P. 1
İLEİTŞİM KURAMLARI

İLEİTŞİM KURAMLARI

|Views: 517|Likes:
Yayınlayan: Erdil Aslan

More info:

Published by: Erdil Aslan on Oct 29, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as DOCX, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

04/13/2014

pdf

text

original

ĠLEĠTġĠM KURAMLARI “ĠLETĠġĠM BĠLĠMLERĠNE YÖNELĠK KURAM VE ARAġTIRMALARIN TARĠHSEL GELĠġĠMĠ” İnsanlar uzun süre yüz yüze iletişim

kanallarını kullanmışlardır. Bunun yanında, tarihsel süreç içinde geliştirilen çeşitli teknolojik araçlarla yüz yüze iletişimin yanı sıra “teknolojiyle aracılanmış iletişim” tarzlarını da geliştirmişlerdir. Bunlar; yazılan bir mektuptan, çekilen bir telgraf ya da faksa, dinlenilen bir radyo programından izlenilen bir TV programına ya da sinema filminden, gönderilen bir e-mail mesajına kadar değişir. Kapitalizmin gelişmesiyle birlikte, özellikle 19.yy’da kitle üretiminin egemen hale gelmesiyle kentlerde “kitle” denilen kalabalıklar ortaya çıkmıştır. Bu dönemde kitleleri birleştirme, bütünleştirme ve onlarla ilişki kurmada iletişimin çok önemli olduğu anlaşılmıştır. Kapitalizmin gelişmesi ile birlikte ortaya çıkan kitlesel üretim ve kalabalıklar, çeşitli endişe ve kaygıların yaşanmasına ve dile getirilmesine neden olmuştur. Bunlardan en önemlisi, egemenlerin ve seçkinlerin kitleleri yıkıcı bir güç olarak görmeleri ve kitleleri kontrol altına alma ve yönlendirmeyi amaçlayan kitle toplumu yaklaşımıdır. İletişim, egemenlik ve mücadelenin dinamik örgütlenişidir. İletişim toplumsal gerçekliği tanımlar ve tarihsel olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla iletişim sistemlerinin birincil işlevi, “mesaj aktarmak” değil, “farklı söylemlerin mücadeleye girişecekleri bir alan oluşturmak”tır. Bu nedenledir ki, Golding ve Murdock’ın da belirttiği gibi, sınıflı toplumlarda üretim araçlarını kontrol eden sınıflar, düşünce üretim araçlarını da kontrol ederler. Kapitalizmin gelişmesi ve burjuva devrimler çağında kendi çıkarını toplumun genel çıkarı olarak sunan burjuva sınıfı, egemen güç haline geldikten sonra kendi denetimindeki bilimi, çalışan sınıfları denetlemek ve var olan üretim ilişkilerini sürdürmek için kullanmıştır. İletişim bilimleri de örgütlü bir araştırma faaliyeti olarak kitleleri denetlemek ve yönlendirmek ihtiyacından doğmuştur. Aynı nedenle, denebilir ki, iletişim bilimlerinde bütün toplumun gerçeğini açıklayacak tek bir kuram yoktur. Farklı sınıfların farklılaşan çıkarları, farklı kuramlar aracılığıyla dile getirilmektedir. Bu bağlamda, iletişim alanında var olan toplumsal düzeni meşrulaştırma ve sürdürmeyi amaçlayan kuram ve yaklaşımlar ana-akım kuramlar olarak adlandırılırken; mevcut sistemi ve iletişimi eleştirel bir tarzda irdeleyen çalışmalar eleştirel kuramlar olarak değerlendirilmektedir. Pozitivist-ampirik iletişim yaklaşımlarında, özellikle iletişimin propaganda içinde incelendiği 1940’lar, 50’ler ve 60’larda, iletişim “yüz yüze iletişim”, “grup iletişimi” “kalabalık” ve “kitle davranışı” sınıflandırması yapılarak incelenmiştir. Fakat “kalabalık” ve “kitle” kavramları, ayaklanma ve başkaldırıların incelenmesi ve kontrolüne eğilmeyi gerektirdiği için, dayanışmayı ima eden “yüz yüze iletişim”, sonradan bireyciliği ifade eden “kişiler arası iletişim”e çevrilmiştir. Aynı şekilde, bu yıllarda yoğunlaşan “nüfus ve aile planlaması” uygulamaları da yine kitlelerin kontrol edilmesi amacıyla yapılmıştır. İletişim kuramında Gustave Le Bon’un “kitle” anlayışı Laswell’ci görüşte de yansımıştır. Korkuyu biraz azaltan gelişme, Gabriel Tarde’ın öncülüğünü yaptığı “taklit eden halk” ve “kamuoyu” anlayışının yaygınlaşmasıyla olmuştur. Öte yandan, John Fiske’nin yaptığı başka bir ayrıma kulak verecek olursak, iletişim bilimi alanının kuramsal donanımını ve çalışma yöntemini ortaya koyan başlıca iki okulun varlığından söz edilebilir: Süreç Okuluve Göstergebilim Okulu.Süreç okulu,genel olarak iletişimi iletilerin aktarılması süreci olarak görür. Göstergebilim okulu ise, anlam üretimi ve değişimi konularıyla ilgilenir. Süreç okulu, etkililik ve doğruluk gibi konulara odaklanır ve iletişimi bir kişinin diğerinin davranışlarını ya da zihinsel durumunu etkileme süreci olarak görürken; göstergebilim okulu anlamların üretilmesinde iletilerin ya da metinlerin kültür üzerindeki rolü üzerinde durur. Son olarak, süreç okulu, kendini “iletişim eylemlerine” adama eğilimindeyken; göstergebilim okulu kendini “iletişim ürünlerine” adama eğilimindedir. Columbia Üniversitesi araştırmaları ise, medyanın, insanların daha önceden sahip olduğu inançları güçlendirdiğini ortaya koymuştur. Özellikle Klapper, 1950’ler ve 1960’lar boyunca üretilen “seçici izleme”, “seçici algılama” ve “seçici hatırlama” gibi kavramlara dayalı araştırmaları özetleyerek “fonksiyonalist bir iletişim anlayışı geliştirmiştir. “Medya tutumları değiştirmez, var olan tutumları destekler” diyen Klapper, böylece medyayı sosyal sorumluluk anlayışından da kurtarmıştır. Klapper, sonradan, Kullanımlar ve Doyumlar yaklaşımına da önemli katkılarda bulunmuştur. 1960’tan sonraki gelişmeler, “Kültürel İncelemeler” denen ve kapitalist iletişimi Marksist açıdan inceleyen araştırmaları beraberinde getirmiştir. Kültürel İncelemeler, endüstriyel ülkelerdeki anlam dolaşımı ve yaratılması üzerinde dururlar. Bu incelemelere göre anlamlar, sosyal yapıyla bağlantılıdır. Kapitalist toplumlar sınıf, ırk ve cinsiyet gibi farklılıklara göre gruplaşmışlardır. Toplum, sosyal gruplar şebekesidir. Kültür alanında da mücadele vardır. Bu, karşıt ideolojik mücadeledir. 1960’ların ikinci yarısında, Marksist siyasal ekonomiye dayanan ve iletişimin ekonomik yapısını ve ilişkilerini inceleyen araştırmalar da geliştirilmiştir. Gelişmiş kapitalist ülkelerdeki bu araştırmalar ve araştırmaların dayandığı kuramlar uluslararası ilişkilere de genişletilerek, medya emperyalizmi, kültür emperyalizmi, tek yönlü enformasyon akımı, kültürel ve ekonomik egemenlik gibi konularda araştırmalar yapılmış ve kuramlar geliştirilmiştir. ĠLETĠġĠM ALANINDAKĠ ĠLK ÇALIġMALAR Modern iletişim çalışmalarının tarihsel kökleri 19.yüzyıla kadar uzanmaktadır. Okuryazarlığın yayılmazı ve bu dönüşümün bir parçası olarak popüler edebiyatın gelişmesi ile kamuoyunun oluşmasında en güçlü araçlar olan günlük gazeteler dikkatleri üzerinde toplamıştır. Fransız tarihçi siyaset kuramcısı Alexis de Tocqueville’in 1835’te belirttiği gibi, insanların artık sağlam ve sürekli bağlarla birbirlerine bağlanamadığı bir dönemde, birbiriyle

ailelerin yiyecek alma ve yeme alışkanlıklarını değiştirmeye ve hâlâ bol miktarda bulunan belli besin değeri olan etleri “yenmez halde” diye atmaktan bu aileleri vazgeçirmeye nasıl ikna edeceğine ilişkin deneyler yürütmüştür. olgusal haberciliğe doğru eğilimden ve daha genel olarak basın derneklerinin ve 1980’lerde “bilinç endüstrisi” olarak adlandırılacak olan şeyi temsil eden şirketlerin varlığından etkilenen gazetecilik geleneklerine kadar pek çok başka konu üzerinde de odaklanıyordu. Bu yanıtları bulmak için. Lewin ve Hovland’ın araştırmaları ana-akım yaklaşımların temelini oluşturur. 1910’lu yılların başıdır. silahlı kuvvetlere yeni kaydolanlar için ordunun hazırlamış olduğu farklı oryantasyon filmlerinin ikna edicilik düzeyini araştırmışlardır. daha genel bir saptama yapmak gerekirse. bu alanda yapılan çalışmaların eklektik (derme çatma. iletişim alanındaki çalışmalar. İçerik çözümlemesi bağlamında ilk gazete incelemelerinin başladığı dönem ise. ahlaki değerlendirmelerle ilgilenmiyor.n Alman Sosyoloji Derneği’nin 1910’daki ilk toplantısında. Lasswell. disiplinler arası bir görünümdeydi. daha ziyade. Araştırmacılar daha çok radyo ve basın aracılığıyla propaganda yapılması ve bu durumun kamuoyunun oluşmasına etkisi konularında çalışmaktaydılar. modernleşme ve kentleşme gibi süreçleri anlamaya yönelik çalışmalar olduğu görülmektedir. Ele alınmasını istediği sorular bugün bile hâlâ büyük ölçüde geçerliliğini korumaktadır: -Gazetelere neler girer. bu doğrultuda atılmış olan ilk adımlardan birisidir. İlk dönem iletişim çalışmalarının ya genel olarak siyaset bilimi ağırlıklı. Sözgelimi Kurt Lewin. Bununla birlikte. gazete kurumunun bireysel gazetecilere sağladığı rahat ortamdan. İletişim disipliner bir konumdan yoksundur. grup fonksiyonlarıyla. bilişsel süreçlerle ilgilenmiştir. daha başka disiplinlerin farklı nedenlerle yapmış oldukları ve dolaylı olarak iletişimi konu alan araştırmalardır. ya da Chicago Okulu üyelerinin yaptıkları gibi. Lewin. 1930’lu yıllardan itibaren iletişim alanında Lazarsfeld. Weber. siyasi iktidarla. Bu dönemin egemen kitle iletişim araçları basın ve radyodur. Bu deneyler. bir çalışma alanı olarak kitle iletişimine olan ilgi artmıştır. dağınık) bir görünümde olması ve çalışma yapanlar arasında epistemolojik. Araştırmada: Yeni alınan enformasyon. İletişim alanındaki ilk çalışmalar 1920’lerde ve 1930’larda ABD’de başlamıştır. çeşitli bilim dallarının çeşitli nedenlerle yapmış oldukları.bağlantı kurma olanağı ancak gazetenin “aynı anda ortaya çıkmışlık duygusu veya fikrini üstlenmesiyle” söz konusu olmuştur. Bunlar. bunun yerine. Hovland. Özellikle ismi anılan bu dört akademisyen. İletişim alanında propaganda araştırma ve çalışmaları iki açıdan önemlidir: öncelikle toplumbilimsel verilerin toplanması suretiyle düşman propagandalarının başarısı analiz edilip anlaşılır ve potansiyel olarak kontrol altına alınabilir. basının geniş bir düzlemde incelenmesini önermesi. 1920’li ve 30’lu yıllarda yapılan ilk çalışmalardan da hareketle diyebiliriz ki. alış-veriş yapanlar arasındaki tartışmanın grup kararına bağlı olarak değişiklikler gösterdiğini ortaya koymuştur. hangi koşullar altında süreklidir?. Alman faşizmi örneğinde olduğu gibi. bir gazetenin bayii satışlarına bağımlılığından. doğrudan iletişim alanı ile ilgili olmayıp. Weber. O dönemde alan. pergel ve makasla gazete haberlerini ölçmek suretiyle içerik analizlerine girişti. bu soruların bazılarının yanıtlarının bizzat gazete sayfalarının içinde bulunduğuna inanıyordu. I. Amerika’da genel olarak et kıtlığının yaşandığı dönemlerde. İkinci olarak da bu tekniklerle kamuoyu oluşturmak ve kitleleri yönlendirmek olasıdır. doğrudan iletişim alanı ile ilgili olmaktan öte. erlerin tutumlarını hangi ölçüde değiştirmiştir? Bu değişiklikler sürekli midir? Sürekliyse. Lasswell. 1930’lardan 50’lere kadar iletişim alanındaki çalışmalarda çok etkili olmuşlardır. iletişimi konu alan araştırmalardır. Sadece Lazarsfeld iletişim sorunlarıyla ilgilenmiş ve o da daha sonra matematik alanına geri dönmüştür. iletişim çalışmaları alanının en belirgin özelliği. neler girmez? -Gazetelere girmesi gerekenlere ilişkin görüşler nasıl değişmiştir ve bu görüşler hangi sosyal ve ideolojik değişkenlerle bağlantılıdır? -Bir enformasyon kaynağı olarak basın ile reklam aracı olarak basın arasındaki gerilimin neden ve sonuçları nelerdir? -Zincirleme mülkiyetin ve tekelciliğin kamuoyunun gelişmesine etkileri nelerdir? -Basının haber kaynaklarıyla olan ilişkileri nelerdir? Weber. egemen literatürde akademik bir disiplin olarak iletişim çalışmalarının kurucu babaları olarak kabul edilirler. Kitle iletişim kuramlarının temelinde 1910’lu ve 20’li yıllarda savaş ve kriz yılları boyunca kitleleri yönlendirme ve denetleme ihtiyacından kaynaklanan propaganda ve kamuoyu oluşturma çalışmaları yer almaktadır. Carl Hovland’ın başkanlığı altında çalışan bilişsel ruhbilimciler grubu ise. Bu çalışmalar. yöntembilimsel ve kavramsal düzeyde ortak bir zeminin bulunmamasıdır. vb. . sorular sınanmıştır. görünüşte akıl dışı olan şeyler akli olarak gösterilebilir. olayların ve olguların niye öyle olduklarını açıklayan tarihsel ve toplumsal nedenleri bulgulamayı hedefleyen değer yargılarından arınmış bir araştırma biçimini öne çıkarıyordu. İlk dönem çalışmaları daha çok siyaset bilimi ağırlıklıydı. Max Weber’. Dünya Savaşı’nda ve sonrasında Nazi propagandaları sayesinde.

