-yerek olanca gücüyle şaha kalktı.cizgiliforum. Sahibi kamçısını şaklatıyor. ama çember açılmıyor. yürümeye başladı. Yorga yoruldu. Yorga acılar içinde arka ayaklarının üstüne çöktü ve artık direnemedi. sonra kilitlenmiş gibi çakılıp kaldı ağzında. gökteki bulutlar. merada otlayan atlar dönüyor. Her yanı kayışlarla sarılmış. Yalnız ağzından o bükmeyi. i Sakin ol Gülsan. canı müthiş yanıyordu. ne zaman bindiğini anlayamamıştı. Döndü. keçe çadırlar dönüyor. O zaman o adamın çevresinde bir daire çizmeye başladı. Kafasına başlık geçirilince yine hınldamaya. çözülmüyordu. Sonra başını öne eğip arka ayaklarım havaya kaldırdı. Kayış sıkıldıkça canı yanıyordu ama asıl acı veren ağzındaki o bükme. ama iki defasında da adam kalkıp yine bindi üstüne. sahibinin üstüne nasıl bindiğini. üzerine oturmuş adamın topukları kanuna batıyordu. yavaşladı. O çember yolun bir noktada açılacağım ve oradan son hızla uzaklaşacağını umuyor. eyeri sırtına vurmak gerekiyordu. çok da susamıştı. sırtında bir adamın oturduğunu gördü. o demir ağızlık idi. Bu acı ile gözleri yuvalarından fırlayacaktı nerdeyse. sırtına bir ağırlık çökmüştü. Gemin dizgini iki taraftan gerilip eyerin başına bağlandığı için başını dik tutmak zorunda kalıyor. göğüs altından kayışlar geçirip sıkıyorlardı. çizmesinin topu-ğuyla durmadan karnına vuruyordu. sağa sola çeviremiyor ve uzanıp yatamıyordu. Akşam olunca eyerini de almadılar üzerinden. yine döndü. Yan gözle geriye bakınca. Çaresizdi. dağlar. Adamlar ona su içirmediler. Ama başka bir atın üzerinde olan ikinci adam yularının uzun ipini çekiyor. Bu acıdan.www. sakin ol! Korkma! Yorganın gözünü bir avucu ile kapatıp başlığı kafasına geçiri verdi. Ter içinde kalmış. yana sıçradf. eziyetli koşu sürüp gitti. O adamı silkinip atmak istedi sırtından. onu sırtından iki kez atmayı başardı. Gülsarı'nın gözleri kararıyor.Bükmeyi ver! dedi yardımcısına. silkindi. O anda soğuk demir ağızlık dişlerine çarparak şıngırdadı. kaçıp gitmesini engelliyordu. 32/Elveda Gülsan Elveda Gülsarı/33 Yardımcısı yorganın üst dudağının altına hemen kayış bükmeyi geçirdi ve çevirmeye başladı. 19 . Adamlar şimdi sırtına bir şeyler koyuyor. Yorga. durmadan döndü. dünya dönüyor.com. Bir an yine başı döndü ve sonra donup kaldı. dönüyor.enginel elveda gülsarı Yardımcısı atın başına geçirilecek takımı verdi. tepinmeye başlamıştı ama Tanabay onun üst dudağım sımsıkı yakalamıştı. Adamların isteği de buydu zaten. Üzengiler toplanıp eyerin kaltağına bağlanmıştı. dönüyor. Ama o zıpladıkça ağızlık ağzını yırtıcak kadar sıkılıyor. soluk alamıyor. . Şimdi gemi ağzına geçirmek. her şey dönüyordu. Kıpır-dayamıyor.

Öyle de susamıştı ki! Ah doru tay ona içecek su getirebilse! Gülsan'dan hiçbir karşılık görmeyen genç kısrak koşup gitti. Oysa Gülsan kımıldayamıyordu. omuzlannı. Yanına sokuldu. yılgın. Serin suyun kokusunu da getirmiş oluyordu böylece. sevgi dolu ses tonuyla konuştu. Dün beni çok yordun. Dişi tay yine Gülsan ile olmak. Gülsan onun neler söylediğini nereden bilecekti? 20 . Keçe çadırların yanında ateşi. Biraz sonra ay doğdu. Gülsarı onun kişnemesini işitti. Yorga da onun boynuna dokunup aynı şeyi yapmak istiyordu ama. her şeyi duyuyordu. oynaşan. her zaman olduğu gibi yayılmış. İkisi de henüz tam ergin çağa gelmiş sayılmazlardı. sızım sızım sızlıyordu. Aygırlar onun peşine çoktan düşmeye başlamışlardı ama. otluyor-du. onunla koşmak istiyordu. ağzını açmak istediği zaman müthiş canı yandı ve kişneyemedi.enginel elveda gülsarı jGülsan bütün gece öyle durdu. başıyla dürtükledi. oynar. üzüntülüydü. Bu.. Yorga Gülsîtfı ömründe ilk kez ağlıyordu. Onunla kimse ilgilenmiyordu. çocukların köpek gibi ses çıkararak onları havlattıklarını. başını bile oyna-tamıyordu. buz gibi olmuşsun. yükseldi. ateş başında oturup sohbet eden adamları. Başına nîden böyle bir felâket geldiğini anlayamıyordu. Dağlar gecenin karanlık kuşağından sıyrılıp ay ışığında kendilerini göstermeye. ağır ağır kımıldamaya büyümeye başladılar. Ne oldu? Çok mu üşüdün? Ee. Yenik. hatta yere inmiş gibi daha çok panl-dıyordu. Gülsan olsa yine onunla koşar.. Ağzındaki o demirin tadı da pek kötüydü. o onlardan kaçıyor. hep onun yanında olurdu. Sabah erkenden sahibi geldi yanına. Kendisi. dişleriyle onu kaşımaya başladı. tabii. Derenin öbür yakasına geçip gözden kaybolunca-ya kadar Gülsan ona baktı durdu. Ağzının kenarları yara bere içinde kalmıştı. Bu kez dişi tay onun boynuna asıldı. Yıldızlar yeryüzüne iyice yaklaşrnış. sımsıcak dudakla-nnı onun tüylerine dokundurdu. Bahara uyanmış dağlara bakıp gülümsüyor. öylece duruyordu orada. Hırıldayarak ve başını sallayarak Gülsan'yı çağırdı.com. Kolanların vücudunu sıktığım yerler ve eyerin vurduğu sırtı acıyor. Öylece duran Gütearı'yı o sırada bir arayan vardı. Susuzluktan da ölecekti nerdeyse. Derenin öbür yakasında. sesini hemen tanıdı. yılkı. kulun oldukları zamandan beri onunla koşup zıplayan.cizgiliforum. Sonra.Oy Gülsan oy! dedi. O da kişneyerek cevap vermek istedi ama.www. atlara gece bekçiliği yapan yılkıcıların bağırışlarını da duyuyordu Gülsarı. Gülsan doru tayın sesini pek yakınında işitti. onunla otlayan. Başını Gülsarı'nın boynuna koydu. toynaklarından çıkan sesleri. gözünden iri iri damlalar düşmeye başladı. . Sonunda doru tay onu buldu. 34/Elveda Gülsan Gülsan'yı arıyordu. Alnındaki ak sakar ay ışığında parlıyordu. Sanki herkes unutmuştu onu. Başını hafif oynatacak olsa gem ağzını yırtarcasına acıtıyordu. Dereyi geçip geldiği için ayaklan ıslaktı. boynun omurgasını kütürdetiyordu. Yumuşak. Pekâlâ! Tanabay Gülsan'nın boynunu okşadı. ufak-tefek alnı sakarlı bir doru kısrak idi. Onların kişnemelerini.

o tıngır-mıngır sesleri de kesiliyordu. adım atacak gücü kalmadığı için olduğu yerde durunca tekerlek gıcırtısı. asıl bundan sonra parlayacak onun yıldızı! demişti. Sen bu haldeyken arabanın ne önemi var.cizgiliforum. Sarı yorgayı. hayat bu işte! Merak etElveda Gülsan/35 me. At durunca ve tekerlek sesleri kesilince. çok geç oldu. ağır ağır. ah! Ne güzeldi bu serin su! Ne güzeldi suya kavuşmak! Ve şimdi efendisine nasıl da şükran duyuyordu! -^ ݧte böyle. 21 . eski bozuk yolda. soyun sopun dert görmesin. Yalvardı: . Artık yolundaki taşlara ayağın sürçmez.. diye atıyordu yüreği. kızma dostum. her şey yoluna girecek.tıp. sonra yine dizginlere yapışıyordu: . diyordu. bacakları titriyor ve güçlükle durabiliyordu ayakta. Sahibi sırtına bindiği zaman. Lanet olsun arabaya.com. . Bak görürsün. Tanabay Gülsarı'nın başlığını çözdü. bağışla! dedi Tanabay. Kendi başı kendine ağır geldiği için boynunu aşağıya doğru eğmiş. iyi günler göreceksin. sonra onu yedeğine alıp dereye götürdü.tıp. bu defa hayvan kendi yürek atışlarını duyuyordu: tum-top. fırlatılan ok gibi dümdüz giderken görünler ona hayran kalıyor ve kenara çekilip seyrediyorlardı: .Ne oldu Gülsarı sana? Bak hava iyice kararıyor! Ama at artık onu arılamıyordu. Öylesine bitikti. yürek atışları da kulaklarındaydı: Tıp. Kırık dökük arabanın tekerlekleri. ürperdi. Gülsarı suya girince titredi. Benim de aklım başımda değil. Böyle.. üstüne su dolu bir kap koysan damlası bile dökmeden götürür! Eski yılkıcı ihtiyar Turgay. Bir süre sonra Gülsan eyere de. din36/Elveda Gülsan lenmesini bekliyor.Aşkolsun! diyorlardı. tıngır mıngır dönüyordu. Böyle sürüp gidecek değildi elbet. Gülsan'yi böyle görünce Tanabay'a teşekkür etmişti: . Tanabay telaşlanıp atın bir o yanına bir bu yanına geçti. Tanabay. dura kalka birbuçuk saat kadar gittiler. Yaşlı Tanabay Gülsarı'nın biraz soluklanmasını. Çok iyi yetiştirmişsin Gülsan'yı. Ah..www. Ara sıra at. kuş gibi uçmak istiyordu ama. Ama hala arabaya koşuluydu.. ağzındaki gemi ûSulca çıkardı.enginel elveda gülsarı . hiçbir engel çıkmaz.Hadi Gülsan. koşumlara. ileri atılıp başını derin suya daldırdı. tumtop!.Bana darılma. kolonlara da iyice alıştı.Sağ olasın Tanabay. İşte şimdi bunu öğrendin. binicisini hiç sarsmadan. her şeye lanet! Yeter ki san sağ salim eve ulaştırayım. diyordu Tanabay. çok canın yandı. koşmak.. yürü yavrum. Alışacaksın. Sarı yorga son bir kez daha durdu ve bir daha adımını atamadı.. Bugüne kadar başı boş koşup oynadın.Bağışla beni Gülsarı. taypalma yorganın o güzel gidişini bozmamak için dizginleri çekip onu yavaşlatıyordu. Doğru. Üzerindeki ağırlığı hissetmez oldu. Çok mu acıktın? Çok mu susadın?... daha önce düşünmeliydim. ama ne yaparsın.

istemediği için düşünmüyordu geçmişini. önlerinde. Ama bugün.com. Yorga gittikçe yavaşlıyordu.. "Vah Gülsarım. Başlığı. diye düşünüyordu. karardık bozkırın ortasında bir hayal gibi duruyordu.cizgiliforum.. arkadaşlarını bir bir hatırlıyordu: "Hepimiz böyleyiz işte. dedi ve gocuğunu tekrar giydi.enginel elveda gülsarı Gocuğunu çıkardı. Tanabay önden gidip dizginleri çekiyor. onun başhğını ve dizginini omuzuna atan Tanabay arkada. Korkma. Sonra yine ağır ağır yola koyuluyorlardı: Yaşlı bir at. yürüyorlardı.. Gülsarı ara sıra duruyordu. Hamutsuz koşumsuz kalan cılız gövdesine göre kafası kocamandı ve soğuk. Aslında Tanabay unuttuğu için değil. hamutu da atın başından usulca çıkarıp.. Tanabay yürürken sarı yorga ile ilgili uzak geçmişi. Sonra yine ağır ağır yola koyuluyorlardı: Gülsan ara sıra duruyordu. yapmamız gereken buydu. Karanlık. Yola koyulup yavaş yavaş yürüdüler: Yaşlı bir at ve yaşlı bir adam: Arkalarıda terkedilmiş kırık-dökük bir araba. . seni bırakıp gitmem. dili yok bir hayvan! Onu kim düşünüp hatırlayacak? Kimleri taşımadı sırtında kimleri gururlandırmadı? Ama yaşlamp bu hale gelince herkes unuttu onu. ne büyük iyilikler yaptığını. koşumları arabanın içine attı.www. son demlerini yaşayan sarı yorgayı yedeğinde götürürken. vah! ne hale gelmişsin! Turgay merhum seni böyle görse. sen önden bildiğin gibi yürü." Geçmişe uzanan günlerin anılarını bir bir aklına düşürmesine. yaşlı bir adam.Hadi Sangül. ben de arkandan geliyorum. dedi. onların ve sonra bozkırın üzerine geceyi sermeye başlamıştı. Düşünmemeye çalışırdı o acı veren geçmişi. kararmaya başlamış bir kızıllık vardı. gelinin o acı sözlerini dinledikten sonra. Tanabay'ın kendisi de pek şaştı. Şu haline bak zavallının. ne eşsiz bir insan olduğunu. karanlık yolda. 22 . Biraz dinlenip tekrar adım atacak hale gelinceye 38/Elveda Gülsarı kadar Tanabay da yanında bekliyordu.İşte. I Elveda Gülsarı/37 olayları. dizginleri de çıkardı hayvanın başından: . batman batman doluyordu kafasına. Sonra atı biraz dinlendirmek için durdu. Biraz dinlenip tekrar adım atacak hale gelinceye kadar Tanabay da yanında bekliyordu. yürümeye çalış. kara yolun üzerine inen. Yalnız ikisi. Hadi. mezarından doğrulup kalkardı" dedi. At önde. oğlunun ve gelininin 0 davranışlarını görüp. İşte Gülsarı da ağzı var. tartma kayışlarını çözdü. Tanabay atın dizginini eline aldı. geçmiş yıllarını hatırlayıverdi. birbirimizden pek farkımız yok. sönmeye. O güne kadar hiç düşünmemişti bunları. dağların üzerine kanadını düşürmeye. Bu ağır düşünceler sanki bir ormandan ansızın çıkıp. O yitirdiğimizin ne iyi. ah o eski günler ah! Ne eşi bulunmaz bir yorga idi o!. Demek ki düşünmemek unutmak demek değilmiş.. kolu uyuşunca dizginleri omuzuna atıyordu. Ancak ağır hastalandığımız ya da öldüğümüz zaman hatırlıyoruz birbirimizi. ancak o son demde anlıyoruz. batı taraflarında.

dura takıla ve pek düzensiz vuruyordu.ranHk bastığı halde Tanabay atın gözlerine bakmaya korkuyordu.Dayan Gülsan. akıllarına getiriyorlar mıydı hiç?" diye geçiyordu aklından.. Gözlerine bakmadan boynunu. "Neredeydiler şimdi o başkanlar. doğruldu. böyle ölmene izin vermem. Yine de. Kadere boyun eğmekten başka ne gelirdi elinden? Tehlikeyi göze alıp şimdi köprüyü geçecek.www. Hava rüzgârlı değilse. Sonra da ona vurduğu için kendine kızdı. başkası olamaz!" derdi ve onun sırtındaki adama imrenirdi.cizgiliforum. İhtiyar adam öyle düşünürken. Bunların içinde akıllı olanı da vardı. Gülsan Gülsarı olalı. uyuşan boynunu salladı. nice nice kolhoz başkanı görmüştü. Evvelce buradan çok geçtiği için doğru yolu hatırlardı. Gerçi dağ içinde şaşırması da mümkündü. Gülsa-rı'nın toynaklarından çıkan o toz izi. çaresiz hayvanın yanında öylece bekledi. kolhoz başkanlıklarının ilk gününden son günüae kadar. bu Gülsarı'dır. bir zamanlar Gülsa-rı'ya binmiş olarak ve tozu dumana katarak gittiği günleri hatırlayınca. Yere uzanıp yatmak için ayaklarını kırpmaya başladı. yolu aydınlattı. bir Kırgız genci için gerçekten büyük mutluluk sayılırdı. Bu 23 . yakınlarında olan bir çoban. yine de tercih ediyordu o yolu. Tanabay'ın Gülsan ile o yolda gitmekte olduğunu hemen anlarlardı. bağırmaya başladı: "Anlaşana be hayvan! Ölmek mi istiElveda Gülsan/39 yorsun sen! Hayır. Tanabay be-lini" püküp. Bir yatarsa bir daha kalkamazdı çünkü. Ama hepsi de. Namuslusu da vardı.com. sebebini kendisi de bilmeden bekledi orada. Hayvanın yüreği yosun kaplamış değirmen taşlarının dönüşü gibi. Gülsan'ya binmişlerdi. başkarmalar? Sabahtan akşama kadar üzerinden inmedikleri Gülsarı'yı düşünüyor. Tanabay ve yorga." Gülsan. İnleye inleye olduğu yerde durdu. Çok beklemeden beline ağrılar girmişti.enginel elveda gülsarı Tanabay. gerilerinde. dördü dört tarafa açılan ayaklannı güçlükle toplayarak doğruldu. dudaklarında acı bir gülümseme belirdi. ahmak olanı da. Gerçi o aracın onlara bir yardımı olamazdı. Böyle bir ata binmek.. yola bakarak "Aa. Ka-. ama eve ulaşmak için en kestirme yol da bu idi. O talihli adamın yerinde olmak isterdi. Ama Tana. ine-kalka. ince uzun bir toz bulutu bırakırlardı. . gecenin karanlığını yırttı. sakın yatma! diye dizginle kafasına hafifçe vurdu. bu uzun yolun üzerinde. Yaşlı at ve yaşlı adam. Yorganın geçtiği bu yolda. az sonra. uzaktan bir motorlu aracın farlan şavkıdı. köprünün başında durup bekliyorlardı. ana yoldan çıkıp çay kıyısında uzanan dar yola sapacaktı. tepkili uçağın gerisinden çıkan gaz çizgisi gibi uzun süre havada asılı kalırdı. Yeter ki at dayansıridı. haydi kalk!. Kalk. Bu patika dağa doğru tırmanıyordu. O zaman. kalk. titreye titreye. Yorga orada durdu. çayın üzerindeki köprüye ulaşabildiler. Işık saçan iki göz. Bunu uzaktan görenler de. Sonra kulağım göğsüne yapıştınp yürek atışlarını dinledi.• bay buna izin vermedi. kuyruklu yıldızın kuyruğu gibi. kötüsü de. Sonra. elini alnına götürüp gözüne siper yapar. sağrısını okşadı. "Bu ıssız yolda nihayet birileri göründü" diye düşündü. ağır ağır yürüyerek.

Bu ölüyü mü? İtiver dereye gitsin. Savaşta da öyleydi. Elveda Gülsarı/41 .enginel elveda gülsarı bir kamyondu.At bitkin. Şoför kamyondan indi. Adam az ileride durup şarıl şarıl işemeye başladı. Sürücü. Kamyonun şoför mahallinde iki kişi vardı. .Her yerde tek-nojbji geçiyor artık. çok yaşlı. yanında yakınında kimseler yok. dedi şoför alaylı alaylı gülerek. Kamyon geçerken eski köprü sarsılıp gıcırdadı. dedi şoför. tekniktir. Başhksız. 24 . . dedi Tanabay.Çok tuhaf. yaşlı adamla yanındaki atı..Evet. Tanabay hiç sesini çıkarmadı. sen bilirsin. Terkedilmiş kınk-dökük bir araba.. ormanın içine ha? Ama ben o tarafa gitmiyohım. . dedi gecenin bu vaktinde. Kamyon hareket etti. . Yaklaşınca farlar gözünü kamaştırdı ve Tanabay ellerini gözlerine siper etti. . sabah evine gidersin. Sonra kamyonu durdurup başını pencereden uzatarak sordu: "Hey ihtiyar ne oldu? O arabayı yolda bırakıp giden sen misin?" . Peki nereye gidiyorsun? . Arkada lambalar kızıl bir ışıkla köprüyü aydınlattı.Sağ ol. Nefesindeki keskin votka kokusu Tanabay'ın burnuna kadar geliyordu. çekemedi. "Govsarı" da denir (çevirenin notu). aynı şey senin başına gelse ne yapardın? dedi sürücünün yanındaki adam. Atla kamyonun arkasına. . bembeyaz iki hayalet gibi gösterdi.Tahmin etmiştim.www. seni sovhozda bırakayım.Hımm. burada ne işi var bu adamın? . Zaten at-araba eskiden kalmış. gece orda kalır. Sarıgov ' vadisine. Bugün önemli o^n makinedir.Boş versene sen! Benim başıma gelmeyen kalmadı zaten.Kapat çeneni! dedi sürücü. İstersen yardım edelim sana? . dönemeçte direksiyonu kırarak ve esneyerek cevap verdi: •• " .Peki ne oldu arabaya. şoföre: 40/Elveda Gülsan . hayvansın sen! dedi delikanlı . eyersiz ve sıska yaratık attan çok bir köpeğe benziyordu.Eve.Uff! diye bir ıslık çaldı şoför. Atı bırakıp gidemem.Pek acımasızsın. benim.Gelirken gördüğümüz terkedilmiş araba onun olmalı. Onun gibi kartların damatların da zamanı geçti artık. . Ta oraya dağın. Belki koşum işe yarar diye baktık ama o da beş para etmez. Bunlar yaşlı adama ve kötürüm ata hayretle baktılar. .com.Eh. Sürücünün yanında oturan ince uzun boylu ve kalpaklı delikanlı. Yapması gerekeni söyledim ona. üzerine düşen parlak aşık.Ne diye aşağıladın o ihtiyarı.Hadi bas git! dedi Tanabay kaşlarını çatarak.cizgiliforum. 1 Sangov: Bir Kırgız aşireti.. Sonra da marşa basıp yanındakine: Bunamış bu ihtiyar! diye mırıldandı. Anı gitmiş vahi kalmış o attan ne hayır gelir artık. Bir an. niye bıraktın? diye sordu adam.. .

canımız çıkıyor sen ise yorgaya binip çalım satıyorsun! derlerdi. Dağların ardından Ay başına kaldırıyor. iter kakalar. yaşlılık dönemine girecekti. kendilerine daha genç başka kadınlar bulsunlar.cizgiliforum. el-âle-me gösteriş yapmaktan da kendini alamıyordu. eyerin üzerinde daha da dikleşir. çay boyunca uzanan ve güçlükle görünen patikada ağır ağır yürüyorlardı. dursana biraz! der ve ardından gülüşür-lerdi. yorgaya yol vermek için ekinlerin arasına kaçışır.Yaa. ayaklan yerden kesilir ve binicisini kuş gibi uçurmak isterdi. Onun tam olarak doğmasım bekliyorlardı. rüzgârda yelesi savrulur. bozkır çiçeklenince yine düze indiler. orada dizilip onu seyrederlerdi. Altında Gülsan gibi bir yorga olunca. patırdı gürültü arasında elinden kamçısını çekip alırlardı: . Çünkü siz dağlarda soğuktan donup kalırsınız! . yüreği coşkuyla dolardı. yıldızlar. bize ne zaman kımız getireceksin? Biz sabahtan akşama kadar tarlada iki büklüm olup çalışıyoruz. Genç yorga onun haya42/Elveda Gülsan tına iki-üç yıl geç girmiş olsaydı. Tanabay'ın gözü karanlığa biraz alıştıktan sonra tekrar Sarıgül'ün başına geldi: . Bahar gelince yılkılar dağa çıktılar. önünü keserlerdi. Tanabay'ın savaştan sonra geçirdiği en güzel dönem belki o yıldı. Hele.Hey. Saçı sakalı ağardıktan sonra bir kır ata benzeyecek.enginel elveda gülsarı Kamyon gitti ve bulundukları yer bir an kapkaranlık • /¦ oldu. ne güzel eklenirlerdi! Bu şakacı kadınların alaylanna karşı gelmek ne mümkün! Tana-bay'ı yaka paça attan indirir. O yıl güz uzun sürdü. Gerçekten de yakaladıktan olurdu.Hadi Sarıgül. dağdan köye gitmek için tarlaların arasından geçerken. çalışmaya giden kadınlarla karşılaşınca. "Elbet bir gün yakalarız seni!" derlerdi. Elveda Gülsarı/43 25 . Gülsarı'nın terbiye edildiği yıl yılkılar yaylada her zamankinden fazla kaldılar. Bu yüzden ot sıkıntısı çekmediler ve hayvanlar da kışı kolay atlattı.www. Gelin siz de yılkıcı olun bakalım! Ama o zaman kocalanniza söyleyin. atın geçiş hızına göre başlannı çevirerek hayran hayran bakarlardı ona. Kar yine yağıyordu ama yerde kalmıyor. belki o yorgaya binip gezmenin keyfini süremeyecek. o erkeklik gururunu pek tatmin edemeyecekti. Ahh. yılkıcı. ana yoldan patikaya çevirdi. Büyülenmiş gibi kımıldamadan.com. . gidelim artık! Köprüyü geçtikten sonra Tanabay. Karanlıkta. atı.Söyle bakalım.Sizi yılkıcı olmaktan alıkoyan mı var. dedi oğlum. Onun bu coşkusunu sezen Gülsarı da daha bir alımlıçalımlı yürümeye başlardı. soğuk gökyüzünde henüz cılız ve donuk parıltılarıyla yolu pek aydınlatmıyordu. Beyaz kırmızı başörtülü kadınlar. Kuyruğunu yukarı doğru kaldırarak sallar. sen öyle san bakalım! Tanabay'ı yine tartaklamaya başlarlardı. kış da hafif geçti. Pek görkemli görünürdü. Böyle bir yorgaya binenin gösteriş yapmaması da biraz zordu doğrusu. El ele tutuşup yola dizilir. Tam hizalarına gelince seslenirlerdi: . hemen eriyordu.

bu sıkıntıları Gülsarı nereden bilecekti? Bir yıl önce havalar kurak gitmiş. bu böyle olmamalı. güzel günler ne zaman gelecek? Halk daha ne kadar sıkınü çekecek?. Başkaları bir yana.cizgiliforum. Bibi-can't'görünce Tanabay'ın yüreği hoplar.Hayır yoldaşlar. Bazan hiç konuşmaz.www. Bibican'ı bile bir kez olsun bin-dermemişti. Bu yüzden Gülsarı sahibinin rahatladığını sezerdi. * "X) yıl Tanabay köy denetim kuruluna üye seçilmişti. Savaş yılları ve zafer avuntusu gerilerde kalmış. Çünkü kolhozun tembellikle suçlanmaması için komşu kolhozların eksiğini 44/Elveda Gülsart de kapatmak zorunda kalmışlardı. Kolhozun kasası tam-takırdı. Büyük bir yanlışlık var. Kolhozcular. pek az ürün almışlardı. O günlerde kolhozdaki işlerin pek kötü gittiğini Gülsarı nereden bilecekti? Orada çalışanların eline hiçbir şey geçmiyordu.enginel elveda gülsarı Ne denli yalvarsalar da. şimdi daha da beterdi. ne zaman düzelecek. Yazın hayvanlar yayılıp otluyor. Bu böyle sürüp gidecek miydi. Hemen her defasında o kadınla karşılaşır. Bunları bulup buluşturup verebilecek kimse çıkmıyordu. yolda o kadına rastladıkları zaman sevinirdi. yavaşlatırdı. olabildiği kadar besleniyor. Ne ot vardı ne saman. sığır koralarının hali de pek perişandı. Onunla karşılaşınca atın dizginlerini çeker. sesinden. yönetimdekileri sıkıştırırdı: "İşler niye kötü gidiyor. Yarım yamalak bir ev kurabilenler. Kolhoz devlete.*büyük bir kusur işliyoruz! diyordu kurul 26 . Kadın önde. bazen de fısıltı halinde konuşurlardı. neşesi yerine gelirdi. Sahibinin bunu derdini. Ot-yem saklayacak yerleri. Elde edebildikleri tahılı da. Ev yapmak için gerekli malzemeyi ancak onlar bulabiliyordu. Gülsan onun bu halini gözlerinden. bu işte. paylarına düşenden daha fazla tahıl. unutulmaya başlanmıştı. Yine bu yüzden. göz göze gelirlerdi. yavaş ol biraz! derdi. merkeze her gelişinde durmadan sorar. kınlıyorlardı. Savaş yıllarında bakımsız kalan evlerinin perişan hali. Koyun. onlar hemen arkasında giderlerdi. böyle olmayacaktı. daha fazla hayvan vermek zorunda kalmıştı. Belki o da binmek istememiş olabilirdi. el hareketlerinden sezerdi. Kolhozcular ne zaman gün göreceklerdi? Zaman geçip gidiyordu. etlde sütü de devlete maliyetinin çok aşağısında bir para karşılığında vermek zorunda kalıyorlardı. Kendisinden başka kimseyi bindir-mezdi. .com.Yavaş ol bakalım Gülsan. eli yumuşardı. ağıl anbar yapacak malzemeleri bile yoktu. Bu yüzden. ancak açık-pazarda hayvanlarını patateslerini satabilenlerdi. işi gereğLsık sık köye inmek zorunda kalıyordu." derdi. kendi bahçelerinde yetiştirdikleri azbuçuk sebze ve kolhozdan aşırabil-dikleri yiyeceklerle kıt kanaat geçinebiliyorlardı. yıkık-dökük durumları. Böyle zamanlarda sahibinin sesi tathlaşır. birden neşesi yerine gelirdi. Denetim kurulu üyesi Tanabay Babasov.. ama kış gelince açlıktan ölüyor. Onu her görüşünde yüreği kafesinden çıkacakmış gibi heyecanlanır. Tanabay onlann hiçbirini bin-dirmemişti Gülsan'ya. Kadınla karşılaşınca Tanabay: .

Onun yolundaydılar. dedikodusunu yapmıştı. neden böyle oluyor?" diye düşünür. malımıza mülkümüze el koyarsın ha! Al. Kulıbay'ı. kavgaya varan tartışmalar başlardı. Sonra yine başlardı o gürültülü tartışma: Kış ortasında ev ev dolaşarak gübre toplamak. babasının birinci kansından. Yalnız sen komünistsin de biz hepimiz halk düşmanı mıyız? Söze başkaları da karışır. Bugün geriye dönüp şöyle bir bakıyordu da. Daha ne istiyorsun? Önce durumu öğren. Üstelik o adamlar kendisine yabancı da değildi. Sibirya'ya sürülmüş ve savaşa kadar yedi yıl orada kalmıştı. Tanabay. kendisinin canla başla çalışması değildi yalnız. kendisiyle alay ettiklerini biliyordu.. Nefret etmelerinin bir sebebi vardı elbet. nefret ediyorlardı. Kasaya giren bu.cizgiliforum. Sizi aç gözlüler sizi! Aç gözlü it. Bunlardan biri ağabeyi Kulıbay idi. Tanabay ne yapmışsa kolhozun iyiliği için yapmıştı. Aradan çok zaman geçmiş olsa da. nasılmış. sizin de hakkınızdan geleceğiz!" diyordu. çok başka yargılara varıyordu. Bazı insanlara diş biliyordu. sonra konuş. orta halli iyi bir çiftçi değil miydi? Kulıbay. Kulıbay'ın çocukları da babalarına ben-zemişti. Tanabay başını iki eli arasına alır "Nasıl oluyor. kalan bu! Kâr-kazanç yok. y Tanabay da onlara sert sert bakıyor ve içinden cevap veriyordu: "Durun hele! Önünde sonunda bizim dediğimiz olacak. işte devlete verdiklerimiz. Ama. çıkan bu. Belki onların çocukları da akrabaları Ta-nabay'dan nefret edeceklerdi. gördün mü işleri ne hale getirdiniz!" der gibi kıs kıs güldüklerini. Buna göre Tanabay öz kardeşine el kaldırmış. işte ürettiklerimiz. uyuyor musun yoksa? derlerdi. kulakız diye. bir anadan doğmuş gibi kanndaş sayılırlar. Muhasebeci bir tomar kâğıdı Tanabay'ın önüne sürerek cevap veriyordu: . 46/Elveda Gülsan Elveda Gülsarı/47 O bu düşünceler içinde yüzerken yoldaşları onu dürtüp uyandırır: Ey. "Toprak sahibiyiz. taş gibi oturmuştu. hırsız. Onu bu Elveda Gülsarı/45 kadar üzen. idare et bakalım. Ama böyle mi yapmalıydı? Böyle yapması mı gerekirdi? Önceleri haklı olduğundan hiç kuşkusu yoktu. niye sesin çıkmıyor. "Kendime de. öz kardeşine kötülük etmişti. Tanabay'ı itten aşağı görüyor. Çek cezanı! Sa-valta geberip gidemedin!" der gibiydiler. bir babadan olan çocuklar.Al işte! Bunlara bak da doğru olmayan. İşlerin bu kadar kötü gitmesini aklım almıyor doğrusu.ama savaştan sonra. zaman zaman bu olayı uzun uzun düşünürdü. O kişiler Tanabay'ı gördükleri zaman içlerinden "Yaa. Ya biz çalışmasını bilmiyoruz ya da siz yönetmesini. yanlış olan neymiş göster! İşte plan.. dalıp giderdi. Tanabay ise daha küçük ikinci karısından doğmuştu. itten artanı yalar işte böyle.www. Kırgız töresine göre.com. Canını sıkan başka durumlar da vardı. O günlerde herkes bu olayı konuşmuş. ona yaptıkları Kulıbay'ın ve oğlunun yüreğini kanatmış.enginel elveda gülsarı üyesi Tanabay. kolhoza da boş yere düşman kazanmış değil miyim?" derdi kendi kendine. "Sen bir kulaksın!" diye sürdürmesi gerekir miydi? O. sonra da götürüp tarlalara atmak 27 .

cesaretlerini yitirmeden.. ideallerinin gerçekleşeceğine olan güveni tazelenmiş olarak ayrılmıştı. ama arabaların tekerlekleri yok. yama küçüktü). akıyor. Oysa Çora. Hiç kimsenin elleri o kadının elleri kadar yumuşak. Bunları almak için para nerde? Kim borç verir? Verse bile sonra nasıl öderiz? Banka boş sözlere güvenip kredi vermezdi.enginel elveda gülsarı gerekiyor. onun hangi ağır düşünceler ve dertler içinde olduğunu Gülsan bilemezdi. yine de öyle olduğu günlerde ondan korkardı. koyun korasını. Her şey ondan sorulurdu. kıtlık. sahibinin yumuşayıp dizginleri çekeceğini. Döllenecek hayvanları ayırmak.com. gece gündüz çalışıyordu. Sağıcılar da süt sağmaya yanaşmıyorlardı. yalnız yılkıdan sorumluydu. kaskatı olur. nasıl kuracaklardı? Koranın damı delinmiş. merkezdekiler sık sık çağırıp ondan hesap 1 Kirmev düğüm: Gemicilerin izbarc bağına benzeyen ama ondan daha sağlam. Yalnız bir defa. parasızlık onun sorunu oluyor. ot toplamak. okşayıcı değildi. suratı asılmış olarak çıktığı. Eleştirmek kolaydı.. insanlarla nasıl konuşacağını. Ama. Tanabay onun yerinde olsa. Tanabay'ın işi yalnız yılkılara bakmaktı. Kolhozun başkarması (başkanı) Çora idi.. yenilerini açmaları gerekiyordu. Çöra'ya olan güveni sarsıldı. kadınla fısıldanarak konuşacaklarını bilirdi. Ama bunda da asıl suçlu yine kendisiydi. Sabahtan akşama kadar çalışacaklardı da ellerine ne geçecekti? Kısası kısa iple kirmev1 düğüm bağlanamıyordu. bel-bo-yun eğmeden. İşler uz gitmeyince çalışanlar onun yakasına yapışıyor. boynunu okşardı. başlıbaşına büyük bir işti ve üstesinden gelemezlerdi. Bu. Peki.. Bu yüzden kimseyi çalıştıramazlardı. azarlıyor. parti toplantılarında ve kolhoz başkarmasın-da (idaresinde) sorunları dile getiriyor. Kolhoz başkanlığından sonra iki yıl da partiyi örgütleme işinde çalıştı. tohum ekmek. Çora. ama o yine de yılmıyor. soruyor. halka ve hayvanlara yakacak. Eski sulama arkını da onarmaları. Oysa Çora kolhozun bütün işlerinden sorumluydu. Tanabay kaç kez öfkeli bir şekilde hesap sormak için gelmiş.cizgiliforum. onları nasıl ikna edeceğini çok iyi bilirdi. Çora'yı dinledikten sonra sakinleşmiş. O yalnız öyle zamanlarda sahibinin mutsuz olduğunu sezerdi. Bütün bu işlerden yeni arklar açmaya vakit kalmıyordu. kolhozun işlerini yürütmüştü. dizginlere sıkı sıkı asıldığı zaman. Tanabay. Tanabay onun değerini çok sonra anlamıştı. bir hışımla ata bindiği. kısa iple atılamayan bir düğüm. onarmak için kereste ve demir çember gerek. kazma batmazdı. Ak sakarlı doru kısrağın dudakları 28 . Yetecek kadar ne ot var ne de başka yem. Durum böyle de olsa. O zaman kadın parmaklarıyla onun yelesini tarar. çıldınr. Kış günlerinde toprak donar. Tanabay ona hiçbir zaman kırbaç vurmuş değildi. döl alma zamanı için gerekli kapalı korayı nereye. çare arıyorlardı. sırtındaki ağırlığın birdenbire hafifleyeceğini. toplantı odasından kaşları çatılmış. yol üstünde o kadına rastladıkları zaman. hasta kalbiyle sonuna kadar direnmiş. ama her defasın-di. Daha nice işler nice sorunlar vardı! Bütün bu işleri düşününce insan ürperiyordu. onu durduracağını. (Delik büyük. Bahar gelince yapılacak ertelenmez başka işler vardı. kendini asardı.www.

Ama çok sık denetler oldun. O kadını da severdi kendince.Peki sen? . Cephede ölen bir askerin karısı. başım sallardı.. sıcak ve yumuşaktı onun elleri.. Dikkat et ha! . bir koyulaşırdı. Bıraksam aygırlarla it gibi dövüşür.Niçin durayım Tanabay? Neye yarar? Sen akıllı adamsın. Sonra hafiften bir yır duyulurdu.. Benim derdim zaten başımdan aşıyor. aygırlar bir yerini incitir diy^ korkuyorum. İşte.Bu benim her zamanki yolum. Sahibinin eyer üstünde olduğunu unuturdu. yürüyüşünden.Bak.Ben de denetim komisyonunda üyeyim. Kadın imalı. bekle biraz! . ama herhalde anılarda kalmış yiğitlerin yaşadığı dönemi ve onların aşklarını. Özellikle kokusundan anlardı o olduğunu. sözleri pek anlaşılmazdı. Gülsarı öyle zamanlarda sahibini çok severdi. Kadın bazen gülümsüyor. sonra çok üzülürsün. ..Bibican. .Öyle demek istemedim.. Bak kulağını nasıl buzağılar gibi indiriyor. Konuşmaya vaktim yok. Tanabay eyerin üzerinde yana doğru eğilerek konuşurdu onunla. sen de geçiyordun. diye işi şakaya vurmak istemişti Tanabay. Sık sık eyerleyip binişim de bu yüzden zaten. çayı geçerek ta yaylaya götürürdü sahibini. Karanfil kokuşuydu bu.Ne yani? Başkaları sevmiyor mu demek istiyorsun? . Bu kadının gözleri de yeryüzünde başka hiç kimsede yoktu.cizgiliforum. duruşundan hemen tanırdı. . Kadın. çok iyi bildiği yoldan. bazen kaşlarım çatıyor.Benim için üzülecek ne var ki? .com. Onun kokusunu. çok iyi bildiği hoş bir otun kokusuna benzetir ve öyle algılardı. ne de olsa daha pek genç. şimdi seni denetliyorum.. Bundan sonra Tanabay derin bir düşünceye dalardı. bazen de 'olmaz!' anlamında başını sallıyordu. .. kurumuş karanfil tanelerini boncuk gibi dizerek bir kolye yapmış.Çünkü sen başkasın. sevdiği. hadi hoşça kal. dur.. . O kadar. Yılkıda olsa hiç böyle sakin durmaz. yorgayı kendi haline bırakırdı. eleğimizi astık artık.Ne suçum var ki? Buradan geçiyordum. Ayrılıp uzaklaşırken kadın bir kez daha arkasına bakar. ama şimdi asıl yoluma sapıyorum. karşılaştık. onu taşıyordu boynunda. Onu uzaktan görür görmez.enginel elveda gülsarı kadar sevimli. acılarını anlatan sözlerdi bunlar. . ben yalnız senin adına üzülmek istemiyorum. Gülsarı beni seviyor. 29 .Evet. Tanabay hafif sesle bir türkü söyler.www. biz unumuzu eledik. Ne var bunda? .. Gözleri.. 48/Elveda Gülsarı Dizginleri gevşetir.Kaybedecek neyim var ki? Ben bir dulum. biraz daha okşa onu! demişti Tanabay.. şınl şınl bir derenin dibinde ayışığı vuran taşlar gibi parlar. dalgın bir cevap vermişti: . Elveda Gül sarı/49 . hafif hafif yorgalardı. Ama bırakmıyorum. Ama sen. O da bildiği yoldan. İkisi birbirlerinden habersiz kendi kendilerine giderlerdi sanki. Hadi. bir açılır. görüyor musun Bibican! Seni nasıl da seviyor. Gül-sarı.

kendisini ve Tanabay'ı işte bu gerçeklere inandırmaya çalışıyordu. Bibican işe giderken küçük kızını kaynanasının evine bırakırdı. geçmişi. Üstelik Tanabay'ın iyi bir karısı vardı ve onu incitmemeleri gerekirdi. Artık. entarisiyle kuyuya su almaya gidiyordu. Sonra ateşi yakıyor. her şeyi. işten çıkınca da gelip onu alırdı.enginel elveda gülsarı . Aslında gözünü belli bir yönden ayırmıyor. geleceği. bir sokaktan öbür sokağa geçti ve sonra atın başım değirmenden yana çevirdi. Atın çayı nasıl geçtiğini. Bibican. el üstünde tutulan bir şöhret olur.www. Tanabay için de. Sonunda Bibican kendi evinin avlusuna girip kaybolurdu. Tanabay'la kendisinin birbirlerini sevemeyeceklerini düşünürdü: Tanabay evli barklı bir adamdı. üyire yaklaştıklarını sezince yürüyüşünü birden hızlandırır ve Tanabay da kendine gelerek dizginlere asılırdı: . ama kendinin düşmanısın sen. kolundan tutup götürdüğü kızım. Kadının her halini seviyordu Tanabay: Yürüyüşünü. Kadın böyle düşünürdü ama bu düşünceler Tanabay'ı umutsuzluğa. Ve kadın kendi yoluna yürüyüp gitti. futbolcunun ününe benzer. çolukçocuğu. kızının elinden tutup evden çıkışım. kapkaranlık ve sessiz evde yatağına girdiği zaman. öylesin. mutsuzluğa sokardı: "Kaderimiz böyleymiş. sonra karşıda yola nasıl devam ettiklerini hiç farketmezdi. Onur-. yama üstüne yama 50/Elveda Gülsan vurulmuş iş elbisesini çıkarıp.Beni ne sanıyorsun. düşmanın mı? . . gözlerini çayın karşı yakasındaki sisli havaya çevirir ve yanık bir türkü tuttururdu. her şeyi. dostu. Bundan sonra Tanabay da kendi yoluna devam ederdi ama.. Kadın.. bütün gerçekleri..Nedenmiş o? Nasıl böyle düşünürsün? . Dediğim gibi. onu bir kez daha seyretmeden ayrılmak istemiyordu oralardan. o da kendi ineğini karşılıyordu.com. koyu renkli başörtüsünün içinde daha beyaz görünen yüzünü. zaman zaman düşlerine girip onu kan ter içinde yataktan fırlatan savaş günlerini. her şeyi. neylersin!" der..düşmanı. Onun yaşında birine âşık olması doğru olmazdı. Tanabay. göievi gereği dolaşıyormuş gibi. O zaman her şeyi unuturdu: Kolhozu. çocuğunu yıkayıp temizliyordu.. İyi bir insandı o. Yürük atın ünü. İşte şimdi köyün sığırları meradan dönüyor. biliyor ama ona bakmamaya çalışıyordu. Uzun yıllardan beri kendisine dargın olan üvey ağabeyi Kulıbay'ı. yorga için de çok güzel bir dönemdi o. su ısıtıyor. oradan okulun önüne gidip bakü.. peşlerinden koşup gelen küçük köpeği bile sev lyordu. kadın yine hayalinde.cizgiliforum..Hayır. köyün kenannda bulunan kendi evine gidişini görmeden.Trrr Gülsarı! Telaşın ne? derdi. ama her şey zamanında olmalıydı. Daha düne kadar mahalle arasında top peşinde koşan bir bacaksız bir de bakarsın bütün ülkeye nam salar. Ancak yorga. Bibican ela onun uzaktan kendisine baktığını seziyor.. gözlerimin önünde olurdu: İşte şimdi Bibican evinin kapısını açıyordu.Sen ne dersen de.. Gol 30 .. döne dolaşa kadının kaynanasının evinden çıkmasını bekliyordu.

kızıl bayraklar dalgalanıyor. İhtiyar Turgay'ın dedikleri oldu.com. Genci yaşlısı herkes tanıdı onu. O anlı-şanlı futbolcunun yerini başkası alır. "Ben Gülsarı'yım" derdi biri.cizgiliforum." diyor. Bayram töreninden sonra çayın karşı kıyısındaki düzlükte gösteriler başladı.enginel elveda gülsarı atmaya. kimisi at üstünde. o büyük yarıştan sonra öğrendi. O gürültülü kalabalıkta sabırsız. onu dillerinden düşürmü-yorlardı. deeeh! Zuvvv!" Şöhretin ne olduğunu.. belki yanı-lıjpruz. O yılın baharında yorganın yıldızı iyice parladı. yarışın bir an önce başlamasını istiyor. meraklıydı. onca atı bir arada görünce. Sahibine düşmanlık etmek için atının maytabanına (toynağın yumuşak ortasına) çivi çakanları da biliyoruz. Kendini rezil mi edeceksin? Göreyim seni! diyordu. başı döner gibi oldu.Hadi bakalım Gülsan. böyle büyük kalabalık ilk kez görülüyordu. çevreler. Kıskançlığın doksan türlüsü varmış. ağları dalgalandırmaya devam ettikçe ismi de yayılır. yeşil havlular. beni küçük düşürme. Gülsan benim!" diye itiraz ederdi öteki: Annee. Atlann takınılan da pek süslüydü. Atla insan arasındaki tek fark. Kazaklar kendi atlarıyla katılacaklardı yarışlara. kolanlan her zamankinden daha dikkatli. "Hayır. göz kamaştırıyordu. "Köyün övüncü. Hay aü kıskanan zavallı hay! Neyse. baksana şuna. Çok büyük bir kalabalık toplanmıştı. Dağlardan. henüz koşup tozlu topraklı sokaklarda atçılık oynamaya başlayan çocuklar bile hep "Gülsan" olmak isterlerdi. Yarış kazandıkça ünü yankı yankı yayılır. sana güveniyorum. Bir Mayıs'ta yapılmıştı o yarış. genellikle vaktiyle ona övgüler düzüp göklere çıkaranlar olur. yüzümü! kara çıkarma. » Yanş kazanan atın ünü de öyle başlar. Daha 'R' sesini bile telaffuz edemeyen. Göğün altı şimdi azan-kazan1 idi. öteye beriye | koşuyor. o büyük kalabalığı. Onu ilk unutanlar da. Bilmeyen kalmadı: "Gülsan!" "Tanabay'ın yorgası!". Böyle diyoruz ama. kimisi yaya. heyecanla! bekliyorlardı. Atlar bu konuda kıskançlık nedir bilmezler. Ama giderek yıldızı sönmeye k Elveda Gülsan/51 başlar. sonunda unutulup gider.www. gururu. insanlar da atlan kıskanmayı henüz öğrenemediler.. Tanabay o sabah erkenden kalkıp aünı eyerledi. onun nasıl bir yücelik. Savaştan sonra böyle büyük bir şenlik. Gülsan sahibinin gözlerinin parıltısından ve ellerinin titremesinden olağanüstü bir şeylerinf olacağını seziyordu. heyecanlı. Çocuklar. Komşu çiftliklerden gelenler atlarını eyerlemeye başla.] dılar. Üzengi-) ler 31 . Sahibi çok heyecanlıydı: . Gülsan'nın ben olduğumu söyle! Hadi Gülsan. bırakalım bunu.. sarı yorga. Kızıl. Gülsan. komşu kolhozlardan ve Kazakistan'dan pek çok insan gelmişti. Tanrıya şükür.! daha özenli olarak taktı. güçlülük getirdiğini. Sonra atlılar çayın karşı tarafında bir araya] geldiler. başlıo2/Elveda Gülsan ğını. öyle biter.. üzengileri.. atın atı kıskanmamasıdır.

yarışı yönetenlerin başı 2 Uran: Aynı dâva uğrunda. uçuyorlardı. Yansı düzenleyen ve yöneten aksakallar da atla. birbirlerini düşürmeye çalışıyor. j toplu halde durdular. Sonunda.j rıyla dolanıp duruyorlardı onların yanında. Tanabay atın gemini gevşetti ve yorga fırlayıp çıktı or. ne yana gideceğini bilemeden. her türlü sesin birbirine karışmasından meydana gelen büyük gürültü. Vücudunu odlara salan bir ruha bürünmüştü. ellerini açarak seyircilere doğiu biraz ilerlediler. açıldı. Yarışçılar uran salıp2. aynı bayrak altında toplanmak ve savaşmak için millî parola. gücünün arttığını hissetti.cizgiliforum. Sonunda aksakallar yarışçıların beklediği işareti ver. olanca gücüyle¦] koşmak istiyordu. gerilerinde bir toz bulutu yükseliyordu. kayışlara. Yarışa katılacak biniciler atlarını bir araya getirdiler. saçlarını ustura ile kazıtıp. dua edildi vellütün kalabalık "Amiin!" diye yüzlerini sıvazlayarak ellerini indirdiler. dedi.enginel elveda gülsarı şıngırdıyor. ünlü bir batınn adı söylenerek çağrılır. topraklan sıçratarak. Genellikle boyların ya da eski. cirit oynuyor.¦] yorlardı. toynaklarıyla 1. Yüzlerce el kalktı. başlama çizgisinde başlarını bir hizaya getirerek dizildiler. Ve o 1 1 Azan-kazan: Her ağızdan çıkan ayn sesin. göz alıyordu. Toybaşı. uğul uğul bir ses çıktı kalabalıktan: "İşte Gülsan! Gülsan! Gülsan!" Yarışa katılacak elli kadar atlı vardı. atıyla. Boyların ayrı ayrı uranları da vardır. bir an önce fırlayıp koşmak isti. hayır dua edelim. şöyle bir kendi ekseninde döndü. Daha nice hünerler gösteriyor. eyerden sarkıp yere bırakılan paraları topluyorlardı. Atların hepsi birden ok gibi fırladılar. Atlar sahırsızlanıyor. atlarım dörtnala sürüyor. Bundan ı bir an önce kurtulmak için ok gibi fırlamak. sahibinin dizgini serbest bırakıp kendini niye salıvermediğini ani ay amıyordu. Şimdi toynaklar yeri dövüyor. biraz yana açılarak elindeki beyaz mendili havaya kaldırdı ve büyük yarış başladı. Başlama noktasına giderken Gülsarı gemi dişliyor. yarışçıların bir ucundan öbür ucuna giderek son denetimini yaptı.com. Bundan sonra yarışçılar atlarını dokuz kilometre ilerideki başlama noktasına doğru dörtnala sürdüler. diliyle itiyor. ön ayaklarının j toynaklanyla yeri eşeliyor. Toybaşı1 yarışçılara seslendi: -"Haydi şimdi bir Fatiha okuyalım. yer sarsılıyor. şenliği.www. Ama Gülsarı dörtna1 Toybaşı: Toyu. Gülsan da fırlamıştı elbet. Oniki Kazak boyunun ortak uranı 54/Elveda Gülsarı 32 . Gülsan kaslarının gerildiğini. Onların boş bıraktıklan alanda başka gösteriler başladı: Güreşiyor. Elveda Gülsarı/53 anda. Önce. başlıklara takılan gümüşler parlı--'¦ yor. başlarına birer beyaz çevre geçiren biniciler.j diler. Bunun üzerine. seyircileri coşturuyorlardı.j taya.

