P. 1
Ergenekon İddianamesi Sayfa: 2001-2400

Ergenekon İddianamesi Sayfa: 2001-2400

4.0

|Views: 759|Likes:
Yayınlayan: Birlik Televizyonu

More info:

Published by: Birlik Televizyonu on Jan 21, 2009
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as DOC, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

05/10/2014

pdf

text

original

ERTEKİN'e parayı gönderdiklerini, sadece 300-400 YTL'lik bir kısmının kaldığını, Bu dönem içerisinde kesinlikle şahıslarla

aralarında kavga veya küfür olmadığını ve kimseyi darp etmediğini, 24.07.2007 günü saat: 22.27'de X şahısla yaptığı telefon görüşmesindeki; Ali'nin "Akşam PAŞAM arıyo, ben seni biliyorum tamam mı NORMALDEN arıyorsun zannediyordum bülbül gibi ötüyorum, bu Faruk'u dövdüm" dediği, X şahsın "Kalabalık gitseydiniz" dediği, Ali'nin "800 MİLYON HARAÇ ALDIM, 850 MİLYON DAHA DOĞRUSU, 1450 KALDI DEDİM" "Ya dedi nasıl kalır 1400, s..ktir lan dedim bu geçerlidir" şeklindeki görüşme içeriği sorulduğunda; Görüşmeyi hatırladığını, bu görüşmeyi Bursa'da bulunan Ali SATIK'm yanında çalışan Murat..? isimli şahısla yaptığını, "Paşam" derken herhangi birini kastetmediğini, kendisinin herkese bu şekilde hitap ettiğini, bunlann hepsinin şaka olduğunu, kimsenin adına haraç almadığını, 21.11.2007 günü saat:23.09 da X şahısla (546 595 58 59) yaptığı telefon görüşmesindeki; X şahsın "Abi biz misafirle görüştük bugün" "Yaklaşık iki saat filan bir görüşme oldu gerekenleri söyledim 400 bin dolarlık senetleri yarm biz alıyoruz" "ilkin senle görüşecek" "O şeyleri falan ahyo bilgin olsun" şeklindeki görüşmesi sorulduğunda; Kendisinin bu görüşmeyi hatırlamadığını, bu görüşmeyi kendisinin yapmadığını, Askeri personelden kimleri tanıdığı sorulduğunda; Bir dönem Muşta görev yapan Mustafa Kemal TUTKUN paşa ile görev ile ilgili görüştüğünü ancak şu anda görüşmediğini, ayrıca Muş alay komutanı Naim KURT ile görüştüğünü, bu şahıslada emekli olduktan sonra görüşmediğini, Muş Emniyet İstihbaratı Şube Müdürü ile de PKK konusunda yardım amaçlı görüşmelerinin olduğunu, daha önceki dönemlerde yani geçici köy koruculuğu yaptığı dönemlerde istihbarat birimleri ile görüştüğünü, ancak kod isimi kullandıkları için görüştüğü şahısların gerçek kimliklerin bilmediğini, 05.09.2007 günü saat:18.22'de Mastafa..? (534 301 54 40) isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesi hatırlatılıp MUSTAFA'NIN "Dün beni aldılar Ali. Ağzımı gözümü yamulttular" "Evden çağırdılar aşağıya indim aldılar götürdüler ormana" "Tanıyorum biraz isimlerden bahsetti telefonda konuşulmayacak şeyler var" "Bazı büyük isimler saydı biz bunlardanız şudur budur" "Bi milletvekili öldürüldü ya o yüzden diyorum" "O milletvekili öldürüldü ya hani arabasında vuruldu, onu öldüren biziz şudur budur" dediği, Ali'nin "Telefonda konuşmamda onun anasmı s..kerim ben" dediği, X şahsın "Sen birşey yapmıyorsan bana bir emanet vereceksin ben ucuz mucuz bulacam" dediği, Ali'nin "Onlarla görüşeğiz" şeklindeki görüşme içeriği sorulduğunda; Görüşmeyi hatırlamadığını, Mustafa isimli şahısı tanımadığını, kendisinin Mustafa isimli abisinin olduğunu, ancak abisinin bu işlerle uzaktan yakından ilgisinin olmadığını, 18.10.2007 günü saat:11.31 de H.İBRAHİM (506 548 50 88) ile yaptığı telefon görüşmesi sorulduğunda; Görüşmeyi hatırladığını, görüşmeyi Halil İbrahim isimli, Etilerde bir kuaför dükkanı işleten şahısla yaptığını, görüşmede Halil ibrahim'in sevgilisinin bir dönem Ankara da kalacak yer araması ile ilgili olduğunu, H.İbrahim'in kendisinden bu konuda yardım istediğini, 28.10.2007 günü saat: 19.44 te H.İBRAHİM (506 548 50 88) ile yaptığı telefon görüşmesinde; X şahsın "3.koIordu astsubay lojmanları sosyal tesisleri, aldığın andan itibaren doğal olarak bağlı olan Beşiktaş'taki Orhaniye'yi de veriyorlar sana" dediği, Ali'nin "Hangisi şanslıysa onu alacağız paralı olanı alacağız" şeklindeki görüşme içeriği sorulduğunda;

Görüşmeyi hatırladığını, görüşmeyi de Halil İbrahim ile yaptığını, şahsın berber olduğu için 3. kolordu tesislerinin kuaför işini almaya çalıştığını, bu konu ile ilgili görüşme yaptıklarını, kendisinden askeriyede olan tanıdıklanyla konuşmasını istediğini, ancak bu konu ile ilgili kendisinin askeriyeden kimseyle görüşmediğini, 17.12.2007 günü saat: 12.49 da .?. Emniyet Müdürlüğünü aradığı (0436 216 10 17) ve yaptığı telefon görüşmesinde; telefonu açan görevliye Mustafa isimli biri ile görüşmek istediğini söyledikten sonra "Cizreli Ali deyin jandarmadan" "Cizreli Ali Jandarma istihbarattan de" şeklindeki görüşme içeriği sorulduğunda; Görüşmeyi hatırladığını, Muş ilinde olduğu bir sırada Muş Emniyet müdürlüğü Narkotik Şube de çalışan Polis memuru Mustafa..? ile görüşmek istediği için bu şekilde yaptığını, Emniyet Müdürlüğünü aradığını ve Mustafa..? isimli görevliyle görüştüğünü, daha önce Jandarma istihbaratına muhbirlik yaptığı için kendisini bu şekilde tanıttığını, uyuşturucu ile ilgili bilgi edindiğinde bunu narkotik birimlerine bildirdiğini, bu zamana kadar muhbirlik yaptığı için Muş emniyetinden de resmi olarak para aldığını, 29.12.2007 günü saat: 16.25 te Gönül..? isimli şahısla (546 746 22 41) yaptığı telefon görüşmesindeki; Ali'nin "PAŞAMIN bazı malzemeleri var onları almaya gidiyoruz şuanda" "Senle her zaman görüşebiliriz ama bu bizim mevzuyla ilgili kaçıklık olmuyo" "YANİ ORDA RAPOR VERMEMİZ LAZIM NE BOK YEDİK NE YEDİK NE YEMEDİK ANLADINMI" "MİLLETİ VATANI KURTARMAYACAĞIM ARTIK, Allah izin verirse bu iş bitecek artık kendileri vatanı korusun" "Eğerki bana bıraksalar ben beş arkadaşamı toplar GECEDE 20 KİŞİYİ ÖLDÜRÜRÜM, kimin ne olduğunu biliyoruz kimin ne kahpe yaptığını biliyoruz ama fırsat yok İŞTE NEYMİŞ ADALET VARMIŞ YOK KAMU VARMIŞ" görüşme içeriği sorulduğunda; Malzemelerini alacağı şahsın kim olduğunu hatırlamadığını, görüşmede geçen konunun PKK terör örgütü ile ilgi olduğunu, medyada çıkan şehit haberleri ile ilgili "Bana bıraksalar 20 kişi ile gider hepsini öldürürüm" dediğini, ancak adaletin bunu engellediğini böyle bir şeye izin vermediğini kastettiğini, "Kahpe" diye bahsettiği nin PKK olduğunu, Türk adaletine güvendiğini, 03.02.2008 günü saat:17.12'de Mekin..? (532 428 25 56) Ue yaptığı telefon görüşmesindeki; Mekin'in "O sana zarf atmış para muhabbetine, sen canını sıkma biz birbirimize yardım edeceğiz" dediği, Ali'nin "Yemin ederim istanbul ikinci başkanı geldi Emniyet Müdürlüğüne" "Tuttum ellerinden elimi attım bunun omzuna eyvallah dedim, Paşamda şaşırdı hayırdır dedi Ali yine birşeyler karıştırmaz sinirliydim ya" şeklindeki görüşme içeriği sorulduğunda; Görüşmeyi hatırlamadığını, 29.06.2007 günü saat:12.10 da X şahısla (506 548 50 88) yaptığı telefon görüşmesinde; X şahsın Haliç'te bulunan Hadımköy Spor tesisleri başkanının Fatoş..? isimli bayanı dövmeye kalktığından bahsettiği, Ali'nin "Hemen iki dakikada öğrenirim kim olduğunu" "Ben onu hallederim bizim Kıvırcık Sedat'ı arayacam, bizim orada dostlarımız var, bir daha öyle akıllı olsun" şeklindeki görüşme içeriği sorulduğunda; Görüşmeyi hatırlamadığını, ancak görüşmeyi Halil İBRAHİM ile yapmış olabileceğini, 09.10.2007 günü saat: 15.47 de X şahısla (536 415 45 36) yaptığı telefon görüşmesindeki; Ali'nin "Ulan ben senin avradını s.kecem bu cuma günü a.ına koyacam senin" "Ben sana ne yapacam görürsün" dediği, X şahsın "Seni savcılığa da verdim" dediği, Ali'nin "Ver senin o SAVCINI DA S.KECEM oğlum" "SENİN O SAVCIMDA S.KECEM OĞLUM. Şerefini s.ktiğimin o.ospu çocuğu" "Ben senin için iki tane adamı cezaevine gönderirim" şeklindeki görüşme içeriği sorulduğunda; Telefon görüşmesini ve görüşmeyi kiminle yaptığını hatırlamadığını,

30.10.2007 günü saat: 22.49 da Ahmet..? (532 200 11 27) isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesindeki; Ahmet'in "Bu Abdullah ÇATLI olaymı anlattım dayı" "Sen imkanları olan adamsın" dediği, Ali'nin "Havaalanmdayım BİRŞEY VERECEKTİM SANA en yakın sendin çünkü" "BİŞEY SANA BIRAKACAKTIM DA BEN UÇAĞA BİNECEKTİM bi yere gidiyorum" "Gerek kalmadı ATEŞE'DE bir arkadaş çağırdım onlar geldiler" "Diyorsun Abdullah ÇATLI bilmem ne zıkım olduda uzaklaştı" dediği, Ahmet'in "O zaman yanımızda görmek istedik ya halen devam ediyo çok kötü güzelleştik" "Bizim şimdi birşeylere ihtiyacımız olacak" "Şimdi biz bi savaş patlattık ne kadar büyüğümüz var ne kadar ahilerimiz var bilmiyorum ama bize bi ulaşmaları lazım artık bıçakta kemiğe dayandı BENİM ÇOK ACAYİP BİÇİMDE MÜHİMMATA İHTİYACIM VAR HABERİN OLSUN" dediği, Ali'nin "Telefonda bunlar konuşulacak işler değil" diyerek yüz yüze görüşmek istediği, Ahmet'in "Mete abi" "O işide bi gözden geçirelim önada zıplayacaz tamamım dayı" şeklindeiki görüşme içeriği sorulduğunda; Telefon görüşmesini yaptığı şahsın Ahmet KÜTÜK olduğunu, şahsın Kumburgazlı olduğunu, bu şahsın insan kaçakçılığı yaptığını, Emniyetle bu şahsı yakalatmak için çalışmalar yaptığını, Ahmet KÜTÜK ile telefon görüşmeleri yaptığmıve onun güvenini kazanarak yakalanmasını sağladığını, şahsın neden Abdullah ÇATLI dan bahsettiğini bilmediğini, kendisinden silah ve fişek istediğini, kendisinin de şahsı yakalatmak için bunu kabul ettiğini, ancak kendisinin Devlete muhbirlik yaptığını duyduğu için şahsın gelmediğini, kendisinin Ahmet KÜTÜK isimli şahsın güvenini kazanmak için bu şekilde davrandığını, 09.01.2008 günü saat:15.09 da Ahmet..? (554 845 45 84) ile yaptığı telefon görüşmesindeki; Ali'nin "Dinleceksin sözümü. Ondan sonra yola geleceksin oğlum herkes dünya kadar para kazanıyor. Bizim dünya kadar paramız var" dediği, Ahmet'in "Yapcaz işte işallah Ali abi, senin dediğin iş ne" dediği, Ali'nin "Ahmet o o arkadaşlar ne oldu" "O iki tane onlara güveniyormusun" diye sorduğu, Ahmet'in "onlar yaramaz ya, onlar yararda o konular öyle muhabetteleri biliyorsun Ali abi sevmiyorum sertliği"dediği, Ali'nin "iyi bitane araba sana ayarlayahm oğlum" dediği, Ahmet'in "Abi Müjdat hapiste ötekisini de görmüyorum ne zamandır" "Yarın geleceğim abi sana" dediği, Ali'nin "Bak başkasını çağırırım" "yarım saatte gel" "Beşiktaş'ta yerimiz" dediği, Ahmet'in "Tamam abi elimde güzel ekip var bi geliyim konusalımda ben aslında o işleri sevmiyorum, sertli sert olmayı sevmiyorum" şeklindeki görüşme içeriği sorulduğunda; Görüşmeyi yaptığı kişinin insan kaçakçısı Ahmet KÜTÜK olduğunu, bu şahsın doğudan ve batıdan temin ettiği insanları Avrupa'ya kaçırdığını, hatta PKK üyelerini de Avrupa'ya kaçırdığını, kendisinin Ahmet KÜTÜK ile irtibatlı olarak onun güvenini sağlamaya çalıştığını, çünkü bu şahsı Muş veya İstanbul emniyetine yakalatabilmeyi sağladığı takdirde ikramiye almayı düşündüğünü, şahsı yanma çağırmasına rağmen Ahmet KÜTÜK'ün, kendisinin muhbirlik yaptığını bildiğinden dolayı yanma gelmediğini, 23.01.2008 günü saat:10.08'de Ahmet..? isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesinde geçen; Ali'nin "Başka bir kimlikle gittim" "Fatih adliyesindeyim savcı beyin yanma gelmişim ondan sonra arattırdım ben şimdi" şeklindeki beyanları sorulduğunda; Görüşme yaptığı kişinin Ahmet KÜTÜK olduğunu, Ahmet KÜTÜK'ü yanma çağırdığında gelmediğini, sebebini sorduğunda şahsın Büyükçekmece de polisçe yakalandığını söylediğini, bunun doğru olup olmadığını kontrol etmek amacı ile karakolu aradığını ve Ahmet KÜTÜK'ün kullanmış olduğu sahte kimlik olan Can VARDAR ismini sorduğunu, ancak kendisine bu konuda bilgi vermediklerini, telefon görüşmesinde Can VARDAR olarak birinin tutuklanmadığını öğrendiğini^jAime|,.KÜTÜK yakalandığında Can VARDAR sahte kimliğini kullandığını söylediğini^)rüs*f^ae2^aşka bir kimlikle gittim" derken bunu kastettiğini,

30.01.2008 günü saat:19.22'de Çağrı..? ile (543 345 15 15) yaptığı telefon görüşmesinde geçen; Çağrı'nın "Vatan caddesindeki otelin adı neydi bi abilerin oteli varya" "Hani ağabeylerin ya MAFYALARIN VAR YA, BİZİM DOSTLARIMIZIN YA" "Bunlar meşhur abüer mafya herifler" dediği, Ali'nin "BİLİYORUM BİZİM DOSTLARIMIZ BUNLAR" şeklindeki görüşme içeriği sorulduğunda; Telefon görüşmesini yaptığı şahsın Çağrı ....? İsimli, soy ismini bilmediği bir kişi olduğunu, şahsın nereli olduğunu bilmediğini, muhtemelen Gaziantepli olabileceğini, şahsın bir üniversite de okuduğunu duyduğunu, kendisine telefon açarak Vatan caddesinde bulunan AKGÜN otelini sorduğunu, bunu sorarken de "MAFYALARIN, abilerin ya" diyerek sorduğunu, kendisinin de "Biliyorum onlar bizim dostlarımız" şeklinde cevap verdiğini, görüşmede geçen otelin AKGÜN oteli olduğunu, bu otelin sahibini tanımadığını ve orada dostlarının olmadığını, sadece hava atmak için bu şekilde konuştuğunu, 28.01.2008 günü saat:16.49'da Ömür..? İle (535 795 66 54) yaptığı telefon görüşmesinde; Ömür'ün "Adamlar bugün gelmiş" "Demişler ki biz Cizreli Alinin ortağıyız" "Adını duymuş tırsmışlar yarın yine gideriz alırız abi tamam 5 i" dediği, Ali'nin "Senin hatırın için yoksa ben başka şekil yaparımda benim şey biraz farklıdır bu bölgede anladın mı ne demek istiyorum" şeklindeki görüşme içeriği sorulduğunda; Görüşmeyi hatırlamadığını, *28.01.2008 günü saat:16.52'de Ömür..? ile (535 795 66 54) yaptığı telefon görüşmesinde; Ali'nin "Sen bunları çağırıyorsun" "Zeytinburnu'nda bir yere gelin" "Para konusunda bizim paramız problem değil demi" Paralı gelsinler de onları başka şekilde konuşacağız oğlum onlar telefonda olmaz anladın mı ne demek istediğimi" şeklindeki görüşme içeriği sorulduğunda; Görüşmeyi hatırlamadığını, 28.01.2008 günü saat:18.23'te Ömür..? ile (535 795 66 54) yaptığı telefon görüşmesinde; Ali'nin "Yarın sende gel onların dükkanına gidelim olmazsa o köpekleri bir daha çağırtırım kulaklarını keserim bu sefer birdaha o aileye karışmasınlar" şeklindeki görüşme içeriği sorulduğunda; Görüşmeyi hatırlamadığını, 28.01.2008 günü saat:18.19'da Ömür..? ile (535 795 66 54) yaptığı telefon görüşmesinde; Ömür'ün "Ali abi hallolmuş olay adamlar tamam size dokunmayız demişler" "Bunlarda demişki Hayrettin ertekin'in yeğeni benim kızımın arkadaşı" "Öyle hallolmuş yani" "Ben bi şey ayar çekerim" dediği, Ali'nin şahısların kendisini arayarak özür dileyeceklerini söyledikten sonra "Bu insanlar ömür boyu orada hayatını sürdürecekler ama niye?. Bizden dolayı." "Ben derimki; bu bölge benim bölgemdir karışmayın! Karışmazlar çekinirler" şeklindeki görüşme içeriği sorulduğunda; Görüşmeyi hatırlamadığını, 28.01.2008 günü saat:20.44'te Ömür..? ile (535 795 66 54) yaptığı telefon görüşmesinde; Ömür'ün "Beni ZEZENIN adamı aradı" "Özür diledi kusura bakmayın dedi" "Ali abiye ulaşamadık dedi" dediği, Ali'nin "Bunlar bizi tamdı artık bunlara yarın bu arkadaşlarımıza cezasını versinler bu iş bitsin" "Onlara kendimi bir şekil yaptırıcam bir yere yollayacağım ben o adamları" şeklindeki görüşme içeriği sorulduğunda; Telefon görüşmelerini kendisinin yapmadığını, 29.01.2008 günü saat:19.35'te Ömür..? ile (535 795 66 54) yaptığı telefon görüşmesinde; Ömür'ün "Abi ben konuştum cart curt ediyorlar" " dedim abi böyle söyledi parayı versin bitsin dedim" "Uzattıkça uzatıyorlar abi sen artık ne yapacaksan yap" dediği, Ali'nin "Beni arasm bu" dediği, Ömür'ün "Kız mı annesi mi çocuk mu" şeklindeki görüşme içeriği sorulduğunda; Telefon görüşmelerini kendisinin yapmadığını/' * -

02.02.2008 günü saat:10.57'de Murat..? ile (535 615 5491) yaptığı telefon görüşmesinde; Ali'nin "Araba çalıntı ondan dolayı alınmışlar" "Mahkemesi Kadıköy'de yapılacak" "Amir bey dedi ki; Ali biz gereğini yaparız." "Yüzde birmilyon bu işler böyle Muradım" "Ne yapalım iş bize düştü demek ki" "Başka müdürler var dedik hani görüşmemiz daha iyidir" "Bakarız şimdi ben adliyeye geçeceğim" "Duruşmaya gidecekse konuşeceğiz" şeklindeki görüşme içeriği sorulduğunda; Görüşmeyi hatırlamadığını, 02.02.2008 günü saat:12.05'te Murat..? ile yaptığı telefon görüşmesinde; Ali'nin "Bunu bugün çıkartacaklar nöbetçiye" "Şimdi buna bi şeyler yapmamız lazım çıkartmamız için gerçi ben Ali için birşey yapmak istemiyorum ama" "Bi dostla görüştüm de dostlardan birisi yardımcı olacak bu herife" "Çıktıktan sonra BUNA BIRŞEYLER ATACAĞIZ bu pezevenk verir mi" dediği, Murat'ın "Zorlar NE KADAR İSTİYORLAR" dediği, Ali'nin "IKI ÜÇ FİLAN VERİRİZ IKI VERİRİZ ama bunun şeyi zordur sana söyleyeyim çenç olaymda birşeyler olmuş" "Hırsızlık varmış" şeklindeki görüşme içeriği sorulduğunda; Görüşmeyi hatırlamadığını, *02.02.2008 günü saat:13.32'de Murat..? ile yaptığı telefon görüşmesinde; Ali'nin "Emniyete haber verdik" "Sana söylediğim şekil yani bizim iki tane güzel dostum var" "Orda görevli değil de başka bi yerde" "Rica edecekler" dediği, Murat'm "NE DİYORLAR BEDEL NE" diye sorduğu, Ali'nin "IKI IKI OLSUN IKI VERELİM" "Gereğini yapsınlar biz paslaşırız sonra" "Savcıya haber vermişler vermeseydiler sorun kalmazdı" şeklindeki görüşme içeiriği sorulduğunda; Görüşmeyi hatırlamadığını, El konulan 0630940 seri numaralı hafıza kartının içeriği sorulduğunda; Hafıza kartında çıkan resimlerin kendisine ait olduğunu, resimde silahlı olarak poz verenin oğlu Veysel Emre TONÇER olduğunu, resimleri tarihten 2,5 yıl kadar önce Muş ilinde iken evinde çektiğini, İlk üç resimde geçen 14 lü tabancanın ruhsatsız olduğunu ve üzerinde taşıdığını, Köy Koruculuğunu bıraktığı için üzerinde tabanca olduğunu, bir dönem Muş İl Jandarmaya istihbarat amaçlı çalıştığını, Muhbirlik yaptığını, O dönemde Muş İl Jandarmaya üzerinde silahla girerken yakalandığını ve silahla ilgili hakkında işlem yapıldığını, 4. Resimdeki silahın 14 lü tabir edilen bir tabanca olduğunu, 1994 yılında, PKK itirafçısı olduğunu ve Jandarma İstihbarata çalışmaya başladığını, resmin Cudi Dağında çekildiğini, bir dönem Jandarma da, PKK için istihbarat sağlarken, operasyonlara da katıldığını, fotoğrafta görülen tabancanın da o dönem kendisine resmi olarak verilen tabanca olduğunu, sonradan bu görevden ayrıldıktan sonra tabancayı iade ettiğini, 2005 veya 2006 yılında askerliğini Muş İl Jandarma Alay Komutanlığı İstihbarat bölümünde yaptığını, askerliğini sivil istihbaratta yaptığı için, sivil kıyafetler kullandığını, elindeki A4 olarak tabir edilen silahın kendisine zimmetlenen otomatik tüfek olduğunu, yine elindeki tabanca'nm da kendisine zimmetli bir tabanca olduğunu" beyan etmiştir.

Emniyette vermiş olduğu ifadelerini aynen tekrar etiğini, arama sırasında çalıştığı dükkanın Hayrettin ERTEKİN'e ait olduğunu, bahse konu dükkan da 7 aydır gümüş tamirciliği yaptığını, daha sonraki dönemde Azerbaycanlı ustasının iş yerine uzun bir dönem gelmemesi üzerine onun yerine çalışmaya başladığını, iş yerinde kullandığı oda da Hayrettin'e ait bir buzdolabının bulunduğunu, iş yerinde kendisine ait özel herhangi bir vergi levhası, belge veya kira kontratı gibi belgelerinin bulunmadığını, dükkanın mülkiyetinin METE..? isminde bir şahsa ait olduğunu, kendisinin çahş'tığtiş yeri için kira ödemediğini,

b) Savcılık ifadesinde özetle;

Herkesin kendisini CİZRELİ ALİ olarak bildiğini, 1990 yılında Cizre 'de PKK terör örgütüne katıldığını, 1 yıl Kuzey Irakta askeri ve siyasi eğitimden sonra önce Çukurca'ya sonrada Muş'a savaşçı olarak gönderildiğini, 1993 yılı 10. ayında Muş ilinde güvenlik güçlerine teslim olduğunu, o dönem içerisinde SASON korucu başı ile Hasköy Korucu başının hayatını kurtararak teslim olduğu için Diyarbakır'da 3 Nolu DGM'de yargılandığını, PKK itirafçısı olarak hiçbir ceza almadığını, mahkemesinin devam ettiği dönemlerde Şırnak bölgesinde askeriyeye yardımcı olduğunu, daha sonra mahkemeden beraat karan çıkması üzerine Muş'ta jandarma istihbaratta askerlik görevini yaptığım, kendisinin aslen Şırnak Cizre'li olduğunu, terhis olduktan sonra geçici köy korucusu olarak Muş Merkez Hasköy ilçesinde 12-13 yıl çalıştığını, abisi MUSTAFA TONÇER'in İstanbul'da Artı Özel Güvenlik şirketinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, 1995-1997 yıllarında Bingöl'de bir operasyon sırasında itirafçı bir şahıs olan ADİL TİMURTAŞ ile tanıştığını, ADİL TİMURTAŞ'm Diyarbakır JİTEM Grup Komutanlığında görevli olduğu dönemde kendisinin askerlik yaptığını, Bingöl ili Genç ilçesi kırsal alanında PKK terör örgütü ile çatışmaya girdiklerini, bu operasyon da ADİL TİMURTAŞ'm komutanı olduğunu, daha sonraki dönemlerde bu şahısla samimiyetini ilerlettiğini, kendisinin 1994 yılında Elazığ'da Zeki Yüzbaşının komutanı olduğu Elazığ JİTEM Grup Komutanlığına bağlı olduklarını, 2006 yılı yaz ayında İstanbul'a geldiğini, o dönemde ADİL TİMURTAŞ'm İstanbul' da olduğunu, bu şahsın kendisine iş bulacağını söylemesi üzerine Beşiktaş'a gittiğini ve şahısla görüştüğünü, daha sonra kendisini Hayrettin ERTEKİN'in Beşiktaş ta bulunan ofisine götürdüğünü ve orada işe başladığını, bu işten aylık olarak yaklaşık 450 YTL maaş aldığını, maaşını KAAN DUT'tan aldığını, yapmış olduğu gümüş işinden kalan bahşişlerle aylık gelirinin toplamda 600-700 YTL yi bulduğunu, Kendisinin ERGENEKON terör örgütü üyesi olmadığını, örgütün ismini ilk defa duyduğunu, zaman zaman Hayrettin ERTEKİN'in alacağı ile ilgili konularda Bursa'ya gidip geldiğini, ancak illegal hiçbir iş yapmadığını, itirafçı olduğu dönemde Muş, Şırnak ve Bingöl'de JİTEM görevlileri ile birlikte her türlü PKK konusunda mücadele ettiğini, JİTEM'de görev yaptığı sırada komutanlarının Şehit Kadir KILAVUZ Binbaşı, Cem ERSEVER Binbaşı, Şırnak bölgede ALİ Binbaşı, Silopi'de RIDVAN Yarbay, Muş'ta ZEKİ Binbaşı, Naim KURT Albay, İstihbarat Şube Müdürü Kenan Sefa BÜYÜKAYDIN, Yavuz ERTÜRK paşa, Muş İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Osman ERKOL, Mustafa Kemal TUTKUN paşa, (Muş Güvenlik Komutanı) ile itirafçılardan Adil TİMURTAŞ, Muammer SONAR, Bedirhan KURT, Hüseyin (KOD) Hüseyin BİLBİL (CİZRELİ), ibrahim BABAT, Mehmet DÖRTYAMA, Abdülkadir AYGAN, Eyüp (SİLOPİLİ), SAKALLI ve YEŞİL (kod) Mahmut YILDIRIM arkadaşı olarak belirttiği şahıslarla 1993 yılı 10. ayından 1995 yılı sonlarına kadar JİTEM'de faaliyetlere katıldığını, YEŞİL (KOD) Mahmut YILDIRIM ile Muş Şenyayla'da 1995 yılında kırsalda operasyonlara katıldığını, ancak şu anda Mahmut YILDIRIM'm nerede olduğunu bilmediğini, Cem ERSEVER'in öldürülmesi olayı ile ilgili basından duydukları dışında özel bir bilgiye sahip olmadığını, kendisinin Veli KÜÇÜK ile bizzat yüz yüze görüşmediğini, sadece medyadan ismini duyduğunu, Muzaffer TEKİN, Oktay YILDIRIM ve diğer kişilerle görüşmediğini, herhangi bir irtibatının olmadığını, şuanda irtibat halinde olduğu ve görüştüğü hiçbir komutan olmadığını, ancak itirafçılardan Muammer SONAR ile görüştüğünü, ancak Muş Emniyet Müdürlüğü ile irtibatlı olarak yaklaşık 2 ay kadar önce Muş İstihbaratına bilgiler vererek 3 kilo saf esrar ve tabancayı polise yakalattığını, bu işten de 500-600 YTL ikramiye aldığını, Kendisinin telefon rehberinde kayıtlı olan "Bİ TANEM" in kız arkadaşı Gönül..? isimli bayana, "ADİL AZO" olarak kayıtlı olan 0535 705 49 23 numaralı telefonun, Adil TİMURTAŞ'm arkadaşı Abuzer..? isimli şahsa, Ahmet ARK,'şeklinde kayıtlı olan 0555 498 35 23, 542 241 53 81 numaralı telefonların, Ahmet FAHRİ joîarak kayıtlı 0537 443 43 31,

0544 788 37 76 numaralı telefonlara, Ahmet MURAT olarak kayıtlı 0535 541 11 42, 0537 895 72 32 numaralı telefonların kendisinin insan kaçakçılığını yaptığını bildiği ve yakalatmak için

uğraştığı Ahmet KÜTÜK isimli şahsın arkadaşlarına ait olduğunu ancak bu şahısların isimlerini bilmediğini, Kendisinin tarihten 1 yıl kadar önce Ahmet KÜTÜK'ü Kurtuluş'ta yakaladığını, şahsa "SEN İNSAN KAÇAKÇILIĞI YAPIYORSUN" dediğini, şahsında kendisine yardımcı olma konusunda söz verdiğim, bunun üzerine İpsala Jandarma da bölük komutanı Mustafa..? üsteğmen ile yanındaki uzman çavuşla irtibata geçtiğini, o dönemde eşinin rahatsızlanması üzerine Muş a gittiğini, Ahmet KÜTÜK'ün o sırada kendisini cep telefonun dan aradığmıve insan kaçakçılığı ile ilgili iblgiler verdiğini, kendisinin de bu bilgileri ilgili birimlere ileterek kaçakçılık yapan şahıslan yakalattığını, bunun üzerine Ahmet KÜTÜK'ün kendisini aramamaya başladığını, bunun üzerine kendisinin Ahmet KÜTÜK ve etrafmdakileri aramaya başladığını, o dönemde Van ve Nusaybin civannda PKK üyesi iki kişinin teslim olması ile ilgili olarak Muş İstihbarat Şube Müdürü ve Kaçakçılık Şube Müdürü ile koordineli olarak bir çalışma hazırlığı içinde olduğunu ancak o dönemde Hayrettin ERTEKİN'in işyerindeki sekreterinin kendisini aradığını ve "Senin silahın alınmış, gel" dediğini, kendisinin de Mardin'den uçağa binerek 20-21 Şubat 2008 tarihinde İstanbul'a geldiğini, İstanbul'a geldiğinde Kaan DUT'un adliyeye gideceğiz demesi üzerine kendisinin teslim olduğunu, Telefon sim kart çözüm tutanağında bulunan ARK ADİL İST 0535 706 78 55 yazılı numaranın Adil TİMURTAŞ'm arkadaşı olan ancak ismini hatırlamadığı şahsa ait olduğunu, Avk. Mustafa..? 0216 445 63 08, Avk. ÖMER..? 0532 333 51 19 numaralı telefon sahipleri ile Hayrettin ERTEKİN'in bürosunda tanıştığını, ajandasında bulunan "B özel hark g k 0537 343 36 23" numaralı telefon numarasının Bingöl Özel Harekat Grup komutanı olan daha sonra Ankara'ya tayini çıkan HASAN..? binbaşıya ait olduğunu, Bilal ASBY 0505 292 29 84 yazılı telefon numarasının Silopi'den silah arkadaşı olan Bilal..? (Astsubay) isimli şahsa ait olduğunu, BUCAKLARLEVENT 0542 336 11 21 , 0537 559 82 49 yazılı telefon numaralannm BUCAK aşiretinden olduğunu söyleyen Levent..? isimli şahsa ait olduğunu, Hayrettin abi 0542 433 07 71, 0212 259 09 99 numaralı telefon numaralannm Hayrettin ERTEKİN'e ait olduğunu, "J ark osta 0537 211 32 81 numaralı telefonun Jandarmadan bir arkadaşına ait olduğunu ancak ismini hatırlayamadığını, KOMUTAN 0536 474 62 97 numaralı telefon ile KOMUTAN GAZİ 0532 482 92 07 numaralı telefonun ismini hatırlayamadığı komutanlanna ait olduğunu, Mahir SONAR 0536 657 87 60, 0505 236 36 60 numaralı telefonlann itirafçı olan Muammer SONAR'a ait olduğunu, İletişim tespit tutanaklarında "PAŞA" diye hitap ettiği kişinin kim olduğu sorulduğunda; Kendisinin çocuğuna bile "Paşam" şeklinde hitap ettiğini, özel bir kişiye PAŞAM diye hitap etmediğini, 24/07/2007 tarihinde saat 22:27 den 22:29 arasında yapmış olduğu görüşme sorulduğunda; Kendisinin bu görüşmeyi Bursa'da Oto tamirciliği yapan soy ismini hatırlamadığı Murat..? isimli şahısla yaptığını, görüşmeyi şaka amaçlı yaptığını, kendisinin hiç bir kimseden haraç almadığını, görüşmede "AĞAM" diye bahsettiği kişinin Hayrettin ERTEKİN olduğunu, kötü amaçlı olarak yapılan bir görüşme olmadığını, 05/09/2007 tarihinde kendisine ait 0544 380 88 48 numaralı telefondan 0534 301 54 40 numaralı telefonu arayarak Mustafa..? isimli şahısla yapmış olduğu görüşme okunup; "Orada MİLLETVEKİLİ ÖLDÜRÜLDÜ-""SA^ HANİ ARABASINDA VURULDU, ONU ÖLDÜREN BİZİZ, ÖYLEMİ YA, M BİZİ DE ÖLDÜRSÜNLER, TELEFONDA KONUŞMA, ONJIN AVRADINI --/SİNKAF*% EDERİM, BEN ' \ -V *
* ^ ¥ f*

MAHVOLDUM, SIKINTIYA DÜŞTÜM, NE OLUR BİR GÖRÜŞELİM, SEN BİRŞEY YAP, SEN BİRŞEY YAPMIYORSAN BANA BİR EMANET VERECEKSİN, BEN UCUZ MUCUZ BULACAM, BEN SENDEN ALACAĞIM, HEPSİNİN ANASINI AVRADINI SİNKAF EDECEĞİM" şeklindeki görüşmeleri soruluduğunda; Kendisinin bu görüşmeyi kiminle yaptığını hatırlamadığını, öldürülen milletvekilinin kim olduğunu bilmediğini, emanet olarak bahsedilen şeyin de ne olduğunu bilmediğini, 03/10/2007 tarihli görüşme tutanağındaki "AĞAYI GÖNDERDİK YURTDIŞINA ÇİN'E" olarak bahsettiği kişinin kim olduğu sorulduğunda, Bahse konu şahsın Hayrettin ERTEKİN olduğunu, kendisinin Hayrettin ERTEKİN'e "AĞA" şeklinde hitap ettiğini, tüm konuşmalarda geçen (AĞA) mn Hayrettin ERTEKİN olduğunu, 09/10/2007 tarihinde yapmış olduğu görüşmede sövmüş olduğu savcmm kim olduğu sorulduğunda; Böyle bir görüşmeyi hatırlamadığını, 28/10/2007 tarihli görüşme sorulduğunda; Görüşmede geçen "BEN PAŞAMLA BERABERİM, ŞİMDİ BİLMEM LAZIM, YARIN BEN TELEFONLARA CEVAP FELAN VERMEM, PAŞAM ŞEYLER VAR, BİRİFİNGLER VAR, BİLMEM NELER VAR, ONLA BERABER OLACAĞIM ÇÜNKÜ..." derken beraber olacağını söylediği paşanın paşa Ethem ERDAĞLI olduğunu, kendisinin 3.Kolordu Komutanı olduğunu, bir yakınının kolordu da yapmak istediğini, görüşmenin bundan ibaret olduğunu, 28/10/2007 tarihli görüşmesi sorulduğunda; Halil İBRAHİM isimli arkadaşının 3.Kolordunun astsubay-subay tesislerindeki kuaför salonunu tutacağını, buranın teklif verme usulü ile tutulacağını, görüşmede geçen "6 Milyar" konusunun ise söz konusu yerin tadilatı ile ilgili olduğunu, Bazı görüşmelerinde " TELEFONLA GEREK YOK, BU KONUYU TELEFONLA GÖRÜŞMEYELİM" şeklinde niye görüştüğü, neden telefonla bazı şeyleri görüşmek istemediği sorulduğunda; Yapmış olduğu görüşmelerin Ahmet KÜTÜK'le yapılmış olan görüşmeler olduğunu, şahsı yakalatmak maksadı ile bu şekilde konuştuğunu, 17/12/2007 tarihli görüşmede kendisini "CİZRELİ ALİ JANDARMA İSTİHBARATTAN" şeklinde tanıtmasının sebebi sorulduğunda; Daha önceden Jandarma İstihbaratta çalıştığı için ve kod adı olarakta "Cizreli Ali" ismini kullandığından herkesin kendisini o şekilde tanıdığını, o yüzden bu şekilde konuştuğunu, Ahmet..? ismindeki şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesinde Ahmet'in kendisine "BİZ BİR SAVAŞ PATLATTIK, NE KADAR BÜYÜĞÜMÜZ VAR, NE KADAR ABİLERİMİZ VAR BİLMİYORUM, AMA BİZE BİR ULAŞMALARI LAZIM, ARTIK BIÇAKTA KEMİĞE DAYANDI, BENİM ÇOK ACAYİP BİR ŞEKİLDE MÜHİMMATA İHTİYACIM VAR, HABERİN OLSUN" dediği, kendisinin de "OĞLUM TELEFONLARDA BUNLAR KONUŞULACAK İŞLER DEĞİL..." şeklinde cevap verdiği hatırlatılarak bahse konu görüşme sorulduğunda; Bu görüşmeyi Ahmet KÜTÜK isimli şahısla yaptığını, şahsın kendisinin Devlet için çalıştığını bilmediğini, kendisine zarf atığını, Ahmet KÜTÜK'ün güya mühimmat ve silah bulup PKK'lı öldüreceğini, ancak kendisinin buna inanmadığını, şahsa hiçbir şekilde silah ve mühimmat temin etmediğini, Ahmet KÜTÜK'ün 30 yaşlarında sarışın 1,75 boylannda Kumburgaz'lı bir şahıs olduğunu, daha önce de polis tarafından Büyükçekmecede 3-4 ay önce yakalandığını, ancak sahte kimliğinde Can VARDAR olarak geçtiği için serbest bırakıldığını, Can VARDAR ismini kullanan kişinin Ahmet KÜTÜK olduğunu, Kurtuluş'ta

bir kahveye takıldığını, ikamet olarak Kumburgaz'da Merkez Çarşı'da tek katlı bir evde oturduğunu, 28/01/2008 tarihli Ömür..? isimli şahısla yapmış olduğu görüşme de "BANA BU ADAMLARI GETİR, YANIMA ZEYTİNBURNU'NA 5 MİLYAR LİRA İLE Mİ GELSİNLER, ZEYTİNBURNU'NA OĞLUM PARALI GELSİNLER DE ONLARI BAŞKA ŞEKİLDE KONUŞACAĞIZ, OĞLUM ONLAR TELEFONDA OLMAZ, ANLADIN MI NE DEMEK İSTEDİĞİMİ MARİNAYA GELİN" şeklindeki beyanları sorulduğunda; Görüştüğü şahsın Hayrettin ERTEKÎN'in yeğeni olan Ömür ERTEKİN olduğunu, görüşmede geçen Marina'ya getirilecek olan kişileri anlayamadığını, Bostancı'da bir galerinin olduğunu, 5 milyar olayının da ne olduğunu hatırlayamadığını, kendisinin adını kimlerin kullandığını hatırlayamadığını, 03/02/2008 tarihinde Mekin..? isimli Düzceli şahısla yaptığı görüşme sorulduğunda; Mekin..? isimli şahsın soy ismini bilmediğini, Bitlis'li olduğunu bildiğini, şahsın Düzce de çalıştığını, şahsa sadece zarf attığını, şahsın Devlete yakın olup olmadığını öğrenmek istediğini, görüşmede "PAŞA" olarak bahsettiği kişinin Hayrettin ERTEKİN olduğunu, MELTEM RÜZGARI isimli teknenin Hayretin ERTEKİN'e ait olduğunu, Dosya içerisinde bulunan HÜSEYİN ÇALIŞKAN'ın ifadesi sorulduğunda; Hüseyin ÇALIŞKAN'ın çalıştığı pasajda altın gümüş tadilat işi yapan bir şahıs olduğunu, 5 numaralı işyerinin bina sahibinin METE olduğunu ancak burayı Hayrettin ERTEKİN'in kullandığım, Arama sırasında ele geçirilen GLOCK marka silahı Silopi'den yaklaşık 1,5 yıl kadar önce Iraklı Basri..? ismindeki bir şahıstan 1.000 YTL'ye aldığını, silahın renginin siyah olduğunu, iki adet şarjörünün bulunduğunu, birinin boşta, birinin silaha takılı vaziyette bulunduğunu, silahın ağzında mermi olup olmadığını hatırlayamadığını, şarjörün ise tam dolu olmadığını, içinde kaç tane mermi olduğunu da hatırlayamadığını, kendisine Hayrettin ERTEKİN'in "Silahı sen sahiplen" şeklinde bir talimat vermediğini, silahın kendisinin olduğu için suçunu kabul ettiğini, 3713 saydı Terörle Mücadele Yasasının 20.maddesi okunup, kendisine PKK itirafçısı olduğu ve bazı operasyonlara katıldığı yönündeki ifadelerinin kendisi için gizlilik kurallarının ihlali olabileceği tekrardan hatırlatıldığında; Kendisinin PKK itirafçısı olduğunu, bunu Muş ilinde herkesin bildiğini, bu durumu PKK'nm da bildiğini, hatta tarihten 1,5 yıl önce kendisini bir düğünde PKK'lılarm vurduğunu, kendisini sağ ayağından yaraladıklanm, bu nedenle ifadesinde belirttiği hususlar da gizlenecek bir durumun olmadığını beyan etmiştir. İlimiz Sultanbeyli Beldesi Fatih mahallesi Fırat caddesi Kumral sokak No.8 K.2 D.2 sayılı adresinde 27.02.2008 günü yapılan aramada; -(1) adet üzerinde RAİN UNFORMATİON TECKNOLOGİES ibareli silah ve gri renkli bilgisayar kasası, -(1) adet üzerinde RHAPSDOY ibaresi bulunan CD, -(1) adet üzerinde U-TEK-RS-MMC ibareleri bulunan 256 megabayt hafıza kartı, -(1) adet üzerinde 0630940 seri numaralı multimedya 63 megabayt hafıza kartı, -(1) adet üzerinde 89902860310066050280 S-12K seri numaralı avea sim kartı bulunarak el konulmuştur. İnceleme Tutanakları Şüpheli'nin İlimiz Sultanbeyli Beldesi Fatih mahallesi Fırat caddesi Kumral sokak No.8 K.2 D.2 sayılı ikametinde yapılan aramada el konulan (1) adet üzerinde RHAPSDOY
i f—■ -

c) Aramalarda elde edilen deliller;

ibaresi bulunan CD'nin incelemesinde; içersinde herhangi bir kaydın olmadığı ve "boş" olduğu, el konulan (1) adet 0630940 seri numaralı 64 Mb'lık hafıza kartının içeriğinde; Abdulmuttalip TONÇER'in silahlarla çekilmiş fotoğraflarının olduğu tespit edilmiştir. d) Tape:J 00004, 28.06.2007 günü saat:22.26 da x şahısla (542 485 58 58) yaptığı telefon görüşmesinde; Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'in "Bu kavadm adreslerini felan aldım" dediği, X şahsın "O şey vardiya gelin tarafı yardımcı olduğun, onların numaraları lazım bu ipnelerle bir görüşmem lazım, hasta var hastaya reçete yazdırılacaktı" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'in Pazartesi hepsini hallederim hepsini bir araya getiririz" dediği, Tape:J 00005, 29.06.2007 günü saat: 12.10 da X şahısla (506 548 50 88) yaptığı telefon görüşmesinde; X şahsın Haliçte bulunan Hadımköy spor tesisleri başkanının Fatoş isimli bayanı dövmeye kaltığından bahsettiği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Hemen iki dakikada öğrenirim kim olduğunu" "Ben onu hallederim bizim Kıvırcık Sedatı arayacam, bizim orada doslarımız var, bir daha öyle akıllı olsun" dediği Tape:J 00009, 12.09.2007 günü saat:18.02 de x şahısla (546 595 58 59) yaptığı telefon görüşmesinde; Abdulmuttalip TONÇER' in "Belki yarın hatta öbürsü gün çocukları gönderecem" dediği, X şahsın "Tamam abi durumlarda biraz kritik bilgin yok heralde" "Bir sıkıntı var bişey oldu telefonda olmaz geldiğinde görüşelim" dediği Tape:J 00010, 03.10.2007 günü saat:16.11 de Akm..? (533 304 05 21) isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesinde; Akm'm "Kardeşini darp ediyorlar hiç haberin yok" "Maslağın orda otoparkçıyla didiştik" "Onlara bir ekibin intikal etmesi gerekiyor" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Onların a..ına koyarım merak etme" dediği, Akm'm "O tarafa gideriz belki" "Sen hazırlıklı ol" dediği Tape:J 00012, 09.10.2007 günü saat:15.47 de x şahısla (536 415 45 36) yaptığı telefon görüşmesinde; Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Ulan ben senin avradını s..kecem bu cuma günü a..ma koyacam senin" "Ben sana ne yapacam görürsün" dediği, X Şahsın "Seni savcılığa da verdim" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'in "Ver SENİN O SAVCINI DA S..KECEM OĞLUM" "SENİN O SAVCINI DA S..KECEM OĞLUM, şerefini s..ktiğimin orospu çocuğu" "Ben senin için iki tane adamı cezaevine gönderirim" dediği Tape:J 00014, 28.10.2007 günü saat: 19.36 da X şahısla (506 548 50 88) ile yaptığı telefon görüşmesinde; Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Ben PAŞAMLA beraberim" "Alacağın yerin tam adresini istiyor" dediği Tape:J 00015, 28.10.2007 günü saat: 19.44 te X şahısla (506 548 50 88) ile yaptığı telefon görüşmesinde; X Şahsin "3.kolordu Astsubay lojmanları sosyal tesisleri aldığm andan itibaren doğal olarak bağlı olan Beşiktaştaki Orhaniyeyi de veriyorlar sana" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Hangisi şanshysa onu alacağiz paralı olanı alacağız" dediği, Tape:J 00017, 30.10.2007 günü saat:22.49 da Ahmet..? (532 200 11 27) isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesinde; Ahmet'in "Bu ABDULLAH ÇATLI olayını anlattım dayı" "Sen imkanları olan adamsın" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Havaaîanındayım birşey verecektim sana en yalan sendin çünkü" "Bişey sana bırakacaktım da ben uçağa binecektim bi yere gidiyorum" "Gerek kalmadı Ateşe'de bir arkadaş çağırdım onlar geldiler" "Diyorsun ABDULLAH ÇATLI bilmem ne zıkım olduda uzaklaştı" dediği, Ahmet'in "O zaman yanımızda görmek istedikya halen devam ediyo çok kötü güzelleştik" "Bizim şimdi birşeylere ihtiyacımız olacak" "Şimdi biz bi savaş patlattık ne kadar büyüğümüz var ne kadar abilerim|z^var bilmiyorum ama bize bi ulaşmalar! lazım artık bıçakta kemiğe«dayandı %eniW çok acayip biçimde mühimmata ihtiyacım var haberin olsun" /dediğİ^Cİ^eli Aİi (Kod) Abdulmuttalip

Telefon görüşmeleri;

TONÇER'nin "Telefonda bunlar konuşulacak işler değil" diyerek yüz yüze görüşmek istediği, Ahmet'in "Mete abi" "O işide bi gözden geçirelim önada ziplayacaz tamammi dayı" dediği Tape:J 00019, 16.12.2007 günü saat:22.15 te x bayanla (546 746 22 41) yaptığı telefon görüşmesinde; "Çıkacam biletlerim hepsi hazırda burada olaylar var bugünde hava saldırısı oldu Kanimasi bölgesinde" "izin alabilirsek direk çıkıyoruz zaten olaylar uzamazsa" "Eroin yakalandı Hakkari'de Meşene dağda" dediği Tape:J 00020, 17.12.2007 günü saat:12.49 da .?. Emniyet Müdürlüğünü aradığı (0436 216 10 17) ve yaptığı telefon görüşmesinde; Telefonu açan görevliye Mustafa isimli biri ile görüşmek istediğini söyledikten sonra "Cizreli Ali deyin jandarmadan" "Cizreli Ali jandarma İstihbarattan de" dediği Tape:J 00023, 23.12.2007 günü saat: 12.46 da x şahısla (505 354 15 54) yaptığı telefon görüşmesinde; X şahsin "Muşa gelince ara" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Tamam o çocuklarla konuştum haberin olsun. Geldiğimiz zaman paslaşırız" dediği, X şahsin "Hadi bayram sonrası birşeyler yapak ha" dediği Tape:J 00024, 29.12.2007 günü saat: 16.25 te Gönül..? isimli şahıs ile (546 746 22 41) yaptığı telefon görüşmesinde; Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Paşamın bazı malzemeleri var onları almaya gidiyoruz şuanda" "Senle herzaman görüşebiliriz ama bu bizim mevzuyla ilgili kaçıklık olmuyo" "Yani orda rapor vermemiz lazım ne pok yedik ne yedik ne yemedik anladmmı" "Milleti vatanı kurtarmayacağım artık, Allah izin verirse bu iş bitecek artık kendileri vatanı korusun" "Eğerki bana bıraksalar BEN BEŞ ARKADAŞAMI TOPLAR GECEDE 20 KİŞİYİ ÖLDÜRÜRÜM, kimin ne olduğunu biliyoruz kimin ne kahpe yaptığını biliyoruz ama fırsat yok işte neymiş adalet varmış yok kamu varmış" dediği Tape:J 00025, 09.01.2008 günü saat:15.09 da Ahmet..? isimli şahıs (554 845 45 84) ile yaptığı telefon görüşmesinde; Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Dinleyeceksin sözümü ondan sonra yola geleceksin oğlum herkes dünya kadar para kazanıyor. Bizim dünya kadar paramız var" dediği, Ahmet'in "Yapcaz işte işallah Ali abi senin dediğin iş ne" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'in "Ahmet o o arkadaşlar ne oldu" "O iki tane onlara güveniyor musun" diye sorduğu, Ahmet'in "Onlar yaramaz ya, onlar yararda o konular öyle muhabettleri biliyorsun Ali abi sevmiyorum sertliği"dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "İyi bitane araba sana ayarlayalım oğlum" dediği, Ahmet'in "Abi Müjdat hapiste ötekisini de görmüyorum ne zamandır" "Yarın geleceğim abi sana" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Bak başkasmı çağırırım" "Yarım saatte gel" "Beşiktaş'ta yerimiz" dediği, Ahmet'in "Tamam abi elimde güzel ekip var bi geliyim konuşalım da ben aslında o işleri sevmiyorum, sertli sert olmayı sevmiyorum" dediği Tape:J 00028, 16.01.2008 günü saat:12.59'da Ahmet ile yaptığı telefon görüşmesinde; Ahmet'in "Bi şeyler yapalım ya gerçekten ihtiyaç var" "Var mı elinde iş Ali abi" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Valla ben aradıklarımı arıyorum" dediği, Ahmet'in "Sen kimseyi arama bizim ekip yeter ben sana söyliyeyim sana yemin billahi bizim ekip yeter" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Cumhur geçen gün Aveayı açmış attım bi mesaj" "Dedi sana bulacam, dedim oğlum seni ibne yapacam" dediği, Ahmet'in "O kimdi onu kopartan kimin parasını almıştı yemişti o" "O çok büyük parayı vurdu" "Eko dem yokmu İkitelli de onun sahibi o" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Hemen gidelim ona ya" "Onu ben bırakırmıyım" dediği Tape:J 00031, 23.01.2008 günü saat:10.08'de Ahmet ile yaptığı telefon görüşmesinde; Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin t'Başka bir kimlikle gittim" "Fatih Adliyesindeyim savcı beyin yanma gelmişim ondan sqhra adattırdım ben şimdi"

"Söyledim onlara amir ile görüştüm yok dedi Can VARDAR diye öyle birisini tutuklamamışlar" dediği, Ahmet'in "isim Sen Ne Diye Sorguladm" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Can VARDAR diye bi dostum var içeri almışsınız akşam" "Araştrmadan hareket etme sen yanıma gel savcı beyin yanma tekrar gidecez""Tek gelde birkaç konu varda sana sen yapabileceksen söyle onlarla git konuş tartış yapamıyorsan başka şekil olur" dediği Tape:J 00034, 28.01.2008 günü saat:16.49'da Ömür..? ile (535 795 66 54) yaptığı telefon görüşmesinde; Ömür'ün "Adamlar bugün gelmiş" "Demişler ki biz Cizreli Ali'nin ortağıyız" "Adını duymuş tırsmışlar yarın yine gideriz alırız abi tamam 5 i" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Senin hatrm için yoksa ben başka şekil yaparımda benim şey biraz farklıdır bu bölgede anladm mı ne demek istiyorum" dediği Tape:J 00035, 28.01.2008 günü saat:16.52'de Ömür..? ile (535 795 66 54) yaptığı telefon görüşmesinde; Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Sen bunlan çağırıyorsun" "Zeytinburnunda bir yere gelin" "Para konusunda bizim paramız problem değil demi" "Paralı gelsinler de onları başka şekilde konuşacağiz oğlum onlar telefonda olmaz anladm mı ne demek istediğimi" dediği Tape:J 00040, 28.01.2008 günü saat:18.19'da Ömür..? ile (535 795 66 54) yaptığı telefon görüşmesinde; Ömür'ün "Ali abi hallolmuş oluy adamlar tamam size dokunmayız demişler" "Bunlarda demişki HAYRETTİN ERTEKIN'IN yeğeni benim kızımın arkadaşı" "Öyle hallolmuş yani" "Ben bi şey ayar çekerim" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin şahısların kendisini arayarak özür dileyeceklerini söyledikten sonra "Bu insanlar ömür boyu orada hayatını sürdürecekler ama niye bizden dolayı" "Ben derimki bu BÖLGE BENİM BÖLGEMDIR KARIŞMAYIN KARIŞMAZLAR ÇEKİNİRLER" dediği Tape:J 00042, 28.01.2008 günü saat:20.44'te Ömür..? ile (535 795 66 54) yaptığı telefon görüşmesinde; Ömür'ün "Beni ZEZENIN adamı aradı" "Özür diledi kusura bakmayın dedi" "Ali abiye ulaşamadık dedi" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "BUNLAR BİZİ TANIDI ARTIK bunlara yarin bu arkadaşlarımıza cezasını versinler bu iş bitsin" "Onlara kendimi bir şekil yaptırıcam bir yere yollayacağım ben o adamları" dediği TaperJ 00047, 29.01.2008 günü saat: 19.35'te Ömür..? ile (535 795 66 54) yaptığı telefon görüşmesinde; Ömür'ün "Abi ben konuştum cart curt ediyorlar" " Dedim abi böyle söyledi parayı versin bitsin dedim" "Uzattıkça uzatıyorlar abi sen artık ne yapacaksan yap" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "BENİ ARASIN BU" dediği, Ömür'ün "Kız mı annesi mi, çocuk mu" dediği, Tape:J 00049, 02.02.2008 günü saat:10.57'de Murat..? ile (535 615 5491) yaptığı telefon görüşmesinde; Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Araba çalıntıdan dolayı alınmışlar" "Mahkemesi Kadıköyde yapılacak" "Amir bey dediki Ali biz gereğini yaparız" "Yüzde birmilyon bu işler böyle Muradım" "Ne yapaim iş bize düştü demek ki" "Başka müdürler var dedik hani görüşmemiz daha iyidir" "Bakarız şimdi ben Adliyeye geçeceğim" "Duruşmaya gidecekse konuşeceğiz" dediği Tape:J 00050, 02.02.2008 günü saat:12.05'te Murat..? ile yaptığı telefon görüşmesinde; Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Bunu bugün çıkartacaklar nöbetçiye" "Şimdi buna bi şeyler yapmamız lazım çikartmamiz için gerçi ben Ali için birşey yapmak istemiyorum ama" "Bi dostla görüştümde dostlardan birisi yardımcı olacak bu herife" "Çıktıktan sonra buna birşeyler atacağız bu pezevenk verir mi" dediği, Murat'ın "Zorlar Ne Kadar istiyorlar" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "iki üç filan veririz iki veririz ama bunun şeyi zordur sana söyleyeyim çenç olayında birşeyler olmuş" "hırsızlık varmış" dediği f, * ' , x ^

Tape:J 00051, 02.02.2008 günü saat:13.32'de Murat..? ile yaptığı telefon görüşmesinde; Abdulmuttalip TONÇER'in "Emniyete haber verdik" "Sana söylediğim şekil yani bizim iki tane güzel dostum var" "Orda görevli değilde başka bi yerde" "Rica edecekler" dediği, Murat'in "NE DİYORLAR BEDEL NE" diye sorduğu" Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "iki iki olsun iki verelim" "Gereğini yapsınlar biz paslaşırız sonra" "Savcıya haber vermişler vermeseydiler sorun kalmazdı" dediği Tape:J 00055, 03.02.2008 günü saat:17.12'de Mekin..? (532 428 25 56) ile yaptığı telefon görüşmesinde; Mekin'in "O sana zarf atmış para muhabbetine sen canını sıkma biz birbirimize yardım edeceğiz" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Yemin ederim istanbul ikinci başkani geldi Emniyet Müdürlüğüne" "Tuttum ellerinden elimi attım bunun omzuna eyvallah dedim, paşamda şaşırdı hayırdır dedi Ali yine birşeyler karıştırmaz sinirliydim ya" dediği tespit edilmiştir.

e) Diğer şüphelilerle örgütsel irtibatları;
Şüphelilerden Hayrettin ERTEKİN isimli şahsın yanında çalıştığı, Şüphelinin ikametinin aranması esnasında şahsa hitaben "YUKARI BİZE AİT DEĞİLDE ATÖLYEDE ÇEKMECE DE ALİYE AİT BİŞEY VAR. ONU YOK ET" şeklinde mesaj çektiği, ayrıca şüpheli hayrettin ERTEKİN 'in şüpheliyi alacağını tahsil etmesi için bursa iline gönderdiği, şüpheli hayrettin ERTEKİN'den aramalar sırasmda elde edilenkuru sıkıtabancanm kendisine ait olduğunu söylemesi için şüphelinin avukatının yönlendirmesi ile adliyeye geldiği anlaşılmıştır.

f) Diğer şüpheli ve tanık beyanları;
Kaan DUT, Emniyet'te alman ifadesinde; Abdülmutalip TONÇER'in ile ilişkisi sorulduğunda; "Kendisinin Abdulmuttalip TONÇER'i Ali..? olarak tanıdığını, yakalandıktan sonra gerçek kimliğini öğrendiğini, şahsın aynı pasajda altın-gümüş atölyesinin bulunduğunu, kendisinin de kuyumcu olması sebebiyle ara sıra tamir işleri için şahısla görüştüğünü, Abdulmuttalip TONÇER ile Hayrettin ERTEKİN in tanıştıklarını bildiğini, ancak aralarındaki ilişkinin düzeyinden haberinin olmadığını, 25.02.2008 günü Beşiktaş'ta bulunan istanbul C. Başsavcılığına kimlerle birlikte ve ne maksatla gittiği sorulduğunda; 25.02.2008 günü Hayrettin ERTEKIN'in avukatı Fatih..? isimli şahsın iş yerinden kendisini aradığını ve 22.02.2008 günü yapılan aramada bulunan kuru sıkı tabanca ile ilgili ifade vermek için Beşiktaşta bulunan İstanbul adliyesine gitmesini söylediğini, kendisinin de ifade vermek için adliyeye gittiğinde Abdulmuttalip TONÇER ve Fatih..? isimli avukatın dışarıda beklediklerini gördüğünü, avukat Fatih..? in kendisine savcıya çıkıp söz konusu tabanca ile ilgili olarak ifade vermesini istediğini, 22.02.2008 günü saat:07.57 de Hayrettin ERTEKIN'in kendisine gönderdiği mesajda "YUKARI BİZE AİT DEĞİLDE ATÖLYEDE ÇEKMECE DE ALİYE AİT BİŞEY VAR. ONU YOK ET" şeklindeki mesaj sorulduğunda; Mesajda geçen Ali..?nin Abdulmuttalip TONÇER olduğunu, ancak ifadesinde de belirttiği gibi şahsı Ali..? olarak tanıdığını, mesajda bahsi geçen ve Hayrettin ERTEKİN'in yok etmesini istediği şeyin ne olduğunu bilmediğini beyan etmiştir. Kendisinin emniyette ifade verdiğini, ancak kendisinin patronu olan Hayrettin ERTEKIN'in Avukatı FATİH IŞIL'ın adliyeden telefonla kendisini aradığını, kendisine, Adliyeye glmesini söylediğini, Daha sonra tekrar arayarak "Bir tanesi Ali'ninmiş öteki de seninmiş de" şeklinde ifade vermesini istediğini, kendisinin de adliyeye gittiğini, daha sonra Adliyeden emniyet güçlerince alındığını, Emniyette gaz tabancasının kendisine ait olduğunu söylediğini, ancak gaz tabancasının patronu Hayrettin ERTEKİN'% ajt olduğunu,

Kaan DUT, savcılıkta alınan ifadesinde özetle;

ALİ diye bildiği şahsın ABDÜLMÜTTALİP TONÇER olduğunu, şahsı aynı pasajda atölyesi olduğundan ve 2 yıldır atölyeyi işlettiğinden tanıdığını, zaman zaman dükkana geldiğini, Ali'nin genelde patronu olan Hayrettin ERTEKİN'in ofisine çıktığını" beyan etmiştir. Hayrettin ERTEKİN, Savcılık ifadesinde özetle; 22/02/2008 tarihi saat 07:57'de Kaan DUT'a göndermiş olduğu "Yukari bize ait değil de atölye de çekmecede Ali'ye ait birşey var onu yok et" şeklindeki SMS mesajı sorulduğunda; "Kaan DUT'un, abisi HAYRULLAH ERTEKİN, EDİZ AYDIN ve ÇAĞRI ERTEKİN'in ortak olduğu Beşiktaş'taki ERGOLD Kuyumculuk dükkanının sorumlusu ve işleticisi olduğunu, Ali..? isimli şahsın da üst katta kuyumcu atölyesi olan ABDULMUTTALIP TONÇER olduğunu, bahse konu mesajda bahsettiği ve yok edilmesini istediği şeyin ALI..? olarak bahsettiği ABDÜLMÜTTALİP TONÇER'in atölyesinde bulunan çekmecedeki GLOCK marka ruhsatsız tabanca olduğunu, "Polis arama yapacak pasajı açın." diye ALI'yi aradığında Ali'nin kendisine silahının olduğunu söylediğini, kendisinin de Kaan DUT'u uyarma gereği hissettiğini, Kendisinin ruhsatlı veya ruhsatsız herhangi bir silahının olmadığını, ele geçirilen GLOCK marka tabancanın ABDÜLMÜTTALİP TONÇER'e ait olduğunu, Abdülmuttalip TONÇER'in PKK itirafçısı olup Devlete bağlı birisi olduğunu, komutanların söylemesi üzerine şahsa pasajın içinde küçük bir oda verdiğini, tezgah kurduğunu, kaynak ve cila işlerini yaptığını, üç tane çocuğunun olduğunu, gözü kör olan çocuğunu Dünya Göz Hastanesinde tedavi ettirdiğiini, insanlık namına kendisine kendisi ve oğlunun yardımcı olduğunu, Abdülmuttalip TONÇER'in silahının olacağını hiç tahmin etmediğimi, çünkü şahsın silah alabilecek kadar parasının olmadığını, Ümraniye'de amcasının yanında kaldığını, haftada 100 YTL civarında para kazandığını, Aramalarda el konulan malzemeler ile ilgti İstanbul Kriminal Polis Laboratuarının 25/02/2008 tarih 2008/2510 Uzmanlık sayılı ekspertiz raporu hakkındaki beyanı sorulduğunda; GLOCK marka tabanca, bir adet şarjör, şarjöre basılı 6 adet mermi ile 50 adet beyaz şeffaf poşetteki 9mm çaplı merminin kendisine ALI diye hitap ettikleri ABDÜLMUTTALİP TONÇER'e ait olduğunu " beyan etmiştir. g) Hukuki durumunun değerlendirmesi; Şüpheli Abdülmuttalip TONÇER'in, 1990 yılında PKK terör örgütüne katıldığı, yaklaşık 3 yıl örgüt içinde faaliyet gösterdikten sonra 1993 yılında bir çatışmadan sonra güvenlik güçlerine teslim olduğu, daha sonra JİTEM içinde faaliyet gösterdikten sonra İstanbul'a gelerek yine PKK itirafçısı olan Adil TİMURTAŞ aracılığıyla Şüpheli Hayrettin ERTEKİN ile tanışıp onun işyerinde çalışmaya başladığı, Şüphelinin iletişim tespit tutanakları incelendiğinde; şüpheli Abdülmuttalip TONÇER'in illegal faaliyetler yürüttüğü, ERGENEKON terör örgütünün en çok önem verdiği gizliliğe azami riayet ettiği, telefon görüşmesi yaptığı sırada bir kısım konulann telefonda konuşulmayacağını muhatabına bildirdiği Bu cümleden olarak; Tape:J 00017, 30.10.2007 günü saat:22.49 da Ahmet..? (532 200 11 27) isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesinde; Ahmet'in "Bu ABDULLAH ÇATLI olayını anlattım dayı" "Sen imkanları olan adamsın" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdülmuttalip TONÇER'in "Havaalanmdayım birşey verecektim sana en yakın sendin çünkü" "Bişey sana bırakacaktım da ben uçağa binecektim bi yere gidiyorum" "Gerek kalmadı Ateşe'de bir arkadaş çağırdım onlar geldiler" "Diyorsun ABDULLAH ÇATLI bilmem ne zıkım oldu da uzaklaştı" dediği, Ahmet'in "O zaman yanımızda görmek istedikya halen devam ediyo çok kötü güzelleştik" "Bizim şimdi birşeylere ihtiyaciîöız^îslacak" "Şimdi biz bi savaş patlattık ne kadar büyüğümüz var ne kadar abileriım^^&bimjiyorum ama bize

bi ulaşmalar! lazım artık bıçakta kemiğe dayandı benim çok acayip biçimde mühimmata ihtiyacım var haberin olsun" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'in "TELEFONDA BUNLAR KONUŞULACAK İŞLER DEĞİL" diyerek yüz yüze görüşmek istediği, Ahmet'in "Mete abi" "O işide bi gözden geçirelim önada ziplayacaz tamam mi dayı" dediği, Tape:J 00009, 12.09.2007 günü saat:18.02 de x şahısla (546 595 58 59) yaptığı telefon görüşmesinde; Abdulmuttalip TONÇER' in "Belki yarın hatta öbürsü gün çocukları gönderecem" dediği, X şahsın "Tamam abi durumlarda biraz kritik bilgin yok heralde" "Bir sıkıntı var bişey oldu TELEFONDA OLMAZ GELDİĞİNDE GÖRÜŞELİM" dediği, Tape:J 00035, 28.01.2008 günü saat: 16.52'de Ömür..? ile (535 795 66 54) yaptığı telefon görüşmesinde; Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'in "Sen bunları çağırıyorsun" "Zeytinburnun da bir yere gelin" "Para konusunda bizim paramız problem değil demi" "Paralı gelsinlerde onları başka şekilde konuşacağiz oğlum onlar TELEFONDA OLMAZ anladın mı ne demek istediğimi" dediği, gizli birtakım faaliyetler içinde olduğu ve telefonlarının teknik takipte olması ihtimalini gözönüne alarak bir çok konuyu telefonda görüşmekten imtina ettiği, gizlilik prensibine uyduğu anlaşılmıştır. ERGENEKON terör örgütü mensuplarının tipik özelliklerinden biri olan kendilerini devletin görevlisiymiş gibi gösterme veya derin devletin adamı izlenimi verme tavrını Şüpheli Abdulmuttalip TONÇER'in de gösterdiği anlaşılmıştır. Bu cümleden olarak; Tape:J 00020, 17.12.2007 günü saat:12.49 da .?. Emniyet Müdürlüğünü aradığı (0436 216 10 17) ve yaptığı telefon görüşmesinde; Telefonu açan görevliye Mustafa isimli biri ile görüşmek istediğini söyledikten sonra "Cizreli Ali deyin jandarmadan" "Cizreli Ali jandarma İstihbarattan de" dediği, Tape:J 00050, 02.02.2008 günü saat:12.05'te Murat..? ile yaptığı telefon görüşmesinde; Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Bunu bugün çıkartacaklar nöbetçiye" "Şimdi buna bi şeyler yapmamız lazım çikartmamiz için gerçi ben Ali için birşey yapmak istemiyorum ama" "Bi dostla görüştüm de dostlardan birisi yardımcı olacak bu herife" "Çıktıktan sonra buna birşeyler atacağız bu pezevenk verir mi" dediği, Murat'ın "Zorlar Ne Kadar istiyorlar" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "iki üç filan veririz iki veririz ama bunun şeyi zordur sana söyleyeyim çenç olayında birşeyler olmuş" "hırsızlık varmış" dediği, Tape:J 00051, 02.02.2008 günü saat:13.32'de Murat..? ile yaptığı telefon görüşmesinde; Abdulmuttalip TONÇER'in "Emniyete haber verdik" "Sana söylediğim şekil yani bizim iki tane güzel dostum var" "Orda görevli değilde başka bi yerde" "Rica edecekler" dediği, Murat'in "NE DİYORLAR BEDEL NE" diye sorduğu" Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "iki iki olsun iki verelim" "Gereğini yapsınlar biz paslaşırız sonra" "Savcıya haber vermişler vermeseydiler sorun kalmazdı" dediği, Tape:J 00055, 03.02.2008 günü saat:17.12'de Mekin..? (532 428 25 56) ile yaptığı telefon görüşmesinde; Mekin'in "O sana zarf atmış para muhabbetine sen canını sıkma biz birbirimize yardım edeceğiz" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Yemin ederim istanbul ikinci başkani geldi Emniyet Müdürlüğüne" "Tuttum ellerinden elimi attım bunun omzuna eyvallah dedim, paşamda şaşırdı hayırdır dedi Ali yine birşeyler karıştırmaz sinirliydim ya" dediği tespit edilmiştir. Şüpheli Abdulmuttalip TONÇER kendisini istihbarat elemanı olarak lanse ettiği, hatta alman ifadesinde "kendisinin Muş Emniyet Müdürlüğü ile irtibatlı olarak yaklaşık 2 ay kadar önce Muş İstihbaratına bilgiler vererek 3 kilo saf esrar ve tabancayı polise yakalattığını, bu işten de 500-600 YTL ikramiye aldığını," beyan etmiş ise-de^Muş Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılarak durum sorulmuş olup, Muş Emniyet Mi|lutlfğ%ıün 23/02/2008 gün ve B.05.1.EGM.4.49.00.14.04.(505)08 Sayılı cevabi yâzMndaj^uMrkğümüz görevlilerince

Abdulmuttalip TONÇER isimli şahısla ihtiyaç duyulan bilgi ve belge temini için irtibata geçilmediği ve hakkında tanzim edilen dosyanın bulunmadığı yapılan arşiv tetkikinden anlaşılmıştır" şeklinde cevap verilmiştir. Şüpheli Abdulmuttalip TONÇER, ERGENEKON terör örgütü içerisinde şüpheli Hayrettin ERTEKİN' e bağlı olarak faaliyet yürüttüğü, yapmış olduğu eylemlerle ilgili olarak Hayrettin ERTEKİN'e rapor sunduğu, askeri ihale alma, tehdit, gasp (haraç alma), darp eylemlerini gerçekleştirdiği iletişim tespit tutanaklarında yapılan görüşmelerde geçmiş ancak her bir olayın mağdur ve müştekisi tespit edilememiş olup olaylar sadece konuşmalarda belirtildiği tam olarak delilleri ortaya konamadığı için sevk maddesi tertip edilmemiştir. Bu cümleden olarak; Tape:J 00024, 29.12.2007 günü saat: 16.25 te Gönül..? isimli şahıs ile (546 746 22 41) yaptığı telefon görüşmesinde; Cizreli Ali (KOD) Abdulmuttalip TONÇER' in "Paşamın bazı malzemeleri var onları almaya gidiyoruz şu anda" "Senle herzaman görüşebiliriz ama bu bizim mevzuyla ilgili kaçıklık olmuyo" "Yani orda rapor vermemiz lazım ne pok yedik ne yedik ne vemedik anladınmı" "Milleti vatanı kurtarmayacağım artık, Allah izin verirse bu iş bitecek artık kendileri vatanı korusun" "Eğer ki bana bıraksalar BEN BEŞ ARKADAŞAMI TOPLAR GECEDE 20 KİŞİYİ ÖLDÜRÜRÜM, kimin ne olduğunu biliyoruz kimin ne kahpe yaptığını biliyoruz ama fırsat yok işte neymiş adalet varmış yok kamu varmış" dediği, bu konuşmalarından da şüpheli Abdulmuttalip TONÇER'in her türlü konuda bağlı olduğu Hayrettin ERTEKİN'ERGENEKON terör örgütü rapor sunduğu, ERGENEKON terör örgütünün amaçlan doğrultusunda öldürmek te dahil olmak üzere her türlü eylemi gerçekleştirebileceğim beyan ettiği anlaşılmıştır. Tape:J 00004, 28.06.2007 günü saat:22.26 da x şahısla (542 485 58 58) yaptığı telefon görüşmesinde; Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'in "Bu kavadm adreslerini felan aldım" dediği, X şahsın "O şey vardiya gelin tarafı yardımcı olduğun, onların numaraları lazım bu ipnelerle bir görüşmem lazım, hasta var hastaya reçete yazdırılacaktı" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'in Pazartesi hepsini hallederim hepsini bir araya getiririz" dediği, Tape:J 00005, 29.06.2007 günü saat: 12.10 da X şahısla (506 548 50 88) yaptığı telefon görüşmesinde; X şahsın Haliçte bulunan Hadımköy spor tesisleri başkanının Fatoş isimli bayanı dövmeye kaltığmdan bahsettiği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Hemen iki dakikada öğrenirim kim olduğunu" "Ben onu hallederim bizim Kıvırcık Sedatı arayacam, bizim orada doslarımız var, bir daha öyle akıllı olsun" dediği Tape:J 00009, 12.09.2007 günü saat:18.02 de x şahısla (546 595 58 59) yaptığı telefon görüşmesinde; Abdulmuttalip TONÇER' in "Belki yarm hatta öbürsü gün çocukları gönderecem" dediği, X şahsın "Tamam abi durumlarda biraz kritik bilgin yok heralde" "Bir sıkıntı var bişey oldu telefonda olmaz geldiğinde görüşelim" dediği Tape:J 00010, 03.10.2007 günü saat:16.11 de Akın..? (533 304 05 21) isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesinde; Akm'ın "Kardeşini darp ediyorlar hiç haberin yok" "Maslağın orda otoparkçıyla didiştik" "Onlara bir ekibin intikal etmesi gerekiyor" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Onların a..ına koyarım merak etme" dediği, Akm'm "O tarafa gideriz belki" "Sen hazırlıklı ol" dediği Tape:J 00012, 09.10.2007 günü saat:15.47 de x şahısla (536 415 45 36) yaptığı telefon görüşmesinde; Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Ulan ben senin avradını s..kecem bu cuma günü a.ana koyacam senin" "Ben sana ne yapacam görürsün" dediği, X Şahsın "Seni savcılığa da verdim" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'in "Ver SENİN O SAVCINI DA S..KECEM OĞLUM" "SENİN O SAVCINI DA S..KECEM OĞLUM, şerefini s..ktiğinıpf-0.r^spu çocuğu" "Ben senin için iki tane adamı cezaevine gönderirim" dediği *.'İL f* %

Ş^f\^^>

Tape:J 00015, 28.10.2007 günü saat: 19.44 te X şahısla (506 548 50 88) ile yaptığı telefon görüşmesinde; X Şahsin "3.kolordu Astsubay lojmanları sosyal tesisleri aldığın andan itibaren doğal olarak bağh olan Beşiktaştaki Orhaniyeyi de veriyorlar sana" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Hangisi şanshysa onu alacağiz paralı olanı alacağız" dediği, Tape:J 00025, 09.01.2008 günü saat:15.09 da Ahmet..? isimli şahıs (554 845 45 84) ile yaptığı telefon görüşmesinde; Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Dinleyeceksin sözümü ondan sonra yola geleceksin oğlum herkes dünya kadar para kazanıyor. Bizim dünya kadar paramız var" dediği, Ahmet'in "Yapcaz işte işallah Ali abi senin dediğin iş ne" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'in "Ahmet o o arkadaşlar ne oldu" "O iki tane onlara güveniyor musun" diye sorduğu, Ahmet'in "Onlar yaramaz ya, onlar yararda o konular öyle muhabbetleri biliyorsun Ali abi sevmiyorum sertliğf'dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "İyi bitane araba sana ayarlayalım oğlum" dediği, Ahmet'in "Abi Müjdat hapiste ötekisini de görmüyorum ne zamandır" "Yarın geleceğim abi sana" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Bak başkasmı çağırırım" "Yarım saatte gel" "Beşiktaş'ta yerimiz" dediği, Ahmet'in "Tamam abi elimde güzel ekip var bi geliyim konuşalım da ben aslında o işleri sevmiyorum, sertli sert olmayı sevmiyorum" dediği Tape:J 00028, 16.01.2008 günü saat:12.59'da Ahmet ile yaptığı telefon görüşmesinde; Ahmet'in "Bi şeyler yapalım ya gerçekten ihtiyaç var" "Var mı elinde iş Ali abi" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Valla ben aradıklarımı arıyorum" dediği, Ahmet'in "Sen kimseyi arama bizim ekip yeter ben sana söyliyeyim sana yemin billahi bizim ekip yeter" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Cumhur geçen gün Aveayı açmış attım bi mesaj" "Dedi sana bulacam, dedim oğlum seni ibne yapacam" dediği, Ahmet'in "O kimdi onu kopartan kimin parasmı almıştı yemişti o" "O çok büyük parayı vurdu" "Eko dem yokmu İkitelli de onun sahibi o" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Hemen gidelim ona ya" "Onu ben bırakırnuyım" dediği, Tape:J 00031, 23.01.2008 günü saat:10.08'de Ahmet ile yaptığı telefon görüşmesinde; Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Başka bir kimlikle gittim" "Fatih Adliyesindeyim savcı beyin yanma gelmişim ondan sonra arattırdım ben şimdi" "Söyledim onlara amir ile görüştüm yok dedi Can VARDAR diye öyle birisini tutuklamamışlar" dediği, Ahmet'in "isim Sen Ne Diye Sorguladm" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Can VARDAR diye bi dostum var içeri almışsınız akşam" "Araştrmadan hareket etme sen yanıma gel savcı beyin yanma tekrar gidecez""Tek gelde birkaç konu varda sana sen yapabileceksen söyle onlarla git konuş tartış yapamıyorsan başka şekil olur" dediği, Tape:J 00034, 28.01.2008 günü saat:16.49'da Ömür..? ile (535 795 66 54) yaptığı telefon görüşmesinde; Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Senin hatrm için yoksa ben başka şekil yaparımda benim şey biraz farklıdır bu bölgede anladm mı ne demek istiyorum" dediği, Tape:J 00035, 28.01.2008 günü saat:16.52'de Ömür..? ile (535 795 66 54) yaptığı telefon görüşmesinde; Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "Sen bunları çağırıyorsun" "Zeytinburnunda bir yere gelin" "Para konusunda bizim paramız problem değil demi" "Paralı gelsinler de onları başka şekilde konuşacağız oğlum onlar telefonda olmaz anladm mı ne demek istediğimi" dediği, Tape: J 00040, 28.01.2008 günü saat:18.19'da Ömür..? ile (535 795 66 54) yaptığı telefon görüşmesinde; Ömür'ün "Ali abi hallolmuş oluy adamlar tamam size dokunmayız demişler" "Bunlarda demişki HAYRETTİN ERTEKIN'IN yeğeni benim kızınım arkadaşı" "Öyle hallolmuş yani" "Ben bi şey ayar çekelim" dediği, Cizreli Ali (Kod)

Abdulmuttalip TONÇER'nin şahısların kendisini arayarak özür dileyeceklerini söyledikten sonra "Bu insanlar ömür boyu orada hayatını sürdürecekler ama niye bizden dolayı" "Ben derimki bu BÖLGE BENİM BÖLGEMDIR KARIŞMAYIN KARIŞMAZLAR ÇEKİNİRLER" dediği, Tape:J 00042, 28.01.2008 günü saat:20.44'te Ömür..? ile (535 795 66 54) yaptığı telefon görüşmesinde; Ömür'ün "Beni ZEZENIN adamı aradı" "Özür diledi kusura bakmaym dedi" "Ali abiye ulaşamadık dedi" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "BUNLAR BİZİ TANIDI ARTIK bunlara yarin bu arkadaşlarımıza cezasını versinler bu iş bitsin" "Onlara kendimi bir şekil yaptırıcam bir yere yollayacağım ben o adamları" dediği, Tape:J 00047, 29.01.2008 günü saat:19.35'te Ömür..? ile (535 795 66 54) yaptığı telefon görüşmesinde; Ömür'ün "Abi ben konuştum cart curt ediyorlar" " Dedim abi böyle söyledi parayı versin bitsin dedim" "Uzattıkça uzatıyorlar abi sen artık ne yapacaksan yap" dediği, Cizreli Ali (Kod) Abdulmuttalip TONÇER'nin "BENİ ARASIN BU" dediği, Ömür'ün "Kız mı annesi mi, çocuk mu" dediği tespit edilmiştir. Şüpheli Abdulmuttalip TONÇER' in şüpheli Hayrettin ERTEKİN ile birlikte illegal faaliyetlerin içinde olduğu ve ERGENEKON terör örgütü içinde ayrıca örgütün gücünü kullanarak kişilere karşı şiddet kullanarak kendilerine çıkar sağladıkları anlaşılmıştır. ERGENEKON soruşturması kapsamında yapılan aramalar sırasında Hayrettin ERTEKİN'in işyerinde ele geçirilen Glock marka silahla ilgili olarak şüpheli Abdulmuttalip TONÇER Cumhuriyet Başsavcılığımıza gelerek söz konusu silahın kendisine ait olduğu yönünde ifade vermiştir. Ancak; şüpheli Hayrettin ERTEKİN'in iletişim tespit tutanaklarına göre: Tape: 1815/1816, 22.02.2008 tarihi, saat: 07.57 sıralarında Hayrettin ERTEKİN'in Kaan DUT' a gönderdiği mesajda; "YUKARİ BİZE AYİT DEĞİL DE ATÖLYEDE ÇEKMECEDE ALİYE AİT BİSEY VAR ONU YOK ET" aynı gün saat: 07.59 sıralarında " "EDİLMESİ GEREKEN BİZİM ÇEKMECEDE BİŞEY VAR" Tape: 1817/1818, 22.02.2008 tarihi, saat:07.59 sıralarında Hayrettin ERTEKİN'e Kaan DUT'un gönderdiği mesajlarda; "TAMAMDA NE MESALA" Aynı gün saat: 08.22 sıralarında Hayrettin ERTEKİN'in Kaan DUT'a gönderdiği mesajda; "BAK GÖR-RSÜN" şeklindeki SMS mesajları ve şüpheli Hayrettin ERTEKİN Cumhuriyet Başsavcılığımıza mevcutlu olarak getirildiğinde Avukatının telefonunu kullanarak Kaan DUT ile yaptığı görüşmelerde: Tape:1825, 25.02.2008 günü saat:18.51'de Fatih..?/Hayrettin ERTEKİN ile Kaan..? arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Fatih'in "He Kaan Bey" "Bi saniye (Arka planda Fatih Hayrettin ERTEKİN' e hitaben: Neydi nasıl) (Arka Planda Hayrettin ERTEKİN konuşmasına devam ederken: Ali Ali de gelsin)" "Ali de gelsin" dediği, Kaan'ın "Tamam" diyerek onayladıktan sonra Fatih'in "(Arka planda Hayrettin ERTEKİN: BENİM ATÖLYEM İŞTE SİLAH DA BANA AİT DESİN) ATÖLYE YANİ ÇIKAN ŞEY ALİ' YE AİT" "ÖBÜRÜ DE SANA AİT' Kaan 'Tamam' Fatih "Şeyde aşağıda kasa kapıda savcının çağırdığını söyleyeceksiniz tahkikatla ilgili savcı Mehmet Beyin çağırdığını söyleyeceksiniz yukarı çıkacaksınız tamam mı" dediği, Kaan'ın "Tamam anlaşıldı abi" şeklindeki görüşmeleri ve Kaan DUT'un Cumhuriyet Başsavcılığımızda verdiği ifadesinde: "... kendisinin patronu olan Hayrettin ERTEKİN'in Avukatı FATİH IŞIL 'in adliyeden telefonla kendisini aradığını, kendisine, Adliyeye gelmesini söylediğini, Daha sonra tekrar arayarak "Bir tanesi Ali'ninmiş öteki de seninmiş de" şeklinde ifade vermesini istediğini, kendisinin de adliyeye gittiğini, daha sonra Adliyeden emniyet güçlerince alındığını, Emniyette gaz tabancasının kendisine ait olduğunu söylediğini, ancak gaz tabancasının patronu Hayrettin ERTEKİN'e ait olduğunu, f ■■.;jii , t".\

L/1 i/t \'->fj i/ a y/r fcf.ı

t

fs/^M ,

'■•^./feüH^ı

ALİ diye bildiği şahsın ABDÜLMÜTTALİP TONÇER olduğunu, şahsı aynı pasajda atölyesi olduğundan ve 2 yıldır atölyeyi işlettiğinden tanıdığını, zaman zaman dükkana geldiğini, Ali'nin genelde patronu olan Hayrettin ERTEKÎN'in ofisine çıktığını" beyan etmiş olup tabancaların kendilerine ait olduğu şekilnde ifade vermelerini istediğini açıkça beyan etmiştir. Bu açıklamalarımız ışığında; şüpheli Abdulmuttalip TONÇER yasadışı ERGENEKON terör örgütü üyesi olan Hayrettin ERTEKİN ile birlikte hareket ederek onun örgütsel faaliyet kapsamında illegal olarak yürüttüğü eylemlerin gerçekleştirilmesi yönündeki emir ve talimatlarını eksiksiz olarak yerine getirdiği, bu cümleden olarak kendi beyanına göre de şüpheli Hayrettin ERTEKÎN'in talimatı ile Bursa'da bir tahsilat (haraç) işini gerçekleştirdiği, yine soruşturma kapsamında şüpheli Hayrettin ERTEKİN'den ele geçirilen GLOCK marka tabanca ve eklerinin kendisine ait olmadığı halde örgütsel tavır takınarak diğer örgüt mensubunu cezadan kurtarmak için onun suçunu üstlendiği, faaliyetlerinde gizliliği temin ve deşifre olmamak için Cizreli Ali kod adını kullandığı böylece yasadışı ERGENEKON terör örgütü üyesi olmak suçunu işlediği yönünde kamu davasının açılmasını gerektirecek yeterli şüphe oluştuğu anlaşıldığından; Şüpheli Abdulmuttalip TONÇER'in Yasadışı ERGENEKON terör örgütü üyesi olmak suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 314/2, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5, TCK'nun 314/3 ve 220/4. maddeleri yollaması ile TCK'nun hakkında başkasının suçunu üstlenme eyleminden dolayı 5237 Sayılı TCK'nun 270, 53, 58/9 ve 63. maddelerinin tatbiki talep edilmiştir.

61- ŞÜPHELİ MURAT ÖZKAN
"1993 yılında Kıbrıs'ta Üniversiteyi kazanıp 1 yıl okuduktan sonra bıraktığını, daha sonra demir doğrama işinde çalıştığını, 2004 yılı sonlarında Eminönü ilçesinde Hanedan Cafe'yi Mahmut ÖZTÜRK ve Oktay YILDIRIM ile birlikte açtıklarını ve 6 ay çalıştırdıklarını, Mahmut ÖZTÜRK isimli şahısın akrabası olduğunu, Oktay YILDIRIM'm ise Mahmut'un arkadaşı olduğunu, her ikisinin de askeriyeden emekli olduğunu, Oktay YILDIRIM'la geçimsizliğinden dolayı işyerini Oktay'ın tanıdığı arkadaşına devrettiklerini, 2006 Aralık ayından itibaren Mahmut ÖZTÜRK'le birlikte Oto Center K Bl. No: 30 Yüzyıl Bağcılar'da Oto galeri dükkanım çalıştırdıklarını, yurtdışı olarak Kıbrıs'a gittiğini, her hangi bir yasadışı örgüte üyeliğinin olmadığını, Ali YİĞİT'i Ümraniye'de evinde bombaların çıktığı akrabası olan Mahmut ÖZTÜRK isimli şahsın vasıtasıyla tanıdığını, her ikisinin de bomba ve malzemelerin ele geçmesi olayından sonra tutuklandığını, Ali YİĞİT'in cezaevinden çıktığında kendisinin telefonunu akrabası olan Mahmut OZTÜRK'ün verdiğini ve mahkeme ile ilgili olarak tutukluluğa itiraz dilekçesini vermesini istediğini, Ali YİĞİT isimli şahısla yüz yüze iki kez, telefonla ise birkaç kez görüştüğünü, Ümraniye'de bir evde yakalanan bombalar ve malzemeler hakkında ise basından Ali YİĞİT isimli şahsın evinde yakalandığını öğrendiğini, 19.11.2007 Tarihinde Pınar GÜNER ile yapmış olduğu telefon görüşmesi ile ilgili; bu şahsı Mahmut OZTÜRK'ün yazıhanesinde 7-8 yıldan beri sekreter olarak çalıştığını bildiğini, kendisi ile bu telefon görüşmesini cezaevinde olan Mahmut OZTÜRK'ün isteğiyle gerçekleştirdiğini, Mahmut OZTÜRK'ün cezaevinden kendisini telefonla aradığım, Pmar'la görüşmesini kendisi ve Oktay YILDIRIM isimli şahısla olan ilişkisi hakkında ne biliyor ise savcılığa giderek anlatmasını, Mahmut ÖZTÜK ile Oktay YILDIRIM'm geçmişte bir ticari ortaklıkları oldukları, 2 yıldan beri aralarında herhangi bir ticari ortaklıklarının olmadığı, bu şahısla her hangi bir ilişkisinin kalmadığı hakkında Cumhuriyet Savcılığına ifade vermesi için kendisinden ricada bulunduğunu, bu konuyu vekili olan. Avukat Nuri Seçkin ALBAYRAM'a anlattığını, Onun da kendisine Pmar'ın ifadesine gerek olmadığını ve bu konuda tanık

a)-Emniyet ifadesinde;

dinlettiklerini, Pmar' m tanıklığına gerek kalmadığını söylediğini, Pınar GÜNER ile bu konu haricinde telefonla her hangi bir konu görüşmediğini, 28.11.2007 Tarihinde Aydın TUNCEL'le yapmış olduğu telefon görüşmesi ile ilgili olarak sorulduğunda; bu şahsın Mahmut ÖZTÜRK ile beraber çalıştığı sırada yerine geldiğini, Aydın TUNCEL isimli şahıs Mahmut ÖZTÜRK' ün emekli olmadan önce askeri olduğunu, hatırladığı kadarı ile yanlarına bir kez geldiğini, Mahmut OZTURK'ün tutuklandığını duyunca durumunu öğrenmek için aradığını, 29.11.2007 Tarihinde Müge TEKİN'le yapmış olduğu telefon görüşmesi ile ilgili, bu şahsm Muzaffer TEKİN' in eşi olduğunu, Mahmut ÖZTÜRK için cezaevine gittiğinde tanıştığım, 29.11.2007 günü cezaevinde açık görüş olduğundan Müge TEKİN ile Mahmut ÖZTÜRK' ün görüştüğünü, Mahmut OZTURK'ün Akdeniz Petrol'ün sahibi olduğundan geçmiş tarihte Orduevine kalorifer yakıtı verdiğini, ancak faturasını kestiği halde parasını tahsil edemediğini, Müge TEKİN'den yardım istediğini, konu hakkında kendisinin bilgisi olduğu için telefonla aradığını, konuyu kendisine anlattığını ancak konuyu tam anlayamadığı için Müge TEKİN'in yanında bulunan Faik BÜYÜKTEOMAN'a telefona verdiğini, konuyu ona da anlattığını onun da kendisine yardımcı olacağını söylediğini, halen parayı tahsil edemediğini, Faik BÜYÜKTEOMAN' la ilişkisinin bundan ibaret olduğunu, 20.12.2007 Tarihinde İsa ÖZTÜRKTe yapmış olduğu telefon görüşmesi ile ilgili, bu şahsm Mahmut OZTURK'ün kardeşi olduğunu, kendisinin kullandığı 05323344275 nolu telefonu akrabası olan Zafer ÖZSOY isimli şahsa ait olduğu, kendisinin Turkcell' e borcu olduğundan dolayı telefonu Zafer ÖZSOY adına aldığını, 20.12.2007 tarihindeki geçen telefon konuşmasını Mahmut OZTURK'ün kardeşi İsa ÖZTÜRK'le yaptığını, konuşma içerisinde geçen "MUZAFFERİN EKİBİ TAM TEŞKİLAT GELMİŞTİ" demesindeki kaşıtın Muzaffer TEKİN' in ziyaretine çok kalabalık insan geldiği için bunu bir sitem amacıyla söylediğini, 17.12.2007 tarihinde B... Albay isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi ile ilgili olarak, Mahmut ÖZTÜRK'e ait Akdeniz Petrol'ün Fenerbahçe orduevine kalorifer yakıtı verdiğini, ancak parasını alamadığını, İsa ÖZTÜRK ile birlikte kendisinin Orduevinin Müdürü olan B... Albayla parayı ne zaman alacağını konuştuğunu, bu konu hakkında telefonla veya yüz yüze B... Albayla birkaç kez görüştüğünü, 34 UE 1613 plakalı aracında yapılan aramada ele geçen üç sayfadan ibaret olan doküman ile ilgili olarak sorulduğunda; Ali YİĞİT cezaevniden çıktıktan sonra, Kemal KERİNÇSİZ'in kendisini aradığını, ellerinde ifadelerin olduğunu ve Ali YİĞİT ile bir randevu almasını istediğini, kendisinin de Ali YİĞİT'i arayarak Avukatlarla ifadeler hakkında toplantı yapacaklarını söylediğini, Ali YİĞİT'in de Ümraniye'deki evinin yakınında bulunan Balık lokantasına gelmelerini istediğini, kendisinin Mahmut OZTURK'ün kardeşi İsa ÖZTÜRK ve vekili Nuri Seçkin ALBAYRAM'ı alarak Ali YİĞİT'in vermiş olduğu adrese gittiklerini, Kemal KERİNÇSİZ ve Av. Engin ÇELİKKADIGİL'i de arayarak bu adrese çağırdığını, Avukat Kemal bey'in Ali YİĞİT'e daha önce vermiş olduğu ifadeleri okuduğunu ve doğru olup olmadığını sorduğunu, Ali'nin de bu ifadelerin kendisine ait olmadığını söylediğini, bunun üzerine Av. Kemal Bey'in de Ali YİĞİT'e tekrar ifade vermesi gerektiğini söylediğini, Ali'nin de ifade vermek istediğini söylediğini, Kemal beyin de konuyla alakalı tüm hususları not aldığını, bir hafta sonra Ali YİĞİT'in savcılığa ifade vermeye gitmediğini öğrendiğini, Avukatı Seçkin ALBAYRAM'm kendisine toplantıda geçen hususlarla alakalı savcılıkta tanıklık yapıp yapmayacağını sorduğunu, kendisinin kabul ettiğini, Av.KemaPin tutmuş olduğu notları kendisine verdiğini, notlarda geçen hususların tamamıyla o gün Ali YİĞİT'in anlattığı konulardan ibaret olduğunu, O notların.da o günden beri arabasında olduğunu, /y' ?. ' i

05.11.2007 tarihinde Saat 11:40 Sıralarında Av. Kemal KERİNÇSİZ'le yaptığı telefon görüşmesi ile ilgili, görüşmede kastedilen tanıklık konusunu kayıtlardan da okunduğu gibi ilk defa kendisine Kemal KERİNÇSİZ'in teklif ettiğini, kendisinin de kabul ettiğini, görüşmede Kemal beyin kendisinin Ali YİĞİT'le görüşüp boş bırakmaması ve aynı davadan tutuklu bulunanların onun beyanlarmdan dolayı tutuklu kaldıkları hususunda Ali YİĞİT'i aramasını istediğini, fakat kendisinin bu görüşmeden sonra Ali YİĞİT'i aramadığını, bilahare tanıklığının kabul edildiğini yine Kemal beyin bildirdiğini, kendisinin de ifadesini verdiğini, boş bırakmamakla da neyi kastettiğini bilmediğini" beyan etmiştir. "Kolluk ifadesini tekrarladığını, ERGENEKON Terör Örgütünü ortağı ve akrabası olan Mahmut ÖZTÜRK'ün yargılandığı davadan dolayı Avukatlardan duyduğunu, Mahmut ÖZTÜRK'ün cezaevinden kendisini arayarak Oktay YILDIRIM ile aralarında geçen diyalogu ve belli bir müddet ortaklık yaptıktan sonra ayrılmalarını sekreteri olması nedeniyle en iyi bilen kişi olan Pınar GUNER'in savcılığa gidip tanıklık yapmasını söylemesini istemesinden dolayı Pınar GÜNER ile bu amaçla görüştüğünü, ancak Avukatları Nuri Seçkin ALB AYRAM'm daha önce bu konuda başka şahitler dinlendiğinden onun dinlenmesine gerek kalmadığını söylediğini, Sorulması üzerine de; Muzaffer TEKİN'in eşi olan Müge TEKİN ile yapmış olduğu görüşmenin, Mahmut ÖZTÜRK'ün orduevine kalorifer yakıtı vermesi nedeniyle olan alacağına ilişkin olduğunu, kendisinin Mahmut ÖZTÜRK ile galeri dükkanında ortak olduklarını, Mahmut ÖZTÜRK'ün ayrıca Akdeniz Petrol adı altında tankerle kalorifer yakıtı getirip satma işinin olduğunu, cezaevine girmeden önce Fenerbahçe Orduevine kalorifer yakıtı vermiş olduğunu, daha sonra ise işi takip edemediği için cezaevi görüşü sırasında aynı koğuşta kaldığı Muzaffer TEKİN'in eşi Müge TEKİN'e durumu anlatmış olduğunu, Mahmut ÖZTÜRK'ün kendisinin telefonunu verdiği için Müge TEKİN'in de kendisini aradığını, kendisinin Faik BÜYÜKTEOMAN'ı tanımadığını, Müge TEKİN'in telefonu bu kişiye verdiğini, kendisinin de durumu ona izah ettiğini, ancak henüz parayı alamadıklarını, Aracında yapılan aramada ele geçirilen Ali YİĞİT ile ilgili olan notlar ile ilgili olarak sorulduğunda; hatırladığı kadarı ile kendilerinin olayla ilgili olarak ikinci defa ifade vermelerinden bir hafta önce Ümraniye'de bulunan Kardak isimli balık lokantasında kendisi, İsa ÖZTÜRK, Seçkin ALBAYRAM, Av.Kemal KERİNÇSİZ, Av.Engin ÇELİKKADIGİL, Ali YİĞİT ve yanındaki tanımadığı iki akrabası ve abisi ile birlikte oldukları halde bir görüşme yapıldığını, bu görüşmede Ali YİĞİT'in daha önce vermiş olduğu ifadelerin Av.Kemal KERİNÇSİZ tarafından satır satır okunduğunu, bunun üzerine Ali YİĞİT'in kendisinin söylemediğini veya yanlış anlaşıldığını söylediği konulan anlattığını, Av.Kemal KERİNÇSİZ'in de Ali YİĞİT'in anlattıklarını not aldığını, Ali YİĞİT'in bu görüşmede yeniden ifade vereceğini söylediğini, ancak tekrar ifade vermeye gelmediğini öğrendiğini, daha sonra bu konuda telefonda görüştükleri Kemal KERİNÇSİZ'in Ali YİĞİT'in ifade vermemesinden dolayı kendilerinin balık lokantasında geçen görüşmeyi savcılıkta anlatmalarını isteyerek tanıklık yapıp yapamayacaklarını sorduğunu, kendisinin de kabul ettiğini, anlatılan konuları akılda tutmaları mümkün olmadığından dolayı ikinci defa ifade vermek için gelirken Kemal KERİNÇSİZ'in görüşmede tuttuğu notları yanlarına aldıklarını, en son yakalandıklarında arabada çıkan notların söz konusu görüşmede Kemal KERİNÇSİZ tarafından tutulan notlar olduğunu, kendilerinin de ifadelerinde Ali YİĞİT'in söylemiş olduğu şeyler dışında farklı bir şey söylemediklerini, kendisi kulakları ile ne duyduysa savcılıktaki ifadesinde onları söylediğini, Ali YİĞİT'in daha önce söylediklerini inkar ettiğini, "■" ,

h)-Savcılık ifadesinde;

vxGfeW~

3350 nolu tapede ismi geçen Aydın TUNCEL'in, Mahmut OZTURK'ün görev yaptığı sırada yanında askerlik yapan bir kişi olduğunu, Mahmut ÖZTÜRK cezaevine girmeden önce bir kere yanlarına geldiği için tanıdığını, Mahmut OZTURK'ün durumunu öğrenmek için telefon açmış olduğunu, 3205 numaralı tapedeki 05.11.2007 tarihli Kemal KERİNÇSİZ ile yaptığı ve Kemal KERİNÇSİZ'in kendisine "SEN YİNE DE BU AKŞAM BU VATANDAŞA Bİ NASILSIN AYAKLARINA BİR TELEFON AÇARSAN, NE YAPTIN NE ETTİN BAK İŞTE BU ADAMLAR SENİN BEYANLARINDAN ÖTÜRÜ YATIYOR MATIYOR" , "ONU DA BİŞEYE ALIRSAN ÇOK İYİ OLUR" sözlerini söylediği, kendisinin de "Tamam" diyerek onayladığı görüşmeden sonra, tamam demesine rağmen Ali YİGİT'i aramadığını, Kemal KERİNÇSİZ'in "ONU DA BİŞEYE ALIRSAN ÇOK İYİ OLUR" sözü ile ne anlatmak istediğini bilmediğini, Soruşturma kapsamındaki kişilerden Veli KÜÇÜK'ü medyadan duyduğunu, Mahmut OZTURK'ün ortağı ve akrabası olduğunu, Oktay YILDIRIM'ı da Mahmut ÖZTÜRK aracılığı ile emekli asker olarak tanıdığını, Ali YİĞİT ve Muzaffer TEKİN'i bu davadan dolayı tanıdığını, Zeki Yurdakul ÇAGMAN'ı da MAHMUT OZTURK'ün bir araba alış verişinden dolayı arkadaşı olarak tanıdığım, kendisinin bu örgütün üyesi olmadığım, yasadışı herhangi bir işi olmadığını beyan etmiştir. Şüpheli Murat ÖZKAN'm İlimiz Bakırköy İlçesi Kartaltepe Mahallesi Terakki Caddesi Özpmar Apt. No:28/12 sayılı ikametinde yapılan aramada; (1) adet 358051/01/852793/8 IMEI nolu Nokia 6300 marka cep telefonu ile üzerinde takılı vaziyette 0303290149889 seri nolu Turkcell sim kart, (1) adet Nokia 2610 marka 352771/01/930205/8IMEİ NOLU Cep Telefonu, telefonda takılı vaziyette 0501060063392 seri nolu Turkcell sim kart, yine telefonun içerisinde 0101010143657ser nolu Hazır Kart sim kart ile telefon içerisinde 8990029258070279364L6969 seri nolu sim kart, (1) adet Casper Marka 0000606523 seri nolu notebook dizüstü Bilgisayar, (1) adet J510064124E2 seri nolu MMC Pro Memory 256 MB Hafıza kart, (1) adet S06GJ10L270493 seri nolu Samsung marka 80 GB Hard Disk, (1) adet Sony mark MP 60 ibareli el yazısı ile " Nişan Esra" yazılı Video kaset, (1) adet Murat ÖZKAN adına tanzimli TR-I233193 seri nolu pasaport, (35) adet 1' den 35'e kadar numaralandırılmış CD, (2) adet İve 2 ile numaralandırılmış DVD CD, (2) adet 1 ve 2 ile numaralandırılmış disket (1) adet 4JV6GİD8 seri nolu SEAGATE marka 80 GB Hard Disk, Şüpheli Murat ÖZKAN'm İlimiz Bağcılar İlçesi Oto Center Akdeniz Otomotiv K.Blk. No: 30 sayılı iş yerinde yapılan aramada; (1) adet "Gecekondudan Devlet sırrı çıktı" başlıklı gazete kupürü, (1) adet 21 Haziran 2007 Posta Gazetesi "Ümraniye Olayına Baskın Yeter" başlıklı gazete kupürü, (1) adet Ümraniye soruşturmasında Yazar POYRAZ tutuklandı gazete kupürü, (1) adet Yüzbaşı Muzaffer TEKİN ve Mahmut ÖZTÜRK' e ait fotoğraf arkasında (El Yazısıyla Mahmut ÖZTÜRK adıyla imzalı) (2) adet 1 ve 2 ile numaralandırılan CD, 1' den 5' e kadar numaralandırılan " Merhaba canım Tuğba' nın da stajının, Kübra ise Avukat, Canım sana bir notum ve Leyla hanımın notu" ile başlayan el yazması doküman, - (1) sayfa el yazması "Yavrukuşum-46@Hotmail.Com" mail adresiyle başlayan doküman, ,. "'• - (1) sayfa el yazması "Aliermisece@mynet".ile başlayan el yazılı doküman,

c)-Aramalarda elde edilen deliller;

-(1) adet kahverenkli Akdeniz Petrol ibareli telefon numaralan bulunan ajandaya (Şubat 25 Çetin Bayla başlayan) , Şüpheli Murat ÖZKAN'm 34 U 1613 plaka sayılı Volvo marka otosunda yapılan aramada ele geçirilen; - (3) sayfadan oluşan 1, 2, 3 olarak numaralandırılan "Mehmet ÖZTÜRK", "yazılı ve görsel basını hiç kullanmadım", "Tanımadığım gibi Çavuşbaşmdaki Villasını bilmem" ibare ile başlayan bilgisayar çıktısı doküman ele geçirilerek konulmuştur. l)Dokümanlarm incelenmesinde; Şüpheli Murat ÖZKAN'm ikamet ve iş yerinde; yapılan aramada elde edilen dokümanların yapılan incelemesinde; İlgi soruşturma ile ilgili basında çıkmış haberlere ait gazete 3 sayfa kupürü, 1 adet üzerinde Muzaffer TEKİN ile Mahmut ÖZTÜRK'ün bulunduğu fotoğraf olduğu, 1 adet aliermisece@mynet ile başlayan dokümanın olduğu tespit edilmiştir. Şüpheli Murat ÖZKAN'a ait 34 UE 1613 plakalı aracında yapılan aramada ele geçirilen l'den 3'e kadar numaralandırılmış dokümanın, şüphelilerin beyanlarından da anlaşılacağı üzere, aynı soruşturma kapsamında yakalanan Ali YİĞİT ile daha sonra yakalanarak tutuklanan Muzaffer TEKİN'in Avukatı Kemal KERİNÇSİZ ve Mahmut ÖZTÜRK'ün Avukatı Nuri Seçkin ALBAYRAM'm Ümraniye'deki bir balık restoranında buluştuklan ve Ali YİĞİT'in verdiği ifade ile ilgili konuştuklan anlaşılmaktadır. Ali YİĞIT'i tekrar ifade vermeye ikna ettikleri ve ifadesini nasıl değiştirmesi gerektiği yönünde Kemal KERİNÇSİZ'in aldığı notlar olarak değerlendirilmiştir. Ali YİĞİT ifadesini değiştirmeyince toplantıda hazır bulunanlara tanıklık yaptırma cihetine gidildiği kanaatine vanlmıştır. 2)Bilgisayar incelemesinde: Şüpheli Murat ÖZKAN'm ikametinden elde edilen ; (1) adet S06GJ10L270493 seri nolu samsung marka 80 GB hard diskin yapılan incelemesinde. 1- doc klasörü içerisinde, -Toplam iki sayfadan oluşan "intihar bir düzmecemi diye başlayıp, Levent ALBAYRAK İstanbul özel istihbarat" diye biten ve Muzaffer TEKİN hakkında bilgi verilen toplam iki sayfadan oluşan (tekin) isimli Word belgesi görülmüştür. "Silah merakı vardı" diye başlayıp, "Levent ALBAYRAK İstanbul" ibaresiyle biten ve Alparslan ARSLAN hakkında bilgi veren. (ARSLAN) isimli Word belgesi görülmüştür. "Sinirli ve agresif bir yapısı vardı" diye başlayıp, "Levent ALBAYRAK İstanbul Foto Hülyanın e mailine atıldı" ibaresiyle biten ve Alparslan ARSLAN hakkında bilgi veren. (Ankara) isimli Word belgesi görülmüştür. 2 - resimler klasörü içerisinde; FOTO(l).jpg. yazılı resmin Muzaffer TEKİN'in askeri bir kurumda sivil ve asker şahıslarla birlikte askeri flama ile çektirdikleri resim olduğu, FOTO(2).jpg. yazılı resmin Muzaffer TEKİN'in resminin Türk Bayrağı ve Atatürk portresi ile fotomontajlanarak elde edilen fotoğraf olduğu, FOTO(3).jpg. yazılı resmin asker üniformalı bir kişinin resmi üzerinde "Son Canavar" isimli Necati OCAKÇI tarafından 24.3.1985 tarihinde yazıldığı anlaşılan Muzaffer TEKİN'e ithafen yazılan şiirin olduğu, FOTO(7).jpg. yazılı resmin Muzaffer TEKİN adına düzenlenmiş rütbesi "vatan aşığı" yazılı mühürsüz ve seri numarasız olduğu görülen takdirname fotoğrafı olduğu görülmüş bu takdirname ile ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı'na ait olup olmadığı, ait ise bu belgenin yasa gereği veya niteliği bakımından gizli belgelerden olup olmadığının sorulması üzerine; Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'mn 02.06.2008 tarih, 2008/303 S.O. sayılı yazısı ile verilen cevapta "Muzaffer TEKİN adına" 4üzenfenmiş takdirnamenin

s \
/

İ r7) * :'>->"' ' * ^
20/3//? # ■ / • • / ' / » M 3 --*---------.

sahte bir evrak olduğu ve Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgisinin olmadığı" bildirilmiştir. FOTO(8).jpg. yazılı resmin üzerinde Türkiye haritası şeklinde bayrak, Atatürk portresi, Muzaffer TEKİN'in resmi ve Muzaffer TEKİN'e yazılmış şiirin yer aldığı resim olduğu, KADl.jpg. yazılı resmin Muzaffer TEKİN'in resmi üniforma ile çektirdiği resim olduğu, KADl.jpg. yazılı resmin Muzaffer TEKİN adına düzenlenmiş "Kıbrıs Barış Harekatına Katılma Belgesi" olduğu, Kontra_ilişkiler_agi_artık_gizlene yazılı resmin "Oktay YILDIRIM Tekin'i ilk tebrik edenlerdendi" şeklinde basında çıkan Muzaffer TEKİN ile Oktay YILDIRIM'm birlikte çekilmiş resimlerinin olduğu, Kuvva-i Reina yazılı resmin Oktay YILDIRIM'm büro olduğu anlaşılan bir yerde çekilen fotoğrafı olduğu, arka planda FOTO(2) ve FOTO(3) te yer alan resimlerin göründüğü, Muzaffer tekin.jpg. yazılı resmin Muzaffer TEKİN'in katıldığı bir cenaze töreninde çekilen fotoğrafı olduğu, Muzo(l).jpg. - Muzo(2).jpg. - Muzo(3).jpg. - Muzo(4).jpg. - Muzo(5).jpg. -Muzo(6).jpg. - Muzo(7).jpg. - Muzo(8).jpg. - Muzo(9).jpg. yazılı resimlerin Muzaffer TEKİN'in Danıştay saldırısı sonrası aranır durumdayken intihara teşebbüs etekten sonra kaldırıldığı Acıbadem Hastanesi Acil servis girişinde çekildiği anlaşılan ve genellikle görevli polislerin görüldüğü fotoğraflar olduğu, Oy-l(l).jpg - Oy-2(l).jpg - Oy-3(l).jpg yazılı resimlerin Muzaffer TEKİN, Oktay YILDIRIM ve Kemal KERİNÇSİZ'in katıldıklan bir basın açıklamasında birlikte çekilen fotoğraflar olduğu, -yemin20e2bl2e20e2bl2fby[l] - yeminnn215792432153592eby[l] -yeminnn215792432153592ekc[l] yazılı resimlerin Kuvay-i Milliye Derneği Genel Başkam M. Fikri Karadağ ve Hüseyin GÖRÜM isimli şahısların basında da yer alan silah üzerine yemin yaptırdıkları töreninin fotoğrafları olduğu görülmüştür. (1) adet 4JV6GPDB seri nolu Seagate marka 80 GB Hard Disk'in ve Casper marka 0000606523 seri nolu dizüstü bilgisayarın içerisinde bulunan Seagate_120GB_SN_5LZ3HR8K seri nolu hard diskin yapılan incelemesinde herhangi bir suç unsuruna rastlanmamıştır. (1) adet J510064124E2 seri nolu MMC Pro Memory 256 MB Hafıza kartının yapılan incelemesinde herhangi bir suç unsuruna rastlanmamıştır. -(2) iki adet Disketin yapılan incelemede herhangi bir suç unsuruna rastlanılmamıştır. -Murat ÖZKAN isimli şahsın ikamet adresinde ve işyeri adresinde elde edilen toplam 41 adet CD ve DVDTerin yapılan incelemesinde herhangi bir suç unsuruna rastlanılmamıştır.

d)-Teîefon görüşmeleri;
Tape: 3025, 05.11.2007 tarihi, saat: 11.40 sıralarında, Kemal KERİNÇSİZ'in, Ümraniye soruşturmasıyla alakalı olarak, Murat ÖZKAN isimli şahsa, Ali YİĞİT isimli tanıkla görüşmesini isteyerek Murat ÖZKAN'a hitaben; "SEN YİNE DE BU AKŞAM BU VATANDAŞA Bİ NASSIN MAŞSIN AYAKLARINDA Bİ TELEFON AÇARSAN, NE YAPTIN, NE ETTİN BAK İŞTE BU ADAMLAR SENİN BEYANLARINDAN ÖTÜRÜ YATIYO MATIYO" demesi üzerine Murat ÖZKAN 'm da "TAMAM ABİ" diyerek, Ali YİĞİT ile konuşmayı kabul ettiği, kendisinin de soruşturma ile alakalı olarak tanıklık yapacağım kabul ettiği, Tape: 3347 19.11.2007 tarihi, saat: 14:21 sıralarında MURAT ÖZKAN ile PINAR GÜNER isimli şahısla yapılan telefon görüşmesinde MURAT ÖZKAN'm "...ŞİMDİ AVUKATLA GÖRÜŞÜCEM SENİ EE ŞAHİT OLARAK DİNLp*TJRME ŞEYİMİZ VAR

DURUMUMUZ VAR..." yine "...YANİ ŞEY HUSUSUNDA EE MAHMUT ABİ İLE OKTAY ARASINDA GEÇEN MEVZULARI BİLİYORSUN SONUÇTA 7-8 SENELİK SEKRETERİSİN BU DURUMLARI BİLİYORSUN SAVCIYA İSTEKTE BULUNACAĞIZ KABUL EDERSE SENİ BİR ORAYA GÖTÜRECEĞİZ..." şeklindeki görüşmede Mahmut ÖZTÜRK ve Oktay YILDIRIM lehine şahitlik yapması ve lehte ifade vermesi için bir dönem sekreterlik yapan Pınar isimli şahıs ile görüşme yaptığı anlaşılmıştır. Tape: 3350 28.11.2007 tarihi, saat: 14.19 sıralarında MURAT ÖZKAN ile AYDIN TUNCEL isimli şahısla yapılan telefon görüşmesinde AYDIN TUNCEL'in tutuklu bulunan MAHMUT ÖZTÜRK'ün durumunu sorduğu, MURAT ÖZKAN'in da "VALLA YILBAŞINA DOĞRU ÇIKMASINI BEKLİYORUZ ALLAH İZİN VERİRSE" "YA İLK MAHKEMEDE ÇIKMASI KESİN ONDAN BİR SIKINTIMIZ YOKTA" şeklinde cevap verdiği, Tape: 3353 20.12.2007 tarihinde saat: 19:44 sıralarında MURAT ÖZKAN ile İsa ÖZTÜRK ile yapılan telefon görüşmesinde İsa ÖZTÜRK'ün "..MAHMUT ABİNİN SELAMI VAR DİYON NERDE GÖRDÜN LAN MAHMUT ABİNİ.." MURAT ÖZKAN'ın "...TELEFON ETTİ BU GÜN BANA..." Dediği, İsa ÖZTÜRK'ün "...HE HEH HEH MUZAFFER'İN MUZAFFERİN EKİBİ TAM TEŞKİLAT GELMİŞTİR..." dediği, MURAT ÖZKAN'ın "... TAM KADRO CANIMMM..", diyerek İsa ÖZTÜRK'ün "Tam Teşkilat' sözünü "Kadro" olarak çaktırmadan düzeltmeye çalıştığı "...DEDİM BENİM ANAM BABAM YOK ELİNİ ÖPMEYE GELDİM DEDİM.." şeklindeki görüşmeden Ümraniye'de elde edilen el bombalan sonrasında tutuklanan Mahmut ÖZTÜRK'ü cezaevinde ziyarete gittiği anlaşılmıştır. Şüpheli Kemal KERİNSİZ ile ortak hareket ederek yürütülen soruşturma ile ilgili açıklayıcı bilgiler veren Ali YİĞİT'in ifadesini değiştirmesi yönünde gerçekleştirilen Ümraniye'deki balık restoranındaki görüşmeyi planlayıp organize etmiştir

e)-Diğer şüpheîilerîe örgütsel irtibatları;

f)-Diğer şüpheli ve tanık beyanları;
Kemal KERİNÇSİZ ifadesinde; "Murat ÖZKAN'ı Ümraniye davası şüphelileri ve tanıkları olmaları ve onlarla olan ilgileri nedeniyle tanıdığını, 3025 sayılı tapede Murat ÖZKAN' la yapılan görüşmede "Ali YIGIT in yeniden ifade vermesi konusunda BOŞVERİLMEMESİ" şeklindeki beyanları okunup sorulduğunda; Şüpheli Ali YIGIT' in cezaevinden tahliye olduktan sonra derhal aynı günde veya bir gün sonra önce Murat ÖZKAN'ı Müge TEKİN'i ve Muzaffer TEKİN'in kardeşi RIZA TEKÎN'i arayarak kendisinin hatalı yazılan ve gerçekte beyan etmediği ifadeleri yüzünden Muzaffer TEKİN' in ve Mahmut ÖZTÜRK' ün cezaevinde yattığını ve bundan vicdanen rahatsız olduğunu ifade ederek telefonla aramış olduğunu, bunun üzerine yukarıda ismi geçen 3 kişinin Muzaffer TEKİN'in Avukatları olarak kendisine ve Avukat ENGİN BEYE bu konuyu anlattıklarını, Ali YIGIT' in cezaevinde kaldığından dolayı yıprandığını, Trabzon' da ailesinin yanına giderek biraz dinleneceğini daha sonra İstanbul' a gelip bu konuda gerekirse yeniden ifade verebileceğini, yine yukarıdaki 3 kişiye beyan etmiş olduğunu, aradan bir süre geçtikten sonra Murat ÖZKAN kendisine telefon açarak Ali YİĞİT'in Trabzon'dan geldiğini kendileri ile görüşmek istediğini söylemiş olduğunu, kendisinin de Murat ÖZKAN'a böyle bir görüşmenin yapılabileceğini görüşme yeri konusunda da tamamen Ali YIGIT'in söylediği yere gidebileceklerini belirttiklerini, bir müddet sonra Murat ÖZKAN' in söz konusu toplantının yerini Ümraniye'de bir balıkçı dükkanı olarak verdiklerini, bu adresi Avukat ENGİN BEY'le Avukat SEÇKİN BEY'e de bildirdiğini, bu sebeple oraya gelmesini istediğini, kendisinin de söylenen saatte kendi vasıtasıyla söz konusu balıkçı dükkanına gittiğini, toplantıya en az 10-12 kişinin katıldığını, Ali YİĞİT'in abisi dahil akrabaları ile birlikte kalabalık bir şekilde geldiklerini, toplantıda Muzaffer TEKİN vekili olarak 'kendisinin, ve> Avukat ENGİN'in,

Mahmut ÖZTÜRK'ün vekili Avukat SEÇKİN ve Mahmut ÖZTÜRK'ün kardeşi İsa ÖZTÜRK ve ortağı Murat ÖZKAN ile Ali YİĞİT ve isimlerini bilemedi birçok akrabasının katılmış olduklarını, karşılıklı tanışmadan sonra geçmiş olsun dileklerinde bulunduklarını, Ali YIGIT'e Emniyette verdiği ifadeyi okuyarak bu ifadeyi verip vermediğini sorduklarını, Ali YIGIT'in kesinlikle bu ifadeyi vermediğini olayın gerçeğini bire bir cümlelerle herkesin huzurunda anlattığını, anlatımlarını not şeklinde yazdığını, aldığını notu tek tek herkesin huzurunda cümle cümle Ali YİĞİT'e tekrar okuyarak ifadenin bu şekilde olup olmadığını sorduğunu, Ali YİĞİT'in verdiği ifadesinin hatalı olduğunu, okutmadan imzalatılmış olduğunuvekil arkadaşının ifadenin sonunda geldiğini, bu sebeple ne yazıldığını bilmediğinden imzalamak zorunda kaldığını, ama gerçeğin kendisinin anlatığı gibi olduğunu, bunun için "yarın Savcılığa gidip ifademi yeniden vereceğim" dediğini, kendisinin de daha önce Savcı Zekeriya ÖZ'e bu konuyu anlatıp Ali YİĞİT'in yeniden ifadesini alıp almayacağını sorduğunu, sayın savcının da gelirse alırım dediğini, ancak ertesi gün Avukatının tesirinde kalarak belki de muhtemelen Avukatın sorumluluğu doğabileceğinden ifade vermeye gitmemiş olduğunu, kendilerinin de bunun üzerine o toplantıda bulunan kişileri tanık olarak dinlettiklerini, Murat ÖZKAN'ın arabasında yapılan aramada ele geçen ifade tutanaklarının söz konusu toplantıda almış oldukları notlar olduğunu " beyan etmiştir.

g)Şüpheli değerlendirilmesi;

Murat

ÖZKAN'ın

Hukuki

durumunun

Ümraniye'de ele geçirilen el bombalan ve bağlantılı olan kişiler hakkında ifade veren ve şüphelilerin arasındaki örgütsel bağlantıların ortaya çıkmasına katkıda bulunan Ali YİĞİT üzerinde cezaevinde iken Mehmet DEMİRTAŞ ile Oktay YILDIRIM 'in baskı ve tehdit uygulayarak gerçek beyanı dışında kendilerinin lehlerine olarak hazırlayıp verdikleri farklı bir ifadeyi ezberletmeye çalıştığı bilindiği halde Ali YİĞİT cezaevinden tahliye olduktan sonra da benzer şekildeki ifadeyi vermesi için şüpheli Kemal KERİNÇSİZ'in Ali YİĞİT'i boş bırakmaması gerektiği yönündeki telefondaki talebi üzerine Şüpheli Murat ÖZKAN'ın, Ali YİĞİT ile bir toplantı yapılmasını temin ettiği, bu toplantı sonrasında da Ali YİĞİT'in yine ifadesini değiştirmemesi üzerine, şüpheli Kemal KERİNÇSİZ tarafmdan yazılıp kendisine verilen ve arama sırasında arabasında ele geçirilen ifadeyi ezberleyerek örgüt üyeleri lehine ikinci kez tanık olarak ifade vermek suretiyle; yasadışı ERGENEKON terör örgütü içinde hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiğine ilişkin kamu davasının açılmasını gerektirecek yeterli şüphenin oluştuğu anlaşıldığından; Şüpheli Murat ÖZKAN hakkında 5237 Sayılı TCK'nun 314/3 ve 220/7. maddesi yollaması ile TCK'nun 314/2, Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddesi gereğince cezalandırılması şüpheli hakkında TCK'nun 53/1-2/3, 54/1, 58/9 ve 63. maddelerinin tatbiki talep edilmiştir.

62- ŞÜPHELİ SATILMIŞ BALKAŞ a) Emniyet ifadesinde,
"1973 yılında Kastamonu da doğduğunu, lise Mezunu olduğunu, 1993 yılında askerliğini yaptığını, çeşitli temizlik işlerinde çalıştıktan sonra Met Güvenlik şirketine başvurarak güvenlik görevlisi olduğunu, 2004 yılından beri Sakıp SABANCI'nm mezarında Güvenlik Görevlisi olarak çalıştığını, evli ve çocuksuz olduğunu, aynı anne ve babadan olma iki kardeş olduklarını, Pasaportu olmadığını, bugüne kadar Legal veya illegal yollardan yurtdışına çıkmadığını, Güvenlik Kuvvetleri tarafından bugüne kadar kendisi ve aile fertlerinden biri için herhangi bir işlem yapılmadığını, Kastamonu-Araç-Bahçecik köyü yardımlaşma ve dayanışma derneğine üye olduğunu, herhangi bir terör örgütüne üyeliği olmadığım, Ümraniye de elde edilen el bombalan hakkında görsel basın ve gazetelerden gördüğü ve okuduğu bilgiler haricinde herhangi bir bilgisinin' bulunmadığını, Kemal

KERİNÇSİZ isimli şahsı internet haberlerini okurken ve Rum Ortodoks Patrikhanesine karşı yürüttüğü mücadeleyi fikir olarak desteklediği için kendisinin telefonunu internetten aldığını ve mücadelesinden dolayı kendisine teşekkür etmek için aradığını, bayramlarda ve özel günlerde kendisini aradığını, 3336 numaralı, 16.12.2007 tarihli iletişim Tespit tutanağında Kemal KERİNÇSİZ ile yapılan birbirinin devamı niteliğindeki iki mesaj hakkında sorulduğunda, mesajı kimsenin telkin ve yönlendirmesi ile çekmediğini, 2004 yılında üniversite sınavına hazırlanırken okuduğu Atatürk İlke ve İnkılap tarihi derslerinde Kuvayi Milliye Derneğini tanıdığını ve kendinde Kuvayi Milliye fikrinin geliştiğini, mesajda adı geçen paşaların isimlerini internetten öğrendiğini, Kemal KERİNÇSİZ'in kendisinin gönderdiği mesajlara karşılık vermediğini, bunun üzerine bahse konu mesaj hakkında Kemal KERNİÇSİZ isimli şahsın cep telefonunu aradığını ve mesajın içeriği hakkında soru sorduğunu, Kemal KERİNÇSİZ'in kendisine hitaben "bu gibi konuların telefonda konuşulamayacağmı, kendisini aşan konular olduğunu" beyan ederek telefonu kapattığını, 22.01.2008 günü adresinde yapılan aramada elde edilen yazılı dokümanlar hakkında sorulan sorulara vermiş olduğu cevapta, 3 numara ile numaralandırılmış "Sayın Dilek EKER" ile başlayan yazılı dokümanı çalıştığı işyerinde ki konfeksiyon bölümünde Dilek isimli bir bayana duygusal anlamda bir şeyler yazması için vermiş olabileceğini, 7 numara ile numaralandırılmış tarihini hatırlamadığı "bu bir gerçektir" isimli Word belgesini roman yazma hevesinden dolayı böyle bir çalışma ürünü olduğunu, "Bu ülke de bazı politikacıları idam mı bekliyor? Bu ülkeyi hainler yönetmiş" şeklinde söylemlerin bulunduğu 5 ve 6 numaralı dokümanları 2002 yılında yapılan genel seçimler de partilere vererek kime oy vermeleri gerektiği yönünde fikir edinmeleri için kendisi tarafından hazırlanan bir not olduğunu" beyan etmiştir. "Kolluk ifadesini tekrarladığını, kendisinin Sakıp SABANCI'nm mezarı başında güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, soruşturma kapsamındaki kişilerden Av.Kemal KERİNÇSİZ'i internetteki haber sitelerinden gördüğünü ve telefonunu aldığını, daha sonra ise bürosuna giderek tanıştığını, Kemal KERİNÇSİZ'e gönderdiği 16 Aralık 2007 tarihli "KEMAL BEY BAZI VATANDAŞLAR GENELKURMAY BAŞKANININ DARBE YAPAMAYACAĞINI AKP İKTİDARININ İPİNİ ÇEKEMEZ DİYORLAR, PEKİ KİM ÇEKER, ORGENERAL ERDAL CEYLANOĞLU (EDOK) VE ORGENERAL HASAN IGSIZ (2.0RDU KOMUTANI) BU GENERALLERDEN BİRİSİ OLSA OLURDU" şeklindeki telefon mesajını boş bulunduğu için dalgınlık ile çektiğini, daha sonradan da telefon açıp mesajı alıp almadığını sorduğunu, Kemal KERİNÇSİZ'in mesajını aldığını ancak birşey söylemesi halinde kendisini alıp bir yere koyacaklarını söylediğini, mesajda geçen EDOK'un Eğitim ve Doktrin Komutanı anlamına geldiğini, daha önce Kemal KERİNÇSİZ ile aralarında darbe v.s. konulan konuşmadıklarını, kendisi otobüste bu şekilde konuşulduğunu duyduğu için mesaj çektiğini, bundan pişmanlık duyduğunu, kendisinin herhangi bir yasadışı oluşum içinde olmadığını, ele geçirilen bomba ve mühimmatlarla ilgisinin bulunmadığını" beyan etmiştir. Şüpheli Satılmış BALKAŞ'm; Nartanesi Sokak No: 13/5 Küçükbakkalköy -KADIKÖY adresinde yapılan aramada; -(6) adet 1 'den 6'ya kadar numaralandırılmış CD, -(1) adet Samsung marka HD1230IJ model Hard Disk (PEFCACB1N22058) 120 Gb. SN:SOAEJ1PP300580 -(2) adet 1 'den 2'ye kadar numaralandırılmış disket, -Samsung marka D520 model 353134/01/501451/7 İMEİ nolu cep telefonu, -(1) adet telefon üzerine takılı 01.04.150675496 seri nolu Turkcell hazır kart, -(1) adet Kingston marka DTI0/1GB 014169-316A00LF;sen nolu flash disk,

b)-Savcılık ifadesinde;

c)-Aramalarda elde edilen deliller;

-(1) ile numaralandırılan Sn.Alim CAN ibaresi ile başlayan tel:216 573 11 43 ibaresi ile biten, -(2) ile numaralandırılan "Sn.A.Rafet MESTÇİOĞLU" ibaresi ile başlayıp "Satılmış BALKAŞ" ibaresi ile biten, -(3) ile numaralandırılan "Sn.Dilek EKER" ibaresi ile başlayıp "Ben de sizlere vesile oluyorum diye yazıyorum" ile biten el yazımı not, -(4) ile numaralandırılan "milletler hizmet bekler" ibaresi ile başlayıp "Belediyeyi seç (Satılmış)" ibaresi ile biten büyük harflerle yazılı bilgisayar çıktısı, -(5) ile numaralandırılan "Ülkemizde" ibaresi ile başlayıp "bekliyorum" ile biten büyük harflerle yazılı bilgisayar çıktısı, -(6) ile numaralandırılan "Bu memleketi hainler yönetmiş" ibaresi yazılı bilgisayar çıktısı, -(7) ile numaralandırılan "Bu bir gerçektir" ibaresi ile başlayıp arka sayfasında "Satılmış pişman olmayacağız yarma " ile biten el yazımı doküman, Üst Aramasmda; -(1) adet, 8990029252770487955L6969 Vodafone marka sim kart, -(1) adet, 0705170279257 sim plus hazır kart elde edilmiştir. l)Dokümanların incelenmesinde; l'den 7'e kadar numaralandırılmış yazılı Dokümanlarm yapılan incelemesinde, 1 Numaralı dokümanın; Satılmış BALKAŞ tarafından Doğu Türkistan Göçmenleri Derneği üyesi olan Alim CAN isimli şahısa kendisi ile irtibata geçmesi için yazılmış faks ile çekileceği değerlendirilen bir yazı olduğu, 1 Numaralı dokümanın; Satılmış BALKAŞ tarafından A. Rıfat MESTÇİOĞLU isimli askeri personele yazılmış mektup olduğu, 1 Numaralı dokümanın; Satılmış BALKAŞ tarafından Dilek EKER isimli şahısa yazılmış mektup olduğu, 4 Numaralı dokümanın; "Millet Hizmet Bekler Fakat Hizmet Alabilmek Önemlidir. Milletler Hizmet Alabilecekleri Belediyeleri Seçmelidirler. Hizmet Almak İstediğin Belediyeyi Seç. Satılmış" şeklinde bilgisayar çıktısı olduğu, 4 Numaralı dokümanın; "ÜLKEMİZDE BAZI POLİTİKACILARI İDAM SEHPASI BEKLİYOR MU?" şeklinde bilgisayar çıktısı olduğu, 6 Numaralı dokümanın; "BU MEMLEKETİ HAİNLER YÖNETMİŞ" şeklinde bilgisayar çıktısı olduğu, 6 Numaralı dokümanın; Satılmış BALKAŞ tarafından yazılmış içeriğinde yazmış olduğu kitap ile ilgili bilgilerin bulunduğu el yazması doküman olduğu tespit edilmiştir. 2)Bilgisayar incelemesinde: Satılmış BALKAŞ'tan elde edilen Samsung marka HD1230IJ model Hard Disk, (6) adet CD, (2) adet disket ve (1) adet Kingston marka flash diskin yapılan incelemesinde herhangi bir suç unsuruna rastlanmamıştır. Tape: 3072 , 16.12.2007 tarihi, saat: 22:03 sıralarında, şüpheli Satılmış BALKAŞ tarafından, Kemal KERİNÇSİZ'e; « KEMAL BEY. BAZİ VATANDAŞLAR. GENEL KURMAY BASKANİNİ DARBE YAPAMAYACAĞIN AKP.IKTİDARİNİNJPİNİ ÇEKEMEZ DİYORLAR.PEKİ KİM ÇEKER.ORG.ERDAL CEYLANOGLU. (EDOK)VE ORG HASAN IGSIZ. ZORDU KOMUTANI. BU GENARALLERDEN BİRİSİ OLSA OLURDU...." Şeklinde iki adet mesaj gönderildiği^" * ..-^N» 16.12.2007 günü saat : 22.05'de Satümfş BAIK£^ge Kemal KERİNÇSİZ arasındaki telefon görüşmesinde özetle; u u> ^ /tfjj3*N

d)-Telefon görüşmeleri;

Satılmış BALKAŞ'm "TAMAM ALDIN MI MESAJIMI" dediği, Kemal KERİNÇSİZ'in "HA ALDIM" dediği, Satılmış BALKAŞ'm "DOĞRU BİLMİYORUM DOĞRU MU DÜŞÜNDÜK AMA" dediği, Kemal KERİNÇSİZ'in "VALLA SATILMIŞ'IM ŞİMDİ BUNLARI SEN TELEFONDA KONUŞURSAN BİZİ ALIR YERE KOYARLAR" "ÇÜNKÜ BU İNSANLARIN NEYİ NE ŞEKİLDE ALGILADIKLARI BİLE BELLİ DEĞİL" "ARTIK NORMAL BASİT Bİ KONUŞMA BİLE ADETA SUÇ KONUSU SAYILIYO ANLATABİLDİM Mİ BENİM CAN KARDEŞİM" dediği, Satılmış BALKAŞ'm "ANLADIM EFENDİM AMA YANİ BEN TESPİTİMİN DOĞRU OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM" dediği görülmüştür. Şahsın örgüt içindeki ilişkisinin Kemal KERİNÇSİZ ile olduğu, Şüpheli Kemal KERİNÇSİZ, Savcılık ifadesinde adı geçen Satılmış BALKAŞ'ı tanımadığını beyan etmesine karşın, ifadesinin ilerleyen bölümlerinde şahsın kendisine gönderdiği "KEMAL BEY BAZI VATANDAŞLAR GENEL KURMAY BAŞKANINI DARBE YAPAMAYACAĞINI AKP İKTİDARININ İPİNİ ÇEKEMEZ DİYORLAR PEKİ KİM ÇEKER ORG. ERDAL CEYLANOGLU (EDOK) VE ORGENARAL HASAN IGSIZ (2.0RDU KOMUTANI) BU GENERALLERDEN BİRİ OLSAYDI OLURDU' şeklindeki mesaja yönelik sorulan soru üzerine vermiş olduğu cevapta" Ben kesinlikle bu tür mesajları konuşmaları tasvip etmiyorum, zaten cevabımı da telefonda veriyorum, bu tür ordu ile ilgili ulu orta yapılacak konuşmaların kurumları yıpratmaktan başka bir işe yaramayacağı inancında olduğumdan her zaman karşı gelmişimdir, ancak karşımdaki insanları kırmamak için bunu yumuşak bir üslupla geçiştirmişimdir, burada da telefon sahibine katılmadığım açıkça ifade edilmiştir.'1'' şeklinde verdiği cevaptan da anlaşılacağı üzerine adı geçen şahısla karşılıklı mesaj lastiğim ve telefonla konuştuğunu kabul etmekte böylece şahsı tanıdığı anlaşılmıştır. Yapılan telefon görüşme analizinde de şüpheli Satılmış BALKAŞ'm, Şüpheli Kemal KERİNÇSİZ ile toplam 71 kez görüşme yaptığı tespit edilmiştir.

e)-Diğer şüphelilerle örgütsel irtibatları;

f)- Şüpheli Satılmış BALKAŞ'm Hukuki durumunun değerlendirilmesi;
Şüpheli Satılmış BALKAŞ'm kendi beyanına göre önceleri fikirlerini beğendiği için yasadışı ERGENEKON terör örgütünün özel görevli üyelerinden olan şüpheli Kemal KERİNÇSİZ 'in telefon numarasını internetten aldığını, kendisine bayram ve yılbaşı gibi özel günlerde mesaj çektiğini, daha sonra bürosuna gidip tanıştığını beyan etmiş olup, Kemal KERİNÇSİZ ifadesinde Satılmış BALKAŞ'ı tanımadığını beyan ederek, şüpheli Satılmış'ı tanıdığını gizleme ihtiyacı duymuştur. Telefon görüşme analizleri neticesinde de şüpheli Satılmış BALKAŞ'm 01/01/2000 tarihinden operasyon tarihine kadar olan süre içinde ERGENEKON terör örgütünün özel görevlilerinden olan Şüpheli Kemal KERİNÇSİZ ile 71 kez görüştüğü, bu şekliyle örgütsel irtibatının olduğu anlaşılmıştır. Şüpheli Satılmış BALKAŞ'm yukarıda belirttiğimiz askeri darbe yapılması yönündeki telefon mesajını göndermesinin dalgınlığına geldiği yönündeki savunması dahi gerçek amacım ortaya koyması açısından yeterlidir. Bir kişinin durup dururken herhangi birine askeri darbe yapılması gerektiğini telefon mesajı olarak göndermesi hayatın olağan akışına uygun değildir, önceye dayalı bir ilişkisi ve irtibatı olmasa böyle bir eylemde bulunmaz, aralarında fikir ve amaç birliği olmasa böyle bir şeye cesaret edemez, mesajı gönderen ile karşı tarafta mesajı alan şahıs arasında sıkı bir ilişkinin varlığı yadsınamaz, ayrıca şüphelinin evinde yapılan aramada ele geçirilen dokümanlardan da aynı düşünceyi paylaştıkları açıkça anlaşılmış olup şüpheli Satılmış BALKAŞ'm yasadışı ERGENEKON terör örgütü ile süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden organik bir bağ kurduğu ve terör örgütü üyesi olmak ve halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana tahrik suçlarını işlediği hususunda yeterli şüphe teşkil eden delil elde edildiği anlaşıldığından;

Şüpheli Satılmış BALKAŞ hakkında 5237 Sayüı TCK'nun 314/2, 313/1, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5 ve TCK'nun 53, 54/1, 58/9 ve 63. maddelerinin tatbiki talep edilmiştir.