insanların tutumlarını etkileyen “duygusal unsur”. Lazarsfeld burada. kitle iletişiminin status quo’nun sürdürülmesinde temel bir toplumsal etkiye sahip olduğunu belirtmişlerdir. uzun süreli işsizlik radikalizme değil. yerel profesyonellerle görüşmeleri/mülakatları. radyo ve yazılı basın izlemektedir. Bu konudaki önemli ilk çalışmalardan birisi Walter Lipmann’ın 1921 yılında yazdığı “Kamuoyu” (public opinion) isimli kitabıdır. özellikle radyoya diğer iletişim etkinlikleri bağlamında bakılması gerektiği konusunda ısrar etmiş. Bunlar. Lasswell’in yaklaşımı da. Özellikle “sihirli mermi” ya da “hipodermik iğne kuramı” ve Lasswell’in “kim. Columbia Üniversitesi araştırmaları ise.İletişim sürecinin çeşitli parçalarına yönelik pek çok araştırma yapılmasına rağmen. hangi kanalla. medya içeriklerinin okuyucu / izleyici üzerinde son derece güçlü bir etkiye sahip olduğunu iddia ettiği “hipodermik iğne” modelini geliştirmiştir. Avusturya. Araştırma resmi istatistikleri ve dokümanları. Konuşma ve Gazetecilik gibi bölümler “iletişim” ya da “kitle iletişimi” başlığı altında toplanmaya başlanmıştır. Yazar. Lazarsfeld. Buna göre. “ETKĠ ARAġTIRMALARI”NDA ÇEġĠTLĠ KURAMSAL YAKLAġIMLAR İletişimin etkileri konusundaki çalışmaların tarihi 1920’li yıllara kadar gider. 1925’te Vienna Üniversitesinden matematik doktorası aldı ve matematik ve fizik öğretmeni olarak çalışmaya başladı. Son olarak. Düşünür. Yine Paul Lazarsfeld ve Robert Merton 1948 yılında yayınladıkları Düşüncelerin İletişimi (The Communication of İdeas) adlı eserlerinde. gruplara katılımcı gözlemi ve psikolojik testleri yöntem olarak kullandı. İletişimin bu kadar önemli hale gelmesinde Amerikan ekonomisinde yaşanan gelişmeler ve dönüşümlerin önemli olduğu görülmektedir. hayat anlatısı görüşmelerini. bütüncül bir iletişim kuramı üretilememiştir. İletişim alanındaki asıl gelişmeler 1960’lı ve 1970’li yıllarda görülmüştür. bu kitabında. PAUL LAZARSFELD VE KURDUĞU GELENEK Paul Lazarsfeld (1901-1976) sosyalist hareketi benimseyen. insanların zihinlerini ve düşünce haritalarını şekillendiren bir araç olduğu görünüşünü dile getirmektedir. Lazarsfeld üniversiteye başladığı zamanlar. annesi de psikolog ve yazardı. yüz-yüze iletişim en etkili olanıdır. Bu tarihten itibaren iletişim. Yine bu çalışmalarda daha kişisel araçların daha ikna edici olduğu ortaya çıkmıştır. bir aracı daha fazla tüketenler başka araçları da çok fazla tüketme eğilimi göstermektedirler. Bu yaklaşım. insanların tuttuğu günlükleri ve kayıtları. medyanın. ilgisizliğe götürmektedir. Sosyal psikolojiyi. medyanın. Bu suretle üniversitelerde yeni “iletişim” bölümleri açılmıştır. Kendisi ve öğrencilerinin yaptığı araştırmalar. Aynı şekilde. Katolik tutucular ile sosyalistlerin yarıştığı ve Viyana’da yönetimin. İlk bilinen akademik araştırması Viyana’nın dışında hemen herkesin işsiz olduğu Marienthal köyünde işsizlikle ilgili araştırmadır. daha sonra reklâmcılık ve siyasi seçim kampanyalarının temel varsayımlarına dayanır. medyanın seçim kampanyaları esnasında oy verme davranışı üzerinde göreceli olarak birkaç doğrudan etkisinin bulunduğunu belirtmiştir. Onun bu görüşüne dayanan Harold Lasswell. insanların daha önceden sahip olduğu inançları güçlendirdiğini ortaya koymuştur.Dünya Savaşı’nda ve sonrasında propaganda. medyayı az kullananların siyasette de daha az etkin oldukları ve bu kişilerin daha geniş cemaat yaşamındaki düşünsel faaliyetlere katılımlarının da fevkalade kısıtlı olduğu tezi üzerinde durulmuştur. hangi etki ile ne söylüyor?” şeklindeki formülasyonu iletişim araştırmalarındaki temeli teşkil etmektedir. ortanın üstü seviyede. sendikaların ve sosyalistlerin “sivil toplum” kurma çabalarının yoğun olduğu bir dönemdi. Friedrich Adler’in önerisi ve teşvikiyle matematik alanında eğitim gördü. film. Paul Lazarsfeld de “Halkın Tercihi” (The People’s Choice) adlı çalışmasında. etki. medyanın insanların düşüncelerini biçimlendirmesi olan bilişsel unsur. Çünkü ekonomide ağır sanayinin yanında bilişim ve enformasyon sektörleri ağırlık kazanmaya başlamış ve iletişime ilişkin meslekler de geleceğin meslekleri olarak görülmüştür. çizgisel bir nedensellik ilişkisine dayanmakta ve tarihsel / toplumsal gerçekliği bir bütün içinde açıklama noktasında yetersiz kalmaktadır. Babası avukat. yazıları. çeşitli alt bölümlere ayrılarak incelenmiştir. I. sosyalist toplumun yaratılmasının dayandığı insan davranışını anlamak için bilimsel bir yöntem olarak gördü. kime. Buna göre. Çünkü kitle insanı propaganda etkisine karşı direnecek eleştirel bir akıldan ve bilgi birikiminden yoksun olarak görülüyordu. kitle iletişim araçlarının propaganda amaçlı kullanıldığını ve böylece kamuoyunu doğrudan etkilediği görüşüne dayanmaktaydı. entelektüel Yahudi bir ailede yetişti. sosyoloji. Medyanın etkileri konusundaki çalışmalarda. psikoloji ve siyaset biliminden ayrılarak bir uzmanlık alanı olmaya başlamıştır. 1933’te kitap olarak yayınlanan araştırma sonuçlarından en önemlilerinden birine göre. radyo konusunda sırf ölçme işleminin ötesine geçmiştir. 1959 yılı iletişim kuram ve araştırmalarında bir dönüm noktası olmuştur. . ve insanların eylem ve davranışlarını etkileyen “davranışsal unsur”lardır. medya alanında “ya hepsi ya da hiçbiri” varsayımını ortaya koymuştur. “kaybedilmiş bir devrimin başvurduğu psikolog” gibiydi. Özellikle ana-akım yaklaşımların geliştirdiği kuram ve modeller. Bunu sırasıyla TV.

eleştirel sosyal araştırma bakış açısından kitle iletişiminin bugüne kadarki en ayrıntılı analizini temsil eder. kurallarda. Fakat konu gerçekten de bu kadar basit mi? Bir çiftçi. . Onlar iletişimi. göreneklerde. Chicago Okulu’nun üyeleri modernleşme ve kentleşme gibi süreçleri anlamaya ve anlamlandırmaya çalışmışlardır. Bugün radyo. Bu konuya müzik programları alanından bir dizi örnek verilebilir. neyin mantıklı olup neyin olmadığını anlamak. adaptasyona ve asimilasyona dönüştürmeye çalışmışlardır.s… Lazarsfeld’in icadı olan ve “panel tekniği” adı verilen bir yenilik de 1940’lı yıllarda oy verme davranışını iletişime maruz kalmayla bağlantılı olarak açıklamanın en popüler yöntemi haline gelmiştir. Bu dünya. Radyonun. bunların toplumsal yaşamı bir etkileşim sistemi olarak görmelerinden kaynaklanır. Çok değişkenli çapraz-tablo karşılaştırması kullandı. Stanton ve Lazarsfeld. iletişimin tekelleşmesiyle bozulmaya uğrar. Sözgelimi “Başyapıtlar” olarak bilinen ve nispeten az sayıdaki eserin bitmek bilmeyen tekrarları. Dewey’in “toplum iletişim içinde ve iletişimden geçerek var olur” görüşü üzerine kurmuştur. meslek yaşamının önemli bir bölümünde her türden medya etkilerini ortaya koyacak bir survey (tarama) yönteminin tasarımı ve çözümlemesiyle ilgilenmiştir: İnsanlar nasıl oy kullanıyor. Lazarsfeld. neyin önemli olup neyin olmadığını ayırt etmek için gereken yeteneğe sahip olabilir. Medya teknolojileri toplum için mükemmel değildir ve yıkıcı bir güce sahiptir. sanatta ve mimaride kendini göstermektedir. sürekliliği olan ve içinde kültürün inşa edildiği simgesel bir süreç gibi kavramışlardır. radyo yayınlarının izleyiciler üzerindeki etkisini ölçmeye yönelik bu “Radio Research Project” araştırması sırasında. Lazarsfeld Avrupa kuramıyla Amerikan ampirizmini kaynaştırmayı ummuştur. Chicago kenti. Mead’e göre. davranışçı psikolojiden hareketle yapılan çalışmalardır. bireylerin dünyasını genişleterek yaptığı katkıyı övüyor ve bu övgüyü hak ettiğinden şüphe duymuyoruz. eleştirel araştırmanın. toplumsal ilişkilerin iletişim aracılığıyla yürüdüğüne dikkat çekmişlerdir. memnuniyet ya da memnuniyetsizliklerinin nedenlerini anlamak için insanlarla derinlemesine mülakat (focus group interviewing) yaptı. Bu araştırmalarda yasa dışı faaliyetlerin yoğunlaştığı bölgelerle. Park. kültür aracılığıyla. siyasette. dille kuşaktan kuşağa aktarılan simgesel ve moral bir dünyada gerçekleşir. Chicago Okulu düşünürleri. ne satın alıyorlar. Ardından. Pembe diziler (soap opera) ve yarışma programlarını izleyenlerin kullanım ve doyumlarını keşfetmek için niteliksel görüşme tekniğini ve programların karakterlerini belirlemek için içerik analizini geliştirdi. azınlık gruplara karşı tutumları nasıldır?. tüm insan ilişkilerinin temelinde yer alır. Amerikan iletişiminin liberal-demokratik biçiminin kurucuları olmuşlardır: John Dewey. v. Bu çalışmaların hepsi. yeni sorunları olan yeni bir dünya sunmaktadır ki. v. hepsinin de her bir bireyin itaat ettiği toplumun. yönetimsel-eleştirel çalışma sentezine birkaç örnek vermektedir: Şayet bir program yayınlandığında ya da bir dergi basıldığında. bu okuyuculardan pek çoğunun kendi sosyal sorunlarına ilgilerini kaybettiklerinin bir göstergesi olarak algılanmıştır. iletişimin hem rekabet hem de çatışmayı beslediğini ileri sürer. CHĠCAGO OKULU 1910’lu ve 20’li yıllarda. iletişimi salt ileti nakli ile sınırlı tutmamışlardır. “Lazarsfeld-Stanton Program-Analyzer” ismiyle bir veri toplama aracı geliştirdi: İzleyicilerin saniyeden saniyeye izledikleri programlara yönelik memnuniyetlerini ve memnuniyetsizliklerini kaydetti. içeriği özgün bir biçimde incelemesi mümkündür. Princeton Radio Project (1937) projesiyle kitle iletişim araştırmaları alanını kurdu. Chicago Üniversitesi’nin üç entelektüeli. Lazarsfeld. İletişim aracılığıyla toplumsal çatışmaları toplumsal uyuma. hem olayların gerçekleştiği. Chicago Okulu’nun iletişim bilimleriyle ilgisi. bu sorunların dinleyicilerin kendi hayatlarından kaynaklanması da gerekmez. kentteki örgütlü ve örgütsüz faaliyetleri incelemişlerdir. Daha sonra bu isimlere Edward Ross. bunu değerlendirebilecek kişisel deneyime sahip değildir. hem de görünmez olduğu sihirli bir karaktere sahiptir ve pek çok dinleyici de. Bu düşünürler. Örneğin geçen yüzyılın başında biyografilerin bu kadar tutmasının nedeni nedir? Bunların içerikleriyle ilgili bir çalışma.d. Park da kendi iletişim kuramını. törelerde. bunlar iletişim alanıyla ilişkilendirilmiştir. Park. Yani başkaları ile iletişim kurularak ve onun aracılığıyla gelişmektedir. Lazarsfeld. Orta sınıf okuyucular arasında bu tarz edebiyatın başarısı. endüstriyel bir kent olarak yoğun bir biçimde sürekli göç alan bir yerleşim birimidir. Toplumsal yaşamda kolektif faaliyetler. de eklenmiştir.Lazarsfeld. kamu hizmeti yayınlarını radyonun ticari yönüyle daha uyumlu bir çizgide tutma gereksiniminden kaynaklanır. düşünce toplumsaldır. eleştirel yaklaşım ile yönetimsel araştırmalar arasında köprü kurmaya çalışmakta ve bu köprünün olasılıkları üzerinde durmaktadır. Yine Dewey’e göre iletişim özgürlüğü. iletişim alanında ilk araştırma yapanlardan birisi de Chicago Okulu adı verilen ekolün üyeleridir. doğanın karşısına çıkardığı sorunlarla başa çıkmak. KÜLTÜREL ĠNCELEMELER EKOLÜ 1970’li yıllarda – özellikle 1968 gençlik ve sol hareketlerin başarısız olması üzerine – kültürü temel sorun haline getiren çeşitli kuramsal yaklaşımlar geliştirilerek. Robert E. Radyoların yayın akışının neredeyse yüzde 50’sinin ayrıldığı popüler müziğin sosyal önemi ve muhtemel etkilerine dair bir tartışma da vardır ve bu. Dewey içinse iletişim. Charles Cooley ve Herbert Mead. insanların ya da insan ruhunun genel kurallarına uygun bir dille yazıldıklarını ve aynı zamanda bahsettikleri tek bir kahramanın emsalsiz büyüklüğü ve önemine işaret ettiklerini göstermiştir. Onlara göre iletişim.