Uran salmak ya da uran çağırmak. kamçılar saklıyor. Gülsarı. İçini saran yarış hırsı onu bir Düldül yapmıştı şimdi. Gülsarı öndeki atlara bir bir yetişip onlan geride bırakıyordu.maştınyordu gözlerini. yolun yansına kadar böylece sürdü. birsüre yan yana idiler. atların toynaklarından sıçrayan kilin. Sonunda. Gülsarı'nın Karakök'ü geride bırakması hiç de kolay olmadı. yanya-' na öylece donup kalmış gibiydiler. Oysa yorga gücünü harcamamıştı daha. Karakök inatçıydı. tarladan ana yola \ çıktıklarını. 'Abak'tır. Birden sahibinin "Haydi Gülsarı!" dediğini duydu.. karışıklık. On kadar at ileriye doğru arayı iyice açmış.\ lundan geçen atlıların uranlarını. gem kayışlarını görüyor--. Sonunda ciyren atın hızı kesildi. O yalnız öbür atların kendisini geçip gittiğini. Ötekiler Gülsarı'dan da gerideydiler. açıl-! maya başladılar. spor gösterilerinde yaygın olarak devam etmektedir (çevirenin notu). Binicilerinin saklayan kırbaçları altında hırsla koşuyor. ağırlığını tamamen yitirmiş gibi oldu. O yokuşu. kızgın tarladan ve taze pelinlerden çıkan bir koku kaplamıştı. Onun güçsüzlüğü de. Koşu. öbürü ciyren2 donlu iki at daha vardı. Yokuş aşağı giderken güneş daha çok ka-. 33 . Atlar. Sıcak ter içinde kalmıştı. Gülsan iki aün gözlerini. Kanatlanıp uçmak istiyordu. uzanıp duran başlarını. _. Gülsarı'nın onlara yetişmesi epeyce uzun sürdü. patırtı dinmiş gibiydi. yorulmaya başladıkları göründü. Sağından so.. Gülsarı kendini geçip giden atlan görüyor. yorga gidişini hızlandırıyordu sade-j ce. Şimdi atbaşı gidiyorlardı.»Ama bir yokuşa geldiklerinde yetişti onlara. O atlara binmiş olanların yüzlerinden öfke fışkırıyor. günümüzde daha çok kökpar. vb. Sanki koşmuyor da. Ciyren at. kuşkuyla iki yanına bakınıyordu.com. Havayı. Bu öfke ve yüzüne çarpan rüzgârdan gözleri kararıyor. yerle gök arasında. bir an. dev bir dalganın köpükleri gibi taşıp tırmandı ve sonra. ikisi iki yanından onunla bir hizada koşmaya başladılar.cizgiliforum. Bir an sağına soluna suçlu suçlu bakü ve sonra Sanğül onu göremez oldu. Gülsarı bu durumu pek farketmedi. gücü de bu yorga gidişiydi işte. ama birbirlerini bir baş kadar bile geçemiyorlardı.www. sonra aralanmaya. gemlerini. heyecanla. du. bu-zakşı oyunlarında. O andan itibaren de güneş topu üzerine daha hızlı düşmeye başlamıştı sanki. " . Ama ne kadar ter atarsa o kadar hafifliyordu sanki. Elveda Gülsarı/55 Ama önünde biri karakök1. gürültü. az sonra ardından toynakların sesini yine duydu. sahibi ise dizginleri hâlâ sıkı tutuyor. Çok hırslıydı Karakök. bu da Gülsarı'yı çileden çıkarıyordu. Gülsarı'nın yeüşemeyeceği kadar uzaklaşmışlardı. Karakök ve ciyren peşin-'den yetiştiler. kamçı şaklatmalarını du-! yuyordu. Artık. Onları geçmişti ama. İyi atlardı. güneş başına vuruyor ve onu üzerine yuvarlanan ateşten bir top gibi görüyordu. binicisinin ve eyerin ağırlığını duymaz olmuştu. çamurun. önde giden atlarıa yavaşladıkları. at yarışlarında. çakılın yüzüne gözüne geldiğini farkediyordu.enginel elveda gülsarı la gitmesini bilmiyor. Soluğu kesilmişti. ağızları açılıp dişleri görünen atları geçip gidiyordu.

Şu insanların verdiği güce bir bakın! San yorga. Gün ışınlarıyla dere dibinde ışıldayan küçük taşlar gibi gözlerini. büyük bir zafer kazanmış kumandan edasıyla girdi. kızılımtırak olanına "Kızıl kök". Bütün kalabalık ellerini kaldırarak ona uydu ve akansular gibi yüzlerini sıvazlıyarak bir ağızdan "Amin!" dediler. Tam al olanına "kan ciyren". O sesler Gülsan'ya yeni bir güç verdi. o kadar uzak görünüyordu ki o uzun yolun sonu! Birden soluğu kesildi. o coşkun kalabalık. Önündeki atları geçip geride bıraktıktan sonra Gülsan rahat bir soluk aldı. Sonra. sahibini de aralarına almıştı. sevinçliydi. Şimdi ileride çayın panltısını. Onlan kendi hallerine bırakmıyorlardı. Bu defa. yorga Gülsan. o kadar büyük kalabalığın içinden o kadım görüp tanıdı ve ona doğru yürüdü..cizgiliforum. her zamankinden farklı olarak. ondan ve Tanabay'dan ayıramıyordu. Sahibi onunla konuşsun. Gerisinde neler olduğunu. güçsüz kalan ayakları üzerinde ölürcesine koşuyordu. Bu donun koyusuna "karakök". çayırı görüyor. Elveda Gülsan/57 onu.. ağız ve kasık kısımları sarımtırak olanına "şabdar" denir. Ama. yakından. Kadın "Amin" diye ellerini yüzünden indirirken görüp tanımıştı 1 Manas destanında geçen çok hızlı koşan savaş atlarına tulpar deniyor. güçlü ve ünlü olduğunu anlamıştı. Doğrusu pek acıklı bir durumdu bu. "Gülsan! Gülsan! Gülsan!" diye bağınyorlardı.. • Bu sesler atın üzerindeki etkisini yine gösterdi. Büyük ödülü kazanan tulpar1 ile binicisine yer açtılar. "Gülsan! Gülsarı! Gülsan!" diye yorgayı. Gülsan'yı da. gidip onun yanında durmak istiyordu. demiri andıran tonuna "temir karakök". ufak benekleri olanına "tarlan kök" denmektedir. o iki atın kendisine yetişip yetişmediklerini bilemiyordu. yeri göğü inleten ve etrafını bir çit gibi çeviren insanların önünden koşarak çayırı bir dolandı. Zaferi kazanan Tanabay ellerini kaldırarak şükür duasını yaptı. daha açık seçik duyuyordu onların sesini. Derken. Düşüp bayılacaktı nerdeyse.com. kadın da. Ama önündeki kalabalık dalgalanıyor. Gülsan. Artık. ak sakarlı kısrağın dolgun ve sıcak dudaklarına benzeyen 34 . Yanş alanına gözleri alev alev yanarak. bunlar gözünde halkalamyordu. coşkun naralar atıyor. insanların 1 Karakök: Güvercin donlu (gri) atlara genellikle "kök at" denir. biraz koyusuna "küren ciyren". daha önceleri yaptığı gibi. Sonunda çaresiz o da yenilgiyi kabul etti. biraz açığına "açık ciyren". Şimdi daha. İş bu kadarla bitmiyordu. iki kola açılıp ona yaklaşıyordu. 56/Elveda Gülsan haykınşlannı duydu. başörtüsü beyazdı. Gülsarı onu da geçmişti.enginel elveda gülsarı Öfkeden gözleri donuk-laşmış. Şimdi. "Tanabay! Tanabay! Tana-bay!" diye de sahibini alkışlıyorlardı. Gülsan biraz soluk alıp kendini toparlayınca. Ön sırada duruyordu. güzel. Coşkulu. 2 Ciyren: Al donlu attır.www. Yüreklenip ok gibi atıldı ileri doğru. çevresini saran kalabalık biraz açıldı.

. Mayısın ikinci günü. kadına yaklaşmasına izin vermiyordu. boynunu okşasındı. geleneklere uyup uran salarak. O sırada bir ses yükseldi: "Kazaklar kaptı! Tutun. kalabalığın olduğu yere indiler. rakiplerinin çekiştirmesinden parça parça olmuş bir Kazak yiğidi. boğuluyor gibi oluyor.com. kim daha hünerli. kızıyordu. yormadı. Güneş. Çekişme.www. Atlar birbirlerini sıkıştırarak. O zorlu. meydana bırakılan. dişlerini göstererek oldukları yerde dönüyorlardı. "Tanabay! Onu ancak sen yakalayabilirsin.enginel elveda gülsarı parmaklarıyla onun yelesini tarasın. Ve Tanabay o oğlağı bir türlü ele geçi-remiyordu. geniş meydanda asıl mücadeleyi verecekleri "alaman-bâyge" için hazırlanıyorlardı. içi saman doldurulmuş oğlak veya buzağı tulumunu kapmak. engelleyin!" Heybetli bir küren2 aygıra binmiş. eyerinin üzerine atıp onu kendi köyüne götürür.Tutun! Küren atı yakalayın! diye bağırıyordu Kırgızlar. kurnaz ve güçlü ise. Gülsan yine en güçlü at olduğunu gösterdi. Gülsarı sahibinin niçin böyle yaptığını anlamıyor. aksakallar 'alaman-bâyge'ye izin verdiler. Böyle güçlü ve çok rakip arasından kökparı yerden kaldırıp almak hiç de kolay değildi. bacağının altına sıkıştırmış. atlı oyunların. Kökparcılar bir anda kökpar serkeyi kapmak için atıldılar. itişip kakışıyor. Bu oyuna herkes katılabilir. itişip kakışma başladı. nâra atarak. baüya doğru gi-• diyordu. Kazak bozkırının ufkunda batacağı yere yaklaşıyor ve yusyuvarlak bir yumurta sarısı gibi görünüyordu. Kökparı kapan. Ama.. Böylece epey vakit geçti. atının ve kendisinin hünerini. At yarışlarının. en heyecanlısı. o büyük çekişmede Gülsan atların arasında eziliyor. böylece 'alaman bâyge'yi kazanmış olma şerefini de götürmüş olurdu köyüne. Taraflar. kendi takımına kazandırmak için mücadele ederler. nedense. çoğunluk kökparın sonlarına kadar yine fazla koşturmadı. o kadar atlının arasından oğlağı çekip almış. Kökpar Oyunu''nda. Kırgız ve Kazak atlılar. Bir gün önceki yarışı kazanıp bâygeyi (birincilik ödülünü) kazanarak halk arasında nam saldığı için. Işığı azaldığı için artık gözleri kamaştırmıyordu. 1 Kökpar: At üstünde oynanan bir takım oyunudur. açığa çıkmak istiyordu. Kökpar serke''yi alanın ortasına bırakan toybaşı "Alaman!" diye bağırdı. "alaman bâyge" denilen ödülü kazanmış olurdu. Bunlar meydana bırakılan bir kökparı eyerden eğilip kapmak. şansını sınayabilirdi.. kökparın başlamasını heyecanla beklerken. Onunla konuşması gerekmez miydi? Onu nasıl görmüyordu? Ertesi gün.cizgiliforum. Gülsarı idi. onu kapanın elinden almak için at koşturuyor. yarış meydanına. sırtındaki asker gömleği. Bu defa da yıldızı parlayan. çabuk!" 35 . en meraklısı kökpar idi. gücünü. 58/Elveda Gülsarı Halk. Güneş batmak üzere olduğu ve gölgelerin iyice uzadığı bir sırada. şaşıp kalıyor. herkesin gözdesi. kökparı o kapar. Kimin atı deneyimli ve hızlı. dağ göçüyormuş gibi bir gürültüyle. akın akın doluyordu oyun alanına. Tanabay onun dizginlerini başka tarafa çekiyor. Atlılar.

İtişip kakıştılar ama yine de kökp arı yakaladı ve çekm . . Şimdi ikisi birden asılıyordu kökpara. Ama Kazak hemen sol yanına geçirdi kökparı. Kırgızları da geride bırakmaya başlayınca Tanabay sarı yorganın dizginini salıverdi. İkisinin de birkaç tırnağı sökülmüş. Tanabay'ın iki eli de boş olduğu için daha kolay hareket etmişti.Körük gibi soluyor. Gülsarı. O alev topun içine girecek. hırıldıyor. Asıl çekişme. ¦ Kazak yiğidin bindiği küren aygır ok gibi fırlayıp Kazakları da. .Yok arkadaş! Alamazsın! dedi Kazak.malar ve öbür atların toynak sesleri gittikçe geride kalıyor ve küren aygırla aralarındaki mesafe kapanıyordu. Onlar böylesine bir çekişme. itişip kakışma şimdi başlamıştı. Kökparı da taşıdığı için küren aygırın yükü ağırdı ve Gülsarı'nın ona yetişmesi zor olmadı.ye başladı. Gülsarı ile küren aygır atbaşı hizaya gelince Tanabay kökparı yakalamak için uzandı.cizgiliforum. Onun için Gülsarı'yı küren aygıra yapışırca-sına yaklaştırdı ve bir anda Kazağın eyerine asıldı. Tanabay. kökparı öbür tarafına geçirecekti.enginel elveda gülsarı Küren aygıra binmiş Kazak. Kazak yiğide. batmak üzere olan güneşe doğru 1 Kökpar serke: Kökpar oyununda kullanılan oğlak (tulumu). kapışma içindeyken. . Gülsarı'yı yeniden geriletip sağa geçmeyi göze alamadı. Kazak uzaklaşmak istedi ama Gülsarı'yı geçmek ne mümkün! Ta60/Elveda Gülsarı nabay. Bu yüzden biraz geride kalıp bu kez solundan yetişti küren aygıra. Kaçan güneşi yakalayacakmış gibi bir hızla süzüldü. şimdi baldırlarının üzerine aldığı kökpara abanmış. Kazak aynı şeyi yapacak. bağınşıyorlardı. „ * Ama Tanabay işini biliyordu. Yırtık asker gömlekli Kazak da kökparı bu kez sağa geçirmekte gecikmedi. ışınlara karışıp yok olacaktı sanki. İki at yan yana. Gülsarı'nın hızı ve kendi çevikliği sayesinde küren aygırının boynuna kapandı. Bir avı paylaşamayan iki kartal gibiydiler.com. Tek kazanma umudu teke tek çekişmeydi.www. Şimdi bağnş-. 2 Küren: Koyu al donlu at. sahibinin hâlâ dizgini niçin gevşetmediğini anlayamıyordu. Gülsarı uçtu. elleri kan içinde kalmıştı. kendini kovalayan Kırgızlardan ve yardımına koşacak Kazak hemşehrilerinden uzaklaşması için zaman bırakıyordu. kolla kendini! diye bir nara attı Tanabay. Tanabay Gülsarı'yı küren aygırın sağına geçirdi.Aferin! Gerçekten çok iyisin! diye bağırarak onu övmekten kendini alamadı Tanabay.Tanabay şimdi onun soluna geçmek zorundaydı. kızıl dumanlara. güneşe doğru koşmaya devam ediyordu. Birbirlerinin ellerine ve kökpara pençe gibi geçiriyorlar-dı tırnaklarını. Kazak yiğit kökparı o tarafında tutuyordu. Elveda Gülsarı/59 uçuyordu. Kollarını birbirlerine dolamışlardı.Hadi Kazak kardeş. Kazak hemşehrileri onun bindiği aygırın çevresini sarıp ona siper olurlarsa bir daha onu yakalayamaz ve kökpar Kazaklara gi-deıdi. 36 .

Kazak yiğidi güçlüydü. Yarışçılar şimdi bağırıp çağırmayı bırakmış. Alaman-bâyge. Tanabay birden sağ ayağını üzengiden çıkardı. Kovalayan.Yakalayın! Tutun! Bırakmayın! diye bağınyorlardı birbirlerine.Gülsarı! Gülsan aldı! Kazak takımından bir grup Tanabay'ın önünü kesmek için atıldı. böyle bir oyunda bütün bunlar olurdu. canlarını dişlerine lakmış. Güneş topunun büyük bölümü batmış. rı bütünüyle ele geçirip. kökp. yiğitlik ve beceri oyunu olan kökpara bize armağan eden atalarımız nur içinde yatsınlar! Ruhları şad olsun! İki at yanyana koşuyor ve kökpar serke ikisi arasında gerilip hırpalanıyordu. üzengi kayışının altına almak ve sonra fırlayıp uzaklaşmaktan başka bir şey düi ünmüyonan ı. o engin bozkırda kanatlarını gererek kavisler çizen kuşlara benziyorlardı.com. Artık varış çizgisinapek yakındılar. yardımına gelecek kendi takım arkadaşlannın önünü kesmelerine fırsat vermemeliydi. Ama kökpar elinElveda Gülsan/61 deydi artık. Bunlar: J. Tanabay takım arkadaşlarının korumasına girmişti.www. Devrilen atlar .Sıkı tutun! diye bağırdı.Sonunda Kazak gencinin parmakları çözüldü. Gülsan bir kez daha olduğu yerde dönüp koşarken. Arkadaşları yetişip çevresini sardılar ve hep birlikte koşmaya başla-dılar. Tanabay bunların. Gerçekten de Tanabay. salıverilen kökparla birlikte aü-run öbür tarafına düşmekten güç kurtuldu.cizgiliforum. Şimdi Kırgızlara. ayağı ile küren aygırı itmeye başladı. sadece ucu görünüyordu.Bir o yana bir bu yana koşturan atlılar. kolları uzun ve çekiç gibiydi. Nara atanlar vardı. Gülsarı onun her hareketinden ne istediğini hemen anlıyor ve isteneni yapıyordu. kovalanan da yoktu. akşam serinliğinde.düşenler. kendi takım arkadaşlarına doğru koşuyordu. Kimse kimseyi suçlayamazdı bu yüzden: Erlik göstermek ve er meydanında başa gelene razı olmak! Bunlar bir anadan doğmuş kardeşler gibidirler. Artık bağıran çağıran yoktu. Ana Tanabay'ın da tecrübesi vardı. Alaca karanlık çökmüştü. güneşi yakalamaya gidiyorlardı! Bir batırlık. Böyle bir yarışta. Yine de oyunu bitirmek istemiyor gibi koşturuyor62/Elveda Gülsarı 37 .enginel elveda gülsarı iki at ds olanca güçleriyle ve hırsla koşuyor. toynak sesleri ve başka gürültülerle. Kazak kökparı bırakırken hasmını uyarmaktan geri kalmadı: . dalga dalga. uğul uğul ve yeri sarsarak devam ediyordu. * Atlı arkadaşları bağrışıyordu: . Bir yandan kök-parı sımsıkı tutarkeı. olanca gücüyle kökpan çektiği ve küren aygın da ittiği için. "Sağ ol Gülsanm! Canım ciğerim benim! Sağ ol" dedi Tanabay. atlarının peşinden sendeleyerek koşanlar vardı. Atını olduğu yerde bir kez daha çevirdi ve Kazaklardan kaçmaya başladı. Onu kolu ve ayağıyla sağlama aldıktan sonra bir zafer narası attı ve yorgayı olduğu yere çevirerek küren aygırdan uzaklaştırmaya başladı.

Siz de sağ olun hoşça kalın. Ayaklarını öyle açıyor. Şarıl şarıl akan çaya yaklaşmışlardı. Atlılar. vuruşarak büyük zafer kazanan. çay hemen önlerindeydi. Hava çok karanlıktı. Gülsarı'yı ye-dekleyip karşı tarafa geçirdiler. Kazandı hayvan.Evet öyle. Gülsarı da. Atların nallan suyun dibindeki çakıllara çarparak sağır edici sesler çıkardı. ileride o da nam salacak. Gülsarı ortada amiral gemisi. Gülsarı çok yorgundu.Yarış için çok teşekkür ederiz. Tanabay da adım atamazlardı. Kırgızlar ise: . Elveda Gülsarı/63 Kazaklar çayı geçmeden kıyıda durup onları uğurladılar. öbürleri de onu korumakta görevli refakatçilerdi sanki. Su çalkalandı. Tana-bay'ı bir eve konuk etmişlerdi. kara bir dalga gibi bir tepeden inip başka bir tepeye tırmanıyorlardı. kurtarıyorlardı. atlarını çaydan sürüp geçtiler. çok ağır bir gün geçirmişti. öyle süzülüyordu ki karnı otlara değiyordu. Gülsan'nın önünü kesmek için Kazak atlarından kaçışı gözümün önünden gitmiyor. Yeşil çayır.. dışarıda bağlıydı. O olmasa bâygeyi kazanamazdık! . Görürsünüz. Ne gam! Yenmişler.. niçin suskun ve yüzleri niçin gergindi? Bir ezgi mi dinliyorlardı? Kazak tamburası ile Kırgız kopuzu gümbürdediği zaman. İki yanında iki yiğit başlığından tutup götürüyordu onu. görünüyordu. düşman eline düşmesin diye savaşçı arkadaşları böyle getiriyor. sağ olun! diye seslendiler. . Çayın öbür yakasındaki Kırgız köyüne varacaklar ve oyun bitecekti. bây-geyi almışlardı. Tanabay ve onu çembere alan kök-parcı arkadaşları. Yanında kollayanlar olmasa. . yaralanan hatırları da. Gem vurulmaya ve binilmeye alıştırıl-dığı günden bu yana hiç bu kadar yorulmamıştı. Bozkıra yayılıyor. . Güz gelince yine karşılaşırız! dediler ve atlarının başını çevirip kendi köylerine yollandılar. Ama o zaman daha küçüktü. tıpkı böyle bir uyumla at koşturuyor. Yarışçılar niçin bağırmıyor. yine birlikte koşuyorlardı. Kökparcılar bir evde toplanmışlardı ve herkes Gülsa-n'dan söz ediyordu.enginel elveda gülsarı lardı atlarını. yıkılacak gibi oluyordu. Tanabay da çok yorgundu. buyur Gülsan'nın şerefine içelim.cizgiliforum. Yiğitlerden biri Tanabay'ın elinden serkeyi abp köye koşturdu atını. Belki eski zamanlarda. Grup grup. dağlardan sel gibi iniyorlardı. Binicisi Kazak yiğit de öyle. 38 . Yorga da öbür atlarla birlikte. İşte. köpürüp kaymadı.Haydi Tanabay. çakıllı geniş geçit oracıktaydı. Öbürleri de Tanabay'ın yanlarından ve ardından gelerek onu kolluyorlardı.www. Bacakları titriyor. Göz gözü görmüyordu.Doğru. ama küren aygır da arslan gibiydi doğrusu. ama tam bir uyum içindeydiler.. Çok zor. İki yiğit. kendini zor tutuyordu.com. şimdi ise anlı-şanlı bir tulpar olmuştu. Eyere attığı serkenin üzerine abanmış başı ileri geri sallanıyor. Karanlıkta bile parlıyor. Gür çalıların arasından onun parlak köpüklerini görüyorlardı. Sonuna geliyorlardı artık.

ama canını sıkan açlık değildi.. dağların yukarısına çıkmıştı. Bu terkedilmiş sessiz köyde ne işi vardı bu bülbülün. Tanabay yorganın yanına geldi.Kısrakların peşinde dolanmaya başladı bile.www. saçtığı o pis kokudan da tiksinecekti. Ama sahibi hâlâ gelip bakmıyordu ona. Ne demek istediğimi anlıyor musun Gülsarı? Nereden anlayacaksın! Sen üyire git-rriâk istiyorsun. Elveda Gülsarı/65 yordu. hele tam gelişsin de. kararımı bilirim ben. Yalnız uzaktan. hafif hafif bir traktör sesi duyulu1 Maytaban: At toynağının altında ve iç ortasındaki yumuşak yer. Hadi Gülsarı. Ben de ölüyorum yorgunluktan.. terin soğudu mu biraz? Çok mu yoruldun? dedi. kendini toplasın biraz. Tanabay dizginleri çekerek atı yavaşlattı. biraz konuştu. Bahçelerde elma ağaçlan tepeden tırnağa çiçek açmıştı ve dallardan birinde bir bülbül ötüyordu. Ayaklarının maytabanı1 ateş gibi yanıyordu. Gülsarı'yı kısrağa ne zaman salacaksın? . Eski batırların savaşa giderken bindikleri atlar herhalde böyle idiler. Şimdi asıl istediği.enginel elveda gülsarı .Ey Tanabay. Geç saatlere kadar içki sofrasında alaman-bâyge'den 64/Elveda Gülsarı söz ettiler.. Sonunda sahibi çıkageldi.. Az içtim... senin şerefine içtim biraz. Adamlar evde onu överlerken Gülsan da dışarıda. Oysa onun nefesinden böyle pis bir kokunun yayılması pek nadir görülürdü. Teri kuruması için sabaha kadar ona ne su vereceklerdi ne de yem. titriyordu. başının altını sıvazladı: . Önümüzdeki baharda üyirin içine salacağım. ben ise. 39 .cizgiliforum. Tanabay atın kulaklarım sıkıştırdı. Bütün köy uykudaydı. Bülbülün şakımasından başka çıt yok. gemini dilinin altından üstüne çıkararak terini soğutuyordu.. Orada bir güzel dinleneceğiz. çayırda yuvarlanıp sırtını kaşımak. Alaman-bâygenin gürültüsü hâlâ çıkmamıştı kulaklarından. yine şakıyordu. silkinmek. Karanlıkta sallanıyor. Ayakları beton gibi kaskaü olmuştu. Düldül o! Düldül! . Kökparcıların naralarını hâlâ duyuyordu. ama biraz daha vakti var. darılma bana. çekişmenin nasıl geçtiğini. Bu güz onlarla otlasın. At değil. Sonra atlara binip her biri kendi yollarına gittiler. Sokaklar sessiz. Evden çıkanlar!. üyir atlarıyla dolaşmaktı. yelesini okşadı. Şakıyor. Ay yükselmiş. Gülsarı'mn üstün niteliklerni anlatıp durdular.. Bana öyle bakma. Yarışın..Nasılsın bakalım. Hırıldıyor. Omuzları sızım sızım sızlıyordu. şakıyor sonra kendi se-siiti dinler gibi duruyor. Gülsan ne bilsindi bir yıl sonra yeni bir efendisi olacağını ve onun hep böyle kokacağını! Sarı yorga adamdan da. Cephedeyken bile sarhoş olacak kadar içmezdim.Ah ne güzel bir sessizlik bu! dedi yüksek sesle.com. .. Zaferi kutluyoruz. işte gidiyoruz kendi evimize.Öyle. Neyse. pencereler ışıksızdı. keskin bir koku yayılıyordu nefesinden.

Evin küçük kızının yanındaki hiç ayrılmayan küçük köpek havlayarak karşıladı onlan. Ev sessiz ve pencereleri ışıksızdı.cizgiliforum. . Tanabay aün başını çaya doğru çevirdi ve o yolda Gülsan'yi mahmuzladı. . madem ki geldin gir içeri. ama sahibi başka tarafa çevirdi atın başını. Köyün ortasındaki sokaktan geçip. yoluna devam etti. Sonunda derin bir iç çekerek dizginleri oynattı ve oradan uzaklaştırdılar. Gemini hırsla garş-gurş dişleyerek çaresiz geri döndü. Tanabay attan indi. kokusu geldi Gül-san'nın burnuna. Kuyruğunu sallayarak sustu. Pencereye yaklaşıp hafifçe camı tıklattı. Bibican bir şey söylemedi. At. Kapının kanadını itti. Dizgini bir o yana. Su buz gibiydi. Orta yarı açıktı. Ama atı ve binicisini tanıyınca kuyruğunu sallayarak sustu. Tanıdığı kadımn oturduğu evin avlu kapısıydı burası. 40 . 66/Elveda Gülsarı Bol otlu çayın yeniden geçtiler. o sokağın sonundaki bir kapının önünde durdular. Tanabay birden dizgini çekip atı geriye çevirdi. benim. iyi yalan uyduruyorsun ve güldü: Bir karar veremeyip at üstünde dolaşıp duracaksın sanmıştım. Aüm da çok yoruldu. karanfilin. Kurumuş.havlayarak yanlanna geldi. Çay geçidinin ortasına gelince.Uff! Dışarısı çok soğuk! dedi titreyerek. ay ışığı vurmuş dere dibindeki taşlar gibi parladı.enginel elveda gülsarı Demirci dükkânının önünden geçtiler.Benim Bibican. Köpek yine . . Kara saçları omuzuna dökülmüştü. . Gülsarı'mn istediği de buydu zaten. Çok bitkinim. Sahibi eyerin üstünde sessiz duruyor. karar veremeden düşünüyordu. . Sahibinin ona kırbaçla vurmasından hiç hoşlanmazdı Gülsan. San yorga. Sahibinin bir yanlışlık yaptığını düşünen Gülsarı geri gitmek istemedi. iki direği kalmıştı yalnız kapı olduğunu gösteren. Ne dikilip duruyorsun. Üzerinde yakası açık beyaz bir gece entarisi vardı. bir bu yana çekiyor. Çocuk gibisin.Sen misin? Bu saate kadar neredeydin dedi. ağzı ile dizgini çekip ileri doğru gitmeye çalıştı. Geri dönmelerine ne gerek vardı? Bir gün içinde kaç defa koşacaktı? Onun bu düşüncelerine cevap olarak. oradan saparak üyi-rin bulunduğu yere doğru gitmeleri gerekiyordu. Kadının kendi vücudunun kokusu ile o otun. Bibican kapıyı açarak. En kenardaki sokaktan geçip dere kıyısına inmeleri. Gülsarı'yı yularından tutup avluya girdi.com.Kim o? dedi içerden bir ses. biliyorsun yılkı çok uzakta. Çayırı geçip suyun kıyısına geldiler. . Sahibi eyerin üzerinde pek huzursuz duruyordu... geldikleri yolu yeniden aştılar ve yeniden o evin önüne gelip durdular. kökpardan çok geç döndük. Tanabay kırbacını Gülsarı'nın göğsüne indirdi. Gülsarı 'run nalları çakılları dövüyor. Bibican'ın gözleri güldü. Terini soğutmam gerek. Aç kapıyı. ne yapacağını bilemiyordu. İçeride bir ışık yandı ve cam hafifçe aydınlandı.Affedersin Bibican. Aslında kapının kanadı kınk döküktü. suları sıçratıyordu.Bir an önce üyerin yamna varmak istiyordu.www.kadının yanına gelip yelesini okşamasını istedi ama kadın gelmedi. eğrilmiş. dedi Tanabay.

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı - Şimdi geliyorum, atı bağlayayım da. - Şu tarafa, fırının yanına bağla. Sahibinin elleri hiçbir zaman bu kadar titrememişti. Gemini ağzından alırken, kolanları çözerken, bu işi ilk kez Elveda Gülsarı/67 yapıyormuş gibi eli kolu titriyordu. Kolanın birini çözmüş, öbürünü çözmeyi unutmuştu. Bibican'la birlikte içeri girdiler ve lamba söndü. At, içinde bulunduğu bu avluyu yadırgıyordu. Ây, göğün ortasında, ışıl ışıl. Gülsan başını kaldınp uzaklara bakınca, o mehtaplı gecede sisler içine gömülmüş görkemli dağlan gördü. Hassas kulaklannı en ufak sese kabartıyor, çıt çıksa duyuyordu. Sulama arkının şarıltısını, az önceMi traktörün uzaktan uzağa yayılan sesini, meyva bah-çesinge o yalnız bülbülün yanık yanık şakımasını, her şeyi... Oralardaki bir elma ağacının beyaz çiçekleri uçuşup yorganın başına, yelesine dolmuştu. Gecenin karanlığı yavaş yavaş açılmaya, aydınlanmaya başladı. San yorga vücudunun ağırlığını bir o ayağına bir bu ayağına geçirerek sahibini bekleyip duruyordu. Bundan sonra aynı yerde nice nice geceleri sabahlara kadar bekleyerek geçireceğini bilmiyordu henüz. Şafak sökerken Tanabay evden çıktı. Sımsıcak olmuş elleriyle Sangül'ün gemini takıp kolanlanm sıkmaya başladı. O güzel karanfil kokusu onun ellerine de sinmişti. Bibican Tanabay'ı uğurlarken ellerini onun beline doladı. Tanabay da onu uzun uzun öptü. - Bıyıklann diken gibi batıyor, diye fısıldadı kadın. Hadi acele et, ortalık iyice aydınlanmış çabuk bin atına. Kadın dönüp eve girerken Tanabay fısıldadı: - Bibican, gelsene biraz, dedi atı göstererek, "Onu da okşa biraz.yoksa üzülür". "Ha, doğru ya, unuttum. Bak, başı elma çiçekleriyle örtülmüş... dedi gülerek. Ve sonra onu, ak sakarlı doru kısrağın dudaklan gibi dolgun ve yumuşak parmaklarıyla okşadı. Çayı geçtikten sonra Tanabay bir türkü tutturdu. Gülsan bir an önce üyirin bulunduğu yere, oradaki atlara ulaşmak için hızını arttırdı. 68/Elveda Gülsan Elveda Gülsan/69 O Mayıs geceleri Tanabay için çok güzel geçen geceler oldu. O ay atlara gece bekçiliği yapmak sırası onundu. Gülsan için de yeni gece hayatı başlamıştı. Gündüzleri öbür atlarla otluyor, dinleniyordu. Akşam olunca sahibi sırtına atlıyor, birlikte yılkıyı bir kuytuya götürüyor, ortalık kararınca Bibican'ın evine gidiyorlardı. Sabaha doğru, ortalık iyice aydınlanmadan ve kimselere görünmeden, güçlükle seçilen dar patikaları aşıp, yılkıyı bıraktıkları yere geliyorlardı. Sahibi yılkıyı topluyor, sayıyor, bir kayıp olmadığını anlayınca rahat bir nefes alıyordu. Gülsan için pek kolay bir hayat değildi bu. Sahibi Bibican'ın evine giderken de, oradan dönerken de pek acele ediyordu. O

41

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı karanlık gecelerde, geçit-çayır demeden hep koşuyordu. Ne yapsın, sahibi öyle istiyordu. Gülsan'ya kalsa yılkıdan hiç ayrılmazdı. Canı başka şeyler istiyordu. Artık o da tam bir aygır olmuştu. Üyir ile şimdilik geçiniyordu ama kısrak yüzünden birbirlerine düşmanca bakmaya başlamışlardı. Güllsan zaman zaman kaz gibi havaya uzatarak, kuyruğunu kaldırarak kısraklann yolunu kesiyor, yüksek sesle kişniyor, sağnlanna sokulup diş atmaya çalışıyordu. Dişi atlar da bunu üyir aygının kıskandırmak için fırsat biliyor ve ona sokuluyorlardı. Gülsarı'yı uzaklaştırmak için koşup gelen aygır onun epeyce canını yakıyordu. Çünkü hem daha büyük, hem de dövüşçüydü. Yine de Gülsan, geceler boyu Bibican'ın avlusunda bağlı durmaktansa, üyir başının hışmına uğramak pahasına kısrak peşinde koşmaya razıydı. Orada bağlı durduğu gecelerde hep kısraklan düşünüyor, canı onlan istiyordu. Durduğu yerde eşiniyor, tepiniyor, sonra yatışıyordu. Eğer o tatsız olay olmasaydı, kimbilir o geceler daha ne kadar sürerdi... Gülsan her zamanki gibi o gece de, o kadının avlusunda, bağlı olduğu yerde, üyirdeki atları düşünerek sahibini •bekliyordu. Uykusu geldiği için biraz kestirmek istiyor, ama yulan yüksek bir yere bağlı olduğu için uzanıp yatamıyor, biraz başını indirecek olsa bu defa da gem ağzını yırtar-casına acıtıyordu. Yine de olduğu yerde dalıp gidecekti neredeyse. Sessiz, ağır bir hava vardı ve gökyüzü bulutluydu. "jGülsan, dalıp gider gibi olduğu bir sırada, birisi sallıyor, dallannı çekip eğiyormuş gibi ağaçların hışırdadığını duydu. Bu arada bir rüzgâr çevrintisi oldu ve avluda boş bir kova devrilip tangur tungur ses çıkararak yuvarlandı. İpteki çamaşırlar savrulup uçtu. Köpek korkudan havlamaya ve oradan oraya koşarak sığınacak bir yer aramaya başladı. At ürktü, hınldadı, sonra kulaklannı dikerek bir süre şaşkın durdu. Başını kaldırdığı zaman ufukta kapkara, korkunç ye kaynayan bir şeyin bozkıra, yılkının bulunduğu tarafa gelmekte olduğunu gördü. Bir an sonra koyu karanlık şimşeklerle yanldı. Gök, bütün ağaçlar yıkılıyormuş gibi gümbürdedi. Hemen ardından gür bir sağanak boşanmaya başladı. Şimdi Gülsan, sırtına kamçı yiyormuş gibi tepiniyor, ipini koparıp yılkının yanına koşmak istiyordu. O korkunç felaket yılkının, onun cinslerinin üzerine geliyordu ve içgüdüsü onu cinslerini korumaya çağınyordu. Mutlaka gitmeliydi at kardeşlerini kurtarmaya. Ama ipi koparamıyor, bu yüzden de çılgına dönüyordu. Yuları, geme, onu oradan bırakmayan her şeye düşmandı, sağa sola atılıyor, tepiniyor, eşiniyor, yılkıya sesini duyurmak ve onlardan ses almak için acı acı kişniyordu. Ama cevap olarak ancak fırtınanın uğultusu geliyordu kulaklarına. Ah, o gece ipini bir koparabilse, yıl' kıya bir varabilseydiL. Sahibi beyaz fanilesiyle evden fırladı. Ardından kadın da çıktı beyaz gece entarisini giymiş olarak. Ama bir anda 70/Elveda Gülsan ikisi de sınl-sıklam oldular. Çakan şimşeğin ışığında, ıslak yüzleri, korkulu gözleri görünüp silindi. Sundurma bir an için aydınlandı. Sonra korkunç bir gürleme oldu.

42

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı - Dur! Sakin ol! diye bağırıyordu Tanabay an çözmeye çalışarak. Ama at onun sesini duyamıyor, onu o kılıkta tanı-yamıyordu. Hiddetle üzerine atıldı. Bu arada toynaklarının darbesi altında kalan finn çöktü. Tanabay koluyla başını koruyarak, duvara sürüne sürüne ona yaklaştı, başlığını tuttu ve kadına: - Çabuk, çöz yuları! diye bağırdı Kadın yuları çözer çözmez, Gülsan kapıya doğru atıldı ve Tanabay'ı sürüklemeye başladı. - Çabuk kamçıyı! Bibican kamçıyı uzattı. - Dur! İnatçı hayvan! Dur yoksa gebertirim ha! diye kamçıyla atın başına vurdu. Ne yapıp yapacak, eyere atlayacaktı. Üyire ulaşmak, onların başında olmak zorundaydı. Fırtına onları kimbilir nereye kaçırmış, nereye sürüklemişti! San yorganın amacı da bundan başka bir şey değildi zaten. İçgüdüsü, o ilâhi.sezgi, bu kıyamet saatinde mutlaka onlann yanında olması gerektiğini söylüyordu ona. Bu yüzden kişniyor, şahlanıyor, kurtulup koşmak için ipini koparmaya çalışıyordu. Yağmur sel gibiydi. Şimşekler çakıyor, gök gürlüyor, fırtına uğulduyordu. -Tut şunu! diye bağırdı Tanabay. Kadın başlığı tutunca o da sıçrayıp eyere atladı. Ama o daha eyere yerleşmeden Gülsan kadını su birikintileri içinde sürüklemeye başlamıştı. Gülsan ne efendisinin sesine, ne kamçı darbelerine aldırıyor, yalnız içgüdüsüne uyarak, şimşekli geceyi ve amansız fırtınayı yanp kuş gibi uçuyordu. O güne kadar ne büyük yanşlarda, ne ödüllü koşularda böylesine hızlı koş-mamışü. Kabanp taşan çaydan, kara çahlann arasından, deElveda Gülsan/71 reden tepeden, artık hiçbir emrine boyun eğmediği efendisini alıp götürdü. Tanabay, çılgına dönmüş atın kendisini nereye götürdüğünü anlayamıyordu bile.Yağmur yüzüne, gözüne.bütün gövdesine vuruyor, ama içi alev alev yanıyordu. Tek bir düşünce vardı kafasında: "Yılkı nerede? Aman Tannm! Vadiye inip demiryoluna doğru gitmesinler, demiryoluna düşmesinler! Mutlaka kaza olur! Allahım, sen koru onlan! Ey Albak! (ervah, atalar ruhu) siz koruyun yılkıyı! Sakın aya-ğîfı sürçmesin Gülsarı! Sakın düşme! Beni yılkıya ulaştır" diyordu Düzde, yokuşta, şimşekler karanlığı bıçak gibi yanp beyazlaüyordu, sonra yine koyu karanlık oluyordu. Fırtına yine uğul uğuldu, yağmur ise fırtınanın şiddetiyle kırbaç gibi iniyordu. Gece, göz kamaştıran bir ışıkla aydınlanıyor, sonra ka-fanyor, sonra yine ışık, yine karanlık... San yorga şahlanıyor, ağzını yırtacak gibi kişniyordu. Üyiri anyor, kendince onu bulmak, görmek için yakanyor-du: "Neredesiniz! Neredesiniz! Kişneyin, ses verin bana!" demek istiyordu. Ama onun sesine karşılık gök gürlemesi duyuluyordu yalnız. O yine ileri atılıyor, koşuyor, koşuyordu. Bir karanlık, bir aydınlık oluyordu. Sonra yine karanlık, yine aydınlık...

43

Tanabay'ın önünde yepyeni bir dünya açılmıştı. Bugün hepimizin çok işi var. Yılkılar açılıp koşarak ve çamurlu yeri toynaklarıyla çiğneyerek çayı geçtiler ve bir bayıra çıktılar. ıpıslak fanilesi. otlağa doğru sürdü. bir başka türlü yolunu şaşıran kocasının gelişiu seyretti. Tanabay hiçbir şey demedi. çocuk sevinçle. 72/Elveda Gülsan Birkaç yılkıcı bozkırda at koşturarak dağılıp kaybola-lan yılkılarını arıyorlardı.. Hepsi tamamdı. yılkıyı aramış ve bir kuytuda bulmuşlardı.enginel elveda gülsarı Fırtına şafağa kadar sürdü.cizgiliforum.. Hiç sesin' "îkarmadan. kulun ve taylardan yitip giden yoktu. Ne diyebilirdi ki? Vadiye inen çocuk atlan toplamış geliyordu. dedi Tanabay. . Tanabay'ın karısı ise Tanabay'ı anyordu. Güneş açılmış. Sonra yavaş yavaş bulutlar seyrelmeye başladı. Hiç utanmıyor musun? Artık genç de değilsin.. dumanını savura savura bir tren geçiyordu. Ama karısı Caydar onun yolunu şaşırmadığını biliyordu. Bozkırdan buğular çıkıyor. bozkınn bir ucunda.... Tanekem1 geliyor bak!" diye atını dörtnala sürdü. kansı yumuşak sesle: • . Ah çocuk ah.Yürü eve gidelim Altıke. Fırtına çadırlara yıktı. gidip onaralım bari. hava ısınıyordu.Giyinmeye de mi vakit bulamadın? Talihin yokmuş! Çizmenle pahtolununun ayağında olmasına şükür. Atlardan. dedi. Yolunu yitirdiğini sandılar. şapkasız başı ve asık suratıyla. Yalnız çocuk atlan getirmek için vadiye inince. Bu halinle insanlara görünmen hiç iyi olmaz değil mi? . Kaz kanadı renginde bulutlar şimdi ufukta kaz katan gibi görünüyordu ve çok yükseklerdeydiler. pek perişan. Birbirlerne tek söz etmediler. Tanabay'ın yardımına koşmak için komşularla birlikte atlanmış.www. İkisi de atlannı sürdüler. Caydar apa2 ise atını kımıldatmadı bile. Tanabay'a dönüp yavaş sesle: 1 Taneke: Tanabay aka'nın kısaltılarak söylenişi 2 Apa: ana Elveda Gül san/73 . Onlarla beraber olan komşu çocuğu birden bağırdı: "İste Caydar apa. Ta uzakta. . Ama doğu yönünde gök gürlemeleri devam ediyordu daha. Dişlenmiş koyunlar gibi kara yerden buğular yükseliyordu. Kara toprak bir koyun sürüsü. Tanabay yılkıya.Yolumu şaşırdım. diye mınldandı Tanabay. Gece boyu koşmaktan canı çıkan yorganın üstünde. yiyecek ve giyecek bir şeyler getireyim. Çocuklar boyuna yetişti! Sen ise. Tanabay yoktu. fırtına ve yağmur ise bir sürüye dalan kurtlardı sanki.Biz de sizi anyorduk Taneke.com. .Sen burada kal. diye Caydar çocuğu çevirdi. acınacak bir durumdaydı. toprak canlanıyordu.Ben aşağıda beklerim. Caydar apa çok merak etti. 44 . Karısıyla böyle karşılaştılar.

diye. atlar kişniyor. Tanabay üzerindeki gocuğu çıkanp hayvanın üzerine örttü. Vakit ilerlemiş. son kez. Ömründe bir kez.Sen biraz yat. Sürü sürü koyun. ağır ağır yürüyordu. bu yüzden de sahibinden bir kamçı yemişti. Gülsan sahibinin bir türkü tutturmasını istiyordu o anda... Orada kurumuş fidanlar bulunca pek sevindi. Gülsan sahibini hiç böyle görmemişti: Tanabay yattığı yerde sarsıla sarsıla ağlıyordu. Ama Tanabay susuyordu. Ay doğdu. Tanabay söylenip durdu ama artık at onu duymuyordu. Bir yıldız sessizce kayarak kayboldu. çocuklar. Yan tarafta kalan köye bakmamaya çalışıyordu.Gücün kuvvetin kalmadı değil mi? Çok mu kötü durumdasın? Bittin. biraz öteye kondu. şavkı dağlara vurdu ve sonra kendi halesinin ortasında gökyüzüne asılıp kaldı. durs-tump. Tanabay başını eğmiş. Yürek atışları. Gülsarı. her türlü ses çıkıyordu. İnsanlar bağırıyor. Tanabay durup düşündü. oradan geçerken. Bir gün sonra dağın yolunu tuttular. Tanabay yılkıyı düz ovadan geçirip. Ayağını büküp uzanmak isteyince Tanabay bu defa engel olmadı. kafasını. bir insan gibi inim inim inliyordu. Elveda Gülsan/75 . Oysa Gülsan. 45 . hızlı adımlarla ilerliyorlardı. Şimdi iyi bir ateş yakabilirdi. Yüreği kafasının içindeydi. çevik. Dura kalka. Ellerine diken batmış kamyordu. üyir üyir yılkı. Yılkılar. Ve dağlar önlerinde uzanıp gidiyordu... soğuk yere uzanıp yattıktan sonra da. durs? tump. Kovalanan bir atın yüreği gibi hızlı atıyordu yüreği: Dur-durs.. Şimdi köy gerilerde kalmıştı. Yük taşıyan beygir ve develer. ata binmiş kadınlar. yankılanan tepeye doğru sürdü. Çevrede dolanıp geçen yıldan kalma kuru ot saplannı topladı. Üşüyor. .. titriyordu. Gelecek bahara kadar dönmeyeceklerdi Göç kafilesi de çay boyunca yürüyerek köyden uzaklaşıyordu.. ku-laklannı dolduruyor ve başka bir ses duyurmuyordu. gece yarısına az bir zaman kalmıştı. yanlannda koşuşan uzun tüylü köpekler. Hoşça kal avıl! Önlerinde dağlar vardı. Alnı sakarlı kısrağın dudakları gibi dolgun ve yumuşak parmakları olan kadının evine uğramadan geçip gittiler... başını bir o yana bir bu yana çevirerek inlemeye devam etti. Gülsarı'nın daha ileriye gidecek gücü yoktu..www. Boztorgay ise hâlâ ötüyordu. Oysa eskiden hiç üşümezdin sen.enginel elveda gülsarı Tanabay atından inip yeşil otlann üzerinde biraz yürüdü.cizgiliforum. koyun-kuzu meliyor.Belki gerekir diye çakışım da yamna alıp dere kenanna indi. Sonra birden yüzükoyun uzandı. mahvoldun Gülsan... her zaman yaptıklan gibi köyün ke74/Elveda Gülsan nanndaki o eve doğru yönelmiş. durs tump. dinlene dinlene çay yatağına kadar gelebilmişti ama oradan öteye gidemiyordu. bunları kucaklayıp getirdi.. ele geçirdiği artık yitirdiğini bildiği için bu ağlaması. At. Gelecek bahara kadar hoşça kal bozkır!. dedi Tanabay ben biraz çalı-çırpı topla-yayım.com. daha geçenlerde büyük bir yanşta şenlenen. Ayaklannın dibinden bir boztorgay cik cik öterek pırr diye havalandı.

hayvanların kırılıp gitmesi.. Gülsan biraz ısınınca titremesi kesildi. sonra kararıyor. kış onları dağda kırda arayıp bulacak. birileri dünyaya gelecek. sürü besleyerek göçebe hayaü yaşayanlar için. yine karanlık. Gülsan koşup geliyor. güçlükle nefes alıyordu.. Yiyecek kıtlığı. burnuyla. Kış yirminci yüzyılda da olsa. kış. Kendinden geçmiş olan at şimdi. Yatılı okulda çocukları başarılı olanlar sevinecek olamayanlar üzülecekti. Ona pek eyer vurmuyor. sıkıştıracak. damgalan vurulacaktı.. Şimşeklerin çakıp çakıp sönmesini de. cin gibi çarpacaktı. ak buğrasına binip yine gelecekti. çok az biniyordu.bir çuvalın üzerinde oturuyor. Pek çok işleri olacaktı ama kış ve kışın çekilen sıkıntılar bir süre unutulacaktı.. cabağılan nasıl kollayıp koruduğunu bir görmeliydiniz. kış gelinceye kadar tutanaklarda unutulup kalacaktı. Gülsarı'nın çok iyi bir aygır olacağı belliydi. Havalar ısındı. bir alçalıyor. tekrar örtüyor ve yine ateşin başına geçip ellerini ısıtıyordu. Aygır olmuştu artık. sonra yine ışık. gücünü kısraklara saklamalıydı artık. Yine bayramlar olacak. sıskalaşan. Kışı sağ salim atlatmışlar. bir süredir unuttukları sıkıntıları. Herbiri-nin hayatında değişiklikler olacaktı. Göğsü sıkışmış. bir kulun anasından biraz ayrılacak. yün kırkılacak. "Derslerin-nin iyi gitmediğini bilseydik ya da bizim yanımızda okusa-lardı daha başarılı olurlardı" diye söyleneceklerdi. kişneyip şahlandığını. Tanabay ateşin ba-şında. bozkırda çılgınca koştuğunu. Sonra. Bu aydınlık dünyada. Alevler bir yükseliyor. Et kombinasına hayvan götürecekler. Bir cabağı. yarışlar. iyice zayıflayan hayvanlar baharda bozkıra inip yayılmışlardı. fırtınalı. başıyla. göz kamaştıncı bir ışıkla aydınlanyor. gereğinde yavrular iki anadan süt emecek. et ve süt bollaşacakü. Kulunları. O. kış çekildi ve yerini altı ay sürecek yaza bıraktı. ateşin başında oturan ve bir zamanlar sahibi olan yaşlı adam da gözüne bir görünüp bir kayboluyordu. onları iterek üyirin 46 .com. çok yağışlı bir gecede. O yılki kış da işte böyle gelip gitmişti. ödüllü oyunlar düzenlenecekti.www. yıkık ve soğuk koralar. üyirden uzaklaşacak olsa. birileri dünyadan göçüp gidecekti. yaylaya çıkmanın pek de kötü bir şey olmadığını göstermek istercesine. bakımları yapılacak. acıları yeniden yaşamaya başlayacaklardı. Yılkılar döllenecek. Kimisi âşık olacak. Ama gözlerinin önündeki san perde kalkmamıştı. Hayvanlar yeşeren yaylaya yayıldılar. koyunlar kuzulaya76/Elveda Gülsarı cak. Çobanlar nerede olurlarsa olsunlar.. sahibiyle birlikte. Ve çobanlar. çok eski zamanlardan beri nasıl idiyse yine öyleydi. yılkılar.enginel elveda gülsarı Gülsan eskiden yanında ateş yakılınca pek ürkerdi. Gece. Tanabay bu baharda Gülsarı'yı üyire saldı. Aftıa bu kez o alevlerden hiç korkmadı.cizgiliforum. ateş zayıfladıkça kuru ot ve dallan üstüne atıyordu.. Arada bir kalkıp atın üstünden kayan gocuğu düzeltiyor. çadırlar. yok olan yılkısını bulmak için uçtuğunu görüyordu. kimisi sevdiğinden ayrılacak. Ateşin ısısı ve dumanı onun vücudunu yalayıp geçiyordu.

Karısı evden çıktı ve döndü: . durdurur. Kızını da kucağına alarak dışarı çıktı. dağdan indikleri vakit kansıyle birlikte ziyaret etmeye karar verdiler. Tanabay'ın her hatırlayışında yüreğini yakan bir olaydı bu. O zaman onu daha sonra. Kasabaya inip yatılı okulda okuyan çocuklannı görmek istiyordu.Çık bak bakalım. biraz daha fazla para geçerdi ellerine.Yeni bir başkan gelmişti. Yılkıya nasıl baksın? Bu yüzden bütün işler Tanabay' a kalıyor ve o da gece gündüz attan inmiyordu.com. sabah çayım içmek için evine dönmüştü. bir daha vakit bulamam. Hayvanlara bakmak bir motorlu araca bakmak gibi olmuyordu ki! Elindeki motor olsa. Ama kansı Caydar'ın süt çağında bir bebeği vardı kucağında. bu son. Tanabay karısına: . O kış kolhozda bazı değişiklikler oldu. Çayını yudumlarken karısına: . madem ki durum böyle. Kahvaltı sofrasında kızını dizine oturtmuş.. . çocuklara ve hanıma üst-baş alırım" diye düşünüyordu. ağırlaması gerekirdi. Tanabay at çiftliği başkanı İbrahim'i hiç sevmezdi. ' Elveda Gülsan/77 yatıyordu. hemen üyi-ri toplayıp başka bir yere götürüyordu. kendisi hastahanede . Tanabay her gün hastahaneye gidip arkadaşının hatınnı sormak istiyordu ama işten vakit bulamıyor. Yardımcı çekip gidince.Caydar.enginel elveda gülsarı içine sokuyordu. "Oraya 78/Elveda Gülsan kadar gitmişken istasyon yakınında kurulan pazara da uğrar.Sen bilirsin.. Bu sırada dışarıdan toynak sesleri işitildi. aynı zamanda bir felâket getirmişti ona. ben yorgayı eyerliyorum. Malcı.. İşi hiç bitmez. At çiftliği başkanı. Çora görevi ona devretmiş. yorgaya eyer vurmayacağım artık. dedi. Komşu yılkıcılara: "Biraz benim yılkıya da göz-kulak olun" diye gitmek istediği zaman. Kısacası Tanabay hastahaneye arkadaşını gör-Jmeye gidemedi. çok çocuklu bir aile reisi gibidir. Tanabay istemeye istemeye kalktı. iki ayn musluk sayılırdı. karışım yardımcı kadrosuna geçirmişti. Ünü arttıkça üst düzey yöneticilerinin gözüne batıyor. Ne var ki. Özellikle ilkbahar ve kış mevsimlerinde başını kaşıyacak vakit bulamaz. Yorga Gülsan'nın ünü.İbrahim. Üstelik artık yardımcısı da yoktu. i yılkıcı dediğin. aynlamıyordu. Çora'nın hastahaneden çıkıp evinde yattığını öğrendi. ovaya inip yerleşmelerine zaman kalmadan o korkunç olay geldi başlanna. bir yandan kahvaltı ediyor. Bu adamı niçin sevmediğini de bilmiyorduTana-bay. bir yandan da kansıyle aile sorunlannı konuşuyorlardı. O gün Tanabay yılkıyı erkenden çayıra salmış.. Ama gelen konuğu geri çeviremez.. dedi karısı. onlann ona sahip olma emellerini arttırıyordu. 'gidersin.cizgiliforum. Ücretler hiç de öyle tamah edilecek bir şey değildi ama yine de iki kişinin kazancı. Güleryüzlü bir adam olmasına 47 . Bir üstün özelliği de şu idi: Birileri gelip atlan rahatsız etmeye kalkışsa. Kalbi iyice teklemeye başlamıştı çünkü.www. biri geliyor galiba. dedi. Yanında genç biri de var.