63-ŞÜPHELİ ASİM DEMİR
"Sivas'ta doğduğunu, İlkokul mezunu olduğunu 1996 yılında Ali KOCAOĞLU'nun kızı Gülşah ile evlendiğini, bu evliliğinden 2 çocuğunun olduğunu, 2004 yılında Küçükçekmece- Sefaköy'de Kaymakamlığın karşısında Okyanus Cafe isimli iş yerini açtığım ve 1 yıl süreyle burayı çalıştırdığını, 2003 yerel seçimlerinde Küçükçekmece ilçesinde MHP'den aday olan Avukat Kemal KERİNÇSİZ isimli şahıs ile tanıştığını, o tarihlerde Küçükçekmece Kanarya Mahallesi'nde bulunan Ülkü Ocaklan'nda takıldığını, bu vesileyle kendisiyle çalıştığını, parti ve seçim çalışmalarına katıldığını, 2004 yılından sonra işyerini kapattığını, en son olarak 2003 yerel seçimlerinden tanıdığı Avukat Kemal KERINÇSIZ'in yanma gelerek kendisinden iş talebinde bulunduğunu, kendisinin de bürosunda çaycılık ve evrak getir-götür işlerine bakmasını söylediğini halen burada ücret karşılığında çalıştığını kalacak yerinin olmamasından dolayı kendisinin başkanlığını yaptığı dernekte kaldığını, bir arkadaş vasıtasıyla tanıştığı kendisiyle birlikte gözaltına alınan Müzeyyen ŞEN isimli şahısla yakalandığı günün akşamı beraber olduklarını, geç vakit olması nedeniyle kendisini kalmış olduğu derneğe getirdiğini ve dernekte kaldığını, yakalandığında onun da dernekte olduğundan dolayı birlikte gözaltına alındıklarını, pasaportu olmadığını, herhangi bir dernek, sendika veya partiye üyeliğinin bulunmadığını, Kullanmakta olduğu 0536 528 62 18 numaralı hattın kardeşi Sebahattin DEMİR adına kayıtlı olduğunu, Büyük Hukukçular Birliği Derneği'nde yapılan aramada elde edilen 30 adet "Türk Milleti Atatürk'ün evine yakışan cumhurbaşkanını seçiyor" ibaresi ile başlayıp "Büyük Türk Milleti Cumhuriyet İçin Elele" ile biten dokümanın ve 2. sayfasında Cumhurbaşkanlığı küresel işbirlikçilerinin eline geçtiğinde işgal edilecek makamlar ve yetkiler başlığı altında cumhurbaşkanının atayacağı makamlar ve kullanacağı yetkiler alt alta sıralandığı -3. ve 4. sayfasında Türkiye Cumhuriyeti Nasıl Bir Cumhurbaşkanı İle Temsil Edilmelidir? başlığı altında Cumhurbaşkanın sahip olması gereken tecrübe-bilgi, yabancı güçlerin denetiminde olmayan, "Türkiyelilik", "alt ve üst kimlik" gibi fantezilerle uğraşmayan, manevi değerleri ve inancı istismar etmeyen gibi özelliklerin alt alta sıralandığı ve ayrıca Cumhurbaşkanlığı yemini ile sonlandmlmış altında büyük Türk Milleti Cumhuriyet için elele ibaresiyle son bulduğu anlaşılan dokümanlar hakkında herhangi bir bilgisinin bulunmadığını, bir ara Kemal KERİNÇSİZ ile aralarının bozulduğunu bu esnada artık dernekte kalmadığını, yaklaşık iki ay sonra derneğe tekrar geri döndüğünde bahse konu belgeleri gördüğünü kimin tarafından ve ne zaman getirildiği konusunda herhangi bir bilgisinin bulunmadığını ve bahse konu belgelerin bir yerlerde dağıtıldığına şahit olmadığını, kendisiyle birlikte gözaltına alman şahıslardan; Kemal KERİNÇSİZ'i ikamet olarak kullandığı Büyük Hukukçular Derneği Başkam olarak tanıdığını, kendisiyle olan tanışıklığını detaylı olarak yukarıda anlattığını, Sevgi ERENEROL'u Kemal KERİNÇSİZ vasıtası ile tanıdığını, Kemal KERİNÇSİZ'in Orhan PAMUK hakkında açmış olduğu davanın duruşmasında Şişli Adliyesinde Kemal KERİNÇSİZ ile buluştuğu zaman tanıdığını, Atilla AKSU isimli şahsı Kemal KERİNÇSİZ'e Adliyeden evrak getirip götürürken tanıdığını 3329 no'lu iletişim tespiti tutanağından; 07.11.2007 tarihi, saat 17:20 sıralarında Kemal KERİNÇSİZ ile telefon görüşmesi yaptığı ve burada "şeyi aldım yani Atilla 'dan gizli belgeler var demiştin ya.. " şeklinde beyanlarda bulunduğu konuşma için, bahse konu telefon görüşmesini hatırlamadığını, Atilla AKSU isimli .şahıstan hgrhangi bir belge almadığını,

a) Emniyet İfadesinde;

Kemal KERİNÇSİZ ve Atilla AKSU isimli şahısla olan ilişkilerini daha önceden detaylı anlattığını, 3331 no'lu iletişim tespiti tutanağından; 15.12.2007 tarihi, saat 14.58 sıralarında Selahattin Demir adına kayıtlı 0536 528 62 18 numaralı hattan Kemal Kerinçsiz ile yaptığı telefon görüşmesi için; konuşmada adı geçen bayanın 2. Sulh Hukuk Mahkemesi Kalemindeki müdür olduğunu İsimini hatırlamadığını Kemal KERİNÇSİZ'le Başbakan'a açtığı tazminat davası ile ilgili konuştuklarını sandığını, dava sonucu ile ilgili Kemal KERİNÇSİZ'e yapacağı tebligatı kendisine elden verdiğini kendisinin de Kemal KERİNÇSİZ'e götürdüğünü, 3330 no'lu iletişim tespiti tutanağından; 17.12.2007 tarihi, saat 19.54 sıralarında 0536 325 90 50 numaralı hattan arayan bir bayan şahısla yaptığı telefon görüşmesi için; Zeytinbumu'nda ikamet eden bir arkadaşı olduğunu, kendisiyle arkadaşlıktan öte herhangi bir bağının olmadığını konuşmada geçen makineden kasıt kendisine ait olan kurusıkı silah olduğunu, Zaten bu silahın yakalandığı dernekte yapılan aramada bulunduğunu" beyan etmiştir. "Avukat Kemal KERİNÇSİZ'in yanında çaycı olarak aylık 500 YTL maaşla çalıştığını, bazen de Adliyeye dosya getir-götür işini yaptığını, kendisinin Büyük Hukukçular Derneğinde yatıp kalktığını, gözaltına alman kişilerden Kemal KERİNÇSİZ, Sevgi ERENEROL ve Müzeyyen ŞEN'i tanıdığını, Sevgi ERENEROL'u basın açıklamasında ve Orhan PAMUK ile ilgili davanın duruşma günleri Adliye önündeki protestoda gördüğü için tanıdığını, kendisinin Ümraniye ilçesinde ele geçen el bombalan ile ilgisininolmadığını, sonu 62 18 ile biten telefon hattının kardeşi Sebahattin DEMİR'e ait olduğunu, Büyük Hukukçular Derneğinde ele geçen dokümanlan kimin koyduğunu bilmediğini, kendisinin 2007 yılı içerisinde 2 ay kadar Kemal KERİNÇSİZ'in yanından aynldıktan sonra geri döndüğünü, iş ile ilgili Adliyeye gidişleri nedeni ile Atilla AKSU'yu tanıdığını, ancak merhabalığı olmadığını, savcılık kaleminde çalışıyor olabileceğini, Sorulması üzerine ise ; 07.11.2007 tarihi, saat 17:20 sıralannda Kemal KERİNÇSİZ ile yapılan görüşmeyi tam olarak hatırlamadığını, kendisinin ilkokul mezunu olduğunu, gizli belgeler ile ilgisi olamayacağını, bu görüşmenin şaka amaçlı olabileceğini, kendisinin Atila AKSU'dan bir şey almadığını, 15.12.2007 tarihi, saat 14:58 sıralannda yapılan telefon görüşmesinin, Kemal KERİNÇSİZ'in başbakan aleyhine açtığı davaya ilişkin tebligatın kendisine elden verilmesi ile ilgili olduğunu, görüşmede geçen müdüre hanımın Kartal Adliyesi 2.Sulh Hukuk Mahkemesi Müdürü olduğunu, 17.12.2007 tarihi, saat 19:54 sıralanndaki telefon görüşmesini, Sabiha DEĞİRMENCİ ile yaptığını, görüşmede makine sözünden kurusıkı silahı kastettiğini, kendisinin dükkanını batırdığını, mafyacılık oynayan kişilerin kendisinden haraç istediğini, bu nedenle iş yerini kapattığını, kurusıkı silahı o tarihlerde aldığını, yakın zamanda silah almadığını, görüşmede geçen sözlerin şaka mahiyetinde söylendiğini, Kemal KERİNÇSİZ'in Kartal Adliyesinde görevli müdüre hanım ile önceye dayalı bir ilişkisi olup olmadığını bilmediğini, ancak olay günü Kartal Adliyesine giderek başbakana açılan davayla ilgili karar örneğini aldığım,bu sırada müdüre hanım ile Kemal KERİNÇSİZ'in telefonla görüştüklerini, içeriğinin doğru olduğunu,kendisinin kaldığı Büyük Hukukçular Derneğinde her hangi bir silah ve patlayıcı madde olmadığını, Büyük Hukukçular Derneğinde çantası içinde ele geçen Bora marka silahın kendisine ait olup kuru sıkı olduğunu zannederek 2006 yılında hatırlamadığı birisinden aldığını, Sabiha DEĞİRMENCİ ile yaptığı görüşmeŞîi^^aka mahiyetinde olduğunu, görüşmede "yeni aldım bir tane ya " sözü ile herhangi Şir şey kastetmediğini beyan etmiştir İ •'"' <* L-~-r-v * , *^

b) Savcılık İfadesinde;

\

<=g>-—J

c) Aramalarda elde edilen deliller;
Şüpheli Asim DEMİR'in Hoca Üveys Mahallesi Cemil Sakarya sokak Güler Ap.No:2/6 Büyük Hukukçular Derneği FATİH sayılı adresinde Sekreter odasında yapılan aramada elde edilen 9 adet CD'nin yapılan incelemesinde, Ö.No'lu CD'de Sevgi ERENEROL, Muzaffer TEKİN, Kemal KERİNÇSİZ, Rafet ARSLAN isimli şahısların da bulunduğu 2005 yılında Büyük Hukukçular Birliğinin yapmış olduğu toplantı resmi ve Basın Bildirisi bulunduğu, Oktay YILDIRIM isimli şahsın Yeni Hayat Dergisi için yazmış olduğu yazılardan derginin 3. sayfasında "Bu bir Dip Dalgasıdır" başlığı altına yazının olduğu, Şüpheli Asim DEMİR'in yakalandığı yerde ele geçirilen "Seagate_10GB_SN_7DBUTlK" marka hard diskinde yapılan incelemede, Asim_DEMİR_Seagate_10GB_SN_7DBlJTlK isimli klasör içerisinde bulunan, "EXPORT" klasörü içerisindeki 1.2) _AYASOFYA TÜZÜK ll.doc isimli 12 sayfadan oluşan ve (imaj programı ile kurtarılan silinmiş belge) "Ayasofya Derneği Tüzüğü" başlığı altında dernek tüzüğünün aşağıdaki gibi olduğu; Aynı adreste yapılan arama sırasında 1 Adet ÇAKARD Marka çanta içerisinde 9765 seri numaralı cal 9 mm KNALL BORA-MK-19 Marka kurusıkıdan bozma toplu tabanca ele geçirildiği; Kriminal incelemesi sonucu tanzim edilen 24.01.2008 tarihli ve 2008/1105 sayılı ekspertiz raporuna göre: "9765 numaralı silah 9 mm çaplı, ses ve gaz fişeği istimal eden BORA Marka MK-19 Model 6'h toplu bir tabanca olduğu, ateşleme sisteminde görev alan mekanik aksamının sağlam ve işler durumda olduğu, namlusu içerisinde ateşli silah fişeklerinin istimalini engelleyen parçanın ise bulunmadığı, Bahse konu tabancanın mevcut haliyle laboratuarda yapılan denemelerde ses ve gaz fişeklerini istimal edebildiği gibi aynı çaplı el yapımı çekirdekli (Metal Bilyeli) fişekleri atabileceği, El yapımı çekirdekli (Metal Bilyeli) fişekleride atabileceği görülen tabancanın 6136 sayılı yasaya göre yasak niteliğine haiz ateşli silahlardan olarak mütalaa edilmesi gerektiği, 6136 sayılı yasanın 12/4. bendende belirilen vahim silahlardan olmadığı, tespit edilemeyen olaylar arşivinde her hangi bir irtibatının bulunmadığı," belirtilmiştir. Tape: 3282, 07.11.2007 tarihi, saat:17:20 sıralarında ASİM DEMİR ile KEMAL KERİNÇSİZ arasında yapılan telefon görüşmesinde özetle; ASİM DEMİR'in "ŞEYİ ALDIM YANİ ATİLLA'DAN GİZLİ BELGELER VAR DEMİŞTİN YA" dediği, yapılan görüşmeden Kemal KERİNÇSİZ'in şahıs ile önceden görüştüğü ve şahsa Sultanahmet Adliyesinde görevli olan Atilla AKSU isimli şahısta bulunan GİZLİ BELGELERİ alıp kendisine getirmesi talimatı verdiği, şahsın da bu talimat üzerine GİZLİ BELGELERİ şüpheli Atilla AKSU'dan aldığını telefon açarak Kemal KERİNÇSİZ'e ilettiği KEMAL KERİNÇSİZ'in de "GİZLİ DEĞİL BE YAVRUCUĞUM, NORMAL BELGE ÖYLE GİZLİ BELGE OLUR MU LAN SEN DE TELEFONDA GİZLİ BİLGİ, GİZLİ BİLGİ, ULAN NE GİZLİSİ OLUR MU ÖYLE ŞEY NORMAL BELGE HA ALDIN MI ONLARI ?" şeklinde yapılan görüşmede ERGENEKON terör örgütü yöneticilerinden olan şüpheli Kemal KERİNÇSİZ'in örgütün amacı doğrultusunda kullanabileceği bilgi ve belgeleri normal prosedür dışında el altından savcılıkta görevli Atilla AKSU isimli şahıstan menfaat karşılığı aldığı ve sürekli şahıs ile irtibatlı olduğu, önemli bir dan/a belgesi olduğunda şahıs ile telefonlaştığı ayrıca alınacak bilgi ve belgeleri şüpheli.,Asimi DEMİR vasıtası ile aldırdığı anlaşılmıştır.

d) Şüpheli Asim DEMİR'e ait telefon görüşmeleri;

Tape: 3026 07.11.2007 tarihi, saat:12.19 sıralarında, Kemai KERINÇSIZ'in İstanbul Adliyesi Savcılık kaleminde görev yapan şüpheli Atilla AKSU' nun kamuoyunda sansasyonel hale gelmiş bazı insanların dosya safahatları ve fotokopilerini Kemal KERİNÇSİZ'e vererek, bu dosyalar ile alakalı geçen görüşmede; Kemal KERINÇSIZ'in Atilla AKSU'ya hitaben; «ÇOK GÜZEL, HEPSİ BİRBİRİNDEN GÜZEL. ON NUMARA YANİ ON NUMARA" dediği, Atilla AKSU'nun da "MUZAFFER BEYİN KARŞI TARAFINDA OLAN BAZI ŞEYLERİ." Kemal KERINÇSIZ'in de "A O ONLAR ÇOK FAYDALI OLDU, ONLAR BİLDİĞİN GİBİ DİĞİL. ONLAR ÖYLE FAYDALI OLDU Kİ ABİ" diyerek, İstanbul Adliyesinde memur olarak çalışan şüpheli Atilla AKSU' nun aynı gün saat: 12.19 sıralarında, Kemal KERINÇSIZ'in yanında çalışan Asim DEMİR'e teslim ettiği, şüpheli Asim DEMİR'in Kemal KERİNÇSİZ'i arayarak "ŞEYİ ALDIM YANİ ATİLLADAN GİZLİ BELGELER VAR DEMİŞTİN YA.." diyerek, Atilla AKSU'dan almış olduğu GİZLİ BELGELERİ, teslim aldığına dair Kemal KERİNÇSİZ'e bilgi verdiği anlaşılmıştır. Şüpheli Atilla AKSU ifadesinde; Kemal KERİNÇSİZ'e verilmek üzere Adliye'den aldığı bazı soruşturma evraklarını şahsa teslim edilmesi amacıyla Asim DEMİR'e verdiğini beyan etmiştir. Telefon Bağlantıları; Şüpheli Asim DEMİR'in telefon ve sim kart kayıtları incelendiğinde; Kemal KERİNÇSİZ-05322143354, Kemal KERİNÇSİZ - 05332949190 Şeklinde kayıtlara rastlandığından adı geçen şüpheli ile irtibatlı olduğu, Şüpheli Atilla AKSU'nun 3281 no'lu iletişim tespit tutanağında; 07.11.2007 tarihi, Saat 12:19 sıralarında şüpheli Kemal KERİNÇSİZ ile yaptığı telefon görüşmesi ile ilgili sorulan soruya; " Kemal KERINÇSIZ'in avukat olduğunu, Adliyeye gelip gittiğini, kendisini on yıldır tanıdığını, ancak, kendisiyle gerçek samimiyetinin yaklaşık bundan 4 yıl önce, amcasının oğlunun kızı olan Simge'nin, eşinden boşanma davasını Kemal KERINÇSIZ'in aldığını, kendilerine yardımcı olduğunu, bu vesileyle kendisiyle samimiyetimiz arttığını, kendisiyle zaman zaman görüşmelerinin olduğunu, baktığı davalarla ilgili kendisinden bazı dosya evrakları istediğini, kendisinin de ona gücü yettiğince yardımcı olduğunu, Avukat Kemal KERİNÇSİZ'in kendisine telefon açtığını, Muzaffer TEKİN'in avukatlığını yaptığını, ancak Muzaffer TEKİN ile ilgili dolandırıcılık ve hırsızlık şaibeleri çıktığını, bunu aydınlatabilmesi için kendisinden Adliyede başka Muzaffer TEKIN'lerle ilgili dolandırıcılık ve hırsızlık suçundan herhangi bir dosyanın bulunup bulunmadığını sorduğunu kendisini de bakayım dediğini, birbirinden farklı 3 adet Muzaffer TEKİN adına kararları çıkardığını, bu Muzaffer TEKİN'lerin 3 'ü de kimlik bilgileri itibariyle birbirinden farklı olduğunu . Bu şahıslarla ilgili hırsızlık dolandırıcılık kaydının bulunduğunu, fakat bunlar, Kemal KERINÇSIZ'in müvekkili olan Muzaffer TEKİN'den farklı kişiler olduğunu Kemal KERİNÇSİZ' de bu bilgilerin çok işine yarayacağını, müvekkilini aklayacağını söylediğini, kendisine yanında çalışan "Arap" olarak bildiği, ancak sonradan Asim DEMİR olarak tanıdığı, Avukat Kemal KERINÇSIZ'in yanında çalışan çaycı Asim DEMİR'e zarf içerisinde verdiğini," beyan etmiştir. Güvenlik Şube Müdürlüğünün hazırladığı dosyanm incelenmesi sonucu; Şüpheli Asim DEMİR'in katılmış olduğu örgütsel eylemler: 1- 07.05.2006 Günü saat 12.15 sıralarında Beyoğlu ilçesi Galatasaray meydanında Hukukçular Birliği ve Milli Güç platformu, Vatansever Güç Birliği, Türkiye'm Topluluğu, Aydmlar Ocağı, Türk Dünyası İnsan Haklar Derneği, Anadolu Dostluk ve

e) Diğer şüpheliler ile olan ilişkileri;

Türkmen Derneği, Şehit Anaları Derneği tarafından Yunanistan'ın Selanik'te açmayı planladığı "Pontus Soykırımı Amtı"m protesto etmek için basın açıklaması düzenlendiği, Kemal KERİNÇSİZ, Av. Özcan PEHLİVANOĞLU, Mualla ERKUT tarafından topluluğa hitap edildiği, Yunanistan Konsolosluğu önüne siyah çelenk bırakıldığı, eyleme şüpheliler OktayYILDIRIM, Muzaffer TEKİN, M.Zekeriya ÖZTÜRK, Emin GÜRSES, Kemal KERİNÇSİZ ve Asim DEMİR'in birlikte katıldığı, Güvenlik şube müdürlüğünün olay esnasında çekmiş olduğu kamera görüntülerinin incelenmesinden anlaşılmıştır. 2-17.05.2006 günü saat 12.00 sıralarında Beyoğlu ilçesi Fransız konsolosluğu önünde Büyük Hukukçular Birliği tarafından "sözde Ermeni soykırımı yasa tasarısını protesto etmek" için basın açıklaması düzenlendiği, Eyleme şüpheliler Oktay YILDIRIM, Kemal KERİNÇSİZ, Sevgi ERENEROL ve Asim DEMİR'in katıldığı, Güvenlik şube müdürlüğünün olay esnasında çekmiş olduğu kamera görüntülerinin incelenmesinden anlaşılmıştır. 3- 07.06.2006 Günü saat 11.25 sıralarında Eminönü ilçesi Sultanahmet adliyesi önünde Perihan MAGDEN'in Vicdani Ret konusunda yargılanmasıyla ilgili 50 kişilik gruba Gönül APAYDIN tarafından basın bülteni okunmuştur. Büyük Hukukçular birliği yazılı pankart,Perihan sen Şehit anası değil, ancak Deniz anası olabilirsin ,vicdani retçilik PKK'ya Hizmettir- ABD Hizmetindeki Fettullah Ordu ve Emniyetten Kirli elini çek-Küreselciler tarikatlar siyasi iktidar Şeytan üçgenini Bozacağız- yazılı dövizler taşınmış. "Her Türk asker doğar-Burası Türkiye ya sev ya terk et-Türkiye Türktür Türk kalacak-Katil ABD işbirlikçi AKP-Asker Doğduk Asker Ölürüz" şeklinde sloganların atıldığı tespit edilmiştir.. Aynı gün İstanbul adliyesi 2.Asliye Ceza mahkemesinde Perihan MAGDEN'in - sanık olarak yargılandığı davanın görülmesi sırasında basın açıklaması yapan gruptaki bazı şahıslarca sözlü sataşma olayının yaşanması üzerine;Adliye binası içerisindeki koridora çevik Kuvvet Şube Müd.Görevli Polisler alınarak , beklemekte olan Perihan MAĞDEN avukatları ile yanlarında bekleyen Şanar YURDATAPAN, Ayşe KÜLİN, Cüneyt ÖZDEMİR, Ataol BEHRAMOĞLU'nun bulunduğu grup ile Av. Kemal KERİNÇSİZ, Pakize ALPAKBABA, M.Zekeriya ÖZTÜRK, Levent TEMİZ, Sevgi ERENEROL isimli şahıslarında bulunduğu, özellikle avukatlar ve gaziler davaya müdahil olmak için ellerinde dilekçeleri ve avukatları ile birlikte gelen şehit yakınlarından oluşan grup arasında, koridorda tampon oluşturulmak suretiyle muhtemel bir olayı önlemek için gerekli Güvenlik tedbirleri alınmıştır. Grubu Av.Kemal KERİNÇSİZ'in yönlendirdiği ve grup içerisinde slogan atılması üzerine, güvenlik güçlerince herkesin duyabileceği şekilde gruba ve grubu yönlendiren şahıslara gerekli uyanlar yapılmış olup, şüpheliler Kemal KERİNÇSİZ ve Sevgi ERENEROL, Oktay YILDIRM, Asim DEMİR'in grup içinde bulundukları, Güvenlik Şube Müdürlüğünün olay esnasında çekmiş olduğu kamera görüntülerinin incelenmesinden anlaşılmıştır. 4- 12.06.2006 Saat 13.15 sıralarında Beyoğlu İlçesi Mete caddesi üzerinde bulunan AB Birliği Bilgi Merkezi önünde Türkiye'm Topluluğu ve Türk Ortodoks Patrikhanesi tarafından "Türkiye'nin AB üyeliği müzakere süreci" ile ilgili basın açıklaması düzenlendiği, Sevgi ERENEROL tarafından basın açıklamasının okunduğu, üzerinde Büyük Hukukçular Birliği yazılı çelengin AB bürosu önüne bırakıldığı, bu etkinliğe şüpheliler Kemal KERİNÇSİZ, Oktay YILDIRIM ve M. Zekeriya ÖZTÜRK, Asim DEMİR'in katıldığı, Güvenlik şube müdürlüğünün olay esnasında çekmiş olduğu kamera görüntülerinin incelenmesinden anlaşılmıştır. 4- 20.06.2006 günü Atatürk hava limanı Genel binası önünde Milli Güç Platformu ve Büyük Hukukçular Birliği organizesinde "Ermenistan Katolikosu 2.Karakin'nin

^/2^1 ' ,•_ r—~~ _^

ülkemizi ziyaretini" protesto eylemi düzenlendiği, konuk Misafirin aracı geçerken grup tarafından yumurta atıldığı, polisin ikazına rağmen eyleme devam edildiği, Merdan AYDIN, Ferdi ÇELİK, Muammer KOCADAĞLI, Fatih SEKMAN isimli şahısların gözaltına alındığı, eyleme şüpheliler Kemal KERİNÇSİZ, Sevgi ERENEROL ve Asim DEMİR'in (Elinde megafon olan şahıs olarak) katıldığı Güvenlik Şube Müdürlüğünün olay esnasında çekmiş olduğu kamera görüntülerinin incelenmesinden anlaşılmıştır. 6- 22.06.2006 günü Heybeliada da açılacak olan Ruhban Okulunu protesto eylemine Av. Kemal KERİNÇSİZ ve Asim DEMİR'in katıldığı, Güvenlik şube müdürlüğünün olay esnasında çekmiş olduğu kamera görüntülerinin incelenmesinden anlaşılmıştır. 7-19.11. 2006 günü saat 08.00 ile 17.00 arası Çağlayan Meydanında Bağımsız Türkiye partisi (BTP) mitingi adı altında açık hava toplantısı düzenlediği, grup tarafından "Ruhban okulu açılması Kopenhag kriteri değildir -Ekümenik Kopenhag kriteri değildir-Papayı Türtiye'ye istemiyoruz" ibareli pankartlar ile "Patrik-Papa-Fenerde, Türk Milleti Nerede- Patriği Türkiye de istemiyoruz" şeklinde dövizler taşındığı, gruba hitaben Büyük Hukukçular Birliği başkanı Kemal KERİNÇSİZ tarafından Türk milletine çağrı! İstanbul'a geldiği taktirde Papa'yı ülkemize istemiyoruz- Faaliyetine mutlaka katılın" başlıklı bildirinin okunduğunu, çevre illerden gelen BTP yönetici ve üyeleri ile İstanbul il ve ilçe teşkilatlan üyelerinin desteğiyle yaklaşık 2500-3000 kişinin katıldığı, BTP Genel Başkanı Haydar BAŞ'ın konuşmacı olarak katıldığı, "Bağımsız Türkiye için Milli ekonomi modeli için bizi de Yaz Sayın ProfDr.Haydar BAŞ (Tekirdağlı ülkücüler) -Buradayız üstad buradayız ASIM'in NESLİ bu kuvva-i Milli hareketin de yanın da olmayacağım mı sandın (yeniçiftlikli ülkücüler) - Bağımsız Türkiye için bizlerde varız (Tekirdağlı muhafazakarlar) - Sayın ProfDr.Haydar BAŞ Bu yolda bizde varız (sosyal demokratlar) ibareli dövizler açıldığı, "Bu Vatan bizimdir bizim kalacak - Türkiye Seninle gurur duyuyor üstad sen bizim her şeyimizsin - Üstad Nerede Biz Oradayız - Avrupa şaşırma sabrımızı taşırma - kuvva-i miliye tekrar hedefe - işte Milet işte başbakan - Papa şaşırma sabrımızı taşırma - Bu millet Kardeştir ayıranlar kalleştir" şeklinde sloganların atıldığı etkinliğe, şüpheliler Asim DEMİR ve Kemal KERİNÇİZ'in birlikte katıldıkları, Güvenlik şube müdürlüğünün olay esnasında çekmiş olduğu kamera görüntülerinin incelenmesinden anlaşılmıştır. 8- 18.12.2006 günü saat 12.25 de Eminönü ilçesi Sultanahmet Adliyesi önünde Doç. Necip HABLEMİTOĞLU'nun ölümünün yıl dönümü nedeniyle Hukukçular Birliği, Ayasofya Derneği, Milli Güç Birliği, Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği tarafından basın açıklaması düzenlendiği, Büyük Hukukçular Birliği üyesi Cevat ÇALIK tarafından gruba hitaben bir basın metni okunduğu, eyleme şüpheliler Kemal KERİNÇSİZ, Muzaffer TEKİN, Sevgi ERENEROL, Rafet ARSLAN ve Asim DEMİR'in birlikte katıldıkları, Güvenlik şube müdürlüğünün olay esnasında çekmiş olduğu kamera görüntülerinin incelenmesinden anlaşılmıştır. 9-15.06.2007 günü saat:13.00 da Beşiktaş ilçesi Levent Camii' de yaklaşık 500-600 kişinin katılımıyla Hakkari ilinde şehit edilen P.Kd. Bnb. Murat ÖZYALÇIN ve Elazığ'da şehit edilen Jn.Uz.Erbaş Cihan KIZILTAŞ' m cenaze namazı kılınmış ve cenaze namazını müteakip cenazeler Edirne kapı şehitliğine defnedilmiş ve konu saat 14.30 da sona ermiştir. Katılan grup içerisinde; şüpheliler Muzaffer TEKİN, Sevgi ERENEROL, Kemal KERİNÇSİZ, Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU ve Asira.DEMİR'in birlikte katıldıkları, Güvenlik Şube Müdürlüğünün olay esnasında çekmiş olduğu kamera görüntülerinin incelenmesinden anlaşılmıştır. /-^ _ ^-

10- 04.07.2007 günü saat: 10.05 de Beyoğlu İlçesi İtalyan Başkonsolosluğu önünde Türkiye Sivil Toplum Örgütleri, Türk Ortodokslar Derneği ve Aydınlar Ocağı tarafından "PKK Terör örgütü tarafından kullanılan İtalyan menşeli mayınları" protesto etmek basın açıklaması düzenlendiği, Ülker DURUKAN, Ayşe SALMAN, Burak GÜNEŞ isimli şahıslar tarafından basın açıklamasının okunduğu, bu eyleme şüpheliler Kemal KERINÇSIZ ve Asim DEMİR'in birlikte katıldıkları, Güvenlik Şube Müdürlüğünün olay esnasında çekmiş olduğu kamera görüntülerinin incelenmesinden anlaşılmıştır.

f) Hukuki durumunun değerlendirilmesi;
Şüpheli Asim DEMİR ifadesinde Şüpheli Kemal KERİNÇSİZ'in yanında çalıştığını, ERGENEKON terör örgütü üyesi olmadığım beyan etmiş ise de; Aramalar sırasında 1 adet 9765 seri numaralı cal 9 mm KNALL BORA-MK-19 Marka kurusıkıdan bozma 6136 Sayılı Yasa kapsamında kalan ruhsatsız silahın ele geçirilmiş olması, Büyük Hukukçular Derneğinin binasında yatıp kalkması örgütün tertip etmiş olduğu veya örgütsel içerikli olan 07/05/2006, 17/05/2006, 07/06/2006, 12/06/2006, 20/06/2006, 22/06/2006, 19/11/2006, 18/12/2006, 15/06/2007, 04/07/2007 tarihlerinde yapılan toplumsal eylemlerde diğer şüpheliler Oktay YILDIRIM, Muzaffer TEKİN, Kemal KERİNÇSİZ, Sevgi ERENEROL, M. Zekeriya ÖZTÜRK, Emin GÜRSES, Rafet ARSLAN ve Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU ile birlikte bizzat yeralması, telefon görüşmeleri incelendiğin de de savunmasının aksine İstanbul Adliyesinde görevli zabıt katibi olan şüpheli Atilla AKSU tarafından temin edilen bir kısım belge ve dokümanları şüpheli Kemal KERİNÇSİZ'e ulaştırdığı örgütün faaliyetlerini yürütmek için kurduğu dernek binasında yatıp kalktığı, böylece ERGENEKON terör örgütü ile süreklilik ve çeşitlilik arz eden organik bir bağ kurduğu anlaşıldığından, şüpheli hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmak ve ruhsatsız silah bulundurmak suçlarından kamu davası açılması için yeterli şüphe oluştuğu anlaşıldığından; Şüpheli Asim DEMİR hakkında 5237 Sayılı TCK'nun 314/2, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5, TCK'nun 314/3 ve 220/4. maddesi yollaması ile 6136 Saydı Kanunun 13/son yollaması ile 6136 Sayılı Kanunun 13/1, 3713 Saydı Terörle Mücadele Kanunun 3 ve 4. maddeleri yollaması ile aynı Kanunun 5 ve TCK'nun 53, 58/9, 54/1 ve 63. maddelerinin tatbiki talep edilmiştir.

64- ŞÜPHELİ ATİLLA AKSU
a)-Emniyet ifadesinde;
Şüpheli ATİLLA AKSU İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünde vermiş olduğu ifadesinde; "Lise mezunu olduğunu, 1986 yılında Adliye personeli olarak Kartal Adliyesinde göreve başladığını halen İstanbul Adliyesinde çalıştığım 4 yıl önce, amcasının oğlunun kızı olan Simge'nin, eşinden boşanma davasını Kemal KERİNÇSİZ'in aldığını, bu vesileyle kendisi ile tanıştığını, kendisiyle telefonla ve yüz yüze zaman zaman görüşmelerinin olduğunu, baktığı davalarla ilgili kendisinden bazı dosya ve evrakları istediğim, kendisinin de gücünün yettiğince yardımcı olduğunu, Avukat Kemal KERİNÇSİZ'in 07.11.2007 günü kendisine telefon açarak, Muzaffer TEKİN'in Avukatlığını yaptığım, Muzaffer Tekin ile ilgili herhangi bir dosyanın bulunup bulunmadığını sorduğunu, hakkında dolandırıcılık ve hırsızlık şaibeleri çıktığını, bunu aydınlatabilmesi için belge istediğini, kendisinin de Adliye arşivinden araştırarak birbirinden farklı 3 adet Muzaffer Tekin adına üç ayrı mahkeme kararlarının olduğunu bulduğunu, Kemal

Avukat Kemal KERİNÇSİZ'in yanında çalışan kendisinin "Arap" olarak bildiği, Asim DEMİR'e arşivden aldığı kararları zarf içerisinde verdiğini, 07.11.2007 günü Bilgi Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesinde görev yapan profesörlerin Ermeni ve Kürt Konferansı ile ilgili gizli belgeleri ve içerisinde Ogün SAMAST'm da adresinin bulunduğu belgeleri de Kemal KERİNÇSİZ'e verilmek üzere Asim DEMİR'e verdiğini, Tayyip Erdoğan'ın damadının Turkuaz'm genel müdürü olduğunu, Turkuaz davası ile ilgili evrakları daha önce Kemal Kerinçsiz'e verdiğini, daha sonra 10-15 tane daha Türk Parasını Koruma Kanunu ile ilgili evrakları Asim Demir ile zarf içerisine koyarak Avukat Kemal Kerinçsiz'e gönderdiğini, Kemal KERİNÇSİZ'in kendisinden 301 inci maddeden yargılanan Profesör Taner AKÇAM ile ilgili dosyanın olup olmadığını sorduğunu, araştırdığını herhangi bir dosya bulamadığını, Kemal KERİNÇSİZ'in kendisinden "Abdullah Unahtan, Ali Ülker, Murat Ülker, Şenol Çelik, Metin Çilci ve Türk İntikam Tugayının tehdit mektubu gönderdiği bazı şahıslara ait dava dosyalarını" istediğini kendisinin de kararlardan çıkararak Asim Demir'e zarf içerisinde verdiğini, Kiraz BİÇİCİ ve Abdullah UNAKITAN hakkında Tekel davası ile ilgili ihaleye fesat karıştırmak suçundan dava açılması ile ilgili evrakları Kemal KERİNÇSİZ'e verdiğini, KİPTAŞ ile ilgili evrakı kendisine gönderdiğini, TCK'nm 301 ve 302. maddeleri ile ilgili davaları olup takipsizlik karan verilmiş kişilerin isim listesine ulaştığını ve bunlan da Asim DEMİR'e vererek Kemal KERİNÇSİZ'e gönderdiğini, Güvenlik Şube Müdürlüğünden DHKP-C liler ve PKKTılann ölenlerin isimlerinin yazılı olduğu anıt dikilmiş olması ile ilgili evrak geldiğini, bilgisi olması için Kemal KERİNÇSİZ'e o evrakı gönderebileceğini söylediğini, ERGENEKON operasyonu ile ilgili olarak gözaltına alman şahıslardan Kemal KERİNÇSİZ, Sevgi ERENEROL ve Asim DEMİR isimli şahıslan tanıdığını" beyan etmiştir. "Kolluk ifadesini tekrarladığını, dört yıl önce bir yakınının boşanma davası sırasında Avukat Kemal KERİNÇSİZ ile tanıştığını, kardeşi Fatih AKSU'ya iş bulma konusunda yardımcı olacağını söylediğinden ve kendisini Atatürkçü, milliyetçi ve vatansever olarak bildiğinden dolayı fikir olarak sempati duyduğu için samimiyet kurduğunu, Kemal KERİNÇSİZ'in zaman zaman kendisinden Türklüğe hakaret, Atatürk'e hakaret, Recep Tayyip ERDOĞAN'm damadı, Abdullah UNAKITAN, Ali ÜLKER, Murat ÜLKER ve Türk İntikam Tugayından Semih Tufan GÜNALTAY'm tehdit edilmesi ile ilgili evraklan ve bunlann sayı numaralannı istediğini, kendisinin bunlardan bazılannm numaralannı ve kesinleşmiş takipsizlik kararlannm birer örneğini, UYAP'tan ulaşabildiği kadan ile istediği şeylerin, 301 . madde ve Atatürk'e hakaret davalan ile ilgili liste suretlerini çıkartarak göndermiş olduğu ismini bilmediği elemanına verdiğini, kendisinin yasadışı ERGENEKON terör örgütü ile bir bağlantısının olmadığını, sadece görevi ie ilgili hatalar yapmış olabileceğini, Sorulması üzerine ise; 3281 sayılı tapedeki görüşmede, Kemal KERİNÇSİZ'in müvekkili olan Muzaffer TEKİN hakkında basında hırsız ve dolandıncı olduğu şeklinde haberler çıktığını, kendi müvekkilinin isim benzerliği nedeni ile kanştınldığmı söyleyerek bu isimle ilgili dava dosyalannm numaralannı istediğini, kendisinin de bu ismi UYAP'tan sorgulayıp anne ve baba isimleri farklı olan Muzaffer TEKİN isimli kişilere ait soruşturma numaralannı tespit ederek bir elemanına verip gönderdiğini, 3282 nolu tapedeki görüşmede geçen "gizli belgelerin" ne olduğunu hatırlamadığını, Asim DEMİR'in Kemal KERİNÇSİZ^ yanında çalışan bir Icışi olduğunu, Avukat Kemal

b)-Savcı!ık ifadesinde;

KERİNÇSİZ'in Türklük adına davalara müdahil olmak amacı ile kendisine Kürt Konferansı düzenleyen Bilgi ve Boğaziçi Üniversitelerinde görevli Profesör Taner AKÇAM ve ismini hatırlamadığı öğretim üyelerinin isimlerini vererek bu kişilerle ilgili soruşturma dosyası olup olmadığını sorduğunu, kendisinin de verilen isimlere baktığını, Profesör Taner AKÇAM ile ilgili sorulan 1974 yılma ait evrakı bulamadığını, kendisine bu evrakın Beyoğlu Adliyesinde olabileceğini söylediğini, 3283 nolu tapedeki görüşmede; Avukat Kemal KERİNÇSİZ'in kendisine Recep Tayyip ERDOĞAN'm damadının genel müdürü olduğu Turkuaz şirketi ile ilgili dava dosyası olup olmadığını sorduğunu, kendisinin de 10-15 tane Türk Parasını Koruma Kanununa Muhalefet suçu ile ilgili ve birçoğu karara bağlanan dosya numaralarını liste halinde yanında çalışan Avukata verdiğini, Kemal KERİNÇSİZ'in çekineceği bir takım şeylerden dolayı kendisine "sakiniz demi ha" demiş olabileceğini,neden bunu söylediğini ise anlayamadığım, 3284 nolu tapedeki görüşmede, Kemal KERİNÇSİZ'in arayarak, Yeniçağ Televizyonunda yaptığı programa kendisinin Balıkesir Üniversitesinde yardımcı doçent olarak görev yapan milliyetçi görüşlü kardeşi Levent AKSU'nun telefonla katılacağını söylediğini, 3285 nolu tapedeki görüşmenin; HSBC Bankası tarafından aleyhine icra takibi yapılan kendisinin Fatih KOÇ isimli arkadaşının başka bir arkadaşı hakkında olduğunu, kendisinin de yardımcı olmak adına banka Avukatına giderek selamını söylemesini ilettiğini,görüşmenin Kemal KERİNÇSİZ ile ilgisi olmadığını, 3286 nolu tapedeki görüşmedeki; başbakanın kinci,kindar olduğu yönündeki sözleri, yıllar önce eniştesinin Kartal'da Sulh Ceza Hakimliği yaptığı sırada Recep Tayyip ERDOĞAN aleyhine verdiği bir karardan dolayı, başbakan olduktan sonra tayinini Urfa'ya çıkarttırdığını düşündüğünden dolayı söylediğini, 3288 nolu tapedeki 26.11.2007 tarihli görüşmeyi hatırlamadığını, 3289 nolu tapedeki görüşmeyi,kendisine duruşma gününü soran Şener ERTEN isimli mahalle arkadaşı ile yaptığını, 3290 nolu tapedeki görüşmede; Kemal KERİNÇSİZ'in kendisinden sorduğu Abdullah UNAKITAN, Metin ÇİLCİ,Murat ÜLKER ve Şenol ÇELİK ile ilgili soruşturma numaralarını, Murat ÜLKER ve Ali ÜLKER hakkındaki 5846 sayılı kanuna muhalefetten olan evrak numaralarını ve TİT ile ilgili tehdit davasmmm tesadüfen eline geçtiğini söylediğini, Bestan YILDIRIM'ı tanımadığını, görüşmede Kemal KERİNÇSİZ'in "İyi sen bana telefonda söyleme ben sana göndereyim ' diyerek neden birşeyler gizlediğim anlamadığını, 3291 nolu tapedeki görüşmede; Abdullah UNAKITAN hakkında olduğunu tespit ettiği vergi usul kanununa muhalefet dosya numarasını verdiğini, Ataol BEHRAMOĞLU ile ilgili kendisine herhangi bir bilgi vermediğini, 3291 nolu tapedeki görüşmede; gazeteden PKK'lı olduğunu öğrendiği Kiraz BİÇİCİ'nin dolandırıcılık suçu konusundaki dosya numarasını verdiğini, 3294 nolu tapedeki görüşmede geçen Tekel olayını, Abdullah UNAKITAN ile ilgili Tekel davasının Kanaltürk Televizyonunda çıktığı anlamında söylediğini, kendisinin görüşmedeki "BUNLARIN DAHA ÇOK PİSLİKLERİNİ ÇIKARTACAĞIZ" şeklindeki tabirini yanlışlıkla söylemiş olabileceğini, MHP'nin İzmir ve Güneydoğu'da yaptığı bayrak mitingleri ile ilgili konuşmadaki Kemal KERİNÇSİZ'in Ankara Tandoğan'da yapılan mitingin Kanaltürk'ün organize ettiğini söylemesi üzerine kendisinin "EVET ONLARLA BİR ALAKAMIZ YOK DİMİ" şeklindeki sözünü ani bir refleksle söylemiş olabileceğini, 3295-3296 nolu tapelerdeki görüşmelerin Kemal KERİNÇSİZ ile ilgisi olmadığını, 3298 nolu tapedeki görüşmede; TCK nun 301 maddesi ile ilgili olarak verilen takipsizlik kararlarını ulaştındığımn, kendisinin Cumhuriyet ve Yeni Çağ gazetelerinden

^)7^K^

okuduğu haberlerden edindiği bilgiler çerçevesinde Necip HABLEMİTOGLU ve Uğur MUMCU cinayetlerinin konuşulduğunu, 3313 nolu tapedeki görüşmede geçen Haygün HASANOGLU'nun kendisinin bayan arkadaşı Azerbaycanlı araştırmacı yazar olduğunu, 3313 nolu tapedeki görüşmenin kardeşi Fatih AKSU'ya Kemal KERİNÇSİZ'in iş bulması ile ilgili olduğunu, 3319 nolu tapedeki görüşmede Kemal KERİNÇSİZ'in kendisinden, yaptığı bir programda "Atatürk Kurtuluş Savaşını yapmış ise de iki tane kadını idare edemedi" şeklinde beyanda bulunan Seray SEVER ilgili dosya numarasını istediğini, kendisinin de bunu öğrenip bildirdiğini, 3323 nolu tapedeki görüşmede ; kendisinin okuduğu Işık KOŞANER ile ilgili gazete haberinden sonra Kemal KERİNÇSİZ'e görüşlerini ve yorumlarım anlattığını, 3326 nolu tapedeki görüşmede; THKP/C ile ilgili olan bir evrakı Kemal KERİNÇSİZ'e bildiridiğini, ancak evrakı kendisine ulaştırmadığını, Kendisinin soruşturma kapsamındaki kişilerden sadece Avukat Kemal KERINÇSİZ ve onun yanında çalışan Asim DEMİR'i tanıdığını, Sevgi ERENEROL'u ise 29 Ekim kutlamalannda gördüğünden dolayı tanıdığını, kendisinin söz konusu örgütle hiçbir bağlantısının olmadığını " beyan etmiştir. Şüpheli Atilla AKSU'mm görev yaptığı İlimiz Eminönü İlçesi Sultanahmet İstanbul Adliyesi Eminönü- İstanbul sayılı iş yerinde yapılan aramada elde edilen dokümanların yapılan incelemesinde; 1-İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğünün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazmış olduğu 08.01.2008 tarihli ve Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsünde öğrenciler tarafından düzenlenen "Barış Haftası" etkinlik ile tespit edilen görüntü ve CD izleme tespit tutanağının gönderilme yazısı, CD İzleme ve Tespit Tutanağı, 2-Başlık kısmı kapatılmak suretiyle fotokopisi çekildiği anlaşılan 06.01.2008 tarihli ve Boğaziçi Üniversitesinde 13.12.2007 günü saat 13:00 sıralannda kardeşlik yürüyüşüne katılan Sosyalist Gençlik Derneği (MLKP)'li (6) öğrencinin bilgilerinin bulunduğu resmi yazı. 3-"01/01/2005-20/12/2007 Tarihleri Arasında Açılan Davalar" başlıklı ve "Türklüğü, Cumhuriyeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisini Alenen aşağılama Türk Ceza Kanunu 301/1" suçundan haklannda dava açılan 22 şahsın ve Dosya No, C. Savcısı, Suç tarihi gibi bilgileri içeren liste.(25.12.2007 tarihli) 4-"01/01/2005-14/12/2007 Tarihleri Arasında Açılan Dosyalar" başlıklı ve 14.12.2007 tarihli haklannda TCK 301/2 maddeden dava açılan şahısların istatistiki bilgileri ile (3) şahsın Dosya No, C.Savcısı, Suç tarihi bilgilerini içeren liste. 5-14.12.2007 tarihli TCK 301/2 maddeden haklannda dava açılan ve takipsizlik karan verilen (7) şahsın Dosya No, C.Savcısı, Suç tarihi bilgilerini içeren liste. 6-14.12.2007 tarihli TCK 301/2 maddeden haklannda dava açılan ve yetkisizlik karan verilen (8) şahsın Dosya No, C.Savcısı, Suç tarihi bilgilerini içeren liste. 7-14.12.2007 tarihli TCK 301/2 maddeden haklannda dava açılan ve birleştirme karan verilen (4) şahsın Dosya No, C.Savcısı, Suç tarihi bilgilerini içeren liste. 8- 14.12.2007 tarihli TCK 301/2 maddeden haklannda dava açılan ve ek takipsizlik karan verilen (2) şahsın Dosya No, C.Savcısı, Suç tarihi bilgilerini içeren liste. 9-"10/12/2007-21/01/2008 tarihleri arasında açılan dosyalar" başlıklı ve TCK 301/1 maddeden hakkında dava açılan şahıslann istatistiki bilgileri ile "Derbest Hazırlık Dosyalan" başlığı altında (1) şahsın Dosya No, C.Savcısı, Suç tarihi bilgileri. (21.01.2008 tarihli) 10-21.01.2008 tarihli TCK 301/1 maddeden ?hak,la?mda dava açılan ve takipsizlik karan verilen (2) şahsın Dosya No, C.Savcısı, Suç/tarihi bilgilerini içeren liste.

c)-Aramaîarda elde edilen deliller;

11 -" 10/12/2007-21 /01 /2008 tarihleri arasında açılan dosyalar" başlıklı ve TCK 301/1 maddeden hakkında dava açılan şahısların istatistiki bilgileri ile "Derbest Hazırlık Dosyalan" başlığı altında (1) şahsın Dosya No, C.Savcısı, Suç tarihi bilgileri. (21.01.2008 tarihli) 12-21.01.2008 tarihli TCK 301/1 maddeden haklarında dava açılan ve takipsizlik karan verilen (2) şahsın Dosya No, C.Savcısı, Suç tarihi bilgilerini içeren liste. 13-21.01.2008 tarihli TCK 301/2 maddeden haklannda dava açılan ve yetkisizlik karan verilen (2) şahsın Dosya No, C.Savcısı, Suç tarihi bilgilerini içeren liste. 14-"01/01/2007-14/12/2007 tarihleri arasında açılan dosyalar" başlıklı ve TCK 301/1 maddeden hakkında dava açılan şahıslann istatistiki bilgileri ile "Derbest Hazırlık Dosyalan" başlığı altında (1) şahsın Dosya No, C.Savcısı, Suç tarihi bilgileri. (14.12.2007 tarihli) 15-14.12.2007 tarihli TCK 301/1 maddeden haklannda dava açılan (6) şahsın Dosya No, C.Savcısı, Suç tarihi bilgilerini içeren liste. 16-14.12.2007 tarihli TCK 301/1 maddeden haklannda dava açılan ve haklannda takipsizlik karan verilen (26) şahsın Dosya No, C.Savcısı, Suç tarihi bilgilerini içeren liste. 17-14.12.2007 tarihli TCK 301/1 maddeden haklannda dava açılan ve haklannda yetkisizlik karan verilen (17) şahsın Dosya No, C.Savcısı, Suç tarihi bilgilerini içeren liste ele geçirilmiştir.

d)-Telefon görüşmeleri;
Tape: 3281 07.11.2007 tarihi saat: 12:19 sıralannda ATİLLA AKSU ile KEMAL KERİNÇSİZ arasında yapılan telefon görüşmesinde özetle; ATİLLA AKSU'NUN İSTANBUL ADLİYESİNDEN BİR TAKIM EVRAKLARI GÖNDERDİĞİNDEN BAHSEDEREK, GÖNDERDİĞİ EVRAKLARIN NASIL OLDUĞUNU SORDUĞUNDA; KEMAL KERİNÇSİZİN DE, "ÇOK GÜZEL, HEPSİ BİRBİRİNDEN GÜZEL. ON NUMARA YANİ ON NUMARA" şeklinde cevap verdiği, ATİLLA AKSU'NUN, «MUZAFFER BEYİN KARŞI TARAFINDA OLAN BAZI ŞEYLERİ.." şeklindeki beyanı ile Atilla AKSU'nun Muzaffer TEKİN' i tanıdığı ve davalanm takip ettiği, usulüne uygun talepte bulunulmadan, Cumhuriyet Savcısının izni ve haberi olmadan bir kısım belgeleri gizli gizli Kemal KERİNÇSİZ'e verdiği KEMAL KERİNÇSİZ'İN, «A O ONLAR ÇOK FAYDALI OLDU, ONLAR BİLDİĞİN GİBİ DİĞİL. ONLAR ÖYLE FA YDALI OLDU Kİ ABİ" dediği, Tape: 3282 07.11.2007 tarihi saat: 17:20 sıralannda ASİM DEMİR ile KEMAL KERİNÇSİZ arasında yapılan telefon görüşmesinde; ASİM DEMİR'in "ŞEYİ ALDIM YANİ ATİLLA'DAN GİZLİ BELGELER VAR DEMİŞTİN YA" dediği, yapılan görüşmeden Atilla AKSU isimli şahsın Sultanahmet Adliyesinde görevli olduğu, kendisi yetkili olmadığı halde hiçbir görevli savcı, hakim ve yazı işleri müdürüne haber vermeden gizli olarak verilmemesi gereken bilgi ve belgeleri dışan sızdırdığı, Kemal KERİNÇSİZ'inde Avukat olarak savcılıktan çıkanlmaması gereken evraklan kendi menfaatleri için kullanmak amacı ile bilerek çıkarttığı, telefonunun da dinlendiğinden şüphelenerek yapmış olduğu illegal işi kapatmak için "GİZLİ DEĞİL BE YAVRUCUĞUM, NORMAL BELGE ÖYLE. GİZLİ BELGE OLUR MU LAN SENDE TELEFONDA GİZLİ BİLGİ, GİZLİ BİLGİ ULAN NE GİZLİSİ OLUR MU ÖYLE ŞEY NORMAL BELGE şeklinde açıklama yaparak karşı tarafı susturmaya çalıştığı anlaşılmıştır. Tape: 3283 21.11.2007 tarihi saat: 16:24 sıralarında ATİLLA AKSU ile KEMAL KERİNÇSİZ arasında yapılan telefon görüşmesinde; Atilla AKSU'nun "BU RECEP TAYYİP ERDOĞAN'INDAMADIORANIN GENEL MÜDÜRÜ BEN BU TURKUAZ İLE İLGİLİ BİR ŞEYLER DAHA BULDUM EN AZ 10 TANE 15 TANE TÜRK PARASINI KORUMA KANUNU VE YA BİEVRAKLARI VAR", diyerek kamuoyunda büyük yankılar getirecek dosyalan araştırarak bulduğu ve Kemal KERİNÇSİZ'e gönderdiği KEMAL KERİNÇSİZ'İN DE, "OLUR ABİ OLUR ABİ G0NDER"^ '"YALNIZ TELEFONDA SAKİNİZ DEMİ HA", AMAN KARDEŞİM SEN <|UNKÜ BİZİM CANIMIZSIN dediği,

Tape: 3286 24.11.2007 tarihi saat: 13:14 sıralarında ATİLLA AKSU ile KEMAL KERİNÇSİZ arasında Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN hakkında yapılan telefon görüşmesinde; KEMAL KERİNÇSİZ'İN "YAV İŞTE TÜRKİYE'Yİ NASIL PAZARLARIM DÜŞÜNCESİ İÇERSİNDE PEZEVENK", "YANİ BU GÜNE KADAR GELMİŞ EN BÜYÜK HAYSİYETSİZ ŞEREFSİZ YÖNETİCİDİR O", "DİYORUM YA İŞTE MENDERES'İ ASTILAR, MENDERES'İ ASMA GEREKÇELERİNİN YÜZ KATI BUNDA VAR" şeklinde ithamlarda bulunarak Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanına ağır hakaretlerde bulunduğu, asılma gerekçelerinin bile çoktan oluştuğu fikrini beyan ettiği, Atilla AKSU'nun da "EVET EVET KİNCİ BİR ADAM ÇOK KİNCİ BİR ADAM" dediği, Tape: 3290 03.12.2007 tarihi saat: 21:57 sıralarında ATİLLA AKSU ile KEMAL KERİNÇSİZ arasında yapılan telefon görüşmesinde Atilla AKSU'nun özetle; "ABDULLAH UNAKITAN, ALİ ÜLKER, MURAT ÜLKER, ŞENOL ÇELİK, METİN ÇİLCİ VE TÜRK İNTİGAM TUGAYININ TEHDİT MEKTUBU GÖNDERDİĞİ BAZI ŞAHISLARA AİT ADLİYE DOSYALARININ KEMAL KERİNÇSİZ'E GÖNDERMESİYLE ALAKALI GÖRÜŞME YAPTIĞI, KEMAL KERİNÇSİZ'İN de «EYİ SEN BANA TELEFONDA SÖYLEME DE BEN SANA GÖNDEREYİM" şeklinde Atilla AKSU'nun fazla ileri gitmesini engellemek için susturduğu adı geçen dosyalan aldırmak üzere birini göndereceğini beyan ettiği, Atilla AKSU'nun sürekli olarak önemli ve ses getirecek dosyalan takip ettiği ve hemen Kemal KERİNÇSİZ ile irtibat kurduğu tespit edilmiştir. Tape: 3294 06.12.2007 tarihi saat: 20:36 sıralarında ATİLLA AKSU ile KEMAL KERİNÇSİZ arasında yapılan telefon görüşmesinde Atilla AKSU'nun "DAHA DAHA BUNLARIN DAHA ÇOK PİSLİKLERİNİ ÇIKARTACAZ, YAVAŞ YAVAŞ ÇIKARTACAZ, ŞİMDİ ONU ARAŞTIRIYORUM DEVAMLI ARAŞTIRIYORUM, HER GÜN ÜZERİNDEYİM BU KONULARIN' diyerek önemli tüm dosyalan çıkartarak Cumhuriyet savcılığında KÖSTEBEK görevini üstlendiği, KEMAL KERİNÇSİZ'İN ".... YARIN ALIRIM BEN SENDEN SEN MERAK ETME..." dediği, Tape: 3298 14.12.2007 tarihi saat: 17:43 sıralannda ATİLLA AKSU ile KEMAL KERİNÇSİZ arasında yapılan telefon görüşmesinde Atilla AKSU'nun "...Bİ ŞEY SÖYLEYECEĞİM 301 LER LE İLGİLİ TAKİBE YER OLMAYAN 301 302..." KEMAL KERİNÇSİZ'İN DE "...TAMAM ABİ ÇOK GÜZEL KİMLERİN BUNLAR..." diyerek sevindiği, "...YANİ KİMLERİN YOK Kİ İNANAMAZSIN YANİ BUNLARA NASIL TAKİPSİZLİK KARARI VERİYOR ANLAMIŞ DEĞİLİM..." diyerek mahkemenin vermiş olduğu takipsizlik kararlannı eleştirdiği ve kendisini yargı mensuplannm yerine koyduğu KEMAL KERİNÇSİZ'DE "... VERİYORLAR ABİ ABİ VER VER ONLARI HEPSİNİ Bİ GÖZDEN GEÇİRELİM ABİ ÇOK FAYDALI OLUR..." dediği tespit edilmiştir. Şüpheli Atilla AKSU Ergenekon terör örgütü içinde özel bir görev yürüten şüpheli Kemal KERİNÇSİZ ile irtibatlı olup, örgütün amaçlan doğrultusunda çalıştığı adliye içerisinde Kemal KERİNÇSİZ'in istediği ve ya elde ettiği doküman ve bilgileri kendisine veya yanında çalışan Asim DEMİR aracılığı ile gönderdiği şüpheli ifadeleri ve iletişim tespit tutanaklanndan anlaşılmıştır. Kemal KERİNÇSİZ İfadesinde; "Atilla AKSU'yu Sultanahmet Adliyesinden zabıt katibi olması nedeniyle yaklaşık 4-5 yıldır tanıdığını, Atilla'nın zaman zaman Türklük aleyhine, Atatürk'e karşı açılan, ifade özgürlüğü ile ilgili olan kesinleşmiş basına yansımış mahkeme kararı veya kesinleşmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair kararları emsal olması nedeniyle kendisine gönderdiğini, en fazla 2 veya 3 defa bu kararlardan kendisine göndermiş olduğunu, Atilla'nın Avukatlık

e)-Diğer şüphelilerle örgütsel irtibatları;

f)-Diğer şüpheli ve tanık beyanları;

bürosuna yaklaşık iki hafta kadar önce Azerbeycan' da yazarlık yapan bir bayanla birlikte geldiklerini, yazarın elinde "ermeni meselesi" ile ilgili güzel kitaplar olduğunu, "bunlardan istifade etme şansımız var mı?" diye sormaya geldiğini, hatta kendisine iki kitabı hediye olarak bıraktığını, arada bir kendisine basında ismi geçen tamamen güncelleşmiş kesinleşmiş kararları da göndereceğini de söylediğini, ancak kendisinin kesinlikle bu kararları talep etmediğini, çünkü kendisinin o tür bir karara ihtiyacının olmadığını, iki hususta kendisinden talebinin olduğunu, biri; Amerika'da yaşayan "Ermeni soykırımı vardır" diyen yazar Taner AKÇAM hakkında eski tarihte kesinleşmiş bir kararın eline geçtiği veya bulduğu takdirde vermesini rica ettiğini, çünkü bunu ismini hatırlamadığı bir müvekkilinin Taner AKÇAM hakkında Ermeni meselesinden dolayı Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği bir şikayetinin üzerine takipsizlik kararı verilmiş olması nedeniyle, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesine itirazda bulunmak için kullanmak maksadıyla emsal karar olması için istediğini, ancak bilahare kendisine döndüğünü bulamadığını ifade ettiğini, diğeri; Muzaffer TEKİN konusunda ricada bulunduğu, onun sebebinin de, 2007 Ağustos ayında Sabah ve Zaman gazetelerinde Muzaffer TEKİN'in Alman ajanı ve uyuşturucu kaçakçısı olduğuna dair haberler çıkması üzerine, arkasından 9. ayda savcı Zekeriya ÖZ ile bu konuyu görüştüğünü, kendisine bu konuyu araştırdıklarını, gerekli yazışmayı yaptıklarını o Muzaffer TEKİN'in bu Muzaffer TEKİN olmadığını söylediğini, ancak soruşturma gizli olduğundan bu konuda herhangi bir belge almasının mümkün olmadığını, kendisinin de Zaman ve Sabah gazetelerine dava açabilmek için hangi Muzaffer TEKİN hakkında bu suçlardan ötürü şikayet edildiğini ve hakkında karar çıktığını tespit edebilmesi için Atilla'ya böyle bir kesinleşmiş karar var ise kendisinden vermesini istediğini, kendisine bir adet kesinleşmiş karar gönderdiğini, ancak Atilla'nın kendisine gönderdiği bu kararın gizli olmadığını ve bu kararı hiçbir yerde kullanmadığını, bunun dışında telefonda kendisine söylediği konularda vereceğini belirttiği ancak kendisinin hiçbir talebi olmayan telefon görüşmelerinde dahi talepte bulunmadığı belli olan hiçbir karar göndermediğini, telefon görüşmelerine bakıldığında görüleceği üzere kendisinin Atilla'dan Muzaffer TEKİN ve Taner AKÇAM'ın dışında hiçbir karar talep etmediğini, kaldı ki söz konusu kesinleşmiş emsal kararların her zaman için araştırılıp bulunabilecek basına yansımış kararlar olduğunu, gerek ev, gerekse büro aramalarında Atilla'nın telefonda kendisine bahsettiği kararlardan hiçbirinin çıkmadığını ve gerçekte de olmadığını, çünkü 301 konusundaki kararlar birbirine benzediğinden AIHM uygulaması açısından önem arz etmemesi sebebiyle kendisine bir fayda vermediğinden kendisinden hiçbir şekilde karar aldırmadığınıverdiği TCK 301 kararı ile ilgili karar ve Muzaffer TEKİN ile ilgili bir kararı hiçbir yerde kullanmadığını belirttiği, Kendisine İletişim tespit tutanakları ve Atilla AKSU'nun beyanları okunarak sorulduğunda; Şüpheli Atilla AKSU'nun bir bayan akrabasının boşanma davasını takip ettiğini, bu iş için çok cüzi bir miktar para aldığını, ayrıca Atilla 'nın kardeşinin işsiz olduğunu kendisine söylediğini, kendisinin de müvekkillerinden işçi arayan olursa söylerim dediğini, yaklaşık 4-5 aydır iş aradığını bildiğini, şüpheli Atilla'nın kardeşi Levent AKSU'nun Balıkesir Üniversitesinde Sosyal Bilimler Dalında öğretim üyesi olarak tanıdığını, Yeni Çağ Televizyonu'nda "Medeniyet Dediğin" isimli programa iki defa bağlantı kurdurduğunu, kendisinin temiz bir insan olduğunu bildiğini, zaman zaman telefonla görüşmüşlüğünün olduğunu belirttiği, TCK'nun 301. maddesinin uygulanması ile ilgili istatistiki bilgi isteyip istemediği sorulduğunda; Kendisinin istemediğini, ancak Onun 301. maddeden yargılananlarla ilgili liste çıkarıp kendisine gönderdiğini, kendisinin istemediğini, beyanında bahsettiği gibi kendisinin yukarıda söylediği iki konu dışında hiçbir şekilde Türklüğe hâkaretpAtatürk'e hakaret, Recep Tayyip Erdoğan in damadı, Abdullah UN AKIT ANf Ali ve' Murat Ülker, Türk İntikam

Tugayından (TİT) SEMİH GÜLALTAY hakkında hiçbir şekilde talepte bulunmadığını ve herhangi bir bilgi ve belge almadığını, aldırmadığını, Zaten arama sırasında da bu tür belgeler çıkmadığını, yine kendisinin Taner AKÇAM dışında, kurt konferansı düzenleyen öğretim üyeleri ile ilgili kendisinden bilgi ve belge istemediğini belirttiği, 3283 nolu tapedeki görüşmede "TELEFONDA SAKİNİZ DEMİ HA" şeklinde bir beyanda bulunup bulunmadığı sorulduğunda: Hatırlamadığını, ne anlama geldiğini de hatırlamadığını, 3290 nolu tapede "İYİ SEN BANA TELEFONDA SÖYLEME DE BEN SANA GÖNDEREYİM" şeklindeki görüşmesi sorulduğunda; İkaz etmesinin nedeninin Onun devlet memuru olması ve telefonların dinlendiğini bildiğinden, daha doğrusu tahmin ettiğinden, kendisine zarar gelmesin diye kalbini de kırmamak için uyardığını, sık sık kendisini aradığını, kendisinin telefonda onu dinlerken başka işlerle uğraştığını, çünkü uzun uzun aynı konuları konuştuğunu, iyi niyetli bir insan olduğunu, asla kendisine gizli belge vermediğini belirttiği, 3205 nolu tapedeki THKP/C illerle alakalı görüşme sorulduğunda; Kendisinin ondan görüldüğü üzere herhangi birşey istemediğini, onun kendisinin bahsettiğini, kendisinin de başından savmak için getirirsin aldırırım dediğini, bu tür belgelerin işine yaramadığını belirttiği, 3319 nolu tape okunup sorulduğunda; SERAY SEVER'le ilgili davanın bilgilerini kendisinin istemediğini, Atilla'nın kendisinin göndereceğini söylediğini, bunu aldırmadığını almak için de kimseyi göndermediğini" beyan etmiştir. Asim DEMİR ifadesinde ; "Atilla AKSU isimli şahsı Avukat Kemal KERİNÇSİZ'in işi ile ilgili evrakları istanbul Adliyesine götürüp, getirirken tanıdığını, şimdiye kadar Atilla AKSU isimli şahıstan hiçbir belge almadığını Sorulması üzerine ise ; 07.11.2007 tarihi saat 17:20 sıralarında Kemal KERiNÇSİZ ile yapılan görüşmeyi tam olarak hatırlamadığını, kendisinin ilkokul mezunu olduğunu, gizli belgeler ile ilgisi olamayacağını, bu görüşmenin şaka amaçlı olabileceğini" beyan etmiştir. Şüpheli Atilla AKSU'nun yasadışı ERGENEKON terör örgütünün özel görevlisi olan şüpheli Kemal KERİNÇSİZ ile irtibata geçerek, kardeşinin işe alınmasını temin amacıyla, örgütün amaçlan doğrultusunda çalıştığı adliye içerisinde Kemal KERİNÇSİZ'in istediği veya elde ettiği doküman ve bilgileri Cumhuriyet Başsavcılıkları İle Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik' in 45. maddesinde belirtilen normal prosedürü takip etmeksizin memuriyet görevini suistimal ederek, şüpheli Kemal KERİNÇSİZ'e bizzat verdiği veya yanında çalışan Asim DEMİR aracılığı ile gönderdiği, bu şekilde şüphelinin yasadışı ERGENEKON terör örgütü içinde hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçunu işlediği anlaşıldığından; Şüpheli Atilla AKSU'nun memuriyet görevini kötüye kullanmak suçundan eylemine uyan 5237 Sayılı TCK'nun 257/1. maddesi, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan dolayı eylemine uyan 5237 Sayılı TCK'nun 314/3 ve 220/7. maddesi yollaması ile TCK'nun 314/2, 3713 Saydı Terörle Mücadele Kanunun 5 ve TCK'nun 53, 54/1, 58/9 ve 63. maddelerinin tatbiki talep edilmiştir.

g)-Şüpheli Atilla AKSU'nun Hukuki durumunun değerlendirilmesi;

65-ŞÜPHELİ MEHMET FİKRİ KARADAĞ a)Emniyet ifadesinde;
1973 yılından itibaren 3. Hudut Taburu Demirköy Kırklareli'nde, 1976 yılından itibaren Erzurum 29. Piyade Tümen Komutanlığı'nda, 1981 yılından itibaren Gemlik Bursa Askeri Veteriner Okulunda, 1985 yılından itibaren İstanbul Kara Harp Akademisinde, 1988 yılından itibaren Edirne Keşan Silahlı Kuvvetler Akademisinde, 1991 yılından itibaren Elazığ 8. Kolordu Komutanlığında , 1996 yılından itibaren Komutan yardımcısı görevi ile İstanbul Hasdal 6. Piyade Tugay Komutanlığında, 1998 yılından itibaren Öğretim üyesi olarak İstanbul Silahlı Kuvvetler Akademisinde,2000 yılından itibaren Ayazağa İstanbul 3. Kolordu Kurmay Başkanlığında, 2001 yılından itibaren de Silahlı Kuvvetler Akademisi Öğretim Başkanlığında görev yaptığını, Kurmay Albay rütbesinde iken 30 Ağustos 2003 tarihinde kadrosuzluk nedeni ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye ayrıldığını, emekli olduktan İstanbul iline yerleştiğini, emekli olduktan sonra resmi veya sivil herhangi bir iş yapmadığmı,geçimimi emekli maaşıyla sağladığını, başkaca herhangi bir geliri olmadığını, Yaklaşık iki yıldır 535 888 115 14 numaralı telefon hattını kullandığını, 539 ile başlayan başka bir telefon da kullandığını ancak tam numarasını hatırlamadığını, kendisinin herhengi bir lakabı yada takma ismi olmadığını, Soruşturma kapsamındaki kişilerden; Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ü, Muzaffer TEKİN'in Kadıköy'deki bürosuna Muzaffer TEKİN'in yanına gidip gelirken gördüğünü, kendisine subay olduğunu söylediğini, bunun dışında özel olarak görüşmediklerini, Sevgi ERENEROL'u, Türk Ortodoks Kilisesinin basın sözcüsü olarak önce medyadan tanıdığını, Selçuk ERENEROL'un cenazesinde kendisini görerek tanıştığmı,birkaç defa da paskalya ve kardeşi olarak bildiği Paşa ERENEROL'un patriklik görevine başlama törenine katıldığını,birkaç defa konferanslarda karşılaştığını ve selamlaştığmı, başkaca herhangi bir ilişkisi olmadığını, Güler KÖMÜRCÜ'nün,bir gazetede köşe yazan olduğunu bildiğini ancak tanışmadığım, Sami HOŞTAN ye Erol ÖLMEZ'i tanımadığım, Hüseyin Gazi OĞUZ ile bir yıl önce bir yerde karşılaştıklannı ve tanıştıklanm,daha sonra Kuvayı Milliye Derneği Pendik temsilciliğini açmak üzere dernek yönetim kurulu karan ile kendisine temsilcilik açma yetki belgesi verdiklerini,lokantacı olduğunu bildiğini,birkaç defa Pendik Kuvayı Milliye temsilciliğinde görüştüklerini,Kadıköy'deki dernek binasına da birkaç defa gelmiş olabileceğini,ancak tam olarak hatırlamadığını, Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR'i, 22 Temmuz seçimleri sonrasında Kadıköy'deki dernek binasında birkaç defa gördüğünü ve konuştuğunu, ancak herhangi bir samimiyeti olmadığım,kendisine emlakçı olduğunu söylediğini, dernekten ayrıldıktan sonra dernekte yaşanan olaylan anlatmak üzere birkaç defa yanma geldiğini,kendisinin dernek başkanlığına vekalet görevini yönetim kurulu kararıyla Hüseyin GÖRÜM'e devrettiği toplantıda Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR'in de genel sekreterlikle görevlendirildiğini, Raif GÖRÜM ile, yeğeni olduğunu söyleyen Hüseyin GÖRÜM tarafından tanıştınldığım, bir gece kendisinin evinde Hüseyin GÖRÜMTe kaldıklanm,dernekte bir görevi olup olmadığını bilmediğini,ancak derneğin kuruluş bildirgesini verirken kendisi ile birlikte Dernekler Müdürlüğüne geldiğini, Hüseyin GÖRÜM'ün daha sonra şahsı dernekten kovduğunu duyduğunu,ancak sebebini bilmediğini,dernekten aynldıktan sonra kendisini telefonla birkaç kez aradığını, Hüseyin GÖRÜM'ü, hatırladığı kadan ile 2005 yılı içerisinde Muzaffer TEKİN'in daveti üzerine gittiği Kadıköy Fenerbahçe'de bulunan Tesadüf-Kafede tanıdığmı,Muzaffer'in yanma gittiğinde Muzaffer'in yanında Kelebek .-İbrahim fye~-"Hüseyin GÖRÜM'ün de

bulunduğunu, arkadaş çevresinin kendisine çocukluğundan beri İmam Hüseyin olarak hitap ettiğini söylediğini ve kendisini öyle tanıttığını, ayrıca kendisini Kuvayı Milliyeci ve bu davaya kendisini adamış bir vatansever olarak anlattığını, vatansever insanları sevdiği için takdir ettiğini ve lanse ettiği şekilde kabul ettiğini, kendisi ile görüşmek için telefon açtığını ancak buluşup görüşemediklerini,daha sonra Hüseyin GÖRÜM'ün Vatansever Kuvvetler Güç Birliği'nin kurucusu Taner ÜNALTa görüştüğunü,hatta Taner ÜNAL'm yayınladığı Türkeli dergisinde İstanbul Kuvayı Milliye de bize katıldı diye haber yayınladığını,bu yazıda Hüseyin GÖRÜM'ün İstanbul Kuvayı Milliye sorumlusu diye lanse edilmiş olduğunu öğrendiğini, kendisinin hartada veya onbeş günde bir Muzaffer TEKİN'in bürosuna giderek sohbet ettiğini, yine böyle bir günde Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN'm VKGB broşürlerini getirdiklerini gördüğünü ve bu görüşmede broşürleri ve dergiyi göstererek VKGB hakkında bilgi verdiklerini,bu esnada yanında Muzaffer'in de bulunduğunu,o günlerde VKGB başkanı olarak bilinen Taner ÜNAL'm İstanbul'a geldiğinde konferansına davet edildiğini, kendisinin de bu konferansa gittiğini, orada Taner ÜNAL ile tanıştıklarını^ gün içerisinde kendisini Ankara'daki yapılacak genel kurula davet ettiğini, kendisinin de davet ettiği tarihte giderek genel kurula katıldığını,genel kurula Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN'm da geldiğini, ancak nasıl geldiklerini bilmediğini,orada Taner ÜNAL'm genel başkan seçildiğini, kendisinin de teşkilattan sorumlu başkan yardımcısı olarak isminin yazıldığını, 7-10 gün sonra tekrar bir toplantı için Ankara'ya gittiğinde genel kurula katılan bazı şahısların kendisine Taner ÜNAL'm aynı evi birkaç kişiye sattığını söyleyerek noter belgelerini gösterdiklerini, Taner ÜNAL'm daha önceki görüşmelerinde kendisine teröristler tarafından vurulduğunu bunun için ayaklannm kısaldığını söylemiş olduğunu,ancak şahsın dolandırdığı insanlar tarafından vurulduğunu öğrendiğini,öğrendiği bilgiler üzerine VKGB ile ilişkisini kestiğini ve bir daha toplantılarına katılmadığını,Taner ÜNAL'm ikinci toplantıya Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN ile birlikte bazı şahısları çağırmadığmı,şahıslarm da bu nedenle Taner ÜNAL'a kızdıklarını öğrendiğinijstanbul'a döndükten sonra birkaç ay kadar hiç kimseyle görüşmek istemediğini,ancak şahısların bir ara at yarışları dalında Kuvayı Milliye kupası adı ile turnuva düzenlediklerini duyduğunu ve şahısları yaptıkları etkinlik için tebrik ettiğini, Ayvalık'tan İstanbul'a geldikten sonra şahıslarla görüşmeye başladığmı,yaşanan bu olaylardan sonra İbrahim ÖZCAN ve Hüseyin GÖRÜM Te birlikte Kuvayı Milliye Derneğini kurmaya karar verdiklerini ve gerekli çalışmalara başladıklarını, Kemal KERİNÇSİZ'i basından tanıdığını ve Türk Ortodoks Patrikhanesinde katıldığı programlarda da birkaç defa gördüğünü, Yusuf GÖRÜM'ü Hüseyin GÖRÜM'ün abisi olarak tanıdığını,derneğe gelip gittiğini, Kahraman ŞAHİN'i Hüseyin GÖRÜM'ün çocukluğundan beri yanında yetiştirdiğini, Kuvayı Milliyeti olduğunu söylediği şekli ile tanıdığmı,bu kişinin daha sonra yönetim kurulu kararıyla dernek saymanlığına getirildiğini, Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'nun derneğe üye olmak için geldiğini, ilk görüşmelerinde kendisinin nano teknolojiyle uğraştığını söylediğini ve bazı projelerini anlattığını, kendisine Kuvayı Milliye Derneğinin Ar-Ge Şube Müdürlüğü görevini verdiklerini, Erkut ERSOY'un kendisine bilgisayar uzmanı olarak tanıtıldığını, bu kişinin kendisine özel büro adında bir arkadaş grubunun olduğundan ve İstanbul'daki toplantıya geldiğinden bahsettiğini, kendisini de bu toplantıya davet ettiğini, ancak kabul etmediğini, daha sonra kendisini hal hatır sormak ve özel günlerde kutlama amacıyla aradığını, Tempo dergisinde çıkan haberin arkasında bu şahsın olduğunu hatta bu fikrin Erkut ERSOY'a ait olduğunu öğrendiğini, Yaşar ARSLANKÖYLÜ'nün Kuvayı Milliye Adana Şube Başkanı olduğunu, bu kişi ile kendisini Mersin temsilcisi Kemal CANAY'm tanıştırdığını,

^YJ^y^^^^r^j

Tanju OKAN'a 22 temmuz seçimleri öncesinde Kemal CAN AY yerine Mersin Şube sorumlusu olarak yönetim kurulu kararıyla yetki verdiklerini,kendisi ile bir defa Mersin'de görüştüğünü, Muhammet YÜCE'nin basında çıkan haberler üzerine kendisini telefonla arayarak uzman çavuş olarak tanıttığım,kendisini ayda bir veya 15 günde bir aradığını, İstanbul'da bir cenazeye geldiğinde kendisiyle görüştüklerini, bir defa da derneğe geldiğini hatırladığını, Ali KUTLU'nun Mersin'e gittiğinde kendisini karşılayan şahıslardan birisi olduğunu,bu kişinin İstanbul'a geldiği zaman Hüseyin GÖRÜM'ün bilgisi dahilinde dernekte yatıp kalktığını sonradan öğrendiğini, İhsan GÖKTAŞ'm kendisinin dernekten ayrılmasından sonra dernekteki faaliyetleri anlatmak için yanma gelen bir şahıs olduğunu, kendisi ile telefonla ve yüzyüze görüştüklerini, Veli KÜÇÜK ile 1992 veya 1993 yılında Ağrı İl Jandarma Alay Komutanlığına atandığı zaman tanıştıklarmı,Alay komutanı olarak buraya geldiğini,hatırladığı kadarıyla kendisinin o zamanki rütbesinin yarbay olduğunu,yaklaşık 1 veya 2 yıl birlikte terörle mücadele kapsamında görev yaptıklanm,Eşref BİTLİS şehit olduğunda beraber olduklarmı,kendisinin Eşref BİTLİS'in arkasından ağladığını gördüğünü,tahminen bir yıldan fazla birlikte görev yaptıklarını, Komutanlıkları ayrıldığı için daha sonra Veli KÜÇÜK'le hiç görüşmediğini, herhangi özel bir amaçla da görüşmediğini, ancak görev veya özel günlerde kutlama amacıyla görüşmüş de olabileceklerini, her ikisinin de emekli olduktan sonra Türk Dünyası Araştırma Vakfmdaki konferanslarda merhabalaştıklarmı, bu konferanslarda 5-10 defa karşılaşmış ve selamlaşmış olabileceklerini, bu tarihten bir ay kadar önce aynı vakıfta karşılaştıklarını ve selamlaştıklarmı,ancak özel bir görüşmelerinin olmadığını,hatta kendisine Kuvayı Milliye çalışmaları ile ilgili dahi herhangi bir beyanda bulunmadığını, Veli KÜÇÜK'ün terörle mücadeledeki görevlerinde çok başarılı birisi olduğunu, Muzaffer TEKİN'i askeri öğrenciliğinden beri tanıdığını, Muzaffer TEKİN'in Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalıştığı sürece ortak hiçbir görevlerinin olmadığını, daha sonra 12 Eylül öncesi (1980 öncesi) mide kanseri olduğunu öğrendiğini ve ailesini telefonla arayarak geçmiş olsun dileklerinde bulunduğunu, 1996 yılma kadar bir defa karşılaştıklarını ve orada sohbet ettiklerini, Muzaffer'in 1985 yılında TSK dan Askeri Şura kararıyla ayrıldığını, 1996 yılma kadar şahısla bir daha temasının olmadığmı,olduysa da hatırlamadığını, kendisinin Hasdal Kışla Komutanlığına geldiği zaman hayırlı olsuna geldiğini ve orada yüzyüze görüştüklerini, kendisinin de iadei ziyaret yapmak amacıyla bürosuna gittiğini ve görüştüklerini, İstanbul'da kaldığı sürece arkadaşlık çerçevesinde görüşmelerinin olduğunu, 2005 yılı içerisinde VKGB'den ayrıldıktan sonra bürosundaki bir görüşmede kendisine "VKGB'nin İstanbul Başkam olarak seni uygun gördük" dediğini,kendisine ben hiç kimsenin lafıyla bir yere gelmem ve her şeyi kendim yaparım dediğini ve şahısla bir daha hiç görüşmediğini, bundan sonra Fenerbahçe Orduevinde bir defa karşılaştıklarını ve kerhen selamlaştıklarmı ancak herhangi bir görüşmelerinin olmadığmı,yaklaşık 2-3 yıldır hiçbir temas veya görüşmelerinin olmadığını, Taner ÜNAL ve Vatansever Kuvvetler Güç Birliği (VKGB) ile irtibatını yukarıda anlattığını, yaşanılan olaylardan sonra Taner'in kendisini bir defa aradığını, kendisine bir daha görüşmek istemediğini söylemesi üzerine bir daha temaslarının olmadığını, Semih Tufan GÜLALTAY'm ismini kendisi Elazığ'da görevli iken İHD başkanı Akın BIRDAL'm tetikçilerini azmettiren kişi olarak duyduğunu, hapisten çıkana kadar herhangi bir görüşmesinin olmadığmı,Semih Tufan GÜLALTAY hapisteyken Semih Tufan'm kardeşi Emre GÜLALTAY'ı Muzaffer TEKİN'in bürosunda tanıdığını, Emre'yi Muzaffer'in yanında 3-4 defa görmüş olabileceğini, Emre'nin kendisine abisinin hapishanede yazdığı kitaplardan 56 tane verdiğini,vermiş olduğu kitapları okuduğunu ve.çok hoşuna gittiğini,Emre'yle görüşmelerinde ağabeyinin durumunu da sorduğunu,çünkü. Semih vTufan'm yazmış olduğu kitapların çok hoşuna gitttiğini,Semih Tufan cezaevinden çıktıktan sonra Muzaffer'le veya

ayrı ayrı en az 10 defa görüştüğünü, Ulusal Birlik Partisinin kurulması aşamasında görüş alışverişlerinin olduğunu,hatta partinin ismini birlikte koyduklannı,partinin genel başkanı olarak kendisini lanse ettiğini,çok defa şahısla devlet sorunları hakkında görüştüklerini, resmi olarak da birkaç defa yanma gittiğini, şahısla Muzaffer TEKİN'in bürosunda da görüştüğünü,çünkü o zamanlar herhangi bir olumsuz durumunun olmadığını, Ulusal Birlik Partisinin Kurulması aşamasında birlikte Ankara'ya giderek bazı şahıslarla görüştüklerini, görüştükleri şahısların hiçbirisini hatırlamadığım,ancak şahısların kendisine eski ülkücüler olarak lanse edildiğini hatırladığını, ilerleyen dönemde Semih Tufan'm ticari ve gayri menkul faaliyetlerinin devlet tarafından engellendiği söylediğini,bu söylemlerde bulunurken bu olayların kendisinden kaynaklandığını ima etmeye çalıştığım,bunun üzerine kendisine kızdığını ve "bu güne kadar senle görüştüğüme yazık" diyerek yanından ayrıldığını ve bir daha görüşmediğini, Bir süre önce Almanya'da silahlı saldırı sonucu öldürülen ve uyuşturucu kaçakçısı olduğu iddia edilen Ertuğrul YILMAZ'ı tanıyıp tanımadığı, tanıyor ise kimin vasıtasıyla ne şekilde tanıdığı sorulması üzerine ; Ertuğrul YILMAZ'ı kendisine Avrupa'da PKK'yla mücadele eden, çatışan, kahraman bir vatan evladı olarak Muzaffer TEKİN'in tanıttığım, tahminen 2000 yılında Muzaffer TEKİN ile Ertuğrul YILMAZ'm kendisini Kolordu bahçesinde ziyaret ettiklerini, oturup sohbet ettiklerini,yine burada Ertuğrul YILMAZ'm kendisine Avrupa'da PKK'ya yönelik çalışmalarından bahsettiğini,hatta kendisini Avrupa'da PKKTılarm uyuşturucu ticaretini engelleyen kişi olarak tanıttığını, başka bir zamanda eşli olarak Muzaffer TEKİNTe birlikte Ertuğrul YILMAZ'm oğlunun sünnet yemeğine gittiğini,daha sonra Ertuğrul YILMAZ yurtdışına çıktığını öğrendiğini, kendisi Harp Akademilerinde görevli iken Almanya gezisine gitmeden önce Ertuğrul YILMAZ'ı cep telefonundan arayarak Berlin'de görüşmek istediğini söylediğini,ancak kendisinin Almanya dışında olduğunu söylediğini, şahısla başkaca herhangi bir görüşmelerinin olmadığını, daha sonra Muzaffer TEKİN'in telefonla kendisine Ertuğrul YILMAZ'm Almanya'da öldürüldüğünü söylediğini, vatansever bir Türk evladının şehit edildiğini düşündüğünden üzüldüğünü, kendisini PKK'yla savaşan bir vatan evladı olarak bildiği ve şehit olduğunu düşündüğü için resmi elbiseyle Kadıköy Söğütlüçeşme'de cenaze törenine katıldığını, cenaze törenine gittiğinde Muzaffer TEKİN'in de orada olduğunu, Düzce tarafındaki bir yerde Ertuğrul YILMAZ'm köyüne Muzaffer TEKİN ve Ertuğrul YILMAZ'm akrabalarıyla birlikte mevlüt merasimine gittiklerini, oradayken mevlüt merasimine Sedat PEKER'in kardeşi Atilla PEKER'in de katıldığını gördüğünü, burada Atilla PEKERTe tanıştığmı,Ertuğrul YILMAZ'ı kimin vurduğunu bilmediğini, Sedat PEKER ile kendisini Muzaffer TEKİN'in tanıştırdığını, Muzaffer TEKİN'in kendisine Sedat PEKER'i Türkçü, vatansever birisi ve İstanbul'da başta PKKTılar olmak üzere bütün uyuşturucu satanların ellerini kıran şahıs olarak tanıttığmı,daha sonraki tarihlerde Muzaffer TEKİN'in kendisine Sedat'ın hapishaneden çıktığım, Tekirdağ'da hastanede olduğunu ve ziyarete gideceklerini kendisinin de gelmek isteyip istemediğini sorduğunu, kendisinin de bu kahraman Türk evladının ziyaretine gidebileceğini söylediğini ve birlikte ziyarete gittiklerini, oraya Dalyan Mehmet lakaplı Mehmet UYSAL'm arabasıyla Muzaffer TEKİN'le birlikte gittiklerini, hastanede 10 dakika kadar Sedat PEKER'i ziyaret ettiklerini,ilk tanışmalarının da orada olduğunu, Sedat PEKER'in kendisini ve Muzaffer TEKİN'i Beylerbeyi sahilinde yalıdan bozma bir yere davet ettiğini, bulundukları yerde fazla müşteri olmadığı için orayı kapattığını değerlendirdiğini,orada birkaç saat sohbet ettiklerini, görüşmelerinin vatan millet kurtarma ekseninde geçtiğini, kendisinin de Muzaffer TEKİN'in anlattığı şekilde uyuşturucu satıcılarıyla mücadele ettiği anlattığını, daha sonra Muzaffer'in Sedat'ın kendilerini yemeğe çağırdığını söylediğini, kendilerinin Muzaffer'in bürosunda beklediklerini, adını Boğaç olduğunu öğrendiği kişinin kendilerini alarak Beykoz'da bulunan büyük bir bahçe içerisindeki eve götürdüğünü, Sedat'ın ayrıca kendisine Öztürkler isimli

internet sitesini kurduğunu söylediğini ve içeriği hakkında konuştuklarını, bu ziyaretin Sedat PEKER'le son görüşmesi olduğunu ve bir daha da yüzünü görmediğini, daha sonra Sedat PEKER'in kardeşi Atilla PEKER'le birkaç defa kandil ve bayramlarda kutlama amaçlı görüşmelerinin olduğunu, Kuvayı Milliye Derneğini 11 Kasım 2005 tarihinde İl Dernekler Müdürlüğüne müracaat edip alındı belgesinin alınmasıyla kurmuş olduklarını, kendisinin VKGB'den ayrıldıktan sonra uzun bir süre herhangi bir girişimde bulunmadığmı,yukarıda da beyan ettiği üzere Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN ile birlikte çekirdek kadro ve düşünceyi oluşturduklarını, tam bağımsız ve bağlantısız Kuvayı Milliye adında bir dernek kurmayı planladıklarını ve kendisinin, Binvar KURBANOĞLU, Türkan GÖRÜM, Sezin ALPER, Nevzat ÇETİN, Savaşan TOSUN ve Mehmet BEŞLİOĞLU isimli şahıslarla kurucular kurulunu oluşturup derneği kurduklarmı,Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN sabıkalı olduklarından dolayı kurucular kurulunda yer almayı uygun bulmadıklarını, hatırladığı kadanyla kendisi aynlmadan önce üye kayıt defterindeki üye sayısının 280 civannda olduğunu,şu an net üye sayısının kaç olduğunu bilmediğini, üyelerin görev ve sorumluluklarının dernek tüzüğünde yazdığını, Kuvayı Milliye Derneği'nin amacının, İstiklal Savaşını zaferle neticelendiren ve Cumhuriyeti kuran kahraman ecdadımızın hatırasını canlı tutmak, Atatürk'ümüzün ve şehitlerimizin mirasına sahip çıkmak,milletimizi dış ve iç tehlikelere karşı uyarma görevi yapmak olduğunu, başlangıçta dernekte kimsenin kalmadığmı,daha sonra Hüseyin GÖRÜM'ün ev kirasını ödeyemediği için evden çıkmak zorunda kaldığını ve dernek binasında kalmaya başladığım,halen dernek binasında kalmaya devam etmekte olduğunu,Kahraman ŞAHİN'in arada sırada kaldığını bildiğini, kendisi 7 Eylül 2007 tarihinde Kuvayı Milliye Derneği genel başkanlığından ayrıldıktan sonra olağan genel kurulun toplanmasına kadar Hüseyin GÖRÜM'ün vekil olarak seçildiğini,kendisinin bütün evrak, doküman ve demirbaşı tutanakla Hüseyin GÖRÜM'e teslim ettiğini ve bir daha derneğe uğramadığmı,bu nedenle o tarihten bu yana faaliyetler ve yaşanan olaylar hakkında duyduklanndan başka bildikleri olmadığmı,aynı tarihten geçerli olmak üzere noterden onaylı istifasını da dernek genel merkezine gönderdiğini, bildiği kadanyla derneğin halen faaliyet göstermekte olduğunu ancak net bir bilginin de kendisine ulaşmadığını, Dernek binasını İstanbul Defterdarlığı Milli Emlak Müdürlüğünün açtığı ihaleyi kazanarak şartlı olarak yıllık 20.000 YTL karşılığında kiraladıklannı,birinci taksit olarak 5.000 YTL civannda bir para yatırdıklanm, dernek binasıyla ilgili olarak yapılan bütün masraflann Hüseyin GÖRÜM tarafından karşılandığını,Hüseyin GÖRÜM'ün bu parayı nereden aldığını bilmediğini,ancak kendisine elinde senetlerinin ve bonolarının olduğunu ve onlarla karşıladığını söylediğini, müteakip kiralan ödeyemedikleri için Defterdarlık tarafından tahliye karan çıktığını ve Kaymakamlık tarafından derneğe tebliğ edildiğini,ancak söz konusu bina Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesine geçtiğinden bu işlemin durdurulduğunu, şu anki durumunu bilmediğini,binanm elektrik, su ve telefonlannm borçlanndan dolayı kapatıldığını bildiğini, derneğin genel merkezinin Kadıköy'de olduğunu,dernek genel merkezine bağlı olarak Pendik, Adana, Mersin, Antalya ve Kars'ta şube ve temsilcilikler açıldığmı,ancak kendisi görevi bıraktıktan sonra Pendik haricindeki diğer tüm şube ve temsilciliklerin kendi kendine kapatıldığını bildiğini, derneğin üyelerinden alman aylık 1 YTL den başka herhangi bir gelir kaynağı olmadığmı,ara sıra bazı üyelerin bağış maksadıyla çok cüzi miktarlarda en fazla 50 YTL olmak üzere bağış yaptıklannı,bunlann kayıtlarda mevcut olduğunu, Hüseyin GÖRÜM'ün dernekte teşkilattan sorumlu genel başkan yardımcılığı yaptığını, kendisi aynldıktan sonra ise başkan vekilliğine vekalet ettiğini,Muhammet YUCE'nin dernekte hiçbir resmi görevi olmadığını,üye"'olup*""olmadığını bilmediğini, Kahraman ŞAHİN'in başlangıçta dernek üyesi olduğunu, daha sonra ise dernek saymanlığı

yaptığmı,Erkut ERSOY'un dernekle ilişkisini bilmediğini,Selim AKKURT'u ise tanımadığını, kendisine sorulan şahıslarla herhangi gayri yasal iş yapmadığını, Kendisine ait 2 adet ruhsatlı silahı bulunduğunu,bir de ruhsatlı av tüfeğinin olduğunu, Kamuoyuna da yansıyan görüntülerde görüldüğü üzere, kendisinin dernek üyelerine silah, Bayrak ve Kur'an üzerine yaptırdığı ve içeriğinde "ölmek var, öldürmek var, öldürülmek var" gibi beyanlarının bulunduğu yemin metnini kimin hazırladığı sorulduğunda ; söz konusu metnin kendisi tarafından hazırlandığını, ancak yemin metninde "ölmek, öldürmek ve öldürülmek" gibi hiçbir beyan olmadığını, hatta o manaya gelebilecek hiçbir beyanın da bulunmadığını, ayrıca dernekle ilgili hiç kimseye ölmek veya öldürmek konusunda herhangi bir telkinde, teşvik ve imanm yapılmadığını, yemin töreninde masa üzerinde duran silahların derneğin Mersin temsilcisi Kemal CANAY ve kendisine ait ruhsatlı silahlar olduğunu, derneğe üye olan kişilere bu yeminin yaptırılmadığını, sadece bir defa Mersin'deki törende bu yeminin yaptırıldığını, Kuvayı Milliye Derneğini tam bağımsız ve bağlantısız tek numune dernek olması için kurduğunu, bu nedenle hiçbir kurum ve kuruluştan destek alınmadığını, bu zamana kadar derneğin diğer dernek veya oluşumlar ile birlikte etkinliklere katılmadığını, Kuvayı Milliye Derneği Kurulmadan önce veya kurulduktan sonra herhangi bir kişi, kurum veya kuruluştan herhangi bir konuda ortak hareket etme veya ortak iş yapma konusunda teklif alıp almadığı sorulduğunda; bu yönde bir teklif almadığım,ancak basında çıkan haberlerden sonra Amerika İstanbul Başkonsolosu olan bir şahsın yanma geldiğini, bu şahsa Amerikanın Irak ve Afganistan gibi ülkelerde yaptıkları zulümleri anlatarak gönderdiğini, bu görüşmeye Kahraman ŞAHİN'in de şahit olduğunu, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ÜN 25.05.2006 günü Ankara Emniyet Müdürlüğünde alman ifadesi okunduktan sonra; Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ün ifadesinde Hüseyin GORUM'ün etrafındaki şahıslara vereceklerini söylediği eğitimin ne olduğu, Düzce'de bulunduğu söylenen yerin neresi olduğu sorulduğunda; bahsi geçen yerle ilgili hiçbir bilgisinin bulunmadığını, böyle bir yer olması halinde Hüseyin GÖRÜM ün kendisine söyleyeceğini, Hüseyin GÖRÜM'ün "Asker yetiştireceğiz, silahımız her şeyimiz de var" sözlerinden neyi kast ettiğini bilmediğini,kendisinin bu konu hakkında bilgisinin olmadığını, Murat ÇAĞLAR isimli şahsı tanıyıp tanımadığı sorulduğunda; Murat ÇAĞLAR'ı dernek binasına Hüseyin GÖRÜM'ün getirdiğini, şahıstan haberinin olmadığını, hatta kendince teşkilat başkan yardımcısı diye kartvizit bastırdığını, dernek binasında yapılan aramadan sonra bu olaylardan haberinin olduğunu, Murat ÇAĞLAR'm bir daha demek binasına gelmemesi için Hüseyin GÖRÜM'ü ve şahsı uyardığını, birkaç defa demek civarında gördüğünü, daha sonra görmediğini, Murat ÇAĞLAR'm Pendik ve Bakırköy ilçelerinde (2) adet ruhsatsız tabanca ile yakalanması olayları ile ilgili olarak bilgisi sorulduğunda; şahsın Pendik'te yakalanması sonrası demekte arama yapıldığı için haberinin olduğunu, Bakırköy'de yakalanmasından haberinin olmadığını, Murat ÇAĞLAR'm 07.01.2007 günü Pendik ilçesinde yakalandığı sırada kullanımda bulunan 34 AD 4374 plaka sayılı otoda çok sayıda belge ve CD bulunarak el konulmuştur. El konulan belgelerde "çiftçi = tetik çeken, kelle alan" "alış veriş = operasyon", "takım elbiselerin astarları düğmeleri kolay sökülmeyecek cinsten olmalı kavgada sökülenler ileride yakalandığında mahkemede delil olarak kullanılabilir, büyük ve sağlam pamuk mendil çok önemlidir, her işe yarar yaranın üzerine bastınrsan kan kaybını önler" şeklinde el yazısıyla yazılmış suç örgütlerinin kullanabileceği düşünülen bilgilerin bulunduğunun tespit edildiği, Murat ÇAĞLAR'm beyanında, el konulan belgelerin kendisine ait olmadığı, söz konusu otonun Kuvayı Milliye Derneği'nin kullanımında olan bir oto olduğunu beyan ettiği anlatılması üzerine ; demeklerinin kullandığı bir oto olmadığmı,bahsedilen belgeleri kendisinin yazmadığını, kim tarafından yazıldığını da bilmediğini, ■

Murat ÇAĞLAR'm kullanımında bulunan otodan el konulan belgelerin bazılarında, ise çeşitli şahıslar hakkında istihbari mahiyette bilgilerin (ev, işyeri adresleri, medeni durumu, siyasi düşüncesi, dini, ırkı... vb.) bulunduğu tespit edildiğinin anlatılması üzerine ; kendisinin herhangi bir kişinin takip edilmesi veya hakkında bilgi toplanması için hiçbir kimseye talimat vermediğini, belgelerden haberinin olmadığını, Kuvayı milliye derneği'nde yapılan arama el konulan bilgisayarların incelemesinde tespit edilen "KOMİSYONLAR.doc" isimli belge içersinde derneğin kuruluş seması olarak bazı bölümlerin oluşturulduğu, belgenin altında Mehmet Fikri KARADAĞ yazdığı, bu bölümlerden, Özel Kuvvetler Komisyonu başlığının altında "Bu komisyon savaş anında, seferberlik anında ve şanlı ordumuz tarafından ihtiyaç duyulduğu anlarda görev yapacak olan Kuvayı Milliye Kuvvetlerini oluşturmak ve hazırlamakla görevlidir... ayrıca Kuvayı Milliyenin güvenliğinden sorumlu olup alt kurullar oluşturacak, güvenlik şirketi ve benzeri ticari işlere girecek." ibaresi yazdığı tespit edildiği hatırlatılarak, Söz konusu komisyonun ne amaçla oluşturulduğu sorulduğunda ; Beyan edilen belgeden ve Özel Kuvvetler Komisyonundan haberinin olmadığını, hiçbir kimseye bu şekilde talimat vermediğini, Kahraman ŞAHİN'in bu türlü konulara meraklı olduğunu, belgeyi Kahraman'm yazmış olabileceğini, ancak bu konuda hiçbir talimat vermediğini, belgeden haberi olmadığını, hatta bir ara şahısların bastırmış olduğu özel kuvvetler kartlarını tesadüfen gördüğünü ve alarak imha ettiğini, Özel Kuvvetler adını derneğin kullanmamasını söylediğini, Ali ÖZOĞLU'nun 25 Mayıs 2006 tarihinde Tempo Dergisinde vermiş olduğu röportajdaki beyanlan hatırlatılarak, Kuvayı Milliye Demeği'nin "2000 motorize ekipten oluşan, telsizli istihbarat ekipleri hazırladığı, bu ekiplerin istanbul içinde ve iki yakada başta kurt mafyası olmak üzere her türlü organize suç şebekesine ve mafyaya karşı mücadele etmekle görevli olacakları" yönündeki beyanlan sorulduğunda; konu hakkında hiçbir bilgisinin olmadığını, Ali ÖZOĞLU'nun beyanlannın, Erkut ERSOY ile birlikte kendi düşüncelerini yansıttığını, Kuvayı Milliye Derneği olarak bu konuda hiçbir çalışmalannın olmadığını, Çeşitli yayın kuruluşlannda ve aramalarda el konulan bazı CD'ler içerisinde yer alan, "ellerinde 13.500 hainin listesi" olduğu yönündeki beyanlan hatırlatılarak, bahse konu listenin nerede veya kimde olduğu sorulduğunda; kesinlikle bu şekilde bir listenin olmadığını, beyanlann aslı olmayıp laf olsun diye söylenmiş sözler olduğunu, Yukanda anlatılan Murat ÇAGLAR,kendisi ile yapılan mülakatta; Kuvayı Milliye Derneği'nde kaldığı süre içerisinde kendilerine, "vatanın elden gittiğini, bir an evvel halkın ayaklandınlması gerektiği, ayrıca Kuvayı Milliye Derneğinin mevcut orduya alternatif yeni bir ordu kurma yetkisinin olduğu, bunun için maddi güç kazanmalan gerektiği, bu nedenle sık sık yardım toplandığı, mevcut ordunun içinde bölünmeler olduğu, vatan hainlerinin olduğu" nun anlatıldığını, bu çerçevede kendisinin de çok defa yardım toplama faaliyetlerine katıldığını beyan etmiştir. Beyanlar sorulduğunda; kesinlikle bu yönde bir talimat vermediğini ve bu şekilde bir açıklama yapmadığını, şahıslann kendi aralannda bu şekilde görüşmüş olabileceklerini, ancak kendisinin bilgisi ve ilgisi olmadığını, Aramalarda elde edilen bazı CD'ler içerisinde ve medyada çıkan haberlerde "11 kasım 1938'den bugüne vatana ihanet eden her şahıs, kurum ve kuruluştan hesap sorulacak" şeklindeki beyanlan hatırlatılarak sorulduğunda; bu tür beyanlannda geçen hesap sormak sözündeki amacının, tam bağımsız şerefli Türk hakim ve savcılan tarafından gerekli işlemlerin yapılması olduğunu, bunun dışında hiçbir amaçlannm olmadığını, Erkut ERSOY'un yöneticiliğini yaptığı "Özel Büro" isimli birim ile ilgisi sorulduğunda; Erkut ERSOYTa yukanda anlattığı bilgiler dışında herhangi bir ilgisinin olmadığını, Kuvayı Milliye Derneğine üye kazandırmak adı altmda örgüte adam temin etmeye çalışıp çalışmadığı, bu konuda örgüt üyelerine herhangi - bir' talimat verip vermediği

sorulduğunda; Kuvayı Milliye Derneğine üye toplamak gibi bir amacının olmadığını, üyelerinin tamamının derneğe gelerek üye olan kişiler olduğunu, 02.07.2007 günü Yusuf isimli kişi ile yapmış olduğu telefon görüşmesi okunduktan sonra; Yusuf isimli şahsın kim olduğu sorulduğunda; Adı geçen Yusuf u dernekte bir ara kalan ancak daha sonra Hüseyin GÖRÜM tarafından kovulan bir şahıs olarak bildiğini, Yusuf un "bu yer altı durumu, şeyden sonra mı düşünüyorsun, seçimden sonra mı, ekip hazırla dedin ya" diyerek bahsettiği konunun ne olduğu sorulduğunda; şahsın görüşmede ekip diye bahsettiği konunun ne olduğunu bilmediğini, Yusufun beyanlan sonrasında kendisinin neden "Onu 23 Temmuz'dan sonra konuşuruz. Şu anda söz konusu değil. Ortalık duman olacak. Herhalde birileri bir şeyler yapar, hepsini bize mi bırakacak" diyerek bahsettiği konunun ne olduğu sorulduğunda; Bu şekilde beyanlarda bulunarak neyi kastettiğini hatırlamadığını, 21.04.2007 günü Kahraman ŞAHİN'le yapmış olduğu telefon görüşmesi okunduktan sonra; Görüşmede adı geçen "Devlet TOPÇU" isimli şahsın kim olduğu sorulduğunda; Devlet TOPÇU'nun, hemşerisi olan bir arkadaşı olduğunu, kızının askeri hastanede işe girmesi için yardım talep ettiğini, görüşmede geçen militan kelimesinin yanlış söylendiğini, Devlet TOPÇU'nun sade bir vatandaş olduğunu, Görüşmede Devlet TOPÇU isimli şahıs için "bizim militanlardan birisi yani. iyi bir çocuk yani. Terk edilecek bir çocuk değil ama." diyerek neyi kastettiği sorulduğunda; Devlet TOPÇU'nun kesinlikle militan olma gibi bir özelliği olmadığını, bu beyanlan yanlışlıkla kullandığını, Yapılan çalışmalar sonucu tespit edilen telefon görüşmelerinde örgüt üyelerinin sürekli olarak elaman temin etme ve ekip hazırlamaya çalıştıklannm anlaşıldığı,eğer kendisinin herhangi bir talimatı yoksa neden sürekli kendisine bilgi verdikleri sorulduğunda; Kendisinin kimseye talimat vermediğini, böyle bir ekiplerinin de olmadığını, 08.10.2007 günü Muhammet YÜCE ile yapmış olduğu telefon görüşmesi okunduktan sonra; Görüşmede Muhammet'in "bayramdan sonra size 20 tane genç gönderiyorum. 20 tane sağlam ekip" diyerek bahsettiği konunun ne olduğu sorulduğunda; Görüşmeyi hatırladığını, Muhammet YÜCE'nin hiçbir konuşmasını ciddiye almadığını, Muhammet'in kendisine göre kişilik tatmini peşinde koşan birisi olduğunu, Muhammet'in görüşmede bahsettiği şahıslann yanma gelip gelmedikleri, geldiler ise nereden ve ne amaçla gönderildikleri sorulduğunda; Yanma kimsenin gelmediğini, İletişim tespitlerinde örgüt üyelerinin kendisinden talimat almadan herhangi bir işlem yapmadıklan anlaşıldığı, kendisi örgüt lideri veya yöneticisi değilse şahıslann neden her konuda kendisinden talimat aldıklan sorulduğunda; Telefon görüşmelerinde adlan geçen bu şahıslarla ortak herhangi bir çalışmasının olmadığını, şahıslann hiçbirisine talimat vermediğini, 07.08.2007 günü Gökhan SİPAHİOĞLU ile yapmış olduğu telefon görüşmesi sorulması üzerine ; görüşmede bahsi geçen konunun dernek yönetim kurulunca yapılması planlanan bir toplantı olduğunu, başka bir anlam ve amaç taşımadığını, Görüşmede Gökhan'ın "Mustafa'ya da dedim. Babayı ara... görüş, ne yapacağımızı, ne edeceğimizi, kendisi bize talimat verecek dedim. Babacım biz gerçek çekirdek ve 500 kişi şu anda hazır bekliyor." diyerek bahsettiği kişilerin kimler olduğu ve kendisinden ne yönde bir talimat bekledikleri sorulduğunda; O günkü dernek toplantısında Hüseyin GÖRÜM'le aralannda bir tartışma olduğunu, kendisini desteklemek amacıyla geleceklerini beyan ettiklerini, ancak Gökhan SİPAHİOĞLU nun tek kişi olduğunu ve 500 kişilik bir grubu getirmesinin imkansız olduğunu, Yapılan teknik takip çalışmalannda birçok defa Emniyet Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevlerini yapamadıklanndan bahsettiği hatırlatılarak, amacının ne olduğu, bu 205i//Uf■ ^-,<n<^^T

şekilde davranarak çevresindeki insanları devletin güvenlik güçlerine karşı kışkırtmaya mı çalıştığı sorulduğunda; Kesinlikle böyle bir şeyin olmadığını, 18.06.2007 ve 18.09.2007 günü Erol ÖLMEZ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki telefon görüşmelerinden örgüt üyelerinin bazı şahıslan kaçırmaya, alıkoymaya çalıştıkları, gerekli çalışmaları yapmak içinde "karargah" denilen dernek binasını kullandıklarının anlaşıldığı sorulması üzerine ; Her iki telefon görüşmesinden de haberinin olmadığını ve olayları tasvip etmediğini, 29.08.2007 günü Muhammet YÜCE ile X şahsın yaptığı telefon görüşmesinde, Muhammet YÜCE'nin "Bu şey var ya Ömer var ya, Ömer'i de kaçıracağuk, onun planını da yaptık, Bizim Fikri Albay planı yaptı" dediği anlaşılmaktadır. Görüşmede geçen "Ömer" isimli şahsın kim olduğu sorulduğunda; Muhammet YÜCE'nin hiçbir fikrini dikkate almadığını, Muhammet YÜCE'nin bu sözleri kendisine itibar kazandırmak için söylediğini, Ömer isimli şahsı tanımadığını, 27.10.2007 ve 28.10.2007 günü yapmış olduğu telefon görüşmeleri okunduktan sonra; Görüşme yaptığı M.B.'m Kastamonu'dan hemşerisi olduğunu, bu kişiye ait arızalı olan ruhsatlı bir silahı kendisinin talebi üzerine Düzce'de silah tamiri yapan bir dükkanda tamir ettirdiğini, bu silah kendisine teslim edilirken aralarında herhangi bir belge düzenlemediklerini, silahı tamir için götürdüğü Süleyman ESEN'e kendisini yönlendiren kişinin daha önceden emrinde çalışan ve dostu olan bir subay olduğunu,o gün kendisinin de Düzce'de olduğu için orada buluştuklarını, tamir sonrası kendisine ait tabancanın birkaç mermisini verdiğini ve deneme atışı yapıldığını, Yapılan teknik takip çalışmalarına yakalanmamak için telefon görüşmelerine dikkat ettiği, bu yönde örgüt üyelerini de sık sık uyardığı, bazı telefon numaralarının dinlendiğini bildiği için bu numaralarla yapmış olduğu telefon görüşmelerine özellikle dikkat ettiği hatırlatılarak, konuyla ilgili ifadesi sorulduğunda; Yaşanan olaylar ve çıkan haberlerden sonra telefonunun dinlenebileceğini düşündüğünden, bu şekilde görüşmeler yapmış olabileceğini, 02.09.2007 günü Ferahi SES ile yapmış olduğu telefon görüşmesi okunduktan sonra; Ferahi SES isimli şahsın kim olduğu sorulduğunda; Ferahi SES'in dernekte genel sekreterlik yapan bir bayan olduğunu, görüşmede geçen telefonların dinlendiğini nerden öğrendiği sorulduğunda ise ; telefonların dinlendiğini bilmediğini, sadece tahmin yürüttüğünü, görüşmede "özel hattan arayacam seni sonra" derken neyi kastettiği sorulduğunda; görüşmeyi sonlandırmak için bu şekilde bir beyanda bulunmuş olabileceğini, görüşmeyi hatırlamadığını, 09.08.2007 günü Niyazi KIYAK ile yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; görüşmede "Niyazi sivil hattan arıyorum oğul. sivil hattı açık tut." diyerek bahsettiği konunun ne olduğu sorulduğunda; kontörü olmadığı için ankesörlü telefondan arama yapmış olabileceğini, görüşme ve içeriğini hatırlamadığını, 28.04.2007 günü Neslihan isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi okunduktan sonra; Basit bir çanta kaybolması veya hırsızlığı olayında, çantasını alan kişiler hakkında "... polis'te olabilir senin dediğin gibi, polis, istihbaratçı, gazeteci, o.... çocuğu bir sürü ne varsa" şeklinde beyanlarda bulunarak güvenlik kuvvetlerine neden iftira attığı sorulduğunda; çantasını bir arkadaşının otosunda unuttuğunu, otonun camının kırılarak, oto içinde bulunan diğer eşyalarla birlikte çantasının da çalındığını, o anlık sinirle bu şekilde beyanlarda bulunduğunu, ancak herhangi bir art niyetinin olmadığım,görüşmede çantada isim listesinden başka birşey olmadığından bahsettiği hatırlatılarak, söz konusu isim listesinin ne amaçla oluşturulduğu ve kimlerin isimlerinin bulunduğu sorulduğunda; çanta içinde ajandasının olduğunu, adres defteri olduğunu, 27.04.2007 günü Ferahi SES ile yaptığı telefon görüşmesi okunduktan sonra; yaşanan olaylar sonrasında tespit edilen delilleri polisin koyrnuş;-olabileceği yönünde beyanlarda bulunarak, neden güvenlik güçlerine iftira attığa'sorulduğunda; Böyle bir görüşmeyi hatırlamadığını,

UOP^

5k/?£-"V

1

Telefon görüşmelerinde, 22 Temmuz 2007 genel seçimleri sonrası "Türk Milletine" hakaretler ettiği ve aşağılayıcı ithamlarda bulunduğunun tespit edildiği, kendisini basma veya diğer şahıslara karşı vatansever biri olarak göstermesine rağmen telefon görüşmelerinde neden bu şekilde hakaretlerde bulunduğu sorulduğunda; 22 Temmuz seçimlerinden sonra sinirlendiği için bu şekilde sözler söylediğini, hiç birisini hatırlamadığını, 26.07.2007 günü Muhammet YÜCE ile yaptığı telefon görüşmesi okunduktan sonra; görüşmede "Eşşek Türk diye boşuna dememişler Mamocum. İşte bunun için Eşşek Türk'ün manası bu." diyerek yine gelen seçimler sonrasındaki çıkan sonuçlarla ilgili yorum yaparken Türk milletine neden bu şekilde hakaretler ettiği sorulduğunda; Sinirle söylenmiş sözler olduğunu, Fehmi KORU,Orhan PAMUK,Ahmet TÜRK,Osman BAYDEMİR ve Sebahat TUNCEL'in öldürülmesi konusunda kimseye talimat vedmediğini, hiç kimseyi bir suç için tahrik edip yönlendirmediğini, bu eylemlere ilişkin telefon görüşmleri yapan Muhammet YÜCE'nin hiçbir fikrini dikkate almadığını, Muhammet YÜCE ve Selim AKKURT isimli şahıslarla en son nerede, ne zaman ve ne şekilde görüştüğü sorulduğunda; Muhammet YÜCE ile bir akrabasının cenazesine geldiğinde bir defa yüz yüze görüştüğünü, yanında bir veya iki akrabası olduğunu, bir defa da dernek genel merkezine geldiğini, muhabbet ettiklerini, Selim AKKURT'u kesinlikle tanımadığını, Çamlıca'da görüşmek için yanında getirdiği akrabalarından birisi olabileceğini, 12-13.11.2007 tarihlerinde Muhammet YÜCE ve Selim AKKURT ile buluşup buluşmadığı veya şahıslara ulaşmaya çalışıp çalışmadığı sorulduğunda; Belirtilen tarihlerde Muhammet YÜCE'nin bir akrabasının olduğundan bahsettiğini, kendisinin de "gelsin bi görüşelim" diye telefon numarasını istediğini, bunun üzerine Muhammet'in bir telefon numarası verdiğini, bu numarayı aramış olabileceğini ancak görüştüğünü hatırlamadığını, Muhammet'ten telefon numarasını aldıktan bir süre sonra Muhammet'in "cinayetten aranan akrabasının yakalandığını" anlattığını, ancak yakalanan şahsın, Muhammet'in kendisine numarasını vermiş olduğu şahısla aynı kişi olup olmadığını bilmediğini, 12.11.2007 günü Muhammet YÜCE ve Selim AKKURT arasındaki telefon görüşmesi okunduktan sonra; Muhammet YÜCE'den Selim AKKURT'un telefonunu neden istediği sorulduğunda; Muhammet YÜCE'nin kendisine söylemiş olduğu akrabasının Selim AKKURT olup olmadığını bilmediğini, Muhammet'in, akrabasını bir fabrikanın sorumlusu gibi tanıttığını, kendisinin görüşme talep ettiği kişinin bu kişi olduğunu, Muhammet'in akrabasının ismini bilmediğini, Görüşmede kendisinin söylediği işin ne olduğu sorulduğunda; Muhammet YÜCE'ye böyle bir konudan bahsettiğini hatırlamadığını, 12.11.2007 günü Muhammet YÜCE ile yaptığı telefon görüşmesi okunduktan sonra; görüşmede "Oğlum ben seni arayacam dedim. Başka telefodan. Bu telefondan aradın bütün planı bozdun." diyerek bahsettiği planın ne olduğu sorulduğunda;Plandan kastettiği herhangi bir şeyin olmadığını, Muhammet'in telefon numarasını verdiği akrabasıyla herhangi bir görüşme yapmadığını, 13.11.2007 günü Muhammet YÜCE ile yaptığı telefon görüşmeleri okunduktan sonra; Herhangi bir gayriresmi işi yoksa görüşmelerde neden bu kadar dikkatli olduğu, görüşmelerde Selim AKKURT'un telefon numarasını dahi verdirmediği, özellikle ankesörlü telefondan aradığı ve yüz yüze görüşmek istediğini söylediği sorulduğunda; Herhangi bir kötü niyetle söylenmiş bir şey olmadığını, herhangi bir art niyet ve plan gerçekleştirme niyetinin olmadığını, 13.11.2007 Selim AKKURT'un telefonunun iki ayrı (0 212 224 14 43 - 0 212 296 14 61) ankesörlü telefondan arandığı, daha sonra Muhammet YÜÇEjıin aradığı ancak Selim AKKURT'a ulaşılamaması üzerine, aynı gün Muhammet .YÜCE ile yaptığı telefon görüşmesi okunduktan sonra; Selim AKKURT isimli şahsı nederi ankesörlâ'telefonlardan aradığı ve

Muhammet YÜCE'yi arayarak, Selim AKKURT'a ulaşamadığını belirterek telefon numarasını teyit ettirdiği sorulduğunda; Aradığı kişinin adının Selim AKKURT olduğunu bilmediğini, şahsı Muhammet'in akrabası olarak bildiğini, tam hatırlamamakla birlikte akrabasınm cinayet suçundan arandığını veya cinayet işlediğini söylemiş olabileceğini, o esnada orada yaşanan olayları hatırlamadığını, 13.11.2007 günü Muhammet YÜCE ile Coşkun ÇALIK arasındaki telefon görüşmesi okunduktan sonra; görüşmede şahısların bir eylem için hazırlandıkları, kendisinin Selim AKKURTTa görüşme talebinin örgüt üyeleri tarafından bir eylemin gerçekleştirileceği düşüncesini oluşturduğu ve bu yönde hazırlık yaptıklarının değerlendirildiği hatırlatılarak, konuyla ilgili ifadesi sorulduğunda; Selim AKKURT veya Halil isimli hiçbir şahısla görüşmediğini, kesinlikle böyle bir toplantının söz konusu olmadığını, bahsedildiği gibi herhangi bir pazarlık sözkonusu olmadığını, şahısların başka bir konudan bahsettiklerini değerlendirdiğini, bu görüşmenin kendisinin dışında gerçekleştiğini, bilgisinin olmadığını, 13.11.2007 günü Muhammet YÜCE ile yapmış olduğu telefon görüşmesi okunduktan sonra; ulaşmaya çalıştığı Selim AKKURT'u neden cep telefonundan veya ev telefonundan aramayıp, çok uzun mesafeler yürüyerek ankesörlü telefonlardan aradığı ve bu şekilde ulaşmaya çalıştığı, şahısla kanunlara aykırı bir konu görüşmeyecekse neden bu şekilde hareket ettiği sorulduğunda; Kanuna aykırı herhangi bir şey görüşme isteği ve arzusunun olmadığını, bahsedilen kişinin Selim AKKURT olduğunu kesinlikle bilmediğini, bu kişinin Muhammet YÜCE'nin sadık ve güvenilir bir akrabası olduğunu bildiğini, İfade alma aşamasının neredeyse tamamında Muhammet YÜCE isimli şahsın düşüncelerini dikkate almadığını beyan ettiği halde , şahsın akrabası olduğunu ve cinayet işlemiş olabileceği belirtilen bir şahısla neden görüşmek istediği sorulduğunda; Yaşanan olayları Muhammet YÜCE'nin hayali olarak Kuvayı Milliye derneğini yeniden canlandırmak olarak düşündüğünü, şahısla bu konuda herhangi bir görüşme yapmadığını, Yapılan iletişim tespitlerinden ve fiziki takiplerinden kendisinin (2) ayrı cinayet suçundan firari olarak aranmakta olan Selim AKKURT isimli şahsa bir görev vermek için ulaşmaya çalıştığı, şahısla özellikle cep telefonundan görüşmemeye özen göstererek ısrarla ankesörlü telefondan aradığı , yapılan çalışmalar ve tespitlerin geneli de göz önüne alındığında, kendisinin kimliği tespit edilemeyen bir şahsa karşı eylem yaptırmak üzere örgütün (2) ayrı cinayet suçundan aranan üyesi Selim AKKURT ile görüşmeye çalıştığının ve bu şahsa bir eylem görevi vereceğinin değerlendirildiği sorulduğunda ; O adamın 2 insanı öldüren cani birisi olduğunu bilmediğini, aklının ucundan geçmeyen bir olayın, telefon görüşmeleri yolundan kurgulandığını, iddia edilen konularda kesinlikle art niyetinin olmadığını, İkametinde ve üst aramasında çıkan malzemelerin kendisine ait olduğunu, Üzerinde herhangi bir ibare bulunmayan siyah renkli 1992 yılma ait ajandada çeşitli şahısların vesikalık fotoğraflannm ve haklarında bilgilerin bulunduğu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki çeşitli yerler ve kişilerle ilgili istihbari mahiyette bilgilerin bulunduğu görüldüğünün sorulması üzerine ; bunların kendisinin Elazığ 8.Kolordu İstihbarat Komutanı iken tutmuş olduğu notlar olduğunu, beyan etmiştir.

b)-Savcılık ifadesinde;
Kolluk ifadesini tekrarladığını, Yüksek Askeri Şura karan ile ordudan ayrılmış bulunan Muzaffer TEKİN ile devre arkadaşı olduklarını, 2004 yılında İstanbul'da görüştüklerinde kendisine "Vatansever Kuvvetler Birliği İstanbul Teşkilatı için seni uygun gördük şeklinde sözler söylediğini, kendisine ben kimsenin demesi ile iş yapmam, kendi işimi kendim yaparım şeklinde cevap verdiğini, son görüşmelerinin de bu olduğunu, daha sonra 11.11.2005 tarihinde Kuvayı Milliye Derneğini kurduğunu ve genel başkanlığını yaptığını,

22.07.2007 seçimlerinden sonra dernekten istifa ederek ayrıldığını, bu derneğin herhangi bir terör örgütü ile bağlantısı olmadığını, Mersin ilindeki Silah, Kur'an ve Bayrak üzerine yapılan yeminin Türk Kurtuluş Savaşı öncesindeki zor şartlarda yapılmış mücadeleyi anımsatan bir tören olduğunu, ancak basın tarafından çarpıtılarak kamuoyuna duyurulduğu için bir daha tekrarlanmadığını, bu yemin töreninden sonra Muhammet YÜCE isimli psikopat olduğunu değerlendirdiği kişinin telefonla arayarak Bursa'da yanında 50-60 kişi bulunduğunu, emrettiği takdirde herşeyi yapmaya hazır olduğunu söylediğini, ancak kendisini geçiştirdiğini, 22 Temmuz seçimlerinden sonra yine telefonla arayarak Ahmet TÜRK ve Osman BAYDEMİR'in işinin bitirilmesi gerektiğini söylediğini, her defasında kendisini geçiştirdiğini, Kuvayı Milliye Derneğinin bu tür olaylarla ilgisi olamayacağını, Ümraniye'de ele geçen el bombaları ile de ilgileri olmadığını, Ergenekon isimli yapılanmayı basından duyduğunu, böyle bir yapılanma olup olmadığını, var ise mahiyetini bilmediğini, askerlik mesleğini ifa ettiği sürede merhametli oluşundan dolayı astları ve üstlerinin kendisine "Baba Fikri" şeklinde hitap ettiğini, kendisinin insan öldürmeyle, cinayetle hiçbir işi olamayacağını, kendisinin Kuvayı Milliye Derneğinin kapısına da yazdırdığı " Kuvayı Milliyede Allahm razı olmayacağı hiçbir şey yapılmaz" düstûruna sahip olduğunu, bu görüş ve düşünceden hareketle terör ve şiddetle hiçbir ilgisi olmadığını, kendisine yüklenen suçların iftiradan ibaret olduğunu beyan etmiştir.

c)-Ar amalar da elde edilen deliller;
Şüphelinin evinde yapılan aramada ; - Telefon fihristleri, üzerinde notların yazılı bulunduğu ajandalar ve çeşitli dokümanlar bulunmuş olup, soruşturma evrakına eklenilmiştir. Ayrıca; Toshiba marka laptop bilgisayar, Çeşitli CDTer, Nokia marka 6080 model 353243/01/598237/3 IMEİ nolu telefon ve telefona takılı 0702050424913 seri numaralı sim kart, Nokia marka 2652 model 35709600/189457/2 IMEİ nolu telefon ve telefona takılı vaziyette 07052601545771 seri nolu sim kart, elde edilmiştir. Mehmet Fikri KARADAĞ'a ait, TOSHIBA marka, seri numarası Z3L17076 olan dizüstü bilgisayar hard diski üzerinde yapılan incelemede; "TÜRKİYEARTIKBİZİMKONTROLÜMÜZDE[2].doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "TÜRKİYEARTIKBİZİMKONTROLÜMÜZDE[2].doc" isimli MSword belgesi incelendiğinde üstünde 09.04.2006 Ali ÖZOĞLU yazılan metinde; "Hainlerin yaptığı en küçük ihanet bile Kuvayı Milliye tarafından ortaya dökülecek ve gereği neyse o mutlaka yapılacaktır!" O gün, 'Başbakanım, bakanım, başkanım, müdürüm ya da amirim böyle emretti yaptım..' gibi bir mazeret asla geçerli olmayacaktır. • En milli kurumlarımızda bu türden kadrolaşmalar hızla yapılmaktadır. Bütün bu çalışmaları Kuvayı Milliye hassasiyetle izliyor ve not ediyor!, şeklinde yazıların bulunduğu tespit edilmiştir. Hard diskte bulunan "Giden Kutusu.dbx" dosya incelendiğinde hulkicevizoglu@cevizkabugu.com.tr isimli E-posta adresine "BÜYÜK TÜRK MİLLETİNE DUYURU" konulu bir E-posta gönderildiği anlaşılmaktadır. "BÜYÜK TÜRK MİLLETİNE DUYURU.htm" isimli dosyanın "11.11.2005 M.FİKRİ KARADAĞ" şeklinde imzaya açıldığı, Kuvayı Milliye Derneği'nin kuruluşu hakkında bildirim-olduğu anlaşılmıştır. Metin incelendiğinde "Vatanın bütünlüğü ve milletin bölünmezliğinin tehlikede" olduğu, "Devleti

yöneten seçilmiş kişilerin dalalet ve hatta hıyanet içerisinde" oldukları, "Hıyaneti Vataniye Kanunun yürürlüğe konulduğu" ve herkesin hesap vereceğinin yazılı bulunduğu anlaşılmıştır. Soruşturma kapsamında olup daha sonraki bir tarihte yakalanan şüpheli İhsan GÖKTAŞ'tan elde edilerek 2 , 3 rakamları ile numaralandırılan CD'ler içerisinde Kuvayı Milliye Derneği binasında 12 kişinin katılımı ile yapılan bir toplantıda Hüseyin GÖRÜM ve Mehmet Fikri KARADAĞ'm görüntülü konuşmalarının kayıtlı bulunduğu tespit edilmiş, İhsan GÖKTAŞ CD'leri Kuvayı Milliye Derneğini savcılığa şikayet etmek için dernekten aldığını, içeriğindeki görüntüleri kendisinin çekmediğini beyan etmiştir. Söz konusu CD lerdeki görüntülü konuşmalarda Hüseyin GÖRÜM ve Mehmet Fikri KARADAĞ'm tanışmalarından itibaren Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi ve Kuvayı Milliye Derneğinin kuruluş aşaması, süreç içerisinde gelişen olayların tabii bir şekilde konuşulduğu değerlendirildiğinden çözümü yaptırılarak soruşturma evrakına eklenilmiştir. Tabi bir ortamda geçen bu konuşmaların tamamının bütünlük içerisinde okunması gelişen olayların kavranması için gerekli görülmüş ise de, çok uzun olan bu konuşmaların yer darlığı nedeni ile özetlenen bazı kısımları aşağıya alınmıştır. 3 Nolu CD İçerisinde 43 Dakika 33 Saniyelik Görüntünün bazı bölümlerinde özetle ; Hüseyin'imSavcılığa gidip teslim olacam, savcılığa da kendim teslim olacam, Ben suçluyum, anlatacam hepsini, bütün suçlarımı da anlatacam, benim bilmediğim suçları da , belki sen beni yann, Mehmet Fikri'nin : Dinlemek istemiyorum öyle şeyleri, öf saçmalama yav, Hüseyin'in:...Biz beraber bu yola çıkmadan önce,Fenerbahçe Berlüde Muzzafer TEKİNTe ikinizi tamdım, Berlü Tesadüf Berlü 'de tanıdım sizi, onun akabinde aradan bayağı bir zaman geçtikten sonra Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi kuruluyor diye Muzzafer TEKİN'in odasına gittiğimde sen de ordaydm, sende dedin ki, Mehmet Fikri'nin : Her gün gidiyordum evet, Hüseyin'in:Velhasıl,Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi kurulduğunda orada Nihat GÜRKAN teşkilat başkanı olmak istedi, ama ben Nihat GÜRKAN'm ne kadar yanlış, bu memleket için ne kadar zararlı olduğunu bildiğim için orda da söyledim, ben de dedim Vatanseverlerin Teşkilat Başkanı Mehmet Mehmet Fikri'nin olacak, Mehmet Fikri KARADAĞ olmazsa ben bu harekette yokum dedim, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketinden 15 -20 gün geçmeden Muzaffer TEKİN'in bürosundayım, Taner ÜNAL'ı anyorum telefonlarıma çıkmıyor, telefona sen çıktın, çünkü senin Vatanseverlerin içerisinde olduğunu biliyorum, büroda olduğunu biliyorum, sen telefona çıktığında biraz ileri geri konuştuk, belki o tarihte senin kalbini kırdıysam özür diyorum, agresifliğime bağışla, Mehmet Fikri'nin :Yav Vatanseverler toplantısı var diye Taner telefon etti, ben de o zaman ayrıldım dedim ve çıktım, geldim, Hüseyin'in:Telefon açtığımda Muzzafer TEKİN'in bürosundaydım, Mehmet Fikri'nin : Her ne ise, seni ne ilgilendirir, Vatansever Kuvvetler olayı bitti çoktan, Hüseyin'in::Tamam bitti, ama o Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketinin içerisinde, bir ay sonra beni Türkiye Cumhuriyetinin en büyük eroincisi yaptınız, Mehmet Fikri'nin : Kim, Hüseyin'in:Sen yaptm,sen yaptın, Onlar yaptılar oyun kurdular, Oyun kuruldu,yapıldı, Muzaffer TEKİN'in bürosunda seni aradığımda telefona çıktığında o dedim,Taner şerefsizini bana telefona ver,sen dedin ki yok, ileri geri sana ben sana da konuştum, sen bana telefonla dedin ki, tek kelime söyledin dedin ki,sen kendini dünyanın merkezi mi zannediyorsun, bende dedim ki estağfurullah merkez filan değilim, Hüseyin'imTesadüf beni aradın, buraya geldin, Maltepe'deki konteynıra geldin,meşhur konteynır var ya, herkesin geldiği yer var ya, sen de geldin, hatta 3-4 defa geldiniz, sağ olun geldiğiniz için teşekkür ediyorum, Mehmet Fikri'nin : Mekan olarak orayı biliyorum doğru, Hüseyin'in:Ne dedik, ben bir davaya baş koyduğumda Allah'ım özür diliyorum ben dedim, eğer bir davaya başlarsak başlıyoruz ,size söyledim siz de dediniz evet kabul ediyorum, onun arkasından Vali Erol- Çakır öğretmen evinde bir konferans düzenledik mi sevgili paşam, düzenledik demi, Hüseyin'in : Onun ertesi

düzenledik mi sevgili başkan, demi, o konferans bittikten sonra bu Kuvayı Milliyenin tüzüğünü kimden aldık sevgili paşam, Müslüm ERDEMOĞLU, Mehmet Fikri'nin :Müslüm ERDEMOĞLU gönderdi, Hüseyin'inden söylüyorum, bir asker, çok değerli bir asker olarak tamdım ve benim için de bu Türkiye'de tanıdığım en değerli askerlerden bir tanesisiniz, bunu da her zaman her yer de söylüyorum, ama bu güne kadar sizle kimi tanıştırdıysam hep o insanla iki gün sonra arkasında onu gidin, gurup kurun, vuralım, kıralım, keselim ve bana dediniz ki artık toprağın dibine girelim, ben toprağın dibinde değilim, sizle tanıştığımda ben dava adamıydım, davam için insan arıyordum, ne anyordum, bu memleketin , Mehmet Fikri'nin :Ne toprağın dibi oğlum, Hüseyin'imYerin altına girelim, Mehmet Fikri'nin :Ne yerin altı, Hüseyin'in:Ben hayatımda gayri meşru yapmadım,beni size kim anons ettiyse, Hüseyin'imGayri meşru olarak, ülkücü ve mafya olarak gördünüz beni ama, orda yanıldınız, Mehmet Fikri'nin :Ulan sana bir gün öyle bir şey söyledim mi ben, Hüseyin'imBenim yüzüme söylemedin, arkamdan herkese söylediniz, Mehmet Fikri'nin :Hiç kimseye bir şey söylemedim, saçmalıyorsun, Hüseyin'ür.Sende sattın beni, eğer ki bu Kuvayı Milliye bir iki tane, onu bunu yaptırsaydın, yine suçlu ben olacaktım, Danıştay davasına gittiğimde hepiniz beni sattımz,hepiniz buradan gittiniz, ne dediniz Hüseyin gitti müebbet ceza alacak, Hırant Dink davası oldu buraya gelmedin, Düzce Hendek Adapazarı'nda bilmem ne olmuş sa Hüseyin yaptı, yapan da kim biliyor musun , Allah'ta şahidimdir, bütün millet şahidimdir, hep de yapan asker çıktı, kime sığındıysam, Şimdi gelelim Kuvayı Milliye'ye, İki tane Kuvayı Milliye' ye gelelim. Bir tanesi Kuvvayi Milliye Ankara'da kuruldu. Bunu kurduran, Bunu kurduran, siz geldiniz bana dediniz ki, Ankara'da Kuvvai Milliye kuruldu. Bu kuruldu. Yine bu kuranların hepsi sizin tanıdıklarınız değil miydi. Mehmet Fikri'nin :Hiç birini tanımıyorum. Ben kimi tanıyorum. Nerde görüyorsun ki tanmm.Beraber gittik Kanal D'de o gün orda gördüm onu, ne Aziz ERGEN denen ... tanırım ,o da oralarda şey yapmış. Söyleyiver. Gazetelerde verdiği beyanatlarla Hüseyin'in: Arkasındaki Muzzaffer TEKİN'i , Mehmet Fikri'nin :Ben Aziz ERGEN'i ömrümde görmüş değilim.Muhatap olmamışımdır, Bekir ÖZTÜRK denen adamı da sadece 32. gün programında gördüm evlat, onları nerde gördüm sen gördün mü, Hüseyin'imDemek oradaki Kuvvai Milliyeler sevgili paşam, orada ki Kuvvai Milliyeler Kemal TEKİN'i tanımıyor musunuz. Arkasından kim çıktı Muzaffer TEKİN çıktı. Oradaki Kuvvayi Miliyleler, Mehmet Fikri'nin :Hiç bir haberimiz de yok, var mı yok mu bilmiyoruz ki, sadece tahminin, Hüseyin'in:Bulunan bombalar, bu bulunan bombalar yarın birgün bir yerde patladığı zaman yine İmam Hüseyin yaptı diyeceklerdi, Mehmet Fikri'nin : Ne münasebet, Hüseyin'in:Nasıl o zaman bu kadar asker, Mehmet Fikri'nin : Senin elinde var mı oğlum bomba, Hüseyin'in:Burası Kuvayı Milliye, burası Atatürk'ün binası, Kuvayı Milliye var. Karşılığında Kuvvayi Milliye kuruyorlar. Ve bunların yüzde 90'nı da hepsi asker. Doğrumudur sevgili paşam, Mehmet Fikri'nin :Ne bileyim, Bekir ÖZTÜRK asker mi, Hüseyin'in: Bekir ÖZTÜRK'de bir tane sağlıkçı benim gibi, Benim gibi, safsabanm teki, sallamanın teki, koyanlar kukla diye aynısını bu ülkede Allah şahidimdir arkadaşlar. Allah şahidimdir arkadaşlar o kadar çok oyun oynadılar ki ama bir tek Allah'ımız müsaade etmedi. Çünkü diyor ki onlar diyor. Onlar buradan dışarıya çıktıklarında tuzak kurarlar ama diyor bilmezler ki diyor en büyük tuzağı biz kurarız. Çünkü bu dava hak davasıdır. Beni tanıdığında Kuvayı Milliye hareketiydim. O davamda o hareket, çok daha rahattım. Ne zaman ki buraya girdim. 14 aydır bu binadan dışarıya çıkmıyorum. Çoluğumun çocuğumun yüzünü görmüyorum. Mehmet Fikri'nin :Sana kim çıkma dedi. Hüseyin'imHa çık dedin niye çıktım. Mehmet Fikri'nin : Çıkıp da ne yaptın. Hüseyin'in: Çık dedin niye çık dedin. Mehmet Fikri'nin : Şöyle bir çık dolaş, Hüseyin'in: Parayı bul çünkü, ne dediniz , Mehmet Fikri'nin :Ne parası, Hüseyin'in: Parayı bul, Mehmet Fikri'nin : Para bulacağım diyordun her gün. Hüseyin'in: ... Bir gün genel başkanın para, para, para demesinden bunaldım. Bir iş yaptım onu da buradan açıklıyorum. Baktık bû Kuvayı Milliyeye kim

faydalı olabilir. Dedim ki bu memlekette kim vardır. KOÇ var, bize yakışan da KOÇ'tur. Onun yerine gittim. Ama oraya gittiğimde onlara da şunu söyledim. Burası bir sırça köşk, sırça köşkün bir de dışarısı var. Ben sizden para almaya para istemeye de gelmedim. Sizden istediğim ATATÜRK'ün binasını ziyaret edin. Orada ATATÜRK'ün orijinal cam filmleri ATATÜRK'ün bazı orijinal evrakları var. Gelin görün. Bazı kırtasiye ihtiyaçlarımızı da siz karşılayın çünkü bu memleket bu ülkenin insanları sizi bu duruma getirmiş. Şu anda da Kadıköy'de ATATÜRK'ün bir binası var dedim. Bir tek gitmiş olduğum KOÇ ailesidir onun haricinde de hiç kimseye gitmedim. Hiç kimseye gidip bir makbuz kesmedim. Bu Kuvayı Milliyeye para verin diye.. 2 Nolu CD İçerisindeki 31 Dakika 59 Saniyelik Görüntüde ; Hüseyin'in:Alemlerin rabbi olan Yüce Allah'ım, bırak suçu sen milleti diyorsun ya, gurup kur, yer altına inin, şunu vur, bunu vur, herkese diyorsun , Mehmet Fikri'nin:Yavrum ne vuru..., Hüseyin'in: Demediğin adam kalmadı be, Mehmet Fikri'nimBöyle bir şeyle alakamız yok, Hüseyin'in: Kime diyorsun, çağırıyorsun karşına,tab bi tanesi adam vursa Hüseyin'in'e kitleyeceksin değil mi, Hüseyin'in: Ben hiç hayatımda yalan söylemedim, söylemem, senin için bir kere yalan söyledim bir de Allah'ımı şahit tuttum, Aynı gün Allah'ım bana tokat attı, ertesi gün, senin için söyledim, ama sen benim hiçbir konuda ne yanımda ne arkamda durdun, Danıştay davasına gittim telefonunu bile iptal ettin, Hır ant Dink davası olmuş burası polisler dolmuş iki gün buraya gelmedin, ne oluyorsa, Mehmet Fikri'nin:Ne geleyim, polisleri çağırdım, Mehmet Fikri'nin:Polisleri gönderen ben değil miyim, Hüseyin'in: Hiç unutmuyorum onu, dedin ki, ben gidiyorum, danışacağım yerler var, beni iyi eğitiyor,demek ki senin bağını ve bağlantını ama, gazetecilerin geleceği gün, aynı gün Beşiktaş'a gittin, gidiyorum dedin Beşiktaş'a ne var bilmiyorum Beşiktaş'ta, gidecem görüşecem beni de aradın, Mehmet Fikri'nin: Eğitenim kimmiş, Hüseyin'in :Ben görüşmeden geliyorum, orda da taktikler verdiler, o taktikleri sana kim verdi, ^Mehmet Fikri'nimNe diyorsun Beşiktaş'ta bir tanıdığım var, mühendis yav, Hüseyin'ihrTaktik aldım geldim demedin mi bana, Hüseyin'in : Hep beni ön plana koydun, arkadaır3u Ağustos Ankara'ya gittik, Kızday meydanına yürüdük, yürüdüğümüzde baktım, Mehmet Mehmet Fikri'nin gelmedi bir de telefonlarla devletin başına eşkıya etti bizi, Ankara'dan İstanbul'a gelene kadar yönetimdeki bütün insanları çağırmış, ertesin gün işte diskalife edecekmiş bizi, ama Ankara'dan gelince ertesin gün hemen değişti, hep beni sattı, Allah'ım ben nasıl sabrettim bu adama,Mehmet Fikri'nin :Polisle mi dövüş edeceksin oğlum, polislen mi kavga edeceksin, meclise yürürüm bilmem nereye yürürüm, esrar krizi gelmiş adamlar gibi buralarda polise hücum, devlete hücum olmaz diyorum, gelin amaca ulaştı, gösteri amaca ulaştı gidelim diyorum, Hüseyin'in :Çok tehlikeli adamsın, Hüseyin'in : Hendek'te senle anlaşma yaptık,Mehmet Fikri'nin : Krize giriyorsun oğlum, vaktin mi geldi, niye böyle yapıyorsun, Hüseyin'in :İşte sen böyle bir adamsın, benim ayıbım ot içmek, senin ayıbını burama gömüyorum, Ahde vefa olmayan adamla hiçbir iş olmaz, kırmadığın, kırmadığın insan bırakmadın, bu bir sivil hareket, bura askerin hareketi değil, askerlik yapacaksan git askeriyede yap, Buradan açıklıyorum belki konuşmadığımdan bu konuşmalarımdan insanları çoğu belki bana kızmıştır, benim mafya olarak gördüler, gayri meşrucu olarak gördüler, Bu davada hak davasıdır, buradan bütün insanlara, bütün ehli kitaba sesleniyorum, bu dava bütün insanların davasmdır, Kuvayı Milliye bir barış hareketidir. Bizim ordumuz var, askerimiz var, biz burada adam vurmak için burada değiliz, adam öldürmek için burada değiliz, Mehmet Fikri'nin :Deli misin lan, Hüseyin'in :Çünkü Türkiye Cumhuriyetini yıkmak için burada değiliz, Türkiye Cumhuriyetini ilelebet payidar kalması için buradayız, Türkiye Cumhuriyetinin delinmiş kurumlarını tamir etmek için buradayız, Allah şahidimizdir. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK her zaman ve her zaman bizim bir askerimiz olarak burada yerini koruyacaktır.... , Bütün üyelerime söylüyorum Allah için konuşuyorum, eğer suçluysam anlaşmamda, Hendek anlaşmamızda eğer suçlu ben

olursam benim kanım sana helal, Senin kanın bana helal dedin. Mehmet Fikri'nimSen suçlusun, Hüseyin'in : Eğer burada, bir şuradır, karan verin, eğer ki ben suçluysam Allah şahidimdir, bunu kalbime saplıyacam (elinde bıçak var), ama eğer bu suçluysa, benim için pis kan dedin ya, seni Allah'a havale ediyorum, Recep Gökhan SİPAHİOĞLU:Saym Hüseyin başkanım, sayın Fikret KARADAĞ başkanım Allah rızası için Allah aşkı için elinize ayağınıza kapanıyorum babacım, Recep Gökhan SİPAHİOĞLU : Bu aile parçalanma sın, kol kırılsın yen içinde kalsın, Allah aşkına başkanım, Allah aşkına , Hüseyin'in :Gelin buraya 1-23-4-5-6-7-8-9-10-11-12 tane insan huzurunda karan verin, suçluysam Allah için bunu ben kendi kalbime ( elinde bıçak var) sokucam, burada karan Allah için verin, soruyorum size hepinize Allah için söyleyin, Mehmet Fikri'nin :Neden suçlusun oğlum, ne suçu yav,tövbe yarabbi, Hüseyin'in : Söyle,X şahıs:Suçsuzsun, Hüseyin'in :Söyle, X şahıs: Suçsuzsun, Hüseyin'in :Söyle, X şahıs :Suçsuzsun, Hüseyin'in :Söyle, X şahıs:Suçsuzsun, Hüseyin'in :Söyle, X şahıs:Suçsuzsun, Hüseyin'in :Söyle, X şahıs:Suç yok başkanım, Hüseyin'in :Söyle, X şahıs:Suçsuzsunuz, Mehmet Fikri'nin :Yav, kim kimi, X şahıs: Ortada bir suç yok ki, Mehmet Fikri'nin:Seni suçlayan kim yav, yav, ... şeklindeki konuşmalann geçtiği tespit edilmiştir.