egemen grup ya da çevrelerin çıkarlarına hizmet eder. iletişim etkinliğinde kurumları. Bu alanda başvurulan başlıca disiplinler göstergebilim. Bu yaklaşımlar. Eleştirel akımlar. genellikle. tarihsel ve toplumsal gerçekliği bir bütünlük içinde açıklama konusunda yetersiz kalmaktadır. Kültürel İncelemeler. Marksizm’in aksine.Dolayısıyla bu alanda egemen davranışçı yaklaşıma karşı önemli bir yaklaşım. köken olarak Marksizm’den etkilenmelerine rağmen. medya endüstrilerinin diğer . Başat paradigma.Eleştirel Paradigma. Ortodoks Marksizm’e eleştirel yaklaşmayı seçerek. feminizm. Bu yaklaşım. edebiyat kuramları ve edebiyat eleştirileridir. kurulu toplumsal düzeni içerdiği tüm eşitsizlikleriyle birlikte yeniden üretmek ve doğallaştırmak olduğunu savunur. Tarihsel olarak belirlenmiştir ve üretim güçlerinin gelişim düzeyine bağlı olarak toplumdaki egemen güç ve iktidar mücadelelerinden ayrı düşünülemez. ana-akım yaklaşımlarda iletişim yalnızca bir enformasyon alış-verişine indirgenir. Kültüre yaklaşırken. toplumsal kontrol. medyanın temel demokratik rolünün. insan davranışı. kendi içlerinde farklılaşırlar. ancak dış uyarılara verdiği davranışsal tepkiler gözlemlenerek anlaşılabilir. Sözgelimi. Bu rol. Eleştirel olmayan ana-akım yaklaşımlar. ideolojik olarak Batı Marksizmi ya da Yeni Sol olarak adlandırılabilecek düşünce geleneğine dayanırken. Medyanın ve genel anlamda iletişimin ekonomi politiği konusunda yapılan çalışmalarda. Oysa iletişim bir toplumsal ilişki biçimidir. bu akımlardan İngiliz Kültürel Çalışmalar Okulu. 2. İletişimin ekonomi-politiği v. ayrıca. Ekonomipolitik. tarih.Ana-Akım / Egemen Yaklaşımlar. ikna ve davranış değişikliklerine yönelik verileri toplamaktır. medyanın mülkiyet biçimiyle ilgilenir. liberal demokrasinin kuramıdır. bu ortamda üretilen medya içeriklerini ve kültürel alandaki üretim ve dağıtım süreçlerini inceler. kültürün özgül ve ekonomiden görece özerk bir alan olduğunu belirtmişlerdir. genel olarak şu konularla ilgilenir: İletişimin endüstrileşmesi. kültürün altyapıya (ekonomiye) bağımlı ve onunla uyumlu olduğu tezini reddederek. kitle iletişim araçlarının işlevinin. Medya. kültürün tanımını genişleterek seçkinci kültür tanımı yerine. devleti gözleyen bir kamu gözcüsü olarak hareket etmek olduğunu ileri sürer. Kültürel Çalışmalar Yaklaşımı. Marksist tabanlı olmasına karşın. Geliştirilen yeni iletişim teknolojilerinin toplum üzerindeki etkileri. Wilbur Schramm’ın da dediği gibi. Başat (Ana-akım) paradigmanın toplumsal kuramı. Bu da. psikoloji. geleneksel Marksist doktrinin eleştirisine dayanır. egemenlik ilişkilerini. Bu gelenek. Bu bakış açısı “uyarıcı-tepki” / (S-R) modeline dayanır. Araştırmacı ile incelediği konu arasında bir mesafe olduğu ve araştırmacının toplum dışı ya da toplum-üstü ayrıcalıklı birisi olduğu varsayılır. yapısalcılık. Kültürel İncelemeler adıyla İngiltere’de geliştirilmiştir. medyanın sahipliği ve kontrolü. ANA-AKIM YAKLAġIMLAR İletişim çalışmalarında egemen (ana-akım) paradigma bireye dayanır. davranışçı psikoloji geleneği içerisinde geliştirilmiştir.b. Bu yaklaşım. incelediği konuyu ve toplumu dönüştürebileceği. Birmingham Üniversitesi’nde Çağdaş Kültürel İncelemeler Merkezi’nin kurulmasıyla başlamıştır. Bu yaklaşıma göre. İletişim toplumsal olarak var olmanın koşuludur. temelde alana iki paradigma hakimdir: 1. Medyaya bir diğer eleştirel yaklaşım da Ekonomi-Politikçi Yaklaşım’dır. Frankfurt Okulu. güç ve iktidar yapısını. medya kuruluşları kapitalist pazar ekonomisinin ve siyasal bir otoritenin sınırlandırdığı bir ortamda faaliyette bulunurlar. post yapısalcılık. Amerikan toplumbiliminin kuramsal ideolojisi olan liberal çoğulculukla sınırdaştır. ELEġTĠREL YAKLAġIMLAR Eleştirel Paradigma. devlet otoritesinin kullanılmasındaki kötü uygulamaları açığa çıkarma biçiminde tanımlanmaktadır. Buna göre. Marksizm. Kültürel kuramı ise. kültürü Raymond Williams’ın bütün bir yaşam biçimi olarak değerlendirdiği daha genel bir yaklaşıma dayandırmaya çalışmıştır. Ana-akım iletişim çalışmaları alanındaki “davranışçı gelenek” en eski gelenektir. üretim güçlerinin ve üretim ilişkilerinin belirleyiciliğini. ĠLETĠġĠM KURAMLARINDA ĠKĠ ANA PARADĠGMA İletişim alanında yapılan çalışmalar çok çeşitlilik arz etmesine rağmen. emeğin yabancılaşmasını görmezden gelir. meta üretimini. inceledikleri konuları evrimci bir yaklaşımla ele alırlar. 1. Marksizm’deki determinizm anlayışına karşıdır. Buna göre. bu yaklaşım. Bunlar kuramsal müdahalelerden ve araştırmacıdan etkilenmez. egemen toplumsal yapıyı. Uluslar arası yönü. genel olarak iletişim araçlarını kültürel ve ideolojik araçlar olarak görür. 2. temel olarak. incelenen konunun ve toplumun kendine özgü değişme mantığı ve kuralları vardır. Ana-akım yaklaşımların geliştirdiği kuram ve modeller çizgisel bir nedensellik ilişkisine dayanmakta. etnoloji. hatta dönüştürmesi gerektiği düşüncesinden hareket eder. üretim sürecini. Ana-akım iletişim çalışmalarının temel amacı.

Bu. Edward Herman. yönetimsel araştırmaların genellikle ampirik yöntem ve araştırma tekniğini kullanırken. yönetim araştırmacıları akademik bilginin gelişmesine katkıda bulunmazlar. b. eleştirel araştırmalar daha ziyade anlamın üretimi ve yeniden üretimini. Bir şirket tarafından finanse edilen bir ürün ya da markanın tanıtımı ve güvenirliğiyle ilgili bir alan araştırması ya da kurumsal kârlılık araştırması da bu tip araştırmalardandır. Çünkü yönetim araştırması yaptıran ve bunları finanse eden kuruluşların öncelikleri. ekonomik ve siyasal yapıların medya alanına etkisi. Yönetim araştırmaları kuramsal sorunlardan ziyade. kontrollü deneylerde deneysel “psikolojik öğrenme” kuramına dayanır. ilgili toplumsal katmanların kolektif ihtiyaçlarının karşılanmasında toplumsal kurumların nasıl yeniden biçimlendirileceği gibi konular araştırılır. ekonomik ve siyasal yapıyı. mülkiyet ve örgütsel yapıyı. onların güvenliğini ve karlılığını garanti altına almaktır.endüstriyel yapılarla bütünleşmesini sorunsallaştırır. Buna karşılık. Böylece güçsüzün dışarıda bırakılması süreçleri ve alanları genişler. Oysa eleştirel araştırmacılar. Yani iletişim araştırmaları eleştirel ve yönetim araştırmaları şeklinde sınıflandırıldığında 3 noktada birbirinden farklılaşırlar: a. konular yer almaktadır. eleştirel medya çalışmaları. tarihsel arka plan analizlerini. ekonomik olarak zayıf olan ve kültürel bakımdan sürülmüş. araştırma tekniklerini ve kuramsal çerçevelerini belirler. Saussure. Dilbilimsel yaklaşımın öncüleri Habermas. iktidar gibi kategorileri dikkate alır. Bu araştırma türünün amacını. “ELEġTĠREL” / “YÖNETĠMSEL ARAġTIRMALAR” AYRIMI İletişim alanında eleştirel ve yönetimsel araştırmaların arasında da tarihsel bir ayrılık vardır. ideolojik yaklaşımların önde gelen kuramcıları ise Althusser ve Gramsci’dir. Yönetimsel araştırma. Bunlar. politik karar alma süreçlerini kontrol edenlerce kullanılır. toplumsal çatışma. Buna karşılık eleştirel araştırmacılar. Başka bir deyişle. a) Sorun tipi seçimi açısından bakıldığında. çünkü onlar potansiyel alıcı/tüketici olacak ekonomik güce sahip değildirler. Eleştirel araştırmalar ise. aile. Yönetim araştırması yapanlar. toplumu dinamik ve diyalektik bir süreç olarak görürler. iktidarı ve egemen ideolojiyi dikkate almaz. “değerler”e ilişkindir. . üretim süreci ve ilişkilerini ortaya çıkarmaya dönük ekonomi-politikçi yapısal analiz yöntemleriyle.Araştırmacının ideolojisi açısından. sendikalar ve siyasi partiler gibi diğer toplumsal kurum ve kuruluşlardan soyutlamadan. diyalektik ve neden-sonuç ilişkisi bağlamında. sıkça dile getirilen bilimsel tarafsızlık sadece bir kuruntudur. bunun mümkün olmadığını ileri sürerler. Eleştirel ve Yönetimsel araştırmalar arasındaki farklardan birisi de. Bu araştırmaların amacı. büyük ölçüde nicel verilerin dökümü ve sıklığıyla ilgilenir. Başka bir deyişle. Yine eleştirel araştırmacılara göre. ayrıca. b)Kullandıkları araĢtırma teknikleri açısından bakıldığında. tüketici olarak eksik becerileriyle her tür toplumsal iletişime katılması reddedilen veya sınırlanan bireyleri bir köşeye atar. yönetimsel araştırma alanında ilk araştırma tipi. araştırmacının değer yargılarını araştırmasına katmasını istemezler.Kullandıkları araştırma teknikleri açısından. Yönetim araştırmasının amacı. yönetimsel araştırmalarda ampirik metod. toplumda güç dengelerinin nasıl oluştuğu. Buna en somut örnek reyting sistemidir: bu sistemde marjinal insanlar (yoksullar) reyting dışında bırakılır. Herbert Schiller. entelektüel ve bilimsel öncelikler değildir. Barthes. Buna karşılık. içerik ve söylem analizlerini kullanır. Bu yaklaşımın önemli temsilcileri. Dallas Smythe ve Armand Mattelart’tır. Bu tip çalışmaların metodolojisi. Çünkü bilimsel araştırmaların sonuçları. yoğun bir şekilde survey (tarama) araştırma metodolojisini kullanırlar. yönetim araştırması. nicel araştırmadır. din. Yani bir şirketin kârlılığının nasıl artırılacağını araştıran bir inceleme. araştırmanın kendisinin de toplumsal süreçlere bir müdahale olduğundan hareketle. Öte yandan. onlarla ilişkileri içerisinde ele alırlar. pazar araştırmasını içerir. Noam Chomsky.Sorun tipi seçimi açısından. Bilim adamlarının ideolojik eğilimleri onların sorun seçimlerini. c. Strauss. bir yönetim araştırmasıdır. Ör: TRT tarafından finanse edilmiş bir “TRT Tarihi” incelemesi ya da Anadolu Ajansı’nca finanse edilmiş olan “Anadolu Ajansı Tarihçesi”yle ilgili bir araştırma bu türe girer. tarihsel süreçleri. Bilimsel araştırmalar toplumsal değişimi etkileyecek süreçlerdir. Nicolas Garnham. Sözgelimi. eleştirel araştırmayla. egemen kurumsal yapının kendisini yeniden üretmesine hizmet etmektir. araştırma sorunu olarak bir örgütün eylemlerinin nasıl daha etkin hale getirilebileceğini araştırır. kitle iletişim sürecini ve medya kuruluşlarını devlet. pratik sorunlara çözüm üretmeyi amaçlar. ekonomik kurumlar. Bu yaklaşımın ilgi alanı içinde kısaca. vb. kurumsal güdüler. eşitsizlik. araştırmayı finanse eden şirketler belirler.