Hayvancılığın nasıl bir iş olduğunu kendisi de biliyordu ve bunu İbrahim'in ağzından ilk kez duymuyordu. onlara güzel.cizgiliforum. Adam. işleri tamamlamak için hiçbir şey yapmazdı. halkı ne zamana kadar oyalayabilirsiniz? Çora ağır iş yapan 80/Elveda Gülsarı insanlara emeklerinin karşılığını veremediği.İyi misiniz Caydar baybişe? Sağlığınız nasıl. Ya şimdi? Herkes koltuğunda boş çuvalla dolaşıyordu. büsbütün kötüleşmişti.diyordu İbra-. diye onun elini sıktı. dedi. aç ve açıkta kalan yine onlar oluyordu. ona nedense hiç güvenmiyordu. Hiç olmazsa et süt eksik olmaz.beyini-ze iyi bakıyor musunuz? . Öteki işlerde çalışanlar o yokluğa daha ne zamana kadar dayanabilirlerdi? Savaşa kadar durumlar böyle miydi? O zamanlar güz gelince her evin kapısına iki-üç araba buğday getirilirdi. çok şükür. siz varken benim gözüm arkada kalmaz.İyiyiz. . Başta İbrahim'in kendisi olmak üzere oradakiler bu yapıcı eleştirilerinden dolayı ona teşekkür eder. vaad üstüne vaad vererek. Tanabay karısına: . Tanabay. Tanabay biraz soğuk davranarak.İyi. başlarını sallardı ama sonunda değişen bir şey olmazdı.www.Kımız getir.Aleykümselam. koyunculuktur. Oysa tarlayla. Kımız içtiler ve biraz havadan sudan söz etiler. Elveda Gülsan/79 . herkesin et ve süt işiyle uğraşmasında ülkenin pek yararı olmayacağını söylemek istiyordu. I. . Şöyle buyrun. üzerine de yu-1 muşak postları koydu. En iyisi yılkıcılık. sözler söylemekten başka elinden bir şey gelmediği içir hasta yüreği dayanamamış. Yılkı çiftliğini iyileştirmek. bay! dedi. Böyle şey olur muydu? Hak mıydı bu? Toplantı üstüne toplantı yaparak. İbrahim Caydar'a da gülümsedi: . Caydar konuklara yeni yaygıyı serdi. Tanabay hiçbir şey söylemedi. Öyle değil mi Caydar baybişe? Caydar başını salladı. O yılkıcıların hepsine 'bay' diye hitab ederdi. Çora onları kendi eliyle seçip almıştı. Belki hiçbir şey yapmadığı için hoşlanmıyordu ondan. işlerin görülmediğinden yakınıyordu. ekinle ya da başka bir işle uğraşacak olsan eline pek bir şey geçmez. İbrahim her fırsatta söylerdi bunu.enginel elveda gülsarı rağmen kanı ısınmamış-tı. him. . İbrahim atından indi.Bu zamanda en iyi iş hayvan beslemek. Adı var da kendisi yok gibiydi. Neyse ki yılkıcılar işlerini bilen adamlardı. İki kolunu birden havaya kaldırarak: . . Parti toplantılarında Tanabay onun bu davranışını dobra dobra eleştiriyor. bütün gününü büyük deftere birtakım sayılar yazmakla geçirir.Buyrun.Mallar canlar iyiler mi? Nasılsınız? dedi İbrahim ablak yüzüyle her zamanki gibi gülümseyerek. içeri girin.Allah razı olsun. . 48 . iyiyiz.com. rahat edin. Buğdayı onlar yetiştiriyor. Yılkıcılar kendi bildikleri gibi hareket ediyorlardı.Esselamü aleyküm. ortalıkta görünmezdi.

sen çok anlayışlı bir adamsın. merhum Abalak'ın oğlu musun yoksa? .Elbette olur. İbrahim sabırsızlanmaya. binek atı olarak kullanılmak üzre at korasına gö'nderilsin. İri iri harflerle şunlar yazılıydı: "Buyruk.Bu delikanlı benimle geldi. bu küçük iş için geldik buraya. yorgaya binip kasabaya inmek-ve yine bir.. işiniz kaçmaz nasıl olsa. Yılkı yetiştirdiği bu uzun yıllarda. sonra binek atı olarak ya da başka işlerde kullanılmak üzere kolhoza veriyordu. kâğıtta yazılı iş için. niçin yetiştiriyordu ki? Kolhoz için yetiştiriyordu onlan. gözlerini yerden kaldırmadan öylece durdu.com. Sordu: . biraz daha verir misiniz? Kımız içerken yine şundan bundan söz ettiler.Zaman dediğin nasıl da çabuk geçiyor? Yılkılara bakmak ister misin? Seyretmesi güzeldir doğrusu. önce işine dönmek istiyordu. eski asker gömleğinin göğüs cebine koydu. Sonunda İbrahim cebinden bir kâğıt çıkardı: . Yılkıcı Bakasov'a Gülsarı yorga. Ama Gülsarı başkaydı. Tanabay kâğıttaki yazıyı okuyunca gözlerine inanamadı. Yetiştiriyor. Bu zorlama sohbet sırasında Tanabay tatsız bir haber alacağını seziyor ama ne olduğunu bilemiyordu. .Evet Taneke. yüreği parçalanıyor. Aslına bakarsa bunda pek şaşılacak bir şey de yoktu.Seni pek çıkaramadım evlat.Hayır. şaşıp kalmıştı. Bir süre.... ama onu sonra konuşuruz. Ama bu adamlar buraya niçin gelmişlerdi? Bunu sormak da pek yakışık almazdı. diye onun sözünü kesti İbrahim. çeşitli bri-dlara.Taneke. Ne etse de vermeseydi Gülsarı'yı? Çok iyi düşünmeli. niçin bakıyor.Pekâlâ İbrahim. Bir iş için geldik buraya. . biz buraya şu iş için geldik. Mis gibi kokuyof.enginel elveda gülsarı Ama Tanabay'ın yüreğini sızlatan bu gerçekleri İbra-] him'e anlatmanın hiçbir yaran yoktu. 49 . oku.O yılkıyı. İşte. onun oğluyum. . huzuru kaçmaya başladı. iş yerlerine birçok at göndermişti. emre karşı gelmiş olmalıydı. biraz daha kımız içip sohbete devam etsek olmaz mı? . Hele şu kımızımızı bir içelim de. Ah Gülsan! Onu vermeye dayanamazdı.www. İçi. . Tanabay. Tanabay serinkanlılığım korumaya çalışarak başını hafifçe kaldırdı ve cevap verdi: . Kımız da çok güzelmiş Caydar baybişe.İşte Taneke. Onları bir an önce başın-| dan savmak. Kolhoz başkanı (İmza okunamıyordu) 5 Mart 1950" Elveda Gülsan/81 Tanabay'ın beti benzi atmış. İbrahim'in yanında hiç konuşmadan oturan delikanlının kim olduğunu pek çıkaramıyordu. O düşünüp durdukça. Kâğıdı dörde katlayıp. Zaten o anda sohbeti uzatmak da istemiyordu Tanabay. Al. üzüntüden ne yapacağını bilemiyordu.. Görevi Eydu onun. dedi İbrahim alttan alarak. kendi durumunu da dikkate almalı. biz..cizgiliforum.

görevini gereği gibi yerine getirmeyenlere asla hoşgörülü davranmayacağını. Halkın arasında dolaşıyor. Ama karşısında Tana-bay vardı. onun yerine beş aygır veririz.. Daha önce yüksek mevkilerde bulunduğu. . bunun sözü bile olmaz. Ağzına ilk geleni söylemekten vazgeçerek: . .Bak Zavferma (at çiftliği başkanı).. Tanabay'ın yüzüne bakarak: . Hepimizin başkam. Gerçekten de çok geçmeden afişler asıldı. 82/Elveda Gülsan bunları mahkemeye vereceğini söylemiş. tembellere. Veririz be^ aygırı. Bunun için de kolhozcular tarım tekniği ve hayvan yetiştirme tekniği kurslarına katılmak zorunda kalacaklarmış.. bunu da kendisinin yöneteceğini bildirmiş.. Karşısında Tanabay'dan başka biri olsaydı. tek kısrağın bile kısır kalmaz. Kardeşini bile kayırmadığını. Başkanın yüzünü görmemişti daha. Sorunun çözüldüğünü. Tanabay alnındaki teri kuruladı. Ama o kurslarda çobanların uyuklamaktan başka bir şey yapmamış olmaları ayrı mesele. güçlüklerin.enginel elveda gülsarı "Seni kurnaz tilki seni! Bu sözüne kanacağımı mı sanıyorsun!" dedi Tanabay içinden. İbrahim.www. Sık sık bölge merkezine gidiyor. İbrahim şaşırmıştı. tilki postundan yapılmış tebeteyini' düzeltmeye başladı. gönlünü hoş etmeye.Aman Taneke. artık acele etmelerine gerek kalmamıştı. kolhozlann ufak oluşundan ileri geldiğini.Nasıl anlamazsınız Taneke? Başkan bizim önderimiz. Sonra sabırsızlanıp çizmelerini çekiştirmeye. kendisinin bunun için atandığını da söylemiş.. Kolhozda bundan böyle modern tarım ve hayvancılık tekniklerinin kullanılacağını. herkesin gözü onda..O beş aygırın bana gereği yok.. Alttan almaya. "dediğim dedik" der. Elveda Gülsan/83 başka at mı bulamadı? Korada at mı yok? Niçin Gülsan'yı istiyor? Gülsarı'dan başkasına binemez mi yani? .Biz artık gitsek iyi olur Taneke. Onun nasıl bir adam olduğunu çok iyi biliyor. kurslar başladı.cizgiliforum. Senin başkan binecek 1 Tebetey: ince kürklü kalpak. Kısraklara saldım onu.com. Ama birdenbire. dedi. Yine havadan sudan söz ettiler. uzaklardan onu görmeye geliyorlar.daha doğrusu onun okunamayan imzasıyla ilk karşılaşması işte böyle oldu. İlk yaptığı toplantıda oradakilere gözdağı vermiş. hürmette kusur etmemeye çalışmalıydı. Bütün sıkıntıların. . kolhoz başkanına Gülsarı'yı veremeyeceğimi söyle.. O Çora'nın yerine atandığı zaman Tanabay dağa çıkmış bulunuyordu. geçimsiz bir kişi olduğu söyleniyordu kulaktan kulağa. ama artık bütün kolhozlann büyüyüp gelişeceğini. Çünkü o benim damızlık aygırım. hiç dinlemez.Ne olmuş yani? Başka ata binse gözden mi düşer? Oraya buraya gidiyor diye ille de yorga ata binmesi mi ge- 50 . Saygı duymamız gerek. gözünün yaşına bakmadığını unutmaması gerekirdi. alıp götürürdü Gülsarı'yı. Gülsarı'yı hemen götüreceğini sanıyordu. Tanabay'ın yeni kolhoz başkanıyla.

Ne olur bunun sonu.Siz Çora'nın 'verme' diyeceğini mi sanıyorsunuz? O razı oldu bile.. sizi seviyoruz.O başka. Onu bize başkan diye göndermişler. Şimdi İbrahim'e sinirlenmeye başlamış. asker de askere yakışana biner. ne olmuş. Başkana yorgayı tavsiye eden. Başkan yeni geldi. İbrahim derin derin iç çekerek Caydar'a döndü ve yalvarır gibi: .Kendim binecek değilim ki. Halk ne der buna? Kırgızlara yakışır mı bu? .Orada siz otomobille. Çetin cevizdi Tanabay. Söz konusu Çora olunca Tanabay sustu. orada çalışırım. 51 . İbrahim sözüne devam etti: . Açıklayamazdı zaten.Ver gitsin. adamları bekletme. Şimdi onu götüremezse rezil olacaktı. mesele bu değil ki. biraz duraklayarak. ona bu atı elleriyle teslim edeceğini söyleyen kendisiydi. dedi İbrahim.Vermiyorum! Beni beğenmiyorsanız kovun. Başkanla onun arasını açmaya ne gerek var? Çora parti komitesinde çalışacak artık.www.Halk da her şeyi öğrensin. koca bir köy adamın altına binilecek gibi bir at bulup veremiyoruz. Delikanlı "evet. O halletsin bu sorunu. bütün köy bilsin.Ee.. Ben eşeğe de binerim.enginel elveda gülsarı . onu merkezden gönderdiler. Bu meseleyi gidip Çora ile konuşurum. Atın kemente takılmak üzere olduğunu sezdi ve kestirip attı: . dedi Tanabay. Yellisini başkan saymamak demektir bu! Çora zaten hasta. Onu kendi haline bırakalım. Haklı olup olmadığımı o söylesin. Öyle değil mi? . kendisine sorun.. yorga bile olsa.com. Ablak'ın oğlunu da ata binip getirsin diye gönderdiler benimle.Siz söyleyin Caydar baybişe. İbrahim iki kolunu yana açarak kekeledi: . Kendi kendinize bela yaratıyorsunuz. istediğine binersen. bana emredilmiş bir görev.sen ne diye bu kadar ısrar ediyor..Çekip gitmemi.cizgiliforum. artık başkan olmayan eskisine gidelim diyorsunuz.Yeni başkan dururken. İşte..Gerekir yahut gerekmez. mahvolmamı istiyorsunuz benden. Caydar derin bir iç çekerek kocasına: . bizim konuğumuz sayılır. generale yakışana. Bu onun bileceği iş. . öyle" anlamında başını salladı. yakışmıyor doğrusu. .Hiç doğru değil bu davranışınız. Niçin başka olduğunu açıklamadı. çok teşekkür ederim Caydar baybişe. yeni başkanla iş görecek. inan84/Elveda Gülsan <j: madiğin şeyleri söyleyerek yaranmaya mı çalışıyorsun? dedi Caydar. Ama bu bir emir.Demir-ci dükkanına gider..İşte akıl bu. Hepsi sustu.Durumumuza bakın. . dedi. hop oturup hop kalkıyordu. Siz savaşta bulundunuz Taneke. keski ta başından söyleseydiniz.Kızmanıza. sinirlenmenize ne gerek var Taneke?Bi-zim size saygımız var. bir at nedir ki? Yılkıda her çeşit at var. general ise kamyonla mı dolaşıyordu? General. Hiç olmazsa orada elimdeki balyozu çekip alamazsınız! . Ama çocuk gibi davranıyorsunuz. Ben küçük bir adamım..

Başkan ne derse o olur. Ben de onun gibi dul kalabilirdim. Onun yürüyüşünü. Akşama kadar yılkının yanında kaldı. ama bakmasa da her şeyi görüyordu. Gülsarı'nın bir o yanına bir bu yanına geçerek kamçısını kaldırıp kaldırıp hayvana indirdiğini görüyordu. Yorga da kolhozun. Gülsan'nın üyirden ayrılmak istemeyişini. Sen niçin?. sahibinden. Büyük bir boşlukta. Sert sert bakarak: . her şeyini. belinde. Gülsarı'yı götüren adamlar bayın aşıp gözden kaybolmak üzereydiler. İbrahim'in. o da yetim kalmış 52 . ne yaptığımı söyleyecek değilim. Ne istersen onu yap.. çaresizlik içinde. bir at korasının başkanlığından Kolhoz Başkanı yardımcılığına terfi ettirildi ve bütün at koralarının sorumlusu oldu..Sen. Kim yönetiyor bu kolhozu. Tanabay başka bir atın üzerinde eyerde oturuyor. Ama aynı anda çadırdan çıkan Caydar ona doğru koştu: . savrulan yelesini. sana özel olan 86/Elveda Gülsan neyin var? Bizde olan her şey kolhoza ait.böğrünü. İçindeki kuşkuyu anlamıyor muyum sanıyorsun! Ama boşuna. sağrısını görüyordu. Tanabay atını sürüp gitti. Aradan çok geçmeden. Sırtında. kulunlardan. Başkan. Atın her yanını. Sapsarı bir benizle ve koşarak kansının karşısına dikildi. her tüyünü.İbrahim'in Caydar'a tekrar tekrar teşekkür etmesi boşuna değilmiş. Yine yok. o karanlık gecelerdeki macerası için yorgadan öcünü alıyordu! Sert bir çekişle atın başını çevirdi. her şeyini görüyor ve acılar. Onunla ilgisi yok. Yalnız şunu unutma: Üç çocuğun var. kırbaçlaya kırbaç-laya geri döndü. hatta sağ ön ayağında bukağımn bıraktığı ufacık nasın bile görüyordu. Daha da yararlı olutsana. daha genç. Gülsarı'nın bu yabancı adamlann onu üyirden niçin kopanp aldıklarım. Neden sonra başını kaldırdığı zaman. Yine de yeri gelmişken söyleyeyim: Beni bırakıp gitmek istiyorsan hiç durma! O benden çok daha iyi. gözElveda Gülsan/85 lerini yerden kaldırmıyor. daha güzel.. kısraklardan niçin ayiçdıklarını anlamadığım belirten korkulu bakışlarını görüyordu. hayatımız böyle. Ablak'ın oğlunun elindeki dizginlere asılıp var gücüyle çektiğini. Bizim halimiz. Gülsan'mn yakalandığım. Çadır evin önüne gelince atlayıp indi.Dur! Sakın gitme! diye bağırdı. Nasıl da beklenmiştim ben bahtsız! Ne ettiğimi. başına başka başlık geçirildiğini gördü (Kendine ait olan başlığı ölürdü de vermezdi). Tanabay birden ürpertici bir kuşkuya kapıldı: Caydar..Pekâlâ.. Onları ne yapacaksın? Onlara ne söyleyeceksin ve onlar ne diyecek? Ben onlara ne diyeceğim? Karar senin. sağrısında İbrahim'in vurduğu kamçı izlerini görüyordu. tamam. Bunların hiç önemi yok artık. Kişnediği-zaman ağzından çıkan buharı. Bütün üyir yetim kalmış gibiydi. üzüntüler içinde öylece oturuyordu. Şimdi beni iyi dinle: Gülsan senin kendi malın mı? Kendinin olan. açık san donunu. Önce kollarım indir bakalım! dedi Caydar her zamanki serinkanlılığı ile. Ama sen sağ-salim döndün. Tanabay dayanamadı. ama yine sinirlerini yatıştıramadı. Niçin ver dedin atı? diye sordu soluk soluğa..... . Yüksek sesle haykırarak peşlerinden koşmak için atım mahmuzladı.

başını kaldırmadan.. San yorga gönül çırağını söndürmüş.. Şimdi Tanabay. şafak sökerken onunla otlamaya çıkamayacağını. Tanabay'ın kendisi de eskisi gibi değildi... Kora denilen o at hapishanesine ilk kez kapatılmıştı. Kopuzunu. günlerce bozla-dı. soğuk demeden her işte çalışıp yıpranmış ellerini.. ağarmış saçlarını. Neredesin kara gözlü küçüm botam? Memelerinden süzülüp süt aktı. boynundaki ağzının kenarındaki. Sonra o kırışıklar arasında koybolup giden gençliğini. Caydar şankopuzunu (demir kopuzunu) eline aldı. Artık her şey başka. her şey değişmişti. bana botasını yitiren akmayanın bozlağını çalsana bir. O şimdi kopuzun dalga dalga sesine. sevmişti. Ana deve bütün gün kırlarda dolaşarak. Gülsarı at korasında. birlikte gezip tozdukları o güzel günleri. gökyüzü değişmişti. gözlerinin çevresindeki kırışıkları. karanlık gecenin koynunda. suskun olarak eve girdi. ağıdı. Artık Elveda Gûlsan/87 akşam üzerleri botasını yar kıyısında gezdiremeyeceğini. Neredesin? Ses ver bana! Mis kokulu memelerinden anasının ak sütü süzülen botam. Solgun. . kendisindekine benzer dertleri ve özlemleri paylaştığını.enginel elveda gülsarı gibiydi. dedi Tanabay. Çadır evin dışında.. her şeyi kendisiyle birlikte alıp götürmüştü. Sonra yumuşak bir sesle: Sen şu kopuzunu eline alsana.cizgiliforum. gözü kapalı olarak dinliyordu onu. kendi düşüncelerine dalıp gitmişti. bozlaya bozlaya yavrusunu arıyordu. kopuz çalarken tanımış. Sımsıcak ve güzel kokulu memelerinden.com. o da değişmiş gibiydi. Sonra önüne yemek getirdi Canım yemek istemiyor.. beraber otlayamayacaklannı.. genç ve güzel Caydar'ı: Saç örgüleri beline kadar inen esmer güzeli o şirin kızı. kumlar üzerinde beraber yürüyeme-yeceklerini. Ocakta ateş yanıyordu. Kızlar birbirlerine sarılmış yatıyorlardı. Güneş değişmiş. göçebe atalarının şanlı geçmişinden kalan o yanık bozlağı çalıp söylemeye başladı: Bu küçücük beyaz botasını (yavrusunu) yitiren ana devenin yakarışı. Kızları uyumuşlardı. çırpımp duruyordu. nefesini ayarladıktan sonra. bir daha ona ak sütünü emziremeyeceğini söylüyordu gözyaşları içinde: "Neredesin kara gözlü botacı-ğım? Ses ver bana! Damla damla süt akıyordu memelerinden! Sıcacık süt süzülüp akıyor. her şey gözlerinin önündeydi. bozlağı idi. dedi. Karısı ellerine ibrikle su döktü. O anda Caydar Tanabay'ı unutmuş bile. Neredesin? Ses ver bana! memelerinden anamn ak sütü akıp süzülüyor. 8 53 . • Hava kararınca çadır evine döndü. gencecik t|r kız iken. kendi gençliğini." k Caydar güzel kopuz çalardı. o hayaller içinde yüzdüpnü de görüyordu. Ev sessizdi.. 88/Elveda Gülsan Tam o sırada. uçsuz bucaksız bozkır uzanıyordu. Gözü kapalı ama herşeyi görerek: Yıllar yılı sıcak demeden... Tanabay onu.www..Her şey. Tanabay şimdi onun... Anne deve günlerce botasını aradı.

Tanabay yılkıyı eski yerine getirdikten sonra köyden iki atlı geldi. Genç kısraklar zıplayarak. Kısrak kokusu.. hayvana yaklaştı ama Gülsan kaçıp kurtuldu. güldü. mest olmuştu. üyirin bir o 1 Biye: Dört yaşını geçmiş dişi at. havayı kokladı. bir bu yanına geçiyordu. o çamurlu yolda gelirlerken yarıştaymış gibi koşarak yeni efendisini nasıl zıp zıp zıplattığım. sonra yeni efendisinin arkadaşlarıyla o meyhaneden çıktıklarını. şahlanarak koştular. Ben kimseye bir şey söylemem. Çok iyi etmişsin. süt kokusu. Ama Gülsan çok geçmeden yine kaçıp geldi. bu yüzden onun. Tüh! tiye tiksinerek tükürdü. 54 . Elveda Gülsarı/89 yanına.. Yeleleri rüzgârdan savruluyor. ona hiç de yakışmayan bir eyer gördü.com. Yeni sahibi güçlükle eyere tırmandıktan soma nasıl hırıltılar çıkardığını. o gülünç kadife minder umurunda değildi. İki yanım bereleyen ağır • üzehgelere da aldırış etmiyordu. Yorga eyerliydi. Üzerindeki o gülünç eyer. Tanabay bunu görünce yine sevindi. ağzım yırtarcasına geme asıldığım ve kırbacı kafasına kafasına indirdiğini de.. Tanabay bindiği atın üzengilerinde doğrularak bağırdı ve yılkıyı uzaklara sürdü: -Ayt! Ayt! Ayt!. Sonra yılkının önüne çıkıp yeni aygın arkalara iterek onun yerini aldı. Atın yanına gelince başında başka bir başlık. Gülsan'yı bir kez daha üyirden ayırarak alıp gittiler. keyfine bak. Daha dün. Pis pis kokan bir meyhanenizi önünde beklediğini. büyük gürültülerle yakınından geçen kamyondan ürkerek gemi zorlayıp dişlediğini unutmuştu. Yılkıyı biraz harekete getirmek istedi. Evet. Bunlar. kopuk yuları boynundan sarkıyordu. Gülsarı'yı aramaya çıkanlar oraya gelmeden Gülsan biraz keyfine baksındı. sıçnyor. Bu defa başında başlık sırtında eyer yoktu.. hepsinin o tiksindirici kokuyu saçtıklannı da unutmuştu. Kulunları olan biye1 atlar onlan çağırmak için kişnedi-ler. Kısrakları çok özlemişti ve o yüzden sahibinin yüzüne bile bakmıyordu. boynunu kız gibi uzattı. kulun kokusu. yorga üyirin arasına girince herşeyi unutuver-mişti: Kısrak kokusu. Hınldıyor. başını dikti. süt kokusu. Hadi koş.. Sanki ata bir erkek değil de koca kalçalı bir kadın binecekti.enginel elveda gülsarı Tanabay bir sabah Gülsan'yı üyirin içinde koşup gezerken görünce çok sevindi. Yorgayı tutmak. "Demek yularını koparıp kaçtın ha? Aferin sana. kulun kokusu." dedi Tanabay. iyi misin? diye yorganın yanına koştu.Gülsarı! Gülsarı! Nasılsın. havaya kansan pelin kokusu başını döndürmüş. . yeşil ova gün ışığında pınl pırıl parlıyordu. Onu aramak için peşine düşenlerin yolda olduklannı bilmiyordu elbet. pelin kokusu başım döndürüyordu.cizgiliforum.www. bölge merkezinde gemi çıkanlmadan büyük bir ağaca bağlandığını. Gülsan silkindi. bu gülünç takımı alıp atmak geçti aklından. Çünkü onun aklı kısraklardaydı. sırtında ağır bir üzengi. Eyerin üzerinde kalın kadife bir minder görünce çok kızdı.

kemendi alıp atın boynuna geçirdi. pek anlayamıyordu. Gülsarı yine kaçıp geldi galiba. aygırlar dövüşüyor.com.. Başına bir yular taktı. Hiç de iyi yorumlanmayacak bir düş gördü o gece: Savaşta. elleri de kana bulanmıştı. . yılkıda bir şeyler oluyor. zincir bacaklarına vuruyor ve hayvan inliyordu..Tek başına.www. ne olacağı bilinmez" diye bir yılkıyı çadırın yakınında bıraktı. Çok yorulmuştu. beni rahat bırakmayacak bu hayvan! Tanabay alelacele giyindi.enginel elveda gülsarı Biraz durup düşündükten soma.Sen akıllanmayacak mısın hiç? Ne diye ikide bir kaçıp geliyorsun? Ahmağın. bağırıp çağırıyor. tepiyor. Seyisleri de bezdirmişti Tanabaylı da. ama birileri gelip onu iteliyor. dereyi tepeyi aşarak nasıl gelebilmişti buraya? Bütün gece seke seke geldiği belliydi. . Ama Gülsan'nın akıllanmaya niyeti yoktu. pranga vurulmuş bir hapishane kaçkını gibi buraya kadar koşmuştu hayvan. • -Tanabay! Tanabay! Uyan! diye sarstı karısı. Yaklaşıp bakınca Gülsan'yı gördü. zor uyudu. sersemin tekisin sen! Onu bir kere daha yakaladı. Bir kere daha ağzına geleni söyledi onlara. gözlerinden yaşlar aktı." diyorlardı. Sonra kendi elleriyle götürüp bakıcılarına teslim etti. Elindeki sopayı var gücüyle o aygırın sırüna indirdi ve • sopa ikiye bölündü.Ne biçim insanlarsınız siz! Eliniz ayağımz yok mu? Başkamn atına bakamıyor musunuz? Daha iyi bağlayın onu! Gülsarı üçüncü kez kaçıp gelince Tanabay kızdı: 90/Elveda Gülsarı . cephede miydi. Hava ağarmaya başlamıştı. Onca yerden... öc alıyordu. Onu ısırıyor. Her yanı kan içindeydi.. Yılkım yeni aygırı da onun bu halinden Elveda Gülsan/91 yararlanıp basıyordu çifteyi. O gün Tanabay otlaktan geç gelmiş..Dinlesene. bir kere daha kement geçirdi boynuna. düzü bayırı geçerek. Talihsiz yorga olduğu yerde dönüyor. "İyi ile kötü birbirinde ayrılmaz. geç yatmıştı. Aman Tanrım! O ne? Yorganın ayağına zincir köstek vurulmuştu. Tanabay Gülsarı'yı onlara teslim ederken çıkıştı: .Yine mi? Hay başımın belası.cizgiliforum. 55 .Ne oluyor? Ne var? .yan yolda Gülsarı'yı arayanlarla karşılaştılar. yoksa şehirde bir mezbahada mı.Ay it herif ay! diye bağırarak koştu Tanabay. elini kanla yıkıyorsun! Kan bu kan! ha! ha! ha! hi! hi! hi!. Ucu kementli sopasını kaparak kavga yerine koştu. Gülsan'nın o haline yüreği sızladı. . Onu kovup uzaklaştırdı. Komşu yılkılardan olan bir delikanlının da yardımıyla atı geri götürürlerken. Bir yere gidip ellerini yıkamak istiyor. Uyur-uyanık kendi kendine 'kan görmek iyi değildir' dedi. alay ediyorlardı onunla: "Ey Tanabay.. . "Tanrım! Ne kötülük etmişler sana! Kim vurdu bu zinciri ayaklanna? Buna rağmen o kadar uzaklardan ta buraya geldin ha! Ah zavallı sersem ah!." 1 Doğrusu inanılır gibi değildi. Her fırsatta kaçıp geliyordu..

künyesi vardı. bunu mutlaka o yapmıştır" diye düşündü.com. O paslı zincire evirip çevirip baktı ve ustalığına hayran kaldı..Peki. Caydar yorganın başını tutup elleriyle gözlerini gölgeledi. Çok üzüldü. Ondan başka kimse bu kadar acımasız olamaz. Ama ayağında zincir kösteğin bağlandığı yer cılk yara olmuştu. Eski bir demirci olması ve o işi yaparken kazandığı tecrübe Tanabay'ın işine yaramıştı. Aldığı yaralar iyileşirdi. kime yapmış. Ağır ağır giderek attığı zinciri getirdi. demirden ne güzel aletler. elini kolunu yaralamak pahasına zincir kösteği çıkarabildi. ne zaman yapmış. Bu yüzden de demir Gülsan'nın ayak derisini sıyırmıştı. Artıfc zincir kösteklere gerek kalmadığı için bu işçilik unutulup gitmişti. tahtadan ne güzel oymalar. sürahiyi. . Bugün böyleşini kimse yapamazdı. O zalim ise gidip bu kösteği almış. akıllılıklarının bir belgesiydi. yapan kişi karşılık olarak ne almış? 56 . Ah zavallı Gülsanm. yüzünü dudakla-nna yaklaştırdı. Gülsan da dudaklarını onun gözüne sürüp sevinçle gözlerini yumdu. değerli yürük atlara.cizgiliforum. başka biri de 92/Elveda Gülsan bunu İbrahim'in kulağına fısıldamıştı. Kan ter içinde kalarak. tabağı.. Çok yorulmuştu. Yalnız o muydu unutulup giden. Atı iple bağ-lasan ipi keserler. ne olduğunu ne olduğunu sen de bilmiyorsun elbet.www. Ablası küçük kardeşini sırtına alıp evin yolunu tuttu. Kim yapmış. Sonra hayvanın başını tutup okşadı. Böyle keçe kaplamalı zincir köstekler eskiden kullanılırdı. Nereye gitsen hep aynı şeyleri görüyorsun. Bunu yapan kişi gerçekten büyük bir usta idi. Ne eyerler yapılırdı eskiden! Her eyerin bir tarihçesi. Hem ne kadar kaba şeyler! Yazık! O ünlü eyer ustaları yok artık. Buna rağmen Gülsan onca yerden kaçıp gelebilmişti. Eski zamanlarda. Tanabay atın orasına burasına baktı. hırsızlar çalıp götürmesin diye böyle köstekler vurulurdu.. Gümüşten. Zinciri var gücüyle uzağa bir yere fırlatıp attı. Tanabay bir süre oturduğu yerden kalkmadı..enginel elveda gülsarı Tanabay üzgün üzgün başını sallayarak "Vah! Vah!" dedi.. Yaşlılardan biri bu kösteği hatıra olarak saklamış. leğeni. Artık böyle köstek vurulmuyordu atlara. Sonra aletlerini topladı. Eski Kırgız ustalarının hünerlerinin. her şeyi. kendine işkence ediyorsun. hayvan suyu geçerken yırtılıp çıkmıştı. Herbiri eşsiz bir sanat eseri olan şeyler vardı. "Şimdi her şeyi alüminyumdan yapıyorlar: Tencereyi. Onu geri vermezse başı derde girerdi çünkü. kaşığı. Zincirin keçe kaplaması da eski ve çürümüş olacak ki. ama köstekli atı çalamazlardı. bakırdan. Bütün bunlar yol olup gitmişti. atın ayağına geçirmişti. ne güzel süslemeler. Caybar yorganın yularından tutup evin önündeki bağlama direğine bağladı. Atın yara beresine merhem sürdü.. "İbrahim bu zinciri yaşlı birinden bulup almıştır. Gülsan'nın ayağındaki zincir kösteğin çıkarılmasına bütün aile yardım etti. küçük kız ise çevrelerinde merakla dolanıp durdu. büyük kız yuları tuttu. ne güzel deri işleri yaparlardı. ne yapacağız şimdi? Aklını başına topla artık. çünkü köstek kilitliydi.

Keçe evlerin yok edilmesini istemişti. kurum mübarek! Kum gibi de dağılıyor. Ama işte. otomobille dolaşacakmış! Hepsi birElveda Gülsan/93 birinin aynı olan otomobillerle. el sanatları kaybolup gitti. . çadır evlerden söz etmişti. demişti.com. gençlerin 57 . Avrupa ülkelerinde olduğu gibi. atalannın en güzel buluşlanndan biriydi. O deliklerden rüzgâr giriyor. Hatta birkomsomol toplantısında.. göz nuru değil midir?. durup 94/Elveda Gülsan oturmak. Çadır evler devrim öncesinin evleridir ve bunlardan vazgeçilmelidir. Çok eski bir çadırdı. nasıl dili vanp söylemişti! Şimdi Tanabay. Pişmanlık içindeydi. dalıp giderdi. el hüneri. o sayede oturabiliyorlardı içinde. çadırsız yapamazlardı.Ama bir gün köye inip yöneticilere yeni bir çadıra ihtiyacı olduğunu söyleyince. dağlarda sürü otlatanlar. bahçe parmaklıklan yapıldı. Yüzyıllar boyu geliştirilmiş. Bir de şu ağaç çatkılara bak! Nesi çatkı.. ata-babalarımızın ustalıkları unutulup gidiyor! El işleri. Caydar baybişe. olmayacak mı?. nesi ağaç bunun! Gidip şu yöneticileri biraz sıkıştır da bize de yeni keçe versinler. el hünerlerinin yok olup gitmesine üzü-lür. halk sanatının. bir-iki hafta sonra başka bir yeri dağılıp yırtılıyor. İlk zamanlar Tanabay karısını avutuyor.enginel elveda gülsarı Hepsi bilinirdi. deliniyordu. ihtiyar Turgay'dan kalan eski. yama üstüne yama vuruyordu da. Keçe kaplamalar da kesilip evlerde kullanıldı. Günlerce çuvaldız ve kalın ip düşmüyordu Caydar'ın elinden. Oysa insan ruhunun aynası. yok edildi. daha iyisini bulamamıştı. Ama bir yerini onarıyor. Bu gerçek iyice anlaşılmıştı. Böylece çadır evler gerçekten yıkıldı. kendi milletinin. neden böyle olduğunu bilemezdi. her tarafı isle kaplanmış keçe çadırda oturuyordu.. Bunu nasıl anlayamamış. Keçe evin direkleri kınldı.Allahım. Tanabay o sözleri nasıl söylediğine bugün hayret ediyordu. Sen bu evin sahibi misin? Nesin? Bizim de insan gibi yaşamaya hakkımız olacak mı. eski çadır ustalarının bu dünyadan çoktan göçüp gittiklerini.www. göçüp konanlar için. Oysa gençliğinde kendisi de eski törelerin mezan-i* kazanlardan biri olmuştu. Hatta bazıları yakıldı. çadırların yıkılmasını istemek gibi bir sözü ağzına nasıl almış.. Herhalde yakında herkes. sınanmışü. Aslında bunu birilerinden duymuş ve kendi görüşü olarak söylemişti: "Yok olsun çadır evler! Eski usuller yok olsun!" demişti.cizgiliforum.bunda kimin suçlu olduğunu. İnsanoğlu bugüne kadar bu durum için. kar giriyor. daha ne kadar sürüp gidecek bu azap! diye yakınırdı Caydar. bugün-yann bu işi halledeceğim diye onu oyalıyordu. yağmur giriyordu." Tanabay zaman zaman bunlan düşünür. Caydar yeniden çuvaldızı ve kalın ipi eline alır. keçe çadırlardan. kışlatanlar.. Bunlardan ağıl çitleri. Keçe çadır. hayvancılıkla geçinenler. yatıştırıyor. On-lann yerine kış evleri yapılmaya başlandı. Yalnız plaka numaralan farklı olacakmış. her şeyi değerlendirilmiş. yorulmak bilmeden. onanma başlardı. Keçeleri parça parça olmuştu. Ne var ki. Keçe değil.

Yünü kolhozun kendi işleri için kullanmanın hiçbir yararı yokmuş. Ama. biz o yapağıdan keçeyi kendimiz yaparız. O zamanlar ne aptallıklar ettiğini anlayıp acı acı gülümsedi: "Gereksiz! ha! ha! ha!". . Evin içine baktı. O bez çadır keçe çadırın yerini asla tutamazdı. İçinde ateş de yakamıyorsun. niye düzelmiyor başkan? dedi. Her şey için dilekçe yazıp bekliyoruz. Oysa o keçe çadırı onarmak için biraz yapağı yeterdi ve bu çok gerekliydi. onların yıkanmaları gerek. asla oturmam palatkada!.. Bir komşu. Nasıl cevap vereceklerini Tanrı bilir. onlara da oturacak bir yer yok. bez çadırdan barınak olur muydu hiç? Otursan kalkamıyorsun? Tepesi alçak ve adım atacak yeri yok. Ve. O günlerde birçok yılkıcı palatka denilen o bez çadırda oturmak zorunda kaldılar. Yapağı çok değerli bir malmış. Ama ne evdi! Yürekler acısı bir görünümü vardı çadırın. havanın tozu toprağı içerde. kesinlikle olmaz.enginel elveda gülsarı ise bu işi hiç bilmediklerini öğrendi.. o yama üstüne yama vurulmuş... O böyle hid96/Elveda Gülsan 58 . kolhoza gereksizmiş. kendisi de suçlu sayılırdı. yabancı ülkelere satılıyormuş..Ne yapağısı? Aklını mı oynattın sen? Elde ettiğimiz bütün yapağıyı plan gereği devlete veriyoruz.... yorganın ayağını parçalayan zinci-re.cizgiliforum.com. "Kolhoza gereği. Yu-karıdakilerin de düşünmesi gerekirdi. yırtık. Çocuklar kalkıp dolaşacaklar.her şeye.www. kışın ise it bağlasan durmaz. Ne yaparsan yap. Ona bütün sıkıntılarını anlattı: . kendine baktı. ben palatkada oturmam. • . Ne eşya. öfkeyle. Tanabay'a çadır ev yerine palatka denilen bez çadır vermek istediler ama Caydar buna şiddetle karşı çıktı: . Oysa biz bir aileyiz. » Tanabay bir gün Çora'ya rastladı. ne dersen de. bir eş-dost gelecek olsa. Tanabay o zincir kösteği keçeden evine götürdü.Öyle diyorlar. bakımı gfcrek. çok da kıtmış. .Öyleyse bana yapağı verin.Bu konuyu zamanında ikimiz de düşünemedik. Çora üzgün üzgün başını salladı: .. dökük keçe evde oturmaya devam etti. Tanabay ailesi. dedi Tanabay.Palatkada oturacağıma elek gibi delik deşik keçe çadırda otururum daha iyi! dedi. öylesine soğuk. Zaten kolhozda keçe de yoktu. Yazın güneşin bütün sıcağı. hırsla dişlerini gıcırdattı. Tanabay sustu. Bir bakıma kendisi de sorumlu. kolhozda bir gram yün kalmıyor!.Bu işler niye böyle gidiyor.Yoo. Yoo. ne kap-kacak Elveda Gülsan/95 koyacak yeri var. Palatka denilen o bez çadırda ancak bekâr bir adam oturabilir. diye diretti Caydar. yararı yokmuş!" Bu çok acı sözler uzun zaman aklından çıkmadı. çocuklarımız var. kolhoz ürünlerinden her yıl tonlarca yün kırkıyorlardı. o da geçici bir süre için.

. At korasının yanında çocuklar çelik-çomak oynuyorlardı..Tam yüz! Şimdi kaybeden çocuğun üzüntüsünü belirtmek için ağıt yakması gerekiyordu.. on. (Gökbay. Çocuk elindeki uzunca.. bu kadar ağır konuşmamalıydı. bir adım bile ara vermeden söyleyerek koşması gerekiyordu. onbeş. bir yandan da çocuklara sesleniyordu: "Hey çocuklar.oynap Ay... Üçüncü vuruşa sıra geldi. mahmuzlar gibi topuklanyla vuruyor. sonra var gücüyle çomağıyla vurdu ve çelik çok uzaklara düştü. aklına geleni söylemesinin cezasını hep çekecekti. Çünkü. Zuvv!) Ağıdı hiç kesmeden. Akbay A Buzavındı bakpay Kayda cürsin. bakın. hırsından dudakları titreyerek bağırdı onlara: .. Şimdi.Ay.Yaşasın! Tam yüz sayı yaptı! Ne eksik ne fazla.. başı dönüyordu. Yeşeren yapraklarda. o zincirle onun kafasını ezerim! Bunu söylemeyi-sakın unutmayın!.Daha önceki toplam yetmiş sekiz idi.Deeeh! Haydi hızlan bakalım! diyor. Kazanan kaybedenin sırtına bindi: . Çocuklardan biri çeliği havaya attı." 59 . tüten toprakta.Alın götürün! Bu zinciri de başkana verin ve deyin ki: Bir daha bu zinciri yorganın ayağına vurmaya kalkarsa. . Yirmi iki çomak boyu uzağa düşürmüştü çeliği. geri dönüp yeniden başlayacaktı koşmaya. Hepsi Elveda Gülsan/97 çeliğin düştüğü yere koştular.yirmi iki daha eder yüz.www. yedi. Kazanan çocuk çeliğin düştüğü yere bir işaret koydu..enginel elveda gülsarı det içindeyken... Öbür çocuklar. o kadar yerden. onu denetliyorlardı. Yirmi iki! dedi çocuk.. Kazanmıştı. İşaret yerine varmadan dinlenmek zorunda kaldı. hile yapmasın diye. Akbay Buzağını bakmıyor Nerede yürüyorsun oynayıp Ay ay ay karabay. diye sevinçle bağırmaya başladı. başka zaman bulamamışlar gibi. Çünkü şimdi kaybeden onu başlangıç yerine kadar eşek gibi sırtında taşımak zorundaydı.Kazanan çocuk bağırdı: "Ne duruyorsun? Hadi koş bakalım zırlayarak.Karabay zuvvv. Oradan çeliği bir kere daha havalandırıp olanca gücüyle vurdu. Güneşli. doğru ölçsün diye yanına geliyor.com. iki.. Yeniden çocuk ise ağlayacaktı nerdeyse. hiç durmadan ağıt söyleyerek koşacaktı. Ama ikinci defa da başaramadı.. Ne yaparsın? Oyunun kuralı böyleydi işter. Bu yüzden nefesi yetmedi. Bu sözleri söylememeli. çomakla vurduğu yerden çeliğin düştüğü yere kadar olan mesafeyi ölçmeye başladı: Bir.. kural gereği. tam yüz! Öteki çocuklar da bağırdılar: . Kazanan çocuk sevinçten uçuyordu..cizgiliforum. Dobra dobra konuşmasınını.. Gülsan'nın peşine düşen atlılar çıkagelmesinler mi! Tanabay. üç. bahar gülüyordu.Yüz oldu.. geçitlerde ve yamaçlarda biten otlarda.. bozlayarak!" Kaybeden çocuk derin bir soluk aldı ve ağıdını söyleyerek koşmaya başladı: I Gökbay. Üç vuruş hakkı vardı. çok güzel bir gündü. görün! Bu benim Gülsarım! Gördünüz mü nasıl yorga gidiyor!.

Tebetey yere. Gülsan'yı iki yandan bağlı olduğu zincirlerden tutarak avluya çıkardılar.Herkes onutmuştu onu. hayvanın güzünü alıElveda Gülsan/99 yordu. Sabahtan beri ne yem vermişler ne de su içirmiş-lerdi. o kollarını sıvamamış-tı.Dışarı çıkarayım mı? . Sırtına eyer de vurmamışlardı. Ah bir kaçabilse. Ağzından dünkü gibi yine o pis koku yayılıyordu. parlak madenden bir şeyleri beyaz bir bezin üzerine yerleştiriyordu. havayı dövmeye başladı. Gökyüzünde ve yılkının tepesinde uçan kazlar da kanat çırparak onu çağırıyorlardı. gübre yığını üzerine 60 . geniş taraklı ayaklarını iki yana açmış. Sonra tilki derisinden tebe-teyini ahır kapısındaki bir çiviye astı. İbrahim ötekilere "Hadi hazır olun!" dedikten sora.Dışarıda çocuklar oynuyordu. Başkan başını saljadı.www. Huysuz-lanıyordu. rahat dur! diye bağırdılar. bir elini beline dayamış. koşabilsey-di! Çifteler savurmaya. sonra dışarıdaki adamlara seslendi: . Yeni başkan da oradaydı! Kısa bacaklı. nemli toprak kokusu vardı havada. Nasıl koparsın! Bağırsa belki duyarlardı. .küt. başlayın! Başlayalım mı Co-ul Aldanoviç? dedi İbrahim saygıyla başkana bakarak. Yeşil yaprak kokusu. boz renkli bir tulum giymiş olanı. Başını ahırın yukansmdaki küçük penceresine doğru kaldırdı. Ah şimdi geniş bozkırdaki üyirin yanına bir varabilseydi Gülsan! Gözünün önüne engin bozkır. ayağının altındaki samanları çiğneyerek ve korayı inleten bir sesle acı acı kişnedi: Neredesiniiiz! Neredesiniiiz? Dışarıdaki bakıcılardan biri küreği kaparak içeri girdi ve ona bağırdı: . ka-barıyordu. 98/Elveda Gülsarı At korasında ondan başka hayvan yoktu.com. Madenler parlıyor. çırpınıyordu. Bazı atlar arabaya koşulmuş. burun delikleri titreye litreye bahar havasını içine çekti.Ne kişneyip duruyorsun? Rahat dur.cizgiliforum. Gülsan yularını koparmaya çalışıyor. Atçılar ahırları temizliyor. iki yanından zincirle bağlamışlardı onu. Ah. bozkırda yayılıp otlayan yılkılar geliyordu.Çıkar! dedi dışarıdakiler. Süvari pantolonu giymişti. onu kendi bölmesinde tek başına bırakmışlardı. telaşlı telaşlı dolanmaya başladı. İple. Öteki adamlar iplerle Gülsarı'nın çevresini sarmışlardı. Adamların hepsi birden . tepiniyor.Hadi ne duruyorsunuz.Yavaş ol. bazıları eyer vurularak binilmiş.enginel elveda gülsarı Bu sırada Gülsan at korasında hapsedilmişti. tezekleri dışarı çıkanyorlardı. * Bunun üzerine iki bakıcı. yoksa karışmam ha! dedi. nasıl parıl parıl parlayan bir gündü! Yorga. Bağlıydı. kayışla değil. Damarlarındaki kan taşar gibi akmaya başladı. öbür eliyle gömleğinin düğmeleriyle oynayıp duruyor. Ötekilerden farklı olarak. Ah! Ne güzel. Bugün Gülsarı'nın çevresinde niçin bu kadar çok adam vardı? Adamlardan biri.

Ne yapacaklardı bu adamlar? . . toynakları vücuduna batıyordu. üstüne çıkın! Sıkı tutun! Hepsi birden yorga atın üstüne abandılar. Ay.enginel elveda gülsarı düştü.Bastırın. İkisi de birer sigara yakıp tüttürerek. yeni başkan. onu neden böyle bağlıyorlardı? Gülsarı hırıldıyor. yok! Olur şey değildi bu! Gülsarı başını salladı. ne yapacağı hiç belli olmaz" dedi. Ter içinde kalan. "Yıkın yere!" dedi.Başını tutun! Yere bastırın! Bağla! Çek! Eh.www. bakarsınız çifte atar.Yine başkana döndü: "Siz şöyle biraz kenarda dursanız iyi olur Corakul Aldanoviç. Güneş de yuvarlanıp üstüne düşmüştü sanki. Kolları güçlü adamlar ipe asıldı. bir havlu ile durmadan ağzını yüzünü silen İbrahim de başkanın yanına gelip çömeldi. Akşam içtiği votkanın pis kokusunu hayvanın yüzüne savurarak baktı. ay Karabay. Dizleriyle. Sonra kasları kasıldı. Ne olmuştu? Neden yana düşmüş yatıyordu? Ağaçlar niçin gökyüzüne doğru uzanıyorlardı? Yerde böylesine uygunsuz. bastınyorlardı. çırpınıyor.Amma da güçlüymiş ha! . İbrahim yine bağır bağır bağırıyordu: . Sonra. gözlerini dört yana çevirip ürkek ürkek bakıyordu. Gülsarı hâlâ çırpınıyor. Şimdi şuradan da bağlayın. Bütün vücudu zangır zangır titriyordu. Apan seni soymak. İp çatır-dayarak gerildi. başına ve boynuna basanları silkeleyip atıyordu. Bir daha silkindi. Akbay Buzavındı bakpay. Önünde yatan at değil de baş düşmanı olan bir insanmış gibi kin kusarak bakıyordu ona. kollarıyla sımsıkı bastırdılar. zuvvvv! 61 . Çabuk bitirin işinizi. Atın düğümü! Adamlar yorganın dört ayağını bir araya getirip sımsıkı bağlamışlardı.Tamam bitirdik işini! . Gülsan gövdesinin bütün ağırlığıyla ve büyük gürültüyle yere yıkıldı. Boynuna at kuyruğu kılından yapılmış kement geçirilince Gülsarı'nın tüyleri diken diken oldu. Ve kendini bırakıverdi. ayakları uyuştu. bundan sonra olacakları görmek için beklediler. boşta kalan arka ayaklarından biriyle tekme savurmaya başladı.Çabuk olun! Çabuk olun! diye bar bar bağırıyordu İbrahim. bir daha gerindi. İpler derisini çiziyor. . Onu oradan alıp silkeleyerek tekrar as-tı. acılar içinde kıvranıyor. yere yapıştırılan atın başına sokuldu. acıdan 100/ElvedaGülsan bacaklarını karnına çekiyor. böylesine rahatsız yatışı neden? Yok.com. at denen hayvan akılsızdır. Niçin yapıyorlardı bunu? İpi neden arka bacaklarına doğru çekiyor. Atın ter içinde kalan vücudu. Kayda kettin oynap.cizgiliforum. burnunun dibine çömeldi. Kalın bir ipi dü-ğümleyip ucunu sırtından aşırıp uzattılar. Ama adamlar yine abanıyor. Yer sarsıldı. oldu işte. Kora avlusunun dışında çocuklar çelik çomak oynamaya devam ediyorlardı: Elveda Gülsarı/101 Gökbay.Artık traktör bile gelse yerinden kımıldayamaz! O zaman.

www. o gidemiyordu. unutun gitsin! O öyle kötü bir adam işte. Tilki postundan yapılmış tebeteyini asılı olduğunu çividen aldı. Olanlar olduktan sonra da Gülsan bir süre öylece bağlı kaldı. Kora dışında çelik-çomak oynayan çocuklar şimdi çite tırmanıp serçe gibi dizilmiş.cizgiliforum. Dünya pırıl pınldı.. bakın! Bakın ne yapıyorlar?. Birden korkunç bir acıyla canı çıkayazdı. Beni sırtında taşıyacaksın.Başlayalım mı Corakul Aldanoviç? Başkan yine bir şey söylemeden başını salladı. ay. Öz kardeşine bile acımadı da malına mülküne el koydu. silkeledi. Dizleri ve gövdeleriyle. Karabay. 102/Elveda Gülsan Gülsarı etine değen soğuk bir şeyle ürperdi. yine olmadı. Üyirin üzerinden kazlar kanat çırparak onu çağırıyor.Hey. Yeni efendisi tam gözlerinin önüne çömelmiş bakıyordu. sinekleri kovamıyordu. temizliyorlar. . bir daha kaçamaz. zuvvvv! .. İbrahim yine sordu: .. İbrahim ellerini oğuşturarak: . Bunun üzerine İbrahim ayağa kalktı.İşte Corakul Aldanoviç. Buzavındı bakpay Kayda cürsin oynap Apan seni soymak Ay.Hey.enginel elveda gülsarı (Gökbay. ay. Rahatlamıştı. Kora dışındaki çocuklar hâlâ çelik-çomak oynuyorlardı: Gökbay. zuvvvv!) Güneş yine her zamanki gibi parlıyordu. Başına. Gözlerinde şimşekler çaktı. Zuvvv Gülsarı'm! Güneş parlıyordu. ne işiniz var orada? Haydi defolun! Gidin oynayın! Çocuklar çitten atladılar ve koşarak gittiler.com.. Akbay ..Hayır. İbrahim yaptığı işten gururlanıyordu. Akbay Buzağını bakmıyor Nereye gittin oynayıp Anan seni dövecek Ay. Şimdi yanaş bakalım şöyle. Ah! Kıpkızıl bir alev içine düşmüş gibi yandı. her şey tamam. bir de Sibirya'ya sürdürdü. Herkes kımıldadı. Birilerinin eli Gülsarının kasıkları üzerinde dolanmaya başladı. Engin bozkırı ve orada yayılıp otlayan yılkıyı Gülsan son bir kez daha gördü. Böyle acımasız adamın kime hayrı dokunur zaten. sımsıkı bağlanmış atın üzerine abandılar. Dünya başına yıkıldı ve sonra zifiri bir karanlık oldu. Kanın dinmesini bekliyorlardı. Şimdi çıt çıkmıyordu. . İşaret noktasına ulaşamadın.bakıyorlardı: . burnuna sinekler konuyor ve o.Amma da bildin ha! Hiç de değil! Onların konuşmalarını duyan İbrahim elini havaya kaldırarak bağırdı: . Kafasını yere iyice yapıştırdılar.Toynaklarını düzeltiyor. karabay. Kaça kaça vardığı yer bu oldu! Tanabay'ın söylediklerine de aldırmayın. 10 62 .. orasını burası düzeltti ve ter içinde kalan kafasına geçirdi.

ayakkabıcıya gidilecekti. güz boyunca. ayak bilekleri kanıyordu. dağ arkaçlarım dan inen üyire ulaşabilseydi! Oysa o zincir onu tutuyor. O zamanki gibi şimdi de zincirleri koparamı-5lördu. Yaz boyunca. At. .Neyin var senin? diye soruyordu durmadan Caydar. Sabah erkenden kalkıp atına atlıyor. şaşkındı.Geçenlerde çok kötü bir düş gördüm.yine o kaçış yolunda olabilseydi. Soğuktan kaskatı olan kara yer. hayvanın toprağa değen yanını donduruyordu.. alış-veriş için pazara. Bir evden başka bir eve taşınmak çok zahmetli bir iştir. Çok gerilerde kalan bir dönemde.. Bir ışık. bir karanlık. Oysa Tanabay üzgündü. düşünceli asık suratlı olarak geri geliyordu Tanabay. Köstekle yürümek bir cehennem azabı!. Çay kenannda alev alev bir ateş yanıyordu. kısrakların kokusunu ala ala. yine karanlık. kansı ona bir çift söz söylecek vakit bulamıyordu. acıtıyordu.. Kansı da pek şaşıyordu onun bu haline. Ama bir gün konuştu: . bir şey bekliyor gibiydi. ayaklannı yere basınca da fırlatılmış bir taş gibi gidip kayboluyordu. her yer ıssız. Öyle çok.. yerinden kımıldamasına engel oluyordu. Yatılı okulda okuyan çocuğu da gidip görmeliydi.. bir daha. kış boyunca. Öğle olunca. bir yükselip bir alçalıyordu. Alevler rüzgârdan oynuyor.. iki sıçnyor.com.. yılkıya gidiyor. sonra yine ışık.. sonra rüzgârlı açık gökte tekrar kaybolmuştu.cizgiliforum. dedi. Tanabay hep telaşlıydı. sonra yine sekip yine sıç-rayarak. Soğuktan kaskatı olan kara yer. Göçüp konmak için pek çok hazırlık gerekiyordu: Un öğütmek için değirmene.www. Hapishaneden kaçmış bir mahkûm gibi. her yer karanlık ve sessizdi. haline şükredersin" diye. Ay başının üzerinde bir görünüyor. . seke seke... bir daha. yeni otlaklar bulmak için dağ arkaçla104//ElvedaGülsan rında konuşlanmaları gerekiyordu. Kırgızlar boşuna söylememişler: "Bir yerden bir yere taşın da.enginel elveda gülsarı Geceydi. Köstekli ayaklarla yürüyünce yol bitmiyor. Ah bir kalkabilse. O zamanki gibi şimdi de adım atacak hali kalmamıştı. Yaşlı bir adam ve yaşlı bir Elveda Gülsarı/103 at. bacaklarını oynatıp toynakları ya-riarcasına koşabilse. biyelerin... Tanabay cevap vermiyordu. Bu ışık atın gözlerini kamaştırıyor. bir sekip bir sıçrayarak..Soru sormayayım diye mi söylüyorsun bunu? 63 . bir yukan bir aşağı gidip gelen başı ağrıyordu. Sır dolu bir gece.. öyle zor işler çıkar ki şaşakalırsınız... Bu yüzden de bitkindi. Ay çıkmış. ayağındaki zincirleri şangırdatarak. yorga atın toprağa değen yanını donduruyordu. Tedirgindi. göğsünü gerip temiz havayla ciğerlerini şişirerek rüzgâr gibi uçabilseydi! Yankılar yapan kişne-mesiyle dağ arkaçlanndaki yılkıyı çağırabilseydi! Kulunların. ta bahara kadar hep orada kalacaklardı. O zaman tek başınaydı. zincirli ön ayaklarını şaha kalkar gibi yukan kaldınnca. ayağına zincir köstek vurularak yılkıya döndüğü zamanki gibi.. Bir sıçnyor. Çay kenarında alev alev yanan bir ateş. İki hafta sonra. Her yer karanlık. Büyük bir ağırlık inen boynunu kaldıramıyordu hayvan. Zincir köstek şangırdıyor..