d)-Te!efon görüşmeleri;
01.07.2004 tarihinde Hüseyin NALBANTOĞLU ile görüşmesinde özetle;Hüseyin'in "Ben Hüseyin NALBANTOĞLU, Atilla Beyin yanından ben" "Komutanım saygılar ellerinizden öpüyorum." diyerek kendisini tanıttığı, Mehmet Fikri'nin "Bir arayıp sorayım dedim. Ne oldu bu çocuklara, hiç ses soluk çıkmıyor dedim, iyiler mi dedim." dediği, Hüseyin'in "İyiler Allah'a şükür." dediği, Fikri'nin "Reis nasıl iyi mi" diye sorduğu, Hüseyin'in "İyi Allah'a şükür." dediği, Fikri'nin "Hepsine selam söyle." dediği, Tape:7 , 01.01.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin evde olduğunu söyleyerek bir süre sohbet ettikleri, Muhammet'in "Komutanım ben de çalışıyordum, bir arayayım dedim, şu gazetelere bir göz atıyorum, bunlar iyice kudurdu" "Nasıl yapsanız, bunlara bir ses yapmamız lazım", ".... Kenan EVREN'i görmüyor musunuz PKK ya destek amaçlı konuşmalar yapıyor" ,... ".. onlara bir düşünce yapacaz komutanım, ben bir şeyler planlıyorum, DTP yi bombalayacam" dediği, Mehmet Fikri'nin "Yok, sakm yapma, haberim olmadan bir şey yapma, sakm", "Onlara prim verirsin, bizim istediğimiz zaman yapacaz, onlar istediği zaman değil" dediği, Muhammet'in "Ahmet TÜRK var ya DTP başkanı,..." dediği, Mehmet Fikri'nin "Soyu sopu ermeni, hepsi ermeni, bu millete diş bileyip duruyor, boyna zorluyorlar başlanna gelecek var" dediği, Tape:l, 24.02.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle ; Mehmet Fikri'nin "Muhammedim, yiğidim", ".. .Sağol yavrum., bomba gibiyiz Allah'a şükür ..." dediği, Muhammet'in "Derneği de aradım, dernekte de kimse yok zannedersem" dediği, Mehmet Fikri'nin "Dernekte de şimdi telefonlar kapandı" "Yakında paramız olacak inşallah hepsini açacaz" dediği, Muhammet'in "Ya ona bi çözüm buluruz ya, bağlarız bazı yerleri, toplarız aylık aidatımızı", " olmasa biz gideriz komutanım olur mu öyle şey, ben zaten bu aydan sonra gelcem Allah izin verirse gerekeni yapacaz yani" dediği, Mehmet Fikri'nin "Eninde sonunda biz başaracaz" , "Biz bu memleketin gerçek sahiplerine tapuyu vermeden ölmeyecez, Allah bize o görevi verdi" dediği, Muhammet'in "Ceviz kabuğuna çıkacaktınız ya onu ne yaptınız görüştünüz mü" dediği, Mehmet Fikri'nin "Ha yok, onlarla görüşmedim" dediği, Muhammet'in "Pazartesi benim iki tane yeğen gelecek komutanım oradalar", "Canavar gibi çocuklar, sizin yanınıza gönderdim" dediği, Mehmet Fikri'nin "Aslanlanm benim, aslanlanm benim" dediği, Muhammet'in "... gibi yönlendirin, hiç arkanız geri çekmesin, çok sağlam delikanlılar" dediği, Mehmet Fikri'nin "Gelsin aslan parçalan gelsin benim yavrulanm gelsinler" dediği, /-■' ■- ;•' ; / ^ v,

Tape:2, 26.02.2007 tarihinde Yaşar AĞSU ile görüşmesinde özetle ; Yaşar'm "Evet bi isteğiniz bi emriniz olduğu zaman biz de burda sizinle beraberiz bunu bilmenizi istedim" dediği, Mehmet Fikri'nin "karargaha bi ziyarete gelsene, madem o kadar iyisin" "Kuvayı Milliye karagahı, mabedi bir gör, Atatürk'ün karargahı burası" dediği, Tape:3, 26.02.2007 tarihinde Resul/Mehmet/Abdullah isimli kişiler ile görüşmesinde özetle ; Resul'ün "Albayım merhabalar", "Ben sizin bir sempatizanmızım.." ".. .derneğin üyesi de olacaz" dediği, telefonu Mehmet'in aldığı, Mehmet Fikri'nin "bu Doğu PERİNÇEK'in avukatları tazminat için beni arayacaklar demiştin Mehmet abi, aramadılar onu geçen gün sana söylemeyi unutmuşum ben" , "o konuda yardımını istiyorum" dediği..., telefonu Abdullah isimli şahsın alarak bir süre televizyonda çıkan programlardan bahsettikleri, Ahmet'in "İzledim Korkut Abiyle de kulağını çınlattık geçen gün aradım onu" dediği, Mehmet Fikri'nin "hiç aramıyo ... herifler ..." "Ben vazifedeyken onların hepsini arıyodum, Vatansever Kahramanların hepsini hiç çekinmeden anyodum" "Ü. Albay .. buraya kadar geldi destek verdi" dediği, Tape:4,26.02.2007 tarihinde Hülya DEMİRCİ ile görüşmesinde özetle ; Hülya'mn "Sayın İ.Z. Paşamla Emekli Subaylar Derneği sizleri de aralarında görmek istiyorlar" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tamam olur .." dediği, Hülya'mn "Sekreterinize falan bahsetmeyin bu konulardan", "Gizli kalsın yani" , "...Hüseyin kardeşimle, Kahraman Bey kardeşim her zaman takdire şayan insan., yalnız sekreterinize her konuda bilgi vermeyin" dediği, Tape:6 , 28.02.2007 tarihinde X Şahıs ile görüşmesinde özetle ; Mehmet Fikri'nin "Hacı abi merhaba" dediği, X Şahsın "Komutanım nasılsın, seni çok seviyorum be" dediği, Mehmet Fikri'nin "Sağol sağol yiğitlerin yiğidi sevgili abinı vefakar abim" dediği, X Şahsın "Allah razı olsun, şuanda bir gardaşım var, Vatan Cumhur.. Derneği başkanı genel başkanı 24 il 24 ilde şube kurdu, şu anda N.D. büyüğümüzün elini öpmeye gidiyoruz" dediği, Mehmet Fikri'nin " Çok güzel çok selam söyleyin" dediği, Tape:8, 02.03.2007 tarihinde Ömer ALPARSLAN ile görüşmesinde özetle ; Mehmet Fikri'nin HADEP kongresinin bile kendilerini tek rakip olarak gördüğünden bahsettiği, Ömer'in "Kuvayı Milliye bu kadar ölmedi" dediği, Gazi Üniversitesindeki bir konferanstan ve üst düzey askeri yetkililerin de katılacağından bahsettikleri, Mehmet Fikri'nin "davetiye olursa beraber gidelim" dediği, Ömer'in "Süleyman DEMİREL sabah oturumunu açıyor", "Öğleden sonra işte bu askeri şeyler konular, Suat İLHAN oturum başkanı", "Albay Yavuz ÖZGÜLDÜR var" "Emekli Korgeneral Hasan MURATLI var" dediği, Mehmet Fikri'nin "Kürt..o, vatansever gözüküyor da..." dediği, Ömer'in "Emekli Tümgeneral Rıza KÜÇÜKOĞLU" dediği, Mehmet Fikri'nin "Kuvvayi Milliye genel başkanı olarak beni davet ederlerse gelirim,öbürü türlü gelmem zaten" dediği, konuşmanın ilerleyen bölümlerinde, 50 milyon dolarlık bir arsanın satışıyla ilgili konuşmalar yaptıkları, Tape:386, 05.03.2007 tarihinde Erkut ERSOY ile görüşmesinde özetle ; Erküt'un "Merhaba komutanım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Aslanım ne haber ne yapıyorsun", "Ne yapıyor arkadaşlarınla ne yapıyorsun iyi misin" diye sorduğu, Erküt'un "Valla çalışmalarımız devam ediyor komutanım işte, internet üzerinden" dediği, Mehmet Fikri'nin "Şimdi bu bizim binanın, birinci taksidini ödemiştik, iki ve üçüncüyü ödeyemedik, on bir milyar lira kadar bir borcumuz, on bir bin lira", "O internet şeyinden bir yardım çağrısı yap bakayım, gelen katılan var mı, veya öyle bir şey yapabilir misin" diye sorduğu, Erküt'un "Yalnız komutanım şöyle bir sıkıntı olabilir, biz daha önce heckır grubumuz için böyle bir çalışma yapmıştık, fakat yasal bağış olarak yasal izin olmadığı için, bağış kanununa muhalefetten işlem yapıldı" , "Yasal olarak izin alınması lazım ki komutanım, ona göre bağış şeyi yapılabilsin destek yapılabilsin" dediği, Mehmet Fikri'nin "Kuvayı Milliyeye üye olmak şart değil, üye aidat için üye olmak lazım" dediği, ".,,",r Tape:15, 06.03.2007 tarihinde Erkut ERSOY ile-görüşmesinde özetle ; Bir süre hal hatır sorduklan, Mehmet Fikri'nin "Bomba gibiyiz;evlat" dediği, Erküt'un "Komutanım her

1060 .«

zaman yanınızdayız, biliyorsunuz" , "Her zaman elimizden geldiği kadar, derneğimize, davamıza, her zaman biliyorsunuz, ne olursa yardımcı olacağız komutanım" diyerek bir emri olup olmadığını sorduğu, Tape:18, 12.03.2007 tarihinde Y.I. ile görüşmesinde özetle ; Mehmet Fikri'nin "Merhaba nasılsın evlat" dediği, Y.I.'m "Sağolun komutanım Albay Y.I." , "..ben topçu okuluna geldim akademiden sonra" , "Televizyonda gördük, tabi gurur duyduk...", "Ben ve kolordum emrinde diyemiyorum komutanım, kolordum yok ama arkadaşlarımın hepsi emrinizde" dediği, Mehmet Fikri'nin "Onlara selam söyle, sakın ola ki ihmal etmesinler" dediği, Y.I'ın "Burdakilerin hepsi emrinizde" dediği, Mehmet Fikri'nin "Seyirci kalmasın hiç kimse Y." dediği, Tape: 19,12.03.2007 tarihinde Atalay COŞKUN ile görüşmesinde özetle ; Atalay'm bir kaza sonucu yaralanmasından dolayı hastanede yattığından bahsettiği ve "Televizyondaki şey olayını falan, sizin dün de evelsi gün de il başkanı falan gelmişti CHP'den", "Halk arasında büyük bir yaygınlaşma var, çok güçlü bir şey var, bütün politik temelde hemen hemen" "o politik anlamdada biz onu ekleyeceğiz, ..kanımızın son damlasına kadar" "Ölümü alan göze düşmanı getirir dize, o şekilde mücadele edeceğiz" dediği, Tape:20,13.03.2007 tarihinde Remzi ÖZKAN ile görüşmesinde özetle ; Bir süre selamlaştıktan sonra, Mehmet Fikri'nin "Sağol bomba gibiyiz, Allah'a şükür, uğraşıyoruz burada ki şeylerle, vatan haini eriyle" "Karargahtayım"dediği, Remzi'nin www.Alanyaajans.com şeklinde bir internet adresi verdiği, daha sonra "dün bi Kürt vatandaşın birisi bi açıklama yapmış" "Alanya'da öğretmen şarkı söylettirmiş öğrencilere, onla ilgili bir açıklamam var izleyebilirsin paşam" dediği ve Milli Eğitim'in yaptığının suç olduğundan bahsettiği, Mehmet Fikri'nin "Ya milli eğitimin başı ne ya, anam kurt, babam arap diyosun, sen nesin, ben diyorum ki,.... başka ne olabilir., peki oldu yavrum" dediği, Tape:23, 20.03.2007 tarihinde Atalay COŞKUN ile görüşmesinde özetle; Atalay'm bir şahsın cenazesinden bahsettiği ve telefonla ulaşamadığım anlattığı ve "bugün mutlaka ulaşınm o dava mava açtılar herhalde bugün, şey hakkında, televizyonda ben okudum da o içişleri bakanı ...." dediği, Mehmet Fikri'nin "Atalay, suç olmadığı için dava açamazlar, suç unsuru yok" dediği, Atalay'm "açsa da ..biraz halk hareketi ivme kazansın, bir iki tanesi geberdi mi, ondan sonra güç olduğu zaman bir şey olmaz, bu iş kitleselleştimi ondan sonra defolup giderler" dediği,.. Mehmet Fikri'nin "..onların kurduğu oyuna gelmiycez biz kuracaz oyunu" dediği, Tape:24, 24.03.2007 tarihinde Ahmet isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Ahmet isimli şahsın bir şahsı tanıştırmak istediğini söyleyerek "öğleden sonra falan nerde buluşalım paşam" dediği, Mehmet Fikri'nin "karargahta da olur karargahta istemiyor musun" dediği, Ahmet'in "..onu şu anda telefonda şey yapamam" , "Daha farklı bir durum çünkü", "...bir buçuk ikiden sonra bu arkadaşımızla mutlaka tanışmanızı istiyorum" dediği ve Acıbadem' de buluşmaya karar verdikleri, Tape:25, 26.03.2007 tarihinde Recep BULAL ile görüşmesinde özetle ; Recep BULAL'm Yedek Subay olacak Hasan... isimli şahsın haricinde A.A isimli şahsm askerlikle ilgili tayin konusunda da yardım istediği ve "Çocuk ıspartada, nisan başında" "Dağıtım olucak, bu taraflara falan istiyo" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tamam bakarım ben sen merak etme" dediği, ilerleyen konuşmalarda Mehmet Fikri'nin bir işletme defterinden bahsederek, bir notere tasdik ettirilmesi konusunu görüştükleri, Mehmet Fikri'nin Derneğin ekonomik sıkıntılarından bahsedip sponsor bulamadıklarını söyleyerek "... o senin Bilgin ........... de 100 milyarlık ilan vermiş, bize beş kuruş faydası yok" dediği, Recep'in "hakikaten bi dönmedi bize" dediği, Mehmet Fikri'nin "Sedat PEKER p...............J^diyerek Sedat PEKER'le de muhtemelen maddi yardım konusunu görüştüklerini anlajfcftf ySü^j|g|ı, Tape:26 , 04.04.2007 tarihinde Hasan BARjnTÇl? ile' pişmesinde özetle ; Hasan BARUTÇU'nun kendisini Recep BULAL'm yeğeni olaraM&ttığı, Ivfehmet Fikri'nin "Sen

„ «»* " *

fk n)

»I

2061. AVV^^-

k

bekle Hasan'ım iyi olucak inşallah" dediği, Hasan'm "Pazar günü girdim paşam sınava, elimden geleni yaptım" , "yedek subay olarak işaretledim" dediği, Mehmet Fikri'nin "iyi o büyük ihtimalle olacak ben söyledim" "Hiç merak etme sen, iş iyi olucak" dediği, Tape:82, 21.04.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; ahraman'm "Baba, bu Devlet TOPÇU" "Altıyolda seni bekliyormuş" dediği, Mehmet Fikri'nin "Nerden çıktı o yaa şimdi" "Şeydeki bir çocuk ya. Bizim hemşerilerden birisi." dediği, Kahraman'm Mehmet Vakıf DÖĞÜŞÇÜ ve Savaşan TOSUN isimli şahısların aradığından bahsettiği ve "bizde başlayacağız birazdan, geldi elemanlar" dediği, M. Fikri'nin "Devlet bana birşey demedi. Canım bi randevumuz yok da." "Görüşürüm yani. O bizim şey iyi bir çocuk yani."dediği, Kahraman'm "Ben o zaman ona diycem böyle böyle babam bir toplantıya gitmiş diycem" dediği, Mehmet Fikri'nin "Bizim militanlardan birisi yani. İyi bir çocuk yani." "Terkedilecek bir çocuk değil ama. Şimdi ne yapayım ben ona ordaysa." dediği, Kahraman'm "Tamam. Gelirse buraya davet ederim. Bir çay içirir, gönderirim ben." dediği, Tape:84, 24.04.2007 tarihinde X Şahıs ile görüşmesinde özetle ; X'in "Alo Kuvayı Milliye buyuran" "Baba seni balıkçı Orhan aradı" diyerek bilgi verdiği, Mehmet Fikri'nin "..ne yapıyor çocuklar orda" dediği, X'in "Çocuklar şu an da Kahraman ile Ali dışarda, bir işleri varmış" dediği, Mehmet Fikri'nin "Ne yapıyorsunuz alt katta bir şeyler yapıyorlardı" dediği, X'in "Ordan bir şey çıkmadı baba" dediği, Tape:85, 25.04.2007 tarihinde X Şahıs ile görüşmesinde özetle ; Mehmet Fikri'nin bir süre çantasının çalındığını, evraklanmn gittiğini anlattığı ve "namuslu vatandaşa memleket zehir oldu" "O .... de bakanımız, başbakanımız ... oralarda işte" "Ya o .... orda duruyorlar, millet dolaşamıyor sokakta" dediği, X'in "Biz bu işe niçin girdik peki babacım, yani bunu sen benden daha iyi biliyorsun, biz bu işe zaten bunları düzeltmek amacıyla girdik" dediği, Tape:86, 25.04.2007 tarihinde Ali isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Ali'nin "...Aman aman iyi ol nasıl gidiyor geçen Mersin'e gitmiştin duyduğuma göre" dediği, Mehmet Fikri'nin "Mümin KELEŞ diye bir tane şeylen tanıştım", "Daha doğrusu o beni buldu Mümin KELEŞ seni de tanıyor" dediği, Ali'nin "He şu Sivaslı olan mı" dediği, Mehmet Fikri'nin " Sivaslıyım diyor işte Özel Harekatçıyım falan diyor, ben hatırlayamadım tam olarak ta" dediği, Ali'nin "Yav kardeşim o yazıyor yazıyor,bırak inanma o ... ya o herkese yazar öyle ya", "Normal bir oğlan değil o yani, o kanaate vardım yani" dediği, Mehmet Fikri'nin " Osman bizim Osman GÜRBÜZ'e filan da bir sürü şey yazıyor, 50 tane suç yapmadığı kalmamış" dediği, Ali'nin "Osman'ın nesini görmüş görsün ya, Osman'ın yaptıkları meydanda zaten", "Yani Osman'a demiyoruz ki şey sütten çıkmış bilmem ne kaşık demiyoruz ki biz, yatmış çıkmış cezasını çekmiş, aslan gibi de geziyor yani , ne yani kime ne yapmış vatanı milleti müdafaa ediyor yani, yani şimdi birisini öldürdü birisini vurdu birisini öldürdü ceza evinde hangimiz yatmadık ki, başka ya ben de yattım çıktım yani ne olacak mühim olan vatanımızı sevmek" dediği, Mehmet Fikri'nin "O kadar canım, o kadar" dediği, Tape:89, 26.04.2007 tarihinde Osman GÜRBÜZ üe görüşmesinde özetle; Osman'ın "Başkanım rahatsız ediyorum, bu Teziç'e suikast yapandan mı çıkmış kartımız" dediği, Mehmet Fikri'nin "He yok ya, bizim kartımız değil o, Kuvayı Milliye kartı çıktı diye yazmış o......... ", "Kuvayı Milliye Teziç'e suikast yapmış düşünebiliyor musun çamuru" dediği, Osman'ın "..tabi oyun yapıyor şerefsizler" dediği, Tape:90, 26.04.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Kemal'in Takvim gazetesinde kendileriyle ilgili haber çıktığı, berat karan verildiğini bildirdiği, Mehmet Fikri'nin "Tabi canım kovuşturmaya yer olmadığına karar verecek ............, başka ne yapacak" dediği, Kemal'in "Verirse burdan ben de müracaatta bulunup aleti mi alayım efendim" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tabi tabi tamam anladım bakım''*dediği, ( Mersin ilinde
2062

~ 0 *"- "" ^ ^ Î

düzenlenen törende Kuvayı Milliye Derneğine üye olacak kişilere Mehmet Fikri KARADAĞ'm "ölmeyi,öldürülmeyi ve öldürmeyi de göze almalarını" ihtar ettikten sonra Kur'an,Bayrak ve Silah üzerine Kuvayı Milliye Yemini olarak bilinen yemini tekrarlattığı,bu törene ilişkin görüntülerin basında yer almasından sonra başlatılan soruşturma kapsamında polis tarafından törende masa üzerinde duran Kuvayı Milliye Mersin İl Başkanı Kemal CANAY'm ruhsatlı silahına el konulduğu ,

görüşmenin bu konuya ilişkin olduğu anlaşılmıştır.) Tape:92, 27.04.2007 tarihinde Ferahi SES ile görüşmesinde özetle; Ferahi'nin "Posta gazetesinde bir şey yazıyor, sizi yazıyor, bir de orda görevli bir bayanın kartı çıktı diye" "Benim kartım mı diye sordum" dediği, Mehmet Fikri'nin birilerine kart verip vermediğini sorduğu, Ferahi'nin de vermediğini söylediği ve "Kimin o zaman benim değilse, öğreneyim diye aradım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Senin kartın niye olsun canım, ben görmedim ki, bizi ne ilgilendirecek" "Polis koymuş olur, bilmem ne olur, senin kartın niye olsun" "Sen öyle önüne gelene kart mı dağıttın" dediği, Tape:93, 27.04.2007 tarihinde Ahmet SAYAR ile görüşmesinde özetle; Ahmet'in televizyonlarda Genel Kurmay'm Muhtıra açıkladığının söylendiğini anlattığı, Mehmet Fikri'nin "Oh ne güzel, demek ki Kuvayı Milliye hedefine ulaştı" dediği , Ahmet'in "O zaman Anayasa Mahkemesi de yann bu işi aynen bağlar" dediği,Mehmet Fikri'nin ".........Köpek gibi bağlıycaklar" , "Ne mutlu Türküm diyemeyen ... ne işi var Atatürk'ün köşkünde" , "O zaman generallerin kafasını keserdi bu genç subaylar" , "Hadi bakalım başarıya ulaştık, bu bizimdir" , "O yemin var ya o yemin", "Bizim Mersin'deki konuşmaların da hepsi gitti, bunlar da bi bok yapamaz falan dedik" dediği, Ahmet'in "Hainlerin, azınlıkların bu ülkeye hükmettiği ne zaman görülmüş, nereye kadar hükmedebilirler" dediği, Mehmet Fikri'nin "Anayasa Mahkemesi iptal edecek ve erken seçime gidilecek başka çare yok" , "Bu olmazsa .... kan akar o zaman bu memlekette, çok tehlikeli olur" dediği, Tape:94, 27.04.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Kemal'in Genel Kurmay'm açıklamasını sorduğu, Mehmet Fikri'nin "..bizim ateş orayı sarmış, belli oldu" dediği, Kemal'in "Muhtıra gibi şey vardı, açıklama yaptı", Mehmet Fikri'nin "Ne kadar güzel, aşağıdan gelen baskı da bu" , "Benim yiğitlerimin baskısı da bu" dediği, Tape:95, 28.04.2007 tarihinde Nilgün isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Nilgün'ün "Bir görev veriyor musunuz bana gelim mi İstanbul'a" dediği, Mehmet Fikri'nin "Gelmene lüzum yok, şimdi yann biz gidiyoruz" dediği, Mehmet Fikri'nin "Oradaki toplantıya" dediği, Nilgün'ün "Gerçekten emrinizdeyim yani, ne yapabilirsem" dediği, Mehmet Fikri'nin "...devam et orda teşkilatlanmaya" dediği, Nilgün'ün "Muhtıra ile ilgili ne yapıyoruz" diye sorduğu, Mehmet Fikri'nin "Hiç bir şey, şimdilik" , "Aynen devam edin" dediği, Nilgün'ün "Talimatınız olursa bekliyorum başkanım" "Hepimiz hazırız burada" "Bizde çok kalabalığız"dediği, Mehmet Fikri'nin "Yaparız, yapacaz evel Allah"dediği, Tape:96, 28.04.2007 tarihinde Neslihan isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin çalman çantası ve eşyalarından bahsettikleri, Neslihan'ın hırsızlardan haber olup olmadığını sorduğu, Mehmet Fikri'nin "Yok arayıp duruyorlar, bakalım bir iki tane falakaya alacaklar bugün yann" , "Bilmiyorum Polis te olabilir, senin dediğin gibi", "Polis, İstihbaratçı, Gazeteci,........ bir sürü ne varsa" dediği, Neslihan'ın da "tabi, senin çanta da ne var diye..." diyerek çantanın içindekileri elde etmek, bilgilere ulaşmak için, çantanın polis, istihbaratçı veya gazeteciler tarafından çalınmış olabileceğini anlatmaya çalıştığı, Mehmet Fikri'nin "isim listesinden başka bir bok yok" dediği, Tape:98, 29.04.2007 tarihinde İsa TARIM ile görüşmesinde özetle; İsa'nın "Tarsus'tan İsa Tanm" "Söylediğiniz Kırmızı Beyaz devrim gerçekleşti galiba, Allah'ın izniyle" dediği, Mehmet Fikri'nin "Olacak, olacak" de'dıgi^dâhâ' sonra bu konu üzere Hulki CEVIZOĞLU'nun televizyon programından bahsettikleri, ,_

Tape:99, 30.04.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Mersin ilinde yapılan yemin töreniyle ilgili gazetelerde çıkan haberlerden bahsettikleri, askerlik problemi olan bir şahsın işinin ayarlanması konusunda görüşme yaptıklan, Kemal'in "Ankara' da Milli Savunma Bakanlığından bitecek bir konu var" , "Bir askerlikle ilgili" , "Uçak biletini göndersek, akşam Ankara'da buluşabilir miyiz", "Bu arkadaşımız da bize baya iyi bir kaynak aktaracak bize", "Kuvayı Milliyeye yardımda bulunacaklar" dediği, Mehmet Fikri'nin "şimdi ben şeye gidince sana bir telefon numarası verecem, özel telefon, oraya açarsın, açsın, bana o olayı anlatsın, ben hemen Ankara ile temasa geçip halledeyim bugün" dediği, Tape:322, 30.04.2007 tarihinde Hüseyin GÖRÜM ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Gelen giden var mı" diye sorduğu, Hüseyin'in "Sabahleyin iki tane avukat geldi buraya" "Müze yapıyoruz şimdi, Bizim ıvır zıvırlar var ya,böyle tarihi şeyler" "Orta kata koyuyoruz. Eğer öyle bir şey yani kapatma şekline gelirse, Atatürk'ün müzesini kapatıyorlar şeklide bütün her şeyi yığarız diyo,kimse bir şey yapamaz diyorlar" dediği, Mehmet Fikri'nin "Aynen yapsmlar,şimdiden başlasınlar.Onun için gereken ne varsa hemen gelip yarın imzalayayım,yazsınlar,müze haline dönüştürdük burayı falan diye" dediği, Tape:323,30.04.2007 tarihinde Hüseyin GÖRÜM ile görüşmesinde özetle;Mehmet Fikri'nin "Kuvayı Milliye Atatürk Müzesi diye oraya bi kağıda birşey yazdırın. O bizim eski çerçevelerden bir tanesine koyun cama asm kenara" "Oraya bir hikaye yazdırın şeye, dersiniz, Atatürk Misak-ı Milli Kararlarını bu binada almıştır diye,o şeyin altına da yazm,asm dışarıya" "O dediğin oyunu oynayalım o zaman" dediği, Tape:102, 30.04.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Kemal'in "Aradın mı Genel Başkanım aradın mı" dediği, Mehmet Fikri'nin "Şimdi Askerlik şubesine gidecem bakacam çaresine bakacam nedir çaresi" , "Ankara'da onun şeyi neydi" dediği, Kemal'in "Bu Türkiye Dispiratörü .........Bankasının", "... bizim ilerde çok işimize yarayacak bu adam" , "Biz 9'da gidiyoruz akşam bize uçak biletlerini gönderiyor gidiyoruz akşam" dediği, Tape:106, 30.04.2007 tarihinde T., isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin T.'a görevinin ne olduğunu sorduğu, T'nin ".............Almanya-Türkiye temsilcisiyim, artı bir de Türkiye .......... Federasyonunun As Başkanıyım" dediği, Mehmet Fikri'nin "........... Bankasıyla ilgili de görevin var mı" diye sorduğu, Tayyar'm "................... Bankasıyla benim ortağımın görevi, ben onun temsilcisiyim firmanın temsilcisiyim" dediği, Tape:107, 30.04.2007 tarihinde X şahıs/Y Şahıslar ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin bir askeri üssü arayarak X şahıs sonrası Y şahısla görüştüğü ve "Sevgili paşam nasılsın" diye hal hatır sorduğu, Y Şahsın ".. dün Çağlayan'da miydin" dediği, Mehmet Fikri'nin "Dün Çağlayan'a ekibi gönderdim, kendim seyrettim", "Çağlayan'da kuvvetli bizim ekip" diyerek yapılan mitinglerden bahsettikleri, ilerleyen konuşmada, Kuvayı Milliyecilerden olarak tanıttığı T... askerlik problemi konusunda yardım talep ettiği tespit edilmiştir. Tape:109 30.04.2007 tarihinde T., ile görüşmesinde özetle;Mehmet Fikri'nin M.. Komutanlığında Tuğ General N.Ö.ile konuştuğunu, askerlik problemi konusunda bu şahsın yanma gidip derdini anlatması gerektiğini, oraya gidince Kuvayı Milliyeci olduğunu anlatmasını söyleyerek "..ordan küçük bir paket yap, benim adıma götür, kendi adına sakın götürme" dediği, Tape:110, 30.04.2007 tarihinde T. ile görüşmesinde özetle;T'nin "M.Komutanı N. Paşayla görüşçem, yetiyor dimi" dediği, M. Fikri'nin "Evet oraya görüşmeye geldim dersin direk kendisiyle görüşücem bekliyor beni de" "Onlar hemen sorarlar kim o derse, Emir subayına dersin. Ben böyle Kurmay Albay Fikri KARADAĞ Kuvayı Milliyeden dersin." "Tabi N.oranm .. komutanı oranın komutanı o" dediği,

V<drwc

Tape:115, 30.04.2007 tarihinde T. ile görüşmesinde özetle; T'nin "...Bu rapor işini yarma, çünkü bizi oraya yönlendireceğini bilmiyordum.", "Şimdi o yüzden yarın sabah. Konuşamıyoruz yani telefonda kusura bakmayın." dediği, M. Fikri'nin "Oğlum konuşacak birşey yok. Ben gereğini söyledim. Siz hiç birşey yapmanız gerekmiyor. ...Sen kendin tek başına git. Nizamiyeden gir işini bitir dön." dediği, Tape:324, 01.05.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Turgay diye bir arkadaşı gönderiyorum yanma" "Ümraniye'de bir E 200 Mercedes çalınmış" "Maltepe grubu çalmış, oralarda işte Tuzla Şifasuyu'na göndermiş" "5055 Euroluk bir araba doksan milyarlık", "Arabayı bulursak, ordan bizim de hakkımızı verecek, satacaz galeride doksan milyara 90-95", "Tamam, onu Turgayla siz anlaşırsınız onu" dediği, Kahraman'm "Tamam Gönder Babacım" dediği, Tape:325, 01.05.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle;Bir önceki görüşmede bahsi geçen araçla ilgili olarak konuştukları ve Mehmet Fikri'nin "Ama oralarda dolaşıyormuş o araba, onu jandarmaya mı bulduracaz, biz bulursak 30 lirasını alırız, en az 20 sini alırız" , "Bi geçin bakayım bi araştırın nedir" dediği, Tape:117, 02.05.2007 tarihinde Recep isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Recep'in Alaattin .. isimli bir şahıstan bahsederek, bu şahsın Şırnağa askerliğinin çıktığını, onun için rahatsız olduklarını, şahsı bu taraflara alıp alamayacağını sorarak yardım istediği, Mehmet Fikri'nin da yaparız dediği, Tape:118, 02.05.2007 tarihinde Recep isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Recep'in ".......... nasıl durumlar baksana toz duman DSP ile CHP birleşiyormuş" dediği, Mehmet Fikri'nin " Toz duman, tabi sağda onlar birleşecek, solda, öbürleri de sağda birleşecek" dediği, Recep'in "Sağda öbürü sağda, bizimkiler solda birleşecek" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hiç bir şey olmaz, aynen öyle olacak, birinci parti CHP dedim bana kimse inanmadı" dediği, Recep'in " Evet birinci parti CHP olacak, ben sana söyleyim" dediği, Mehmet Fikri'nin "..Bütün köpekler sürünüp gidecek siktir olup gidecek" dediği, Recep'in "250 milletvekili çıkartırız değil mi paşam" dediği, Mehmet Fikri'nin "Daha fazla, daha fazla" dediği, Recep'in "Daha bile fazla, hayırlısıyla başkanım, ne diyorsun milletvekili olayım mı, gireyim mi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hemen tabi, hemen yokla, hemen yokla ben seni her zaman desteklerim", "Her şeyinden desteklerim ben seni", "Bütün bu varoşların hepsine de yollarım adamlarımı,hiç merak etme" dediği,Recep'in "Varoşların hepsine yollarım diyorsun Maltepe'den Ümraniye'sine kadar" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hepsine, hepsine" dediği, Recep'in "İşte ilk on, onikiye falan girebilsem" dediği, Mehmet Fikri'nin "... gönderirse buradan size oy vermiyor Kuvayı Milliye der olur biter" dediği, Tape:120, 03.05.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle;Bir süre Tekirdağ'a açılacak dernekten ve şahıslardan bahsettikleri, ilerleyen bölümlerde, seçimlere katılacak bağımsız adayın kim olacağını, bağımsız adayın Kemal veya Silifkeli Doktorun olması gerektiğinden bahsettikleri, konuşmanın devamında, siyasi olaylardan bahsederek Abdullah GÜL'e ... diyerek hakaret ettikleri, konuşmanın son bölümlerinde, Kemal'in çıkartacakları gazetenin manşetinin konusunu sorduğu ve "Açılıştaki konuşmanızı koyalım mı efendim" , "Başlık şöyle atıyorum, Türkiye'de 200 bin ajan var" dediği, Mehmet Fikri'nin "200 bin ajan misyoner kılığında, 200 bin ajan de, aynen öyle" , "Misyoner kılığında" , "Sivil toplum kuruluşu misyoner, ondan sonra yardım kuruluşları adı altında 200 bin ajan dolaşıyor" "...hesap sormaya geliyoruz, o kadar" "Kuvayı Milliye hesap sormaya geliyor, o kadar" dediği, Tape:122, 04.05.2007 tarihinde M. Vakıf DÖĞÜŞÇÜ ile görüşmesinde özetle; Vakıfın "...T.Paşamın yanma vardım, selamlarınızı arz ettim." "Güvenlik ve temizlik şirketi var. Hasanpaşa'da Paşam." "T.Paşamın Fenerbahçe stadyumunu, "Fenerbahçe'nin bütün tesislerini almışlar. Güvenliğini, temizliğini." , "...Ben sizin birimden de bahsettim de."

^^«sXaösrT

dediği, M. Fikri'nin de "Tamam biliyorlar beni canım. Ben onlara gittim, onlar bana geldi. Ben onlara gittim şirketlerine."dediği, Tape.:125, 07.05.2007 tarihinde Yakup isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Yakup'un Kayseride bazı kurt gurupların olduğunu, bunların halka ve bazı iş adamlarına baskı yaptığım, bazı şahısların bunlardan faizle para aldığını, şahıslarında bu kişileri tehdit ettiğini anlatarak, bu şahıslara ne yapmaları gerektiğini sorduğu ve "E.A.diye bir Kürt burada, .. milletin kanım emiyor, ..bizim bu esnaflara nasıl yardımcı olabiliriz" dediği, Mehmet Fikri'nin "Ne demek ya, öyle şey olur mu, onlar siktir olup gitçek ...", "Onları bana sormayın oğlum .. nasıl yaparsanız yapın, .. teslim olmayın da köpeğe" dediği, Yakup'un "Yok komutan, köpeği nasıl zehirleyip elindekini nasıl alacağız onu düşünüyoruz" dediği, Yakup'un dikkatli olmaları gerektiğinden bahsettiği, Mehmet Fikri'nin "Planlı yapacağız planlı", "Balıklama atladın mı işler kanşır" dediği, Yakup'un "Anladım komutanım, o zaman biz şu oluşumumuzu yaptık mı.", "O zaman özel konuşuruz bu mevzuları zaten" dediği, Tape:126, 08.05.2007 tarihinde Metin isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Metin'in şehit haberlerinin gelmesi ile morallerinin bozulduğunu söyleyerek "Söyleyin bir şeyler yapalım komutanım ya, vallahi ya çok gücüme gidiyor" dediği, Mehmet Fikri'nin "Allah bize öyle bir maddi imkân verir vermez, zaten Kalpakların siparişi" , "Kalpakla beraber tabi, öbürlerinin de siparişini vereceğiz" , "Bunlardan hepsinden hesabını soracağız, Meclisin önünde soracağız, hepsini açık mahkemelerde" dediği, Tape:134, 11.05.2007 tarihinde Derman isimli şahıs ve M.A.ile görüşmesinde özetle; Derman ile M. Fikri'nin bir süre bir toplantıda Mehmet Fikri KARADAĞ'm yazısının okunması konusundan görüştükten sonra Derman'm "...Bizim asker de geldi. Benim bir onursal üye var burda." , "Sizin de sesinizi duymak istiyor, istersen bi izniniz varsa konuşmak istiyor sizinle." dedikten sonra telefonu M.A'ya verdiği, M.A.'nm kendisini tanıttıktan ve babasının savaşa girdiğinden bahsettikten sonra "Benim oğlumu Şırnak Taşkonak'a vermişler." , "He Taşkonak. ... Yardımlarınızı bekliyorum. Bende sizin bir üyenizim." dediği ve oğlunun ismini söyledikten sonra Derman isimli şahsa telefonu verdiği, Derman'm ismi geçen şahsın askerlik yaptığı yerin bilgilerini M. Fikri'ye verdiği, M. Fikri'nin de Tugay Komutanıyla görüşeceğini söylediği, görüşmenin sonlanna doğru Derman'm "Paşam birde sizin adresinizi alabilir miyim", "Bi paketiniz var. Size bir hediye gönderiyorum da." dediği, M. Fikri'nin de adresini verdiği, Tape: 139,14.05.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Kendilerinden bağımsız bir milletvekili seçilmesinin iyi olacağından bahsettikleri, İzmir ilinde yapılan mitingin iyi olmadığını, olayı siyasi partilerin üstlendiğini, şova dönüştürdüklerini anlatarak Mehmet Fikri'nin "Kürsüye falan şey yaptık müdahale ettik" diyerek kavgayı önlediklerini anlattığı , Kemal'in "CHP ile DSP nin şeyine dönüştü yani" diyerek rahatsızlığını bildirdiği, konuşmanın ilerleyen bölümlerinde bir doktordan bahsederek, doktorun kendilerinden bağımsız aday olabileceğini konuştuklan, Mehmet Fikri'nin da Kemal'e "önce kendini düşün" diyerek bağımsız milletvekili adayı olmasını istediği, Tape: 151, 14.05.2007 tarihinde Ferhat isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Ferhat'ın hava alanında olduğu, Bodruma tatile gittiğini söyleyerek Mehmet Fikri KARADAG'ı da Bodruma tatile çağırdığı, görüşmenin ilerleyen bölümlerinde, Ferhat'ın "Bizim Muzaffer'in yine isimleri çıkmaya başladı, gazete, televizyonlarda" "O ne ya, Kuvayı Milliyenin ismini çıkanyo orda, niye öyle o" dediği, Mehmet Fikri'nin "onlann bizimle alakası yok, onlar ayn şey kurmuş bizden habersiz" dediği, Ferhat'ın "Serseri midir nedir o astsubay" dediği, Mehmet Fikri'nin "O zaten öyle, manyak ya" dediği, Ferhat'ın "Muzaffer'i aradım biraz önce, dedim ne yapıyon, nedir bu rezillik diyecektim" dediği, Mehmet Fikri'nin "... uzaktan yakından, zaten savcıya da.bflgiçverdirn-bu konuda" , "Savcı zaten bizim hemşeri çıktı tesadüf bu ya" dediği, ~' '"'"" ;

Tape:142-143, 24.05.2007 tarihinde X Şahıs ile görüşmesinde özetle; (1. SMS) "Sen ki Teşkilatı Mahsusanm Yiğit Komutanı. Sen Ki Yiğit Asil Komutan. Yüce Türk Devletim ve Asil Türk Milletim Senden Başbuğklukta Hizmeti Sana İnanmış Bir ... (2. SMS) ...İnşaallah Ben Daim Hazirim. Rabbim Senin Sırtını Yere Getirmez. Bileğin Bükülmez. Yüce Türk Devletimin Hainlerine Çelik Balyoz Eylesin. Rabbim Türk'ü Korusun" yazdığı, Tape:339, 13.06.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile B. isimli kişi arasındaki görüşmede özetle ; B.'ün "Bizim Erenköy'de birkaç camide AKP'liler toplanıp, AKP'nin reklamını yapıyorlarmış. Ordu'yu devamlı yalanlıyorlarmış, saçma sapan konuşmalar yapıyorlarmış", "AKP lehine konuşmalar yapıyorlarmış, birde bu en son işte bu şehit olayları var ya hani AKP'yi şey yaptılar, kovdular movdular, çıldırmışlar, ordunun yanında olan dinsizdir Allah'sızdır diye cami'de şey veriyorlarmış" dediği, Kahraman'm "Tamam, Ben Şimdi Şey Yapacam 1 .İnci Ordu'yu Ararım Şimdi" dediği, Tape:340, 13.06.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; Kahraman'm "Şimdi bize bir ihbar geldi Kuvayı Milliyeye" , "Bu Sahrayı Cedit Camiinde Ordu aleyhine AKP'liler bütün mahallelerde, camilerde vaazlar veriyorlarmış, Ordu Allah'sız kitapsız gibisine" dediği, Mehmet Fikri'nin "biliyom şimdi Ordu Kurmay Başkan'ma söylüyorum hemen" dediği, Kahraman'm "Orda bir de tarikat varmış herhalde baba" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tabi tarikatçı onlar zaten hepsi ajan, İngiliz ajanı" "Tamam Istihbaratçılanm gönderirler hemen. Ben şimdi arayayım onları" "Aptal herifler otursunlar orda" dediği, Tape:153, 16.06.2007 tarihinde Mümin isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Mümin'in "Komutanım ne yapıyorsun, gazetelerdeydin yine" dediği, Mehmet Fikri'nin "öyle, bizim alakamız yok onlarla" dediği, Mümin'in "o oğlan galiba... oğlan gariban zaten komutanım, o çocuğu hava indirmeden tanıyorum"dediği, Mehmet Fikri'nin "Onlar doğruysa, bombalar mombalar bilmiyoruz tabi, iftira da olabilir" dediği, Mümin'in "Yok AKP var ya bu AKP, herşeyi yapıyor biliyon mu" , "Ya komutanım Oktay'ın cebinde harçlığı yok, o çocuk Çapa'ya hastaneye geliyodu" dediği, Mehmet Fikri'nin ".. iftiradır onların hepsi ya" dediği ve konuşmanın devamında Kadıköy bölgesinden bağımsız millet vekili adayı olduğunu söylediği, Tape:154,17.06.2007 tarihinde M. Vakıf DÖĞÜŞÇÜ ile görüşmesinde özetle; Bir süre M. Fikri'nin milletvekilliği adaylığı hakkında görüştükleri, M. Vakıfın bazı kişilere M. Fikr'nin bağımsız aday olduğunu söylediğinden bahsettikten sonra M. Vakıfın "Babalar gününüz kutlu olsun paşam." dediği ve H.B.ve K.B.isimli şahıslarla görüştüğünden bahsettikten sonra "Paşam H. beyin yanma gidecem, selamlarınızı da söyleyecem. Çok kişi müracaat etmiş. Şubat ayında bu teşkilata. Çoğunun olumsuz yazısı gelmiş. Benimki gelmedi. Bir ay önce gelmişti hatta" dediği, Tape:265, 24.06.2007 tarihinde Muhammed YÜCE ile görüşmesinde özetle; Bir süre sohbet ettikten sonra Muhammed'in "geçen ay iki defa geldim İstanbul'a" , " onunla beraber geldik, 4 kişi getirdim oraya" dediği, Fikri'nin "..bütün ekip olarak İzmir'e gitmiştik" dediği, Muhammed'in "Bu son olaylar nedir komutanım geçmiş olsun", "soruşturma falan açıldı ya, .. sizle ilgili" dediği, Fikri'nin "E siktir et onlan zaten vardı" dediği, Tape: 158,24.06.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle;Yapılan bir kamp toplantısından bahsettikleri, Kahraman'm " nasıl değerlendiriyon baba" , "Bugünkü gündemi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Gayet güzeldi", "Gençliği de konuşturduk, gençliği konuşturmayı unutmayalım bundan sonra" , " çok önemli, hatta bide güzel, iyi bir kadın bulsak, oda konuşsa, her seferinde bi kadın bi genç" diyerek gençlere konuşma yapması için kadın konuşmacı ayarlamaya çalıştıkları,kotıuşmanm ilerleyen bölümlerinde siyasi konulardan bahsettikleri, Mehmet Pikrı,'hin "'.\".Gürcistanda, Amerikada, İngilterede, Ermenistanda, Suriyede, Arabistan'da gidin Türkler'e dininiz elden gidiyo deyin,

başbakanda olursunuz cumhurbaşkanı da olursunuz diyor, yani bizim millet ohh batan geminin mallan deyip propagandayı yapıyor, bakan oluyor, başbakan oluyor, herşey oluyorlar, Cumhurbaşkanı bile oluyorlar, Turgut Özal gibi ..........mesela" , "Neden, işte bu bizim yapacağımız işten sonra olamayacaklar" dediği, konuşmanın son bölümlerinde Muzaffer TEKİN'in Bursa'da bi evde daha bazı malzemelerin çıktığından bahsettikleri, Tape:27, 29.06.2007 tarihinde Erkut ERSOY ile görüşmesinde özetle;Erkut'un "Komutanım merhaba, Erkut Ersoy ben Özel Büro" , "Biz arkadaşlarımıza sizin çalışmalarınızdan bahsettik" , "Bu konuda dağıtım komitelerimiz de postayla ilgili yerlere bildirme yapıyor" dediği, Tape:28, 30.06.2007 tarihinde Yasemin isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Yasemin'in bir bayrak olayıyla ilgili, Sedat isimli şahısla problem yaşadığından bahsederek, "tehditler alıyorum" , "Paşam ne yapacağız bunları, çok üzerime çullandılar" dediği, Mehmet Fikri'nin "PKK lımı o şerefsizler" dediği, Yasemin'in "Valla PKK'lımı irticacı mı ben bilmiyorum, yani bir tarafa dayanıyor mutlaka" "Darp var, Gasp var, tahrik var, uzun zamandır da tehdit alıyorum, anneni kaldırımın önüne atarız, ipini çekeceğiz, ben kimim ki benim ipimi çekiyorlar" dediği ve adresini verdikten sonra "Sayın paşam ne olur bir el koyun olaya, müdahale edin, gerçekten beni burda sahipsiz gördüler" dediği, Mehmet Fikri'nin "İlgileneceğim yavrum" dediği, Tape:29, 30.06.2007 tarihinde Yasemin isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Yasemin, seni Süleyman diye benim evlatlardan birisi arayacak, gereği yapılacak, sakin olarak bekle tamam mı" dediği, Yasemin'in "Sayın paşam Allah razı olsun, sağ olun, yemin ediyorum canım pahasına emrinizdeyim ben" dediği, Tape:30, 30.06.2007 tarihinde Ö. isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Ö'm "... Bölge Komutanlığından arıyorum, komutanım Fikri Karadağ Albayım", "...komutanımız konutuna geçiyor şu anda ben sizi irtibatlıyacam hatta bekleyebilir misiniz komutanım" dediği, Tape:31, 01.07.2007 tarihinde Pelin ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; Pelin'in "Sizin dernek bölünüyormuş" , "Hüseyin GÖRÜM sizin yerinize geçmek istiyormuş" "Hakkınızda arkanızdan bir şeyler çeviriyormuş" dediği, Mehmet Fikri'nin "Öyle bir şeyin olması mümkün değil yavrum, öyle şey olur mu, onlann hepsi benim evlatlanm" dediği ve derneğin yayılma politikası, faaliyetleri ve yapacaklan işlerle ilgili konuştuktan sonra, Mehmet Fikri'nin "..tabi anyor hepsi anyor, aramayan hiç bir kesim yok, onlan devlet biliyor, benim telefonları mı dinledikleri için çok iyi biliyorlar" dediği, Tape:32, 02.07.2007 tarihinde Derman ALPASLAN ile görüşmesinde özetle;Bir süre basında çıkan haberlerle ilgili görüştükten sonra, Derman'm "Bu muhtarlar dernek başkanı benim komşudur, yanda bizim yazıhanenin yanında" , " akşamlan gittikten sonra polis falan geliyor kapının önüne diyor, acaba bunlar neye geliyorlar dedim, Emniyet Müdürünün yanma bir çıkayım, acaba ne diye gelip gidiyorlar..", "...acaba bu ortak olaylardan dolayı mı... gelip bakıyorlar" dediği, Tape:33, 02.07.2007 tarihinde Yusuf isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Yusuf un "bende şimdi Ümraniye tarafmdayım, bu Yeraltı Durumu, şeyden sonra mı düşünüyorsun, seçimden sonra mı" "... ekip hazırla dedin ya", "ben çok ciddiyim baba" dediği, Mehmet Fikri'nin "Onu boşver, unut onu" , "23 Temmuzdan sonra konuşuruz" , "Şu anda söz konusu değil" "memleket tam kaosa gidecek zaten, öyle gözüküyor" "Ortalık duman olacak, Herhalde Birileri Bir Şey Yapar, Hepsini Bize Mi Bırakacak" , "Ellerinde Orduları olan, Polisleri olan kuvvetleri olanlar yapsm ya" dediği, Tape:165, 03.07.2007 tarihinde Mahmut KUZ ile görüşmesinde özetle;Mahmut'un "Ben sana şunu rica etsem, ben kapıya kadar gelsem, a kişiyle "görüşmek istiyorum desem" dediği, Mehmet Fikri'nin "Olur git" , "M.Ç. Tuğgeneral İ.Daire Başkanı" , "öbürüde F.D." "..Tümgeneral H.Başkanı" dediği, Mahmut'un "Tamam komutanım, çünkü ben, bi yerlerle bi

görüşme yaptım, neden böyle kesiliyor, şey yapılmıyor diye görüşmek istemiyorlar" dediği, Mehmet Fikri'nin ".... hepsinin, ... , yarın ayaklanma kapanıcaklar ama onlara ben göstericem" dediği, Tape:166, 03.07.2007 tarihinde Mahmut KUZ ile görüşmesinde özetle;Mahmut'un "Komutanım, girdim şu anda genel komutanlıktan çıkıyorum, görüştüremediler, toplantıdalar, yoğun programlan var, yarın da dolu dediler, durum onu gösteriyorki görüşmek istemiyor" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tamam lan siktir et,... bizde başka türlü yaparız bırak" dediği, Mahmut'un ".. İstanbul'da buna vuruş yapma ihtimalimiz var mı" diye sorduğu, Mehmet Fikri'nin "Tamam, İstanbul'da o işi öyle birşeyi yaparız artık" "Buradaki istihbaratçılar da yapar" dediği, Mahmut'un "Var mıdır orda, yani güvenebileceğimiz" dediği, Mehmet Fikri'nin "Öyle yaparız, buraya gel görüşelim" dediği, Tape: 168,10.07.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Oğulcum şimdi Bursa'dan Muhammet diye bir çocuk geliyor" , "Bizim derneğin önde gelmiş olduklarından" , "Arabasıyla geliyormuş, onu alın görüşün, Hüseyin abinle de görüşsün, bende çıktım geliyorum" "Muhammet diye bir çocuk uzman çavuşmuş" dediği, Tape:37, 12.07.2007 tarihinde A. isimli şahıs ile görüşmesinde özetle;A.'nm "Sınavlara giremedim,bir kaza yaşadık telefonda anlatılmaz da" "Bizden rahatsız olan çevreler biraz üstümüze geldi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hesabını Gördün Mü İbnelerin" dediği, A.'nm "biraz hırpaladılar o kadar" "Şimdilik yok, hastaneden çıktım taburcu oldum, bir aydır işte yatıyorum" , "Siz bu taraflara gelecek misiniz" , "Gelseydiniz kısa sürede çok iyi olurdu bizim için, Bu Şeyleri Aldık Ya Silahları" , "..onların numaralarını aldık şimdi, bizimkilerin çoğu, bazılannm durumu iyi değil, Şimdi alanlardan bazılan İstanbul'a falan çalışmaya gidiyorlar ya" "Burdan da İstanbul'la haberleşiyorlar, bunlar silahlı falan, Devlette Çalışıyorlar, Orda Onlara Bir Zarar Gelmesinden Korkuyorum Ben" dediği, Mehmet Fikri'nin "O zaman git A.paşaya anlat durumu" dediği, A.'nm ".. siz gelseydiniz birlikte A. Paşa ile konuşsaydık" dediği, Tape:38, 13.07.2007 tarihinde İ.Ç. ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Bizim o şeylerle hiç bir alakamız yok, ya o pezevengler ne bok yiyorsa", "Çoktan terk ettim onlan ben biliyorsun", "3 seneden fazladır yani ne konuşuyoruz ne bir şey" dediği, İ.nin "...Sen hissettin hissettin onlann problemli olduğunu zaten hemen terk ettin biliyorum" dediği, Mehmet Fikri'nin "He boyuna boyuna boyuna 2003 yılında bir şeye gitmiştik bu Karacaahmet'i anma pilav tarihinde ", "Orda çekilmiş bir resimi kullanıp duruyorlar" dediği, İ.'nin "O maksatla bir soruşturma moruşturma görmüyorsun değil mi, yok öyle bir şey" dediği, Mehmet Fikri'nin "Bizimle ilgili hiç bir şey yok, bize soru bile soran yok, ya biliyom ben bunlann böyle olacağını, biliyorduk biz zaten kardeş", "Danıştay davasından sonra bugünlerin böyle olacağını biliyorduk" , "O zaman bize müsaade...", " Biz bunlan göreceksiniz ne yapacaz diye" dediği, İ.'nin "Vay canına tamam kardeşim" dediği, Mehmet Fikri'nin "Göreceksiniz biz bunlan ne yapacaz dediler o zaman bize" , "Baştan aşağı pislik, bütün esrarcı eroincileri bana PKK ile mücadeleden kahramanlar diye tanıtmış şerefsiz herifler", "Biz onlan adam zannettik, Türkçü zannettik meğer ohoo herifler yemediği bok kalmamış", " Yemedikleri bok yok ya yemedikleri bok yok", "Biliyorlar şimdi, onlan bağlantılan kurulunca bütün Türkiye de şaşınr", "Yani esrar, eroin, uyuşturucu bilmem ne hepsi ortaya çıkınca onlar boku yiyecekler bombadan daha kötü olacaklar" dediği, Tape:39, 13.07.2007 tarihinde Erkut ERSOY ile görüşmesinde özetle; Erkut'un "Erkut ben komutanım Özel Büro" diyerek kendisini tanıttığı, Mehmet Fikri'nin "Tamam Erkut, şeylen Özel Büro terimini kullanmıyoruz biliyorsun" "Özel Büro Falan Yok, Bir Tek Kuvayı Milliye Var Tamam Mı Evlat" dediği, ErkuÇar^oğru doğru komutanım haklısın" dediği, ?

* .-. i \t -in
\ ~*

Tape:169, 14.07.2007 tarihinde H. isimli şahıs ile görüşmesinde özetle;Bir süre sohbet ettikten sonra, Mehmet Fikri'nin "..senin kanal gene bizi reklam yapıyor,", ".. ötekilerle bizi karıştmyor, eşkiyalarla gene" , ".. gladyo,mladyo filan diyo, Kuvayı Milliye tam bağımsız, tam bağlantısız, bizim üstümüzde.. Allah'la Atatürk'ten başka kimse yok", "Kanal 24'te işte veriyo" dediği, H.'m "Haa şeyin programı Fehmi KORU'nun programı" , ".. O Fehmi KORU kendi yapıyo programı ya bizimle ilgisi yok" dediği, Mehmet Fikri 'nin "Fehmi KORU senin kanalında yapıyo ama" dediği, H.'m "..program yapıyo adam ona biz kanşamıyoz ki içeriğine" dediği, Mehmet Fikri'nin seçim öncesinde programa çıkmak için ricada bulunduğundan bahsettiği, H.'m "Yapacaz onu yapacaz albayım" diyerek ancak seçim sonrası olabileceği, seçim öncesi manipülasyon olacağını söylediği, Tape:401, 15.07.2007 tarihinde Erkut ERSOY ile görüşmesinde özetle;Erkut'un "Komutanım biz Taksim Select otelde toplantıdayız, toplantımız başladı da" dediği,Mehmet Fikri'nin "Bizde şimdi ... Paşabahçe Beykoz'da seçim propagandası yapıyoruz, bu gün çocuklar izin almış buradan" , "Paşabahçe'deyiz şu anda Erkut arkadaşlara çok selam söyle ya" dediği, Erkut'un " Aleyküm selam komutanım iletirim, bu arada sizinle tanışmak isteyen birisi var komutanım, bizim Özel Büroda,Düzce'de İstihbarat görevlimiz" "ben yarın bi yanınıza uğramak istiyorum derneğe" dediği, Mehmet Fikri'nin de gelmelerini söylediği, Tape:42, 16.07.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Ha Mamo, ya nerdesin evlatçım yav" , "Ben dedim acaba Mamocuk ne oldu dedim, gitti galiba dedim, varmıştır dedim" dediği, Muhammet'in "Hee valla sağolun komutanım arayamadım da vallah mitinge de gelemedim" "He he gelecem Allah izin ederse varmı bir emriniz buradan" dediği, Mehmet Fikri'nin "Koçum benim beklerim" dediği, Tape:44, 20.07.2007 tarihinde Refik isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Kısa bir süre hal hatır sorduktan sonra A.nm hastalığı konusunda görüştükleri, Refik'in "Valla Allah'a çok şükür ayakta şu an da sayın paşam" dediği, Mehmet Fikri'nin "... A.'nm, Bolu'dan müracaat eden çocuk, şey yaptım dün ben telefon ettim ama B.'dan" "O müracaat eden, kendisi dilekçeyi bize bildirsin, onu geri alsın diyor" dediği, Refik'in "Orda kimlik istedi, kimlikleri verdik, zaten Tugay komutanımızla görüştük" , "4 dakikalık Tugay komutanımızın yanında kaldık, konuştuk, herhangi öyle bir durum yaşanmadı, gazeteye gittik işte kimlikleri unutmuşuz notlan" , "O da bizi aranıyor, nere gittiniz, nereye kaçtınız, komutanım dedik, zaten buralardaydık, Tugay komutanının yanma gittik herhangi bir sorun yaşanmadı dedim" dediği, Tape:45, 21.07.2007 tarihinde Y.GÖRÜM/Süleyman isimli şahıslar ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Bağımsız altıncı sıradan adayım biliyorsun değil mi" dediği, Yusuf un "Biliyorum tabi ki, bizim oylar senin baba ya, ne demek" dediği, Mehmet Fikri'nin "Ona göre oralarda kulis yaptın mı" dediği ve Yusuf un arkadaşlarının hepsine söylediğini belirttikten sonra "Ülkemiz gerçekten tehlikede gerçekten, ben yani artık buna tamamen inandım" , "İnandım baba, adama dün akşam Turan ÇÖMEZİ dinledim" dediği, Mehmet Fikri'nin "He oda binde birini anlatmadı, ya onu milyon daha milyona ekle onu milyona" , "Bende programı dinledim ,istifa et dedim, sen de hemen istifa et dedim , 2002 de geldi bana, bak sağlık bakanı olacam müsteşarım olur musun diye, ben de dedim ki, Tayyip'in sen arkadaşı olduysan onun bakanı olduysan ben şenlen yokum dedim ona", "Demiş sana işte stratejiyi taktiği bilmem uluslararası güvenliği ....benim ateremden ...bir hocam var komutanım......geldi aynen böyle bir gün beraber olduk kabul etmedim", "Ama istifa etseydi çok daha iyi olurdu, onlarlan bir arada durmuyacaktı" dediği, Yusuf un "Baba birşey diyecem" "Ben bu Bodrum yalıkavak var ya" ,"Bu yalıkavakta bana bir otel veriyorlar, Hüseyin de bu adamı tanıyor, A.T diye" "Sen bu A.T. daha evvelden duymuşsundur", "Senin döneminde yani senin tam şey zamanlarında bu silahlı kuvvetler" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tanımıyorum tanımıyorum" dediği, Yusuf un "Bu seksenbeş yılmda silahlı kuvvetler yapı

koparatifi diye bir kooperatif kurduydu Kadıköy'de" , "Silahlı Kuvvetler adına Hüseyin de çok iyi tanıyor, ondan sonra neyse bu adam zamam içerisinde epey şey oldu, çok yıl geçti, şimdi bu Bodrum Yalıkavakta otel almış üç tane, bunu Hüseyin iyi tanıyor, bu üç tane otelin bir tanesini veriyor, ben de dedim ki, ben dernekte konuşurum babaylan tamam mı" , "Derneğin adına dedim verirsen dedim bunu çalıştırmak üzere alırız dedim" dediği, Mehmet Fikri'nin "Aman istemem dernek adına falan ,bırak sen onları bulaştırma", "Bulaştırma derneği falan o işlere" , "Bi bok olduğu yok, adamda o gelsin öyle bir niyeti varsa benlen konuşsun söyle" dediği, Yusuf un "Ya bize devreder baba demi" dediği ve telefonu yanında bulunan Süleyman'a verdiği ,Mehmet Fikri'nin Süleyman'a "Zaten bundan sonraki seçimlerde buralarda değil, küçük yerden Çanakkale'den garanti verildi, Çanakkale'den oraya gideceın" , "He ekibin nasıl hazır mı , yeniden teşkilatlanma yapacam" dediği, Süleyman'ın "Hüseyin güden ayrıldınız mı" dediği, Mehmet Fikri'nin "Yok ayrılmadık" dediği, Süleyman'ın "Ama biliyorsunuz, onun bulunduğu teşkilat içerisinde bizim olma şansımız yok" dediği, Mehmet Fikri'nin "Onların işi başka, bizim işimiz başka" , "Onları görderirim başka yere artık , daha o şey yeniden genel kurulu topluyacam hepsini atacam şeyden" dediği, Tape:51,26.07.2007 tarihinde Muhammed YÜCE ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri KARADAĞ'm milletvekili adayı olup TBMM'ye girememesi ile ilgili olarak görüştükleri, Mehmet Fikri'nin "Eşşek Türk Diye Boşuna Dememişler Mamocum, İşte Bunun İçin Eşşek Türk'ün Manası Bu" dediği, görüşmenin ilerleyen bölümlerinde Muhammed'in "...Star gazetesinde şey yazmışlar, sizin şeyin resimleri neydi o, Yüzbaşı TEKİN" dediği, Fikri'nin "Yıldırım Oktay" dediği, Muhammed'in "He o bir de Kundakçı Paşa" , "Hepinizin resimleri orda, sizin hakkınız da şey yazmış, milleti galeyana getiren" , "Hepinizin resimlerini koymuş., bizim dernek başkan yardımcınız Ali Başkan.." , "Hüseyin başkanımızın resmi, onu da koymuş" dediği, Mehmet Fikri'nin "Mehmet ALTAN bu Ahmet'in kardeşi Çetin ALTAN'm oğlu" "O .... suratlı bir herif var ya ... sakallı" dediği, Muhammed'in "Yanlış Yapıyorsa ...Harcayalım Onu" , ".. Gideriz Komutanım, PKK'ymış MKK'ymış, Bu Saatten Sonra Millete O Gerekiyor" "Yani İlla Terörist Mi Olalım Ki Bir Yerimiz Olsun Bir Yerde" dediği, Tape:3461, 29.07.2007 tarihinde Recep Gökhan SİPAHİOĞLU arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Recep Gökhan'ın "Babacım iyi akşamlar nasılsınız" dediği, Mehmet Fikri'nin "Eyvallah evlatcığım napıyorsun" dediği, Recep Gökhan'ın "... bizde bi arkadaşlarla yine bu haftaya erteledik, bir toplantı yapalım dedik, işte sekiz arkadaş geldi", "...hafta içinde bi görüşebilir miyiz", "...bize bi yol belirleseniz babacım" , "Kadıköy' deydim işte Ertuğrul bey burada yanımda, Alparslan burda", "Abdullah bey burada, tamam onların da selamı var babacım" , "Yani beraber bir fikrimiz var, onu size açmamız lazım babacım" dediği, Mehmet Fikri'nin "gelince görüşürüz kimseyle bişey konuşma" dediği, 02.08.2007 tarihinde Erkut ERSOY ile görüşmesinde özetle; Erkut'un "Eee Komutanım Hüseyin GÖRÜM beyin telefonu var mıydı acaba sizde" dediği, Mehmet Fikri'nin "Yok", "Onum şimdi burada telefonu yok bende, o telefon kullanmıyor zaten" dediği, Erkut'un "Öyle mi, oldu Komutanım onu soracaktım" dediği, Tape:54, 07.08.2007 tarihinde Recep Gökhan SİPAHİOĞLU ile görüşmesinde özetle;Recep Gökhan'ın "..Mustafa'ya da dedim, babayı ara., görüş, ne yapacağımıza ne edeceğimizi, kendisi bize talimat verecek dedim", "babacım biz gerçek çekirdek ve 500 kişi şu anda hazır bekliyor" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tamam Gökkuşum, görüşecez, Perşembe saat 12'de orda buluşuyoruz" , "Karargahta" , "..bütün arkadaşlarla beraber orda buluşuyoruz, onlara haber ver" dediği, Tape:173, 07.08.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; Kahraman'm bir süre sitem ettiği ve bazı olaylardan doiayı .ıjâhat^z olduğunu anlatması üzerine, Mehmet Fikri'nin olayın ne olduğunu sorduğu/K^hrâman'ın'^Ne bileyim, Hüseyin

abiyle falan" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hiçbir şey olmadı" dediği, Kahraman'm "Sen bizim babamız değil misin baba ya" "Sen bizi öldürsen, dövsen dahi biz sana kötülük düşünebilir miyiz baba, her şeyimiz sensin bizim" , "..senin evladın var, biliyor musun, her türlü her şekilde, her şeyle çarpışacak bi askerin var", "Baba, senin emrindeyiz tamam mı, öl dediğin an, o sahtekarlar gibi değil" dediği, Mehmet Fikri'nin "Ben evlatlarımı hiçbir zaman kimseye ne yem ettiririm nede yem ederim tamam mı.." dediği, Tape:56, 09.08.2007 tarihinde Niyazi KIYAK ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Niyazi, sivil hattan arıyorum oğul" , "Sivil hattı açık tut" dediği, Tape:62, 25.08.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Muhammet nerdesin yavrum" , "He şeye Acıbadem'e gelebilir misin " dediği, Muhammet'in "Tamam komutanım oraya ordasınız dimi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Türk Telekomu geçince iki üç durak ilerde iş bankası var orda buluşalım" dediği, Tape:65, 29.08.2007 tarihinde Hüseyin isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Hüseyin'in "Vallahi haberleri izliyorum evde üzülüyorum dedim bi komutanımı arayayım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Boşver oğulcum ya boşver, bu millet neler" , "He bu millet Nedim OKLAR'ı gördü, bu millet ya ne olacak" dediği, Hüseyin'in "Komutanım çalışması ne beş torba kömürü, yazdan kış kömürü dağıttılar" , "Aziz NESİN bunlara az söylemiş bu halka ya" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tabi ya yüzde 60 ne yüzde altmışı yüzde 97 ya" , "Aziz NESİN cennette, cennette, onlar ne derse desin" dediği, Tape:67, 02.09.2007 tarihinde Ferahi SES ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "....Öyle dicem tabi canım öyle dicem, telefonlar dinleniyor ..." dediği, Ferahi'nin "Senin Sakıncan Olduğun İçin Asla Yapmıcam O İşi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Özel Hattan Arayacam Seni Sonra" dediği, Tape:3406, 02.09.2007 tarihinde Yaşar ARSLANKÖYLÜ ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Ya ne olacak bu milleten ne olacak Yaşar bütün şeyim sıyrıldı, sıktım sıyrıldı derler ya" dediği, Yaşar'm "Evet ben de aynı fikirdeyim ama bırakmayacağız" dediği, Mehmet Fikri'nin "S..Anasını " dediği, Yaşar'm "Millet uyanacak ama iş işten geçecek" "Milletin iradesi önemli" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hiç kimse yok, hiç kimse yok, biz de boşa kürek çekiyoruz, ömrümüz boşa bitecek, bir şey bir bokta yok" , "hep aklımdan geçiyor, diyorum çocuklara bırakayım gençlere bırakayım, onlar çalışsınlar artık benden fayda yok", "Vallahi bunlarla uğraşacak halim yok, bu şerefsiz milletle ne uğraşacam ya hırsızlığı kabul etmiş haramı helal kılmış, topunun .........soysuz değilsen, eşkıya değilsen bence itibarin yok, müslümanın itibarı suç olduğu, vatanseverliğin suç olduğu bir yerde yaşıyoruz ne olacak" , "Esas elinde güç olanlar da para olanlar da hikaye, bakalım başka bir yol deniyeceğim" , "Düşman o zaman silahı ile gelmiş, şimdi parası, okulu ile , misyonerliği ile geldi, daha tehlikeli, hiç haberi yok, herif gidiyor lan yiyor vücut gidiyor bittik ha ha ha vay biz niye uyanmadık diyecekler, ne uyanmayacaksın pezevenek uyansaydm" dediği, Yaşar'm "Keşke tekrar silahı ile gelse çok kolay olur ama" dediği, Mehmet Fikri'nin "Vallahi ben razıyım ya, silahı ile gelse, ırza namusa tecavüz etse PKK gibi, bu öküz millet o zaman ayılır belki değil mi Yaşar." dediği, Yaşar'm "Evet evet çok haklısınız" dediği Tape:68, 03.09.2007 tarihinde E.T. ile görüşmesinde özetle; E.'nin "Komutanım ben E.T." dediği, Mehmet Fikri'nin "Ha sevgili paşam" dediği, E.'nin "Komutanım ne yapıyorsunuz" dediği, Mehmet Fikri'nin "Yiğidim benim, geçen aradım dediler ki şeyde" dediği, E.'nin "Komutanım , öyle biraz devir teslim, ıvır zıvır, biraz yoğundu, dedim bir arayayım komutanımı, evet komutanım iyiyiz sizler nasılsınız" dediği, Mehmet Fikri'nin "İyi yani memnun oldum çok güzel bir görev" , "Sonradan Genel Kurmay başkanlığına çıkıyor biliyorsun" dediği, E.'nin "Komutanım, beklerim komutanım siz nerdesiniz komutanım şimdi" dediği, Mehmet Fikri'nin " Ben şimdi Kadıköy'deyim karargah ... kuvvayi milliye genel merkezine", "İyiyiz ama, bizim gurubumuz tertemiz, bizde hiçbir şey yok", "Ötekilerin

hepsi eşkıya çıktı" dediği, E.'nin "Komutanım sağolun, emirlerinizi beklerim, hürmetlerimi sunarım, komutanım sağolun, komutanım sağolun komutanım sağolun komutanım" dediği, Tape:69, 07.09.2007 tarihinde Hüseyin GÖRÜM ile görüşmesinde özetle;Mehmet Fikri'nin "Şarköy'e gidiyordum, yazlığı satacam inşallah oraya" dediği, Hüseyin'in "Biz de yarın Ankara'dayız komutanım Anıtkabir'deyiz" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hadi güzel bir kokla bakayım şöyle manzarayı ..." dediği, Hüseyin'in "Birşey olursa ordan ararım komutanımı" dediği, Tape:70, 09.09.2007 tarihinde Muhammed YÜCE ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin ".. vekâlet verdim çocuklara, onlar ben dönene kadar vekâlet edecekler", "Çocuklar iyimi, İstanbuPdakiler" dediği, Muhammet'in "İyi komutanım, senden haber bekliyoruz" dediği, Tape:3411, 12.09.2007 tarihinde Yaşar ARSLANKÖYLÜ ile görüşmesinde özetle; Yaşar'm "Oğuz ALPASLAN Genel Sekreterim diye aradı beni" dediği, Mehmet Fikri'nin "Oğuz ALPASLAN Genel Sekreter yaptı yeni yönetim kurulunda evet doğru", "Daha Yönetim Kuruluna şey yaptım dedim, ben böyle böyle kafam bozuldu, gidiyorum ben geri dönene kadar işte yeni yönetim kurulu vekalet etsin, hatta şeye kadar aralık ayma yapılacak eee genel kurula kadar diye, öyle kafam bozuldu, bu seçimlerden sonra hiçbir kalmadı hevesim" , "Bizde adaylığımızı koyduk bir bok çıkmadı, Kuvayı Milleyin'in kaç bin üyesi var Genel Başkanına 46 oy çıkıyor olacak iş mi bu ha ha", "Mersin gurubu ile karar verirsiniz. Mersin gurubu ile karar verirsiniz siz", "Yaşar Mersin gurubu ile görüşün, gerekirse kapatırsınız ben size bırakıyorum" , "Yaşar kadrolarınızı muhafaza edersiniz , bekleyin" , dediği, Yaşar'm "Üstün olma gayreti içinde bulundular, gittiler Meclise kadar yürüyeceğiz, siz de demiştiniz o zaman ucuz kahramanlık peşinde koşmayın arkadaşlar diye söylemiştiniz, ben bunu gayet mantıklı buldum ,yani zafere ulaşmadıktan sonra..." dediği, Mehmet Fikri'nin "Boylarının ölçüsünü alsınlar, yarın öbür gün kafese de girerler merak etme, ne bok yediklerini bilmez onlar", "Mersin gurubu ile konuşun Tanju'yla ve Kemal ağabeyinle ona göre kararınızı verin" , "Sen ölene kadar Kuvayı Milliyecisin" "Şimdi özel özel bir görev almak istiyorum da şeyde" "...ayrıca şey altından örgüte devam edeceğiz Kuvayı Milliye bırakmayacağız" dediği Tape:71, 14.09.2007 tarihinde Oğuz Alparslan ABDÜLKADİR ile görüşmesinde özetle; Oğuz Alparslan'ın "Bizde onlara dava açtık,., ben bide yalan söyledim komutanım" ".. ..biraz yalan yaptım, dedim, her ne kadar binamız yıprandıysa bile orayı mahsus patlattılar, binamızı su bastı, Atatürk'le ilgili ilk belgeler var, bir daha eşi benzeri yok dedim" , "... Atatürk'ün belgelerini, Ankara' ya gönderdik, Arkeoloji müzelerine, onarmaya çalışıyorlar, yakında onların raporları gelecek, biz tekrar bir dava daha açacaz dedim" , "Abdullah'ı da alıp götürecem" dediği, Mehmet Fikri'nin "Bütün Her Şeyi Silsinler" "Bedava Su Bağlasın..." dediği, Oğuz Alparslan'ın "Tamam, para pulu siliyorsunuz, suyumuzu açarsanız, yönetim kurulunu ikna ederim, onlar da davadan vazgeçerler diyecem" dediği, Mehmet Fikri'nin "O Savcıyla da benim konuşmam lazım, sizi muhattap almaz" "2'deki randevudan sonra onlara deyin ki, Hemen Bağlayın, Saatte Koymayın, Doğrudan Bağlayın Bize Deyin" dediği, Tape:174, 16.09.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Kemal'in dernekle ilgili sorunlardan bahsettiği, Mehmet Fikri'nin yeni yönetim oluşturulduğunu, bir süre sonra durum hakkında bilgi vereceğini söylediği, ilerleyen görüşmede Kemal'in "Tuncay ÖZKAN bişey başlatmış.." "Biz kaç kişiyiz diye, şimdi bir milyon kişi Ankara'ya topluyo" "... gidelim mi efendim" dediği, Mehmet Fikri'nin "toplasın bakalım" "Gideriz, gidilir artık başka bir şey olarak gidilir boşver",, " Onlar., boş laflar Anayasa değişiyo, artık bu iş bitti" dediği, Kemal'in,"Gidiyo memleket, teslim mi olacaz başkanım" dediği, Mehmet Fikri'nin "..............Şe..siz Ö.ç. Korumak Ve Kollamakla Yasal

Olarak Görevli Olan, emrinde milyon tane asker olan ...................... teslim oluyosa bize mi düşecek" "Tankı, Topu, Uçağı, Gemisi Bende Değil Onlarda, onlar ne gerekiyorsa yaparlar" dediği, Kemal'in "...belki daha beklediği vardır genel başkanım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Onlar Bekleseydi, Bizlen Temas Kurarlardı Ne Yapayım" , "Ancak ölüler fikir değiştirmez" , "... kimisi bizim farklılıklar zenginliğimiz diyo, ................ işte öyle kandırıyorlar bizi" dediği, Tape:72, 17.09.2007 tarihinde Muhammed YÜCE ile görüşmesinde özetle; Muhammet'in "Dönüşte Bir Konuşalım Komutanım, Şu İşleri Halledelim, Ankara'dakiler İyice Coştular'V'Şu DTP'liler, Bi Planımız Var Da, Onu Bi Görüşelim, Onu Bi Yapalım" "Sebahat TUNCEL'le Şu Osman BAYDEMİR","Neyse döndüğünüzde bi görüşelim bu konuyu komutanım" dediği, Tape:205, 03.10.2007 tarihinde M. Vakıf DÖĞÜŞÇÜ ile görüşmesinde özetle; M.Vakıf m "...Amca görüştürdüğün büyüğümle nereye giderse, emrindeyim ben dedim." , "Seve seve yolun açık olsun yeğenim dedi. Paşam nereye giderseniz Hakkari, Muğla, Antalya nereye olursa olsun.", "Çok yakın, çok yakında da geliyormuş efendim. O hayırlı iş çünkü bana o ikili oynayandan uzak dur diyen vardı ya efendim.", "Çok yakında sayın paşamız da geliyor dedi, o hayırlı iş dedi." diyerek ismini açıklamamaya özen gösterdiği bir şahısla yaptığı görüşmeyi Mehmet Fikri'ye aktardığı, Tape:75, 08.10.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle; Doğudan gelen şehitlerle ilgili konuştuktan sonra, Muhammet'in " Ne yapıcaz komutanım,bunun sonu ne olucak" dediği, Mehmet Fikri'nin ".........çocukları, 4 yıldızı takıp dolaşıyorlar, onlar yapsınlar ne yaparsa" dediği, Muhammet'in ".. yapmamız gereken şeyleri yapalım komutanım, ... jandarmanın, emniyetin birşey yapacağı yok" dediği, Mehmet Fikri'nin "onlar yapar., kendine dert etme" dediği, Muhammet'in "..bu böyle olmuyo, biz rahat duramıyoz artık, bazı şeyleri yapıcaz komutanım, ..bayramdan sonra size 20 tane genç gönderiyom", "..20 tane sağlam ekip" dediği, Tape:76, 09.10.2007 tarihinde Mustafa isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Mustafa'nın "Hayırlı akşamlar komutanım başın sağolsun","Komutanım yok mu yapacağımız,yapabileceğimiz herhangi birşey yok mu,bizim elimizden gelen,gideceğimiz geleceğimiz,vuracağımız,asıp keseceğimiz bir şeyimiz yok mu bizim","Elimiz kolumuz böyle bağlı oturucaz yani komutanım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Bilmiyorum oğulcuğum, fazla şey yapamıyorum, bu seçimlerden sonra artık bu millet için hiçbir şey yapılamayacağını kabul ettim, benim sıtkım temelli sıyrıldı oğulcum, şimdi boşuna üzülüyormuşuz biz boşu boşuna, hiç değmezmiş hiç değmezmiş, hiçbir şeye değmez bu millete, memleketi kim satıyorsa onlara oy veriyor, topunun canı cehenneme topunun canı cehenneme" dediği, Tape:178,10.10.2007 tarihinde İmam Hüseyin YARDIÇ ile görüşmesinde özetle; Bir süre seçim sonrası siyasi yapıyla ilgili değerlendirmeler yaptıkları, İmam Hüseyin'in ".. bu memleketi Yugoslavya gibi bölüp parçalamaya uğraşıyorlar, iş ona geldiği zaman., biz vatanı koruruz" dediği, Amerika'nın Irak ta yapmak istediği planlardan, oyunlardan bahsettikleri, bir süre mahalle aralannda bulunan mescit ve kiliselerle ilgili konuştuktan sonra Mehmet Fikri'nin "Hepsi Amerika'ya çalışıyor köpeklerin, işte hepsi, yani o dediğin medrese denen yerler de Amerikan ajanlanyla dolu", "En büyük misyoner devletin başında" "Bu bu ş... a... millet ondan sonra gidip bunalara yine yüzde elli veriyor" dediği, Tape:318-319-80-81, 18.10.2007 tarihinde Muhammet YÜCE'nin gönderdiği mesajda " Bir papaz öldü hristiyan oldular,bir Hrant öldü ermeni oldular, 2 günde 15 şehit verdik,kim Türk oldu. Komutanım,bize emri verin gerekeni yapalım,Muhammet YÜCE" yazdığı, Tape:183, 21.10.2007 tarihinde Ali isimli şahısla ile görüşmesinde özetle; Bir süre hal hatır sorduktan sonra Ali'nin Hakkari Dağlıca'd^ "şehit pla^ askerleri kastederek

"...Üzüntümüz var işte. Bu şeylere kafamız, moralimiz bozuldu.","Bizim yapacağımız bir şeyler var mı", "Artık yani burda çocuklar da soruyor. Yani bunaldı millet, bildiğin gibi değil." demesi üzerine, Mehmet Fikri'nin "... ne yapacağız bu .................... milletine. Vatan hainlerine bilmem neylere bütün iktidarı veriyor alkışlıyor. A........bu milletin ben.,......... vatan hayinlerine her şeyi teslim ediyorlar, ........... çocukları....... ibneleri akılları başlarına gelmiyor..." dediği, 21.10.2007 tarihinde Nihat YILMAZ ile görüşmesinde özetle; Nihat'ın Şırnak'a Kuvayı Milliye Derneği olarak otobüslerle gitmeyi teklif ettiği, Mehmet Fikri'nin "Tabi ki bizim planımıza göre onlara kalsa şimdi gidip meclisi kuşatıp bunları hepsini .... mahkeme edip ordaki o şerefsiz hainlerin de hepsini orda sallandırıp madem siz öyle hainsiniz teskereye karşısınız" dediği, Nihat YILMAZ'm "Olacak zaten" dediği, Tape:46-47-48-49-50, 21.10.2007 tarihinde Muhammet YÜCE'nin gönderdiği mesajda; "Komutanım , öncelikle bizim ve yüce Türk Milletinin başı sağolsun. Yine şehit, yine kanlı terör, bu işe dur demenin zamanı geldi, Ankara'daki DTP binasına göz dağı amaçlı bomba atıldı, ama gereken ders alınmadı. Komutanım, arkamızda durun, bu sefer Osman BAYD ve Ahmet KÜRTÜ kaldıralım, bize maddi manevi desteyi verdirin, bu hafta hallettireyim" yazdığı, Tape:184, 21.10.2007 tarihinde M. Vakıf DÖĞÜŞÇÜ ile görüşmesinde özetle; M.Vakıf m "Paşam, ben ihtilal istiyorum ben, yemin ediyorum. Askeriye el koysun." dediği, M. Fikri'nin "O zaman hiç bir askeri idare istemez. Yani hiç bir asker, onu yapacak kapasitede adam yok ki. Yaptın mı Türkiye'yi Dünya Devleti yapacaksın..." , dediği, Tape:185, 27.10.2007 tarihinde M.B. ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin M.'in "Tamam nerde buluşalım Albayım." dedikten sonra buluşacakları yeri görüştükleri, M.'in "Yalnız bu tabancayı alacak adama bir yazıyla vermek lazım Albayım.", "Ya bi suç işlerler falan üzerimize kalmasın sonra." dediği, Mehmet Fikri'nin "Hiç birşey kalmaz. Hiç kimse suç işlemez. Ben başında duracam abi öyle şey olur mu" diyerek tabancanın tamiriyle ilgili görüştükleri, Tape:187, 27.10.2007 tarihinde Süleyman ESEN ile görüşmesinde özetle;Mehmet Fikri'nin "Bugün gelsem bir şey olur mu", "Bir gün de parçası orda bulunup yapılıp gelinebilir mi" , "O Smith diyorum. Şey Belçika Browning" , "Küçük bir tane pim gibi bir şey" dediği, Tape:190, 27.10.2007 tarihinde M.B. ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Neyse peki şey tamam hallettim getirdiydim de" , "Yazı hariç, yazı üç gün beklesin filan dediler. Olmaz dedim, aldım geldim yazı kısmı hariç", "Ötekiler tamam, deneme şeyini de yaptık. 3 tane'de attık." dediği, Tape:191 28.10.2007 tarihinde M.B.'a gönderdiği mesajda ; "................Emaneti getirdim, sizden haber bekliyorum, aşağıdayım." yazdığı, Tape:204, 02.11.2007 tarihinde Şeref isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Şerefin "...Merak ettim herhalde dedim, bu biraz telaşlı olduğunu hissediyorum. Çünkü önemli bir durumumuz vardı. Onunla ilgilenmediğine göre dedim. Daha çok önemli telaşı vardır merak ettik. Aslında o lazımdı farkında mısınız bugünlerde bilhassa." dediği, Mehmet Fikri'nin "Tabi çok önemli çok çok.", "Diyorlar Hiçbirisine Ulaşılamıyor Dönen Yok Filan Filan", "He hiç kimse kimseye dönmüyo." dediği, Şerefin "...acayip bişey. Gitme randevu alma filan. Sonra hani gitmeye gidilir de, randevu olsa hiç olmazsa" dediği, Tape:800, 12.11.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Muhammet", "Oğulcum, Şey hattından arıyorum. Öbürü hat dinlendiği için.", "Öbür hattan arıyorum.", "Şimdi şeyim beja- Ordan aradığım için, öbür numaradan hiç arama.", "Yarın bir yerde buluşalım?', 'tBeaf seni arayacağım." dediği, -- s

12.11.2007 tarihinde Turan isimli kişi ile görüşmesinde özetle;Bir süre siyasi gündemle ilgili konuştukları, seçimlerin değerlendirmesini yaparak, halka küfür ettikleri, Turan'm "Komutanım bundan sonra sivil harekete dair bir şey yapacak mıyız sizce", "Biz ne yapabiliriz, bizim elimizden ne gelir, ben artık kudurdum, çıldırdım komutanım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Dedim ya, üzülmeye değmez, o oğulları şehit olan şerefsiz köpekler de bunlara oy verdi, ben mi verdim......." dediği, Tape:794, 12.11.2007 tarihinde ; Muhammet YÜCE'nin 537 878 66 42 numaralı telefon hattı ile Mehmet Fikri'nin kullanımındaki 535 888 15 14 numaralı telefon hattını ödemeli olarak aradığı, Mehmet Fikri'nin ödemeli aramayı kabul ettiği, Tape:795, 12.11.2007 tarihinde ; Muhammet YÜCE'nin 542 588 35 26 numaralı telefon hattı ile Mehmet Fikri'nin kullanımındaki 535 888 15 14 numaralı telefon hattını çaldırdığı, Tape:796, 12.11.2007 tarihinde ; Mehmet Fikri'nin kullanımındaki 535 888 15 14 numaralı telefon hattı ile Muhammet YÜCE'nin kullanımında bulunan 542 588 35 26 numaralı telefon hattını çaldırdığı, Tape:797, 12.11.2007 tarihinde ; Mehmet Fikri'nin kullanımındaki 535 888 15 14 numaralı telefon hattı ile Muhammet YÜCE'nin kullanımında bulunan 542 588 35 26 numaralı telefon hattını çaldırdığı, Muhammet YÜCE'nin telefonunun meşgul düştüğü, Tape:798, 12.11.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ( 0 536 310 28 79 numaralı telefonundan) ile görüşmesinde özetle; Muhammet'in "İyi akşamlar. Muhammet. Nasılsınız Komutanım" diyerek kendisini tanıttığı, Mehmet Fikri'nin ise "Oğlum ben seni arıyacam dedim başka telefondan. Bu telefondan aradın, bütün planı bozdun." dediği, Muhammet'in "Yok komutanım teşbih var, size yaptırmıştım. Onu nasıl adrese vereyim dedim." dediği, Mehmet Fikri'nin "Tamam da, sağol. Yarın görüşünce alırız ya dert değil" dediği, Muhammet'in "...Yok cenazem var dönecem ben geri de. O yüzden komutanım." , "...Yani yarın kalamayacam o yüzden." dediği, Mehmet Fikri'nin "...Bugün mü görüşelim diyorsun" diye sorduğu, Muhammet'in de "He he bu akşam veya nasıl yapalım" dediği, Mehmet Fikri'nin Muhammet'in vereceğini söylediği tespih ile ilgili "O bizim delikanlılara bırak. Hem onlarla da görüşecektim ben zaten", "Ben seni ararım evlat. Onların şeyini alırız, o telefondan tamam", "Telefonlarını alırız çocukların..." dediği, Tape:801 13.11.2007 tarihinde 0 216 449 14 35 numaralı sabit telefon hattından Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle ; Mehmet Fikri'nin "O şeyin delikanlının telefonunu kaçtı, o bana vermişti ama ben onu bir yerde kaybetmişim" dediği, Muhammet'in "Onu şey mesajla mı göndereyim" diye sorduğu, Mehmet Fikri'nin "Yok, o telefonu hiç kullanmıyorsun" "O 24 saat dinlemede" dediği, Muhammet'in "Hangisi komutanım sizinki mi" diye sorduğu, Mehmet Fikri'nin "O senin ikisi de, ceplerin ikisi de" dediği, Muhammet'in "Anladım, başka bir numara verin bana" dediği, Mehmet Fikri'nin "Ee.. O numarayı şimdi veremiyorum" , "Verirsem ikisi de şu anda elimdekiler öyle", "Olursa ben sana oradan zaten mesaj çekerim, bir tane alırsam yeni hat" dediği, ... "Ben seni 10 dakika sonra ariyayım. O çocukla görüşmem lazım", "...Bir kaç dakika sonra arıyacam. O telefonu bana bildir. Onu yazdır bana" dediği, Tape:802, 13.11.2007 tarihinde 0 216 449 14 35 numaralı sabit telefon hattından Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle ;Mehmet Fikri'nin "Muhammet, benim oğulcum" , "Söyle canım telefonu" dediği ve 545 251 66 25 ( Verilen telefon numarasının Selim AKKURT'un kullanımındaki telefon hattı olduğu tespit edilmiş, Selim AKKURT da hattın kendisinin kullanımında olduğunu teyit etmiştir ) numaralı telefonu aldıktan sonra "İyi bunu ben araymca bulacam direkt " dediği, Muhammet'in "Doğrudur komutanım şu an telefon açık", "Tamam komutanım, eee beni neyse» onu arar ben ondan şey yaparım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tamam yüz yüze görüşriıek lazım. .Telefonda olmaz." dediği, Muhammet'in "Görüşürüz o zaman en kısa zamanda, tamam "komutanım" dediği,

Mehmet Fikri'nin "Telefon olursa, ben senden öğrenince onun telefonunu ararsın" , "Herhangi bir sivil telefon, ben sana bildiririm" dediği, Tape:803,13.11.2007 tarihinde 0 212 233 14 39 numaralı sabit telefon hattından Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle ; Mehmet Fikri'nin "Mamo, o telefon cevap vermiyor oğlum" , "545 evet 0545 251 66 25 cevap vermiyor şimdi kapalı diyor" dediği, Muhammet'in "Ben ona ulaşayım hemen komutanım, bakayım ben bir diğer numaralarını deneyeyim" dediği, Tape:813, 13.11.2007 tarihinde 0 212 233 14 39 numaralı sabit telefon hattından Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle ; Muhammet'in "Alo komutanım","Şu an numara açık","Bekliyor sizi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Peki peki. Artık şey,eve geldim. Ben napayım şimdi, artık sonra ","Sonra, sonra ararım ","Tamam,şimdi görüşme şansım yok" dediği, Tape:827, 22.11.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle; Aralarında merhabalaştıktan sonra Mehmet Fikri'nin "Sen nasılsın" dediği, Muhammet'in "Allaha şükür komutanım,bizim moral bozuk işte " , "Bizim elamanı aldılar" dediği, Mehmet Fikri'nin "Kim o" diye sorduğu, Muhammet'in "Bizim elaman vardı ya, İstanbul'daki. Onu aldılar ilçeden" dediği, Mehmet Fikri'nin " Hee öylemi " demesi üzerine Muhammet'in "Vallaha da billaha, nasıl oldu biz de anlamadık ha" dediği, Mehmet Fikri'nin "Ne bileyim ben, hiç bir şey, nerden bileyim ben ya, ben hiç aramadım" dediği, Muhammet'in "He görüşmediniz mi siz hiç" diye sorduğu, Mehmet Fikri'nin "Hayır, ben ne arayayım, sen bu telefondan verdikten sonra ne arayayım, sen telefondan veriyorsun. Telefon, bu telefondan şey verilir mi... senin yüzünden olmuştur. Ben seni akıllı adam zannediyorum ya. Neyse tamam. 24 saat dinleniyor bu telefon" dediği, Muhammet'in "Neyse, ben bir geldiğimde görüşürüz komutanım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Neyse, peki hadi Ankara'da buluşuruz" dediği, Tape:949, 03.12.2007 tarihinde Raif GÖRÜM ile görüşmesinde özetle ; Raif in "Baksanıza paşam, biz yeniden bir şeyler, şey yapacaz, sizi de çağırıp bi görüşmek istiyoruz az, yani Hüseyin GÖRÜM'le değil yani, biz kendi aramızdaki şeylerimizlen devam etmek istiyoruz hani" dediği, Mehmet Fikri'nin "Yav gelirim tabi niye gelmeyim , ben her yere giderim" dediği, Raif in "Ben, ben şey büro işleri biraz da maddimizi düzeltiyoruz, hepimiz toplaşcaz, ondan sonra böyle bundan sonra bu yolda devam edeceğiz", "Paşam ya, bu adama naaptılar ya, abi bu B.O. falan büyü müyü yapmıştır paşam, yani B.O.'m da babasını biliyorsun neyin kimin başkanı biliyorsun dimi paşam ya" dediği, Mehmet Fikri'nin "Kimin başkanı", "Mason, rotaryen, lions " dediği, Raif in "Hı hı mason, masonların şeyiymiş başlanymış" dediği, Mehmet Fikri'nin "Büyük ihtimalle" dediği, Raif in "Bu bu adamı delirten bu B.O. oldu abi, yani bu öyle konuşmuyordu" dediği, Mehmet Fikri'nin "Kapalı odada, boyuna kapalı odada daima esrarı çeke çeke çocuk mahvoldu", ... Mehmet Fikri'nin "Kahraman, bütün otlan o getiriyormuş ona, sanada mı getiriyor sende mi içiyorsun" dediği, Tape:950, 07.12.2007 tarihinde İhsan GÖKTAŞ ile görüşmesinde özetle ; İhsan'm "Göz göze göre görüşsek çok iyi olur be dayı" , "Siz yann İstanbul'un neresindesiniz, ben semt olarak bilmiyorum..." dediği, Mehmet Fikri'nin "Yann Şişli'ye geçeceğim. Şişli'de, o tarafta bir yerde buluşabilir miyiz" dediği, İhsan'm "Tamam Şişli. Bu Şişli Adliyesi falan var o taraf değil mi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Nedir konu İhsan'cım" diye sorduğu, İhsan'm "Dayı gerçi onu göz göze konuşmam lazım, ama niyetim iyidir dayı. Benden zarar gelmez..." dediği, Mehmet Fikri'nin "Peki İhsancım. Yann on gibi şeye geleceğim ben, Şişli'ye." dediği, Tape:961, 09.12.2007 tarihinde İhsan GÖKTAŞ ile görüşmesinde özetle ;Mehmet Fikri'inin "Kadıköy'de nerede, yani Karargahta mısın", "Ben Fenerbahçe Orduevindeyim şimdi" dediği ve şahsa yanma gelmesi için hangi minibüslere binmesi gerektiğini tarif ettiği,

Tape:951, 16.12.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle ; Muhammet'in "Bursa'dayım komutanım, Bursa'ya döndüm. İşte şu an arkadaşlarla beraberiz de elemanlarla..." dediği, Mehmet Fikri'nin "... selam söyle arkadaşlara" dediği, Muhammet'in "Sağolun komutanım, onların da selamları var", "Bir özel görüşelim komutanım",

"Emirlerinize her zaman hazırız, bunu biliyorsunuz..." dediği, Tape:955, 24.12.2007 tarihinde Nihat ALTILAR ile görüşmesinde özetle ;Nihat'm "Sayın başkanım, babacığım, ben Nihat Altılar", "...Ben Bursa'dayım. Ben Kahraman beyle görüştüm. Benim bir çalışmam var şimdi. Bizim Kuvayı Milliye Derneği adına. Türkiye genelinde ve yurt dışında ne kadar denizci kardeşlerimiz varsa "/'Bunların hak hukuk adaletini ve mağdur kaldıklarına dair bir CD yaptım ben burada ","0 filmi size izleticem ve aynı zamanda olayın içeriğini anlayacaksınız. Çünkü bizler 1980 ve 1990 dan beri her şekilde hak hukuk... bizim Türkiye'de olmadığını ve Ankara'da milletvekili olan Cengiz KAPTANOĞLU'na yönelik bir CD hazırladım "/'Armatörler bizim denizcileri her zaman için mağdur bırakmıştır. Buna yönelik bir çalışma başlatıcam ","...Bu denizcileri kendi bünyemize almak açısından ve bunları üye edip onların fonlarmdan derneğimizin kalkınma adına. Aynı zamanda bir çalışma başlatıyorum saym başkanım " dediği, Mehmet Fikri'nin "Tamam Nihat'çığım tamam." dediği, Nihat'ın "Geldiğimde dernekte görüşürüz" dediği, Fikri'nin "Ha tamam" dediği, Tape:956, 25.12.2007 tarihinde İhsan GÖKTAŞ ile görüşmesinde özetle ; İhsan'm "...Çmaraltı diye bir samimi dostumun restorandmdayım. Acaba oraya gelme imkânın var mı senin şimdi'V'Bir konuşmamız lazım göz göze. Telefonda biliyorsun rahat konuşamıyorum ", "Hiç uğraşmıyorsun ha. Çünkü şu an senin gelen yazı elimde aldım yazıyı" , "...Dayı şu an sana bir Hüseyin'den doğru falan bir şey yok dimi. Tehdit falan yok, baskı falan yok." dediği, Mehmet Fikri'nin "Kime ne yaparsa yapsın. Bana öyle bir şey yapma şansı yok. Hiç kimse yapamaz..." dediği, İhsan'm "Valla işte bu işi temizlemeye çalışıyorum zaten. Az kaldı temizlenecek te, bazı yerlerin haberleri var. Bu ona Hazreti İsa'yı, Musa'yı gösteri cem ben, çok az kaldı..." dediği, Tape:968, 05.01.2008 tarihinde Remzi ÖZKAN ile görüşmesinde özetle ;Bir süre Mehmet Fikri'nin dernekten ayrılması hakkında görüştükten sonra Mehmet Fikri'nin "Bazı şeyler peşindeyim, onları elde edersem Remzi'cim ihya olucaz yeniden gene, tamam mı" dediği, Remzi'nin "Her zaman, herzaman yanındayım başkanım" dediği, Mehmet Fikri'nin "İşte nereden geldiği belli olmayan bilmem ne ... genel merkezini yapmıştık, Allah bizi cezalandırdı, Hüseyin harcamıştı o paraların hepsini", "Nerden aldığını bilmiyorum tabi, hepsi anlaşılan haramdı gayri meşruydu Allah ... nasip etmedi." dediği, Tape:969, 08.01.2008 tarihinde Ali SULMAZ ile görüşmesinde özetle ;Ali'nin "Babacığım senden bir ricam olcak yav ","Bu Van'daki bu Van'daki yetkililerle beni bir tanıştırma olanağın var mı bir, yani sürekli sorun yaşayıp duruyorum bu konularda ya" , "... özellikle bir tane şey var bizim ilçede bir tane binbaşı var sürekli sorun yaratıp duruyor sağolsun" , "Valla bir kere gözüne battık adamın, gözünden çıkmıyoruz adamın, M. S. diye bir tane binbaşımız var Van'ın .... ilçesinde" dediği, Mehmet Fikri'nin "İsminde meymenet yok lan", Ali'nin "Bi iyilik yapamaz mısın baba bize bu konuda" dediği, Mehmet Fikri'nin "Yaparız yaparız" dediği, Ali'nin "Valla bizi buradakilerle ya Kolordudakilerle veyahut Alaydakilerle tanıştırsaydm makbule geçerdi Allah için." dediği, Mehmet Fikri'nin "Evet evet neyse, Ali şimdi onların ben kimler onların bana isimlerini bildirirsen Alay Komutanının Alay Komutanıyla bir görüşürüm" dediği, tespit edilmiştir.

e)-Diğer şüphelilerle örgütsel irtibatları;
Mehmet Fikri KARADAĞ'm soruşturma kapsamındaki "diğer kişiler ile telefon irtibatlarım gösterir kolluk tespitleri aşağıda yazılmış olup, şüphelinin 'örgütsel irtibatlan bir

sonraki hukuki durumunun değerlendirilmesi başlığı altında açıklanacağından burada tekrar edilmeyecektir. Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullanımındaki 535 8881514 numaralı telefon numarasının ; Kahraman ŞAHİN (baba ismi ile), Muhammet YÜCE, Oktay YILDIRIM, Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR (komutan ismi ile), Raif GÖRÜM (paşa ismi ile) ve İhsan GÖKTAŞ'm kullammlarmdaki telefonlarda, ayrıca Hüseyin GÖRÜM'e ait klasörde kayıtlı olduğu, Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullanımındaki 539 6550456 numaralı telefon numarasının da , Hüseyin Gazi OĞUZ, Kahraman ŞAHİN , Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR, ve Tanju OKAN'nm kullanımlanndaki telefonlarda kayıtlı olduğu, Mehmet Fikri KARADAĞ'm telefonlarında ve elde edilen telefon fihristlerinde; Erkut ERSOY, Hüseyin Gazi OĞUZ, İhsan GÖKTAŞ, Muzaffer TEKİN (Zafer ismi ile), Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR, Raif GÖRÜM, Tanju OKAN ve Yusuf GÖRÜM'ün kullanımlanndaki telefon numaralarının kayıtlı bulunduğu, belirtilmiştir. Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullanmakta olduğu 05358881514 nolu GSM hattının 01.01.2000 tarihinden itibaren yapmış olduğu arama-aranma, mesaj gönderme-mesaj alma kayıtlarının kolluk tarafından yapılan analizinde; -Muzaffer TEKİN' in kullandığı 02165666152 nolu Sabit Telefon hattı ile 4 -Muzaffer TEKİN'in kullandığı 02164140705 nolu Sabit Telefon hattı ile 28 -Muzaffer TEKİN'in kullandığı 05322919293 nolu GSM hattı ile 284 -Kahraman ŞAHİN'in kullandığı 05373755310 nolu GSM hattı ile 154 -Kahraman ŞAHİN'in kullandığı 05466478283 nolu GSM hattı ile 18 -Hüseyin GÖRÜM'ün kullandığı 005056588812 nolu GSM hattı ile 545 -Yusuf GÖRÜM'ün kullandığı 05362716692 nolu GSM hattı ile 82 -Recep Gökhan SİPHAHİOĞLU'un kullandığı 5053043924 nolu GSM hattı ile 24 -Recep Gökhan SİPHAHİOĞLU'un kullandığı 05558571924 nolu GSM hattı ile 2 -Recep Gökhan SİPHAHİOĞLU'in kullandığı 05554952648 nolu GSM hattı ile 2 -Oğuz Alparslan ABDULKADİR'in kullandığı 5378786138 nolu GSM hattı ile 73 -Oğuz Alparslan ABDULKADİR'in kullandığı 05332756462 nolu GSM hattı ile 2 -Tanju OKAN'm kullandığı 05322383077 nolu GSM hattı ile 4 -Erkut ERSOY'un kullandığı 05435331769 nolu GSM hattı ile 154 -Muhammet YÜCE'in kullandığı 05378786642 nolu GSM hattı ile 19 -Hüseyin Gazi OĞUZ'un kullandığı 05322650260 nolu GSM hattı ile 4 -Raif GÖRÜM'ün kullandığı 05358258383 nolu GSM hattı ile 31 -İhsan GÖKTAŞ'in kullandığı 05398725788 nolu GSM hattı ile 15 -Atilla PEKER'in kullandığı 05338156148 nolu GSM hattı ile 13 -Oktay YILDIRIM'in kullandığı 05425315368 nolu GSM hattı ile 4 Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullanmakta olduğu 05396550456 nolu GSM hattının 01.01.2000 tarihinden günümüze kadar yapmış olduğu arama-aranma, mesaj gönderme-mesaj alma kayıtlarının kolluk tarafından yapılan analizinde de; -Oğuz Alparslan ABDÜLKADİR' in kullandığı 05378786138 nolu GSM hattı ile 9 -Tanju OKAN'in kullandığı 05322383077 nolu GSM hattı ile 18 -Recep Gökhan SİPHAHİOĞLU'nun kullandığı 05554952647 nolu GSM hattı ile 4 -Recep Gökhan SİPHAHİOĞLU'nun kullandığı 05558571924 nolu GSM hattı ile 9 -Recep Gökhan SİPHAHİOĞLU'nun kullandığı 05554954648 nolu GSM hattı ile 2 -Recep Gökhan SİPHAHİOĞLU'nun kullandığı 05053043924 nolu GSM hattı ile 6 -İhsan GÖKTAŞ'm kullandığı 05398725788 nolu GSM hattı ile 10 -Kahraman ŞAHİN'in kullandığı 05373755310 nolu GSM hattı ile 85 -Kahraman ŞAHİN'in kullandığı 05466478283 nolu GSM hattule 66 -Hüseyin Gazi OĞUZ'un kullandığı 05322650260 nolu GSM hattı ile, 16

-Yaşar ASLANKÖYLÜ'nün kullandığı 05365483885 nolu GSM hattı ile 40 kez görüştüğünün tespit edildiği, belirtilmiştir.

f)-Diğer şüpheli ve tanık beyanları;
Bir kısım şüpheli ve tanıkların Mehmet Fikri KARADAĞ hakkındaki beyanları aşağıda özetlenmiştir. Gizli Tanık -17 , ifadesinin bazı kısımlarında aynısı ile ; " Mehmet Fikri KARADAĞ'I Kuvayı Milliye Derneğinin genel başkanı olarak biliyorum. Kendisi emekli Kurmay Albaydır. Derneğin Kadıköy de ki 3 katlı binasının en üst katında genel başkan ofisinde çalışırdı. Dernek üyeleri ve ilgililer kendisine paşam, komutan veya baba olarak hitap ederlerdi. Kendisi dernekte neredeyse askeri yapıya benzer bir hiyerarşi kurmuştu. Bazen dernekte bulunanları içtimaya çekerdi. Dernekte görev alan bazı kişileri kendisini emri ve Hüseyin GÖRÜM' ün talimatı ile yüzbaşı, binbaşı, özel kuvvetler görevlisi, istihbaratçı, AR-GE sorumlusu gibi sıfatlar verilir ve buna uygun kimlikler düzenlenirdi. Muhammet YÜCE' yi derneğe geldiği zaman tanıdım. Kendisini uzman çavuş olarak tanıttı. Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşeceğini söyleyerek odasına gitti. Bu kişinin daha sonra da derneğe birkaç sefer geldiğini gördüm. Hüseyin GÖRÜM ile de görüştü. Bu kişinin Mehmet Fikri KARADAĞ ile araba ile bir yerden derneğe geldiğini de gördüm. Recep Gökhan SİPAHİOĞLU, derneğin ARGE biriminden sorumluydu. Kendisine bu görevi Mehmet Fikri KARADAĞ vermişti. Nano teknoloji ile uğraştığını söylüyordu. Koç üniversitesindeki laboratuan yapmasından kaynaklanan alacağı için ilgili kişiler ile telefonda kavga ettiğini, alacağını tahsil için Kuvayı Milliye Derneğini kullandığını, Kahraman ŞAHIN ile bu için gidip görüşmeler yaptığını biliyorum. Tanju OKAN ve Yaşar ASLANKÖYLÜ'nün isimlerini duydum. Kendilerini görmedim. Mersindeki yemin törenine katılmadım. Mersin ve Adana civarında Kuvayı Milliyenin alt yapısı olduğunu, derneğin aynı isimdeki dergisinin burada basıldığını biliyorum. Mehmet Fikri KARADAĞ'm buraya özel ilgi gösterdiğini, birkaç defa gittiğini biliyorum Kuvayı Milliye Derneğinin Kadıköy'deki binası resmi bir kurum gibi düzenlenmişti. Kırmızı halılar serilmişti. Güzel bir dekorasyonu vardı. Buraya gelenler buranın resmi bir kurum olduğu hissine kapılıyordu. Mehmet Fikri KARADAĞ dernekte kendine göre çeşitli birimler oluşturmuştu. Bunlardan Hatırladıklarım Özel Kuvvetler Komutanlığı, İstihbarat Birimi, Türkiye Büyük Millet Meclisini İzleme Ve Denetleme Komisyonu, Arge, Anneler Birliği, Din Komisyonu, Ahilik gibi birimlerdi. Hatta bunlardan bazılarına görev verilen kişilerce tabela yaptmlarak odalann kapılanna asılmıştı. Mehmet Fikri KARADAĞ özellikle özel kuvvetler komutanlığı tabelasını görünce kızdı. Bunu görseler bizi asarlar dedi. Tabelayı kaldırtarak yerine arama kurtarma birimi yazılmasını söyledi. Buna uygun şekilde tabela hazırlandı. Kişilere bu şekilde kimlikler verildi, Özel Kuvvetler Komutanı olarak görevlendirilen kişi Hüseyin GÖRÜM' dü. Zaten kendisini gelen kişilere askeriyenin özel kuvvetlerinde görevli olarak tanıtıyordu. Sürekli olarak başında özel kuvvetlerin kullandığı bordo bere ile gezerdi. Ben bir döneme kadar gerçekten kendisini askeriyede görevli olarak zannediyordum. Derneğin 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan genel seçimlerden önce faaliyetleri olmuştur. Bunlardan bazdan İstanbul Çağlayan, Çanakkale , İzmir , Samsun ve Ankara' da yapılan mitinglere dernek olarak katılmaktı. Çanakkale'de yapılan Cumhuriyet mitingine dernek tarafından temin edilen minibüslerle gidildi. Bildiğim kadanyla bu araçlar minibüsçuîer^odası veya kooperatifi yetkilisi olan Ahmet isimli kişi tarafından ücretsiz olarak"temfn^'edifdi. \Hatta yakıtını dahi

kendisinin koyduğunu biliyorum. Ben bu kişinin bu yardımı o sıralarda açılan 1.Ordunun yakıt temini ihalesini Kuvayı Milliye derneğim aracı kılarak almak istemesi nedeni ile yaptığım değerlendirdim. Çünkü o sıralar dernekte ihaleden para geleceği konuşuluyordu. Tam da bu sıralarda daha önce kendisini tanımadığım orda bulunanlar söyleyince ismini öğrendiğim Tuncer KILINÇ Paşa derneğe geldi ve Mehmet Fikri KARADAĞ ile kendi odasında görüştü.Ne konuştuklarını bilmiyorum. Ancak dernekte bulunan kişilerce bahsettiğim ihalenin alınmasına ve derneğe bu yolla maddi yardımda bulunmasına yardım edeceği konuşuluyordu. Bunun dışında askeri kurumların ihalelerini almak istediğini söyleyen birçok kişi de Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmek ve yardımını istemek için derneğe geliyordu. Mehmet Fikri KARADAĞ da bu kişileri gere çevirmiyor ve görüşüyordu. Çanakkale'deki mitingde Tuncay ÖZKAN kürsüye çıkarak solcuların birleşmesi konusunda bir konuşma yaptı. Kuvayı Milliye' den gidenler olarak mitingin siyasi bir gösteriye dönüşmesine tepki gösterdik. Bu nedenle mitinge katılan Atatürkçü Düşünce Derneği Ve Biz Kaç Kişiyiz Hareketi isimli tanıtma yeleği giymiş kişiler ile bizler arasında yumruklaşmaya varan bir tartışma oldu. Bu nedenle Kuvayı milliye grubu olarak bizler mitingden aynlıp slogan atarak Çanakkale'nin içinden geçip minibüslere gittik. Burada miting alanmdayken beyaz renkli Kartal marka bir aracın içersinde birinci ordu çekim aracı yazılı bir kamera olduğunu ve çekim yapıldığını gördüm. Bu mitinge Mehmet Fikri KARADAĞ katılmamıştı. Nedenini tam olarak bilemiyorum. Dönüşte Mehmet Fikri KARADAĞ' m Kuvayı Milliye katılanları olarak burada yapılan tartışmadan dolayı herkesi fırçaladığını tartışılan dernek ve oluşumların Kuvayı Milliye ile yandaş olduklarını söylediğini biliyorum. Çanakkale mitinginden 2 veya 3 gün sonra gece saat 23.00 sıralarında Kuvayı Milliye Derneğinin Kadıköy'deki binasına Veli KÜÇÜK geldi. Kendisini Mehmet Fikri KARADAĞ kapıda karşılamıştı. Veli KÜÇÜK'ün Jip' e benzer bir araçla geldiğini, yanında koruması veya şoförü olan 2 veya 3 kişi olduğunu, doğrudan 3. katta bulunan Mehmet Fikri KARADAĞ' m odasına gittiğini gördüm. Hatta doğrudan gidip Mehmet Fikri KARADAĞ' m koltuğuna oturdu. O sıralar dernekte bulunan Niyazi KIYAK' m da onlara çay kahve servisi yaptığını gördüm. Ben Veli KÜÇÜK' ü daha önceden görmemiştim. Ancak isim olarak tanıyordum ve gazetelerde fotoğraflarını görmüştüm. Bu nedenle kendisini görünce hemen tanıdım. Mehmet Fikri KARADAĞ genelde 19.00 veya 20.00 saatlerinde dernekten çıkardı. Ancak o gün geç vakte kadar kaldı. Neden kaldığını söylememişti. Veli KÜÇÜK gelince sebebini anlamış oldum. Veli KÜÇÜK derneğe geldiğinde baklava getirmişti. Bunu da hatırlıyorum. Getirdiği tatlıyı orada bulunanlar yediler. O saatte dernekte kalan yaklaşık 10 kişi Mehmet Fikri KARADAĞ' m odasına çağrıldı. Veli KÜÇÜK burada Çanakkale mitinginde Kuvayı Milliye olarak gösterilen tepkinin yanlışlığından, mitingi düzenleyen dernek ve kurumların yandaş olduklarından, birlik ve beraberlik içersinde bulunulması gerektiğinden bahsetti. Sonrasında kendi güvenlik şirketine 150 tane genç alıp işe başlatacağını, bunların sağlam kişiler olması gerektiğini, bu kişilerin Kuvayı Milliye Derneği aracılığı ile bulunmasını, özgeçmişlerinin, ailelerinin, araştırılmasını istedi. Daha sonra da ayrıldı. Ertesi günü eleman temini için bir duvar ilanı hazırlanarak derneğin iç kısmına asıldığını gördüm. Derneğe gelip gidenler bu ilana bakıp müracaat ediyorlardı. Bu işle Kahremen ŞAHIN ilgileniyordu. İlk işlemleri ve görüşmeyi yaptıktan sonra görüştüğü kişileri mülakat yapması için Mehmet Fikri KARADAĞ' a gönderiyordu. Bu olaydan yaklaşık 10 gün sonra Kahraman ŞAHİN ile Niyazi KrYAK' m Veli KÜÇÜK' ün Ümraniye ilçesinde Güvenlik şirketi aracılığıyla korumasını yaptırdığı bir binaya gittiklerini, burada Veli KÜÇÜK' ün adamlarını hem kaldıklarını,mülkiyeti Anayasa Mahkemesi eski başkanı Tülay TUĞCU'ya ait olduğu söylenen eski bir hipermarket olduğu söylenen bu boş binada barındıklarını, yaklaşık 15 kişi olduğunu, bunun dışında sürekli gelip gidenler bulunduğunu, bu kişilerin de hepsinin sabıkalı tipler olduğunu, Veli KÜÇÜK' ünde

buraya gelerek kendileri ile görüştüğünü dernekte anlattıklarına şahit olmuştum. Zaten bu ziyaretten sonra da Ümraniye' deki bu yerden derneğe sürekli genç kişiler gelmeye başladı. Dernek içerisinde Veli KÜÇÜK' ün Cumhuriyet muhafızları adında bir birim oluşturduğu, işe almak istediği 150 kişiyi bu amaçla istediği, güvenlik şirketi görüntüsü altında bu kişileri eğiteceği, bu kişilerin öncülüğünde diğer sivil toplum kuruluşlarının da katılımı ile Ankara'da meclis önünde büyük bir kalabalığın toplanacağı, toplanan insanların birden bire ceplerindeki kalpakları, bordo ve siyah bereleri takarak meclise yürüyecekleri, kalabalığın önünde bu oluşumda yer alan Ahmet Hurşit TOLON ve bir kısım emekli paşalann yer alacağı, meclisi koruyan askeri birliğin bu kişileri görünce direnemeyecekleri anlatılıyordu. Hatta bu fikrin hayata geçirilmesi için İstanbul Yeşildirek'teki tekstilcilere 10.000 adet kalpak, bere sipariş verildiği, ancak maliyetin yüksek olmasından dolayı bundan vazgeçildiği,bunlan Veli KÜÇÜK' ün Azerbaycan'dan temin edip getirteceği konuşuluyordu. Bunlar benim uydurduğum şeyler değildir. Bizzat Mehmet Fikri KARADAĞ' m da ağzından duydum. Zaman içersinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM arasında bir sürtüşmenin olduğuna şahit oldum. Hüseyin GÖRÜM, Mehmet Fikri KARADAĞ' m başkaları ile ilişkide olduğunu, toplantılar yaptığını, kendisini ise bunlara çağırmadığını söylüyordu. Hatta burada dernekte yönetim kurulu var, neden onlara gidip danışıyorsun dediğini biliyorum. Hüseyin GÖRÜM' ün Mehmet Fikri KARADAĞ' m bu ilişkilerinin ortaya çıkartmak için o sıralar dernekte yatıp kalkan Niyazi KIYAK isimli kişiye kendisini takip ettirdiğini, bu kişinin de Mehmet Fikri KARADAĞ' ı Acıbadem semtindeki evinden Karaköy semtindeki Türk Ortodoks Patrikhanesine ait küçük bir kiliseye kadar takip ettiğini, kiliseye girdiğini görüp geri dönerek durumu Hüseyin GÖRÜM'e anlattığını, Hüseyin GÖRÜM' ün de bunun üzerine ben zaten bunun Hıristiyan olduğunu biliyordum. Asıl dönmemiş dönme kendisidir dediğini biliyorum. Bu olaydan sonrada Mehmet Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM arasında sert tartışmalar oldu. Tarihini tam olarak hatırlamıyorum. Ancak cumhuriyet mitinglerinden önce olduğunu düşündüğüm bir tarihte Mehmet Fikri KARADAĞ' m o sıralar dernekte yatıp kalkan Niyazi KIYAK isimli kişiye Kemal KERİNÇSİZ'e teşekkür mahiyetinde bakırdan yapılmış, üzerinde adalet sembolü terazi bulunan, yuvarlık şekilli bir levhayı gönderdiğini, Niyazi KIYAK' m da bu levhayı Kemal KERİNÇSİZ' in Avukatlık bürosuna götürüp bizzat kendisine verdiğini biliyorum. Çünkü bu konu dernekte konuşulmuştu. Aralarındaki ilişkinin mahiyetini ve M Mehmet Fikri KARADAG'm bu hediyeyi ne amaçla gönderdiğini ise bilmiyorum. Ancak bu kişilerin en başından itibaren birlikte hareket ettiklerini düşünüyorum. Bu kapsamda Çağlayandaki Cumhuriyet mitingine bende katıldım. Burada Kuvayı Milliye grubunun yanma bizzat Doğu PERİNÇEK geldi. Bizlere hitaben biz de Kuvayı Milliyetiyiz. Hepimiz birlik ve beraberlik içersinde olmalıyız, dedi. Mehmet Fikri KARADAĞ dernekte kendisine göre bir yapı oluşturmuştu. Dernek gibi sivil toplum kuruluşunda herkesin birbirine komutanım, yüzbaşım, binbaşım gibi askeri rütbelerle hitap etmesini yadırgamıştım. Ancak Mehmet Fikri KARADAĞ dernekte içtima bile alıyordu. Kendilerine göre bir literatür oluşturmuşlardı. Dernekte kalanlar askeri üniformaya benzer elbise ile fotoğraf çektiriyorlardı. Bunu da Mehmet Fikri KARADAĞ istemişti. Bunlar benim gelecekteki komutanlarım diyerek kendi odasındaki panoya asmak için bunu istediğini söylemişti. Dernekte o sıralar bulunan Niyazi KIYAK' m MEHMET Mehmet Fikri KARADAĞ' in yönlendirmesiyle Ayşe Ceylan GEÇYOL isimli yine dernek üyesi bir bayanla evlendirildiğini, nikahlarının kendilerine göre Kuvva nikahı olarak adlandırılan bir törenle Kuvayı Milliye Derneğinde Hüseyin GÖRÜM tarafından bordo bere ile kıyıldığını, daha sonraki tarihlerde Niyazi KIYAK' in başka bitişte çalışmaya başladığını, eşinin de eve gelmesi için Kuvayı Milliye derneğinden vaktinde, eve gelmesini istediğini, bu konuda yaptıkları tartışma sonrası Hüseyin GÖRÜM' ijn Niyazi KÎYAK'a biz seni derneğe

hizmet et, adam kazandır diye çağırdık. Sen buradan ayırmaya çalışıyorsun dediğini bu tartışmalar sonucu Niyazi KIYAK' m Ayşe Ceylan GEÇYOL ile fiilen ayrıldıklarını biliyorum. Mehmet Fikri KARADAĞ' m demekte bir basın izleme ve arşiv bürosu kurduğunu, günlük gazetelerin düzenli olarak alınıp özellikle köşe yazarlarının yazılarının kesilerek kendisine götürüldüğünü biliyorum. Daha sonra bunlar arşivlenirdi. Hatta Mehmet Fikri KARADAĞ' m yazılarını beğenmediği bazı gazete köşe yazarlarını fiilen demekteki bazı kişilere takip ettirdiği dahi söyleniyordu. Ne amaçla takip ettirdiğini ise bilmiyorum. Demek içersinde zaman zaman " Mahkeme " dedikleri bir toplantı yaptıklarına da şahit oldum. Bunlardan birisinde Niyazi KIYAK isimli kişiyi basında da çıkan Hüseyin GÖRÜM, Mehmet Fikri KARADAĞ, Muzaffer TEKİN ve Oktay YILDIRIM' m birlikte aynı karede oldukları fotoğrafların demekten alınıp basına verilmesi ile suçlandığı, Mehmet Fikri KARADAĞ' m bu kişiyi ajanlık ile suçlayıp başka bir şey anlatmaması konusunda bizzat öldürmekle tehdit ettiği, daha sonra Hüseyin GÖRÜM' ün buna ilişkin diğer resimleri yakıp imha ettiği konuşuluyordu. Bu mahkeme denilen toplantıda Niyazi KIYAK suçlu bulunarak demekten kovuldu. Yine Mehmet Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM arasında bir tartışma daha yaşanmıştı. Bu tartışmada o an demekte bulunan kişiler de vardı. Daha doğrusu Hüseyin GÖRÜM mahkeme kuracağız diyerek bu kişileri çağırmıştı. Bu tartışma da Kahraman ŞAHİN tarafından kameraya çekilmişti. Bu tartışmada Hüseyin GÖRÜM, Mehmet Fikri KARADAĞ'm kendisini sattığını, demeği kapatmak için dilekçe verdiğini tespit ettiğini, kendisinin demeğe çok emeği geçtiğini, Mehmet Fikri KARADAĞ' m başka oluşumların peşinde olduğunu, halbuki kendisi ile bu işlere girmeden önce Hendek ilçesinde anlaşmayı bozanın kanının diğerine helal olduğu şeklinde anlaşma yaptıklarını, Mehmet Fikri KARADAĞ' m gizli gizli başkalarıyla görüştüğünü, demeğe gelen herkesi hainlik ile suçladığını, olaylarda hep kendisini ön plana çıkardığını, kendisinin ise kasıtlı olarak geri planda durduğunu, demeğe kimi getirdiyse ekip kurmalarını, para bulmalarını, kırıp dökmelerini söylediğini, bunlardan biri gerçekleşse kendisine yıkılacağını, Danıştay ve Hrant Dink olaylanndan sonra herkesin demekten kaçtığını, kendisinin göz altına alındığı Danıştay olayında yalnız bırakıldığını söylediğini ve orada bulunanlara kimin suçlu olduğunu teker teker sorduğunu, bu sırada da elinde kılıç bulunduğunu, orada bulunanların Hüseyin GÖRÜM' ün suçsuz olduğunu söylediklerini , Hüseyin GÖRÜM'ün burada duvardaki Atatürk resmini alıp Mehmet Fikri KARADAĞ' m koltuğuna koyarak sen buraya layık değilsin dediğini biliyorum. Mehmet Fikri KARADAĞ'm demeğe gelen kişilere ekip kurmaları talimatı verdiğini bizzat duydum. Bu kişilerin sürekli olarak kendi kontrolü altında tutup hazır güç olarak her şekilde kullanmayı düşündüğünü şimdi anlıyorum. Mehmet Fikri KARADAĞ bir seferinde o sıralar demekte bulunan Niyazi KIYAK' a zarf verip Sami HOŞTAN' a gönderdiğini, Sami HOŞTAN' m da Niyazi KIYAK ile Mehmet Fikri KARADAĞ' a para gönderdiğini duydum. Çünkü bunlar demekte konuşuluyordu. Demeğe sürekli olarak gelen giden kişiler oluyordu. Bunlar genellikle Mehmet Fikri KARADAĞ, Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN'e gelirlerdi. Mehmet Fikri KARADAĞ' a genelde görevli ve emekli olan asker kişiler gelirlerdi. Görevli olarak gelenler olduğunu demek girişinde gösterdikleri kimliklerden biliyorum. Çünkü demek girişinde güvenlik kontrolü vardı. Bu kişiler başkaları ile muhatap olmadan doğrudan Mehmet Fikri KARADAĞ' m odasına çıkardı. Mehmet Fikri KARADAĞ' m Çanakkale ilinden gelen ve jandarma görevlisi olduğunu söyleyen bir kişiye bütün demekte dinleme cihazı arattırdığını biliyorum. Bu kişi elindeki sinyal algılayıcısı olduğunu söylediği cihazla bütün- bingyı, aradı. Ancak dinleme

cihazı bulunamadı. Mehmet Fikri KARADAĞ bütün dernektekileri telefon görüşmelerinde dikkatli konuşmaları için uyarıyordu. Mehmet Fikri KARADAG'm hükümetin ihanet içersinde olduğu, başka ihanet edenlerin de bulunduğu, elinde 13.500 kişilik bir ihanet edenlerin listesi olduğu, zamanı gelince hepsinin hesap vereceği, halkın ayaklandınlmasınm gerektiği şeklindeki konuşmalarına bizzat şahit oldum. Hatta ordunun gerekli müdahaleyi yapmadığından yakınıp bizzat genel kurmay başkanına küfür ettiğini de duydum " şeklinde beyanda bulunmuştur. Alparslan ARSLAN, Ayhan PARLAK aracılığı ile tanıdığı Muzaffer TEKİN'in ofisine 4-5 defa gittiğini, bu ofiste birkaç sefer de Mehmet FikriKARADAĞ'ı gördüğünü beyan etmiştir. Osman YILDIRIM, Bombaların kendisine teslim edildiği ve bir öncesinde yapılan Cumhuriyet Gazetesine bomba atılması teklifinde bulunulduğu toplantıya Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, Mehmet Fikri KARADAĞ, Kuddusi OKUR ve Oktay YILDIRIM'm katıldığım beyan etmiştir. Şüpheli Muzaffer TEKİN, Mehmet Fikri KARADAG'm Harp Okulundan sınıf arkadaşı olduğunu,2004 yılı başlarında bu kişinin başkanlığında İstanbul Kadıköy'de Kuvayı Milliye Hareketinin oluşturulduğunu, bu grubun basında da yer aldığı gibi Mersin'de silah üzerine yemin ettiklerini, kendisinin bunlarla herhangi bir bağı olmadığını, Mehmet Fikri KARADAG'm yetersiz insanlarla bu oluşumu kurduğu için içerisinde yer almadığını, kendisinin 2004 yılından sonra Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmediğini beyan etmiştir. Şüpheli Sevgi ERENEROL,Mehmet Fikri KARADAĞ'I basın açıklamaları yapılan toplantılardan tanıdığını, Muzaffer TEKİN ve Mehmet Fikri KARADAG'm bir bayramda kilisede yapılan ayine katıldıklarını beyan etmiştir. Şüpheli Coşkun ÇALIK , Muhammet YÜCE ile konuşmalarında kendisine Orhan PAMUK'u öldürmeleri halinde Fikri Albay'm 2 trilyon vereceğini, Orhan PAMUK'un Türk düşmanı bir yazar olduğunu anlattığını, kendisinin de paraya ihtiyacı olduğundan dolayı bu teklifi kabul ettiğini, bu dönem içersinde Muhammet YÜCE ile irtibatlı olarak Orhan PAMUK'un öldürülmesi yönünde çalışmalar yaptıklarını, Orhan PAMUK'u kurban bayramının üçüncü günü İstanbul'da gerçekleşecek bir konferansa geldiği zaman öldürmeyi planladıklanm, bu eylemde kendisi ile birlikte, Muhammet YÜCE, yine hemşerileri olan Selim AKKURT, Selim'in Halasının oğlu "Fuçi" lakaplı Ayhan ÇELİK isimli şahısların da yer alacağını, Selim AKKURT'un tetiği çekeceğini, Muhammet YÜCE'nin şoförlük yapacağını, kendisi ve Ayhan ÇELİK'in ise gözetleme yapacaklarını kararlaştırdıklarını, Muhammet YÜCE'nin kendisine Orhan PAMUK'u öldürmeleri halinde Fikri Albay'm adam başı 2 trilyon vereceğini, eylemi gerçekleştirdikten sonra da 5 trilyon, bir villa ve bir benzinlik vereceğini anlattığını, kendisinin Fikri Albay'm bu kadar parayı nereden bulacağını sorduğunu, Muhammet YÜCE'nin de Albayın bir derneğinin olduğunu, o dernekten paranın geleceğini anlattığını, Mehmet Fikri KARADAG'm bu konuyla ilgili olarak Muhammet YÜCE ile irtibat kurduğunu, diğer şahıslarla görüşmediğini, Orhan PAMUK'a silahlı eylem planı yaptıktan sonra şahsın yurt dışından dönmesini beklediklerini, Muhammet YÜCE ile yaptığı konuşmalarda, DTP milletvekili Ahmet TÜRK'e suikast yapılacağını anlattığını, ancak daha sonra bu eylemi gerçekleştirmeleri halinde PKK terör örgütünün ailelerine bela olacağını Fikri Albay'a söylediğim, bunun üzerine Fikri Albay'm da Orhan PAMUK'u öldürün o zaman dediğini beyan etmiştir. Şüpheli Erkut ERSOY, 2006 yılında İnternette kurduğu Özel Büroyla ilgili olarak Kuvayı Milliye Derneğinden birinin aradığını, tanışmak amacıyla Kadıköy ilçesinde bulunan dernek binasına gittiğini, orada Dernek Başkanı Mehmet Fikri KARADAĞ ile tanıştığını, ilerleyen dönem içersinde de telefonla görüşmeler yaptığını, Mehmet Fikri KARADAG'm derneğin bazı sıkıntılarından bahsederek internet üzerinden mail -gurubu üyelerinden bağış

toplayıp toplayamayacağım sorduğunu, bağış toplanabilmesi için Valilikten izin alınması gerektiğini söyleyerek bu isteğini kabul etmediğini beyan etmiştir. Şüpheli Hüseyin GÖRÜM, Mehmet Fikri KARADAĞ ile 3 yıl kadar önce Muzaffer TEKİN ve İbrahim CİNGİ aracılığı ile tanıştığını, tanıştıktan 6 ay sonra Mehmet Fikri KARADAĞ, Yusuf Ziya TANRIVERDİ, Mehmet BESTEOĞLU ve kendisinin 11.11.2005 günü resmi olarak Kuvayı Milliye Derneğini kurduklarını, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Derneğinin Şile'de yapılan toplantısında Muzaffer TEKİN, Oktay YILDIRIM, Kuddusi OKKIR, Mehmet Fikri KARADAG'm da olduğunu, Mehmet Fikri KARADAG'm Kemal KERİNÇSİZ ile de görüştüğünü ancak aralarındaki ilişkiyi bilmediğini, Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada el konulan bilgisayarların incelemesinde tespit edilen "komisyonlar.doc" isimli belgenin içeriği hakkında genel başkan olan Mehmet Fikri KARADAG'm bilgisi olduğunu, Mehmet Fikri KARADAĞ asker emeklisi olduğundan dolayı bu şekilde derneğin faaliyetlerini ve görev alanlarını belirlediğini, belirtilen konuların hepsinin Mehmet Fikri KARADAĞ' m kafasındaki projeler olduğunu, Özel Kuvvetler olarak oluşturdukları bir birimlerinin olmadığını, ancak bazı şahıslara bu şekilde kimlikler verildiğini, basında da yer alan ve aramalarda el konulan bazı CD'lerin içerisindeki Mehmet Fikri KARADAG'm ellerinde "13500 hainin listesi" olduğu yönündeki beyanlannı kendisinin de Mehmet Fikri KARADAĞ'dan duyduğunu, ancak listede kimlerin olduğunu , kimin ne amaçla hazırladığını bilmediğini , yine basında da yer alan ve aramalarda el konulan bazı CD'lerin içerisindeki "11 kasım 1938'den bugüne vatana ihanet eden her şahıs, kurum ve kuruluştan hesap soracakları" yönündeki beyanları Mehmet Fikri KARADAĞ'dan duyduğunu, Mehmet Fikri KARADAG'm illegal olarak para toplama olaylarını organize etmiş olabileceğini, ancak bu konuda bilgisi olmadığını, derneğe gelen şahıslara bazen ekibini kur şeklinde söylemleri olduğunu, ancak bunun ayrıntılarım bilmediğini,beyan etmiştir. Şüpheli Muhammet YÜCE, Mersin ilinde yapılan Kuvayı Milliye yemin töreninin basında yer akmasından dolayı Mehmet Fikri KARADAĞ'I tanıdığını ve sempati duyduğunu, daha sonra derneğin telefon numarasını bularak görüşme yaptığını, kendisini derneğe çağırdığını, görüşmeden bir hafta kadar sonra İstanbul'a gelerek dernek binasında Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüştüğünü,kendisine makbuz verip Bursa'dan yardım toplamasını istediğini, ancak kendisinin bunu kabul etmediğini, 01.01.2007 tarihli görüşmesindeki; ".. onlara bir düşünce yapacaz komutanım, ben bir şeyler planlıyorum, DTP yi bombalayacam" sözlerini DTP yi sevmediği , bu nedenle İstanbul'daki veya herhangi bir binasını bombalamayı düşündüğü için söylediğini, Mehmet Fikri'nin "Yok, sakın yapma, haberim olmadan bir şey yapma, sakın", "Onlara prim verirsin, bizim istediğimiz zaman yapacaz, onlar istediği zaman değil" diyerek kendisine bu eylemi istediğimiz zaman yapacağız dediğini ancak ne zaman yapacaklarını söylemediğini, kendisinin daha sonra bu eylemden vazgeçtiğini, Mehmet Fikri KARADAG'm kendisinden dört dörtlük delikanlı bir adam getirmesini istediğini, kendisinin de karşılıklı telefon numaralarını vererek Selim AKKURT ile Mehmet Fikri KARADAĞ'I tanıştırdığını, Mehmet Fikri KARADAG'm İstanbul'da bir otel ismi söyleyerek Selim AKKURT'u buluşmaya çağırdığını, daha sonra ise Selim AKKURT'a ulaşamadığını söylediğini, bu nedenle "sen ulaşabiliyorsan akşam yediye kadar orda olsun" dediğini, kendisinin Selim AKKURT ile Orhan PAMUK'u öldürmeyi düşündüklerini, ancak sonradan vazgeçtiklerini, Mehmet Fikri KARADAG'm kendilerinden böyle bir talepte bulunmadığını, Mehmet Fikri KARADAG'm kendisinden adam getirmesini istediğini, kendisinin de bu konuda Ali GÜRBÜZ ile konuştuğunu, Mehmet Fikri KARADAG'm neden bu talepte bulunduğunu bilmediğini beyan etmiştir. Şüpheli Doğu PERİNÇEK,Mehmet Fikri KARÂDAĞ'ny .ismini basından duyduğunu, yazılarında adını da vererek bu tür örgütlerin "başı bozuk" örgütler olduğunu ve

halkın bunlara güvenmemesi gerektiğini, bu tür başı bozuk örgütlerle Türkiye'nin hiçbir meselesinin çözülemeyeceğini vurguladığım beyan etmiştir. Şüpheli Veli KÜÇÜK, kendisi Ağrı İl Jandarma Komutanı iken, Mehmet Fikri KARADAĞ'm da Elazığ Kara Kuvvetleri Kolordu Komutanlığında görevli olduğunu, Ağrı ve Tendürek dağlan eteklerindeki operasyonlarda birlikte görev yaptıklarını, emekli olduktan sonra da İstanbul'da Türk Dünyası Araştırmaları vakfmdaki toplantılarda iki kez karşılaştıklarını beyan etmiştir. Şüpheli Kahraman ŞAHİN, Kendisinin Kuvayı Milliye Derneğinin muhasebesi ile ilgilendiğini, Mehmet Fikri KARADAĞ'm kira olan dernek binasını milli emlağm ellerinden almaması için dernek binası içine ve dışına Atatürk'ün bu binayı 1923 yılında İstanbul işgal altındayken karargah olarak kullandığını yazdırdığını beyan etmiştir. Haklarındaki soruşturma evrakı ayrılan şüpheliler İbrahim ÖZCAN, Durmuş Ali ÖZOĞLU ve Hatice BAHTİYAR benzer ifadelerinde ; Mehmet Fikri KARADAĞ'm "Paşaların kellelerini çuvala dolduracakları" şeklindeki beyanlarına, hatta Genelkurmay Başkanına hakaret ettiğine şahit olduklarını söylemişlerdir. Taner ÜNAL ifadesinin konu ile ilgili bölümlerinde özetle; Hüseyin GÖRÜM' ün genel başkanlığını Fikri KARADAĞ' m yaptığı Kuvayı Milliye Derneğinin genel başkan yardımcısı olduğunu, bu derneğin gizli veya açık amaçları hakkında bilgisinin bulunmadığını,ancak sağlıklı düşünceleri olmadığından demekten gönderdiği için kurduğu bu yeni derneğin de amaçlarının iyi olduğunu düşünmediğini, Hüseyin GÖRÜM'ü demeğe Mustafa ALPAY ve Nihat GÜRKAN' m getirdiğini, bu şahıs ile ilgili daha önce uyuşturucu işi yaptığı doğrultusunda dedikodular duyduğu için demeğe almadığını, Hüseyin GÖRÜM ve akrabalarına İstanbul'dan Ankara'ya kadar olan hattın Nihat GÜRKAN tarafından verildiğini, Hüseyin GÖRÜM' ün uyuşturucu, mafya ve pis işler yapan bir adam olduğunu, Nihat GÜRKAN' m kendisine Hüseyin GÖRÜM ve ekibinin Kuvayı Milliye adında büyük bir hareket olduklarını, kendilerine katılmak istediklerini, bu katılım için de bir tören yapılmasının iyi olacağını bu nedenle Hasan KUNDAKÇI Paşayı getirmek istediğini söylediğini, bunun üzerine Nihat GÜRKAN, Hasan KUNDAKÇI Paşa ve Hüseyin GÖRÜM' ü bir tören havasında demeklerine getirdiğini, daha sonra Hüseyin GÖRÜM ve Nihat GÜRKAN' m daveti üzerine 13 Mart 2005 tarihinde İstanbul'da Vali Erol Çakır Öğretmen evinde düzenlenen "Türkiye' nin Karşı Karşıya Kaldığı Sorunlar" başlıklı konferansı verdiğini, konferans sonrası tebrik etmeye gelen kişiler arasında bulunan Muzaffer TEKİN'i Hüseyin GÖRÜM' ün kendisi ile tanıştırdığını, Muzaffer TEKİN ile samimiyetinin olmadığını, ancak birisi yukarıda bahsettiği konferansta diğeri de İstanbul' da Ordu evinde olmak üzere iki defa karşılaştığını, bir takım karanlık ilişkileri olduğu yönünde bilgi aldığı için de demek teşkilatlarına sokulmaması yönünde talimat verdiğini, Fikri KARADAĞ' m emekli Albay olduğunu, demeğin yönetim kurulunda olduğunu, ancak daha sonra ayrıldığmı, ihtilal yapmayı düşünenlerin Fikri KARADAĞ ve Alaattin PARMAKSIZ olduğunu, bu fikri açıklayan kişinin ise Fikri KARADAĞ olduğunu, hatta Alaattin PARMAKSIZ' ı göstererek "işte benim Genel Kurmay Başkanım bu" dediğini, bu arada bütün görüşmelerde Muzaffer TEKİN' den talimat alır gibi konuştuklarını, kendisiyle telefonla irtibat halinde olduklarını, Fikri KARADAĞ'm söylediği, paşaların kellesini çuvala dolduracağız kelimelerinin tamamen doğru olduğunu, kendisine bunları söylediklerini, neye istinaden bu kelimeleri kullandığını bilmediği beyan etmiştir Yasin ALPARSLAN ifadesinin konu ile ilgili bölümlerinde özetle; VKGBH Demeğinin yaklaşık 300 üyenin katılımıyla yapılan genel kurulu sonrasında, Alaattin PARMAKSIZ, Hüseyin GÖRÜM, Fikri KARADAĞ, -Taner ÜN,AL ve kendisinin demeğin Ankara ilindeki genel merkezinde bir araya geldiklerini, belirttiğU-Simlerin demeğin yönetim

kurulu üyeliğine de seçildiklerini, Taner ÜNAL' m Fikri KARADAĞ' a "Yönetim olarak ne yapmak istiyorsunuz" sorusu üzerine Fikri KARADAĞ'm "Biz Kelleleri Çuvala Dolduracağız" dediğini, Taner ÜNAL' m bu sözler üzerine "Kimin Kellelerini "diye sorduğunu, Fikri KARADAĞ' m da "Genel Kurmaydaki Paşaların" cevabını verdiğini, bunun üzerine Taner ÜNAL' m "bunun yeri burası değil, burası bir dernek " diyerek adı geçenleri dernekten kovduğunu, kendisini iş adamı olarak tanıtan Hüseyin GÖRÜM' ün de olay esnasında orada olduğunu, ayrıca bu görüşme sırasında Hüseyin GÖRÜM' ün Muzaffer TEKİN olarak tahmin ettiği şahıs ile telefonla görüştüğüne tanık olduğunu, Hüseyin GÖRÜM' ün telefondaki şahsa Muzaffer Albayım diye hitap ettiğini, Taner ÜNAL ile yaptıkları görüşmelerin bilgisini aynen verdiğini, Muzaffer TEKİN' i medyadan tanıdığını, ayrıca 2006 yılında Taner ÜNAL ile birlikte İstanbul ilinde Vali Erol ÇAKIR öğretmen evinde dernek faaliyetleri ile ilgili gittikleri konferans sonrasında yemek yemek için uğradıkları polis evinde karşılaştıklarını, orada kendilerine dernek ve konferans ile ilgili olarak ayak üstü teşekkürlerini bildirdiğini, o esnada bu şahsı tanımadığını, daha sonradan Muzaffer TEKİN olduğunu anladığını beyan etmiştir.