Güçlü etkiler dönemi (Hipodermik Şırınga. Benzeri bir rolü “Hür Dünya’da Körfez Savaşı sırasında Spin Doctors’lar (Fırıldak Doktorları. 2. ideoloji ve bakış açılarını sorguladıkları alana dâhil ederler. Denge Modelleri. totaliter rejimler kendi varlıklarını sürdürmek ve korumak için kitle iletişim araçlarını eşsiz bir propaganda malzemesi olarak kullanmışlardır. propaganda demokrasiye uyaklıdır. iletişim araçlarını kontrolleri altına almışlardır. Propaganda kitlelerin katılımını sağlayacak tek araçtır. etki derecesini artıran bir faktör olarak yorumlanmıştır. 3.Dünya Savaşı’ndan sonra. kurulu düzende köklü değişiklikleri savundukları için ideolojiktir. GÜÇLÜ VE SINIRLI ETKİLER DÖNEMİ: LASSWELL MODELİ. Bu dönemdeki gelişmeler incelendiğinde. yönetimsel tipte sorun seçimi. Beklentiyi Yönlendiren Kişiler) üstlenmiştir denilebilir. kavram ve araştırma metodolojileri ve bunun yorumlanmış sonuçlarıyla.Güçlü etkilere geri dönüş (Gündem Kurma. Lasswell’e göre. İKİ AŞAMALI AKIŞ VE EŞİK BEKÇİLİĞİ KURAMI” “Savaşta dört gazeteci. Suskunluk Sarmalı). özellikle savaş döneminde. Eleştirel yaklaşımlar da.Sınırlı etkiler dönemi (İki Aşamalı Akış. atomize olduğu ve kendi haline bırakılmış bireyler haline geldiği görüşü temel hareket noktasını oluşturmuştur. savaşla ilgili konularda. halkın neyi duyup. İlkinde. Gazeteciler de Parti’yle toplum arasındaki bütünleştirici harcı sağlayan resmi görevlilerdir. Söz konusu dönem içinde yapılan araştırmaların sonucu olarak sosyologlar. genel olarak 3 dönemde incelenmektedir: 1. siyasal iktidarlar temel bilgi kaynağı olarak iletişim araçlarına yönelmişler. Kullanımlar ve Doyumlar). Ayrıca. İletişim kaynağından gönderilen iletileri sihirli mermi olarak nitelendiren sosyologlar. neyi duymayacağına karar verdiği bu rejimlerde. Bu yapıt. kendileriyle ilgili haberleri halkı etkilemek için istedikleri gibi sunmakla kalmamışlar. Bunun sonucu olarak da. Deyim yerindeyse. kendi düşünce. Bilişsel Çelişki. döneme ilişkin başlıca üç tarihsel özellik karşımıza çıkmaktadır. kitleyi oluşturan bireylerin birbirleriyle ilişkisinin ve bağlantısının olmayışı. devletçe kontrol edilen ve yönetilen iletişim araçları. düşmana karşı nefret uyandırmak için de kitle iletişim araçlarının gücünden yararlanmışlardır. I.c) AraĢtırmacının ideolojisi açısından yönetim araştırmacıları. GÜÇLÜ ETKĠLER DÖNEMĠ Güçlü etkiler dönemi olarak adlandırılan bu dönem 1910’lu yıllardan 1940’a kadar olan süreci kapsar. Kitle toplumunun doğuşu. aynı zamanda. yüz bin askerden daha etkilidir” Napolyon Bonaparte Kitle iletişim kuramları ile ilgili araştırmalar. LASSWELL MODELĠ (Etki-Tepki Modeli / Sihirli Mermi Kuramı / Hipodermik ġırınga) LASSWELL VE PROPAGANDA Kitle İletişim Araştırmaları akımının kavramsal donanımına ilişkin ilk yapıtın tarihi 1927’dir. Üçüncü durumda ise. bireylerin bazı davranışlarını yitirdiği. devletin bir organı olarak faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. savaş boyunca. konudan ya da incelenen sorundan bağımsız tutarken. Sovyetler Birliği’nde gazetecilik mesleği bir halkla ilişkiler etkinliği olarak yürütülmüştür (Pravda / Gerçek). Etki-Tepki Modeli). Yani kendi bakış açılarını ve yöntemlerini de sorgulayarak işe başlarlar. iletişim araçlarının etkilerini sihirli mermi ya dahipodermik iğne kuramlarıyla açıklamışlardır. siyasal iktidarlar. siyaset bilimi kuramcısı Harold Lasswell’in Dünya Savaşı’nda Propaganda Teknikleri’dir. araçlar ve araştırmanın sonuçları / yorumlarıyla statükoyu desteklediği için ideolojiktir. Her iki araştırma türü arasında ideolojik yönelim açısından bir başka husus da şudur: Yönetim araştırması. İkincisinde ise. eleştirel araştırmacılar.Dünya Savaşı’nın ortaya çıkardığı gelişmeler ve totaliter rejimlerin yükselişi. Yine bu görüşü savunanlara göre. 1. halklarına tek yönlü olarak istedikleri biçim ve içerikte bilgi sunmak isteyen siyasal iktidarlar. Yöneticilerin sansür ve diğer baskı yöntemlerini kullanarak. seçtiği sorunlar. siyasal ekonomik ve toplumsal alanlarda gerçekleşen birçok değişim ve dönüşümün miladı olarak da kabul edilen I. Güçlü Etkiler Dönemine ait ilk kuramın “Görevselci Medya Sosyolojisi” tarihi içinde “Lasswell Modeli” olarak belirdiği görülmektedir. şiddetten. kendi bakış açılarını inceledikleri konuya dâhil etmeksizin. propaganda ile demokrasi arasında dolaysız bir ilişki mevcuttur. rüşvetten ya da daha başka yönetim . Sihirli Mermi. iletilerin hedef kitleyi oluşturan bireyleri tıpkı bir iğne veya mermi gibi etkilediğini ifade etmişlerdir.

Bu yüzyılda savaşlardaki asıl değişim. böylece zincirleme mekaniksel bir değişim süreci meydana geliyor. ortak kültürel etkinliklerle ilişkisi ve 1970’li yılların ikinci yarısından sonra da ideoloji kavramı üzerinde durmuştur. Bu formülde yer alan KİM sorusu ile ilgili araştırmalar. Propaganda. 60 yıllık bir dönem boyunca 5 ülkenin belli başlı gazetelerindeki başyazılarda kullanılan simgeleri gözden geçirmiştir. “hipodermik şırınga” modeline göre işlediği varsayılır. ne de uğursuz olmadığını anlatan ilk esaslı Amerikan çalışmasıdır. Lasswell’e göre“fikirlerin fikirlerle savaşı”dır ve bu kadar önemli hale gelmesinin nedeni ise. Kime. ne zaman. savaşların ordular arasında değil. sosyal fikirler ileri sürerek doğrudan manipülasyon yoluyla yönetilmesi” şeklinde tanımlamıştır. propagandayı. propaganda ve özellikle de duygusal propaganda. “anlamlı simgelerin manipülasyonu aracılığıyla kolektif tutumların yönetimi” şeklinde tanımlamıştır. neyi. Neyi. “Kim” öğesi. Yine bu formül. aynı zamanda tanıdık bir kişiye de karşılık gelebilir. herhalde bir deterjan reklamında değil. araştırma alanlarına dönüştürüldüğünde. 19. dağıtım ve tüketimle ilgili istatistikleri kapsar. Modern savaşlar artık kitleler arası savaşlara dönüşmüştür ve propagandacıların rolü de bu yeni duruma adapte edilmiştir. Çünkü propaganda bir anlamda savaşın kamuoyuna (sivil halka) pazarlanması amacına hizmet eder. iletişim literatürüne dâhil edilebilecek türden siyaset. bir savaşın kaybedilmesi ya da kazanılması noktasında“sivillerin desteğinin önemli olması”dır. modern askeri savaşların ve modern hayatın diğer alanlarının da vazgeçilmez bir unsurudur. Bu bakış açısından. İletişimcinin / göndericinin toplumsal ve kişisel özellikleri. inanılırlığı. propagandanın ne sinsi ve hilekâr. propagandadaki ahlaksallığı ele alan Platon’unGorgias’ı. o birini etkiliyor. hemen şunu belirtmekte yarar vardır ki. Bunlar. 1936’da siyaset biliminin temel sorusu olarak ortaya attığı “Kim. Hoover Enstitüsü’ndeki RADIR araştırmaları. bir banka reklamında oynatılırsa daha etkili ve inandırıcı olur. Bir iletişim başlıyor. I. Hangi Kanaldan. propagandanın çocuk hikâyeleri ile olan benzerliklerini yazarken. Ancak. ne de çok belirleyici olmalarına karşın kitle imha silahlarıdır. iletişimde ifade özgürlüğüne izin vermenin sistematik etkilerini ele alan John Milton’ın Areopagitica ve yine Mill’in Özgürlük Üzerine’si (1885). belirttiği anlamlar. büyük bölümü bir Rus gazetesinin Bolşevik Devrimi’nde oynayacağı role ayrılmış olan Ne Yapmalı?’sı (1902). anılabilir. Aynı şekilde. kötü adam tiplemeleriyle ünlenmiş bir oyuncuyu da bir çocuk yuvasının açılış konuşmasını yaparken görmeyi düşünemezsiniz. Lasswell’in çalışması. 1930’lu yıllarda ise. Lasswell 1948 yılında “Düşüncelerin İletişimi” adlı eserinde şu ünlü formülü ortaya atar: “Kim. propagandayı “seçeneklerin ve davranışların mevcut koşulları değiştirmeksizin. maddi koşulları değiştirmeksizin durumun genel algılanışının değiştirilmesi demektir. Dolayısıyla da medyanın etki-tepki şemasına körlemesine riayet ederler. yoksullukla ilgili düşüncelere verilen önemde bir azalma ve refaha duyulan ilgide bir artış gibi eğilimleri ortaya koymuştur. Lasswell. özellikle Lenin’in Ne Yapmalı’sı tam anlamıyla kitle iletişimi üzerinde odaklanmaktadır. Bu da. Nasıl Bir Etkiyle Söyler?” Bu formül aslında. Lasswell’e göre propaganda bir “meslek” haline gelmiştir. Tıpkı bazı eski Türk filmlerinde kapı önlerinde toplaşarak dedikodu yapan kadınların bir olayı kulaktan kulağa zincirleme bir şekilde aktarmalarında olduğu gibi… Yine bu modele göre. Bu durumda. nasıl elde eder?” formülünün kitle iletişim alanına uyarlanmasıdır. Lasswell. o bir diğerini. Klasik çalışmalar arasında.tekniklerinden daha ekonomiktir. Lasswell iki savaş arasında Amerikalıların propagandaya olan güvensizliklerini kandırılmış bir kumarbaza benzetmektedir. Quaker’a göre. propaganda kalıcıdır. güvenilirliği gibi konular üzerinde durur. kötü amaçlarla da kullanılabilir. medya “etkili simgelerin dolaşımını sağlayan” önemli bir güç olarak tasarımlanmaktadır. üretim. “Taşıma Kemeri” deyiminin ifade ettiği şey. ikna edici tartışmayı çözümleyen Aristo’nun Retorik’i. “siyasal propaganda kuramı” üzerine ilk açıklamalarından birinde (1927). KANAL ile ilgili araştırmalar ise. Lenin’in. Bu yapıtların tümü iletişim üzerine olmakla birlikte. Burada. İLETİ ile ilgili çözümlemeler. Medyanın izleyiciler üzerindeki etkisinin. Dünya Savaşı sırasında. Lasswell’in. . özellikle de propaganda incelemeleri Antik Yunan’la birlikte başlamaktadır. Ona göre. farklı dönem ve yerlerde. izleyici kitlesi pasif konumdadır ve büyük ölçüde birbirinden yalıtılmış bireylerden kuruludur. sözgelimi güvenilir bir hukukçu. İçeriğin sınıflandırılması. şu sonuç ortaya çıkmaktadır: KİM?  Denetim çözümlemesi. siyasal propagandayı karşılaştıracak bir araç olarak içerik çözümlemesinin kullanımını başlatmıştır. uluslar arasında olmasıdır. ulusu krizlerden çıkarmak ve tek bir örgütlü birim olarak savaşabilir hale getirmek için kullanılan yan bir mekanizmadır. Block. iletinin istenilen etkiyi ortaya çıkartmadaki yapısal nitelikleri. iletinin ima ettikleri. John Stuart Mill’in Mantık Sistemi (1840) adlı eseri. İyi amaçlarla kullanılabileceği gibi. LASSWELL VE KURAMI Taşıma Kemeri (Transformation Belt) olarak da bilinen bu modele göre. savaşın ayırıcı ve derin değişimini getiren özellik ne teknolojidir. zincirleme bir şekilde mesajlardan etkilenen kişilerin olmasıdır. yüzyıldan bu yana. Lasswell. Araç sayısı.