Sonra büyük kızını kucaklayıp attan indirdi. Köye geldiler. Gülsarı. diye surat asü Tanabay. sokaklarda karşılaştıklan insanlarla selamlaştılar. Aralık duran arka ayaklannın arasında küp gibi şişmiş bir yara görünüyordu. iğdiş edilmiş yorga. Bir zamanlar düşlere. gece-gündüz yılkının başından ayrılmıyorsun.. yatsam da kalksam da aklımdan çıkaramıyorum. geleneğimizdir. kımıldamadan duruyordu zavallı hayvan. merak etme. Çora'ya benim de yolda olduğumu söylersin. Ben tek başıma bütün işlerin hangisine bakayım? Hiçbir şey yapamıyorsan bari git de Çora'yı gör.. parçalıyordu sanki.cizgiliforum. gönlünü al.. bir çardağın altında bağlı duruyordu.Hemen döneceğim Cyadar. Issız ahır. at bakıcılanndan birini bulmak için öbür avluya çıktı.. . Aynca at nalı ve bazı demir parçaları alacağım.www. Kansına: .Bekle biraz. Sonra.Daha sonra ne zaman? Köye gitmeye niçin korkuyorsun? İstersen yann beraber gidelim. Caydar ise küçük kızı kucağına oturtmuştu. bugün-yann göç edeceğimizden haberin yokmuş gibisin. büyük bir acı duyarak inledi.Vay itler vay! Vay hainler vay! Biliyordum kötü bir şey yapacağını! diye yumruklannı sıktı. 64 . ıssız avlu ve tek başına bırakılmış. Yüreğini bir aç kurt 106/ElvedaGülsan ısınyor. ses-seda çıkmıyordu.com..enginel elveda gülsarı . gerçekten kötü bir düş gördüm. .Hayır. ama cesaret edemiyordu. Yorganın yanına varmak istiyor. her şey korkunç görünüyordu şimdi.. yaşlanıyorsun artık Tanabay. Ben de görmeliyim. Aklı başından gitmiş gibiydi. Tanabay etrafa bakındı. bir iple ucunu kaldınp boynuna bağlamışlardı. Başım hafifçe eğmiş. kapalı koraya girdi. Tanabay demirci dükkânının önünden geçerken atını durdurdu. Sessizce ve kimseye görünmeden. hemen döneceğim zaten. çocuklan da götürelim. Tanabay atından indi. . herşey. dedi. Atlann hepsi işe götürülmüştü. Tanabay büyük kızlannı atın terkisine. İşte o zaman gördü günlerdir olacağını sezdiği o büyük felâketi. sırtından büyük bir yük atmış gibi biraz rahatladı. Elveda Gülsan/105 Ertesi gün üyiri genç bir yılkıcıya emanet ederek atlara binip yola koyuldular.Yine ne oldu? Nereye gidiyorsun? .. Tanabay öfkeyle dudaklarını ısırdı. Kora loş olduğu için bir süre gözlerinin karanlığa alışmasını bekledi. tövbe etmen gerek. onu annesinin bindiği atın arkasına oturttu. Göçe çıkmadan önce gidip hastalan yoklamak bizim töremiz.Ne zaran var. demirciye uğramadan dosdoğru at korasına gitti.Daha sonra giderim. hatırını sor. Kuyruğunu da sarmış. sen gidedur.Ayn ayn gitmemiz doğru olur mu? . . Öğle tatili olmadan daireye uğrayıp bitirmem gereken bir iş var. kadere kısmete.. . .Aman Allahım. Ahırda canlı yoktu. Tanrıya inanmayan sen değil miydin? Kocakarıların 'kâfir!' diye beddua ettikleri kişi sen değil miydin? Ee.

içini çeke çeke yemeğini yedikten sonra yılkıya gitti ve geç saatlere kadar orada kaldı. Ona ne yapmışlar biliyor musun? O itler. ama istese de unutamıyordu o korkunç olayı. ne var ki bu düşüncelerden hiçbir sonuç çıkaramıyor-du. Sen ise işin aslını dinleyip öğrenmeden konuşuyorsun. asıl köklere nasıl balta vurduklarım da. Artık Gülsan hiç kaçmayacak. Daha yeni başkan oldu. sonuncusu da olmayacak.nasıl vaadettikleri-ni. ne zamana kadar böyle sürecek bu hayat. dedi. buralara gelemeyecek. o parlak armanı (ülküyü). O uğursuz savaş olmasaydı belki daha da düzelecekti. dedi. Belki saçmalıyorum. umutlan hatırlıyordu. onu iğdiş etmişler! . korkulacak ne var bunda? Tanabay katısına cevap veremedi. . At korasında gördükleri gözünün önünden gitmiyordu. işte bunu da biliyorum ve bunda yanılmıyorum.www. boztorgayların koyunların üzerine yuva kurup --. Yeni bir plan yaptıklarını söylüyor.enginel elveda gülsarı Tanabay olduğu yerde geri döndü.Bırak şimdi başkanı. Bindiği aü sürüp yılkıyı toparlarken düşünüyordu: "Belki yeni başkam kötülemekle haksızlık ediyo--rum. Atalarımız bu işi yapa-gelmiş. . O akşam. Yılın oniki ayında yılkı peşinde koştuğum için çok şeyleri göremez. üzüntün de çabuk geçer diye düşündüm. o parlak hayalleri.. büyük bir üzüntü içinde olayı anlattı: . Çok gerilerde kalan o günlerde. Ama biliyorum ki başkaları da benim gibi düşünüyor. buranın yabancısı sayılır.. dilerim ki yanılmış ola-'yım. sendeleye sendeleye ayrıldı oradan. Hadi ben yaralıyorum diyelim. merada yaşayan insanlarız. küfürler savuruyor. derin derin düşünüyor... halka. Bizler dağda. Peki ama. Kendi kendine Elveda Gülsan/107 konuşuyor. Her şeyi alt üst ederek eski düzeni nasıl yıktıklarını.cizgiliforum. Ama. senin yorgayı iğdiş ettirdi diye hemen kötülemeye kalkma adamı. eskimiş çadırlarının üstüne nasıl yama üstüne yama vuruyorlarsa kolhozun işleri de öyle gidiyordu: Yama 65 . Tanabay. yumurtlayacaklan o mutlu barış çağını. yeni yardım gelecekmiş.Yıldan yıla yaşlanıyorum elbet." Tanabay bozkırda dolanıp duruyor. sessiz. Bunu herkes bilir. Artık kimsenin yapabileceği bir şey yoktu.com. O arman uğrunda canla başla didindikleri günleri de. bilemez oldum galiba. İşleri çok ve zor.. savaş biteli onca yıl oldu da durumlar niçin düzelmiyordu? Onlar. kolhozun işleri düzelecekmiş. çok iyi olacakqmış. Küçük bir çocuk değilsin ya! Bu ilk değil ki. keçeden evlerine döndükleri zaman Tanabay karısına.Bu bizim yeni başkan çok kötü bir adam. kolhozu nasıl kurduklarım.Ne oldu? . Şaşıracak. Yalnız: . Bir an önce görürsen. bilmediğimiz çok şey var. Çora'nın kendisi söyledi. Gerçekten de başlangıçta işler biraz düzelmişti. bunu can-yüreğimle seziyorum.Çora'nın evinde söylemek istemedim.Biliyorum. seni köye götürmek isteyişimin sebebi de buydu zaten... ne zaman gün göreceğiz? Nutuklardaki sözlere göre her şey yakında düzelecek.Gördüğüm korkulu düş çıktı.

biri şöyle. bir yetkili geldi mi. onların! soru yağmuruna tutulmaktan korkar olmuştu.cizgiliforum. sora-l caklannı ondan soruyor. Tanabay ona kolhozun durumun anlatmaya.birini tıkamaya vakit kalmadan bir başka gediğin açıldığım görünüyorlardı. beğenmemişti.. hiçbir gediği kapatamıyorlardı. Dışarıdan gelenler ve hiç gelmeyen dışarıdakiler yönetiyordu.. ac ona tuhaf ve küçümseyerek bakmıştı. Bunun da hiçbir yararı olmuyor. I Kimse kimseyi dinlemiyordu.enginel elveda gülsarı üstüne yama vuruyor. sorular sor-1 sa. ama bunlar da eskileri-1 ne hiç benzemiyordu. işin aslını öğrenirim.. Ona. çok çalışın.. başkaları tarafından yönetiliyordu. I sen parti üyesisin. cahil bir çoban. Elbette benim şu günlerde kafam çok karışık. uygulamaları gerektiğini ve uygulandığını bilirdi. O zaman I çok konuşuyordun. kolhozun meseleleri önemsizdi. dosdoğru halkın arasına girer. Ama yok! Olmuyordu bunlar! Nasıl olsun? İlçe merke-l zinden bir takım temsilciler geliyor. Yukarıdakiler benden daha akıllıdır herhalde." Hepsi bu ka-[ dardı. Bambaşka insanlardı. toplantılarda alınan her karar bir yasa yerine geçer ve uygulanırdı. sonra d*ona bağırıp çağınyorlar-l di. Parti toplantılann-j da ise daha çok uluslararası durumlardan söz ediliyordu.com. Tanabay daha geçenlerde bir yetkilinin geldiğini.! plan gereğini yapın ve plan hedefine ulaşın. hiçbir verimli sonuç alınamıyor. Kolhoz. bazı meseleleri açıklamaya kalkışınca da. O başkalarının da biri böyle diyor. köylünün kendisiyle görüşmüyor. ihtiyacını bildirse. Halk yararına bir karar alındıktan sonra. Eskiden biri temsilci." Tanabay gecenin ilerleyen saatlerinde evine döndü.www. Ne oluyordu böyle? Elveda Gülsan/109 "Çora iyileşir iyileşmez onu konuşturur. Onun görüşlerini fikirlerini tutmamış. bu da mümkün değil. şimdi anlat bakalım. Hepsi aynı şeyi söylüyordu: Çalışın. söyleyeceklerini başkana söylüyor. kolhozu kuranlardan birisin. bu-j nun başka hiçbir mesele yokmuş gibi dilbilgisi üzerine bhj nutuk çektiğini hatırladı. "Eğer yanlış düşünüyorsam söylesin. Halkla.] Onlara göre. konuşmuyor/ onları dinlemeye tenezzül etmiyorlardı.[ du. Tanabay artık halkın arasında görünmekten. Ya yanlış düşünmüyorsam? Ne olacak o zaman? Yoo. neden bu durumla-1 ra düştük?" diyecek olsalar ne cevap verebilirdi onlara? Bü-I tün halkı toplayıp bir açıklama yapsalar iyi olurdu herhalde. Oysa bugün toplantılarda alınan 108/ElvedaGülsan kararların hiçbir önemi kalmamıştı.Hepsi boş sözlerdi.! Herkes düşüncesini söylese. savaştan ve kolhozun kurulmasından önce. Neden böyle oluyordu? Şimdi neden kolhozu eskiden olduğu gibi kendi malı değil de bir başkasının malı olarak görüyordu? Eskiden. Bugünküler ise kolhoz bürosundanl dışarı çıkmıyor.. "Bak. ben de kendi fikirlerimi söylerim" diye düşündü Tanabay. konuşulmaya değmezdi.! önce onlarla konuşurdu. onu kuran çiftçiler tarafından yönetilmiyor. Ben kimim ki? Sıradan bir yılkıcı. Kolhozun durumunu düşünmekten kendini 66 . jâna uzun süre gözüne uyku girmedi.

bozla-ya bozlaya. Üyir üyir yılkı.. yine eskisi gibisin. helâlelleşiyordu. gözden kaybolan yaban kazları gibi uçup gidiyorlardı onun için iç dünyasında. parti örgütlenme dairesinde idi. Sonunda başbaşa kalabildiler.enginel elveda gülsarı alamıyor "Uz gitmeyen nedir. sonra gökte sıra sıra dizilip uzaklara giden. Çora ile başbaşa oturup bir dertleşme fırsatını bulamadı. Altı ay süren yaz ve güz çabuk geçerdi. nice nice geceler geçirdiği o eve. Yanına gelip gidenler pek çoktu. köyün uzağından geçirdi. Her şey geçmişte kalmıştı. Göç öncesi yapılacak işler pek çoktu. 'Turnaya beylik versen tepende 67 . Tanabay arkadaşını öyle görünce sevindi. sen hiç yaşlanmıyorsun. solgun ve buruşuk yanaklarını oğuşturarak arkadaşına bakıp gülümsedi: . günlerce ve günlerce. Neşesi yerine gelmiş gibiydi ama yine de işten başını kaşıyacak vakti yokty. Yine bir cevap bulamıyordu. Çora da orada.. Oysa benim bir ayağım çukura düştü bile. sonra kışı geçireceği dağ arkacına çıkacaktı. Geçidi aştıktan sonra. o avluya şöyle bir baktı: Yorgasına binip gittiği. yarın köye gele-cekmişsin. yitik botasını arıyordu: Neredesin kara gözlü 11 O/Elveda Gülsan botacığım? Ses ver bana! Memelerim sütle dolup akıyor. taylar kişniyor. Sonumuz geliyor işte.www...com. o yorgadan da ayrılıyordu.. Köyün kıyısındaki o eve. dağ eteğindeki otlakta yılkıyı durdurdu.Şimdi Tanabay o kadından da. İlkbahardaki durumuna göre biraz daha iyi görünüyorsa da. solgun dudakları ve zayıflığı.cizgiliforum. böğüren sığırlar ve yük kervanı çay boyunca dağ yoluna düşmüşlerdi. yamaçlardan. "Çok iyi. zuv-şuv sesleri doldu-ruyordu havayı. Tam o günlerde kolhozdan bir haberci geldi: "Beni Çora gönderdi.. Sonunda dağ arkaçlarına göç başladı. İnsanlar bağırışıyor. Yüreği.. içinde bir şeyler kopmuş gibi sızladı. sürü sürü koyun. terslik nerden geliyor?"'diye düşündü durdu. Kalabalığın çın çın.kavuşma dileğinde bulunan genç kızlarla kafile ilerliyordu. Burada kısa bir süre konaklayacak. Ama onlar kışı da orada geçirecekler ve ancak ilkbaharda döneceklerdi... kuzu-koyun meliyor. ayrılık türküsü söyleyen. Kızıldan yeşile renk renk entarilerini giymiş gencecik gelinler. Mis gibi kokan ananın ak sütü. kulunlar. yine işlere yumulacak hale gelmişsin" dedi içinden. 12 O yılın sonbaharında Tanabay Bakasov'un hayati birdenbire değişiverdi. . Tanabay kendi yılkısını büyük çayırdan. Tanabay bu çağrıya uyarak ertesi gün kolhoz bürosuna gitti. O ana deve. o akmaya.Ey Tanabay. hastalığı tam atlatamamış olduğunu gösteriyordu. Baharda gelen.. Çora bir süre sustu ve asıl konuya geçti: "Mesele şu Tanabay.. sonra birlikte ilçe merkezindeki toplantıya gide-cekmişsiniz". dedi haberci. Görüşmeyeli ne kadar oldu? Bahardan beri görüşmüyoruz değil mi? Kımız ve dağ havası yarıyor tabii. dostlar vedalaşıyor. O zaman Çora...

dedi Çora. Emir böyle. ne 68 . Şimdi de yardım edecek. -Yaa. Çora'ya pek ağır sözler söyleyeceğini o anda bilmiyordu. ben şimdi gidiyorum.Demek öyle. çok geçmeden bunu yapacağını. "Caydar olmasa sen çoktan bir yerlerde boynun altında kalıp giderdin" diye takıldı Çora. Yarın kurul üyelerine bir cevap vermem gerek. Öldürse bile uysallaşmaz onun altında Şimdi ben biniyorum. Elveda Gülsan/111 Bu konuda en kötüsü de bizim kolhoz. Dağlardan çağrılan çobanlar gelmeye... Yılkı bakımını üstlendiğin zaman beni zor bir işten kurtardın. Yarın hayvan üreticilerinin toplantısına gideceğiz.Hadi.com. Eşsiz bir at. Saat yedide Raykom'da (ilçe merkezinde) olmam gerek. Koyun gütmek ve bakmak çok zor bir iş. Böyle dese de. O işi becerip beceremeyeceğim hiç belli değil.www. ama sabaha kadar kararını ver. Başkan oraya vardı bile. kıvranıyorum. Biliyor musun bir kamyonumuz var artık? Yakında bir tane taha alacağız. kamyondan geri kalmaz o. beni bu güç durumdan kurtaracaksın: Bir koyun alıp çoban. bu durumda sen de yardım etmek zorundasın. büroyu doldurmaya başlamışlardı. . Parti böyle emrediyor. Hayvancılık işlerinde. bütün sorumluluğu üzerime alırım. Sen atını ahıra bırak. Caydar'la sonra konuşursun. Fırsat bulursam ben de gider anlatırım. sıkıntılarını anlatırsın. Kızma gücenme. 112/Elveda Gülsan . . başedemediği için. karımla da görüşüp tartışmalıyız" diye ekledi. kurtulmak için verdi onu bana.Başının etini yiyeceğimden hiç kuşkun olmasın.Hemen karar verme Çora. Gülsarı'ya sen mi biniyorsun? Demek başkan sana çok iyi davranıyor? diye şaşkınlığını belirtti Tanabay. ben de öyleyim işte. İşte o zaman yorgaya binince ne ağrım kalıyor. Ne yaparsa yapsın onu sevmiyor. . Hiç bu kadar kötü olmamıştı. diye güldü Tanabay. diye kollannı açarak güldü.enginel elveda gülsarı gagalayıp durur' derler ya. Çora da telaşlıydı ve saatine bakıyordu. Senden bir ricam daha olacak. Partinin ilçe yönetim kurulu bütün komünistlere ve komsomollara emir çıkardı. Ben yorgaya binip gideceğim. havadan sudan konuşmaya başladılar. Çok iyi yetiştirmişsin onu. dedi. Vakti gelince. "Bu çobanlık işini bir düşüneyim. en kötü durumda olan sürülerin bakımı ve bu işlerin düzeltilmesi için yardımcı olmalarını istedi. onu canından usandırdı hayvan. Başka çaresi de yok. Başkanı yanına bile sokmak istemiyor. Caydar nasıl? Çocuklar iyi mi? Böylece çoluk çocuktan.Düşün elbet. Rahat ede-ceğiz. Ben de bütün suçu. Bazen yüreğime bir ağrı saplanıyor. . özellikle de koyunculukta işler çok kötü gidiyor. Sabah erkenden herkes kamyona binip gidecek.Bunu çok istiyorum Tanabay. Eee.ı|k edeceksin". Akıllı kadındır o.Sayıp sevdiğini bilmem. Tanabay kendisini çok düşündüren bir meseleyi ortaya atmak istiyordu ama buna fırsat bulamadı. Çok büyük yardımın oldu. hastalıktan sağlıktan. her şeyi anlatırsın. derdini. Tanabay biraz düşündü: .cizgiliforum. ben yılkıcılığı öğrendim. "Gülsan nedense başkam hiç sevmedi.

Hey Allah! Sana bir şey beğendirmek de çok zor. Çora ciddileşti: .. İşe yeni başladı..Ah Tanabay. Giderken de gelirken de şarkılar söyledik.bu yaşta bize yakışır mı?. Ah. . İkisi de sustu.. Tanabay o günleri hatırlayıp konuştukça coşuyordu: . Oradaki parkta bira içmiştik. Sen onun üzerine çıkıp bir konuşma yapmıştın: "İşte yoldaşlar. neden eskisi gibi türkü söylemez olduk Çora? . Bâğınp çağırmaktan. yaşlanıyoruz artık. Yeni yeni şarkılar dinliyorduk. sonra da iğdiş ettirdiğini Elveda Gülsan/113 anlatmak istiyordu. Herkes aracın başına toplanmıştı.www. 'orduya gerek' diye almışlardı bizden. orada çalarlardı gramafonlan. gençlik gitti." diye güldü Çora. benim söylemek istediğim o değil. Artık neden yüzümüz gülmüyor. Otomobil de neydi ki! Hani 'Şu' kanalında çalışmaya gidenler dönüşlerinde gramafon getirmişlerdi. Çok sevinmiştik. nasıl bir adam olduğunu daha anlayamadım.Bilmiyorum. büijsosyalizmin meyvesidir!" demiştin..Hatırlıyor musun Çora. Şimdi yeni başkanı da beğenmiyorsun. 114/ElvedaGülsan . savaştan az önce bir kamyon almıştık. Ama Tanabay gülmüyordu. tamam şarkı söylemek. Gramafo-nu olanlann evleri gece yanlanna kadar dolup taşardı. Güzel günlerdi hey. ilacım da Gülsan.Neden sevmiyorsun? . Demek artık kolhozun bir kamyonu var? Doğrusu kolhoz için çok gerekliydi. neylersin! O zaman bizimle beraber olan yiğitlerin çoğu savaşta öldüler. . Yaz sonlarına rastlayan bir gündü. türkülerimizi söyledik. Sırf bu yüzden ömür boyu parti örgütçüsü olmaya razıyım.. "Kimi sevmiyorsun? dedi Çora gülmekten sulanan gözlerini silerek? . Bir yırlarımızı yırladık. O keyifle şöyle bir istasyona vardık. türküler söylemekten sesimiz kısılmıştı. peki. elimde kocaman bir kızıl bayrak dalgalandırıyordum. Onu kolhozun kamyonu sanmıştık. Vakti çoktan gelmişti.Yok. Ben şoför mahallinin hemen arkasında duruyor. Köyde bayram sevinci yaşandı.. hepsi hatırımda. nasıl bir adam 69 . Artık bunlan söylemenin yersiz ve gereksiz olduğunu düşündü.enginel elveda gülsarı sızım. ne diyeyim bilmem ki.. Beni her zaman yumuşak başlı olmakla suçlardın. . Güneşin pırıl pınl doğuşu gibi.. benim doktorum da. naralar attık.com.. Sonra onu. hatırlıyor musun? Ben kızıl bayrağı gece bile elimden hiç bırakmadım. Suskunluğu uzatmamak için yeni öğrendiği sevindirici haberden söz etmeye başladı. toplantıdan sonra hepimiz kamyona doluşmuştuk. bugünün gençlerine ne oluyor? Oğlumu görmek için yatılı okula gittim. Gülsan'mn ayağına zincir vurarak ne hale getirdiğini. Büyüyünce adam olacak mı. Yaa. Evlerinin bahçesine çıkanr. aptalın teki ve kötü yürekli olduğunu düşünüyorum.cizgiliforum. bu da sosyalizmin meyvesi idi.. İş-güç yoktu.Onu ben de sevmiyorum.Başkanı. "En çok çalışan kırmızı başörtülü kızın şarkısı" nı tekrar tekrar dinlemişti. dedJ. Tanabay Çora'ya.nara atmak zamanımız geçti. Hepsi.Bize kamyon vermiş olmalan çok iyi... Hatırlıyor musun..

.. Öbür yılkıcılar dağa çıktıkları zaman evlerinde ya akrabalarım oturtuyor. Sen genç-lerijdç beğenmiyorsun ama. Çok eskimiş. kötü giden işleri onlar düzeltecek.Bahar gelince elbirliğiyle onaralım onu. Ağabeyi Kulıbay'la araları açıktı. her şeye aldırma. Hiç ilgilenmiyorsun. Sıvalan düşmüş. fırsat bulursak. Dersleri nasıl. pek üzülmüştü. onunokuduğu enstitüde gençlerin hepsi iyi okuyormuş. Ben çok gerilerde kaldım galiba. odaların içinde. ayıklayayım" dedi. Biliyorum. cam. Başbaşa oturup dertleşmek istiyordum seninle.çerçeve kırılmış. dedi. şarkı söylüyorlar. Tanabay'in da iki kız kardeşi vardı ama onlar başka köyde oturuyorlardı. Bana: "Okul müdürüne sık sık kımız getir baba" dedi. Bugün bizim çocuklarımız sahneye çıkıyor. bir gün sokaktan geçerken. Tanabay da boş duran evine bakmaya gitti. viran olmuş evin. Zaten bugünlerde anlamadığım çok şey var. hatırladığı şeyi söyledi: -Bak ne diyeceğim. Sen evine bir bak.Da-ha şimdiden öğrenmiş büyüklerine. O Rus beni bir "Kızıl yumurta bayramında" (Paskalya) kiliseye götürmüştü. Caydar çok iyi bakıyordu.. umut onlarda. hoşuma da gitmiyor. harman yeriymiş gibi. Niye getirecekmişim? Aslında kötü bir öğrenci de değil.. iyi okuyor. günlerin dağda geçiyor. Çora eşikte bir an durdu. Tıpkı o kilisedeki ilâhileri söyleyenler gibi. oğluma bakıyorum da. söylediklerinin hepsi birbirine benziyor. Sen cephedeyken Caydar yapayalnızken bile o ev bakımsız değildi. Caydar'ın akrabaları yoktu. senin evin dikkatimi çekti. serçeler çöpleniyor.. Yürürken kurumuş saplar ayaklarının altında çatırdıyordu. ellerini hazır-ol durumda yanlarına yapıştırıyorlar. Samansur'un anlattığına göre. Öyleyse niçin istiyor kımız getirmemi? Nasıl konuştuklarını bir görseydin! Ben çocukken Aleksandrovka'da Efremov adında bir Rus'un yanında çalışıyorum. Bakımsız ev böyle olur elbet. bir söylediklerini bin kere söylüyorlar sanki. Samansur'a da teşekkür ederim. tozlanmıştı. gidip biçeyim. Anlamıyorum.. seninle uzun uzun konuşuruz Tanabay. neler gerektiğini söyle.Başka bir sefer. * Çora kâğıtlarını toplayıp çantasına yerleştirirken: .. iyi okuyor mu? . Sen canını sıkma bunlarla. hepimiz birden kalkınacağız. ya da bir bekçi bırakıyorlardı. Suratları asık. Bilgili gençler yetişiyor.cizgiliforum. bugünün gençlerini pek de fena görmüyorum.İkinci sınıfa geçti.. Bu 70 .enginel elveda gülsarı olacak bilemiyorum. Sanırım fena okumuyor. Çora'mn öğrenci oğlunun biçtiği otlar kurumuş.com. Avluda dolaşü. Eline orağı aldı: "Tanabay ağanın bahçesini yaban otları sarmış. Ben inancımı yitirmedim. bu kötü günler geçecek. uçuşuyormuş. Ne olacaklarını zaman gösterecek. Çora.. Bizim Samansur yaz tatilinde bura-[ İl Elveda Gülsarı/115 ya geldiği zaman senin evin halini görmüş. başkana yaltaklanmayı. .evini bir bekleyen.Ev gerçekten öyle.www. bir bakan yok. at korasına doğru yola koyuldu. diye düşünüyordu. Okuyup bir şeyler öğreniyorlar. hiçbir şey anlamıyorum bu olanlardan..

Ey Tanabay. öteki atların arasında eyerlenmiş olarak duruyordu. üç akslı ve çekişi güçlü bir kamyondu. seyyar çaycılar. Binanın önündeki alan kamyonlarla. Bu defa da Çora'mn dediği olacaktı. öbür atlann arasında bir bakışta farkediliyordu. Gençler şarkı söylemeye başladılar.enginel elveda gülsarı yüzden Tanabay'ın evi başsız-gözsüz kalmış ve harabeye dönmüştü. sonunda böyle bir toplantının yapılıyor olması.com. bağıra bağıra müşteri çağırıyorlardı. Üç tonluk yeni 'Gaz' marka kamyonu hepsi çok beğenmişti. neler yapılması gerektiğini söyleyecekler. Daha kamyondan inmeden o atların arasında Gülsan'sını görmüştü. Ta savaş116/ElvödaGülsan tan bu yana ilk kez biniyordu kamyona. "Savaş bitince böyle maşınlar bizde de olur. mutlaka olur!". yuvarlak sağnsı. Bu. şiş kebapçılar. dedi Tanabay.Hey gençler. sen nereye gidiyorsun? . at arabalarıyla dolup taşıyordu. Avusturya yollarını bir baştan bir başa geçmişti. İşte şimdi de yılkıcılıktan çobanlığa geçecekti. kalkık burnu ve kapkara parlak gözleriyle. dedi söyleyin de dinleyelim. yavaş yavaş birbirlerine uydular ve sonra coştular. Mırıldayan.cizgiliforum. Savaşta çok binmişti. bakarsın işler düzelir.bilmediğini soracak. eski sahibini hemen ta-nıİı. Çora orada onları bekliyordu: . Kamyonun üstü açık olduğu için rüzgâr yüzlerine vuruyor.Şimdi geliyorum. bize akıl verirle?. 71 . tepinen atların arasına dalıp gitti.www. kolhozun ne durumda olduğunu. Ah. Ömrünü dağda kırda geçiren bizim gibiler ne bilir ki? Onlar gerekeni söyler. Büyükler bizden iyi bilirler elbet. Amerikan Studebaker kamyonlarıyla Slovakya. salona girip yerlerinizi alın. "Hele dağlık yerlerden ekin taşımak ne kadar kolay olurdu! Çamur. Gerçi kesin kararım henüz vermiş değildi ama. toplantı hemen başlayacak. güçlü cıdavı. şarkı söylesenize! Bizim gibi yaşlılara bakmayın. Studebaker. Çobanlar "Kral gibi gidiyoruz" diye sevinmişlerdi.Çabuk olun. Tanabay "Bizda de böyle kamyonlar olsa!" diye pek hayıflanmıştı. ömrünü yine dağlarda geçirecek demekti. Çora'mn kendisini razı edeceğini biliyordu. dedi Tanabay. biz de yeni bir şevkle işe sarılırız". "İşte böylesi çok iyi" dedi Tanabay içinden. ayaklarım oynatıp hınldadı. Çevredeki alanları da binek atlan doldurmuştu. batak dinlemeden gidiyor bu kamyonlar!" gidiyoFdu. Elveda Gülsan/117 Yorga. bu yüzden konuşamıyorlardı. Altın şansı donu. ."Ama işin en iyi yanı. ne güzel bir attı o! Tanabay öbür atların arasından geçip ona sokuldu: .Merhaba Gülsan! Nasılsın bakalım! İyi misin? Halin nice mübarek hayvan? Yorga gözlerini çevirip baktı. Önce biraz isteksiz davrandılar. Herhalde herkes bildiğini anlatacak. Merkez kalabalıktı. Ortalığı duman ve et kokusu sarmıştı. Ertesi sabah kamyona binip ilçenin yolunu tuttular. Bahardan beri görmediği yorganın yanına koşuyordu.

Sovyet Gençliğinin Öncüsüdür" gibi sözler vardı bu pankartlarda.Hiç de fena durumda değilsin Gülsan.. Çok koşuyor. Ama şimdi iyi ellerdesin.Ama ben o sürüyü görmedim bile.Dur hele. benim konuşmama ne gerek vardı? diye yürüyüp gitti Tanabay. Ayrıca iki genç komsomolu da yardımcı alıp onları yetiştireceğini söylersin.Hiç merak etme. düşümde bile görmedim.Neden söz edeceğim? Konu ne? . dedi Çora kolunu tutarak. şimdilik esen kal. sen istediğin koyun sürüsünü seçersin. . Uslu olursan bir kötülük etmezler sana. adamlar sıkıştıkları için birbirini itip kakmaya başlamışlardı. sonra kalabalık dağıldı: Elveda Gülsan/119 72 . iyi bakıyordu..Ben bir komünistim. . onlara söz mü düşer? Onları yetiştirme görevini sana biz verdik. dedi. . . ona da şükür.Tanabay." Toplantı yapılacak binanın cephesi baştan başa kızıl bayraklarla. "Hadi Gülsan.Hepsi o kadar mı? . Onun için konuşman gerekiyor. Sonra şu defteri al eline. Elini atın torbasına sokup baktı.enginel elveda gülsarı ^ . dersin. Tanabay kapıdan içeri adımını atınca Çora ile kolhoz başkanı Aldanov onu durdurdular: .Ama onlarla konuşmadım.Ne inatçı adamsın! Onlarla konuşmana ne gerek var? Konuşmasan olmaz mı yani? İtiraz edecek halleri mi var.Unutmadım! Unutmadım! diye öfkeyle bağırarak Tanabay salona girdi. partinin ve halkın huzurunda söz vereceksin^ . bir komünist olarak geri 118/Elveda Gülsarı kalmış koyunculuk işinde çalışmaya karar verdiğini söylersin.cizgiliforum.com. Başından çok kötü olaylar geçti değil mi? Hepsini biliyorum. her şeyi anladın mı? Unutma sakın! . kabul ederler mi bakalım? Başkan sinirlendi: • . pankartlarla donatılmıştı: "Komünistler en önde!". Hem parti üyesisin. istediğin koyunları alacaksın. 13 Toplantı akşama kadar sürdü. her koyundan üç kilo yün çıkaracağına. Önce geldiğini belli eden imzayı at.www. Cıdavlann genişlemiş. Seni konuşmacılar listesine aldık. Her yüz koyundan yüz on kuzu elde edeceğine. Karar verildiğine göre mesele halledilmiştir! . Çora havayı yumuşatmak istedi: . biraz buraya gelir misin? dedi Aldanov. "Komsomol.Bulatbekov Âsim ile Zarlikov Bektay.O kadar olur mu hiç? Bu görevi isteyerek üstlendiğini söyleyecek ve söz vereceksin. Çora elindeki listeye bakarak: . hem de başarılı bir yılkıcı. Görmeden nasıl söz veririm? . çok hareket ediyor olmalısın.Bu da söz mü. .Madem ki mesele halledilmiş. ben gidiyorum. Demek Çora onu aç bırakmıyor. yulaf tanelerini gördü.Kimmiş onlar? Salon dolmaya. Toplantıya gelenler salona dolmaya başlamışlardı.

soğuk. yara üstüne yara.. 'size şeker alırım' diye umutlandırmışü onları.. Eh. kızlara tatlı-şeker gibi şeyler almak için bir dükkâna girecek kadar bile vakit bulamamıştı.www.. Şikâyet etmezsin. Nasıl olacaktı bu iş? Yağmur. hayat yolunun önündeki engelleri aşmaya. yani Bölge Yürütme Kurulu sekreteri. Tanabay hemşehrileriyle birlikte kamyona bindi Aleksadrovka yokuşunu. Kürsüye çıktığı zaman cesaretini yitirmiş.. İşte. İşte. memnun olursun. konuşmasında doğru bir söz söylemişti: "Hiç kimse bize yol döşemedi. sonra yaylayı geçtiler. her omuz vuruşta. Oysa. ne çileler çekmişti. bu dünyada yaşadıkça. kendilerini bir anda yine aşağıda buluyorlardı. Kolhoz dedikleri herhalde zor bir işti. Şimdi işleri yoluna koyabilmesi için pek çok ter dökmesi gerekiyordu. madem ki çalışmak zorundaydılar. hayat arabasının tekerleği omuzunu bıçak gibi yaralıyor. kendimiz yapacağız" demişti. Şimdi ise başka düşünüyordu: Sıkıntılar bitmiyor ve amaç da ulaşılacak gibi görünmüyordu artık. Eğer yaptığın işi seviyor. Başka türlü olmuyordu.cizgiliforum. her koyundan üç kilo yün alacağım" demişti. sana söylediklerimden başka bir şey söyleme. Sekreter doğru söylemişti: Tanabay'ın da düşündüğü gibi. ne yapsınlar. nasıl alacaksın kilolarca yünü? Kumdan altın çıkarmaktan daha beter bir iş bu.. Bu derdi başına saran Çora idi.. işte kendisinin de •saçları ağarmıştı. Ne söz ya! Her koyunun en az bir kuzu doğurması. Neler neler gelmişti başına. umudunu yitirmemişti. her şey onun düşmanıydı. Bu arada birçok yanlışlıklar.." Tanabay da onun söyle dediğinden başka bir şey söylememişti. kimileri kolhoza. çok zor bir iş. nasıl elde edildiğini de bilmiyorlardı. kusurlar da olmuştu ama. Tende beden.. O büyük 73 . Otuzlu yılların başlarından itibaren hep böyle olmuştu: Bir yukan..com. kimileri de köylerine gittiler. kaldırmaya çalışacaksın. Nereden. çalışacaklardı. savaştan sonra hayat kendiliğinden düzgün bir akışa yönelmezdi.. nasırların hiç önemi 120/ElvedaGülsan yok. "amacımıza ha ulaştık. yalmz kendi yapacağın işler için söz ver. Yün mü dedin? Yün dediğin dallardan toplanmıyordu. yolumuzu kendimiz açacak. kuzuların sağ kalması gerekiyordu. ha ulaşıyoruz" diye düşünmüş. Tanabay. meyvasını da alıyorsan. "Kısa kes..enginel elveda gülsarı Kimi dağa. Hava ka-raYmış. Toplantıdaki konuşmasında ise daha büyük sözler vermişti: "Yüz koyundan yüz on kuzu. bedende can taşıdıkça. bir aşağı gidiyorlardı. kimi sürülerinin başına. Herhalde bazı yöneticiler yünün nerden. arkadan omuz vereceksin. rüzgâr çıkmıştı. Tepedeki hedefe tam ulaşacaklarını sandıkları zaman. Ne var ki. aklını kurcalayıp duran şeylerin hiçbirini söyleyememişti. Kolhoz diye diye. üflesen uçar. Öyle ince ve hafifti ki. toplantı böyle bitmiş oldu. gençliği yitip gitmişti. Kendisi dişe dokunur bir şey söylememişti ama başkalarısın söylediklerini dinlemişti hiç olmazsa. O gözlüklü konuşmacı. derken omuzu nasır tutuyor. Tanabay kamyonun içinde kuytu bir köşeye oturup yakasını kaldırdı ve kendi düşüncelerine daldı. demişti.. Güz mevsimindeydiler. şimdi de koyun çobanı olduk bakalım bu işle nasıl başa çıkacağız? Cay-dar buna ne diyecek?. rüzgâr.

bunları anlamıyor. Tanabay'a bir kötülük edilmesini. Yumuşak. Günboyu bağlı duran at. kimlerin önünde nasıl konuşacağını bilmen gerek. Böyle bir adam değildi o! Çora değişmişti. Karanlık yolda. onların havasına uyacak. parti örgütçüsü Çora'nın içi pek rahat değildi. Çora bu tür toplantılardaki konuşmalann asıl amacını. Ah Tanabay! Tanabay! Hayat sana hiçbir şey öğretmemiş. taypalma bir yorga olduğunu gösterdi. Oysa Tanabay onun öğütlerini istemeye istemeye kabul etmişti. O. Böyle hızlı koşarak insanların ondan aldıkları şeylere yetişecek. Belki de. anlamak da istemiyordu. bir gün bütün bunları yüzüne çarpacağım. Yine de. Toplantıdan sonra Çora ile tek kelime konuşmadan kamyona binmiş. sağ kalırsak. fırsat bulursam. Ama hiçbir zaman ulaşamıyordu onlara. herkese ayak uydurmayı öğrenmişti galiba.. "Pekâlâ dostum. Ya ev nasıldı? Evde onu neler bekliyordu?.com. O da işleri oluruna bırakmayı. burada nelerin söylenip nelerin söylenmemesi gerektiğini çok iyi öğrenmişti. Evvelce o adam hakkında çok şey duymuş. Başka tutkularının hepsi yok olmuştu. onun kötü durumlara düşmesini istemezdi. okşayıcı konuşacaksın. pekâlâ.biydi. Bir belânın sinsi sinsi geldiğini seziyor gi-.cizgiliforum. başın derde girmez. Şimdi o sözlerinden utanç duyuyordu. onları yakalayacaktı sanki.. Yüreğinde-ki ağrı dindi. Şimdi Gülsan'nın tek tutkusu koşmaktı. Gençliğinde nasılsan şimdi de öylesin. Rüzgâra karşı at sürmek Çora'ya iyi geldi. Çora'ya yakışan bu değildi. kolhoza ömür boyu emek verdiği halde. Artık nerede. Hele bölge yönetim kurulu sekreterinin sözlerini çok beğenmişti.enginel elveda gülsarı sözleri geveledi. Oysa Çora pek beğenmişti. Çora. hava iyice soğumuştu ve eve de daha çok vardı. O 74 . kurulmuş bir oyuncak araba gibi fırlamış. ne söyleyeceğini." diye düşündü Elveda Gülsan/121 Tanabay. Sırtındaki biniciden ve yürüdüğü yoldan başka bir şey düşünmesin diye. pek saf kalmışsın. çok düzenli ve hızlı bir koşu tutturdu. ne yazılmışsa onu okuyacaksın.. yorga ata binerek döndü. sonra indi kürsüden. bir 122/ElvedaGülsarı köşede suratını asıp oturmuştu. Bütün meseleleri kestirmeden bir çırpıda halletmek istiyorsun! Oysa zaman çok değişti. Sonra da gocuğuna sıkıca sarındı. yukarıdakilere kendini beğendiremediği için olsa gerek. Başkaları nasıl konuşursa sen de öyje konuşacaksın. insanlar onu başka her tutkudan mahrum bırakmışlardı.. O zaman her şey iyi gider. hızını kesmeden koşuyordu. O da bir an önce evine ulaşmak isti-yirdu. Başka yoldaşları beklemeden tek başına gitti. Kalbi sıkıştırıyordu yine. ona bir şeyler olmuştu. Toplantıdan memnun ayrılmıştı. Çünkü o Çora'nın bildiklerini bilmiyor. Eski tutku ve özelliklerinden kala kala bu taypalma yürüyüşü kalmıştı. ama o gün kendisini ilk kez görmüştü. Bu konuda tecrübeliydi.www. Rüzgâr şiddetleniyordu. kolhozun başkanlığından ayrıldığı için mi böyleydi? Tana-bay'ı sıkı sıkı uyarmasının sebebi neydi? Yoo. Atın dizginlerini serbest bıraktı. Neden böyle çekimserdi? Neden bu kadarla yetinmişti? Hastalığı mı onu bu hale getirdi? Yoksa.

mutluluktan uçarak.. Hayatının bütün olayları gözünün önünden gelip geçiyor. evrenin sonsuzluğu ve onun sırları vardı. gelip geçiyordu. Bir gün içinde sis dağıldı ve güneş açıldı. ansızın dağla-nn doruklarına düşen kar gibi.. yüreğinde bir acı duydu. baştan ayağa ürperdi.. "Siz kendi örgütünüzün üyesini nasıl yetiştiriyorsunuz!" derlerdi bize. Ama bu durum pek Elveda Gülsan/123 uzun sürmedi. bitik bir at.. Hava soğudu ve her yeri sis kapladı. bu nasıl başıboşluk!" derlerdi. insanların hepsinin birden talihli. o güz sonunda.. Karla kaplı dorukların yukarısında sınırsız bir mavilik uzanıyordu gökyüzüne doğru. tertemiz. Yıllar yılları çağrıştırıyor ve tıpkı taypalma yorganın düzenli adımlan gibi birbirine ekleniyordu. yamaçlar gölgeli. ona binip türküler söyleyerek. ölümle pençeleşen atın üzerindeki gocuğu ile onu ıkı sıkı sarıyordu. İşte öyle. aydınlık bir yanı gölgeli. bir yanda kaygı.com. o pırıl pırıl aydınlık ve tertemiz hava karşısında. coşkular içinde. Herkesin kaderi ayrıydı. dağlara ve gökyüzüne bakarken. dağlara kar yağdığını görünce belki beni düşünmüştür.mutluluk ve acıyı beraber getiriyordu: Bir yanda kıvanç. gelir gelmez giden o baharda neler olmuştu?" 15 Ekim ayı geldiği zaman dağlar sonbaharın altın sarısı rengine bürünmüştü. Belki bu ormanlar. her şeyi berbat edersin. Ah şimdi yorga yanında olsa.cizgiliforum. Aydınlık ve gölge nasıl yanyana ise." İnsan yaşlanır. Sonra da bunun cevabını. bu güzel hayaller yüzünden hayat bu kadar tatlıydı. o kadının karşısına çıkıverir-di. duygulandı. ters bir şey söyler. insanın kaderi de öyle. düşlerle geçiyordu işte... Çay kıyısında alev alev bir ateş yanıyordu.. ne de güzel yaraşıyordu görkemli" dağlara! Tanrı onlan sanki o gece yaratmıştı. Hayat dediğin böyleydi işte. pırıl pınl ve görkemli. mutlu olamayacağını düşündü. bunun hesabını vermek bize düşerdi. Doruklar bembeyaz. ama her şey elle çizilmiş gibi belirgin. ama kimbilir.enginel elveda gülsarı zaman her şey yerine oturur. Bir daha kalktı ve gidip Gülsan'nın başucunda oturdu.. "Bu nasıl disiplin. bir silkinir. Kar. "Artık Bibicanbeni beklemiyordur. Tanabay. Gülsan'ya binip geceleri evine gittiği Bibican'ı hatırladı. akı ak. arada sırada.. birden doğrulup koşmak ister.www. Ama bu bir hayaldi artık. sevinçten. Ayın başlarında iki gün yağmurlu geçti. Tanabay oturduğu yerden sık sık kalkıyor. Seni kendi haline bıraksam. Ertesi sabah Tanabay çadır evinden çıkıp etrafa bakınca gözlerine inanamadı: Doruklan karla kaplanmış dağlar daha da yaklaşmış gibiydiler. 75 .. düzelir. Bunu biliyorum. karası kara. Uzayıp giden o maviliklerin derinliklerinde. Çoban olup koyun sürüsünün başına geçtiği o yılda. Karşısında uludağlar vardı: Bir yanı pırıl pırıl. Tanabay. ama gönlü yaşlanmak istemez. Ah Tanabay! Tanabay! 14 "Karanlık bir gece ve yolun ortasında kalmış iki can: Yaşlı bir adam ve yaşlı. İnsan ömrünün yansı böyle hayallerle.

enginel elveda gülsarı Tanabay atını eyerledi. Varsın yılkıcılığın eski önemini yitirdiğini söylesinlerdi. Gençler okuyor. hatta daha uzak yerlere gidip çalışıyorlar. Komşu çobanlar da sürülerini otlağa salıyorlardı. Ben de '\he yapacağımı şaşırdım. Sürüler. ama kolhoz yardımcı vermemişti. Üyirin başında iyi bir aygır varsa. size yardımcıyı nerden bulayım? diyordu İb. et.Taneke.cizgiliforum. bahane ile onu başından savmıştı. Allah korusun! Ona radyo almalı. Siz yalmz bir sürüye bakıyor ve T>öyle yakmıyorsunuz. canını sıkıyordu.www. Ama beş yüz koyun. Motorlu araç çıkınca. okumayanlar ise koyun sözünü duymak bile istemiyorlar. yılkının nah dama atılmış görünüyordu. Caydar sürünün gece bekçisi olarak maaşa bağlanmıştı. Bazen kızını sırtına alarak koyun gütmeye de giderdi. günboyu başlarında bulunacaksın. yamacın orasında burasında ve dağ eteklerinde bir ırmak gibi kıvnla kıvrıla ve dalgalanarak akıyor. Ancak. Oysa koyunları bırakıp gidemezsin. kara toprağın yeşil nimetini otluyorlardı. başka işlerle meşgul olabilir ya da bir yere gidebilirdi. çobanların gerçek sınavı olacak. güz dağlarının sararmış otlaklarında. . anlaşmak mı. Şimdi kolhozun bütün Elveda Gülsan/125 koyun üretme birimlerinden sorumlu İbrahim'e defalarca başvurmuş. Ona göre atların yerini hiçbir şey tutamazdı. sürü oradan uzaklaştı. işler de bir kat artacaktı. Kuzulamadan sonra hayvanlar da. Ağılın kapısı açılınca. ama olayı böyle takur-tukur bir hesapla değerlendirmek onun onuruna dokunuyor. Bu da Tanabay için durup dinlenmeden çalışmak demekti. demiryollarında. Koyunlara bakmak atlara bakmaktan elbette daha kolaydı. Gebe koyunların çoğu daha önce bir-iki kez doğurmuşlardı. onların sabrını ölçecek kuzulama mevsimine daha epeyce vakit vardı. deri alınıyordu koyunlardan. Tanabay bunların doğru.sözde büyük bir üzüntü içinde.com. süt. ben koyunları çıkarıyorum. Tana-bay'ın beş yüz baş koyundan oluşan iyi bir sürüsü vardı. Bu gidişle beni mahkemeye verecekler. Akşam olunca eline çifteyi alıp gece yansına kadar ağılın çevresinde dolanırdı. sinema filmi 76 . Sonra Tanabay devralırdı nöbeti. yardımcı istemiş. ağılın kapısını açtı ve çadır evdeki karısına seslendi: 124/ElvedaGülsan . ak-boz adacıklar gibi görünüyorlardı. beş yüz ayrı dert. ayrı iş idi. anlarsınız.Caydar. insan yılkıyı yarım gün bırakır. Başıma bela aldım. Şimdi. keski bu görevi başkasına verseydiler! Sizin arka çıktığınız komsomol çobanı Bektay gibileriyle iş yapmak mı. ama Tanabay çobanlığa alışamamıştı daha. Sürüde çobanın bir de yardımcısı olması gerekirdi. Bugüne kadar her şey yolundaydı çok şükür. Ya ben ne yapayım? Kolhozdaki bütün hayvanlardan beni sorumlu tutuyorlar. onları otlağa bırakıp hemen dönerim. Koyun üretme işi daha kazançlıydı: Yün. Hepsi şehre gidiyor. akla yatkın olduğunu kabul ediyor. "Siz akıllı bir adamsı¦ nız. ama İbrahim her seferinde bir.