g)-Hukuki durumunun değerlendirilmesi;
Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ'ın, Ergenekon Terör Örgütünün yöneticilerinden olduğu , Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurların" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyannca kurulan Ergenekon Terör Örgütüne bağlı "Lobi Yapılanmasının" karan ve bu yapılanmanın Sivil Toplum Kuruluşlan alanındaki faaliyet şekil ve esaslannı belirlemek için hazırladığı "Dinamik" adı verilen örgüt dokümanında gösterilen "Kuvayı Milliye Cephesi gibi Milli Mücadele yıllannda kurulan örgütlerin günümüzde yeniden kurulması ve faaliyete geçirilmesi uygun görülmüştür" hedefinin uygulamaya konulması amacı ile Kuvayı Milliye Derneğinin kurulması ve Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda yönetilmesini sağlaması ile görevlendirildiği ,bu görevi kapsamında da Kuvayı Milliye Derneğini kurduğu, Genel Başkanlığını yaptığı, "Lobi" adı verilen örgüt belgesinde "Eleman Profili" alt başlığında yazılı " .... gereğinde her tür eleman profilinden yararlanılmasından kaçınılmamalıdır. özellikle sistemle banşık olmayan, aradığını bulamamış yapıdaki kişilikler seçilmelidir...." hedefine uygun olarak örgüte eleman kazandırdığı, "Hedef alt başlığında yazılı " ....mafia gruplan tümüyle yeniden gözden geçirilmeli, deneyimli mevcut gruplann karşısında yeni ve güçlü bir grup oluşturularak, denetim, ve kontrol altına almmalan sağlanmalıdır" ve "Finans" alt başlığında yazılı " Lobi'nin faaliyetlerinin finansı başlangıç noktasında Ergenekon tarafından karşılanmalıdır. Ancak, organizasyon ilk ticari şirketini kurup faaliyete geçirmesinin ardından finansal desteğe son verilmeli ve örgütün kendisine finans kaynaklan oluşturması sağlanmalıdır" hedefine uygun olarak örgüte kazandırdığı elemanlann profillerinden de yararlanıp mafya tarzı faaliyetlerde bulunarak örgüte gelir temin ettiği, yine "Amaç" alt başlığında yazılı "..bu çalışma ile hayata geçirilmesi plânlanarak önerilen "Lobi" göstereceği faaliyetler ile yukanda işaret edilen alanlarda çok daha kolay ve sağlıklı istihbarat toplayabilecek ve değerlendirme ile analizini gerçekleştirecektir. Kontra senaryolar üretebilecek, etkinlikler tasarlayarak uygulamaya koyacak....... işlev ve misyonunu tamamlamış çeşitli işçi sendikalannm, sivil toplum örgütlerinin etkilenmeleri sağlanarak, mevcut sendikalann tepkisel ve kitlesel eylemleri, endirekt metodlarla yönlendirilmesi sağlanacak " hedefine uygun olarak örgüte kazandırdığı elemanlar aracılığı ile örgüt amaçları doğrultusunda istihbarat topladığı, legal faaliyetleri çerçevesinde sivil demokratik tepki görüntüsü ve kamuoyu oluşturmak amacı ile yönetim aleyhine olan sivil toplum hareketlerini organize ettiği veya içerisinde yer aldığı, illegal faaliyetleri kapsamında ise yukanda

sayılanlardan ayrı olarak örgütün amaç ve ilkelerine aykırı davrandıklarını düşündükleri yönetimi askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırabilmek için askerleri emir komuta zinciri dışında hareket etmeye teşvik ettiği, yine bu amaçla kamuoyunda askeri bir müdahalenin haklılığı temin amacı ile de ülkede karışıklık veya silahlı bir halk ayaklanmasına neden olabilecek derecede tepki çekip, yönetim zafiyeti oluşturacak provakatif terör eylemleri organize etme teşebbüsünde bulunduğu iddia edilmektedir. Şüpheli özetle ; Kendisinin daha önce VKGB Hareketinin teşkilattan sorumlu başkan yardımcısı olduğunu, daha sonra bu hareketin başkanı Taner ÜNAL'in kendisine söylediğinin aksine teröristler tarafından değil dolandırdığı insanlar tarafından vurulduğunu öğrendiğini,bu nedenle VKGB ile ilişkisini kestiğini,Kendisinin Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN ile birlikte çekirdek kadroyu oluşturarak 11 Kasım 2005 tarihinde Kuvayı Milliye 1919 Derneğini kurduğunu, Mersin ilindeki Silah, Kur'an ve Bayrak üzerine yapılan yeminin Türk Kurtuluş Savaşı öncesindeki zor şartlarda yapılmış mücadeleyi anımsatan bir tören olduğunu, bu yemin töreninden sonra Muhammet YÜCE isimli psikopat olduğunu değerlendirdiği kişinin telefonla arayarak Bursa'da yanında 50-60 kişi bulunduğunu, emrettiği takdirde herşeyi yapmaya hazır olduğunu söylediğini, ancak kendisini geçiştirdiğini, 22 Temmuz seçimlerinden sonra yine telefonla arayarak Ahmet TÜRK ve Osman BAYDEMİR'in işinin bitirilmesi gerektiğini söylediğini, her defasında kendisini geçiştirdiğini, Ergenekon isimli yapılanmayı basından duyduğunu, böyle bir yapılanma olup olmadığını, var ise mahiyetini bilmediğini savunmuştur. Esasen, Kuvayı Milliye Derneğinin Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurların" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyarınca kurulan "Lobi Yapılanmasının" karan ve bu yapılanmanın Sivil Toplum Kuruluşları alanındaki faaliyet şekil ve esaslarını belirlemek için hazırladığı "Dinamik" adı verilen örgüt dokümanında gösterilen "Kuvayı Milliye Cephesi gibi Milli Mücadele yıllarında kurulan örgütlerin günümüzde yeniden kurulması ve faaliyete geçirilmesi uygun görülmüştür" hedefinin uygulamaya konulması amacı kurdurulduğu, derneğe konulacak ismin dahi "Dinamik" isimli örgüt belgesinde belirlendiği,yukarıda genel açıklamalar bölümünde anlatılmıştır. Buna karşın Kuvayı Milliye Derneğinde faaliyet yürüten birçok şüpheliden elde edilip önemi nedeni ile aşağıda özetlenen, logosu yanında "Kuvayı Milliye Genel Merkezi" başlık ve "Kuvayı Milliye Nedir" alt başlıklı 5 sayfalık bilgisayar çıktısı metinde ; Türk Ordusunun tarihi gelişiminden, 1.Dünya Savaşından sonra dağıtılmasından, vatan topraklarının düşman tarafından işgal edilmesinden, devletin halkını ve ülkesini koruyamadığı gerçeğinin farkına varan halkın savunma içgüdüsü ile Kuvayı Milliye birliklerini kurduğundan, askerlerin bir bölümünün de milis güçlerinin oluşumuna destek verdiklerinden , elde kalmış bir kaç parça silahın milislere aktarıldığından, genç subaylar'in da milis güçlerinin öncü ve lider kadrolarını oluşturduğundan, bu ortamda Kuvayı Milliyenin doğrudan doğruya Harbiye Nezareti (Savunma Bakanlığı) ve Erkanı Harbiyei Umumiye (Genelkurmay)'ye bağlı olmadığı için kontrol ve disiplinini sağlamanın yeterince mümkün olmadığmdan,Kuvayı Milliyenin kendi içerisinde bir bütün oluşturmadığından, milis güçlerinin kumandanlarımndan bir kısmının asker kökenli olmalarına karşın o an ordu kadrosu içerisinde yer almayan veya istifa eden genç subaylar ile emekli olan subaylar, bir kısmının eşrafbir kısmının efeler,bir başka grubun da eşkiya reislerinden oluştuğundan, dolayısıyla bu gruplarda genel bir karargah,kumanda bütünlüğü,silah birliği,ortak hareket olmadığından, bu nedenle zaman zaman yanlışlıklara, keyfi uygulamalara yönelebildiklerinden, Meclis açıldıktan sonra Ankara Hükümeti ile bağlantılarını sürdürdüklerinden, Büyük Millet Meclisi düzenli ordularının yetersiz kalıp ayaklanmalara tek başına cevap veremediği durumlarda Kuvayı Milliyenin devreye

girdiğinden, Kuvayı Milliye'nin görevini yerine getirerek işgal ordusunun yayılmasını önledikten sonra kesin sonucun alınması için düzenli ordu birliklerin yanında yer aldığından, Hıyaneti Vataniye Kanununun çıkarılması ve İstiklal Mahkemeleri'nin kuruluşu ile hainlerin hak ettiği cezalara çarptırıldığından, milli ordu kurumlaşman ardından da ebedi Başkomutanı Mustafa Kemal Paşa'nm yönetiminde zaferin kazanıldığından , en son aşamada da ordu-millet bütünleşmesi ile milli devrimlerin gerçekleştirildiğinden bahsedilerek, aynısı ile "...günümüzde de aziz vatan toprakları can düşmanlarımıza pazarlanmakta, kahraman ordumuz sanki başka bir milletin ordusuymuş gibi her fırsatta yıpratılmakta, yer altı ve yerüstü milli servetlerimiz yabancılara peşkeş çekilmekte, Cumhuriyet'in bütün maddi ve manevi kazanımları çılgınca yok edilmeye çalışılmakta, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü gözlerimizin önünde parçalanmaya devam etmekte, velhasıl tarih tekerrür etmektedir.Büyük Atamızın Gençliğe Hitabesi'ndeki her şey mevcut ve gerçekleşmek üzeredir.O halde; Ey Türk'ün asil evlatları!..Kuvayı Milliye zamanı değil mi.." şeklindeki yazılar bulunduğu tespit edilmiştir. Gerçekte, örgüt amaç ve ilkelerine aykırı davrandıkları kabul edilen yönetimi, askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırmayı , bu amaçla kamuoyunda askeri bir müdahalenin haklılığı temin için ülkede karışıklık veya silahlı bir halk ayaklanmasına neden olabilecek derecede tepki çekip, yönetim zafiyeti oluşturacak provakatif terör eylemleri organize etmeyi amaçlayan ve gerçekleştiren Ergenekon Terör Örgütü, Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanması ile ; bu ve buna benzer birçok dokümanda demokratik sistemin tüm kurumlarıyla yaşandığı ülkeyi kurtuluş savaşı yıllarında işgal edilerek istilaya uğramış Anadolu topraklan gibi gösterip, bu savaşın kazanılmasındaki önemli rolüne hemen kimsenin itiraz etmeyeceği Kuvayı Milliyenin tarihe malolup her zaman saygı ile anılan hatırasından yararlanıp vatandaşları yanıltarak "hain" ve "düşman" olarak gösterdikleri kişiler aleyhine Kuvayı Milliye Dernekleri ile örgütleyip silahlı mücadeleyi de içerir şekilde faaliyet göstermeye çağırarak örgüt propagandası yaptığı değerlendirilmiştir. Şüphelinin 14.10.2006 tarihinde Mersin Kuvayı Milliye Derneğinin düzenlediği toplantıda yeni üye olacak kişilere özetle ; " bu uğurda ölmeyi,öldürülmeyi ve öldürmeyi de göze almaları gerektiğini, bunu göze almayanların şimdiden ayrılması gerektiğini" ikaz ettikten sonra Kuran,Bayrak ve Silah üzerine Kuvayı Milliye Yemini olarak tabir ettikleri yemini ettirdiği görsel basında yer almış, yapılan aramalarda da bu tören görüntülerine ilişkin CD'ler birçok şüpheliden elde edilmiştir. Şüpheli yemin metninin kendisi tarafından hazırlandığını, ancak yemin metninde "ölmek, öldürmek ve öldürülmek" gibi hiçbir beyan olmadığını, hatta o manaya gelebilecek hiçbir beyanın da bulunmadığını, ayrıca dernekle ilgili hiç kimseye ölmek veya öldürmek konusunda telkin, teşvik ve ima yapılmadığını, yeminde töreninde kullanılan silahların derneğin Mersin temsilcisi Kemal CANAY ve kendisine ait ruhsatlı silahlar olduğunu, derneğe üye olan kişilere bu yeminin yaptırılmadığını, sadece bir defa Mersin'deki yapılan törende bu yeminin yaptırıldığını savunmuştur. Şüpheli,her ne kadar kendisinin hazırladığı yemin metninde "ölmek,öldürülmek ve öldürmek" gibi kelimelerin geçmediğini savunmuş ise de, incelenen görüntülerden bu sözlerin yeminden hemen önce yaptığı konuşmada söylendiği tespit edilmiştir. Bu sözlerin bir tarih konferansı yada toplantısında değil, Kuvayı Miliye Derneğine üye olacak kişilere yaptırılan yemin öncesinde söylendiği , Ergenekon Terör Örgütünün de amaç ve ilkelerine aykırı davrandıkları kabul ettikleri yönetimi, askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırmayı , bu amaçla kamuoyunda askeri bir müdahalenin haklılığı temin için ülkede karışıklık veya silahlı bir halk ayaklanmasına neden olabilecek derecede tepki çekip, yönetim zafiyeti oluşturacak provakatif terör eylemleri organize etmeyi amaçlaJ^ğrtfpSrte ..alındığında, Kuvayı Milliye

Derneğine üye olacak kişilerin "ölmek,öldürülmek ve öldürmeyi de göze almaları" gerektiğinin ikazı için söylendiği anlaşılmaktadır. Esasen bu yemini eden veya etmeyen dernek yapılanmasmdaki kişiler ile şüphelinin yaptığı; 07.08.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; Kahraman'm "Sen bizim babamız değil misin baba ya" "Sen bizi öldürsen, dövsen dahi biz sana kötülük düşünebilir miyiz baba, her şeyimiz sensin bizim" , "..senin evladın var, biliyor musun, her türlü her şekilde, her şeyle çarpışacak bi askerin var", "Baba, senin emrindeyiz tamam mı, öl dediğin an, o sahtekarlar gibi değil" 09.10.2007 tarihinde Mustafa isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Mustafa'nın "Komutanım yok mu yapacağımız,yapabileceğimiz herhangi birşey yok mu,bizim elimizden gelen,gideceğimiz geleceğimiz,vuracağımız,asıp keseceğimiz bir şeyimiz yok mu bizim","Elimiz kolumuz böyle bağlı oturucaz yani komutanım" 26.07.2007 tarihinde Muhammed YÜCE ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Mehmet ALT AN bu Ahmet'in kardeşi Çetin ALTAN'm oğlu" "O .... suratlı bir herif var ya ... sakallı" , Muhammet'in "Yanlış Yapıyorsa .. .Harcayalım Onu" Şeklindeki sözler ve buna benzer daha birçok telefon görüşmesinden de şüphelinin, sorgulamadan insan öldürmek dahil her şeyi yapacak derecede kendisine bağlı kişileri etrafına topladığı anlaşılmaktadır. Çeşitli yayın kuruluşlarında Kuvayı Milliye Derneği Mersin Temsilcisi Kemal CANAY'm bir basın açıklamasında "ellerinde 13.500 hainin listesi" olduğu yönünde beyanları yer almış , aynı görüntülerin aramalarda çıkan CDTer içerisinde de yer aldığı tespit edilmiştir. Şüpheli kesinlikle bu şekilde bir listenin olmadığını, beyanların aslı olmayıp laf olsun diye söylenmiş sözler olduğunu savunmuştur.Yukarıdan itibaren yapılan açıklamar ile sözü edilen şekildeki bir listeyi Ergenekon Terör Örgütünün kendilerince hain ve düşman olarak gördüğü kişileri Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanmasının istihbarat faaliyetleri ile oluşturmuş olabileceği de akıldan uzak değildir. Nitekim, Mehmet Fikri KARADAĞ'm ikametinde yapılan aramada elde edilen Toshiba_Laptop bilgisayarında Doc isimli klasör içerisinde: Ali ÖZOGLU tarafından 09.04.2006 tarihinde hazırlandığı yazılı "TÜRKİYEARTIKBİZİMKONTROLÜMÜZDE[2]" isimli (4) Dört sayfalık word belgesinde ; "...Ülkeye ihanet edenlerin icraatları her geçen gün ortaya dökülmeye başladı. Hainlerin yaptığı en küçük ihanet bile Kuvayı Milliye tarafından ortaya dökülecek ve gereği neyse o mutlaka yapılacaktır! .Vatan topraklarını satanlardan, makam koltuklarını satanlara kadar her kim olursa olsunlar, bundan nasibini alacaktır.., O gün başbakanım, bakanım, başkanım, müdürüm ya da amirim böyle emretti yaptım., gibi bir mazeret asla geçerli olmayacaktır. Çünkü, vatana ihanet etmek, sadece stratejik sırlan yabancılara vermekle sınırlı değildir.., Bir grubun üyesi veya yandaşı olan en olmadık insanları, en olmadık görevlere atamak ta masum bir torpil değil vatana ihanettir.. Böylesi bir atamayı onaylamak, emir verildi yaptım., gibi bir mazerete asla sığdınlamaz!. En milli kurumlarımızda bu türden kadrolaşmalar hızla yapılmaktadır. Bütün bu çalışmaları Kuvayı Milliye hassasiyetle izliyor ve not ediyor!..,Her şey ortaya dökülüyor...Hiçbir şey gizli kalmaz..Ve yolun sonuna yaklaşıldı!..Bu cennet vatana ihanet edenler ve ihanetin en küçük halini bile o küçük beyinlerinden geçirenler şunu çok iyi bilmeli ki, Kuvayı Milliye asla unutmaz.. Asla affetmez!..." yazılı olduğu gibi Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanmanın istihbarat faaliyetleri ile not ettiği kişilerden 13.500 kişilik bir liste çıkması da mümkündür. Kuvayı Milliye Derneğinin Teşkilatlanmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin GÖRÜM'ün "Mehmet Fikri KARADAĞ'm elinde 13.500 hainin yazılı bulunduğu bir liste olduğu beyanlarını kendisinden duyduğu, ancak-bu Üstede kimlerin olduğunu ve

2090

4V<k&£

kimin ne amaçla hazırladığını bilmediği " şeklindeki beyanları da bu değerlendirmeyi teyit etmektedir.Gizli Tanık-17 ve şüpheli Murat ÇAĞLAR da bu beyanları doğrulamışlardır. Ergenekon Terör Örgütü ve örgütün Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanmasının istihbarat toplama faaliyetleri ile Ergenekon Terör Örgütünün Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanması ile bağlantılı olarak çalışan,Ergenekon Terör Örgütüne bağlı Lobi yapılanmasının istahbarat toplama biriminin yöneticisi Erkut ERSOY'un faaliyetleri ilgili bölümlerde geniş olarak izah edildiğinden burada tekrar edilmeyecektir. Mehmet Fikri KARADAĞ'm gerek Erkut ERSOY ile bağlantılı olarak, gerekse Kuvayı Milliye Derneği yapılanmasında kendisinin alt hiyerarşisinde bulunan diğer şahıslar ile Ergenekon Terör Örgütünün amaçları doğrultusunda istihbarat toplama faaliyetinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Şüphelinin,Kuvayı Milliye Derneğini Ergenekon Terör Örgütünün amaçları doğrultusunda, dernek mevzuatı dışında ve uygulamada da görülmeyen bir şekilde hiyerarşik bir yapı oluşturarak yönettiği, kendi faaliyet ve yönlendirmeleri ile bu yapılanmaya eleman kazandırdığı, örgütün amaçlan doğrultusunda motive ettiği,örgüte gelir temin etme,istihbarat toplama gibi illegal ve toplantı, miting, seçim çalışması gibi legal faaliyetlerini organize ettiği, faaliyetlerinde gizliliğe olabildiğince dikkat ettiği yukanda özetlenen telefon görüşmelerinden açıkça anlaşılmakta olup, burada tekrar edilmeyecektir. Ergenekon Terör Örgütü ve ona bağlı olan Lobi yapılanması gizli bir örgüttür. Bu özelliği örgütün ana dokümanlan olan Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim Ve Geliştirme Projesi isimli belgede gizlilik ön koşul olarak gösterilerek illegal işlerin en önemli sorunu, faaliyetlerin gizliliğidir. Bu alandaki faaliyetleri bilenlerin sayısı olabildiğince az olmalıdır, Lobi isimli belgede ise, Lobi gizli örgütsel çalışma olarak tarif edilerek Lobinin tüm çalışma ve faaliyetlerinde gizlilik prensiplerine sadık kalınmalıdır şeklinde ifade edilmiştir. Buradan hareketle üyelerinin önemli bir kısmının örgüt yapılanmasını dahi kapsamlı olarak bilmediği ve bilmesinin de gerekmediği anlaşılmaktadır. Esasen gizli olan bu örgütün açık kaynaklar aracılığı ile propagandasının yapıldığını iddia etmek ilk başta çelişki olarak görülse bile yukanda izah edildiği gibi Lobinin yapılanması ve tüm faaliyetlerinin mevcut hukuk plâtformuna uygun olması, faaliyetlerin legal görünümlü dernek, vakıf ve benzeri sivil toplum kuruluşlan ile perdelenerek yürütülmesi öngörülmüştür. Bu amaçla örgüt tarafından kurdurulan Kuvayı Milliye Derneği legal bir yapılanmadır. Bu nedenle legal bir derneğe üye temin etme görüntüsü ile eleman kazandmlması veya başka bir amaçla propaganda yapılması örgütün gizlilik prensibini ihlal etmemektedir. 07.01.2007 tarihinde Pendik ilçesinde 1 adet ruhsatsız tabanca ile yakalanan Murat ÇAĞLAR'm, Kuvayı Milliye Derneğine ait olduğunu söylediği araçta bir kısım dokümanlar bulunmuştur. (1) rakamı ile numaralandmlan, el yazısı ile yazılmış not kağıdında; İstihbarat jargonu başlığının olduğu ve altında "çiftçi=tetik çeken kelle alan, çöpçü=silahşörlere lojistik destek sağlayan, tavşan=operasyondaki hedef, namazdan sonra=cuma öğleden sonra, alış veriş=operasyon, yemlemek=dolar vermek, kış uykusuna yatmak=emir gelinceye kadar hiçbir şey yapmamak, perdeleme=koruma altına alma, çizgi=ülke sınırı, şirket=cıa merkezine denir Türk istihbaratçılar da Mit'e şirket diyor" şeklinde notlann yazılmış olduğu, (2) rakamı ile numaralandmlan, el yazısı ile yazılmış not kağıdında; "Pantolonun ağ kısmı derin ve bol olacak, ayakkabı kaymamalı ses çıkarmamalı koşmaya müsait olmalı, ceket kabalanndan aşağıda uzun olur dışanya hafif bombe verilir tabanca tamamen kaybolur, takım elbiselerin astarlan düğmeleri kolay sökülmeyecek cinsten olmalı kavgada sökülenler ileride yakalandığında mahkemede delil olarak kullanılabilir, büyük ve sağlam pamuk mendil çok önemlidir, her işe yarar yaranın üzerine bastınrsan kan kaybını önler, iç çamaşın slip olmaz bokser gibi şort olmalı ki aleti yani tabancayı rahat koyabilesin külotunun lastikleri elinin kalınlığında olmalıki alet düşmesin, kemerler Amerikandan özel gelir son delikten sonra kemer içinde bir boğayı rahatlıkla kesebileceğin çok>keskin 'bıe"ak görevi yapan bir metal

vardır bu kemerler çok pahalıdır piyasada satılmaz" şeklinde notların yazılmış olduğu, (4) rakamı ile numaralandırılan, el yazısı ile yazılmış not kağıdında; "Kimlik gizli kalmalıdır, anne-baba kardeş senin kimliğini bilmemelidir, kimlik taşınmaz, şirket telefonundan ulaşılır, numara gizlidir, yazı tipleri çok yönlüdür, sağ ve sol el kullanılmalıdır" şeklinde notların yazılmış olduğu görülmüştür. Ayrıca diğer belgelerin içeriğinde ise değişik kişilere ait istihbari mahiyette bilgiler olduğu tespit edilmiştir. Bunlar üzerine başlatılan soruşturma kapsamında Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada el konulan bilgisayarların incelemesinde tespit edilen "KOMİSYONLAR, doc" isimli, altında Mehmet Fikri KARADAG,Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN yazan belge içeresinde derneğin kuruluş şeması olarak bazı bölümlerin oluşturulduğu, belgenin altında Mehmet Fikri KARADAĞ yazdığı tespit edilmiştir. Bu bölümlerden, Özel Kuvvetler Komisyonu başlığının altında "Bu komisyon savaş anında, seferberlik anında ve şanlı ordumuz tarafından ihtiyaç duyulduğu anlarda görev yapacak olan Kuvayı Milliye Kuvvetlerini oluşturmak ve hazırlamakla görevlidir... ayrıca Kuvayı Milliyenin güvenliğinden sorumlu olup alt kurullar oluşturacak, güvenlik şirketi ve benzeri ticari işlere girecek." ibaresi yazdığı tespit edilmiştir. Şüphelinin Kuvayı Milliye Derneğinde neredeyse askeri yapıya benzer bir hiyerarşi oluşturduğu, her konuda kendisine danışıldığı, diğer şüphelilerden Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'nun ifadesinde de belirttiği şekilde kararlan kendisinin verdiği, yönetim kurulu karan ve karar alma prosedürünün ise göstermelik olduğu, bu konunun şüphelinin ve Kuvayı Milliye Demeğindeki yapılanma ile bağlantılı diğer kişilerin burada tekrarlanamayacak kadar çok olan telefon görüşmelerinden de açıkça anlaşıldığı, buna göre şüphelinin yukanda yazılı dokümanlardan haberinin olmadığını beyan etmesinin savunma amaçlı bulunduğu, aksine bu dokümanlan bir suç örgütü hüviyetinde yapılandırdığı dernek üyelerine bizzat kendisinin verdiği veya kendisinin anlattıklanndan tutulan notlar olduğu değerlendirilmiştir. Yine Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada ele geçen " Yönetim Kurulu" ile başlayıp "Tüm Birimler Birbirine Emir Komuta Zincir İle Bağlıdır" diye biten şema da derneğin illegal yapılanmasında nasıl bir hiyerarşi kurulduğunu göstermektedir. Nitekim Derneğin teşkilatlanmadan sorumlu genel başkan yardımcısı Hüseyin GÖRÜM'ün ; "..Bu belgelerin içeriği hakkında genel başkan olan Mehmet Fikri KARADAĞ'm bilgisi olduğu, Mehmet Fikri KARADRAĞ'm asker emeklisi olduğundan dolayı bu şekilde derneğin faaliyetlerini ve görev alanlannı belirlediği, belirtilen konulann hepsinin Mehmet Fikri KARADAĞ m kafasındaki projeleri olduğu, Özel Kuvvetler olarak oluşturduklan bir birimlerinin olmadığı, ancak bazı şahıslara bu şekilde kimlikler verildiği.." şeklindeki kaçamaklı beyanı , Gizli Tanık-17 nin de benzer beyanlan bu değerlendirmeyi doğrular niteliktedir. Kuvayı Milliye Derneğinin Basın ve Halkla İlişkiler sorumlusu Ali ÖZOĞLU ile yapılmış röportaj 25 Mayıs 2006 tarihinde Tempo Dergisinde yer almıştır. Bu röportajda Ali ÖZOĞLU Kuvayı Milliye Derneği'nin "2000 motorize ekipten oluşan, telsizli istihbarat ekipleri hazırladığı, bu ekiplerin İstanbul içinde ve iki yakada başta kurt mafyası olmak üzere her türlü organize suç şebekesine ve mafyaya karşı mücadele etmekle görevli olacaklan" yönünde beyanlarda bulunmuştur. Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ bu konu hakkında hiçbir bilgisinin olmadığını, Ali ÖZOĞLU'nun beymlannm, Erkut ERSOY ile birlikte kendi düşüncelerini yansıttığını, Kuvayı Milliye Derneği olarak bu konuda hiçbir çalışmalannm olmadığını,Ali ÖZOĞLU'nun basında çıkan haberlerden sonra dernekten istifa edip aynldığmı savunmuştur. ... Emekli yüzbaşı olan Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, 25'Ö5.2Öp8gfinü Ankara Emniyet Müdürlüğünde alman ifadesinde ; Kuvayı Milliye Dern€gi' Teşkilat^B^şkanı olan Hüseyin GORUM'ün kendisinden etrafındaki şahıslara askeri eğitim y.errrtesihi istediğini söylemiştir.

Yukanda açıklandığı şekilde genel başkanlığını yaptığı dernekte neredeyse askeri bir hiyerarşi oluşturan, her konuda kendisine danışılan ve onayı istenen şüphelinin bu gelişmelerden haberi olmadığını söylemesinin savunma amaçlı olduğu değerlendirilmiştir. Aşağıda özetlenen; 18.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede ; Erol' un " sayın Özel Kuvvetler Komutanım nasıllar iyiler mi", "Paşamız nasıl" , Kahraman'm "Paşa da gayet iyiler efendim", "Tamam efendim, teşekkür ediyorum hayırlı görevler" Şeklindeki ve bu içerikteki birçok telefon konuşmaları, Kahraman ŞAHİN'den elde edilen 13 numaralı CD üzerinde yapılan incelemede tespit edilen ; Kahraman ŞAHİN ve diğer bir çok şahsın askeri üniformayı anımsatan ayrıca bere, apolet, fular ve benzeri aksesuarları bulunan elbiseler giyerek Türk Bayrağı ve Kuvayı Milliye Flamaları önündeki fotoğrafları, Dikkate alındığında, ele geçen dokümanda Kuvayı Milliye Derneğinde kurulması öngörülen "Özel Kuvvetler" in sadece düşünce aşamasında kalmayıp uygulamaya da konulduğunu göstermektedir. Şüphelinin Erol ÖLMEZ'i tanımadığı şeklindeki savunmasının, Erol ÖLMEZ'in ifade ve telefon görüşmeleri içeriğinden savunmaya yönelik olduğu, Erol ÖLMEZ'in kendisine ait bölümde anlatılan istihbarat ve örgüte gelir temin etme amaçlı faaliyetleri ile ilgisinin kurulamaması amaçlı bulunduğu değerlendirilmiştir. Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ'm oğlu Serdar KARADAĞ'm aynı suçtan tutuklu bulunan ve sürekli olarak gönderdiği dilekçeler ile yeniden ifade vermek istediğini söyleyen Erol ÖLMEZ'e cezaevinde para yatırması da bu değerlendirmeyi doğrulamaktadır. Vatanın elden gittiği, bir an evvel halkın ayaklandırılmasmm gerektiği şeklindeki örgüt propagandasının sadece yukanda yazılı ve ona benzer dokümanların basılıp yaymlanması,dağıtılması ile sınırlı kalmayıp Kuvayı Milliye Derneği yöneticileri tarafından bizzat kişilere de yapıldığını, 07.01.2007 tarihinde Pendik ilçesinde oto içersinde 1 adet ruhsatsız tabanca ile birlikte suç örgütü mensuplanna ait olduğu değerlendirilen belgeler ile ele geçirilen Murat ÇAĞLAR kendisi ile yapılan mülakatta ; " Kuvvayi Milliye Derneğinde kaldığı süre içerisinde kendilerine, vatanın elden gittiğini, bir an evvel halkın ayaklandmlması gerektiğini, aynca Kuvvayi Milliye Derneğinin mevcut orduya alternatif yeni bir ordu kurma yetkisinin olduğunu, bunun için maddi güç kazanmalan gerektiğini, bu nedenle sık sık yardım toplandığını, mevcut ordunun içinde bölünmeler olduğunu, vatan hainlerinin olduğunu anlattıklannı, bu çerçevede kendisinin de çok defa bu yardım toplama faaliyetlerine katıldığını " söyleyerek teyit etmiştir. Daha sonra tekrar yakalanan Murat ÇAĞLAR ifadesinde bu mülatattaki beyanlannı doğrulamış, Gizli Tanık-17 de aynı şekilde beyanda bulunmuştur. Soruşturma kapsamında olup daha sonraki bir tarihte yakalanan şüpheli İhsan GÖKTAŞ'tan elde edilerek 2 , 3 rakamlan ile numaralandmlan CD'ler içerisinde Kuvayı Milliye Derneği binasında 12 kişinin katılımı ile yapılan bir toplantıda Hüseyin GÖRÜM ve Mehmet Fikri KARADAĞ'm görüntülü konuşmalannm kayıtlı bulunduğu tespit edilmiş, Gizli Tanık-17 bu görüntülerin Kahraman ŞAHİN tarafından kayda alındığını beyan etmiştir. Söz konusu CD lerdeki görüntülü konuşmalarda Hüseyin GÖRÜM ve Mehmet Fikri KARADAĞ'm tanışmalanndan itibaren Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi ve Kuvayı Milliye Derneğinin kuruluş aşaması, süreç içerisinde gelişen olaylann tabii bir şekilde konuşulduğu değerlendirildiğinden çözümü yaptınlarak özet olarak yukanda yazılmıştır. Bu konuşmanın ; şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ'm kendi beyanı içeriğine göre 22 Temmuz 2007 tarihindeki genel seçimler sonrasında Kuvayı.Milliye Derneği ile bağlantısını zayıflattığı, 07 Eylül 2007 tarihinde de resmi olarak ayrıhdığı tarihten sonra yapıldığı , Kuvayı Milliye Derneğinin Kadıköy ilçesindeki genel ''merkez Cinasında geçtiği, huzurda

Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM'den başka 12 kişinin daha olduğu anlaşılmaktadır.Tartışmalarmm ise ; Mehmet Fikri KARADAĞ'm Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda görünürdeki Kuvayı Milliye Demeğinin legal yapılanmasının tüm

imkanlarını kullanmasına karşın söz konusu genel seçimlerde beklediği neticeyi sağlayamaması, bunun dışında Mersin ilindeki ölme,öldürülme ve öldürme ikazı ile yaptırdığı yemin töreni, Demeğin Teşkilat Başkanı Hüseyin GÖRÜM'ün başında bordo bere ile kıydığı Kuvva Nikahı ve sağma ve soluna alıp temsili olarak İsa ile Musa Peygamber olarak tanıttığı kişiler ile birlikte yaptığı basın açıklaması görüntülerinin basında yer alıp vatandaşlardan tepki alması, yukarıda silah ve örgütsel dokümanlar ile yakalandığı anlatılan Murat ÇAĞLAR'dan sonra Demek yapılanması hakkında soruşturma başlatılması olaylarından sonra işlevsiz kaldığını düşündüğü Demeğin legal yapılanmasını tasfiye etme düşüncesinden ve Hüseyin GÖRÜM'ün buna karşı çıkmasından kaynaklandığı görüntülü konuşmanın tümünün incelenmesinden anlaşılmaktadır. Yukarıda özetlenen telefon görüşmelerinden de anlaşılacağı gibi neredeyse askeri bir itaatle bağlı örgüt üyelerinin kendisine bu tartışmada olduğu gibi karşı çıktıkları görülmemiştir. Bu nedenle de olayların gelişiminin kavranması açısından önem verilen bu konuşmada Hüseyin GÖRÜM'ün Mehmet Fikri KARADAG'a ; Muzaffer TEKİN tarafından tanıştırıldıklarını, VKGB'nin kumlusu aşamasında kendisinin Maltepe semtindeki meşhur barakasına gelip gittiğini, Hendek ilçesinde anlaşmayı bozanın kanının diğerine helal olduğuna dair bir anlaşma yaptıklarını, buna karşılık kendisinin eroin kaçakçısı olarak gösterilip VKGB oluşumundan uzaklaştırıldığını, kutsal bir dava olarak gördüğü Kuvayı Milliye Demeğinin kumlusunda kendisinin büyük emeği olduğunu, ancak Mehmet Fikri KARADAĞ'm demeğe gelen kişilere grup kuran, yer altına inin, şunu vur, bunu vur, kıralım, keselim,para bulalım dediğini, bütün eylemlerde arka planda durup kendisini öne çıkardığını, Ankara'da kurulan Kuvva-i Milliye Demeğinin arkasında da Muzaffer TEKİN'in olduğunu, başkanı olan Bekir ÖZTÜRK'ün kendisi gibi kukla olduğunu, telkinlerine uyan birisinin suç işlemesi halinde kendisine yükleneceğini, nitekim Danıştay saldırısı ve Hrant DİNK'in öldürülmesi olaylarından sonra ortadan kaybolduğunu, bütün bu olaylardan sonra işin iç yüzünü anladığını söylediği anlaşılmaktadır. Yukarıdaki konuşmalardan da anlaşılacağı gibi ülkemizde meydana gelen sansasyonel eylemlerden sonra Mehmet Fikri KARADAĞ'm demeğe gelmeyişi, Hüseyin GÖRÜM'ün Danıştay saldırısında adının geçmesi üzerine Mehmet Fikri KARADAĞ ve diğer demek üyelerinin kendisiyle irtibatlarını kesmesi, Mehmet Fikri KARADAĞ'm danışacağım yerler var diyerek Beşiktaş'taki bir yere gitmesi , burada da Veli KÜCÜK'ün bürosunun bulunduğunun bilinmesi , Mehmet Fikri KARADAĞ ile Veli KÜCÜK'ün örgütsel irtibat halinde bulundukları yönünde değerlendirilmesi gereken diğer bir durumdur. Danıştay eylemi sonrası Veli KÜÇÜKMuzaffer TEKİN örneğinde olduğu gibi, deşifre olan örgüt üyesi Hüseyin GÖRÜM ile irtibatın koparılmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Murat ÇAĞLAR'm "kendilerine, vatanın elden gittiğini, bir an evvel halkın ayaklandınlması gerektiğini, aynca Kuvvayi Milliye Demeğinin mevcut orduya alternatif yeni bir ordu kurma yetkisinin olduğunu, bunun için maddi güç kazanmalan gerektiğini, bu nedenle sık sık yardım toplandığım, mevcut ordunun içinde bölünmeler olduğunu, vatan hainlerinin olduğunu anlattıklannı, bu çerçevede kendisinin de çok defa bu yardım toplama faaliyetlerine katıldığı" şeklinde demek yöneticilerince yönlendirildikleri hususu Kuvayı Milliye Demeği ile bağlantılı olan şüphelilerin ilgili bölümlerde genişçe özetlenen,ancak bu bölüme yazılamayacak kadar çok olan telefon görüşmeleri içeriğinden de açıkça anlaşılmakadır. Mehmet Fikri KARADAĞ ve diğer şüphelilerin "vatanın elden gittiği, memleket topraklannın düşmana satıldığı" şeklindeki görüş ve düşünceleri" .suç isnadına konu edilmemiştir. İfade hürriyeti çerçevesinde herkesin bu türlü düşüncelerini açıklama, bu

eylemleri gerçekleştirdikleri iddia edilen yönetime karşı demokratik yollardan tepki gösterme,en nihayetinde yine demokratik siyasi yollardan yönetimde bulunan kişilerin tekrar seçilmemesi, kendi düşüncelerinde olan kişilerin veya bizzat kendilerinin yönetime gelmesi için çalışma hak ve hürriyetleri vardır.Burada suç isnadına konu edilen eylem, meşru yoldan yönetime gelmiş kişiler aleyhine, yukarıdaki dokümanda da yazılı olduğu şekilde halkın silahlı ayaklanması için tahrik edilmesidir. Diğer birçok şüpheliden de ele geçen bir CD içerisindeki görüntüde ; Mersin ilinde bulunan bir yerel televizyona Kuvayı Milliye Derneği Başkanı Hüseyin GÖRÜM, Kuvayı Milliye Derneği yöneticilerinden Fikri KARADAĞ konuk olarak katılarak Kuvayı milliye Derneği ve Hareketinin yapılanmasının ve amacının anlatıldığı, ayrıca hükümetin devleti 500 Milyar Dolar borca soktuğunu ve devleti iyi yönetemediğini bunun karşısında Genelkurmayın ve askerin bir şeyler yapmasını ve görev almasını anlattığı, tespit edilmiştir. Aşağıda özetlenen; 27.04.2007 tarihinde Ahmet SAYAR ile görüşmesinde özetle; Ahmet'in televizyonlarda Genel Kurmay'm Muhtıra açıkladığının söylendiğini anlattığı, Mehmet Fikri'nin "Oh ne güzel, demek ki Kuvayı Milliye hedefine ulaştı" dediği , Ahmet'in "O zaman Anayasa Mahkemesi de yarın bu işi aynen bağlar" dediği,Mehmet Fikri'nin ".............Köpek gibi bağlıycaklar" , "Ne mutlu Türküm diyemeyen ... ne işi var Atatürk'ün köşkünde" , "O zaman generallerin kafasını keserdi bu genç subaylar" , "Hadi bakalım başarıya ulaştık, bu bizimdir" , "O yemin var ya o yemin", "Bizim Mersin'deki konuşmalann da hepsi gitti, bunlar da bi bok yapamaz falan dedik" dediği, Ahmet'in "Hainlerin, azınlıkların bu ülkeye hükmettiği ne zaman görülmüş, nereye kadar hükmedebilirler" dediği, Mehmet Fikri'nin "Anayasa Mahkemesi iptal edecek ve erken seçime gidilecek başka çare yok" , "Bu olmazsa .... kan akar o zaman bu memlekette, çok tehlikeli olur" , "Oraya, o ...., Atatürk düşmanı, Türk düşmanı, devlet düşmanı, müslüman olmayanlar çıkmayacak" dediği, 27.04.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Kemal'in Genel Kurmay'm açıklamasını sorduğu, Mehmet Fikri'nin "..bizim ateş orayı sarmış, belli oldu" dediği, Kemal'in "Muhtıra gibi şey vardı, açıklama yaptı" "Ne Mutlu Türküm diyemiyen herkes düşmammızdır dedi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Ne kadar güzel, aşağıdan gelen baskı da bu" , "Benim yiğitlerimin baskısı da bu" dediği, Ve benzer içerikli birçok telefon görüşmesindeki sözlerinin , görüşme tarihlerinde gerçekleşen bu olayı Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda ve kendisine göre muhtıra şeklinde yorumlayarak , örgütün amaç ve ilkelerine aykm davrandıklannı düşündükleri yönetimi askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırabilmek yönündeki çabalannı gösterdiği değerlendirilmiştir. Diğer şüphelilerden Kahraman ŞAHİN'den , Bayrampaşa Kapalı Cezaevinden Deniz YILDIRIM isimli cinayet hükümlüsünün gönderdiği mektuplar ele geçmiştir. Deniz YILDIRIM'm cezaevinden Kuvayı Milliye Derneğinin Kadıköy'deki adresini yazarak Kahraman ŞAHİN ve Hüseyin GÖRÜM'e gönderdiği mektup içeriklerinde "Gönlümden geçen tek hareket Darbeyle içimizdeki dış güçlere hizmet eden şerefsizleri infaz etmek" , "Paşama,Hüseyin Abi'ye,Soran herkese selam olsun,Yolumuz açık olsun", "Tam aktif zamanımızda başımıza bu iş geldi, lanet olsun", "İçerde de olsak dışanda da olsak fark etmez, her türlü yaşam şartına alışkmız„ben savaşımı burada veriyorum", "Ben silahımı ülkenin bölünmez bütünlüğünü bölmeye çalışana çalışanlara çekmeye and içtim, bizler bu ülkenin direnişçileriyiz" , "Toplu giydirme zamanı yaklaşıyor ! , farkındayım, beni unutmayın buralarda.Bizler bu millet için topraklar için vanz,zırhımızı giymeden sokağa çıkmak yok" , sözlerinin yazılı bulunduğu anlaşılmıştır. Bu mektuplann da , şüphelinin örgütün Kuvayı Milliye yapılanmasındaki bütün üyeleri ile birlikte diğer kişilere, vatanın elden gittiği , Kuvayı Milliye derneğinin vatanın kurtanlması davasını yürüttüğü, bu kapsamda askeri bir darbenin zemininin hazırlanarak hain

olan kişilerin infaz edilmesi gerektiği şeklindeki örgüt propagandası yaptığını gösterdiği, esasen Ergenekon Terör Örgütünün yönetici konumunda bulunan üyelerinden, bu mektupları kaleme alan cezaevinde cinayet suçundan tutuklu olarak yatan bir ilgilisine kadar bir askeri müdahale söyleminin bulunduğu soruşturma evrakı genelinden de anlaşılmaktadır. Ankara C.başsavcılığının Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Derneği (VKGB) ile ilgili yürüttüğü soruşturmada usulünce alınmış Mahkeme kararlan uyarınca yapılan iletişimin dinlenilmesinde tespit edilen telefon görüşmelerinde bu soruşturmamızı aydınlatabilecek konuşmalar da bulunmaktadır. Ankara C.başsavcılığmdan temin edilen buna ilişkin soruşturma evrakları C.başsavcılığımızm soruşturmasında CMK 138/2 maddesi kapsamında tesadüfen elde edilen deliller niteliğindedir. C.başsavcılığımızm soruşturma konusunun da CMK 135/6 maddesinde sayılan suçları kapsadığı dikkate alındığında söz konusu telefon konuşmalarının delil olarak kullanılabileceği değerlendirildiğinden, sözü edilen telefon görüşmelerinin konumuza ilişkin bölümleri aşağıya alınmıştır. 28.05.2006 günü saat: 23:04:34' de Taner ÜNAL ile Ahmet CİNALİ arasındaki telefon görüşmesinde özetle ; Taner' in "....bir gün oturmuşlar bunlar, ee şey kurmuşlar cunta kurmuşlar , ee şeyi Genelkurmay Başkanı yapmışlar, A.P.' ı, şeyi Fikri KARADAĞ da Başbakan olmuş, şey de ee Muzaffer ee neydi bu TEKİN miydi neydi bu, onu da Cumhurbaşkanı yapıyorlarmış, .... ihtilal yapıyorlarmış, bunlar işte Ahmet bunlar devletin nüfuzunu ordunun nüfuzunu kullanarak ortada böyle yıllardır gemiyi yürütmüşler, bunların nüfuzu bize geçmedi sadece ..."dediği, 04.06.2006 günü saat: 22:58:41' de Ahmet CİNALİ ile Taner ÜNAL arasındaki telefon görüşmesinde özetle ; Taner' in "....kimseye açıp ta diyemiyorum ki, biz diyor Genel Kurmayda ne kadar paşa varsa kellesini torbaya dolduracağız diyor Fikri KARADAĞ, biz bir ihtilal örgütüyüz diyor, bu dernek te diyor ihtilal örgütüne hizmet edecek..." dediği, 04.07.2006 günü saat: 18:31:30' da Taner ÜNAL ile Nihat isimli kişi arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Taner' in "Şimdi iyi dinle,o A. P.'la bunun yanındaki Fikri KARADAĞ, bunları şey sözde bu görevlendirmiş,hatta bir iki kere bu Fikri KARADAĞ filan bunla telefonda konuştu,hatta R.P. da vardı,ben dedim ki sizin dedim şeyle alakanız ne eee neydi bu adamın ismi Muzaffer TEKİN'le, dedi biz ihtilal yapacağız, yani bunun üzerine gönderdim bunlan, dedim ne ihtilali yapıyorsunuz siz dedim, Genel Kurmay Başkanını değiştireceğiz dedi, kelleleri torbaya koyacağız dedi, dinleyenlerde dinlesin a...avr... s..., Taner ÜNAL'ı niye suçluyorlar dedim,kardeşim burası kelle toplama yeri değil ki dedim, yani kellenizi nerde toplayacaksanız toplayın dedim ya ne yapıyorsunuz siz dedim,ya eee biz bunun için geldik buraya dedi şey Fikri KARADAĞ" , "... Allah canımı alsın bana dediği şey bu oldu şey dedi ne dedi o Genel Kurmay Başkanının bilmem nerenin hepsinin kellelerini çuvala katacağız dedi, bir ihtilal yapacağız dedi..." , " Genel Kurmay Başkanı da A.P. olacak dedi, onun için siktir ettim ben bunları. Haa şimdi de kalkmışlar beni yargılıyorlar a..m av...nı s..., bunlara bilmem Anadolu bilmem ne derneği kurduruluyor, ötekine bilmem ne derneği kurduruluyor , si.. .1ar Türkiye'nin anasını, A.P. öyle bir dernek kurmuş, şimdi iki de bir efendim şeyin neydi o Atatürk'ün Bursa Nutkunu yapacakmış, ya burası terörist ülkesi mi, Atatürk'ün Bursa Nutku, yani savcıları keseceklermiş, ötekilerini çuvala dolduracaklarmış...." dediği, 06.10.2006 günü saat: 20:59:15' de Taner ÜNAL ile Ahmet İzzet DAĞISTANLI arasındaki telefon görüşmesinde özetle ; Danıştay olayı ile ilgili bir süre görüştükten sonra, Taner' in "Hedefte kimse bunun şeyi var, Fikri KARADAĞ var, tam Danıştay saldırısının en şey günlerinde dedi ki, efendim biz motorize ekip kuruyoruz, bir milyon kişi, yav kardeşim sen kelle avcısı mısm,aynı Fikri KARADAĞ yani aramızda kalsın aynı Fikri KARADAĞ Alaaddin/PARMAKSıZ'ın yanında

bizim yönetimdeydi, bunlan daha önce ben kovaladım bunlan, elli kişilik bir yönetim kurulu vardı işte, bunlar seçildiler geldiler. Kardeşim dedim, yani hoş geldiniz iyi yaptınız memnun oldum, iki tane dedim mümtaz şey paşa subay size nasıl yardımcı olabilirim, ne yapmak istiyorsunuz, hedefleriniz neler dediMehmet Fikri KARADAĞ dedi ki, biz dedi paşalann kellelerini çuvala dolduracağız dedi, anlamadım dedim, evet dedi biz ihtilal yapacağız, ihtilali de dedi Muzaffer TEKİN yapacak dedi, ben dedi şey dedi, Muzaffer ımmmm A.P.Genel Kurmay Başkanı olacak dedi, ben de başbakan olacağım dedi. Dedim beyler siz yanlış yere gelmiş e bunlar ben bunlar bunun için mi buraya geldiniz, evet dedi Türkiye'nin en büyük sivil toplum kuruluşu buradan güç alarak dedi bunu yapacağız, dedim beyler yanlış yere gelmişsiniz siz dedim burada bunu size ben yaptırmam dedim, İran'a savaş yapmak kaydıyla yani aramızda kalsın bunlan hiç kimseye söyleme, İran'a savaş açmak kaydıyla Başbakanlık teklif edildi, ulusalcı diyorlar, Türkiye'de bir şey gelecek, sende zorluyorsun, yıkılmadın, önünü açalım ama diyorlar, tek şartımız var İran'a savaş açarsın, açacaksın, bunlar paranoya gibi gelir yani, ilk şeyde şey olmaz da, e şimdi Türkiye'de demek ki yapılmak istenen bir takım şeyler var, operasyonlar var, kusura bakmayın kardeşim biz adamı tersledik mersledik, doğruydu yanlıştı ben bunlan gündeme getirmem ama bilmen bakımından söylüyorum" dediği, Bu telefon görüşmelerinin ilgilisi olan kişilerin Mehmet Fikri KARADAĞ'm VKGB Hareketine katılışının amacını aynca yoruma yer vermeyecek şekilde anlatmakta olduklan görülmektedir. Mehmet Fikri KARADAĞ'dan sonraki tarihte yakalanan ve haklanndaki evrak aynlan İbrahim ÖZCAN,Durmuş Ali ÖZOĞLU ve Hatice BAHTİYAR ifadelerinde Mehmet Fikri KARADAĞ'm bu söylemlerine şahit olduklannı beyan etmişlerdir. Şüphelinin Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan genel seçimlerde yönetim aleyhine legal faaliyette bulunduğu, hatta kendisinin bağımsız olarak milletvekili adayı olduğu bilinmektedir. 30.04.2007 tarihinde X şahıs/Y Şahıslar ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin bir askeri üssü arayarak X şahıs sonrası Y şahısla görüştüğü ve "Sevgili paşam nasılsın" diye hal hatır sorduğu, Y Şahsın ".. dün Çağlayan'da miydin" dediği, Mehmet Fikri'nin "Dün Çağlayan'a ekibi gönderdim, kendim seyrettim", "Çağlayan'da kuvvetli bizim ekip" diyerek yapılan mitinglerden bahsettikleri, 02.05.2007 tarihinde Recep isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Recep'in ".................. nasıl durumlar baksana toz duman DSP ile CHP birleşiyormuş" dediği, Mehmet Fikri'nin " Toz duman tabi sağda onlar birleşecek, solda, öbürleri de sağda birleşecek" dediği, Recep'in "Sağda öbürü sağda, bizimkiler solda birleşecek" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hiç bir şey olmaz, aynen öyle olacak, birinci parti CHP dedim bana kimse inanmadı" dediği, Recep'in " Evet birinci parti CHP olacak, ben sana söyleyim" dediği, Mehmet Fikri'nin "..Bütün köpekler sürünüp gidecek siktir olup gidecek" dediği, Recep'in "250 milletvekili çıkartmz değil mi paşam" dediği, Mehmet Fikri'nin "Daha fazla, daha fazla" dediği, Recep'in "Daha bile fazla, hayırlısıyla başkanım, ne diyorsun milletvekili olayım mı, gireyim mi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hemen tabi, hemen yokla, hemen yokla ben seni her zaman desteklerim", "Her şeyinden desteklerim ben seni", "Bütün bu varoşlann hepsine de yollanm adamlanmı,hiç merak etme" dediği,Recep'in "Varoşlann hepsine yollanm diyorsun Maltepe'den Ümraniye'sine kadar" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hepsine, hepsine" dediği, Recep'in "İşte ilk on, onikiye falan girebilsem" dediği, Mehmet Fikri'nin "... gönderirse buradan size oy vermiyor Kuvayı Milliye der olur biter" dediği, 14.05.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Kendilerinden bağımsız bir milletvekili seçilmesinin iyi olacağından bahsettikleri^ İzmir ilinde yapılan mitingin iyi olmadığını, olayı siyasi partilerin üstlendiğini, şova dönüştürdüklerini anlatarak Mehmet Fikri'nin "Kürsüye falan şşyj yaptık müdahale ettik" diyçrgk^kavgayı önlediklerini

anlattığı , Kemal'in "CHP ile DSP nin şeyine dönüştü yani" diyerek rahatsızlığını bildirdiği, konuşmanın ilerleyen bölümlerinde bir doktordan bahsederek, doktorun kendilerinden

bağımsız aday olabileceğini konuştukları, Mehmet Fikri'nin da Kemal'e "önce kendini düşün" diyerek bağımsız milletvekili adayı olmasını istediği, 16.07.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Ha Mamo, ya nerdesin evlatçım yav" , "Ben dedim acaba Mamocuk ne oldu dedim, gitti galiba dedim, varmıştır dedim" dediği, Muhammet'in "Hee valla sağolun komutanım arayamadım da vallah mitinge de gelemedim" "He he gelecem Allah izin ederse varan bir emriniz buradan" dediği, Mehmet Fikri'nin "Koçum benim beklerim" dediği, Yukarıda yazılı CD çözümü içerisindeki Hüseyin GÖRÜM ile konuşmalarında ; Hüseyin'in ".... Mehmet Fikri KARADAĞ en çok neye karşı, bu günkü yönetime karşı, Allah'ım dedim sana yalvanyorum, Allah'ım tam ters çevir dedim biliyor musun" , Mehmet Fikri'nin "Sen dua ettin de oldu", Hüseyin'in "Bu gün onlar yüzde 46 aldı, siz 46 oy aldınız..." Şeklindeki görüşmeleri ve yukarıda özetlenen benzer mahiyetteki birçok telefon görüşmesinin bu hususu teyit ettiği anlaşılmaktadır. Şüphelinin bu genel seçimler öncesindeki legal faaliyetlerinden Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda beklediği sonucun çıkmadığı da anlaşılmaktadır. Bu konudaki; 12.09.2007 tarihinde Yaşar ARSLANKÖYLÜ ile görüşmesinde özetle; "Bizde adaylığımızı koyduk bir bok çıkmadı, Kuvayı Milleyin'in kaç bin üyesi var Genel Başkanına kırk altı oy çıkıyor olacak iş mi bu ha..." 29.08.2007 tarihinde Hüseyin isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Hüseyin'in "Vallahi haberleri izliyorum evde üzülüyorum dedim bi komutanımı arayayım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Boşver oğulcum ya boşver, bu millet neler" , "He bu millet Nedim OKLAR'ı gördü, bu millet ya ne olacak" dediği, Hüseyin'in "Komutanım çalışması ne beş torba kömürü, yazdan kış kömürü dağıttılar", "Aziz NESİN bunlara az söylemiş bu halka ya" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tabi ya yüzde 60 ne yüzde altmışı yüzde 97 ya" , "Aziz NESİN cennette, cennette , onlar ne derse desin" dediği, 10.10.2007 tarihinde İmam Hüseyin YARDIÇ ile görüşmesinde özetle; Bir süre seçim sonrası siyasi yapıyla ilgili değerlendirmeler yaptıklan, İmam Hüseyin'in ".. bu memleketi Yugoslavya gibi bölüp parçalamaya uğraşıyorlar, iş ona geldiği zaman., biz vatanı koruruz" dediği, Amerika'nın Irak ta yapmak istediği planlardan, oyunlardan bahsettikleri, bir süre mahalle aralannda bulunan mescit ve kiliselerle ilgili konuştuktan sonra Mehmet Fikri'nin "Hepsi Amerika'ya çalışıyor köpeklerin, işte hepsi, yani o dediğin medrese denen yerler de Amerikan ajanlanyla dolu", "En büyük misyoner devletin başında" "Bu bu ş... a... millet ondan sonra gidip bunalara yine yüzde elli veriyor" dediği, 21.10.2007 tarihinde Ali isimli şahısla ile görüşmesinde özetle; Bir süre hal hatır sorduktan sonra Ali'nin Hakkari Dağlıca'da şehit olan askerleri kastederek "...Üzüntümüz var işte. Bu şeylere kafamız, moralimiz bozuldu.","Bizim yapacağımız bir şeyler var mı", "Artık yani burda çocuklar da soruyor. Yani bunaldı millet, bildiğin gibi değil." demesi üzerine, Mehmet Fikri'nin "... ne yapacağız bu..................milletine. Vatan hainlerine bilmem neylere bütün iktidan veriyor alkışlıyor. A.........bu milletin ben., ......... vatan hayinlerine her şeyi teslim ediyorlar,........çocuklan.........ibneleri akıllan başlanna gelmiyor..." dediği, Şeklindeki ve benzer mahiyette bulunan birçok telefon görüşmesinde seçim sonuçlannm istediği gibi olmamasından kaynaklanan sözlerinin her fırsatta millet sevgisinden bahseden şüphelinin millete en ağır hakaretleri edecek dereceye vardırarak bireysel bir tepki smırlanm aştığı, kendi ifadesindeki "Kuvayı Milliye Derneğinin Tam Bağımsız ve Bağlantısız" olduğu şeklindeki savunmasının aksine, seçimlerden önce Ergenekon Terör

Örgütünün amaçlan doğrultusunda yapmış olduğu yoğun mesainin karşılılığmı alamamanın ifadesi olduğu değerlendirilmiştir. Şüphelinin bu aşamadan sonra Kuvayı Milliye Derneğinin Adana ili temsilcisi Yaşar ARSLANKÖYLÜ ile yaptığı 12.09.2007 tarihli görüşmede "Şimdi özel özel bir görev almak istiyorum da şeyde" "...ayrıca şey altından örgüte devam edeceğiz Kuvayı Milliye bırakmayacağız" Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanmada istihbarat ve tetikçi kanadında görevli Kahraman ŞAHİN'in Ali SULMAZ isimli kişi ile yaptığı 08.11.2007 tarihli görüşmede "Şimdi bi takım insanları genel kurmay geri çağırdı anladın mı" "Ha anladın mı fazla telefonda konuşamıyorum ben", Ali'nin "Anladım abi baba yi da çağırdılar mı", Kahraman'm "Yani öyle bi durum var" "Tamam fazla konuşamıyom yani" Sözleri ve benzer mahiyetteki birçok telefon görüşmesinin, şüphelinin bu görüşme tarihlerinde Dernek Genel Başkanlığından ayrılmış olması, emekli bir asker olmasına karşılık "Şimdi özel özel bir görev almak istiyorum da şey de" "...ayrıca şey altından örgüte devam edeceğiz Kuvayı Milliyeyi bırakmayacağız" diyerek yeni ve özel bir görev almak istediğini belirtmesi dikkate alındığında ; kendisinin Ergenekon Terör Örgütünün hiyerarşik yapılanması içerisinde yer aldığını, 22.07.2007 tarihindeki genel seçimlere kadar örgütün amaç ve ilkeleri doğrultusunda belli bir strateji ile yönettiği Kuvayı Milliye Derneğinden seçimlerde istenilen sonucun almamasından dolayı Ergenekon Terör Örgütü yapılanmasında başka bir görev üstlenmek için görünürde ayrıldığını, ancak yeni görevinde de her zaman ihtiyaç duyacağı için Kuvayı Milliye Derneği yapılanmasmdaki örgüt üyelerinin dağılmamasını istediğini gösterdiği değerlendirilmiştir. Şüphelinin Kuvayı Milliye Derneğinin Mersin eski temsilcisi olup, perde arkasından Mersin ve Adana temsilciliklerini de yönlendirdiği anlaşılan Kemal CANAY ile yaptığı, 16.09.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Kemal'in "Gidiyo memleket, teslim mi olacaz başkanım" dediği, Mehmet Fikri'nin "............Ş.O... Korumak Ve Kollamakla Yasal Olarak Görevli Olan, emrinde milyon tane asker olan..........teslim oluyosa bize mi düşecek" "Tankı, Topu, Uçağı, Gemisi Bende Değil Onlarda, onlar ne gerekiyorsa yaparlar" dediği, Kemal'in "...belki daha beklediği vardır genel başkanım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Onlar Bekleseydi, Bizlen Temas Kurarlardı Ne Yapayım" dediği, Sözlerinin de, Ergenekon Terör Örgütünün genel seçimlerden istenilen sonucun almamasından dolayı örgütün amaç ve ilkelerine aykırı davrandıklarını düşündükleri yönetimi ancak askeri bir müdahalenin yapılmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırarak sağlayabileceği, yine bu amaçla kamuoyunda askeri bir müdahalenin haklılığı temin amacı ile görüşme tarihinde şüphelinin Kuvayı Milliye Derneğinden ayrılmış olduğu, bu durumda kendisinden bir sivil toplum hareketini yönlendirmesinin de zorlaştığı dikkate alınarak, ülkede karışıklık veya silahlı bir halk ayaklanmasına neden olabilecek derecede tepki çekip, yönetim zafiyeti oluşturacak provakatif terör eylemleri organize etme görevini beklediği değerlendirilmiştir. Yönetim aleyhine yapılan sivil toplum gösterilerine katılanların geneli için bu tür bir değerlendirme yapmak yersiz olsa da, örgüt yöneticisi sıfatı ile şüphelinin bu gösterilerin organizesinde ve katılım sağlanmasında görev aldığı telefon görüşmelerinden anlaşılmaktadır. Sözü edilen mitinglerde ve diğer sivil toplum hareketi görüntüsündeki bazı eylemlerde katılımcılardan birkaçının fotoğrafları soruşturma evrakına ekli "Ordu Göreve" yazılı döviz taşıdıkları basın ve yayın kuruluşlarında yer almıştır. Bu kişilerin şüpheli ile bağlantısı delillendirilememiş ise de, şüphelinin örgüt yöneticisi olması deneni ile TCK 314/3,220/5 maddeleri uyarınca suç teşkil eden bu eylemlerden de sorumlu tutulması gerektiği değerlendirilmiştir. -" y, -

Şüpheliler arasındaki aşağıda özetleri yazılı telefon görüşmeleri trafiği şüpheli Mehmet Fikri KARADAG'm genel seçimler sonrasındaki faaliyetlerini göstermesi açısından önemlidir. 15.09.2007 tarihinde saat:21.52 sıralarında Muhammet YÜCE ile Selim AKKURT arasındaki ; Muhammet'in "İyi o Albayla da görüştüm ben az önce yine" "...komutan diyorum, olursa olsun diyorum., biz her türlü varız, indirilecek adam varsa indirelim, her türlü arkanızdayım dedim", "Bu Yeni Şafak gazetesinde Fehmi KORU mu ne var ya bir tane gazeteci" "O kafaya takmış, tamam dedim, o bizden dedim, sen sadece yeri ayarla dedim,., sen bizi başkasına yönlendir dedim" , "Yani yapacağımız varsa yapalım bize destek olsun dedim", "O gazeteciyle dedim Sabahat TUNCEL'i biz indirelim dedim, senin için indirelim ama, dedim sende bize yap dedim", Selim'in "Gazeteci kolay ya gazeteci erkek değil mi", Muhammet'in "Erkek, Fehmi KORU var ya a... k... ", "Komutan onu biz indiririz dedim, Sabahat TUNCEL'i de indirelim dedim, zaten Sabahat TUNCEL'i indireceğiz dedim, ikisini de indirelim dedim, siz gerisine karışmayın dedim, siz sadece bize yolu gösterin dedim" Selim'in "Baydemir'le O Olabilir", Muhammet'in "Sabahat TUNCELİ dedim, o da tamam diyor, tamam da a... k.... önce bir mekan lazım bize, para lazım dedim..." 21.09.2007 tarihinde saat:13.13 sıralarında Selim AKKURT ile Ayhan ÇELİK arasındaki ; Ayhan'ın "He yeter a... k..., peki oyuncakların falan nasıl iyi mi", Selim'in "Oyuncaklarım hazır işte maddiyata bakıyor" 29.09.2007 tarihinde saat :23.58 sıralarında Muhammet YÜCE ile Selim AKKURT arasındaki ; Muhammet'in "İyi, ben şimdi bizim Fikri Albayla görüştüm de beni aradı..." , "...Biri varmış İstanbul'da, o da maddi destek sağlayacak, diyor gidin ona diyor, nasıl edek" , "Hı başımızı ağrıtır ama ...","... 'de ceza savcısı varmış, ... ceza savcısı, bir de hakim varmış, baş hakim midir nedir, diyor onlarla da görüştürecem sizi, onlar da arkanızda ama,onlarm bize ne faydası olacak ki a... k... ", "Bir işe benzesin, bir de içerde bakacak bir para olsun a... k..." , "Devlet zaten bizi s... de", "Ancak o büyüklerden koruyanlardan olursa olur,korur,yoksa dışardan öyle devlet mevlet bizi de s... a... k..., adam diyecek devletin askeri var, polisi var, size mi kalmış a... k..." , "He iyice bizi vatan haini ederler de", Selim'in "He Ağca gibi oluruz ha", Muhammet'in "Başka bir şey dediğin, Orhan PAMUK'u diyek a... k...", Selim'in isim söylememesi konusunda uyanda bulunduğu, daha sonra DİNK cinayeti ile ilgili gazetede çıkan haberlerden bahsederek Selim'in "Ogün'ün hesabında trilyon varmış", Muhammet'in "Ya a... k..., bunlar DİNK'i hallettiler hiçbir s... olmadı, ne akrabaları ne çevreleri, hepsi kahraman oldu çıktı a... k..., biz ona diyek ki gelin biz ORHAN'ı dökek", 30.09.2007 tarihinde Muhammet YÜCE'nin Coşkun ÇALIK'a gönderdiği telefon mesajında ; "Halaoğlu, gazeteci Orhan PAMUK'u halledecez,ben,sen,Halil,Fuci, var mısın, toplam 2 trilyon alacaz,var mısın kurban bayramından sonra hazır ol" 02.10.2007 tarihinde Muhammet YÜCE' nin Coşkun ÇALIK'a gönderdiği telefon mesajlarında ; "Allah izin ederse Orhan PAMUK'un kurban bayramından sonra İstanbul'da konferansı varmış, gece 2 gibi toplantı çıkışı halledecez, ilk başta 2 trilyon alacaz, işi bitirdikten sonra da 5 trilyon,bir tane villa,bir tane benzin istasyonu alacaz,bunlar İstanbul'da, ama sonuçta kesin yakalanacaz, bunu bü,Hrant DİNK'i vuranlar gibi tüm Türkiye bizim peşimizde olacak,haberin olsun " "Bu hafta görüşecez,Ben, Sen, Halil, Fuci, hazırlıklı ol" , "Öyle de yok,böyle de, en azından hayatımızı kurtannz,babalar gibi yatarız çıkanz,zaten Sedat PEKER yakalanınca bizi kendi koğuşuna aldıracakmış,en büyük biz olacaz,paranm da her şeyin de en iyisini yapacaz, halaoğlu bu saatten sonra bize bu gider" 09.10.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile Coşkun ÇALIK arasındaki ; Muhammet'in "He iyi bayramdan sonra hazırlan ha", "Kesin ha tamam" , Coşkun'un "Kurban bayramını sabırsızlıkla bekliyorum yani" , Muhammet'in "Kesm bak daha buradan bunun dönüşü yok,işi hallettiklesin kararlaştırdık " »

10.2007 tarihinde saat:00.06 sıralarında Muhammet YÜCE ile Selim AKKURT arasındaki ; Selim'in "Tamam, şey yap ne oldu komutandan bişey çıkmıyor mu", "deki Osman yada şey ...", Muhammet'in "Tamam bakacağız" 21.10.2007 tarihinde saat: 15.25 sıralarında Selim AKKURT ile Zafer POLAT arasındaki ; Selim'in "....Abuşlan görüştük, Abus gitti. Ertesi gün a... k... o şeyler patladı mevzuatlar. Ondan sonra numaramı değiştim hemen.", "Onun telefon da kesin mimlidir yani. .. .ama isim vermedik birşey etmedik öyle bir konuştuk işte...", Zafer'in "E ne edek a... k...., bizde gidek, sen o zaman git, o DTP'nin başkanını öldür. Bende gidim ha o Diyarbakır belediye başkanını. Kardaş bizde gidip yatak ne edek." , 22.10.2007 tarihinde saat:18:20 sıralarında Muhammet YÜCE ile Selim AKKURT arasındaki; Muhammet'in ".. .Albayından birşey çıkacağı yok, o... a... koyayım, iki gündür ara ara a... k..., ..bu sefer de diyor, devletin askeri var, polisi var boş verin, a... k.. k.... ya" , "Bizim rızkımız kesiliyor her taraftan" 22.10.2007 tarihinde saat: 19:09 sıralarında Muhammet YÜCE ile Selim AKKURT arasındaki ; Muhammet'in " O Veli KÜÇÜK'ün telefonunu bulamaz mısın", Selim'in "Bulurum", Muhammet'in ".. ..bir de Veli KÜÇÜK'ü bulayım bana", "Bu Albaydan bi s... çıkmayacak a... k... onun ben", Selim'in "... onu boşver ya, bize güvenemez halaoğlu o, o yüzden biliyor musun" , Muhammet'in "...bana Veli KÜÇÜK lazım, onu bir bulayım" , Selim'in "Veli KÜÇÜK bizimkinin arkadaşı ya" , "Geldi ben görmüşüm" 30.10.2007 tarihinde saat:17:15 sıralarında Muhammet YUCE'nin Selim AKKURT'a gönderdiği mesajda; ".. .sen Veli KÜÇÜK'ün numarasını sen sade bana bul a... k..., o tanıdık Albaydan bir s... çıkmayacak, sen o Veli KÜÇÜK'ün numarasını bana bul yolla" 12.11.2007 tarihinde saat: 19.28 sıralarında Muhammet YÜCE ile görüşmesinde ; Mehmet Fikri'nin "Muhammet" , "Oğulcum, şey hattından arıyorum. Öbür hat dinlendiği için." , "Öbür hattan arıyorum." , "Şimdi şeyim ben. Oradan aradığım için, öbür numaradan hiç arama" , "Yarın bir yerde buluşalım.", "Ben seni arayacağım." 12.11.2007 tarihinde saat: 19.49 sıralarında ; Muhammet YUCE'nin kullanımında bulunan 537 878 66 42 numaralı telefon hattı ile Mehmet Fikri KARADAG'm kullanımındaki 535 888 15 14 numaralı telefon hattını ödemeli olarak aradığı, Mehmet Fikri KARADAG'm ödemeli aramayı kabul ettiği 12.11.2007 tarihinde saat: 20.12 sıralarında ; Muhammet YUCE'nin kullanımında bulunan 542 588 35 26 numaralı telefon hattı ile Mehmet Fikri KARADAG'm kullanımındaki 5358881514 numaralı telefon hattını çaldırdığı 12.11.2007 tarihinde saat : 20.12 sıralarında ; Mehmet Fikri KARADAG'm kullanımındaki 535 888 15 14 numaralı telefon hattı ile Muhammet YUCE'nin kullanımında bulunan 542 588 35 26 numaralı telefon hattını çaldırdığı 12.11.2007 tarihinde saat : 20.13 sıralarında ; Mehmet Fikri KARADAG'm kullanımındaki 535 888 15 14 numaralı telefon hattı ile Muhammet YUCE'nin kullanımında bulunan 542 588 35 26 numaralı telefon hattını çaldırdığı, Muhammet YUCE'nin telefonunun meşgul düştüğü 12.11.2007 tarihinde saat : 22.56 sıralarında Mehmet Fikri KARADAG'm kullanımında bulunan 0 535 888 15 14 numaralı telefonu ile , Muhammet YUCE'nin kullanımında bulunan 0 536 310 28 79 numaralı telefon arasında yapılan görüşmede özetle ; Mehmet Fikri'nin "Oğlum ben seni anyacam dedim, başka telefondan. Bu telefondan aradın, bütün planı bozdun." , "Ben seni ararım evlat. Onlann şeyini alırız, o telefondan tamam.", "Telefonlarını alırız çocukların..." 13.11.2007 tarihinde saat: 14.06 sıralarında Muhammet YUCE'nin kullanımında bulunan 0 537 878 66 42 numaralı telefonu, Mehmet Fikri KARÂTJAĞ'm kullanımında bulanan 0 216 449 14 35 numaralı sabit telefonla aramalıyla yâpila4 görüşmede özetle ;

Mehmet Fikri'nin "O şeyin delikanlının telefonunu kaçtı, o bana vermişti ama ben onu biyerde kaybetmişim.", Muhammet'in "Onu şey mesajlamı göndereyim?" Mehmet Fikri'nin "Yok, o telefonu hiç kullanmıyorsun." "O 24 saat dinlemede.", Muhammet'in "Hangisi komutanım

sizinki mi" , Mehmet Fikri'nin " O senin ikisi de. Ceplerin ikisi de.", Muhammet'in "Anladım başka bir numara verin bana." Mehmet Fikri'nin "Eee o numarayı şimdi veremiyorum", "Verirsem ikisi de şu anda elimdekiler öyle" , "Olursa ben sana ordan zaten mesaj çekerim. Bir tane alırsam yeni hat" , Muhammet'in "Şimdi ne var komutanım, Var mı bişey" , "He şeyi, dün gazeteyi okudum, gazetede şey var" , "Tespihli mespihli ne oldu onlar" Mehmet Fikri'nin "Onlar yalancı peygamber olmuş işte. Seçimden sonra benim zaten hiç uğradığım yok ya terk ettim", Muhammet'in "Bıraktınız mı siz orayı" , Mehmet Fikri'nin "Terk ettim bırakmış gibi bişey artık. Yani napayım artık", Muhammet'in "Nasıl yapalım orayı şimdi" Mehmet Fikri'nin "Konuşmamız lazım işte, onun için hemen en kısa zamanda" dediği, Muhammet'in "Tamam komutanım onu hallederiz. Tamam var mı bi emriniz komutanım." Mehmet Fikri'nin "Ben seni 10 dakika sonra ariyayım. O çocukla görüşmem lazım." "...Bir kaç dakika sonra arıyacam. O telefonu bana bildir. Onu yazdır bana" 13.11.2007 günü saat: 14.10 sıralarında Muhammet YÜCE ile Selim AKKURT arasındaki; Muhammet'in "Şey et ha, iyi ben görüştüm a, şimdi o senin numaranı istedi, şimdi yine aradı, veriyorum ha bu numarayı diyor bi onla görüşecem", Selim'in, "Şey mi" dediği, Muhammet'in "Ha Fikri Karadağ" , Selim'in "He, tamam da, isim soy isim söyleme" , Muhammet'in "He yo. Diyor onla bi görüşeyim bi iş var diyor tamam mı" 13.11.2007 tarihinde saat: 14.10 sıralarında Muhammet YÜCE'nin kullanımında bulunan 0 537 878 66 42 numaralı telefonu, Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullanımında bulanan 0 216 449 14 35 numaralı sabit telefonla aramasıyla yapılan görüşmede; Mehmet Fikri'nin "Muhammet benim oğulcum" , "Söyle canım telefonu" dediği ve (545 251 66 25Verilen telefon numarası Selim AKKURT'un telefon numarasıdır) numaralı telefonu aldıktan sonra "İyi bunu ben arayınca bulacam direkt", Muhammet'in "Doğrudur komutanım şu an telefon açık" , "Tamam komutanım. Eee beni neyse onu arar ben ondan şey yaparım" Mehmet Fikri'nin "Tamam yüz yüze görüşmek lazım. Telefonda olmaz." Muhammet'in "Görüşürüz o zaman en kısa zamanda tamam komutanım" Mehmet Fikri'nin "Telefon olursa ben senden öğrenince onun telefonunu ararsın" , "Herhangi bir sivil telefon ben sana bildiririm" 13.11.2007 tarihinde saat: 14.12 sıralarında Muhammet YÜCE ile Selim AKKURT arasındaki ; Muhammet'in "Numaranı verdim ha, bu numarayı arayacak. Bak bakayım hele ne diyor a... k..." , Selim'in "Tamam, sen bişey konuşmadın mı" , Muhammet'in "Yok telefonla konuşamadım da. Dedi bana o lazım dedi, onla görüşmem lazım dedi, herhalde bir iş mi vardır nedir bilmiyorum ki. Tamam dedi, o bana lazım dedi, numarasını ver dedi, onla görüşecem dedi, yüzyüze görüşülmesi lazım dedi nasıl edek dedi" , Selim'in "Tamam giderim ben ya" , Muhammet'in "Ama yine de dikkat et. Bu ayrılmış ordan ha. Bırakmış orayı ha." 13.11.2007 tarihinde saat: 14.28 sıralarında Selim AKKURT ile Muhammed YÜCE arasındaki ; Muhammet'in Selim'e Mehmet Fikri ile görüşüp görüşmediğini sorduğu, Selim'in "Yok o şeyden arar beni, ankesörlüden arar, o yüzden", Muhammet'in "Bi iş var dedi de, konuşamadım bende" , devamında da Mehmet Fikri KARADAĞ'm Selim ile görüşmek istediğinden bahsettikten sonra "Diğer o şerefsizler sahte peygamber olmuş çıkmışlar diyor, deki orayı ele alak, deki tekrar get deki orayı deki alak deki a... k...., Deki sen gerekeni yapak, deki sen şeyi yap , deki sen hallet bizi , deki biz orayı alınk deki geri, hele bak ne diyor, ya da başka bir iştir heraldeki tamam." 13.11.2007 günlü fiziki takip tutanağında ; Saat:16.05 sıralarında Mehmet Fikri KARADAĞ ile Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR'in Kadıköy Beşiktaş JDO iskelesi önünde buluştukları, yaklaşık 10 dakika sonra Beşiktaş feriboranaJ)indikleri,-sâat:17.15 sıralarında

Halasgargazi Caddesi Unsal Çarşısı No:300/73-84 sayılı adreste bulunan Şişli 35. Noterin ofisi olarak kullandığı yazıhaneye girdikleri ve burada Mahmut KUZ ile buluştukları, saat: 18.40 sıralarında üç şahsın da noterden çıktıkları, yaklaşık 5 dakika sonra Mahmut KUZ'un diğer şahıslardan aynldığı, Mehmet Fikri KARADAĞ ve Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR' in Mecidiyeköy istikametine yöneldikleri, Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR'in burada İETT otobüsüne binerek Mehmet Fikri KARADAĞ'dan ayrıldığı, M.Fikir KARADAĞ'm ise yaya olarak Şişli Osmanbey metro girişine yürüdüğü ve saat: 18.57 sıralarında 0212 224 14 13 numaralı ankesörlü telefon ile bir yeri aradığı, daha sonra yine saat:19.07 sıralarında yaya olarak Şişli Harbiye Vali Konağı kavşağına gelip 0212 296 14 61 numaralı ankesörlü telefondan bir yeri aradığı,sonrasmda Harbiye ordu evine girdiği ve burada yaklaşık 30 dakika kaldıktan sonra Beşiktaş Kadıköy iskelesine gelerek Kadıköy feribotuna bindiği, belirtilmiştir. 13.11.2007 tarihinde saat: 19.25 sıralarında Muhammet YÜCE'nin kullanımında bulunan 0 537 878 66 42 numaralı telefonu, Mehmet Fikri KARADAĞ'ın kullanımında bulanan 0 212 233 14 39 numaralı sabit telefonla aramasıyla yapılan görüşmede; Mehmet Fikri'nin "Mamo o telefon cevap vermiyor oğlum" , "545 evet 05452516625 cevap vermiyor şimdi kapalı diyor" , Muhammet'in "Ben ona ulaşayım hemen komutanım, bakıyım ben bi diğer numaralarını deneyeyim" 13.11.2007 tarihinde saat: 19.43 sıralarında Muhammet YÜCE ile Coşkun ÇALIK arasındaki ; Muhammet'in "Tamam şuan Halil ( Selim Akkurt ) görüşmeyi yapıyor. Görüşüyorlar. Toplantıdalar şu an, eğer dediğim iş olursa bu akşam olacak tamam. Ya yarın ya da öbür gün gideceğiz, hazırlan." , Coşkun'un "Tamam ben hazırım ya" , Muhammet'in "Vallah diyorum, şu an görüşüyorlar para konusunda. Yarın öbür gün gidebiliriz a... k... var var, yok yok.", Coşkun'nun "Bekliyorum bekliyorum . Ben hazırım her türlü ya.", 13.11.2007 tarihinde saat: 21.27 sıralarında Muhammet YÜCE ile Selim AKKURT arasındaki; Muhammet'in "He şey et aradı mı seni Albay", Selim'in "Yok işte kapandı ondan sonra telefonum da aramadı", Muhammet'in Mehmet Fikri'nin kendisine ulaşmaya çalışıtığmı belirttikten sonra "Şu an şeydeymiş, Harbiye oteli nerde. Orada bekliyormuş seni" 13.11.2007 tarihinde saat: 21.31 sıralarında Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullanımında bulunan 0 535 888 15 14 numaralı telefonla, Muhammet YÜCE'nin kullanımında bulanan 0 542 588 35 26 numaralı telefonu aramasıyla yapılan görüşmede; Muhammet'in "Alo komutanım." "Şu an numara açık" "Bekliyor sizi" Mehmet Fikri'nin "Peki peki. Artık şey eve geldim. Ben napıyım şimdi, artık sonra" , "Sonra sonra ararım", "Tamam şimdi görüşme şansım yok." 16.11.2007 tarihinde saat: 21.49 sıralarında Selim AKKURT'un Muhammet YÜCE'ye gönderdiği mesajda ; " Halaoglu, şu an Balıkesir'deyim ne yaptın, Albay'la görüştün mü, kontorüm yok, Mesud'un numarasını msj at" 22.11.2007 tarihinde saat: 16.19 sıralarında Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullanımında bulunan 0 535 888 15 14 numaralı telefonu, Muhammet YÜCE'nin kullanımında bulanan 0 537 275 90 74 numaralı telefonla aramasıyla yapılan görüşmede; Aralarında merhabalaştıktan sonra Mehmet Fikri'nin "Sen nasılsın" Muhammet'in "Allaha şükür komutanım, bizim moral bozuk işte", "Bizim elamanı aldılar", Mehmet Fikri'nin "Kim o" Muhammet'in "Bizim elaman vardı ya İstanbul'daki. Onu aldılar ilçeden." Mehmet Fikri'nin " Hee. Öylemi" Muhammet'in "Vallaha da billaha, nasıl oldu bizde anlamadık ha." Mehmet Fikri'nin "Ne bileyim ben, hiçbir şey, nerden bileyim ben ya, ben hiç aramadım" ,Muhammet'in "He görüşmediniz siz hiç" Mehmet Fikri'nin "Hayır, ben ne arayayım, sen bu telefondan verdikten sonra ne arayayım, sen telefondan veriyorsun. Telefon bu telefondan şey verilir mi. Senin yüzünden olmuştur- ;Şen seni akıllı adam zannediyorum ya. Neyse tamam. 24 saat dinleniyor bu telefon", M'uhaîhmet'in "Neyse ben

bir geldiğimde görüşürüz komutanım" , Mehmet Fikri'nin "Neyse buluşuruz"

peki

hadi Ankara'da

Şeklinde konuşmaların geçtiği tespit edilmiştir. Mehmet Fikri KARADAG'm ankesörlü telefondan Selim AKKURT'un kullanımında bulunan 0545 251 66 25 numaralı cep telefonunu aradığı, ancak ulaşamadığı tespit edilmiş, Selim AKKURT belirtilen cep telefonunun kendisine ait olduğunu, ancak bu tarihte Mehmet Fikri KARADAĞ' m neden kendisine ulaşmak istediğini bilmediğini söylemiş, Mehmet Fikri KARADAĞ ise Muhammet YÜCE'nin kendisine bir akrabası olduğundan bahsettiğini, kendisinin de telefon numarasını istediğini,vermiş olduğu numarayı aramış olabileceğini, ancak görüştüğünü hatırlamadığını beyan etmiştir. Şüphelinin , 10.07.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile yaptığı görüşmede ; Mehmet Fikri'nin "Oğulcum şimdi Bursa'dan Muhammet (Muhammet YÜCE) diye bir çocuk geliyor","Bizim Derneğin önde gelmiş olduklarından" , "Arabasıyla geliyormuş, onu alın görüşün, Hüseyin abinle de görüşsün, bende çıktım geliyorum" , "Muhammet diye bir çocuk, uzman çavuşmuş" şeklindeki sözleri ve telefon görüşmeleri genelinden de , Mehmet Fikri KARADAG'm , psikopat ve megalomanyak olduğunu düşündüğü Muhammet YÜCE'nin kendisi ile yaptığı hiçbir konuşmayı dikkate almadığı, Muhammet YÜCE'nin konuşmalardan kendine görev çıkarttığı, bazen de frenlemek için kendisi ile yanlış anlama gelebilecek tarzda konuştuğu şeklindeki beyanlarının da,savunma ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Coşkun ÇALIK, Muhammet YÜCE'nin daha önce Ahmet TÜRK'Ü öldürme teklifinde bulunduğunu,ancak PKK'nm ailelerine zarar verebileceğini düşündüklerinden vazgeçtiklerini, daha sonra da Mehmet Fikri KARADAG'm Muhammet'e Orhan PAMUK' u öldürmeyi teklif ettiğini, Osman BAYDEMİR konusunda da aynı şeylerin geliştiğini, Orhan PAMUK'a suikast eylemini planladıklarmı,eylemde tetiği Halil (Kod) Selim AKKURT' un çekeceğini, kendisi ile Ayhan ÇELİK' in gözetleyici olacağını, Muhammet YÜCE' nin de şoför olacağını, Muhammet YÜCE ile aralarındaki mesajlarda Fuci olarak geçen kişinin Fuci (Kod) Ayhan ÇELİK olduğunu ve bu kişiyi Selim AKKURT' un akrabası olarak bildiğini beyan etmiştir. Selim AKKURT, 13.11.2007 günü saat 18.57 ve 19.08 sıralarında Mehmet Fikri KARADAĞ m 0212 224 14 43 numaralı ankesörlü telefondan kendisinin kullanımında bulunan 0545 251 66 25 numaralı cep telefonuna ısrarla ulaşmak istediği ancak ulaşamadığının tespit edildiği, tüm bu eylem planlarının konuşulduğu bir dönemde Mehmet Fikri KARADAĞ' m kendisine ısrarla ulaşmak isteme sebebinin sorulması üzerine; Belirtilen cep telefonunun kendisine ait olduğunu, ancak bu tarihte Mehmet Fikri KARADAĞ' m neden kendisine ulaşmak istediğini bilmediğini, bu hususun Fikri Karadağ' a sorulmasını istediğini, Mehmet Fikri KARADAĞ ile hiç görüşmediğini, kendisinin böyle bir eylem planının içerisinde olmadığını beyan etmiştir. Muhammet YÜCE,Selim AKKURT ile Mehmet Fikri KARADAĞ'I kendisinin tanıştırdığını, birbirlerine telefon numaralarını verdiğini,Fikri Albay'm kendisinden dört dörtlük delikanlı bir adam istediğini,kendisinin de Selim'in telefonunu verdiğini,Fikri Albayın İstanbul'da bir otel söyleyerek buluşmak için çağırdığım, sonrasında Selim'e ulaşamadığını söylediğini,daha sonra da "sen ulaşabiliyorsan akşam yediye kadar orda olsun" dediğini, ne amaçla çağırdığını neden böyle bir adam istediğini de bilmediğini, S elim AKKURT'u İstanbul'da olduğu için tavsiye ettiğini, Selim'in Erzurum Oltu'daki ağabeylerinin karıştığı bir silahlı çatışma olduğunu, bu olayda iki kişi öldüğünü, 3-4 kişinin de yaralandığmı,ölü ve yaralıların hepsinin Selim AKKURT'un ailesinden olduğunu, bu olaydan bir yıl sonra karşı taraftan bir kişinin öldürüldüğünüzü olay nedeni ile Selim'in dört yakınının tutuklandığını, Selim'in bu olaydan dolayı aranıp aranmadığını bilmediğini, Orhan PAMUK ile herhangi bir husumeti olmadığını, Orhan PAMUK'u kaldırma konusunda-Selim-AKKURT ile aralarında konuştuklarını, ancak herhangi bir şey yapmadıklafrnı, "gerçekleştirmeyi düşündüğü

eylemden sonra Türkiye'nin ikiye bölüneceği ve iç savaş çıkacağını düşünerek vazgeçtiği" şeklindeki kaçamaklı beyanının bu değerlendirmeyi doğruladığı telefon görüşmelerinde geçen Halil isimli kişinin Selim AKKURT olduğunu beyan etmiştir. Bütün bu telefon görüşmeleri ve ifade içeriklerinden Ergenekon Terör Örgütünün Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanmasının Orhan PAMUK,Fehmi KORU,Ahmet TÜRK, Osman BAYDEMİR veya Sebahat TUNCEL'in öldürülmesi konusunda plan yaptığının sabit olduğu ve gerçekleşmesi halinde terör eylemi niteliğinde bulunacağının yukarıda genel açıklamalar bölümünde geniş olarak açıklandığı, Coşkun ÇALIK'm bu eylem planının var olduğunu söyleyerek eyleme katılacak olan Halil lakaplı kişinin Selim AKKURT olduğunu beyan ettiği, Muhammet YUCE'nin ise Halil lakaplı kişinin Selim AKKURT olduğunu, bu eylemleri aralarında konuştuklarmı,kimseden talimat almadıklarını ve kendiliklerinden vazgeçtiklerini beyan ettiği, Mehmet Fikri KARADAĞ ve eylem planında adı geçen diğer şüphelilerin Orhan PAMUK ve adı geçen diğer kişiler ile şahsi bir husumetlerinin bulunmadığı,tüm delillerin değerlendirilmesinden anlaşılacağı gibi bu eylemin provakatif bir terör eylemi olacağını bildikleri, Kuvayı Milliye Demeği ve dernek tüzüğünde gösterilen görünür yasal amacı ile ilgili olmadıkları kendilerine ait bölümde yazılı bulunan telefon görüşmelerinden açıkça anlaşılan , esasen maddi çıkar karşılığında aralarında herhangi bir husumet bulunmayan kişileri de öldürmeyi göze alabilecek yapıdaki Muhammet YÜCE,Selim AKKURT, Coşkun ÇALIK ve Ayhan ÇELİK isimli şüphelilerin maddi menfaat ve eylemden sonra korunup kollanma vaadi ile teklifi kabul ettikleri, esasen Muhammet YUCE'nin Coşkun ÇALIK ile yaptığı 02.11.2007 günlü telefon görüşmesinde söylediği "İyi belki çıkar da kurtarak amına koycam. Savaş çıkar da o kuyumcuları soyak o adamları", "Valla banka mankalara girek belki millet savaş telaşına düşer amma koyını, yaralı ölü, bizde gidek bankaları soyarık anıma koyım." "Benim derdim o. Yoksa ne sikerim ben Türkiye'yi amma koyim he " sözlerinden anlaşılacağı gibi yapmayı planladıkları eylemleri gerçekleştirmeleri halinde ülkenin nasıl bir hale geleceğini öngördükleri, yakalanmayı başından itibaren göze aldıkları, yakalanmamaları halinde ise bu eylemlerden dolayı ülkede çıkacak bir karışıklıktan kendi menfaatleri doğrultusunda ayrıca yararlanma düşünceleri bulunduğu anlaşılmaktadır. Muhammet YUCE'nin Mehmet Fikri KARADAĞ'm yukarıda sözü edilen provakatif terör eylemleri için kendisinden eleman temin etmesini istemesi üzerine iki ayrı cinayet suçundan yakalama emri ile aranan Selim AKKURT'u Mehmet Fikri KARADAĞ ile tanıştırdığı, bu aşamadan sonra telefonlarının dinlendiği yönündeki kuvvetli şüphesi nedeni ile Mehmet Fikri KARADAĞ'm Muhammet YÜCE ile yaptığı konuşmalarda eylemlere onay vermediği anlamı çıkarılacak sözler söylediği, Muhammet YUCE'nin ilk başta bu durumu anlamadığı ve Mehmet Fikri KARADAĞ'm eylem yaptırmaktan vazgeçtiğini düşünüp Veli KÜÇÜK ile bağlantı kurmaya çalıştığı, ancak gerçekte Mehmet Fikri KARADAĞ'm eylemlerden vazgeçmediği, olabildiğince dikkatli şekilde tekrar Selim AKKURT ile bağlantı kurduğu, en son da iki ayrı ankesörlü telefondan Selim AKKURT'un kullanımındaki cep telefonunu aradığı ancak ulaşamadığının belirlendiği, bu aşamadan sonra planlanan eylemler için yapılan görüşme ve faaliyetlerin arttığı, hedefteki kişiler için göze alınamayacak derecede tehlikeli boyuta vardığı düşüncesi ile zaten yakalama emri ile aranan Selim AKKURT'un yakalandığı anlaşılmıştır. Bu açıklamalar ile, Mehmet Fikri KARADAĞ'm yukarıda yazılı Kemal CAN AY ile görüşmesinde Kemal'in söylediği "Gidiyo memleket, teslimmi olacaz başkanım" , kendisinin söylediği ".. Şerefsiz O... Ç...., Korumak Ve Kollamakla Yasal Olarak Görevli Olan, emrinde milyon tane asker olan o... ç... teslim oluyosa bize mi düşecek", "tankı, topu , uçağı gemisi bende değil onlarda, onlar ne gerekiyorsa yaparlar", Kemal'in ".. .belki daha beklediği vardır genel başkanım" ve kendisinin söylediği "Onlar bekleseydi bizle temas kurarlardı ne yapayım" sözleri ile beklediği bağlantının kendisi ile kurulduğunun ve Yaşar

ARSLANKÖYLÜ ile görüşmesinde almak istediğini söylediği "Özel görevi" bağlı bulunduğu Ergenekon Terör Örgütünden aldığı değerlendirilmiştir. "Lobi" adı verilen örgüt belgesinde "Eleman Profili" alt başlığında yazılı " .... gereğinde her tür eleman profilinden yararlanılmasından kaçınılmamalıdır. Özellikle sistemle barışık olmayan, aradığını bulamamış yapıdaki kişilikler seçilmelidir...." hedefine uygun olarak daha önce örgüte kazandırdığı,profıli yukarıda kısaca açıklanan Muhammet YÜCE'den söz konusu provakatif terör eylemleri için adam temin etmesini istediği, Muhammet YUCE'nin temin ettiği iki ayrı kasten öldürme suçundan aranan, ayrıca işleyeceği bir cinayet için prakitle daha fazla ceza yatmayacak Selim AKKURT'un bu eylemler için en uygun kişi olduğunu değerlendirerek bağlantı kurmaya çalıştığı, şüphelilerin görüşmelerinde haklarında suikast planlan yapılanların etnik,siyasi,yazar ve gazeteci kişilik ve kimlikleri ile uluslar arası düzeyde dahi tanınan ve dile getirdikleri bazı söylemleri nedeni ile de yandaşları olduğu kadar halkın bir kısmının tepkisini de çeken kişiler olduğu,maddi menfaat karşılığı bu eylemlerin havale edileceği yukarıda yazılı kişilerden ayrı,neredeyse gönüllü olarak bu eylemleri gerçekleştirebilecek pek çok kişinin bulunduğu, kamuoyundaki bu algılama nedeni ile olası bir suikastin Ergenekon Terör Örgütünce takdim edileceği görünürdeki sebeplerinin kamuoyunca doğru olarak algılanmasına yol açacağı gibi,eylemlerin asıl amacına uygun şekilde halkın bir kısmının tepkisini sağlayacak, hatta Muhammet YUCE'nin ifadesinde "gerçekleştirmeyi düşündüğü eylemden sonra Türkiye'nin ikiye bölüneceği ve iç savaş çıkacağını düşünerek vazgeçtiği" şeklindeki kaçamaklı beyanına uygun bir tehlike oluşturacak nitelikte oldukları değerlendirilmiştir. Coşkun ÇALIK'm "...Orhan PAMUK'u tanımadığını,televizyonda dahi görmediğini, ancak Muhammet YÜCE' nin kendisine Orhan PAMUK'u öldürmeleri halinde Fikri Albay'm 2 trilyon vereceğini söylediğini, Muhammet YUCE'nin kendisine Orhan PAMUK'u Türk düşmanı bir yazar olarak anlattığmı,paraya ihtiyacı olduğu için bu teklifi önce kabul ettiğini, bu eylemi gerçekleştirmeleri halinde Muhammet YUCE'nin dediğine göre Fikri Albay'm adam başı 2 trilyon vereceğini, kendisi Muhammet YÜCE'ye Albay'da bu kadar para ne geziyor diye sorduğunda Albayın bir derneğinin olduğunu, o dernekten paranın geleceğini söylediğini..." şeklindeki ifadesinde de belirttiği şekilde bu eylemler için vaat edilen miktardaki paranın Mehmet Fikri KARADAĞ'da bulunmasının, bulunsa bile yukanda açıklanmaya çalışıldığı şekli ile bu eylemleri nerede ise gönüllü olarak yapabilecek kişiler varken maddi menfaat karşılığı azmettirdiği diğer şüphelilere vermesinin mantıksız olacağı, bu hali ile de suikast için Mehmet Fikri KARADAĞ tarafından vaat edilen paranm da Ergenekon Terör Örgütünün Lobi Yapılanması tarafından karşılanacağı değerlendirilmiştir. Şüphelinin,Ergenekon Terör Örgütünün diğer birimlerinde önemli görevler alan Veli KÜÇÜK,Muzaffer TEKİN,Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, Sedat PEKER,Semih Tufan GÜLALTAY,Sami HOŞTAN,Sevgi ERENEROL ve Kemal KERİNÇSİZ ile bağlantılı olduğu,yukanda özetlenen Gizli Tanık-17 ve diğer beyanlar ile kendi beyanlan içeriğinden de anlaşılmaktadır. Gizli Tanık-17'nin " Zaman içersinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM arasında bir sürtüşmenin olduğuna şahit oldum. Hüseyin GÖRÜM, Mehmet Fikri KARADAĞ' m başkalan ile ilişkide olduğunu, toplantılar yaptığını, kendisini ise bunlara çağırmadığını söylüyordu. Hatta burada dernekte yönetim kurulu var, neden onlara gidip danışıyorsun dediğini biliyorum. Hüseyin GÖRÜM' ün Mehmet Fikri KARADAĞ' m bu ilişkilerinin ortaya çıkartmak için o sıralar dernekte yatıp kalkan Niyazi KIYAK isimli kişiye kendisini takip ettirdiğini, bu kişinin de Mehmet Fikri KARADAĞ' ı Acıbadem semtindeki evinden Karaköy semtindeki Türk Ortodoks Patrikhanesine ait küçük bir kiliseye kadar takip ettiğini, kiliseye girdiğini görüp geri dönerek durumu Hüseyin GÖRÜM'e anlattığını, Hüseyin GÖRÜM' ün de bunun üzerine ben zaten bunun Hıristiyan olduğunu biliyordum.

Asıl dönmemiş dönme kendisidir dediğini biliyorum. Bu olaydan sonrada Mehmet Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM arasında sert tartışmalar oldu" şeklindeki beyanı da, Mehmet Fikri KARADAĞ ile Sevgi ERENEROL arasında örgütsel gizlilik içerisinde bağlantı bulunduğunu göstermektedir. Mehmet Fikri KARADAĞ'm Veli KÜÇÜK ile irtibatlı olduğu, Türk Dünyası Vakfında buluştukları tespit edilmiştir. Yapılan fiziki takipte ; 10.11.2007 günü ( Yukarıda yazılı suikast planı görüşmelerinden önce ) Kuvayı Milliye Derneği eski başkanı Mehmet Fikri KARADAĞ ve Veli KÜÇÜK'ün Eminönü ilçesi Hoca Gıyasettin Mahallesi Şifahane Sk. No:6 sayılı adreste bulunan Türk Dünyası Vakfında buluşacakları bilgisinin edinilmesi üzerine, aynı gün saat: 15.20 sıralarında belirtilen adres önünde, trafiğe kapalı sokak üzerinde park edilmiş halde, 34 A 0009 beyaz zemin üzerine kırmızı resmi plakalı Honda marka gri renkli araç, 34 SB 598 plaka sayılı Kia Sorento marka siyah cip, 34 GV 021 plaka sayılı Volvo marka araç, 34 AH 4523 plaka sayılı Hyundai Getz marka mavi renkli araç, 34 DC 8823 plaka sayılı Toyota Corolla marka araçların bulunduğu görüldükten sonra bahse konu vakıf içerisine girildiğinde, avlu içerisinde küçük gruplar halinde bazı şahısların beklediği ve sohbet ettiklerinin görüldüğü, Mehmet Fikri KARADAĞ ve Veli KÜÇÜK'ün ise görülemediği, saat: 16.30 sıralarında Veli KÜÇÜK'ün şoförü ve koruması ile birlikte vakıf binasından ayrılarak 34 SB 598 plaka sayılı araç ile gittiği, yaklaşık 20 dakika sonra da Mehmet Fikri KARADAĞ'm da aynı vakıf binasından yaya olarak ayrıldığının tespit edildiği, belirtilmiştir. Gizli Tanık-17'nin Çanakkale'de yapılan Cumhuriyet mitinginden sonra Veli KÜÇÜK'ün Kuvayı Milliye Derneğine gelerek Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüştüğü, Cumhuriyet Mitinginin siyasi bir gösteriye dönüştürülmesine tepki babında Kuvayı Milliye grubu olarak mitingden ayrılmmasmı eleştirip Çanakkale mitinginde Kuvayı Milliye olarak gösterilen tepkinin yanlışlığından, mitingi düzenleyen dernek ve kurumların yandaş olduklanndan, birlik ve beraberlik içersinde bulunulması gerektiğinden bahsettiği, sonrasında kendi güvenlik şirketine 150 tane genç alıp işe başlatacağını, bunların sağlam kişiler olması gerektiğini, bu kişilerin Kuvayı Milliye Derneği aracılığı ile bulunmasını, özgeçmişlerinin, ailelerinin, araştırılmasını istediği şeklindeki beyanından Mehmet Fikri KARADAĞ ile Veli KÜÇÜK'ün örgütsel gizlilik içerisinde bağlantılı bulunduğunu gösterdiği değerlendirilmiştir. Şüphelinin Almanya'da silahlı saldın sonucu öldürülen ve uyuşturucu kaçakçısı olarak bilinen Ertuğrul YILMAZ'm İstanbul Kadıköy'de yapılan cenazesine Muzaffer TEKİN ile birlikte resmi üniforması ile katıldığı, aynca bu törende Veli KÜÇÜK ile irtibatlı olduğu tespit edilen ve çıkar amaçlı suç örgütü kurmak suçundan hüküm giyen Sedat PEKER'in kardeşi ve birçok adamının da hazır bulunduğu,bu törene ait görüntülerin incelenmesinde Sedat PEKER'in kardeşi Atilla PEKER, Sedat PEKER'in adamlanndan olduğu iddia edilen Mecnun ODYAKMAZ, Boğaç Kaan MURATHAN, Mete Can KURT, Olgun PEKER ye Sedat PEKER'in avukatlanndan Turgay ÖZDAĞAN'm, bunlann yanı sıra Muzaffer TEKİN ile irtibatlı olduğu bilinen hatta Danıştay saldmsmda gözaltına alınıp iddianame düzenlenen, dava sonucu ise hakkında beraat karan verilen Ayhan PARLAK'm da görüntüleri bulunduğu belirtilmiştir. 01.07.2004 tarihinde Hüseyin NALBANTOĞLU ile görüşmesinde özetle;Hüseyin'in "Ben Hüseyin NALBANTOĞLU, Atilla Beyin yanından ben" "Komutanım saygılar ellerinizden öpüyorum." diyerek kendisini tanıttığı, Mehmet Fikri 'nin "Bir arayıp sorayım dedim. Ne oldu bu çocuklara, hiç ses soluk çıkmıyor dedim. İyiler mi dedim." dediği, Hüseyin'in "İyiler Allah'a şükür." dediği, Fikri'nin "Reis nasıl iyi mi" diye sorduğu, Hüseyin'in "İyi Allah'a şükür." dediği, Fikri'nin "Hepsine selam söyle." dediği, 26.03.2007 tarihinde Recep BULAL ile görüşmesinde özetle ; Derneğin ekonomik sıkmtılanndan bahsedip sponsor bulamadıklannı söyleyerek "... o senin Bilgin ............ de 100 milyarlık ilan vermiş, bize beş kuruş faydası yok" dediği, Recep'in "hakikaten bi dönmedi

bize" dediği, Mehmet Fikri'nin "Sedat PEKER p............... " diyerek Sedat PEKER'le de muhtemelen maddi yardım konusunu görüştüklerini anlatmaya çalıştığı, 03.08.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile X Şahıs arasındaki telefon görüşmesinde özetle; X ŞAHSIN "haftaya Cumartesi günü şeyleriniz bol olsun formlarınız", "başvuru formlarınız bol olsun, haftaya Cumartesi","link açtık Öztürklerle, Öztürkler sitesiyle" "tanışmak isteyen arkadaşlar haftaya Cumartesiye Kuvayı Milliye derneğinde buluşmak üzere diye",".. .en azından 20 kişi bak en az getirmeleri lazım" Şeklindeki telefon görüşmelerinin Sedat PEKER ile bağlantısını, kendisinden muhtemelen derneğe maddi yardımda bulunmasını ve Sedat PEKER ile bağlantılı olduğu bilinen öztürkler isimli internet sitesi ile Kuvayı Milliye derneğinin internet sitesi arasında link kurularak Sedat PEKER'in çevresinden de eleman temini çalışmalarının bulunduğunu göstermektedir. Şüpheli ifadesinde de Muzaffer TEKİN aracılığı ile Sedat PEKER ile tanıştığını, birkaç kez görüştüklerini, kendisini hastanede ziyaret ettiklerini beyan etmiştir. 02.10.2007 tarihinde Muhammet YÜCE' nin Coşkun ÇALIK'a gönderdiği telefon mesajlarında ; "Allah izin ederse Orhan PAMUK'un kurban bayramından sonra İstanbul'da konferansı varmış, gece 2 gibi toplantı çıkışı halledecez, ilk başta 2 trilyon alacaz, işi bitirdikten sonra da 5 trilyon,bir tane villa,bir tane benzin istasyonu alacaz,bunlar İstanbul'da, ama sonuçta kesin yakalanacaz, bunu bil,Hrant DİNK'i vuranlar gibi tüm Türkiye bizim peşimizde olacak,haberin olsun " "Bu hafta görüşecez,Ben, Sen, Halil, Fuci, hazırlıklı ol" , "Öyle de yok,böyle de, en azından hayatımızı kurtanrız,babalar gibi yatarız çıkanz,zaten Sedat PEKER yakalanınca bizi kendi koğuşuna aldıracakmış,en büyük biz olacaz,paranm da her şeyin de en iyisini yapacaz, halaoğlu bu saatten sonra bize bu gider" Sedat PEKER'in yukarıda anlatılan suikast planlarına ilişkin telefon görüşmelerinden bir tanesinde , bir önceki paragrafta yazılı şekilde ismi geçmektedir. Bu görüşme kendisi dışında gelişmiş ise de, bu eylem planlarını organize eden Mehmet Fikri KARADAĞ ile bağlantısının bulunması telefon görüşmesinde söylenilen "zaten Sedat PEKER yakalanınca bizi kendi koğuşuna aldıracakmış" sözlerinin kendisi ile yapılan bir görüşme sonrası söylendiği kanaati vermektedir. Şüpheli, Semih Tufan GÜLALTAY'ı da Muzaffer TEKİN aracılığı ile tanıdığını, bu kişi cezaevinden çıktıktan sonra birçok kez görüştüklerini, Ulusal Birlik Partisi kurulması aşamasında görüş alışverişlerinin olduğunu,hatta partinin ismini birlikte koyduklannı,partinin genel başkanı olarak kendisini lanse ettiğini,çok defa şahısla devlet sorunlan hakkında görüştüklerini, resmi olarak da birkaç defa yanma gittiğini ,Ulusal Birlik Partisinin kurulması çerçevesinde Ankara'ya gittiklerini,burada bazı şahıslarla görüştüklerini,beyan etmiştir. Diğer şüphelilerden Doğu PERİNÇEK,Mehmet Fikri KARADAĞ'ı Kuvayı Milliye adlı örgütün liderleri arasında basında ismini duyduğunu, yazılarında bu örgütün adını da vererek bu tür örgütlerin "başı bozuk" örgütler olduğunu ve halkın bunlara güvenmemesi gerektiğini, bu tür başı bozuk örgütlerle Türkiye'nin hiçbir meselesinin çözülemeyeceğini vurguladığını söylemiş ise de; 26.02.2007 tarihinde saat: 14.09 sıralarında Mehmet Fikri KARADAĞ ile Resul/Mehmet/Abdullah isimli kişiler arasında yapılan görüşmede geçen ; Resul'ün "Albayım merhabalar" "Ben sizin bir sempatizanmızım.." "...derneğin üyesi de olacaz", telefonu Mehmet'in aldığı Mehmet Fikri KARADAĞ'm "bu Doğu Perinçek'in avukatları tazminat için beni arayacaklar demiştin Mehmet abi, aramadılar onu geçen gün sana söylemeyi unutmuşum ben" "o konuda yardımını istiyorum" Sözlerinden, kendisi hakkında çıkan bir haberden dolayı Doğu PERİNÇEK'in avukatlarının hukuki yardımda bulunmayı vaat ettiğinin anlaşıldığı, kendisi hakkındaki fikirleri yukarıda yazılı Doğu PERİNÇEK'in beyanları karşısında, Avukatlarının bu yardımını kabul etmemesini gerektirirken aksi davranışta bulunması aralarında bağlantı olduğuna dair şüphe oluşturduğu değerlendirilmiştir. 2108 ,/,/' .'• " V-—-': * - '* \

Şüpheli, Kemal KERİNÇSİZ' i basından tanıdığını ve Türk Patrikhanesinde katıldığı programlarda da birkaç defa gördüğünü beyan etmiş ise de, Hüseyin GÖRÜM'ün "Kemal KERİNÇSİZ'in Mehmet Fikri KARADAĞ'm görüştüğü bir şahıs olduğunu, derneğe gelip gitmediğini, ancak Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüştüğünü bildiğini" şeklindeki beyanı ve Gizli Tanık-17'nin "...Mehmet Fikri FİKRİ KARADAĞ' in o sıralar dernekte yatıp kalkan Niyazi KIYAK isimli kişiye Kemal KERİNÇSİZ'e teşekkür mahiyetinde bakırdan yapılmış, üzerinde adalet sembolü terazi bulunan, yuvarlık şekilli bir levhayı gönderdiğini, Niyazi KIYAK' m da bu levhayı Kemal KERİNÇSİZ' in Avukatlık bürosuna götürüp bizzat kendisine verdiğini biliyorum. Çünkü bu konu dernekte konuşulmuştu. Aralarındaki ilişkinin mahiyetini ve Mehmet Fikri KARADAĞ'm bu hediyeyi ne amaçla gönderdiğini ise bilmiyorum. Ancak bu kişilerin en başından itibaren birlikte hareket ettiklerini düşünüyorum." şeklindeki beyanı içeriğine göre bu iki şüpheli arasında bağlantı bulunduğu yönünde şüphe oluştuğu değerlendirilmiştir. Şüpheli Sami HOŞTAN'ı tanımadığını beyan etmiş ise de ; Gizli Tamk-17'nin "Mehmet Fikri KARADAĞ bir seferinde o sıralar dernekte bulunan Niyazi KIYAK' a zarf verip Sami HOŞTAN' a gönderdiğini, Sami HOŞTAN' m da Niyazi KIYAK ile Mehmet Fikri KARADAĞ' a para gönderdiğini duydum. Çünkü bunlar dernekte konuşuluyordu." şeklindeki beyanı, Şüphelinin, Danıştay saldırısında hüküm giyen Osman YILDIRIM tanık olarak alman ifadesinin konu ile ilgili bölümünde Veli KÜÇÜK ile örgütsel bağlantı içerisinde bulunduğunu, Veli KÜÇÜK'ün azmettirmesi ile Necip HABLEMİTOĞLU'nu öldürdüğünü beyan ettiği Osman GÜRBÜZ ile de bağlantılı olduğu yukarıda yazılı telefon görüşmelerinden anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar ve burada yer verilemeyen diğer telefon görüşmeleri ve delillerden şüphelinin adı geçen kişiler ile bağlantısının savunması gibi olmadığını, örgütsel bir bağ içerisinde tanıştıkları veya tanıştırıldıklarını gösterdiği değerlendirilmiştir. Tüm bu açıklamalar ile ; şüphelinin Ergenekon Terör Örgütünün yöneticilerinden olduğu , Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurların" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyarınca kurulan Ergenekon Terör Örgütüne bağlı "Lobi Yapılanmasının" kararı ile Kuvayı Milliye Derneğinin kurulması ve Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda yönetilmesini sağlaması ile görevlendirildiği, bu görevi kapsamında da Kuvayı Milliye Derneğini kurduğu, Genel Başkanlığını yaptığı, bizzat veya azmettirmesi ile örgüt amaçları doğrultusunda istihbarat toplayıp kişilerin siyasî, felsefi veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine ve benzeri özelliklerine ilişkin bilgileri hukuka aykırı olarak kişisel veri olarak kaydettiği, örgütün amaç ve ilkelerine aykırı davrandıklarını düşündükleri yönetimi askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırma, yine bu amaçla kamuoyunda askeri bir müdahalenin haklılığı temin amacı ile de ülkede karışıklık veya silahlı bir halk ayaklanmasına neden olabilecek derecede tepki çekip, yönetim zafiyeti oluşturacak provakatif terör eylemleri organize etme teşebbüsünde bulunduğu, aramada ele geçen dokümanlardan üç kişi hakkında istihbari mahiyette notlar tutup kişisel veri olarak kaydettiği, ayrıca iki ayrı kasten öldürme eylemi nedeni ile yakalama emri ile arandığını ve saklandığı yeri bildiği,kendisi ile görüştüğü Selim AKKURT'u yetkili makamlara bildirmediği yönünde hakkında kamu davası açılmasını haklı kılacak derecede deliller elde edildiği anlaşılmıştır. TCK'nun 312. ve 313. maddelerin düzenleniş şeklinde, suçların silahlı bir örgütle işlenmesinden değil cebir ve şiddet kullanılarak işlenmesinden bahsedilmektedir. Buna göre söz konusu suçlann silahlı bir örgüt olmadan da işlenebileceğinin kabulü gerekir. Ayrıca TCK'nun 313. maddesindeki suçun işlenmesi için bir örgüte ihtiyaç duyulmayacağı da açıktır. 2109

'

ir

Toplum üzerinde etkili olan bir kişinin de bu suçu işleyebilmesi mümkündür.Bu nedenle şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ'a yüklenen TCK'nun 312 ve 313. maddelerine uyan suçların yanı sıra TCK'nun 314/1 maddesine uyan örgüt yöneticiliği suçundan da ceza tayin edilebileceği, Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ'ın eylemlerine uyan TCK'nun 314/1, 312/1, 313/1 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5, TCK'nun 312/2. maddesi yollamasıyla TCK 135/2-1,43/2 - 216/1 ve 284/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması, Ayrıca, Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ, ERGENEKON terör örgütünün yöneticisi konumunda olup, 5237 Sayılı TCK'nun 314/3. maddesi "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır" ve TCK'nun 220/5. maddesi de "Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır" hükmü gereği, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan 5237 Sayılı TCK'nun 314/3 maddesi yollaması ile TCK'nun 220/5. maddesi gereğince ERGENEKON terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan sorumlu tutulmasının yasal zorunluluk olması nedeniyle; 1-Cumhuriyet Gazetesine 3 kez bomba atılması nedeniyle, ruhsatsız patlayıcı madde bulundurmak ve taşımak, korku ve panik yaratacak şekilde patlayıcı madde kullanma, mala zarar vermek suçlarından TCK'nun 174/1-2 (hukuki kesinti oluşturan iddianame öncesi tüm ruhsatsız patlayıcı bulundurma eylemleri Yargıtay kararlarında tek suç sayıldığından alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle bir kez uygulanması), 170/1-c (3 kez), 151/1(3 kez), 2-Danıştay saldırısında Türk Milleti adına yargılama görevini yürütmekte iken görevinin başında katledilen yargı şehidi Mustafa Yücel ÖZBİLGİN'in tasarlayarak öldürülmesi, mağdurlar Mustafa BİRDEN, Ayla GÖNENÇ, Ayfer ÖZDEMİR ve Ahmet ÇOBANOGLU'nun tasarlayarak öldürülmeye teşebbüs edilmesi nedeniyle TCK'nun 82/a-g, 82/a-g, 35/2. maddesi (4 kez), 3- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler; Muzaffer TEKİN, İsmail YILDIZ, Ergün POYRAZ, Kemal KERİNÇSİZ, Mete YALAZANGİL, Aydın YÜKSEK, Muzaffer ŞENOCAK, Fikret EMEK'in işlemiş oldukları; Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri temin etmek suçundan dolayı TCK'nun 327/1. maddesi gereğince (8) SEKİZ KEZ, 4- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler; İsmail YILDIZ, Ergün POYRAZ, Mete YALAZANGİL, Aydın YÜKSEK, Muzaffer ŞENOCAK ve Fikret EMEK'in işlemiş oldukları; Devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarma ilişkin belge veya vesikaları geçici de olsa, bunları tahsis olundukları yerden başka bir yerde kullanmak suçu nedeniyle: TCK'nun 326/1. maddesi gereğince, (6) ALTI KEZ, 4- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler; Gazi GÜDER, Ayşe Asuman ÖZDEMİR, Halil Behiç GÜRCİHAN, İsmail YILDIZ, Kemal ŞAHİN, Mehmet Murat YÜCEL, Feridun Refik NUHOĞLU, Ergün POYRAZ, Fikret EMEK, Doğu PERİNÇEK, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, Sevgi ERENEROL, Habip Ümit SAYIN, Hikmet ÇİÇEK, Kemal KERİNÇSİZ, Nusret SENEM, Erkut ERSOY ve Murat ÇAGLAR'in işlemiş oldukları, Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydetmek suçu nedeniyle; TCK'nun 135/2-1,43/2. maddesi gereğince (18) ONSEKİZ KEZ, 6- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler; Oktay YILDIRIM, Mehmet DEMİRTAŞ ve Fikret EMEK'in işlemiş oldukları, silahlı terör 2110 ' ,. ^ _ JC ~ ~ ^ ~T~

örgütüne ait silahları depolamak suçu nedeniyle; TCK'nun 315 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddesi gereğince (3) ÜÇ KEZ, 7- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler: Ayşe Asuman ÖZDEMİR ve Halil Behiç GÜRCİHAN'in işlemiş oldukları, Adil Yargılamayı Etkileme suçu nedeniyle; TCK'nun 288. maddesi gereğince (2) İKİ KEZ, 7- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler: Fikret EMEK, Hayrettin ERTEKİN, Hikmet ÇİÇEK, Halil Behiç GÜRCİHAN, Hayati ÖZCAN, Ergün POYRAZ, Nusret SENEM ve Doğu PERİNÇEK'in işlemiş oldukları; Yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgileri temin etmek suçu nedeniyle, TCK'nun 334/1 maddesi gereğince (8) SEKİZ KEZ, 7- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler: İsmail YILDIZ, Bekir ÖZTÜRK, Hüseyin GÖRÜM ve Fuat ERMİŞ'in işlemiş oldukları; Askerleri kanunlara karşı itaatsizliğe teşvik etmek suçu nedeniyle, TCK'nun 319/1, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddesi gereğince (4) DÖRT KEZ, 10Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler: Hayrettin ERTEKİN ve Muhammet YÜCE'nin işlemiş oldukları; Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçu nedeniyle, TCK'nun 284/1 maddesi gereğince (2) İKİ KEZ, 10Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheli Muzaffer ŞENOCAK'm işlemiş olduğu; Ruhsatsız patlayıcı bulundurmak suçu nedeniyle, TCK'nun 174/1 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5/2. maddeleri, 12Şüpheli Ergün POYRAZ'ın işlemiş olduğu; Yasaklanan bilgileri açıklamak suçu nedeniyle TCK'nun 336. maddesi, 12Şüpheli Hayrettin ERTEKİN'in işlemiş olduğu; Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek veya aşağılamak suçu nedeniyle TCK'nun 216/1. maddesi gereğince (1) BİR KEZ, 12Şüpheli Hayrettin ERTEKİN ve Aydın YÜKSEK'in işlemiş olduğu 2863 Sayılı yasalara muhalefet etmek suçu nedeniyle, 2863 Sayılı Kanunun 73. maddesi (2) İKİ KEZ, 15-Şüpheli Hayrettin ERTEKİN'in işlemiş olduğu 2813 Sayılı Kanuna muhalif olarak ruhsatsız telsiz kullanmak suçu nedeniyle 2813 Sayılı Kanunun 32/a maddeleri gereğince ayrı ayrı CEZALANDIRILMASI talep edilmiştir.