Sürecin unsurlarından herhangi birinde yapılacak en ufak bir değişiklik. kısa süre sonra uzman kişiler tarafından sinema seyircilerinin tepkilerini çözümlemek için kullanılır (Günümüzde bazı Hollywood yapımı filmlerin vizyona girmeden önce test edilmesi). Bu ölçüm cihazına göre. çok çeşitli biçimlerde işletilmeye ve kullanılmaya müsaittir. Paul F. bu sonuçlardan sadece ikisi etkili olabilmiştir: Etkilerin çözümlenmesi ve içerik çözümlemesi. reklâm ve propaganda alanında oldukça önemlidir. Medya bir propaganda aracı olarak görülmektedir. KANAL?  Medya çözümlemesi. Ayrıca. 5. Lazarsfeld-Stanton Çözümleyicisi olarak da adlandırılan ve önce radyo için yaratılmış olan bu yöntem. 7. Lasswell’e göre. İletişim eyleminin söylem yapısını sunan bu formül. hedef kitle ve feedback gibi öğeler etkiyi oluşturan unsurlardır. “entertainement”. toplumu oluşturan kişiler arasındaki ilişkiyi sağlamak. iletişimi “ikna süreci” olarak lanse ettiği noktasından yola çıkarak “modelde etki konusunun abartıldığı” şeklinde bir eleştiride bulunulmuştur. tiksinti ya da ilgisizlik tepkilerini kaydetmekle yükümlü“profil makinesi”nin ya da “program çözümleyicisi”nin gelişmesine yol açar. dinleyici olarak her birey “kendisine iğne batırılan birer özne” gibi tasarlanmaktadır. televizyon veya radyoda. basında gazetecilik yapan iletişimciye gönderme yapmaktadır. dostlara ve tarafsızlara zarar vermeden gidip düşman ya da hedefi bulur. Lasswell’in formülüyle bağıntılı ampirik araştırmaları “soyut ampirizm” olarak niteler: Soyut ampirizmde neyin doğruluğunun kanıtlanacağı ciddi bir sorun olarak düşünülmez. İzleyici. Benzer şekilde. Sonuç olarak Lasswell Modeli’nde. Bu modelde. iletişim sürecinintoplumda başlıca üç işlevi vardır: a) Bir topluluğun değerler sistemini etkileyip onu bozacak her şeyi bildirerek “çevrenin gözetimini yapmak”. İletişim sürecindeki kaynak. radyo. Frank Stanton ile Paul Lazarsfeld’in işbirliği. etkinin derecesinin de değişmesine neden olur. İki toplumbilimci. Lasswell Modeli’ne bazı eklemeler yapmıştır. modelde “feedback unsuruna yer verilmediği” hususu oluşturmuştur. Her soru kendine özgü bir çözümleme alanını çağrıştırmaktadır: Lasswell’e göre. c) Toplumsal mirası aktarmak. kanal. ileti. savaş dönemlerindeki propaganda kuramlarına dayanmaktadır. daha ziyade nasıl kanıtlanacağı . yani “şartlı refleks” kuramı bulunmaktadır. 4. Bu düşünce. 6. özellikle izleyicinin beğeni. 3. bu üç işleve dördüncüsünü. Birinci soru olan "kim". 2. Sonraki yıllarda Braddock. "Ne dedi" sorusu iletilere ilişkindir ve bunlar seçilen bir kanalla (gazete. "Kime" sorusu izleyici ile ilgilidir ve iletişimcinin kamusuna değinmektedir. bütün insanlara etki yapmaksızın geçmesidir. Aynı söylemle Lasswell iletişimin farklı tiplerini daha da açmaktadır. Braddock’un çalışmasında “amaç” ve “şart” gibi iki unsur ilave edilerek şu şekilde bir formülasyona gidilmiştir: Kim – Ne Diyor – Hangi Kanal ile – Kime Hangi Şartlar altında? Hangi amaçla? Lasswell’in. her birey aynı uyarılara benzer tepkiler veren tek biçimli bir doğaya sahipmiş gibi düşünülmektedir. Çünkü uyaranın amacı. Mills. televizyon) iletilmektedir. İçinde yaşanılan tarihsel ve toplumsal koşullarda güç ve iktidar mücadeleleri ile gerçek üretim süreçlerine yer verilmez. iletişimin etkilerini içermektedir. okuyucu.NE?  İçerik çözümlemesi. b) Çevreye karşı bir yanıt geliştirmek için. 1. Merton. hedefte istenen düşünce ve davranış kalıplarını oluşturmaktır. Uygulamada ise. Sorunun bu tarafı kullanılan tekniği de kapsamaktadır. “etki. Lasswell’in yaklaşımında tarihsellik boyutu eksiktir. hoşnutsuzluğunu da sol elindeki kırmızı düğmeye basmak suretiyle dile getirir. Bu modelin yarattığı ilgi. Modelde yer alan “ikna süreci”yle ilgili gerçekleştirilmiş çalışmaların temelinde Pavlov’un etki-tepki. bir diğer eleştiri konusunu da. 9. gözlenebilen ve ölçülebilen bir değişkendir”. 8. Nihayet sonuncu "hangi etkiyle" deyişi. Sihirli mermi kuramının “sihirli” yönü. sihirli mermi kalabalığa atılır. Lazarsfeld ile Robert K. yani “eğlendirme”yi katarlar. KİME?  İzleyici çözümlemesi HANGİ ETKİYLE?  Etkilerin çözümlenmesi. izleyici hoşnutluğunu sağ elinde bulunan yeşil düğmeye.

Şimdi sınırlı etkiler dönemi kapsamında geliştirilen yaklaşım. Bu araştırmayla.düşünülür. Modelin ardında bir kitle toplumu kavramı yer almaktadır. diğer üyelere medyadan daha fazla ileti üretmektedirler. Bundan sonra ise “bilişsel çelişki”. ikincil) bir parçasıdır. “kanaat önderleri”nin rolünün kesin biçimde ortaya çıktığı iki aşamalı bir iletişim sürecidir.Medyanın bireyler üzerinde doğrudan bir etkisi yoktur. sınırlı bir etkiye bırakır. kamuya sunulan iletilerin onlar üzerinde doğrudan doğruya bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. İKİNCİ AŞAMASINDA ise. aksi türdeki kişilerin de Demokratlara yöneldiğini öğreniyoruz. Bu durum. medyaya doğrudan açık oldukları için olaylardan iyi haberdar olan. belirli konularda. kültür ve inanç sistemlerinin de etkili olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. 3. bireyleri şu ya da bu adaya oy vermeye veya şu ya da bu ürünü tüketmeye yönlendiren karar süreçlerini derinlemesine inceledikleri two-steps flow (“iki aşamalı akış”) kuramını ortaya attılar. yani koşullu reflex kuramı bulunmaktadır. Her birey.Bireyler. gündelik yaşamlarında. düzenli bir şekilde bazı kişilerin etkilemesini anlatmaktadır. alıcıyı edilgen bir rol içine hapsetmişti. “denge”. İllinois’nin 60 bin nüfuslu Decatur kentinde 800 kadın üzerinde “kişisel karar verme” sürecini incelerken. İKİ AŞAMALI AKIŞ kuramı geliştirilerek “kanı önderi”. 1948 Başkanlık Seçimleri döneminde. medyanın sınırsız gücüne duyulan ilgi de. Bu önderlik işlevi. beklenmedik sonuçları gündeme getirmiştir. “birincil grubun” önemini yeniden keşfettiler. iletişim akışını iki aşamalı bir süreç olarak incelediler: Lazarsfeld ve Elihu Katz. Söz konusu iki aşamalı bu sürecin. R=Reaksiyon) Modele göre. Etkileri. (S=Semptom. “kanaat önderi” ya da “kamu önderi” kavramı literatüre sokulmuştur. Böylece. Fakat Amerikan siyasetinin dinamikleri hakkında çok az şey öğreniyoruz” diye yazar. kişilerin kanaatlerini. Lasarsfeld’in yaptığı People’s Choice araştırmasında. iletişim akışını. başlangıçta. Protestan kentli kişilerin Cumhuriyetçilere oy verme yöneliminde olduğunu. özel bir uyarı alıcıya doğrudan bir etkide bulunmaktadır. 2. tutum ve davranışları değiştirmede doğrudan etki etmediği. bireysel kanaatleri. kitle toplumu. zengin. Aynı şekilde. özellikle önderler. Örneğin Paul Lazarsfeld ve Elihu Katz. Bu dönemlerin başında. 1920’lerde davranışçı model. görevselci medya toplumbiliminin tarihi. bireylerin kendi düşünce ve kanaatlerine yakın buldukları ve önceden benimsemiş oldukları fikirleri destekleyici iletilere daha duyarlı olduklarını ortaya çıkarmıştır. Yani iletişim alıcıya ani bir etki yapmaktadır. Bu modelin temel önermeleri şunlardır: 1. İLK AŞAMASINDA. kitle iletişim araçlarının. toplumsal ilişkilerin yanı sıra. İletiler . buna karşılık. görece daha bilgili kişiler. toplumsal dokudan yalıtılmış ve parçalanmış değildirler. Bu model kitle iletişimine uygulandığında. ETKĠ TEPKĠ (S/R) MODELĠ: HĠPODERMĠK MODEL İkna süreciyle ilgili gerçekleştirilmiş çalışmaların temelinde Pavlov’un etki-tepki. aynı uyarılara benzer bir tepki veren tek biçimli bir doğaya sahipmiş gibi düşünülmektedir. Buna göre her toplum üyesi uyarıyı aynı biçimde kabullenmekte ve az veya çok birbirine yakın bir yankı uyandırarak toplumdaki bireylerin tümünü yakalamaktadır. İnsan. “seçici algılama” gibi konuları kapsayan modeller geliştirilmiştir. 1940’larda kitle iletişim araçlarının etkilerini sorgulayan Amerikan kökenli iletişim sosyolojisi. seçmenlerin oy verme davranışları üzerinde medyanın etkilerini saptamaya yönelik araştırmaları. bireylerin kendi grubuna mensup diğer kişilerle medya arasında “aracı rolü” üstlenilmesini simgelemektedir. Lazarsfeld ve arkadaşlarınca gerçekleştirilen bir diğer çalışma da. yerini. ĠKĠ AġAMALI AKIġ (TWO–STEP FLOW) KURAMI 1940’lı ve 50’li yıllarda. Modelde yer alan “kamuoyu önderi” kavramı. bu sorunu yeniden ele aldı. Yine bu dönemde iletişim araçlarının etkileri konusu açıklanmaya çalışılırken. Bu açıdan.Toplumdaki bazı kişiler. çok küçük parçaların bir bütünü olan toplumun harcı gibi düşünülmüştür. SINIRLI ETKĠLER DÖNEMĠ: Lazarsfeld. Berelson ve Gaudet’in ABD’deki 1940 Başkanlık Seçimleri sırasında. Bu buluş. 2. bu kuramda. iletişim sürecinin başlangıç ve bitiş noktaları arasında “bir ara öğenin” bulunuşunu bir yenilik gibi göstermiştir. kanı önderlerinin rolünün kesin biçimde ortaya çıktığı iki aşamalı bir süreç gibi kavramalarını sağladı. toplumsal ilişkiler içinde aşamalanmaktadır. kuram ve modellere genel olarak göz atalım. farklı grupların (birincil. medyayı daha az izleyen ve bilgilenmek için başkalarına bağımlı olanlar bulunur.