Aslında İbrahim'in söyledikleri doğruydu. gürleyerek bir anda ortaya çıkü.Taneke. • Ak buğranın sırtında. Tanabay sözde himayesine aldığı komsomoUarla görüşmek istiyor ama buna vakit bulamıyordu? Asim Bulatbekov pek becerikli olmasa da geçinilmesi kolay bir delikanlıydı. Bana akıl verenler hiç de az değil. . Karısının elleri buz gibiydi. Tanabay dişlerini sıkarak cevap verirdi: . Onunla bir görüşüp biraz öğüt verseniz. Sen git bu vaktini evinde. Bunlar olmazsa ben de başımı alıp giderim. Sizler için çalıştık biz. Ama. senin gibi insanları hiç sevmiyorum ben.. suratını asar. üzerlerine düşen karı silkeleyerek. Ekim ayı yağışsız geçmişti. ölesiye bi126/Elveda Gülsarı tesiye çalışünız. Çekik kara gözlerinde her zaman bir öfke. tedbirsiz yakaladığı çobanların iki ayağını bir pabuca soktu. diyorum Taneke.Olsun olmasın. kükreyerek. haftada bir dağa gidecek çerçi bulmalıymışım. Hava karanlık ama yer bembeElveda Gülsarı/127 yazdı. bir şiddet okurdunuz. Kış erken bastırdı. yetiyor da artıyor bile. diyor. ben dondum. Sana sadece "köle" derlerdi.com. nasıl konuştuğunu. kendi adını bile unuturdun. Tanabay Bektay'ı sevmezdi. Kasım ayında kış birden bastırdı.www. insan gibi yaşamamıza engel olmak istiyorsunuz. Sonraları yollan ayrıldı. içten içe ona saygı duyardı.. gazete istemek şöyle dursun. öksürüp aksınyor.. Tanabay'ı görür görmez. Bunun için pişman da değiliz. Sizler urra! urra! diye avaz avaz bağırdınız. başlanın o yana bu 77 . Hazırlıksız. şimdi de bize nefes aldırmak istemiyor. Kasabada karşılaştıkları zaman bile Tanabay Bektay'la konuşmaz. ona çıkışırdı: ..Ee. onun yanlış yolda olduğunu görmek onu üzerdi. Sadece uşaklık ederdiniz. Buz gibi soğuyan tüfeği de ıpıslak olmuştu. yüzüme bakıp öyle öfkelenme. hiçbir şeyi beğenmiyor. ama dobra dobra konuştuğu için takdir eder. sen değil. Ölesiye-bitesiye çalışan bizdik. O zamanlar biz canımızı dişimize takarak çalışmasaydık. insan gibi yaşamadınız. Ama gece yansı Caydar onu yatağından kaldırdı: . benim gelişim bir ziyan mı? Zararı mı var sana? .Sözüne dikkat et evlat. Pek geçimsiz.. yakışıklı bir delikanlı olan Bektay'la anlaşmak hiç de kolay değildi. Bir yandan da mert. gazete bulup vermeliymişim. Parıl parıldı. Kar lapa lapa yağıyordu. Üzerine yağan karın kendisine özgü kokusu yayıbyordu. Yeni keçe çadır. açık sözlü bu delikanlıya yazık olduğunu düşünür.. Koyunlar tedirgin oluyor. Sinema.cizgiliforum. boylu-boslu. Bütün bunları istiyor benden. Bektay'ın söylediklerini de dinlemezdi.Kalk Tanabay. Kar yağıyor. görürdüm şimdi senin ne durumda olduğunu. O akşam Tanabay koyunları otlaktan sürüp getirdi ve hiçbirine zarar gelmeden açık koraya soktu. çoluk-çocuğunla geçir.. darılma ama boş yere nefes tüketiyorsun.enginel elveda gülsarı getirtmeli. Tanabay nöbete çıktı.

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı yana sallıyorlardı. Kar dinecek gibi değildi. "Hele durun bakalım, başımıza bundan beteri de gelecek" diye düşündü Tanabay gocuğuna daha sıkı sarılarak. "Ay kış baba, erken geldin, çok erken geldin. İyiye mi, kötüye mi işaret bu? Belki de güz sonuna doğru biraz yumuşarsın... Yumuşarsın değil mi kış baba? Kuzulama mevsiminde çekip gitsen iyi olur. Senden bütün dileğimiz bu. Şimdi ne istersen yap, o zamana kadar vaktin var kış-baba..." Kış baba cevap vermiyordu. Sabahleyin herkesi erkenden ayağa kaldırıp telaşlandırmak, şaşkına çevirmek için, gece boyu yağarak her yanı örtmeye, kar tepeleri oluşturmaya devam ediyordu. Dağlar gecenin karanlığında, kıpırdamadan duran hayaletler gibiydiler. Dağların umurunda değildi kış. Didinip helak olacak, ordan oraya koşacak olanlar çobanlardı. Dağlar her zamanki gibi dimdik, hareketsiz ve sessiz idiler. Unutamayacaklan o kış işte böyle başladı. Erken gelen bu kışın insanların başına daha neler açacağını kimse bilmiyordu henüz. İlk kar gece boyu dinmeden yağarak her yeri kapladı. Birkaç gün sonra yine yağdı, sonra yine... ta çobanları güz otlaklarından kaçınncaya kadar. Koyunlar artık dereboyla-rında, karın az olduğu yerlerde yayılmaya başladılar. Sıra, çobanların yüzyıllar boyu edindikleri tecrübelerine, hünerlerine başvurmaya gelmişti: Bilmeyen birinin 'burada kardan başka bir şey yok' diye çekip gittiği yerde, çobanlar koyunlara ot bulmak zorundaydılar. Bunu yapamayanlara çoban mı denirdi?.. Ara sıra kolhozun yöneticilerinden biri çıkagelir, çevreye ve duruma göz atar, bir yığın soru sorar, büyük vaadlerde bulunur, sonra alelacele döner, sıcak evinin başköşesine kurulurdu. Çoban yine amansız kışla başbaşa kalıverirdi. 128/ElvedaGülsan Elveda Gülsan/129 Tanabay, kolhoz merkezine inip durumu anlatmak için fırsat kolluyordu: Kuzulama zamanı için neler düşündüklerini, ne gibi tedbirler alındığını öğrenmek istiyor, bunun için çırpınıyordu. Ama boşunaydı bu çırpınışı. Başını kaşıyacak zamanı yoktu. Bir defa Caydar yatılı okulda okuyan çocuklarını görmek için gitti, ama hiç gecikmeden dönüp geldi. Dağdaki durumları çok güçtü. Tanabay küçük kızlarını evde bırakıp bir yere gidemezdi. Küçük kızını atın üzerinde kucağına oturtuyor, kürkünün uçlanyla sanp sarmalıyordu. O üşümüyordu ve halinden memnundu. Büyük kız ise babasının arkasında oturuyor ve üşüyordu. Tanabay Caydar'ın yokluğunda işte bu halde gidiyordu. Caydar yokken ocaktaki ateş bile alevsiz, korsuz, bir yetim gibi kalıyordu. Ertesi gün anaları dönüp gelince nasıl sevindiler, nasıl! İkisi iki taraftan analarının boynuna sarılmış, bırakmıyorlardı. Zor ayrıldılar annelerinin boynundan. Babalan baba idi, ama analarının yerini tutamazdı.. Vakit böyle geçip gidiyordu. Kışın ne yapacağı, nasıl geçeceği belli değildi daha. Bir bakıyorsunuz bıçak gibi bir ayaz oluyor, bir de bakıyorsunuz ytımuşayıveriyordu. İki kez kar fırtınası oldu, ardından fırtına dindi ve hava ısındı, karlar eridi. Bu ani

78

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı değişiklikler Tanabay'ı endişelendiriyordu: Kuzulama döneminde havalar ısınırsa iyi, ama ya ısınmazsa! Hali nice olurdu? Gebe koyunların karnı şişmeye başlamıştı. Kuzusu iri ya da ikiz doğuracak koyunların karınları iyice şişmişti. Çok zayıflamış, omurgaları iyice dışa vurmaya başlamıştı. Bunda da şaşılacak bir şey yoktu. Ağıza alınacak otlar kar altında kalmıştı ve hayvanların karnındaki kuzular da analarının kanıyla büyüyordu. Çobanlar bu durumdaki koyunlara yem yedirmek zorundaydılar. Sürülerin bulunduğu dağlara yem götürmeliydiler ama kolhozun anban yılan yalamış gibi tamtakırdı. Ağır işlerde çalıştırılan atlara verilecek birer avuç yulaftan ve tohumluk tahıldan başka bir şey yoktu. Tanabay her sabah erkenden sürüyü koradan çıkarırken, gebe koyunların karnını tutup bakıyor, memelerini elliyordu. Eğer her şey uz giderse, kuzularla ilgili olarak verdiği sözü yerine getirebileceğini hesaplıyordu ama yün konusunda verdiği sözü yerine getirmesi mümkün olamayacaktı. Kışın tüyleri az uzuyordu. Uzaması şöyle dursun bazı koiunlar tüy dökmeye başlamıştı bile. Açlıktı.koyunların yeterince beslenememesiydi bunların sebebi. Yem verebilse, ot verebilse yün'de alabilirdi. Tanabay üzülüyor, elinden bir şey gelmediği için kendi kendisine kızıyordu: Ne diye dinlemişti Çora'yı! Ne diye vermişti o sözleri! Büyük büyük sözler eder, vaadde bulunursun ha! Böylesine salak adamın biriyim ben! Partiye söz verirsin, millete söz verirsin ha! Hiç olmazsa böyle büyük sözler vermeseydi ya! Partiyi, vatanı bu işe karıştırmanın ne gereği vardı? Sıradan bir eski kolhoz işçisi değil miydi?.. Yoo, bunları söylemeliymişim! Yerli yersiz söylenecek sözler miydi bunlar! Neden herkes böyle yapıyor, birilerine yaranmak için yapamayacağa şeyleri vaadediyor?.. Suç kendisinindi. Ne yaptıysa kendisine yapmıştı.Dü-şünmeden konuşmuştu.Onlann söyle dediklerini söylemiş, onların istediklerini yapmıştı. Ama, onların umurunda mı? Söz veren onlar olmadığına göre kolayca kurtarırlardı kendilerini. Yalnız, Çora için üzülüyordu Tanabay. Çünkü o da iyi durumda değildi. Bir gün iyi olsa, iki gün hasta oluyordu. Ömrünü başkalarına dert anlatmakla, onları inandırmaya çalışmakla geçirmişti. Ama neye yaramıştı bütün bunlar? Artık o da ihtiyatlı davranıyor, söyleyeceği sözleri düşünüp taşınıp söylüyordu. Sonunda hasta oldu işte. Hasta olduğuna göre emekli olsaydı ya... Kış hükmünü sürüyor, çobanlan bir ümitlendirip bir ümitsizliğe düşürüyordu. Tanabay'ın sürüsünden iki koyun 130/ElvedaGülsan açlıktan öldü. Kendisinin yardım sözü verdiği genç çoban- | lann sürülerinden de birkaç koyun ölüp giti. Bir sürüde ölen koyunların bulunması elbette olağandı. Bir kış içinde on ka- J dar koyun yitirmek pek önemli bir zarar sayılmazdı. Asıl sıkıntı, asıl kırım, ilerde, baharın başlangıcında olacaktı. Sonra havalar birden ısındı. Koyunların memeleri de süüe dolup şişmeye başladı. Ama pek zayıftılar-, bir deri bir kemik kalmışlardı.Yine de memeleri, her gün, her saat, biraz daha pembeleşerek şişiyordu. Böylesine zayıf oldukları halde,

79

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı karmlarındaki yavrularını ve süt dolu memelerini nasıl taşıyordu bu zavallılar? Başka bir sürüden birkaç koyunun kuzuladığı haberini duydular. Demek çiftleştirme döneminde zamanlama hatası yapılmıştı ve bu da bunun ilk belirtisiydi. Bir-iki hafta sonra, ağaçtan elma düşer gibi, kuzularda dökülüvereceklerdi. Şimdi hazırlıklı olmalı, acele tedbir almalıydılar. Çobanın en zorlu günleri olacaktı o günler. Zavallı çoban, koyunların sağ-salim doğum yapmaları için hepsiyle tek tek uğraşır, çobanlık yaptığına bin pişman olurdu. Aynı anda hangisine yetişecek, hangisine bakacaktı? Ama kuzular esenliğe kavuşunca, hele büyüyüp kuyruklarını sallaya sallaya koşmaya başlâVınca, çobanın keyfine diyecek olmazdı. Zor olsun, zâr olsundu da,tek o günleri görsündü. O zaman utancından el âlemin yüzüne bakamaz duruma düşmezdi. Kuzulama zamamnda kolhozdan yardımcı kadınlar geldi. Bunların çoğu yaşlı ya da çocuksuz kadınlardı. Köyde bu durumda olan kadınlar güçlükle razı edilmiş, onlar da nazlana nazlana gelmişlerdi.Tanabay'ın sürüsüne iki yardımcı verildi. Bunlar yatak yorganlarını, bez çadırlarım ve kullanacakları eşyayı da kendileri getirmişlerdi.Yardımcı-lar gelince işler biraz yoluna girmeye başladı. Aslında bir Elveda Gülsan/131 sürü için en az yedi yardımcı gerekirdi. İbrahim, sürü kuzulama yerine geçer geçmez bu kadar yardımcıyı göndereceğine yemin etmiş, kesin söz vermiş, şimdilik iki yardımcıyla idare etmesini istemişti. Sürüler, dağ eteğindeki kuzulama merkezine inmeye başladılar.Tanabay sürüyü kuzulama merkezine götürür-ken.kadınlann eşyalarını taşımaya ve yeni konak yerine ça-dıdannın kurulmasına yardım etmesini Asim Bulatkov'dan riö(a etti. Onların kafilesini sabah erkenden yolcu ettikten sonra, kendisi sürüyü toplayıp arkalarından gitmeye başladı. Koyunlar hem yüklü, hem zayıf oldukları için onlan yormak istemiyor, ağır ağır gidiyordu. Kuzulama yeri Beş Ağaç Vadisi idi. Acemi çobanlara bu yolu göstermek için daha iki kez vadiden dağa gidip gelecekti. Koyunlar pek ağır ilerliyordu ve Tanabay da onlan zorlamıyordu. Fakat bu ağır gidişe köpeğin cam sıkılmış olacak ki sürüden ayrılmaya başladı. Oraya buraya gidiyor, sonra dönüp geliyordu. Güneş batmak üzereydi ama hava hâlâ ılıktı. Sürü dağın eteğine indikçe ısı da artıyordu. Vadinin güneş gören yamaçlarında yeşil otlar çıkmaya başlamıştı. Yolda koyunların biri kuzuladı. Bu kadar erken doğmaması gerekirdi diye düşünen Tanabay, yeni doğmuş kuzunun kulağım, burnunu temizledi. İlk kuzuların en az bir hafta sonra doğması gerekirdi ama işte ilk kuzu doğmuştu bile. Bu da nesi! Al sana beklenmedik bir olay! diyordu Tanabay. Ya yolda ardı ardına kuzulamaya başlarlarsa? diye endişelenen Tanabay öteki koyunları yokladı. Ondan başkaları doğuracak gibi görünmüyorlardı. Tanabay biraz rahatladı. Küçük kızları bu ük kuzuyu görünce pek sevineceklerdi. İlk kuzu her zaman en sevimlisi olurdu. Bu kuzu da gerçekten pek sevimliydi. Kapkara kirpikli,

80

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı kara tırnaklı.bembe-yaz bir kuzucuk. Sürüde kaba tüylü birkaç koyun vardı, ku132/ElvedaGülsan zulayan koyun da bunlardan biriydi. İnce tüylü koyun-lar.tüysüz denecek kadar pek ince kürklü kuzular doğururlardı. Oysa kaba yünlü koyunların kuzuları bunun gibi tüylü ve sağlıklı olurdu. - Hoşgeldin kuzucuk, demek acelen vardı, gel gör öyleyse aydınlık dünyayı! dedi Tanabay. Doğuşun kutlu olsun dölbaşı! Senin gibi birçok kuzumuz olsun, o kadar çok olsun ki toprak görünmesin. Melemeler kulağımızı doldursun ve hepsi yaşasın... Tanabay kuzuyu başının üzerinde dolandırdı: "Ey koruyucu Çoban Ata, koyunların koruyucu ruhu! İşte sürünün ilk kuzusu! Onu kolla, bütün kuzuları kolla! Biz çobanları da kolla!..." Onları çepeçevre dağlar sarıyordu ve dağlar kımıldamadan, suskun, öylece duruyorlardı. Tanabay kuzuyu koynuna alıp kürklü paltosunun içine yerleştirdi. Koyunları sürmeye başladı. Ana koyun onun peşinden ayrılmıyor, acı acı meliyordu. Tanabay eğildi, koyuna yavrusunu gösterdi: "Gel bak, dedi kuzucuğun sapasağlam, kaybolmuş değil, korkma!" Kuzu Tanabay'ın kucağında ve kürkünün arasında kurumuş, ısınmıştı. Akşama doğru sürüyü kuzulama korasına getirmişti. Konak yerinde büyük keçe çadır kurulmuş, duman tütüyordu. Yardımcı kadınların palatkalan da dikilmişti. İşler yolunda görünüyordu. Yalnız Asim yoktu görünürlerde. O da yarın sürüsünü getirmek zorundaydı. Onun için deveyi alıp geri gitmiş olmalıydı.Görünüşe göre bir terslik yoktu. Ama biraz sonra Tanabay, gördükleri karşısında, kızgın çölde başını güneş çarpmış gibi, beyninden vuruldu. Her şeyin kolhoz yöneticilerinin söylediği gibi olmayacağını biliyordu ama yine de bu kadar kötü bir durumla karşılaşacağını beklemiyordu, sözde kapalı kuzulama korasımn saz damı çökmüş, duvarı yıkılmış, delik deşik olmuş, kapısı penElvedaGülsan/133 ceresi çürümüş, çatının tartmaları, kirişleri iyice bel vermiş. Rüzgâr her yerden girip çıkıyor ve içerisi sanki bir kar deposu! Dışarıdaki karlar eridiği halde içeride öbek öbek kar var.. Böyle bir durumla karşılaşacağını aklına bile getiremezdi. Eski, açık koranın duvarları da yıkılmıştı. Tanabay neye uğradığım şaşırmış, aklı başından gitmişti.Kızlannın ilk doğan kuzuyu görüp sevinç çığlığı atışlarım bile gözü görmedi. Kuzuyu alelacele onların ellerine tutuşturup kuzula-mi korasına ve çevreye bakmaya gitti. Nereye gitse, neye baksa, yıkılmışlık, bakımsızlık görüyordu.Besbelli savaş yıllarından beri buraya hiç el sürülmemiş, hiç onarım yapılmamıştı. Her yıl kuzulama mevsiminde çobanlar ellerinden geleni yaparak o dönemi atlatmış, sonra da kapalı kuzulama korasım yağmurun, rüzgârın, insafına bırakarak çekip gitmişlerdi. Koranın sözde çatısında yana düşmüş, çürümüş bir balya ot, şuraya buraya savrulmuş saman yığınları da vardı. Her nasılsa iki yarım çuval arpa unu ile bir sandık tuz da vardı bir köşede.Koyunlara verilecek yem, kuzuların altına serilecek

81

www.cizgiliforum.com.enginel elveda gülsarı saman ve kuru otlar bunlardan ibaretti.Yine o köşede cam kırılmış birkaç fener, paslı bir gaz tenekesi,iki kürek ve kırık bir tırmık görünüyordu. O anda Tanabay'ın aklından, hepsinin üzerine gazyağı döküp ateşe vermek, yakıp kül etmek, sonra da elini kolunu sallaya sallaya çekip gitmek geçiyordu. Tanabay, geçen yıldan kalan ve kaskatı olan gübre ve kar yığınlarına takılıyor, tökezleniyor, ne diyeceğini, ne yapacağını bilemiyordu. Durmadan aym şeyi tekrarlıyordu kendi kendine: "Aman Tanrım, bunu nasıl yaparlar! Nasıl yaparlar! Nasıl yaparlar!..." Sonra koradan fırlayıp çıktı, atını eyerlemeye başladı, elleri titriyordu atı eyerlerken. Hemen kolhoza gidecek, gece yarısında herkesi ayağa kaldıracak, onlara günlerini gösterecekti! O İbrahim denen adamın, o başkan olacak Alda134/ElvedaGülsan noviç'in ve Çora'nın yakalanna yapışacak, canlarına okuyacaktı! Hiç acımayacaktı. Madem ki Tanabay'a böyle bir itlik etmişlerdi, onlar da kendisinden başka türlüsünü bekleme-sinlerdi! Bu kadarı da olmazdı. Canına tak! etmişti artık! Caydar dizginlere yapıştı: - Dur! Nereye gidiyorsun! dedi. Sakın gitme, in aşağı! Hadi beni dinle de in aşağı! Tanabay'ı durdurmak ne mümkün! - Bırak! Bırak dizgini! diye bağırıyor, atı kırbaçlayarak karısının üzerine doğru sürüyordu. "Bırak beni, geberteceğim onları! Geberteceğim!" - Hayır olmaz! ille de birini öldürmek istiyorsan beni öldür! İki yardımcı kadın onların yanına koşup geldi. Kız da gelip ağlamaya başladılar. - Baba! Baba, gitme! diyorlardı. Tanabay'ın hiddeti biraz geçti, ama yine de gitmek istiyordu. - Tutma beni! Görmüyor musun doğuracak koyunlar? Görmüyor musun burasının nasıl bir yer olduğunu? Yarın onları nereye sokacağız, hani kuzu barınağı? Nerde yem? Hepsi ölüp gidecek, sonra cevabını kim verecek! Bırakın da gideyim! - Dur da dinle biraz! Diyelim ki gittin, hepsini ayağa kaldırıp bağırdın, çağırdıaNeyi halletmiş olacaksın? Bugü-. ne kadar bir şey yapmamışlarsa, çaresini bulamadıkları içindir, güçleri, imkânları olsaydı, kolhoz yeni bir kora yaptırmaz mıydı? -Hiç olmazsa damı onarmahydılar. Hani bunun kapısı, hani pencereler? Kora değil, bir yıkıntı bu- içi kar dolu. On yıldan beri el sürmemişler! O çürümüş otlar neye yarar, hangisine yeter? Kuzuların altına ne sereceğiz? Sen, kuzular da, koyunlar da kırılıp gitsin mi istiyorsun? Hadi bırak beni! • Elveda Gülsan/135 - Yeter Tanabay, yeter! Kendini herkesten üstün mü sanıyorsun? Herkese ne olursa bize de o olacak, biz de herkes gibi idare edeceğiz. Madem ki durum böyle, hiç vakit yitirmeden yapmamız gereken işleri düşün sen! Bırak onları! İşin sorumlusu biziz, işleri de bizim yapmamız gerekir. Yolda gelirken yar dibinde sık çalılar gördüm. Çok dikenli ama yine de damı onlarla örtebiliriz, üstüne de gübre atanz, bastırırız. Kuzuların altına sermek için de

82

Kızlar bile taş taşımaya başladılar. bütün ordu çalışıyordu.Koranın yıkılmış taş duvannı onarmaya başladı. Kadınlar da yardıma geldi.www. belle çıkardıkları o çalıları bir demet haline getiriyorlardı ama çok dikenli oldukları için ne ata yükleyebili-yor ne de sırtlarına alabiliyorlardı. 83 . tereyağlı çayı içmeye başladılar. Ah bu kadınlar! Allah canlarını almasın! Sanki çay içmek için gelmiş konuklar gibi. geçtikleri yeri tırnak gibi çizerek o dikenli çalıları kan ter içinde koraya kadar getirebildiler. Oysa şimdi yalnız kendisi.com.Hayatı boyunca bu kadar çok çalışıp yorulduğunu hatırlamıyordu. Başka ne yapabiliriz zaten. "Acaba doğuran koyun var mı?" diye büyük kızını ikide bir sürünün yanına yolluyordu. Öyle bir hiddete kapıldığı için şimdi kendisinden utanıyor. Tanabay "Atasına lanet bu yerin!" diye kargışlar okuyor. Orası Beş Ağaç Vadisi idi. Sonra yıkanması için kocasının ellerine su döktü. asker kaputu lime lime oldu. keyifli keyifli çaylarını içiyor ve sohbet ediyorlardı.. Ço136/ElvedaGülsan ra'nın hakkı vardı doğrusu: Caydar olmasa...Hava bozmazsa bütün bunları yaparız. Hepsinden zoru korayı temizlemek ve o çok dikenli yabangüllerini kesmek oldu. kimsenin yüzüne bakmadan duvarı örüyordu. Tanabay kadınlara acıyordu ama.enginel elveda gülsarı kurumuş otlan biçe-rk. Çayını içtikten sonra dışarı çık-tı. küfürler savuruyordu. Yardımcı kadınlar da Caydar'dan yana olarak gitmemesi için Tanabay'ı zorlamaya başladılar. Kaybedecek bir dakikaları da yoktu. Tu! diye yere tükürdü ve keçe çadıra girip oturdu. Babalan: . başka çare yoktu. bir de kendisi. İki büklüm olarak. Küçük parçalar halinde sapsarı tereyağı da koydu sofraya. Sonra da bir hafta durup dinlenmeden korayı onarmak için çalıştı. O çalıların arasında Tanabay'ın çizmeleri parçalandı. Caydar tezek ateşinden çaydanlığı aldı. sürükleye sürükleye getirebildiler. Tanabay istemeye istemeye indi atından. Yardımcı kadınları çağırdı ve hep beraber sofraya oturdular. İkinci yardımcı koyunları güdüyordu. bütün alay. Kar bir başlarsa bütün bu çabalar boşa gidecekti. çayı koyu koyu demledi. Uzun süren bir hastalıktan sonra yeni ayağa kalkmış gibi.Şekerlemeler çıkardı. Belki ancak savaşta gece gündüz demeden siper kazdıkları günlerde bu kadar yorulmuştu. Hava bozuverirse! diye ikide bir başını kaldırıp bulutlara bakıyordu. Ama o zaman bütün bölüm. Tanabay'ın nerede boynunu kırıp kaldığını bir Allah bilirdi. başı düşüyordu. karısı ve yardımcı kadınlardan biri vardı. Evde kimse ağzını açıp bir laf söylemeye cesaret edemiyordu. ne yapsın. Koraya kadar çeke çeke. ama bu yere adını veren beş ağaçtan bir kütük bile kalmamıştı. Öyle çok yapılacak iş vardı! Ama hiç olmazsa o gece koyunlan kapatacak bir yer gerekiyordu. Tana-bay'ın hiç sesi çıkmıyordu. 16 Ertesi gün Tanabay.Hadi siz eve gidin! diye onlan çadıra gönderdi. Kazmayla.Temiz bir yaygı serdi. genç çobanların sürülerini kuzulama yerine getirmelerine yardım etti.cizgiliforum.

Duydun mu? diye seslendi karısına. Tanabay da bunları kucakladı.www.cizgiliforum. koradan çıkardığı sepeti dışarı taşırken. Neredeydi kuzu? tşte. zaman durmuyor. Başlan dönüyor. Yardımcı kadınları sürünün başına çağırdılar. Tanabay.yine doluydu. soğuk mu soğuk bir yerde. biraz ötede. altın gibi saf ve parlak olur. öbür uçta! Ana koyun. Çiğnenip tezek olmuş kuru gübreyi kalJ Elveda Gülsan/137 dınp keser çıkarıp atarlardı. koranın az çok temizlenmiş köşesine götürdüler. Oysa bütün korayı temizleseler koyun ve kuzular buraya sığmazdı. Her gün yirmişer. otuzar koyun doğuracaktı. Neye yarardı sadece düşünmek! "Umutsuzluğun 84 .com. gece boyu. Cıvık cıvık pis kokulu gübreyi. tan ağarıncaya kadar taşıyordu. Sürüye bakınca.Caydar kuzuyu kucaklayıp eteğine sardı. Durmadan taşıdılar. Duvardaki. Bu yetmiyormuş gibi camlan kınk fenerleri rüzgâr sık sık söndürüyordu. Tam zamanında yetişmiş. Koyun tezeğinin sıcaklığı çok güzeldir. Doğum sancısından inliyorlardı. pis mi pis ve cıvık cıvık gübreyi sepetlerle dışarı taşıyorlardı. Sonra bir gece. taşıyanlara yardım ederken ve sonra yine koraya dönerken "Ne olacak? Ne yapacağız?" sorusu çıkmıyordu aklından. hiç yakınmıyorlardı. îkiz doğurmuştu. akıp gidiyordu. Hava soğuk olduğu için analarını da oraya getirdi. Hepsini yapmaya kalksan alü ayda bitmezdi. kulağına bir kuzu melemesi geldi. kendi eteğine sarıp sarmaladı. temizlenmesi de çok daha kolay olacaktı. sözde kapalı koranın bir köşesine saman döşedi. Eğer koranın damı açık olmasa. is kokan fenerlerin cılız mı cılız ışığında. Dört-beş koyun daha doğurmak üzereydiler. ku-zucuğu donup ölmekten kurtarmışlardı. Kuzulayan koyunları sürüden ayırarak.. Neyse ki yardımcı kadınlar da Tanabay ve Caydar gibi canla başla çalışıyor. içindeki gübre de kuru olsa. Düşünceli. Ama buradaki gübre kar ve yağmur altında kalmış ve onu oradan çıkarıp korayı temizlemek çok zor bir işti. İkisi birden ellerindeki yükü bırakarak sürünün yanına koştular. hepsi önemliydi yapılacak işlerin. sonra bir gün bir gece daha. endişeliydi. Bütün gece. "Başladı! Başladı!" dedi Tanabay yüreği hoplayarak. Durmadan dudaklarını ısınyordu. henüz 138/ElvedaGülsarı doğmuş ve titreyip duran kuzusunu yalıyordu. O sırada. M Koranın dışına taşıyıp yığdıkları gübre dağ gibi olmuştu ama içerisi . anasının da ayaklannı yere vurarak ona cevap verdiğini gördü. çatıdaki delikleri tıkamaya çalıştılar. îki gün iki geceden beri durup dinlenmeden yapıyorlardı bu işi. Evet. bir koyun daha kuzuladı.enginel elveda gülsarı Hepsi zor. Çobanlar kışın bu tezekle ısınırlar. başlamıştı! Güneş doğmadan bunlar da doğuracaklardı. mideleri bulanıyordu ve kollan uyuşmuştu. . Bir gün bir gece. Fenerin titrek ışığıyla doğan kuzuyu aramaya koyuldular. Kuzuları buraya yatırdı ve üzerine bir çuval örttü. Bugün yarın doğacak kuzular için hiç olmazsa koranın bir köşesini temizleyip hazır hale getirmek istiyorlardı. Ve. O bir tek köşe neye yarayacaktı? Tanabay zembillerle gübreyi doldururken.

Birden bire kendini savaş meydanında bulmuştu sanki: Tanklar üstüne üstüne geliyordu ve onun elinde savunması için hiçbir şey yoktu. Oralan ıpıssızdı. çabayı bırakmamak. iki tepe arasında kıvnla kıvrıla uzanıyordu. O yamaçta onlan bir an bile yalnız bırakmağa gelmezdi. henüz bitmiş kısa otlan güçlükle kopanp otlaya-rak ağır ağır ilerliyordu. ayazın şiddeti artıyordu. pek acımasız başlamıştı. Bari yeterince saman olsaydı şu kuzulama günlerinde. Bir bakarsın. o kargaşada onlan birbirleriyle buluşturmak çok zor olurdu. O da yoktu. Yapılacak iş. Geri çekilecek. Biraz daha yaklaşırsa o vadi bulutların karanlığına gömülüp kaybolacaktı. Çadırdan bir şişe siyah boya alıp geldi.cizgiliforum. Onu göremez ve kendi haline bırakır-san. tek canlı yoktu. umutsuzluğa yenilmemek dileğinden başka ne gelirdi elinden? Ama öyle çok iş vardı ki. "Yollar açılmadan dağa nasıl saman yollayabilirim?" derdi mesela. Çıplak yarlar beyaz yamaçların üzerine kara bulutlar gibi çöküyor.com.enginel elveda gülsarı canı cehenneme!" diye. koyun korasına el uzatsanız tutulacak gibi yakın görünüyordu. kuzulamak üzere olan on koyun daha ayrılmıştı. savunma hattı çök-müştü. Analarına da aynı numaraları yazarak belirledi. yüreği yandı. Arazi keşfi yapıyor. ne gibi savunma tedbirleri alacağını düşünüyordu. Gökyüzü soğuk. Sonra. Tepelerin ardında karlı dağlar. size han sarayı veremem ya. Çobanın iki ayağı bir pabuca girerdi öyle günlerde ve şimdi o günler başlamıştı bile.Bu ölüm-kalım savaşında ya bir mucize olur sağ kalırsın ya da ölürsün! Tanabay.Yine de direnmek zorundaydı. ikizlerin sırtına da (3) sayısını yazdı. Doğuracak her koyunun yardımına koşmalıydı. Ellerinden geldiği kadannı yapmalıydılar. onların da ardında daha yüksek ve doruklan bembeyaz dağlar vardı. buz tutmuş bayırların üzeltine kış bütün ağırlığıyla abanıyordu. Sürü. Bir süre sonra İbrahim geldi. Yıkık koranın içinde ilk kuzuların ve analarının acı acı melemesi geliyordu kulağına. kara bulutlar kaplamıştı. kaça-cafc*bir yer yoktu. yavruyu aramaya başladıkları zaman. bir çalının arkasında bunlardan biri kuzulayıverir. Sürüden. • "Ne olacaksa olsun!" dedi sonunda. kolhozun kuzu140/ElvedaGülsan 85 . sabahleyin sürüyü otlağa çıkarmadan önce. çaresizlik anlamında kolunu salladı ve koraya doğru yürümeye başladı. Soğuk bir rüzgâr toprağı yalayarak esiyor. O gün doğan ilk kuzunun sırtına (2). Böyle yapmazsa. Siperler bozulmuş. İbrahim buna da bir bahane buluyordu. başındaki kıllann sayısından da çoktu. Suyu iyice azalmış bir derenin yatağı. Ve bu defa. Dört yanı da ulu dağlarla kuşatılmıştı. bitecek gibi değil. pek ani.www.kuzu yaş topraktan soğuk kapar ve çok geçmeden ölürdü. Ne utanmaz adamdı bu İbrahim! "Eee. Tanabay bu korkunç durum karşısında bir kez daha ürperdi. Elveda Gülsan/139 az ilerideki bir tepenin üzerine çıkarak sessiz sessiz çevreye baktı. Ve orası. Tanabay tepenin üzerinde bu düşüncelere dalmış gitmişti.

Koyunlar zayıf olduğu için sütleri yetmiyor. Buranın sorumlusu benim. Vadinin biraz yukarısına konuşlanan Asim ve Bektay'ın sürülerinde kuzulama henüz başlamamıştı. ötekilerden. Zayıf koyunları besleyecek yem yoktu. paramparça et! Yine de yapabileceğim bir şey yok. bahar gerçekten gelsin. hayvanlarla ilgili her şeyden ve tek tek her hayvandan sorumluyum.. Bir şeyler yapmak gerektiğini söylüyorum. sisle geldi. Ama Tanabay onları bekleyen felaketi seziyordu..www.. Bahar gelmesine geldi. Zavallı saf Tanabay da onun içtenliğine kanıp kendi söylediklerinden utandı. kara bulutlar gökyüzünü kaplamış ve lapa lapa kar yağmıştı. anlatıyorum. soluk alacak vakitleri kalmamıştı. Başka bir şey bekleme..Ben durumu bilmiyorum. hava ısınmaya başlamıştı. Koyun-kuzu ayağını yere basamaz oldu.cizgiliforum. aç ka. başka da yok.Şakanın hiç sırası değil. çok geçmeden bulutlar dağılmış. Şükürler olsun. analarından ilk sütü emzirmekten ve onları eldeki imkânlarla sıcak tutmaya çalışmaktan.com. Tanabay adamı bir yumrukta yere sermemek için kendini zor tuttu. Birden sopuk bastırmış. . henüz komünizme tam anlamıyla ulaşmış değiliz" diyordu. "Beni hapse atacaklar. İleride daha kimbi'?. Geçici bir süre için de olsa kimse çalışmak için buraya gelmek istemiyor.enginel elveda gülsarı lama korası bunlar işte. dünya karanlığa gömülmüştü. keçe çadırın ve her şeyin üzerine dondurucu ıslaklığıyla geldi. Ah sersem kafam! Bu görevi niye aldım. düşünmüyorum mu sanıyorsunuz. umduğu gibi değil! Bir gece ansızın yağmurla. hapse! Hiçbir yerden hiçbir şey bulamıyorum. geriye asıl işleri gören üç kişi kalıyordu.. Her yer kapanmış. lan kuzuların acı acı melemeleri kulakları dolduruyordu. ben ise bütün sürülerden. titreyen bacakları üzerinde dik durmaya çalışan kuzuları alıp kurulamaktan. Çobanların gündüzü gecesine karışmış. Bu iki yüzlü adam. iki eliyle yüzünü kapatıp ağlamaya başladı ve Tanabay'ı hayretler içinde bıraktı. ama hiç de Tanabay'ın beklediği. Sizden. Nemli bir bahar kokusu sardı ortalığı. lir neler olacaktı?. Kuzular peş peşe doğuruyorlardı. koyunlar 86 . her şeyden sorumluyum. "Aman Tanrım. Tanabay. yarın benden hesap soracaksınız! . Her zaman sürünün başında bulunan yaşlı kadın yardımcı ile Tanabay'ın altı yaşındaki büyük kızı hesaba katılmazsa. sana durumu gösteriyor. bu belayı niye sardım başıma! Niye!.. Bir daha da onu kuzulama korasında hiç gören olmadı. Kuzular birbirlerine sokularak titreşiyor. İstersen öldür beni. Bunlar da yeni doğmuş. eğlencede mi sanıyorsunuz?. Açık ve kapalı koranın. Beni oyunda.. dedi İbrahim. Kapalı koranın çürüyen damından yağmur doldu içeriye. koranın içindeki gübreElvedaGülsarı/141 leri atıp kuzuların altına saman taşımaktan başka iş yapmıyorlardı. Bundan sonra İbrahim atına binip gitti." Bunları söyledikten sonra oldjuğu yere yığılırcasına çöktü." diye düşünüyordu. Akan ve biriken sular buz tuttu. karla. hava tekrar bozmasın! Ah bahar gelse! Havanın durmadan değişmesi çok kötü. Tanabay'ın sürüsünden yüz kadar koyun kuzulamıştı. i . i Bir gün önce çok büyük bir korku geçirdiler.

İki ayağı. ağzına bir lokma yiyecek alacak vakit bulamıyordu. ne bulacaklardı 87 .. yağmur yağdı. Karanlıkta cıvık cıvık gübreye. kurtarabildiği kadarını kurtaracaktı. Soluk alamıyordu insan.cizgiliforum.. istediği yerden. Bir damla uyku uyuyamıyor. ötekilere de durmadan bağırıyordu: .Işık getir! Şuraya tut! Dikilip durma öyle! Gece sis bastırdı. Çadırın her tarafından su sızıyordu. yeni doğan kuzuları işte böyle. Girin-ci de zayıf koyunları ve yeni doğmuş kuzuları kırıp geçiriElveda Gülsan/143 yordu. Kızlar uyuyordu. yaralı bir kuşun kanatlan gibi yeltek yeltek savru-luyordu.com..www. Ama çadıra kaç kuzu alabilirlerdi ki! Elden geleni yapacak.Yağmur tepelerine tepelerine iniyor. Bahar. Gökyüzü kalbura dönmüştü sanki. Dışarı fırladı. yine yağmur. Böylece kuzulara da yer açmış bulunuyordu çadırda. Çobanların kara günleriydi bunlar. yağmur ve kann altında. bu yağmurda. Eşyaların hepsini bir köşeye yığmış. herkese lanet okuyordu.enginel elveda gülsarı o soğukta ayakta doğururken inim inim inliyorlardı. Dışanda. dışarıda bir yere yığıyor. Bugün yarın doğuracak koyunlardı bun-lar. Tanabay bitkindi. Yorgan ıpıslak olmuştu. karına kadar suya batmış vücutlanndan keçeleşmiş tüyleri avuç avuç dökülüyordu.. kendisi de yardıma koştu. Yine de kapalı koradaki kadar kötü değildi. çeneleri kilitleniyor. Yine kar. Hepsi meleşiyordu ve kokulan da dayanılır gibi değildi. üzerine branda bezi sermişlerdi. su birikintileri içinde nasıl yürüyecek. karanlıkta kıstırılmış iki hayvandı sanki. Üstü başı sınl-sıklam ve çamur içinde. kadınlara seslendi: . iğne atsan yere düşmezdi. Tanabay başına gelenler için kargışlar yağdırıyor. Yorganın üzerine bir keçe örttü. yığıyordu. j Koyunlar artık otlağa gitmek istemiyorlardı.Kuzuları çadıra getirin! dedi. kabir gibi soğuk korada donan kuzuların arasında çabalayıp duruyordu. Kendileri de yardımcı kadınların palatkalanna sığındılar. Çocuklar üşüyor. su birikintilerine batıp batıp çıkıyordu.Zavallı çoban. kırık pencereden. Yağmur dinmek bilmiyordu. Bu soğukta. Tanabay keçe çadıra koştu. kapılardan. Çadır kuzularla tıklım tıklım dolmuştu. ağlıyorlardı. Şafak söktü. sonra yine kar. ana sütü yerine soğuk su ile karşıladı.. yine yağmur.Çabuk demir çubuğu ver! Kürek! Şuraya gübre dök! 142/ElvedaGülsarı Suyun önünü kes! Koraya doğru akan suyun yönünü değiştirmek için kaskatı olmuş toprağı kazarak arklar açmaya çalışıyordu. Ayağında ağır çizmelerle her yere yetişmeye çalışıyordu. Kar yağdı. Tanabay onları yataklanyla birlikte kucaklayarak çadırın daha iyice bir yerine yerleştirdi. Yağmurluğun etekleri. açık ağılda. Yağmurluklara sarılıp ellerindeki fenerle oradan oraya koşturuyorlardı.. Bunları hiçbir güç engelleyemezdi. Boğuk sesiyle kendine de. Gaz lambasını yaktı. Ölüm kolayca giriyordu koraya: Yıkık çatıdan. bir sürü hayvan vardı. Kısa bir süre diner gibi oluyor. . donup kalan ölü hayvanlan sürüyerek çıkanyor.

144/ElvedaGülsan Ama. gecesini gündüzüne katarak çalıştığı. kimmişsin sen.. biz her şeyi biliyoruz. işkence gibi bir şey vardı. ilerde olanlara yetişecek. kırılıp giden koyunlardan. sürgün olup birbirlerinin üzerine sıçratıyorlardı. Tanabay'ın damarları öfkeden mosmor oldu. Sonra türlü türlü düşüncelerle aklını oynatmaktan korkarak.. Karaya vurmuş balık gibi çırpınarak. kendinden. dışarıya at! Şuradaki su birikintisinde boğulup yatan hayvanı çek çıkar!. ruhunu sıkıyordu o düşünceler. Bütün bu olanlarda tabiî olmayan. ama sanki ağıl daha iyiymiş gibi koyunlar çıkış kapısına varmadan geri dönüyorlardı. Tanabay.karanlıkta gözleri görmeyenler gibi el yordamıyla yolunu 88 . Nedendi bu erken kuzulama!. kuzulama döneminin biraz gecikmesinden başka bir şey istemezdi.. Yeni doğan kuzular aynı gün vıcık vıcık gübrenin. güçlükle nefes alıyor. bey-.com. dizboyu çamur ve sidikle vıcık vıcık olmuş gübrelerin üzerinden geçerken aklına geliyor.enginel elveda gülsarı otlamak için? Başına bir çuval geçiren yaşlı kadın elindeki değnekle koyunları dışarı çıkarmaya çalışıyor. Hep beraber sürüyü otlatmaya çıkarabildiler. Tanabay. Bu âfet başladığı andan itibaren Tanabay zaman kavramını yitirmiş.!" Bu düşünceler daha çok geceleri. nefrete dönüştü. onları geride bırakacağız! Söz veriyoruz! Yaa.www. birbirlerine çarpıyor. peşi peşine kuzuluyorlardı. Zavallı yaşlı kadın. Bütün duyulan uyuşmuş gibi bir süre dalıp gitti.. Değneğini sırtlannda kıracak kadar kızıyordu koyunlara. senin gibi konuşanda: Ooo. zulmet gibi. yaradılışa aykın ve akıl almayan. bu düşünceleri kafasından kovmak istedi. nini yiyor. işler yolunda! Çok ilerleyeceğiz. fenerleri söndürüyordu. onu öfkeden kudurtuyor.cizgiliforum. büyüdü.. canından bezdiriyordu. Bütün emekleri boşa gitmişti.Hadi bakalım. bülbül gibi şakıyordu. uğruna helak olduğu işlerden. her şeyden nefret ediyordu. bütün hayatından. koyunlar birbirleriyle sözleşmişler gibi. sözde kapalı koranın içinde rüzgâr uğul uğul esiyor. "Bunun hepsi kim için? Ne için? Bakamayacak olduktan sonra neden koyun yetiştiriyoruz? Bunun suçlusu kim? Kim? Söyleyin suçlu kim? Suç sende elbet. Şimdi yıkık-dökük koradan. güzel sözler söylüyor. Tanabay küfürler savurarak ağıla çıktı. göster kendini!.. Bu öfke büyüdü. Gözünün gördüğü herşeyden tiksiniyordu. Kuzusundan aynlmış koyunlar aklını yitirmiş gibi acı acı meleşerek dolaşıyor. güzünün önünde kınlıp giden kuzuların sayısını şaşırmıştı. Öbür kadınlan da yardıma çağırdı. çamurun içinde ölüyorlardı. hatta üçüz doğuran koyanlar vardı ki! Bunlar bir servetti ve bu servet gözünün önünde yok olup gidiyordu. çaresizlikten ağlayarak koyunları yeniden toplamaya çalışıyor ama koyunlar yine geri dönüyordu. Öyle de çok ikiz. Sağ kalanlar ise öksürüyor. Ama gitmiyor. doğurmak üzere yatan koyunların üzerine basıyorlardı. Hadi bakalım. tepelerine günboyu yağmur boşanıyor. şimdi git de ölüp kalan kurulan koradan çıkar. Oy o kuzulama döneminin uykusuz geçen geceleri oy! Ayakları pislik deryasında yüzerken.

com. Ama bunun pek yaran yoktu artık. yanındakilere de bir dakika dinlenme fırsatı vermiyordu. O büyük felâketin karşısında çaresiz kalınca. Sepetle. karınlan şiş. su birikintilerinin donduğunu gördüler. bir deri bir kemik kalmışlardı. Kendine de. bitkin bir durumda kayarak indi: . iyice çöktüğünü.cizgiliforum. Açlıktan ağlaya ağlaya peşinizden gelen yetim çocuklar gibiydiler. feneri güçlükle bulup yakıyordu. insanların parmaklarına yapışıyor. süt yoktu. kocamış biri olarak tanınacağını da bilmiyordu ama. Zavallı kadınlarla ufacık kızımı daha ne zamana kadar böyle çalıştırabilirim? diye yakınıyordu. yatıyor. O zamana kadar ölmeden kalsalar bile bunlardan ne et alınabilirdi ne de yün.... sağ kalan gebe koyunlar iyice zayıflamış. Açtılar. Tanabay "Umutsuzluk şeytan başına" diye rahat bir nefes aldı. Olan olmuş.www. Bu yüzden son günlerde saçlarının iyice ağardığını. Yeniden küreklere. kımıldayacak güçleri yoktu. Elveda Gülsan/145 Çoktan beri aynaya bakmamıştı. iliklerine kadar ıslanmıştı. O gece feneri yakarken şişmiş. kan içinde kalmış ellerini gördü. Eyerden. vakit kaybediyorlardı çünkü. yakanıp temizlenmeye vakti yoktu. Koyunlar o kuzuların kendilerinin olmadığını kokularından anlıyor. Ayaklan çivi gibi ince. emmek istiyorlardı. Günlerden beri üzerlerinden yağmurluklarını hiç çıkarma-mışlardı. anasız kalan kuzuları. Caydar kocasım susturmak istedi ama kocasının çok kızdığını görünce buna cesaret edemedi. Parmağınızı çekip kuzuları öteye beriye itseniz. Ağlayana sızlayana meme yok. Yardımcı kadın gitti. sis dağlara yükseldi. Bu hayvanlar 146/ElvedaGülsan otlağa çıkamayacak demekti. çekiştiriyorlardı. Rüzgâr dindi. Neyse ki öğleye doğru don çözüldü. Gün açıldı. omurgaları. Zavallı yavrular süt diye acı acı meliyor. Bulutlar dağıldı. Bundan sonra ona herkesin 'ihtiyar' diyece-< ğinif yaşlı.Çora hasta Taneke. fırlamış. yardımcı kadınlardan genç olanına atını eyerlemesini söyledi: . küçücük ve soğuk dudakları meme arıyor. Şimdi. kuzuları ölen koyunların ajtına götürmeliydiler. tırmıklara sarıldılar.Tanabay onlara hiçbir şey 89 . kocadığı-nı bilmiyordu. sağ koyunlar böyleydi işte! Kuzulamış koyunlardan ve bunların kuzularından kaç tanesi erişebilirdi bahar bereketine. şimdi kendisine ne diyecekleri umurunda değildi. yeni doğmuş kuzuları ezmemek için dört ayak olup emekliyor.enginel elveda gülsarı buluyor. İnsan bakmaya korkuyordu. emzirmek istemiyor. hava düzeliyor derken bir talihsizlik daha geldi başlarına: Bir sabah uyanınca toprağın kaskatı olduğunu. Eğer bunlara sağ demek doğruysa.Hay kalkamaz olsun da gelemez olsun! dedi Tanabay öfkeyle. Üçüncü gün hava açılmaya başladı. tos vuruyorlardı.Koştura koştura git. bu defa da yağmurluğun eteğini ağızlarına alıyor. Eğer gelmezse bir daha gözüme görünmesin! Bunu da söyle. . Akşama doğru geldiği zaman yüzü ve dudaklan soğuktan mosmor olmuş.Yine de "İki-üç gün içinde yolda öleceksem bile gelirim" dedi. hemen buraya gelmesini söyle. zembille çamur taşıyıp açık ağılda bir yol açtılar. O çamurda yürünmüyordu. Çora'yı bul. Yemek yemeye.

yavrularını bile iste-miyen koyunu ve kuzularını yakalayıp koradan çıkardılar açık ağıla getirdiler. ikiz doğuran koyun da önce kendini düşünüyordu. O sırada kızı da koşup onu karşıladı: 150/ElvedaGülsan 90 . Tanabay'a yardım edtrim düşüncesiyle. bu. kızı da kuzuları tutup analarının memesine yapıştırdı. Kızıyla birlikte açlıktan gözü dönmüş. . Yaşlı kadına hiddetle bağırdı: . memelerine yapışmak istiyor ama anaları süserek.Kızından nasıl özür dileyeceğini bilemiyordu. Demek açlıktan ölmek üzereydiler ve ne bulurlarsa yiyeceklerdi.Baba. tabiat da canlılarda sağ kalma içgüdüsünü uyarıyor olmalı.www. Yaşlı yardımcı kadın bir gün. kuzular emmeye başlamışlardı ki. bak ayakta duramıyor. O sırada Tanabay da sürüye bir bakmak için dışarı çıkmıştı. salgın hastalık gibi bütün koyunlara geçer. kıtlık hüküm sürerken. onun elinden kurtululup kaçmaya başladı. bu işi beceremiyordu. . Biraz yatışmcaya kadar yürüdü. Tanabay hepsine lanet okur gibi oradan uzaklaştı.Tanabay kızının becereksizliğine dayanamadı ve yüzüne şaman indirdi. Kuzular meleElveda Gülsan/147 ye meleye. İkiz doğuran koyunlardan biri yavrularını istemiyor. düşüyorlar! dedi kız ağlamaklı bir sesle.enginel elveda gülsarı söyleyemiyordu. dilini tutamadı. öğle zamanı koyunları ağıla doğru getiriyordu. Küçük kız kuzuları tutamıyor. Yürüyüp de nereye gidecekti? Tekrar döndü. onlan ben emzireyim.Hayır. Orada kuzuları analarına kabul ettirmeye çalıştılar.Sen analarını tut. emerler ama sen onlan tutamıyorsun. Acımasızların. baba. O koyunu gjören öbür koyunlar da aynı içgüdü ile yavrularına süt vermeyi reddedebilirlerdi.Emerler. . Çocuk burnunu çeke çeke sessizce ağlıyordu. yoluyorlardı. Oysa çocuklanna. Tanabay çok korktu. tekmeleyerek uzaklaştı-nyordu onlan. hiç vurmazdı. Açlık. Asıl büyük felaketle uğraşırken daha küçük aksilikler de olmuyor değildi. Çok kızmıştı ama kızına vurduğu için yüreği de paramparça olmuştu.com.cizgiliforum. dönüp dönüp tos vuruyor ve silkiniyordu. Tannm! Bacak kadar kızın ne gücü olabilirdi ki! Tanabay kuzulan anasının memesine yapıştırmış. Yalnız bir defa kendini kaybetti. uğursuzların "Ben sağ kalayım da başkaları ölürse ölsün" demeleri gibi. onları emzirmiyordu. Hiç durdurma! Birbirlerinin yünlerini yeme-sinler! Bir dakika daha gecikirsen öldürürüm seni! "Düşman yakana yapışınca kurt da bacağını ısırır" derler ya. düşe kalka analarına sokuluyor. Tanabay koyunu tuttu. Koyunların ağıla getirildiklerini görünce kan beynine sıçradı: Koyunlar birbirlerinin yünlerini yiyor.Bu da ne demek oluyor cadı kadın! Ne yaptıklarını görmüyor musun? Niye bağırmıyorsun onlara! Çabuk otlağa sür onları.. telaşa kapıldı. koyun başıyla kızı itip yere yıktı. Ama koyun direniyor. . ememiyorlar. Sürüde bir koyun böyle bir davranışta bulunur-şfe.

iki öküzü. Tanabay ise Aleksandrovka'da Efre-mov adında bir Rus'un yanında ırgat olarak çalışmaya başladı. her şeye ortak olmak için Tanabay çalışmayacaktı da kim çalışacaktı? Gözleri çıksındı kulakların (toprak sahiplerinin). zararlı otlar gibi köklerinden sökülüp atılıyordu. gece toplantılarına. Yeni.. kendi ufak tefek eşyalarını koydukları torbayı omuzlarına atmış. Kolektifleştirme başladığı zaman Tanabay kollarını sıvadı. O yıl ikisinin yollan ayrıldı. Hak yemiyordu. Bir zaman. zengin bir çiftçi değildi. Zenginler.. Tanabay Rusçayı o zaman öğrendi. her şeye. ta çocukken koyun güdüyordu. Yoksullar yükseliyor. Tanabay ayrılırken zengin adama: "Hele bir büyüyeyim de gösteririm sana!" demişti. Kulıbay ağzını bile açmamıştı.cizgiliforum. Tanabay "Irgatlar ve Yoksul Köylüler Komitesi"ne üye seçildi. konuşmalara katılıyordu. Burada da Çora ile beraber çalıştılar. hayvan. Her şey altüst oldu. Buğdayı Evliya-Ata kasabasındaki değirmene götürdü. O zengini böyle korkutamayacaklannı biliyordu. Yeni. görgüsünü arttırdı ve gözü açıldı. yepyeni fikirlerin kök salması için tarlayı 91 .Gün TaElveda Gülsan/151 nabaş'ın günüydü artık. Buğday ektiği bir tarlası. erkinlik^ıak. Köylülerin yeni hayata geçişleri için bu uğurda toprak. Efremov sert bir adamdı ama âdil idi. canla-başla çalıştı. toprak sahipleri.www. Bundan sonra devrim yapıldı. uzaktan akrabaları olan bir zenginin koyunlarını güdüyorlardı. ağa olmayı o zaman koymuştu kafasına. Çora ile işte o zamanlar karşılaşıp tanıştılar. kendilerinden olan ağalardan memnun olmadıkları için Rus ağaların yanında çalışmayı yeğ tutarlardı. Çora okumuş. Partiye de beraber girdiler. kültürlü bir adamdı.enginel elveda gülsarı lerinde. Araba da sürüyordu artık? EvliyaAta kasabasına gide gele.com. Ne de olsa artık Irgatlar Komitesinin üyesiydi. Aradan ancak bir yıl geçtikten sonra sadece karın tokluğuna çalıştıklarını anladılar.. yakındılar ama onları dinleyen olmadı. Bunun üzerine iki zavallı.. Paralarını alamadılar. mollalar. emek ve büyük ideal. bölük pörçük aklına gelip gidiyordu. Ağabeyi ile birlikte söylendiler. hukuk. Tanabayların günü de böylece doğmuştu. Sabah eritenden akşam karardığına kadar o da bir ırgat gibi çalışırdı. Ağası Ku-lıbay ile birlikte.Tanabay bütün gün at üstünde dolaşıyor. O zengin mal sahibi onları aldatmıştı. burunlarını çeke çeke gitmişlerdi. sürükleyip götüriiyordu. geçmişin bazı olayları. Tanabay da öğrenmek. Yok olsunlardı! Her şey bir anda ve çabuk çabuk ol-malıydı. Kulıbay başka bir ağanın çobanı oldu. iki aü vardı. Bu Efremov. bilgilenmek zorundaydı.Her şeye birden kavuştu: Toprak. onları bilgilendirmeye çalışıyordu. işler nida ilerliyordu. O devirde yoksul Kızgızlar. "Ben zengin olursam çobanın hakkını yemem" demişti kendi kendine.Sonra bir kom-somol hücresine katıldı. Toprak ve sürü sahibi olmayı. bambaşka bir hayat başlamıştı.. onu coşkulara gömüyor. Tanabay köyüne dönüp yerleşti. Gençlere okumayı öğretiyor. Bu yenilik Tanabay'ın başım döndürüyor. O Tanabay'dan beş yaş daha büyüktü. Tanabay'ın asıl işi onun öküzlerine ve atlarına bakmaktı.