66-ŞÜPHELİ HÜSEYİN GÖRÜM a)Emniyet İfadesinde;
Daha önce taksicilik ve serbest ticaret yaptığını, son iki yıldır ise ailesinin yardımı ile geçimini sağladığını, gelir getirecek sabit bir işinin olmadığını, 1981 yılında Hüsamettin isimli arkadaşı ile bir büroda 7,65 mm silahıyla oynarken silahın patladığını ve arkadaşının öldüğünü, bu olaydan dolayı 2 yıl cezaevinde yattığını, ayrıca 1988 veya 1989 yıllarında Kars' lı olarak bildiği bir müşterisini Gebze'ye götürdüğünü, bu arkadaşının kız kaçırmış olması ve arkadaşına yardım etmesinden dolayı 1 ay cezaevinde kaldığını, 2006 yılı içersinde Danıştay'da meydana gelen ve Alparslan ASLAN' m yapmış olduğu saldın olayından dolayı 3 gün gözaltında kaldığını ve savcılıktan serbest kaldığını, çevresinin kendisine Kuvvacı İmam Hüseyin diye hitap ettiklerini, ayrıca dedesinin isminin Kerim BAYRAKTAROGLU olduğunu, babasının küçük yaşta yetim kalmasından sonra babasının kendisine bakan aileye ait GÖRÜM soyadını aldığını, bunu öğrenen Mehmet Fikri KARADAĞ'm bazen kendisine Kerim BAYRAKTAROGLU olarak hitap ettiğini, ^ Soruşturma kapsamındaki kişilerden; .-."' * -i.-? \ '''~

Mehmet Zekeriya OZTURK'ün emekli binbaşı olduğunu, Muzaffer TEKIN'm arkadaşı olduğunu, kendisini Muzaffer TEKİN vasıtasıyla Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Demeğinin Şile'de yapılan toplantısında tanıdığını, bu toplantıda Muzaffer TEKİN, Oktay YILDIRIM, Kuddusi OKKIR, Mehmet Fikri KARADAĞ isimli şahısların da olduğunu, bu şahısların bu demeğe üye olup olmadıkları, bu demekte ne gibi faaliyetleri olduğunu bilmediğini, bu toplantıdan sonra iki sefer daha Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK isimli şahısla görüştüğünü, daha önce M.Zekeriya ÖZTÜRK'ün Maltepe ilçesinde bulunan Kuvayı Milliye Demeğine ziyaret amaçlı olarak Muzaffer TEKİN ve Kuddusi OKKIR ile birlikte geldiklerini, daha sonra M.Zekeriya ÖZTÜRK ile bir kez daha Fenerbahçe Güverte Kafe'de Muzaffer TEKİN ile birlikte sohbet ettiklerini, sohbet konusunun da ülkenin geleceği ile ilgili olduğunu, Sevgi ERENEROL'u medyadan tamdığım,2005 yılı içerisinde gazetecilerin düzenlediği Yılın Kuvayı Milliyeti ödülü töreninde beraber ödül aldıklannı,başka bir irtibatının olmadığını, Mehmet Fikri KARADAĞ'I yaklaşık 3 yıl önce Muzaffer TEKİN ile birlikte Fenerbahçe Berlü Kafe isimli yerde İbrahim CİNGİ isimli cezaevi arkadaşı olan şahsın vasıtasıyla tanıdığını, daha sonra Mehmet Fikri KARADAĞ ile 1919 Kuvayı Milliye Demeğini kurduklarını, kendisinin emekli Kurmay Albay olduğunu, 4 ay kadar önce demekten ayrıldığını, ancak resmi olarak demekten ayrılmadığını, aralannda herhangi bir sorunun olmadığını, Kemal KERİNÇSİZ'i avukat olması nedeniyle tanıdığını, Mehmet Fikri KARADAĞ'm görüştüğü bir şahıs olduğunu, demeğe gelip gitmediğini, ancak Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüştüğünü bildiğini, Erol ÖLMEZ'i Kuvvai Milliye demeğine gelip gitmesinden dolayı tanıdığını, demeğe üye olduğunu ancak bir iş yapmadığını, şu anda nerede olduğunu ve ne iş yaptığını bilmediğini, Erkut ERSOY'un bilgisayar işi ile uğraştığını bildiğini, demeğin üyesi olmadığını, internette bazı terör örgütü sitelerini hacklediğini bildiğini, bu yüzden Mehmet Fikri KARADAĞ ile tanıştırdığını, bir sefer demekte görüştüklerini, ancak bunun haricinde kendilerine herhangi bir yardımının olmadığını, internette Özel Büro adı altında Hack grubunun olduğunu bildiğini, Ali KUTLU'yu tanıdığını, demeğin üyesi olduğunu, muhasebe işi ile uğraştığını, irtibatının olmadığını, İhsan GÖKTAŞ'ı tanıdığını, şahsın Almanya ülkesinde kaldığını bildiğini, bunun haricinde bazı tarikatlar ile ilgili olduğunu bildiğini, Oktay YILDIRIM'ı Muzaffer TEKİN'in yanında tanıdığını, şahsın askeri personel olduğunu, Muzaffer TEKİN ile aralarındaki ilişkiyi bilmediğini, Diğer şahıslardan bir kısmını basından veya demekten tanıdığını, bir kısmını ise hiç tanımadığını, Taner ÜNAL ve Vatansever Kuvvetler Güç Birliği (VKGB) ile irtibatı sorulduğunda; Taner ÜNAL'ın VKGB başkanı olduğunu, bir ara kendisinin de Vatanseverler Kuvvetler Birliği içerisinde bulunduğunu, bu vesile ile Taner ÜNAL ile tanıştığını, daha sonra şahısların fikirleri hoşuna gitmediğinden dolayı yanlarından ayrıldığını, bu demeğin onursal başkanının Hasan KUNDAKÇI Paşa olduğunu, Ergenekon ve Lobi yapılanması sorulduğunda; Ergenekon oluşumu hakkında bilgisinin olmadığını, 2005 yılının Ocak ayında Kadıköy'de İkizoğlu İş Hanının 3. katında bulunan Muzaffer TEKİN' e ait büroya çay içmeye uğradığını, büroda Kuddusi OKKIR, Rafet Albay, Nedim Albay, Hüseyin BEYAZIT ,kendisini Jitemci olarak tanıtan Mustafa ALPAY ve 6-7 tane asker kökenli şahsın olduğunu, orada Kuddüsi;Okkır'm "Ayrık Otu" isimli bir oluşumdan söz ettiğini, dosyasını çıkarıp birini Muzaffer TEKİN' e verdiğini

gördüğünü, aynı dosyadan "Vatansever Kuvvetler Güç Birliği" isimli derneğe verildiğini duyduğunu, Hüseyin BEYAZIT isimli şahsın Muzaffer TEKİN ile irtibatlı olduğunu, bu şahsın Harp Akademilerinde hocalık yaptığını, Muzaffer TEKİN'in akıl hocası olduğunu, şahsın Amerikadan gelen bir şahıs olduğunu, Kendisinin Kuvayı Milliye Derneğinde teşkilat başkanı olarak görev yaptığını, 2000 yılında ağabeyi Yusuf GÖRÜM vasıtası ile tanıdığı Nihat GÜRKAN'm kendisine Ankara'da "Ulusal Güç Birliği Yeniden Kuvvai Milliye" adında bir oluşum olduğunu, bu oluşumda görev almasını teklif ettiğini, bu teklifi kabul ettiğini, 10 gün sonra Nihat GÜRKAN ile birlikte Ankara-Kızılay'daki yeni oluşumun bürosuna gittiklerini, bu büroda bulunan genel sekreter Tayyib YELEN, genel sekreter yardımcısı Anıl ÇEÇEN, başkan diye hitap edilen Arif İskender KÖRNDER,Hüsnü MERDANOGLU, Mete İzzet ÖZCANOĞLU ile tanıştığını, yeni oluşum ile ilgili konuştuktan sonra İstanbul'a geri döndüğünü, 2 ay sonra Arif İSKENDER'in kendisini aradığını ve Ankara ATO'da panel olduğunu bu panele katılmasını söylediğini, daha sonra verilen tarihte Ankara Ticaret Odası toplantı salonuna gittiğini, toplantı salonunda genel sekreter Tayyib YELEN, genel sekreter yardımcısı Anıl ÇEÇEN, başkan diye hitap edilen Arif İskender KÖRNDER,Hüsnü MERDANOGLU, Mete İzzet ÖZCANOĞLU, Nihat GÜRKAN, Hasan KUNDAKÇI, Suat İLHAN, Cumhur EVCİL, Ali ÖZOĞLU, Savaş ÖZDAĞ isimli şahısların olduğunu, toplantıyı ATO başkanı Sinan AYGÜN'ün düzenlediğini, toplantının konusunun Türkiye'nin emperyalist saldırılara maruz kaldığı, Duyun-u umumiyenin bugünkü versiyonları ve Sevr'in bugünkü hali içerikli konuşmalar olduğunu, bu oluşumun görevinin vatanı savunmak, emperyalist güçlere karşı mücadele vermek olduğunu, bu toplantılara 3 defa gittiğini, her zaman aynı şahısların katıldığını gördüğünü, Mehmet Fikri KARADAĞ ve Muzaffer TEKİN ile eski ceza evi arkadaşı olan İbrahim CİNGİ vasıtası ile tanıştığını, İbrahim CİNGİ'nm şahıslarla kendisini Kuvvacı lakabı ile tanıştırdığını, tanıştıktan sonra 2 saat kadar konuştuklarını, Kuvvai Milliyeyi anlattığını, Mehmet Fikri KARADAĞ ve Muzaffer TEKİN'in kendisinin anlattıklarından memnun kaldığını, tanıştıktan 6 ay sonra Mehmet Fikri KARADAĞ, Yusuf Ziya TANRIVERDİ, Mehmet BESTEOĞLU ile birlikte 11.11.2005 günü resmi olarak Kuvayı Milliye Derneğini kurduklarını, Mehmet Fikri KARADAĞ'm genel başkan, kendisinin de teşkilat başkanı olduğunu, hala faaliyetlerine devam ettiklerini, üyelerden alman aylık 1 YTL gelirleri olduğunu, Mersindeki Kuvvai Milliye Derneği'nin kendi şubeleri olduğunu, yemin töreni sırasında orada olduğunu, yemin töreninde Mehmet Fikri KARADAĞ, polis müdürü olarak bildiği Kemal CANAY ve 500 kadar ismini bilmediği üyenin olduğunu, masanın üzerinde bulunan silahlardan bir tanesinin Mehmet Fikri KARADAĞ' a, diğer silahın ise Kemal CANAY'a ait olduğunu, Kuvayı Milliye Derneğinin hiçbir yere bağlı olmadığını, derneğin deprem ve afetlerde yardımcı olmak için AKUT benzeri üyeleri içerisinde oluşturdukları Arama Kurtarma isimli bir birimi olduğunu, bu birimde olan şahıslara Kuvayı Milliye Derneğinin kimliklerinden verdiklerini, bu kimliklerin üzerinde Özel Kuvvetler Birliği yazılı olduğunu, ayrıca vatandaşlardan gelen bilgileri değerlendirdikleri bir birimlerinin olmadığını, sadece gelen bilgileri Askeriye ve Polise bildirdiklerini, Kuvayı Milliye Derneğinin herhangi bir yasa dışı faaliyetine tanık olmadığım, herhangi bir kimseden yardım almadığını, hatta Kuvayı Milliye Derneğinin yeni yapılan yerini Milli Emlaktan 3 yıllığına aylık 1200 YTL'ye kendisinin kiraladığını, kira bedellerini kendisinin karşıladığını, bu yerin tadilatına yaklaşık 70.00Q-80.000 YTL para harcadığını, kimseden herhangi bir ad altına para toplamadığmı, aracını, ailesinden' aldığı paralan ve tüm birikimini harcadığını, bir yıldır gelir olmadığı için de kira veremediğim, ',

Kuvayı Milliye Derneğine aralarında karargah dediklerini, eskiden Kuvayı Milliye üyelerinin toplanma yerlerine karargah dedikleri için aynı terimi kullandıklarını, hiçbir zaman askeri rütbe kullanmadığını, askeri rütbe kullanan şahısların dernekten yardım sağlamaya, menfaat temin etmeye çalışan şahıslar olabileceğini, bu şahısların dernekten gelir elde edebilmek için derneği kullanmaya çalışan şahıslar olduğunu, Murat ÇAĞLAR'ı tanıyıp tanımadığı sorulduğunda;Murat ÇAGLAR'ı Mersin ilinde yaptıkları yemin töreninde Kemal CANAY vasıtasıyla tanıdığını, otelcilik yaptığını bildiğini, yemin töreninden sonra iki kez İstanbul'da görüştüğünü, bu şahsın dernekle bir ilgisinin olmadığını, Murat ÇAĞLAR'm 07.01.2007 günü Pendik ilçesinde yakalandığı sırada kullanımda bulunan 34 AD 4374 plaka sayılı otoda çok sayıda örgütsel içerikli doküman ve CD'ler bulunduğu, Murat ÇAĞLAR'm el konulan belgelerin kendisine ait olmadığı, söz konusu otonun Kuvayı Milliye Derneği'nin kullanımında olan bir oto olduğunu söylediği hatırlatılarak, oto ve belgelerle ilgili ifadesi sorulduğunda; 34 AD 4374 plakalı otonun Kuvayı Milliye derneğine ait olmadığını, Murat ÇAĞLAR'm beyanlarının doğru olmadığını, otonun içerisinden elde edilen istihbarat notlarının kime ait olduğunu bilmediğim, bu istihbarat notlan ile derneğin ilgisinin olmadığını, Kuvayı Milliye Derneği'nde yapılan arama el konulan bilgisayarların incelemesinde tespit edilen "komisyonlar.doc" isimli belge sorulduğunda; belgenin içeriği hakkında Mehmet Fikri KARADAĞ'm daha çok bilgi sahibi olduğunu, Mehmet Fikri KARADAĞ'm asker emeklisi olmasından dolayı bu şekilde derneğin faaliyetlerini ve görev alanlarını belirlediğini, belirtilen konuların hepsinin Mehmet Fikri KARADAĞ'm kafasındaki projeler olduğunu, ancak herhangi bir uyguluma alanı oluşmadığını, Özel Kuvvetler Komisyonun deprem ve afet anında Kuvayı Milliye Derneğinin oluşturacağı arama kurtarmaya yardımcı olacak şahıslardan oluştuğunu, dernekte bir kısım üyelere bu şekilde görevler verilerek kendilerine görev bölümünde Özel Kuvvetler yazılı Kuvayı Milliye Derneğinin kimliklerden verildiğini, diğer komisyonları faaliyete geçirmenin mümkün olmadığını, Ali ÖZOĞLU isimli şahıs sorulduğunda; Ali ÖZOĞLU'nun Kuvayı Milliye Derneğinde başkan yardımcılığı yaptığım, 3 yıldır tanıdığını, gazeteci yazar olduğunu, 2005 yılında derneğin kuruluş aşamasında görev aldığını, Ali ÖZOĞLU'nun 25 Mayıs 2006 tarihinde Tempo dergisine vermiş olduğu röportajdaki Kuvayı Milliye Derneğinin 2000 motorize ekipten oluşan, telsizli istihbarat ekipleri hazırladıkları, bu ekiplerin İstanbul içinde ve iki yakada başta kurt mafyası olmak üzere her türlü organize suç şebekesine ve mafyaya karşı mücadele etmekle görevli olacakları yönündeki beyanları sorulduğunda, Tempo dergisindeki röportajı okuduğunu, ancak Kuvayı Milliye Derneğinin böyle bir çalışmasının olmadığını, bu şekilde röportaj vermesinin sebebini bilmediğini, istihbarat ve motorize ekip kurma gibi bir çalışmalannm olmadığını, daha sonra Ali ÖZOĞLU'nun Mehmet Fikri KARADAĞ ile anlaşamadığı için dernekten aynldığmı, Mehmet Fikri KARADAĞ'm ellerinde "13500 hainin listesi" olduğu yönündeki beyanlan sorulduğunda; Mehmet Fikri KARADAĞ'm, elinde 13.500 hainin yazılı bulunduğu bir liste olduğu şeklinde elinde liste olduğu beyanlanm duyduğunu, ancak bu listede kimlerin olduğunu, kimin ne amaçla hazırladığını bilmediğini, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ün 25.05.2006 günü Ankara Emniyet Müdürlüğünde alman ifadesi yüzüne karşı okunduktan sonra; Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ÜN ifadesinde geçen kendisinin etrafında bulunan şahıslara vermek istediği askeri eğitimin ne amaçla verilmek istendiği, bu şekilde asker yetiştirmekteki maksadının ne olduğu sorulduğunda, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK ile aralannda husumet olmadığını, asker yetiştirmek için Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ten bir talebinin olmadığını, M.Zekeriya ÖZTÜRK'ün kendisi ile birlikte Danıştay saldmsmda yargılandığı için üzerine bu şekilde iftira attığını, şahıslann

Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan ARSLAN'm kendisinin avukatı olduğunu söyledikleri için Danıştay saldırısı olayında kendisinin de gözaltına alındığını, Alpaslan ARSLAN'm dernek ile ilgisinin ne olduğu, gerçekleştirdiği Danıştay saldırısı hakkında bildikleri sorulduğunda; Alparslan ARSLAN'ı 2000 yılından beri tanıdığını, 2004 yılı içerisinde Tarhan Tarım Hayvancılık Şirketi ile ilgili olarak kendisi ile görüşme yaptığını ve Alparslan'a imzalı bir belge verdiğini, Erkut ERSOY'un yöneticiliğini yaptığı "özel büro" isimli birim hakkında bilgisi sorulduğunda;Erkut ERSOY'un internet üzerinde ÖZEL BÜRO adında bir gurubu olduğunu, bu gurup çalışmalannda terör amaçlı örgütlerin sitelerini çökerttiklerini, Kuvayı Milliye'ye yararlı olacağını düşündüğünden İstanbul'a davet ettiğini, Mehmet Fikri KARADAĞ ile tanıştırdığını, yaptıkları görüşmede Erkut ERSOY'un, internet ortamında aldığı bilgileri Genel Kurmay Başkanlığına ve Milli İstihbarata verdiğini söylediğini, daha sonra görüşmesinin olmadığını, 13.10.2007 tarihinde Volkan isimli kişi ile Kahraman ŞAHİN arasındaki telefon görüşmesi okunarak, Volkan'm "Bekir İĞDIRLI ile aran nasıl senin" "Ya genç çocuklar var ya. Kerim başkanın yakmmdalarmış bunlar" "Onlarda da kart var abi" "Aynı bizim karttan" "Hatta şeyin Veli KÜÇÜK kanalı yani" "Bizim başkandan bahsediyor", Kahraman'm "Hüseyin abiden mi", Volkan'm "He, ondan sonra işte onun iyi biri olduğunu falan ondan falan bahsediyor. Ben hiç konuşmadım zaten konuşma bitene kadar hiç açık etmedim. Baktım kart gösterdi, bende küt diye arabanın içersinde kendi kartımı gösterince şey oldu yani o onda şey yaptı böyle açıldı" sözleri sorulduğunda; görüşmenin içeriğinden bilgisinin olmadığını, ancak Kuvayı Milliye Derneği üyelerine dağıttıkları üzerinde Özel Kuvvetler yazılı bir kimlik kartlarının olduğunu, bunun haricinde görüşmede geçen Veli KÜÇÜK kanalı ile neyin kastedildiğini bilmediğini, Bekir IĞDIRLI'yı da tanımadığını, Zihin Kontrolü ile ilgili bilgisi sorulduğunda; Kuvayı Milliye Derneğine üye olan İhsan GÖKTAŞ'tan zihin kontrolü yapılabildiğini duyduğunu, İhsan GÖKTAŞ'm kendisine Amerika da faaliyet gösteren SCİONTOLOGY tarikatı içerisinde 9 yıl kaldığını, bu örgütün bir makine vasıtası ile bilinç altına istenilen şeyleri yüklediğini, hafızasına bilgi yüklenen şahsın da robot gibi kendisinden istenilen şeyleri yaptığını söylediğini, ancak bu zihin kontrol seanslarına hiç katılmadığını, sadece duyduğunu, İhsan GÖKTAŞ'm bu tarikatın içerisine İsak HİMMELSTAİN olarak girdiğini, kendisini Yahudi olarak tanıttığını, Abdullah ARAPOĞLU'nu tanıyıp tanımadığı sorulduğunda, ifadenin başında tanımadığını beyan ettiğini, ancak yeni hatırladığını, Abdullah ARAPOĞULARI'nm Güneşli semtinde fırıncılık yaptığını, Kuvayı Milliye Derneğine gelip gittiğini, ayrıca gazetecilik yaptığını bildiğini, Dernekte elde edilen belgelerden olan bir ajandanın içerisinde Abdullah ARAPOĞULLARI isimli şahsın ilk müdahale 0545 283 89 98 numaralı telefonunun, kan grubunun yazdığı ve üye olduğu bilgilerinin kayıtlı olduğu sorulduğunda; belgede bu şahsın özel kuvvetlerde deprem ve afet anında ilk müdahalede bulunacak şahıslar olarak yazdığını, 28.10.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile Abdullah ARAPOĞULLARI arasındaki telefon görüşmesi okunarak , görüşmedeki Abdullah'ın ".. ben şeyi görüştüm o İsrail'li adamı, benim bir adamım var, o şu an Trabzon'da oradan Bafra' ya geçecek yann, buraya geliyor sırf bu iş için, ekip hazır yani, istediğiniz an kaldınnz onu", "Hüseyin abiyle konuşucan mı bu akşam bugün" , "Bbir an önce bitirelim bu işi, zamana bırakmayalım" "Paraylaysa parayla konuşalım, dişe dişse silahla silahla konuşuruz" sözleri sorulduğunda; kaldınlacak olan şahıs ile ilgili bir bilgisinin olmadığını, şahıslann kimi, hangi amaçla kaldıracağını bilmediğini, kesmenin kendisine böyle bir olaydan bahsetmediğini, 10.07.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Kahraman ŞAHİN ansmdaki telefon görüşmesindeki ; Mehmet Fikri'nin "Oğulcum, şimdi Bursa'dan Muhammet diye bir çocuk geliyor'Y'Bizim derneğin önde gelmiş olanlanndan","Arabasıyla geliyormuş, onu alın

ı 'Y)<zy^aA

görüşün, Hüseyin abinle de görüşsün. Bende çıktım geliyorum" , "Muhammet diye bir çocuk, uzman çavuşmuş" sözleri sorulduğunda ,Bursa ilinde uzman çavuş olan Muhammet YUCE'nin Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmek için İstanbul'a geldiğini, dernekte Muhammet YÜCE ile görüştüğünü, Muhammet'in Kuvayı Milliye'yi benimsediğini, Bursa ilinde dernek adına faaliyet göstermek istediğini anlattığını, daha sonra Muhammet'i Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüştürdüğünü, bu görüşmede vatanın gidişatı ile ilgili sohbet yapıldığını, daha sonra Muhammet'i görmediğini, Fehmi KORU, Orhan PAMUK, Ahmet TÜRK, Sebahat TUNCEL ve Osman BAYDEMIR'e silahlı saldırı hazırlığı konusu sorulduğunda ; Bu eylemlerden bilgisinin olmadığını, bu olayla ilgili kimseyle görüşmediğini, kimseye de herhangi bir şekilde eylem yapması için telkinde bulunmadığını, Kuvayı Milliye Derneğinin gelirlerinin ne olduğu, bu gelirlerin ne şekilde elde edildiği, şu anda bulundukları binayı nasıl aldıkları sorulduğunda; Kuvayı Milliye'nin gelirinin üyelerinden aldığı aylık İYTL aidat parası olduğunu, bunun haricinde herhangi bir gelirlerinin olmadığını, Kuvayı Milliye Derneğine makbuzlu ve ya makbuzsuz herhangi bir ad altında para toplanmadığını, binayı Milli Emlaktan kendisinin kiraladığını, tadilatını yaptırdığını, Dernekte çalışan şahısların maaş alıp almadıkları, bu paraların nasıl karşılandığı sorulduğunda;Dernekte çalışan şahısların herhangi bir ücret almadıklarını, gönüllü çalıştıklarını, 05.01.2008 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Remzi ÖZKAN arasındaki telefon görüşmesinde ; Mehmet Fikri'nin "İşte nereden geldiği belli olmayan bilmem ne ... genel merkezini yapmıştık, Allah bizi cezalandırdı, Hüseyin harcamıştı o paraları hepsini", "Nereden aldığını bilmiyorum, tabi hepsi anlaşılan haramdı, gayri meşruydu Allah ... nasip etmedi " sözleri , Derneğe kazandırdığı herhangi bir gayri meşru ve haram paranın olmadığını, derneğe yaptığı harcamaların hepsini kendi imkanları ile yaptığını, Mehmet Fikri KARADAĞ' m neden bu şekilde konuştuğunu bilmediğini, 21.07.2007 tarihinde Yusuf GÖRÜM ile Mehmet Fikri KARADAĞ arasındaki telefon görüşmesindeki ; Yusuf un "... bu Bodrum Yalıkavak var ya" "Bu Yalıkavakta bana bir otel veriyorlar, Hüseyin de bu adamı tanıyor, A.T. diye" , " Bu üç tane otelin bir tanesini veriyor, ben de dedim ki, ben dernekle konuşurum babaylan tamam mı" , "Derneğin adına dedim verirsen dedim bunu çalıştırmak üzere alırız dedim", Mehmet Fikri'nin "Aman istemem, dernek adına falan bırak, sen onları bulaştırma", "Bulaştırma derneği falan o işlere" "Bi bok olduğu yok, adamda o gelsin öyle bir niyeti varsa benlen konuşsun söyle" sözleri sorulduğunda; görüşmeden bilgisinin olmadığını, görüşmede geçen A.T.'i tanımadığını, ancak ismini ve müteahhitlik yaptığını duyduğunu, şahsın neden otel vermek istediğini bilmediğini, 18.08.2007 tarihinde Muhammet YUCE'nin Selim AKKURT'a gönderdiği "Ben Albayla yine görüstüm,iş tamam,hemen ekibi kur diyor, derneğe yardım adı altında paralan toplasmlar diyor , bütün zenginlenn ve esnafın listesini verecek bize, o başımızda biz koşturacaz" şeklindeki mesaj sorulduğunda; bu olaylardan haberinin olmadığını, Mehmet Fikri KARADAĞ'm bu şekilde illegal olarak para toplama olaylannı organize etmiş olabileceğini, kendisinin kimseden derneğe yardım adı altında para toplanmasını istemediğini, Mehmet Fikri KARADAĞ'm bazen derneğe gelen şahıslara ekibini kur şeklinde söylemlerinin olduğunu duyduğunu, 03.12.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Raif GÖRÜM arasında yapılan görüşmedeki ; Mehmet Fikri'nin "...kapalı odada boyuna esrar çeke çeke çocuk mahvoldu", "Ben de artık oraya girmek istemiyorum şeytan yuvası diye Raif , "Her duvannda esrar kokusu, hep sabahlara kadar içiyorlarmış, kusuyorlarmış söyledi çocuklar", "...Kahraman, bütün otlan o götürüyormuş ona, sana da mı getiriyor, sen de'mi"içiyorsun" sözleri sorulduğunda; şeker hastalığına iyi geldiği için 2-3 ayda bir esrar içtiğini, esrarı sürekli olarak

kullanmadığını, esrarı taksici olan eski arkadaşlarının getirdiğini, ancak isimlerim hatırlamadığını, Evinde yapılan aramada bulunan (1) adet HP marka cnf70431fc seri numaralı laptop, (1) adet nokia 6610 marka 351527/00/227365/1 imei numaralı cep telefonu, (1) adet üzerinde 030314048910 ibareleri bulunan turkcell hazır kart, (17) adet 1' dan 17' e kadar numaralandırılan CD, (8) adet küçük kamera video kasetinin kime ait olduğu ve içerikleri sorulduğunda; Laptop bilgisayar, Cep telefonu, sim kartların kendisine ait olmadığını, Ayşe Ceylan GENÇYOL'a ait olduğunu, CD' 1er ve küçük video kasetlerin Kuvayı Milliye Derneğine ait olduğunu, içeriklerinden bilgisi olmadığını, Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada bulunan çok sayıdaki Kuvayı Milliye Hareketi ve Derneğinin yapılanması ve amacının anlatıldığı görüntülerinin bulunduğu CD, ajanda, belge ve dokümanların derneğe ait olduğunu, Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada bulunan CD'lerden; 4-6-13- rakamları ile numaralandırılan CD'ler içeresindeki ; VKGB başkanı Taner ÜNAL, genel sekreteri Sıla Deniz POYRAZ , kadın kollan başkanı Türkan GÖRÜM ve kendisinin konferans salonunda 100-150 kişilik grup ile birlikte sohbet tarzında vatansever kuvvetler güç birliği hareketi'nin yapılanmasının, amacının , kurumlar ve teşkilatlar içerisine nasıl nüfuz edilmesi gerektiğinin anlatıldığı, toplantıya dinleyici olarak katılanların içerisinde Muzaffer TEKİN, Mehmet Fikri KARADAĞ ve Kanal Türk Televizyonu program yapımcısı Merdan YANARDAĞ isimli şahsın da bulunduğu video görüntüsü sorulduğunda; CD' lerde görüntüleri bulunan şahıslan nasıl tanıdığını açıkladığını, CD Terdeki görüntünün, daha önce içerisinde yer aldığı Vatansever Kuvvetler Güç Birliği derneğinin tanıtım görüntüleri olduğunu, 5 nolu CD içerisindeki "190505 fabrika" ve "210505 onur konferans" isimli klasörlerdeki fotoğraflar içerisinde Muzaffer TEKİN, Hüseyin GÖRÜM, Yusuf GÖRÜM, Rafet ARSLAN, Kuddusi OKKIR,Amerika A.Ünv. öğretim üyesi O. Ş. isimli şahıslann birlikte çekilmiş fotoğraflannm bulunduğunun tespit edildiği hatırlatılarak, bu kişiler ile ilişkisi sorulduğunda; ismi geçen şahıslarla birlikte 2005 yılında Süleymaniye camisinin içerisindeki Türk Dünyası isimli yerde Kızıldereliler ile Türklerin aynı ırktan geldiği ile ilgili bir toplantı yapıldığını, Dil Filolojisi üzerine uzman olan O.Ş.isimli şahsın bu toplantıda konuştuğunu, 28 nolu CD içerisindeki ; 14.10.2006 tarihinde Mersin Kuvayı Milliye Derneğinin toplantısında Mehmet Fikri KARADAĞ'm ölmek ve öldürmek ikazından sonra yemin ettirdiği tören görüntüleri bulunduğunun tespit edildiği hatırlatılıp sorulduğunda, Mersin ilinde yapılan toplantı ile ilgili görüntüler olduğunu, ismi geçen şahıslardan sadece Yaşar ASLANKÖYLÜ' yü tanıdığını, diğerlerini tanımadığını, Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada bulunan (27) adet Vodafone firmasına ait cep telefonu hatlannm kime ait olduğu ve neden bu kadar çok hat bulundurulduğu sorulduğunda; Vodafone şirketinin sim kart alana telefon hediye ettiğini, Kahraman ŞAHİN ve isimlerini hatırlamadığı dernek üyelerinin bu hatlan aldıklannı, ancak bu hatlan hiç kullanmadıklannı, bu yüzden sim kartlann burada bulunduğunu, Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada bulunan "Yönetim Kurulu" yazısı ile başlayıp "Tüm Birimler Birbirine Emir Komuta Zincir İle Bağlıdır" yazısı ile biten şema kendisine gösterilerek sorulduğunda; Derneğe ait şema olduğunu, belgenin kime ait olduğunu ve kimin bu şemayı çizdiğini bilmediğini, Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada bulunan Alparslan ARSLAN'a ait (2) adet kartvizit sorulduğunda; Alparslan ARSLAN'ı ne şekilde tanıdığını yukanda beyan ettiğini, bu şahsın kartının kendisinde bulunduğunu, yine aramada bulunan Kuddusi OKKIR'a ait kartvizitin bu kişiyi tanıdığı için kendisinde bulunduğunu, Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada bulunan;- ('!} adet;3Ş434201-223595-6 imei nolu sony ericson K350İ cep telefonu, (1) adet Samsung marka 0273J1DR856794 seri

numaraları Hard Disk, (1) adet Segate Marka 7EJ1FÇJSG seri numaralı Hard Disk, (1) adet Segate Marka 5JZCQ1GA seri numaralı Hard Diskler sorulduğunda; cep telefonunun kendisine ait olduğunu, bilgisayarlara ait harddisklerin demeğe ait olduğunu, içerisinde demekle ilgili görüntülerin olduğunu, Demekte yapılan aramada bulunan (2) adet Memorey marka video kaset, (2) adet ogatech marka video kaset, (1) adet üzerinde Yeniçağ Gazetesi 18.01.2006 görüşme yazılı küçük video kaseti, (6) adet l'den 6'ya kadar numaralandırılmış disket sorulduğunda; Video kaset ve disketlerde demek ve yemin töreni ile ilgili görüntülerin olduğunu, Kuvayı Milliye Demeğinde yapılan aramada bulunan; (1) adet Suat Salih KERKÜKLÜ adına tanzim edilmiş boş çek koçanı, (37) adet Kuvayı Milliye kimlik kartı, (1) adet Murat BALIKÇI adına tanzimli T01 888181 seri nolu nüfus cüzdanı, (1) adet İbrahim IŞIKLI adına tanzimli L09 455416 seri nolu nüfus cüzdanı, (11) adet değişik şahıslara ait kimlik fotokopisi sorulduğunda; Suat Salih KERKÜKLÜ'nün 2003-2004 döneminde kendisinin şirketinin müdürlüğünü yaptığını, bu yüzden şirkete ait eski bir koçan olduğunu, kimlik kartlarının demeğe ait olduğunu, kimlik bulan şahıslann bazen demeğe kimlik bıraktıklanm, Murat BALIKÇI ve İbrahim IŞIKLI isimli şahıslann kimliklerinin de bu şekilde bırakılmış olabileceğini, kimlik Fotokopilerinin ise üyelere ait olabileceğini, Kuvayı Milliye Demeğinde yapılan aramada bulunan; (2) adet üzerinde "Kuvayı Milliye Görev Aracı" yazan araç kartı, Sadık GÜLİZAR adına tanzim edilmiş basın kartı, (304) adet fotoğraf sorulduğunda; Kuvayı Milliye Demeğine ait olan Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullanımında bulunan araç olduğunu, bunun haricinde demeğin başka aracının olmadığını, 34 BF 8118 ve 34 TZ 5991 numaralı araç tanıtma kartlannm kime ait olduğunu bilmediğini, Sadık GÜLİZAR isimli şahsın Mersin ilinde gazeteci olduğunu, ancak kimliğin demekte bulunmasının nedenini bilmediğini, şahsın üye olmak için bırakmış olabileceğini, demekte bulunan fotoğraflann ise kendisine ait olduğunu, Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada bulunan diğer dokümanlar ve belgeler kendisine tek tek okunarak sorulduğunda; Elde edilen ajanda, belge ve dökümanlann demeğe ait olduğunu, bu belgelerden kendisine de ait olanının bulunduğunu, bu belgelerde herhangi bir suç unsurunun olmadığını, demekle ilgili notlann ve telefon numaralannın olduğunu, Suçlamalan kabul etmediğini, örgüt ile herhangi bir alakasının olmadığını, demekte olan usulsüzlüklerden bilgisinin olmadığını, herhangi bir şekilde demeğin ismini kullanarak kimseden tahsilat yapmadığını, eylemle ilgili olduğu tespit edildiği iddia edilen Muhammet YÜCE ile Mehmet Fikri KARADAĞ' m isteği üzerine bir sefer görüştüğünü, ancak eylem konulanndan bilgisinin olmadığını beyan etmiştir.

b)- Savcılık ifadesinde;
Kolluk ifadesini tekrarladığını, 11.11.2005 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile 1919 Kuvayı Milliye Demeğini kurduklannı, kendisinin demeğin teşkilat başkanı olduğunu, demeğin amacının Atatürk'ün görüşlerine paralel olarak Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan insanlan kaynaştırmak, birlik ve bütünlüğü tesis etmek olduğunu, Kuvayı Milliye hareketinin terörle bir ilgisi olmadığını, kendisinin kesinlikle Ahmet TÜRK, Sebahat TUNCEL, Orhan PAMUK ve Fehmi KORU'ya yönelik olarak bir saldın hazırlığından haberdar olmadığını, bu iddialann da aslının bulunmadığını, hiç kimsenin demek tarafından yasalara aykın şekilde fişlenmeye tabi tutulmadığını, böyle bir şey duymadığını ve bilmediğini, Ümraniye'de yakalanan el bomlan ile demeğin hiçbir ilgisinin olmadığını, Demek gelirinin üye aidatlanndan kaynaklandığını, aylık 1 YTL, senelik 12 YTL aidat alındığını, kendisinin uzun yıllar taksicilik yaptığını, taksici arkadaşlannm erzak ve gıda yardımı yaptıklannı, demek olarak başka bir gelir kaynakları olmadığını, hatta bu nedenle bir kısım menfaatçi insanlann kendilerine düşman olduklannı,* bir ^ kısım kişilerin askeri ihalelerde demeğin aracı olmasını istediklerini, bunlann hepsini kovduklannı beyan etmiştir.

c)-Aramada elde edilen deliller;
Evinde yapılan aramada; (1) adet HP marka CNF70431FC seri numaralı Laptop, (1) adet Nokia 6610 marka 351527/00/227365/1 İMEİ numaralı cep telefonu, (1) adet üzerinde 030314048910 ibareleri bulunan Turkcell sim kart, (17) adet 1' dan 17' e kadar numaralandırılan CD, (8) adet küçük Kamera Video Kaseti, Kadıköy, Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada; -(1) adet "Yön.Kur." ile başlayan "tüm birimler birbirine emir komuta zinciri ile bağlıdır" ile biten el yazması şema, -(47) sayfa "Ulusal Güç Birliği Hareketinin Gerekçeli Ekonomi Politikası" başlıklı kitapçık, -(1) adet "Ajan Ekipmanları" başlıklı siyah kartvizit, -(1) adet 1 ile numaralandırılmış içeriği belli olmayan CD, -(1) adet Samsung marka 0273J1DR856794 seri numaralan Hard Disk, -(6) adet 1 'den 6'ya kadar numaralandmlmış disket, -(1) adet kahverenkli markasız fihrist, -(1) adet lacivert renkli netbank yazan ajanda, -(2) sayfa l'den 4'e kadar numaralandmlmış "Kuvai Milliye Gençleri" ile başlayan "Ediz Kentkuran" ile biten el yazması doküman, -(4) sayfa l'den 8' e kadar numaralandmlmış doküman, -(2) sayfa 1 'den 4'e kadar numaralandmlmış doküman, -l'den 5'e kadar numaralandmlmış "yetki belgesi kayıt formu" ibaresi ile başlayan "20.06.2007" yazısı ile biten doküman, -l'den 8'e kadar numaralandmlmış "Kuvayı Milliye Derneği" ibaresi ile başlayıp "Serhat SAVAŞ" ismiyle biten doküman, -Kavun içi renkli üzerinde "Kuvayı Milliye" yapıştırması bulunan ajanda, -1 'den 1 l'e kadar numaralandmlmış faks çıktıları, -(1) adet üzerinde "Gn.Kurul Bildirim Formatı" Genel Kurul Bilgi Notu yazılı CD, -(5) adet 1 'den 5'e kadar numaralandırılmış CD, -(1) adet kahverenkli telefon fihristi, -(1) adet lacivert telefon fihristi, -(1) adet kırmızı renkli üzerinde fihrist 24 yazılı ajanda, -5466479879,5466478936,5466478933,5466478966,5466478929,5466478321, 466478964, 5466478956,5466478940, 5466478960, 5466478961, 5466478922, 5466478696, 5466478288, 5466478291, 5466478921, 5466478939, 5466478920, 5466478299, 5466478968,5466478947, 5466478932, 5466478963, 5466479886, 5466478297, 5466478967, 5466478918 numaralara ait Vodofone sim kartları, -(38) adet l'den 38'e kadar numaralandmlmış CD, -(2) adet l'den 2'ye kadar numaralandmlmış CD, -(90) adet kırmızı klasör içerisinde "Kuvayı Milliye Yetki Belgesi" -(1) adet kahverenkli Ece marka ajanda, -(1) adet kahverenkli 1973 yazılı ajanda, -(1) adet T.C Ziraat Bankasına ait siyah renkli ajanda, -(1) adet sobek yazan kahverenkli ajanda, -(1) adet kırmızı renkli Kuvayı Milliye Derneğine ait üye kayıt defteri, -(1) adet kahve renkli ticari fihrist yazılı ajanda, ,* ' „,, -, ^ -l'den 6'ya kadar numaralandmlmış "telepost" ibaresi ile başlayıp\"Osmangazi Bursa" ibaresi ile biten doküman, . '
-T"

)2<^H

-l'den 4'e kadar numaralandırılmış "hepimiz insanız" ibaresi ile başlayan "iman et" ile biten doküman, -l'den 2'ye kadar numaralandınlmış "25.05.2005" ile başlayıp "düşündüm efendim" ile biten doküman, -l'den 13'e kadar numaralandırılmış "Sayın Genel Kurmanı Başkanlığı" ibaresi ile başlayıp "Sultanahmet-İstanbul" ibaresi ile biten doküman, -l'den 7'ye kadar numaralandınlmış "Net Eğitim Danışmanlığı" ile başlayıp "Hadarpaşa Portakal Camii" ibaresi ile biten doküman, -l'den 39'a kadar numaralandınlmış "Vakıflar ve dernekler" ile başlayan "Nursal Kutu (Sevinç Hanım)" ile biten doküman, -1 sayfa "Duyurumuzun dağıtı" başlıklı doküman, -Kırmızı klasör içerisinde takılı (265) adet Kuvayı Milliye derneği üye başvuru formu -(1) adet "Ender Kıran" ibaresi ile başlayıp "hayırlı cumalar" ile biten uzun faks çıktısı -(2) adet Av. Alparslan ARSLAN adına kartvizit, -(1) adet Kuddisi OKKIR adına kartvizit, -(1) adet Suat Salih KERKÜKLÜ adına tanzim edilmiş boş çek koçanı, -(1) adet ulusal güç birliği hareketi, yeniden Kuvayı milliye hareketinin yapılanması isimli kitapçık, -(1) sayfa "belgedir" başlığı ile başlayıp "Hüseyin Gürüm" ifadesi ile biten doküman, -(2) adet 1 'den 2'ye kadar numaralandınlmış CD, -(1) adet SEGATE MARKA 7EJ1FQSG seri numaralı Hard Disk, -(1) adet SEGATE MARKA 5JZCQ1GA seri numaralı Hard Disk, -(1) adet siyah renkli telefon fihristi, -(1) adet siyah renkli plastik telefon fihristi, -(1) adet üzerinde "hürkimsa" yazılı fihrist, -(2) adet Memorey marka video kaset, -(304) adet fotoğraf, -(52) adet l'den 52'ye kadar numaralandınlmış CD, -(1) adet üzerinde Keny yazılı fihrist, -(2) adet ogatech marka video kaset, -(1) adet Akar Copy Center yazır kırmızı renkli ajanda, -(1) adet lacivert renkli fihrist, -(3) adet numaralandınlmış üye kayıt defteri, -(1) adet üzerinde Yeniçağ Gazetesi 18.01.2006 görüşme yazılı küçük video kaseti, -(1) adet siyah renkli fihrist, -(11) adet değişik şahıslara ait kimlik fotokopisi, -(37) adet Kuvayı Milliye kimlik kartı, -(1) adet Murat BALIKÇI adına tanzimli T01 888181 seri nolu nüfus cüzdanı, -(1) adet İbrahim IŞIKLI adına tanzimli L09 455416 seri nolu nüfus cüzdanı, -(8) adet klasör içerisinde Kuvayı Milliye Derneği üyelik formu, -l'den 40'a kadar numaralandınlmış Muhittin BAHADIR ile başlayan "Devamını Dilerim" ile biten doküman, -l'den 104'e kadar numaralandınlmış "Yeter Artık" ile başlayan "Kurma İzin Belgesi" ile biten doküman, -(2) adet üzerinde "Kuvayı Milliye Görev Aracı" yazan araç kartı -1 'den 222'ye kadar numaralandınlmış doküman, -Sadık GÜLİZAR adına tanzim edilmiş basın kartı, -l'den 11'e kadar numaralandınlmış doküman, _ ' >T -v -(4) adet 1 'den 4'e kadar numaralandınlmış CD, / -(13) adet 1 'den 13 'e kadar numaralandınlmış CD, ' /** *' \ ^
\ ,... ',; >
S

-i -

Ust aramasında; -(1) adet 35434201-223595-6 imei nolu sony ericson K350İ cep telefonu,elde edilmiştir. Şüpheli Hüseyin GÖRÜM'ün ajandasında Tarkan COŞKUN isimli bir kişinin telefon numarasının kayıtlı olduğu , UYAP ortamında sorgulandığında C.başsavcılığımızın 2007/1742 sayılı soruşturması ile hakkında işlem yapıldığı tespit edilmiştir. Soruşturma konusu ise özetle ; "İP numarası ve kullanıcısının tespit edilemediği bildirilen bir bilgisayardan Haber Özel isimli TV programı muhabiri Gökhan Taşkm'a ait "haberozel@showtv.co.tr" e-mail adresine,bu kişi tarafından da İstanbul İl J.K.Lığı KOM Şb.Md.J.Bnb.Asım Sürer'e ait "asimsurer@mynet.com" e-mail adresine 24.05.2006 tarihinde iletilen e-posta yazısında aynısı ile "Haber Özel,Gökhan Bey'e Özel,Gökhan Bey,Vereceğim bilgileri ancak sizin değerlendirip bir sonuca ulaştıracağınızı düşündüğüm için sizi seçtim.Aşağıda sıralayacağım bilgileri belki de hayatım pahasına da olsa paylaşmak zorundayım.Çünkü ülkemiz çok karanlık bir dönemecin tam başında ve her taraftan bu olaylar tetikleniyor.Alparslan Arslan yani Danıştay'ın tetikçisi ve kilit adamı susma hakkını aşağıda belirteceğim ve araştmnca ulaşabileceğiniz şahıs ikinci eylemi rahatlıkla gerçekleştirsin diye kullanıyor.ikinci eylem Anayasa Mahkemesi Başkanına bir hafta içinde evinin önünde glok marka silahla 1975 Kars doğumlu kamuoyunda Türk İntikam Tugayları olarak bilmen örgütün de tetikçisi olan Tarkan Coşkun tarafından yapılacaktır.Arslan ve Tarkan tüm eylemlerin başından beri birlikte hareket ediyordu.Arslan yakalanınca Tarkan eylemini gerçekleştirmek için şu an Marmaris'te saklanıyor ve Arslan da susma hakkını eylemden sonra bozacaktır. İşi ve bu eylemleri finanse eden kişi direk Tarkan adlı şahısla irtibattadır. Gazete saldırılarında ve silahların temininde Tarkan bizzat bulunmuştur.Kendisi en son şu telefon numarasını kullanmaktaydı.0 538 2254711 .Verdiğim bu bilgilerin ve benim kim olduğumun önemi yok.Araştırma cesaretini gösterirseniz tüm gerçeklere ulaşırsmız.Bol şanslar." ihbarı yapıldığı, İhbarda adı geçen Tarkan COŞKUN'un 23.09.2006 tarihinde İstanbul Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne üzerindeki Caner TOK ve İsmail ÇILGIN adına düzenlenmiş sahte cüzdanları ile giderek,kendisinin arandığını ve teslim olmak istediğini beyan ettiği, aranmadığının anlaşılması üzerine de,kendisinin TİT mensubu olduğunu,sivil topluma karşı bazı eylemler gerçekleştirmesinin istenildiğini,bu yüzden kaçtığmı,hayatmın tehlikede olduğunu,bu nedenle teslim olduğunu beyan ettiği, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bilgi sahibi sıfatı ile verdiği 24.09.2006 tarihli ifadesinde özetle; 2005 yılında eşinden aynldığmı,internette TİT'e ait bir form sitesi gördüğünü,svmtr@hotmail.com e-posta adresini irtibat adresi olarak verip siteye üye olduğunu,bir süre sonra Mert21@hotmail.com e-posta adresinden e-mail aldığmı,kendisini Mert Yiğit olarak tanıtan bu kişi ile bir süre internette Messenger yolu ile görüştükten sonra İstanbul'da buluşup tanıştıklarmı,bu kişinin TİT'in devletin illegal işlerini yapan yasal olmayan bir grup olduğunu söylediğini,kendisini 4-5 TİT üyesi ile İstanbul'da tanıştırdığmı,bir yıl süresince harçlık olarak aralıklarla toplam 7-8 milyar para verdiğini,kendisine üzerinde fotoğrafı olan aralannda polis ve asker kimliklerinin de olduğu 30-40 adet kadar kimlik verdiğini,peşimizde birkaç kişi var,korunmak için bu silahı al diyerek bir silah verdiğini,bir süre sonra bu silahı kendisine iade ettiğini,aktif eylemlere katılma teklifini kabul ederek Mert'in verdiği paketleri istenilen yerlere bıraktığını,içerisinde bomba olduğunu tahmin ettiği ve kendisinden aşıklar şenliğinde kurulan standm altına koyması istenilen paketi ise yerine bırakmadığmı,bu nedenle tehdit edildiğini,kendisine Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'e suikast yapmasının teklif edildiğini,daha sonra ise bu eylemden vazgeçildiği söylenilerek genel eylem yapılmasına karar verildiğinin söylendiğini,bu tür eylemlere karşı olduğunu söylemesi üzerine teHdit,.edildiğini,bu nedenle can güvenliği olmadığı için Pendik Polis Merkezine giderek' teslim olduğunu^beyan etmiş,TİT

mensubu olduğunu beyan ettiği Mert ve İdris isimli kişilerin eşgalini tarif ederek robot resimlerini çizdirmiştir.Tarkan Coşkun İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlünde şüpheli sıfatı ile alman 26.09.2006 tarihli ifadesinde ise özetle;TİT örgütü üyesi olmadığını, TİT hakkındaki bütün bilgisinin internetteki sitesini incelemesinden kaynakladığını, Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğüne yaptığı başvurusunun amacının kendisini mağdur duruma düşürerek eski eşinin dikkatini çekmek olduğunu,üzerinden çıkan Caner Tok adına düzenlenmiş nüfus cüzdanını bankadan kredi çekmek amacı ile daha önceden birlikte çalıştığı Caner Tok isimli kişinin kimlik fotokopisini habersiz alarak Pendik Fevzi Çakmak Mahallesi Muhtarlığından ikamet ilmühaberi alıp üzerine kendi fotoğrafını yerleştirerek Pendik Nüfus İdaresinden aldığmıjsmail Çılgın adına düzenlenmiş nüfus cüzdanını ise yolda bularak üzerine kendi fotoğrafını yerleştirdiğini,hakkmdaki e-mail ihbarında geçen 0 538 2254711 numaralı cep telefonu hattının kendi kullanımında olduğunu,TİT adına yayın yapan internet sitelerine açık kimlik bilgilerini ve telefon numarasını verdiğinden dolayı bu sitelerden kendisinin kimlik ve telefon bilgilerini öğrenen birisinin bu e-maili atmış olabileceğini,Alparslan Arslan'ı tammadığmı,bilgi sahibi sıfatı ile verdiği ifadedeki beyanları psikolojik problemlerinden dolayı ve eşinin ilgisini çekmek için tamamını uydurarak söylediğini,23.09.2006 günü,çalıştığı işyeri sahibi olan Seyithan Kurtcebe'ye 0544 322 32 37 nolu telefon hattından bu kişiye ait 0536 264 07 95 nolu telefona çektiği " Serkan abi Ali'yi tutuklamışlar, iş yerinden haber verdiler, beni de sormuşlar, durum ne tam olarak bilmiyorum, bir avukat ağabeyimiz var onun yanma gidiyorum, olur ki polis gelip sorarsa benim ayrıldığımı söylersin, durum netleşsin ben haber verecem sana" ve " Abi sen adam bul,ben yarın gelip eşyalarımı alacam, kusura bakma, zor durumda bırakmak istemezdim " şeklindeki sms mesajlarını Seyithan Kurtcebe'nin kendisini aramaması için gönderdiğini beyan etmiştir. Sonuçta,ihbann Danıştay saldırısı olayı ile ilgili bulunması nedeni ile soruşturma evrakı bu yönden ayrılarak Ankara C.başsavcılığma (CMK 250.Md.İle Yetkili), sahtecilik yönünden ise Pendik C.başsavcılığma gönderilmiştir.Konu ile ilgili yazılara verilen cevaplardan Ankara C.başsavcılığınca Tarkan COŞKUN hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği, Pendik C.başsavcılığmca ise sahtecilik suçundan dava açıldığı ve yargılaması sonucu mahkum edildiği, bir süre tutuklu olarak yattıktan sonra tahliye olduğu anlaşılmıştır. Yapılan araştırmada şüpheli Hüseyin GÖRÜM'ün ajandasında yazılı telefon numarasının Tarkan COŞKUN'un eski eşinin çalıştığı işyerine ait olduğu, bu kişinin halen burada çalıştığı,alman ifadesinde de Tarkan COŞKUN'un müşterek çocuklarını görmek için buraya geldiğini beyan ettiği anlaşılmış, Tarkan COŞKUN bu bağlantının aydınlatılabilmesi amacı ile ifadesinin tespiti için aranmış ise de bulunamamıştır. Şüpheli Hüseyin GÖRÜM'ün Danıştay Saldırısı olayından dolayı gözaltına alındığı, bu olayın sanığı Alparslan ARSLAN'm şüpheli hakkında " Hüseyin GÖRÜM'ü tanıdığını , ülkücü bir davadan dolayı cezaevine girdiğini bildiğini, Nihat GÜRKAN'ı Hüseyin GÖRÜM ile olan arkadaşlığı sırasında tanıdığını, Danıştay olayı sonrası Ankara Emniyet Müdürlüğünde yapılan üst aramasında elde edilen Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi isimli derneğin kartı hakkında Ankara Emniyet Müdürlüğünde vermiş olduğu ifadesinde de; "Benim Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği bir üyeliğim yoktur. Sadece gidip geliyordum. Bu kartı da arkadaşım Hüseyin GÖRÜM 'den almış olabilirim." şeklinde beyanda bulunduğu dikkate alındığında, yukarıda özetlenen e-mail ihban ile başlayan soruşturmada ismi geçen Tarkan COŞKUN'un telefon numarasının Hüseyin GÖRÜM'ün ajandasında kayıtlı olması dikkat çeken bir husus olarak görülmüş, bu husus aydmlatılamamış olsa da şüphelinin içerisinde bulunduğu faaliyetleri ve bağlantıları gösterir bir olay şeklinde görülerek Mahkemenin dikkatine sunulmuştur. f' , A*"" - Hüseyin GÖRÜM'e ait, SAMSUNG marka? seri nunıarasV 0273J1DR856794 olan dizüstü bilgisayar hard diski üzerinde yapılan incelemşd^,? ^ ,

2122

"FAHRETTİN ÇELENK.doc" ve "İBRAHİM DEVECİ.doc" isimli bir MSvvord dosyalan incelendiğinde, Kuvayı Milliye derneğine üye olmak amacıyla başvuran şahısların detaylı kimlik, ikamet, iletişim ve iş kayıtlarının alındığı görülmüştür. "KUVAYI MİLLİYETAHKİKAT KOM..doc" isimli dosya incelendiğinde 10 sayfadan oluştuğu, Tuncay YÜRÜK tarafından hazırlandığı, konu ile ilgili Kuvayı Milliye Derneğine çalışmalarının sürdüğü ve kabul edilmesi halinde çalışmaların daha da hızlandırılacağı ifade edildiği, Kuvayı Milliye Kemalizm Tahkikat Komisyonu Türkiye Cumhuriyeti'nin Tarih başlangıcında rol oynamış olan Kuvayı Milliye (milis çeteleri) ulaklarının günümüze geldiği, oluşumun misyonu, tarihi, yönetim kurulu, denetim kurulu, çalışma şartnamesi, uzmanlık alanları belirtilmiştir. "Biz Kuvayı Milliye Derneği olarak kurmuş olduğumuz Kuvayı Milliye Kemalizm Tahkikat Komisyonu'nun Onursal Başkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve inkilaplanmn bu dönemde ülke sorunlanna ne kadar gerekli olduğunu vurgulayarak toplumumuza ve dünya mazlum toplumlanna anlatmaya çalışacağız.Bu çalışmalanmız Kendini bilen genç,dinamik,erdemli ve onur sahibi insanlarla sizlere dünyada kullanılan bütün iletişim araçlan kullanılarak ulaştırma amacını gütmekteyiz." gibi ifadelerin bulunduğu ve bahse konu tahkikat komisyonunun kurtuluş savaşından bu yana var olduğu, bu günkü temsilcisinin Mehmet Fikri KARADAĞ olduğu ve bir takım kurullar oluşturulan bir belge olduğu görülmüştür. -"BİLDİRİ.doc" isimli bir MSvvord belgesi incelendiğinde belgenin Kuvayı Milliye Derneği'nin kuruluş bildirisi olduğu anlaşılmıştır. Bildiride 'vatanın bütünlüğü ve milletin bölünmezliğinin tehlikede' olduğu, 'Devleti yöneten seçilmiş kişilerin Türk milletinin güvenini yitirmekte' olduklan, 'Hıyaneti Vataniye Kanunu'nun, zamanı geldiğinde, yürürlüğe konulması için çalışılacaktır' gibi ibareler yer almaktadır. - "kuvayı mlliye nedir.doc" isimli bir MSvvord belgesi incelendiğinde belgedeki logo başlıktan dokümanın Kuvayı Milliye derneğince hazırlandığı, belge içeriğinde 'kuvayı miliye'nin ne olduğu tarihi bilgilerle anlatılmaya çalışıldıktan sonra son bölümde yer alan; 'Günümüzde de, aziz vatan topraklan can düşmanlanmıza pazarlanmakta, kahraman ordumuz, sanki başka bir milletin ordusuymuş gibi, her fırsatta yıpratılmakta, yer altı ve yerüstü milli servetlerimiz yabancılara peşkeş çekilmekte, Cumhuriyet'in bütün maddi ve manevi kazammlan, çılgınca yok edilmeye çalışılmakta, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, gözlerimizin önünde parçalanmaya devam etmekte, velhasıl tarih tekerrür etmektedir.Büyük ATA'mızm Gençliğe Hitabesi'ndeki her şey, mevcut ve gerçekleşmek üzeredir. O halde; Ey Türk'ün asil evlatlan!..Kuvayı Milliye zamanı değil mi?..'cümleleri ile Kurtuluş Savaşımızın başlangıcındaki Kuvvayı Milliye Cemiyetinin oluşumuna zemin hazırlayan şartlann bugünde gerçekleştiği belirtilerek Kuvayı Milliye Derneğinin kuruluşuna anlam yüklenmeye çalışıldığı değerlendirilmektedir. - "ılgılıi.doc" isimli bir MSvvord belgesi incelendiğinde Ali ÖZOGLU isimli şahsın istifa dilekçesi ile birlikte belge içeriğinde Ali ÖZOGLU'nun Yönetim Kurul üyesi ve Basm'dan sorumlu olduğu, Ali ÖZOGLU'nun Özel Büro hakkında Tempo Dergisine vermiş olduğu beyanatın ardından ikaz üzerine 18 Temmuz 2006 tarihinde Dernek ile ilgili görevinden istifa etmiş olduğunu belirten bir yazı olduğu, görülmüştür. Hüseyin GÖRÜM'e ait, 28 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede; "3 001.jpg","3 002.jpg", "3 003.jpg", "3 004.jpg", "3 005.jpg", "3 006.jpg", "3 007.jpg", "3 008.jpg", "3 009.jpg", "3 010.jpg", "3 011.jpg", "3 012.jpg", "3 013.jpg", "3 014.jpg", "3 015.jpg", "3 016.jpg", "3 017.jpg", "3 018.jpg", "3 019.jpg", "3 020.jpg" ve "dfgf.jpg" isimli resim dosyalan incelendiğinde; 3 002.jpg, 3 003.jpg, 3 006.jpg, 3 017.jpg, 3 019.jpg, dfgf.jpg isimli resimlerin "080505 ŞİLE GEZİSİ" adıyla, 3 014.jpg isimli resmin "10505 ORTODOKS KİLİSESİ" adıyla, 3 020.jpg, 3 013.jpg, 3 010.jpg, 3 009.jpg isimli resimlerim "190505 FABRİKA" adıyla kayıtlı bulunduğu , 3 018.jpg.isimli resmin "210505 ONUR KONFERANS" adıyla , Oğuz Alparslan ABDÜLKADİR' isimli şahıstan ele geçirilen

ve incelemeye konu olan 55 numaralı CD içerisinde de kayıtlı oldukları görülmüştür. Bu bağlamda soruşturma kapsamında göz altına alman Muzaffer TEKİN, Mehmet Fikri KARADAĞ, Oktay YILDIRIM, Zekeriya ÖZTÜRK, Hüseyin GÖRÜM isimli şahıslarında aralarında bulunduğu bir grubun dosya isminden hareketle 08.05.2005 tarihinde İstanbul ili Şile ilçesine birlikte geziye gittikleri anlaşılmıştır. Muzaffer TEKİN ve Hüseyin GÖRÜM'ünde aralarında bulunduğu bir grubun 21.05.2005 tarihinde Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı'nca Süleymaniye Kültür Merkezinde düzenlenen bir konferensa katıldıkları anlaşılmıştır. - "KARANLIKTAKİ İLİŞKİLER.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde operasyon kapsamında yakalanan Hüseyin GÖRÜM isimli şahısla ilgili soruların yer aldığı ve dosyada bulunmayan bir resme atıfta bulunularak Mısır'daki El Ezher Üniverisitesi ve Amerika'nın üst düzey yetkilileri ile bir araya geldiği ifade edilmiştir. - Hüseyin GÖRÜM'e ait, 37 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede; -"310820060918060984.jpg" isimli bir resim incelendiğinde Ankara'da Hüseyin GÖRÜM tarafından yapılan basın açıklamasına ait fotoğraf olduğu görülmüştür . - Hüseyin GÖRÜM'e ait, 9 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede; - "Kuvayı milliye-l.htm" isimli bir MSword dosyası incelendiğinde Hüsnü MERDANOGLU isimli şahıs tarafından dernek adresi, kurucu, yönetim, denetim üyelerinin isimleri boş bir şekilde husnumerdan@hotmail.com adlı email adresinden ataandas@hotmail.com adlı e mail adresine e posta edildiği görülmüştür. Mevcut ve bir sonraki "Kuvayı milliye.htm" isimli dosyalardan hareketle, dernek tüzüğünün Hüsnü MERDANOGLU isimli şahıs tarafından hazırlandığı, tüzükte boş bırakılan yerlerin doldurularak tekrar Hüsnü MERDANOGLU'na gönderilmek sureti ile dernek tüzüğünün oluşturulduğu değerlendirilmektedir. Hüseyin GÖRÜM'e ait, 27 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede; "AVSEQ01.DAT" isimli bir video incelendiğinde aralarında Hüseyin GÖRÜM'ün de bulunduğu bir grubun 30.08.2006 tarihinde Ankara ilinde yapmış oldukları gösteri yürüyüşünün kayıtlarının bulunduğu görülmüştür.Söz konusu gösteride grubun önü güvenlik kuvvetlerince kesilmiş ve Hüseyin GÖRÜM isimli şahıs tarafından kalabalığa hitaben bir bildiri okunmuştur. Hüseyin GÖRÜM'e ait, Kuvayı Milliye Derneği/KADİKÖY adresinde el konulan PRINCO BUDGET marka, 5 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede; "AVSEQ01.DAT" isimli bir video dosyası incelendiğinde "Kuvayı Milliye Asla Unutmaz, Asla Affetmez" şeklinde bir ifade ile başladığı, Fikri KARADAĞ, Hüseyin GÖRÜM aralarında bulunduğu bir grubun Anıtkabir ziyareti ile birlikte Mehmet Fikri KARADAĞ, Hüseyin GÖRÜM isimli şahısların konuşmalarının bulunduğu görülmüştür. Hüseyin GÖRÜM isimli şahsın konuşmasında Hıyaneti Vataniye Kanununun zamanı geldiğinde çıkarılacağı, bu ülkeyi soyan 13500 şerefsizin isim listesinin ellerinde olduğu ifade edilmiştir.Söz konusu videonun Kahraman ŞAHİN isimli şahıstan ele geçirilen 2 numaralı CD içerisinde bulunan "AVSEQ01.DAT" isimli video dosyası ile aynı veya benzer içerikli olduğu görülmüştür. Hüseyin GÖRÜM'e ait, Kuvayı Milliye Derneği/KADİKÖY adresinde yapılan aramada el konulan PLM START marka, 4 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede; "KUVAYI MİLLİYE.doc" isimli bir MSword dosyası incelendiğinde, yukarıda yazılı SAMSUNG marka, seri numarası 0273J1DR856794 olan dizüstü bilgisayar hard diskinde bulunan "KUVAYI MİLLİYETAHKİKAT KOM..doc"isimli belge ile aynı olduğu, Hüseyin GÖRÜM'e ait, Kuvayı Milliye Derneği/KADİKÖY adresinde yapılan aramada el konulan PRINCO marka, 5 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede "AVSEQ01.DAT" isimli bir video dosyası incelendiğinde; Mersin ilinde yayın yapan yerel bir kanalda yayınlanan Forum isimli program un?' görüntülerinin olduğu, program ^ 2124 f

! J

"

sunucusu tarafından konuklarının Kuvayı Milliye Derneği Genel Başkanı Mehmet Fikri KARADAĞ ve Teşkilat Başkanı Hüseyin Kerim BAYRAKTAROĞLU(GÖRÜM) isimli şahıslar olduğu ifade edilmiştir. "Kuvayı milliye Derneği ve Hareketinin yapılanmasının ve amacmın anlatıldığı" aynca "hükümetin devleti 500 Milyar Dolar borca soktuğunu ve devleti iyi yönetemediğini bunun karşısmda Genelkurmayın ve askerin bir şeyler yapmasını ve görev almasını anlattığı belirtilmiştir. Hüseyin GÖRÜM'e ait ait, 4 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede; "AVSEQ01.DAT" isimli bir video dosyası tespit edilmiştir. "AVSEQ01.DAT" isimli video dosyası incelendiğinde Star isimli özel televizyonda objektif programının sunucusu Kadir ÇELİK isimli şahıs ile operasyon kapsamında yakalanan Hüseyin GÖRÜM isimli şahısla Kuvayı Milliye Derneği merkezinde yapmış oldukları röportaj görüntüleri olduğu görülmüştür.

d)-Telefon görüşmeleri;
Şüpheli Hüseyin GÖRÜM'ün kayıt altına alman telefon görüşmeleri oldukça sınırlıdır. Cep telefonu hattı bulunmasına karşın zorunlu olmadıkça kullanmadığı anlaşılmaktadır. 02.08.2008 tarihinde Erkut ERSOY ile Mehmet Fikri KARADAĞ arasındaki görüşmedeki ; Erkut'un " .. .Komutanım Hüseyin GÖRÜM beyin telefonu var mıydı acaba sizde" Mehmet Fikri'nin "Yok", "Onum şimdi burada telefonu yok bende o telefon kullanmıyor zaten" sözleri de bu hususu teyit etmektedir. Ancak diğer şüpheliler arasında yapılan telefon görüşmelerinde şüphelinin ismi geçmekte olup, bunlardan şüphelinin Kuvayı Milliye Derneği yapılanmanmasındaki konum ve faaliyetlerini gösterir bir kısmı aşağıda özetlenmiştir. Tape:616, 24.02.2007 tarihinde Yusuf GÖRÜM ile Naci isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ; Naci'nin "Kadıköye git, o Albay varya, Albay'la bir görüş konuş ne diyor bakalım yani, personel alıyorlar yani şeye MİT'e" dediği, Yusuf un "Ben onu şu anda konuşamam onların toplantıları var" dediği, Naci'nin "Bazı şeyler vardır, onun var mı ilişkisi var mı adamı acaba, o da var" dediği, Yusuf un "Ya vardır onun, sen onu Hüseyin' le konuşacaksın" dediği, Naci'nin "Çünkü bizim Osman müracaat etti aldılar yani de .................. adamlar var yaptırmışlar onlara bir iki silah da" dediği, Yusuf un "Tamam giderken atlet kilot ta götür" dediği, Naci'nin "Tamam sorun değil şey yaparız ayarlarız onları önemli değil olursa zaten kıyak yaparız boş değiliz yani tamam tamam ben akşam oğlanı da alır giderim o zaman olmazsa" dediği, Tape:5, 26.02.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile H.D. arasındaki görüşmede özetle ; H.'nın "Sayın İ.Z. Paşamla, Emekli Subaylar Derneği sizleri de aralarında görmek istiyorlar" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tamam olur .." dediği, H.'nm "Sekreterinize falan bahsetmeyin bu konulardan" "Gizli kalsın yani" "...Hüseyin kardeşimle, Kahraman Bey kardeşim her zaman takdire şayan insan., yalnız sekreterinize her konuda bilgi vermeyin" dediği, Tape:619, 27.02.2007 tarihinde Yusuf GÖRÜM ile Naci isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ; Naci'nin " Lan dedim, Hendek'e gitti lan, gel dedim bizim buraya takıl da.......seninle Kuvayı Milliye Derneği açalım buraya şube" dediği, Yusuf un " Nereye bana ne söylüyorsun onu Hüseyin'e söyle" dediği, Naci'nin " Şeklini bilmiyorum yani, şekil olması lazım abi, bak bak burada rant var ya, ben onun için dedim" dediği, Yusuf un "Var tabi orda" dediği, Naci'nin "Bu piyasada var, öbür orda yok" dediği, Yusuf un " Var evet" dediği, Naci'nin " Bu piyasada var yani, o piyasada yok Kadıköy'den önce de burada var anladın" dediği, Yusuf un " Naci ben İstanbul a geldiğimde konuşalım" dediği, Tape:662, 16.03.2007 tarihinde Murat ÇAĞLAR ile Muşika VATANKULU arasındaki görüşmede özetle ; Murat'ın "Tutuklandım ben;',, "Silahlâ-yakalandım" "Şu an Bakırköy'de karakoldayız" dediği, Muşika'nm "Kim var yanında" dediği, Murat'ın "Ahmet

var" dediği, Muşika'nm "Yapacağımız bir şey var mı" dediği, Murat'ın "Hiç bir şey yok, Hüseyin abiye bildirdik, avukatımıza o halledecek" dediği, Tape:628, 20.03.2007 tarihinde Yusuf GÖRÜM ile Zeki isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ; Yusuf un " He Zeki aldım ben şimdi Hüseyin'e senin numaranı vericem, ben şimdi zaten genel merkezin ordayım" dediği, Zeki'nin "Şey söylicem Kurtköy'de tanıdık var mı,Jandarma'da falan" dediği, Yusufun " Jandarmada var tabi" dediği, Zeki'nin "..Tamam sen bir şey yap da orda bir tane o., ç... var onu şey yapcaz tamam" dediği, Yusufun "Hayrola senin ne işin var ya orda" dediği, Zeki'nin " Yav konuşuruz şimdi orda bir tane lavuk var da onu çekicez, anladın" dediği, Yusufun "Tamam Hüseyin'le konuşurum" dediği, Tape:321, 28.04.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR arasındaki görüşmede özetle ; Mehmet Fikri'nin "... E.Bey gelecekti Fenerbahçe .. .başkanı haber var mı ondan", "Hüseyin abine sor Kahramana sor" dediği, Tape:322, 30.04.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesinde özetle; M.Fikri'nin "Gelen giden var mı" diye sorduğu, Hüseyin'in "Sabahleyin iki tane avukat geldi buraya" "Müze yapıyoruz şimdi, bizim ıvır zıvırlar var ya böyle tarihi şeyler" "Orta kata koyuyoruz, eğer öyle bir şey yani kapatma şekline gelirse, Atatürk'ün müzesini kapatıyorlar şekline bütün her şeyi yığarız diyor, kimse birşey yapamaz diyorlar" dediği, M.Fikri'nin "Aynen yapsınlar, şimdiden başlasınlar, onun için gereken ne varsa hemen gelip yarın imzalayayım, yazsınlar müze haline dönüştürdük burayı falan diye" dediği, Tape:323, 30.04.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesinde özetle ; M.Fikri'nin "Kuvayı Milliye Atatürk Müzesi diye oraya bi kağıda birşey yazdırın. O bizim eski çerçevelerden bir tanesine koyun cama asm kenara" "Oraya bir hikaye yazdırın, dersiniz, Atatürk misak-ı milli kararlarını bu binada almıştır diye,o şeyin altına da yazın asm dışarıya" "O dediğin oyunu oynayalım o zaman" dediği, Tape:667, 14.06.2007 tarihinde Muşika VATANKULU ile X şahıs arasındaki görüşmede özetle ; X Şahsın "Sen Oktay YILDIRIM'ı tanıyor musun", "Kuvayı Milliye İstanbul Şube Başkanı" "Evine baskın yapılmış, 28 tane el bombası, bir sürü şey","Damştay savcılığına suikast yaptı ya, avukatın biri, o zaman Muzaffer TEKİN vardı, gözaltına alman bir yüzbaşı, onun da arkadaşı, bu şerefsizler bu ülkede, Kuvayı Milliye gibi hassas şeyleri kullanarak, o ad altında, her türlü adiliği, şerefsizliği yapıyorlar." dediği, Muşika'nm "Sen, bu Yeni Kuvayı Milliye'den bahsediyorsun" dediği, X Şahsın "Yalnız Kuvayı Milliye diyor. İstanbul Ümraniye'de, bir eve yapılan baskında, sandık içinde saklanan taarruz tipi 28 el bombası bulundu. Bombaların sahibi olduğu iddiasıyla Kuvayı Milliye derneği İstanbul Şube Başkanı diyor. Yeniden meniden yok yani, sonuçta Hüseyin'de bunlardan biri, sana söyleyim. Benim dediklerime geleceksiniz, sizde kendinizi, ona buna kullandırarak bir şeyler yapıldığı zaman, aklınız başınıza gelecek, haberiniz olsun" dediği, Tape:31, 01.07.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Pelin ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle ; Pelin'in "Sizin dernek bölünüyormuş" "Hüseyin GÖRÜM sizin yerinize geçmek istiyormuş" "Hakkınızda arkanızdan bir şeyler çeviriyormuş" dediği, Fikri'nin "Öyle bir şeyin olması mümkün değil yavrum, öyle şey olur mu, onların hepsi benim evlatlarım" dediği, Tape:168,10.07.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle ; Mehmet Fikri'nin "Oğulcum, şimdi Bursa'dan Muhammet (Muhammet YÜCE) diye bir çocuk geliyor", "Bizim derneğin önde gelmiş olduklarından", "Arabasıyla geliyormuş, onu alın görüşün, Hüseyin abinle de görüşsün, ben de çıktım geliyorum" "Muhammet diye bir çocuk uzman çavuşmuş" dediği, Tape:570,15.07.2007 tarihinde Yusuf KARLIOĞLU ile Erol ÖLMEZ arasındaki görüşmede özetle ; Erol'un "...bizimle Tayyip'ten başka kimse uğraşmıyor zaten" "Tayyip

ERDOĞAN" dediği, Yusuf un "Bu dakkadan sonra abi her tür basın şimdi ona saldırıyor" dediği, Erol'un "Saldıncak tabi, .... önde gideni kardeşim .... değil ki" , "Vatana ihanet eden bi şahıstır o" dediği, Yusuf un "bu bizim için bulunmaz bir fırsattır", "Tayyip karşıtı basım arkana alıcaksm anladın mı, iki tane eylem, iki tane gösteri yapıcaksm basma..." dediği, Erol'un "Ya biz yapıcaktık abi, yürek yok, yürek yürek, o ara bir tanesi çıkmış biz ben İmam Hüseyin'e dedim ki kardeşim bak dedim abi dedim ,bak sen dedim bastın ama dedim, yanlış yoldasın dedim, tamam mı bak dedim, abi sen dedim bize yol vermiyosun dedim, yani yol ver dedim ya" "Kapa dedim çeneni sadece dedim, senden var ya kardeşlerin olarak bize bir gün ver dedik yani, bir gün , adam korktu yaa yol vermiyor yani yol vermiyor" "Ayın diyo 22'sini bekleyin" "O öyle dedikçe aklıma şey geldi hatırlıyormusun bir ara bi hatırlarsan birşeyler yaşamıştık bi ara" dediği, Yusuf un "Evet, boşver abi bana bir gün Hüseyin abi dese ki Yusuf gel sana ihtiyacım var, giderim ama başka türlü çağırırsa gidemem, ama adam gibi olacaksa giderim" , "O oturacak, o oturacak olayı bize bırakıcak", " Yaası öyle ben sizden sonra hiç birşey yapmadım, koşmadım hiçbir şeye , çünkü koştuğum zaman beni indirirlerdi biliyorum", "Dinlediklerine de eminim anlatabiliyor muyum, zıpladığım zaman fırsat kolluyorlar, ben ordan ayrıldım ama benden bilgileri yok mu sanki" dediği, Tape:45, 21.07.2007 tarihinde Yusuf GÖRÜM/Süleyman isimli şahıslar ile Mehmet Fikri KARADAĞ arasındaki görüşmede özetle ; Yusuf un "Baba birşey diyecem" "Ben bu Bodrum Yalıkavak var ya" "Bu Yalıkavakta bana bir otel veriyorlar Hüseyin de bu adamı tanıyor A.T.diye" "Sen bu A.T.'i daha evvelden duymuşsundur" "Senin döneminde yani senin tam şey zamanlarında bu silahlı kuvvetler" dediği, Mehmet Fikri 'nin "Tanımıyorum tanımıyorum" dediği, Yusuf un "Bu seksenbeş yılında silahlı kuvvetler yapı koparatifi diye bir kooperatif kurduydu Kadıköyünde" "Silahlı kuvvetler adına Hüseyin de çok iyi tanıyor ondan sonra neyse bu adam zamam içerisinde epey şey oldu çok yıl geçti şimdi bu Bodrum Yalıkavakta otel almış üç tane bunu Hüseyin iyi tanıyor bu üç tane otelin bir tanesini veriyor bende dedim ki ben dernekle konuşurum babaylan tamam mı" "Derneğin adına dedim verirsen dedim bunu çalıştırmak üzere alırız dedim" dediği, Mehmet Fikri'nin "Bi bok olduğu yok adam da o gelsin öyle bir niyeti varsa benlen konuşsun söyle" dediği, Yusuf un "Ya bize devreder baba demi" dediği ve telefonu yanında bulunan Süleyman'a verdiği Mehmet Fikri'nin Süleyman'a "Zaten bundan sonraki seçimlerde buralarda değil küçük yerden Çanakkaleden garanti verildi, Çanakkale'den oraya gidecem","He ekibin nasıl hazır mı, yeniden teşkilatlanma yapacam" dediği, Süleyman'ın "Hüseyin güden ayrıldınız mı" dediği, Mehket Fikri'nin "Yok ayrılmadık" dediği, Süleyman'ın "Ama biliyorsunuz onun bulunduğu teşkilat içerisinde bizim olma şansımız yok" dediği, Mehmet Fikri'nin "Onların işi başka bizim işimiz başka" dediği, Tape:51, 26.07.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Muhammet YÜCE arasındaki görüşmede özetle ;Muhammet'in "...Star Gazetesine şey yazmışlar, Sizin Şeyin Resimleri Neydi O, Yüzbaşı Tekin" dediği, Mehmet Fikri'nin "Yıldırım Oktay" dediği, Muhammed'in "He o bide Kundakçı paşa" "Hepinizin resimleri orda, sizin hakkınızda şey yazmış, milleti galeyana getiren" "Hepinizin resimlerini koymuş., bizim dernek başkam yardımcınız Ali Başkan.." "Hüseyin başkanımızın resmi, onu da koymuş" dediği, Tape:441, 02.08.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Ayhan isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ;Ayhan' m Erol' a hitaben" Ya Kanal D'yi açsana bi, var mı yakında televizyon" "İmam Hüseyin nikah kıyıyor, sende var mıydm nikahta" dediği, Erol' un "...., lan ne nikahı kıyıyo lan" dediği, Ayhan' m "Kuvayı Milliyenin yemin törenini yapıyor" dediği, Erol' un "Yemin et" dediği, Ayhan' m "Vallahi billahi, Kahraman'da orda Kahraman yemin ettiriyor" dediği, Erol' un "M... bunlar sıyırmış kafayı lan iyice" dediği, Ayhan' m "Vallahi, Türk Bayrağı, Kuranı Kerim ve Kılıç, İmam Hüseyin'in Kırbacı, Kahraman orada" dediği,

Tape:442, 02.08.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Osman isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ; Erol'un "Ahmet abi de aramış demiş böyle böyle, bizim vatandaş bir gün şeye gitmiş Kuvayı Milliyeye gitmiş" "Orda şey var ya İmam Hüseyin" "Gitmiş ona şikayet etmiş beni, kendi kendime kızdım, madem sen Osman Turan'a Osman abiye söylüyosun, Osman abi kalkıyo bana söylüyo, tamam diyoruz bütün evrağmı emanetini veriyoruz diyoruz" dediği, Osman' m "Niye bu kadar terbiyesizlik yapmış" "Tantana etmesin yani, kadın bizi şikayet bilmem ne yap demiş ona, dedim beklesin dedim, yumuşattırdım onları" dediği, Tape:379, 07.08.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile Recep Gökhan SİPAHİOĞLU arasındaki görüşmede özetle; Recep Gökhan'ın "Hüseyin abi geldiği zaman ben gelicem kendisiyle başka bir şey konuşacam abi", "Eğer benim onun gözünde bir yerim varsa" , " O konuşmaya başlamadan önce de ona her şeyi göstermek istiyordum, öyle bir şey konuşacaktım abi" dediği, Kahraman'ın " Gelir ya,niye gelmesin,olmadı alır gelirim ben yani,canm sıkkın mı abi nedir" dediği, R.Gökhan'm "Canım sıkkın değil de", "üstümde çok büyük bir görev var abi" dediği, Kahraman'ın " Sen benim ağabeyimsin tamam,onun dışında var ya ben başka bir şey kabul etmiyonum, fark etmez yani biliyor musun sen benim ağabeyimsin yani ölene kadar artık" dediği, Tape:448, 13.08.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle ; Erol' un "..koşturuyoruz aynen devam" dediği, Kahraman' m "Fatih'te misin" "Nerdesin Çarşamba'da mısın" diye sorduğu, Erol' un "İkitellide" "işlerim var koşturuyorum" "İmam Hüseyin ne yapıyo İmam hazretleri" diye sorduğu, Kahraman' m "İmam Hazretleri ne yapsın s... seni yakalarsa", "Nebil abiye takmışsın oğlum" , "Erol dedi benden para aldı vermedi dedi, yok Kuvayı Milliyeyim ayağı bilmem ne hesabı anladın mı" "Hatta İmam Hüseyin kızdı dedi kimliğini de alın onun dedi" , "Sen gel çözeriz bu işi tamam, sende a.. k...gelecem dedin geçen hafta ne geldin ne gittin" dediği, Erol' un "Ben sana geleceğim gün bi baktım Ahmet arıyo, bana diyor ki, Erol Nebil diyor, Kuvayı Milliyelere gitmiş, seni şikayet etmiş, beni İmam Hüseyin aradı bizi burada tehdit etti, bağırdı çağırdı bilmem ne yaptı, küfür etmiş bir şeyler demiş" dediği, Kahraman' m "Sana kızsada bişey demez yani, öyle sen gelip açıklayacan kardeşim sen kaçıyon ya anladın mı adam ona kızıyo yani" dediği, Tape:69,07.09.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Şarköy'e gidiyordum yazlığı satacam inşallah oraya" dediği, Hüseyin'in "Biz de yarın Ankara'dayız komutanım, Anıtkabir'deyiz" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hadi güzel, bir kokla bakayım şöyle manzarayı ..." dediği, Hüseyin'in "Bir şey olursa oradan ararım komutanım" dediği, Tape:451, 17.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ üe Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle ;EroP un "Taksime geçiyorum, ordan da Çarşamba'ya geçecem", "İftardan sonra akşam 8, sabah 8 nöbete devam yani" "Biz de mollaların arasına takıldık girdik işte ne yapalım, soktunuz bizi, o taraf Çarşamba'ya" dediği, Kahraman' m "Ya hayırlısı olsun be kardeşim ya, görevini tam yerine getir de" dediği, Erol' un "Yok ben tutarım ben hoca adamım biliyorsun sakal bıraktım haberin yok galiba" "Molla oldum ben de" dediği, Kahraman' m "İmam Hüseyin de bıraktı" dediği, Tape:452, 18.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle ; Görüşmenin başında Kahraman' m karargahta olduğundan bahsettiği, Erol' un kimlerin orda olduğunu sorduğu, Kahraman' m Seda, Ali, Niyazi isimli şahısların orda olduğunu söylediği, görüşmenin devamında Erol' un " sayın Özel Kuvvetler Komutanım nasıllar iyiler mi" diye sorduğu, Kahraman' m "İyiler efendim iyiler" dediği, Erol' un "Paşamız nasıl" diye sorduğu, Kahraman'ın "Paşa da gayet iyiler efendim" dediği, Kahraman' m "Tamam efendim, teşekkür ediyorum hayırlı görevler" dediği,

Tape:598, 19.09.2007 tarihinde Yusuf isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Hüseyin'in "Dur, şeyden Samsun'dan gelme 2 kilo var" , "Samsun'dan geldi de ne kadar fiyatı daha doğrusu ne eder" dediği, Yusuf un "Kalitesine göre değişiyor" "Bir buçuktan yukarıya yani" dediği, Hüseyin'in "Bir kilosu" "Tamam oldu o zaman ben seni ................. şey yapıcam bir konuşayım sana dönüş yapıcam tamam mı" dediği, Yusuf un "... normal millet bir buçuktan yukarıya alıyo güzelse" dediği, Hüseyin'in "Tamam oldu ben sana dönüş yapıcam" "He telefonda açık konuşamıyorum yaa" dediği, Yusuf un "Kıvırcık kıvırcık" "Salata dimi" "Yeşil çay" dediği, Hüseyin'in "Tamam ben seni anyacam" dediği, Tape:455, 23.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle; Görüşmenin başında Erol' un bazı dizilerde oynamak için rol teklifi aldığını, Oğlum İçin dizisinde imam rolünü oynayacağından ve cenaze namazı kıldıracağından bahsettiği, devam eden görüşmede Erol' un "Karargahta kim var şimdi" diye sorduğu, Kahraman' m "İmam Hüseyin var, Ali var, Seda var" "Birkaç tane işte yeni gelenler vardı" "İrtibat yok yani kimseyle" dediği, Erol' un "Kimse de yok, nereye doğru gidiyor abi bu Kuvayı Milliye şimdi" "Başka yerler de açılışlar var mı., yani bir güçlenme var mı veya ne bileyim" diye sorduğu, Kahraman' m "Var var oluyor bir şeyler" dediği, Tape:357, 13.10.2007 tarihinde Volkan isimli şahıs ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle ;Volkan'm "Bekir İĞDIRLI ile aran nasıl senin" "Genç çocuklar var ya. Kerim Başkanın yakmmdalarmış bunlar" "Onlarda da kart var abi" "Aynı bizim karttan" "Hatta şeyin Veli KÜÇÜK kanalı yani" "Bizim Başkandan bahsediyor" dediği, Kahraman'm "Hüseyin abiden mi" diye sorduğu, Volkan'm "He,ondan sonra işte onun iyi biri olduğunu falan ondan falan bahsediyor. Ben hiç konuşmadım zaten konuşma bitene kadar hiç açık etmedim. Baktım kart gösterdi, bende küt diye arabanın içersinde kendi kartımı gösterince şey oldu yani, o onda şey yaptı böyle açıldı" dediği, Tape:629, 23.10.2007 tarihinde Yusuf GÖRÜM üe Yasin (Rasim GÖRÜM) arasındaki görüşmede özetle ; Merve kapı'da bulunan fabrikanın yanmasıyla ilgili konuştukları, Hüseyin'in oradan bir süre önce ayrıldığını ancak kirasını halen aldığını söyleyerek Yusuf un "Nizam AYTEMİZ" "Nizam bir geceleyin 8-10 kişiyle geliyo fabrikaya, oraya yazıhaneye" "Bekçiyi güzel bir dövüyorlar, kafasını gözünü kırıyorlar" "Hüseyin'lerin bekçisi" "Ondan sonra diyorlar ki bir daha buraya gelirseniz ayaklarınızı kıranz" "Hüseyin de 7-8 kişiyi alıyor gidiyor oraya, KahramanTan var ya hani" "Nizam AYTEMİZ"in 10 tane adamı var, hepsi silahlı, ondan sonra diyorlar ki, onlar da Nizam AYTEMİZ bak diyor, al bu adamlanm git tamam mı, Hepsini de diyor burda kurşuna dizdiririm diyor" dediği, Tape:678 28.10.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile Abdullah ARAPOGULLARI arasındaki görüşmede özetle ; Bir süre sohbet ettikten sonra, Abdullah'ın "..koşturuyoruz yetiştiremiyoruz" "...görüştüm o İsrail'i adamı" "..bir adamım var, şuan Trabzon'da, Oradan Bafra'ya geçecek, yann buraya geliyor sırf o iş için" "Ekip hazır yani, istediğin zaman kaldınnz onu" "Hüseyin abiyle konuşacan mı bu akşam..." dediği, Kahraman'm "Gideceğim bu akşam bakalım" dediği, Abdullah'ın "...biran önce bitirelim bu işi, zamana bırakmayalım" "Paraysa para ile konuşalım, dişe dişse silahla konuşuruz" dediği, Tape:371, 29.10.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile Abdullah isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ; Kahraman'm " Vallahi genel başkan şimdi yetkisini Hüseyin abime devretti genel başkanı", " Devretti ama dedi ki, ben aynlmış değilim dedi, yine geleceğim gideceğim dedi, öyle bir durum işte Abdullah abi" Abdullah'ın "Senin başkanın durumu ne" dediği, Kahraman'm "Valla ne yapsın o hala orda bir şekilde çarpışıyor yani" dediği, . Tape:949, 03.12.2007 tarihinde Raif GÖRÜM ile Mehmet Fikri KARADAĞ arasındaki görüşmede özetle ; Raif in "Efendim,şimdi yani bu adam televizyona çıkıp

duruyor,dinli minleri bilmem neleri falan hani senin daha bi bağlantın var mı onlan" dediği, Mehmet Fikri'nin " Yok ya, hiç yok benim hiç haberim yok o işlerle" dediği, Raif in " Bittimi yani olaylar orda" dediği, Mehmet Fikri'nin "Bana göre bitti ya,ben seçimlerden sonra ben orda ne yapayım,seçimlerden sonra bu millet için üzülmeye değmez dedim" dediği, Raif in "Baksanıza paşam,biz yeniden bişeyler şey yapacaz,sizi de çağırıp bi görüşmek istiyoruz az, yani Hüseyin GÖRÜM'le değil yani, biz kendi aramızdaki şeylerimizlen devam etmek istiyoruz hani","...paşam sizi çağırabiliriz ama gelirsiniz değil mi yani" dediği, Mehmet Fikri'nin "Yav gelirim tabi, niye gelmeyim, ben her yere giderim" "Hadi ne zaman" dediği, Raif in " Hı hı ben ben şey büro işleri,biraz da maddimizi düzeltiyoruz, hepimiz toplaşcaz ondan sonra böyle bundan sonra bu yolda devam edeceğiz" dediği, Mehmet Fikri'nin "Kapalı odada boyuna kapalı odada daima esrarı çeke çeke çocuk mahvoldu","Ben esrar içiyorum ben esrar içiyorum şeker arpa diyor tavsiye ederim diyor adam ya, oğlum hem günah yasak suç diyorum, olsun ben 25 senedir içiyom diyor", "Kapalı odada o şekilde şey dengesi bozuldu bence", "Kapandı çıkmıyor biliyorsun nerdeyse bir sene oldu" , "Hayal kura kura okuduğu her şey kendisine, kargayla konuşuyorum , serçeyle konuşuyorum , sinekle konuşuyorum falan diyormuş ya", "Her duvarında esrar kokusu, her gün sabaha kadar içiyorlarmış kusuyorlarmış söyledi çocuklar, kendisi itiraf etmese bana yüz bin kere yemin ediyordu bana esrar eroinle işim olmaz diye, ondan sonra şeyde itiraf etti, şeyde on onbeş kişinin içinde şeker hastalarına iyi geliyor diyor, ben diyor içerim diyor herkesede tavsiye ediyorum, şeker hastalarının hepsine tavsiye ediyorum diyor hı hı herife bak yani" dediği Tape:971, 14.12.2007 tarihinde Yusuf GÖRÜM ile görüşmesinde özetle; Bir süre hal hatır ettikten sonra Hüseyin'in "...çakmak için de teşekkür ederim." dediği, Yusuf un "Yok abicim bir şey değil ya. Sen kendine iyi bak yeter." "Orhan gönderdi değil mi Hüseyin " diye sorduğu, Hüseyin'in "He gönderdi,Fahri göndermiş " dediği, Yusuf un "Ben biraz Fahri'ye fırçaladım, o gecesi.","... Utanmıyor musun sen dedim. Ya tamam Yusuf falan dedi. Ben sormadım ne kadar şey " dediği, Hüseyin'in "500 lira göndermiş " Dediği, Yusuf un "İyi tamam işte ya, işini görürsün abi. Yav Hüseyin şeyi soracam sana. Bu hani Fethullah GÜLEN'in CD'leri vardı ya sende." dediği, Hüseyin'in "Bende yok onun CD'leri ","Onlar bir ara vardı. Paşadaydı. Yok şimdi onlar artık. Onlarla ilgilenmiyorum ben anladın mı, Onların hepsi bir oyundu. Yani bizi hep tezgaha getirmek istediler g.." dediği, Tape:968, 05.01.2008 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Remzi ÖZKAN arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Bir süre Mehmet Fikri KARADAĞ'm dernekten ayrılması hakkında görüştükten sonra Mehmet Fikri'nin "Bazı şeyler peşindeyim, onlan elde edersem Remzi'cim ihya olucaz yeniden gene tamam mı" dediği, Remzi'nin "Her zaman herzaman yanındayım başkanım." dediği, Mehmet Fikri'nin "İşte nerden geldiği belli olmayan bilmem ne ... genel merkezini yapmıştık, Allah bizi cezalandırdı, Hüseyin harcamıştı o paraların hepsini" , "Nerden aldığını bilmiyorum, tabi hepsi anlaşılan haramdı, gayri meşruydu Allah ... nasip etmedi" dediği,

e)-Diğer şüphelilerle örgütsel irtibatları;
Hüseyin GÖRÜM'ün soruşturma kapsamındaki diğer kişiler ile telefon irtibatlarını gösterir kolluk tespitleri aşağıda yazılmış olup, şüphelinin örgütsel irtibattan bir sonraki hukuki durumunun değerlendirilmesi başlığı altında açıklanacağından burada tekrar edilmeyecektir. Hüseyin GÖRÜM'ün kullanımındaki 505 6588812 ve 537 8551942 numaralı telefon numaralannm ; Erkut ERSOY ve Yusuf GÖRÜM'ün kullanımlanndaki telefonlarda kayıtlı olduğu belirtilmiştir.

Hüseyin GÖRÜM'ün kullanmakta olduğu 0505 6588812 nolu GSM hattının 01.01.2000 den günümüze kadar yapmış olduğu arama-aranma, mesaj gönderme-mesaj alma kayıtlanmn yapılan analizinde; -Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ün kullandığı 5323412902 nolu Telefon hattı ile 2 -Oktay YILDIRIM'm kullandığı 5425315368 nolu Telefon hattı ile 8 -Yusuf GÖRÜM'ün kullandığı 5362716692 nolu Telefon hattı ile 146 -Erkut ERSOY'un kullandığı 5435331769 nolu Telefon hattı ile 4 -Muzaffer TEKİN'in kullandığı 5322919293 nolu Telefon hattı ile 57 -Kahraman ŞAHİN'in kullandığı 5373755310 nolu Telefon hattı ile 170 -İbrahim CİNGİ'nin kullandığı 5357184841 nolu Telefon hattı ile 8 -Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullandığı 5358881514 nolu Telefon hattı ile 380 -Kuddusi OKKIR'm kullandığı 5337624601 nolu Telefon hattı ile 71 -Raif GÖRÜM'ün kullandığı 5358258383 nolu Telefon hattı ile 169 Kez görüştüğünün tespit edildiği belirtilmiştir.

f)-Diğer şüpheli ve tanık beyanları;
Gizli Tanık 17, ifadesinde aynısı ile ; "Hüseyin GÖRÜM demeğin teşkilatlanmadan sorumlu genel başkan yardımcısıydı. Kendisinin eski sabıkalı olduğunu biliyorum. Demek binasının 3. katında özel bir odası vardı. Çevresine sabıkalı kişileri toplamıştı. Bunlara da anlattığım gibi çeşitli askeri rütbeler veriyordu. Bu kişilerle demekte esrar partileri verdiğini bizzat gördüm. Kahraman ŞAHİN'in demeğin gençlik kollarından sorumlu olduğunu, binbaşı lakabı kullandığını, Hüseyin GÖRÜM tarafından esrar içmeye alıştınldığım, demekte aktif olarak görev yaptığını, hatta demeğin borçlarından dolayı kendisine haciz geldiğini biliyorum. Muhammet YÜCE' yi demeğe geldiği zaman tanıdım. Kendisini uzman çavuş olarak tanıttı. Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşeceğini söyleyerek odasına gitti. Bu kişinin daha sonra da demeğe birkaç sefer geldiğini gördüm. Hüseyin GÖRÜM ile de görüştü. Bu kişinin Mehmet Fikri KARADAĞ ile araba ile bir yerden demeğe geldiğini de gördüm. Raif GÖRÜM ve Yusuf GÖRÜM' ü Hüseyin GÖRÜM' ün yakınları olarak biliyorum. Raif GÖRÜM' ün esrar içmek için demeğe geldiğini Hüseyin GÖRÜM ile birlikte esrar içtiklerini gördüm. Demek adına bulundukları faaliyetlerden bilgi sahibi değilim. Erol ÖLMEZ, demek binasında yatıp kalkıyordu. Hüseyin GÖRÜM kendisine binbaşı rütbesi vermişti. Bir arada Fatihteki Çarşamba semtine tarikatlar hakkında istihbarat toplamak için görevlendirildiğini biliyorum. Hatta Erol ÖLMEZ bunun için sakal bırakmıştı. Murat ÇAĞLAR, Ali KUTLU ile birlikte demeğe gelmişti. Demekte yatıp kalkıyordu. Mersedes marka bir aracı vardı. Çek senet tahsilatı işi yaptığını biliyorum. Bir seferinde, Hüseyin GÖRÜM' ün kendisine bağırarak adamları arabanın bagajında niye buraya getirdin dediğini duydum. Daha sonra alacaklı olan bir kısım kişilerin tahsilata yardımcı olması için Hüseyin GÖRÜM' e müracat ettiklerini, Hüseyin GÖRÜM' ün de bu işinMuratÇAĞLAR' a havale ettiğini,MuratÇAĞLAR'm da borçlu olan kişileri bulup arabanın bagajına kapatıp demeğe getirdiğini öğrendim.Murat ÇAĞLAR'm Pendik ve Bakırköy de ruhsatsız silahla yakalandığını, bundan başka Antalya' da bir yerde 80 adet mermi ve ruhsatsız silahla yakalandığını biliyorum. Kuvayı Milliye Demeğinin Kadıköy'deki binası resmi bir kurum gibi düzenlenmişti. Kırmızı halılar serilmişti. Güzel bir dekorasyonu vardı. Buraya gelenler buranın resmi bir kurum olduğu hissine kapılıyordu. Mehmet Fikri KARADAĞ demekte kendine göre çeşitli birimler oluşturmuştu. Bunlardan hatırladıklarım özel kuvvetler komutanlığı, istihbarat birimi, Türkiye Büyük Millet Meclisini izleme ve denetleme komisyonu, ARGE, Anneler birliği, din komisyonu, Ahilik gibi birimlerdi. Hatta bunlardan bazılarına' görev verilen kişilerce tabela yaptırılarak odaların kapılarına asılmıştı. Mehmet Fikri* KARADAĞ özellikle özel kuvvetler

2131

/— ' *Dg]f>s*r —-

komutanlığı tabelasını görünce kızdı. Bunu görseler bizi asarlar dedi. Tabelayı kaldırtarak yerine arama kurtarma birimi yazılmasını söyledi. Buna uygun şekilde tabela hazırlandı. Kişilere bu şekilde kimlikler verildi, Özel kuvvetler komutam olarak görevlendirilen kişi Hüseyin GÖRÜM' dü. Zaten kendisini gelen kişilere askeriyenin özel kuvvetlerinde görevli olarak tanıtıyordu. Sürekli olarak başında özel kuvvetlerin kullandığı bordo bere ile gezerdi. Ben bir döneme kadar gerçekten kendisini askeriyede görevli olarak zannediyordum. Zaman içersinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM arasında bir sürtüşmenin olduğuna şahit oldum. Hüseyin GÖRÜM, Mehmet Fikri KARADAĞ' m başkaları ile ilişkide olduğunu, toplantılar yaptığını, kendisini ise bunlara çağırmadığım söylüyordu. Hatta burada dernekte yönetim kurulu var, neden onlara gidip danışıyorsun dediğini biliyorum. Hüseyin GÖRÜM' ün Mehmet Fikri KARADAĞ' m bu ilişkilerinin ortaya çıkartmak için o sıralar dernekte yatıp kalkan Niyazi KIYAK isimli kişiye kendisini takip ettirdiğini, bu kişinin de Mehmet Fikri KARADAĞ' ı Acıbadem semtindeki Karaköy semtindeki Türk Ortodoks Patrikhanesine ait küçük bir kiliseye kadar takip ettiğini, kiliseye girdiğini görüp geri dönerek durumu Hüseyin GÖRÜM'e anlattığını, Hüseyin GÖRÜM' ün de bunun üzerine ben zaten bunun Hıristiyan olduğunu biliyordum. Asıl dönmemiş dönme kendisidir dediğini biliyorum. Bu olaydan sonrada Mehmet Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM arasında sert tartışmalar oldu. Mehmet Fikri KARADAĞ dernekte kendisine göre bir yapı oluşturmuştu. Dernek gibi sivil toplum kuruluşunda herkesin birbirine komutanım, yüzbaşım, binbaşım gibi askeri rütbelerle hitap etmesini yadırgamıştım. Ancak Mehmet Fikri KARADAĞ dernekte içtima bile alıyordu. Kendilerine göre bir literatür oluşturmuşlardı. Dernekte kalanlar askeri üniformaya benzer elbise ile fotoğraf çektiriyorlardı. Bunu da Mehmet Fikri KARADAĞ istemişti. Bunlar benim gelecekteki komutanlarım diyerek kendi odasındaki panoya asmak için bunu istediğini söylemişti. Dernekte o sıralar bulunan Niyazi KIYAK' m Mehmet Fikri KARADAĞ' m yönlendirmesiyle Ayşe Ceylan GEÇYOL isimli yine dernek üyesi bir bayanla evlendirildiğini, nikahlannm kendilerine göre Kuvva nikahı olarak adlandmlan bir törenle Kuvayı Milliye Derneğinde Hüseyin GÖRÜM tarafından bordo bere ile kıyıldığını, daha sonraki tarihlerde Niyazi KIYAK' m başka bir işte çalışmaya başladığını, eşinin de eve gelmesi için Kuvayı milliye derneğinden vaktinde eve gelmesini istediğini, bu konuda yaptıkları tartışma sonrası Hüseyin GÖRÜM' ün Niyazi KIYAK' a biz seni derneğe hizmet et, adam kazandır diye çağırdık. Sen buradan ayırmaya çalışıyorsun dediğini bu tartışmalar sonucu Niyazi KIYAK' m Ayşe Ceylan GEÇYOL ile fiilen ayrıldıklarını biliyorum. Dernek içersinde zaman zaman mahkeme dedikleri bir toplantı yaptıklarına da şahit oldum. Bunlardan birisinde Niyazi KIYAK isimli kişiyi basında da çıkan Hüseyin GÖRÜM, Mehmet Fikri KARADAĞ, Muzaffer TEKİN ve Oktay YILDIRIM' m birlikte aynı karede oldukları fotoğrafların dernekten alınıp basma verilmesi ile suçlandığı, Mehmet Fikri KARADAĞ' m bu kişiyi ajanlık ile suçlayıp başka bir şey anlatmaması konusunda bizzat öldürmekle tehdit ettiği, daha sonra Hüseyin GÖRÜM' ün buna ilişkin diğer resimleri yakıp imha ettiği konuşuluyordu. Bu mahkeme denilen toplantıda Niyazi KIYAK suçlu bulunarak dernekten kovuldu. Yine Mehmet Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM arasında bir tartışma daha yaşanmıştı. Bu tartışmada o an dernekte bulunan kişiler de vardı. Daha doğrusu Hüseyin GÖRÜM mahkeme kuracağız diyerek bu kişileri çağırmıştı. Bu tartışmada Kahraman ŞAHİN tarafından kameraya çekilmişti. Bu tartışmada Hüseyin GÖRÜM, Mehmet Fikri KARADAG'ın kendisini sattığını, derneği kapatmak için dilekçe verdiğini tespit ettiğini, kendisinin derneğe çok emeği geçtiğini, Mehmet Fikri KARADAĞ' m başka oluşumların peşinde olduğunu, halbuki kendisi ile bu işlere girmeden önce Hendek ilçesinde anlaşmayı bozanın kanının diğerine helal olduğu şeklinde anlaşma yaptıklarını, Mehmet Fikri KARADAĞ' m gizli gizli başkalarıyla görüştüğünü, derneğe gelen herkesi hainlik ile

suçladığım, olaylarda hep kendisini ön plana çıkardığını, kendisinin ise kasıtlı olarak geri planda durduğunu, demeğe kimi getirdiyse ekip kurmalarını, para bulmalarını, kırıp dökmelerini söylediğini, bunlardan biri gerçekleşse kendisine yıkılacağını, Danıştay ve Hrant Dink olaylarından sonra herkesin demekten kaçtığını, kendisinin göz altına alındığı Danıştay olayında yalnız bırakıldığını ve orada bulunanlara kimin suçlu olduğunu teker teker sorduğunu, bu sırada da elinde kılıç bulunduğunu, orada bulunanların Hüseyin GÖRÜM' ün suçsuz olduğunu söylediklerini, Hüseyin GÖRÜM'ün burada duvardaki Atatürk resmini alıp Mehmet Fikri KARADAĞ' m koltuğuna koyarak sen buraya layık değilsin dediğini biliyomm. Demeğe sürekli olarak gelen giden kişiler oluyordu. Bunlar genellikle Mehmet Fikri KARADAĞ, Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN' e gelirlerdi. Mehmet Fikri KARADAĞ' a genelde görevli ve emekli olan asker kişiler gelirlerdi. Görevli olarak gelenler olduğunu demek girişinde gösterdikleri kimliklerden biliyorum. Çünkü demek girişinde güvenlik kontrolü vardı. Bu kişiler başkaları ile muhatap olmadan doğrudan Mehmet Fikri KARADAĞ' m odasına çıkardı" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mehmet Fikri KARADAĞ ; Hüseyin GÖRÜM ile 2005 yılı içerisinde Muzaffer TEKİN'in daveti üzerine gittiği Kadıköy Fenerbahçe'de bulunan Tesadüf kafede tanıştığını, Muzaffer TEKİN'in yanma gittiğinde Kelebek İbrahim ve Hüseyin GÖRÜM'ün de olduğunu, Hüseyin GÖRÜM'ün kendisini İmam Hüseyin lakabı ile Kuvayı Milliyeti ve bu davaya kendisini adamış bir vatansever olarak tanıttığını, haftada bir defa veya onbeş günde bir Muzaffer TEKİN'in bürosuna sohbet etmeye gittiğini, yine böyle bir günde Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN'm VKGB broşürlerini getirdiklerini gördüğünü, bu görüşmede kendisine broşürleri ve dergiyi gösterdiklerini, VKGB hakkında bilgi verdiklerini, bu esnada yanında Muzaffer TEKİN'in de olduğunu, İstanbul'da bir konferansta VKGB Başkanı Taner ÜNAL ile tanıştırıldığını, aynı gün içerisinde Taner ÜNAL'm kendisini Ankara'daki yapılacak genel kurala davet ettiğini, Ankara'daki kurula gittiğinde Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN'm da orda olduğunu gördüğünü,Kuvayı Milliye Demeğini 11 Kasım 2005 tarihinde kurduklarını, Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN ile birlikte çekirdek kadro ve düşünceyi oluşturduklarını, Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN sabıkalı olduklarından dolayı kumcular kurulunda yer almayı uygun bulmadıklarını, 7 Eylül 2007 tarihinde Kuvayı Milliye Demeği genel başkanlığından ayrıldıktan sonra olağan kumlun toplanmasına kadar Hüseyin GÖRÜM'ün vekil olarak seçildiğini, bütün evrak, doküman ve demirbaşı tutanakla Hüseyin GÖRÜM'e teslim ettiğini, demek binasıyla ilgili olarak yapılan bütün masrafların Hüseyin GÖRÜM tarafından karşılandığını, Hüseyin'in bu parayı nerden aldığını bilmediğini, kendisine elinde senetlerinin ve bonolarının olduğunu ve onlarla karşıladığını söylediğini, Murat ÇAĞLAR'ı demek binasına Hüseyin GÖRÜM'ün getirdiğini, kendisinin şahıstan hiç haberinin olmadığını, demek binasında yapılan aramadan sonra olaylardan haberi olduğunu beyan etmiştir. Erol ÖLMEZ ; Hüseyin GÖRÜM'ü Kuvvai Milliye Demeğinde çalıştığı dönemden tanıdığını, demeğin teşkilat başkanı olduğunu, demeğin en üst katında yatıp kalktığını, 2006 yılmm Ekim ayı içerisinde Kadıköy semtinde bir arkadaşının yanında kaldığını, kendisinin Kadıköy'de minibüs ile Kuvvai Milliye demeğinin önünden geçerken demekteki bayraklann dikkatini çektiğini, minibüsten inerek demek önündeki yaşlı bir adama bayraklı binayı sorduğunu, yaşlı adamın Kuvvai Milliye demeğine ait bir bina olduğunu bu yere herkesin girebileceğini söylediğini, bunun üzerine merak ederek binaya girdiğini, burada başkan diye hitap edilen Hüseyin GÖRÜM ile tanıştığını, Hüseyin GÖRÜM ile konuşarak iş aradığını söylediğini, Hüseyin GÖRÜM'ün de kendisine demekte çalışacak elemana ihtiyacı olduğunu söyleyince aynı gün işe başladığını ve demekte kalmaya başladîğınıVyapılacak iş karşılığında Hüseyin GÖRÜM'ün kendisine aylık para teklif etmediğini, sadece1 kalacak yeri olmadığı için bu yerde aylık almadan kalmaya razı olduğunu, demekte çay, -yemek ve temizlik işleri

yapmaya başladığını, Kuvayı Milliye derneğinin herhangi bir gelirinin olmadığını, ancak Hüseyin GÖRÜM'ün "paramız olursa fakirlere yardım edelim" diye konuştuğunu, Hüseyin GÖRÜM'ün bazen konuşmalarında motorize ekip kurarak insanlara yardım etmeyi, ayrıca AKUT benzeri depremde yardımcı olabilecek, insanların yaranna olacak örgütlenmelerden bahsettiğini, ancak bunlan hayata geçirecek herhangi bir maddi gücünü görmediğini, bu yüzden Hüseyin'in söylediklerine fazla inanmadığını, Hüseyin GÖRÜM'ün kendisine Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN'm Kuvayı Milliye derneği ile uğraştığını, vatana ihanet ettiğini söylediğini beyan etmiştir. Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR ; Kendisini askeri istihbaratta çalıştığı şeklinde tanıtan Mustafa ALPAY'IN Hüseyin GÖRÜM' ün MİT adına çalıştığım, Kuvayı Milliye derneğinin amacının dışına çıktığını ve kapatılması gerektiğini söyleyerek kendisinden bu konu ile ilgili dernek ile ilgili yasadışı işler ile ilgili belge ve bilgiler istediğini, kendisinin de işe yarayacağını düşündüğü çeşitli karvizitler, kira kontratı, dernek tüzüğü, çeşitli CD 1er dahil olmak üzere Mustafa ALPAY'a verdiğini, bunlann içerisinde suç unsuru olup olmadığını bilmediğini, onun karannı Mustafa ALPAY'm verdiğini, aynca dernek binası içerisinde esrar kullanan Hüseyin GÖRÜM, Kahraman ŞAHİN, Niyazi KIYAK, Engin ve İslam isimli kişilerin de yazılı olduğu bir isim listesini bulunduğunu da duyduğunu beyan etmiştir. Ayşe Ceylan GENÇYOL ; 2007 yılı Eylül ayında dernek yönetiminde değişiklik olduğunu, Mehmet Fikri KARADAĞ'm dernek genel başkanlığından istifa ettiğini, yerine Hüseyin GÖRÜM'ün vekâleten bakmaya başladığını, kendisinin de dernekte genel sekreter yardımcısı olarak görev aldığım, 2007 yılı Ekim ayı sonlannda İhsan GÖKTAŞ'la tanıştığını, Hüseyin GÖRÜM'ün, İhsan GÖKTAŞ'a istihbarat görevi verdiğini, bu istihbarat görevinin derneğe gelen üyelerinin kim olduklannı araştırma işi olduğu, İhsan GÖKTAŞ'm Hüseyin GÖRÜM'e bu istihbarat ile ilgili bilgi verdiğini görmediğini beyan etmiştir. Muzaffer TEKİN ; 2004 veya 2005 yıllannda Mehmet Fikri KARADAĞ ile birlikte gittiği Tesadüf Kafede İbrahim CİNGİ'nin Hüseyin GÖRÜM'ü kendilerine Kuvayı Milliye Hareketinin Marmara Bölge Sorumlusu olarak tanıştırdığını, daha sonra Hüseyin GÖRÜM'ün kendisini telefon ile arayarak Ankara Merkezli VKGBH adı altında bir oluşumdan bahsettiğini,bir süre sonra İbrahim ÖZCAN'ı bürosuna getirip kendisi ile tanıştırarak içerisinde yer aldıklan Kuvayı Milliye Hareketinin VKGBH'ne katıldığını anlattığını, yanında bulunan Türkeli dergisini göstererek katılışlannı belgelediklerini, Hüseyin GÖRÜM'ün İstanbul Vali Erol ÇAKIR Konukevinde bir toplantı yapacaklannı belirttiğini ve daha sonra bu toplantının burada yapıldığmı,kendisinin de bu toplantıya katıldığını, Hüseyin GÖRÜM'ün İsmail PAKER (EKSİK)'i kendileri ile tanıştırdığını, Hüseyin GÖRÜM ve arkadaşlanna karşı kendisini doldurduğu için Hüseyin BEYAZIT'ı tehdit ettiklerini ve VKGBH ihanet ettin kalemin kınldı bir haftalık ömrün kaldı dediklerini, Kuddusi OKKIR ile Hüseyin GÖRÜM aracılığı ile tanıştığını, işyerinde yapılan aramada ele geçen "Devletin Yeniden yapılanması için öneriler (Master Plan ön Çalışması) isimli belgeyi kendisine soruşturma aşamasında ölen Kuddusi OKKIR'm verdiğini beyan etmiştir. Recep Gökhan SİPAHİOĞLU; Mehmet Fikri KARADAĞ'm kendisinden derneğin kapanan Internet sitesi yerine yeni bir internet sitesi hazırlamasını isteyerek bu amaçla yönetim kurulu karan hazırlanması talimatı verdiğini, Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHIN'in bu karan hazırladıklannı,ancak orada hazır bulunmayan üyelerin yerine de kendilerinin imza attıklannı,kendisinin bunu garipsediğini, daha sonra derneğe gittiğinde bunu Hüseyin GÖRÜM' e sorduğunu, kendisine bunun önemli olmadığını, kararlan Mehmet Fikri KARADAĞ' m verdiğini, onun dediğinin olacağını söyleyerek sertçe çıkıştığını, derneğe bu gidişinde yanında oğlu Emir SİPAHİOĞLU'nun da bulunduğunu, Emir'in tesadüfen derneğin alt katında esrar içen kişiler görerek kendjşine söylediğini, bunun üzerine gidip baktığında gerçekten esrar içtiğini tahmin ettiği Kahraman' ŞitMJN ve Niyazi KIYAK

ile isimlerini bilmediği iki kişi daha gördüğünü,bulunduklan oda da çuval içerisinde esrar olduğunu tahmin ettiği bir madde gördüğünü, bunu Hüseyin GÖRÜM' e sorduğunu, onun da kendisine esrar içmenin yanlış olmadığını, Kur'anda bunun aksine bir hüküm olmadığını, hatta Peygamberin dahi ot içtiğini söylediğini, kendisinin söylenenleri yadırgadığını ve katılmadığını söyleyerek kızgınlıkla dernekten aynldığmı,daha sonra bu konuyu dernek başkanı Mehmet Fikri KARADAĞ' a telefonla söylediğini, onun da kendisine buluşmak ve konuşmak için randevu verdiğini, buluştuklannda dernekte esrar içildiğini başkalanndan da duyduğunu, Hüseyin GÖRÜM' ün bu işleri yaptığını anlattığım, ancak herhangi bir çözüm önerisi getirmediğini, tüm yaşananlardan sonra Mehmet Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM'ün ün aynı görüşe sahip olduğunu, ancak dernek üyesi olan diğer kişilere karşı iyi polis, kötü polis rolünü oynadıklan kanaati edindiğini, gördüğü çeşitli olumsuzluklardan dolayı dernekten ayrıldığını, bundan sonra dernek merkezine vedalaşmak için gittiğini, orada bulunanlarla vedalaştığını, bu sırada Hüseyin GÖRÜM'ün de orada olduğunu, kendisine tehdit mahiyetinde oğlu Emir' i kastederek "Emir Sultan' a iyi bak göz kulak ol" dediğini, kendisine tehditlerinden korkmadığını söylediğini, daha sonra da Kadıköy' de arabasının içerisinde bulunduğu sırada tanımadığı birisinin arabaya yaklaşıp belindeki silahı ve kamayı göstererek "koçum sen Hüseyin GÖRÜM' e çok zıpladın" dediğini ve ayrıldığını, bundan etkilenerek tansiyonu çıktığım, hastaneye gittiğini, bu olaylardan etkilenerek evini ve bürosunu taşımaya karar verdiğini, çünkü buralann bilindiğini, ev aradığı sırada da da yine tanımadığı birisinin doğrudan gelerek kendisine kafayla vurduğunu, hiçbir şey söylemeden ayrıldığını, kendisinin bu iki olay konusunda herhangi bir yere müracaat etmediğini,daha sonra Şefik isimli kişinin işyerini kiraladığını, birkaç gün sonra buranın da kurşunlandığını öğrendiğini,mal sahibi ile birlikte gidip Koşuyolu Polis Karakoluna şikayetçi olduklannı, Karakolun işyerinde gerekli incelemeyi yaptığını ve boş kovan bulunduğunu beyan etmiştir. İhsan GÖKTAŞ ; Kendisinin derneğin üyesi olduğunu, yurt dışına gidip gelmesi ve yurt dışı irtibatlan nedeni ile Hüseyin GÖRÜM'ün kendisine uluslar arası bilgi toplama görevi verdiğini, dernekte bulunduğu sürede Hüseyin GÖRÜM'ün Kuran' dan ayetler okuyup, esrann helal olduğundan bahsettiğini,dernek yöneticilerinin zaman zaman toplantı yaptıklannı, kendisini gizli görüşmelere almadıklannı, elektrik, su parası ödemeyerek kaçak kullandıklannı beyan etmiştir. Raif GÖRÜM; Hüseyin GÖRÜM'ün kendisinin amcası olduğunu, kendisine istihbarat araştırma görev kartı verdiğini , kendisine verilen kartta görev olarak istihbarat yazdığını, ancak bunu kullanmadığını, dernekte zaman zaman esrar içtiklerini beyan etmiştir. Alpaslan ARS LAN ; Hüseyin GÖRÜM'ü tanıdığını , ülkücü bir davadan dolayı cezaevine girdiğini bildiğini, Nihat GÜRKAN'ı Hüseyin GÖRÜM ile olan arkadaşlığı sırasında tanıdığını, Danıştay olayı sonrası Ankara Emniyet Müdürlüğünde yapılan üst aramasında elde edilen Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi isimli derneğin kartı hakkında Ankara Emniyet Müdürlüğünde vermiş olduğu ifadesinde de; "Benim Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği bir üyeliğim yoktur. Sadece gidip geliyordum. Bu kartı da arkadaşım Hüseyin GÖRÜM 'den almış olabilirim." şeklinde beyanda bulunmuştur. Yusuf GÖRÜM ; Hüseyin GÖRÜM'ün kendisinin kardeşi olduğunu, Hüseyin GÖRÜM'ün teşkilat başkanı olması nedeni ile derneğe gittiğini, derneğin kuruluş çalışmalan kardeşi Hüseyin GÖRÜM'ün Maltepe semtinde bulunan yazıhanesinde yapıldığından burada Muzaffer TEKİN ve Hüseyin BEYAZIT'ı tanıdığını, kendisinin işletmekte olduğu Maltepe'deki deterjan imalathanesinin üst katındaki boş büroyu kullanmak istediklerini kardeşi aracılığı ile rica ettiklerini, bu imalathanede bulunan yazıhaneyi yaklaşık 1 ay dernek işlerinde kullandıklannı, sonra derneğin şimdiki yerine taşmdığını,basına da yansıyan yemin görüntülerinde Fikri KARADAĞ ve kardeşi Hüseyin GÖRÜM' ,üNanıdığını,kendisinin, derneğin 30 Ağustos 2006 tarihinde Ankara'da düzenlediği Atatürk'ü ziyaret etkinliği ve

<\ .^

Kızılay meydanına yürüyüş mitingine kardeşi Hüseyin GÖRÜM'ün ricası üzerine katıldığını

beyan etmiştir. İsmail EKSİK; Hüseyin GÖRÜM ile 2003 yılında iş nedeni ile tanıştıklarını, kendisinin de inşaat işini yaptığını söyleyerek telefon numarasını aldığını, 2004 yılında arayarak elinde inşaat malzemeleri olduğunu, çevresinin geniş olduğunu, Irak'ta iş yapacak müteahhit bulabileceğini söylediğini,daha sonra kendisini fabrikaya ziyarete gittiğini,kendisinin soruşturma kapsamındaki kişileri ve Kuvayı _ Milliye çevresi ile tanışmasının Hüseyin GÖRÜM vasıtasıyla olduğunu,Hüseyin GÖRÜM ile ile kısa süreli ticari ilişkisinin de bulunduğunu beyan ederek , Hüseyin GÖRÜM'e ait işyerinde çekilen fotoğrafta bulunan kişilerden tanıdıklarını teşhis etmiştir. Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK ; VKGBH'nin 2004 yılında Maltepe'de yaptıkları toplantısı sırasında Hüseyin GÖRÜM'ün yanında buluna 4-5 kişilik 20-25 yaş grubundan olan kişilere kendisini kastederek "Komutan da sizin eğitiminizi verecek, Düzce'de yerimiz var" dediğini ancak kendisinin buna tepki gösterdiğini, Hüseyin GÖRÜM'ün "Asker yetiştireceğiz,silahımız her şeyimiz var" dediğini , emin olmamakla birlikte VKGB'nin Maltepe'deki bir toplantısında Alparslan ARSLAN'ı gördüğünü beyan etmiştir. Taner ÜNAL ifadesinin konu ile ilgili bölümlerinde özetle; Hüseyin GÖRÜM' ün genel başkanlığını Fikri KARADAĞ' m yaptığı Kuvayı Milliye Demeğinin genel başkan yardımcısı olduğunu, bu demeğin gizli veya açık amaçlan hakkında bilgisinin bulunmadığmı,ancak sağlıklı düşünceleri olmadığından demekten gönderdiği için kurduğu bu yeni demeğin de amaçlarının iyi olduğunu düşünmediğini, Hüseyin GÖRÜM'ü demeğe Mustafa ALPAY ve Nihat GÜRKAN' m getirdiğini, bu şahıs ile ilgili daha önce uyuşturucu işi yaptığı doğrultusunda dedikodular duyduğu için demeğe almadığını, Hüseyin GÖRÜM ve akrabalarına İstanbul'dan Ankara'ya kadar olan hattın Nihat GÜRKAN tarafından verildiğini, Hüseyin GÖRÜM' ün uyuşturucu, mafya ve pis işler yapan bir adam olduğunu, Nihat GÜRKAN' m kendisine Hüseyin GÖRÜM ve ekibinin Kuvayı Milliye adında büyük bir hareket olduklarını, kendilerine katılmak istediklerini, bu katılım için de bir tören yapılmasının iyi olacağını bu nedenle Hasan KUNDAKÇI Paşayı getirmek istediğini söylediğini, bunun üzerine Nihat GÜRKAN, Hasan KUNDAKÇI Paşa ve Hüseyin GÖRÜM' ü bir tören havasında demeklerine getirdiğini, daha sonra Hüseyin GÖRÜM ve Nihat GÜRKAN' m daveti üzerine 13 Mart 2005 tarihinde İstanbul'da Vali Erol Çakır Öğretmen evinde düzenlenen "Türkiye' nin Karşı Karşıya Kaldığı Sorunlar" başlıklı konferansı verdiğini, konferans sonrası tebrik etmeye gelen kişiler arasında bulunan Muzaffer TEKİN'i Hüseyin GÖRÜM' ün kendisi ile tanıştırdığını, Muzaffer TEKİN ile samimiyetinin olmadığını, ancak birisi yukarıda bahsettiği konferansta diğeri de İstanbul' da Ordu evinde olmak üzere iki defa karşılaştığını, bir takım karanlık ilişkileri olduğu yönünde bilgi aldığı için de demek teşkilatlarına sokulmaması yönünde talimat verdiğini, Fikri KARADAĞ' m emekli Albay olduğunu, demeğin yönetim kurulunda olduğunu, ancak daha sonra ayrıldığını, ihtilal yapmayı düşünenlerin Fikri KARADAĞ ve Alaattin PARMAKSIZ olduğunu, bu fikri açıklayan kişinin ise Fikri KARADAĞ olduğunu, hatta Alaattin PARMAKSIZ' ı göstererek "işte benim Genel Kurmay Başkanım bu" dediğini, bu arada bütün görüşmelerde Muzaffer TEKİN' den talimat alır gibi konuştuklarını, kendisiyle telefonla irtibat halinde olduklarını, Fikri KARADAĞ'm söylediği, paşaların kellesini çuvala dolduracağız kelimelerinin tamamen doğru olduğunu, kendisine bunları söylediklerini, neye istinaden bu kelimeleri kullandığını bilmediği beyan etmiştir Yasin ALPARSLAN ifadesinin konu ile ilgili bölümlerinde özetle; VKGBH Demeğinin yaklaşık 300 üyenin katılımıyla yapılan genel kurulu sonrasında, Alaattin PARMAKSIZ, Hüseyin GÖRÜM, Fikri KARADAĞ, TanerrÜMAL ve kendisinin demeğin Ankara ilindeki genel merkezinde bir araya geldiklerini^belirttiği İsimlerin demeğin yönetim kumlu üyeliğine de seçildiklerini, Taner ÜNAL' m Fikri 'KARADAĞ' a "Yönetim olarak ne

yapmak istiyorsunuz" sorusu üzerine Fikri KARADAĞ'm "Biz Kelleleri Çuvala Dolduracağız" dediğini, Taner ÜNAL' m bu sözler üzerine "Kimin Kellelerini "diye sorduğunu, Fikri KARADAĞ' m da "Genel Kurmaydaki Paşaların" cevabını verdiğini, bunun üzerine Taner ÜNAL' m "bunun yeri burası değil, burası bir dernek " diyerek adı geçenleri dernekten kovduğunu, kendisini iş adamı olarak tanıtan Hüseyin GÖRÜM' ün de olay esnasında orada olduğunu, ayrıca bu görüşme sırasında Hüseyin GÖRÜM' ün Muzaffer TEKİN olarak tahmin ettiği şahıs ile telefonla görüştüğüne tanık olduğunu, Hüseyin GÖRÜM' ün telefondaki şahsa Muzaffer Albayım diye hitap ettiğini, Taner ÜNAL ile yaptıkları görüşmelerin bilgisini aynen verdiğini, Muzaffer TEKİN' i medyadan tanıdığını, ayrıca 2006 yılında Taner ÜNAL ile birlikte İstanbul ilinde Vali Erol ÇAKIR öğretmen evinde dernek faaliyetleri ile ilgili gittikleri konferans sonrasında yemek yemek için uğradıkları polis evinde karşılaştıklarını, orada kendilerine dernek ve konferans ile ilgili olarak ayak üstü teşekkürlerini bildirdiğini, o esnada bu şahsı tanımadığını, daha sonradan Muzaffer TEKİN olduğunu anladığını beyan etmiştir.

g)-Hukuki durumunun değerlendirilmesi;
Şüpheli Hüseyin GÖRÜM'ün Ergenekon Terör Örgütünün üyesi olduğu , Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurların" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyannca kurulan Ergenekon Terör Örgütüne bağlı "Lobi Yapılanmasının" kararı ve bu yapılanmanın Sivil Toplum Kuruluşları alanındaki faaliyet şekil ve esaslarını belirlemek için hazırladığı "Dinamik" adı verilen örgüt dokümanında gösterilen "Kuvayı Milliye Cephesi gibi Milli Mücadele yıllarında kurulan örgütlerin günümüzde yeniden kurulması ve faaliyete geçirilmesi uygun görülmüştür" hedefinin uygulamaya konulması amacı ile kurulan Kuvayı Milliye Derneğinin kurulması ve kuruluş masraflarını karşılanmasında etkin rol oynadığı, Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda yönetilmesine yardımcı olması için teşkilattan sorumlu başkan yardımcısı olarak görevlendirildiği , bu görevi kapsamında da örgüte eleman kazandırdığı, örgüte kazandırdığı elemanlann profillerinden de yararlanıp mafya tarzı faaliyetlerde bulunarak örgüte gelir temin ettiği, yine örgüte kazandırdığı elemanlar aracılığı ile örgüt amaçlan doğrultusunda istihbarat topladığı, legal faaliyetleri çerçevesinde sivil demokratik tepki görüntüsü ve kamuoyu oluşturmak amacı ile yönetim aleyhine olan sivil toplum hareketlerini organize ettiği veya içerisinde yer aldığı iddia edilmektedir. Şüpheli özetle ; Kendisinin daha önce Taner ÜNAL'm başkanı olduğu VKGB içerisinde bulunduğunu, daha sonra buradaki kişilerin fikirleri hoşuna gitmediğinden dolayı yanlanndan ayrıldığını, Mehmet Fikri KARADAĞ ve Muzaffer TEKİN ile cezaevi arkadaşı İbrahim CİNGİ vasıtası ile tanıştığmı,tanıştıktan 6 ay sonra Mehmet Fikri KARADAĞ, Yusuf Ziya TANRIVERDİ, Mehmet BESTEOĞLU ile birlikte 11.11.2005 günü resmi olarak Kuvayı Milliye derneğini kurduklannı, kendisinin derneğin teşkilat başkanı olduğunu,derneğin hiçbir yere bağlı olmadığını, derneğin Deprem ve afetlerde yardımcı olmak için AKUT benzeri üyeleri içerisinde oluşturduklan arama kurtarma isimli bir birimlerinin olduğunu, bu birimde olan şahıslara Kuvayı Milliye derneğinin kimliklerinden verdiklerini, bu kimliklerin üzerinde Özel Kuvvetler Birliği yazılı olduğunu,Kuvayı Milliye Derneğine aralannda karargah dediklerini, eskiden Kuvayı milliye üyelerinin toplanma yerlerine karargah dedikleri için aynı terimi kullandıklanm, hiçbir zaman askeri rütbe kullanmadığmı,Kuvayı Milliye Derneği'nde yapılan arama el konulan bilgisayarlann incelemesinde tespit edilen "komisyonlar.doc" isimli belgenin içeriği hakkında Mehmet Fikri KARADAĞ'm daha çok bilgi sahibi olduğunu, Mehmet Fikri KARADAĞ'm asker emeklisi olmasından dolayı bu şekilde derneğin faaliyetlerini ve ■ görev alanlannı belirlediğini, belirtilen konulann hepsinin Mehmet Fikri KARADAĞ'm kafasındaki projeler olduğunu, ancak herhangi bir uyguluma alanı oluşmadığını, Ali ÖZOĞLU'nun Tempo Dergisindeki / i 2137

röportajında söylediği "Kuvai Milliye derneği'nin "2000 motorize ekipten oluşan, telsizli istihbarat ekipleri hazırladıkları, bu ekiplerin İstanbul içinde ve iki yakada başta kurt mafyası

olmak üzere her türlü organize suç şebekesine ve mafyaya karşı mücadele etmekle görevli olacakları" sözlerindeki gibi Kuvayı Milliye Derneğinin bir çalışması olmadığını, istihbarat ve motorize ekip kurma gibi bir çalışmalarının olmadığını, Mehmet Fikri KARADAG'dan 13.500 hain olduğu, elinde liste bulunduğu beyanlarını duyduğunu, ancak bu listede kimlerin olduğunu,kimin ne amaçla hazırladığını bilmediğini, Mehmet Zekeriya ÖZTURK'ün ifadesinde belirttiği gibi kendisinden asker yetiştirmek için bir talebinin olmadığını, Mehmet Zekeriya ÖZTURK'ün kendisi ile birlikte Danıştay saldırısında yargılandığı için üzerine bu şekilde iftira attığını, şahısların Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan ARSLAN'm avukatı olduğunu söyledikleri için kendisinin Danıştay Saldırısı olayında gözaltına alındığını, Alparslan ARSLAN'ı 2000 yılından beri tanıdığını, 2004 yılı içerisinde Tarhan Tarım Hayvancılık Şirketi ile ilgili olarak kendisi ile görüşme yaptığını ve Alpaslan'a imzalı bir belge verdiğini, Mehmet Fikri KARADAĞ bu şekilde illegal olarak para toplama olaylarını organize etmiş olabileceğini, kimseden derneğe yardım adı altında para toplamasını istemediğini, Mehmet Fikri KARADAG'm bazen derneğe gelen şahıslara ekibini kur şeklinde söylemlerinin olduğunu, Ergenekon Terör Örgütü ile ilgisi bulunmadığını savunmuştur. Şüphelinin Ergenekon Terör Örgütünün sivil toplum kuruluşları alanındaki yapılanmalarından birisi olan Kuvayı Milliye Derneğinin kuruluşunda aktif olarak faaliyet gösterdiğinin Yusuf GÖRÜM'ün " Derneğin kuruluş çalışmalarının Hüseyin GÖRÜM'ün Maltepe semtinde bulunan yazıhanesinde yapıldığı , kendisinin işletmekte olduğu Maltepe'deki deterjan imalathanesinin üst katındaki boş büroyu ise Hüseyin GÖRÜM'ün ricası ile geçici olarak derneğe tahsis ettiği" şeklindeki beyanı, derneğin genel başkanı Mehmet Fikri KARADAĞ ve yukarıda anlatılan kendi beyanları ile sabit olduğu anlaşılmaktadır. Mehmet Zekeriya ÖZTURK'ün , Danıştay Saldırısı sanığı Alparslan ARSLAN'ı emin olmamakla birlikte VKGB nin Maltepe'deki bu yerinde gördüğü şeklindeki beyanının, Alparslan ARSLAN'm yakalandığında üzerinden çıkan VKGB kartvizitini arkadaşı olarak tabir ettiği Hüseyin GÖRÜM'den almış olabileceği şeklindeki beyanı dikkate alındığında doğru olarak kabul edilebileceği değerlendirilmiştir. Soruşturma kapsamında olup daha sonraki bir tarihte yakalanan şüpheli İhsan GÖKTAŞ'tan elde edilerek 2 , 3 rakamları ile numaralandırılan CDTer içerisinde Kuvayı Milliye Derneği binasında 12 kişinin katılımı ile yapılan bir toplantıda Hüseyin GÖRÜM ve Mehmet Fikri KARADAG'm görüntülü konuşmalarının kayıtlı bulunduğu tespit edilmiş, Gizli Tanık-17 bu görüntülerin Kahraman ŞAHİN tarafından kayda alındığını beyan etmiştir. Söz konusu CD lerdeki görüntülü konuşmalarda Hüseyin GÖRÜM ve Mehmet Fikri KARADAG'm tanışmalarından itibaren Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi ve Kuvayı Milliye Derneğinin kuruluş aşaması, süreç içerisinde gelişen olayların tabii bir şekilde konuşulduğu değerlendirildiğinden çözümü yaptırılarak özet olarak yukarıda Mehmet Fikri KARADAĞ'a ait bölümde yazılmıştır. Bu konuşmanın ; şüpheli Mehmet Fikri KARADAG'm kendi beyanı içeriğine göre 22 Temmuz 2007 tarihindeki genel seçimler sonrasında Kuvayı Milliye Derneği ile bağlantısını zayıflattığı, 07 Eylül 2007 tarihinde de resmi olarak ayrılıdığı tarihten sonra yapıldığı , Kuvayı Milliye Derneğinin Kadıköy ilçesindeki genel merkez binasında geçtiği, huzurda Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM'den başka 12 kişinin daha olduğu anlaşılmaktadır.Tartışmalannm ise ; Mehmet Fikri KARADAG'm Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda görünürdeki Kuvayı Milliye Derneğinin legal yapılanmasının tüm imkanlarını kullanmasına karşın söz konusu, genel seçimlerde beklediği neticeyi sağlayamaması, bunun dışında Mersin ilindeki ölm^âldürulme ve öldürme ikazı ile yaptırdığı yemin töreni, Derneğin Teşkilat Başkanı Hüseyin GQRÜM'ün başında bordo bere

ile kıydığı Kuvva Nikahı ve sağma ve soluna alıp temsili olarak İsa ile Musa Peygamber olarak tanıttığı kişiler ile birlikte yaptığı basın açıklaması görüntülerinin basında yer alıp vatandaşlardan tepki alması, yukarıda silah ve örgütsel dokümanlar ile yakalandığı anlatılan Murat ÇAĞLAR'dan sonra Dernek yapılanması hakkında soruşturma başlatılması olaylarından sonra işlevsiz kaldığını düşündüğü Derneğin legal yapılanmasını tasfiye etme düşüncesinden ve Hüseyin GÖRÜM'ün buna karşı çıkmasından kaynaklandığı görüntülü konuşmanın tümünün incelenmesinden anlaşılmaktadır. Yukarıda özetlenen telefon görüşmelerinden de anlaşılacağı gibi neredeyse askeri bir itaatle bağlı örgüt üyelerinin kendisine bu tartışmada olduğu gibi karşı çıktıkları görülmemiştir. Bu nedenle de olayların gelişiminin kavranması açısından önem verilen bu konuşmada Hüseyin GÖRÜM'ün Mehmet Fikri KARADAĞ'a ; Muzaffer TEKİN tarafından tanıştırıldıklarını, VKGB'nin kuruluşu aşamasında kendisinin Maltepe semtindeki meşhur barakasına gelip gittiğini, Hendek ilçesinde anlaşmayı bozanın kanının diğerine helal olduğuna dair bir anlaşma yaptıklarını, buna karşılık kendisinin eroin kaçakçısı olarak gösterilip VKGB oluşumundan uzaklaştırıldığını, kutsal bir dava olarak gördüp Kuvayı Milliye Derneğinin kuruluşunda kendisinin büyük emeği olduğunu, ancak Mehmet Fikri KARADAG'ın derneğe gelen kişilere grup kurun, yer altına inin, şunu vur, bunu vur, kıralım, keselim,para bulalım dediğini, bütün eylemlerde arka planda durup kendisini öne çıkardığını , Ankara'da kurulan Kuvva-i Milliye Derneğinin arkasında da Muzaffer TEKİN'in olduğunu, başkanı olan Bekir ÖZTÜRK'ün kendisi gibi kukla olduğunu, telkinlerine uyan birisinin suç işlemesi halinde kendisine yükleneceğini, nitekim Danıştay saldmsı ve Hrant DİNK'in öldürülmesi olaylarından sonra ortadan kaybolduğunu, bütün bu olaylardan sonra işin iç yüzünü anladığını söylediği anlaşılmaktadır. Yukarıdaki konuşmalardan da anlaşılacağı gibi ülkemizde meydana gelen sansasyonel eylemlerden sonra Mehmet Fikri KARADAG'ın derneğe gelmeyişi, Hüseyin GÖRÜM'ün Danıştay saldırısında adının geçmesi üzerine Mehmet Fikri KARADAĞ ve diğer dernek üyelerinin kendisiyle irtibatlanm kesmesi, Mehmet Fikri KARADAG'ın danışacağım yerler var diyerek Beşiktaş'taki bir yere gitmesi , burada da Veli KÜCÜK'ün bürosunun bulunduğunun bilinmesi , Mehmet Fikri KARADAĞ ile Veli KÜCÜK'ün örgütsel irtibat halinde bulundukları yönünde değerlendirilmesi gereken diğer bir durumdur. Danıştay eylemi sonrası Veli KÜÇÜK- Muzaffer TEKİN örneğinde olduğu gibi, deşifre olan örgüt üyesi Hüseyin GÖRÜM ile irtibatın koparılmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda geniş olarak özetlenen telefon görüşmelerinden de, şüphelinin Ergenekon Terör Örgütünün Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanması hiyerarşisi içerisinde bulunduğu ve doğrudan Mehmet Fikri KARADAĞ'a bağlı olarak faaliyet gösterdiği, bizzat veya örgüt hiyerarşisi içerisinde kendisine bağlı olan örgüt üyeleri Kahraman ŞAHİN,Erol ÖLMEZ,Yusuf GÖRÜM,Raif GÖRÜM,Ali KUTLU,Abdullah ARAPOĞULLARI, Erdal İRTEN,Murat ÇAĞLAR ve İhsan GÖKTAŞ aracılığı ile örgüte eleman kazandırma, örgüte gelir temin etme adına tahsilat, istihbarat toplama faaliyetleri yürüttüğü anlaşılmaktadır. Örneğin; 27.02.2007 tarihinde Yusuf GÖRÜM ile Naci isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ; Naci'nin " Lan dedim, Hendek'e gitti lan, gel dedim bizim buraya takıl da........seninle Kuvayı Milliye Derneği açalım buraya şube" dediği,Yusufun " Nereye bana ne söylüyorsun onu Hüseyin'e söyle" dediği, Naci'nin " Şeklim bilmiyorum yani, şekil olması lazım abi, bak bak burada rant var ya, ben onun için dedim" dediği, Yusuf un "Var tabi orda" dediği, Naci'nin "Bu piyasada var, öbür orda yok" dediği, Yusuf un " Var evet" dediği, Naci'nin " Bu piyasada var yani, o piyasada yok Kadıköy'den önce de burada var anladın" dediği, Yusuf un " Naci ben İstanbul a geldiğimde konuşalım" dediği,, Şeklindeki görüşmenin, görüşme yapan kişilerin rant bulunduğunu değerlendirdikleri yere Kuvayı Milliye Derneği açarak bu dernek yapılanmasındaki faaliyetler ile ranttan pay

alma düşüncelerini gösterdiği gibi, buna karar verecek olanın Hüseyin GÖRÜM olduğunu gösterdiği anlaşılmaktadır. 10.07.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ'm Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle;Mehmet Fikri'nin "Oğulcum şimdi Bursa'dan Muhammet diye bir çocuk geliyor" , "Bizim derneğin önde gelmiş olduklarından" , "Arabasıyla geliyormuş, onu alın görüşün, Hüseyin abinle de görüşsün, bende çıktım geliyorum" "Muhammet diye bir çocuk uzman çavuşmuş" dediği, Şeklindeki görüşmenin Mehmet Fikri KARADAĞ'm şüpheliye , ilgili bölümde geniş olarak anlatılan örgütün provakatif terör eylemleri planında önemli rol üstlenen Muhammet YÜCE ile görüştürecek kadar güvendiğini gösterdiği anlaşılmaktadır. 16.03.2007 tarihinde Murat ÇAĞLAR ile Muşika VATANKULU arasındaki görüşmede özetle ; Murat'ın "Tutuklandım ben" , "Silahla yakalandım" "Şu an Bakırköy'de karakoldayız" dediği, Muşika'nm "Kim var yanında" dediği, Murat'ın "Ahmet var" dediği, Muşika'nm "Yapacağımız bir şey var mı" dediği, Murat'ın "Hiç bir şey yok, Hüseyin abiye bildirdik, avukatımıza o halledecek" dediği, Bu görüşmede geçen Murat isimli kişi 07.01.2007 tarihinde Pendik ilçesinde 1 adet ruhsatsız tabanca ile yakalanan Murat ÇAĞLAR'dır. Bu kişinin kullanımında bulunan ve Kuvayı Milliye Derneğine ait olduğunu söylediği araçta ilgili bölümlerde geniş olarak anlatılan bir kısım örgütsel dokümanlar, birtakım kişiler hakkında istihbari bilgilerin yazılı bulunduğu notlar bulunmuştur. Yukarıda yazılı görüşmenin de , daha önce de 07.01.2007 tarihinde üzerinde ruhsatsız silah ve kullandığı araçta örgütsel dokümanlar ile yakalanan Murat ÇAĞLAR'ın, bu sefer 16.03.2007 tarihinde yine ruhsatsız silah ile yakalandığında ilk önce Hüseyin GÖRÜM'e haber verdiğini ve yardımını istediğini, şüphelinin de bu talebi olumlu karşılayarak avukat temin etme yoluna gittim gösterdiği , Mehmet Fikri KARADAĞ'm bu konudaki "Murat ÇAGLAR'ı dernek binasına Hüseyin GÖRÜM'ün getirdiğini, şahıstan haberinin olmadığını, hatta kendince teşkilat başkan yardımcısı diye kartvizit bastırdığını" şeklindeki beyanı ve telefon görüşmesi içeriği karşısında şüphelinin " Murat ÇAGLAR'ı Mersin ilinde yaptıkları yemin töreninde Emniyet Müdürü olan Kemal CANAY vasıtasıyla tanıdığını, otelcilik yaptığını bildiğini, yemin töreninden sonra iki kez İstanbul'da görüştüğünü, bu şahsın dernekle bir ilgisinin olmadığını" şeklindeki beyanının savunma amaçlı olduğu anlaşılmıştır. Murat ÇAĞLAR'ın 07.01.2007 tarihinde yakalandığında kendisi ile yapılan mülakatta söylediği ; " Kuvvayi Milliye Derneğinde kaldığı süre içerisinde kendilerine, vatanın elden gittiğini, bir an evvel halkın ayaklandınlması gerektiğini, ayrıca Kuvvayi Milliye Derneğinin mevcut orduya alternatif yeni bir ordu kurma yetkisinin olduğunu, bunun için maddi güç kazanmaları gerektiğini, bu nedenle sık sık yardım toplandığını, mevcut ordunun içinde bölünmeler olduğunu, vatan hainlerinin olduğunu anlattıklanm, bu çerçevede kendisinin de çok defa bu yardım toplama faaliyetlerine katıldığını " beyanları karşısında bu kişinin Hüseyin GÖRÜM'e bağlı olarak mafya tarzı tahsilat faaliyeti yürüttüğünü anlaşılmıştır. Murat ÇAĞLAR'ın yakalanması, üzerinde ve aracında suç unsuru eşyaların ele geçirilmesi üzerine Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada el konulan bilgisayarların incelemesinde tespit edilen "KOMISYONLAR.doc" isimli altında Mehmet Fikri KARADAĞ,Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN yazan belge içeresinde derneğin kuruluş şeması olarak bazı bölümlerin oluşturulduğu, belgenin altında Mehmet Fikri KARADAĞ yazdığı görülmüştür. Bu bölümlerden, Özel Kuvvetler Komisyonu başlığının altında "Bu komisyon savaş anında, seferberlik anında ve şanlı ordumuz tarafından ihtiyaç duyulduğu anlarda görev yapacak olan Kuvayı Milliye Kuvvetlerini oluşturmak ve hazırlamakla görevlidir... ayrıca Kuvayı Milliyenin güvenliğinden sorumlu olup alt kurullar oluşturacak, güvenlik şirketi ve benzeri ticari işlere girecek." ibaresi yazdığı tespit edilmiştir. Bu konu ile ilgili aşağıda yazılı telefon görüşmeleri bulunmaktadır.
<~~ \ „ ' ,' " — JU *-— —----------------—

18.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle ;Görüşmenin başında Kahraman' m karargahta olduğundan bahsettiği, Erol' un kimlerin orda olduğunu sorduğu, Kahraman' m Seda, Ali, Niyazi isimli şahıslatın orda olduğunu söylediği, görüşmenin devamında Erol' un " sayın Özel Kuvvetler Komutanım nasıllar iyiler mi" diye sorduğu, Kahraman' m "İyiler efendim iyiler" dediği, Erol' un "Paşamız nasıl" diye sorduğu, Kahraman'm "Paşa da gayet iyiler efendim" dediği, Kahraman' m "Tamam efendim, teşekkür ediyorum hayırlı görevler" dediği, 02.08.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Osman isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ;Erol'un "Ahmet abi de aramış demiş böyle böyle, bizim vatandaş bir gün şeye gitmiş Kuvayı Milliyeye gitmiş" "Orda şey var ya İmam Hüseyin" "Gitmiş ona şikayet etmiş beni, kendi kendime kızdım, madem sen Osman Turan'a Osman abiye söylüyosun, Osman abi kalkıyo bana söylüyo, tamam diyoruz bütün evrağmı emanetini veriyoruz diyoruz" dediği, Osman' m "Niye bu kadar terbiyesizlik yapmış" "Tantana etmesin yani, kadın bizi şikayet bilmem ne yap demiş ona, dedim beklesin dedim, yumuşattırdım onları" dediği, tespit edilmiştir. Şüpheli Hüseyin GÖRÜM ,Murat ÇAĞLAR'm aracında ele geçen bu dokümanların içeriği hakkında genel başkan olan Mehmet Fikri KARADAG'm bilgisi olduğunu, Mehmet Fikri KARADRAG'ın asker emeklisi olduğundan dolayı bu şekilde derneğin faaliyetlerini ve görev alanlarını belirlediğini, belirtilen konuların hepsinin Mehmet Fikri KARADAĞ' m kafasındaki projeleri olduğunu, Özel Kuvvetler olarak oluşturdukları bir birimlerinin olmadığını, ancak bazı şahıslara bu şekilde kimlikler verildiğini, savunmuş ise de, Kahraman ŞAHİN'den elde edilen 13 numaralı CD üzerinde yapılan incelemede tespit edilen ; Kahraman ŞAHİN ve diğer bir çok şahsın askeri üniformayı anımsatan ayrıca bere, apolet, fular ve benzeri aksesuarları bulunan elbiseler giyerek Türk Bayrağı ve Kuvayı Milliye Flamaları önündeki fotoğrafları, şüpheli Hüseyin GÖRÜM'ün açılış,tören ve benzeri birçok dernek faaliyetinde TSK'ne bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığının kullandığı bordo bere giymesi ve yukarıdaki telefon görüşmeleri ile benzer içerikli diğer telefon görüşmeleri dikkate alındığında, ele geçen dokümanda Kuvayı Milliye Derneğinde kurulması öngörülen "Özel Kuvvetler" in sadece düşünce aşamasında kalmayıp uygulamaya da konulduğu, Hüseyin GÖRÜM'ün de bu birimin sorumlusu yapıldığı, kendisine bağlı örgüt üyeleri aracılığı ile örgüte gelir temin etme adına tahsilat işleri yaptığı, hatta bu konudaki şikayetlerin kendisine iletildiği anlaşılmaktadır. 17.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle ;EroP un "Taksime geçiyorum, ordan da Çarşamba'ya geçecem", "İftardan sonra akşam 8, sabah 8 nöbete devam yani" "Biz de mollaların arasına takıldık girdik işte ne yapalım, soktunuz bizi, o taraf Çarşamba'ya" dediği, Kahraman' m "Ya hayırlısı olsun be kardeşim ya, görevim tam yerine getir de" dediği, Erol' un "Yok ben tutarım ben hoca adamım biliyorsun sakal bıraktım haberin yok galiba" "Molla oldum ben de" dediği, Kahraman' m "İmam Hüseyin de bıraktı" dediği, Şeklindeki görüşmeden Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN'in hiyerarşisinde bulunan örgüt üyesi Erol ÖLMEZ'in bu şüpheliler tarafından istihbarat toplamak için görevlendirildiği anlaşılmaktadır. 28.10.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile Abdullah ARAPOĞULLARI arasındaki görüşmede özetle ; Bir süre sohbet ettikten sonra, Abdullah'ın "..koşturuyoruz yetiştiremiyoruz" "...görüştüm o İsrail'i adamı" "..bir adamım var, şuan Trabzon'da, Oradan Bafra'ya geçecek, yarın buraya geliyor sırf o iş için" "Ekip hazır yani, istediğin zaman kaldırırız onu" "Hüseyin abiyle konuşacan mı bu akşam..." dediği, Kahraman'm "Gideceğim bu akşam bakalım" dediği, Abdullah'ın ".. .biran önce bitirelim bu işi, zamana bırakmayalım" "Paraysa para ile konuşalım, dişe dişse silahla konuşuruz"'dediği, , - -

Şeklindeki görüşmeden, Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHIN'in hiyerarşisinde bulunan örgüt üyesi Abdullah ARAPOĞLU'nun bir işadamının örgüte gelir temin etme amacı ile kaçırılması konusunda Hüseyin GÖRÜM'den onay beklediği anlaşılmaktadır. Gizli Tanık 17'nin bu konudaki ; " Hüseyin GÖRÜM çevresine sabıkalı kişileri toplamıştı. Bunlara da anlattığım gibi çeşitli askeri rütbeler veriyordu. Bu kişilerle dernekte esrar partileri verdiğini bizzat gördüm. Erol ÖLMEZ, dernek binasında yatıp kalkıyordu. Hüseyin GÖRÜM kendisine binbaşı rütbesi vermişti. Bir arada Fatihteki Çarşamba semtine tarikatlar hakkında istihbarat toplamak için görevlendirildiğini biliyorum. Hatta Erol ÖLMEZ bunun için sakal bırakmıştı. Murat ÇAGLAR'm çek senet tahsilatı işi yaptığını biliyorum. Bir seferinde Hüseyin GÖRÜM' ün kendisine bağırarak adamları arabanın bagajında niye buraya getirdin dediğini duydum. Daha sonra alacaklı olan bir kısım kişilerin tahsilata yardımcı olması için Hüseyin GÖRÜM' e müracat ettiklerini, Hüseyin GÖRÜM' ün de bu işinMuratÇAĞLAR' a havale ettiğini,MuratÇAĞLAR'm da borçlu olan kişileri bulup arabanın bagajına kapatıp derneğe getirdiğini öğrendim. Dernekte çeşitli birimler oluşturmuştu. Özel kuvvetler komutanı olarak görevlendirilen kişi Hüseyin GÖRÜM' dü. Zaten kendisini gelen kişilere askeriyenin özel kuvvetlerinde görevli olarak tanıtıyordu. Sürekli olarak başında özel kuvvetlerin kullandığı bordo bere ile gezerdi. Ben bir döneme kadar gerçekten kendisini askeriyede görevli olarak zannediyordum." şeklindeki beyanı yukarıdan itibaren anlatılan bütün değerlendirmeleri doğrular niteliktedir. Şüpheli Hüseyin GÖRÜM'ün ajandasında , Danıştay saldırısında hüküm giyen Osman YILDIRIM'm tanık olarak alman ifadesinin konu ile ilgili bölümünde Veli KÜÇÜK ile örgütsel bağlantı içerisinde bulunduğunu, Veli KÜÇÜK'ün azmettirmesi ile Necip HABLEMİTOĞLU'nu öldürdüğünü beyan ettiği Osman GÜRBÜZ'ün telefonunun kayıtlı bulunması aralarında örgütsel bir bağlantı bulunduğu yönünde şüphe oluşturan bir delil olarak Mahkemenin dikkatine sunulmuştur. Ankara C.başsavcılığının Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Derneği (VKGB) ile ilgili yürüttüğü soruşturmada usulünce alınmış Mahkeme kararlan uyannca yapılan iletişimin dinlenilmesinde tespit edilen telefon görüşmelerinde bu soruşturmamızı aydınlatabilecek konuşmalar da bulunmaktadır. Ankara C.başsavcılığmdan temin edilen buna ilişkin soruşturma evraklan C.başsavcılığımızın soruşturmasında CMK 138/2 maddesi kapsamında tesadüfen elde edilen deliller niteliğindedir. C.başsavcılığımızın soruşturma konusunun da CMK 135/6 maddesinde sayılan suçlan kapsadığı dikkate alındığında söz konusu telefon konuşmalannm delil olarak kullanılabileceği değerlendirildiğinden, sözü edilen telefon görüşmelerinden ve yine Ankara C.başsavcılığının soruşturması kapsamında alman şüpheli ifadelerinden bir kısmının konumuza ilişkin bölümleri yukanda Mehmet Fikri KARADAĞ'a ait bölümde yazılmıştır. Burada aynca tekrar edilmeyecek olan bu telefon görüşmeleri ve ifade içeriklerinden, telefon görüşmelerinin ilgilisi olan kişilerin ; Mehmet Fikri KARADAĞ ve onunla birlikte hareket eden Hüseyin GÖRÜM'ün, Türkiye'nin en büyük sivil toplum kuruluşu olan VKGB'ye Muzaffer TEKİN'in yönlendirmesindeki ihtilal örgütüne hizmet etmesini amaçlayarak katıldıklanm beyan ettikleri anlaşılmaktadır. Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada el konulan PRINCO marka, 5 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede "AVSEQ01.DAT" isimli bir video dosyası incelendiğinde Mersin ilinde yayın yapan yerel bir kanalda yayınlanan Forum isimli programın görüntülerinin olduğu, program sunucusu tarafından konuklannm Kuvayı Milliye Derneği Genel Başkanı Mehmet Fikri KARADAĞ ve Teşkilat Başkanı Hüseyin Kerim BAYRAKTAROĞLU(Hüseyin GÖRÜM) isimli şahuslar ' olduğu ifade edilmiştir. Görüntülerde "Kuvayı milliye Derneği ve Hareketinin yapılanmasının ve amacının anlatıldığı" aynca Hüseyin GÖRÜM'ün "Hükümetin devleti' 500 'Milyar Dolar borca

soktuğunu ve devleti iyi yönetemediğini bunun karşısında Genelkurmayın ve askerin bir şeyler yapmasını ve görev almasını anlattığı belirtilmiştir. Diğer şüphelilerden Kahraman ŞAHİN'den , Bayrampaşa Kapalı Cezaevinden Deniz YILDIRIM isimli cinayet hükümlüsünün gönderdiği mektuplar ele geçmiştir. Deniz YILDIRIM'm cezaevinden Kuvayı Milliye Derneğinin Kadıköy'deki adresini yazarak Kahraman ŞAHİN ve Hüseyin GÖRÜM'e gönderdiği mektup içeriklerinde "Gönlümden geçen tek hareket Darbeyle içimizdeki dış güçlere hizmet eden şerefsizleri infaz etmek" , "Paşama,Hüseyin Abi'ye,Soran herkese selam olsun,Yolumuz açık olsun", "Tam aktif zamanımızda başımıza bu iş geldi, lanet olsun", "İçerde de olsak dışarıda da olsak fark etmez, her türlü yaşam şartına alışkınız„ben savaşımı burada veriyorum", "Ben silahımı ülkenin bölünmez bütünlüğünü bölmeye çalışana çalışanlara çekmeye and içtim, bizler bu ülkenin direnişçileriyiz" , "Toplu giydirme zamanı yaklaşıyor ! , farkındayım, beni unutmayın buralarda.Bizler bu millet için topraklar için vanz,zırhımızı giymeden sokağa çıkmak yok" , sözlerinin yazılı bulunduğu anlaşılmıştır. Hüseyin GÖRÜM adına da gönderilen bu mektupların da , şüphelinin örgütün Kuvayı Milliye yapılanmasmdaki bütün üyeleri ile birlikte diğer kişilere, vatanın elden gittiği , Kuvayı Milliye derneğinin vatanın kurtarılması davasını yürüttüğü, bu kapsamda askeri bir darbenin zemininin hazırlanarak hain olan kişilerin infaz edilmesi gerektiği şeklindeki örgüt propagandası yaptığını gösterdiği, esasen Ergenekon Terör Örgütünün yönetici konumunda bulunan üyelerinden, bu mektuplan kaleme alan cezaevinde cinayet suçundan tutuklu olarak yatan bir ilgilisine kadar bir askeri müdahale söyleminin bulunduğu soruşturma evrakı genelinden de anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ile ; şüpheli Hüseyin GÖRÜM'ün Ergenekon Terör Örgütünün üyesi olduğu , Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurların" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyarınca kurulan Ergenekon Terör Örgütüne bağlı "Lobi Yapılanmasının" karan ve bu yapılanmanın Sivil Toplum Kuruluşlan alanındaki faaliyet şekil ve esaslannı belirlemek için hazırladığı "Dinamik" adı verilen örgüt dokümanında gösterilen "Kuvayı Milliye Cephesi gibi Milli Mücadele yıllannda kurulan örgütlerin günümüzde yeniden kurulması ve faaliyete geçirilmesi uygun görülmüştür" hedefinin uygulamaya konulması amacı ile kurulan Kuvayı Milliye Derneğinin kurulması ve kuruluş masraflannı karşılanmasında etkin rol oynadığı, Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda yönetilmesine yardımcı olması için teşkilattan sorumlu genel başkan yardımcısı olarak görevlendirildiği, bu görevi kapsamında da örgüte eleman kazandırdığı, örgüte kazandırdığı elemanlann profillerinden de yararlanıp mafya tarzı faaliyetlerde bulunarak örgüte gelir temin ettiği, örgütün amaç ve ilkelerine aykm davrandığını düşündüğü yönetimi askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırabilmek için askerleri emir komuta zinciri dışında hareket etmeye teşvik ettiği yönünde hakkında kamu davası açılmasını haklı kılacak derecede şüphe oluşturan delillerin bulunduğu anlaşıldığından, Şüpheli Hüseyin GÖRÜM'ün eylemine uyan; TCK'nun 314/2 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5, TCK'nun 314/3 ve 220/4. maddesi yollaması ile TCK'nun 319/1,2 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir. Ayrıca, şüphelinin TCK 191 maddesine uyan uyuşturucu madde kullanmak suçunu işlediği yönünde ilişkin deliller bulunduğu anlaşılmış ise de, bu suç hakkındaki evrak ayrılmıştır.