Yine bireysel davranışların gözlemiyle olgunlaşan bu kuram. grubuna mensup diğer kişilerle medya arasında aracı rolü üstlenilmesini anlatmaktadır. kitle toplumu kuramlarının aksine. “EġĠK BEKÇĠLĠĞĠ” (GATEKEEPER) YAKLAġIMI “Eşik Bekçisi” kavramını ilk kez 1947 yılında Kurt Lewin kullanmıştır. Buna göre. Kapı tutucuların kararları daha çok basımcının ya da yayıncının ne düşündüğüne bağlıdır. resmi demeçler. Eşik bekçileri. Şimdi White tarafından geliştirilen “eşik bekçiliği” yaklaşımına daha yakından bakalım. “zamanlama”. Bu. Araştırmacılar. AA. Daha sonraD. Bu önderlik işlevi. medya etkisini genellikle “tutum ve davranışlardaki kısa dönemli etkiler” olarak görür ve değerlendirir.diğerlerine ulaşmadan önce bu önderler tarafından “süzülmektedir. Eşik bekçileri öncelikle çalıştıkları kurumların gündemini belirlerler ve böylece toplumun gündeminin belirlenmesine katkıda bulunurlar. çoğulcu bir toplumda kitle iletişim mesajlarının akışının kanı önderlerince dolayımlandığını öne süren bir yaklaşımdır. kararları. “kişiler arası iletişim sistemlerini dışarıdaki bir şeye bağlayan kişiler” olarak nitelenir.b. kalkınma adı altında sürdürülen programlarda. etkinliği de son derece fazla olmaktadır. medya sunumlarını kamuoyu önderlerinin önce alıp sonra toplumun daha az aktif üyelerine bu bilgileri aktardıkları düşüncesinden hareket etmektedir. “eşik bekçisi” olarak adlandırılan yeni bir kavramı daha ortaya koymuştur. haber üretim sürecinin ilk aşamasında karar alan kişilerdir. Eşik bekçileri. Bu modelin anahtar kavramlarından olan “kamuoyu önderi”. 2. hükümet seremonileri. enformasyon denetiminin önemli bir parçasını oluşturur. “ortaya koyma ya da gizleme”. AP. Eşik bekçileri. White tarafından geliştirilen “eşik bekçiliği” modelinde. “İki Aşamalı Akış” görüşünde kanaat önderi. “şekillendirme”. etki arayışında “kapıyı tutan fikir liderleri”etkilenmeye (satın alınmaya. yeni-sömürgeciliğin yaygınlaşmasında. yazı işleri sorumlusu ya da bir yayıncı olabilir. medya mesajlarını belirleyen kişi olarak eşik bekçileri üzerinde durulmuştur. toplumda güvenilir ve saygıdeğer bir kişi olarak görüldükçe. Kitle iletişim araçlarının gönderdiği mesajları kendi kişisel etkisi aracılığıyla yayan kanaat önderleri. kapı tutuculardır. konuların haberleri ya resmi ya da yarı resmi kaynaklardan elde edilir. kendi kanalında ya da gazetesinde belli bir habere yer verip diğerini yayımlamamaya karar verebilir.Kapı tutucular. Aynı şekilde. “tekrarlayıp tekrarlamama” v. Basın konferansları. “sınırlama”. Reuters gibi haber servisleri de önemli gündem belirleyiciler ya da kapı tutuculardır. kırsal alanlarda muhtarlar. bu anlamda. M. kısaca tanımlandığında. bir kanalın stratejik bir kısmını kontrol etmektir. Bunlara ek olarak. kapı tutucuların gündem belirlemede üstlendikleri rollere ilişkin önemli bazı bulgular şunlardır: 1. Kapı tutucu. aile içindeki yiyecek alımına ilişkin bir araştırmasında bu kavramdan ilk kez söz eden kişidir. Eşik bekçileri. Eşik bekçisi ya da kapı tutucu. toplumu olduğu gibi ortaya koymayan ve kitle iletişim araçlarının “toplumsal denge”yi sağlaması gerektiğini savunan bir niteliğe sahiptir.b. hangi olayın hangi sırada ve ne kadar süreyle haber olacağına karar verirler. denetim yoluyla bu kanaldan akan şeyin gruba ulaşıp ulaşmayacağı konusunda karar verir. genellikle haber editörleridir. bağımlı yapılmaya) çalışılmıştır. 1955) "iki aşamalı iletişim" modeli üzerinde temellenmiş olmaktadır. Kavram. Medya kurumlarında. Bu model. gün yüzüne çıkartılan bu gözlemlerin incelenmesi (Personal Influence. Özellikle kapı tutucuların habere ilişkin “seçme”. Eşik bekçiliği ya da kapı tutuculuğun anlamı. “Kapı tutucular” şeklinde de adlandırılan bu olgu. Bu tanımlama ile birlikte. İki aşamalı akış ve kamuoyu önderi yaklaşımı. haber olmak üzere gelen olayların seçimini ve yorumlamasını yaparlar. Örneğin gümrükler. Bu kanal bilgi ya da mal akımı olabilir.” İki aşamalı akış.Kapı tutucuların haber kaynaklarının çoğu resmidir. basın bildirileri v. . haber üretim sürecinde neyin haber olacağına ya da olmayacağına karar vermede eşik bekçisi kavramsallaştırması önemlidir. “az gelişmiş” ülkelerde. en az iletişim aracının güvenilirliği ve inandırıcılığına sahip olmalıdır. köy öğretmenleri ve kentsel alanda ise burjuva entelektüelleri olarak tanımlanmıştır. Lewin. daha sonra gazeteye alınacak haberler için kullanılmaya başlanmıştır. enformasyon arasında seçim yaparken izleyicileri düşünmezler.

bu çerçevede değerlendirilebilir).  Yaklaşım. İletişim bilimleri alanında da 1950’ler boyunca bir dizi tutarlılık kuramı geliştirilmiştir. hem de yorumcu rolünü üstlenirler. Dolayısıyla önemli gündem konularını onlar üzerinden kurarlar. vatandaşların siyasal oy verme davranışı üzerinde etkili olurlar. reklâm verenlerin etkisini göz ardı eder. fiziksel gerçeklik söz konusu olduğunda bu. Haber ajansları editörlerinden önce ve sonra yer alırlar ve haberin seçildiği “sahadan”. 4. insanlar medyadan ya da herhangi bir enformasyon kaynağından kendi tutum ve düşünceleriyle tutarlı olmayan mesajlar aldıklarında yapacakları iki şey vardır: 1. Bu yaklaşıma getirilen eleştirileri başlıca 4 grupta toplayabiliriz:    Yaklaşım.s. sosyal gerçekliğin bilinci belirlediği' tezini sınıf bilinci (proleter bilinci) oluşumunun temeline koyan Marksist yaklaşımla paralellik göstermektedir. Alan araştırması bulgularına göre. örneğin çelişki bireyin bağlandığı. bilişsel öğeyi değiştirmek için dış dünyayı değiştirmek gerekir. eylemlerimiz ile tutumlarımız.Kapı tutucuların Amerika’daki en bilinen işlevi. özdeşleştiği kişilerin konsensüsünden ileri geliyorsa. “eşik bekçisi” ile “kanaat önderleri” birbirinden ayrı kavramlardır: Eşik bekçileri kitle iletişiminde gönderici araçtan önce. Fakat fiziksel gerçeklik yerine. kanaat önderleri ise alıcı araçtan sonra yer alırlar. genellikle imkânsızdır. insanların inançlarının ve yargılarının birbiriyle tutarlı olduğudur. Ancak. ya da kendi düşünceleriyle çelişen mesajları reddederler. kanaat önderleri her statü düzeyinde vardır ve her düzeydeki kimseler arasında bulunabilir. Nihayet. sahada habercilerin ilişki kurduğu “haber kaynaklarından” “haber servisine”. Yaklaşım. meslekleri ile ilgili pozitif görüş taşırlar. Davranışlarımız. bir kurum veya iş yerindeki mevkiimiz ile iş yerimiz hakkındaki görüşümüz arasında bir ilişki vardır. . Davranışlarımız. hareketlerimiz. Yaklaşım. kâğıt yardımı ve kamusal ilanların dağıtımındaki rolünü dikkate almaz. görüşlerimiz. ideolojimiz arasında bir tutarlılık ararız. genellikle bir mesleği seçenler. Bu anlamda bilişsel çelişki teorisi. bilişsel çelişki teorisi. Ayrıca her ikisi de etkinin sağlanmasındahem seçici. örneğin hiyerarşik konumumuz yükseldikçe. emir veya zorlamalara bağlıdır. Bunun anlamı ise şudur: Özellikle dış haberlerde ve siyasal haberlerde kapı tutucular. devletin haber kaynağı olmada. günlük hayatımızda olabildiğince sık karşılaştığımız bir olgudur. başkanlık seçimlerinde üstlendikleri önemli manipülatif rolde göze çarpar. görmezden gelir. çoğu kez bir biçimde davranmamızı ve bir başka biçimde davranmamamızı gerektiren birtakım dış talep. “DENGE MODELLERĠ & KULLANIMLAR VE DOYUMLAR YAKLAġIMI” DENGE VE TUTARLILIK MODELLERĠ 1. Bu kurama göre. yani kapı tutucuları etkilerler. Bu nedenledir ki. İki adaydan birini desteklemek suretiyle. insanların tutumlarını değiştirmenin yolunun. oradan da bu servisi kullanan “haber örgütlerine” ve sonunda da “halka” gönderilmesine kadar geniş bir alanda yer tutarlar.LEON FESTĠNGER VE “BĠLĠġSEL ÇELĠġKĠ” KURAMI Bilişsel çelişki. Ya kendi düşünceleriyle tutarlı olan mesajları alırlar. sosyal gerçeklik söz konusu olduğunda. 'bilincin sosyal gerçekliği değil. Eşik bekçileri yoluyla çeşitli alanlarda kaynak ve enformasyon seçme ve süzme işlemi yapılır.3. nispeten daha pozitif düşünürüz ("taç giyen baş akıllanır" sözü. Çelişkinin kaynağı dış dünya ise. medya kuruluşlarının mülkiyet ve örgütsel yapıları ile diğer endüstrilerle olan ilişkilerini v. vergi indirimi sağlamada. bu konsensüsün değiştirilmesine çalışılabilir ya da bu kişi veya gruplar terk edilebilir. davranışlarını değiştirmekten geçtiğini ortaya koymaktadır. Berelson ve Katz’ın açıklamalarına göre. örnek aldığı. haber üretim sürecinde kapitalist toplumsal formasyonun belirleyiciliğini ihmal eder. Eşik bekçileri birden fazla yerde konumlanmışlardır. benzer konular üzerinde durur ve benzer haberleri verirler. Bu yaklaşımların temel varsayımı. Profesör Leon Festinger’ın “bilişsel çelişki” kuramı bunlar arasında en çok bilinenidir. ilk olarak yazı işleri sorumlularını.Haber servisleri.

Şayet öğrenci. Hal böyle olunca. bazı dergi ve gazeteleri okurlar. bu davranışı haklılaştırmak için. gerçekte üç kere dişlerini fırçalamadıkları da bilinmektedir. örneğin “mantığa bürüme”yi kullanarak. bilerek. ya da kendi düşünceleriyle uyumsuz olan mesajları kabul edip. o kadar sıkı çalışmayacaktı. Örneğin. kanaatleri ve inançlarını ele alalım: Delikanlının kız hakkındaki istek ve arzuları söz konusu davranışa uygun olmakla beraber. Bu yaklaşıma göre. bu kuramın ana konusudur. Ya da E-5’teki travesti-fuhuş trafiğinde AİDS ile burun buruna gelenlerin bilişsel çelişkiye düşünce. bu tür insanların günde üç kere diş fırçalamanın zararlı olduğunu söyleyen veya belli bir diş macununun kullanılması halinde günde tek bir kez bile diş fırçalamanın yeteceğini söyleyen bir enformasyon karşısında kolaylıkla etkilenebileceklerini düşünebiliriz. günde en az üç kere diş fırçalamak gerektiğinin farkındadır. kendi tutum ve davranışlarını. onun için epey sıkıntı verici olduğundan. maddi gücünün üstünde paralar harcayıp onunla akşam yemeği yemeyecekti… Bütün bunların aslında doğru ve insanı rahatlatan açıklamalar olarak kabul edilmeleri gerekir. Çocuklarını özel bir okula göndermeyi kararlaştıran bir anne-baba. İşte burada. bilişsel çelişkiye düşecektir. Oysa böyle düşünen insanların çoğunun. Yine bu kuram.Seçici Maruz Kalma: Bazı insanlar. yaptığı seçimi destekleyecek enformasyon aramaya yönelir. 2. bu kanı ile yapılan davranış arasında apaçık bir uyumsuzluk vardır. çelişkisinin yarattığı rahatsızlıktan kurtulmaya çalışır. mali durumu hakkındaki bilgisi.s… Tüm bu örneklerde alınan kararlar ya da sergilenen davranışların failler tarafından haklılaştırılması durumu söz konusudur.Tutumunu değiştirir ya da yeni bilgiler edinerek. Bu davranışa “seçici maruz kalma” denir. bilişsel çelişki kuramına göre. medyadan gelen mesajları algılamada “seçici” davranırlar. a) Tutum değişikliği yerine tutum istikrarını. ertesi gün arkadaşlarına bundan söz etmesi gerektiğinde. yemeğe götürdüğü genç kızın olağanüstü ilginç bir kız olduğuna inanmamış olsaydı. yalnızca kendi istediklerini hatırlarlar. 1. gireceği sınavın ne kadar önemli bir sınav olduğunu etrafındakilere söyleme ihtiyacı duyar. başka araba reklamlarına yönelmek yerine. v. v. Algı seçiciliği kuramında iki alan vardır:Seçici maruz kalma ve Seçici hatırlama. delikanlının giriştiği eylem ile mali durumu hakkındaki bilgisi arasındaki ilişki. “atın ölümü arpadan olsun” türü savunma mekanizmalarına yönelmeleri. Delikanlının bilgisi ile davranışı arasındaki uyumsuzluk. “acı patlıcanı kırağı çalmaz” türünden savunma mekanizmalarına başvurdukları gözlenmiştir.Psikolojik savunma mekanizmalarından birisini. o konudaki mevcut bilgisini değiştirir. yaptığı işe hiç de uygun değildir. şayet delikanlı.Seçici Hatırlama:Buna göre. çalıştığı sınavın çok önemli bir sınav olduğunu düşünce olarak benimsememiş olsaydı. Dolayısıyla. bazı TV kanallarını izler. istemediklerini hatırlamazlar. Sözgelimi “mantığa bürüme”yi tercih ederek “sigara stresimi azaltıyor” v. delikanlı. sigaranın kanserle ilişkisini bilen birisi günde bir paket sigara içiyorsa. çocuklarını o okula göndermeyeceklerdi. Örneğin. aldıkları bu mesajla uyumlu hale getirirler. etraflarında söz söyleyecek birilerini ararlar. sözgelimi pek çok insan. Bu tür ilişki. genç kızla yemeğe çıkan delikanlının sahip olduğu enformasyonu. Bu duruma daha başka bir örnek vermek gerekirse.s… diyecektir. sınava hazırlanırken. insanlar bir davranışta bulunduktan sonra. bu reklamları daha çok okur. ülkemizde. Bu çelişkinin vereceği rahatsızlıktan kurtulabilmek için. izleyiciler. 3. işin giriştiği eyleme uygun düşen yanını abartarak bu sıkıntıyı küçülterek azaltmaya çalışmaktadır. yaptıkları bu işlerden niçin bu denli söz etme ihtiyacı duymaktadırlar? Bunun nedeni. bireylerin sahip oldukları kanaatler. . sahip olduğu bilgiye / tutuma aykırı bir davranışta bulunan kişi “bilişsel çelişki”ye düşer.2.Davranışını değiştirir. Bazı insanlar da kendi düşüncelerine karşı olan TV kanallarını izlemez. ana-bana özel okulun çok iyi olduğunu düşünmemiş olsaydı. çoğu kez. gazete ve dergileri okumazlar.s… Sonuç olarak. Örneğin dersine çok fazla çalışan bir öğrenci. yeni bir araba satın alan kişi. insanlar medyadan edindikleri enformasyon ve düşüncelerden. Yine herkes bilir ki. belki de bireylerin bu davranışlarda bulunurken. Ya da genç bir kızla sadece bir tek akşam yemeğini birlikte yemek için gücünün üstünde zahmete katlanan bir delikanlı. bu okulun kendine özgü üstünlüklerini abartarak başkalarını bu kararın değerine inandırmaya çalışır. Sözgelimi sonuncu örneğimize geri dönersek. kolaylıkla değiştirmeleri mümkün olmayan kanaatlerdir ve bu yüzden de uyumsuzluk azaltımına girişen bireyler kabul etmeye hazır oldukları yeni görüşlerle karşılaştıklarında. Ya uyumsuzluk konusunun önemini azaltırlar. 2. Yine Festinger’a göre. Bu çelişkiden kurtulmak için şu 3 yoldan birisine yönelir: 1. radyasyonlu olduğu ileri sürülen çayları içenlerin “bilişsel çelişki”ye düşünce. Fakat ortada bir soru durmaktadır: Bütün bu bireyler. bunlardan bilinçli olarak kaçınırlar. her yemekten sonra bir kez olmak üzere. kızın ne kadar güzel ve olağanüstü ilginç bir kişiliği olduğunu anlatmaya başlar. öncelikle uyumsuz (dissonant) bir ilişkidir. Aynı şekilde. etrafındakilerden sosyal destek ararlar. yaptıkları şeye ilişkin yeter derecede haklı kılıcı nedenlere veya açıklamalara sahip olmamaları ve bu davranışlarına ilişkin ilave haklı-kılımlar (justification) aramalarıdır. yukarıda belirtilen yollardan birisini seçecektir. 1986 yılındaki Çernobil Nükleer Kazası’ndan sonra.