Ne de olsa Kulıbay ağabeyi idi. Ev kendisinindi. Öyleyse o da bir kulaktır. Bir dulla evlenmişti. dedi. Sen de bir entelektüelsin.Yoldaşlar. Çok çalışıyor ve iyi yaşıyordu. Birkaç koyun. korkaklıkla suçlayabilirlerdi.Onlar eski hikâye. çeşitli görüşler ortaya atıldı. hiç karşı çıkmadı. kulak olduğumu naElvedaGülsan/153 sil söylersin? Neyim varsa kendi emeğimle. berisini düşünür. O zaman ne olacaktı. Anneleri ayrı olsa da babalan birdi. Köy Sovyeti toplantılarında sıra Kulıbay'ın adına gelince Çora şöyle konuştu: . Tanabay ayağa kalktı: . gece gündüz çalışarak alın terimle elde ettim. sessiz oturuyordu. "Kulıbay'a dokunmayın" dese. Tanabay bir horoz gibi mağrur. kimi karşı çıkıyordu..Beni neden toprak ağası saydınız? Neden malıma el koyuyorsunuz? İkimiz beraber ırgatlık etmedik mi? Kulak denen o zengin toprak sahipleri ikimizi birden kovmadılar mı? . tırmık ve yaba gibi bazı tarım araçlan da.. Çiftçilik yapıyordu. ağa akrabalan olan başkaları da çıkabilirdi. burada iyi düşünmemiz gereken bir durum var: Kulıbay'ı kulaklar arasında sayıp mallarına el koyacak mıyız. entelektüel.cizgiliforum. Bu gün sen de bir zenginsin. Korkarsın. Sovyet iktidan uğruna ben öz babama merhamet etmem.Bak Çora. ağabeyi de kendi hayatını bir düzene sokmuştu. sen hep böylesin! Gazetelerde okumuş adamlar için. Mallarına siz el koymazsınız bunu ben kendim yapanm. Ha.com. bu işin sonu ne olur? diye bir karar veremez.Benim zengin bir ağa olduğumu. şey diyorlar. o meclisten bu meclise. Bunun üzerine çeşitli fikirler. Ertesi gün Kulıbay onu görmeye geldi. bir inek.enginel elveda gülsarı temizlemek gerekiyordu. Neydi o. onun ne diyeceğini bekliyordu ve bu da onun çok canını sıkıyordu. Söz sırası Tanabay'a geldi. Bu tarladaki bütün zararlı otlar yok edilmeliydi. Ağabeyine karşı gelmek zorunda kalmıştı. . kestirip atamazsın. İkisi de kendi işlerine dalmışlardı.. Tanabay ağabeyini soğuk karşıladı ve elini de uzatmadı. "Kendiniz karar verin" dese. Benim ağabeyim diye çekinmeyin. Ama beni kulak grubuna. Devrim aleyhinde de değil. iki koşum aü bir de taylı biyesi (kısrağı) vardı. onu samimiyetsizlikle. Kulakların listeleri hazırlandı ve bu listeye Kulıbay da alındı. Bu durumda zengin sayılmazdı ama yoksul da değildi. ağa grubuna sokma-. o oturumdan bu oturuma koşarken.. Tabiî sabanı. Ötesini düşünür. Herkes onun ağzına bakıyor. Tanabay gece gündüz attan inmeden.Bunları çok görüyorsan hepsini alın.www. Kimi Çora'nın dediğini kabul ediyor. 92 . Benim ağabeyim diye kayırmayın. Hasat zamanı bir ırgat tutuyordu. Gerçi o günlerde birbirlerini seyrek görüyorlardı ama aralan fena değildi. Uzatmaya ne gerek var. O da yoksul bir aileden geliyor. Listede adı var mı? Var.Eski zengin. . nız neden? Sen hiç Allah'tan korkmaz mısınız Tanabay? "-¦ t . ondan yararlanabiliriz. koymayacak mıyız? Kulıbay gibilerin kol152/ElvedaGülsan hoza yardımı olabilir.

Ezilmiş ve çiğnenmiş yerde buğdaylar sa-rarıp solmuş ve bunu gören Tanabay öfkeden kudurarak kükremişti: .. Açıktan açığa olmasa da. ardına bile bakmadan gitmiş ve olaya inanmıştı. birden kolhozun buğday tarlasına dalmış... Sen .. Kulıbay'ın saplan kökünden çıkardığı. Sen bizim yolumuzun üzerinde bir engelsin. hiç kimseyle vedalaşmadan gitmiş." diye savunuyordu kendini. İşte bütün bunlar dolaşıyordu ağızdan ağıza. o günlerde köy halkı onu dışladı.. Taneler başaklara..O yıl ürün boldu. Kendini savunmuyor değildi: "Kulaklar kohhozlan yakıp yıktılar. kolhozun güz buğdayı ekilmiş tarlalan boyunca ilerlemeye başlamışlar.. yolduğu. sağa sola bakmadan. başaklar ka154/ElvedaGülsan vuzlanna sığmıyordu.Yıldan yıla daha iyi oluyor* kalkmıyoruz. Evet. ekin biçme zamanından az önce. kökünden söküp çıkarmaya. sel gibi söz yaşı dökmüş ve "Allah Tanabay'ı ondurmasın!" diye kargışlamış. başka bir şey söylemeden. Kulıbay'ı kulaklar sınıfına kaüp Sibirya'ya sürdükleri zaman. seçimlerde ona oy vermez oldular. Tanabay bunlara pek inanmıştı: "Bana düşmanlıkla-nndan.. Bu olayın üzerinden yirmi jj| yıl geçmiş ve bu süre içinde birbirleriyle tek kelime konuş-\* mamışlardı. bu engeli kaldırmalıyız. kapana kısılmış bir kurt gibi can havliyle. Kulıbay tutuklanıp götürülürken hüngür hüngür ağlıyormuş. kolhozun ekinlerine bakmaya gitmişti. Köyden uzaklaştıktan sonra.. Kulıbay başını öne eğerek. tarlanın içinde çiğnenmiş yeri gördü. en önemlisi de kolhozlarda işler düzelmeye başladı. düşman sınıfındansın. onu haklı bulanlar pek azdı.com.Tanabay bir gün. Kulıbay orada. Hayat tarzı tamamen değişti. "Düşmanlarımın içi bu kadar yanmışsa üzerine tuz yalasınlar! Ne dedikleri umurunda değil!" diye savunmuştu kendisini. Çoğu onu kınıyordu: "Tann insana böyle bir akraba vermesin! Böyle bir kardeşin olacağına hiç olmasın daha iyi!" diyorlardı. Sanki boğalar güreşmiş gibi yer alt üst olmuş.Köye iki atlı milis gelmiş. köyde ne dedikodular olmuş..Vay zalim vay! Vay hain vay! Demek kolhoz ekinine zarar verirsin! Sen gerçekten bir kulaksın! Bunu yapan kulak değildir de nedir!" Sonra atından inmeden. Yine köylülerin anlattıklarına göre. çiğneyip ezmeye başlamış. ezip çiğnediği yeri. " Bu son konuşmalan oldu.enginel elveda gülsarı yeni zengin hepsi bir bizim için. O günlerde Tanabay'dan yana olanlar. bunlar Kulıbay'ı önlerine katarak götürmüşler. neler neler söylemişlerdi! Öteye beriye koşup bu konuyu konuşanlar çoktu ve herkes başka başka şeyler söylüyordu: . yola zor çıkarmışlar. ileride.Bazılan bunu Tanabay'ın yüzüne karşı da söylüyordu. Birden. Kolhoz kurabilmemiz için önce bu sınıfı yok etmemiz gerek.www. 93 .. beni kötülemek için..cizgiliforum. hayır. yeşil buğdaylan yolmaya. Yavaş yavaş bütün görevlilerden uzaklaştırıldı. Onu götürmekte olan milisler zor zaptetmişler. Tanabay'ın gayretleri hiç de de boşa gitmedi. işçileri öldürdüler. Yooo. kargışlanmış olmama sevinmek için uyduruyorlar" demişti.

Tanabay'ın uykusu bir anda açılıver-di.cizgiliforum. O ilanlar okunur. Boğuk bir çığlık ve gürültüyle uyandı. tartışılırdı. Kolhozda işler neden yürümüyordu. bir uyuşma başlamıştı. Tanabay onu uyandırmadı.com. eskimemişi nerede. kırmızı ve kara ilan tahtalan vardı. arayan yoktu. Sonunda dizleri büküldü. başı yavaş yavaş kaydı. gözünün önüne getiriyordu. .. taşıyamadığı. Uyur-uyanık bir ürperti geçirdi. öbür ucu da çatının ağırlığını taşıya-madığı için çökmüştü. Bir de ne görsün! Tavan kirişi çökmüş ve Caydar altında kalmıştı. Eskimiş bir usul olduğu söyleniyordu. tuttukları yol yanlış değildi. Kızarmış gözlerinin kapanıp açılışından onun uykusuzlukla savaştığı pek belli oluyordu. Kendini bir türlü işe veremiyor. kayıtsız.enginel elveda gülsarı Tanabay o geçen günleri en küçük ayrıntılarına kadar hatırlıyordu. işler nasıl? diye soran. olduğu yere çöktü ve uyuyakaldı. Tanabay bütün gece koranın içinde bir yandan o pek zahmetli işleri yaparken. Herkes kızıl tahtaya kimlerin.Herkes çok etkilenirdi bundan. Acıdan inliyordu. Hiç bir mesele çözülmüyor. hareketlerinde de bir gevşeme. Ama o defterde kalıyordu o sözler. o kamyonetin arkasında elinde kızıl bayrakla nasıl durduğunu da hatırlıyor.. Ne oluyor. . kara tahtaya kimlerin adıi'azılmış. kolhozlann yeni yeni güçlenmeye başladığı o güzel günlere asılıp kalmıştı sanki. Tanabay. üzgün. Tanabay ne olduğunu anlayamadan yerin-ien sıçradı. Neden böyle olmuştu? Suç ve kusur kimdeydi.Tanabay! Tanabay kurtar! diye bağırıyordu kansı -aydar.iş bitirme yansım ele alalım mesela. O günlerin "Kızıl baş örtülü emekçi kız" şarkısını. Peki yenisi. Verilen sözler bir deftere yazılıyordu. 94 . bir yandan da ayrı bir azap veren geçmişi düşünmekten kendini alamıyordu. O sırada genç yardımcı kadının duvara yaslandığını gördü.. olamazdı. nereye gideceklerini bilemiyorlardı. bunlara bakardı. düşüne düşüne yorgun düştü. 156/ElvedaGülsan Yardımcılar Caydar'ın sesinin geldiği yöne koştular. Caydar sürünerek kirişin altından çıktı. O da duvara yaslandı. Artık bunların hepsi gerilerde kalmıştı. neden herşey darmadağın olmuştu? Yanlış yola mı girmişlerdi? Hayır. Tanabay da koştu peşlerinden. Çöken kirişin altına girip omuzu ile kaldırdı. Boş sözlerden. Ne var ki bütün hayaü. başı ağnyor. Ürken koyunlar Tanabay'ın ayağına basa basa kaçıyor. Kadınlar Caydar'ın yüzünü gözünü sıvazlayarak ağlıyorlardı.Peki ne olmuştu öyleyse? O doğru yolu mu yitirmişlerdi? Ne zaman ve nasıl başlamıştı bu? Başarma. Bezgin.yerine getirilemeyecek vaadlerden ibaret kalmıştı her şey. Düşüncelerinde de.Caydar! diye haykırdı. Kirişin bir ucu duvardan kurtulup kaymış.www. kolhozun ilk kamyonetini. halin nicedir.. dolanıp duruElveda Gülsan/155 yordu. Eskiden. karşı koyamadığı bir ağırlığın altında yavaş yavaş çöktü ve gözlerini yumdu. gözlerinden uyku akıyordu. hiçbir işin sonu alınamıyordu. ya da kimler yazılmalı diye düşünür.

her ye. Ağlamaya başladı: . Artık şaşkınlık ve korkuyu atlatmışlardı. Tanabay.. düşen kirişin altında ezilip ölen bir koyun buldu orada. "Gebe koyunlara böyle vurmak da ne oluyor. Caydar kımıldayamıyordu. bir büyük felâketi bu kadarla atlattıklarına şükrederek ve sendeleye sendeleye koraya doğru yürüdü. ince pardesüyü çıkarıp yere serdi. Kadınları yana itip. Kadınlar ona bir döşek serdiler.cizgiliforum. Ah benim zavallı kan-1 çığım ah! Böyle derken karısının yüzünü gözünü okşuyordu.Hey Bektay! Sen misin? Bektay cevap vermedi. görürsünüz. biriki gün içinde kalkarım.Sen neler söylüyorsun Caydar. Hiçbir şey senin sağlığından daha önemli değil. Çok yatmam. nereye geldiğimi de görüyorsun. çekiştirip duruyordu. Sonra. ama sakın bana gücenmeyin.Pekâlâ.com. Çadıra gelince Tanabay bir daha bütün vücuduna baktı.Nereden geldiğimi sorma. Bundan sonra yine Caydar'a bakmak için koradan çıktı. Yaklaşınca çobanı tanıdı: Bektay idi bu. karısının gövdesini elle yoklamaya başladı: . Sen sağ kaldığına şükret. Caydar'ı üzerine yatırdılar ve koradan çıkardılar. çöken kirişin altına bir destek koyup.. Olan oldu. Elveda Gülsan/157 Tatlı söz hazineden değerlidir derler ya. Bir de ne görsün! Karların üzerinden bir koyun sürüsü ağır ağır beriye doğru geliyordu! "Bu da ne oluyor? Kimin sürüsü? Çoban sürüyü neden buraya getiriyor?. üzme kendini.www. Tanabay bunu görünce ne büyük bir tehlike atlattıklarını bir kez daha düşündü ve karısının sağ kaldığına sevindi. . Ağlama! Sen iyileşmene bak. yıkılmasın diye duvara da bir direk dayadı. Caydar da bu tatlı sözler karşısında ve gözyaşları arasında gülümsedi: ." İki sürü birbirine karışacaktı ve bu da hiç iyi olmazdı. Tanabay gelen çobanı uyarmak için ona doğru yürüdü.Ne oldu? Neren acıyor? . ateşi yaktılar. Zavallı kuzusu. Çok şaşırmıştı. Yer. ona doğru sürüyordu. Ama o kalın kiriş çok sert inmişti sırtına. Her şey düzelir.Oy sırtım! Sırtım! . nereden gelip nereye gidiyorsun? İyi misin?! . başka bir şey düşünme! İşlerin yüzüstü kalması. deli mi bu?" diye düşündü Tanabay.j rin yıkılıp gitmesi umurumda değil.enginel elveda gülsarı Tanabay korkudan aklını kaçıracaktı nerdeyse. . Hepsi Caydar'ı avutmaya başladı. 95 . Değneğiyle koyunların sırtına vura vura. şükretti.Aman Tanrım! dedi Tanabay.Şimdi ne yapacaksınız? böylesine zor ve önemli günlerde işte kalkamıyorum! Ne yapacaksınız şimdi? .Hey. \ Şafak sokmuştu. Az önceki telaş ve korkudan onu görmemişlerdi. Tanabay da. ölü anasının memesine yapışmış.Çok mu fena? Hani neresi? Hadi yardım edin bana! Üzerindeki uzun. Görünürde yara bere yoktu. gece yağan karla bembeyaz olmuştu. Öksüz kuzuyu kucağına aldı ve ona bir süt anası aramaya koyuldu. dedi Bektay. .

Tanabay'ın yanına yaklaştı ve birkaç adım önünde durdu. İyi düşün Bektay. yapıştırılmış gibi duruyordu.Gidiyorum. usandım böyle yaşamaktan! .İşte böyle yaparım.Yapılır! En doğrusu bu.Peki bunu niye bana söylüyorsun? . . Neden sonra: . öle-yite çalışmana bak. her yanını ateş bastı ve boğulacak gibi oldu. Ayaklarını yeri döver gibi hızlı basıyor. seni dinleyecek başka aptallar bul! 96 . Başkalanndan neyim eksik? Ben de kasabada yaşar.www. ne olur dinle beni! Sana her şeyi anlatacağım! diyen Tanabay koşup Bektay'in yanına geldi.. Yabankedisi gibi bakan gözlerinde kin ve nefret vardı. Meydan okur gibi bakıyordu.Rahat bırak beni! Sen kendini düşün. aylık ücret alırım. konuşamıyor-du. . yüzü kapkara olmuştu. neye 'benzediğine de bir bak! İnsana benzer yanın kalmamış. ayak izlerinin çukuru hemen su doluyordu. Tanabay donakalmıştı. Dili tutulmuş. Yakışıklı yüzüne o kara sakal yakışmıyor. barınak yok! Rahat Jpırak beni! Sen git. Onlar bize nasıl yapıyorlarsa.Ne olmuş yani? Dur. Yürüyüp gitti.Niye olacak? Beni yardımcı alan sensin! .Ayaklarım nereye çekerse. Atan başı sen de! Yetti artık!.Dur! Bekle biraz! diye peşinden koşmaya başladı. Ben de herkes gibi yaşamak istiyorum. Arkasına bakmadan gidiyordu Bektay. nereye? .Al bunları! İster say ister sayma. Başkaları da senin gibi olsun istiyorsun. Hepsi üçyüz e beş baş. Sakalı büyümüş. başım nereye yönelirse! . Bir kere daha tükürdü ve değne-ğiyle koyunları gösterdi: . Öfkeyle yere tükürdü ve kann üzerindeki tükrüğünı kızgınlığını belli ederek ayağıyla ezdi. Bu koyunlarla ömrümü niye tüketeyim.enginel elveda gülsarı Beline sımsıkı bir ip dolamıştı. Eldivenlerini muşambasının alüna. • .Nasıl gidersin. Yetti artık! Bıktım. çocukluk etme! Ne yaptığını bir düşün! Kendini düşün! Duyuyor musun beni? Bektay başını çevirdi: . Şu haline. . .Peki ne oluyor? . göğsüne sokmuştu. Başını yukarı kaldır di.Niçin. ağıl yok. Orada pisliklere bata bata ölüp gideceksia Sana o da az! Yine de herkese bağırır durursun..Sen ne söylediğini biliyor musun evlat? Bu koyunlar bugün yarın kuzulayacak! Yapılacak iş mi bu seninki! Hiç böyle şey yapılır mı? .Git başkasına anlat.Bektay. Yem yok. biz de onlara öyle yaparız. Selamına karşılık ver158/ElvedaGülsan Elveda Gülsan/159 medi. dur gitme! Neler söylüyorsun sen? Nereye gidermişsin? Bektay'ın gelişinden ve söylediklerinden şaşkına dönen Tanabay'ın kan beynine sıçradı.cizgiliforum. nasıl yaparsın bunu! . Hadi hoşça kal! Bektay değneğini başı üzerinde birkaç kez döndürerek olanca gücüyle ta uzaklara fırlattı ve yürüdü gitti.com.

Böylece herkese. Gülsan için sırtında kim olursa olsun farketmezdi. Şimdi üzerindeki sahibi değil. Ayak izleri gözden kaybolduğu yönde uzayıp gidiyordu. bırakmam seni. Muşambasının düğümleri iliklenme-mişti.. Bunlar eyere kuruldukları zaman kendilerini Elveda Gülsan/161 büyümüş sanan ahmaklardı.Sen bir kaçaksın! Kaçak! Bektay yoluna devam ediyordu. dur! Konuşalım biraz.enginel elveda gülsarı . Yanındaki doru ata binen Çora idi. ötekininki doru idi. Çenesine yediği müthiş bir I F 160/Elveda Giilsan yumruk Tanabay'ı yere sermiş.Hayır.Dur diyorum sana! diye Tanabay onun koluna yapıştı. .Dur Bektay.Hızlı. Çok üzgündü. Elleri kar ve çamur içindeydi. göstermiş olurlardı. daha hızlı gitmek istediği için üzerindeki binici dizginleri çekiyordu. . Bir daha.com. Gülsan ahırda sahibinin iyileşmesini beklerken neredeyse ayaklan tutulmuştu. . Kalktıktan sonra biraz soluklandı. ahırda kapalı ve bağlı durma-sıydı. Tanabay bakakaldı. Onu kendine çevirdi. . neye uğradığını anlayamamıştı. Çeşit çeşit eyer vurmuşlardı. Kuyrukları düğümlendiğine göre yollan uzundu. Ama o anda beyaz doruklar bir kıpırdadı ve sonra karanlıklar içinde yok oldu. Toynaklardan çamur ve kar sıçrıyordu. .cizgiliforum. yorga ata bindiklerini . mahvolacak! diye mırıldandı. • Dizgini kısa olan at Gülsan idi. Bektay'ın sürüsünü toplayıp kendi korasına sürdü. bilmeyeni de.Böyle yaşamaktansa hapse girmek daha iyi! dedi ve ardına bakmadan yürümeye devam etti. Koşmak tutkusu hiç 97 . Merkezden gelen haürlı konuklan yorgaya bindirirlerdi. böyle bırakıp gitmeye hakkın yok! diye Bektay'ın omuzuna yapıştı bu defa. Binicilerin iyisi de vardı kötüsü de. dizginlerini hayvanın dudaklarını yırtarcasına birden çeker. 17 Köyden iki atlı çıktı. Atlardan birinin donu san. Deri ceketli ve muşambalı bir adamdı. Onu üyirden ve ilk sahibinden zorla ayırdıkları günden beri pek çok insan binmişti sırtına. Eyerde doğru dürüst oturmasını bileni de. ( Bektay onu dinlemek istemiyor.Mahvolacak zavallı çocuk. yürüyordu. öbür tarafa inip gözden kaybplmuştu bile. Onun hoşlanmadığı tek şey. Hepsi birdi onun için.Seni hapse atarlar hey çocuk! . . bir yabancıydı. onu arka ayaklan üzerine kaldırırlardı. bir daha yaparlardı bunu. Elbiseleri boya ve muşamba kokuyordu. * Tanabay kendine gelip başını kaldırdığı zaman Bektay bayırın belini aşmış. Böyleleri atı hızla sürerken.www.Senin gibi kaçakları cephede kurşuna dizerlerdi! Bektay devam ediyordu yoluna. Gösteriş meraklısı olanlan da görmüştü. Bektay kolunu çekip kurtardı ve yürümeye devam etti. dağlara doğru yol almaya başladılar. Gülsan bunların hepsine alışmıştı.

daha koşmak. partinin ilçe kurulunun birinci sekreteriydi. kodamanlar. o kişinin saygınlığını. Onların bu yer kapma. Herkesin yapamayacağı. Kendisine kolhozun parti örgütçüsü eşlik ettiğine göre. Hükümet etmek. bu. Niye kendisini düşünmemişler. Dostu-yâranı vardı nasıl olsa. Bazı memurlar yanlarında çalıştıkları. Zamanı gelince kendisini desteklerlerdi. O yıl kışla bahar bir birine meydan okumuş.. Çobanların işlerini denetlemeye gelmişti. mutlu olurdu. hiçe saymışlardı da bir yabancı atamışlardı! Burada yıllardır görev yapmış. Ama biniciler için hangi ata bindikleri önemliydi. varsın bunun sıkıntısını o çeksindi. İşlerin hiç de iyi olmadığını bildiği halde yine de keyfi yerindeydi. Kuzulama dönemi kötü gittiği için üzüntülü olmalıydı. onun gidiş temposuna uygun olarak sallana sallana giderken bunları düşünüyordu.cizgiliforum. engel tanımıyor. Artık terfi etmesi. Buraya bir yabancı göndermekle hata ettiklerini anlasmlardı. Boş konuşmalarla koskoca bir amirin canını sıkmaması gerekiyordu belki. emrinde bulundukları kişilerle yüz-göz olmaya devam ediyorlardı ama bunlar günün birinde öyle bir sille yerlerdi ki neye uğradıklarını şaşırırlardı.enginel elveda gülsarı azalmamıştı: Koşmak. Hiçbir şey yapılamıyordu bunu önlemek için. Aslında bölgede kışın geç gitmesi. taypalma yorganın düzgün adımlarına. Astlar üstlerine saygılı olmazsa bu disiplin bozulurdu. Şu sarı yorga da eşsizdi doğrusu. Disiplin böyle gerektirirdi. büyük bir sorumluluk idi. parti 98 . güzeldi. partinin ilçe merkezinin bir üyesiydi. Her yıl böyle oluyor. insanların ondan çekindiklerini gösteriyordu.www. Durum gerçekten kötüydü. Gülsarı güçlüydü. güvenilir bir kişi olduğunu göstermemiş miydi? Ama bunun şimdilik bir yaran yoktu. zaman kap162/Elveda Gülsarı ma savaşından zarar görenler de çobanlar ve sürüler oluyor. çok saygı duyulan ve önem verilen bir kişi olmalıydı. İşte.. koyunkuzu kırılıp gidiyordu. başarısızlığını görsünlerdi. büyük bir iş. Hatta bundan sinsi sinsi bir çıkar bile umuyordu. yine koşmak istiyordu. gönderdikleri sekreterin başarısını. Ama Segizbayev buraya teftiş için gelmişti ve işlerin böyle kötü gitmesine cevap verecekfbir resmi sorumlu bulmak zorundaydı. Aslında o ilçede sadece bir müfettiş. Segizbayev uzaktan bir seyirci olarak kalacaktı. bir gemi gibi geniş dünyayı yara yara alıp götürüyordu insanı. Eğer biniciye sarı yorgayı sunmuşlar-sa. ilçe merkezinden kolho-zu denetlemesi için gönderilen bir müfettiş vardı. böyle olduğunu da herkes ve tabii Segizbayev de biliyordu. Uzun yıllardır bulunuyordu şimdiki görevinde.com. Parti örgütçüsü hiç konuşmuyordu. Yukarıdakiler. kaldıramayacağı ağır bir işti! Segizbayev. daha yüksek makama gelmesi gerekirdi. Ona binen zevk alır. yönetmek. yenişememişlerdi. korkarsa korksundu. Bu defa Gülsarı'nın sırtında. Bu sekreter de bölgeye yeni gelmişti. Asıl sorumlu o değil. Sırtındaki binicinin kim olduğu artık ilgilendirmiyordu onu. Suya çamura batmıyor. Konuşmazsa konuşmasın. Tam binilecek attı. baharın geç gelmesi ve koyun-kuzunun kırılıp gitmesi ona hiçbir zarar vermezdi.

Her yer balçık.. Bakışları üzgün. Versindi mahkemeye! Mahkemeye vermekle işlerin düzeleceğini mi sanıyordu? Kaşlarım çatmış. babasından daha iyi biliyordu. meseleleri. şimdi de çekip gidiyor" demezler miydi? Bu durumda ayrılırsa vicdan azabından kurtulamazdı. Tatili geçirmeye gelen oğlu Samansur da söylemişti: "Artık işten çekil" demişti. Ama. Ama bunu Çora görür müydü. İşlerin nasıl yönetilmesi gerektiğini söyleyip duruyordu fırsat buldukça. kolhozu borç batağına saplamış. Biliyordu bu hastalıktan kurtulamayacağını.com. gelmemiş mi belli değil. onun durumunun parti toplantısında görüşülmesi gerektiğini söylüyor. Çora. Ülkede neler olup bittiğini. karamsarlık yiyip bitiriyordu onu. Herkese umut vermiş. ama onu merkezdekiler "biraz daha sabret" diye oyalamaktan başka bir şey yapmıyorlardı. Bütün dağdakiler suç-luymuş da. "Sen işte böyle bir adamsın" diye nasıl söylersin? 18 Ulu dağlar sisli. Bir yandan evham. böbür-kibir oturuyor atin üstünde. puslu. görmez miydi? Herhalde göremezdi. Sözünü yerine getirmeden işi bırakırsa insanların karşısına ne yüzle çıkardı? Ona ne derlerdi? "İşleri karmakarışık etmiş. Kimbilir. Aslında kaşlarını çatması da. Hiçbir şey umurunda değildi. gözleri iyice çökmüştü. Böyle yanındaki gibi bir denetçi değil. Sağlık durumu her yıl daha da bozuluyordu. Gidecekse bir an önce gitmesi iyi olurdu. Çora'nın da ayrılma vakti gelmişti ar-üjt.. Bu adam "İşleri böyle berbat bir hale getirdiğiniz için sizi mahkemeye vereceğim" demişti. bir geliyor. Sorumluluktan kaçamazdı.. Üzülen yalnız o imiş!. Her zaman hastalanıyordu. belki bir gün işler bilimsel olarak ele alınır ve düzelirdi. belki yardım gelirdi. 99 .. gerçek yardım gelmeliydi. soğuk bakışlarla gökyüzüne uzanıyorlar. Bahar gelmiş mi...cizgiliforum. "Ölmesen oba kap.enginel elveda gülsarı örgütçüsünün altındaki at ter içinde kalmış. Tepeler güneş görmüyor ve öfkeli. bağırıp çağıran ama hiçbir iş görmeyen. niçin bekleyeceklerdi? "Aldanov görevi kendiliğinden bırakacakmış" gibi bir söylenti de dolaşıyordu ortada. beti-benzi sararmış. Uzun yıllardan beri kalbinden rahatsızdı. bilmeyen bir adamdı. dudak ucuyla 164/E!vedaGülsan gülümsemesi de yapmacıktı.www. Gençler iyi öğrenim görüyorlardı. sanki kolhozu düşünen yalnız o imiş. Artık ondan hayır gelmeyeceği anlaşılmıştı çünkü. Niçin sabredecek. Günlerinin çoğunu merkezde geçiriyordu. Yeni başkan. İşler de böyle sürüp gidemezdi. Samansur akıllı bir çocuktu. SözElvedaGülsan/163 de bitip tükenmeyen işlerin üstesinden gelmeye çalışıyordu orada. söz vermişti. bunu bir ar-namus meselesi yapıyor. Çora da kendi düşüncelerine dalmıştı. Ama bu yardım daha fazla gecikmemeliydi. catkannınan turma"' diyordu o içinden. Ona belki bu yüzden bekle diyorlardı. Tanabay söylediklerinde haklı çıkmıştı. oysa yorganın kulağının arkası yeni yeni hafifçe terlemeye başlamıştı. Soğuk bir gidiyor. Çekilmesine çekilirdi ama. işleri yüzüstü bırakarak çekilmek istemiyordu.

Ne de güzeldi yavruları! Ama onları nereye koyacaktı? Analarının memeleri boştu. . başka şey düşünmeye çalışıyor. Can-baş koyup yaptığı işlerle alay edilmesini aklı almıyordu. Tanabay ölen hayvanları toplayıp dışarı çıkarıyordu ki. koyunlar birbirlerini iterek ayaklarını basacak yer bulmaya çalışıyorlardı. Aynı anda birkaç koyun birden doğuruyor. Cehenneme kadar gitsindi.Baba. acı ve öfke içinde bunalıyordu. O.cizgiliforum. Saçını başını yolsa da. Açtılar. Tanabay'ın da direnecek gücü kalmamıştı artık. onu yerin dibine batıracak sözler bulup söyleyemediği için kızıyordu daha çok. gelin hele!. gelin! Tam da zamanında gelmişsiniz ha!" diye söylendi. Kuzular acı acı meleşiyor. İlçe merkezinden gelen biri olmalıydı. Bir koyun daha kuzuladı.www. Salya gibi laf eden o yeni yetmeye! O sümüklüye! Ömrünü kolhoza adayan kendisi gibi yaşlı bir komünist na1 Ölmezsen vebaya tutul.. Bunlar yetmiyormuş gibi. bu ne acı! İşte şurada bir yığın koyun ölüsü vardı. Felâket! Bu iki yavru da ölecekti demek! Bu ne uğursuzluk. yatarsan kalkamaz ol! Elveda Gülsarı/165 sil olur da onun çenesini kapatacak bir laf bulamazdı! "Çoban değneğini fırlatıp attı da gitti sümüklü!" Onun bu yaptığını Tanabay'ın aklı almıyordu. "Yumurtalarını başka kuşların yuvalarına bırakan kökek kuşu gibi. Bir yanda soğuk ve rüzgâr. kızı koşarak yanına geldi: . bir yanda dayanılmaz pis kokularla bunalıyordu. Kızarsalar kızsınlar! Sen adamı yemsiz. sen git annene bak. Onlara çıkışacak. Tanabay onları beklemedi. Nasıl olsa kolhozdan onun yerine birini gönderirlerdi. Sonra ağır adımlarla geldi. 100 . Ama hemen karar değiştirdi. Öte yandan. ama bir an sonra yine o olay geliyordu aklına. Sütü nereden bulacaktı. yıkık-dökük korada. belini doğrultamamıştı.enginel elveda gülsarı Delik-deşik. yavruları koyacak sıcak bir yer bulamıyordu. Böyle bir yerde neler çektiğini anlatma fırsatı doğmuştu. utandıracaktı. başkanlar geliyor! dedi. sonra da ne olmuş bakalım diye görmeye gel! Gelin. Koradan çıkınca iki atlı gördü. kolumu kaldıracak gücüm kalmadı" diyordu. o sevgi uyanıverdi "Görmeyeli çok oldu..Gelsinler! diye mırıldandı Tanabay. "Yaa. karısının sırtı hâlâ ağrıyor ve kalkamıyordu. Ama yorgaya binmiş olan deri ceketli adamı tanıyamadı. Tanabay "yetti artık. susuzdular ve sinek gibi kırılıp gidiyorlardı. yetti!" diyor. Öfkesi yalnız onun çekip gitmesine değildi. O iki kişiden biri Çora idi. aç ve susuz bırak. gelin bakalım. Öyle yakınıp sızlanmayacaktı.com. "Haa! Gülsan bu!" diye Sevindi. "Ne olursa olacak. hem de ikiz. öle-yite çalışıyordu. korasız. Kalkmak istemişti ama. İçindeki o ateş. kuzuları nereye koyacağını bilemiyordu. Koranın arkasına geçerek elindeki ölü kuzuları öbür ölülerin üzerine attı. Bektay'ın sürüyü bırakıp gidişini bir an bile aklından çıkaramıyor. Bektay'a yüzünü kızartacak. sürüsünü benim sürüme katıp gitmesine de kızmıyorum" diyordu. ama hiç değişmemiş" diye düşündü.

Tanabay'a selam bile ver. daha başka diyeceğin var mı? Çora araya girdi: . Çora'nın yerine Tanabay cevap verdi: Elveda Gülsan/167 . .Söz verdim. kuzuların da bu yüzden plüyor! dedi Segizba-yev. benim yerim hapishane! Hapishane! diye cevap veren Tanabay için bu herifin sözleri bardağı taşıran son damla olmuştu. Ağzına geleni söyleyecekti artık. Sonra bağırdı: . Sonra Tanabay'a döndü: . zor durumda kalacağını biliyordu. İçindeki acının bu dürtüsüyle isyan etti. Böyle derken. . Çora'nın yüzü perişandı. Dostunun önünde suçlanacağım. Aradığı suçluyu bulmuş olmanın sevinciyle ve bu küstah çobana haddini bildirmek.cizgiliforum. Şunlara bak!. . Dudakları titremeye başladı.. boşanmıştı.Niye öyle konuşuyorsun Tanabay? Neden her şeyi anlatmıyorsun? 101 .enginel elveda gülsarı Konuklar koranın önüne gelip durmuşlardı. Sanki içinden onu tutan bir bağ. Atlar ter içinde.Evet. kırbacını uzatıp. hiçbir şey söylemiyor. Planı baltalayan.Herhalde kuzular benim komünist olduğumu bilmiyorlar! diye patladı Tanabay. Segizbayev'in yüzü birden kıpkırmızı oldu.İşte. Yorganın üzerindeki adam ise 166/ElvedaGülsan 'Ijj i* öfkeli.Hatırlamıyorum. kendi örgütünün komünistlerini böyle* mi eğitiyorsun? Bu ne biçim komünist? Sizden cevap istiyo-1 rum! Çora başını öne eğmiş. malların kınlma-| sına sebep olanlar bunlar işte! Bugüne kadar ne yaptınız burada? Komünistleri.Nee! Sen sosyalistlik adına söz vermemiş miydin? . sert bakışlı görünüyordu.Ne oluyor yoldaş? dedi ölü koyun yığınlarını göstererek. gönlünün yayı kopmuş. Bunları Çora'ya bakarak söylüyordu.. Dünya umurunda değildi. soluk soluğa idiler.Neye söz verdin? .Rezalet bu! Nereye gitsen aynı şey.^ meden bağırıp çağırmaya başladı: . Bu herif hiç umurunda değildi.Ben nasılsam nasılım. Olduğum gibiyim. Ama içi acılarla doluydu. Bir an donakaldı ve ağzını açmadı. bizi geri bırakmaya çalışıyorsun! .Evet. Önce Çora'ya ba-1 ğırdı: "Siz burada ne yapıyorsunuz? Adamların verdikleri 1 sözleri bile bilmiyorlar. koyun ölülerini gösteriyordu. onu doğduğuna pişman | etmek için. üzengiler üzerinde doğruldu. Suçlu gibi duruyordu. Sen komünist bir çoban olduğun halde kuzuFann neden ölüyor? . Birden öfkelendi. dizgin kayısıyla oynar gibi duruyordu. evet öylesin! Kolhoz malına isteyerek zarar veren bir halk düşmanısın! Senin gibilerinin partide işi yok! Se/ün yerin hapishane! Sosyalistlik yarışında önümüze engel çıkarıyorsun.www.com.Eee. Segizbayev'e dik dik bakarak sordu: .

beni hapse tıksana it oğlu it! Bu sözleri Segizbayev'e dönerek söyleyen Tanabay eline bir şeyler geçirmek için arandı.Defol git başımdan! diye Tanabay onu eliyle itti.Bu yüzden Segizbayev'e kaldırılan tırmık atın başına küt diye indi. kuyruğunu sallaya sallaya yanında dolanıyor. Ama Tanabay onu iterek savuşturdu. ama bir yandan da bağırıyordu: .com.Gülsan çekil önümden. Arkasında duvara asılı duran tırmığı kaptığı gibi Segizbayev'in üzerine yürüdü "Defol buradan it oğlu it! Yok ol!" diye Segizbayev'e vurmak için tırmığı kaldırdı ve başladı savurmaya. bir değneğe da-ğ yanarak topallaya topallaya kocasının yanına geldi: . çekil! İndireyim şu tırmığı deri ceketli herifin kafasına! Genç yardımcı kadın koşarak geldi. büyük bir iş başarmış. Bir daha kaldırdı tırmığı. Ömrüm boyunca ahmaklık ettiğimi. Koşarken sendeliyordu.Tanabay! Tanabay! Sakin ol. yapmamalıydım. Köpek de havlayarak atların peşine düştü. Bir yandan da bağırıyordu: . ileri geri gidiyordu. görevini yapmış olmamn övüncüyle. .www. bir aferin bekliyordu. Tanabay'ın gözü dönmüştü. sizi öldürecek! diye bağırdı.cizgiliforum. at şaha kalkıyor. aklını başına topla! . kaçalım buradan. hapishane!" diye soluk soluğa geri döndü. Tanabay'ın kollarına asılarak tırmığı almaya çalıştı. Lanet olsun verdiğim söze! Lanet olsun ömür boyu verdiğim emeklere! Hepsinin canı cehenneme! Defol git! Benim yerim hapishanedir! Sen bu deri ceketli yeni efendiyi niye getirdin buraya? Beni çileden çıkarması için mi? Beni hapse tıksın diye mi? Hadi bakalım. bir daha atın başına indi. kolhoz için ölesiye-bitesiye çalıştığımı söylemek için mi? Bunu da biliyorum!.Çabuk.. 168/ElvedaGülsan r Korkudan ne yapacağını şaşıran Segizbayev yorganın dizginini çekiyor. . Tanabay arkalarından koşunca atlarını dörtnala kaldırdılar.Ay sen ne yaptın! ne yaptın! .Benim yerim hapishane! Hapishane! Defolun buradan defolun! Benim yerim hapishane! Hapishane! Sonunda "Yerim hapishane. Belime kadar boka battığımı söylemek için mi? Bunu ben de biliyorum.Boş yere vurdum.Yaa! Demek öyle? Sana da anlatmam gerekiyor öyle mi! Sen niye geldin buraya? Niye geldiniz? Şimdi ben soruyorum: Kuzuların kırılıp gittiğini söylemek için mi? Bunu ben de biliyorum. Yerden eline gelen bir avuç toprağfalıp üzerlerine attı. Korkudan benzi sapsarı olan Caydar. Köpeği..Boş yere de ne demek? Çok kötü oldu! Elveda Gülsan/169 102 .enginel elveda gülsarı . Ama Tanabay onun farkında bile değildi. Bu sırada Çora da sıçrayıp atına atlamak fırsatını buldu: . Çora sapsarı olmuştu. Atından indi. İki adam atlarının başlarını çevirdiler. Gülsan'nın kafasının neden öyle inip inip kalktığım. gemin neden dudaklarını yırtarcasına gerildiğini ve hayvanın şimşek çakan gözleriyle* ona çılgınca baktığını Tanabay anlamıyor.

"Hayır. Çağrılmayı bekleyen Tanabay için vakit geçmek bilmiyordu. çizmelerine yapışmış Gülsan'nın sarı tüylerinden tanımıştı. vurmamalıydım. anlayış gösterebilirler. Bunca emek vermekle aptallık ettiğini söylemişti.. O güne kadar kocasının ağladığım hiç görmemişti.Yaptığı terbiyesizlik için her cezaya razıydı. dedi Tanabay soluğu kesilerek. ağlama! diyor. Bu üç gün içinde uzun uzun düşünmüş. Diken üstünde oturur gibiydi. "Ne diye bekletiyorlar. kargışlar yağdırmıştı.enginel elveda gülsarı . Ben bir halk düşmanıyım. onu. her şeyi anlatırsam. .Bakasov yoldaş. uykusuz geçen geceleri. Tanabay Bakasov. nasıl yaşadıklarım öğrenirler belki. kuşkusuz bu ağır bir suç idi. Hükümet temsilcisine el kaldırmıştı.. "Belki bunun başkalarına bir yararı olur. Bekleme odasında.www. acılara gömülüyor.Yorgaya boş yere vurdum. Ne var ki öfkeye kapılıp ağzına geleni söylemişti: Kolhoz için o güne kadar yaptıklarını kötüle-miş. yem ve ot bulunmadığını. Tanabay başını kaldırıp bakmamış. nasıl bir kış geçirdiğimizi. Çobanların nasıl çalıştıklarını. 103 . "Gülsarı'yı kan ter içinde bırakıp hayvanın kılları çizmesine yapıştığına göre. Birkaç dakika önce Çora da girmişti içeri. İbrahim. Tanabay başını kaldırıp bakınca kapının ardında gözden kayboldu. 19 O olaydan üç gün sonra. Yaptıklarına pişman değildi. İbrahim de bekliyordu. Neden sonra kurul yazıcısı kapıdan uzatıp: . Sonra sustu. yumruklanm sıkıp dizlerinin 170/ElvedaGülsarr arasına kısürıyor. pek acelesi olmalı" diye geçirdi aklından. Böyle deyince de yine kuşkulara kapılıyordu. "Beni cezalandıracaklara cezalandırsınlar" dedi kendi kendine. yandaki bekleme odasında çağrılmasını bekliyordu. Elleriyle yüzünü kapattı ve sarsıla sarsıla. O şartlarda işlerin nasıl yürütüldüğüne kendileri karar versinlerdi.com. Bektay'ın çekip gittiğini. Tanabay'ın önünde biraz duraladı. Karısı arkasından tutup sırtım sıvazlayarak: . İki büklüm olarak çöktü. "Artık bana kim inanır?" diyordu kendi kendine. Üzerinde Gülsa-rı'nın teri ve tüyleri bulunan çizmeler.cizgiliforum.ne diye işi uzatıyorlar?" diyordu Tanabay. hiç konuşmuyordu. "Bunun ne işi var burada? Leş bekleyen kuzguna benziyor" diye düşündü Tanabay ona sırt çevirerek. hiç suçum yok!" diyordu kendi kendine." Fakat bir dakika sonra başından geçenleri tekrar hatırlayarak. nedense. Ama mesele de bundan ibaret değildi. keçe çadır bile olmadığını.. başka çobanlara kolaylık sağlarlar. çoban Tanabay'ın ensesine bakıp içini çekiyor.Aklım mı oynattın sen! Ne yaptığım biliyor musun? Elbette biliyorum. hüngür hüngür ağlamaya başladı. ben suçlu değilim. kendisinin suçlu olup olmadığına karar verememişti. ama kendisi de ağlı-jferdu onunla birlikte." Ne olacaksa bir an önce olsun!" O kapalı kapının ardında herkes toplanmış olmalıydı. Belki her şeyi anlatırsam.Ağlama Tanabay. giriniz! dedi. parti ilçe komitesi olağanüstü toplandı.

birinci sekreter başını önündeki kağıtlardan kaldırdı: . yeşil çuha üzerinde parmaklarını sinirli sinirli hareket ettiriyordu. Orada duran adamlar bir sis bulutu içindeydiler sanki. Bu anlatılanlar arasında Tanabay'ın reddedeceği hiçbir şey yoktu.Sözde komünist demek istiyorsunuz herhalde. bu iğrenç rapora karşı koyacak gücünün olmadığını anladı. Tanabay içinden "bunlar kollarını iyice sıvamışlar" diye düşündü. Parti sekreteri. Her şeyi. uzun masanın ucundaki sandalyeyi gösterdi. Tanabay. kabından dökülen cıva gibi bir anda dağılıp gitti kafasında. "Merhamet bekleyecek değilim. Segizyayev'in kendi yerine göz diktiğini seziyordu ama. Tanabay'ı karamsarlığa düşürdü. Kendini küçük düşürmeyecek bir çözüm yolu arıyordu kafasında. yüreği hızlı hızlı çarpmaya başladı. Onu görür görmez nefreti uyandı. Gözlerindeki bulanıklık geçmemişti daha. gerginliğini otoritesini sarsacak noktaya getirmeden işi nasıl bir çözüme kavuşturacağını pek bilemiyordu.com. Bu sözlerin hiçbir önemi yoktu artık. Bu korkunç. ifade tarzı pek ağırdı. hırıldayarak soluyordu. Yürek atışları kulağının içinde güm güm ederek içeri girdi. .enginel elveda gülsarı Tanabay irkildi. Sonunda. gerek fiille işlediği suçlar tek tek anlatılıyordu. dedi kelimelerin üzerine basa basa. Bu kâğıt. "Aktaş" kolhozunun çobanı Tanabay Bakasov'un. gerek sözle.cizgiliforum. diye mırıldandı. Aklını 104 .Oturunuz! diyen ilçe kurulu birinci sekreteri Kaşka-tayev.Komünist Bakasov'un durumunu konuşacağız. masanın uç tara-ûnda Tanabay'a yakın yerde oturuyor. İçlerinden biri: . En solgunu. Kendini savunmak için söylemeyi düşündüğü şeyler. "Bakalım ne olacak?" der gibi bir bekleyiş içindeydiler. Niye merhamet bekleyeyim ki? Suçlu muyum ben?" Kendisi için bir karar vermek üzere toplananların birbirine gizli rakip iki gruptan oluştuğunu ve bu olaydan iki tarafın da kendilerine bir pay çıkarmak için çırpındıklarını Tanabay bilmiyordu.www. bu yok' yakınmalarından farklı bir değeri olmayacaktı bu sözlerin. Birinci sekreterin sağ yanında azametli bir tavırla Segizbayev oturuyordu şimdi. Bu. Çobanların her zaman 'o yok.Segizbayev'in kendisinden de 172/ElvedaGülsan kötü ve korkunçtu. Tanabay konusundaki olumsuz tavrını apaçık belli ediyordu. Tırmıkla saldırabileceği bir şey değildi bu kâğıt. kurşun gibi ağırlaşan ellerini dizlerinin üzerine koyarak oturdu. Elveda Güisan/171 Masada oturanlar arasında en kara suratlısı dalağı patlamış gibi kızanp bozaranı Segizbayev idi. Segizbayev'in raporunu okudu. Kaçkatayev. Suratı asıktı. yüzünün bütün kanı çekilmiş olanı ise Çora. Çora. Ama raporun genel havası. Bir anda gözleri kararmış gibi herşey bulanık göründü. Onun karşısında kolhoz başkanı Aldanov vardı. hepsi olmuştu. Gözleri iyice açıldı.. herkesi açık seçik görüyordu şimdi. Başını kaldırıp masanın çevresindekilere baktı. Raporda. Her yanını ter bastı.

"Deri ceketli" sözünü bir yana bırakalım. Segizbayev'in konuşması. Savaşın ilk gününden sonuna kadar ateş altında yürümüştü. Bu olayın en önemli yanı.. Bu sözlerimle ona hakaret ettiğimi kabul ediyorum. Kabadayılarla başa çıkmak için başka usullerimiz de var. Bakasov'un tehlikeli ve tavırlarının düşmanca olduğunda ısrar ediyorum. bütün vücudunu kevgire çeviriyordu.com. Bana "Deri ceketli yeni efendi" dedi. ne de bir başkasının.cizgiliforum. nasıl çarpışırdı? Raporun okunmasından sonra Kaşkatayev Tpnabay'a sordu: . Eğer bu basit bir kabadayılıktan ibaret olsaydı. Meselenin bir de ÖQür yanı var. "Yeni efendi" imişim. Bu yoldaşlara şunu söylemek istiyorum.. hapishanedir" dedim. Şaşırmışlardı.! Kiminle. Yani halkı ezen bir ağa! Evet. "Yeni* efendi" demek de ne oluyor! Bakasov'a göre ben. inanın ki onu bu kurula getirmezdim. bir yukan tırmanıp ağzına geliyordu. Yüreği. Herkesi süzüyor.Parti üyesi yoldaşlar. O raporda yazılanlardan hepsi korkmuş gibiydi. evet. öyle! Bunun ne demek olduğunu.Bakasov yoldaş. Ben ilçe parti komitesini temsil ediyorum. Segizbayev söz alıp konuşmaya başladı: .. onun gibi düşünenlerden sorumluyuz. "Senin yerin parti değil. Elveda Gülsan/173 Bakasov gibi komünistlerden. Aktaş kolhozunda hayvanlarla ilgili durumu.. komünist Bakasov'un davranışı basit bir kabadayılıktan öte bir durumdur. duymazlıktan gelemem. Bazı yoldaşları uyarmak isterim ki. Biz hepimiz.Evet.ard niyetini anlıyor musunuz? Daha başka bir şey söylemeye gerek yok sanırım. masadakilere tek tek baktı. demek oluyor ki partiyi temsil ediyorum. bir Sovyet vatandaşı ve partinin temsilcisi olan ben. Böyle olunca da. Ey Tanrım! 105 . parti üyesi Segizbayev yoldaşın raporunu dinlediniz. Aldanov: "Gördünüz mü nasıl işler oluyor?" der gibi. tıpkı cephede olduğu gibi uğulduyordu kulaklarında. Onun için o sözlerimi geri almak şöyle dursun.www. Bu görüşte olan yalnız Bakasov mu. Sonra güm! diye aşağı ve hop! diye yine yukarı çıkıyordu. Ama haklı olduğumu görüyorsunuz. izin verirseniz ben durumu biraz açıklamak istiyorum. Anlattıklarının doğruluğunu kabul ediyor musunuz? .enginel elveda gülsarı mı kaçırmıştı? Bu korkunç -apcr karşısında onun söyleyeceklerinin ne değeri olurdu \v. Bakasov komünistlik adına verdiği sözü unuttuğunu söyleyince ona "halk düşmanı" dedim. Ama mermiler vücuduna tam isabet ediyor. ilçe parti komitesinin ideolojik çalışmalarda başarısız olduğunu da gösteriyor. Ah. ama ne kendisinin. Bakasov'un beni aşağılaması da değil. şimdi olduğu gibi çığlık çığlık yanacağını aklına bile getirmemişti. partiye kayıtlı komünistlerle kayıtlı olmayanlar arasında yürütülen siyaset ve eğitimle ilgili çalışmaların hiç de iyi gitmediğini göstermesidir. partinin aşağılanmasına izin veremem. bunu görmezlikten. yüreğini. dedi Tanabay suratını asarak. Kimse bir şey söyleyemedi. ah! Neler geçmemişti Tanabay'ın başından. bir kopmuş gibi çöküyor. Bu olay. Kendisinden özür dilemeyi de düşünüyordum. yoksa başkaları da mı var? Bunu bilmeliyiz. Mesele. böbürleniyordu. işlerin fena olduğunu görünce çok üzüldüm.