67-ŞÜPHELİ ERKUT ERSOY a)Emniyet ifadesinde;
Üniversitenin Profesyonel Bilgisayar Uzmanlığı Bölümü mezunu olduğunu, çeşitli bankalarda çalıştığını, 2001 senesinde psikolojik bir rahatsızlık geçirdiğini, yakın takipte olduğunu,zihninin kontrol edildiğini düşündüğünü, halen tedavisinin devam ettiğini,bu nedenle çalışmadığmı,geçimini annesinin ve babasının emekli maaşı ile sağladığını, 0 543 533 17 69 numaralı telefonun adına kayıtlı olduğunu, MİT, İstihbarat gibi oluşumlara ilgisinden dolayı 2007 yılı Haziran ayında kendi çabalarıyla internet üzerinden Özel Büro İstihbarat Grubu isminde bir mail gurubu oluşturduğunu, zamanla bu guruba bir çok şahsın üye olduğunu, üyeler ile siyaset, güncel konular, polisiye ve istihbarat konulan gibi bir çok alanda yazışmaların yapıldığını, Özel Büro isimli internet sitesinden geliri olmadığını, sadece paylaştıkları konulan bir arşiv DVD si haline getirdiğim ve isteyen üyelere bu DVD leri satarak gelir elde ettiğini, Özel Büro isimli internet sitesi dışında Özel-Büro.com isminde bir web sitesinin daha bulunduğunu, bu sitenin içeriğinde de yine istihbarat paylaşımı ile ilgili makaleler bulunduğunu, Özel Büro mail grubu içerisindeki bir kişinin Kuvayı Milliye dernek yöneticelerine kendisinden bahsetmesi üzerine dernek yönetiminin kendisi ile tanışmak istediğini, kendisinin o sıralar mail grubunun üyeleriyle İstanbul ilinde tanışma toplantısı düzenlemek istediğini dernek yöneticelerine söylediğini, bunun üzerine dernek yöneticilerinin bu toplantı için kendisine yardımcı olabileceklerini söylediklerinden Düzce' den İstanbul iline geldiğini ve Derneğin Kadıköy' deki yerine gittiğini burada Dernek Başkanı olan Mehmet Fikri KARADAĞ, Dernek yöneticilerinden Ali ÖZOĞLU ve isimlerini hatırlamadığı birkaç şahıs ile tanıştığını, mail grubu ve faaliyetlerinden bahsettiğini, mail grubunun çalışmalannı anlattıktan sonra aynca bölücü ve irticai faaliyetlerin web sitelerini takip ettiğini ve bu konularda ilgili yerlere şikayetlerde bulunduğunu söylediğini, bahsettiği tanışma toplantısı için Çamlıca' daki Türkü Evi-Ban' nı Kuvayı Milliye dernek yönetiminin ayarladığını, bunu grup üyelerine bildirdiğini, toplantıya ismini hatırlamadığını ancak mail grubunun üyelerinden olan kişilerin katıldığım ancak Mehmet Fikri KARADAĞ ve diğer şahıslann bu toplantıya katılmadıklanm, toplantıda Kuvayı Milliye derneğinden gelen görevlilerden birinin dernek ile ilgili bazı bilgiler verdiğini, bu şekilde Kuvayı Milliye görevlileri ve mail gurubunun tanıştığını, Daha sonra Kadıköy'de bulunan dernek binasına giderek Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüştüğünü, bu görüşmede Mehmet Fikri KARADAĞ' in kendisine milletvekili adayı olacağını söylediğini, daha sonraki dönemlerde ara sıra Mehmet Fikri KARADAĞ' ı telefon ile aradığını, Mehmet Fikri KARADAĞ ile bu dönem içerisinde yapmış olduğu bir telefon görüşmesinde derneğin bazı sıkmtılanndan bahsederek internet üzerinden mail gurubu üyelerinden bağış toplayıp toplayamayacağmı sorduğunu, kendisinin bunu kabul etmediğini, yine aynı dönemde Dernek yöneticilerinden Ali ÖZOĞLU' nun kendisini telefonla arayarak Türk Hava Yollan yönetimine kendilerinin tasvip etmediği bazı şahıslann geldiğini, THY ye ait internet üzerindeki web sitesinin hecklenmesini, yani çökertilmesini talep ettiğini, kendisinin bu talebi de kabul etmediğini, Ali ÖZOĞLU ile yaptıklan sohbetlerde kendilerinin, yani Kuvayı Milliyenin toplumsal bir çalışması olduğunu, 5000 kişilik motorize bir ekip kuracaklannı, bu ekiplerin yeri geldiğinde çöp toplayacaklannı, vatandaşa yardım edeceklerini söylediğini, ancak bahsedilen proje ile ilgili kendisinden herhangi bir talepte bulunmadığını, 06.03.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile yaptığı: görüşmede söylediği "Her zaman yanınızdayız, derneğimize, davamıza yardımcı olacağız"- şeklindeki beyanlannm okunup sorulması üzerine; görüşmede davamız kelimesi ile Kuvayt Milliye ruhunun yaşatılmasını kastettiğini, * • s•

06.03.2007 tarihinde Bekir ÖZTÜRK ile yaptığı görüşmede, Kuvva-i Milliye üyelerine yönelik tanıtım çalışması yaptıklarını anlattığı şeklindeki beyanlarının okunup sorulması üzerine; Bekir ÖZTÜRK' ün Ankara İli Kuvva-i Milliye Derneği Başkan yardımcısı olduğunu,bu görüşmede 1100 kişilik mail grubu üye sayısını artırmak istediğinden Bekir ÖZTÜRK'ten dernek üyelerinin mail adreslerini istediğini, bunun dışında görüşmede geçen Kirli Ellerin İttifakı isimli kitabı yayımlanan Aziz Albay' m da Ankara Kuvva-i Milliye Derneği Başkanı olduğunu, 29.06.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile yaptığı görüşmede, Mehmet Fikri'nin "Yıldmm hızı ile devam edin, size birkaç tane de resim mesim göndereceğim" sözleri ile neyi kastettiğini bilmediğini, Mehmet Fikri KARADAĞ ile yaptığı görüşmede kendisini "Özel Büro"dan şeklinde tanıtması üzerine Mehmet Fikri'nin "Özel Büro falan yok, bir tek Kuvayı Milliye var tamam mı evlat" şeklindeki beyanlarının okunup sorulması üzerine; Özel Büro olarak kendi mail gurubunu kastettiği için bu şekilde konuştuğunu, Mehmet Fikri KARADAĞ bu konuyu yanlış anlamış olabileceğini, Özel Büro yok sadece Kuvayı Milliye var sözlerini ne amaçla söylediğini bilmediğini, Bir çok görüşmesinde, kendisini Özel Büro istihbarat gurup lideri olarak tanıtmasının sebebinin sorulması üzerine; Kendisini İstihbarat görevlisi olarak tanıtırken, Devletin yapmış olduğu istihbaratın anlaşılmaması gerektiğini, internet ve yayın organlarında çıkan haberlerle ilgili istihbarat yaptığını, istihbarattan kastettiğinin Devlet Adına çalışma gibi bir konu olmadığını, Özel Bro oluşumu olarak nerelerde ve kimlerle toplantı yaptıkları, toplantıları kimlerin organize ettiğinin sorulması üzerine; tarihini tam olarak hatırlamadığı, ancak Ankara'da mail grubundaki birisinin üye olduğu Demokratik-Demokrasi Platformu isminde bir gurupla kendi mail gurubu arkadaşlarıyla toplantı yaptıklarını, bu toplantıda kendi üyelerine basın yayın kuruluşlarından toplamış olduğu bilgilerle ilgili bir sunum yaptıklarını, Mehmet KARADAĞ ile yaptığı bir görüşmede kendisinin Seleckt Otelde yapılan toplantıda olduğunu söyleyerek "Bizim Özel Büro Düzce'de istihbarat görevlimiz" sözleri ile tanıştırmak istediği kişinin sorulması üzerine , Düzce'de bir alışveriş merkezinde çalışan Yusuf isimli arkadaşını Kuvayı Milliye Derneğini merak ettiğinden dolayı beraberinde götürerek Mehmet Fikri KARADAĞ ile tanıştırdığını, kısa bir görüşme yaptıklarını, 05.09.2007 tarihinde Ömür isimli kişi ile yaptığı görüşmedeki ; terörle ilgili hazırladıkları konuları görüşmek üzere O. komutanla tanışacaklarını, bu konuyla ilgili askeri yetkililerle görüşme yaptıklarım anlattıkları şeklindeki beyanların okunup sorulması üzerine; O.'nu medyadan duyduğunu, emekli bir general olduğunu, kenodisine mail göndererek Özel Büro mail gurubunun çalışmaları ile ilgili bilgi verdiğini ve tanışmak istediğini söylediğini,Ömür'ün de onun web sitesinin yöneticisi olduğu için kendisini telefonla arayarak konuyu aktardığını söylediğini, ancak görüşme yapmadıklarını, 27.09.2007 tarihinde Y. isimli şahıs ile yaptığı görüşmedeki ; Y.'m otogardan kendisini almasını söylediği şeklindeki beyanların okunup sorulması üzerine; Y.'m m Güneydoğu'da görevli yüzbaşı olduğunu, kendisini görmek için Düzce'ye geldiğini, oturup sohbet ettiklerini, yaptığı işleri biraz da abartarak anlattığını, kendisini devlet adına çalışan bir istihbarat görevlisi olarak algılamış olabileceğini, daha sonraki dönemlerde telefonla görüşmelerinin olduğunu, 27.09.2007 tarihinde Yusuf isimli şahıs ile yaptığı görüşmedeki ; Düzce'de yaptıkları çalışmalara katılmak üzere İstanbul ilinden bir şahsın geldiğini, tanışacaklarını konuştukları şeklindeki beyanların okunup sorulması üzerine; bu görüşmede ismi geçen şahsın Y. Yüzbaşı olduğunu, Düzce de herhangi bir çalışma yürütmediklerini, sadece internet üzerinde bahsettiği çalışmaları yaptıklarını, kendini abarttığı için telefon görüşmelerinde bu şekilde konuşmalar olduğunu,

El konulan dokumanlar arasında özel büro istihbarat @hotmail.com başlıklı yazının içeriğinde dağıtım komiteleri, istihbarat bölümü, proje gudubu, hack gurubu gibi başlıklann olduğunun tespitinin sorulması üzerine; Milliyetçi hackırlan bir gurup altında toplamaya çalıştığını, böyle bir projesinin olduğunu, ancak bunu başaramadığını, hackırlıktan anlamadığı için de herhangi bir siteyi hacklemediğini, El konulan dokümanlar arasındaki, özel büro 28 ekim 2007 pazar iştirakçileri listesi başlıklı doküman ve isim listelerinin sorulması üzerine; bu belgede isimleri geçen tüm şahıslann, özel büro mail gurubunun üyeleri olduğunu, Ankara' da tanışma toplantısı yaptıklarını, bu toplantıya katılanlann listesi olduğunu, El konulan dokümanlar arasındaki Kuvayı Milliye Derneği başlıklı ve üzerinde Mehmet Fikri KARADAG'm fotoğrafi bulunan doküman sorulması^ üzerine; Kuvayı Milliye Derneğine üye olmadığını, bunu dokümanı Mehmet Fikri KARADAĞ' m verdiğini, El konulan dokümanlar arasındaki kendi el yazısıyla alınmış isim, telefon numaralan ve diğer bilgilerin, mail yoluyla veya telefonla arkadaşlannm bildirdiği bilgiler olduğunu, edindiği bilgilerin bir kısmını emniyete mail olarak bildirdiğini, beyan etmiştir.

b)-Savcılık ifadesinde;
Halen herhangi bir iş yapmadığını, 2006 yılının başından itibaren www.ozelburo.com adresli internet sitesini işlettiğini, 'DSS'nin Türk Güvenlik ve İstihbarat grubu anlamına geldiğini,orada çıkan yazılann kendisine ait olduğunu, kendi çapında bir mail grubu kurduğunu,buna ilişkin listenin dosyada mevcut olduğunu, dosyadaki bilgilerin daha önceleri çalıştığı yerlerden kalan bilgiler olduğunu, özel kişi ve firmalann bilgilerini depolamadığmı, Kuvva-i Milliye Derneği ile ilgisi bulunmadığını, kendisinin "THT" (Türk Hack Timi) adı altında bir grup kurmak istediğini,grupta 756 tane görevli mevcut şeklindeki konuyu abarttığını, 100 tane hacker olmadığnı,Özel Büroya Çağn isimli metni kendisinin hayali olarak yazdığmı,böyle bir örgütlenme içinde olmadığını, 2001 yılından itibaren takip edildiğini,zihninin başkalan tarafından yönlendirildiğini düşüdüğünü, Ergenekon yapılanmasını ve Ergenekon, Lobi belgeleri hiç duymadığım,bilgisayanndan çıkan yazılan kendisinin hayali olarak uydurduğunu veya basında çıkan konulan takip edip arşivlediğini, bunlardan altında yazılar olan resimlerin zihin kontrolü mağdurlanna ait olduğunu,dosyadaki bazı bilgilerin ise kendisine internetten gelmiş olduğunu,kendisinin Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM ile bağlantısı olmadığını,Türkiye' de bir istihbarat ağı kurduk, her türlü bilgiyi alıp askerlerle paylaşıyoruz şeklindeki telefon görüşmelerinin abartılı olduğunu, Sorulması üzerine de; Mehmet Fikri KARADAĞ ile iki defa yemekli toplantılarda bir araya geldiklerini, kendisi ile görüştüğünde söz konusu belgeleri verdiğini,birkaç sefer de hal hatır sormak için telefonda görüştüklerini, Bilgisayanndan çıkan "Özel Büroya, Ergenekona Bağlı Lobinin Belgesi başlıklı P.Kur.Yrb.xx imzalı ve devamında Ergenekon Lobi başlıklı Özel Büro imzalı metinlerin internetten mail olarak geldiğini,kendisinin de bunlan üyelerine mail olarak göndermiş olabileceğini, içeriklerini okuyup okumadığını hatırlamadığını, İletişim tespit tutanaklanndaki görüşmelerin kendisinin şahsi meraklan ile ilgili olduğunu,kendisinin herhangi bir istihbarat örgütü kurmadığım,sadece sanal olarak internet üzerinden bu konuya meraklı olan insanlarla yazıştığını, telefon görüşmelerindeki " bizim hack grubumuz var, proje grubumuz var, bir de istihbarat grubumuz var,neden çalışmak istiyorsun, neden görev almak istiyorsun, onlan da belirt, fotoğrafnı da ekleyip gönder, DS Security adresine gönder, ben grubun istihbarat grup lideriyim" şeklindeki yazı ve telefon görüşmelerinin de kendisinin abartılı konuşmalan olduğunu, bahsedildiği gibi bir grup olmadığım, haberleşme grubunda 3000 , Dağıtım Komite isimli grupta 6500 üye bulunduğunu, "Düzce'ye gelirsen ikamet edeceğin bir yer ayarlayabiliriz, sorun değil"

şeklindeki görüşmelerin otel şeklinde anlaşılması gerektiğini, kendisinin elde ettiği bilgileri bazen Emniyete, JİTEM' e veya MİT' e 'DSS' adı altında resmi rapor şeklinde

gönderdiğini, ancak isim belirtmediğini ve imza atmadığım, Mehmet Fikri KARADAG'm Kuvayı Miliye Derneğinin paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek, ilan yapıp 11 milyar toplayabilir miyiz diye sorduğunu, kendisinin ise böyle bir şeyin Valilikten izin alınıp yapılması gerektiğini söylediğini, Genelkurmay' dan Ankara' daki toplantılarına gelinmiş olabileceğini,ancak kendisinin bilmediğini, Savaş isimli mail grubu üyesi kişi ile görüşmesinde kendisine Genelkurmay'a bağlıyız demediğini, ancak kendisinin o şekilde algıladığını, Kendisinin telefon görüşmesinde "Milli İstihbarat Teşkilatını da yargılayacak kadar gücümüz var" demesinin abartılı olduğunu, Kendisinin Kuvayı Milliye Derneğinden Mehmet Fikri KARADAĞ dışında kimseyi tanımadığını, Kimse hakkında istihbari bilgi toplamadığmı, kendisini Derin Devletin elemanı olarak lanse etmediğini, sadece olduğundan fazla abarttığını beyan etmiştir.

c)-Aramalarda elde edilen deliller;
Şüphelinin evinde yapılan aramada; (1) adet IPC marka 22060038 seri nolu ekran çerçevesi kırık vaziyette olan Laptop ve Laptop' a şarj aleti, (2) adetAselsan Cobra marka H609002561 ve H609002675 seri nolu PMR telsiz, (81) adet Cd ve DVD , (2) adet 60'lık Video kaseti, - (2) adet üzerinde Jet Flaş 256 MB ve 10338103890445 ibareleri bulunan flaş bellek -(1) adet üzerinde Smart Disk ibaresi bulunan 063015454 seri nolu Plips marka, (1) adet Everest marka, (1) adet VD marka QCAS805695 seri nolu taşınabilir Hard Disk, (1) adet Frisby marka 7460 seri nolu Bilgisayar Kasası, Çok miktarda muhtelif evrak, - (1) adet Samsung SGH-X200 model R8QA695267N seri nolu cep telefonu, cep telefonuna takılı vaziyette bulunan 0 543 5331769 numaralı hatta ait 92000009054204A0918 seri nolu "0613" Pink Kodu ile bir adet Sim kart elde edilmiştir. Erkut ERSOY'a ait, SAMSUNG marka seri numarası S042J10L853725 olan harici hard diski üzerinde yapılan incelemede ; "ÖZEL BÜRO KIMDIR..FAALIYETLERI NELERDIR.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "ÖZEL BÜRO KİMDİR..FAALİYETLERİ NELERDIR.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgede 'Özel Büro' isimli bir oluşumun tanıtımının bulunduğu görülmektektedir. Belgeye göre 'Özel Büro'; ülkeyi yakından ilgilendiren konular hakkında internet ve diğer ortamlarda araştırma yapan, üyelerine yapılan araştırmalarla ilgili bilgi veren hiç bir legal yada illegal kuruluşla organik bağı olmadan tamamiyle sivil insiyatifle oluşturulmuş bir grup olarak tanımlanmaktadır. Grubun Dağıtım Komiteleri, İstihbarat Bölümü, Proje Grubu ve Hack Grubu olmak üzere 4 alt grubunun bulunduğu ve üyelerinin Atatürk milliyetçilerinden ve Kemalist'lerden oluştuğu, Dağıtım Komitelerinde 6412, İstihbarat bölümünde 756 kişinin görevli olarak belirtildiği görülmüştür. "Digi-Security grubuna hos geldiniz....doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "Digi-Security grubuna hos geldiniz....doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgede DSS (Digital Security Service) isimli grubun tanıtımının olduğu görülmüştür. Belgeye göre Grup: Elektronik ve Dijital Güvenlik,Teknik Takip, - " Echelon & Cornivera,Enfopol,DIG-ıNT, MicroWave, SIG-NET, SIGNAL INTELLIGENCE-SIG-INT, HUMINT (HUMAN INTELLIGENCE), Agent Netvvork, OSINT (ÖPEN SOURCES INTELLIGENCE),

IMINT (IMAGERY - ORIMITATIVE - INTELLIGENCE, MASINT (MEASUREMENT AND SIGNATURE INTELLIGENCE), ECHELON & Carnivera & Promis & Dig-Int & KEYSMART EDG : Elektro Manyetik Dinleme,Tempest,TETRA, QEEG Uzaktan Zihin Kontrolü, NöroPsikolojik Checkup ve Zihin Haritalama, Uydu haberleşme sistemleri, Project L.U.C.I.D.,UKUSA, Nüfuz Casusluğu,Sanayi ve Teknolojik Casusluk, Dijital iletişim, GPS & GPRS sistemleri, Elektro-Manyetik istihbarat sistemleri, İstihbarat iletim ürünleri, Askeri istihbarat teknolojisi, Mind Contrrol / Zihin kontrol teknolojisi ve kullanım alanları, Psikolojik Savaş ve Teknolojisi, Uluslararası Gizli Topluluklar,Derin Devlet ve Terminolojisi, Lokal ve Global Terörizm, Anti-terör kontrol ekipmanları, Psikoloji ve istihbarat alanında kullanımı, Lokal ve Global istihbarat servisleri, Finansal suçlar ve kontrol mekanizmaları, PROMİS ve diğer şüpheli finans takip yazılımları, Temel istihbarat prensipleri ve terminolojisi, Dijital sabotaj ve suikast ekipmanları Suçla mücadele teknikleri, Kontr-Espiyonaj teçhizatı, Konularında araştırmalar yapıp internet ortamında paylaşmayı hedeflediği görülmüştür. "DSS & ÖZEL BÜRO GRUBUNDAN BASIN DUYURUSUDUR !.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "DSS & ÖZEL BÜRO GRUBUNDAN BASIN DUYURUSUDUR !.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgenin Erkut ERSOY tarafından yazıldığı görülmüştür. Belgede Özel Büro Dağıtım Komiteleri tarafından PKK ve Ermeni meselesi ile ilgili olarak oluşturulan projeye ilişkin duyuru olduğu görülmüştür. "DAĞITIM KOMİTELERİ - İLETİŞİM BİLGİLERİ FORMU.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "DAĞITIM KOMİTELERİ - İLETİŞİM BİLGİLERİ FORMU.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgenin Özel Büro Dağıtım Komiteleri'ne ve bu komitenin çalışmalanna katılmak isteyenler veya Özel Büro adına araştırma yapmak isteyenler için bir çağrı metni olduğu görülmüştür. "AKTİF İŞTİRAK MEKTUBU.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "AKTİF İŞTİRAK MEKTUBU.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgenin bir önceki bölümde yer alan çağrı metnine cevap veren kişilere gönderilerek kendilerinden nelerin yapılması istendiğini anlatan bir posta olduğu görülmüştür. "DAĞITIM KOMİTELERİ GÖNDERİM ŞEKLİ.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "DAĞITIM KOMİTELERİ GÖNDERİM ŞEKLİ.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde Dağıtım Komitelerine üye olan bir kişinin kendilerine gönderilen metinleri nasıl ve nerelere göndereceklerine ilişkin açıklamaların olduğu görülmüştür. "DAĞITIM KOMİTELERİ....Sizi de aramıza katılmaya davet ediyoruz....doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "DAĞITIM KOMİTELERİ....Sizi de aramıza katılmaya davet ediyoruz....doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgenin Özel Büro Dağıtım Komitelerine katılımı sağlamak amacıyla düzenlenmiş bir metin olduğu görülmüştür. "İstihbarat grubumuza yeni elemanlar alarak kadromuzu güçlendiriyoruz..doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "İstihbarat grubumuza yeni elemanlar alarak kadromuzu güçlendiriyoruz..doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde Özel Büro istihbarat grubuna katılım sağlamak amacıyla düzenlenmiş bir metin olduğu görülmüştür. Metinde istihbarat elemanlan'nm görevi, 'Hack grubunun çalışmalarına' deştçk vermek amacıyla Grup f\^~^~ /S )
21

48

Yönetiminin verdiği konularda internette araştırma yapmak ve bu konulara ilişkin toplanan bilgileri Grup Yönetimine iletmek' olarak tanımlandığı görülmüştür. "D-G GRUBU KURALLARI.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "D-G GRUBU KURALLARI.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde Özel Büro dağıtım komiteleri üyelelerinin uymak zorunda oldukları kuralların metin haline getirildiği görülmüştür. "D-K İRTİBAT LİSTESİ.txt" isimli bir metin belgesi tespit edilmiştir. "D-K İRTİBAT LİSTESİ.txt" isimli metin belgesi incelendiğinde belgede Özel Büro dağıtım Komiteleri üyelerinin irtibat kurabileceği yöneticiler ve iletişim adreslerinim olduğu görülmüştür. "D-K- ÜYE İL DAGILIMI.xls" isimli bir Excel dosyası tespit edilmiştir. "D-K-ÜYE İL DAGILIMI.xls" isimli Excel dosyası incelendiğinde belgede Özel Büro Dağıtım Komiteleri üyelerinin isim, meslek ve iletişim bilgilerinin olduğu görülmüştür. "DSS YARDIM.xls" isimli bir Excel dosyası tespit edilmiştir. "DSS YARDIM.xls" isimli Excel dosyası incelendiğinde belgede DSS'ye (Digital Security Service) yardım yapan üyeler ve yardım miktarlarının bulunduğu görülmüştür. "HACKER GRUBUMUZA DESTEK.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "HACKER GRUBUMUZA DESTEK.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgede Özel Büro tarafından bazı Hacker gruplanmn desteklenmesi çağnsmda bulunulduğu görülmüştür. "MODLAR(l).doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "MODLAR(l).doc" isimli MSvvord dosyası incelendiğinde belgede DSS&ÖZEL BÜRO DIGI SECURİTY Türkiye Gurubu Görevliler'nin isim, meslek, iletişim adresleri ve fotoğraflannm bulunduğu görülmüştür. "İnternette İşlenen 8 Önemli Suç.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "İnternette İşlenen 8 Önemli Suç.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgede Özel büro tarafından bir ihbar hattı kurulduğu ve internette işlenen bu suçlara ilişkin ihbarlan Özel Büroya gönderilmesi gerektiğinin istendiği görülmüştür. "BİZE İLETECEĞİNİZ İHBAR'LARINIZI SİTEMİZ ÜZERİNDEN YAPABİLİRSİNİZ !.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. Bahsi geçen MSword dosyası incelendiğinde belgede Özel Büro tarafından oluşturulan ihbar hattına her türlü suçla ilgili ihbarlann yapılabileceği duyurusunun olduğu görülmüştür. "İHBAR HATTIMIZ.doc" isimli bir MSvvord dosyası tespit edilmiştir. "İHBAR HATTIMIZ.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgede Özel Büro tarafından oluşturulan ihbar hattına her türlü suçla ilgili ihbarlann yapılabileceği duyurusunun olduğu görülmüştür. "ÇOK ÖNEMLİ UYARI !!! LÜTFEN DİKKAT îü.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "ÇOK ÖNEMLİ UYARI !!! LÜTFEN DİKKAT îü.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgede bazı internet sitelerinin Milliyetçi, Atatürkçü, Vatansever, kişiler ile ilgili Data Base topladığı konusunda bazı tespitlerin olduğu belirtilerek tanınmayan ve bilinmeyen siteler hakkında dikkatli olunmasının tavsiye edildiği görülmektedir. Aynca belgede; 'Bu konuya, Genel Kurmay Bilgi işlem Birimlerinin de önem verdiğini belirtmekte özellikle yarar görüyoruz'ifadesinin de kullanıldığı görülmüştür. "İL TEMSİLCİSİNİN GÖREVLERİ.doc" isimli bir MSvvord dosyası tespit edilmiştir. "İL TEMSİLCİSİNİN GÖREVLERİ.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgede Özel Büro İl temsilcisinin görevleri ve dikkat etmesi gereken hususlann yer aldığı görülmüştür. Bunun yanı sıra il temsilcisinin; Tüm gerçek milliyetçi ve vatanseverleri, tüm Kemalist ve ATATÜRKÇÜ düşünceyi benimsemiş vatandaşlan ve gruplan,Görevi ne olursa olâun yukandaki özelliklere sahip tüm

^^~ S\$k^ <v£v£f^y

kamu kurum çalışanlarını, Özel Büro Grubuna kazandırması gerektiği talimatının olduğu görülmüştür. "Gençliğe Ulaşım Projesi.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "Gençliğe Ulaşım Projesi.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgede DSS (Digital Security Service) Ankara tarafından hazırlanan projelerin olduğu görülmüştür. Bu projelerin; Merhaba Üniversite, Gençzin, Vatandaş olmalıyım, Kayıp Ülke ve Hilafet ve Türban olarak adlandınldıklan görülmüştür. "21 EKİM 2007 PAZAR ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU TOPLANTISI DUYURUSU !!!!!!!!!.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. Bahsi geçen MSword dosyası incelendiğinde belgenin 21 Ekim 2007 günü yapılacak olan Özel Büro toplantısına çağrı metni olduğu görülmüştür. "ÖZEL BÜRO DÖKÜMANTER LİSTESİ.DOC" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "ÖZEL BÜRO DÖKÜMANTER LİSTESİ.DOC" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgede 28 EKİM 2007 günü yapılacak olan Özel Büro toplantısında yapılacak olan sunuların olduğu görülmüştür. "20 EKİM 2007 PAZAR ÖZEL BÜRO GRUBU TOPLANTISI.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "20 EKİM 2007 PAZAR ÖZEL BÜRO GRUBU TOPLANTISI.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgenin 28 Ekim 2007 günü yapılacak olan Özel Büro toplantısına ilişkin rezervasyon talebi olduğu görülmüştür. "28 EKİM 2007 PAZAR günü ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU olarak ANKARA'da toplanıyoruz..doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. Bahsi geçen MSword dosyası incelendiğinde belgenin 28 Ekim 2007 günü yapılacak olan Özel Büro toplantısına ilişkin yer ve saat gibi detayların bulunduğu duyuru metni olduğu görülmüştür. "28 EKİM 2007 PAZAR ANKARA TOPLANTISI.xls" isimli bir Excel dosyası tespit edilmiştir. "28 EKİM 2007 PAZAR ANKARA TOPLANTISI.xls" isimli Excel dosyası incelendiğinde belgede 28 Ekim 2007 günü yapılacak olan Özel Büro toplantısına katılacak olan kişilerin isim ve iletişim bilgilerinin bulunduğu görülmüştür. "İSTANBUL 15 TEMMUZ 2007 TOPLANTISI.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "İSTANBUL 15 TEMMUZ 2007 TOPLANTISI.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgenin 15 Temmuz 2007 günü yapılacak olan Özel Büro toplantısına çağrı metni olduğu görülmüştür. "15.07.2007 TAKSİM SELECT HOTEL-İSTANBUL TOPLANTISI REZERVASYON.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. Bahsi geçen MSword dosyası incelendiğinde 15 Temmuz 2007 günü yapılacak olan Özel Büro toplantısına ilişkin rezervasyon talebi olduğu görülmüştür. "28 EKİM TOPLANTISI.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "28 EKİM TOPLANTISI.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgenin 28 Ekim 2007 günü yapılan toplantı sonrası toplantıda konuşulan konular ve kararlann yer aldığı bir bilgilendirme metni olduğu görülmüştür. "DSS YEMEKLİ TOPLANTI LİSTESİ.xls" isimli bir Excel dosyası tespit edilmiştir. "DSS YEMEKLİ TOPLANTI LİSTESİ.xls" isimli Excel dosyası incelendiğinde belgenin DSS tarafından düzenlenecek olan bir yemekli toplantıya katılımcı listesinin olduğu değerlendirilmektedir. "ÖZEL BÜRO GRUP TOPLANTISI.xls" isimli bir Excel dosyası tespit edilmiştir. "ÖZEL BÜRO GRUP TOPLANTISI.xls" isimli Excel dosyası incelendiğinde belgenin Özel Büro tarafından düzenlenecek olan bir toplantıya ilişkin katılımcı listesinin olduğu değerlendirilmektedir. "01 TEMMUZ 2007 PAZAR TOPLANTISI.xls" isimli bir Excel dosyası tespit edilmiştir. "01 TEMMUZ 2007 PAZAR TOPLANTISI.xls" isimli Excel dosyası

incelendiğinde belgenin Özel Büro tarafından 1 Temmuz 2007 günü yapılan toplantıya ilişkin katılımcı listesinin olduğu değerlendirilmektedir. "ulusalihanetkitap.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "ulusalihanetkitap.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgenin çeşitli tarihlerde www.ulusalihanet.com ve www.kursadhareketi.org isimli internet sitelerinde yayınlanmış yazılardan derlenerek oluşturulan bir kitap olduğu görülmüştür. "Atatürk Sabetayci Mı.doc", "Aşağıdaki Basın açıklaması sizin web sitenizden almdı.doc", "Sayın Komutanımız ADD Genel Başkanı E.Org.Şener ERUYGUR'dan gelen mesaj.doc", "TÜYLERİ DİKEN DİKEN EDEN RAPOR.doc", "Uğur Mumcu'dan ABD belgeleri.doc", "Son Haçlı seferi.doc", "BOP - Büyük Ortadoğu Projesi.doc", "AHMET TANER KIŞLALI'NIN CUMHURİYET GAZETESI'NDE 17 EKİM 1999 PAZAR GÜNÜ YAYINLANAN YAZISI....doc", "BİLDERBERG NEDİR....NE İŞ YAPAR.doc", "ÜMİT SAYIN KİMDİR.doc", "DÜNYAYI YÖNETEN GİZLİ ÖRGÜTLER.doc", "Fethullah Gülen ABD'ye neden gitti.doc", "İrticai terör - Hizbullah.doc", "İrticai terör - İBDA-C.doc", "ÖZEL BÜRO'DAN FETULLAH CEMAATİ Raporu.doc" ve "TÜRKİYE'DE GİZLİ SERVİS OPERASYONLARI.doc" isimli MSword dosyalan tespit edilmiştir. Bahsi geçen MSword dosyalan incelendiğinde belgelerin Özel Büro tarafından grup üyelerine gönderilmek üzere çeşitli konularda yazılmış yada almtılarak yapılarak hazırlanmış belgeler olduğu görülmüştür. "ERGENEKON.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "ERGENEKON.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgenin soruşturma kapsamında gözaltına alman bir çok kişide ele geçirilen 'LOBİ' isimli belgenin özeti olduğu görülmüştür. "ERGENEKON KİMDİR.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "ERGENEKON KİMDİR.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgenin soruşturma kapsamında gözaltına alman bir çok kişide ele geçirilen 'LOBİ' isimli belgenin özeti olduğu görülmüştür. "Derin Devlet Finans Dnyasindaki Yeri.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "Derin Devlet Finans Dnyasindaki Yeri.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgenin soruşturma kapsamında gözaltına alman bir çok kişide ele geçirilen 'LOBİ' isimli belgenin özeti olduğu görülmüştür. "yeni-milis-revize.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir, "yeni-milisrevize.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgenin Halil Behiç GÜRCİHAN tarafından hazırlandığı görülmüştür. Raporda; ülkenin globalleşme süreci adı altında içerisine sokulduğu duruma ayak uyduramadığı, bütün kurumlann bu durum karşısında strateji üretemediği, bu duruma farkında olanlardan milisleşme eğiliminde olanlann metodolojilerini değiştirmedikleri sürece sistemin bir parçası olacaklanmn belirtildiği, önemli olanın milisleşmenin nasıl olması gerektiğinin anlatıldığı görülmüştür. Raporda devamla; ülkenin uzun soluklu, uzun perspektifli, nefesini iyi ayarlayan bir "milis"e ihtiyaç olduğu, kurulacak yapının; "güç birliği" değil, "güç ağı" prensibi üzerinden dağınık olarak kurulması gerektiğinden, bu yapının "liderlik" mekanizmasının da kendine özgü olması gerektiği, sözkonusu altyapının hiyerarşik değil, heterarşik bir liderlik mekanizmasına ihtiyacı olacağı vurgulandığı, sözkonusu heterarşik liderlik mekanizması ile koordineli olarak vatanperverlerin üstlenecekleri görevlere göre aşağıdaki kategorilere ayrılması gerektiği belirtilmiştir. Bunlann;Bilgi Milisi: Çevrelerindeki bilgi akışını ülke yaranna izleyen, değerlendiren ve gerektiğinde kullanan kişiler,Teknoloji Milisi: Dünyadaki teknolojik gelişmeleri aynntılı şekilde takip eden, teknolojinin uygulama alanlan ve çapı konusunda bilgili; alternatif ve muadil teknolojilerin nasıl üretilebileceği konusunda öngörü sahibi olan kişiler,Sosyal Milis: Sosyal ilişkileri kuvvetli, girdiği mekana uyumlu, makro hedefler doğrultusunda ilişki ağlan kuran ve derinleştiren bir anlayışla hareket ederek, bu ilişki ağını

yöneten kişiler,Sermaye Milisi: Klasik kar-zarar güdülerinden arınmış bir şekilde, ülkenin üretim altyapısının ülkenin geleceği için yeniden kurulması adına sermaye koalisyonları kuran bir vizyona sahip kişiler,Operatif Milis: Mücadele piramidinin en işlevsel fakat aynı zamanda en tehlikeli kısmını oluştrduklan ve bütün diğer milislerin çalışmaları sonucunda, gerektiği takdirde, hareket edecek ve sonuç alacak unsurlar olduğu belirtilmiştir. "Ulusalciligin Kapsayiciligi.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "Ulusalciligin Kapsayiciligi.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgenin Milli Kuvvetler ve Vatanseverler Birliği Başkanı Tevfık BİR tarafından hazırlandığı görülmüştür. Yazıda; Ulusalcılığın ülkücüleri, milliyetçileri, solcuları, bağımsızları vb. siyasi grupları içinde barındıran, gerçek vatanseverlerin birleştiği yeni kesimin adı olduğu, Kanaltürk'ün, Ulusalcı kesimi ayakta tutan, dik tutan, bilinçlendiren ve yönlendiren bir kanal olduğu, laiklikten vazgeçilemeyeceğini ancak Anadolu'daki insanlara ulaşmak için laiklikten bahsedilmeden ulusalcı kesim önderleri, vatansever aydınlar, Kanaltürk camiası tarafından vatanseverlik, milliyetçilik, ulusalcılık, Atatürkçülük, yurtseverlik, Kuvayı Milliye vurgusunun yapılması gerektiği, ülkenin parçalandığı, Türklüğün hukuken ve vatandaşlık bakımından içinin boşaltılacağı şeklinde söylemlerde bulunulması gerektiği belirtilmektedir. "On soru-cevapda ULUSALCILARIN ihanet çeteleri!.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "On soru-cevapda ULUSALCILARIN ihanet çeteleri!.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde belgenin Faruk ARSLAN tarafından hazırlandığı görülmüştür. Yazıda; yeniden yapılandırılan ulusalcı sivil örgütlerin 2005 yılında devreye sokulduğu, ulusalcıların akıl hocasının İlhan SELÇUK olduğu, ulusalcı oluşumlara 2001 yılında Sedat Peker ve Doğu PERİNÇEK tarafından oluşturulan 'Kızıl Elma Koalisyonu' ile start verildiği, daha sonra Kuvayı Milliyeti derneklerin kurularak buralara binlerce üye kaydedildiği, sonuçta yıllardır kavgalı olan bu gruplann 2001 yılından itibaren birlikte görülmeye başladıkları, 1999'dan itibaren yeniden yapılanmaya giden derin devlet 'Ergenekon'un bu faaliyetleri tek bir merkezden idare edilmesi emrini verdiği şeklinde ifadelerin olduğu görülmüştür. 1 nolu E-posta mesajı incelendiğinde operasyon kapsamında gözaltına alman Ümit SAYIN'm 'Zihin Kontrolü' konulu yazısının Özel Büro tarafından üyelere gönderildiği görülmüştür. 2 nolu E-posta mesajı incelendiğinde operasyon kapsamında gözaltına alman Hayrullah Mahmut ÖZGÜR tarafından yazılan bir yazının DSS tarafından üyelere gönderildiği görülmüştür. Yazıda Ultra Türkler isimli bir oluşumdan bahsedildiği görülmüştür. 2 nolu E-posta mesajı incelendiğinde yazıda özetle 'Ergenekon'un yeniden yapılandınlışı, milliyetçi-ulusalcı bir görüntü çizmesi, Perinçek'in yeni Eegenekon'un içinde oluşuyla ilgili ifadelerin olduğu görülmüştür. 4 nolu E-posta mesajı incelendiğinde yazıda Kurtlar Vadisi ve Şubat Soğuğu gibi diziler marifetiyle 'sivil ergenekon'dan kesitler sunulduğu, 'sivil ergekon'un yok olmak istemediği ve yeniden yapılandığı şeklinde ifadelerin olduğu anlaşılmıştır. 4 nolu E-posta mesajı incelendiğinde milli birlik için harekete geçen sivil inisiyatifin 'Kuvayı Milliye' dernekleri çatısı altında hızla sanal alemde örgütlendikleri şeklinde ifadelerin olduğu görülmüştür. 4 nolu E-posta mesajı incelendiğinde yukarıda da yazılı Halil Behiç GÜRCİHAN tarafında hazırlanan 'Yeni MİLİS' isimli raporun DSS tarafından üyelerine gönderildiği görülmüştür. 4 nolu E-posta mesajı incelendiğinde DSS tarafından bir önceki e-postada kaynak kullanılmadan üyelerine gönderdiği 'Yeni Milis' isimli rapor ile ilgili olarak Halil Behiç GÜRCİHAN tarafından raporun kendisine ait olduğu ve gerekli düzeltmenin yapılması

5 talebine DSS tarafından olumlu yanıt verildiği ve grupta gerekli açıklamanın yapıldığı görülmüştür. 8 nolu E-posta mesajında Özel Büro tarafından 'Hack Grubu'nu Kuvayı Milliye Derneğine katılmaya çağrıldığı, toplu olarak yemin edildikten sonra görevlerin dağıtılacağı, hackerların Türk Hack Timi adı altmda Kuvayı Milliye çatısı altında örgütlenileceği ve tüm lojistik destek ve ihtiyaçların Kuvayı Milliye tarafından karşılanacağının belirtildiği görülmüştür. Yazının devamında Kuvayı Milliye Derneği'nin kuruluş bildirgesinin de bulunduğu görülmüştür. 8 nolu E-posta mesajında Özel Büro ve DSS Dağıtım komiteleri üyelerinin Kuvayı Milliye Derneği'ne üye olmaları çağrısında bulunulduğu ve toplu olarak yemin edildikten sonra görev dağılımı yapılacağının belirtildiği görülmüştür. Yazının devamında Kuvayı Milliye Derneği'nin kuruluş bildirgesinin de bulunduğu görülmüştür. "10.06.2006 GİDEN KLASÖRÜ.pst" isimli bir E-posta arşivleme dosyası tespit edilmiştir. "10.06.2006 GİDEN KLASÖRÜ.pst" isimli E-posta mesajı incelendiğinde bu raporun önceki bölümlerinde yer alan ve soruşturma kapsamında gözaltına alman bir çok kişide ele geçirilen 'LOBİ' isimli belgenin özeti olduğu görülmüştür. E-posta mesajı incelendiğinde Uğur MUMCU'nun Ergenekon tarafından öldürüldüğü, yine 'Ergenekon' tarafından bu olayı araştırmak üzere görevlendirmenin kim tarafından yapıldığını bilmeden görevlendirilen bir Hukuk Müşavirinin araştırmalan sonucunda 'Ergenekon'a ulaşması üzerine onun da öldürüldüğüne ilişkin ifadelerin bulunduğu görülmüştür. "DSS GELEN-20.09.2006.pst" isimli bir E-posta arşivleme dosyası tespit edilmiştir. "DSS GELEN-20.09.2006.pst" isimli E-posta mesajı incelendiğinde yukarıda da yazılı 'İNTERNETTE KUVVA DALGASI .msg' dosyası ile aynı olduğu görülmüştür. E-posta mesajı incelendiğinde soruşturma kapsamında gözaltına alınan Güler KÖMÜRCÜ tarafından hazırlanan bir yazının DSS tarafından üyelerine gönderildiği görülmüştür. Yazıda; 'Vatan elden gidiyor' kaygısı içindeki şahinleşmiş kitlenin hızla sivil örgütlenme başlatmış olduğu, Kuvva-i Milliye örgütleri kurulduğu, büyük şehirler de dahil olmak üzere Anadolu'nun birçok il ve ilçesinde farklı adlar altında kurulan Kuvva-i Milliye dernekleri açıldığı şeklinde ifadelerin bulunduğu görülmüştür. "DSS GELEN-21.08.2006.pst" isimli bir E-posta arşivleme dosyası tespit edilmiştir. "DSS GELEN-21.08.2006.pst" isimli E-posta mesajı incelendiğinde DSS tarafından gruba e-posta gönderen bir kişiye kendilerinin 'Özel Harp Dairesi'nin uzantıları olduklarının belirtildiği görülmüştür. "DSS GIDEN-21.08.2006.pst" isimli bir E-posta arşivleme dosyası tespit edilmiştir. "DSS GIDEN-21.08.2006.pst" isimli E-posta mesajı incelendiğinde Kuvayı Milliye Derneği Genel Başkan Yardımcısı Ali ÖZOĞLU tarafından Erkut ERSOY'a gönderilen mesajda derneği ziyaretleri esnasında birlikte olamadığı için üzgün olduğunu, ancak Kuvayı Milliye Derneği ile birlikte olma kararlarından büyük memnuniyet duyduğunu belirttiği görülmüştür. Bu mesaja Erkut ERSOY tarafından da; derneği ziyaretlerinde bir çok karar aldıklarını, bir an önce bir araya gelmeleri gerektiğini, ellerinde birçok dosyanın olduğunu ve Kuvayı Milliye çatısı altında bunların çözüme kavuşturulabileceğini belirttiği görülmüştür. E-posta mesajı incelendiğinde Özel Büro yöneticisi Erkut ERSOY tarafından Kuvayı Milliye derneği Genel Başkan Yardımcısı Ali OZOĞLU'na gönderilen bir mesaj olduğu görülmüştür. Mesajda Erkut ERSOY; Tempo Dergisi muhabiri Tutkun AKBAŞ tarafından motorize ekipler ve Özel Büro hakkında röportaj sorularının olduğunu, belirlenecek bir tarihte üçünün bir araya gelmesi gerektiğinin belirtildiği görülmüştür. Diğer yandan Özel Büro ve Kuvayı Milliye yönetiminin Çağdaş Türkiye Partisi Genel Başkanı ^Ataman Bey tarafından yemeğe davet edildiği görülmüştür. ' ' ' -. ,

E-posta mesajı incelendiğinde Özel Bürodan üyelere gönderilen bir mesaj olduğu görülmüştür. Mesajda; her türlü mafya ve organize suç şebekeleri ile mücadele etmek ve istihbarat toplamak amacıyla 2007 yılında telsizli ve motorize 2000 ekibin kurulacağı, ekiplerin emniyet ve diğer güvenlik güçleri ile koordineli çalışacakları, timlere katılmak isteyenlerin Özel Büro'ya müracaat etmeleri gerektiğinin duyurulduğu görülmüştür. E-posta mesajı incelendiğinde Erkut ERSOY tarafından elma@elmabilgisayar.com e-posta adresine gönderilen bir mesaj olduğu görülmüştür. Mesajm sonunda Erkut ERSOY'un kendisini Kuvayı Milliye Derneği BİM sorumlusu olarak tanıttığı görülmüştür. E-posta mesajı incelendiğinde Özel Büro tarafından gruba gönderilen bir mesaj olduğu görülmüştür. Mesajda Özel Büroya gönderilen bir mesaja karşılık olarak Kuvayı Milliye Grubunun tüm Türkiye'yi hatta dünyadaki tüm Türk Milliyetçilerini kapsayan bir grup olduğu, kendilerinin Kuvayı Milliye olarak tüm Türkiye'de çok hızlı ve kapsamlı bir biçimde örgütlendikleri, üyelik konusunda Özel Büro üyesi olunduğu söylenerek Kuvayı Milliye derneğinden Kahraman Bey ile görüşülebileceğinin belirtildiği görülmüştür. E-posta mesajı incelendiğinde Özel büroya gönderilen bir mesaja cevap olarak gönderildiği görülmüştür. Cevapta; Özel Büronun Özel Harp Dairesine bağlı bir operasyon gücü olduğu, Özel Harp Dairesi'nin sivil unsurları olarak istihbarat toplandığı, Özel Büro bünyesinde her rütbeden muvazzaf asker, gerek MİT gerekse Emniyet İstihbarat Dairesinde halen faal ve emekli bir çok üye ve görevlinin bulunduğu belirtilmektedir. E-posta mesajı incelendiğinde Özel Büro yöneticisi Erkut ERSOY tarafından Kuvayı Milliye Derneği Genel Başkan Yardımcısı Ali OZOGLU'na gönderilen bir e-posta olduğu görülmüştür. Mesajda; PKK'ya ait bir internet sitesinin Özel Büro tarafından çökertildiği bilgisinin 'Fikri Komutan'a iletilmesini istediği görülmüştür. Çok sayıda resim dosyası tespit edilmiştir. Bahsi geçen resim dosyalan incelendiğinde ilk iki resmin Özel Büro çalışanlan, diğer resimlerin ise Özel Büro tarafından Ankara'da düzenlenen toplantıya ilişkin fotoğrafların olabileceği değerlendirilmektedir. Erkut ERSOY'a ait , JetFlash marka, seri numarası 12665517340547 olan flash bellek üzerinde yapılan incelemede "İSTİHBARAT VE DAĞITIM KOMİTELERİ KADRO.xls" isimli bir Excel dosyası tespit edilmiştir. "İSTİHBARAT VE DAĞITIM KOMİTELERİ KADRO.xls" isimli Excel dosyası incelendiğinde belgede Özel Büro grubunda yer alan kişilerin isim ve iletişim bilgilerinin yer aldığı görülmüştür. Erkut ERSOY'a ait, PHILIPS marka harici hard disk üzerinde yapılan incelemede "DAĞITIM KOMİTELERİ KADRO.xls" isimli bir Excel dosyası tespit edilmiştir. "DAĞITIM KOMİTELERİ KADRO.xls" isimli Excel dosyası incelendiğinde belgede Özel Büro grubunda yer alan kişilerin isim ve iletişim bilgilerinin yer aldığı görülmüştür. Erkut ERSOY'a ait, SAMSUNG marka, seri numarası S08HJ1WL900019 olan hard diski üzerinde yapılan incelemede "serkan_kurt52@hotmail.com.html" isimli bir "html" dosyası tespit edilmiştir. "serkan_kurt52@hotmail.com.html" isimli "html" dosyası incelendiğinde belgenin 'ÖZEL BÜRO - www.Ozel-Buro.com' ve 'serkan_kurt52@hotmail.com' rumuzunu kullanan kişiler arasında bir yazışma olduğu, 'ÖZEL BÜRO - www.Ozel-Buro.com' rumuzunu 'Erkut' ve 'serkan_kurt52@hotmail.com' rumuzunu 'Serkan' isimli

şahısların kullandığı görülmüştür. Yazışmada, 'Erkut' Kuvayı Milliye Derneği'nin hesaplarında 10 trilyon para olduğundan bahsettiği görülmüştür. "guvercin.posta@suomi24.fı.html" isimli bir "html" dosyası tespit edilmiştir. "guvercin.posta@suomi24.fi.htmr isimli "html" dosyası incelendiğinde belgenin 'ÖZEL BÜRO - www.Ozel-Buro.com' ve 'posta guvercin.posta@suomi24.fı' rumuzunu kullanan kişiler arasında bir yazışma olduğu görülmüştür. Yazışmada, 'posta guvercin.posta@suomi24.fi' rumuzunu kullanan kişi yurtdışında yaşadığını ve PKK ile ilgili elinde bir bilgi olduğunu bu nereye vermesi gerektiğini sorduğu görülmüştür. 'ÖZEL BÜRO -www.Ozel-Buro.com' rumuzunu kullanan kişide bunu kendilerine iletebileceğim, özel harbe bağlı olarak çalıştıklarını, bu bilgileri kendilerine iletmeleri halinde takibini yapabileceklerini belirttiği görülmüştür. Erkut ERSOY'a ait , USB2 marka, seri numarası 10338103890445 olan flash bellek üzerinde yapılan incelemede "01 TEMMUZ 2007 PAZAR TOPLANTISI.xls" isimli bir Excel dosyası tespit edilmiştir. "01 TEMMUZ 2007 PAZAR TOPLANTISI.xls" isimli Excel dosyası incelendiğinde belgede Özel Büro tarafından 1 Temmuz 2007 günü düzenlenen toplantıya katılacak kişilerin isim ve iltişim bilgilerinin bulunduğu görülmüştür.

d)-Telefon görüşmeleri;
Tape:380, 23.02.2007 tarihinde Emre isimli kişi ile görüşmesinde özetle ; İnternetten telefon numarasını aldığım söyleyen Emre'nin "MSN'den konuşmak istiyorum da MSN' iniz açık mı" diye sorduğu, Erkut'un "MSNmiz şu anda aktif değil açık değil" diyerek hangi konuda görüşmek istediğini sorduğu, Emre'nin "Özel büro hakkında" dediği, Erkut'un "Yani özel büroyla ilgili çalışmak mı istiyorsunuz" "Hangi konuda çalışmak istiyorsunuz yani ne yapmak istiyorsunuz" diye sorduğu, Emre'nin "ben de onu konuşacaktım nasıl olur heck grubu falan filan var da" "Lise öğrencisiyiz biz" dediği, Erkut'un "Şimdi bizim heck grubumuz var , proje grubumuz var , bir de istihbarat" dediği, sonrasında Emre'nin İngilizce bilip bilmediğini ve neden çalışmak istediğini sorup yapması gerekenler ile ilgili bilgi verdikten sonra fotoğraflı özgeçmişini göndermesini istediği, Erkut'un tekrar "Neden çalışmak istiyorsun neden görev almak istiyorsun onları da belirt fotoğrafını da ekleyip gönder bu DG SECURİTY ADRESİNE gönder" " Ben grubun istihbarat grup lideriyim" dediği, Emre'nin "İsim alabilir miyim" dediği, Erkut'un "İsmi daha sonra konuşuruz" dediği, Tape:381, 27.02.2007 tarihinde Süreyya isimli kişi ile görüşmesinde özetle ; Erkut'un "İyi günler Özel Büro grubundan arıyorum ben Erkut ERSOY İstihbarat Grup Lideriyim" dediği, yapılacak olan bir toplantının ertelenmesi nedeni ile katılımcılara bilgi verilmemesinden dolayı mağdur olan Süreyya isimli şahsa özürlerini ilettiği, daha sonra 4 marta yapılacak olan toplantıya katılımcı olarak ismini kaydettiğini, katılıp katılamayacağım sorduğu, Süreyya'nın o tarihte yurt dışında olduğunu söyleyerek katılamayacağını söylediği, sonrasında Süreyya'nın "Sekiz yüz kilometre yerden geliyorum işyerimi kapattım geldim ben" diyerek mağduriyetini dile getirdiği, Süreyya'nın "Evet mailiniz var, mail açılıyor, geçenlerde bir arkadaşla biraz maille yazıştık yani, maile yazılabilecekler var, yazlamayacaklar var, ..." " Benim de verebileceğim bir şeyler var, benim de katabileceğim bir şeyler var ve gönüllülük de vardı" dediği, Erkut'un "Anladım bize aktarabileceğiniz herhangi bir konu olursa bizim MSN adresimiz ve posta adresimiz sizde mutlaka mevcuttur tahmin ediyorum" "Digi.security@isnet.net.tr" " Bu adresimize, herhangi bir konuda, yani sizin bölgenizle ilgili bir konu olabilir, sizin şahsen duyum aidığmızİMr konu olabilir veya PKK ile herhangi başka bir konu olabilir, bu konularda bize bildirim.yaparsanız biz güvenlik kurumlan nezdinde takibini yaparız" dediği, Süreyya'mn'foriemli bulduğu bazı bilgileri

paylaşmak istediğini ve bu bilgilerin dağıtımı yaptığını söylediği, Erkut'un "0543 533 17 69 bu bizim telefonumuzdur, Özel Büronun telefonudur" "Buradan ararsanız, bize herhangi bir konu hakkında bir ihbarınız olabilir veya bilgi aktarmak istediğiniz bir konu olabilir, bu konularla bize aktardığınız her konuyu biz takip ederiz" dediği, Tape:382, 27.02.2007 tarihinde Ümit isimli kişi ile görüşmesinde özetle ; Ümit'in "Ümit ben, Can Bey'in selamı var size onu söyleyim önce şimdi aradı da haber ver dedi şey kurulacakmış 2000 Surver kurulacakmış eksen kurulacakmış da" dediği, Erkut'un "Bu DSS haberleşme grubunda 3000 üye var dağıtım komite diye bir grup var orada 6500 üye var" "Yani biz makineyi bir gün bile boş bırakmıyoruz yani devamlı her gün makine çalışıyor" dediği ve bir süre teknik bilgiler ile ilgili konuştuktan sonra Ümit'e nerede olduğunu sorduğu, Ümit'in Ankara'da olduğunu söyledikten sonra, Erkut'un "Tamam Düzce'ye gelebilirsen Düzce'de sana ikamet edebileceğim bir yer ayarlarız yani sorun değil" dediği, Tape:383, 28.02.2007 tarihinde Atilla isimli kişi ile görüşmesinde özetle ;Atilla'nın kendisinin araştırılması ile ilgili bazı sıkıntıların olduğunu, bunları sormak istediğini söyleyerek "Abi köye muhtara birileri gitmiş, beni sormuş falan" "Ailem hakkında bilgi" "Sanırım herhalde birim olabilir mi tam bilmiyorum görüşmedim, bana telefonda bildirdiler de" dediği, Erkut'un "Yani birim olmaz da belki senin hakkında bilgi almak istemiş olabilirler devlet" "İşte birime yardımcı olduğun için özel büroya hani bunun legal illegal bir bağlantısı var mı falan gibisinden" dediği, Atilla'nın "Şimdi abi hani haber İstanbul'u herhalde evi aramışlar" "Şey sormuş hani evden bir kitap vereceğiz ona demişler ondan sonra adresi istemiş benim o da evden neyse bizde merkezde kalıyor diye söylenmiş hani sonuçta huylandım köyde gidip sormuşlar diye normal bir durum mu diye bunu bir öğrenebilir misin abi" dediği, Erkut'un " Valla bir bakalım bir büro mu araştırıyor seni başkası mı ama büronun olacağını zannetmiyorum büro olsa bizim haberimiz olur" dediği, Atilla'nın araştıran kişileri öğrenip öğrenemeyeceğini sorduğu, Erkut'un "Tamam onu öğreniriz ben sana söyledim ama muhtemelen jandarma istihbarattır" dediği, Tape:384, 28.02.2007 tarihinde Atilla isimli kişi ile görüşmesinde özetle ;Erkut'un "Büronun böyle bir çalışması yokmuş, yani büro sizin hakkınızda bir araştırma yapmamış, yalnız emniyete bilgi vermiştik, bizim yöneticilerimiz bunlardır diye, hani bilginiz olsun diye" " O anlamda hani illegel bir bağlantısı var mı diye sorabilirler dedi arkadaşlar, hani bilgin olsun" dediği, Atilla'nın kendisini araştıran şahıslardan tedirgin olduğunu, Erkut'un ise çekinecek bir durumun olmadığını söylediği akabinde kendisine araştıran şahıslar geldiği zaman Erkut'un "Sana kimliğini çıkartacak diyecek ki ben jandarma istihbarattan, ben emniyetten yani devletin herhangi bir kurumundan geliyorlarsa zaten saklayacağımız bir şey yok biliyorsun" "Her şeyimiz ortada ama kimliğini görmediğin kişiye bilgi verme" dediği, Atilla'ya yine kendisini araştıranlar hakkında tedbirli olması yönünde telkinde bulunduğu, Tape:385, 28.02.2007 tarihinde Alev isimli kişi ile görüşmesinde özetle ;Erkut'un ".....mailini aldım da onun için ben arayım dedim" dediği, Alev'in "Hangisini bir sürü mail attım hangi birini" diye sorduğu, Erkut'un "Bir Sadık Arda diye birisinden mail almışsın sen, Adıyamanlı bu, fevri konuşmalar yapmış sana" dediği, akabinde MSN'den görüştüğü kişilerle fazla samimi olmamasını detaylı bilgi almak isteyenleri iyi tartıp değerlendirmesi gerektiğini, çok merak eden insanlara ise özel büro kimdir? Faliyetleri nelerdir? başlıklı tanıtım yazısını göndermesini söylediği, akabinde Erkut'un "Ben hep bütün yönetici arkadaşlarımıza özellikle söylüyorum sizinle özel büro hakkında görüşmek isteyenler olursa iyice tanımadan bilgi vermeyin yani, iyice tartm karşınızdaki insanı kimdir, bu adam nasıl bir niyeti var ,niyetini öğrenmeye çalışın" "Ama yani bizim hakkımızda çok bilgi almak isteyen olursa, bizim zaten telefonuz var oradan arar, biz gerekli bilgiyi veririz, terbiyesizlik yaparsa da, biz o terbiyesizliği münasip bir yerine nasıl monte edeceğimizi butun dünya biliyor" dediği,

Tape:386, 05.03.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesinde özetle; Erkut'un "Merhaba komutanım" dediği, Mehmet Fikri KARADAĞ'm "Aslanım ne haber ne yapıyorsun" "Ne yapıyor arkadaşlarınla ne yapıyorsun iyi misin" diye sorduğu, Erkut'un "Valla çalışmalarımız devam ediyor komutanım işte, internet üzerinden" dediği, Mehmet Fikri KARADAĞ'm "Şimdi bu bizim binanın, birinci taksidini ödemiştik, iki ve üçüncüyü ödeyemedik, on bir milyar lira kadar bir borcumuz, on bir bin lira" "O internet şeyinden bir yardım çağrısı yap bakayım, gelen katılan var mı veya öyle bir şey yapabilir misin" diye sorduğu, Erkut'un "Yalnız komutanım şöyle bir sıkıntı olabilir, biz daha önce heykır grubumuz için böyle bir çalışma yapmıştık, fakat yasal bağış olarak yasal izin olmadığı için, bağış kanununa muhalefetten işlem yapıldı" "Yasal olarak izin alınması lazım ki komutanım, ona göre bağış şeyi yapılabilsin destek yapılabilsin" dediği, Mehmet Fikri KARADAĞ'm "Kuvayı Milliye üye olmak şart değil, üye aidat için üye olmak lazım" dediği ve akabinde Erkut'un yasal izin alınması halinde internet üzerinden çağrı yapacağını belirttiği, Tape:15, 06.03.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesinde özetle; Bir süre hal hatır sordukları, Mehmet Fikri KARADAĞ'm "Bomba gibiyiz evlat" dediği, Erkut'un "Komutanım her zaman yanınızdayız, biliyorsunuz" "Her zaman elimizden geldiği kadar, derneğimize, davamıza, her zaman biliyorsunuz, ne olursa yardımcı olacağız komutanım" diyerek bir emri olup olmadığını sorduğu, Tape:387, 06.03.2007 tarihinde Bekir ÖZTÜRK ile görüşmesinde özetle; Görüşmenin başında, Bekir ÖZTÜRK, Erkut ERSOY'dan, Aziz Albay'm "Kirli İttifakın elleri" isimli kitabının imzalı bir nüshasının adresini gönderilmesi istemesi ile ilgili görüştüğü, Erkut ERSOY, Aziz Albay'm yeni çıkan kitabı ile ilgili olarak SkyTürk TV'de canlı yayma çıkacağından bahsettiği, akabinde Ergun ERSOY'un "Şimdi bizim Kuvayı Milliye üyelerine yönelik bir tanıtım çalışmamız var, ÖZEL BÜRONUN" "Bununla ilgili bize sağlayabileceğiniz Kuvayı Milliye üyelerinden, E-Posta adresleri var mı acaba" diye sorduğu, Bekir ÖZTÜRK'ün "Valla E-posta adreslerini şu anda veremeyiz, çünkü bir takım sorunlar yaşadık" dediği akabinde kendilerinin de uzun zamandır üyelerine e-mail yolu ile mesaj gönderemediklerinden bahsettiği, Tape:388, 09.03.2007 tarihinde Özlem isimli kişi ile görüşmesinde özetle ; Görüşmenin başında Kuvayı Milliye internet sitesine gelen mesajlar hakkında görüştükleri, Funda isimli bayanın gelen e-maillere cevap verdiğine dair konuştukları, buna bir çare aramaya başladıkları, Erkut'un "Ben sekiz dokuzdan sonra zaten gün içerisinde çok toplam fazla mesaj gelmiyor yani aşağı yukarı 150 - 200 civan mesaj geliyor" dediği, Tape:389, 14.03.2007 tarihinde Müfit isimli kişi ile görüşmesinde özetle ;Erkut ERSOY, biraz önce çıktığı bir toplantıdan bahsederek toplantının çok verimli geçtiğini, yaptıkları çalışmalar hakkında, toplantı yaptığı kişilerin bilgi almak istediğini söylediği, akabinde Erkut ERSOY, Müfit'e hitaben "Ne gibi çalışmalarınız var filan diye,çok isminizi duyduk sağdan soldan, Teşkilattan gelmiş, Genelkurmaydan gelmiş, çok sağlam çocuklardır diye, yani olumlu referanslar almışlar, teşkilattan falan" "İsminizi hep işte Servisten falan duyuyoruz, Genelkurmay İstihbarat dairesinden arkadaşlarımız çok iyi istihbarat veriyor sizin hakkınızda, iyi referanslar alıyoruz bir de kendimiz tanışmak istedik" "Birebir seninle bir görüşelim ... işbirliği içerisinde oluruz nasıl bize yardımcı olabilirsiniz, nasıl bize istihbarat aktarabilirsiniz falan gibi" " Bu alanda güzel bir konuşma geçti" dediği, Müfit'in "Kimler vardı kaç kişiydi ortalama şeyde karşı" Erkut'un "Valla Bilişim suçlannda daire başkanı, şey daire başkanı bir tane Başkomiser vardı İ.Bey, o vardı işte, Mesut Bey diye bir oradan arkadaş vardı" diyerek gelen şahıslardan bahsettiği,...akabinde Erkut'un "Yani işte çok olumlu ama bunlar, tabi resmi görevli olduğu için herkese güvenemiyorlar, şimdi teşkilattan filan bizim hakkımızda olumlu referanslar almışlar bunlar" dediği yapmış'oldukları çalışmalardan ve zihin kontrolü ilgili bilgilerden ve ellerinde bulunan teknolojiden bahsettikten sonra Erkut'un

fikjs
"Dediler ya bu kadar profesyonelsiniz nerede eğitim alıyorsunuz, o da bizde kalsın dedik yani" diyerek yapılan toplantı hakkında genel bilgi verdiği,

Tape:390, 22.03.2007 tarihinde Müfit isimli kişi ile görüşmesinde özetle ;Erkut'un ".....ay sonu itibariyle DSS dağıtım komite gruplarını kapatıyoruz eğer devretmezsek devredemezsek" dediği, Müfit'in "O haberi aldım üzüldüm" dediği, Erkut'un "Evet yani saha çalışmalarına biraz daha zaman ayırmamız lazım, DSS özel komite grupları yazışmalar çok zamanımızı alıyor..." diyerek bu işi başka bir arkadaşlarına devretmek konusunda görüştükleri, Erkut'un "Daha çok saha çalışmalarına ayıracağım zamanımızı abi sahada geçireceğiz vaktimizi" dediği, Müfit'in "Aynen sen o zaman başladın, ben de yaklaşık işte hemen hemen körfez savaşı öncesinde şey yaptım başladım, ondan sonra eğer şey teskere bir oyla dahi olsa geçmediyse bizim de katkımız var, daha önce konuşlandıklarından evvel olduğunu biliyoruz, ondan sonra biz elimizden geleni yaptık, aynı şeyleri defalarca tekrar etmenin de anlamı yok" dediği ve akabinde bu güne kadar kendilerin yaptıkları çalışmalardan bahsettikten sonra Erkut'un "Evet yani 34 bin mesaj geçmişiz bugüne kadar" diyerek üyelerine gönderdikleri bilgilerden bahsettiği, akabinde Müfit'in " Neyse ne oldu şey saha görevlerinde yok mu bana bir şey" dediği, Erkut'un "Valla hocam işte söyledik bakalım yani sorarlarsa söyleriz" dediği ve DSS ve dağıtım guruplarının kaldırılacağından bahsettikten sonra kendi çalışmalarının kalacağını söylediği, Tape:391, 22.03.2007 tarihinde Alev isimli kişi ile görüşmesinde özetle ;Erkut'un ".......bir haber için aradım seni, bu ay sonu itibariyle DSS ve Dağıtım Komiteleri gruplarını kapatacağız, eğer bir yönetim bulamazsak devredeceğiz, bulamazsak kapatacağız" "Yok grup devam edecek ya bizim çalışmalarımız devam edecek ama sizlere pek ihtiyacımız kalmadı yani, Özlem Hamm'a sana Umut'a diğer temsilci arkadaşlara bir ihtiyacımız kalmadı..." "İşte bunlar bizim arkadaşlarımızın ve bizim çok zamanımızı aldığı için yukarıdan talimat geldi, dediler siz DSS ve şeyi komite gruplarını bir Atatürkçü düşünce sistemini benimsemiş bir yönetim bulursanız devredin, ama güvenemezseniz yani eğer öyle bir sizden sonra sizin özendiğiniz gibi devam ettirecek bir yönetim bulamazsanız kapatın dediler" dediği, Alev'in "Ben bir yerle görüşüyordum o zaman görüşmeyi keseyim mi tercümeler için" " O zaman şeyden de çıkartıyorsunuz değil mi modörütörlükten de" dediği, Tape:392,22.03.2007 tarihinde Özlem isimli kişi ile görüşmesinde özetle ;Erkut'un ".......Özlem Hanım şimdi biz yeni bir idare şekline gittik daha doğrusu yeni bir karar aldık özel büro olarak, bizim biliyorsunuz iki tane grubumuz var DSS Haberleşme Bir De Dağıtım Komiteleri" "Şimdi bize dediler ki yukarıdan saha çalışmalarına biraz daha zaman ayırmanız gerekiyor biraz daha sahada kalmanız gerekiyor" diyerek 31 Mart itibari ile iki gurubu da sağlam birine devretmek için çalışmalar yaptıkları hakkında konuştukları, yaptıkları çalışmalardan dolayı Uğur bey ve Nesrin hanıma teşekkürlerini bildirmesini istediği, Tape:393, 22.03.2007 tarihinde Neslihan isimli kişi ile görüşmesinde özetle ; Neslihan Ankara Kızılay'da toplantıda olduğunu söyledikten sonra, Erkut'un "Anladım anladım, ben biraz önce Özlem Hanım ile görüştüm, o size aktaracaktı konuyu ama aradığınız iyi oldu, şimdi bizim bu ay sonu itibariyle DSS ve Dağıtım Komiteleri gruplarımız var ya" " Onları kapatıyoruz" dediği akabinde bu işin çok zamanlarını aldığını ve özel büro olarak arkadaşları ile birlikte saha ve istihbarat çalışmalarına ağırlık vereceklerini anlattığı, Tape:394, 26.03.2007 tarihinde Funda isimli kişi ile görüşmesinde özetle ;Erkut ERSOY kendisinin özel bürodan aradığını söyledikten sonra, "Geçmiş olsun ya, ben mailini aldım da sevindim çok, şimdi bizim biliyorsun 31 Mart itibariyle DSS ve Dağıtım komiteleri gruplarını kapatıyoruz" "Sahada olmamız istendi bizden, yani daha çok artık halkın içerisinden toplayacağız istihbaratı" dediği, Tape:397, 29.04.2007 tarihinde Özlem isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ;Özlem ve Erkut ERSOY birbirlerine iyi dileklerini ilettikten sonra,Erkut-un " Valla iyidir biz de işte

sürekli sahadayız, ben şu anda dışarıdayım da yani sürekli işte böyle ben Düzce'deki şeyi PKK ile ilgili çalışmaları üstlendim, burada PKK ile ilgili işte izlediğimiz şahıslar var, işte onlara bakıyoruz normal şekilde devam ediyor biz sahadayız" " İşte Hizbullah olsun, diğer İslami fonksiyonlar, biraz bu ortamdan da şey bulup cesaret bulup, böyle biraz kuran kursları açıyorlar, kuran kursu görünümünde gençleri çocukları böyle dini şeylere yönlendiriyorlar işte Atatürk'ü kötülüyorlar, sürekli işte Atatürk sizin atanız değildir atanız peygamberdir, bu şeriat düzeni gelecektir işte cumhuriyet rejimi bizim en büyük düşmammızdır falan diye çocukları ufacık çocukları şey yapıyorlar böyle beyinlerine yıkıyorlar biz de bu şeylere karşı uyanığız, Devamlı İşte O Ortamlara Giriyoruz Çıkıyoruz, Arkadaşlarımız Her Türlü Kılıkta Onların İçerisindeler Yani, Devamlı Takip Ediyoruz, herhangi bir durum var mı yok mu ne gibi bir şeyler olacak işte telefon takibi şu bu işte" dediği Özlem'in "Orada herhangi o konuda bir ihtiyaç olursa, yardımınız benim, o yönde de şeyim var çünkü, geldim gittim onları biliyorum ben anlarım yani" dediği, Erkut'un "O Zaman Kara Çarşafa Girmeniz Lazım, Bizim Buradaki Elemanlar Kara Çarşaflı, Kara Cübbeli, Sakallı Geziyorlar, Kara Çarşafa Gireceksiniz Yirmi Dört Saat Gelin Buyurun" dediği, Özlem'in "Tamam tasavvuf dilinden anlarım en azından ... bilemem de" dediği, Tape:422, 30.05.2007 tarihinde Can isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Erkut Ersoy ve Can ...? bir birleri ile bir sure sohbet edip hal hatır sorduktan sonra Erkut'un "Valla bildiğin gibi üstat işte 3 Haziran'da bir toplantı yapacaz yine" " Seninde katılmanı çok isterim eğer müsait bir zamanın varsa" dediği, Can'm "Ne ile ilgili bu" diye sorduğu, Erkut'un "Yani bu Ankarada yaptığımız o toplantının benzerini yapacaz" dediği, Can'm "Hocam .. kapatmadık mı?" diye sorduğu, Erkut'un "Yok hayır hocam biz çalışmaya devam ediyoruz şimdi tekrar arkadaşlara rica ettik, Ümit bizim ÜMİT diye bir arkadaş vardı" "Şimdi tekrar grubu açıyor yani sahayı boş bırakmamak lazım diye web sitesi açılana kadar" dediği, Can'm bu konuda kendisine bilgilendirme e-maili göndermesi istediği, Erkun ERSOY'un gönderdiği e-maillere bakıp bakmadığını sorduğu, Can'm "Hı hı bakamıyorum bu sıralarda bir meşguliyet var bir ara sana söylediğim gibi İRAN'A falan gittim İran ondan sonra Kuveyt oralarda falan dolaştım" dediği, Erkut'un e-maili hangi adrese göndereceğini sorduğu, Can'm "Şeye eski adresim yok mu sende canselek@yaho.com" dediği, bir süre aralarında Ankara'da yapılacak toplantıya katılıp katılmama konusunda konuştuktan sonra Can'm "Bana bir bilgilendirme olsun toplantıyla ilgili bir bilgilendirme maili" " Ondan sonra ben sana yarın ulaşırım konuşuruz detayını" dediği, Tape:423, 01.06.2007 tarihinde Can isimli kişi ile görüşmesinde özetle ;Erkut Ersoy'un "Valla bildiğin gibi hocam, ya ben maili gönderdim aldın mı?" diye sorduğu, Can'm "Abi şey toplantıyla ilgili mail mi?" "Düzce'de yapılacak olan" "Hı aldım aldım aldım ama .." dediği, Erkut'un "Geliyorsun değil mi?" diye sorduğu, Can'm toplantıya gelemeyeceğini söylediği ve akabinde "Sonrakilere bakarız hı ne oldu grubu tekrar aktif mi ettin" dediği, Erkut'un "Ya şimdi web sitesi açacaktık biliyorsun yani .. grubu kapatmamız aslında web sitesi açmak istediğimiz içindi ama web sitesi biraz zaman alacak yani onu iyi bir şey yapmak istiyoruz da web sitesi açılana kadar da bari hiç olmazsa bilgilendirme çalışmaları devam etsin dağıtım komiteleri devam etsin dedik o yüzden öyle bir şey düşündük yani" dediği, Can'm tüm üyelerin bu konuda bilgilendirilmesini söylediği, Erkut'un bildirildiğini söylediği, Can'm "Yani o dağılan dağılan insanlar toparlansın öyle değil mi?" diye sorduğu, Erkut ERKOY'un "Ya birde şimdi içerisinde aktif olan olmayan var biz istiyoruz ki aktif olsunlar yani 3000 kişi 5000 kişi olmasında atıyorum 1000 kişi olsun ama aktif olsun istiyoruz o yüzden yani yeni bir grup yeni bir enerji hesabı Öyle bir şey düşünmüştük" dediği, Can'm "Kim var kim var tepede" diye sorduğu, Erkut'un "Tepede bizim Uğur var Uğur BİLGEHAN var" dediği, Can'm "Şey olarak soruyorum yani ASKER KESİMİNDEN KİM VAR" diye sorduğu, Erkut'un "Valla şu anda henüz daha belli

/""N

2159

) /<^V\g^f

değil"dediği, konuşmanın devamında Çan'ın düzce yapılacak olan toplantıya katılamayacağını söylediği, Tape:399, 27.06.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri KARADAĞ'm "Erkut nahsın evlat" "İstanbul birinci bölgeden bağımsız adayım arkadaşlarına haber ver gözlerinden öpüyorum yardımlarını bekliyorum" dediği, Erkut'un "Tabi komutanım iletirim...." dediği, Tape:27,29.06.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesinde özetle; Erkut'un "Komutanım merhaba, Erkut Ersoy ben Özel Büro" "Biz arkadaşlarımıza sizin çalışmalarınızdan bahsettik" "Bu konu da dağıtım komitelerimiz de postayla ilgili yerlere bildirme yapıyor" dediği, Fikri'nin "Yıldırım hızıyla devam edin, size birkaç tane de şey verebilir böyle resim mesim" dediği, Erkut'un "İyi olur komutanım, ulaştırabilirseniz o konu da ... kullanırız" dediği, Fikri'nin ".. onun CD'sini nasıl aktaracam ben bilmiyorum, ben sana bir çare bulurum" dediği, Tape:400, 04.07.2007 tarihinde Umut isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Umut'un ".......haberleri izliyordum, ne bu vatan sever güçler platformunu da çökertmişler" "Almışlar 12 kişiyi" dediği, Erkut'un "Aldılar evet" dediği, Umut'un "Ne iş abi herkesi biliyorlar" dediği, Erkut'un "İllegal iş yapanları alıyorlar bunda tuhaflık yok ki" "Yani sen şimdi Yüzbaşı rütbesi işte Muzaffer TEKİN Yüzbaşı falan deniyor evinde sen bomba tutarsan o kadar salaksan evinde de bomba saklarsan, silah saklarsan, adamlarda zaten bu işin üzerine gideceği belliydi pat diye yakalarlar" "Yapacaksan adam gibi yapacaksın, Saklı gizli yapacaksın bi işleri elinde bomba tutmayacaksın" "Bile bile lades oğlum bunun adı, bile bile lades, sen Emniyetini takip ediyorsan, evinde bomba saklıyorsun ulan bomba, madem tutacaksın evine niye saklıyorsun, Git zula bir yere koy orda tut " "Yani bu kadar salak insanla Derin Devlet diye geçiniyorlar...." dediği, Tape:39, 13.07.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesinde özetle; Erkut'un "Erkut ben komutanım Özel Büro" diye tanıttığı, Fikri'nin "Tamam Erkut, şeylen Özel Büro terimini kullanmıyoruz biliyorsun" "Özel Büro falan yok, Bir Tek Kuvayı Milliye var tamam mı evlat" dediği, Erkut'un "Doğru doğru komutanım haklısın" dediği, Tape:401, 15.07.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesinde özetle; Erkut'un "Komutanım biz Taksim Select otelde toplantıdayız, toplantımız başladı da" dediği, Mehmet Fikri KARADAĞ' m "Bizde şimdi ... Paşabahçe Beykoz'da seçim propagandası yapıyoruz, bu gün çocuklar izin almış buradan" "Paşabahçe'deyiz şuanda Erkut arkadaşlara çok selam söyle ya" dediği, Erkut'un " Aleyküm selam komutanım iletirim,bu arada sizinle tanışmak isteyen birisi var komutanım bizim özel büroda Düzce de İstihbarat görevlimiz" "ben yarın bi yanınıza uğramak istiyorum derneğe" dediği, Mehmet Fikri KARADAĞ'm da gelmelerini söylediği, Tape:4022, 28.07.2007 tarihinde Hakan ATIŞ ile görüşmesinde özetle ;E.ERSOY' un "Erkut ben Özel Büro" "Bu sorgulamayla ilgili bazı sunumlar dönecem gibi bir şey" dediği, H.ATIŞ' m "Erkut bey şimdi benim şeye tayinim çıktı. Ağrıya tayinim çıktıda" "O yüzden onlarla ilgileniyorum da Ankara'ya filan geldim daha hiçbir şey yapamadım uğraşamadım da en kısa zamanda size ulaştıracam" ".. .tayin işleriyle uğraşıyorum onu iptal ettirmeye çalışıyorum..." dediği, E.ERSOY' un "Atmış olduğumuz Maü'leri alabiliyor musunuz" dediği, H.ATIŞ' m "...toplantı ile ilgili gönderdiğiniz Mail bana ulaşmadı geçen gün Yusuf bey'le görüştüm" dediği, E.ERSOY' un "Diğerleri geliyor mu peki" dediği, H.ATIŞ' m "A şey Özel Büro olarak gönderdikleriniz mi" "Yok Özel Büro ile ilgili hiç Mailcap gelmedi şu anda" "...DSS'ye üye idim Özel Büro'ya tekrar üye olmadım" "Tekrar bir kontrol edeyim o şey ile birlikte Sorgulama Teknikleri ile size gönderecem" dediği, Tape: 4023, 29.07.2007 tarihinde Sinan isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; E.ERSOY' un "... aldınız mı Cd'yi"dediği, SİNAN' in "Tabi tabi aldım onun için dönmedim size zaten" "Bu sayıyı inşallah küçük bir şekilde halinde bastırıyorum yayınlamayı" dediği, 2160

E.ERSOY' un "...şeyi de özellikle belirtin yani Özel Büro şebekenin peşindedir diye

yorumlarınızı da yapın ki" "...mutlaka sizi takip ediyordur o şekilde yazarsanız en azından bize yönelmiş olurlar biz de eee delil toplarız" dediği, Tape:4024, 02.08.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesinde özetle; E.ERSOY'un "Eee Komutanım Hüseyin GÖRÜM beyin telefonu Var mıydı acaba sizde" dediği, M.F.KARADAĞ' m "Yok" "Onum şimdi burada telefonu yok bende o telefon kullanmıyor zaten" dediği, E.ERSOY'un "Öyle mi oldu Komutanım onu soracaktım" dediği, Tape:4026, 05.08.2007 tarihinde Umut isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; E.ERSOY' un "Umut'cuğum merhaba" dediği, UMUT' un "Dört beş tane gurup var bu şekilde Adapazan'nda Sakarya genelinde türemiş" "Muazzam oluşum içindeler hepsini isim isim kurucularını dahil aldım" "Yani gerekli yerlerle irtibata geçtiğiniz zaman mutlaka altında bir çok şey verecekler bulacaklar" dediği, Tape:4027, 06.08.2007 tarihinde Ümit isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; E.ERSOY' un "Ümit'ciğim ne haber" dediği, ÜMİT' in "arkadaşlar geldi evde" dediği, E.ERSOY' un "...bizim buralar araştırma çalışmaları yoğunluk kazındı" "Bizim istihbarat birimini bir tane sağlam bir yönetici birisi lazım yani bu işleri derleyecek toparlayacak çünkü üzerimizde iş yükü çok fazla" "Tercih edilen Lise mezunu olmazsa da en azından kafası çalışan birine ihtiyacımız var" dediği, ÜMİT' in "İnternetten bulunmaz o internetten sıkıntılı olur" dediği, E.ERSOY' un "İşte çevrenden bir tane sağlam birisi bir de sadık olacak yani" "Hadi görüşürüz Oğuz" dediği, Tape:4028, 08.08.2007 tarihinde Yavuzhan KARAGÖZ ile görüşmesinde özetle ; Y.KARAGÖZ' ün "...daha evvel ben açık istihbarat gurubundaydım Behiç GÜRCİHAN tanıyorsunuzdur belki" dediği, E.ERSOY' un "Tanıyoruz evet Behiç beyi" dediği, Y.KARAGÖZ' ün "Ha Behiç beyle biraz çalışma yapmaya çalıştıkta" "...kendisinden 2023 ile ilgili öneriler bekledik öyle kaldı o" dediği, E.ERSOY' un "...Behiç beyin de yoğunluğu var. Tamam şimdi şunu şöyle söyleyim sizin gibi değerli arkadaşlara ihtiyacımız var. Özellikle istihbarat araştırma birimimizi yönetebilecek onu yönlendirebilecek arkadaşlara ihtiyacımız var şuanda" dediği, Y.KARAGÖZ' ün "Açık istihbaratın yapısını da biliyorsunuz internet sitesinden günlük haber verme şeklinde de" "Daha elle tutulabilir insanların hani guruba dahilim diyebileceği bir gurup lazım" dediği, E.ERSOY' un "Ben burada işin kapsamını anlatırım bizim sade internet değil başka çalışmalarımız da var" dediği, Tape:4031, 11.08.2007 tarihinde Özer KORKMAZ ile görüşmesinde özetle ; Ö.KORKMAZ' m "Iıı bende sizin gibi faaliyet gösteren aktif sağda çalışan bir grubuz m adımız Milli Bütünlük muhafızları sizinle iş birliği yapmak istiyoruz" "sizin gibi faaliyet gösteren bir grubuz aktif sağda faaliyet gösteriyoruz" dediği, E.ERSOY' un "bizim çalışmalarımız hakkında bilginiz var mı" dediği, Ö.KORKMAZ' m "araştırma yaptım internetten daha çok sanal ortamda çalışıyorsunuz galiba" dediği, E.ERSOY' un "bizim sanal ortamda faaliyetlerimiz de var sahada da faaliyetlerimiz var" "...bunları telefondan konuşmaktan ziyade bire bir görüşmek lazım" dediği, Ö.KORKMAZ' m "Ges Komutanlığının istihbarat raporlarında isminiz geçmiş oradan dikkatim çekti" "Ges Komutanlığı Ges Genelkurmay İstihbarat Dairesi" dediği, E.ERSOY' un "Genelkurmay İstihbarat Dairesi evet zaten bizi onlar tanırlar yani bizim çalışmamız bilirler" dediği, Tape:402, 13.08.2007 tarihinde Ümit isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Ümit ve Erkut ERSOY bir süre yaptıkları anket çalışmasında bahsettikten sonra, Ümit'in "... Ankaralılara, onun üzerinde biraz durmak lazım, o anket çalışması direk şeye sunulacak, Genel Kurmay Başkanlığına Sunulacak, sunum olarak" "Ama dolaylı olarak yaptırıyorlar, hani direk işin içinde görülmeyelim diye, Avrupa Birliğinden ötürü" "Genel Kurmayla da görüştük, en sonda ben onu sunum haline getiricem, anket sonuçlarını böyle hazırlayacağız güzelce, ona göre bir strateji belirleyecek" " O yüzden çok önemli bir konu" dediği,

) ny^k

Tape:4034, 24.08.2007 tarihinde Zuhal isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Zuhal'ın bir rahatsızlığından dolayı randevu alamamaktan bahsettiği ve dert yandığı, devamında Zühal'in "Ortam o kadar felaketti burası Çanakkale yıkılıyor yani of of nasıl anlatıyım ya of of ben hani bir kişinin adını vermiştim M.Ü.diye. O kişiler falan maşa onları sonradan öğrendim birilerinin yaptırdığını A.. Beton diye bir firma var burada. R.A. emekli Binbaşı. Askeri personel olduğu için hem yaptırma imkanı da çok çok yüksek bu kişileri araştırın yüzde doksan dokuz bunlar A...Betor" dediği, Erkut'un "Tamam araştıracağız Zuhal'çığım sen bu arada mutlaka randevunu al. Mutlaka randevunu al ve ilaç tedavine başla." dediği, Tape:4035, 25.08.2007 tarihinde Ömür isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Ömür'ün "Alo Özel Büro mu, Ben Ömür Denizli'den. Denizli'den Haki nokta haki nokta ben" şeklinde görüşmeye giriş yaptığı, devamında "Çok şükür böyle şu anda meşgulüm biraz hatta bana bir meal göndermişiniz işte bu Türk Topluluklarının E-Posta adreslerini listeleyin falan filan diye böyle bir detaylı bilgi istemişsiniz şu anda biraz meşgul olduğum için ee O.Paşanın hakkında biraz bilgi dağıtımı yapıyorum. Kendisine not düştüm kendisi Ankara dışında. Ee geldiğinde sizinle irtibata geçeceğinden eminim belki geç geçecek olursa gene ben tekrar ararım. Tekrar görüşürüm Terör ve Terörsel faaliyetler hakkında bilgi edinme talebinde bulunmuşsunuz." dediği, Erkut'un "Yok ya şöyle hep O. Paşamızla tanışmak istiyoruz. Hem de kendi faaliyetlerimiz hakkında da bir bilgi vermek istiyoruz Komutanımıza. O zaten çalışmalarımız bizim var o konularda da bilgi vereceğiz Komutanımıza" dediği, Ömür'ün "İnşallah artı fiziki anlamda yani eylem insanı olmanızı isteyeceğinden emin olabilirsiniz yani şimdiden söyleyim yani sadece." dediği, Erkut'un "E o zaten çalışmalarımız var o konularda Komutanımıza bilgi zaten vereceğiz Komutanım." Ömür'ün "Yani mesela sadece ee sanal yani bileşim ortamında değil de fiziki alanda da aktif olmanızı ister yani." Erkut'un "Zaten var o çalışmalarımız bizim var o çalışmamız var.O konuda da bilgi veririz." dediği, Tape:4036, 27.08.2007 tarihinde X Şahıs ile görüşmesinde özetle ; X şahsın "Merhaba dün ben Düzce'den Yusuf abiden aldım telefon'unuzu. Sizle bir görüşebilecekleri biri var mı acaba İstanbul'da, Nasıl yapabiliriz peki onu biz de görev almak istiyoruz da." dediği, Erkut'un "Düzce'ye gelebilirsen benle görüşebilirsin. Yani sen müsait olduğun zaman Düzce'ye gelmeden ara. Eğer müsaitsek gel deriz sen öyle gelirsin." dediği, Tape:4037, 03.09.2007 tarihinde İ.U.ile görüşmesinde özetle ; İ.U. isimli şahsın bir sorundan bahsedeceğinden bahisle "Teşekkür ederim sağ olun uğraşıyoruz sizinle benim paylaşmak istediğim çok büyük sorunlar var. Şimdi Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi bildiğiniz gibi yakında kuruldu. Burada bir Mardinleştirme ve Doğulaştırma operasyonlan çok hız kazandı. Çok ayrıntılı konuşmamız lazım. Ben şu anda okuldayım Tekirdağ'mdayım Meslek Yüksek Okulundayım. Bunun için Rektör Yardımcıları istifa etti. Birisi de benim çok yakın dostum." dediği, Erkut'un "Şimdi ben görevde değil de Düzce'deyim. Bir gün izin alsanız burada detaylı görüşsek olur mu, Bir gün izin alsanız okuldan." dediği, İ.U.'un "Burada arkadaşlar yok mu" diye sorduğu, Erkut'un "İşte orada arkadaşlarımız bizim var ama yani bizim istihbarat birimizdeki arkadaşlarımızı görev bu görüşmelerde kullanmıyoruz. Onlar tamamen bilgi toplamak amacı olduğu için. Kendilerini şey yapmak istemiyoruz." dediği, Tape:403, 05.09.2007 tarihinde Ömür isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Ömür'ün ".......O. Paşa aradı mı sizi" " mesajlarınızı falan ilettim de o yüzden dedim bugün yarın arar yani" dediği, Erkut'un " Neyle ilgili olarak anycak bizi" dediği, Ömür'ün "Siz bi mail göndermişsiniz ona doğru mu" dediği, Erkut'un "Neyle ilgili göndermişiz, bizden yani bir çok mail gidiyo, yani bizim bir çok elemanımız var acaba neyle ilgili gitti" dediği, Ömür'ün "Terör ve terörsel konularla ilgili" "Onunla bilgi alışverişinde bulunmak istemişsiniz Özel Büro olarak belki siz gönderdiniz belki başka bir arkadaşınız" dediği,

Erkut'un "O.paşa dediğiniz hangi O. paşa bu" dediği, Ömür'ün "O.P." dediği, Erkut'un "Ha O.P.tamam" "O.P.komutanımızla tanışmak, çalışmalarımızdan bahsetmek için mail attık bi haki nokta" "Şimdi biz bir çok komutanla görüşüyoruz yani, Tuğgeneralden Orgenerale adar görüştüğümüz birçok komutan var" "Bizde zaten resmi bir kurumla beraber çalışıyoruz belki bilnıiyorsunuzdur" "O yüzden yani biz komutanla görüşme talebimizi ilettik, komutan eğer görüşmek isterse görüşürüz, ama müsait olurmu olmazmı onu ben bilemem" dediği, Ömür'ün "hayır ben numaranızı şahsına ilettim zaten" dediği, Tape:424, 21.09.2007 tarihinde Özer KORKMAZ ile görüşmesinde özetle;Erkut ERSOY ve Özer KORKMAZ bir birleri ile merhabalaşıp hal hatır sorduktan sonra, Özer'in "İyidir sağ olasın ya teskereyi aldım bazı emanetler var biliyor musun" "Ben teskereyi aldım ya" " Bende bazı şeyler var emareler var onları" "Ya işte bizim dokümanlar işte ya" dediği, Erkut'un "Hı nerdesin sen şimdi" diye sorduğu, Özer'in "İstanbul'dayım" dediği, Erkut'un "Anladım ben şu anda Düzce'deyim bu tarafa gelebilecen mi" diye sorduğu, Özer'in gelemeyeceğini söyledikten sonra internet üzerinden bilgileri göndermeyi teklif ettiği, Erkut'un "Tamam ederiz posta adresimiz var bizim aynca onu biliyor musun" dedikten sonra şifreli olarak e-posta adresinin kodlayarak söylediği, Erkut'un ÖZEL-BÜRO@tr.net "Bu adrese gönderirsen gelir bana" dediği, Özer'in "Hı bu abinlerin adresi mi" " Tamam ya ben geldim şimdi özellikle bunlara yoğunlaşıyorum haberiniz olsun daha çok işimiz olacak yani sizle tamam" dediği, Tape:404, 26.09.2007 tarihinde Selçuk Hakan KORKMAZ ile görüşmesinde özetle ; Selçuk'un "Ben Selçuk Hakan KORKMAZ" "Üzerimde beyin kontrolü yapılıyor uzaktan" dediği, Erkut'un "Evet o konuyu biz mailde de belirttiğimiz gibi Türkiye'de araştıran en yetkili kurum biziz" ".........bunun mağduru olmuş veya mağduru olduğunu iddia eden bir çok insanla görüştük" "Onların şikayetlerini dinledik, bu konuda, bu zihin kontrolünün sistematik detayları konusunda, detaylı bilgiye sahip olduğumuz için onlara tıbbi olarak da yardımımız dokundu" "Aynı zamanda işte Metin TANKUT bey bizim ekipten" "Zihin kontrol grubunun kurucusu", "Dolayısıyla bulunduğunuz mekanda size elektronik manyetik frekansın ulaşmasını engelleyen bu tip cihazlar bugün çeşitleri internette çok var onu geldiğiniz zaman biz size başka modellerini de şey yapabiliriz söyleyebiliriz" dediği, Selçuk'un "Benim çıkardığım sonuç MİT'e bağlı özel bir ünite yapıyor bunları" "sizin istihbaratla bi alakanız var mı" diye sorduğu,... Erkut'un "Onu şimdi bu telefonda konuşmayalım birebir geldiğiniz zaman ben size dataylanyla açıklıycam" dediği, görüşmenin devamında zihin kontrolü ile ilgili kendi aralarında bilgi alış verişinde bulundukları, Tape:4039, 27.09.2007 tarihinde Özer KORKMAZ ile görüşmesinde özetle ; Özer KORKMAZ'm Erkut ERSOY'a Yusuf diye hitap ederek "Yusuf günaydın kardeşim ne haber? Hayırdır mesaj filan bırakmışınızda?" dediği, Erkut'un "Ha sana bir yardımımız dokunur mu diye bu iş arıyorsun ya. Hani bir yardımımız dokunur mu diye bir arayım dedim sen Cv'nin hazırsa bana bir gönder. Sen bana yine bir özgeçmiş ulaştır da bizde tanıdığımız yerlere bırakalım. Oldu bir de sen emanetler var diyordun onları ulaştırma bilgisayarına aktarma imkanın var mı? Bize sıkaynırdan tarayıp." dediği, Özer'in de Erkut'un istediklerini exel ortamında kendisine ulaştıracağını belirttiği, Tape:405, 27.09.2007 tarihinde Ümit isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Erkut'un ".......ya bizim 21 Ekimdeki toplantı vardı ya" dediği, Ümit'in "Abi o gün referandum var" dediği, Erkut'un "Evet evet bende şimdi onu söyliycektim referandum benim tabi üst yönetime söyledim ben onlar 21 ekim demişti bende şimdi tekrar referandum olduğunu söyleyince onlarda dediler erteleyin bir hafta" "21 ekimde yapmıycaz da ekimin sonunda" "İşte ekimin son haftası yani ekimin son pazarı yapıcaz" "Marina motelde de yapabiliriz, oranın salonu müsait ama tabi katılımcı sayısına bağlı birazda yani" dediği, bir süre toplantı yapılacak yerler ile ilgili görüştükten sonra Erkut'un "Ben şimdi sana,gene şey

göndericem konu göndericem internetten" "Hem dokümanlarını hem işte yazılarını sen onları şey yaparsın powerpoint sunum haline getirirsin" dediği, Tape:406, 27.09.2007 tarihinde Ali T.T.ile görüşmesinde özetle ; Erkut'un "Merhabalar Ali bey nasılsın, ben Erkut Özel Büro istihbarat grubu yöneticisiyim" "Bizim ismimizi duydunuz mu Özel Büro çalışmaları hakkında bilginiz var mı Ali bey" dediği, Ali T. T.'un "Şu anda açıkçası bilemiyorum, ama siz nerden ulaştınız bana bi onu iletebilirsiniz" dediği, Erkut'un "Bir arkadaşımız vasıtasıyla ulaştık size, sizin telefonunuzu verdiler, bizim şimdi bazı çalışmalarımız var internet üzerinde özellikle, bu konuda şimdi babanızla, biz kendimizi, faaliyetlerimizi anlatmak istiyoruz, bir çayını içmek istiyoruz, bayram civan yani bayramdan sonra da olabilir bayramdan öncede olabilir o noktada bir arkadaşımızda sizin telefonunuzu verdi burdan ulaşabilirsizin Komutanımıza dedi" "Bende o amaçla sizi rahatsız ettim kusura bakmayın" dediği, Ali.T.T.'un "Yo estağfirullah yanlız bu noktada biliyorsunuz hele ki böyle bi şey talepte bulunmanızdan dolayı öncelikle arkadaşımın kim olduğunu bilmem gerekiyor" dediği, Erkut'un "Ben onu öğreneyim bir arkadaşımız bana iletti bizim gruptan ben tabi kimin ilettiğini yani arkadaşımıza kimin ilettiğini ben bilmiyorum ama" dediği, Ali T.T'un "O benim için önemli, ben tabi ki onun teyidini almaya müteakip eğer uygun bir şey olursa, tabiki talebinizi zevkle iletirim, ama tabi sizin iştigal alanınızla ilgili de biraz bilgi almak isterim" dediği, Tape:407, 27.09.2007 tarihinde Yılmaz isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Yılmaz'm "Ben Yılmaz şeye geldim otogardayım şuanda da" dediği, Erkut'un "Sen otogarda bekle ben geliyorum" "Tamam senin cep numaranı da ben alayım" dediği, Yılmaz'm "burdan gözükmüyor mu aradığımdan"dediği, Erkut'un "Bir dakika bakayım" "0505 767 97 99" dediği, Tape:408, 27.09.2007 tarihinde Yusuf ile görüşmesinde özetle ; Erkut'un "İstanbul'dan bizim bu çalışmalarımıza katılmak için birisi gelmiş" "Düzceye bizle tanışmak istiyor da sende müsaitsen seni de götüreyim" "Şuanda kalıcı konutlardan senin oraya doğru geliyorum sen hazırlan seni alıcam ordan otogara geçicez çocuğu almaya" dediği. Yusuf un "Tamam oldu abi bekliyorum seni" dediği, Tape:4042, 28.09.2007 tarihinde X şahıs ile görüşmesinde özetle ; Erkut'un "Komutanım merhaba Erkut ben." Dediği ve X şahsın E-posta adresini istediği ve "Size paylaşacağımız konulan toplu olarak gönderecektim ya bu gün konuşmuştuk sizinle." dediği, bunun üzerine X şahsın "Falcon_Serhat@yahoo.com" adresini verdiği, Erkut'un "İletiyorum ben size komutanım şeyleri bu gün ee paylaşacağımız konulan görüşmek üzere" dediği, Tape:4043, 30.09.2007 tarihinde Y.K.T.ile görüşmesinde özetle ; Erkut ERSOY"un "K. Yarbayım. İyi akşamlar biraz önce ben aramıştım biz şimdi bütün guruplara bunun dağıtımını yapıyoruz. Bu konuda bilgi vereyim istedim aynı zamanda da bütün irtibatlanmıza da bu kampanya ile ilgili bilgi geçiyoruz." Y.K.T.'nun "İrtibatımız derken mail guruplanna mı" diye sorduğu, Erkut'un "Mail guruplanna evet şu anda hali hazırda yerli mail guruplanna onlann meal guruplannm sorumlu yetkililerine hepsine geçiyoruz bu kampanyayı." dediği, Tape:425, 15.10.2007 tarihinde Savaş isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; SAVAŞ'm "Ya Yusuf abi iş meselesi değil Yusuf abi bak şimdi ben sen benden CD istedin ben sana tamam dedim ben CD'ler arabam kaza yaptı O CD'ler yüzünden ben ceza yedim sen yardımcı olacam dedin olmadın dedim başka abi" "Abi Genel Kurmaya bağlıyız dedin öyle dedin böyle dedin" "Abi ben Paşa'yla Abi ben Paşa'yla görüştüm ya Yusuf abi ben Paşa'yla görüştüm bir tane Paşa'yle Genel Kurmaya bağlı böyle bir grup yok demiş" dediği, ERKUT'un "Paşa her Paşa bilir mi bunu sonra onunla ne alakası var sen bize notebooku bizim çalışmamız için hediye ettin" "Gruba hediye ettin bunu hediye ederken biz seni zorlamadık kendin hediye ettin" dediği, Tape:4046, 16.10.2007 tarihinde Engin SÖNMEZ ile görüşmesinde özetle ; Engin SÖNMEZ'in Ben Engin SÖNMEZ abi Yusuf ÇETİNKAYA var ya Yusuf ağabey. Dün bir 2164

olay oldu sana söylememi istedi abi. Ben burada işte Kocaeli'ndeyim burada ben Kuvayı Milliye Hareketini yürütüyorum da, dün ben okuduğum okulda bir iki çocuk geldi işte bu hareketi burada yürütmeyeceksin tehdit mehdit ettiler ee bende karşı çıktım işte okulda biraz olay çıktı, ondan sonra Yusuf abi dedi kesinlikle karşı çıkma dedi, seni birine aktaracam dedi anlat olayı dedi, anlatıyorum abi" dediği, Erkut'un "Tamam şöyle yapalım sen nerdesin şu anda." diye sorduğu, engin'in Kocaeli merkezde olduğunu söylemesi üzerine, Erkut'un şahsı Düzce'ye davet ettiği, Engin'in de bunu kabul edip randevulaştıktan sonra görüşmenin sona erdiği, Tape:412, 21.10.2007 tarihinde Bahadır AKIN ile görüşmesinde özetle ; Bahadır'm "Bilmediğim bi sebepten dolayı, sizinle görüşmem gerekiyor. Fakat telefonda istemiyorum." "MSN üzerinden" dediği, Erkut'un "Tabi kimle görüşüyorum ben" dediği, Bahadır'm ise "Siz beni tanıyorsunuz. Fakat şimdi isim şey yapmaya gerek yok." "Reklam gerekmiyor fazla. Müsait bi zamanda ben sizi MSN'den." dediği, ".. .Biz MSN'mizi bu aralar açmıyoruz fazla. Beni arayın bu numaradan. MSN'nizi açın derseniz ben hemen MSN yi açarım, ordan devam ederiz." dediği, Tape:413, 22.10.2007 tarihinde Miktat isimli şahıslar ile görüşmesinde özetle ; Miktat'm "Yani bi şeylerin yapma vaktinin geldiğini, kimle konuşursam söylüyor. Radyo, televizyon, medyaya baktığın zaman onlarda diyor. Söz bitti diyor." "Sözün bittiği yerde bizler neler yapacaz. Nasıl bir güç oluşturucaz, Ne olacak yani " dediği, Erkut'un "Yani şimdi elimize silah alıp oraya gitmeye kalksak, o zaman ona Genel Kurmay izin vermez yani. Biz hazırız." dediği, Miktat'm "Hazırsak o zaman bir şeyler yapalım yani " "...Bazı erkler bu işi çözemiyosa, çözecek birilerinin çıkması gerekiyor.", Erkut'un "Ulusal bilinci ayakta tutmak lazım." dediği, Miktat'm da "...E bunun için de örgütlenmek gerekiyor kardeşim. Sadece belli yerlerde, sanal alemde, internet üzerinde, surda burada değil. Artık pratik olarak yasanım içerisine girmenin vakti geldi." , ....Miktat'm "E o zaman ikinci Kuvayı Milliye hareketini başlatmanın vakti geldi de geçiyor" "Yani Genel Kurmay Şöyle Diyor. Beni bağlamıyor artık, şu süreçten sonra.", "Bi elimizde kalan ordumuz var güvendiğimiz. Onlar da bizim elimiz kolumuz bağlı diyorsa. O zaman bu yumruğu biz vuracaz kardeşim. Başka türlü yolu yok." dediği, Erkut'un "Yok biz hazırız yani. Genelkurmaya da söyledik zaten " dediği, Miktat'm "E bizde hazırız o zaman Mersin'de" "Problem yok bizde hazırız. Gerekirse bu eller kalem tutar, gerekirse de silah tutar" "Yani biz tetik düşürmesini de biliriz." "Ha bu işe baş koyulmuşsa bu bu şekilde olacak." "Başka çaresi yok, çünkü süreç bunu dayatıyor." dediği, ayın 28'inde yapacakları toplantı için Erkut'un Miktat'tan sunum hazırlamasını istediği, Miktat'm ise "Ama mesele o değil. Artık bu tür paneller, sempozyum türü şeyleri bi tarafa bırakalım. Ya Milletin iradesi diyecez." "Biz de örgütlenecez ,bakın orda bir örgüt kararı alacaz, ...Türkiye genelinde sathmda örgütlenmek gerekiyor." "Biz bu ülkenin derin devletini oluşturacaz kardeşim. Başka çaremiz de yok" dediği, Tape:415, 24.10.2007 tarihinde Umut KUZU ile görüşmesinde özetle ; Düzenleyecekleri toplantıda yapacakları sunum hakkında görüştükten sonra, toplantıyla ilgili Erkut'un "60 kişiye sunum yapacaz ve bunlar üst düzey adamlar." dediği, Umut'un "Abi kimler var, üst düzey derken" dediği, Erkut'un "Gelince ben sana söylerim." dediği, Umut'un "Genelkurmaydan kimse olacak mı" diye sorması üzerine Erkut'un ısrarla isim vermediği ve toplantıya gelmesini istediği değerlendirilmektedir. Tape:4051, 12.11.2007 tarihinde Selçuk Hakan KORKMAZ ile görüşmesinde özetle; Aralarında zihin kontrolü hakkında uzun bir görüşme yaptıkları, Erkut'un bu konuda çeşitli çalışmalar yaptıklarından bahsettiği ve "Arkamızda desteğimiz var yani Cumhurbaşkanlığına kadar gidecek bir arkamızda önemli bir güç önemli bir ;desteğimiz var" dediği ve bu konu hakkında yaptıkları çalışmalar sonucunda ellerinde bı*lL^ıanTbiJgi ve dokümanları şartlar oluştuğunda resmi makamlara ileteceğinden bahsettiği, ,, "'***. * /^ ^-s^^^38* /"*""'" 2165 c — ^ " * " * * " " "--" T T " " ■ '■

Tape:4055, 22.11.2007 tarihinde Tutkun AKBAŞ üe görüşmesinde özetle ; Tutkun AKBAŞ'm "Abi şu konuyu çok önemli Mahfuz Kod adlı Selim Ç meselesi onla ilgili aradım ben. Onla ilgili ayrıntılar lazım." dediği, Erkut'un "Ayrıntı maalesef veremiyecem ya bize gelen bilgi de bu şekilde." dediği, Tutkun AKBAŞ'in "Yapma be yani tam tam ne zaman yakalanmış. Kim yapmış operasyon nerden nasıl bellimi onlar." dediği, Erkut'un "Yok yani özel büronun unsurlarının yaptığı söyleniyor ama başka bilgi geçilmemiş detay verilmemiş yani." dediği, Tape:4057, 22.11.2007 tarihinde Tutkun AKBAŞ ile görüşmesinde özetle ; Bir önceki görüşmenin konusu ile ilgili olarak Tutkun AKBAŞ'm "Hakkaten teyit edemiyoruz diyorum ilginç. Şey teknik olarak şunu bilebilirmisin sen peki diyelim Türkiye Almanyada Alman hükümetine devletine haber vermeden böyle bir operasyon yapması uluslar arası." diye sorduğu, Erkut'un "Yapabilir. Tabi yapabilir." dediği, Tutkun AKBAŞ'm "MİT işi gibi duruyor biraz." dediği, Erkut'un "Yani muhtemelen. Ama işin içinde Özel Büronun unsurları da var." dediği, Tutkun AKBAŞ'm "Yani onlar varsa siz o zaman ayrıntılı biliyorsunuz demektir yani he." dediği, Tape:4060, 29.11.2007 tarihinde Tutkun AKBAŞ ile görüşmesinde özetle ; Tutkun AKBAŞ'm Erkut ERSOY'a Zaman ve Bugün gazetelerinin manşetlerine bakmasını istediği ve "Almanya'dan ilk paket Eşref KIZILAY. Bu cumartesi Reise haber verdiğin olay." dediği, Erkut'un "Yani işte bazı paketler gelecek gene." dediği, Tutkun AKBAŞ'm bu haberleri artık yazmak gerektiğini belirtmesi üzerine Erkut'un "Şimdi eeee Tutkuncuğum yani biliyorsun karar bende bitmiyor yani. Haberleri işte şimdi versem sen yazacaksm sonra diyecekler nerden aldın onu." dediği, Tape:4061, 29.11.2007 tarihinde Tutkun AKBAŞ ile görüşmesinde özetle ; Tutkun'un yaşanan gelişmeler hakkında daha fazla ayrıntıya ulaşıp ulaşmadığını Erkut ERSOY'a sorması üzerine Erkut'un "Valla ben işte senden sonra aradım onları dedim böyle böyle bir arkadaş var guruptan yani sizden bilgi almak istiyor dediğim gibi onlar konuşmama kararı aldılar üst yönetim tarafından konuşmaları şey yapıldı. Görüşmek istemediler yani yapabilecek bir şey yok ben elçiyim." dediği, bunun üzerine Tutkun'un bilgi alma noktasında ısrar etmesi üzerine Erkut'un "Selim ee Mahroz Kod adlı adam şu an Türkiye'de bunu yaz istiyorsan." dediği, Tutkun'un bahse konu şahıs hakkında ne gibi bir işlem yapılacağını sorması üzerine Erkut'un "Normal devletin kendi Jandarması alsa açıklar bunlar kontra gerilla. Yani getirenler kontra gerilla yani getirenler özel büronun kendi unsurları." dediği, Tutkun'un "He sorgular devlete ulaştırılmıyor mu." diye sorduğu, Erkut'un "Ulaştırılır ama yani bu çalışma sistemi onların çok farklıdır onlar devletin gizli çocuklarıdır." dediği, görüşmenin devamında bir süre Selim isimli şahsın sorgusundan bir şeylerin çıkmış olup olamayacağı noktasında ve Avrupa ülkelerindeki PKK faaliyetleri üzerinde yaptıkları çalışmalardan bahsettikleri, Tespit edilmiştir.

e)-Diğer şüpheli ve tanık beyanları;
Mehmet Fikri KARADAĞ ; Erkut ERSOY'un kendisine bilgisayar uzmanı olarak tanıtıldığını, bu kişinin kendisine özel büro adında bir arkadaş grubu olduğundan ve İstanbul'daki toplantıya geldiğinden bahsettiğini, kendisini de bu toplantıya davet ettiğini, ancak kabul etmediğini, daha sonra kendisini hal hatır sormak ve özel günlerde kutlama amacıyla aradığını, Tempo dergisinde çıkan ( motorize istihbarat ekiplerinin kurulması ) haberin arkasında bu şahsın olduğunu hatta bu fikrin Erkut ERSOY'a ait olduğunu öğrendiğini beyan etmiştir. Semih Tufan GÜLALTAY; Erkut ERSOY' u tanımadığını, ancak avukatlarının bu kişiyi, kendisini yağma suçu ile itham edip şu an tutuklu bulunduğu dosyada yargılanmasına sebep olan Esra Feride GÖKÇİMEN' in çalıştığı Özel Büro isimli internet sitesinin sahibi

ıOL======^ /^

2166

-_ rn _ ~

olduğunu ve Mehmet Fikri KARADAĞ ile irtibatlı bulunduğunu anlattıklarını, Esra Feride GÖKÇİMEN' in onun yanında hangi pozisyonda çalıştığını da bilmediğini, Esra Feride GÖKÇİMEN' in kendisi hakkındaki bu iftirasının nedenini kendi özel çabası ile araştırdığını, bu kişinin aynı zamanda Mehmet Fikri KARADAĞ' in genel başkanlığındaki Kuvayı Milliye Derneği ile ilgili internet sitesinde Erkut ERSOY1 un yanında çalıştığını tespit ettiğini beyan etmiştir. Hüseyin GÖRÜM;Erkut ERSOY'un ÖZEL BÜRO adlı mail grubu çalışmaları ile terör amaçlı örgütlerin sitelerini çökerttiğim, Kuvayı Milliye Derneğine yararlı olacağını düşündüğünden İstanbul'a davet ettiğini, kendisim Mehmet Fikri KARADAĞ ile tanıştırdığını, bu görüşmede Erkut ERSOY'un internet ortamında aldığı bilgileri Genel Kurmay Başkanlığına ve Milli İstihbarata verdiğini söylediğini, Kuvayı Milliye Derneği ile aynı görüşte olduğunu ancak dernek üyesi olmadığını beyan etmiştir. Habib Ümit SAYIN ; Erkut ERSOY' u tanımadığım, hiç görüşmediğim, ancak Erkut ERSOY' un sahibi olduğu Özel Büro internet sitesi vasıtasıyla kendisine birkaç defa mail gönderdiğini, Erkut ERSOY' un kendi maillerini ve bazı makalelerini çalıp sitesinin dağıtım grubunda kendi araştırmalanymış gibi yayınladığını, uyarmak amacıyla sert bir mesaj göndererek kendilerini mahkemeye vereceğini belirttiğini, Erkut ERSOY dan kendisine geldiği iddia edilen e-maillerin aslında kirlitezgah.com isimli sitede kendisi aleyhinde çıkan yazıların bozulup değiştirilen hali olduğunu, bunların çoğunun tarafından yazılmadığı gibi, konuşmaların da tarafından yapılmadığını beyan etmiştir. Muammer KARABULUT; Erkut ERSOY'u tanımadığını,bu kişiye ait CD ve bilgisayarlarda isminin geçmesi konusunda bilgisinin olmadığını, Erkut ERSOY'un CD ve Bilgisayarında çıkan "Digital Security Service Özel Büro Logolu, Derin Türk Tarihi ve Bir Resim, Yazar Muammer KARABULUT" "istihbarat-genel-1 başlıklı excel belgesinin 39122. sırasında Türk Güvenlik Muammer KARABULUT -Noel Baba Barış Konseyi Türk Güvenlik" başlıklı belgeler sorulduğunda; Erkut ERSOY'u tanımadığını, yazının kendisine ait olduğunu, yazının alınarak siteye kopyalanmış olabileceğini,beyan etmiştir. Özer KORKMAZ , Kendisinin askerlik görevini Diyarbakır Ergani' de muhabereci olarak yaptığını, okuduğu bazı kitaplardan etkilenerek kendince Ermenilere ve bölücü terör örgütüne karşı bir ideoloji geliştirdiğini, bunlar aleyhine karşı propaganda faaliyeti yürütmeyi düşündüğünü,askerde iken Erkut ERSOY' un organizasyon faaliyetlerinden haberi olduğunu, Genel Kurmay'a gelen raporlardan Özel Büronun PKK ve Ermenilere karşı faaliyetlerinin olduğunu öğrenmesi üzerine Erkut ERSOY ile telefonla irtibata geçtiğini,kendisinin de bahsettiği konular ile ilgili faaliyet yürütmek istediğini söylediğini, kendisine ermeni soykırımı ve PKK ile bağlantılı sitelerin adreslerini hacklasm diye vermeyi düşündüğünü, ancak askerden gelince işsizlik sorunu sebebi ile belgeleri kendisine veremediğini , irtibatlarının koptuğunu, belgeleri de imha ettiğini beyan etmiştir. Kemal KERİNÇSİZ ; Erkut ERSOY'u tanımadığım beyan etmiştir. Ancak Kemal KERİNÇSİZ'in ikametinde yapılan aramada elde edilen ve 10 rakamı ile numaralandırılan üzerinde "ÖZEL BÜRO DAĞITIM KOMİTELERİ DOKÜMANTASYONU" yazılı CD'nin Erkut ERSOY tarafından hazırlanarak dağıtılan CDTerden olduğu,yine Kemal KERİNÇSİZ'in bilgisayarında bulunan " METİN TERCÜMELERİ.doc" isimli dosyanın Erkut ERSOY'un maillerinden birisi olduğu anlaşılmıştır. Şüpheli Erkut ERSOY'un ikametinde yapılan aramada elde edilen EGS ibareli bloknot defterinde Büyük Hukukçular Birliği Bşk.Kemal KERİNÇSİZ 0532-214 3354 şeklinde el yazması olarak Kemal KERİNÇSİZ' in cep telefonu numarasının yazılı olduğu tespit edilmiştir. Bu itibarla Kemal KERİNÇSİZ ile Erkut ERSOY'un örgütsel bağ anlamında tanıştıkları , Kemal KERİNÇSİZ'in Erkut ERSOY'u tanımadığı şeklindeki beyanının kendisi ile diğer örgüt mensupları arasında bulunan örgütsel irtibatın ortaya çıkmasını engellemek ve örgütün deşifre edilmemesini sağlamaya yönelik olduğu yönünde şüphe oluşturduğu değerlendirilmiştir.

Şüpheli Erkut ERSOY'un telefon ve sim kart kayıtlan incelendiğinde; Hüseyin GÖRÜM 05056588812, Hayrettin ERTEKİN 05424330771, Mehmet Fikri KARADAĞ 05358881514 kayıtlarına rastlandığı, Soruşturma kapsamındaki diğer şüphelilerin telefon ve sim kart kayıtlan incelendiğinde; Mehmet Fikri KARADAĞ ve Özer KORKMAZ isimli şahıslann telefon ve sim kart rehberinde Erkut ERSOY'un 05435331769 olan telefon numarasının kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Erkut ERSOY'un kullanmakta olduğu 05435331769 nolu GSM hattının 01.01.2000 den günümüze kadar yapmış olduğu arama-aranma, mesaj gönderme-mesaj alma kayıtlannm kolluk tarafından yapılan analizinde; Özer KORKMAZ'm kullandığı 05464571477 nolu GSM hattı ile 13 Güler KÖMÜRCÜ'nün kullandığı 05322136100 nolu GSM hattı ile 1 Hayrettin ERTEKİN'in kullandığı 05424330771 nolu GSM hattı ile 9 Hüseyin GÖRÜM'ün kullandığı 05056588812 nolu GSM hattı ile 2 Kemal KERİNÇSİZ'in kullandığı 05322143354 nolu GSM hattı ile 2 Kemal KERİNÇSİZ'in kullandığı 05332949190 nolu GSM hattı ile 2 Bekir ÖZTÜRK'ün kullandığı 05054513129 nolu GSM hattı ile 5 Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullandığı 05358881514 nolu GSM hattı ile 23 kez görüştüğünün tespit edildiği belirtilmiştir.Dolayısı ile aynı soruşturma kapsamındaki bu kişiler ile telefon bağlantısı kurduğu anlaşılmaktadır.

f)-Hukııki durumunun değerlendirilmesi;
Şüpheli Erkut ERSOY'un Ergenekon Terör Örgütünün üyesi olduğu olduğu, Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurlann" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyannca kurulan Ergenekon Terör Örgütüne bağlı "Lobi Yapılanmasının" örgüt dokümanında yazılı Araştırma-Bilgi Toplama (İstihbarat) biriminin sorumlusu olarak ve yine "Lobi" belgesinde "Amaç" alt başlığında yazılı "..bu çalışma ile hayata geçirilmesi plânlanarak önerilen "Lobi" göstereceği faaliyetler ile yukanda işaret edilen alanlarda çok daha kolay ve sağlıklı istihbarat toplayabilecek ve değerlendirme ile analizini gerçekleştirecektir,kontra senaryolar üretebilecek, etkinlikler tasarlayarak uygulamaya koyacak..." hedefine uygun olarak istahbarat ve propaganda faaliyetleri ile görevlendirdildiği, bu görevi kapsamında daha çok sahibi bulunduğu www.ozel-buro.com internet sitesi aracılığı ile elektronik ortamda internet üzerinden olmak üzere propaganda yaparak örgüte eleman kazandırdığı, bizzat veya örgüte kazandırdığı elemanlar aracılığı ile örgüt amaçları doğrultusunda istihbarat toplayıp kişilerin siyasî, felsefi veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine ve benzeri özelliklerine ilişkin bilgileri hukuka aykın olarak kişisel veri olarak kaydettiği, örgütün amaç ve ilkelerine aykın davrandıklannı düşündükleri yönetimi askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırma amacı ile daha çok elektronik ortamda internet üzerinden propaganda yaptığı iddia edilmektedir. Şüpheli özetle ; Geçimini anne ve babasının emekli maaşı ile sağladığını, istihbarat konulanna olan merakından dolayı 2006 yılında başından itibaren www.ozel-buro.com adresli internet sitesinde aynı isimle bir mail grubu kurduğunu, aynca "THT" (Türk Hack Timi) adı altında bir grup kurmak istediğini, ancak kuramadığını, Özel Büroya Çağn isimli metni kendisinin hayali olarak yazdığını,böyle bir örgütlenme içinde olmadığını, Ergenekon-Lobi belgesinin kendisine mail yolu ile gelmiş olabileceğini,Kuvayı Milliye Derneği ve Mehmet Fikri KARADAĞ ile bağlantısının olmadığmı,telefon görüşmelerindeki "Türkiye' de bir istihbarat ağı kurduk, her türlü bilgiyi alıp askerlerle paylaşıyoruz" ve benzeri konüşmalanmn abartılı olduğunu savunmuştur. Yukanda da geniş olarak özetlenen ;

Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesindeki, Erkut'un ; "Komutanım her zaman yanınızdayız, biliyorsunuz", "Her zaman elimizden geldiği kadar, derneğimize, davamıza, yardımcı olacağız komutanım" Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesindeki, Mehmet Fikri KARADAĞ'a internet üzerinden yaptığı çalışmalara devam ettiği şeklinde tekmil verdikten sonra Mehmet Fikri'nin "Yıldırım hızıyla devam edin......" Alev isimli kişi ile görüşmesindeki Erkut'un, "İşte bunlar bizim arkadaşlarımızın ve bizim çok zamanımızı aldığı için yukarıdan talimat geldi, dediler siz DSS ve şeyi komite gruplarını bir Atatürkçü düşünce sistemini benimsemiş bir yönetim bulursanız devredin, ama sizin özendiğiniz gibi devam ettirecek bir yönetim bulamazsanız kapatın dediler" Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesindeki, Erkut'un "Erkut ben komutanım, Özel Büro" Mehmet Fikri KARADAĞ'm "Tamam Erkut, şeyle Özel Büro terimini kullanmıyoruz biliyorsun" "Özel Büro falan yok, bir tek Kuvayı Milliye var tamam mı evlat", Erkut'un ; "Doğru doğru komutanım haklısın" Şeklindeki konuşmalar ve benzer mahiyetteki birçok telefon görüşmesi, şüphelinin Ergenekon Terör Örgütünün Kuvayı Milliye Derneği yapılanması ve bu yapılanmanın sorumlusu Ergenekon Terör Örgütünün diğer yöneticilerinden Mehmet Fikri KARADAĞ ile bağlantısını göstermektedir. Şüphelinin bilgisayarlarından elde edilen ; "Değerli DSS GRUBU, (Şüpheli DSS'nin Türk Güvenlik ve İstihbarat grubu anlamına geldiğini, Özel Büro'nun altında çalıştığını, orada çıkan yazıların kendisine ait olduğunu, kendi çapında bir mail grubu kurduğunu beyan etmiştir.) Tüm vatanseverleri Kuvayı Milliye çatısı altında topluyoruz.Türk Milliyetçileri !!!, "Kuvayı Milliye Ruhuna ve Derneğimize henüz aktif olarak iştirak etmedi iseniz lütfen gecikmeden sizde katılın !, Gücümüze güç katın!, Toplu olarak yemin töreni ardından ülke meselelerine ilişkin aktif görevler verilecektir.Projelerimiz hakkında bilgi almak ve bir çayımızı içmek isterseniz lütfen merkezimize gelin. Merkezimiz : Yavuztürk Sok. No:24 Kadıköy - İstanbul İrtibat Telefon : 0535-303-4640 - Ferhat Bey" "Sevgili Kardeşimiz Halil,Kuvayı Milliye Grubu tüm Türkiye'yi hatta dünyadaki tüm Türk Milliyetçilerini kapsayan bir gruptur. Bu nedenle ister Tükiye'nin uzak bir köyünde olun isterseniz Avustralya'da kalbi Türkiye için atan bir vatansever olun bu çağrımız NE MUTLU TÜRKÜM DİYEN herkese açıktır.Biz Kuvayı Milliye olarak tüm Türkiye'de çok hızlı ve kapsamlı bir biçimde örgütleniyoruz.Siz zaten DSS & ÖZEL BÜRO üyesi olarak Kuvayı Milliye'nin doğal bir üyesisiniz.Bizimle aşağıdaki numaralarımızdan irtibata geçin ve Kuvayı Milliye'nin bir neferi olmak istediğinizi (bu çağrımız sadece size değil bölgenizdeki tüm Türk milliyetçilerinedir) belirtin size gerekenleri yapmanız için yönlendirme yapılacaktır.Öncelikle Kuvayı Milliye'nin yeminli bir üyesi olmanız gerekiyor. Üyelik sonrasında her üyenin yapabileceği memleket meselelerine ilişkin aktif görevler bilahare bildirilecek.Sizin yapmanız gereken aşağıdaki numaradan dernek yöneticisi Kahraman Beyi arayın ve Özel Büro üyesi olduğunuzu ve hem üye olmak istediğinizi hem de bölgenizde durumunuza uygun bir görev almak istediğinizi söyleyin. Hüseyin Bey size yardımcı olacaktır.Ama mutlaka Özel Büro Grubu üyesi olduğunuzu belirtin. Başkaca sorularınız olursa bizi 0543-533-1769 no'lu telefonumuzdan arayınız. ÖZEL BÜRO "Ali Bey Merhaba,Öncelikle bizi ÖZEL BÜRO grubunu ağırladığınız için ve her imkanınızı seferber edip ilgilendiğiniz için grubum adına teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunuyoruz. Sayenizde faydalı ve güzel bir gece geçirdik.Bir çok karar aldık gecemizde inşallah bu konulan bilahare daha detaylı olarak görüşme imkanımız olur............Belki ben Düzce'den taşınarak İstanbul'a geleceğim ve Kuvayı Milliye çatısı altında tüm bunları çözeceğiz. Zira Kahraman Bey bana İstanbul'a taşınmam için yer baktığını ve kısa zamanda bir yer ayarlayacağını ve beni mutlaka burada görmek istediğini belirtti. Bende bu teklife sıcak 2169

/^ 2L <*Ç%ZV\&*r

r

\

bakıyorum. Eğer İstanbul'da olursa gerek grubumdaki 7.000 arkadaşımı bu çatı altından organize edebilirim gerekse olası sorunlara birlikte hemen müdahale edecek bir organizasyonu kurabiliriz diye düşünüyorum....ÖZEL BÜRO KOORDİNASYON YÖNETİCİSİ ERKUT ERSOY" İkametinde yapılan aramada elde edilen; 1 sayfalık "Büyük Türk Milletine Duyuru........." başlıklı 11.11.2005 tarihli Kuvvayi Milliye Derneği Genel Başkanı Mehmet Fikri KARADAĞ imzalı bilgisayar çıktısı doküman, 1 sayfalık el yazısı ile "Kuvayı Milliye Andı" başlıklı bilgisayar çıktısı doküman, 1 adet Bağımsız Milletvekili Adayı Fikri KARADAĞ'a ait fotoğraf, 1 sayfalık boş Kuvayı Milliye Derneği Üye Kayıt Formu.Kuvayı Milliye Seçim Bildirgesi, Yüce Türk Milletine başlıklı,sağ üst köşesinde Mehmet Fikri KARADAĞ'm resminin bulunduğu ve Mehmet Fikri KARADAĞ-İstanbul 1.Bölge Bağımsız Milletvekili imzalı bilgisayar çıktısı, Ve, benzer mahiyetteki birçok yazı ve dokümanın da şüphelinin savunmasının aksine Kuvayı Milliye Derneği ile olan yakın ilişkini, bu yapılanmaya eleman temini için propaganda yaptığnı göstermektedir. 07.01.2007 tarihinde ruhsatsız silah ve örgütsel dokümanlar ile yakalanan Murat ÇAĞLAR'm yönetimindeki araçta elde edilen dokümanda ; "Kuvayı MİLLİYE alt birimi Özel Büro Erkut Ersoy, Ali ÖZOĞLU başkan yrd, Av. Alpaslan ARSLAN" şeklinde not yazılı bulunduğu tespit edilmiştir. Ergenekon Terör Örgütü ve ona bağlı olan Lobi Yapılanması gizli bir örgüttür. Bu özelliği örgütün ana dokümanları olan Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim Ve Geliştirme Projesi isimli belgede gizlilik ön koşul olarak gösterilerek İllegal işlerin en önemli sorunu, faaliyetlerin gizliliğidir. Bu alandaki faaliyetleri bilenlerin sayısı olabildiğince az olmalıdır, Lobi isimli belgede ise; Lobi, gizli örgütsel çalışma olarak tarif edilerek Lobinin tüm çalışma ve faaliyetlerinde gizlilik prensiplerine sadık kalınmalıdır şeklinde ifade edilmiştir. Buradan hareketle üyelerinin önemli bir kısmının örgüt yapılanmasını dahi kapsamlı olarak bilmediği ve bilmesinin de gerekmediği anlaşılmaktadır. Esasen gizli olan bu örgütün açık kaynaklar aracılığı ile propagandasının yapıldığını iddia etmek ilk başta çelişki olarak görülse bile yukarıda izah edildiği gibi Lobinin yapılanması ve tüm faaliyetlerinin mevcut hukuk plâtformuna uygun olması, faaliyetlerin legal görünümlü dernek, vakıf ve benzeri sivil toplum kuruluşları ile perdelenerek yürütülmesi öngörülmüştür. Bu amaçla örgüt tarafından kurdurulan Kuvayı Milliye Derneği legal bir yapılanmadır. Bu nedenle legal bir derneğe eleman kazandırılması veya başka bir amaçla propaganda yapılması örgütün gizlilik prensibini ihlal etmemektedir. Gerçekte, örgüt amaç ve ilkelerine aykırı davrandıkları kabul edilen yönetimi, askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırmayı , bu amaçla kamuoyunda askeri bir müdahalenin haklılığı temin için ülkede karışıklık veya silahlı bir halk ayaklanmasına neden olabilecek derecede tepki çekip, yönetim zafiyeti oluşturacak provakatif terör eylemleri organize etmeyi amaçlayan ve gerçekleştiren Ergenekon Terör Örgütü, Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanması ile ; bu ve buna benzer birçok dokümanda demokratik sistemin tüm kurumlarıyla yaşandığı ülkeyi kurtuluş savaşı yıllarında işgal edilerek istilaya uğramış Anadolu topraklan gibi gösterip, bu savaşın kazanılmasındaki önemli rolüne hemen kimsenin itiraz etmeyeceği Kuvayı Milliyenin tarihe malolup her zaman saygı ile anılan hatırasından yararlanıp vatandaşları yanıltarak "hain" ve "düşman" olarak gösterdikleri kişiler aleyhine Kuvayı Milliye Dernekleri ile örgütleyip silahlı mücadeleyi de içerir şekilde faaliyet göstermeye çağırarak örgüt propagandası yaptığı değerlendirilmiştir. Şüphelinin de daha çok elektronik ortamda internet aracılığı ile bu faaliyetleri yönettiği anlaşılmaktadır. Yukarıda da geniş olarak özetlendiğinden burada tekrar edilmeyecek olan telefon görüşmeleri genelinden ; -■

Şüpheli Erkut ERSOY'un, Ergenekon Terör Örgütünün Kuvayı Milliye Derneği yapılanması ile bağlantılı olarak örgüt amaçlan doğrultusunda istihbarat faaliyeti yürüttüğü, bu faaliyetlerinin elektronik ortamda internet üzerinden yürüttüğü çalışmalar ile sınırlı kalmayıp dış görüntüsünü ve kılığını değiştirerek istihbarat hedefi oluşumlar içerisine sızmaya vanncaya kadar her türlü istihbarat faaliyetini de kapsadığı, Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurların" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışmasının "Yöntem" alt başlığında yazılı "Lobinin tüm çalışma ve faaliyetlerinde gizlilik prensiplerine sadık kalınmalıdır" prensibine uygun olarak faaliyetlerini gizli yürüttüğü anlaşılmaktadır. Şüphelinin bilgisayarından elde edilen ; "Değerli Arkadaşlar, Bu konuda yani metropolleri kuşatan başta Kürt Mafyası olmak üzere tüm şehir terörüne karşı bir girişim başlatıyoruz.Bunu bir müjde olarak verelim.Tam 2000 motorize ekip (Yunuslar gibi) ten oluşan telsizli istihbarat ekiplerini 2007 içerisinde hazırlıyoruz. Bu 2000 kişilik ekip aynı yunuslar gibi metropol sınırlan içinde (öncelikli olarak İstanbul içinde ve iki yakada) her türlü melanete karşı donanımlı olarak hareket edecekler. Asli işleri İstihbarat olan bu ekipler başta Kürt Mafyası olmak üzere her türlü mafya ve organize suç şebekesine karşı mücadele etmekle görevliler.Emniyet ve diğer güvenlik birimleri ile eşgüdümlü ve koordineli olarak çalışacaklar, öylece sokaklanmızı talan eden bu mafya gruplannı kurutmak üzere bu girişimi de buradan müjdeliyoruz. TİM'e girmek isteyenler ÖZEL BÜRO'nun ozel_buro@mynet.com adresinden bizimle irtibat kurabilirler.ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU" şeklindeki yazı, Bir rütbeli imzası ile ÖZEL BÜRO'ya gönderilen mailde ; gönderen tarafından tarikatçı olduğu ileri sürülen bir asker kişi hakkında istihbari mahiyette bilgilerin bulunduğu yazı, "Bolu Emniyet Müdürlüğü'ne ve Konya Emniyet Müdürlüğü'ne aşağıdaki şahıslar hakkında ihbardır" başlıklı metindeki ; Bolu İzzet Baysal Üniversitesinde okuyan bir kişinin solcu Gruplar adına broşür dağıtıp tüm Türkiye çapında solcu gruplann eylemine katıldığı ve illegal solcu gruplarla organik bağı olduğu tespitinin yapıldığı belirtilerek adı, bölümü,ev ve cep telefonu numaralan verildiği, Görünürde Galericilik yaptığı ancak asıl işinin Tefecilik olduğu tespit edildiği belirtilen bir kişinin Konya'da Nur Cemaati'nin önde gelenlerinden olduğu, alman bilgilere göre Nur Cemaati ve bazı radikal illegal islami gruplarla illegal faaliyetlerin içerisinde olduğu belirtilerek adı ve cep telefonu numarasının verildiği, görülmüştür. "ÖZEL BÜRO'DAN BİLGİLENDİRME NOTUDUR" ve "Bölücü terör örgütü yandaşlan ve sempatizanlan raporu 1,2 ve 3" başlıklı metinlerde ; firma ve sahiplerinin isimleri,adresleri, telefon numaralan,firma yetkilileri, ticari ünvanlan,ticari faaliyetleri, ticaret sicili numaralan verilerek bazı firmalann PKK terör örgütüne maddi yardımda bulunduklannm yazılı olduğu görülmüştür. İkametinde yapılan aramada ele geçen; 4 Sayfalık "Özel Büro İstihbarat Grubu" başlıklı, başta PKK olmak üzere her türlü terör örgütüne ve ermeni lobicilerine karşı mücadele ettikleri, grupta 756 görevli olduğuna dair internet çıktısı doküman, Bülent KIRTILLI, Müge KIRTILLI isimli şahıslann ait Özel Büroya vermiş olduklan özgeçmiş raporlan, 2 sayfalık Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesinde PKK yapılanması ihban ile ilgili ihban yapan kişiye ait telefon numaralannm bulunduğu el yazısı doküman, Ve, benzer mahiyetteki birçok yazı ve dokümanın da şüphelinin savunmasının aksine istihbarat faaliyeti içerisinde bulunduğunu, yazıda sözü edilen motorize istihbarat ekipleri kurma projesinin Kuvayı Kuvayı Milliye Derneği'ne ait olduğu bilinmekte"/bu projeyi sahiplenecek kadar Kuvayı Milliye Derneği ile olan yakın ilişki içerisinde olduğu,bizzat-veya

örgüte kazandırdığı elemanlar aracılığı ile örgüt amaçları doğrultusunda bir kısım firmalar hakkında sahip ve ortaklarının kim olduğuna,ticari faaliyetlerine, ticaret sicili bilgilerine, kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine ve benzeri özelliklerine ilişkin bilgileri hukuka aykırı olarak kişisel veri olarak kaydettiği anlaşılmaktadır. Şüpheli Erkut ERSOY'un ozel-buro@tr.net adlı e-mail adresinin gelen kutusunda bulunan e-maillerin incelenmesinde özetle ; Hakan AYAZ isimli kişinin 30.01.2008 günü hakanayaz@hotmail.com adlı e-mail adresinden göndermiş olduğu, "Bu "Ergenekon" dan da çıkacağız" adlı e-mailde, 22.01.2008 günü yapılan Ergenekon operasyonunu eleştirici ve tehditvari cümlelerin bulunduğu, Türk Gençliği Hareketi isimli oluşum tarafından 11.02.2008 günü ikinci_kurtulus@yahoo.com adlı e-mail adresinden gönderilen "Ergenekon Liderinden Mesaj" adlı e-mailde, güvenlik güçlerine yapılan eleştirilerin yer aldığı, "Ergenekonculann MSN Konuşmaları" adlı Win Zib Rar. Dosyası şeklinde gönderilen e-mail'de, Ergenekoncu olduğu iddia edilen kişilerin kendi aralarında yaptıkları MSN görüşmelerinin dökümünün bulunduğu, HULANTURK (gülseveyüboglu@gmail.com ) isimli kullanıcının 04.02.2008 günü göndermiş olduğu e-mailde, ( özgün ileti Onbaşı Prof.Dr.Öner Gedikoğlu isimli kullanıcı tarafından Y.B.'a gönderilmiştir ) , Türkiye'nin geldiği noktanın çok tehlikeli boyutlara ulaştığı,şeriatm ülkeyi 250 yıl geriye götüreceği, ama ihtilalin ülkeyi 25 yıl geriye götüreceği belirtilip bir tercih yapması gerektiği şeklinde Genel Kurmayın darbe yapmaya çağrıldığı, Türk Gençliği Hareketi isimli oluşum tarafından 09.02.2008 günü ikinci_kurtulus@yahoo.com adlı e-mail adresinden gönderilen e-mailde ; Türk Gençliği Hareketi isimli sitelerinin kirli eller tarafından iş göremez bir hale geldiğinin , daha iyi yayın yapmak ve seslerini duyurabilmek için artık http://site.mynet.com/turksun/THG adresinden yayma devam ettiklerinin belirtildiği , http://site.mynet.com/turksun/THG internet sitesi açıldığında ise , Türk Gençlik Hareketinin Yeni Sitesinde Ergenekon Lideri Olarak Mustafa Kemal ATATÜRK'ün gösterildiği, ayrıca sitenin alt bölümlerinde, Muzaffer TEKİN,Oktay YILDIRIM, Fikri KARADAĞ Ve Hüseyin GÖRÜM isimli kişilerin birlikte çekilmiş fotoğraflarının bulunduğu, Vural VURAL (E.Kd.Dnz.Albay) isimli şahsın 24.01.2008 günü Vural VURAL <vural.vural@isbank.net.tr> adlı e-mail adresinden göndermiş olduğu e-mailde , Ergün POYRAZ isimli şahsın gözaltına alındıktan sonra kendisine zorla askerlerden gizli belgeler aldığına dair tutanak imzalatılmaya çalışıldığına dair iddiaların bulunduğu, tespit edilmiştir. Şüphelinin, ilişkide olduğu kişilerden aldığı bu e-mail mesajları, yukarıdan itibaren anlatılan telefon görüşmeleri,irtibatlan ve diğer faaliyetleri ile birlikte değerlendirildiğinde iddianameye konu bu soruşturma aleynine yürütülen dezenformasyon faaliyeti içerisinde yer aldığını göstermektedir. Tape:413, 22.10.2007 tarihinde Miktat isimli şahıslar ile görüşmesinde özetle ; Miktat'm "Yani bi şeylerin yapma vaktinin geldiğini, kimle konuşursam söylüyor. Radyo, televizyon, medyaya baktığın zaman onlarda diyor. Söz bitti diyor." "Sözün bittiği yerde bizler neler yapacaz. Nasıl bir güç oluşturucaz, Ne olacak yani ", Erkut'un "Yani şimdi elimize silah alıp oraya gitmeye kalksak, o zaman ona Genel Kurmay izin vermez yani. Biz hazırız." , Miktat'm "Hazırsak o zaman bir şeyler yapalım yani " "...Bazı erkler bu işi çözemiyosa, çözecek birilerinin çıkması gerekiyor.", Erkut'un "Ulusal bilinci ayakta tutmak lazım." , Miktat'm da "...E bunun için de örgütlenmek gerekiyor kardeşim. Sadece belli yerlerde, sanal alemde, internet üzerinde, surda burada değil. Artık pratik olarak yaşamın içerisine girmenin vakti geldi." , ....Miktat'm "E o zaman ikinci Kuvayı Milliye hareketim başlatmanın vakti geldi de geçiyor" "Yani Genel KurraAy^öyle Diyor. Beni bağlamıyor artık, şu süreçten sonra.", "Bi elimizde kalan ordumjıi^va^ ®yj^diğimiz. Onlar da bizim elimiz kolumuz bağlı diyorsa. O zaman bu ^ûmruğji^bfe.^üracaz

kardeşim. Başka türlü yolu yok." , Erkut'un "Yok biz hazırız yani. Genelkurmaya da söyledik zaten " , Miktat'm "E bizde hazırız o zaman Mersin'de" "Problem yok bizde hazırız. Gerekirse bu eller kalem tutar, gerekirse de silah tutar" "Yani biz tetik düşürmesini de biliriz." "Ha bu işe baş koyulmuşsa bu bu şekilde olacak." "Başka çaresi yok, çünkü süreç bunu dayatıyor." , ayın 28'inde yapacakları toplantı için Erkut'un Miktat'tan sunum hazırlamasını istediği, Miktat'm ise "Ama mesele o değil. Artık bu tür paneller, sempozyum türü şeyleri bi tarafa bırakalım. Ya Milletin iradesi diyecez." "Biz de örgütlenecez ,bakm orda bir örgüt kararı alacaz, ...Türkiye genelinde sathmda örgütlenmek gerekiyor." "Biz bu ülkenin derin devletini oluşturacaz kardeşim. Başka çaremiz de yok" Şeklindeki konuşmaların ve şüphelinin görüşmede muhatabı olduğu kişiyi onaylar tavrının ; Soruşturma evrakı bütününden de anlaşıldığı gibi, örgütün amaç ve ilkelerine aykırı davrandıklarını düşündükleri yönetimi askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırabilmek için askerleri emir komuta zinciri dışında hareket etmeye teşvik etme yönündeki çabalarını, ancak bu çabalarının sonuç vermediğini düşünerek vatandaşları yönetim aleyhine örgütleyip silahlı mücadeleyi de içerir şekilde faaliyet gösterme amacında bulunduğunu göstermektedir. Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurların" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel belgesi diğer şüpheliler Doğu PERİNÇEK, Ümit OĞUZTAN,Sevgi ERENEROL, Muzaffer TEKİN, Oktay YILDIRIM' m yanı sıra Erkut ERSOY'un bilgisayarında da bulunmaktadır. Önemli bir gizli örgütsel doküman olan "Lobi" belgesinin bu şüphelilerde ortak olarak bulunması soruşturma evrakı bir bütün olarak ele alındığında sadece bu belgenin şüphelilerde ortak olarak bulunmasının dahi aynı örgütsel amaç doğrultusunda birlikte hareket ettiklerine dair şüphe oluşturduğu değerlendirilmiştir. Yine aynı değerlendirme kapsamında olarak kendisinden ele geçen Yeni Milis (Çözülme sürecinde akıllı direniş için kanının son damlasından önce beynin son hücresine kadar mücadele gereği) Behiç GÜRCİHAN-Haziren 2004 isimli örgütsel doküman diğer şüphelilerden Halil Behiç GÜRCİHAN ve İsmail EKSİK'ten de ele geçirilmiştir. Tüm bu açıklamalar ile Şüpheli Erkut ERSOY'un Ergenekon Terör Örgütünün üyesi olduğu, Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurların" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyarınca kurulan Ergenekon Terör Örgütüne bağlı "Lobi Yapılanmasının" örgüt dokümanında yazılı AraştırmaBilgi Toplama (İstihbarat) biriminin sorumlusu olarak ve yine "Lobi" belgesinde "Amaç" alt başlığında yazılı "..bu çalışma ile hayata geçirilmesi plânlanarak önerilen "Lobi" göstereceği faaliyetler ile yukarıda işaret edilen alanlarda çok daha kolay ve sağlıklı istihbarat toplayabilecek ve değerlendirme ile analizini gerçekleştirecektir,kontra senaryolar üretebilecek, etkinlikler tasarlayarak uygulamaya koyacak..." hedefine uygun olarak istahbarat ve propaganda faaliyetleri ile görevlendirdildiği, bu görevi kapsamında daha çok sahibi bulunduğu www.ozel-buro.com internet sitesi aracılığı ile elektronik ortamda internet üzerinden olmak üzere propaganda yaparak örgüte eleman kazandırdığı, bu faaliyetlerinin elektronik ortamda internet üzerinden yürüttüğü çalışmalar ile sınırlı kalmayıp dış görüntüsünü ve kılığını değiştirerek istihbarat hedefi oluşumlar içerisine sızmaya varıncaya kadar her türlü istihbarat faaliyetim de kapsadığı, bizzat veya örgüte kazandırdığı elemanlar aracılığı ile örgüt amaçlan doğrultusunda istihbarat toplayıp kişilerin siyasî, felsefi veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine ve benzeri özelliklerine ilişkin bilgileri hukuka aykırı olarak kişisel veri olarak kaydettiği yönünde hakkında kamu davası açılmasını haklı kılacak derecede delil elde edildiği anlaşılmıştır. Esasen, Erkut ERSOY'un Ergenekon Terör Örgütünün güvenini kazandığı ve bu nedenle kendisine örgüt amaçlan doğrultusunda özel ve önemli biç. faaliyet olarak istihbarat
/

toplama görevi verildiği anlaşılmıştır. Suç tarihinden önce yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 168/1 maddesinde örgütün özel görevlisi olmak örgüt yöneticiliği kapsamında düzenlenmekle birlikte,suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nun aynı eylemi düzenleyen 314/1 maddesinde buna paralel bir düzenleme getirilmemiştir. Bu nedenle Erkut ERSOY'un örgütün özel bir görevini yürütmekle birlikte yönetici konumunda olmadığı değerlendirilmiş olduğundan, Şüpheli Erkut ERSOY'un eylemine uyan TCK'nun 314/2, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5, TCK'nun 314/3 ve 220/4. maddeleri yollaması ile TCK'nun 135/2,1,43/2 maddeleri uyarmca cezalandırılması talep edilmiştir.