herhangi bir iletişim örgütüdür. A ile doğrudan ilişkilere de sahip olabilir. olgu. X nesnesi her iki kişinin de ortak ilgi alanı içinde olduğunda. daha çok kişiler arası iletişim sürecini açıklar. A savunmacı bir rol üstlenir. daha sonra yaptığı çalışmalarda. bazı bilinçli amaçları ve niyetleri olan bir iletişimcidir.THEODOR NEWCOMB’UN ABX DENGE MODELĠ Bir psikolog olan Theodor Newcomb tarafından geliştirilen ABX Modeli. Bu kurum. A.b) Enformasyon alma yerine enformasyon aramayı. politikacı. ya da X hakkında doğrudan deneyim sahibi olabilir. iletişimin ancak belli koşullar altında meydana gelebileceğini belirterek. C ise. B’nin gereksinmelerini yorumlama ve sonra düşüncelerini ortak sembol sistemiyle ifade ederek. Ayrıca B. Modelin amacı. tutum ve davranışlar önemli bir yere sahiptir. sanayi odası. X’e karşı farklı bir bakış açısı ya da düşünce ya da tutuma sahipse. bu kişilerin iletişim etkinliğinin içeriğini. c) Gönderici yerine alıcıyı ön plana çıkarır. 2. Bu modele göre. B--. Politikacı. Westley ve MacLean tarafından kitle iletişim sürecine uyarlanmıştır.ise. Buna göre. Bu modele göre. A--. hem kendi içsel iletişimlerinde. A. reklâmcı ya da haber kaynağı olabilir. Katılanlardan en az birisi için nesne önemli olduğunda. Böylece bu iki kişiden birisi diğerine ya da X’e karşı olan tutum ve düşüncesini değiştirebilir. Şayet A ve B. B ve A’nın gereksinmelerine hizmet eden bir ajan durumundadır. medya örgütü ya da örgütte çalışan bir kimsedir. Newcomb. eylem veya kişiler hakkındaki görüşlerden birisini seçerek B (izleyici) birimine ileti olarak gönderir. A ve B arasındaki iletişim ilişkisinde bir dengesizlik durumu göze çarpar. bir kanal veya araç yoluyla B’ye göndermek gibi görevleri vardır. toplumda meydana gelen olay. X veya B arasındaki bağlantının C rolünün tekelinde olmadığını göstermektir. birbiriyle iletişimde bulunan iki farklı kişiyi sembolize eder. modeline şu koşulları eklemiştir:    Bireyler arasında güçlü bir cazibe olduğunda. Ör: İki kişi. hem de diğer insanlarla olan iletişimlerinde bir denge ararlar. Örneğin fiyat yükselmesi ya da hava durumu değişikliği konularında… . aynı sanatçının ya da yazarın niteliği konusunda benzer şeyler düşünmeyebilirler. C ile sembolize edilen kitle iletişimcisinin kanal rolünü oynadığı bir durum söz konusudur. iletişim kaynağını oluşturan bir kitle iletişim kurumudur. Ya da alternatif tıbba inanan birisiyle modern tıp tekniklerine inanan birisi arasındaki düşünce ve inanç farklılığı da böyledir. B. kişiler arasında kurulan iletişimsel ilişkilerde. A ve B. C’nin. X ise. söz konusu kitlesel linç olayına tanık olan B tarafından da algılanıp tepkiyle karşılanabilir. Burada.s. olgu ya da objedir.WESTLEY & MACLEAN’IN “ARACILANMIġ” ĠLETĠġĠM MODELĠ Newcomb tarafından kişiler-arası iletişim sürecini anlamak ve açıklamak için geliştirilen ABX Denge Modeli.bir izleyici (toplumun bir üyesi) --. olay. konusunu oluşturan bir başka kişi. mesajı B’ye aktaran bir aracıdır ---iletişimci C.bir kaynak (toplumsal bir kaynak) ---reklamcı. 3. iletişimde bulunan insanların sahip oldukları inanç. Modelin bu versiyonunda. aralarında bir uzlaşmaya varıncaya kadar bu gerilim durumu devam eder. Kitlesel bir “linç olayı”nı sunan bir TV kanalı. olguyu ya da eylemi) kendisi de görebilir ve A’ya bir reaksiyon gösterebilir. v. X’i (olayı.izleyici C--. Ya da iletişimde bulunan iki kişi. kodlayarak. Bu modelin ikinci bir versiyonunda. Böylece bireyler. medya kurumunda çalışan bir tür eşik bekçisi de olabilir. bu rol temelde bilinçli değildir. Ör. A ve B arasında X’e ilişkin mesajların aktarılmasında C bir faktör olarak araya girer ve nelerin aktarılacağını belirler.

Dengesizlik ise kişide psikolojik bir gerginlik yaratır. Sözgelimi kaynak konumunda olanlar (A). her ikisinin de köpeğe karşı sempatik (olumlu) bir yaklaşımı varsa. bazen de C ve B arasında politik bir ilişki olabilir. ancak bu incelemede durum. bu fikir farklılığı ilişkilerinizde bir dengesizlik yaratacaktır. A’nın C üzerinde bir gücü ve etkisi olabilir ve C. bu durumda ilişkiniz dengelidir. söz konusu kişinin (k) görüş açısından ele alınmıştır: Buna göre:  Şayet k-d-o ilişkisinde her üç ilişki de k’ya göre olumluysa ya da ilişkilerden ikisi olumsuz. iletişime katılanların her biri değişime karşı çıkar. Şekil 2. Kadınların da erkekler gibi çok iyi yerlere geldiği konusunda arkadaşınızla anlaşamıyorsanız. Şekil1. arkadaşınız da bunun tam tersini savunuyorsa. Heider’in denge modeline göre. Aynı zamanda. Heider. gerçekten arzu etmedikleri iletileri gönderiyor olabilirler. neredeyse her zaman bir ölçüde bilgi sağlamak için A rolüne bağımlı olarak çalışabilir. koca. İzleyiciler (B) ise. Aynı şekilde. magazin programları).Dengeli durum değişime direnç  Yok şayet iki ilişki olumlu. diyelim ki bir karı-koca ile eve alınmış bir köpek arasındaki ilişkiyi düşünelim: Şayet. siz kadınların da artık ev dışına çıkmasını. Bir arkadaşınız. özgür olmalarını ve erkek-kadın arasında ayrım yapılmamasını. iki insan arasında üçüncü bir insan ya da nesne hakkında varolabilecek düşünce uygunluğu veya uygunsuzluğunun düzeyiyle ilgilenir. Oysa McQuail ve Windahl’ın (1993) belirttikleri gibi. iki insanın birbirlerine karşı ya da bir nesneye karşı geliştirdikleri hoşlanma ya da hoşlanmama şeklindeki tutumlarında bazı ilişki kalıpları dengelenecek. Serbest hareket edildiğinde. köpek. iki birey ve bir tutum objesi arasındaki ilişki üzerinde odaklaşır. düzenleyici ve bütün katılanlara karşılıklı olarak fayda sağlayıcı olduğunu varsayar. Heider’e göre. özel gereksinimleri olmaksızın kendilerine ne gösteriliyor ise izliyor olabilirler (örneğin. A ve C arasında. bir ilişki olumsuzsa ya da her üç ilişki de olumsuzsa. pratikte üç ana katılımcı arasındaki ilişkiler nadiren dengelenir ve bu durum yalnızca bir iletişim ilişkisinde görülmez. ilişkiler sisteminin kendi kendini dengeleyici. ya da karısı ile kendisi arasında olumsuz bir ilişki olduğu halde. Kişiler arası algı olayını en basite indirgeyen Heider. 1946–1958 yılları arasında yaptığı araştırmalarla dikkati çeker. Durumu bir başka somut örnekle daha açıklayacak olursak. bazıları ise dengelenmeyecektir. bir diğer kişi (d) ve bir tutum objesi (o) arasındaki ilişkiyi incelemiş. 4. denge durumunun düzenli olduğu ve dış etkenlere direndiği varsayılır. FRITZ HEIDER VE “YÜKLEME TEORĠSĠ” . Bunun sonunda. “denge modeli”nde. denge halini yeniden sağlayacak bir değişiklik oluşmasıyla ortadan kalkar. koca ve karısı birlikte yaşamaya devam ederler. kocaya göre..+ + . kendi örgütlerinin amaçlarını gerçekleştirme peşinde olabilirler. sosyoloji hocasının iyi bir insan olduğunu düşünüyor ve siz de bu düşünceye katılıyorsanız. Bu gerginlik. Bir başka deyişle. biri olumluysa k’nın zihninde denge durumu var demektir. karısı ve köpek arasında olumlu bir ilişki varsa. k için dengesiz bir durum var demektir. Oysa her biri birbiriyle çok az ilişkili olan amaçları gerçekleştiriyor olabilirler. sorumluluklar taşımasını. Bir kişinin (k). Ya da eve alınacak bir mobilya veya çocuk yapıp yapmama konusu da olabilir. İletişimciler (C) . kitle iletişim sürecinin entegrasyon düzeyine ve savunucuların (A) iletişimcilerle (C) ve izleyicilerle (B) süreç hakkında aynı görüşü paylaştıkları yolunda yaptığı aşırı vurgudur.Dengesiz durum değişime açıklık --Şimdi bu durumu örneklerle anlatalım. Yani. Modelin bir başka zayıf yönü de. verici ve alıcının çıkarları dengelenecektir.FRITZ HEIDER’ĠN DENGE MODELĠ Tutarlılık kuramlarının babası olarak kabul edilen psikolog Fritz Heider. her üçü arasında dengeli bir ilişki var demektir.Model.+ + + + . denge bulunduğu durumda.