Suçlu olduğunuzu kabul ediyor musunuz? . komite Tanabay'ı mahkemeye sevketme kararı almazsa. bence asla mümkün değildir!. Omuzunda komsomol rozeti bulunan bir genç ayağa ilkti. Bakasov suç işlemiştir. Yine de çocuk sayılırdı daha. .cizgiliforum. kendinizi savunmak için ne diyeceksiniz? dedi.enginel elveda gülsarı Hayatimin aslı haline gelen çalışmam. Onun için. kolhozdan nefret ediyor. Çakıyor ha çakıyordu!.Şimdi bunu kanıtlayamam.''•Kaşkatayev bu isteğe karşı çıkamazdı ve bu da Segizbayev taraftarlarının gücünü arttırırdı. Hepsi söylendi zaten. yıkık-dökük kora için.Hayır. Tanabay onu yeni farkediyordu. Segizbayev'in dili bir çekiç. İçinden "Hadi evlat. Bizim sosyal düzenimizin hepsinden nefret ediyor." Segizbayev aşın isteklerde bulunduğunun farkındaydı. kırılıp giden kuzular için. baş dayanağım olan armanım (ülküm) ne oldu? Nereye gitti? Ölesiye-bitesiye çalışmamın sonunda. 106 . Onun bu davranışlarının Ceza Kanununa göre cezalandırılması gerekir.. talihsiz Bektay için dert174/ElvedaGülsan lenip duruyorum. Bunu. Sosyalist rekabetten nefret ediyor. tam tersi. kolhozun parti örgütleyicisi Çora Sayakov'un da önünde açıkça söylemekten çekinmedi. Hele onun parti üyesi olarak kalması... Sesiyle olduğu gibi. Bir hükümet temsilcisine görevi başındayken saldırmıştır. ömür boyu çabalamam.www. hepsini bastır. savunmamı niçin dinleyeceksiniz? Ne isterseniz yapın. Kaşkatayev sinirlenmeye başlamıştı: . . ola ola 'halk düşmanı' mı olacaktım? Bana böyle mi diyeceklerdi? Bir gün bana böyle diyeceklerine asla inanmazdım! Ben zavallı. .Bakasov yoldaş. "Deve istiyordu ki biye1 alabilsin. hiç acıma. siz bilirsiniz. . Senin yaşındayken ben de öyle yapardım. kendimin herkesten daha ahmak olduğumu düşünüyorum. Demek oluyor ki ben başından beri hep bir halk düşmanıymışım! Öyleyse benim fikirlerimi. Suçu. gürle bakalım. Ceza Kanununun 58.Siz kendinizin samimi bir komünist olduğunuza inanıyor musunuz? 1 Biye: Dört yadını geçmiş dişi at. hiç değilse partiden çıkarılmasını istiyordu. "Raporumda belirttiğim hususlara bir kez daha kısaca değinmek istiyorum: Bakasov bizim yönetim düzenimizden. beti benziyle de çocukluktan henüz çıktığını belli ediyordu. parti içinde herhangi bir yerde bulunması. Bütün bunlar kimin umurunda? diye düşünüyordu. Oradakilerin en genciydi. Elveda Gülsarı/175 . sürgüne tutulan. Kimsenin gözünün yaşına bakmazdım" diye geçirdi aklından. Beni yanlış anlamanızı istemiyorum.com..Yani siz kendinizi herkesten daha akıllı mı sanıyorsunuz? . Bu odadan suçlu olarak çıkmalı ve tutuklanmalıdır.. .Hayır. emeklerim. maddesine uymaktadır. her kelimesi de bir çivi idi.Hiçbir şey.Söz istiyorum! dedi bir ses.

Segizbayev onun sözünü keserek karşılık verdi: .. merhamet duygularımızı uyandırmaya çalışıyorsunuz.. İşte bunun için utanıyorum. Bize duygu değil kanıt gerek. Bu davranışı için partiden bir ceza alması gerektiğine de inanıyorum. Biri araya girdi: .. Sinirlerini yatıştırmaya çalışıyordu ama bunu başaramadı. kurulumuzda bir yoldaşımızın durumunu tartışıyoruz.cizgiliforum. . ot var mı? Ben de bir çoban çocuğuyum. . somut kanıtlar. Bize Tarım Enstitüsünde öğrettikleri gibi değil.com.Kerimbekov yoldaş.. bu yaşlı.enginel elveda gülsarı O anda. o duruma çobanın sizden daha az üzüldüğünü mü sanıyorsunuz? Bunu hiç düşünmediniz mi? Onun sürüsüne vardığınız zaman. Bu hayalden Kaşkatayev'in sesiyle sıyrıldı: . Kulıbay'ın buğdayları söküp çıkararak. Sanki.Yaa. Bu durumları görünce insanın içi kan ağlıyor!.Hepimiz aynı kurallara bağlıyız. Onlardan çok şey istiyoruz ama gerekli yardımı yapmıyoruz. toprağı çiğneyerek bozduğu ekin tarlası gözünün önüne geldi gitti. Kolhozlarda kuzulama döneminde çobanların ne zor günler geçirdiklerini bilmeyen var mı? Ben görevim gereği dağlarda. onun ne durumda. Oralarda genç çobanlarla konuşurken utanıyorum.Affedersiniz ama. Ancak ben. bulutlan ve karanlığı yararak çakan şimşeğin o bir anlık ışıltısında görmüştü o tarlayı. İşte onun için "Bakasov yoldaş niye öyle davrandı?" diye düşünmeElveda Gülsan/177 107 . Peki. Öfkeli. suçlayıcı konuşmasına devam etti: Kolhozumuza en çok emeği geçmiş. tartışılmasını talep ediyorum. tecrübeli komünist çobana hakaret etme yetkisini size kim verdi? Hadi. işlerin ne durumda olduğunu. -Kerimbekov serinkanlı olmaya çalışıyordu.Ben Bakasov yoldaşın davranışım doğru bulmuyorum. Yine o anda baştan başa irkildi. hangi şartlar altında yaşadığını sordunuz mu? Kuzuların neye kırılıp gittiğini sordunuz mu? Kendi raporunuzdan da anlaşıldığına göre. kuzuların neden kırılıp gittiklerini çok iyi bilirim. demek böyle? Komsomollarda iş ve disiplin böyle mi oldu? Kurallar böyle mi oldu? 176/ElvedaGülsan . Bir de şu var: İşler hep eskisi gibi gidiyor. kırlarda sık sık dolaşırım. Segizbayev yoldaşın sözlerine de katılmıyorum. Kolhoz koralarının ne durumda olduklarını gördünüz mü hiç? Yem var mı. oraya varır varmaz bağırıp çağırmaya başlamışsınız. Bir komünistin meselesi var. gerçekler gerek. Sürü bakımının ne «lduğunu. dedi Kerimbekov. Duygu denen şeyi sakız gibi uzatabilirsiniz. bana da halk düşmanı deyin bakalım. dedi Kerimbekov. Sanki gök gürlemesi onun içinde kopmuştu ama sesi duyulmuyordu. bizim gönlümüzü yumuşatmaya.www. biz de bir suçluyu yargılamıyoruz.Konuşun Kerimbekov. Biraz duraladı. onun üzerinde duruyoruz. Siz bunu kolhozun durumuna çok üzüldüğünüz için yaptığınızı söylüyorsunuz.Ben burada Segizbayev yoldaşın tutumunun ve onun davranışının da ele alınmasını. burası bir mahkeme salonu değil.

Hadi ezdiniz. Sayakov yoldaş. hayatımı buna harcamış olmam.konuyu saptırıyorsunuz Kerimbekov yoldaş... onların umurunda değil.Neyi açıklayacaksınız? . . ama açıklamak istediğim. onların ne konuştuklarını dinlemiyordu bile. hepimiz için yapılmış gibidir. dedi. Ama Tanabay yıkılmış... Başka söyleyecek bir şeyiniz var mı? . duygu da duygu. Bir ara Tanabay'ı savunmada başarıya ulaşır gibi oldular. Bu yaptıklarım.cizgiliforum. siz kolhozun parti örgütleyicisi olarak. saklamak mı istiyordunuz? Ayıp! Oturunuz! Böylece tartışma başladı." diyordu içinden. öyle olsun! Hepinizin canı cehenneme! Bunun başkalarına bir yaran olacaksa hiç üzülmezdim. . silkeleyip atyı artık beni! Artık hiç birşeyin önemi yok benim için.. O hareketi elbet bir ceza görür. Bana göre Burada bulunanların hepsi kabul eder ki.www. Bakasov'un saldırısı hepimizi ilgilendirir. . Böyle birini o davranışta bulunmak #i zorunda bırakan. Makine ve traktör istasyonunun müdürü ile ilçe gazetesi redaktörü. Kerimbekov yoldaş. siz bizi asıl meseleden uzaklaştırı-yor. kolhozun en iyi çobanlarından biridir. Çora.enginel elveda gülsarı miz gerek.. Üstelik tehlikeli bir adammışım. raporda yazılanların doğruluğunu kabul ediyor musunuz? diye sordu Çora'ya. kendinden geçmiş.ran daha sonra kolhoz komünistlerine bildirirsiniz. komsomol işlerini haleyola sokmak için kafa yorsamz daha iyi edersiniz.. Kaşkatayev'in keyfi kaçmıştı: . dedi. İş iştir.Her şeyden önce ben.Evet. İlçe Merkez Komitesinin aldığı ka. parti yetkilisinin otoritesini sarsacak bir davranışı hoş göremeyiz. komünist Bakasov ağır bir suç işlemiştir. ne uğruna canımı dişime takarak çalışmışım? Buradakilerin hiçbiri dağdaki sürülerle ilgilenmiyor! Umurlarında bile değil! Ne budala.. koyun ve kuzular için ömrümü harcadım. Bunu herkes kabul eder. hoşgörü. halk düşmanıymışım! Madem ki öyle diyorsunuz. beti benzi sapsarı olarak sandalyeden usulca kalktı: . Bakasov meselesini kendi parti örgütümüzde ele almamıza izin verilmesini isterdim. onu bu duruma getiren nedir? İşte bunu düşünelim.Oturunuz. Komünistleri eğitme görevini gereği gibi yapamadığı178/ElvedaGülsan Elveda Gülsan/179 nız için size de bir ceza verilmesi gerek.Açıklamak istediğim. ama şunu da düşünün: Bakasov. Aslında bu olaydan siz de sorumlusunuz.com.Buna gerek yok. Bu ne biçim hareket? Hiç böylesi görülmüş müdür? Temsilcilerimize hiç kimsenin tırmıkla saldırmasına göz yumamayız. 108 . Hem siz Segizba-1 yev yoldaşa bu olayı bu kurula bildirmemesini niçin rica et-f tiniz? Onu şikâyetten niçin vazgeçirmek istediniz? Meseleyi örtbas etmek. ne akılsız imişim meğer ben! Kolhoz için..Neyi açıklayacaksınız Sayakov yoldaş? Bakasov'un partiye karşı davranışı ve sözleri apaçık değil mi? Açıklanacak başka bir şey yok. Artık parti içinde ona yer yok. O durmadan kendi kendine sorular soruyordu: "Ben ne uğruna hayatımı adamış. Kerîmbekov'u desteklediler. Siz. merhamet duygulan yerine.

partinin ilçe merkezi kurul toplantısında bulunuyorsunuz. üçü de aleyhinde olduklarını bildirdiler.cizgiliforum. . Evinizde değil. Ama Kaşkatayev'in kafasında başka bir hesap vardı ve bunu da oya sundu: . 180/ElvedaGülsan "İşte bu da bitti" diye düşündü Tanabay.www. Bu konuda Seğizbayev yoldaşa hak veriyorum.Tutanağa geçin: İlçe Parti Komitesi kararıyla. . bir komite temsilcisine ya-kışlnayacak bir yöntem kullandığı için. bakındı. Bu önerinin oya konulması durumu değiştirmez. Tanabay kalkan parmaklara bakmıyor. Her yanı buz gibi soğumuştu. büyük bir hata yapmıyor muyuz? Bir öneri daha var: Baka-sov'a ağır bir uyarı ve tekdir cezası verilsin. Ama ona artık partide yer verilemez. bana bu tehditleri savururken duyan tanıklar var. Kaşkatayev yoldaş. Bunu öneriyorum. Şimdi oyunuza sunuyorum: Bakasov partiden çıkarılsın diyenler el kaldırsın! Kurul yedi üyeden oluşuyordu.Sayıklıyor. Oturun.com. köstek. herkesin önünde beni kafamı kırmakla tehdit etti.Kerimbekov'un önerisini kabul edenler. Disipline uymanızı rica ediyorum sizden! Artık her şey ilçe merkezi komitesi birinci sekreterine kalmıştı.. Tanabay Bakasov parti üyeliğinden çıkarılmıştır. Kerimbekov oturduğu yerden fırlayarak bağırdı: „ * . O. Bu kadarı yeter zaten.Bakasov yoldaşın parti üyeliğinden ihracı konusunda bir öneri var..Ben Segizbayev'e tekdir cezası verilmesini öneriyorum.Sonra ne oldu sanıyorsunuz yani? Olan şu: Biz ata zincir vurmak zorunda kaldığımız için. Kaşkatayev henüz oyunu bildirmemişti.Sakin olun yoldaşlar! dedi Kaşkatayev. Kendinize gelin. Tanabay onun yüzünün aldığı biçimden. 109 . .... hakaret ettiği.enginel elveda gülsarı Kolhoz başkanı Aldanov söz aldı. sonucu ancak Kaşkatayev'in yazıcıya verdiği emirden çıkardı: . şu anda bekleme salonunda oturuyor. Kabul edenler?. İsterseniz çağıralım.. ne dediğini bilmiyor! diye bağırdı Seğizbayev oturduğu yerden. el-kol hareketiyle konuşmasından bir şeylere çok öfkelendiğini anlamıştı. hiçbirini görmüyordu. Kurul üyesi yoldaşlar. Aldanov köpürüyordu: . ama neye öfkelendiğini ancak "Zincir. dedi Kaşkatayev sert sert.Gereği yok..Bir dakika yoldaş Kaşkatayev.Bakasov'u mahkemeye sevketmeye ve aleyhinde bir dava açmaya gerek yok sanıyorum. bunun için de oylanması gerekmezdi. Aynı zamanda. Sonra "çıkarılsın" diye el kaldırdı. Kaşkatayev de Segizbayev'in isteği doğrultusunda karar verdi: . Sıra oylamaya gelmişti. ilçe komite üyesi Seğizbayev yoldaşa da tekdir cezası verilsin. Bunlardan üçü Baka-sov'un ihracı lehinde." sözlerini duyunca anlayabildi. . Bir an durdu. bir parti üyesi olan Bakasov'a onur kırıcı sözler söylediği. fazlası değil. yorga Gülsan. Kerimbekov ısrar ediyordu: .

Ne diyebilirdim ki oğul.Yoldaş Bakasov. Bu deri kılıfı Caydar dikmişti. Bu sırada hemen ardından kendisine hitap eden bir ses duydu. Parti sana doğru yolu gösterdi.Bakasov. Segizbayev böylece tekdir cezasından kurtuldu. hakaret etmiş olsam da suçlu değilim. Daha kötü bir şey olmadan gitmeliydi buradan. gitmek için kımıldamaya. . bir deri kılıfın içindeydi. Kaşkatayev'in buz gibi soğuk ve cilalı masasımn üzerine bıraktı. Olardan şimdi şimdi anlıyordu. Yalnız şunu söyleyebilirim: Ben suçlu değilim. . Hemen az sonra Kaşkatayev sinirli sinirli konuştu: . üçe karşı dört oyla önerinin reddedilmesini sağladı. Kılıf ince bir kayışla boynuna asılıydı.enginel elveda gülsarı Yine üç lehte. Kılıfı çekip çıkardı. Bir şey söylemek ister misiniz? Ne düşünüyorsunuz? Tanabay dönüp baktı. daha da eziliyordu. Sen ise hâlâ kırgınsın. HerhalElvedaGülsan/181 de bir söyleyeceğiniz olmalı ama tek söz etmediniz ve belki de bunlann sebebi çektiklerinizdir. kalkıp kapıya doğru yürüdü. Sonra yine hiç kimseye bakmadan gitmeye hazırlandı. Ona el kaldırmış. onun omuzlanndaki kaygı yükünü. Bu kadan kötüydü. Vücudunun kokusu ve sıcaklığı sinen kılıfı. nereye gidiyorsunuz? diye durdurdu onu Kaşkatayev. Böyle olunca.www. üç aleyhte el kalktı. 110 .cizgiliforum. Karşısındaki tanımadığı o delikanlı. oyun oynuyorlardı. Ezici bir sessizlik vardı. sabırlı görünüyordu. güneş pınl pırıl. .Evet. güzel bir akşamüstüydü. Ama bunu açıklayamıyorum. hapisten kurtardı.Bırakmam mı gerek? dedi Tanabay. arak her şey bittiğine göre. samnm bizim kapılar sana açılmaz! Binadan dışan çıkınca Tanabay serinkanlı. Tanabay da her şeyin bittiğini düşünerek kimsenin yüzüne bakmadan. o ağır darbeyi hafifletmeye çalışıyordu ve Tanabay onun karşısında kendini pek acemi görüyor. Aşın bir serinkanlılık idi bu. Komite binasının önündeki alanda çocuklar koşuşuyor. Üyelik kartını taşımaya hakkınız yok! Tanabay. O yandan. Bırakırken masamn soğukluğunu hissederek ürperdi. Parti üyesi kartını teslim ediniz. Hava sımsıcaktı. Konuşan Kerimbekov idi ve sesinde bir içtenlik vardı: . ceketinin altındaki kazağın iç kısmında. Ve yine Kaşkatayev Segizbayev lehinde oy kullanarak.Hımmm! Demek partiye güceniksin yani? Dikkat et yoldaş. kusacakmış gibi iğreniyordu. dağlara kavuşmak en iyisiydi. Ama Tanabay bütün bunlan çekilmez buluyor. bu yandan insanlar gelip geçiyordu. Demek sen parti üyesi olmaya da lâyık değilmişsin. yerlerinden kalkmaya başladılar. burada herkesi susturamam M. Bir an evvel gitmek. Kendisinden bile iğreniyordu sanki. Büyük bir üzüntü içinde: J . Üyeler. neye baksa. Artık parti üyesi değilsiniz. sonuçtan memnun değilsin.com. üye kartım çıkarmak için elini koynuna soktu. ne diyorsunuz bu olanlara. er-geç partiye dönebileceğinizi umuyoruz. Biz kapılann tamamen kapanmadığını. İşte böyle evlat. masamn üzerine bırakın. Kart. Seni mahkemede yargılanmaktan.

Tanabay'ın tırmıkla kafasına vurduğunu unutmuş olmalıydı.www. Oysa Çora okumuş biriydi. ah! Onun boynu. terlemiş atının gemini çekip onunla yanyana koşturmaya başladığı zaman da dönüp bakmadı ona. ama gitmişsin. Tanabay sert bir şekilde sözünü kesmişti çünkü: . Arkasına dönüp bakmadı. kollarını gevşetti. . aradım bulamadım. hayvandı işte. Gülsan kendi atının yanına bağlanmıştı.Seninle konuşmak istiyorum. durduğu yerde ayağını oynattı. . bütün işi çalışmak. O ise halka doğruyu söylemekten korkuyordu. Bana sırt çevirme Tanabay. Mutlaka düşüne taşına söylüyordu. Ne yapmıştı bugün? Kaşkatayev sesini yükseltir yükseltmez. Aradım. Yine yüreği sızladı ve kaşlarını çattı.ensesi. hayvanın başını dağ yoluna çevirdi. nasıl konuşulacağını. unut gitsin! diye fısıldadı yorgaya. İki eski dost. Gövdesi tunçtan bir heykel gibi güçlüydü. . Sonra.Elbette söylerim. kanı ise kararıp kaskatı olmuştu sanki.enginel elveda gülsarı Atlann bırakıldığı yerde. Ömür boyu önemli işler de bulunmuş. Nerede..com. Çora da onun için eskisinden farklı bir kişiydi artık. eski bir dosta bakar gibi baktı kara gözleriyle.Hey Tanabay. Ben dobra dobra söylerim. diye söze başlamıştı ki dilini ısınp susmak zorunda katdı..Ben senin dostun değilim.Bana gücenme Gülsarı. İşlerin. Hiç değilim! Sen de uzun süredir komünist olmaktan çıktın. Kendi atına atlayarak. Aleksandrovka yokuşunu geçtikten sonra yetişti.. * Çora ona. iki komünist olarak ko-nögalım. Ne de olsa attı.Bunu söyleyemezsin! dedi Çora üzüntüyle. Ah Gülsan. içi karanlık ve soğuk" olduğunu "ho lâf-boş lâf' olduğunu bilmiyor muydu? Bu Çora kimi kandı rıyordu? Niçin kandırıyordu? Elveda Gülsarı/183 Çora ona yetiştiği. Tanabay'ın ona doğru geldiğini görünce. komünist de değilim artık. hep yöneten kişi olmuştu. Beni bağışla.Ne istiyorsun? Sen kendi yoluna git! . Sadece kendini öyle gösteriyorsun. Öfkesi kaynayan kazan gibiydi. çalışmak. Ağırlığını bir ayağından öbürüne geçirdi. Yanına yaklaşın182/ElvedaGülsan ca. . Biraz bana bak. ne 111 . beraber döneriz diye aradım seni. Derdim çok büyük Gülsarı. çok büyük! Atın boynuna sarıldı ve gözyaşlarını tutamayarak hüngür hüngür ağladı. Hep çekingen. gelip geçen insanların önünde öyle ağlamaktan utanarak kendini tuttu. evin girişiyle konuk odasımn baş köşesine giden yol gibi güzeldi. sus-pus olmuş. Şimdi ne yapacaktı ki? Halk ona güvenmişti. ölçüp biçip konuşmasını öğrenemedim daha. Segizbaye ve Kaşkatayev gibilerinin söyledikleri gibi olmadığını bil miyor muydu? Onların sözlerinin "Dışı cıltıravuk.cizgiliforum. söz dinleyen bir öğrenci gibi başını kaldırmadan oturmuştu yerinde. içi kaltı ravuk=Dışı parlak. Peşinden koşan yorgayı nal seslerinden tanımıştı. Nereden öğrenmişti bütün bunları? Doğru: Kendisi cahildi. yine çalışmaktı. Tanabay ona bakmadan: . bilmek istiyorsan. hep ihtiyatlı.

Ölüm kadar korkunç bir şey vardı bu seste ve Gülsan bunu sezmişti. Çora'nın yüzü ölü gibi. çabuk eve götür beni! Çabuk Gülsan! Çabuk!. elleriyle. lemiyor. o zaman kendini hâlâ at sırtında. Orada sobayı yakmaya çalışıyor.Oy kalbim! Göğsüm! diye inledi Çora. Zor duruyordu atın üstünde. ağzını burnunu iyice açarak güçlükle soluk alıyordu. diyor. hinldayarak koşmaya başladı. sızılarla geçen ömrünü de damla damla tüketiyor ve Çora. bir eliyle kalbini bastırıyor. her derdi sinesine çekerek ve 112 . Tutamadığı dizginler Gülsan'nın boynundan sarkıp sallanıyordu. O sırada Çora idare odasında oturuyor. Sesi çıkmıyordu. Çora gönderdi. dudaklarını ısırıyor. köy sokaklarında at koşturan bir haberci. Çora. Çora adamların gelmelerini beklerken zaman hiç bekElveda Gülsarı/185 . Acıdan inliyor. sonra aynı elini göğsüne bastırdı. damla damla akıp gidiyordu. sonra at bakıcıları onu. bu son saatlerinde anlıyordu hayatın değerini.com. çabuk! Çabuk! . Oysa Tanabay. Köydeki bütün komünistlerin acele toplanmaları için haberci çıkarmış. çağırdıklarının gelmesini bekliyordu. adamın sesinden ürkmüştü. Tanabay'ın ardından bağırmak istiyordu. Çora'yı odasında yalnız bırakarak ön odaya geçmişti.. Durup dinlenmeden.. Çora'nın acılarla.Ne oldu? Acelen ne? . Göğsünü masaya dayamış. Kulaklarını kıstı. Sesi iyice kısılmıştı.enginel elveda gülsarı söyleneceğini öğrenemedim. arada bir çıkıp kapı aralığından Çora'ya bakıyor. Yorga. Tanabay'la konuşmaya çalıştığını sanıyordu. çabuk gelsinler. çabuk! Hemen parti bürosuna gidin! Toplantı var. Tanabay'a bir şeyler söylemek için elini uzattı. 20 O akşam. yelesine yapışıp soluk almaya çalıştı. Bütün bunları Tanabay göremedi. sapsarı olmuştu. dalıp gidiyor. koluna girerek büroya götürmüşlerdi. kanı çekilmiş yüzünden soğuk ter şıp şıp damlıyordu. Gece bekçisi kadın lambayı yakmış.. "Gülsan. yoldan ayrıldı. iç çekip başını sallaya sallaya yine ön odaya geçiyordu. Tanabay henüz dağ yolundayken.cizgiliforum. Atın boynuna. ancak bunca yıl sonra. Eyerdeki adam acılar içinde kıvranıyor. her evin önünde durup sesleniyordu: . Ara sıra gözleri kararıyor. şimdi onların bir an önce gelmelerini bekliyordu.Hey! Kim var evde? Dışarı çıkın. tarlaların içinden sürüp uzaklaştı. Geçen her saniye.Ben bilmiyorum. köye döndükten sonra bir süre samanların üzerine uzanıp dinlenmiş. Tanabay atının başını çevirdi. ben sapıyorum. Ççra'nın yüreğine bıçak gibi saplanan o sözleri söyledikten sonra ardına bakmadan gidiyordu. . dişleriyle aün yelesine 184/ElvedaGülsan sarılıyordu. Burada yolumuz ayrılıyor. Eve götürmek istemişlerdi ama Çora büroya gitmekte ısrar etmişti. Gözleri göz çukurlarına baüp yitmiş gibiydi.www.

cizgiliforum. umutsuz bir çığlıkla tutmaya çalışıyordu "Her şeyi. İşlerin kötü gittiğini bir bakışta anladı. işte şimdi yakasına sımsıkı yapışmışa. Sen kapının önünde bekle. Dişleri titreyip bardağa çarpıyor.. Bu işin nasıl olduğunu.. Zaman kötüydü. Yeter ki bunları anlatacak kadar zamanım olsun.. nefes nefese gelmişti... Toplantıdan sonra beni eve götürürsün.. Acılarım bastırıp. şimdi herkesin yüzüne daha korkusuz bakabilirdi belki. Sonunda böyle olacağını önceden bilseydi. gözünü dört açarak bakmıştı yollara.. Saatlerce. "Ah bir dayanabilsem. kaçacağı başka yol yoktu artık. şapkasını çıkardı. geçiyordu. Kocasını görür görmez ağlamaya ı başladı: 186/ElvedaGülsan . söylemek istediklerimi bir söy-leyebilsem" diye düşündü. acı mı acı damlalar halinde. Ama işin güçlüğü hiçbir zaman yıldırmamışti onu. Aldanov hakkında ne düşündüğümü de bilsinler. Nerede kaldılar? Biraz çabuk gelseler. insanlarımız hakkında her şeyi anlatacağım.. Tanabay'ı partiden nasıl ihraç ettiklerini anlatacağım. Tanabay hiç konuşmadan atın ağızlığını çıkardı. gelenlerin sesini duydu. elinde bir fenerle kapının önünde onu bekliyordu.. Dışarıdan. son görevini yapmak için bütün gücünü topladı. her şeyi anlatmam gerek onlara. Gözleri yollarda kalan Caydar. hayatını düşünmez misin! Çora dinlemiyordu. Şu haline bir bak! Sen hiç canını. Zaman ağır mı ağır. dedi karısına.Ne oldu Çora? Neyin var? diye sordular gelenler. İlacını içerken kendisini götürmeye çalışan karısını eliyle itti. ne yapacağını da görsünler. Onu yıldırmayan güç. Her şeyi anlatacağım.www. Kendimi de olduğum gibi anlatacağım. Ve bunca zamanın nasıl geçip gittiğini anlayamamıştı. ah! Çıldırdın mı sen! Toplantı yapacak başka vakit bulamadın mı? Hadi eve gidelim. Sapacağı. Hadi çık. Korkma." İlk gelen karısı oldu. Herkes her şeyi bilsin: Tanabay'ın partiden çıkarılmasına karşı geldiğimi bilsinler. Komünistler kendileri karar versin. Nerede kalmışlardı çağırdığı insanlar? Niye gecikiyorlardı? Çok uzakta değillerdi ki!.. Çıkma-z| saplanıp başka yola geçtiği de olmuştu. Elinde ilaçlar olduğu halde koşarak. Kıvrım kıvrım sarp yollardan gitmek zorunda kalmıştı. sırtından eyeri aldı. Caydar feneri 113 ... .. parti örgütleyicisi Çora Sayakov ayağa kalktı.. Armanı (gerçekleştirmek istediği ülküsü) büyüktü. Uçup gitmekte olan canını. çoktu. . Acımasız zaman tıp tip damlıyordu. 21 Tanabay evine geç vakitte ulaştı. Kolhozumuz hakkında. su göğsüne dökülüyordu. ama bunların pek çoğunu başaramamıştı. Benden sonra onun ne söyleyeceğini de.Bir şeyim yok.com. tıp tıp akıyor. toplantıyı açarak konuşmaya başladı.Ah. Başını kaldırıp dikleşti. şimdi daha iyiyim. Komünistlerin hepsi gelince. sessiz sessiz.enginel elveda gülsarı üstesinden gelmek için çalışarak geçirmişti yıllarını. Dönüşü olmayan bir sona geliyordu.

114 . Ne diye öyle bakıyorsun? Ne diye dikilip kaldın? ." Uyandığı zaman başı kazan gibiyidi.. sesini bütün dünyaya duyurmak. Uzun süre kendine gelemedi. sürünün de. Hiçbir şeyin anlamı. . Bu bize az bile. O gün hava ısınmış. Bunların hepsini gözünde canlandırıp aklına getirince... Hiçbir şeyi. Cam ne konuşmak istiyordu ne de yemek. diye bir-küfür savurdu Tanabay. Segizbayev'in. Aa. yeni çobanın da. Yattığı yerde bir o yana bir bu yana dönüyor. O niçin uyanmıştı? Niçin? Hiç uyanmamayı istedi. "Evet ölmek daha iyiydi!. Sonra Komite toplantısı canlanıyordu gözünde.Niye bağırmayacakmışım! Neden gizleyecekmişim! Bir köpek gibi kovdular beni. bağıra çağıra karanlıklara dalmak. Sen tfe haketmiştin. yeni bir çoban göndermişler. kuzular meleşiyordu. biraz dinlen. Koyunlara bir göz attı.Ne yorulması? Partiden kovdular beni! . yardımcı kadınlar duyacak. sonra 188/ElvedaGülsan bir dere yatağına girmek.Ben bilirim ne yapacağımı! Tanabay kapalı koraya gitti. ne zaman nasıl yattığını bilemedi. demek korada idi! Dışarıda şafak aydınlığı vardı. verecek cevap bulamadığını da hatırlıyordu. kuzuları kıra çıkarmışlar ve hayvanlar taze ot otlamış-lardı. değeri yoktu artık. Artık ölmekten başka yapacağı ne vardı? Ölsün.enginel elveda gülsarı tutuyordu.cizgiliforum. Bunlar geliyordu aklına. hapse tıkma tehditlerini yeniden duyuyordu. diye düşündü. Sonra açık koraya çıktı. düşüp kafasını kınncaya kadar koşmak.. daha iyiydi.Çok bağırma. Ona söyleyecek söz. Yanıbaşında koyunlar öksürüp aksırıyor. Yaşamak. böyle yaşamaktansa ölmek daha iyi. . Bunu haketmiştim zaten.com. bembeyaz kar üzerinde Bektay'ın kapkara ayak izleri geliyordu gözlerinin önüne. dedi Caydar. . uz gitmeyen işler için kaygılanmak. Çok huzursuzdu. Karanlıkta bir süre dolandıktan sonra kapalı koraya girdi. onun hakaretlerini. Onlara saman ve arpa unu göndermişlerdi.Bektay'ın da. dünyada ne varsa unutup uyumaya çalışıyor ama uyuyamıyordu: İşte. yorganın üzerinde kendisine bar bar bağırışı kulaklarında uğulduyor..www.. yeniden o tırmığı kapmak. Nerede olduğunu.. Halk düşmanı ha! Ömür boyu çırpınmasının sonunda gördüğü karşılık bu idi. Bir halk düşmanı olarak suçlandığım hatırlıyordu. orada uzanıp kaldı. koşmak. Bir köşeye yığılmış samanın üzerine çöktü. Elveda Gülsan/187 . Tanabay hâlâ ağzım açıp tek lâf etmiyordu ve bu suskunluğu korku veriyordu.. sallaya sallaya.Hadi yat. belki o zaman bu kadar üzgün olmazdı" diye düşündü. Tanabay ona tek lâf etmiyordu. Oysa Caydar'ın ona iyi haberleri vardı. . Karısı içinden "Keski kasabada içip zil-zurna sarhoş olsaydı. onu hiçbir şey ilgilendirmiyordu.Bektay'ın sürüsünü ayırdılar. çalışmak. Bütün bunlar gözünde canlanınca. hiç kimseyi görmek istemiyor. koşmak.Çok mu yoruldun? .

Burada işler başımdan aşkın. Dışan çıkıp gelen atlıya 'hoş geldin' dedi. İnsan denen varlığa.com.Ben doktor değilim ki. yaşadıkça da bu yerleri daha çok çiğneyecek. . gelen var.Haber verdiğin için sağ ol. yalnız bir kez verilen cana.Biraz dışan çıkar mısın. dedi.Sen bilirsin Taneke. haber verdim. Gördüğün gibi hava da bozuyor. ama bu ani değişiklikten kuşkulanmasınlar diye kendini tutuyordu. fişekliği. çok işler yapacaktı. Onu görmek istemiyordu. Onu ilk farkeden ve karşılayan Caydar oldu. hiç konuşmadan ve durmadan çalışıyordu. dedi. Yine var gücüyle işe koyuldu. gökyüzünü kara bulutlar kaplamıştı.. Gelen.www.İyi düşün.. ama gitmeyeceğim. "Ay Allah! Yine mi Çora?" diye düşündü. Karşılaştıklan zaman biraz konuştular. saçmalık.. O sırada Tana->ay korada temizlik yapıyordu. O gün. o da bir avuç daha alarak üstüne döke döke içiyordu. . Dönüp evine geldi.Gider. Sonra biraz durarak: . Daha sonra otlağa gitti. gider. dediler. Ben görevimi yaptım. şimdi gitmem gerek. Su buz gibiydi. Karanlık basıyor. Çayın kıyısında küçük buz parçalan yüzüyordu. içeri buyur. Çora'nın çok hasta olduğunu sana bildirmemi söylediler. .Ha. ama olanlan unutmak ve cesaretini yitirmemek için kendini zorluyordu. Korayı temizleyip yere kuru saman yaymak gerekiyordu. in aündan. budalalık olduğunu anladı. Avuçlayıp aldığı su. Gidip gitmemek sana kalmış. Yeni doğmuş kuzulan soğuktan koruElvedaGülsan/189 mak için çare aramalıydılar. Şimdi biraz kendine gelmişti. Yağmur ya da kar yağacak gibiydi. Değişen bir şey yoktu sanki. gidecektir.enginel elveda gülsarı . Aytbay atının başım çevirdi.. hiçbir şey olmamış gibi çalıştılar. Artık karısına. istasyona karşılamaya gitmişler. yakındaki sürülerden birinin çobanıydı. hiç kimseye belli etmeden bir yerlere sokuşturdu. Az önce aklından geçirdiği kendini öldürmek düşüncesinin. Tanabay kamının ses tonundan kötü bir haber alacağını sezmişti.. Oradan geliyorum. Mutlak gelsin. Eğilip avuçlarıyla su içti. nasıl kıyardı? Segizbayev gibileri için ölmeye değer miydi. titreyen parmaklan arasından akıyor. demek sensin Aytbay. Tüfeğini.. Bu yüzden Tanabay onlara içinden teşekkür ediyor. Seni görmek istiyor. Nerden geliyorsun? . sürüyü koraya getirdi. Caydar kocasımn sözlerinden utanarak: . Tanabay yine kaşlannı çatmaya çalışıyor. Kansı kapalı koranın kapılına geldi: . . Okuldaki oğlunu da çağırmışlar. 190/ElvedaGülsan Elveda Gülsarı/191 115 . Hayır! Daha yaşayacaktı. kızlanna ve yardımcılara daha yumuşak davranmak istiyor.Bir iş için köye inmiştim. Sağ ol. Hava kararmaya başladığı sırada bir atlının gelmekte olduğunu gördüler. Önceki acılan birden depreşiverdi.. o her zaman hastadır zaten. O akşam hava bozmaya başladı. Dağlar sislere bürünmüş. bu defa çok ağır hasta. Kalkıp çaya kadar uzandı.cizgiliforum.

Git oraya! İnsanlığını unutma. gücen-mişliğini bana bırak.Hadi vakit kaybetme.Boş yere ısrar etme. Bir zamanlar dost idik ama artık bitti. meleşen kuzuları bir köşeye sürüyor.. giyeceklere el sürmedi. Nasıl yardım edebilirim mi diyeceğim?" Hayır. Artık umurumda değil. . birbirlerini iten koyunlara küfürler savuruyordu. dedi. Çora'ya söylediklerini aklından çıkaramıyor.cizgiliforum.. Ölüm döşeğine yattığım zaman beni yoklamaya da gelmesinler.Hayır! dedi Tanabay başını inatla sallayarak. Tanabay bu konuda karısıyla konuşmamak için eve gitmiyor. Tek başıma da ölebilirim. hafiften kar yağmaya başlamıştı.enginel elveda gülsarı Tanabay hiçbir şey söylemedi. Sonra el ne der? ..İyi düşün Tanabay. Sonra ömür boyu içinde ukde kalsın mı istiyorsun? . şimdi böyle ağırlaşmazdı.. bugüne kadar senden benim için bir şey yapmanı hiç istemedim. Benim dostum-mostum yok artık. Hay senin canından değerli şefliğin batsın! Bundan sonra seni bir daha görürsem gözlerim çıksın! Kızarsan kız.Benim adıma nasıl cevap verirsin! Gidip gitmeyeceğime ancak ben karar verebilirim.com. yeni çizmelerini. Tanabay yerinden kıpırdamadı. kuşağım. Bir süre yatar yüıe kalkar.Hadi giyin.. O başka yola gitti. Atlı uzaklaştıktan sonra karısına çıkıştı: .. ". 116 . kar tanelerinin yere düşerken çıkardığı o varyok ses bile duyuluyordu. :4 . Caydar. "Beni zorla gönderemezsin. Ben çadıra gidip ateşe bakacağım. El ne dermiş? Ne derse desin! Umurumda değil. . Büyük sessizlik içinde. . . ben başka yola." Sonunda Caydar geldi. kıvılcım. Ama öfkesi kabarmıştı bir kere. çok düşündüm de ne oldu? Sonunda partiden kovdular beni. Tanabay'ın muşambasını.. Tanabay'ın giyeceklerini orada bırakarak çadıra gitti. saygıyı. iyi misin. gitmeyeceğim. benden bir isteğin var mı? diyeceğim. iyiliği düşünürsün.Niye ukde kalacakmış? Korkma ölmez. Ömür boyu hastalıktan kurtulmadı.. inleyip durdu da yine at sırtından inmedi. Doğuran koyunların kuzularını alıyor. gitmeyeceğim! . Ben de kızıyorum ve kimsenin umurunda olmuyor.www. Acını." Karanlık iyice bastırmış. Benim için hiçbir şeyin önemi yok artık. Gitmeyeceğim dedim. bunu yapamazdı. "Gelmezsen gelme!" diye söylendi Tanabay.. Benim için hiçbir şeyin önemi yok artık.İşi vaktinde bıraksaydı. keçeye. Tanabay'a göre bir şey değildi bu. Sen hep insanlığı.Sen ne dediğini düşündün mü hiç Tanabay! .Düşünecek ne var bunda! Yetti artık! Düşündüm. Yatışmıyordu. karısı da onun yanına gelmiyordu. Elini hiddetle salladı ve sonra kalkıp koraya gitti. kor parçası sıçrayabilir. Şimdi istiyorum. İnadını kıramıyor. Gerçekten dost idiyse şimdiye kadar neredeydi? Hayır.Bak Tanabay. emekli olsaydı. homurdanmaya devam ediyordu: "Gidip de ne yapacağım? Nasılsın. eldivenlerini ve önemli ziyaretlere giderken giydiği börkünü ve ceketini de getirmişti. Bu ilk değil ki.

sakalına yapışıp kalıyordu.! teyi ilk gösteren Çora olmuştu.Daha giyinmedin mi? .Atı eyerledin mi? dedi Caydar. öldürsen bile sözünden dönmezdi. Çora da gencecik idi o zamanlar. kar taneleri başına. "Hay inatçı kadın! Bu karanlıkta nasıl gidecek?" diyordu aü eyerlerken. Onun elini sıkıp ilk kutlayan da Qora idi. ağır ağır atı eyerlemeye gitti. koluna. omuzuna.Sabah erken yola çıksam olmaz mı? dedi.Öyleyse hemen giyin! diye muşambasını uzattı.Olmaz. Caydar devam etti: "Eğer bir erkek değilsen. duygularımı böylesine açığa vurmam niye? Nelere uğradığımı. Düşüncelere dalıp gitmişti. 117 . Öfke aklımı başımdan aldı. Köyün yüzünü ağartan bir gençti. Çocukluk günlerini de. O zaman senin yerine ben giderim. ay-t dın'genci o idi.Evet. Ben şimdi gidiyorum. sen evde sümüğünü çeke çeke otur. "Bir hayvandan farkım yok benim. onun ne suçu var? Beceriksiz. Kendi resmini basan.com. Sözünü geri almak da zoruna gidiyordu. bana hemen atı eyerle!" Tanabay. karanlıklar içinde yapayalnız yol alıyor. . kaşlarını çatarak Caydar'ın yanına geldi. işe yaramaz adamın biriyim ben. Sonunda reddettiği ağır hasta dostunun çağrısına uyarak. Tanabay kan silkip atmak için bir harekette bulunmuyor. eyer üzerinde Elveda Gülsarı/193 kımıldamadan oturuyordu. Caydar bir adım daha yaklaştı. Baharın son kan. Kanal açılmasında beraber çalıştıklarını hatırlıyordu.www. ondan söz eden gaze--'. . Gelip geçen günleri.Hadi kalk giyin! Tanabay emre uyan bir asker gibi ayağa kalktı. Yine de bir onur meselesi yaparak: . Komsomola birlikte katılmışlardı. dipsiz bir girdap gibi döne döne akıyordu. ne kadar acı çektiğimi herkes görüp anlasın diye mi? Karımı da çok üzdüm. Dağlarda gece. Tanabay hiç sesini çıkarmadan giyinmeye başladı." Biraz durdu. Süsmek için başını eğen bir boğa gibi. İlk adımı yine karısı attığı için memnundu. yoksa iş işten geçmiş olur. gitmezsin. .enginel elveda gülsarı Caydar yine geldi: . yitip giderse ne olur? Ne yapalım. • . bu inadından utanmaya başladı. seyrek ama iri iri düşüyordu yere.. Caydar. Kar ince ince sepeliyordu. onu zorlayan yok. hayatının uzak geçmişini düşünüyordu. partiye birlikte girmişlerdi. Onu sözünden caydıramazdı artık... Bunu nasıl yaptığını kendisi de anlayamamıştı.cizgiliforum. Köy halkının okumuş." Tanabay ata eyer vururken yaptıklarından.Canımı sıkmasana! Gitmeyeceğim dedim ya! Caydar öfkeyle bağırdı: . "Ya bu karanlıkta yolunu şaşınrsa. fenerin solgun ışığında yüz ifadesinin korkunç olduğunu ve gözlerinden od fışkırdığını gördü Tana192/ElvedaGülsan bay. Hayvanım hayvan!. hemen şimdi gitmelisin. Üzüntümü. kendi istedi.

Buradan. Birden. Derken. Ne büyük aptallık. Atını mahmuzladı ve o bayıra çıktı. dönüşü olmayan yolculuğuna çıkarken. "Olamaz! Nasıl olur. Onu düşünüyordu: "Çora nasıl acaba? Ağır hasta olarak yatıyor muydu.he-lalleşmek için onu çağırmış. Herhalde. köy sokaklan.. ne kadar hakaret etseler azdı.. öyle bir ses duyar gibi olmuştu.www. suçluluk.. Önündeki bayın aşınca oraya varacaktı.. Atın başını çekip durdurdu.. buz gibi soğuk havayı içine çekiyordu. yüreği burkuldu. onun cenaze törenine katılmaya geliyorlardı. Sonra evlerden birinin önünde toplanmış kalabalığı. Çora'yı bir öz kardeş gibi sevdikleri.enginel elveda gülsarı ¦¦¦'. "1 Tanabay'in Çora'ya karşı buz kesilen yüreği yavaş yavaş çözülmeye. ne bağışlanmaz bir davranıştı bu! Bir kara yüzlü olmuştu. kar altında kalan bahçelerin çıplak ağaçları arasından uzayıp gidiyordu her yana. önünde bir atlı grubu gördü. O ev Çora'nın eviydi! O kalabalık niye toplanmıştı oraya? Ne olmuştu? Yoksa Çora. Çok kısa bir süre öylece durdu. oysa kendisi inatla bu çağrıyı reddetmişti. rüzgâra kulak verdi. Bir şey işitmedi..com. olanları konuşmak helalleşmek mi istiyor?. köy tarafından şafağın sessizliğini bozan soğuk bir ses geldi kulağına. Pekâlâ mümkün olan olaydan sanki kendisi sorumluymuş gibi. Bunlar sessizce Çora'nın evine doğru gidiyorlardı. parça parça oldu. Artık kendini bağışlayabilir miydi? Karla kaplı sokaklardan geçerken. Tanabay atını hızlandırdı ve az sonra köy göründü. sonra birden kesilen çığlığı idi bu. Biricik dostu Çora.cizgiliforum. sabahın bu erken saatinde.. kimsecikler görünmüyordu. Tanabay üzengiler üzerinde doğrularak kalktı. Kar hâlâ yağıyordu." Şafak söktü. Sonra hep birden eyerleri üzerinde ileri geri sallanarak. Ölüm döşeğine yatmış bir adamın son dileğini yerine getirmemek bağışlanır bir suç muydu? Bu dileği yerine getirmemek şerefsizlik değil de neydi? Tanabay. yumuşamaya başladı. yüksek sesle ağıt söylemeye başladılar: • Oy ciğerim oy! Vay ciğerim vay! "Kazaklar da gelmiş" dedi Tanabay içinden. bütün bölgede olduğu gibi onların da çok iyi tanıyıp saydıkları. ağaçlara bağlanmış atları gördü. Çora nasıldı acaba? Biraz daha hızlı gitse. 118 . son sözünü söylemek.. Ağzından burnundan soluyor. bir an önce varsaydı. pişmanlık ve utanç duygularının ağırlığı altında eziliyor. Caydar niye yüzüne tükür-memişti onun! Ona ne deseler. O saatte sokaklar ıpıssızdı. Ağlayan birinin ta göğe yükselen. ilçeden dönerken Çora'nın yorgaya binerken kendisine yetiştiği zamanı da canlandırıyordu gözünde. pek değerli komşuları Çora'nın ölümü için yas tutmaya. Bu defa çok ciddi galiba.. olamaz!" diyordu. Sonra atını dörtnala 194/EtvedaGülsan » " kaldırdı. öyle olmasa okuldaki oğlunu ne diye çağırsınlar? Belki bana bir diyeceği vardır. Aman Tannm! Ne ağır sözler söylemişti Çora'ya. ona öyle gelmiş. yer yarılsa da içine girsem diye düşünüyordu. O zaman anladı Çora'dan hiçbir umut kalmadığını: Çora ölmüştü! Çayın karşı yakasında oturan Kazaklar.

"Biz ta en eski atalarımızdan beri herşeyde beraber olduk: Tasada ortak. Beli bükülmüş. bu dünyadan göçen dostu için sel gibi gözyaşı dökmeye başladı. bu çığlıklanyla Bibican'dan da bağışlanmasını diler gibiydi. Çora'nın öğrenci oğlu Samansur. Gülsan orada bağlı duruyordu. Çora'sız kalan bizlerle birlikte ağlayın!".Artık senin baban yok! Benim Çora'm yok! Bağışla. Tanabay yüzünü bindiği atın yelesine gömdü. Bibican'ı da gördü. O sırada biri: Tanabay'ın inmesine yardım edin. Birileri gelip onları ayırdı. Çora'nın evine gelmişti.. Sahibi ölen atlara böyle kara örtü örtmek. . Gözleri kararmıştı. Sahipsiz kalmıştı soylu yorga. Bibican'ın yarsız ve yalnız kalması. İşte... bir sağa. Tanabay. Neler neler içinde o gözyaşları. Sonra Tanabay kalabalığın arasına girdi.com. ağladılar. Birkaç kişi onu attan indirdiler. kamburu çıkmıştı. avluda.cizgiliforum. gözyaşlarımı kendi eliyle silse. o müthiş fırtınalı gece için. çektiği bunca sıkıntı için ve eziyetler için. bir sola sallanarak. dedi. Yalnız Çora'dan değil. ömür boyu yitirdiği her şey içindi: Artık hiç göremeyeceği Çora için. Kucaklaştılar.. Tanabay.. sağ olun" dedi içinden. Bibican Tanabay'a gözlerini dikti.. bağışla! diye ağlıyordu Tanabay. Herkesi yakından görüyordu şimdi ve o sırada. öncekinden de büyük hıçkırıklarla sarsıla sarsıla ağlamaya başladı. koluna girip kalabalığın arasından geçirdiler. eyersiz tutmak. Sonra o da dövüne dövüne. Tanabay'ı yatıştırmaya çalışanlar başkaları oldu: 119 . öylece duruyordu. o da kendisi gibi ağlıyordu.. Çora'nın oğluna götürün onu. sonra tekrar başını kaldırdı ve tekrar kapandı. ..www. Tanabay'a döndü..Bağışla beni Çora! Bağışla beni! diyordu durmadan. dile getiremeyip içine attığı her şey için ağlıyordu. Karalara bürünmüş Gülsan için.enginel elveda gülsarı Tanabay "Sağ olun Kazak soydaşlar. Örtüyü kar kaplamıştı.Bağışla beni Çora. kader ikisini ayırdığı için. Tanabay bunu duymamıştı. bir gelenekti. işlediği suçlar için. Çevresindeki yüzler bulanık bulanıktı. Gözleri yaş doluydu. Gözyaşları iri iri damlalar halinde akıyordu. Kara bir örtü koymuşlardı üstüne. yüzünü duvara dayamış. onu. bir mutlu ve aydınlık gün görmeden yaşlanıp gitmesi içindi. karşı196/Elveda Gülsan sında duran Bibican için. toylarda ortak. Şimdiki ağlayışı. beni avutsa. ağladılar. "Bibican yanıma gelse.." diye düşünüyordu bir yandan. kıvançta ortak. yarışElvedaGülsan/195 larda ortak. köyün ıssız sokaklarında yankılanan bir haykırışla: * Çoraaa! Çoraaaa! Çoraaa! diye. Ama Bibican gelmedi. bağışla beni Çora diye bozladı Tanabay. Gelmedi ama. Hıçkırıklar doldurmuştu havayı. Ağlayın kardeşlerim. .