68-ŞÜPHELİ KAHRAMAN ŞAHİN a)-Savcılık ifadesinde;
Kollukta müdafii olan Cumhur ALTAN'ın yönlendirmesi ile susma hakkını kullandığını, kendisinin trafik takip işi yaptığmı,Kadıköy Kuvayı Milliye Demeğinin üyesi olduğunu,aym zamanda demeğin muhasebesi ile ilgilendiğini,üye kaydı yaptığından ve aidatlan tahsil ettiğinden dolayı demek üyelerinin çoğunu tanıdığını, Erol OLMEZ'in eskiden demek üyesi olduğunu, sonradan istifa ettiğini, aralarındaki görüşmelerde kullanılan "komutanım" kelimesinin şaka mahiyetinde olduğunu, Telefon görüşmelerinde geçen paşa kelimesi ile Mehmet Fikri KARADAG'm kastedildiğini,kendisine bu şekilde hitap ettiklerini, aralarında konuşurken Kadıköy Kuvayı Milliye Demeğine "karargah" dediklerini, Telefonda kendisini Erolhan EJDEROĞLU olarak tanıtan kişinin Erol ÖLMEZ olduğunu, Erol OLMEZ'in gariban birisi olduğunu,dernekte yatıp kalktığını, sürekli olarak kendisine askeri görev verilmiş gibi hareket ettiğini,telefon görüşmesinde geçen görevden ise neyin kastedildiğini hatırlamadığını, Erol OLMEZ'in kendilerine tarikatlarla mücadele etmek amacı ile bazı tarikattan takip etmek amacı ile Çarşamba semtine gittiğini ve sakal bıraktığını söylediğini, Mehmet Fikri KARADAG'm demek binasını milli emlağm ellerinden almaması için demek binası içine ve dışına bu binanın 1923 yılında İstanbul işgal altındayken Atatürk' ün binayı karargah olarak kullandığını yazdırdığını, Telefon görüşmesi yaptığı Abdullah isimli kişinin demek üyesi olduğunu,bunlann genç kişiler olarak milliyetçilik duygulan ile birşeyler yapmak istediklerini, bu şekilde konuştuklan için cevap olarak kendilerinin de aynı şekilde konuştuklannı, Derneğe gelen kişilerin burasını askeriyenin gibi gördüklerini ve kendilerine görev verilmesini istediklerini, derneğin üyesi oldukları taktirde dokunulmazlık kazanacaklarını düşündüklerini, Mehmet Fikri KARADAĞ' m komşusu olan bir kişinin çalınan mercedes marka aracının bulunmasına yardımcı olunması halinde demeğe yardım edeceği konusunda görüşme yaptığını, Telefonlann dinlenildiğinden bahseden Nail isimli kişinin elektrikçi olduğunu, dinleme olayını nereden öğrendiğini bilmediğini, daha önce 2-3 kez demek binası basıldığı için telefonlann dinlenebileceğini tahmin ettiklerini,bu nedenle telefonlann dinlendiğini görüştükleri kişiye söylediklerini, Selim AKKURT ve Muhammet YÜCE isimli kişileri tanımadığını, Kendisinin devletle veya herhangi bir gizli oluşumla ilgisi olmadığını, demeğin maaşlı bir çalışanı olduğunu,7-8 aydır maaşını alamadığını, telefon koıjuşmalannın çoğunun demeğe gelen,vatan sevgisi olan heycanlı insanlarla yaptığı ve bir çprğu şaka mahiyetinde olan ; görüşmeler olduğunu, beyan etmiştir. , <■

b)-Aramalarda elde edilen deliller;
Şüphelinin evinde yapılan aramada ; -Çeşitli CD 1er, -İmeil numarası gözükmeyen ve içerisinde sim kart bulunmayan simens marka cep telefonu -1 Adet 32mbyte kapasiteli hafıza kartı 0537 375 5310 numaralı hattın takılı bulunduğu Nokia marka 6600 model siyah renkli cep telefonu -Üzerinde lexar media ibaresi bulunan 128mb.lık hafıza kartı bir adet fotoğraf makinesi hafıza kartı, -Mektuplar, ele geçirilmiştir. Kahraman ŞAHİN'e ait, 38 numaralı CD üzerinde yapılan incelemede; "İSTANBUL23,06,2007 011.jpg", "İSTANBUL23,06,2007 012.jpg", "İSTANBUL23,06,2007 014.jpg", "İSTANBUL23,06,2007 020.jpg", "İSTANBUL23,06,2007 024.jpg", "İSTANBUL23,06,2007 057.jpg", "İSTANBUL23,06,2007 063.jpg", "İSTANBUL23,06,2007 075.jpg", "İSTANBUL23,06,2007 079.jpg" ve "pendik_acilisi.jpg" isimli resim dosyalan tespit edilmiştir. Bahsi geçen resim dosyalan incelendiğinde soruşturma kapsamında yakalanarak tutuklanan Kahraman ŞAHİN, Hüseyin Görüm ve Mehmet Fikri KARADAĞ isimli şahıslann Pendik Kuvayı Milliye Şubesinin açılışında bir arada olduklan değerlendirilmektedir. Söz konusu açılışta Hüseyin GÖRÜM isimli şahsın Türk Silahlı Kuvvetlerimize bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığının kullandığı Bordo Bere taktığı ve diğer katılımcılann bir çoğunun ise siyah bere taktığı görülmüştür. Kahraman ŞAHİN'e ait 65 numaralı CD üzerinde yapılan incelemede "AVSEQ01.DAT" isimli bir video dosyası tespit edilmiştir.; "AVSEQ01.DAT" isimli video dosyası incelendiğinde "KUVAYI MİLLİYE ASLA UNUTMAZ, ASLA AFFETMEZ" şeklinde bir ifade ile başladığı, yapılan gösteri yürüyüşleri ve etkinliklerin görüntüleri ile birlikte Mehmet Fikri KARADAĞ, Hüseyin GÖRÜM, Kahraman ŞAHİN ve Feraye SES isimli şahıslann konuşmalannm bulunduğu görülmüştür. Kahraman ŞAHİN'e ait 13 numaralı CD üzerinde yapılan incelemede; 'TMAG0194.JPG", "IMAG0357.JPG", "IMAG0365.JPG", "IMAG0366.JPG", "IMAG0374.JPG", "IMAG0386.JPG", "IMAG0391.JPG", "IMAG0393.JPG", "IMAG0395.JPG", "IMAG0430.JPG", "IMAG0437.JPG", "asker2.gif, "Kuvayı Milliye LOGOJPG", "resiml.jpg", "resim3.jpg", "100_6522.JPG" ve "100_6686.JPG" isimli resim dosyalan tespit edilmiştir. Bahsi geçen resim dosyaları incelendiğinde Kahraman ŞAHİN ve diğer bir çok şahsın askeri üniformayı anımsatan ayrıca bere, apolet, fular ve benzeri aksesuarları bulunan elbiseler giyerek Türk Bayrağı ve Kuvayı Milliye Flamaları önünde fotoğraf çektirdikleri görülmektedir. Medeni Kanunda açık bir şekilde şekil ve şartlan tarif edilmesine rağmen örgüt üyelerinin örgüte olan manevi bağlannm kuvvetlendirilmesi ve faaliyetlere yönelik motivasyonlannm arttırlması amacıyla kılıç, bayrak ve kuran motiflerini içeren alternatif bir tören düzenledikleri görülmektedir. Söz konusu tören kuvva nikahı adıyla kamuoyunda geniş yankı bulmuştur.Kuvayı Milliye isimli derneğin logo olarak kullandığı resimde ise kuruluş tarihinin 1919 yazılı olduğu görülmüştür. Söz konusu tarihten hareketle Kurtuluş Savaşımızda düzenli ordunun kurulmasına kadar büyük görev üstlenen "Kuvva-i Milliye" isimli yararlı cemiyetin devamı olarak lanse edilmek istendiği ortaya çıkmaktadır. Şüphelinin evinde yapılan aramada ; Bayrampaşa Kapalı Cezaevinden Deniz YILDIRIM isimli kişinin Kahraman ŞAHİN ve Hüseyin GÖRÜM'e gönderilmiş., mektuplar elde edilmiştir. Açık kaynaklardan yapılan araştırmadan mektupları gönderen Deniz

YILDIRIM'm , şarkıcı Emrah İPEK'in dayısı olduğu belirtilen Cahit İPEK'in azmettirmesi ile

İstanbul Gayrette'de silahlı saldın sonucu öldürüldüğü iddia edilen Artı Reklam Ajansı sahibi Özol YİCİ'nin katil zanlısı olduğu,hakkmda bu suçlama ile müebbet hapis istemi ile dava açıldığı,halen Bayrampaşa Cezaevinde aynı suçtan tutuklu bulunduğu anlaşılmıştır. Deniz YILDIRIM'm cezaevinden Kuvayı Milliye Derneğinin Kadıköy'deki adresini yazarak Kahraman ŞAHİN ve Hüseyin GÖRÜM'e gönderdiği mektuplarda, tutuklu bulunduğu olayın içyüzünden,ülkedeki kötü gidişten, dünyadaki gelişmelerden, Kahraman ŞAHİN'in kendisini cezaevinde ziyaret etmesini istediğinden bahsetmesinin yanı sıra ; "Paşama anlatm,olaylarm doğrusu bu","Gönlümden geçen tek hareket Darbeyle içimizdeki dış güçlere hizmet eden şerefsizleri infaz etmek" , "Paşama,Hüseyin Abi'ye,Soran herkese selam olsun,Yolumuz açık olsun", "Tam aktif zamanımızda başımıza bu iş geldi, lanet olsun", "İçerde de olsak dışarıda da olsak fark etmez, her türlü yaşam şartına alışkmız„ben savaşımı burada veriyorum", "Basından takip ediyorum,Beyoğlu'ndaki adreslere operasyon olmadı galiba,bilgin var mı,araştır haber ver bana","Bir kardeş daha kazandık,Tahsin Mermer,sizleri anlatıyorum,çatımızı anlatıyorum, onuda kazandık, şaşmyor,çok hoşuna gitti,yalnız olmadığını anlayınca rahatladı, kafasındaki şifreleri kırıyorum rahatlıyor", "APS ile kitap gönderin bana,kartımı da içine koyun" , "Ben silahımı ülkenin bölünmez bütünlüğünü bölmeye çalışana çalışanlara çekmeye and içtim, bizler bu ülkenin direnişçileriyiz" , "Toplu giydirme zamanı yaklaşıyor ! , farkındayım, beni unutmayın buralarda.Bizler bu millet için topraklar için vanz,zırhımızı giymeden sokağa çıkmak yok" , "Dışarıdan alınması gereken alacaklarım var,Kahraman'ı gönder bana,yada sen gel", "Kuvayı Milliye Karargahına giren kutlu kişi her bakımdan güvendedir, zira Kuvayı Milliye Karargahında Allah'ın izin vermeyeceği hiçbir iş yapılmaz...", "İşimiz çok zor, çok dikkat ve çok zor,Allah yolumuzu açık etsin, ölmek için emir beklerim ben,biz ölümle arkadaş oluruz" sözlerinin yazılı bulunduğu anlaşılmıştır. Bu mektupların da , şüphelinin örgütün Kuvayı Milliye yapılanmasmdaki bütün üyeleri ile birlikte diğer kişilere, vatanın elden gittiği , Kuvayı Milliye derneğinin vatanın kurtarılması davasını yürüttüğü, bu kapsamda askeri bir darbenin zemininin hazırlanarak hain olan kişilerin infaz edilmesi gerektiği fikrini aşıladığını gösterdiği, esasen Ergenekon Terör Örgütünün yönetici konumunda bulunan üyelerinden, bu mektupları kaleme alan cezaevinde cinayet suçundan tutuklu olarak yatan bir ilgilisine kadar bir askeri müdahale söyleminin bulunduğu soruşturma evrakı genelinden de anlaşılmaktadır.

c)-Telefon görüşmeleri;
Tape:82,21.04.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesinde özetle; Kahraman'ın "Baba bu Devlet TOPÇU" "Altıyolda seni bekliyormuş." dediği, Mehmet Fikri'nin "Nerden çıktı o yaa şimdi" "Şeydeki bir çocuk ya. Bizim hemşerilerden birisi." dediği, Kahraman'ın Mehmet Vakıf DÖĞÜŞÇÜ ve Savaşan TOSUN isimli şahısların aradığından bahsettiği ve "bizde başlayacağız birazdan, geldi elemanlar" dediği, Mehmet Fikri'nin "Devlet bana birşey demedi. Canım bi randevumuz yok da." "Görüşürüm yani. O bizim şey iyi bir çocuk yani."dediği, Kahraman'ın "Ben o zaman ona diycem böyle böyle babam bir toplantıya gitmiş diycem" dediği, Mehmet Fikri KARADAĞ'm "Bizim militanlardan birisi yani. İyi bir çocuk yani." "Terkedilecek bir çocuk değil ama. Şimdi ne yapayım ben ona ordaysa." dediği, Kahraman'ın "Tamam. Gelirse buraya davet ederim. Bir çay içirir, gönderirim ben." dediği, Tape:321, 28.04.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR arasındaki görüşmede özetle; Mehmet Fikri'nin "...E.Bey'gelecekti F.. V.. Başkanı haber var mı ondan" "Hüseyin abine sor Kahraman'a sqr" dediği-ve-görüşmenin devamında Mersin başkanı Kemal CANAY isimli şahıstan bahsedildiği,

■7-

'tfc^j-*

Tape:324, 01.05.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesinde özetle ; Mehmet Fikri 'nin "Turgay diye bir arkadaşı gönderiyorum yanma" "Ümraniye'de bir E 200 Mercedes çalınmış" "Maltepe grubu çalmış, oralar da işte Tuzla Şifasuyu'na göndermiş" "5055 Euroluk bir araba doksan milyarlık" "Arabayı bulursak, ordan bizim de hakkımızı verecek. Satacaz galeride doksan milyara 90-95" "Tamam, onu Turgayla siz anlaşırsınız onu" dediği, Kahraman'm "Tamam gönder babacım" dediği, Tape:325, 01.05.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesinde özetle; Bir önceki görüşmede bahsi geçen araçla ilgili olarak konuştukları ve Mehmet Fikri'nin "Ama oralarda dolaşıyormuş o araba, onu jandarmaya mı bulduracaz, Biz bulursak 30 lirasını alırız, en az 20 sini alırız" "Bi geçin bakayım bi araştırın nedir" dediği, Tape:326, 02.05.2007 tarihinde Turgay isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Turgay'm "Ben Turgay, dün görüşmüştük ya" "Bir gelişme var mı diye bir sorayım dedim" dediği, Kahraman'm "Şu an için herhangi bir gelişme yok" dediği, Tape:327, 04.05.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile görüşmesinde özetle ; Erol'un "Ben vatandaşlara ulaştım kadroyla ilgili hareketlere geçiyorum" "Şartlar ne falan diyo, ben dedim yüz yüze, gel KahramanTa konuşursun o konuyu.." dediği, Kahraman'm "Ya sen kendi ekibini kur da tamam mı. Şartları konuşuruz, Sen hazır adam tut yani elinde" "Cingöz aradı Cingöz" "Senden bahsetti" "Dedi ki oradan ayrılmış falan, ben de dedim ki hayır dedim öyle bir şey yok ayrılmadı dedim, sadece karşı tarafa geçti dedim, Görev yapmak için dedim" "Karşıya görevlendirdik dedim, Görevli dedim yani" dediği, Tape:328, 06.05.2007 tarihinde Selçuk isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Selçuk'un "Abi kafama taktım, bir şey varsa bekleyelim" "Sonra bize vicdan azabı çektirme Kahraman abi" dediği, Kahraman'm "Yok, öyle bir şey yok yani tamam mı, Bu hani daha önce bi anlattım ya sistem kuracağız dedik" "Telefonla görüşmek istemiyorum telefonlarım dinleniyor ya" dediği, Selçuk'un "Tamam, Sonra vicdan azabı çekmeyelim anladın mı abi" dediği, Tape:330, 10.05.2007 tarihinde Fahri isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Fahri'nin "Çok büyük bi elli milyarlık bir işim var tamam mı" "Moruk sana ihtiyacım var, ben senle konuşmam lazım, cebi silkelemem bu numaradan olmaz, beni hemen ofisten ara, yada ben seni arayayım" "Hemen hemen ara, adamlar bekliyorlar beni" dediği, Kahraman'm "Döneyim de hemen arayayım seni" dediği, Tape:332, 17.05.2007 tarihinde Ferdi isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Ferdi'nin Kahraman'm yanında bulunan Ali'ye hitaben "Bizim Özgür'ü vurdular" "öldü diyorlar" "Vallaha bir çatışma yaptık yukarda bir olay" "hastanede, yoğun bakımda. Öldü möldü diyorlar, bizde şoktayız şuan" dediği ve telefonu alan Kahraman'a hitaben "abi başımızdan bir olay geçti" "Bi şeyler yapmak lazım" "Bak 1 tane 2 tane ev var abi o evleri bitirelim ya" dediği, Kahraman'm "Bu telefonla görüşme benim benle bu işleri burada gel buraya gelde görüşelim" dediği, Tape:333, 19.05.2007 tarihinde Kenan isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Kenan'la "Benim bir sıkıntım var" "Paşamla görüştüm ben" "O biliyo. Ben dedim arıyorum Kahraman'ı ara dedi" "Hasan'la bir olayımız vardı, derneğimiz vardı ya bizim burda, bir sıkıntı yaşadım. Buraya gelme şansın var mı" "Kaç kişi varsınız orda" dediği, Kahraman'm "Vallahi yaklaşık 4 kişiyiz" dediği, Kenan'ın "Sağlam mıyız" "Yok burda hep gezcez abi buraya, yok burayı, bir şekil var yani burda da sıkıntı var" "Oraya gitmeden hayır bir dakika ben gideyim mi tek başıma orayı dağıtacam" "Geliyorum, buraya gelcez bak gelceksek geleyim yoksa ben yalnız gidiyorum" "Ben şimdi Fikri Albayla görüştüm, o da dedim arayayım Kahraman'ı, zaten bana gerekeni söyledi dedi git dedim Kahramanı arayacam dedim ara dedi, tamam mı" dediği, Kahraman'm "Ya tamam uzatma gel buraya ya, Telefondan uzatma, telefonum dinleniyo ya" dediği,
»
*

,C "•

•* ^

ev' \ , *H

* ■; ___________ _

2177
\ 3 * • ^

Tape:335, 05.06.2007 tarihinde Hakan isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Hakan'ın "Bir tane züppenin birisiyle uğraşıyorum" "Bakalım, bakalım herhalde Onun işi bitirilecek" "Ya bir tane Bingöllü ya" dediği, Kahraman'm "Gel görüşelim beraber hallederiz" dediği, Tape:336, 11.06.2007 tarihinde Gülbeyaz isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Gülbeyaz'm "...fotokopi çektircem elimde olan o şey var ya asker resmi olan" dediği, Kahraman'm "Hem Cumhurbaşkanıyla görüşecem hem de Genelkurmayla" dediği, Gülbeyaz'm "Git, gereken neyse, gereken neyse hiç şey yapmayın herhangi bir ümitsizliğe kapılmayın. Çok güzel bir gidiş oluyor yani" "Esnaflara bir gün o şeyden dağıtayım bildiri" "Hani sen bana bir şey göndericen, gönderdin mi yoksa" dediği, Tape:337,11.06.2007 tarihinde Niyazi KIYAK ile görüşmesinde özetle;Niyazi'nin "Ya bu biz Genelkurmay'a gidip ne diyecez, Onu ben düşündüm de biliyor musun" dediği, Kahraman'm "Ya Gidecez Ya Bizim De Hazır Olduğumuzu Belirtecez Ya" "Hazır Olduğumuzu Bir Takım Bir Şeyler İsteyecem Ben" dediği, Niyazi'nin "Kime karşı abi, Irak'a Irak'a karşı mı" diye sorduğu, Kahraman'm "Ya ne Irak'ı ya, Irak kim ya" dediği, Niyazi'nin "Ya şimdi bir şeyi iyicene düşünüp öyle gitmek lazım kardeş, Talebimiz Güzel Olacak yani biliyor musun" dediği, Kahraman'm "Ya gelsene sen, seni bekliyoruz" "Yani tam şey zırt noktasındayız. Gel gelişmeler var anladın mı" dediği, Tape:341, 13.06.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile görüşmesinde özetle;EroPun "Kıdemli Binbaşı EROLHAN EJDEROĞLU" "Karargahtasın değil mi yarın" "Tamam, işlerimiz var yarın biliyorsun" "Operasyona çıkıyoruz" dediği, Kahraman'm "Tamam abi sen merak etme" dediği, Tape:342, 13.06.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile görüşmesinde özetle;Erol'un "Komutanım şimdi bizim bu Mersinli Ali ( Ali KUTLU ) vardı ya" "Şimdi onla görüştük de, o biraz İstanbul'a geliyormuş haberin var mı senin" Öyle diyor İstanbul'a geliyorum diyo" "Kahraman Binbaşıya da selam söylersin diyo" "Gel dedim kafam kırayım dedim senin burda" "Biz dedim zaten dedim dağı bıraktık dedim indik yaylaya" dediği, Tape:344,14.06.2007 tarihinde Niyazi KIYAK ile görüşmesinde özetle;Niyazi'nin "Benim bir arkadaşım gelmiş oraya Ahmet YILDIZ Sivaslı" "Çok sağlam bir adamdır tehlikelidir" "O var ya benim Edirne'den kader arkadaşım" dediği, Tape:345,14.06.2007 tarihinde Ahmet YILDIZ ile görüşmesinde özetle;Ahmet'in "Bu şeyler vardı ya, çıkaracaktın onların listesin işleme koyma da yarın biz senle konuşalım ondan sonra koyalım, o benim dediğim şeyler vardı ya sana" "Yaşadıklarımızı yaşasan dersin ki, Ah abi ah! dersin" dediği, Kahraman'm "Doğrudur abi, ben de o zaman şunu söylüyorum yani sizler bizim önümüzde birer öndersiniz yani" dediği, Tape:346, 15.06.2007 tarihinde Bünyamin SAVUR ile görüşmesinde özetle; Bünyamin'in "24 saat emrinizdeyiz kardaşım" "Ben teşkilatçıyım. Gelip masaya oturacağım zaten. Biraz işlerim var, onu bir halledeyim" "Komutanımdan yetki alıp oturacağım" "Ondan sonra bu adamların korkulu rüyası olacam ben" dediği, Tape:347, 17.06.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile görüşmesinde özetle;Bir süre sohbet edildikten sonra Erol ÖLMEZ Almanya'dan gelen Mehmet isimli şahsı kast ederek "Mehmet abiler he dün konuşacaklardı o konuyla ilgili, hatta beni çağırdı, komisyon başkanı da aradı" "Hikmet vardı çağırdı konuşalım dedi. İşin içinde sen varsın dedi, sen getirdin dedi" dediği. Kahraman'm "Şimdi o olay üzerine Bir oyun kuracaz inşallah tamam mı" dediği, Erol'un "Ne konuştun yani dün toplantı güzel geçti mi" diye sorduğu, Kahraman'm "Ya iyiydi, çünkü İş Bankası'nm üst düzey yöneticiliğini yapmış bir ablamız var yeni, onîan konuştuk" "Değişik bir yol izleyeceğiz onun için inşallah" dediği, Erol'un "Mehmet abi'nin elindeki olan dökümler, doneleri anladın mı" "Bakıldığı zaman karşılığı çıksın veya kim vermiş nasıl bir araştırılsın A'dan Z'ye kadar ki emin olunduğu zaman her türlü oynanır o zaman, anladın mı" "Bu adam o sizin bir tane var ya vatandaş işte çıkmış işte yok kardeşim

bunu 100 bin Euro'ya yakm parasını çarpmış ya bu adamın" "Bu adamda çok güzel ekmekler yeni yani, sahip çıkılması gereken insan bu" dediği, Kahraman'ın "Biz Kuvayı Milliye olarak çıkıyoruz yani, sen çıkıyorsun ben çıkıyorum Hikmet çıkıyor" dediği, Erol'un "Ne yaptın ne ettin başka, Otlan nereye koydun sağlama koydun mu" diye sorduğu, Kahraman'ın "sağlam hepsi" dediği, Erol'un "Yani öyle Mutfakta Durmasın açıkta" dediği, Kahraman'ın "... şimdi önümüzdeki ay bu ... dava bittiği an", "Bittiği an zaten hepimiz rahattayız yani", "Çünkü, çünkü bizim Kuvayı Milliye olarak surda ayın yirmi ikisinde değil mi şey bitiyo, seçim? Ondan sonra rahatlıyoruz bitiyo yani bizim sıkıntımız o zamana kadar anladm mı" dediği,kendi aralarında bir süre derneğin sıkıntılarından bahsettikten sonra Kahraman'ın "Ondan sonra da düzelecek bir tane daha iş aldım bir 180.. " "Geldiğin zaman konuşuruz, bunları telefonda fazla konuşmak" dediği, Erol'un "Bizim bi ismimiz var bi kimliğimiz var kardeşim bakma böyle biz insanlar gibi arasına giriyoruz sohbet ediyoruz yani Allaha şükürler olsun gözümüzün gördüğü hiç bir şeyden korkmayız Allahtan başkası ya", "Diyorum ki bizim elimizde olan imkanlar hiç kimsede yok bunları değerlendirelim bak bir sürü insanlar var bir sürü kardeşlerimiz var bak bir sürü sıkıntıda olan insanlar var", "Güçlenelim abi ya niye böyle duruyoruz ya", Kahraman'ın "Erol şimdi biz dava yürütüyoruz anladm mı yani ticarate bakmadık ama ufak ufak başhcaz yani" dediği, Erol'un "Şu Almanya'dan gelen o bizim diplomatlara sahip çıkalım onlara tamam mı her hangi bir şekilde, o bitane vatandaş vardı ya kimdi o Veli KÜÇÜK'ÜN bilmem nesimiymiş falanmış, o çakal var ya çakal kimse onu karagaha getirttirelim abi bulalım o kimse istihbaratını yapın onun kimse bulun abicim onu bi hesap versin bakalım kimmiş o" dediği, Tape:348, 17.06.2007 tarihinde Şevket isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Şevket'in "Abi hani geçen gün demiştim ya kafası gözü kırılacak birisi var" "Boş vaktin olur mu bu hafta" dediği, Kahraman'ın "Olabilir ya" "Ben sana bir iki tane kardeşimizi gönderecem", "O zaman hallolur" "Sen bana telefon aç ne zaman olacağını" dediği, Tape:349,18.06.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile görüşmesinde özetle;Erol'un "He vatandaşları bekledim biliyor musun" "Operasyon yapacaktık onlara da baktım gelmediler" "Gelseydi direktmen 1. Kolorduda gözlerini açtıracaktım, kaçtılar şerefsizler" "Yerlerini .. tespit ettik zaten adresleri falan her şeyi tespit edildi, onlarla ilgili gereken çalışmaları yapalım istihbaratla ilgili bilgileri her türlü, şahıslarla ilgili tamam mı" "Bu akşam onların gerekse gece saat 2-3 arası alalım o şerefsizleri" "ben karargaha geliyorum komutanım" "Hayırlı görevler diliyorum" dediği, Tape:158, 24.06.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ üe görüşmesinde özetle; Yapılan bir kamp toplantısından bahsettikleri, Kahraman'ın " Nasıl değerlendiriyon baba" "Bugünkü gündemi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Gayet güzeldi" "Gençliği de konuşturduk, gençliği konuşturmayı unutmayalım bundan sonra" " çok önemli, hatta bide güzel, iyi bir kadın bulsak, oda konuşsa, her seferinde bi kadın bi genç" diyerek gençlere konuşma yapması için kadın konuşmacı ayarlamaya çalıştıkları, konuşmanın ilerleyen bölümlerinde siyasi konulardan bahsettikleri, Mehmet Fikri'nin "...Gürcistan'da, Amerika'da, İngiltere'de, Ermenistan'da, Suriye'de, Arabistan'da, gidin Türklere dininiz elden gidiyo deyin, başbakanda olursunuz cumhurbaşkanı da olursunuz diyo, yani bizim millet ohh batan geminin mallan deyip propagandayı yapıyor, bakan oluyor, başbakan oluyor, her şey oluyorlar, Cumhurbaşkanı bile oluyorlar, Turgut Özal gibi o.... mesela" "Neden işte bu bizim yapacağımız işten sonra olamayacaklar" dediği, konuşmanın son bölümlerinde Muzaffer TEKİN ile ilgili Bursa'daki bir evde daha bazı malzemelerin çıktığından bahsettikleri, Tape:373, 25.06.2007 tarihinde Begüm isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Begüm'ün "Biraz önce Fikri Paşayla konuştum, onu haber vereyim dedini" "Kapıda yakaladım paşayı, gel dedim konuşucam senle" konuştuk bi yanm saat" dediği, Kahraman'ın

"Bugünde ben fırça attım ona" "Bir tane çocuk vardı, onun numarası yazılmamış üyelik numarası falan" "Dedim gençlere ne yapıcan sen dedim, mahvettiniz bizim gençliğimizi dedim. Kalkıyorsun gençlerden şey istiyorsun falan neyse ondan sonra yumuşadı" dediği, Begüm'ün "Paşa çok sinirli" "Ama güzel planlan var, benim içime su serpti" dediği, Kahraman'm ".. .hazır yani her şeyimiz" dediği, Begüm'ün "Şu şehitlerden dolayı, Erdoğan'a inat bi miting düzenleyemiyor muyuz İstanbul'da" dediği, Kahraman'm "Düzenleriz" "Ama gel yardım et o zaman" "..gel çarpışalım" "Para olucak, ben bulucam parayı, 2-3 tane işimiz var, inşallah biticek" dediği, Tape:374, 26.06.2007 tarihinde Begüm isimli şahıs ile görüşmesinde özetle;Şişli Belediyesinin çalışmalarından duydukları rahatsızlıkları konuştuklan,devammda Begüm'ün "..Tanıdığınız birileri var mı bunun yardımcısı sağ kolu orta kolu" dediği, Kahraman'm "Ha askeriyeden yani,önce ama askerlik te bir şey yok yani" dediği, aynı konuda konuşmaya devam ettikleri,Kahraman'm "Ya bunları var ya ne yapıcan biliyor musun zamanı geldiği zaman", " Elektrik vericem onlara hem de 2000-3000 voltluk anladım mı"dediği, Begüm'ün aynı şikayetlerden bahsedip çıldırdığını söylemesi üzerine Kahraman'm " iyi çıldır biraz ya,biraz çıldır da artık savşaçı ol,yani ruhun şey olsun"dediği, Begüm'ün "Ya ne yapayım ya,ben tek başıma ne yapabilirim Kahraman yani" dediği, Kahraman'm "Ya şimdi ne yapacaz boşver şimdi tamam mı,şimdi biz işimize hakıcaz,işimizi bitirecez yani, bizim yolumuz yani biliyorsun bu işi biz bitiricez, başka hiç kimse bitiremeyecek görüceksin bak" dediği, "Ya bunları nasıl ayıklıycaz Allahım bilmiyorum yani biliyor musun" dediği, Begüm'ün " Valla bunlar ayıklanacak gibi değil yani yemin ediyorum"dediği, Kahraman'm "Bunları toplu imha etmek lazım" dediği,Begüm'ün "Kene gibi bunlar kene,böyle sömürüyor,yapışmışlar toprağa vatan emiyorlar yani başka bir şey değil yani" dediği, Kahraman'm "yakında biz de onlara yapışacaz merak etme" dediği, Begüm'ün "inşallah birbirlerine yapışsınlar da ayrılmasınlar öyle" dediği, Kahraman'm "...onları biz birbirine vurduracaz diyo,merak etmeyin diyo"dediği, Begüm'ün " Yani S. kim yani Allah aşkına yani vallahi billahi nefret ediyorum ya" dediği, Kahraman'm "S.var ya, hahamların,papazlarm şeyi olmuş biliyor musun.Tabi tabi evet yani ben hepsini biliyorum yani onların" dediği, Begüm'ün "Allah Allah ne alaka var mı onda da bozukluk yani" dediği, Kahraman'm "Tabi bu Ermenilerle bilmem nelerle onlara" dediği,Begüm'ün "Şerefsiz boşuna nefret etmiyorum heriften yani" dediği, Kahraman'm "Adam hep onlara hizmet ediyor,şu anda istihbaratını alıyoruz yani" dediği, Tape:168, 10.07.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Oğulcum şimdi Bursa'dan Muhammet (Muhammet YÜCE) diye bir çocuk geliyor" "Bizim derneğin önde gelmiş olduklanndan" "Arabasıyla geliyormuş, onu alın görüşün, Hüseyin abinle de görüşsün, bende çıktım geliyorum" "Muhammet diye bir çocuk uzman çavuşmuş" dediği, Tape:375, 27.07.2007 tarihinde Ali KUTLU (Kahraman ŞAHİN'in telefonundan) X Şahıs (Şerafettin GÖZÜKELEŞ) ile görüşmesinde özetle ; X şahsın "Evet ne oldu,bizim Taner bey (Taner ÜNAL) gil çıktı mı acaba" dediği, Ali'nin "Yok hala devam ediyor" dediği, X Şahsın "Yardımcı olsanıza Kuvayı milliyeciler olarak" "Ne yapmış ki. ..bir sürü it uğursuz köpek varken yani bunlan mı almak gerekiyormuş" "Dün yazı hazırladım gene hazırlıyorum, AKP ile artık daha şiddetli mücadele edicez yani" "Senide içeri aldılar mı" dediği, Ali'nin "Biz İstanbul'dayız" "Çok kalabalığız burada, Ekip var" dediği, X Şahsın "Nasıl şey yapıyorlar mı yani yine devlet üstüne gidiyor mu" dediği, Ali'nin "Hiç üstüne gitmiyor. Genelkurmaydan araştırma yaptık, tek Kuvayı Milliye orada kadıköydeki Kuvayı milliye dedi, dün Genelkurmayın basın açıklamasında" "Bizi işaret ediyor yani Genelkurmay" dediği, X şahsın "Türkiye'de genel durum nasıl şu -arıda" diye sorduğu, Ali'nin "Şuan kötü, berbat. İşte bakacaz, bi hamle yapacaz yakında, her şeyi haberlerden okursun zaten, haberleri dinlersin birşey oldu mu" dedığin/'X Şahsın. "Ne hamlesi 2180

'AUı^

yapacaksınız" diye sorduğu, Ali'nin "Telefonda olmaz tamam" dediği, X Şahsın "Kardeşim bu tarikatlara cemaatlere komple el koysunlar kapatsınlar" dediği, Ali'nin "Öyle Yapıcaz Zaten" "11 kasım 1938'den bu güne her kurum kuruluş şahıstan hesap sorucaz. Sen hiç kafanı yorma rahat ol yani" dediği, X Şahsın "Yeni şafak yeni Türkiye gazetesi var birde bu amma kodumun tam militan bir gazete o da ya" dediği, Ali'nin "Hepsine el koyacaz kafanı yorma hepsini" dediği, X Şahsın "Ya düşündükçe sinirleniyorum vallahi billahi ya, gidip eylem yapasım geliyor ya" dediği, Ali'nin "Ya boşver, akşam MSN'de şey yaparız. Telefonda girme bu tip şeylere tamam mı" dediği ve telefonlann dinlendiğini ima ederek bu konu hakkında akşam MSN'den görüşmeyi tavsiye ettiği, Tape:378, 30.07.2007 tarihinde Niyazi KIYAK ile görüşmesinde özetle;Niyazi'nin "Bu telefonlann dinleme olayıyla ilgili bir çalışma yaptım da o bizim bi gazeteci arkadaş var ya" O açıklamayı da yapacaz da, önce senle bi görüşelim, netleştirelim olayı" "Kesin tespit ettirdim" "Özellikle 7 hat kesin dinleniyo" dediği, Tape:441, 02.08.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Ayhan isimli kişi arasında yapılan görüşmede özetle; Ayhan'ın " Ya Kanal D'yi açsana bi, varan yakında televizyon", " İmam Hüseyin nikah kıyıyor İmam Hüseyin, sende var miydin nikahta" dediği, Erol'un " S... İmam Hüseyin'in nikahını da İmam Hüseyin'i de, lan ne nikahı kıyıyo lan" dediği, Ayhan'ın " İmam nikahı" dediği, Erol'un "Kime kıyıyor"dediği, Ayhan'ın " Kuvai Milliyenin yemin törenini yapıyor", " Vallahi billahi, Kahraman'da orda Kahraman yemin ettiriyor" dediği, Erol'un " M... bunlar sıyırmış kafayı lan iyice" dediği, Ayhan'ın " Vallahi, Türk Bayrağı Kuranı Kerim ve Kılıcı Hüseyin İmam Hüseyin'in Kırbacı, Kahraman orda" dediği, Tape:4089, 03.08.2007 tarihinde X Şahıs ile görüşmesinde özetle;X Şahsın "haftaya Cumartesi tarihinde şeyleriniz bol olsun formlannız" "başvuru formlannız bol olsun, haftaya Cumartesi" "link açtık Öztürklerle, Öztürkler sitesiyle" "tanışmak isteyen arkadaşlar haftaya Cumartesiye Knvayı Milliye derneğinde buluşmak üzere diye" "...en azından 20 kişi bak en az getirmeleri lazım" dediği, Kahraman'm "bugün de şeyden Bursa'dan, Uludağ üniversitesinden on tane kardeşimiz, bir minübüs tutup geleceklermiş, diyorlar biz yemin etmek istiyoruz" dediği, X Şahsın "R.. var ya" "Kıbns başkanı, onun yeğenleri falan geleceğiz, biz onlar Dernek açmayı düşünüyorlar orada" dediği, görüşmenin devamında X Şahsın "Zeynep'in kimliği ordaydı çıktı mı" dediği, Kahraman'm "Kardeşim be ablamız yeni geldi" "bunlan yann falan bir gözden geçireceğiz halledeceğiz inşallah" dediği, Tape:379, 07.08.2007 tarihinde Recep Gökhan SİPAHİOĞLU ile görüşmesinde özetle;Recep Gökhan'ın "Hüseyin abi geldiği zaman ben gelicem kendisiyle başka bir şey konuşacam abi", "Eğer benim onun gözünde bir yerim varsa" , " O konuşmaya başlamadan önce de ona her şeyi göstermek istiyordum öyle bir şey konuşacaktım abi" dediği, Kahraman'm " Gelir ya,niye gelmesin,olmadı alır gelirim ben yani,canm sıkkın mı abi nedir" dediği, Recep Gökhan'ın "Canım sıkkın değil de", "üstümde çok büyük bir görev var abi" dediği, Kahraman'm " Sen benim ağabeymsin tamam,onun dışında var ya ben başka bir şey kabul etmiyonum, fark etmez yani biliyor musun sen benim ağabeymsin yani ölene kadar artık" dediği, Tape:350,13.08.2007 tarihinde Niyazi KIYAK ile görüşmesinde özetle;Niyazi'nin "Bana bak sen o Ümraniyede'ki kardeşler geldi " "2 tane yeni üye getirdiler" "Kendileri de öğleden sonra akşam üstü uğrucaklar buraya oldu mu" "Sen yoksun diye şeysi olmadı, sen yoktun ya anladın demi manzarayı" "2116" dediği, Kahraman'm "2116" dediği, Tape:4090, 18.08.2007 tarihinde Abdullah ARAPOĞULLARI ile görüşmesinde özetle; Abdullah'ın "He bizde hazırlandıkta seni bir ziyarete gelelim dedik arkadaşlarla hazır mısın yani gelelim mi" dediği, Kahraman'm "kimlerle gelecen" ^"'evdeyim Abdullah rahatsızım ya" "sen ne yapıyorsun, dün gelecektin geldim oraya bekledim 'gelmedin ya" dediği, Abdullah'ın "Ya aksilik çıktı hiç sorma ağabi ya, şimdi bugüne hazırlandık dedik

2 x (^}ĞK^n

şimdi Cumartesi de onun arabayı marabayı hep hazırladıydık dedik bir telefon açalım da öyle gidelim, boş gitmeyelim diye dediydik" dediği, Kahraman'm "ne yaptın sen işi hallettin mi?" dediği, Abdullah'ın "ya ben işi hallettim de hani ben sana dedin ya ekip kurdum falan" "onlarda hazır çok güzel ekip, tespit ettiğim yerlerde var, haraç değil de yardım amaçlı gidecez otellere elli milyar, yüz milyar alacağımız yerler var onun için görüşecektim ben seninle o ekiple gelecektim yanma. İstersen eve gelelim senin araba var altımızda" dediği, Kahraman'm "sen şimdi bak, sen şeye geç Kadıköy'e geç" "Kadıköy'de Niyazi ağabi varya hani" "onla görüş tamam mı" dediği, Abdullah'ın "Niyazi ağbi biraz ters bakıyor ama bu işlere sen gelebilirsen biz seni atanz arabayla" dediği, Kahraman'm "ya gelemem ben rahatsızım anladın mı Abdullah" dediği, Tape:4091, 21.08.2007 tarihinde X Şahıs ile görüşmesinde özetle; X Şahsın "başkan aslında seni ben niye rahatsız ediyorum biliyon mu" "senle bir yüz yüze görüşsek" "o tren istasyonunda in kaynarca tren istasyonundan ben seni ordan alayım tren istasyonu arkasında bir kahve var ben orda olacam aslında orda bir yüz yüze bi görüşsek bi iki iş var güzel bi işler" "sıkıntıları da gideririz" "mersinde bir iş var olmazsa mersine beraber gideriz" "gördüğüm kadarı ile sıkıntılarınız devam ediyor" dediği, Kahraman'm"evet öyle" dediği, Tape:4092, 01.09.2007 tarihinde Abdullah ARAPOĞULLARI ile görüşmesinde özetle; Kahraman'm "biraz sıkıntılarım var Abdullah" dediği, Abdullah'ın "para sıkıntısı mı" dediği, Kahraman'm "kardeşim öyle olmuyor yani bi iş güç şeyi halletmeden yani bu işe girmek istemiyorum pek tamam mı" dediği, Abdullah'ın "hı hı anladım senin demek istediğini" dediği, Kahraman'm "yani çünkü bişey olsa yani" dediği, Abdullah'ın "bi iş varda çok güzel böyle ya aslında bizde yapıcaz da ben senle bi türlü konuşamadım bu şey işi var ya gümrük" "bi tane adamını bulduk biz" "araba maraba alma işi olayları" "görüşürüz sonra" dediği, Tape:3414, 03.09.2007 tarihinde Abdullah ARAPOĞULLARI ile görüşmesinde özetle ; Abdullah'ın "Bende oturuyorduk senden bahsediyorduk böyle üye olduğumuz arkadaşlar vardı oraya bize kimlikler falan soruyorlar da dedim bi sorayım dedim ne zaman gelir" dediği, Kahraman'm "Sen kime verdiniz şeylerinizi siz" dediği, Abdullah'ın ".. Niyazi abiye verdiydik hepsini" dediği, Kahraman'm "Tamam yarın geldiğinde görüşürüz tamam kardeşim" dediği, Tape:353, 07.09.2007 tarihinde Niyazi KIYAK ile görüşmesinde özetle ; Kahraman'm "2116 durum ne" diye sorduğu, Niyazi'nin "Yukarda toplantı devam ediyor" dediği, Tape:4094, 09.09.2007 tarihinde X Şahıs ile görüşmesinde özetle ; X Şahsın "...gelip gidemiyom amma bir yaramazlık bir şey falan var mı?" "...bizim öbür Halil arkadaşın da selamı var" dediği, Kahraman'm "bak sana sizin bir gelmeniz lazım bizim oraya ya, işlerimiz var sizle" "eeeee 29 Ekim'e öyle bir güzel kadroyla şeye çıkacağız defileye törenlere çıkacağız" "30 kişi falan oldu 35 kişi" "hep genç arkadaş hepiniz böyle tığ gibi hep genç böyle biliyor musun" dediği, X Şahsın "tamam ağa gelirim" "ben toplarım buradan birkaç arkadaş daha" dediği, Kahraman'ın "...gel ama bana şey çıkartacaz kimlik falan çıkartacaz size tamam mı" dediği, X Şahsın "tamam yalnız benim öbür kimlik hazır mı" dediği, Kahraman'm "ya siz bi gelim benim yanıma benim yanıma bi gelin bi takım şeyler değişti tamam mı" dediği, Tape:451, 17.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile görüşmesinde özetle ; Kahraman'm Erol' a nerde olduğunu sorduğu, Erol' un "Taksime geçiyorum, ordan da Çarşamba'ya geçcem" "İftardan sonra akşam 8, sabah 8 nöbete devam yani, sen ne yapıyorsun ne var ne yok?","Biz de mollaların arasına takıldık girdik işte ne yapalım, soktunuz bizi o taraf Çarşamba'ya" dediği, Kahraman' m ,"Y/% hayırlısı olsun be kardeşim ya, görevini tam yerine getir de" dediği, Erol' un/CrÖrgvrgeîmyoruz, ne var ne yok sen nerdesin ne yapıyorsun?..." dediği, Kahraman' m "İşm^var öyle'* "sefine yapıyorsun
'' •*' v * V

görülmüyorsun hiç?" dediği, Erol' un "yarın karargaha geliyorum" dediği,Erol'un Kahraman'a oruçlu olup olmadığını sorduğu, Kahraman' m "Yok değilim, ne oldu?" "Sen de mi?" dediği, Erol' un "Yok ben tutarım ben hoca adamım biliyorsun sakal bıraktım haberin yok galiba" "molla oldum ben de" dediği, Kahraman' in "İmam Hüseyin de bıraktı" "Yarın geldiğinde görüşürüz oldu mu?" dediği, Erol' un "tamam yarın karargaha geliyorum, rahatım yani dinlenicem tamam" dediği, Tape:452, 18.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile görüşmesinde özetle ; Görüşmenin başında Kahraman' m karargahta olduğundan bahsettiği, Erol' un kimlerin orda olduğunu sorduğu, Kahraman' m Seda, Ali, Niyazi isimli şahısların orda olduğunu söylediği, görüşmenin devamında Erol' un " Sayın Özel Kuvvetler Komutanım nasıllar iyiler mi" diye sorduğu, Kahraman' m "İyiler efendim iyiler" dediği, Erol' un "Paşamız nasıl" diye sorduğu, Kahraman'm "Paşa da gayet iyiler efendim" dediği, Kahraman' m "Tamam efendim, teşekkür ediyorum hayırlı görevler" dediği, Tape:453,18.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile görüşmesinde özetle ; Kahraman' m "ne yapıyorsunuz?" diye sorduğu, Erol' un "İyi ne yapalım koşturuyoruz işte" dediği, Kahraman' m "Erol..." "Bize hiç takmıyon kendini be?" "Tak beni ya kendi şeyine" dediği, Erol' un "Takayım, gel parayı buldurayım ben size" dediği, Kahraman' m "Hadi bulalım beraber" dediği, Erol' un "İyi ama benim böyle aldığım paralar farklı yani, böyle yani yerine göre vurcan, yerine göre kırcan, yerine göre alcan yani" "Bazı vatandaşların hakları var, haklarına tecavüz edilmiş, bunları kurtaracaz" "Biz yine iyilik ediyoruz Allah adına..." dediği, Kahraman' m "Kesinlikle ya" dediği, Erol' un "Tamam sen kur teşkilatı kendi ekibini kur" dediği, Tape:354, 20.09.2007 tarihinde Abdullah ARAPOĞULLARI ve Erdal İRTEN ile görüşmesinde özetle ;Abdullah'm "..Kurduğum ekip senle çalışmak istiyor" "Tamam abi çünkü adamlarda ona göre haber bekliyor benden" dediği, Kahraman'm "Tamam işte pazar tarihinde şey yaparız bi toplantı yaparız öyle güzel" dediği, telefonu alan Erdal'ın Kahraman'a hitaben "Birebir görüşsek çok iyi olur şimdi bu arkadaşlar yani yeni bir ekibimiz var" "Sizinle çalışmak bizim için bi şereftir" "Sizler bize yol göstereceksin" "Ha biz o yoldan ekibimizle ilerlicez sizlere layık olmaya çalışacağız önce vatanımız" dediği, Tape:355, 21.09.2007 tarihinde Abdullah ARAPOĞULLARI ile görüşmesinde özetle ; Kahraman'm "Var mı, parayı vurdun mu" diye sorduğu, Abdullah'ın "İşte pazar tarihinde geldiğimiz zaman onaylarsan" "Su gibi akacak" dediği, Tape:457, 24.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile görüşmesinde özetle ; Erol' un "Ya bu karargahın telefonları ne oluyor böyle ya, yani değiştirildi mi, bir şey mi var" diye sorduğu, Kahraman' m "428 60 78 oldu" dediği, Erol' un "Niye böyle oldu yine bu" dediği, Kahraman' m "İşte öyle ya dinliyorlar ya hani" dediği, Erol' un "Dinleme olduğundan dolayı mı diyorsun" "Açıcan telefonu küfür edeceksin lan ibneler dinlemeyin fazla diyeceksin" dediği, Kahraman' m "Devletin şeyini satarlarsa böyle Telekom Almanlara İngilizlere" dediği, Erol' un "Neyse Tayyib'i de ... inşallah bacağından koparırız " dediği, Kahraman' m "Bugün gene arabada kaldı haberin var mı" diye sorduğu, Erol' un "daha dur bakalım, o i... sara hastası biliyor musun" "Kalsın i... bir daha da çıkamasın ordan yavşak" dediği ve konuyu değiştirdikleri, askeriyeye ait bir arazide zeytinliklerin olduğu ve yakın bir zamanda ihalesinin olacağından bahsettikleri, bahsettikleri yerin komutanının bu konuda kendilerine yardım etmesi için paşa olarak adlandırdıkları Mehmet Fikri KARADAĞ' m kendilerine yardım edebileceğinden bahsettikleri, görüşmenin devamında Erol' un "Yav ihalesi var da, orda ki komutan kimse ihaleye veriyormuş, o da bizim Paşa nın yetiştirdiği adam değil mi kardeşim" "E tamam gidelim hani Paşa ile şey yapalım" dediği, Tape:356, 28.09.2007 tarihinde Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR ile görüşmesinde özetle ;Oğuz Alpaslan'ın "Derneğe gelmeden görüşelim seninle tamâm mı" "Ali bir sürü bir sürü planları var bunların anlıyor musun" "Yani senle yalnızken görüşecez. Buraya

gelmeyeceksin, beni çaldırıp kapatacaksın ben seni arayacam" "Kadıköyde bir yerde buluşacaz. Görevini, Birlik beraberlik zamanı şimdi" "Anlıyor musun beni" dediği, Kahraman'm "Tamam tamam" dediği, Alparslan'ın "Kadıköyde derneğin civarında bi yerde buluşuruz tamam" dediği, Tape:4099, 28.09.2007 tarihinde X Şahıs ile görüşmesinde özetle ;X Şahsın "Kahraman ben emekli astsubay Ö.S.", "Dedim ki burdaysanız bi uğrayım dedim derneğe" dedikten sonra Kahraman'm derneğin adresini tarif ettiği, Tape:4100, 28.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile görüşmesinde özetle ;Erol'un "sayın komutanım" dediği, Kahraman'm "merhabaaa erol komutan" dediği, Erol'un "merhaba komutanım şimdi şöyle birşey söyleyim ya ...bu eeee bizim bi Ayhan vardı biliyormusun Ayhan A." "he bu Ayhan'ın bir tanıdığının Fatih'te tamamı" ".. .bu vatandaşın eeee şeyde bir işi var sen söyle milli emlekta bi işi var bu vatandaşın" "şimdi biz bu adamın işini halledersek yardımcı olursak bu müdürün karşısına çıkamıyor" "eğer biz normalde ben dedim ki Ayhan beni aradı eee abi dedi yani istersen şey yaparız dedi yani normalde ben dedim ki işin içinde her hangi bir şekilde maddiyat varsa yardımcı oluruz dedim tamam mı" dediği, Kahraman'ın "gideriz abi" "yemeğe çaracağız yani" dediği, Erol'un "bi yemeğe bizim oraya biz onu bizim oraya gelemez tırsar korkar geri basar yani" dediği, Kahraman'ın dışarda bir yerde yemeğe çaracaz yani onun içinde masraflar olur yani anlıyor musun" "canım ufak tefek masraflar olur yani onu da söylersin arkadaşa gerekeni yaparız biz" dediği, Erol'un "Ya bizden bahsetmiş zaten bu arkadaşlar kendileri asker kökenli ondan dolayı da her hangi bir şekilde şey olmaz hesabı yani anlıyor musun" "bende gereken her neyse şaaptım yani konuştum onla dedim yani kardeşim sen rahat ol tamam mı" "şey yaparız yani bu eğer ki gerekirse iş ciddiye ciddiye bağlanırsa" "şey yaparız yani eee hatta daha önce Ayhan benimle gelmişti ya paşamız şey yapmıştı" "aynen Ayhan anlatmış yani anlıyor musun yani bu adamlar çıkabiliyor bu adamlar resmi adamlar yani bu adamlar eli kolu her tarafta anladın mı" dediği, Kahraman'm "pazar tarihinde gelecen mi sen" "geldiğin zaman konuşuruz oldu mu bunları biz" dediği, Erol'un "merkezde kimse yok mu yani karargahta kimse yok mu" dediği, Kahraman'm "var var Hüseyin abi var" "gerekli şekilde biz konuşacaz biz paşayla maşayla her türlü anladın mı" dediği, Erol'un "eeee şey yapabiliriz yani ben bu vatandaşla görüşmeleri yapim" "ya iş milli emlağm milli emlağınmış kardeşim yansı adam müteahhit yarısını almış yansı da milli emlağınmış adam sıkıntıda adam tamamını almayı istiyor 430 metre kare anladın mı" "...bana bak kovalayacak çok iş var aslındada kovalayacak bişey yapamıyorsun kardeşim" dediği, Kahraman'm "gelsene kardeşim konuşalım" dediği, Erol'un "Hikmet napmış biliyonmu" "o bizim iş bankası davası var ya kardeşim" "Ankara'ya gitmiş bu" "hee sen git orda adamlara tamam mı bizim şeylerimiz var ya üniformalı o şeylerle fotoğraflanmız gitmiş orda millete fotoğraflan gösteriyor bilmem napıyo biz işte askeriz biz şöyleyiz böyleyiz biz alınz manyak manyak işler yapıyor bu ya" "...gitmiş efendim yok kimliği göstermiş kimliğin arasından şey düşmüş fotoğraf orda kalkmış adamlara biz işte yok şuyuz biz askeriz falan filan adam tırsmış bilmem ne demiş falan filan anladın mı" "manyak mısın dedim ben buna ya geri zekalı manyak adam ya ben demiş işte ya ben bilmem neyim İstanbul'un şu bu bölgesinde bilmem ne sorumlusuyum cart curt kendi kimliğini açığa veriyor ya ne kadar eşşek bi adam bu ya eşşek ya" "abi onun hemen şeyini verin ya defterini dürün bana bak" "şey vardı ya" "Mimarova Sinanova Silivri" "he şimdi orda şey yapmışlar çocuklar teşkilatlanmışlar kafalarma göre" "tamam mı hı hı arıyolar dediler eee abi böyle böyle biz dediler şey yapacaz tamam mı" "dedimki Silivri'de bunlara bir adres verdim dedim bakın kardeşim vatandaş böyle böyle dedim bu dedim" "vatandaş dedim arızalı yani devlete büyük bi ihanet eden bir vatandaş tamam mı" "yapacağınız tek şey var bunun dedim resmi de verdim" "çökün dedim amma koyim tamam mı abi nasıl çökeceğiz, dedim çökün alın götürün alm götürün dedim ibneyi ahn götürün ondan sonrasını bizimkiler paket yaparlar dedim tamam mı" dediği, Kahraman'ın "çökme ne

lan çökme ne demek lan çökme ne oluyor" dediği, Erol'un "çökün alın üstüne" "he alın parayı üstüne" dediği, Kahraman'm "hı hı hı erol böyle şeyleri konuşma telefonda biliyon mu moruk anladın mı" dediği, Erol'un "bi bok olmaz amma koyim telefonda ya" "tarlaya çöküyoruz tarlaya arsaya çöküyoruz her tarafa çöküyoruz" dediği, Tape:685, 04.10.2007 tarihinde Erdal İRTEN ile görüşmesinde özetle ; Erdal'ın "Ben Erdal İrten Güneşliden" diyerek kendisini tanıttığı, bir süre sohbet ettikten sonra, Erdal'ın "... arkadaşlarla beraberiz ", "İşte ekibi oluşturmaya çalışıyoruz" "O arkadaşlarla beraberiz" dediği, Kahraman'm "çok iyi" diyerek tastik ettiği, Erdal'ın "işte ekibe kaydedeceğimiz bi kaç arkadaş pek olumlu bakmamış, bi arkadaşa demişler işte böyle bişey bize saçma geliyor falan, "Naşı bizi ikna etsinler, bize bi garanti falan, bende dedim ki, direk sizi ilk etapta telefonda Başkanla görüştürebilirim" dediği, Kahraman'm "Gerek yok o tip adamlara, öyle şey fazla soru soru adama gerek yok şimdi bu öyle zaten basit bişey değil anlıyor musun" dediği, Kahraman ŞAHİN'in devamla "Sen neysen bende oyum yani hiç fark etmez anladın mı" dediği, Tape:357,13.10.2007 tarihinde Volkan isimli ile görüşmesinde özetle ; Volkan'm "Bekir İĞDIRLI ile aran nasıl senin" "genç çocuklar var ya. Kerim Başkanın yakınmdalarmış bunlar" "Onlarda da kart var abi" "Aynı bizim karttan" "Hatta şeyin Veli KÜÇÜK kanalı yani" "Bizim Başkandan bahsediyor" dediği, Kahraman'm "Hüseyin abiden mi" diye sorduğu, Volkan'm "He Ondan sonra işte onun iyi biri olduğunu falan ondan falan bahsediyor. Ben hiç konuşmadım zaten konuşma bitene kadar hiç açık etmedim. Baktım kart gösterdi, bende küt diye arabanın içersinde kendi kartı gösterince şey oldu yani o onda şey yaptı böyle açıldı" dediği, Tape:358, 13.10.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile görüşmesinde özetle ;Erol'un "Geçtin mi hiç KARARGAHA falan" diye sorduğu, Kahraman'm "Erol, Erol büyük bir iş var bak" "Bi bi kardeşimiz var şey, Ukraynalı tamam mı" dediği, Erol'un "Senin ev numaran kaç, Evden Arıyım Ben Seni" dediği, Kahraman'm sabit bir telefon numarası vermesi üzerine Erol'un "Beş on dakika sonra arıyorum. Rahat rahat konuşalım" dediği, Tape:359, 13.10.2007 tarihinde Erdal İRTEN ile görüşmesinde özetle ; Kahraman'm "Bir kaç güne kadar dönecem KARARGAHA" dediği, Erdal'ın "Tarih yaklaşıyor. Zaman yaklaşıyor" "Yani bi görüşsek çok makbule geçecek" "Abdullah'a söyleyecem sana ulaşsın" dediği, Kahraman'm "He söyle bi Abdullah'a oldu mu" dediği, Erdal'ın "Tamam Başkanım" dediği, Tape:360, 13.10.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile görüşmesinde özetle ;Erol'un "Komutanım hayırlı akşamlar. Erol Han EJDEROGLU" "O vermiş olduğunuz görev hakkında, dünkü tamamlanmıştır. Yarından itibaren sabah sekiz on arasında irtibata geçiyorum haberiniz olsun" dediği, Kahraman'm "Tamam haberleşelim o zaman sabahleyin" dediği, Tape::361, 19.10.2007 tarihinde Raif GÖRÜM ile görüşmesinde özetle ; Raifin "İyi ben evdeyim Mark davası işte dedim Mark hani şey vericem Kahraman almadı dedim onu alamadı parası yoktu dedim" "Ben dedi yok şey yapmıycam dedi istemiyom falan filan hani dedi" "he ne yapalım hani bende o yüzden almıycam fazlasını hani biliyor musun" "Getir dedim yok dedi işte bunu aldık bir kere bu böyle olsunda dedi falan filan iyi tamam dedim ben onu görücem bi hafta sonu" "Bakim ne yiyip ne içiyo" "Anladın demi" "Güzel değilmiş diyo moruk yani buna" dediği, Kahraman'm "Şaşırmış o ya akşam ben bayıldım ya buraya ya görmedin mi ya" dediği, Raifin "İyi tamam fazla konuşmayalım"dediği, Tape:362, 21.10.2007 tarihinde X Şahsın gönderdiği mesajda ; X Şahsın "S.A Karaman abi milletimizin başı sağolsun yapılacak miting varsa en„,bas safta yer almak istiyorum , isteyene istediği kadar mermi, isteyene istediği kadar ş&vgi ^eminizdeyim " yazdığı, /, ^5 < • \ <" v, ** >• \
r• il ' "' --, > ^ *

Tape:363, 21.10.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile görüşmesinde özetle ;Erol'un "Sayın komutanım hayırlı akşamlar Erol Ölmez" diyerek kendisini tanıtıp "..ne olacak abi, ..bu ne oldu ya, bu bugün televizyonlar bişeyler söylüyor ya canım yüreğim yandı" "Varmı bizimkilerde bir hareket herhangi bişey" diye sorduğu, Kahraman'ın "var var baya bi hareketlenme var ya" dediği, Erol'un "Bişey yapmak gerekiyormu, geçmek gerekiyomu napıcaz abi, şimdi oturuyorum bende yani böyle sıkıntı..." dediği, Kahraman'ın "Haber bekliyoruz" dediği, Erol'un bir haber çıkarsa kendisine de haber vermesini söyleyerek "Ben geçeyimmi şeye Karargaha" "Varmı bizden kimse varmı oralarda" dediği, Kahraman'ın da "Var var Hüseyin abi falan var" dediği, Tape:364, 21.10.2007 tarihinde Ahmet isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Bir süre sohbet edip siyasi olaylardan ve sıkıntılardan bahsettikleri, Ahmet'in "Dün uğradım derneğe de., sizin oraya" "Uzun saçlı şişman biri vardı" dediği, Kahraman'ın "he Alparslan, gözlüklü... Kerkük kökenli" dediği, Ahmet'in Mehmet Fikri KARADAĞ'm derneğe gelip gelmediğini sorduğu, Kahraman'ın da geldiğinden bahsettiği, işlerinin yoğun olduğunu anlattığı ve "...Kökten yani çözülür inşallah bazı şeyler" dediği, muhtemelen K.Iraktaki gelişmeleri kastederek Ahmet'in "Vallahi işte birkaç güne kadar mı artık birkaç aymı sürecek yani birkaç saat mi olur yani bişey yapacaklar ama" "Baksana k... diyor ki kedi bile vermem onlara diyo" dediği, Kahraman'ın geçmişteki bazı siyasi olaylar ve kişilerden bahsederek "Yani Çatlılar falan gittikten sonra biliyosun işte" dediği, Ahmet'in "Onu vatan hayini, bunu çete yaptılar, onlar vatan sever oldu, vatan için uğraşanlar çete oldu" dediği, Tape:366, 24.10.2007 tarihinde Abdullah ARAPOĞULLARI ile görüşmesinde özetle ; Abdullah'ın "Ya sana ulaşmak ne kadar zorlaştı böyle" dediği, Kahraman'ın "Ya biraz sıkın dışarıdaydım Ankara'ya falan gittim geldim" dediği, Abdullah'ın "Kendi işin mi yoksa Kuvvayi Milliyenin mi" dediği, Kahraman'ın "Ya kendi isimdi vardı öylede bi telefonda pek konuşmak istemiyorum bu tür şeyleri ne yapıyorsun iyimisin" ".. .Abdullah bi görüşelim senle ya siz görüşmek için şey yaptınız da ben çok önemli bi yerdeydim anladın mı" dediği, Abdullah'ın "Arkadaşlar m artık haber bekliyo biliyon mu yani" dediği, Kahraman'ın "Bu hafta mutlaka görüşceğiz bu hafta siz bi kendinizi ayarlayın" dediği, Tape:368, 27.10.2007 tarihinde Raif GÖRÜM ile görüşmesinde özetle ; Kahraman'ın "Hı karşının çocukları geldi o ekmek fırını falan ayağı vardı ya" (Muhtemelen Abdullah ARAPOĞULLARI'nm ekmek fırını işinden bahsediliyor) ,"Bir iki işler varmış tehlikeli işler" "Büyük paralar götürenler varmış" "Anlatacağım şeyler var yani şimdi telefonda çok uzun sürer onlar" dediği, Raif in "Anladım tamam ya bizim İstihbarat hattan konuşuruz o zaman" dediği, Kahraman'ın "İkinci kanala geçelim" dediği, Raif in "İyi hadi bakalım o zaman öyle yaparız..." dediği, Tape:369, 28.10.2007 tarihinde Abdullah ARAPOĞULLARI ile görüşmesinde özetle ;Bir süre sohbet ettikten sonra, Abdullah'ın "..koşturuyoruz yetiştiremiyoruz" "...görüştüm o İsrail'i adamı" "..bir adamım var, şuan Trabzon'da, Oradan Bafra'ya geçecek, yarın buraya geliyor sırf o iş için" "Ekip hazır yani İstediğin Zaman Kaldırırız Onu" "Hüseyin abiyle konuşacağın mı bu akşam..." dediği, Kahraman'ın "Gideceğim bu akşam bakalım" dediği, Abdullah'ın "...biran önce bitirelim bu işi, zamana bırakmayalım" "Paraysa para ile konuşalım, dişe dişse silahla konuşuruz" dediği, Tape:370, 28.10.2007 tarihinde Abdullah ARAPOĞULLARI ile görüşmesinde özetle ; Abdullah'ın "O adamı ne yapıyoruz" dediği, Kahraman'ın "Ne yapıyoruz., sen şimdi hemen hareket etmeseydin keşke, konuşup şey yaptıktan sonra hareket etseydin keşke" dediği, Abdullah'ın "Yok şuan ben sadece Hazırlık yaptım" dediği, Kahraman'ın "Hazırlığım yaptın şimdi ben görüşmeyi yapayım ondan sonra şey yaparız tamam mı" dediği, Abdullah'ın "Tamam ben emrini bekliyorum" dediği, Tape:371, 29.10.2007 tarihinde Abdullah isimli,kişi ile görüşmesinde özetle; Kahraman'ın "Valla şimdi bir takım bir şeyler oldu burda biliyor musun'genel merkezde", "O

yüzden yani çift başlılık meydana gelmeye başladı", "Biz burda bir menfaat gözetmiyoz hepimiz vatanımız için bir şeyler yapmaya çalışıyoruz işte durum orta da her şey", " İki sene üç sene önce konuştuğumuz şeyler bu gün tek tek çıkmaya başladı" dediği, Abdullah'ın "Çok şükür ya iyiyim peki ne yaptık sonuç ne ya şimdi genel başkan ayrıldı mı" dediği, Kahraman'm " Vallahi genel başkan şimdi yetkisini Hüseyin abime devretti genel başkanı", "... Devretti ama dedi ki ben ayrılmış değilim dedi yine geleceğim gideceğim dedi öyle bir durum işte Abdullah abi" Abdullah'ın "Senin başkanın durumu ne" dediği, Kahraman'm "Valla ne yapsın o hala orda bir şekilde çarpışıyor yani" dediği, Abdullah'ın "Yani başta gülük gülistanlık şey ediyoz hatta biz o şeye hani o Ankara'ya geldik ya", "... yani orda da ha biz farkına vardık" dediği, ...Kahraman'm " Yani olmadı abi niye olmadı işte bu yüzden olmadı Allah hayırlısını etsin ben davamdan hiç zaman geçmiş değilim bu hepimizin Allahm davası bu anlıyor musun" , " Şimdi burda demek ki yani bir şey olsa herkes bir tarafa kaçıp gidecek şimdi belli bazı şeylerde var bilinmiyor biz işin içinde olduğumuz için biliyoruz insanlar dışardan yani bir takım bir şeylerin içini bilmiyor daha" , " Şimdi o kadar masraflar yaptık o kadar uğraştık o kadar emek harcadık ne maaş aldık ne bir şey aldık" , "Bilmesi daha iyi şimdi bir takım bir vaatler verildi zamanında bunlar yerine getirilemedi anlıyor musun ben 30 yaşında bir insanım", "Şimdi bir şey bir hayvan bile affedersin abi yemeğini vermezsen onu yürütemezsin" , " Hayvan yani bu hayvan anlıyon mu hayvan yani bu" dediği, Abdullah'ın " Ya ne demek ya biz bu memlekete biz bu kadar bi ön plana çık... yani bu şimdi Mersin Adıyaman Maraş Antep hepsi bizi tanıyor biliyor musun", "Yani herkes bizi tanıyor yani bize başka türlü de siyasi yönde de bizi tanıyorlar yani" dediği, Kahraman'm "Bak Abdullah abi inan bu İstanbul'da olan bütün her şeyi biz çevirdik" , " İşte ekonomi abi şimdi zamanında yapılan vat edilen bir takım bir şeyler oldu anlıyor musun yürüteceğiz yürüteceğiz bunlar gerçekleşmedi şimdi sen mazotun bitmiş nasıl gideceğin ya araban var bilmem neyin var ama gidemiyosun" dediği, Abdullah'ın " Ha tamam şey edelim de yani artık yani artık yani burası ben bizim başkanı arıyom", "Telefonlarıma cevap vermiyor" dediği, Kahraman'm " Bu Kemal CANAY dimi" dediği, Abdullah'ın " Ha Kemal Canay Kemal Canay burada da ayağa kaldıran yani ben oldum yani biz kahvede bu işi kurduk biliyor musun", "Ya sen ... Mersin bu ... olmaz Mersine birşey yapamayız buna ya bunu böyle bırakamayız ya biz bu millete yani böyle mi söz verdik yeminimiz bu muydu" dediği, Tape:686, 29.10.2007 tarihinde Erdal İRTEN ile görüşmesinde özetle ;Kahraman'm "Abdullah'la görüştüm ben" "He un ihtiyacı falan varmış onun" "Bakalım işte onu temin edebilirsek güzel birşeyler yapacağız inşallah" dediği, Erdal'ın "O şeye gittin mi Karargaha başkanla görüştün mü" "Valla başkanla görüşemedim..." "...bi randevu falan alsak toplu şekilde kalkıp Ankara'ya gitsek" dediği, Kahraman'ın "... Erdal senin yaşın belli bir takım bir şeye gelmişsin hayatı tanıyan insansın" "Maddiyatsız bir şey olmuyor tamam mı burdan afedersin tuvalete de gitsen adam para istiyor..." "Şimdi her şeyden evvel bu sorunumuzu bi çözmemiz lazım" "İşte dediğim gibi bir takım doneleri elimize alalım ki ondan sonra o kısma geçecez... "dediği, Tape:683, 02.11.2007 tarihinde Abdullah ARAPOĞULLARI ile görüşmesinde özetle ;Abdullah'm "Bir tane iş adamı ayarladım tamam mı" "Trabzonlu bu, Kuvayı Milliye üstüne çok düşen birisi" "Bugün onay aldım, her türlü yanımızda, sen buna göre bir çalışma yap, .. .Trabzonlu, İzmir'de iş adamı bu, İstanbul'a Almanya'da televizyon kanalıda kurdular, bayağı varlıklılar yani" "Her yerde elleri var" "Trabzon'da bize ekip de ayarlayacak, beraber çalışalım diyor" dediği, Kahraman'm "Olur Tamam" dediği, Abdullah'ın "Ankara'da ..Aykır ihalelerine giriyormuş, o ihaleleri alırız dedim, sorun değil bu işi yaptıktan sonra" "...Para konusunda destek veriyor" dediği, Kahraman'm "Tamam yüz yüze görüşelim bunları" "... ne gerekiyorsa yaparız" dediği, Tape:4107, 07.11.2007 tarihinde Raif GÖRÜM ile görüşmesinde özetle; Raif in "Neler oldu bi bilsen bugün ya bende bi Pendiğe indinr şeyin 'yanma bizim Kadir var ya" 2187

? ''

"Öyle bi indim hani seyide vermiştik biliyorsun" "15 i " "Tekleyip duruyo moruk iyi mi takılıp duruyo ha vallaha billaha ya" dediği, Kahraman'm "O gün söktü ya ondan oldu ben sana söyleyeyim ben" "Bence orda oldu yani tekliyecek silah değil ya" "...Belki şarjörünü falan şey yapmıştır bozmuştur" dediği, Raif in "Moruk işte şey almaya gittim yazdırcaktım Polis Memuru arkadaşın üstüne" "Mermi falan yazdırdım" "Ondan sonra bana bi tane emanet göstermez mi moruk" "Bil bakayım moruk sana söyleyeceğim şimdi" "Yok ya 82 model" "9 para var ya 9 milim para çek" dediği, Kahraman'm "Anladım anladım ha ha ha ha" "Moruk ben onlann hepsini biliyorum ya" "Bilmez miyim hiç iki tane ben o zaman bi babama yazıldığım zaman işte simit vesson yazıldım bide ondan yazıldım çek 16 lı" dediği, Raif in "Ruhsat muhsat hepsini aldım işte moruk onun" "Moruk inanmazsın ama 2300 e işi bitirdim" dediği, Tape:4108, 08.11.2007 tarihinde Ali SULMAZ ile görüşmesinde özetle ; Ali'nin "...babayı arıyorum ulaşamıyorum ya" dediği, Kahraman'm "...Ankara'dayım da bilmiyom nerde olduklarını" "Ne yaptın sen hallettin mi işini" dediği, Ali'nin "Abi bizim iş savcılığa intikal etti sindi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldık savcı şuanda hakkımızda iddianame hazırlıyor" "Valla iddianame hazırlıyor bi yerden bi baskı gelmesi gerekiyor ki o iddianameyi savcı hakim beye nöbetçi mahkemeye sevk etmesin bi mahkeme tarihinde belirlemesin" dediği, Kahraman'm "Valla babaya bende ulaşamıyom ya" "Ya şimdi ortam biraz şey yani gergin ya" "Şimdi bi takım insanları genel kurmay geri çağırdı anladın mı" "Ha anladın mı fazla telefonda konuşamıyorum ben" dediği, Ali'nin "Anladım abi baba yi da çağırdılar mı" dediği, Kahraman'm "Yani öyle bi durum var" "Tamam fazla konuşamıyom yani" dediği, Ali'nin "Anladım abi anladım e peki ne yapabiliriz bi konuda birilerini bul yarat bi şeyler yap" "Ya burada işe yara işi poka sürende bi tane Binbaşıydı ya başka bi şey değil di ya" dediği, Kahraman'm "Demedin mi ben böyle böyleyim bende diye" dediği, Ali'nin "Herif af edersin çokta s... de hesabı yaptı" "Jandarma ya Jandarma Binbaşı" dediği, Kahraman'm " İsmini misinim al sen onun tamam" "İşte şey yaparız yani Paşa halleder onu" dediği, Ali'nin "Yav avukatla çözülecek iş değil işin hakime gitmemesi gerekiyor gittiği zaman ya para cezası ya hapis cezası çıkacak biz fişleneceğiz bi kere" dediği, Tape:4109, 08.11.2007 tarihinde Raif GÖRÜM ile görüşmesinde özetle ;Kahraman'm "Kusura bakma aradın ben şeydeydim m şey ıı öyle bi top şey kalabalıktı müsayit değildim ya ne yapıyorsun" dediği, Raif in "İyi çıkmadın mı yola" dediği, Kahraman'm "Yok sabah çıkacağız abi ya bi burada babamın" "Babamın bi işi çıktı" dedikten sonra Raif GÖRÜM'ü yeni aldığı silahla birlikte rüyasında gördüğünü anlattıktan sonra Raif in "Moruk şuanda belimde biliyor musun ve tiyoyu veriyom sana söyleyeyim de" dediği, Kahraman'm "...mükemmel babama dedim babam çok güzel onlar diyo" "Çok güzel makineymış ya babam söyledi güzeldir yani evladiyelik yani ömürlük" dediği, Raif in "Öyle diyo demi moruk baban bilir silahşor o yani o bilir" dediği, Kahraman'm "Bilmez mi 50 tane silah değiştirdi senin gibi" "Senin adamın aslında ya" dediği, Tape:4110, 20.11.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile görüşmesinde özetle ; Erol'un "En kısa zaman görüşelim ve bu telefonu kaydet bu telefonun sahibi işte o ağabeyimizdir Burhan abi tanışmanı da istediğim bir insandır çok şeydir sana değer verdiğim kadar değer verdiğim bi ağabeyimdir her türlü faydası olabilecek bi ağabeyinizdir yani" dediği, Kahraman'm "O adamlar da bekliyorlar yani belki 50 kere aradılar 100 kere aradılar" dediği, Erol'un "Tamam tamam hemen harekete geçiyoruz zaten bende artık fena fena böyle biraz darlandım ya", "Sesimizi biraz duyuralım meydana çıkma zamanı" dediği, Kahraman'm "Bi harekete geçelim ama gerçekten" dediği, Erol'un "Tamam komutanım" dediği, Tape:830, 23.11.2007 tarihinde Melih AKŞİMŞEK ile görüşmesinde özetle ; Aralarında merhabalaştıktan sonra Hüseyin GÖRÜM'ün ' TV kanallarında yayınlanan bir röportajından ve bu röportajdan duydukları ciddi rahatsızlıktan bahsettikten sonra Melih

AKŞİMŞEK'in " Ya Hüseyin abi ne yapıyor ya şaşırdı o, rotadan çıktı ya.Ya onun çenesini kapatmak susturmak lazım onu ..." şeklinde tepkisini ortaya koyduğu, Kahraman'm da " Yani böyle bişey olmaz ya ..ben emek verdim 2 sene yani biliyor musun nasıl olacak bilmiyorum" şeklinde tepki gösterdiği, daha sonra Kuvayı Milliye derneğine yapılacak parasal bir yardım konusuna geçtikleri, bu konu ile ilgili Melih AKŞİMŞEK'in " biz farklı yerlerden farklı kanallardan bişeyler yapmaya çalışıyoruz bişeyler bağlamaya çalışıyoruz, bi arkadaşım aradı beni. Yüklü bir bağış yapacaktı bize. Ondan sonra Melih dedi böyle bişey duyarsa dedi kesinlikle dedi öyle bişey yapmaz dedi. Ya evin tek kızı evlendirdiler rahatsız çocuğu olmuyor mal varlığı çok çok mal varlığı var. ... kafasına sokturdum direk şeye indirecek bütün şeyi servetini." diyerek Hüseyin GÖRÜM'ün yapmış olduğu bu röportajın söz konusu bu yardımı tehlikeye attığına değindiği, devamında Kahraman'm "sorma ya biz nerelerde neler yaptık biliyor musun" dediği, Melih'in "Az bile yaptık az az bu bişey değil daha yapacağımız çok şey var. ..şuan hiçbir şey yapmış değiliz yani çok şey yapacaz." şeklinde konuşarak Hüseyin GÖRÜM ile konuşulmasından ve susturulmasından bahsettikleri, Tape:4112, 24.11.2007 tarihinde Raif GÖRÜM ile görüşmesinde özetle ; Kahraman'm "Ya mahvetti ya moruk ya benim çok emeğim var o yüzden üzülüyorum biliyon mu" dediği, Raif in "Bitmedi ki sen daha başkan değil misin" "Biz kurmayacaz mı kendi şeyimizi" dediği, Kahraman'm "Kuracağız tabi ya babam dalga geçiyo bennen" dediği, Raif in "Ya boşver ya Kahraman böyle bi oyun olmaz ya ancak ne diyebiliriz biliyor musun" "Diyebiliriz ki yani biz öyle dedik ki bizim Kuvvayi Milliyede Din herkes herkese kapımız açık anlıyor musun ne olursa olsun hani Hnstiyanlar olsun Museviler olsun Müslüman aleminin birleşmesini istiyoruz diye bi mesaj vermek istedik dememiz lazım" "Anlıyor musun o yüzden İsa ile Musa biliyor musun hani buradalar işte bu insanlar barışı temsil eden bu insanlar yeniden biliyor musun diye bi konuşma geçmesi lazım anladın mı" "Amcamın hakkında birisi konuşması gerekir anladın mı oda sen olabilirsin yani,.. telefon açarız deriz ki böyle böyle Kuvvayi Milliye başkanıyım ben ondan sonra Kuvvayi Milliye ilen şeyimiz amacımız esasında hani bu taraftı biliyor musun hani insanlara bi mesaj vermek eee Hüseyin GÖRÜM'le ama kendisi o kadar dolgun bi vaziyette ki hani konuşamadı bile konuşturtmadmız bile adamı yayını kestiniz felan diye bi şey yapmak gerekir onlara" ".. .Biliyormusun yeni şeyimiz hani birleşsin diye yapılan bir mesajdı bu insanlaraama.kimse anlamadı yani bu yaprakta barışın yaprağı hepimizin arasında ki olan" dediği, Kahraman'm "Zeytin yaprağı" dediği, Raif in "Ha anladın mı aklında tut bunları" "Birine mesajdır yani bu" dediği, Kahraman'm "Hepsi bir mesaj" dediği, Raif in "Kimse peygamber de değil hiç kimse bir şeyde değil" "Anladın mı bu bi mesaj yani" "Bizde olmazsa Kuvayı Milliyeden bi kadın tutarız konuşsun bunları bi" dediği, Tape:4114, 26.11.2007 tarihinde Raif GÖRÜM ile görüşmesinde özetle ; Kuvayı Milliye Derneğinin düştüğü kötü durumdan bahsettikleri, devamında , Kahraman'm "Ya ben sana bi şey söyleyeyim mi ben artık teşkilatlanmayı çok iyi biliyorum tamam mı acayip biliyorum yani sadece bize lazım olan araba ve para birazcık" dediği, Raif in "Ya bütün Ege Ege bölgesi bütün Raif GÖRÜM'ü tanıyor moruk" "Bütün o çingene çocukları olsun bilmem ne olsun anlıyor musun Romenler ondan sonra o Ege bölgesindeki bütün o sokaktaki çocuklar biliyor musun bütün kahvedeki çocuklar bi kaçtane çocukları tanıyom onlarda yani her şeyi böyle dört gözle bekliyorlar..." "Eski kurallar geçsin Atatürk' ün gerçek kuralları yani geçsin hep insanlar partilere giripte şu yasayı değiştirip bunu değiştirip peşinde olmasın yani Atatürk'ün yasaları olsun ve kalsın ebedi herkeste onlara uymak zorunda olacak devlette devlet olmazsa da onu hadi yıkıcaksm biliyon mu o kadar basit" "Burhan OMAY var ya Burhan OMAY" "O var ya sizin hepinizi büyüledi o adam hepinize bi şey yaptı o adam..." dediği, Kahraman'm " Z... yapıyor ya i., ya o yaşta" dediği, Raif in "hani ona ben Profesörde saygı duyup ta elini mi öpecem ya o kim lan o kini o benim s... bile öpemez" dediği, , " -,

>

^<S-fA^'

Tape:4118, 30.11.2007 tarihinde Abdullah ARAPOĞULLARI ile görüşmesinde özetle ; Abdullah'ın "bizim bir arkadaş eğlence merkezi açtı işte bazı yerlerle bağlantıya geçtim" "şu an bizi bekliyorlar gidip iş yapacaz" "şimdi bitane kadın var müzükolu var ama kadın herkesi tanıyor çok zengin böyle" "bunun dostu var Amasyalı kadın adam bunu yemiş bitirmiş iyicene Bahçelievler içerisinde yine bi tane müzükol açmış kadın" "bu dostundan kurtulmak istiyor onla çalışacak sağlam bir ekip istiyor herkesi tanıyor gazinocuları tanıyor onları tanıyor bunları tanıyor içeri sızacaz yani açık açık konuştum ben" "işte bu hafta pazartesi gelmeden gidecez işte gelirsen bi arkadaşımda var işte bu serbest çalışıyor tabi mafya ayağında biraz Aksaray'a müzükol açtı onla bağlantıya geçtim onla beraber çalışacaz artık ne iş olursa para hem para hem o işi yapanların tepesine bin hem de ne yaparsan yap" "yav kadın her şeyimizi ayarlıyacak zaten ben evde de kalmıyacam buraya bulaştık zaten iyicene" "baya birkaç tane ekip buldum işte telefonla da olmuyor ama birkaç tanede emekli polis felan buldum" "beraber çalışacaz işte" "Türkmenistanlılar var bazı yerlerde onları ayarladım polis bunların parasını yiyormuş" "cumartesi onları bi ziyaret edeceğiz tabi yarın inşallah gelirsen buraya" dediği, Kahraman'm "ne ne napıyormuş Kazakistanlılarm parasını mı yiyormuş" dediği, Abdullah'ın "heee ya ya bize verecek yani bi nevi" dediği, Kahraman'ın "anladım tamam kardeşim ne gerekiyorsa yapalım ya" dediği, Abdullah'ın "ama işte eee bize de hani silah taşımamız için o kimlik falan çıkarttırın sana bana üç dört tane" ".. .ilerde onu şimdi değil" ".. .yarın akşam bi şuraları düzeltelim para alalım ondan sonra bu şeye gidelim o kadının yanma gidelim çünkü ben biraz basit" "...benimde emir aldığım yer var falan derim gösteririm seni" "sert bir şekilde konuşursun bu adamı biz hallederiz"dediği, Tape:972, 03.12.2007 tarihinde Ilmıra KANDEMİR ile görüşmesinde özetle ; Ilmıra'mn " Raif konuştu mu seninle" dediği, Kahraman'm "he raif abim söyledi bana bir şeyler" dediği, Ilmıra'mn "he bana ne ne gibi bir güzellik yaparsın" dediği, Kahraman'm "...ne istiyon sen" dediği, Ilmıra'mn "bana özel olacak ne istiyom ben ne var" dediği, Kahraman'm "işte şey var toz var yani" dediği, Ilmıra'nm "Nasıl Raif aldığından Raif aldığından mı" dediği, Kahraman'm "evet evet" dediği, Ilmıra'nm "Şeker falan" dediği, Kahraman'm "şeker yokta yani bulunur yani" dediği, Ilmıra'nm "tamam sen bana ondanda obirinden de" "ee bir paket yaparsın" dediği, Tape:973, 03.12.2007 tarihinde Erdal ÎRTEN/Abdullah ARAPOĞULLARI ile görüşmesinde özetle ; Erdal'ın Kahraman'a hitaben "Abi bizim o kimlikler içinde şey yap hele ya." "Yani artık böyle olmuyor. Yani çok küçük düştük ya." Dediği ve telefonu Abdullah' verdiği, Kahraman'm "...O işi ne yaptın sen?" diye sorduğu, Abdullah'ın "Bu Müzikhol mu" dediği, Kahraman'm "Hee" diyerek onayladığı, Abdullah'ın "Ben sizi bekliyom. Ben tek başıma olmaz ki." dediği, Kahraman'm "Biz şimdi bu kadmlan nasıl bu randevuyu bağlıyacaz biz." diye sorduğu, Abdullah'ın "Orasını bana bırakın." dediği, görüşmenin ilerleyen bölümünde Abdullah'ın "Şeye kimlik çıkarabilir miyiz biz, sade üçümüze." dediği, Kahraman'm "Çıkartırız çıkartırız bi şekilde..." dediği, Abdullah'ın "Tamam bizim altımızdakiler önemli değil." "Sadece yetkili biziz diyecem yani. Kimliği gösterecez biz ona." "Yani yine aramızda kalacak. Ona öyle söyleyecez." "Bazı kişilerlede tanıştıracak bizi." "Ya bu saatten sonra kaybedecek bir şeyimiz yok zaten." "Kendi ülkemizde zülüm görüyoruz ya resmen." dediği, Kahraman'm "Evet o ne diyo." Dediği, Abdullah'ın "Tamam diyo. Kadın Amasyalı." "Seyide yabancı zaten." "O şey yapan pislik yapan adam." "Bilmiyorum da nereli olduğunu, kadının evini bi tane diskosunu arabasını hep yemiş batırmış." dediği, Kahraman'm "Tamam biz o işe el koyduk tamam mı" dediği, Abdullah'ın "Bizim oranın insanını da bilirsin Amasya tarafları." "İki tane vurdu muydu, her şeyini verirler yani." Dediği, Kahraman'm "Ortamı hazırla. Ben geleyim direk şey yapalım yani." Dediği, Abdullah'ın "Girecez artık bi yerlere girecez. Yerimizi zaten belli..." dediği, Kahraman'm "Garantisini veriyon mu hepsinin?" diye sorduğu, Âbdullalf-m "Veriyorum." "He bide ne kimliği olacak bizde biliyon mu?" "Şimdi bizde o Kuyayı Milliyenin
>#■

z"""^

2190

kimliğinimi taşıyacaz." "Tamam. Üzerinde şey yazması lazım. Sadece ona gösteririz İstihbarat." "Bide o araştırdım. Daha önceden Kuvai Milliyeyi herkes İstihbaratçı olarak biliyo." "Korkuyorlar Yani." "Tamam sen bi o kimliklere organize çek. Biz seni ordan alalım." dediği, Abdullah'ın "Ondan sonra kadınla özel bi konuşalım. O adamında kafasını koparırız gerekirse." dediği, Tape:4121, 03.12.2007 tarihinde Ilmıra KANDEMİR ile görüşmesinde özetle ; Kahraman'm "Kadıköy'de görüşelim" "Ne için aradın sen beni" dediği, Ilmıra'nm "Bir şeyler istedim" dediği, Kahraman'm "İşte onlar için ben de" "İyi telefonlaşınz oldu mu ben bir iki saat sonra çıkacağım bu taraftan" "Vallahi ne istiyorsun ot var kubar da var" "Ot'ta var kubar da var" "Ne kadar alacan" "On iki buçuk yirmi beş ne" "İyi tamam şey yaparız ben ayarlarım ona göre kaç kişi kaç kişisiniz ona göre ayarlayıp getireyim işte" dediğijlmıra'nm "Ha iki üç kişiyiz" dediği, Kahraman'm "O zaman ben sana yirmi beş metre getireyim ben" dediği, Ilmıra'nm "Ha kaç YTL" dediği, Kahraman'm "Onlar yüz altmış lira" "Yok piyasa öyle inan ki Almi" dediği, Tape:974, 03.12.2007 tarihinde Ilmıra KANDEMİR ile görüşmesinde özetle ; Ilmıra'nm "Şey var mı Şeker var mı" dediği, Kahraman'm "Vallahi şeker şu anda yok" dediği, Ilmıra'nm "Ha tamam iyi ben seni ararım tamam mı canım" dediği, Tape:4125, 07.12.2007 tarihinde X Şahıs ile görüşmesinde özetle ;X Şahsın "Yarın seni almaya gelecek" dediği, Kahraman'm "Abdullah mı" dediği, X Şahsın "yarın gönderiyorum" dediği, Kahraman'm "Tamam var mı bir gelişme" dediği, X Şahsın "Gelip seni alıp bir şeyler olacak İzmir'deki adam" "Sana bahsetmiş miydi" "Ayakkabıcı" dediği, Kahraman'm "Yok ondan bahsetmedi herhalde" "İşte o İzmir'deki adam İstanbuPdaymış İkitelli de bu gün onunla görüşecem" "Sen burada bizimle oldun mu dahi olur" "Daha iyi organize ederiz" dediği, Tape:4126, 07.12.2007 tarihinde Abdullah ARAPOĞULLARI/Erdal İRTEN ile görüşmesinde özetle ; Erdal'ın "Ben biraz erken çıktım Abdullah onlar da arkamdan geldiler bu gün buradayız işte bir durum değerlendirmesi yapıyoruz yarın seni gelip alacaklar bunlar" "Yani Abdullah diyormuş adam diyormuş bütün kapılan ardına kadar açacam" "...işte abeyi gidin karşıdan getirin burada bütün planlarımızı masaya yatırırız" "Orada Abdullah'a yann seni karşıdan orada alırken yoksa kimlikleri sonra mı alırız" dediği, Kahraman'm "Kimlikleri şimdi biraz problem var tamam mı. Biz bir konuşma yapalım da onları ayarlarız kendi aramızda" dediği, Erdal'ın "...yalnız bu Bedri'nin kimliğinin olması lazım" dediği, Kahraman'm "Tamam ben onu halledecem ben tamam bir değerlendirme yapalım da" dediği, Abdullah'ın "Görüşme yaptım ya bu şey var ya televizyona çıkıyor baya meşhur bu bende tanıyamadım baya meşhurmuş adam kendi çapında mafya zaten , öyle bir işadamı Almanya'da bir şehirde kendi adını vermiş adam" , "Çok zengin ... Başkanı var ya Spor Kulübünün" dediği, "beni yirmi dördünde T..'a çağırdı..." "Bu Z.. var ya ... adı neydi" "N.Z., U. A.D." "Bunlar hep zaten böyle şeyli Ankara'da balo var yirmi dört Şubat'ta bütün Bakanlar makanlar geliyormuş" "Biz de oraya davetliyiz oraya gideceğiz" "Görüştüm T.'a yerleşip bu işe ufak kardeşi bakacak" "Ne yapacağız bir Dernek açacağız biz oraya" "Biz hazır olduğumuz zaman gideceğiz buradan adam almayacağız sen ben Erdal abi baş olarak" "Onlar oradan adama verecek bize altımızda çalışacak" "Bunların ihaleleri var tamam mı" "Biz bu ihalelere girip alacağız sadece" "Merkez T., olacak oraya bağlıyız çünkü adam bütün yatırımını oraya yapacak Televizyon kanalı kurdu daha yeni" dediği, Kahraman'm "Onun başına da abim geçecek zaten" dediği, Abdullah'ın "Ha ha bu ihaleler toplantılar zaten A.D., o N.Z., U. o adamlarla hep beraber olacak zaten" "Bu adamların genel yeri Almanya Almanya'da kalıyor" "Ben sadece ihaleleri istiyorum, bir de bu yani şeyle konuşturuyum Hüseyin Başkanla Askeri bot yapma ihalesi yeni bir Almanya'dan fabrika getirdi kurdu Şubat'ta başlıyor" dediği, Kahraman'm "Tamam tamam kardeşim T.,..'da da ekip var ha" dediği, Abdullah'ın "Ya biz şimdi o derneğe biz gizli şey yapacağımız, için oradan ekip

almayacağız onlan bizim altında çalışacak adamlan verecek biz seçeceğiz kendimiz olmak üzere başımızda" "Yeni seçeceğiz kendi adamımızı niye atalım ateşe" dediği, Erdal'ın "Konulan masaya yatıracağız bütün planlanmızı" dediği, Abdullah'ın "Ben dedim Genelkurmaya bağlı şöyle böyle bazı şeyleri söyleyemem dedim bize dedim soru sormayacaksınız" "Sadece iş vereceksiniz yaptığımız işi bileceksiniz dedim" "Soru istemiyorum dedim aynen böyle konuştum ben" dediği, Tape:975, 10.12.2007 tarihinde Ilmira KANDEMİR Ue görüşmesinde özetle ; Ilmira'nm "Bişey soracam." "25 metreyi biraz indirimli verebilir misin" "Yada 12.5 metre alalım ama yine de indirimli fiyat yap bize." dediği, Kahraman'm "Yani ben şey değilim tamam mı. Bu işin ticaretini ben yapmıyorum anladın mı?" dediği, Ilmira'nm "Hı tamam da anladım. Sen öbür tarafa da konuş istiyorum." "25 metreyi bi bi 120-130 yapalım mı 120." dediği, Kahraman'm "Tamam tamam." "Öbür şeyden buldum ben." dediği, Ilmira'nm "Hıhı şeker" dediği, Kahraman'm "10 lira diyolar ona da." dediği, Ilmira'nm "Tamam bişey olursa eve kadar getirirsin bana demi?" diye sorduğu, Kahraman'm "Tabi canım ne demek ya..." dediği, Tape:976, 10.12.2007 tarihinde Ilmira KANDEMİR ile görüşmesinde özetle ; Kahraman'm "Ben şimdi görüştüm de." "Temiz bişey, güzel bişey varmış, tamam mı." "...100 liraya veririm diyo. 15 gram diyo." dediği, Ilmira'nm "Şey mi hazır mı basılmış." dediği, Kahraman'm "Yok da hallederiz. Ben hallederim gelince." dediği, Ilmira'nm "Yok ama nasıl kim basıcak ona." dediği, Kahraman'm "He orda basıp şey yapanm. Ben halleder çıkanm yani." dediği, Tape:4129, 10.12.2007 tarihinde Hurşit ÇAKAR Ue görüşmesinde özetle; Kahraman'm "Paşalar var orada Hüseyin var hepsi var orada yani" dediği, Hurşit'in "Paşa'nm telefonunu ver alabilir miyim senden" dediği, Kahraman'm "Hep eski telefon aynldım ben onlardan Hurşit" "Yirmi milyar bana borç taktılar anladın mı kardeşim" dediği, Hurşit'in "Yani ben burada yandım ama ben çok insanın canını yakanm biliyor musun" "ben bunun aslını istiyorum yani aslı kimden bitiyorsa aslını istiyorum ben" dediği, Kahraman'm "Aslı o işte gidicen oraya tamam mı" dediği, Hurşit'in "Ha ben gittim oraya kimsenin göz yaşma bakmam Fikret'tir Hasan'dır Masan'dır yani kimsenin gözünün yaşma bakmam" "Peki Cevdet şu anda oraya gidip geliyor mu" dediği, Kahraman'm "Ha oranın sürekli adamıydı o gelip gidiyordu her zaman onunla görüşüyordum" dediği, Hurşit'in "Orada şu anda Hüseyin var Fikret var bir de Cevdet var değil" dediği, Tape:4130, 14.12.2007 tarihinde X Şahıs ile görüşmesinde özetle ; Kahraman'm "İşte Kuzeye filan gittik Kuzey Irak" "İşte gittik geldik o tarafa asker götürdük" "Brifing verdim geldim" "Evet ya bombalıyorlar dağlan taşlan işte" dediği, X Şahsın "Peki abi ne olacak burada herhangi bir şekilde hareket yapmayacak mıyız, Yani Olduğumuz yerde kaldık tıkandık böyle vallahi diyorum sana ya daral geldi bana ya" dediği, Kahraman'm "Ya Genelkurmaylık yaptırmış" dediği, X Şahsın "Yalandan mı" "Niçin abi" dediği, Kahraman'm "Bu sahtekarlar falan var ya yani" "Onlan deşifre etmek için" dediği, X Şahsın "Anladım işin içinde başka şeyler var yani" dediği, Tape:4131, 14.12.2007 tarihinde Raif GÖRÜM ile görüşmesinde özetle ; Kahraman'm "Dün çağn bıraktım aramadın" dediği, Raif in "Mark şeyi geri getirdi moruk" "Emaneti" "İşte anlaşmayı bozdu" "Gelsene bir konuşuruz" dediği, Tape:3446, 15.12.2007 tarihinde İbrahim isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ; (Görüşme Raif GÖRÜM'ün kullanımındaki telefondan yapılmıştır.) ; Kahraman'm "İbrahim abi bu eksik çıktı ya" dediği, İbrahim' in "Ya eksik çıktı nasıl çıktı ben burada teraziye koydum onu burada şeyde bak bakkalda koydum onu nasıl eksik çıktı terazi var mı orda" dediği, Kahraman'm "Var tabi ya hassas terazi var ,bizde ya" dediği, ibrahim' in "Sen şimdi teraziyi de alda geltirsene bakim onu buraya" dediği, Kahraman'm "Yetmişbeşliramı alınm abi eksik bu yetmişaltı gıram -bu ya" "dediği, İbrahim' in

"Yetmişaltıgıram ben burada tarttım terazide yüzgıram geldi yetmişaltıgram iyi tamam" dediği, Tape:955, 24.12.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Nihat ALTILAR arasındaki görüşmede özetle; Nihat'ın "Sayın başkanım babacığım ben Nihat Altılar" "...Ben Bursa'dayım. Ben Kahraman beyle görüştüm. Benim bir çalışmam var şimdi. Bizim Kuvayı Milliye Derneği adına. Türkiye genelinde ve yurt dışında ne kadar denizci kardeşlerimiz varsa." "Bunların hak hukuk adaletini ve mağdur kaldıklarına dair bir CD yaptım ben burda." "O filmi size izleticem ve aynı zamanda olayın içeriğini anlayacaksınız. Çünkü bizler 1980 ve 1990 dan beri her şekilde hak hukuk... Bizim Türkiye'de olmadığını ve Ankara'da Milletvekili olan C.K.'na yönelik bir CD hazırladım." "Armatörler bizim denizcilere her zaman için mağdur bırakmıştır. Buna yönelik bir çalışma başlatıcam." "...Bu denizcileri kendi bünyemize almak açısından ve bunları üye edip onların fonlarından derneğimizin kalkınma adına. Aynı zamanda bir çalışma başlatıyorum sayın başkanım." dediği, Mehmet Fikri'nin "Tamam Nihatçığım tamam." dediği, Nihat'ın "Geldiğimde Dernekte görüşürüz." dediği, Tape:4133, 26.12.2007 tarihinde Nihat ALTILAR ile görüşmesinde özetle ; Nihat'ın "Başkanım hürmetler saygılar ben Nihat ALTILAR" "Yarın görüşürüz abi elimde bir evraklar var CD'ler var onları da Genel Başkanımıza vereceğiz orada" "Baba'ya vereceğiz" "Bir görsün gazeteler falan var işte" dediği, Tape:4134, 26.12.2007 tarihinde Cenk isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Cenk' in "Cenk ben nasılsın" "Alminanm arkadaşı hatırladın mı" dediği, Kahraman'm "Merhaba Cenk" dediği, Cenk' in "Raif abi (Raif GÖRÜM) ile görüştüm de" ".. .hani bana bir parça bir şey verdi ya" dediği, Kahraman'm "Ne kadar şey yapacan" dediği, Cenk' in "Ne kadar yapalım sen ne taraftasın ben gerçi karşıdayım" dediği, Kahraman'm "150'den başlıyor işte 25'e" "Şeyler mi şekerler mi" dediği, Cenk' in "Yok yok Basmaya" dediği, Kahraman'm "Ya şimdi değişiyor ya sen ne kadar alacağına bağlı biliyor musun" "Ne kadar alacağına bağlı yani" dediği, Cenk' in "Kaç tane alıyım bilmiyorum ki şimdi yani alırım atıyım 5-6 tane alıyım ondan basılmıştan" "Ne var şuanda yani alıp ta pişman olmayacağımız o akşam ki gibi ne var onu söyle onu sen" dediği, Kahraman'm "İşte ot var" "Biliyor musun e Klorda var" dediği, Cenk'in "...ben Raif abiye (Raif GÖRÜM) sorunca direkt ara Kahramanı" dediği, Kahraman'm "Sen bana miktar belirle" dediği, Cenk' in "Öbür kuburun şeyi ne" dediği, Tape:4135, 26.12.2007 tarihinde Raif GÖRÜM ile görüşmesinde özetle ;Raif in "Orada 50 tane CD var biliyor musun hepsini 49" dediği, Kahraman'm "Adam yolda geliyor yolda geliyor şimdi şeye gelecek Bostancı'ya geldiği zaman beni arayacak bende çıkacam aşağıya" dediği, Raif in "Ha moruk onların hepsini alacaksa alsın yani almayacaksa hiç gelmesin yani" dediği, Kahraman'm "Sen bunu telefondan şey yapsaydın ben adam geliyor şimdi köprüdeymiş şimdi" dediği, Raif in "...onların hepsini alacaksan gidelim yoksa dersin hiç gitmeyelim tamam mı" "50 tane 49 tane mi CD olacak" "Güzel görüntülü onlar şeyli ee Gümüş mü ne diyorlar onun kaplamalarına" dediği, Kahraman'm "Tamam işte dedim ya 300 lira" "250 tanesi" dediği, tespit edilmiştir.

e)-Diğer şüphelilerle örgütsel irtibatları;
Telefon rehberi karşılaştırması; Kahraman ŞAHİN'in ; 5373755310 telefon numarasının Erdal İRTEN, Erol ÖLMEZ, Hüseyin GÖRÜM, Oğuz Alparslan ABDÜLKADİR ve Raif GÖRÜM'e ait cep telefonları rehberlerinde, Kahraman ŞAHİN'in ;5466478283 telefon numarasının Erol ÖLMEZ, Recep Gökhan SİPAHİOĞLU, Yaşar ASLANKÖYLÜ ve Yusuf GÖRÜM'e ait cep telefonu rehberlerinde, kayıtlı bulunduğu. - - -T,: '--,

Mehmet Fikri KARADAĞ'm 5358881514 ve 5396550456 telefon numaralarının "baba" ismi ile , Erol ÖLMEZ'in 5339661009 telefon numarasının "Erol komt ( komutan) " ismi ile ve Oğuz Alparslan ABDULKADİR'in 5378786138 telefon numaralarının da Kahraman ŞAHİN'e ait telefon rehberinde kayıtlı bulunduğu tespit edilmiştir. Kahraman Şahin'in kullanmakta olduğu 0537 3755310 nolu GSM hattının 01.01.2000 den günümüze kadar yapmış olduğu arama-aranma, mesaj gönderme-mesaj alma kayıtlannm kolluk tarafından yapılan analizinde; Hüseyin Görüm' ün kullandığı 0505 6588812 nolu GSM hattı ile 257 Erdal İrten' in kullandığı 0539 4710939 nolu GSM hattı ile 206 Erol Ölmez' in kullandığı 0546 5777810 nolu GSM hattı ile 20 Erol Ölmez' in kullandığı 0536 6310901 nolu GSM hattı ile 470 Erol Ölmez' in kullandığı 0538 3657258 nolu GSM hattı ile 62 Erol Ölmez' in kullandığı 0533 9661009 nolu GSM hattı ile 16 Recep Gökhan Sipahioğlu' nun kullandığı 0505 3043924 nolu GSM hattı ile 28 Recep Gökhan Sipahioğlu' nun kullandığı 0555 8571924 nolu GSM hattı ile 4 Recep Gökhan Sipahioğlu' nun kullandığı 0555 4952647 nolu GSM hattı ile 36 Rasim (Yasin) Görüm' ün kullandığı 0538 5605898 nolu GSM hattı ile 8 Mehmet Fikri KARADAĞ' m kullandığı 0535 8881514 nolu GSM hattı ile 299 Mehmet Fikri KARADAĞ' m kullandığı 0539 6550456 nolu GSM hattı ile 170 Raif Görüm' ün kullandığı 0535 8258383 nolu GSM hattı ile 1325 Raif Görüm' ün kullandığı 0538 7496868 nolu GSM hattı ile 28 Hüseyin Gazi Oğuz' un kullandığı 0532 2650260 nolu GSM hattı ile 8 Oğuz Alparslan Abdulkadir' in kullandığı 0537 8786138 nolu GSM hattı ile 68 Oğuz Alparslan Abdulkadir' in kullandığı 0533 2756462 nolu GSM hattı ile 48 Yusuf Görüm' ün kullandığı 0536 2716692 nolu GSM hattı ile 2 Mahir Şimşek' in kullandığı 0537 3897296 nolu GSM hattı ile 32 Abdullah Arapoğullan' nın kullandığı 0545 2838998 nolu GSM hattı ile 14 Kahraman Şahin'in kullanmakta olduğu 0546 6478283 nolu GSM hattının 01.01.2000 den günümüze kadar yapmış olduğu arama-aranma, mesaj gönderme-mesaj alma kayıtlannm kolluk tarafından yapılan analizinde de ; Oğuz Alparslan Abdulkadir' in kullandığı 0533 2756462 nolu GSM hattı ile 98 Abdullah Arapoğullan' nın kullandığı 0545 2838998 nolu GSM hattı ile 14 Erol Ölmez' in kullandığı 0536 6310901 nolu GSM hattı ile 14 Recep Gökhan Sipahioğlu' nun kullandığı 0505 3043924 nolu GSM hattı ile 162 Recep Gökhan Sipahioğlu' nun kullandığı 0555 4952647 nolu GSM hattı ile 214 Recep Gökhan Sipahioğlu' nun kullandığı 0555 8571924 nolu GSM hattı ile 20 Recep Gökhan Sipahioğlu' nun kullandığı 0538 2372854 nolu GSM hattı ile 8 Mehmet Fikri KARADAĞ' m kullandığı 0539 6550456 nolu GSM hattı ile 132 Mehmet Fikri KARADAĞ' m kullandığı 0535 8881514 nolu GSM hattı ile 36 Raif Görüm' ün kullandığı 0535 8258383 nolu GSM hattı ile 222 Rasim (Yasin) Görüm' ün kullandığı 0538 5605898 nolu GSM hattı ile 12 Yaşar Arslanköylü' nün kullandığı 0536 5483885 nolu GSM hattı ile 4 kez görüşme yaptığının tespit edildiği belirtilmiştir. Bu tespitlerin dışında Kahraman ŞAHİN'in diğer şüphelilerden Mehmet Fikri KARADAĞ, Erol ÖLMEZ,Abdullah ARAPOĞULLARI,Erdal İRTEN,Oğuz Alpaslan ABDUÜLKADİR ve Raif GÖRÜM ile telefon bağlantısı kurduğu, yukanda özetlenen suç unsuru görüşmeleri yaptığı da tespit edilmiştir. Şüphelinin Kuvayı Milliye Derneği içerisinde örgütlenen illegal yapılanma içerisinde, bu yapılanmanın lideri Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM'e bağlı olarak hareket ettiği, hiyerarşik yapı içerisinde Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM'den 2194

j;

'^Tft^r^&K

aldığı talimattan yerine getirdiği, hiyerarşik yapıda kendisine bağlı olan Erol ÖLMEZ,Abdullah ARAPOĞULLARI ve Erdal İRTEN gibi örgüt üyelerine emir ye talimat verdiği, bu kapsamda görüştüğü kişilere ekip kurmaları talimatını verdiği, Erol ÖLMEZ'i istihbarat toplamak için Çarşamba semtine gönderdiği, bu kişilerin kendisine başkanım veya komutanım şeklinde hitap ettikleri, yapılması planlanan illegal işler konusunda kendisinin onayını istedikleri, bu işlerden bir kısmına kendisinin onay verdiği, bir kısmında ise hiyerarşik yapıda kendisinden yukarıda bulunan Hüseyin GÖRÜM'e aktardığı değerlendirilmiştir.

f)-Diğer şüpheli ve tanık beyanları;

Gizli Tanık-17 , ifadesinde aynısı ile ; "...Kahraman ŞAHİN'in derneğin gençlik kollanndan sorumlu olduğunu, binbaşı lakabı kullandığım, Hüseyin GÖRÜM tarafından esrar içmeye alıştmldığmı, dernekte aktif olarak görev yaptığını, hatta derneğin borçlanndan dolayı kendisine haciz geldiğini biliyorum. Çanakkale'deki mitingde Tuncay ÖZKAN kürsüye çıkarak solculann birleşmesi konusunda bir konuşma yaptı. Kuvayı Milliye' den gidenler olarak mitingin siyasi bir gösteriye dönüşmesine tepki gösterdik. Bu nedenle mitinge katılan Atatürkçü düşünce derneği ve biz kaç kişiyiz hareketi isimli tanıtma yeleği giymiş kişiler ile bizler arasında yumruklaşmaya varan bir tartışma oldu. Bu nedenle Kuvayı milliye grubu olarak bizler mitingden aynlıp slogan atarak Çanakkale'nin içinden geçip minibüslere gittik. Burada miting alanmdayken beyaz renkli Kartal marka bir aracın içersinde birinci ordu çekim aracı yazılı bir kamera olduğunu ve çekim yapıldığını gördüm. Bu mitinge Mehmet Fikri KARADAĞ katılmamıştı. Nedenini tam olarak bilemiyorum. Dönüşte Mehmet Fikri KARADAĞ' m Kuvayı Milliye Katılanlan olarak burada yapılan tartışmadan dolayı herkesi fırçaladığını tartışılan dernek ve oluşumlann Kuvayı Milliye ile yandaş olduklannı söylediğini biliyorum. Çanakkale mitinginden 2 veya 3 gün sonra gece saat 23.00 sıralannda Kuvayı Milliye Derneğinin Kadıköy'deki binasına Veli KÜÇÜK geldi. O saatte dernekte kalan yaklaşık 10 kişi Mehmet Fikri KARADAĞ' m odasına çağnldı. Veli KÜÇÜK burada Çanakkale mitinginde Kuvayı Milliye olarak gösterilen tepkinin yanlışlığından, mitingi düzenleyen dernek ve kurumlann yandaş olduklanndan, birlik ve beraberlik içersinde bulunulması gerektiğinden bahsetti. Sonrasında kendi güvenlik şirketine 150 tane genç alıp işe başlatacağını, bunlann sağlam kişiler olması gerektiğini, bu kişilerin Kuvayı Milliye Derneği aracılığı ile bulunmasını, özgeçmişlerinin, ailelerinin, araştınlmasım istedi. Daha sonra da aynldı. Ertesi günü eleman temini için bir duvar ilanı hazırlanarak derneğin iç kısmına asıldığını gördüm. Derneğe gelip gidenler bu ilana bakıp müracaat ediyorlardı. Bu işle Kahraman ŞAHİN ilgileniyordu. İlk işlemleri ve görüşmeyi yaptıktan sonra görüştüğü kişileri mülakat yapması için Mehmet Fikri KARADAĞ' a gönderiyordu. Bu olaydan yaklaşık 10 gün sonra Kahraman ŞAHİN ile Niyazi KIYAK' m Veli KÜÇÜK' ün Ümraniye ilçesinde Güvenlik şirketi aracılığıyla korumasını yaptırdığı bir binaya gittiklerini, burada Veli KÜÇÜK' ün adamlannı hem kaldıklannı,mülkiyeti Anayasa Mahkemesi eski başkanı Tülay TUĞCU'ya ait olduğu söylenen boş olan ve eski bir hipermarket olduğu söylenen bu binada banndıklannı, yaklaşık 15 kişi olduğunu, bunun dışında sürekli gelip gidenler bulunduğunu, bu kişilerin de hepsinin sabıkalı tipler olduğunu, Veli KÜÇÜK' ünde buraya gelerek kendileri ile görüştüğünü dernekte anlattıklanna şahit olmuştum. Zaten bu ziyaretten sonra da Ümraniye' deki bu yerden derneğe sürekli genç kişiler gelmeye başladı. Derneğe sürekli olarak gelen giden kişiler oluyordu. Bunlar genellikle Mehmet Fikri KARADAĞ , Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN'e gelirlerdi..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Abdullah ARAPOĞULLARI ; Telefon hattı satmak amacı ile Kuvayı Milliye Derneğine gittiğinde Kahraman ŞAHİN ile tanıştığını, kendisini üye sorumlusu olarak

tanıttığını, müsait oldukları bir zaman konuşmak için çay içmeye beklediğini söyleyerek gelirken arkadaşlarını da getirmesini istediğini,bir ay sonra Erdal İRTEN ile birlikte derneğe gittiklerini, burada Erdal İRTEN'i Kahraman ŞAHİN ile tanıştırdığmı,Kahraman ŞAHİN'in kendilerine Kuvayı Milliye Demeğinin Askeri bir kuruluş olduğunu, buranın Paşalar tarafından yönetildiğini söylediğini,Kahraman ŞAHİN'in kendilerine Bağcılar'da Kuvayı Milleye Demeği Şubesi açmalarını teklif ettiğini ve sen bu konuyla görevlisin dediğini,aynca kendisine demeğin maddi sıkıntısından bahsedip bu demeğin bütün Türk Milletinin olduğunu, kirasının ödenemediğini, demeğe maddi yardımda bulunabilecek esnaf tanıdığı olup olmadığını sorduğunu,daha sonra kendisini demeğe çağırdığmı,yaklaşık bir ay sonra tek başına Kuvayı Milliye Demeğine gittiğini, burada kendisine üç ay sonra kendilerine kimlik çıkacağını, şu an Paşaların onaylamadığını, araştırıldıklarını söylediğini ve demeğe yardım istenilecek kişiyi sorduğunu, kendisinin de Aksaray'daki otel sahibi kişiyi söylediğini, sonrasında da Bağcılar'da Kuvayı Milliye Demeğinin şubesinin açılıp açılamayacağını, esnafların olup olmadığını sorduğunu, kendisinin de işlerini ve ablasının hastalığını gerekçe göstererek bu konuyla ilgilenemeyeceğini söylediğini, bu tarihten yaklaşık bir buçuk ay sonra Kahraman ŞAHİN'in kendisine ulaşamadığından Erdal İRTEN'i aradığını ve kendisini aramasını istediğini öğrendiğini, ancak kendisini aramadığını, o tarihten sonra da Kahraman ŞAHİN ile görüşmediğini beyan etmiştir. Erdal İRTEN ; Kahraman ŞAHİN ile Abdullah ARAPOĞULLARI aracılığı ile tanıştığını, Kuvayı Milliye Demeği Kadıköy Şubesinin muhasebecisi olduğunu öğrendiğini,kendisinin işyerinin icralık bir işi olduğunu,bu işte karşı tarafın avukatının Maltepe'de bulunduğunu, Kahraman ŞAHİN de Maltepe'de oturduğu için telefonla kendisini aradığmı,bu işle ilgili görüşmek üzere birlikte avukatın bürosuna gittiklerini, 16.09.2007 tarihli görüşmeyi Kahraman ŞAHİN ile yaparken telefonu Abdullah ARAPOĞULLARI'na verdiğini,Kahraman ŞAHİN kendisine "ekibi oluştur" deyince kendisinin böyle bir hareketin içinde bulunmayacağını belirttiğini, beyan etmiştir. Ayşe Ceylan GEÇYOL (KIYAK) ; Kahraman ŞAHİN'i Kuvayı Milliye Demeğinin gençlik kollan başkanı olarak tanıdığını, 2007 yılı içersinde Çağlayan'da gerçekleşen Cumhuriyet mitingine demek olarak katılma kararı alındığından Niyazi KIYAK, Ali isimli biri, Kahraman ŞAHİN ve Gülbeyaz isimli bir bayan (Demek üyesi) ile birlikte katıldığını, ilerleyen süreçte İzmir'de gerçekleştirilen Cumhuriyet Mitingine de demek yönetimi katılma karan aldığından İzmir'e giderek mitinge katıldığını, mitinge demekten gelen Mehmet Fikri KARADAĞ, Hüseyin GÖRÜM, Kahraman ŞAHİN, Niyazi KIYAK'm da katıldığını gördüğünü, beyan etmiştir. Erol ÖLMEZ ; Kahraman ŞAHİN'i Kuvayı Milliye demeğinden Hüseyin GÖRÜM'ün yardımcısı olarak tanıdığını, kendisine daha önce oto galericiliği yaptığını söylediğini,dernekten aynldıktan bir müddet sonra telefon açarak kendisinin de dernekten aynldığmı, Hüseyin GÖRÜM'ün kendisine sürekli olarak küfür ettiğini, bağınp çağırdığını bu yüzden dayanamayarak aynldığmı söylediğini,arada bir hal hatır sormak için telefon görüşmeleri yaptıklannı, kendisinin demekte bulunduğu sırada Muhammet YÜCE'nin derneğe geldiğini ve Kahraman ŞAHİN ile görüştüğünü gördügünü,Dernekte bulunduğu sırada Kahraman ŞAHİN'in kendisine deprem afetleri sırasında Özel Kuvvetlerin afet ve deprem kısmından sorumlu olduğunu söyleyerek üzerinde Özel Kuvvetler yazılı Kuvayı Milliye Demeğinin kimlik kartını verdiğini,Murat ÇAĞLAR'ı tanımadığım,kendisinin araç içerisinde silah ve bir kısım dokümanlarla yakalanması olayını demeğe gelip giden şahıslardan ve Kahraman ŞAHİN'in konuşmalanndan duyduğunu,derneğe gelip giden bu kişinin yakalandığını konuştuklannı, telefon görüşmesinde kendisini "Kıdemli Binbaşı Erolhan EJDEROGLU" olarak tanıtmasının nedeni sorulması üzerine, Kahraman ŞAHİN'in kendisine bu ismi takarak bu şekilde hitap ettiğini, kendisinin * de bu şahısla olan telefon konuşmalannda komutan tabirini kullandığını, kendisinin Kahraman ŞAHİN' den emir ve

talimat almadığmı,onun emir ve talimatları doğrultusunda eylem ve faaliyetlere katılmadığım,aralarmdaki "komutanım" şeklindeki hitaplann şaka mahiyetli ve şuursuzca olduğunu,beyan etmiştir. Muhammet YÜCE , Kahraman ŞAHİN'i tammadığmı,ismini ilk defa duyduğunu beyan etmiştir. Hüseyin GÖRÜM, Kahraman ŞAHİN' in Kuvayı Milliye Derneğinde yönetimde sorumlu düzeyde görevli bulunan bir üye olduğunu beyan etmiştir. Mehmet Fikri KARADAĞ, Kahraman ŞAHİN'i Hüseyin GÖRÜM'ün çocukluğundan beri yanında yetiştirdiğini,Kuvayı Milliyeci olduğunu söylediği şekli ile tanıdığmı,bu kişinin daha sonra yönetim kurulu kararıyla dernek saymanlığına getirildiğini beyan etmiştir. Raif GÖRÜM, Kahraman ŞAHİN'in kendisinin aile dostu olduğunu, Kahraman ŞAHİN'in kendisinin telkinleri ile Kuvayı Milliye Derneğine üye olduğunu,15.12.2007 tarihinde kendisinin kullanımındaki telefondan Kahraman ŞAHİN'in İbrahim ile yaptığı telefon förüşmesinde geçen ; Kahraman'm "İbrahim abi bu eksik çıktı ya" dediği, İbrahim' in "Ya eksik çıktı nasıl çıktı ben burada teraziye koydum onu burada şeyde bak bakkalda koydum onu nasıl eksik çıktı terazi var mı orda" dediği, Kahraman'm "Var tabi ya hassas terazi var bizde ya" dediği, İbrahim' in "Sen şimdi teraziyi de al da geltirsene bakim onu buraya" dediği, Kahraman'm "Yetmişbeşliramı alırım abi eksik bu yetmişaltı gıram bu ya" dediği, İbrahim'in "Yetmişaltıgıram ben burada tarttım terazide yüzgıram geldi yetmişaltıgram iyi tamam" sözlerinin okunup sorulması üzerine ; görüşmenin Kahraman ŞAHİN ile İbrahim isimli kişi arasında yapıldığını,içeriği hakkında bilgi sahibi olmadığmijbeyan etmiştir. Recep Gökhan SİPAHİOĞLU, Kuvayı Milliye Derneğine üye olduktan sonraki bir tarihte Hüseyin GÖRÜM, Kahraman ŞAHİN ve Ali KUTLU 'mm kendisini Mehmet Fikri KARADAĞ' m odasına götürdüklerini,onun da kendisine basında çıkan haberin aksine dernekte yasadışı hiçbir iş yapılmadığını söylediğini ve kendisinden derneğin kapanan Internet sitesi yerine yeni bir Internet sitesi hazırlamasını isteyerek bu amaçla yönetim kurulu karan hazırlanması talimatı verdiğini, Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN'in bu karan hazırladıklannı,ancak orada hazır bulunmayan üyelerin yerine de kendilerinin imza attıklannı,kendisinin bunu garipsediğini, daha sonra derneğe gittiğinde bunu Hüseyin GÖRÜM' e sorduğunu, kendisine bunun önemli olmadığını, kararlan Mehmet Fikri KARADAĞ' m verdiğini, onun dediğinin olacağını söyleyerek sertçe çıkıştığını, derneğe bu gidişinde yanında oğlu Emir SİPAHİOGLU'nun da bulunduğunu, Emir'in tesadüfen derneğin alt katında esrar içen kişiler görerek kendisine söylediğini, bunun üzerine gidip baktığında gerçekten esrar içtiğini tahmin ettiği Kahraman ŞAHİN ve Niyazi KIYAK ile isimlerini bilmediği iki kişi daha gördüğünü,bulunduklan oda da çuval içerisinde esrar olduğunu tahmin ettiği bir madde gördüğünü, bunu Hüseyin GÖRÜM' e sorduğunu, onun da kendisine esrar içmenin yanlış olmadığını, Kur'anda bunun aksine bir hüküm olmadığını, hatta Peygamberin dahi ot içtiğini söylediğini, kendisinin söylenenleri yadırgadığını söyleyerek kızgınlıkla dernekten aynldığını,daha sonra Kahraman ŞAHİN tarafından 2007 senesindeki Genel Seçimlerde dernek olarak destek verileceğini söyledikleri Kadıköy' den Bağımsız Milletvekili adayı olan Ertuğrul OĞUZ isimli kişi hakkında seçim çalışmalan için derneğe çağnldığmı, yine bu çalışmalar için daha önce bahsettiği yönetim kurulu karan ile görevlendirildiğinin söylendiğini, ancak bu karamı usulüne uygun olmadığını bildiği için gerek Internet sitesi kurulması gerekse seçim çalışmalan için hiçbir faaliyette bulunmadığmı,beyan etmiştir. Yusuf GÖRÜM, Kuvayı Milliye Derneğinin Mersin ilindeki yemin töreni görüntülerini televizyonda gördükten sonra kardeşi Türkan GÖRÜM ve onun arkadaşı Sevilay isimli bir kişiyi dernekten istifa etmeleri için ikna ettiğini,kendilerinin dernekten istifalan için gerekli olan noter ihtarnameli istifa dilekçelerini yazdırdığını ve onlann istifalannı sağladığım,bu olaydan sonra dernekte bulunan Kahraman ŞAHİN ve isimlerini

bilmediği birkaç kişinin kendisini vatan haini olarak ilan ettiklerini ve derneğe girmemesi için karar aldıklarını Kahraman ŞAHİN'in kendisine söylediğini, Kahraman ŞAHİN'i 1997 yılından bu yana tamdığım,KartaPda bulunan yazıhanesine yeğeni Raifle birlikte geldiğini,kendisini oradan tanıdığmı,dernekte ne görev yaptığını bilmediğini beyan etmiştir.

g)-Hukuki durumunun değerlendirilmesi;
Şüpheli Kahraman ŞAHİN'in Ergenekon Terör Örgütünün üyesi olduğu , Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurların" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyarınca kurulan Ergenekon Terör Örgütüne bağlı "Lobi Yapılanmasının" karan ve bu yapılanmanın Sivil Toplum Kuruluşları alanındaki faaliyet şekil ve esaslarım belirlemek için hazırladığı "Dinamik" adı verilen örgüt dokümanında gösterilen "Kuvayı Milliye Cephesi gibi Milli Mücadele yıllarında kurulan örgütlerin günümüzde yeniden kurulması ve faaliyete geçirilmesi uygun görülmüştür" hedefinin uygulamaya konulması amacı ile kurulan Kuvayı Milliye Derneğinin faaliyetlerinde etkin rol oynadığı, Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda yönetilmesine yardımcı olması için gençlik kollanndan sorumlu teşkilat başkan yardımcısı olarak görevlendirildiği, bu görevi kapsamında da örgüte eleman kazandırdığı, örgüte kazandırdığı elemanlann profillerinden de yararlanıp mafya tarzı faaliyetlerde bulunarak örgüte gelir temin ettiği, yine örgüte kazandırdığı elemanlar aracılığı ile örgüt amaçlan doğrultusunda istihbarat topladığı, legal faaliyetleri çerçevesinde sivil demokratik tepki görüntüsü ve kamuoyu oluşturmak amacı ile yönetim aleyhine olan sivil toplum hareketlerini organize ettiği veya içerisinde yer aldığı iddia edilmektedir. Şüpheli özetle ; kendisinin devletle veya herhangi bir gizli oluşumla ilgisi olmadığını, derneğin maaşlı bir çalışanı olduğunu,7-8 aydır maaşını alamadığını, telefon konuşmalannm çoğunun derneğe gelen,vatan sevgisi olan heycanlı insanlarla yaptığı ve bir çoğu şaka mahiyetinde olan görüşmeler olduğunu savunmuş ise de, Yukanda tape şeklinde özetlenen telefon görüşmeleri genelinden de anlaşıldığı gibi 07.08.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesinde söylediği "Sen bizim babamız değil misin baba ya" "Sen bizi öldürsen, dövsen dahi biz sana kötülük düşünebilir miyiz baba, her şeyimiz sensin bizim" , "..senin evladın var, biliyor musun, her türlü her şekilde, her şeyle çarpışacak bi askerin var", "Baba, senin ermindeyiz tamam mı, öl dediğin an, o sahtekarlar gibi değil" sözlerinden de Ergenekon Terör Örgütünün yöneticilerinden , aynı zamanda örgütün Kuvayı Milliye Derneği yapılanması sorumlusu olan Mehmet Fikri KARADAĞ'a sadakatle bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Telefon görüşmeleri genelinden şüpheli Kahraman ŞAHİN'in Ergenekon Terör Örgütünün Kuvayı Milliye Derneği yapılanmasında etkin rol oynadığı, Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM'ün hiyerarşisinde faaliyette bulunduğu, kendisinin Komutan ve Binbaşı gibi askeri sıfatlar kullandığı, örgüte adam kazandırdığı, örgüte kazandırdığı adamlann profillerinden de faydalanıp bizzat veya bu kişileri azmettirerek admam kaçırma, korumalık yapma, çek senet tahsilatı ve benzeri mafya tarzı faaliyetler ile örgüte temin ettiği, örgüt amaçlan doğrultusunda istihbarat topladığı, Kuvayı Milliye yapılanmasına iletilen taleplerin kendisi tarafından alındığı veya kendisine yönlendirildiği, bu talepleri kendisine bağlı olan örgüt üyeleri Erol ÖLMEZ,Abdullah ARAPOĞULLARI,Erdal İRTEN,Raif GÖRÜM ve Yusuf GÖRÜM gibi örgüt üyelerini yönlendirerek karşıladığı, kısım eylemlerde ise bizzat kendisinin de yer aldığı, kendisine bağlı örgüt üyelerinin faaliyetleri hakkında şüpheliye bilgi verdikleri, onay istedikleri veya yardımını talep ettikleri, Her ne kadar, örgütsel gizlilik prensibi gereği dikkatli kojıuşmaya özen gösterip muhataplannı da uyarsa da telefon görüşmelerinin yukanda yapılan değerlendirmeyi doğrular açıklıkta olduğu anlaşılmıştır.

Şüpheli Kahraman ŞAHİN'in örgüte adam kazandırma çalışmalarında 04.10.2007 günlü telefon görüşmesinde "Gerek yok o tip adamlara, öyle şey fazla sorgu soru adama gerek yok şimdi bu öyle zaten basit bişey değil anlıyor musun" "Sen neysen bende oyum yani hiç fark etmez anladın mı" söylediği gibi, bu yapılanmaya dahil edilecek kişilerin söylenilenleri sorgulamadan kabul edecek nitelikte olmasını aradığı görülmektedir. Kuvayı Milliye Demeğinin illegal yapılanmasında Özel Kuvvetler (Sözde) Komutanlığı isminde bir birim kurulduğu yukarıda Mehmet Fikri KARADAĞ'a ait bölümde açıklanmıştır. Şüphelinin askeri üniforma benzeri bir elbise giyerek fotoğraf çektirdiği, telefon görüşmelerinde kendisine Komutan,Binbaşı şeklinde hitap edildiği hususu , Gizli Tanık 17'nin ".. .Kahraman ŞAHİN'in binbaşı lakabı kullandığı" , diğer bir kısım şüphelilerin de benzer beyanları içeriği dikkate alındığında , şüphelinin Kuvayı Milliye Demeğinin illegal yapılanmasının "Özel Kuvveter (Sözde) Komutanlığı" biriminde görevli bulunduğu anlaşılmıştır. 18.08.2007 günlü telefon görüşmesindeki Abdullah ARAPOĞULLARI'nm "ya ben işi hallettim de hani ben sana dedim ya ekip kurdum falan" "onlarda hazır çok güzel ekip, tespit ettiğim yerlerde var, haraç değil de yardım amaçlı gidecez otellere elli milyar, yüz milyar alacağımız yerler var onun için görüşecektim ben seninle o ekiple gelecektim yanma. İstersen eve gelelim senin araba var altımızda" 17.09.2007 günlü telefon görüşmesindeki Erol ÖLMEZ' in "Taksime geçiyorum, ordan da Çarşamba'ya geçcem" "İftardan sonra akşam 8, sabah 8 nöbete devam yani...","Biz de mollaların arasına takıldık girdik işte ne yapalım, soktunuz bizi o taraf Çarşamba'ya" "... ben hoca adamım biliyorsun sakal bıraktım haberin yok galiba" "molla oldum ben de" , Kahraman'ın "Ya hayırlısı olsun be kardeşim ya, görevini tam yerine getir de" Şeklindeki konuşmalar, şüpheli Kahraman ŞAHİN'in örgüt adına gelir temin etme ve Örgüt amaçlan doğrultusunda istihbarat toplama faaliyetlerini gösterir en açık telefon görüşmelerine örnektir. Diğer şüphelilerden Erkut ERSOY'un bilgisayarındaki bir E-posta mesajı incelendiğinde ; Özel Büro tarafından gruba gönderilen bir mesaj olduğu görülmüştür. Mesajda Özel Büroya gönderilen bir mesaja karşılık olarak Kuvayı Milliye Grubunun tüm Türkiye'yi hatta dünyadaki tüm Türk Milliyetçilerini kapsayan bir grup olduğu, kendilerinin Kuvayı Milliye olarak tüm Türkiye'de çok hızlı ve kapsamlı bir biçimde örgütlendikleri, üyelik konusunda Özel Büro üyesi olunduğu söylenerek Kuvayı Milliye demeğinden Kahraman Bey ile görüşülebileceğinin belirtildiği görülmüş, bu husus da şüphelinin Kuvayı Milleye Demeği yapılanmasındaki etkin konumunu gösterir bir husus olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, Raif GÖRÜM ile yaptığı 07.11.2007 ve 08.11.2007 günlü telefon görüşmelerinin açıkça silah ticaretine ilişkin olduğu değerlendirilmiş, nitekim Raif GÖRÜM ifadesinde "..silah ticareti yapmaya kalkıştığını ancak beceremediğini, telefon görüşmelerinin bu konuya ilişkin olduğunu" beyan etmiştir. Ilmıra KANDEMİR ile yaptığı 03.12.2007 (üç adet) ve 10.12.2007 (iki adet), Raif GÖRÜM ile yaptığı 19.10.2007 ve 14.12.2007 ve Cenk isimli kişi ile yaptığı 26.12.2007 günlü telefon görüşmelerinin açıkça uyuşturucu ticaretine ilişkin olduğu değerlendirilmiştir. Abdullah ARAPOĞULLARI'nm kendisi hakkındaki ; demeğe gelirken arkadaşlarını de getirmesini istediği ve kendilerine Kuvayı Milliye Demeğinin Askeri bir kuruluş olduğunu, buranın Paşalar tarafından yönetildiğini söylediği,kendisine demeğin Bağcılar Şubesini açmak ve yardımda bulunabilecek kişileri tespit etmek için görev verdiği, Ayşe Ceylan GEÇ YOL (KIYAK)'un ; kendisi hakkındaki demeğin miting gibi faaliyetlerine diğer demek yöneticileri ile birlikte katıldığınrgördüğü,

2199

7
Erdal İRTEN'in kendisi hakkındaki; bir telefon görüşmesinde Kahraman ŞAHİN kendisine "ekibi oluştur" deyince kendisinin böyle bir hareketin içinde bulunmayacağını

belirttiği, Erol ÖLMEZ'in kendisi hakkındaki, demekte bulunduğu sırada Muhammet YÜCE'nin demeğe geldiği ve Kahraman ŞAHİN ile görüştüğünü gördüğü, deprem afetleri sırasında Özel Kuvvetlerin afet ve deprem kısmından sorumlu olduğunu söyleyerek üzerinde Özel Kuvvetler yazılı Kuvayı Milliye Demeğinin kimlik kartını verdiği, Kahraman ŞAHİN'in bu ismi taktığından kendisini "Kıdemli Binbaşı Erolhan EJDEROĞLU" olarak tanıttığı, kendisinin bazı telefon görüşmelerinde Kahraman ŞAHİN'e Binbaşı olarak hitap ettiği, Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'nun kendisi hakkındaki ; Kuvayı Milliye Demeğine üye olduktan sonraki bir tarihte Hüseyin GÖRÜM, Kahraman ŞAHİN ve Ali KUTLU'nun kendisini Mehmet Fikri KARADAĞ' m odasına götürdükleri,burada yapılan konuşmadan sonra Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN'in yönetim kurulu karan hazırladıklan,ancak orada hazır bulunmayan üyelerin yerine de kendilerinin imza attıkları, daha sonra kendisini demekte esrar içerken gördüğü,sonra Kahraman ŞAHİN tarafından 2007 senesindeki Genel Seçimlerde demek olarak destek verileceğini söyledikleri Kadıköy' den Bağımsız Milletvekili adayı olan Ertuğrul OĞUZ isimli kişi hakkında seçim çalışmaları için demeğe çağrıldığı, Şeklindeki beyanları içeriğine göre de, şüphelinin savunması gibi Kuvayı Milliye Demeği ve içindeki illegal yapılanma ile ilgisinin sadece bu demeğin bir çalışanı olmakla sınırlı olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Muhammet YÜCE ve Kahraman ŞAHİN'in karşılıklı birbirlerini tanımadıkları şeklindeki beyanlarına karşın , yukarıda yazılı 10.07.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesindeki Mehmet Fikri'nin "Oğulcum şimdi Bursa'dan Muhammet (Muhammet YÜCE) diye bir çocuk geliyor" "Bizim demeğin önde gelmiş olduklarından" "Arabasıyla geliyormuş, onu alın görüşün, Hüseyin abinlede görüşsün, bende çıktım geliyorum" "Muhammet diye bir çocuk uzman çavuşmuş" sözleri, diğer şüphelilerden Erol ÖLMEZ'in ; kendisinin demekte bulunduğu sırada Muhammet YÜCE'nin demeğe geldiğini ve Kahraman ŞAHİN ile görüştüğü şeklindeki beyanı içeriğine göre , gerek Muhammet YÜCE gerekse Kahraman ŞAHİN'in aksi yöndeki beyanlarına itibar edilmemiştir. Şüphelinin evinde yapılan aramada, Bayrampaşa Kapalı Cezaevinden Deniz YILDIRIM isimli cinayet hükümlüsünün gönderdiği mektuplar ele geçmiştir. Deniz YILDIRIM'm cezaevinden Kuvayı Milliye Demeğinin Kadıköy'deki adresini yazarak Kahraman ŞAHİN ve Hüseyin GÖRÜM'e gönderdiği mektup içeriklerinde "Gönlümden geçen tek hareket Darbeyle içimizdeki dış güçlere hizmet eden şerefsizleri infaz etmek" , "Paşama,Hüseyin Abi'ye,Soran herkese selam olsun,Yolumuz açık olsun", "Tam aktif zamanımızda başımıza bu iş geldi, lanet olsun", "İçerde de olsak dışarıda da olsak fark etmez, her türlü yaşam şartına alışkmız„ben savaşımı burada veriyorum", "Ben silahımı ülkenin bölünmez bütünlüğünü bölmeye çalışana çalışanlara çekmeye and içtim, bizler bu ülkenin direnişçileriyiz" , "Toplu giydirme zamanı yaklaşıyor ! , farkındayım, beni unutmayın buralarda.Bizler bu millet için topraklar için vanz,zırhımızı giymeden sokağa çıkmak yok" , sözlerinin yazılı bulunduğu anlaşılmıştır. Bu mektupların da , şüphelinin örgütün Kuvayı Milliye yapılanmasmdaki bütün üyeleri ile birlikte diğer kişilere, vatanın elden gittiği , Kuvayı Milliye demeğinin vatanın kurtarılması davasını yürüttüğü, bu kapsamda askeri bir darbenin zemininin hazırlanarak hain olan kişilerin infaz edilmesi gerektiği şeklindeki örgüt propagandası yaptığını gösterdiği, esasen Ergenekon Terör Örgütünün yönetici konumunda bulunan üyelerinden, bu mektupları kaleme alan cezaevinde cinayet suçundan tutuklu olarak yatan bir ilgilisine kadar bir askeri müdahale söyleminin bulunduğu soruşturma evrakı genelinden de anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ile ; şüpheli Kahraman ŞAHİN'in Ergenekon Terör Örgütünün üyesi olduğu , Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurların" kurulması ve

örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyarınca kurulan Ergenekon Terör Örgütüne bağlı "Lobi Yapılanmasının" karan ve bu yapılanmanın Sivil Toplum Kuruluşları alanındaki faaliyet şekil ve esaslarını belirlemek için hazırladığı "Dinamik" adı verilen örgüt dokümanında gösterilen "Kuvayı Milliye Cephesi gibi Milli Mücadele yıllarında kurulan örgütlerin günümüzde yeniden kurulması ve faaliyete geçirilmesi uygun görülmüştür" hedefinin uygulamaya konulması amacı ile kurulan Kuvayı Milliye Derneğinin Ergenekon Terör Örgütünün amaçları doğrultusunda yönetilmesine yardımcı olması için teşkilattan sorumlu başkan yardımcısı olarak görevlendirildiği , bu görevi kapsamında da örgüte eleman kazandırdığı, örgüte kazandırdığı elemanların profillerinden de yararlanıp mafya tarzı faaliyetlerde bulunarak örgüte gelir temin ettiği, yine örgüte kazandırdığı elemanlar aracılığı ile örgüt amaçlan doğrultusunda istihbarat topladığı yönünde hakkında kamu davası açılmasını haklı kılacak derecede şüphe oluşturan delillerin bulunduğu anlaşıldığından, Şüpheli Kahraman ŞAHİN'in eylemine uyan TCK'nun 314/2 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddeleri uyarmca cezalandırılması talep edilmiştir. Bunlann dışında ; yukanda yazılı bazı telefon görüşmelerinin , bağlantılı olduğu Raif GÖRÜM'ün telefon görüşmeleri ile birlikte değerlendirilmesinden ; şüphelinin uyuşturucu madde, yasadışı silah ve porno CD ticareti faaliyeti içerisinde bulunduğu yönünde şüphe duyulmuş ise de, kendisinden uyuşturucu madde ve silah ele geçmemiş olması, kendisinden çok miktarda porno CD ele geçirilmiş ise de suç delili olan telefon görüşmesinin CMK 138/2 kapsamında tesadüfen elde edilen delillerden olup TCK'nun 226//3 maddesine uyan bu suçun CMK'nun 135/6 maddesinde sayılan katalog suçlardan olmaması nedeni ile bu suçlar hakkında soruşturma yapılmasına yeterli delil ve imkan olmadığı değerlendirilmiştir. Şüphelinin TCK'nun 191 maddesine uyan uyuşturucu madde kullanmak suçunu da işlediği yönünde ilişkin deliller bulunduğu anlaşılmış ise de , bu suç hakkındaki evrak aynlmıştır.

69-ŞÜPHELİ EROL ÖLMEZ a)- Emniyet İfadesinde özetle;
2006 yılı Ekim ayında Kuvayı Milliye Derneğinin önünden geçerken bayrağı dikkatini çektiğinden binaya girdiğini, dernekte Hüseyin GÖRÜM'le tanışarak iş aradığını söylediğini, Hüseyin GÖRÜM'ün dernekte çalışacak elemena ihtiyaç olduğunu söylemesi üzerine aynı gün işe girerek dernekte kalmaya başladığını, dernekte çay, yemek ve temizlik işleri yaptığını, dernek yöneticilerinin Mehmet Fikri KARADAĞ, Hüseyin GÖRÜM, Kahraman ŞAHİN ve Feraye SES olduğunu, dernekte çalıştığı zaman içersinde Muhammet YÜCE'nin derneğe gelerek Kahraman ŞAHİN ile görüştüğünü gördüğünü, Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM'ün kendisine kötü davranmalan,Hüseyin GÖRÜM'ün sürekli olarak Kur'an'dan bahsetmesi ve "Mehdi buradan doğacak" şeklinde konuşmalanndan dolayı dernekten yazılı olarak istifa ettiğini, Hüseyin GÖRÜM'ün kendisine motorize ekip kurarak insanlara yardım etmeyi, aynca akut benzeri depremde yardımcı olabilecek, insanlann yaranna olacak örgütlenmelerden bahsettiğini, Kahraman ŞAHİN'in kendisine deprem afetleri sırasında "Özel Kuvvetlerin afet ve deprem kısmından sorumlu" olduğunu söyleyerek Özel Kuvvetler yazılı bir kimlik verdiğini, İstihbarat toplama ile ilgili görüşmeleri hatırlamadığını, Fatih ilçesi Çarşamba semtinde Murat isimli bir arkadaşının yanında kaldığını, Fatih semtinde çarşaflı cübbeli şahıslann çok olmasından dolayı mollalann arasında kaldığını söylediğini, Kahraman ŞAHİN'in görevini yerine getir, görevine devam et dediğini, Fatih semtinde istihbarat toplamak amaçlı bulunmadığını, '' 2201 • ^-------^—_

^2'

^)>c^A^rr^^~l

Ayrıca; tahsilat, adam takip etme, istihbarat toplama tarzında yaptığı telefon görüşmelerini hatırlamadığını, görüşmelerde emanet diye bahsettiğinin kuvvet macunu olduğunu, 13.10.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile yaptığı telefon görüşmesi sorulduğunda;Ukraynalı olan şahsın Kahraman ŞAHİN'in arkadaşı olduğunu, bu şahsın çimento almak istediğini, Kahraman ŞAHİN kendisine tanıdık çimento fabrikası sahibi olup olmadığını sorduğunu, kendisinin de bir arkadaşının tanıdığının olduğunu söylediğini, görüşmenin bununla ilgili bir görüşme olduğunu, 15.07.2007 tarihli Yusuf KARLIOĞLU ile yaptığı telefon görüşmesi sorulduğunda; Kendisini askeri personel olarak tanıtmasında herhangi bir amacının olmadığını, Hüseyin GÖRÜM isimli şahsın kendisine; Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN'm Kuvvai Milliye derneği ile uğraştığım söylediğini ve Başbakanın vatana ihanet ettiği şeklinde konuştuğunu, kendisinin bundan dolayı bu şekilde konuştuğunu, ancak bu konulardan bilgisinin olmadığmı,Yusuf isimli şahsın ne iş yaptığını bilmediğini, Yusuf un Kuvvai milliye derneğine üye olduğunu, görüşmenin içeriğinde geçen diğer konulan hatırlamadığını, "Koştuğum zaman beni indirirler" sözü ile neyi kast ettiğini bilmediğini, 28.06.2007 tarihinde Halil isimli şahıs ile yaptığı telefon görüşmesi sorulduğunda; Görüşmeyi hatırlamadığını, ancak kendisinin şirketinin olmadığını, görüşmede geçen "80 tane Fransa var" sözü ile neyin kast edildiğini bilmediğini, kendisinin Vodafone hattından 10 adet kullanmak amacı ile aldığını, ancak hatlann daha sonra kaybolduğunu, bu kadar hat almasının özel bir nedeninin olmadığını, 13.08.2007 günü saat:12.17'deki Kahraman ŞAHİN isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesi sorulduğunda;Kendisinin Nebil' den Kuvvai Milliye adı altında para almadığını, ancak bu şahsın kendisine parça parça yardımda bulunmak amaçlı 100 YTL para verdiğini, Kahraman ŞAHİN'in de kendisiyle dalga geçmek için bu şekilde konuştuğunu, hiçbir şekilde Kuvayı Milliyenin adını kullanarak para tahsil etmediklerini, Nebil'in kendisini Hüseyin GÖRÜM'e neden şikayet ettiğini bilmediğini, 29.09.2007 tarihinde Hikmet isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesi sorulduğunda; Görüşmeyi hatırlamadığını, herhangi bir şekilde koruma yapma gibi bir durumun olmadığını, kendisinden koruma amaçlı kimsenin bir talepte bulunmadığını, Aynı görüşmenin devamı sorulduğunda;Görüşmeyi kabul ettiğini, Hikmet'in kendisine bu şekilde Cezaevinden bir şahsın çıkacağını, bu şahsın her türlü işlerine yarayacağını, istediklerinin ayağına, kafasına sıkacağını, bundan dolayı şahsa bir silah gerektiği şeklinde kendisinden talepte bulunduğunu, kendisinin de Hikmet isimli şahsa bakacağını söylediğini, ancak Hikmet'i dikkate almadığını, kendisini işlettiğini düşündüğü için şahsa herhangi bir şekilde silah temin etmediğini, kimseye silah satışı yapmadığını, kendisinin de silahının olmadığını, Abdullah ARAPOGLLARI'm tanımadığım,ismini ilk defa duyduğunu söylemiş, kendisine 03.11.2007 günü saat 15:10 sıralannda Kahraman ŞAHİN ile birlikte bu kişinin Güngören semtindeki Karadeniz Odun Ekmeği isimli fınnma giderek görüşme yaptıklanna dair fiziki takip tutanağı bulunduğu hatırlatılması üzerine ise ; belirtilen tarihte Kahraman ŞAHİN ile birlikte Güngören semtinde bir fınna gittiklerini, buranın Abdullah ARAPOĞULLARI'na ait olduğunu şimdi öğrendiğini,Kahraman ŞAHİN'in kendisine fınnda yatmaya yer olduğunu, burada hem çalışıp hemde yatabileceğim, kendisinin de fınna un bulabileceğini söylemiş olduğunu,birlikte ekmek fınnma gittiklerini,içeride Kahraman ŞAHİN'in ile fınncı konuştuğunu, daha sonra tekrar görüşmek üzere fınndan aynldıklannı,ancak tekrar fınna gidip konuşmadıklanm,kendisinjn bu konuyu Kahraman ŞAHİN'e sormuş ise de yanıt alamadığını, Kendisine sorulan diğer telefon görüşmelerini hatırlamadığını beyan etmiştir.

b)- Savcılık ifadesinde özetle;
Kolluk ifadesini tekrarladığını, Kuvva-i Milliye Derneğinde çay ve temizlik işleri yaptığını,kalacak yeri olmadığı için burada hem çalıştığını hemde kaldığını,kendisine verilen işleri yaptığmı,kendisinin İsmailağa semtinde her hangi bir istihbarat toplama çalışmasında bulunmadığını,Kahraman ŞAHİN ile bu konularda yaptığı görüşmelerin şuursuzca olduğunu, kendisinin bir önceki yıl dernekten kovulduğunu, Kuvayı Milliye Derneğinde iken kendisine verilen kimlik kartının görev bölümünde "özel kuvvetler" yazdığmı,ancak kendisinin bunu afet ve kurtarma bölümü olarak bildiğini, özel kuvvetlerin ne olduğunu bilmediğini,bir önceki yıl sözlü ve yazılı olarak istifasını verdiğini, Kahraman ŞAHİN ile yaptığı ve "Vatandaşlara ulaştım, kadrolarla ilgili harekete geçiyorum", "Sen kendi ekibini kur, hazır adam tut kendinde" şeklindeki konuşmaların geçtiği görüşmeleri hatırlamadığını, Kendisinin dernekte her hangi bir görevinin olmadığmı,Kahraman ŞAHİN ile sık görüşmediğini, telefonda görüştüğü ve yukarıda anlatılan konunun derneğin özel faaliyetleri ile ilgisi olmadığını, Kahraman ŞAHİN binbaşı olmadığı halde kendisine Binbaşım şeklinde hitap ettiklerini,diğer insanlara karşı böyle bir tabir kullanmadıklannı,ancak kendi aralarında binbaşı, özel istihbaratçı gibi sözler kullandıklarını, Ekip kurması için talimat verdiğine ilişkin telefon görüşmesindeki konunun gerçek olmadığını,kimseye ekip kurması için talimat vermediğini,ancak aralarında bu tür şeylerin konuşulduğunu, Kimse hakkında istihbari bilgi toplamadığmı,DEHAP'a yapılan saldırılara katılmadığmı,eline çakı bıçağı dahi almadığını,telefon görüşmelerindeki konuşmaların espiri mahiyetinde olduğunu, Kendisinin fakir bir insan olduğunu, şirkette yatıp kaltığmı,pişman olduğunu beyan etmiştir.

c)-Şüphelinin, yeniden ifade vermek istediğine dair cezaevinden gönderdiği dilekçeler üzerine alman ek ifadelerinde özetle ;
Cezaevinden dilekçe verdiğini,ancak şu anda bir şey anlatmak istemediğini, bir şey de bilmediğini, Bazı telefon görüşmelerinde bahsi geçen konu ile ilgili olarak kendi el yazısı ile hazırladığı notlan ibraz ettiğini,bunlann değerlendirilmesini istediğini beyan etmiş, yazdığı notlar alınarak evrakına eklenilmiştir. Kendisinden önce ifadesi alınan Mahmut ÖZTÜRK ün ifadesinde geçen, kendisinin de tanık olarak gösterildiği Mahmut ÖZTÜRK ile Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK arasındaki tartışmanın sorulması üzerine ; bu kişilerle aynı cezaevinde kalır iken Mahmut ÖZTÜRK'ün Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK' e "ben Muzaffer TEKİN' in kendisini yaraladığı bıçağı sana polislere ver diye veriyorum, sen neden vermiyorsun" dedigini,bunun üzerine Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ün "Sen ne demek istiyorsun" dediğini, birbirlerinin üzerine yürümeye kalktıklanm,ancak kendisi dahil olmak üzere orada bulunanların araya girerek kavga etmelerini önlediklerini,daha sonra bu kişilerin banştıklannı,kendisinin bu tartışmalarım cezaevi pisikolojisine bağladığını beyan etmiştir.

d)- Aramalarda elde edilen deliller;
Şüphelinin işyerinde yapılan aramada; , „

-(1) adet Toshiba marka 126072735WSS12000100NTEB seri numaralı dizüstü bilgisayan, bilgisayara takılı vaziyette Messopem A Bottle ibareleri bulunan CD, -(1) adet Durmuş ARİF adına tanzimli Cl 1 Seri no 622738 nüfus cüzdanı, -(30) adet l'den 30'akadar numaralandınlmış CD, -(1) adet Career ajans ibareli CD, -(1) adet Maxell ibareli disket, -(1) adet Kingston Datatraveler ibareli flaşlı bellek, -(1) adet P/N 2090-00/26 ibareli omcu marka hafıza kartı, -(1) adet Nokia marka 1112 model 353648/01/867532/1 İMEİ numaralı cep telefonu, bu telefona takılı vaziyette 05383657258 GSM numaralı 0706010242984 ibareli sim kart, -(1) adet 926573023098118586 seri numaralı Telsim sim kart bulunarak el konulmuştur. -TOSHIBA_FUJITSU marka, seri numarası NW18T6128DVJ olan dizüstü bilgisayar hard diski üzerinde yapılan incelemede "Gelen Kutusu.dbx" isimli bir resim dosyalan tespit edilmiş, resim dosyalan incelendiğinde silahlı poz verdikleri, birbirlerine silah doğrulttuklan görülmüş,resmi elbiseli polislerin bulunduğu ancak sivil kıyafetli ve polis yeleği giyenlerin polis olup olmadığı tam olarak anlaşılamamıştır.

e)-Te!efon görüşmeleri
Tape:341, 13.06.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle ; Erol'un "Kıdemli Binbaşı EROLHAN EJDEROĞLU" "Karargahtasın değil mi yann" "Tamam, işlerimiz var yann biliyorsun" "Operasyona Çıkıyoruz" dediği, Kahraman'm "Tamam abi sen merak etme" dediği, Tape:342, 13.06.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle ; Erol'un "Komutanım şimdi bizim bu Mersin'li Ali vardı ya" "Şimdi onla görüştük de, o biraz İstanbul'a geliyormuş haberin var mı senin" Öyle diyor İstanbul'a geliyorum diyo" "Kahraman Binbaşıya da selam söylersin diyo" "Gel dedim kafanı kırayım dedim senin burda" "Biz dedim zaten dedim dağı bıraktık dedim indik yaylaya" dediği, Tape:347, 17.06.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle ; Bir süre sohbet edildikten sonra Erol ÖLMEZ Almanya'dan gelen Mehmet isimli şahsı kast ederek "Mehmet abiler he dün konuşcaklardı o kunuyla ilgili, hatta beni çağırdı, komisyon başkanı da aradı" "Hikmet vardı çağırdı konuşalım dedi. İşin içinde sen varsın dedi, sen getirdin dedi" dediği. Kahraman'm "Şimdi o olay üzerine bir oyun kuracaz inşallah tamam mı" dediği, Erol'un "Ne konuştun yani dün toplantı güzel geçti mi" diye sorduğu, Kahraman'm "Ya iyiydi, çünkü İş Bankası'nm üst düzey yöneticiliğini yapmış bir ablamız var yeni, onlan konuştuk" "Değişik bir yol izleyeceğiz onun için inşallah" dediği, Erol'un "Mehmet abi'nin elindeki olan dökümler, donelerin anladın mı" "Bakıldığı zaman karşılığı çıksın veya kim vermiş nasıl bir araştmlsın A'dan Z'ye kadar ki emin olunduğu zaman her türlü oynanır o zaman, anladın mı" "Bu adam o sizin bir tane var ya vatandaş işte çıkmış işte yok kardeşim bunu 100 bin Euro'ya yakın parasını çarpmış ya bu adamın" "Bu adamdan çok güzel ekmekler yenir yani, sahip çıkılması gereken insan bu" dediği, Kahraman'm "Biz Kuvayı Milliye olarak çıkıyoruz yani, sen çıkıyorsun ben çıkıyorum Hikmet çıkıyor" dediği, Erol'un "Ne yaptın ne ettin başka, OTLARI nereye koydun sağlama koydun mu" diye sorduğu, Kahraman'm "sağlam hepsi" dediği, Erol'un "Yani öyle Mutfakta Durmasın açıkta" dediği, kendi aralannda bir süre derneğin sıkmtılanndan bahsettikten sonra Kahraman'm "Ondan sonra da düzelecek bir tane daha iş aldım" bir 180... " "Geldiğin zaman konuşuruz, bunlan telefonda fazla konuşmak" dediği, Erol'un "Şu Almanya'dan gelen o bizim diplomatlara sahip çıkalım onlara tamam mı her hangi bir şekilde o bitane vatandaş vardı ya kimdi o Veli KÜÇÜK'ÜN bilmem nesimiymiş falanrnış, o çakal var ya çakal kimse onu

karagaha getirttirelim abi bulalım o kimse istihbaratını yapın onun kimse bulun abicim onu bi hesap versin bakalım kimmiş o" dediği, Tape:349, 18.06.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle ; Erol'un "He vatandaşları bekledim biliyor musun" "Operasyon yapacaktık onlara da baktım gelmediler" "Gelseydi direktmen 1. Kolorduda gözlerini açtıracaktım, kaçtılar şerefsizler" "Yerlerini... tesbit ettik zaten adresleri falan herşeyi tespit edildi, onlarla ilgili gereken çalışmaları yapalım istihbaratla ilgili bilgileri her türlü, şahıslarla ilgili tamam mı" "Bu akşam onların gerekse gece saat 2-3 arası alalım o şerefsizleri" "ben karargaha geliyorum komutanım" "Hayırlı görevler diliyorum" dediği, Tape:427, 21.06.2007 tarihinde Hikmet isimli şahıs ile birlikte Mehmet ATALAY ile görüşmesinde özetle ; Erol' un Mehmet ATALAY' a hitaben "Gel senle bir oturalım konuşalım, şöyle bi sohbet edelim" dediği, Mehmet' in "herhangi bir olay bişey var mı" diye sorduğu, Erol' un "gelmeniz lazım, acil" dediği, Mehmet' in "İyi bişey varım yani" diye sorduğu, Erol' un "Varda Hikmet Bey o konuyla ilgili zaten görüşüyor" "Yani çıkan sonuçlara göre, sen Hikmet Beyle konuşacaksın o konuyu, tamam mı" diyerek telefonu yanında bulunan Hikmet' e verdiği, Hikmet' in Mehmet' e hitaben "bi oturalım konuşalım" "Çünkü onların ben hepsini Türkçeye çevirttim, ben bir bakayım hepsine, bazı evraklar da eksik, bi konuşalım o konu üzerine" dediği, Tape:428, 26.06.2007 tarihinde Nebil isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Nebil'in "dünden beri seni arıyorum" dediği, Erol' un "ben heryerdeyim abi bildiğin gibi değil" "zaten bugün emanetlerini alacaksın, ben müsait değildim, bir takım konularım var" "Konulan bu telefonla koruşamıyorum" dediği, Nebil'in' in "Ya bana laf diyolar, telefona çıkamıyorum, bende cebimi kapatmışım" dediği, Erol' un "Nebil abi ben her işi düzeltirim diyorum ve artı sana söylüyorum, iki üç gibi senin yanında olacam, emanetlerini de getirecem, yalnız sana farklı bir şekilde gelecem, şu anda telefonda o konulara girmeyelim tamam mı abi" "Benim telefon şuan konuşmalara müsait değil anlarsın, İstiyorsan Git Birtane Yeni Şafak Gazetesi Al, Gazete Al Oku Neyin Ne Olduğunu Görürsün" dediği, Nebil' in "tamam tamam haydi" dediği, Tape:429, 27.06.2007 tarihinde, Ahmet isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Ahmet' in "Nerdesin Erol" diye sorduğu, Erol' un "Kuvayı Milliyede" dediği, Ahmet' in "bi gelişme varan" diye sorduğu, Erol' un "Tamam, Paşa işi bitirecek, Paşa'yla konuştuk, ben halledecem o işi dedi, şimdi bu Jandarma Komutanı, yetiştirdiği talebesi" "Hemen onu anyacak" "Aradı hatta bugün geçte olsa o arabayı kurtaracam ordan" dediği ve görüşmenin devamında Erol' un tutmuş olduğu bir evle ilgili konuştukları, Erol' un Ahmet' den evin adresini başkaların bilmemesini ısrarla istediği, Erol' un ".. Özgün abiyede söyle, Ahmet Amca yani senle ikiniz bilin yani adresimi, evimi kimse bilmesin" dediği, Tape:430, 28.06.2007 tarihinde, Halil ile görüşmesinde özetle; Görüşmenin başında birbirlerine hal hatır sorduktan sonra Halil' in "Bişey çıkmadı mı bu şeyden" dediği, Erol' un "..şimdi konuyla ilgili şöyle bişey var, bu hafta birkaç gün bi denetleme falan var tamam mı" "O yüzden dedi Erol bu hafta sonuna kadar bekle dedi, çünkü denetleme bitti kafa bi rahatlasın, ondan sonra hemen işleme alırız dedi" dediği, Halil' in "Ya kardeşim bak önümüzde çok şeyler var, yalan çizmeyelim millete" dediği, Erol' un "bilyorum" "Ben şimdi zaten bu işlerle uğraşıyorum, Kuvayı Milliye ile uğraşıyorum, birde kendi şirketim var karşıda" "onlarla uğraşıyorum, ihaleler var girmem lazım anladın mı" dediği, Halil' in "80 tane de Fransa" dediği, Erol' un "Şimdi abi bak, ben seni biyere davet edecem" "senle bi karşılıklı yemek yiyecez" "Konuşacaz ciddi" "Şimdi ben seni bu telsimle arıyorum, çünkü 10 tane hat varya" "ondan dolayı ben seni şimdi bu telefondan arayacam" dediği anlaşılmıştır. Tape:431, 30.06.2007 tarihinde, Ahmet isimli şahıs*, ile görüşmesinde özetle;Erol'un "bak şimdi biz orda oturduk konuştuk" "Murat'a da ben gerekenleri söyledim, Murat ben bu işlerle ilgilenmiyorum, kafamda rahat değildedim" ".. ondan sonra sen kalktın,

şirkete adam gönderiyorsun bilmem ne gönderiyorsun" dediği, Ahmet' in "Erol sen beni çocuk yerine koyarsan, benimle dalga geçersen, kaale almazsan, anladın mı" dediği, Erol' un "Şimdi sen hem öyle söylüyorsun hemde kardeşlerin gelmiş biz onu buluruz, bulduğumuz yerde de vururuz falan kafasına sıkarız" dediği, Ahmet' in "Bizim kardeşlerimiz kimseye palavra atmaz oğlum, bizim kardeşlerimiz kimseye gidipte, kimseye biz vururuz müruruz, yaparlarsa kendileri yaparlar, başka yerde konuşmazlar" dediği, Erol' un telefonu yanında bulunan ağabeyine verceğini söyleyerek Hikmet YILMAZ' a verdiği, Hikmet' in "şimdi bu arkadaş benim kardeşimden daha ötedir, Kuvayı Milliye'de ben milletvekili denetleme komisyon başkanı Hikmet Yılmaz" dediği, Tape:432, 01.07.2007 tarihinde, Cemal isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Cemal' in Erol' a nerde olduğunu sorduğu, Erol' un "Kuvayı Milliye'deyim" "Kuvayı Milliyeye gelsene bir ara yanıma" dediği, Cemal' in Kuvayı Milliye' nin yerini sorduğu, Erol' un Kadıköy'de olduğunu söylediği, Cemal' in "Zeytinburnu'nda da var Kuvai Milliye" dediği, Erol' un "Bizimki Kuvayı Milliye" "Kuvayı Milliye 1919 yazar" "öbürleri hep sahte dandik yani" dediği, Tape:433,02.07.2007 tarihinde, Emin isimli şahıs ile görüşmesinde özetle;Emin' in "Artık telefonlanda meşgule alıyosun cevap vermiyosun ya hayırdır" diye sorduğu, Erol' un "Yoğunuz bu aralar, gündemdeyiz ondan dolayı" dediği, Emin' in "Biliyorum basında falan çıkıyosunuz" dediği, Erol' un "Aynen öyle, basında çıkıyoz, televizyonlarda çıkıyoruz, o yüzden fazla görüşmek ve konuşmak istemiyorum dostlarımla" "Herhangi sıkıntı olmasın diye anladın mı" dediği, Emin' in "Anladım" dediği, Erol' un "Ben sana daha sonra bir numara veririm öyle görüşürüz senle, bu telefonla değil tamam" dediği, Tape:436, 14.07.2007 tarihinde, Nessiba ZEMMOURİ ile görüşmesinde özetle; Görüşmede Nessiba ZEMMOURİ' in Erol' a İmam Hüseyinin kendisine yüklü miktarda borcu olduğunu ve uzun zamandır ödemeyerek sürekli oyaladığını, İmam Hüseyin' e ulaşmak için telefonu olup olmadığını sorduğu "yani onun telefonu varsa ben telefon edeyim ya" "Kendisi Kuvayı Milliye, Kuranla bilmem ne, Allahı bilen böyle mağdur etmez insanları" dediği, Tape:437,14.07.2007 tarihinde,X Şahsın 0536 258 58 58 numaralı telefondan göndermiş olduğu mesajda; "Erol Bu İslerin Çocuk Oyuncagi Olmadigini Biliyosun, Kardeşim Umutlandi, Arayip Duruyo İlaç İçin, Böyle Bi Mevzuda Arkanda Devlette Duramaz" yazdığı tespit edilmiştir. Tape:570, 15.07.2007 tarihinde,Yusuf KARLIOĞLU görüşmesinde özetle; Erol'un kendisini Jandarma binbaşı Erolhan EJDEROĞLU olarak tanıttıktan sonra "Ulan o Ali var ya Ali Ali var ya .... fırlama telefonlan kapalı biliyormusun" "He bu işte Taner ÜNAL bilmem ne falanı filanı seçimleri meçimleri topladılar ya" "Buda alayını tanıyo ya onlan bir araya getiren bu vatandaş ya" "Ondan dolayı telefonlannı kapatıyo tırsıyo yani" "Gazetelerde çıktı ya şimdi asker kökenliler toplanıyor bilmem ne hesabı subaylar mubaylar" dediği, ....Erol'un "hiç birşey yapamazsın bizimle Tayyip'ten başka kimse uğraşmıyor zaten" "Tayyip ERDOĞAN" dediği, Yusuf un "Bu dakkadan sonra abi her tür basın şimdi ona saldmyor" dediği, Erol'un "Saldmcak tabi ş...önde gideni kardeşim adam adam değil ki" "Vatana ihanet eden bi şahıstır o" dediği, Yusuf un "bu bizim için bulunmaz bir fırsattır" "Tayyip karşıtı basını arkana alıcaksm anladın mı iki Tane Eylem İki Tane Gösteri Yapıcaksm Basma..." dediği, Erol'un "Ya biz yapıcaktık abi yürek yok yürek yürek o ara bir tanesi çıkmış biz ben İmam Hüseyin'e dedim ki kardeşim bak dedim abi dedim bak sen dedim bastın ama dedim yanlış yoldasın dedim tamam mı bak dedim abi sen dedim bize yol vermiyosun dedim yani yol ver dedim ya" ..."Ayın Diyo 22'sini Bekleyin" "O Öyle Dedikçe Aklıma Şey Geldi Hatırlıyormusun Bir Ara Bi Hatırlarsan Birşeyler Yaşamıştık Bi Ara" dediği, Yusuf un "Evet boşver abi bana bir gün Hüseyin abi deseki. Yusuf gel sana ihtiyacım var giderim ama başka türlü çağmrsa gidemem ama adam gibi olucaksa giderim" "O

oturacak o oturacak olayı bize bırakıcak" " Yaası öyle Ben Sizden Sonra Hiç Birşey Yapmadım Koşmadım Hiç Birşeye Çünkü Koştuğum Zaman Beni İndirirlerdi Biliyorum" "Dinlediklerine De Eminim Anlatabiliyor Muyum Zıpladığım Zaman Fırsat Kolluyorlar Ben Ordan Ayrıldım Ama Benden Bilgileri Yok Mu Sanki" dediği, Tape:571, 16.07.2007 tarihinde, Yusuf KARLIOĞLU ile görüşmesinde özetle; Yusuf un "Ya şimdi bugün bu çocuklan benim getirtmem lazım cebimde var on milyon para para peşine konuşucam sana geçersem o işin peşine koşamam" "bu çocuklan nerde yatmcaz ne yapıcaz bi yer halledene kadar bir kaç gün" "O iş için o çocuklann biletini aldırmam lazım iki kişi gelicekler anladın" dediği, Tape:574, 16.07.2007 tarihinde, Yusuf KARLIOĞLU ile görüşmesinde özetle; Yusuf un "yann öğlen 12-1 hurdalar Harem'deler yanımdalar" "gelmelerini hallettim geliyolar da çocuklan nerde ikamet ettiricez bir kaç gün" "bak kardeşim ben sana söylüyorum birşeyler yapacaksak ben bu sefer kafamı koyuyorum" dediği, Erol'un "Beraber birşey yapıcaz işte da" dediği, Yusuf un "Ya ben bildiğim yolla yapacam ya da orda varsa destekliycek birileri taşın altına hep birlikte el sokalım çocuklan ayazda bırakmayalım Seda'yı da bir şekilde ya Kasımı bekliycez yada 2-3 milyar para ayarlayıp anladın mı" "Çocuğun ordaki borcunu kapatıcaz diycez atla gel lan diycez gelir sözümden çıkamaz yani" "Açık açık söyliyim taşın altını elinizi koyucaksanız beraberiz böyle taşın altına el koymayınca olmuyo" dediği, Erol'un "Beraber ortak bi hareket ederiz tamam mı" dediği, Yusuf un "Tamam yann o zaman görüşüyoruz bir araya geliyoruz Ali bizim ıvınmızı zıvmmızı içerinin organizasyonuna hizmetimize bakar" dediği, Tape:438, 23.07.2007 tarihinde, Engin isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Engin' in "Ne diyecem bu adam kaç yaşlanndaydı" diye sorduğu, Erol' un "50, 55" dediği, Engin' in "Ne iş yapıyodu bu tarafta" "bi yerleri falan var dedin ya" dediği, Erol' un "Restorantlan var tabi" "Baya yerleri var ya adamlann, yani konumlan güzel, boş değil, tanışacam zaten" "Sen parayı hazırla, nakit" dediği, Tape:439, 01.08.2007 tarihinde, Hikmet isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Hikmet' in "Şimdi eğer bu üzerimde azilname, herhangi bişey yoksa, temizse" "bu adamlar eğer iş bitirebilirse içerde" "şöyle yapacaz, Tapu Müdürünü oranın tapusunu yaparken, sağı solu aramıyacan tamam mı" dediği, Erol' un "Tamam, Başkan" dediği, Hikmet' in "ilk önce bana birtane memurunu gösterecek uyandırmadan, bana bakacak üzerimde bişey varan, bi pislik yokmu" "Eğer yoksa" "müdür sağı solu aramadan ben satışımı yapasıya kadar müdüre otur işine bak derlerse de 100 milyar para veririm" dediği, Erol' un "Tamam başkanım" dediği, Hikmet' in "Ama ilk önce temiz olduğunu bilebileyim, çünkü alıcı hazır" dediği, Erol' un "Anladım anlatma tamam" "detaya gerek yok anladım Başkan" dediği, daha sonra konuyu değiştirerek "Bu bizim Ahmetler, bu Batmanlılar, buraya geldiğinde ne diyolar Başkan, diyolarmı ki biz geldik oraya küfür ettik size" diye sorduğu, Hikmet' in küfür etmediklerini söylediklerini söyleyerek "Ya siktiret boşver senin bunlarla ne işin var, Ahmetten al paranı" dediği, Erol' un "Ya yok alamıyoruz işte baksana" "Akşama diyo, beni akşama sallıyo" dediği, Hikmet' in "Akşama sallıyorsa onunda kafasını kopartınz, bu kadar basit ya" "Sen hiç kavga etme sen bekle bak" "Sen kes hesabını en ufak bişey dediği zaman bundan böyle, Hikmet Başkana devrettim de" "Bundan sonra ne derdin varsa gör de, ben ondan sonra 10 dakkada aldınnm onu tamam mı" "Ondan sonra çık gel burda zaten ben şu işi bitireyim surda Göztepede bir Balık Lokantası var" "Onun peşindeyim" "Yani şunu bitirirsem, paraya dönüş olursa, orayı alabilecem.." dediği, Tape:442, 02.08.2007 tarihinde, Osman isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Görüşmenin başında Osman' nın bir yakınının tutuklandığından bahsederek tüm gün Emniyette ve Adliyede olduğunu söylediği, Erol' un da teselli verdiği, daha sonra Erol' un "Ya bu vatandaş, biz Ahmet abiye verdik sabahtan dedik al bunu git dedik bu vatandaşın

kimliğini falan götür, zaten üç dört tane resim vermişti, üçünü kullanmıştık, birtane kalmıştı anlıyomusun, şirket olarak kullandık ya abi" "Geri kalan şimdi fotokopisi, bende onu verdim" "Ahmet abi de aramış demiş böyle böyle, bizim vatandaş bigün şeye gitmiş Kuvayı Milliyeye gitmiş" "Orda şey varya İmam Hüseyin" "Gitmiş ona şikayet etmiş beni, kendi kendime kızdım, madem sen Osman Turan'a Osman abiye söylüyosun, Osman abi kalkıyo bana söylüyo, tamam diyoruz bütün evrağım emanetini veriyoruz diyoruz" dediği, Osman' m "Niye bu kadar terbiyesizlik yapmış" "tantana etmesin yani, kadın bizi şikayet bilmem ne yap demiş ona, dedim beklesin dedim, yumuşattırdım onları" dediği anlaşılmıştır. Tape:448,13.08.2007 tarihinde, Kahraman ŞAHİN İle görüşmesinde özetle; Erol' un "..koşturuyoruz aynen devam" dediği, Kahraman' m "Fatihte misin" "Nerdesin Çarşamba'da mısın" diye sorduğu, Erol' un "İkitellide" "işlerim var koşturuyorum" "İmam Hüseyin ne yapıyo İmam hazretleri" diye sorduğu, Kahraman' m "İmam hazretleri ne yapsın si...ek seni yakalarsa" Nebil abiye takmışsın oğlum" "Erol dedi benden para aldı vermedi dedi, yok Kuvayı Milliyeyim ayağı bilmem ne hesabı anladın mı" "Hatta İmam Hüseyin kızdı dedi kimliğini de alın onun dedi" "sen gel çözeriz bu işi tamam, sende a., koyum gel ecem dedin geçen hafta ne geldin ne gittin" dediği, Erol' un "Ben sana geleceğim gün bi baktım Ahmet anyo, bana diyoki, Erol Nebil diyo Kuvayı Milliyelere gitmiş, seni şikayet etmiş, beni İmam Hüseyin aradı bizi burda tehdit etti bağırdı çağırdı bilmem ne yaptı, küfür etmiş bişeyler demiş" dediği, Kahraman' m "Sana kızsa da bişey demez yani öyle sen gelip açıklayacan kardeşim sen kaçıyon ya anladın mı adam ona kızıyo yani" dediği anlaşılmıştır. Tape:450, 07.09.2007 tarihinde, Hikmet YILMAZ ile görüşmesinde özetle; Görüşmede Hikmet' in Ankara da olduğundan ve bazı evrakları beklediğinden bahsettiği, Erol' un "gelmedi mi peki onlar getirmediler mi?" diye sorduğu, Hikmet' in "...gönderirler gönderirler, göndermezlerse de o zaman kafalarım ezerim masrafı da alırım onlardan" dediği, Erol' un "Sen şimdi bunları bana niye konuşuyorsun ki..." dediği, Hikmet' in "... adamları sen bana getircektin.., herkes bir filme koşmasın herkes bir filme koşarsa var ya herkesi film yaparım, elimde evraklar var herkesin yattığı kalktığı yeri biliyorum, herkesi yakarım valla" "birbirinize laf yetiştirmeyi biliyorsanız, benim istediğim evrakları göndersinler" dediği, Erol' un "Sen şimdi ne diyorsun, sen bana mı söylüyorsun?" "...Mehmet'lere mi söylüyorsun?" diye sorduğu, Hikmet' in "Niye o masrafları yaptırdın o zaman bana, bu adamı niye getirdin bana" diye sorduğu, Erol' un "Mehmet' in a... koyuyum" "Bana bak beni oraya getirttirme, ben onu Kuvayı Milliye ye getirmiştim iş bitsin diye" "Aranızda anlaştınız konuştunuz.." "Ben de zaten dadanmışım yani" dediği, Hikmet' in "Ben söylemişim, o evrakları bir hafta içerisinde getirmesinler, ondan sonra daralmışımı maralmışım hepsini gösterecem onlara" "Tamam mı kardeşim" dediği, Erol' un "Arıyorum Bahçelievler'deyim diyo yalandan yalandan" "Bir gün de kalkmış diyo ki o Mersin varya, ne diyorlar oraya Hatay matay anla yani orda işte" dediği, Hikmet' in " Bana Evrakları Getirmesinler, Bak Bakalım Hepsini Nasıl Kaldırttınnm Seyretsinler" dediği, Erol' un "Ya bunlar, bunlar pis..." dediği, Hikmet' in "Devleti onlar soymak istedikleri için beni de bu işin içine alet etmişler kardeşim bana evrakları getirmezlerse alayını yakalattırırım" dediği anlaşılmıştır. Tape:451, 17.09.2007 tarihinde, Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; Kahraman' m Erol' a nerde olduğunu sorduğu, Erol' un "Taksime geçiyorum, ordan da Çarşamba'ya geçcem" "İftardan Sonra Akşam 8, Sabah 8 Nöbete Devam Yani, sen ne yapıyorsun ne var ne yok?" dediği, Kahraman' m "Ne yapalım koştur işte, napiyim" dediği, Erol' un "Biz De Mollaların Arasına Takıldık Girdik İşte Ne Yapalım, Soktunuz Bizi O Taraf Çarşamba'ya" Dediği, Kahraman' in "Ya Hayırlısı Olsun Be Kardeşim Ya, Görevini Tam Yerine Getir De" dediği, Erol' un "Görevi getiriyoruz, ne var ne yok sen nerdesin ne yapıyorsun?..." dediği, Kahraman' m "İşim var öyle" "sen ne yapıyorsun görülmüyorsun hiç" dediği, Erol' un "yarın karargaha geliyorum" dediği, Kahraman' m "Yok değilim, ne oldu?" "Sen de mi?" dediği, Erol' un "Yok Ben Tutarım Ben Hoca Adamım
J

J*

""■

*

Biliyorsun Sakal Bıraktım Haberin Yok Galiba" "molla oldum ben de" dediği, Kahraman' m "İmam Hüseyin de bıraktı" "Yarın geldiğinde görüşürüz oldu mu" dediği, Erol' un "tamam yarın karargaha geliyorum, rahatım yani dinlenicem tamam" dediği anlaşılmıştır. Tape:452, 18.09.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; Görüşmenin başında Kahraman' m karargahta olduğundan bahsettiği, Erol' un kimlerin orda olduğunu sorduğu, Kahraman' m Seda, Ali, Niyazi isimli şahısların orda olduğunu söylediği, görüşmenin devamında Erol' un " sayın Özel Kuvvetler Komutanım nasıllar iyiler mi" diye sorduğu, Kahraman' m "İyiler efendim iyiler" dediği, Erol' un "Paşamız nasıl" diye sorduğu, Kahraman'm "Paşa da gayet iyiler efendim" dediği, Kahraman' m "Tamam efendim, teşekkür ediyorum hayırlı görevler" dediği anlaşılmıştır. Tape:453, 18.09.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; Kahraman' m "ne yapıyorsunuz?" diye sorduğu, Erol' un "İyi ne yapalım koşturuyoruz işte" dediği, Kahraman' m "Erol..." "Bize hiç takmıyon kendini be" "Tak beni ya kendi şeyine" dediği, Erol' un "Takayım, gel parayı buldurayım ben size" dediği, Kahraman' m "Hadi bulalım beraber" dediği, Erol' un "İyi ama benim böyle aldığım paralar farklı yani, böyle yani yerine göre vurcan, yerine göre kırcan, yerine göre alcan yani" "Bazı Vatandaşların Haklan Var, Haklarına Tecavüz Edilmiş, Bunları Rurtaracaz" "Biz yine iyilik ediyoruz Allah adına..." dediği, Kahraman' m "Kesinlikle ya" dediği, Erol' un "Tamam sen kur teşkilatı kendi ekibini kur" dediği anlaşılmıştır. Tape:454, 22.09.2007 tarihinde, Murat isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Erol' un "Ne yaptınız toplantı nasıl geçti dünkü?" diye sorduğu, Murat' in "Toplantı iyi geçti" "Ama bilmiyorum adam diyo X5 alın bana diyo bilmem ne diyo" "Nasıl alcaz X5 i biz ona ya" dediği, Erol' un "Şimdi tamam da, şartlar ne, nasıl konuştunuz nedir yani? şimdi X5 alın derken neyin karşılığında X5 istiyo kardeşim bu bizden?" "O da İmam Hüseyin gibi çekmiş esrarı konuşuyo" dediği, Tape:456, 24.09.2007 tarihinde Mehmet isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Mehmet' in "Erol bak şimdi telefon bekliyorum, direk parayla ilgili bir mesele tamam mı" "şimdi telefon gelecekte Cevahir e gidecem" "Parayı kapacam yani" dediği, Erol' un "Tahsilata Mı Gidiyorsun Abi" diye sorduğu, Mehmet' in "Hı hı" diyerek onayladığı, Erol' un "Beni Gönder Abi Yapayım Tahsilatı" "Kimden alınacaksa alırız abi, her türlü biliyorsun yani" "Alırız Abi Kafasma Sıkarız Yine Alırız Abi" dediği, Tape:457, 24.09.2007 tarihinde, Kahraman ŞAHİN görüşmesinde özetle; Erol' un "Ya bu karargahın telefonları ne oluyor böyle ya, yani değiştirildi mi, bir şey mi var" diye sorduğu, Kahraman' m "428 60 78 oldu" dediği, Erol' un "Niye böyle oldu yine bu" dediği, Kahraman' m "İşte Öyle Ya Dinliyorlar Ya Hani" dediği, Erol' un "Dinlemede Olduğundan Dolayı Mı Diyorsun" "Açıcan Telefonu Küfür Edeceksin Lan İ... Dinlemeyin Fazla Diyeceksin" dediği, Kahraman' m "Devletin şeyini satarlarsa böyle Telekom Almanlara İngilizlere" dediği, Erol' un "Neyse tayyibi de ... inşallah bacağından kopartırız" dediği, Kahraman' m "Bugün gene arabada kaldı haberin var mı" diye sorduğu, Erol' un "daha dur bakalım, o i.. .sara hastası biliyor musun" "Kalsın İ... Bir Daha Da Çıkamasın Ordan Y.........." dediği ve konuyu değiştirdikleri, askeriyeye ait bir arazide zeytinliklerin olduğu ve yakın bir zamanda ihalesinin olacağından bahsettikleri, bahsettikleri yerin komutanının bu konuda kendilerine yardım etmesi için paşa olarak adlandırdıklan Mehmet Fikri KARADAĞ' in kendilerine yardım edebileceğinden bahsettikleri, görüşmenin devamında Erol' un "Yav ihalesi var da, orda ki komutan kimse ihaleye veriyormuş, o da bizim Paşa nın yetiştirdiği adam değil mi kardeşim" "E tamam gidelim hani Paşa ile şey yapalım" dediği, Tape:458, 24.09.2007 tarihinde, X Şahıs ile görüşmesinde özetle; Erol' un "Sen bu vatandaşlann adreslerini teşhis et abi" "Muhakkak bana lazım yani, bunun adresini tespit et, ondan sonrasını bana bırak, ben gereken yerlere verecem onun adreslerini" dediği, X Şahsın "onlara ulaşmaya çalıştın mı hiç" diye sorduğu, Erol' un "Ulaşmaya çalışmadım, kaçıyorlar

«-3&-""~~\

benden, beni duydukları veya gördükleri yerden adamlar zaten şey yapıyorlar yani anladın mı" "Panik halinde yani, sen ne yap ne et bulmaya bak onu" "Bul adresi bana ver, yeter, başka bir şey istemiyorum senden" dediği, Tape:459, 24.09.2007 tarihinde, Mehmet isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Mehmet' in "Bu şeyini nasıl yaptın" diye sorduğu, Erol' un "O konuyu hallettim, bide bu senin vatandaş vardı ya, şeyde ki" "o Antakya'lmm" dediği, Mehmet' in "hı hı" diyerek onayladığı, Erol' un "O Şeyinin İstihbaratını Yaptık Biz" "Zaten Kahraman Binbaşı ile görüştüm ben, onunla ilgili tüm bilgileri aldık, vatandaş şey yani, zama zingo hesabı anladın mı abi" "Her türlü oynuyor, ona yanaşma, zaten onun aranması da var" "Anladın mı bide başka şeylerden aranması var zaten bizim ekip arıyor onları bulduğu yerde zaten paket edecek, sen hiç şey yapma onlarla, herhangi işe girme yani" dediği, Tape:460, 28.09.2007 tarihinde, Kemal / Kısmet ile görüşmesinde özetle; Bir süre Erol ÖLMEZ'in bir arkadaşının bankalarla yaşadığı sıkıntılardan bahsettiği ve Kısmet isimli şahıstan bu konuda yardım istedikten sonra Erol'un "Abi benim telefonlarım duruyor dimi sende?" diye sorması üzerine Kısmet'in "Senin telefonların durmuyor bende, o ikinci olay patladıktan sonra ben şey yaptım onları sildim." diyerek açıklamadığı bir olaydan dolayı Erol'un telefonlarını sildiğinden bahsettiği, Tape:461, 29.09.2007 tarihinde, Hikmet isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Erol' un "ben vatandaşla görüştüm" "Erol dedi, Salı günü arkadaşı bir araya getiririz konuşuruz dedi" dediği, Hikmet' in "Hangisi için konuştun" diye sorduğu, Erol' un "O Profesör var ya" "Hani sıkıntısı olan ..." "ben onla konuştum, sen dedim bize sığın arkadaşım, Erol baya diyor sıkıntıdayım diyor, İşte Birileri Bi Takım Böyle Mafyacılık Yapmış, Ondan Dolayı Elini Ayağını Çekmiş" dediği, Hikmet' in "Ya Siktir, Biz Ne Mafyalar Gördük Ya" "Öyle mafyayla, lavuk çocuklarıyla işimiz olmaz, bizim gelip te ona çökecek adam ilk önce bize çökmesi lazım" "Kuvayı Milliyeti olduğumu söyledin mi" diye sorduğu, Erol' un "Ben senin Üstdüzey Komutan olduğunu söyledim, ben de dedim onun bi altıyım dedim..., o rahatsız edenler kimse, biz dedim herrürlü şey yaparız dedim, sen adreslerini şeklini şemasını ver dedim, sen dedim karışma rahat ol dedim, biz bunu korunmaya alacaz yani, ondan sonraki işleri her türlü sen konuşacaksın Komutanım" "Herhangi Bir Yerde Yani Şekle Sokalım Bunu Da Korunmaya Alalım Bunu" "Yanma iki tane de bizim kardeşlerimizden veririz, böyle takip etsinler" dediği, Hikmet' in "Ben adam veririm ona" dediği. Erol' un "yani ihtiyacı da var yani korunmaya" dediği, görüşmenin bundan sonrasında konuyu değiştirdikleri, Hikmet' in "Bide bi arkadaşımız, senin o çevrede, Cezaevinde bir arkadaşım varda benim" "O çocuk çıkmış sizin oralarda" dediği, Erol' un "Neresi sen bana bölge olarak söyle Komutanım ben şey yapayım" dediği, Hikmet' in "Çocuk yarın beni arayacakta, çocuk şey istiyo ya, makina istiyor bir tane" dediği, Erol' un "He öylemi tamam onun şeyini yaparız ya" dediği, Hikmet' in "Ayarlayabilir misin yoksa ben mi bakayım" dediği, Hikmet' in "çocuk içerden çıkmış çocukta her türlü çocuğu kopartırız yani" "yalnız çocuk boşa almıyor onu" "abi iş koşturmak için alıyor, istediğimiz zamanda çocuk her türlü işimizi halledecek deriz yani, şunun ayağına sıkılacak...şunun kafasına sıkılacak .. Öyle bi çocuk, Sağlam Çocuk" dediği, Erol' un "Anlaşıldı tamam ben o zaman 10 dakika sonra size dönüyorum" dediği, Tape:462, 03.10.2007 tarihinde, Hikmet isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Erol' un "Ne yapıyorsun" diye sorduğu, Hikmet' in "Valla Mahkemeye çıktım geldim şimdi" "bundan sonra sıyırdık ... 6 ay bekliyoruz işte" "6 Ay hapis cezası aldık, bu ikinciden, bu şimdiki çıktığım mahkemeden de bişey almadık" "boşver sen ne yaptın" "Görüştün mü" diye sorduğu, Erol' un "Bende görüştüm akşama doğru dönecek bana" dediği, Hikmet' in "Bi oturalım onunla konuşalım ki ondan sonra şimdiden itibaren korumaya ihtiyacı var mı yok mu onlara bakayım" "Adam Demesin Yarın, Bizi Baştan Savıyolar" dediği, Erol' un "ilk işimiz seni Korumaya alacaz dedim" dediği, Hikmet' in "Davet etsin bir yerde oturalım

konuşalım, dersinki çağırayım Başkanımı konuşalım dersin, Korumaya almacaksa hemen korumaya alırız onu" dediği, Tape:463, 03.10.2007 tarihinde, Hikmet isimli şahıs görüşmesinde özetle; Erol' un "Sayın Komutanım ben gereken arkadaşla görüştüm" "Kendisi bizim taleplerimize karşı korunmayı alıyor" "eğer ki beni korumaya alırsanız diyo gereken her türlü yardımı yapmaya hazırım diyo" dediği, Hikmet' in "görüşelim bi konuşalım bakalım, derdi tasası neymiş bunun niye korunma istiyo, bunu sıkıştıran adam niye sıkıştınyo" dediği, Erol' un "tefecinin bitanesinden para almış" "yüzbin dolara yakın bi para" dediği, Hikmet' in "................... kimse çakallar, gider kendim konuşurum" "Ve artı korumaya alırım ve artı gider kendim konuşurum" "kardeşim bi sıkıntın bi derdin varsa bundan sonra benimle konuşacaksın derim, bir daha bu adamı rahtsız etmeyin işine baksın derim" "Ondan sonra gene korumasını alırız veririm seni yanma akşama kadar gez onunla" "... İki Milyar bağlarım sana tamam mı, her ay tıkır tıkır tüm masraflannı giyimini verecek, İki Milyar kuru para verecek sana, ondan sonra öbür işlere biz koşturacaz, bir tane çocuk senin yanma sen geçersin benim yanıma" "kime borcu varsa adını soyadını söylesin mekanın söylesin giderim mekanına kardeşim ben konuşurum adamla" "Gerekirse kardeşim borç benim borcumdur derim" dediği, Tape:464, 03.10.2007 tarihinde, Hikmet isimli şahıs ile görüşmesinde özetle;Hikmet' in "Tamam Yüz bin Dolar mı şimdi bunun tefeciye borcu" diye sorduğu, Erol' un "Hı hı" diyerek onayladığı, Hikmet' in "Nerde Beşiktaş hangi Üniversite" diye sorduğu, Erol' un "Yıldız Üniversitesi komutanım" dediği, Hikmet' in "Yıldız, Onun Yakınında Sarallar'dan Dostum Var" "Yani Mafyadan Sarallar" dediği, Erol' un "Yok SARALLAR falan değil, bu farklı bi grup kafalarına göre Diyarbakırlı geçiniyorlarmış bir de Batman Mardin böyle karışık mafya ayağı hesabı" "Ondan dolayı bizden korunma istiyor Komutanım" dediği, Tape:358, 13.10.2007 tarihinde,Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle;Erol'un "Geçtin mi hiç Karargaha falan" diye sorduğu, Kahraman'm "Erol, Erol büyük bir iş var bak" "Bi bi kardeşimiz var şey, Ukraynalı tamam mı" dediği, Erol'un "Senin ev numaran kaç, Evden Arıyım Ben Seni" dediği, Kahraman'm sabit bir telefon numarası vermesi üzerine Erol'un "Beş on dakika sonra arıyorum, rahat rahat konuşalım" dediği, Tape:360, 13.10.2007 tarihinde,Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; Erol'un "Komutanım hayırlı akşamlar. Erol Han EJDEROĞLU" "O Vermiş Olduğunuz Görev Hakkında, dünkü tamamlanmıştır. Yarından itibaren sabah sekiz on arasında irtibata geçiyorum haberiniz olsun" dediği, Kahraman'm "Tamam haberleşelim o zaman sabahleyin" dediği, Tape:466, 31.10.2007 tarihinde, Kemal DURSUN ile görüşmesinde özetle; Kemal DURSUN'un bir banka kredisiyle ilgili konuştuğu, "Bankadan aradılar da ret" "O Ayşe hanım ret dedi" "Şeyi aradım Ahmet'i şeyi Ayhan'ı meşgule aldı telefonu" "Banka müdürünün ismi de Uğur" dediği, Erol ÖLMEZ'inde Ayhan'a mesaj çekmesini istediği, Tape:468, 31.10.2007 tarihinde, Kemal DURSUN ile mesajlaşmasında özetle ; Erol ÖLMEZ'in Ayhan ile görüşüp görüşmediğini sorduğu, Kemal DURSUN'un da görüşemediğini ancak mesaj çektiğini anlattığı, Erol ÖLMEZ'in "Tamam ben mesajını aldım, bende şimdi Kahraman Binbaşıyla zaten görüşecem konuyla ilgili tamam mı, ben halledecem" ".. bana bırak ben hallederim, gerekirse o banka müdürü kimse onu şeye çekeriz yani kızağa çekeriz" dediği, Kelam DURSUN'un da " ..evraklarım resmi yani" dediği, Tape:4100, 28.09.2007 tarihinde, Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; E.ÖLMEZ'in "sayın komutanım" dediği, K.ŞAHİN'in "merhabaaa erol komutan" dediği, E.ÖLMEZ'in "merhaba komutanım şimdi şöyle birşey söyleyim ya .. .bu eeee bizim bi ayhan vardı biliyormusun ayhan ateş" "he bu ayhanm bir tanıdığının fatihte tamamı" "...bu vatandaşın eeee şeyde bir işi var sen söyle milli emlekta-,bi işi-var bu vatandaşın" "şimdi biz bu adamın işini halledersek yardımcı oluursak bu müdürün karşısına çıkamıyor" "eğer biz y^^ 2211

normalde ben dedimki ayhan beni aradı eee abi dedi yani istersen şey yaparız dedi yani normalde ben dedimki işin içinde her hangi bir şekilde maddiyat varsa yardımcı oluruz dedim tamam mı" dediği, K.ŞAHİN'in "gideriz abi" "yemeğe çaracağız yani" dediği, E.OLMEZ'in

"bi yemeğe bizim oraya biz onu bizim oraya gelemez tırsar korkar geri basar yani" dediği, K.ŞAHİN'in dışarda bir yerde yemeğe çağıracaz yani onun içinde masraflar olur yani anlıyormusun" "canım ufak tefek masraflar olur yani onuda söylersin arkadaşa gerekeni yaparız biz" dediği, E.OLMEZ'in "ya bizden bahsetmiş zaten bu arkadaşlar kendileri asker kökenli ondan dolayıda her hangi bir şekilde şey olmaz hesabı yani anlıyormusun" "bende gereken her neyse şaabtım yani konuştum onla dedim yani kardeşim sen rahat ol tamam mı" "şey yaparız yani bu eğer ki gerekirse iş ciddiye ciddiye bağlanırsa" "şey yaparız yani eee hatta daha önce ayhan benimle gelmişti ya paşamız şey yapmıştı" "Aynen ayhan anlatmış yani anlıyormusun yani bu adamlar çıkabiliyor bu adamlar resmi adamlar yani bu adamlar eli kolu her tarafta anladın mı" dediği, K.ŞAHİN'in "pazar günü gelecen mi sen" "geldiğin zaman konuşuruz oldumu bunları biz" dediği, E.OLMEZ'in merkezde kimse yokmu yani karargahta kimse yokmu" dediği, K.ŞAHİN'in "var var hüseyin abi var" "gerekli şekilde biz konuşacaz biz paşayla maşayla her türlü anladınmı" dediği, E.OLMEZ'in "eeee şey yapabiliriz yani ben bu vatandaşla görüşmeleri yapim" "ya iş milli emlağm milli emlağmmış kardeşim yarısı adam mütahit yansını almış yansıda milli emlağmmış adam sıkıntıda adam tamamını almayı istiyor 430 metre kare anladınmı" "...bana bak kovalayacak çok iş var aslındada kovalayacak bişey yapamıyorsun kardeşim" dediği, K.ŞAHİN'in "gelsene kardeşim konuşalım" dediği, E.OLMEZ'in "hikmet napmış biliyonmu" "o bizim iş bankası davası varya kardeşim" "Ankara'ya gitmiş bu" "hee sen git orda adamlara tamam mı bizim şeylerimiz varya ünüformalı o şeylerle fotoğraflanmız gitmiş orda millete fotoğraflan gösteriyor bilmem napıyo biz işte askeriz biz şöyleyiz böyleyiz biz alınz manyak manyak işler yapıyor bu ya" "...gitmiş efendim yok kimliği göstermiş kimliğin arasından şey düşmüş fotoğraf orda kalkmış adamlara biz işte yok şuyuz biz askeriz falan filan adam tırsmış bilmem ne demiş falan filan anladınmı" "manyakmısm dedim ben buna ya geri zekalı manyak adam ya ben demiş işte ya ben bilmem neyim İstanbul'un şu bu bölgesinde bilmem ne sorumlusuyum cart curt kendi kimliğini açığa veriyor ya nekadar eşşek bi adam bu ya eşşek ya" "abi onun hemen şeyini verin ya defterini dürtün bana bak" "şey vardı ya" "mimarova sinanova Silivri" "he şimdi orda şey yapmışlar çocuklar teşkilatlanmışlar kafalanna göre" "tamamım hı hı anyolar dediler eee abi böyle böyle biz dediler şey yapacaz tamam mı" "dedimki silivride bunlara bir adres verdim dedim bakın kardeşim vatandaş böyle böyle dedim bu dedim" "vatandaş dedim anzalı yani devlete büyük bi ihanet eden bir vatandaş tamam mı" "yapacağınız tek şey var bunun dedim resmide verdim" "çökün dedim amma koyim tamam mı abi nasıl çökeceğiz, dedim çökün alın götürün alın götürün dedim ipneyi alın götürün ondan sonrasını bizimkiler paket yaparlar dedim tamam mı" dediği, K.ŞAHİN'in "çökme ne la çökme nedemek lan çökme ne oluyor"dediği, E.OLMEZ'in "çökün alın üstüne" "he alın parayı üstüne" dediği, K.ŞAHİN'in "hı hı hı erol böyle şeyleri konuşma telefonda biliyon mu moruk anladın mı" dediği, E.OLMEZ'in "bi bok olmaz amma koyim telefonda ya" "tarlaya çöküyoruz tarlaya arsaya çöküyoruz her tarafa çöküyoruz" dediği, Tape:4110, 20.11.2007 tarihinde, Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle ; Erol'un "En kısa zaman görüşelim ve bu telefonu kaydet bu telefonun sahibi işte o ağabeymizdir Burhan abi tanışmamda istediğim bir insandır çok şeydir sana değer verdiğim kadar değer verdiğim bi ağabeyindir her türlü faydası olabilecek bi ağabeynizdir yani" dediği, K.ŞAHİN'in "O adamlar da bekliyorlar yani belki 50 kere aradılar 100 kere aradılar" dediği, Erol'un "Tamam tamam hemen harekete geçiyoruz zaten bende artık fena fena böyle biraz darlandım ya" "Sesimizi biraz duyuralım meydana çıkma zamanı" dediği, K.ŞAHİN'in "Bi harekete geçelim ama gerçekten" dediği, Erol'un "Tamam komutanım" dediği, tespit edilmiştir.

ı - <^] y€$/~\^k.

f) Diğer şüpheli ve tanık beyanları;
Kahraman ŞAHİN ; Erol ÖLMEZ'in eskiden dernek üyesi olduğunu ancak sonradan istifa ettiğini, aralarındaki görüşmelerde kullanılan "Komutanım" kelimesinin şaka mahiyetinde, Erol ÖLMEZ'in kendilerine tarikatlarla mücadele etmek amacı ile bazı tarikatları takip etmek amacı ile Çarşamba semtine gittiğini ve sakal bıraktığını söylediğini beyan etmiştir. Gizli Tanık -17 , ifadesinde aynısı ile " Erol ÖLMEZ, dernek binasında yatıp kalkıyordu. Hüseyin GÖRÜM kendisine binbaşı rütbesi vermişti. Bir arada Fatihteki Çarşamba semtine tarikatlar hakkında istihbarat toplamak için görevlendirildiğini biliyorum. Hatta Erol ÖLMEZ bunun için sakal bırakmıştı" şeklinde beyanda bulunmuştur. Hüseyin GÖRÜM ; Erol ÖLMEZ'i Kuvayı Milliye derneğine gelip gitmesinden dolayı tanıdığını, şahsın son bir yıldır Kuvayı Milliye derneğine gelip gitmediğini, şahsın derneğe üye olduğunu ancak herhangi bir iş yapmadığını, şu anda ne iş ile uğraştığını da bilmediğini beyan etmiştir. Şüpheli Erol ÖLMEZ'in telefon ve sim kart kayıtlan incelendiğinde; Kahraman ŞAHİN'in 05466478283, 05373755310 olan numaralanılın kayıtlı bulunduğu, Soruşturma kapsamındaki şahıslardan ; Mehmet Fikri KARADAĞ ve Özer KORKMAZ isimli şahıslann telefon,sim kart rehberi ve ajandalannda Erol ÖLMEZ'in telefon numarasının kayıtlı bulunduğu belirtilmiştir. Şüpheli Erol ÖLMEZ'in kullanmakta olduğu 05383657258 nolu GSM hattının 01.01.2000 den itibaren yapmış olduğu arama-aranma, mesaj gönderme-mesaj alma kayıtlannın kolluk tarafından yapılan analizinde; -Kahraman ŞAHİN' in kullandığı 5373755310 nolu Telefon hattı ile 31 Şüpheli Erol ÖLMEZ'in kullanmakta olduğu 05366310901 nolu GSM hattının 01.01.2000 den günümüze kadar yapmış olduğu arama-aranma, mesaj gönderme-mesaj alma kayıtlannın kolluk tarafıondan yapılan analizinde; -Raif GÖRÜM' in kullandığı 5358258383 nolu Telefon hattı ile 6 kez , -Kahraman ŞAHİN in kullandığı 5466478283 nolu Telefon hattı ile 7 kez, -Kahraman ŞAHİN in kullandığı 5373755310 nolu Telefon hattı ile 235 kez, -Aynca şahsın kullandığı 05366310901 nolu telefon hattından diğer hattı olan 5465777810 nolu hattıyla 5 kez, görüştüğünün tespit edildiği belirtilmiştir.

g) Hukuki durumunun değerlendirilmesi;
Şüpheli Erol ÖLMEZ'in Ergenekon Terör Örgütünün üyesi olduğu , Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurlann" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyannca kurulan Ergenekon Terör Örgütüne bağlı "Lobi Yapılanmasının" karan ve bu yapılanmanın Sivil Toplum Kuruluşlan alanındaki faaliyet şekil ve esaslannı belirlemek için hazırladığı "Dinamik" adı verilen örgüt dokümanında gösterilen "Kuvayı Milliye Cephesi gibi Milli Mücadele yıllannda kurulan örgütlerin günümüzde yeniden kurulması ve faaliyete geçirilmesi uygun görülmüştür" hedefinin uygulamaya konulması amacı ile kurulan Kuvayı Milliye Derneğinde Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN'in hiyerarşisinde mafya tarzı faaliyetlerde bulunarak örgüte gelir temin ettiği, yine bu kişilerin görevlendirmesi ile örgüt amaçlan doğrultusunda istihbarat topladığı,gerektiğinde de provakatif terör eylemlerinde tetikçi olarak görevlendirilmesinin düşünüldüğü iddia edilmektedir. Şüpheli,Kuvayı Milliye Derneğinde çaycılık ve temizlik işleri yaptığmı,kalacak yeri olmadığı için burada kalarak kendisine verilen işleri yaptığını, Kahraman ŞAHİN'in kendisine deprem afetleri sırasında "Özel Kuvvetlerin afet ve deprem kısmından sorumlu" olduğunu

söyleyerek Özel Kuvvetler yazılı bir kimlik verdiğini, ayrıca kendisine Erolhan EJDEROGLU ismini taktığını ve bu şekilde hitap ettiğini,kendisinin İsmailağa semtinde istihbarat toplama çalışmasında bulunmadığmı,Kahraman ŞAHİN ile bu konularda yaptığı görüşmelerin şuursuzca olduğunu, yine telefon görüşmelerinde kendisini askeri personel olarak tanıtmasının şaka mahiyetinde olduğunu,savunmuş ise de, Yukarıda geniş olarak özetlenen telefon görüşmeleri genelinden şüphelinin Kuvayı Milliye Derneği ve Dernek içerisindeki yapılanma ile ilgisinin,dernek binasında yatıp kalkması,çaycılık ve temizlik işleri yapması ile sınırlı kalmadığının açıkça anlaşıldığı, savunmasının aksine olarak Kuvayı Milliye Derneği içerisindeki yapılanma hiyerarşisi içerisinde Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN'e bağlı olarak istihbarat toplama, yasa dışı tahsilat işleri yapma faaliyetleri ile görevlendirildiği anlaşılmaktadır. Mehmet Fikri KARADAĞ'm Erol ÖLMEZ'i tanımadığı şeklindeki savunmasının, Erol ÖLMEZ'in ifade ve telefon görüşmeleri içeriğinden savunmaya yönelik olduğu , Erol ÖLMEZ'in yukarıda anlatılan istihbarat ve örgüte gelir temin etme amaçlı faaliyetleri ile ilgisinin kurulamaması amaçlı bulunduğu değerlendirilmiştir. Mehmet Fikri KARADAĞ'm oğlu S erkan KARADAĞ'm aynı suçtan tutuklu bulunan ve sürekli olarak gönderdiği dilekçeler ile yeniden ifade vermek istediğini söyleyen şüpheli Erol ÖLMEZ'e cezaevinde para yatırması da bu değerlendirmeyi doğrulamaktadır. Kuvayı Milliye Derneğinin illegal yapılanmasında Özel Kuvvetler (Sözde) Komutanlığı isminde bir birim kurulduğu yukarıda Mehmet Fikri KARADAĞ'a ait bölümde açıklanmıştır. Şüphelinin askeri üniforma benzeri bir elbise giyerek fotoğraf çektirdiği, telefon görüşmelerinde kendisine Komutan,Binbaşı şeklinde hitap edildiği hususu , Gizli Tanık 17'nin, Erol ÖLMEZ'e Hüseyin GÖRÜM'ün (Sözde) Binbaşı rütbesi verdiği, Fatih' teki Çarşamba semtine tarikatlar hakkında istihbarat toplamak için görevlendirildiği, hatta Erol ÖLMEZ'in bunun için sakal bıraktığı şeklindeki beyanı, kendisine üzerinde "Kuvayı Milliye Derneğinin Özel Kuvvetler Komutanlığında" görevli kimlik kartı verilmesi hususu dikkate alındığında şüphelinin Kuvayı Milliye Derneğinin illegal yapılanmasının "Özel Kuvveter (Sözde) Komutanlığı" biriminde görevli bulunduğu anlaşılmıştır. 26.06.2007 tarihinde Nebil isimli kişi ile görüşmesindeki; Nebil'in "dünden beri seni arıyorum", Erol' un "ben heryerdeyim abi bildiğin gibi değil" "zaten bugün emanetlerini alacaksın, ben müsait değildim, bir takım konularım var" "konuları bu telefonla konuşamıyorum", Nebil' in "Ya bana laf diyolar, telefona çıkamıyorum, bende cebimi kapatmışım", Erol' un "Nebil abi ben her işi düzeltirim diyorum ve artı sana söylüyorum, iki üç gibi senin yanında olacam, emanetlerini de getirecem, yalnız sana farklı bir şekilde gelecem, şu anda telefonda o konulara girmeyelim tamam mı abi" "Benim telefon şuan konuşmalara müsait değil anlarsın, İstiyorsan Git Birtane Yeni Şafak Gazetesi Al, Gazete Al Oku Neyin Ne Olduğunu Görürsün" - ( Görüşmede geçtiği için Yeni Şafak Gazetesinin internet sitesindeki arşividen 26.06.2007 günlü nüshası incelenmiş ; bu nüshada "Atabeyler'e Yeni Darbe" başlığı altında Özel Kuvvetler Komutanlığında görev yaptığı belirtilen emekli binbaşı Fikret EMEK'in annesinin Eskişehir 'deki evinde ele geçirilen silah ve patlayıcı maddeler , "Tekin 'in Devre Arkadaşı Da Savcıya İfade Verdi "başlığı altında Ümraniye'de ele geçirilen el bombaları ile ilgili soruşturma kapsamında Ahmet Erden ARSLAN ve Muzaffer TEKİN'in devre arkadaşı olduğu iddia edilen emekli yüzbaşı Raf et ARSLAN'ın soruşturma savcısı tarafından sorgulanarak serbest bırakıldığı, Aydın YÜKSEK ve Muzaffer ŞENOCAK isimli kişilerin ise tutuklandıkları, Muzaffer TEKIN'in yakın arkadaşı olduğu ileri sürülen bir kişinin Bursa 'daki işyerinde dinamit lokumu ve fünyelerin ele geçirildiği, "Ümraniye'de iki Gözaltı Daha" başlığı altında aynı soruşturma kapsamında Muzaffer TEKİN ve Oktay YILDIRIM ile bağlantısı olan iki kişinin gözaltına alındığı, "Mersin Hatırası" başlığı altında 5 yıldır Tekin ve -Yıldu'itjt ile .görüşmediğini açıklayan

Mehmet Fikri KARADAĞ'in bu kişilerle geçen yaz çekilmiş bir fotoğrafta aynı karede yer aldıkları, mahiyetindeki yazıların bulunduğu anlaşılmıştır.) Şeklindeki ve benzer mahiyetteki diğer telefon görüşmelerinden de ; şüphelinin Kuvayı Milliye Derneğinin Ergenekon Terör Örgütünün Sivil Toplum Kuruluşları alanındaki yapılanması olduğunu bildiği, bu yapılanmanın hiyerarşisi içerisinde Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN'in emrine verildiği, Kahraman ŞAHİN tarafından kendisine Dernekteki yapılanmanın Özel Kuvvetler Komutanlığı kısmında görevlendirildiği söylenip buna ilişkin dernek kimlik kartı verilerek örgüt adına istihbarat toplama, yasadışı tahsilat yapma faaliyetlerinde görevlendirildiği, her ne kadar Kahraman ŞAHİN ifadesinde Erol ÖLMEZ'in kendilerine tarikatlarla mücadele etmek amacı ile bazı tarikatları takip etmek için Çarşamba semtine gittiğini ve sakal bıraktığını söylediğini beyan etmiş ise de, yukarıda yazılı telefon görüşmelerinden açıkça şüphelinin bu konuda istihbarat toplaması için örgüt hiyerarşisi içerisinde Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM'ün talebi ile Kahraman ŞAHİN tarafından görevlendirildiği, şüphelinin de kendisine verilen görevi benimseyerek bu konuda faaliyette bulunduğu anlaşıldığı , soruşturma evrakı geneli ve şüphelinin kendi konuşmaları içeriğinden dernekteki illegal yapılanmayı devletin bazı kurumlarının desteklediği, bu durumu kullanarak yapacağı illegal işler ile örgüte ve kendisine maddi çıkar elde edebileceğini düşündüğü, bu amaçla terör örgütüne maddi gelir temin etme adına cebir,şiddet ve tehdit yöntemlerini de kullanarak tahsilat yapma,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, izinsiz silah bulundurma, gibi eylem veya eylem hazırlıkları içerisinde yer aldığı, Mersin ilinden gelerek dernek içerisindeki yapılanmaya katılacak olan şüpheli Ali KUTLU ve yanındaki Seda YİVLİ isimli kişiyi öncesinden itibaren tanıdığı, Ali KUTLU'nun öncesinde Taner ÜNAL'm başkanlığındaki Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketinin kurulumu aşamasında yer aldığını bildiği, sürekli telefon hattı değiştirerek, önemli örgütsel görüşmelerini telefondan yapmayıp muhataplarını bu konuda uyararak, her fırsatta maddi yetersizliğinden bahsetmesine karşılık en son olarak da 10 adet ayrı telefon hattı alarak, kalmış olduğu evin adresini sürekli görüştüğü kişilere bile vermekten kaçınarak örgütün faaliyetlerindeki gizlilik prensibine uyduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ile şüphelinin Ergenekon Terör Örgütüne üye olduğu yönünde hakkında kamu davası açılmasını haklı kılacak derecede şüphe oluşturan delillerin bulunduğu anlaşıldığından, Şüpheli EROL ÖLMEZ'in eylemine uyan TCK'nun 314/2 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddeleri uyarmca cezalandırılması talep edilmiştir.

70-ŞÜPHELİ ABDULLAH ARAPOĞULLARI a)Emniyet ifadesinde;
Daha önce çeşitli işlerde çalıştığını,boş kaldığı zamanlarda arkadaşının yanında telefon hattı sattığım,2007 Eylül ayında babasının fırınında çalışmaya başladığmı,fırmm kapanmasından sonra ise boşta kaldığını, her hangi bir kuruluşa üyeliği olmadığını, Kuvayı Milliye Derneğine üye olmak için form doldurduğunu ancak akıbetini bilmediğini,Ergenekon isimli örgüte üye olmadığını,bu örgüt içersinde herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını, soruşturma kapsamındaki kişilerden Kahraman ŞAHİN, Niyazi KIYAK ve Ayşe Ceylan GEÇYOL ile Kuvayı Milliye derneği vasıtası ile tamştığım,2007 yılı yaz aylarında internetten Kuvayı Milliyenin sitesini bulduğunu, askeri kuruluş sandığı için Avea hattı satmaya gittiğini, yanında mahalleden Samet isimli arkadaşının bulunduğunu, burada Kahraman ŞAHİN'in müsait oldukları bir zaman konuşmak için çay içmeye beklediğini söyleyerek gelirken arkadaşlarını da getirmesini istediğini, -' ^ Kahraman ŞAHİN'i 2007 yaz aylarında Kuvayı Milliye Derneğine gittiği esnada tanıdığım,kendisine üye sorumlusu olduğunu söylediğini, oturup konuştuktan sonra kalabalık

nedeni ile bir dahaki sefere detaylı bir şekilde konuşup üye olurum diyerek ayrıldığını, kendisinin eskiden oturduğu binanın altında börekçi olan Erdal İRTEN'e Kadıköy'de Kuvayı Milliye Derneğine gittiğinden bahsettiğini,buranm Askeriyeye bağlı bir kuruluş olduğunu söylediğini, onun da giderken bana haber ver beraber gidelim ben bir bakayım dediğini, bir ay sonra birlikte derneğe gittiklerini, burada Erdal İRTEN'i Kahraman ŞAHİN ile tanıştırdığmı,Kahraman ŞAHİN'in kendilerine Kuvayı Milliye Derneğinin Askeri bir kuruluş olduğunu, buranın Paşalar tarafından yönetildiğini söylediğini,daha sonra üye formlarım doldurduktan sonra Erdal İRTEN'le beraber orada çalışan Ceylan ismi ile bildiği (Ayşe Ceylan GEÇ YOL) kişiye teslim ettiklerini ve yıllık aidat olarak 12 YTL parayı verdiklerini, Kahraman ŞAHİN'in kendilerine Bağcılarda Kuvayı Milleye Derneği Şubesi açmalarını teklif ettiğini ve sen bu konuyla görevlisin dediğini,aynca kendisine derneğin maddi sıkıntısından bahsedip bu derneğin bütün Türk Milletinin olduğunu, kirasının ödenemediğini, derneğe maddi yardımda bulunabilecek esnaf tanıdığı olup olmadığını sorduğunu,daha sonraki bir tarihte evine misafir olarak gelen akrabası Numan KILIÇ'a kendisinin askeri kuruluşa bağlı bir derneğe üye olduğunu, derneğin kapanmaması için kiranın ödenmesi gerektiğini anlatarak yardım alabilecekleri esnaf,iş sahibi yardım sever bir kişi olup olmadığını sorduğunu, onun da kendisine hemşerileri olan Aksaray'da Büyük Koza otelinin sahibi Ayhan isimli şahsın yardım edebileceğini söylediğini,bunu öğrendikten sonra Kahraman ŞAHİN'e yardımsever bir kişi bulduğunu söylediğini, Kahraman ŞAHİN'in kendisini derneğe çağırdığmı,yaklaşık bir ay sonra tek başına Kuvayı Milliye Derneğine gittiğini, Kahraman ŞAHİN'in burada kendisine üç ay sonra kendilerine kimlik çıkacağını, şu an Paşaların onaylamadığını, araştırıldıklarını söylediğini ve derneğe yardım istenilecek kişiyi sorduğunu, kendisinin de Aksaray'daki otel sahibi kişiyi söylediğini, sonrasında da Bağcılar'da Kuvayı Milliye Derneğinin şubesinin açılıp açılmayacağmı,esnaflann olup olmadığını sorduğunu, kendisinin de işlerini ve ablasının hastalığını gerekçe göstererek bu konuyla ilgilenemeyeceğini söylediğini, bu tarihten yaklaşık bir buçuk ay sonra Kahraman ŞAHİN'in kendisine ulaşamadığından Erdal İRTEN'i aradığını ve kendisini aramasını istediğini öğrendiğini, ancak kendisini aramadığını, o tarihten sonra da Kahraman ŞAHİN ile görüşmediğini beyan etmiş, Erdal İRTEN'in kendisi hakkındaki ; "Kuvayı Milliye Derneğini ilk olarak kendisi sayesinde tanıdığını ve ilk kez kendisi ile birlikte gittiğini, bu derneğin genel kurmaya bağlı olduğunu,askeriyeye istihbarat sağladığmı,amacmm ise derin devlet olduğunu" söylediği, kendisinin de " derin devletin olmadığını izah ederek, yaptığınızın yanlış olduğunu ve sizin yanınızda yer alamayacağını" söylemesi üzerine kendisinin " biz sen olsan da olmasan da yolumuza devam ederiz" dediği şeklindeki beyanı okunup sorulması üzerine ; Erdal İRTEN isimli arkadaşını derneğe götürdüğünün doğru olduğunu,fakat bu derneğin Askeriyeye bağlı olduğunu Kahraman ŞAHİN'in kendisine söylediği gibi Erdal İRTEN'e de bizzat söylediğini, kendisinin bizzat Erdan İRTEN'e ayrıca bu derneğin askeriyeye istihbarat sağladığını amacının ise derin devlet olduğunu söylemediğini,aynca Erdal İRTEN'in Kahraman ŞAHİN ile tanıştıktan sonra samimi olduklannı,kendisinin onların dışında kaldığını, kendi aralarında neler görüştüklerini bilmediğini,zaman zaman kendisini de çağırdıklannı,fakat kendisinin bu davetlerin çoğuna icabet etmediğini, 16.09.2007 tarihli Erdal İRTEN ile birlikte Kahraman ŞAHİN ile yaptığı görüşmede geçen ; "Erdal İRTEN'in Kahraman ŞAHİN'e Samet isimli arkaşlan ile birlikte kendisini ziyarete gittiklerini söylemesi, ardından telefonu kendisinin alıp Kahraman ŞAHIN'le görüşmeye devam etmesi, görüşmede Kahraman ŞAHİN'in ekip oluşturma talimatı vermesi konusunun okunup sorulması üzerine; kendisi, Erdal İRTEN ve Samet YILMAZ'm kimlik fotokopilerini almak için derneğe gittiklerini, o sırada orada bulunmayan Kahraman ŞAHİN'i telefonla aradıklarını, Kahraman ŞAHİN'in kendisine ekip oluşturması yönündeki talimatından kastının ise Bağcılarda kurulmasını düşündüğü dernek olduğunu,

31.10.2007 tarihli Erdal İRTEN ile Kahraman ŞAHİN arasında yapılan görüşmede geçen ; ismi söylenmeyen İsrailli bir işadamının alınması şeklinde bir başlangıç yapacakları, bu iş içinde bir nakit akışının olması gerektiği, parasız bu işe girişemeyecekleri, bu konu ile ilgili Hüseyin Abi ile de görüşecekleri, adamın yabancı olmasının işlerini rahatlatacağı, kendisinin de bu görüşmenin yapıldığı gün bu konu ile ilgili Kahraman ŞAHİN'in yanma gitmesi gerektiği konusunun okunup sorulması üzerine ; kendisinin bu görüşmeden haberinin olmadığmıjsrailli biri konusunda herhangi bir bilgisi olmadığmı,ancak Erdal İRTEN'in kendisine Kahraman seni arıyor dedikten sonra Kahraman'ı aramasını söylediğini,ancak davranışları ve para istemeleri gibi tutumları hoşuna gitmediğinden aramadığını,görüşmede geçen diğer konular hakkında da herhangi bir bilgisi olmadığını beyan etmiştir.

b)-Savcılık ifadesinde;
Kolluk ifadesini tekrarladığmıjstanbul Güneşli Semti meydanında bulunan Avea bayisinden telefon hattı alarak hastane ve karakoUardaki kişilere 5 YTL prim karşılığı satma işini yaptığını, 2007 yılı yaz aylarında telefon hattı satmak için Samet YILMAZ isimli arkadaşı ile birlikte Kuvayı Milliye Derneğinin Kadıköy Şubesine gittiklerini, burada tanıştıkları Kahraman ŞAHİN'in kendilerine "burası askeri kuruluş,paşalar tarafından yönetiliyor,bir dahaki sefere gelin sizi üye yapalım" dediğini, sonrasında ikamet ettiği evin alt katında börekçilik yapan Erdal İRTEN'e bu konuyu anlattığını, Erdal İRTEN'in de merak ederek kendisini de götürmesini istediğini, yaklaşık bir ay sonra Erdal İRTEM ile birlikte Kuvayı Milliye Derneğine gittiklerini, burada Kahraman ŞAHİN ile sonradan tam isimlerini öğrendiği Niyazi KIYAK ve Ayşe Ceylan GEÇYOL ile konuştuklarını, Kahraman ŞAHİN'in Erdal İRTEM'e "Kuvva-i Milliye'yi nasıl bilirsin" sorusunu sorup Erdal İRTEM'den "Atatürk tarafından kurulduğunu biliyorum" cevabını aldıktan sonra "Burası askeri bir çatı altmda, paşalar tarafından yönetiliyor" şeklinde konuşarak bir form verip "bunları doldurun, sizi üye yapalım" dediğini, kendilerinin formları doldurduklarım, kimliklerinin fotokopisi,fotoğraf ve 12 YTL para ile birlikte verdiklerini, kendilerine "2-3 ay araştırılacaklarının ve daha sonra üyeliklerinin kabul edileceğinin" söylendiğini,Kahraman ŞAHİN'in kendilerine "Biz her yerde şubeler açıyoruz, Bağcılar'a da şube açmak istiyoruz, temiz esnaf, bu işin altından kalkabilecek, parası olan esnaftan kimse var ise bul, araştır, Bağcılar'a da şube açalım, bu görevi sana veriyorum" dediğini,aynca tam kapıdan çıkarken de Kahraman ŞAHİN'in kardeşim hitabı ile kendisini çağırarak "yardımsever, para yardımı yapabilecek, bildiğin bir kişi var mı, para sıkıntımız var" dediğini, kendisinin de "şu anda bilmiyorum " şeklinde cevap verdiğini,Kahraman ŞAHİN'in yeniden "bu işle de sen ilgilen" dediğini, Sonrasında evine misafir olarak gelen Numan KILIÇ'a Kuvayı Milliye Derneğinden ve para sıkıntısı içerisinde olduklarından bahsettiğini,Numan KILIÇ'm kendisine Aksaray semtindeki İski Binasının arkasında Büyük Koza Otelinin sahibi Ayhan isimli kişinin kendilerine yardımcı olabileceğini söylediğini. Bunun dışında ikamet ettiği binanın yöneticisi olan Duran isimli Güneşli semtinde emlakçilik yapan kişiden de Kuvayı Milliye Derneğinin Bağcılar Şubesini açmak için yardımcı olmasını istediğini,ancak bu kişinin o işlerle uğraşamam diyerek kabul etmediğini, Kendisinin Uzman Çavuş olmak için sınavlara girdiğini,Mart ayında Ankara'da mülakat olduğunu, bu kişiler ile tanışmasının sınavlarda kendisine yardımcı olabilecekleri amacına yönelik olduğunu, bu sırada ablasının hasta olduğunu,bir süre bu kişiler ile görüşemediğini,hatırladığı kadarı ile 2007 yılı Ekim ayında kimlik fotokopilerini geri almak için Erdal İRTEM ve Samet YILMAZ ile birlikte Kadıköy Kuvayı-' Milliye Derneğine gittiklerini, Kahraman ŞAHİN'i dernekte bulamadıklarım, orada, bulunan dernek sekreteri Abdulkadir isimli kişiden ise kimlik fotokopisini geri * istemeye çekindiğini, Kahraman

ŞAHİN'e telefon açarak hastasının olduğunu söylediği halde çekindiğinden dolayı kimlik fotokopilerini geri istediklerini söyleyemediğini,bundan sonra başka kimse ile görüşmeden dernekten ayrıldıklarım beyan etmiştir.

c)-Telefon görüşmeleri;
Tape:4090, 18.08.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle;Kahraman'm "Ne yaptın sen işi hallettin mi" dediği, X ŞAHSIN "ya ben işi hallettim de hani ben sana dedim ya ekip kurdum falan" "onlarda hazır çok güzel ekip, tespit ettiğim yerlerde var, haraç değil de yardım amaçlı gidecez otellere elli milyar, yüz milyar alacağımız yerler var onun için görüşecektim ben seninle o ekiple gelecektim yanına. İstersen eve gelelim senin araba var altımızda" dediği, Tape:3414, 03.09.2007 tarihinde, Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle, K.Ş'in "Ha ne yapıyordun Abdullah" dediği,A.A'nun "Bende oturuyorduk senden bahsediyorduk böyle üye olduğumuz arkadaşlar vardı oraya bize kimlikler falan soruyorlar da dedim bi sorayım dedim ne zaman gelir." dediği, K.Ş.'in ":Sen kime verdiniz şeylerinizi siz" dediği, A.A.'nun "Iıı Niyazi abiye verdiydik hepsini" dediği, K.Ş.'in "Sen yann gelmiycen mi" dediği, A.A.'nun "Hı hı gelcem" dediği, K.Ş.'in "Tamam yann geldiğinde görüşürüz tamam kardeşim" dediği, Tape:3402, 11.09.2007 tarihinde, Kahraman ŞAHİN ile Erdal İRTEN arasında yapılan görüşmede özetle; E'm "Ben Abdullah ARAPOĞLU'nun arkadaşıyım, güneşli'den", " Merhaba, nasılsınız, ben Erdal İRTEN" dediği, K'm "Şimdi Abdullah benimle görüşmedi, bende şuan çocuk okula başladı, biliyor musun bende onlarla uğraşıyorum.", "Abdullah beni bir arasın ya bir söyle de" dediği, Tape:3403, 12.09.2007 tarihinde, Erdal İRTEN ile görüşmesinde özetle;E'm "Sedat sana iki tane emanet vermişti ne oldu onlar" dediği, A'ın "Daha konuşamadım onu", "Tamam ya veririm ben sana olmazsa" dediği, Tape:3417, 12.09.2007 tarihinde X Şahıs ile görüşmesinde özetle, A.A.'nm "Yav öyle bir yoğunum ki müsait değilim bu tarafa gelsen çok güzel bir iş var" dediği, X'in "Ne işi" dediği, A.A.'nm "Sen gel sen hiç üşenmeden rahat kazanacaksın gel konuşalım" dediği, X'in "Ben şu an yola gidiyorum İsparta'ya gidiyorum", "Ya Gökhan'ın yanma gidiyorum" dediği, A.A.'nm "Eee bizim sindi bu Atina'ya gitmemiz lazım tamam mı Yunanistan tarafına o böyle bizi oraya gönderebilecek bi tanıdığın kişi var mı ordan bizi alçaklar Hollanda'ya geçeceğiz para neyse hepsi karşılanacak" dediği, Tape:3418, 12.09.2007 tarihinde, X Şahıs ile görüşmesinde özetle ; A.A.'nun "Bu pasaport vize var ya", "Sordum bir haftada çıkıyormuş" dediği,X'in "Ya geç boş ver ötekisi bizim iş kaçak yoldan" dediği,A.A.'nun "Tamam onlar yann hadi görüşürüz onu" dediği, Tape:3404, 16.09.2007 tarihinde, Kahraman ŞAHİN/ Erdal İRTEN arasındaki görüşmede özetle;E'm " ben güneşliden Erdal" dediği, K'm "kiminle geldin" dediği, E'm "Abdullah ile geldim, bir de Samet arkadaş var" dediği, K'm "bi versene Abdullah'ı" dediği, A'ın "Aloo" dediği, K'm "hadi sen orda ki arkadaşlar ile görüş yine", "tamam-mı" dediği, A'm "Alpaslan abi var burada, başka kimse yok" dediği, K'm "iyi ekibi oluştur sen yani tamam mı" dediği, A'm "tamam" dediği, Tape:354, 20.09.2007 tarihinde, Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; Abdullah'ın " .. .kurduğum ekip senle çalışmak istiyor" dediği, K'm "Anladım kardeşciğim anladım anladım" dediği, A'm " He he anladın mı demek istediğimi", " Tamam abi çünkü adamlar da ona göre haber bekliyor benden" dediği, K'm " Tamam işte pazar günü şey yapanz bir toplantı yapanz öyle güzel" dediği, A'm " Bi saniye abi Erdal bey görüşmek istiyor" dediği, ERDAL İRTEN'in " Başkanım abi iyi akşamlar"- dediği, tekrar telefonu alan Abdullah'ın " .. .birebir görüşsek çok iyi olur şimdi bu*arkadaşlar yani yeni bir ekibimiz var" dediği,

Tape:355, 21.09.2007 tarihinde, Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle,K'm "He işler nasıl", " Var mı parayı vurdun mu" , " Parayı vurdun mu" dediği, A'm " İşte pazar günü geldiğimiz zaman onaylarsan", " Su gibi akacak" dediği, Tape:685, 04.10.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile Erdal İRTEN arasındaki görüşmede özetle;E'm "Ben Erdal İrten Güneşliden" dediği, K'm " He merhaba Erdal'ım naber" dediği, E'm " İşte ekibi oluşturmaya çalışıyoruz", "O arkadaşlarla beraberiz", " İşte ekibe ekibe kaydedeceğimiz bi kaç arkadaş pek olumlu bakmamış bi arkadaşa demişler işte böyle bişey bize saçma geliyor falan" , "Naşı bizi ikna etsinler bize bi garanti falan bende dedimki direk sizi ilk etapta telefonda Başkanla görüştürebilirim yani sizin herhangi bi şeyiniz olmasın ..." dediği, K'm " Gerek yok o tip adamlara ya öyle şey fazla sorgu soru adama gerek yok şimdi bu öyle zaten basit bişey değil anlıyor musun" dediği, E'm " Bizde onu anlattık zaten bu işler basit bişey değil yani" dediği, K'm " He boşver boşver o tip şeye girişen şuanda bize ilerde problemde yaratır anlıyor musun", " Sizin gibi insanlar lazım bize" dediği, E'm "Teşekkür ederim sağol" dediği, K'm " Yani olayın ne olduğunu bildikten sonra" , " Sen neysen bende oyum yani hiç farketmez anladın mı" , "...sen görev yaparken farklı farklı kademeleri de olabilir" dediği, Tape:366, 24.10.2007 tarihinde, Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; K'm "Ya biraz dışarıdaydım Ankara'ya falan gittim geldim" dediği, A'm " Ha kendi işin mi yoksa Kuvvayi Milliyenin mi" dediği, K'm "Ya kendi işim de vardı öyle de telefonda pek konuşmak istemiyorum bu tür şeyler..." dediği, Tape:369, 28.10.2007 tarihinde, Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle;A'm " Ben şey görüştüm o İsrail'i! adamı", " Benim bir adamım var o şuan Trabzon'da Oradan Bafra'ya geçecek yarın buraya geliyor sırf o iş için", "Ekip hazır yani istediğin zaman kaldırırız onu" dediği, K'm " Tamam" dediği, A'm "Tamam mı bilgi vereyim dedim" dediği, K'm " Tamam iyi kardeşim" dediği, A'm " Hüseyin abiyle konuşacan mı bu akşam bu gün" dediği, K'm " Gideceğim bu akşam bakalım" dediği, A'm "Ha bak sen biran önce bitirelim bu işi zamana bırakmayalım" dediği, K'm " Tamam kardeş" dediği, A'm "Paraysa para ile konuşalım dişe dişse silahla silahla konuşuruz" dediği, K'm " Aynen öyle kardeşim" dediği, Tape:679, 28.10.2007 tarihinde, Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle;A'm "Görüştün mü abi" dediği, K'm "Ya geçemedim daha ya geçemedim ha" dediği, A'm "Tamam abi iyi o adamı ne yapıyoruz", " O adamı ne yapıyoruz" dediği, K'm " Ne yapıyoruz ne yapıyoruz sen şimdi hemen hareket etmeseydin keşke konuşup şey yaptıktan sonra hareket etseydin keşke" dediği, A'm "Yok şuan ben sadece hazırlık yaptım" dediği, K'm "Şimdi ben şey görüşmeyi yapayım da ondan sonra şey yaparız tamam mı" dediği, A'm "Tamam ben emrini bekliyorum" dediği, Tape:686, 29.10.2007 tarihinde, Kahraman ŞAHİN ile Erdal İRTEN arasındaki görüşmede özetle; E'm "Ben böyle düşünüyorum görüşsen biran önce diyorum bi randevu falan alsak toplu şekilde kalkıp Ankara'ya gitsek" dediği, K'm " İşte şimdi bir takım bir şeylerin oluşması lazım biliyor musun" , "Yani bu oluşumlar olduktan sonra zaten inşallah hepsini halledecez, Abdullah yarın bu tarafa gelecek inşallah", " İşte o un un falan işi var şimdi Erdal senin yaşın belli bir takım bir şeye gelmişsin hayatı tanıyan insansın" , " Maddiyatsız birşey olmuyor tamam mı buradan afedersin tuvalete de gitsen adam para istiyor yoksa işeyemiyorsun afedersin", " Şimdi her şeyden evvel bu sorunumuzu bi çözmemiz lazım" dediği, E'm "İşte sevgili başkanım işte onun içinde yani bi yerden başlamamız lazım" dediği, K'm "İşte dediğim gibi bir takım doneleri elimize alalım ki ondan sonra o kısma geçecez anladın mı" dediği, Tape:687, 29.10.2007 tarihinde, Kahraman ŞAHİN ile Erdal İRTEN arasındaki görüşmede özetle ; E'm "işte bi yerlerde başlamamız lazım yani beklemek bizim aleyhimize" dediği, K'm "Evet şimdi işte diyorum ya yarın işte Abdullah bu tarafa geçecek

inşallah" , "Şimdi orda bak senin iş yerin var onun iş yeri var Abdullah'ın" , "Eksik olan şeylerimizi tamamlayalım bir şekilde temin edelim elimize para geçsin anladın mı rahat hareket etmek için", " Hep beraber bu işi çözersek öbür işe de hemen zıplarız" , "Bende şimdi bir iki kişiyle görüştüm bu un işi için" , " Madem öyle işyerleri var" , " bunları bunları biz toparlayalım anladın mı hem seni hem Abdullah'ı", "Aynen şimdi işimizi yürütebilmemiz için bir takım bir şeyler lazım bize" , "O yüzden bunu sağlamamız gerekiyor onun için ilk önce bu sorunu bir çözelim buna bi eğilelim" , "Sen yarın Abdullah'la da görüş" dediği, E'm "Birazdan bana gelecek zaten" dediği, K'm "Bir takım bir şeyler ben sağlıyacam yani anladın mı uğraşıcam yani" dediği, Tape:942 , 05.11.2007 tarihinde,Hüseyin isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; A'm "Sağol abi çalışmalar yapıyoruz napalım ya dün başkanlar buradaydı", " Ordan İmam Hüseyin'i duymuşsundur meşhurdur baya", " Bu Kurmay Albay varya Fikri Karadağ", "Onlarla beraberdik işte" , " O Muzaffer TEKİN'ler felan yakalattılar ya Cephanelik olayı" , "Ümraniye'de" , "He onlar bizle beraberdi işte,onlar yanlış iş yapınca ordunun adı" , "lekelenmesin diye biz yakalattık onları" , u Uzaklaştırdık" dediği,H'in " Napıyosun" dediği,A'ın "Ya çalışmalar yapıyoruz zaten Ankara'ya gidecez işte", " Bu 23'ünde işte gitmem lazım Genel Kurmaya", "Yapcaz işte güzel bişeyler" dediği, H'in "Ne zaman döneceksin İstanbul'a" dediği,A'nm " İstanbul'a,2 gün kalacam orda, işte kimlikleri felan ayarlıyom bu kadroyu falan kurdum şu an 400 kişilik özel kuvvetimiz var", "Ya özel birlik işte bizimkisi,Genel Kurmaya bağlı,kimseden emir almaz, işte güzel bi çalışmalar yapıyoruz bakalım ne olacak" dediği Tape:943, 09.11.2007 tarihinde, Hüseyin isimli şahıs ile görüşmesinde özetle;A'm "Demin ben Türkmenistanlılarla görüşmedeydim" , " Oranın ihalesini diyo alırız diyolar" dediği, H'in "Nerenin şey askeriyesinin mi" dediği, A'm "Hıhı askeriyesinin" dediği, H'in "Ya bizim fark etmez bize sadece Abdullah yapmaları gereken ne biliyor musun" , "Onların askeriyede kullanacakları ayakkabıyı bize verecekler", " Biz ona göre onların yaptığına göre bir tane numune hazırlayıp verecez onlara" , "Fiyat teklifinde bulunacaz kabul ederlerse yurtdışıyla çalışmanın prosedürünü ben sana daha farklı geniş olarak anlatırım onlar belli bir parayı yatırıyorlar bankaya bloke ediyorlar", " Ondan sonra mal tesliminde işte yüzde 35'ini" dediği, A'm "Zarar edecez mi" dediği, H'in "Hayır biz zarar etmeyiz onlar sadece mal siparişini bize okey verdiklerinde paranın yüzde 35'ini bankaya yatırıyorlar bizim hesabımıza mal tesliminde geri kalan diyelim yüzde 65'inide mal tesliminde gümrüğe yatırıp malı çekiyorlar" , " Onun haricinde bizim için bi problem yok yeter ki bizim fiyatlarımız okeylensin" , " Onlarda numunemizi ökeylesin" dediği, A'm "Şimdi konuştum ben onlarla da", " Bunlarda zaten askeriyeyle bağlantılı hepsi beni davet ettiler de" dediği, H'in " Şey Özbekistan'da mı" dediği, A'm "Dediler gideriz dediler numuneyi göndeririz hemen dediler gereken şey yaparız zaten dediler iki taraflı sözleşme yapılıyor dedi" , "İki tarafında dedi mührü basılıyor dedi" , " Hemen işleme başlarız dediler" dediği, H'in " Tamam olur hemen bizim için hiç problem yok ben zaten bugün konuştum Almanya'yla", " Bahsettim böyle böyle askeriye diye ya onlar dediler ki mesela bize hiç askeriyeden öyle bir şey yedirmezler dediler...ben dedim ki benim oradaki adamım çok yani uç noktada bir adam dedim öyle bir şey olmasa zaten" dediği, A'm "Ooo o konuda rahat olsunlar" dediği, sonrasında başka bir konuya geçtikleri H'in " He bide hani sana ben bugün başka bir şey söylemiştim ya" dediği,, A'm "Onu sen haber verdiğinde ben hemen telefon açacam işi bitirecem" dediği, H'in " Tamam mı hatta dayıma senin telefonunu verecem arayacak dayım seni diyecek sana ki isim şu sınav tarihi şu" dediği, A'm "Tamam nerde sınava girecek hepsini bana versin" dediği, H'in "O zaten şey bakıyormuş ona", "Tuzladaki askeriye bakıyormuş" dediği, A'm " Ben bir şey diyeyim mi abi askeriye olsun İstihbarat olsun tamam biter ..." dediği, H'in " Sivil ne diyorlar ona Sahil Güvenlik Komutanlığı bakıyormuş o işe", '-' Yani o işe boşu boşuna para filan gidecek" dediği, A'm "Evet anlıyorum para yiyçn çok? olur" dediği, sonrasında ihale

konusuna döndükleri A'm "Hıhı pazar günü pazar günü basın açıklamamız var televizyondayız zaten", " O pazar gününü bekliyoruz ondan sonra öbür işleri bitirecez", " Hıhı şeyin bu askeri ihaleyi o adam aslında doğru diyor herkes giremiyor çok kişi girdi", " Hıhı kimse alamadı" dediği, H'in "Abdullah biliyorum onu ben onu ben biliyorum" dediği, A'm "Ben onu oldu gözüyle bakıyorum zaten sadece numune istediler katolag felan istediler ben şimdi orayla görüşecem ben numune isteyecem onlardan" dediği, H'in " Onlar verirler bana bir tane ben şeye bir tane ayakkabı hazırlayıp vermiştim", "Bu şeyin Polis Özel Harekata", "Tabi tabi onlara bir tane ben fermuarlı bir tane askeri bot yapmıştım hazırlayıp vermiştim onlar kullandılar onu çok", "Hayır onlar benden şey ben tasarım tasarımını vermiştim onlara böyle hane yangında falan hemen ayaktan çıkartıp atılabilecek hem bağlı hem bağ yerin ortasında bir fermuarı vardı", "Böyle yangında filan bir ateşe bastıklarında çıkartıp atabilecekleri bir ayakkabı tasarlamıştım ben onlara", "Onları halen kullanıyorlar bu Yunuslar falan var ya", " Ben o zaman bundan diyelim 3-4 sene önce öyle bir şey yaptım verdim onlara ,sadece bana dediğim gibi şunu yapacaklar diyecekler ki kardeşim biz bu ayakkabıyı şu kalitede istiyoruz bu kalitedeki fiyatımız da şu diyelim 20 lira", "Ben onlara aynı ayakkabıyı 20 liraya çıkartmaya çalışacam" dediği, A'm " Ben şimdi jeton düştü benim onlar o zaman demek ki böyle demek istiyor onlar bana bir tane numune yapsın sizin için getireyim" dediği, A'm " Bakalım Ankara'ya gidecek çünkü" dediği, H'in " Ama onlar bize ben şimdi neye göre numuneyi hazırlayacam onlara onlar verecekler bana bir örnek diyecekler ki bizim ayakkabımız bu bizim kuruldan geçecek olan ayakkabımız bu ben onlara göre istedikleri kalitede numune hazırlayım onlara onda problem yok" dediği, A'ın " Salı günü olmazsa ben giderim Ankara'ya kendim", "Şimdi bu işe girdik bitirmemiz lazım", "Çünkü bazı kişileri araya soktum ben iki bazı sıkıntılarda yaşadık çünkü bitirmemiz lazım bir de bu Türkmenistan ayakkabı askeriyesinin şeyini iste hemen alayım" dediği, sonrasında başka konuya geçtikleri H'in " Tamam tamam o problem değil zaman hiç önemli değil en kısa zamanda hallederiz ama dediğim gibi ben şimdi aklında olsun Halit diye bir bey arayacak seni", "Halit AYNA sana benim adımı verir der ki sana", "O sana söyleyecek isimlerini iki dayımla gideceksin ama", " Ne zaman hangi tarihte ben bilsem sana yazdıracam onları yani şimdi ama bilmiyorum tarihlerini filan onları sana söyleyecek ben ona şey bakıyorum yani olmuş bakıyorum" dediği, A'm "Evet tamam o hallettirecem ben onu da eğer o dediğim kişiye ulaşabilirsem halledecem ama ulaşamazsam biraz para yedirir mi az bişey" dediği, H'in " Hallederiz tamam tamam sen hallet o işi yani" dediği, A'm "Ya ben senden isteyemiyorum ama o konularda", "Ama sen ben birde şunu söyleyeyim ben sana para kazandırırım her türlü", "Eğer parada esirgemezsen istediğin şeyi olmuş bil" dediği, H'in "Tamam ben zaten diyorum ya sana onları hep anlatacam sana" dediği, A'm "Evet ben bak var ya abi fınnmış oymuş buymuş yok öbürüymüş herşeyle ...kestim abi" dediği, H'in "Yok bunlara hiç gerek yok senin zaten" dediği, A'm " Ben senle artık yürüyecem ben şimdi şeyleri kimlikleri değiştiriyorum bu Askeri İstihbarat Jandarma Kimliği falan çıkarttıracam bu 8 tane ekibe onu çıkarttırdığım zaman Türkiye yurt dışı giriş çıkış hep serbest pasaporta gerek yok her yerde sözleri geçiyor", "O kişileri ben başta olmak üzere sana bağlıyorum" dediği, Tape:944, 13.11.2007 tarihinde, Samet isimli şahıs ile görüşmesinde özetle;A'm "He aradım şimdi geliyor bekle şeyde pastanede" , " Elinden geleni yap tamam mı, bak seni polis biliyorlar ha" dediği, S'in " Tamam hadi görüşürüz" dediği, A'm "Ona göre şey yap bak ilgilen ondan sonra firma gel, oğlum istihbaratçı değil misin lan" dediği, Tape:940, 14.11.2007 tarihinde, X Şahıs ile görüşmesinde özetle;A'm "İyi akşamlar abi ben Abdullah Arapoğlu" , X'in "Abdullah he söyle Abdullah'cım aslanım benim" dediği, A'm "Abi karakola kağıdı vermişler polisin eline ne nerden geçti o kağıt biz Savcıdan almadık mı o kağıdı" dediği, , X'in "Tamam eyvah eyvah eyvah o..." dediği, A'm "Çocuğu bu akşam götürüyorlar Cezaevine" dediği, X'in "Ordan çıkartma çıkar" dediği, A'm " Karakoldan girsinler" dediği, X'in " Peki çocuğu çocuğa şey ...yarın çıka çıkarsalar

çıkaramazlar tamam o zaman çocuğun üzerinde öyle bi kağıt olmasın sordukları zaman hırsızlıktan diyecek tamam mı" dediği, X'in " Evrak yazıhanede kalır ertesi güne iner oraya İnfaza anladın mı" , "Şeydir gizlidir Savcı gelmeden sabahleyin açılmaz evrak çocuk hırsızlıktan geldim desin tamam mı" dediği, A'm "Tamam polisler oraya söylemiz demi..." dediği, X'in "Söyle... ya rica et yani söylemesinler bi 50 kağıt verin eline polislerin,hırsızlıktan diye söylesin" dediği, A'm "Şimdi yann girdi bu akşam girdiği zaman bitti yani demi" dediği, X'in " Hıı itirazı itirazı yann yann yapacaz yani yann yapacaz diye yann ...Asliye Ceza Hakimi... sende olmayacan demi buralarda" dediği, A'm " Ben kaç gibi geleyim" dediği, X'in " Yani bilemiyoruz ki ben yani ben saat 9:30 10'da burada olacam takip edecem yani senin gelmene de işini de alıkoymayalım Abdullah", " Yani sende ihalelerin var şu var bu var tamam mı ben burda sana bilgi veririm sen bana Abdullah birtane benim numaram şudur diye mesaj mesaj at benim Telefona" dediği, A'm " Hıhı şimdi o kağıdı ... giderken çocuk mu sokuyor yoksa polisler mi veriyor" dediği, X'in "Yok yok o evrak polisler üzerinde neden tutuklandığına ilişkin de şeylerin eline geçmez daha o o olduğu gibi Savcının masasına gidiyor o evrak tamam mı" dediği, A'm " Evet hıhı Metris ti değimi" dediği, X'in " Hee onu altlara falan koysunlar üstte olmasın yani tamam mı" , " Onu sağla.." dediği, A'm " O kağıdı altlara koysunlar çocuk girdiği zaman" dediği, X'in " Şeyle de şeyle de sorduklan zaman bu cinsel tacizdi falan diye memur söylemesin yani orda" dediği, X'in " Anladın mı ona da rica et bizim memur öbür götüreceğe söylesin yani rica etsin tamam mı", " İftiraya uğradı de al" dediği, A'm " Onlan polislerin elinden alıcam onlan ben götürecem" dediği, X'in " O iş o işleri kurtar sende yanlannda git tamam mı arabanın içinde" dediği, Tape:941,14.11.2007 tarihinde , Hüseyin isimli şahıs ile görüşmesinde özetle;H'in " Abdullah şimdi bu havaalanının alt tarafında bir otele numuneler vardı ya onlan bırakacam", "Sen yetiştiremediğin işi niye erken" dediği, A'm " Abi çocuğun Hakan'ın tutuklama karan çıktı paydos etmelerini bekledim", " Gittim paydos etti... Savcıdan kağıdı aldım tam 2 saat konuştum tutuklama karannı kaldırdım" , " Karakola getirdim çocuğu bıraktım" , " Arkadan kağıt yollamışlar tekrar" , " Şuan cezaevine gidiyo çocuk" , " Kağıdı yollamışlar ben gittim hapis cezası verdi o hapis cezası verdiği kağıdı, şey cezaevine gitmeden gittim aldım ben ondan sonra Karakola getirdim dedim ceza yemedi dedim bıraktım karakola ondan sonra arkadan kağıt yollamışlar şimdi götürüyorlar" dediği, H'in "Allah Allah kurtaramadın sen" dediği, A'm " Şimdide ben bir şey yapamıyorum", "Yani şimdi bende o zaman onlan beraber gidecem Metris'e bırakacam gelecem" dediği, Tape:365, 23.10.2007 tarihinde, Kahraman ŞAHİN ile Erdal İRTEN arasındaki görüşme de özetle; E'm "İşte yani Abdullah'la beraber geldik arkadaşlarlan gelseydik bi görüşseydik biliyorsunuz" dediği, K'ın " Evet kardeşim ben şimdi yeni geldim Ankara'daydım biliyo musun" dediği, E'm "He he geldik biz burdan çağn atalım orda karargahta bi görüşsek çok iyi olacak ya", " Tamam çok iyi olur bu hav yani şeyi geçirmeyelim bu hafta işi" dediği, K'ın " Tamam kardeşim ıı Abdullah'a da çok selam söyle oldu mu" dediği, Tape:973, 03.12.2007 tarihinde, Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle;K'm "He kardeşim Abdullah nerelerde" dediği, E'm "Abdullah burda yanımda hani sen gelecektin sen ... gelmedin" dediği, K'ın "Ya gelemedim ben niye gelemedim biliyonmu", " Cebimde para yoktu o yüzden gelemedim" dediği, E'm "Abi bir yerlerden başlamak lazım ya oturuyoruz", " Abi bizim o kimlikler içinde şey yap hele ya" dediği, K'ın "Abdullah'ı bir versene" dediği, A'm " Sağol abi naşı olalım ya" dediği, K'ın " Oğlum param yok ...gelemedim ya... ordan burdan da isteyemiyorum utanıyorum biliyomusun bi üç lira beş lira için", "Ben şu anda yok Kadıköy'e geçecem Pendik'teyim de, o işi ne yaptın sen" dediği, A'm " Bu Müzikhol mu", "Ben sizi bekliyom ben tek başıma olmaz ki" dediği, K'ın " Biz şimdi bu kadmlan nasıl bu randevuyu bağlıyacaz biz" dediği, Â'm "Orasını bana bırakın" dediği, K'ın "O zaman bir randevu yap getir Kadıköy'e" dediği; A'ın "Sırf onun oraya

gidecez bi gece hep beraber, yiyecez içicez konuşucaz" , " Şeye kimlik çıkarabilir miyiz biz, sade üçümüze" dediği, K'm "Çıkartırız çıkartırız bi şekilde" dediği, A'm "Tamam bizim altımızdakiler önemli değil", "Sadece yetkili biziz diyecem yani kimliği gösterecez biz ona", "Yani yine aramızda kalacak ona öyle söyleyecez", "Bazı kişilerle de tanıştıracak bizi", " Ya bu saatten sonra kaybedecek bir şeyimiz yok zaten", " Kendi ülkemizde zülüm görüyoruz ya resmen", " Ben öyle dedim ona" dediği, K'm " Evet o ne diyo" dediği, A'ın "Tamam diyo kadın Amasyalı", "Seyide yabancı zaten", "O şey yapan pislik yapan adam" dediği, K'm "Yabancı nereli" dediği, A'm "Bilmiyorum da nereli olduğunu kadının evini bi tane diskosunu arabasını hep yemiş batırmış" dediği, K'm "Tamam biz o işe el koyduk kamam mı" dediği, A'm "Bizim oranın insanını da bilirsin Amasya tarafları", "İki tane vurdu muydu her şeyini verirler yani" dediği, K'm "Anladım tamam işte gerekli şeyleri yapalım beni beni burdan alın kardeşim gelin siz tamam mı" dediği, A'm "Tamam biz gelelim o zaman , şey diyecem abi" dediği, K'ın " Ortamı hazırla biz gelelim" dediği, K'm "Ortamı hazırla ben geleyim direk şey yapalım yani", A'm " Ortam hazır", " Girecez artık bir artık yerlere girecez yerimizi zaten belli ol... o zaman paramız arabamız sorun değil" dediği, K'm " Garantisini veriyon mu hepsinin" dediği, A'm " Verm vermesem zaten ben bulaşmam", " Para almasaydım", "Bide şey önemli" dediği, K'm " Aldın mı sen bir şeyler" dediği, A'm "Yok almadım gidiyorduk da biz konuşmaya şimdi ben tek gitmek istemedim" dediği, K'm "Anladım tamam beraber gideriz" dediği, A'm "He bide ne kimliği olacak bizde biliyon mu", "Şimdi bizde o Kuvai Milliyenin Kimliğini mi taşıyacaz" dediği, K'm "Evet" dediği, A'm "Tamam, üzerinde şey yazması lazım, sadece ona gösteririz istihbarat" dediği, K'm "Tamam tamam kardeşim bunları geldimmi" dediği, A'm "Bide o araştırdım, daha önceden Kuvai Milliyeyi herkes İstihbaratçı olarak biliyo", "Korkuyorlar yani" , "Tamam sen bi o kimliklere organize çek biz seni oradan alalım", "Ben bu buradan da randevu almaya çalışayım", "Ondan sonra kadmla özel bir konuşalım o adamında kafasını koparırız gerekirse", "Seni bugün almaya... Kadıköy'e mi gelelim" dediği, K'm "Şey kimliğimi" dediği, A'm "Hehe" dediği, K'm " Ben şimdi oraya gidiyorum bir işlerimiz var ben sana gerekli şeyleri" dediği, A'm "Tamam bende şimdi gideyim o zaman organize yapayım" dediği, K'm " Tamam sen organizeyi yap hadi" dediği,

d)-Diğer şüphelilerle örgütsel irtibatları;
Kahraman ŞAHİN ; Resmi olarak Kuvayı Milliye Derneği Yönetim Kurulu yedek üyesi olan , kendi beyanına göre aynı zamanda dernek muhasebe ve saymanlığını, üye kayıt işlemlerini de yapan, Ergenekon Terör Örgütünün dernek içerisindeki yapılanmasının tetikçi ve istihbarat kanadı sorumlularından olan, sorumlu olduğu örgüt mensuplarını yönlendiren, her türlü faaliyetleri ile ilgilenen bu kişi ile bağlantı halinde olduğu, sürekli şekilde doğrudan ve telefon aracılığı ile görüştükleri, fiziki takip tutanağında Kahraman ŞAHİN'in diğer bir örgüt üyesi Erol ÖLMEZ ile birlikte kendisinin işyerine gelip görüşme yaptıklarının belirtildiği, Kahraman ŞAHİN'in derneğe yardım edebilecek esnaf tespit etmesi talimatını da yerine getirerek tespit ettiği bir kişiyi bildirdiği,yukanda özetlenen telefon görüşmelerinden de anlaşılacağı gibi Kahraman ŞAHİN'in kendisine illegal işlerde kullanılacak ekip kurması talimatını da yerine getirdiği, Kahraman ŞAHİN'e ekibi oluşturduğunu ve harekete geçmek için onay beklediğini ısrarla söylediği, yine ısrarla illegal işlerde kullanılacak olan Kuvayı Milliye İstihbarat Kimliği talep ettiği, istihbaratını yaptığı İsrail'li bir işadamının kaldırılması ve Müzikol bağlantılı Amasya'lı bir kadının problemini örgüt adına halletmek için Kahraman ŞAHİN'den onay beklediği, kendisinin özel işi olan fırın işletmeciliğindeki maddi sıkıntısından dolayı Kahraman ŞAHİN'den yardım istedıği,derneğe ekmek satmaya aracı olmasını talep ettiği, Kahraman ŞAHİN'in de kendisine yardımcı olmayY;vaat ettiği, örgüte bağlılığı nedeni ile Kahraman ŞAHİN'den taktir aldığı,öyle ki Kahraman ŞAHİN'in Erdal

İRTEN ile yaptığı yukarıda yazılı telefon görüşmesinde Erdal İRTEN'in örgüte yeni katılacak olan kişilerin bazı şüpheleri bulunduğunu söylemesi üzerine Kahraman ŞAHİN'in kendisini de kastederek söylediği "o tip fazla soru soran adama gerek yok, ileride problem yaratır,olaym ne olduğunu bilen sizin gibi insanlar lazım bize, sen neysen ben de oyum.." sözlerinin kendisinin örgüte bağlılık derecesini gösterdiği değerlendirilmiştir. Erdal İRTEN ; Abdullah ARAPOGULLARI'nm Erdal İRTEN'in işyerinin bulunduğu binada ikamet ettiği, Kahraman ŞAHİN'in kendisine örgüte eleman kazandırılması talimatını yerine getirmek amacı ile bu kişiye Kuvvayi Milliyle Derneğinin Genel Kurmaya bağlı olduğu, askeriyeye istihbarat sağladığı, amacının ise derin devlet olduğu,derin devletin ise devlet içerisinde devlet olduğu sözleri ve Kuvvayi Miliyle Derneğine götürüp Kahraman ŞAHİN ve diğer örgüt yöneticileri ile görüştürmek yolu ile örgüt propagandası yaptığı, bu şekilde Erdal İRTEN'i örgüte kazandırdığı, çoğu zaman aynı telefon hattını kullandıkları, birlikte bulundukları sırada aynı telefon hattından Kahraman ŞAHİN ile örgüt işleri konusunda görüştükleri, her ne kadar kendisi sözü edilen şeyin telefon hattı olduğunu beyan etse de Erdal İRTEN ile kendisinde bulunan ve emanet kelimesi ile şifrelenen iki adet ele geçmeyen silah konusunda konuştukları değerlendirilmiştir. Erol ÖLMEZ ; Örgüt üyesi konumunda bulunan Erol ÖLMEZ'in, Kahraman ŞAHİN ile birlikte kendisine ait işyerine gelerek görüşme yaptıklarına dair fiziki takip tutanağı bulunduğu,bu şekilde Erol ÖLMEZ ile de bağlantılı bulunduğu değerlendirilmiştir. -Şüphelinin kullanımında bulunan 5452838998 numaralı telefon hattının Erdal İRTEN'e ait telefon fihristinde ve Hüseyin GÖRÜM'den elde edilen belgelerde yer aldığı tespit edilmiştir. Abdullah Arapoğullan'nm kullanmakta olduğu 0545 2838998 nolu GSM hattının 01.01.2000 den günümüze kadar yapmış olduğu arama-aranma, mesaj gönderme-mesaj alma kayıtlarının kolluk tarafından yapılan analizinde; -Kahraman Şahin' in kullandığı 0546 6478283 nolu GSM hattı ile 6 -Kahraman Şahin' in kullandığı 0537 3755310 nolu GSM hattı ile 7 -Mahir Şimşek' in kullandığı 0537 3897296 nolu GSM hattı 73 -Erdal İrten' in kullandığı 0539 4710939 nolu GSM hattı ile 7 kez görüştüğünün tespit edildiği belirtilmiştir.

f)-Diğer şüpheli ve tanık beyanları;
Kahraman ŞAHİN ; Abdullah ARAPOGULLARI'nın derneğin genç bir üyesi olduğunu, milliyetçilik duygulan ile birşeyler yapmak istediğini,telefon görüşmelerinde bu şekilde konuştuğu için kendisinin de aynı şekilde cevap verdiğini beyan etmiştir. Erol ÖLMEZ ; Abdullah ARAPOĞULLARI'nı tanımadığım,daha önce ismini duymadığını, kendisi ile herhangi bir irtibatı bulunmadığını söylemiş,kendisine teknik takip çalışmaları kapsamında 03.11.2007 günü saat 15:10 sıralannda Abdullah ARAPOGULLLARI'na ait Güngören semtindeki Karadeniz Odun Ekmeği isimli fmnda Abdullah ARAPOGULLARI ve Kahraman ŞAHİN ile buluşup görüşme yaptıklannm tespit edildiğinin sorulması üzerine ise; belirtilen tarihte Kahraman ŞAHİN ile birlikte Güngören semtinde bir fınna gittiklerini, buranın Abdullah ARAPOĞULLARFna ait olduğunu yeni öğrendiğini, Kahraman ŞAHİN'in kendisine fmnda yatmak için yer olduğunu, burada hem çalışıp hem de yatabileceğim, kendisinin de fınna un bulabileceğini söylediğini,burada Kahraman ŞAHİN ile fınncmm konuştuğunu, daha sonra(t,tekrar görüşmek üzere fmndan aynldıklannı,ancak tekrar fınna gidip konuşmadıklanm-kendisinin bk konuyu Kahraman ŞAHİN'e sorduğunu ancak bir yanıt alamadığını beyan e/miştir.. f. " " \
>''■ '%

Erdal İRTEN ; Abdullah ARAPOĞULLARI'nm kendisinin iş yerinin bulunduğu binada oturduğunu, Kuvayı Milliye Derneğini Abdullah ARAPOĞULLARI sayesinde tanıdığmı,Kadıköy' de kurulu bulunan bu derneğe Abdullah ile birlikte iki kez gidip geldiğini, Abdullah ARAPOĞULLARI'nm kendisine bu derneğin Genel Kurmaya bağlı olduğunu, askeriyeye istihbarat sağladığını, amacının ise derin devlet olduğunu,derin devletin ise devlet içerisinde devlet olduğunu anlattığım, bu görüşlere katılmadığını ve yanlış bulduğunu söylemesi üzerine Abdullah ARAPOĞULLARI'nm kendisine biz Kuvayı Milliyetiyiz biz sen olsan da olmasan da yolumuza devam ederiz dediğini, Kahraman ŞAHİN'in telefon görüşmelerinde Abdullah ARAPOĞULLARI'na "... iyi ekibi oluştur sen yani tamam mı.." şeklindeki beyanlarını Abdullah ARAPOĞULLARI'na sorarak kendisinin bir oluşum içerisinde yer almayacağını söylediğini, Abdullah ARAPOĞULLARI'nm ise "...o zaman kendi başımıza hareket ederiz, biz Kuvayı Miliyleyiz..." dediğini, beyan etmiştir. Hüseyin GÖRÜM ; Abdullah ARAPOĞULLARI'nm Güneşli semtinde fırıncılık yaptığım, Kuvayı Milliye derneğine gelip gittiğini, aynca gazetecilik yaptığını bildiğini beyan etmiştir. Aynca Kuvayı Milliye Derneği binasından elde edilen ajandanın içerisinde Abdullah ARAPOĞULLARI' nın ilk müdahale 0545 283 89 98 numaralı telefonunun, kan grubunun yazdığı ve üye olduğu bilgilerinin kayıtlı olduğu sorulması üzerine de, bu şahsın özel kuvvetlerde deprem ve afet anında ilk müdahalede bulunacak şahıslar olarak yazdığını beyan etmiştir. İhbarlar : 26.01.2008 tarihinde ismini vermeyen bir kişinin şüphelinin adresini vererek bu adreste bomba bulunduğunu ihbar ettiği, Yine aynı tarihte Erdal İRTEN'in telefonda şüphelinin El-Kaide terör örgütü üyesi olduğunu söyleyerek bulunduğu yeri ihbar ettiği, belirtilmiştir. İhbarlar üzerine 22.01.2008 tarihinde yapılan operasyonda yakalanamayan şüpheli evinde yapılan aramada yakalanmış, ancak ihbarda belirtildiği şekilde evinde bomba bulunmamıştır. İhban yapan Erdal İRTEN 24.01.2008 tarihinde C.savcılığmdaki ifadesi ardından serbest bırakılmış, bağlantılı olduğu Abdullah ARAPOĞULLARI ise yakalanamadığından aranmasına devam edilmiştir. 26.01.2008 günlü bu ihbar üzerine aynı gün Abdullah ARAPOĞULLARI yakalanmıştır.

e)-Hukuki durumunun değerlendirilmesi;
Şüpheli Abdullah ARAPOĞULLARI'nm Ergenekon Terör Örgütünün üyesi olduğu , Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurlann" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyannca kurulan Ergenekon Terör Örgütüne bağlı "Lobi Yapılanmasının" karan ve bu yapılanmanın Sivil Toplum Kuruluşlan alanındaki faaliyet şekil ve esaslannı belirlemek için hazırladığı "Dinamik" adı verilen örgüt dokümanında gösterilen "Kuvayı Milliye Cephesi gibi Milli Mücadele yıllannda kurulan örgütlerin günümüzde yeniden kurulması ve faaliyete geçirilmesi uygun görülmüştür" hedefinin uygulamaya konulması amacı ile kurulan Kuvayı Milliye Derneğinde Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN'in hiyerarşisinde mafya tarzı faaliyetlerde bulunarak örgüte gelir temin ettiği, yine bu kişilerin görevlendirmesi ile örgüt amaçlan doğrultusunda istihbarat topladığı,gerektiğinde de provakatif terör eylemlerinde tetikçi olarak görevlendirilmesinin düşünüldüğü iddia edilmektedir. Abdullah ARAPOĞULLARI özetle ; geçmişte babasına ait fınnda çalıştığını, buranın kapanması ile boşta kaldığını, halen 5 YTL prim karşılığı seyyar olarak telefon hattı sattığını, Kuvvayi Milliye Derneğine de bu amaçla gittiğinde Kahraman ŞAHİN ile tanıştığını, üyelik için başvurduğunu,ancak sonucunu bilmediğini, bu kişiler ile tanışmasının bir diğer sebebinin de kendisine uzman çavuşluk sınavlannda yardımcı; olabileceklerini düşünmesinden
* - '" "^—-

kaynaklandığını, daha sonra davranışları hoşuna gitmediğinden bağlantısını kestiğini savunmuş ise de; Yukarıda tape şeklinde özetlendiğinden burada sadece ilgili bölümleri yazılı telefon görüşmelerindeki kendisine ait; "...çalışmalar yapıyoruz,dün başkanlar buradaydı, Oradan İmam Hüseyin'i duymuşsundur meşhurdur baya, Bu Kurmay Albay var ya Fikri Karadağ, Onlarla beraberdik işte, O Muzaffer TEKİN'ler felan yakalattılar ya, Cephanelik olayı Ümraniye'de He onlar bizle beraberdi işte,onlar yanlış iş yapınca ordunun adı lekelenmesin diye biz yakalattık onları, Uzaklaştırdık..." , "...Çalışmalar yapıyoruz zaten Ankara'ya gidecez işte, Bu 23'ünde işte gitmem lazım Genel Kurmaya , İşte kimlikleri felan ayarlıyorum,Bu kadroyu falan kurdum şu an 400 kişilik özel kuvvetimiz var, özel birlik işte bizimkisi,Genel Kurmaya bağlı,kimseden emir almaz..." , "...Pazar günü basın açıklamamız var televizyondayız zaten..." , "...Ben şimdi kimlikleri değiştiriyorum bu Askeri İstihbarat Jandarma Kimliği falan çıkarttıracam, Bu 8 tane ekibe onu çıkarttırdığım zaman Türkiye yurt dışı giriş çıkış hep serbest pasaporta gerek yok her yerde sözleri geçiyor..." , "...Kurduğum ekip senle çalışmak istiyor, Çünkü adamlar da ona göre haber bekliyor benden..." , "...Şimdi bizde o Kuvayı Milliyenin Kimliğini mi taşıyacaz ...", "...Tamam, üzerinde şey yazması lazım, sadece ona gösteririz istihbarat , Bide o araştırdım, daha önceden Kuvayı Milliyeyi herkes İstihbaratçı olarak biliyor, Korkuyorlar yani..." Sözlerinden,savunması gibi Kuvayı Milliye Derneği ve içindeki illegal yapılanma ile ilgisinin sadece bu derneğe birkaç defa gitmesi şeklinde olmadığının açıkça anlaşıldığı, Kuvayı Milliye Derneğinin sadece yasalar çerçevesinde kurulup tüzüğüne uygun faaliyet gösteren bir dernek olmadığını bildiği, Ergenekon Terör Örgütünün yöneticilerinden olan ancak Kuvayı Milliye Derneği ile görünürde bir ilgisi bulunmayan Muzaffer Tekin ile irtibatını kuracak derecede Ergenekon soruşturmasının başlamasına yol açan Ümraniye ilçesindeki bombalardan ve daha önce bu kişiler ile birlikte hareket ettiğinden bahsettiği anlaşılmaktadır. "...Ben seni o Albaylarla tanıştırırım...", "...kurduğum ekip senle çalışmak istiyor..." , "....abi çünkü adamlar da ona göre haber bekliyor benden..." , "...Tamam ben emrini bekliyorum ..." Sözlerinden, örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde yer aldığının anlaşılmaktadır. "...Ben sizi bekliyom ben tek başıma olmaz ki..", "... Tamam diyo kadın Amasyalı Seyide yabancı zaten , kadının evini bi tane diskosunu arabasını hep yemiş batırmış...", "...Bizim oranın insanını da bilirsin Amasya tarafları, İki tane vurdu muydu her şeyini verirler yani..." , "...Ondan sonra kadınla özel bir konuşalım o adamında kafasını koparırız gerekirse ...", "...Ben şey görüştüm o İsrail'li adamı..." , "...Benim bir adamım var o şuan Trabzon'da Oradan Bafra'ya geçecek yarın buraya geliyor sırf o iş için...", "...Ekip hazır yani istediğin zaman kaldırırız onu..." , "... biran önce bitirelim bu işi zamana bırakmayalım, Paraysa para ile konuşalım dişe dişse silahla silahla konuşuruz ..." Sözlerinden Müzikol bağlantılı bir kadının arasında sorun bulunan kişiye ve İsraill'li olduğu söylenen bir kişiye yönelik olarak örgüt adına cebir,şiddet ve tehdit de içeren eylem planladığı anlaşılmaktadır. Kahraman ŞAHİN'in Erdal İRTEN ile yaptığı yukarıda yazılı telefon görüşmesinde Erdal İRTEN'in örgüte yeni katılacak olan kişilerin bazı şüpheleri bulunduğunu söylemesi üzerine Kahraman ŞAHİN'in kendisini de kastederek söylediği "o tip fazla soru soran adama gerek yok, ileride problem yaratır,olaym ne olduğunu bilen sizin gibi insanlar lazım bize, sen neysen ben de oyum.." sözlerinin kendisinin örgüte bağlılık derecesini gösterdiği, 18.08.2007 günlü telefon görüşmesinde Kahraman ŞAHİN'e "ya ben işi hallettim de hani ben sana dedim ya ekip kurdum falan" "onlarda hazır çqk güzel ekip, tespit ettiğim yerlerde var, haraç değil de yardım amaçlı gidecez otellere elli milyar, yüz, milyar alacağımız

yerler var onun için görüşecektim ben seninle o ekiple gelecektim yanma. İstersen eve gelelim senin araba var altımızda" sözlerinin örgüte gelir temin etme için işyerlerinden haraç alınması da dahil olmak üzere illegal faaliyetler içerisinde bulunduğunu, bu konuda yapılanma hiyerarşisi içerisinde Kahraman ŞAHİN'den onay beklediğini gösterdiği anlaşılmaktadır. Erdal İRTEN'e, Kuvayı Milliyle Derneğinin Genel Kurmaya bağlı olduğu, askeriyeye istihbarat sağladığı, amacının ise derin devlet olduğu,derin devletin ise devlet içerisinde devlet olduğu sözleri ve Kuvvayi Milliye Derneğine götürüp Kahraman ŞAHİN ve diğer örgüt yöneticileri ile görüştürmek yolu ile örgüt propagandası yaptığı, bu şekilde Erdal İRTEN'i örgüte kazandırdığı, çoğu zaman aynı telefon hattını kullandıkları, birlikte bulundukları sırada aynı telefon hattından Kahraman ŞAHİN ile örgüt işleri konusunda görüştükleri, her ne kadar kendisi sözü edilen şeyin telefon hattı olduğunu beyan etse de yukarıda yazılı görüşmesinde Erdal İRTEN ile kendisinde bulunan ve emanet kelimesi ile şifrelenen iki adet ele geçmeyen silah konusunda konuştukları anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalar ile şüphelinin Kuvayı Milliye Derneğinin Ergenekon Terör Örgütünün Sivil Toplum Kuruluşları alanındaki yapılanması olduğunu bildiği, bu yapılanmanın hiyerarşisi içerisinde Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN'in emrine verildiği, Kahraman ŞAHİN tarafından ekip kurması ve örgüte gelir temin etme adına illegal faaliyetlerde bulunması için görevlendirildiği, şüphelinin de kendisine verilen görevi benimseyerek bu konuda faaliyette bulunduğu, soruşturma evrakı geneli ve şüphelinin kendi konuşmaları içeriğinden dernekteki illegal yapılanmayı devletin bazı kurumlarının desteklediği, bu durumu kullanarak yapacağı illegal işler ile örgüte ve kendisine maddi çıkar elde edebileceğini düşündüğü, bu amaçla terör örgütüne maddi gelir temin etme adına cebir,şiddet ve tehdit yöntemlerini de kullanarak tahsilat yapma,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, izinsiz silah bulundurma gibi eylem veya eylem hazırlıkları içerisinde yer aldığı yönünde yönünde hakkında kamu davası açılmasını haklı kılacak derecede şüphe oluşturan delillerin bulunduğu anlaşıldığından, Şüpheli Abdullah ARAPOĞULLARI'nın eylemine uyan TCK'nun 314/2 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir.

71-ŞÜPHELİ ERDAL İRTEN a)-Emniyet ifadesinde;
Arkadaşı Abdullah ARAPOĞULLARI aracılığı ile Kuvayı Milliye Derneğine gittiğini ve üyelik başvurusunda bulunduğunu, Abdullah'ın kendisine "Bu derneğin Genel Kurmaya bağlı olduğunu, Askeriyeye İstihbarat sağladığını, amacının ise derin Devlet olduğunu , derin devletin Devlet içerisinde Devlet olduğunu" söylediğini, bunun üzerine kendisinin " Devletin bir, Milletin bir, Bayrağın bir ve Dilin bir olduğunu, başka bir devletin olmadığım" izah ederek yaptıklarının yanlış olduğunu, kendilerinin yanlarında yer almayacağını söylediğini, Abdullah'ın da buna karşılık "biz Kuvayı Milliyeciyiz, biz sen olsanda olmasan da yolumuza devam ederiz" dediğini, Kuvayı Milliye Derneğinde herhangi bir görev almadığını,Abdullah isimli arkadaşından da Kuvayı Milliye derneğinin faaliyetleri hakkında edindiği bilgiler doğrultusunda yapmış oldukları faaliyetlerin yanlış olduğunu anladığından bu dernekle ilişkisini kestiğini,bir daha da gidip gelmediğini, Soruşturma kapsamında kişilerden kendisini derneğe götüren Abdullah ARAPOGULLARPnı, teşkilat başkanı olan Niyazi isimli şahsı, ^dernek başkanı Hüseyin GÖRÜM'ü ve derneğin muhasebecisi Kahraman ŞAHİN' i tanıdığmi,derneğin genel başkanı olan Mehmet Fikri KARADAĞ' ı görmediğini, ancak kendisini ismen "tanıdığım,

16.09.2007 tarihli telefon görüşmesindeki ; E'm "he hi seni ziyarete geldik", "Abdullah ile geldim, bir de Samet arkadaş var"dediği, K'm "bi versene Abdullahı"dediği, A'm "Alpaslan abi var burada, başka kimse yok"dediği, K'm "iyi ekibi oluştur sen yani tamam mı"dediği, A'm "tamam"dediği, şeklindeki konuşmanın sorulması üzerine ; görüşmeyi Kahraman ŞAHİN ile yaptığını, telefonda bahsi geçen "İyi ekibi oluştur sen yani tamam mı" şeklindeki konuşmanın ne amaçla söylendiğini bilmediğini, bununla ilgili olarak Abdullah' a bu konuyu sorarak oluşturacağınız bir hareket veya oluşum varsa ben böyle bir yapılanmanın içerisinde yokum dediğini, Abdullah'ın ise o zaman kendi başımıza hareket ederiz, biz Kuvayı Milliyeyiz dediğini, beyan etmiştir.

b)-Savcılık ifadesinde;
Kolluktaki ifadesini tekrarladığmı,herhangi bir yasadışı örgüte üye olmadığını, Kadıköy'de bulunan Kuvayı Milliye Derneğine kendisinin çalıştığı pide dükkanı üzerinde ikamet eden ve reklam işi yapan Abdullah ARAPOĞLU aracılığı ile giderek üye olduğunu,iki defa derneğe gittiğini, ikinci gidişinde Abdullah ARAPOĞLU'na bu derneğin gayesi nedir diye sorduğunu, kendisine "biz Genelkurmay Başkanlığı'na çalışıyoruz, istihbarat sağlıyoruz, biz derin devletiz,devlet içinde devletiz " şeklinde cevap verince bu saatten sonra bu hareketin içinde yer almayacağım, tek millet, tek devlet, tek bayrak ve tek dil bildiğini ailesinden bu şekilde öğrendiğini,kendileri ile beraber olamayacağını, üyelik kartı da istemediğimi, bir daha derneğe gitmeyeceğini söyleyerek ilişkisini kestiğini, bu olayın yedi ay kadar önce olduğunu beyan etmiş, 16.09.2007 tarihli görüşmeyi Kahraman ŞAHİN ile yaparken telefonu Abdullah ARAPOĞULLARI'na verdiğini,Kahraman ŞAHİN kendisine "ekibi oluştur" deyince kendisinin böyle bir hareketin içinde bulunmayacağını belirttiğini, Ergenekon yapılanması içerisinde yer almadığmı,herhangi bir yasadışı örgüte üye olmadığını beyan etmiştir.

c)- Ar amalar da elde edilen deliller;
Şüphelinin işyerinde yapılan aramada ; 35795900/299158/2 imei numaralı Nokia 2600 marka cep telefonu ve