mesleğiyle açıklanırken. “kişinin zaman ve mekân içinde hareket ederken yaşamdan çıkardığı anlam” olarak nitelenir. bedene sımsıkı oturtulmuş klasik kesimler ciddiyeti ifade eder. sözsüz iletişim yoluyla birtakım anlamlar iletilebilmesinin mümkün olmasıdır. Heider'e göre insanların iki güçlü motivasyonu vardır:   Dünyayı tutarlı bir Ģekilde anlama Çevreyi kontrol etme ihtiyacı. Bu model. adeta bir ilan tahtası işlevi görür. sosyal psikolojinin insanların bir davranıĢla ilgili olarak. Yükleme yapılırken dikkate alınan noktalardan biri. 70’li yıllarda Kullanımlar ve Doyumlar diye anılan bir yaklaşımla “insanlar medyadan nasıl yararlanıyorlar?” sorusunu sorarak “kullanıcıların doyumu” ile ilgilenmeye başlamıştır. Medyanın etkisi doğrudan değildir. medyadan ve diğer kaynaklardan bu ihtiyaçlarını gidermek için birtakım beklentiler içine girerler. insanlar baĢkalarının nasıl davranacaklarına yönelik önceden kestirimlerde bulunmak isterler. Bu yaklaşıma göre. izleyicilerin “seçiciliği” bu etkiye engel oluşturur. Bu işlevler iki ana gruba ayrılabilir.Heider’e mal edilen teorilerden birisi de Yükleme Teorisi (İng. Kullanımlar ve Doyumlar yaklaşımı. Kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı. KULLANIMLAR VE DOYUMLAR (USES AND GRAFITICATIONS) YAKLAġIMI Görevselci medya toplumbilimi. iletişim sürecinde izleyiciyi aktif olarak kabul eder. Yeni kişilerle karşılasan bireylerin birbirlerinin sözlü–sözsüz davranışlarından. davranıĢın toplumsal bir rolün bir parçası olup olmadığıdır. tek renk. Attribution Theory)’dir. Buna göre. yoldan geçen birinin yangını söndürmeye katkıda bulunması. baĢkalarının davranıĢlarını yorumlarken. kişi kendi enformasyonunun yaratıcısıdır. ne zaman ve nasıl "niçin?" sorusunu sorduklarıyla ilgilenen alanıdır. bireyler medyaya bakarak “ne düşünmeleri gerektiğine” değil. çünkü arada başkaları vardır. Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı. Bu ihtiyaçlardan dolayı. insanın kendini ve çevresini anlama isteğinin yattığını söyler. Burada medya. Katz. kişiye yapılan bedensel temasla duygu ya da bir baş hareketiyle onay ifade edilebilir. sosyal psikolojinin temel kavramlarından biridir. onun kiĢilik özellikleriyle iliĢkilendirilir. anlam ve etkiler. Bu yaklaşıma göre. “gerçeğin çoğul olduğu”na ilişkindir. Örneğin. Medyanın etkisi hemen olamaz. 1959’da kitle iletişim araçlarının halka ne yaptığından çok. yani bir dıĢsal yükleme yaparız. “halkın bu araçlarla ne yaptığına” dikkat edilmesi gerektiğini söyler. izleyici merkezli olduğundan. atfetme sürecinin temelinde. Bunlardan birincisi. İnsanlar medyayı farklı nedenler ve . Katz’a göre. iletişim araçlarının kullanımını “gereksinim doyumu” ve “gerilim süreci” olarak görür. 80’li yıllarda kendisine özgü “pazarlıklı okuma” kavramını derinleştirmiştir. büyük ölçüde psikolog Elihu Katz’ın araştırmalarına ve çalışmalarına dayanır. sözsüz iletişimin önemli işlevleri vardır. Ya da yine örneğin ağırbaşlı biçimler. yakaya takılan rozetle meslek. Burada enformasyon. iletişim alanında. bunu onun babasıyla tartıĢmaya girmekten kaçınmasıyla açıklarız. Yani bir itfaiyecinin yangın söndürmesi onun yardımseverliğiyle değil. insanların toplumsal ve psikolojik kökenli ihtiyaçları vardır. Yükleme teorisi. Sözsüz iletişimin ikinci işlevi ise sözlü iletişimi desteklemesi. kişiler arası iletişimde. “ne hakkında düşünmeleri gerektiğine” karar verirler. Bu ihtiyaçlar sonucunda insanlar. Yani eğer solcu olduğunu bildiğimiz bir arkadaĢımız bir akĢam yemeğinde babasının muhafazakâr görüĢlerini onaylıyorsa. Fritz Heider (1958). metinlerle okuyucuların üstlendiği rollerin etkileşiminden oluşmaktadır. onların gerçek kiĢilik özellikleriyle ilgili önceki beklentilerimizi kullanırız. giyiniş tarzlarından edindikleri izlenimlerle başlayan bu atfetme (yükleme) süreci. Bilindiği üzere. Medyanın etkisi sınırlıdır. Son olarak. onun akıcılığına katkıda bulunmasıdır. Bu yaklaşıma göre. B. çünkü etkileme süreci zaman alır. Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı “egemen model” kapsamı içine girer. Kuramın epistemolojik varsayımı.

. Sosyal prestij için. Kişiler. Berelson ve arkadaşları. 1945 yılındaki gazete grevi esnasında gazete okuyamayan bireylerin en çok neyi özledikleri konusunda araştırmalar yapmıştır. “eğlence”. çocukların okuduğu dergiler. radyoda “klasik müzik” dinleme motivasyonları konusunda. ihtiyaç ve beklentilerini tatmin etmek isteyen bireylerin. belgeseller ve yorumlar. 2. birçok şeyi fantezi programlarından öğrenirler. Sosyal temas için. Dolayısıyla. “etkiye karşı direnen bireyin bilinçli bir seçim yaparak ihtiyaç ve beklentilerini en iyi şekilde karşılayacağına inandığı iletişim araçlarına yöneleceği” varsayımı geliştirilmiştir. araştırmalarında içeriği 3 sınıfa ayırmıştır: 1. canlı spor yayınları. Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımını temel alan bazı araştırma örneklerini şu şekilde sıralamak mümkündür:  Schramm. Günlük yaşantı için bir araç olarak. toplumsal yarar.Gerçek Enformasyon Veren İçerik: Bölgesel. * Herzog. radyoda “Arkası Yarın” programlarını dinleyen bireylerin ne tür doyumlar sağladığı konusunda. çocuklar.Kişisel İlişki: Arkadaşlık. elde edilen doyumları 4 gruba ayırmışlardır: 1. İrfan Erdoğan. * Berelson ise. TV eğlence oyunları. yaptıkları araştırmalar sonucunda. çocukların televizyonla ne yaptığını incelemişlerdir. ağlatıcı.gereksinimler için kullanırlar. Lyle ve Parker. insan ihtiyaçlarının sonsuz ve sınırsız olduğu gerçeğinden hareketle. yarışma programları). İzleyicilerin davranışlarını bireyin ihtiyaç ve ilgileriyle açıklaması nedeniyle “Mesaj Alma Süreci Modeli” olarak da nitelenen bu modeli. kitle iletişim araçlarında “dinlenme”.Vakit Geçirme:Günlük baskılardan. genellikle farklı şekillerde medyaya yöneldiği kabul edilmiştir. 3.Hayali Dokunaklı İçerik: Romanlar. genellikle büyüklerin seyrettiği programları seyretmektedirler ve bunların çoğu fantezi ve eğlence programlarıdır. Buldukları sonuçlara göre. 4. hikâyeler. ulusal ve uluslar arası haberler. Suchman ve Berelson’un çalışmaları ön plana çıkmaktadır. Bir şey okumuş olmak için. 1949 yılında. 2) Modern Dönem:Bu dönem içerisinde. olaylar ve tüketim ürünleriyle ilgili bilgi edinme. güldürücü filmler. konuşma programları. değerleri destekleme ve gerçekleri arama. “yalnızlığı giderme”. genellikle “Gerçeğe” ve “Fanteziye” dayalı içerik ayrımıdır.Kişisel Özdeşlik: Toplumla ilgili olaylar hakkında bilgilenme. * Suchman. “heyecan” ve “sorunları unutma” gibi çeşitli doyumlar arar ve elde ederler. Okul öncesi dönemde. McQuail.Gözetme: Çevreyi bilip tanıma. KURAMA ĠLĠġKĠN BAZI ARAġTIRMA ÖRNEKLERĠ Kullanımlar ve Doyumlar yaklaşımına yönelik araştırmaların çoğu 1960’lı ve 70’li yıllarda yapılmıştır. Blumler ve Brown ise. okuyucuların gazete kullanımı yoluyla elde ettikleri doyumları şu şekilde sıralamışlardır: Kamu işleri ve yorum için. her bireyin farklı ihtiyaç ve beklentileri olduğu. sıkıntılardan ve sorunlardan kaçma. KURAMIN ĠÇERĠK SINIFLAMASI Bu yaklaşıma göre araştırmalarda en çok görülen içerik sınıflaması. Dinlendiriciliği için. tarihsel açıdan Klasik ve Modern Dönem olmak üzere başlıca iki dönemde ele almak mümkündür: 1) Klasik Dönem: Bu dönemde Herzog.Gerçek Dokunaklı İçerik: Tiyatro ve oyun gibi estetik bir şekilde sunulan ve aynı zamanda hayali olmayan içerik (Ör: reklâmlar. 3. 2. Bu dönemde. kuram insanların büyük çoğunluğunun özgür iradelerine göre davrandıklarını varsayar.

Kafayı dağıtmak ve oyalanmak için. Taklit edilecek modeller bulmak için. Bir kimlik kazanmak için. etkiye karşı da direnç gösterdiğini savunmaktadır. Başkalarının tecrübelerinden yararlanmak için. Hoş olmayan duygulardan kurtularak deşarj olmak için. toplumsal bütünleşmede başarısızlık hissi. “seçici izleme” ve “pekiştirme” gibi yaklaşımları gündeme getiren Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı.” Gazetelerin ise ek bir enformasyon kaynağı olduğunu ve Radyo ile TV’nin verdiği materyallerin yorumu için kullanıldığını saptamışlardır.Aktif izleyici savına göre. dolayısıyla kendi etkilerini kendileri meydana getirirler. Bu bulgulara göre. bu seçimin sonuçlarından kendisi sorumludur. GÜNÜMÜZ ĠNSANININ MEDYAYA YÖNELME VE MEDYAYI KULLANMA NEDENLERĠ Günümüz toplumlarında bireylerin Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı çerçevesinde medyaya yönelme ve medyayı kullanma nedenlerini ise şu şekilde sıralamak mümkündür: Eğlenmek için.Yaklaşım. . Dolayısıyla kitle iletişim örgütleri ve profesyonelleri üretilen etkilerden sorumlu tutulmazlar. günaha girmeksizin ele almak için. savaş gibi özel bir durumda. 2. Tabuları. niyetli ve katılımcı olduğunu. düş kırıklığı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu bulmuştur. zira bunları kendileri için dünyaya açılan pencereler olarak gördükleri saptanmıştır. Deterjan firmalarının bu tür dizilere bol reklâm vermesi ise.   “Seçici algılama”. çocuğun toplumsal ilişkileri kötüleştikçe. Dünya hakkında bilgi sahibi olmak için. televizyon kanallarındaki dizi ve filmler incelenerek. Merakı tatmin etmek ve bilgilenmek için.İzleyiciler aktif bir şekilde.s… KULLANIMLAR VE DOYUMLAR YAKLAġIMINA YÖNELTĠLEN ELEġTĠRĠLER Kurama karşı çeşitli eleştiriler de yöneltilmiştir. Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı kapsamında. Tanrısal ve ilahi olanla özdeşleşmek için.büyüdükçe basılı iletişim araçlarına yönelirler. Araştırmalar sonucunda kadınların dizi ve filmleri çok fazla izlediği. Güzelliği yaşamak için. seçici. iletişim araçlarından doyum ararlar. bireylerin bunları niçin izlediği tespit edilmeye çalışılmıştır. Başkalarının hatalarını görmek için. Ancak burada izleyicinin ne dereceye kadar aktif olduğu ve iletişim sürecindeki öteki öğelerin (iletişim örgütleri. izleyici kendi etkisini kendi seçtiği zaman. Sorumluluk almaksızın uç heyecanları yaşamak için. Tarihe tanıklık etmek için. gönderenler) önemi yeterince belirtilmemektedir. Dünyaya düzen verildiğini görmek için. Empati için. bireylerin aktif. gençleri yetersizlik duygusundan kurtulmak için TV’yi kullanmaya yöneltmektedir. Katz ve Peled. kişilerin kitle iletişim araçlarını öteki olanaklara tercih edip kullanmalarının toplumsal sonuçlarını açıklamamaktadır. v. Bu eleştirileri şu şekilde sıralayabiliriz: 1.  Johnson. ayrıca 1960’lı yılların ardından yapılan araştırmalarda ise. TV’nin iki önemli işlevi olduğuna işaret etmiştir: “Bilmek gereksinimi” ve “gerginlikten kurtulma. 3. gençler arasında iletişim araçlarının kullanımı ve toplumsal bütünleşme ilişkisini incelemiş ve yoğun TV izleme ile statü. sonradan bu dizilerin “sabun köpüğü” (soap opera) olarak nitelenmesine yol açmıştır. televizyon kullanımı ve fantastik içerik arayışı artar. Otoriteyi temsil eden kişilerin yüceltilmesini veya aşağılanmasını görmek için.

bireyin gereksinimleri ve bunları doyurma ya da tatmin etme yöntemlerini şartlandıran ekonomi-politik çevreyi oluşturan sınıfsal koşullar ve bakış açıları ihmal edilir. tüketilen kitle iletişim içeriğinin türü. bu içerik tüketiminin sonuçlarını kestirmede önemli rol oynar. 6. izleyicinin kontrolü elinde tutan asıl güç olmaması. kitle iletişimini önemli toplumsal etkilerden soyutlanmış olarak inceler. aksine. izleyiciler için tek mesaj kaynağı medya değildir. KULLANIMLAR VE ETKĠLER KURAMI Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı ile Etki Modeli’nin birleşmesiyle de “Kullanımlar ve Etkiler Yaklaşımı” ortaya çıkmıştır.Yaklaşım. ne miktarda tüketildiği ve nasıl tüketildiği gibi unsurlar. kitle iletişim araçları ile yayılan mesajların nasıl “ortak anlamlar” oluşturduğu ve bu anlamların daha sonra nasıl “ideolojiye dönüştüğü” sorusunu yanıtsız bırakır.Bu yaklaşımda.4. -THE END- . Kullanımlar ve Etkiler. Sven Windahl’in ürettiği bir iletişim modelidir.” Modele göre. başka güç ve iktidar yapılanmalarına bağımlı konumda olmasıdır. 5. Bu kuramın ana savı şudur: “İletişim araçlarının farklı kullanım türleri farklı sonuçlar üretir.Bu yaklaşımın gözden kaçırdığı bir başka nokta da. Ayrıca.Bu yaklaşım. 7.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->