çağıltısız kara bir çay gibi akıyordu. Yol. Çora'nın yolu bitmiş oldu. Çora'yı ebedî uykusuna yatacağı mekâna yerleştirdiler. Yumuşak kar taneleri hâlâ uçuşuyordu havada. "Bu Samansur daha düne kadar koşup oynayan bir 120 . Tann sana konuşma dili vermemiş. saElveda Gülsan/197 hipsiz. Çora'mn yanında..Sabır Tanabay. Yaya yürüyenlerden biri Çora'nın oğlu Samansur. Yetim kalmış Gülsan. ikimiz. bağışla! Beni duyuyor musun? Bağışla. yan kapaklan indirilmiş bir kamyon. evin arkasındaki bahçeye geldiler. sabır. Oradan da 198/ElvedaGülsan ark boyunca yürüyerek devrilmiş bir ağacın yanında durdular ve bu ağacın üzerine oturdular. Köyün dışındaki yol. beyaz keçeden kefene sarılmış Çora'mn cenazesini taşıyordu. Ta-iabay içinden onunla da konuşuyordu: "İşte böyle Gülsan. Çora'mn son seferi için açıyorlardı o yolu. Mezarlığa giden yol boyunca. tüten semaverin yanından ve avluda yanan ateşlerin dumanlan içinden geçerek. İnsanların arasından. Ama. O yolda sen niye kîşneyerek beni durdurmadın? Ne yapalım. yumuşak. gözyaşlarını dindiremiyordu. Cenaze alayının önünde. Cenaze alayı. acısını daha da arttınyordu. Mezarlıkta Samansur'la birlikte kabre indiler. bembeyaz karla kaplıydı. Artık Çora yok. Çora'yı ben öldürdüm! O hiç gereksiz acı sözleri söyleyen dilimle öldürdüm!.Bağışla Çora! Bağışla! Bağışla! Cenaze aşından sonra Samansur Tanabay'ın koluna girerek onu dışan çıkardı: .. Bu sözler onu avutamıyor. binicisiz. size söyleyeceklerim var. sen ve ben. eyersiz. belli belirsiz. Göl kadar gözyaşı dökmek Çora'yı geri getirmez. Aynı kamyonda. Atların toynakları altında ezilen bu yol genişliyor. Suskundular. arkama bakmadan çekip gittim. İkisi de kendi düşüncelerine dalmıştı. Birlikte evden çıktılar. ikincisi Tanabay idi.. Kamyonun hemen ardında iki kişi yürüyordu. Tanabay. karalara bürünmüş Gülsan'yı götürüyordu yedeğinde. beyaz bir top gibi görünüyordu.cizgiliforum. Tanabay Çora'dan af diledi. Sarsılıyor. sarsılıyor.Taneke. Çora'dan aynldık. Çora'yı dönüşsüz yolculuğuna çıkaran cenaze alayı. daha kötüyüm. tepe üzerindeki mezarlığa kadar uzandı. kara bir şerit gibi görünüyordu. Ve orada. 22 Çora'mn cenaze namazı ikindide kılındı ve onu toprağa verdiler. bağışla! Bir tepecik meydana getirdiler.enginel elveda gülsarı . dedi.com... bir gün bitiverir" diyordu Tanabay. karısı. çocukları ve yakın akrabaları oturuyordu." diyordu.Bağışla beni Çora. Kendini topla artık. Gökyüzünde donakalmış gibi hareketsiz duran bulutların arasından. . dediler. sanki. Tanabay durmadan tekrarlıyordu: . Oysa benim dilim var. dilsiz hayvandan daha dilsiz.www. Geriye kalanların hepsi atlıydılar. Tanabay'ın yedeğindeydi. dışanda konuşalım. topla kendini. konuşan bir insanım. güneşli. "Hayat dediğin bu işte. Dostunu o yolda öylece bırakıp.

tıpkısıydı babasının. Oğullar bizden akıllı. artık sen aile reisi oldun. Seni Çora'yı dinler gibi dinleyeceğim. Hayatın anlamı da budur". Ölümünden bir saat önce yetiştim. Herhalde bu acı onu olgunlaştırmış. kocamış bir adam gibi sakalını sıvazlıyordu: . Biz yolda olduğunu.com.enginel elveda gülsarı çocuktu. bjunu söylemeyi sakın unutma. ona layık evlat olduğunu gösterir. ondan özür diliyorum. bunlan söylediğin için sağ ol.Partiden çıkarıldığıma göre. ileri götürürler.cizgiliforum. Artık Ço-ra'nın yerine Çora sensin. Çora kendisiyle birlikte. Tanabay biliyordu. dedi. Dilerim babası gibi olur. Tanabay. daha başarılı olmasını dileriz. .Evet biliyorum. Babana da şükran duyuyorum. Gözleri sönüyordu. benim parti üyelik kartımı o götürüp teslim etsin. Biz de bunun için babayız.Biliyorum Samansur. Görüşmemiz gerekiyordu.Sağ ol Samansur. Partinin ilçe merkezi komitesine. Oğullar babalarının işlerini sürdürür. Çora dünyadan göçüp gitmişti. hayatımn çok önemli bir bölümünü ve daha birçok şeyi alıp götürmüştü. Oğullarımızın bizden daha bilgili. Dudakları yine kımıldıyor. Elveda Gülsan/199 .. beni bağışlamasını. Çora'mn aile içindeki yerini o dolduracak artık. benim Tanabayım'a söyle. başkası götürmesin. Çocuk babasının gençliğine çok benziyordu. başkalarına da yararlı olsunlar. bizden bilgili. 121 . Babanın yerini oğul alır. dedi. Yetişemedim.Ben size babamın bir vasiyetini. beni düşündüren bir durum var. şimdi kocaman bir delikanlı. Oysa onlar ikisi bir kişi gibiydiler. Kendilerine de. biliyorum. Bundan sonra gücü kalmadı. Tanabay'ın bir yansını. Artık son nefesini verdiğinde. Boşuna dememişler "Babalar ölür.Kulağım sende oğlum. Son ana kadar bilinci yerindeydi. Yalnız. Tanabay Çora'mn sesini duyar gibi oldu ve irkildi. Sizi çok bekledi Taneke. Böyle de olmalı. Kendi eliyle götürmesini söyle.Samansur. ama oğullar onu yaşatırlar" diye. . ah yetişemedim! Suç benim! . bir şeyler söylüyordu ama anlayamadık.. Tanabay hiçbir şey söylemedi. ama Samansur babasının delikanlılık çağını bilmiyor.Babam size şunları söylememi tenbih etti: "Oğlum. . hâlâ birilerini bekliyor gibiydi. Kendimi hiç bağışlamayacağım. Beni Partiden çıkardıklarını biliyor musun? . Tıpkısı. bizden ileri olsunlar.Ben geldiğimde babam daha ölmemişti Taneke. Size bir şeyler söylemek istiyordu herhalde. bana kızmamasını istiyorum. Sessiz hıçkırıklarla sarsıla sarsıla ağlıyordu. size iletmemi istediği bir sözünü söyleyeceğim. onun üyelik kartını oraya götürmeye hakkım yok. Şimdi onunla iki büyük insan gibi konuşuyoruz. ama söyleyemeden gitti. az sonra geleceğini söylüyorduk her soruşunda. Çora'yı bilenler ve ananlar var oldukça Çora ölmez! . Tanabay bunu o anda farketti. "Tanabay nerede? Gelmedi mi?" diye sorup durdu. .www. dedi Tanabay hıçkınklannı keserek. Söyleyeceklerini söyle bana. dedi S^mansur.

Buna kendiniz karar verirsiniz. Ertesi sabah. Ben babamın vasiyetini söyleyerek görevimi yaptım. Sen götürüp versen olmaz mı. ufukta tek başına parlayan o yıldıza doğru koşuyordu. Demek daha bitmemişti. Gençliklerinde Çora ile birlikte. Artık Çora konuşamazdı. 'Çora konuşamazdı' derken yine yüreği parçalandı. kafasında yeniden canlamyordu. Gülsan. ayrılamazlardı. Kendisini de anlatacaktı. Babam size güveniyordu. sonra alev alev yükseliyor. Çora'nın parti Elveda Gülsarı/201 üyelik kartını teslim etmeye gidiyordu. nasıl canla başla çalıştıklarım anlatacaktı. Belki o zaman herkes Tana-Jbay'ın. doğan güneşe. hepsi gözünün önünde. Ama gerçekti. Besbelli ki Gülsan. Ço-ra'nın son dileğini yerine getirecekti. her türlü düşünceler üşüşüyordu kafasına. bir elin parmak-*ları gibiydiler. Tanabay'ı uçar gibi götürüyordu Gülsan. ben niye güvenmeyeyim? Komitedekilere söyleyiniz: "Komünist Çora SayaV *^v 200/Elveda Gülsan kov'un ölüm döşeğinde iken son isteği.Hayır olmaz. şafak ağır ağır sökmekteydi.enginel elveda gülsarı . Kartı verecek ve Çora'nın nasıl bir adam olduğunu anlatacaktı onlara. vasiyeti böyleydi" deyin. İleride. hızlı ve düzenli koşma niteliğini yitirmemişti ve gücünün doruğundaydı. Gülsarı yine eskisi kadar hızlı koşuyordu. herkes tarafından nasıl sevildiğini. Ayazdan kaskaü olmuş yol namlı yorganın nallan altında eziliyor. çınlıyordu.cizgiliforum. büyük dost.Orasını bilemem Taneke. altın renkli ışınlar süzülüyor. Beyaz sisler arasından. . kışın ayazında. Can dostu Çora Sayakov'un vasiyetini yerine getirecek olan Tanabay vardı eyerde. kötü günlerde. zorda ve kolayda. Tanabay'ın yüzüne vuruyordu. • Tanabay yol boyunca düşündü: Çora parti komitesine üyelik kartını götürmesi için. Babam bu vasiyeti kime niçin bıraktığını biliyordur.www. daha dün partiden kovulan Tanabay'ı niçin seçmiş. Yine anılar. donmuş yolu nallanyla döverek koşuyordu. tan ağarmadan önce Tanabay atlandı.com. bunca kişi arasından. Hiçbir zaman Çora'dan öğrenemeyecekti bunu. Onun. Karşıdan gelen rüzgâr atın yelesini savuruyor. çıtırdıyor. Unutmaya çalıştığı ne varsa. . Çora ile Tanabay. niçin bunu vasiyet olarak söylemişti? Bunun anlamı neydi? Bu bir sınav mıydı? Tanabay'ın partiden atılmasına karşı olduğunu mu anlatmak istemişti? Bu soruların cevabım veremiyordu. yeryüzüne yayılıyordu. Şafağın doğurgan rahminden sökün eden ilk ışıklarla yeni bir gün doğuyordu. Neyleyim ki bu felaket geldi başıma. Tanabay çoktandır binmemişti yorga Gülsan'ya. büyük at Gülsan. yazın sıcağında. ne sağ iken ne de öldükten sonra Çora'dan kopanl-f?nayı haketmediğini anlardı. Bu vasiyeti yerine getirmenizi sözden rica ediyorum. Bunu biliniyorlarsa öğrensinlerdi. gözün ulaşamadığı bir uzaklıkta. sayıldığım anlatacaktı. Şimdi o.Bunu candan gönülden yapmak isterim Samansur. 122 . İyi günlerde.

.Selam. Sekreter kadın biraz duraladıktan sonra tekrar içeri girdi ve döndü: 123 . dedi kadın kapıyı sıkıca kapatarak. Koridorun sonunda.. durumu nasıl anlatacağını da düşünüyordu. partinin ilçe yönetim kurulu bürosuna geldiğinde daireler yeni açılıyor. Namlı yorga. "Herkesin yanında söylenmiş bir vasiyet. kaskaü olmuş yolda çın çın sesler çıkararak düzlüğü aşıyor. Tanabay hiçbir yana sapmadan." Kadına döndü: .Onu görmeye geldim.com. "Bunun ne önemi var. İyi misiniz? dedi .İyilik. . diye cevap verdi kadın. Aktaş kolhozunun çobanıyım. o buna tanıktır" diyecekti. üyelik karünı benim getirip teslim etmemi vasiyet etti... üstünü başını düzeltti ve yüreğinin güm güm atma202/Elveda Gülsan sim yatıştıramadan bürodan içeri girdi. Adım Bakasov. Tanabay böyle düşüncelere dalmış giderken. . Ölmeden az önce. Lütfen bir daha söyler misiniz? Onu görmem gerek.Yoldaş Kaşkatayev meşgul. Başkanın sekreteri kadın içeride pek az kaldı. ölmekte olan bir adam her şeyi sayıklar.www. partinin resmi belgesine el sürme hakkım nereden aldın?" derlerse! "Bu. göz açıp kapayıncaya kadar Tanabay'ı ilçe merkezine ulaştırdı. Gülsan. iş saati henüz başlıyordu. Çora'nın ölüm döşeğinde söylediği vasiyetidir" diyecekti. Aleksandrovka yokuşuna yaklaşıyordu. . Tanabay dosdoğru Kaş-katayev'in bürosuna yöneldi.enginel elveda gülsarı Yeter ki ona kulak verip dinlesinler. Ya ona "Sen partiden atılmış bir adamsın.cizgiliforum. köpükler içinde kalan yorgayı dosdoğru komite binasımn önüne sürdü. Nasıl bu kadar çabuk geldiğini Tanabay da anlayamadı. bir dakika bekleyin. Biraz düşündü ve birden üzüntü ve öfke ile "Bu nasıl olur? Bu iş bu kadar basit mi" diye düşündü. .. koridorun sağında. Bu süre için bile Tanabay heyecandan yerinde duramadı. Halktan gelip gidenler yoktu daha. "Kayıt bölümü.. balığın karaya çıkması gibiydi onun için. dedi kadın her şeyi bilirmiş gibi bir gülümseme ile. önündeki masaya Çora'nın kartını nasıl bırakacağım.Pekâlâ.Benim yoldaş Kaşkatayev'e söyleyecek sözlerim var. Tanabay.Odasında. Hemen görürsünüz.. Öyleyse ona söyleyin: Bizim parti örgütçüsü Çora Sayakov yoldaş vefat etti.Tanıyorum. Orada indi.Yoldaş Kaşkatayev odasında mı? . Sayakov'un kartını kayıt bölümüne teslim etmenizi söyledi. İşte bunun için geldim. atını bağladı.. Onu yeniden partiye alsalar çok sevinecekti. dedi kadın. isterseniz Çora'nın oğlu Samansur'a sorun. Parti dışında kalmak. Çok önemli." derlerse ne cevap verecekti?. Yeter ki içini dökmeye fırsat versinler! Tanabay Parti sekreterinin odasına nasıl gireceğini. özür dileyecekti. Kendi suçunu da kabul edecek. Yine düşünüyordu: Başkan ne diyecekti? Nasıl karşılayacaktı? Koridor boştu. sağda. Kabul odasındaki sekreter kadına: .. Bu da ne demek oluyor? diye bir an şaşkınlık geçirdi. "Ben sanıyordum ki.

ona-sarılıp başını omuzuna koydu. Sonra kadın o defterde bir yeri göstererek Tanabay'a imza attırdı.Peki. 204/Elveda Gülsan köye doğru uçtu. Caydar! Benim dostum Çora yok artık! diyen Tanabay yeniden hüngür hüngür ağladı.Evet bitti.Çora'yı kaybettik! Artık Çora yok. Çora'dan kalan son anı bu oldu. Bozkır ve rüzgâr.cizgiliforum. Sonunda Tanabay kartı memura uzattı. sağlıkla.www. Sonra karısının kopuzundan. karla kaplı ulu dağların ardından Ay doğuyordu ve onu seyredecekti. Bozlarda bahar yeşilliği görülmeye başlamıştı. sonra bu kılıfın içinden Çora'nın üyelik kartını çıkardı. o küçücük pencereden kartı alan memurun yaptıklarını seyre koyuldu. insanın yüreğini yolup alırcasına 124 . Pencere açıldı ve içeriden bir ses: . dedi..Güle güle. Her şey tamam! Hepsi bitti! Ve. Kadın memur. Tanabay çıktı.Bitti mi? dedi Tanabay. Sonra daha samimi bir ses tonuyla: Elveda Gülsan/203 "Konuşacak bir şey kalmamış. .. Aktaş kolhozundan geliyorum. Gülsan'nın nal seslerine uyarak onlara doğru koşuyordu. Caydar da kocasını kucakladı1 ve ikisi birlikte Çora için ağladılar. kart numarasını ve partiye giriş tarihini yazdı. boş yere beklemeyin. Gülsan. Tanabay elini koynuna soktu. karttaki numarayı aldı. Yorganın yularını çekerken: . Kapıya vurdu. dedi.. Kayış bağı da olan deri kılıfı. babasının adını. . ağladı. Koridorda yürümeye başladı. Tanabay Caydar'a döndü. sancılarını azaltmıştı. Sonra. önce.Çok meşgul. . Koytaşın üzerinde dağlan seyrederek oturan Tanabay. "Hoşça kal Çora! Elveda!" diyordu içinden. Tanabay dışarı çıktı. Bizim Parti ifrgütçünHiz Çora Sayakov vefat etti.enginel elveda gülsarı . Karısı sessizce karşıladı. argımak' Gülsarı. onu sırtına alıp 1 Argımak: En iyi cins at. Kartı çıkarırken küçük pencerenin gerisindeki kadın sabırla bekledi. gitseniz iyi olur". eşelenip yeni odun atılan ateşin çıtırtılarını duydu. Daha sonra keçe çadırın arkasındaki koytaşın1 üzerine oturdu. soyadını. Tanabay hemen o akşam dağdaki çadır evine döndü. Karşıda. soylu Gülsarı." Daha da yumaşattı sesini: "Sizi görmek istemiyor. Yalnız kalmak istiyordu. Irakları yakın eden Gülsan'nın bu koşusu. . Tanabay'ın yanan yüreğine su serpmiş. .Ne istiyorsunuz? dedi. Bir-iki gün öncesine kadar o kılıfta kendi üyelik kartım taşıyordu. keçe çadırdan. Ölüm kaydını düştü. Ve küçük pencere tekrar kapandı. Caydar çocukları yatırmak için çadıra girmişti. Üzerinde ufak bir pencere olan kapıda "Kayıt Bölümü" yazısı vardı. Büyük bir deftere adını. . Atın dizginini tuttu ye inmesine yardım etti.Parti üyelik kartı teslim etmeye geldim..com.Bitti.

Elveda Gülsan/205 . Çok. Yakın dağlardaki bütün av hayvanlarını öldürmüş. 1 Koytaşı: Çoban çadırlarının yanında bulundurulan büyük kaya. Sonra genç avcıya dönmüş: "Hadi beni de vur. havada uçan hiçbir canlı kurtulamazmış onun okundan. Gerçekten kımıldamadan duruyormuş Boz Geyik. Bunu bilen kansı Caydar ona "Karagül-Botam" bozlağını çalışıyordu. Nişan almış ve bir atışta Tav-Teke'yi de vurmuş.. demiş Boz Geyik. Vurulan Tav-Teke yardan aşağı yuvarlanıp gitmiş. Genç avcı topal geyiği yakalayamıyor-muş. başını vuracak.. "Gördün mü. Öyle bir yere gelmiş ki. üstü başı parça parça olmuş. yaşlı bir avcının yiğit bir oğlu varmış. yüreğime nişan al. acımadan vurmuş. yayılan sürüye bakarlar. bir kovalamaca başlamış. Hiç kimsenin avutamayacağı. Genç avcı.. Boz Geyiğin onu dik kayalara sürüklediğini farketmemiş. Yalnızlıklar içinde kalan bir adamın hıçkmklan.. onulmaz derdini gömecek bir yer arayarak koşan bir adamın acı çığlıklannı andıran bir ezgiydi. Yayını düşürmüş. nişan almış. Geyik kaçmış. ıssız ve engin bozkırda. Ne sağa gidecek yol varmış ne sola. Attığı ok boşa gitmezmiş.enginel elveda gülsarı hüzünlü ezgiler geldi kulağına. Yaşlı avcı. hiçbir zaman attığı ok hedefinden şaşmamış. gebe hayvanlan isi. Onu vurma!". avcı kovalamış ve kovalamaca günlerce sürmüş.com. "Bozla kopuz. çok eski bir zamanda.cizgiliforum. inceliklerini öğretmiş ve delikanlı avcılıkta babasım geçmiş. ne söylediğini bilmediğini düşünmüş ve gülmüş. Bunun üzerine çıkıp uzaklara. geyiğin ön ayağını sıyınp geçmiş.. genç avcının başına hiç böyle bir şey gelmemiş. Boz Geyik genç avcıya. dere-tepe. bozla!. Ama genç avcı onu dinlememiş.www. ne yukarı çıka-bilirmiş. Oysa bugüne kadar. acıdan inim inim inlemiş.. şimdi ben topal ayağımla kaçacağım.. Yerde kaçan. gBoz Geyik'in sürüsünü de kınp geçirmiş." Tanabay. Dağ-taş. yeni doğmuş yavrulan da. genç oğluna avcılığın bütün hünerlerini. Ok. oradan ne aşağı gidebilir. hiç kımıldamayacağım. onu sadece hafifçe yaralamış. O zaman Boz Geyik. hiçbir şeyin merhem olamayacağı acılarla ağıdını söyleyen. Genç avcı da pe206/Elveda Gülsan şine düşmüş. Bunun için yalvanyorum sana. ağlayan bir adamın bozlamasını anlatıyordu kopuzun telleri. yalnızdı. hiçbir yana gidemez durumda kalmış. Geride yalnız dişi Boz Geyikle onun yaşlı erkeği kalmış. Genç avcı yaşlı geyiğin bunadığını. senin de sonun olacak!". gözyaşlan dökerek yalvarmış: "Geyik soyunu kırıp tükettin.. Gelip durduğu yerden hiçbir tarafa adım atamaz. Ama vuramayacaksın! Bu senin son atışın olacak. efsanedeki o yalnız adam gibi acılıydı. Soyumuzun tamamen yok olmaması için eşim TavTeke'yi sağ bırakmanı istiyorum. Oku fırlatmış. kar-buz. Yakaladığım zaman kafanı koparacağım seni bunak hayvan!" Topal Boz Geyik kaçmaya başlamış. vurabilirsen vur bakalım!" Genç avcı yine gülmüş: "Sen de kaçabilirsen kaç bakalım! Benden vebal gitti. 125 . yakalayabilirsen yakala. ağlıyordu. ah dedikçe nefesiyle yel savuran çok büyük acılı bir insan atılan.

. Yolda oğlunun yayını bulunca. Her yana bakmış.enginel elveda gülsarı Boz Geyik onu orada bırakmış ve gitmeden önce de şöyle demiş: "Artık buradan hiçbir yere gidemeyeceksin! Hiçbir kimse de seni kurtaramayacak! Soyumu kırıp yok ederek beni nasıl dayanılmaz acılar içinde bırakmışsan. yaralı bir kuş gibi. gece dememiş. dağdan dağa sekerek. Sonunda. Boz Geyik beni bura. her yanı derin bir uçurum olan bir kayanın üzerinde. oraya nasıl geldiğini bilemiyormuş. oğlunu kendi eliyle öldürmeye gönlü razı olmuyormuş. senin baban da. zavallı babanın yüreğini yolup yolup kopanyor. kendimi soldurdum botam! Felek beni böyle kargadı botam. Acımasızlığımın cezasını çekiyorum. dağlara. Ne yeri. ulaşılamaz. Gidip yere düşen cesedin üzerine kapanmış ve başlamış bozlamaya: Seni ben öldürdüm. çıkılamaz.. kımıldamadan. Zavallı baba korkular içinde. İnilemez. ne de güneşi görebiliyorum. karanlık dar boğazlardan geçerek.www.Sorma baba. Pek ağır kargışladı ve bırakıp gitti. Ama eli varmıyor. Karagül botam! Yalnızım. lanetlendim. Düştü. Senin yüzünü de göremiyorum baba! Vur beni baba! Kurtar bu işkenceden! Hadi baba. yüreğini parçalaya parçalaya. Zavallı baba ne yapsın? Çığlık çığlık inletmiş dağlan. Günlerden beri burada böyle bekliyorum. . sırtında kürkü kalmamış. Babası oğlunu aramaya çıkmış.. Yaşlı baba sesin geldiği yana bakmış. dik kayalardan. hiç sorma! Kargışlandım. Başını çevirip bakamıyor bile. düşecek!. ne sola bakabiliyor. Akşama kadar karar verememiş.com.. Kargışlarım tutsun! Lanet sana!" Boz Geyik böyle lanefokuduktan sonra.. öyle acılar içinde ağlasın! Bunu diliyorum. nişan almış ve vurmuş oğlunu. . kımıldamaya korkarak duruyor! Başında börkü.. bana acıyorsan. ne aşağı. ne sağa. Sonra da okunu taşlara vurarak parçalamış. başına bir bela geldiğini anlamış. Elbisesi lime lime. tepelerin birinden "Buradayım baba!" diye bir Elveda Gülsan/207 ses gelmiş kulağına. dağlar taşlar arasında koşa koşa. oraya nasıl çıktın? . parça parça ediyormuş. Kargışlarım tutsun seni Karagül. ağlaya ağlaya gitmiş. Oraya koşmuş.ya aldatarak sürükledi.. Çömelip yüzünü kayaya dayamış. Biraz kımıldayacak olsa uçuruma yuvarlanırmış.Ah zavallı oğlum. öldür de kurtar beni!.cizgiliforum. vur beni! Daha fazla acı çekmek istemiyorsan. kımıldamaya korku-yormuş. gözyaşlarını seller gibi akıtarak bağırıyormuş: "Karagüüüül! Neredesin? Karagüüül! Ses ver bana!" Ona yalnız kendi sesinin yankılan cevap veriyormuş: "Karagüüül! Neredesin!" Birden. Ne yukarı. Genç avcı. Oğlu acılar içinde inleyerek yalvan-yormuş: "Haydi baba. kayadan kayaya. kayalara tırmanmış. kımıldayamadan kalmış. elini çabuk tut! Vur beni! Vur beni! Sonra da yıka ve göm!" Onun yalvanşı ve o hali. Ama hiçbir çare yokmuş oğlunu kurtarmak için. kalkmış. baş döndürücü bir yermiş. gündüz dememiş. güneş batmak üzereyken. çek okunu! Kurtar beni bu acıdan. Yalvarırım. ne gökyüzünü.. Kader beni böyle arbadı1 botam! 126 . buraya koşmuş. Bir de ne görsün! Oğlu dimdik bir kayanın tepesinde tünemiş.

Biri kamyonun üzerinde duruyor. Buna inanıyordu. Yalnızım. keçe evin içinde. kımıldamadan. Tanabay yola koyuldu ve otobüs durağına doğru yürümeye başladı.Hayır. . sağ olun. Ona nefretle bakıyordu. Bu onun son başvurusu. Eski sekreteri tanıdığından. ona her şeyi olduğu gibi anlatmak isElveda Gülsan/209 tiyordu. Yuvarladığı fıçıyı durdurup.cizgiliforum.Hayır. Oradaki birahanenin önünden geçerken. . ateşin yanında oturuyor. o büyük olayı izleyen günleri de hatırlıyordu.com. Bu.enginel elveda gülsarı 1 Arbadı: Bana oyun oynadı. kendimi soldurdum botam! Tanabay keçe çadırın dışında. Kimseyi rahatsız etmek istemem. o sizinle görüşür. Kamyonun üzerindeki adam: 127 . karanlığa gömülmüş sıradağların ardında yavaş yavaş yükselmeye başladı. tuzağa düşürdü. Ama Tanabay onun başka bir merkeze atandığını ancak oraya varınca öğrendi. boş fıçıyı bir tahtanın üzerinde yuvarlayarak kamyona çıkarmaya çalışıyordu.Eğer işiniz önemliyse yeni sekretere söyleyeyim. O yıl Bölge Merkezinde yapılan büyük genel kurul toplantısında konuşmasını dinlediği birinci sekreteri görmek. kendisini dinlerse. kabul odasındaki yazıcı kadın. o da beni tanıyordu. ses çıkarmadan. Kusura bakmayın. tükettin botam! Bu eleme beni sen attın botam! Seni ellerimle öldürdüm botam. Merhum Çora da. ikincisi yerde.www. kendisini bağışlamasını istedi. 23 Tan ağanyordu. Eski sekreteri tanıyordum. Tanabay'ın bir şey söylemesini bekledi. bir kamyona boş bira fıçılarını yükleyen iki kişiye gözü takıldı. son denemesiydi. Merkez Komitesi Birinci Sekreteri kolhoz çobam Tanabay'ı tanıyor olamaz mı? Tanış olup birbirlerine saygı beslemiş olamazlar mıydı? Bu yeni yazıcıya da onun için böyle demişti zaten. Tanabay can çekişen atın başucunda. Soğuk bir adam değildi. koytaşın üzerinde oturmuş. dedi.. onunla özel bir konu-oa görüşecektim. kanattın botam! Yaradılanlan yok ettin botam. başkaları da ondan övgüyle söz etmişlerdi. Tanabay'ı görür görmez gözünü ondan çevireme-den bir an donakaldı. bozlağı dinliyordu. Sen de yüreğimi kül ettin botam! Ciğerimi yoldun. 208/Elveda Gülsan Avcılığı sana öğrettim botam. Ta eski çağlardan kalan bu Kırgız ağıdını dinledikçe içindeki sızı daha da arttı. onun da kendisini tanıyacağından hiç kuşkusu yoktu. Tanabay ölen dostundan bir kere daha. J . İşte bu yerdeki genç adam bir ara başını çevirip ona baktı. kopuzuyla ünlü ve eşsiz avcı Karagül'ün pek acıklı yırını çalmaya devam ediyordu: Avcılar avcısı güçlü Karagül Al kanlar içinde yatıyor botam!.Onun başka yere tayin edildiğini duymadınız mı? . belki bir yardımı olurdu. dedi Tanabay. O olaydan bir süre sonra Tanabay'ın Bölge Merkezine gidip geldiğinden kimsenin haberi yoktu. Bektay idi. Ay. sağ olun. Caydar. Neslini kuruttun. Bürodan çıktı. duymadım. Az sonra dağı aşıp bütünüyle ortaya çıktı ve dorukların üzerinde bir yere asılıp kaldı.

Demek bira 210/Elveda Gülsan işçiliğine yükseldin" diye düşündü. Bektay'ın sürüyü bırakıp gitmesinden sonra kolhoz onu mahkemeye vermiş. Tanabay. Bunu yüzüne vurabilirdi. Fıçı aşağı doğru kayıyor. Partiden çıkarıldıktan sonra da kendine güvenini yitirmişti. ateşin yanında kiI Elveda Gülsarı/211 mıldamadan yatıyordu. Aklını başına toplayıp hatasını düzelteceğini umuyordu. ısrarla bir şey söylemesini bekleyerek kendisine bakışı gözünden gitmiyordu. Bektay onun inandığı dâvayı küçümsemekte haklı olacaktı. onu bağışlayacağını söylemek istiyordu." 128 . Göğsünden hınlülar geliyor. yazık oldu. kovulmak gibi bir felakete uğradığına göre. onun yoluna giden bir kamyona binip oturdu.. helalleşiyordu: "Sen yılkının en iyisiydin. Tanabay. Bektay'ı düşünmekten kendini alamıyordu. Bektay'a.cizgiliforum. Ot bitmez. Daha başka ne yapsındı Tanabay? Yürüyüp gitmişti. en mutlu dönemi. Oysa onun partiden çıkarılmış olmasını kimse yüzüne vurmuyor. Kendisi partiden . Tanabay ona selam vermedi. Bir tulpar idin Gülsan.com.enginel elveda gülsarı . Onun.. Bektay'a acımıştı. doğru yola girerse. tyi bir insan olabilirdi.www. onunla konuşulamazdı. canlı sesi çıkmaz orada. ateşin alevlerine kirpiklerini hiç indirmeden bakıyor. Senin ayak seslerin kulağımda en güzel bir ezgi gibi kalacak. Bütün vücudunda hayat belirtileri yavaş yavaş azalıyordu. kimseyle konuşmak istemiyordu. Dönüp biraz konuşsam mı?" diye geçirdi aklından. "Cezaevinden çıktıktan sonra bana uğra. Seni hiç unutmayacağım Gülsan! Gözümün önünde sönüp gidiyorsun doğuştan tulpar Gülsan! Bir gün öbür dünyada karşılaşınz.Hey. Tanabay onun sürüyü bırakıp gittiğinden başka bir şey söylemedi. Bektay ise Tanabay'dan gözünü ayırmadan fıçıyı tutmaya çalışıyordu. Uyuşmuş ayaklan kurumuş bir ağaç gibi kaska-* ti olmuştu. Bektay cevap bile vermemişti. Hep çekingen davranıyor. Ona bu fırsatı vermemek için geri dönmedi ve yoluna devam etti. aralarında olup biteni unutacağını. Ama içinden "Olacağı buydu işte. nal izlerini bırakacağın toprak yok.. onunla vedalaşıyor. O dünyada senin koşacağın yol yok. uyuyor musun? Ne bekliyorsun? diye bağırdı ona. Benim kanatlarım oldun Gülsan! Haya-jtımın en güzel günleri.. Ama Bektay yaptık&rından pişmanlık duyacak bir adam değildi. Aklını başına toplar. yorga ile son konuşmasım yapıyor. ama artık senin toynak seslerini duyamayacağım. yapabileceğin işler konusunda konuşuruz" demişti. Çünkü her zaman hatırlayacağım seni. 24 Yorga Gülsan başım yere koymuş. Sonra biraz adımlarını yavaşlatarak "Aslında iyi çocuktu. kimse iğneleyici bir söz etmiyordu. gözünün feri sönüyordu. Ama ben yaşadıkça sen hiç ölmeyeceksin Gülsan. Ama Bektay onun partiden çıkarıldığını biliyorsa. seninle beraber gi-'İdecek. Ama o bir suçluluk duygusuna kapılmıştı. Tanabay da tanık olarak dinlenmişti. bir eliyle fıçının aşağı yuvarlanmasını durdurmaya çalışırken.

Tırpanı her savuruşunda kesilen otlar çalgının ucunda toplanıyor. birçok şeye. zamanın. Dönüp bakınca İbrahim'i tanıdı. Niç değişmemişti İbrahim. partiden çıkanhşından yedi yıl sonra olmuştu. Belki Tanabay kendisini kocamış sayacak kadar yaşlı değildi. 1 Gazik: Arazi arabası. Bir yaz günüydü. sonunun çok yaklaştığına inanmasıydı. çile idi. Çayır sessizdi. kölesi olur. kendisini unutmayıp peşinden gelen." . göz açıp kapayıncaya kadar akıp gittiğini düşünüyor. âmiri kim olursa o da onun kulu. hiç yabancı gelmiyordu. "Can çıkar huy çıkmaz. özellikle de.. Tanabay o sırada Sarıgov1 vadisinde. Bu olay. 129 . nasılsınız? diye Tanabay onların elini sıktı. Eskisi gibi tombul yanaklıydı. Kızları büyümüş. Bu yiğit delikanlı "tepse temir üzgendey"1 güçlü. kahve rengini almıştı. Üzerindeki gömleği kollarından çıkarıp.Selam Taneke! Nasılsınız..cizgiliforum. Seni gidi iki yüzlü. zevkli bir işti onun için.Hoşgeldiniz çocuklar. sadece çekirgelerin cır-cırları duyuluyordu. O gece. evlenip ayrı bir aile olmuştu. yaşlıların giydiği geniş pantolonun (şalvarın) üzerine sarkıtmıştı. geriye doğru uzanan bir sıra oluşturuyordu. yalnız biraz göbek bağlamıştı. Kendini yaşlı görmesi. bütün geçmişini düşünce süzgecinden geçirmekten kendini alamıyor. Elveda Gülsan/213 Tanabay dikkatle baktı. Tanabay dere boyunda ot biçiyordu.enginel elveda gülsarı Tanabay atına bunlan söylerken. kocamışlık çağına böylesine çabuk ulaştığına şaşıyor. Tanabay İbrahim'in kurnazlığını içinden takdir ederek "Seni kurnaz tilki seni!" diye geçirdi aklından. İbrahim'le gelen ve Tanabay'ın kolunu sıkıp bırakmayan genç adam: . 'partiye geri dön' diyen adamın davetini kabul etmekte bunca vakit yitirdiğine pişman oluyordu. Yüzü güneşten yanmış. iyi misiniz? Kolay gelsin! dedi yanıbaşında bir ses. can çekişmekte olan yorganın başında oturan Tanabay. Bir yerlerde görmüştü. kuvvetli görünüyordu. O bu işe daldığı sırada. nasıl da dalkavukluk ediyor! Böylesi bulunmaz doğrusu! Gelen ağam. yaşlı karısı Caydar'la orada bir evde oturuyorlardı. hep dört ayağının üzerine düşer. ot biçmek. 212/Elveda Gülsan na bekçilik yapıyor. .www. "Sonunda gelip bulduk sizi Taneke!" dedi İbrahim ağzı kulaklarına vararak. kendisinin de yaşlandığına üzülüyordu. kolhozun mallan1 Sangov: Bir Kırgız aşiretinin adı. Belli bir tempo ile tırpan çalmak. sonra evlenmişlerdi. okula gitmiş. "Gözüm ısırıyor" diye düşündü ama kim olduğunu çıkaramıyordu.Beni tanımadınız mı baba! diye gülümsedi. yorga Gülsan gibi hızlı koşarak. "Parti İlçe Merkezi birinci sekreteri sizi görmek için bizzat geldi!". ama insanı yaşlandıran yıllar değil. Tam ot biçilecek güzel bir hava vardı. Oğlu da Teknik Okulu bitirdikten sonra ilçe merkezinde bir işe girmiş. yakınında bir gazikin1 durduğunu ve içinden iki adamın indiğini farketmedi. giden paşam! der.com.

Geçenlerde. diye İbrahim onun adını söylemek isterken Tanabay onu durdurdu: M . İbrahim'e dönerek: "Siz de tırpanı alın. . Hem sevinmiş. o yaltak adam. . Çayır biçtiğinize göre sağlığınız iyi çok şükür. Onlan da yapmaya çalışacağız.cizgiliforum. Yeni bir kora yapmışlar.. vaktiyle çobanlık yaptığım. Köyde de değişiklikler var. göze girmek için hemen kollarını sıvadı: .Benim buraya ne amaçla geldiğimi herhalde anlamışsınızdır Taneke.Bizim de amacımız bu. at korası da var. Bazen gözüme inanamıyorum. . çok zor günler geçirdiğim Beş Ağaç vadisine gitmiştim.Doğru Taneke. Taneke. Başka sürülerin durumu da böyle. Biliyor1 Tepse temir üzgendey: Tepecek olsa demiri bükecek kadar güçlü. Ne zaman gitsem yeni bir ev yapıldığını görüyorum. hemen konuya geçmeliyim. Çok iyi olmuş. esen misin yiğidim?" Böylece tanıdığı genç adam. Evin yanında anban.enginel elveda gülsarı Gülen gözleri güven veriyordu.. Çok doğru söylüyorsun. İbrahim. o korkunç olayı hatırlayarak içi sızlamıştı. Hem de ne güzel yapmışlar. dur da kendim bulayım! dedi. "Herhalde şehirli" diye düşündü. seve seve.com.Dur. Çoban için de güzel bir ev yapmışlar. Sizi böyle gördüğüme sevindim. O aşağılanma bir kan pıhtısı olmuş. Şimdi sizi görmeye gelişimin asıl sebebini anlatayım: Gelin. . O derin acıyı söküp atamamıştı yüreğinden. Tanabay ve Kerimbekov çayın geçip dere kıyısında bir yere oturdular. Seni gördüğüme ben de çok sevindim. ağzını açamıyordu.Can kulağımla dinliyorum balam. onu mertçe. Beş-yüz baş hayvanı rahatça alacak kadar geniş. * Tanabay şaşırıp kalmış. Sizin durumunuzu yeniden ele alalım. Doğrusu kıskandım onlan.. Ve. ısrarla savunan komsomol sekreteri Kerimbekov! . Düşümde görsem inanmazdım. Üzerinde kurşunî renkte güzel bir elbise. daha da düzelecek. hem eski günleri.Tabii yoldaş Kerimbekov.www. . Geçen gün kurul toplantısında bu konuyu konuştuk.Biliyorum gözüm. Dilerim bu iyi gelişme devam etsin. sizinle biraz konuşalım Taneke. partiye yeniden katılın.Madem ki tanıdınız.. Güç olacağına geç olsun daha iyi. otlan biçedu-run" dedi. Çatısı çinko ile örtülmüş. bu yoldaş. O yarayı deşmek istemiyordu. Kerimbekov idi: Tanabay'ın partiden çıkarıldığı o toplanüda. Kendi kolhozumuzdaki değişme ve gelişmeleri görüyorum. Birçok şey düzene girdi. yüzü nurluydu. tanıdım! Seni nasıl unuturum? Aman mısın. Gün geçtikçe daha da iyiye gidiyor gibi. başında hasır şapka vardı.. donup kalmıştı yüreğinde. biliyorum. çok şey değişti artık. Gelin şöyle biraz yürüyelim. Görüyorum ki gücünüz kuvvetiniz yerinde. diye tırpanı eline aldı. . Daha yapılacak çok şey var.Nasıl tanımazsınız. sevincini belli eden bir gülümseme ile: "Tanıdım balam. 130 . 214/Elveda Gülsan Elveda Gülsan/215 sunuz.

yann giderim" diye ilçe merkezine gidip başvurmayı erteledi durdu. "Bizim devrimiz geçmiş Gülsarı. Bu arada vakit geçip gidiyordu. sen-ne karışı yorsun. Tanabay. Gülsan'nın nasıl güçlükle koştuğunu düşündü: Toz bulutunun içinde kaldığı için soluğu kesiliyor. nasıl istersem öyle sürerim. benim gibi bir ihtiyarı unutmadığın için çok teşekkür ederim. Yorga bir kuş gibi uçup giderken." Aradan bir yıl daha geçtikten sonra Tanabay Gülsa-n'yı bir arabaya koşulmuş olarak gördü. biraz düşünmeme fırsat ver. dur. Gülsa-n'mn ardındaki o toz bulutu hiçbir zaman ona yetişemezdi. Biraz durduktan sonra aklından geçenleri olduğu gibi söyledi: "Gördüğün gibi artık ihtiyar oldum. Fırlayıp gi-. İkimiz de kocadık. Sonra da atının başım çevirip geri döndü.Çok sağ ol iki gözüm. öyle zorlama Gülsan'yı!" dedi. Ağırlaşmıştı. sen de kötülemişsin!" diye geçirdi aklından. "Bunadım galiba" diyordu kendi kendine. Demek o da yaşlanmış. Tanabay onu uzaktan seyrederken içinden bir şeyler koptu. decek kadar dinç değildi artık. ¦* Bir gün gerçekten gitmeye karar verdi. Adamın önünü kesmek için atım dörtnala kaldırdı. Yazın o kurak bozkırda. Tanabay bağırmaktan kendini alamadı: "Hey. bunak moruk!" derse. düzensiz bir koşuyla ondan uzaklaşıyordu. Benim devrim geçti artık. Görür görmez de anlamıştı onun Gülsan olduğunu. Gülsan'nın koşup gittiği yolda. Ama ona yetişmeden dizgini çekip durdurdu atını. ne cevap verecekti. Gülsarı'nın üzerindeki adam kendisi gibi mi düşünecekti 216/Elveda Gülsan bakalım? Ya ona: "Sana ne. Gülsan'nın sırtındaki adamın onun sesini duyamayacağını bilse de. Ama yolun yansına gelince atının başını çevirdi ve geri döndü. hızı azalmıştı. Atın şaşkın gözlerini o toz bulutundan kurtulmak için bütün gücüyle nasıl ileri atıldığım ve yine de kurtulamadığını görür gibiydi. gitmek zor geliyordu. O günlerde Gülsan'yı çok az görüyordu. Anlı şanlı yorgayı. Ta-nabay durduğu yerde onları uzaktan bir süre seyretti. toz bulutunun içinde bir görünüp bir kaybolarak. sonunda 131 . Sonumuza varan yol. Merkeze giderken yan yoldan dönüşünün ahmaklıktan başka bir şey olmadığını biliyordu..com. Bu arada Gülsan. Bundan sonra partiye ne yararım olur? Ne hizmetim olabilir. "Ah Gülsan. olur mu?" Böylece o gün için ayrıldılar. Tanabay "bugün giderim. Sakın bana gücenme. o toz bulutu upuzun ve göğe doğru yükselen bir kuyruk gibi hep geride kalırdı. beyaz bir toz bulutu yükseliyordu. Neden öyle yapmıştı. Biliyordu ama yine de kalkıp gidemiyordu. Atına binip yola koyuldu.enginel elveda gülsarı . dedi. evimize varan yoldan daha kısa artık. bir yorganın toz kaldırarak koştuğunu görmüştü. tozdan kurtulmak isteyen binici de onu durmadan kırbaçlıyor olmalıydı. toz her ya-' nını sanyor ve Gülsan kendi kaldırdığı toz bulutu içinde kalıyordu.cizgiliforum... îşe yaramazın biri olup kaldım evladım. İçi yandı. Artık kime ne yararımız olur? Bende güç kalmadı. Merkeze inmek için yola koyulduğu o gün. Oysa şimdi Gülsan kendi kaldırdığı bulutu geçemiyor.www.

Ata binmiş olmaktan gururlanıyor. İkinci torunu dünyaya gelmişti çünkü. dırdırcının tekiydi. Ve işte şimdi yorga. Gülsan dereden çıkıp yolda durmuş. övünçle bağınyordu: .cizgiliforum. boynuna eski bir hamut geçirilmiş. atın yamna götürdü. Ve şimdi Gülsan o yolun kıyısında can çekişiyordu.Hadi git bakalım. bak ben Capayev 'oldum. Doğum arma-ğını olarak kestiği bir koyunun etini.Hadi. gerçekten hasta" diye düşündü Tanabay.com. Evlendiği orak ağızlı gelin ise. hadi. anlı şanlı yanş atı Gülsan bu hallere düşmüştü! Çocuk kıvançla. Tanabay onu dereden çıkardı.Dede. uysal bir at vermişlerdi. Dediğini yaptırmak. karşısındakini aşağılamaktan çekinmeyenler vardır. ukalanın.www. geç de ben de göreyim! diye Tanabay çocuğu yüreklendirdi. "Ayaklan sızlıyor. ayağa kaldırmıştı. • Çocuk ata belki ilk kez biniyordu. bir daha düşme. Onu öyle görmektense görmemek daha iyiydi. üste çıkmak için ağzına geleni söylemekten. Caydar hasta olduğunu söyleyerek gelmemişti. Gelinini sevmiyordu Caydar. yedi yaşlarında bir çocuk vardı. Oğlunun terfi etmesine de onun bu tıyneti engel olmuştu. Demek. kınk-dökük bir arabayı çektiğini görmek. Tanabay onu iyice bakmış. belli etmemeye çalışırdı. yılkıcılıkla geçirecek olduktan sonra parti üyesi olmanın ne yararı var? Seni partiden de 218/ElvedaGülsarı 132 . yırtık fanileli. bir çuval patates ve Caydar'ın pişirip hazırladığı bazı yiyecekler ve öte-beri götürmüştü onlara. 1 Capayev: Ünlü bir süvari kumandanı Elveda Gülsan/217 .Anneee! diye bağırdı korkan çocuk. Kocasına ne isterse yaptırır. cump! diye suya gömülüverdi. Tanabay çok iyi biliyordu onun niçin gelmediğim. bir o ayağım kaldırarak bekliyordu. Sonra çocuğu kaldınp yine atın sırtına oturttu: . Üzerinde kısa pantolunlu. Daha sonra Tanabay Gülsan'yı bir daha gördü. Tanabay'ın da kaderiymiş: Gülsan en sonunda yine Tanabay'ın eline düştü. Tanabay'ı son kez Aleksandrovka yokuşundan buraya kadar getirmişti. yürütüyordu.Ömrünü çobanlık. çıplak topuklarını mahmuzlar gibi hayvamn karnına vuruyor. Onun geleceği yere başka birini atamışlardı. dedi. ilçedeki oğlunun evine bir kutlama için gitmişti. Tanabay'ın gelini de onlardan biriydi işte. Çocuk dizgini sallayarak atı dereye sürdü. Ama bu konuda ağzını açıp oğluna tek kelime söylemez. Tanabay. Onun için ona yavaş. o ne isterse o olurdu. Atın da. bir bu ayağını. Oğullan pısırıktı. Gelin bundan da kaynatasını sorumlu tutuyordu: . Tanabay'a dayanılmaz geldi ve hemen başını başka tarafa çevirdi. Fakat yorga dikçe olan karşı kıyıya geçerken çocuk atın sırtından kaydı. Şimdi dereyi geçeceğim! .enginel elveda gülsarı bacaklarının koşma gücü bitip. beslemiş.

" Elveda Gülsan/219 25 Tan ağardı. gözlerini kapadı. geç de olsa yola koyulmuştu.enginel elveda gülsarı kovdular işte. öz oğlunun karısıydı. Artık ayrılık zamanı gelmişti. albastı kadın! Senin gibi albastılar nereden çıkarlar bilmem ki? Kimseye sevgisi. onun Gülsarı olduğuna inanamadı: Zavallı hayvan ne kadar da zayıfü! Can çekişirken son bir çırpınışla kafasını geriye atmış. Çatlamış toynaklarında yıpranıp incelmiş nallan görünüyordu. Başında başlığının deri izleri vardı. Sönmüş ateşin başında saçları ağarmış.. Yorga atın J gocuğa ihtiyacı yoktu artık. Dağlar göründü. Dört ayağı dört yana açılmış. Taşlara basa basa.. Son bir kez atın başlığını çıkardı ve ardına dönüp bakmadan yürüdü gitti.' Tanrı'nın yılkısına katılmıştı. geleceğine pişman olmuştu. İhtiyarlık gelip çatmıştı. onun kendisinde iş yok. İnsan kendi kolunu koparıp atabilir miydi? Hiç sesini çıkarmadı. arlanması utanması yok. gocuğunu omuzuna atmış yaşlı Tanabay öylece duruyordu. demişti çekine çekine. dağı aşa aşa yürüyordu. kötü kadın iyi erkeği hor kılar" demiş atalarımız" diyecekti ama. Sanki karşısında konuşan gelini değil de bir yabancıydı. kötü de olsa. Kendisinden başka kimseyi düşünmez. kaskatı olup kalmıştı. Tanabay işte bu yüzden o geceyi onların evinde geçirmek istememiş.com. atın üzerine eğildi. tartışmadı. sakinleştirmek için: . sönmüş ateşin dumanı belli belirsiz tütüyordu. Yüz yıl çalışsa bundan başka bir şey olamayacak! Sizin umurunuzda mı? Dağda oturuyorsunuz Biz de senin yüzünden sıkıntı çekiyoruz!. Tanabay bu sözlerin altında kalır mıydı hiç? Ama. uçsuz bucaksız bozkırın üzerinden karanlık kalktı.. artık sona varan yol eve 133 . oğlunu karısının önünde küçük düşürmekten çekindiği için bunu da söyleyemedi. Bir yabancı.www. ben yararlıyım. Gülsan öbür dünyaya göçmüş. Ateşin başında oturan Tanabay bunları da hatırlıyor. "İyi kadın kStü erkeği zor (güçlü) kılar.. "Kocanın yükselmesine engel olan ben değilim. Tanabay ölen ata baktı. ben de partiye yeniden girmek için başvurayım bari. yararlı. saygısı yok. yan yatıyordu. bir başkası olsaydı. '. Hayvanın buz gibi olmuş göz kapaklarını parmaklarıyla indirdi. Ama hiç de senin söylediğin gibi değil albastı! Beni yararlı görüyorlar. Tanabay son bir kez. istiyorlar. Çay kıyısında.Madem ki böyle. Bu yüzden çocuğun yükselemiyor. kara yolda iz bırakamayacaklardı. Gelinini susturmak. iyi de olsa. Böylesine yakınıydı. gözünün önüne getiriyor ve kendi kendine mırıldanıyordu: "Ahmak. Aklı başında bir kadınla evlenmediği için işinde yükselemedi" diyemedi. Tanabay geldiğine. Evet. Artık bu asil toynaklar yere basamayacak. Gitmeliydi.cizgiliforum. Yine acı düşüncelere daldı.Yaa. baktı da. çok mu gereklisin partiye? Ne zaman gelecek acaba diye gözlerini dört açıp seni mi bekliyorlar? Senin gibi bir ihtiyar olmadan işlerini yapamazlar mı sanıyorsun! diye bar bar bağırdı gelin. . Herkesi de kendisi gibi sanır.

benim partiye yeniden girmeme yardımcı olmam istiyorum. onun gibi." diye düşünüyordu. Neredesin kara gözlü botam? Ses ver bana! Dolup taşan memelerinden süt akıyor. tek başına dağların eteklerine doğru uçan yabankazına. sürüden ayrılmıştı. sakalım ıpıslak etmişti. Aleksandrovka yokuşunda öldü.. Bütün gece.. bozlaya bozlaya. Yabankazı yolunu şaşırmış. Çok yaşamam artık. Bir yuvadan uçup gideceğim zaman.enginel elveda gülsarı varan yoldan kısaydı: "Gökyüzünde sıra sıra uçuşan kazların kanat çırpınışına kendi kanatlarının gücü yetmediği için geride kalıp tek başına donarak ölen kaz gibi ölmek istemiyorum. Gözünü. tıpkı yorga Gülsan gibi.Uç yabankazı uç! Kanatlann yorulmadan arkadaşlanna yetiş! diye derin bir iç çekti. baban Çora'nın. yüzünü silmiyordu. kendi parti kartım parti komitesine benim teslim etmemi istemesinin bir sebebi vardı. Babanın parti üye kartını teslim etmek için ilçe merkezine gittiğimde ben o yorgaya binmiştim. yanık ağıdın ezgisi geldi kulaklarına: Elveda Gülsan/221 .cizgiliforum. bütün geçmişimi düşündüm.Elveda Gülsan! Elveda! dedi. İki gözüm Samansur. Ona derim ki: Yorga 220/Elveda Gülsan Gülsan'yı hatırhyor musun? Hatırlarsın elbet. bir yol üstünde ben de öleceğim. İşte o at. Kart bir koyunun ömrü ne kadarsa benim de o kadar ömrüm kaldı. .www. benim rulpanm.. işte benim armanım bu. uzun uzun baktı. Çora'nın oğlu Samansur. Gülsan'm. SON 134 .. kanat çırparken ölmek istiyorum. 'Yamansız yahşi olmaz' derler ya. Sonra: .com. bir gün.. "Samansur'a bir mektup yazarım.Ana deve. Bütün gece onun başı ucunda oturdum. Gözyaşlan daha çok akmaya başladı. Düşünüyorum da. ananın sütü. Her şeyi gözümün önüne getirdim. Arkadaşlanna yetişmek için acele ediyordu.. sen beni. doğuştan taypalma Gülsarı için dökülen yaşlardı. düzü-yokuşu aşarak yürüyordu.. dün gece ilçeden dönerken. Tanabay Bakasov'u çok iyi tanırsın. Ömrümün sonunda armandaşlarımdan (ülkücü arkadaşlarımdan) ayrı kalmak istemiyorum. o yuvayı benimle paylaşanlar üzerimde cıvıl cıvıl uçuşsunlar. Yürürken o eski. Beni yola çıkarıp uğurlamışün. Bunlar." Atın başlığım omuzuna almış.. yitirdiği yavrusunu günlerden beri arıyordu: Neredesin kara gözlü güzel botam? Memelerinden güzel kokulu ak süt akıyor. yüzünü.. doğuştan tulpar. Gözlerinden akan yaşlar. Yaşlı gözlerle. Güzel kokulu. yeni sabaha.

Kazak ellerinin doğasını. Ama. Kırgız . ünlü yazar Cengiz Âytmatov'un en güzel romanlarından biridir. umut ve umutsuzluklarda. komünizmin. daha az çileli geçmemiştir. Bu kadar değil. Cins ve ünlü bir yorga olan Gülsarı adındaki atın doğumundan.. kendine özgü anlatım hiçimi ve gücü ile. atın sahibi Tanabay'ın ve Tanabay gibi devrime inanmış Kırgız gençlerinin hayatı. yaşlanarak ölümüne kadar geçen fırtınalı hayat macerası. Aytmatov. can çekişen sevgili atının başında. onun gençliğinde yürekten bağlandığı bir siyasî rejimin. geçmişiyle hesaplaşmasından anlıyoruz. Aşk ve heyecan. can çekiştiğini.Kazak Türklerinin töresini ve folklorunu da pek canlı olarak gözler önüne seriyor. Bunu. okur için derin edebî haz. sevinç ve açılarıyla. gençliğini ve yaşlılığını. ama siyasî rejim onun ömrünü mutsuzluklar ve sıkıntılar içinde geçirmesine sebep olmuştur. yüreği üzüntülerle dolu olarak geçirdiği bir kaç saatlik süre içinde kendisiyle. bugünkü dağılma ya da çöküşün kaçınılmazlığını da görüyoruz bu çok duygulandıran ve düşündüren romanda. yazarın bu eserinde de yoğun olarak vardır. o birkaç saatlik süre içinde kendi çocukluğunu. Fanabay. romanın ana konusu gibi görünür. Kırgız ..elveda gülsarı Aytmatov'un yayınladığımız diğer eserleri: Dişi Kurdun Rüyaları (roman) Cemile-Sultanmurat (hikâyeler) Yıldırım Sesli Manasçı-Yüzyüze-Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek (hikâyeler) Beyaz Gemi (hikâye) Gün Olur Asra Bedel (roman) Cengiz Han'a Küsen Bulut (roman) • Kızıl Elma-OğuUa Buluşma-Beyaz Yağmur Asker Çocuğu-Deve Gözü (hikâyeler) Elveda Gülsan (roman) elveda gulsarı Elveda Güisan. 135 . mutlu yarınlara adamış. çarpıcı örneklerle eleştiri. 0 kendini devrime. Bir şey daha var: Tanabay'ın o çok özverili ama çileli hayatını okurken. daha az çalkantılı. Tanabay'ın. sevap ve günahlarıyla yeniden yaşıyormuş gibi hayalinde canlandırır.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful